{"url": "https://www.yordamkitap.com/100-yilinda-ekim-devrimi", "text": "Ekim Devrimi insanlık tarihinin en büyük olaylarından biridir. 1917 başında henüz bir Romanovlar monarşisi olan Rusya, yalnızca sekiz ay sonra Bolşevik Parti liderliğindeki emekçi sınıfl arın dümeni ele geçirdikleri bir başka alemin ilk vatanı olmuştur. Ekim Devrimi her şeyi altüst etmiştir. Konuşanları susturmuş, susanları konuşturmaya başlamıştır. Yönetenleri yönetilene, yönetilenleri yönetene çevirmiştir. En geridekini ileriye sıçratırken, en ileridekini en geriye düşürmüştür. Toplum hayatının tepesindekileri alaşağı etmiş, en aşağıdakileri doruklara taşımıştır. Emekçi kitleler ile siyasal alan arasındaki bütün duvarları yıkıp geçmiştir. Esaretin, savaşın, baskının, eziyetin, buyurganlığın, ayrımcılığın, hiyerarşinin, inkarın, sömürünün, dayatmanın ve bağımlılığın zincirlerini kırmış; hürriyetin, yaratıcılığın, dayanışmanın, barışın, ortaklaşmanın ve eşitliğin kapılarını ardına kadar açmıştır. 1917'de bir sevinç ve şenlik toplumu olan sosyalizme doğru o çok kararlı ilk adım atılalı tam 100 yıl olmuştur. Dünya proletaryasının savaşa, düşmanlığa, her türlü tahakküme, nefrete, kine, çıkarcılığa, bencilliğe ve kötülüğe karşı ilk haykırışlarının üzerinden tam 100 yıl geçmiştir. Buram buram hayat, devrim, aşk, iyilik, güzellik, özgürlük, ümit ve neşe kokan ilk sosyalist atılımlar, kazanımları ve dersleriyle koca bir asırı geride bırakmıştır. Çaresizlikler, güçlükler, açlıklar, yokluklar, hastalıklar, ıstıraplar, gerilikler, yalnızlıklar, saldırılar ve çullanışlara karşı direne direne ileri sıçrayışlar yapma azmi ve kararlılığıyla başlayan büyük yürüyüş, tam 100 yıldır sürmektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/1902-dogumlular", "text": "Yirminci yüzyılın ilk yarısında dünyamızı altüst eden iki büyük savaş yaşanan derin üzüntü ve acılar bir tarafa dünya edebiyatına, barıştan, kardeşlikten ve insancıllıktan yana çok güçlü bir soluk kattı. Alman yazar Ernst Glaeser ve onun başyapıtı 1902 Doğumlular, karanlıklar ortasındaki bu umutlu havanın bir parçası. Savaş koşullarını, savaşa giden yolları ve savaşın ta kendisini çocukların bakış açısıyla anlatmak ise bu umutlu havaya ayrı bir renk kattı. Savaşın ve zorlu koşulların, çocukların gözünden anlatılması 1902 Doğumlular'a da farklı bir güç ve hava katıyor... 1902 senesinde doğup, I. Dünya Savaşı'nı 12-16 yaşlarında karşılayan ve yaşayan çocukların gözleri, insanlığa dair çok şey anlatıyor. 1902 Doğumlular, özgün anlatım tarzı ve hem melankolik hem de mizahi ögeler barındıran diliyle; neredeyse bir laboratuvar özelliği sunan küçük bir Alman kasabasındaki gençlerin siyasi ve cinsel uyanışlarını, sosyal demokrat siyasetin enternasyonalizm ile milliyetçilik arasında sıkışmasını, açlık ve ekmek kavgasını çok canlı bir biçimde anlatıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/21-yuzyilda-siniflar-ve-sinif-mucadelesi-socialist-register-2014", "text": "Türkçe yayınını Yordam Kitap'ın üstlendiği, yılda bir sayı yayınlanan uluslararası dergi Socialist Register, dönemin en güncel konularını değerlendirmek üzere dünyanın önde gelen radikal düşünürlerini bir araya getiriyor. Bağımsız, sorgulayıcı ve derinlemesine analizler Socialist Register'ın hep alametifarikası olagelmiştir. Derginin 50. yılının kutlandığı \"21. Yüzyılda Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi\" konulu bu sayı da bir istisna değil. Katkıda bulunan yazarlar, küresel ekonomik krizin ve bu krizin doğurduğu çeşitli direniş biçimlerinin ışığında sınıfla ilgili çeşitli varsayımları inceliyorlar. Hem kapitalist sınıfların, ekonomik çalkantı karşısında nasıl tepkiler gösterip yeniden örgütlendiklerini hem de 21. yüzyılda işçi sınıfının yapısı ile bileşiminin nasıl değiştiğini ele alıyorlar. Günümüzün değişen sınıf ve sınıf mücadelesi gerçeklerini anlamak isteyen herkes, Socialist Register'ın bu sayısını kesinlikle okumalıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/aklin-isyani-marksist-felsefe-ve-modern-bilim", "text": "Aklın İsyanı, 20. yüzyılda bilim alanında yaşanan önemli gelişmeleri ve bilimsel keşifleri ele alarak diyalektik materyalizm teorisini bir ileri aşamaya taşıyan önemli bir yapıt olarak kabul edilir. Yaşam nasıl ortaya çıktı, matematik gerçeği yansıtır mı, akıl bir makine mi, dinozorlar neden yok oldu?.. Bunlar geçtiğimiz yüzyılın olduğu kadar şimdinin de/bu yüzyılın da büyük soruları... Yazarlar, Marx ve Engels'in doğaya, topluma ve bilime hükmeden kanunların birliğini savunan diyalektik materyalizmini modern bilimin ışığında ele alıyor. Kitabın tek teorik katkısı bu değil. Woods ve Grant, bir taraftan Marksist felsefe ile bilimin yeni teorileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyup diyalektik materyalizmi doğa bilimleri üzerinden anlatırken, diğer taraftan modern bilimin nerelerde raydan çıktığını gösteren bir çerçeve de sunuyor okura. Kesinsizlik ve İdealizm tartışmalarından Bencil Gene, Büyük Patlamadan Marksizm ve Darvincilik ilişkisine, Kuantum mekaniğinden Jeolojinin diyalektiğine kadar birçok konuyu, bilim dünyasındaki güncel gelişmeler ve Marksist yöntem bağlamında yeniden değerlendiriyorlar. Aklın İsyanı, sadece, kapitalizmin krizini bilim üzerinden okuyan bir kitap değil; aynı zamanda bilimin krizine de ışık tutan ve bilim tarihi yazınında önemli yeri olan bir kitap."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/akp-devrinde-medya-alemi", "text": "AKP devrinde Türkiye'nin medya aleminde yaşanan köklü dönüşümü hakkıyla incelemek; medyadaki dönüşümü toplumun genel dönüşümüyle ilişkilendirecek bir yöntem, dönüşümün siyasal ve sınıfsal dinamiklerini görünür kılacak bir kuramsal perspektif, olguları anlamlı bir biçimde birbirine bağlayan titiz bir araştırmacılık ve bunların tümünden nasıl bir sonuca ulaşıldığını çarpıcı bir şekilde ortaya serecek bir analiz gücü gerektiriyor. Vahdet Mesut Ayan, bu gereklilikleri yerine getirme çabasıyla kapsamlı bir çalışma ortaya koyuyor. AKP Devrinde Medya Alemi, medyadaki dönüşümün ekonomide, devlette, siyasal toplumda, sivil toplumda ve kamusal alanda yaşanan dönüşümle eşzamanlı ve eşgüdümlü ve eşyöntemlerle gerçekleştirildiğini panoramik bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu sergileme için AKP'nin uzun iktidar devrini belirli dönemlere ayırıyor ve her dönemin dönüştürücü stratejilerini özgün kavramlaştırmalarla mercek altına alıyor. Kitap, 24 Haziran 2018 seçimlerini bir örnek vaka olarak inceliyor. AKP Devrinde Medya Alemi'ndeki sergileme, çözümleme ve inceleme uğraklarına bakıldığında AKP'nin medyayı her hücresine nüfuz edecek derecede önemsediği, onu adım adım ama radikal bir biçimde yeniden yapılandırdığı, her anını ve her yanını kontrol ettiği, yönlendirdiği, ele geçirdiği, böylelikle yeni bir medya düzeni yarattığı görülüyor. Medyada görünen yüzlerin, medya patronlarının ve medya yapılarının değiştiği; habercilik ilkelerinin başkalaştığı; hedef ve söylemlerin belli bir ideolojinin, belli bir partinin, belli bir liderin yörüngesine sokulduğu bir tablo ortaya çıkıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/alinin-biri", "text": "Fahri Erdinç (1917-1986), Türk edebiyatının toplumcu gerçekçi geleneğinden geliyor. 40 Kuşağı olarak anılan edebiyatçılar arasında, sanat yaşamı Sabahattin Ali ve Nazım Hikmet'le usta-çırak ilişkisi içinde gelişen, öykü ve roman alanında verdiği ürünlerle edebiyat tarihimizde iz bırakan yazarlardan. Aynı zamanda, sanatsal kimliğine, yurt dışında sürgün yaşamı boyunca siyasal çalışmalarıyla yeni boyutlar ekleyen bir yazgı adamı. Alinin Biri romanında Fahri Erdinç, Türkiye tarihinden önemli ve anlamlı bir kesit sunuyor. Bu kesitin sunuluşunda, Ulusal Kurtuluş Savaşı'yla kurulan ülkenin tarihsel gelişimi içindeki bir gerçeklik, emekçi köylünün toprak özlemi öne çıkıyor. Alinin Biri, bu doğrultuda verilen, köylü için bağımsızlığın toprak, özgürlüğün de işlediği toprağa sahip olmakla başlayacağını vurgulayan bir mücadelenin romanı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/alninda-mavi-kuslar", "text": "1 Mayıs 1977'de Taksim'de yaşanan katliamın sonrasında, Aysel Özakın'ın kaleme aldığı Alnında Mavi Kuşlar Türk edebiyatının o döneme ve olaylara yönelen romanları arasında, hala biricik yerini koruyor. Olayların kenarında kalanlar, yakınları alanlara çıktığı için telaş duyanlar, alanları dolduranlar, alanlardan kaçanlar, Kazancı'ya sıkışanlar, direnenler, ölenler, yaşayanlar... Bunaldığı taşra ortamından özgürlük ve sanatsal duyarlık kaynağı olarak gördüğü İstanbul'a gelen bir genç kız, Armağan; eğitimli, toplumsal gidiş karşısında tedirgin ancak kararsız aydın tipinin örneği Sinan ve ötekiler? Bütün tipolojileriyle 1977 1 Mayıs'ına tanık olanlar, işte bu romanda karşımıza çıkıyor. Aysel Özakın, sadece bir olay değil, bütün dönemin atmosferini, ilişkilerini, gelgitlerini, usta kalemiyle gözlerimizin önüne seriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/altinci-kogus", "text": "Büyük usta Çehov'un kaleminden Altıncı Koğuş, ilk yayınlandığında muazzam bir etki yarattı; olayların geçtiği taşra hastanesinde akıl hastalarının kapatıldığı koğuş, Çarlık Rusyasının bir alegorisi olarak değerlendirildi. Altıncı Koğuş'u okuyup bitirdikten sonra kendimi o koğuşa kapatılmış gibi hissettim diyen Lenin, hikayenin kendisini bir devrimci yaptığını söylüyordu. Felsefi tartışmalar etrafında dönen Altıncı Koğuş, hırsızlık ve adaletsizlikle mücadele etmek yerine onlara göz yummayı seçen aydınlara çarpıcı eleştiriler getiriyor. Tartışmanın bir tarafında entelektüel seviyesi yüksek bir akıl hastası yer alırken, diğer tarafında, kayıtsızlığına Stoacı bir kılıf geçiren, koğuşun içinde ya da dışında olmanın bir önemi olmadığını, zira acı çekmenin zihinsel olduğunu savunan bir hekim var."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ana", "text": "Sosyalist gerçekçi edebiyatın öncü isimlerinden Maksim Gorki'nin başyapıtı Ana, yayımlandığı 1906 yılından başlayarak büyük bir üne ulaşmış ve hızla başka dillere çevrilmiş, bugün dünya edebiyatı klasikleri arasında sayılan seçkin bir yapıttır. 1902 1 Mayıs'ında tutuklanan gençlerin yargılanma sürecinden hareketle yazılan roman, 1905 Rus Devrimi'ne adanmış, 1917 Sovyet Devrimi'nin de habercisi olmuştur. Romanda, Pavel adlı gencin devrimci işçilerle tanışmasından sonra yaşadıklarından çok, annesi Pelageya'nın geçirdiği değişim vurgulanmaktadır. Çarına ve dinine bağlı, geleneksel, korumacı bir anne tipinden, sosyalizme inanan ve oğluyla birlikte mücadele eden savaşçı bir ana yaratılır romanda. Toplumdaki değişimin bireylerden başladığının, devrimin bir gençlik düşü değil, yürek işi olduğunun ifadesidir bu ve Pelageya'yı ölümsüz bir kahraman yapacaktır. Maksim Gorki'nin, çarlık Rusya'sındaki işçi ve köylüleri; tüm zorluk ve iradesiyle devrimci mücadeleyi; ispiyoncusu, namuslusu, öğrencisi, burjuvası, yoksulu, aydını, cahili ile Rus toplumunu; gerçekçi bir bakış ve üstün bir ruhla kaleme aldığı bu eser, her şeyden önce inancın ve umudun romanıdır. Dayatılan hayattan, feda edilen hayata geçişin anıtsal romanıdır. İnsan, onurlu bir kelimedir, diyen Maksim Gorki, Ana romanında işte bunun tasvirini yapmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/anti-marksist-devrimcilik", "text": "Haluk Gerger bu kitapta, Marx ve Engels tarafından ham komünizm ve yontulmamış devrimcilik olarak adlandırılan zihniyetin tarihsel gelişimini gözler önüne seriyor, yanı sıra günümüzdeki yansımalarını sert bir eleştiriye tabi tutuyor. Yazara göre, Marx ve Engels'in mücadele edip yenilgiye uğrattığı bu ham/yontulmamış zihniyet daha sonraları Marksist harekete sızdı, bazı dönemlerde ve yerlerde hegemonik bir konum dahi elde edebildi ve günümüze kadar varlığını sürdüregeldi. Bu nedenle, sosyalist hareketin, devrimci görünümlü ama özünde Marksizme yabancı, hatta zararlı bu düşünce ve pratiklerden arındırılması acil bir ihtiyaçtır. Gerger, ham komünizmin Sovyetler Birliği ile ibretlik ve trajik bir örnek olarak Kamboçya'daki tezahürlerini etraflıca incelediği çalışmasında, aydınlar ve göçmenlere de ayrı birer başlık açıyor, söz konusu zihniyetin bu kesimler arasındaki yansımaları konusunda çarpıcı değerlendirmeler yapıyor. Marksizmin kökenlerine kadar indiği ve orada bulduğu ilginç bir fenomeni tartışmaya açtığı için bir keşif çalışması sayılabilecek bu kitap, diğer taraftan, söz konusu olguyu yirmi birinci yüzyıl koşulları bağlamında irdelemesi nedeniyle de güncel bir perspektif çalışması."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/antik-yunan-dunyasinda-sinif-mucadelesi-ciltli", "text": "Marksist İlkçağ tarihçisi Ste. Croix, bu anıtsal kitapta, Antik Yunan-Roma dünyasının Arkaik Çağ'dan Arap fetihlerine kadar olan yaklaşık 1000 yıllık tarihini sınıf mücadelelerine odaklanarak inceliyor. Ste. Croix, kendisine Isaac Deutscher Ödülü'nü de kazandıran kitabının ilk kısmında Marksist tarih çözümlemesinin temel kategorileri olan sınıf, sömürü ve sınıf mücadelesi üzerinde durarak Marksizmin İlkçağ tarihi açısından anlamını tartışıyor. Ardından Antik Yunan ve Roma toplumlarındaki temel sınıf kategorilerini inceleyerek mülk sahibi sınıfla, köleler, köylüler ve ücretli emekçiler arasındaki sömürü ilişkilerinin ve bu ilişklierdeki dönüşümün canlı bir resmeni çiziyor. Kitabın ikinci kısmıysa, Marksist tarih yönteminin farklı düzlemlerdeki sınıf mücadelesini nasıl açıklayabileceği üzerine zengin ve parlak bir denemeden oluşuyor. Yunan ve Roma toplumlarında sınıf mücadelesinin siyasi ve ideolojik düzlemlerde geçirdiği 1600 yıllık evrimi, epigrefik, edebi ve arkeolojik kanıtlara dayanarak tartışan kitap, antik dünyanın gerileme ve çöküşüne dair alternatif bir açıklama ile sona eriyor. Marksizmin, sadece içinde geliştiği kapitalist toplumun hareket yasalarını ortaya çıkarabilecek bir kuramsal ve kavramsal çerçeve sunmakla kalmadığını, insanlık tarihinin uzun ve çok tartışmalı bir döneminin anlaşılmasını da sağladığını somut bir biçimde gösteren Ste. Croix'nın çalışması yalnızca İlkçağ tarihiyle ilgilenenler için değil, insanlık tarihinin daha genel sorularına cevap arayanlar için de vazgeçilmez bir eser."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ask-uzerine", "text": "Aşk Üzerine, büyük usta Anton Çehov'un olgunluk döneminde kaleme aldığı üç harikulade öyküden oluşan bir dizi. Bağımsız da okunabilen öyküler, ortak temalar ve anlatıcı karakterler üzerinden birbirine bağlanıyor. Üçlemenin ilk öyküsü Kılıflı Adam, dar görüşlülük üzerine trajikomik bir anlatı. En iyi havalarda bile sırtında kalın bir palto, ayağında lastikler, elinde şemsiye ile dolaşan; düşüncelerini de bir kılıfın içine saklamaya çalışan öğretmenin portresi, Çehov'un mutsuz geçen lise yıllarından esintiler taşıyor. Bektaşiüzümü yine bir kozanın içine sıkışıp kalma, üstelik de bundan kendi payına mutluluk çıkarma hikayesi. Kitaba adını veren son öykü Aşk Üzerine, hayata anlam kazandıran aşkın değeri üzerinde düşünmeye davet ediyor bizi..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/atlari-hatirlayin-ve-sopayi-kapin-turkiye-roportajlari-gezi-isyani-ve-daha-fazlasi", "text": "Bir uçağın pilotu, yolcularına verilecek iki haberinin olduğunu anons eder. İyi haber, belirlendiği şekilde saatte 500 mil hızla ilerlemektedirler ve uçağın tüm mekanizması sorunsuz çalışmaktadır. Kötü haber ise, kaybolmuşlardır. Çoğu yorumcuya göre, kapitalizm bu uçağa benzer: Pek çok ürünü verimli bir şekilde üretir, fakat bunlar ne tür ürünlerdir, ve bunların çoğunluğunu kimler alır? Tanık olunan bunca çile düşünülünce, sistem yolunu kaybetmiş gibi gözükmektedir. Bertell Ollman, Gezi İsyanının hemen öncesinde, Mayıs 2013'te Türkiye'de verdiği konferanslarda ve kendisiyle yapılan röportajlarda bu soruyu sordu ve yaşanan son büyük kriz bağlamında yanıtlar üretmeye çalıştı. Ollmanın günümüz krizini oldukça çarpıcı olarak yorumlayarak sonuçlara vardığı röportajlar, bu kitapta önemli bir yer tutuyor. Gezi Direnişini adeta öngören bu röportajlarda, Gezi Direnişi ışığında kimi genişletmeler ve değişiklikler yapıldı. Ollman'ın \"Marksist bir masa oyunuyla sosyalist fikirleri öğretme denemelerim\" dediği \"Sınıf Mücadelesi\" oyunu da röportajlardan birinin konusunu oluşturuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/atsinegi", "text": "Atsineği, klasik romanların o hiçbir şeyle değiştirilemez okuma keyfini sunan, okurunu roman kahramanlarıyla birlikte yaşamın ve mücadelenin ta ortasına fırlatan bir yapıt. İrlandalı yazar Ethel Lilian Voynich, İtalya'nın 19. yüzyıldaki birlik ve bağımsızlık mücadelesinden heyecan dolu bir kesite odaklanırken; devrimci çevrelerdeki tartışmaları, kahramanlarının dönüşümünü, baba-oğul arasına giren dinsel meseleleri ve derinden derine ilerleyen bir aşk ilişkisini sürükleyici bir dille anlatıyor. Bir dönem özellikle Sovyet Rusya ve Çin Halk Cumhuriyeti'nde çok popüler olan Atsineği, Bolşevik Devrimi'nin ardından okuma programlarına alınıyor, baskı üstüne baskı yapıyor, iki buçuk milyon satış rakamına ulaşıyor. Bernard Shaw'un 1898'deki ilk tiyatro uyarlamasından bugüne, onlarca tiyatro oyununa, filme, opera ve baleye, müzikallere, televizyon dizilerine esin veriyor. Atsineği'nden hareketle çevrilen Rus filmlerinden birinin müziğini ünlü besteci Şostakoviç yazıyor ve Atsineği Süiti'nin özellikle Romans bölümü, bugün hala popülerliğini koruyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/aydinlik", "text": "Aydınlık, ünlü Fransız yazarı Henri Barbusse'ün kişisel serüveninden de izler taşıyan, 20. yüzyıl edebiyatına damga vurmuş yapıtlardan biri. Fransız milliyetçiliğine ve genel olarak her tür şovenizme keskin eleştiriler yönelten Barbusse, sistemin alt kademelerinde, yalıtılmış bir hayat süren küçük burjuva bir fabrika memurunun zihinsel aydınlanma sürecini anlatıyor bu romanında. Savaş, kahramanlık, vatanseverlik gibi kutsal kavramlarla cepheye sürülen yığınların kendi öz çıkarlarından nasıl uzaklaştırıldığını, cephede birbirini boğazlamak zorunda bırakılan her ulustan insanın aslında nasıl da birbirine benzediğini ve insanlığın kurtuluşunun da bu benzerlikten doğacak kardeşlik üzerinden gerçekleşebileceğini çarpıcı bir dille tasvir ediyor. Emperyalist paylaşım savaşlarının ve birbirine kırdırılan emekçilerin hikaye edildiği bu eşsiz roman, günümüz dünyasının ahvaline de ışık tutuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/aylak-sinifin-iktisadi-teorisi", "text": "Rusya Bolşevik Partisi'nin kuramcılarından olan Buharin'in Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi kitabı, kısa ama yoğun ve zengin bir yapıttır. Birinci Dünya Savaşı boyunca Buharin'in sürgün olarak yaşadığı kentlerde yazılan bu kitap, ancak Ekim Devrimi'nin ardından, 1919'da basılabilmiştir. Buharin bu kitapta, Marksizmin o dönemdeki baş düşmanı olan Avusturya Okulu'nun, özellikle de bu okulun önde gelen temsilcisi Eugen von Böhm-Bawerk'in bir eleştirisini yapmak üzere yola çıkıyor. Günümüzde de neredeyse tüm iktisat fakültelerinde, resmi iktisat eğitiminin temelini, hayattan kopuk, dogmatik ve statik marjinal fayda teorisi oluşturmaktadır. Bu teori öğrencilere, iktisadi olgu ve ilişkileri kavramak için anahtarlar sunmamakta, sadece ezberlenmesi gereken matematiksel fonksiyonlar, eğriler yığını olarak ders kitaplarında yer almaktadır. Emek-değer teorisini savunanların bu teoriye yönelttiği eleştiriler ise çoktan unutturulmuştur. İşte Buharin'in kitabı bize bunları tüm canlılığıyla anımsatıyor. Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi, marjinal fayda teorisine ve öznel değer yaklaşımına karşı iyi düşünülmüş, sıkı çalışılmış, akademik disiplini yüksek, enerjik ve gerçek yaşamdan örneklerle örülü bir teorik hücumdur. Klasik iktisatçılardan Marx ve Engels'e uzanan bilimsel hattın, kaba ekonomi politiğe karşı nitelikli bir savunusudur. Bugünkü hakim neo-klasik iktisat, marjinal fayda teorisini kusurlarından arındırmak için çok uğraşsa da, Buharin'in bu kitapta formüle ettiği tüm temel eleştiriler bugün de geçerliliğini korumaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/babalar-ve-cocuklar", "text": "Edebiyatla, özellikle Rus edebiyatıyla ilgili herkesin okumaktan zevk duyacağı, yayımlandığı yıldan bu yana adından söz ettiren bir romandır Babalar ve Çocuklar. Turgenyev'in romanda babalardan mı çocuklardan mı yana olduğu sorusu 1860'larda tartışmalara neden olmuş, babalar gericilikle özdeşleştirilirken çocuklar demokrasinin, devrimin ve ilericiliğin simgesi sayılmıştır. Roman, evrensel nesil farkı temasının yanı sıra, dönüşüm geçirmekte olan 19. yüzyıl Rusya'sının gerçekçi bir tasviri, panoramik bir fotoğrafıdır. Turgenyev ilericilik-gericilik ekseninde çarpıştırdığı babalar ve çocuklarını, kurbağalara inanan ama prensiplere inanmayan Bazarov karakterinin prizmasından ustalıkla yansıtır. Romanda, üniversiteyi henüz bitiren Arkadi, arkadaşı Bazarov'la birlikte ailesinin büyük çiftliğine gelir. Eski toprak sahiplerinden olan baba ve amcanın temsil ettiği kuşakla bu nihilist gençler arasında, doğaldır ki çeşitli çatışmalar yaşanır. Hikayeye eklenen başka kişi ve unsurlarla Babalar ve Çocuklar, kuşak çatışması anlatısının ötesine geçecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/baragan-in-devedikenleri", "text": "Baragan'ın Devedikenleri, Balkan edebiyatının Gorki'si olarak bilinen Panait İstrati'nin kaleminden son derece sürükleyici, gerçek olaylara dayanan bir yapıt. Daha iyi bir hayat bulmak için evlerini terk eden serüvenci çocukları, bir lokma ekmek uğruna verilen kavgaları ve yoksul köylülerin adalet arayışını anlatıyor. İstrati'nin şiirsel üslubu, eşsiz güzellikteki doğa ve insan betimlemeleri yine hayranlık uyandırıcı. Anlatılan hikaye ne kadar etkiliyse onu bize aktaran on dört yaşındaki Matake'nin yüreği de o denli saf. Devedikenlerinin peşinden koşarak dünyayı keşfetme, sevgiyi bulma ve yaşama arzusuyla dopdolu. İstrati bu kitabını, 1907 Mart'ında Romen hükümeti tarafından katledilen binlerce isyancıya, dünyanın hak arayıcılarına adamış. Edebiyatımızın büyük ustalarından Salah Birsel'in Fransızca aslından çevirisiyle Yordam Edebiyat'tan!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/basel-in-canlari", "text": "20. yüzyılın en büyük şairlerindendir Louis Aragon. Dadaist olarak başlayıp sürrealist olarak sürdürdüğü yazın serüveni, 1927 yılında Fransız Komünist Partisi'ne girmesiyle toplumcu gerçekçi anlayışa yönelir. Bu anlayışın ürünü olan Basel'in Çanları, Gerçek Dünya başlığıyla yayımlanan dört ciltlik dizinin ilk romanıdır. Romanda, burjuvazinin şaşaalı kent yaşamının yanı sıra yoksulların, işçi sınıfının en zorlu yaşam koşulları ve hem coşturan, hem bezdiren entelektüellerle örülmüş geniş bir panorama çizilir. Düzenin çok yönlü eleştirisi hakimdir Basel'in Çanları'nda. Öyküleme ve tarihi motifler paralel akar. Güncel politik ortam ve tarihi olaylar uyum içinde aktarılır. Sermaye sahipleri, burjuvazi, siyasiler çirkin yüzleriyle sergilenir; çıkarlar söz konusu olduğunda aniden yön değiştiren politik görüşler, grev entrikaları oyunun bir parçasıdır. Bütün pespayeliğiyle politika ve burjuvazi el eleyken aşk, para ve iktidar ekseninde yerini alır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/baska-bir-avrupa-icin-avrupanin-ekonomik-butunlesmesinin-sinif-tahlili", "text": "Avrupa Birliği üzerine yapılmış bu yetkin çalışmada, ancak toplumsal yaşamın temel birimi olarak sınıflar üzerine odaklanan bir tahlilin Avrupa'nın ekonomik bütünleşmesinin iç çelişkilerine ışık tutabileceği öne sürülüyor. Bu köktenci yaklaşımdan iki özgül tema çıkıyor: Birincisi, rekabet ve toplumsal politika, ekonomi ve para birliği, ortak tarım politikası ve göç gibi konular, alışılmışın dışında, özgün bir tarzda ele alınıyor. İkincisi, örneğin Birlik'in karar alma sürecinde çıkar gruplarının rolü gibi, standart ders kitaplarında genellikle görmezden gelinen konuların Avrupa Birliği ekonomisinin kavranmasında ne kadar önemli oldukları gösteriliyor. Dolayısıyla bu eser, hem Avrupa projesinin kavranmasına bir giriş hem de bu projenin bir eleştirisidir. Öte yandan kitap, ekonomik kutuplaşmanın ortadan kaldırılması, Avrupa'nın Üçüncü Dünya ile emperyalist ilişkilerinin yok edilmesi ve kendi kaderini kendisi belirleyebilen gerçekten demokratik kurumların yaratılması temelinde bir başka Avrupa'nın olanaklı olduğunu da öne sürüyor. Kitap, yazarın Türkçe basım için hazırladığı geniş bir ekle yayınlanıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/baska-bir-dunya-mumkun-kuresellesme-ve-antikapitalizm", "text": "Kanada-Toronto'daki York Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan David McNally, bu kitabında, Meksika'nın Chiapas Dağları'ndan ABD'deki Seattle sokaklarına uzanan umut verici yeni toplumsal hareketleri inceliyor. Daha iyi bir dünya hayali, sokaklarda yürüyüş yapıyor, marşlar söylüyor, barikatlar kuruyor ve baskıya meydan okuyor. McNally bu hareketlerin, her zaman olduğu gibi, dünya çapında umudu canlandırdığını vurguluyor. Ezilenlerin her başkaldırısıyla umut yükseliyor: Ekvador'da Yerliler hükümete karşı ayaklanırken yüz binler elektriğin özelleştirilmesine karşı Porto Riko'da genel greve gidiyor; emekçilerin ve Yerlilerin isyanı Bolivya'da suyun özelleştirilmesi saldırısını geri püskürtüyor; Güney Afrikalı işçiler yoksulluğa karşı grev yapıyor; Nijeryalı işçiler yakıt ve ulaşım zamlarına karşı kitlesel gösteriler örgütlüyor; milyonlarca Hintli işçi küreselleşme, özelleştirme ve liberalleşmeye karşı ayaklanıyor; Kolombiya'da dayatılan neoliberal modele karşı greve gidilirken İtalya'nın, Cenova kentinde sokaklar hareketleniyor, Paris'te ve diğer Fransız kentlerinde yaşam durdurularak işverenlerin genç işçileri kapı dışarı etmesini kolaylaştıran yasanın geri çekilmesi talep ediliyor. Kısaca, gerçek demokrasi, tam eşitlik ve yaşamaya değer bir hayat için verilen mücadele her yerde sürüyor. McNally, bütün dünyada ezilenlerin ve yoksulların sesini dinlememizi ve geleceğin şiirini duymamızı öneriyor. Bugün bu sesler fısıltı halinde olsa da bunların gelecekte kükremeye dönüşeceğini ve dinlemeye hazır olan herkese başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstereceğini söylüyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/bati-diye-diye", "text": "İki Almanya'nın birleştirilmesinin yüzeyde yarattığı şamata çoktan bitti; şimdilerde dipten yükselen hayal kırıklığı konuşuluyor. Doğu Almanya'nın eski yurttaşları yeni düzeni kabullenmekte zorlanıyor ve hoştnutsuzluklarını artık gizlemiyorlar. Batılılar \"doğu inadı\" adını veriyorlar buna. Onlara kalırsa, \"geçmişin hesabını görme işini bloke eden, geçmişte olanları nostalji ile güzelleştiren ve böylece merakı ve açıklığı engelleyen bir aldatma manevrası\" ile karşı karşıyalar. Ne var ki geçmişin hesabını vermeye, pişmanlık duymaya ve itiraf etmeye zorlananlar sadece Doğulular. Batı yargıçları çıkarıyor, Doğu ise sanıkları. Batı, son olanağına dek verdiğini söylüyor. Doğu ise elinde avucunda ne varsa; eskiden kamuya ait olan işletmeler, oteller, şatolar, arazi ve sayısız taşınmazın sonuna dek alındığı görüşünde."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/behice-boran-ogretim-uyesi-siyasetci-kuramci", "text": "Bu kitap, yirminci yüzyıl Türkiye'sinin en önemli Marksist aydınlarından birisi olan Behice Boran'ın siyasal ve entelektüel portresini çiziyor. Behice Boran, sosyalist harekette, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal örgütlenme biçimlerini bilimsel yöntemlerle inceleyen ve böylece Türkiye'ye özgü sosyalizm yönteminin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunan bir öğretim üyesi olarak yer almak istemişti. Fakat siyasal bir kararla üniversiteden koparılınca aktif siyaset alanına girdi. Siyasal ve toplumsal çözümlemelerinde tarihsel materyalist yöntemi yetkin bir şekilde kullanmasıyla dikkat çekti. Onunki, ülkesinin kendine özgünlüklerini kavramak ile bunları tarihin maddeci yasalarının dilinde tartışmak arasındaki gerilimin azabını yüklenen, neredeyse yarım yüzyıl boyunca sosyalist mücadelenin çilelerine dirençle göğüs geren bir aydının hikayesiydi. Siyasal cesareti bilimsel bir yaratıcılıkla birleştiren Behice Boran'ın yaşamı ve eseri, bu kitapta, belirli bir dönemleştirme yapılarak incelenmiştir. Dönemleştirme, Boran'ın yaşamını anlamlandıran temel izleklere göre yapılmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/binbir-oyunlu-odysseus-ciltli", "text": "Bazı insanların hayran olunası bir cesareti vardır ama gereksiz risklerden kaçınmasını da iyi bilirler. Bu sayede hayatta kalır ve daha uzun süre kahraman olarak yaşayabilirler. İşte bu temkinli kahramanların en büyük örneği Odysseus'tur. Kafasının içinde binbir oyun dolaşan, gözü pek ve akıllı savaşçı... Odysseus'un Troya Savaşı'ndaki kahramanlıklarını ve savaştan sonra evine dönüş yolculuğunu Homeros çok uzun yıllar önce anlatmıştı bize, bugünse Yvan Pommaux bu büyük macerayı birbirinden güzel resimlerle görselleştirerek genç okurlara sunuyor. Troya Savaşı'nın ardından, İthaka kralının adasına geri dönebilmesi tam on yıl sürmüştü. Hikaye öyle heyecanlı ki bu on yıllık yolculukta Odysseus'un başına gelenleri, teker teker aşmak zorunda kaldığı sayısız engeli nefesimizi tutarak takip ediyoruz. Evine varmakla da rahata kavuşmuyor Odysseus, son bir hesaplaşma, son bir sınav onu bekliyor çünkü."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/bir-ask-sayfasi", "text": "1878 yılında yayımlanan Bir Aşk Sayfası, Emile Zola'nın yirmi iki yılda tamamladığı Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi adlı yirmi kitaplık dizinin sekizinci kitabıdır. Dizinin en çok gürültü koparan iki romanı Meyhane ile Nana'nın arasında yayımlanan Bir Aşk Sayfası, bu iki fırtınalı romanın ortasında sakin bir durak, bir soluklanma gibidir. Roman, Paris'in eteğinde bir mahallede hasta kızıyla birlikte yaşayan dul Helene Grandjean ile komşusu Doktor Deberle arasındaki gizli aşkı anlatır. Tekdüze bir yaşamı delip geçen aşkın bir çocuğun ruhunda yarattığı çalkantılar; yalnızlığı, ihtirası ve anneliği arasında bocalayan bir kadın; farklı toplumsal kesimlerin aşkı farklı yaşayışları... Romanın başkişisi Helene pencere kenarında dikişini dikerek düşüncelere dalarken, okurlar da hem tüm bunlara, hem de müthiş bir gözlem gücüyle betimlenen Paris manzaralarına tanık olurlar. Paris bu romanın kahramanlarından biridir adeta."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/bir-solukta-klasikler-seti-20-kitap", "text": "Bir Solukta Klasikler dizisinden çıkan yirmi kitabımızı set halinde de okurlarımızın dikkatine sunuyoruz. Nuri Yıldırım'ın Rusçadan yaptığı yeni çeviriyle Gogol'ün Palto'su, yine Gogol'den Hasan Ali Ediz çevirisiyle Portre ve Mayıs Gecesi. Hasan Ali Ediz'in akıcı çevirileriyle Puşkin'den üç yapıt Dubrovski, Biyelkin Hikayeleri ve Maça Kızı-Mısır Geceleri. Çevirilerin altında yine Nuri Yıldırım ve Hasan Ali Ediz imzalarının bulunduğu altı ayrı Çehov kitabı: Altıncı Koğuş, Aşk Üzerine, Step, Üç Yıl, Düello ve Hayatım. Ayşe Hacıhasanoğlu çevirisiyle iki Maksim Gorki eseri: Mavi Bir Yaşam ve Karşılıksız Bir Aşk. Sette ünlü edebiyatçımız Sabahattin Ali'nin çevirileri de yer alıyor: E.T.A. Hoffmann'dan Duka ile Karısı ve Adelbert von Chamisso'dan Peter Schlemihl'in Tuhaf Maceraları. Bir diğer usta edebiyatçımız Salah Birsel'in çevirisiyle Panait İstrati'den Baragan'ın Devedikenleri de yine setteki yerini aldı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/biyosfer", "text": "Büyük Sovyet bilim insanı Vladimir İvanoviç Vernadski'nin temel eseri Biyosfer, yayınlanışının 95. yılında ilk kez Türkçede! Bugün bilim tarihi açısından önemi rahatlıkla Darwin ile kıyaslanan ve modern mineraloji, jeokimya ve ekoloji bilimlerinin kurucusu sayılan Vernadski'nin az tanınmışlığı, antikomünizmin bilim dünyası üzerindeki sansürünün üzücü örneklerinden biridir. Fakat Vernadski'nin fikirleri de, kendisine atfedilmese dahi farklı kanallardan yaygınlaşmış ve kabul görmüştür. Biyosfer terimi farklı bilim insanları tarafından farklı anlamlarda kullanılmış olsa da, terimin bugün kabul edilen tanımı Vernadski'nin Biyosfer kitabında inşa edilmiştir. Vernadski, bilim, teknoloji ve enerjinin evrensel, barışçı ve uygarlaştırıcı gücüne vurgu yaparken materyalizmi savunmuş, insan merkezci biyosfer tasarılarına karşı, doğanın işleyişinde yaşam merkezci ve holistik bir yönelimi temsil etmiştir. İlk olarak Biyosfer'de ifadesini bulan pek çok bilimsel kavram ve yöntem, insanlığın ve misafiri olduğu gezegenin ortak geleceğini anlamlandırmak için hala temel bilimsel kaynak niteliğindedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/biz-bizim-hikayemiz-ciltli", "text": "Bu bizim hikayemiz. Yalnızca kralların, kraliçelerin, imparatorların, çarların, sultanların, diktatörlerin hikayesi değil. Bizim hikayemiz. İnsanlık tarihinin başından bu yana dünyadan geçmiş olan tüm erkeklerin, kadınların ve çocukların izi var bu kitapta. Hepimiz yüz elli bin yıl önce başlamış bu görkemli hikayenin isimsiz kahramanlarıyız. Bu uzun tarih boyunca kötü dönemler, savaşlar, salgınlar, kıtlıklar yaşadık ve hala yaşıyoruz. Uygarlıklar kurduk, uygarlıklar yıktık. Savaşı icat ettiğimiz gibi sanatı da icat ettik. Birbirimize düşman olduk, ama aşkı, arkadaşlığı, elbirliğini, dayanışmayı da yarattık. Doğayı ve kendimizi anlamaya çalışmaktan hiç vazgeçmedik. Ürettik, keşfettik ve dünyayı değiştirdik. Yvan Pommaux ile Christophe Ylla-Somers'in ortak çalışmasının ürünü olan, Fransa'da çocuk ve gençlik edebiyatı alanında verilen Sorcieres Ödülü'nü kazanan Biz, Bizim Hikayemiz işte insanlık tarihinin bu dönüm noktalarını anlatıyor bize. Her sayfası göz dolduran harikulade resimlemeleri farklı zaman dilimlerini, farklı coğrafyaları gözümüzde canlandırmamızı sağlıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/bolsevikler-iktidarda-petrogradda-sovyet-yonetiminin-ilk-yili", "text": "Bolşevikler İktidarda, Alexander Rabinowitch'in pek çok yorumcu tarafından en kapsamlı ve başarılı 1917 Sovyet Devrimi incelemesi olarak görülen üçlemesinin son kitabıdır. Üçlemenin önceki kitaplarında devrime giden yolu ve devrim anını zengin ayrıntılarla aktaran Rabinowitch, bu kez, 1991 sonrası erişime açılan yeni arşivlerden de faydalanarak, Sovyet iktidarının ilk yılına odaklanıyor. Kitapta, muza er bir devrimin muktedir bir devlete, isyancıların yöneticilere dönüşme sürecine; geri adım ve ileri hamleleri, zafer duyguları ve yenilgi kaygıları, ittifakları ve ayrışmaları, kısacası tüm coşku ve gerilimleriyle tanıklık ediliyor. Sosyalist iktidarın Birinci Dünya Savaşı, açlık, işsizlik, karşı-devrimci komplolar tarafından kuşatılmışlık duygusu içinde hayatta kalma çabasını anlatan kitap, devrimin çocukları arasındaki ayrışmalara da yakından bakıyor. Barış, emekçi kitlelerin siyasete katılımı, temel özgürlükler, anayasa gibi başlıklarda dönemin sosyalist partileri arası açılar ve sertleşen çatışmalar, bu incelemenin kadrajına giriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/buyuk-bir-devletin-dogusu-osmanlilar-1300-1481-karton-kapak", "text": "İmparatorlukların doğuşu tarih-yazıcılığının çekici, fakat bir o kadar da gizemli ve zor konularından biri olagelmiştir. Bu zorluk, Batı'da önyargılarla dolu bir araştırma alanı olan Osmanlı İmparatorluğu söz konusu olunca daha da artmaktadır. Aşağılayıcı, şoven dürtüler tarih çalışmalarını nesnellikten uzaklaştırmakta, barbar, kanlı, fanatik, cahil gibi nitelemeler tarih-yazıcılığını daha baştan sakatlamaktadır. Tek yanlı, yüzeysel ve övgücü Türk tarih-yazıcılığı da aynı şekilde sakatlayıcı bir etkiye sahiptir. Peki, Namık Kemal'in Cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiretten diye özetlediği Osmanlı İmparatorluğu'nun oluşum süreci nasıl ele alınmalıdır? Osmanlıları tarihin bütünlüğü içindeki yerine oturtmak hedefiyle yola çıkan Werner'in Büyük Bir Devletin Doğuşu eseri, olumlu bir örnek oluşturuyor. Yazar, küçümseyiciliğe veya övgücülüğe kapıları kapatan nesnel bir anlayışla, tarihi maddeci yaklaşımla Osmanlı Devleti'nin ve Türk feodalizminin ortayı çıkışı ve gelişimini inceliyor. Werner, siyasi tarihçiliğin çoğu kez içinde kaybolduğu anlamsız saray entrikalarını bir yana bırakarak, Osmanlı Devleti'nin kuruluş sorununa bir sınıflaşma süreci ve bu sürecin yarattığı üretim biçimi bağlamında yaklaşıyor. Werner, kitabında sadece Osmanlılarda feodalleşme sürecini ortaya koymakla kalmıyor; bu sürecin yarattığı sömürüye karşı halk direncini ve köylü ayaklanmalarını da anlatıyor. Yazara göre, Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa isyanı tüm Türkiye tarihinin en önemli olayıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/buyuk-sinif-savasi-1914-1918", "text": "Jacques Pauwels, Birinci Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılıyla birlikte hararetlenen tartışmalara alışılmadık, cesur ve renkli bir karşı tarih metniyle katılıyor. Pauwels, Büyük Sınıf Savaşı adını verdiği bu büyük çatışmanın sadece uluslar arasında değil, sınıflar arasında da cereyan ettiğini göstermek için bir adım geri çekilmeyi öneriyor ve savaşa 1789'dan günümüze kadar dünyayı şekillendiren sınıf mücadelelerinin daha geniş perspektifinden bakmaya çalışıyor. Pauwels'in 1789 Fransız Devrimi'yle başlayan demokratikleşme sürecini durdurmak ve takvimi 1789 öncesine almak için Avrupa'da aristokrasi ve burjuvaziden oluşan seçkinlerin savaşı nasıl istediklerini, kışkırttıklarını ve başlattıklarını göstererek Birinci Dünya Savaşı'nın nedenlerine dair geleneksel tarih yazımına meydan okuyan kitabı, kapsamı kadar derinliğiyle de etkileyici bir toplumsal tarih çalışması."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cagdas-marksizm-seckisi-yuzyila-damga-vuran-metinler", "text": "Çağdaş Marksist düşüncenin önde gelen iki ismi Bertell Ollman ve Kevin B. Anderson, sekiz temel başlık altında, Marksizm cephesinde yirminci yüzyıl boyunca kaleme alınmış en çarpıcı metinleri bir araya getiriyor. Başlıklar da hayli kapsamlı: Kuram ve Yöntem; Ekonomi Politik; Devlet ve Siyaset; Birey ve Toplum; Kültür ve Din; Tarih; Sömürgecilik, Irk ve Cinsiyet; Çevrebilim. Elbette, tüm bu başlıklar altında değerlendirilebilecek, yirminci yüzyıl boyunca kaleme alınmış onlarca değerli kitap, yüzlerce önemli makale var. Ancak Ollman ve Anderson öyle bir seçki sunuyorlar ki, her bir başlık altında, kritik dönemeçlerde yeni yollar açmış, çığır ve zihin açıcı ya da başlatıcı diyebileceğimiz yazılar bir araya geliyor. Böylece Kuram ve Yöntem başlığında Georg Lukacs ve Raya Dunayevskaya'ya, Ekonomi Politik başlığında David Harvey ve Immanuel Wallerstein'a, Devlet ve Siyaset başlığında Ernest Mandel'e ve Nicos Poulantzas ile Ralph Miliband'ın ünlü tartışmasına, Birey ve Toplum başlığında Ellen Meiksins Wood ve Michael D. Yates'e, Kültür ve Din başlığında Fredric Jameson ve Ishay Landa'ya, Tarih başlığında E.P. Thompson ve Perry Anderson'a, Sömürgecilik, Irk ve Cinsiyet başlığında C.L.R. James ve Nancy Hartsock'a, Çevrebilim başlığında John Bellamy Foster ve Paul Burkett'e ve toplamda otuz bir yazara misafir oluyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/canavarin-agzinda-abd-komunist-partisi-tarihi-1919-1959-cilt-3", "text": "Haluk Gerger'in, emperyalizmin merkezinde, yani tam da canavarın ağzında ABD Komünist Partisi'nin 40 yıllık olağanüstü macerasını anlatan özgün ve kapsamlı eseri üçüncü kitabıyla birlikte tamamlanıyor. ABD Komünist Partisi tarihi anlatısı, bu kitapta, yıkıma sürüklenişin hikayesine, çürümenin farklı hallerine odaklanıyor. Komünist Parti tarihi olduğu kadar kapitalizmle mücadelenin tarihi, bir o kadar Üçüncü Enternasyonal'in ve ideolojik tartışmaların tarihi olan bu anlatı, yenilginin nesnel nedenlerini bilimsel sosyalizmin ışığında arıyor. Daha önce büyük bunalımın ve cephe faaliyetlerinin verdiği moralle güçlenen Komünist Parti, İkinci Dünya Savaşı, Hitler'in Sovyetler Birliği'ne saldırısı, ABD'nin savaşa katılması, peşinden Soğuk Savaş, Stalin'e dönük algının değişmesi, Kore Savaşı vb. tarihsel olayların yaşandığı dönemde tasfiye sürecine girecek ve önce partiden derneğe gerileyecek, ardından yeraltına inerek yok olacaktır. Bu sürecin analizini yine tarihi belge ve kişilerin tanıklığında yapıyor Haluk Gerger. Yıllarca içeride ve dışarıda yargılanmaktan kurtulamamış kahramanları, tartışmaları, eylemleri şimdi okurun yargısına teslim ediyor; adalet için. Ancak burada adalet, gelecek için ders çıkarmak demek."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cehov-secme-oykuler-takim-4-kitap", "text": "Dimov'un sakalı ise tüccarların sakalına benziyordu. Tabii, Dimov eğer bir ressam ya da yazar olsaydı, o zaman herkes sakalının tıpkı Zola'ya benzediğini söylerdi. Mezarlıktan iyi bir ruh haliyle döndük. Ama aradan bir hafta geçmeden, genelgelerle yasak edilmeyen, ne var ki tamamıyla izin de verilmeyen yaşam, o sert, o yorucu, o anlamsız hayat, yine eskisi gibi akıp gitmeye başladı. Klasik Rus edebiyatında eleştirel gerçekçiliğin en gerçek, en olgun temsilcisi sayılan Çehov, hikayeleriyle Rus edebiyatını olduğu kadar dünya edebiyatını da zenginleştirmiştir. Yazı yazma sanatı, aslında kötü yazılanları çizme sanatıdır, sözleriyle yazı anlayışını ifade eden; yalın dili ve ilk bakışta sıradan görünen çarpıcı karakterleri ile Çehov, derinliğin resmini yüzeyde yapmayı başarmış ender yazarlardan biridir. Kent Hikayeleri, Çehov'un sadece mekan değil, bürokrasinin, yoksulluğun, çözümsüzlüğün, yalnızlığın merkezi olarak da ele aldığı kenti, çeşitli şekillerde sergilediği hikayelerden yapılmış bir seçki, bir okuma önerisidir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cesar-birotteau", "text": "Gerçekçi edebiyatın usta kalemi Honore de Balzac'tan yükselişin ve düşüşün, varlığın ve yokluğun, dostluğun ve ihanetin, sevginin ve nefretin karşıtlığıyla kurulmuş bir roman: Cesar Birotteau. Paris'te parfüm işiyle uğraşan bir tüccardır Cesar Birotteau. O güne değin eşi ve biricik kızıyla birlikte bir küçük burjuva yaşamı sürmüştür. Nihayet sınıf atlama arzusuyla turnayı gözünden vuracağını düşündüğü bir işe kalkışır. Oysa ne körü körüne peşine takıldığı insanlar dürüst ve namusludur ne de önünü ardını düşünmeden inandığı sözler gerçektir: Tüm bunlar da tıpkı Cesar'ın ticaretini yaptığı ürünler gibi hakikati örten kozmetiklerdir adeta. Hakikat ise hem insanın tüm itibarını elinden alacak kadar acımasız hem de onu geri verecek kadar merhametli olabilir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ciddi-ciddi-sosyalizm-insanligin-kurtulusu-icin-kisa-bir-kilavuz", "text": "Danny Katch, elinizdeki kitabı yazma sürecinde, henüz kitabın adına karar vermemişken, konusunu soranlara sosyalizm üzerine diye cevap verir. Cevabı duyanlar şaşırır: Sosyalizm üzerine mi? Ciddi misin? Çünkü yazar ve aktivist Danny Katch bir Amerikalı ve olay, haliyle, Amerika Birleşik Devletleri'nde, yani sosyalizmin tehdit bile oluşturamayacak kadar marjinal kabul edildiği bir ülkede geçiyor. Üstelik yıl 2014... Bernie Sanders henüz ABD başkanlığına aday bile olmamış. O yıllarda kapitalizm, artık adalet ve verimlilik gibi yalanların arkasına sığınma ihtiyacı bile duymadan, açık açık güçlü haklıdır ilkesine göre işler hale gelmişti. Ve ABD'de, ne bileyim işte, daha iyi bir şeyciler yavaş yavaş sesli düşünmeye başlamıştı. Peki, kim bu daha iyi bir şeyciler? Kapitalizm kötü, tamam. İyi de alternatifi ne? Katch'in kitabı için seçtiği ad, işte bu soruya cevap veriyor: Tabii ki sosyalizm. Evet, sosyalizm. Yanlış duymadınız, sosyalizm. Ciddi Ciddi Sosyalizm!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cigirindan-cikmis-bir-dunya", "text": "Bir yandan sosyal sefalet: Her geçen gün derinleşen ve artık fark sözcüğüyle açıklanamayacak hale gelen uçurumlar, gelir adaletsizliği, toplumsal adaletsizlik, korkunç bir yoksullaşma, burjuva uygarlığından farklı sefalet görüntüleri... ve görünenlerin ardındaki gerçekler! Diğer yandan ekolojik felaket: Eriyip giden buzullar, yanıp kül olan ormanlar, bozulan atmosfer, yok olma tehdidiyle yüz yüze yaşamsal kaynaklar, susuzluk sorunuyla boğuşan milyonlar, mahvolmuş bir doğa, ekranlardan yansıyan çeşit çeşit felaket görüntüleri... ve görünenlerin ardındaki gerçekler! Öbür yandan etik yozlaşma: Piyasaların ve metaların buyruğuna giren insanlar, para ve senede tahvil edilip çürüyen ilişkiler, ekranlarla gözetlenip denetlenen gündelik yaşam, hayatın her alanında, her anında karşımıza çıkan yozlaşma görüntüleri... ve görünenlerin ardındaki gerçekler!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cikis-buradan", "text": "Fikret Başkaya'nın Çıkış Buradan başlıklı yapıtı, içine sürüklendiğimiz çöküş tablosundan nasıl çıkılabilir, yaşanabilir bir toplumsal düzen nasıl kurulabilir sorularına odaklanıyor. Bütünlüklü, radikal bir kapitalizm eleştirisinden hareketle insan-insan/doğa-toplum uyumunu ihya edecek eko-sosyalist bir perspektif ve paradigma öneriyor. Bir dünya sistemi olan kapitalizm potansiyelini tüketti, yolun sonuna geldi. Burjuva toplumunun sloganı, Daha çok üret, daha çok tüket, daha fazlaya sahip ola indirgenmiş durumda. Fikret Başkaya, geri dönüşü olmayan kritik bir eşiğin aşılmakta olduğuna dair uyarılarını somut verilerle temellendiriyor. Büyüme, kalkınma, ilerleme gibi kavramların bir uygarlık krizini maskelediğini kanıtlıyor. burjuva politikacılarının elinden alıp herkesin işi haline getirmek, toplumdan gasp edilenleri ona iade etmek, kimyasal kapitalist tarımdan çıkmak ve agroekolojiyi ihya etmek, tiksindirici dış borçları ayıklayarak ödemeleri durdurmak, enerjiyi kamulaştırmak ve enerji yutucu sistemden çıkmak, otomobili başat ulaşım aracı olmaktan çıkarmak ve yıkıcı tüketime vakitlice son vermek gibi zihin açıcı başlıklar yer almakta."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cin-uzerinde-kizil-yildiz", "text": "Çin Üzerinde Kızıl Yıldız, Çin devrimi üzerine yazılmış temel kitapların başında gelir. Kitabın yazarı Edgar Snow, Çin'de 14 yılını geçirmiş Amerikalı bir gazetecidir. Bu yıllar içinde Çince öğrenmiş, Çin tarihi üzerine bilgisini derinleştirmiş, Çin'in toplumsal yapısını ve siyasal ortamını yakından inceleyip gözlemlemiştir. Bu zengin arka plan bilgisine ve canlı gözlemlerine dayanarak Çin devrimini, Komünist Partisi önderliğindeki gerilla mücadelesini konu alan bu kitabı oluşturmuştur. Snow, gizlice kuşatma altındaki Kızıl bölgeye geçmiş, on yıla yayılan gerilla savaşının temel dayanağı olan köylüleri, Kızıl Ordu askerlerini tanımış; başta Mao Zedong, Co Enlay ve Lin Biyao olmak üzere devrimci liderlerle uzun sohbetler yapma imkanı bulmuştur. Mao Zedong'un, hayat hikayesini anlattığı tek kişi Edgar Snow olmuştur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cinin-yirminci-yuzyili-devrim-geri-cekilme-ve-esitlige-giden-yol", "text": "Çin'in Yirminci Yüzyılı, dalga boylarını ölçen, akıntılardan geriye kalanları inceleyen, yıkıcı ve yapıcı güçleri yeniden değerlendiren, devrimlerin ve geri çekilmelerin ardından inatla eşitliğe giden yolu takip eden bir yapıt. Ülkesi Çin'in yanı sıra Avrupa ve ABD'de yaptığı akademik çalışmalarla, Çin üzerine aydınlatıcı bir külliyatın oluşmasına önemli katkılar sunan Wang Hui, bu kitabında, 20. yüzyıl boyunca Çin'de yaşanan politika değişikliklerine ve devrimlere odaklanıyor. Yapıtına, 1911 Devrimi ve Çin'de çağdaş siyasetin doğuşuyla başlayan Hui, siyasi yaşamdaki ilk kımıldanmaların,1960'lardaki radikal tomurcuklanmanın ve daha yakın dönemdeki liberalleşmenin izlerini sürerek bügünkü yol ağzına kadar geliyor. Yüzyılın özü, 1911 Devrimi'yle başlayıp 1970'lerin ortalarındaki Kültür Devrimi'nin sonuna kadar süren 'uzun devrim'dir, diyen Hui, Çin'in 20. yüzyılındaki siyasileşmeyi üç veçhede inceliyor: siyasi bütünleşme, kültür ve siyaset, halk savaşı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cizgilerle-ateistin-el-kitabi", "text": "Yordam Kitap, Çizgilerle Lenin, Çizgilerle Felsefe ve Çizgilerle Kapitalizmin Korkunç Tarihi kitaplarına yeni bir Rius kitabı daha ekliyor. Meksikalı Marksist çizer Rius Çizgilerle Ateistin El Kitabı'nda dinlerin, özelde de Hıristiyanlığın tarihini anlatıyor. Bütün dinlerin egemen sınıflar tarafından nasıl kullanıldığını, insanları bazı şeylere inandırmanın sömürü düzeninin bekasını nasıl sağladığını örneklerle ve tarihsel referanslarla gösteriyor. Bir çocuk naifliğinde çizgi ve metinlerle, ama teorinin bilge damarlarından beslenmiş olarak hazırlanmış kitap tarihsel ve teolojik belgelere rağmen gözden kaçırılmaya çalışılan, bu yüzden de pek bilinmeyen Gerilla İsa figürüne özel bir vurgu yapıyor. Aziz Kilisenin Romalılara karşı isyan etmiş bir halk önderinden nasıl olup da bir kurulu düzene teslimiyet ikonu yarattığını gösteriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cizgilerle-silide-allendeli-yillar", "text": "Şili'de Allende önderliğindeki Halk Birliği sosyalizme yasal ve barışçıl yoldan geçince, o güne dek siyasal iktidarı daha çatışmalı sürelerle ele geçirebilen devrimciler, teoriye ve pratiğe dair yeni tartışmalara başladı. Barışçıl yolla iktidara gelen Allende'nin, bir süre sonra kanlı yollarla ve emperyalist müdahalelerle iktidardan düşürülmesi ise bu tartışmaları daha da alevlendirdi. Bugün, kamucu ve toplumcu söylemler geliştiren bazı siyasi hareketlerin dünyanın farklı köşelerindeki seçim başarıları devam ederken, parlamento yolunun hangi noktaya kadar sürdürülebileceği, bir devrimle taçlanıp taçlanmayacağı, sosyalizme uzanıp uzanmayacağı da yine tartışma gündeminde. Şili ve Allende deneyimi bu eksende güncelliğini hep koruyor. Yazar Carlos Reyes ve çizer Rodrigo Elgueta'nın titiz bir araştırmaya dayanan belgesel çizgi romanı, Şili deneyiminin yeryüzündeki en özgün sosyalist dönüşüm girişimlerinden biri olduğunu anlatıyor. Belki daha başından öngörülebilecek trajik başarısızlığı bile, bu girişimin önemini gölgeleyemiyor. Reyes ve Elgueta, Şili hakkında sıkça yapılan bir hataya düşmüyor ve yalnızca Allende ve Sosyalist Parti'ye değil, Halk Birliği'ni oluşturan yahut onu dışarıdan destekleyen devrimci hareketlerin tümüne odaklanıyor. Kitabın sayfaları arasında dolaşırken, tarihten bugüne uzanmak, Türkiye'den Venezuela'ya hala güncelliğini koruyan darbe girişimleri ve emperyalist müdahaleler üzerine düşünmek de mümkün."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/cocuklugum", "text": "Çocukluğum, Maksim Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabıdır. Kimi eleştirmenlere göre Gorki'nin başyapıtı olan Çocukluğum, dünya edebiyatında da kendi türünün en seçkin örneklerinden biridir. Aleksey Maksimoviç Peşkov'u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin Gorki oluşuna hak vermemek elde değildir. Küçük Aleksey'in, doğduğu Nijniy-Novgorod şehrinden babasının ölümü nedeniyle ayrılıp, annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına gitmesi ile başlayan anlatı, Gorki'nin, O evin içindeki her şey, kış günü karlarla örtülü sokaktan geçerken beni altına alan bir kızak gibi üzerimden geçiyor, soluğumu kesiyordu sanki, diye ifade edeceği günleri içerir. Bir yandan peteğine bir masal kahramanını andıran büyükannesinin balı damlayan Aleksey, yaşamın ne denli zor, ne denli acı yüklü olduğunu ilk kez bu yıllarda deneyimleyecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/davetsiz-misafir-marx", "text": "JDaniel Bensaid, Davetsiz Misafir: Marx'ta, Marx'a ve ekonomi politik kuramının köklerine, bunlar etrafında yaşanan tartışmalara ve fikir ayrılıklarına odaklanıyor. Marx'ın üç eleştiri başlığını, tarihsel akıl, sosyolojik akıl ve bilimsel pozitivizm eleştirisini okurlara sunarken bu konularda gündeme getirilen temel görüşleri ele alıyor: Tarihin sonu felsefesi, proletaryanın kaçınılmaz zaferini ilan eden ekonomik ve toplumsal determinizm, halkların yönelimini tespit ettiğini savunan kesin bilimler. Bunlar Marx'ın yönelttiği eleştirilerin temelini oluştururken kitabın genel çerçevesini de belirliyor. Bensaid, Marx'ın temel eserlerini yeniden ve ısrarla okumanın çağdaş soruları yanıtlamada, günümüz dönüşümlerini ve krizlerini anlamlandırmada, cinsiyet, milliyet, din gibi çeşitli çatışma odaklarının Marksist kuramda nasıl ele alındığının ve güncel olarak hangi bağlamlarda ele alınabileceğinin düşünülmesinde işaret ettiği yolların izini sürüyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/delikanli", "text": "Delikanlı, diğer Dostoyevski eserleriyle benzer izleklerin peşine düşen, Dostoyevski anlatısının temel motiflerini içeren tipik bir Dostoyevski romanı. Yanı sıra, psikolojik derinliğiyle öne çıkan özgün bir anlatı olma özelliğini de taşıyor. Artık bir çocuk sayılmayan ama henüz bir yetişkin de olamayan Dolgorukiy'in, irin gibi taşıdığı çocukluk öfkesi ve delikanlılık heyecanıyla attığı adımları izlemek heyecan verici. Dostoyevski belki de başka hiçbir eserinde kahramanı için bu denli yoğun şefkat talebinde bulunmamıştı. On dokuz yaşındaki delikanlı, gençliği ve saflığıyla Budala'nın Prens Mışkin'ini hatırlatırken Yeraltından Notlar'ın kırklı yaşlarındaki kahramanıyla da bağlantılı... Onlarla benzer düşünce ve çelişkileri yaşıyor. Dostoyevski, sanki bir açıdan, Dolgorukiy nezdinde geçmiş tüm roman kahramanlarını anlamamızı sağlamaya çalışmakta. Delikanlı bir yanıyla, baba ile oğul arasında yaşanan bir kuşak ve değerler çatışması; bir yanıyla da, karmaşanın hüküm sürdüğü, ahlaki temelleri sarsılmış, iyi ile kötü arasındaki sınırı belirsizleşen Rus toplumsal yaşantısının açık bir eleştirisi. Toprak sahibi, kadın düşkünü bir babanın evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen delikanlının hikayesi, benzer temaların işlendiği Karamazov Kardeşler'in de müjdecisi sayılıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/demir-okce", "text": "Yirminci yüzyılın yedi yüz yıl ilerisinden bakıldığında bir distopya, yirminci yüzyılın devamı niteliğindeki bugünümüzden bakıldığında sonuna kadar gerçekçi bir yapıtla karşı karşıyayız. Ernest Everhard adlı kartal bakışlı genç bir sosyalistin, hayatının aşkı Avis'i de bulduğu üniversite çevrelerindeki, işçileri uyutmaya çalışan din adamları çevresindeki, cüzdanlarına göz dikilince vahşileşen burjuva çevrelerindeki, o günün makine kırıcıları olarak konumlanan küçük burjuva çevrelerindeki, sonradan işçi aristokrasisine dönüşen ayrıcalıklı katmanlar çevresindeki ve nihayetinde işçi mahallerinde uçurumun dibinde yaşayan halk çevresindeki gezileriyle bütün bir toplumsal yapının katman katman önümüze serildiği bir anlatı bu. Jack London'ın sosyalistlerin mücadelesine adadığı, egemenler dahil toplumdaki bütün sınıfların anatomisine soyunduğu, yeraltı yaşamının zorlu şartlarına ve kalkışma denemelerine dek devrimcilerin yaşamını takip ettiği, Gerçek bu işte dostum, o inkar edilemez gerçek bu! sözlerinin peşinden koştura koştura anlattığı muhteşem bir yapıt. Özellikle 1970'li yıllarda Türkiye solu üzerinde büyük etkide bulunmuş, devrimci gençlerin ellerinden düşmemiş, denebilirse efsaneleşmiş bir yapıt."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/demokrasi-savascilari-olarak-marx-ve-engels", "text": "Karl Marx ve Friedrich Engels, insanlığın demokrasi mücadelesinde belirleyici sıçrama dönemi olan 19. yüzyıl demokratik hareketinin başkahramanlarıdır. Ne var ki, 20. Yüzyıl kapanırken, Marx ve Engels'in düşünceleri ile siyasi demokrasinin bağdaşmadığı gibi bir iddia adeta dünya çapında kabul görür oldu. Nimtz, kitabında bu iddiaya meydan okurken, günümüz entelektüellerinin Marx'ı ve Engels'i her şeyden önce entelektüeller ya da sadece büyük düşünürler olarak gösterme eğilimine de karşı çıkıyor. Onların her şeyden önce siyasi eylemci ve devrimci olduklarını vurguluyor. Marx ve Engels'in, komünistler olarak 1848-1849 devrimci ayaklanmalarına aktif şekilde katılmaları, demokrasi kavgasındaki etkilerini güçlendiren dersler ve sonuçlar çıkarmalarına imkan verdi. Bu, sosyalizm kavgasını geliştirirken demokratik mücadeleyi ilerletmenin tümüyle Marx ve Engels'in başarısı olduğu iddiasını da içinde taşıyor. Kitapta ayrıca, köylülükle ilgili siyasi tutumları, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkına verdikleri önem, kadınların eşitliği için mücadeleleri, sözde Avrupa merkezci önyargıları, 19. yüzyıl sonları Rusya'sı gibi büyük bir çoğunlukla köylü ve geri kalmış bir ülkede sosyalist devrimin olanaklılığına ilişkin görüşleri gibi konularda Marx ve Engels hakkında sıkça dile getirilen eleştirilere de yanıt veriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/devrim-okumalari", "text": "Devrim Okumaları, Britanyalı tarihçi Edward Hallett Carr'ın, devrimler tarihinin önemli isimleri, eserleri ve süreçleri üzerine kaleme aldığı bir dizi makalesini bir araya getiriyor. Eser, öncü olarak nitelenen Saint-Simon'a dair bir makaleyle başlıyor. Bunu, Komünist Manifesto'yu, Manifesto'nun yazılış sürecini ve elbette yazarları Marx ve Engels'i konu edinen bir makale takip ediyor. Akabindeyse, devrimler tarihinin iz bırakmış diğer pek çok ismi ele alınıyor: Proudhon, Herzen, Lassalle, Plehanov, Lenin, Sorel, Gallacher ve son olarak kendisine iki makaleyle yer verilen Stalin. Bundan başka, eserde, 19. yüzyılın kimi Rus düşünürleri ile ilgili, Alman Komünist Partisi ve Almanya'da başarısızlıkla sonuçlanan devrim süreci ile ilgili yazılar da bulunuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/devrimin-cebiri-hegelden-marxa", "text": "Felsefenin Aşılması ve Gerçekleştirilmesi, çağımızın en önemli felsefecilerinden Hans Heinz Holz'ün 50 yıllık felsefi çalışmasının özünü oluşturan başyapıtıdır. Holz üç ciltlik bu kapsamlı çalışmasında birinci cildin başlığını koyarken, Rus devrimci Herzen'den esinlenmiş; Devrimin Cebiri: Hegel'den Marx'a, Almanya'dan Rusya'ya, oradan tüm dünyaya uzanan bu devrimci bağlarla ortaya çıkmıştır. Tüm dünyaya dedik, zira Holz, Georg Lukacs'tan Antonio Gramsci'ye, Palmiro Togliatti'den Mao Zedong'a, 20. yüzyıl boyunca tüm dünyada Marksist felsefe alanında önemli çalışmalara imza atmış yazar ve eylemcileri, kendi çelişki ve diyalektik kavrayışı doğrultusunda değerlendirip yeni sentezlere ulaşmaya çalışmış, denebilir ki diğer çağdaş felsefecilerin pek de yanaşmadığı bir işe soyunmuştur. Bilimin ilerlemesi, bilgiye ulaşmak ve hayatı zenginleştirmek için karşıtların çatışmasını zorunlu gören Holz'e göre, çelişki yoksa hareket de, hayat da yoktur. O yüzden bu çalışmasında çelişkilerin ve onun ortaya çıkardığı eylemin önemini her şeyin üstünde tutmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/devrimler-cagi-1848-1871-1917", "text": "Tarih, siyaset ve felsefenin kesişim noktalarında ufkumuzu genişleten yeni çalışmalara imza atan Taner Timur, şimdi de Devrimler Çağı'na bakıyor. Timur, 19 ve 20. yüzyılın üç önemli devrimci kalkışmasında, 1848, 1871 ve 1917 yıllarında yaşananları dört ayrı bölümde ele alıyor. Kitabın ilk iki bölümünde hem 1848 Şubatının şanlı devrim günlerini, hem de aynı yılın Haziran ayındaki karşı-devrim dönemini inceleyen Taner Timur, birçok yönüyle bugünleri de anlamamıza yardımcı olan bu olayları, Marx ve Engels'in Komünist Manifesto ve Marx'ın Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i eserlerinin rehberliğinde aydınlatmaya çalışıyor. Paris Komünü ve Marx başlığını taşıyan üçüncü bölümde, 1871 Komün deneyiminin doğuşu, güçler arasındaki oransızlığa rağmen savaşın göze alınması, I. Enternasyonal'in konumu gibi konular ele alınıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/diyalektigin-dansi-marxin-yonteminde-adimlar", "text": "Kapitalizm üzerine fikir yürüten çoğu düşünürün görüntülere takılıp kalmasına karşılık Marx'ın tüm üstü örtük ilişkileri kavramasını sağlayan şey, onun diyalektik yöntemidir. Bertell Ollman bu kitapta Marksizmde vazgeçilmez bir rol üstlenen diyalektiğin Marx'ın kendi eserlerinde nasıl çalıştırıldığını ve bugün dünyayı anlamak ve değiştirmek için bizim diyalektiği nasıl kullanmamız gerektiğini ortaya koyuyor. Marksist külliyatı yine Marksist araçlarla soyutluyor; Marksizmin bizzat kendisini diyalektiğin ışığında inceliyor. Kısacası Ollman'ın yaptığı şey Marx'ın düşünsel dünyasının Marksist bir analizidir. Marx kapitalizmi anlamak, Ollman da Marx'ı anlamak için diyalektiğin dansındaki adımları takip eder. Marx'ın kendi yönteminin incelikleri üzerine herhangi bir çalışma ortaya koymamış olması onu tartışanlar veya takip edenler arasında metinlerinin ve fikirlerinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda alevli tartışmalara ve ihtilaflara yol açmıştır. Ollman bu kitabıyla Marx'ın belirli bir kavramı, belirli bir argümanı nasıl bir düşünsel sürecin sonucunda ürettiğini göstererek bu ihtilafların pek çoğuna noktayı koymuş oluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/diyalektik-sorusturmalar", "text": "Günümüz kapitalizmini anlamada Marx ne kadar önemliyse, diyalektik de Marx'ı anlamada o kadar önemlidir. Diyalektiğin Dansı'nda Marx'ın yönteminin analitik yapısını açıkça ortaya seren Bertell Ollman, bu kez Diyalektik Soruşturmalar'da temel toplumsal sorunlar karşısında diyalektiğin nasıl işler kılınabileceğini tartışıyor. Kitap bir yandan Marx'ın teorisinin ve yönteminin temel öğelerinin hem sade hem de derinlikli bir çözümlemesini yürütürken, diğer yandan bu teori ve yöntem üzerinden, üniversite, devlet, sınıf, ideoloji, ütopya, cinsellik ve hatta basketbol gibi başlıkları günümüz kapitalizmi ve gelecekteki sosyalizm tahayyülü ile ilişkili biçimde inceliyor. Kitabı özgün kılan şey bir yanıyla diyalektiğe yeni başlayanlar için bir el kitabı diğer yanıyla da Marksizm üzerine daha derin tartışmalar için bir rehber olma özelliğini taşıması."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/dol-bereketi", "text": "Emile Zola yaşamının son döneminde dört kitaptan oluşan yeni bir dizi üzerinde çalışmaya başlar. Dört İncil adını verdiği bu dizi yazarın son eseri olacaktır. İlk üç kitap olan Döl Bereketi, Emek ve Gerçek yayımlanır, fakat Zola dördüncü kitap olarak tasarladığı Adalet'i bitiremeden hayata gözlerini yumar. Zola, Dört İncil dizisini tüm eserinin doğal sonucu olarak nitelemiştir. Önceki romanlarından farklı bir üslupla kaleme aldığı Döl Bereketi'nde, doğurganlığı teşvik eden ve doğurganlığın sınırlanmasına karşı çıkan tezlerini çeşitli insan ve aile tabloları çizerek savunur. Doğum kontrolünü, kürtajı, Fransa'da o dönem çok yaygın olan sütninelik uygulamasını, çocuk esirgeme kurumlarını tartışır. Verimli bir yaşama dair düşüncelerini okurlarıyla paylaşır. Edebi niteliğinden çok savunduğu tezlerle öne çıkan roman Sigmund Freud'un da dikkatini çekmiş ve Freud, Döl Bereketi'ni okuduğu en ilginç eserler arasında saymıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/duman", "text": "Birdenbire ona her şey bir duman gibi göründü: Kendi yaşamı, Rus yaşamı, insan yaşamı, hele Rus yaşamı ona tümüyle bir duman gibi göründü. 'Her şey duman ve buhar,' diye düşünüyordu. Sanki her şey durmadan değişiyordu. Her yerde yeni yüzler, yeni biçimler görünüyor, sanki olaylar birbirini kovalıyordu. Oysa aslında her şey aynıydı. Her şeyde bir hareket, bir acelecilik göze çarpıyor, her şey hiçbir iz bırakmadan, hiçbir şeye erişmeden yitip gidiyordu. Turgenyev, toprak reformundan birkaç yıl sonra, 1867 yılında yayımlanan eseri Duman'da, Rusya'ya Avrupa'dan bakarak, hem aristokrat çevreyi hem Slavofilleri hem de aydınları eleştirir. Özellikle Rus soylu ve aydınlarına yönelttiği eleştiriler ile uzun süre tartışılan eser, Turgenyev ile Dostoyevski arasındaki çatışmanın yansımalarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Almanya'nın Baden-Baden kentinde nişanlısıyla buluşmak üzere bekleyen Litvinov, burada birçok kişiyle tanışacak, farklı çevrelere girecek, hem zihinleri hem de salonları saran duman içinde yolunu bulmaya çalışacaktır. Romanın kahramanı Litvinov'un, ona heyecansız ama huzurlu bir gelecek vadeden nişanlısı ile aşkın tüm tekinsizliğiyle benliğini kavuran eski sevgilisi arasında düştüğü ikilem ve çıkmazın ustalıkla yansıtıldığı eser, içerdiği otobiyografik unsurlarla da ilgi çekici olmayı başarıyor. Bu iki kadınla, aslında ülkesi ile Avrupa arasında bir tercih yapacağını, dolayısıyla seçtiğinin geleceği olduğunu kavrayan Litvinov, yaşamın çağrısına Turgenyev'in verdiğinden farklı bir cevap arıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/dunyada-ve-turkiye-de-komunist-ufuk", "text": "Dünyada ve Türkiye'de Komünist Ufuk, Kasım 2021'de yayımlanan Uygarlık Dönemeci'nin devamıdır. Uygarlık Dönemeci daha çok kapitalizmin teorik ve tarihsel sınırları üzerineydi. Bu kitapta ise yeni bir uygarlığın, bugünkü toplumda oluşmakta olan maddi önkoşullarına, olanaklarına yoğunlaşılıyor. Önkoşul, olanak, hatta birikim kavramları, toplumsal devrim güçlerinin hazır ve aktif olduklarını değil, olasılık ve gizilgüç olarak var olduklarını anlatıyor. Devrim, Özne, Komünizmin Olanakları, Siyaset ve Türkiye 1923-2023 kitabın ana bölmelerini oluşturuyor. Yurtsever, kapitalizmin en büyük başarısı doğal ve ebedi bir düzen olduğu düşüncesini sömürülen, ezilen büyük kitle içinde egemen kılmasıdır diyor ve bu boyunduruğu kırmanın felsefi, düşünsel, tarihsel, sınıfsal ve pratik olanakları üzerine bilgi, malzeme, eleştiri ve yorumlar sunuyor. Kitaptaki önemli saptamalardan biri, sınırdaki kapitalizmin kendi iç enerjisiyle değil, henüz kırılmamış seçeneksizlik algısıyla ayakta kaldığı biçiminde. Yazar, seçenek yaratmak, komünizmi gerçek bir hareket olarak yeniden var edebilmek için program, strateji, siyaset üzerine, özellikle de mücadele hedeflerinin mantığı üzerine eleştiri ve öneriler geliştiriyor. Türkiye 1923-2023 bölmesinde Osmanlı-Türk burjuva devrimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, çürüyüş ve çözülüş süreçleri tarihsel ve sınıfsal bir mercekten anlatılıyor. 14-28 Mayıs seçimlerinin eleştirel değerlendirmesi yapılıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/dunyadan-turkiyeye-iktisattan-siyasete", "text": "Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü emekli öğretim üyesi Korkut Boratav, sadece iktisat alanında değil, sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde çok önemli katkılar yapmış dünya çapında bir bilim insanıdır. Örnek bir çalışkanlıkla üretimini sürdüren hocaların hocası Boratav, bu kitapta, son yıllarda yazdığı makalelerden, sunduğu bildirilerden ve verdiği röportajlardan bir bölümünü bir araya getiriyor. Yarım yüzyılı aşkın bir süre içinde edindiği birikimle ve özümseyerek olaylara/olgulara uyguladığı tarihi maddeci anlayışla dünya ahvaline, memleketin haline çeviriyor bakışlarını. Kitapta yer alan on beş bölüm, Memleketin Haline Bakarken, Türkiye Ekonomisi, Dünyanın Hali, Marksist İktisat başlıklı dört kısım altında toplanıyor. Seçki, memleketin, dünyanın haline endişeler ve ümitler içinde bakan söyleşi, yazı ve konuşmalarla başlıyor; Türkiye ekonomisine geçerek devam ediyor. Samir Amin, Giovanni Arrighi, Perry Anderson ve Çin'de Sosyalizm başlıklı yazı ise Sovyet sosyalizminin çözülüşü ve reel sosyalizm tartışmalarına Çin deneyimini inceleyerek katılıyor, tartışmaya önemli katkılarda bulunuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/durgun-don-cilt-1", "text": "iç savaş koşullarında yaşanan tarihsel olayları hikaye eden bu epik roman, büyük Rus roman geleneğinin 20. yüzyıldaki doruklarından biridir. Büyük yıkım ve yoksunlukların ortasında insanlığa umut saçan yeni ve eşitlikçi bir sistemin kuruluşunu, sadece tarih, siyaset ve teori kitaplarından değil, Şolohov gibi usta bir yazarın canlandırdığı karakterlerle ve edebi anlatımın eşsiz keyfiyle öğrenmek isteyenler için de müthiş bir kaynaktır. Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener'in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Ali Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov'un parlak edebi biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/durgun-don-cilt-2", "text": "Rus ve dünya edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don'da Mihail Şolohov, devrim öncesi ve sonrasındaki Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve çara bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken, anlatısını tarihsel belgeler üzerine kurar. Ancak yazarına Nobel ödülünü getiren bu büyük yapıt, kesinlikle bir belge-roman değildir. Şolohov, tarihsel olayları nesnel bir biçimde aktarırken çok canlı portreler çizmiş, yaşadıkları toprakların ve dönemin özelliklerini yansıtan güçlü karakterler geliştirerek, birey ve toplum ilişkilerini yoğun bir dikkatle irdelemiştir. Romanın sayfaları ilerledikçe anlarız ki, karşı safta olanlara yapay olarak yaratılmış bir düşmanlık besleyen Kazaklar, aslında değişen bir dünyanın içinde yaşadıklarının da ayrımındadırlar. Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener'in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Ali Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov'un parlak edebi biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/durgun-don-cilt-3", "text": "Nehir roman tanımına, içeriği ve uzunluğuyla olduğu kadar romanın adıyla da böylesine uyan bir roman daha bulmak zordur. Mihail Şolohov'un ve Rus edebiyatının başyapıtlarından Durgun Don, akıcı anlatımıyla da nehir gibi akıp giden bir romandır. Romanın ana kahramanı Gregor Melehov, bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındıran bir karakterdir. Bunlardan biri köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa Don Irmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalıktır. Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener'in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Ali Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov'un parlak edebi biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/durgun-don-cilt-4", "text": "Mihail Şolohov'un başyapıtı Durgun Don'un her bir cildinde farklı bir tarihsel kesit öne çıkar. İlk ciltte, Don Kazaklarının geleneklere bağlı yaşamları canlı tablolar halinde anlatılırken, bir yandan da havada yaklaşmakta olan I. Dünya Savaşının ölüm kokan nefesi duyulur. İkinci cilt, Şubat ve Ekim Devrimleri ile birlikte eski Rusya'nın çöküşünün hikayesidir. Don Kazakları, bütün halklar gibi barışı özlemektedir ama İç Savaş da hemen kapıdadır. Üçüncü cildin tarihsel arka planında, General Krasnov'un, Bolşeviklerin yenilgisi halinde bağımsız bir Don'un mümkün olabileceği yalanıyla Ataman seçilişi ve Kazakları ayaklanmaya ikna etmesi vardır. Dördüncü ve son cildin arka planı ise, Ekim Devrimi sonrasında yaşanan İç Savaşın sona erişidir. Uzun ve çetin çatışmalardan sağ çıkanların eve dönüş hikayeleri, bu büyük romanı okuyanların adeta hafızalarına kazınır. Bu büyük eser Türkçeye, üç çevirmenimizin ortak ve yoğun emeğinin bir ürünü olarak kazandırıldı. Mete Ergin ve Gani Yener'in birlikte yaptığı çeviriyi Hasan Ali Ediz Rusça aslıyla karşılaştırdı. Okurlar, Rus halk edebiyatı ile Rus klasik edebiyatını kaynaştıran Şolohov'un parlak edebi biçemini bu titiz çeviriden zevkle takip edecekler..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/durgun-don-takim-4-kitap", "text": "Durgun Don, edebi dehası Tolstoy ile kıyaslanan Nobel Ödüllü yazar Mihail Şolohov'un başyapıtı; Ekim Devrimi ve Sovyetler'de İç Savaş gibi önemli tarihsel olayları hikaye eden bir epik roman. Şolohov, devrim öncesi ve sonrasındaki Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve Çar'a bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken anlatısını tarihsel belgeler üzerine kurmakla kalmayıp birey ve toplum ilişkilerini de yoğun bir dikkatle irdeliyor. Karşı safta olanlara yapay olarak yaratılmış bir düşmanlık besleyen Kazaklar, aslında değişen bir dünyanın içinde yaşadıklarının da ayrımındalar. Durgun Don'un ana kahramanı Gregor Melehov bilincinde iki temel eğilimi yan yana ve çatışma halinde barındırıyor. Bunlardan biri, köylü yaşamına, çalışmaya, doğaya, bilhassa durgun Don ırmağına duyduğu derin sevgi ile bağımsızlık tutkusu; diğeriyse, haklarını almak için başkaldıran milyonlarca köylüden biri olduğuna dair bilince çıkarmakta zorlandığı sınıfsal farkındalık. Romanın önemli bir meselesi de Gregor ile Aksinya arasındaki imkansız aşk. Durgun Don'un bu iki ilginç kahramanı geleneklerin baskısına boyun mu eğecek yoksa kendilerini dışlayan toplumsal çevrede kalıp savaşacaklar mı? Oysa Ekim Devrimi çemberin dışına çıkarak yepyeni bir yaşam biçimini seçmeleri için onlara bir fırsat sunuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/duzenini-arayan-osmanli", "text": "Osmanlı tarihini devlet-toplum karşıtlığı üzerinden okuyan ve özellikle İmparatorluğun uzun on dokuzuncu yüzyılında yaşanan siyasal çatışmaları milliyetçiliklerin kaçınılmaz mücadelesini merkeze alarak açıklamaya çalışan hakim yaklaşımlar, giderek daha fazla itiraz ve eleştiriyle karşılaşmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu hakim yaklaşımların yerini alabilecek, bütünlüklü bir alternatif anlatının inşası için daha fazla kuramsal tartışma ve ampirik araştırmaya duyulan ihtiyaç azalmamıştır. Bu ihtiyacın giderilmesinde hayati önem taşıyan sınıf mücadelesi odaklı çözümlemeler, Osmanlı tarihyazımının ''kayıp halkası'' olmayı sürdürmektedir. Düzenini Arayan Osmanlı, Eski Rejimden II. Meşrutiyet'e uzanan uzun bir dönem boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nda devlet oluşumunun farklı evreleriyle siyasal çatışma dinamikleri arasındaki ''eş-kurucu'' ilişkiye odaklanarak, sınıf mücadelesi odaklı bir anlatının oluşmasına ve ''kayıp halkanın'' ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bir yandan Osmanlı eski rejiminin sonunu getiren kriz dinamiklerini ele alan çalışma, diğer yandan da demokratik devrim, pasif devrim ve karşıdevrim uğraklarının özgüllüklerini ortaya koyarak Marksist burjuva devrimi kuramını Osmanlı örneği üzerinden yeniden tartışmaktadır. düzen tartışmalarını yeni araştırma ve yaklaşımların ışığında sürdürmeye yönelik bir çağrı olarak da okunmalıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ejderhanin-disleri", "text": "Lanny Budd, sanat eseri alım satımıyla uğraşan Amerikalı bir sosyalisttir. Irma adında, kapitalist ideolojiye yakın duran çok zengin bir Amerikalı kadınla evlidir. Lanny ve Irma çifti, pek çok farklı köken ve görüşten, uzak veya yakın çok sayıda insandan müteşekkil bir aileye sahiptir. Sıkça deniz yolculukları yapan, sefahat içindeki bu kalabalık ailenin yatına Almanya'da Naziler tarafından el konması, olayların fitilini ateşleyecek ve Lanny inandığı değerler uğrunda, sevdiklerini korkunç bir kaderden kurtarmak için adeta bir savaş verecektir. Upton Sinclair'in, yakın tarihin en önemli olaylarına yer verdiği 11 kitaplık Lanny Budd romanları serisinin üçüncü ve en bilinen kitabıdır Ejderhanın Dişleri. 1929'daki Wall Street iflasından Nazilerin 1934'teki kanlı tasfiye hareketine kadarki dönemi kapsar ve nasyonal sosyalizmin yükselişi, Hitler'in iktidara gelişi ve Nazi terörü etrafında şekillenir. Gerçek ve kurgusal pek çok karakter barındıran Ejderhanın Dişleri, Sinclair'in hikaye anlatmadaki üstün yeteneklerini kanıtlar niteliktedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/eko-sosyalist-paradigma", "text": "Fikret Başkaya, mevcut sistemi çözümleyip radikal bir biçimde eleştirdiği, bunu yaparken de birbiriyle etkileşim içindeki sosyal ve ekolojik sorunlara çözümler ürettiği çalışmalarının bu son halkasında, eko-sosyalist paradigmaya ve komünizme işaret ediyor. Önce Komünizmi nasıl bilirsiniz? diye soruyor Fikret Başkaya ve başlıyor müşterekleri anlatmaya. Ütopya, insan doğası, devletleştirme, sosyalleştirme, sönümlenme gibi kavram ve tartışmalar da yanında. Ardından sıra modernite, ilerleme ideolojisi ve kapitalizme geliyor. Yani ekonomik büyüme ve kalkınma ile birlikte sistemin sınırlarına geliyor, ihtiyaçlar ile kaynaklar arasındaki ilişkinin nasıl kurulması gerektiğine. Bir sonraki adımda büyümenin bir diğer yüzü olarak ekolojik yıkım çıkıyor karşımıza. Muasır medeniyetler seviyesi, Sosyal Avrupa, demokrasi retoriği, kapitalizm dahilinde kalkınmanın mümkün olup olmadığı ve benzeri konular, Başkaya'nın açtığı diğer tartışma başlıkları."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ekonomik-kriz-ve-sol-socialist-register-2012", "text": "Socialist Register 2012, Bu Defaki Kriz başlıklı Socialist Register 2011'in devamı niteliğinde. Bu Defaki Kriz'de, ekonomik krizlerin, siyasi fırsatları da beraberinde getiren dönüm noktaları haline gelebileceği, ancak açılan siyasi alandan o ana dek solun değil egemen sınıfların faydalandığı tespitine yer verilmişti. Ekonomik Kriz ve Sol başlıklı 2012 sayısında, bu çözümleme, bir yandan Latin Amerika'dan Ortadoğu'ya, Çin'den Avrupa'ya uzanan geniş bir coğrafya ele alınarak, bir yandan da gerek kamu sektöründeki krizden, gerekse iklim krizinden beslenen, aynı zamanda bir kemer sıkma çağına işaret eden yeni birikim stratejileri masaya yatırılarak derinleştiriliyor. Avro bölgesi krizine solun nasıl yanıt vermesi gerektiğine ilişkin üç makaleden oluşan bir sempozyum ise okurlara solun krizdeki konumunu daha ayrıntılı değerlendirme fırsatı sunuyor. Solun önünde açılan stratejik olanaklar hakkında bu sayıda kapısı aralanan tartışmalar, Socialist Register 2013'te, 21. yüzyılda izlenecek sosyalist stratejilere yönelik sorularla devam edecek."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/emek-mucadelesi-seti-3-kitap", "text": "1800'lerdeki ilk fabrika grevlerinden 1930'larda faşizm tarafından yok olmanın eşiğine getirilişine kadar dünya emek hareketinin destansı tarihi eşliğinde yeni işçi sınıfının öyküsü... Lyon dokuma işçileri, gökyüzünü fethe kalkan Paris Komünarları, kanlarıyla 1 Mayıs'ı yaratan Amerikan işçileri, Birinci Dünya Savaşı'nı durdurmaya çalışan Alman metal işçileri, İtalya'da işçi konseyleri, Çin işçi sınıfının doğuşu, Yahudi işçi örgütü Bund... Heyecan verici tarihsel anlatı günümüz cephe hattında yapılan röportajlarla harmanlanıyor. Hüznü ve neşesiyle, yenilgisi ve başkaldırısıyla bir sınıfın öyküsü... Marx geri döndü, ama hangi Marx? Yakın geçmişte yayımlanan yaşamöyküleri, onu bir 19. yüzyıl figürü olarak konumlamakta ısrarlı. Mike Davis'in Marx ve Marksizm hakkında tezlerini ilk kez doğrudan kaleme aldığı bu kitapta ise, sadece geçmişe değil bugüne dair de konuşan bir düşünür çıkıyor karşımıza. Davis, Marx'ın kuramsal metinlerinin ve siyaset yazarlığının yeni boyutlarını aydınlatmak için emek tarihinin o geniş arşivine başvuruyor. Bize kayıp bir Marx öneriyor. Bu Marx'ın, tarihin aktörlerine, milliyetçiliğe ve sınıf mücadelesinin arada kalan sınıflarla ilgili görünümüne dair çözümlemeleri, bizim karanlığa gömülmüş çağımızda devrimci düşüncelerin yeniden canlandırılması için kritik önemde. Davis, küresel istihdam krizi ile giderek bozulan iklim şartlarını da ele aldığı çözümlemesinde kapitalizmin insanlığın devamını sağlama konusundaki başarısızlığına dikkat çekerken, insanlık çağına dair fetişizmi de kıyasıya eleştiriyor. Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler'in son bölümünde, artık unutulup gitmiş eski bir tartışmaya, alternatif sosyalist kentçilik (1880-1934) tartışmalarına bakan Mike Davis, sürdürülebilir bir çevrede evrensel ölçekte yüksek nitelikli bir yaşamın temel kavramlarını aramaya koyuluyor. Kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu kitap, işçi eylemlerinin son 130 yılda dünya genelinde sergilediği eğilimleri dünya kapitalizminin ekonomik ve siyasi dinamikleriyle bağlantılı olarak inceliyor. Dünyada işçi eylemleri üzerine yeni bir veritabanını temel alan kitap, işçi eylemlerinin başlıca mekanlarının, üretimin coğrafi mekanlarında yaşanan kaymalarla birlikte ülkeden ülkeye nasıl yer değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Kitap ayrıca tarihsel veriler ışığında işçi hareketlerinin günümüzde içinde bulunduğu krizin gerçekte yeni ve özgün olan yanlarını belirlemeye çalışıyor. Yirmi birinci yüzyıl işçi hareketlerinin gelecekte ortaya çıkması muhtemel yeni biçimleri ile ilgili değerlendirmelerle son buluyor. Yazar bu kitabıyla Amerikan Sosyoloji Derneği Seçkin Akademik Yayın Ödülü'nü (2005) kazanmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/emperyalizm-ve-esitsiz-gelisme", "text": "Dönemin Stalinizm, Troçkizm ve Çin Devrimi kutuplaşmaları içerisinde siyasi tavrını da belirterek yola çıkan Amin, bu önemli çalışmasına mikroekonominin eleştirisi ile başlamakta ve ardından tarım ve toprak rantı sorununa eğilerek, kapitalist üretim tarzının tarım üzerinde kurduğu egemenliği anlatmakta ve azgelişmişlik sorununa uzanmaktadır. Azgelişmişlik olgusunu, emperyalizmin farklı evreleri ve bunalımları bağlamında değerlendiren Amin, bir dönem önemli tartışmalar uyandıran merkez-çevre ülkeleri ayrımına ve uluslararası ticaretin rolüne de değinerek geçiş sorunları ve sosyalizmin inşası konularını ele almaktadır. Samir Amin, Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme'de teknoloji transferi, eğitimin işlevi, ücretin belirlenmesi, eşitsiz değişim ve eşitsiz gelişme gibi temel konularını kapsamlı bir şekilde tartışırken, son bölümde değerlerin fiyatlara dönüşümü ve kar oranlarının düşüşü gibi Marx'ın Kapital'inden hareketle sıkça tartışılan sorun alanlarına da girmektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/emperyalizmin-turkiyeye-girisi", "text": "Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi, ülke kaderi üzerinde belirleyici bir etkide bulunan emperyalizme bağımlılığın tarihsel köklerine eğiliyor. Dr. Orhan Kurmuş'un İngiltere'de yıllar süren bir arşiv çalışmasıyla elde ettiği veri ve bulgular ışığında oluşturduğu eser, bir öncü çalışma olarak Osmanlı tarihinin pek çok yönüne ışık tutuyor. Kitap, İngiliz sermayesinin ve giderek İngiliz emperyalizminin Türkiye'ye girme sürecini inceliyor, emperyalizmin yörüngesinde Türkiye'nin kapitalist gelişme sürecinin ilk döneminin ana çizgilerini ortaya koyuyor. Zaman kesiti olarak seçilen 1850-1913 yılları arasında, İngiliz şirketlerinin ve İngiliz devletinin liman kenti İzmir ve Batı Anadolu'daki ticari etkinlikleri, doğrudan sermaye yatırımları, İzmir-Aydın demiryolu ayrıntılarıyla inceleniyor. Bu ilişkinin, tarımda ve sanayide yarattığı gelişmeler ama öte yandan Osmanlı ekonomisinin tek yönlü gelişmesi ve uydulaşmasına yol açan karakteri analiz ediliyor. Birinci basımı 1974 yılında yapılan kitap, ilk kez kullanılan arşiv belgeleri ve ortaya çıkardığı zengin verileriyle alanındaki en önemli başvuru kaynaklarından birisi olarak anti-emperyalist yükseliş yıllarının tartışma ortamına büyük katkı sağladı. Türkiye'de olduğu kadar birçok yabancı ülke üniversitesinde de temel kaynak olarak gösterildi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/eski-tanrilar-yeni-bilmeceler-marx-in-kayip-teorisi", "text": "Marx geri döndü, ama hangi Marx? Yakın geçmişte yayımlanan yaşamöyküleri, onu bir 19. yüzyıl figürü olarak konumlamakta ısrarlı. Mike Davis'in Marx ve Marksizm hakkında tezlerini ilk kez doğrudan kaleme aldığı bu kitapta ise, sadece geçmişe değil bugüne dair de konuşan bir düşünür çıkıyor karşımıza. Davis, Marx'ın kuramsal metinlerinin ve siyaset yazarlığının yeni boyutlarını aydınlatmak için emek tarihinin o geniş arşivine başvuruyor. Bize kayıp bir Marx öneriyor. Bu Marx'ın, tarihin aktörlerine, milliyetçiliğe ve sınıf mücadelesinin arada kalan sınıflarla ilgili görünümüne dair çözümlemeleri, bizim karanlığa gömülmüş çağımızda devrimci düşüncelerin yeniden canlandırılması için kritik önemde. Davis, küresel istihdam krizi ile giderek bozulan iklim şartlarını da ele aldığı çözümlemesinde kapitalizmin insanlığın devamını sağlama konusundaki başarısızlığına dikkat çekerken, insanlık çağına dair fetişizmi de kıyasıya eleştiriyor. Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler'in son bölümünde, artık unutulup gitmiş eski bir tartışmaya, alternatif sosyalist kentçilik (1880-1934) tartışmalarına bakan Mike Davis, sürdürülebilir bir çevrede evrensel ölçekte yüksek nitelikli bir yaşamın temel kavramlarını aramaya koyuluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/eski-ve-yeni-fasizm", "text": "Yaşar Ayaşlı, Eski ve Yeni Faşizm kitabında, faşizmin yükselen bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor, dünya halklarına korkunç acılar ve felaketler yaşatmış bu belayı tanımanın güncel önemine vurgu yapıyor. Faşizmin doğuşunu, tarihsel ve sosyal bağlamını, hareket olarak oluşumunu, karakteristik özelliklerini, iktidara gelişini, türevlerini, mutasyonlarını, tanımlarını ve yeni biçimlerini materyalist tarih anlayışı ışığında irdelemeye çalışıyor. Avrupa'dan Latin Amerika'ya, Asya'dan Japonya ve Orta Doğu'ya kadar uzanan tezahürlerini, olgular ile teorik ve siyasi arka planları arasında uyum sağlayarak gözler önüne seriyor. Eski ve yeni faşizmle ilgili kritik önem taşıyan sorulara yanıtlar üretiyor. Yaşar Ayaşlı, çalışmasını Marksist teorisyenlere dayandırırken, Marksist faşizm teorisini itibarsızlaştırmaya çalışan, faşizmin çarpık bir resmini sunan liberal/reformist faşizm yorumlarıyla da hesaplaşıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/eulalia-nin-evi", "text": "Asıl adı Alvaro Cunhal olan Manuel Tiago, ülkesi Portekiz'de oldukça ses getirmiş sekiz romanı bulunan bir yazar, bir komünist, bir parti başkanı, bir devrimcidir. Sınır tanımazlığı bu kimlik ve bu edimle kalmamış, defalarca girip çıktığı hapishanede Kral Lear'i Portekizceye çevirmiş, çocuk kitapları yazmış, çeşitli tasarımlar ve resimler yapmıştır. Eulalia'nın Evi, İspanya İç Savaşı'nı konu alan bir romandır. Bu savaşa katılan Portekizli devrimcilerin tanıklığıyla, faşist askeri diktatörlüğe karşı birleşen halk milislerinin, Cumhuriyet ordusunun, Uluslararası Tugayların mücadelesini anlatır. Yazarın ifadesiyle hikayelerin hiçbiri burada anlatıldığı gibi gerçekleşmedi; her biri kurgu, ancak hepsi gerçektir. O günleri, tam da o günlerde oralarda koşan, çarpışan, dövüşen, yaralananların tanıklığıyla izlemek, anlamak için..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/evrim-bilimi-ve-yaratilis-efsanesi", "text": "Günümüz dünyasında evrim bilimi olmaksızın bilimden söz edilemezdi. Hem bilimsel bakış açısına sahip hem de bilimle hiç tanışık olmayan okurlara hitap eden, anlaşılır ve akıcı bu kitap, evrim bilimi ile ilgili gerçekleri detaylı olarak ele alıyor. Eser, gezegen üzerindeki yaşamın farklılaşmasını ve karmaşıklığını ve insanlar da dahil olmak üzere bütün yaşam formlarının nasıl evrimleştiğini inceliyor. Pek çok farklı alanda karşılıklı olarak biribirini güçlendiren ve biyolojik evrim teorisini doğrulayan kanıtları irdeliyor. Aynı zamanda yaratılış efsanesini ve akıllı tasarım bağnazlığının arkasına gizlenmiş yalanları ayrıntılı olarak ele alıyor. Evrimin, hükümetler tarafından desteklenen radikal dinci grupların eş zamanlı saldırılarıyla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yayınlanan bu kitap, önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyor. Okur, bu kitabı okuduğunda, evrimin temel gerçekleri hakkında bir kavrayışa ulaşacak, bilimin ve bilimsel yöntemin doğruyu bulmayı nasıl mümkün kıldığını anlayacak ve neyin doğru olduğunu bilmenin niçin çok önemli olduğuna dair berrak bir bakış açısı edinecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/eylemciler", "text": "Fransa'da Nazi işgaline karşı direnişin, komünist hareketin ve toplumcu gerçekçi edebiyatın önemli isimlerinde Jean Laffitte, Rezistansın tam ortasından yazdığı bu anı-romanda Paris'in sokaklarından Gestapo'nun zindanlarına ve toplama kamplarına götürüyor okurları. Neticede, büyük acılar ve hüzün bir yanda, direnç ve umut diğer yanda... insanı mücadeleye çağıran, nefes kesici bir anlatı çıkıyor ortaya. Okuru yakın tarihin karanlık sokaklarında dolaştıran, dehşet dolu zindanlara atılan insanların hikayelerini hatırlatan, taş ocaklarında ölesiye çalıştırılmanın ve aç bırakılmanın gerçekliğini bütün çıplaklığıyla anlatan bu sarsıcı romanda, insan olmanın onurunu koruyarak ve mücadeleyi son nefesine kadar sürdürerek karanlıkları aydınlığa çevirmenin ve zindanları yıkmanın olanaklarını da görüyoruz. Eşi Madeleine'i ve birçok yoldaşını Nazi toplama kamplarında kaybeden Jean Laffitte, her koşul altında çalışmasını ve direncini sürdüren emekçilerin, gençlerin, yeraltında mücadele veren militanların, yurtseverlerin, komünistlerin, neferlerin ve önderlerin hikayelerini anlatıyor. Bizim hikayelerimizden biri daha, gözden geçirilmiş haliyle okurlarla yeniden buluşuyor!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/felsefe-toplum-bilimleri-ve-tarihci", "text": "On yıllara yayılan tarih ve felsefe okumalarına dayanan ve üç yıllık yoğun çalışmanın ürünü olan bu kitap, Taner Timur çalışmalarının yeni bir doruğunu oluşturuyor. Çalışma, tarih-yazıcılığı ile felsefe ve toplum bilimlerinin, tarih boyunca yer yer birbirleriyle buluşan, fakat çoğu zaman da birbirinden kopuk ve bağımsız bir gelişme çizgisi izleyen öykülerini anlatıyor. Felsefe ve bilimin beşiği olan Eski Yunan, Herodot ve Thucydides ile tarihçiliğin de beşiği olmuştu; fakat Aristo, genelle değil, özelle uğraşan tarih-yazıcılığını bilim saymıyordu. Bu görüş, din adamları ve ilahiyatçıların kontrolü altında tüm Ortaçağ boyunca da geçerli oldu. Rönesans'ın, kutsal tarih anlayışında açtığı gedikler, 17. yüzyıl rasyonalist filozoflarının darbeleri ile genişledi ve izleyen yüzyıla da Kant'ın Aydınlanma dediği aklın zaferi damgasını vurdu. Böylece, modernizm, Weber'in büyülerin bozulması olarak adlandırdığı süreç sonucunda doğdu. 19. yüzyıl, Hegel'in yönteminde Aydınlanma'yı diyalektik bir devinime dönüştürdü; fakat yine Hegel'in sisteminde tarih, Mutlak Espri şeklinde sona eriyordu. Marx ve Engels, Hegel'in diyalektik yöntemini benimsediler ve kapitalizmin sağladığı bütünlüğü toplum bilimlerindeki gelişmelere dayanarak tarihi maddecilik adını verdikleri kuramsal çerçevede açıkladılar. Böylece metafizik sentezin yerini sosyoekonomik analize dayanan bilimsel eleştiri alıyor ve kapitalist küreselleşmenin gizlemeye çalıştığı uzlaşmaz çelişki ortaya konulmuş oluyordu. Krizler, devrimci atılımlar ve karşı-devrimler içinde geçen 19. yüzyılı, iki kanlı dünya savaşına sahne olan 20. yüzyıl izledi. Kapitalizm dünyayı bütünleştirir, eşitsizlikler içinde küresel bir köy haline getirirken kapitalist işbölümü de bilimde iş bölümünü artırıyor, uzmanlaşmayı geliştiriyordu. Böylece gitgide daha çok uzmanlaşan bilim dalları sadece bütünü değil, birbirlerini de anlayamaz hale geldiler. Mikro-tarih, mikro-iktisat, mikro-sosyoloji vb, tüm bilimler yerleşik çıkarlarla uzlaşıyor ve bilimsel tarafsızlık kisvesi altında küresel kapitalizmi bir kader gibi sunma yarışına giriyordu."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/feodalizmden-kapitalizme-osmanlidan-turkiyeye", "text": "Bu çalışmada Sencer Divitçioğlu'nun Osmanlı toplumunu Asya üretim tarzı çerçevesinde bir modele yerleştirmesine sistematik bir yanıt oluşturulmaktadır. Osmanlı toplumunu kendine özgü olarak tanımlayan ve feodal üretim tarzının hakimiyetini reddederken istemeden AÜT tezlerini savunanlara dolaylı destek veren önemli iktisat tarihçimiz Ömer Lütfü Barkan'ın görüşleri de eleştiri kapsamına alınmaktadır. Barkan üzerinden bir anlamda partikülarizm/kendine özgücülük sarmalına hapsolmuş bütün Osmanlı tarihçilerine de dolaylı bir eleştiri yöneltilmiş olmaktadır. Çalışmanın bir diğer tartışması, Osmanlı ekonomik ve sosyal sisteminin çözülmesi ve dönüşmesinin kendiliğinden kapitalizme evrilme olanaklarının yapısal sınırları üzerinedir. Bir sanayi devriminin sürükleyici ve dönüştürücü etkisinden yoksun olan ve dolayısıyla bu devrim tarafından belirlenen dış dinamiklerin belirleyici etkisine fazlaca açık olan bir yarı-bağımlı çevre ekonomisinde, bozulmuş feodal ilişkilerin kapitalist ilişkilere evrilmesi Osmanlı döneminde gerçekleşememiş ve bu sorun tüm hibrit özellikleriyle 20. yüzyıl ortamına ve Cumhuriyet dönemine taşınmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/filistin-komunist-partisi-1919-1948-enternasyonalizm-mucadelesinde-araplar-ve-yahudiler", "text": "Filistin Komünist Partisi tarihi, Filistinli Araplar ile Yahudi göçmenlerin sınıf dayanışması temelinde ortaya koydukları politik çabanın tarihidir. Siyonizme alternatif olarak 1919 yılında başlatılan bu ortak parti mücadelesi, çeşitli nesnel ve öznel nedenlerle 1948'de başarısızlığa uğramıştır. Filistin'deki yerleşik Araplardan tamamen ayrı olarak siyonist hareketin içinden doğan komünist hareket; Komintern gözetiminde, bütün siyasi eksikliklerine rağmen sömürgeciliğe ve siyonizme karşı mücadele eder hale gelmiştir. Partinin siyasal hattında yaşanan yalpalamalar, polis baskısı, bölgedeki isyanlar ve ayaklanmalar; Arap ve Yahudi komünistlerin, tarihi Filistin'de, adil bir toplum kurmak için mücadele etmesini engelleyememiştir. Bu kitap, bir parti tarihi olmanın ötesinde; Arap ve Yahudi komünistlerin İngiliz Mandası olan Filistin topraklarında yürüttüğü enternasyonalizm mücadelesini, tarihe not düşmektedir. Filistin tarihinin ihmal edilen ya da unutulan bir dönemi aydınlatılırken, aslında İsrail Devleti'nin nasıl yaratıldığı da anlatılmaktadır. Kitap hazırlanırken, İngiliz ve İsrail arşivlerindeki konuya ilişkin belgeler titizlikle incelenmiş, gazete ve dergiler taranmış ve hepsinden önemlisi, anlatılan olayların tanığı olmuş parti üyeleriyle yüz yüze yapılan görüşmelerden yararlanılmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/firtina-cocuklari", "text": "Rus-Sovyet gerçekçi yazınında özel bir yeri olan Nikolay Ostrovski, 32 yıllık kısa yaşamında iki önemli yapıta imza atmıştır. Sovyetler Birliği döneminde Kızıl Ordu saflarında savaşıp yaralanan, ardından felç geçirip yatağa bağlı hale gelen ve kör olan yazar, hayatının bu zorlu döneminde yazmaya sarılmış, bu koşullarda kaleme aldığı romanlardan ilki, Ve Çeliğe Su Verildi ona dünyaca ün kazandırmıştır. İkinci romanı, Fırtına Çocukları ise hem ilk romandaki özyaşamsal ögeleri tamamlar niteliktedir, hem de 1918-1919 yıllarında Polonya ve Ukrayna'da geçen olayların büyük bir tarihi freskini ortaya koymaya dönük kapsamlı bir girişimdir. Ostrovski, üç cilt olarak planladığı bu uzun soluklu romanının ilk cildini tamamladıktan sonra, maalesef hayatını kaybetmiştir. Kahramanlarından söz ederken, Bu bana yakın ve değerli varlıklar hiç aklımdan çıkmıyor diyen Ostrovski, bu anlamda hayatının son dönemini ve günlerini hep Fırtına Çocukları ile geçirmiştir. Bize kalan sayfalar, yazarın sonuna kadar götürme fırsatı bulamadığı bunca geniş ve güçlü yapıtının değerine tanıklık ederken, Fırtına Çocukları yirminci yüzyılın en kritik dönemlerinden birini şaşırtıcı bir canlılıkta ortaya koymaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/fransiz-uclemesi-fransa-da-sinif-mucadeleleri-louis-bonapart-in-18-brumaire-i-fransa-da-ic-savas-ciltli", "text": "Fransız Üçlemesi, Karl Marx'ın Fransa'daki sınıf mücadeleleriyle ilgili üç temel eserini bir araya getiriyor: Şubat 1848 Devrimi sonrasında yaşanan gelişmelerin çözümlendiği Fransa'da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 ile Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i ve 1871 Paris Komünü deneyiminin çözümlendiği Fransa'da İç Savaş. Ayrıca, Fransa'da İç Savaş'ın birinci ve ikinci taslakları da kitapta yer alıyor. Fransa'daki 1848 Şubat Devriminde, işçi sınıfı, siyaset sahnesine ilk kez ayrı bir sınıf olarak çıkmış, cumhuriyetin ilan edilmesini sağlamış ve bu cumhuriyetin sosyal bir cumhuriyet olması için mücadele etmişti. Egemen sınıfların karşılığı, işçi sınıfını erken bir ayaklanmaya zorlayarak, aynı yılın Haziran ayında bir katliam gerçekleştirmek oldu. Burjuva cumhuriyetinin gerçekte burjuva diktatörlüğünden başka bir şey olamayacağı görüldü. Fransa'da Sınıf Mücadeleleri'nde, işçi sınıfının kapitalist düzen ve onun siyasal kurumları hakkındaki yanılsamaları çözümlenirken, yenilgilerden çıkarılması gereken dersler tarif ediliyor. Engels'in 1895 tarihli kapsamlı Giriş yazısına ise, Almanya'daki sosyal demokrat parti yöneticilerinin o dönemdeki dayatmaları nedeniyle istemeden çıkardığı pasajları da içeren eksiksiz haliyle yer veriliyor. 1848 yılının Aralık ayında halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla cumhurbaşkanlığına seçilen Louis Bonaparte, Aralık 1851'de bir hükümet darbesi gerçekleştirerek Fransa'daki İkinci Cumhuriyet dönemine son verdi. 18 Brumaire'de, sıradan ve gülünç bir maceracının kahraman rolünü oynamasını mümkün kılan koşullar çözümlenirken, burjuva cumhuriyetçilerinin ve küçük burjuva cumhuriyetçilerinin politikalarının, Louis Bonaparte'ın Aralık 1852'de kendisini imparator ilan edebilmesine nasıl yol açtığı da ortaya koyuluyor. Louis Bonaparte 1870 yılında Prusya'ya açtığı savaşta esir düşmüş, ülkede cumhuriyet ilan edilmiş, burjuva siyasetçileri tarafından bir ulusal savunma hükümeti kurulmuş ve Paris, Prusyalılar tarafından kuşatma altına alınmıştı. Hızla bir ihanet hükümetine dönüşen ve başkentin Prusya'ya teslim edilmesi için çaba harcayan iktidara direnen halk, 18 Mart 1871'de Paris'in yönetimini kendi eline aldı. Fransa'da İç Savaş'ta, tarihteki ilk işçi sınıfı iktidarını, yani Paris Komünü'nü ortaya çıkaran koşullar, Komün'ün siyasal ve toplumsal önlemleri ve yıkılmasının nedenleri çözümleniyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/genclerle-bas-basa-felsefenin-bahcesinde", "text": "Felsefe ne işe yarar? Cevaplarımızı değil sorularımızı arttırıp aklımızı karıştırıyorsa, gereksiz ve hatta zararlı değil mi? Bu kitapta felsefe tarihindeki ünlü filozofların kuramlarının özetleri yok. Bu kitap, felsefenin ana binasına girmeden, bahçesinde dolaşmaya davet ediyor okurları. Hayatımıza değen, bize kendimizle ve dünyayla yüzleşme cesareti veren bir felsefe yapma yordamı geliştirmeye çalışıyor. Nefes alıp veren, aklı yüceltmeyen bir felsefe yapış tarzıyla felsefi bir yaşamı nasıl inşa edebiliriz sorusuna yöneliyor. Yıldız Silier deneme ve diyaloglardan oluşan metinlerinde hakikati bilmek, felsefenin değeri, belirsizlikle yüzleşmek, özgürlük, yaşam ve ölüm gibi konular üzerinde düşünüyor ve sorular soruyor. Kitabın yaklaşık yarısı ise Yıldız Silier'in Boğaziçi Üniversitesi'ndeki dokuz öğrencisinin bu kitap için yazdığı felsefi diyalog ve öykülerden oluşuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/genclerle-bas-basa-seti-10-kitap", "text": "2020'nin Mart ayında üç kitapla yola koyuldu Gençlerle Baş Başa dizisi: Jean Ziegler'den Gençlerle Baş Başa: Kapitalizm, Metin Çulhaoğlu'ndan Gençlerle Baş Başa: Sosyalizm ve Fikret Başkaya'dan Gençlerle Baş Başa: İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım. Gençlerle Baş Başa Verelim, Dünyayı Değiştirelim sloganıyla yola çıkan dizide, yazarlarımız genç okura hitap eder tarzda sorulu-cevaplı, eğlenceli, öğretici kitaplar kaleme aldılar. Ele aldıkları başlıkları en temelden ve özlü bir biçimde irdeleyen, güncel gelişmelere belli bir ağırlık veren, okurların zihninde bütünsel bir çerçeve oluşturmaya çalışan, başta gençlere ama gençlerle birlikte bütün okurlara hizmet eden kitaplar bunlar. 2020 sonunda, Fatih Yaşlı imzalı Gençlerle Baş Başa: Faşizm'i yayınlayarak bu öğretici seriyi altı kitaba ulaştırdık. Yaşlı, dizinin diğer kitapları gibi soru-cevap tarzında işlenen bu yeni kitapta, Almanya ve İtalya'da faşizmin iktidara gelişini ayrıntılarıyla anlatıyor, faşizmi toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel yönleriyle ele alıp günümüzdeki yansımalarına değiniyor. Aralık 2021'de yayınlanan son kitapla dizideki kitap sayısı dokuza çıkmış oldu. Gençlerle Baş Başa: İklim Krizi ve Ekolojik Yıkım."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/genclerle-bas-basa-sosyalizm", "text": "Sosyalizm söz konusu olduğunda, üzerinde hala tartışılan, birbirinden farklı görüşlerin ortaya atıldığı konu başlıkları, üzerinde görüş birliği sağlanmış başlıklardan çok daha fazla. Metin Çulhaoğlu bu güçlüğü hatırda tutarak, genç bir üniversite öğrencisiyle sosyalizm üzerine yaptığı akıcı sohbeti kağıda döküyor. Meraklı gencin soruları ne kadar zorluysa, yazarın yanıtları da basmakalıp olmaktan o kadar uzak. Gençlerle Baş Başa: Sosyalizm, hem gençler hem de sosyalizm etrafında dönen tartışmalara ilgi duyanlar için değerli bir kaynak. Yazarın yer yer başvurduğu mizahi dil, bu ciddi sohbete ayrı bir renk katıyor. Pek çok terimin ve kavramın karşılığı sohbetin akışıyla birlikte verildiği gibi, bunların dışında kalanlar için kitabın sonunda bir de sözlükçe yer alıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/genlerimizden-ibaret-degiliz-biyoloji-ideoloji-ve-insan-dogasi", "text": "Biyoloji, psikoloji ve toplum bilimlerinin kesişim noktasında çığır açan bir yapıt. İlk baskısını 1984 yılında yapan ve büyük tartışmalar yaratarak alanında bir klasik haline gelen Genlerimizden İbaret Değiliz, uzun yıllar boyunca tartışılmazlık mertebesine erişmiş olan bir bilim dalını, biyolojiyi konu ediniyor ve biyolojik determinizmin bilimsel, toplumsal, politik kökenlerini analiz ediyor. Sınıf, ırk veya toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler, genetik kalıtımın sonuçlarıdır savını ortaya atan biyolojik determinizm, hemen ardından kötü haberi verir: Bu konuda yapacak bir şey yok! Öyle ya, biyolojiyi değiştiremiyorsan biyoloji kaynaklı şeyleri de değiştiremezsin. Gerçekten öyle mi peki? İşte yazarlar bu sorunun cevabını arıyor. Evrimsel biyolog ve genetikçi Richard C. Lewontin, biyoloji ve nörobiyoloji profesörü Steven Rose ve psikolog Leon J. Kamin'in bu klasikleşmiş eseri, biyoloji ile ideoloji arasındaki ilişkiye daha önce bakmadığınız bir pencereden bakmanızı istiyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/geoffrey-ernest-maurice-de-ste-croix", "text": "Hem kendi döneminin hem de tüm zamanların en parlak ve alışılmadık ilkçağ tarihçilerinden biri olan de Ste Croix'nın akademik çalışmaları, talihsizlerin mülk sahibi sınıflar tarafından sömürülmesine yönelik haklı öfkesinin izlerini taşımaktadır. 40 yaşından sonra başladığı ve İngiltere'de Oxford Üniversitesi'nde sürdürdüğü akademik yaşamında çok geniş bir ilgi alanına sahip olmuş ve eski Yunan tarihinden Arap fetihlerine, Hristiyanlık çalışmalarından tarihte kadının yerine ve hatta Marksist tarih yazımının sorunlarına kadar geniş bir yelpazede çok sayıda ürün vermiştir. Herhangi bir sınıf farkındalığının ya da açık bir mücadelenin olmadığı dönemlerde bile tarihi ilerleten gücün özgür ve olmayan emeğin mülk sahibi sınıflar tarafından sömürülmesi olduğunu gösterdiği Antik Yunan Dünyası'nda Sınıf Mücadelesi kitabıyla Isaac Deutscher Ödülü'nü de kazanmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/germinal", "text": "Germinal, işçi sınıfı mücadelesini destanlaştıran bir başyapıttır. Romanda, maden ocaklarındaki ağır ve tehlikeli çalışma koşulları, maden işçilerinin yoksulluğu, iç dünyaları, sevgileri ve mücadeleleri üstün bir anlatımla tasvir edilir. Zola'nın uzun süreli gözlemlere dayanarak ince ince ördüğü bu ölümsüz eser, tarih sahnesinde etkin bir özne olarak kendini duyuran proletaryayı, roman kahramanı olarak yeniden canlandırır. Acımasız sömürüyü, adaletsizliği, işçilerin yarattıkları değerden neden hiç pay alamadıkları gerçeğini, okurun suratına bir tokat gibi çarpar. Yazıldığı günden bugüne dünya çapında yüzden fazla ülkede yayınlanan ve sinemaya da uyarlanan romanda anlatılan, 2014 Mayıs'ında Soma'da yaşanan büyük facianın da gösterdiği gibi, tarihin acı bir sayfası değildir sadece, işçi sınıfının güncel hikayesidir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/gorki-otobiyografik-ucleme-3-kitap", "text": "Dünya ve Rus edebiyatının büyük isimlerinden, kalbi hep emekten yana atan, kalemini hep emekten yana kullanan Maksim Gorki, otobiyografik üçlemesiyle Yordam Edebiyat'ta. Gorki'nin yaşamını çocukluktan başlayarak farklı kesitlerle anlatan bu üç kitap, kurmaca anlatımla anıları iç içe geçiren yapısıyla edebiyat tarihinde de özel bir yere sahip. İlk kitap Çocukluğum, kimi eleştirmenlere göre Gorki'nin başyapıtı! Aleksey Maksimoviç Peşkov'u büyük Maksim Gorki yapan yaşam yolculuğuna tanıklık ederken, bu acı dolu yaşamdan damıtılan müstear ismin Gorki oluşuna hak vermemek elde değil. İkinci kitap Ekmeğimi Kazanırken, Aleksey'in çıraklık yıllarını anlatıyor. İleriki yıllarda sosyalist gerçekçilik akımının öncülüğünü yapacak olan Maksim Gorki, 19. yüzyıl Rusya'sının ses ve imgeleriyle dolu bu yapıtında, toplumu saran şiddet, amaçsızlık ve düşmanlık için bir çözüm arama çabasını da anlatıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/gorki-secme-oykuler-takim-4-kitap", "text": "Dünya ve Rus edebiyatının büyük kalemlerinden Maksim Gorki'nin kronolojik bir sıralamayı gözeterek yayımladığımız dört ciltlik \"Seçme Öyküler\"ini, okurlarımıza set halinde de sunuyoruz. Büyük çoğunluğu Ayşe Hacıhasanoğlu tarafından dilimize kazandırılan, bir kısmı çevirinin duayen ismi Hasan Ali Ediz'in imzasını taşıyan, bir bölümü Türkçeye ilk defa kazandırılan bu eşsiz öykülerin 4 kitaplık macerası, Makar Çudra'nın başında yer alan ve kitaba adını veren 1892 tarihli öykü ile başlıyor ve üçüncü kitap olan Buzların Çözülüşü'nde, 1935 tarihli \"Kartal\" öyküsüne kadar uzanıyor. Seçkimizin dördüncü ve son kitabı olan Münzevi, Gorki'nin İtalya ve Amerika gezilerinden hareketle yazdığı, İtalya ve İtalyanların masalsı bir dille anlatılıp Amerika'da henüz büyümekte olan kapitalizmin sert bir dille eleştirildiği notlarını da içeriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/gozleri-acik-gidenler", "text": "Latin Amerika edebiyatının büyük ustası Miguel Angel Asturias, bölgenin yerel halklarının, köylülerin ve emekçilerin yaşamlarını, kölelikle eşdeğer çalışma koşullarını, doğayla ve sömürücülerle sürdürdükleri mücadelelerini anlattığı destansı üçlemesinin bu ayağında, Muz Şirketi'ne karşı gerçekleştirilen grev ekseninde, gözleri açık gidenlere ve onların ardından sürdürülen kavgaya odaklanıyor. Gözleri açık gidenler, toplumsal mücadelelerde yitirilen değerler; eşit ve özgür yarınlarda huzur bulabilsin, gözleri artık kapanabilsin diye... Asturias'ın çizdiği renkli karakterler arasında sıradan köylüler, Yerliler ve işçilerle birlikte, devrimci önderler, öğretmenler, çocuklar, ABD askerleri, yankeelerin yerli işbirlikçileri, şirket yöneticileri ve patronlar da var. Üçlemenin bu son kitabında, okudukça insanın içine işleyen güçlü bir aşk öyküsüne de tanık oluyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/guatemala-efsaneleri", "text": "Guatemala Efsaneleri, Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Asturias'ın ilk edebi yapıtıdır. Asturias, bu yapıtında kaybolmuş büyük Maya kültürünün hayata yansıyan, sözlü gelenekte sürüp gelen yüksek anlatım gücünü keşfeder. Sonu gelmeyen tümceler, sınır tanımayan bir düş gücüdür Guatemala Efsaneleri. Ne öykü, ne şiirdir anlatılan. Ne olaylar ne de duygulardır verilen... Psikoloji ile biyolojinin ötesinde, doğal yaratıcı öğelerin kökensel yaşamsallığıdır aktarılmak istenen. Kızgın doğanın bir tür karışımıdır. Karmaşık bir bitki örtüsü, çağlar ötesinden gelen yerli büyüleri, deli bir düş içinde birbirine karışan yanardağ tutkusu, rahipler, haşhaş kafalı adam, değer biçilmez mücevherlerin dükkancısı, Kutsal Efendi'nin papağan sürüleri, dokuma tezgahlarının ve sıfırın değerini öğretmek için köyleri dolaşan büyücü öğretmenler... Asturias'ın büyük bir şiirsellikle kaleme aldığı bu otantik söylenceleri, kişilerini aynı efsanelerden alan Kukulkan adlı bir tiyatro oyunu tamamlıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/habermasi-okumak", "text": "Taner Timur, Felsefi İzlenimler ve Marksizm, İnsan ve Toplum kitaplarında 20. yüzyıl Batı düşüncesinin bir dizi parlak temsilcisini ele almıştı. Bu kitapta ise Frankfurt Okulu'nun en önemli temsilcisi Jürgen Habermas'ı inceliyor. Günümüzde Habermas, filozof, sosyolog ve tarihçi nitelikleriyle kıta Avrupası düşünce geleneğini Anglo-Sakson geleneğiyle buluşturan düşünür olarak tanınıyor. Ülkemizde de tanınıp fikirleri tartışılan bir felsefeci olarak dikkat çekiyor. Taner Timur, bu büyük düşünürü tarihsel maddeci bir perspektifle değerlendiriyor. Onun düşünce alanındaki önemli katkılarının yanı sıra ırkçılığa ve ayrımcı düşünce ve uygulamalara karşı verdiği savaşı takdir ederken Marksizmi yeniden yapılandırma girişimini, radikal demokrasi anlayışını ise eleştiriyor, Marx ve Weber'i uzlaştırma çabasının başarısızlığına değiniyor. Taner Timur, düşünürün tezlerini, kendisinin tüm düşünürleri incelediği eleştirel ve yapı-kurumcu espri içinde inceliyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/haclilar", "text": "Farklı cephelerden, farklı bakış açılarıyla, farklı üsluplarla anlatıldı İkinci Dünya Savaşı... Şolohov başka anlattı Hemingway başka, Remarque, Ehrenburg, Malraux, Heller, Grossman, Vonnegut, Orwell, Bek, Ondaatje, Aleksiyeviç başka... Sırada Stefan Heym'in anlatımı var... Bambaşka! Evet, sıradan halkın sıradan faşizmi de dahil bu savaşa! Her tür asker çıkıyor karşımıza... inananlar, inançsızlar, ganimet toplayıp kesesini doldurmaya bakanlar, cepheye sürülenler, cepheden kaçanlar, sistemi sorgulayanlar, yolunu bulanlar... Hepsinin psikolojisini derinlemesine irdeliyor Stefan Heym. Haçlılar gibi yola koyulup faşizmi mağlup etmeye gelen Amerikan ordusunun planlı değil de doğaçlama hareket etmesinin sonuçları ve kendi içindeki/çevresindeki faşistlerle hesaplaşamaması da var bu eşsiz romanda. Kurtuluşun kapitalist düzene gelip dayanan sınırları ya da."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/halkci-ecevit-ecevit-ortanin-solu-chp-1960-1980", "text": "İşçi sınıfının siyaset sahnesine çıktığı, öğrenci hareketinin yükseldiği, toplumun farklı kesimlerinin yüzünü sola döndüğü 1960'lar Türkiye'si, aynı zamanda CHP'nin kendisine bir yön aradığı yıllardı. Ortanın solu bu arayışın bir sonucu olarak doğdu ve ilk kez İsmet İnönü tarafından dile getirildi. Bu kavrama teorik bir çerçeve çizen ve onu bütünlüklü bir doktrin haline getiren ise Bülent Ecevit oldu. Ecevit teorisyen rolünün de ötesine geçerek önce CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturacak, ardından da Halkçı Ecevit sloganıyla CHP'yi 1973 ve 1977 seçimlerinden birinci parti olarak çıkarmayı başaracaktı. Fatih Yaşlı'nın yeni çalışması, bu sorulara yanıt ararken, ortanın solunun esas ideolojik-politik kavgasını sosyalizmle ve Türkiye sosyalist hareketiyle verdiğine dikkat çekiyor. Ancak bu haliyle bile Türkiye yönetici sınıfı tarafından bir tehdit unsuru olarak görüldüğünü, sola yönelik siyasal şiddet stratejisinden payına düşeni aldığını,1960'dan 1980'e uzanan süreçte örnekleriyle anlatıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/halklarin-dunya-tarihi-tas-devrinden-yeni-binyila-ciltli", "text": "Chris Harman, insanlığın, Taş Çağı'ndan Büyük Roma İmparatorluğu'na, Orta Çağ'dan Aydınlanma'ya, Sanayi Devrimi'nden 21. yüzyıla uzanan büyük yürüyüşünü halklar açısından, aşağıdan bir tarih çalışmasıyla anlatıyor. Yoğun ve akıcı bu kitap, insanlık tarihinin belli başlı aşamalarını, toplum biçimlerini, siyasal yapılanmaları, savaşları ve sınıf çatışmalarını parlak bir şekilde özetliyor. Tarihin izlediği yolu, sıradan insanların ortak insani hedefler peşinde koşarken karmaşık toplumlar kurmasının ve yeniden kurmasının hikayesi olarak ele alıyor. Chris Harman, hayranlık uyandırıcı eserinde, günümüz kapitalizminin kayıtsızlığını da gözler önüne seriyor ve daha önce hiç olmadığı kadar acılar ve eşitsizliklerle bölünmüş günümüz dünyasında kapitalizmin neden daha uzun süre ayakta kalmaması gerektiğinin kanıtlarını sunuyor. İddialı, kışkırtıcı ve çarpıcı bir kitap olan Halkların Dünya Tarihi, geleneksel tarih anlayışının yanlışlarını düzeltirken, iktidarların oluşturduğu köpükleri aşan dip akıntıya, derin insanlık dalgalarına dair güçlü bir fikir veriyor. Bu yetkin çalışma, toplumdaki değişimle, gelişimle ve kökten değişim olasılıklarıyla ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir eser."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/halklarin-rus-devrimi-tarihi", "text": "Günümüzün önde gelen Marksist tarihçileri arasında yer alan Neil Faulkner, 1917 Büyük Ekim Devrimi'nin 100. yılında, devrime farklı bir bakış açısıyla yaklaşan, onun bir demokrasi ve yaratıcılık patlaması olduğunu ileri süren kitabıyla yeni tartışmalar açıyor. Yordam Kitap'ın Geçmişten Geleceğe Sosyalizm Dizisi'nde her biri farklı perspektif ve politik duruşla kaleme alınmış, birbirinden ayrılan görüşler barındırsa da tartışmacı nitelikleriyle birbirini bütünleyebilen, sosyalizm deneyimlerini ve tarihsel süreçleri Marksizmin metodolojisine dayanarak irdeleyen, tartışma ve ufuk açıcı kitaplara yer veriliyor. Neil Faulkner'ın Halkların Rus Devrimi Tarihi adlı yeni çalışması da tam bu yaklaşıma uygun bir kitap. Kitabına Rus Devrimi, dünya tarihinin muhtemelen en yanlış anlaşılmış olayıdır, diyerek başlayan Faulkner, devrimin özü itibariyle aşağıdan yükselen bir demokrasi ve eylem patlaması olduğunu, katılan milyonlarca insanı bizzat dönüştürürken olup biteni takip eden on milyonlarca insana da esin verdiğini, temellerinden sarstığı dünya kapitalist sistemini devirmenin eşiğine geldiğini, ancak alabildiğine farklı bir dünyanın umut verici bir anlık görüntüsünü sunduktan sonra da geri çekildiğini ve karşı-devrimle yıkıldığını ileri sürüyor. Halkların Rus Devrimi Tarihi'nin birinci bölümünde 1825-1916 dönemi, devrimcilerin yükselişi, rejimin konumu, Lenin ve Bolşeviklerin tarih sahnesine çıkması ve Büyük Savaş koşullarıyla birlikte değerlendiriliyor. İkinci bölümde Faulkner, tümüyle 1917 yılındaki fırtınaya odaklanırken; Şubat Devrimi'ni, ikili iktidar olgusunu, Ekim günlerini ve karşı-devrimi tartışıyor. Üçüncü ve son kısım ise 1918-38 yıllarını kapsıyor ve bu dönemi; dünya devrimi, kuşatılmış devrim ve Stalin tartışmaları ekseninde ele alıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/hayir-de", "text": "Almanya'da savaş sonrası yıkım edebiyatının en önemli temsilcilerinden Wolfgang Borchert'in, savaşa ve faşizan baskılara karşı kaleme aldığı şiirsel manifestodur Hayır De! Şiirleri, öyküleri ve tiyatro oyunlarıyla Nazizme başkaldıran Borchert'in bu uzun ve son derece etkileyici şiiri, toplumun farklı kesimlerinin, savaş ve faşizm koşullarında, bu koşulları daha da ağırlaştıracak politikalara, baskı ve dayatmalara neden Hayır demeleri gerektiğini olağanüstü bir dille anlatıyor. Hayır De!'yi özel kılan yanlardan biri de, daha yirmi yaşında kendisini dünyanın en acımasız savaşının ortasında bulmuş, insan kıyımlarının en yabanılının tüm acılarını yaşamış biri tarafından kaleme alınmasıdır. Buna rağmen az rastlanır bir yalınlıkla yazılmış, savaş karşıtı bir manifestodur. Tüm güçlü edebiyat yapıtları gibi, belirli koşulların ürünü olsa da benzer ya da farklı koşullarda yaşayanlara da hitap ederek zamanın sınavını geçen, evrensel bir değer taşıyarak güncelliğini hep koruyan bu şiirsel manifestoyu, dilimize Celal Üster kazandırdı. Üster, Wolfgang Borchert'e, 26 yıllık yaşamına sığdırdığı eserlerine, dönem edebiyatına ve Hayır De!'ye dair kapsamlı bir giriş yazısı da kaleme aldı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/herkes-icin-iktisat-kapitalist-somuruyu-anlama-kilavuzu", "text": "İktisat, iktisatçılara bırakılamayacak kadar önemlidir. Kolay okunan bu özlü kitap, meslekten olmayan okurların, kapitalizmin nasıl işlediğini anlamak için ihtiyaç duyacakları temel bilgileri içeriyor. Kitap, hem iktisat öğretimine hem de iktisadın kullanımına egemen olan soyut ve perdeleyici tarza karşı bir panzehir işlevi görüyor. Finans, rekabet, ücretli emek gibi temel kavramlar ve bu kavramların günlük yaşamdaki önemi tüm çıplaklığıyla ortaya koyuluyor. Yazar, İşçilerin kapitalistlere ihtiyacı var mı?, Neden kapitalizm çevreye zarar veriyor?, Hisse senedi piyasalarında aslında neler dönüyor? gibi soruların yanıtlarını veriyor. Kapitalizmin hem güçlü yönlerinin gerçekçi bir değerlendirmesini yapıyor, hem de başarısızlıklarını etkileyici bir eleştiriye tabi tutuyor. Bu kitap, eşit ve adil bir dünya için mücadele eden herkese ve iktisatla haşır neşir olması gereken sosyal bilimler öğrencilerine hitap ediyor. Eğlenceli ve eğitici karikatürlerle zenginleştirilen kitap, dünyadaki pek çok sendika tarafından eğitim kitabı olarak kullanılıyor. Herkes İçin İktisat, ekonominin gerçekte nasıl işlediğini anlamak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/icimizdeki-hayvan", "text": "Emile Zola, iki ailenin beş kuşak hikayesi üzerinden Fransa'nın İkinci İmparatorluk dönemini (1852-1870) anlatan yirmi kitaplık bir dizi üzerinde çalışmaya başladığında yıl 1869'dur. Zola, hayatını yalnızca kalemiyle kazanmaya karar vererek ilk romanlarını yayımlamış olan 29 yaşında bir yazardır ve imparatorluk, kaçınılmaz çöküşüne doğru giden son çılgın günlerini yaşamaktadır. Sonrası, hakikate ve yazının gücüne inanan bir edebiyatçının çeyrek asır süren ağır işçiliğidir. İçimizdeki Hayvan, Zola'nın Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi adını verdiği dizinin on yedinci kitabıdır ve Zola bu romanda, İkinci İmparatorluk döneminde olağanüstü bir gelişme gösteren ve kendisini büyüleyen demiryolu dünyasıyla imparatorluğun en yozlaşmış kurumlarından olan yargıyı karanlık bir cinayet öyküsü üzerinden bir araya getirmeyi tasarlar. İhtirasın ve suçun sınırında yaşayan karakterleriyle, demiryolunun simgelediği gelişmenin, insanın içindeki hayvani, acımasız ve ilkel yönü yok edemediğini gösteren Zola, toplumun hiçbir kesimini bu keskin eleştiriden muaf tutmaz. İşin kötüsü, adaleti sağlaması gereken yargı, gücün yanında saf tutup hakikate gözlerini yumarak kendi kendisinin karikatürüne dönüşmüştür. Romanın dramatik gücü sinemacıların da ilgisini çeker, büyük yönetmenler kuşağından Jean Renoir'ın aynı isimle 1938 yılında çektiği film Fransız sinemasının ilk kara filmlerinden sayılır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ikinci-enternasyonal-1889-1923", "text": "Sosyalizmin ve sosyal demokrasinin tarihinde, 34 yıllık önemli bir kesit. İkinci Enternasyonal'in 1889'dan 1923'e uzanan tarihi. Kitabın önsözünü kaleme alan Georges Bourgin'in ifadesiyle, uluslararası sosyalizm tarihinin en acılı uğraklarından biri. Patricia van der Esch, Enternasyonal'in kongre tutanaklarına, özellikle Fransız ve Alman sosyalistlerin kaleme aldığı raporlara, süreli yayınlara, anılara, mektuplara, biyografilere ve Enternasyonal'le ilgili her tür belgenin içine dalarak bu sorunun peşine düşüyor. Sosyalist literatürde üzerinde yeterince durulmayan İkinci Enternasyonal'in tarihine yönelen bu kitap, sosyalizmin 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki artılarını ve eksilerini inceleyen çalışmalara önemli bir katkı niteliğinde. Kitaba eklediğimiz Lenin-Huysmans mektuplaşmalarına ilişkin değerlendirmeler, Lenin'in İkinci Enternasyonal içindeki çalışmalarını göstermenin yanı sıra, Rusya sosyal demokrasisi içinde Bolşevik-Menşevik ayırımıyla ilgili yaklaşımları da ilk kez dikkat odağımıza getirmektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/iktisat-uzerine-dusunceler", "text": "Bu kitap, Türkiye'nin önde gelen Marksist iktisatçılarından İzzettin Önder'in uzun meslek hayatı boyunca yazdığı en önemli makaleleri bir araya getiriyor. 30 yıla yayılan bir çalışmanın ürünü olan makaleler, Önder'in bilimi emekçiler için kullanmasının bir örneğini oluşturduğu gibi, bir bilim insanının mücadele günlüğü özelliği de taşıyor. Ağırlığını iktisat alanı oluşturmakla birlikte, sosyal bilimlerin çeşitli alanlarını kapsayan yazılar üç ana başlık altında kümeleniyor. Teorik Yazılar başlığı altında yer alan sekiz makalede, ekonomik sistemler, sistemlerin işleyiş dinamikleri, krizler ve İslam ile ekonomik sistem ilişkisi işleniyor. On beş makalenin yer aldığı Türkiye Üzerine Yazılar başlıklı ikinci kısımda, Türkiye'nin ekonomisi, mali yapısı ve sorunları üzerine yoğunlaşılıyor. 1961 Anayasası ve ekonomik işlevi, devletçilik, özelleştirme, IMF ile ilişkiler, bölgesel dengesizlik, vergi sistemi ve Japonya ve Türkiye'nin vergi sistemlerinin karşılaştırılması gibi ilginç konular da yine bu kısımda tartışılıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ilk-filozoflar", "text": "İngiliz bilim insanı George Thomson, tarihöncesi Ege'yi toplumsal, sanatsal ve felsefi yönleriyle incelemek için yıllarını verdi. Yazarın bu yoğun çalışmasının en seçkin ürünü, iki ciltlik Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler'dir. Eskiçağ üstüne yapılmış en yetkin araştırmalardan biri olan Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler'in ikinci cildini oluşturan İlk Filozoflar, gerek akademik çevrelerde gerekse tarihe, felsefeye ve edebiyata meraklı okurlar arasında geniş yankı bulmuş bir başucu kitabı. Eskiçağ felsefesine ve felsefenin tarihine maddeci bir anlayışla ve meta üretimiyle ilişkileri bağlamında yaklaşan George Thomson, bu yapıtında farklı ilkçağ toplumlarındaki büyü ve miti, tanrıların doğuşunu, Doğu despotizmini, Yunanistan ile Çin arasındaki benzerlik ve farklılıkları, Yakındoğu ve Mezopotamya'yı, Suriye ve Girit'i ve tüm bu coğrafyalardaki düşünürleri derinlemesine inceliyor. Farklı filozoflar ve felsefe okulları, hem demokrasiye bakışlarıyla, hem oluş, varlık gibi kavramlara dönük düşünsel üretimleriyle hem de maddecilik ile idealizm arasındaki konumlanışlarıyla irdeleniyorlar. Tarihsel, felsefi ve kültürel incelemeler açısından ekonomik temele özel bir ağırlık veren George Thomson, eskiçağa ve dönemin meta üretimine Kapital'in ışığı ve birikimiyle yaklaşan az sayıdaki düşünürden biri aynı zamanda."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/imkansiz-sermaye-21-yuzyilda-kapitalizm-sosyalizm-ve-toplum", "text": "Kaybedilmiş devrimlerden eleştiri ve özeleştiri yerine yeni düşünsel dogmalar çıkaranların tarihin sonu, sosyalizmin imkansızlığı gibi savlarına karşı kaleme alınmış bir çalışma İmkansız Sermaye. Sermaye düzeninin krizini sadece Dünya Pazarı ekseninden değil, İstanbul'un Salı Pazarından da görüp değerlendiren bizden bir çalışma. Kapitalizmin tükenişi ve iflasının, bizzat kapitalistlerce bu denli yüksek sesle itiraf edildiği başka bir dönem yaşanmamasına rağmen, kapitalizmi aşan yeni bir toplum tahayyülünün bu denli kısır ve cılız olmasının üzerine üzerine giden bir çalışma. Alp Altınörs, altı yıllık emeğin ürünü olan bu çalışmasında, kapitalizmin varoluşsal krizini aydınlatmaya, sosyalizm alternatifinin çerçevesini güncel gelişmelerle belirginleştirmeye odaklanıyor. Kitabın ilk kısmında kapitalizmin varoluşsal bunalımını ele alan Altınörs, ikinci kısımda kapitalizmle bağdaşmayan robot teknolojisinin toplumsal mülkiyet altında oynayabileceği role dikkat çekiyor. Üçüncü kısım, büyük durgunluk öncesi dönemde sol düşüncede belli bir yer edinen komünalizm akımıyla bir tartışmadan oluşuyor ve Venezuela ile Chavez'e kadar uzanıyor. Dördüncü ve son kısım ise 1990'lardan günümüze sıcaklığını koruyan bir tartışma başlığını, sınıfı, kimliği ve özneyi ele alıyor, ezilenler, yoksullar, dışlananlar gibi kategorilere yöneliyor. Yazar, ikinci basıma yaptığı özel bir ek ile, bu dönemde gerçekleşen koronavirüs (COVID-19) pandemisinin kapitalizmin bunalımıyla bağlarını ortaya koyuyor ve salgın hastalıkların politik ekonomisini ele alıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/isci-filmleri-oteki-sinemalar", "text": "Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2006 yılında bir grup gönüllünün çabasıyla başladı. Her yıl 1 Mayıs tarihinde İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır'da eş zamanlı olarak açılan ve yıl boyunca Anadolu'da çok sayıda kenti dolaşan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 2015'te 10. yılını tamamladı. Amaçlarını, tüm dünyadan işçi sınıfının yaşamını ve mücadelesini anlatmak, işçi sınıfı mücadelesine dair film veya belgesel yapan kişi ve grupların deneyimlerini paylaşmak ve ortaklaştırmak, işçilerin, işsizlerin, öğrencilerin, köylülerin ve kadınların mücadelesini ve tüm dünyadan halkların isyanını gösteren çalışmaları yaygınlaştırmak olarak tanımlayan Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, İşçi Filmleri, Öteki Sinemalar kitabıyla kendi tercihlerini nedenselleştirmeye, yürüttüğü tartışmaları bir adım daha öteye götürmeye çalışıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/isyan-ve-devrim-filmleri", "text": "Dünya sinemasının isyan ve devrim temalı başyapıtlarından oluşan bu seçki, 50 filmden oluşuyor. Potemkin Zırhlısı, Metropolis, Modern Zamanlar, ... Karası, Z , Frınların Saati, İsyan, 1900, Özel Bir Gün, Kızıllar, Yol, Ülke ve Özgürlük, Sarhoş Atlar Zamanı, V for Vendettasinema yazarlarının kaleme aldığı geniş kapsamlı inceleme yazılarıyla... Kalanı, Yeşim Dinçer'in hazırladığı künye bilgileri ve kısa film öyküsünden oluşan nitelikli bir listeyle... Besime Şen, Bülent Görücü, Çağrı Kınıkoğlu, Gökhan Dinçer, Hacı Orman, Kutay Ucun, Meral Gündoğdu Salioglou, Necla Algan, Neslihan Cangöz, Seray Genç, Yeşim Dinçer, Yıldız Silier ve Zahit Atam inceleme yazılarında seçtikleri filmlerin tarihsel ve politik arkaplanını okumakla kalmıyor; yedinci sanata damgasını vurmuş Bernardo Bertolucci, Charlie Chaplin, Costa Gavras, Ettore Scola, Fernando Solanas, Fritz Lang, Gillo Pontecorvo, Ken Loach, Osman Sembene, Sergey Ayzenştayn ve Yılmaz Güney gibi önemli yönetmenlerin sinemasına da ışık tutuyorlar."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/jurbinler", "text": "Jurbinler adlı romanında Vsevolod Koçetov, Sovyetler Birliği'ni ekonomide, bilim ve teknolojide sağladığı büyük başarılarla dünyanın iki süper gücünden biri haline getiren insan cevherini anlatıyor. Üç kuşaktan beri gemi yapımında çalışan Jurbin ailesi, yükselen sosyalist toplumun sıcakkanlı temsilcileri, özverili ve çalışkan emekçileri olarak çıkıyor karşımıza... Kafa ve kol emeği arasındaki gerginlikler, erkek işçilerin kadın çalışanların yeteneklerine dair önyargıları henüz sürüyor olsa da bütün bunların sosyalist üretim ilişkileri içinde çözüleceğine dair inanç ve ilerici tavır korunuyor. Jurbinler, Sovyet işçi sınıfına ve onun temsil ettiği çalışkanlık, yurtseverlik, tevazu, adanmışlık, gelişime açık olma gibi değerlere yazılmış bir övgü niteliğinde. Toplumcu gerçekçi edebiyat akımının gizli hazinelerinden biri olan roman, geçmişten bugüne uzanan bir belge olma niteliğine de sahip."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kadin-ve-sosyalizm", "text": "Alman Sosyal Demokrat Partisi'nin kurucularından ve Avrupa'da sosyalist hareketin 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başındaki atılımının önemli isimlerinden August Bebel'in başyapıtıdır Kadın ve Sosyalizm. Marx ve Engels'in takipçileri arasından bir yazar ve siyasetçinin kadın sorununa dair ilk kapsamlı çalışması olarak öne çıkan yapıt, pek çok dile çevrilerek dünyaya yayılan klasik bir esere dönüşmüştür. İşte, Türkiye'de toplumcu düşüncenin, aydın hareketinin ve örgütlü mücadelenin önemli figürlerinden Sabiha Sertel'in, ABD'de sosyoloji öğrenimi görürken hocasının önerisiyle okuduğu ve derinden etkilenerek daha 1935'te Türkçeye kazandırdığı yapıt budur. Elbette bugünden bakıldığında, Bebel'in kimi yaklaşımlarının günümüz ilişkilerini açıklamakta yetersiz kaldığı ve aşıldığı söylenebilir. Ancak bu durum, metnin ve Sertel'in çevirisinin tarihi birer belge olmasına engel değildir. Ayrıca Kadın ve Sosyalizm, yalnızca başlığının birinci kısmı, yani kadın meselesi çerçevesinde değil, sosyalizm meselesi çerçevesinde de çok tartışılan, değerli bir çalışmadır. Sosyalizm tasavvuru açısından bakıldığında, Marx ve Engels'in Gotha ve Erfurt Programları Üzerine'de yer alan kısacık tasvirlerinin ardından, somut yanıtlar oluşturmaya çalışan ilk metindir. Bebel, Eğitim nasıl dönüşecek, tarım ve sanayi nasıl gelişecek, çalışma koşullarında neler yaşanacak, bireyler kültür hayatına nasıl katılacak? vb. onlarca soruyu, hem kadın meselesi bağlamında hem de geleceğin toplumu açısından ayrıntılı biçimde ele alıp bugüne de uzanan benzersiz bir yapıta imza atarken, Sabiha Sertel de bu tartışmaları daha 1935'te Türkiye'ye taşıyarak tarihi önemde bir işe kalkışmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kalkin-nazima-gidelim", "text": "Fahri Erdinç'le Nazım Hikmet arasında yıllarca süren bir usta-çırak ilişkisi, onları yurt dışında buluşturan bir yazgı ortaklığı, siyasal çalışma sürecinde oluşan bir yoldaşlık ilişkisi vardır. Fahri Erdinç, Kalkın Nazım'a Gidelim kitabında bütün bu ilişkilerden yola çıkarak anılarını anlatıyor. Nazım gerçeğini anlatmak savıyla yazılan birtakım kitaplarda onu yalnız bir yönüyle, sözgelimi yalnızca ideolojik çizgisi içinde, örgütünün anlam ve eylem sınırlarıyla bir militan olarak ya da yalnız kusurlarıyla görmek ve göstermek isteyenlere karşı çıkmak için. Erdinç'e göre, o hem sanatçı, hem militan olarak her yanıyla, her türlü aydınlıkta görülmeli ve gösterilmeli. Bunun için de, günlük gerçeği içinde insan Nazım, seven Nazım, yaşayan Nazım ortaya çıkarılmalı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kan-ve-para", "text": "Marx, ünlü eseri Kapital'de, paranın, bir yanağında doğuştan bir kan lekesiyle dünyaya geldiğini söylemişti. David McNally, Kan ve Para'da, Marx'ın izinden giderek paranın tarih boyunca katettiği kanlı yolculuğu anlatıyor. İktisat kitapları tarihte üç para biçimi görüldüğünü anlatır: kıymetli metalden üretilen sikkeler, kıymetli metal karşılığı olan temsili kağıt para ve karşılığı olmayan yasal kağıt para. İktisat kitaplarındaki anlatım bu parasal gelişmelerin insanların hayrına olduğu izlenimini verir. Kan ve Para, sikke kullanımının Yunanistan'da kölecilikle ilişkisi; altın-gümüş karşılıklı banknot icadının İngiltere'nin sömürgecilikte öne geçme mücadelesinde savaş finansmanıyla ve köle ticaretiyle ilişkisi üzerinde duruyor. Aynı şekilde, Amerika Birleşik Devletleri'nde 19. yüzyılda üretilen çeşitli banknotların yerli halkların katledilerek topraklarının gasbıyla ilişkisini; günümüzde karşılıksız banknot sisteminin de işçi sınıfını hizada tutmakta nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor. Eser, ayrıca, İngiltere'de tarımda sermayedar sınıfın ortaya çıkışını; İngiliz egemen sınıfın İrlanda'da ilk sömürgecilik deneyini; Kuzey Amerika'da kolonilerin kurulmasıyla Atlas Okyanusu üzerinde yürütülen insan ticaretini çarpıcı verilerle ve ilginç olaylarla betimliyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapital-manga-cilt-2", "text": "Bu ikinci ciltle tamamlanan Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx'ın başyapıtı Kapital'i manga formunda öyküleştiriyor. Kapital'in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor. Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de öne çıkan eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı. Eserin Ekim 2009'da Türkçeye kazandırılan ilk cildi, Japonya'da olduğu gibi Türkiye'de de ilgiyle karşılandı. Kapital Manga'nın ikinci cildinde, Marx'ın ölümünden sonra Kapital'in ikinci ve üçüncü ciltlerini yayına hazırlamış olan Friedrich Engels, anlatıcı olarak çıkar okur karşısına. Engels, meta, para, kullanım ve değişim değeri, değişmeyen ve değişen sermaye, artık değer gibi kavramları tanımlayarak sömürünün nasıl gerçekleştiğini, kapitalist üretim sürecinin nasıl kaçınılmaz olarak bunalımlara yol açtığını, peynir fabrikası örneği üzerinden çarpıcı ve anlaşılır bir dille özetler. Bu arada kahramanlarımız Robin ve Daniel, işlerini büyütmenin keyfini yaşamaktadırlar. Piyasaya sundukları yeni peynir çeşidi çok tutulur, satışlar artar. Patlayan talebi karşılamak için krediler alınır, fabrikanın kapasitesi artırılıp makineleri yenilenir... Her şeyin tıkırında gittiği sanılırken, genç fabrika sahipleri, kendilerini bunalımın ortasında bulurlar. Gerisi çok tanıdıktır: Kapanan fabrikalar, kapı dışarı edilen işçiler, batık bankalar... Günümüz dünyasının gerçekleri, bizim hikayemiz!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitale-giris", "text": "Sadece Karl Marx'ın ve Marksist düşüncenin başyapıtı değil; içinde yaşadığımız sistemin temel dinamiklerini kavramamızın, bugünkü ve geçmişteki krizleri anlamamızın, yarın neler olabileceğini zihnimizde canlandırmamızın da başlıca yapıtıdır Kapital. Meta, para, emek, değer, artık değer, sömürü, sermaye, kar, faiz, kredi... derken tüm bir düzen belirli bir dizgeyle ve onu bunalıma sürükleyen yasalarıyla gözlerimizin önüne seriliverir. Bu uyaran, uyandıran, gerçeği sorgulatan, dolayısıyla devrimci bir öz barındıran serimlemenin içine girmek için kılavuz niteliği taşıyan bir giriş kitabı var şimdi elimizde. Prestijli Marksist yayınlardan Prokla'nın baş editörlüğünü yapan, sadece Almanca değil İngilizce iktisat literatüründe de kaleme aldığı çalışmalarla öne çıkan Alman iktisatçı Heinrich'in Kapital'e Giriş'i, bu alandaki en yetkin çalışmalardan biri. Benzer giriş kitapları, çoğunlukla, Kapital'in sadece ilk cildiyle sınırlı kalırken, üç cilde birden odaklanmasıyla fark yaratan bu çalışma, hem Marksizmin başyapıtıyla ilk kez tanışanlara hem de Kapital'le ilgili daha kapsamlı okuma yapmak isteyenlere hitap ediyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizm-komada-sosyalist-bir-teshis", "text": "Almanya'da kazandığı seçim başarılarıyla dikkati çeken Sol Parti'nin parlak teorisyeni ve milletvekili Sahra Wagenknecht'ten bir polemik kitabı... Kapitalizm komada mı? Nasıl yani? Birçok acımasız kapitalist ve sözde bilim adamı, şaşkınlığını böylece belittikten sonra durumu şöyle izah ediyor: Ama kapitalizm şu anda bizim için kendisini tasfiye etmektedir; gerçi şu anda küçük bir azınlık bundan yararlansa da, yarın çoğunluk, daha sonra da herkes yararlanacak... Söze ne hacet; zaten sunulan gerekçe her şeyi açıklıyor: Sadece kapitalizm üretimi, büyümeyi, yenilikleri ve girişimi garanti edip birçok insanın faydalanabileceği zenginlik ve refah için gerekli koşulları yaratabilir. Kar mekanizması her ne kadar beraberinde hissizlik ve bencilliği getirse de, sonuçta elde edilecek fayda ve zenginlik, son 200 yıllık gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda herkes içindir!.. Bu tez artık bayatladı. Günümüzde bu tezin taraftarları bile onun doğruluğundan şüphe eder hale gelmişlerdir. Sermayenin serbest kaldığı ve küreselleştiği bir çağda halen birçok insan için umut olmasından dolayı en sert eleştiriyi hak etmektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizm-ve-kapitalizmin-iktisadi", "text": "Kapitalizmin ve iktisadın 18. yüzyıl ortalarından 21. yüzyıla uzanan tarihine eğilen bu kitap, kapitalizm ile iktisat teorisi arasındaki dinamik, etkileşimli bağın eleştirel analizini yapıyor. Bu çerçevede, her iki alanda uzun yıllardır yapılan çalışmalar, konuların akışı içinde ele alınıyor, hakim iktisat akımı içindeki iktisatçıların kapitalizmi şu veya bu şekilde kutsayan ideologlar olduğu sergileniyor. Hakim iktisat okuluna mensup veya muhalif belli başlı iktisatçıların tezleri de çalışma içinde özetleniyor: Adam Smith, Thomas Malthus, Jeremy Bentham, John Stuart Mill, Karl Marx, Thorstein Veblen, Rosa Luxemburg, John Maynard Keynes, Paul Samuelson, Milton Friedman ve Eric Hobsbawm. Bu çalışma, sosyal ve ekonomik gidişin, gidiş olmadığını sezen yahut iliklerinde hisseden, ancak egemen akımdan iktisatçılarla, onların siyasetteki ortaklarının dolambaçlı tezlerini karşılamakta yetersiz kalan, akademik olsun olmasın okuyan, duyarlı insanların oluşturduğu topluluğa sesleniyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizm-ve-koyluluk-agalar-uretenler-patronlar", "text": "Ünlü tarihçi Hobsbawm'a göre: 20. yüzyılın ikinci yarısında, bizim geçmiş dünyayla ilişkimizi sonsuza kadar koparan en dramatik ve çok önemli sonuçları olan toplumsal değişim köylülüğün ölümüdür. Avrupa ve Ortadoğu çevresinde yalnızca bir köylü kalesi kaldı Türkiye'de köylülük azaldı ama 1980'lerin ortasında hala mutlak çoğunluk olmaya devam etti. İşte bu kitabın temel konusu da dünyada ve Türkiye'de tarihsel, kuramsal verilerin ışığında, köylülükle ilgili tartışmaların eşliğinde, kapitalizmle birlikte köylülüğün geçirdiği dönüşümler; özellikle de Türkiye'de köylülüğün başına gelenlerin hikayesidir. Değişik kapitalizm modellerindeki köylülüğün farklı değişim süreçlerinin sanayileşmeye etkilerinin incelendiği bu çalışmada; sanayideki kapitalist sermaye birikimi yollarından farklı olan tarımsal dinamiklerin ve tarımın özgüllüğü üstünde durulmuş; dünyadaki somut gelişmelerin incelendiği 20. yüzyılda, tarımının ve tarımsal politikaların önemli dönüm noktaları ele alınmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizmin-arkaik-kulturu-eski-rejimler-ve-modern-devletler-ustune-tarihsel-bir-deneme", "text": "Batı'da egemen olan modernite kavramlarını ve tarihsel olarak \"burjuva\" toplumu modelinin gelişimini irdeleyen bu kitapta, Ellen Meiksins Wood, burjuva modernitesinin, \"modern\" devletin ve siyasi kültürün somut örneğinin Kıta Avrupa'sında ortaya çıktığına ilişkin varsayımlara karşı, aslında sözü edilen somut örneğin prekapitalist toplumsal mülkiyet ilişkilerini gösterdiğini ileri sürüyor. Bunun ters örneği İngiltere'de ise, \"modern\" devlet ve buna ilişkin siyasi söylemin olmaması, gelişkin bir kapitalizme tanıklık ediyordu. Britanya ekonomisinin temel eksiklikleri ise, engellenen gelişme belirtilerini değil, kapitalist sistemin çelişkilerini göstermektedir. İktisadi ve siyasi tarihi, düşünce tarihiyle birlikte ele alan Wood, güncel \"Nairn-Anderson\" tezlerinden, C. D. Clark'a ve Alan Macfarlane'e kadar geniş bir yelpazeyi içeren tartışmalara giriyor ve çeşitli konuları inceliyor: Britanya kapitalizminin ve Fransız mutlakiyetçiliğinin izlediği gelişim yolu; devlet ve ulusun sembolik simgeleri; İngiliz dilinin kültürel kalıpları; şehircilik, kırsalcılık ve bahçe peyzajı; egemenlik, demokrasi, mülkiyet ve ilerlemeye ilişkin düşünceler. Çağdaş kapitalizmle ilgilenenler için olduğu kadar, erken modern Avrupa ya da Batı siyasi düşünce tarihiyle ilgilenenler için de ilginç bir çalışma."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizmin-kisa-tarihi", "text": "Alman siyaset bilimi profesörü Georg Fülberth, kendi kapitalizm tanımını, geçmişteki teorisyenlerin çalışmalarını kıyaslayarak inşa ediyor. Karl Marx, Adam Smith, David Ricardo, J. M. Keynes, W. Sombart, Max Weber, Joseph Schumpeter, Fernand Braudel, I. Wallerstein, Kozo Uno gibi önde gelen kapitalizm analizcilerinin görüşlerini yorumlayarak sağlam bir kapitalizm tanımına ulaşıyor. Ardından kapitalizmin ortaya çıkışını ve tarihsel gelişimini, derinliğine ve çok yönlü olarak inceliyor. Feodal toplumda kapitalizmin doğumunu olanaklı kılan potansiyeller ve gelişmelerden yola çıkarak kapitalist toplumun serbest rekabetçi dönemden, günümüzün neoliberalizmine uzanan gelişim sürecini mercek altına alıyor. Kitap, kapitalizm karşıtı hareketleri de kapsayarak, bu sistemin üretim ve yaşam tarzının ne zaman son bulacağına dair sorularla son buluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kapitalizmin-kokeni", "text": "Çağdaş Marksist düşüncenin en önemli temsilcilerinden biri olan ve postmarksizm, postmodernizm gibi eğilimlere karşı sınıf perspektifinin altını çizen Ellen Meiksins Wood'u 2016 yılında kaybettik. Bu üretken yazarın kaleme aldığı yapıtları mümkün olduğunca kapsamlı bir biçimde Türkiyeli okurların dikkatine sunmaya ise devam ediyoruz. Wood'un bu özgün ve kışkırtıcı kitabı, kapitalizmin insan tabiatının doğal ve kaçınılmaz bir sonucu olmadığını hatırlatıyor bize. Aynı zamanda asırlardır süren ticari ilişkilerin basit bir uzantısı olmadığını da gösteriyor. Onun yerine, kapitalizmin, son derece özgün tarihsel koşulların geç kalmış ve belli bir yere sıkışmış bir ürünü olduğunu anlatıyor; toplumsal ilişkilerde ve insanın doğayla etkileşiminde büyük dönüşümler gerektirdiğini ortaya koyuyor. Kapitalizm olarak bildiğimiz bu dinamik iktisadi sistem, nasıl oldu da feodal Avrupa'nın köylüleri ve derebeyleri arasından çıkıp gelişebildi? sorusunun peşine düşen Wood, kitabının sonlarına doğru emperyalizme, küreselleşme ve ulus-devlet tartışmalarına, ekolojik yıkım ve mevcut tarım krizine kadar uzanıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karamazov-kardesler-cilt-1", "text": "Rus edebiyatının Puşkinler, Tolstoylar, Turgenyevlerle soylu edebiyatı halini aldığı 19. yüzyıla, yoksulluğun, acziyetin, suçun, sokağın, halkın sesini yüklenerek damgasını vuran büyük yazar Dostoyevski'nin ölmeden önce yazdığı son romandır Karamazov Kardeşler. Tüm edebi veriminin doruk noktasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın inanç ve akıl çelişkisini işleyişi bakımından, roman türünün diğer örneklerinden çok İlahi Komedya, Faust gibi metinlerle karşılaştırılabilir. Romanın bir diğer önemi, Rus aile yapısındaki bozulmayı iyice gözler önüne sermesidir. İçkici, şehvet düşkünü, ahlaksız bir babanın, oğullarından biri tarafından öldürülüşü, romanın hikayesini oluşturur. Ancak bu cinayet bile, adalet kavramının tartışıldığı zeminlerden sadece biri olacaktır. Tanrı varsa dünyada neden adalet yok? sorusunun, aynı zamanda derin bir acının yansıması olduğunun ifadesi gibidir tüm roman. Dünyanın her yerinden, aralarında Freud, Einstein, Kafka, Camus, Sartre'ın da sayılabileceği geniş bir okur kitlesine, ilerleyen yıllarda da edebiyat ve felsefede yeni akımlara öncülük edecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karamazov-kardesler-cilt-2", "text": "Rus edebiyatının Puşkinler, Tolstoylar, Turgenyevlerle soylu edebiyatı halini aldığı 19. yüzyıla, yoksulluğun, acziyetin, suçun, sokağın, halkın sesini yüklenerek damgasını vuran büyük yazar Dostoyevski'nin ölmeden önce yazdığı son romandır Karamazov Kardeşler. Tüm edebi veriminin doruk noktasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın inanç ve akıl çelişkisini işleyişi bakımından, roman türünün diğer örneklerinden çok İlahi Komedya, Faust gibi metinlerle karşılaştırılabilir. Romanın bir diğer önemi, Rus aile yapısındaki bozulmayı iyice gözler önüne sermesidir. İçkici, şehvet düşkünü, ahlaksız bir babanın, oğullarından biri tarafından öldürülüşü, romanın hikayesini oluşturur. Ancak bu cinayet bile, adalet kavramının tartışıldığı zeminlerden sadece biri olacaktır. Tanrı varsa dünyada neden adalet yok? sorusunun, aynı zamanda derin bir acının yansıması olduğunun ifadesi gibidir tüm roman. Dünyanın her yerinden, aralarında Freud, Einstein, Kafka, Camus, Sartre'ın da sayılabileceği geniş bir okur kitlesine, ilerleyen yıllarda da edebiyat ve felsefede yeni akımlara öncülük edecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karamazov-kardesler-takim-2-cilt", "text": "Rus edebiyatının Puşkinler, Tolstoylar, Turgenyevlerle soylu edebiyatı halini aldığı 19. yüzyıla, yoksulluğun, acziyetin, suçun, sokağın, halkın sesini yüklenerek damgasını vuran büyük yazar Dostoyevski'nin ölmeden önce yazdığı son romandır Karamazov Kardeşler. Tüm edebi veriminin doruk noktasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın inanç ve akıl çelişkisini işleyişi bakımından, roman türünün diğer örneklerinden çok İlahi Komedya, Faust gibi metinlerle karşılaştırılabilir. Romanın bir diğer önemi, Rus aile yapısındaki bozulmayı iyice gözler önüne sermesidir. İçkici, şehvet düşkünü, ahlaksız bir babanın, oğullarından biri tarafından öldürülüşü, romanın hikayesini oluşturur. Ancak bu cinayet bile, adalet kavramının tartışıldığı zeminlerden sadece biri olacaktır. Tanrı varsa dünyada neden adalet yok? sorusunun, aynı zamanda derin bir acının yansıması olduğunun ifadesi gibidir tüm roman. Dünyanın her yerinden, aralarında Freud, Einstein, Kafka, Camus, Sartre'ın da sayılabileceği geniş bir okur kitlesine, ilerleyen yıllarda da edebiyat ve felsefede yeni akımlara öncülük edecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karl-marx-biyografi-ciltli", "text": "Karl Marx, Biyografi, BBC'nin milenyum anketinden bin yılın en büyük düşünürü olduğu doğrulanarak çıkan Karl Marx'ın yaşamı ve düşünceleri üzerine bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri. İçeriden bakanlar için dara düştüklerinde hızlıca el uzatacakları bir başvuru kaynağı, dışarıdan bakanlar için yeterince anlam veremedikleri toplumsal mücadelelerin neden ve sonuçlarını ve onları anlamlandıran düşünceleri kavramalarına yardımcı olacak bir kılavuz ve nihayet eleştirel düşünce peşinde koşmaya arzulu ve yazgılı olanlar için Marx'ın düşüncesini, bizzat Marx'ın kendi yapıtlarından öğrenmeye özendirilecekleri ve sevk edilecekleri bir entelektüel sıçrama noktası... Marx, parlak bir akademik kariyeri, varlıklı bir bilim insanının ya da ünlü bir yazarın rahat yaşamını teperek bir siyasal sürgünün zorlu kaderini seçti. Bütün yaşamı boyunca amansız eleştiri silahını elinden düşürmeksizin egemen sınıflara ve onların ideolog ve siyasal önderlerine meydan okuyarak yanlış fikirlere, düzmece şiarlara, sahte teorilere, eylemsizliğe ve ikiyüzlülüğe karşı savaştı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karl-marx-biyografi-karton-kapak", "text": "Karl Marx, Biyografi, BBC'nin milenyum anketinden bin yılın en büyük düşünürü olduğu doğrulanarak çıkan Karl Marx'ın yaşamı ve düşünceleri üzerine bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri. İçeriden bakanlar için dara düştüklerinde hızlıca el uzatacakları bir başvuru kaynağı, dışarıdan bakanlar için yeterince anlam veremedikleri toplumsal mücadelelerin neden ve sonuçlarını ve onları anlamlandıran düşünceleri kavramalarına yardımcı olacak bir kılavuz ve nihayet eleştirel düşünce peşinde koşmaya arzulu ve yazgılı olanlar için Marx'ın düşüncesini, bizzat Marx'ın kendi yapıtlarından öğrenmeye özendirilecekleri ve sevk edilecekleri bir entelektüel sıçrama noktası... Marx, parlak bir akademik kariyeri, varlıklı bir bilim insanının ya da ünlü bir yazarın rahat yaşamını teperek bir siyasal sürgünün zorlu kaderini seçti. Bütün yaşamı boyunca amansız eleştiri silahını elinden düşürmeksizin egemen sınıflara ve onların ideolog ve siyasal önderlerine meydan okuyarak yanlış fikirlere, düzmece şiarlara, sahte teorilere, eylemsizliğe ve ikiyüzlülüğe karşı savaştı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/karl-marx-in-son-yillari", "text": "Karl Marx yaşamının son yıllarında, hayatını kaybettiği 1883'ten önce, bakışını farklı yönlere de çevirdi: Dönemin yeni antropolojik keşiflerinden sonuçlar çıkararak kapitalizm öncesi toplumlardaki komünal mülkiyet biçimlerini analiz etti, Rusya'da yükselen halkçı hareketi inceledi, Hindistan, İrlanda, Cezayir ve Mısır'daki sömürgeci baskıya eleştirilerini yöneltti. Marcello Musto, Karl Marx'ın Son Yılları'nda bütün bunları gözler önüne sererek Marx'ın çalışmaları hakkındaki iki yanlış algıyı kırmayı da hedefliyor. Bu algılardan ilki Marx'ın son yıllarında yazmaya son verdiği, ikincisi ise Marx'ın bir Avrupa-merkezci olduğu ve yalnızca sınıf çelişkisine odaklandığı. Marcello Musto, Marx'ın son elyazmalarına, defterlerine ve mektuplarına başvurarak, çağdaş eleştirmenlerinin ve takipçilerinin çoğu tarafından resmedilenden farklı bir Karl Marx çıkarıyor karşımıza. Böylece, bu çalışma, Marx'ın yaşamına dair eksik bırakılmış bir dönemi okurlara sunarken, büyük düşünür ve eylemci hakkındaki önyargıları ve yanlış değerlendirmeleri de karşısına alıyor, onun bazı temel kavramlarının yeniden ve daha derinlemesine bir araştırmasını yapıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kasirga", "text": "Nobel ödüllü Guatemalalı yazar Miguel Angel Asturias, entelektüel üretimine, Orta ve Güney Amerika'daki dinleri, yerel inanışları, mitolojiyi, folklorik dansları vb. inceleyerek başlayan bir kültür araştırmacısı aynı zamanda. İlk edebi ürünlerini, bu akademik araştırmalarını edebiyat diliyle harmanlayarak veriyor ve bu alanda giderek ustalaşarak kıtanın ünlü büyülü gerçekçilik akımının da kurucularından biri oluyor. Asturias'ın 1950-60 yılları arasında kaleme aldığı, Muz Trilojisi olarak da bilinen üçlemesinin ilk kitabı olan Kasırga, işte bu araştırmalarıyla ulaştığı ustalık döneminin, Yerli kültürüyle harmanladığı yazınsal dilinin ve büyülü gerçekçilik akımının en önemli yapıtlarından biri. Bir yanda büyük Amerikan tekellerinin bakir ormanları sökerek açtığı muz tarlalarında çalışan işçiler, köylüler ve Yerliler; diğer yanda küçük toprak sahipleri ve onları örgütlemeye çalışan Amerikalı bir karı koca... Hepsinin üstünde ise kendini bu kez bir kasırgayla gösteren o amansız Doğa!"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kibar-semtler", "text": "20. yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli şair ve romancılarından olan Louis Aragon, sosyalist gerçekçi edebiyat anlayışını benimsedikten sonra, 1934 yılında Gerçek Dünya adını verdiği bir roman dizisine başlar. Kibar Semtler bu dizinin ikinci romanıdır. 1936'da yayımlanan ve aynı yıl Renaudot Edebiyat Ödülü'nü kazanan bu romanında yazar, Birinci Dünya Savaşı'nın arifesinde Fransa toplumunu, dünya savaşını hazırlayan koşulları, dönemin siyasi çekişmelerini ve toplumsal çatışmalarını konu edinir. Edmond ve Armand adında iki kardeşin büyük çalkantılara gebe bir dünyada değişken ve istikrarsız bir yol izleyen yaşamlarını merkeze alan roman, dönemin Fransız toplumuna dair zengin tiplemeler sunar. Aragon'un ironik üslubu ve akıcı dili, taşradan ve başkent Paris'ten, toplumun farklı kesimlerinden çok sayıda karakter üzerinden 1910'lu yılların Fransa'sını panoramik bir bakışla çiziverir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kitlik", "text": "İrlanda edebiyatının toplumcu yazarlarından Liam O'Flaherty, Kıtlık romanında, 1840'larda İrlanda'da bir milyon insanın ölümüne, iki milyon insanın da ülkeden göç etmesine yol açan Büyük Kıtlık'ı, yoksul bir aile odağında anlatır. O'Flaherty, İngiltere'nin boyunduruğu altındaki İrlanda'nın tarihinde yaşanmış bu en korkunç yıkımı, yöneticilerin yıkımdaki rolüyle birlikte ortaya koyar. Halkın yaşam, kimlik ve bağımsızlık mücadelesi, diğer romanları gibi Kıtlık'ın da konusudur. Romanları ve öykülerinde İrlanda halkının yürekliliğine ve kararlılığına duyduğu saygıyı dile getirmekten hiçbir zaman geri kalmayan O'Flaherty'nin, yapıtlarında ödünsüz bir doğalcılık ile şiirsel bir anlatımı, keskin bir yergi ile psikolojik çözümlemeyi ustaca birleştirdiği görülür. Kıtlık, O'Flaherty'nin sinemaya uyarlanan Muhbir'le birlikte en güçlü iki romanından biridir. Celal Üster'in Mamak Askeri Cezaevi'nde çevirisini yaptığı Kıtlık, daha önce 1973 yılında yayımlanmıştı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kizil-savasci-kadinlar", "text": "Beş Devrimci Kadından Dersler alt başlığıyla yayımladığımız Kızıl Savaşçı Kadınlar, sosyalist kadın hakları aktivizminin tarihini bu tarihin önde gelen beş figürü üzerinden anlatıyor: Sovyetler'in kadınlara yönelik politikalarına şekil veren teorisyen, siyasetçi ve diplomat Aleksandra Kollontay; kendini halk eğitimine adamış Nadejda Krupskaya; Komünist Parti Kadın Birimi Jenotdel'in kurucularından İnessa Armand; efsanevi keskin nişancı Lüdmila Pavliçenko ve Bulgar Kadın Hareketi Komitesi'nin 22 yıl boyunca başkanı olan Elena Lagadinova. Bu beş kadının yaşam öykülerinden yola çıkan Kristen R. Ghodsee, sosyalist kadınların mücadelelerini, başarılarını ve önlerine çıkan engelleri anlatırken geçtiğimiz yüzyılın kadın hakları mücadelesini yaşadığımız çağa bağlıyor. İç çatışmalarla, çelişkilerle, birlikte çıkılan veya ayrılan yollarla ama aynı zamanda da büyük bir azimle, yaratıcılıkla ve başarılarla dolu beş yaşam öyküsü. Hayatları boyunca ince bir çizginin üzerinde yürümek zorunda kalan kızıl savaşçı kadınlar kadın mücadelesine büyük bir sadakatle bağlı kaldılar; yeni çözümler ürettiler, siyasi projeler geliştirdiler ve bizlere bugüne dair yeni sözler ederken mutlaka dikkate alınması gereken bir deneyim bıraktılar. 20. yüzyıl kadın hareketine Doğu Avrupa'nın ve Sovyetler'in devrimci politikalarından yola çıkarak bakan Kızıl Savaşçı Kadınlar, kadın hareketinin, Batı tarihçiliğinin ilgisiz kaldığı sosyalist yönüne ışık tutuyor ve bu hareketin radikal geçmişiyle yeniden bağlantı kurmayı amaçlıyor. Toplumu ve değişmez sanılan kuralları değiştirmek ve daha adil bir dünya kurabilmek için erkek yoldaşlarıyla omuz omuza çarpışan bu kadınların hem uluslararası etkileri hem de başarıları belki gözden kaçırıldı, ama kesinlikle unutulmadı. Kadın hareketi üzerinde öyle bir etki bıraktılar ki aslında yaşadıkları başarısızlıklar bile ne kadar devrimci olduklarının bir kanıtı sayılmalı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kod-adi-kuresellesme", "text": "Sovyetler Birliği'nin çöktüğü 1991'den 2008 yılına kadar dünyada ve Türkiye'de aydınlar, en başta da solcular tam bir ağustos böcekleri korosu gibi davrandılar. Küreselleşmenin övgüsünde elbirliği ettiler, bunun geri dönülemez bir süreç olduğunu iddia ettiler, emperyalizmin ve ulus devletlerin sonunu ilan ettiler. Bunu kimlik politikasıyla birleştiren çok oldu. İki on yıl süren bu sarhoşluk hali 2008 küresel finans krizinin ardından başlayan dev ekonomik sarsıntı ile sona erdi. 2008 sonrası dünyada hiç kimse küreselleşmenin erdemlerini övmeye cesaret edemiyor. Çünkü o kavramla ifade edilen sürecin yerinde yeller esiyor. Önce, 2008'de başlayan ekonomik kriz neredeyse tüm dünyada milliyetçiliği gündeme getirdi. Sonra, Trump ve Brexit geldi: Dünya ekonomisini milliyetçi ve ırkçı bir zeminde paramparça edecek politikalar bilinçli olarak uygulamaya konuldu. Küreselleşmenin ya da globalizasyonun yerini deglobalizasyon aldı. Koro, pratiğin bu açık yalanlaması karşısında dağılıverdi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kole", "text": "17. yüzyılın sonlarına doğru Yeni Dünya'dan İspanya'ya doğru yola çıkan bir İspanyol hazine gemisi... Gemide dönemin sınıfsal yelpazesinin neredeyse her renginden insan vardır. Üstsınıf güvertesinde idari ve askeri yöneticiler, engizisyon yargıcı, kapitalist bir kadın, aristokrat ve tacirler; alt katta denizciler, topçular, Kızılderili ve zenci köleler... Derken bir Kızılderili köle çıkar sahneye. Onu topraklarından çalıp gemiye bindiren efendisine itaat etmeyi reddeden, özgürlüğün semiz bir bedenden kıymetli olduğunu uygar ve iktidar sahibi güçlerinden daha iyi anlayan bir adamdır bu. Özgürlük tutkusu, kimliğini savunma cüreti ve inadıyla birleşince, gemide her şey altüst olacaktır... Köle, hem içeriği, hem de yazılma nedeni ve koşulları açısından son derece ilgi çekici bir roman. Eylemci bir komünist olan Danimarkalı yazar Hans Kirk, Nazilerin 1940'ta Danimarka'yı işgal edişinin ardından tutuklanır. Kirk ve arkadaşları 1941 sonları ve 1942 başlarında, yazarın kendi deyimiyle ümitsiz bir durumla karşı karşıya kalırlar. Nazilere boyun eğip eğmeme tartışmalarının ortasına düşmüşlerdir. Köle, işte bu tartışmaya bir yanıt olarak kaleme alınmıştır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/komintern-tkp-ve-kurt-isyanlari", "text": "Türkiye Komünist Partisi'nin Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında yakıcı bir mesele haline gelen Kürt isyanları karşısındaki tutumu Kemalist rejim yanlısı olarak görülmüş ve eleştirilmiştir. TKP'ye atfedilen bu tutumun önemli bir dayanağı, Parti yayın organı Orak-Çekiç'te Şeyh Sait İsyanı hakkında yapılan irticai kalkışma değerlendirmesidir. Şubat 1925'te yapılan bu tespitin, TKP'nin genel olarak ulusal meseleye ve özel olarak Kürt isyanlarına yaklaşımını ifade ettiği düşünülmüşse de bu görüş şimdiye kadar olgularla ve belgelerle yeterince desteklenmemiştir. Bu çalışma, TKP ve TKP'nin bir seksiyonunu oluşturduğu Komintern belgelerine dayanarak bu toptancı yaklaşımın ötesine geçmeyi amaçlamaktadır. TKP ve Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu Doğu Sekreterliği arasında birçoğu şimdiye kadar yayınlanmamış olan yazışmalar, bu çerçevede hazırlanan Türkiye'deki gelişmelere ilişkin raporlar ve Parti üyelerine ait mektup ve belgeler, çalışmanın dayandığı temel kaynakları oluşturmaktadır. 1920'li yılların başlarından 1930'ların sonlarına kadar uzanan geniş bir dönemi ilgilendiren söz konusu kaynaklar, Komintern'in ve TKP'nin başta Şeyh Sait İsyanı, Ağrı İsyanı ve Dersim İsyanı olmak üzere ulusal sorun ve Kürt meselesine ilişkin tutumları hakkında son derece önemli bilgiler sunmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/komunizmin-abecesi", "text": "Devrimler tarihin en güçlü lokomotifidir, demiş Marx. Çünkü tarih, özellikle hızlanınca gerçek yüzünü gösterir. Ekim 1917 Rus İşçi Devrimi, tıpkı 1789 Fransız Burjuva Devrimi gibi, bu hızlanmanın olağanüstü örneklerinden biri. Devrimden kısa bir süre sonra başlayan iç savaş beş yıl sürmüş, Çarlığın ve burjuvazinin güçlerine ek olarak, on üç yabancı devlet de işçi devrimine karşı savaşmıştır. Dünya savaşının yıkımı üzerine gelen bu ölüm kalım savaşı, açlığa eklenen verem, tifüs gibi kitlesel salgınların birleşmesiyle, Rusya'ya yedi ila on iki milyon ölüme mal olmuştur. Komünizmin Abecesi, işte bu olağanüstü kargaşanın ortasında, Ekim 1919'da, Rusya Komünist Partisi'nin ileri gelenlerinden iki genç insan, Buharin (31) ile Preobrajenski (33) tarafından kaleme alınmıştır. Amacı, Rusya Komünist Partisi'nin Mart 1919'da kabul ettiği programı, halkın anlayacağı bir dille açıklamaktır. Proletarya devrimi günümüzde ancak bir dünya devrimi olarak gerçekleşebilir, diyor yazarlar. Bunu çok iyi bilenlerden biri de, Bolşevizm beşikteyken boğulmalıdır, diyen ve işçi devrimine karşı savaşan büyük devletlerden birinin ünlü politikacısı olan Winston Churchill. Komünizmin Abecesi, bugün de bir başvuru kaynağı olmaya devam eden coşkulu, heyecanlı bir sosyalizme giriş kitabıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/komunun-asi-kadinlari", "text": "Gay L. Gullickson, canlı bir dille yazılmış ve resimlerle zenginleştirilmiş bu kitapta, Paris Komünü olarak bilinen başkaldırının bir parçası olan kadınların nasıl temsil edildiğini inceliyor. Bu isyanla ve onun Fransız ordusunca kanlı biçimde bastırılması ile ilgili hararetli tartışmalar bugün de modern tarihçiler arasında devam ediyor. Özellikle kadınların Paris Komünü'nde oynadığı rol hakkında birbirinden çok farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Paris'i sarsan çalkantının tam ortasında basın, kadınları acımasızlıkları ve öfkeleriyle öne çıkarmıştı. Örneğin Paris-Journal adlı gazete şöyle ateş püskürüyordu: Adeta çıldırmışlardı. İnsan onları dağınık saçlarıyla, askerlerin üzerine kaynar yağ, öteberi, kaldırım taşı atarken görebilir. Gullickson; gazetecilerin, anı yazarlarının ve siyasi yorumcuların yarattığı ve çağdaş tarihçiler ile siyasi düşünürlerin ayrıntılandırdığı imgelerin anlamını araştırıyor. Kadınların kenti barbarca yaktığı yönündeki iddialardan doğan kötü şöhretli Petroleuse efsanesinin yanında; yazın dünyası, kadın Komünarları başka biçimlerde de betimlemiştir: Masum kurban, rezil hatip, amazon savaşçısı, koruyucu melek ve daha niceleri..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/komur-krali", "text": "Kendisi de kömür madenlerine sahip büyük bir işadamının oğlu, Hal Warner, Colorado'nun Kayalık Dağları'nda, kendi deyimiyle uygulamalı toplumbilim alanında bir yaz kursu için, adını ve kıyafetini değiştirerek bir madenci yamağı olarak çalışmaya başlar ve maden işçilerinin acımasız yaşam ve çalışma koşullarına tanık olur. Dünyanın birçok ülkesinden gelen işçilerin yaşadığı madenci kampında İrlandalı Kızıl Mary ile ve daha birçok insanla tanışır. Başarısızlığa yazgılı bir grevin lideri olarak bulur kendini sonunda. Zola'nın Germinal'ine benzetilen bu romanını yazmak için, Upton Sinclair 1913-14 yıllarında Colorado kömür madenlerine defalarca giderek gözlemler yaptı. İlk olarak 1917'de basılan Kömür Kralı, aynı yıllarda gerçekten yaşanmış olan ve askeri güç kullanılarak bastırılan büyük grevler dalgasına dayanır. Hal Warner yürekten bağlandığı dostlarından ayrılmak zorunda kalır, ama geri dönecek ve (yazarın ölümünden sonra, 1976'da yayımlanan) Kömür Savaşı romanında, mücadelesine bıraktığı yerden devam edecektir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/koyluler", "text": "Gerçekçi edebiyatın usta kalemi Honore de Balzac'ın, yazmaya karar verdiğim kitapların en büyüğü diye tarif ettiği, fakat bu korkunç ve kanlı dramı oluşturan bunca ayrıntıyı yazacak cesareti göstermesinin sekiz yılını aldığını söylediği son romanıdır Köylüler. Fransa'nın Burgonya bölgesinde, Aigues adındaki bir kırsalda geçmektedir Köylüler. Mülk sahibinin ölümüyle birlikte satışı yapılan Aigues'i, eski bir İmparatorluk generali olan Kont Montcornet satın alır. Fakat ne köylüler onu benimser ne de Kont Montcornet, köylülerin eski düzeni sürdürmelerine müsaade eder. Böylece bir mücadele baş gösterir: Aristokrasi, burjuvazi ve köylü halk üçgeninde yaşanan bir sınıf mücadelesi ve bir toprak kavgasıdır bu. Balzac'ın İnsanlık Komedisinin son kitabı olan Köylüler, Restorasyon dönemi Fransa'sının taşra yaşamından manzaralar sunan derinlikli bir eser. Bizzat kendisinin bir sosyal dram olarak nitelediği bu eserde, yazar, meseleye bir tarihçi gibi yaklaşıyor ve dönemin sosyolojik ve ideolojik durumuna ilişkin önemli tespitler yapıyor. Roman, böylece tarihi bir belge niteliği de kazanmış oluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kriz-cagi", "text": "Kriz Çağı, yürürlükteki neoliberalizm çağında üst üste gelen üç krizi, Marksist ekonomi politik bakış açısından irdeliyor: Küresel ekonomideki kriz ; çağdaş siyasetteki kriz ve insan sağlığı alanındaki (COVID-19 pandemisiyle öne çıkan) kriz. Kitap, Covid-19 pandemisinin, ekonomide ve siyasette derin eşitsizliklerle ve bunalımlarla dikkat çeken bir bağlamda ortaya çıktığını, neoliberalizmin dışlayıcı eğilimlerini büyük olasılıkla pekiştireceğini ve hem ekonomik refaha hem de demokrasiye zarar veren sonuçlar doğuracağını savunuyor. Öte yandan, pandemi, neoliberalizmin yetersizliklerini daha önce hiç olmadığı biçimde ortaya çıkarmış, böylece bizatihi kapitalizmin meşruiyetine ilişkin soru işaretlerini çoğaltarak, sol için benzeri görülmemiş alanlar açmıştır. Bu kitap, iktisat, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, ekonomik politik ve sosyolojiye ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kultur-iscileri-olarak-ogretmenler-ogretmeye-cesaret-edenlere-mektuplar", "text": "Eğitim alanında yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olan Brezilyalı pedagog Paulo Freire, Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler'de, yaşamı boyunca edindiği tecrübelerden çıkardığı dersleri öğretmenlerle ve öğretmen adaylarıyla paylaşıyor. Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler ile yine Yordam Kitap tarafından yayımlanan Özgürlüğün Pedagojisi, Freire'nin bir eğitimci ve sosyal kuramcı olarak teori ile pratiği harmanladığı ve eğitim anlayışını somut örneklerden yola çıkarak en net şekilde ortaya koyduğu iki önemli eser. Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler'de, öğretmenlerin öğretmenlik eğitimi sırasında ve sınıfta karşılaştıkları sorunlardan yola çıkan Freire, disiplin, somut ve kuramsal bağlam, kültürel kimlik ve eğitim, öğretmen-öğrenci ilişkisi, öğretmenlerin yaşadıkları korkular, sahip olmaları gereken nitelikler gibi başlıkları, canlı ve etkileyici bir üslupla kaleme aldığı mektuplarında tartışıyor. Bir öğretmenin başarısının, sınıftaki pratiğinin bir parçası olarak öğrenmeye ve öğretmeye adanmışlıktan geçtiğini gösteren Freire, okurlarını Ezilenlerin Pedagojisi ve Umudun Pedagojisi gibi çığır açan eserlerinde çerçevesini çizdiği kuramsal yaklaşımın uygulamadaki olası karşılıkları üzerine düşünmeye çağırıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kuresel-dijital-ekonomide-emek", "text": "Bu kitabı okuyanların bir kısmı, belki de çoğu, bu okuma eylemini bir bilgisayar ekranından ya da taşınabilir bir aygıttan gerçekleştirecektir. İçinde yaşadığımız dijital çağda bu durumu giderek daha çok kanıksıyoruz. Bu, 21. yüzyıl kapitalizminin getirdiği yeniliklerin bir göstergesidir; ama aynı zamanda onun itici gücünü, yani yaşamlarımızı her bakımdan metalaştıran amansız bir dürtüyü anlamamızın da anahtarıdır. Ursula Huws, günümüz küresel kapitalist ekonomisinin farklı görünümleriyle ilgili kışkırtıcı analiziyle, son yılların iktisadi, kültürel ve siyasi olgularını bir araya getiriyor ve gelişmiş bilişim ve iletişim teknolojisinin, sermaye birikimine nasıl yepyeni alanlar açtığını inceliyor. Kültür ve sanat, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, taşınabilir aygıtlar ve toplumsal ağlar aracılığıyla insanın sosyalliğinin metalaştırılması da bu alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca çalışma düzenlerinin yaşadığı çarpıcı değişimler, 21. yüzyılda emek ve sermayenin farklı biçimlerde yüzleşmesi, proletaryadan sibertaryaya yaşanan dönüşüm, gezegenimizin her yanındaki işçi dayanışma ve mücadelesinin yeni çelişki ve biçimlerin yolunu açması da, bu genel eğilimlere eşlik ediyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kuresel-iktisadi-tarihce-1980-2009", "text": "Elinizdeki kitap, küresel iktisadın neoliberal ideoloji güdümünde geçen 1980-2009 dönemini betimlemek ve irdelemek amacı ile yazılmış olup, giriş ve sonuç bölümleri dışında, başlıca üç kısımdan oluşmaktadır. Bu üç kısımda, anılan dönemdeki küresel iktisadi yönetişim mekanizması, uygulanan belli başlı iktisat politikaları ve dönemin iktisadi başarımı sırayla incelenmiştir. Birinci kısmın ilk bölümünde neoliberalizmin gelişmiş ve gelişmekte olan ülke gruplarında ekonomiyi dönüştürme patikaları özetlenmekte, küresel iktisadi yönetişimin kurumsal çerçevesi tanıtılmaktadır. Bu kurumsal çerçevenin iki önemli bileşeni olan uluslararası para ve finans sistemi ile dünya ticaretini düzenleyen ve yönlendiren örgütlenmeler, izleyen bölümlerde ele alınmıştır. İkinci kısım, kaynak tahsisini etkileyen iktisat politikalarının incelenmesiyle başlamakta, bunu dış ticaret, talep yönetimi ve bölüşüm politikaları üzerindeki değerlendirmeler ve ödemeler dengesi sermaye hesabının yönetimine ilişkin tartışmalar izlemektedir. Bu kısımda iktisat politikalarının ülke grupları ve/veya ülkeler itibarıyla nasıl farklılaştığına ve politika önceliklerinin zaman içinde nasıl evrildiğine de değinilmiştir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kuresel-parlama-noktalari", "text": "1964 yılından bu yana, sol saflarda yer alan yazarları ortak bir konunun çeşitli yönlerini incelemek üzere bir araya getiren Socialist Register dergisinin 2008 seçkisinde, İslam dünyasında, Latin Amerika'da ve kapitalist kuzeyde Solun önündeki zorluklar ve olanaklar sorgulanıyor. Ortadoğu'yu konu alan altı makale, İslami emperyalizm karşıtlığının ikili doğasını, Batının İslami hareketlerin bu kadar ön plana çıkmasında oynadığı hayati rolü ve siyasi bir öğreti olarak İslamcılığın çeşitli biçimlerini ele alıyor, Irak, Pakistan ve Türkiye örneklerinden hareketle din ile siyaset arasındaki ilişkiye dair somut bir anlayış ortaya koyuyor. Neoliberalizme karşı direniş, kendisini en açık şekilde Latin Amerika'nın pembe dalgasında ortaya koyuyor. Dergideki yedi makalede, Venezüella, Bolivya, Meksika ve Arjantin örneklerine vurgu yapılarak, bölge genelinde 21. yüzyıl sosyalizminin olabilirliği değerlendirilirken, Brezilya Topraksızlar Hareketi lideri Joao-Pedro Stedile ile yapılan röportajda ise bu ülkedeki sınıf mücadelelerine dair benzersiz bir bakış açısı sunuluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kuresel-tarihce-1945-79", "text": "İktisat biliminin ve toplumcu düşüncenin üretken kalemlerinden ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel, yeni kitabında 1945-79 dönemindeki uluslararası ekonomik gelişmeleri inceliyor. Türel'e göre siyasal iktisada ilgi duyanlar için bu dönem iki açıdan önem taşıyor: Yıkılmış bir uluslararası ekonomik düzenin yeniden yapılandırılarak işlerliğe kavuşturulması ve öncesi ve sonrasına kıyasla, bu dönemde gerçekleşen ekonomik gelişmenin çok hızlı olması. Uluslararası düzenin ciddi kriz eşiklerine yaklaştığı günümüz şartlarında 1945-79 dönemi deneyimlerinden öğrenilecek çok şey olduğunu ortaya koyan kitap, iki temel kısımdan oluşuyor. Görece kısa olan birinci kısım, söz konusu dönemin siyasal arka planını betimliyor. Okura, siyasal/ekonomik etkileşim bağlantılarını kavraması için rehberlik eden bu kısımda beş bölüm yer alıyor: İki kutuplu uluslararası siyasetin oluşumu; Truman Doktrini ve Marshall Planı; kapitalist merkezde emekçi sınıf hareketlerinin güç yitirmesi; I. Soğuk Savaş ve Üçüncü Dünyadaki gelişmeler. Kitabın daha hacimli olan ikinci kısmında ise uluslararası ekonomik gelişmeler ana çizgileriyle inceleniyor. Yine beş bölümden oluşan bu kısmın ilk bölümünde, II. Dünya Savaşı'nın ardından yapılanan uluslararası ekonomik kurumsallaşma anlatılıyor. İkinci ve üçüncü bölümler, sırasıyla, kapitalist merkez ve çevrede başlıca ekonomik gelişmeler ile iktisat politikası yönelimlerinin gözden geçirilmesine odaklanıyor. Savaş sonrasındaki başat Keynes'gil paradigmanın 1968-79 alt-döneminde gerçekleşen çözülüşü, dördüncü bölümün konusunu oluştururken, beşinci ve son bölümde ise bu çözülüşe çevrenin ne tür tepkiler vererek uyum sağladığı ele alınıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kuresellesmis-deger-yasasi-kiyisi-olmayan-marx", "text": "Çağımızın önde gelen Marksistlerinden Samir Amin, tarihçi, felsefeci, sosyolog ve siyaset bilimci kimliklerinin yanı sıra, bu eserinde ağırlıkla yetkin bir Marksist iktisatçı olarak çıkıyor karşımıza. Dünyanın bugün geldiği noktadaki sosyal adalet arayışının bilimsel temellerini, Marksist iktisadın cephaneliğinden devşiriyor. Marx için kıyısı olmayan ifadesini kullanan ve onun çok yönlülüğüne dikkat çeken Amin, Benim için Marksist olmak, Marx'ın başlattığı çalışmayı sürdürmek demektir; bu da, Marx'ta durmak değil, ondan hareket etmektir. ... Benim buradaki temel katkım, değer yasasından küreselleşmiş değer yasasına geçiştir diyerek koyuluyor yola. Ve yol boyunca, Değer yasasının temel statüsünü, Faiz, para ve devleti, Toprak rantı bölümünü ve Dünya ölçeğinde birikim ve emperyalist rantı derinlemesine inceliyor. Bu görece kısa ama hayli zengin yapıtında, iktisadın zorlu matematiksel formül ve denklemlerinin ortasında, akıcı bir anlatım geliştiriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kurtlar-arasinda-ciplak", "text": "Kurtlar Arasında Çıplak, ölümün ve işkencenin kol gezdiği Buchenwald Toplama Kampı'ndaki bir grup tutuklunun direniş hikayesini anlatıyor. Gerilim, küçük bir çocuğun bir bavul içinde kampa sokulmasıyla başlıyor. Kamptaki on binlerce tutukluyu kurtarmak için örgütlenmiş Uluslararası Kamp Komitesi, bir taraftan ayaklanma hazırlıklarını sürdürürken, diğer taraftan bu küçük çocuğu SS'lerden saklamaya uğraşıyor. Tüm kampın tahliye edileceği haberi de gelince gerilim son haddine varıyor ve geriye yalnız iki seçenek kalıyor: Ya özgürlük ya ölüm! Bruno Apitz'in kaleminden çıkan bu sarsıcı roman, yazarın sekiz yılını Buchenwald Toplama Kampı'nda geçirmesiyle bir rapor özelliği de kazanırken, böylece kurguyla gerçeğin iç içe geçtiği bir anlatı şeklini alıyor. Demokratik Almanya'da Ulusal Ödüle layık görülen eser, bir insanlık dramını gözler önüne sermesinin ötesinde, faşizme karşı direnişin bir sembolü ve cesurca söylenen bir özgürlük şarkısı oluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/kurtulusa-giden-yol", "text": "20. yüzyılın en önemli, en dirençli, en kararlı devrimcilerinden biri... Dünyanın emperyalizme karşı en görkemli direnişlerinden birine imza atan Vietnam halkının Marksist önderi Ho Şi Minh ya da halkın ona verdiği adla Ho Amca! Günümüzün üretken Marksist aydınlarından Vijay Prashad, kapsamlı bir sunuş yazısıyla birlikte, Ho Şi Minh'in ömrü boyunca kaleme aldığı metinlerden, hazırladığı raporlardan, yaptığı konuşmalardan en öne çıkanlarını bir araya getirdi. Sömürgecilik, Devrim, Bağımsızlık ve Savaş başlıklı üç ana kısımda, 48 bölümde, temel belgeler bir arada... Bağlam gereği araya giren birkaç metin dışında kronolojik sırayı takip eden bu seçki, hem direnişin büyüklüğüne hem de devrimin ve sosyalizmin inşasına dair bütünlüklü bir çerçeve ortaya koyuyor. Devrim kısmında yer alan ve kitabın omurgalarından birini oluşturan Devrimci Yol adlı metin Vietnamca dışında ilk kez gün ışığına çıkarken, kitap bir bütün olarak Ulusal Kurtuluş Marksizmi gibi kavramların tartışılmasına olanak sunuyor. Ayrıca Ho Amca, hareketin temel öğretmeni görevini üstlenen biri olarak, ideolojik mücadeleye ve kuramsal birikime, Marksizm-Leninizmin kadrolar tarafından özümsenmesine özel bir önem verdiği için, eğitim ve öğretim konusu da bu seçkide özel bir yer kaplıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/lenin-hegel-ve-bati-marksizmi", "text": "Bu kitapta, Marksizm üzerine tartışmaların birçoğunda görüldüğünden farklı bir Lenin tablosu sunulmaktadır. 1914-1915 yıllarında kaleme aldığı Hegel Defterleri'ne yakından bakılarak, Lenin'in 1914 sonrası çalışmalarının, özellikle diyalektikle ilgili çalışmalarının, onu, ortodoks Marksistlerden çok Hegelci ya da Batılı Marksistlere daha yakın kıldığı savunuluyor. Çalışma, Lenin'in Marksizmi ve genel olarak Marksist teori hakkında bir tartışma açma girişiminde bulunurken, Lenin'in düşüncesini dostça olmakla birlikte eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutuyor. Yazara göre, Lenin'in düşüncesinin tartışılması, hem Marksist-Leninist kutsallaştırmanın, hem de Batılı eleştirmenlerin saygısız ve düşmanca yaklaşımlarının dar sınırlarından kurtarılmalıdır. Bu kitap, diyalektik düşüncenin sürmekte olan çağdaş ilişkinliğinin bir örneği olarak da hizmet görecek; devrim tarihindeki en önemli figürlerden biri olan Lenin için diyalektik düşüncenin taşıdığı önemi göstermiş olacaktır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/lenz-belgeleri", "text": "1849 baharı; Almanya'nın Baden eyaleti. Liberal, sosyalist ve milliyetçi fikirlerin bir arada olduğu, canlanan ekonomi ve ticaretin krallığın sınırlarını ve kanunlarını zorladığı bir devir. En temel haklarından yoksun bırakılmış, yoksullukla yüz yüze bir halk... Bir devrim için en uygun ortam... Ve bu ortamda patlayan devrim. Stefan Heym, türünün en önemli örneklerinden biri olan bu tarihi romanda Mayıs 1849'da patlayan Baden Devrimi'nde rol almış gerçek kişileri kurgu karakterlerle bir araya getiriyor. Devrimci politikacılar Gustav-Amalia Struve çifti, General Franz Sigel, demokrat gazeteci Amand Goegg, liberal politikacı Lorenz Brentano, I. Enternasyonal'in kurucularından J.P. Becker birer roman karakterine dönüşüyor. Kısa süre önce kaleme aldıkları Komünist Manifesto'da devrim çağrıları yapan Marx ve Engels de romana dahil oluyorlar, kuşkuyla yaklaştıkları Baden Devrimi'ni diğer roman kahramanlarıyla birlikte masaya yatırıyorlar. Lenz Belgeleri, okura bir devrim laboratuvarına girme olanağı sunuyor. Stefan Heym, sonunu bilsek de başka türlü olmasını umduğumuz, başka türlü olabileceğini de gördüğümüz bu kısa dönemi, ozan Andreas Lenz'in gözünden anlatarak, bir anlamda devrimin şiirini de yazıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/liberal-virus-surekli-savas-ve-dunyanin-amerikanlastirilmasi", "text": "Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok yaygın bir virüs türü. Peki ya semptomları neler? Belli bir bünyeyi ya da coğrafyayı sarıp, nasıl ilerliyor? Çaresi var mı? Samir Amin'in Sürekli Savaş ve Dünyanın Amerikanlaştırılması altbaşlığını taşıyan Liberal Virüs'ü, bu sorulara yanıt arayan, özlü ve etkili bir kitap. Liberal toplum anlayışını, liberalizmin ideolojik temellerini ve postmodernizmi tartışarak başlayan kitap, küreselleşmiş liberalizmin vaatlerine ve günümüz liberalizminin tehditlerine odaklanarak ilerliyor. Amerikan emperyalizminin dünyadaki egemenliğini nasıl kurup pekiştirdiğini de tartışan Liberal Virüs, doğal kaynakları yıkıp geçen ve kitleleri giderek daha fazla yoksulluğa iten bu sömürü sisteminin, önceki dönemlerden daha barbarca bir yol takip edebileceği ihtimali üzerinde duruyor. Kitabın, Dönüşüm Halindeki Dünya Sistemi başlığını taşıyan ve sadece Türkçe edisyonunda yer alan ikinci bölümü ise, IMF, DTÖ, AB gibi kurum ve kuruluşların incelenmesiyle başlıyor. Ardından, yeni küreselleşme dalgası karşısında geleceğe dönük senaryolar tartışılıyor, çatışma ve savaşların ortasında ne tür alternatif öneriler getirilebileceği, çok kutuplu demokratik bir dünya kurmanın mümkün olup olmadığı değerlendiriliyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/makroiktisada-giris", "text": "Makroiktisat; işsizlik, enflasyon, kamu gelir-gider açığı, dış ticaret açığı, dış borç birikmesi, döviz buhranı gibi toplumsal sorunlara çare olacak politikaların araştırılıp önerildiği iktisat dalıdır. Birçok toplumsal sorunun sebebi, uygulanan politikalardır. 1980'lerden itibaren tercih edilen politikalar sonucu merkez ülkelerinde finansal buhranlar tekerrür etmeye başladı. 2007'de ABD'de başlayıp dünyayı saran durgunluk, uygulanan çeşitli politikaların neticesidir. Aynı dönemde serbestleştirilen uluslararası sermaye hareketleri çevre ülkelerinde döviz buhranları çıkardı: 1997-1998 Doğu Asya Buhranı ve Türkiye'nin 2001'de geçirdiği bunalım bunlara örnektir. Bu makroiktisada giriş kitabı, merkez ülke deneyimleri üzerine kurulu kuramların yanı sıra, çevre ülkelerine özgü makroiktisadi sorunlara da değinmektedir. Kitap, makroiktisat kuramlarını sunarken, kuramcıların siyasi saikleri ve uygulanan politikaların toplumsal etkileri üzerinde de durmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/makroiktisat", "text": "Makroiktisat, dünyanın bugün nasıl işlediğini kavrayabilmemiz için temel öneme sahip bir alan. Ancak bu alandaki kavrayışımız genelde ortodoks ve dogmatik çözümlemeleri esas alıyor. Ben Fine ve Ourania Dimakou'nun ezberleri bozan bu çalışması ise makroiktisat kuram ve tarihte ana akıma alternatif arayan okurlar için aykırı, çekici ve eleştirel bir kılavuz sunuyor. Fine ve Dimakou klasik kuramdan Keynesci devrime, parasalcı karşıdevrimden Yeni Uzlaşı Makroiktisadına ana akım iktisatçıların kuramsal yaklaşımlarını kapsamlı ve özenli bir biçimde sergilerken bu yaklaşımların olumlu olumsuz bütün yönlerini ortaya koyuyor. Tarihselin ve toplumsalın iktisadın dışına itilmesine karşı bir itiraz da teşkil eden Makroiktisat, aynı doğrultudaki Mikroiktisat adlı çalışmayla bir bütünlük oluşturuyor. Her iki kitabın Türkçede yayınlanma sürecinde, üniversitelerimizden hukuk dışı yollarla uzaklaştırılan öğretim elemanlarıyla dayanışma amacı gözetildiğini, kolektif bir çeviri ve yayına hazırlama çalışması yürütüldüğünü de okurlarımıza duyurmak isteriz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/mallarin-mallarla-uretimi-iktisat-kuramini-elestiriye-acis", "text": "20. yüzyılın en önemli iktisatçılarından biri olarak kabul edilen Piero Sraffa'nın temel eseri olan bu kitap, saf iktisat kuramıyla ilgilenenlere yönelik bir uzmanlık çalışmasıdır. Yaklaşımı, Adam Smith'ten Ricardo'ya kadar klasik iktisatçıların ileri sürdükleri, ama marjinalist yaklaşımın egemen olduğu dönemde göz ardı edilmiş bazı görüşlerle benzerlik taşır. Geçmişin düşünce yöntemlerine dönüşlerden biri burada üretim koşullarının, ölçeğe göre getirilerin değişip değişmediğinden bağımsız olarak incelenmesine uyarlanmıştır. Bir başkası ise, üretimin üretim faktörleriyle başlayıp tüketim mallarıyla sona eren bir süreç değil de, aynı malların hem üretim araçlarının hem ürünlerin arasında yer aldığı çevrimsel bir süreç olarak ele alınmasıdır. Bu çerçevede, ürünün ücretle kar arasında paylaşılmasında ortaya çıkan değişmelerin tekil malların fiyatlarında yarattığı etkilere ilişkin bir dizi önermede bulunulmuştur. Kitaptaki akıl yürütmeler soyut olmakla birlikte basit cebir düzeyinin ötesinde bir matematik bilgisi gerektirmemektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/manifestoya-komunist-kurtce", "text": "Di ve serdeme de ku qedexeya fermi ya li ser weşana bi zimane kurdi sist buye u berhemen çandi u wejeye ji zimanen cur bi cur li kurdi tene wergerandin, Yordam Kitape bi kurdi çapnekirina weşanen marksizme weki kemasiyeke berbiçav dit u bi heviya ku de berdewama we were, weki gava yekemin me du berhemen giring li zimane kurdi zede kirin. Ji van berheman Manifestoya Komunist e ku yekemin berhema heri berbelav a sosyalizma zanisti ye. Di ve berheme de ramana sosyalist bi awayeki kurt u puxteyi, bi zimaneki rewan u wejeyi hatiye peşkeşkirin. Manifestoya Komunist ji hela daneren ramana markizme Karl Marks u Friedrich Engles ve di sala 1848'an de hatibu nivisandin. Ji roja ku hatiye nivisandin heta niha li gelek welatan, gelek çaran hatiye çapkirin, ji aliye navdari u berbelaviye ve bi Quran u İncile re te hevrukirin. Li Tirkiyeye bi zimane tirki gelek çapen we hebun, le mixabin bi zimane kurdi nehatibu çapkirin. Çapeke we ya bi kurdi u tirki ku di salen bere de hatibu kirin ji, ji ber ku bi awayeki baş nehatibu belavkirin, li piyaseye peyda nabe. Ji ber ve yeke çapa Manifestoya ya ku ji hela Yordam Kitape ve hatiye kirin, ji aliye weşangeriya kurdi ya markist ve çapa yekemin e. Di ve çapa bi hurbini u qelite de wergera tekuz a Manifestoye u peşgotina werger Sami Tan cih digirin. Komunist veşartina raman u dilxwaziyen xwe red dikin. Ew diyar dikin ku bi tene dikarin bi riya ji bini ve hilweşandina teveka pergala civaki ya heyi bigihejin armanca xwe. Bila qe çinen serdest bi tirs u sawa şoreşeke komunist bilerizin. Ji bili zinciren xwe tişteki ku proleter ji dest bidin nin e. Le cihaneke ku bi dest bixin heye."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-dunya-tarihi-ciltli-neandertallerden-neoliberallere", "text": "İnsangillerin bilinen ilk üyesi Lucyden günümüzün Büyük Resesyon'una kadar insanlık tarihinin analiz edildiği bu yetkin eserde, geçmiş Marksist tarihçi kuşaklarının içgörüleri ile tarihsel süreç hakkındaki radikal yeni fikirler bir araya getiriliyor. Tarihi alışılagelen bakışın dışına çıkarak okuyan Neil Faulkner, geçmişte yaşananların önceden belirlenmiş şeyler olmadığını ortaya koyuyor. İnsanın önüne hep çok sayıda seçenek çıkmıştı. Öyle ki kurtuluş ve barbarlık gibi farklı sonuçların gelişmesi çoğu zaman mümkündü. Geleneksel tarihçiliğin yukarıdan aşağı yaklaşımını reddeden Faulkner, büyük olayların yönünü belirleyen ana etmenin sıradan insanların kitlesel eylemi olduğunu ileri sürüyor. Ekonomik yıkıma, savaşa, iklim felaketine ve derin sınıfsal bölünmelere sahne olan 21. yüzyılın başında insan türü, belki de uzun tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Marksist Dünya Tarihi'nden çıkarılacak en önemli ders şudur: Geçmişimizi yaratan biz olduğumuza göre daha iyi bir gelecek yaratmak da yine bizim ellerimizde."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-dunya-tarihi-karton-kapak-neandertallerden-neoliberallere", "text": "İnsangillerin bilinen ilk üyesi Lucyden günümüzün Büyük Resesyon'una kadar insanlık tarihinin analiz edildiği bu yetkin eserde, geçmiş Marksist tarihçi kuşaklarının içgörüleri ile tarihsel süreç hakkındaki radikal yeni fikirler bir araya getiriliyor. Tarihi alışılagelen bakışın dışına çıkarak okuyan Neil Faulkner, geçmişte yaşananların önceden belirlenmiş şeyler olmadığını ortaya koyuyor. İnsanın önüne hep çok sayıda seçenek çıkmıştı. Öyle ki kurtuluş ve barbarlık gibi farklı sonuçların gelişmesi çoğu zaman mümkündü. Geleneksel tarihçiliğin yukarıdan aşağı yaklaşımını reddeden Faulkner, büyük olayların yönünü belirleyen ana etmenin sıradan insanların kitlesel eylemi olduğunu ileri sürüyor. Ekonomik yıkıma, savaşa, iklim felaketine ve derin sınıfsal bölünmelere sahne olan 21. yüzyılın başında insan türü, belki de uzun tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya bulunuyor. Marksist Dünya Tarihi'nden çıkarılacak en önemli ders şudur: Geçmişimizi yaratan biz olduğumuza göre daha iyi bir gelecek yaratmak da yine bizim ellerimizde."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-klasikler-seti-13-kitap", "text": "Yordam Kitap Marksist Klasikler Dizisi, Karl Marx, Friedrich Engels ve Vladimir İlyiç Lenin'in eserlerini bir araya getiriyor. Bu dizideki 12 kitaptan oluşan Marksist Klasikler Seti ise Marksizmin temel tezleri hakkındaki bilgilerini derinleştirmek isteyenlere hitap ediyor. Ütopyadan Bilime Sosyalizmin Gelişimi, genel bir Marksizme giriş çalışması olarak, Ücret, Fiyat ve Kar ise bir Kapital'e giriş çalışması olarak okunabilir. İşçi sınıfının tarih sahnesine çıktığı 1848 Devrimlerinin ve bunları izleyen dönemin ele alındığı Fransa'da Sınıf Mücadeleleri ile Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i adlı eserler, tarihteki ilk proletarya diktatörlüğü olan 1871 Paris Komünü'nden derslerin çıkarıldığı Fransa'da İç Savaş'la tamamlanıyor. Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, insanlığın tarih öncesi döneminin, Alman Köylü Savaşı ise sınıf mücadelelerinin kapitalizm öncesi döneminin Marksist çözümlemelerini içeriyor. Gotha ve Erfurt Programları Üzerine, devrimci bir partinin ne tür bir programa sahip olması gerektiğine ışık tutuyor. Marksizmin kurucuları, ısrarla, işçi sınıfının kurtuluşunun işçi sınıfının kendi eseri olması gerektiğini savunmuştu. Lenin, hem Devlet ve Devrim adlı eserinde hem de Halkın Devlet Yönetimine Katılımı Üzerine başlıklı derlemede bir araya getirilen çalışmalarında, bunun somut olarak nasıl gerçekleşebileceğini tartışıyor. -AİLENİN, ÖZEL MÜLKİYETİN VE DEVLETİN KÖKENİ -ÜTOPYADAN BİLİME SOSYALİZMİN GELİŞİMİ -GOTHA VE ERFURT PROGRAMLARI ÜZERİNE -LOUIS BONAPARTE'IN 18 BRUMAIRE'İ -FRANSA'DA SINIF MÜCADELELERİ 1848-1850 -HALKIN DEVLET YÖNETİMİNE KATILIMIISBN:-Kitabın Orijinal Adı:MARKSİST KLASİKLER SETİ (12 KİTAP)Stok Kodu:2989775968764Boyut:13.5x19.5Sayfa Sayısı:1872Basım Yeri:İstanbulBasım Tarihi:-Çeviren:-Tasarım:Savaş Çekiç"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-klasikleri-okuma-kilavuzu", "text": "Marksizmi öğrenmek için öncelikle hangi eserlerden başlamalı? Doğru anlayıp yorumlamak için Marksist klasikleri nasıl okumalı? Merakla sorulan, daima tartışılan bir konudur bu. Ne soru yersizdir, ne de bu konuda yapılan tartışmalar. Zira Marksizm, hayatın tüm alanlarını kucaklayan, devrimci pratikle tamamlanan, sınırsız, çok yönlü, karmaşık bir zenginliktir. Bu devasa Marksizm edebiyatı içinde, okurların yollarını bulabilmesi kolay değildir. Marksist Klasikleri Okuma Kılavuzu, bu soruları gündemine alan özgün bir çalışma olarak, her düzeyde Marksizm okuru için bir başucu kitabı olmayı hedefliyor. Türkiye'den ve dünyadan yetkin Marksist kuramcıları bir araya getiren bu kitapta, Marksizmin kurucu ve geliştirici teorisyenleri Marx, Engels ve Lenin'in yirmi yapıtı, yirmi farklı yazar tarafından tanıtılıp değerlendiriliyor. Bu yazılarda, Marksist klasiklerin doğum iklimi, içeriği, öteki klasiklerle ilişkisi, etkileri, bugün için önemi parlak şekilde değerlendiriliyor. Böylece, okura öncelikli bir okuma listesi önerilirken, bu eserlerin nasıl okunacağına dair bir rehber de verilmiş oluyor. Yazarların bu kitap için kaleme aldıkları yazılar, Türkiye'nin önde gelen Marksist yazarlarından Taner Timur'un giriş yazısıyla sunuluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-kriz-teorisi-ve-kredi-krizi", "text": "1990'ların başındaki hakim düşünce, kapitalizmin sarsıcı krizler döneminin son bulduğu yönündeydi. Ama kapitalizm bir krizin girdabından çıkmadan bir diğerine yuvarlanıyor. Olan biteni anlamaya çalışanlar, kaçınılmaz olarak yüzlerini kapitalizmin en büyük eleştiricisi ve çözümleyicisi Marx'a ve Marksizme dönüyorlar. Bu derleme, Marx'ın kriz teorisinin anlaşılır bir açıklamasını sunuyor, yanı sıra 2008 kredi krizinin Marksist bir çözümlemesini yapıyor. Beşinci Enternasyonal adlı İngilizce derginin özel sayısından yapılan seçkinin ilk bölümünde, Richard Brenner, Marksist kriz teorisinin anlaşılır bir özetini sunuyor. Marx'ın kar oranlarının düşme eğilimi yasasının Marx'ın teorisinin temelini oluşturduğunu; Marx'ın teorisine yönelik temel itirazları çürüterek, bugünkü ekonomik gelişmelere nasıl ışık tuttuğunu ve Marx'ın ünlü yasasının, şiddetli değersizleşme ve durgunluk krizleriyle sonuçlanan 7-10 yıllık ticari-sınai çevrimlerin işleyişini nasıl açıkladığını gösteriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksist-tarih-kurami-uzerine", "text": "Fukuyama'nın tarihin sonunu ilan etmesinin üzerinden henüz on yıl bile geçmeden kapitalizm karşıtları, Başka bir dünya mümkün diyerek ayağa kalktı. İşgal et eylemleri, Biz % 99'uz diyen kitleler, Tahrir, Gezi ve daha nicesi tarihin sonu tartışmalarını sona erdirirken solu da canlandırdı. Bu türden slogan ve eylemlerin hiç de ütopik kuruntular olmadığını; kapitalizmin, tıpkı kendinden önceki köleci ve feodal üretim tarzları gibi tarihsel bir üretim tarzı olduğunu ve zamanla tarih sahnesinden çekilebileceğini gösteren isimlerin başında bizzat Marx gelir. Onun ardından Marksist tarihçi ve düşünürler, yeni siyasal ve toplumsal gelişmeleri de değerlendirerek, bu tarihsel bakış açısını sürdürdüler. Marksist tarih kuramının güçlü, gelişkin ve hayat dolu olduğunu savunan Paul Blackledge de bu isimlerden biri. Kitabına, geleneksel tarihçilerin ampirizmi ve postmodernistlerin rölativizmi karşışında, tarihin incelenmesine yönelik Marksist yaklaşımı savunarak başlıyor. Daha sonra, Marx ile Engels'in ölümlerini izleyen yarım yüzyıl boyunca Lenin, Troçki, Lukacs gibi teorisyenlerin ürettiği çalışmaları inceleyerek 1950'lerdeki Büyük Britanya Komünist Partisi Tarihçiler Grubuna kadar uzanıyor. Köleci, feodal ve Asya Tipi Üretim Tarzı da dahil olmak üzere farklı üretim tarzlarının içeriğine ve aralarındaki geçişlere dair tartışmalara da giren yazar, tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair daha yakın tarihli tartışmaları da ele alıyor. Kitabın son bölümlerinde, günümüzde postmodern konjonktürün dönemleştirilmesi konusunda geliştirilen birbirinden farklı Marksist yaklaşımları inceleyen Blackledge, bu önemli tartışmaların siyasal uzanımlarını da ortaya koyuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksistler-cilt-1", "text": "21. yüzyıl başında çoğu insan sosyalizmin denendiğini ve işe yaramadığının görüldüğünü, Marksizmin yanlışlandığını düşünüyor. Sungur Savran, Marksistler kitabında aksini savunuyor. 20. yüzyıl sosyalizm deneyiminin, tam tersine, Marksizmi doğruladığını ileri sürüyor. Çöküşün Marksist teorinin ve programın bir aşamada terk edilmesi dolayısıyla gerçekleştiğini vurguluyor. Bu birinci ciltte yazar, Marksizmin 19. yüzyılda teori ile pratiği birleştiren bir yaklaşımla bir devrim kılavuzu olarak geliştiğini gösteriyor. Kapital'in birinci cildi 1867'de yayınlanmıştı. İlk kalıcı işçi devrimi 1917'de, ondan tam 50 yıl sonra gerçekleşti. Bu sembolik aralık teorinin pratikte sınanması ve doğrulanması anlamına geliyordu. Lenin, Marx ve Engels'in öngörüleri temelinde yepyeni bir bina inşa etmişti: Bir işçi devleti, onun altyapısı olarak kapitalizmden sosyalizme geçiş halinde bir ekonomi, dünya devrimine dönüşmeye aday bir proletarya devrimi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksistler-cilt-2", "text": "21. yüzyıl başında çoğu insan sosyalizmin denendiğini ve işe yaramadığının görüldüğünü, Marksizmin yanlışlandığını düşünüyor. Sungur Savran, Marksistler kitabında aksini savunuyor. 20. yüzyıl sosyalizm deneyiminin, tam tersine, Marksizmi doğruladığını ileri sürüyor. Çöküşün Marksist teorinin ve programın bir aşamada terk edilmesi dolayısıyla gerçekleştiğini vurguluyor. Yazar, birinci ciltte Marx ile Engels'in Avrupa çapında yaşanan 1848 devrimlerinden başlayarak, Birinci Enternasyonal'den geçerek, ta 1889'da İkinci Enternasyonal'in Marksist bir örgüt olarak oluşumuna kadar ulaşan pratik mücadelesinin nasıl teori ve programın harcını kardığını göstermiştir. Hedef Avrupa devrimidir, araç Enternasyonal'dir, kurulacak devlet Avrupa çapında olmalıdır. 1917 Ekim Devrimi'nin önderi Lenin ise Avrupa devriminden dünya devrimine sıçramıştır çünkü kapitalizm artık bir dünya sistemidir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-insan-ve-toplum-balibar-seve-althusser-bourdieu", "text": "Kişiliğimizi hangi öğeler belirliyor? İçinde bulunduğumuz toplumsal yapılar mı? Bireysel öznelliklerimiz mi? Yoksa her iki unsurun ortak etkisi mi? Kapitalizm nasıl bir insan tipine dayanıyor? Ve bu insan tipini yaratmak için bilim ve felsefeyi nasıl seferber ediyor? Psikoloji, antropoloji, psikanaliz ve nörobiyolojinin bu sürece katkıları nelerdir? Bu sorular son elli yılın felsefe ve insan bilimleri tartışmalarının en çekici başlıklarını oluşturuyorlar. Bu sorulara belki de en ilginç yanıtlar insan faktörünü kapitalizm bağlamında eleştiren marksist düşünürlerden geldi. Ve bu kitap da insan ve toplum sorunsalına çok önemli katkılarda bulunan bazı düşünürleri tanıtıyor, onların ileri sürdükleri tezleri tartışıyor. E. Balibar ve marksist felsefe, L. Althusser ve psikanaliz, L. Seve'in Marx'a dayandırdığı kişilik kuramı ve P. Bourdieu'nün insanla toplumu, \"habitus\"le toplumsal \"alan\"ı birleştirme çabaları düşünürlerin temel eserlerine dayanılarak irdeleniyor. Ayrıca, Batı'da büyük tartışmalar yaratmış eserler ışığında, son dönemin yükselen disiplini nörobiyolojinin insan sorununa tek başına yanıt verip veremeyeceği sorgulanıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-sozlugu-ciltli", "text": "Farklı ülkelerden geniş bir yazar topluluğunun katkılarıyla oluşturulan Marksizm Sözlüğü, Marksizm alanındaki en yetkin ve kapsamlı çalışmalardan biridir. 400 madde ve 1086 sayfadan oluşan Sözlük, Türkiye'de de, Marksizm okurlarının uzun süredir ihtiyaç duyduğu bir kaynak olarak önemli bir boşluğu dolduracaktır. Bu sözlükte, Marksizmin kurucuları Marx ve Engels ile ardıllarının metinlerinde kullanılan, yanı sıra sosyalist hareketin tarihine mal olmuş belli başlı terim ve kavramlar, o alandaki yetkin yazarlar tarafından ayrıntılı olarak irdelenip açıklanmaktadır. Seçilen başlıklar birçok kategoriye aittir. Hepsi özgül olarak Marksist olmasa da, kah Marksizm bilgisini aydınlattıklarından, kah bizzat Marksizmin ürünleri olarak onun bilgi üretme yeteneğini yansıttıklarından, hepsi de Marksizmin anlam alanına dahildir. Bu sözlüğün ayırt edici özelliklerinden biri de, kolay, yüzeysel veya donmuş tanımlardan kaçınması, Marksist alandaki kategorilerin tarihi-mantıki oluşum sürecini ortaya koyması, ele alınan kavramların zaman içinde ne gibi anlamlar kazandığı, başka kavram ve terimlerle nasıl ilişkilendiğinin sergilenmesidir. Denebilir ki, kavram ve terimlerin bir çeşit soyağacı ortaya çıkarılmaktadır. Bu geniş ve ayrıntılı sergileme, Sözlük'e ansiklopedik bir boyut kazandırmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-ekolojik-iktisat-kizil-ve-yesil-bir-ekonomi-politige-dogru", "text": "Çevre felaketlerinin ve ekonomik krizlerin kuşattığı bir dünyada, ekolojik düşüncenin tüm ekolleri arasında üretken bir görüş alışverişi sağlamanın önemi açıktır. Bu kitap ekolojistler için iktisada giriş, iktisatçılar için de ekolojiye genel bir bakış sağlayarak işte böylesi bir ihtiyaca yanıt vermektedir. Ekolojik İktisat'ın yöntemi ve kullandığı kavramlar ile çok disiplinlilik, metodolojik çoğulculuk ve tarihsel açıklık konularındaki taahhütlerini yerine getirmesi arasında bir uyumsuzluk var mıdır? Varsa, maddi-toplumsal bir üretim ilişkisi olarak Marksist sınıf perspektifi, Ekolojik İktisat'ın bu beklentilerine yanıt verebilir mi? Kitabın yoğunlaştığı ve yanıt bulmaya çalıştığı esas sorular bunlardır. Bu sorular, Ekolojik İktisat'ın çelişkilerinin, analitik boşluklarının ve yanıtlayamadığı soruların ortaya konulması ve Marksizmin bu soruların çözülmesine nasıl yardımcı olabileceğinin gösterilmesiyle geliştirilmiştir. Buna göre, Marksist ekonomi politiğin Ekolojik İktisat'a katkıları dört temel başlık altında toplanabilir: doğa ve ekonomik değer, sermaye olarak doğa, ekonomik sistemler açısından entropi yasasının önemi ve son olarak sürdürülebilir kalkınma."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-feminizm", "text": "Marksizm ve Feminizm, 1980'li yılların ortasına kadar ülkesi İran'da baskıcı uygulamalara tanık olan, ardından Kanada'ya geçen ve halen Toronto Üniversitesinde akademisyenlik yapan aktivist Shahrzad Mojab'ın hazırladığı kapsamlı bir derleme. Bu önemli derlemede Asya, Amerika ve Avrupa'dan tanınmış akademisyenlerle birlikte heyecan verici yeni seslerin katkıları bir araya gelirken, Marksizm ve feminizmle ilgili tarihsel tartışmalar, günümüzün en can alıcı ideolojik sorunlarına cevap arayan bir bağlamda inceleniyor, kapitalizm, ataerki ve ırkçılık sınıf odaklı bir perspektifle ele alınıyor. Böylece, Marksizm ve feminizm arasındaki tartışmalı ilişkiyi merak eden araştırmacı, öğrenci ve aktivistler için çağdaş Marksist-feminist düşünceye kaynaklık edecek temel bir eser ortaya çıkıyor. İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmında, güncel ve tarihsel Marksist-feminist yaklaşımlar ele alınıyor. İkinci kısım ise, feminizmin Marksist bir kavrayışla ele alınmasını sağlayacak anahtar kavramların incelendiği makalelerden oluşuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-hukuk-diyalektik-hukuk-bilimi", "text": "Marksist hukuk teorisi var mıdır ya da Marksizmin hukuka bakışı nasıldır? Onur Karahanoğulları, Marksizm ve Hukuk kitabında bu temel soruyu tartışıyor. Bir yandan, Marksizmin hukuka bakışını en genel ve temel önermeleriyle aktarıp bu alandaki farklı yaklaşım ve tezleri özetlerken; bir yandan da genç hukukçuları hukuk çalışmaya, hukuk teorileri geliştirmeye çağırıyor. Marx, kendisi de hukukçu olmasına rağmen hukuku bir toplumsal ilişki biçimi olarak bütünsel bir çalışmanın konusu yapmamış, hukuku bir bilinç biçimi olarak, aşılması gereken bir yabancılaşma alanı olarak değerlendirmişti. Karahanoğulları, Marksizmin hukukla temel derdinin hukuksal bakışın yanlışlığını göstermek, eleştirmek olduğunun altını çiziyor. Öte yandan, hukuk kuralı, hukuksal biçim, hukuksal ilişki, hukuk öznesi, hak, hukuksal işlem vb. gibi hukukun temel kavramlarını Marksist yöntemle inceleyen Karahanoğulları, konuyla ilgili yeterli sayıda çalışma bulunmadığı saptamasından yola çıkarak, Marksist hukuk yaklaşımının oluşturulmasının günümüzde gerçek bir ihtiyaç haline geldiğini belirtiyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-insan-dogasi", "text": "İnsan doğası diye bir şey var mıdır? Marksizm ve İnsan Doğası'nda Sean Sayers, insan doğasının tarihsel bir olgu olduğunu savunuyor. Marx'ın ve Hegel'in çalışmalarına dayanarak, apayrı bir Marksist hümanizme temel oluşturan insan gereksinimlerinin ve güçlerinin tarihsel bir anlatımını sunuyor. Yazara göre, insanlar salt birer pasif bireysel tüketici değillerdir: Aktif, sosyal ve üretici varlıklardır. Kitabın ilk yarısı, emeğin ve çalışmanın yaşamımızda oynadığı temel rolü ve başarmamıza nasıl katkıda bulunduğunu irdeliyor. Bu fikirlerden doğan ahlaksal ve toplumsal imalar, kitabın ikinci yarısında, hem analitik hem de postmodernist düşünürlerin çalışmaları bağlamında analiz ediliyor. Marksizm ve İnsan Doğası, Marksist tarih anlayışının tutkulu ve geniş kapsamlı bir savunmasını yapıyor, toplum ve ahlak felsefesi konusundaki çağdaş tartışmaların taraflarını ele alıyor. Duru ve sürükleyici bir dille yazılmış olan kitap, siyaset bilimiyle ya da felsefeyle uğraşan herkese ışık tutacak niteliktedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-siniflar", "text": "Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir. Marx ile Engels'in kaleme aldığı Komünist Manifesto'nun bu ünlü cümlesindeki bugüne kadarki ibaresi, bazılarınca postmodern çağ olarak niteledikleri döneme kadarki anlamına yorumlanmış olacak ki, özellikle 1990'lı yıllardan, yani Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa'da kapitalizmin restorasyonunun hızlandığı aşamadan sonra sınıf politikasının yerini kimlik politikasının aldığı solda yaygın bir görüş haline geldi. Ama öte yandan, tam da aynı dönemde, burjuvazi neoliberalizm adı altında işçi sınıfına karşı kapitalizmin tarihinde görülen belki de en uzun taarruzu yapıyordu. Durumun tuhaflığı dikkat çekiciydi: Burjuvazi işçi sınıfına saldırıyordu, yani sınıf mücadelesi veriyordu. Aydınlar ise işçi sınıfına dönmüş, sınıf mücadelesinin önemsiz ya da demode olduğunu telkin ediyorlardı. Bu kitapta yazıları yayınlanmakta olan yazarlar kendilerini solda yaygın olan bu modadan uzun zamandır ayırmış insanlar. Uzun yıllardır çalışmalarında sınıf kategorisine merkezi bir yer vermiş, gerek dünya çapında gerekse Türkiye'de toplumun gelişmesini sınıf mücadeleleri temelinde kavramayı kendilerine pusula edinmiş araştırmacılar. Burada, bu konulardaki yazılarını bir araya getiriyorlar. Yazıların konuları geniş bir yelpazeye yayılıyor. Marksizmde sınıfların teorik statüsü, günümüzde sınıfların ortadan kalkıp kalkmadığı, sınıf mücadelelerinde merkezi bir rol taşıyan sendikalar, Türkiye'de sınıfların yapısı, köylülükten Gezi'ye sınıf mücadeleleri bunların bazıları."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marksizm-ve-siyaset-yontem-kuram-eylem", "text": "Marksizm ve Siyaset, genel anlamıyla siyasetin Marksizm için taşıdığı belirleyici önemi konu edinirken, Marx'ın düşüncelerini donuklaştırıp hareketsiz kılanlara, Marksizmi siyasetsizleştiren ve eylemsizleştirenlere karşı, onun siyasal mücadeleyle olan kopmaz bağının altını çizmeyi amaçlıyor. Marksizmi öncelikle bir eylem felsefesi olarak görmemiz, onun güncelle ilişkisini bu toprakların özgüllüğünde yeniden kurmamız gerektiğini savunuyor. Can Soyer'in, Yöntem, Kuram ve Eylem olarak üç ana bölüme ayırdığı bu özgün çalışması, ele alınan tüm konulara siyasal mücadelenin merceğinden bakıyor. Yöntem: Diyalektik başlığını taşıyan ilk bölümde materyalizm ve diyalektik arasındaki ilişki incelenirken, öz-görüngü, bütün-parça, özne-yapı gibi kavramlar ile bu ikilikler arasındaki ilişkilerin nasıl tanımlanacağına dair bir soruşturma yürütülerek, salt felsefi bir düzlemde kalmaktan ziyade pratiğin bu ikilikler arasında kurulan ilişkideki önemine değiniliyor. İkinci bölüm olan Kuram: Sınıf Mücadelesi, yöntem ışığında bir gerçeklik sergilemesi olarak kuramı tartışıyor. Marksizmin bir sınıf mücadelesi kuramı olduğunu ve bu mücadelenin hem yöntemsel hem de kuramsal olarak Marksizmin merkezinde yer aldığını söylüyor. Üçüncü ve son bölümde Eylem: Siyaset başlığı altında, içinde bulunduğumuz dünya ile ilgili saptamalara da yer verilerek devlet, demokrasi, eşitsiz gelişim, siyasal eylem gibi kavramlar açımlanıyor ve bu kavramların siyasal mücadele ile olan bağı araştırılıyor. Türkiye İçin Notlar başlığını taşıyan sonuç kısmında ise yazar, Marksizm ve siyaset konusunu Türkiye bağlamında ele alarak siyaseti ve pratiği nasıl kavramamız gerektiğine dair öneriler sunuyor. Gezi Direnişi'nin yarattığı umutla, Türkiye sosyalist hareketine mücadelesiz bir sınıf siyaseti ile sınıfsız bir mücadele siyaseti dışında bir başka yol açıldığını hatırlatıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marx-sinirlarda-etnisite-ulus-ulusculuk-ve-bati-disi-toplumlar", "text": "Kevin Anderson, Marx Sınırlarda kitabında Marx'ın titizlikle kaleme almış olduğu, kapsamlı, ancak yıllar içerisinde ihmal edilmiş metinlerini farklı bir gözle ve ayrıntılı bir biçimde ele alarak, onun tüm eserleri hakkında gerçekte ne bildiğimiz sorusuna sarsıcı yeni bir ışık tutuyor. Marx'ın Kapital'in Fransızca basımı için yaptığı değişiklikler, New York Tribune için yaptığı gazetecilik çalışmaları, diğer gazete yazıları ve tuttuğu kitap notları ile yorumları da dahil olmak üzere bütün metinlerini titizlikle inceleyen Anderson, alışageldiğimiz yorumlarla pek örtüşmeyen bir Marx portresiyle çıkıyor karşımıza. Marx'ın Hindistan'dan Çin'e, Rusya'dan Polonya'ya, Amerika Birleşik Devletleri'nden İrlanda ve Cezayir'e, o dönem kapitalizmin çeperinde kalan ülke ve toplumlar hakkında kaleme aldığı binlerce sayfalık yazıyı didik didik ederek, kapitalizmin farklı coğrafyalarda nasıl bir gelişim seyri izleyebileceği, ilkel ortaklaşmacı biçimlerin yeni olanaklar yaratıp yaratamayacağı gibi konularda 1848'den 1883'e değişen görüşlerini de özetliyor. Anderson'un bize sunduğu Marx, fikirlerini salt sınıfa dayandıran bir düşünür değil, tam bir 21. yüzyıl aydını olarak beliriyor: Toplum eleştirisi insanın sosyal ve tarihsel gelişimindeki çeşitliliklere duyarlı, sınıfın yanında ulus, ırk ve etnisiteyi de değerlendiren bir teorisyen. Marx'ın farklı çalışmalarının derinlikli bir okumasını sunan kitap,"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marxin-degeri-olculebilir-mi", "text": "Evet, Marx'ın değeri ölçülebilir. Kitap, bu yanıtı kuramsal olarak temellendirmekte ve değer kategorilerini ampirik olarak Türkiye ekonomisi için ölçmektedir. Kitabın hedefi, bu ölçümleri okuyucuyla paylaşmak ve bu ölçümlerden hareketle Türkiye'nin yakın dönem geçmişinde kriz dinamiklerine ilişkin yorumlar üretmektir. Ne var ki bu amacı gerçekleştirebilmek için Marksist iktisat kuramına dair pek çok konuda netlik kazanılması gerektiğinden, kitap boyunca adım adım bu kuramsal yapı da çözümlenmeye çalışılmaktadır. Böylece Marksist iktisadın 20. yüzyıldaki evrimine ilişkin bir değerlendirme de ortaya konulmaktadır. ... Marksizm diğer düşünce akımlarına göre önemli bir üstünlük içermektedir; zira, maddeci tarih anlayışı ve diyalektik, toplumsal gerçekliğin farklı alanlarına bütünleştirici bir perspektif getirir. Bu sav, Marksist sosyal bilimcilerin, bütünleştirici perspektifi daima algılamak koşuluyla, toplumsal gerçekliğin farklı alanlarını incelemede uzmanlaşmalarının, bu türden bir işbölümünün önemini vurgulamaktadır. Yiğit Karahanoğulları, kitabıyla, bu işbölümünün politik iktisat alanında Türkiye'deki Marksist meşaleyi 21. yüzyılda taşıyacak bir bilim insanı olarak temayüz etmiştir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/marxtan-yeniden-dogmak-irk-toplumsal-cinsiyet-ve-sinif-uzerine-dusunceler", "text": "Himani Bannerji, yetmiş yaşlarında, Hintli bir kadın sosyolog. Üçüncü Dünyalı bilge yüzü, bizim için çok tanıdık. Hindistan'da, Bengal'de en iyi sömürge okullarında okuduktan sonra Batı'yla tanışmaya gidince, kendisine belletilen evrensel eşit insanlık inanışının tam bir masal olduğunu, Beyaz ve erkek olmadıkça Batı'da tam insan sayılmadığını acı bir biçimde keşfediyor. Büyüklüğü de işte tam o anda başlıyor. Çünkü boyun eğeceğine, kendisine en uygun yoldan gidip 'acıyı devrimci kuram eyliyor'. Böylece de karşımıza, Marksizmle feminizmi, ama Beyaz/burjuva değil ezilmişlerin feminizmini kaynaştıran müthiş bir kuramsal bakışla çıkıyor. Bu kitaptaki denemeler işte bu bakışın ürünü. Hepsi gerçeğin başka bir yanına ışık tutuyor; böylece, birbirlerinden bağımsız olarak okunmaları, sorun yaratmak bir yana, insanı çokyönlü ve yine de bütünlüklü bir toplu görüşe ulaştırıyor. Bu kitapta, böyle bir okumayı kolaylaştırmak üzere, ilgili notlar ve kaynaklar, ayrı ayrı her yazının altına konmuş bulunuyor. Tagore'un insancıllığından Kanada'nın ırkçı çokkültürcülük siyasetine, Hindistan'da Müslümanları hedef alan toplu kıyımlardan feminizm kuramına, kimlik siyasetinden Batı sosyolojisinin ideolojik temellerine, din temelli milliyetçilikten kıyafet devrimlerinin toplumsal anlamlarına dek bu kitapta Türkiyeli bir Marksisti ya da bir feministi ya da ciddi bir sosyoloğu ya da vicdan sahibi herhangi bir meraklı insanı ilgilendirmeyecek hiçbir yazı yok."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/mayis-gecesi", "text": "Bir derebeyi çocuğu olarak, Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiirleri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü. Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol'e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna'daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre'dir. Mayıs Gecesi'nde Levko ve Galya'nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor. Portre, Gary Shteyngart'ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov'un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/mayis-gecesi-portre", "text": "Bir derebeyi çocuğu olarak Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü. Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol'e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna'daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre'dir. Mayıs Gecesi'nde Levko ve Galya'nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor. Portre, Gary Shteyngart'ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov'un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur. Kiraz ve salkım ağaçlarından meydana gelen sık ve el değmemiş orman, köklerini suyun soğuk derinliklerine uzatmıştı... Doğanın en güzel yelpazesi gece rüzgarı, gizlice ağaçların yanına sokularak onları öptüğü zaman, yapraklar sanki darılıyormuş gibi, zaman zaman başlarını hoşnutsuzlukla sallıyordu. Bütün doğa uykuda idi... Ün, onu hak etmeyip de çalana zevk veremez; o ancak onu hak edende sürekli bir etki uyandırır... Çartkov'un bütün duygu ve isteklerinin paraya yönelişi bundan ötürüdür. Altın onun tutkusu, ideali, korkusu, zevki, amacı olmuştu... Sandıklarda banknot desteleri büyüyor, kaderine böyle korkunç bir ödül düşen her insan gibi o da altından başka her şeye ilgisiz, sıkıcı ve gizemli bir insan halini alıyordu."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/mesrutiyet-ten-cumhuriyet-e-mesleki-temsil-ve-sol", "text": "Sol hareketlerin İkinci Meşrutiyet'ten Milli Mücadele'ye ve Cumhuriyet'e uzanan serencamı tarih yazımında öne çıkan konulardan biridir. İttihatçıların özellikle Milli Mücadele yıllarında sosyalist ve komünist hareketlerle ilişkileri ise İttihatçı sol olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu kitap, İttihatçı solun programatik temelleri arasında önemli bir yere sahip olan ve mesleki temsil olarak Türkçeleştirilen korporatizme odaklanmaktadır. Mevcut literatürle birlikte Türkiye, İngiltere ve Fransa arşivlerinden birincil kaynaklara dayanan çalışmada, mesleki temsilin İttihatçı tek parti rejimine özgü iktidar mekanizmaları içinde konumlanan korporatist bir siyasal hareket olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla mesleki temsilin, en genel olarak Marksizm kaynaklı sosyal demokrat, sosyalist ve komünist akımlardan tamamıyla farklı bir ideolojik yönelim olduğu iddia edilmektedir. Bu yönelimin temel referansları enternasyonalizm değil milliyetçilik, Marksizm değil korporatizmdir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/meyhane", "text": "Meyhane hiç tartışmasız Emile Zola'nın başyapıtlarından biri... Paris'in kenar mahallelerinin birinde çamaşırcı Gervaise'in hikayesini anlatan roman yayımlandığı dönemde büyük fırtınalar koparır, edebiyat dünyasını adeta ikiye böler. Kentin gözden ırak köşelerinde yaşayan işçilerin yoksullukla, alkolle, aylaklıkla çürüyen yaşamları, ahlakın yavaş yavaş yitirilişi, yaşadığı gibi sefilce ölen bütün bu insanlar öyle yalın ve ödünsüz bir gerçekçilikle anlatılıyordur ki pek çok kişi ortaya çıkan toplum tablosunu kabul etmek istemez. Roman mimlenir, Emile Zola çeşitli suçlamalara uğrar. Eleştirilere karşı yazdığı önsözde Zola, romanının halkın kokusunu taşıyan ilk roman olduğunu ve yalnızca gerçeği söylediğini belirtir. Eserinin kendisini savunacağına inandığını, bunun için zamana ve halkın iyi niyetine güvendiğini dile getirir. Bu düşüncesinde de yanılmaz: Roman çok kısa sürede onlarca baskı yapar, başka bir deyişle halk romanı sahiplenir. Meyhane yalnızca Zola'nın en çok okunan romanlarından biri olmakla kalmaz, Fransız romanının da köşetaşlarından biri olur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/mikroiktisat", "text": "Bu kitap, iktisatla ilgilenen okurlar ve öğrenciler için, ana akım mikroiktisadın alternatif bir perspektiften kısa ve açık bir anlatımını sunmaktadır. Tüketici ve üretici kuramlarından genel denge kuramı ve tam rekabete, mikroiktisadın doğuşu ve gelişimini hem tarihsel hem de disiplinlerarası bir bağlama yerleştirmektedir. Ben Fine, iktisat eğitimi ve araştırma alanındaki 40 yıllık birikimiyle bugün egemenliğini sürdüren mikroekonomik modellerin kavramsal içeriklerini ve metodolojilerini eleştirel bir biçimde gözler önüne sererken, konunun teknik yapısı ve mimarisini de göz ardı etmemekte, onun sınırlılıklarını ve kusurlarını bilse de, okurları ve öğrencileri bu yönde de bilgilendirmektedir. Tarihselin ve toplumsalın iktisadın dışına itilmesine karşı bir itiraz da teşkil eden Mikroiktisat, aynı doğrultudaki Makroiktisat adlı çalışmayla bir bütünlük oluşturuyor. Her iki kitabın Türkçede yayınlanma sürecinde, üniversitelerimizden hukuk dışı yollarla uzaklaştırılan öğretim elemanlarıyla dayanışma amacı gözetildiğini, kolektif bir çeviri ve yayına hazırlama çalışması yürütüldüğünü de okurlarımıza duyurmak isteriz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/militan-iyimserlik", "text": "21. yüzyılın ağır ve çetin sorunlarını, onlarla başa çıkmaya hiç uygun olmayan kurumlar, yapılar ve ilişkilerle karşılıyoruz. Düşünme mekanizmalarımız da aynı durumda. Umutsuzluk ne kadar nadir olması gerekirse, sosyal teoride umut bugün o kadar nadirdir. Etkin biçimde kuşkunun kurumsallaşmasını içeren modernlik eleştirileri geleceğin ufkunu bulanıklaştırmıştır. Kimsenin bir kenarda durma lüksünün olmadığı böyle bir dünyada sosyal bilimciye de bazı görevler düşmektedir. Ne var ki düşünceye gerçek kuvvetini veren değiştirme arzusu sosyal bilimlerden kaygısızca sökülüp atılmıştır. Bu kitapta sosyal bilimler için, Militan İyimserlik adı altında, değiştirme arzusuyla yüklü bir epistemoloji önerilmektedir. Kavram, iyimserliğin filozofu Ernst Bloch'a aittir. Bloch bu kavramı, kendi düşüncesinin felsefi temeli olan umut ilkesinin ütopik olanı gerçekleştirebilme stratejisi olarak dile getirir. Militan İyimserlik, bu çalışmada, Hali Hazırda Olmuş Olan içerisinde, Henüz Olmamış Olan olarak duranın, belirsizin, muğlak olanın bilgisine erişmenin bir yolu olarak konumlandırılmıştır. Bilgi iddiasıyla ortaya çıkmış hiçbir yönlendirmeyi kabul etmeyen geç kapitalizmin kültürel mantığında ütopyaların bugündeki imkanlarını araştırmayı önermektedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/milletlerin-zenginliginin-olculmesi-ulusal-hesaplarin-ekonomi-politigi", "text": "Bu kitap, ülkelerin üretimlerinin ölçümü için farklı bir temel sunmakta ve bunu II. Dünya Savaşı sonrası dönem için ABD ekonomisine uygulamaktadır. Elde edilen sonuçlar, konvansiyonel ulusal muhasebe yoluyla sağlanmış istatistiklerden, eğilimlerden köklü bir biçimde farklıdır. Konvansiyonel ulusal muhasebe, askeri, bürokratik ve finansal faaliyetleri yeni zenginlik yaratımı olarak tasnif ettiği için temel ekonomik büyüklükleri ciddi bir biçimde çarpıtır. Oysa, Shaikh ve Tonak'a göre, söz konusu faaliyetler, kişisel tüketim gibi, icraları sırasında toplumsal zenginliği kullandıkları için toplumsal tüketim olarak sınıflandırılmalıdırlar. Bu iki yaklaşım arasındaki fark, sadece temel ekonomik ölçümleri değil, aynı zamanda gözlemlenen büyüme ve durgunluk eğilimlerinin kavranışını da etkilemektedir. Bu durum da, günümüzde hızla artan askeri, bürokratik ve ticari istihdam dikkate alındığında, hem teori hem de siyaset için hayati öneme sahiptir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/modernite-demokrasi-ve-din-kulturalizmlerin-elestirisi", "text": "Bağımlılık Okulu'nun kurucularından ünlü sosyal bilimci Samir Amin, modernitenin krizini, postmodernizmin kültürel özgünlükler söylemini ve Avrupa-merkezci bakış açısının kısıtlarını, din ve demokrasi kavramları ekseninde sorguluyor. Kültüralizmlerin Eleştirisi alt başlığını taşıyan Modernite, Demokrasi ve Din, bir yandan politik İslama, Arap dünyasına ve Ortadoğu'daki sosyal hareketlere, diğer yandan Hardt ve Negri'nin İmparatorluk ve Çokluk kitaplarının eleştirisine ve küreselleşmiş kapitalizme karşı Bamako Çağrısı'nın somut önerilerine uzanıyor. Fikret Başkaya, Uğur Günsür ve Güven Öztürk'ün ortak çevirisiyle Türkçeye kazandırılan bu özgün çalışma, özellikle içinde bulunduğumuz coğrafyanın çelişkilerle yüklü doğasını çözümleyebilmemiz için bize önemli veriler sunuyor. Dinsel akımlarla modernleşme arasındaki çetrefilli ilişki, demokrasi için mücadelenin belirsizliği, politik İslamın emperyalist yayılmanın hizmetine girmesi, burjuva ideolojisinin evrenselci tutkularını terk edip kültüralizme geçmesi ve benzeri konularda zihnimizi açıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/moskova-onlerinde-volokolamsk-sosesi", "text": "İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi ordusu, Polonya, Danimarka, Norveç ve Fransa'yı işgal etmiş, Kuzey Afrika'ya yönelmişti. Asıl hedefinin Sovyetler Birliği olduğunu yıllar önce yazdığı Kavgam'da ilan eden Hitler, tüm bu işgallerin bunun bir ön hazırlığı olduğunu ifade ediyordu. Nitekim 1941 Haziran'ında Nazi ordusu, tarihin en geniş çaplı askeri harekatı sayılan ünlü Barbarossa Harekatı'na kalkışmış, Almanlar Sovyet topraklarına girerek Moskova'ya doğru ilerlemeye başlamıştı. İşgale karşı vatan savunmasının yanı sıra faşizme karşı sosyalist direnişin epik destanı Moskova Önlerinde, bu tarihi günleri anlatır. Savaş muhabiri olan Aleksandr A. Bek'in, Kazah komutan Momiş-Uli ile yaptığı röportajı temel alan eser, tamamen gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır. Bu tarihi belgesel anlatı, Bek'in usta kalemiyle, heyecanla okunan, nefes kesici bir yapıta dönüşür. General Panfilov'un askeri dehasının örneklerini gördükçe, Momiş-Uli'nin Kazahistan steplerinden edindiği avlanma deneyimlerini savaş alanına uyarlayışını okudukça, Kızıl Ordu askerlerinin savaşa sadece askeri teçhizatla değil, psikolojik olarak da hazırlanışını izledikçe, Almanların savaşı kaybetme sebebinin Rus kışından fazlası olduğunu anlayacaksınız."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/muhurler-turkiye-sosyalist-hareketinden-eserler", "text": "Sosyalizm bu topraklarda gerek düşünsel gerek siyasal açıdan güçlü ve önemli bir hat oluşturdu. Bu çizginin önemli düşünürleri, bilim insanları, bilgeleri, yazarları, hatipleri, liderleri ve neferleri, bir de sosyalizmin soyçizgisinde kalıcı izler, tezler ve etkiler bırakan eserleri var... Sosyalist düşüncenin şekillenmesinde ve içsel evriminde belirleyici roller oynayan, onun değişik damarlarını derece derece ve yıllar boyunca etkilemiş olmalarıyla öne çıkan eserler bunlar... Türkiye'de sosyalist düşünceye mühür vuran eserler! Mühürler'de, işte bu eserlerden on ikisini çözümleyen metinler bir araya geliyor. Şefik Hüsnü'den Toplumsal Sınıflar, Türkiye Devrimi ve Sosyalizm; Hikmet Kıvılcımlı'dan Osmanlı Tarihinin Maddesi; Mehmet Ali Aybar'dan Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm; Behice Boran'dan Türkiye ve Sosyalizm Sorunları; Mihri Belli'den Milli Demokratik Devrim; Çetin Altan'dan Onlar Uyanırken; Doğan Avcıoğlu'ndan Türkiye'nin Düzeni; İdris Küçükömer'den Düzenin Yabancılaşması; Mahir Çayan'dan Kesintisiz Devrim; Hüseyin İnan'dan Türkiye Devriminin Yolu; İbrahim Kaypakkaya'dan Bütün Yazılar ve Nihat Akseymen'den Emperyalizmin Zayıf Halkası Türkiye derlemede ele alınan yapıtlar. Bunlar, fildişi kule metaforuna uygun konforlu mekanlar yerine, hapislerde, sürgünlerde ya da siyasal, düşünsel mücadelelerin tam ortasında yazılmış eserler. Bu eserleri ele alan yazarlarımız da, sosyalist düşüncenin Türkiye'deki serüveninin ortaya konmasına katkıda bulunmayı; sosyalizm tahayyülünün Türkiye'deki içsel gelişim evreleri ile ana temalarını hatırlatmayı ve dünü, bugüne, bugünü de yarına bağlama perspektifine girdiler sağlamayı amaçlıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/neoliberalizm-muhalif-bir-secki", "text": "İçinde yaşadığımız neoliberalizm çağı, dünyadaki milyarlarca insanın yaşamını iktisat, siyaset, uluslararası ilişkiler, ideoloji, kültür... gibi çok farklı alanlarda fazlasıyla etkiliyor. Kısa sürede böylesine yaygın ve etkili bir hal almış olan neoliberalizmi değerlendirmek, hem düşünsel hem de siyasi nedenlerle elzemdir. Bu seçki, neoliberalizmi eleştirel bir yaklaşımla çok farklı açılardan ele alan, konuyla ilgili aktivistler, öğrenciler ve sosyal bilimciler için araştırma gündemini ana hatlarıyla ortaya koyan 30 bölümden oluşuyor. Kuramsal, uygulamalı ve tarihsel bölümler olmak üzere üç grupta toplanmış olmalarına karşın, bu seçkide yer alan makaleler bazı önemli özellikleri paylaşıyorlar. Öncelikle, neoliberalizmin kökenlerini, doğasını ve sonuçlarını radikal ekonomi politiğin bakış açısından inceliyorlar. İkincisi, farklı geleneklerden gelmelerine karşın, birbirleriyle yakından ilişkililer. Üçüncüsü, bu makaleler neoliberalizmin radikal, yani konunun özüne inen bir eleştirisini sunuyorlar. Neoliberalizmin, gücü ve zenginliği dünyanın dört bir tarafındaki seçkin grupların ellerinde yoğunlaştıran, özellikle de her ülkedeki finans gruplarının çıkarlarına ve uluslararası boyutta ABD sermayesine fayda sağlayan hegemonik projenin bir parçası olduğunu ortaya koyuyorlar."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/neyi-nasil-okumali-uzerine-not-dusulmus-kitaplar", "text": "G.E.M. de Ste Croix, Antik Yunan Dünyasında Sınıf Mücadelesi; Neil Faulkner, Marksist Dünya Tarihi/Neandertallerden Neoliberallere; Taner Timur, Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi; Georg Fülberth, Kapitalizmin Kısa Tarihi; Douglas Dowd, Kapitalizm ve Kapitalizmin İktisadı/Eleştirel Bir Tarih; David Harvey, Sermayenin Sınırları; Michael Mann, Demokrasinin Karanlık Yüzü/Etnik Temizliği Açıklamak; Socialist Register, Ekonomik Kriz ve Sol; Mehmet İnanç Turan, Marksizmin Doğuşu; Bertell Ollman, Diyalektik Soruşturmalar; Kevin B. Anderson, Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi; August H. Nimtz, Demokrasi Savaşçıları Olarak Marx ve Engels; Tülin Öngen, Prometheus'un Sönmeyen Ateşi/Günümüzde İşçi Sınıfı; Gökhan Atılgan-E. Attila Aytekin , Siyaset Bilimi Kavramlar, İdeolojiler, Disiplinler Arası İlişkiler; Michel Henry, Marx'a Göre Sosyalizm; Paul N. Siegel, Dünya Dinleri ve İktidar; Nilüfer Göle, Seküler ve Din: Aşınan Sınırlar; Neşecan Balkan, Erol Balkan ve Ahmet Öncü , Neoliberalizm, İslamcı Sermayenin Yükselişi ve AKP; Haluk Gerger, ABD, Ortadoğu ve Türkiye; Vijay Prashad, Arap Baharı ve Libya Kışı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/oblomov", "text": "Oblomov, tıpkı Don Kişot ve Godot'yu Beklerken gibi, ünü yazarını aşmış yapıtlardandır. Oblomov sadece bir roman kahramanı değil, bir kavramdır. O, ataletin, aylaklığın, tembelliğin, üşengeçliğin, hayalciliğin, uykuculuğun cisimleşmiş halidir. Yatağında hayal kurarak uyuklamaktan başka bir emeli olmayan Oblomov'un, önce taşınma derdiyle boğuşmak, sonra çiftliğini denetlemek zorunda kalmakla altüst olan dünyası, eşine az rastlanır bir mizahla anlatılır. Her biri unutulmaz birer kahraman olan Zahar, Ştoltz ve Olga, Oblomov'u tek karakter etrafında örülen bir roman olmaktan çıkararak, bir dönem romanı kılar. Aristokrat yetiştirme tarzının kanatlarını yolduğu Oblomov'un yanı sıra, en az efendisi kadar tembel olan Zahar ile, tek meselesinin aristokrasi olmadığını ifade eder Gonçarov. Ştoltz ile kapitalist işadamı resmedilirken; akıllı, meraklı, ince ruhlu Olga ile modern Rus kadınının müjdesi veriliyor gibidir. Oblomov, çok boyutlu, ince ayrıntı ve sembollerle, psikolojik analizlerle dolu destansı bir romandır, onu sadece toprak aristokrasisinin tembelliğini, asalaklığını anlatan bir kitap olarak görmek eseri eksik anlamak olur. Bu büyük eser, Rus insanının ulusal mizacını, genlerine işlemiş özelliklerini gün ışığına çıkarmakta, Rus toprağından evrenselliğe uzanmaktadır..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/olu-canlar", "text": "Ölü Canlar'da Gogol, toprak köleliği sisteminin henüz yürürlükte bulunduğu Çarlık Rusya'sının son derece canlı ve gerçekçi bir resmini çiziyor. Artık hayatta olmayan köleleri canlı gösterip servet kazanmayı aklına koyan hilebaz Çiçikov'un hikayesi hem trajikomik hem de bir yanıyla tanıdık. Tıpkı bir bukalemun gibi bastığı toprağın, bulunduğu zamanın rengini alan Çiçikov neredeyse içimizden biri. Gogol'ün aptallıkla, açgözlülükle, mülkiyet hırsıyla ettiği alay, deha ile örülen olağanüstü bir sanat eserine dönüşüyor. Ölü Canlar ilk yayımlandığında Rusya'da büyük tartışmalara neden olmuştu: Yaşayan kimseleri köle olarak kullanmak mı daha kötü ve tehlikeli, yoksa ölülerin ticaretini yapmak mı? Gogol'ü politik hiciv sanatının doruğuna taşıyan bu büyük roman, 19. yüzyıl Rus edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olarak kabul görüyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/oluler-genc-kalir", "text": "Toplumsal kutuplaşma ve öfke patlamaları; ekonomik belirsizlik, politik istikrarsızlık ve güvensizlik nedeniyle güce tapan bireyler; kendini üstün gören tarafın suçu ötekine atması; ırkçılık ve militarizmin yükselişi; vatan sevgisi ve din gibi kutsal sayılan değerlerin suistimal edilmesi... Ölüler Genç Kalır adlı romanında Anna Seghers, Hitler'i iktidara getiren toplumsal koşulların eksiksiz bir panoramasını çiziyor. Ölüler Genç Kalır'ın 1918-1945 yıllarını kapsayan hikayesi, Spartakist ayaklanmasına katılan genç bir işçinin yargısız infazı etrafında örülüdür. Farklı sınıftan, farklı siyasi görüşlere sahip çok sayıda kurgusal karakter, genç Erwin'in yoldaşı, sevgilisi, katili ya da onların yakını olarak beliriyor romanda. Arka planda ise utanç dolu siyasi bir tarih var: Almanya'yı istikrarsızlığa sürükleyen Versay Antlaşması, Hitler'in seçimle iktidara gelişi, şaibeli Reichstag Yangını, Yahudilere kanlı ve ölümcül saldırıların yapıldığı Kristal Gece ve 2. Dünya Savaşı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/onlar-uyanirken-turk-sosyalistlerinin-el-kitabi", "text": "Türkiye'de Sosyalist Düşüncenin Klasikleri dizisinin üçüncü kitabı olan Onlar Uyanırken, Türkiye emekçi halkının 1960'lı yıllarda kurulu düzeni sorgulayan bilinç ve eylemlerinin, yanı sıra da sosyalizm arayışlarının çarpıcı bir yansımasıdır. Onlar Uyanırken'in iki yazarı vardır. Kitabın birinci kısmında yer alan Türk Sosyalistlerinin El Kitabı başlıklı bölümün yazarı Çetin Altan'dır. Parlamento kürsüsünde kapitalizme yönelttiği öldürücü eleştirileri, miting meydanlarında yaptığı coşkulu konuşmaları, kahvehanelerde anlattığı çarpıcı ülke sorunları ve gazetelerde ikna edici bir dille yazdığı alternatif sosyalist toplum tahayyülleriyle 1960'lı yılların siyasal yıldızıdır Çetin Altan. Kapitalizm yandaşlarının düşmanı, sosyalizm arayışları içindeki emekçilerin sevgilisidir. Türk Sosyalistlerinin El Kitabı, sosyalist düşünce ve toplum düzeninin herkes tarafından anlaşılabilecek bir yalınlıkla ve akla gelebilecek her türlü soruyu önceden hesap edip yanıtlayan bir ustalıkla yazılmıştır. Akıcı ritmi, canlı anlatımı, berrak üslubu, akıl yüklü kurgusu, kahredici eleştirileri ve aşıladığı umutlarıyla sosyalist fikirlerin popülerleştirilmesinde eşine ender rastlanabilecek düzeyde vurucu bir metindir. Kitabın ikinci kısmında yer alan Mektuplar'ın yazarı işçisi, ırgatı, marabası, şoförü, kahvecisi, bakkalı, terzisi, zanaatkarı ve arkasız memuruyla Türkiye emekçi halkıdır. Yurdun doğusundan, batısından, güneyinden ve kuzeyinden gelen binlerce mektup arasından kura usulüyle Çetin Altan tarafından seçilen bu küçük demet, devrin emekçi halkının sınıf bilincini ve siyasal dağarcığını yansıtması bakımından eşsiz bir tarihsel belge niteliğindedir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/orta-sinif-efsanesi", "text": "Elinizdeki kitabın amacı, orta sınıf konusunu bir efsane, bir mit olmaktan çıkarmaktır. Sınıf, ideolojik mücadelenin en önemli kavramlarından biridir. Orta sınıf ideolojisi, sınıfsızlık ideolojisidir. Bu nedenle yalnızca sınıf terimi üzerine yapılacak bir mücadele bile özel bir değer taşımaktadır. Bu kitap, bu mücadeleye güç katmak için yazılmıştır. Bu kitapta orta sınıf küçük burjuvazi yalnız teorik değil, aynı zamanda tarihsel bir bağlama yerleştiriliyor. Birinci bölümde, kitabın teorik temeli atılırken, bir yandan da burjuva toplumunun kapitalist topluma, burjuvazinin kapitalist sınıfa evrilişinin, bu sürecin sonunda küçük burjuvazinin orta sınıf konumunu alışının öyküsü anlatılıyor. Kitabın omurgasını, güncel kapitalizmde sınıfları, özellikle proletarya ile orta sınıf küçük burjuvazi arasındaki tartışmalı sınır bölgesinin sorunlarını inceleyen Güncel Kapitalizmde Eğilimler ve Sınıflar bölümü oluşturuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ortacag-tarihi", "text": "Ortaçağ tarihini, feodalizmin kuruluşu, gelişmesi ve sonra kapitalizmin serpilmesi ve ilk burjuva devrimleriyle birlikte çöküşü çerçevesinde ele alan Ortaçağ Tarihi, 5. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasındaki sınıf mücadelelerinin kapsamlı bir panoramasını sunuyor. Tarihsel materyalist yöntemi evrenselci bir bakış açısıyla birleştiren eser, Ortaçağ tarihini Batı Avrupa feodalizmiyle sınırlayan alışıldık bakış açısının ötesine geçerek, Avrupa, Ortadoğu, Hint ve Çin tarihlerinin birlikte düşünülebileceği bir çerçeve sunuyor. Tarihin akışını imparatorlukların, krallıkların ve aristokratların hakimiyet ve iktidar mücadelelerinden ibaret görmeyen yazarlar, köylülerin, zanaatkarların ve işçilerin mücadelelerine odaklanarak materyalist tarih-yazımının parlak ve incelikli bir örneğini sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu mücadelelerin kültür ve düşünce yaşamındaki yansımalarını da gözler önüne seriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/osmanli-dan-gunumuze-turkiyede-siyasal-hayat-karton-kapak", "text": "Osmanlı'dan Günümüze Türkiye'de Siyasal Hayat'ı kendi kulvarındaki öteki kitaplardan ayıran başlıca özellik, siyasal hayatı kavrayış biçiminde yatıyor. Siyasal hayatı, dünya-tarihsel bağlamı içine yerleştirerek, iktisadi koşullar ve kültür hayatıyla ilişkilendirerek ele alan kitap, bunların tümünün gerisindeki dinamiğin toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiler ve çelişkiler olduğunu gözetiyor. Türkiye siyasal ve toplumsal tarihinin önemli dönemeçlerine göre ayrılan her bir bölüm kendi içerisinde dört aşamalı bir izleği takip ediyor: iktisadi ve toplumsal koşullar, siyasal gelişmeler, dünyayla ilişkiler ve kültür hayatında eğilimler. Bu izlek, Türkiye siyasi tarihinin olgu ve olaylarındaki ayrıntı zenginliğini belirli bir teorik perspektif ve analizle yerli yerine oturtmayı, ilişkilendirmeyi ve soyutlamayı mümkün kılıyor. Her bir dönemin özelliklerini yansıtan portreler, çerçeve yazılar, belgeler ve fotoğraflar da kitabın anlatımını zenginleştiriyor. Bu muhteşem çalışmaya katkıda bulunan genç tarihçilere, sosyal bilimcilere sonsuz teşekkürler... Hegel'e göre, gerçeklik bir bütünlüktür. Marx'a göre de, yaşam ancak bütünlüğü içinde kavranabilir. Türkçesi, parça ancak parçası olduğu bütünlük içinde anlam kazanır. Önünüzdeki kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan başlayıp günümüze uzanan büyük süreci işte bu anlayışla gözler önüne seriyor. Bu bir tarih çalışması, ama basit bir siyasal tarih, iktisadi tarih ya da kültür tarihi değil. Bütünlükçü bir kaygıyla kaleme alınmış bir yaşam tarihi. Büyük değeri buradan kaynaklanıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/osmanli-tarihinin-maddesi", "text": "Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın siyasal kimliği, kuramsal ve yöntemsel pozisyonu nedeniyle gerek Batı'dan, gerekse de Türkiye'den Osmanlı tarihçileri tarafından göz ardı edilen ya da görmezden gelinen Osmanlı Tarihinin Maddesi, tarihe yaklaşımı, olguları ele alış biçimi, yöntemi ve ruhuyla öncü bir yapıttır. Eser, aynı zamanda Türkiye'de sosyalist düşüncenin özgün yapıtlarından biridir. Engin bilgi birikimi, sıra dışı gözlem yeteneği ve kendine özgü üslubuyla modern Türkiye'den Osmanlı tarihine bakan Dr. Hikmet Kıvılcımlı, gırtlağımıza dek Osmanlı tarihinin maddesi ve ruhu içindeyiz der. Bu nedenle o koca tarihe yarınların Türkiye'si için yeni bir bakış açısı, yeni bir izah kazandırmak ister. Doktor açısından Osmanlı İmparatorluğu'nun tarih zinciri içinde tuttuğu yer 'kolay Marksizm'le anlaşılamayacağı gibi Marksizm olmadan da anlaşılamaz. Kıvılcımlı, bu magnum opus'unda Marksizmin yaklaşımı ve yöntemiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun kendine özgülükleri arasında uygun bir etkileşim kurmaya özen göstermiş, Osmanlı tarihine ilişkin tartışmaya ve düşünmeye değer sıra dışı kuramsal ve pratik açıklamalar getirmiştir. Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın sürgünler, işkenceler, hapisler, müsadereler, angaryalar, kovuşturmalar arasında ve pratik mücadelenin nankörlüğü rağmına inatla, kararlılıkla, titizlik ve özenle tamamlayabildiği bu büyük eser, güçlükler ve belalar aşılarak bugüne aktarılabilmiştir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ozgurlugun-pedagojisi-etik-demokrasi-ve-medeni-cesaret", "text": "Eleştirel pedagojinin önde gelen ismi Paulo Freire'nin Özgürlüğün Pedagojisi adlı yapıtı, onun son çalışmalarından biri. Kitaba bir giriş metni de sunan eğitim kuramcısı Stanley Aronowitz'in sözleriyle, 1996 tarihli bu önemli eseri Freire'nin son sözleri olarak okumak mümkün. Öte yandan Özgürlüğün Pedagojisi ünlü düşünürün son kitaplarından biri olsa da, iki nedenle belki de ilk okunması gereken eseri olarak öne çıkıyor. Birincisi, Freire'nin Harvard Üniversitesi'nde vereceği ders için kaleme aldığı Özgürlüğün Pedagojisi, yazarın o güne kadar geliştirdiği temel kavramları, zamanın süzgecinden geçirerek okurlara sunan bir kitap. Freire'nin düşünerek, dinleyerek, yazarak ve uygulayarak geçirdiği yarım asırda şekillenen düşünce sisteminin en olgunlaşmış hali. Özgürlüğün Pedagojisi, bu anlamıyla bir Paulo Freire Pedagojisine Giriş niteliği taşıyor. İkincisi, bu yapıt, Freire'nin o güne kadar inşa ettiği görüşlerini neoliberalizm koşullarında yeniden değerlendirmesine bir fırsat sunuyor. Bilindiği gibi Freire'yi dünyaya tanıtan çalışması, 1968 yılında yayımlanan, yirmiden fazla dile çevrilen ve eleştirel pedagojinin temel metinlerinden biri kabul edilen Ezilenlerin Pedagojisi olmuştur. Özgürlüğün Pedagojisi ve Kültür İşçileri Olarak Öğretmenler ise neoliberalizmin en olgun çağında yazılmış metinler olarak bambaşka imkanlar sunuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ozgurluk-yanilsamasi-marx-ve-rousseau", "text": "Kapitalizm, bireysel özgürlüğün son durağı mı? Liberal kuramcılar diyor ki: \"Serbest piyasa ekonomisi, belki eşitlik, kardeşlik ve adalet sağlayamıyor ama hiç olmazsa özgürlüğü garanti altına alıyor.\" Özgürlüğün, tüketicilerin marka seçme özgürlüğüne ya da soyut vatandaşların eşit yasal haklarına indirgenemeyeceğini düşünüyorsak, liberalizmin ilk eleştirmenlerinden Rousseau ve Marx'ın alternatif özgürlük anlayışlarından hala öğreneceğimiz çok şey var. Çoğumuz, ya özgürlüğü kuralsızlık olarak tanımlayıp, mutlak özgürlüğün hiçbir toplumda var olamayacağını düşünüyoruz, ya da özgürlüğü \"özel alan\" içindeki serbestliğe indirgeyip, kendimizi özgür hissetmenin özgür olmak için yeterli olduğuna inanıyoruz. Peki, ya Rousseau'nun iddia ettiği gibi ayağımızdaki zincirleri halhal zannedip çiçeklerle süslüyorsak? Özgürleşmenin ilk adımı, şu anda neden özgür olmadığımızı kavramaktan geçiyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/palto", "text": "Rus edebiyatının dahi yazarlarından Gogol'ün en meşhur ve en güzel hikayelerinden biridir Palto. Dostoyevski'ye atfedilen Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık sözüyle onurlandırılan bu öncü anlatı, kendisinden sonra gelen yazarlar kuşağını derinden etkiledi. Rus ve dünya edebiyatı üzerinde olduğu kadar okurların yüreğinde de silinmez izler bıraktı. Palto, önüne gelen metinleri el yazısıyla aynen kopyalamak dışında bir mahareti olmayan, yoksul ve içine kapanık bir memurun hikayesini anlatıyor. Genç katiplerin sataşmalarına sıkça maruz kalan bu küçük memur, alay konusu olan eski püskü, modası geçmiş paltosunu yenilemeye karar verir günün birinde... Dişinden tırnağından artırarak diktirdiği yeni paltosu, sosyal hayata katılması için ona cesaret vermiş olsa da talihsizlik yakasını bırakmaz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/papaya-komplo-papa-ii-jean-paul-suikastinin-perde-arkasi", "text": "Abdi İpekçi'nin katili Mehmet Ali Ağca'nın 13 Mayıs 1981 günü Roma'nın Sen Piyer alanında Papa II. Jean Paul'e düzenlediği suikastın üzerinden uzun yıllar geçti. Ağca'yı kimler yönlendirmişti, başka suç ortakları var mıydı, olaya hangi gizli servislerin parmağı karışmıştı?.. Dünya kamuoyu, suikastın Sovyetler Birliği Gizli Servisi KGB'nin başı altından çıkmış olduğuna inandırılmak istenmişti. Batı'nın propagandasına göre Bulgar Gizli Servisi, Sovyetler'in kuklasıydı; aşırı sağcı Türk terörist Ağca da olayda maşa olarak kullanılmıştı. Ne var ki, Batı'nın dört elle sarıldığı bu teze dayanan yargılama tam bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Uzunca bir dönem Alman Der Spiegel dergisinin Roma muhabirliğini yapan Valeska von Roques, yıllar süren titiz bir araştırmayla gerçeğin kapısını aralamayı başardı. Yazar, Batılı ülkelerin resmi tezi olan \"Bulgar izi\"ni CIA'nın Türkiye masası şefi Paul Henze'nin gazeteci ortağı Claire Sterling'le birlikte ürettiğini ve bunun hiçbir temeli olmadığını kesin bir şekilde ispatlamakla kalmıyor, CIA'ya, Batılı istihbarat örgütlerine, Vatikan'a uzanan güçlü işaretleri ortaya seriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/paradigmanin-iflasi-resmi-ideolojinin-elestirisine-giris", "text": "Fikret Başkaya'nın 1991 yılında ilk baskısını yaptıktan sonra siyaset bilimi ve yakın tarih alanında klasik bir yapıt haline gelen bu çalışması, resmi ideoloji cephesinde öyle bir endişe yarattı ki, Başkaya'nın yargılanması, 20 ay hapis ve para cezasına çarptırılması bir yana, gözaltı aramalarında, ev baskınlarında demokrasinin geldiği ileri aşamanın da bir işareti olarak sakıncalı bir belge, hatta suç unsuru olarak gösterilebildi! Bir anlamda resmi ideolojiyle hesaplaşma, bir kitabın sayfalarıyla sınırlı kalmadı, sokağa taştı! Paradigmanın İflası, aydınların resmi ideoloji karşısındaki konumunu ve devlet aydınının çelişkilerini; milli mücadelenin niteliğini, anti-emperyalist bir karakter taşıyıp taşımadığını ve kitle katılımının boyutlarını; milli mücadelenin ulusallığı sorununu ve Kürt meselesini; Sovyet Rusya ve Komintern'le milli mücadelenin ilişkilerini; tarihte bireyin rolü bağlamında Mustafa Kemal'i ve Kemalist rejimin Bonapartizmle bağlantısını; Cumhuriyet dönemi iktisat politikalarını, sermaye birikimi ile Bonapartist rejim arasındaki bağı; sınıfsız, imtiyazsız bir kitle iddiasının ardındaki gerçeği ve yeni sömürgecilik kavramını kapsamlı bir şekilde tartışan bölümlerden oluşuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/paris-komunu-150", "text": "Paris halkı 18 Mart 1871'de bu şehrin yönetimini üstlenerek Paris Komünü'nü kurdu ve geleceğe bir kapı açtı. Yetmiş iki gün boyunca kendi kaderlerini kendi ellerinde tutan işçiler, toplumsal kurtuluş mücadelelerini yeni bir aşamaya taşıdı. Ancak karşıdevrim güçleri toparlandı, şehre saldırdı ve 28 Mayıs'ta Komün'ü yenilgiye uğrattılar. Karl Marx, iki gün sonra, Uluslararası İşçi Birliği Genel Konseyi üyelerine, Fransa'da İç Savaş başlığıyla yayımlanacak olan metni yüksek sesle okudu ve bu metin oybirliğiyle onaylandı. Yarım yüzyıl sonra, Ekim Devrimi'nin hemen öncesinde, Lenin, Devlet ve Devrim adlı eserinde, mevcut devlet mekanizmasının nasıl parçalanacağını ve yerine nelerin koyulacağını Komün deneyiminden ve Marx'ın metninden yararlanarak ele aldı. Elinizdeki kitap, Fransa'da İç Savaş'ın, Lenin'in Devlet ve Devrim adlı eserinin Komün hakkındaki bölümünün ve Bertolt Brecht'in Komün Günleri adlı oyunundaki bir şiirin yanı sıra, Komün'le ilgili iki yazıyı ve bir manifestoyu içeriyor. Paris Komünü, işçi sınıfının, kendi devletini kurmaya yönelik ilk büyük tarihsel girişimiydi. Sosyalizm mücadelesi, geçmişteki zaferlerden olduğu kadar yenilgilerden de öğrenerek ilerletiliyor. Komüncüleri selamlıyor ve onların deneyiminden dersler çıkarmaya devam ediyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/parma-manastiri", "text": "Parma Manastırı, 19. yüzyıl Fransız yazarı Stendhal'in başyapıtlarından biridir. Hayali bir İtalyan dükalığında sergilenen saray entrikalarının, tutku ve cesaretin, ahlaki ikilemlerin, mutluluk arayışını kuşatan sert gerçeklerin romanıdır. Yazımı elli iki gün gibi olağanüstü kısa bir sürede tamamlanan Parma Manastırı, Balzac tarafından çağının en önemli Fransız romanı olarak nitelendirilmiştir. Çağdaşı eserlerin aksine, yalın bir dile sahiptir. Olaylar, kişiler ve psikolojiler ön plandadır. Kişilerin ruhsal durumları, uzun monologlarla aktarılır. Kurgusal olduğu kadar tarihsel, bir o kadar da politik bir romandır. Romanın başkişisi, genç soylu Fabrice del Dongo'dur. Gözüpek ve tutkulu bir genç olan Fabrice'in, Waterloo Savaşı ile başlayan ve adam öldürmelerle, zindanlarla, zehirlenmelerle ve yasak aşklarla sürüp giden macerasını anlatır Parma Manastırı. Siyasi entrikaların gençlik ateşiyle ve tutkulu aşklarla harmanlandığı büyük bir eserdir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/plassans-papazi", "text": "Plassans... Emile Zola'nın doğup büyüdüğü Aix-en-Provence kentinden ilham alarak yarattığı hayali bir şehir... III. Napolyon bir hükümet darbesiyle iktidara gelerek Fransa'da 18 yıl sürecek olan ikinci imparatorluk dönemini başlattığında, Plassans imparatorluğu destekler. Fakat bu küçük taşra kentinde, kişisel ikbal hesaplarıyla iç içe geçmiş siyasi atmosfer değişkendir ve şehir bir süre sonra kralcılardan yana olur. O günlerde Plassans'a yeni bir papaz atanır. Son derece sofu bir yaşam süren bu sert görünüşlü, ketum papazın, kiliseye hizmet etmenin çok ötesinde amaçları vardır oysa. Zola, ikinci imparatorluk döneminin toplumsal panoramasını anlatmak için kurguladığı yirmi kitaplık Rougon-Macquart dizisinin dördüncü kitabı olan Plassans Papazı'nda, keskin eleştirisini ruhban sınıfına yöneltir. Siyasi iktidarın suç ortağı olan, inananların özellikle de kadınların samimi dini duygularını manipüle etmekten çekinmeyen, amacı ve çıkarı için her yolu mubah gören din adamları, Plassans'ın papazı Rahip Faujas'ın şahsında cisimleşir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/portre", "text": "Bir derebeyi çocuğu olarak, Dikanka dolaylarındaki bir çiftlikte geçirdiği çocukluk yılları boyunca kulağına çalınan halk şiiri ve türküleriyle, masal, söylence ve öyküleriyle beslenen Gogol, Kazak atalarının aşkları ve efsanelerini dinleyerek büyüdü. Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol'e saygınlık kazandıran ilk eserleri Ukrayna'daki bu çiftlik yaşantısına dair anlatılardır. Bunların en ünlülerinden ikisi, Mayıs Gecesi ve Portre'dir. Mayıs Gecesi'nde Levko ve Galya'nın aşkını köy yaşantısının içinde, usta işi doğa tasvirleriyle anlatan Gogol, Portre adlı öyküsünde, gizemli bir portrenin, insanların hırslarını birer enstrüman gibi kullanarak yaşantılarını nasıl cehenneme çevirdiğini anlatıyor. Portre, Gary Shteyngart'ın Shylock on the Neva öyküsüne, Mayıs Gecesi de Nikolay Rimski-Korsakov'un aynı adlı operasına esin kaynağı olmuştur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/proletaryanin-buyulu-kutusu-ciltli", "text": "13 Şubat 1961'de kurulan Türkiye İşçi Partisi, Türkiye siyasal tarihinin en önemli olaylarından biridir. TİP'in gelişip güçlenmesinde parti sözcülerinin efsanevi radyo konuşmalarının çok önemli bir yeri vardır. Türkiye proletaryasının sözcüleri, 1961-1971 döneminde, bambaşka bir dile, bambaşka bir seslenişe ve bambaşka bir içeriğe sahip konuşmalarıyla o zamana kadar devletin ağzı olan radyoyu 'proletaryanın büyülü kutusu'na çevirmişlerdi. Proletaryanın Büyülü Kutusu, TİP sözcülerinin altı seçim için yaptıkları efsanevi radyo konuşmalarının metinlerini içermekle kalmıyor. Mehmet Ali Aybar'dan Yaşar Kemal'e, Kemal Türkler'den Can Yücel'e, Rıza Kuas'tan Hamdoş'a, Tarık Ziya Ekinci'den Çetin Altan'a TİP'in çok etkili hatiplerinin radyoda yaptığı konuşmaların ses kayıtlarını da içinde barındırıyor. Bu tarihi konuşmalar karekodlar aracılığıyla dinlenebiliyor. Proletaryanın Büyülü Kutusu'nun sayfalarından dinlenebilen radyo konuşmaları, onları dinlemeseler hayatları normalde bambaşka yönde akabilecek gençleri, aydınları, işçileri ve köylüleri sosyalist mücadelenin içine çekmiş ve TİP bayrağı altında toplayabilmişti. Proletaryanın Büyülü Kutusu sosyalistlerin devlet radyosundan yaptıkları konuşmalarla hayatı değişen insanların öykülerinı anlattığı gibi bu konuşmaları yapan kişilerin portrelerine de yer veriyor. Kitapta Şekibe Çelenk'ten Mehmet Ali Aybar'a, Behice Boran'dan Hamdoş'a, Nazife Cemgil'den Kemal Türkler'e, Yaşar Kemal'den Can Yücel'e, Hasan Hüseyin Korkmazgil'den Tarık Ziya Ekinci'ye tam 43 portre yer alıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/proletaryanin-buyulu-kutusu-karton-kapak", "text": "13 Şubat 1961'de kurulan Türkiye İşçi Partisi, Türkiye siyasal tarihinin en önemli olaylarından biridir. TİP'in gelişip güçlenmesinde parti sözcülerinin efsanevi radyo konuşmalarının çok önemli bir yeri vardır. Türkiye proletaryasının sözcüleri, 1961-1971 döneminde, bambaşka bir dile, bambaşka bir seslenişe ve bambaşka bir içeriğe sahip konuşmalarıyla o zamana kadar devletin ağzı olan radyoyu 'proletaryanın büyülü kutusu'na çevirmişlerdi. Proletaryanın Büyülü Kutusu, TİP sözcülerinin altı seçim için yaptıkları efsanevi radyo konuşmalarının metinlerini içermekle kalmıyor. Mehmet Ali Aybar'dan Yaşar Kemal'e, Kemal Türkler'den Can Yücel'e, Rıza Kuas'tan Hamdoş'a, Tarık Ziya Ekinci'den Çetin Altan'a TİP'in çok etkili hatiplerinin radyoda yaptığı konuşmaların ses kayıtlarını da içinde barındırıyor. Bu tarihi konuşmalar karekodlar aracılığıyla dinlenebiliyor. Proletaryanın Büyülü Kutusu'nun sayfalarından dinlenebilen radyo konuşmaları, onları dinlemeseler hayatları normalde bambaşka yönde akabilecek gençleri, aydınları, işçileri ve köylüleri sosyalist mücadelenin içine çekmiş ve TİP bayrağı altında toplayabilmişti. Proletaryanın Büyülü Kutusu sosyalistlerin devlet radyosundan yaptıkları konuşmalarla hayatı değişen insanların öykülerinı anlattığı gibi bu konuşmaları yapan kişilerin portrelerine de yer veriyor. Kitapta Şekibe Çelenk'ten Mehmet Ali Aybar'a, Behice Boran'dan Hamdoş'a, Nazife Cemgil'den Kemal Türkler'e, Yaşar Kemal'den Can Yücel'e, Hasan Hüseyin Korkmazgil'den Tarık Ziya Ekinci'ye tam 43 portre yer alıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/prometheusun-sonmeyen-atesi-gunumuzde-isci-sinifi", "text": "Prometheus'un Sönmeyen Ateşi, zorlu bir dönemecin kitabıdır. 1990'ların ilk yarısında, SSCB'nin çöktüğü, kapitalizmin mutlak ve nihai zaferini ilan ettiği ve neoliberalizmin şaha kalktığı bir zamanda yazıldı. O yıllarda, kapitalizmin büyük ideolojik saldırısı, sol saflarda moralsizlik, dağılma, ideolojik savrulma gibi sonuçlar vermişti. Fitilini Andre Gorz'un Elveda Proletarya kitabının ateşlediği bir tartışma, adeta döneme damgasını vurdu. Öz olarak, sosyalizm mücadelesinin temel öznesi olarak görülen işçi sınıfının, gerçekte kendisine yüklenen devrimci niteliklere hiçbir zaman sahip olmadığı veya sahip olsa bile zaman içinde bu özelliklerini kaybettiği ileri sürülmekteydi. Tülin Öngen, o yıllara hakim olan neoliberal akıl tutulmasına prim vermeden, üstün bir analiz ve zengin bir sergileme ile tartışmaya katıldı. İşçi sınıfının tanımı, kapsamı, çağdaş kapitalizm koşullarındaki konumu, güncel profili, teknolojik gelişimin sınıfa etkileri gibi konuları titizlikle inceledi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/rahip-mouret-nin-gunahi", "text": "Emile Zola, yirmi kitaplık Rougon-Macquart dizisinin dördüncü romanı olan Plassans Papazı'nda işlediği ruhban sınıfı eleştirisini, hemen ardından gelen Rahip Mouret'nin Günahı romanında daha da derinleştirir. Zola'nın sorgulayan keskin kalemi bu romanda kilisenin ötesine geçerek doğrudan dini konu alır. Plassans Papazı'nın yan karakterlerinden biri olan manastır öğrencisi, içine kapanık, duygulu çocuk Serge Mouret, Rahip Mouret'nin Günahı'nın başkişisi olarak karşımıza çıkar. Tamamen tanrıya ve ibadete adanmış bir yaşam süren Rahip Mouret, doğanın bağrında ağaçlarla, çiçeklerle, böceklerle, taşlarla arkadaşlık ederek yaşayan bir genç kızla, Albine'le karşılaştığında aşk ve inanç, doğa ve din arasında büyük bir çatışmaya sürüklenir. Kilisenin ciddi ve soğuk görünüşlü Rahip Mouret'si, Zola'nın akıl almaz bir ayrıntı zenginliğiyle betimlediği o yeşil bahçede yalnızca Serge'dir, çırılçıplak bir insandır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/salka-valka", "text": "Salka Valka, İzlanda edebiyatında yeni bir sayfa açan canlı, destansı edebi yaratıcılığından ötürü, 1955 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen Halldor Laxness'in başyapıtıdır. Laxness bu romanında okuru, İzlanda'nın dondurucu soğuğunda titreyen küçük bir balıkçı kasabasında, ahlak anlayışları çökmüş, ama dini duygularla şişirilmiş balıkçıların acı dolu hayatlarıyla yüz yüze getirir, güçlü bir kadının zorlu hayat şartlarını ve mücadelesini gözler önüne serer. Çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalan Salka adlı genç kızın merkezinde yer aldığı romanda, yoksulluk, sömürü ve çaresizlik çok çarpıcı bir tarzda tasvir edilir. Salka, annesi Sigurlina'yla birlikte, kuzeydeki evlerini terk edip İzlanda'nın güneyine, daha iyi bir hayat özlemiyle yola çıkar. Ama Oseyri adındaki küçük bir köyde mola vermek zorunda kalırlar ve bir daha da oradan ayrılamazlar. Sigurlina ne kadar iradesiz biriyse, kızı da o kadar güçlüdür. Güçlü iradesi, yoksulluğa karşı başkaldırının ön saflarına taşır Salka'yı."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/samir-amin-anlatiyor-ezilen-halklarin-somurulen-siniflarin-organik-aydini", "text": "Samir Amin'i anlatan ve onun da kendisini anlattığı bu kitap, emperyalist-kapitalist sistemin yarattığı kutuplaşma ve sömürünün ağır sonuçlarıyla yüzleşen halkların kurtuluşuna adanmış bir yaşamın izlerini sürüyor. Üç ana bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Demba Moussa Dembele, Samir Amin'in, ailesi, eğitim hayatı, Marksizmle tanışması, politik fikirlerinin oluşumu, entelektüel yönelimleri, Marksist düşünceye katkıları ve kurduğu alternatif uluslararası örgütlenmeler hakkında kısaca bilgi veriyor. İkinci bölüm, Dembele'nin Samir Amin'le yaptığı söyleşilerden oluşuyor. Amin bu uzun bölümde, sosyalizm, kalkınma, toplumsal hareketler, çevre-merkez ilişkisi, tekelleşme, kapitalizmin krizi, kutuplaşma ve azgelişmişlik gibi çeşitli konulardaki görüşlerini ve farklı düşünürlerle/fikir okullarıyla yaptığı tartışmaları samimiyetle anlatıyor. Bir yandan da entelektüel üretiminin hiçbir zaman eylemden ayrılmadığını görmemizi sağlıyor. Son bölüm, Amin'in seçilmiş metinlerinden oluşuyor. Bu metinler, Kapitalizm neden Avrupa'da ortaya çıktı?, Marksizmin günümüzdeki misyonu nedir?, Dünyayı sarsacak ikinci 'Güney'in uyanışı' başladı mı?, Kapitalizmin krizinden çıkmak mümkün mü?, Avrupa dışı toplumların geri kalmışlığının sebepleri nelerdir? gibi önemli sorulara yanıtlar arıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/savas-ve-baris-cilt-1", "text": "Bir roman değildir, tarihsel bir anlatı değil, belgesel değil, felsefe kitabı değil, Rus toplumunu anlatan sosyolojik bir inceleme değil, bir dönem romanı, savaş ya da aşk romanı değildir. Çünkü bunların hepsidir Savaş ve Barış. Tolstoy, edebi türlerin sınırlarını aşarak var ettiği bu büyük yapıtla, edebi değerinden, anlatım zenginliğinden bir şey kaybetmeden, farklı coğrafyaların ve çağların sınırlarını da aşıyor. Savaş ve Barış romanında başlıca iki savaş ele alınıyor: 1805-1807 savaşı ve 1812 savaşı. Bu iki savaşın nitelikleri ayrıdır ve Tolstoy özellikle bu büyük çatışmaların farklı özellikleri üzerinde durmuştur. 1812 savaşı bir milli kurtuluş savaşı niteliği taşıdığı için, bu savaşa halk yığınları da katılmış ve Tolstoy romanında, halkı da sahneye çıkarmıştır. Yordam Edebiyat olarak, Savaş ve Barış'ı, özel bir edisyonla sunmaktan gurur duyuyoruz. Tüm dünyada 'en başarılı çeviri' olarak kabul edilen Louise-Aylmer Maude çevirisi, bizzat Tolstoy'dan edinilen karakter detaylarını ve biyografik bilgileri içermektedir. Böylece bu büyük eseri, adeta Tolstoy'un rehberliğinde okuma ayrıcalığını yaşayacaksınız. Ayrıca, Hasan Ali Ediz'in başlı başına bir eser olarak kabul edilmesi gereken Tolstoy incelemesini ve Tolstoy'un bu büyük eserini anlattığı kendi yazısını da bu özel edisyonun değerli bir parçası olarak, sizlerle buluşturuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/savas-ve-baris-cilt-1-eski-kapak", "text": "Bir roman değildir, tarihsel bir anlatı değil, belgesel değil, felsefe kitabı değil, Rus toplumunu anlatan sosyolojik bir inceleme değil, bir dönem romanı, savaş ya da aşk romanı değildir. Çünkü bunların hepsidir Savaş ve Barış. Tolstoy, edebi türlerin sınırlarını aşarak var ettiği bu büyük yapıtla, edebi değerinden, anlatım zenginliğinden bir şey kaybetmeden, farklı coğrafyaların ve çağların sınırlarını da aşıyor. Savaş ve Barış romanında başlıca iki savaş ele alınıyor: 1805-1807 savaşı ve 1812 savaşı. Bu iki savaşın nitelikleri ayrıdır ve Tolstoy özellikle bu büyük çatışmaların farklı özellikleri üzerinde durmuştur. 1812 savaşı bir milli kurtuluş savaşı niteliği taşıdığı için, bu savaşa halk yığınları da katılmış ve Tolstoy romanında, halkı da sahneye çıkarmıştır. Yordam Edebiyat olarak, Savaş ve Barış'ı, özel bir edisyonla sunmaktan gurur duyuyoruz. Tüm dünyada 'en başarılı çeviri' olarak kabul edilen Louise-Aylmer Maude çevirisi, bizzat Tolstoy'dan edinilen karakter detaylarını ve biyografik bilgileri içermektedir. Böylece bu büyük eseri, adeta Tolstoy'un rehberliğinde okuma ayrıcalığını yaşayacaksınız. Ayrıca, Hasan Ali Ediz'in başlı başına bir eser olarak kabul edilmesi gereken Tolstoy incelemesini ve Tolstoy'un bu büyük eserini anlattığı kendi yazısını da bu özel edisyonun değerli bir parçası olarak, sizlerle buluşturuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/savas-ve-baris-cilt-2", "text": "Savaş ve Barış, yüz elli yıldır büyük bir hayranlıkla okunan dev bir başyapıt ve hiç kuşkusuz tüm zamanların en güzel epik romanlarından biri. Büyük gerçekçi yazarların hep yaptığı gibi, Tolstoy da tarihe ve topluma canlı ve hareketli bir merkezden bakıyor. Onun merkezinde daima 'iki ulus', yani köylülerle toprak sahipleri arasındaki bölünme var. Savaş ve Barış'ta soylu sınıfın en seçkin kesimleriyle birlikte sıradan 'halk'ı, ölüm kalım mücadelesi içinde omuz omuza görüyoruz ama zafer bile, aralarındaki eşitsizliği ortadan kaldırmaya yetmiyor. Büyük eleştirmen Lukacs'ın sözleriyle Tolstoy; Yaşam, başkalarının emeğini sömürmek yoluyla insanların kendi kendilerini yıkmak zorunda kalmayacakları bir şekilde nasıl düzenlenir? sorusunun yanıtını hayatı boyunca aramış bir yazar. Savaş ve Barış, eşsiz epik büyüklüğünü biraz da bu soruya borçlu."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/savas-ve-baris-cilt-4", "text": "Savaş ve Barış'ın bitmediğini, sizinle yaşamaya devam ettiğini göreceksiniz. Nikolay'ın bir gün bir yerde ettiği herhangi bir söz, ansızın gelip canlanacak zihninizde. Nataşa'nın uçuşan dantelli elbiseleri ve sonsuz neşesi, attığınız kahkahalara yansıyacak. Gördüğünüz bir meşe ağacına Andrey'in gözleriyle baktığınızı fark edeceksiniz. Bir parça bisküvi kırıntısı size Petya'yı hatırlatacak. Gördüğünüz her güzel kadını Elen'le kıyaslayacaksınız, yaşamın size batan kıymıkları Piyer'i daha fazla sevmenize neden olacak. Savaş meydanında sadece toplar ve gülleler değil, atlar ve kimsesiz köpekler de olduğunu bilecek, siz de belki Platon Karatayev gibi, bir canlıyı sevmenin yerinin tam da orası olduğunu düşüneceksiniz. Savaş ve Barış'ı tekrar okuduğunuzda yeni kahramanlarınız olacak, yepyeni ayrıntılar fark edeceksiniz. Rastgele açtığınız bir sayfa sizi gülümsetecek ve belki de İhtiyar Prense artık eskisi kadar kızmayacaksınız. Henüz okumaya başlamamışken gözünüzü korkutan o 2048 sayfa, şimdi size az gelecek. Çevrenizdeki herkese romanı anlatmaya başladığınızı görecek, belki bununla yetinmeyip hediye de edeceksiniz. En sonunda Savaş ve Barış'ın yaşayan bir organizma olduğuna kani olacaksınız; her bakışınızla, her yaşınızla değişen... Bir daha okuyana kadar özleyeceksiniz. Bazı kitaplar hiç bitmez. Zaten bitmesin."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/savas-ve-baris-takim-4-kitap", "text": "Savaş ve Barış, yazıldıktan kısa bir süre sonra neredeyse tüm dünya dillerine çevrilen, aradan geçen yüz elli yılda evrensel edebiyatın başyapıtı haline gelen dev bir eser... Bir roman değildir, tarihsel bir anlatı değil, belgesel değil, felsefe kitabı değil, Rus toplumunu anlatan sosyolojik bir inceleme değil, bir dönem romanı, savaş ya da aşk romanı değildir. Çünkü bunların hepsidir Savaş ve Barış. Tolstoy, edebi türlerin sınırlarını aşarak var ettiği bu büyük yapıtla, edebi değerinden, anlatım zenginliğinden bir şey kaybetmeden, farklı coğrafyaların ve çağların sınırlarını da aşıyor. Savaş ve Barış romanında başlıca iki savaş ele alınıyor: 1805-1807 savaşı ve 1812 savaşı. Bu iki savaşın nitelikleri ayrıdır ve Tolstoy özellikle bu büyük çatışmaların farklı özellikleri üzerinde durmuştur. 1812 savaşı bir milli kurtuluş savaşı niteliği taşıdığı için, bu savaşa halk yığınları da katılmış ve Tolstoy romanında, halkı da sahneye çıkarmıştır. Yordam Edebiyat olarak, Savaş ve Barış'ı, özel bir edisyonla sunmaktan gurur duyuyoruz. Tüm dünyada 'en başarılı çeviri' olarak kabul edilen Louise-Aylmer Maude çevirisi, bizzat Tolstoy'dan edinilen karakter detaylarını ve biyografik bilgileri içermektedir. Böylece bu büyük eseri, adeta Tolstoy'un rehberliğinde okuma ayrıcalığını yaşayacaksınız. Ayrıca, Hasan Ali Ediz'in başlı başına bir eser olarak kabul edilmesi gereken Tolstoy incelemesini ve Tolstoy'un bu büyük eserini anlattığı kendi yazısını da bu özel edisyonun değerli bir parçası olarak, sizlerle buluşturuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sayin-baskan", "text": "Sayın Başkan, zamanımızın en önemli devlet adamı, bilgelerin bilgesi, büyüklerin en büyüğüdür. Halk onu hiç görmese bile, aynı doğa güçleri gibi acımasız varlığını her zaman üzerinde hisseder. Sayın Başkan'ın yüksek yerinde bir başkasının bulunacağını düşünmek bile ulusun iyiliğine karşı bir suikasttir; bunu aklından geçirmeye cüret eden kimse buna cüret etmemeli, toplum için tehlikeli bir akıl hastası olarak hapsedilmeli, aklı yerindeyse yasalara göre vatan haini olarak damgalanmalıdır. Sayın Başkan'ın ülkesinde üstün demokrasi hüküm sürer ki bu aslında, hiç kimsenin yarın sarayda mı ağırlanacağını yoksa hapislerde mi sürüneceğini bilememesi demektir. İhanet, espiyonaj ve siyasi kumpaslarla beslenen korku, bir yılan gibi kendi kuyruğunu yutar."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/secme-oykuler-2-sahin-turkusu", "text": "1895 yılından itibaren çeşitli gazetelerde yazar olarak çalışmaya başlayan Maksim Gorki, yazdığı kimi öykü ve yazılarda çarlık rejimini eleştirmesi nedeniyle üç kez tutuklanır. Yazdığı öyküler dönemin önemli dergi ve gazetelerinde yayımlanmakta, Gorki'nin öykücülüğü eleştirmenlerin beğenisini kazanmaktadır. 1901 yılında Çehov'la, 1902 yılında Lenin'le tanışan Gorki'nin her iki dostluğu da ölümsüz olacaktır. 1905 yılında Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'ne üye olur. 1906'da ABD, İtalya ve Almanya'ya giden Gorki, bu dönemde yazdığı Ana romanı ile ününü dünya ölçeğine taşır. Elinizdeki kitap Gorki'nin işte tam bu yıllarda, 1897-1911 yılları arasında yazdığı öyküleri içermektedir. Çarlık Rusya'sının son büyük yazarının gözünden o büyük devrimin kaçınılmazlığını düşündürecek öyküler."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/secme-oykuler-4-munzevi", "text": "Maksim Gorki büyük bir yazardan öte bir yazı işçisidir. Kelimelerden çok eylemlere inanan, sesini, sözünü, ömrünü, türküsünü gerçeğe adayan bir sosyalisttir. Tüm yazın türlerinde verimi vardır çünkü asıl ereği gerçeği anlatmaktır. Münzevi özel bir seçki. Maksim Gorki'nin deneme, hikaye, masal türlerinde yazdığı önemli örneklerin bir araya getirildiği kıymetli bir eser. İtalya Hikayeleri, Amerika gibi çok bilinen, kendi türlerinde okunması elzem kabul edilen eserlerin yanı sıra, Gorki'nin yaşamının son yıllarında yazdığı ve Türkçeye ilk kez çevrilen kimi öykülerini de içeriyor. Bir İnsanın Doğumu, Boğazda, Maviyle Açık Gri, Kitap, Münzevi Gorki'nin hikaye anlatıcılığındaki ustalığının olgun örneklerindendir. İtalya ve Amerika'yı yazarken ise büyük Rus yazın geleneğinin Rus insanını anlatmaktan ibaret olmadığını kanıtlar gibidir Gorki. Gerçek ile hayalin birbirine karıştığı zamanı ve mekanı kaybolmuş anlatılarda resmeder İtalyanları; bir sosyalistin parlak ışıklardan kamaşmamış keskin gözleriyle New York'a bakar; ışığın ardındaki canavarı göstermek için yazar. Gorki dünyanın neresinde olursa olsun insanı yazar, insana dair yazar. O, tüm insanları kendi vücudu, kendini ise tüm insanların yüreği olarak görmüştür çünkü."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/secme-oykuler-cilt-1-kent-hikayeleri", "text": "Dimov'un sakalı ise tüccarların sakalına benziyordu. Tabii, Dimov eğer bir ressam ya da yazar olsaydı, o zaman herkes sakalının tıpkı Zola'ya benzediğini söylerdi. Mezarlıktan iyi bir ruh haliyle döndük. Ama aradan bir hafta geçmeden, genelgelerle yasak edilmeyen, ne var ki tamamıyla izin de verilmeyen yaşam, o sert, o yorucu, o anlamsız hayat, yine eskisi gibi akıp gitmeye başladı. Klasik Rus edebiyatında eleştirel gerçekçiliğin en gerçek, en olgun temsilcisi sayılan Çehov, hikayeleriyle Rus edebiyatını olduğu kadar dünya edebiyatını da zenginleştirmiştir. Yazı yazma sanatı, aslında kötü yazılanları çizme sanatıdır, sözleriyle yazı anlayışını ifade eden; yalın dili ve ilk bakışta sıradan görünen çarpıcı karakterleri ile Çehov, derinliğin resmini yüzeyde yapmayı başarmış ender yazarlardan biridir. Kent Hikayeleri, Çehov'un sadece mekan değil, bürokrasinin, yoksulluğun, çözümsüzlüğün, yalnızlığın merkezi olarak da ele aldığı kenti, çeşitli şekillerde sergilediği hikayelerden yapılmış bir seçki, bir okuma önerisidir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/secme-oykuler-cilt-2-tasra-hikayeleri", "text": "Bize okuma yazma değil, tinsel yetenekleri açığa vurmak için özgürlük gerek. Okullar değil, üniversiteler gerek. Benim bütün hastalığım, yirmi yılda bütün kasabada bir akıllı insan bulabilmem ve bu bulduğum kişinin de bir deli oluşudur. Matematik derslerinde bazen can sıkıntısından hava bile donup buz haline gelirken bahçeden sınıfa bir kelebek uçarak girer; çocuklar başlarını kaldırır, uçan şeyi, kelebek değil de yeni, acayip bir yaratıkmış gibi, merakla seyretmeye başlar; işte tıpkı bunun gibi, bizim can sıkıcı küçük istasyona düşen bayağı bir şampanya da bizi eğlendiriyordu. Konuşmadan oturuyor, kah saate, kah şişelere bakıyorduk. Taşra Hikayeleri, Çehov'un sadece mekan değil, bir ruh, bir karakter olarak ele aldığı taşrayı, çeşitli şekillerde sergilediği hikayelerden yapılmış bir seçki, bir okuma önerisidir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/secme-oyunlar-uc-kizkardes-visne-bahcesi", "text": "Kendisinden önceki tiyatro anlayışını temelden değiştiren, artık adıyla anılacak yepyeni anlatım özellikleri geliştiren Çehov, tiyatro ile ilgilenen herkesin, ilgisi hangi boyutta olursa olsun, okuması gereken yazarların başında gelir. Çocukken sınıfında, lisede okul temsillerinde sergilenmek üzere skeç ve piyesler yazan Çehov'un oyun yazarlığı, öykücülüğünden önce gelişmiş ve yıllar sonra yapmacıklı, şamatacı, küstah ve yıpratıcı bir sevgiliye benzeteceği tiyatroya duyduğu aşk, hiç bitmemiştir. Bırakacağına defalarca ant içtiği oyun yazarlığı, nihayetinde Çehov'un en büyük başarılarından biri olmuştur. İlk kez Moskova Sanat Tiyatrosu tarafından sahneye koyulan ve büyük başarı elde eden iki oyunu, Üç Kızkardeş ve Vişne Bahçesi, on yıllardır dünyanın çeşitli tiyatrolarında en çok sahnelenen oyunlardan oldular."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sehir-ve-sehir", "text": "Britanya fantastik edebiyatının parlak isimlerinden China Mieville, fantastik edebiyat alanının Nobeli olarak nitelendirilen Arthur C. Clarke ödülünü üç kez kazanan tek yazardır. Yazarına Hugo, Dünya Fantezi, Nebula ve Arthur C. Clarke ödüllerini kazandıran Şehir ve Şehir; gerçek ya da hayal ürünü, hiçbir şehre benzemeyen bir şehirde geçen varoluşsal bir polisiyedir. Avrupa'nın kıyıda köşede kalmış bir şehri olan Beszel'de bir kadın cesedi bulunur. Bu olay, başta, Ağır Suçlar Birimi müfettişi Tyador Borlu'ya sıradan bir cinayet gibi gelir. Ama soruşturma ilerledikçe, kanıtlar onu hayal bile edemeyeceği kadar ölümcül planlara götürür. Borlu, Beszel'den, dünya yüzünde onun kadar tuhaf olan tek metropole gitmek zorundadır. Bu sıradan bir sınır geçişi değil, fiziksel olduğu kadar, ruhsal da bir geçiştir. Bir algı değişimi, görülmeyenin görülmeye başlanmasıdır. Gideceği yer Beszel'in aynısı, rakibi, yakın komşusu zengin ve hareketli Ul Qoma şehridir. Ul Qomalı dedektif Quissim Dhatt'la beraber ve bu geçişle mücadele ederek, komşu şehri yok etmeye ant içmiş aşırı milliyetçilerin ve iki şehri birleştirme hayalleri kuran birleşmecilerin çıkarcı yeraltı dünyasında bulur kendini. Dedektifler ölen kadının sırrını çözerken, bunun hayatlarına mal olabileceği gerçeğinin farkına varırlar. Karşılarına çıkan şey, Beszel ve Ul Qoma'daki tehlikeli güçlerdir: Ve iki şehir arasında gizlenen şey, bu güçlerin en korkuncudur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/silas-marner", "text": "Hayatını dokumacılıktan kazanan imanlı bir adam olan Silas Marner, uğradığı hırsızlık iftirası sonrası kilise üyeliğinden kovulunca yaşadığı şehri terk ederek Raveloe adlı bir köye yerleşir. Bu iftirayla birlikte Tanrı'ya ve Tanrı'nın adaletine olan inancını da yitiren Marner, yaradılışının bütün gücüyle işine sarılır ve kendini kazandığı altınları biriktirmeye adar. Ne var ki bu kez de bir hırsızlığın kurbanı olur ve kendine güvence bellediği altınların tümü çalınır. Fakat talih, çalınan altınların yerine Marner'a hiç beklenmedik bir armağan verecek ve Marner için yepyeni bir yaşamın kapılarını aralayacaktır. George Eliot takma adıyla eser veren, Viktorya dönemi kadın yazarlarından Mary Ann Evans, Silas Marner'da dinsel yaşama ve dini dogmaların hakim olduğu topluma yabancılaşan bir ruhun portresini çizer. Uhrevi olandan kopuşu ve kendi ifadesiyle saf ve doğal insani ilişkilerin iyileştirici etkisi sayesinde yeniden hayat buluşu anlatır. 19. yüzyıl İngiltere'sinde taşrada geçen roman, güçlü bir gerçekçilikle farklı sınıflara mensup insanların yaşamlarından sahneler sunarken, din, toplum, sanayileşme ve şehirleşme gibi konuları sorgulamaya açmaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sinemanin-teorisi", "text": "Sinemanın Teorisi, başlangıcından günümüze sinemaya katkı sunan, fikirleriyle bu sanat dalının büyümesinde, gelişip serpilmesinde etkisi olan büyük teorisyenlerin çalışmalarını merkeze alıyor. Metinlerinde yeni ufuklara kapı aralayan bu teorisyenler, sinemayı betimlemeye ve açıklamaya yönelik ilke ve kuralları saptamakla yetinmediler, gelişen teknolojilere bağlı olarak sinemanın gelecekte nasıl yön alacağını da tartıştılar. Sanatı bizzat icra edenler ile sinemaya gönül veren izleyiciler üzerinde belirgin ve silinmez etkiler yarattılar. Soner Sert tarafından hazırlanan ve alanında yetkin 20 yazarın katkısını içeren bu seçki, sinemanın ilk teorisyeni Hugo Münsterberg'den sinemanın son teorisyeni Lev Manovich'e uzanan görkemli bir köprü kuruyor. Sergey M. Ayzenştayn, Vsevolod Pudovkin, Dziga Vertov, Bela Balazs, Rudolf Arnheim, John Grierson, Bertolt Brecht, Cesare Zavattini, Andre Bazin, Siegfreid Kracauer, Üçüncü Sinema Anlayışı, Christian Metz, Laura Mulvey, Gilles Deleuze, Slavoj Zizek, B. Ruby Rich bu köprünün ayaklarını oluşturdu. Her teorisyen, kitapta farklı yazarlar tarafından ele alınıp değerlendirildi. Sinemanın Teorisi, çeşitli kavramsal çerçevelerin ışığında hem sinema bilginizi hem de sinemaya olan sevginizi tazeleyecek."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siniflar-donusurken-socialist-register-2015", "text": "Socialist Register, 2015 sayısını sınıfların dönüşümüne ayırdı. Tarihle birlikte sınıfları da sona erdiren yaygın anlayışın karşısına, sınıf gerçekliğinin nasıl dönüştüğünü ve bugün farklı coğrafyalarda sınıf ilişkilerinin nasıl tesis edildiğini anlatarak çıkan Socialist Register'ın bu ufuk açıcı sayısını, Leo Panitch, Greg Albo ve Vivek Chibber hazırladı. Socialist Register 2015, Sınıflar Dönüşürken başlıklı bu kapsamlı seçkide, sınıf ilişkilerini hareket noktası olarak alan çok sayıda Marksist yazar, farklı ülkelerdeki işçi sınıflarının neoliberalizme, kemer sıkmaya ve otoriter hükümetlere karşı mücadele içerisinde oluşma ve yeniden oluşma yollarını değerlendiriyor. Hindistan'dan Güney Afrika ve Avrupa'ya, Türkiye'den Mısır ve ABD'ye sınıf ilişkileri ve siyasetiyle birlikte dayanışma hareketlerini ve sınıfın dönüşümünü de yakından inceleyen Socialist Register yazarları, Piketty balonunu da es geçmiyorlar. Anayolcu çevrelerin Thomas Piketty'nin 21. Yüzyılda Kapital çalışmasına olağanüstü ilgi göstermesini değerlendiren yazarlar, Sınıf mücadelesi mi, yüzde birlerin ve onların mücadelesi mi? diye sorarak analiz çerçevelerini genişletiyorlar. Çin'de Komünist Parti iktidarı altında sınıfların kapitalist dönüşümü, finansallaşmış kapitalizmde yeni orta sınıfın krizi, Hollywood'da Amerikan Rüyası'nın bunalımları gibi ilgi çekici başlıklar da, yine Socialist Register'ın mercek altına aldığı konular arasında."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyasal-dusuncelerin-toplumsal-tarihi-1", "text": "Uzun yıllarını siyasal düşünce tarihi üzerinde çalışarak ve ders vererek geçiren Doç. Dr. Ateş Uslu'nun on yıllık emeğinin ürünü olan Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi, okurları düşünce tarihinde beş bin yıllık heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Uslu, kimisi çoğunlukla büyük olarak addedilen, kimisiyse adı pek az kimse tarafından hatırlanan sayısız düşünürü ele aldığı üç ciltlik kapsamlı yapıtta, M.Ö. 3000'den başlıyor ve M.S. 20. yüzyıla kadar siyasal düşüncelerin izini sürüyor. Bunu yaparken yalnızca siyaset felsefesi metinlerini değil, şiir, destan, tiyatro oyunu ve söylev gibi başka pek çok türden metni de irdeliyor. İktidarı Tanrılaştırmak alt başlığını taşıyan ve Tunç Çağı'nın kutsal tanrı-krallarıyla anlatısına başlayan bu birinci cilt, Yunan polis'lerinden Roma res publica'sına, Asya imparatorluklarından Türk kağanlıklarına, İslam dünyasından Batı Avrupa'ya pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklardaki sınıf savaşımlarına, halk isyanlarına ve devrimlere uzanan yolculuğunu M.S. 13. yüzyılda sonlandırıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyasal-dusuncelerin-toplumsal-tarihi-2", "text": "Uzun yıllarını siyasal düşünce tarihi üzerinde çalışarak ve ders vererek geçiren Doç. Dr. Ateş Uslu'nun on yıllık emeğinin ürünü olan Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi, okurları düşünce tarihinde beş bin yıllık heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Uslu, kimisi çoğunlukla büyük olarak addedilen, kimisiyse adı pek az kimse tarafından hatırlanan sayısız düşünürü ele aldığı üç ciltlik kapsamlı yapıtta, M.Ö. 3000'den başlıyor ve M.S. 20. yüzyıla kadar siyasal düşüncelerin izini sürüyor. Bunu yaparken yalnızca siyaset felsefesi metinlerini değil, şiir, destan, tiyatro oyunu ve söylev gibi başka pek çok türden metni de irdeliyor. Özgürlük, Güvenlik ve Birey alt başlığını taşıyan ve 1300 yılından anlatısına başlayan bu ikinci cilt, Avrupa'dan İslam dünyasına, Birleşik Krallık'tan Doğu ve Güneydoğu Asya topraklarına pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklarda gelişen düşüncelere, üretim ve yönetim biçimlerine uzanan yolculuğunu 1789'da sonlandırıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyasal-dusuncelerin-toplumsal-tarihi-3", "text": "Uzun yıllarını siyasal düşünce tarihi üzerinde çalışarak ve ders vererek geçiren Doç. Dr. Ateş Uslu'nun on yıllık emeğinin ürünü olan Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi, okurları düşünce tarihinde beş bin yıllık heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Uslu, kimisi çoğunlukla büyük olarak addedilen, kimisiyse adı pek az kimse tarafından hatırlanan sayısız düşünürü ele aldığı üç ciltlik kapsamlı yapıtta, M.Ö. 3000'den başlıyor ve M.S. 20. yüzyıla kadar siyasal düşüncelerin izini sürüyor. Bunu yaparken yalnızca siyaset felsefesi metinlerini değil, şiir, destan, tiyatro oyunu ve söylev gibi başka pek çok türden metni de irdeliyor. Soyut Evrenselciliğe Karşı Eşitlik Talepleri alt başlığını taşıyan bu üçüncü cilt, anlatısına Fransız Devrimi'yle başlıyor. Avrupa'dan Asya ve Afrika'ya, Latin Amerika'dan Britanya ve ABD'ye pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklardaki siyasal ideolojilere, devrimlere ve siyasal-toplumsal dönüşümlere uzanan yolculuğunu 20. yüzyılda sonlandırıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyasal-dusuncelerin-toplumsal-tarihi-takim", "text": "Uzun yıllarını siyasal düşünce tarihi üzerinde çalışarak ve ders vererek geçiren Doç. Dr. Ateş Uslu'nun on yıllık emeğinin ürünü olan Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi, okurları düşünce tarihinde beş bin yıllık heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Uslu, kimisi çoğunlukla büyük olarak addedilen, kimisiyse adı pek az kimse tarafından hatırlanan sayısız düşünürü ele aldığı üç ciltlik kapsamlı yapıtta, M.Ö. 3000'den başlıyor ve M.S. 20. yüzyıla kadar siyasal düşüncelerin izini sürüyor. Bunu yaparken yalnızca siyaset felsefesi metinlerini değil, şiir, destan, tiyatro oyunu ve söylev gibi başka pek çok türden metni de irdeliyor. Siyasal Düşüncelerin Toplumsal Tarihi, her dönemin kendi içinde birtakım değişkenleri olmasıyla birlikte siyasal düşünceler tarihinin büyük bir etkileşimler dizgesi niteliği taşıdığını gösteriyor. Hem siyasal düşünce tarihi ve siyaset felsefesi gibi alanlarda ders alan öğrenciler hem de insanlığın uzun düşünce yolculuğu hakkında derli toplu bilgi edinmek isteyen okurlar için temel bir başvuru kaynağı. İktidarı Tanrılaştırmak alt başlığını taşıyan ve Tunç Çağı'nın kutsal tanrı-krallarıyla anlatısına başlayan bu birinci cilt, Yunan polis'lerinden Roma res publica'sına, Asya imparatorluklarından Türk kağanlıklarına, İslam dünyasından Batı Avrupa'ya pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklardaki sınıf savaşımlarına, halk isyanlarına ve devrimlere uzanan yolculuğunu M.S. 13. yüzyılda sonlandırıyor. Özgürlük, Güvenlik ve Birey alt başlığını taşıyan ve 1300 yılından anlatısına başlayan bu ikinci cilt, Avrupa'dan İslam dünyasına, Birleşik Krallık'tan Doğu ve Güneydoğu Asya topraklarına pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklarda gelişen düşüncelere, üretim ve yönetim biçimlerine uzanan yolculuğunu 1789'da sonlandırıyor. Soyut Evrenselciliğe Karşı Eşitlik Talepleri alt başlığını taşıyan bu üçüncü cilt, anlatısına Fransız Devrimi'yle başlıyor. Avrupa'dan Asya ve Afrika'ya, Latin Amerika'dan Britanya ve ABD'ye pek çok uğrağa ve tüm bu uğraklardaki siyasal ideolojilere, devrimlere ve siyasal-toplumsal dönüşümlere uzanan yolculuğunu 20. yüzyılda sonlandırıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyaset-bilimi-kavramlar-ideolojiler-disiplinler-arasi-iliskiler-ciltli", "text": "Siyaset Bilimi alanında nitelikli, kapsamlı ve güncel Türkçe giriş kitapları konusunda bir boşluk olduğu ortada. Siyaset Bilimi: Kavramlar, İdeolojiler, Disiplinler Arası İlişkiler, işte bu boşluğu kapatmaya çalışıyor. Büyük çoğunluğu Türkiye ve dünyanın köklü üniversitelerinde bulunan 35 yazarın yazdığı toplam üç kısım ve 40 bölümden oluşuyor. Birinci kısım, Siyaset Biliminde Temel Kavramlar başlığını taşıyor. Siyaset, iktidar gibi daha genel nitelikli kavramlardan kimlik ve hegemonya gibi daha özel kavramlara uzanan bu kısımda kitap, siyaset bilimi disiplininin temel kavramsal gereçlerini okuyucuya tanıtıyor. İkinci kısımda yazarlar, temel Siyasal İdeolojileri irdeliyorlar. Liberalizmden İslamcılığa, anarşizmden Marksizme kadar 11 farklı ideolojiyi inceleyen yazarlar, aynı zamanda ideolojinin ve modern siyasal ideolojilerin 18. yüzyıldan bugüne uzanan serüveninin bir bilançosunu çıkarmış oluyorlar. Kitabın Disiplinler Arası İlişkiler başlıklı üçüncü ve son kısmındaysa siyaset bilimi ile yakın sosyal bilimsel disiplinlerin ilişkisi tartışılıyor ve siyaset biliminin hem bir sosyal bilim olarak diğer disiplinlerle ortak yönlerine hem de özgül yanlarına vurgu yapılıyor. Siyaset bilimine giriş niteliğindeki kitaplarda genellikle rastlanmayan bu kısımda felsefeden kent çalışmalarına kadar, siyaset biliminin bir biçimde yolunun kesiştiği ve ortak çalışma yaptığı disiplinler, siyaset bilimiyle ilişkileri çerçevesinde ele alınıyor. Asıl olarak üniversitelerin sosyal bilim bölümlerinde siyaset bilimine giriş nitelikli dersler alan öğrencilere yönelik olarak hazırlanan bu kitabın o öğrencilerin hocalarına ve genel okuyucuya da faydalı olacağını umuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/siyaset-bilimi-kavramlar-ideolojiler-disiplinler-arasi-iliskiler-karton-kapak", "text": "Siyaset Bilimi alanında nitelikli, kapsamlı ve güncel Türkçe giriş kitapları konusunda bir boşluk olduğu ortada. Siyaset Bilimi: Kavramlar, İdeolojiler, Disiplinler Arası İlişkiler, işte bu boşluğu kapatmaya çalışıyor. Büyük çoğunluğu Türkiye ve dünyanın köklü üniversitelerinde bulunan 35 yazarın yazdığı toplam üç kısım ve 40 bölümden oluşuyor. Birinci kısım, Siyaset Biliminde Temel Kavramlar başlığını taşıyor. Siyaset, iktidar gibi daha genel nitelikli kavramlardan kimlik ve hegemonya gibi daha özel kavramlara uzanan bu kısımda kitap, siyaset bilimi disiplininin temel kavramsal gereçlerini okuyucuya tanıtıyor. İkinci kısımda yazarlar, temel Siyasal İdeolojileri irdeliyorlar. Liberalizmden İslamcılığa, anarşizmden Marksizme kadar 11 farklı ideolojiyi inceleyen yazarlar, aynı zamanda ideolojinin ve modern siyasal ideolojilerin 18. yüzyıldan bugüne uzanan serüveninin bir bilançosunu çıkarmış oluyorlar. Kitabın Disiplinler Arası İlişkiler başlıklı üçüncü ve son kısmındaysa siyaset bilimi ile yakın sosyal bilimsel disiplinlerin ilişkisi tartışılıyor ve siyaset biliminin hem bir sosyal bilim olarak diğer disiplinlerle ortak yönlerine hem de özgül yanlarına vurgu yapılıyor. Siyaset bilimine giriş niteliğindeki kitaplarda genellikle rastlanmayan bu kısımda felsefeden kent çalışmalarına kadar, siyaset biliminin bir biçimde yolunun kesiştiği ve ortak çalışma yaptığı disiplinler, siyaset bilimiyle ilişkileri çerçevesinde ele alınıyor. Asıl olarak üniversitelerin sosyal bilim bölümlerinde siyaset bilimine giriş nitelikli dersler alan öğrencilere yönelik olarak hazırlanan bu kitabın o öğrencilerin hocalarına ve genel okuyucuya da faydalı olacağını umuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sosyalist-acidan-jonturk-hareketi", "text": "Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk örgütlü muhalif hareketi olan Jöntürkler kimlerdi? 1908 Devrimi'ne giden yolda nasıl bir rol oynadılar, siyasi hedefleri nelerdi? Cumhuriyet'in ilanına ve sonrasındaki politik ve sınıfsal mücadelelere nasıl bir etkileri oldu? Yuriy Aşatoviç Petrosyan, bütün bu sorular ekseninde Jöntürk hareketi tarihinin temel dinamiklerine ışık tutuyor. Çalışma, bir yandan XIX. yüzyılın 60'lı ve 70'li yıllarına yayılan meşrutiyet hareketinin siyasal yapısına ve XIX. yüzyılın sonlarıyla XX. yüzyılın başlarındaki Jöntürk eylemlerine odaklanırken; öte yandan Jöntürk hareketinin toplumsal tabanını, hedeflerini, siyasal programını, önderlerinin düşünce yapısını ve hareketin kaydettiği gelişmeleri gözler önüne seriyor. Yazar, Jöntürklerin, gizli toplantılarla başlayan örgütlenme deneyimlerinden, sultanla açıktan açığa pazarlık yapmalarına değin geçen mücadele sürecini tarihsel materyalizm penceresinden ortaya koyuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sosyalizmin-alfabesi-cep-boy", "text": "Sosyalizmin Alfabesi, sosyalizmle yeni tanışanlar, sosyalizme dair derli toplu bilgi edinmek isteyenler ve sosyalizm hakkındaki bilgilerini tazeleme ihtiyacı duyanlar için temel bir başvuru kaynağıdır. Sağlam mantığı, güçlü kanıtları ve duru anlatımıyla parlak ve zihin açıcı bir sosyalizme giriş kitabıdır. İlk olarak 1953'te ABD'de yayınlanan bu değerli çalışma, kısa sürede sosyalist düşüncenin klasik metinleri arasına katılmış, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de yarım yüzyıldır en çok okunan giriş kitaplarından biri olagelmiştir. Çıkarları gereği sosyalist olması gereken ama sosyalizm hakkındaki iftiraların ve ideolojik bombardımanın etkisi altında kalarak sosyalizme uzak duran emekçilerin önyargıları göz önünde bulundurularak yazılmış olması, kitabın hitap alanını hayli genişletmektedir. Yetkin Amerikalı sosyalist Leo Huberman'a göre, iyi veya kötü olsun, karşısında ya da uğrunda savaşılacak bir şey olsun, her şeyden önce sosyalizmin ne olduğunun anlaşılması gerekir. Kitabın amacı, sosyalizmin anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Kitabın ilk yarısı, kapitalizmin sosyalist açıdan ekonomik çözümlenmesine ayrılmıştır. İkinci kısmında ise sosyalist teori ele alınmıştır. Sosyalizm öğretisinin gelişmesinde rol oynamış olan en önemli ve etkili iki isim Karl Marx ve Friedrich Engels olduğu için, Sosyalizmin Alfabesi onların anlayışı üzerine kurulmuştur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sosyolojinin-marksist-reddiyesi", "text": "Atilla Güney, akademinin iniş çıkışlarına kişisel yaşam deneyimiyle tanıklık etmiş, bağımsız tavırların resmi kurumlarca nasıl ret ile karşılandığını bizzat yaşamış, nihayetinde Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için üniversiteden uzaklaştırılmış hocalarımızdan. Sosyolojinin Marksist Reddiyesi adlı bu çalışmasında, kökleri idealizme dayanan Weberci sosyoloji anlayışının, sınıfsal sömürü ilişkilerini görünmez hale getirmek için uzun yıllardır akademik çevrelerde, kuramsal yazın dünyasında ve devlet yönetiminde işlevselleştirilmesini çarpıcı bir analizle ele alıyor. Bir yandan da Weberci geleneğin Türkiye'deki izdüşümünü, neredeyse star muamelesi gören popüler sosyoloji hocalarının metinleri üzerinden anlatıyor. Güney, üniversitelerde öğrencilere nesnel, tarafsız bir disiplin olarak sunulan sosyolojinin, kapitalist üretim ilişkilerini meşrulaştıran tarihsel evrelerini anlatırken, metin, kavram ve düşüncelerin analizine de girişiyor. Tek tek olguların kökenine inen yazar, bu alanda kendi özgün çözümlemelerini geliştirmek isteyenlere, tarihsel maddeciliğin sağladığı olanakları anlatıyor. Atilla Güney, İnatla hikayesi anlatılmaktan imtina edilen Türkiye İşçi Sınıfına ithaf ettiği bu çalışmasında, kendisi de titiz bir düşünce işçiliğine imza atıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sovyet-deneyinden-siyaset-dersleri", "text": "Belki genç kuşak tanık olmadı ama 74 yıllık sarsıcı bir deneyim yaşandı dünyamızda. 1917'den 1991'e dek süren ve Sovyetler, reel sosyalizm, sosyalist blok, demir perde gibi adlarla anılan bu deneyimi, özellikle ilk ve son dönemlerindeki kimi yönelimleriyle ve buradan çıkarılması gereken siyaset dersleriyle anlatan bir kitap Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri. İlk olarak 1989'da yayımlanan bu çalışmasında Metin Çulhaoğlu, önce 1920'lerden 1930'lara uzanan kesitteki NEP ve kolektivizasyon uygulamaları ile sanayileşme hamlesine, ardından da 1985'ten 1989'a uzanan kesitte glasnost ve perestroyka politikalarına yoğunlaşıyor. Ekonomik hamleler, zorunluluk ve açmazlarla birlikte, ideolojik hamle girişimleri ve zaaflar ön plana çıkıyor en çok Çulhaoğlu'nun anlatımında. Yazarın sözleriyle Özellikle Sovyet deneyinde, uç uğraklara bütünüyle angajman büyük riskler içeriyor ve tarih hep bunu gösteriyor iken, son uç uğrak diyebileceğimiz glasnost ve perestroyka döneminin muhasebesi ile tamamlanıyor kitap."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sovyet-kadini", "text": "Aleksandra Kollontay (1872-1952), Rus devrimci hareketinin etkili önderlerinden, sınıflar üstü bir kadın mücadelesine kararlılıkla karşı çıkan Marksist bir düşünür, Ekim Devrimi'nin ardından Bolşevik hükümette yer alan ilk kadın komiser , barış için gösterdiği çabalarla dünyanın saygısını kazanmış bir kadın diplomat... Kollontay'ın fikirleri, Sovyet Rusya tarihi içinde de Marksist feminizmin düşünsel mirası içinde de yeterince tartışılmamıştır. Oysa Kollontay'ın boyun eğmeyen, dolaysız bir üslupla kaleme aldığı yazıları, radikal bir düşünürün ve Sovyet Rusya'da geliştirilmeye çalışılan sosyalist pratiğe sorumluluk hissiyle bağlı bir yöneticinin derinlikli ve önemli düşünceleriyle doludur. Sovyet Kadını, Kollontay'ın siyasi yaşamının farklı evrelerinde zihnini meşgul eden çeşitli meseleler üzerine yazdığı yazılardan ve yaptığı konuşmalardan derlenmiş on iki makaleden oluşuyor. Yeni bir toplumun yaratılmasına dair güçlü umutlarla ortaya konduğu açıkça hissedilen bu makaleler, sosyalist kadın hareketinin talepleri, çağdaş burjuva toplumunun yarattığı cinsel krizin nasıl aşılacağı, kadınların özgürleşmesi için sosyalist devletin sorumlulukları gibi pek çok konuda bugün de tartışmalar açabilecek parlak gözlemler içeriyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/sovyetler-birligi-nde-komunist-kadin-hareketi-1919-1930", "text": "Ekim Devrimi'nden sonra kurulan Jenotdel (1919-1930), Komünist Partisi'nin işçi ve köylü kadınlar arasındaki çalışmalarını örgütleyen birimdi. Sovyetler Birliği coğrafyasında faaliyet göstermekle birlikte, hiç kuşkusuz tüm dünyadaki kadın hareketinin yıllar süren mücadelesinin bir sonucuydu. Burcu Özdemir'in Sovyet arşivlerinden de yararlanarak kaleme aldığı bu kitap, Jenotdel konusunda Türkiye'de yayınlanan ilk bağımsız ve geniş kapsamlı çalışma olma özelliğini taşıyor. İnessa Armand, Aleksandra Kollontay, Nadejda Krupskaya gibi isimlerin önderliğinde kurulan Jenotdel'in öncelikli hedefi, kadınların toplumun eşit birer üyesi haline getirilmesi ve politik açıdan eğitilmesiydi. Bunun için komünal tesisler açtı; okuma yazma kursları, mitingler, konferanslar düzenledi; dergiler çıkardı. Yanı sıra, ekonomik açıdan zor durumdaki yalnız, evsiz ve küçük çocuklu kadınlara verilen toplumsal desteği güçlendirdi. Jenotdel, partiye bağlı bir birim olmakla birlikte geniş yetkilerle donatılmış bir karar merkeziydi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/step-bir-yolculuk-hikayesi", "text": "Tatlı bir rüya gibi akıp giden Step , Çehov'un sanatsal çizgisini olgunlaştırdığı uzun hikayelerinden ilkidir. Uçsuz bucaksız Rus steplerinin şiirsel güzelliği, okurları olduğu kadar dönemin ünlü yazarlarını da büyülemişti. Çernişevski, Tolstoy, Gorki gibi devler tarafından hayranlıkla okundu ve en gözde Çehov yapıtları arasında yer aldı. Step'te, okula kaydolmak için tüccar dayısının atlı arabasıyla yolculuk yapan dokuz yaşındaki Yegoruşka'nın hikayesi anlatılmaktadır. Çehov'un çocukluğundan izler taşıyan Yegoruşka, bir yandan annesinden ayrıldığına üzülürken, bir yandan da kendisini bekleyen yeni yaşamın bilinmezliğinden kaygı duyar. Bu uzun yolculukta canlı ve sempatik tipler çıkar karşılarına... Beklenmedik ufak tefek olaylar yaşanır. Ayrıntılı doğa tasvirleriyle zenginleşen bu güzel yapıtı, Nuri Yıldırım'ın Rusça aslından çevirisiyle sunuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/strateji-sorunu-socialist-register-2013", "text": "Arap Baharı, ABD'deki İşgal hareketleri, Yunanistan'da Syriza'nın yükselişi, İspanya'da Öfkeliler hareketi ve başka coğrafyalardaki dalgalanmalarla birlikte düşündüğümüzde, tüm dünyada eğer kendiliğinden hareketlerin ötesine geçilecek ve hem kriz hem de sistem gerçekten aşılacaksa, solun önüne ciddi ve yeni stratejik hede er koyabilmesi gerekiyor. İşte elinizde tuttuğunuz bu kitap, gerek krizin boyutlarını gerekse onun farklı okumalarından hareketle solun stratejik anlamda yapması gerekenleri tartışma masasına yatırıyor. Marksist düşüncenin üç yetkin ismi, Leo Panitch, Greg Albo ve Vivek Chibber'ın yayına hazırladığı Strateji Sorunu, krizin temel ve tali dinamiklerini, sendikal mücadelede değişenleri ve işçi meclislerini, otonom hareketler ile katılımcı ve şeffaf karar mekanizmalarını, Batı'da ve Latin Amerika'da sol partilerde yaşanan dönüşümü, sosyalist-feminist hareketlerin yeni stratejik yaklaşımlarını, sosyalizm ve komünizm kavramlarının geleceğini tartışan makalelerden oluşuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/suc-ve-ceza", "text": "Yoksul ve onurlu Raskolnikov'un tavan arasındaki öğrenci odasında yaşadığı ikilem ve sonrasında tasarladığı cinayet Rusya'da bir fırtınanın kopmasına neden olmuştu. Suç ve Ceza farklı dillere çevrildiğinde, yazarı Dostoyevski'yi dünya edebiyatının zirvesine taşıdı. Yüz elli yıllık bu başyapıt hala en çok sevilen ve en çok okunan romanlar arasında. Çünkü zaman, Suç ve Ceza'nın ele aldığı meseleleri eskitemedi. İyi ile kötü arasındaki savaş bugün de sürüyor ve bir zamanlar Raskolnikov'un yaptığı gibi, modern dünyada insan olmanın anlamı ve eylemlerimizin ahlaki sonuçları üzerinde düşünmeyi sürdürüyoruz. Sözüm ona yüce bir amaç uğruna her türlü fenalığı, en ufak bir pişmanlık duymadan yapmaya hazır olanları gördükçe sahici bir yüzleşmenin değerini bir kez daha kavrıyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tanrinin-olumu-ve-kultur", "text": "Kitap, Aydınlanma düşüncesinin Tanrı katlini hedeflediği iddiasını sorgulayarak başlar. Sekülerleşme sonucu Tanrı'nın ağır bir darbe aldığını teslim etse de, tümüyle yok olmaktan ziyade farklı kılıklara büründüğünü savunur. Seküler bir çağda ne Tanrı eski haliyle var olabilir ne de din, doğru; ama bıraktıkları boşluk, vekaleten bile olsa, mutlaka başkalarınca doldurulmalıdır. Çünkü Tanrı, kimi zaman iktidara saplanmış bir diken rolü üstlendiyse de, ağırlıkla siyasi egemenliği meşrulaştırmanın en güçlü yollarından biri olagelmiştir. Eagleton, Akıl'dan sanata pek çok şeyin, Tanrı'ya vekalet eden aşkınlık formları sunmaya soyunduğunu söyler. Bu vekillerin en maharetlisinin ise, kavramın geniş anlamıyla kültür olduğu kanaatindedir. Dillere düşmüş duygulanım yoksunluğuyla postmodern toplum, Tanrı'ya ve vekili kültüre duyulan ihtiyacı hükümsüz kılıyor ve bu haliyle ateist bir toplum öngörüyor gibidir. Oysa öte yanda köktendincilik yükselir. Dolayısıyla, evet, Tanrı yine ölmemiştir; ama bunu kendi kahramanca direnişinden ziyade, insanların Tanrı'nın cenaze töreninde kendilerini yeniden yaratma olanağını görmeyi başaramamış olmasına borçludur."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tarihoncesi-ege", "text": "İngiliz bilim insanı George Thomson, tarihöncesi Ege'yi toplumsal, sanatsal ve felsefi yönleriyle incelemek için yıllarını verdi. Yazarın bu yoğun çalışmasının en seçkin ürünü, iki ciltlik Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler'dir. Eskiçağ üstüne yapılmış en yetkin araştırmalardan biri olan Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler'in ilk cildini oluşturan Tarihöncesi Ege, sosyal bilim alanında disiplinlerarası çalışmalar açısından da çığır açan bir yapıt. George Thomson'ın etnoloji, arkeoloji, sosyoloji, dilbilim gibi disiplinlerdeki ileri birikimi damıtarak oluşturduğu bu başyapıtında, eskiçağın Ege'si ele alınıyor. Totemcilikten dine, kabileden devlete, kamptan kente, anaerkillikten ortaklaşmacılığa tüm bir tarihsel süreç gözlerimizin önüne serilirken, farklı Ege halklarının, kahramanlık çağı hanedanlıklarının ve onların destanını anlatan Homeros'un hikayelerine de uzanıyoruz. Yaşadığımız coğrafyanın tarihsel ve kültürel zenginliğini bir kez daha hatırlatan bu eşsiz yapıt, dilimize de aynı zenginlikte bir Türkçeyle kazandırıldı. Tarihöncesi Ege'yi Celal Üster'in 1983 yılı Azra Erhat Çeviri Ödülü'ne değer görülen çevirisiyle okurlara yeniden sunuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tarihte-zorun-rolu", "text": "Friedrich Engels, Tarihte Zorun Rolü'nde, daha önce geliştirmiş olduğu zor teorisini, 1848-1888 döneminin Almanya tarihine uygulama girişiminde bulunmuştu. Yayımlamayı planladığı broşür, Anti-Dühring'in konuyla ilgili üç bölümünü ve dördüncü bölüm olarak Tarihte Zorun Rolü'nü içerecekti. Engels bu son bölüm üzerindeki çalışmasını bitiremedi ve tamamlanmamış metin ölümünden sonra yayımlandı. Tarihte Zorun Rolü, yalnızca Almanya tarihine değil, genel olarak Avrupa'daki uluslaşma süreçlerine ve sınıf mücadelelerinin bu süreçlerdeki rolüne ışık tutan bir çalışma. Kırım Savaşı dahil olmak üzere 1848 sonrasının pek çok savaşı üzerinde duran Engels, ilhak politikalarının eleştirel değerlendirmesini de yapıyor. Anti-Dühring'in zor teorisi hakkındaki bölümlerinde ise, tarihin zor kullanımıyla açıklanamayacağı gösterilir ve zorun kendisinin ne tür tarihsel süreçlerin ürünü olduğu ortaya koyulurken, zorun tarihte farklı bir rol oynamasının mümkün olup olmadığı üzerinde duruluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tarihten-guncellige-sinif-savaslari-ve-devlet", "text": "Devlet, hem son derece somut, elle tutulur ilişkiler toplamı, hem de soyut bir kavramdır. Meşru şiddet, vergi toplama, yargılama ve cezalandırma işlevleri devletin tekelindedir. Devlet milyonlarca insanın gözünde \"hakem\"dir; \"baba\"dır; \"kamu düzeni\"dir; gözleri bağlı adalet dağıtıcısıdır... Bir kutsallık halesidir. Bunlar devleti, ideolojik ve siyasal mücadelenin de kritik konusu ve alanı durumuna getiriyor. Devlet insan soyunun yarattığı en gelişmiş, en yetkin örgüttür; toplumun üzerine çıkan, sömürü, baskı ve ezgiyi sürekli kılan en büyük güç sistemidir. Sömürü ve baskıyı kaldırma mücadelesi devletsiz, iktidarsız yürütülemez. Devletten kurtulmadan, devleti yok etmeden özgür topluma, özgür insana ulaşmak ise hiç olanaklı değil. Bu kitapta devlet, teori ile pratiğin ilişki ve etkileşimi içinde, teori ile pratiğin birliğinin en algılanabilir, çözümlenebilir bir veri olarak bulunduğu tarihsel süreç içinde inceleniyor. \"Tekelci\", \"emperyalist\" devletin bugünkü varoluş biçimi ve kavramı olan \"ulus devlet\", emperyalist-kapitalist devletler arasındaki bütünleşme ve çatışma eğilimleri kitapta öne çıkarılan konulardan."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tarihten-kacis-gunumuzde-rus-ve-cin-devrimleri", "text": "1990'ların başında Sovyetler Birliği yıkıldığında, çoğu komünist için geride kalan reel sosyalizm tarihi, utanç duyulması gereken bir geçmiş olarak görüldü. Yazara göre, zulme uğrayan etnik veya dinsel grupların tarihinde daima böyle bir olguyla karşılaşırız. Kurbanlar, zulüm gördükleri sürecin belli bir anında zalimlerin görüşlerini benimseme eğilimi gösterirler ve bu nedenle kendilerini hor görmeye, kendilerinden nefret etmeye başlarlar. Kendinden nefret, SSCB'nin yıkılışından bu yana, komünist hareketin savaşmak zorunda kaldığı sorunların başında yer alıyor. Kendi geçmişlerini yücelten galiplerin şişkin egoları, karşılığını mağlupların çilesinde buluyor. Domenico Losurdo, kendinden nefret etme salgınına karşı verilen mücadelenin, Ekim Devrimi'yle başlayan büyük ve muhteşem dönemin eleştirel bilançosunun çıkarılmasıyla birleştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu eleştirel bilanço, ne kadar radikal ve önyargısız çıkarılırsa o kadar etkili olacaktır. Buna karşılık kendinden nefret etme, kendi tarihiyle yüzleşmekten ve bu tarihin içinden parıldayan ideolojik ve kültürel savaşımın gerçekliğinden korkakça kaçmak demektir. Eğer özeleştiri, komünist kimliğin yeniden kazanılmasının ön koşuluysa, kendinden nefret etmek de teslim olmakla ve bağımsız komünist kimliğin inkarıyla eşanlamlıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tarlalardan-ocaklara-sefaletten-mucadeleye-z-eregli-komur-havzasi-iscileri-1848-1922", "text": "Zonguldak-Ereğli kömür havzasında madenciliğin başlaması, hem bölge halkı hem de Osmanlı İmparatorluğu için çok önemli bir gelişmeydi. 1848'den 1922'ye kadar teknoloji, idari yapı, sermaye bileşimi açısından havzada önemli değişmeler yaşandı; havza, kısa zamanda İmparatorluğun en büyük madencilik bölgesi haline geldi. Bölge, yüzyıl dönümünde on bine ulaşan işçi sayısıyla da Osmanlı işçi sınıfı açısından çok önemliydi. Havzada görülen değişiklikler ve İmparatorluk çapında yaşanan ekonomik ve siyasi dönüşümler, işçilerin çalışma ve yaşam şartlarını derinden etkiledi ve incelenen dönemin sonuna doğru maden işçileri kayda değer aktörler haline geldiler. Elinizdeki çalışma, emek tarihçiliğine ilişkin bir değerlendirme yaptıktan ve havzanın tarihini genel hatlarıyla aktardıktan sonra havzadaki işçilerin durumunu ve meydana gelen değişmeyi iki ana tema etrafında inceliyor: İşçi ücretleri ve iş kazaları. Kitabın vurgu yaptığı diğer konular arasında, Jön Türk Devriminin ve İmparatorluğu sarsan 1908 Grevlerinin havzaya ve maden işçilerine yansımaları yer alıyor. Toplumun, devletin ve sermayenin tarihi yazılmadan işçi sınıfının tarihinin yazılamayacağı tespitinden yola çıkan kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun son onyıllarına dair genel çıkarımlar yapıyor, Cumhuriyet dönemi işçi sınıfına miras kalan mücadele geleneğinin izlerini sürüyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tegetin-yikimi-dunyada-ve-turkiyede-kuresel-krizin-2009-enkazi-ve-gelecek", "text": "Küresel kapitalizm, 1980 sonrasında sermaye birikimi sürecini neoliberal model çerçevesinde sürdürmek için kolları sıvadı. Küreselleşme, özelleşme, ticarileşme ile el ele ilerleyen bu liberalleşme sürecinde piyasa her derde deva, her şeye kadir bir ilahi güç olarak takdim edildi. 1980 sonrası dönem, küreselleşen kapitalizmin hızla sermaye biriktirdiği, ama hızla da balonlaşarak kendi kuyusunu kazdığı bir zaman dilimi oldu. Bölgesel, ulusal krizlerin sıklaştığı bu dönemde küresel krizin de 2007'de ucu göründü. Küresel kriz bütün haşmetiyle 2008'de baş verdikten sonra 2009'da da bütün dünyaya bulaştı ve her coğrafyayı sardı. Küresel krizin etkileri, Türkiye'de de şiddetle hissedildi. Bu kitapta 2008 ve 2009'un tamamında küresel krizin, teğet geçerken Türkiye ekonomisinde yarattığı enkazın envanteri yer alırken, önümüzdeki dönemde emekçi sınıfları bekleyen tehditlere ve fırsatlara değiniliyor. Küresel krizin dünyada merkez ülkeleri ve çevre-bağımlı ülkeleri nasıl etkilediği, kapitalist devletlerin müdahale biçimleri ve bunların sonuçları, krizin Türkiye kapitalizmine etkileri ve AKP yandaşı sermaye kesimi ile geleneksel sermaye kesimleri arası çelişkiler mercek altına alınıyor. Krizin emekçilere yansıması, işsizlik ve güvencesizleştirme, yoksullaşma, gelir dağılımının daha çok bozulması gibi sorunlar üzerinde özel olarak duruluyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/teorisyeniniz-devrimciydi-21-yuzyilda-marksizm-ve-sosyalizm", "text": "Dünya kapitalizmi, bir kez daha, yıkıcı toplumsal sonuçlar doğuran bir bunalım döneminden geçerken, sosyal adaletsizliklere tepki gösterenlerin sesleri de giderek yükseliyor. 2011 yılında, pek çok ülkede yüz binlerin katıldığı mitingler düzenlenirken, emperyalist dünyanın merkezi olan ABD'de bile, dünya devrimi sloganını kullanan Wall Street'i İşgal Et hareketi ortaya çıktı. Erkin Özalp, kendi deyimiyle kapitalizmin yeniden sorgulanmakta olduğu bir dönemde, kapitalizmi sorgulayan hareketlerin Marksizme nasıl bakması gerektiğini ve Marksizmin bu hareketlerden neler öğrenebileceğini tartışıyor. Yazara göre, bu tartışmaları yaparken, ilk olarak, Marx'ın her şeyden önce bir işçi sınıfı devrimcisi olduğunun yeniden hatırlatılması gerekiyor. Marx'ın ilk devrim modelini ve daha sonra bu modelde yaptığı değişiklikleri ele alan Özalp, bir devrimcinin kapitalizm eleştirisi olan Kapital'in bazı temel tezlerini sunduktan ve 21. yüzyılda devrim mücadelesi yürütenlerin Sovyetler Birliği deneyimine nasıl yaklaşması gerektiğini ele aldıktan sonra, bu deneyimin aşılmasını da sağlayacak olan yeni dönem olanakları üzerinde duruyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/therese-raquin", "text": "Therese Raquin 1867 yılında yayımlandığında edebiyat dünyasında büyük bir gürültü koparır. Aslında Emile Zola'nın üçüncü romanıdır ama yazar adını esasen bu romanla duyurur. On dokuzuncu yüzyıl Paris'inin esnaflık ve küçük memurlukla geçinen sıradan insanları arasında yaşanan bir yasak aşkın ve cinayetin romanıdır Therese Raquin. Zola'nın, arzularının peşinde ihanet eden ve cinayet işleyen kahramanlarının davranışlarına yön veren nedenleri ele alma biçimi öyle büyük bir öfke yaratır ki hem yazar hem de romanı ahlaksızlıkla suçlanır. Zola bu tepkileri, Eleştirmenler bu kitabı sert, kızgın bir sesle karşıladılar. Birtakım ahlaklı kişiler, kendileri kadar ahlaklı gazetelerde, yüzlerini buruşturarak, bu kitabı ateşe atmak üzere maşayla tuttular, sözleriyle anlatır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tragedyanin-kokeni", "text": "Aiskhylos ve Atina: Tragedyanın Kökeni, yalnızca Aiskhylos'un oyunlarını ve onların izleyiciler için taşıdığı anlamı inceleyen bir eser değil, Atina demokrasisinin kökenlerini, gelişimini ve dolayısıyla Batı uygarlığının ve kültürünün yapısını da irdeleyen değerli bir araştırmadır. Zira George Thomson, Aiskhylos'un oyunlarının, alışılagelmiş yazınsal eleştirinin ya da geleneksel bilgi ölçütlerinin sınırları çerçevesinde çözümlenemeyeceği görüşündedir. Aiskhylos'un tragedyaları, Atina'nın toplumsal ve siyasal yaşamının öylesine ayrılmaz bir parçasıdır ki, ancak ve ancak Atina'nın tarihsel içeriğinin tamamının sistemli olarak incelenmesiyle anlaşılabilir. Dolayısıyla, bu kitabın birincil amacı Aiskhylos'un anlaşılması olsa da, inceleme, Erken Yunan şiirinin tarihini, Yunan düşüncesindeki yaşamsal unsurların gelişimini, Yunan tragedyasının dinsel temellerini ve bütün bu kültürel gelişmelerin ilkel kabile toplumundan Yunan kent devletine geçişle ilişkisini de içeren çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/tunel", "text": "Bernhard Kellermann, yirminci yüzyıl başında büyük yankı uyandıran bu romanında, çağımızın dininin peşinden gidenleri, Kıta Avrupa'sı ile Kuzey Amerika arasında bir tünel inşa etme hayali çerçevesinde anlatırken, kapitalizmin yapma ve yıkma potansiyellerini de derinden sorguluyor. Devasa bir tünel inşaatının okyanusu aşmaya çalışan dehlizleri arasından, dönemin acımasız toplumsal gerçekliği, işçilerin ölümcül çalışma koşulları ve halkın üç kuruşuna göz diken sermayenin durdurulamaz kar güdüsü de bütün çıplaklığıyla resmediliyor. Alman yazar Kellermann'ın 1913'te kaleme aldığı Tünel, kısa sürede 25 dile çevrilmiş, milyonlarca okura ulaşmıştır. Kimi eleştirmenlerin bilim kurgu ve fantastik edebiyata dahil ettiği, kimilerinin zorlu çalışma koşullarını ve kapitalizm eleştirisini öne çıkardığı için toplumcu gerçekçi boyutuyla değerlendirdiği Tünel'e, teknik-ütopyacı roman diyenler de olmuştur. Tam dört kez sinemaya uyarlanan roman, yirminci yüzyılın ilk yarısının en başarılı kitaplarından biri olarak kabul edilmiştir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/turkcu-fasizmden-turk-islam-ulkusune", "text": "15 Temmuz 2016 gecesi, kırk yılı aşkın süredir devletin içerisinde örgütlenen bir İslami yapılanma, geçmişte gayriresmi koalisyon ortaklığı yürüttüğü başka bir İslami yapılanmaya yönelik bir askeri darbe girişiminde bulundu. Bu darbe girişimi, Türkiye İslamcılığının iki farklı kolu arasındaki güç ve iktidar mücadelesinin silahlı çatışmaya ve potansiyel bir iç savaşa dönüşmesinden başka bir şey değildi. Türkiye tarihini merkezle çevre, devletle toplum, Batılılaşma yanlısı elitlerle mütedeyyin halk kitleleri, vesayetçi rejimle demokrasi güçleri arasındaki mücadelenin tarihi olarak okuyan liberal paradigma, elbette ki bu darbe girişimini anlayamayacak ve açıklayamayacaktı. Oysa söz konusu tarihi, devletle Türk sağı arasındaki antikomünist mutabakat ve dinselleşme üzerinden okuyan bakış açısına göre her şey gayet netti: Emperyalizmin ve devletin, komünizmle mücadele adına ikbal kapılarını sonuna kadar açtığı siyasal İslamın iki farklı fraksiyonu, önce birlikte devleti ele geçirmiş ve yeni bir rejim inşasına soyunmuş, sonra da rejimin sahipliği üzerine bir güç mücadelesine girişmişlerdi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/turkiyede-sinif-mucadeleleri", "text": "Türkiye'de sosyalist solda, ülkenin modern dönem tarihinin yorumunda iki düşünce akımı önde oldu. İki akımdan biri, sol Kemalizm, bütün tarihi aydınlanma, laiklik, cumhuriyet kategorilerine sıkıştırılmış bir çerçevede kavradı, nesnel gelişmeleri hep belirli toplumsal ya da siyasi aktörlerin düşüncelerine ve ideolojik seçişlerine bağladı. Sol Kemalizmin hakimiyeti 1980'e kadar devam etti. Ancak 12 Eylül darbesinin ardından, dünya solundaki sivil toplumcu dalganın da etkisiyle Türkiye solunda Kemalizmin görünüşte toptan eleştirisini içeren bir alternatif yaklaşım doğdu. Sol liberalizm kısa süre içinde önce Türk, sonra Kürt solu içinde büyük mevziler kazandı. Bu ideolojik akım, bütün tarihi bir devlet-sivil toplum mücadelesi olarak okuyor, burjuvaziyi, hatta dini hareketleri demokrasinin baş aktörleri olarak kodluyordu."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uc-buyuk-usta-balzac-dickens-dostoyevski", "text": "Stefan Zweig, Üç Büyük Usta'da, 19. yüzyıl klasik edebiyatının köşe taşlarından Balzac, Dickens ve Dostoyevski'yi anlatır; bildiğimiz edebi üslubuyla ve bireysel deha ile toplumsal imkan ve sınırlar arasındaki hem besleyici hem gerilimli alanlarda gezinerek. Kitapta yer alan üç deneme, on yıllık bir süreç içinde, farklı dönemlerde yazılmış olsa da, hepsi romancının içinde yaşadığı çağla ve dünyayla ilişkisini sorgular. Victoria döneminin doygun İngiltere'sinin tedbirli kişiliğini yansıtan Dickens, İngiliz geleneğinin dört duvarını kendine yuva yapar. On dokuzuncu yüzyılda dünyanın başka hiçbir yerinde bir yazar ile ulusu arasında böylesine sıcak bir ilişki kurulmamıştır. Ve yuvasını öte yakaya, horlananların yanına, yaşamın artığına, ama insan kaderinin tam ortasına, ıstıraba ve ölüme komşu kuran Dostoyevski... İnsan ruhunun evrensel özünün bu romancısı, Rus ruhuyla Avrupa'nın yorgun ve durağan dünyasını alevlendirir. Onun sayesinde Rusya, artık Avrupa'nın barbar geçmişi değil, insanlığın büyük destanına yeni bir söz katabilme imkanıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ucuncu-buyuk-depresyon", "text": "21. yüzyıla tarihin sonu, kapitalizmin nihai zaferi, liberal demokrasinin alternatifsizliği, evrensel barış iddialarıyla girmiştik. Yüzyılın üçüncü on yılında ise tablo bambaşka: Tarihin sonu safsatası terk edildi. Liberal demokrasi Trump'ın elinde yara bere içinde, düpedüz faşizm yükseliyor. Kapitalizm çaresizlik içinde kıvranıyor. ABD-Çin ve NATO-Rusya gerilimlerinin savaşa dönüşebileceği korkusu her yanı sarmış halde. 20. yüzyılın sonunda sosyalist inşa deneyimlerinin çökmesinden bu kadar kısa süre sonra ne oldu da dünya durumu bu kadar değişti? Sungur Savran bu soruya 2008'de küresel finans krizi olarak anılan çöküş yaşandıktan hemen sonra cevap vermişti. Elinizdeki kitabın ilk basımında yazar o olayla birlikte kapitalizmin Üçüncü Büyük Depresyon'a girmiş olduğunu söylüyordu. Öngörülen her şey gerçek oldu. Zira, Savran'ın belirttiği gibi, Büyük Depresyonlar kapitalizmin tarihi gerileme çağının ifadesidir. Yalnızca ekonomik yöntemlerle aşılamaz, siyasi, ideolojik, askeri köklü sarsıntılar yaratır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/ucuncu-dunya-uzerinde-kizil-yildiz", "text": "Bu kitap Ekim Devrimi'nin Üçüncü Dünya üzerindeki etkisini anlatmak üzere kaleme alındı diyerek söze başlıyor Vijay Prashad. Vietnam'dan Küba'ya, Hindistan'dan Endonezya'ya, Çin'den Cezayir ve Moğolistan'a sosyalist hareketlerin ortaya çıkışına, gelişimine, başarı ve başarısızlıklarına dair etkileyici bir özet sunuyor. Bu arada, Sultan Galiyev ve Tüm Rusya Müslüman Şurası'ndan Bakü'deki Doğu Emekçileri Kongresi'ne bizim coğrafyamıza uzanmayı da ihmal etmiyor. Az sayfaya çok şey sığdıran, hikayesi büyük bir kitap bu. Sovyet Rusya'nın adım adım inşasının yanı sıra onu çöküşe götüren nedenleri, Sovyetlerin Nazizm karşısındaki direnişini, dünyayı faşizm belasından kurtarmak ve başka bir dünya kurmak için ödenen bedelleri dokunaklı bir dille anlatıyor. Aynı zamanda Ekim Devrimi'nde kadınların rolünü, devrimin kadınların hayatını nasıl değiştirdiğini ama her şeye rağmen kadınları özgürleştirmeye yetmediğini, başörtülerini çıkardıkları için kocaları tarafından öldürülen kadınların hikayeleriyle bir kez daha görüyoruz. Engels Kolektif Çiftliğinin yöneticisi ve üzüm uzmanı Fatıma ve İstanbullu komünist öğretmen Naciye Hanım'ın direngenliğiyle karşılaşıyoruz. Kültürel planda ise Çin'den Şili'ye kadar, Sovyetlerin sol kanat fütürizmine ayak uyduracak yeni bir dil bulmaya hevesli bütün yazarları kendisine çeken, sağırlığa karşı yazma arzusuyla tanışıyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uluslararasi-isci-sinifi-hareketi-tarihi-1", "text": "SSCB Bilimler Akademisi'ne bağlı Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Enstitüsü'nün bir araya getirdiği geniş bir akademisyen topluluğu tarafından hazırlanan Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, dünya tarihini sınıfsal bir bakış açısıyla yorumlamak isteyenlerin önüne yüzyılların mücadele birikimini seriyor. Proletaryanın doğuşundan ve bir sınıf olarak gelişiminden 1917 Ekim Devrimi'ne uzanan süreci üç cilt boyunca işçi sınıfı hareketi izleğinde takip eden Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, geniş bir bakış açısıyla ele aldığı dönemlerin toplumsal hareketlerini, mücadele uğraklarını, önderlerini, ideolojik tartışmalarını, büyük grevlerini, devrimlerini ve toplumsal altüst oluşlarını tarihsel bağlamlarıyla inceliyor. Proletaryanın Doğuşu ve Devrimci Bir Sınıf Olarak Gelişimi alt başlığını taşıyan birinci cilt, proletaryanın bir sınıf olarak oluşumunun ilk aşamalarına odaklanıyor. Farklı sosyalizmlerle yapılan tartışmalara ve komünist harekete, işçi sınıfının devrimci partisinin ortaya çıkışına ve Manifesto'sunun dünya mücadele tarihindeki önemine değiniyor. İşçi sınıfının bağımsız bir sınıf olarak tarih sahnesine çıkışını, 1848-1849 Avrupa devrimlerini, Marksizmin ortaya çıkışını ve yayılmasını inceleyen birinci cilt, I. Enternasyonal'in kuruluşuyla yolculuğunu noktalıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uluslararasi-isci-sinifi-hareketi-tarihi-2", "text": "SSCB Bilimler Akademisi'ne bağlı Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Enstitüsü'nün bir araya getirdiği geniş bir akademisyen topluluğu tarafından hazırlanan Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, dünya tarihini sınıfsal bir bakış açısıyla yorumlamak isteyenlerin önüne yüzyılların mücadele birikimini seriyor. Proletaryanın doğuşundan ve bir sınıf olarak gelişiminden 1917 Ekim Devrimi'ne uzanan süreci üç cilt boyunca işçi sınıfı hareketi izleğinde takip eden Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, geniş bir bakış açısıyla ele aldığı dönemlerin toplumsal hareketlerini, mücadele uğraklarını, önderlerini, ideolojik tartışmalarını, büyük grevlerini, devrimlerini ve toplumsal altüst oluşlarını tarihsel bağlamlarıyla inceliyor. Emperyalizme Geçiş Döneminde İşçi Sınıfı Hareketi (1871-1904) alt başlığını taşıyan ikinci cilt, Paris Komünü'nden ilk Rus devrimine kadarki dönemi kapsıyor. Proletaryanın toplumsal gelişimin öncüsü haline geldiği bu döneme damga vuran başlıca süreçlerin eksiksiz bir incelemesini sunarken çeşitli bölgelerdeki işçi sınıfı hareketlerinin de ayrıntılı ve karşılaştırmalı tahlilini yapıyor. Marksizmin güçlenen etkisini, sosyalist partilerin, sendikaların ve başka işçi örgütlerinin kuruluşunu ve gelişimini takip ediyor. Rus proletaryasının mücadelesine, Lenin'in Marksizme katkılarına ve Bolşevik Parti'nin doğuşuna özel bir dikkatle eğiliyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uluslararasi-isci-sinifi-hareketi-tarihi-3", "text": "SSCB Bilimler Akademisi'ne bağlı Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Enstitüsü'nün bir araya getirdiği geniş bir akademisyen topluluğu tarafından hazırlanan Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, dünya tarihini sınıfsal bir bakış açısıyla yorumlamak isteyenlerin önüne yüzyılların mücadele birikimini seriyor. Proletaryanın doğuşundan ve bir sınıf olarak gelişiminden 1917 Ekim Devrimi'ne uzanan süreci üç cilt boyunca işçi sınıfı hareketi izleğinde takip eden Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, geniş bir bakış açısıyla ele aldığı dönemlerin toplumsal hareketlerini, mücadele uğraklarını, önderlerini, ideolojik tartışmalarını, büyük grevlerini, devrimlerini ve toplumsal altüst oluşlarını tarihsel bağlamlarıyla inceliyor. Yirminci Yüzyıl Başında Devrimci Savaşlar alt başlığını taşıyan üçüncü cilt, 1917 Ekim Devrimi'nin hemen öncesindeki dönemi kapsıyor. İşçi sınıfı hareketinin tarihsel gelişimini ve önemli sorunlarını ele alan bu cilt, olumlu ve olumsuz deneyimleri, uluslararası ölçekte emek mücadelesinin ortak özelliklerini ve farklılıklarını inceliyor. V. İ. Lenin ile Bolşevik yoldaşlarının ve uluslararası emek hareketindeki diğer devrimci güçlerin teorik ve pratik çalışmalarına ilişkin bir tahlil sunan kitap, Ekim Devrimi'ni zafere ulaştıran yolun döşendiği 1905-1907 ve Şubat 1917 Rus devrimlerine özel bir dikkatle eğiliyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uluslararasi-isci-sinifi-hareketi-tarihi-takim-kutulu", "text": "Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi'ne bağlı geniş bir uzman ekibi tarafından hazırlanan Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, proletaryanın doğuşunu ve bir sınıf olarak gelişimini inceliyor. Geniş bir bakış açısıyla 15. yüzyıl ile 1917 Ekim Devrimi arasındaki dönemi mercek altına alıyor. Proletaryanın doğuşundan ve bir sınıf olarak gelişiminden 1917 Ekim Devrimi'ne uzanan süreci üç cilt boyunca işçi sınıfı hareketi izleğinde takip eden Uluslararası İşçi Sınıfı Hareketi Tarihi, geniş bir bakış açısıyla ele aldığı dönemlerin toplumsal hareketlerini, mücadele uğraklarını, önderlerini, ideolojik tartışmalarını, büyük grevlerini, devrimlerini ve toplumsal altüst oluşlarını tarihsel bağlamlarıyla inceliyor. Proletaryanın Doğuşu ve Devrimci Bir Sınıf Olarak Gelişimi alt başlığını taşıyan birinci cilt, proletaryanın bir sınıf olarak oluşumunun ilk aşamalarına odaklanıyor. Emperyalizme Geçiş Döneminde İşçi Sınıfı Hareketi (1871-1904) alt başlığını taşıyan ikinci cilt, Paris Komünü'nden ilk Rus devrimine kadarki dönemi kapsıyor. Yirminci Yüzyıl Başında Devrimci Savaşlar alt başlığını taşıyan üçüncü cilt, 1917 Ekim Devrimi'nin hemen öncesindeki dönemi kapsıyor. İşçi sınıfı hareketinin tarihsel gelişimini ve önemli sorunlarını ele alan bu cilt, olumlu ve olumsuz deneyimleri, uluslararası ölçekte emek mücadelesinin ortak özelliklerini ve farklılıklarını inceliyor. Çok sayıda ülkeden derlenen geniş bir belgeler, istatistikler, yazılar, kitaplar ve anlatılar bütününden yararlanılarak titizlikle oluşturulan 1840 sayfalık bu kapsamlı yapıt, işçi sınıfının tarihine merak duyan herkes için vazgeçilmez bir kaynak. Üç cildi bir arada özel kutusu içinde sunuyoruz. - ULUSLARARASI İŞÇİ SINIFI HAREKETİ TARİHİ-1 - ULUSLARARASI İŞÇİ SINIFI HAREKETİ TARİHİ-2Kitabın Orijinal Adı:ULUSLARARASI İŞÇİ SINIFI HAREKETİ TARİHİ Stok Kodu:9786051725154Boyut:16X24 cmSayfa Sayısı:1840Basım Yeri:İstanbulBaskı:1Basım Tarihi:Mart 2022Dili:Türkçe"} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uluslarin-sagligi-yeni-bir-ekonomi-politige-dogru", "text": "Sağlık hizmetlerine bu kadar çok kaynak ayrılmasına rağmen neden hala bu kadar çok hastalık var ve neden sağlıkta eşitsizlik diz boyu? Bu çarpıcı kitapta, tanınmış sağlık ekonomisti Gavin Mooney, sağlık hizmetinin ekonomi politiğini gözler önüne seriyor. Sağlığın sosyal belirleyicilerinin ne kadar az ele alındığını açığa çıkarıyor. Bu kitap, aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Güney Afrika ve Küba'nın da bulunduğu pek çok örnek üzerinden, sağlık politikalarının hizmet ettiği topluma dönmesi gerektiğini gösteriyor. Mooney, küresel olarak sağlık ve sağlık hizmetlerine yaklaşımımızın yeniden ele alınmaya ihtiyacı olduğunu güçlü verilerle kanıtlıyor. Kitabı Türkçeye kazandıran Prof. Dr. Cem Terzi'nin neoliberal sağlık politikalarının Türkiye'deki uygulamalarını tartıştığı yazısı, kitabı daha da cazip kılıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uyandirilmis-toprak-takim-2-kitap", "text": "Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov'un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır. Durgun Don'da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği'ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri , sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak. Uyandırılmış Toprak'ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikaye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut'un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uygarlik-donemeci", "text": "Tarihin son sözü yok. Bilimin de. Sistemler, düzenler ise sonludur. Bu kitap, sonlu bir düzen olan kapitalizmin sınırları ve yalnızca kapitalizm olmayan uygarlığın ulaştığı dönemeç üzerinedir. Kapitalizmin tarihsel ve teorik sınırlarının bilincinde olmak yaşamsal önemdedir. Siyaset, bir şimdiki zaman etkinliğidir. Siyasal varoluş ve eyleyiş tarzını bir devrim anına, bir kıyamet uğrağına kilitleyen anlayış, mantığı gereği siyaseti bir tür toptancı boykotçuluğa daraltmaktadır. Sınırların bilincinde olmak ise sistemin sinir uçlarına, Aşil topuğuna yönelen bir siyaset tarzı inşa etmenin zeminini oluşturuyor. Sınır bilinci, yalnızca süreç yorumu yapmak için değil, siyasal strateji belirlemek için de yaşamsal önem taşıyor. Sınır-kriz ilişkisini, tarihsel-teorik ama aynı zamanda güncel siyasal olgu ve dinamikler üzerinden çözümleyebilmek için dikkati yalnızca krize ya da yalnızca sınırlara değil, birbirleriyle ilişkileri içinde ikisine birden yoğunlaştırmak gerekiyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/uzun-xix-yuzyilda-orta-avrupa-bir-habsburg-uclemesi", "text": "ODTÜ İktisat Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Oktar Türel, bu kitapta I. Dünya Savaşının ardından çözülen Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun ana bileşenlerinin XIX. yüzyıldaki toplumsal tarihine eğiliyor. Uzun XIX. Yüzyıl deyimi ile XVIII. yüzyılın son çeyreğindeki ekonomik ve siyasal devrimlerle başlayan ve 1914te I. Dünya Savaşının patlak vermesiyle sona eren çağ kastedilmektedir. Yazar, tarih yazımına toplumsal değişmenin tüm öğelerini, bu meyanda kültür ve sanat evreninde yaşananları da içeren, bütüncül bir anlatı olarak bakma düşüncesini paylaşmaktadır. Bu nedenle, kitabın üç ana kısmında XIX. yüzyıl Orta Avrupasının siyasal ve ekonomik gelişme tarihi üzerine bazı sanatçıların kişisel hayat ve kariyer öyküleri izdüşürülmüştür. Sanat-siyasal toplum etkileşimi, başlıca plastik sanatlar ve mimarlık bağlamında örneklenmiştir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/washington-kursunlari", "text": "Washington Kurşunları, dünya halklarını boyunduruk altında tutan ABD emperyalizminin giriştiği kirli oyunları belgelere dayanarak bütün açıklığıyla sergileyen cesur bir kitap. Yazar, gazeteci ve akademisyen Vijay Prashad, yerkürenin her yerindeki devrimleri ezen, demokratik olarak seçilmiş liderlere suikastlar düzenleyen, kanlı askeri darbelere önayak olan ve kukla hükümetleri destekleyen bu süper güce yönelik güçlü ithamlarda bulunuyor. Washington Kurşunları'nın merceği, İran'dan Güney Amerika'daki CIA destekli darbelere, Vietnam'dan Afrika'nın sömürge ülkelerinde yükselen ulusal kurtuluş savaşlarına dek hayli geniş bir coğrafyayı kapsıyor. Brezilya'da Dilma Rousseff, Bolivya'da Evo Morales hükümetlerine 21. yüzyılda yapılan darbeler, emperyalist müdahalelerin günümüzde de sürdüğünü kanıtlamakta. Vijay Prashad'ın çok sayıda belgeyle desteklediği savları inandırıcı ve etkileyici."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yabancilasma-marx-in-kapitalist-toplumdaki-insan-anlayisi", "text": "Yetkin Marksist felsefeci Bertell Ollman, Diyalektiğin Dansı ve Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş'ten sonra, Yabancılaşma adlı klasik çalışmasıyla Türkiyeli okurlarla bir kez daha buluşuyor. Yabancılaşma, Marx'ın yabancılaşma kuramı üzerine yazılmış en sistemli ve özgün çalışmalardan biridir. Ollman bu kuramı, kuramı oluşturan unsurları tek tek inceleyerek yeniden inşa eder. Bu inşa sırasında insanın; ürünü, üretici etkinliği, hemcinsleri ve türüyle arasında Marx'ın kurduğu ilişkiler yeniden yorumlanır. Bu nedenle kitap sadece kapitalist toplumda yaşayan insanlara dair farklı bir bakış açısı sunmakla kalmaz; aynı zamanda Marx'ın insan doğası anlayışı ve bu anlayışın temel bileşenlerinin detaylı bir analizini de içerir. Dahası Ollman, Marx'ı okurken karşımıza çıkan en büyük zorluklardan biri olan dil meselesiyle de ilgilenir. Bu kapsamlı incelemeyle, hem kapitalist toplumun hem de Marksizmin öteki bileşenlerinin başka bir gözle değerlendirilebileceği yeni bir konumlanma noktasına ulaşılır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yara", "text": "Britanya bilim kurgu ve fantastik edebiyatının genç ve başarılı ismi China Mieville'in, ödüllü kitabı Perdido Sokağı İstasyonu'nun ardından, Yeni Crobuzon üçlemesinin ikinci kitabı olarak kurguladığı Yara, yüzen korsan şehir Armada'nın bir miti gerçek kılmanın peşindeki tekinsiz ve gizemli yolculuğunu anlatıyor. Bellis, tekraryapımlar, korsanlar, bilim adamları, mahkumlar ve Armada'yı efsanevi bir gücün izinde sürükleyen Sevgililer... O güce, Yaraya varmak için kullanılacak tek bir canavar; onun nasıl ortaya çıkarılacağını anlatan tek bir kitap; ve kimsenin bilmediği bir dilde yazılmış bu kitabı okuyacak tek bir kişi vardır. Yara, sonsuz olasılıklara açılan bir gerçeğin ve hiç bitmeyecek bir gücün arayışındaki Armada'nın, tıpkı Bellis'in mektupları gibi bilinmeze uzanan yolculuğunun keskin bir zeka ve yaratıcı bir dille kurgulanmış hikayesi. Yara, 2003 yılında Britanya Fantazi Ödülü'nü kazandı, Arthur C. Clarke Ödülü'ne aday gösterildi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yarim-kalmis-bir-sarki-bobby-sands-ira-ve-aclik-grevi", "text": "Bu kitapta, uzun bir açlık grevinde hayatını kaybeden IRA militanı Bobby Sands'in hayatı ve mücadelesi anlatılıyor. Bobby, yirmi yedinci yaşını açlık grevinde karşıladı. O sırada, İngiliz sömürgeciliğine karşı bağımsızlık mücadelesi veren İrlanda Cumhuriyet Ordusu'nun üyesi olarak gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı dokuz yıldır hapishanede bulunuyordu. Kuzey İrlanda'da H Blokları adlı özel tip cezaevindeki baskıların son bulması, tek tip elbise dayatmasından vazgeçilmesi ve IRA mahkumlarına siyasi statü tanınması talebiyle yürüttüğü açlık grevinin altmış altıncı gününde, 5 Mayıs 1981'de hayata gözlerini kapadı. Bobby Sands ve yoldaşları, taleplerini elde edemediler belki ama o günden itibaren Bobby Sands, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insana ilham veren bir direniş simgesi haline geldi. Türkiye'deki uzun açlık grevlerinde ve ölüm oruçlarında da adı en çok anılıp örnek alınan figür yine Bobby Sands olacaktı. Ne var ki, bu biyografinin basımına değin Bobby Sands'i, açlık grevlerine yol açan sebepleri etraflıca incelemiş ya da tarihin bu dönemini, hapishane hücrelerinin içinden bakarak yeniden canlandırmış bir kitap yoktu. Denis O'Hearn'ün kitabı, birincil kaynaklara başvurularak yapılan araştırma ve görüşmelere dayalı muazzam miktarda yeni materyal içeren bir çalışma olarak bu çarpıcı hayat hikayesine ışık tutuyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yarin-bizimdir-yoldaslar", "text": "Portekiz kırsalında trenlerde, köylerde, ahırlarda, samanlıklarda, ormanlarda büyütülen bir mücadele... Fabrikalarda, şantiyelerde, depo ve atölyelerde örgütlenen bir grev... İradesi alnının teriyle çelikleşmiş işçiler, ağacı toprağı hayat bilip savunan köylüler... Yoldaşlar... Romanlarında Manuel Tiago mahlasını kullanan Portekiz Komünist Partisi lideri Alvaro Cunhal'ın devrimci örgütlenme, yeraltı çalışmaları ve partili olma sorumluluğuna odaklandığı romanı Yarın Bizimdir Yoldaşlar, sosyalist gerçekçi edebiyatın ufuk açıcı örneklerindendir. Faşist Salazar diktatörlüğü döneminde Portekiz kırsalında geçen roman, illegal faaliyet yürüten Komünist Parti üyelerinin yaşamı ve örgütlenişi üzerinedir. Romanda, Parti'nin, üyesi olan insanlar kadar karmaşık bir organizma olduğu, kaynağını bizzat yazarın yaşamından alan zengin karakterlerle anlatılır. Yarın Bizimdir Yoldaşlar'da başka türlü bir yaşam umuduyla tüm varlıklarını halka adayan, yeri gelince Partiyi bile sorgulayan devrimciler insanüstü fedakarlıkları, azimleri ve çalışkanlıklarıyla olduğu kadar zaafları ve hatalarıyla da anlatılır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yazarlarin-ve-sanatcilarin-gozuyle-lenin-ciltli", "text": "Geniş bir yüzü, çıkık elmacık kemikleri, ince bir sakalı, büyük bir burnu, parıltılı gözleri ve dudaklarında hafif bir gülümsemesi olan kısa boylu bir adamı... Kırlarda gezmeyi, çiçek toplamayı, bisiklete binmeyi, Beethoven dinlemeyi, Tolstoy okumayı seven bir adamı... Zürih'te, ayda yirmi sekiz franka oturduğu dik bir sokaktaki tek odalı dairesinden yola çıkarak mühürlü bir vagon içinde Rusya'ya hareket eden ve yedi ay sonra dünyayı sarsan on günü başlatan adamı... Bir köylünün, tabutunun ardından, İyi adamdı, biz köylüler için yalnızca o iyi şeyler yaptı, dediği insanı... Pablo Neruda'nın, Aklı hep ateşliydi, ama hiç kül olmadı, / Ve ölüm, alev almış kalbini soğutamadı... dediği adamı... Bu kitap, işte onu, Vladimir İlyiç Lenin'i anlatıyor. Dünyanın dört bir yanından yazar ve sanatçıların diliyle..."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yengec-gemisi-manga", "text": "Dünya edebiyatının ve Marksizmin klasik eserlerini çizgilerin diline uyarlayarak milyonlarca okura ulaştıran manga dizisi, bu kez ortaya çıktığı ülkenin, Japonya'nın klasik bir yapıtını dünyaya tanıtıyor. Yengeç Gemisi, 20. yüzyılın ilk yarısında, Japonya'nın kuzeyinde, bir yengeç işleme gemisindeki insanlık dışı çalışma koşullarını ve işçilerin isyanını anlatıyor. East Press'in Kapital Manga ile aynı dizi içinde yayımladığı Yengeç Gemisi, Japon edebiyatının gizli kalmış hazinelerinden birinden uyarlanırken, 7'den 70'e tüm okurlara, yüzyıl başında emekçilerin karşı karşıya kaldığı ağır çalışma şartlarını, direnişi, başkaldırıyı ve sınıf mücadelesini yeniden hatırlatıyor. Bu sürükleyici kitabın yazarı Takici Kobayaşi, 1920'lerde yükselen Japon proleter edebiyatının da öncülerinden. Gözaltında işkence edilerek öldürülen Kobayaşi'nin romanı, 2008 yılında manga olarak yayımlanınca büyük ilgi görüyor ve 1 milyona yakın bir satış rakamına ulaşıyor."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yeni-paradigmayi-olusturmak", "text": "Fikret Başkaya, sürdürülemeyeceği kanaatinde ve Yeni Paradigmayı Oluşturmak'ı yazma amacını şöyle dile getiriyor: Bu kitap, neden böyle olduğuna, neden bir 'sürdürülemezlik' durumunun ortaya çıktığına dair bir netleşme sağlama amacı taşıyor. Ardından, Eğer sürdürülemeyeceğini kabul ediyorsak, radikal bir düşünce devrimine, yeni bir Rönesansa ihtiyaç var diyen Başkaya, bu Rönesansın unsurlarını tartışmaya başlıyor. Önce muasır medeniyet seviyesi, hemen peşinden de ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma, büyüme, kalkınma ve sürdürülebilir kalkınma kavramları enine boyuna sorgulanıyor. Türkiye'de yaklaşık 90 yıldır 'muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma' şarkısı söyleniyor. Oysa üzerine çıkılması gereken 'muasır medeniyet', kapitalist yıkıcılıktan ve barbarlıktan başkası değil diyen Fikret Başkaya, söz konusu muasırlaşma hedefiyle örtüşen Avrupayı da, bir büyük sermaye ve Atlantik projesi olan Avrupa Birliği'nin bugün geldiği nokta itibarıyla ele alıyor. Sürdürülebilir kalkınma kavramının oksimoron niteliğine, büyüme mitine, tarımın bugün gelip dayandığı çıkmazlara, toprağın öldürülmesine vb. değinen çalışmasında, doğayı ve canlıları yok eden kalkınma anlayışını bütün boyutlarıyla ortaya koyuyor Başkaya. Demokrasi, STK'lar, kültüralizm ve Politik İslam tartışmalarının ardından kapitalizmden çıkışın alternatiflerini, komüncü mülkiyet biçimlerini ortaya koyarak ve Yeni bir paradigma için 12 önerisini paylaşarak tamamlıyor kitabını."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yeni-yuzyilin-esiginde", "text": "İki dünya savaşı ve ardından yaşanan Soğuk Savaş'ın damgasını vurduğu \"Kısa Yirminci Yüzyıl\"ın bitiminin habercisi, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile serbest piyasa fundamentalizminin iflası oldu. Bu yüzyılda kapitalist ekonominin sıkça yaşadığı krizlere, 90'lardaki milliyetçi kalkışmalar ve etnik boğazlaşmalar eşlik etti. Eski dengelerin altüst olmasıyla birlikte kuralsızlık ve belirsizliğin egemen olduğu, zenginle yoksul arasındaki uçurumun akıl almaz derecede derinleştiği yeni bir çağa girildi. SSCB ve Doğu Bloku'nun çözülüşünün, büyük insan kitleleri üzerinde tahmin edilenden çok daha yıkıcı bir etki yarattığı artık daha açık görülebilse de, serbest piyasa tapınmacılığını temel alan küreselleşme retoriği hala zihinleri bulandırmaya devam ediyor. Politikanın depolitizasyonu bu yeni çağın başat özelliklerinden biri. İnsanlığı yirmi birinci yüzyılda bekleyen devasa sorunlar yumağı da önceki kısa yüzyılda yaşananların bakiyesi bir bakıma. Tarih, bu sorunların nasıl çözülebileceğine, bizi gelecekte nasıl bir dünyanın beklediğine ilişkin olarak öngörülerde bulunmamızı sağlayabilir, ama analitik ve bütünsel bir yaklaşım benimsenmesi koşuluyla. Tarihsel olgular bağlamında görüntü ile gerçeklik arasındaki ayrımı ortaya çıkarmaksa bu olgulara donmuş/birbirinden yalıtık birimler olarak bakmamakla başarılabilir."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yeraltindan-notlar", "text": "Yirminci yüzyıl edebiyat ve felsefe tarihinde Yeraltından Notlar kadar büyük etki yaratmış, sık referans gösterilmiş ve üzerinde durulmuş çok az metin vardır. Yeraltı Adamı kısa sürede çağdaş kültürün söz haznesinin ayrılmaz bir parçası oldu ve Hamlet, Don Quixote, Don Juan, Faust gibi ölümsüz kahramanlar arasında yerini aldı. Nietzsche felsefesi, Freudizm, ekspresyonizm, sürrealizm, varoluşçuluk gibi pek çok çağdaş düşünce akımının taraftarı Yeraltından Notlar'ın adsız kahramanını kendi yandaşı olarak gördü. Hem felsefi ve politik bir polemik metni, hem toplumsal bir hiciv, hem de nörotik bir bireyin psikolojik tahlili olan Yeraltından Notlar, Dostoyevski'nin olgunluk dönemine ait büyük ideolojik romanlarının adeta bir girişi, prelüdüdür. Burada ortaya atılan pek çok soru ve tez, Suç ve Ceza, Budala, Ecinniler, Delikanlı ve Karamazov Kardeşler romanlarının konularını oluşturacaktır. Nuri Yıldırım'ın Rusça aslından yaptığı yepyeni çeviriyle Yeraltından Notlar, okunmayı hak eden kitaplardandır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yesil-papa", "text": "Latin Amerika edebiyatının Nobel ödüllü yazarlarından ve büyülü gerçekçilik akımının kurucularından Miguel Angel Asturias, ülkesi Guatemala'nın ve yerli halkın toplumsal sorunları özelinde, dünyaya, doğaya, emperyalist sömürüye ve kurtuluş olanaklarına bakmaya, kendine has edebi diliyle okurları mest etmeye Yeşil Papa'da da devam ediyor. Asturias'ın Muz Trilojisi olarak da bilinen üçlemesinin ikinci kitabının odağında, Chicago'daki büyük muz tröstünün başkanı, Yeşil Papa lakaplı Geo Maker Thompson var. Toprakları, çaresizliklerinden ya da zorla ellerinden alınan köylüler ve Yerliler, birleştirilerek büyük muz tarlaları haline getirilmiş kendi eski arazilerinde, çok ağır sömürü şartları altında çalıştırılırken; Yeşil Papa da, güçsüz, örgütsüz, saf insanları sömürmekteki dehası sayesinde, büyük bir servet biriktirmektedir. Peki, Yeşil Papa'ya karşı bir direniş mümkün müdür? Mümkünse, kimlerle, nasıl, ne zaman?.."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yikilis", "text": "Emile Zola, Fransa'nın İkinci İmparatorluk dönemini siyasetteki, toplumdaki, ekonomideki, birey yaşamındaki yansımalarıyla anlatmayı tasarlayarak yirmi kitaplık bir dizi oluşturmuş ve bu diziye Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi adını vermiştir. Yıkılış, bu dizinin son kitaplarından biridir ve imparatorluğun çöküşünü anlatır. Zola'nın, kitapta kahramanlarından birinin ağzından zincirlerinden kendisinin boşandırdığı açgözlülüğü, zevk düşkünlüğünü doyuramadığı an yerle bir olmaya hazır, kocamış bir imparatorluk olarak tarif ettiği imparatorluğun çöküşü sırasında Fransız halkının yaşadığı acıları, Sedan Savaşı'nı, Paris kuşatmasını ve halkın bu acılara isyanı olan Paris Komünü'nü anlattığı Yıkılış, Türkçeye ilk kez çevriliyor. Bu kitapta okurlar, Paris Komünü sırasında gazeteci olarak zaman zaman Paris'te bulunan Zola'nın Komün izlenimlerini, değerlendirmelerini ve eleştirilerini de okuma fırsatını bulacaklar. Tarihteki ilk işçi iktidarı deneyimi olan Komün'e yol açan koşullar, aslına bakılırsa Zola'nın yirmi kitaplık Rougon-Macquart dizisi boyunca anlattığı koşullardır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yildizin-parladigi-tarihsel-anlar", "text": "Yıldızın Parladığı Tarihsel Anlar, insanlık tarihindeki, bir bireyin, bir ulusun ve hatta bütün insanlığın yazgısını belirleyen bu ender değiştirici anları, büyük ilham saatlerini anlatıyor. Binlercesi içinden seçilen on dört yaratma ve değiştirme an'ı, Zweig'ın engin tarih bilgisi, betimleme gücü ve sanatsal ustalığıyla canlanıyor. Pasifik Okyanusu'nun keşfi; Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethi; Tutkulu özgürlük marşı Marseillaise'in bestelenmesi, büyük zaferlere imza atmış Napolyon'un Waterloo'da aldığı yenilgi; Goethe'nin ileri yaşında, başyapıtı Marienbad Ağıdını yaratışı; Semyonovski meydanında ölümü bekleyen Dostoyevski; Kaptan Scott'un Güney Kutbu'nu keşfetmek için çıktığı ölümüne yolculuk; Zürih'ten kalkan mühürlü bir trenle dünyayı sarsan on günü başlatmak üzere Petersburg'a hareket eden Lenin... bu anlatılardan bazıları."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yon-devrim-hareketi-kemalizm-ile-marksizm-arasinda-geleneksel-aydinlar", "text": "Doğan Avcıoğlu liderliğindeki Yön-Devrim Hareketi, Yeni Osmanlılar, Jön Türkler, İttihatçılar, Kemalistler, Kadrocular ve günümüz 'ulusal solcu'larına uzanan Osmanlı-Türk geleneksel aydın hareketleri içinde bir istisna teşkil eder. Akımın geliştirdiği siyasal söylemin özelliği, kendine öncel aydın hareketlerinin Türkiye nasıl kalkınabilir? ana sorunsalı için geliştirdikleri tüm temel kavram ve önermeleri Marksizmden yararlanarak yeniden anlamlandırmayı denemiş olması ve bunları sosyalist bir Türkiye projesi için yeniden bir araya getirmiş olmasıdır. Yön-Devrim Hareketi, sosyalizm vurgusuyla geleneksel aydın hareketlerinin tümünden ayrılır. Buna karşılık, öngördüğü yeni toplumun inşası için toplumsal bir tabana dayanmayı reddetme, bunu iktidar sonrasına öteleme, iktidarı devlet içindeki kimi güçlerle iş tutarak ele geçirme tavrıyla, geleneksel aydın hareketleriyle aynı kümenin içinde yer alır. Bu kitabın temel sorunu, Yön-Devrim Hareketi'nin geliştirdiği siyasal söylemi çözümlemektir. Kullandığı kavramların hangi başka siyasal söylemlerden devralındığı, nasıl dönüştürüldüğü, hangi kuramsal bakış açısıyla yeniden tanımlandığı ve hangi ana sorunsal etrafında ne şekilde bir araya getirildiği kitabın odak noktasıdır."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yukselis-ve-dusus-turkiye-solu-1960-1980", "text": "Yükseliş ve Düşüş Türkiye Solu 1960-1980, genç kuşaklara bu zengin ve sol açısından görkemli tarih döneminin bilgisini, deneyimini, siyasetin içindeki birinin gözüyle aktaran bir çalışmadır. Bu kitapta, yirmi yıllık bir zaman diliminde, Türkiye'deki ekonomik, toplumsal, siyasal gelişmeler ve sınıf mücadelesi pratiği içinde solun yükselişi ve düşüşü anlatılıyor. Toplumsal belleği canlandırmak, Türkiye solcularının uğruna savaşıp can ve kan verdiği özlemleri yeniden bilince çıkarmak toplumsal bir çözülme ve çürüme yaşayan Türkiye toplumu için, bugün özellikle değerlidir. Elinizdeki baskıda kitap baştan sona gözden geçirildi, ilk baskıdaki maddi bilgi ve yazım yanlışları düzeltildi ve genişletildi. Kitabın ilgili bölümlerine, TİP oluşumunda TKP etkisini, işçi sınıfının siyasal ve sendikal örgütlenmesinde birikimin ve müdahalenin katkı paylarını irdeleyen bilgi ve değerlendirmeler eklendi."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/yurttaslardan-lordlara-eskicaglardan-ortacaglara-bati-siyasi-dusuncesinin-toplumsal-tarihi", "text": "Ellen Meiksins Wood, bu son çalışmasında siyaset teorisi tarihini yeniden yorumluyor. Batı geleneğini, klasik eski çağdan orta çağın sonuna kadar, toplumsal tarih bakış açısıyla inceliyor. Bu çalışma sadece standartlaşmış olan, soyut düşünceler tarihinden değil, diğer tarihsel bağlam çerçevesini kullanan eserlerden de çok farklı.Wood, adeta kutsallık mertebesine konmuş olan klasik düşünürleri, tutkuyla davalarına bağlı insanlar olarak ele alıyor. Onların düşüncelerini, siyaset dili bağlamında olduğu kadar, yaşadıkları toplumsal koşulların sorunlarına ve çelişkilerine verdikleri yaratıcı yanıtlarıyla ve çözüm önerileriyle de inceliyor. Batı tarihinin özgün mülkiyet-devlet ilişkisinin üstünde durarak, bunun egemen düşünceleri nasıl biçimlendirdiğini ortaya çıkarıyor. Ayrıca mülk sahipleri, emekçiler ve devletlerle üçlü etkileşimin Batı siyaset teorisi ve pratiğini nasıl etkilediğini araştırıyor. Eski Yunan döneminin parlak düşünürleri Platon, Aristoteles, Aeschylus ve Sophokles'ten Roma Cumhuriyeti'nin Cicero'suna, imparatorluk zamanının Tarsuslu Paulus ve Hippolu Augustinus'una, buradan ortaçağ dünyasına geçiyoruz: İbn Rüşd'ün, Aquino'lu Thomas'ın, Padovalı Marsillio'nun ve Occam'lı William'ın düşünceleri hem çağdaşlarıyla, hem de öncülleriyle karşılaştırmalı biçimde inceleniyor. Yurttaşlardan Lordlara dünya düşünce tarihine kalıcı katkılar yapan düşünürlerin, yaşadıkları toplumsal koşullar bağlamında ele alındığı, orijinal kaynakların ve çarpıcı analizlerin eşliğinde incelendiği bir eser."} {"url": "https://www.yordamkitap.com/zamanimizin-kahramani", "text": "Zamanımızın Kahramanı, Mihail Lermontov'un en ünlü eseridir. İlk kez 1840'ta yayımlanan eserde büyük usta Çehov'un, Rus edebiyatındaki en sevdiğim öykü dediği Tamanın yanı sıra, subay Peçorin'in kadınlarla yaşadığı maceraların anlatıldığı öyküler de yer alır. Kadınların aynasından gördüğümüz Peçorin, dünya edebiyatındaki belki de tüm lüzumsuz adamların babası sayılacak bir Adem'dir. Lermontov, Peçorin'e zamanımızın kahramanı diyerek kahramanların masallarda kaldığını, yeni dünyanın Peçorin benzeri kahramanlara kaldığını söyler gibidir. Mihail Lermontov'un, ölümünden bir yıl önce yayımlanan eseri Zamanımızın Kahramanı, Rus edebiyatında psikolojik roman türünün ilk örneği olma özelliğiyle Lermontov'u ölümsüz kılmıştır. Sadece Peçorin'i yaratsaydı da değerinden bir şey kaybetmezdi belki; çünkü Peçorin bizim zamanımızın da kahramanıdır."}