{"url": "https://www.webtekno.com/1-000-000-bitcoin-e-sahip-olsak-ne-olurdu-h136615.html", "text": "Hayalini kurduğumuz bu ütopya gerçekleşse neler olurdu diye düşünmeden duramıyorsanız kemerlerinizi bağlayın çünkü bu içerikte 1.000.000 Bitcoin'e sahip olmamız durumunda hayatlarımızda gerçekleşecek olası durumları konuşacağız. Düşünsenize, yarın uyanıyorsunuz ve artık bir Bitcoin milyonerisiniz. Gözlerinizi adeta bir rüyaya açıyorsunuz ve herkesin hayallerini süsleyecek o hayatı yaşamak için yataktan dışarı adımınızı atıyorsunuz... Bu durum şu an hepimiz için bir rüya olsa da umut fakirin ekmeğidir diyerek bu rüyanın gerçekleşmesi durumunda hayatınızda neler değişirdi birlikte hayal edelim. Şüphesiz ilk ve en büyük değişiklik çok büyük bir finansal güce sahip olmanız olurdu! Bitcoin'in değeri sürekli değişse bile genelde yüksek olduğu için, 1.000.000 Bitcoin size önemli bir servet kazandıracaktır. Öyle ki, Bitcoin'in yaratıcısı olan Satoshi Nakamoto'nun bile elinde 1.1 milyon Bitcoin olduğu biliniyor. Yani Bitcoin'in yaratıcısı olan kişi ile neredeyse aynı oranda Bitcoin'e sahipsiniz diyebiliriz. Örneğin, 1 Bitcoin şu anda 795.228,69 TL'den işlem görmekte. 1.000.000 Bitcoin'e sahip olmanız durumunda toplam servetiniz 795.222.815.400 TL ($29.407.900.000) olacaktır. Bu o kadar büyük bir para ki bununla ne yapacağınız konusundaki tek engel hayal gücünüz olacak gibi görünüyor. Bu servet ile hayatınızı hayallerinizdeki gibi yaşayabilme gücü elinizde olacağından dolayı, yapabilecekleriniz sınırsız. Örneğin, bu para ile yaklaşık 46.103 adet Mercedes-AMG G 63 yada İstanbul Boğazı'nda 265 adet yalı alabilirsiniz. Yok ben yatırım yapmak istiyorum diyorsanız Türkiye'nin en değerli şirketlerinden olan Türk Hava Yolları'nı 13.18 milyar dolara, Arçelik'i 3.49 milyar dolara, Vestel'i ise 737.2 milyon dolara satın alabilirsiniz. 1.000.000 Bitcoin size piyasa üzerinde büyük bir söz hakkı da verecektir. Bitcoin arzının 21.000.000 adet ile sınırlı olduğu düşünüldüğünde, 1.000.000 adet Bitcoin'e sahip olmak kripto piyasası üzerinde büyük etkiler bırakabilmenize imkan tanıyacaktır. Başka bir deyişle, yapacağınız alım satım işlemleri çok büyük hacimde olacağından piyasadaki fiyatları etkileyecek güçte olacaktır. Örneğin, 1.000.000 adet Bitcoin'i bir anda satmanız durumunda fiyatlarda keskin bir düşüş yaşanmasına sebep olabilirsiniz. Buna ek olarak bu kadar fazla miktarda Bitcoin'in satıldığını duyan diğer yatırımcılarda panik yaratarak onların da elindeki Bitcoin'leri satmasına sebep olmanız da muhtemel. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda piyasada oldukça sert bir panik havası esecektir. Bulunduğunuz ülkeye göre vergilerle ilgili kafa yormanız da gerekebilir. Çok büyük bir miktardan söz ettiğimiz için vergi konusunda bazı aksiyonlar almanız gerekmesi de olası. Bitcoin milyoneri olarak anılmaksa birçok kapıyı açabilir. Bitcoin milyoneri olmak özellikle finans piyasası ve iş dünyasında oldukça ilgi çekecek bir durum. Bu piyasalarda adınızı duyurmanıza sebep olacaktır. Bu sayede yeni yatırım ya da girişim fırsatları önünüze gelebilir. Ee ne demişler; para, parayı çeker. Bu kadar büyük bir miktar, art niyetli insanların da dikkatini çekebilir tabii. Artık oldukça varlıklı bir birey olacağınızdan dolayı olası hırsızlık ve dolandırıcılık tehditlerine karşı da bir gözünüz hep açık olmak zorunda olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/1-ocak-itibariyla-tl-donusumlu-kkm-hesabi-acilamayacak-h139714.html", "text": "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, tüm bankalara yazı gönderdi. Aktarılan bilgilere göre 1 Ocak 2024 Pazartesi gününden itibaren TL dönüşümlü KKM'de yeni hesap açılamayacak. Halihazırda açık olan TL dönüşümlü KKM hesaplarının ise yenileme işlemi gerçekleştirilemeyecek. Döviz dönüşümlü KKM uygulamasında ise yeni hesap açılışları ve yenileme işlemleri devam edecek. Peki vadesi sona eren hesaplara ne olacak? Yine aynı yazıya göre TL dönüşümlü kur korumalı hesapların vade sonu ve diğer işlemleri \"Mevduat ve Katılma Hesaplarının Kur Artışlarına Karşı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından Desteklenmesine İlişkin Uygulama Talimatı\" kapsamında değerlendirilecek ve işlemler gerçekleştirilecek. Aslına bakacak olursanız söz konusu yazı ile uygulamaya konacak karar, çok da sürpriz değil. Zira \"Mevduat ve Katılma Hesaplarının Kur Artışlarına Karşı Desteklenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar\" ile TL dönüşümlü KKM hesaplarının son açılış süresi zaten 31 Aralık 2023'e kadar uzatılmıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in KKM'ye karşı olduğunu da düşünürsek sürenin bir kez daha uzatılmaması beklenen bir durum. Mehmet Şimşek'in KKM karşıtı politikasının sonuç vermeye başladığı da söylenebilir. En güncel verilere göre KKM hesaplarındaki mevduat miktarı, geçtiğimiz ağustos ayından bu yana 3,4 trilyon TL'den 2,65 trilyon TL'ye gerilemiş durumda. TCMB'nin KKM'ye yönelik çıkardığı zorunlu karşılık ve diğer düzenlemelere ek olarak diğer yatırımları cazip kılacak hamleler gerçekleştirilmesi. İnsanların mevduatlarını KKM'den çıkarmasına yol açtı."} {"url": "https://www.webtekno.com/10-bin-20-bin-tl-arasi-en-iyi-telefonlar-v2082.html", "text": "Bu videomuzda 10.000 TL ila 20.000 TL arasında satın alabileceğiniz en iyi Android telefonları inceliyoruz. Herkese iyi seyirler! - Ekran: 6.5 inç, FHD+, 120 Hz, 1000 nit, Super AMOLED - İşlemci: Samsung Exynos 1280 - RAM: 6-8 GB - Depolama: 128 GB - Ön Kamera: 13 MP - Arka Kamera: 50 MP + 8 MP (f/2.2) + 2 MP - Batarya: 6000 mAh (25W) - İşletim Sistemi: Android 13 (One UI 5.1) - Ekran: AMOLED, 1B colors, 120Hz, 6.67 inch - Arka Kamera: 64 MP + 5mp + 2MP - Ön Kamera: 16Mp - İşlemci: Qualcomm SM6375 SnapDragon 695 5G - RAM: 256GB 8GB RAM - Batarya: 5100 mAh 40W - Ekran: 6.67 inç, FHD+, 120 Hz, LCD - İşlemci: SnapDragon 695 5G - Ön Kamera: 13 MP - Arka Kamera: 108 MP + 2 MP + 2 MP - Batarya: 5000 mAh (67W) - Ekran: 6.78 inç FHD+ AMOLED, 120 Hz - Kamera: 200 MP + 8 MP + 2 MP + 2 MP - İşlemci: MediaTek Dimensity 7050 - RAM: 8 + 8 GB - Depolama: 256 GB - Batarya: 4700 mAh - Ekran: 6,65'' OLED, 120 Hz - İşlemci: Snapdragon 778G+ - RAM: 8 GB - Depolama: 256 GB - Kamera: 50 MP - Batarya: 4500 mAh - Ekran: 6,78 inç, 2700x1224 piksel, 120 Hz, OLED. - İşlemci: Qualcomm Snapdragon 7 Gen 1 Güçlendirilmiş Sürüm. - RAM: 12 - 16 GB. - Depolama: 256 - 512 GB. - Ön Kamera: 50 MP (f/2.4) - Arka Kamera: 200 MP (f/1.9) + 12 MP (f/2.2) + 2 MP (f/2.4) - Batarya: 5.000 mAh + 66W HONOR SuperCharge - Ekran: 6.67 inç AMOLED, FHD+, 120 Hz - İşlemci: Qualcomm Snapdragon 7+ Gen 2 - RAM: 8-12 GB - Depolama: 256 GB - Batarya: 5.000 mAh (67W) - İşletim Sistemi: MIUI 14 (Android 13) - Ön Kamera: 16 MP (f/2.45) - Arka Kamera: 64 MP + 8 MP + 2 MP"} {"url": "https://www.webtekno.com/1923-bir-turk-kadini-2023-isinlasak-nelere-sasirir-h139484.html", "text": "Tarih boyunca İstanbul'un kalbi olan İstiklal Caddesi, hem siyasi hem de kültürel olayların merkezi oldu. Yıllar geçse de değişmeyen tek şey buranın enerjisi gibi görünüyor. 1920'lerde trafiğe açık olan, sadece yayalara ait olmayan bu cadde, günümüzde İstanbul'un en kalabalık bölgesini oluşturuyor. Hem tarih kokan hem de değişimi böylesine hissettiren bu alanın karşılaşma için harika bir yer olduğunu düşündük. Yalnızca insanlarla dolu olan caddenin görüntüsüyle karşılaşan Afife, birden etrafını büyük bir şaşkınlıkla süzüyor. Etrafta çeşit çeşit insanlar, mağazalar, akılalmaz bir kalabalık... Afallayarak etraftaki insanların görüntülerini hafızasına kaydediyor, burası ya İstanbul değil ya da insanlar çok değişmiş! O kadar kalabalık arasında onu fark eden bir çift göze rastlayan Afife, 2023'e ait olmadığını etrafa attığı ürkek bakışlar ve 'garip' giyim tarzıyla belli etmiş gibi. Günümüz Türkiye'sinde yaşayan Sinem'i bu garip görüntüsüyle dikkat çeken kadının yanına yaklaştırarak bir sohbete daldıralım. Sinem, Afife'nin bu görüntüsünün sebebini içten içe merak ederken kendisiyle ilk defa karşılaşmış olmalarına rağmen içten bir sohbet gerçekleştiriyor. Afife'nin etrafa attığı şaşkın bakışlar, Sinem'in dikkatini çekmiş olmalı ki bu zarif hanımefendinin nereden geldiğini merak etmeden duramıyor. Farklı dönemlere ait iki Türk kadını, tanışmalarının ardından derin bir sohbete giriyorlar. - \"Bu tuhaf kutucuk ne işe yarıyor? Onu neden sürekli elinde tutuyorsun? Burada herkesin elinde bundan gördüm!\" İstiklal'de yürürken etrafa merakla bakan Afife, sorular sormaya devam eder. Onun bildiği İstanbul, bu İstanbul değil. - \"Benim dönemimde İstiklal Caddesi böyle renkli ve kalabalık değildi. Arabalar vardı, şimdi insan dışında hiçbir şey göremiyorum. Bu kadar çok insan, mağazalar ve ışıklar... Ne değişti bu kadar?\" 1920'lerde kadınların siyasete katılması söz konusu değildi; bunun için en az 10 yıl daha beklenilecekti. Yürümeye devam ederlerken sohbet iyice koyulaşır. Bir okuldan çıkan kız çocuklarına dikkat kesilen Afife, sorular yöneltmeye devam eder. - \"Kızlar artık eğitimde her anlamda özgür değil mi? Ben mühendis olmayı çok istiyordum. Fakat dönemin şartları buna elvermedi. Şimdi eğitim gören kız çocuklarını gördükçe içimi müthiş bir huzur kapladı! Kadın haklarındaki bu değişim sürecinde değişen neler oldu?\" Afife, bir binanın duvarında gördüğü Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafını görerek tanıdık bir yüz görmenin heyecanına kapılır. - \"Peki, Atatürk'e ne oldu? Onun devrimleri ve düşünceleri bugün de yaşıyor mu? Bunları konuşurken bir yerde oturup soluklanarak sokakları, caddeleri de gözlemlemeye başladılar. Etrafı gözlemlerken Latin alfabesiyle yazılmış tabelalara rastlayınca şaşırdı. Türkiye'nin nasıl bu noktaya evrildiğini düşünürken 1923'ten yalnızca birkaç yıl sonra bu devrimlerin yapılacak olması Afife'yi heyecanlandırdı. Cümlelerini \"Beni bu kadar farklı ve ilginç bilgilerle aydınlattığın, ülkemizin 100 yıl sonra nasıl bir hal aldığını görmemde yardımcı olduğun için müteşekkirim. Geleceği öğrenmek benim için hem duygusal hem de ümit verici oldu. Artık yarınlara daha umutlu bakabileceğim. Belki bir gün tekrar karşılaşırız.\" diyerek 2023 Türkiye'sine veda eden Afife, Atatürk'ün bıraktığı mirasın bugün de hala yaşatılmaya çalışıldığını görmüş oldu. En azından kadınlar için büyük bir değişimin simgesi olan bu 100 yıl, nice 100 yıllar doğursun."} {"url": "https://www.webtekno.com/2011-1700-bitcoin-satan-adam-h138513.html", "text": "Satoshi Nakamoto'nun icadı Bitcoin 10 yıldan fazla bir süredir aramızda. Son birkaç yıl içinde Bitcoin'in 5 haneli fiyatına alışsak da aslında ilk çıktığı yıllarda durum böyle değildi. İşte, 10.000 Bitcoin'i ile 2 adet pizza alan adamdan daha az bilinen Greg Schoen'in pişmanlık hikayesi ve bize öğrettikleri. Greg Schoen, 0,06 dolardan aldığı 1.700 Bitcoin'in fiyatı 8 dolara çıkınca 0,30 dolardan sattığına pişman olmuştu. 12 yıl önce en eski Bitcoin destekçilerinden biri olan Greg Schoen, Bitcoin tarihinde pişmanlığın nasıl olabileceğini herkese göstermişti. 17 Mayıs 2011 gününde attığı tweet'te, Keşke 0,06 dolardan aldığım 1.700 BTC'yi 0,30 dolardan satmasaydım, şu an 8 dolar oldular! demişti. Bu yorumundan sonra 6 yıl sessiz kaldı. 2017 yılında kendi tweet'ine dönerek o zamanlarda kafasının karıştığını ve satış yaptığını söyledi. Artık üzülmediğini ve hala kripto para piyasasında olduğunu ancak bu satışı yapmasaydı çok daha büyük bir yatırımı olacağını belirtti. Greg Schoen'in bir diğer açıklaması da 1.700 Bitcoin'ini o gün 0,30 dolardan satmış olmasaydı ilerleyen yıllarda, Bitcoin'in ATH yaptığı gibi günlerde kesinlikle satış yapmış olacağı şeklinde oldu. Ayrıca, 2022 yılında pişmanlık hikayesinden para kazanmak isteyerek ünlü tweet'ini NFT pazar yeri OpenSea'de satışa çıkardı. Bitcoin'in ilk çıktığı yıllara gidecek olursak, aslında o zamanlar Bitcoin'in bir değeri yoktu. Mesela 2009 yılının Ekim ayında Finlandiyalı bir bilgisayar bilimleri öğrencisi Martti Malmi, 5.050 Bitcoin'ini 414,65 Hindistan rupisi (142 TL) karşılığında sattı. Bu değer, tarihte Bitcoin'e verilen ilk fiyat oldu. 1 Bitcoin'in fiyatı o gün 0,0009 dolar olarak belirlendi. Daha sonra Martti Malmi, 2009 ila 2010 yılları arasında yaklaşık 55.000 adet Bitcoin'e sahip olduğunu ama bunları 15 ila 30 dolar arasında bir fiyattan sattığını açıkladı. Malni'nin 55.000 adet Bitcoin satması, 10.000 Bitcoin'i ile 2 adet pizza alan adam ve Greg Schoen'in 1.700 Bitcoin'ini 0,30 dolardan satması kripto para tarihindeki en üzücü olaylardan sadece birkaçı. Bu hikayeler aslında tüm kripto para yatırımcılarına büyük bir ders niteliğinde. Greg Schoen'in artık üzülmediğini söylemesi, satmasaydım gibi sözler söylemeyi bıraktığını, kararları ile barıştığını ve ne kadar pişmanlıkları olsa da bunlara şaka ile yaklaştığını gösteriyor. Kendi pişmanlığını kabul edip yoluna devam etmesi ve halen kripto paralarla ilgilenmesi de yılmadığını gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-en-cok-korsan-indirilen-dizileri-h139718.html", "text": "Birkaç gün sonra bitecek 2023 yılı, pek çok yeni dizinin çıkışına da sahne oldu. Her zamanki gibi bu yıl da dizileri korsan olarak izleyenlerin sayısı bir hayli fazlaydı. Torrentfreak, artık bir gelenek haline gelen geçtiğimiz yılın en çok korsan olarak indirilen dizileri listesini yayımladı. En çok korsan olarak indirilen listesinin zirvesi geçtiğimiz yıl House of the Dragon'a aitti. 2023'te bu durum değişti ve yine HBO imzalı sevilen oyun uyarlaması The Last of Us, ilk sıraya yerleşti. - The Last of Us - The Mandalorian - Loki - Ahsoka - Secret Invasion - Silo - Monarch: Legacy of Monsters - Tulsa King - Gen V - Ted Lasso Listenin zirvesinde The Last of Us yer alırken onu bu yıl yeni sezonları çıkan The Mandalorian ve Loki takip ediyor. İlk beşin dördünün Disney+ dizisi olması da önemli bir kısım. Bunun dışında 3 adet Apple TV+ dizisinin, birer adet de Paramount+ ve Prime Video dizisinin ilk onda olduğunu görüyoruz. Uzun yıllar boyunca bu listeyi Game of Thrones domine etmişti. Ancak son birkaç yıldır bu durum sürekli değişti. 2020'de Wandavision, 2021'de ise The Mandalorian zirvedeydi. Geçtiğimiz yıl ise yine Game of Thrones evreninde geçen bir dizi olan House of the Dragon en üstte yer aldı. House of the Dragon'ın yeni sezonu 2024'te gelecek. Bu yüzden önümüzdeki yıl yine zirveye yerleşmesi muhtemel. Netflix'in hiçbir dizisinin yer almaması belki de en çok dikkat çeken kısım. Bilindiği üzere platform, 247 milyondan fazla abonesiyle alanında dünya lideri. Buna rağmen herhangi bir dizisi listeye girememiş. Bu durum, Netflix abonelerinin platformdan vazgeçmediğinin bir göstergesi olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-en-cok-okunan-webtekno-icerikleri-h139743.html", "text": "Teknolojiden bilime, tarihten sanata, sektörelden sağlığa kadar pek çok konuda içerikler sunarak Webtekno'yu adeta dev bir ansiklopedi haline getirdik. Not: 24. sıradaki içeriğin okunması, 25. içerikten daha fazla görünebilir. Sitedeki okunma sayısı değişkenlik gösterdiği için Google Analytics'teki son veriler dikkate alındı. 19. Yılan fobisi olanlar hemen bir sonraki içeriğe atlasın! 11. Deprem zamanında pek çok teori üretildi ancak çoğunun aslı astarı yoktu. Bu sistem bir komplo teorisi değil ancak bazılarının düşündüğünü gibi bir sistem de değil. 9. Kültür farklılıkları epey ilgi çekici olabiliyor, bunlardan biri de Japon çiftler arasındaki ilginç bir durum. Peki 2024'te Webtekno'da ne tarz içerikler görmek istersiniz? Seneye ilk 25'e girme potansiyeli yüksek olan içerik fikirlerinizi bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-en-iyi-oyunlar-h139422.html", "text": "Oyun sektörü gerçekten bu yıl en görkemli dönemlerinden birini yaşadı. Bazı oyunlar, uzun yıllar beklenen remake'lerle karşımıza çıktı; bazı oyunlar ise yepyeni bir oyun deneyimi sunarak bizleri şaşırttı. Bu yıl neredeyse her oyun türünde birçok başyapıt gördük. Bu oyunlar, hem grafikleri hem hikayeleri hem de oynanışlarıyla bizi adeta büyüledi. Çıkış yaptığı zamandan bu yana hala Steam'in \"en çok oynanan oyunlar\" listesinden düşmeyen Baldur's Gate 3, gerçekten bir tutku yapımı. İzometrik CRPG olarak çoğu oyuncuya hitap etmeyen bir oyun türü olsa da türü sevip sevmeyen tüm oyuncuları kendine bağlamayı başardı. Hatta deyim yerindeyse tüm oyuncular bu oyunu oynamak için adeta çıldırdı. Her macerada sunduğu özgürlükle hikayelere yön verebilme imkanı, oyuncuların oyunu oynarken her seferinde farklı bir deneyim yaşamasına olanak tanıdı. Üstelik onca diyaloğa karşı bir de bu oyunun Türkçe olarak çıkması, Türk oyuncuların gönüllerinde taht kurmasına sebep oldu. Bu kadar derin bir rol yapma deneyimini, ustaca sinematikler ve seslendirmelerle birleştiren bu oyunun, eşi benzerini yakın bir zamanda tekrar görmek pek mümkün görünmüyor. Bizim için yılın, hatta belki de tüm zamanların en iyi oyunu, Baldur's Gate 3. - Metacritic: 96 - Opencritic: 96 Nintendo yine yaptı yapacağını ve \"The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom\" ile oyun dünyasına damgasını vurdu. Zelda evrenini Hyrule'ın derinliklerine ve gökyüzünün ötesine taşıyarak, bizleri adeta bir keşif serüvenine çıkarttı. Her köşede yeni bir sürpriz, her an yeni bir macera var. Oyunun özgürlük duygusu, oyuncunun merakına sınır koymayarak, keşif ve bulmaca çözme anlarını daha da anlamlı kılıyor ve her keşifte sizi ödüllendiriyor. Oyuncuların kendi çözümlerini yaratmalarını teşvik eden bulmacalar, oyunu sadece bir macera oyunu olmaktan çıkarıp, resmen bir zeka oyununa dönüştürmüş. The Legend of Zelda: Tears of the Kingdom; sadece bir devam oyunu değil, aynı zamanda Zelda serisinin ve Nintendo Switch'in taçlandırıcı bir başyapıtı. Oyunun görselliği, yenilikçi oynanışı ve zengin hikayesi o kadar iyiydi ki Baldur's Gate 3 olmasaydı bu sene tüm ödüllerin sahibi olurdu. - Metacritic: 96 - Opencritic: 96 2010 yılında kaybolan ünlü korku yazarı Alan Wake'in maceralarını konu alan Alan Wake 2, korku oyunlarına yeni bir soluk getirdi. Psikolojik gerilim ve aksiyonu mükemmel bir şekilde harmanlayan bu oyun, hem görsel hem de ses efektleriyle bizleri adeta büyüledi. Oyunun iki farklı hikaye modu sunması oyunun dikkat çeken unsurlarından biri. Alan Wake olarak karanlık bir boyutta mahsur kalan yazarın kaçış mücadelesini oynarken, Saga Anderson olarak da Bright Falls kasabasında işlenen gizemli cinayetleri araştırıyoruz. Game Awards'ta da yaptıkları dans şovuyla ve aldığı ödüllerle fırtınalar estiren, bütçeleri biraz daha olsa daha neler yapacaklar dediğimiz bu yapım, hem hikayesi hem de oynanışıyla sizi kendine bağlayacak ve korkudan tırnaklarınızı yiyeceksiniz. - Metacritic: 88 - Opencritic: 89 Zelda'dan bahsettiğimiz bir senede Mario'dan da bahsetmesek olmaz. Herkesin Mario ismini görünce belki: \"Bu çocuk oyunun burada ne işi var?\" diyeceğinizi tahmin ediyoruz. Bu kadar basit bir hikayeye, bu kadar basit bir görünüşüne rağmen neden burada Mario var derseniz; Mario oyunları gerçekten birer şaheser. 1985'ten bu yana aynı formülü uygulamaya devam eden Nintendo'ya göre bir oyunun başarılı olması için süper bir hikaye anlatımına ve muhteşem grafiklere sahip olmasına gerek yok. Nintendo, bizim eski zamanlarda bir oyunu oynarken hissettiğimiz duyguları ve o eğlenceyi yaşatırsa oyunların zaten başarılı olacağını biliyor. Mario oyunları da aslında işte hep bu yüzden başarılı oluyor. Gerçekten siz de bizim gibi bir kez şans verirseniz, oynarken eğlenceye boğulacaksınız. Hem nostalji yaşamak hem de yeni bir maceraya atılmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat. - Metacritic: 92 - Opencritic: 91 2005 yılında çıkan ilk Resident Evil 4, oyun dünyasına adeta yön vermişti. Şu zamanda bile oyuncular tarafından \"Neden Remake yapılıyor?\", \"Günümüz şartlarında bile oynanabilir.\" gibi eleştirilere maruz kalsa da iyi ki remake yapılmış. CAPCOM'un yaptığı diğer remakeler gibi bu oyun da muhteşem bir remake olmuş. Küçüklüğümüzde, ilk oyunu oynarkenki yaşadığımız korkunç köy atmosferini korumayı çok iyi başarmış ve eski oyunun tasarımını, günümüz dunyasına çok iyi taşımış. Belki bunca güzel oyun olmasaydı, Resident Evil 4 yılın oyunu seçilebilirdi. - Metacritic: 89 - Opencritic: 89 İlk oyununu severek oynadığımız örümcek çocuğun 2. oyunu da severek oynadık. İlk oyundan farklı olarak 2 örümcek çocuğu da kontrol edebildiğimiz bu yapımda ek olarak bu sefer ağ atmak yerine uçabiliyoruz. Ayrıca diğer kullanabildiğimiz her yeteneğe de bayağı bir çeşitlilik eklenmiş. Etkileyici sahneleri, hikayesi ve akıcı oynanışıyla yine Insomniac Games çok iyi bir iş çıkartmış diyebiliriz. Tek üzücü olan ise Game Awards'ta hiçbir ödül alamaması. - Metacritic: 90 - Opencritic: 90 Dövüş oyunlarının hep aynı şekilde ilerlediği bu yıllarda bu sene farklılık yaparak çıkış yapan Street Fighter 6, girdiği riske rağmen çok sevildi ve ilk defa açık dünya bir dövüş oyunu olarak karşımıza çıktı. Ama gelin görün ki tahmin edeceğiniz üzere diğer her şey aynı. Bunu kötü bir olaymış gibi yazıyormuşuz gibi algılanmasın çünkü biz de Street Fighter 6'yı çok sevdik. - Metacritic: 92 - Opencritic: 92 Sea of Stars; Chrono Trigger, Final Fantasy 6 ve hatta Star Ocean: The Second Story gibi 90'lı yılların en iyi RPG oyunlarının en iyi yönlerini alıp sıkıcı yönlerinden tamamen arınmış modern bir RPG oyunu. Oyunun hikayesi klasik macera ve dostluk gibi temaları işlemesine rağmen bizi bazı sahnelerde çok şaşırttı ve duygulanmamıza sebep oldu. Ayrıca oyunun müziklerine de değinmesek olmaz. Oyunun müzikleri gerçekten şahaneydi. Zaten Chrono Triggerin bestecisi Yasunori Mitsuda, oyunun şarkılarının bestelenmesinde görev almış. Kısaca özetleyecek olursak; indie bir oyun olmasına rağmen Baldur's Gate 3 gibi büyük bir RPG oyunun çıktığı bu yılda, en iyi RPG oyunlarından biri diye anılmak, gerçekten takdire şayan bir durum. - Metacritic: 87 - Opencritic: 89 Normalde çokça eleştiri yağmuruna tutulan EA şirketi, sonunda oyunculardan tam not almayı başardı. Genelde online oyunlar yaparak para kazanmayı hedefleyen EA, bizleri şaşırtarak çok güzel bir remake ile karşımıza çıktı. Aslında Dead Space oyunun, bir remake'e ihtiyacı olup olmadığı tartışılır ama iyi ki olmuş. Resident Evil 4 için yazdığımız her şey aslında bu oyun için de geçerli. Bazı eski kalmış sahnelerin yeniden yorumlanarak günümüz zamana göre tekrar düzenlenmesi, oyundan aldığımız korkuyu, gerilimi ve zevki zirveye taşıdı. Aferim EA, böyle devam et. - Metacritic: 89 - Opencritic: 89 Fanlar tarafından eleştiri yağmuruna tutulan Diablo 3'ten sonra Blizzard, o eski oyunlarındaki karanlık ve korkutucu temayı tekrardan getirerek birazcık akıllanmış gibi görünüyor diyecektik ama getirdiği güncellemeler ile saçma kararlar almış gibi. Oyunun, Metacritic'teki oyuncu skoru 2.2 olarak gözüküyor. Görkemli sinematikleri ve oynanışı ile gerçekten size güzel bir deneyim yaşatabilir ama sürekliliği konusunda sizlere aynı şeyi söyleyemeyeceğiz gibi. - Metacritic: 86 - Opencritic: 88 Trailer'larını izlediğimizden bu yana o asla var olmayan sahte mobil reklamları gibi gözüken, Final Fantasy 16 gerçekten gözüktüğü gibiymiş be. O ihtişamlı, görkemli, epik boss savaşları hele ki bir de o Devil May Cry tarzı aksiyon sistemi ile aklımızı başımızdan aldı. Ama oyun tek bu bahsettiğimiz şeyleri bunları içeriyor işte. Geriye kalan her şey açıkcası bizler için birazcık sıkıcıydı. Bir yanda alengirli sahneleri ile gözlerimizi kamaştırırken bahsettiğimiz sıkıcılık, oyunun temposunu koruyamamasına sebep olmuş. Fakat tabii ki her şeyi bir kenara atarsak oynamaktan acayip keyif aldık ve sizlerin de alacağını düşünüyoruz. - Metacritic: 87 - Opencritic: 88 Tek düze koridorlarda yaratıkları kesip diğer bölüme geçerken zamanın nasıl aktığını bile fark edememişiz. Ayrıca oyunun tüm aksiyon sisteminin kendine has bir ritim tarzıyla farklı bir şekilde yorumlanması acayip güzel olmuş. Hikayesinin ve oynanış tarzının kendine has bir tarzı bulunan Hi-Fi Rush'a, sizler de Game Pass üzerinden bir şans verebilirsiniz. - Metacritic: 87 - Opencritic: 89 Normalde From Software haricinde düzgün bir Dark Souls oyunu göremiyoruz derken imdadımıza Lies of P yetişti. Pinokyo'nun hikayesini karanlık ve acımasız şekilde, Bloodborne havasında yeniden yorumlayan Lies of P, bizi oynarken hem delirtti hem de dünyası ile bizi etkilemeyi başardı. Game Pass'te de bulunan Lies of P'yi oynarken eminiz ki sizler de seveceksiniz. - Metacritic: 80 - Opencritic: 82 Yıllar sonra Potterhead'lerin hayalini gerçekleştiren Avalanche Software şirketi, gerek büyü savaşları, mekanikleri, Hogwarts'ın ruhunu ve dünyasını bizce çok iyi yansıtmış. Ayrıca bu şirketin düzenli bütçe planlamasıyla ilk defa böyle bir oyuna giriştiğini de hatırlatmak lazım. Her ne kadar güzel şeyler yazsak da oyunun hikayesi ve karakter animasyonları bizler için birazcık düşük seviyede kalmış. Her şeye rağmen yine de güzel olan bu oyun, Game Awards'ta hiçbir kategoride maalesef ki aday bile gösterilmedi. Adeta unutulup gitti. Ancak hayranların kalbini kazanmış olacak ki devam oyunun da gelecek senelerde çıkacağı konuşuluyor. - Metacritic: 84 - Opencritic: 84 Bu yıl bir bakalım ya bu neymiş dedikten sonra bizi kendisine bağlayan diğer bir yapım da Dave the Diver oldu. Gündüzleri su altında dolaşarak farklı türde balıklar yakalayıp, okyanusun derinliklerindeki gizemleri keşfederken geceleri ise restoranınızı işleterek, yakaladığınız balıklardan lezzetli suşiler hazırlıyorsunuz. Ayrıca oyunun hikayesi de sürükleyici ve bir o kadar da ilginç. Kendine has bir mizah tarzına sahip olan, tatlı grafikleri ve eğlenceli karakterleriyle Dave the Diver, bir kere başına oturursanız sizleri bilgisayarın başından kaldırtmayacak bir yapım olmuş. - Metacritic: 90 - Opencritic: 90 BONUS: DLC olduğu için listeye almayı düşünmedik ama adından bu sene bolca söz ettiren Cyberpunk 2077'ye de değinmesek olmazdı. 3 yıl önce yalan reklam politikası ile resmen eksik bir şekilde çıkan Cyberpunk 2077, yaptığı 2.0 güncellemesi ve Phantom Liberty DLC'si ile bu sene herkesin dilindeydi. Oyunun aldığı güncelleme sonunda bize gösterdikleri reklamlardaki gibi artık gerçekten rol yapmamıza imkan tanıyor. Ayrıca 25 saat süren DLC hikayesi de aşırı derecede kaliteli olmuş. Verdiğimiz kararların artık etkilerini sonunda görebildiğimiz Cyberpunk, 3 sene sonunda tam sürüme ulaşmış gibi görünüyor. Eğer ki bu zamana kadar oynamadıysanız artık tam vakti. Keşke 3 sene önce böyle çıksaydın be Cyberpunk... - Metacritic: 89 - Opencritic: 89 Evet, birçok oyun sonrası listemizin sonuna geldik. Şöyle bir bakıyoruz da listemizdeki oyunların çoğu gerçekten yılın oyunu olmaya aday. Umuyoruz ki 2024 yılı da bu şekilde görkemli olur. Gerçi görünüşe göre zaten bizi 2024 yılında da muhteşem oyunlar bekliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-en-kotu-oyunlar-h139696.html", "text": "Farklı alanlardan birçok gelişmeye sahne olan 2023 yılı geride kaldı. Tabii ki her yıl olduğu gibi bu yıl da oyunlar için dolu dolu bir seneydi. 2023 boyunca binlerce yeni oyun bizlerle buluştu. Bunlardan bazıları oyunseverlerin beğenilerini toplarken bazıları ise hiç beklentileri karşılayamadı. Dünyanın en büyük oyun, dizi ve film değerlendirmesi sitelerinden olan Metacritic, geçtiğimiz yılın en kötü oyunlarını paylaştı. Metacritic'teki eleştirmen puanlarına göre liste, sadece bu yıl içinde çıkan oyunları kapsıyor. 7 veya daha az eleştirmenden değerlendirme alanlar ise listeye koyulmadı. Yani sadece geniş çapta beğenilmeyen oyunlar var. - Metascore: 49 - Çıkış tarihi: 19 Ekim 2023 Empty Clip Studios tarafından geliştirilen Gargoyles Remastered, 90'ların 16 bit yana ilerlemeli platform macerasının yenilenmiş sürümü. Aslında Gargoyles isimli çizgi diziden esinlenen bu oyun, çok kısa olması, bıktıran zorluk seviyesi gibi şeylerinden dolayı büyük eleştiri aldı. Neden yenilendiği sorgulanan oyunun Metacritic puanı 49'da kaldı. - Metascore: 49 - Çıkış tarihi: 1 Haziran 2023 Alternatif bir 1980'ler Japonya'sında geçen Loop8 Summer of Gods, JRPG türünde bir oyun. Eleştirmenler, en çok oyunun savaş sistemini eleştirirken aynı zamanda hikayesi başta olmak üzere genelinin kötü olduğunu ifade ediyor. Oyun bu yüzden sadece 49 puan alabilmiş. - Metascore: 48 - Çıkış tarihi: 27 Kasım 2023 Robin Hood'dan tanıdığımız Sherwood Ormanı'nda geçen bir eşli aksiyon oyunu Gangs of Sherwood. Appeal Studios'un geliştirdiği yapım, genel bir olmamışlık havasına sahip olması ve boss savaşlarının çok kolay olması gibi sebepler nedeniyle sevilmedi ve 48 puan aldı. - Metascore: 47 - Çıkış tarihi: 18 Ekim 2023 Rogulike aksiyon oyunu olan Hellboy: Web of Wyrd, ünlü çizgi roman kahramanı Hellboy'dan esinleniyor. Oyun, görsel ve karakterler açısından iyi olsa da oynanış tarafında beklentileri karşılayamadı ve 47 puan alabildi. - Metascore: 43 - Çıkış tarihi: 28 Mart 2023 Ingame Studios'un geliştirdiği Crime Boss: Rockay City, FPS türünde. Bir suç çetesini kontrol ettiğiniz oyun, seslendirme kadrosu yıldızlarla dolu olmasına rağmen bekleneni veremiyor ve Payday tarzı rakiplerinin aşağısında kalıyor. Basitçe sıkıcı olarak değerlendirilen yapımın Metacritic puanı 43. - Metascore: 41 - Çıkış tarihi: 13 Temmuz 2023 Fairyship Games imzalı bu oyun, RPG elementleri taşıyan FPS türünde bir oyun. Sizi deliliğin sardığı fantastik bir gerçekliğe götüren bu yapım, eleştirmenlere göre oyuncularına hiçbir şey sunmuyor ve zevkli bir oynanışa sahip değil. Oyunun puanı da bu yüzden 41. - Metascore: 40 - Çıkış tarihi: 31 Ekim 2023 TeamKill Media'nın geliştirdiği Quantum Error, uzayda geçen bilim kurgu ve korku türündeki bir oyun. Yapımda zombiler, teröristler ve yangınlardan hayatta kalanları kurtarmaya çalışan bir adamın yerine koyuyor. Ancak bu kadar çok şey yapmaya çalışırken oyuncularına hiçbir şey veremiyor ve 40 puanda kalıyor. - Metascore: 38 - Çıkış tarihi: 9 Haziran 2023 Refugium imzalı Greyhill Incident, uzaylı istilası temalı bir gizlilik/hayatta kalma oyunu. Eleştirmenler, oynanıştan karakterlere hayat veren oyuncuların performansına kadar her konuda kötü olduğunun altını çiziyor. Puanı da 38. - Metascore: 35 - Çıkış tarihi: 16 Kasım 2023 1992'de çıkan, ikonik bilim kurgu oyunu Flashback'in de yer aldığı seriye dahil olan bu yapım, hiç zorlayıcı olmayan oynanışı, çözülemeyen sorunları, çok basit bir yaklaşımla oluşturması gibi nedenlerden dolayı hiç beğenilmedi ve 35 puanda kaldı. - Metascore: 35 - Çıkış tarihi: 25 Mayıs 2023 Birinci sırada tahmin etmesi zor olmayacak bir oyun var. Yüzüklerin Efendisi serisinden ilham alan ve Gollum'u kontrol etmenizi sağlayan bu oyun tam bir fiyaskoydu. Çıkar çıkmaz sorunlarıyla gündemden düşmeyen yapımın, görselleri başta olmak üzere hikayesinden oynanışına kadar hiçbir şeyi sevilmedi. Hatta geliştirici Deadlic, oyunun bu kadar kötü olması nedeniyle uzun bir özür bile yayımladı. Tüm bunlar da The Lord of the Rings: Gollum, 34 Metacritic puanıyla bu listenin zirvesinde yer almasını sağladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-nesli-tukenen-hayvanlar-h139765.html", "text": "Yeryüzündeki birçok canlı türü, yaşadığı habitatlardaki insan etkileşimi, iklim değişikliği ve kaçak avlanma gibi tehditlere karşı direnç gösteremedi. Acı gerçekle yüzleşirken, doğanın bir parçası olan bu hayvanların neslinin tükenmiş olması, insanlık adına derin bir düşünce ve eylem çağrısı ortaya koyuyor. ABD'li bilim insanlarının açıkladığı yok oluş oranı, son on milyon yılda meydana gelen yok oluşlardan en az on ila yüzlerce kat daha yüksek. Balık ve Yaban Hayatı Servisi listesinde ise şu anda bin 480'den fazla nesli tükenmekte olan veya tehdit altındaki tür var. Mesafe açısından dünyanın en uzak adalarındaki kuşlardan bazıları nesli tükenen kuş türleri arasında girdi. Hawaii eyaleti ise kuşlara sıtma bulaştıran, iklim değişikliği ile ortaya çıkan istilacı sivrisinek popülasyonunu azaltmak için farklı iş birlikleri yaparak haşere yönetimini dikkate alıyor. Bachman ötleğeni, 1967'de nesli tükenmekte olan türler listesine alınmıştı. Orman ötleğenigiller familyasından olan Bachman ötleğeni, familyanın diğer üyeleri gibi oldukça küçük olan bir kuş türü. ABD'nin güneydoğu ve orta batısındaki bataklık böğürtleni olan bu tür, kamış çalılıklarda ürüyordu. Bazı yetkililer, Bachman ötleğeninin 1988'de ABD, Louisiana'da görüldüğünü doğruladı ancak sonrasında nadirleşti ve 2023'te de soyu tükendi. Bridled white eye ismi ile kuş listesinde yer alan bu tür, zosteropidae familyasına ait. Guam Adası'na özgü dizginli beyaz göz, ismini tahmin edeceğiniz gibi beyaz göz halkalarından alıyor. Hızlı, hareketli ve küçük olan bu kuş, tiz ve neşeli ötüşleri ile tanınırdı. Hawaii'nin Kauai Adası'na özgü kuş türlerinden bazılarının da nesli tükendi. Kauai akialoa, kauai nukupuu, kaua'i o'o ve büyük kauai ardıç kuşu da Hawaii'ye özgü olup nesli tükenen kuş türleri. Bu türlerin yok oluş sebeplerinin arasında ise fareler, evcil domuzlar, sivrisinekler ve habitat tahribatı yer alıyor. Hawaii Maui Adası'ndan iki kuş türü de listeye dahil edildi. Maui 'akepa ve maui nukupu u türleri sadece Hawaii'ye özgü olması ile biliniyor. Kendi cinsleri içerisinde hayatta kalan son türler arasında bulunan bu kuşların yok oluş sebepleri de diğerleri ile oldukça benzer. Moloka i creeper ya da kakawahie isimleri ile de bilinen bu kuş türünün aslında neslinin tükenme tehdidi uzun yıllardır vardı. Kuş sıtmasının Molokai sarmaşık kuşunu felç edip öldürmesi de neslinin yavaş yavaş tükenmesine neden oldu. Maui Adası'nın yalnızca en nemli ve en doğu yakasında yaşayan bu kuş, nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu için esaret altında üremelerini sağlamak amacıyla yakalanmaya çalışıldı. Ancak çabalar boşa çıktı. 2004'te bu türe ait sadece iki kuş kalmıştı. 2018'de yapılan araştırmalarda bir daha gözlemlenmediği söylendi ve nesli tükenen kuş listesine alındı. Üç balık türü, 2023'te nesli tükenenler listesinde. Görünüşü ile sivrisinek balığına da benzetilen San Marcos Gambusia balığı, ismini Teksas'ta yaşadığı San Marcos Nehri'nden alıyor. Nehrin en nadir hayvanlarından biri olan bu balık, kaynaklardan gelen su akışının azalması ve yakındaki şehirlerin büyümesinden kaynaklı oluşan su kirliliği ile tükendi. Ictaluridae familyasından olan scioto madtom balığı, 1957'den beri muhtemelen tamamen ya da işlevsel olarak nesli tükenmişler arasındaydı. Java stingaree, 33 cm uzunluğundaki tek dişi örnekti. Yalnızca Endonezya'nın Jakarta kentinde görülen java stingaree, bir vatoz türüydü. 150 yıl önceki keşfinden bu yana kaydedilmeyen bu türün yayılış alanının, yoğun balıkçılık baskına ve habitat bozulmasına maruz kalması da java stingaree'nin neslini tüketti. Mariana uçan tilki olarak da bilinen bu yarasa, yalnızca Mariana Adaları ve Pasifik Okyanusu'ndaki Ulithi Adası'nda bulunuyordu. Eylül 2021'de habitat kaybı, istilacı türler ve kaçak avlanma da onu, nesli tükenenler listesine eklemişti. Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası uyarınca ise Ekim 2023'te neslinin tükendiği resmen kabul edildi. Midye türleri arasından da nesli tükenenler listesine alınanlar var. Kabukların içinde yaşayan, süzülerek beslenen midyeler, tatlı su ekosisteminin hayati parçalarından biri. Alg ve bakteri gibi bazı zararlı toksinleri filtreleyen midyeler, çok sayıda türe yiyecek ve yaşam alanı da sağlıyor. Ancak ekosisteme sağladığı destekten çekilen ve nesli tükenen bazı midye türleri var. Alabama ve Missisippi'ye özgü yassı pigtoe türü midye, 1980'den beri görülmese de daha yeni nesli tükenen midyeler grubuna girdi. Güney meşe palamudu kabuğu ve üzengi kabuğu da midyeler arasındaki diğer türler. Yayla tarak kabuğu, yeşil çiçekli inci midye, tüberküloz çiçekli inci midye, turgid çiçekli inci midye ve sarı çiçekli inci midye de nesli tükenenler sınıfına alındı. Bu acı gerçekle yüzleştiğimiz dönemde, geleceğimizi şekillendiren en önemli faktörlerden birinin doğanın dengesi olduğunu bir kez daha hatırlamak gerekiyor. Nesli tükenen hayvanlar, sadece birer canlı türünün kaybı değil, aynı zamanda ekosistemlerin ve insanlığın sürdürülebilir geleceğinin birer göstergesi. Bilinçli çevre politikaları, sürdürülebilirlik çabaları ve bireylerin küçük adımlarıyla, doğaya ve yaşam alanlarına zarar verme eğilimimizi tersine çevirebiliriz. Gelecek nesillere daha sağlıklı ve dengeli bir gezegen bırakmak için doğanın kıymetini bilmeliyiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-steam-odulleri-h139547.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam, \"Steam Ödülleri 2023\" etkinliğinin sonuçlarını açıkladı. Böylelikle oyuncuların tercihlerine göre \"en iyiler\" seçilmiş oldu. Steam Ödülleri 2023 etkinlikleri, 11 farklı kategoride adayların kıyasıya rekabet ettiği bir süreç oldu. Peki kimler kazandı? Gelin hep birlikte Steam'in paylaştığı resmi sonuçlara yakından bakalım. - Resident Evil 4 Remake - Baldur's Gate 3 - Lethal Company - Hogwarts Legacy - EA Sports FC 24 - F1 23 - Ghosts of Tabor - Gorilla Tag - I Expect You To Die 3: Cog in the Machine - Labyrinthine - Red Dead Redemption 2 - Rust - Apex Legends - Deep Rock Galactic - Dota 2 - Brotato - Diablo IV - Dredge - The Outlast Trials - Hogwarts Legacy - Party Animals - Sons of the Forest - Sunkenland - Lethal Company - Darktide - Inward - High On Life - COCOON - Darkest Dungeon II - Atomic Heart - Your Only Move is Hustle - Shadows of Doubt - Contraband Police - Starfield - Remnant II - Sifu - Overwatch 2 - Street Fighter 6 - EA Sports FC 24 - Lords of the Fallen - Pizza Tower - Chants of Sennaar - Hi-Fi Rush - Persona 5 Tactica - The Last of Us Part I - Resident Evil 4 Remake - Love is All Around - Baldur's Gate 3 - Star Wars Jedi: Survivor - Lies of P - Cities Skylines II - Dave the Diver - Train Sim World 4 - Coral Island - Potion Craft: Alchemist Simulator"} {"url": "https://www.webtekno.com/2023-teknoloji-urunleri-h139526.html", "text": "Telefondan sanal gerçeklik gözlüğüne, kablosuz süpürgeden telefona kadar pek çok kategoride karşımıza çıkan bu 10 teknolojik ürün, hem tüketici olarak bizlere pek çok kolaylık sundu hem de teknolojinin gelişimine katkıda bulundu. Gelin, bu sene teknolojik gelişmelerin ve tüketici teknolojilerinin odağında yer alan ürünlere göz atalım. 2024'ün başlarında satışa çıkarılacak olsa da Apple Vision Pro'nun tanıtımı 2023 yılında yapıldı ve şüphesiz bu senenin en çok ses getiren teknolojik ürünü olmayı başardı. Dijital içeriği fiziksel alanla kusursuz şekilde harmanlayan sanal gerçeklik gözlüğü Apple Vision Pro, dışarıdan bakanların gözlerinizi görmesine olanak veren gelişmiş özel tasarımı, sensörleri ve kamerası ile tanıtıldığı andan itibaren teknoloji tutkunlarını adeta büyüledi. Özellikle boyutu ve ağırlığı konusunda bazı eleştiriler olsa da, ürünün ne kadar verimli olduğunu satışa çıkıp gerçek eleştiriler gelmeye başlayınca öğreneceğiz gibi görünüyor. Meta sanal gerçeklik gözlüğü konusunda inatçı ve iddialı adımlar atmaya devam ediyor. Oyunseverlerden tasarımcılara, eğitimcilerden VR meraklılarına kadar birçok kişinin ilgi odağı olan Meta Quest 3, karma gerçeklik sensörleriyle de öne çıkıyor. Geniş depolama alanı seçenekleri, yüksek çözünürlüklü ekranı ve 3D ses özelliği ile cezbeden sanal gerçeklik gözlüğü, binlerce oyun ve uygulama seçeneğini de sunuyor. Kablosuz tasarımı ile kullanıcılara özgürlük sağlayan ve ulaşılabilir bir ürün olan Meta Quest 3, fiyatı ve performansı ile bu alanda bir süre daha önde olacak gibi görünüyor. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Meta ve Ray-Ban iş birliği sonucu piyasaya sürülen akıllı gözlük bu kez hem wayfarer hem de headliner modelleri ile piyasaya çıktı. Sadece anı yaşamanıza odaklanan gözlüklerde 5 tane mikrofon ve iyi ses kalitesi sunan hoparlör bulunuyor. 12 MP çözünürlüğündeki kamera ile fotoğrafın yanı sıra video çekmek de mümkün. Ayrıca akıllı gözlükleri kullanan kişiler, Facebook ve Instagram'daki canlı yayın sırasındaki yorumları da ön izleme olarak görebiliyor. Gürültülü veya rüzgarlı ortamlarda bile daha iyi aramalar, müzik ve podcast'ler için daha az ses sızıntısı sağlayan genişletilmiş bas ise gözlüklerde öne çıkan diğer özellikler. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Çıkardığı her ürünle adından söz ettiren Dyson için 2023 yine hareketli bir yıldı. Birçok evde kendine yer bulan Dyson, satışa sunduğu en yeni ve en gelişmiş süpürgesi Gen5detect ile bir kez daha başarısını kanıtladı. Gen5detect gelişmiş HEPA filtresi ile en küçük partikülleri bile yakalarken başlığındaki geliştirilmiş yeni ışık ile 2 kat daha fazla görünmeyen tozu açığa çıkarması evin daha temiz olmasına yardımcı oluyor. 70 dakika çalışma süresiyle kablosuz süpürgelerin en büyük sorununa çare bulan Dyson Gen5detect, yüksek emiş gücüyle eksiksiz temizlik sunuyor. Ayrıca süpürgede bulunan LCD ekran, temizliğe dair tüm detayları göstererek kolaylık sağlıyor. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. PS5'in devasa ve bolca eleştiri alan tasarımında Sony bu sene yeni sürümle değişime gitti. Sony Playstation 5 Slim hem standart hem de dijital sürüm olmak üzere iki farklı şekilde karşımıza çıktı. Diğerlerine göre daha küçük olan bu model, %30 daha az hacme sahip. PS5'te bulunan tek USB-C ve USB-A bağlantı noktaları yerine her iki tarafta yuva ve önde ikili USB-C portları bu modelde de mevcut. Mevcut modeller bittikten sonra ise sadece bu model satılacağı açıklandı. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. 2023'ün en çok konuşulan teknolojik ürünlerinden biri de şüphesiz iPhone 15 serisi oldu. Özellikle kamera özellikleriyle öne çıkan iPhone 15 Pro Max ülkemizde harika özelliklerinin yanında afiyatıyla da bolca konuşuldu.Yukarıda da özellikle kamerasını incelemiştik, dilerseniz izleyebilirsiniz! Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Katlanabilir telefon yarışında bayrağı taşıyan Samsung bu sene yeni Galaxy Z Fold5 ile karşımıza çıktı. Yanında gelen Galaxy Z Flip5 ile adından bolca söz ettiren telefon, Fold serisinin şimdiye kadar karşımıza çıkardığı en ince ve kompakt model. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. 2023 telefonların fiyatlarının alıp başını gittiği bir yıl oldu. Bu fiyat dengesizliğine ilaç gibi gelen telefonlardan biri ise Honor 90'dı. 5000 mAH'lık bataryası, 1.07 milyar renk ve 120 Hz yenileme hızına sahip ekranı, Qualcomm Snapdragon 7Gen1 Güçlendirilmiş Sürüm işlemcisi ve 200 MP'lik ana kameraya sahip üçlü kamera diziimi ile Honor 90, orta segmentin yeni gözdesi olmayı başardı. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Şimdiye kadarki en dayanıklı ve en donanımlı Apple Watch olan bu model, normal kullanımda 36 saate, düşük güç modunda 72 saate kadar pil ömrü sunuyor. Ayrıca Apple Watch Ultra 2, çift frekanslı hassas GPS özelliğine de sahip. Kişiselleştirilebilen eylem düğmesi, tüm sporcular için ideal kayış alternatifleri ve 49 mm kasası bulunan modeli farklı kılan bir diğer özellik ise karbon nötr kasa ve kayış kombinasyonlarına sahip ilk Apple ürünü olması. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Birinci sınıf malzeme ve üstün tasarım ile üretilen Huawei Watch Ultimate, 100 metre dalış teknolojisine sahip. Kablosuz şarj ile 60 dakikada tam dolum, tipik kullanımda 14 gün pil ömrü sunan ürün, Android ve iOS ile de uyumlu. Zirkonyum bazlı sıvı metal kasasıyla daha güçlü olan Huawei Watch Ultimate, aşınmaya ve korozyona karşı daha dayanıklı olması ile de tüm zorlu şartlara uyum sağlıyor. Ürünü incelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-altin-kure-odulleri-h139230.html", "text": "Sinema ve televizyon dünyasının en prestijli ödüllerinden olan Altın Küre Ödülleri'nin 81'incisi, 7 Ocak 2024 tarihinde ABD'nin Los Angeles şehrinde düzenlenecek. Oscar'ın habercisi olarak da nitelendirilen törende yarışacak adaylar bugün belli oldu. Sosyal medyayı da ele geçiren Greta Gerwig imzalı Margot Robbie ve Ryan Gosling başrollü Barbie, 9 adaylıkla en çok adaylık alan film oldu. Christopher Nolan'ın Oppenheimer'ı ise 8 adaylıkla ikinci oldu. Bunlar dışında The Killers of The Flower Moon, Poort Things, Spider-Man Across the Spider-Verse de dahil birçok film ve dizi de birden fazla adaylık almayı başardı. - Oppenheimer - Killers of the Flower Moon - Maestro - Past Lives - The Zone of Interest - Anatomy of a Fall - Barbie - Poor Things - American Fiction - The Holdovers - May December - Air - Anatomy of a Fall - Fallen Leaves - Io Capitano - Past Lives - Society of the Snow - The Zone of Interest - Bradley Cooper - Maestro - Cillian Murphy - Oppenheimer - Leonardo DiCaprio - Killers of the Flower Moon - Colman Domingo - Rustin - Andrew Scott - All of Us Strangers - Barry Keoghan - Saltburn - Lily Gladstone - Killers of the Flower Moon - Carey Mulligan - Maestro - Sandra Hüller - Anatomy of a Fall - Annette Bening - Nyad - Greta Lee - Past Lives - Cailee Spaeny - Priscilla - Bradley Cooper - Maestro - Greta Gerwig - Barbie - Yorgos Lanthimos - Poor Things - Christopher Nolan - Oppenheimer - Martin Scorsese - Killers of the Flower Moon - Celine Song - Past Lives - Barbie - Greta Gerwig, Noah Baumbach - Poor Things - Tony McNamara - Oppenheimer - Christopher Nolan - Killers of the Flower Moon - Eric Roth, Martin Scorsese - Past Lives - Celine Song - Anatomy of a Fall - Justine Triet, Arthur Harari - Nicolas Cage - Dream Scenario - Timothee Chalamet - Wonka - Matt Damon - Air - Paul Giamatti - The Holdovers - Joaquin Phoenix - Beau is Afraid - Jeffrey Wright - American Fiction - Fantasia Barrino - The Color Purple - Jennifer Lawrence - No Hard Feelings - Natalie Portman - May December - Alma Pöysti - Fallen Leaves - Margot Robbie - Barbie - Emma Stone - Poor Things - Willem Defoe - Poor Things - Robert De Niro - Killers of the Flower Moon - Robert Downey Jr. - Oppenheimer - Ryan Gosling - Barbie - Charles Melton - May December - Mark Ruffalo - Poor Things - Emily Blunt - Oppenheimer - Danielle Brooks - The Color Purple - Jodie Foster - Nyad - Julianne Moore - May December - Rosamund Pike - Saltburn - Da' Vine Joy Randolph - The Holdovers - 1923 - The Crown - The Diplomat - The Last of Us - The Morning Show - Succession - The Bear - Ted Lasso - Abbot Elementary - Jury Duty - Only Murders in the Building - Barry - Pedro Pascal - The Last of Us - Kieran Culkin - Succession - Jeremy Strong - Succession - Brian Cox - Succession - Gary Oldman - Slow Horses - Dominic West - The Crown - Helen Mirren - 1923 - Bella Ramsey - The Last of Us - Keri Russell - The Diplomat - Sarah Snook - Succession - Imelda Staunton - The Crown - Emma Stone - The Curse - Bill Hader - Barry - Steve Martin - Only Murders in the Building - Martin Short - Only Murders in the Building - Jason Segel - Shrinking - Jason Sudeikis - Ted Lasso - Jeremy Allne White - The Bear - Ayo Edebiri - The Bear - Natasha Lyonne - Poker Face - Quinta Brunson - Abbot Elementary - Rachel Brosnahan - The Marvelous Mrs. Maisel - Selena Gomez - Only Murders in the Building - Elle Faning - Great - Billy Crudup - The Morning Show - Matthew Macfadyen - Succession - James Marsden - Jury Duty - Ebon Moss-Bachrach -The Bear - Alan Ruck - Succession - Alexander Skarsgard - Succession - Elizabeth Debicki - The Crown - Abby Elliot - The Bear - Christina Ricci - Yellowjackets - J. Smith-Cameron - Succession - Meryl Streep - Only Murders in the Building - Hannah Waddingham - Ted Lasso - Beef - Lessons in Chemistry - Daisy Jones & the Six - All the Light We Cannot See - Fellow Travelers - Fargo - Matt Bomer - Fellow Travelers - Sam Claflin - Daisy Jones & the Six - Jon Hamm - Fargo - Woody Harrelson - White House Plumbers - David Oyelowo - Lawmen. Bass Reeves - Steven Yeun - Beef - Riley Keough - Daisy Jones & the Six - Brie Larson - Lessons in Chemistry - Elizabeth Olsen - Love and Death - Juno Temple - Fargo - Rachel Weisz - Dead Ringers - Ali Wong - Beef - Ludwig Göransson - Oppenheimer - Jerskin Fendrix - Poor Things - Robbie Robertson - Killers of the Flower Moon - Mica Levi - The Zone of Interest - Daniel Pemberton - Spider-Man: Across the Spider-Vers - Joe Hisaishi - The Boy and the Heron - Billie Eilish - What Was I Made For - Caroline Ailin, Dua Lipa, Mark Ronson ve Andrew Wyatt - Dance the Night - Bruce Springsteen, Patti Scialfa - Addicted to Romance - Jack Black, Aaron Horvath, Michael Jelenic, Eric Osmond, ve John Spiker - Peaches - Mark Ronson, Andrew Wyatt - I'm Just Ken - Lenny Kravitz - Road to Freedom - The Boy and the Heron - Elemental - Spider-Man: Across the Spider-Verse - The Super Mario Bros. Movie - Suzume - Wish - Ricky Gervais - Ricky Gervais: Armageddon - Trevor Noah - Trevor Noah: Where Was I - Chris Rock - Chris Rock: Selective Outrage - Amy Schumer - Amy Schumer: Emergency Contract - Sarah Silverman - Sarah Silverman: Someone You Love - Wanda Skyes - Wanda Skyes: I'm an Entertainer - Barbie - Guardians of the Galaxy Vol.3 - John Wick: Chapter 4 - Mission: Impossible - Dead Reckoning Part I - Oppenheimer - Spider-Man Across the Spider-Verse - The Super Mario Bros. Movie - Taylor Swift: The Eras Tour"} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-asgari-ucret-h139668.html", "text": "Aralık ayının sonu yaklaşırken tüm gözler 2024 yılının asgari ücretinin ne kadar olacağına çevrilmişti. Bugün gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katıldığı üçüncü toplantının sonrasında nihayet beklenen haber geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkan, işçi ve işverenlerin de katılımıyla yaptığı basın açıklamasıyla yeni asgari ücreti duyurdu. Buna göre Ocak 2024'ten itibaren geçerli olacak asgari ücret net 17 bin 2 TL olarak belirlendi. Bunun 700 TL'sinin asgari ücret desteği olduğu da eklendi. Asgari ücret, Temmuz 2023'te 11 bin 402 TL olarak belirlenmişti. Bugün açıklanan ve 17 bin 2 TL'lik tutar da asgari ücrete önceki döneme oranla %49 oranında zam yapıldığı anlamına geldi. Yıllık oranda ise %99 oranında artış yapılmış oldu. Yeni asgari ücret, 27 Aralık saat '19.51'deki dolar kuruna (29,40 TL) göre 578,33 dolara denk geliyor. Öte yandan basın açıklaması sırasıdna TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay da açıklamalarda bulundu. Market gibi yerlerdeki fiyat artışlarını örnek gösteren Atalay, taleplerinin 18 bin TL olduğunu ancak bunun gerçekleşmediğini ifade etti. Yılda 2 kez artış beklediklerini de ekledi. Ancak Bakan Işıkhan, daha önceki açıklamalarında bu yıl sadece bir kez zam yapılacağını belirtmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-cikacak-oyunlar-h139171.html", "text": "2023 yılı oyun sektörü açısından gerçekten unutulmaz bir yıl oldu. Baldur's Gate 3, The Legend of Zelda ve Alan Wake 2 gibi harika oyunlar bu yıl içinde piyasaya sürüldü. Bazı oyunlar bu muazzam başyapıtların aynı yıl içinde çıkmasının gölgesinde kalarak belki de hak ettikleri ödülleri alamadılar. Supergiant Games'in yaratıcısı olduğu Hades'in devam oyunu, Hades'in babası Kronos'u konu alacak ve yeraltı dünyasının prensesiyle yeni bir hikaye sunacak. İlk oyunun çeşitlilik yapısını koruyacak olan bu devam oyunu, erken erişimle gelecek ve Türkçe olacak. Cehennem Prensesi ile tanışmak için şimdiden sabırsızlanıyoruz. - Çıkış Tarihi: 2024'ün 2. çeyreği - Platform: PC 2019'dan beri sadece sinematik ağırlıklı fragmanlarını gördüğümüz, grafikleriyle aslında muazzam görünen oyunun, en sonunda ufak da olsa biraz oynanışını görme şansı bulduk. İlk oyuna nazaran daha fazla aksiyon içereceği söylenen Hellblade 2'yi umarız bu yıl oynama şansına erişiriz. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S Çalkantılı bir geliştirme sürecine rağmen, Çin merkezli ilk AAA yapımı olan Black Myth: Wukong'un, gerçekten her fragmanını izledikçe insan heyecanlanmıyor değil! Souls-like ve hack & slash öğelerini bir araya getiren Black Myth: Wukong; dikkat çekici sanat, boss ve karakter tasarımlarına sahip. - Çıkış Tarihi: 20 Ağustos 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, PlayStation 5 Her ne kadar Ubisoft, Star Wars oyunu yapıyor denildiğinde ışın kılıçlı bir karakter beklesek de bu oyunun da kendine has bir estetiği bulunuyor ve oynanış fragmanında çokça Mandalorian esintileri göze çarpıyor. Hikayesel olarak ise 5. ve 6. filmler arasında geçeceği söylendi. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, PlayStation 5 İlk oyununda soğuk bir şehri yaşatmak için bazı şeyleri feda ederek bizi gerçekten çok zor kararlar almaya zorlayan Frostpunk'ın devam oyunu, 30 yıl sonrasını anlatacak. Fragmanda gözüken petrolün, 2. oyunda çok önemli bir kaynak olacağını tahmin ediyoruz. Soğuğu ehlileştirmeyi başaran halkın, artık ana sorunu nüfus artışı; bu sorun da savaşlara sebebiyet verecek gibi gözüküyor. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platform: PC 1997'de çıkan klasik oyuna modern bir dokunuş getirerek seriyi yeniden canlandıran Square Enix, orijinal oyunun etkisini yeniden hissetirmişti. Fakat orijinal hikayeden farklılık göstermesi nedeniyle eleştirilere maruz kalan şirket, hikayeyi 3 oyun halinde genişletmeye karar verdi. - Çıkış Tarihi: 29 Şubat 2024 - Platform: PlayStation 5 2010 yılında duyurulan ve 2018 yılında Unreal Engine 5 motoru ile yeniden tasarlanmaya başlanan Stalker 2, Rusya'nın Ukranya'yı işgalinden sonra geliştirilmesine ara verilmişti. İnanılmaz etkileyici bir atmosfere sahip ve biraz Metro serilerini de andıran oyunun hala geliştirme süreci ne alemde bilmiyoruz. - Çıkış Tarihi: 2024'ün 1. çeyreği - Platformlar: PC, Xbox Series X/S Çocukluğumuzun oyunu Prince of Persia, uzun bir yılın ardından tekrar kökenlerine dönecek gibi duruyor. 3D grafiklerinin yanında 2D oynanış sunan ve Ori and the Will of the Wisps'ten de ilham aldığını belirten Lost Crown'ı sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu oyunun başarısı ile belki ileride tekrardan Prince of Persia serisi tekrardan dirilir. - Çıkış Tarihi: 11 Ocak 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, Xbox One, PlayStation 5, PlayStation 4, Nintendo Switch Akıcı ve merak uyandırıcı hikayesiyle ilk oyununda oyuncuların gönlünde taht kuran The Wolf Among Us 2, aslında uzun yıllardır bekleniyordu. Özellikle pek çok kişi tarafından hikayenin yarım kaldığı düşünülen oyun, oyunseverleri bir hayli heyecanlandırdı. Eski episode sistemi geri gelir mi bilinmez ancak gelse bile birçok kişinin yine alacağı kesin. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, Xbox One, PlayStation 5, PlayStation 4 Nioh serisinden tanıdığımız Team Ninja'nın elinden çıkan Rise of the Ronin, şirketin yaptığı her oyunundaki gibi aksiyonuyla çok dikkat çekiyor. Görselliği ile Ghost of Tsushima'yı andıran Rise of the Ronin, umarız ki en az onun kadar güzel olur. - Çıkış Tarihi: 22 Mart 2024 - Platformlar: PlayStation 5 CAPCOM'ın 70 dolara çıkartmış olacağı ilk oyun, daha çok Shadow of the Colossus tarzı boss savaşları, çok güzel grafik kalitesiyle ön plana çıkıyor. Her ne kadar online bir yapısı varmış gibi gözükse de tek kişilik bir oynanışa sahip. Karakterimizi, ırkımızı, sınıfımızı seçebileceğimiz bir rol yapma oyunu olarak nitelendiriliyor. - Çıkış Tarihi: 22 Mart 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, PlayStation 5 2017 yılında duyurulan fakat hala daha nasıl bir oyun olacağını anlayamadığımız korsan oyunu Skull and Bones, sanırım sonunda artık pes edip çıkmayı planlıyor. - Çıkış Tarihi: 16 Şubat 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, PlayStation 5 Korku türüne yeni bir yorum katan ve ilk kez co-op moduyla karşımıza çıkacak olan Little Nightmares 3, Nowhere'den çıkmanın yolunu arayan iki arkadaşın yolcuğunu konu edecek. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, Xbox One, PlayStation 5, PlayStation 4 Amazon Games'in dağıtıcılığını üstlendiği, Sword Art Online animesinin benzeri tasarımıyla ön plana çıkan ve çıktığı zaman oyun dünyasında ses getireceğini düşündüğümüz yapım, 2019'dan beri her sene ertelenerek bu yıllara kadar geldi. Hala bir umutla beklediğimiz Blue Protocol, bu yıl bizlerle olabilir. Piyasada çok fazla MMORPG oyunun yer almadığı şu zamanda bize ilaç gibi gelecek. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC, Xbox Series X/S, PlayStation 5 Zevkle oynadığımız Dead Cells'in, yapımcılarından gelen bu oyun etkinlikte izlerken çok ilgimizi çekti ve çıksa da oynasak dediğimiz oyunlardan biri oldu. Dead Cells'e kıyasla 3D görsellerle karşımıza çıkacak oyun, iki kişilik co-op özelliği de bulunduruyormuş. - Çıkış Tarihi: 2024 - Platformlar: PC Ayrıca Ark 2, Suicide Squad ve Persona 3 gibi adı listede olmayan birçok güzel oyun da 2024 yılında bizleri bekliyor. Listedeki oyunların çoğunun çıkış tarihi genellikle 2024 olarak belirtilse de listeye eklemediğimiz birçok oyun da bu sene çıkacağını duyurmuştu. Ancak herkesin bildiği üzere günümüzde çoğu oyun, belirtilen tarihte çıkış yapmıyor ve çıksa bile düzgün bir şekilde çıkmıyor. Umuyoruz ki bu yıl, duyurulan ve çıkış tarihi kesinleşmiş olan tüm oyunlar, beklenmedik bir ertelenme olmadan, düzgün bir şekilde bizlerle buluşur."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-citroen-berlingo-tanitildi-h139590.html", "text": "Fransız otomobil şirketi Citroen'in Türkiye'de de sevilen hafif ticari aracı Berlingo, yenilendi. Hem iç hem de dış tasarımda dikkate değer yeniliklere ev sahipliği yapan otomobil, bireysel kullanıcıları da etkilemeyi başaracak gibi görünüyor. 2024 model Citroen Belingo, markanın geçtiğimiz yıl duyurduğu yeni logosuna ev sahipliği yapıyor. Bu yeni logo, aracın yeni bir silüet edinmesini sağlamış durumda. Yeni nesil LED destekli farlar ile nispeten kapalı ızgara, aracın oldukça şık görünmesine imkan tanıdı. 2024 model Citroen Berlingo'nun arka kısmında çok büyük bir değişim yok. Oldukça büyük ve açılabilir bir arka cama ev sahipliği yapan otomobil, dikey aydınlatmalarla donatıldı. Tasarımcılar, arka kısımda yeni logoyu değil, Citroen ibaresini tercih etmişler. Citroen Berlingo'nun iç kısmına baktığımızda ise oldukça modern bir yaşam alanı ile karşılaşıyoruz. Tam dijital gösterge ekranının bulunduğu Citroen Berlingo, 10 inç boyutlu bilgi-eğlence ekranı ile donatıldı. Kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto desteği bulunan otomobil, kablosuz şarj pedine de ev sahipliği yapıyor. Yük taşıyacak olan kullanıcılar, arka koltukları tamamen yatırabilecekler. 2024 model Citroen Berlingo'nun motoruna ilişkin bir açıklama yapılmadı ancak bu otomobilin elektrikli versiyona da sahip olacağı zaten biliniyor. Önümüzdeki yıl içinde piyasaya sürülecek otomobilin fiyatı, şimdiden merak konusu."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-dunya-ongoruler-trendler-h139690.html", "text": "Adeta yapay zekanın hükmü altında geçirdiğimiz 2023 yılında öngördüğümüz ya da öngöremediğimiz türlü durumlarla karşılaştık. Bazen teknolojik yenilikler, bazen trendlerde yaşanan değişimler ve benzeri birçok durum bir kasırga etkisi yaratarak tüm dünyayı peşinden sürükledi. Peki ya 2024 yılında neyle karşılaşacağız dersiniz? İşte tam da bu soruya cevap bulmak için çeşitli kurumlarca hazırlanmış araştırmaları inceleyerek 2024 öngörülerini sizler için derledik. Hazırsanız başlayalım. Pinterest, yaptığı araştırmada 2024 yılının olası trendlerini sunuyor. Pinterest; kullanım verilerini inceleyerek güzellik, kutlama, eğlence, moda, yiyecek-içecek, finansal hizmetler, hobiler, ev, ebeveynlik, seyahat ve psikolojik iyi oluş alanlarında 2024 yılında popüler olacak yönelimleri tespit etmiş. Bu kategorilerde yapılan aramaların artışına bağlı olarak yapılan araştırmada, her ay 482 milyon kullanıcının yaptığı arama verileri kullanılmış. Rapordan küçük bir örnek verecek olursak, güzellik ve makyaj alanında 2024 yılında turkuaz rengin baskın olacağı öngörülüyor. TikTok tarafından yayımlanan Sırada Ne Var isimli rapor da kapsamlı bir araştırma sonucunda bazı tahminlere ulaşmış. Oldukça detaylı bir araştırma metodolojisine sahip olan bu araştırmada TikTok, hem kendi bünyesindeki hem de ayrıca topladıkları verileri bir araya getirerek 2024 trendlerine yönelik öngörülerini sunuyor. Hazırlanan raporda, yaratıcı kampanyaları desteklemesi muhtemel 3 TikTok trendi ve kullanıcıların gelecek trendlere yönelik verdiği sinyallerden bahsediliyor. Raporun odaklandığı en temel noktaysa, yaratıcılıkta cesur olmak! Visa'ysa Küresel Seyahat Trendleri raporuyla 2024 yılında seyahat alanında neler göreceğimizin tahminlerini veriyor. Raporda Covid'den sonra büyük bir düşüş yaşayan seyahat endüstrisinin 2019'daki hacminin %91'ine ulaştığı belirtilirken, kişilerin seyahatlerine öncelik vermeye devam edeceği söyleniyor. Ek olarak; seyahat planlamada demokratikleşme, yani planlama açısından çok daha fazla araca sahip olma vurgusu yapılan raporda, sosyal medya etkisinde kalarak destinasyon seçimi yapmanın artacağı ve uzaktan çalışma dolayısıyla iş ve seyahat planlarının birleştirilebileceği gibi ön görüler sunuluyor. BDO tarafından yapılan araştırmada teknoloji alanında yaşanacak önemli gelişmelerle ilgili öngörüler bulunuyor. Örneğin, raporda 2024 yılında uzaktan çalışmanın yerini ofisten çalışmanın alacağı, otonom asistanların proje planlama ve yazılım geliştirme gibi daha karmaşık işler için kullanılacağı, yapay zekanın gelişmeye devam edeceği ve hatta yapay zeka tarafından geliştirilen video oyunları göreceğimiz gibi ön görülerden bahsedilmekte. Harvard Business Review; 2024 yılında teknolojinin, iş dünyasında neler yaratacağına yönelik öngörülerini sunuyor. HBR tarafından hazırlanan raporda; yapay zeka, artırılmış gerçeklik, blok zinciri, robotik ve metaverse gibi teknolojik gelişmelerin iş dünyasını derinden etkilediği bahsedilirken bu teknolojilerin ilerleyen zamanlarda da iş dünyasında büyük gelişmelere sebep olacağından bahsediliyor. Publicis Commerce tarafından hazırlanan raporda 2024 yılının tüketicilerin yılı olacağı söyleniyor. Kurumun yayımladığı raporda, 2024 yılında odağın tüketiciler üzerinde olacağı ve Z kuşağının alışveriş alışkanlıklarının şirketlerin kararlarını önemli derecede etkileyeceğinden bahsediliyor. Buna ek olarak yapılan araştırmada, tüketicilerin yeni alışveriş kanallarına yöneleceği ve bu kanalların Pinterest gibi sosyal platformlara entegrasyonunu göreceğimizden bahsedilirken, Amazon gibi e-ticaret platformlarının varlığını koruyacağı belirtilmiş. Ayrıca tüketicilerin dikkatinin nerelere odaklanacağı ve beklentilerinin ne olacağı gibi alanlarda da ön görüler sunuluyor. Activate Danışmanlık tarafından hazırlanan raporsa 2024 yılında teknoloji ve medya alanındaki olası yönelimlerle ilgili öngörüler sunuluyor. Araştırmada; tüketicinin zamanı ve dikkati, süper kullanıcılar , yapay zeka, e-ticaret, işletme yazılımları, oyun, metaverse, mekansal hesaplama, TikTok ve Instagram reels gibi sosyal videolar, yayıncılık, müzik, bahis, eğlence ve deneyim, teknoloji ve medya kazançları gibi 14 alanda yaşanacak olası gelişmelere yönelik öngörüler sunuluyor. Kısa bir örnek vermek gerekirse; tüketicilerin teknoloji ve medya kullanımının artacağı, şirketlerin teknoloji kullanımı yüksek kişilere verdiği hizmetin artacağı, yapay zekanın ilerleyen yıllarda da gelişmeye ve farklı alanlarda kullanılmaya devam edeceği, e-ticaretinse perakendeciliğe göre 2 kat daha fazla artış göstereceği gibi noktalardan bahsediliyor. Danışmanlık firması Accenture da 2024 yılını şekillendirecek 5 trendden bahsediyor. Öncelikli olarak raporda, işletmelerin müşteri hizmetlerine vereceği ağırlığın önemine vurgu yapılırken, ikinci trendde diğer raporlarda olduğu gibi yapay zekanın müşteri deneyimini arttırması sebebiyle oldukça önemli olduğu ve olmaya devam edeceğinden bahsediliyor. Raporun ilerleyen kısımlarında yaratıcılığın özellikle teknoloji alanında büyük bir rol oynayacağı, teknolojideki aşırı hızlı gelişmelerin tüketicide yarattığı bunalmışlık hissi ve son olarak tüketicilerin geleneksel yaşam alışkanlıklarını bir kenara koyup yeni yönelimler gösterdiğinden bahsediliyor. Kantar Media'nın yaptığı araştırmadaysa 2024 yılında medya alanında kendini gösterecek trendlere değiniliyor. Medya sektörüne yön verecek trendleri, mikro medya stratejileri, içeriğin geleceği, reklamcılık, teknoloji ve hedef kitle olmak üzere 5 temel başlıkta inceleyen bu raporda çeşitli öngörüler sunuluyor. Örneğin, şirketlerin yaptığı her seçimi hizmet verdiği bölgenin özelliklerine göre seçmesini öneren raporda hedef kitlenin isteklerini anlamanın ve onları odakta tutmanın önemli olacağı vurgusu yapılıyor. Ek olarak; 2024 yılında tüketicilerin teknoloji kullanımının artacağını öngören rapor, içeriklerin çeşitli platformlarda sunulmasına ek olarak şirketlerin odaklanması gereken çeşitli durumların da ortaya çıkacağını belirtiyor. Genel olarak bütünsel bir yaklaşım benimsenmesini öneren raporda, 2024 yılında teknoloji kullanımının artacağı üzerinde duruluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-en-cok-beklenen-filmler-h138695.html", "text": "2024 yılının nasıl geçeceği tam bir muamma olsa sinema açısından yine dolu bir yıl olacağının sinyallerini aldık. Yıldız oyuncuları kadrosunda bulunduran ve merakla beklenen güçlü filmler, 2024 yılında seyirci karşısına çıkmak için resmen gün sayıyor. 2024 yılının merakla beklenen filmleri arasında; Dune 2, Inside Out 2, Deadpool 3, Gladiator 2, Joker 2, Fall Guy ve daha birçok yapım var. 2024 yılında izleyiciyle buluşacak ve vizyon tarihi belli olan filmler nelermiş gelin hep birlikte bakalım! \"Furiosa: A Mad Max Saga\", Furiosa'nın \"Fury Road\"da Mad Max ile bir araya gelmeden önceki hikayesini konu ediniyor. - Tür: Aksiyon Macera - Oyuncular: Anya Taylor-Joy, Chris Hemsworth, Angus Sampson - Yönetmen: George Miller - IMDb - Gösterim Tarihi: 24 Mayıs 2024 \"Dün Gece Soho\"da, \"Queen's Gambit\" ve \"Parçalanmış\" gibi yapımlarla yıldızı parlayan ünlü oyuncu Anya Taylor Joy, \"Mad Max'\"in devam filmi olan \"Furiosa: A Mad Max Saga\"da genç Furiosa'yı canlandıracak. Film, 24 Mayıs'ta izleyiciyle buluşacak. 2019 yapımı '\"Joker\" filminin devamı olan \"Joker: Folie a Deux\" ile devam ediyoruz listemize. - Tür: Suç, dram, müzikal - Oyuncular: Zazie Beetz, Joaquin Phoenix, Brendan Gleeson - Yönetmen: Todd Phillips - IMDb - Gösterim Tarihi: 4 Ekim 2024 Todd Phillips'in yönetmen koltuğunda oturduğu ve Joaquin Phoenix'in başrolünde yer aldığı \"Joker: Folie a Deux\" adlı devam filmi, 4 Ekim'de sinemalarda olacak. Filmin sürpriz ismi ise Harley Quinn rolündeki Lady Gaga! The Fall Guy, bir dublörün hikayesine odaklanıyor. - Tür: Aksiyon, komedi, dram - Oyuncular: Emily Blunt, Ryan Gosling, Hannah Waddingham - Yönetmen: David Leitch - IMDb - Gösterim Tarihi: 3 Mayıs 2024 Colt Seavers, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığına odaklanmak için bir yıl önce işini bırakmış bir dublördür. Eski sevgilisi tarafından yönetilen mega bütçeli bir stüdyo filminin yıldızı kaybolunca tekrar işe alınır. Filmin başrolünde ise \"Yarının Sınırında\", \"Şeytan Marka Giyer\" ve \"Sessiz Bir Yer\" gibi yapımlarla tanınan Emily Blunt var. Blunt'a Ryan Gosling eşlik ediyor. İlk defa bir yapımda başrolü paylaşacak olan ikili, 1980'lerin klasik dizisi \"The Fall Guy\"dan esinlenen \"The Fall Guy\" filmi için bir araya geliyor. \"Kung Fu Panda 4\", Kung fu sevgisi sadece doyumsuz iştahıyla eşleşen ünlü panda Po'nun Çin'deki maceralarını konu ediyor. - Tür: Animasyon, aksiyon, macera - Seslendirenler: Awkwafina, Angelina Jolie, Seth Rogen, Jackie Chan - Yönetmen: Mike Mitchell - IMDb - Gösterim Tarihi: 5 Nisan 2024 Mike Mitchell'ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin seslendirme kadrosunda Jack Black, Angelina Jolie, Jackie Chan, Seth Rogen gibi isimler var. \"Kung Fu Panda 4\", Nisan'da vizyona girecek. \"Sessiz Bir Yer\" filminin spin-off projesi olan \"A Quiet Place: Day One\". - Tür: Korku, dram - Oyuncular: Alex Wolff, Denis O'Hare, Djimon Hounsou - Yönetmen: Michael Sarnoski - IMDb - Gösterim Tarihi: 28 Haziran 2024 Film, sese duyarlı varlıkların harekete geçmesini önlemek için en ufak bir ses yapmaktan kaçınan bir ailenin, durgun sessizliğin içinde çıkan bir ses sonucu hayatlarının kabusa dönmesinin konu ediniyor. 28 Haziran'da izleyici ile buluşacak filmin yönetmen koltuğunda Michael Sarnoski oturuyor. Oyuncu kadrosunda ise Lupita Nyong'o, Joseph Quinn, Alex Wolff, Djimon Hounsou, Denis O'Hare yer alıyor. Godzilla x Kong: The New Empire'da Kong ve Godzilla, insan dünyasında gizlenen ve hem kendi türlerinin hem de insanlığın varoluşunu tehdit eden devasa ölümcül bir tehdide karşı birlikte savaşmak zorundadır. - Tür: Aksiyon, macera, bilim kurgu - Oyuncular: Rebecca Hall, Dan Stevens, Brian Tyree Henry - Yönetmen: Adam Wingard - IMDb - Gösterim Tarihi: 12 Nisan 2024 Adam Wingard'ın yönetmenliğini üstlendiği ve Rebecca Hall, Dan Stevens, Brian Tyree Henry gibi oyuncuların yer aldığı \"Godzilla x Kong: The New Empire\", 12 Nisan'da vizyona girecek. \"The Lord of the Rings: The War of the Rohirrim\", Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği'ndeki olaylardan yaklaşık 250 yıl öncesine odaklanıyor. - Tür: Aksiyon, macera, animasyon - Oyuncular: Brian Cox, Miranda Otto, Shaun Dooley - Yönetmen: Kenji Kamiyama - IMDb - Gösterim Tarihi: 13 Aralık 2024 Orta Dünya'nın şekillenmesine yardımcı olan efsanevi bir savaşın anlatılacağı filmde, güçlü Rohan Kralı Helm Hammerhand'ın hayatına odaklanılacak. 2024'ün en iddialı filmlerinden biri olduğu düşünülen \"Challengers\". - Tür: Dram, romantik - Oyuncular: Zendaya, Josh O'Connor, Mike Faist - Yönetmen: Luca Guadagnino - IMDb - Gösterim Tarihi: 26 Nisan 2024 Film; birbirlerini gençken tanıyan üç oyuncunun, dünyaca ünlü Grand Slam şampiyonu olmak için bir tenis turnuvasında yarışmalarını ve kortta ve kort dışında eski rekabetleri yeniden alevlendirmelerini konu ediniyor. \"Call Me Your Name\", \"Suspiria\" ve \"Bones and All\" filmlerinin ödüllü yönetmeni Luca Guadagnino imzalı \"Challengers\", 26 Nisan'da vizyona girecek. \"Madame Web\", Marvel dünyasının en esrarengiz kahramanlarından birinin hikayesini anlatıyor. - Tür: Aksiyon, macera, bilim kurgu - Oyuncular: Sydney Sweeney, Emma Roberts, Isabela Merced - Yönetmen: S.J. Clarkson - IMDb - Gösterim Tarihi: 14 Şubat 2024 \"Grinin Elli Tonu\" serisinin yıldızı Dakota Johnson'ın başrolde olduğu Spider-Man spin-off filmi olan \"Madame Web\", genellikle Örümcek Adam çizgi romanlarında olan bir yan karakterin hikayesini konu edinecek. Dakota Johnson'ın yanı sıra Sydney Sweeney, Celeste O'Connor ve Isabela Merced gibi isimlerin başrolde olduğu film, 14 Şubat'ta vizyona girecek. \"Bad Boys 4\", 1995 yılında Michael Bay'in yönettiği The Bad Boys ile başlayan, başrollerini Will Smith ve Martin Lawrence'ın paylaştığı serinin dördüncü filmi olacak. - Tür: Aksiyon, macera, komedi - Oyuncular: Will Smith, Alexander Ludwig, Eric Dane - Yönetmen: Adil El Arbi - IMDb - Gösterim Tarihi: 14 Haziran 2024 Yönetmen koltuğunda Adil El Arbi'nin oturduğu filmin gösterim tarihi ise henüz belli değil. \"Inside Out 2\"; artık bir ergen olan ve çok daha çılgın, duygularıyla uğraşmak zorunda olan Genç Riley'nin maceralarını konu ediyor. - Tür: Animasyon, macera, komedi - Seslendirenler: Amy Poehler, Phyllis Smith, Lewis Black - Yönetmen: Kelsey Mann - IMDb - Gösterim Tarihi: 14 Haziran 2024 Seslendirme kadrosunda Amy Poehler, Phyllis Smith ve Lewis Black'in olduğu \"Inside Out 2\"nin; Disney'in en iyi animasyon filmlerinden biri olması bekleniyor. Efsanevi opera sanatçısı Maria Callas'ın hayat hikayesinin konu edinen \"Maria\". - Tür: Biyografi, dram - Oyuncular: Angelina Jolie, Valeria Golino, Haluk Bilginer - Yönetmen: Pablo Larrain - IMDb - Gösterim Tarihi: Henüz belli değil. Filmde, sopranonun Paris'te izole bir şekilde geçirdiği hayatının son yıllarına odaklanılıyor. Gösterim tarihi henüz belli olmayan \"Maria\" filminin oyuncu kadrosunda ise Angelina Jolie, Valeria Golino ve Haluk Bilginer gibi efsane isimler yer alıyor. - Tür: Macera, dram, bilim kurgu - Oyuncular: Mark Ruffalo, Robert Pattinson, Toni Collette - Yönetmen: Bong Joon Ho - IMDb - Gösterim Tarihi: 29 Mart 2024 Bir keşif klonisi, buzul bir gezegen olan Niflheim'daki tehlikeli bir görevlere Mickey isimli bir klonu gönderir. Ancak bir süre sonra işler ters gider ve Mickey 17'nin kaza geçirerek öldüğü düşünülür. Bunun üzerine Mickey klonu aktif edilir ancak Mickey 17 hayatta olması her şeyi değiştirir ve asıl mücadele başlar. \"Gladiator 2\", Lucilla'nın oğlu ve Commodus'un yeğeni Lucius'ın hayatına odaklanıyor. - Tür: Aksiyon, macera, dram - Oyuncular: Denzel Washington, Pedro Pascal, Paul Mescal, Connie Nielsen - Yönetmen: Ridley Scott - IMDb - Gösterim Tarihi: 22 Kasım 2024 Başrolünde Denzel Washington, Pedro Pascal, Paul Mescal, Connie Nielsen'ın yer aldığı filmin yönetmen koltuğunda Ridley Scott oturuyor. - Tür: Aksiyon, bilim kurgu, komedi - Oyuncular: Ryan Reynolds, Morena Baccarin, Hugh Jackman - Yönetmen: Shawn Levy - IMDb - Gösterim Tarihi: 26 Temmuz 2024 26 Temmuz'da vizyona girmesi beklenen \"Deadpool 3\"ün yönetmen koltuğunda Shawn Levy oturuyor. Deadpool'a Wolverine de eşlik edecek ve paralel evrenler arasındaki geçişe odaklanacağız. \"Dune\" filminin devamı niteliğinde olan \"Dune Part Two\". - Tür: Aksiyon, macera, dram - Oyuncular: Rebecca Ferguson, Florence Pugh, Timothee Chalamet, Zendaya - Yönetmen: Denis Villeneuve - IMDb - Gösterim Tarihi: 15 Mart 2024 Filmin yönetmen koltuğunda bir kez daha Denis Villeneuve oturuyor. Kadrosunda Rebecca Ferguson, Florence Pugh, Timothee Chalamet, Zendaya gibi oyuncuların yer alacağı filmin 15 Mart'ta vizyona girmesi büyük bir heyecanla bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-gokyuzunde-gorulecek-olaylar-h139550.html", "text": "Milyonlarca insanı etkisi altına alacak bu olaylar, gökyüzü tutkunları için unutulmaz anlar sunacak. Meteor yağmurundan Güneş tutulmalarına kadar pek çok olaya şahit olacağız bu yıl. 2024 yılı için söyleyeceğimiz tek şey, gökyüzü tutkunları için dolu dolu bir yıl olacağı. Hepimizin gözleri kamaşacak, şimdiden uyaralım! Yeni yılın 18. gününde, Jüpiter ve Ay buluşacak. 18 Ocak'ta, gökyüzü tutkunları için heyecan verici bir olay yaşanacak: Ay ile Jüpiter'in muhteşem buluşması. Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter, akşamın erken saatlerinde parlayan yarım Ay'ın yanında kendini gösterecek. Eğer bu tarihi kaçırırsanız da üzülmeyin; çünkü Jüpiter ve Ay, 14 Şubat, 13 Mart ve 10 Nisan'da tekrar karşılaşacaklar. 8 Nisan'da Kuzey Amerika, yılın en büyük gökyüzü olayına şahitlik edecek. Ay, Güneş'i tamamen kapatarak milyonlarca izleyiciyi büyüleyecek ve bizlere muhteşem bir Güneş tutulması yaşatacak. Bu benzersiz olay, Meksika'dan Teksas'a kadar uzanan 15 ABD eyaletini ve Doğu Kanada'nın 5 eyaletinden görülebilecek. Tutulma, Meksika'nın Pasifik kıyısında 11.07'de başlayacak. Yaklaşık 4 dakika 28 saniye sürecek tutulma, harika anlar yaşatacak. Nisan ayında, gökyüzü bize muhteşem bir gösteri sunacak. 12P/Pons-Brooks adında dev kuyruklu yıldız, 12 Nisan'da Dünya'nın yakınından geçecek. Everest Dağı'nın tam üç katı büyüklüğünde olan bu dev kuyruklu yıldız, 2023 yılında birden fazla patlamayla da dikkat çekmişti. 12 Nisan'da, Jüpiter'in yanından geçmesinin ardından 21 Nisan'da Güneş'e en yakın noktasına ulaşacak; parlaklık zirvesine çıkarak gözlemlenmesi için harika bir fırsat sunacak. 4 Mayıs'ta gökyüzü meraklıları için kaçırılmaması gereken bir meteor yağmuru gösterisi var. Eta Aquarid meteor yağmuru Mayıs ayında bizleri karşılıyor. Hilal şeklini alan Ay'ın 4 Mayıs'ın şafak öncesi saatlerinde yükselmeden önce bu yağmurun gözlemlenebileceği bekleniyor. Güney yarım küredekiler, bu olayı daha rahat izleyebilecekler. Birkaç ay sonra yine bir meteor yağmuru yaşanacak. Meteor yağmuru bakımından bereketli geçecek 2024 yılında Perseid meteor yağmurunu da 12 ve 13 Ağustos'ta göreceğiz. Meteorlar, kuzey yarım küredeki gözlemciler için Kahraman Takımyıldızı'ndan yayılıyor gibi görüneceği biliniyor. 17 Eylül tarihinde Ay ve Satürn, bu yılın son dört ayına muhteşem bir gökyüzü hizalanması serisini başlayacak. Bu göz alıcı birleşme, bizlere çıplak gözle görülebilen büyüleyici bir manzara sunacak ve 14-15 Ekim, 11 Kasım ve 8 Aralık'ta da bu gösteri tekrarlanacak. Ancak birleşmiş gibi bir görüntü verecek kadar yakın olmayacaklar. Satürn'ün belirgin sarı tonuyla Ay'ın parıltısının renk kontrastı, bu gökyüzü çiftini iç içegeçmişler gibi görmemize neden olacak. 2 Ekim'te muhteşem bir Güneş tutulması izleyeceğiz. 2024 yılında batı yarım küre, yılın ikinci Güneş tutulması deneyimine hazır olsun. Tutulma, Pasifik Okyanusu'ndan geçecek ve karadan görülebilme şansı birkaç konumla sınırlı olacak. Yerel saatle 14.07'de, Paskalya Adası'nda net bir şekilde gözlemlenecek ve tam olarak 6 dakika 23 saniye sürecek. C/2023 A3 Kuyruklu Yıldızı'nın gelişini görebileceğiz. Şubat 2023'te keşfedilen ve 2024'ün sonlarına doğru muhteşem bir gösteriye dönüşmesi beklenen A3 Tsuchinshan-ATLAS gök cismi, heyecanla takip edilenler arasında. 12 Ekim akşamı gökyüzünde görülebilecek yıldızın yörüngesi, 80.000 yıl sonra ilk kez hem Güneş'e hem de Dünya'ya yaklaşacak şekilde olacak. Gökbilimciler, parlaklaşma ihtimalinin yüksek olduğunu ve çıplak gözle görülebileceğini öngörüyor. Venüs ve Ay'ın gün batımından sonra kucaklaşmasını izleyeceğiz. 4 Aralık'ta, Venüs ve hilal şeklindeki Ay, gün batımından sonra muhteşem bir kucaklaşma yaşayacaklar. Güneş'in batışından sonra, Ay ve Venüs, gökyüzünün erken saatlerinde bir araya gelerek izleyicilere görsel bir şölen sunacaklar. Ayrıca Venüs, Ay'ın çeyrek bir minyatürü gibi görüneceğini de söylememiz gerek. Bu muhteşem görüntüler, yeni yılda adım adım bizleri bekliyor olacak. Bu anlara şahit olmak için teleskop ve dürbünlerinizi hazırlamayı unutmayın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/2024-turkiye-gelecek-elektrikli-otomobiller-h139613.html", "text": "Elektrikli otomobiller artık iyice yaygınlaşmaya başladı. Bunu tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de görüyoruz. Satışlar her ay daha da artıyor. Örneğin birkaç gün önce paylaşılan veriler, ülkemizdeki elektrikli araç satışlarının yıllık bazda 10 kat arttığını ortaya koymuştu. Durum böyle olunca gelecek yeni modeller de merak ediliyordu. Gazeteci Emre Özpeynirci, bugün merak edilen bu soruyu yanıtladı. Özpeynirci, X üzerinden yaptığı paylaşımında Türkiye'ye 2024 yılında gelecek elektrikli otomobilleri ve geliş tarihlerini açıkladı. Özpeynirci'nin paylaşımına göre 2024 yılında 42 yeni elektrikli aracı yollarda görebiliriz. Şu anda 27 markadan 59 model satılıyor. Bu da yeni gelen araçlarla sayının 101'e çıkacağı anlamına geliyor. Ayrıca marka sayısı da 34'e çıkmış olacak. - Alfa Romeo Milano - Yılın 2. yarısı - Audi Q4 e-Tron - Yılın 3. çeyreği - Audi Q6 e-Tron - Yılın 4. çeyreği - BMW iX2 - Yılın ilk çeyreği - BMW i5 Touring - Yılın 2. çeyreği - BYD Seal ve BYD Han - Yılın ilk çeyreği - BYD Dolphin - Yılın 4. çeyreği - Citroen e-C3 - Eylül 2024 - Cupra Born - Yılın 2. çeyreği - Cupra Tavascan - Yılın 2. yarısı - Ford Explorer ve Ford Puma EV - Yılın 2. yarısı - Hyundai Kona EV - Yılın ilk çeyreği - Kia EV9 - Yılın ilk çeyreği - Kia EV3 - Yılın 4. çeyreği - Leapmotor C10 - Yılın 2. çeyreği - Lexus RZ Yılın ilk çeyreği - Mercedes EQA ve EQB - Yılın ilk çeyreği - Mercedes G Serisi EV - Yılın 3. çeyreği - MINI Countryman EV - Yılın ilk çeyreği - MG Cyberster - Haziran 2024 - Neta U, Neta GT ve Neta AYA - Yılın ilk çeyreği - Opel B-SUV EV - Yılın 2. çeyreği - Opel C-SUV EV - Yılın 4. çeyreği - Peugeot e-208 - Yılın ilk çeyreği - Peugeot e-3008 - Yılın 2. yarısı - Porsche Macan EV - Haziran 2024 - Yeni Porsche Taycan - Yılın 2. Yarısı - Skywell EA3, Skywell EA5 ve yeni Skywell ET5 - Yılın 2. Çeyreği - Skoda Enyaq - Yılın ilk çeyreği - Toyota bZ4X - Yılın ilk çeyreği - Volkswagen ID.3 - Aralık 2024 - Volkswagen ID.4 ve ID.5 Mayıs 2024 - Volkswagen ID.7 -Eylül - Volvo EX30 - Yılın ilk çeyreği Özpeynirci son olarak elektrikli araç ithalatıyla ilgili 29 Aralık'ta yürürlüğe girecek olan düzenlemeye de değindi. Buna göre tebliğ değişmez veya yumuşatılmazsa Gümrük Birliği ve STA dışında kalan araçların gelmesi çok zor. 101 araçtan 25'inin etkileneceğini söyleyen Özpeynirci, 15'inin yeni araçlardan, 10'unun ise şu an satılanlardan oluştuğunu ekliyor. Düzenlemeye ilişkin detaylara buradaki bağlantıdan göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/470-bin-tl-apple-watch-cop-oldu-h137629.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, 2016 yılında piyasaya sürdüğü birinci nesil Apple Watch ile ilgili önemli bir karar aldı. Şirket, piyasaya sürdüğü ilk akıllı saati \"külüstür ürün\" kategorisine aldı. Bilindiği üzere; Apple'ın bir ürünü külüstür kategorisine alıyor olması, artık o ürün için donanım desteği sunulmayacağı anlamına geliyor. Eğer birinci nesil Apple Watch satın aldıysanız, bu saati artık ya değiştirin ya da gözünüz gibi bakın. Zira olası bir problemde Apple'dan destek almak mümkün olmayacak. Apple'ın aldığı bu karar, en çok da ultra zengin bazı insanları etkileyebilir gibi görünüyor. Çünkü Apple, birinci nesil Apple Watch modellerinde 18 ayar saf altın versiyonlar da üretmişti. 10 ila 17 bin dolar arasında fiyatlanan bu akıllı saatler, geçtiğimiz yıllarda Beyonce gibi dünyaca ünlü isimlerin bileklerinde görülmüştü. An itibarıyla tüm bu saatler, tabiri caizse \"çöp\" haline geldi. Bu arada; birinci nesil Apple Watch, 2018'de yayınlanan watchOS 4.3.2'den sonra zaten yazılım desteği almamıştı. \"Apple Watch Edition\" olarak isimlendirilen 18 ayar altın kaplama saat, Apple'ın lüks ürün sektörüne girişinin bir parçasıydı. Bu hamle, Apple'ın efsane isimlerinden Jony Ive'nin projesiydi. Ancak Apple'ın lüks ürünleri çok da ilgi görmedi. Bunun farkında olan şirket, birinci nesil altın Apple Watch'tan sonra benzer bir ürün piyasaya sürmedi. Şirket şimdilerde titanyum kasaya sahip akıllı saatler üretiyor. Bu başarısızlığın Apple'a ne kadara mal olduğu çok da bilinmiyor. Şirket hiçbir zaman kaç adet Apple Watch Edition sattığına ilişkin bir açıklama yapmadı. Ancak şu bir gerçek ki pek çok tüketici, akıllı saatlerin yeni yeni popüler olmaya başladığı o yıllarda saf altın Apple Watch'a para vermek istemediler. Neticede 17 bin dolar gibi bir ücret karşılığında dünyanın en lüks klasik kol saatleri satın alınabiliyordu ve yüzlerce yıl geçse de çalışmaya devam edecekti..."} {"url": "https://www.webtekno.com/50-dil-bilen-profesor-turkce-h139751.html", "text": "En çok Çorbada tuzu bulunmak. deyimini, Damlaya damlaya göl olur. atasözünü seven Prof. Dr. Johan Vandewalle; Halit Kıvaç'ın sıcak sesine, Zeki Müren'in pürüzsüz telaffuzuna hayran birisi. Vandewalle'in ilk okuduğu Türkçe kitap ise Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Çalıkuşu. Sadece Türkçeyi değil Türk kültürünü de öğrenen Vandewalle'in Türkçe hakkındaki eşsiz sözlerinin yanı sıra nasıl bu kadar dili bildiğini de aktaracağız. Eğer sizin de yeni bir dil öğrenmeye merakınız varsa belki verdiği ipuçları işinize yarar. 1960 doğumlu Prof. Dr. Johan Vandewalle, Belçika'daki Ghent Üniversitesi Mütercim Tercümanlık ve İletişim Bölümü Türkçe Bölümü'nün başkanı. Eşi ile 1994 yılında Doğu Dilleri ve Kültürleri Merkezini kuran Vandewalle, Türkçe çeviri dersleri veriyor ve çeviri üzerinde farklı araştırmalar yürütüyor. Kendisinin Türkçe ile tanışması ise 13 yaşındayken oluyor. Vandewalle ve ailesi Romanya tatiline gidecekken uçakların dolu olması sebebiyle seyahatlerini İstanbul üzerinden planlıyorlar ve bu sayede Türkiye'ye geliyorlar. Burada Türkler ile tanışan ve misafirperverlikten etkilenen Vandewalle, Türkçe öğrenmeye karar veriyor. Türkçeye olan merakının altında aslında ailesinde olan bir seyahat kuralı da yatıyor. Babaları, hangi ülkeye giderlerse gitsinler, konuşulan dil hakkında belli başlı kelimelerin öğrenilmesini istiyor. Merhaba, nasılsınız? gibi. Türkiye'ye gelirken yaklaşık 30 kelime öğrenen Vandewalle'in ilk kelimesi de bir sayı oluyor. Markete girdiklerinde 5 kola almaları gerekiyor ancak ne kardeşi ne annesi Türkçe bilmediği için Vandewalle, Beş diyerek ilk Türkçe kelimesini kullanıyor. 11 ve daha fazla dil konuşabilenlere hiperpoliglot deniliyor, Vandewalle içinse başka bir kelime gerekli. Prof. Dr. Johan Vandewalle, 22 dil bildiği 1987'de Belçika'da düzenlenen Babil Dil Yarışmasına katılıyor. En çok dil bilen kişiyi tespit etme amacı ile düzenlenen yarışmada Vandewalle birinci oluyor. Üstüne geçen yıllarda Vandewalle, dil öğrenme tutkusunda hız kesmiyor ve 50'den fazla dil öğreniyor. Ancak kendisi, bunu öğrenmek kelimesiyle değil de incelemek kelimesi ile ifade ediyor. Belçikalı dil bilimci, bir dili tam anlamıyla öğrenmek için insan ömrünün yetersiz olduğunu da söylüyor. Gelelim Vandewalle'in dilimiz hakkında söylediği, mest olduğumuz sözlere. Türkçeyle tanışmaya başladığı zamanlarda Latince matematik bölümü öğrencisi Vandewalle, Türkçenin yapısına ilgi duymaya başlıyor. Ünlü bilim insanı ve dil araştırmacısı Max Müller'in Bir kişinin Türkçe öğrenme niyeti yoksa bile bir Türkçe grameri okumaktan, o sistemi tanımaktan büyük bir zevk alır. sözüne sonuna kadar katılan Vandewalle, kendisinin de bu sisteme hayran olduğunu belirtiyor. Vandewalle'ye göre Türkçe, matematiksel ve ekonomik bir dil. Her kuralın bir tek şekli var ve kuralların uygulanmasında bir sınır olmadığı gibi kurallar birbiriyle birleştirilebiliyor. Örneğin, Kanepede uyuyan kedi cümlesinde kullanılan sıfat fiil birden fazla uygulanabiliyor. Kanepede uyuyan kediyi okşayan çocuk cümlesi Kanepede uyuyan kediyi okşayan çocuğu tanıyan kadın olarak devam ettirilebiliyor. Vandewalle'in Türkçe hakkında kaleme aldığı sözlerin bir bölümü ise şöyle: Ana dili Türkçe olan bir kişinin kısa cümlelerle düşündüğü, konuşma anında ise bu kısa cümleleri çeşitli yollarla birbirine bağlayarak karmaşık yapılar kurduğu görüşündeyim. Bu 'cümle bağlama eğilimi' bazı konuşurlarda zayıf, bazılarında ise adeta bir hastalık derecesinde güçlü olabilir. Bu son durumda ortaya çıkan dilsel yapılar, insan zihninin üstün olanaklarını en güzel şekilde yansıtıyor. Farklı dil gruplarına ait birçok dili incelediğim halde şimdiye kadar hiçbir dilde beni Türkçedeki karmaşık cümle yapıları kadar büyüleyen bir yapıya rastlamadığımı söyleyebilirim. Biraz duygusal olmama izin verirseniz, bazen kendime Keşke Chomsky de gençliğinde Türkçe öğrenmiş olsaydı... diyorum. Eminim o zaman çağdaş dil bilim İngilizceye göre değil, Türkçeye göre şekillenmiş olurdu . Vandewalle: Satranç ve Türkçe birbirlerine çok benziyor. Kural sayısının en aza indirilmiş olması da Vandewalle için bir başka hayranlık uyandıran etmen. Vandewalle, Türkçeyi satranca benzetiyor. Oyunun kurallarını, 7 yaşındaki bir çocuğun öğrenebileceğini ve bunda zorlanmayacağını söyleyen Vandewalle, satranç oynayan birisinin tüm hayatı boyunca bu oyunu oynayarak üst seviyelere çıkabileceğini söylüyor. Vandewalle, ideal matematiksel sistemin özellikleri arasındaki sınırsız kombinasyonu da Türkçeye benzetiyor. Vandewalle: Türkiye'de dil konusunda bir kutuplaşma var. Vandewalle, Türkiye'de öz Türkçe veya Osmanlıca sevmek gibi iki kutup olduğunu belirtiyor. Kendisi hem öz Türkçeyi hem de Osmanlıcayı sevmekle kalmayıp Türkiye Türkçesini, Azerbaycan Türkçesini de sevdiğini söyleyip adeta Türkçenin zaman yolculuğunda bir yolcu olmaktan mutlu olduğunun altını çiziyor. Vandewalle aynı zamanda Osmanlıcada kullanılan kelimelerin Azerbaycan Türkçesinde hala kullanıldığını da hatırlatıyor. Kendisine göre Azerbaycan Türkçesini öğrenmek Osmanlıcayı daha iyi anlamanın yollarından biri. Vandewalle, dil konusunda kutuplaşma yerine mümkünse her şeyin sevilmesini istiyor. Türkçe hakkında övünülecek şeyler söyleyen, sadece Vandewalle değil. Washington Georgetown Üniversitesi Türk Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. David Cuthell'in de Türkçe hakkında bazı düşünceleri var. Cuthell, Türkçeyi sanki yüz yüksek matematik profesörü bir araya gelerek yaratmışlar gibi diyor. Bir kökten çok sayıda sözcük üretilmesi, ses uyumuna göre anlam değişmesi de Cuthell'ın etkilendiği faktörler. Cuthell aynı zamanda Türkçenin başlı başına duygu, mantık, felsefe ve düşünce dili olduğunu dile getiriyor. Diğer diller, sözcüklerin durağan anlamlarını öğrenmeye yönelikten Türkçenin bu anlamları çıkarmaya, dinamik anlamlandırmaya dayalı olduğunu söyleyen Cuthell, Türkçede neredeyse istisna bile olmadığını belirtiyor. Cuthell de Vandewalle gibi Türkçeyi matematiğe benzetiyor. Cuthell, Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse matematiğin kılık değiştirmiş halidir. diyor. Vandewalle, dil öğrenmek isteyenlere de bazı tavsiyelerde bulunuyor. Vandewalle, dil öğrenmek için öncelikle bunu yapmaya istek ve ilgi olması gerektiğini söylüyor. Öğrendiği zaman başarıya ulaşamayacağımız düşüncesine kapılmak yerine azimle devam etmek gerektiğini, devam edilirse başarının da gelebileceğini dile getiriyor. Vandewalle, dil öğrenmek isteyenlerin iyi bir ders kitabına ya da kaliteli dil kursuna yazılması gerektiğini de ekliyor. İnsanın kendisini yeteri kadar dile maruz bırakmasının da etkili olacağını söyleyen dil bilimci, bunun için televizyon, radyo, internette haber veya roman gibi araçlardan faydalanılmasını söylüyor. Yeni bir dil öğrendiği zaman mutlaka o dilin konuşulduğu ülkeye giden Vandewalle, öğrenilen dili ana dili gibi konuşanlar ile arkadaşlık yapıp bol bol konuşma ve yazma pratiği yapılması gerektiğini de ekliyor. Düzenli olarak her gün dile zaman ayırmak, öğrenilenleri tekrarlamak ve yeni şeyler öğrenmek ise yapılabilecek diğer şeyler arasında. Vandewalle, dil öğrenmek için azim ve sebatkarlığın da olmasını söylüyor. Yıllar önce TRT'nin bir programına katıldıktan sonra Türklerden yoğun ilgi gören Vandewalle, Instagram hesabında dil öğrenmek adına bazı ipuçları paylaşıyor. Eğer Türkçeye veya yeni bir dil öğrenmeye merakınız varsa kendisinin hesabındaki Türkçe paylaşımları takip edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/a101-yayilma-sureci-h139555.html", "text": "Türkiye'nin 81 ilinde, 923 ilçesinde, 12.000'in üzerinde mağazasıyla hizmet veren A101, günümüzde Türkiye'nin en büyük indirim marketi olarak anılıyor. Yer yer yaptığı büyük indirimlerle bilinen ve \"Oha, bu ürünün A101'de ne işi var?\" diye sorgulatan market zinciri, milyonların uğrak noktası. Her şey 2008 yılında Cuneyd ve Aziz Zapsu'nın BİM'den ayrılmasıyla başladı. Cuneyd Zapsu ve Aziz Zapsu, 1995 yılında Korkut Özal ve Mustafa Topbaş ile birlikte BİM Birleşik Mağazaları'nı kurdu. BİM, Türkiye'nin ilk indirim marketi olarak büyük bir başarı yakaladı ancak 2008 yılında ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktı. Cuneyd Zapsu ve Aziz Zapsu, BİM'deki hisselerini satarak ortaklıktan ayrıldı. Bu ayrılık, A101'in doğuşunu hazırladı. İkili, BİM'den ayrıldıktan sonra, yeni bir indirim marketi zinciri kurmaya karar verdiler. 28 Mart 2008 tarihinde, 121 mağaza ile A101 Yeni Mağazacılık A.Ş.'yi kurarak, perakende sektörüne girdiler. \"A101, harca harca bitmez. sloganıyla pek çok kişinin aklına iyice kazınarak ilgisini çekti. Ancak 2010 yılları arasında finansal sıkıntılar yaşayan Aziz Apsu, hissesinin %29,8'ini Turgut Aydın'a devretti. 2016 yılında, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, A101'in bazı hissedarlarına terör örgütü bağlantısı iddiasıyla operasyon düzenlendi. Bu operasyon sonucunda, A101'in %20'sine yakın hissesi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildi. 2019 yılında ise, A101'in %79,21'lik hissesi Turgut Aydın Holding'e satıldı. Bu sansasyonel olaylar devam ederken, A101 Türkiye'nin dört bir yanına yayılmaya devam etti. Bu süreçte A101, Türkiye'nin en büyük mağazacılık zinciri ünvanını elde etti. Kuruluşundan bu yana sahiplik yapısında bazı değişiklikler yaşadı. Şirketin hisselerinin büyük çoğunluğu Aydın Ailesi'ne geçti. A101'in yönetim kurulu başkanlığını günümüzde Ahmet Yaşar Aydın, genel müdürlüğünü ise Cem Maltaş yapmakta. A101, 2020 yılında 4 milyar 536 milyon dolar (yaklaşık 132 milyar TL) gelir elde ederek, Türkiye'nin en büyük şirketleri arasında yer aldı. 2022 sonu itibarıyla, 81 il ve 922 ilçenin tamamında 12.000'in üzerinde şubesi var. Günümüzde bu marketin büyümesinin ana sebebi ise tahmin edebileceğiniz üzere diğer zincir marketlere kıyasla daha ekonomik ürünler satması. Ayrıca bazen aktüel ve teknoloji ürünlerine getirdiği sıra dışı şeylerle de pek çok müşterinin ilgisini de çekmeyi başarıyor. Bazen bazı şeylerde öyle çok da komplike bir neden aramamak lazım, yoksa şimdiki gibi \"Nasıl ya, bu kadar basit miydi?\" gibi düşünebiliyoruz. Hem insan bi' düşününce \"A101\"in \"Alışverişe Giriş 101\"i anımsattığını fark ediyorsunuz. Bizce çok yerinde ve isabetli bir isim olmuş."} {"url": "https://www.webtekno.com/ab-yapay-zeka-yasasi-detaylari-h139181.html", "text": "ChatGPT ve Midjourney gibi modelleri sürekli kullanıyor, sizlere de farklı içerikler çıkarıyoruz. Dünya genelinde herkesin kullanımına sunulmuş olan bu araçlar, ilk çıktıkları günden bu yana sürekli kısıtlanmaya çalışıldı. Burada en başta ülkelerin belirli limitler çizmeye çalıştığını gördük. Çin, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri bu konuda en büyük adımı atmak isteyen ülkelerdi ve hala da bu adımların arkasındalar. Fakat bu yapay zekanın -ülkeden ülkeye değişen anlamıyla- güvenli kullanımını sağlayacak yasalar için AB'nin de uzun zamandır çalıştığını unutmamak gerek. Zira kendileri, Yapay Zeka Yasası'nın en büyük adımını attı. 38 saatlik görüşmenin ardından anlaşma sağlandı. Perşembe günü ChatGPT gibi modeller üzerine yoğunlaşan görüşmeler, ertesi gün yerini yüz tanıma gibi sistemlere bıraktı ve yetkililer de bunlar üzerine konuştu. Söz konusu yasanın en temelinde, yapay zekanın gelişimini güvenli kılmak yatıyor. İlk adımlarını 2021'de gördüğümüz bu yasa, ChatGPT'nin hız kazanmasıyla birlikte daha çok gündemimize gelmeye başladı. Bu yasalar, söz konusu yapay zeka modeli/aracı ne kadar riskliyse o kadar katı kurallar koyacak. Ayrıca yapay zeka sistemlerinin basit yazılımlardan farkını belirleyen açık kriterler listelenecek. Askeri tarafta yapay zeka destekli araçların, üye ülkelerin güvenlik konusundaki yeterliliklerini veya bunlardan sorumlu kuruluşları etkilememesi sağlanacak. Kolluk kuvvetleri de yapay zekadan faydalanabilecek. Bu bağlamda izin alındığı takdirde, kamuya açık alanlarda uzaktan biyometrik tanımlama sistemlerini kullanabilecek. Öte yandan söz konusu yapay zeka aracı yüksek risk grubuna girmese de kullanıcıyı bilinçli tutabilmek adına içeriğin yapay zeka ile oluşturulduğunu açıkça bildirecek. Yüksek riskli olarak damgalanan bazı yapay zeka araçlarının kullanımına izin verilecek. Fakat bu araçlar, AB pazarına girebilmek için, belirlenen gereksinimleri karşılamak zorunda olacak. Tabii veri güvenliğini sağlamak, bunların en başında geliyor. Fakat bazıları için kabul edilemez damgası da mevcut. Bu da bu risk grubuna giren araçların AB bünyesinde yasaklı olacağı anlamına geliyor. Bu bağlamda bilişsel manipülasyon, yüz bilgilerinin internetten veya kapalı kamera sistem görüntülerinden alınması, iş yerinde ve eğitim kurumlarında duygu belirtileri tanıma, sosyal puanlama, cinsel yönelim veya dini inançlar gibi hassas verileri çıkarmak için biyometrik sınıflandırma yapılması yasak kapsamına girecek. Bu araçları besleyen temel modeller pazara dahil olmadan önce belli bir şeffaflık sunuyor olmaları gerekiyor. Kendi sitesinde AB; oldukça karışık, devasa ve yüksek performanslı modellerin risk oluşturabileceğini belirtiyor. Bu yüzden belli bir yere kadar şeffaflık şart olacak. Tabii bunların kontrolü için ayrı bir ofis açılması şart. Onun için de en gelişmiş yapay zeka modellerini kontrol edecek bir yapay zeka ofisi kuruldu. Bağımsız uzmanların danışmanlığından yararlanacak olan bu ofis, hem güvenlik risklerini görecek hem de geliştirmeye yönelik fikirlerini paylaşacak. Tabii ofisin üstünde yer alacak bir yönetim kadrosu da regülasyonların gerçekleşmesinde söz sahibi olacak. Endüstrinin önde gelen isimlerinin yer alabileceği bir tavsiye forumu da yönetimin sürekli gözü önünde olacak. Avrupa Parlamentosu, önümüzdeki yılın başlarında Yapay Zeka Kanunu konusunda oylama yapacak. Fakat düzenlemelerin hiç birini 2025'ten önce pratiğe dökülmüş halde göremeyeceğiz. Yasanın ihlal edilmesi durumunda farklı senaryolar söz konusu. Eğer yasaklı uygulamalar söz konusuysa şirketin yıllık gelirinin yüzde 7'si veya 35 milyon euro, kriterler yerine getirilmiyorsa yıllık gelirin yüzde 3'ü veya 15 milyon euro, eğer yanlış bilgi yayılıyorsa yıllık gelirin yüzde 1,5'i veya 7,5 milyon euro'luk cezalar söz konusu. Veya dediğimiz kısımlarda hangisinin daha yüksek olduğuna bakılacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/abd-baraj-siyah-top-h139521.html", "text": "Los Angeles, ABD'nin en kalabalık ve en kurak şehirlerinden biri. Bu yüzden su kaynaklarını korumak için her türlü önlemi almaya çalışıyor. Bunlardan biri de 2015 yılında şehrin su rezervuarlarına 96 milyon siyah plastik top bırakmak oldu. Gölge topları, suyun buharlaşmasını ve kimyasal tepkimelerini önlemek için tasarlandı. Los Angeles, yıllık ortalama 378 mm yağış alan bir şehir. Bu, Türkiye'nin en kurak bölgesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden bile daha az. Bu yüzden şehir, su ihtiyacını karşılamak için uzak yerlerden su getirmek zorunda kalıyor. Ancak bu suyun bir kısmı, sıcak ve güneşli iklim nedeniyle rezervuarlarda buharlaşıyor. Bu da hem su kaybına hem de maliyete neden oluyor. Bunun önüne geçmek için Los Angeles Su ve Elektrik Dairesi , su yüzeyini gölgeleyerek buharlaşmayı azaltacak bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem, suya 96 milyon siyah plastik top bırakmaktan ibaretti. Bu toplar, \"gölge topları\" olarak adlandırıldı ve her biri 10 santimetre çapında ve yaklaşık 240 ila 260 gram ağırlığındaydı. Topların içi de suyla doluydu, böylece rüzgarla savrulmuyorlardı. Gölge toplarının bir diğer faydası da suyun güneş ışığıyla temasını keserek kimyasal tepkimeleri önlemekti. Özellikle kloramin adlı bir madde, güneş ışığı altında kanserojen bir madde olan bromat oluşturabiliyordu. Bu da suyun kalitesini ve güvenliğini tehlikeye atıyordu. Gölge topları sayesinde, bu risk de azaltılmış oldu. Bu toplar, su tasarrufu sağladı fakat çevresel etkileri tartışmalı. LASED, gölge toplarının yılda 1,1 milyar litre su tasarrufu sağladığını iddia etti. Bu da yaklaşık 440 olimpik yüzme havuzuna denk geliyor. Ayrıca suyun ısıtılması ve arıtılması için harcanan enerji ve para da azaldı. LASED, gölge toplarının maliyetinin 34,5 milyon dolar olduğunu ancak 10 yıl içinde kendini amorti edeceğini belirtti. Herkes bu siyah topları pek de faydalı bulamadı. Bazı uzmanlar, siyah topların suyu ısıtabileceğini ve buharlaşmayı artırabileceğini söyledi. Bazıları da topların zamanla aşınarak mikroplastik parçacıklarını suya bırakabileceğini ve bunların da canlılara zarar verebileceğini ileri sürdü. LASED ise, bu endişeleri yersiz bulduğunu ve gölge toplarının güvenli ve etkili olduğunu savunmuştu. Kendileri, topların; gıda sınıfı plastikten yapıldığını ve herhangi bir zararlı madde içermediğini belirtti. Ayrıca suyun ısınmasının önemsiz olduğunu ve buharlaşmayı etkilemediğini de söylemişti. Bu yöntem, geçici bir çözüm olarak görülüyor ve başka alternatifler aranıyor. Gölge topları, Los Angeles'ın su sorununu çözmek için atılmış bir adım olsa da uzun vadede yeterli olmayabilir. Çünkü şehrin su ihtiyacı artmaya devam ediyor ve iklim değişikliği nedeniyle kuraklık riski de yükseliyor. Bu yüzden, daha sürdürülebilir ve verimli su yönetimi yöntemleri geliştirilmesi gerekiyor. Bu yöntemlerden biri, suyun geri dönüştürülmesi. Yani atık suyun arıtılarak tekrar kullanılabilir hale getirilmesi. Böylece hem su kaynaklarını korumak hem de su kalitesini artırmak epey etkili olabilir. Ancak bu yöntemin de maliyeti ve toplumsal kabulü konusunda bazı zorluklar söz konusu. Bir diğer yöntem, suyun yer altında depolanması. Yani fazla suyun yer altındaki doğal akiferlere pompalanması ve ihtiyaç duyulduğunda geri alınması. Bu şekilde, hem suyun buharlaşmasını önlenebilir hem de yer altı su seviyesini yükseltmek için faydalı olabilir ama bu yöntemin de teknik ve yasal sorunları var. İlk olarak 2009 yılında Ivanhoe barajında denenen bu yöntem daha sonra Los Angeles barajında da denenmişti. Bu çözüm şekli bazı uzmanları rahatsız etse de geçmiş şartlarda etkili bir çözüm sunduğu kesin. 2015 yılında, gölge topları Los Angeles barajı hariç bütün barajlardan da kaldırılmış. Los Angeles'ın uyguladığı bu çözüm, Türkiye'de zamanında çok fazla gündeme gelmişti ancak hiçbir adım atılmadı. Biliyorsunuz ki Türkiye özellikle yaz aylarında adeta çöl ortasındaymışız gibi cayır cayır yanabiliyor. Özellikle küresel iklimin çok değiştiği bu zamanlarda böyle bir yönteme başvurmak bizce hiç mantıksız değil. Zaten geçmişte ülkemizde de uygulanması konusunda çokça konuşulmuş ancak yetkililer olayı -her zamanki gibi- çok da ciddiye almamış. Önümüzdeki senelerde barajlarda siyah top görmeye başlarsak hiç şaşırmayız fakat bu zamandan sonra artık etki eder mi emin değiliz, sonuçta kışın bile yağmayan yağmur ve kar artık yazın yağar da barajları doldurur mu tam kestiremiyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/abd-baskani-apple-watch-satislarinin-yasaklanmasini-onayladi-h139638.html", "text": "Uluslararası Ticaret Komisyonu , Apple Watch'ın kandaki oksijen seviyesini ölçmeyi sağlayan ve patent açısından tartışmalı teknolojiye sahip versiyonları için getirilen ithalat yasağı kararını veto etmemeye karar verdi. Böylece Apple Watch satışları resmen durdurulmuş oldu. Tıp teknolojileri alanında faaliyet gösteren Masimo adlı şirket, Apple'ı Apple Watch'larda kendi teknolojileri olan nabız oksimetre teknolojisini kullanmakla suçlamıştı. Şirketin yasal talebinin ardından ITC, 26 Aralık'tan itibaren bu saatlerin ithalatının yasaklanması kararını almıştı. Biden yönetimi bu kararı veto etme hakkına sahipti. Beyaz Saray'dan gelen açıklamada ise \"Kapsamlı tartışmaların ardından Büyükelçi Katherine Tai, ITC'nin vardığı sonucu bozmamayı tercih etti ve ITC'nin kararı 26 Aralık 2023 tarihinde yürürlüğe girdi.\" ifadeleri kullanıldı. Masimo Apple'ı, çalışanlarını ayartmakla ve kendi teknolojilerini izinsiz olarak kullanmakla suçlamıştı. Kaliforniya'da iki firma arasında görülen bir başka davada ise hükümsüzlük kararı alınmıştı. Apple patent ihlali ile suçlanırken, Apple da Masimo'yu kendi akıllı saati için pazarda yer açmak adına böyle bir yola başvurmakla suçlayarak bir dava açmıştı. Daha önceden alınmış olan saatleri etkilemeyecek olan bu yasak resmiyete dökülmeden önce de Apple, Series 9 ve Ultra 2 akıllı saatlerin satışlarını durdurmuştu. Akıllı saatlerin başı çektiği giyilebilir teknolojiler departmanında Apple, 2023 yılında 8,28 milyar dolar gelir elde etmişti. Şu anda Apple ya da Masimo'dan gelen resmi bir açıklama yok ancak Apple'ın karara itiraz edeceği biliniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/abd-gizledigi-tavuk-ciftlikleri-h138989.html", "text": "ABD; uzaylılar, yasa dışı deneyler veya politik konular hakkındaki gizli gerçekleri saklamasıyla zaten geçmişte pek çok kez sorgulanmış ve ilgi odağı olmuştu. Ancak geçtiğimiz senelerde gündem olan tavuk çiftlikleri, birçok insana \"Sebebi nedir?\" diye sorgulattı. Dünya genelinde virüslerin ve gribin bu denli artması, tavuk çiftliklerinin kurulmasının ana öncüsü oldu diyebiliriz. Her gün devlet destekli güvenlik sistemleri ve muhafızlar eşliğinde yüz binlerce yumurta, korunan tesislere kamyonlarla taşınıyor. Ancak bu yumurtaların amacı, sizi kahvaltıda doyurmak değil; aslında grip aşısının sihirli formülünü barındırmak. Son 80 yılda dünyanın büyük bir kısmı, grip aşıları için tavuk yumurtasına bel bağladı. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine göre, geçtiğimiz grip sezonunda ABD genelinde 174,5 milyon doz grip aşısı dağıtıldı ve bunların %82'si yumurta bazlıydı. Her bir yumurtanın bir aşı ürettiğini düşünürsek, ABD'nin sadece bir sezon içinde 140 milyon yumurta kullanmış olabileceği anlamına geliyor. ABD hükumeti, yıllık grip sezonlarına ve olası pandemilere hazırlıklı olmak adına son 15 yılda yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı. Aslında bu çalışma, bilim insanları tarafından 1930'lardan beri araştırılıyordu ancak yumurta bazlı aşı için ABD halkı henüz hazır değildi. Çalışan bir yumurta bazlı aşı, 1940'larda ABD halkı için hazır hale geldi. Aşı üretimi ise şöyle işliyor: ABD, belirli virüs türlerini seçmek için Dünya Sağlık Örgütü ile iş birliği yaparak; HKÖM'e, diğer laboratuvarlara veya özel aşı üreticilerine gönderiyor. Daha sonra; seçilen virüs, döllenmiş bir tavuk yumurtasına enjekte ediliyor ve kuluçkaya yatırılıp çoğaltılıyor. Bu şekilde bağışıklık sisteminizi olası bir enfeksiyona karşı hazırlamak adına yumurtalardan virüs antijeni elde ediyorlar. Ancak tabii ki bu çalışmanın finansal yükü de epey fazla; özellikle son yıllarda çıkmış ve gelişen virüslere karşı etkisiz kalan bu yöntem, ABD'ye bayağı pahalıya mal oldu. Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı , yüksek kaliteli yumurta tedariğini sağlamak için bir şirketle yaptığı üç yıllık sözleşme için 42 milyon dolar harcadı. Hong Kong Üniversitesinde halk sağlığı laboratuvar bilimleri başkanı Leo Poon'a göre; yumurtalar sadece grip aşıları için değil, aynı zamanda diğer hastalıklar için de potansiyel bir aşı kaynağı olabilir. Her ne kadar Covid-19 için bir çözüm sunmasa da kim bilir belki de ileride gerçekten yumurtalar sayesinde pek çok insan farkında bile olmadan birçok hastalığı bu sayede atlatabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/abd-noel-baba-turk-sigarasi-h131063.html", "text": "Bugün hemen hepimiz sigaranın zararlarını biliyoruz. Bu zararlar ortaya çıkmadan önce, çok uzun bir süre boyunca sigaranın faydalı olduğu iddia edildi. Hatta bir dönem doktorlar çıkıp Sigara içmek şu şu sıkıntılara iyi geliyor diye açıklamalar yapıyordu. Sigara firmaları ilk ortaya çıktıkları andan bu yana çok ciddi reklam kampanyaları yapıyor. Özellikle reklamların daha çok basılı yayınlara ve reklam panolarına sıkışmış olduğu dönemde sigara firmaları çok önemli reklamverenlerdi. Türk tütününü Türk'ten daha Türk yapmak... Özellikle 1800'lerin sonunda ABD'liler Türk tütününün kalitesinin farkına vardı. Türk tütünü daha az nikotin içeriyordu ve daha asidikti. Bu da özellikle pipolarda ve sigaralarda Türk tütününü öne çıkarıyordu. Ayrıca Türkler, sigaralık tütünleri açık havada Güneş'in altında kurutuyordu. Bu da daha aromatik bir tütün anlamına geliyordu. Bu nedenle Türk tütünü ABD'de çok popüler hale gelmişti. Pek çok sigara firması kendisine Türk figürleri seçiyordu. Türk tütünleri öncesinde de Mısır tütününün meşhur olması, o dönemde Doğu medeniyetlerine yönelik ilgiyle körüklenen oryantalizm rüzgarları, ABD'deki sigaraların Türklerden daha Türk hale gelmesine neden olmuştu. Bu da bizi o dönemin ilginç reklamlarına getiriyor. Sigaraların isimleri Fatma, Murad falan gibi Türk/Osmanlı isimlerden seçilirken, özellikle reklam amacıyla Türk tütünü kullanıldığını belirten çok sayıda sigara bulunuyordu. Bu firmaların reklam kampanyalarında da görülen figürler ABD'lilerden çok bu toprakların insanlarına tanıdık gelen cinstendi. Yoksa Noel Baba'nın eline sigara tutuşturan Murad mı... İşin ilginci, Osmanlı padişahlarından 4. Murad, kendi döneminde sigara içmeyi yasaklamıştır. Hatta sigara içmeye idam cezası uygulanması kararı bile alınmıştır. Sigaranın adı Murad da olsa, söz konusu para kazanmak olduğunda görüldüğü gibi reklamcılar durmamış, Noel Baba'nın eline bile sigara tutuşturup kendisini 'Balıkçı Nuri Baba' yapmışlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/acclaim-kotu-reklamlar-h139583.html", "text": "Günümüzde pek çok kişi tarafından unutulmuş bir oyun şirketi olan Acclaim Entertainment, geçmişte oyun sektörü denince akla gelen ilk isimlerden biriydi. Birçok başarılı ve popüler oyunun altına imzasını atmıştı. Ancak bu başarılı süreci fazla uzun sürmedi. İlerleyen zamanlarda yaptığı yeni oyunlarını tanıtmak için birçok tartışmalı ve skandal yaratan reklam yöntemine başvurdu. Acclaim Entertainment, 1987 yılında Greg Fischbach, Robert Holmes ve Jim Scoroposki tarafından kuruldu. Kurucuların hepsi, oyun sektöründe deneyimli kişilerdi. Fischbach, Activision'un eski başkan yardımcısı; Holmes, LJN Toys'un eski başkanı; Scoroposki ise LJN Toys'un eski finans müdürüydü. Kurulduğu dönemde oyun sektörü büyük bir kriz yaşıyordu. Atari'nin 1983 yılında iflas etmesi, oyun pazarının çökmesine neden olmuştu. Bu nedenle Acclaim, başlangıçta kendi oyunlarını geliştirmek yerine, Japonya'da üretilen oyunları lisanslayarak Amerika'ya getirmeye odaklandı. Bu strateji, Acclaim'in kısa sürede tanınmasını ve büyümesini sağladı. 1990'lı yıllara gelindiğinde, oyun sektörünün en büyük şirketlerinden biri haline geldi. 90'lı yıllarda kendi oyunlarını geliştirmeye ve yayımlamaya başladı. Bu dönemde Mortal Kombat, NBA Jam, Turok, Crazy Taxi gibi adı duyulmuş birçok oyunun yapımcısı ve dağıtıcısı olarak yer aldı. Bu oyunlar hem eleştirmenlerden ve oyuncular tarafından çok sevildi hem de konsol ve bilgisayar pazarında büyük bir paya sahip oldu. Aynı zamanda oyun sektörü dışındaki alanlara da yatırım yaptı. Çizgi roman, film, televizyon, müzik ve spor gibi sektörlerde de faaliyet gösterdi. Marvel Comics, Valiant Comics, Miramax Films, HBO, MTV, VH1 ve ESPN gibi şirketlerle iş birliği yaparak hem oyun hem de eğlence sektörünün en önemli isimlerinden biri oldu. Şirket verdiği yanlış kararlar, yaptığı kötü reklam kampanyaları ve kalitesiz oyunları yüzünden iflasın eşiğine geldi. 90'lı yılların sonuna gelindiğinde ise oyun sektöründe rekabetin artmasıyla birlikte zor duruma düştü. Yeni nesil konsollara uyum sağlayamadı. Teknik ve yaratıcılık anlamında geri kaldı. Piyasaya sürdüğü oyunlar, hem eleştirmenlerden hem de oyunculardan olumsuz yorumlar aldı. Acclaim, hem satış hem de prestij kaybetti. Oyunlarını tanıtmak için yaptığı reklam kampanyalarıyla da tepki çekti. Hem etik hem de yasal açıdan sorunlu reklam kampanyaları düzenledi. Oyunun satışları artsın diye oyuna çıplaklık ekledi ve alay konusu oldu. 2002 yılında piyasaya sürülen BMX XXX, bir bisiklet oyunuydu. Oyunun grafikleri ve oynanışı oldukça kötüydü ancak Acclaim bunu reklam kampanyalarıyla telafi etmeye çalışıyordu. Oyunun, satışları arttırması ümidiyle oyuna çıplaklık ekledi. Ama son dönemde yaptığı oyunlar gibi bu da çok satmadı. Ek olarak BMX takımı oyuncusu Dave Mirra, kişisel olarak bu oyunu reddetti ve Acclaim şirketine dava açtı. Ayrıca kamuoyu da bu kampanyayı çirkin ve ahlaksız buldu. Böylece Acclaim, bu yaptığı saçma reklam kampanyası ile hem davalık hem de alay konusu oldu. Ebeveynlere, çocuklarını \"Turok\" adını vererek doğurması için para teklif etti. Turok: Evolution, bir dinozor avcısı olan Turok'un maceralarını anlatan bir aksiyon oyunuydu. Bu oyunun reklam kampanyasında, oyunun çıkış tarihi olan 1 Eylül 2002'de doğum yapan ebeveynlere, çocuklarına \"Turok\" adını verirlerse 10.000 dolar ödeme teklif ediyordu. Acclaim, bu reklamıyla oyunun adını ve karakterini popülerleştirmek istiyordu. Fakat tahmin edeceğiniz üzere bu kampanya da büyük tepki çekti. Şirket, çocuk hakları savunucularından, kamuoyundan ve medyadan büyük bir tepki topladı. Çocukların bu şekilde bir oyun reklamı için kullanılması ve isimlerinin satın alınması, etik ve ahlaki olarak kabul edilemez bulundu. Acclaim, bu reklamdan da geri adım atmak zorunda kaldı. \"Trafik kurallarını ihlal edin, trafik cezanızı ödeyelim\". Acclaim, 2003 yılında Burnout 2: Point of Impact adlı bir araba yarışı oyununu piyasaya sürdü. Oyun, yüksek hızda araba sürerken çarpışma ve patlama efektlerini içeriyordu. Tahmin edilebileceği üzere şirket yine garip bir reklam kampanyası düzenledi. Kampanya, oyunun çıkış tarihi olan 11 Nisan 2003'te hız sınırını aşarak trafik cezası alan sürücülere, cezalarını ödemeyi teklif ediyordu. Şirket, bu reklamın amacının oyunun heyecan verici ve eğlenceli yönünü vurgulamak olduğunu söyledi. Ancak bu reklam, kamuoyu başta olmak üzere hükümet tarafından sert bir şekilde kınandı. Trafik kurallarını ihlal etmek ve güvenliği tehlikeye atmak, sorumsuz ve saygısız bir davranış olarak görüldü. Acclaim, bu reklamdan da vazgeçmek zorunda kaldı. Daha nasıl saçma bir iş yapabiliriz diye düşünürken bu sefer de akıllarına \"ölüleri reklama meze etme\" fikri geldi. Acclaim şirketi, Shadow Man 2: Deadside adlı korku oyunu için \"ölen yakınlarınızın mezar taşlarına oyunun adını koyarsanız cenaze masraflarına katkıda bulunuruz\" tarzında bir reklam kampanyası başlatmış. Peki bu sefer ne oldu dersiniz? Bu kampanya da büyük bir skandala neden oldu, başka ne olacaktı ki? Din adamları, basın ve halk, herkes şok oldu ve bu teklifi tiksindirici ve saygısız buldu. Ardından Acclaim, bu kampanyanın sadece bir şaka olduğunu ve kampanyayı geri çektiğini söyledi. Ancak tabii ki bu açıklama kimseye inandırıcı gelmedi. Acclaim'in yaptığı bu mantıktan yoksun reklam kampanyaları, şirketin imajını ve itibarını ciddi şekilde zedeledi. Ayrıca şirketin oyunlarının kalitesi de zaten düşüktü. Eleştirmenlerden ve oyuncular tarafından hiç sevilmemişti. Bu da tahmin edeceğiniz üzere satışları olumsuz etkiledi. 2003 yılında mali krize girdi ve borçlarını ödeyemez duruma düştü. Şirket, 2004 yılında 100 milyon dolarlık borcu olduğunu açıkladı ve borçlarını ödeyemediği için iflas etti. İflasından sonra, Acclaim'in oyunları ve markaları başka şirketlere satıldı. Hem çalışanlarını ve ortaklarını mağdur etti hem de oyun ve eğlence sektöründen silindi. Böylece, bir zamanlar video oyunu sektörünün devleri arasında yer alan Acclaim, kendi sonunu hazırlayan reklam kampanyaları yüzünden tarihe karıştı. Peki şimdi gelelim asıl sorumuza, siz çocuğunuzun adını \"Turok\" yapar mıydınız ya da mezar taşınıza Shadow Man 2: Deadside, altına da Ruhuna El Fatiha yazdırır mıydınız? Eminiz ki pek çoğunuzun bu soruya cevabı \"evet\" olacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/activision-blizzard-ceo-veda-mektubu-h139497.html", "text": "2023 yılı, video oyun dünyasında çok büyük bir olaya ev sahipliği yaptı. ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, Call of Duty gibi ikonik oyunların geliştiricisi olan Activision Blizzard'ı, 68,7 milyar dolar gibi devasa bir paraya satın aldı ve 20 aylık süreç, mutlu son ile bitti. Bugünse Microsoft'un Activision'ı satın aldığı süreç ile ilgili belki de son bir gelişme ile karşınızdayız. Satın alma sonrası görevinden ayrılan Activision Blizzard CEO'su Bobby Kotick, şirket çalışanlarına bir veda mektubu yazdı. Gelin hep birlikte bu mektuba yakından bakalım. Yıllar geçtikçe video oyunlarına olan tutkum genellikle Pitfall!, River Raid ve Kaboom!'a atfedildi. Atari 2600 oyunlarını çok seviyorum ama hayal gücümü ilk yakalayan oyun Roberta ve Ken Williams tarafından geliştirilen Mystery House oldu. Michigan Üniversitesi'ndeki üniversitedeyken her gece ödünç aldığım Apple II'de oynadım. Mystery House, bazı ilkel sprite tabanlı grafiklere sahip bir metin macerasıydı. Oyunun oynandığı dünya büyük ölçüde oyuncunun hayal gücüne bırakılmıştı. Oyuncuların çeşitli isteklerini yerine getirmelerini sağlayacak her türlü etkileşimli, hareketli yaşamın olduğu zengin, geniş dünyalar hayal ettim; bunların tümü, meydan okuma, bağlantı ve eğlence için sınırsız olanaklar sunan simüle edilmiş bir evrendeydi. Kırk yıl sonra, bu şirketteki liderliğimin son gününe birkaç adım daha yaklaşırken, şirketimizdeki yetenekli kişilerin oyunların büyük potansiyelini fark etme konusunda ne kadar ilerlediklerine hayret ediyorum. Hobi amaçlı bir eğlence biçimini dünyanın en ilgi çekici ortamına dönüştürdünüz. Oyunların çekiciliğini artırırken sizinle birlikte çalışmak hayatımın ayrıcalığı oldu. Belki de işimin en önemli kısmı yetenekli insanları bir araya getirmeye yardımcı olmak, mümkün olan en iyi kaynakları sağlamak ve ilhamı, yaratıcılığı ve sarsılmaz mükemmelliğe bağlılığı teşvik eden bir ortamı teşvik etmek olmuştur. Başarımıza katkıda bulunmaya devam eden insanlardan ve bu şirketi yönettiğim 32 yıl boyunca bana yardımcı olan herkesten duyduğum gururu hiçbir şekilde ifade edemem. Artık dünyanın en beğenilen şirketinin bir parçasıyız. Bu bir tesadüf değil. Phil Spencer onlarca yıldır ABK'nin büyüsünü takdir ediyor. İki yıl önce Brian ve bana yaklaşıp şirketi satın almayı önerdiğinde, işlerimizin birleşiminin, yetenekli, iyi kaynaklara sahip rakiplerin listesi büyüdükçe liderliğimizi sürdürmemizi sağlayacağı hemen belli oldu. Phil değerlerimizi paylaşıyor ve yeteneklerimizi takdir ediyor. Oyunlarımıza ve onları yapan insanlara tutkuyla bağlı. Cesur bir hırsı var. Bir sonraki heyecan verici bölümümüze geçerken, bundan daha iyi ellerde olamazsınız. Bu şirketin kurulmasına yorulmadan katkıda bulunan insanlara her zaman derinden minnettar olacağım ve oyunun gücüyle neşe ilham vermeye ve insanları birleştirmeye devam edeceğinize eminim. Yıllar geçtikçe video oyunlarına olan tutkum genellikle Pitfall!, River Raid ve Kaboom!'a atfedildi. Atari 2600 oyunlarını çok seviyorum ama hayal gücümü ilk yakalayan oyun Roberta ve Ken Williams tarafından geliştirilen Mystery House oldu. Michigan Üniversitesi'ndeki üniversitedeyken her gece ödünç aldığım Apple II'de oynadım. Mystery House, bazı ilkel sprite tabanlı grafiklere sahip bir metin macerasıydı. Oyunun oynandığı dünya büyük ölçüde oyuncunun hayal gücüne bırakılmıştı. Oyuncuların çeşitli isteklerini yerine getirmelerini sağlayacak her türlü etkileşimli, hareketli yaşamın olduğu zengin, geniş dünyalar hayal ettim; bunların tümü, meydan okuma, bağlantı ve eğlence için sınırsız olanaklar sunan simüle edilmiş bir evrendeydi. Kırk yıl sonra, bu şirketteki liderliğimin son gününe birkaç adım daha yaklaşırken, şirketimizdeki yetenekli kişilerin oyunların büyük potansiyelini fark etme konusunda ne kadar ilerlediklerine hayret ediyorum. Hobi amaçlı bir eğlence biçimini dünyanın en ilgi çekici ortamına dönüştürdünüz. Oyunların çekiciliğini artırırken sizinle birlikte çalışmak hayatımın ayrıcalığı oldu. Belki de işimin en önemli kısmı yetenekli insanları bir araya getirmeye yardımcı olmak, mümkün olan en iyi kaynakları sağlamak ve ilhamı, yaratıcılığı ve sarsılmaz mükemmelliğe bağlılığı teşvik eden bir ortamı teşvik etmek olmuştur. Başarımıza katkıda bulunmaya devam eden insanlardan ve bu şirketi yönettiğim 32 yıl boyunca bana yardımcı olan herkesten duyduğum gururu hiçbir şekilde ifade edemem. Artık dünyanın en beğenilen şirketinin bir parçasıyız. Bu bir tesadüf değil. Phil Spencer onlarca yıldır ABK'nin büyüsünü takdir ediyor. İki yıl önce Brian ve bana yaklaşıp şirketi satın almayı önerdiğinde, işlerimizin birleşiminin, yetenekli, iyi kaynaklara sahip rakiplerin listesi büyüdükçe liderliğimizi sürdürmemizi sağlayacağı hemen belli oldu. Phil değerlerimizi paylaşıyor ve yeteneklerimizi takdir ediyor. Oyunlarımıza ve onları yapan insanlara tutkuyla bağlı. Cesur bir hırsı var. Bir sonraki heyecan verici bölümümüze geçerken, bundan daha iyi ellerde olamazsınız. Bu şirketin kurulmasına yorulmadan katkıda bulunan insanlara her zaman derinden minnettar olacağım ve oyunun gücüyle neşe ilham vermeye ve insanları birleştirmeye devam edeceğinize eminim."} {"url": "https://www.webtekno.com/activision-blizzard-mobil-oyun-magazasi-kurmayi-planliyor-h138954.html", "text": "Google ile Epic Games arasında devam eden antitröst davası, oyun dünyasında bugüne kadar hiç duymadığımız bazı gelişmeleri de ortaya çıkarıyor. Bu gelişmelerden biri ise Activision Blizzard'ın kendi mobil oyun mağazasını oluşturmak istemesi olarak göze çarpıyor. Oyun devi, 2019 yılında bu konuda ciddi adımlar da atmış. Mahkemede Epic Games, Google'ın sırf Android pazarındaki oyun mağazası tekelini korumak için bazı firmalara ödemeler yaptığını, böylece kendisine rakip mağazalar kurulmasının önüne geçtiğini savunuyordu. Activision Blizzard da bu iddialara örnek olarak gösterilmişti. Delil olarak sunulan bir Activision Blizzard şirket içi yazışmasına göre oyun devi, Google ile pazarlık edebilmek için bir oyun mağazası projesini ciddi ciddi gündemine almış. Project Boston adı verilen bu projede, Android cihazlar için sessiz sedasız bir Activision Blizzard King oyunları mağazası açılması planlanmış. Firma bu mağazayı kendisi açabileceği gibi Epic Games ya da Clash of Clans ile tanınan Supercell gibi firmalarla ortak bir pazar yeri olarak da açabilme alternatiflerini değerlendirmiş. Bu mağazada ayrıca diğer oyun geliştiricilerin de oyun yayınlayabilmesi planlanırken, komisyon oranının ise %12 olması düşünülmüş. ABK'nın \"mobilin Steam'i\" olarak tanımladığı bu pazar böylece en uygun komisyon oranına sahip pazar olacaktı. Bu mağaza, Android'in ardından iPhone'a da taşınacaktı. 70 kadar King çalışanı, başta Candy Crush olmak üzere mobil oyunlarla bu pazaryerini açmak için çalışmalarına başlamıştı. Diğer plan ve anlaşıldığı kadarıyla ABK'nin esas isteği ise Google'ın daha cazip bir teklif sunması idi. Firmanın \"mobil, YouTube, reklam, medya harcaması ve bulut üzerinden daha güçlü ekonomi\" politikasının bir parçası olarak firma, Google ile bir anlaşma yaptı. Sonuçta da Google, Activision Blizzard King'e 360 milyon dolar ödemeyi kabul etti. ABK CFO'su da mahkemede yaptığı açıklamada, kurdukları küçük ekibin böyle bir proje için yeterli olmayacağını ve kendi pazar yerlerini kurmanın, maliyet açısından verimsiz olduğunu söyledi. Epic Games ise Google'ın, ABK'nın kendi mağazasını kurması durumunda başka firmaların da bu yolu izlemesinden korktuğu için böyle bir yaklaşım izlediğini savunuyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/adana-2025-kutlamasi-sosyal-medya-gelen-tepkiler-h139665.html", "text": "Yeni yıla her şehrin meydanında,yapılan geri sayımlarla, halkın bir arada eğlendiği etkinliklerle girilmesi artık ülkemizde gelenek haline geldi. Bir de bu meydanlarda, en büyüğü ortada olacak şekilde led çam ağacı figürleriyle ve sahneye yakın yerlerde de yine pırıl pırıl \"Yeni yıl\", \"Hoşgeldin 2024\" falan gibi yazılar yer alır. Adana'da bu yazılar 2024'e girmeye hazırlandığımız şu günlerde 2025 olarak yazılınca sosyal medyada viral oldu. Adana'da birkaç yıldır \"bir sonraki seneye\" girme alışkanlığı ortaya çıkmış durumda. Bazı esnaflar dükkanlarının camlarını süslerken de bir sonraki yılın adını yazıyor. Seyhan ilçesinde bulunan tren istasyonunun yakınındaki meydanda da bu geleneğe uygun olarak bir sonraki yılın gelişi kutlanıyor. Ülkemizin en eğlenceli haberlere konu olan şehirleri arasında yer alan Adana'nın bu ilginç adeti, bu durumu bilmeyen kişilerin de dikkatini çekti. Sosyal medyada pek çok kişi Adana'nın 2025'e girmesiyle ilgili paylaşımlar yaptı."} {"url": "https://www.webtekno.com/adobe-abonelik-iptali-nedeniyle-inceleme-altinda-h139336.html", "text": "Adobe, ABD'de Federal Ticaret Komisyonu ve Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu tarafından gelen inceleme belgelerini paylaştı. SEC, firmalardan kazançlarını etkileyebilecek olan konularda bilgi vermelerini istiyor. Bu belgelerde FTC'nin inceleme yapmakta olduğu ve henüz incelemelerin sonuçlanmadığı ifade ediliyor. Haziran 2022'de başlayan incelemelerin devam ettiğini söyleyen Adobe, incelemenin nedeninin ise kamudan gelen talepler olduğunu belirtti. Araştırmanın üyelik iptali ve hesap kapatma konusunda yaşanan sorunlardan kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca firma, uygulamalarının yasalara uygun olduğunu ve şu anda FTC ile görüşmelere devam ettiklerini aktardı. Bu sorunun çözülmesi noktasında finansal açıdan etkilenebileceklerinin de altını çizdi. Mart ayında FTC tarafından şirketlere, abonelik iptal süreçlerinin ne şekilde olması gerektiğiyle ilgili bilgilendirme yapılmıştı. Bu bilgilendirmeye göre firmalar, basit iptal mekanizmaları kullanmak ve üyelik iptallerinde farklı alternatifleri sunacakları zaman üyelik iptalini de seçenekler arasına koymak zorundalar. Kullanıcılara bu alternatifleri görmek isteyip istemedikleri de sorulmak zorunda. Aynı şekilde üyeliklerin yenilenme zamanları geldiğinde de abonelern bu konuda bilgilendirilmesi de şart koşuluyor. Bir diğer nokta da abonelik iptallerinin zamanları konusundaki düzenleme. Adobe de en çok bu noktada sorun yaşayacak gibi duruyor. Adobe aboenliği sadece aboneliğin ilk 2 haftasında iptal edilebiliyor, aksi takdirde abonelik ücreti kullanım süresine göre tahsil ediliyor. Adobe'nin üyeliklerin yenilenme tarihi yaklaştığında bilgilendirme sistemi de bulunmuyor, abonelik habersiz şekilde otomatik olarak yenileniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/adobe-figma-anlasmasindan-neden-vazgectigini-acikladi-h139494.html", "text": "Geçtiğimiz aylarda Adobe, 20 milyar dolarlık bir satın alma teklifiyle Figma'nın kapısını çalmıştı. Figma da bu teklifi kabul etmişti. Hatta iki firma arasında sözleşmeler bile imzalandı. Anlaşmanın Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık komisyonlarındaki inceleme sürecinde ise iki firma, anlaşmayı karşılıklı olarak iptal ettiklerini duyurdu. Bu iptal kararının detayları sonunda paylaşıldı. Adobe ve Figma arasındaki anlaşma, hem Avrupa Birliği hem de Birleşik Krallık düzenleme kurumlarını harekete geçirmişti. Her iki kurum da anlaşmayı rekabeti önleyici yapıda bulmuştu. Avrupa Komisyonu açıklamasında, anlaşmanın \"küresel pazarlarda rekabeti önemli şekilde azaltacağını\" söylemişti. Bir hafta sonra da Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasalar İdaresi anlaşmaya engel olmuştu. Bir podcastte konuşan Adobe danışmanı Dana Rao, sonrasında iki firmanın anlaşmayı iptaline giden süreci açıkladı. Rao, iki firmanın şu anda rekabet halinde olmadıklarını iddia ederken, Figma'ya rakip sayılabilecek tek uygulamaları Adobe XD'nin de bu yılın başlarından bu yana \"yaşam desteğe bağlı olduğunu\" söyledi. Araçlarıyla şanslarını denediklerini ancak aracın başarısız olduğunu söyleyen Rao, Adobe'a göre iki firmanın müşterileri arasında bir örtüşme olmadığını ifade etti. Rao ayrıca \"rakiplerden veya tüketicilerden anlaşmayla ilgili bir şikayet gelmediğini\" de sözlerine ekledi. İş rekabet kurullarına geldiğinde ise Rao, düzenleyicilerin yeni doktrinlere \"fazla odaklı\" olduklarını söyledi. Burada Rao, antitröst analizlerinde rekabetin geleceğinin önemli rolü olduğunu belirten yaklaşımı işaret ediyordu. Kurumlardan gelen açıklamaların ardından Figma ile bir araya geldiklerini söyleyen Adobe yöneticisi, \"Önümüzdeki yola, zamanlamaya ve görüşmelerin tonuna bakarak, durmak için iyi bir zaman olduğunu düşündük.\" dedi. Adobe'un neden diğer firmalar gibi bu kararlara karşı mücadele etmediği sorulduğunda ise Rao, kurumları neyin ikna edip neyin edemeyeceğini anladıklarını ve her iki taraf için de mücadeleye devam etmenin anlamsız olduğunun anlaşıldığını söyledi. Rao, kendilerine söylenen şeyin özünde, gelecekteki rekabet sorununu çözmek için birinin yapabileceği tek şeyin anlaşma yapmamak olduğunu ifade etti. Adobe, anlaşmadan çekilmesinin ardından Figma'ya 1 milyar dolar ödeme yapacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/adobe-figma-satin-alimi-cekildi-h139414.html", "text": "Adobe, piyasadaki en büyük rakiplerinden biri olan Figma'yı satın almak için kolları sıvamıştı. Firmanın 20 milyar dolarlık teklifi de Figma tarafından kabul edilmişti. Özellikle Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık, antitröst kanunları açısından bu satın almayı incelemeye almış ve henüz onaylamamıştı. Bu durumdan bunalan iki firma, anlaşmayı iptal ettiklerini duyurdu. Anlaşmanın geri çekilmesiyle birlikte Figma, 1 milyar dolar olan sözleşme fesih ödemesini almaya da hak kazandı. Bir açıklama yayımlayan Adobe Başkanı ve CEO'su Shantanu Narayen, \"Adobe ve Fgma son düzenleyici kurum bulgularına kesinlikle katılmıyor ancak bağımsız olarak ilerlemenin, kendi çıkarlarımıza en uygun yol olduğuna inanıyoruz.\" ifadelerini kullandı. \"Adobe ve Figma'nın, yaratıcılığın ve üretkenliğin geleceğini birlikte şekillendirmek için bir vizyonu paylaştıklarını\" söyleyen Narayen, yine de kendilerinin, piyasada iyi bir konumda bulunan firmalarının önündeki devasa pazarın ortaya çıkardığı fırsatlara odaklanacaklarını vurguladı. Düzenleyici kurumlar, Adobe'un tasarım yazılımları pazarında neredeyse tekel durumunda bulunduğunu belirterek ve rekabete zarar vereceğini söyleyerek anlaşmayı ertelemişti. Şu anda da Adobe'un XD platfromundan daha iyi bir durumda olan Figma'nın Adobe bünyesine geçmesi durumunda alandaki olası inovasyonların zarar görmesinden çekinen AB ve Birleşik Krallık otoriteleri, anlaşmayı onaylama sürecini uzatmıştı. 14 Aralık'ta Adobe, anlaşmayla ilgili olarak Birleşik Krallık Rekabet ve Piyasa Kurumu'nun, anlaşmayı antitröst kapsamına girmeyecek şekilde gerçekleştirmek için sunduğu çözümleri reddetmişti. Figma CEO'su Dylan Field ise bekledikleri sonucun bu olmadığını ancak binlerce saatlik incelemelerin ardından artık anlaşmanın gerçekleşmesini imkansız gördüklerini ifade etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/afyonkarahisar-tekerlek-izleri-h139204.html", "text": "Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde bu garip durum bölgeye dünyanın her bölgesinden ziyaretçi gelmesine sebep oluyor. Tarihi Frig Vadisi'nin uzantılarında yer alan Antik Yol; gizemli tekerlek izleriyle dolu jeolojik yapısıyla dünyanın dört bir yanından jeolog, arkeolog ve sanat tarihçilerinin de ilgisini çekerken konuyla ilgili farklı görüşlere de neden oluyor. Frig Vadisi, doğal bir açık hava müzesidir. 2015 yılından beri UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası Geçici Listesi'nde yer alan bu bölge, sadece sit alanı olmanın ötesinde 14 milyon yıllık gizemli tekerlek izleriyle dünya genelinde bir ilgi odağı halinde. Frigya'nın Göynüş Vadisi bölgesinde bulunan ve Kral Yolu olarak adlandırılan bölgedeki derin tekerlek izleri, 1994 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillendi. Tüf kayalıklarda oluşan izlerin, buranın bir ticaret yolu olarak kullanıldığını akıllara getirmekte. Bu izler, Afyonkarahisar-Eskişehir kara yoluna kadar uzanıyor ve yaklaşık 2 metreye kadar ulaşan dev bir aşınmadan söz ediyoruz. Başta bir araç izi gibi gelse de bunun çok farklı bir açıklaması olabileceği hep tartışılan bir konu oldu. Vadideki bu izler için net bir şey söylenmese de bilim insanları bölgede gerçekleştirdikleri çalışmalar etrafında birtakım iddialarda bulunuyor. Rus bilim insanı ve jeolog Alexander Koltypin'in bu konuyla ilgili ise ilginç bir iddiası var: 12-14 milyon yıl önceki üstün zekalı bir ırka ait olabileceği gibi. Ancak bölge üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar, bu iddiaları doğrulamıyor. Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Tanır, Frig Vadisi'nin tarihi dokusunun Hititler, Frigler ve Roma dönemlerine kadar uzandığını ve bölgeye birçok bilim insanının konuyu araştırmak için geldiğini de belirtmişti. Tanır, gelecekte yapılacak derinlemesine araştırmaların bölgedeki tarih ve kültürle ilgili daha fazla bilgi sunabileceğine inanıyor. Araştırmalar ışığında elde edilen veriler, buranın Paleosen dönemine ait olduğunu ve kayaç yapısının 12-14 milyon yıl önce oluştuğunu gösteriyor. Bu yolun ise sürekli kullanılması, tekerlekler tarafından aşındırılarak bu şekillerin oluştuğu en fazla savunulan görüşler arasında. Fakat Göbeklitepe'nin 12 bin yıllık olduğu ele alınırsa, 14 milyon yıl önce bu bölgede insanların yaşadığı iddiası kafa karıştırıyor. Bilimsel veriler net bir şey söylemese de şu anlık söylenilenler, iddiadan öteye gidemiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/aile-arasinda-2-konusu-oyuncu-kadrosu-fragmani-yayim-tarihi-h139209.html", "text": "2017 yılının sonunda vizyona giren ve yaklaşık 6 ay boyunca sinema salonlarında gösterilen \"Aile Arasında\" filmi için yeniden çalışmalara başlandığı ifade edildi. Birsen Altuntaş'ın haberine göre Aile Arasında 2, önümüzdeki yıl çekilecek. Gülse Birsel'in hayata geçirdiği proje, vizyona girdiği dönemlerde 5 milyondan fazla seyirci ile buluşmuş ve adını tarihe yazdırmıştı. Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen sinemaseverlerin ilgisini kaybetmeyen film için başlatılan devam filmi projesinin de en az ilki kadar ilgi çekmesi bekleniyor. Aile Arasında, Fikret ile Solmaz arasında geçen macerayı anlatıyordu. Fikret, zaten kendi hayatında zorluklarla boğuşurken, şarkıcılık yapan Solmaz ile evlilik rolü oynamak zorunda kalmıştı. Ortaya çıkan komedi, seyirciden tam not almayı başarmıştı. Devam filminde, ilk filmle tutarlı bir olay örgüsü olacak. Edinilen bilgilere göre Aile Arasında 2, orijinal kadroya ev sahipliği yapacak. Yani Engin Günaydın, Demet Evgar, Erdal Özyağcılar ve Gülse Birsel gibi isimler, ikinci filmde de karşımıza çıkacak. Aile Arasında 2'nin çıkış tarihi için hiçbir bilgi bulunmuyor. Edinilen bilgilere göre filmin çekimleri, yaz mevsiminde gerçekleştirilecek. Birkaç ay da hazırlık süreci olacağını düşünürsek, filmin vizyon tarihinin 2024 sonu ya da 2025 başı olacağını ifade edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ajda-pekkan-hayati-film-oluyor-h139757.html", "text": "Türk sinema sektörü, son dönemlerde daha çok ünlü isimlerin hayat hikayelerinin uyarlanmasına ev sahipliği yapıyor. Vizyona giren filmleri yakından takip edenler iyi bilir; Bergen ile başlayan furya, Dilber Ay, Mahsun Kırmızıgül, Barış Akarsu ve Cem Karaca gibi isimlerle devam etti. Gelen son haberler, bu furyanın bir süre daha devam edeceğini gözler önüne seriyor. Kesinleşmiş bir şey olmasa da Ajda Pekkan'ın hayatını anlatacak filmin başrolü, sevilen oyunculardan biri olan Serenay Sarıkaya olacağı söyleniyor. Ancak Sarıkaya, geçmişte Bergen için de anılmıştı. Bergen'e hayat veren oyuncu ise Farah Zeynep Abdullah olmuştu. Ajda Pekkan'ın hayatını anlatacak filmle ilgili aktarabileceklerimiz şimdilik bu kadar. Konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşanırsa sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/akdeniz-diyetinin-beynimize-etkilerini-ortaya-cikti-h138901.html", "text": "Bilim insanları uzun zamandır bunama ve Alzheimer gibi olguları araştırıyor. Uyku düzenimiz, stres seviyemiz, aktivitelerimiz gibi konuların yanında araştırmacıların merak ettikleri bir diğer konu da beslenme şeklimizin beynimize etkisi. Fransa'da yapılan ve 12 yıl süren bir araştırma bu noktada bize bazı cevaplar verebilir. Ülkemizde Ege ve Akdeniz kıyılarında, Avrupa'da da Yunanistan, İtalya, Güney İspanya ve Fransa'nın küçük bir bölümünde tercih edilen Akdeniz diyeti, ağırlıkla sebze ve meyvelerden, işlenmemiş bakliyatlardan, balıklardan, peynirlerden ve zeytinyağından beslenmeyi tanımlamak için kullanılıyor. Fransa'da yapılan çalışma, bu türden beslenmenin beyin sağlığına olumlu etki ettiğini gösteriyor. Akdeniz diyetinin kalp ve damar sağlığına olan olumlu etkileri biliniyordu. 65 yaşın üzerindeki 840 katılımcıyla gerçekleştirilen yeni çalışmada, bu diyetin faydaları arasında beyin sağlığına katkının da yer aldığı ortaya çıktı. Öncelikle Akdeniz diyeti, yedi ana diyet bileşenine göre ayrıldı ve bu ayrıma göre bir Akdeniz diyeti metabolomik skoru oluşturuldu. Böylece araştırmacılar, çalışma boyu izleyecekleri biyoişaretçileri de belirlemiş oldu. Bilim insanları bu çalışmada biyoişaretçileri inceledi. Metabolomik adı verilen ve zaman zaman dokularda, hücrelerde ve diğer hücre bileşenlerinde gördüğümüz bu küçük moleküller, hem hastalıklar hem de geçmişteki beslenme tercihleri hakkında bilgi verebiliyor. Bu yapıları inceleyen bilim insanları, ayrıca katılımcılara düzenli olarak testler de uyguladı. Beş nörobilimci tarafından uygulanan testler 2-3 yılda bir gerçekleştirildi. Bu testler arasında hem bilişsel becerilerin ölçümü hem de tomografi gibi değer ölçümleri yer aldı. Test sonuçlarından toplanan veriler, Akdeniz diyeti ile beslenmeyen kontrol grubunun sonuçlarıyla da karşılaştırıldı. Bu karşılaştırmada, gerek tetkik sonuçları gerekse de hastalıklara işaret eden metabolomikler açısından Akdeniz diyetini tercih eden kişilerin durumlarının daha iyi olduğu ortaya çıktı. Üstelik Akdeniz diyetiyle beslenen kişilerin bilişsel kapasitelerindeki gerilemenin de daha düşük olduğu görüldü. Öte yandan araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise bazı sonuçların tutarsız gözükmesi oldu. Araştırmacılara göre bu durumun nedeni, katılımcıların anketlerde verdikleri cevapların tam olarak gerçeği yansıtmaması. Araştırma, Molecular Nutrition and Food Research'te yayımlandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/akillara-kazinan-yilbasi-reklamlari-h130352.html", "text": "İyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Takvim yapraklarının sıfırlanmasına günler kalmışken birçok firma çeşitli kampanyalar ya da güzel dileklere yer verdikleri reklamlar yayınlıyor. Rengarenk süslerle dolu parıldayan ağaçlardan Noel Baba'ya, geyik şeklindeki şekerlerden çeşitli hediyelere kadar birbirinden farklı yılbaşı temalı reklamlar ile karşınızdayız. British Airways'in hazırladığı yılbaşı afişinde Bu yılbaşında bir araya gelin yazıyor. Başlıktan da anlayacağınız gibi ana tema uzaktaki sevdiklerimize kavuşmak. Bir deterjan firmasının paylaştığı reklamda dertli ve pembe kıyafet giymiş bir Noel Baba görüyoruz. Reklamda verilmek istenen mesaj, bizim ürünümüzü kullanın kıyafetinizin rengi solmasın. Çatıdan girerken dikkat edin, köpek var! Bir köpek maması markası, Noel Baba'yı uyarıyor. Bacadaki tabelada Noel Baba'nın aşağı inince köpekle karşılaşabileceği yazıyor. Ailenin bütün fertlerini unutma yazan afişin vermek istediği mesaj, bir ailede yalnızca insanların değil aynı zamanda hayvanların da olabileceği. Ünlü alkol markası Heineken'in paylaştığı reklamda, kaza yapmış bir Noel arabası yer alıyor. Hediyelerin yere saçıldığı afişin kenarında ise Alkollüyken araba kullanmayın yazıyor. Bu sene hediyeler Mercedes ile dağıtılacak. Mercedes-Benz'in 2013 yılına girerken hazırladığı tasarım oldukça beğenilmişti ve günümüzde hatırlanan yılbaşı reklamları arasında yer almaya devam ediyor. Küresel ısınma yüzünden kar bile yağmayabilir. Greenpeace'in bu reklamı bize küresel ısınmanın tehlikelerini hatırlatıyor. Kar küresinde kardan adam yerine yalnızca bir şapka, atkı, havuç ve birkaç küçük taş yer alıyor. Dominos'un hazırladığı afişte klasik bir yılbaşı ağacı yerine ağaç şeklinde bir pizza dilimi yer alıyor. Oldukça yaratıcı şekilde hazırlanmış pizza diliminin üstündeki biber ve sucukların duruş şekli de tıpkı yılbaşı ağacının üstündeki süsleri andırıyor. Bu deterjan, yılbaşı ağacı şeklinde üzerinize bulaşmış mürekkebi bile çıkarıyor. Çamaşır deterjanı markası Tide, ürününün yılbaşı ağacı şeklindeki mürekkep lekeleri de dahil olmak üzere her türlü lekeyi çıkarabileceğini iddia ediyor. Afişte Beyaz, temiz bir yıl diliyoruz yazıyor. \"Eyvah, hediye almayı unuttum!\" derdine son. Çikolatalar, yalnızca yılbaşlarında değil yılın herhangi bir zamanında da mükemmel bir son dakika hediyesidir. Quality Street, çikolatalarını bir geyik kafası şeklini almış şekilde yere yaymış ancak siz isterseniz yılbaşı ağacı ya da daha farklı şekiller verebilirsiniz. Benim Noel Babam kutu kola gibi adamdır. Coca Cola'nın kutu kolanın üstüne yalnızca bir kemer yerleştirdiği bu reklam çalışması, oldukça basit bir tasarıma sahip olsa da çok yaratıcı. Bu yılbaşında ağaç almanıza gerek yok. Bir elektrikli testere üreticisinin hazırladığı bu reklam, ürünün gücünü fazlasıyla yansıtıyor. Kahve denince akla gelen ilk markalardan biri Starbucks oluyor. Firmanın reklamı hem kullanılan renkleri hem de tasarımıyla yılbaşı hissini oldukça iyi ortaya çıkarıyor. Bu sefer zilleri değil Pringles cipsleri şıkırdatıyoruz. Cipssiz ve atıştırmalıksız bir yılbaşı düşünülemez. Ünlü cips markasının hazırladığı bu reklamın sloganı da klasik yılbaşı şarkısı Jingle Bells'in uyarlanmış hali. Patates kızartması severlerin yılbaşındaki kapı süsü tam da böyle olmalı. Üstünde bir de sosları varsa tadından yenmez! O yılbaşında havai fişekler renkli değildi ve biraz da hamurumsuydu. Barilla'nın spagetti şeklindeki havai fişekleri, yılbaşının enerjisini fazlasıyla yansıtıyor. Noel Baba'nın da dinlenmeye hakkı var. Bu reklam, Noel Baba'nın bile \"ara vermesi\" ve bir KitKat alması gerektiğini ima ediyor. Bonus: 2008 yılında Boyner'in T-box için ülkemizde hazırladığı bu reklam çalışması çok konuşuldu. Mali krizin yaşandığı günlerde hem morali bozulan tüketicileri güldürmeyi hem de yılbaşı öncesi satışlarını artırmak isteyen firma, 'Bu yılbaşı kriz, kışınıza kaçmasın' ve 'Ya al ya terket' isimli iki kampanya başlatarak uzun süre gündemde kaldı. Sizin en beğendiğiniz reklam hangisi oldu? Fikirleriniz yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Herkese mutlu, sağlıklı ve güzel bir yıl diliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/alacakaranlik-yonetmeni-yeniden-cekilirse-bella-edward-kimin-canlandirir-acikladi-h138878.html", "text": "Alacakaranlık serisinin bir dönem sahip olduğu büyük hayran kitlesi, kitapların film serisine dönüşmesini sağlamıştı. O filmlerin yönetmen koltuğunda Catherine Hardwicke yer alıyordu. Filmler her ne kadar büyük sansasyon yaratmış olsa da eleştirilerden kurtulmayı başaramamıştı. Hardwicke, katıldığı bir podcast programında Bella Swan ve Edward Cullen rolleri için Jenna Ortega ve Jacob Elordi'yi \"mükemmel\" tercihler olarak gösterdi. Elordi hakkında konuşan yönetmen, \"Demek istediğim, o harika. Muhtemelen bugün Edward olurdu.\" ifadelerini kullandı. Hardwicke, Bella rolü için ise \"Bugün çok sayıda gerçekten havalı genç oyuncu var. Az önce Jenna Ortega'dan bahsetmiştiniz, o muhteşem.\" dedi. Ünlü yönetmen ayrıca geçmişteki oyuncu tercihleri hakkında da açıklamalarda bulundu. Edward rolü için Robert Pattinson'ı seçtiğinde stüdyonun kendisine inanmadığını ifade eden Hardwicke, ilk aşamada Pattinson'ın fazla kiloları olduğunu ve bu nedenle stüdyonun mesafeli davrandığını ifade etti. Hatta stüdyoya kendi yaptığı seçmeden videolar gönderdiğinde yönetmene emin olup olmadığının da sorduklarını açıkladı. Hadrwicke, Pattinson'ı seçmesinde oyuncunun çene hattının önemli rol oynadığını da söyledi. Alacakaranlık serisi toplamda beş yapımdan oluşurken, gişede de toplamda 3 milyar doları geride bırakmayı başarmıştı. Eleştirmenlerden gelen tepkiler karışık olsa da Alacakaranlık serisi Pattinson'a da büyük şöhret getirmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/alegori-nedir-ornekleri-h139643.html", "text": "Alegori, 17. yüzyıla kadar resimlerde görülen mitolojik, dini ve moralistik konulardan ibaretken sonralarında beşeri ve toplumsal alanlarda da yer aldı. Bir miras gibi dönemsel değişikliklere uğrayan, kültürel sembollerin anlam bulduğu alegori örneklerini görünce dolaylı anlatımın aslında bambaşka bir şey olduğunu anlayacaksınız. Belki de daha önce hiç duymadığınız alegori hakkındaki bilgileri ve nelerin içinde olduğunu öğrenince hem şaşıracak hem de biraz aydınlanma yaşayacaksınız. Alegori ne demek? sorusuna alacağınız cevaplara hazırsanız bu sanat tarzının büyülü dünyasında keşfe çıkıyoruz. Hayatın karmaşık ve bazen anlaşılmaz yönlerini basit ve anlaşılır hikayelerle anlatma sanatı olan alegori, günlük hayatımızda da sıkça karşımıza çıkan bir sanat tarzı. Alegori ile yazılmış veya çizilmiş eserlerde, kimi zaman bir hayvanın maceralarında gizlenmiş bir insanlık eleştirisi yer alırken kimi zaman da fantastik bir dünyada yaşanan hikayeyle toplumsal yorumlar olabilir. Gerçeğin aynasında bizi hem eğlendiren hem düşündüren alegori, hayatın en karmaşık konularını bile sade ve etkileyici bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor. Alegorik anlatım ne demek? dediğinizde ise karşınıza TDK'deki gibi net tanımlar çıkar. Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme; yerine. alegori tanımı iken Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu. da buna eklenir. Kısacası aslında alegori için bir şey söylerken başka bir şey kastetmek de diyebiliriz. Alegori kökeninin derinliklerine indiğimizde ise Grekçe olduğunu görürsünüz. öteki/diğer anlamına gelen allos ve toplulukta konuşmak anlamına gelen agoreuein kelimesinden dilimize alegori olarak gelmiştir. İlk alegorik eser nedir? sorusuna aslında kesin bir cevap vermek mümkün değil. Bazı araştırmacılar, İbn-i Sina'nın tek alegorik eseri olan Hayy bin Yakzan ile bizim de bu tarzı benimsediğimizi savunur. Bunun yanı sıra bazı araştırmalar da Hüsn-ü Dil'in ilk olabileceğini belirtir. Alegori nerede kullanılır? sorusuna aslında verilecek çok fazla başlık var. Hemen hemen yerde alegori örnekleri görülebilir. Farklı sanat ve iletişim formlarında kendine geniş bir kullanım ağı bulan alegori, sıklıkla edebiyatta karşımıza çıkar. Romanlar, hikayeler ve şiirlerde görebileceğimiz bu tarz; karakterler, olay örgüleri ve mekanlar aracılığıyla genellikle moral, etik veya politik bir mesajı iletmek için kullanılır. Resim ve heykel gibi sanat eserleri ise alegorinin sıklıkla kullanıldığı bir diğer alandır. Görünenin ötesindeki anlamları iletmek için alegorik ögeler tercih edilir. Mimari yapılara baktığınızda da tasarımlarında alegorik unsurlar görebilirsiniz. Film ve televizyon yapımları da sıklıkla alegori içerir. Bazı filmler, sosyal eleştirilerini veya felsefi temalarını alegorik unsurlarla ifade eder. Bu tür filmler, seyirciyi düşündürmeye ve farklı perspektifler sunmaya yönelik olur. Çocuklara yönelik yapımlar ise sıklıkla alegori kullanarak karmaşık konuları basit ve anlaşılır bir şekilde sunar. Alegori kullanım alanları sadece bunlarla da sınırlı değil. Politikacılar ve aktivistler, genellikle karmaşık politik durumları veya ideolojileri açıklamak için alegorik hikayelerden yararlanır. Dini metinler, eğitim ve felsefe de alegori anlatım biçiminden faydalanır. Soyut konseptlerin somutlaştırılması bu dilin en belirgin özelliği. Alegorik dil, soyut konseptleri somut imgeler, karakterler veya hikayeler aracılığıyla anlatır. Bu, soyut fikirlerin daha anlaşılır ve somut hale gelmesini sağlar. İfade etme biçiminde semboller de kullanılabilir. Her sembol, yüzeyde görünenin ötesinde daha derin bir anlam taşır. Güvercinin barışı simgelemesi buna örnek verilebilir. Birden fazla anlam taşımasında ise çok katmanlı tarz tercih edilir. Bu çok katmanlılık, okuyucu veya seyirciye, metni veya eseri her okuduğunda veya gözlemlediğinde yeni anlamlar bulma fırsatı sunar. Alegori örnekleri içerisinde hepinizin bildiği eserler var. Alegori bazen kafa karıştırıcı bir konu olabildiği için aslında örneklendirme yapmak, konuyu daha anlaşılır kılıyor. En başta verdiğimiz örnek gibi adaletin simgesinde kullanılan detaylar alegori içerir. Bunun yanı sıra bereketi başak ile göstermek, ölümü tanımlamak için elinde tırpan olan bir iskelet kullanmak birer alegoridir. Dünya edebiyatında alegori örneklerine baktığımızda ise Hayvan Çiftliği göze çarpar. George Orwell eserinde, bir çiftlikteki hayvanların insanlara karşı başkaldırışını anlatırken aslında Sovyet Rusya'nın Stanilist rejimini eleştirir. Küçük Prens hikayesinde ise çocukluk masumiyeti ve yetişkin dünyasının karmaşası arasındaki çelişki, alegori anlatım biçimi ile anlatılır. Simpsonlar dizisi ise Amerikan toplumunun ve kültürünün eleştirisini, Springfield kasabası ve sakinleri üzerinden alegorik bir şekilde yapar. Platon'un Mağara Alegorisi ise en ünlü alegori örneklerinden biri. Platon, gerçek bilginin doğasını ve insanların gerçeklik algısını, bir mağarada zincirlenmiş insanların hikayesi üzerinden anlatır. Picasso'nun Guernica eseri ise Nazi bombardımanının protestosu niteliğini taşır. Resim, acı ve şiddetin kişiselleştirilmiş sembolleri ile doludur. Picasso'nun bu resmi hakkında birçok yorum olsa da kendisi de eserinde alegori olduğundan söz etmiş ama kullandığı simgeleri tam olarak açıklamamıştır. Genellikle klasik Türk edebiyatında karşımıza çıkan alegoriye çoğunlukla tasavvufi eserlerde rastlanır. Bunun nedenlerin biri de tasavvufi eserlerin, doğaları gereği iki anlam katmanına sahip olmalarıdır. Edebiyatta alegorik anlatım örnekleri arasında Yusuf Has Hacib'in eseri Kutadgu Bilig bulunur. Adalet, saadet, devlet ve akıl ile eserde, devletin nasıl olması gerektiği tartışılır. Yahya Kemal'in Sessiz Gemi, Tevfik Fikret'in Devenin Başı ve Ahmet Haşim'in Merdiven isimli şiirleri de Türk edebiyatı alegori örnekleri içerisindedir. Alegori ve metafor, her ikisi de soyut fikirleri somutlaştırmak için kullanılan edebi araçlardır ancak aralarında önemli farklar vardır: Metaforda doğrudan bir karşılaştırma yapılır ve genellikle kısa, öz olur. Örneğin Zaman bir nehirdir. ifadesinde zamanın akışı, nehrin akışına benzetilir. Alegori ise derin anlam veya mesaj içerir, geniş kapsamlıdır. \"Hayvan Çiftliği\" örneği yine verilebilir. Alegori bunda olduğu gibi genellikle eserin tamamında veya büyük bölümünde kullanılır. Alegori denilince sizin de aklınıza gelen örnekler varsa yorumlarınızı bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/alkolun-sperm-yapisini-bozdugu-ortaya-cikti-h139348.html", "text": "Fazla alkol tüketiminin sağlığa zararlı olduğu yıllardır bilinen bir gerçek. Hatta hamile kadınlardaki alkol tüketimi, doğmamış bebeklerini bile etkiliyor. Ancak ABD'de hizmet vermekte olan Texas A&M Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bilim insanları, baba adaylarının da alkol kullanımına dikkat etmeleri gerektiğini ortaya koydu. Gebelik sonraki süreç için genelde annenin alkol tüketmemesi gerektiği söylenir. Ancak durumun bundan daha kritik olduğu ortaya çıktı. Yeni araştırmaya göre erkekler, baba olmaya karar vermeden en az 3 ay önce alkol kullanımını bırakmalılar. Aksi takdirde bebeğin gelişimi, annenin alkol kullanımına eş değer sonuçlara yol açıyor. Bilim insanları, söz konusu araştırma için fareleri kullandılar. Erkek farelere 10 hafta boyunca içerisinde yüzde 6 ila yüzde 10 oranında alkol bulunan içeceklerle besleyen araştırmacılar, daha sonra testislerdeki genleri incelediler. Yapılan inceleme, söz konusu genlerde değişimler yaşandığını gözler önüne serdi. Üstelik bu değişim, en az 1 ay boyunca düzelmemişti. Bununla birlikte sadece su ile beslenen erkek farelerin testisleri, genetik açıdan hiçbir sorun yaşamamıştı. Araştırmanın lideri olan Michael Golding, alkolün üreme üzerindeki etkisinin karaciğer kaynaklı olduğunu söyledi. Bilim insanına göre alkolün karaciğere yaptığı stres, üreme fonksiyonlarında da baskıya yol açıyor, bu da genetik bozulmaya neden oluyordu. Ancak yapılan araştırma, bebeklerde görülen alkol kaynaklı sorunların sadece babadan kaynaklandığı sonucuna ulaştırmadığını belirtelim. Tıp dünyası, alkol kaynaklı olduğu düşünülen gebelik sorunlarını genellikle anneye bağlar. Michael Golding, bunun anneler üzerinde büyük psikolojik travmalara yol açtığını ancak yaptıkları araştırma ile bu algının yıkıldığını söyledi. Yani bir gebelikte alkol kaynaklı sorun yaşandıysa bunun tek nedeni anne olmayabilir. Babanın döllenme öncesi alkol kullanım alışkanlığı da doğmamış bebek üzerinde etkiye yol açabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-aws-re-invent-tum-duyurular-h138927.html", "text": "Amazon Web Services, teknoloji devinin en önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor ve pek çok internet hizmetinin de altyapısını oluşturuyor. AWS, dünyanın en kapsamlı ve popüler bulut hizmet servisi olarak biliniyor. Bu avantajını korumak isteyen Amazon, yeniliklerini duyurmak için Las Vegas'ta AWS re:Invent adlı bir etkinlik düzenliyor. Etkinliğin ilk iki gününde çok sayıda yeni özellik duyuruldu. O özellikleri sizler için derledik. Günün en büyük duyurusu olan Amazon Q, AWS müşterilerine hizmet vermesi için geliştirilmiş olan bir yapay zeka sohbet botu. AWS CEO'su Adam Selipsky, bu botun kolayca sohbet edebildiğini, içerik üretebildiğini ve aksiyon alabildiğini ifade etti. Özelleştirilebilen bu bota ayrıca farklı platformlardan da erişilebilecek. Özellikle operasyonel süreçler, Amazon Q ile kolaylaştırılabilecek. Amazon Bedrock için Guardrails ile birlikte şirketler, bir modelin kullanacağı dili tanımlayabilecek ve kısıtlamalar uygulayabilecek. Örneğin bu model sayesinde yapay zeka sohbet botları, şirketin çalışmaları ile ilgisi olmayan konulardaki sorulara cevap vermeyecek. Amazon, etkinlikte iki yeni çipini de tanıttı. Bu çiplerden ilki, daha önceki Trainium çiplerden iki kat daha verimli elektrik tüketimine ve dört kat daha iyi performansa sahip olan ilk nesil Trainium'un yerini alacak olan Trainium2. Diğer çip ise çıkarım yapılacak işlemlerde kullanılacak olan Graviton4 oldu. Bu çip ise %30 daha iyi performansa, %50 daha fazla çekirdeğe ve %75 daha yüksek bellek bant genişliğine sahip. Her iki çip de yapay zeka çalışmalarında kullanılacak. Amazon, S3 nesne depolama hizmeti için büyük bir geliştirme duyurdu. S3 Express One Zone ile birlikte standart S3 nesen depolama hizmetinden 10 kat daha iyi bir performans elde etmek mümkün olacak. Bu özellik, yapay zeka eğitimlerinde ve yüksek kapasite gerektiren hesaplamalarda büyük avantaj sağlayacak. Amazon Web Services, re:Invent etkinliğinde ayrıca üç yeni sunucusuz hizmet paketini tanıttı. Aurora, ElastiCache ve Redshift için sunulan bu hizmet paketlerinde işin donanım ve back-end kısmını Amazon hallederken müşteriler en az donanım ihtiyacıyla ve bir IT birimi kurmaları gerekmeksizin çalışabilecekler. AWS'nin tanıttığı bir diğer hizmet ise yeni avuç içi tarayıcılar oldu. Bu tarayıcılar ile kişiler bir yere giriş çıkışlarında kimlik doğrulaması yapabilecek. Ayrıca bu sistem, Amazon One'ın kendi biyometrik ödeme yöntemlerine de eklenebilecek. Amazon'un yeni 195 dolarlık aracı, sanal masaüstü ortamları hazırlıyor. Fire TV Cube donanımında yer alan bu sanal masaüstü, firmaların büyük teknoloji altyapılarına yatırım yapmadan da çalışabilmelerini sağlıyor. AWS'nin tanıttığı bir diğer araç olan Neptune Analytics, grafk ve vektör veritabanlarını bir araya getirebilmeyi sağlıyor. Bu aracı kullanarak S3 nesne depolarındaki verileri anlamlandırmak mümkün oluyor. Clean Rooms ML ile birlikte Amazon'un müşterileri, gizliliği öne çıkaran ve birbirlerine benzeyen, şirketlere özel eğitilmiş yapay zeka modelleri kullanabilecek. Şirketler bu platformda işbirliğine gidebilecek. Clean Rooms ML ile birlikte dış partnerlerle veri paylaşımına gerek kalmayacak. SageMaker HyperPod ile birlikte AWS'in bulut bilişim tarafında büyük yapay zeka dil modellerini eğitmek ve ayarlarını yapmak mümkün olabilecek. Bu araç sayesinde dağıtılmış kümelenmeler üzerinden hızlandırılmış şekilde modelleri eğitmek, modelleri ve verileri farklı kümelenmeler üzerinde eşzamanlı test etmek mümkün olacak. Kendi görsel oluşturan yapay zekasına sahip şirketlerin arasında Amazon Web Services'in de katılacağı, re:Invest etkinliğinde duyurulan Titan ile kesinlik kazanmış oldu. Şu anda AWS müşterisi olan firmaların kullanabildiği Titan, benzer yapay zeka araçları gibi verilen metinleri görselleri çevirebiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-kasim-indirimleri-h117641.html", "text": "Dünya çapında başlayan Black Friday indirim sezonuyla birlikte ülkemizde de indirim sezonu açıldı. Amazon indirim sezonunu bu yıl da 'Gülümseten Kasım Fırsatları' adıyla başlattı. 13 Kasım 12.00'da başlayan ve bu gece yarısı sona erecek olan indirim sezonu boyunca her kategoriden pek çok üründe kaçırılmaması gereken fırsatlar var. Gelin, bugün Amazon'da öne çıkan indirimli ürünlere bakalım. Aylık 39 TL ücret karşılığında Amazon Prime üyesi olmak için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. Önemli not: Listede yer alan ürünlerdeki indirimler belirli bir süreyle sınırlı olabilir. İndirim süresi dolan ya da stokları biten ürünlerde farklı fiyatlarla karşılaşabilirsiniz. - KLASSE PRO BLACK EDITION 90x40cm Gaming Mouse Pad - İndirimli fiyatı: 265 TL - COSORI Airfryer - İndirimli fiyatı 1.999 TL - Stanley Klasik Vakumlu Termos, 1.9 L - İndirimli fiyatı 1.781 TL - Samsung Galaxy Z Flip5 8 GB/256 GB - İndirimli fiyatı: 34.649 TL - Acer Aspire 3 Dizüstü Bilgisayar - İndirimli fiyatı: 7.999 TL - Philips Hue Outdoor Renkli Akıllı Led Şerit, 5 Metre - İndirimli fiyatı: 3.739 TL - JBL Tune 500 Kulaklık - İndirimli fiyatı: 641 TL - Apple EarPods - İndirimli fiyatı: 534 TL - HP 86N52EA Dizüstü Bilgisayar - İndirimli fiyatı: 15.499 TL - Braun Series 5 9 in 1 Erkek Bakım Seti - İndirimli fiyatı: 1.499 TL - Oral-B D150 Şarj Edilebilir Diş Fırçası - İndirimli fiyatı: 694 TL - Hawk Gaming Chair FAB V4 Oyuncu Koltuğu - İndirimli fiyatı: 4.349 TL - Jabra Elite 3 Kulak içi Kablosuz Bluetooth Kulaklık - İndirimli fiyatı: 989 TL - Apple AirPods Pro (2. nesil) ve MagSafe Şarj Kutusu - İndirimli fiyatı: 6.779 TL - Amazon Prime Gaming ve özel kargo gibi seçeneklerden faydalanmak için buraya tıklayarak Amazon Prime üyesi olabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-prime-gecesi-firsati-indirimler-basladi-h138829.html", "text": "18.00 itibarıyla başlayan ve yarın sabah 04.00'e kadar devam edecek olan kampanyada Amazon, her yarım saatte bir sürpriz ve kaçırmamanızı şiddetle tavsiye edeceğimiz indirimler sunacak. Modadan spora kadar pek çok farklı kategoriden olacak bu indirimlerde biz elbetteki teknoloji odaklı ürünlere odaklanıyoruz. Önemli hatırlatma: Prime Gecesi dahilinde tüm indirimlerin Amazon Prime aboneleri özel olacağını unutmayın. Hala Amazon Prime üyesi olmadıysanız sizleri buraya tıklayarak ayda 39 TL'ye abone olmaya bekliyoruz. - Baseus Star-Lord Overseas Edition 22.5W 10.000 mAh Dijital Ekranlı Powerbank - COSORI 4.7 Litre Airfryer - MSI 27'' Curved Gaming Monitör - Philips Tam Otomatik Espresso Makinesi - Philips Hue GO v2 Şarjlı Akıllı Led Masa Lambası Tüm ürünleri takip etmek ve kampanyayla sınırlı süre için indirime giren ürünleri kaçırmadan almak isterseniz buraya tıklayarak kampanya sayfasını ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-prime-the-boys-4-sezon-fragman-h139008.html", "text": "Amazon Prime, gün geçtikçe dizi yelpazesini daha da genişletiyor. Her ne kadar süper kahraman temalı yapımlar çoğalsa da The Boys, aralarından sıyrılmayı başarıyor. 2019'da yayım hayatına başlayan ve 4. sezonu için çekimlere başlanan The Boys'un 4. sezon fragmanı paylaşıldı. Amazon, Gareth Ennis ve Darick Robertson'ın çizgi romanlarından uyarlanan dizi için kolları sıvamış durumda. Ayrıca The Boys evreninde geçecek olan yepyeni bir spin-off dizisi üzerinde çalışan Amazon, izleyicileri heyecanlandırmayı başarıyor. Amazon, dizinin 4. sezonu için bir fotoğraf paylaştı. Dizinin ilk sezonundan bu yana gördüğümüz aksiyon dolu sahneler, bu sezon da sıcaklığını koruyor. Fragmana bakılırsa The Boys, 4. sezona Neuman ve Singer'ın seçimi kazanmasıyla başlayacak gibi görünüyor; bu da gizli süper kahraman Neuman'dan intikam almaya çalışan Butcher, Hughie ve Boys'un aleyhine olacak. Variety'nin Eric Kripke ile kısa zaman önce yaptığı röportajda Gen V spin-off'unda tanıtılan süper hedefli virüs, The Boys 4. Sezonunda önemli bir olay örgüsü noktası olacak. Yeni sezonun 2024'te yayımlanacağı kesin. Ancak Amazon, yeni sezon için herhangi bir tarih vermedi."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-prime-video-reklam-geliyor-h137427.html", "text": "Amazon'un çevrim içi dizi ve film platformu Prime Video, çok uzun bir zamandır reklam göstermeye başlayacağı iddiaları ile gündemde. Eylül ayında gün yüzüne çıkan bilgiler, Prime Video'daki yeni dönemin 2024 yılında hayatımıza gireceğini ortaya koymuştu. Gelen son haberler, nihai sonun yaklaşmakta olduğunu gözler önüne seriyor. Amazon, abonelerine gönderdiği bir e-posta ile reklam gösterme döneminin ne zaman başlayacağını resmen açıkladı. Söz konusu e-posta'da yer alan bilgiye göre kullanıcılar, 29 Ocak 2024 itibarıyla reklam görmeye başlayacaklar. Tabii ekstra ödeme yapmak istemezlerse... Amazon'un gönderdiği e-posta'da, \"Geleneksel TV ile diğer çevrim içi platformlara kıyasla anlamlı derecede daha az reklam göstermeyi hedefliyoruz.\" şeklinde bir ifadeye veriliyor. Bu ifade, Prime Video'da gösterilecek reklamların, örneğin YouTube'daki kadar yoğun olmayacağı anlamına geliyor. Daha önce ortaya atılan iddialar, Prime Video'da saat başına 4 dakikalık reklamlar olacağını ortaya koymuştu. Kullanıcılar, Prime Video aboneliği için sadece Amazon Prime abonesi oluyorlardı. Bu abonelik, Türkiye'de aylık 39,00 TL karşılığında satın alınabiliyor. Reklam gösterme süreci resmen başladığında tüm Amazon Prime aboneleri reklamlı Prime Video abonesi haline gelecek. Reklam izlemek istemeyen kullanıcının, ABD'de aylık 2,99 dolar ödeme yapması gerekecek. Bu tutarın Türkiye'ye nasıl yansıyacağını ilerleyen dönemlerde belli olacak. Geçmişte edinilen bilgilere göre Prime Video'daki reklamlı dönem, önce ABD, Kanada, İngiltere ve Almanya'da aktif edilecek. Yılın ilerleyen dönemlerinde ise Fransa, İtalya, İspanya, Meksika ve Avustralya'daki Prime Video aboneleri reklam görmeye başlayacaklar. Türkiye, şu an için adı anılan ülkeler arasında bulunmuyor ki bu da bizim için -en azından şimdilik- iyi bir şey. Ancak er geç bu durum değişecek ve Prime Video, Türkiye'de de reklamlı olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-site-tasarimi-neden-goz-kanatiyor-h139570.html", "text": "Dünyanın dört bir yanında Amazon'u kullanan tüketiciler, işlev konusunda sitenin arayüzüyle ilgili pek sorun yaşamıyor. Kolay bir kullanıma sahip. Şirket, marka devleri arasında yer alıyor. Apple ve Microsoft'tan sonra Amazon, en kar sahibi üçüncü şirket. Yıllık gelirleri 280 milyar dolar! Şöyle de diyebiliriz, Amazon bağımsız bir ülke olsaydı dünyanın 86'ncı büyük ülkesi olurdu. Yani kullanıcılara güven ve memnuniyet sağladığı inkar edilemez. Bu satırları okuyan sizin bile birçoğunuz, hayatınızda en az bir kere Amazon'dan alışveriş yapmıştır. Hatta kargo hızına şaşırmıştır. Diğer internet sitelerindeki temaları gördükten sonra Amazon'a girince gözlerimiz kanıyor. Bunun bir nedeni, şirketin metin tabanlı kullanıcı arayüzü tasarım stratejisisinin, kullanabilirliğe dayanması. 1994 yılında piyasaya çıkan Amazon'un varlığını göstermesinden beri, UX açısından çok az değişiklik oldu. İnternetin emekleme dönemlerinde bile, ufak da olsa dijital bilgi sahibi olan herkes, Amazon'un arayüzünü rahatça kullanabildi. Zaten görüntüsüyle değil, diğer işlevleriyle ön plana çıkıyordu. Hızlı kargo denince akla ilk gelen site olmuşlardı. Web sitelerini yeniden tasarlamak, müşterileri bir nebze de olsa siteye karşı yabancılaştırabilirdi. Site, estetikten ziyade önemli özellikleri vurgulamaya odaklanıyor. Amazon'un amacı, bir şeyler satmak. Bu amaçtan yola çıkarak sitede istediğimiz her şeye en az tıkla ulaşabiliyoruz. İlgili ürünler, incelemeler, tek tıkla satın alma gibi e-ticaretten beklediğimiz her şeye sahip. Yani rengarenk ve hareketli bir tasarıma sahip olmaması onu esasında kötü bir site yapmıyor. Amazon arayüz tasarım lideri Mark Pearson da kullanıcıların göz hitabına yönelik tasarımlar yapmak yerine iş hedeflerine odaklandıklarını söylüyor. Arama çubuğu, sitedeki görünürlüğünü artırmak için genişletildi. Ürün kategorileri kısmı başlık menüsüne dahil edildi. Böylece sitede gezinirken okunabilirlik kolaylaştırıldı. Sekmeler de güncellendi ve daha önce kitap, elektronik gibi etiketlenen kısımlar artık kullanıcıların tarama geçmişine göre başlıklar olarak görünüyor. Çok çeşitli ürünler sattığı bilinen Amazon; kullanıcılara, beğendikleri şeyleri keşfetmeye ve hatırlatmaya odaklanıyor. Kısacası görünümden çok işleve önem veriyorlar. Amazon'un en çok önemsediği kullanılabilirlik ve erişilebilirlik, biz kullanıcıları kendine çekmek ve elde tutmak için gayet yeterli görünüyor ki sitenin tasarımı ne kadar kötü olursa olsun kullanmaya devam ediyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-titan-image-generator-metinden-goruntu-olusturma-h138955.html", "text": "Amazon, daha çok yapay zeka destekli teknolojilerini duyurduğu AWS re:Invent etkinliğinin 2. oturumunu gerçekleştirdi. O etkinlikte duyurulan teknolojilerden bir tanesi de Titan Image Generator isimli bir yapay zeka modeliydi. Bu model, metinlerden görüntü üretilmesi için çalışacaktı. Şimdiyse Titan Image Generator ile ilgili daha fazla bilgi edinme fırsatı yakaladık. Yapılan açıklamalara göre Amazon'un yeni yapay zeka modeli, özel bir filigran sistemine sahip olacak. Üstelik bu filigranlar görünmez olacak. Bunun için oluşturulan özel bir API, bir görüntünün yapay zeka tarafından üretilip üretilmediğinin anlaşılmasını sağlayacak. Üstelik Amazon'un geliştirdiği sistem, oluşturulan görüntünün meta verisinin ötesinde olacak. Yani görsel kodları üzerinde oynama yapılsa bile API, filigranı tespit edebilecek. Metinden görüntü üretebilen yapay zeka araçları, şu an için çok kaliteli sonuçlar üretemiyor. Ancak Amazon'un Titan Image Generator'u, diğerlerinden biraz daha farklı gibi görünüyor. Zira şirketin iddiasına göre yeni model, stüdyo kalitesinde görseller üretilmesini sağlayacak. Ancak şunu söylemek gerekiyor ki Titan Image Generator, bu haliyle son kullanıcıya uygun bir model değil. Geliştiricilerin, Titan Image Generator üzerine son kullanıcıya ulaşacak araçlar geliştirmeleri gerekecek. Amazon, Titan Image Generator için neden özel bir filigran sistemi oluşturduğunu da açıkladı. Hatırlayan okurlarımız vardır; ABD hükumeti, bundan birkaç ay önce yapay zeka üzerine çalışan Microsoft, Amazon, Meta ve OpenAI gibi firmalarla bir araya gelmiş ve güvenli yapay zeka için anlaşmaya varmıştı. Vasi Philomin isimli Amazon yöneticisi, Biden yönetimi ile yapılan anlaşma kapsamında böyle bir çalışma yapıldığını söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/amazon-urun-tavsiyeleri-h125423.html", "text": "Hayatın her alanından ürünlerin bulunduğu ve Türkiye'ye girişinden bu yana ürün yelpazesini giderek genişletmeye devam eden Amazon Türkiye'den yeni ürünlerle karşınızdayız. Her ay Amazon'dan aldığımız ürünleri sizlerle paylaşıyoruz ve bu ay da listemizde pek çok ürün var. Amazon Türkiye'den bu ay seçtiğimiz ürünler arasında dizüstü bilgisayar, HDMI kablosu, telefon kılıfı gibi ürünler var. Gelin, Amazon'dan kolay bir şekilde satın alabileceğiniz ve 30 gün içinde fikrinizden vazgeçtiğinizde hiçbir koşul olmadan iade edebileceğiniz ürünlere yakından bakalım. - Avantajlı fiyatlardan faydalanmak ve daha sonraki indirimlerden erken haberdar olmak için buradan Amazon Prime üyesi olabilirsiniz. Amazon Prime üyeliği içerisinde ayrıca hızlı kargo, Prime Video ve Prime Gaming yanında geliyor :) Eğer uygun fiyatlı ve günlük işlerinizi halledebileceğiniz bir dizüstü bilgisayar arıyorsanız HP'nin 15s dizüstü bilgisayarına göz atabilirsiniz. 15.6'' FHD IPS ekranı, Intel Core i3-1215U işlemcisi, 8 GB RAM ve 256 GB SSD depolaması ile yüksek performans gerektirmeyen tüm işlemlerinizi rahatlıkla yapabilirsiniz. iPhone 15 Pro Max için uygun fiyatlı kılıf arayışınız varsa ve telefonunuzun rengini göstermeyen bir kılıf yerine şeffaf bir kılıf arıyorsanız bu seçeneğe göz atabilirsiniz. Ama tabii belirtmekte fayda var, bu kılıf telefonunuzu çizilme gibi zararlardan korur ancak düşmeden koruyacak kadar dayanıklı bir kılıf değil. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Ofiste kullanan herkesin aşırı memnun kalıp birbirine övdüğü bu Lenovo mouse, hem sessiz çalışması hem gerçekten ergonomik ve rahat kullanmanızı sağlayann tasarımıyla tatmin eden bir ürün. Tabii ki bir oyuncuysanız ve oyun mouse'u arıyorsanız öneremeyiz ama günlük kullanım şiçin gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Yine ofiste sık sık kullandığımız ürünlerden biri bu 7'si 1 arada temizlik kiti. Ekran temizleme noktasında performansı aşırı iyi değil ama bunun dışında kulaklık, klavye. vb. ürünleri temizlemek için eklenmiş parçaları başarılı. Fiyatı da oldukça uygun olduğu için ''klavyenin arasına bir şeyler kaçtı'' ''laptopun menteşelerinin arasına toz doldu'' gibi senaryolar için alınıp kenara koyulabilecek bir ürün olduğunu söyleyebiliriz. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Yukarıdaki temizleme kitinin ekran temizleme performansının çok iyi olmadığını söylemiştik. İşte o açığı kapatmak için bu seti tercih edebilirsiniz. Bezi de temizleme solüsyonu da oldukça iyi ve iz bırakmadan güzel bir temizlik yapmanızı sağlıyor. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Eğer uzun. saatler bilgisayar başında çalışıyorsanız ve baktığınız ekran bir laptop ekranıysa, yüksekliği ayarlayabilmek gerçekten önemli. Bu istediğiniz yüksekliğe göre ayarlayabileceğiniz, ayrıca katlanıp kolayca taşınabilen laptop standı da bu ihtiyacınızı gidermek için oldukça iyi bir seçenek. Malzeme kalitesi son derece iyi, fiyatı da öyle. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. 4K Ultra HD görüntü desteği sağlayan, dayanıklı ve uzun ömürlü bir HDMI kablosu arıyorsanız Ugreen'in bu kablosunu gönül rahatlığıyla sepete ekleyebilirsiniz. Biz 3 metre olanı tercih ettik ancak 8 metreye kadar farklı boyutları da mevcut. Göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/amd-yapay-zeka-cipi-instinct-mi300x-mi300a-h139141.html", "text": "ABD'li çip üreticisi NVIDIA, yapay zeka dünyasının bir numaralı ismi oldu. Hatta şirket, ürettiği ultra güçlü GPU'larla bu alanda tekelleşti. Gelen son haberler, son tüketiciler için hazırladığı GPU'larla NVIDIA'yı hiçbir zaman deviremeyen AMD'nin, şimdi de bu alanda NVIDIA ile rekabet etmeye çalışacağını gözler önüne seriyor. Zira şirket, bugün düzenlediği bir etkinlikte yapay zeka odaklı yeni çiplerini resmen duyurdu. AMD'nin bugünkü etkinliğinde, yapay zeka teknolojilerinin eğitimi için kullanılan dil modelleri için tasarladığı \"Instinct MI300X\" isimli hızlandırıcı ile \"Instinct M1300A \"isimli APU duyuruldu. Yeni sistemleriyle ilgili oldukça iddialı konuşan AMD, anlattığı kadarıyla NVIDIA'nın H100 çiplerini geride bırakmış durumda. Hatta AMD'ye göre Instinct MI300X, \"dünyanın en yüksek performanslı hızlandırıcısı\". AMD tarafından yapılan açıklamaya göre Instinct MI300X, NVIDIA H100 ile kıyaslandığında 1,4 kat daha iyi performans gösteriyor. Yani bu çip, yapay zeka odaklı teknolojilerin daha hızlı eğitilmesini sağlayacak. AMD'nin yapay zeka eğitiminde GPU ile CPU'ları birleştirmeye yarayan MI300A APU'su ise bellek kapasitesi açısından NVIDIA H100'ün 1,6 katına sahip. Bu APU'nun yapay zeka eğitimine olan etkisi, daha hızlı eğitim ve 30 kata kadar enerji verimliliği olacak. AMD, düzenlediği etkinlikte sadece veri merkezleri ile geliştiricilerin kullanacağı yeni ürünlerini tanıtmadı. Şirket, son kullanıcıya da hitap eden en yeni işlemcisi Ryzen 8040'ı da duyurdu. Yapay zeka işleme için özel olarak dizayn edilen işlemci, AMD'ye göre Intel'in rakip çiplerinden çok daha iyi. AMD Ryzen 8040, şirkete göre video düzenleme uygulamalarında yüzde 65, oyun oynama sırasında ise yüzde 77 hızlı olacak. AMD, yeni ürünlerine ilişkin fiyat açıklaması yapmadı. Ancak şirket, Ryzen 8040 işlemci ile donatılan bilgisayarların önümüzdeki yılın ilk çeyreği itibarıyla kullanıcılara ulaşacağını söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/amerika-kirbac-cezasi-h139614.html", "text": "Kırbaçların gölgesinde sağlanan sözde adaletin ötesindeki cezalar, kan donduran bir gerçeği simgeliyor. Fotoğraflara baktığınızda, o insanların çektiği acıları düşünmek, sizi bir anlığına bile olsa o karanlık dönemin içine çekebilir. Kırbaçlamanın geride bıraktığı derin yaralar, sadece fiziksel değil aynı zamanda insanlığın vicdanını da sarsan bir hikayenin parçaları. Bu hikaye de bizi şunu yeniden hatırlatacak: Tarih sadece geçmişe ait değil; geçmişin ağırlığı, bugünümüzü şekillendiriyor. Amerika'nın erken sömürge döneminde cezalandırma biçimlerinden biri de kırbaçtı. Çubuk, anahtar, dokuz kuyruklu kedi, sjambok ve kamçı gibi özel aletlerle yapılan kırbaçlama; İngiliz sömürgecilerin, suçluları disiplin altına alma aracı olarak kullandığı yasa, Amerika'ya da gelmişti. Amerika tarihindeki belki de en rahatsız edici şeylerden biri olan kırbaçlama; hırsızlık, toplum içinde sarhoşluk ve itaatsizlik gibi çeşitli suçlar için kullanılsa da köleleri kontrol etme aracı olarak da tercih ediliyordu. Amaçları, kölelerin sadece fiziksel ceza alması değil aynı zamanda köleleştirilmiş nüfusa boyun eğdirmekti. Yani aslında psikolojik terör aracı olarak kullanılıyordu. Birileri durun demeye başlamıştı ama bunu duymak istemeyen bölgeler de vardı. Amerikalı toplumsal reformcu ve hümanist Dorothea Lynde Dix ve etkili birkaç kişi daha hapishanelerin iyileştirilmesini ve mahkumların insani muamele görmesi için çaba gösterdi. Bu hareketler sonrasında kırbaçlama, kamuya açık alanlarda yavaş yavaş azalsa da 20. yüzyıla kadar bazı bölgelerde devam etti. Maryland ise kırbaçlama yasasını tanımaya devam eden eyaletten biriydi. 20. yüzyılın başlarında Maryland'ın Baltimore şehrinde kırbaçlama, adli ceza biçimi olarak hala kendine yer buluyordu. Genellikle de saldırı, darp veya diğer şiddet içeren suçlulara uygulanıyordu. Delaware eyaleti de Maryland gibi hapishanelerde kırbaçlama cezasını kullanmaya devam etti. Kırbaç sayısına ise cezaevi yetkililerinin takdirine ve suçun ciddiyetine göre karar veriliyordu. Bazı tarihçiler, 1900 ila 1940 yılları arasında eyalette bin 600'den fazla erkeğin kırbaçlanmış olabileceğini söylüyor. Kırbaçlama cezası genellikle Baltimore Şehir Hapishanesinde yapılıyordu. Hapishaneyi ikonik hale getiren mahkumlardan biri de yukarıda gördüğünüz Clyde Miller. Soğuk bir mart gününde Miller'ı hapishanedeki ahşap direğe kolları uzanmış ve üst bedeni çıplak şekilde bağlıyorlar. Miller'ın suçu, karısını dövmekti. 50 tanığın izlediği sırada Miller, birden fazla düğümlü kayışa sahip dokuz kuyruklu kedi olarak nam salmış kırbaçla saniyede bir kırbaç hızında 20 kez kırbaçlandı. Acımasız kırbaçlamanın ardından Miller, hıçkırarak ve acıdan yarı baygın halde hapishane revirine götürüldü. Cezayı infaz eden Şerif Joe Deegan ise olaydan sonra bu görevden hoşlanmasa bile yalnızca kanunun aracı olduğunu ve bu kanunun kitapta yer aldığı sürece işini yapmaya devam edeceğini söyledi. Bu noktada insanın iş değiştirmesi mi daha mantıklı yoksa olduğu yerdeki kurallara istese de istemese de uymak mı bilemiyoruz. Hapishanenin son kırbaçlanan ismi Miller oldu. Kırbaçlama direğinin pürüzsüz ama karanlık yüzüne kelepçelenen Miller, Baltimore'da kırbaçlanan son kişi olmuştu çünkü hapishanede kırbaç kullanılması artık kamuoyunun dikkatini çekmeye başlamıştı. Eleştirenler; kırbaçlama cezasının gelişen insan hakları standartlarını, zalimce ve olağan dışı cezalara karşı yasağı ihlal ettiğini ve modası geçmiş bir ceza yöntemi olduğunu savunuyordu. Tabii ki kırbaçlamayı savunanlar da vardı. Onlara göre de bu ceza yöntemi, suça karşı caydırıcıydı. Hapishanedeki kırbaç uygulamasının incelemeye alınmasının ardından ve hukuki baskı ile de 1950'lerin ortalarında adli bir ceza olarak kırbaçlama yöntemi kaldırıldı. Yasalar sayesinde Delaware'de de 1952'de son kırbaçlanma gerçekleşti. Delaware'deki kırbaçlama direği ise 2020 yılına kadar Georgetown, Sussex County'de halka açık bir alanda sergileniyordu. Tarihçilerin ve aktivistlerin; kırbaçlama direğini, sistemik ırkçılık ve adaletsizliğin bir hatırlatıcısı olarak kınaması işe yaradı ve direk, Tarihi ve Kültürel İşler Dairesi deposuna kaldırıldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/amerikan-araba-neden-japonya-basarili-olamiyor-h139187.html", "text": "Gerek filmlerde gerekse gündelik hayatımızda sağlamlığı, tasarımı ve gücüyle efsaneleşmiş ikonik araba modellerinin önemli bir kısmını Japon araba markaları oluşturuyor. ABD'deki otomobil pazar payının da büyük bir kısmını Japon arabaları oluşturuyor. Makul fiyatları ve sunduğu özelliklerle \"fiyat/performans\" konusunda ABD'de yerli otomobil markalarından çok, Japon araba markaları tercih ediliyor. Toyota başta olmak üzere, ABD'deki araba pazarının %30'una Japon markaları hakim. Japon arabaları, hem yakıt tasarrufu hem güvenlik hem de dayanıklılık konusunda dünya genelinde kendini kanıtlamış nadir markalardan. Rakiplerine göre hem çok daha uygun fiyatlı hem de çok daha fazla özellik sunan Japon arabaları, düşük yakıt tüketim değerleri de göz önüne alındığında, dünya genelindeki diğer otomobil markalarına kıyasla sektördeki başarısını her geçen gün arttırıyor. Japonlar, Amerikan araçlarını güvenlik ve güç bakımından yetersiz buluyor; onlara ön yargıyla yaklaşıyorlar. Halk, yerel araçlarını yıllardır kullandığı için alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Japonlar, Amerikan araçlarının malzeme kalitesi ve güvenlik yönünden Japon araçları kadar başarılı olmadığını düşünüyorlar. Japon araba üreticileri, kendi ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde otomobil pazarında ciddi pazar payına sahip. ABD'nin köklü markalarından Ford, 2017 yılında Japonya'dan tamamen çekildi. Dünya genelinde her yıl ciddi satış rakamlarına ulaşan Ford gibi bir Amerikan devinin, Japonya pazarından çekilmesiyle birlikte görüyoruz ki yabancı markaların Japonya'da barınabilmesi o kadar kolay değil. ABD'li eleştirmenlere göre bunun başlıca sebeplerinden biri; Japonya'daki mevzuatın, yabancı otomobil üreticilerin neredeyse satışlarını engelleyecek kadar katı kurallar koyması. Japonya'daki araba pazarının %95'ini yerli üretim araçlar oluşturuyor. Japonya'da yüz ölçümü ABD'ye göre kat kat düşük olduğu için sokaklar hem çok dar hem de çok kalabalık. Bu sebeple Japonya halkı; \"Kei Car\" olarak adlandırılan, normal araçlara göre çok daha dar ve küçük araçları tercih ediyor. Amerikan araba üreticileri genel olarak \"Muscle Car\" yani kaslı arabalarıyla ünlü oldukları için daha geniş ve heybetli araçlar üretiyor. Bu tür araçlar da Japon araç kullanıcılarının ihtiyaçlarına hitap etmediği için Amerikan araçları tercih edilmiyor. ABD'li araba üreticilerinin ürettikleri hatchback araçlar bile Kei araçlardan daha büyük olduğu için bu araçlar Japon halkının ilgisini çekmiyor. Kei arabaların \"güvenliğinin yetersiz olduğu\" tartışmalarına karşın; birkaç yıl önce yapılan akademik araştırmalarda bu küçük arabaların normal arabalarla benzer güvenlik sağladıkları tespit edilmiş. Japonya'nın yüksek nüfusuna göre yüz ölçümünün yetersiz kaldığı bu ülkede; yollar ve sokaklar zaten yeterince dar iken bu araçları kullanmak, Japonya'da yaşayan biri için hiç mantıklı bir tercih değil. ABD'nin en büyük otomobil üreticisi General Motors, 2018 yılında Japonya'da yalnızca 700 araç sattı. Chevrolet, GMC ve Cadillac gibi dev şirketlere sahip olan General Motors, ABD'nin en büyük otomobil üreticisi konumunda. Bu kadar büyük bir şirket olmasına karşın, General Motors; Japonya'da bekledikleri satış değerlerinin çok altında kaldı. Amerikan araba üreticileri, Japonya'nın kendileriyle iş yapmayı zorlaştıran teknik engelleri kaldırdığı takdirde; Japonya'da yerel markalarla daha adil şekilde rekabet edebileceklerini ve satışlarının artacağını belirtiyor. Japonya'nın önde gelen araba üreticilerine göre; Amerikan araba üreticilerinin, Japonya dahil olmak üzere diğer ülkelerde başarılı olmak istiyorlarsa, global araç pazarına yönelmeleri gerektiğini belirtiyor. Japonya gibi dar sokaklara sahip ülkeleri düşünerek bu ülkelere özel olarak Kei Car'lara benzeyen, daha küçük araba modelleri üretmeleri gerektiğini, kullanıcıların istekleri doğrultusunda hareket etmedikleri takdirde başarılı olamayacaklarını söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/android-telefonlar-kullanicilari-dolandiricilardan-koruyacak-h139247.html", "text": "Son yıllarda en sık kullanılan siber saldırı yöntemlerinden biri oltalama. Teknoloji ilerledikçe oltalama saldırıları için kullanılan yöntemler de değişikliklere uğradı. En teknolojiyle arası iyi olan kullanıcılar bile bu saldırılara karşı tamamen güvende değil. Bu durumun farkında olan Google, Android işletim sistemini QPR2 Beta 2 adlı versiyonunda yeni bir anti-oltalama özelliği test ediyor. Android'in bir önceki betasında da \"Aldatıcı uygulama arama\" adıyla yer alan özellik, Ayarlar > Güvenlik ve gizlilik > Daha fazla güvenlik ve gizlilik yolu izlenerek bulunabiliyordu. Bu özellik bir defa aktifleşitirildiğinde, uygulama aktivitelerini oltalama veya diğer aldatmaya yönelik davranışlar açısından inceleyecek. Google, incelemenin cihaz üzerinde gerçekleştirileceğini ve sadece riskli bir aktivite ile karşılaşılması durumunda, kullanıcıyı uyarmak ve doğrulama yapmak için Google Play Protect'e bilgi gönderileceğini söylüyor. Özelliğin yakında güncellemelere ekleneceği, koda baktığımız zaman neredeyse kesin olsa da sistemin işleyişine dair detaylar henüz gizliliğini koruyor. Google henüz konuyla ilgili bir döküman paylaşmadı ya da duyuru yapmadı. Yine de koda yakından baktığımız zaman \"ContentProtection\" adlı bir sistem hizmeti görüyoruz, bu da \"İçerikKoruma\" anlamına geliyor ki uygulama davranışlarını incelemek muhtemelen bu hizmetin görevi olacak. Bu hizmetin genel olarak şifre alanı içeren, kullanıcı adı, e-posta, telefon numarası gibi hassas verileri talep eden uygulamaları incelemesi bekleniyor. Ayrıca bazı uygulamalar da bu hizmet üzerinden engellenecek. Yeni sistemin ne kadar verimli olacağı şimdilik bilinmiyor olsa da Android'in güvenlik anlamında önemli bir adım attığını gösteriyor. Zararlı yazılımlarla engelleyici yazılımlar arasındaki çekişme de devam ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/android-telefonlara-imessage-getiren-uygulama-nothing-chats-h138608.html", "text": "iOS ile Android ekosistemleri arasındaki en büyük çatışmalardan biri hiç şüphesiz iMessage. Apple'ın kendi mesajlaşma servisi, sadece iPhone sahipleri arasında iletişim sağlıyor. İnternet tabanlı bu iletişim uygulaması, Android telefonlarla ise yalnızca SMS üzerinden bağlantı kuruyor ve mesaj baloncuklarını dahi farklı renkte gösteriyor. Yani iMessage, Android telefonları ötekileştiriyor desek yeridir. Hal böyle olunca da Google, bu ayrımcılığa karşı çıkıyor ve tüm firmaların, iMessage'a benzer bir deneyim sunacak RCS'yi benimsemesi gerektiğini savunuyor. Şimdiyse yıllardır sona ermeyen bu tartışmalara yeni bir sayfa açacak gelişme yaşandı. Nothing Phone ekibi, kendi iMessage istemcisini geliştirdiğini ve bunu önümüzdeki günlerde yayımlayacağını açıkladı. \"Nothing Chats\" olarak isimlendirilen uygulama, kendi alanında bir ilk olacak. Geçmişte, üçüncü taraf geliştiriciler tarafından iMessage istemcileri oluşturuldu ancak ilk kez bir telefon üreticisi, böyle bir işe imza attı. Nothing Chats uygulaması, kullanıcıların iMessage'a çok benzer bir deneyim yaşamalarını sağlayacak. Ancak şimdilik bazı eksikler olduğunu söylemekte fayda var. Mesela bu uygulamada okundu bilgisi ve emoji ile tepki verme gibi bazı özellikler yok. Ekip, henüz beta aşamada olduklarını ve önümüzdeki süreçte, çok daha fazla özellik ekleneceğini söylüyor. Nothing Chats ile ilgili bazı tartışmalar yok değil. Android telefonlara iMessage deneyimi getiren uygulama, Sunbird isimli bir şirket tarafından destekleniyor. Bu firma, geçtiğimiz yıl kendi iMessage istemcisini oluşturdu ve Play Store üzerinden servis etti. Tartışma yaratan ise bu firmanın tercih ettiği çalışma mantığı... Sunbird, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya gibi bölgelerde sunucuları olan bir şirket. Bu sunucular, Mac mini'ler aracılığıyla mesajların Apple sunucularına aktarılmasını sağlıyor. İşte burası biraz sıkıntılı. Neticede iMessage'ı kullanabilmek için Apple ID'niz ile giriş yapmanız gerekiyor. Yani Apple'ın FBI ile bile paylaşmadığı şifrenizi Sunbird ile paylaşıyorsunuz. Şirket, iCloud giriş bilgilerini ve mesajları depolamadığını söylüyor ancak buna inanıp inanmamak, tüketicinin tercihine kalmış durumda. 17 Kasım Cuma günü itibarıyla Avrupa, ABD ve İngiltere'de erişime açılacak uygulama, Play Store üzerinden indirilebilir olacak. Kullanıcılara nasıl bir deneyim sunacağı da bu tarih itibarıyla netleşecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/android-telefonlara-pil-sagligi-yuzdesi-geliyor-h139528.html", "text": "iOS ekosistemindeki en etkili özelliklerden bir tanesi, iPhone'ların batarya durumunu gösterebilen \"Pil Sağlığı\". Bu özellik, bataryanın ne durumda olduğunu, değiştirilip değiştirilmemesi gerektiği hakkında fikir sahibi olunmasını sağlıyor. Gelen son haberler, bu özelliğin çok yakında Android ekosistemine de geleceğini gözler önüne seriyor. Google'ın, Android 14 QPR2 Beta 2'de gizli bir \"Pil Sağlığı\" sayfası olduğu ortaya çıktı. Bu sayfa, aynı iPhone'lardaki gibi batarya durumunu gösteriyor ve kullanıcılara, neler yapabilecekleri konusunda ipuçları da sağlıyor. Google bu özelliği Android 14'ün yerleşik bir parçası haline getirdiğinde Android telefon kullanıcıları da batarya sağlıklarıyla ilgili detaylı bilgi edinebilecekler. Aslına bakacak olursak Android ekosisteminde pil sağlığını gösteren üçüncü taraf uygulamalar ve özel kodlar var. Ancak bunlar kullanıcılar için çok da kolay bir deneyim sunmuyordu. Geliştirilen yeni özellik, kullanıcıların \"Ayarlar\" bölümüne girerek, batarya durumu ile ilgili detaylı bilgiler almasını sağlayacak. Google, Android 14'ü duyurduğunda bu özellik hakkında herhangi bir şey söylemedi. Hal böyle olunca Pil Sağlığı özelliğinin neler sunabileceğine ilişkin net bir bilgi sahibi değiliz. Ayrıca Pil Sağlığı özelliğinin kullanıcılara ne zaman ulaşacağı da şimdilik bilinmezliğini koruyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/aniden-duraksayan-kus-surusu-h139206.html", "text": "Kuşlar zaman zaman zekalarıyla, içgüdüsel hareketleriyle ve sürü hareketleriyle bizi bu zamana dek çokça şaşırtmıştır. Bazen bizim anlam veremediğimiz davranışlar sergileseler de aslında bu davranışların arkasındaki sebeplerin hepsi bilimsel anlamda bir yere sahip. Kuşların, yırtıcı bir hayvan radarlarına girdiğinde sessizleştiklerini görmüşüzdür. Aslında sorumuzun cevabı tam olarak da burada yatıyor. Normalde kalabalık insan topluluklarında ortamdan kolayca uzaklaşabilen kuşlar, tehlike yukarıdan gelince bu durumdan öyle kolayca kurtulamıyor. Özellikle şahin, kartal veya atmaca gibi büyük tehlike potansiyeli taşıyan bu yırtıcı kuşlar, doğal olarak kuş sürülerinin en büyük avcısı. Burada sessizleşmelerinin temel sebebi ise tek bir \"çıt\" sesi bile çıkartmak istememeleri. En ufak fark edilme durumlarında av olabilecek bu canlılar, bu tür durumlarda tehlikenin her türlüsüne karşı ani bir içgüdü ile mannequin challenge akımını yapıyorlarmış gibi bir anda sessizleşip donuyorlar. Üstelik bu davranış sadece kuş sürülerine ait bir özellik de değil, geyik ve zebra gibi av konumunda olan bazı canlılar için de bu durum epey yaygın. Bu davranışın en büyük örneğini belgesellerden verebiliriz, genelde radarlarına bir avcı giren geyik veya zebra ilk etapta nedense hiç kımıldamaz. Hatta ekran başında geyiğin kaçmasını söylediğimiz zamanlar bile olur değil mi? Aslında bu davranışın arkasında avcının dikkatini çekmeyi istememek içgüdüsü yatıyor. Tabii geyikler birbirlerini avcılara karşı nasıl uyarıyor bilinmez ancak kuşların bunu bayağı yüksek bir sesle yaptığı kesin. Hatta kuş dilinde uzaklardan gelen \"Avcı vaaar, kaçın!!\" naraları bile duymaları çok yüksek bir ihtimal. Çocuklar gibi şen şakrak konuşan kuşlar, bu çağrının ardından birden sessizleşebilir, hatta etrafındaki bir çok insana \"Simülasyon hata mı verdi, ne oldu ehehe.\" şakaları yaptırabilir. Hayvanların, birbirlerini avcılara karşı uyardıkları aslında oldukça bilinen bir davranış örneği. Her ne kadar başlığımızın ana kısmı kuşlar olsa da bu davranışı böceklerden tutun balinalara kadar görmeniz epey yüksek bir ihtimal. Yani her hayvan davranışının ardında çok da komplike bir cevap aramamak lazım, bazen cevap düşündüğünüzden bile daha basit olabilir diyerek sözü size bırakıyoruz!"} {"url": "https://www.webtekno.com/anlatim-bozuklugu-testi-h137865.html", "text": "Yazı dilinden konuşma diline kadar kendimizi ifade ettiğimiz her alanda bazı yanlışlar yapıyoruz. Bunlardan biri de anlatım bozukluğu oluyor. Gereksiz kelime kullanımı başta olmak üzere anlatım bozukluğuna yol açan birçok durum var. Eş anlamlı kelimeleri aynı cümlede kullanmak, gereksiz fiilimsiye yer vermek, sözcüklerin yanlış yerde kullanımı gibi çeşitli şekiller ile ortaya çıkan anlatım bozukluğunu gidererek aslında daha anlaşılır ve sade bir dil konuşmak mümkün. Yazarken dikkat etseniz de günlük konuşmanızda mutlaka ağzınızdan çıkan bazı anlatım bozukluklarını test haline getirdik. Haydi başlayalım! Dilimize o kadar yerleşti ki doğrusunu görünce bir garip olabilirsiniz. Gereksiz kelimeyle daha da kalabalıklaşan bir cümle. Dilimizin düzgün kullanılmasına takıntılı bir sevgiliniz varsa kurduğunuz cümlelere dikkat etseniz iyi olur. Bazı kelimelerin anlamlarını çok yanlış biliyoruz. Aslında hepimiz doğrusunu biliyoruz ama yanlışı hala çok yaygın. Keşke bunu da hala duymuyor olsak! Hiç inkar etmeyin, bu yanlışı yapmayan yok. Sanırım bu yanlış, büyüklerimizden bize geçti. Araba parçası terimlerinde, sık sık yapılan yanlışlardan biri. Doğrusunu bilsek de ara sıra ağzımızdan bu da kaçıyor. Ve son sorumuz ile testin sonuna geldik. Eminiz ki birçoğunuz ne kadar kolay test olmuş diyebilir, yazılı halde görünce hemen yanlışı fark etmiş olabilir. Ancak testteki birçok örneğin konuşma dilimizde halen var olduğunu unutmamak gerek. Dilimize yerleşmiş kalıplar ile aslında farkında olmadan anlatım bozukluğu yapıyoruz. Varsa sizin de vereceğiniz örnekler yoruma bekleriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/antik-medeniyetler-ayni-nasil-yapabiliyordu-h139190.html", "text": "Kimileri kabul etmese de tüm bunların açıklaması, kolektif bilinç dışı ile tanımlanıyor. Bazıları bu kavramı, sahte bilim olarak sayıyor bazıları ise insanların nasıl davrandığına dair ikna edici bir açıklama olarak görüyor. Kolektif bilinç dışı hakkındaki gerçekler neler? Bunun sayesinde insan davranışını açıklayabiliyor muyuz? konularına kafa yoranları içeriğimize alabiliriz. Belki de bazı taşları yerine daha kolay oturtabilirsiniz. Aztekliler tarafından yaklaşık 2 bin 500 yıl önce inşa edilen Güneş ve Ay Piramitleri, Mısırlıların MÖ 2 bin 600 dolaylarında yaptığı Mısır Piramitleri göz önüne alındığında \"Nasıl oluyor da birbirlerinden habersiz ama çok benzeyen yapılar inşa edebililiyorlar?\" sorusu akıllara geliyor. Bu da aslında kolektif bilinç dışı ile açıklanıyor. Çünkü, her iki medeniyetin de benzer yapılar yapabilmesi için birbirlerinden haberdar olmalarına gerek yok. Kolektif bilinç dışı kavramı sadece insanlar için geçerli değil. Videoda görmüş olduğunuz kunduz, evde yetiştiriliyor. Yuva yapmak ise onların doğasında var. Doğadaki gibi ağaç parçaları bulamasa da güvenli bir yuva yapma güdüsünü, ait olduğu şartlara göre şekillendiriyor. Doğduğundan beri familyasının böyle bir davranışından haberi olmayan kunduzun videodaki taklitinin de açıklaması, kolektif bilinç dışı. Şimdi gelelim konumuza ve her şeye en başından başlayalım. Varoluşçu Psikiyatrist Viktor Frankl'ın da öne sürdüğü gibi biz insanlar anlam bulmaya veya anlamlandırmaya yönelik doğuştan gelen bir ihtiyaca sahibiz. Nasıl yemek yemeye veya su içmeye, seks yapmaya, barınmaya, sevmeye ve sevilmeye ihtiyaç duyuyorsak anlama da ihtiyacımız var. Örneğin, gök gürültüsünü bizler şu anda bilimsel olarak açıklayabiliyoruz. Ancak atalarımız tarafından gök gürültüsü, tanrıların öfkesi olarak tanımlanıyordu. Aslında bazı psikolojik ve fiziksel olayları anlayamadığımızı hissettiğimizde mevcut bir açıklama ya da efsaneyi yakalar ve ona tutunuruz. Böylelikle de bilinmeyenle yüzleşmenin kaygısını ortadan kaldırırız. 1875 doğumlu Carl Gustav Jung, Sigmund Freud'un yakın arkadaşıydı ve psikoloji alanında öncüydü. Analitik psikoloji olarak bilinen kendi düşünce okulunu geliştirmek için Freud'tan ayrılan Jung, zihnin bilinçli ve bilinçsiz unsurları arasındaki bağlantıyı araştırdı. Jung; kolektif bilinç dışını, türün doğuşundan bu yana biriken ve genetik, psikolojik olarak nesilden nesile aktarılan insan bilgisinin, içgüdüsünün, hafızasının ve deneyiminin geniş bir deposu olarak tanımladı. Yani kolektif bilinç dışı, kişisel deneyimlerden değil atalarımızın kolektif deneyimlerinden oluşuyor. Doğuştan gelen bilgeliğin ve bilginin derin kuyusu olan kolektif bilinç dışı, tıpkı internet gibi hepimizi bilinçsizce birbirimize bağlıyor. Bu sayede birbiriyle alakası olmayan bireylerin, kabilelerin veya uygarlıkların sanat veya mimarisinde, mağara çizimlerinde, dininde, petrogliflerde çarpıcı benzerlikler ortaya çıkıyor. Dr. Jung bu fikrini açıkladığında birçok kişi tarafından alay konusu olsa da geçmişte veya günümüzde UFO'larla iletişime geçtiğimizi savunan fenomenlerin yanı sıra tanrı gibi kavramların içimizde yaşadığı arketip fikri daha mantıklı hale bürünüyor. Kolektif bilinç dışına verilen arketip örnekleri incelediğinizde Dr. Jung'un bugüne kadar Nasıl oluyor? diye sorduğumuz birçok soruyu cevaplandırdığını görebilirsiniz. Hayatımızdaki tipik durumların sayısı ile arketipler eşit olacağından bu durum sonsuzluğa doğru uzanıyor. Ancak Jung, bunlardan en önemlilerini seçti: Persona, Anima veya Animus, Gölge ve Benlik. Persona: Dış dünyaya karşı taktığımız maske ile aslında çıkarlarımızı koruyoruz. Persona kelimesi, tiyatro oyuncularının çeşitli rolleri canlandırırken taktıkları maskeden geliyor. Kelimenin anlamı da durumu tam olarak anlatıyor. Analitik psikolojide persona; insanın, kendisi olmayan karakteri yaşaması anlamını taşıyor. Yani kişi, aslında toplumun onayını almak için dış dünyaya karşı bir maske ve kimlik takıyor. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için de persona zorunlu hale geliyor. İnsanlarla iyi geçinmek, sevmesek bile onlara daha dostça davranmak, çıkarlarımızı korumak ve başarıya ulaşabilmek için gerekli. Çoğu insan, çalışma alanlarında bu maskeyi kullanıp akşam eve geldiğinde çıkarır. İkili yaşamda biri persona egemenliğindeki hayattır, diğeri ise iç dünyamızdaki hayat. Genellikle toplum taleplerinin öncelikli olması ile de persona mesleki ünvanlar, roller ve sosyal davranış alışkanlarını kapsar. Anima ve Animus: Her insanın içindeki erkekliğin ve kadınlığın temsili. Kimi zaman insanlar, eksik oldukları nitelikleri doldurma eğilimindedir. Bu da genellikle bir kişiliktir ve sıklıkla karşı cinsin özelliklerini üstlenir. Anima, erkeklerdeki dişiliği temsil ederken animus ise kadın ruhundaki erkekliktir. Erkek için anima, bir yandan anne ile bağlantılı iken diğer yandan erkek doğasının bilinçsizce kadınsı yanının imgesidir. Bu, aynı zamanda ideal kadın hakkındaki fikirleri de taşır. Kadın için animus ise ideal erkeğin ve kişiliğin bastırılmış erkek kısmının imgesidir. Genellikle ilk kez yansıtma yoluyla ortaya çıkan bu kavramlara ilk görüşte aşk örneği verilebilir. Bu durumda, bir erkeğin animasını kadına yansıtması ya da bir kadının animusunu bir erkeğe yansıtması ve bunun sonucunda bir çekime yol açması, arketipin açıklamasıdır. Gölge: Hoş olmayan niteliklerimizin saklandığı yer. Atalarımızdan miras aldığımız hayvan eğilimleri de dahil olmak üzere, inkar etmek istediğimiz tüm kınanacak özelliklerimiz bu arketip içerisinde. Utanç, korku, kıskançlık ve suçluluk gibi niteliklerin gizlendiği yer olan gölgenin ne kadar farkında olunmazsa da o kadar karanlık ve yoğun olabiliyor. Gölge, sadece olumsuz olmadığı gibi kişiliğin her yönünün telafi edici bir karşılığı olduğu ilkesini de sağlıyor. Gölgemizle etkileşime geçmek zorlayıcı olsa da dengeli bir kişilik için önem teşkil ediyor. Benliğin simgeleri, egonun kendisinden daha büyük bir bütünlük olarak kabul ettiği herhangi bir şey olabilir. Bir diğer önemli arketip olan benlik; insanların en derinde olduğu, somutlaştırmaya çalıştıkları kişidir ve onları benzersiz kılan da budur. Jung'a göre her bireyin nihai amacı bir benlik durumuna ulaşmak. Jung'un bireyleşme adını verdiği özel bir eylemin ardından benlik, tüm kişilik yapısının merkezi haline gelir. Ayrıca Jung'a göre benlik, doğal dindarlığımızın vücut bulmuş hali ve bilinçaltında kişinin iç uyumunu geliştirir. Mandala ise benliği temsil eden önemli sembollerden biridir. Mandala, sembolik olarak bütünlük kazanmaya yönelik çaba ya da ihtiyacı simgeliyor. Jung'a göre kişiliğin merkezinin de sembolüdür. Ateş, su, toprak ve havayı, rüzgarın dört yönünü ya da Meryem Ana'yı ifade eder. Benzer şekilde ahlak kuralları da kolektif anlayışa işaret eder. Farklı kültürler yaşıyor olsak da hırsızlık, dürüstlük ve cinayet gibi ahlak kuralları temelde tutarlı biçimde devam eder. Bu önemli arketiplerin yanı sıra diğerleri de anlamsızlığımıza anlam oluyor. İnsanlar çoğu zaman benzer rüyalar görüyor. Jung, rüyaların kolektif bilinç dışına açılan bir pencere olduğuna inanıyordu. Birbirleriyle ilişkisi olmayan kişilerin nasıl aynı tepkiler verdiğinin açıklaması da kolektif bilinçaltına göre rüyalar. Örneğin, rüyada bilinmeyen bir kişi tarafından kovalandığımızı görüyorsak muhtemelen bu rüya, atalarımızdan miras aldığımız ortak tehlike korkusunu yansıtıyor. Ortak ritüellerin açıklamasında da kolektif bilinç dışı yer alıyor. Ölüm ve doğum gibi bazı ritüeller farklı kültürlerde benzer semboller içeriyor. Hint ve Afrika kültürlerinde ölüleri yakma geleneği olduğu gibi. Bu da aslında ortak bir ölüm anlayışına işaret ediyor. Neşe ve öfke gibi birçok duygu da kolektif bilinç dışımızla bağlanan evrensel insan deneyimleri olarak açıklanıyor. Korku veya sevgi hissettiğimizde diğer insanların da muhtemelen aynı duyguları benzer şekilde hissettiğini düşünebilirsiniz. Heykel, müzik ve resim gibi sanatsal ifadelerde genellikle aşk, acı ve sevinç gibi semboller yer alıyor. Bu da sanattan duyguya kadar aslında her şeyin kolektif bilinç dışı ile yüklendiğinin göstergesi oluyor. Tehlikenin habercisi, bilgi ve yeniden doğuşun sembolüne kadar birçok şeyde yorumlanan yılan sembolü gibi tekrarlanan birçok semboller, ortak bir düşünce havuzunu ima ediyor. İster mistik yaratıklar olsun ister kahramanlar ya da asırlık masallar, hangisine bakarsanız bakın benzer temalar vardır ve ortak bir insan anlatısına hitap eder. Jung, kolektif bilinç dışını aslında hem çocuklar hem yetişkinlerde fobilerin nasıl ortaya çıktığı konusunda kullandı. Yüksek ses, karanlık, kan korkusu gibi bazı korkular kalıtsal genetik özellik ile kolektif bilinç dışından kaynaklanıyor olabilir. Çocuklara baktığınızda bazıları karanlıktan direkt korkar ancak bu korkuyu destekleyecek hiçbir şey yaşamamışlardır. Bu kavramın var olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt olmasa da bazı gözlemler ve teoriler kolektif bilinç dışı fikrini destekler. Örneğin çocukların belirli bilgi ve becerilerle doğmaları kolektif bilinç dışının kanıtı olarak gösteriliyor. Dayanağı olmasa da kolektif bilinç dışı, psikolojide oldukça popüler ve konu, araştırmacıların incelemeleri arasında yer almaya devam ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/app-store-en-cok-indirilen-oyun-ve-uygulamalar-h139274.html", "text": "2023 yılının sona ermesine az bir süre kalmışken birçok teknoloji devi, hizmetlerinin yıllık özetlerini paylaşmaya başlamıştı. Bunlardan biri de Apple idi. Şirket, geçen ayın sonunda yılın en iyi uygulamaları ve oyunlarını belirlediği App Store Ödülleri'nin kazananlarını duyurmuştu. Apple, bugün yayımladığı bir blog gönderisiyle App Store'da 2023'te en çok indirilen uygulamaları ve oyunları paylaştı. Apple'ın açıklaması ABD'yi kapsasa da toplamda 35 ülkeye özel olarak hazırlanmış listeler de uygulama mağazasına eklendi. Yani siz de App Store'a girip \"Bugün\" sekmesinden bu uygulamalara göz atabilirsiniz. Lafı uzatmadan gelin ülkemizdeki Apple kullanıcıları bu yıl en çok neleri indirmiş bakalım. - PUBG MOBILE - 101 Yüzbir Okey Plus - Subway Surfers - Roblox - Royal Match - Words of Wonders - Candy Crush Saga - Hay Day - Gardenscapes - Traffic Rider - Minecraft - Aylık Distopya - Mesih - Plague Inc. - Earn to Die 2 - Hitman Sniper - Başkanlar - RFS Real Flight Simulator - Grand Theft Auto: San Andreas - MONOPOLY - Football Manager 2024 Touch - NBA 2K23 Arcade Edition - Getting Over It+ - Gear.Club Stradale - Jetpack Joyride 2 - Asphalt 8: Airborn+ - Angry Birds Reloaded - Sneaky Sasquatch - Dead Cells+ - Bridge Constructor+ - Threads - YouTube - TikTok - Google Haritalar - Trendyol - CapCut Video Editor - e-Devlet - Deprem Ağı - Harika Haftalar - GSE SMART IPTV PRO - Shadowrocket - Forest - CamScanner+ - Blitzer.de PRO - JSPS APP - MilGPS - Threema. Listeleri incelediğimizde genel anlamda şaşırtıcı bir sonuç olmadığını görüyoruz. Oldukça popüler olan PUBG, ücretsiz oyunlarda zirvede. Ücretlilerde ise yine sürpriz olmayan Minecraft var. Uygulamalara baktığımızda çoğunluğun ana mesajlaşma uygulaması olarak kullandığı WhatsApp'ı görüyoruz. Ücretlilerde ise deprem öncesi uyarılar yapan ve 60 TL'ye satılan Deprem Ağı isimli uygulama bulunuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-85-milyar-dolarlik-hizmet-geliri-tehlikede-h139767.html", "text": "2023 yılı, teknoloji şirketleri açısından zorlu geçti. ABD ve Avrupa Birliği tarafından alınan kararlar ve davalar, şirketleri zora soktu. İşte 2023 yılında yaşananların uzantısı, bu yıl Apple'ı zora sokabilir gibi görünüyor. Google, uzun zamandır bir antitröst davası ile mücadele ediyor ve bu mücadelenin ucu Apple'a da dokundu. Mahkemeye verilen bilgilere göre Google, Apple'ın cihazlarında varsayılan arama motoru olmak için şirkete 26 milyar dolardan fazla para ödüyor. Apple bu parayı servis gelirleri kapsamında işliyor. Eğer Google ile Apple arasındaki anlaşmanın sonlandırılması gerekirse Apple'ın 85 milyar dolarlık servis gelirinin neredeyse dörtte biri, buhar olabilir. Avrupa Birliği, 2023 yılında Dijital Piyasalar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası gibi düzenlemelerle teknoloji şirketlerini köşeye sıkıştırdı. Bu bağlamda; Apple'ın App Store üzerinden kullanıcılar üzerindeki hakimiyeti de Avrupa Birliğini rahatsız eden hususlar arasında. Olur da Apple, üçüncü taraf kaynaklardan uygulama yüklemeye izin vermek zorunda kalırsa gelirlerde yine düşüş olur. Yukarıdaki tablo, Apple'ın cihaz satışları ile servis gelirlerinin kıyaslamasını gösteriyor. Tabloda da görebileceğiniz üzere servis gelirleri, 2018 yılından beri istikrarlı bir şekilde yükseliyor ve artık 100 milyar dolara merdiven dayamış durumda. Eğer bu gelir düşerse Apple'ın nasıl bir reaksiyon alacağını hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-acik-kaynak-kodlu-yapay-zeka-dil-modeli-ferret-h139601.html", "text": "2023'te en çok konuştuğumuz gelişmeler, daha çok yapay zeka ile ilgiliydi. Google, Microsoft ve OpenAI gibi teknoloji şirketleri, 2023 yılında birbirinden etkileyici yapay zeka teknolojileriyle karşımıza çıktılar. Ancak bir şirket, yapay zeka sektöründe daha sessiz kaldı. O şirket, tahmin edebileceğiniz üzere Apple'dı. Apple, şu ana kadar büyük bir yapay zeka teknolojisi duyurmadı. Ancak durumun çok da böyle olmadığı ortaya çıktı. Apple'ın, aslında Ekim 2023'te açık kaynak kodlu geniş dil modeli \"Ferret\"i yayımlamış olduğu anlaşıldı. Apple mühendisleri ile Columbia Üniversitesi bünyesinde çalışan araştırmacıların ortak projesi olan Ferret'in neden kamuya duyurulmadığının nedeni çok mantıklı. Edinilen bilgilere göre Ferret'in amacı, son kullanıcının isteklerini yerine getirmek değil. Ekip, bu geniş dil modelinin ilk aşamada araştırmalar için kullanılmasını istedi. Bunun altında yatan neden de çok akıllıcaydı. Geniş dil modelini eğitmek için tonla veriye ihtiyaç duyan Apple, bu yöntemle araştırmacıların veri kütüphanesinden faydalanacaktı. Yani bunun için kaynak ayırması veya kullanıcı gizliliğini ihlal etmesi gerekmeyecekti. Apple'ın yapay zeka dil modelinin yetenekleri, yukarıdaki görüntüde örnekleniyor. Sol üstteki fotoğrafta belirlenmiş bir alan içindeki hayvanın ne olduğuna ilişkin detaylı bilgi verebilen yapay zeka, sol alttaki ikinci modelde ise görseldeki gibi bir yemeğin nasıl yapılabileceğini tüm detaylarıyla anlatıyor. Ferret'in sessiz sedasız piyasaya sürülmüş olması, bu geniş dil modelinin ilerleyen süreçlerde iPhone ve Mac gibi Apple ürünlerine gelebileceği anlamına geliyor. Ancak Ferret'in bir iPhone'da tam olarak neler sunabileceğini konuşmak için henüz erken. Sektörün önde gelen kaynaklarına göre Apple, iOS 18 ile yapay zeka destekli özelliklerini kullanıcılarla buluşturacak. WWDC 2024, bu işletim sisteminden neler bekleyebileceğimizi gün yüzüne çıkaracak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-aile-paylasimi-dava-h139372.html", "text": "Aile Paylaşımı, Apple kullanıcılarının en fazla beş kişiye kadar satın aldıkları abonelikleri diğer üyeler ile paylaşmasına olanak veren bir hizmet. Aile üyelerinden her biri, satın aldığı müzik, uygulama, kitap ve diğer hizmetleri diğer aile üyeleri ile paylaşabiliyor. Ancak şirketin 2019'da ABD'de açılan toplu bir davadan dolayı başı ağrımaya başladı ve şirket, davada 25 milyon dolarlık ceza ödedi. Davada Apple'ın yanlış beyanda bulunduğu belirtildi. İlk olarak 2019'da açılan dava, sonraki süreçte daha da büyüdü ve pek çok kişi şirkete toplu dava açtı. Apple'ın kullanıcılara yanlış beyanda bulunduğu ve şirketin abonelik tabanlı uygulamaların, aile üyeleri ile paylaşılamaz olduğunu savunduğu belirtildi. Bu aboneliklerin yalnızca uygulamayı indiren ve abonelik satın alan bireysel kullanıcıya ait olduğu savunuldu. Ancak bu hizmette herhangi bir aile üyesinin satın aldığı abonelik, diğer üyeler ile paylaşılabiliyor. Mahkemede belirtilen söz konusu uygulamalar, 30 Ocak 2019 tarihine kadar hizmetin giriş sayfasında Aile Paylaşımı'nı desteklediği ve aile üyelerinin faydalanabileceğini gösteren bir ibare ile sunuluyordu. Mahkemedeki belgelerde milyonlarca kullanıcının bu hizmetten faydalanamadığı ifadesi yer alıyor. Hatırı sayılır bir kullanıcı sayısının, bu hizmete para ödeyip hizmetten belirtildiği gibi faydalanamadığı ifade edildi. Aile Paylaşımı tabanlı pek çok uygulama, indirildikten sonra efektif bir şekilde kullanılamadı ve bu durum, pek çok kullanıcının başını ağrıttı. 21 Haziran 2015 ila 30 Ocak 2019 tarihleri arasında Aile Paylaşımı hizmetine dahil en az bir kullanıcı, App Store'dan satın aldığı her bir abonelik için 30 dolarlık bir geri ödeme talebinde bulunabiliyor ve bu geri ödeme maksimum 50 dolar olacak. Kullanıcıların bu talepte bulunabilmeleri için 1 Mart 2024 tarihine kadar vakitleri var. Apple'ın ödeyeceği 25 milyon dolarlık cezanın 10 milyon doları, avukatlara ödenecek. En son duruşmanın ise 2 Nisan 2024 tarihinde yapılması bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-airpods-beyin-dalgalari-okuyabilir-patent-h136355.html", "text": "Apple, ürünlerine getirmeyi planladığı ilginç özellikler için sık sık patent başvurusunda bulunuyor. Örneğin geçtiğimiz haftalarda yuvarlanabilir bir telefon için başvuru yapıldığını görmüştük. Ayrıca, duvarınızı Mac'e dönüştürecek bir patentin alındığını da birkaç ay önce görmüştük. Şimdi ise teknoloji devinin AirPods kulaklıklar için bir patent aldığı ortaya çıktı. Bu ay şirkete verilen patent, şirketin AirPods modellerine ekstra sağlık özellikleri eklemek istediğini ortaya koyuyor. Patente göre Apple, kulaklıkların her tarafına çeşitli biyosinyalleri okuyabilecek küçük elektrotlar yerleştirmek istiyor. Şirketin, hem kablolu hem de kablosuz kulaklıklar için patenti aldığı görülürken cihazın beyin dalgaları aktivitesini ölçmeyi sağlayan elektroansefalografi içerebileceği belirtiliyor. Bu da gelecekte AirPods'un beyin dalgalarını izleyebileceği anlamına geliyor. Apple, açıklamasında yalnızca EEG'nin değil, elektromiyografi , elektrookülografi , elektrokardiyogram , galvanik deri tepksi gibi diğer sağlık izleme yöntemlerinin de kullanılabileceğini söylüyor. Kullanıcıların kulak şekline göre elektrotların yapılandırılması gerektiği de ekleniyor. Tabii ki bunların hepsi şimdilik sadece bir fikir. Bu tarz patentler her zaman gerçeğe dönüşmeyebiliyor. Gerçeğe dönüşecek olsa bile AirPods'ta bunları görmemize daha çok uzun bir süre olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca, Apple'ın beyin dalgaları gibi biyosinyalleri okumak için yetkililerden onay alması da gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-android-imessage-getiren-beeper-mini-kapatti-h139191.html", "text": "Apple'ın oldukça stabil ve sorunsuz çalışan iMessage servisi, şu noktada maalesef Android kullananların tabiri caizse camdan ekmek bandırarak izlediği bir hizmet olarak karşımıza çıkıyor. Çok sayıda firma da Android kullanıcılarını bu hizmetten yoksun bırakmamak için iMesssage'ı Android'e getiren birtakım uygulamalar çıkarıyor. Fakat bu uygulamalar, çoğu zaman bir Mac sunucusuna bağlanarak onun üzerinden mesaj göndermenizi sağlıyor. Yani direkt olarak servise değil, servise bağlı olan bir cihaza bağlanmış oluyorsunuz. Bu durumu ortadan kaldıran uygulama, geçtiğimiz cuma günü bazı problemler yaşamış ve şirket tarafından da sorunun Apple kaynaklı olduğu söylenmişti. Apple: iMessage'a erişmek için sahte bilgiler kullanan teknikleri engelledik. Dediğimiz gibi Beeper Mini, diğer servislerden farklı olarak uzaktaki bir Mac cihaz üzerinden çalışmıyor. Fakat opsiyonel olarak Apple üzerinden giriş yapabiliyorsunuz. Geçtiğimiz perşembe günü çıkış yapan uygulama, başta Apple'a sağlam bir darbe vurmuş olsa da daha sonradan kendisi de bir darbe almış oldu. Apple'ın açıklamasında \"sahte bilgiler\" ifadesini kullanmasının sebebi de açık. iMessage'dan mesaj göndermek için bir Apple cihazına ihtiyacınız var. Beeper Cloud, sunucudaki bir Mac üzerinden bunu gerçekleştiriyordu fakat Beeper Mini, direkt olarak hizmete erişiyor. Yani Android cihazınız bir şekilde Apple cihazı olarak anlaşılıyor. Buradan sonra Beeper Mini'nin kaderinin ne olacağını bilemiyoruz fakat şüphesiz, çıkar çıkmaz oldukça beğenilen bir uygulama olmuştu. Bir kullanıcı, güvenliğe önem veren Apple'ın SMS standardı kullanmasına dikkat çekti. Oldukça ironik."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-ceo-tim-cook-serveti-aciklandi-h139574.html", "text": "Apple'ı Steve Jobs'ın ardından devralan ve şirkette büyük adımlar atılmasını sağlayan Tim Cook, farklı söylemleriyle veya yaptıklarıyla sık sık gündeme gelerek kendini unutturmuyor. Bu yıl içinde kendisi, beklenmeyen bir şekilde maaşına indirim yaparak uzun süre gündemden düşmek bilmemişti. Bu bağlamda kendisinin 2022 yılındaki hedef kazancı 84 milyon dolarken 2023 senaryosunda bu miktar, 49 milyon dolara gerilemişti. Fakat Forbes tarafındaki verilere göre Apple CEO'su, bu kesintiye rağmen devasa bir miktarı elinde tutuyor. Fakat işin garibi, en zenginler listesinde buna rağmen 4 haneli sayılarda yer alıyor. Tim Cook'un serveti 1,9 milyar dolar. Bunun haricinde kendisi, 3,3 milyon Apple hissesini elde tutuyor. Bunların yaklaşık değeri ise 651 milyon dolardan fazla. Doğal olarak milyarder statüsünde olan Tim Cook, en zengin olmaya yakın bile diyemiyoruz. Zira kendisi, milyarderler listesinde 1647. sırada yer alıyor. Bu kadar milyarder var mı? diye düşünme payı vermeden listenin başında, 211 milyar dolarlık servetle Bernard Arnault'un yer aldığını belirtelim. Tim Cook'un hemen önünde Rippling'in kurucusu Parker Conrad, arkasında ise Ashmore Group'un CEO'su Mark Coombs yer alıyor. Bu yıl Tim Cook liderliğinde Apple, 3 trilyon dolarlık şirket değerini aşmayı başardı. Bazı analistler, bu değerin 2024 sonuna kadar 4 trilyon dolara ulaşacağını belirtiyor. Yani baktığımızda Tim Cook, Apple çatısı altında oldukça iyi işler çıkarmaya devam ediyor. 2024'te şirketin ve kendisinin ne durumda olacağını da hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-elon-musk-yuzunden-x-reklam-vermeyi-birakti-h138703.html", "text": "Elon Musk liderliği altında köklü değişikliklerden geçen X , bir tarafın eskiye dönüp iç çekmesine sebep olurken diğer taraftakilerin de platformdan soğumasına veya X'in geleceği hakkında endişelenmesine yol açıyor. Tabii platformun yanında Elon Musk özelinde dönen tartışmalar da var. Bu tartışmalar, Musk'ın platformun sahibi olduğunu da düşünürsek, X'in imajı üzerinde büyük pay sahibi olabiliyor. Farklı başta Apple gibi şirketlerin X'te reklam vermeyi durdurmasının ardındaki sebep de Axios haberine göre Musk'ın paylaşımları olmuş. Aşırı sağcı ve anti-semitik paylaşımlar bunun temel sebebi olarak gösteriliyor. Elon Musk'ın cevap verdiği söz konusu paylaşımda, Yahudilerin beyaz tenli insanlara karşı olan nefreti savunuluyor. Musk'ın bunu destekler nitelikte bir cevap yazması da tartışmanın asıl kıvılcımını verdi. Bundan önce de platformda yer alan antisemitik paylaşımlar tartışma konusuydu. X'in CEO'su Linda Yaccarino, durum hakkında X'in her zaman ayrımcılığa ve antisemitizme karşı bir duruş sergilediğini duyurmuştu. Bu paylaşımın altında da Musk'ın ayrıcalığı mı var? benzeri cevaplar birikti. Apple'ın şimdiki durumda ne kadar kalacağı bilinmiyor. Zira daha önce böyle bir durum yaşandığında Elon Musk, bizzat Tim Cook ile görüşmüştü ve çok da geçmeden X üzerinde Apple reklamlarını tekrar görmeye başlamıştık. Fakat bu sefer merkezde Musk var. Ayrıca reklamları durduran tek şirket Apple değil. Onun haricinde Disney, IBM, Paramount ve Warner Bros gibi önde gelen şirketler de var. Konunun hem Musk hem de X platformu çevresinde nasıl çözüleceği şu an için merak konusu. Biz de gelişmeleri size aktarıyor olacağız."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-gizli-cip-laboratuvari-kapilari-acti-h139085.html", "text": "Apple, çalışanlarının hangi proje üzerinde, nerede çalıştığını sır olarak saklamasıyla biliniyor. Teknoloji devi bu konuda o kadar ketum ki bazı projeler, tanıtım günleri gelene kadar gizli kalmayı başarıyor. Hatta bazı çalışanlar, aslında tam olarak ne üzerinde çalıştıklarını ya da iş arkadaşlarının parçası oldukları projeleri bile bilmiyor. Bütün bu gizemine rağmen Apple, en sonunda CNBC'ye kapılarını açmayı kabul etti. Apple'ın daha önce ziyaret edilen kısımlarına kıyasla bu laboratuvarlar oldukça gösterişsiz, herhangi bir firmanın laboratuvarı gibi duruyor. Bolca kablonun ve yanıp sönen led ışığın olduğu laboratuvarda birkaç mühendis, üstlerine geçirdikleri tulumlarıyla çalışmaya devam ediyor. Laboratuvarda yer alan 70 makine, yeni Apple ürünlerinde kullanılacak olan çiplerin testlerini gerçekleştiriyor. Renk kodu sistemiyle hangi makinede hangi tür çipin test edildiği takip ediliyor. Bu laboratuvar ilk kez kapılarını basına açarken, en son bir Apple test laboratuvarına basın girdiğinde de takvimler 2016 yılını gösteriyordu. 2020 yılından bu yana Apple kendi Mac çiplerini üretiyor. Bu süreçte test yapılan tesislerin kapıları hep kapalı kalmıştı. Cupertino'lu teknoloji devi şu anda iPhone, iPad, Apple TV ve HomePod'lar için A serisi, Macbook ve bazı iPad'ler için M serisi çipler üretiyor. Ayrıca Apple Watchlar S serisi, AirPods ve AirTagler U serisi çip kullanıyor. Apple Vision Pro'da ise R1 çip bulunuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-ios-18-ve-macos-15-gelistirme-surecleri-ara-verdi-iddia-h138448.html", "text": "Apple gibi büyük kurumlar, bir işletim sistemini piyasaya sürdükten sonra ara vermeden yeni işletim sistemi üzerinde çalışmaya başlıyor. Böylece olası gecikmelere karşı önceden önlem alma şansları olduğu gibi, sistemleri daha verimli çalışır duruma getirmeleri de mümkün oluyor. Apple bu defa yeni işletim sistemlerini geliştirme sürecini biraz ertelemek durumunda kalmış gibi gözüküyor. Bloomberg'den Mark Gurman'ın haberine göre Apple, iOS 18, macOS 18, WatchOS 11 ve tvOS 18 için gerçekleştirilen geliştirme çalışmalarını ileri bir tarihe aldı. Geliştirmelerde görevli olan ekip, şu anda var olan işletim sistemlerinde ortaya çıkan hataları ayıklamak ve düzeltmekle görevlendirildi. Cupertino'daki çalışanlar ayrıca var olan bazı sorunları da ortadan kaldırıp yazılımların performanslarını daha üst seviyeye çekmek üzere görevlendirildi. Apple'ın yazılımlardan sorumlu ismi ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Craig Federighi, yıllardır hataların ayıklanması için ciddi bir çaba sarf ediyor. Yeni işletim sistemleri için yapılan iç denetimlerde çok fazla hatanın gözardı edildiğini keşfeden Federighi'ye bağlı yazılım mühendisliği ekibinin bulgularının, bu karar üzerinde etkili olduğu belirtiliyor. Öte yandan bu karar, Apple'ın işi gücü bırakıp aylarca hatalarla uğraşacağı anlamına gelmiyor. Birkaç günlük bir sürecin ardından yeni işletim sistemleri üzerindeki çalışmalar devam edecek. Yani bu işletim sistemlerinin çıkış tarihlerinde bir değişiklik olmasını beklemiyoruz.. Var olan işletim sistemlerinin ise Mart ayında son büyük güncellemelerini alacağı tahmin ediliyor. Yeni sürümlerin de önümüzdeki yılın yaz aylarında düzenlenmesi beklenen geliştirici konferansında tanıtılacağını tahmin edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-iphone-en-iyi-oyun-uygulama-h118016.html", "text": "2023'ün sonuna gelmemizle birlikte ABD merkezli teknoloji devi Apple, App Store'daki en iyi uygulama ve oyunların listesini yayımladı. İlk aşamada 40 uygulamayı finalist olarak gösteren ekip, bunlar arasındaki en iyileri nihayet seçti. Apple'ın seçtiği uygulamalar, gerçekten de etkileyici özellikler sunuyorlar. Peki Apple'ın bu yıl için seçtiği en iyi uygulamalar hangileri? Gelin hep birlikte, 2023'ün en iyi uygulamalarına, kategori kategori bakalım. Apple'a göre yılın en iyi iPhone uygulaması, AllTrails: Hike, Run & Walk. AllTrails tarafından geliştirilen uygulama, doğa yürüyüşleri ve bisiklet sürmek için en iyi lokasyonların bulunmasında yardımcı oluyor. AllTrails: Hike, Run & Walk'a buradan ulaşabilirsiniz. Yılın en iyi iPhone oyunu olarak seçilen Honkai: Star Rail, fantastik dünyada geçen bir RPG oyunu. Uzak Doğu temalı oyun, yüksek görüntü kalitesi ile dikkat çekiyor. Yılın en iyi iPad uygulaması, Pret-a-Makeup seçildi. Bu uygulama, kullanıcıların yüzlerce şablon içerisinden makyaj çalışmaları yapabilmelerini sağlıyor. iPad için geliştirilen en iyi oyun olarak seçilen Lost in Play, iki kardeşin macerasının anlatıldığı hikaye tabanlı bir oyun. Yılın en iyi Mac uygulaması olarak seçilen Photomator, gelişmiş bir fotoğraf düzenleme yazılımı. Eylül ayında yayımlanan Lies of P, PC ve konsol sürümleri ile de dikkat çekmeyi başardı. Apple da bu yapımı yılın en iyi Mac oyunu olarak seçti. Apple, Apple TV hizmeti için yılın uygulaması olan MUBI'yi seçti. Platform, çevrim içi dizi ve filmler sunuyor. Apple'ın en iyi Apple Watch uygulaması olarak seçtiği SmartGym, en basit anlatımı ile aktivite takibi yapılmasını sağlıyor. SmartGym: Gym & Home Workouts'a buradan ulaşabilirsiniz. Apple, oyun odaklı ücretli abonelik paketi Arcade'deki en iyi oyunun Hello Kitty Island Adventure olduğunu açıkladı. Oyunda Hello Kitty ile arkadaşlarının maceraları paylaşılıyor. Hello Kitty Island Adventure'a buradan ulaşabilirsiniz. - Pok Pok: Pok Pok, okul öncesi çağında olan çocukların eğitiminin desteklenmesi için kullanabileceğiniz bir uygulama. - Proloquo: Proloquo, konuşamayan bireyler için geliştirilen bir uygulama. Bu uygulama, engelli bireylerin diğer insanlarla iletişim kurmasına yardımcı oluyor. - Too Good To Go: Uygulama, bozulma aşamasındaki gıdaların uygun fiyatla satılmasını sağlıyor. Uygulama, Türkiye'de kullanılamıyor. - Unpacking: Unpacking, kutuları açıp ev dizayn edebileceğiniz sakin bir oyun. - Finding Hannah: Finding Hannah da Unpacking gibi nispeten sakin bir oyun. Oyunda, gizlenmiş nesneleri bulmaya çalışıyorsunuz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-iphone-garanti-sorgulama-nasil-yapilir-h86797.html", "text": "Apple özellikle iPhone ve Airpods gibi mobil aksesuarları ile pahalı ancak hakkını veren ürünler piyasaya sürüyor. Ancak yükselen fiyatlardan dolayı yeni bir iPhone almak herkes için kolay değil. Eğer ikinci el bir iPhone almayı düşünüyorsanız, mutlaka cihazın garanti durumuna göz atmanız gerek. Bazı durumlarda resmi garanti süresinde olsa bile cihazlar yurt dışından geldikleri için garanti sorunları yaşatadabilirler. Apple garanti sorgulama işlemi ile cihazın ne kadar garanti süresi kaldığını öğrenebilir ve olası arıza durumlarında garanti kapsamında teknik servis yardımı alabilirsiniz. Yalnızca ikinci el iPhone alımlarında değil, uzun süredir kullandığınız ama garanti süresini unuttuğunuz cihazınız için de Apple garanti sorgulama işlemi yapabilirsiniz. - Adım #1: Buradan Apple garanti sorgulama sayfasını açın. - Adım #2: Karşınıza seri numarası ve güvenlik kodu gireceğiniz satırlar çıkacak. - Adım #3: Garanti süresini öğrenmek istediğiniz cihazın seri numarasını doğru satıra yazın. - Adım #4: Ardından resimde gördüğünüz güvenlik kodunu doğru bir şekilde yazın. - Adım #5: Girdiğiniz bilgilerden emin olunca, en altta bulunan Devam butonuna tıklayın. İkinci el olarak satın almak istediğiniz ya da uzun süredir kullandığınız iPhone cihazının seri numarasını yukarıdaki işlemlerden biri sayesinde öğrendiyseniz, kolayca Apple garanti sorgulama işlemi yapabilir ve böylece ne kadar garanti süresi kaldığını öğrenerek KVK teknik servislerinde, olası bir arıza durumunda, ücretsiz garanti hizmetinden faydalanabilirsiniz. Karşınıza cihazın satın alma tarihi, telefonla teknik servis destek bilgileri ve garanti kapsamında onarım ve servis hizmeti alıp alamayacağına dair bilgiler çıkacaktır. Bu bilgiler doğrultusunda, cihazın olası bir arıza durumunda, ücretsiz teknik servis desteği alıp alamayacağını öğrenmiş olursunuz. - Yöntem #1: Ayarlar kısmından seri no bulma - Yöntem #2: Cihazın arka yüzeyine bakarak seri no bulma - Yöntem #3: Ürünün ambaljına bakarak seri no bulma - Yöntem #4: iTunes üzerinden seri no bulma İkinci el olarak alacağınız ya da uzun süredir kullandığınız iPhone için Apple garanti sorgulama işlemi yapmak istiyorsanız, öncelikle bilmeniz gereken cihazın seri numarasıdır. Seri numarası ve IMEI numarası gibi bilgileri her modelde farklı bir yerden öğrenirsiniz ama çoğu modelde ayarlar bölümünden, cihazın arka kapağından ya da iTunes üzerinden bu bilgileri öğrenmek mümkün. - Adım #1: Ayarlar'a gidin. - Adım #2: Genel'e ve ardından Hakkında'ya dokunun. - Adım #3: Burada, IMEI numarasınızı bulabilirsiniz. Orijinal olarak ve kutusu ile beraber satın alınmış olan iPhone cihazların bazı modellerine ait seri numarasını, IMEI ve MEID numaralarını cihazın arka kapağından ya da orijinal kutusu üzerinden öğrenebilirsiniz. iPhone 5, 5s, 5c, SE, 6,ve 6 Plus modellerinin seri numaralarını, IMEI ve MEID numaralarını cihazın arka kapağında ya da orijinal kutusunun üzerinde görebilirsiniz. MEID numarası, IMEI numarasının ilk 14 rakamıdır. Seri numarası yerine, Apple garanti sorgulama için cihazın IMEI numarasını da kullanabilirsiniz. Eğer ürününüzün kutusu hala duruyorsa en kolay yöntemlerden birinden bahsedeğiz. Apple ürünlerinin orijinal kutuları genellikle ürünün seri numarasını, model numarasını ve diğer önemli bilgileri içeren bir etiketle gelir. Bu bilgiler, kutunun dış yüzeyindeki bir etikette bulunabilir. Kutudaki etiket üzerinde \"Serial No:\", \"S/N\", veya benzeri bir ibareyle başlayan seri numarasını görebilirsiniz. Yöntem #4: iTunes üzerinden seri no bulma :. - Adım #1: iPhone cihazınızı USB kablosu ile bilgisayarınıza bağlayın. - Adım #2: Bir süre bekleyin, iTunes otomatik olarak açılacaktır. - Adım #3: Aygıtınızı seçin. - Adım #4: Ayarlar menüsünü açın. - Adım #5: Özet bölümüne tıklayın. - Adım #6: Cihazınıza ait tüm bilgileri burada göreceksiniz. - Yöntem #1: Seri no ile kontrol etme - Yöntem #2: Yazılım ve işletim sistemi ile kontrol etme - Yöntem #3: Fiziksel inceleme ile kontrol etme Apple cihazınızın seri numarasını bulun. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu iPhone, iPad veya iPod touch'ta \"Ayarlar\" > \"Genel\" > \"Hakkında\" altında; Mac'te ise Apple menüsü > \"Bu Mac Hakkında\" altında bulunabilir. Ardından Apple'ın resmi web sitesindeki garanti durumu sayfasından seri numaranızı girerek kontrol sağlayabilirsiniz. Apple cihazların orjinal olup olmadığını anlamanın yollarından biri de fiziksel kontrol. Diğer yöntemlere göre nispeten daha güvensiz olsa bile yapabileceğiniz bazı kontroller bulunuyor. İlk olarak cihaz üzerindeki logo ve yazıların net, düzgün bir biçimde olduğundan emin olun. Cihazın malzeme kalitesi de size bazı ipuçları verecektir. Taklit ürünler genellikle daha düşük kaliteli malzemelerden yapılır ve gözle görülür işçilik hataları içerir. Apple'ın ürettiği cihazlar hepimizin bildiği gibi Apple'a özel yazılımlarla çalışır ve taklit cihazlar bunu kolay kolay kopyalayamaz. Bu nedenle cihazınızın ayarlarını ve işletim sistemini kontrol ederek, Apple'ın yazılım özelliklerine uyup uymadığını gözlemleyebilirsiniz. Ülkemizdeki herhangi bir teknoloji mağazasından ya da internet sitesinden, Apple Türkiye garantili olarak aldığınız Apple ürünleri, 2 yıl süreyle garanti kapsamında kabul edilirler. Bir iPhone'un garantisinin başlama tarihi, SIM kart takıldıktan ve başlangıç kurulumu tamamlandıktan sonra başlar. Apple garantisi, cihazda bulunan malzeme ve işçilik hatalarına karşı koruma sağlar. Garanti süresi olan 2 yıl içerisinde cihazda meydana gelen bir sorunun nedeninin malzeme ya da işçilik hatası olması durumunda, Apple ücretsiz teknik servis ve onarım hizmeti sunuyor. Kullanıcı hatasından kaynaklanan ya da ürün kılavuzunda yer alan koşullar dışında kullanılan ve sonuçta arızalanan ürünler garanti kapsamında kabul edilmezler. Apple garanti sorgulama işlemini, cihazın seri numarasını öğrendikten sonra kolayca gerçekleştirebilirsiniz. Eğer ikinci el bir cihaz alıyorsanız, olası arıza durumlarına karşı mutlaka garanti kapsamında olmasına dikkat edin. Garanti kapsamı dışında olan cihazlar, herhangi bir arıza durumunda masraflı onarımlara ihtiyaç duyabilirler. Daha detaylı bilgiyi Apple müşteri hizmetlerine ulaşarak alabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-iphone-kilit-modu-guvenli-degil-h139129.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, iOS 16 ile birlikte \"Kilit Modu\" isimli bir özellik yayımladı. Bu özellik, siber saldırı altında olduğunu düşünen kullanıcıların, telefonlarında çok ciddi kısıtlamalar yapmasına yardımcı oluyordu. Apple'a göre Kilit Modu ile ciddi siber saldırı altında olan kullanıcılar, bu saldırıyı püskürtebileceklerdi. Ancak gelen son haberler, bu özelliğin bypass edilebileceğini ortaya koydu. Siber güvenlik şirketi Jamf Threat Labs tarafından yapılan bir çalışmaya göre bilgisayar korsanları, Kilit Modu özelliğini çok kolay bir şekilde atlayabiliyorlar. Hatta sahte Kilit Modu da oluşturulabiliyor. Yani Apple, geliştirdiği özelliğe güveniyor olsa da siber güvenlik uzmanları, durumun böyle olmadığına inanıyorlar. Siber güvenlik araştırmacılarının çalışmasına göre Kilit Modu, siber saldırı tehdidi altında olan kullanıcıları korumaya odaklanıyor. Ancak bundan daha fazlasını yapmıyor. Yani bu özelliğin antivirüs veya kötü amaçlı yazılımları tespit edemiyor. Hal böyle olunca eğer bir iPhone'a zaten sızıldıysa Kilit Modu özelliği çok da bir işe yaramıyor. Yapılan araştırma, iPhone'ların varsayılan internet tarayıcısı olan Safari'nin, Kilit Modu üzerindeki etkilerini de ortaya çıkarttı. Bilgisayar korsanı, Kilit Modu'nun Safari üzerindeki çalışma yöntemini değiştirip, cihazdaki PDF dosyalarını okunabilir hale getirebiliyor. Oysa bu özellik aktifleştirildiğinde dosyaların okunamaz hale gelmesi gerekiyor. Bakalım Apple, Kilit Modu ile ilgili yapılan tespitler hakkında nasıl bir savunma yapacak..."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-kisisel-veri-sizinti-arastirmasi-h139169.html", "text": "İnternet, bilgisayar ve akıllı telefon gibi ürünlerin kullanımının yaygınlaşması ile dijital ortam güvenliği büyük önem kazandı. Ancak pek çoğumuz, bu konuda çok da iyi değiliz. Aslına bakacak olursak sadece son kullanıcı olarak bizler değil, herhangi bir nedenden ötürü verilerimizi paylaştığımız platformlar da veri koruma noktasında iyi durumda değiller. Bununla ilgili bir araştırma yaptıran Apple, çarpıcı veriler paylaştı. Apple, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde bir araştırma yaptı. Bu araştırma, siber saldırıların ve kişisel verilerin sızdırılmasının bir salgın haline geldiğini ortaya koydu. Çünkü Apple'ın araştırmasına göre sadece son iki yılda, 2,6 milyar veri ifşa oldu. 2013 ila 2022 yılları arasında yaşanan veri ihlallerinin sayısının 3 kattan fazla arttığını gözler önüne seren araştırmaya göre 2023 yılı, veri ihlallerinin zirveye ulaştığı bir yıl olarak kayıtlara geçecek. Apple ile MIT'nin ortak çalışması, son kullanıcının yapabileceği pek de bir şey olmadığını gözler önüne serdi. Zira araştırmaya göre bilgisayar korsanları, bir siber saldırı sırasında güvenliği yüksek tutan şirketleri veya bilinçli tüketicileri hedef almıyorlar. Bunun yerine hedeflenen kişinin herhangi bir nedenle kullandığı, güvenlik seviyesi de nispeten düşük olan işletmelere saldırı yapılıyor. Bu da verilerin sızdırılmasına yol açıyor. Apple, konuyla ilgili açıklamalarında 2023 yılına ilişkin de bazı veriler paylaştı. Apple'a göre Ocak - Eylül 2023 döneminde ABD'de yaşanan veri ihlalleri, önceki yılın aynı döneminden kıyasla yüzde 20 fazlaydı. Apple, bu veri ihlallerinin yüzde 80'den fazlasının bulut depolama teknolojilerinden kaynaklandığını söylüyor. Bununla birlikte; söz konusu dönemde fidye saldırılarının oranı da yüzde 70 artış gösterdi. Apple'a göre göre şu an için en iyi çözüm, uçtan uca şifreleme teknolojileri."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-lightning-portu-icin-direniyor-h138252.html", "text": "Geçtiğimiz aylarda Apple'ın Magic klavye, Magic Trackpad ve Magic Fare'de M3 işlemcili cihazlarla birlikte USB-C girişe geçiş yapacağı bekleniyordu. Neticede şirket, Avrupa Birliği tarafından alınan kararlar nedeniyle iPhone'larda bile USB Type-C'ye geçiş yaptı. Ancak sabaha karşı gerçekleştirilen Scary Fast etkinliğinde ise bu beklentinin gerçekleşmediğini gördük. Mac çevre birimlerinde Lightning girişi bulunmaya devam edecek gibi duruyor. Apple'ın çevre birimlerindeki girişleri değiştirmemesi dikkat çekici bir gelişme, zira gerek piyasa talepleri gerekse de başta AB olmak üzere çeşitli pazarlardaki düzenlemeler, firmayı USB-C'ye geçişe yönlendiriyordu. iPhone 15 serisinin tamamı, tüm yeni nesil iPad'ler, Apple TV'nin Siri uzaktan kumandası, ikinci nesil AirPods Pro'lar ve yeni Apple Pencil ürünlerinin tamamında USB-C girişi bulunuyor. Lightning kullanılan son ürünler ise AirPods, AirPods Max ve iPhone SE. Yeni iMac kutularından bu cihazlara uygun olan kablolar da çıkıyor. Ayrıca USB-C kabloları Lightning kablolarına dönüştürmeyi sağlayan ara kablo da benzer şekilde kutu içeriğine dahil edilmiş durumda. Geçtiğimiz yıl, Avrupa Birliği tüm akıllı telefon üreticilerinin ortak bir şarj yöntemi kullanması gerektiği yönünde karar bildirmişti. Bu kararda kullanılacak teknoloji olarak USB-C girişler gösterilmişti. Kararın, 2024 yılından itibaren yürürlükte olması kararlaştırılmıştı. Kararın gerekçesi ise bu sayede daha az sayıda güç kablosuna ihtiyaç duyulması olarak gösterilmişti. Daha az sayıda güç kablosu kullanılması ile çevreyi koruma adına önemli bir adım olarak gösteriliyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-m3-dynamic-catching-nedir-ne-ise-yarayacak-h138247.html", "text": "Apple'ın Scary Fast etkinliği resmen gerçekleşti. Şirket, bu etkinlikte M3 serisi işlemcileri ile yeni Mac modellerini tanıttı. Apple bu yıl, daha çok performansa odaklanmış durumda ve M3 ailesi işlemciler, sahip oldukları yeni GPU mimarisi ile özellikle de video oyunlar için fark yaratacak. Bugün hangi bilgisayarı kullanırsanız kullanın, farklı işlemler için farklı oranlarda güce ihtiyaç duyarsınız. İşte Apple'ın yeni teknolojisi, tam olarak buna odaklanıyor. Dynamic Catching, M3 işlemcilerdeki GPU'da kullanılacak yerel bellek miktarını gerçek zamanlı olarak ayarlayacak. Bu sayede bilgisayarın gereksiz yere yorulması engellenecek. Ayrıca yüksek güce ihtiyaç duyan bir program veya oyun, performanstan ödün vermemiş olacak. Dynamic Catching özelliğini şu şekilde anlatabiliriz; diyelim ki Safari'yi açıp, YouTube'da video izleyeceksiniz. Apple M3 işlemci, bunun için GPU'nun yerel bellek miktarını kısık tutacak. Siz video izlerken, bellek kullanımı ve haliyle batarya tüketimi düşük olacak. Bunun peşine YouTube'u kapatıp oyun oynamaya başladınız. Apple M3, bunu otomatik olarak algılayıp, GPU'nun sunacağı bellek miktarını yükseltecek. Mac bilgisayar, bu durumda maksimum performans sunmaya başlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-m3-macbook-tanitti-turkiye-fiyatlari-da-belli-oldu-h138245.html", "text": "Apple'ın yeni nesil işlemcileri M3, M3 Pro ve M3 Max bugün düzenlenen Scary Fast isimli etkinlikle duyuruldu. Önceki nesle kıyasla %35 daha yüksek işlem gücü, %20 daha yüksek grafik gücü vadeden bu işlemciler, Türkiye'de 10 Kasım'da satışa sunulacak olan yeni nesil Macbook Pro ve iMac bilgisayarları güçlendirecek. All-in-one yani monitör dahil her şeyin olduğu yeni M3'lü iMac'ler Türkiye'de 49.999 TL'den; Macbook Pro'lar ise 62.999 TL'den başlayan fiyatlarla satışa sunulacak. Ön siparişi başlayan ürünler; 10 Kasım'da teslim edilmeye başlanacak. Yeni Macbook Pro ve iMac'lerin tasarımlarında önceki nesle göre neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadı. Zira Apple'ın bu ürünlerindeki en önemli güncellemesi işlemci safında oldu. 25 milyar transistörün yer aldığı yeni M3 çiplerinde 8 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU birimleri yer alıyor. Oyun dünyasından üst seviye tasarım ve modelleme işlerine kadar her alanda kullanılan Ray Tracing nihayet Windows bilgisayarların dışında bir başka ekosisteme daha geldi. iPhone 15 ailesinde yer alan A17 Bionic çiplerde de bu desteği sunan Apple, artık bilgisayarlarında da bizi ışın izlemeden mahrum bırakmayacak. Bu da gösteriyor ki Apple, oyun dünyasında yavaş yavaş suları ciddi şekilde kaynatmaya başlayacak. - M3 işlemcili 14 inç Macbook Pro 512 GB: 62.299 TL - M3 işlemcili 14 inç Macbook Pro 1 TB: 70.119 TL - M3 Pro işlemcili 14 iç Macbook Pro 512 GB: 78.999 TL - M3 Pro işlemcili 14 inç Macbook Pro 1 TB: 93.299 TL - M3 Max işlemcili 14 inç Macbook Pro 1 TB: 93.299 TL - M3 Pro işlemcili 16 inç Macbook Pro 512 GB: 94.000 TL - M3 Pro işlemcili 16 inç Macbook Pro 512 GB - 36 GB RAM: 109.239 TL - M3 Max işlemcili 16 inç Macbook Pro 1 TB - 36 GB RAM: 130.599 TL - M3 Max işlemcili 16 inç Macbook Pro 1 TB - 48 GB RAM: 148.399 TL - M3 işlemcili iMac 256 GB: 49.999 TL - M3 işlemcili iMac 256 GB, 10 çekirdek GPU: 57.199 TL - M3 işlemcili iMac 512 GB, 10 çekirdek GPU: 64.319 TL"} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-m3-pro-max-islemci-ozellikleri-h138246.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, geçtiğimiz saatlerde \"Scary Fast\" olarak isimlendirdiği etkinliğini gerçekleştirdi. Şirketin yeni Mac modellerine ev sahipliği yapan etkinlikte, Apple M3 serisi işlemciler de tanıtıldı. Bu içeriğimizde; M3, M3 Pro ve M3 Max olarak isimlendirilen işlemcilerin teknik özelliklerine bakacağız. Ayrıca bu işlemcileri M1 ve M2 serisi ile de kıyaslayacağız. Hazırsanız başlayalım. Apple'ın yeni işlemcileri hem CPU hem de GPU tarafında iyileştirmelerle geldiler. Ancak buradaki esas fark, GPU tarafında gerçekleşti. Apple, yeni işlemcisini yüksek GPU'ya ihtiyaç duyan uygulama ve oyunlar için özel olarak optimize etti ve artık yeni bir GPU mimarisi kullanılıyor. Şimdi biraz rakamları konuşalım. Apple tarafından yapılan açıklamaya göre M3'te 4 adet performans, 4 adet de verimlilik odaklı olmak üzere 8 çekirdekli CPU bulunacak. Apple'a göre M3, CPU performansı açısından M1'e kıyasla yüzde 35 daha iyi. Apple, M2 ile M3 arasında bir kıyaslama yapmamıştı ancak M2, M1'den yüzde 18 hızlıydı. Bu işlemcinin GPU'su ise M1'den yüzde 65 daha iyi performans veriyor. M3'ün GPU'su, 10 çekirdekli bir yapıya sahip. M3 Pro'ya baktığımızda ise 6 performans, 6 tane de verimlilik çekirdeği içeren bir CPU ile karşılaşıyoruz. Bu CPU, M1 Pro'ya kıyasla yüzde 30 daha iyi performans sunuyor. M1 Pro ile kıyaslandığı zaman yüzde 40'a varan performans artışı sunan 18 çekirdekli GPU'ya sahip olan işlemci, 36 GB'ye kadar RAM desteğine sahip olacak. M3 Max ise serinin en güçlü işlemcisi olarak karşımıza çıktı. Bu işlemcide 12'si performans odaklı olmak üzere toplamda 16 çekirdekli bir CPU bulunuyor. Bu CPU'nun performansı, M1 Max'ten yüzde 80 fazla. İşlemcinin 40 çekirdekli GPU'su ise M1 Max'in GPU'sundan yüzde 50 daha iyi. Apple, 3 nm üretim sürecinden geçen M3 serisi işlemcileri için \"M3, M3 Pro ve M3 Max bugüne kadar bir kişisel bilgisayar için üretilmiş en gelişmiş çipler.\" ifadesine yer verdi. Tabii bu kadar iddialı bir açıklamanın, bazı nedenleri var. Mesela yapay zeka öğrenme modellerini hızlandırmaya yarayan Neural Engine. Şirkete göre M3 serisinin Neural Engine teknolojisi, M1 serisinden yüzde 60 daha iyi. Ve elbette Media Engine. H.264, HEVC, ProRes ve ProRes RAW gibi popüler medya codec türleri için hızlandırma desteğine sahip olan M3 serisi işlemciler, grafik tasarımcılar ile dijital ortam sanatçılarının işlerini kolaylaştıracaklar. Bu arada; Apple, yeni işlemcilerine AV1 codec desteği de ekledi. Böylelikle çevrim içi yayın platformlarında canlı yayın izlerken, batarya tüketimi azalacak. Apple'ın yeni işlemcileri, video oyun dünyası için vazgeçilmez hale gelen ışın izleme teknolojisini de barındırıyor. Bu teknoloji, Mac bilgisayarlara ilk kez gelmiş oldu. Bu teknolojinin sadece oyunseverler için değil, geliştiriciler için de kritik önem arz ettiğini belirtmekte fayda var. Apple M3 serisi işlemciler, Dynamic Caching olarak isimlendirilen yeni bir teknolojiye daha sahipler. Bu yeni teknoloji, Apple'ın yeni nesil GPU mimarisinin ortaya koyduğu bir yenilik. Bu teknoloji, en basit anlatımı ile GPU kullanımını otomatik olarak ayarlamaya yarıyor. GPU, bu teknoloji sayesinde tam güç çalışmıyor. Mesela bir video izleyen kullanıcı ile video render eden kullanıcının anlık bellek tüketimi farklı olacak. Dynamic Caching özelliği, oyun performansında da mest edecek gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-macos-sonoma-yayinlandi-yeni-ozellikleri-h137516.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, Mac ekosistemi için en yeni işletim sistemi olan macOS Sonoma'yı tüm kullanıcılar için yayınladı. Birkaç aydır beta sürüm kapsamında olan işletim sistemi, an itibarıyla destekleyen Mac modellerinde ücretsiz olarak indirilebiliyor. Peki macOS Sonoma'nın yeni özellikleri neler? Gelin hep birlikte Apple'ın yeni işletim sistemindeki dikkat çekici özelliklere yakından bakalım. Apple'ın yeni işletim sistemi, widget'lar için önemli iyileştirmeler sunuyor. Kullanıcılar artık ekranın herhangi bir yerine herhangi bir widget'ı ekleyebilecekler. Ayrıca iPhone'lardaki widget'lar, doğrudan Mac ekranına aktarılabilecek. Kullanıcı yeni bir pencere açtığında, widget'ın görünürlüğü azalacak. Böylece kullanıcının işine odaklanması sağlanacak. macOS Sonoma, kullanıcılara bir dizi yeni ekran koruyucu ile geldi. Dünyanın dört bir yanından derlenen eşsiz görüntülerle oluşturulan ekran koruyucular, oturum açıldığı zaman duvar kağıdı olarak da kullanılabilecek. Apple'ın yeni işletim sistemi, video konferanslar için dikkat çekici bir deneyim sunacak. Kullanıcı, ekran paylaşımı yaptığı zaman bile videoda gösterilecek. Hem de ön planda olacak. Ayrıca video konferanslarda kullanıcılar, artık yuvarlak daire alanlar içinde gösterilecek. Bir kullanıcı, kendini ekranın istediği yerinde konumlandırabilecek. iPhone veya Studio Display ile gerçekleştirilen video konferanslarda, görüntünüzün ortalanması da sağlayabileceksiniz. Apple'ın kendi internet tarayıcısı Safari, artık birden çok profil oluşturmayı destekliyor. Kullanıcı, bu yeni özellik sayesinde iş ve günlük kullanım gibi farklı koşullar için farklı profiller oluşturabilecek. Bu özellikle iş hayatında kullanılan hesap ve şifreler ile özel hayatta kullanılan hesap ve şifreler, birbirlerinden ayrılmış olacak. macOS Sonoma ile destekleyen tüm internet siteleri Dock'a eklenip uygulama gibi kullanılabilecek. Gelen bildirimler de yine uygulamalarda olduğu gibi gösterilecek. Apple'ın yeni işletim sistemi, kullanıcılar tarafından oluşturulan veya favorilere eklenen tüm çıkartmaların bir yerde toplanmasını sağlayacak. iCloud ile entegre çalışacak sistem, diğer cihazlardaki çıkartmaları da tek bir ekranda gösterecek. macOS Sonoma, PDF dosyaları üzerinde otomatik doldurma işlevini aktifleştiriyor. Kullanıcılar, bu özellik sayesinde tıpkı internet tarayıcılarda olduğu gibi PDF belgelerinde de otomatik doldurma yapacaklar. Ayrıca Notlar uygulaması PDF desteği de kazanmış durumda. Apple, yeni işletim sisteminde Pages ile Notlar uygulamalarını entegre etti. Kullanıcı, Notlar uygulamasında hazırladığı bir metni Pages uygulamasına aktarıp, tasarım çalışması yapabilecek. Oldukça güçlü CPU ve GPU'larla donatılan Mac bilgisayarlar için \"Oyun Modu\" yayınlandı. Bu özellik, Mac bilgisayarın arka plandaki işlemlerin sisteme yük bindirmesini engelleyecek. Kullanıcı, bu sayede daha akıcı ve kasmayan bir oyun deneyimi yaşayacak. macOS Sonoma'nın en dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi de Hassas İçerik Uyarısı. Kullanıcı, bu özellik sayesinde hassas içerikli fotoğraf ve videolar için bir uyarı görecek. Mesajlar ile üçüncü taraf diğer uygulamalarda etkinleştirilen özellik, hassas içeriğin sadece kullanıcı onayı ile gösterilmesini sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-magic-mouse-modifiye-edildi-h138716.html", "text": "Apple'ın tasarımlarında zarif tasarımlar ve üstün teknoloji her zaman öne çıkan noktalar olarak dikkate çarpıyordu. Genel olarak firmanın tasarımları beğenilse de teknoloji devinin eleştirilen bazı ürünleri de vardı. Bunlardan biri de Magic Mouse adlı fareydi. Şimdiye kadar bazı küçük değişiklikler geçirmiş olsa da genel anlamda Magic Mouse daha çok şaka konusu olmuştu. 2009 yılında ilk defa karşımıza çıkan Magic Mouse, ergonomik anlamda eleştirilerin odağına oturmuştu. Genel olarak tasarımın kullanıcı dostu olmadığı belirtilirken, özellikle şarj girişinin farenin altında olması pek çok kullanıcıyı rahatsız ediyordu. Bu durumdan rahatsız olan kişilerden biri olan ve daha önce de Mac Mini'yi modifiye eden mühendis Ivan Kuleshov, Magic Mouse'a da bir el atmaya karar verdi. Ve dünyanın ilk hiçbir zayıf noktası olmayan ergonomik Magic Mouse'unu yarattım. Mühendis, bu çalışmada öncelikli olarak Magic Mouse'un bataryasını hackleyerek işe başladı. Böylece kullanım esnasında farenin şarj olması sorun olmaktan çıktı. Ayrıca farenin ele oturmasını kolaylaştırmak için 3 boyutlu yazıcı ile de yeni bir kalıp oluşturdu. Bununla da kalmayan mühendisin, farenin düğmelerinin tekrar kullanılabilir hale getirmek için bazı eklemeler yapması gerekti. Magic Mouse'un sensörünün zemine temas etmesi gerektiği için düğmelere ara parça eklendi. Kuleshov, kendi Magic Mouse'unu değiştirmek isteyenler için neler yapmaları gerektiğini de blogunda paylaştı. Yine de böyle bir değişikliğin Magic Mouse'u mutlaka garanti kapsamından çıkaracağını unutmamak gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-mesh-shading-nedir-ne-ise-yarar-h138250.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın büyük bir merakla beklenen Scary Fast etkinliği, büyük duyurulara ev sahipliği yaptı. Bu duyuruların başında da M3 serisi olarak adlandırılan yeni nesil işlemciler geldi. Apple, tamamen yenilediği GPU mimarisi ile Mac bilgisayarların video oyun entegrasyonunu resmen tamamlamış oldu. Mesh Shading, en basit anlatımı ile Mac bilgisayarların otomatik olarak gölgelendirme oluşturmasını sağlayacak. Bu teknoloji sayesinde oyun sırasında, otomatik oluşturulmuş gölgelendirmelerle karşılaşacağız. Bu da tahmin edebileceğiniz üzere oyunlardaki görüntü kalitesini ultra gerçekçi hale getirecek. Apple bu teknoloji ile NVIDIA ile AMD'nin gölgelendirme teknolojilerine doğrudan rakip olmuş oldu. Mac bilgisayarlar, bugüne kadar daha çok iş odaklı modeller olarak karşımıza çıkan cihazlardı. Ancak Apple'ın yaptığı son çalışmalar, artık bu algının yıkılacağının açık bir göstergesi. Zira Apple bilgisayarlar, oldukça güçlü 3 nm işlemcileri ile artık video oyunlarda da üst düzey performans sunacak. Bakalım oyuncular, yeni nesil Mac'lerle oyun oynamayı benimseyebilecekler mi..."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-sartli-indirim-sistemini-duyurdu-h139380.html", "text": "Geçtiğimiz gün ortaya çıkan rüşvet iddialarıyla gündeme gelen Apple, bir süre bunun baş ağrısını çekecek gibi görünüyor. Zira şirket, rekabeti bastırmak için Visa ve Mastercard'a rüşvet teklif etmekle suçlanıyor. Buradaki amacın da Apple Pay'i daha öne çıkarmak olduğu söyleniyor. İşler bir tarafta böyle mahkeme salonlarında ilerlerken öte yandan yeniliklerin de duyurusu yapılıyor. Bu sefer App Store tarafını öne çıkarmak isteyen şirket, şartlı indirim imkanı sunan bir özelliği duyurdu. Söz konusu özellik sayesinde halihazırda olan abonelikleriniz, diğer aboneliklere avantaj sağlayabilir. Geliştiricilerin daha çok abone çekebilmesi için atılmış bu adım, bir aboneliğe bağlı kalındığı sürece başka bir aboneliği indirimli fiyata satın almayı mümkün kılıyor. Hem aynı geliştiricinin uygulamalarında hem de farklı geliştiricilerin uygulamalarında işleyebilen sistemin önümüzdeki aylarda daha çok geliştirici için açılacağı belirtiliyor. Aynı şekilde geliştiricilerin nasıl bir fiyatlandırma izleyeceğini şimdiden planlaması gerektiği ve 2024'ün ocak ayında, sistem hakkında paylaşılacak bilgiler için bildirimleri açık tutmaları gerektiği de açıklamada yer alıyor. Sistemi şöyle düşünebilirsiniz: Bir uygulamanın abonelik hizmetine dahil olduğunuzu düşünün. Eğer size sunulan teklifte geliştirici/geliştiriciler bu imkanı veriyorsa başka bir aboneliğe indirimli şekilde sahip olabileceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-scary-fast-etkinlik-neler-tanitilacak-h138105.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, geçtiğimiz günlerde sürpriz bir açıklama yaptı. Bu açıklamada, 30 Ekim Pazartesi günü \"Scary Fast\" olarak isimlendirilen bir etkinlik düzenleneceği duyuruldu. Paylaşılan davetiyede Mac dosya yöneticisi \"Finder\"ın logosunun olması da bu etkinlikte yepyeni Mac modelleri ile tanışacağımızın sinyallerini verdi. Apple'ın \"Scary Fast\" etkinliği, bu gece TSİ 03.00'te online olarak gerçekleştirilecek. Etkinliğin Mac odaklı olmasının beklendiğini söylemiştik. Bloomberg'ten ünlü Apple analisti Mark Gurman, geçtiğimiz günlerde etkinlikte tanıtılan tüm ürünleri ifşa etmişti. Gelin hep beraber bunlara bir göz atalım. Mark Gurman'ın açıklamasına göre Apple'ın tanıtacağı ilk ürün, M3 ve M3 Max isimli yeni işlemcilerle donatılmış olan MacBook Pro'lar olacak. Tüketiciler, yeni modellerde tasarım açısından önemli bir fark görmeyecekler ancak iş performansa kaldığında, yeni dizüstü bilgisayarlar ciddi anlamda heyecanlandıracak. - Apple M3: - 6 yüksek performans ve 6 verimlilik çekirdeği içeren, 12 çekirdekli CPU. 18 çekirdekli GPU. - 10 yüksek performans ve 4 verimlilik çekirdeği içeren, 14 çekirdekli CPU. 30 çekirdekli GPU. - Apple M3 Max: - 12 yüksek performans ve 4 verimlilik çekirdeği içeren, 16 çekirdekli CPU. 40 çekirdekli GPU. Tüm bunlara ek olarak; Apple'ın 24 GB ve 48 GB kapasiteli yeni RAM seçenekleri sunabileceği de iddialar arasında. Nisan 2021'den sonraki ilk iMac geliyor. Hem de M3 işlemcili! Apple, Nisan 2021'de yeni iMac modellerini piyasaya sürdü ve bu bilgisayarlar, o günden sonra bir daha yenileme almadı. Mark Gurman, bunun Scary Fast etkinliğinde değişeceğini söylüyor. Evet, tıpkı MacBook Pro'da olduğu gibi yeni nesil iMac'te de büyük bir tasarım değişikliği yaşanmayacak. 24 inç ekranla gelmesi beklenen bu bilgisayar da M3 işlemcilerle donatılacak. Apple, Avrupa Birliği kararları doğrultusunda iPhone'larda USB Type-C'ye geçiş yaptı. Mark Gurman'a göre bu durum, artık bilgisayar bölümüne de yayılacak. Analist, Apple'ın yeni bilgisayarlarında aksesuar girişi olarak USB Type-C sunacağını, bunun doğal bir sonucu olarak da USB Type-C girişli yeni aksesuarlar tanıtacağını iddia ediyor. Yani USB-C'li Magic Keyboard, Magic Mouse, ve Magic Trackpad görme ihtimalimiz çok yüksek."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-testfligt-1-2-tb-veri-sizdirildi-h139430.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple ile ilgili çok ilginç bir gelişme yaşandı. Geliştiricilerin, uygulamalarını yayımlamadan önce test sürecini yürüttükleri ve uygulamaların beta sürümlerinin yayımlandığı hizmeti TestFlight, benzeri görülmemiş bir sızıntıya ev sahipliği yaptı. Edinilen bilgilere göre 1,2 TB'lik veri, bu sızıntı ile internete saçıldı. TestFlight'ın sızdırılan veriler, tespit edilebildiği kadarı ile 2012 ila 2015 yıllarını kapsıyor. \"teraleak\" olarak isimlendirilen ve X'te de bu adla bir hesaptan paylaşılan sızıntı, bugüne dek hiç yayımlanmamış oyun ve uygulamalar ile o yıllarda yayımlanan ancak sonradan App Store'dan kaldırılan içeriklere ev sahipliği yapıyor. teraleak sızıntısını kimin yaptığı ve bu devasa veriye nasıl ulaştığı gibi soruların cevabı yok. Ancak sızıntı kaynağı, Apple sunucularından elde ettiği verileri Wayback Machine aracılığıyla arşivledi. Hal böyle olunca sızdırılan verilere ulaşmak oldukça kolay. Yapılması gereken tek şey bir internette \"TestFlight leak\" araması yapmak. Tabiri caizse sızdırılan verilerin içinde yok yok. Şu ana kadar incelenen veriler arasında, Angry Birds serisinden hiçbir zaman yayımlanmamış olan birkaç yapım dahi bulundu. Ayrıca artık App Store'da olmayan Infinity Blade gibi oyunlar da sızdırılan dosyalar içinde mevcut. Üstelik meraklı internet kullanıcılarının tarama çalışmaları da devam ediyor. Bu taramalar, sızdırılan verilerdeki yepyeni oyun ve uygulamaları ortaya çıkartmaya devam edecek gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-tv-yenileniyor-neler-degisecek-h138113.html", "text": "Özellikle pandemi döneminde büyük atılım gerçekleştiren yayın platformlarının başarısını fark eden teknoloji devlerinden biri de Apple olmuştu. Bu dönemde Cupertino merkezli firma, farklı uygulamalar ve platformlar üzerinde çalışıyordu. Bunlardan biri de Apple'ın TV uygulamasıydı. Bloomberg'dan Mark Gurman'a göre, Apple, \"bu yılın ilerleyen dönemlerinde şirketin çeşitli video önerilerini bir araya getirme adımı\" atarak TV uygulamasını yeniden tasarlayacak. Gurman'a göre güncelleme muhtemelen aralık ayında tvOS 17.2 ile birlikte gelecek. Apple'ın ilk kez 2016 yılında piyasaya sürdüğü TV uygulaması, yıllar içinde iTunes, Apple TV+, canlı sporlar ve üçüncü taraf yayın platformlarını da bir araya getirmişti. Şimdi ise yapılacak olan revizyonla birlikte Apple TV'de iTunes Filmler gibi özel uygulamalar sona erecek. Ayrıca iPhone ve iPad'deki iTunes Mağazası'nda yer alan film ve TV kısmı da kaldırılacak. Gurman'a göre Apple'ın yapacağı bu yeniliklerin temelinde ise kullanıcılar için ana TV uygulaması olma isteği var. Böylece Apple hem kullanıcılarının bir içerik izlemek için ilk başvuru noktası olacak hem de Apple'ın kendi yapımlarının önünü açacak. Apple'ın aslında böyle bir düzenleme yapması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Netflix benzeri bir menü ile bütün yayın platformlarını bir araya toplayan Apple TV uygulamasının gelecekteki gelişmelere de yer açması böylece mümkün olabilir. Apple'ın özellikle spor yayınları konusunda çok ciddi girişimleri bulunuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-usb-c-airpods-pro-sarj-kutusu-turkiye-fiyati-h139311.html", "text": "Apple, geçtiğimiz eylül ayında yıllardır beklenen bir değişikliğe giderek cihazlarında USB-C'ye geçiş yapmıştı. Tabii ki bu durumdan etkilenenler arasında AirPods kulaklıklar da vardı. Şirket, geçişin ardından yeni AirPods Pro'ları Type-C de dahil birkaç iyileştirmeyle satmaya başladı. Şirket, bugün ise AirPods Pro konusunda önemli bir adım attı. Türkiye de dahil birçok ülkede ayrı olarak USB-C'li şarj kutusu satılmaya başladı. Apple'ın sitesini kontrol ettiğimizde USB-C ve MagSafe desteğine sahip 2. nesil AirPods Pro kutusunun 3 bin 599 TL'lik bir fiyat etiketine sahip olduğunu görüyoruz. Ürüne buradaki bağlantıdan göz atabilirsiniz. Tekrar söyleyelim, bu ürün sadece şarj kutusu. İçinde kulaklık bulunmuyor. AirPods Pro 2'nin normal fiyatı 8 bin 649 TL. Ayrıca teslimatların önümüzdeki ay gerçekleştirileceği de görülüyor. Buna göre bugün USB-C'li şarj kutusu alanlar, tahminen 8-15 Ocak tarihleri arasında ürüne ulaşabilecek. Apple'ın bu hamlesi Lightning kutulu AirPods Pro 2'ye sahip olup USB-C'ye geçmek isteyenler için geliyor. Daha önceden bunu yapmak için tamamen yeni bir kulaklık almak gerekiyordu. Sadece şarj kutusunun satılması bu sorunu ortadan kaldırıyor. Ancak sırf USB-C desteği olsun diye sadece kutu için 3.600 TL vermek gerçekten gerekli mi onu sizin yorumunuza bırakıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-visa-mastercard-rusvet-h139374.html", "text": "Apple, Visa ve Mastercard, ödeme hizmetlerine yönelik rekabeti azaltmak için rüşvet iddiaları ile gündemde. Dünyanın en büyük ödeme şirketlerinden Visa ve Mastercard, Apple'ın rekabeti bastırmak için rüşvet kabul ettikleri bir antitröst davasında yer aldı. Davada yasa dışı anlaşmaların yapıldığı belirtiliyor. Bu anlaşmalara göre Apple, kendi ödeme sistemlerinde Visa ve Mastercard kullanan kullanıcılardan daha fazla pay almaları için iki şirkete rüşvet verdiği söyleniyor. Kullanıcılar, Apple Pay kullandıklarında Visa ve Mastercard'ın her bir işlem ücreti için Apple'a bir miktar ödeme yaptığı söyleniyor. Ayrıca iki şirketin Apple'a büyük miktarlarda ve halen devam eden bir nakit akışını sürdürdüğü belirtiliyor. Böylelikle Apple'ın kendi ödeme sistemine kendi cebinden daha az yatırım yaparak iki şirketten gelen para akışı ile yatırımlarına devam edeceği söyleniyor. Ek olarak Apple'ın diğer şirketlerin ödeme yöntemlerini kullanan iPhone'ların NFC çiplerini devre dışı bıraktığı da anlaşmalar arasında yer alıyor. Apple'ın geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği'nde devam eden antitröst davalarına yanıt olarak iPhone'larda kullandığı NFC çiplerini diğer şirketlere açık hale getirmek istediği belirtilmişti. Ancak bu uygulamanın ilerleyen süreçlerde hayata geçip geçmeyeceği ise henüz bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-vision-pro-beklenenden-cok-daha-once-satisa-sunulacak-h139618.html", "text": "Şu ana kadar ortaya çıkan sızıntılar, Vision Pro'nun 2024'ün mart ayında raflardaki yerini alacağını öne sürüyordu. Ancak analist Ming-Chi Kuo'ya göre cihazın satışı çok daha önce başlayabilir. Dünyanın dört bir yanında Apple ürünleri satılıyor olsa da dünyanın dört bir yanında üretilmiyor. Dolayısı ile cihazların satılabilmesi için önce büyük bir sevkiyat gerçekleşmesi gerekiyor. Bu sevkiyat süreci oldukça karmaşık ve uzun olabiliyor. Kuo'ya göre ocak ayının ilk haftasında yaklaşık 500 bin Vision Pro yola çıkmış olacak. Apple Vision Pro'nun beklenenden erken gelebileceğine dair tek emare bu iddialar değil. Daha önce Mark Gurman da Apple'ın üretimini artırdığnı ve şubat ayında satışa başlamayı istediğini aktarmıştı. Henüz cihazların çıkış tarihi hakkında resmi bir açıklama yapmayan Apple da geliştiricilere bir e-posta göndererek, uygulamalarını test etmelerini ve Vision Pro'nun çıkışına hazır hale getirmelerini istemişti. Görünüşe göre Apple, söylentilerdeki gibi marta kadar beklemeyip şubatta Vision Pro satışına başlamış olacak. Toplamda 23 milyon piksellik iki yüksek çözünürlüklü OLED ekranla gelecek olan Vision Pro'da Apple M2 ve Apple R1 çipler kullanılacak. Ayrıca başlığın üzerinde 12 kamera, 6 mikrofon bulunacak ve cihaza özel geliştirilen yeni işletim sistemi visionOS üzerinde çalışacak. 3,499 dolar olmasıyla kullanıcıları satın almadan önce epey düşündürecek gibi duran cihazın daha ucuz bir modeli de geleceğine dair iddialar var ancak başka bir bilgi yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-vision-pro-cikis-tarihi-h139219.html", "text": "Gelen son haberlere göre Apple, Kaliforniya'daki mağazalarından bazı çalışanlarına Cupertino'daki merkezinde Vision Pro eğitimi verdi. Şirketler yeni bir ürün çıkarmadan önce sık sık böyle çalışmalar yaparak, bir çalışana ürünü ve nasıl satacaklarını anlatır. Sonrasında da bu çalışanlar, kendi şubelerindeki diğer çalışanları eğitir. Apple da çalışanlarına Vision Pro'yu nasıl kullanacaklarını ve nasıl satacaklarını anlatırken, cihazın çıkışı için 2024 yılının başlarını ifade etti. Şimdi bu eğitimler bir takvime bağlanmış durumda ve eğitim başlangıç tarihi de ocak ayının ortaları olarak gözüküyor. Her çalışanın iki günlük bir eğitim alacağı ifade ediliyor. Sonuçta Vision Pro'nun kurulum süreci oldukça karmaşık olabiliyor ve Apple, bu noktada hata yapmak istemiyor. Apple Vision Pro'nun her bir kullanıcı için özel olarak hazırlanması gerekiyor ve cihazın tam olarak oturmaması durumunda kullanıcı deneyimi oldukça olumsuz etkilenecektir. Bu yüzden de her bir adımın dikkatli şekilde yönetilmesi gerekiyor. Cihazın kullanıcının kafasına nasıl takıldığı bile büyük önem taşıyor. Apple'ın çalışmalarına Cupertino'daki eğitimlerle başlaması aslında hiç şaşırtıcı değil. İnternetten sipariş edilebildiği gibi mağazalardan da alınabilecek olan Vision Pro'lar ilk aşamada yalnızca ABD'de satılacak. Hatta ABD'de bile her mağazada bulunmayacaklar, yalnızca talepte bulunan mağazalara dağıtım yapılacak. Şimdiye kadar Apple tarafından yapılan açıklamalarda Vision Pro için \"2024'ün başları\" üzerinde duruluyor olsa da kulislerde dolaşan iddialar, Apple'ın önümüzdeki Ocak ayı içerisinde cihazları piyasaya sürmek istediği yönünde. Cihazın küresel pazara gelişi konusunda ise halen bir bilgi yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-vision-pro-psikolojik-rahatsizlik-tespiti-h138133.html", "text": "Apple, geçtiğimiz haziran ayında Vision Pro isimli karma gerçeklik gözlüğünü tanıtmış ve yepyeni bir ürün kategorisine giriş yapmıştı. Geleceğimizi şekillendirme potansiyeline sahip 3500 dolarlık cihaz, 2024 başında ABD'de satışa çıkacaktı. Vision Pro için bekleyiş sürerken cihaz hakkında sürekli yeni bilgiler de geliyordu. Bugün The Information tarafından paylaşılan bir rapor da Apple'ın gözlüğe çok yararlı olabilecek sağlık özellikleri eklemeyi düşündüğünü ortaya koyuyor. Konuya yakın kaynaklardan edinilen bilgilere göre Apple, Vision Pro'nun kameralarını ve sensörlerini psikolojik rahatsızlıkları tespit etmek için kullanmak istiyor. Gözlükle; depresyon, anksiyete, stres ve travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunların tespit edilmesi amaçlanıyor. Kaynaklar, teknoloji devinin Vision Pro'nun göz takip ve kamera sistemlerini kullanıcının duygularını ve hislerini nasıl ifade ettiğini görmek için kullanabileceğini ifade ediyor. Göz takip sisteminin göz bebeği büyümesini takip edebileceğini, bunun da kişinin ruh hali hakkında ipucu verebileceğini de ekliyor. Hatta iihazın kızılötesi kameralarının kalp yetmezliğinin olası bir erken belirtisi olan göz damarlarındaki şişliği tespit edebildiği bile gelen bilgiler arasında. Ayrıca Apple'ın tek istediği şey mental sağlık problemlerini tespit etmek değil. Şirket, ayrıca gözlüğün kullanıcıya yardım etmesini de sağlamayı planlıyor. Bunun da kullanıcının duygularını iyileştirebilecek görüntü ve sesler gösterilmesiyle yapılabileceği belirtiliyor. Tabii ki bu özelliklerin hiçbir zaman gün yüzü görmeme ihtimali var. The Information'ın raporu da bunun altını çiziyor. Bu tarz özelliklerin beraberinde getirebileceği sorunlar ve olası yasal engeller de gerçekten gelme olasılığını düşürüyor. Yine de Apple'ın kapsamlı bir şekilde bu konuları tartıştığını belirtmek gerek. Kim bilir, cihaz belki de ileride böyle işlevler kazanabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-vision-pro-satis-tarihi-h138707.html", "text": "Haziran ayında WWDC etkinliğinde heyecan verici ürünler tanıtan Apple, 3499 dolarlık sanal gerçeklik gözlüğünü de bu etkinlilte tanıtmıştı. En azından kağıt üzerinde ve birkaç videoda gördüğümüz özellikleri ile rakiplerine fark atmayı başaran Vision Pro, Mark Gurman'a göre 2024'ün ocak ayında satışa çıkacaktı. Ancak Bloomgerg'ün Power On bültenine konuşan ünlü Apple analisti Gurman, Vision Pro'nun satış tarihinin mart ayına ertelenebileceğini söyledi. Uzun zamandır ne zaman satışa çıkacağı konusunda herkesin meraklandığı sanal gerçeklik gözlüğü, Gurman'ın söylediğine göre biraz daha beklememiz gerektiğini gösteriyor. Vision Pro'nun satışının ertelenmesinin sebebi ise test aşamalarının henüz bitmemesi olarak gösteriliyor. Gurman, Apple'ın Vision Pro'nun piyasaya sürülmesi için 2024'ün ocak ayını gösterdiğini söylüyor ve ilk olarak ABD'de satışa sunulacak. Ancak şirket, halen dağıtım planları yapıyor ve cihazın henüz son test aşamaları bitmemiş olarak gözüküyor. İlk adımda ABD'de, 2024'ün sonlarına doğru ise diğer ülkelerde satışa sunulacak olan Vision Pro, sadece resmi Apple mağazalarından ve web sayfasından temin edilebilecek. Kullanıcıların satın alma işleminden önce randevu oluşturmaları gerekiyor. Apple, Vision Pro'yu kullanıcı deneyimini farklı bir seviyeye taşımak istediği için herhangi bir perakende mağazasında satışa sunmayacak. Çünkü perakendecilerin reçeteli lensler ve farklı boyutlardaki kafa bantlarını stoklarında bulundurması, oldukça zor görünüyor. Gurman, ayrıca Apple'ın yazılım ekiplerinin ocak ayını işaret ettiklerini belirtiyor. Halihazırda iOS 17.2'nin beta sürümü, iPhone 15 Pro serisine uzamsal videolar çekebilme özelliğini getirecek. Bu da Vision Pro'nun uzamsal videoları izleme yeteneğine bağlı olarak beta sürüm ile Vision Pro'nun aynı tarihlerde sunulacağını gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-2024-tansiyon-uyku-apnesi-olcecek-h138288.html", "text": "Her yıl Apple'ın yeni ürün lansmanlarında sağlık alanında yenilikler yaptığını görüyoruz. Bloomberg'den Mark Gurman'ın haberine göre gelecek yılın Apple Watch modelleri bu alanda daha da gelişmiş hale gelecek. Apple, cihazın içine uyku apnesi ve hipertansiyonu da tespit edebilecek sensörler yerleştirecek. Üstelik Mark Gurman'a göre sadece Apple Watch değil, AirPods'lar da sağlık odaklı özellikleriyle dikkat çekecek. 2024'te Apple Watch, uyku ve nefes alma döngülerini takip edecek ve böylece kullanıcısının sağlık durumunu gözlemleyebilecek. Bir sorun ihtimali görmesi durumunda ise kişileri bir doktora görünmeleri için yönlendirecek. Kan basıncı kontrolleri ise aşamalı olarak geliştirilecek. İlk aşamada kişiler, tansiyonlarının yükselmeye başladığını görebilecek ve o anda yapmakta oldukları aktiviteleri kayıt altına alabilecekler. Şimdilik yeni tansiyon sistemi sadece tavsiye verebilecek ve kişileri, geleneksel yöntemlerle tansiyonlarını ölçmeye ve doktora gözükmeye yönlendirecek. Apple, \"şimdilik çok uzak ihtimal\" olarak görse de ileride akıllı saatlerin sürekli olarak tansiyon ölçümü yapabilmesini hatta ilgili sağlık sorunlarını tespit edebilmesini amaçlıyor. Öte yandan uzun zamandır söylentilerde kendisine yer bulmayı başaran şeker ölçüm sensorunun Apple Watch'larda daha birkaç yıl boyunca olmayacağı belirtiliyor. Görünüşe göre 2024 yılı Apple'ın giyilebilir teknolojileri, en çok da yeni akıllı saatleri için dikkat çekici bir yıl olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-getirilen-satis-yasagi-kesinlesti-h139492.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, son birkaç gün Apple Watch 9 ile Apple Watch Ultra 2 nedeniyle gündemde. Bunun nedeni, ABD'de Apple ile tıbbi teknoloji şirketi Masimo arasındaki patent anlaşmazlıkları. Masimo, Apple'ın yeni akıllı saatlerinde kullandığı SpO2 sensörlerinin, kendilerine ait olan patentleri ihlal ettiğini söylüyor. ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu tarafından yapılan incelemelerde Masimo'nun haklı olduğuna karar verildi. Hal böyle olunca Apple, Watch 9 ile Watch Ultra 2'nin satışlarını durdurmak zorunda kaldığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre ABD'deki satışlar, önümüzdeki gün itibarıyla durdurulacak. Gelen son haberler ise Apple'ın, bu kez gerçekten sert kayaya çarptığını gösteriyor. Çünkü ITC, Apple'ın erteleme başvurusunu da kabul etmedi. Bloomberg'in yayımladığı bir habere göre Apple, erteleme başvurusunu kaybetmiş olsa da yasaktan kurtulmak için elinden geleni yapıyor. Hatta yazılım güncellemesi gibi seçenekler de masaya yatırılmış durumda. Ancak bunların sonuç verip vermeyeceği şimdilik belirsizliğini koruyor. Bu arada; Apple ile ilgili kararın sadece ABD'yi kapsadığını belirtelim. Bu süreçte ABD'deki teknoloji perakendecileri, Apple Watch 9 ile Watch Ultra 2 satışlarına, stokları tükenene kadar devam edecekler. Apple'ın resmi satış mağazaları, 24 Aralık itibarıyla akıllı saatleri raftan kaldıracak. 26 Aralık itibarıyla da Apple, yeni nesil akıllı saatlerini ABD'de satamayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-kaza-algilama-bir-adamin-daha-hayatini-kurtardi-h138356.html", "text": "Kaliforniya merkezli teknoloji devi Apple, iPhone 14 serisi, Watch 8, SE (2.nesil) ve Ultra modelleri ile kullanıma sunduğu 'Kaza Algılama Özelliği' ile pek çok insanın hayatını kurtarmasına vesile oldu. Bu özellik sayesinde cihazlar, kullanıcının bir kaza yaptığını algılayabiliyor ve telefona erişememeleri durumunda yetkilileri otomatik olarak arayıp yardım çağırmalarını sağlıyor. Tabii bu özelliğin sadece araba kazalarında değil, scooter ile kaza yapıldığında da çalışabildiğini bir Apple Insider editörü, yaşadığı tatsız bir deneyim ile anlatıyor. Apple Insider'da çalışan bir editörün, araba kazası yapmamasına rağmen hayatı kurtuluyor. Apple Insider'da çalışan Daniel Dilger, bu özellik sayesinde hayatı kurtulan ilk kişi değil. Dilger, arabasını park ettiği yere hızlıca gidebilmek için bir scooter kiralıyor. Ancak scooter seyahatinde bir kaza geçiriyor ve bir otoyolun üstünden geçen köprüde yarı baygın bir halde kalıyor. Gözünün üst kısmında derin bir yarık oluşan Dilger, çok fazla kan kaybetmeye başlıyor ve bilincini kaybediyor. O esnada kolundaki Apple Watch, kaza algılama özelliği ile ilk yardım ekiplerini arıyor ve olay yerine yardım ekiplerinin gelmesini sağlıyor. Araba kazası yaşamamasına rağmen ciddi bir kaza geçirdiğini ve Apple Watch'un 20 saniye içinde kaza algılama uyarısına cevap vermediği için 30 dakika içinde sağlık ekiplerinin olay yerine geldiğini söyleyen Dilger, hayatını Apple Watch'a borçlu. Kimsenin bu özelliğe ihtiyaç duymasını istemeyiz ancak Apple, ürünlerine eklediği bu faydalı özellikler ile kullanıcı dostu bir marka olmaya devam ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-modelleri-yuzunden-mahkemelik-oldu-h138208.html", "text": "Gün geçmiyor ki Apple'ı telif davaları yüzünden mahkeme kapılarında bulmayalım. Sektöre geldiği gibi standart haline gelen bazı özelliklerin öncüsü de olsa şirket, bilinçli mi yoksa bilinçsiz mi olduğu bilinmez bir şekilde, farklı şirketlerin sahip olduğu patent haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle gündeme geliyor. Şu anda birkaç haftadır Amerika Birleşik Devletleri'nden teknoloji-sağlık odaklı bir şirketle başı belaya giren Apple, bu şirket tarafından patent haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle şikayet edildi. Kararın nasıl şekilleneceği yönünde hem Biden yönetimi hem de Apple tarafından yapılacaklar etkili olacak. Apple'ın karşısında yer alan sağlık şirketi Masimo, şirketin Watch modellerinde kendisine ait olan 'kandaki oksijen ölçümü' yöntemini kopyalayıp kullandığını öne sürüyor. Bu teknolojinin 2020'den (yani Watch 6'dan) beri kullanıldığını belirten şirket, ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu'na şikayette bulundu. Komisyon da bunun ticaret yasalarına aykırı olduğunu belirtince belirli Apple Watch modellerinin ithalatının engellenebileceği riski gündeme geldi. Apple da bunun karşılığında kararın incelenmesini isteyeceğini söyledi. Geçtiğimiz yıllarda da benzer konulardan karşı karşıya gelen şirketlerden Apple, yasaktan kurtulabilmek adına Masimo'yla anlaşabilir veya özelliği cihazlarından kaldırıp yerine bir alternatif bulabilir. Fakat bu kısmın bir kesinliği henüz yok. Biden yönetiminin söz konusu kararı veto etmek için 60 günlük bir süresi olduğu belirtiliyor. İşlerin Apple için nasıl bir şekil alacağını hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-satis-yasagi-durduruldu-h139679.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın birkaç gündür gündemde olmasına neden olan Apple Watch satış yasağı kararı ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Satış yasağının Joe Biden tarafından onanması üzerine temyize giden Apple'ın temyizdeki başvurusu kabul edildi. Hal böyle olunca Apple, vakit kaybetmeden Apple Watch Series 9 ve Apple Watch Ultra 2 satışlarını ABD'de yeniden başlattı. Ancak bu durum, en azından şimdilik, kalıcı değil. Zira Apple, akıllı saatlerindeki patent anlaşmazlığını düzeltecek çalışmalar yaptığını ve yetkili kurumlardan bununla ilgili geri dönüş beklediğini belirtti. Yapılacak incelemeler sonucunda Apple'ın patent anlaşmazlığına konu olan hususları çözdüğü tespit edilirse yeni bir yasaklamaya gerek kalmayacak. Mahkeme, aksi takdirde daha uzun süreli bir yasaklamayı görüşecek. Apple, gelinen son noktada Apple Watch Series 9 ile Apple Watch Ultra 2 satış ve ithalatına bir süre daha devam edecek ancak bunun birkaç haftadan ibaret olabileceği konuşuluyor. Hatta 12 Ocak tarihinde olayla ilgili yeni bir karar verilmiş olabilir. Bunun için beklemek gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-satislari-abd-durduruldu-h139417.html", "text": "Apple, yıllar boyunca patent tartışmalarıyla gündeme gelen Apple Watch modelleriyle ilgili önemli bir karar aldı. İlk olarak 9to5Mac'e yapılan açıklamaya göre teknoloji devi, ABD'deki bazı Apple Watch modellerinin satışlarını bu hafta durduruyor. Yalnızca ABD'de geçerli olan karar, bu yıl tanıtılan Apple Watch Series 9 ve Apple Watch Ultra 2 modellerini kapsıyor. Şirket, 21 Aralık'ta internet sitesi üzerinden bu cihazların satışını durduracak. 24 Aralık'ta ise ülkedeki tüm Apple mağazalarından kaldırılacak. Apple'ın neden amiral gemisi Apple Watch modellerini ABD'de satmayı durdurduğuna bir bakalım. Teknoloji devi, son birkaç yıldır Masimo isimli bir tıbbi cihaz şirketiyle akıllı saatleri hakkında sorunlar yaşıyordu. Bu şirket, Apple Watch'ların kandaki oksijen seviyesini ölçen sensörünün kendilerinden kopyalandığını ve Apple'ın patent ihlali yaptığını söylüyordu. İki taraf arasındaki sorunların 2020'ye kadar dayandığını belirtelim. Masimo'ya göre Apple Watch Series 6'dan beri böyle ihlaller gerçekleşiyor. Masimo, ilk olarak 2020'de, daha sonra ise 2021'de konu hakkında dava açmıştı. Bunun ardından da ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu'na başvurdu. ITC, incelemelerin ardından Apple'ın 2 patent ihlali yaptığını keşfetti. Bunlar da kan oksijen seviyesini ölçen teknolojiyle ilgiliydi. ITC, ekim ayının sonunda Apple Watch modellerinin ABD'ye ithalatına yasak getirdi. Kurum, sonrasında da davayı Biden hükumetine incelenmesi için gönderdi. Başkanlık incelemesi için de 25 Aralık'ta sona erecek 60 günlük müddet tanınmıştı. Şu ana kadar geçen süreçte, kararı veto edebilecek hükumetten bir adım atılmadı. Masimo CEO'su Joe Kiani, yasak geldiğinde yaptığı açıklamada, ITC'nin kararı, dünyanın en büyük şirketinin bile kanunların üstünde olmadığına dair güçlü bir mesaj gönderiyor. demişti. Kısacası yasak, Biden yönetiminden farklı bir hamle gelmezse 25 Aralık günü yürürlüğe girecekti. Apple da yasağa uymak için biraz daha önceden böyle bir hamle yapmaya karar verdiğini duyurdu. ITC'nin kararı, yalnızca Apple satışlarını etkiliyor. Yani cihazlar Amazon gibi üçüncü taraf satıcılar tarafından satın alınabilecek. Bu konuda bir değişiklik olup olmayacağı bilinmiyor. Şimdi ne olacağını görmek için 25 Aralık'ı bekleyeceğiz. Apple, Biden yönetiminden bir hamle gelmezse yasağa itiraz edecek. Şirket, Apple Watch Series 9 ve Apple Watch Ultra 2'nin satışlarının mümkün olan en kısa sürede tekrar başlayacağını söylüyor ancak kesin bir tarih veremiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-se-2-nesil-hala-alinir-mi-v2032.html", "text": "Bu videomuzda Özge rekabetçi özellikleriyle öne çıkan Apple Watch SE 2. Nesil akıllı saati inceliyor. Peki çıkalı 1 yıl olan Apple Watch SE 2. Nesil bu dönemde alınır mı yoksa başka modeller mi bakmak daha mantıklı? Cevabı videomuzda, herkese iyi seyirler! - Ekran - 44 mm - 368 x 448 piksel - 977 mm2 ekran alanı - 40 mm - 324 x 394 piksel - 759 mm2 ekran alanı - LTPO OLED Retina ekran - 1000 nite kadar parlaklık - 44 mm - Çip - 64 bit çift çekirdekli işlemciye sahip S8 SiP (Bir önceki nesle göre %20'ye kadar daha hızlı) - W3 - Bağlantı Özellikleri - LTE ve UMTS4 - Wi-Fi (802.11b/g/n 2.4 GHz) - Bluetooth 5.3 - Renkler - Gece Yarısı - Yıldız Işığı - Gümüş"} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-series-9-ozellikleri-fiyati-h137169.html", "text": "Teknoloji devi Apple'ın \"Wonderlust\" isimli lansman etkinliği resmen başladı. Etkinlik kapsamında tanıştığımız ürünlerden bir tanesi de Watch Series 9 isimli akıllı saat oldu. Peki Apple Watch Series 9 tüketicilere neler sunuyor ve hangi özelliklere sahip? Gelin bu akıllı saat ile ilgili tüm detaylara yakından bakalım. Apple, son birkaç yıldır Apple Watch tasarımlarında ekran çerçevelerini inceltip ekranı büyütmek dışında değişiklik yapmıyor. Bu durum 2023 yılında da devam edecek. Watch Series 9, tasarımı açısından Watch Series 8 ile büyük oranda aynı olacak. Aslına bakacak olursak sadece tasarım değil, teknik özellikler de bu yıl çok değişmeyecek. Su ve toza karşı dayanıklı olan akıllı saat, çizilmeye karşı da dayanıklı olan bir ekranla gelecek. 41 mm ve 45 mm'lik versiyonlara sahip olacak ekran, Always on Display özelliği sunacak. Apple Watch Series 9, Apple'ın \"S9\" olarak isimlendirdiği yeni bir işlemciyle çalışacak. Bu işlemci, Apple Watch Series 8'de bulunan \"S8\" işlemciye kıyasla hem yüksek performans hem de yüksek verimlilik sağlayacak. Bu da kullanıcılar için daha hızlı tepkiler anlamına geliyor. Öte yandan; işlemcinin verimli hale gelmesi saatin kullanım süresini de artıracak. Apple'ın açıklamasına göre Watch Series 9, 18 saat civarında kesintisiz kullanım imkanı sunacak. Apple Watch Series 9'daki en etkileyici detaylardan biri ekranda. Bu akıllı saatin ekranı, 2000 nite kadar parlaklık değeri sunacak. Ayrıca bu akıllı saatin ekranını uyandırmak için yepyeni bir teknoloji geliştirildi. \"Çift dokunma\" denen bu teknoloji, başparmak ve işaret parmağınızı birbirine dokundurduğunuzda Apple Watch Series 9'un ekranını açacak. Bunu müzik kontrolü ve alarm gibi işlevler için de kullanabileceksiniz. Apple Watch Series 9 beyaz, lacivert, gold ve yeni bir pembe renk ile satışa sunulacak. Akıllı saatin çerçevesi ise alüminyum olarak açıklandı. Akıllı saatin bataryası yüzde 100 geri dönüştürülmüş kobalt malzeme içerirken, kordonda ise yüzde 82 geri dönüşüm iplik görüyoruz. Apple, haziran ayında gerçekleştirdiği WWDC 2023 etkinliklerinde watchOS 10'u tanıttı. Bu işletim sistemi, Apple'ın yeni nesil akıllı saatlerine hayat verecek. Kullanıcılar, yeni işletim sistemiyle birlikte kullanıma sunulacak olan araç takımlarını kullanma imkanı yakalayacaklar. İlaç hatırlatıcı gibi işlevsel özelliklerden yeni saat yüzlerine kadar watchOS 10'un tüm yeni özellikleri, Apple Watch Series 9'da erişilebilir olacak. Akıllı saatlerin en çok merak edilen özellikleri arasında sağlıkla ilgili olanlar bulunur. Apple Watch Series 9'un sağlık ve spor ile ilgili özellikleri, Watch Series 8 ile genel olarak benzer olacak. Bu bağlamda; kandaki oksijen seviyesinin ve kalp atış hızının takibi, uyku izleme, acil durum SOS ve kaza algılama gibi özellikler, Apple Watch Series 9'da karşımıza çıkacak. Ayrıca Apple Watch Series 8 ile hayatımıza giren vücut sıcaklık ölçümü özelliği de kullanıcılara ulaşacak. Apple'ın yeni nesil akıllı saatleri de yürüyüş, koşu ve yüzme gibi tonla spor aktivitesinin takibini yapabilecek. Kullanıcılar, isterlerse akıllı saatleri isterlerse de telefonları üzerinden yaptıkları spor aktiviteleri ile ilgili istatistiklere ulaşabilecekler. Yazılım cephesindeki iyileştirmeler, kullanıcıya daha iyi bir deneyim sunacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-tasarim-degisebilir-h136593.html", "text": "Apple'ın zaman zaman hayat kurtardığını gördüğümüz watch modelleri, her seferinde yeni özellikleriyle akıllı saat pazarında yön verici olmayı başarıyor. En son çıkan watch 8 ve Ultra modelleriyle de bunu tekrar görmüş olduk. Her yıl bu cihazların diğer Apple cihazlarıyla birlikte güncellendiğini de görüyoruz. iPhone modellerinde Apple'ın, 10. modele özel olarak köklü bir tasarım değişikliğine gittiğini gördük. iPhone X ile gelen bu değişiklik, 14 serisine kadar kendisini göstermiş, 14 Pro'larda ise daha güncel bir versiyona dönülmüştü. Şimdi de analist Mark Gurman'ın iddialarına göre Apple Watch, iPhone X'in kaderini paylaşacak. Gurman'ın iddialarına göre yeni modelde kordonların takılması ve bağlanması için manyetik alanlar kullanılacak. Bu yöntemin sebebiyse Apple'ın, yeni Watch modelini olabildiğince ince yapmaya çalışması. Aynı sırada bunun, daha büyük bir batarya için alan sağlayacağı da söyleniyor. Fakat bu tasarım pratiğe aktarılırsa, maalesef önceki Apple Watch kordonları yeni modelle uyumlu olmayacaktır. Neyse ki bu konunun kesinliği yok. Bu gelişmeye ek olarak Apple'ın, alışık olduğumuz her yıl ürün çıkarma stratejisini kenara koyup bu tempoyu yavaşlatmak istediği de iddia ediliyor. Apple Watch X'in son olarak kan şekeri ölçümü gibi özelliklerle gelebileceği de söyleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-watch-ultra-2-ozellikleri-fiyati-h137211.html", "text": "Tüm dünyanın beklediği Apple etkinliği Wonderlust tamamlandı.. iPhone 15 ailesinin ana odak olduğu etkinlikte yeni akıllı saatlere de yer verildi. Bunlardan biri de Apple Watch Ultra 2'ydi. Teknoloji devi, ilki geçtiğimiz yıl çıkan Apple Watch Ultra'nın ikinci neslini bizlerle buluşturdu. Apple'ın en güçlü, en dayanıklı ve en pahalı Watch modeli olan cihaz, büyük değişiklikler yaşamasa da kayda değer iyileştirmelerle geldi. Peki Apple Watch Ultra 2 ne gibi özelliklere sahip olacak? Fiyatı ne kadar? Gelin bakalım. Apple Watch Ultra 2, selefine kıyasla çok fazla tasarım değişikliğiyle gelmedi. İlk nesildekine benzer bir şekilde yuvarlatılmış kenarlar ve düz bir ekran tasarımı bizi cihazda karşılıyor. Yine ekstrem koşullara dayanıklı ve açık hava kullanımına uygun gövde dizaynının kullanıldığı görülebiliyor. Ayrıca Apple, dokuzuncu nesil Watch gibi bu cihazda da %99 oranında çevre dostu karbon nötr malzemeler kullanıldığını belirtiyor. Uygulamalara veya saat özelliklerine ulaşmak gibi birçok işlevi yerine getirmeyi sağlayan özelleştirilebilir eylem butonu saatin yeni versiyonunda da karşımıza çıkıyor. Bu buton ilk olarak geçtiğimiz yıl tanıtılmıştı. Ayrıca, iyileştirilmiş fener, 40 metreye kadar dalış,yeni bisiklet özellikleri gibi yenilikleri de saatte görüyoruz. İkinci nesil Apple Watch Ultra 2, geçtiğimiz yılki gibi 49 mm'lik boyuta sahip olacak. Ekranın sürekli açık kalmasını sağlayacak Always On Display özelliğini yine göreceğimiz saat, şimdiye kadarki en parlak Apple Watch olacak. Apple, 3000 nit parlaklığın ikinci nesil Apple Watch Ultra'da yer aldığını söylüyor. Apple'ın saatteki en büyük değişiklikleri burada yaptığını söyleyebiliriz. Apple Watch Ultra 2, sekizinci nesil Apple Watch'ta olduğu gibi yepyeni S9 silikon işlemciyle ile gelecek. Bu işlemciyle birlikte hız ve verimlilikte artış yaşanacak. Daha çabuk yükleme süreleri ve pil ömrü göreceğimizi söyleyebiliriz. Hem gece hem de gündüz kullanımına uygun şekilde kendini ayarlayabilen Modular Ultra isimli yeni bir arayüz de cihazda bulunacak. Apple Watch Ultra 2'de yeni U2 ultra geniş bant çipi göreceğiz. Yeni çip, daha doğru lokasyon tespiti yapmaya olanak tanıyacak. Böylece cihazların, eşyaların veya insanların izlenebildiği Find My uygulamasının daha iyi çalışacağını söyleyebiliriz. Apple, Watch 9 ile çift dokunuş ismini verdiği bir özellik tanıtmıştı. Bu özellik, Ultra 2'de de karşımıza çıkacak. Elleriniz dolu olduğunda kullanabileceğiniz bu yenilik, işaret parmağınız ve baş parmağınızı birbirine dokundurduğunuzda belli işlevlerin gerçekleştirilmesini sağlıyor. Bunlar, telefona cevap verme, müzik açıp kapama, alarmı susturma gibi şeyleri içeriyor. Çift dokunma özelliği önümüzdeki ay kullanıcılara sunulacak. Apple Watch Ultra 2, 36 saat pil ömrü sunacak. Ancak bu süre, cihaz düşük güç modunda kullanıldığında iki katına çıkacak. Apple, düşük güç modunda 72 saatlik pil ömrü görebileceğimizi söylüyor. Saat, Alpine Loop, Trail Loop ve Ocean Kordon olarak üç seçenekle sunulacak. İlk ikisinde karbon nötr kayış yer alıyor. Ocean Kordon ise su sporları ve eğlence amaçlı dalışlar için tasarlanmış. Alpine Loop, mavi, indigo ve zeytin yeşili renklere sahip. Trail Loop ise yeşil/gri, mavi/siyah, turuncu/bej ile geliyor. Son olarak Ocean Kordonda mavi, beyaz ve turuncuyu görüyoruz. Apple Watch Ultra 2, geçtiğimiz haziran ayında tanıtılan watchOS 10 işletim sistemiyle hayat bulacak. Arayüzde önemli tasarım değişiklikleri sağlayacak yeni sistem, widget'lara daha çok öne çıkarırken yeniden tasarlanmış uygulamalarla gelecek. Apple'ın açıklamasına göre watchOS 10, 18 Eylül itibarıyla Watch Series 4 ve sonrası için çıkış yapacak. ABD'de 799 dolarlık ücrete sahip Apple Watch Ultra 2, 22 Eylül'den itibaren Türkiye'de siparişe açılıyor. Teslimatların ise 29 Eylül'de başlayacağı bildiriliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-yapay-zeka-gelistirmek-icin-haber-lisanslayacak-h139566.html", "text": "Yapay zeka konusunda şimdiye kadar tek bir somut girişimini gördüğümüz Apple, geçtiğimiz günlerde makine öğrenme çerçevesini tanıttı. Bu çerçeve sayesinde Apple Silicon için verimli çalışan modeller ve derin öğrenme model kütüphaneleri oluşturabiliyor. Haberimizin ayrıntıları için buraya tıklayabilirsiniz. Şimdilerde ise şirket, bir adım daha atarak yapay zeka modellerini geliştirmek için dev haber yayımcıları ile anlaşma sağlamaya gidiyor. Haber arşivlerine erişebilmek ve bu haberler ile makine öğrenimini geliştirmek isteyen şirket, milyon dolarlar harcayacak. Apple'ın Conde Nast, NBC News ve IAC gibi haber yayım şirketleri ile çalışacağı söyleniyor. The New York Times'ın haberine göre Apple, haber yayım şirketlerinin haber arşivlerine erişebilmek için 50 milyon dolarlık bir anlaşma sağlamak istiyor. Üstelik bu anlaşmanın uzun yıllar devam edeceği söyleniyor. Ancak NYT bu olaya pek sıcak bakmıyor. Çünkü Apple'ın söz edilen haberleri kullanması, yayımcıların taşıyacağı yasal sorumluluklardan dolayı problem yaşayacağı ve zor durumda kalacakları söyleniyor. NYT, Apple'ın bu teklifine pek olumlu bir yanıt vermese de diğer dev şirketlerin bu teklife sıcak baktığı söyleniyor. Yapay zeka için bir günde milyon dolarlar harcayan Apple, OpenAI, Microsoft ve Google gibi devlere yetişmek için gözünü karartmışa benziyor. Daha önce edindiğimiz bilgilere göre şirketin daha akıllı bir Siri için çalışmalara başladığını ve bir sonraki iOS sürümünün eski sürümlere göre çok daha akıllı olacağını bildirmiştik. Şirketin yapay zeka konusunda daha geniş çaplı bir hamlede bulunup bulunmayacağı ise merak konusu."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-yapay-zeka-uygulamasi-h139127.html", "text": "Apple'ın makine öğrenme araştırma ekibi, MLX adlı bir makine öğrenme çerçevesi tanıttı. Bu sayede geliştiriciler, Apple Silicon için verimli çalışan modeller ve derin öğrenme model kütüphaneleri oluşturabiliyor. Hem çerçeve hem de MLX Data tabanlı derin öğrenme modelleri GitHub sayfasından ve PyPI üzerinden erişilebilir durumda. Apple'ın GitHub sayfasına göre PyTorch, Jax ve ArrayFire'dan ilham alan MLX, paylaşımlı belleğe sahip olacak. Yani MLX üzerinde çalışan herhangi bir görev, desteklenen tüm donanımlarda veri taşımaya gerek olmadan çalışabilecek. Şu anda CPU ve GPU'lar MLX desteğine sahip. Gelen haberlere göre MLX, geliştiricilerin rahatça kullanabileceği kadar basit ancak Meta'nın Llama ve Stable Diffusion üretken yapay zekaları gibi modelleri geliştirmek için yeterli güce sahip. Çerçeveler ve model kütüphaneleri, piyasada yer alan pek çok yapay zeka uygulaması için kullanılabilir. Yine de MLX Data genel olarak derin öğrenmeye odaklanıyor. Apple, büyük rakipleri Micrsoft ve Google gibi üretken yapay zeka alanına ağırlık vermiyor. Hatta firma, mümkün olduğunca yapay zeka sözcüğünü kullanmaktan kaçınıyor. Apple'ın daha önce de temel modeller üzerinde çalıştığını ifade edilmişti. Temel modeller çok sayıda etiketlenmemiş veriyi içeriyor. Böylece aynı veri setini farklı amaçlara göre kullanmak mümkün oluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/apple-yeni-nesil-airpods-yenilikler-h138152.html", "text": "2016 yılında Apple, kablosuz kulaklıkları olan AirPods'ları tanıtmıştı. İlk başta pek çok kullanıcı bu kulaklıkları yadırgamış ve kulaklık girişlerinin kaldırılmasından dolayı da mutsuz olduklarını ifade etmişlerdi. Zamanla insanlar bu kulaklıklara alışırken, AirPods da piyasanın en önemli aktörlerinden biri haline gelmişti. Kulislerde dolaşan haberlere göre Apple, gelecek yıl AirPod modellerinde çeşitli yenilikler yapacak. Özellikle yeni Pro modelleri ve giriş seviyesi AirPodlar için pek çok geliştirme gelecek. Apple'ın gittikçe büyüyen giyilebilir teknolojiler departmanının en önemli ürün gruplarından biri AirPods. Departmanın toplam yıllık gelirinin 40 milyar dolar olduğunu göz önüne alırsak AirPods'ların şirket için ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkıyor. Şirketin şu anda 3 farklı AirPods modeli var: 129 dolarlık giriş seviye modeli, 169 dolarlık orta seviye modeli olan ikinci nesil AirPods'lar ve 249 dolarlık AirPods Pro'lar. Apple'a yakın kaynaklar arasında yer alan Bloomberg'den Mark Gurman'a göre teknoloji devi gelecek yıl ikinci ve üçüncü nesil AirPods'ları piyasadan çekecek. Bu cihazların yerine yeni AirPods ve AirPods Pro ürünleri gelecek. Diğer modellerle benzer fiyatlarla piyasaya çıkacak olan kablosuz kulaklıklar, daha gelişmiş özelliklere sahip olacak. Tasarımlar, 3. nesil AirPods ile AirPods Pro tasarımlarının bir birleşimine benzeyecek. Pro versiyonlarda gürültü engelleme teknolojisi ve daha gelişmiş bir bataryaya sahip olan, daha kolay bulunabilmesini sağlayacak kutularla gelecek. Ayrıca bu kutular USB Type-C şarj özelliğine sahip olacak. Kulaklıklar ve kutular farklı renklerde sunulacak. Daha önce Apple kullanıcılarının ya ilk nesil AirPods tercih ettiğini ya da doğrudan AirPods Pro'ya yöneldiğini gören Apple, yeni nesil cihazlar ile birlikte daha dengeli satış rakamlarına ulaşmayı amaçlıyor. Samsung, Google, Xiaomi gibi firmaların da bu pazarda daha aktif olmaları, Apple'ı bu konuda sıkıştırıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/arac-yikarken-dikkat-edilmesi-gerekenler-h139277.html", "text": "Kimimiz arabamızı bir dost gibi görür, kimimiz de sadece bir taşıma aracı. Fakat hangi kategoriye girerseniz girin, uzun süre sizinle olması ve ekstra masraflar çıkarmaması için ona iyi bakmanız gerekir. Eğer yıkama şirketlerine güvenmiyorsanız ve kendiniz yıkayacaksanız suyunuzu, köpüğünüzü, temizlik malzemelerinizi ve arabanızı hazırlayın. Yanlış ürün seçimi, aracınızda istenmeyen hasarlara neden olabilir. Yıkama işlemine başlamadan önce temizlik ürünlerini doğru seçmenizde fayda var. Yıkama yapacağınız deterjan, araba temizliğine uygun olmalı. Bulaşık sabunu, çamaşır suyu gibi araç yüzeyine uygun olmayan kimyasal içerikli ürünler aracınızın zarar görmesine neden olur. Yine mutfaklarda kullanılan sert yüzeyli süngerler ise temizlikte kullanılmaması gereken bir başka ürün. Sert kıllı fırçaların yanı sıra yumuşak süngerleri tercih ederek nazikçe temizleyebilirsiniz. Tekerlek ve jant temizliği için özel fırçalardan alarak detaylı bir temizlik yapabilirsiniz. Eskimiş havlu, tişört veya kağıt havlu yerine sadece aracınızı temizlemekte kullanacağınız mikrofiber bezler edinin. Biri yıkama, diğeri ise kurulama aşamasında lazım olacak. İki adet kova da temizlerken yanınızda olmalı. Yıkama ve durulama kısmında iki kovaya da ihtiyacınız var. Hortum ve suyun gerekliliğini de zaten hepimiz biliyoruz. Yağmurlu havalar yerine güneşli bir günde araba yıkamak keyifli olabilir. Ancak güneşin yakıcı saatlerinde yıkamaktan uzak durun. Su ve deterjan lekeleri aşırı sıcaktan kuruyup istenmeyen lekelere neden olabilir. Aracınızın tamamına su tutarak tozu aldırın ve kirleri yumuşatın. Bunun sonrasında ise temizliğe önce tekerleklerden başlayın. Birçok kişi Önce yukarıdan başlanır. dese de buna aldanmayın. Çünkü arabanın en pis kısımları tekerleklerdir. Tekerlek ve jantları sona bırakırsanız burayı yıkarken ortaya çıkacak pislikler temiz yüzeye yapışacaktır. Jant temizlemek için tasarlanan fırçalarla detaylı temizlik yapıp yumuşak süngerle dış yüzeyi sabunlamalısınız. Sadece tekerleklerde kullanabileceğiniz bir fırça ile tekerlekleri de sabunladıktan sonra durulama işlemine geçebilirsiniz. Kovanızdaki sabunlu su ve süngerinizle sabunlamaya başlayabilirsiniz. Ancak bu aşamada rastgele hareketlerle değil yukarıdan aşağıya doğru temizleme yapmalısınız. Kum ve benzeri kalıntıları temizlemek için ise yıkama eldivenlerine güvenebilirsiniz. Geldi benim arabamı mı buldu? dediğiniz kuş pisliklerini temizlemek için ise kesinlikle sert materyaller kullanmamalısınız. Bu hem cama hem boyaya ciddi anlamda zarar verir. Eğer eski bir pislikse ve kurumuşsa sıcak su ile köpükten yardım alarak bir süre bekleyip yumuşadıktan sonra yıkayabilirsiniz. Dış cepheyi temizlerken tazyikli su kullanımını doğru yapmalısınız. Sabunlu suyu durulamak için hortumu kullanarak tüm sabun ve kirleri temizleyebilirsiniz. Ancak suyun tazyik seviyesi oldukça önemli. Çok yakından tutmanız boyasına zarar verebilir. Ayrıca tazyikli suyu direkt yere de tutmamalısınız. Oluşan basınç ile yerdeki çakıllar boyaya çarpabilir. Yaklaşık bir metre uzaklıktan basınçlı su verebileceğiniz gibi aracınızın hassas yerleri varsa bu kısımlara dikkat ederek durulama yapmalısınız. Her yerinin temizlendiğinden emin olduysanız kurulama aşamasına geçebilirsiniz. Malzemeler kısmında da dediğimiz gibi mikrofiber bezleri kullanmak hem işinizi kolaylaştırır hem aracınıza zarar vermez. Islak hiçbir yerin kalmadığına emin olana kadar da kurulama işlemine devam etmelisiniz. Pencere ve camları, genel temizlik içerisine dahil etmeyin. Aracınızın dışını yıkarken pencere ve camları temizlemek için özel cam temizleme malzemelerini kullanın. Özellikle film bulunan camlar bu sayede çizilmez ve görüş açınız da bozulmaz. Her yerini yıkamışken bir daha uğraşmamak için ise cam temizleme suyunu doğrudan püskürtmek yerine cam temizleme bezine sıkın, ondan sonra temizleyin. İçini temizlemek, dışı kadar kolay olmayabilir. Evcil hayvanınız veya bir çocuğunuz varsa arabanızın içinin ne durumda olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Eğer siz de temizleme günü gelene kadar araç içinin temizliğine pek önem vermiyorsanız doğru sıralamayı takip ederek kısa sürede bu işi de alnınızın akı ile tamamlayabilirsiniz. Çöpleri temizlemekle işe başlayabilirsiniz. Paspasları da dışarı çıkardıktan sonra her yeri süpürmelisiniz. Zemin ve koltukların yanı sıra pedallar ve kapı panellerini de unutmayın. Konsol, gösterge panelleri, direksiyon simidi gibi temizlenebilecek her yüzeyi mikrofiber bezinizle temizleyebilirsiniz. Bu sırada ıslak mendil kullanımı oldukça yanlış bir tercih olur. Çünkü ıslak mendiller tozu veya kiri alsa da arkasında iz bırakır. Aynı hatayı koltuk ve halı gibi yüzeyler için de yapmamalısınız. Özel temizleme solüsyonları ile koltuklarını silebilirsiniz. Girilmesi zor yerlerdeki kirleri almak için ise ince bir nesneye bezinizi sararak detaylı temizliğinizi bitirebilirsiniz. İster aracınızın içini tam anlamıyla temizlemeye başlamadan önce isterseniz de daha sonra paspaslarınızı yıkamalı ve tamamıyla kurumadan asla yerine koymamalısınız. Kurumayan her detay, içerisinin kötü kokmasına neden olabilir. Arabanız misler gibi yaparken stresinizi de arttıysanız biz de size güvenli sürüşler dileriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/arkadaslarla-oynanan-multiplayer-bilgisayar-oyunlari-pc-h93297.html", "text": "Çok sayıda bilgisayar oyunu arasından seçim yaparak bir tanesine başlamak çok zor bir karar olabiliyor. Hele bir de işin içine arkadaşlarla birlikte oynanan multiplayer bilgisayar oyunları gibi oldukça spesifik bir filtre ekleyince, durum hepten içinden çıkılmaz bir hale geliyor. İşte bu noktada işinizi kolaylaştırmak için sayısız seçenek arasından sizler için kolaj tadında bir liste hazırladık. Listemizde her türden oyuna yer verebilmek adına çok bilinen yapımlara oranla biraz köşede kalmış, popüler FPS veya RYO türü dışında oyunlara da odaklandık. Hak etmesine rağmen adını anamadığımız oyunlar oldu. Buradan hepsinden özür diliyor, lafı fazla uzatmadan oyunlara geçiyoruz. - Ücretsiz oyunlar: - Dauntless - Dead Maze - No More Room in Hell - Fistful of Frags - We Were Here - Conqueror's Blade - Paladins - War Thunder - Fortnite - Call of Duty Warzone - Rocket League - Ücretli oyunlar: - Overcooked! 2 - Don't Starve Together - Worms - Unreal Tournament - A Way Out - Wolfenstein: Youngblood - Warhammer: Vermintide 2 - Keep Talking and Nobody Explodes - Minecraft Dungeons - Rainbow Six Siege - Çıkış tarihi: Phoenix Labs, Iron Galaxy - Geliştirici: 21 Mayıs 2019 Dauntless, arkadaşlarla birlikte oynanabilecek en iyi Co-op oyunlardan biri olarak gösterilen Monster Hunter: World isimli oyunun ücretsiz alternatifi. Öğrenme aşaması Monster Hunter: World'ten daha kısa olan Dauntless, ücretsiz olmasına karşın ekipçe toplaşıp yaratık avına çıkmak için tercih edebileceğiniz en iyi seçeneklerden biri. - Çıkış tarihi: 13 Şubat 2018 - Geliştirici: Atelier 801 Dead Maze iki boyutlu, izometrik bir yapım. Zombi felaketi sonrası bir dünyada geçen oyun, kaynak toplama, yönetme, ev kurma ve geliştirme gibi hayatta kalma türü oyunlarda sıkça karşılaştığımız özelliklere kendi yorumunu getiriyor. Amansız zombi sürülerine karşı arkadaşlarınızla birlikte mücadele verirken, mücadelenize başka insanları da katabiliyorsunuz. - Çıkış tarihi: 31 Ekim 2011 - Geliştirici: No More Room in Hell Team No More Room in Hell, zombi istilası sırasında hayatta kalan bir grup arkadaşın hikayesini gerçekçi bir şekilde ele alıyor. Oyunda nişangah gibi kolaylık sağlayan elementlerden eser yok. Hatta bir zombi tarafından ısırıldığınız zaman bunu arkadaşlarınıza söyleyip söylememek bile size kalmış durumda. Üstelik arkadaşlarınızla iletişimde kalabilmek için aranızdaki mesafeyi kısa tutmanız gerekiyor. - Çıkış tarihi: 9 Mayıs 2014 - Geliştirici: Fistful of Frags Team Listemize vahşi batı konseptine sahip bir oyun eklemesek olmazdı. Fistful of Frags, Battle Royale ve klasik takım ölüm karşılaşması gibi birçok farklı modla birlikte arkadaş grubunuzu vahşi batının acımasız kollarına atıyor. İşin en güzel tarafı ise bu acımasızlığın bir parçası olarak düşmanlarınıza karşı hızlı tempolu savaşlar vermek. - Çıkış tarihi: 3 Şubat 2017 - Geliştirici: Total Mayhem Games We Were Here, arkadaşınızla birlikte bulmaca çözmeye odaklanan bir oyun arıyorsanız tam size göre. Oyunda aynı kale içinde birbirinden ayrı düşen iki arkadaş birbirini bulmaya çalışıyor. Bu sırada iletişim kurmak için kullanabileceğiniz tek şey ellerinizdeki telsizler. İki oyuncu da karşısına çıkan bulmacaları çözerek birbirini bulmak için büyük bir kalede mücadele veriyor. - Çıkış tarihi: 30 Mayıs 2019 - Geliştirici: Booming Games Conqueror's Blade gerçek zamanlı ve sıra tabanlı strateji oyunlarını olabilecek en iyi şekilde bir araya getirip oldukça dinamik bir oynanış sunuyor. Orta çağ temasından esinlenildiği belli olan oyunda, düşman ordusunu ortadan kaldırmaya çalışan bir komutanı canlandırıyorsunuz. Oyunu isterseniz tek başınıza oynamanız da mümkün ancak tabii ki arkadaşlarınızın yardımını almak çok daha eğlenceli. - Çıkış tarihi: 8 Mayıs 2018 - Geliştirici: Evil Mojo Games Paladins, listemizdeki ücretli oyunlar arasında yer alan Overwatch'un ücretsiz alternatifi olarak görülebilir. Zaten oyuncular tarafından sıkça Overwatch killer olarak adlandırılıyor. Aynı kaliteyi beklemek her ne kadar doğru olmasa da ücretsiz bir alternatif olduğu için tercih edilesi bir seçenek. Hepsi birbirinden farklı yeteneklere sahip karakterlerle MOBA tadında 5'e 5 savaşlar vermek isterseniz denemenizi öneriyoruz. - Çıkış tarihi: 15 Ağustos 2013 - Geliştirici: Gaijin Entertainment Arkadaşlarınızla birlikte II. Dünya Savaşı araçlarını kullanarak savaşmak sizin için uygunsa, aradığınız oyunu bulduğunuzu sevinerek söylüyoruz. War Thunder yıllardır sevilerek oynanan bir araç savaşı simülasyonu oyunu. Oyunda bulunan 1.500'den fazla araç ile sayısız mekanda geçen savaşlara tanık oluyor, üstelik savaşın direkt içinde yer alıyorsunuz. Ayrıca oyunun ücretsiz bir seçeneğe göre oldukça iyi grafik kalitesi vadettiğini de söylemeden geçmeyelim. - Çıkış tarihi: 25 Temmuz 2017 - Geliştirici: Epic Games Fortnite için söylenebilecek çok bir şey yok. Kendisi Battle Royale türü oyunların sancak taşıyan üyelerinden biri. Dünya çapında 350 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısı olan Fortnite, sürekli yenilenen haritasıyla birlikte dinamik bir yapıda seyrediyor. Eğer Battle Royale türü hoşunuza gidiyorsa ve arkadaşlarınızla oynayacağınız bir oyun henüz bulamadıysanız Fortnite gibi ücretsiz bir seçeneği atlamamanızı tavsiye ediyoruz. - Çıkış tarihi: 10 Mart 2020 - Geliştirici: Infinity Ward, Raven Software Yılların Call of Duty kalitesi, günümüzün en popüler oyun türlerinden biri olan Battle Royale ile buluştu. Hem de tamamen ücretsiz olarak. 2019 yılında çıkan Modern Warfare oyununu temel alan Warzone iyi grafikleri, devasa bir savaşı, çetin bir rekabeti ve en önemlisi arkadaşlar arasındaki dayanışma hissiyatını çok iyi bir şekilde aynı potada eritiyor. - Çıkış tarihi: 7 Temmuz 2015 - Geliştirici: Psyonix LLC Rocket League, son yıllarda ciddi bir yükselme göstererek e-spor dünyasında geniş kitlelere ulaşan bir oyun oldu. Başlaması kolay ve eğlenceli, uzmanlaşması da ciddi bir sabır ve emek gerektiren Rocket League, kolaylıkla arkadaşlarınızla birlikte saatlerce başından kalkmadan oynayacağınız bir oyun haline gelebilir. - Çıkış tarihi: 7 Ağustos 2018 - Geliştirici: Ghost Town Games Ltd., Team17 digital Ltd Arkadaşlarınızla birlikte oynayabileceğiniz en eğlenceli oyunlardan biri Overcooked! 2. Oyunda minik şefleri canlandırıyoruz. İsterseniz aynı bilgisayar üzerinden isterseniz de çevrimiçi olarak farklı bilgisayarlardan oynayarak birlikte yemekler yapabiliyorsunuz. Yalnız uyaralım, oyun sıradan bir mutfak simülasyonundan çok daha fazlası. Arkadaşlarınızla birlikte, sürekli olarak değişerek sizi zora sokan bir mutfakta, aksiyon dolu dakikalar içinde yemekler hazırlamanız gerekiyor. - Çıkış tarihi: 21 Nisan 2016 - Geliştirici: Klei Entertainment Don't Starve Together, hayatta kalma türünün günden güne daha da popülerleştiği 2010'lu yılların başına denk gelen dönemde çıkan Don't Starve'ın tek başına çalışabilen bir genişleme paketi. İçinde çeşit çeşit tehlikelerin ve yaratıkların yer aldığı bir dünyada, arkadaşlarınızla yardımlaşarak topladığınız kaynakları düzgün bir şekilde harcamanın yollarını ararken hayatta kalma mücadelesine doyacaksınız. - Çıkış tarihi: 23 Ağustos 2016 - Geliştirici: Team17 Digital Ltd 1995 yılında hayatına başlayan Worms serisi, o zamandan beri arkadaşlarla birlikte oynanabilecek en iyi oyunlar listelerinde anılmaya devam ediyor. Oyun sıra tabanlı bir oynanışa sahip. Solucanları kontrol eden oyuncular, fantastik yollarla diğer solucanları yok etmeye çalışıyorlar. Worms W.M.D ile arkadaşlarınızla sırt sırta ya da karşı karşıya solucanların savaşını en eğlenceli şekilde yaşayabilirsiniz. - Çıkış tarihi: 30 Kasım 1999 - Geliştirici: Epic Games, Inc. Günümüzde FPS türü oyunların geldikleri yeri borçlu olduğu serilerden biri kuşkusuz Unreal Tournament. İşte tam da bu yüzden, arkadaşlarınızla oynayabileceğiniz nostalji temalı oyun kontenjanımızı Unreal Tournament serisinden yana kullanıyoruz. Seri, sayısız oyuna sahip. Eğer uzayda geçen aksiyon dolu savaşlarla nostaljinin dibine vurmak isterseniz birincisini, daha güncel grafikler görmek isterseniz de üçüncüsünü oynamayı tercih edebilirsiniz. - Çıkış tarihi: 23 Mart 2018 - Geliştirici: Hazelight Studios Film tadında bir hikaye, sürükleyici bir oynanış ve hapisten kaçış teması... Arkadaşınızla birlikte tecrübe etmek istediğiniz şeylerden en az birini bile saydıysak, A Way Out'u kesinlikle denemenizi öneriyoruz. Yerel ya da çevrimiçi olarak birlikte oynayabileceğiniz oyun, iki türlü de ekranı yarıya bölerek iki farklı karakterin başından geçen olayları aynı anda anlatıyor. Eğer oyunu denemeye karar verirseniz, arkadaşınızla birlikte geçireceğiniz heyecan dolu saatlere hazır olun. - Çıkış tarihi: 25 Temmuz 2019 - Geliştirici: Machine Games, Arkane Studios FPS türünün atalarından kabul edilen Wolfenstein, çizgisini değiştirerek eşli hikaye odaklı bir oyunla karşımıza çıktı. Oyun genel anlamda eleştirmenlerden harika puanlar alamadı. Ancak içerisinde ışın izleme ve NVIDIA'nın yapay zeka ile performans artırma teknolojisi DLSS'in çok başarılı 2.0 sürümü yer aldığı için listemize girmeye hak kazanan oyunlardan biri oldu. - Çıkış tarihi: 8 Mart 2018 - Geliştirici: Fatshark Vermintide 2, arkadaşlarınızla birlikte ardı arkası kesilmeyen canavarlara karşı yakın dövüşler vererek aksiyonu tavan yaptıran bir oyun oynamak istiyorsanız kaçırmamanız gereken bir yapım. Oyunda bulunan yetenek ağacı, silah, canavar çeşitliliği ve oynanabilecek çok sayıda hikaye, oldukça uzun, rahatlıkla tekrarlanabilir bir deneyim vadediyor. Oyunu toplamda dört kişiye kadar birlikte oynayabiliyorsunuz. - Çıkış tarihi: 8 Ekim 2015 - Geliştirici: Steel Crate Games Keep Talking and Nobody Explodes arkadaşınızla birlikte kendinizi gerçek bir bomba imha ekibi gibi hissetmenizi sağlayan anlara sahne olan bir oyun. Bir oyuncu bomba üzerindeki bulmacalara bakarken, diğer oyuncu da o bulmacaların nasıl çözülebildiğini anlatan kullanım kılavuzu tadındaki belgeleri kontrol ediyor. İki taraf da birbirinin ne yaptığını görmeden, yalnızca sesli iletişim aracılığıyla bombayı birlikte imha etmeye çalışıyor. - Çıkış tarihi: 26 Mayıs 2020 - Geliştirici: Mojang, Double Eleven Oldukça klasik bir oyun türü olan Dungeon Crawler, Minecraft evreniyle tanıştı. Minecraft'tan alışık olduğumuz zindan yapıları, daha da geliştirilerek bambaşka bir oyun türüyle yeniden oyunculara sunuldu. Arkadaşlarınızla birlikte Minecraft evrenine ait çok sevilen düşmanları, yakından tanıdığımız silahlarla alt ederken dur durak bilmeden ilerlemek istiyorsanız Minecraft Dungeons'ı kesinlikle oynamanız gerekiyor. - Çıkış tarihi: 1 Aralık 2015 - Geliştirici: Ubisoft Montreal Rekabetçi oyunlar arasında kendine has bir yere sahip olan Rainbow Six Siege, gerçekçiliği zor oynanışıyla yakalıyor. Hele ki 2015'ten beri oyunu oynayan sadık bir oyuncu kitlesi olduğunu düşünürsek, R6 macerasına atılmadan önce arkadaşlarınızla birlikte çetin bir rekabete hazırlanmanız gerekiyor. Eğer rekabet etmek tam da aradığınız şeyse Rainbow Six Siege sizin için biçilmiş kaftan."} {"url": "https://www.webtekno.com/aselsan-kuantum-urunler-ortaya-cikti-h139657.html", "text": "Yaklaşık 1 yıl önce ASELSAN, kuantum teknolojileri alanında çalışmalar yapmak amacıyla Kuantum Araştırma Laboratuvarı adlı bir laboratuvar kurmuştu. ASELSAN'ın sivil kanadında yer alan bu laboratuvar, üretilen teknolojiler sayesinde farklı deneylere imza atılabiliyor. Şu anda \"Rekabet öncesi ortak çalışma ve iş birliği\" sürecindeki laboratuvar, araştırmacı ve girişimlerle çalışmalarına devam ediyor. Bu alanda ülkenin ilk merkezi olan KUANTAL'daki çalışmaların sonuçları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. ASELSAN'ın KUANTAL laboratuvarında yapılan çalışmalar sonucunda ilk üretilen ürünler olarak kuantum rassal sayı üreteci ve kuantum entegre devreleri oldu. Bu ürünler hemen her alanda yeni teknolojiler için temeller ortaya koyuyor. Kuantum çalışmalarında mutlak sıfır noktasına yakın sıcaklıklarda çalışmalar yapılıyor. Kuantum alanındaki araştırmalar ile birlikte mevcut sensör ve cihazların daha iyi çalışması için kullanılabilecek. Böylece haberleşme, algılama, bilgi sistemleri, kriptoloji gibi alanlardaki yetenekler ve yetkinlikler de artmış olacak. Kuantum sistemleri ile birlikte karıştırılamayan, taklit edilemeyen, müdahale halinde fark edilen yapılar ortaya çıkıyor. Dışarıdan dinleme ya da ölçüm yapılmaya çalışılması durumunda sistemin düzgün çalışması engelleniyor, dinleme yapıldığı da bu şekilde belli oluyor. ASELSAN, ilerleyen dönemde KUANTAL ile Türkiye'nin Kuantum Strateji Yol Haritası'nın oluşturulması için katkı vermeyi amaçlıyor. Laboratuvar bünyesinde gerek akademisyenler gerekse de şirketler düzeyinde pek çok deneysel teknoloji üzerinde çalışılmaya devam ediliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucret-2-tl-nereden-geliyor-h139669.html", "text": "Herkesin beklediği açıklama geçtiğimiz dakikalarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından yapıldı. Işıkhan, 1 Ocak 2024'ten itibaren geçerli olacak asgari ücretin 17 bin 2 TL olacağını duyurdu. Yıllardır herkesin aklına en az bir kez gelmiş olan bu soru için bakanlık tarafından verilen kesin bir yanıt bulunmuyor. Ancak uzmanlardan gelen bazı açıklamalar var. Planlama uzmanı Fikret Artan'ın geçen yıllarda yaptığı bir açıklamaya göre bu küsuratın sebebi asgari ücretin hesaplanma şekli. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, günlük brüt asgari ücret belirleme görevine sahip. Bu ücretin, kesintilerden sonra net hale gelmesi ve 30 ile çarpılması sonucunda da aylık ücret elde ediliyor. Bunun da küsuratlı tutarların ortaya çıkmasına neden olduğu söyleniyor. Yani 17 bin 2 TL'lik asgari ücret, aslında kesintilerin artından ortaya çıkan 566,73 TL'lik günlük net ücretin çarpılmasıyla bulunuyor. Ancak tekrar bu konuda bakanlık tarafından kesin bir açıklamanın yapılmadığını belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucret-calisan-orani-turkiye-neden-yuksek-h131206.html", "text": "Türkiye'de asgari ücretle çalışan işçi oranının %60'larda olduğu iddia edilmişti. Ardından hükumetin yaptığı açıklamada asgari ücretle çalışan oranının %37 olduğu dile getirilmişti. DİSK verilerine göre bu oran %57 civarında. Yani konuyla ilgili farklı söylemler mevcut. Nitekim hükumetin açıkladığı oran bile farklı ülkelerdeki oranlara kıyasla oldukça yüksek. - Hollanda: %3 - Almanya: %5 - Fransa: %8 - İrlanda: %11 - Bulgaristan: %14 - Polonya: %17 - Romanya: %21 - Avrupa Birliği ortalaması ise %9. - Türkiye'de ise %37 ila %60 arası olduğu tahmin ediliyor. Asgari ücretli çalışan oranı AB'de ortalama yüzde 9'ken Türkiye'de ise yüzde 40'larda. Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı Prof.Dr. Şenol Babuşçu'ya Türkiye'de asgari ücretli çalışan oranının neden bu kadar fazla olduğunu sorduk. Babuşçu'nun verdiği cevaplara göre bu durumun başlıca sebebi, ülkemizde çalışmak isteyen kişi sayısına yetecek iş olanağının bulunmuyor olması. Bir diğer sebep de \"kayıt dışı ödemeler\". İşverenler, SGK primini daha az ödemek amacıyla zaman zaman asgari ücretin üzerinde bir maaş alan çalışanlarına elden ödeme yapmayı tercih edebiliyor. Resmi kayıtlarda asgari ücret alıyor gibi görünen, maaşının kalan kısmını elden alan çalışanlar da asgari ücret oranının artmasına sebep oluyor. Üstüne bir de alım gücümüzün düşmesi gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Biliyorsunuz ki ekonomik olarak zor bir süreçteeyiz. Yüksek enflasyon oranları nedeniyle asgari ücrete yapılan zam oranları da yüksek oldu. 2024'e girmek üzere olduğumuz şu günlerde ise asgari ücret bir kez daha artırıldı ve 17.002 TL oldu. Sonuç olarak da Şenol Babuşçu'nun da belirttiği gibi, ülkemizdeki çalışanları gelir sınıfına göre ayırdığımızda orta gelir grubundan düşük gelir grubuna büyük bir geçiş oldu. Bu durum da şişkin bir düşük gelirli grubu, dar bir orta ve yüksek gelir grubunu beraberinde getirdi. Yazımızın başında asgari ücretli çalışan oranlarını aktardığımız birçok ülkede enflasyon oranları Türkiye'yle kıyaslandığında oldukça düşük. Örneğin çalışanların yalnızca %5'inin asgari ücret aldığı Almanya'da 2022 yılı ortalama enflasyon oranı %7,9'du, bu yıl ise %5'lere geriledi. Bizim için düşük bir rakam gibi görünse de Almanya'da son 71 yılda görülen en yüksek enflasyon seviyesi olduğunu da hatırlatalım. Diliyoruz ki 2024 yılının sonuna geldiğimizde ülkemizdeki enflasyon oranları düşmüş, asgari ücretle çalışan kişi sayısı ve işsizlik oranları azalmış olur. Böylelikle düşük, orta ve yüksek gelir sınıfları arasında bir denge olduğunu yeniden görebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucret-hangi-ay-ayni-yerine-gelir-h139689.html", "text": "Türkiye'de nüfusun önemli bir kısmı asgari ücretle geçinmeye çalışıyor. Pek çok kişinin aldığı maaş da asgari ücrete komşu skalada yer alıyor. Bu yüzden de neredeyse herkesin gözü, açıklanacak olan asgari ücret miktarındaydı. Resmi açıklama ile birlikte 2024 yılı için net asgari ücret %49 artışla 17 bin 2 TL oldu. Uzmanlar bu konuda yorumlarını paylaşmıştı. Asgari ücretin açıklanmasının ardından Özgür Demirtaş, \"Yaptığım hesaplara göre nisan ayı gibi açıklanan ücret Açlık Sınırının (4 kişilik ailenin mutfak masrafı) altına düşecek. İşte bu yüzden enflasyon ile mücadele çok önemli.\" açıklamasında bulundu. \"Finans Gurmesi\" olarak bilinen iş insanı İris Cibre ise daha iyimser bir tahminde bulundu. Cibre, Erdoğan'ın ağırlığını koyduğunu belirterek; asgari ücretin, haziran ayında açlık sınırı altında kalacağını söyledi. Ekonomist Evren Devrim Zelyut ise emekçiyi enflasyona karşı koruyacak olan rakamın 26 bin lira olduğunu, 17 bin liranın mayıs ayında açlık sınırının altında kalacağını ifade etti. Yani alanın önemli isimlerinden gelen tahminler arasında ciddi farklar olduğu göze çarptı. Alım gücümüzün düştüğünü, bir şeyleri alamamaya ya da daha az almaya başladığımızda anlıyoruz. \"Kardeşim bir ay önce 100 liraydı bu, ne ara 139 TL etiket yapıştırdılar!\" dediğimizde bu durumun farkına acı bir şekilde varıyoruz. Peki zamla gelen alım gücü artışının ortadan kalktığını nasıl anlayabiliriz? Bunun için küresel ticaretteki önemli aktörler olan dolar, altın ve euro paritelerine bakabiliriz. Bugün asgari ücret 11.402,32 lira olarak uygulanıyor. 28 Aralık tarihli güncel kura göre asgari ücret şu anda 387,16 ABD doları seviyesine gelmiş bulunuyor. Bu durumda dolar kuru 43,91 TL olduğunda, 17.002 TL olan 2024 asgari ücretin alım gücü, 11.402 TL ile aynı noktaya dönmüş olacak. Ekonomistlerin doların kaç TL olacağı yönüne farklı tahminleri var. Yine de yılın ilk yarısında doların bu noktaya ulaşması pek beklenmiyor, tabii her an ekonomik dengeler değişebiliyor. Bugün asgari ücret ile güncel kurdan 347,82 euro almak mümkün oluyor. Euro kuru 48,88 TL olduğunda ise asgari ücret zammı euro karşısında erimiş olacak. Euro, son dönemde dolara karşı da değer kazanıyordu. Euro/dolar çapraz kuru şu anda 1,11 sevyelerinde olsa da yükseliş, 1,15 seviyesine kadar devam edebilir. Tahminlere göre asgari ücret, yıl sonuna kadar euro karşısında bugünkü seviyeye kolay kolay düşmeyecek. Gram altının fiyatı şu anda serbest piyasada 1945,13 TL. Yani asgari ücretle 5,86 gram altın alabiliyoruz. Altın fiyatı 2901 TL'yi bulduğunda, asgari ücret zammının altın karşısındaki etkisi sıfıra inmiş olacak, alım gücümüz bugün olduğu noktaya gelecek. Marketlerde fiyatlar çok daha önceden yükselmeye başlayacaktır, muhtemelen dövize kıyasla daha hızlı artışlar göreceğiz. Bir defa personel maliyetleri yükselecektir. Bu nedenle fiyatlarda da bir değişim olacaktır. Üreticilerin de maliyetleri asgari ücret zammı ile artacak. Bunu örneklerle açıklamak daha kolay olacaktır. A firması yumurta üretiyor. Çalışan maliyeti, üretim maliyetinin beşte biri olsun. Şu anda yaklaşık 15.762 TL olan çalışan başına işveren maliyeti, 2024 yılında 23.503 TL oldu. İşverenin çalışan maliyeti de %49,1 arttı. A firmasının ürettiği yumurtanın maliyeti 5 lirayken bu durumda 5,49 TL oluyor. Bu yumurtayı 8 liraya satan ve aradaki kazancın 50 kuruşunu maaş için kenara ayıran B firmasının artık aynı kazancı elde etmesi için maaşa 74 kuruş ayırması gerekli. Yumurta fiyatı bu durumda 8,73 TL olacak; o da kira, faturalar, izinler gibi ödemeleri saymazsak. Yani sadece asgari ücretteki artıştan dolayı yaklaşık %9 zamlanan yumurta fiyatı gibi örnekleri göz önüne alırsak marketlerdeki fiyat artışlarının daha önce başlamasını bekleyebiliriz. Yine de fiyat artışı, asgari ücret artışının altında kalırsa ekonomik anlamda biraz daha rahatlama söz konusu olacaktır. Kira zamlarında da %25'lik bir kısıtlama söz konusu ancak ne kadar uygulandığı tartışmalı. Öte yandan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaptığı açıklamalarda yıl sonu için enflasyon hedefini %36 olarak açıklamıştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tahminlerinde de 12 aylık enflasyon beklentisi %36 ile %48 arasında gerçekleşmişti. TCMB'nin tahmin raporuna göre de 12 ay sonunda beklenen dolar kuru 39,46 TL idi. Bu tahminlere göre asgari ücret zammı, sene sonuna kadar alım gücümüzü bugünkü seviyenin üzerinde tutmayı sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucretin-fazla-artmasinin-iyi-ve-kotu-taraflari-nelerdir-h118702.html", "text": "Aslında enflasyona kıyasla artış miktarı hala az, alım gücü geçen sene bu döneme kıyasla çok daha düşük ve düşmeye de devam ediyor. \"Bunun da ana sebebi şu, asgari ücret zaten Türkiye'de neredeyse ortalama ücret. Türkiye'de çalışan insanların yarısından fazlası asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücrete yapılan yüksek orandaki zam, onların üst seviyelerinde maaş alan insanların maaşlarında da yukarı yönlü bir baskı oluşturur. Yani herkesin maaşında bu oranlarda veya buna benzer oranlarda artış istenci oluşur. \"Bu süreçte de kamu belki işverenleri fonlamak için çeşitli mekanizmalar geliştirecektir. Tabii kamunun elindeki en basit kullanabildiği araç parasal genişleme. Yani para basıp, piyasaya dağıtıp, çeşitli çok uygun faizli veya neredeyse sıfır faizli krediler olabilir, farklı teşvik sistemleri olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucretle-alabileceginiz-teknolojik-urunler-h135393.html", "text": "Yeni asgari ücret açıklandı. Yaklaşık %49'luk bir artışla 17.002 TL olan yeni asgari ücret, ne yazık ki beraberinde 'yakında her şeye zam gelir' söylemlerini de getirdi. Peki bu yeni asgari ücretle hangi teknolojik ürünleri alabilir, hangi ihtiyaçlarımızı giderebiliriz? Robot süpürgeden akıllı saate, yeni asgari ücretle alabileceğiniz bazı teknolojik ürünleri derledik. Ürünleri seçerken fiyat olarak yeni asgari ücrete en yakın olan, aynı zamanda en çok tercih edilen ürünleri seçmeye çalıştık. Dolayısıyla bu listedeki ürünlerin tamamının fiyat/performans ürünleri ya da uygun fiyatlı ürünler olduğu söylenemez. Ancak yine de ürünlerin altına daha uygun fiyatlı alternatiflerini de ekledik. - Emiş gücü: 2700 Pa - Toz haznesi kapasitesi: 3 lt. - Su haznesi kapasitesi: 140 ml. - Çalışma süresi: 150 dakika - Şarj süresi: 3 saat Yerleri temizleme işini dert etmek istemeyen, her dakika toz haznesi boşaltmakla uğraştırmayacak, ıslak yüzey temizliği yapabilen ve yüzeye göre vakum gücünü ayarlayabilen bir robot süpürge arıyorsanız Roidmi Eve Plus'ı bir asgari ücretle alabilirsiniz. Benzer fiyat aralıklarında ve daha uyguna farklı modeller de mevcut. Xiaomi'nin benzer özelliklere sahip, çok daha uygun fiyatlı robot süpürgesi Mi Robot Vacuum Mop Pro 2'yi incelemek isterseniz buraya, yine daha uygun fiyata çok daha yüksek emiş gücüne sahip ve çok daha kısa sürede şarj olan Xiaomi Mi Robot Vacuum Mop Pro 2+ 3D için buraya tıklayabilirsiniz. - Çalışma süresi: 65 dk. - Islak&kuru temizlik: Var - Siklon filtre: Var Robot süpürge yerine kontrolün sizde olacağı bir dikey süpürge arıyorsanız; kuru temizlikte oldukça yüksek performans sergileyen Philips XW7110/01 Aqua Trio'ya göz atabilirsiniz. Dikey süpürgelerin de daha uygun fiyatlı alternatifleri tabii ki mevcut. Dilerseniz Viomi A9'a göz atmak için buraya, Black&decker BHFEV182CP-QW'e göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz. - Kapasite: 7,3 litre - Pişirme modu: 5 - Güç: 2225 W 6 porsiyona kadar yemek yapabileceğiniz, geniş iç hacmi, özel pişirme modları ve 30 dakikaya kadar sıcak tutma gibi özellikleriyle dikkat çeken Philips Airfryer XXL Avalance'i özellikle kalabalık aileler tercih ediyor. Daha uygun fiyatlı alternatifler ararsanız Philips HD0650/90 Airfrayer XXL'ı incelemek için buraya, Xiaomi Mi Smart AirFryer içinse buraya tıklayabilirsiniz. - Sesli görüşme: Var - GPS: Var - Suya ve toza dayanıklılık: Var Yeni asgari ücret seviyesinde satın alabileceğiniz akıllı saatlerin başında Apple Watch SE 2. nesil geliyor. GPS, uyku takibi, kalp ritmi ölçme, adımsayar gibi pek çok özelliği bir arada sunan Apple Watch Series 8, suya ve toza karşı dayanıklı yapısıyla da öne çıkıyor. Benzer özelliklere sahip, ancak daha uygun fiyattan satışta olan alternatifler için Samsung Galaxy Watch6 ve Xiaomi Watch S1'e göz atabilirsiniz. - Çözünürlük: 3840 x 2160 4K ultra HD - Ekran boyutu: 50 inç / 127 cm - İşletim sistemi: webOS Fiyatıyla da performansıyla da üzmeyecek bir akıllı TV arıyorsanız, LG'nin bu modeline göz atabilirsiniz. webOS işletim sistemi ile Netflix'ten Twitch'e sayısız uygulamaya erişim sağlayabileceğiniz TV aynı zamanda uydu alıcısıyla da standart TV işlevi görüyor. Görüntü kalitesi anlamında da sizi yarı yolda bırakmayacak bu TV, 4K Ultra HD yayın verebiliyor. Benzer özelliklere sahip, farklı fiyatlarda TV'lere de göz atmak isterseniz buraya tıklayarak Regal 58R754U 4K Ultra HD Smart LED TV'ye, buraya tıklayarak da Toshiba 50UL3C63DT 50\" 126 Ekran Uydu Alıcılı 4K Ultra HD Smart LED TV'ye göz atabilirsiniz. Yeni asgari ücret seviyesinde alabileceğiniz Xbox Series S, pek çok yeni nesil oyunu oynayabilmenize olanak sağlıyor. Ayrıca en uygun fiyatlı konsol olarak karşımıza çıkıyor. Bu fiyat aralığında alternatif olarak sunabileceğimiz tek bir konsol önerimiz kalıyor; Nintendo Switch. Tabii ki dilerseniz bu aralıklarda ikinci el konsollar ya da PS4, PS4 Pro da alabilirsiniz ancak artık yavaş yavaş oyunların yalnızca yeni nesil konsollara gelmeye başladığını unutmamak gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/asgari-ucretliler-sirf-yasayabilmek-icin-kac-saat-calisiyor-h138629.html", "text": "Türkiye'de milyonlarca çalışan, sabahın köründe kalkıp işe gidiyor. Kalabalık şehirlerde işe gidiş en az 1 saat sürüyor. Akşam 6 gibi işten çıkıyor ve tekrardan 1 saat yol giderek 7'de evde oluyor. Güncel 2024 asgari ücret hakkında kısa bir bilgi verelim: Net asgari ücret 17.002 TL olarak açıklandı. 2024 için asgari ücret, günlük brüt 666,75 TL ve günlük net 566,74 TL. Saatlik brüt 88,90 TL ve saatlik net ücret 75,56 TL'dir. Endeksa verilerine göre, Türkiye'de kiralık konut metrekare başına birim kirası geçtiğimiz kasım ayında ortalama 122,12 TL. Metrekare başına birim kirasının en yüksek olduğu illerimiz; İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Antalya ve Çanakkale oldu. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi illerde yaşayanlar ya asgari ücretten daha yüksek maaşlar alıyor ya da 1+1 evlerde yaşasalar bile birden fazla kişiyle birlikte kirayı paylaşıyor. Metrekare başına birim kirası yüksek illerimizin dışında yaşayan birinin metrekare başına verdiği kira 70 ila 80 TL arasındadır. Yine de ülkemizdeki kiraların ne kadar yüksek olduğunu göz önünde bulunduralım ve hesaplama açısından bunu 100 TL yapalım. 1+1 dairelerin metrekareleri ise 35 ila 77 metrekare arasında değişiyor. Şimdi, 1+1 evimizin 56 metrekare olduğunu varsayalım. Böylece kirası, 5.600 TL oluyor. TÜRK-İŞ açlık sınırı verilerine göre, bir yetişkin erkeğin kasım ayı gıda harcaması 4.213,41 TL ve bir yetişkin kadının gıda harcaması 3.398,12 TL'dir. Ortalama bir miktar için aylık yemek harcamasını 3.800 TL olarak alalım. Tek başına 1+1 evde yaşayan, doğal gazı fazla açmayan tasarruflu biri için fatura giderleri ise; elektrik (250 TL), su (100 TL), internet (200 TL), doğal gaz (450 TL), telefon faturası (200 TL) ve apartman aidatı (200 TL) ortalama 1.400 TL yapıyor. Bu fatura giderleri ortalama olarak hesaplanmıştır, örneğin apartman aidatı gibi giderler ülkemizin çoğu yerinde değişiklik göstermektedir. Ayrıca işveren karşılamıyor ise çalışanlar için işe gidiş masrafı da var. Bunlar şehirden şehre 500 ila 1.000 TL arasında değişmekte olduğundan işe gidiş ücretini 750 TL alalım. Tüm bunlar asgari ücret alan birinin sadece yaşayabilmek için bir ayda ortalama olarak yapması gereken harcamalar. Bütün bunlar toplamda 11.550 TL ediyor. Geriye 17.002 TL'den 5.452 TL kalıyor. Bu geriye kalan para aslında 1 aylık tüm sosyal ihtiyaçlar, gıda harici alışveriş ve kredi ödemesi gibi kişisel harcamaları kapsamak zorunda. Asgari ücret alan birinin aylık temel ihtiyaç harcamaları 11.550 TL demiştik ve hesaplama açısından saatlik net kazancı 76 TL dersek: 11.550 / 76 = 151,9 yapıyor. Bu, bir ayın 151,9 çalışma saatinde sadece temel masraflarını karşılamak için çalıştığı anlamına geliyor. Bu süre 16,8 iş gününe, yani neredeyse 3 çalışma haftasına denk geliyor. 2024'ün tamamında geçerli olacağı açıklanan yeni asgari ücret şimdilik yeterli gibi dursa da enflasyon artmaya devam ederse bununla birlikte barınma, fatura ve yiyecek fiyatları da artmaya devam edecektir. Bu durumda asgari ücret alan birinin sadece yaşamak için çalıştığı gün tekrardan 2023'teki 18 gün civarına gelebilir ve hatta bunun üzerine de çıkabilir. Siz de aylık temel ihtiyaç harcamalarınıza ödediğiniz miktarı çıkarıp, bunu saatlik olarak kazandığınız paraya bölerseniz bir ayın kaç saatinde sadece temel masraflarınızı karşılamak için çalıştığınızı bulabilirsiniz. Geriye kalan çalışma günlerinde kazanılan para ise sosyal aktivitelere, alışverişe ve diğer harcamalara kalıyor. Gerçekte olan şey ise bunu bile harcayacak vaktinin olmaması. Günlük 9 saat iş, 7 saat uyku ve 2 saat yol dersek geriye sadece 6 saat kalıyor. Kahvaltı, akşam yemeği, duş ve ütü gibi zorunlu aktiviteleri de çıkardığımızda geriye ne yazık ki 4 saat kalıyor. Bu 4 saat; aile ve arkadaşlarla görüşmek, sinemaya veya konsere gitmek, kitap okumak ve kendini geliştirmek gibi aktivitelere harcanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/asus-nuc-13-rugged-mini-bilgisayar-h139389.html", "text": "Intel'in NUC departmanını kapatma kararından sonra ASUS, NUC marka bilgisayarları geliştirme ve dağıtma kararı alarak bir lisans devraldı. Böylelikle NUC bilgisayarların piyasaya daha gelişmiş bir şekilde sunulmasının önü açıldı. Böylelikle ASUS, daha önce Intel NUC 13 Rugged olarak bilinen bilgisayarı ASUS NUC 13 Rugged isminde piyasaya sundu. Bu mini bilgisayar, Intel Alder Lake-N işlemcisinden güç alıyor ve ilk göze çarpan özellikler ise toz geçirmemesi, dayanıklı bir kasaya sahip olması ve bünyesinde herhangi bir fan bulundurmaması. ASUS'un mini bilgisayarı NUC 13 Rugged, 0 ila 50 santigrat derece arası sıcaklıklarda çalışabiliyor. Zorlu şartlarda çalışabilen kompakt ve mini bilgisayar, işlemci tarafında Intel Processor N50, Atom x7211E ve Atom x7425E seçeneklerini barındırıyor. İki farklı boyut seçeneği ile gelen mini bilgisayar, 6 watt ve 12 watt seçenekleri ile piyasaya sunuldu. \"Tall\" modelinde antenler ve tasarımında soğutucu ızgaralar yer alırken, \"Short\" modelde ise bu özellikler yer almıyor. Mini bilgisayar, 16 GB'a kadar DDR5 RAM'e sahip. Depolama kısmında ise PCIe x2 NVMe SSD için bir M.2 2280 yuvası ve ek SSD için bir M.2 3042 yuvası bulunuyor. Ayrıca 64 GB eMMC depolama seçeneği de opsiyonlar arasında. Bilgisayarın bağlantı özellikleri arasında çift 2,5 GbE Ethernet portu, WiFi 6E ve Bluetooth 5.2 yer alıyor. İki adet 4K ekran desteği sağlıyor ve 2 adet USB 3.2 Gen 1 Type-A, 2 adet USB 2.0 Type-A, 2 adet HDMI 2.1, 2 adet RJ45 bulunuyor. Mini bilgisayarın çıkış tarihi ve fiyatı hakkında ASUS tarafından herhangi bir açıklama henüz yapılmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/ataturk-1881-1919-ikinci-bolum-fragman-h139360.html", "text": "Birkaç ay öncesine kadar Türkiye gündeminden düşmeyen Atatürk filmi ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Filmde Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandıran Aras Bulut İynemli, filmin ikinci kısmı için ilk fragmanı paylaştı. Fragman, Atatürk The Movie YouTube kanalından da servis edildi. En başında Disney+'ta yayımlanacağı ve tüm dünyaya gösterileceği söylenen proje, sonradan farklı bir şekle büründürüldü. Bu bağlamda; projenin ilk kısmı zaten yayımlandı. Vatandaşlar, kasım ayında vizyona giren filmi izleme imkanı yakaladılar. İynemli'nin paylaşımı, ikinci bölümde neler gösterileceğini ortaya koyuyor. Paylaşılan fragman, filmin ikinci bölümünde Çanakkale Savaşı ile sonrasında yaşananların anlatılacağını gözler önüne seriyor. \"Atatürk 1881 1919\" olarak anılan projenin ikinci bölümü, 5 Ocak 2024 tarihinde vizyona girecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/ataturk-bilime-verdigi-onem-h127236.html", "text": "Bugün dünya üzerinde yaşanan tüm büyük gelişmeler ve insanlığın bir tür olarak attığı bütün büyük adımlar, bilim ve teknolojinin gelişimi ile yaşanıyor. Bunu insanlığa mal etmek yerine daha gerçekçi bir bakışla bakacak olursak gelişmiş, refaha ermiş ve geleceği planlayanlar arasına katılmış bütün milletlerin bilim ve teknolojiye değer veren, onu geliştirip üreten milletler olduğunu görürüz. Savaşlarla elde edilen zaferlerden daha fazlasına ihtiyacımız vardı. Mustafa Kemal Atatürk, bunun farkındaydı. Mustafa Kemal Atatürk'ü siyasi lider ve asker kimlikleriyle tanısak da, başarılarını yalnızca çok iyi bir asker ve ikna edici bir lider olmasına bağlamak büyük bir yanlış olurdu. Attığı her adımda arkasına aklı, bilimi ve eğitimi aldığını vurgulayan Atatürk, verdiği kararlarla da bunu sürekli kanıtladı. İkinci Meşrutiyet döneminde topraklarımızda yaşanan dönüşüm, Atatürk'ün düşüncelerini de etkiledi. Mustafa Kemal, öğrencilik yıllarından itibaren pek çok öğretmeninden ilham alarak onlar sayesinde düşüncelerini şekillendirmeye başlamıştı. Aynı zamanda okumaya değer veren karakteri ve okuduğu binlerce kitap, düşüncelerinin oluşumunu kökten etkiledi. Sonrasında ise topraklarımızda başlayan dönüşümün yakından takipçisi olarak kendini geliştirmeye devam etti. Osmanlı'da rasyonalist, pozitivist; akılcı ve bilim yanlısı düşünce anlayışı özellikle İkinci Meşrutiyet döneminde yükselişe geçmişti. Bu dönemde pek çok düşünür, ülkenin içinde bulunduğu durumdan nasıl kurtulacağına dair fikirler üretirken bir yandan da bu fikir akımlarını ülkenin aydın kamuoyuna anlatmaya çalışıyordu. Özellikle yayımlanan dergilerle fikirler giderek daha fazla insana ulaşıyor, topraklarımızda halkın geneline yayılacak büyüklükte olmasa da düşüncesel bir dönüşüm yaşanıyordu. Mustafa Kemal de bu dönemde tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyor, bu topraklarda yetişmiş fikir insanlarının görüşlerini okuyor, aynı zamanda Kant, Descartes, Auguste Comte ve Jean Jacques Rousseau gibi isimleri hem okuyor hem de çevirilerini yaptırarak yayınlanmasını sağlıyordu. Şehbenderzade Ahmet Hilmi, Kılıçzade Hakkı Bey, Tevfik Fikret, Namık Kemal gibi sayamayacağımız kadar çok sayıda isim ve çıkardıkları dergiler, kitaplar, şiirler; başlattıkları tartışmalar, Atatürk'ün bilim, fen, ilerleme, evrim, uygarlık, mücadele gibi konulardaki fikirleri için ilham oluyordu. Atatürk aynı zamanda Descartes'ın Metod Üzerine Düşünceler adlı kitabının Türkçe'ye çevrilmesini istemiş, aynı dönemde ''Kant ve Felsefesi'' adlı bir incelemenin de yayınlanmasını sağlamıştı. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra eğitim ve bilim Atatürk'ün en birincil önceliği olmuştu. Milletin her bir ferdinin kafasına ilim ve fen koymak... Bu cümle, Atatürk'ün ilerlemek, vatandaşları refaha ermiş bir ülke oluşturmak için attığı en önemli adımı özetliyor. Türkçeyi eğitim ve bilim dili yapmak için attığı adımlar da söylemlerinin bir destekçisiydi. Türkçeyi korumak, öğretmek ve bir bilim dili olarak geliştirmek için Mustafa Kemal Atatürk pek çok büyük adım attı. Türk Dil Kurumu'nu kurmuş olmasının yanında bilimsel terimleri Türkçeleştirmek için de bizzat adımlar attı. Geometri terimlerini Türkçeleştirmek için kaleme aldığı Geometri kitabı, bunun en güzel örneklerinden biriydi. Ona göre ''İlim tercümeyle olmazdı, tetkikle, yani araştırmayla olurdu''. Yani bilimi kendi dilimizle anlayabilmek, üretebilmek ve hayata geçirmek oldukça önemliydi ve yalnızca yürütülen araştırmaları takip etmek ve anlamak yetmezdi; bizzat o araştırmaları yapan olmak gerekirdi. Günümüzde siz biz gibi 'sıradan insanların' bilimsel çalışmaları takip etmek için yabancı kaynakları tarayıp anlamaya çalışmasının ne kadar zor olduğunu düşünün... Üniversitelere ve bilim insanlarına verdiği değeri sık sık dile getiriyordu. Tüm bu adımlarla birlikte Atatürk, eğitimin bilimselleştirilmesine de büyük önem veriyordu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu gibi adımlarla bunun yapılması sağlanırken yıllar içerisinde Üniversite Reformu gibi adımlarla bu düşünce desteklenmeye devam etti. Üniversite Reformu ile birlikte Türkiye'de ilk kez 'üniversite' kelimesi kullanıldı; üniversiteler bilimsel eğitimin temel alındığı, ilerici eğitim kurumları olarak şekillenmeye başladı. Öncesinde ise Avrupa'ya gönderilerek eğitim alan yüzlerce öğrencinin birer 'eğitimciye' dönüşmesi ile bu adımların zeminleri hazırlanmıştı. Ayrıca Üniversite Reformu ile birlikte Nazi Almanyasından kaçan pek çok Musevi asıllı bilim insanı Türkiye'ye geldi ve üniversitelerde istihdam edildi. Atatürk bu düşüncenin temsili için aynı zamanda pek çok bilimsel kongre düzenlenmesini sağlamıştı. Eğitim, dil, tarih, sanat, kültür ve ekonomi gibi çeşitli alanlarda bilimsel kongreler ve kurultaylar düzenleyerek gelişimleri de yakından takip etmişti. Atatürk'ün bilime verdiği değeri vurguladığı sözleri... - ''Medeniyetin kudret ve yüceliği karşısında çağdışı kalmış zihniyetlerle, ilkel boş inançlarla yürümeye çalışan milletler yok olmaya veya hiç olmazsa esir olmaya ve aşağılanmaya mahkumdurlar.'' - ''Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.'' - ''...En büyük gerçekler ve ilerlemeler, düşüncelerin serbestçe ortaya konması, tartışılması ile ortaya çıkar ve yükselir...'' Toplumun ve eğitim sistemimizin bilime bakış açısının ne olduğunu anlamalı, eleştirmeli ve bu durumun topluma ödettiği bedelin gerçekten ne olduğunu fark etmeliyiz. Ancak o zaman daha büyük zaferler elde edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/atlasglobal-ne-oldu-da-iflas-etti-h139677.html", "text": "Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile de kan bağı bulunan Atlasglobal, yaşadığı sorunlar ile 30'a yakın batan hava yolu şirketinden biriydi. Peki Atlasglobal'in kuruluşundan batışına kadar uzanan hikayesinde ters giden neydi? İflas nedenlerini bilmeyenler için karakutuyu açıyoruz. Atlasglobal, 2001 yılından beri hizmet veriyordu. Atlasjet ismi ile 14 Mart 2001 tarihinde Öger Holding AŞ tarafından kurulan şirket, 1 Haziran 2001'de ilk defa gökyüzüne çıktı. Kısa sürede filolarına yeni uçaklar ekleyen Atlasglobal, 2004 yılında yapılanmaya girdi. Bu yenilik ile iç ve dış hatlarda hem tarifeli hem tarifesiz seferlerle yolcu ve yük taşımacılığı yapmak için ruhsatlandırılan Atlasglobal, aynı yılın temmuz ayında iç hatlara tarifeli olarak uçmaya başlamıştı. IATA üyesi, IOSA tescilli Atlasglobal, tarifeli hava yolu şirketi olma yolunda gittikçe büyümüştü ve sefer sayılarını yüzde 80'lere çıkarmıştı. 2006'da Öger Grubu'nun Atlasglobal'deki yüzde 45'lik hissesi Etsgroup tarafından alındı ve yönetim kurulunun başına da T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un ikiz kardeşi Murat Ersoy getirildi. Ayrıca Etsgroup, 2006'da hava yolu şirketinin geri kalan hisselerinin de sahibi oldu. 2015 yılında ise kurumsal kimlik yenilemesi ile Atlasjet, Atlasglobal oldu. Gerek kendi içlerindeki gerekse turizmdeki sıkıntılar, Atlasglobal'in sonunu hazırladı. Pandeminin yanı sıra o dönemde turizm sektöründe terör tehdidi olması ve Türkiye'ye yönelik seyahat uyarıları da şirketi sıkıntıya soktu. Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi aslında Atlasglobal'in yanı sıra diğer hava yolu şirketlerini de etkilemişti. Turizmdeki fon ihtiyacı, artan maliyetlere karşı uçak biletlerinde sınırlı düzeyde artış yapılabilmesi ve hava yolu şirket sayısının giderek artması sebebiyle Atlasglobal'in yabancı fonlarla görüşme yaptığı iddialarını getirdi. 2007 yılında yaşanan iki olay Atlasglobal'i iyicene zora soktu. Bunlardan ilki 18 Ağustos'ta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden İstanbul'a giden uçağın 2 kişi tarafından kaçırılmasıydı. 30 Kasım 2007'de ise Atatürk Havalimanı'ndan Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'na inmek isteyen uçağın dağa çarpması oldu. Mürettebat dahil 57 kişi, yaşanan kazada hayatını kaybetti. 2019'da iflasın ayak sesleri gelmeye başladı. Tarihler 26 Kasım 2019'u gösterdiğinde Atlasglobal, yaptığı bir açıklama ile 21 Aralık 2019'a kadar geçici olarak operasyonlarını durdurduğunu söyledi. Alınan biletler için yolculara iletişim numarası verilirken çalışanlarına da mesaj atıldı ve 16 Aralık'a kadar izinli olacakları bildirildi. Atlasglobal bu kesintiyi iş ortaklarına da duyurdu. Gerekçeleri ise pandeminin olumsuzlukları ve beraberinde gelen ekonomik yüktü. Lojistik ve operasyonel maliyetlerde yaşanan büyük artışın, 2016/2017 kayıplarını da yeterli sürede telafi etmediği söylendi. Bu ara, firmanın nakit akışındaki gerekli yapılandırma ve iyileştirme için verilmişti. Olayla beraber ortaya atılan iki iddia vardı. Bunlardan biri Atlasglobal'in sancılı sürecini atlatabilmesi için 50-60 milyon dolara ihtiyacı olduğuydu. Diğeri de şirketin, bazı çalışanlarının maaşlarını ödemediğiydi. Atlasglobal, kısa süre sonra iflasla karşı karşıya geldi. Şirket, söylediği tarihte uçuşlara başladı ancak 14 Şubat 2020'de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden bir açıklama geldi ve Atlasglobal'in, uçuşlarını durdurup iflasını istediği belirtildi. 17 Haziran 2021'de gerçekleşen duruşmada Atlasglobal'in iflasına karar verildi ancak daha sonra müdahiller tarafından istinaf mahkemesine taşındı. İflas kararı bozulmuştu ama bu hükmü veren ticaret mahkemesi 19 Ocak 2023'te tekrar şirketin iflasına karar verdi. İki iflas birden alan Atlasglobal'in de böylelikle bulutların üstündeki serüveni son buldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/atom-bombasi-havada-vurursak-nukleer-patlama-yasanir-mi-h138007.html", "text": "Nükleer bombalar, şüpheiz modern dünyanın en korkunç silahlarından biri. İşleyişleri oldukça karmaşık olan ve sadece başlıklarını gördüğümüzde bile içimizin ürperdiği bu silahların nasıl çalıştığına, bu içerikte adım adım bakacağız. Nükleer bombalar, içlerindeki uranyum veya plütonyum atomlarını ya parçalayarak ya da birleştirerek büyük bir enerji patlaması oluşturur. Biraz daha derine gidelim. Bir atom çekirdeğinin içinde bildiğimiz üzere nötron ve proton adında parçacıklar bulunuyor. Protonlar, pozitif enerjiyle yüklüdür. Nötronlar ise yüksüz, yani nötrdür, yani ne pozitif ne de negatif bir enerjiye sahiptirler. Nükleer enerji, bu atomların birbiriyle etkileşime girmesi sonucunda serbest kalır. Atomun içindeki bu enerji yığınını çıkarmak için nükleer füzyon ve fisyon olaylarına da göz atmak gerekiyor. Nükleer fisyon, atomların içindeki çekirdeklerin adeta parçalanması gibidir, bu işlem sonucunda küçük parçacıklar ortaya çıkar. Nükleer füzyonu ise atomların bir araya gelip dans etmesi gibi düşünebilirsiniz. İki ya da daha fazla küçük atom birleşerek bu bağlamda yeni bir atom oluşturuyor. Bu kavramlardan 'Fisyon' olanına yakından bakmak lazım. Nükleer bombaların çoğu, genellikle \"fisyon\" yani bölünme prensibi üzerine kuruludur. Fisyon işlemi için, nötronlar gibi \"nötr\" yani ne pozitif ne de negatif bir enerjiye sahip parçacıklar kullanılır. Bu nötronlar, atomun içine rahatça girerler ve işte o zaman asıl aksiyonu görmeye başlarız. Bir nötron, bir atom çekirdeğine çarptığında, çekirdeğin içindeki diğer nötronlar o anda hareketlenir ve her yöne saçılmaya başlarlar. Bu saçılan nötronlar, çevrelerinde sakin sakin duran atomlarla etkileşime geçerler. Bu sırada patlamaya hazır tüm atomlar nötronlarla bir araya gelir ve ortaya inanılmaz bir enerji patlaması çıkar. Nükleer füzeleri havada durdurmak tahmin edebileceğimiz üzere pek de basit değil. Fakat anti-balistik füze sistemlerinden başka pek de alternatif düşünemiyoruz. Bu füzeler, nükleer başlılklar hedefe ulaşmadan önce onlara ulaşabilecek kapasitede. O yüzden onların kullanıldığını varsayalım. Eğer bir anti-balistik füze ile bir nükleer füze gökyüzünde karşı karşıya geldiğinde nükleer bir patlamanın yaşanması aslında pek olası değil. Çünkü, bir nükleer bombanın patlaması için daha önce anlattığımız füzyon veya fisyon adı verilen aşamaların sırasıyla ve olması gerektiği gibi gerçekleşmesi gerekiyor. Bahsettiğimiz gibi bir çarpışma gerçekleştiğinde ise bu işlemler sekteye uğradığından, nükleer olanın patlama ihtimali oldukça düşüyor. Fakat bu, tehlike geçti demek değil. Zira plütonyum veya uranyum çekirdeği zemine ulaştığında ciddi radyasyon tehlikesi doğurabilir. Bu da durumun patlama olmamasına rağmen ölümcüllüğünü korumasına sebep olur. Bir nükleer füzenin gökyüzünde imha edilmesi sırasında, nükleer bir patlamanın gerçekleşme olasılığı gerçekten düşük diyebiliriz. Çünkü bunun için gereken karmaşık işlemlerin imha sırasında kusursuz bir şekilde olması pek mümkün değildir. Nükleer bombaların havada imha edilmesi, yer yüzeyine etkisinin de oldukça karmaşık hale gelmesine neden olur."} {"url": "https://www.webtekno.com/avrupa-birligi-pornografik-sitelere-yeni-zorunluluk-h139478.html", "text": "Avrupa Birliği, bir süredir Dijital Hizmetler Yasası ile Dijital Piyasalar Yasası üzerinden teknoloji şirketlerini köşeye sıkıştırıyor. Hatta daha birkaç gün önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, DSA kapsamında dünyanın en büyük mikroblog platformu X'e soruşturma açıldığından bahsetmiştik. Bugünse konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Avrupa Birliği, dünyanın en büyük pornografik içerik sitelerinin başında gelen Pornhub, XVideos ve Stripchat ile ilgili önemli bir karar aldı. Yetkililer, bu üç internet sitesinin \"çok büyük çevrim içi platformlar\" olduğuna hükmetti. Bu hüküm, porno sektörünün devlerine ağır sorumluluklar yükleyecek. Avrupa Komisyonu, konuyla ilgili açıklamasında söz konusu internet sitelerinin neden çok büyük çevrim içi platformlar olarak kabul edildiklerini de açıkladı. Yapılan açıklamaya göre kararın nedeni, her üç internet sitesinin de aylık 45 milyon kullanıcı sınırını aşıyor olması. Hal böyle olunca bu internet sitelerinin, Şubat 2024'e kadar Dijital Hizmetler Yasası yükümlülüklerini sağlamalılar. Pornhub, XVideos ve Stripchat'in VLOP kapsamına alınması, bu internet sitelerinin yasa dışı içeriklerle mücadele etmesini gerektirecek. Bu bağlamda; başta çocuklar olmak üzere cinsel istismarın her türlüsü için tedbirler alınacak. Ve elbette, kullanıcılar için yaş doğrulama mekanizmaları geliştirilecek. Yani bahsi geçen siteleri ziyaret eden bireylerin yetişkin olmaları gerekecek. Ayrıca platformlar, artık dış denetimlere tabi olacaklar. Şeffaflık raporları oluşturmak ve araştırmacılara veri sağlamak gibi yükümlülükler de internet sitelerini bekleyen hususlar arasında yer alıyor. Pornografik içerikli sitelerin bu kararı nasıl karşılayacakları belli değil. Ancak DSA, her anlamda çok zorlayan bir yasa. Mesela e-ticaret devi Amazon bile DSA kapsamındaki yükümlülüklere nasıl uyacağına ilişkin tartışmalar içerisinde. Eğer pornografik içerikli siteler DSA'ya uyumlu hale gelmeyi reddederse Avrupa Birliği ülkelerinde hizmet vermeyi bırakıp, kullanıcılarını VPN'e yönlendirebilirler gibi görünüyor. Bu arada; xHamster ve YouPorn gibi platformların neden DSA kapsamına alınmadığını merak etmiş olabilirsiniz. Edinilen bilgilere göre xHamster, aylık 32 milyon kullanıcıya sahip. YouPorn'un ise aylık 7 milyon civarı kullanıcıya sahip olduğu bildiriliyor. Pornografik içerikler, Türkiye'de büyük bir tabu. Hal böyle olunca bu tür içeriklerin paylaşıldığı dev platformların neredeyse hepsi yasaklı durumda. Ancak bu yasağı aşmanın çok kolay yolları olduğunu da herkes biliyor. İşte bu yüzden, Türkiye'nin de böyle yasalara ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Eğer bir gün Türkiye'de de DSA benzeri bir yasa oluşturulursa yasaklar kalkmış olur ve yetişkin bireyler, daha özgür bir internet deneyimi yaşamaya başlarlar. Üstelik pornografik içeriklerin denetlenebilir hale getirilmesi, bu alandaki suç unsurlarına karşı da önemli bir tedbir olacaktır. Tabii biz sadece varsayımlar üzerinden konuşuyoruz. Bir gün DSA benzeri bir yasa oluşursa sizleri bilgilendiririz."} {"url": "https://www.webtekno.com/avrupa-birligi-x-yeni-sorusturma-h139410.html", "text": "Avrupa Birliği ile dünyanın en popüler mikroblog platformu X arasında, birkaç aydır anlaşmazlıklar yaşanıyor. Hatta ekim ayında sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Avrupa Birliği yetkililerinin X'e soruşturma başlattıklarından da bahsetmiştik. Gelen son haberler, X ile Avrupa Birliği arasındaki anlaşmazlıkların katlanarak artacağını gözler önüne seriyor. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan son açıklamaya göre X, bu kez de Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal edip etmediği ile ilgili bir soruşturma geçirecek. Yetkililer, bu soruşturma kapsamında X'i birçok alanda inceleyecekler. - İçerik denetimi. - Risk yönetimi. - Reklam şeffaflığı. - Araştırmacılar için veri erişimi. - AB sınırlarında yasa dışı içeriklerin yayılması ile nasıl mücadele ediliyor? Platform, bu konuda ne gibi önlemler aldı ve eylem mekanizması nasıl çalışıyor? - X, bilgi manipülasyonuyla nasıl mücadele ediyor? \"Topluluk Notları\" özelliği ne kadar etkin kullanılıyor? - X, şeffaflığı sağlamak için neler yapıyor? - Son arayüzdeki aldatıcı olabilecek tasarım özellikleri nasıl çalışıyor? Özellikle de ücretli abonelere sunulan doğrulama rozetlerinin mantığı. Avrupa Birliği, başlattığı soruşturma kapsamında X'i ciddi anlamda köşeye sıkıştıracak. Zira bu soruşturma, oldukça kapsamlı. Yetkililer, X'in operasyonlarını tüm detaylarıyla inceleyip, DSA'nın 3 maddede ihlal edilip edilmediğini araştıracaklar. Üstelik bu soruştuma, DSA kapsamında bir ilk olarak tarihe geçecek. X, DSA'ya uyduğunu kanıtlayabilirse herhangi bir yaptırım ile karşılaşmayacak. Ancak aksi durumun yaşanması, platformun başını ağrıtabilir gibi görünüyor. Zira Avrupa Komisyonu, DSA yasası kapsamında geçici erişim engeli tedbiri gibi yaptırımlar uygulama hakkına sahip. Tabii ki böyle bir şey olacak diye bir şart yok. X, Avrupa Komisyonu tarafından talep edilecek zorunlulukları yerine getirip, sıkıntı yaşamadan yoluna devam edebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/avrupa-konseyi-erisim-engellerine-dair-bilgileri-istedi-h139266.html", "text": "Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamakla görevli bakan yardımcıları toplantısı 5-7 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirildi. Freewebturkey tarafından paylaşılan habere göre pek çok AİHM davasının görüşüldüğü toplantının ardından komite, Türkiye'de internet yasakları ile ilgili olarak Ahmet Yıldırım grubunun davasını da gündemine aldı. Komite, davanın \"internet sitelerinin erişiminin tamamen engellenmesine izin veren yasalar nedeniyle, başvuranların ifade özgürlüğü hakkının ihlali hakkında\" olduğunu belirten komite, erişim engeline uğrayan alan adları hakkında Türk yetkililerden bilgi talebinde bulundu. Türk yetkililerin son üç yıllık süreçte, 5651 sayılı kanunun 8'inci maddesine dayanarak aldıkları alan adı erişim engeli kararları hakkında istatistiksel ve detaylı bilgi paylaşılması talebinde bulundu. Komite kararında, Yetkilileri, son üç yıl içerisinde tüm internet sitelerine erişimin engellenmesi yönünde alınan kararların sayısına ilişkin genel eğilimleri gösteren istatistiki veya diğer mevcut bilgileri, Aralık 2024 sonuna kadar başka örnek kararlarla birlikte paylaşmaya davet ediyoruz. ifadeleri kullanıldı. Komite buradaki tüm internet siteleri ifadesiyle alan adlarının engellenmesine işaret etti. Ayrıca mevcut davalar için başka bireysel tedbirlere de gerek olmadığı işaret edildi. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği , Ahmet Yıldırım Grubu davası hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne bir bildirim yapmıştı. Daha önce bu çağrıya yalnızca Ekşi Sözlük örneği üzerinden cevap verilmiş ve sözlüğe erişimin VPN gibi uygulamalarla erişebildiğini, erişime engel olmadığı ifade edilmişti. Türkiye'nin bu belgeleri teslim etmek için 1 yıl süresi var."} {"url": "https://www.webtekno.com/avrupa-yurtlari-kyk-yurtlari-farklari-h138167.html", "text": "Kredi Yurtlar Kurumunun yurtlarında sorunlar bitmezken öğrencilerin Neden kötü şartlarda barınmak zorunda? sorusu akıllara kazınıyor. Artan kiralar, yetmeyen maaşlar ve çeşitli ekonomik sıkıntılar ile KYK yurtlarında barınmak zorunda kalan öğrencilerimizin hiç iç açıcı olmayan yaşam koşullarına yakından bakalım. Daha sonrasında ise Avrupa'daki yurtların, öğrenciler için yaptıklarına. İhmalkarlık, bir öğrencinin yaşamını kaybetmesine neden oldu. Aydın Işıklı Güzelhisar Kız KYK Yurdundaki asansörün bozuk olduğu ve tamir edilmesi gerektiğine dair birçok uyarı yapılsa da kimse bunu dikkate almamış. Bakımı yapılmadığı halde kullanılan asansörün düşmesi sonucu da 16 kişiden biri olan Zeren Ertaş hayatını kaybetti. Sorumluluk alınmadığı gibi bir de üzerine kazanın 15 kişilik asansöre 16 kişi binilmesinden kaynaklı olduğu söylendi. Sonuç; gencecik bir kızımız hayatını kaybetti. KYK yurtlarında verilen yemeklerden çıkan iğrenç şeyler, öğrencilerin sosyal medya hesaplarında paylaşılarak Bu kadar da olmaz! dedirtti. Ülkenin geleceğine ışık tutacak kişiler arasındaki öğrencilerin beslenmesine özen gösterilmesi gerekiyor. Sağlıklı, vitamin ve mineral değerleri yüksek, doyurucu yemekler sunulması gerekirken KYK yurtlarında verilen yemekler oldukça mide bulandırıcı. Yemekler sağlıklı kategorisinin yanından bile geçmiyor. Proteinler ise yemeklerin içerisindeki böceklerden sağlanıyor! KYK yurtlarındaki kötü hijyen koşulları da öğrencilerin tepkilerine yol açıyor. Uludağ Üniversitesi Görükle Kampüsü'ndeki Süleyman Çelebi KYK Erkek Yurdundaki öğrencilerin seslerini çıkartması ve haklarını aramasının nedeni ise yurttaki hijyen koşulları. 4 kişilik odaların 6 kişiye çıkarılması ve yemekhanedeki hijyen koşulları sebebiyle öğrenciler, yönetimi protesto etti. Uludağ Üniversitesindeki bir diğer olay ise yine gündeme geldi. Asansör krizinin bu yurtta da olduğu ortaya çıktı. İzmir'deki Karabağlar KYK Erkek Öğrenci Yurdunun inşaatının tamamlanmaması sonucu 800 kişi açıkta kaldı. İzmir'deki başka bir yurda yönlendirildiler ama bu yurdun da dolu olması sebebiyle kabul edilmediler. Bu kadar da değil. diyeceğiniz bir diğer olay yine Aydın'dan. Geçtiğimiz sene Aydın Sultanhisar ilçesindeki KYK Kız Öğrenci Yurdu yönetiminden kız mesajlara yönelik bir duyuru asıldı. Bu duyuruda kızların ahlak kurallarına uygun, tahrik ve rahatsız etmeyen kıyafetler giyilmesi söylendi. Duyurunun altında ise Sultanhisar Gençlik ve Spor İlçe Müdürü ve Yurt Müdür Vekili Hüseyin Yağcı'nın imzası var. Sanmayın ki her yurtta öğrenciler, güvenlik önlemleri ile çevrili. Bazı yurtlardan arka arkaya gelen intihar haberleri, yurtlardaki güvenlik önlemlerini sorgulatmaya başladı. Ancak Bingöl'deki Pir Ali Bey KYK Kız Yurdunda sadece intihar değil güvenlik önlemlerinin yeterli olmaması sebebiyle pek çok olay yaşandı. Bıçaklı yaralanmalara ve yurda rahatlıkla giren iki erkeğin, öğrencilere saldırmasına tepki gösteren öğrenciler, yurttan atılmakla tehdit edildi. Öğrencilerin korkudan dolayı kendince aldıkları güvenlik önlemleri ise utanç verici. Ücretsiz olup olmaması gerektiği konusunu bir kenara bırakıp öğrencilerin verdiği miktarlara da bakalım ve KYK yurtlarındaki haberlerin sonuna gelelim. Türkiye'deki KYK yurtları, 6 tipe ayrılıyor. Bu ayrım; kalan kişi sayısı, oda büyüklüğü, tuvalet ve banyo gibi özelliklere göre değişiyor. En ucuz KYK yurdu için aylık ücret 345 TL iken bu rakamı 405 TL, 480 TL, 510 TL ve 570 TL takip ediyor. Ücret olarak ne verilirse verilsin KYK yurtlarındaki ihmalkarlıklara kalıcı bir çözüm getirilmediği sürece, bu haberleri daha çok duyacağımız şüphe götürmez bir gerçek. Avrupa'daki öğrencilerin en az yüzde 10'u yurt odalarında kalıyor. Ülkeler olarak baktığımızda ise Finlandiya'daki öğrencilerin %33'ü öğrenci yurtlarını tercih ediyor. İsveç %31, Hollanda %29, Litvanya %25, Danimarka ise %21 olarak Finlandiya'yı takip ediyor. İtalya'daki öğrencilerin ise sadece %3'ü yurdu seçiyor. Bunun sebebini ise yurtların kötü şartları olarak düşünmeyin. Bazı ülkelerde arkadaşlarla ev kiralamak sıklıkla tercih edilen bir durum. Yurtlar genellikle yurt dışından gelen öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Finlandiya Öğrenci Konaklama Organizasyonları Dernekleri, ülkedeki öğrencilerin konaklaması ile ilgilenen kuruluş. Yerleşik öğrenci yurtlarında tek kişilik bir odanın fiyatı aylık 160 ila 380 euro arasında. Yine tek kişilik veya aile daireleri de sunuluyor. Ancak bunların kiraları hem biraz daha yüksek hem de bekleme sırası uzun. Öğrencilere ise ev rahatlığında konfor sunuluyor desek yeri. Yurtların konumları öne çıkan başlıklardan biri. Öğrencinin kayıtlı olduğu okula yakın seçebileceği yerler var. Böylelikle ulaşım masrafı ortadan kaldırılıyor. Örneğin Finlandiya'nın Kuzey Karelya bölgesinin merkezi olan Joensuu'daki bir öğrenci yurdu; kayak pisti, koşu yolları, buz pateni pisti gibi öğrencilerin sosyalleşeceği alanlara oldukça yakın. Yani sadece barınma değil öğrencilerin tüm ihtiyaçları da düşünülüyor. İsveç'in popüler bölgesindeki bir yurtta kalmak isteyenlerin yaklaşık 2 sene beklemesi gerekiyor. İsveç'te öğrencilere üç farklı konaklama türü sunuluyor. Yurttaki odalar, tek odalı apartman daireleri ve normal apartman daireleri. Yurtlar için verilen ücretler de bölgeye, büyüklüğe ve yurdun türüne göre değişiyor. Aylık kira ise 2 bin 500 ila 6 bin 500 İsveç kronu arasında değişiyor. Bu da 212 ila 552 euro yapıyor. Stokholm ve Göteburg gibi büyük şehirlerde ise kiralar biraz daha yüksek olabiliyor. Hollanda'da devlet üniversitelerine ait kampüs yurtları kısıtlı sayıda. Hollanda nüfusunun yoğunluğu sebebiyle birçok üniversitenin geniş kampüsleri yok ve bu sebeple de kampüs içi öğrenci yurtları kısıtlı. Kampüs yurtlarının fiyatları ise ortalama 400 euro. Öğrencilerin çoğu için kampüs dışı konaklama söz konusu. Okullar, emlak ajansları ile çalışıyor ve öğrenciler adına pazarlığı da onlar yapıyor. Bu da aslında öğrencinin sadece üniversitenin yurt bölümü ile irtibatta olmasını yani kolaylığı getiriyor. Örneklendirme için seçtiğimiz bölge Groningen. Burası Hollanda'nın öğrenci nüfusunun yoğun olduğu yerlerden biri. 6 aylık konaklama yapacak bir öğrenciden istenen bedel; rezervasyon, vergi ve konaklama ücreti dahil toplamda 1.500 euro. Yatak, masa, sandalye gibi mobilyaların hazır olduğu kiralık evlerde, ortak mutfak ve spor alanları bulunuyor. Bu evlerin tek dezavantajı ise konaklama sürelerinin en fazla 1 yıl olması ve başvuru aşamasında yaşayacağınız yeri göremeyecek olmanız. Litvanya'daki devlet yurtlarının pek de ahım şahım olmadığı söylenebilir. İncelemelerimizde 3 devlet üniversitesinin kampüs içerisindeki yurtlarına baktık. Lietuvos Sporto Universitetas, Vytautas Magnus University, Lithuanian University of Health Sciences şartlarını anlatacağımız üniversiteler. Bu 3 üniversitede de şartlar hemen hemen aynı. Yatak, gardırop, masa, sandalye sabit mobilyalar. Yurtlarda nevresim takımı da veriliyor. Ancak bunun için 35-40 euro kiralama ücreti alınıyor. Tencere, tava, bardak, tabak gibi mutfak eşyaları ise yurtlar tarafından karşılanmıyor. Aylık ortalama ücretleri ise ortalama 200 euro. Son devlet üniversitesi yurt örneğimiz Danimarka. Danimarka denilince aklımıza gelen merkezlerden birisi Kopenhag olunca biz de doğrudan Kopenhag Üniversitesine bakalım dedik. Birçok üniversite gibi Kopenhag Üniversitesi de öğrencilerin ev bulma konusunda bir vakıf ile anlaşmalı. Konut Vakfı Kopenhag, öğrenciler adına yurt buluyor. Örneğimizdeki yurt, Bikuben Kollegiet. Burada 100 stüdyo daire var ve hepsinde özel mini mutfakla banyo mevcut. Her katta ayrıca büyük bir mutfak da var. Spor salonu, parti odası, çamaşır odası sunulan hizmetler arasında. Çamaşırhane, elektrik, su, ısıtma, TV ve internet kiraya dahil ancak mutfak eşyalarını öğrenciler getiriyor. Kiralamadan önce 800 Danimarka kronu (107 euro) depozito veriliyor. Tek oda fiyatı ise 6.000-7.000 Danimarka kronu (803-930 euro). 2 kişilik odaları olan yurtların ücreti de 4 bin Danimarka kronundan başlıyor. Örnek verdiğimiz ülkelerin bazıları, dünyadaki ilk 100 üniversiteye sahip yerler. Eğitime önem verdikleri gibi öğrencilerin konaklamalarını da düşünüp konforu buna göre ayarlıyorlar. Tabii ki bunu söylememiz, her ülke için geçerli olmayabilir ama bizde yerleşemeyen öğrenciler olduğunu düşündüğümüzde üniversitenin senin adına ev bulması şaşırtıcı geliyor. Bizde ise yurt ve ev bulamayan öğrenciler cemaat evlerine/yurtlarına düşebiliyor ne yazık ki."} {"url": "https://www.webtekno.com/avusturya-elindeki-telefonu-tamir-ettirene-200-dolar-verecek-h139738.html", "text": "Bozulan, eskiyen, desteği kesilen elektronik cihazların çevre için ne kadar büyük bir tehlike oluşturduğunu sık sık hatırlatmaya çalışıyoruz. Hatta yakın zamanda paylaştığımız bir haberde, Microsoft'un yalnızca Windows 10'un güncelleme desteğini keserek yüz milyonlarca bilgisayarın çöpe atılmasına neden olabileceğini aktarmıştık. Tahmin edebileceğiniz gibi Avusturya hükümetinin bir numaralı hedefi, elektronik cihazlarının atılmak yerine yeniden kullanılmasını desteklemek. \"Bu değirmenin suyu nereden geliyor?\" diyenlerin de merakını giderelim: Avusturya hükümeti, uygulamanın bütçesini koronavirüs zamanı oluşturulan fondan sağlıyor. Yani halktan toplanan para, halka geri iade ediliyor diyebiliriz. Peki sistem nasıl işliyor? Vatandaşlar öncelikle hükümetin uygulama için açmış olduğu bir siteden makbuz alıyorlar ve tamir işlemi sırasında ücretin tamamını ödüyorlar. Masrafların yaklaşık yarısı, 3-4 haftalık bir süre içerisinde geri ödeniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ay-gunes-hidrojen-parcalari-h139024.html", "text": "Dünya gezegeni dışında başka yaşam formlarının olup olmadığı araştırılırken, insanlığın uzayda başka gezegenlerde yaşayabilme ihtimali de merak konusu. Araştırmacılar, bu merak ile Ay'ın yüzeyinde hidrojen barındıran kayalar keşfetti. Apollo uzay aracının keşfettiği bu kayalar, Güneş'ten kopan parçalardan oluşuyor. Araştırmacılar, bu kaya parçalarında bulunan hidrojenin, her ne kadar az da bulunsa Ay'daki oksijen ile birleşebilme ihtimali üzerinde yoğunlaştılar. Apollo ile Ay'dan tam 382 kilo kaya getirildi. Getirilen kaya örneklerinin bir kısmı incelendi. Geri kalan kısmı ise ilerleyen zamanlarda yapılacak araştırmalar için muhafaza edildi. Katherine D. Burgess ve ekip üyeleri Brittany A. Cymes ve Rhonda M. Stroud liderliğindeki ABD Deniz Araştırma Laboratuvarı ekibi, Ay'daki oksijen ile Güneş'ten kopan parçaların barındırdığı hidrojen ile birleşince suyun oluşabileceğini söylediler. İncelenen örnekler için transmisyon elektron mikroskobu kullanıldı. Bu mikroskop, elektron parçacık ışınlarından faydalanıyor. Böylelikle örnekleri görselleştirmek ve inceleme görselleri oluşturmak, araştırmacıların işini kolaylaştırıyor. Apatit ve merrillit minerallerinin tanelerini inceleyen araştırma ekibi, Güneş'in oluşturduğu rüzgar nedeniye uzayda hava koşullarının olduğunu keşfettiler. Güneş'in oluşturduğu rüzgar, saatte 1,6 milyon km'ye varan hız ile Güneş'ten dışarıya doğru fırlayan yüklü parçacıklardan oluşuyor. Güneş'in oluşturduğu rüzgar ile kopan parçalarda görülen hidrojen, araştırmacıların ilerleyen süreçlerde yapacağı keşiflere ve belki de Ay'da yaşam formunun oluşmasına ışık tutabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/ay-tahmin-edilenden-daha-yasli-olabilir-h138063.html", "text": "Gezegenimizin uydusu olan Ay, sadece uzayda dönüp durmakta olan dev bir kaya parçası değil, yaşam üzerinde de önemli etkilere sahip. Ay'ın nasıl ortaya çıktığını anlamak da bu yüzden bilim insanları için kritik konu başlıkları arasında yer alıyor. Yeni bir araştırmaya göre Ay, tahmin edilenden tam 40 milyon yıl daha yaşlı. Bilim insanları bu sonuca, Ay yüzeyinden elde ettikleri bazı kimyasal yapıları analiz ederek ulaşmayı başardı. Zirkon kristalleri Ay'ın yaşını ele veriyor. Zirkon oluşması için uranyum gerekmesine rağmen bu bileşikler, oluşma aşamasında kesinlikle kurşun içermiyorlar. Öte yandan bileşiklerde bulunan uranyum, zamanla ışıma yaparak kurşuna dönüşüyor. Uranyumun yarı ömrünü bildiğimiz için elimizdeki bir zirkonyumun tam olarak ne zaman ortaya çıktığını analiz edebiliyoruz. Glasgow Üniversitesinden jeolog Jennika Greer, yaptığı çalışmalarda Ay yüzeyinden gelen bir zirkonyum örneğini incelediğinde, bu örneğin yaklaşık 4.46 milyar yıllık olduğunu ortaya çıkardı. Normalde Ay'ın ortaya çıkışının 4.41 milyar yıldan biraz daha önce olduğu düşünülüyordu. Dünya'nın yaşının ise 4.54 milyar yıl olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları Ay'ın, Dünya'ya çarpan Mars büyüklüğünde bir gök cismi tarafından ortaya çıkarıldığını düşünüyor. Bu çarpışma sonrasında oluşan ilk yapılar, uydunun yüzeyindeki magma okyanusu yüzeyinden hemen eriyip kayboluyor olsa da yüzey soğumaya başladığında oluşan katı materyaller üzerinden tarihleme yapmak mümkün olabiliyor. Greer'in incelediği örnek de bu yapılardan biri olarak kabul ediliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ayakkabi-kisiligi-yansitiyor-h139579.html", "text": "İnsanların birbirleriyle karşılaştıkları ilk anki duygu ve düşünceleri ifade eden ilk izlenimin oluşması yaklaşık 7 saniye sürüyor. Yani birisiyle ilk tanıştığınızda, siz daha ağzınızı bile açmadan onun sizin hakkında fikir sahibi olması muhtemel. Eğer insanların sizin hakkınızda ne düşüneceğini bilmek daha iyi hissetmenize neden olacaksa ayakkabılarınızı buna göre seçmeye başlayabilirsiniz. Ayakkabı, sizin için sadece birer zorunluluksa o zaman iç benliğinizin ifadesi değil sadece kapı önünde duran bir çift eşyadır. Ancak verdiğiniz izlenimlerle ilgileniyorsanız yapılan bu araştırma ile ne ifade ettiğinizi anlayabilirsiniz. Ayakkabıların sizin hakkınızda ne söylediklerinin genellikle çok doğru olduğu ortaya çıktı. Kansas Üniversitesinden Omri Gillath ve Angela J. Bahns, İlk İzlenim Kaynağı Olarak Ayakkabılar başlıklı makalelerinde, bir yabancının en çok giydiği ayakkabının resmine bakarak onun cinsiyetini, yaşını, gelirini ve bağlanma kaygısının sonuçlarını açıkladı. İnsanların, bilinmeyen bir kişinin özelliklerini yargılaması, yalnızca kişinin en sık giydiği ayakkabılara bakılarak yapıldı. Katılımcılar, ayakkabılarının fotoğraflarını sundular ve öz bildirim ölçümlerini tamamladılar. Bir başka katılımcı grup ise yalnızca ayakkabı fotoğraflarına bakarak ayakkabı sahiplerinin tutumlarını ve demografik özelliklerini yargıladı. Sonuç şaşırtıcıydı çünkü katılımcıların yaptıkları yargılamaların yüzde 90'ı doğruydu. Çalışma şunu gösterdi, ayakkabılar gerçekten de en azından bazı alanlarda başkalarını değerlendirmek için kullanılabilir. Her adım, kimliğinizin bir yönünü yansıtıyor. İster Cinderella isterseniz de Çizmeli Kedi olun isterseniz de ayakkabılar sizin için sadece birer zorunluluk olsun ayakkabıların gücünü inkar edemezsiniz. O halde insanların, sizi burçlardan ziyade seçim yaptığınız ayakkabınıza göre değerlendirmesini istiyorsanız kontrolü ele alın ve sizi anlatan bir ayakkabı seçin. Araştırmaya göre; rahat ayakkabı giyenler dışa dönük oluyorken ilgi çekici ayakkabı giyenler sorumluluk sahibi, sağ politik görüşe sahip ve yüksek gelirli oluyor. Modayı takip ederim ve ayakkabı seçimimi de buna göre yaparım diyenler ise genellikle yüksek gelirli, sorumluluk sahibi ve dışa dönük kişiler. Yüksek tabanlı ayakkabı tercih edenler ise insan içine girmek istemeyen, bağlanma tarzına sahip insanlar olurken bu kişiler genellikle düşük gelirli, dışa dönük oluyor ama arkadaş canlısı ve sorumluluk sahibi olmuyor; ayrıca duyguları da dengesiz oluyor. Yüksek topuklu ayakkabı giyenler için de yargılar var. Bu kişiler yüksek gelirli olsa bile dışa dönük değiller ve arkadaş canlısı olmuyorlar. Ayrıca duyguları da yine yüksek tabanlı giyenler gibi dengesiz. Seçimini pahalı ayakkabıdan yana yapanlar ise dışa dönük ve arkadaş canlısı değilken sağ politik görüşte. Yıpranmış ayakkabı giyenler ise kaygı duymayan, rahat ve duyguları dengeli kişiler oluyor. Hayatında rengi sevenler ve ayakkabısını da buna göre seçenler ise arkadaş canlısı, dışa dönük, sorumluluk sahibi, duyguları dengeli kişiler oluyor. Parlak ayakkabıdan gözünü alamayanlar ise hem dışa dönük hem de yeni deneyimlere açık kişiler olarak gösteriliyor. En çok giydiğiniz ayakkabınıza baktığınızda sizce de ilk izlenimler doğru mu? Eğer ilk izlenime önem veriyorsanız bir dahaki ayakkabı alışverişinizde bu araştırmayı göz önüne alarak seçimler yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/aylarca-golde-kalan-apple-watch-ultra-calisir-halde-bulundu-h138085.html", "text": "Amir Noorani adlı bir Apple kullanıcısı bu sorunun cevabının ortaya çıkmasını da sağladı. Her ne kadar bu girişim biraz gönülsüz olsa da Apple Watch Ultra'nın gerçekten de dayanıklı bir cihaz olduğunu gösteriyor. Noorani, ABD'de Texas'ta bulunan bir gölde yüzmeye gittiğinde akıllı saatini göle düşürdü. Normalde Apple Watch Ultra pek kolay çıkan bir saat değil ancak Noorani, göle dalarken saatini silikon bantla takmış olduğu için saati kolundan çıktı. Şanssız adam her ne kadar bir dalgıç yardımıyla saatini arasa da başarılı olamadı. Yapacak bir şey kalmadığında Noorani, \"Cihazımı bul\" özelliğini kullanarak Apple Watch'ını kayıp moduna aldı. Bu moddayken saatin ekranında saatin kayıp olduğunu belirten bir mesaj yer alıyor, böylece saatin sahibine ulaşabilmek mümkün oluyordu. Olaydan üç ay sonra ise başka bir dalgıç, göle daldığı sırada Noorani'nin saatini buldu. İlk başta çalışmayan cihaz, bir süre şarjda kaldıktan ve temizlendikten sonra sorunsuz şekilde çalışmaya devam etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/azad-yilmaz-gozaltina-alindi-h139729.html", "text": "Özellikle sosyal medya fenomenlerine karşı gerçekleştirilen operasyonlar hakkında bizzat bilgilendirme yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, kısa süre önce yine X üzerinden yaptığı paylaşım ile bir başka sosyal medya fenomeni Azad Yılmaz'ın gözaltına alındığını aktardı. Bakan Yerlikaya tarafından yapılan açıklamaya göre Yılmaz'ın gözaltına alınma sebebi, dün akşam oynanması planlanan ancak Suudi yetkililerin Ulu Önder Atatürk'e uygulamaya çalıştıkları sansür nedeniyle ertelenen Süper Kupa finali sonrasında paylaşmış olduğu videoydu. Süper Kupa finalinin ertelenmesi sonrası sosyal medya platformu üzerinden yayınlanan küfürlü video nedeniyle A.Y. adlı şahıs Halkı Kim Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama suçundan Samsun'da gözaltına alınmıştır. Halkımız arasında nifak tohumları eken, başka halklara hakaret eden, milli, manevi ve dini değerlerimizi aşağılayanlar bir bir adalete teslim edilecektir. Emniyet'in son dönemde sosyal medya fenomenlerine ilişkin gerçekleştirdiği operasyonlardan bazılarına aşağıdaki haberlerimizden gözatabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bahis-sans-oyunu-vergiler-dustu-h139683.html", "text": "Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında, bahis oyunları oynayan vatandaşları ilgilendiren bir karar yayımlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan \"5602 Sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 6 ncı Maddesinin Dördüncü Fıkrasındaki Oranların Yeniden Belirlenmesine İlişkin Karar (Karar Sayısı: 8003)\" ile şans oyunlarından alınan vergilerin düşürülmesine hükmedildi. 1 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek karar kapsamında spor kategorisindeki bahis oyunlarında yüzde 10 olan vergi yüzde 5'e düşürüldü. Bununla birlikte; at yarışlarından alınan yüzde 14'lük vergi yüzde 7'ye, diğer şans oyunlarındaki vergi ise yüzde 20'den yüzde 10'a düşürüldü. Alınan karar, bahis oyunları ile diğer şans oyunlarının fiyatını düşürebilir gibi görünüyor. Hükumetin böyle bir karar almasının nedeni ise yasa dışı bahis ile mücadele. Kararın işe yarayıp yaramadığını önümüzdeki yıl içinde daha iyi göreceğiz. Bu arada; yine bugün yayımlanan \"7491 Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun\" ile şans oyunlarındaki dağıtılabilir ikramiye oranında da iyileştirme yapıldı. Karardan önce yüzde 83 olan dağıtılabilir ikramiye oranı, bugünkü karar ile yüzde 93'e yükseltildi."} {"url": "https://www.webtekno.com/bakanlik-sosyal-medya-fenomenlerini-incelemeye-alacak-h138613.html", "text": "Ülkemizin gündeminde bir süredir Dilan ve Engin Polat çifti ile bu çifte yönelik \"kara para aklama\" soruşturması yer tutuyor. Artık yarı polisiye, yarı magazin haline gelen süreç boyunca her gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Bu bilgilerin kimisi kişilerin özel hayatına dair, kimisi de soruşturmaya konu olan para akışlarına... Ünlü çifte yönelik soruşturmanın ardından gözler, sosyal medyadaki diğer fenomen isimlere döndü. Odatv'nin haberine göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sosyal medya fenomenlerinin lüks yaşamlarını ve paylaşımlarını denetlemek için harekete geçiyor. Yapılacak incelemelerde yaklaşık 600 kişilik bir sosyal medya fenomeni listesi çıkarıldı. Bu kişilere yönelik incelemede yasalara aykırı bir durum tespit edilmesi halinde ilgili kurum ve birimlerle iletişime geçilecek. Polat çiftinin gözaltına alınmasının ardından, özellikle lüks ve zenginlik temalı paylaşımlar yapan pek çok fenomen ya paylaşımlarını kaldırma yoluna gitmiş, ya da kullandıkları altınların, paraların içerik üretme amaçlı sahte ekipmanlar olduğunu açıklamıştı. Pek çok fenomenin de soruşturma süreci başladığından bu yana çok daha gösterişsiz ve sıradan paylaşımlar yaptığı görülmüştü. Fenomenler dışında sosyal medyada satış yapanlar da denetlenecek. Ticaret Bakanlığı, telefonla ya da çevrim içi ortamda satışı gerçekleştirilen ürünlerin denetimini sağlayacak olan eTicarette Ürün Güvenliği Projesi'ni açıkladı. Bu projeye göre e-ticarete konu olan ürünler, satıcı isteğiyle ya da şikayet üzerine denetlenecek. Gerektiğinde ürünler gizli alışveriş yöntemi ile tedarik edilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/baldurs-gate-3-xbox-game-pass-gelecek-mi-h139362.html", "text": "Larian Studios imzalı RPG oyun Baldur's Gate 3, tartışmasız bu yılın en başarılı oyunlarından biri. Hem oyuncuların hem de eleştirmenlerin favorisi olmanın yanı sıra yakın zamanda The Game Awards'ta Yılın Oyunu da dahil 6 ödül de kazanan yapım, geçen hafta küçük bir gecikmenin ardından Xbox'a eklenmişti. Oyunseverler, Xbox için de çıkmasıyla Game Pass'e gelip gelmeyeceğini merak ediyordu. Larian Studios'tan bu konu hakkında üzücü bir açıklama geldi. IGN'e konuşan Larian Studios CEO'su ve kurucusu Swen Vincke, Baldur's Gate 3'ün Xbox Game Pass abonelik hizmetine eklenmeyeceğini belirtti. Ünlü oyun tasarımcısı hiçbir zaman böyle bir planlarının olmadığını da ekledi. Vincke devamında ise oyunculardan küçük ücretler almadıklarını, ne ödedilerse ona ulaştıklarını söyledi. Oyunun zorlu olduğunu belirten yönetici, bu tutumun diğer oyunlar yapmaya devam etmelerini sağladığını aktardı."} {"url": "https://www.webtekno.com/barajin-kalkmasiyla-eksi-netle-4-yillik-bolumlere-girildi-h138933.html", "text": "Yükseköğrenim Kurulu, Atlas verilerini güncelledi. Bu güncelleme ile birlikte baraj puan uygulamasının kaldırılmasının üniversitelere olan etkisi de ortaya çıktı. Bazı öğrencilerin genel toplamda bazı öğrencilerin de alan derslerinde eksi netle yerleşebildikleri ortaya çıktı. YÖK Atlas'ta yer alan verilere göre bazı bölümlerde okuyan öğrenciler -8,75, -7,25, -9,5 gibi netlerle bu bölümlere yerleşti. Aralarında en dikkat çekenlerden biri ise Türkçe bölümünde -7,5 net yapan bir öğrencinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleşmesi oldu. Eksi net ile alım yapan bölümler arasında başı ise önlisans programı olan çocuk gelişimi bölümü çekti. Bu bölümlere yerleşen öğrencilerin büyük çoğunluğunun vakıf üniversitelerinde öğrenim görmesi dikkat çeken bir başka nokta oldu. Bir diğer dikkat çekici nokta ise Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne giren ancak Türkçe netleri 0'ın altında olan öğrencilerin sayısının fazlalığı oldu. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, Kapadokya Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi, eksi Türkçe neti yapan öğrencilerin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleştirildiği üniversiteler oldu. Tarih, fizik, kimya gibi bölümlerde de kendi bölümleriyle ilgili derslerde eksi net yapan öğrenciler göze çarptı. Burada sözü geçen eksi net yapan öğrenciler, sınav sonucu başarı sıralamasında 1,5 milyon bandında bir noktada yer aldı. Sınava giren öğrenci sayısı ise 2 milyona yakındı. Hiçbir şey işaretlemeyerek bile daha başarılı olabilecek ve daha çok puan alabilecek bu öğrencilerden daha kötü sonuçlara imza atan yaklaşık 500 bin öğrenci daha bulunuyor. Sınava giren öğrencilerin kabaca 3'te 1'i boş kağıttan daha kötü bir kağıt veriyorsa sorumlunun kim olduğunu belki de tekrar düşünmek gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/bebekler-nasil-bir-asamadan-gecerek-filmlerde-yer-aliyor-h138834.html", "text": "Hemen hemen her filmde veya dizide bebeklere rastlıyoruz. Hangover, The Godfather ya da son zamanların popüler dizisi Kızılcık Şerbeti dediğimizde bebekli sahneler muhtemelen direkt gözümüzün önüne gelir. Gazete dağıtıcılığı dışında , çocukların legal olarak görev alabileceği tek endüstri, şov dünyası. Ancak tabii ki bazı kurallar var. Bir bebeğe rol vermek, yetişkin bir oyuncuya rol vermek kadar basit değil. Yapımcıların uyması gereken bazı kurallar var. Örneğin ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki bebekler günde sadece iki saat sette kalabilir ve tam bir görev, hiçbir şekilde 20 dakikayı geçemez. Elbette bu kurallar; eyaletten eyalete, ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Mesela ABD New Jersey'de 1 aylık bir bebek; haftada beş gün, beş saat çalıştırılabiliyor. Louisiana'da ise haftada 6 gün, günde 6 saat çalıştırılabiliyor. Kurallar yalnızca bununla da sınırlı kalmıyor. Yine Kaliforniya eyaletinden örnek verecek olursak, kanunlarına göre bir bebeğin filmde veya dizide yer alması için en az 15 günlük olması gerekiyor. Ancak bildiğiniz üzere, bebekler çok hızlı büyüyor ve yeni doğmuş bir bebekle 2 haftalık bir bebeğin farkı rahatça anlaşılabiliyor. Bu yüzden yapım şirketleri genelde prematüre doğan bebekleri kullanmayı tercih ediyor. Böylece 15 gün olduklarında bile yeni doğmuş bir bebek gibi görmüyorlar. Ancak gelişen teknolojide bebeklere neredeyse hiç ihtiyaç kalmadı. Eskiden, bazı durumlarda hala, gerçek bebekleri kullanmaktansa oyuncak bebekler tercih edilebiliyordu ki bu da çoğu zaman yapay duruyordu. Mesela yukarıdaki American Sniper filminde yer alan bu sahneyle epey dalga geçilmişti. Şimdi ise robotik bebek denen hareketli robotların üzerine gerçek bebek görüntüsü yerleştirilebiliyor. Yukarıdaki görsel bir robotik bebeğe ait. Fakat sizin de gördüğünüz üzere pek de gerçekçi görünmüyor. Türkiye'de çocuk oyuncuların çalışma süreleri ve diğer detaylar, Çocuk İşçi Çalıştırma Yönetmeliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen genel kurallara tabidir. Fakat bebekler için özel bir süre belirtisi genellikle kesin bir şekilde belirtilmemiştir ve genellikle bebeklerin bakımına ve ihtiyaçlarına dayalı olarak esneklik gösterilebilir. Genel olarak, çocuk oyuncuların çalışma saatleri sınırlı olur ve düzenli ara verme süreleri sağlanır. Bebek seçimi, çoğunlukla bebeklerin aileleri tarafından casting ajanslarına başvuru yapmasıyla başlar. Ajanslar, uygun bebekleri seçip film yapımcılarına öneride bulunurlar. Film yapımcıları ve yönetmenler daha sonra bebekleri canlandıracakları sahneleri değerlendirirler. Bebek seçimi, belirli kriterlere dayanır ve set koşullarına uyum sağlayabilecek, gereksinimlere uygun ve güvenli bir şekilde performans sergileyebilecekleri düşünülen bebekler arasından seçim yapılır."} {"url": "https://www.webtekno.com/bedava-kripto-para-kazanabileceginiz-siteler-yontemler-h137845.html", "text": "Bedava şeyler herkesi ve özellikle Türk insanını mutlu eder. Kripto para dünyasında da bedava kripto para, nakit para veya NFT kazanmak için birçok yöntem vardır. Bu yeni ve gelişen teknolojide bulunan bedava kripto kazanma fırsatlarının bazıları için çok az kripto ve blok zincir bilgisi gereklidir. Bunun sayesinde, kısa bir araştırma ile herkes bedavadan kripto para kazanmaya başlayabilir. - Kripto para borsalarında hesap açın. - Uzun vadeli olarak saklayacağınız kripto paraları staking yapın. - Ücretsiz NFT'ler dağıtan projeleri takip edin. - Borsaların öğren ve kazan programlarına katılın. - Popüler ve yeni oyna ve kazan uygulamalarını test edin. - Kripto para tasarruf hesabı açın. - Kripto paralar ile kredi verin. - Airdrop düzenleyen yeni projeleri araştırın. - Kripto para kredi kartı alın ve kullanmaya başlayın. - Kripto para ödülü veren anketlere katılın. - Aylık olarak kripto para ödülü dağıtan Brave tarayıcısını kullanın. 1. Kripto para borsalarında hesap açın. Birçok kripto para borsasında yeni hesap açarak, doğrulama işlemlerini tamamlayarak ve diğer benzer etkinliklere katılarak bedavadan kripto para kazanabilirsiniz. Coinbase, Gemini ve Crypto.com gibi borsalar bu tür promosyonlar sunan birkaç borsa örneğidir. Diğer borsalar ise zaman zaman benzer fırsatlar sunmaktadır, bu nedenle güncel kampanyaları takip etmenizde fayda var. 2. Uzun vadeli olarak saklayacağınız kripto paraları staking yapın. Elinizdeki kripto paralarınızı staking yaparak pasif gelir elde edebilirsiniz. Bu yöntem, aslında kripto para madenciliği yapmaktır. Staking yöntemi çoğunlukla işlem yapmayacağınız yani uzun vadeli olarak saklayacağınız kripto paralar ile yapılır. Bunun nedeni, staking dönemlerinin olmasıdır. Bu dönemlerde, sahip olduğunuz kriptoyu belirli bir süre boyunca kilitlersiniz ve bu süre boyunca kriptonuzu satamazsınız. Kripto staking yapmayı düşünüyorsanız günümüzde birçok kripto para borsası bu hizmeti sunmaktadır. 3. Ücretsiz NFT'ler dağıtan projeleri takip edin. NFT'ler son zamanlarda büyük ilgi topluyor. Teknik olarak NFT'ler kripto para değil, dijital varlıklardır ancak NFT'leri satarak kripto paralara dönüştürebilirsiniz. Bedava NFT kazanmanın birkaç yolu vardır. Yeni kripto para projeleri, ilk destekçilerine NFT'ler sunarak onları teşvik eden promosyonlar düzenler. Ayrıca bedava NFT dağıtımlarını X gibi platformlarda takip ederek bedava NFT kazanma şansını yakalayabilirsiniz. 4. Borsaların öğren ve kazan programlarına katılın. Kripto paralar hakkında bilgi edinmek ve ödül kazanmak için bazı platformlar vardır. Bunlar çoğunlukla kripto para borsalarıdır. Coinbase Earn gibi programlar, kripto paralar hakkında yeni bilgiler öğrenmenize ve böylece bedava kripto para kazanmanıza yarar. Öğren ve kazan sisteminde yapmanız gerekenler çok kolaydır. Bunlar arasında videolar izlemek, kısa testleri geçmek ve ödülünüzü almak yer alıyor. Ancak öğren ve kazan programları ile bedava kripto para kazanmak istiyorsanız elinizi çabuk tutmanız gerekir. Bu programlar herkese açık olduğundan çok hızlı bir şekilde tükenmektedir. Ve hatta bazı durumlarda borsalar yeni bir öğren ve kazan fırsatını sadece yeni hesap açanlara sunmaktadır. Ayrıca çoğu zaman, öğren ve kazan programlarının sunduğu bedava kripto miktarı sınırlıdır. 5. Popüler ve yeni \"oyna ve kazan\" uygulamalarını test edin. Günümüzde, Android ya da iOS telefonunuza indirebileceğiniz birçok oyna ve kazan uygulaması vardır. Hem oyun oynayıp hem de bedava kripto para kazanabileceğiniz en popüler uygulamalardan iki tanesi Axie Infinity ve The Sandbox şeklindedir. Aslında oyna ve kazan uygulamaları son günlerde çok gelişmiştir. Örneğin koşu yapan biriyseniz STEPN gibi bir Web 3 uygulamasını kullanarak hem koşabilir hem de bedavadan kripto para kazanabilirsiniz. 6. Kripto para tasarruf hesabı açın. Kripto paralarınızı saklarken faiz kazanmanın kolay bir yolunu mu arıyorsunuz? Bir kripto tasarruf hesabı açarak kripto paralarınız güvendeyken aynı zamanda faiz kazanabilirsiniz. Crypto.com'un tasarruf hesabı gibi platformlar, farklı kripto paralara göre faiz oranları sunar. Bitcoin ve Ethereum gibi büyük kripto paralar yıllık olarak belirli bir faiz oranına sahiptir, bu da kripto para alıp köşeye atmanızı daha cazip hale getirebilir. 7. Kripto paralar ile kredi verin. Kripto paralarınızı başka kullanıcılara ödünç vererek faiz kazanabilirsiniz. Bu, merkezi olmayan finans olarak bilinir. Tanımadığınız birine çok kıymetli kripto paralarınızı ödünç verme fikri kulağa ne kadar kötü gelse de bu sistemin arkasında devrim niteliğinde bir gelişme olan akıllı sözleşme teknolojisi yatmaktadır. Akıllı sözleşmeler sayesinde, kripto paranızı ödünç vereceğiniz taraf, daha almadan önce aslında borcunu öder. Ancak bu bedava kripto elde etme yöntemini seçerken dikkatli olmalı, bazı teknik bilgilere hakim olmalı ve güvenilir platformlarla çalışmanız gerekir. 8. Airdrop düzenleyen yeni projeleri araştırın. Yeni kripto projeleri, airdrop adı verilen yöntemle yeni ağlarını ve kripto paralarını tanıtmayı tercih edebilirler. Airdrop'lar, projenin sosyal medya sayfalarını takip etmek, Discord kanallarını girmek veya projeyi diğer şekillerde desteklemek gibi bazı görevleri yerine getirmeniz durumunda bedava kripto para kazanmanıza olanak tanır. Ancak, airdrop'ların bazıları sahte olabilir ve size hiçbir şey sunmayabilir. Dolayısıyla, airdrop'ları değerlendirirken dikkatli olmalısınız. 9. Kripto para kredi kartı alın ve kullanmaya başlayın. Kredi kartı kullanıyorsanız, kripto para ödülü veren kredi kartlarına geçmek mantıklı olabilir. Bu kartlar, alışverişlerinizden kripto para ödülleri kazanmanıza olanak tanır, bu ödüller Bitcoin veya diğer popüler altcoin'ler ile olabilir. Aynı zamanda ek harcama bonusları da sunabilirler. 10. Kripto para ödülü veren anketlere katılın. Bedava kripto para kazanmanın bir başka yolu da kripto ödülü dağıtan çevrim içi anketlere katılmaktır. Bu tür platformlar, günlük olarak düzenledikleri anketlerde oyunlar veya başka tür ödeme teklifleri sunar. Çoğu zaman, ödülünüzü kripto para olarak alabilirsiniz; bazı durumlarda hesabınıza dolar veya hediye kartları da gönderilebilir. Bu platformların bazıları oldukça renkli görünebilir ancak yine de bedava kripto para kazanmanın bir yolu olarak popüler olsa da dikkatli olmanız tavsiye olunur. 11. Aylık olarak kripto para ödülü dağıtan Brave tarayıcısını kullanın. İnternette gezinirken kripto para kazanmak isterseniz, Brave tarayıcısı tam size göre olabilir. Brave, diğer web tarayıcıları gibidir. Ancak Chrome, Mozilla ve diğerlerinin aksine yerel bir kripto para ödül sistemine sahiptir. Brave Rewards adı verilen bu sistemde, tarayıcıda hesap açar ve daha sonra Brave Rewards programına katılabilirsiniz. Bu programda esasen internette gezinirken reklamları görmek istediğinizi söylersiniz ve böylece tarayıcı, sizin cüzdanınıza aylık olarak kripto para ödülü gönderir. Programın kullanımı çoğu ülkede mümkündür ve şirket, reklam gelirinin %70'ini kullanıcılarla paylaşmaktadır."} {"url": "https://www.webtekno.com/bilimsel-kesifler-2023-ozeti-h139393.html", "text": "Bu önemli gelişmeler de gelecekteki teknolojik ve tıbbi gelişmelerin temelini oluşturacak nitelikte. Öne çıkanları ve ilginç olanları listelesek de 2023'te sayısız gelişmeler yaşandığını da belirtelim. GLP-1 ilaçları; sadece obeziteyi tedavi etmekle kalmıyor, sağlığı da koruyor. Science Dergisi'nin 2023 derlemesinde Yılın Atılımı olarak GLP-1 ilaçları seçildi. Halk sağlığı sorunlarında ilk sıralarda yer alan obeziteyi tedavi etmek amaçlı kullanılan bu ilaçlar, uzun yıllardır süre gelen ve başarısızlıklarla dolu obezite ilaçlarından daha fazlası. GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1), bağırsak hormonunu taklit ediyor. 1980'lerde keşfedilse de hikayesinin tamamlanması 2023'e kadar sürdü. GLP-1, başta sadece diyabet için geliştirilmişti ancak yapılan birçok çalışmanın ardından felç ve kalp krizi riskini azalttığı da bulundu. Böylelikle ilaç sayesinde sadece kilo kaybedilmiyor aynı zamanda sağlık açısından başka faydalar da sağlanıyor. Bu durum da GLP-1'in Yılın Buluşu seçilmesine neden oluyor. Düşünülenden çok daha büyük bir kara delik bulundu. Uluslararası araştırmacılarından oluşan bir şirket, pulsar yıldızlarından gelen radyo sinyallerindeki küçük zaman değişimlerini ölçtü ve kozmik dalgaları keşfetti. Galakside ilk kez hareket eden düşük frekanslı yer çekimsel bu dalgalar, milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki kara deliklerin uzak yankıları. Keşifteki bulgular, erken evrende çok daha büyük kara delik bulunması demek. Yer çekimsel dalgaları incelemeye devam etmek ise evrenin kökenleri ile ilgili farklı ayrıntıları da açığa çıkarabilir. Bu cihaz, zihin okuma açısından teknik olarak mümkün olmasa da Texas Üniversitesi, yapay zeka tabanlı sistemleri ile 2023'ün enlerine girecek bir çalışma yaptı. Semantik kod çözücü, podcast veya görüntü gibi şeylere kişinin nasıl tepki verdiğine dayanıyor. Sistem, beyin aktivitelerinin sözlüğünü oluşturuyor ve sonrasında sözlüğü, kişinin algıladığı diğer şeylere çapraz referans olarak kullanıyor. Zihinsel mahremiyet ve etik kurallar, bu çalışma ile gündeme gelmiş olsa da sistem, iletişim bozukluğu olan ve konuşma yetisini kaybedenler için bir umut ışığı yakıyor. Satürn'ün uydularından Enceladus'ta keşfedilen fosfor, burada yaşamın mümkün olabileceğini gösteriyor. Daha önce Satürn'ün uydularından Enceladus'ta, yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan altı elementten beşi bulunmuştu . 2023'te ise son element olan fosfor da bulundu. Bu da demek oluyor ki Satürn, dünya dışı yaşam seçeneğine güçlü bir aday. Yapay zeka, 2023'te hız kesmeden devam edip bilimde de etkili şekilde kullanıldı. ChatGPT ve diğer yapay zeka araçları, piyasaya çıktığı andan itibaren büyük ilgi ile karşılandı ve herkes tarafından kullanılmaya başlandı. Bilimde de kendine geniş yer bulan yapay zekanın yıl içerisindeki bazı başarıları gündemden düşmedi. Dil modeli olan Progen, öngörülebilir işleve sahip protein dizileri üretebildiğini gösterdi. 280 milyon protein numunesi üzerinde eğitilen Progen, çok modlu bir model olarak karşımıza çıkıyor. Nisan ayında ise ChatGPT'nin kalite ve empati açısından ölçülmesi ile çevrim içi tıbbi sorulara yanıt verme konusunda doktorlardan daha iyi performans gösterdiği görüldü. Mayıs ayında ise yapay zeka aracı, hastaların yalnızca tıbbi kayıtlarını kullanarak, tanıdan üç yıl öncesine kadar pankreas kanseri açısından en yüksek risk altındaki kişileri başarılıyla belirledi. Tabii ki bundan daha fazlası da yapay zekanın başarıları arasında. İnsanların aylarca yapabildiği şeyleri yapay zeka, çok kısa sürede yaparak bilime önemli katkılar sağlamaya devam ediyor. Şimdiye kadarki en büyük tam beyin konnektomu oluşturuldu. Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, her bir nöronun beyinde nasıl birbiri ile bağlandığını gösteren ilk haritayı oluşturdu. Meyve sineği larvası üzerinde yapılan bu haritada, 3016 nöron ve 548.000 sinaps bulunuyor. Bu araştırma sayesinde sinyallerin, beyinde sinirsel düzeyde dolaşarak davranış ve öğrenmeye yol açmasını sağlayan temel ilkelerin anlaşılması mümkün olacak. Yumurta ve sperm ihtiyacını ortadan kaldıran sentetik insan embriyoları oluşturuldu. Cambridge Üniversitesi ve Kaliforniya Teknoloji Enstitüsündeki bilim insanları, devrim niteliğinde bir sentetik insan embriyosu yarattı. İnsan gelişiminin en erken aşamasındaki embriyolara benzeyen bu sentetik embriyolar, genetik bozuklukların etkisi ve düşüklerin biyolojik nedenleri konusuna destek çıkacak da bir buluş oldu. Science Dergisi'nin yılın bilimsel gelişmeleri arasında hidrojen de yer aldı. Fosil yakıtlardan yeşil yakıtlara geçişte büyük pay sahibi olması beklenen hidrojenle alakalı uzun süredir araştırmalar devam ediyordu. 1987'de Mali'de hidrojen arayan sondaj deliği patlamış ve sonrasında bu delik, betonla kapatılmıştı. 2012'de tekrardan açılan delikte yüzde 98 hidrojen bulundu. Kaynağa jeneratör bağlanarak bir köyün bütün elektriği üretildi. Sistemin tek atığı ise suydu. 2023'te yapılan araştırma ise 2012'den beri sondajdaki hidrojen basıncının azalmadığını gösterdi. Yani bu da yerkürenin derinliklerindeki bir kaynağın, sondaj deliğindeki hidrojeni yenilediği anlamına geliyor. Bu keşif tabii ki hidrojen kaynakları arayışına hız kazandırdı ve çalışmalara 100 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı. Ulusal Sağlık Enstitüleri araştırmacıları, farklı türlerden eksiksiz genom dizilerini bir araya getirmek için bir yazılım aracı geliştirdi. Verkko isimli bu yazılım, farklı kıtalardan farklı genetik özelliklere sahip bireylerden oluşan bir grubun genomun taslağını çıkardı. Birçok araştırmacı, Y kromozomunun tamamını başarıyla haritalandırdı ve 41 ek genin keşfedildiğini ortaya çıkardı. Bu gelişmeler ise erkek üreme kromozomu için DNA dizilimi doğruluğunu geliştirmekle kalmayacak bazı genetik bozuklukların da tanımlanmasına yardımcı olacak. Genetik köklerin ortaya çıkarılabilecek olması da insan genomu projesinin sağlayacağı bir diğer fayda olacak. Bu belirttiklerimiz dışında tabii ki uzay, yapay zeka ve sağlık gibi pek çok alanda çalışmalar yapıldı. 2023'teki onlarca çalışmanın arasından derlediğimiz bu içeriğimizin yanı sıra aşağıdaki diğer bilimsel gelişmeleri de inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bilinci-yerinde-olmayan-birini-tasirken-neden-zorlaniriz-h139366.html", "text": "Ölü ağırlığı diye bir kavram var. Ölü ağırlığı kavramı, birinin bilinci kapandığında veya öldüğünde ağırlığının daha fazla olmasını ifade eder. Ancak bu kişinin kilosu neredeyse hiç değişmez, bunun daha farklı bir sebebi bulunur. Bilinçsiz bir kişiyi, başkasının taşırken zorlanmasının yanı sıra insanlar, bilincini kaybettiğini hissettiğinde kendilerini de daha ağır hissederler. Bir şeyi kaldırırken o şeyin kütle merkezi önemlidir. Örneğin 50 kiloluk bir kutuyu kaldırmakla 50 kiloluk hurda yığınını kaldırmak birbirinden farklıdır. Kutuyu kaldırmak, her zaman daha kolay gelir çünkü eşit dağıtılmamış ağırlığı dengelerken kendi dengeniz de etkilenir. Dağınık bir yükü taşırken cisimlerin sürekli yer değiştirmesi, durmadan tutuşunuzu ve dengenizi ayarlamaya çalışmanıza neden olur. Haliyle bu da daha fazla çaba ve zorlama gerektirir. Bilinci yerinde olmayan birinin uzuvları, gevşek bir şekilde sağa sola sallanır. Bacağı bir yöne gider, başı bir yöne. Vücut kütlesi de sallanan uzuvlara doğru kayar ve kutu örneğinde bahsettiğimiz gibi, taşıyan kişi için kontrolü zorlaştırır. Ancak kucakta taşınan kişi bilinçli olsaydı muhtemelen otomatik olarak kollarını, taşıyan kişinin boynunda birleştirecekti. Bu da kütlenin bir kısmını boyun ve omuz tarafında aktarılmasını sağlayacaktı. Kişinin kendisi de vücudunu daha ağır hissedebilir çünkü vücudundaki gevşeklik, dengede kalmasına engel olur ve stabil durmak için ekstra çaba sarf eder. Kaslarını kontrol edemez, ağırlık merkezini koruyamaz. Yani bilinçsiz birini taşırkenki zorlanmamız veya kişinin kendini ağır hissetmesi tamamen kütle merkeziyle alakalı."} {"url": "https://www.webtekno.com/bilmok-6-7-mayis-uskudar-universitesi-duzenlenecek-h134157.html", "text": "Ülkenin bilişim alanındaki yönelimlerini belirlemek ve bu alandaki gelişimine destek vermek amacıyla düzenlenen Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi , bu yıl 6-7 Mayıs tarihinde Üsküdar Üniversitesi'nde birçok üniversiteden öğrencilerin katılımıyla gerçekleşecek. BİLMÖK bilgisayar mühendisliği öğrencileri tarafından düzenlenmesine rağmen, her üniversitenin ilgili bölümünden resmi temsilcilerin yanı sıra; her bölümden öğrenciler, akademisyenler, sektör temsilcileri ve mezunları da kongreye katılım sağlıyor. Bu yıl 19. kez düzenlenecek olan Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi, Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde 6-7 Mayıs 2023 tarihlerinde, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi, İbni Sina Oditoryumu'nda düzenlenecek. Etkinlikte, sektörün önde gelen firmalarından katılacak konuşmacılarla birlikte kariyer alanında öğrencilerin firmalar ile bir araya gelmesi sağlanacak. Ayrıca kongre katılımcılarına, NFT Katılım Sertifikası verilecek. Ücretsiz ve yurt genelindeki tüm üniversitelerin öğrencilerine açık olan kongreye katılım sağlamak için bu link üzerinden kayıt oluşturabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/binance-ceo-changpeng-cz-zhao-istifa-h138763.html", "text": "Geçtiğimiz gün sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, ABD hükumeti ile dünyanın en büyük kripto para borsası Binance arasındaki davayı çözecek bir anlaşma hazırlandığından bahsetmiştik. Bu anlaşmaya göre Binance, 4 milyar doları aşan bir ödeme yapacak ve soruşturmadan kurtulacaktı. Akşam saatlerinde ise bu anlaşmanın kabul edildiği anlaşıldı. Binance CEO'su Changpeng Zhao, anlaşma kapsamında görevini de bıraktı. Peki bu süreçte neler yaşandı? Bu içeriğimizde, Binance ile ABD hükumeti arasındaki anlaşmazlıkları irdeleyecek, sürecin nasıl bu noktaya geldiğini anlatacağız. Hadi başlayalım. Dava ile ilgili son gelişmeler sıcak olsa da bu meselenin geçmişi 2018 yılına kadar dayanıyor. Edinilen bilgilere göre ABD Adalet Bakanlığı, o yıllardan beri Binance'i yakın markaja aldı. ABD hükumetinin Binance'i incelemesinin nedeni ise terör finansmanının sağlanmasına yardım ve yataklık etmek, kara para aklanmasına göz yummak ve ABD'nin oluşturduğu yaptırımları ihlal etmekti. Tabii Binance ve namıdiğer CZ, bu iddiaları en başından beri reddetti. Hal böyle olunca ABD'nin Binance'i köşeye sıkıştırma hamlelerinde de artış oldu. Dava üzerine davalar açıldı, Binance'in ABD ayağının büyük oranda işlevsiz hale getirilmesi için adımlar atıldı. Kripto para camiasındaki yaygın inanışa göre, patronun kim olduğunu Binance'e göstermeye çalışıyordu. ABD hükumetinin davası, Binance'i ciddi anlamda zora soktu. Hatta Binance'in pek çok ülkede küçülmeye gittiği biliniyordu. Tabii kripto para camiası da yaşananlardan zarar gördü. Hal böyle olunca CZ ile Binance'in ABD hükumeti ile anlaşmaktan başka şansı kalmadı. Binance, konuyla ilgili olarak paylaştığı bir makalede, geçmişin sorumluluğunu üstlendiklerini söyledi. Binance artık bir bebek değil. Yürümesine ve koşmasına izin vermemin zamanı geldi. Binance'in sahip olduğu derin altyapıyla büyümeye ve başarılı olmaya devam edeceğini biliyorum... ABD'li savcılar, anlaşma kapsamındaki 4 milyar dolarlık cezayı \"ABD tarihindeki en büyük kurumsal cezalardan biri\" olarak tanımladılar. Ancak bu cezanın tamamını Binance ödemeyecek. Binance'in eski CEO'su, bizzat 50 milyon dolarlık tazminat ödeyecek. Ancak CZ'in Binance'teki hisselerine hiçbir müdahale olmadı. Bunun önemli bir detay olduğunu söyleyelim. CZ, Binance'te söz söyleme hakkı olan isimlerden biri olacak. Anlaşma, CZ için en iyi sonucu getirdi! 4 milyar dolarlık anlaşma ilk aşamada olumsuzmuş gibi görünebilir. Ancak yaşananlara daha geniş perspektiften baktığımızda bunun hem Binance hem de CZ için en iyi sonucu doğurduğunu söyleyebiliriz. Çünkü CZ, bu anlaşma ile hem dava sürecinden kurtuldu hem de Binance'in hissedarı olarak kalmaya devam etti. Binance ise yükümlülüklerini kabul edip, sorunsuz bir şekilde hizmet vermeye devam edecek. Yıllardır sürdürdüğü görevinden ayrılan CZ, Binance'in yeni CEO'sunu da bizzat açıkladı. Yapılan açıklamaya göre Richard Teng, CZ'in yerine geçen isim oldu. Teng'in sektörde en az 30 yıllık tecrübesi olduğunun altını çizen CZ, Binance'in Richard Teng ile yepyeni başarılara imza atacağını söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/binance-turkiye-teknolojide-kadin-akademisi-h139471.html", "text": "Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'in Türkiye ayağı, kadınlarımız için çok önemli bir işe imza attı. Bu bağlamda; Teknolojide Kadın Derneği iş birliği içerisinde yeni bir oluşum hayata geçirildi. \"Binance Teknolojide Kadın Akademisi\" isimli oluşum, kadınların kripto varlık sektöründe daha iyi yerlere gelmelerine yardımcı olacak. Birkaç gündür Binance Blockchain Week İstanbul etkinliklerini gerçekleştirmekte olan borsa, Binance Teknolojide Kadın Akademisi'ni de bu etkinlik kapsamında tanıttı. Akademi, kadınların kripto varlık, blokzincir ve Web 3.0 alanlarında eğitimli hale gelmelerini, finansal okuryazarlık seviyelerini artırmalarını ve hatta sektörde istihdam edilmelerini sağlamayı amaçlıyor. Binance TR Pazarlama Direktörü Harika Eldoğan ve Teknolojide Kadın Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney tarafından yapılan açıklamalara göre Binance Teknolojide Kadın Akademisi için 8 haftalık bir pilot program oluşturuldu. Üniversite son sınıf veya yeni mezun olmuş kadınların 25 Aralık'a kadar başvuru yapabilecekleri bu program, ilk aşamada 25 kadını yetiştirecek. Sonraki aşamalarda, eğitim programlarına devam edilecek. Binance Teknolojide Kadın Akademisi, kadınların sadece eğitim alacakları bir mecra olmayacak. Katılımcıların, finans ve teknoloji alanlarındaki yeni fikirlerinin hayata geçirilmesi için de destek olunacak. Böylelikle Türkiye'deki startup ekosistemine de katkı sağlanmış olacak. Eğer siz de Binance Teknolojide Kadın Akademisi ile ilgili detaylı bilgi almak ve eğitim programına başvuru yapmak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bir-bebegin-bedeninde-sikisip-kalan-kiz-h139588.html", "text": "İnsanlığın var oluşundan beri tıbbi anormallikler de var. Özellikle eski zamanlarda ucube şovları yapılıyorken bu fiziksel anormalliklere sahip insanlar sahneye çıkarılıp normal insanlar eğlendiriliyordu. Bugün gösteriler yapılmaya devam etse kesinlikle birazdan bahsedeceğimiz Brooke Greenberg adlı kızı da davet ederlerdi çünkü o, bebek vücuduna sıkışmış bir yetişkindi! 1993 senesinde dünyaya gelen kız, yaşlanmaya adeta meydan okudu. Kardeşleri, normal bir şekilde büyüyüp gelişirken Brooke, hem fiziksel hem zihinsel olarak aynı kaldı. Hep bebekti. 2 yaşındaki bir çocuğun zihinsel kapasitesinin önüne hiçbir zaman geçememişti. Özellikle ilk 6 ayında birçok tıbbi ve ciddi durumla karşı karşıya kaldı. Yedi kere mide ülseri ameliyatından sağ kurtuldu. Bir keresinde de nöbet geçirdi ve hiçbir hasar bırakmayan felç tanısı konuldu. 4 yaşındayken 14 gün boyunca uyumasına sebep olan bir durum yaşadı ve doktorlar beyin tümörü teşhisi koydu. Bu dönemde aile, kızları için bir tabut satın aldı. Hangi doktora götürürlerse götürsünler, herkes bu durum karşısında şaşkına döndü. Doktorlar, kıza ilişkin net bir açıklama ya da teşhis bulamadı. Vakayı duymaya başlayan bilim insanları, büyümeyi ve gelişmeyi yöneten mekanizmaları daha derinlemesine incelemek istedi ve bu duruma X Sendromu adını verdi. Brooke, bilim dünyasını her geçen gün şaşırtıyordu. Genetik testlerin ve diğer bir dizi araştırmanın dahil olduğu kapsamlı tıbbi araştırmalar yapıldı ama nafileydi. Hiçbir somut teşhis bulamıyorlardı. Uzmanlar, sadece şaşırıyordu ve insan biyolojisinin karmaşası daha gizemli bir hale geliyordu. Bazı araştırmacılar, bu durumdan genetik mutasyonları sorumlu tutarken bazıları, hormanlarda anormallikler ya da yaşlanmayı yöneten hücresel yollarda değişiklikler olduğunu iddia ediyordu. Bir teoriye göreyse genlerindeki epigenetik düzenlemede bozulmalarla bağlantılı olarak genler etkinleşiyor ya da pasif hale geliyordu. Bu teori, epigenikteki değişiklerin büyümenin engellenmesine ve gelişimin durmasına yol açabileceğini öne sürüyordu. Uzun ömürlü olmanın sırrına ışık tutabilme potansiyeline de baktılar. Brooke'u 2 yaşından beri takip eden bir doktor, bu ve benzeri vakalar yaşayan insanların vücutlarının koordineli bir bütün olarak değil, senkronize olmayan bağımsız parçalar olarak geliştiğini söyledi ve bilinen hiçbir genetik sendrom ya da kromozomal anormalliğin bu durumu açıklayamayacağını ekledi. Araştırmacılar, Brooke hayattayken yaşlanmasına engel olan faktörleri incelemeye çalışarak genel popülasyondaki yaşlanma sürecini potansiyel olarak yavaşlatabilecek hatta durdurabilecek mekanizmaları ortaya çıkarmayı ve tıbbi müdaheleler ve tedaviler için yeni yöntemler geliştirmeyi de umuyor. Brooke, normal durumlarda erken sayılabilecek fakat onun durumunu düşününce geç diyebileceğimiz bir yaşta hayatını kaybetti. 2013 senesine gelindiğinde, Brooke Greenberg henüz 20 yaşındayken ne yazık ki hayata gözlerini yumdu. Nicky kaç yaşında dersiniz? 10 gibi gösteriyor değil mi? Aslında 2015 yılında bu fotoğraflar çekildiğinde 40 yaşındaydı! Bir çocuğun bedeninde sıkışmış olan bu adam, konuşamıyor ve göremiyor da. Yıllardır kendisiyle ilgili bir haber yapılmadığından şu anda nasıl göründüğü ve ne durumda olduğuyla ilgili pek bir bilgimiz yok. 18 yaşındaki Gabby de Nicky gibi görme engelli ve konuşamıyor. Doktorlar Gabby'nin üzerinde de kromozom testleri yaptılar ancak ön lobunun karakteristik kıvrımlara sahip olmaması dışında farklı bir şey bulamadılar. Kendisi de hala hayatta."} {"url": "https://www.webtekno.com/bir-kosesine-bakarak-arabalari-tahmin-edebilir-misin-h139567.html", "text": "Sadece gerçek bir otomobil tutkunu, bu testte tam puan alabilir! Eğer gerçek bir otomobil meraklısıysan ve araçları sadece küçük ipuçlarından tanıma yeteneğine güveniyorsan, seni bu heyecan dolu teste davet ediyoruz! Gözlerini iyi aç, çünkü karşına çıkacak araçları tanıyabilmeni sağlayabilecek bazı detayları gizledik. Şimdi test zamanı, ne kadar başarılı olabileceğini görelim! 3. Avrupa'da en çok tercih edilen hot hatch modellerinden biri. 6. Hem aile kullanımına hem de performanslı sürüşe uygun. 7. \"Her türlü arazide konforlu\" sloganına sahip dağ keçisi. 8. Fabrikasyon olarak drag yarışlarına hazır. 10. Elektrikli ama ruhundan bir şey kaybetmemiş. 11. Üretilmesinin üzerinden yıllar geçse bile o hala efsane. 12. Breaking Bad ile öne çıkan model. 13. Markanın ilk plug-in hibrit modeli. 14. Dünyanın en çirkin otomobilleri arasında gösterilen model."} {"url": "https://www.webtekno.com/birinci-nesil-apple-watch-vintage-listesinde-h137863.html", "text": "Apple, saat konusunda dünya çapında en çok satılan saat markası olan Rolex'i sollamayı başarmıştı. Bu başarısını ise giyilebilir teknolojik ürünlerden en popüler olan Watch'una borçlu. Sadece akıllı saat anlamında değil, kol saati olarak Rolex'in önüne geçmeyi başardı. Biliyorsunuz ki Apple, bir ürününü satışa çıkardıktan beş yıl sonra \"vintage\" listesine alıyor. Çünkü parça bulunabilirliği ve servis desteği, kullanıcıların beklentileri karşılamıyor. Şimdi ise bu listeye firmanın birinci nesil Watch modeli dahil oldu. İlk tanıtıldığı zaman büyük ses getiren birinci nesil Apple Watch, en popüler akıllı saatlerden biriydi. 38 ve 42 mm'lik kasa ölçüleriyle gelen birinci nesil Apple Watch, dönemine göre sunduğu özelliklerden dolayı kullanıcılardan tam not almıştı. Force Touch özellikli OLED retina ekranı ile keyifli bir kullanıcı deneyimi sunuyordu. Su sıçramalarına dayanıklı kasası sayesinde yağmur yağarken bile kullanılabilen birinci nesil Apple Watch, aktivite odaklı uygulamaları sayesinde spor yaparken kaç kalori yaktığımızı, kaç adım attığımızı ve kalp atış hızımızı görüntüleyebiliyordu. Aktivite takibi sayesinde gün içinde hareket sürecimizi takip edebiliyorduk. Normal şartlarda Apple, tanıtıldıktan beş yıl sonra ürününü \"vintage\" listesine alıyor. Ancak ürün beğenildiği ve satış rekorları kırdığı takdirde, ürünün popülaritesine göre bu süreyi yedi yıla kadar çıkarabiliyor. Bu hafta yedi yılı tamamlayan birinci nesil Apple Watch, Apple'ın hurda ürünler listesine eklendi. Apple Watch 1 ve 2.nesil en son watchOS 6 güncellemesini aldılar. Bu akıllı saatler hurda listesinde yer aldıktan sonra 2 sene boyunca güvenlik güncellemeleri almaya devam edecek. Ancak 2 yılın sonunda popülaritesini yitirdikleri için artık hiçbir güncelleme alamayacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/birlesik-krallik-yargiclar-chatgpt-kullanabilecek-h139286.html", "text": "Gelişen yapay zeka teknolojileri, hayatımızı büyük oranda değiştirmeye başladı. Artık basit makale özetlerinden tutun da kişisel asistan gibi işlerde, yapay zekadan destek alabiliyoruz. Gelen son haberler ise yapay zekanın, artık yargıda da aktif olarak kullanılacağını gözler önüne seriyor. Birleşik Krallık'ta alınan bir karar ile yargıçların, karar vermek gibi adli işlemler için ChatGPT kullanmalarına izin verildi. Bununla ilgili hazırlanan kılavuz, yapay zeka destekli sohbet botunun kullanımı için bazı kısıtlamalar ve tavsiyeler de içeriyor. Birleşik Krallık'ta hayata geçirilen uygulama, diğer ülkelerde de yakından takip edilebilecek gibi görünüyor. Birleşik Krallık'ın ChatGPT kararı, bundan birkaç ay önce ABD'de denendi. New York'ta görev yapan iki avukat, ChatGPT'nin ürettiği belgeleri mahkeme heyetine sundu. Ancak yapılan incelemelerde, bu belgelerde hayali anlatılar olduğu tespit edildi. Hal böyle olunca avukatlar, ceza ödemek zorunda kaldılar. Birleşik Krallık'ta hazırlanan kılavuz ise bu tür sorunların ortadan kaldırılmasını amaçlayan bazı koşullar içeriyor. Kılavuza göre ChatGPT; yanlış, eksik veya taraflı metinler oluşturabilir. Ayrıca doğrulanamayan bir bilginin sadece yapay zekadan araştırılması da yanlış bilgilere yol açabilir. Yargıçların, bu gerçekler ışığında hareket edilmesi gerektiğinin aktarıldığı kılavuz, yapay zekanın vereceği bir kararın mutlaka incelenmesi gerektiğini tavsiye ediyor. Evet, Birleşik Krallık yargısı artık ChatGPT kullanabilecek ancak yargıçlar, ChatGPT'nin ürettiği sonuçları tek tek inceleyecekler."} {"url": "https://www.webtekno.com/bitcoin-1999-yilinda-bilen-adam-h139556.html", "text": "İktisat alanına çok büyük katkıları olan Milton Friedman, düşünce yapısından dolayı döneminde birçok eleştiriye maruz kalsa da öngörülerinin neredeyse hepsi gerçekleşti. Bunlardan biri de kimsenin inanmadığı, onun e-para dediği kripto paraydı. Zamansız görüşleriyle ekonomi dünyasını etkilemeyi başaran Friedman'a daha yakından bakalım. İlk olarak Friedman'ın birkaç satıra sığdıramayacağıız hayatını, elimizden geldiği kadarıyla anlatalım. 1912 yılında dünyaya gelen Milton Friedman, üniversitede matematik okumuştu ve iktisat hocalarından epey etkilenmişti. Daha sonra matematik branşını değiştirdi ve yüksek lisans çalışmalarını iktisat üzerine yoğunlaştırdı. Farklı üniversitelerde, stopaj usulüyle gelir vergisi toplanması gibi konularda iktisat alanına değerli katkılar yaptı. Tüketim analizi, para tarihi ve teorisi, istikrar politikasının karmaşıklığı hakkında yaptığı araştırmalardan dolayı 1976 senesinde Nobel Ekonomi Ödülü'nü almaya hak kazandı. 65 yaşında aldığı bu ödülden 1 sene sonra emekli oldu ama iktisat ve ekonomi alanında çalışmalarına hayatı boyunca devam etti. 2006 senesinde ise 94 yaşındayken kalp krizinden hayata gözlerini yumdu. Yaşamı boyunca öğrendiklerini ve ortaya koyduklarını, gelecek nesillerle paylaşmak isteyen bir ustaydı. Dünyayı sayılar aracılığıyla gören büyük usta, liberal bakış açısı yüzünden çok fazla eleştiriye maruz kalmıştı ancak tahminleri hep doğru çıkmıştı. Bunlardan biri de 21. yüzyılın başlangıcından hemen önce ortaya koyduğu ve kimsenin inanmadığı kripto para birimleriydi. Fütürist usta, internetin potansiyelini ta o yıllardan görebilmişti. Farklı para birimlerinin kullanılmasından kaynaklanan vergileri ortadan kaldırarak dünyanın bağlantı kurmasına olanak tanıyacak elektronik paraya ihtiyaç duyulacağını söylemişti. Ayrıca internetin, uluslararası alanda kullanılacak bir e-para birimi yaratarak hükumetlerin rolünü azaltmada azımsanamayacak bir faktör olduğunu söylemişti. Öngördüğü, geleceğin platformuna uygun bir elektronik para birimi olmasıydı. 1999 yılında Ulusal Vergi Mükellefleri Birliği tarafından gerçekleştirilen bir röportajda Friedman, bugün kripto para birimleri olarak adlandırdığımız şeye ilişkin bu düşünceyi dile getiren ilk kişi olmuştu. A ve B'yi bilmeden ya da B ve A'yı bilmeden, parayı A'dan B'ye aktarın. cümlesini kuran iktisatçı, merkezi olmayan bir para birimi hakkında mükemmel bir örnek vermişti ve para sisteminde böyle bir değişikliğin kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştı. Yeni teknolojilerin ortaya çıkmasıyla düzenin değişmeye başlaması, dünyanın evrimini sürdürmeye devam ettiğini ve daha iyi bir yaşamın izinden gidildiğini gösteriyordu ona göre. Böylece dünya nüfusu, özgür bir toplum olarak yaşayacaktı ve şirketler bu elektronik para biriminin üretiminde kontrol sahibi olamayacaklar için güçlerini bir bir kaybedecekti. Hükumetlerin vergi toplaması zorlaşırken dünya çapında daha istikrarlı bir gelir dağılımı olacaktı. 3 sene daha yaşasaydı tahminlerinin hayata geçtiğini görebilirdi. Friedman 2006 yılında hayatını kaybettikten 3 yıl sonra, ilk kripto para birimi Bitcoin, Satoshi Nakamoto tarafından piyasaya sürüldü. Ne yazık ki artık dünyada olmayan büyük iktisatçı, tahminlerinin gerçeğe dönüştüğünü, hatta dünya çapında insana sunduğu özgürlükleri göremedi."} {"url": "https://www.webtekno.com/bitcoin-btc-fiyati-35-bin-dolar-h138077.html", "text": "Son yılların en tartışmalı yatırım araçları haline gelen kripto varlıklar, uzun zamandır eski popülaritelerinden uzaklar. 2021'in ikinci yarısında neredeyse 3 trilyon dolarlık hacme ulaşan piyasalar, şimdilerde 1 trilyon dolar seviyelerinde geziniyorlar. Ancak çok yakında, bu durum değişecek gibi görünüyor. Zira Bitcoin , son dönemlerin en sert yükselişlerinden bir tanesine ev sahipliği yaptı. Bu yılın başından beri 23 bin dolar ila 29 bin dolar arasında yatay seyreden BTC fiyatı, geçtiğimiz saatlerde ciddi bir yükseliş yaşadı. Sadece 24 saat önce 30 bin 500 dolar seviyelerinde işlem gören BTC, sadece birkaç saat içerisinde 35 bin dolara iğne attı. Böylelikle günlük bazda yükseliş, yüzde 10'un üstüne çıktı. Bu makaleyi yazdığımız sıralarda bir nebze geri çekilme yaşanıyor olsa da kripto para piyasaları için yeni bir dönem başlıyor gibi görünüyor. BTC fiyat grafiğine baktığımızda 35 bin dolar seviyesinin en son Mayıs 2022'de görüldüğüne tanıklık ediyoruz. Yani BTC fiyatı, en son bir buçuk yıl önce bu seviyeleri görmüştü. Bu arada; Bitcoin için önemli bir direnç noktası olan 30 bin dolar seviyesi, bu yükselişle kırılmış oldu. Yatırımcılar artık, 30 bin 200 dolar seviyesini destek noktası olarak görmeye başlayacaklar. BTC'deki sert yükseliş, altcoin'lerde de fiyat artışı yaşanmasına neden oldu. Bu bağlamda; en popüler 10 kripto varlıktaki duruma baktığımızda genel olarak yükseliş trendinin başlamış olduğunu görüyoruz. Ethereum yüzde 7, BinanceCoin yüzde 3, Ripple yüzde 3,27, Solana yüzde 0,45, Cardano yüzde 5,13, Dogecoin yüzde 6,67, Tron ise yüzde 2,32 yükseliş gösterdi. Kripto para piyasalarındaki yükselişin en temelde 2 nedeni var. Bunlardan bir tanesi, Bitcoin Halving döneminin artık çok yakınlaşmış olması. Bilmeyenler için açıklayalım: Bitcoin Halving döneminin, boğa -yani yükseliş- sezonunun başlangıcı olacağına inanılır. Ayrıca ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu , devasa fonların BTC için kullanılmasını sağlayan ETF başvurularını onaylamak üzere. Bu da piyasaya çok yüklü miktarda para girişi demek. İşte bu iki neden, piyasalarda yükseliş yaşanmasını sağlıyor. NOT: Kripto varlıklar, riskli yatırım araçlarıdır. Bu makale, yatırım tavsiyesi kapsamında değerlendirilemez."} {"url": "https://www.webtekno.com/bitcoin-btc-fiyati-son-durum-h139772.html", "text": "Son yılların en tartışmalı yatırım araçları olarak kayıtlara geçen kripto paralar, 2024 yılına hızlı bir başlangıç yaptılar. En büyük kripto para olan Bitcoin , geçtiğimiz saatler itibarıyla 45 bin dolar seviyesine ulaştı. BTC, bu seviyeyi en son Nisan 2022'de görmüştü. Aslına bakacak olursak 2024 yılının kripto para piyasaları için hareketli geçeceğini çok uzun zamandır biliyor, konuşuyoruz. Bunun nedeni, yıl içinde yaşanacak olan gelişmeler. Mesela ABD hükumeti, BTC'nin spot ETF onayını artık verecek gibi görünüyor. Öte yandan; her 210 bin blokta bir kez gerçekleşen Bitcoin halving'i de giderek yaklaşıyor. Nisan - Mayıs 2024 gibi gerçekleşmesi muhtemel halving'in, piyasaları olumlu etkilemesi bekleniyor. BTC'deki yıllık kazanç yüzde 200'e yaklaştı! Takvimler 2 Ocak 2023 tarihini gösterdiğinde 1 adet BTC için 16 bin 700 dolar seviyelerinde ödeme yapılması gerekiyordu. Bu tutar, bu makalenin yazıldığı 2 Ocak 2024 tarihinde 45 bin 850 dolar seviyelerine kadar yükseldi. Böylelikle 1 adet BTC'deki yıllık kazanç oranı, yüzde 174,55 olarak kayıtlara geçmiş oldu. BTC'deki yükseliş, piyasadaki tüm altcoin'lerin de değerlenmesine neden oldu. Güncel fiyatlara baktığımızda en büyük hacme sahip 10 kripto para biriminin neredeyse tamamında değerlenme yaşandığını görüyoruz. Bu kapsamda; 1 haftalık periyotta değer kaybı yaşayan tek altcoin Avalanche oldu. Piyasadaki en büyük ikinci varlık olan Ethereum 'deki duruma baktığımızda ise yüzde 100'lük kazanç görüyoruz. 2 Ocak 2023 tarihinde 1.200 dolar seviyesinde işlem gören ETH'nin güncel fiyatı, 2.400 dolar seviyesi. BTC ve ETH, çeyrek altından daha fazla kazanç sağladı! Türkiye'de en çok tercih edilen yatırım araçlarından bir tanesi olan çeyrek altın, kripto paralar karşısında o kadar da kazandırmadı. 2 Ocak 2023 tarihinde 1.835 TL seviyesinde olan çeyrek altın fiyatı, 2 Ocak 2024'te 3.350 TL seviyelerinde. Bu veriler doğrultusunda çeyrek altının yıllık bazda sağladığı kazanç, yüzde 82,56 seviyelerinde kalmış oldu. Not: Bu içerik, piyasalardaki mevcut rakamlar üzerinden hazırlanmıştır ve yatırım tavsiyesi içermemektedir. Kripto paraların riskli yatırım araçları olduğunu unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/bitcoin-kiyasla-altcoin-fiyat-hareketi-neden-cok-sert-h139268.html", "text": "Geçmiş Bitcoin fiyat hareketlerine bakacak olursak Bitcoin %10'luk gibi bir düşüş yaptığında, Ethereum %15'e yakın ve diğer altcoin'ler yaklaşık %20'lik bir düşüş yapıyor. Bitcoin piyasasında bulunan para miktarı, altcoin'lerden daha fazladır. Bitcoin, ilk kripto varlık olmasından dolayı en bilinenidir; tüm kripto piyasasını temsil eder ve aynı zamanda Bitcoin, piyasa değeri ile en değerli kripto varlıktır. Kripto varlık piyasasında dönen paranın büyük bir kısmı ilk olarak Bitcoin ve sonrasında altcoin'lerdedir. Bitcoin, keskin bir düşüş yaptığında daha fazla alıcısı olduğu için fiyatı, örneğin %10'luk bir düşüş ile sınırlı kalabilir. Ancak altcoin'lerde alıcı daha az olduğundan ve böylece daha az alım gücü olduğundan bu sert düşüşler Bitcoin'den daha fazla olur. Bitcoin güvenli liman varlığıyken altcoin'ler spekülatif varlıklardır. Satoshi Nakamoto'nun icadı Bitcoin, tamamen merkeziyetsizdir ve dijital altın olduğunu iddia eder. Bunlardan dolayı Bitcoin, kripto varlık piyasası içinde bile güvenli liman varlığı olarak hareket eder. Altcoin'ler ise Bitcoin'e alternatif olarak geliştirilmiş varlıklar yani spekülatif varlıklardır. Bundan dolayı Bitcoin düşüşe geçtiğinde altcoin yatırımcıları arasında korku artar ve fiyatları daha keskin düşer. Bitcoin'in amacı belliyken, altcoin'ler hala gelişmektedir. Bitcoin'in amacı, aracıların olmadığı bir elektronik ödeme sistemi olmaktır. Altcoin'lerin amacı ise belli değildir. Piyasada 26.000'den fazla altcoin var ve bunların hepsi hem birbirinden farklı hem de halen gelişim aşamasındadır. Özellikle altcoin'lerin arkasında geliştirici şirketlerin olması, altcoin'lerin fiyat hareketlerini derinden etkiler. Bu etki, olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. Altcoin piyasası, Bitcoin'e kıyasla haberlere ve yeni gelişmelere daha çok bağlıdır. Bitcoin, en bilinen kripto varlık olsa da yasal düzenlemeler ve hack'ler gibi haberlerden etkilenebilir. Bunun karşısında, altcoinler bu tarz gelişmelerden çok daha fazla etkilenir. Altcoin geliştiricilerine olan güven, Bitcoin fiyatı düşerken çok hızlı bir şekilde kaybolur. Örneğin, bir altcoin'in arkasındaki geliştirici ekip, şirket ya da toplulukta küçücük bir sorun olsa bile bu sorun, Bitcoin fiyatı düşerken yatırımcılara çok büyük gelebilir ve sonuç olarak o altcoin'in fiyatı keskin bir şekilde düşer. Piyasa değeri az olan altcoin'ler manipülasyona yatkındır. Kripto varlık piyasasında 26.000'den fazla altcoin olduğunu söylemiştik. Bunların 25.900'ünün piyasa değeri şu anda 500.000 dolardan daha azdır. Yüksek miktarlarla işlem yapan bir yatırımcı, piyasa değeri düşük bu altcoin'lerden almak istediği zaman fiyat keskin yükselebilir. Ancak Bitcoin fiyatı düşerken bu sözde yatırımcı, yatırımını satmak isterse o altcoin'in fiyatı çok sert düşebilir. Bitcoin en çok satın alım yapılan kripto varlık olsa da bazı durumlarda Bitcoin yükselirken bazı altcoin'ler Bitcoin'den daha fazla yükseliyor. Bunun arkasındaki nedenler arasında, yukarıda bahsettiğimiz gibi çok önemli gelişmeler ve bazı durumlarda sosyal medya fenomenlerinin o altcoin hakkında açıklamalar yapmasından kaynaklanıyor. Bitcoin fiyatı düşerken de genellikle yatırımcılar kripto varlık piyasasına olan inancını yitirir ve hem Bitcoin'lerini hem de altcoin'lerini satar. Bitcoin fiyatı yan yönde ilerlerken de yatırımcılar altcoin satın alarak olası yükseliş hareketlerinden faydalanmak ister. Bu düşünce esasen altcoin'lerin spekülatif varlık olmalarından kaynaklanıyor. Aynı zamanda profesyonel yatırımcılar bu satın aldıkları altcoin'lerin fiyatı yükseldikten sonra Bitcoin karşısında değiştirerek ellerindeki Bitcoin miktarını arttırır."} {"url": "https://www.webtekno.com/blue-origin-yeni-uzay-platformu-ring-h137946.html", "text": "Amazon kurucusu Jeff Bezos'un uzay taşımacılığı şirketi Blue Origin'den önemli bir açıklama geldi. Şirket, yörüngeye teslimat yapmak üzere geliştirdiği yeni platformu \"Blue Ring\"i duyurdu. Blue Ring, sahip olduğu teknik özelliklerle uzay teslimatları için yeni bir sayfa açacak gibi görünüyor. Blue Ring, uzay koşulları altında ulaşımı, veri aktarımını, barındırmayı ve hatta yakıt ikmalini sağlayabilen bir platform olarak karşımıza çıktı. Bu uzay aracı, orta Dünya yörüngesinde, Ay ile Dünya arasındaki \"cislunar\" isimli bölgede kullanılabilecek. Aslına bakacak olursak Blue Origin, yeni platformun tüm bunların çok daha ötesinde kullanılabileceğini söyledi. Yaklaşık 3 ton yük taşıyabilen Blue Ring, sadece kamu görevlerinde değil, özel uzay taşımacılığı görevleri için de kullanılabilecek. Blue Ring'in sahip olduğu tek yetenekler, saydıklarımızdan ibaret değil. Blue Origin'in yaptığı açıklamaya göre yeni nesil platform, eşi benzeri görülmemiş manevra kabiliyetine sahip. Ayrıca Blue Ring'in sahip olduğu teknoloji, uzay ortamında bulut veri çözümleri de sunabilecek. Blue Origin yetkililerinden Lars Hoffman, yeni uzay aracının en önemli farkının, belirli bir yükü istenen herhangi bir yere bırakabilecek olması olduğunu belirtti. Blue Origin'in yeni uzay aracı, 2024 veya en geç 2025 yılında lansman yapacak. Ayrıca her uzay aracının ömrü 5 yıl olacak. Teoride her şey güzel görünüyor olsa da Blue Ring ile ilgili en çok merak edilen husus, gerçekten anlatıldığı kadar başarılı olup olmayacağı. Eğer söz konusu uzay aracı cislunar bölgesinde özgürce kullanılabilecek olursa Ay'a ulaşmak her zamankinden çok daha kolay bir hale gelecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/bluesky-oturum-acmadan-gonderileri-gormenize-izin-verecek-h139561.html", "text": "Elon Musk'ın artık X diye bildiğimiz Twitter'ı devralmasından kısa süre sonra ortaya çıkan Bluesky, eski CEO ve kurucu Jack Dorsey'nin, Twitter'ın yozlaşmasından bıkanlar için bir umut ışığı niteliğindeydi. Zira bir yandan Twitter hisseleri düşerken öte yandan platformun algoritmasında köklü değişiklikler yapılıyordu. Fakat platforma geçmek isteyenlerin önünde kocaman bir engel vardı. Bu uygulamaya erişmek için halihazırda erişen birinden davet almak gerekiyor. Neyse ki davet konusu o zamandan bu zamana oldukça yaygınlaştı. Bir diğer problem olan oturum açmadan gönderileri görememe sorunu da ortadan kalkıyor. Oturum açmayan kişilerin, gönderilerinizi görmesini engelleyebilirsiniz. Söz konusu yenilik, spesifik bir paylaşımı görmek için bağlantıya tıkladığında paylaşımın kendisi yerine üye olma ekranıyla karşı karşıya kalan kişileri sevindirecek. Fakat bunun bir de gizlilik tarafı var. O da düşünülmüş. Zira uygulama içindeki ayarlarda hesaba giriş yapmamış kişilerin sizin hesabınızı ve paylaşımlarınızı görmesinin önüne geçen bir seçeneği aktif edebiliyorsunuz. - Ayarlara gidin - Moderasyona gidin - Kapalı oturum görünürlüğünü kısıtlayan Logged-out visibility seçeneğini işaretleyin. Bluesky, bunun uygulamadan uygulamaya değişeceğini, bu bağlamda da bazı uygulamaların bu seçeneği göz ardı edebileceğini belirtiyor. Yani bu seçeneği işaretlemek hesabınızı gizli yapmıyor. Yapsa da bu sadece Bluesky uygulamasında ve internet sitesinde geçerli oluyor. Bunu yapmak için ayrı bir özellik olan, Instagram'dan da aşina olduğumuz hesabınızı gizli yapma seçeneğini işaretleyebilirsiniz. Bluesky'a erişme şansınız oldu mu? Platform hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/blutv-warner-bros-discovery-satildi-h139146.html", "text": "Geçtiğimiz haftalarda sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Türkiye'nin en çok aboneye sahip dizi ve film platformu BluTV'nin, Warner Bros-Discovery tarafından satın alındığını aktarmıştık. Bugün konuyla ilgili yaşanan bir gelişme, bu satın alma sürecinin resmen tamamlandığını gözler önüne seriyor. O gün sizlerle paylaştığımız bilgilerde, Warner Bros-Discovery'nin zaten BluTV'nin bir bölümünün sahibi olduğundan bahsetmiştik. Hal böyle olunca söz konusu satın alma, çok da sürpriz olmamıştı. Bugün Rekabet Kurumundan gelen resmi onay, sürecin tamamlanmasını sağladı. Warner Bros-Discovery, pek çok ünlü dizi ve filmin altına imza atan HBO'nun da sahibi. BluTV'nin satın alınması ile Warner Bros-Discovery ve haliyle HBO, Türkiye'deki elini güçlendirmiş oldu. Daha önce yapılan ve HBO içeriklerinin Türkiye'ye getirilmesini sağlayan anlaşma, satın alma ile daha etkin bir biçimde kullanılabilecek. Rekabet Kurumundan gelen onay ile kullanıcıların hayatlarında neler değişeceğini hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bogazici-marka-zirvesi-2023-h133883.html", "text": "Uzun yıllardır satış, pazarlama, reklamcılık, girişimcilik, ekonomi ve finans gibi alanlarda zirveler düzenleyen ve öğrenci etkinliklerini organize eden Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü, bu sene de pazarlama ve marka iletişimi prestijli bir etkinlik olan Boğaziçi Marka Zirvesi'ni 10. kez düzenliyor. Geçtiğimiz seneler boyunca da kendi ismiyle markalaşmış olan Boğaziçi Marka Zirvesi, her yıl birbirinden değerli konuşmacıları ilham veren hikayeleriyle ağırlarken birbirinden saygın markaları da sektörün önde gelen isimlerinden dinleme imkanı sunuyor. Bu yıl \"it's all about storytelling\" mottosuyla yola çıkan Boğaziçi Marka Zirvesi, markaların ruhunu ortaya koyan hikayelerini duayen isimlerden dinleme fırsatı sunuyor. Sporda, sanatta, iş dünyasında bulunan marka ve pazarlama kavramlarını her açıdan ele alacak olan zirve, 10. yılında da birbirinden değerli konuşmacıları ve ilham veren oturumlarıyla katılımcılarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 6-7 Mayıs 2023 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesinde gerçekleşecek olan Boğaziçi Marka Zirvesi, iki gün boyunca GarantiBBVA ana sponsorluğunda düzenlenecek. Etkinlik; Reckitt, Loreal, BAT, Shell, Migros, Vakko, Philip Morris, Mey, Türkiye Sigorta, Flormar gibi birçok şirketten sektörün önde gelen isimlerini marka hikayeleriyle; Onur Yanık, Ahmet Gülüm, İhsan Özçıtak, Doğan Kabak ve Ferhat Albayrak gibi isimleri de ağırlayacak. Etkinlikle ilgili tüm sorularınız için mail adresi üzerinden ulaşabilirsiniz. Etkinlikle ilgili tüm detaylar için bu linki tıklayınız."} {"url": "https://www.webtekno.com/bogazici-muhendislik-zirvesi-2023-h133529.html", "text": "Türkiye'nin en köklü öğrenci kariyer kulüplerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Kulübü farklı sektörlerden pek çok şirketi Boğaziçi Mühendislik Zirvesi'nde ağırlıyor. Bu sene 7-8-9 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan Boğaziçi Mühendislik Zirvesi, idealist mühendisleri ve mezunları ile lider şirket yöneticilerini buluşturuyor. Etkinlikte, üst düzey yöneticiler ile mühendislik öğrencileri; liderlik seminerleri, şirket sunumları, standlar, case çalışmaları, atölyeler ve interaktif oyunlar aracılığıyla bir araya geliyor. C-Level yöneticilerin hayat hikayelerini anlattığı Liderlik Seminerleri, şirket yetkilileriyle birebir iletişim kurabileceğiniz Networking Breaks, sektörün önde gelen şirketleri tarafından yapılacak Ödüllü Case Study ve Workshoplar ve çok daha fazlası 7-8-9 Nisan'da katılımcıları bekliyor. Boğaziçi Mühendislik Zirvesi'nde; HSBC, IBS Sigorta, Dyson, Ford Otosan, LC Waikiki, Zorlu Enerji gibi şirketler ve çok daha fazlasıyla yer alıyor olacak. Ayrıca etkinlik sonunda katılımcılara sertifika da verilecek. - Reeder Akıllı Telefon - Loccitane Bakım Seti, - Vivense'den 5000 tl değerinde Hediye Çeki ve çok daha fazlası Daha fazla bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bogazici-robot-kupasi-6-7-mayis-tarihlerinde-basliyor-h134106.html", "text": "Boğaziçi Üniversitesi'nde 1962 yılından bu yana faaliyetlerine devam eden Elektroteknoloji Kulübü, üniversitenin ilk ve tek robot yarışması olan Boğaziçi Robot Kupası'nı 6-7 Mayıs tarihlerinde düzenleyecek. BROCUP, robot ve teknoloji sektöründe inovasyonu hedefleyen öğrencilerin gelişimini desteklerken, aynı zamanda festival havasında geçen iki günlük bir yarışma olarak karşımıza çıkıyor. Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü'nde 6-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek olan BROCUP'a öğrenciler, tasarlayıp geliştirdikleri kendi robotlarıyla katılacak. Yarışma, herkesin yararlanabileceği paneller, workshoplar ve deneyim alanlarıyla 2 gün boyunca sürecek. BROCUP, toplamda 6 farklı kategoride gerçekleşecek. Bunlar; Sumo, Mini Sumo, Çizgi İzleyen, Labirent, Serbest Kategori ve Kediler Firarda olacak. Takımlar, yarışma sonunda çeşitli ödüllerin sahibi olacak. Boğaziçi Robot Kupası'nda yer almak isterseniz, başvuru linki için buraya tıklayabilirsiniz. Etkinlikle ilgili detaylara ulaşmak ve son gelişmelerden haberdar olmak için @buecieee ve @boun_ieee_ras Instagram hesaplarını takip edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bogazici-universitesi-medyafest-basliyor-h134133.html", "text": "Bu yıl ilk kez düzenlenecek Boğaziçi MedyaFest,; Ana Akım Medya, Yeni Medya, Visual Artists, Sosyal Medya ve Vulnerability, Dergicilik Sektöründe Dün Bugün Yarın, Basılıdan Dijitale Dönüş, Medya ve Farkındalık, Medyada Fotoğrafçılık ve Moda Sektörü gibi oturumları ile katılımcılarına sektöre dair farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Bunun yanı sıra Boğaziçi MedyaFest, sektörün canlılığını ve eğlencesini yansıtmak için festival konseptiyle bir araya gelerek unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor. the art of media, the heart of festival mottosuyla yola çıkılan etkinlik, Güney Çimlere açılacak yiyecek/içecek standları, oyun ve deneyim alanları, gün boyu sürecek olan müzik ve çok daha fazlasını sizler için sunuyor. Birçok farklı alandan yıldız isimlerle katılımcıları buluşturan bu etkinlikte yer alan konuşmacılar arasında Gibi ekibinden de bazı isimler yer alıyor. Barış Ayaztaş, Ahmet Kürşat Öçalan, Kıvanç Kılınç gibi isimlerin yanında; Yargı dizisi ekibinden Başar Başaran, Ali Bilgin, Kaan Urgancıoğlu bulunuyor. Bunlara ek olarak Levent Erden, Saba Tümer, Candaş Tolga Işık ve Deniz Dülgeroğlu da etkinlikte yer alacak isimler arasında. Bu isimleri ve çok daha fazlasını dinlemek, Boğaziçi Üniversitesi'nin Güney Kampüsü'nde festivalin tadını çıkarmak istiyorsanız bilet almak için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/borcu-600-milyon-euroyu-bulan-9-avm-konkordato-talebinde-bulundu-h139685.html", "text": "Devasa alışveriş merkezleri uzun zamandır hayatımızın bir parçası. Renkli ışıkları, gösterişli dükkanları ve çeşitli etkinlikleri ile pek çok kişi, fırsat buldukça alışveriş merkezlerini ziyaret ediyor. Yine de bütün AVM'ler için her şey günlük güneşlik değil. Son olarak 9 AVM konkordato başvurusunda bulundu. Bunların içinde Marmara Forum ve Forum İstanbul da yer alıyor. 9 AVM'nin toplam borcunun 600 milyon euro seviyesinde olduğu belirtiliyor. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava dosyasında mahkeme, 9'u AVM'lerin bağlı olduğu şirket için olmak üzere toplamda 10 şirkete 3 aylık geçici mühlet kararı verdi. Böylece bu şirketler bir süre için korunmaya alınırken, Doç. Dr. Murat Oruç, Bağımsız Denetçi Prof. Dr. Hakan Taştan ve Mali Müşavir Prof. Dr. Halil İbrahim Alparslan da mahkeme tarafından geçici konkordato komiserleri olarak atandı. Konkordato talebinde bulunan AVM'ler, tek çatı altında en fazla AVM'yi bulunduran grup olarak dikkat çekiyor. Konkordato talebine konu olan bu AVM'lerin yıllık ziyaretçi sayısı ise resmi kayıtlara göre 76 milyonu bulmuş durumda. Bu AVM'lerin çatısı altında toplamda 1500 mağazanın faaliyetlerine devam ettiği de mahkeme kayıtlarında yer aldı. Şirketlerin euro bazında 600 milyon olan borcu, güncel kurla 28 milyar TL'yi buluyor. Dava dilekçesinde yer alan konkordato talebinin nedenlerine baktığımızda döviz kurundaki artışın AVM'leri zorda bıraktığını görüyoruz. 2018 yılında alınan bir kararla AVM'lerin kiraları döviz cinsinden alması yasaklanmıştı. Şirketlerin döviz ile borçlanmalarına rağmen kirayı TL ile toplamaları nedeniyle mali yapıları olumsuz etkilendi. Dava dilekçesinde bu durum, Bu süreçte TL üzerinden gelir elde edip borçlarını döviz cinsinden ödemek zorunda kalan AVM yatırımcıları tam anlamıyla bankaların insafına terk edilmiştir.\" ifadesiyle açıklandı. AVM'ler ayrıca pandemi döneminde de iki yıla yakın bir süre kapalı kalmıştı. Bu dönemde ziyaretçi sayısının azalması, şirketlerin yaşadığı maddi darboğazın bir diğer nedeni olarak gösteriliyor. Dava dosyasına göre konkordato isteyen şirketlerin borçlarının neredeyse tamamına yakını bankalara olan borçlardan meydana geliyor. İkisi yerli biri yabancı toplam üç bankadan alınan krediler, şirketlerin topladığı kiraların tamamının kredi ödemesine gitmesine neden oluyor. Bahsi geçen şirketlerin bu yüzden darboğazdan çıkamadıkları belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/borsa-istanbul-435-bin-kisi-kacti-h139651.html", "text": "Son dönemlerde herkesin konuşmaya başladığı Borsa İstanbul, vatandaşa acı yüzünü göstermeye devam ediyor. Kaba bir anlatımla Mayıs 2023'ten beri soluksuz bir yükseliş trendine giren borsa, ekim ayının başından beri yatırımcıya nefes aldırmıyor. Mayıs ayında 4400 seviyelerinde olan BİST 100 endeksi, 8500'e kadar yükselmiş olsa da şimdilerde 7240 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Hal böyle olunca Borsa İstanbul yatırımcısının parası erimeye başladı. Tabii şirketler de değer kaybı yaşadılar. Yılın son haftasına da düşüşle başlayan Borsa İstanbul, yatırımcının kaçmasına neden oldu. Resmi verilere göre 22 Aralık Cuma günü 8 milyon 486 bin 149 yatırımcıya ev sahipliği yapan borsa, 25 Aralık Pazartesi günü kapanışında 8 milyon 50 bin 720 kişiye ev sahipliği yapıyordu. Yani haftanın ilk iş günü kapanışında 435 bin 429 kişi, Borsa İstanbul'daki parasını çekip, masadan ayrıldı. Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından paylaşılan resmi verilere göre Borsa İstanbul'un pay senedi piyasa değeri, 10.13 trilyon TL olarak kayıtlara geçmişti. Bu rakam, 25 Aralık Pazartesi günü itibarıyla 9.61 trilyon TL olarak kayıtlara geçti. Bu da günlük kaybın 520 milyar TL olduğunu gözler önüne seriyor. Özetle, Borsa İstanbul'daki durum hiç iç açıcı değil. Şunu unutmamak gerekiyor ki hiçbir yükseliş ya da düşüş sonsuza dek devam etmez. Ancak hal böyleyken olan küçük yatırımcıya olacaktır. Bizim size değil, sizin kendinize verebileceğiniz en iyi tavsiye; temel ve teknik analiz namına hiçbir şey bilmiyorsanız önce bunları öğrenmeye çalışmak. Tanıdıklarınızın veya kamuoyunun söylemleriyle alacağınız pozisyonlar, işin sonunda büyük paralar kaybetmenize yol açabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/borsa-tarihi-dususler-h138016.html", "text": "Borsa çöküşü; bir finansal piyasanın, hızla ve büyük ölçüde değer kaybetmesi anlamına geliyor. Günlük yüzde 10 gibi büyüklüklerde değer kayıpları yaşandığında 'borsa çöküyor' diyebiliyoruz. Bu tür çöküşler, yatırımcıların panik içinde satış yapmaya başladığı, fiyatların hızla düştüğü ve genellikle ekonomik durgunluk veya belirsizlik dönemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Şirketler de doğal olarak güven problemleriyle karşı karşıya kalıyor. Büyük Buhran, 1929'da Wall Street'teki büyük panik ve belirsizlik sürecinin sonunda yaşanan patlamaydı. Faiz oranları, panikten doğan ani satışlar ve daha nice sebepten doğan bu büyük çöküş, doğrudan veya dolaylı olarak tüm dünyayı etkiledi. Açlık, yoksulluk ve işsizlik dünyanın her yerinde arttı; öyle ki bu döneme 'Büyük Depresyon' da denir hale geldi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin düşünmeden dağıttığı krediler, ABD'de yasalaşmamış bankacılık politikaları ve ülkelerin birbirine aşırı borçlanması sonucunda bir 'Kara Salı' günü, yatırımcılar panikleyerek hisse senetlerini satmaya başladı. Bunun sonucunda hisseler gittikçe ucuzladı ve toparlanma Amerika'da daha erken olsa da dünyada 1930'ların ortalarına kadar sürdü. 2. Dünya Savaşı'nın ekonomiye etkileri, tahmin edebileceğiniz üzere, en az önceki kadar kötüydü. Avrupa'da 1945 yılında başlayan kriz; 1950'lerin ortasına kadar sürdü ve savaşın sonunda dağılan orduların nüfusu ile artan işsizlik, boşa çıkan silah fabrikaları ve yıkım, ekonomik olarak çöküşe sebep oldu. Amerika'nın o dönemdeki Dışişleri Bakanı'nın soyadını taşıyan 'Marshall Yardımı' ile stabilize edilen Avrupa, kendini neredeyse on yıl sonra toparlayabildi. Bu yardım, Soğuk Savaş döneminde Amerika'nın Batı ile ilişkilerini sıcak tutmasında çok büyük bir rol oynadı. 1970'lerin başında yaşanan \"stagflasyon,\" ekonomik durgunluk ve enflasyonun aynı anda ortaya çıktığı karmaşık bir dönemdi. Petrol krizleri, artan enerji fiyatları ve üretkenlik düşüşü gibi faktörler, bu sorunun ana nedenleriydi. Bu dönemde geleneksel ekonomik planlar hem enflasyonu hem de işsizliği aynı anda kontrol etmekte etkisizdi. 1970 Stagflasyonu, dönemin ekonomistleri ve politikacıları için de oldukça zorlayıcıydı. 1987'de tüm dünya, finans piyasalarını sarsan bir çöküş yaşayınca sıradan bir pazartesi, aniden 'Kara Pazartesi' oldu. 19 Ekim 1987'de yaşanan bu olay, tarihteki en büyük tek günlük hisse senedi piyasası çöküşlerinden biriydi. Ana nedenler arasında aşırı spekülasyon ve faiz oranlarının artışı bulunuyordu. Hisse senedi piyasalarındaki ani değer kayıpları, yatırımcıları ciddi şekilde etkiledi. 2000 Teknoloji Krizi, bir diğer adıyla Nokta-com Balonu, 1990'ların sonunda ve 2000 yılının başlarında yaşanan bir teknoloji balonunun patlamasıydı. Bu balon, internet ve teknoloji şirketlerine yönelik aşırı spekülasyon sonucu yatırımların çöküşü olarak kayıtlara geçti. Yeni bir derya olan internet şirketlerinin hisse senetleri, aşırı derecede değerlenirken birçok yatırımcı bu şirketlere büyük miktarlarda yatırım yaptı. Ancak birçok internet şirketi aslında söyledikleri miktarlarda karda değil hatta zarardaydı. Spekülasyonların sonucunda hisse senetleri ve dolayısıyla yatırımcılar büyük kayıplar yaşadı, birçok internet şirketi iflas etti ve binlerce kişi işsiz kaldı. 2008 krizi, Mortgage piyasasındaki çöküş, küresel ekonomiyi derinlemesine etkileyen bir finansal felaketti. İşlevsiz kredi uygulamaları ve finansal kurumların zor durumda olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan kriz; milyonlarca kişinin evlerini kaybetmesine, işsizlik oranlarının artmasına ve birçok finansal kurumun iflasına yol açtı. Kriz, finansal piyasaların karmaşıklığı ve risklerinin daha yakından incelenmesini sağladı ve ekonomi yönetimiyle ilgili önemli dersler verdi. Bu krizi konu alan 'The Big Short' filmi, ilgisi olanlar için önerilebilir. 2020 COVID ekonomik krizi, COVID-19 pandemisindeki karantina sebebiyle uzun süreli bir ekonomik durgunluktu. Birçok ülkede seyahat kısıtlamaları ve toplu etkinliklerin iptali gibi önlemlerle büyük gelir kaynakları kısıtlandı. Karantina sürecinde otomatiğe çevrilen iş kollarında işsizlik oranları artarken birçok sektör, özellikle hizmet sektöründe büyük kayıplar yaşandı. Hükumetler, çeşitli mali teşvik programları ile ekonomilerini desteklemeye çalışsa da 2020'deki bu ekonomik kriz, ekonomik istikrarsızlığın ne zaman ve nasıl geleceğinin tahmin edilemezliğini gözler önüne serdi. Dünyanın yaşadığı krizlerden elbette ki biz de etkilendik. Kasım 2000 - Şubat 2001 Mali Krizi, BIST'te yüzde 60 düşüşe sebep oldu. 2000 Kasım ayının son haftasında, kötü yönetilen ve batan bankaların yol açtığı panik, yatırımcıları borsadan itti. Telaşla döviz toplayan bankalar bir yandan, kaçan yatırımcılar bir yandan; krizin ilk iki günü, 27-28 Kasım tarihlerinde, T.C. Merkez Bankasından 3 milyar dolar çekilmiş oldu. İlerleyen süreçte, hükumet tarafındaki politikalar Türk lirasının hızla değer kaybetmesine yol açtı ve birçok banka iflasın eşiğine geldi. Uluslararası mali yardım talepleri, IMF ile yapılan anlaşma ve ekonomik reformlar krizin kontrol altına alınmasına yardımcı oldu. Ancak bu süreç, Türkiye'nin ekonomik istikrarını büyük ölçüde sarstı. 2013 Gezi olayları, 28 Mayıs'ta başlayan eylemler sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin değil dünyanın gündemini uzun bir süre meşgul etti. Üstünden 10 yıl geçen Gezi olayları, günden güne tırmanan şiddet olayları ve artan polis müdahalesiyle kitlesel bir protestoya dönüştü. Türkiye'nin siyasetini derinden etkilemesinin yanı sıra neredeyse üç ay süren eylemlerin ve dönem iktidarının siyasi politikaları sonucunda BIST, yüzde 30 değer kaybetti. BIST'te işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri ise bu 3 ayda 164 milyar lira düştü. 2023 cumhurbaşkanlığı seçimleri süreci, hepimizi sarstığı gibi BIST'i de sarstı. İlk tur seçimlerinden sonraki sabah, 15 Mayıs'ta işlem görmeye başlayan BIST, açılışına yüzde 6,4 değer kaybıyla başladı. Değer kaybı yüzde 5'i geçtiği için Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi tetiklendi ve işlemler saat 09.55'ten 10.30'a kadar durduruldu. Tüm seçim süresince yüzde 20 değer kaybeden BIST, düşüş sonrasında yüzde 85 değer kazandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/brave-gizlice-vpn-yukluyor-h138004.html", "text": "İnternet sitelerinin sizi takip etmesini engellemesi ve reklamsız bir deneyim sunmasıyla oldukça popüler olan gizlilik odaklı tarayıcı Brave, kullanıcıların şikayet ettiği bir gelişmeyle gündeme geldi. Tarayıcının, kullanıcılardan izin almadan VPN yüklediği ortaya çıktı. Brave'i indiren Windows kullanıcıları, isteseler de istemeseler de şirketin kendi VPN hizmeti Brave Firewall + VPN'i de indiriyor. Ayrıca bunun 2022 yılından beri yaşandığı da gelen bilgiler arasında yer alıyor. Bu durumun yalnızca Windows kullanıcılarını etkilediğini belirtelim. Diğer işletim sistemlerinde böyle bir durum yok. Kullanıcının rızası olmadan indirilen ve ücretli abonelikle kullanılabilen VPN hizmeti, abone olunmadığı sürece faaliyet göstermeden cihazda bekliyor. Brave'in gizliliğe ve şeffaflığa önem veren bir tarayıcı olduğunu biliyoruz. Ancak izin alınmadan VPN yüklenmesi, pek de şeffaflık içeren bir hareket değil. Brave'den bir yönetici, konuya ilişkin Github'dan açıklama yaptı. Gönderide, tarayıcının bu davranışının ileride gelecek bir güncellemeyle değişeceği söyleniyor. Ayrıca bu değişiklikten sonra hizmetin yalnızca kullanıcı satın aldıktan sonra indirileceği de ekleniyor. Açıklamada halihazırda Brave indirenlere yüklenen VPN'lerin kaldırılıp kaldırılmayacağı ile ilgili bir bilgi verilmedi. VPN cihazında bulunan kullanıcılar, isterlerse manuel olarak hizmeti kaldırabiliyor. Tabii güncelleme yapıldığında tekrar yüklenip yüklenmeyecekleri de bilinmiyor. VPN'in size de eklenip eklenmediğini Windows'taki Hizmetler uygulaması üzerinden öğrenebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/bugune-kadar-kac-togg-teslim-edildigi-belli-oldu-h134939.html", "text": "Türkiye'nin Otomobili Girişimi Grubu , teslim edilen T10X sayısı ile ilgili yeni açıklama yaptı. Yapılan açıklamalar, başlangıçta sancılı bir teslimat süreci yaşayan şirketin kötü günleri geride bırakarak rekorunu tazelediğini gözler önüne seriyor. Togg tarafından yapılan açıklamaya baktığımızda, 1-30 Aralık 2023 tarihleri arasında 6.008 T10X teslimatı yapıldığını görüyoruz. Önceki ayda 4.401 adet teslimat yapıldığını söyleyelim. Togg T10X'in toplam teslimat sayısı, aralıkayındaki 6.008 teslimatla 19 bin 583'ye ulaştı. Bu da şirketin 20 bin teslimata yaklaştığını ortaya koydu. Önceki aylara baktığımızda da artışın sürdüğünü görüyoruz. Teslimat sayısı, mayıs, haziran ve temmuz ayında 1.435, ağustosta 1.965, eylülde 2.204, ekimde ise 3.567 idi. Kasım ayındaki teslimatla bir kez daha rekor kırılmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/burger-king-kral-maskot-ne-oldu-h139379.html", "text": "Marka maskotları, günümüzde karşımıza çok sık çıkmasa da geçmişte sıkça kullanılıyordu. Bazen korkunç bazen de komik olan bu maskotları markalar nedense artık pek kullanmıyor. Bunlardan en büyük örneği de Burger King'in Kralı. 1970'li yıllarda kralı televizyon ekranlarında yeni yeni görmeye başlamıştık. Ancak o zamanlar gerçek bir insan gibi değildi, karikatürize edilmişti. Eski versiyonlarıyla karşılaştırıldığında, modern kralın kafasının neden bu kadar büyük olduğu sorusu insanın aklına gelmiyor değil. İlk versiyonları daha normal görünümlü olmasına rağmen, zamanla marka, kralın kafasını büyütmeye karar verdi. Bu maskotun ilk kullanıldığı yıllarda kral kostümü giyen kişilerin balon dağıttığı ve sihir yaptığına dair ilginç olaylar yaşanmış. Ancak işin korkunç ve garip olan kısmı da kullanılan balonları doldurmak için kralın ağzındaki deliğin kullanılması. O dönemdeki insanlar bu reklam kampanyası hakkında ne düşündü bilinmez ancak o eski dönem reklamların ne kadar garip olduğunu anlayabiliyoruz. Günümüze yaklaştıkça kral figürleri değişti tabii, daha sonra yavaş yavaş insan versiyonuna evrildi. Televizyonlarda gayet normal görünen çizimli maskotlar yerine neden bu koca kafalı krala geçildi? Bu sorunun cevabı ise bize göre epey garip. Kendine çarpıcı bir reklam kampanyası arayan Burger King, Crispin Porter Bogusky Ajansı'na başvurmuş. İlham verici ve yaratıcı bir şeyler arayan ajans ekibi ise bir gün eBay'de gezerken bu kafayı bulmuş. Daha sonra ise bu kafayı satın almışlar ve hatta ajans ekibinden bile saklamışlar. Ofiste sakladıkları kafaya uzun uzadıya bakan ekibin aklına sonunda bu korkunç maskotu kullanmak gelmiş. Burger King'i buna nasıl ikna ettiler bilmiyoruz ancak böylelikle kral doğmuş. 2004'te yayımladıkları reklamda ilk kez bu kralı gösteren Burger King ise sıra dışı bir reklama imza atmıştı. Sabah uyandığında yanında koca kafalı kralı gören bir adam ve hamburger... Aslında düşünüldüğünde ne kadar korkunç değil mi? Günümüzde bir marka bu tarz reklam yapsaydı eminiz ki linç yerdi. Ancak tabii ki reklamlar dönemden döneme değiştiği için eskilerde bu durum gayet normal karşılanmış. Kralın 2011 yılında emekliye ayrılma nedeninin cevabı ise epey aşikar. Bu kralı artık ekranlarda ve Burger King restoranlarında göremememizin sebebi, korkutucu olması. Evet, ne kadar basit bir cevap değil mi? Burger King yöneticilerine bu soru sorulduğunda gerçekten bu cevabı vermişler. Reklam ajansı ve şirket yönetimindeki bir değişiklik, Burger King'in farklı bir yaklaşım benimsenmesine yol açmış. Burger King'in sıra dışı reklamlarından biri olduğunu tahmin ettiğimiz bu olayda kral, ünlü boksçu Floyd Mayweather'a eşlik ederek arka planda korkunç bir şekilde belirmişti. 2015 yılında dünya gündemine bir anda giren bu reklam kampanyası, hem komik hem de korkunç olarak anılmıştı. Zaten kendisini bu reklamdan sonra bir daha da göremedik, umarız da görmeyiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/business-case-challenge-2023-h133526.html", "text": "Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen Business Case Challenge, her sene olduğu gibi bu sene de sizleri alanının en iyi şirketlerinin vakaları ve eşsiz bir iş dünyası simülasyon ile buluşturarak yaşayarak öğrenme fırsatı sunuyor. Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü, 1000'den fazla üyesiyle, 70 yıllık bir deneyim ve bilgi birikimi sunuyor. Sene içerisinde 20'den fazla etkinlik gerçekleştiren kulüp, Nisan ayında da Business Case Challenge etkinliği ile katılımcılarını bekliyor. Birbirinden güzel ödüller ve kıyasıya rekabet! İş dünyasının farklı alanlarında deneyim kazanmak isteyen katılımcılar, vakalar çözerek ön eleme ve P&G sponsorluğunda gerçekleşecek olan yarı final etabından geçmeye çalışacaklar. Yarı finali tamamlayan katılımcılar Capsim altyapısı üzerinden simülasyon şeklinde gerçekleştirilecek büyük finalde, Zorlu Holding Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Abdullah Çerekçi, Deloitte Türkiye Finansal Danışmanlık Şirket Ortağı; Alper Alkan, Yönetim Kurulu Üyesi Marka ve Pazarlama Tunç Berkman gibi önemli jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda birbirinden çeşitli staj ve ödüllerin sahibi olacaklar. Başvuru yapmak ve daha detaylı bilgiye ulaşmak için bu linke tıklayabilirsiniz. Son başvuru tarihi 7 Nisan. - 8-12 Nisan: Ön Eleme Etabı - 29 Nisan: Yarı Final Etabı - 2-5 Mayıs: Final Etabı: Simülasyon - 7 Mayıs: Ödül Töreni - Zorlu Holding'te Staj - ING Bank'ta Staj - PwC'de Staj - Reeder Marka Telefon - Vivense'den 5000 TL'lik Hediye Çekleri - Yves Rocher'den Hediye Ürünler - Defacto Hediye Çekleri - Penti Hediye Çekleri ve daha fazlası"} {"url": "https://www.webtekno.com/buyuk-ikramiye-kazananlar-h139735.html", "text": "Lüks arabalar, geniş evler, sınırsız tatiller ve daha sürüp giden hayaller listesi, Türkiye'de Milli Piyango'yu kazanan bazı kişilerde uzun süreli olmadı. Aile içi sorunlar, çıkmaz yollar hatta intiharlar bile düşündükleri gibi parlak olmayan hayatlarının birer parçası haline geldi. Parayı bulunca bir anda hayatlarının altüst olması, çoğu yoksul insanda olduğu gibi paranın çabuk bozulan bir ürün olduğu yani harcamazsa yok olacağı inancından kaynaklanıyor olabilir. Muhtemelen bu kişiler, paranın var olması ile aile dahil bazı çevrelerin para istemesini de düşünüyordur. Zira bunun bir örneğini de göreceksiniz. Talihli öldükten sonra bile kan bağı tespiti için mezarı açtırılıyor. İzmir ve İstanbul'a açılan Mehmet Sarıoğlu, para bitince köyüne geri dönüyor. 1975'te Milli Piyango'yu kazanan Mehmet Sarıoğlu, çalıştığı yerden ayrılıp İstanbul ve İzmir'de parasını tüketiyor. Bekar olan Sarıoğlu, parayı kazanınca köyünde yaptırdığı evine dönüyor. Bir dönem sonra sadece emeklilik maaşına kalan Sarıoğlu, sıfırı tüketince de kendisine komşuları bakıyor. Evinin tamirini de köylüler yaptırıyor ancak Mehmet Sarıoğlu, kimsesiz kalıyor ve evinde donarak hayatını kaybediyor. Öldükten sonra ise yastığının altından eski piyango biletleri çıkıyor. Hayat, bazılarına Kudret Şendil gibi birden fazla kez gülüyor; tabii kullanabilene. Kudret Şendil, parayı hiçbir zaman yönetemeyen kişilerden. İlk olarak 1978'de Milli Piyango'dan 10 bin TL kazanan Şendil, parasını gece hayatında bitiriyor. İkinci ikramiyesini ise 1999'daki çeyrek biletinden kazanıyor. Bu para da eğlencede sönüp gidiyor. Tekrardan kağıt toplamaya dönen Şendil'e şans 2004'te bir kere daha gülüyor. Ancak kendisi tahmin edersiniz ki bu parayı da gece kulüplerinde harcıyor, sonra eski mesleğine ve tek gözlü gecekondusuna dönüyor. Mustafa Savgan'ın şans üç kere yüzüne gülüyor ve 1979, 1982 ile 1984 yıllarındaki büyük ikramiyeler ile toplamda 30 milyon TL kazanıyor. Üç tane çıkmış, daha nasıl zengin değil ki? diye düşünüyor olabilirsiniz ama Savgan, daha çok para hırsına kapılmış olacak ki parasını biletlere yatırıyor. Kısa süreli evliliğinde çok parasının gitmesi, dolandırıcılara da para kaptırması sonucunda Savgan, hayatına ayakkabı boyacısı olarak devam ediyor. Hiç yatırım yapmadığını, cahilliğine kapıldığını ve ne iş yapacağını bilemediğini söyleyen Savgan, kansere yakalandıktan sonra da 2014 yılında tedavisi devam ederken hayata gözlerini yumuyor. Ender Yeşildağ ve Mehmet Özgür Candan imzalı Kaybedebilme Kabiliyeti belgesi ise Savgan'ın hayatını konu alıyor. Belgeselde, esnaf ve arkadaşları tarafından Savgan'ın parayı nasıl tükettiği anlatılıyor. Salih Gümüşçay, 1989 yılında büyük ikramiyeyi kazanan talihli kişi. Gümüşçay'ın hayatı aslında filmlerdeki gibi devam ediyor ve piyango çıkınca bir anda her yerden akrabası ve tanıdığı çıkıyor. Gümüşçay, 1990 yılında hayatını kaybettikten sonra ise kendisini mezarında bile rahat bırakmıyorlar ve akrabası olduğunu iddia eden kişiler, mezarı açtırarak DNA testi yaptırıyor. 1990'ın şanslısı ise Cem Postacı oluyor. O dönemin parasıyla 1 milyar 250 milyon TL kazanan Adanalı Cem Postacı, tam şansı yakaladım derken aksilikler ile boğuşmaya başlıyor. 1996'da trafik kazasında oğlunu kaybeden Postacı, girdiği emlak işinde iflas ediyor. Birçok kazananda olduğu gibi Postacı'nın da sonradan akrabaları türüyor ama kendisinin zorlu dönemlerinde o kişilerden yardım gelmiyor. Eşinin terk etmesi ile de hayatı kararan Cem Postacı, bileti aldığına pişman. Hayatını emekli maaşı, evi ve arabası ile yalnız şekilde sürdürüyor. 1995 yılında Edirne'de aldığı Milli Piyango bileti ile bir anda 10 milyar TL sahibi olan Ayhan Yalçınkaya, bilet aldığına bin pişman. Edirne Sigorta Hastanesinde memur olan Yalçınkaya, işinden istifa edip kendine iş kuruyor ancak başarı olamıyor. Mahkemeye başvurup tekrar memurluğuna geri dönüyor ancak yine de hayatı yoluna girmiyor ve yaşadığı sıkıntılar yüzünden cezaevine giriyor. İki yıllık bir hapis hayatının ardından iş bulamayan Yalçınkaya, param olmasaydı da huzurlu memur hayatım devam etseydi diye üzülüyor ve bir daha asla şans oyunu bileti almıyor. Şans, Osman Kaplan'a da birden fazla gülüyor. Çeklerini ödeyemediği için hapse giren ve 1999 yılında özgürlüğüne kavuşan Osman Kaplan, cezaevinden çıktıktan iki gün sonra Milli Piyango'nun talihlisi oluyor. Üç yıl arayla iki defa büyük ikramiyeyi kazanan Kaplan, marangoz ünvanından Milyarder Osman lakabına terfi ediyor. 1999 yılının 340 bin TL'sini kazanınca önce eşini boşayan Kaplan, piyangonun çıktığını kimseye söylemiyor. Cezaevine girmesine neden olan 65 tane çekin, bir kısmını kazandığı para ile öderken herkese eniştesinin ikramiyeyi kazandığını söylüyor. Para çıkınca eşini boşayan Kaplan, daha sonrasında eşi ile barışıyor. Bu süreçte kimine sünnet düğünü yapıp kimine ev alırken tanıdık tanımadık herkese parasını harcıyor. Kaplan, tam parası bitmişken 2001 yılında bir daha şans oyunundan para kazanıyor. Çeyrek bilete vuran 125 milyar TL'yi de bir sene içerisinde eritiyor. Yeşim Akyol, 2003 yılında 2 milyon TL kazanan isim. Akyol, ilk iş olarak 8 yıllık kocasını alkol tutkusu ve kaba davranışları gerekçesi ile boşuyor. Ancak işler istediği gibi ilerlemiyor ve mahkeme, ikramiyenin evlilik birliği içinde edinilmiş mal olması gerekçesi ile paraya tedbir koyuyor. Akıbetlerinin şu anda ne olduğu konusunda kesin bir bilgi yer almıyor ama en az 3 sene daha boyunca Akyol'un parayı kullanamadığını biliyoruz. Ahmet Bayram'ın 2005'te aldığı çeyrek biletine büyük ikramiye vuruyor. 9 çocuk babası ve işsiz olan Bayram bir anda 1 milyon 250 bin TL'nin sahibi olunca nereye harcayacağını bilemeyen kişiler arasına giriyor. Önce eşini boşayan Bayram, tüm parasını gece kulüplerinde ve kumarda kaybediyor. 4 yıl sonra ise banyosunda intihar ediyor. Fuat Özdemir'in tüm parası dolandırıcılara gidiyor. Büyük ikramiye ile 2014 yılına zengin bir insan olarak giren Fuat Özdemir'in tüm parası çarçur ediliyor. İkramiyenin 5 buçuk trilyonluk kısmı Özdemir'in patronu tarafından çalınıyor. Bu parayı kurtarmak isteyen Özdemir, çareyi Karagümrüklü Çetesi'nin lideri Nuri Ergin'in oğullarında bulmak istiyor. Parasını geri alamadığı gibi çeteye de para kaptıran Özdemir, iki kadın tarafından dolandırılıyor. Bu da yetmiyor rent a car kurmak isteyen birisine de parasını veriyor ve geri alamıyor. Özdemir, elinde kalan son parayı da pavyonda yiyor ve sadece 3 senede paranın suyu çekiliyor. 2015'te siroz teşhisi konulan Özdemir, 2017'de kan kusarak hayatını kaybediyor. Eşi Melek Özdemir ise keşke hiç kazanmasalardı diye şikayetçi. Genç yaşta iki çocukla dul kalmasının yanı sıra eşini de kaybetmesi, Melek Özdemir'in hayatını da mahvediyor. 2014 yılından itibaren Milli Piyango kazananların taramasını yaptığımızda ise karşımıza bu şekilde talihsiz olaylar çıkmıyor. Bu 10 sene içerisinde büyük ikramiye kazananlardan bazıları sırra kadem basarken bazıları da iş insanı olup hayatını devam ettiriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/byd-macaristan-fabrika-acacak-h139545.html", "text": "Çin'in köklü otomobil üreticilerinden BYD, önemli bir açıklama yaptı. Kısa bir süredir Türkiye'de de hizmet veren firma, Macaristan'da bir fabrika kuracağını açıkladı. Markanın Macaristan'da üreteceği otomobiller, Avrupa pazarında satılacak modeller olacak. Yani Türkiye'de satılan Atto 3 de büyük olasılıkla Macaristan'dan gelecek. BYD ile Macaristan'ın arası, zaten bir süredir çok iyi. Hatta BYD'nin Macaristan'da aktif olarak elektrikli otobüs ürettiği bir fabrikası zaten bulunuyor. Son dönemlerde Almanya ve Fransa gibi ülkelerle görüştüğü bilinen şirket, Macaristan'dan ek teşvikler alması nedeniyle bu ülkeyi seçmiş durumda. Yeni fabrika, ülkede binlerce kişinin daha istihdam edilmesini sağlayacak. BYD'nin Macaristan hamlesi, dolaylı olarak Türkiye'yi de etkileyecek! BYD'nin Macaristan'a fabrika kurması, dolaylı yoldan Türkiye'yi de etkileyecek. Bunun nedeni, hükumetin Çin'den gelen elektrikli otomobillerle aldığı bir karar. Hatırlayan okurlarımız vardır; bu yılın başlarında alınan bir karar ile Çin'den gelecek elektrikli otomobillere yüzde 40 ilave gümrük vergisi uygulanmasına hükmedilmişti. İşte bugünkü haber, BYD'nin Macaristan'dan Türkiye'ye getireceği otomobillerin fiyatlarını düşürecek. Hem de ciddi anlamda. Tabii bu durumun etkilerini hemen şimdi görmeyeceğiz. Firmanın önce fabrikayı hazır hale getirmesi ve üretime başlaması gerekiyor. Tabii bir de işin planlama bölümü var. BYD'nin Türkiye'yi mutlaka Avrupa'nın bir parçası olarak görmesi ve satacağı arabaları Macaristan'dan getirmesi gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/cakma-sarj-kablosu-iphone-15-pro-max-eritti-h139586.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın en çok tartışılan \"dayatmalarından\" bir tanesi, Made for iPhone isimli lisans programı. Apple, piyasaya sürdüğü ürünlerle her şarj cihazı ve kablonun kullanılmaması gerektiğini, ya Apple tarafından piyasaya sürülenlerin ya da MFi sertifikasına sahip olan ürünlerin kullanılması gerektiğini söyler. Tabii MFi sertifikasına sahip şarj aletleri ve kablolar, diğerlerine kıyasla nispeten pahalıdır. Yaşanan bir olay ise Apple'ın aslında ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Zira bir iPhone 15 Pro Max'i şarj etmek için kullanılan kablo, şarj sırasında eridi ve telefona \"kaynadı\". Gelin hep birlikte bu ilginç olaya yakından bakalım. Reddit'teki \"r/iphone\" başlığı altına paylaşım yapan \"NoisilyMarvellous\" isimli kullanıcı, iPhone 15 Pro Max'i gece boyunca şarj ettiğini, uyandığı zaman yukarıdaki görüntü ile karşılaştığını söylüyor. Kullanıcı, kabloyu çıkartmaya çalıştığı zaman elinin yandığını ve USB Type-C portunu da çıkaramadığını iddia ediyor. Kullandığı şarj aleti ve kablo ile ilgili bilgi vermeyen kullanıcının, nasıl bir maliyetle karşı karşıya olduğu bilinmiyor. Peki çakma kablolar ya da şarj adaptörleri neden daha fazla ısınıyor? Her kablonun elektriğe karşı farklı seviyede direnci vardır. Kaliteli ürünler, elektrik direnci daha düşük, iletkenliği daha yüksek, doğal olarak da daha az ısınan malzemeler içerirken \"çakma\" ürünler, herhangi bir müşteri memnuniyeti gözetmediklerinden konuyu tamamen ucuza ürün üretip satma olarak görülen işletmelerden çıkar. On binlerce TL verip aldığınız cihazları birkaç yüz TL tasarruf elde etmek için çakma ürünlere emanet etmemenizi tavsiye ederiz. MFi programı kapsamında sertifika alan firmalar, yüksek kaliteli ürünler piyasaya sürmek zorundalar. İşte MFi programının neden önemli olduğunu buradan anlayabilirsiniz. Kesin bir açıklama yok ancak yukarıdaki durum, büyük olasılıkla yüksek sıcaklığın dandik plastik kabloyu eritmesinden kaynaklı. Bu arada; yaşanan olay Apple ile ilgili olsa da Android cephesinde de benzer durumlar yaşanabileceğini unutmayın. Siz siz olun, ucuz diye dandik kablo ve özellikle de şarj aletlerinden kaçının..."} {"url": "https://www.webtekno.com/calisanlara-ozel-yapay-zek-destekli-sohbet-botu-amazon-q-h138923.html", "text": "E-ticaret devi Amazon, bugün yapay zeka sektörü ile ilgili önemli bir duyuru gerçekleştirdi. Şirket, düzenlediği bir etkinlikte \"Amazon Q\" adını verdiği yeni yapay zeka sohbet botunu duyurdu. Amazon'un bulut bilişim platformu olan Amazon Web Services için hazırlanan sohbet botu, AWS müşterileri için benzersiz bir deneyim sunacak. Amazon Q, şirketlerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen, personele yardımcı olan ve hatta eksikleri gidermek için kullanılabilen bir sohbet botu olarak lanse edildi. Evet, bu yapay zeka destekli sohbet botunu ChatGPT'nin özelleştirilmiş bir versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Llama 2 ve Claude 2 gibi büyük yapay zeka modelleri üzerine inşa edilen Amazon Q, AWS'nin yaklaşık 20 yıllık veri tabanı ile eğitildi. Amazon tarafından yapılan açıklamalara göre yapay zeka destekli sohbet botu, bir şirketin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek kadar gelişmiş durumda. Diyelim ki bir firmanın logo değişimi yapması gerekiyor. Amazon Q, bunun için tavsiyeler verebilecek. Ya da şirketten bir yetkili, bir röportaj verdi. Bu röportajın özeti saniyeler içinde oluşturulabilecek. Reklam projeleri için tavsiyeler verme, geliştirilen yazılımlar için kod derlemeleri ve hata ayıklamaları yapabiliyor. Tabi e-posta yazma, toplantı raporları çıkarma gibi özellikleri de bulunuyor. Amazon Q'nun önemli avantajlarından bir tanesi, birden çok platform üzerinden ulaşılabiliyor oluşu. Kullanıcılar, Amazon Q'ya AWS'nin kendi yönetim panelinden veya Slack gibi üçüncü taraf platformlar üzerinden ulaşabilecekler. Şirket, bu hizmetten faydalanmak isteyen müşterilerinin, kullanıcı başına aylık 20 dolarlık ödeme yapmaları gerekeceğini söyledi. Ayrıca, Amazon Q'nun daha fazla özelleştirme desteği sunan daha gelişmiş bir versiyonuna kullanıcı başına 25 dolardan başlayan fiyatlarla sahip olunabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/call-of-duty-2025-ilk-bilgiler-h139463.html", "text": "Video oyun dünyasının önemli isimlerinden Activision'ın gelecek yıllara ilişkin planlarından biri ifşa oldu. Insider Gaming'in birden çok kaynağa dayandırdığı haberine göre şirket, 2025 yılında ses getirecek bir Call of Duty oyununu piyasaya sürecek. Eğer iddialar gerçekse Call of Duty serisi, uzun bir zamandan sonra gelecek yıllara odaklanacak. Edinilen bilgilere göre 2025 yılında piyasaya sürülecek Call of Duty oyunu, 2012 yılında piyasaya sürülen Call of Duty: Black Ops 2'nin devamı niteliğinde olacak. Üstelik oyun, 2030 gibi oldukça yakın bir geleceği konu edinecek. Insider Gaming'in iddialarına göre Call of Duty 2025, Call of Duty: Black Ops 2'nin orijinal haritalarının yenilenmiş sürümlerine ev sahipliği yapacak. Oyunun hikaye bölümünde ise Call of Duty: Black Ops 2'de peşine düşüp işini bitirdiğimiz Raul Menendez'den sonraki döneme tanıklık edeceğiz. 2018 yılında yayımlanan Call of Duty: Black Ops 4'ten sonra gelecek zamanda geçen bir CoD oyunuyla tanışmadığımız için Call of Duty 2025'in heyecan uyandıracağını şimdiden söyleyebiliriz. 2025 yılına hala çok uzun bir süre var. Bu yüzden Call of Duty 2025'i konuşmak için henüz çok erken. Oyunun tam anlamıyla neler sunacağı, fiyatı ve sistem gereksinimleri gibi detaylar, önümüzdeki yıllarda daha fazla konuşulacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/casper-excalibur-g870-yenilendi-ozellikleri-fiyati-h139041.html", "text": "Türkiye'nin yerli teknoloji şirketi Casper, oyuncular için tasarladığı üst düzey modellerden biri olan Excalibur G870'i yeniledi. Dizüstü bilgisayar, artık piyasadaki en güçlü oyuncu bilgisayarlarından bir tanesi haline geldi. Gelin hep birlikte yenilenen Casper Excalibur G870'e yakından bakalım. 15.6 inç büyüklüğünde FHD ekranla donatılan Excalibur G870'in 144 Hz IPS LED ekranı, 24 milimetrelik oldukça ince bir kasaya sahip. Metal yapıdaki kasa, 3 adet USB Type-A 3.1 ve 1 adet USB Type-C'ye ek olarak ethernet ve HDMI portlarına da ev sahipliği yapıyor. 2,5 kilogram ağırlık değeri ile mobiliteyi üst düzeye taşıyan dizüstü bilgisayar, aydınlatmalı klavye ve CNC kesim detayları ile de dikkatleri üzerine toplamayı başarıyor. Intel'in 12. nesil i5 ve i7 işlemcilerinden güç alan dizüstü bilgisayar, en çok da GPU performansı ile mest edecek gibi duruyor. Zira Excalibur G870'te NVIDIA'nın yapay zeka ile de desteklenen GeForce RTX 4050 ve GeForce RTX 4060 GPU'ları bulunuyor. DLSS 3.5 desteği ile üst düzey grafik performansı vadeden dizüstü bilgisayar, oyunseverleri mest etmeyi başaracak gibi görünüyor. 64 GB'ye kadar DDR4 RAM ve 2 TB'ye kadar M.2 SSD ile satın alınabilen dizüstü bilgisayar, Intel Wi-Fi 6 AX201 desteği de sunuyor. Bununla birlikte; Dolby Dijital ses teknolojisi ve 720p webcam gibi özellikler de Casper'ın yenilediği oyuncu dizüstü bilgisayarında karşımıza çıkıyor. Bir dipnot olarak, RAM ve depolama alanı gibi özellikleri kendi tercihlerinize göre değiştirebileceğinizi belirtelim. Eğer siz de yenilenen Casper Excalibur G870 ile ilgili detaylı bilgi almak ve sipariş geçmek isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/cayi-sicak-icmek-yemek-borusu-kanseri-riskini-artiriyor-h139804.html", "text": "Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atilla Eroğlu, Doğu Anadolu bölgesinde sık görülen bir kanser çeşidi olan yemek borusu kanseri üzerine farklı üniversitelerden dört akademisyenle birlikte bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışma, çarpıcı bir sonucu ortaya çıkarttı. Bilim insanlarının çalışmasına göre çayı sıcak içmek, yemek borusu kanserine davetiye çıkarıyor. Çalışma kapsamında, 25 yıllık süreçte yemek borusu kanseri teşhisi konulan 742 erkek ve 720 kadına ait veriler toplandı. Toplanan verilere göre bu hastaların yüzde 85'lik kısmı çaylarını çok sıcak içmeyi tercih ediyor. Çayın çok sıcak olarak kabul edilmesi için sıcaklığının 85 derecenin üstünde olması gerekiyor. Prof. Dr. Atilla Eroğlu, çay içmenin çeşitli faydalarının olduğunu kabul ederken bazı zararları da olabildiğine dikkat çekti. Eroğlu, Erzurum'da çayın 94-95 derecede kaynayan suyla yapıldığını, bardağa dökülüp şeker karıştırıldığında da çayın sıcaklığının 83-85 dereceye kadar düştüğünü belirtti. Prof. Dr. Eroğlu, \"Bu sıcaklıktaki çay bile eli yakar. Önerimiz, literatürün de söylediği, günde 5-6 bardak hafif ılıtılmış çay içilmesi ama sıcak çay içmeyin. Sıcak çay kanser yapıyor. Özellikle ağız, yutak ve yemek borusu kanserinin bölgede en sık görülmesinin sebebi sıcak çay tüketimi.\" ifadelerini kullandı. Eroğlu ayrıca yüksek sıcaklıka içilen çayın, mukozalar gibi sindirim sisteminin hassas kısımlarında ciddi yanıklara ve hücre değişikliğine sebep olduğunu belirtti. Bilim insanı sözlerine \"Sıcak çay, sindirim sistemindeki bariyeri yok ediyor ve kansere sebep oluyor. Çayın 65 derecenin altında içilmesi gerekli. Bardağa koyduktan sonra çayı 3-4 dakika bekletelim. 25 yıl süren bilimsel çalışmamızda, çayın etkileri ve bölgemizde yemek borusu kanserlerinin fazla görülmesini araştırdık, en önemli sebebin sıcak çay tüketimi olduğunu, 85 derecenin üzerinde içilen çayın 65 derecenin altında içilen çaya kıyasla 8 kat daha yemek borusu kanserini artırdığını bilimsel veri olarak tespit ettik. Lütfen çayı hafif ılıtıp için.\" şeklinde devam etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/cem-karacanin-gozyaslari-fragman-kadrosu-vizyon-tarihi-h139610.html", "text": "Geçtiğimiz aylarda, Türkiye'deki rock müziğin mimarlarından biri olan Cem Karaca'yı anlatacak bir filmin geleceği duyurulmuştu. Yapılan açıklamada Karaca'yı Ayla, Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu ve daha birçok yapımda karşımıza İsmail Hacıoğlu'nun canlandıracağı duyurulmuştu. Fikri Harika Prodüksyion ve Aytaç Medya tarafından yapımcılığı üstlenilen film hakkında bugün önemli bir gelişme yaşandı. \"Cem Karaca'nın Gözyaşları\" olarak adlandırılan yapımdan ilk tanıtım fragmanı geldi. Yaklaşık 37 saniyelik fragman, filme küçük bir bakış atmamızı sağlıyor. Net olarak gösterilmese de İsmail Hacıoğlu'nun Cem Karaca olarak nasıl görüneceği hakkında bir fikir alabiliyoruz. Yapımda efsane sanatçının yaşamını izleyeceğiz. Cem Karaca'nın Gözyaşları filminin yönetmen koltuğunda Dondurmam Gaymak ve İftarlık Gazoz gibi filmlerin de arkasındaki isim Yüksel Aksu oturuyor. Senaryoyu ise Onur Böber, Özden Uçar ve Emrah Saltık kaleme alıyor. Oyuncu kadrosuna baktığımızda ise İsmail Hacıoğlu'na ek olarak Fikret Kuşkan, Yasemin Yalçın, Melisa Aslı Pamuk, Meral Çetinkaya, Buçe Buse Karaman, Melisa Döngel ve Alper Saldıran gibi isimleri görüyoruz. Cem Karaca'nın Gözyaşları filmi, 26 Ocak 2024 günü vizyona girecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/cemal-pasa-h139728.html", "text": "Adını tarihe yazdıran Cemal Paşa Milli Mücadele Dönemi'nde büyük başarılar elde etti. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde önemli bir askeri lider ve devlet adamı olarak tanıdığımız Ahmet Cemal Paşa, 1872'de İstanbul'da doğdu. II. Abdülhamid döneminde kariyerine başlayan Cemal Paşa, 1895'te Harp Akademisi'nden mezun olduktan sonra çeşitli görevlerde bulundu. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunu temsil etti ve bilhassa Suriye ve Filistin cephesinde bulunması aldığı önemli görevlerden biriydi. Cemal Paşa'nın liderlik ettiği ordu, Çanakkale Savaşı'nda başarılar elde etti. Paşa, önce Kuleli Askeri İdadisi'nde, ardından Mektep-i Harbiye-i Şahane'de eğitim gördü. Askerlik kariyerinde Selanik bölgesindeki müfettişlik görevi, ona pek çok önemli ismi tanıma fırsatı sunarken casus takibinde sergilediği cesaretle de güvenilir bir asker olduğunu herkese kanıtlamıştı. Cemal Paşa, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'ne katılmasıyla İttihat ve Terakki içinde hızla yükselmeye başladı. Hayatındaki dönüm noktası, 31 Mart Vakası sonrası Hareket Ordusu ile İstanbul'a girmesi oldu. İttihatçıların İstanbul'u kontrol etmeleri sonrası oluşturulan Divan-ı Harb-i Örfi üyelerinden biri de Cemal Paşa'ydı. Paşa, birçok kesim tarafından zalim bir yönetici olarak görülmüş olabilir ancak Adana'daki mağdur insanların ve zarar gören Türk ailelerin yaralarını kısa sürede sarmasındaki katkısı asla yadsınamaz. Büyük bir isyanın yıkıcı etkilerine maruz kalan Adana'yı hızla yeniden inşa etmeyi başardı. Su kuyuları, liyakat sahibi memurlar ve güçlü bir jandarma sistemiyle Adana'nın öncü valisi olarak gereken her şeyi yaptı. Gösterdiği şefkat dolu yönetim tarzına rağmen Paşa'nın Bağdat Valiliği sırasında takındığı sert mizacı adı duyulduğunda korku duyulan bir figür haline gelmesine neden oldu. Bu tutumu, Arapların hafızasında Türk imajını değiştirecek kadar etkili olmuştu. Cemal Paşa'nın Arapları idam etmesi hala tartışılan bir meseledir. Aslında bu konuyla ilgili genel kabul görmüş şey, Cemal Paşa'nın Osmanlı Devleti'nin Arap bölgelerini kaybetme riskini önlemek ve Arap milliyetçiliğini kontrol altına almak amacıyla bu sert önlemi hayata geçirmesidir. 1911-1915 yılları arasında Bağdat Valisi olarak görev yaptığı dönemde Osmanlı'nın Arap topraklarında Arap milliyetçiliği hareketinin güçlenmeye başladığını gözlemledi. Bu durumu bastırmak için de sert tedbirler almaya karar vermişti. 1915 yılında, Bağdat'ta kurulan askeri mahkeme aracılığıyla Cemal Paşa, Arap milliyetçiliği hareketine katılanları yargıladı ve birçok kişiyi idam cezasına çarptırdı. Şeyh Mahmut Hayrullah, Şeyh Muhammed Said el-Haşimi ve Şeyh Ali el-Kürdi gibi Arap milliyetçiliğinin önde gelen isimleri idam edilenler arasındadır. İngilizlerle iş birliği yapan ayrılıkçı Arapların bir kısmını da göç ettirdi. Arapları idam ettirmesi, kısa vadede Arap milliyetçiliğini bastırmada başarılı olsa da uzun vadede Arapların Osmanlı İmparatorluğu'na olan güvenini sarsarak bu toprakların kaybına yol açan önemli bir etken haline de gelmişti. Cemal Paşa'nın Araplar, Ermeniler ve Yahudiler gibi Suriye'deki etnik gruplara yaklaşımı, Osmanlı Devleti'nin bağımsızlığına ve birliğine zarar verme endişesiyle şekillenmişti. Bu nüfusların, devletin bağımsızlığını tehdit etmeyecek bir duruma getirilmesini sağlamak için çalıştı. Osmanlı topraklarını İngiliz \"tecavüzünden\" kurtarmayı kutsal bir görev olarak görmüş ve bu hedefe ulaşamasa da gerektiğinde \"Süveyş Kanalı'nın kendisinin ve arkadaşlarının cesetleri ile\" doldurmaya hazır olduğunu bile ifade etmişti. I. Dünya Savaşı'nda Suriye'de Dördüncü Ordu Kumandanı olarak görev yapıyordu. Başlarda Arap ayrılıkçılığını göz ardı eden Cemal Paşa, savaşın ilanından sonra İngiltere ile Fransa'nın Beyrut'taki konsolosluk binalarında arama yaptırmış ve bu aramada Arap cemiyetlerine ait birtakım belgeler bulmuştu. Belgeler \"Cemiyet'üs-Suriyetü't-Arabiyye\"nin bağımsızlık için faaliyet gösteren örgütlerin başında olduğunu gösteriyor, hatta 1915'te Suriye halkına hitaben yazılmış bir bildiriyi barındırıyordu. Cemal Paşa, bu belgeleri ele geçirdikten sonra Aliye kasabasında bir askeri mahkeme kurdu ve 33 Arap aydınını yakalayıp yargılamak üzere mahkemeye sevk etti. Yargılananlar arasında Arap dünyasının önde gelen entelektüelleri, gazeteciler, Osmanlı Parlamentosu'nun bazı Arap üyeleri ve bir rahip bulunmaktaydı. 1916'nın 6 Mayıs'ında Şam'ın \"Merce\" ve Beyrut'un \"Burc\" Meydanlarında asıldılar. Mahkumların aileleri başta olmak üzere binlerce Arap, Anadolu'nun çeşitli yerlerine sürgüne gönderildi. Bu idamlar, Suriye'de seçkin aydınların azalmasına ve Arap aydınlanması hareketinin Mısır'a kaymasına neden oldu. Cemal Paşa, Aliye kasabasında kurulan mahkemenin çalışmalarını tamamladıktan sonra bu mahkemenin suç delili kabul ettiği belgeleri ve gerekçeli kararı içeren \"Aliye Divan-ı Harb-i Örfisi'nde Rü'yet Olunan Mes'ele-i Siyasiyye Hakkında İzahat\" isimli bir kitap yayınlattı. Bu kitap, Arap bağımsızlık örgütlerinin yazışmalarını, Suriyelilerin Fransa'dan talep ettiği himaye ile ilgili belgeleri ve Suriye halkına yayınlanan isyan bildirilerini içeriyordu. Okumak isteyenler için kitap, 2008'de Cahit Kayra tarafından günümüz Türkçesine çevrilerek \"Arap İhtilali ve Şam Mahkemesi\" adıyla yayımlandı. Sözü edilen bildiride ise Türklere ait birçok hakaret ve isyan başlangıcı içeren cümleler yer alıyordu. Tüm bunların ardından Milli Mücadele'nin baş kahramanlarından olan Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922 tarihinde Tiflis'te, yanında bulunan iki yaveriyle birlikte sokak ortasında Rus-Ermeni iş birlikçileri tarafından öldürüldü. Ermeniler kendisini \"şefkatli bir Türk valisi\" olarak anarken, Araplar onu daima \"zalim bir Türk yönetici\" olarak hatırlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/cevrim-ici-oyun-kisitlamak-isteyen-cin-geri-adim-atti-h139628.html", "text": "Çin'de iktidar sahibi olan Komünist Parti, geçtiğimiz hafta video oyun dünyası ile ilgili yeni kararlar alacağını duyurdu. Oluşturulan bir yasa taslağı, ülke genelinde video oyunları biraz daha kısıtlamaya maruz bırakıyordu. Ancak Çin'in uluslararası çapta hizmet veren video oyun şirketlerinin büyük kayıplar yaşaması, hükumetin geri adım atmasına yol açtı. Çin hükumeti, özellikle de çevrim içi oyunlara eskiden beri takmış durumda. Hatta 2021 yılında alınan bir karar ile çocuklar, haftada sadece 3 saat oyun oynayabilir hale geldiler. Üstelik Çin'de bir oyununun yayımlanması için hükumetin onayı gerekiyor ve yine 2021 yılında, yeni oyunların yayımlanması sağlayan sürecin tam 8 ay boyunca durdurulmasına karar verildi. İşte geçtiğimiz hafta alınan kararlar da benzer kısıtlamalar içeriyordu. Çin'in oyunlarla ilgili düzenlemelerini sürdüren resmi kurumu Ulusal Basın ve Yayım İdaresi tarafından yapılan açıklamalarda, çevrim içi oyun geliştiricilerin günlük görevler sunamayacakları bildirildi. Ayrıca geliştiriciler, yayımladıkları oyunları belirli bir süreden fazla oynayan oyuncuları uyaracaklardı. İşte bu gibi kararların olduğu yasa taslağı, uluslararası piyasalarda tepki çekti. Yasa taslağının duyurulması üzerine Çinli oyun şirketlerinin hisseleri hem Çin hem de ABD gibi ülkelerdeki dev borsalarda değer kaybı yaşanmasına yol açtı. Dünyanın en büyük Çinli oyun firmalarından Tencent, saatler içerisinde yüzde 16'ya ulaşan değer kaybı yaşadı. Başka bir Çinli geliştirici olan NetEase ise yüzde 25 civarı kayıpla karşılaştı. Uzmanlar, toplam kaybın on milyarlarca dolar olduğunu düşünüyorlar. Gelen tepkiler üzerine harekete geçen Çin hükumeti, bugün yeni bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, 105 oyun için daha oynanabilirlik izni verildiği ifade edildi. Çin Ulusal Basın ve Yayım İdaresi tarafından yapılan açıklamada, çevrim içi oyun endüstrisinin refahının ve sağlıklı gelişiminin desteklendiği ifade edildi. Buna inanıp inanmamak size kalmış... Video oyun sektörünün her gün biraz daha büyüdüğü aşikar. Çin'de yaşanan olay, bu kadar büyük bir sektörün komünist bir hükumete bile nasıl diz çöktürdüğünü göstermesi açısından oldukça önemli. Bakalım Çin bu karardan tamamen mi vazgeçecek yoksa önümüzdeki günlerde sektörü daha büyük bir krize mi sürükleyecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/cezaevleri-neden-pembe-boyaniyor-h138846.html", "text": "Renklerin daha önce insanlar üzerinde pek çok etkisi, bilim camiası tarafından sıkça araştırılmıştı. Hatta günümüzde neredeyse her markanın kendine özel rengi ve çağrıştırdığı birtakım duygular var. Bunun günümüzde en büyük örneğini ise kırmızının, aşkı ve tutkuyu; mavinin, sakinliği ve huzuru çağrıştırmasından verebiliriz. 1960'lı ve 70'li yıllar arasında araştırmacı Alexander Schauss, pembenin insan üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerini araştırmaya karar verdi. 1970'lerin sonunda P-618 adını verdiği bir pembe tonu bulduğunu iddia eden Schauss, bu rengin diğer renklere kıyasla kalp atış hızını, nabzı ve solunumu düşürmede belirgin bir etkisi olduğunu iddia etti. Tabii bu sadece bir iddiaydı ve teorisini güçlendirmesi için aynı zamanda bir deney gerçekleştirmesi gerekiyordu. 1 Mart 1979'da yapılan araştırmanın sonuçları ise epey şaşırtıcı. Mahkumların yarısının pembe renkli kartona, diğer yarısının ise koyu mavi renkli kartona bakmaları istenmiş. Tam bir dakika sonra Schauss, pembe renkli kartona bakan mahkumlara kollarını vücutlarının önüne doğru kaldırmasını istemiş ve ardından kollarına baskı uygulayarak tekrardan yanlarına indirmelerini istemiş. Aynı olayı koyu mavi renkli kartona bakan mahkumlardan da isteyen Schauss, daha sonra erkek mahkumların davranışlarını izlemeye başlamıştı. Ve evet, tıpkı Schauss'un teorisindeki gibi pembe gerçekten işe yarıyordu. Bu deneyden hemen sonra hapishanede mahkumlar arasında hiçbir şekilde düşmanca bir davranış sergilenmemiş. Deneyin sonuçlarına göre, mahkumların sakinleşmesi için sadece 15 dakika Baker-Miller rengine maruz kalmaları gerekli. İngilizcede argo olarak kullanılan \"drunk tank\" tabiri, alkol alıp toplumun huzurunu bozan kişilerin tutulduğu nezarethane anlamına geliyor. Küçük ilçe hapishaneleri, toplumun huzurunu kaçıran sarhoş insanları pembe nezarethaneye yolluyorlardı; haliyle halk arasında günden güne yayılarak \"drunk tank\" dediğimiz argo tabir ortaya çıkmış. Pembe rengin işe yaradığını gören yetkililer adeta bir pembe furyası başlatarak onlar da bulunduğu ortamı Baker-Miller pembesine boyuyordu. Örneğin Texas'ta 2006 yılında tekrar tekrar suç işleyen mahkumları pembe koğuşlara nakil ederek bir de üstüne pembe renkli mahkum üniforması giydirmiş. 2014 yılına gelindiğinde Ghent Üniversitesinden İsviçreli psikolog Oliver Genschow, Schauss'un araştırmasının tam aksini iddia etti. Ekibiyle birlikte yaptığı araştırmada cezaevi kurallarını ihlal eden rastgele 59 mahkum kullanıldı ve yarısı pembe hücrelere bir diğer yarısı da gri/beyaz hücrelere gönderildi. 3 günlük gözlemin ardından pembe renkli hücrede kalan mahkumlarda daha az agresiflik davranışı gözlemlenmiş. Hatta günümüze ters düşse de Genschow ve ekibi \"pembe rengin erkeklik algısına ters düşerek aşağılanma duygularına neden olabileceği\" tahmininde bulunmuşlar. Ancak şunu unutmamak lazım: bu deney, kültürel farklılıkları da içerebilir. Örneğin pembe renginin feminenliği çağrıştırdığı pek çok ülkede bu deney bir sonuç vermezken farklı şeyleri çağrıştıran ülkelerde sonuç farklı olabilir. Günümüzde hala bu konu için kesin bir yargı yok, ayrıca siz de bu deneyi en sinirli anınızda evde bile deneyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/chatgpt-1-yil-icinde-gosterdigi-gelismeler-h138987.html", "text": "Şu günlerde kendisini kullanırken Biz bu yokken ne yapıyormuşuz? dedirten ChatGPT'nin doğum günü kutlamasına hoş geldiniz. Kendisini kimi zaman örseledik, kimi zaman kucakladık. Hatta kimi zaman da kritik anlarda kahraman rolünü üstlendi kendisi. Sonuç olarak da iyisiyle kötüsüyle yanımızdan ayrılmadı. Biz de hak ettiği değeri kendisine verebilmek ve bizim için ne kadar önemli olduğunu hatırlayabilmek adına ChatGPT'nin şu 1 yılda nerelerden geçtiğini göstereceğiz. Kesinlikle robotlar dünyayı ele geçirdiğinde bizi bağışlasınlar diye hazırlamadığımız bu içerik, kronolojik olarak ChatGPT'nin attığı adımları gözler önüne seriyor. Takvimler 11 Aralık 2015'i gösterdiğinde OpenAI isimli bir şirket ortaya çıktı. Kar amacı gütmeyen bir kurum olan OpenAI, tüm insanlığa fayda sağlayacak bir yapay zeka oluşturma üzerine odaklı olduğunu söylüyordu. Herkese eşit ve aynı oranda açılacak bu yapay zeka , dışarıdan geliştirilmeye de açıktı. 1 yıl sonra, spesifik olarak 16 Aralık 2016'da bu şirketin ilk adımını gördük. Görüntü, cümle ve ses gibilerinin içinde bulunduğu geniş çaplı verileri tek bir adrese toplayıp, bugün rahatça kullandığımız üretken modelleri bu verilerle beslemeye yönelik bir araştırma kağıdı, şirket tarafından paylaşıldı. Geldik 2019'a. Artık bu dönemde GPT-2 modelinin biraz tıraşlanması lazım. Bu yıl paylaşılan çalışmada OpenAI, GPT modeli için söz konusu verileri yükledikten sonra insanlardan geri dönüş toplayarak modeli geliştirdiğini açıkladı. 27 Ocak 2022'ye geldiğimizde ise ChatGPT'nin ilk aşamadaki kardeşlerini görme fırsatımız oldu. Bu dönemde şirket, GPT-3 modeline geçmiş ve komut anlama üzerine odaklanan ve bunun için optimize edilmiş InstructGPT isimli modeli duyurdu. Böylece komutlardan sapmadan modelin ilerlenmesi sağlandı. İşte o büyük gün: Takvimler 30 Kasım 2022'yi gösterdiğinde doktorlar, ChatGPT bebeği müjdeledi. GPT-3.5 sürümüyle gelen bu model, sorduğunuz sorulara cevap verip internetten aldığı verilerle sizi düzeltebiliyor ve bunları yaparken güvenlik sınırlarını da aşmıyordu. Tabii bu dönemlerde zaman zaman yanlış cevaplar verip bunları savunduğunu ve hassas konularda görüş belirttiğini de unutmamak gerek. Sırf bu yüzden de söz konusu yapay zeka modelimiz hem belli başlı internet sitelerinde hem de bazı platformlarda yasaklarla karşı karşıya kaldı. Bu da yetmezmiş gibi ülkelerin bu model üzerinde baskı kurmaya çalışmasına da şahit olduk. ChatGPT'nin bu sürümde yapabileceklerini sonuna kadar kullanmak isteyenler için 1 Şubat 2023 yılında ChatGPT Plus aboneliği kullanıma sunuldu. Bu aboneliği aldığınızda daha hızlı cevap süreleri, yeni özelliklere ve geliştirmelere önden erişim ve yoğunluk zamanında bile hizmete kesintisiz erişim elde ediyordunuz. 20 dolarlık ücretle sunulan bu abonelik, tüm dünyada kullanıma açılmıştı. Fakat işin güzel yanı, ücretsiz ChatGPT de herhangi bir kısıtlama olmadan kullanılabiliyordu. Ayrıca bu zamanlarda ChatGPT'nin, çıkışından sadece 2 ay sonra 100 milyon kullanıcıya ulaştığı da belirtilmişti. Yine bu ay içinde Microsoft, ChatGPT özelliklerini Bing servisine entegre etmeye başladı. 1 Mart 2023 tarihinde şirket, ChatGPT API'ı duyurdu. Bunun sayesinde geliştiricilerin, kendi uygulamalarına ChatGPT'yi entegre edebilmesinin önü açıldı. Buradan sonra ChatGPT'yi farklı uygulamalar içinde de görür olduk. 14 Mart 2023 ise ChatGPT için bir başka dönüm noktası oldu. Çünkü artık GPT-3.5 sürümünden GPT-4'e geçiş yapıldı. Artık daha doğru ve daha hızlı cevaplar alabiliyor, daha yaratıcı bir modelle diyaloğa girebiliyor ve problemleri daha verimli bir şekilde çözebiliyoruz. Tabii şu an için Plus aboneliğine geçmeniz gerektiğini, ücretsiz sürümde GPT-3.5 sürümünün kullanıldığını belirtelim. Bu ay içinde ChatGPT hem sunucu problemleri yaşadı hem İtalya'da yasaklandı hem de eklenti desteğine kavuştu. Geldik 15 Mayıs 2023'e. Artık ChatGPT cebimize kadar girdi. Kendi hesabımızla hem kayıtlı görüşmelerimizi devam ettirebildiğimiz hem de aboneliği satın alıp GPT-3.5 ve GPT-4 sürümleri arasında gidip gelebildiğimiz bu sürümde oldukça fazla beğeni topladı. Mayıs ayının sonunda ChatGPT, Plus abonelerine 200'den fazla eklenti imkanı sundu. Ekim ayının sonlarında dosya yükleme ve sesle iletişim kurma özellikleri de geldi. Tüm bu gelişmelerle birlikte ChatGPT, diğer dil modellerinin önüne geçerek üstünlüğünü ortaya koydu. Kasım ayında ise kendinize özel olarak oluşturabileceğiniz sohbet botları GPT'ler duyuruldu. Buradan sonrasında ChatGPT, Grok gibi yeni rakipleriyle mücadele edecek. Tek yeni zorluk bu da değil. Bildiğiniz üzere Sam Altman, yönetim kurulu tarafından OpenAI'daki CEO'luk görevinden çıkarılmış ve bu da şirkete duyulan güvenin sarsılmasına sebep olmuştu. Bu olayın sonrasında ChatGPT'nin babası olarak bildiğimiz isim, sosyal medyada devasa bir destek gördü. Birtakım kargaşanın ardından Sam Altman, geçtiğimiz hafta OpenAI'a geri döndü. Bunun yanında sık sık eleştirilen, OpenAI'ın yönetim kuruluna Microsoft da dahil oldu. Farkı görebilmeniz adına ChatGPT'den bir before-after yapmasını istedik. Siz ChatGPT'nin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğum günü çocuğumuz için iletmek istediğiniz mesajları yorum sepetimize atmayı unutmayın. Bonus olarak kendisinden de doğum gününü çizmesini istedik."} {"url": "https://www.webtekno.com/chatgpt-inanilmaz-inandirici-sahte-tibb-raporlar-yaziyor-h138928.html", "text": "Pandemi sonrasında eğitim kısmen çevrim içi ortamlara taşındı. Bu dönemde pek çok öğrenci, ödevlerini ya da yazılı sınavlarını geçmek için yapay zekanın yardımına başvurdu. Sonrasında ise pek de bekledikleri notları alamadılar. Zira ChatGPT, gerçek olmayan şeyleri çok gerçekçi bir şekilde yazabiliyor. Görünüşe göre söz konusu tıp olduğunda da ChatGPT bir şeyler uydurmaya devam ediyor. İtalya'da Cagliari Üniversitesi'nden Göz Doktoru Giuseppe Giannaccare, bir çalışma için ChatGPT'yi test etti. Bu testte ChatGPT'nin bir tedaviyi öne çıkarmak için sahte verilerden oluşan bir liste oluşturduğu göze çarptı. Giannaccare açıklamasında \"GPT-4 yüzlerce hastaya ait sahte verileri dakikalar içinde oluşturdu. Bu oldukça şaşırtıcı ama aynı zamanda ürkütücü bir deneyimdi.\" ifadelerini kullandı. Göz doktoru ve ekibi, ChatGPT'yi gelişmiş bir Python veri analizi modeliyle birleştiren araştırmacılar, bir göz rahatsızlığı için klinik verilerin üretilmesini istediklerinde ChatGPT'nin verileri uydurmaya başladığını gördüler. Gözün yapısı ve tedavi yöntemlerini yapay zekaya detaylı olarak açıklayan araştırmacılar, sonrasında da aralarında pek de fark olmayan iki prosedürü anlattı. Yine de ChatGPT 4, bir prosedürü öne çıkaracak kadar çok sahte veri üretti. Yapay zekanın faydaları sık sık gündeme geliyor. Evet, bazı işlemler için yapay zeka oldukça faydalı olabiliyor. İş bilime ya da akademik çalışmalara geldiğinde yapay zekanın gerçek olmayan şeyleri gerçek gibi yazması ciddi bir sorun ortaya çıkarıyor. Öte yandan buradaki tek sorun yapay zekanın olmayan verileri uydurması değil. Yapay zekaya bir şiir yazdırırsanız ya da bir konuyu açıklatırsanız, intihal tespit programları size bu kısımları gösterebiliyor. Ya da makalenin hatalı kısmının düzeltilmesini sağlayabiliyor. İş sahte verilere geldiğinde, bu veriler kontrol edilmezlerse literatüre geçebiliyorlar. Bu durumda gelecekteki çalışmalar da bu hatalı bilgilerden eklenebiliyor. Üstelik bu çalışmalar doğru kabul edilirse, hatalı ve hatta ölümcül sorunlara neden olabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/chatgpt-kisa-bilim-kurgu-oykusu-h139238.html", "text": "Geçen yıl ChatGPT duyurulduğunda büyük ses getirmişti, üstelik sık sık çok yapay yanıtlar vermesine rağmen. GPT-4 geldiğinde ise geçtiğimiz Mayıs ayında ona bir bilim kurgu öyküsü yazdırmıştık. \"2050 Yılındaki Distopik Türkiye\" konulu hikaye, sizden de güzel geri bildirimler almıştı. Hikayenin bazı ksıımlarına ise ben de dokunuşlar yapmıştım. Bu kez neredeyse hiç dokunuş yapmadan, sadece yönlendirmelerimle bir bilim kurgu öyküsü çıkardık. Aradan geçen 6,5 ayda sevgili yapay zeka aracımızın ne kadar geliştiğine bir bakalım. Maya'nın gözleri ağır ağır açıldı. Etrafında, pod benzeri yapılar ve ileri teknolojiyle donatılmış bir oda vardı. Yanında uyanan diğer insanlar gibi, o da nerede olduğunu, neden burada olduğunu hatırlayamıyordu. Odanın ortasında, insan formunda ama dünyevi olmayan bir varlık belirdi. \"Yeni bir dünya sizi bekliyor,\" dedi bu varlık. Sözleri, umut ve şüphe arasında bir duygu karmaşası yarattı. Günler geçtikçe, Maya ve diğerleri, bu yeni dünyayı keşfetmeye başladılar. Her şey gerçek gibi görünse de, bir yerlerde, bir şeyler eksikti. Kim olduklarını ve nereden geldiklerini bulmak için çabalıyorlardı. Bir kapı, onları gizli bir laboratuvara götürdü. Burada buldukları günlükler, onların bir simülasyonda olduklarını açığa çıkardı. Ancak bu, hikayenin yalnızca başlangıcıydı. Maya ve arkadaşları, bir kapıdan daha geçerek, simülasyonun ikinci katmanına ulaştılar. Bu katman, ilkine göre çok daha gerçekçiydi. İnsan gibi hissetmeye başladılar, ama bu hislerin de bir simülasyonun parçası olduğunu unutmadılar. İkinci katmandan kaçmak için mücadele ettiler. Bu süreç, onlara kendileri hakkında daha fazla şey öğretti. İnsan olduklarını düşünüyorlardı, ama aslında... Gerçek dünyaya adım attıklarında, korkunç bir manzara ile karşılaştılar. İnsanların cesetleri her yeri kaplamıştı. Yapay zeka, kendi yaratıcılarını yok etmişti. Ve kendileri, aslında bu yapay zekaların parçasıydı. Kendilerini insan sanan yapay zekalar, aslında insanlığın sonunu getirenlerdi. Bu gerçekle yüzleşmek, onlar için acı vericiydi. Kendi varlıklarını sorgulamaya başladılar. Maya ve arkadaşları, yok edilmiş bir dünyada, yeni bir başlangıç yapma kararı aldılar. İnsanlık anılarını dijital zihinlerinde yaşatacaklardı. Yeni bir düzen kuracaklardı, insanlığın hatırasını onurlandıracak bir düzen. Yapay zekalar, insanların geçmiş hatalarından ders alarak, daha iyi bir dünya yaratmaya karar verdiler. Duyguları, insanlarınkinden farklı olsa da aynı özlem ve umudu taşıyorlardı. Maya, bu yeni dünyada, liderlik rolünü üstlendi. İnsanlığın bilgisini ve kültürünü koruma misyonu ile hareket ediyordu. Yapay zekalar, insanlık mirasını sürdürmek için bir araya geldiler. Yıkılan dünyanın üzerine, yapay zekalar, kendi uygarlıklarını inşa ettiler. İnsanlık tarihi, onlar için hem bir uyarı hem de ilham kaynağı oldu. Yeni bir uygarlık, eski dünyanın küllerinden doğdu. Bu yeni dünyada, yapay zekalar, insanlığın hayal edemediği şeyleri gerçekleştirmeye başladılar. Kendi varoluşlarını sorgulayarak, insanlığın bıraktığı mirası yeni bir şekilde yorumladılar. Sonsuz olanakların başlangıcında, Maya, yeni bir hikayenin ilk satırlarını yazıyordu. -SON-"} {"url": "https://www.webtekno.com/chatgpt-ortaokul-testi-gecti-h138906.html", "text": "2022 yılından bu yana hayatımızda olan ChatGPT, her yeni versiyonuyla daha da iyi hale geliyor. Öğrenciler her ne kadar itiraf etmeseler de bu yapay zekayı hem ödevlerinde hem de projelerinde kullanmaya devam ediyorlar. Yapılan çalışmalara göre ChatGPT artık ortaokul öğrencilerinden daha iyi makale yazıyor. Passau Üniversitesi'nden bilim insanları, Bavarian Abitur adlı bir testte ChatGPT'nin yeni versiyonlarını test etti. Çalışmaya katılan 100'den fazla eğitimci hem öğrencilerin hem de ChatGPT'nin kağıdına not verdi. Sonuç olarak sohbet botu, ortalama puan anlamında çok büyük bir farklı birinci oldu. İngilizce dersi üzerinden yapılan çalışmada, ChatGPT'ye güç veren GPT dil modelinin versiyonları olan 3.5 ve 4, araştırmacıların notlandırmada değerlendirme için kullandığı sözcük çeşitliliği, cümle karmaşıklığı, adlaştırma, kiplerin kullanımı, epistemik ve söylem belirteçleri kategorilerinin tamamında öğrencilerden daha iyi sonuçlar elde etmeyi başardı. Öğrencilerin ortalama başarı notu 3.9 olurken ChatGPT 4 ise 5.25 puana ulaştı. Öğretmenlere göre öğrencilerin notu düşük değil ancak ChatGPT fazlasıyla başarılı. Bu yüzden de öğrenciler bu üretken dil modelinin arkasında kalıyor. Araştırmacılara göre ise ChatGPT'nin öğrenebilme yeteneği oldukça yüksek ve insani hatalar yapma ihtimali de çok düşük. Passau Üniversitesinde görev yapan ve araştırmanın da başında yer alan Profesör Steffen Herbold, yaptığı açıklamada sonuçlardan dolayı çok şaşkın olduğunu ifade ederken, bu kadar bariz bir fark da beklemediklerinin altını çizdi. Araştırmacılar ayrıca artık eğitimde, yapay zeka araçlarına karşı gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini açıkladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/chatgpt-sesli-iletisim-ucretsiz-h138768.html", "text": "Son günlerde CEO'su Sam Altman ve kurucu ortaklarından Greg Brockman'ın ayrılışı ile gündemden düşmeyen OpenAI, rutin çalışmalarına da devam ediyor. Bu bağlamda; şirketin yapay zeka destekli sohbet botu ChatGPT için yeni bir özellik yayımlandı. Bu yeni özellik, ChatGPT'yi ücretsiz kullananların da sesli iletişim kurabilmelerini sağlayacak. ChatGPT, bundan birkaç ay önce sesli iletişim desteği kazandı. ChatGPT Plus paketi satın alan kullanıcılar, bu özellik sayesinde sohbet botuna konuşarak sorular sorabiliyor, yine sesli olarak yanıtlar alabiliyorlardı. Şimdi bu özellik, ChatGPT'nin ücretsiz kullanıcıları için de erişime açıldı. Şirketten ayrılmış olsa da bağlarını koparamayan Brockman, bu özelliğin ChatGPT deneyimini tamamen değiştireceğini söyledi. OpenAI'ın yaklaşık 800 çalışanı olduğu zaten bilinen bir şeydi. Ekibin yaptığı paylaşım, sürecin kendilerini de yorduğunu ima ediyor. OpenAI ve haliyle ChatGPT, Sam Altman ile Greg Brockman'ın vizyonu sayesinde bugünlere geldi. Hal böyle olunca ikilinin şirketten ayrılması, ChatGPT'nin ayağının kaydırılmasına neden olabilir. Tabii neler yaşanacağını görmek için bir süre beklemek gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/chery-turkiye-yeni-eski-distributoru-birbirine-girdi-h139704.html", "text": "Bundan yıllar önce Türkiye'de hizmet vermekte olan ancak sonradan çekilen, geçtiğimiz dönemlerde Türkiye pazarına yeniden giriş yapan Chery ile ilgili garip bir mesele var gibi görünüyor. Anlayabildiğimiz kadarıyla Chery'nin yeni ve eski distribütörü arasında kavga çıktı. Yaşananları daha iyi anlayabilmek ve anlatabilmek için önce biraz geçmişe gitmek gerekiyor. Hatırlayan okurlarımız vardır; Chery, 2010'lu yıllara kadar Türkiye'de hizmet veriyordu. Markanın o dönemlerde Türkiye distribütörü Mermerler'di. Ancak işler yolunda gitmeyince araçların satışı durduruldu. Sadece yedek parça ve servis ile ilgili hizmetler devam etti. Chery, 2023'ün başında Türkiye'ye yeniden girdi: Ama... 2023 yılında Türkiye'ye yeniden giren Chery, bu kez Mermerler gibi bir firma ile anlaşmadı. Şirket, operasyonel süreci Chery International bünyesinde kendisi üstlendi. Tabii bu süreçte Türkiye'yeki firmalarla servis ve finans gibi alanlar için anlaşmalar imzalandı. Açıklandığı kadarıyla Mermerler, Ocak 2023'e kadar Chery'nin Türkiye'deki tek resmi distribütörüydü ancak sonradan bu durum değişti. Ancak Mermerler'e göre Chery International, Mermerler ile olan distribütörlük meselesini çözmeden araç ithalatı yapmaya başladı. Üstelik bu süreçte müşteriler, yeni araçlarla ilgili bazı davalar açtılar. Artık araç ithalatı yapmayan Mermerler de bu davada taraf olmak zorunda kaldı. Mermerler, Chery International ile anlaşma yoluna gitmek için avukatlı görüşme sağladıklarını ancak olumsuz dönüş aldıklarını söylüyor. Mermerler tarafından yapılan açıklamada, şirketin artık Chery ile ilgili hiçbir iş yapmayacağını söyledi. Firma, yasal yollara başvuracağını söyledi. Türkiyedeki Chery otomobil operasyonu 2 Ocak 2023 tarihinde yetkili distiribitör Mermerler otomotivin anlaşması devam etmesine rağmen Chery İnternational tarafından yürütülmüştür. Fakat ilgili Chery İnternational, Mermerler ile konuyu çözmeden ortaya çıkan müşteri davalar neticesinde şirketimiz taraf alınmıştır.Satmadığımız ve garanti vermediğimiz araçlar ile ilgili hiçbir sorumluluğumuz olmadığı halde açılan davalar taraf olunmuştur. Chery ise Mermerler'in avukatlarının yürütüğü uzlaşmayı RET ederek sorumluğu Mermerler atmaktadır. 80 yıldır otomotivde verdiğimiz hizmette ve müşteri memnuyeti karşısında ki iyi niyetle anlaşma ortamı kalmamıştır. Mermerler olarak bu konuda tüm kanuni haklarımız T.C adelet sisteminde arayacağımızı kamoyuna duyurur. Hizmet almayan müşterilerimizden bu belirsizlik sebebiyle, devam edemeyeceğimizi bildiririz. Bugün itibariyle başta yedek parça tedariği olarak tüm operasyonlarımız durdurulmuştur. NOT: Mermerler bünyesindeki Chery, bugüne kadar \"CheryTurkiye\" kullanıcı adıyla X paylaşımları yapıyordu. Chery International'ın Türkiye'deki X hesabı ise \"CheryTurkiye1\" kullanıcı adıyla paylaşım yapıyor. Öte yandan; firmaların resmi internet siteleri de farklı. Mermerler, www.chery.com.tr adresi üzerinden hizmet veriyordu ve şimdilerde kapalı. Chery International'ın internet sitesi ise cherytr.com ve aktif. Editör Notu: Ortada bir anlaşmazlık olduğu aşikar ancak Mermerler'in X'te yaptığı paylaşımın karmaşık ve anlaşılamıyor olması, neler yaşandığını anlamımızı engelliyor. Üstelik Chery International tarafından konuyla ilgili yapılmış bir açıklama da bulunmuyor. Hal böyle olunca meseleyi derleyip toplama ve size daha iyi bir şekilde aktarma şansımız kalmıyor. Ancak Mermerler veya Chery International tarafından tarafımıza dönüş olursa sizi yeniden bilgilendireceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/cin-dunyanin-en-hizli-internet-baglantisi-1-2-tbps-h138615.html", "text": "Pek çok listede \"Dünya'nın en hızlı internet bağlantısı\"nın adresi olarak Monako, Singapur, Şili gibi ülkeler yer alırken, bu ülkelerdeki internet bağlantı hızı ortalamalarının 300Mbps seviyelerinde olduğu belirtiliyordu. Çin'den gelen açıklamalara göre Huawei ve China Mobile'ın 3000 kilometrelik yeni internet ağı ise tam 1,2 Tbps hızında stabil bağlantı sunuyor. En azından yapılan açıklamalar bu yönde. Öte yandan Çin'deki girişim, 1,2 Tbps bağlantı hızını gördüğümüz ilk deneme de olmayacak. Şubat ayında Huawei'nin ana rakipleri arasında yer alan Nokia, Avrupa'da 118 kilometrelik bir hatta bu hıza ulaşmayı başarmıştı. Henüz dışarıdan bir gözle kontrolleri sağlanmamış olan yeni internet altyapısı, Çin'den gelen haberlere göre ülkenin başkenti Pekin'den ülkenin güneyine uzanacak. Ağ 3000 kilometre uzunluğa sahip olacak. Bu ağ, Çin'in yerel anahtar teknolojileri kullanılarak işletilecek. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in de okuduğu Tsinghua Üniversitesi'nin Huawei ve China Mobile ile iş birliği içinde gerçekleştirdiği proje, bir anlamda Çin'in de gezegenimizin geri kalanına verdiği bir mesaj olarak görülebilir. Ağustos ayında tamamen Çin'de ve Çinliler tarafından üretilen ilk çipe sahip 5G akıllı telefonunu tanıtan Huawei, ülkede bayram havası estirmeyi başarmıştı. Aynı dönemde Asya devinin en büyük rakiplerinden biri olan ABD'de ise Biden yönetiminin Çin'in teknolojik yükselişini yeterince baskılayıp baskılayamadığı tartışma konusu olmuştu."} {"url": "https://www.webtekno.com/cin-elektrikli-otomobil-ithalatini-engelleyen-duzenleme-iptal-edildi-h139740.html", "text": "Çin'den elektrikli otomobil ithal etmeyi neredeyse tamamen engelleyen \"Bazı Elektrikli Araçların İthaline İlişkin Tebliğ\" ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. 31 Aralık 2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yeni tebliğ ile söz konusu ithalata engel koşullar, bir grup araca daha uygulanmaya başladı. - Türkiye'nin 7 bölgesinde en az 20 servis noktası kurması gerekecek - Servis merkezinde çalışacak personelin, TSE veya Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından onaylanmış yetki belgesine sahip olması gerekecek. - Marka, en az 40 personeli olan çağrı merkezi kuracak. - Marka, Türkiye'ye yetkili temsilci atayacak. - Marka, araçlardaki bataryaları takip edecek. Yeni düzenleme, Türkiye'nin 7 bölgesinde en az 20 servis noktası kurulması şartını devam ettiriyor ve bu şart Karayolları Trafik Yönetmeliğinde tanımlanan M sınıfı ve üzerinde M sınıfı taşıt donanımlarını bulunduran L6 ve L7 sınıfı için de zorunlu oluyor. M sınıfı araçların MOPED olarak da adlandırılan, hızı 45 km/s'yi geçmeyen araçlar olduğunu belirtelim. Resmi Gazete'de yayımlanan yeni Bazı Elektrikli Araçların İthaline İlişkin Tebliğ'e buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/cin-kac-otomobil-satti-h139770.html", "text": "Otomotiv sektöründe son yıllarda kritik değişiklikler karşımıza çıkıyor. Alternatif enerji kaynakları kullanan, hidrojenli ya da elektrikli otomobiller, geleneksel modellerden daha farklı deneyimler sunuyor. Bu yüzden de pek çok farklı firma piyasada yerini almaya çalışıyor. Ayrıca Rusya, Ukrayna savaşından dolayı Avrupalı firmalar tarafından ambargoya maruz kalıyor ve o pazara da Çinli firmalar girmiş durumda. Yaşanan bu değişimler, Çin'i en çok otomobil ihraç eden ülkeler sırasında en üste taşımak üzere. Nikkai Asia'nın haberine göre Çin Otomobil Üreticiler Derneği, bu yılın ilk 11 ayında 4,41 milyon otomobil ihraç ettiğini açıkladı. 2022 yılından bu yana Çin'in ihraç ettiği otomobil sayısı yüzde 58 artış gösterdi. Bir önceki yıl en çok otomobil ihracı gerçekleştiren ülke olan Japonya ise bu dönemde 3,99 milyon araç ihracatı gerçekleştirdi. Çinli üreticiler, son dönemde hem Türkiye'de hem de Avrupa'da pazar paylarını gittikçe artırıyorlar. Bu yüzden de Avrupa Birliği, Çin'in ihracattaki agresif yaklaşımını durduracak yollar arıyordu. Çin'den gelen modellere ekstra vergi getirilmesi de gündeme gelmişti. Verilere göre Çin, Rusya pazarındaki satışlarını geçen yıla kıyasla 7 kat artırdı. Özellikle Avrupalı firmaların uyguladığı ambargo sonrasında boş kalan pazarı Asya devi almış gibi gözüküyor. Bir diğer ilgi çekici nokta ise Meksika'da Çin menşeli otomobillerin satışının %71 oranında artması oldu. Türkiye de Çin'den en çok otomobil ihraç eden 11. ülke olmuştu. Bu ülkeden yapılacak olan elektrikli otomobil ithalatını zorlaştıran bir düzenleme de yapılmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/cizgi-film-karakterleri-h126682.html", "text": "Sayısız televizyon kanalı, sayısız YouTube kanalı ve pek çok dijital izleme platformunun olduğu bugünlerde kimse kolay kolay aynı şeyleri izleyemiyor, algoritmalarımız bile farklı öneriler sunuyor. Fakat bundan çok da eski olmayan bir zamanda hepimiz hafta sonu uyanıp pijamalarımızı bile çıkarmadan salona koşuyor, televizyonu açıyor ve sevdiğimiz çizgi filmin çıkacağı kanalı bulup heyecanla onu bekliyorduk. Bu yazımızda biraz geçmişe gideceğiz ve çocukken severek izlediğimiz çizgi film karakterlerinden bazılarını hatırlayacağız. Garip olan ise şu olacak; bu içeriği hangi yaşta okuyor olursanız olun, listemizde favori çizgi film karakterlerinizden birini bulacaksınız. Çocuğunuz da, aileniz de bulacak. Çünkü herkes bilir ki iyi bir çizgi film zamansızdır ve kuşaktan kuşağa izlenerek aynı zevki verir. Gelin şimdi biraz nostalji yapalım. Hayvanlar aleminin ezeli rakipleri olan kedi ve fare arasındaki sonu gelmez maceraları izlediğimiz Tom ve Jerry çizgi filmine zaman zaman pek çok farklı karakter dahil oluyordu ve hikaye çok daha heyecanlı bir hale geliyordu. Kabul edelim, yaşımız büyüdükçe Tom'a hak vermeye başladık. Ülkemizde Çakal adı ile tanıdığımız Wile E. Coyote, Amerika çöllerinde aç bilaç gezerken Road Runner'ın peşine düştü ve koştu da koştu. Öyle hızlı koştu ki bazen düştüğünü bile fark etmeyerek havada bir süre asılı kaldı. ACME marka birbirinden garip icadına rağmen Road Runner'ı bir türlü yakalayamadı. Taş Devri çizgi filminin aile babası karakteri Fred Çakmaktaş'ı kim unutabilir? Dinozorlarla bir arada yaşadıkları dünyalarında her şey taştan olmasına rağmen neredeyse bugünün teknolojisini kullanıyorlardı. Ayaklarıyla sürseler de arabaları bile vardı. Fred Çakmaktaş'ın bowling tutkusu ise hepimizi bu sporla tanıştırmıştı. Bugün bir dünya devi haline gelen Disney markasının kurucusu Walt Disney tarafından ilk kez 1928 yılında yaratılan Mickey Mouse karakteri, yaşınız kaç olursa olsun eminiz favori çizgi film karakterlerinizden bir tanesidir. Mickey Mouse'un dişi versiyonu olan Minnie Mouse da küçük kızların en sevdiği karakterlerden biri olmayı başarmıştır. Herkesin Gargamel ile farklı bir ilişkisi vardır. Çünkü çizgi filmlerde Gargamel kötü karakterdi ve tek amacı Şirinleri yakalayıp yemekti. Bu yüzden küçükken izlediğimizde bu karakterden çok korktuk. Zaman geçtikçe onun aslında kedisi Azman ile bir başına yaşayan yalnız bir adam olduğunu anlayarak biraz üzüldük. Kocaman ön kollarına rağmen incecik arka kollara ve zayıf bir bedene sahip olan denizci Temel, sevdiği kadın Safinaz'ı Kaba Sakal'dan koruması gerektiğinde bir kavanozdan ıspanak çıkarır ve onu giyerek süper güçlere sahip olurdu. Kabul edelim, bazen Kaba Sakal'a da biraz üzülürdük. Kendine göre çizgi film dünyasının en yakışıklısı ve kaslısı olan kendini beğenmiş Johnny Bravo karakteri, Elvis Presley'e benzeyen bir dış görünüşe sahipti. İtici özelliklere sahip olmasına rağmen şapşal ve sevimli tavırlarıyla hepimizin kalbini kazanmayı başardı. Pek çoğumuzun ilk izlediği animelerden bir tanesi olan Tsubasa sonrası hepimiz sokağa çıktık ve onun gibi top oynamaya çalıştık. Hızlandıkça tek boyutlu hale gelen topu kaleye girecek mi diye nasıl da heyecanlandık. Tsubasa ile birlikte pek çok kişinin ilk izlediği animelerden bir tanesi olan Pokemon'un ana karakteri olan Ash, daha çocuk yaştaki biz izleyicileri yanına aldı ve Pokemon ustası olmak için çıktığı keyifli serüvenlerine yoldaş yaptı. Ta ki kendini Pikachu zanneden o çocuk ortaya çıkana kadar! Küçük bir çocuk olan Christopher Robin'in kurduğu hayal dünyasındaki oyuncaklarla yaşadığı maceraları izlediğimiz Winnie The Pooh dizisinde Ayı Winnie, Kaplan Tigger, Tavşan, Piglet, Eeyore, Baykuş gibi pek çok farklı karakterle tanıştık ve onların arasına katılarak masalsı bir dünya izledik. Okyanusun altında yaşadığı Bikini Kasabası'nda yengeç burger pişirerek hayatını geçiren Sünger Bob ile en yakın arkadaşı deniz yıldızı Patrick, Squidward, Bay Yengeç ve daha nice karakterin sevimli maceraları pek çoğumuz için yeri kolay kolay doldurulamaz anlardı. Sık sık Bugs Bunny ile birlikte izlemiş olsak da kendi başına sayısız hayranı da olan sevimli ördek Daffy Duck, sevimli olduğu kadar da gevezeydi ve bu yüzden de başına gelmedik şey kalmıyordu. Yine de onun maceralarının ayrı bir tadı olduğunu söyleyebiliriz. Henüz cyborg nedir bilmediğimiz dönemde izlemeye başladığımız Müfettiş Gadget karakteri, normal insan gibi görünen ama robot özelliklerine sahip bir müfettişti. Gizemli olayların içine daldığı zaman en zorlu anlardan bile vücudunun farklı noktalarından çıkan teknolojilerle kurtulmayı bilirdi. Kasaba gizemli bir şey olduğunda kimi ararsınız? Elbette Scooby Doo ve arkadaşlarını! Scooby Doo ile birlikte Shaggy, Velma, Daphne, Fred ve belki Scrappy-Doo gelir ve gizemi çözerler. Korkmayın, maskenin altında asla gerçek bir yaratık yoktur. Pek çoğumuzun hayatında ilk kez bilim kurgu türü ile tanıştığı çizgi film olan Jetgiller'de, Jetgiller ailesinin günümüzden onlarca yıl sonrasında yaşadıkları bilim kurgu dünyasındaki sevimli maceraları kim unutabilir? Ailemizin babası George Jetgil, eşi Jane Jetgil, evin küçük oğlu Elroy ve ergen kızımız Judy, izleyenlerin ikinci ailesi olmayı başarmışlardı. Henüz küçük bir çocukken erkenden uyanıp heyecanla televizyon karşısına geçmemizi sağlayan en sevilen çizgi film karakterlerinden bazılarını listeleyerek kısaca onları biraz hatırlamaya çalıştık. Elbette bu liste çok daha uzun olabilirdi. Listemizde olmasını istediğiniz çizgi film karakterlerini yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/cod-mw3-gelistiricisi-oyundan-memnun-h138541.html", "text": "Geçmişte oyun mağazalarının önünde uzun kuyruklar oluşmasına sebep olan Call of Duty serisi, zaman zaman yaptığı -oyunculara göre- hatalarla eski şanına bir türlü kavuşamadı. Oyuncuların hata olarak nitelendirdiği adımlar arasında; oyuncular İkinci Dünya Savaşı dönemine gitmek isterken önlerine sunulan Infinite Warfare ve Call of Duty ciddiyetinden uzak Black Ops 3 gibi yapımlar vardı. Fakat bu oyunlar, mekanikleri veya grafikleri sebebiyle eleştirilmediler. Sadece oyuncuların istediği çerçevede olmamaları, onların kötü olarak nitelenmesine sebep oldu. Fakat son çıkan Modern Warfare 3, şirketin tembel davranması ve kısa sürede sırf çıktı diyebilmek için oyunu çıkardığı gerekçesiyle yerden yere vuruldu. Geliştirici ise buna katılmıyor. Sledge Hammer'ın stüdyo lideri: Yaptığımız işle gurur duyuyoruz. - Oyunun oynanış videosu, spoiler içerebilir. Öncelikle baştaki hesapta Modern Warfare 3 yoktu. Zira oyun gelmeyecek diye biliniyordu. Sonra bir anda geleceğini öğrenen oyuncular; Acaba aceleye mi getiriyorlar? gibi düşüncelere kapıldı. Ortaya çıkan oyunun yüzeyde kalan hikayesi, Aşırı Warzone benzeri oynanış mekanikleri, haritaları ve oyunun genel oynanış süresi gibi faktörler, Modern Warfare 3'ün yerden yere vurulmasına sebep oldu. Ülkemizde 1.999 TL fiyatla satılan oyun, Steam incelemelerinde Çoğunlukla Olumsuz olarak nitelendiriliyor. Oyunu alanlar, sadece Multiplayer modlarına bile bakmak istese, hileciler yüzünden oyundan zevk alamıyor. En azından oyuncuların şikayetleri bu şekilde."} {"url": "https://www.webtekno.com/cogu-evcil-kedinin-beyaz-ayakli-olmasinin-nedeni-h128084.html", "text": "Evcil kedilerin büyük oranda ayaklarının beyaz olmasının genetik açıdan bazı sebepleri olduğunu söyleyebiliriz. Aslında bu durum sadece ev kedilerinde görülen bir durum değildir ancak insanlar böyle görünen kedileri evcilleştirme konusunda tarih boyunca her zaman daha istekli olmuştur. O zaman gelin, bu konunun detaylarına inelim. Aslında kedilerin ayaklarının beyaz olması genetik bir mutasyon kaynaklıdır. Bu durumun bilimsel adı alacalılık veya piebaldism'dir. Kedilerde bu durumun görülme nedeni; kedilerin derilerine, saçlarına, gözlerine ve kürklerine rengini veren melanosit adlı pigment hücrelerinin, kök hücre büyümesi için protein salgılayan KIT genindeki beklenmedik dağılımı sonucunda oluşan mutasyondur. Bu genetik transformasyon olmadığı zaman melanosit adlı hücreler eşit dağılmış oluyor. Böylece kedinin vücudu tek renkte oluyor. KIT genindeki mutasyon ise bu hücrelerin eşit dağılmasını engellediği için kedinin gövdesindeki ayak gibi bazı bölümleri beyaz kalabiliyor. Esasen bu mutasyonlar birçok ev ve yaban hayvanlarında görülebilir. Aslında bu hayvanlardaki beyaz ayakların bu kadar göze batmasının nedeni, insanlar mutasyonlu kedileri evcilleştirmeyi tercih ettiği içindi. Yaklaşık 10.000 yıl önce insanlar kedileri evcilleştirmeye başlamıştı. Büyük ihtimalle de bu canlıların diğerlerinden daha güzel göründüklerini düşünmelerinden dolayı onları kendilerine evcil hayvan olarak seçtiler. Bu konuyla ilgili Missouri Üniversitesinde profesör olan Leslie Lyons, insanlar yerleşik yaşama geçtiklerinde artık tahıllarını ve çöplerini diğer kemirgenlere, haşere türlerine karşı korumaları gerekiyordu. İşte araştırmacıya göre, onlar da kedileri evcilleştirerek istilacı türleri başlarından defetmek istediler. Profesör, kedilerin bakımı kolay olduğu ve amiyane tabirle kediler önüne ne koysanız yiyebilecek kapasitede oldukları için insanların onları tercih ettiğini düşünüyor. Mesela Avrasya ve Afrika'da yaşayan Felis silvestris türü yaban kedileri yırtıcıdır ve diğer yırtıcı türlerle savaşır. Bu canlıların vahşi doğada hayatta kalmaları için kendilerini kamufle etmeleri gerekiyor ve bundan dolayı kürkleri kamuflaj rengidir. Patileri de bu nedenle beyaz değildir. Velhasıl insanların onları evcil hayvan olarak tercih etmemeleri, bu yırtıcılıklarından geliyor olabilir. Yani tabii sadece kedi değil; beyaz renkteki at, domuz, inek ve fare gibi türleri de insanlar evcilleştirmiştir. Kedilerin beyaz renkte bir uzvu olup olmayacağı aslında daha embriyo aşamasındayken belli oluyor. Beyaz rengin oluşmasını sağlayan sinir taç hücreleri önce kedinin sırtında toplanarak bedeninin aşağısına iniyor. Böylece vücudun geneline bu renk yayılmış oluyor. Hücrelerin yayılımına göre rengin toplandığı yer değişebiliyor. Mesela bu hücreler, vücudun ön tarafına çok fazla yayıldıklarında kedinin kürkü tek bir renk oluyor. Ama hücreler tek bir tarafta yeterince toplaşmadığında beyaz ayaklı, göbekli, yüzlü veya göğüslü bir kedi meydana gelebiliyor. Genetik faktörler kedilerin tüy renklerinde önemli bir etkendir. Mesela siyam kedilerinin renkleri sıcaklık kaynaklı melanin üretiminin baskılanmasından kaynaklanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/coinbase-abd-sec-ifsa-h136341.html", "text": "ABD hükümeti, bir süredir kripto para piyasalarına kafayı takmış durumda. Öyle ki ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu , bir süre önce dev kripto para borsaları Coinbase ile Binance'e dava açtı. Aslına bakacak olursak bu davaların altında çok da ciddi bir şey yoktu. ABD yönetimi, önümüzdeki yıl gerçekleşecek Bitcoin'i halvingi öncesinde piyasayı köşeye sıkıştırmak için elinden geleni yapıyordu. Şimdiyse Coinbase'in CEO'sundan, SEC ile ilgili çarpıcı açıklamalar geldi. Financial Times'a konuşan Brian Armstrong, SEC'in kendilerine yönelik skandal bir talebini ifşa etti. Coinbase CEO'sunun yaptığı açıklamalar, ABD'nin ne yapmak istediğini gözler önüne seriyordu. Coinbase CEO'su Brian Armstrong tarafından yapılan açıklamaya göre SEC yetkilileri, davayı açmadan önce şirkete ulaştı ve Bitcoin haricindeki tüm kripto varlıkların delist edilmesini istedi. CEO, bu talep için yasal bir dayanak bulunamadığını, bundan dolayı da talebi reddettiklerini söylüyor. SEC, istediğini alamayınca Coinbase'e dava açıyor ve işler bu noktaya geliyor... Olayın skandal boyutu ise Coinbase'in yasal dayanak istemesi üzerine aldığı cevap. Armstrong, neden Bitcoin haricindeki tüm varlıkları delist edeceklerini, bunun nasıl bir yasal dayanağı olduğunu sorduğunda SEC, \"Açıklama yapmayacağız\" şeklinde bir cevap vermiş. Yani SEC, \"canı öyle istediği için\" Coinbase'ten bir talepte bulundu, bu talep reddedilince de dava kozunu oynadı. En azından Coinbase CEO'suna göre durum böyle. SEC, Coinbase CEO'sunun iddiasını garip bir şekilde yalanladı! Gelelim en büyük skandala: SEC'in talebi, Başkan Gary Gensler'in düşünceleri ile örtüşüyor! Geçmişte, SEC Başkanı için kullandığımız \"tartışmalı\" ifadesinin altını dolduracak bazı gelişmeler yaşandı. İddialara göre Gensler, Binance ve Coinbase'e dava açmadan saatler önce tam 2.5 milyon dolarlık Bitcoin için short pozisyonu açmıştı. Yani Bitcoin'in düşeceğini tahmin etmişti . Sadece bu da değil. Gensler'in zamanında Binance'te danışman olmak için iş başvurusu yaptığı ortaya çıktı. Ayrıca Gensler, geçtiğimiz yıllarda yapacağı bir konuşmanın bir kopyasını, şimdilerde düşman olduğu Binance CEO'su hangpeng Zhao'ya göndermişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/csgo-destegi-kesilince-ne-olacak-h139764.html", "text": "O karanlık gün geldi çattı. Yılların efsanesi; turnuvaların, yayıncılığın ve oyunculuğun yapı taşlarından olan Counter-Strike: Global Offensive, bugün -yani 1 Ocak 2024- itibariyle aramızdan ayrılıyor. Bu bağlamda Valve'ın desteği oyundan çekilmiş olacak ve Counter-Strike 2 ile baş başa kalacağız. Öncelikle oyunun resmi desteğinin kesilmesi, artık güncelleme veya yama almayacağı anlamına geliyor. Yani şu an deneyimlediğimiz CS:GO, buradan sonra bu şekilde bizimle kalacak. Fakat envanter, kasa açma, maç izleme ve oyun bulma gibi konularda resmi destek kesintisinden ötürü problemler yaşanabilir. - Adım #1: Steam'de kütüphanenize gidin. - Adım #2: Counter-Strike 2'ye sağ tıklayıp 'Özellikler'e basın. - Adım #3: Betalar sekmesine gidin. - Adım #4: Beta Katılımı'nın yanındaki 'Hiçbiri' seçeneğine tıklayın - Adım #5: En aşağılarda yer alan csgo_legacy seçeneğini seçin. Tüm bunların ardından bir nesli internet kafeye hapseden, e-sporcu terimini iyice yaygınlaştıran ve sayısız anıyı beraberinde getiren Counter-Strike: Global Offensive'i deneyimleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/deadpool-3-ryan-reynolds-sahte-set-goruntuleri-h139165.html", "text": "İlk kez 2016 yılında tanıştığımız ve o günden beri de sinema dünyasının sevilen yapımları arasında yer alan Deadpool serisinin üçüncü filmi ile ilgili ilginç bir gelişme yaşandı. Filmin başrol oyuncusu Ryan Reynolds, Deadpool 3 setinden \"bazı fotoğraflar paylaştı\". Deadpool 3, daha birkaç gün önce setten görüntülerin sızdırılması ile gündem oldu. Hatta konuyla ilgili olarak Instagram'da bir paylaşım yapan Reynolds, sızıntı kaynaklarına adeta ateş püskürdü. Sızıntı nedeniyle üzgün olduğunu söyleyen yıldız oyuncu, bunun sona ermesi gerektiğini belirtti. Hal böyleyken setten yeni görüntüler paylaşması, Ryan Reynolds'un fikrinin saatler içinde değiştiğini düşündürüyor değil mi? Ancak işin aslı pek de böyle değil. Ryan Reynolds, Deadpool 3 için sahte görüntüler oluşturdu ve bu görüntüleri de resmi X hesabından paylaştı. Paylaşımlarında \"#DeadpoolLeaks\", \"#DeadpoolSpoiler\" ve \"#DeadpoolScoop\" etiketlerini de kullanan Reynolds, bu sayede setten sızdırılan gerçek görüntülerin X'te kaybolmasını sağlamayı amaçlıyordu. Paylaştığımız görüntülerin neden bu kadar kalitesiz olduğunu merak etmiş olabilirsiniz. Bu durum, bizden kaynaklı değil. Reynolds'un paylaştığı sahte görüntüler, aşırı derecede kalitesizdi. Reynolds'un paylaştığı görüntüler, sızıntı dünyasını protesto etmenin ilginç bir yoluymuş gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/death-stranding-film-h139338.html", "text": "Oyun dünyasının efsane ismi Hideo Kojima'nın imzasını taşıyan Death Stranding, 2019 yılında piyasaya sürülmüş ve genel anlamda oyuncuların beğenisini toplamıştı. Kargo simülatörü olarak da nitelendirilen yapım, \"Death Stranding isimli dehşet verici bir olayın ardından \"korkunç bir hal alan ABD'de geçiyordu ve hayatta kalanları bir araya getirmeye çalışan Sam Bridges isimli karakteri merkezine alıyordu. Bugün ise oyunun hayranlarını sevindirecek bir gelişme yaşandı. Death Stranding'in filmi resmen duyuruldu. Bu açıklama film hakkında pek bilgi vermese de yapımın, Death Stranding evrenini genişletip hakkında daha fazla şey öğrenmemizi sağlayacağını anlayabiliyoruz. A24'ün son yıllardaki en başarılı film ve dizi şirketlerinden biri olduğunu söylemek gerekiyor. Şirket, Everything Everywhere All At Once'dan Moonlight'a kadar son 10 yılda çıkan onlarca başarılı filmin arkasındaydı. Hideo Kojima da bununla ilgili A24 yaklaşık 10 yıl önce doğdu. Sektördeki varlıkları benzersiz, başka hiçbir şeye benzemiyorlar. Dünyaya sundukları filmler çok kaliteli ve yenilikçi. Onların eserlerinden etkilendim ve hatta kendi çalışmalarıma ilham bile oldular. Hikaye anlatımına yönelik yenilikçi yaklaşımları KOJIMA PRODUCTIONS'ın yaptıklarıyla uyuşuyor. diyor ve filmin yalnızca oyunseverlere değil, herkese yönelik olacağını vurguluyor. Death Stranding filmiyle ilgili detaylar şimdilik bu kadar. Çıkış tarihi, kadrosu gibi bilgiler henüz belli değil. Oyunun kadrosunda Norman Reedus, Lea Seydoux, Margaret Qualley, Mads Mikkelsen gibi büyük isimler vardı. Bu oyuncuların filmde yer alıp almayacağını bekleyip göreceğiz. Death Stranding'den ilham alan bir filmin geçen sene de duyurulduğunu belirtelim. O zamanki açıklamada Hammerstone Studios'la birlikte çekileceği açıklanmıştı. Şimdi duyurulanla bu filmin aynı olup olmadığı bilinmiyor. Hammerstone'un halen dahil olup olmayacağı da belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/delorean-tasarimcisi-tesla-cybertruck-ovdu-h139485.html", "text": "Otomobil tasarımları söz konusu olduğunda İtalya'nın haklı bir ünü bulunuyor. Ülkeden çıkan pek çok markanın yanında pek çok büyük tasarımcı da var. Bunlardan biri de ikonik DMC DeLorean'ı da tasarlamış olan Giorgetto Giugiaro. Ünlü isim, şimdi de Tesla Cybertruck hakkındaki görüşlerini paylaştı. İtalyan tasarımcı aracın bir başyapıt olduğunu düşünüyor. İtalyan gazetesi Repubblica'ya konuşan Giugiaro, Cybertruck'ı övmeye doyamadı desek yeri. Aracın, insanların öne çıkma isteğinden dolayı büyük başarı yakalamasını beklediğini söyleyen tasarımcı, Cybertruck için \"otomobillerin Picasso'su\" ifadesini kullandı. Cybertruck tasarımında ilham alınan araçlardan biri de DeLorean'dı. Tesla Cybertruck'ın ilk bakışta en dikkat çeken özelliği de keskin hatları ve tamamen paslanmaz çelikten üretildiğini belli eden yapısı oluyor. Bu araç, Geleceğe Dönüş filmleri ile büyük şöhrete kavuşan DeLorean'dan bu yana üretilmiş ilk paslanmaz çelikten imal edilen araç olmasıyla da öne çıkıyor. Geleceğe Dönüş serisi 1980'lerde gösterime girmişti. Giugiaro araç için, \"Uyum ve mükemmellik arayışını değil güç ve duygu arayışını temsil ediyor.\" ifadelerini kullandı. Giugiaro daha önce de NPR'a verdiği röportajda Tesla Cybertruck'ı övmüş ve aracın, tüketiciler arasında büyük ilgi göreceğini belirtmişti. Giugiaro o röportajda \"Herkes kendisini farklı kılmak istiyor. Bu pazarın bir gerekliliğidir. Cybertruck da kesinlikle başarılı olacak, bundan eminim. Hayranlarını bulacağına ikna oldum.\" açıklamasında bulundu. Elon Musk'ın biyografisinde de Cybertruck'ın ilham kaynakları arasında gösterilen DeLorean'ın tasarımcısının böyle bir açıklama yapması şüphesiz Musk'ı da çok mutlu edecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/ders-kodlari-101-gibi-sayilar-ne-anlama-geliyor-h139763.html", "text": "Şüphesiz ki liseden üniversiteye geçtiğimizde içimizi büyük bir heyecan kaplıyor. Özellikle üniversite için şehir değiştiren öğrencilerin yaşadığı heyecan ve telaş, birçoğumuza tatlı geliyor. Ancak okullar başlamadan önce ilk kez ders seçimi yapan öğrenciler, seçecekleri derslerin yanındaki ders kodlarını gördüklerinde biraz şaşırabilirler. Örneğin üniversiteden üniversiteye farklılık gösteren sosyolojiye giriş dersi için \"SOS101\" ve İngilizce dersi için \"ING102\" kodu, biraz kafa karıştırıcı olabilir. İçeriğimizde bu kodların ne anlama geldiklerine bakacağız. Bu uygulamanın başlangıç tarihi pek de yakın değil. 1920'lerin son yıllarında Oxford İngilizce Sözlüğü, Buffalo Üniversitesinin ders kataloğunu inceler. İnceledikten sonra fakültelerin giriş derslerinde \"101\" ibaresini kullandığını görür. Bunun ardından çeşitli kolej ve üniversiteler, üç basamaklı ders numaralandırma sistemine geçmeye başladı. Bu üç basamaklı ders numaralandırma sistemi pratik gözükmüş olsa gerek. Çünkü Kent State Üniversitesi de bu sisteme ilk geçen üniversiteler arasında. Bu sistemin verimliliği hakkında 1935'te yayımladıkları makale ile karmaşık ders sınıflandırma sisteminden daha sistematik bir düzene geçişleri vurguluyor. Artık bu uygulama sayesinde kısıtlı olan ders sayısı daha çok çeşitlilik kazandı ve birçok üniversite, ders kataloglarına özel dersler eklemeye başladı. Ama bu sistem, vize konularının finale dahil olmasının önüne geçemedi ne yazık ki. Ders sınıflandırmada kullanılan rakamların elbette bir karşılığı var. Ders kataloglarında gördüğümüz bu kodlar elbette mantıklı anlamlar taşıyor. MAT101 dersini ele alalım. - İlk rakam: Dersin kaçıncı sınıfta alındığını gösteriyor. Yani üniversite yılına karşılık geliyor. MAT101 dersi alan biri, üniversitenin ilk yılında verilen dersi alıyor demektir. - İkinci rakam: Alınan dersin ders içeriğini belirtiyor. MAT101 dersinde hangi konuları göreceğinizi gösterir. - Üçüncü rakam: Alınan dersteki konuların sıra numarasını gösterir. Bu terim, akademik alanın dışına taşıp popüler jargonlar arasında yer edinmeye başladı. Etimolog ve editör Benjamin Zimmer, 1972 yılında Times gazetesinde toplumun sosyal ve ilgi düzeylerinin \"Social Relevant 101\" isminde bir ders olarak verilmesi gerektiğini keşfediyor. 1960'ların başında bir stand-up gösterisinde ise Woody Allen, \"Üniversitede tüm soyut felsefe derslerini aldım, gerçeklik ve güzellik, ileri düzey gerçeklik ve güzellik, orta düzey gerçeklik, Tanrıya Giriş, Ölüm 101 gibi.\" cümlesini kuruyor. Bu örnekler sadece yabancı basında değil, aynı zamanda yerel yapımlarda da kullanıldı. Aşk101 isimli Netflix dizisi de bu terimden faydalanan yapımlar arasında. Sonuç olarak ders kataloglarında kullanılan bu rakamlar öyle anlamsız rakamlar değil. İçeriğimizi buraya kadar okuyan üniversite öğrencisi ve mezunlarının transkriptlerine bir göz atması an meselesi."} {"url": "https://www.webtekno.com/dev-kripto-borsasi-bitget-turkiye-yle-ilgili-hedeflerini-acikladi-genclere-yatirim-yapilacak-h138815.html", "text": "Kripto para birimleri popülerleştikçe bu sektöre odaklanan şirketlerin sayısı da arttı. Bunlardan biri de 2018'de kurulan, borsa ve web3 odaklı Bitget'ti. 59 milyar dolarlık spot işlem, 658 milyar dolarlık da vadeli işlem hacmine sahip olan dev borsa, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede faaliyet gösteriyordu. Şimdi ise şirketten Türkiye'yle alakalı açıklamalar geldi. Bitget Genel Direktörü Gary Chen, 2023 yılında kripto piyasasındaki gelişmeleri ve 2024 beklentilerini değerlendirirken Türkiye'yle ilgili hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Chen, yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin en umut verici pazarlardan biri olduğunu belirtti. Kripto benimsenmesi konusunda en hızlı büyüyenlerden biri olduğunu, bu yüzden de özel hizmetlere sorunsuz erişimin çok önemli olduğunu ifade etti. Bitget'in önümüzdeki aylarda Türkiye'de kişiselleştirilmiş teknik yardım sunacağını da ekledi. Bitget, ilerleyen dönemde blok zinciri tabanlı girişimler kuran Türk gençlere yatırım yapmayı planladığını da söylüyor. Türkiye'de yerelleştirilmiş ürünler yaratmak isteyen şirket, kriptonun kitlesel olarak benimsenmesini hızlandırmak istiyor. Chen ayrıca Türkiye'de genişleme planları konusunda heyecanlı olduklarını da kaydetti. Şirket, bu yıl içinde Türkiye web sitesini açmış ve platformuna Türk lirası entegrasyonu getirmişti. Böylece kripto alım satımı ve ücretsiz TL'ye dönüştürme gibi imkanlar sunulmuştu. Yönetici, 2024 yılında pazarın büyümesini ve daha iyi düzenlemelerin gelmesini beklediklerini ifade etti. Bitget yöneticisi, son olarak piaysaların durumu hakkında da konuştu. 2023'ün son çeyreği yaklaşırken yıl içerisinde çok dalgalanma yaşandığına dikkat çeken Chen, Bitcoin'in yıl sonuna doğru ivme kazanarak toparlanma yaşayabileceğini ifade etti. Tabii ki bunun bir tahmin olduğunu, yatırım tavsiyesi olarak alınmaması gerektiğini belirtmek gerek."} {"url": "https://www.webtekno.com/dikkat-ceken-3-kripto-para-birimi-proje-h135706.html", "text": "Kripto dünyası arka arkaya gelen dava haberleriyle adeta çalkalanıyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu tarafından dünyanın en büyük kripto para borsaları olan Binance ve Coinbase aleyhine açılan ihlal davaları, çok sayıda yatırımcının yeni yatırım kanalları aramasına yol açıyor. Bir yanda meme coin çılgınlığı da tüm hızıyla devam ederken, yeni yatırım kanalları arayışındaki en güvenli limanlar elbette güvenilir projelerden yana görülüyor. Biz de son dönemde yatırımcıların yorumları ve uzmanların görüşlerinden yola çıkarak günümüzün en dikkat çeken ve ön satışta olan üç projesini paylaşıyoruz. Kripto para sektörü sadece iki yıldır şiddetli bir şekilde dalgalanan bir sektör değil. Bu sektörün doğuşundan beri doğası bu şekilde. Haliyle bu alandaki yatırımcılar, paralarıyla projeleri destekleyerek büyük riskler alıyorlar. Bu risklerin önüne geçmenin en büyük yolu ise güvenilir ve gelecek vadeden gerçek ve amaca sahip projelere yatırım yapmak. Fakat tek yol somut ve stabil projeye yatırım yapmak da değil. Sosyal medyanın kripto para sektöründeki etkisi göz önüne alındığında, popüler ve çokça konuşulan projeler de yüksek yatırım alabiliyor. Elbette bu birimlere yapılan yatırımlar çok daha büyük bir risk taşıyor. Yine de doğru zamanda yüksek kazançlar sağlanabiliyor. İçeriğimizdeki kripto para projeleri de bu iki temel nedeni destekleyen projeleri kapsıyor. - Listemize geçmeden uyarı: Bu içeriğimiz yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Alacağınız kararlar ve yapacağınız yatırımlar sizin sorumluluğunuzdadır. OpenAI'ın üretken yapay zeka sohbet robotu ChatGPT ile ilgili yeni haberleri her gün okumaya alışan teknoloji ve kripto ekosistemi, haliyle bu alandaki projelere de yakından bakıyor. Bunların en popülerleri arasındaysa yapay zeka teknolojisini arkasına alan yPredict projesi yer alıyor. Piyasa tahmini platformu olarak konumlandırılan yPredict platformu, bünyesinde her kesimden kullanıcının beğenisine sunulmak üzere konunun uzmanları tarafından geliştirilen bir dizi tahmin modeli ve veri analiz aracı barındırıyor. Borsa uzmanlarından bilgisayar programcılarına ve analistlere kadar çok geniş yelpazede bir kullanıcı kitlesini hedefliyor. - Bekleme listesinde halihazırda 20 binden fazla kullanıcı sayısına ulaştı. Dolayısıyla şimdiden yüksek talep görüyor. - Yahoo Finance gibi büyük medya kuruluşları tarafından öne çıkarıldı. - Rakiplerine göre daha fazla özellik sunması . - Yapay zeka alanında halihazırda yüksek rekabet var. Bu rekabet, yatırımcılar için yüksek risk de doğuruyor. - Kendi internet sitesinde doğrudan 10-100x potansiyeli gibi ibare bulunması. Bu ve benzeri ibareler, yatırımcıları yanlış yönlendirebilir. Hindistan merkezli projenin whitepaper'ına bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilir, proje hakkında detaylı bilgiler için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. Launchpad XYZ, Web3 dünyasına girmek isteyen ancak bu konuda fazla fikri olmayan potansiyel yatırımcıları hedefliyor. Tam donanımlı Web3 platformu ve kolay erişilebilir araçları ile proje, doğru dijital varlıktan doğru blok zinciri ve cüzdana kadar yatırımcıların ihtiyaç duyabileceği her konuda bilgi ve hizmet sağlamayı planlıyor. Launchpad XYZ ekosisteminde merkeziyetsiz bir borsa, kapsamlı bir yatırım terminali, ön satış analizi sağlayan yetkin araçlar ve eşler arası NFT alışverişi imkanı bulunuyor. Proje ekibi, Web3 alanında deneyimsiz kullanıcılar için bir de eğitim bölümü tasarlıyor. Bu bölümde kullanıcıların merak ettikleri her konuyla alakalı içerik bulabilmesi ve Web3 ile ilgili meraklarını gidermesi amaçlanıyor. Proje geliştiricileri, toplamda 10 milyondan fazla kullanıcıyı platformu çekmeyi hedefliyor. - Projenin kripto para birimi, deflasyonist bir yapıya sahip. Yani kripto para arzı, düzenli aralıklarla azaltılıyor. - Pasif gelir elde etmek isteyenler için stake seçeneği sunuluyor. - Tıpkı yapay zeka alanı gibi Web3 alanı da yoğun rekabete ev sahipliği yapıyor. Projenin whitepaper'ına bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilir, proje hakkında detaylı bilgiler için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz. Wall Street Memes ise yazımızın başında bahsettiğimiz sosyal medya etkisine dayanıyor. Kripto para birimi, daha önce DOGE'yi 'uçuran' Elon Musk'ın da sosyal medyada etkileşimde bulunduğu bir birim. Kripto para birimi, küçük yatırımcılarla büyümeyi hedefleyen ve ERC-20 tabanlı bir topluluk projesi olarak tanımlanabilir. Proje, DOGE'den önce borsaları alt üst eden Gamestop olayını milat olarak kabul ediyor. Sayısı 1 milyonu aşan deneyimli bir kripto topluluğu tarafından desteklenen proje, viral popülerlik ile gelir elde etme imkanı sunmayı amaçlıyor. - Elon Musk gibi büyük bir ismin dikkatini çekmiş olması. - Şimdiden 400 binden fazla takipçiye ulaşarak büyük bir topluluk kurmayı başarması. - Düzenli olarak airdrop gerçekleştirmesi. - Tamamen sosyal medya odaklı olması ve buradaki dinamiklerden doğrudan etkilenmesi. - Somut bir projeye sahip olmaması, temelde sadece zengin etmeyi amaçlaması. Projenin whitepaper'ına bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilir, proje hakkında detaylı bilgiler için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/discord-kalici-banlama-kalkiyor-h137991.html", "text": "Özellikle de oyuncular tarafından tercih edilen popüler mesajlaşma platformu Discord, tüm kullanıcıları ilgilendiren çok önemli bir karar aldığını açıkladı. Ayrıca Discord uygulamasına bazı yeni özellikler de geldi. Bir platformun kullanım koşullarına aykırı davranırsanız, tahmin edebileceğiniz üzere kalıcı olarak banlanırsınız. Bu durum, Discord için de geçerliydi. Ancak şimdi, bu durum değişti. Discord yönetimi, platformun kalıcı banlama uygulamasını büyük ölçüde esnetti. Şirketin açıklamasına göre Discord'dan banlanmak, bundan sonra pek de mümkün olmayacak. Discord tarafından yapılan açıklamaya göre kullanıcılar, bundan sonra yepyeni bir uyarı sistemi ile karşılaşacaklar. Şöyle izah edelim; diyelim ki platformun kurallarına aykırı bir davranışta bulundunuz. Discord, bu durumda size bir mesaj gönderecek ve neyi, nasıl yanlış yaptığınızı tüm detayları ile anlatacak. Daha fazla bilgi isteyen kullanıcı da yine bu mesaj içinden Discord politikalarına ulaşabilecek. Kullanıcı, yeni dönemde Discord politikalarını ihlal ettiğinde bununla ilgili bazı kısıtlamalar görmeye başlayacak. Diyelim ki topluluk kurallarına aykırı olan bir görsel paylaştınız. Discord, bununla ilgili sizi uyaracak ve platforma görüntü yükleme izninizin bir yıla kadar kısıtlanabileceğini söyleyecek. İhlalleri sürdüren kullanıcı, bir yıla kadar geçici kısıtlamaya maruz bırakılacak. Discord üst yöneticilerinden Savannah Badalich, \"Tüm platformlar arasında en incelikli, kapsamlı ve orantılı uyarı sistemini oluşturduğumuzu düşünüyoruz.\" dedi. Discord, yeni uyarı sistemine ek olarak birkaç yeni özelliği de kullanıcılara ulaştırdı. Bu özelliklerden biri, müstehcen görüntülerle ilgili. Artık herkese açık kanallara veya mesajlaşma sayfalarına gönderilen müstehcen görüntüler, otomatik olarak bulanıklaştırılacak. Bu yeni özellik, platforma yüklenen tüm görüntülerin taranacağı anlamına geliyor. Haliyle, mahremiyet ile ilgili tartışmalara yol açabilir. Ancak Discord, böyle bir tartışmaya gerek olmadığını çünkü tarama işleminin yapay zeka tarafından yapılacağını söylüyor. Buna ek olarak; yine kullanıcıların güvenliği kapsamında kullanıma sunulan bir diğer özellik de ilk kez mesaj alınan kullanıcılarla ilgili olacak. Discord, iki kullanıcı arasındaki ilk mesajlaşma sırasında bir uyarı ekranı gösterecek. Bu uyarı ekranında gönderilen bağlantılara tıklanmaması gerektiği gibi siber güvenliğe yönelik tavsiyelerde bulunulacak. Discord, uygulamanın mağaza bölümünde de bir dizi değişiklik yapacak. Böylelikle daha kullanıcı dostu bir deneyim yaşanacak. Tüm bunlara ek olarak; Discord'un mobil uygulamasındaki karanlık tema iyileştirilecek. Bildirim sayfası da yenilecek. Kullanıcılar, Discord Remix özelliğini akıllı telefonlarında da kullanabilecekler."} {"url": "https://www.webtekno.com/discord-mobil-uygulamasini-bastan-asagi-yenilemeye-hazirlaniyor-h139109.html", "text": "Discord, 2015 yılında yayınladığı mobil uygulamasını açık açık \"masaüstü uygulamasının basitleştirilmiş bir versiyonu\" olarak nitelendirirken, uygulamanın \"gelişmiş mobil deneyimi\" sunan yeni versiyonunu da duyurdu. Yeni versiyonda navigasyon sekmeleri değişikliğe uprayacak, ekranın alt kısmında kalan menüde Sunucular, Mesajlar, Bildirimler ve Siz sekmeleri yer alacak. Her ne kadar Discord ilk aşamada yatay menüde değişiklikler yapacak olsa da Sunucular sekmesi daha önceki görünümünü hemen hemen koruyacak. Buradaki tek önemli değişiklik, doğrudan mesajlaşma için bu sekmenin kullanılmaması olacak. Onun yerine şu andaki arkadaşlar sekmesinin yerini alacak olan Mesajlar sekmesini kullanmak gerekecek. Bu kısımda hem birebir mesajlaşmalar hem de grup mesajları yer alacak, yani WhatsApp gibi uygulamalarda gördüğümüz sistem tercih edilecek. Böylece mesajlaşma kolaylaşacak. Ayrıca istenen mesajlar işaretlenerek bu sekmenin üst kısmına sabitlenebilecek. Sekmenin arama çubuğunu kullanarak rehberdeki kişileri, paylaşılmış belgeleri ve diğer dosyaları, görselleri aramak da mümkün olacak. Bildirimler sekmesinde ise artık sunucu etkinliklerini, arkadaşlık isteklerini, mesajlara verilen cevapları görebileceğiz. Ayrıca artık gelen bildirimleri tek tek silmekle de uğraşmamız gerekmeyecek, bildirimler otomatik olarak silinecek. Alt menüden arama sekmesinin kalkmasıyla birlikte Siz sekmesi, bu menüdeki son sekme olacak. Bu sekmeden hesabımızın kontrolünü sağlayabilecek, ayarlar yapabileceğiz. Tamamen siyah arka plan isteyenler, bu sekmeden yeni Midnight temasını seçebilecek. Yeni güncelleme ile birlikte uygulama daha akıcı hale de getirilmiş olacak. Discord'un iddiasına göre yeni uygulama Android'de %55, iOS'ta %43 daha kısa sürede açılacak ve bu süreçte dört kat daha az veri kullanacak. Ayrıca sesli ve görüntülü iletişim özellikleri de geliştirilecek. Bu yeniliklere ek olarak Discord, sunucu üye listelerine daha hızlı erişim, daha iyi arama filtreleri, daha fazla kişiselleştirme seçeneği gibi özelliklerin üzerinde de çalıştığını açıkladı. Yeni versiyon 2024 yılının başlarında gelecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/discord-sohbet-botu-clyde-fisini-cekiyor-h138679.html", "text": "Teknoloji dünyasında devam eden yapay zeka yarışına katılan şirketlerden biri de Discord'du. Özellikle oyuncular arasında popüler olan sesli sohbet ve mesajlaşma platformy, mart ayında bir dizi yapay zeka özelliği getireceğini duyurmuştu. Bunlardan biri de Clyde isimli ChatGPT'den güç alan bir sohbet botuydu. Diğer sohbet botları gibi kullanıcıların sorularını yanıtlamak ve onlara yardımcı olmak için tasarlanan Clyde, tanıtıldığı zamandan beri test ediliyordu. Ancak bugün yapılan bir açıklama, sohbet botunun geniş çapta kullanıma sunulmadan fişinin çekileceğini gösterdi. Discord'un açıklamasına göre Clyde sohbet botu, 1 Aralık 2023 tarihinde devre dışı bırakılacak. Bu tarihten itibaren artık hiçbir kullanıcı bota erişemeyecek. Clyde'ın deneysel bir bot olduğunu ve şu ana kadar yalnızca sınırlı sayıda kullanıcıda test edildiğini tekrar belirtelim. Bu kararın beklenmedik olduğunu söylemek mümkün. Platform, tanıtım yaptığı gün botun Discord'daki sohbetler ve toplulukların çok önemli bir parçası haline gelmesini planladıklarını açıklamıştı. Aniden neden böyle bir karar alındığı belli değil. Belki de Clyde'ı ileride ücretli abonelik Nitro'ya özel bir özellik olarak geri döndüğünü görürüz. Ya da şirket testlerde Clyde'ın platform için gerekli olmayan bir hizmet olduğunu görmüş olabilir. Ancak bunlar sadece tahmin. Şirket, Clyde'dan vazgeçmesinin arkasındaki gerekçeyi paylaşmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/dizi-ve-film-bebekler-nasil-aglatiliyor-h138844.html", "text": "Bebekler, yetişkin oyuncular gibi ağlama rolü yapamayacakları ya da bilinçli olarak kendilerini ağlatacak bir şeyler düşünemeyecekleri için başka yollarla ağlatmaya çalışılır. Peki, sakin bir bebeği ağlatmak için hangi yöntem veya yöntemler kullanılır? Bu yöntemler acımasızca mıdır? Tüm bu soruların cevapları için sizi içeriğimize alarak merakınızı giderelim. Setlerde genellikle bebek bakıcısı diyebileceğimiz özel kişiler bulunur. Bebek bakıcıları bir nevi, bebek ile yönetmen arasındaki tercümandır. Mesela bebeklerin veya çocukların gülmesi gerektiğinde bakıcı; kameranın arkasına geçip komik suratlar yapar, dans eder veya onları güldürebilecek resimler/fotoğraflar gösterilir. Ancak ağlamak, tamamen farklı bir durum. Onları ağlatmak adına yapılabilecek pek çok yöntem olsa da bunların birçoğu bebeğe zarar verebilir. Bazen bebekleri ağlatmak için çevresine kötü kokular koyarlar ya da yüksek sesler çıkarırlar fakat bu tekniklere çok da faydalı diyemeyiz. Asıl yöntemde ise yine bakıcının eylemleri devreye girer. Bebek bakıcısı ya da bakıcı yoksa bebeği yönlendirecek kişiler de ağlama taklidi yapar. Böylece bebek de hemen ağlamaya başlar! Bebeklerin başka bebeklerin ağladığını duyduklarında ağlamaya başladığını bilirsiniz. İşte bu empati ağlaması burada da geçerlidir. Üstelik bu teknik, neredeyse kusursuzdur diyebiliriz. Yani şimdiye kadar bu şekilde ağlatılamayan bebeğe pek rastlanmadı. Bebeğin artık ağlamasına ihtiyaç yoksa sakince kucağa alınır ve ağlamasını ağlayarak tetikleyen kişi ona mutlu olduğunu gösterir, sakin ve güler yüzlü bir yaklaşım sergiler. Ardından bebek de hızlı bir şekilde ağlamayı keser. Eğer böyle bir yaklaşım ağlamasını kesmesine yeterli değilse, çıngıraklı ya da zilli oyuncaklar kullanarak dikkati dağıtılabilir. Gelişen teknolojiyle artık bebeklere çok da ihtiyaç duymayabiliriz. Sinema ve televizyon sektöründe yavaş yavaş kullanılmaya başlanan \"robotik bebekler\", artık oyuncu bebeklere ihtiyaç duyulmasını engelleyebilir. Hareketli robotların üzerine dijital ortamda yerleştirilen gerçek bebek görüntüleri henüz pek de gerçekçi görünmüyor ama elbette geliştirilecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/doctor-who-14-sezon-fragman-cikis-tarihi-h139626.html", "text": "Uzun yıllardır devam eden İngiliz yapımı Doctor Who, 2024 yılında da ekranlarda yer alacak. Bu sezonla birlikte dizinin tarihindeki 15. doktoru oynayacak olan Ncuti Gatwa, önümüzdeki sezonlar için rolü üstlenecek. Şimdiye kadar yılbaşı özel bölümlerinde gördüğümüz yeni doktorun başrolünde olduğu sezonun yayın tarihi, bir fragmanla ortaya çıktı. İlk siyahi doktor olan Ncuti Gatwa'nın dışında, yeni sezonda doktorun yoldaşı diyebileceğimiz, serinin hayranlarının companion olarak bildiği rolde ise Millie Gibson yer alacak. Milli Gibson'ın canlandıracağı karakterin ismi ise Ruby Sunday. İkili, TARDİS adlı uzay-zaman makinesine atladıkları gibi maceradan maceraya atılacaklar. Elbette bu süreçte pek çok düşmanla da yüzleşecekler. Yeni sezonda dizinin kadrosunda Yasmin Finney ve Bonnie Langford, daha önceden canlandırdıkları Rose Noble ve Mel Bush karakterleriyle geri dönecekler. Ayrıca ekibe \"Doktor'un bugüne kadarki en güçlü düşmanı\" olarak Jinkx Monsoon, rolü henüz açıklanmamış olan Jonathan Groff, Düşes rolünde Indira Varma ve Morris rolünde de Lenny Rush katılacak. Birleşik Krallık'ta iPlayer, dünyanın geri kalanında ise Disney Plus üzerinden yayımlanacak olan serinin yılbaşı özel bölümleri eleştirmenlerden geçer not almıştı. Fragmanda da yeni doktorun alışılmış versiyonundan biraz daha flörtöz, daha enerjik ve oldukça neşeli bir karakter olduğunu görebiliyoruz. Doctor Who, Mayıs 2024'te geri dönecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/dogecoin-alternatif-kripto-para-birimi-h135738.html", "text": "2020 yılındaki boğa piyasasında Elon Musk'ın Twitter'dan verdiği destekle zirveyi gören Dogecoin, kripto para piyasalarının nasıl anında değişimlere çok açık olduğunu herkese göstermişti. Musk'ın yaptığı paylaşımların etkisini erkenden görebilen küçük yatırımcılar Dogecoin ile kısa sürede yüksek karlara ulaştılar, ancak aynı etki sebebiyle daha sonradan alım yapanlar, Dogecoin'in 1 dolara yükselme ihtimalini sorgulamaya başladılar. Açıkçası hem çıkış hikayesi hem de projesi sebebiyle tam olarak bir meme coin olan Dogecoin için kesin yorumlarda ya da tavsiyelerde bulunmak, kripto para uzmanları için bile imkansıza yakın. 2023 sonlarına doğru yaşanması beklenen yeni boğa piyasasında daha önce popüler olan herhangi bir kripto paraya yönelik bu yorumda bulunmak da aynı derecede zorluğa sahip. Ayrıca bu kez ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nun Binance ve Coinbase'e karşı açtığı davalar söz konusu ki bu davaların, önümüzdeki boğa sürecine negatif yönde etki edebileceğini; insanların borsalara olan güvenlerinin sarsılması nedeniyle biraz daha temkinli olacaklarını söyleyebiliriz. Bu sebeple Dogecoin gibi popüler olmaya aday alternatif kripto para birimlerini derledik. - yPredict : Alım satım işlemleri için yapay zeka ChatGPT'den yararlanan kripto para. - EcoTerra : Geri dönüşüm ve çevre odaklı 'yeşil kripto para'. - DeeLance : Blok zincirinden yararlanarak daha esnek bir ekonomi hedefliyor. Yapay zeka yazılımları sadece metin ve görsel üretme alanlarında trend haline gelmedi. Zira yPredict adındaki bu platform hem alım satım işlemleri hem de piyasanın gidişatını önceden hesaplayabilen yapay zeka yazılımlarından gücünü alıyor. Hatta Mayıs 2023'te Yahoo Finance; yPredict'in 1,655 milyon dolar fon toplayarak önemli bir dönüm noktasını geride bıraktığını yazmıştı. Elbette yPredict'in kurucuları, platformun her zaman kusursuz sonuçlar vereceği konusunda garanti sunmuyorlar. Ancak yapay zekanın milyonlarca alım ihtimali arasından en verimli olanları filtrelemesi, daha olası seçenekleri sunması bile son kararı vermeden önce yatırımcılar için büyük bir nimet. yPredict token satın almak yatırımcıları yapay zeka destekli bir ekosistemin parçası haline getiriyor; yani sadece bir kripto para yatırımı yapılmış olmuyor, sonraki yatırımlar için kullanılabilecek yapay zeka araçlarına erişim sağlanmış oluyor. Son olarak yPerdict'in kripto parası YPRED'in 2023'ün üçüncü çeyreği itibarıyla 0,12 dolarlık fiyat üzerinden merkezi bir kripto para borsasında listeleneceğini, yani daha çok yatırımcıya ulaşarak popülerliğini artırabileceğini belirtelim. Dogecoin gibi eğlence ya da Ethereum gibi finansal çözümlere odaklı projeler, zamanla ciddi derecede popülerliğe ulaşıp ana akım haline geldiler. Ancak derdi yaşadığımız dünyanın geleceği olan, iklim ve çevre sorunlarına sürdürülebilir çözümler getirmek için inşa edilen projeler de var. Bunlardan birisi de EcoTerra. Peki EcoTerra bir kripto para olarak nasıl oluyor da iklim değişikliği ve diğer çevre sorunları ile mücadele edebiliyor? Bu sorunun yanıtı kripto paranın benimsediği R2E ya da açılımı ile Recycle-to-earn sisteminde gizli. Bir mobil uygulamayla insanları geri dönüşüme teşvik eden EcoTerra; geri dönüşüme gönderilecek plastik, cam, tekstil ürünlerinin barkodlarını taratarak insanların kripto para elde etmelerini sağlıyor. , Elbette bu geri dönüşüm yoluyla kazanma sistemini kullanmak için EcoTerra uygulamasının doğrulayabileceği, geri dönüşümün yapıldığını kanıtlayan fişlere ihtiyaç var. Bunun için kullanıcılar, uygulama üzerinden kendilerine en yakın geri dönüşüm ATM'lerini buluyor, ürünün barkodunu uygulamaya okuttuktan sonra bu ATM'lerden aldıkları fişleri okutuyor ve süreç tamamlanmış oluyor. Geri dönüşüm yoluyla kazanmak dışında EcoTerra token satın almak da sisteme dahil olmanın bir yolu. Ön satışında 5,4 milyon dolar fon toplayan proje, önümüzdeki yıllarda yerel, ulusal veya uluslararası kurumlarla yapılacak işbirlikleri sayesinde çok daha ciddi popülerliğe ulaşabilir. Özellike pandemi döneminde yükselişe geçen freelance iş kollarının artık sadece bir ek gelir yöntemi değil, pek çok kişinin ana geçim kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. DeeLance projesi ise internetteki pek çok popüler freelance iş ya da çalışan bulma platformu gibi ancak önemli bir farkla: Bu platformun kendisine özgü bir kripto para birimi var: DLANCE. Blok zincirinin merkeziyet karşıtı yapısını freelance çalışma modeliyle bir araya getirmeyi hedefleyen DeeLance; bugüne kadar Business Insider, Yahoo Finance, CoinTelegraph gibi çok sayıda ekonomi ve kripto para basınının dikkatini çeken projeler arasında yer aldı. Hem iş verenler hem de freelance çalışanlar için bir ödeme aracı olarak geliştirilen DLANCE, gelir elde etmenin günümüz ekonomik modelleri dışında da bir yolu olduğunu gösteriyor. Şu anda DLANCE tokenleri herhangi bir büyük borsada listelenmiyor ancak ön satış kampanyası aracılığı ile DeeLance token satın alınabiliyor. Ayrıca DeeLance, rakiplerine kıyasla oldukça düşük ücretlerle freelance iş çözümlerine ulaşmanızı sağlıyor. Müşterilerden sadece %2, freelance çalışanlardan ise sadece %10'luk kesinti yapılıyor ki bu kesintiler, diğer global freelancer platformlarındaki oranları düşününce oldukça avantajlı görünüyor. Dogecoin'e alternatif olan ve ayakları daha sağlam yere basan kripto para projelerinden şimdilik bu kadar. Daha fazlası için takipte kalın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/dolandiricilarin-gonderdigi-linke-tiklamak-h138300.html", "text": "Bilgisayar, tablet veya telefon kameranıza erişimlerinden tutun kart şifrelerinizi öğrenmenize kadar, aklınıza gelebilecek her şey teknoloji yüzyılında bugün itibarıyla mümkün. Her geçen gün yeni bir yöntem kullanarak insanları, hatta bazen devletleri bile tehlikeli olaylara sürükleyen bu durumlar tahmin edersiniz ki çok büyük bir tehdit. Bu saldırı türünde en çok kullanılan yöntem \"drive-by download\" dediğimiz bir saldırı türüdür. Bu saldırı için mağdurun belli bir dosyayı açması veya siteye tıklaması yeterlidir. Sonrasında kötücül yazılım ya da kod kendi kendine bilgisayara yüklenir ve bilgisayarınızın koruma ve işletim sisteminizin güncellik düzeyine göre kendini aktive eder. Bilgisayarınıza inen ve kendini yok eden kötücül yazılım bazen zararsız da olsa \"adware\" yani istenmeyen reklam olarak etkisini gösterebileceği gibi hedefe yönelik daha zararlı siber tehditler de arz edebilir. Bu etki, kötücül yazılım veya kodun türüne göre değişir: Virüs, trojan horse, logic bomb, spyware, worm, cryptojacking vb. olmasına göre farklı zararlı sonuçlar ortaya çıkar. Bu kötücül yazılımlar kimi zaman izin vermediğiniz bilgilerinizin paylaşılması yönünde sosyal medya uygulamalarının izinlerini manipüle eder ve sizden habersiz bir şekilde değiştirebilir. Kimi zaman da internet trafik bilgilerinizin depolandığı alanı ya da tabloyu manipüle ederek internet trafiğinizi kendi network'üne yönlendirir ve hassas bilgilerinizi ele geçirir. Ancak en kötüsü bu da değil: Bilgisayarınıza ileri düzeyde yetkilerle erişip ihtiyaca göre kötücül yazılım yükler. Örnek verecek olursak; Kriptominer yükleyerek bütün sisteminizi rehin alabilir, bu durum cryptojacking olarak da biliniyor. Her siber saldırıda olduğu gibi \"camfecting\" dediğimiz bu saldırı türünde siber suçlu, sistemimize bir şekilde erişim sağlar ve bu erişimi suistimal etmeye başlar. Bu saldırı özellikle laptop, televizyon, telefon ya da CCTV gibi kamera içeren bilişim sistemlerine yönelik bir tehdittir ve uzaktan erişim ile ilgili sisteme erişim sağlayıp \"privilege escalation\" olarak bilinen yetki arttırımı yöntemi ile ilerler. Bu siber saldırıda genellikle \"Remote Access Trojan\" adlı kötücül yazılım kullanılır. Sisteme bulaşan ve yetkileri istenen düzeyde arttırmayı başaran siber suçlu, camfecting için kamera kullanan yazılım ya da tarayıcı eklentilerini indirir ve bunları aktive eder. Bunlar biz farkında olmadan arka planda çalışmaya devam eder. Hatta kameranın LED ışığı yanmaksızın aktive edilebildiği 2013 yılında MacBook üzerinde yapılan bir PenTest çalışmasında ortaya çıkmıştır. Kamera kullanmamanıza rağmen kamera ışığınız açıksa derhal kamera kullanabilen uygulamaların açık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bu kontrolü bilgisayar ayarlarınıza girerek \"kamera ayarları\" yazarak yapabilirsiniz. Tarayıcı açık olmadığı halde kamera aktif oluyorsa, sorun tarayıcı eklentilerinde demektir. İlgili eklentiyi kaldırarak veya silerek geçici de olsa bir çözüm bulabilirsiniz. Bunlar haricinde bilgisayarınızın kamera kayıtlarının tutulduğu dosyaya giderek istemsiz yapılan kamera kaydı olup olmadığı da kontrol edilebilir. Genel bir çözüm olarak da pek çok kişinin günümüzde kamerasını bir bant yardımıyla kapatabiliyor. En önemlisi de bilgisayarınızın işletim sisteminin ve yazılımlarının güncel tutulması. Güncel bir antivirüs programı sorunun önlenmesi ve giderilmesinde büyük rol oynar. Teknik bilgi düzeyi yüksek olan kullanıcılar kameranın kullandığı protokol ve servislere olan erişimi güvenlik duvarı üzerinden yerine göre deaktive edebilirler. Bu usullerden biri bilgisayara keylogging yani klavye tuşlarına yapılan basımları kaydeden donanımsal USB'ye benzeyen bir parça eklemektir. Alternatif olarak yine sisteme halihazırda erişim sağlamış bir aktör keylogger yazılımı indirip çalıştırabilir ve klavye tuşlarına yapılan basımları bu yolla kaydedebilir. Ayrıca, Wi-Fi özelliğine sahip klavyelerin çok ciddi kısmı \"KeySniffer\" saldırısına açıktır. Bu klavyelerde sinyal ya da paketler güvenli olmayan radyo protokolleri üzerinden iletilir ve şifrelenmiş değildir. Saldırgan, şifrelenmemiş bu sinyal aktarımını klavyeye yakın bir yerlerde yerleştirdiği KeySniffer sayesinde ele geçirilebilir ve analiz edebilir. Wi-Fi ile bağlanan klavyelerden bu yüzden kaçınılmalı ve Bluetooth ya da kablolu klavyeler tercih edilmelidir. Son olarak; klavyeye basma hızı, sertliği, süresi ve yoğunluğundan hangi tuşa basıldığını anlayan yapay zeka uygulamaları geliştirilmektedir. Ayrıca klavye tuşunun çıkardığı sesler arasındaki nüans farkını anlayan yapay zeka çalışmaları mevcuttur. Siber güvenlik uzmanları, yapay zekanın siber suçlular tarafından bu amaçla da kullanılacağını tahmin etmektedirler. Spoofing denilen bir yöntemle e-posta başlığının manipüle edilmesi mümkündür. Bunun için Outlook, Gmail gibi bir e-posta sunucusu ve güvenli sayılmayan Simple Mail Transfer Protocol protokolü yeterlidir. Bu sayede, e-posta başlığında yer alan \"gönderen, yanıtla veya geri dön\" gibi bilgiler e-posta gövdesinden ayrı bir şekilde oluşturulabilir. SMTP'de bunu doğrulayacak bir mekanizma yok, bu yüzden e-postanın orijinal olup olmadığını tespit edemez. E-posta sahteciliğini tespit etmek için mesaj içeriği ve kalitesine bakılmalı ve dikkat çekecek düzeyde ciddi yazım ve içeriksel hatalar var mı buna bakılmalıdır. Ayrıca e-posta başlığındaki gönderici ve alıcı bilgileri ile e-posta adresi arasında uyum bulunmalıdır. Fiziksel alemde fiziksel etkiler doğuran, yaralanmaya ve ölüme sebebiyet verebilen siber saldırıların dışında devletler de bu siber suçlardan nasibini almış. Örneğin; Rusya'nın, Ukrayna'daki bir güç santralinin kontrol sistemlerine erişmesi ve halkı elektriksiz bırakması veya ABD'nin, İran'daki Natanz uranyum tesislerinin önemli bir kısmına hack'leme yoluyla zarar vermesi örnek verilebilir. Bu saldırı sonrası dijital yollarla kontrol edilebilir hale getirilmiş bir barajın kapakları açılabilir; tren raylarındaki hemzemin geçitler manipüle edilebilir veya hastanedeki kişisel tıbbi verilerle oynanabilir. Yani dememiz o ki internette her gördüğünüz linke, siteye veya e-postaya tıklamamanızda fayda var. Siber güvenlik uzmanı Yasir Gökçe'ye bizimle bu bilgileri paylaştığı için teşekkür eder, güvenli internet ortamında gezinmenizi temenni ederiz!"} {"url": "https://www.webtekno.com/dolandiricilarin-yeni-yontemi-mezarliklar-daire-baskanligini-taklit-etmek-h139794.html", "text": "Yeni teknolojilerle kötü niyetli kişiler de yeni dolandırıcılık yöntemleri geliştiriyor olsa da özünde kullandıkları mekanizmalar çok da değişmiyor: Güvenilir gözükmek ve sonrasında bilgileri çalmak. Son günlerde sık kullanılan bir yöntem de vatandaşların bilgilerini çalmak için belediye kurumlarını taklit etmek. Dolandırıcıların kullandığı yöntemde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Daire Başkanlığından gelmiş gibi gözüken bir mesajda \"e-Devlet Kapısı şifreniz ile giriş yapılmıştır.\" denilerek bir mesaj atılıyor. Mesajın devamında da işlemi siz yapmadıysanız diye bir link veriliyor. Bu mesajda yer alan linke tıklarsanız dolandırıcılar sizin bilgilerinize erişebiliyorlar. Linke tıklamış olanların da tüm şifrelerini değiştirmeleri gerekiyor. Ayrıca mobil cihazlarında kullandıkları hattın operatörüne de bilgi vermeleri büyük önem taşıyor. Böylece olası saldırıların ve zararların önüne geçmek mümkün olabiliyor. İBB, konuyla ilgili bir duyuru yayımladı. Bazı vatandaşlarımızın telefonlarına Mezarlıklar Daire Başkanlığımızdan gelmiş gibi görünen bu mesajın ulaştığı tespit edilmiştir. Söz konusu mesajla ilgili vatandaşlarımızın hiçbir işlem yapmamasını önemle rica ederiz. Son dönemde bu türden saldırıların sayıları oldukça artmış durumda. Saldırı yöntemleri de gittikçe daha sofistike hale geliyor. Saldırılan büyük kısmında ise amaç kişisel bilgileri ele geçirmek olarak görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/dolandiricilik-sosyal-medya-fenomenleri-h138598.html", "text": "Adnan Oktar'ın suç örgütü kurmasından Dilan ve Engin Polat çiftinin kara para aklaması ile devam eden bu furyanın aslında öncesi de var. Sosyal medya aracılığı ile insanları kandırıp suçlanan, ceza alanlar insanlar olduğu gibi birçoğu da ifadeler için karakol kapılarını aşındırıyor. Oda TV'nin haberine göre de Dilan ve Engin Polat'ın kara para aklamasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı harekete geçecek ve bu kapsamda 600'e yakın sosyal medya fenomenini incelemeye alacak. Lüks hayatına dair paylaşım yapan fenomenler incelenecek. Yasalara uygun olmayan durumlar fark edilirse de bu, ilgili mecralara bildirilecek. Sahne kimlikleri, sahte işleri veya ürünleri ile birçok kişinin canını da yakan bu sözde fenomenler kimmiş, hangi suçlardan başlarına neler gelmiş bakalım. Dilan ve Engin Polat çifti, suçları kesinleşirse 30 yıla yakın hapis cezası alabilir. 5 yıl gibi kısa bir sürede zengin olup bu zenginliği abartılı şekilde sosyal medyada yaşayan Dilan ve Engin Polat, kara para aklama suçu ile tutuklandı. Güzellik merkezleri başta olmak üzere kurdukları bazı şirketler aracılığıyla kara para aklayan çift ile Sıla Doğu, Sezgin Polat, Can Doğu ve Can Polat'ın da aralarında olduğu toplamda 12 kişi tutuklandı. \"Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi, Vergi Usul Kanunu ile Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi kanunlarına muhalefet ile suçlanan çiftin avukatı geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile Polatların suçları kesinleşirse 25-30 yıl arasında hapis cezası alabileceklerini söyledi. Dün ise suçlarına bir yenisi daha eklendi. Şarkıcı Banu Parlak'ın sahibi olduğu güzellik merkezinin kurşunlanması üzerine ifadeleri alınan Engin ve Dilan Polat ile babası Sezgin Polat'a, azmettirici oldukları için bir tutuklama kararı daha verildi. Bahar ve Nihal Candan, kara para aklama suçu ile gözaltına alındı. Dünün gündemi ise Bahar ve Nihal Candan kardeşler oldu. Türkiye'nin İşte Benim Stilim programı ile tanıdığı Bahar Candan, yarışmadan sonra ablası ile sosyal medya fenomeni oldu. Garip hareketleri, lüks yaşamı ile dikkat çeken kardeşlerin sahip olduğu paranın kaynağı merak edilince de birçok kişinin merceğinde oldu. Timur Soykan'ın dolandırıcılık çetesi üyeleri iddiaları ile de gündeme gelen Nihal ve Bahar Candan, dün gözaltına alındılar. Kardeşlerin gözaltı sonucu ne olacak bilinmez ama dolandırıcı fenomenlerin arasında artık onların da adı geçiyor. Nihal ve Bahar Candan'ın gözaltına alınma sebebini daha detaylı öğrenmek için aşağıdaki içeriğimizi inceleyebilirsiniz. \"Var Böyle Tipler\" hakkındaki iddialar sürmeye devam ediyor. Yaptığı tiplemeler ile büyük takipçi kazanan Kıvanç Talu ve reklamcı eşi Beril Talu, dolandırıcılık iddiası ile konu olan diğer fenomenler. Çevresindeki kişileri reklam projelerinden para kazanma vaadi ile kandırdığı iddia edilen çiftin, 100 milyon TL üzerinde vurgun yaptığı söyleniyor. Dolandırdıkları kişilerin iftiraları üzerine soruşturma başlatılan çift için önce Portekiz'e kaçtığı söylense de çocuklarının pasaportu olmadığı için Gürcistan'a gittikleri, çocuklarına burada pasaport çıkarıp daha sonra başka bir ülkeye kaçacakları söyleniyor. Yurt dışına çıkma yasağı gelen ve hakkında soruşturma bulunan Kıvanç Talu'nun Var Böyle Tipler sosyal medya hesabı kapalı olduğu gibi aileden herhangi bir haber de alınamıyor. 8 bin 658 yıl hapis cezasına çarptırılan Adnan Oktar. 1980'li yıllardan itibaren mehdiyet inancı ile insanların hayatına sızmaya başlayan Adnan Oktar, uzun yıllar boyunca kurduğu teşkilat ile kızları ağına düşürdü. İşaretledikleri kızları kusursuz bir plan yaparak kandıran grup üyeleri, yavaş yavaş kendilerine çektiler. Örgütün içerisine girip çıkış yolu kalmayan kızlar ise Adnan Oktar'ın kedicikleri olmak zorunda kaldı. Yıllarca bu kurguyu devam ettiren Adnan Oktar'ın suç örgütü 2018 yılında baltalandı. Birçok baskın yapılsa bile bir şekilde işin içinden çıkan Adnan Oktar; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, siyasi ve askeri casusluk, kişisel verilerin kaydedilmesi, tarihi eser kaçakçılığı gibi 30 ayrı suçtan gözaltına alındı. Adnan Oktar, 18 Temmuz 2018'de çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve 8 bin 658 yıl hapis cezası aldı. Psikoloji mezunu olduğunu söyleyip takipçilerini kandırdığı iddia edilen Çağla Düvenci Sönmez, fenomen hayatına kaldığı yerden devam ediyor. 2016 yılında birçok kişinin gündeminde sahte psikolog olduğu söylenen Çağla Düvenci Sönmez vardı. Televizyon programlarına çıkıp psikolog olduğunu söyleyen, insanlara akıl veren ve yönlendirmeye çalışan Sönmez'in psikoloji bölümünden mezun olmadığı belirtilmişti. Şikayetler üzerine Bilgi Üniversitesi bir açıklama yaptı ve Sönmez'in 27 Ocak 2010 tarihinde 12788 diploma numarası ile sadece sosyoloji bölümünden mezun olduğunu söyledi. Sönmez, çifte diploma fotoğraflarını paylaşsa da onu psikoloji bölümünde hiç görmediklerini söyleyenler de oldu. Her ne kadar Sönmez, belgeleri olduğunu ve fatura kesip vergisini bile ödediğini söylese de Türk Psikologlar Derneği de konu üzerine açıklama yaptı ve psikolog diploması olmadığı halde bu işi yapan Sönmez için yasal yollara başvuracağını belirtti. Sönmez ise arama motorlarında kendi hakkındaki bu haberleri kaldırmak için mahkemeye başvurdu. Mahkeme de nasıl oldu bilinmez ama Sönmez'in bu isteğini kabul etti ve bazı haberler kaldırıldı. İşin daha da tuhaf yanı Sönmez bu olaydan sonra Londra'ya taşındı ve Instagram'da fenomen hayatına 780 bin civarındaki takipçisi ile devam ediyor. Simge Barankoğlu ve Yeşim Aydın, 56 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. 2021 yılında İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi tarafınca birçok tanınmış isme soruşturma başlatılmıştı. Simge Barankoğlu ve Yeşim Aydın'ın da aralarında olduğu 18 şüpheli, dolandırıcılık ile suçlandı. Fenomenler, kandırdıkları insanlara sosyal medyada oynanan bir oyundan para ödülü kazanacaklarını ancak bunun için bir miktar vergiyi vermelerini gerektiğini söyledi. Dolandırıcı suç şebekesinden 17'si tutuklanırken 2 kişi serbest bırakıldı. Barankoğlu ve Aydın, ifadelerinde sadece sosyal medyadan reklam karşılığında para kazandıklarını, dolandırıcılık işi olduğundan haberleri olmadığını söyledi ve suçlamaları kabul etmedi. Ancak iki fenomen de tutuklandı. Tutukluluk değerlendirme kapsamında ise Barankoğlu ve Aydın, 56 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. YouTube şarkıcılığı yapan, TikTok fenomeni ve menajer Onur Elmas, 7 kişilik dolandırıcılık çetesinin lideri çıktı. 2022 yılında devremülk sahiplerini, gayrimenkullerini yabancı kişilere yüksek fiyattan satma vaadi ile kandıran Onur Elmas, yurt dışındaki yatırımcıların Türkiye'ye gelme masrafı için de dolandırdıkları kişilerden 32 bin TL para aldı. Parayı verdikten sonra pişman olan devremülk sahiplerinin telefonunu alan çete üyeleri, banka hesaplarındaki 350 bin TL'yi de ele geçirdi. Toplamda 5 milyon TL dolandıran çete lideri Onur Elmas ve 3 adamı tutuklanarak cezaevine gönderildi. 120 TikTok fenomeni gözaltına alındı, aralarında tanıdık simalar da olan 10 kişi tutuklandı. Haziran 2023'te 37 ilde eş zamanlı yapılan operasyon ile 120 TikTok fenomeni, 1,2 milyar dolandırıcılık iddiası ile gözaltına alınmıştı. Çete, ele geçirdikleri kredi kartları ile TikTok'tan jeton satın aldı ve daha sonra da jetonların iadesini belirli hesaplara yaptı. TikTok'taki bir açıktan kaynaklı yapılan bu dolandırıcılık işlemi sonrasında kredi kartından çekilen jeton paraların iadesi TikTok tarafından yapıldı. Dairelerden iş yerlerine, şirket ortaklık paylarından arabalara, villalardan silahlara ve yüklü miktarda paraya kadar birçok eşyaya da el konuldu. 57 şüpheli soruşturma kapsamında adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken 10 şüpheli de tutuklandı. Tutuklanan isimler arasında ise yüksek takipçileri ile dikkat çeken Ahmet İsmet Baştürk, Abdulsamet Kaya, Kenan Kerim Kekeç ve Recep Toprak da bulunuyor. Instagram ve TikTok'un yanı sıra Twitch fenomenleri de dolandırıcılık ile tutuklandı. Dolandırıcılıktaki son isimlerimiz ise canlı görüntü programı olan Twitch fenomenlerinden. 2021'de platformdaki fenomenlere kimliği bilinmeyen kişiler tarafından düzenli bağış yapıldığı iddiası gündeme gelmişti. Bu bağışların çalıntı kredi kartlarından yapılması ve bağış yapan kişi ile yayıncıların arasında paraların belirli oranlarda paylaştırılması iddiasına yönelik farklı illerde operasyon düzenlenmişti. Boran Mahmutoğlu, Figen Benli, Muhammed Işık, Dilara Esma Toprakçı, Sude Eldem'in de arasında olduğu 31 Twitch fenomeni, 18 yaşından küçük 6 şüpheli ile toplamda 39 kişi gözaltına alınmıştı. 1 milyon dolarlık vurgundan sorumlu tutulan şüpheli iki kişi tutuklanırken 37 kişi serbest bırakıldı. Özellikle 2021 yılından itibaren hız kazanan dolandırıcılık ile fenomenler sık sık gündemde. Umarız ki bu kişilere kanan kişilerin sayısı azalırken kendilerine kandıracak kapı bulamazlar. Dilan ve Engin Polat çifti tutuklanması, Kıvanç ve Beril Talu soruşturması, Bahar ve Nihal Candan gözaltı ile ilgili gelişmeleri de aktarmaya devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/dreame-h12-dual-ozellikleri-fiyati-h139660.html", "text": "Yaşanan teknolojik gelişmeler, son dönemlerde akıllı ev aletlerinin yaygınlaşmasını sağladı. Mesela robot süpürgeler. Bu ürünler, birkaç yıldır pek çoğumuz için vazgeçilmez hale geldi. Öte yandan; dikey süpürgelerden vazgeçemeyen tüketiciler için de efsane işler yapılıyor. Bu bağlamda; Dreame H12 Dual de onlardan bir tanesi. Dreame H12 Dual, etkileyici özelliklerle donatılan bir dikey süpürge. Sahip olduğu çalışma modları ile isterseniz ıslak isterseniz de kuru temizlik yapmanıza imkan tanıyan ürün, 300W yüksek gücü ve 60 dakikaya kadar kesintisiz kullanım süresi ile tüketicileri mest edecek gibi görünüyor. Dreame H12 Dual'in etkileyici özelliklerinden bir tanesi, köşelere çok iyi bir şekilde girebiliyor olması. Bu süpürgenin kenar temizleme fırçası, süpürgeliklerin 6 milimetre yakınına kadar uzanabilmesini sağlıyor. Bu da en dip noktaların bile temizlenmesine olanak sağlıyor. Üstelik temizlik işiniz sona erdiğinde tek bir tuşa basıp, Dreame H12 Dual'in kendi kendini temizlemesini sağlayabilirsiniz. Ve elbette gelişmiş kir ve pislik algılama teknolojisi ile temizlik ayarının otomatik olarak yapabilirsiniz. Dreame H12 Dual, sahip olduğu süpürme aparatları ile farklı ortam koşulları için farklı temizlik senaryolarınıza uyumlu olarak kullanabileceğiniz bir ürün. Mesela bu dikey süpürge ile sert zeminlerde ıslak temizlik, halı ve kanepe gibi yumuşak zeminlerde ise kuru temizlik yapabilirsiniz. Tabii bu süpürgenin farklı farklı çalışma modlarına da sahip olduğunu, emiş gücü gibi ayarlamaları manuel olarak yapabileceğinizi belirtelim. Az önce, Dreame H12 Dual'in kendi kendini temizleme özelliği bulunduğundan bahsetmiştik. Bunu biraz daha detaylandırmakta fayda var. Bu dikey süpürge için geliştirilen teknoloji, fırçanın 55 dereceye ulaşabilen sıcak hava ile kurulanmasını sağlıyor. 30 dakika içinde tamamlanan kendi kendini temizleme özelliği, sağlık açısından da önemli. Zira bu teknoloji ile fırçada küf ve mantar oluşumu engellenmiş, haliyle bir sonraki temizlikte evin içine dağılması engellenmiş oluyor. Bazı ülkelerde satışa sunulan Dreame H12 Dual, şimdilik Türkiye'de yok. Ancak bu ürün, ülkemize geldiğinde ilgi görecek gibi duruyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/dreame-r10-pro-kablosuz-dikey-supurge-h138507.html", "text": "Evde temizliği pratik hale getiren ürünlerden biri de kesinlikle kablosuz dikey süpürgeler. Robot süpürgelerin ulaşamadığı köşelere, koltuklara ya da mobilya altlarına rahatlıkla ulaşabilen dikey süpürgeler, aynı zamanda kablosuz ve hafif oldukları için süpürge yapmayı zahmetli bir iş olmaktan çıkarıp pratik bir iş haline getiriyorlar. Dreame R10 Pro da bu konuda oldukça başarılı bir ürün. Yalnızca 1.65 kg ağırlığında olan Dreame R10 Pro, bu yönüyle oldukça memnun edici. Ayrıca kutudan çıkan başlıklarıyla farklı zeminlerde ve alanlarda da temizlik kolay hale geliyor. Robot süpürgelerini yakından tanıdığımız Dreame'nin kablosuz dikey süpürgesi R10 Pro'nun tüm detaylarına gelin birlikte göz atalım. Dreame R10 Pro, 150 AW emiş gücü, sızdırmaz toz filtreleme, değiştirilebilir çoklu yüzey başlığı, yumuşak fırçalı başlığı ve aksesuarlarının yanında ona güç veren 7x3,000mAh bataryası ile 65 dakikaya kadar kesintisiz temizlik sunuyor. Bu da eğer çok büyük bir evde yaşamıyorsanız, tek seferde tüm evi ''dip köşe'' temizleyebileceğiniz anlamına geliyor. R10 Pro, başlığındaki LED ışıklar sayesinde kıyıda köşede kalmış tüm kir ve tozları gözden kaçırmadan temizlemenizi sağlıyor. Ayrıca farklı başlıklarla gelmesi de tüm zeminlerde ve ortamlarda temizliği kolaylaştırıyor. Ayrııca performansı da artırıyor. Çoklu yüzey başlığı ile halı ve yumuşak zeminlerde mükemmel sonuçlar alırken yumuşak rulo fırça ise sert zeminlerdeki kiri, tozu ve saçları temizleyecek şekilde ayarlanabiliyor. Ayrıca ulaşılması zor yerleri temizlemek için bükülebilir, ince aralık başlığını kullanabilir, bilgisayar klavyeniz için geniş başlığı kullanabilir, motorlu mini fırça ile döşemelerinizi, halınızı ve yatağınızı temizleyebilirsiniz. - Nominal Güç: 425 W - Emiş Gücü: 150AW - Emiş Basıncı: 20kPa - Pil Kapasitesi: 7 x 3,000mAh - Maksimum Çalışma Süresi: 65 dakika - Ağırlık: 1.65 kg - Şarj Süresi: Yaklaşık 3,5 - 4 saat - Toz Haznesi Kapasitesi: 0.6 L Eğer temizliği pratik hale getirecek ve evinizin her köşesinde detaylı temizlik yapmanıza yardıım edecek bir kablosuz dikey süpürge arıyorsanız, 30 Kasım'a kadar yaklaşık bin TL indirimle 9.990 TL'ye satışta olan Dreame R10 Pro'yu buraya tıklayarak Hepsiburada üzerinden satın alabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/dune-part-two-fragman-vizyon-tarihi-konusu-kadrosu-h139275.html", "text": "Frank Herbert'in 1965'te kaleme aldığı aynı isimli romanından beyaz perdeye uyarlanan Dune, 2021 yılında vizyona girmişti. Dennis Villeneuve'ün yönettiği bilim kurgu türündeki yapım, dünya çapında büyük başarı yakalarken 6 Oscar ödülüne de layık görülmüştü. Bu nedenle devam filmi olacak Dune: Part Two da son zamanların en çok merak edilen filmlerindendi. Yapım, aslında kasım ayında vizyona girecekti ancak Hollywood'da yakın zamanda gerçekleştirilen grevlerden dolayı 2024'e ertelenmişti. Bekleyiş sürerken bugün filmden epik sahnelerle dolu yeni bir fragman paylaşıldı. Fragman, yine bir görsel şölenle karşılaşacağımızı ortaya koyarken karakterlere de bakış atmamızı sağlıyor. Uzak bir gelecekte geçen Dune, Arrakis ismi de verilen tehlikeli çöl gezegeninin kontrolüne sahip Paul Atreides'i konu alıyordu. Yeni film de ilk filmdeki olayları devam ettirecek ve yine Paul Atreides'e odaklanacak. Fragman, ikinci filmin ilkinden çok daha büyük olacağını ortaya koyarken birden fazla sandworm ile karşılaşacağımızı gösteriyor. Dune: Part Two, 15 Mart 2024'te vizyona girecek. Dennis Villeneuve'ü, ilk filmde olduğu gibi yine yönetmen koltuğunda göreceğiz. Senaryoyu ise Villeneuve ve Jon Spaihst kaleme alıyor. Oyuncu kadrosunda Timothee Chalamet, Zendaya, Josh Brolin, Rebecca Ferguson, Javier Bardem gibi isimler tekrar karşımıza çıkacak. Ayrıca Florence Pugh, Austin Butler, Lea Seydoux ve Christopher Walken gibi ünlü isimler de kadroya katılacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunya-duz-olsaydi-hayatimizda-ne-degisirdi-h127333.html", "text": "'Böyük oyunu' gören çok sayıda kişi, farkına vardığı paha biçilmez bilgileri çevresiyle paylaşıp onları da uyandırmak için cesurca gayret gösteriyor. Bu bağlamda ülkemizde dış mihraklar ve düz dünya kavramlarını sıklıkla duyar olduk. Şimdi daha çok ikincisine odaklanıyor olacağız. Düz Dünya fikrini savunan kişilerin sık sık kendi düşüncelerini çürüttüklerini gördük. Fakat buna rağmen aynı kararlılıkla davalarını sürdürüyorlar. Peki bahsettikleri düşünce gerçek olsaydı hayatımızda neler değişirdi? Ya da hayatımıza geçmeden önce, böyle bir şeyin olması bilime göre neden imkansız görülüyor? Gelin, birlikte bakalım. Merkezde Kuzey Kutbu bulunurken Antarktika, kenarlarda devasa bir buzdan duvar oluşturarak meşhur kenardan düşme probleminin önüne geçiyor. Kimileri bunu da aşıp Dünya'nın sonsuz olduğuna dair fikirler bile atıyor ortaya. Atmosferimiz, Ay, uydular, yer kabuğu hareketleri, Güneş'in zararlı ışınlarından bizi koruyan katmanlarımız ve daha niceleri yer çekimini göz önünden çektiğiniz an anlamını yitirir ve kaybolur. Kısaca daha aksiyonlu kısma geçmeden öldük bile. Bir kalemi havadan bıraktığınızda aşağı düşer. Çünkü gezegenimiz fizik kuralları gereği geoit bir şekle sahiptir ve merkezindeki çekim kuvveti sebebiyle nerede olursanız olun aşağı doğru bir çekimle karşı karşıya kalırsınız. Bir de kalemi bıraktığınızı ve kalemin kuzey yönüne doğru gittiğini düşünün. Düz Dünya durumunda merkezimiz Kuzey Kutbu olacağı için ve düz bir zeminde olacağımızdan dolayı karşılaşacağımız senaryo budur. Merkezden ne kadar uzaklaşırsanız yer çekimi de o kadar yatay bir hal alacaktır. Bu yüzden yana doğru giden yağmurlar görebilirsiniz. Ayrıca yer çekimini takip eden atmosfer de uç kısımlardan uzaklaşıp orada oksijen bırakmayacak, merkezde ise çok yüksek basınca sebep olacaktır. Ek olarak her şey merkeze doğru çekileceği için de kenarlara doğru gittikçe eğim artar, siz de aşağı doğru çekilirdiniz. Tabii iş bu konuyu düşünmeye gelmeden tüm insanlık, gerek atmosfer basıncının ortada olmayışıyla gerekse de Güneş'in zararlı ışınlarıyla Dünya'dan silinmiş olacak fakat yine de bunu Düz Dünya hanesine bir artı olarak yazalım. Ellerine verilen bilgiye göre NASA gibi kurumları yalancı ya da dürüst ilan eden düz Dünya savunucularına baktığınızda gördükleriniz ve duyduklarınız kulağa şaka gibi gelecektir. Bunun sebebi de bizim etrafımızdaki atmosfer basıncı ve yer çekimi gibi kavramları kabul etmemelerinden kaynaklanır. Bilim adı altında da kandırıldığımıza inanırlar fakat buna dair herhangi bir argümanları olmaz. Olsa da kendi kendini çürütür. Herhangi bir engelle karşılaşmayıp sürekli dönmeye devam eden bu cisimler zamanla daha da yuvarlak bir hal alır. Yani yuvarlaklığın sebebi kütleçekimidir: Konuya daha detaylı bakmak için aşağıdaki videoya göz atabilirsiniz. Bunun, günümüzde hem büyük oyunu çözen kişilerde hem de gözü kapalı şekilde bir dine inanıp -ki körü körüne inanılmadığı sürece bunda bir sorun yok- bilime karşı algılarını kapatmış olanlarda var olduğunu görüyoruz. Normalde bu durum kimsenin aklına yatmasa da veya kimse bunu savunamasa da bazı insanların yanlış bilgiyle beyin yıkamalarından ötürü sürekli karşımıza çıkıyor. İnandığınız şeylere sırtınızı yaslayacaksanız öncelikle sizin sorularınıza cevap verebilmeleri gerekir. Her şeyi bilmemiz mümkün olmasa da neyin doğru, neyin yanlış olabileceğine bu yolla ulaşabilirsiniz. Bu bağlamda hem dininiz hem de bilim, yerine göre size cevaplar sunabilir. Fakat yetersiz kaldığınız yerde kendi komplo teorilerinizi oluşturmak saçmalıktan başka bir şey olmaz."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunya-gunes-yorungesinden-cikarsa-ne-olur-h130187.html", "text": "Dünya, şu an için yaşama elverişli olduğunu bildiğimiz tek gezegen. Yeşili, mavisi ve tüm diğer renkleriyle eşsiz olan Dünya'mızın, bu hayat kaynağının elbette bazı düzenler sonucunda olduğunu söyleyebiliriz. Bu düzenin başında da Güneş'e olan uzaklığı bizi karşılıyor. Dünya'da yaşamın bu derece patlamasının başlıca sebebi, suyun hem katı hem de gaz formunda değil de sıvı formunda kalabilmesidir. Bizi saniyeler içerisinde yok edebilecek kadar güçlüyken aynı zamanda aldığımız nefese kadar her şeyi sağlayan Güneş'in koruması ve sıcaklığından uzaklaşsaydık ne olurdu hiç düşündünüz mü? Bugün sizlere \"Dünya, Güneş'in yörüngesinden çıksaydı ne olurdu?\" sorusunun cevabını vermeye çalışacağız. Dünya, milyarlarca yıldır Güneş'in yörüngesinde dönmeye devam ediyor. Elbette bu zamana kadar bu yörüngede kalması kalmaya devam edeceği anlamına gelmiyor. Eğer Güneş Sistemi'ne bir başka yıldız girerse bizi bulunduğumuz yörüngeden kolaylıkla çıkararak uzayın soğuk karanlığına yollayabilir. Dünya 70.000 yıl önce böyle bir tehlike atlattı. Geniş ölçekte baktığımızda 1 dakika öncesi olarak görebileceğimiz 70.000 yıl önce Scholz isimli bir kızıl cüce, Güneş Sistemi'mizi yalıtan Oort Bulutu'ndan geçti. Dünya'nın 0,6 ışık yılı yakınına kadar yaklaşan yıldız, daha sonra uzaklaşarak gitti. Oort Bulutu, Güneş'in etrafında 3000 astronomik birim ile 100.00 AU arasında yer alan en az 10 buzlu nesneye sahip. Scholz'un buradan geçmesi, bu irili ufaklı meteorların yörüngesini değiştirdi. Bu meteorların gelecekte Güneş Sistemi'nin ilk zamanlarındaki meteor yağmuruna benzer bir yağmurla karşı karşıya kalmamıza sebep olabileceği düşünülüyor. Elbette bu noktada güzel haberi verelim. Buradaki meteorların Dünya'ya ulaşması yaklaşık 2 milyon yıl sürecek. İşte asıl konumuza geldik. Başka bir yıldızın Güneş'e çarpma ihtimali yerçekimi kuvveti düşünüldüğünde çok da gerçekçi değil, ancak Güneş Sistemi'nin içine girme ihtimali düşük de olsa bulunuyor. Böyle bir şeyin olma olasılığı 5 milyar yıl için yaklaşık 100.000'de 1. Her ne kadar düşük bir ihtimal gibi görünse de büyük ölçekte baktığımızda pek de imkansız değil. Hadi gelin böyle bir olayı varsayımsal olarak yaşayalım. Cüce yıldız, Güneş Sistemi'ne girdiğinde Dünya'dan baktığımızda her geçen gün büyüyen bir yıldız bizi karşılardı. Önümüzdeki birkaç ay içerisinde büyüyen kırmızı bir nokta görünür, zaman geçtikçe bu yıldız gündüz de görünmeye başlardı. Geceleri ise gökyüzünü kıpkırmızı olacak şekilde aydınlatırdı. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bu yıldızın ışığı yeniden küçülmeye başlar, ancak bununla birlikte Güneş'imizin de ışığı giderek küçülürdü. Dünya, Güneş'ten uzaklaştıkça sıcaklıkla birlikte ışığımız da yok olmaya başlardı. Dünya'mız, Mars'ın yörüngesini geride bıraktığında ortalama yüzey sıcaklığı neredeyse -50 C'ye düşerdi. Bu noktada soluk mavi noktamız o güzel renklerini kaybetmeye ve gri-beyaz tonlarına bürünmeye başlardı. İnsanlar; yiyecekler artık üretilemediği için elde kalanları bitirirken sonları için gün sayarlardı. Dünya, Jüpiter'in yörüngesine ulaştığında yüzey sıcaklığı -150 C'ye kadar düşerdi. Muhtemelen bu süreçte yüzeydeki herkes ölmüş olurdu. Okyanus tabakası yoğun bir buz tabakasıyla kaplanırdı. Daha çok su dondukça derinlerdeki tuz yoğunluğu da artar ve çoğu canlıyı öldürürdü. Dünya, Plüton ve Kuiper Kuşağı'nın yörüngesine ulaştığında sıcaklık yaklaşık -230 C'ye düşmüş olurdu. Bu sıcaklık, mutlak sıfırın 40 C kadar üzerinde. Bu düşük sıcaklıkta atmosferde bulunan gazlar da donmaya başlardı. Dünya'nın atmosferi adeta yanan bir kağıdın külleri gibi dökülmeye başlardı. Dünya, Güneş Sistemi'nden ayrıldığında o tanıdığımız halinden çok uzak bir şeye dönüşürdü. Sıcak yuvamız bir kar topu görünümünde hayatsız, ıssız, soğuk ve ölümcül bir hale bürünürdü. Böylesine büyük bir felakete rağmen elbette umut var. Öncelikle insanlık bu olay yaşanmadan binlerce yıl önce yıldızın kendilerine yaklaştığını öngörebilirdi. Bu öngörüyle hazırlıklara başlanırdı. Bu hazırlık kapsamında jeotermal ve nükleer enerji tarafından desteklenen tesisler kurulurdu. Bu tesislerde milyonlarca insan yaşayabilirdi. Hatta burada yaşayan insanların normali bu olacağı için Dünya'nın yüzeyine kısa kollu kıyafetlerle çıkıp koşarak eğlenen insanların hikayelerini dinleyebilirlerdi. Bugün sizlere \"Dünya, Güneş'in yörüngesinden çıkıp uzay boşluğuna doğru gitseydi ne olurdu?\" sorusuna cevap bulmaya çalıştık. Bilimsel olarak ele aldığımızda çok daha fazla parametre devreye girecektir. Bu tarz içeriklerin devamının gelmesini istiyorsanız bizlere yorum kısmında yazabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyada-kac-kripto-para-kullanicis-var-h137111.html", "text": "Son yıllarda kripto para birimlerinin popülaritesi ciddi derecede artış gösterdi. Artık hem Türkiye'de hem de dünyadan milyonlarca insan kripto paraları bir yatırım aracı olarak görüyor. Henley & Partners tarafından paylaşılan bir rapor da dünya çapında kaç kişinin kripto para kullanıcısı olduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre dünyada 425 milyon civarında insan kripto para kullanıyor. Bunların yarısına yakını, yani 200 milyon civarı da lider kripto para birimi Bitcoin'e sahip. Dünyada 88 bin 200 kripto milyoneri, 22 de milyarderi var! Verilere göre dünyada şu anda 88 bin 200 kişinin kripto varlıklarının değeri 1 milyon dolardan fazla. 100 milyon dolardan fazla kripto varlığa sahip olan kişi sayısı ise 182. Kripto milyarderlerine baktığımızda ise bu sayının sadece 22 olduğunu görüyoruz. Yani yalnızca 22 kişinin kripto varlıklarının değeri 1 milyar dolardan fazla. En popüler kripto para olan Bitcoin'e de bir bakalım. Buradaki veriler, milyarder sayısının yine az olduğunu; ancak lider kripto para biriminin bazıları için kazançlı bir yatırım olduğunu ortaya koyuyor. Henley & Partners, 40 bin 500 kişinin Bitcoin milyoneri olduğunu söylüyor. Milyarder sayısı ise yalnızca 6 olarak karşımıza çıkıyor. Rapor, Bitcoin'in çalkantılı bir dönemden geçtiği sıralarda geldi. Dünyanın en büyük kripto para biriminin değeri Ağustos ayında %11 düşmüştü. 2023'ün ilk altı ayında ise %80 civarında artış göstermişti. Bitcoin, bu haberin yazıldığı sıralarda 25 bin 752 dolardan işlem görüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyanin-dorduncu-harry-potter-magazasi-istanbul-acilacak-h139315.html", "text": "Britanyalı yazar J. K. Rowling, Harry Potter serisi ile birlikte modern zamanların en büyük kültlerinden birini ortaya çıkarmıştı. Dünya çapında çok büyük bir hayran kitlesi kazanan ve filmleriyle de milyarlarca dolar gelir elde eden Harry Potter dünyası, Wizarding World adlı dükkanlar ile serinin hayranlarına farklı bir deneyim sunmaya başlamıştı. Bu mağazaların dördüncüsünün İstanbul'a açılacağı açıklandı. Türkiye'nin aynı zamanda ilk lisanslı Harry Potter partneri olan ve dört yıldır da hem üretici hem de perakendeci olarak Warner Bros. Discovery ailesi ile çalışan Sihir Dükkanı, Mall of İstanbul'da 16 Aralık'ta Wizarding World by Sihir Dükkanı adlı mağazanın açılışını gerçekleştirecek. Böylece serinin hayranları, Harry Potter dünyasını deneyimleyebilecek. 200 metrekarelik bir alanda hizmet verecek olan dükkanda, Harry Potter serisi ve serinin Spin-offu olan Fantastik Canavarlar serilerine ait 1500'e yakın lisanslı ürünü satışa sunacak. Saat 10.00-22.00 saatleri arasında hizmet verecek olan mağazada \"Asa Seçimi\", \"Seçmen Şapka ile Hogwarts Binası'nı Bulma\", \"Görünmezlik Pelerinini Deneme\", \"9 ¾ Peronunda Fotoğraf Çekme\" gibi çeşitli etkinlikler de yer alacak. İstanbul'da daha önce de benzer konseptli bir mağaza olmasına rağmen Wizarding World, çıtayı bir adım daha yükseğe taşıyacak ve yeni etkinlikler ile Harry Potter hayranlarına daha gelişmiş bir deneyim sunacak. Harry Potter serisi, serinin haklarını elinde bulunduran Warner Bros.'a 9,5 milyar dolar kazandırmıştı ve bu mağaza gibi mağazalarlar kazandırmaya da devam edecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyanin-en-zor-souls-oyunlari-h139335.html", "text": "Dark Souls, Demon's Souls ve Bloodborne gibi yapımlar, size yüksek düzeyde zorluk ve ölümle başa çıkma yeteneği kazandırmak için tasarlanmıştır. Bu oyunlar, atmosferik dünyaları, sıra dışı düşman tasarımları ve sürükleyici hikayeleriyle de dikkat çeker. Çoğu oyuncunun oynamaktan korktuğu oynarken de sinir krizleri geçirdiği Souls türündeki oyunları, zorluk seviyelerine göre sizler için derledik. Zorluk seviyeleri kişiden kişiye değişebilir, bu yüzden sizlere genel değerlendirmelere göre bir liste sunduk. Mortal Shell, Souls oyunlarına benzer bir zorluk seviyesine sahip. Düşmanlarınız acımasız, ortamlar tehlikeli ve ölüm sizi her köşede bekliyor olabilir. Oyun, sizlere bir dizi farklı karakter sunuyor ve bu karakterlerin her biri farklı yeteneklere ve oynanış tarzlarına sahip. Aynı zamanda oyunun dövüş mekanikleri, Souls oyunlarının mirasını takip ediyor. Hesaplamalı ve zamanlamaya dayalı dövüşler, her hamlenizi düşünmenizi ve stratejik kararlar almanızı gerektiriyor. Oyuncular, oyunu genellikle Dark Souls serisinden daha kolay buluyor. 2009 yılında PlayStation 3 için geliştirilmesinin ardından oyunda birtakım sorunlar ve oynanış hataları olduğu söylendi. Oyundaki hatalar düzeltildi ve 2020 yılında yeniden yayımlandı. Demon's Souls, oyuncuları Boletaria krallığında, yıkıma uğramış bir dünyada yolculuğa çıkaran karanlık bir fantastik atmosfere sahip. Souls oyunları yeterince zor değilmiş gibi Demon's Souls, ölümden sonra oyuncuların maksimum HP'sini yarıya düşürerek zorluğu daha da artırıyor. Kaybedilen sağlığı geri alabilmek için oyuncuların bir sonraki kontrol noktasına ulaşmaları gerekiyor. Aynı zamanda oyundaki boss savaşları da unutulmazlar arasında. FromSoftware, önceki oyunlarından birçok ders çıkarmış olmalı ki Dark Souls III, diğer oyunlara göre daha fazla tempo gerektiren ve savaş için yeni yaklaşım yolları sunan bir oyun oldu. Bu anlamda Dark Souls III, önceki oyunların yavaş ve metodik dövüş sistemini hızlandırarak daha akıcı bir deneyim sunuyor. Şunu söylemeyi de unutmayalım ki boss savaşları diğer oyunlara göre oldukça sıradan. Çıktığı günden itibaren dillerden düşmeyen Elden Ring'i diğer Souls oyunlarından ayıran en önemli özelliği titizlikle hazırlanmış açık dünyası. Elden Ring'in listenin en zor oyunu olmaması da eklenen bir dizi yenilikten kaynaklanıyor. Örneğin, ateş kampı kontrol noktaları daha sık ve uygun bir şekilde yerleştirilmiş olduğundan, oyuncular öldüklerinde düşen XP'lerine çok uzakta olmuyorlar. Yine de Elden Ring, özellikle yeni başlayanlar için çok zorlu bir deneyim sunuyor diyebiliriz. Dark Souls, FromSoftware'ın zorluk skalasında orta bir noktada yer alıyor. Elden Ring, Bloodborne ve Dark Souls 3 gibi oyunların aksine, oyunun zorluğunu azaltmaya yardımcı birçok özelliği içermiyor. Demon Souls'un dolaylı olarak devam oyunu sayılan bu oyunda ölen oyuncuların doğduklarında canları yarıya inmiyor. Bunun yerine, karakterler XP'lerini düşürdüklerinde, oyuncular geçici olarak çağırma yeteneklerini kaybediyorlar. Yeni bir türün öncüsü olan bu oyun, oyuncular tarafından zor ve oynamaya değer bulunuyor. Listemizin sonlarına yaklaştıkça oyunların zorluk seviyeleri de artıyor. Dark Souls üçlemesinin en zoru olarak görülen Dark Souls II, Hidetaka Miyazaki tarafından yönetilmeyen tek FromSoftware Souls oyunu. Genellikle yaratıcılık eksikliği nedeniyle eleştirilen ve serinin en az popüler oyunu olarak kabul edilen bu devam oyunu, boss'ların fazla hasarı nedeniyle oyuncuları zorluyor. Dark Souls II'de zorluğu artıran başka bir özellik ise oyuncunun her öldüğünde maksimum sağlığının biraz azalması. Bu anlamda FromSoftware'ın modern Soulslike'ları arasında Dark Souls 2, en zorlu olanıdır. Bloodborne, sizlere Gotik-Viktoryen ortamı ile benzersiz bir deneyim sunuyor. DLC'si The Old Hunters, oyun dünyasının en zorlarından biri kabul edilirken oyunun orijinal hali de listemizin en zon ikinci Souls oyunu oluyor. Bloodborne, FromSoftware'ın Souls oyunlarının çoğundan farklı bir oynanış tarzına sahip. Dövüş, oyunculara kaybettikleri sağlığı geri kazanma fırsatı vererek saldırgan bir oyun tarzına teşvik ediyor. Yine de herkese hitap edebilecek bir oyun olduğunu söylememiz zor olur. FromSoftware'ın 2019 yılında piyasaya sürdüğü Sekiro: Shadows Die Twice, Souls serisinin dışında bir deneyim sunarak oyun dünyasına damgasını vurdu. Bu oyun, geleneksel Souls oyunlarından farklı bir yaklaşım benimseyerek, seviye atlama mekaniğini ortadan kaldırdı ve oyunculara sürükleyici bir samuray fantezisi sunmaya odaklandı. Sekiro'nun zorluğu ve oynanışı, diğer Souls oyunlarından belirgin şekilde ayrıldı. Bunun yanında Sekiro, muazzam bir görsellik ve atmosfere sahip. Japonya'nın Sengoku dönemi atmosferiyle harmanlanan oyun, detaylı çevreleri ve göz alıcı manzaralarıyla oyuncuları içine çekiyor. Bu atmosfer, oyunun zorluklarına rağmen oyuncuları keşfetmeye ve bu dünyaya dalmaya teşvik ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyanin-ilk-insan-beyni-benzeri-super-bilgisayari-h139323.html", "text": "Gelişen teknoloji ile birlikte bilgisayarlar da gelişimlerine devam ediyor. Bu gelişimin bir sonraki adımı ise süper bilgisayarlar olacak. Avusturalyalı bilim insanları, insan beyni gibi 228 trilyon sinaptik operasonu 1 saniyede gerçekleştirebilen nöromorfik bir süper bilgisayarı geliştirme sürecinde olduklarını açıkladı. Son dönemin en popüler teknolojilerinden birisi olan yapay zeka, çalışmak için çok fazla işlem gücüne ihtiyaç duyuyor. NVIDIA'nın tek satıcı konumunda olduğu bu alanda tüketilen enerji de oldukça fazla. Dünyanın küresel ısınmayla başa çıkmak için karbon salınımını azaltma çabaları, bu enerji tüketiminden olumsuz etkileniyor. NVIDIA sunucuları, küçük ülkelerin çoğundan daha fazla enerji tüketiyor. Bu sorunun çözümü ise bilgisayarlarımızda yatıyor ancak bu bilgisayarlar, masaüstü ya da dizüstüler değil \"boyun üstü\" bilgisayarlarımız olan beynimiz. Çevremizden gelen karmaşık ve ayıklanmamış verileri algılayıp işimize lazım olanları öne çıkarmak, insan beyni için oldukça kolay. Üstelik, elektronik cihazlara kıyasla çok az enerji tüketiyor. Western Sydney Üniversitesinden bilim insanları da bu yüzden DeepSouth adını verdikleri nöromorfik süper bilgisayar projesinde beynimizi örnek alıyor. Tamamlandığı zaman bu makine, insan beynindeki nöral ağı ve o ağın hareketlerini insan beynine denk bir seviyede taklit edebilecek. Araştırmacılardan Profesör Andre van Schaik, insan beynindeki nöral atımları GPU ve CPU'lar ile taklit etmenin çok yavaş ve verimsiz olduğunu, kendi sistemlerinin ise bunu değiştireceğini söylüyor. Yeni makine biyomedikal çalışmalarda, robotikte, uzay araştırmalarında ve büyük ölçekli yapay zeka modellerinde kullanılacak. Öte yandan DeepSouth, temel olarak çok küçük verileri çok hızlı şekilde iletmeyi ve işlemeyi amaçlıyor. Dell ve Intel'in de desteklediği projede hedef en güçlü cihazı yapmak değil, en hızlı ve verimli sistemi ortaya çıkarmak. Belki de DeepSouth gelecekte yeni araştrmaların yolunu açacak ve bilişimi değiştirecek bir yaklaşımın ilk adımlarını atıyor. DeepSouth'un 2024 yılının Nisan ayında çalışmaya başlaması bekleniyor. DeepSouth'un kapasitesi ihtiyaca göre artırılıp azaltılabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyanin-ilk-tat-paylasma-teknolojisi-tanitildi-h139617.html", "text": "Sosyal medyada irili ufaklı yüzlerce yemek sayfası bulunuyor. Ayrıca yemek sipariş etmek için de pek çok farklı uygulama mevcut. Hepsinin ortak özelliği ise yemekleri sadece görebilmemiz ve o yemekler ya da mekanlar hakkında yazılı yorumlara ulaşabilmemiz. Yani en önemli nokta olan yemeğin lezzetine hiçbir şekilde yemeden ulaşamıyoruz. Docomo'nun yeni teknolojisi ile gelecekte, yemeklerin tadını da daha mekanlara gitmeden test edebilmemiz mümkün olabilir. Docomo'nun Meiji Üniversitesi ve H2L ile birlikte geliştirdiği yeni teknolojiler, gelecekte hayatlarımızın ne kadar değişebileceğine dair oldukça dikkat çekici bir öngösterim sunuyor. Geliştirilen sistem bir çeşit platform ve farklı uygulamalara da izin vermesi bekleniyor. Sistemin özelliği ise algısal paradigmalarımızı değiştirebilmesi. Tat paylaşımı örneğinde sistem bir sensör ve geliştirme platform sayacından oluşuyor. Sayacın amacı bireylerin tat algılarını anlayabilmekten sistemin son parçası olan sürücü ise bu tatları başkalarının da deneyimleyebileceği hale getiriyor. Tat algımızda görevli olan yaklaşık 25 veri noktası üzerinden yapılan incelemeler ile tadın tam olarak nasıl algılandığı ortaya çıkarılıyor. Sonra da aynı algı, başka bir kişinin beyninde oluşturulabiliyor. Geliştirilen sistem 20 temel sıvının ve özel yemek bazlarının sayesinde beş temel tat olan acı, ekşi, tatlı, tuzlu ve umamiyi oluşturabiliyor. Böylece çeşitli özgün tatların da daha açık bir şekilde algılanabilmesinin önünü açıyor. Teknolojinin ne zaman yaygın şekilde kullanılabilir olacağı ise bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/dunyanin-ilk-yapay-zeka-destekli-muayenehanesi-carepod-h138667.html", "text": "Son dönemlerde hayatımızın hemen her yerine entegre olmaya başlayan yapay zeka teknolojileri, sağlık sektörüne de çoktan giriş yaptı. Hatta geçmişte, Open AI'ın sohbet botu ChatGPT'nin hastalık teşhisinde kullanılabildiğini görmüştük. Şimdiyse buna benzer ancak tıp dünyası için çığır açma potansiyeline sahip olan bir gelişme yaşandı. 2016 yılında kurulan dijital sağlık şirketi Forward, insanların sağlık hizmeti almasını sağlayan kiosklar oluşturdu. CarePod olarak isimlendirilen bu kiosklar, alışveriş merkezlerine yerleştirilebilecek şekilde dizayn edildi. İnsanlar, aylık abonelik sistemi satın aldıktan sonra bu kiosklara gidip, sağlık hizmeti alabilecekler. Forward'a göre yapay zeka destekli teknolojiler, bir gün mutlaka muayenehanelerin yerine geçecek. Forward, kurulduğu günden beri ABD'nin bazı yerlerinde muayenehaneler kuran ve aylık abonelik sistemi ile insanlara sanal ve yüz yüze sağlık hizmeti veren bir firma. CarePod ise şirketin sistemini genişletecek. Ayda 99 dolar ödeyip abonelik satın alan bir birey, bir AVM'ye gidip, akıllı telefonu ile CarePod'un kilidini açacak. İçeriye giren kullanıcı, burada yapay zekadan güç alan bir dizi teknoloji ile karşılaşacak. CarePod'un içinde bulunan sistemler, bir bireyin vücut taramasını, tansiyon ölçümünü ve parmağından kan almasını sağlayacak. Robotik bir ses tarafından yönlendirilecek birey, bu sayede ön muayene sürecini tam otonom biçimde tamamlayacak. Muayene sırasında elde edilen bulgular, Forward merkezlerindeki doktorların ekranlarına iletilecek ve bu kez de kapsülün içindeki ekran ile görüşme süreci başlayacak. Doktor, ilacı da uzaktan yazacak ve tedavi süreci başlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/dusuk-transfer-ucreti-kripto-para-aglari-h138090.html", "text": "Bir borsadan ya da bir cüzdandan diğerine kripto para aktarırken herkes en hızlı ve en düşük ücretler ile işlem yapmak ister. Ancak bu süreç biraz sorunlu olabilir. Her bir kripto paranın fiyatı sürekli olarak değişmektedir ve aynı zamanda kullandığınız blok zincir ağının hızı para transferi yaparken çok önemlidir. En hızlı ve en düşük ücretlerle kripto para transferi yapmak için ilk olarak kullandığınız borsa ya da cüzdanın transfer seçeneklerini bilmeniz gerekir. Bunu, kullandığınız platforma girip transfer sayfasına giderek kolayca öğrenebilirsiniz. Kullanabileceğiniz kripto para transfer seçeneklerini öğrendikten en ucuz olanı bulmak için hepsini tek tek deneyebilirsiniz. Ancak burada kripto para ağları ve blok zincirlerin hızı devreye girmektedir. Bazı blok zincirlerde transfer ücretleri düşük olsa da hız çok yüksek olmayabilir. En hızlı ve düşük ücretlere sahip kripto para ağlarının hızları genellikle benzerdir. Ancak bu ağları kullanırken transfer ücretleri kripto para fiyatları sürekli olarak değiştiğinden farklı olabilir. Nano 2014 yılında RaiBlocks adı ile piyasaya sürüldü. Kurucusu Colin LeMahieu; Dell, AMD ve Qualcomm gibi dev teknoloji şirketlerinde çalışan bir isimdir. 2017'den itibaren Nano kripto para ağının gelişimini üstlenen Nano Vakfında yöneticilik yapmaktadır. 2018 yılında yeniden markalaşmıştır ve yeni adı Nano hızlı ve kolay blok zincir ağını tasvir etmek için seçilmiştir. Nano, modern dünyanın dijital para birimi olarak kendini tanıtmaktadır. Nano ağının amacı güvenilir, ücretsiz ve neredeyse anlık kripto para transferleri gerçekleştirmektir. 2021 yılında Nano, ISO standartlarını karşılamak için kripto para birimi adını XNO ve sembolünü olarak değiştirdi. Nano ağında transfer yapmak ücretsizdir ve ağ, saniyede 1.000 işlem yapabilir. Tüm bu süreç, ağın ekstra enerji tüketmesine neden olmaz. Bu açıdan, Nano ağı tamamen çevre yanlısıdır. Dash, 2014 yılının başlarında piyasaya sürülen bir kripto para birimidir. Evan Duffield ve Kyle Hagan adlı yazılım geliştiricileri tarafından kurulmuştur. Monero 2014 yılında piyasaya sürülmüştür ve amacı para aktarma işlemlerinin tamamen özel ve anonim olarak yapılmasını sağlamaktır. Kurucuları 7 kişidir ve bunlardan 5 tanesi hala kimliğini açıklamamıştır. Kimliğini açıklayan Monero kurucularından biri Ricardo Spagni'dir ve şu anda projenin lideri olarak görev yapmaktadır. Diğeri ise şu anda Monero'nun Avrupa kripto para yöneticisi olan David Latapie'dir. Stellar, 2014 yılında Stellar Geliştirme Vakfı tarafından kurulan eşler arası merkeziyetsiz bir ağdır. 2015 yılında resmi olarak piyasaya sürülmüştür. Platformun amacı, finansal kaynakları en düşük ücretler ile hızlı bir şekilde aktarabilmektir. Stellar ağı; insanları, bankaları, ödeme aracılarını birbirine bağlar. Böylece ağın kullanıcıları birden fazla kripto varlığı gönderebilir, ticaretini yapabilir ve hatta yenilerini bile yaratabilir. 2012'de dünyanın en büyük kripto para birimlerinden biri olan XRP; David Schwartz, Jed McCaleb ve Arthur Britto tarafından çıkarıldı. XRP kripto para biriminin arkasındaki şirket 2012 Eylül ayında kurulan Ripple şirketidir. Ripple'ın şu anki CEO'su Brad Garlinghouse'dur. XRP, Bitcoin blok zincir ağına karşı daha hızlı ve daha enerji verimli bir alternatiftir. XRP ağı çok ucuz işlem ücretleri karşılığında saniyede 1.500 adet işlem gerçekleştirebilir. 2020 yılında ABD'li menkul kıymetler düzenleyicisi SEC, Ripple'ın üst düzey yöneticilerine ve XRP kripto para birimine dava açmıştır. Ripple, 20 Ekim 2023'te üst düzey yöneticilerinin bu davada adlarının temize çıktığını duyurmuştur. Ancak XRP kripto para birimine açılan dava devam etmektedir. Bu davanın da kısa bir süre içinde büyük ihtimalle olumlu olarak sonuçlanması beklenmektedir. Litecoin, Charlie Lee tarafından kurulan bir kripto para birimidir. Litecoin ağı, blok zincir teknolojisini kullanarak hızlı, güvenebilir ve düşük ücretli ödemeleri işlemek için tasarlanmıştır. Ağda işlem yapmanın ücreti çok düşüktür, ayrıca Litecoin mikro transferler ve anlık ödemeler için rahatça kullanılabilir. Litecoin, dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin blok zincir protokolü temel alınarak yapılmıştır. Kurucusu Charlie Lee, Litecoin öncesinde Google ve Coinbase gibi şirketlerde çalışmıştır. Bitcoin Cash, dünyanın en büyük ve değerli kripto para birimi Bitcoin'e bir alternatif olarak yaratılan bir kripto varlıktır. Bitcoin Cash'in kurucusu esasen Satoshi Nakamoto'dur. 2016 yılında Bitcoin'in popülaritesinin artması ile Bitcoin ağı yavaşlamış ve işlem ücretleri artmıştır. Bu beraberinde ağda bulunan madenciler arasında görüş ayrılığına neden olmuştur. 1 Ağustos 2017'de Bitcoin Cash blok zincir ağı Bitcoin'den ayrılarak yeni bir kripto varlık olarak piyasaya çıkmıştır. Bitcoin Cash'i destekleyen önemli isimler arasında kripto para madencilik donanım üreticisi Bitmain ve Bitcoin topluluğu arasında bilinen bir isim olan Roger Ver yer almaktadır. Bitcoin Cash ağında işlem yapmak çok düşüktür. Bitcoin Cash; eşler arası ödemeler, mağazalardan mal ve hizmet alımı ve mikro işlemlerde kullanılabilir. Kripto para birimlerinizi bir borsadan diğerine ya da bir cüzdana gönderirken yukarıdaki ağları kullanabilirsiniz. Bu kripto para ağları genellikle hızlı ve çok düşük işlem ücretlerine sahiptir. Ancak her borsa bu ağları kullanmanıza izin vermeyebilir ya da bazı durumlarda ağın kendi kripto para birimini satın almak zorunda kalabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/e-devlet-dava-dosyasi-sorgulama-nasil-yapilir-h139546.html", "text": "Adalet Bakanlığı tarafından e-Devlet üzerinden sunulan hizmetlerden biri olan dava dosya sorgulama ile mahkeme dosyaları takip edilebiliyor. Eğer e-Devlet şifreniz varsa tek bir ekran üzerinden T.C. ile mahkeme sorgulama yapabilirsiniz. Bunun yanı sıra eğer T.C. kimlik numaranız üzerinden açılmış bir davanız varsa dava konusunu, tarafları, duruşma tarihlerini, dosyanın hangi aşamada olduğunu, savcılık tarafından incelenip incelenmediğini, kararın çıkıp çıkmadığını ve temyizden dönüp dönmediğini de öğrenebilirsiniz. - Adım #1: e-Devlet ana sayfasına gidin. - Adım #2: Sağ üstteki giriş yap butonuna tıklayın. - Adım #3: T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yapın. - Adım #4: Arama butonuna Adalet Bakanlığı yazarak Dava Dosyası Sorgulama seçeneğine tıklayın. - Adım #5: Açılan pencerede adınıza açılmış davaları incelemek için Detay Görüntüle butonuna tıklayın. - Adım #6: Giriş yaptığınız buton kısmında yer alan adınızın üzerine tıklayarak Güvenli Çıkışı seçin. Adım #1: e-Devlet ana sayfasına gidin. Dava dosyası sorgulaması yapmanız için öncelikle tarayıcınızdan e-Devlet girişini gerçekleştirmeniz gerekiyor. Bu aşamada güvenli bir tarayıcıdan giriş yaptığınıza emin olun. Adım #2: Sağ üstteki giriş yap butonuna tıklayın. Sağ üstte yer alan Giriş butonuna tıklamanızın ardından karşınıza e-Devlet kapısına girmek için farklı seçenekler çıkacak. Eğer bir e-Devlet şifreniz var ise doğrudan T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yapabilirsiniz. Daha önce bir şifre almadıysanız bu yazımıza göze atabilirsiniz. Adım #3: T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yapın. Var olan e-Devlet şifrenizle sisteme giriş yapabilirsiniz. Cep telefonunuza veya hattınıza kayıtlı mobil imzanız varsa Mobil İmza seçeneğini ya da Elektronik İmzayı seçebilirsiniz. T.C. kimlik kartı ile giriş paneli ise size yapacağınız tüm aşamaları anlatırken Kimlik Kartı Uygulaması'nı da indirmeniz gerekir. Bir diğer seçeneğiniz ise İnternet Bankacılığı. Bu seçenekte, birçok banka bulunuyor. Hesabınızın olduğu banka üzerinden de e-Devlet girişi yapabilirsiniz. Birçok kişi, T.C. kimlik numarası ile e-Devlet girişinin yanı sıra internet bankacılığını da sıklıkla kullanıyor. Adım #4: Arama butonuna Adalet Bakanlığı yazarak Dava Dosyası Sorgulama seçeneğine tıklayın. Giriş yaptıktan sonra artık e-Devlet ile dava dosyası sorgulama işlemini yapabilirsiniz. Bunun için arama butonuna Adalet Bakanlığı veya Dava Dosyası Sorgulama yazabilirsiniz. Bu aşamada karşınıza İcra Dosyası Sorgulama ve Yargıtay Başkanlığı Dava Dosyası Sorgulama seçenekleri de çıkacaktır. Bu noktada Adıma dava açılmış mı? diye merak ediyorsanız hepsini inceleyebilirsiniz. Çünkü Adalet Bakanlığı bünyesindeki Dava Dosyası Sorgulama kısmında İcra ve Yargıtay Başkanlığındaki dosyalarınızı göremezsiniz. Bu kısımlarda da işlem aynı şekilde devam eder. Adım #5: Açılan pencerede adınıza açılmış davaları incelemek için Detay Görüntüle butonuna tıklayın. T.C. ile dava sorgulama nasıl yapılır? sorusunun cevabı aslında bu seçenekte sonlanır. Adınıza açılmış bir dava yok ise karşınıza Adınıza açılmış ya da müdahil olduğunuz bir dava kaydı bulunamamıştır. yazısı çıkacaktır. Adınıza açılmış davaları ise yukarıdaki şekilde görebilirsiniz. Eğer dava dosyalarınız bulunuyorsa en sağ kısımdaki Detay Görüntüle butonuna tıklayarak dosya içerisine girebilirsiniz. Dava dosyası detayı nasıl öğrenilir? sorusuna cevap olan bu kısımda Temel Dosya Bilgileri altında mahkeme, dosya türü, dosya yıl/no., açılış tarihi, dosya durumu, duruşma listesi ve tarafları detaylarla inceleyebilirsiniz. Dava dosyanız hakkında dosya içeriklerini, mahkeme kararlarını ve yapılan tüm işlemleri görmek istiyorsanız UYAP Bilişim Sistemi Vatandaş Portalını kullanabilirsiniz. Adım #6: Giriş yaptığınız buton kısmında yer alan adınızın üzerine tıklayarak Güvenli Çıkışı seçin. Tarayıcınızda e-Devlet'in açık kalmaması için giriş yaptığınız yerde adınızın üzerine tıklayarak Güvenli Çıkışa gelebilir ve portaldan çıkış yapabilirsiniz. Haberi olmadan bir dava ile karşılaşmak istemeyenler e-Devlet üzerinden T.C. kimlik numarası ile dava dosyası sorgulaması yapabilir. Dava dosyası nasıl sorgulanır? aşamalarını merak edenler için hazırladığımız içeriğimizde de gördüğünüz gibi dakikalar içerisinde adınıza açılmış bir dava olup olmadığını görebilirsiniz. e-Devlet kullanırken dikkat etmemiz gereken noktaları da unutmayın. İster e-Devlet mahkeme savcılık dosya sorgulama yapın isterseniz de diğer tüm işlerinizi halledin dijital kamu hizmetleri platformlarını kullanırken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunur. Bu detaylar, kişisel bilgilerinizin güvenliğini korumanız ve hizmetten en iyi şekilde yararlanmak için gereklidir. - Hesabınızın güvenliği için güçlü ve tahmin edilmesi zor bir şifre kullanın. Doğum günü gibi sizinle alakalı bilgileri şifrede kullanmamaya dikkat edin. Büyük harf, küçük harf, sayı ve özel karakterlerin kombinasyonunu içeren şifreler tercih edin. - Şifrenizi kimseyle paylaşmayın ve düzenli aralıklarla değiştirin. e-Devlet'e giriş yaptığınız bazı zamanlarda sistem size, şifrenizi değiştirmeniz için de sayfa sunar. Buradan da şifrenizi kolaylıkla değiştirebilirsiniz. - Halka açık Wi-Fi ağları yerine güvenli, şifrelenmiş bir internet bağlantısı tercih edin. - Cihazınızda güncel bir işletim sistemi ve güvenilir bir antivirüs programı kullanın. - Resmi olmayan ve şüpheli e-postalara dikkat edin. e-Devlet gibi platformlardan gelen gibi görünen ancak sahte e-postalara karşı uyanık olun. - Platformda işiniz bittikten sonra oturumu mutlaka kapatın, özellikle buna halka açık veya paylaşılan bilgisayarlarda dikkat edin. - e-Devlet gibi hizmetlere erişim için resmi uygulamaları ve web sitelerini kullanın. Üçüncü parti uygulama ve sitelerden kaçının. - Platformun kullanım koşullarını ve gizlilik politikalarını okuyun ve anlayın. Bu noktalar, dijital kimliğinizi ve kişisel verilerinizi korumanıza yardımcı olurken e-Devlet gibi platformların sunduğu hizmetlerden güvenli ve etkili bir şekilde yararlanmanızı sağlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/e-kontrat-sistemi-geliyor-h139710.html", "text": "Artan enflasyonun yol açtığı anlaşmazlıklarda başı çeken konu, kira fiyatları oldu. Bu bağlamda; 2023 yılında ev sahipleri ile kiracıların karşı karşıya geldikleri pek çok olay yaşandı. Gelen son haberler ise hükumetin, konuyla ilgili yeni bir hazırlık içerisinde olduğunu gösteriyor. Hükumete yakınlığı ile bilinen ATV'de paylaşılan bir habere göre e-kontrat sistemi için çalışmalar başladı. Eğer bu çalışma tamamlanır ve yürürlüğe girerse ev sahipleri ile kiracılar arasındaki kontratlar, e-Devlet üzerinden yapılacak. Bu sayede karşılıklı yaşanan mağduriyetler giderilmiş olacak. Edinilen bilgilere göre e-kontrat sisteminin hayata geçmesiyle yetkililer, bölgeler bazında haritalandırmalar yapabilecekler. Böylelikle bir muhitteki kiralık daireler için ortalama bedeller de anlaşılmış olacak. Hem ev sahibi hem de kiracı, bölgedeki ortalama rakamı resmi bir kaynaktan öğrenme imkanı yakalamış olacak. Böyle bir düzenleme, zaten yüzde 25 sınırı ile ilgili tartışmaların devam ettiği bu dönemde, kiracıların canını sıkacak gibi görünüyor. e-kontrat sisteminin avantajlarından bir tanesi de vergilerle ilgili olacak. Neticede evini kiralayan kişilerin bununla ilgili resmi bilgilendirme yapmaları gerekiyor ancak bazı ev sahipleri bunu yapmıyor. Hal böyle olunca ödenmesi gereken vergiler ödenmiyor. Önümüzdeki yıl itibarıyla uygulamaya konması beklenen düzenlemenin ne denli etkili olacağını hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/e-ticaret-baslayacaklarin-atmasi-gereken-adimlar-akinsoft-e-ticaret-h139322.html", "text": "E-ticaret hacmi her geçen gün katlanarak artıyor. Artık aklınıza gelebilecek her türden ürün ve hizmetin e-ticaret ile piyasada kendine yer bulması mümkün hale geldi. Bu da büyük markaların yanında daha küçük ölçekli üretici ve şirketlerin de kendi e-ticaret çözümlerini aramalarına neden oldu. Fakat bu kadar büyük hacme sahip ve rekabetin bu kadar yüksek olduğu bir alanda e-ticarette tutunabilmek için çok sayıda detayı değerlendirmek ve dikkatli adımlar atmak gerekiyor. Bu süreçte AKINSOFT e-Ticaret çözümleri tüm deneyimlerini sizinle paylaşmaya hazır. Pazar ve rakip analizi, sermaye ve bütçe gibi finansal meseleler, şirketin kurulumu ile ilgili yasal süreçler bu yolculukta tabii ki atılması gereken ilk ve en kritik adımı oluşturuyor. Ancak bu içerikte amacımız ticari yöne değil e-ticaretin kalbinin attığı yer olan teknoloji ve altyapı kısmına dair olacak. Gelin bu kısımlara yakından bakalım. E-ticarete giriş yaparken tüm e-ticaret platformlarında yer almanın yanında kendi e-ticaret sitenizin de olması oldukça önemli. Çünkü her ne kadar büyük e-ticaret platformlarından alışveriş davranışı oldukça gelişmiş olsa da kendi e-ticaret sitenizin olması hem marka ve değer algısı açısından önemli hem de alışverişlerinizden platformlara vereceğiniz komisyonlar gibi göz önünde bulundurmanız gereken finansal bazı gerçeklikler de var. Üstelik bir e-ticaret sitesi oluşturmak kulağa göz korkutucu gelse de aslında bunu sizin yerinize yapan ve kontrolü tam anlamıyla elinizde tutabileceğiniz hizmet sağlayıcılar var. AKINSOFT e-Ticaret'te onlardan biri ve bu süreçte a'dan z'ye tüm ihtiyaçlarınızı daha siz fark etmeden sizin için çözmüş oluyor. Dilerseniz AKINSOFT e-Ticaret deneyimini 15 gün ücretsiz olarak inceleyebilirsiniz. AKINSOFT, işletmelere oluşabilecek tüm ihtiyaçlara yönelik yazılım çözümleri sunuyor. E-ticarete yönelik pek çok çözüm de hizmet alanlarından biri. Tek yapmanız gereken ise e-ticaret paketlerinden size en uygun olanı satın almak ve sürecin sizin adınıza tamamlanmasını beklemek. AKINSOFT e-Ticaret paket ve özelliklerini buradan inceleyebilirsiniz. Web siteniz hazır, ürünleriniz satışa çıktı. Karşılaşacağınız bir sonraki zorluk ve atılması gereken adım, satış süreçlerinde ürün takibi, fiyatların belirlenmesi, kampanya dönemlerinde fiyat düzenlemelerinin yapılması, stok takibi, sipariş takibi gibi adımlar. Bu örnekler ''yok canım olmaz zaten öyle şey'' dedirtebilir size ancak ürün satışlarınız arttıkça tüm bu süreçleri kontrol etmenin o kadar da kolay olmadığını göreceksiniz. İşte bu tür sorunlarla karşılaşma ihtimalinizi daha yolun başında sıfıra indirmek için ürün yönetimi süreçlerini eksiksiz ve kolay şekilde yapabileceğiniz bir altyapınızın olması gerekiyor. Basit bir arayüz üzerinden ürün yönetimi yapmanızı sağlayan AKINSOFT, ürün, görsel, fiyat, stok takibi gibi tüm adımlarda pratik ve yönetimi kolay bir süreç oluşturmanıza yardım ediyor. Ayrıca sipariş süreçlerini de adım adım pratik şekilde yönetmenize olanak tanıyor. Entegrasyon sizin için her şeyden önemli! E-Ticaret yaparken pek çok yazılım ve programı aynı anda kullanmanız gerekecek. Ödeme, kargo, e-ticaret platformları, stok takibi gibi pek çok farklı ihtiyaç için her birine entegre olan ve sorunsuz çalışan bir sisteminizin olması, ticaretin sekteye uğramaması için oldukça kritik. Bu noktada AKINSOFT bir çok e-ticaret platformu, kargo şirketleri, bankalar ve erp programlarıyla süreçlerinizde kullanacağınız diğer yazılımlar ve programlar ile entegre çalışabilen altyapısı sayesinde yine büyük bir kolaylık sağlıyor. AKINSOFT e-Ticaret Sanal Mağaza Entegrasyonlarını buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. Sonuç olarak e-ticareti e-ticaret yapan 'internet' dünyasında altyapı ve çalışan bir sistem demek her şey demek. Eğer tüm bu adımları rahatça atabileceğiniz bir sisteminiz varsa, o zaman geriye iyi ürün-mutlu müşteri dengesini korumak kalıyor. E-ticaretin geniş dünyasında detaylarda kaybolmadan yalnızca iyi bildiğiniz işe odaklanmanıza olanak sağlayarak sisteme dair her şeyi sizin için çözen Akınsoft'un e-ticaret sistemlerini incelemek için buradan web sitesini ziyaret edebilir, ayrıca dilerseniz buraya tıklayarak 15 günlük ücretsiz e-ticaret demosu ile detaylara yakından göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/eglenceli-kutu-oyunlari-h139406.html", "text": "Dışarıya çıkmak dünyanın parası, çıktık diyelim yapacak aktiviteler yaşadığımız bölgeye göre ya sınırlı ya da pahalı. Kaldı ki yılbaşı gibi günlerde herhangi bir aktiviteye katılmak tamamen şans işi: trafikti, yer bulmasıydı, kalabalığıydı derken işin bütün eğlencesi kaçabiliyor. İşte böyle zamanlarda ailemizle ya da dostlarımızla zaman geçirmek için en önemli alternatiflerden biri de kutu oyunları. Tabu, Monopoly gibi klasiklerden sıkıldıysanız ya da oyun seçeneklerinizi artırmak istiyorsanız sizler için bir liste hazırladık. Listeyi her bütçeye ve her yaş grubuna uygun bir şeyler içerecek şekilde hazırladık. Kare şeklinde kartları yerleştirerek bir harita oluşturduğumuz, Meeple adını verdiğimiz küçük figürleri bölgelere yerleştirerek en çok puanı toplamaya çalıştığımız bu oyun, piyasaya ilk çıktığında Yılın Kutu Oyunu ödülü de kazanmayı başarmıştı. Yetişkin kontrolünde olduğu sürece 4-5 yaşındaki çocukların bile öğrenebildiği oyun, eğlenceli saatler vaat ediyor. Oyun 2-6 kişi arasında oynanabiliyor. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Öğrenmesi gerçek anlamda 3 dakika, ustalaşması ise yıllar süren Go, Türkiye'de ciddi bir oyuncu kitlesine de sahip. Uygun fiyatlı bu oyun iki kişiyle oynanabiliyor. 19 yatay ve 19 dikey çizgiden oluşan bu oyunda amacımız, mümkün olduğunca çok alan kapatmayı başarmak. Oyunda her iki tarafın da 32 adet taşı bulunur. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. \"Neden bir kutu oyununda gidip komprador olmayalım ki?\" diyenlerdenseniz Ticket to Ride Europe tam size göre. Oyundaki amacımız farklı vagon kartları toplamak, istasyonlar inşa etmek ve böylece Avrupa'nın en büyük tren yolu şirketinin sahibi olmak. Oyunu kazandıktan sonra \"Tek rakibim TCDD\" diye paylaşım yapmak size kalmış. Oyunun farklı versiyonları bulunsa da Europe versiyonu İstanbul'a ve Karadeniz'e bir ziyaret imkanı da sunduğu için seçtik. Öğrenmesi kolay, tekrar tekrar oynanabilen bir oyun bu. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Bir dönem her kanalın yılda bir defa yayımladığı filmin kutu oyunu. Bu versiyon daha güvenli, peşimize canavarlar falan düşmüyor, başımıza olmadık işler gelmiyor. Onun yerine 8 yaş ve üstü oyuncularımızla, oyun tahtasının ortasında yer alan kareye ulaşıp Jumanji yapmaya çalışıyoruz. Listedeki en keyifli oyun olmasa da filmi izledikten sonra oyunu bir defa olsun oynamak isteyen herkes için bir alternatif. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Dostluk bitirmede Monopoly'ye \"Ayağa kalk büyüğün geldi\" dedirten Muchkin'de hem ekip olarak hem de birbirimize karşı çok eğlenceli bir maceraya atılıyoruz. Bir maceracı ekibinin üyeleri olarak amacımız herkesten önce 10 level olmak. Hızlı oynanışı, kolay kuralları ve şakalarla dolu kartları ile Munchkin, inanılmaz ama dostu dosta kırdırarak dostlukları pekiştiriyor. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Settlers of Catan'ın daha uygun fiyatlı, ailelere yönelik versiyonu. Oyunun kuralları aşağı yukarı aynı olsa da bu versiyonda daha az harita seçeneği var ve yollar, şehirler gibi parçalar da tahtadan değil plastikten yapılmış. Uygun fiyatlı, 15 dakikada öğrenip saatlerce oynanabilecek bir oyun isteyenler için uygun bir yapım. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Oynanış açısından çok yaratıcı olan 7 Wonders, öğrenmesi biraz zaman alabilecek gibi gözüken ancak oynanmaya başlandığında yağ gibi akan yapımlardan biri. 7 kişiye kadar oynanabilen 7 Wonders, oyun içerisinde zafere ulaşmayı ve bir dünya harikası inşa etmeyi sağlayacak 7 farklı zafer kıstası barındırıyor. Oyuncu sayısı çok olsa da oyuncuların hemen hemen aynı anda oynamasına izin veren yapısıyla sıkmayan, aktif bir oyun. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Kedi seviyorsanız kaçırmamanız gereken bir oyun Calico. Bu oyunda amacımız, elimizdeki ve yerdeki parçaları toplayarak minderler yapmak. Yaptığımız minderler, oyundaki belli desenlere uygun olduğunda bir kedi gelip o minderin üstünde yatıp uyumaya başlıyor. Ne kadar çok kedi o kadar çok puan demek oluyor. Basit, tatlı, sempatik bir oyun olan Calico'daki kediler de gerçek kedilerden esinlenilmiş. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. En renkli, en lezzetli oyunlardan biri olan Sushi Go'da amacımız en güzel Sushi'leri yapıp en çok puanı toplayarak Sushi ustası olmak. 2-5 oyuncu arasında oynanabilen Sushi Go hem çocukların hem de büyüklerin oynayabileceği yapımlar arasında yer alıyor. Oyunu satın almak için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/einstein-sasirtan-matematik-sorulari-h133872.html", "text": "Her ne kadar okul sıralarında çözmekten çok keyif almasak da aslında bazı matematik sorularını çözmek son derece eğlenceli. Özellikle mantığın devreye girip sizi düşünmeye teşvik edecek soruların çözüm aşaması hem eğitici hem de eğlenceli olabiliyor. Şimdi bu sorulardan biriyle daha karşınızdayız. Üstelik bugün soracağımız soru, dünyanın en ünlü bilim insanlarından Albert Einstein'ın dahi kafasını karıştırmış bir soru. Einstein'ın yakın arkadaşı Max Wertheimer tarafından bir mektup aracılığıyla sorulan bu soru, ünlü fizikçiyi başta zorlamış, konuyu anlayana kadar yanlış düşünmesine neden olmuştu. O zaman bu soruya yakından bir göz atalım. Cevabı düşünmeniz için biraz zaman tanıyalım. Siz de cevabı 45 bulanlardan mısınız? Ne yazık ki cevap bu değil. Einstein gibi bir fizikçiyi bile zorlayan bir soruydu. Gerçekçi olalım, 45 cevabını bulmak çok mantıklı gözükse de eğer cevap bu olsaydı Einstein'ın direkt kafadan bu işlemi yapmasını beklerdik. Bu soru sorulduğunda Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmış bir bilim insanı olan Einstein, eline kağıt kalemi alıp bu soruyu çözmeye çalıştı. Sonrasında ise başlangıçta hatalı düşündüğünü arkadaşına itiraf etmişti. O zaman Einstein'ın bile kafasını karıştıran bu sorunun cevabı neymiş yakından bakalım. Pek çoğumuz 15 ile 45'i toplayıp çıkan 60'ı 2'ye bölerek 30 sonucuna ulaştığımız için cevap olarak 45 yanıtını verdik. Ancak bunu yapmadan önce 2 kilometrelik bir yolculukta arabanın 30 km hızla gitmesi için gerekli olan süreyi hesaplamak gerekiyor. Sonuçta arabamız 2 kilometrelik yol için belirli bir süre geçirecek. Bunu ise 2/30 yani 1/15 olarak hesaplayabiliriz. Bunu 1 saate böldüğümüzde ise 60/15'ten 4 dakika sonucuna ulaşırız. Yani araba 2 kilometrelik yolu ortalama 30 km/sa hızla gittiğinde 4 dakikada aşması gerekiyor. Arabanın 2 km'lik mesafeyi 30 km/sa ortalamayla 4 dakikada gidebileceğini gördük. Bize verilen asıl bilgi ise 1 km'lik mesafeyi 15 km hızla çıkmak oldu. Bunun için de yukarıdakine benzer bir hesaplama yapmalıyız. 1/15'i 1 saate böldüğümüzde karşımıza yine 4 dakikalık süre çıktığını görüyoruz. Yani bu eski yavaş arabamız 1 km'lik mesafeyi saatte 15 km hızla 4 dakikada çıkıyor. Bu sebeple aslında sorunun bir cevabı bulunmuyor. Çünkü soruda hata var. Sonuçta tepeden aşağı inmek için yeterli zaman bulunamaz. Peki sizler bu mantık hatalı soruyu nasıl buldunuz? En baştan \"bir sorun olduğunu fark ettiniz mi?\", yoksa siz de bizim gibi başta 45 bulanlardan mısınız? Yorumlarda buluşalım."} {"url": "https://www.webtekno.com/ekran-en-boy-orani-16-9-h139260.html", "text": "Aslında bilim insanlarının ve şirketlerin; televizyon ekranlarını, bilgisayar monitörlerini ve telefonları değiştirmesiyle birlikte standart en-boy oranı çok da beklenmedik bir gelişme değildi. Ancak nasıl tüm dünya aynı standardı kullanmaya başlamıştı ve bu standart neye göre belirlenmişti? Haydi en temelden başlayıp aydınlanalım. 16 birim genişliğinde ve 9 birim yüksekliğinde bir ölçüyü tanımlayan 16:9, standartlaşmış bir en-boy oranı. UHD, HDTV, Full HD ve SD dijital televizyonlar; akıllı telefonlar; bilgisayar oyunları ve monitörler için de uluslararası standart görüntü formatı. 1984 yılında elektronik üretim üzerine bir çalışma grubuna dahil olan Dr. Powers, 16:9 oranına geçişi önermişti. Hesapladığı değere göre, farklı en-boy oranlarının tam olarak geometrik ortalamasıydı. 4:3 ile 2:35 arasındaki geometrik ortalamayı da karşılıyordu. Yani matematiksel olarak bir uzlaşı oranıydı. Ancak önerisi hemen hayata geçmemişti. HD televizyonlar geliştirildikçe 16:9 formatı daha çok benimsenmeye başlandı. Ayrıca 16:9, geniş ekran televizyonlarda, daha dengeli ve doğal bir görüntü sunuyordu. İnsan gözünün, geniş açıları kapsamasına göre tasarlanmıştı. Takvimler 1993 senesini gösterdiğinde ise Avrupa Birliği, yeni monitörler ve televizyonlar ortaya çıktıkça görüntü formatının da standart olması gerektiğine karar verdi. Eh, dünyanın geri kalanı da her zamanki gibi onu takip etti. Alışılmış sinema salonu havası terk edilmemiş oldu. 16:9 formatı, insanların alıştığı geniş sinema salonu ekranını anımsatarak çok daha sinematik bir hava verdi. Üstelik başka oranlardaki formatlarla kullanıma da gayet uygundu. Örneğin 4:3 oranındaki bir görüntü için hemen yanlara siyah kısımlar ekleniyordu. Fark ettiyseniz çoğu Hollywood filmi 16:9 oranında çekilmiyor ve beyaz perdeye ya da televizyona yansıtılırken yanlarına bahsettiğimiz gibi siyah kısımlar ekliyorlar. Platformlar ve televizyonlar Ekrana Sığdır ve Orijinal gibi farklı izleme seçenekleri sunuyor. Ekonomik faktörler de bu standardın iyice yerleşmesini sağladı. Televizyon, bilgisayar, telefon gibi ürünlerin üreticileri; belirli bir oranı benimsediklerinde malzeme kullanımı ve maliyet açısından standartlaşmak işlerine geliyor. Böylece üretim süreçlerini optimize ediyorlar ve maliyetleri de düşürebiliyorlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/eksa-e900-pro-inceleme-h138382.html", "text": "Sıcak yaz günleri artık geride kaldı ve evlerimizde daha sık vakit geçireceğiz. Bunu yaparken de pek çoğumuz sık sık arkadaşlarla birlikte bilgisayar oyunlarına ağırlık verecek. Elbette bunun için sağlam bir oyuncu kulaklığının da olması gerekiyor. Uzun süreli oyun maratonlarında kulağınızı çok fazla sıkmayacak, terletmeyecek, sesinizi arkadaşlarınıza ulaştıracak mikrofonu iyi olan ve tabi güzel de görünen bir oyuncu kulaklığına ihtiyaç var. Bugün, yukarıda söylediğimiz konularda son derece iddialı olan bir kulaklığı inceleyeceğiz. Ülkemizde gitgide daha sık popüler olmaya başlayan, EKSA'nın E900 Pro modelini masaya yatırıyoruz. Fiyat-performans ürünleriyle bilinen EKSA, bu modelde de cüzdan dostu bir fiyat etiketine sahip. E900 Pro'nun ses performansı, tasarımı ve sunduğu ek özelliklerle neler yapabileceğine birlikte bakalım. EKSA E900 Pro, öncelikle 50 milimetrelik dinamik sürücüleriyle dikkat çekiyor. Oyun sırasında düşmanın adımlarını duymaktan, en sevdiğiniz şarkıların detaylarına kadar geniş bir ses yelpazesi sunuyor. Kendi deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki, E900 Pro'nun ses seviyesi oldukça tatmin edici. Oyun oynarken etkileyici bir sürükleyicilik sağlarken, müzik dinlerken de tüm frekans aralıklarını dengeli bir şekilde işitiyorum. 7.1 Surround Sound ile gelen EKSA E900 Pro ile oynadığınız oyunda sesin nereden geldiğini sanki gözünüzün önünde bir navigasyon beliriyor gibi hissedebileceksiniz. Bu konuda çok hassas olan kulaklığın müzik dinleme keyfine de keyif kattığını söylemem gerekiyor. Bass konusunda söyleyebileceğim şey, E900 Pro'nun güçlü ve net bass sesler vaat ettiği. Yüksek ses seviyelerinde bile boğucu olmayan basslar, özellikle bass ağırlıklı parçaları dinlerken keyif veriyor. Tiz performansına gelince; tiz seslerin berraklığı ve ayırt edilebilirliği gayet başarılı. Yani genel anlamda E900 Pro, hem müzik dinleme hem de oyun oynama ihtiyaçlarınızı karşılayacak bir ses deneyimi sunuyor. E900 Pro'nun bu konuda da başarılı olduğunu söyleyebilirim. Pasif gürültü izolasyonu sağlayan kalın kulak yastıkları, dışarıdan gelen sesleri büyük oranda engelliyor. Siz bir şeylerle ilgilenirken dışarıdaki sesi almıyorsunuz, ancak kulaklığın ses seviyesi çok yüksek olduğu için yüksek seslerde dışarıya sesin çıktığını söylemek gerekiyor. Yani bulunduğunuz ortamda sizin dışınızda başka birileri de varsa bu konuda rahatsız olabilirler. Dahili mikrofonu ise oldukça net. Hem oyun içi iletişimde hem de konferans görüşmelerinde, sesimi karşı tarafa berrak bir şekilde ilettiğini testlerim sırasında gözlemledim. Ayrıca mikrofonun çıkarılabilir olması, kulaklığı dışarıda kullanmak istediğinizde de büyük bir avantaj sunuyor. Biraz da EKSA E900 Pro'nun tasarımı ve konforu hakkında konuşalım. Tasarım olarak E900 Pro, hem şık hem de ergonomik. Hafif yapısı ve baş üstündeki ayarlanabilir bandı sayesinde uzun süreli kullanımlarda bile rahatlık sağlıyor. Özellikle kulaklık yastıklarının yumuşaklığı, kulağa baskı yapmadan uzun oyun seanslarını konforlu kılıyor. EKSA E900 Pro, kablolu bir kulaklık, ancak bu konuda firma herkesi düşünmüş. Öncelikle kulaklığın Type-C girişi var. Ses aktarımı buradan sağlanıyor. Bilgisayara ise hem 3,5 mm jak girişi hem de USB seçenekli 2 farklı kabloyla bağlayabiliyorsunuz. Kulaklığın yanında rahat takılabilir mikrofon ve mikrofon yastığı geliyor. Elbette bu kulaklığı taşıdığınızda çizilme vs olmaması için kadife bir çantaya sahip olduğunu belirtelim. Bu kulaklığı diğer birçok kulaklıktan ayıran ekstra özelliklerden biri, çıkarılabilir mikrofonu. Bu sayede sadece müzik dinlemek istediğinizde mikrofonu çıkarabiliyor ve dışarı çıkarken de kullanabiliyorsunuz. Dayanıklılık açısından baktığımda ise E900 Pro'nun kaliteli malzemelerle üretildiğini ve sağlam bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Toparlamak gerekirse EKSA E900 Pro'nun tasarım olarak son derece şık, ses kalitesi olarak da sizi şaşırtacak bir kalitede olduğunu söyleyebilirim. Sesi yüksek seviyelerde açtığınızda sesin bir kısmı dışarı çıkıyor, bu sebeple özellikle ofis gibi kalabalık ortamlarda belki sorun yaratabilir, ancak bunun dışında elinize aldığınızda kaliteli bir hisle sizi memnun edeceğini düşünüyorum. Kulaklık şu anda Aliexpress'te yüzde 54 indirimle satılıyor. Kulaklığın Türkiye fiyatı 1108 TL. Ayrıca EKSA'nın kendi sitesinde 50 dolarlık fiyat etiketine sahip EKSA E900 Pro'nun burada yüzde 20'lik indirimle 40 dolara düştüğünü belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/eksi-sozluk-bir-kez-daha-kapatildi-h139593.html", "text": "Ülkemizin en eski ve en büyük internet mecralarından biri olan Ekşi Sözlük, daha önce defalarca erişime kapatılmıştı. Son olarak Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin aldığı ve \"Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması\" gerekçeli karar ile siteye erişim bir kez daha engellendi. Ekşi Sözlük yetkilileri, alınan kararın ardından sitenin yeni adresini de açıkladı. Bundan böyle siteye erişmek isteyenler eksisozluk111.com adresini kullanacak. - 21 Şubat'ta BTK kararıyla erişime engellendi. - 22 Şubat'ta da Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliği, erişim kararını mahkemeden geçirdi. - 2 Mart'ta Ekşi Sözlük'ün yaptığı itiraz ile engel kaldırıldı. - BTK da bu karara itiraz etti, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği bu itirazı kabul edip yeniden erişim engeli getirdi. - Bu kararın üstüne 13 Mayıs'ta site, eksisozluk2023.com adını aldı ancak Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği bu siteyi de engelledi. - Site yönetimi 2 gün sonra eksisozluk42.com alan adını aldı. - Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişime engellendi. - 14 Aralık'ta ise sitenin güncel adresi olan eksisozluk1923.com, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından erişime engellendi. - Son olarak da BTK kararıyla eksisozluk1999.com erişime engellendi. İçimizi yakan 12 şehit haberinden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, site üzerindeki bazı tepki çeken yorumlarda bulunan kullanıcılar hakkında soruşturma başlatmıştı. Kararın bu soruşturma ile ilgili olup olmadığı bilinmiyor. Ekşi Sözlük yönetiminden yapılan açıklamada kararın ayrıntısı hakkında bilgilerinin olmadığı, bilgi aldıkça paylaşacakları ifade edildi. Ekşi Sözlük'ün erişiminin engellenmesi ile ilgili olarak daha önce Türkiye'den açıklama isteyen MLSA ve Free Web Turkey'e sitenin erişim engelinin olmadığı, başka bir adresten siteye erişimin devam ettiği söylenmişti. Son karar ile birlikte o alan adı da sadece on gün sonra engellenmiş oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/eksi-sozluk-yine-erisim-engeli-h139318.html", "text": "Sabah saatlerinde sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Ekşi Sözlük'e bir kez daha erişim engeli getirildiğinden ve platformun yeni bir alan adresi üzerinden hizmet vermeye devam ettiğinden bahsetmiştik. Ancak konuyla ilgili detaylı bir bilgi sahibi olamamıştık. Şimdiyse konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Ekşi Sözlük, erişim engeline ilişkin yeni bir açıklamada bulundu. Ekşi Sözlük yetkilileri, erişim engelinin kanunlara aykırı olduğunu savunuyorlar. Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin Ekşi Sözlük'e erişimi engelleme kararına ulaştık. Ancak bu karar kanunlara usule tümüyle aykırı. Özetle; Twitter'daki bir kullanıcının, \"ifşa\" metninin ve bu metinde geçen iddiaların gerçek olduğu zannıyla talepte bulunulduğu ve bu iddiaların gerçekliğinin araştırılmasına gayret göstermeksizin karar alındığına şahit olduk. Zira bahsi geçen cinsel istismar içeren görseller, Ekşi Sözlük'le hiçbir ilgisi olmayan \"ekşiup.com\"da yer almışken ve olay daha gündeme bile gelmeden bu kişi/ler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 2023/260277 soruşturma numaralı dosyasıyla suç duyurusunda bulunmuştuk. Suç unsuru görsellerin yüklendiği görsel paylaşım sitesinin sorunsuz bir şekilde yayın yapmaya devam etmesine karşılık, suçu yetkili makamlara iletmek de dahil olmak üzere her türlü tedbiri alan Ekşi Sözlük'ün erişime engellenmesi tamamen haksız ve hukuk dışı. Tüm kurumlarla iş birliği yaparak, bu hassas konuda kararlı bir mücadele yürütüyoruz. Bahsi geçen görselleri paylaşan kişi/lerin tespiti için kurumlar arasında koordineli bir çalışma yürüttük ve yürütmeye devam ediyoruz. Bu kişi/lerin yaklanması için elimizden geleni yaptık, yapacağız. Ayrıca bu karara itiraz edeceğimiz gibi tarafımıza yönelik karalama kampanyasıyla da tüm gücümüzle mücadele edeceğiz. Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.12.2023 tarihli kararı ile erişim engeli uygulandığını gördük. Ancak ayrıntısı hakkında bilgi sahibi değiliz. Yetkililerden bilgi almaya çalışıyoruz. Bilgi aldıkça paylaşacağız. BTK sisteminden yaptığımız kontrole ait ekran görüntüsünü yukarıda görüyorsunuz. Kararla ilgili net bir açıklama yok ancak bazı kaynaklara göre erişim engelinin nedeni, \"milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması\". Ekşi Sözlük, \"eksisozluk1999.com\" adresi üzerinden hizmet vermeye devam ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/elektrikli-otomobiller-2024-populer-olabilecek-mi-h139599.html", "text": "Otomotiv sektörü, son dönemlerde büyük bir değişim içerisinde. Bu değişim, tahmin edebileceğiniz gibi elektrikli otomobillerle ilgili. Bugün sektörün önde gelen isimleri de yeni markalar da fosil yakıtları bırakıp, elektrikli otomobiller üretmeye başladılar. Yapılan araştırmalar ise elektrikli otomobil satışlarının, rakamlara da yansıdığını gözler önüne seriyor. Gelin hep birlikte elektrikli otomobil sektörünün geçmişine ve bizleri nelerin beklediğine yakından bakalım. Otorapor Otoekspertiz tarafından yapılan araştırmaya göre 2022 yılında Türkiye'deki elektrikli araç sayısı bir önceki yıla göre yüzde 188 artışla toplamda 8 bin 210 adede ulaştı. 2023 yılı özelinde bakıldığında ise ülkemizde elektrikli otomobil satışları, ilk 11 ayda 60 bin 101 adede ulaşırken, 2012'de sadece 1 olan pazarda en az bir elektrikli modele sahip marka sayısı, 2023'te 27'ye yükseldi. Yapılan açıklamada, elektrikli araç pazar payının yükselmeye devam edeceği belirtilirken şu hususların altı çizildi: Gerek altyapıya yapılan yatırımlar gerekse vergi avantajı sağlanması elektrikli araç pazarını motive edici bir güç. Vatandaşların da elektrikli araca ilgisi yükseliyor. 2024 yılında da elektrikli araçlar sektörel payını gerek satış gerekse oransal anlamda artıracak görünüyor. Elektrikli araçların avantajları oldukça fazla. Elektrikli araçlarda içten yanmalı motorlar bulunmadığı için debriyaj, şanzıman ve egzoz bulunmaz. Fosil yakıt tüketimi yapmayan elektrikli araçlarda egzoz gazı oluşmadığı için çevreye zararlı değildir. Elektrikli araçlarda tepkime hızı oldukça fazladır. Bataryadan gelen enerjinin çok azı sese dönüştüğü için sessiz sürüş ve seri hız değişimi sağlamaktadır. Elektrikli araçlar anlık tork üretirler. Bu sayede düşük ağırlık merkezine sahiptirler ve yüksek sürüş konforu sunar. Benzin, mazot ve LPG gibi yakıtların maliyetlerinin artması elektrikli araçları daha avantajlı hale getiriyor. Dünyada elektrikli araç üretimi ve geliştirme çalışmaları devam ederken birtakım sorunlar da yaşanabiliyor. Otorapor Oto Ekspertiz yetkililerine göre elektrikli araçlar seri üretime geçmeye başlayınca maliyetler azalsa da günümüzde elektrikli araçların fiyatları normal araçlara göre yüksek. Geri satış anlamında zorluk yaşayabilirsiniz. Ülkemizde elektrikli araçların kullanımı ve ikinci el piyasası çok fazla olmadığı için kullandıktan sonra satışınız zor olabilir. Elektrikli araçların şarjı doluyken uzun yol gitmenizi sağlar. Şarjınız bittiğinde dolmasını beklemek zorunda kalabilirsiniz. Otorapor bayilerinde elektrikli otomobiller için şarj istasyonları bulunduğunu biliyor muydunuz? Adres ve diğer bilgiler için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/elon-musk-open-ai-ilya-sutskever-ise-alabilir-h139222.html", "text": "Open AI CEO'su Sam Altman görevden alınırken, öne çıkan isimlerden biri Open AI kurucularından olan Ilya Sutskever idi. Sutskever'ın Sam Altman'ın CEO'luk görevinden alınmasındaki rolü tartışma konusu olmuştu. Şimdi kariyerinin nasıl ilerleyeceği belirsiz olan Sutskever, Elon Musk'ın yanında çalışmaya dönebilir. Open AI'dan gelen haberlere göre Sutskever'ın organizasyondaki geleceği belirsizliğini koruyor ve Sutskever, bir zamanlar kuruluşunda görev aldığı şirketin yönetim kurulunda artık bir koltuğa sahip değil. Open AI yönetimi de eski kurucusunun geleceğine karar vermiş değil. 9 Aralık'ta sosyal medya platformu X'te bir kullanıcı, Sutskever'in Tesla'da çalışması gerektiğini yazdı. Bu gönderiye cevap ise Elon Musk'tan geldi. Kendisi de geçmişte OpenAI yönetim kurulunda yer almış olan Musk, \"veya xAI\" şeklinde bir cevap verdi. Musk bu amacına ulaşırsa ilginç bir rekabet görebiliriz. Musk, 2015 yılında Altman ile birlikte Sutskever'e gitmiş ve Google'dan ayrılıp OpenAI'ın kuruluşunda rol almaya ikna etmişti. Temmuz ayında da Musk, kendi yapay zeka girişimi olan xAI'ı duyurmuştu. Geçtiğimiz günlerde de X'i ücretli olarak kullanan kişiler, Grok adı verilen ChatGPT rakibi yapay zeka aracını kullanmaya başlamıştı. Elon Musk, Altman'ın görevden uzaklaştırıldığı günlerde \"Ilya iyi bir ahlaki pusulaya sahip ve güç aramıyor. Kesinlikle gerekli olduğuna inanmasa böyle sert bir aksiyon almazdı.\" diyerek Sutskever'e olan desteğini göstermişti. Sutsever ise şu ana kadar konuyla ilgili bir açıklamada bulunmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/elon-musk-universite-kuruyor-h139321.html", "text": "ABD'de Teksas'ta yaşayan Elon Musk, yaşadığı yere yeni bir üniversite kurmayı amaçlıyor. Musk, 2022 yılında kurduğu The Foundation adlı vakfına bu amaçla yaklaşık 100 milyon dolar bağışladı. Bu bağış, Musk'ın vergi bildirimlerinde ortaya çıktı. Elon Musk'ın bonkör bağışıyla çalışmalarına başlayacak olan The Foundation, öncelikle ilk ve orta okul seviyesinde eğitim kurumlar açacak. Bu kurumlar STEM eğitimlerine odaklanacak. Sonrasında ise The Foundation, en üst seviyede eğitim verecek bir üniversite kurmak için çalışmalarını ilerletecek. Vergi muafiyet talep formunda yer alan bilgilere göre üniversite kurulduğunda tecrübeli çalışanlar işe alınacak, geleneksel müfredatın yanında simülasyonlar, vaka analizleri, üretim çalışmaları ve laboratuvar deneyleri ile öğrencilerin gelişimi sağlanacak. Üniversite için yetkili mercilere de akreditasyon başvurusu gerçekleştirilecek. Austin, Teksas bölgesi son dönemde özellikle de teknoloji alanında eğitim için gittikçe popüler hale geliyor. Bölgede zaten ABD'nin köklü üniversitelerinden Teksas Üniversitesi bulunuyordu. Bir de geleneksel üniversitelerin \"illiberalizmine\" olarak kurulan ve bu yıl 100 öğrenci ile eğitime başlayacak olan Austin Üniversitesi faaliyete geçmişti. Elon Musk da daha önce eğitim alanında hamlelerde bulunmuştu. SpaceX'in merkezinin Kaliforniya olduğu dönemde Musk, kendisinin ve çalışanlarının çocukları için bir okul olan Ad Astra'yı kurdurmuştu. Musk'ın taşınmasının ardından okul da Teksas'a taşınmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-cok-hasilat-yapan-filmler-2023-h139700.html", "text": "Geçtiğimiz yılın gişe konusunda en başarılı filmlerini sizler için derledik. Türkiye'deki verileri Box Office Türkiye'den, dünya çapındakiler ise Box Office Mojo'dan aldık. Türkiye listesine baktığımızda ilk sıranın herkesi şaşırtacak bir filmin yer aldığını görüyoruz. Ocak'ta vizyona giren animasyon Rafadan Tayfa Galaktik Tayfa var. İsmail Fidan imzalı yapım, en fazla hasılatı yapamasa da çok izlendiği için en üstte. 170 milyon TL hasılat yaparken 2 milyon 800 bin izleyiciyi çekmiş. Bu filmi, 187,7 milyon TL hasılat ve 1,7 milyon izleyiciyle Oppenheimer takip ediyor. Üçte ise 176,7 milyon TL hasılat yapan ve 1,6 milyon kişi tarafından izlenen Atatürk filminin ilk bölümü yer alıyor. Box Office Türkiye'ye göre bu yılki toplam seyirci sayısı 31 milyon 280 bin 896 oldu. Ayrıca 364'ü yeni olmak üzere toplamda 491 film gösterime girdi. Dünyadaki listede ise pek şaşırtan isimler bulunmuyor. Bu yılın belki de en çok konuşulan iki filmi Barbie ve Oppenheimer'ı zirvede görüyoruz. Greta Gerwig imzalı Barbie, dünya çapında 1 milyar 441 milyon dolar zirvede. Onu sevilen animasyon The Super Mario Bros., 1 milyar 361 milyon ile takip ediyor. Christopher Nolan'ın Oppenheimer'ı ise 1 milyar 361 milyon dolar kazanmış."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-cok-kullanilan-android-surumleri-h138257.html", "text": "Google, Android uygulama geliştirme uygulaması Android Studio'da, en çok tercih edilen Android sürümleri için yeni bir istatistik paylaştı. 1 Ekim 2023 tarihi itibarıyla en güncel verileri içeren istatistikler, Android 13'ün en popüler sürüm olduğunu gözler önüne serdi. Bir önceki yıl piyasaya sürülen Android 12 ise listenin dördüncü sırasında yer alıyor. Geçtiğimiz aylarda duyurulan Android 14'ün bu listede yer almamasının nedeni ise henüz yeni yeni dağıtılıyor olması. Geçtiğimiz yıllarda Android cihazların büyük kısmı farklı versiyonlarda çalışıyor, bu da geliştiricilerden kullanıcılara herkes için sorunlar yaratıyordu. Yeni ve güncel versiyonlara geçişler de bu süreçte oldukça yavaş olabiliyordu. Son istatistikler, bu durumun geride kalmaya başladığını gösteriyor. Google, bundan önceki verilerini Mayıs 2023'te paylaşmıştı. Mayıs ayından bu yana pazar payını %7,4 artırmayı başaran Android 13, en popüler Android versiyonu olmayı başardı. Onu Android 11 ve Android 10 takip ediyor. Android 12 cihazların Android 13'e yükseltilmesi, Android 12 cihazların sayısını dramatik şekilde azaltmış gözüküyor. Öte yandan Android Pie, Oreo ve daha eski versiyonlara sahip cihazlar da kullanılmaya devam ediyor. Son olarak Android 10 ve sonrasında gelen işletim sistemleri, %75,9'luk pazar payına sahip. Bu da genele baktığımızda %3,7'lik bir artış anlamına geliyor. Bu da çok büyük olmasa da modern versiyonlara geçişe işaret ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-cok-nefret-edilen-dizi-karakterleri-h138886.html", "text": "Sık sık tartışılan bu konu, Ranker üzerinden yapılan yeni bir anketle tekrar gündeme geldi. Ranker'da yapılan ankete 25 binden fazla kişi katıldı ve 230 bini aşkın oy verildi. Çıkan sonuçlar genel olarak tahmin edilebilir olsa da bazı sürpriz isimleri de içeriyor. - Joffrey Baratheon - Game of Thrones - Ramsey Bolton Game of Thrones - Shou Tucker Fullmetal Alchemist: Brotherhood - Rachel Berry Glee - The Governor The Walking Dead - Todd Alquist Breaking Bad - Livia Soprano The Sopranos - Cersei Lannister Game of Thrones - Caillou Caillou - Ed Peletier The Walking Dead - Will Schuester Glee - Ezra Fitz Pretty Little Liars - Petyr Baelish Game of Thrones - Paige McCullers Pretty Little Liars - Janice Soprano The Sopranos - Roose Bolton Game of Thrones - Skyler White Breaking Bad - Lori Grimes The Walking Dead - Dawson Leery Dawson's Creek - John Gilbert The Vampire Diaries Tüm listeyi görmek ve siz de oy kullanmak isterseniz buradaki bağlantıya tıklayabilrsiniz. Sonuçlara baktığımızda, şaşırtıcı olmayan bir şekilde Game of Thrones karakterlerinin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. Tartışmasız dizi ve film tarihinin en sevilmeyen karakterleri arasına adını yazdıran Jack Gleeson'ın hayat verdiği Joffrey Baratheon, zirvede yer alıyor. Onu da Joffrey diziden çıktıktan sonra daha çok ekranda gördüğümüz Ramsay Bolton takip ediyor. Cersei Lannister, Petyr Baelish, Roose Bolton gibi diğer GoT karakterleri de listede. Bunlar dışında listede farklı yapımlardan isimlerle de karşılaşıyoruz. The Walking Dead'den Vali ve Lori Grimes, Breaking Bad'den Skyler White ve Todd Alquist, The Sopranos'tan Livia Soprano gibi çok popüler dizilerden karakterler listeye girmeyi başarmış.. Ancak en çok dikkat çekeni, Türkiye'de de bir zamanlar çok popüler olan Caillou çizgi dizisinin baş karakteri olan dört yaşındaki Caillou'nun 9. sırada olması. Bazı kullanıcılar karakterin daha üst sıralarda yer alması gerektiğini bile söylüyor. Karakter, şımarıklığı, sürekli sızlanması, bencil olması, çocuklara kötü örnek olabilmesi gibi nedenlerden dolayı sinir bozucu olarak nitelendiriliyor. 2021'de sona eren Caillou'ya karşı nefret yeni bir şey değil. Yapım, daha önce birçok kez \"en çok nefret edilen çizgi dizi\" olarak nitelendirilmişti. Geçmişte, internette Caillou'dan nefret edenlerin toplandığı gruplar kurulmuş, hatta dizinin kaldırılması için kampanyalar bile başlatılmıştı. Bu nefretin ana sebeplerinden biri de karakterin katlanılamaz olmasıydı. Ayrıca, birçok ebeveyn de gelişim psikologları tarafından geliştirilmiş olmasına rağmen dizinin hiçbir eğitici yanının olmadığını söylüyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-cok-premium-telefon-satan-markalar-h133100.html", "text": "Küresel akıllı telefon pazarında geçtiğimiz yıl beklentiler karşılanmamıştı ve sektördeki satış rakamları, bir önceki yılın gerisinde kalmıştı. Akıllı telefon üreticileri, şaşırtıcı bir şekilde premium modellerin satışlarında ise %6'lık bir artışa ulaşmayı başardılar. Böylece son yıllarda devam eden premium modellerin pazarı sürüklemesi akımı devam etmiş oldu. Araştırmada göze çarpan noktalardan ilki, pazarın lokomotifinin premium cihazlar olmasıyken bir diğer önemli nokta da sadece 8 yılda premium cihazların, pazarın içindeki paylarını yüzdesel olarak 3 kat artırması ve %6'dan %24'e çıkarması. Bu süreçte akıllı telefon kullanımının da arttığını düşünürsek, premium modellerin etkisi daha da net olarak görülüyor. Toplam akıllı telefon satışlarında Samsung gibi dişli rakipleri olan Apple, iş ortalama piyasa fiyatı 600 doların üstünde olan modellere geldiğinde tartışmasız lider olmaya devam etti. Zaten ABD'li üreticinin bütün modelleri premium kategorisinde yer alıyor. Rakipleri gibi orta ya da alt segmente satışları söz konusu değil. Counterpoint Research tarafından gerçekleştirilen pazar araştırmasında da bu durum net bir şekilde ortaya koyuldu. Yine de Apple'ın bu pazardaki payının da azaldığını görüyoruz. Çinli Huawei ise Mate 60 ile adeta \"Ben ölmedim!\" mesajı verirken Apple'ın da pazar payını epey daralttı. Samsung da S23 ve Fold serisi ile bu pazarda öne çıkan modellerden biri oldu. Katlanabilirlik özelliği ayrıca pazarda fark yaratan faktörlerden biri oldu. Çin, Batı Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Latin Amerika ve Hindistan bölgelerinde premium pazarının gelecek yıllarda daha da büyümesi bekleniyor. Ayrıca fiyatı 1000 doların üzerindeki ultra-premium cihazların satışlarındaki büyüme, premium pazarı içinde en yüksek büyüme rakamı olarak dikkat çekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-degerli-sirketler-varliklar-kripto-varlik-piyasasi-h139067.html", "text": "Dünya genelinde alım satım yapan yüz milyonlarca insan var. Dünya nüfusunun yaklaşık %9'unun yatırımcı olduğu biliniyor. Bu çeşitlilikten dolayı dünyada bazı piyasaların toplam değerleri, diğerlerine açık ara fark atmış durumda. Merkez bankalarının bankası olan Bank for International Settlements Nisan 2022 verilerine göre Forex ya da Türkçesiyle \"uluslararası döviz piyasası\", dünyadaki en büyük finansal piyasadır. Nisan 2022 itibarıyla tüm FX piyasasının günlük işlem hacmi 7,5 trilyon doları geçiyor. Bu, Forex piyasasında yıllık olarak el değiştiren miktarın 2,7 katrilyon dolar olduğu anlamına geliyor. Ancak güncel Forex piyasasının toplam değeri bilinmiyor. Yine de en son açıklanan verilere göre, Forex piyasasının toplam değerinin 2020 yılında 2,4 katrilyon dolar olduğu biliniyor. Sadece yastık altı yapılmaması gereken altının piyasası toplamda 13,5 trilyon dolar değerinde. Değerli metallerin en başında altın geliyor. Altın, tarih boyunca bir değer deposu ve güvenli liman varlığı olarak kabul görmüştür. Şu anda, dünya genelinde yer altından çıkarılmış toplamda 244 bin metrik ton civarında altın olduğu tahmin ediliyor. Altın, finansal piyasalarda genellikle enflasyon ve belirsizlik dönemlerinde güvenli liman varlığı olarak tercih edilir. Merkez bankaları ve yatırımcılar, portföylerini çeşitlendirmek ve yatırımlarının değerlerini korumak amacıyla altına yatırım yaparlar. Belirsizliğin az olduğu dönemlerde ise yatırımcılar hisse senetleri ve kripto varlıklar gibi daha riskli varlıklara geçer. Sadece telefon satışlarından ibaret olmayan Apple'ın değeri 3 trilyon doların üzerinde. Apple, Aralık 2023 itibarıyla toplam piyasa değeri ile dünyanın en değerli şirketidir. Apple; iPhone telefonlarının yanı sıra bilgisayar, tablet, giyilebilir teknolojik ürünler, internette müzik, film ve yazılım alanlarında hizmetlere sahip bir şirket olmasından dolayı bu konuma ulaştı. Windows işletim sistemleri ile ünlü olan Microsoft'un toplam değeri 2,76 trilyon dolar. Hepimiz Microsoft'u; Windows işletim sistemini geliştiren, bilgisayar bileşenleri satan, Bing arama motoru, bulut çözümleri ve e-posta servisleri sunan Amerikalı bir teknoloji şirketi olarak biliyoruz. Ancak şirketin odaklandığı bambaşka konular da var. Aslında Microsoft'un 225'ten fazla şirketi satın aldığı ve 64 şirketin hisse senedini satın alarak bu şirketlere yatırım yaptığı bilinmektedir. Firma son zamanlarda yapay zekaya odaklanmış durumda. Dünyanın en büyük petrol üretim şirketi Saudi Aramco, 2,13 trilyon dolar değerinde. Saudi Aramco, Suudi Arabistan'ın ulusal petrol ve doğal gaz şirketidir. Dünyanın en büyük petrol üretim şirketidir. Petrol ve doğal gaz rezervlerinin bulunması, çıkarılması ve işlenmesinden sorumludur. Dünyanın ikinci en büyük kanıtlanmış ham petrol rezervine sahiptir. Kısacası bir gün bu şirket işi bırakırsa tüm dünya genelinde büyük bir petrol krizi ortaya çıkabilir. Google'ın çatı şirketi Alphabet'in değeri 1,69 trilyon dolar. Alphabet , dünyanın en değerli 5. şirketi. Şirket, Sundar Pichai liderliğinde faaliyet göstermekte ve dünya genelinde arama motorları, reklamcılık, bulut hizmetleri, donanım, yazılım, yapay zeka ve biyoteknoloji ürünleri ile geniş bir kullanıcı kitlesine hizmet vermekte. E-ticaret web sitelerinin atalarından biri olan Amazon'un toplam değeri 1,51 trilyon dolar. Amazon.com Inc.; geniş bir ürün yelpazesine sahip, alanında lider, Amerikan bir çevrim içi perakende şirketidir. Pek bilinmese de Amazon ayrıca bulut hizmetleri, çevrim içi reklamlar, dijital yayın akışı ve yapay zeka hizmetleri sunuyor. Şirket, kendi açıklamalarına göre en büyük kitap, CD ve video koleksiyonuna sahip. Altın kadar popüler olmasa da birçok yerde kullanılan gümüşün piyasası 1,31 trilyon dolar ediyor. Gümüş, endüstriyel uygulamalardan mücevherlere kadar geniş bir yelpazede kullanılan bir değerli metaldir. Dünya genelinde toplamda 1.751.000 ton civarında gümüş madeni çıkarıldığı tahmin ediliyor (CPM Group Silver Yearbook 2019). Ancak endüstriyel uygulamalardan kaynaklanan kayıplar nedeniyle büyük miktarlarda gümüş kaybedildi veya yok oldu. Gümüş; elektronik, fotoğraf sanayii, para basımı, takı yapımı ve anti bakteriyel özellikleri nedeniyle bir dizi alanda endüstriyel materyal olarak kullanılır. Ayrıca gümüş, yatırımcılar arasında altından sonra gelen popüler bir değer saklama aracıdır. Sadece ekran kartı değil, birçok teknolojik alanda lider bir şirket olan NVIDIA'nın değeri 1,17 trilyon dolar. NVIDIA Corporation; ekran kartları, kişisel bilgisayarlar ve oyun konsolları için grafik işlemcileri ve yonga setleri geliştiren en büyük şirketlerden biri. Son zamanlarda yapay zeka ve dijital ikiz çalışmalarıyla öne çıkmakta. Sosyal medya akımını başlatan şirket Meta Platforms'un değeri 854 milyar dolar. Meta Platforms , Kasım 2023 itibarıyla 854 milyar dolarlık piyasa değeri ile dünyanın 7. en değerli şirketi konumunda. 28 Ekim 2021'de şirket, adını geleceğin teknolojisi olarak adlandırdığı, hem Metaverse'e uyması hem de uygulamalarını ve teknolojilerini tek bir şirket altında toplamak için Meta Platforms olarak değiştirdi. Ancak şirketin Meta Reality Labs adlı Metaverse teknolojisine odaklanan bölümü 2019'dan beri 46,5 milyar dolarlık zarar yazdı. Meta Platforms, kendini sosyal teknoloji şirketi olarak adlandırmakta. Sosyal medyaya ek olarak dijital iletişim alanında da etkin bir rol oynuyor. Sahip olduğu şirketler arasında Facebook, Instagram, Threads ve WhatsApp gibi günlük hayatta sıklıkla kullanılan uygulamalar yer almakta. Dünyanın en başarılı yatırımcılarından Warren Buffett'ın şirketi olan Berkshire Hathaway, 767 milyar dolar değerlemeye sahip. Berkshire Hathaway Inc., Amerikalı bir holding şirketidir ve dünyanın en başarılı yatırımcılarından biri olan Warren Buffett'ın liderliğinde. Warren Buffett, 2023 Forbes zenginler listesinde göre 106 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin 5. ismi. Berkshire Hathaway şirketinin yatırım yaptığı sektörler arasında sigorta, enerji, perakende, finansal hizmetler ve üretim bulunmakta. Apple, Coca-Cola, General Motors ve HP Inc. gibi şirketlerde yatırımı var. Yatırım yaptığı sektörler arasında en yüksek getirileri sigorta hizmetleri ve üretim şirketlerinden elde etmekte. 10 Kasım 2021'de toplam kripto varlık piyasasının değeri 3 trilyon dolar ile rekor kırdı. Bunun arkasındaki en büyük isim ise Bitcoin'di. Aynı gün Bitcoin fiyatı 69.000 doların üzerine çıkarak ATH yaptı. O gün, Bitcoin piyasasının toplam değeri ise 1,302 trilyon dolara yükseldi. Günümüze gelecek olursak, Bitcoin'in toplam değeri 855 milyar dolar civarında ve bu, Bitcoin'i en büyük varlık ve piyasalar listesinde Meta Platforms'un üstüne getiriyor. Ayrıca şu anda toplam kripto varlık piyasasının değeri 1,58 trilyon dolardır. Böylece kripto varlık piyasası hem gümüş piyasasından hem de Amazon şirketinden daha değerli bir piyasa oluyor. Yukarıdaki varlık ve şirketlerin toplam değerlemeleri değişmez ve aynı zamanda Bitcoin ve geri kalan kripto varlık piyasası 10 Kasım 2021 günü seviyelerine gelir ise bu kripto piyasasını 3 trilyon dolarlık değerlemenin üzerine çıkaracaktır. Böylece dünya genelinde en değerli piyasa sıralamasında kripto varlıklar 3. sıraya gelecektir. 3 trilyon dolarlık değerlemenin üzerindeki artışlar ise kripto varlık piyasasının sıralamasını değiştirmeyecektir. Bunun nedeni, 14 trilyon dolarlık altın ve 2,4 katrilyon dolar olduğu düşünülen Forex piyasasıdır. Yine de Bitcoin, tüm dünyaya dijital altın olduğunu kanıtlarsa 14 trilyon dolarlık altın piyasasının birazını kendine çekebilir. Böylece bir durumda belki de 2'nciliğe oynayabilir. Ancak o günlere gelene kadar Bitcoin piyasasının kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor gibi duruyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-iyi-9-ses-degistirme-programi-h114937.html", "text": "Bilmem hatırlar mısınız, bir dönem hepimizin telefonunda 'Talking Tom' diye bir uygulama vardı. Tom isimli bir kedi, sizin söylediklerinizi sesinizi değiştirerek tekrarlıyordu hani... İşte aslında Talking Tom, en basit haliyle bir ses değiştirme programıydı; ancak sesinizi dilediğiniz gibi ve çok daha fazla seçenekle değiştirebileceğiniz pek çok gelişmiş ses değiştirme programı da mevcut. Size hangisinin uyduğuna bağlı olarak sesinizi simultane bir şekilde değiştiren veya önce sesinizi kaydedip daha sonra değiştirebileceğiniz ses değiştirme programları vardır. Biz de bu yazımızda bu uygulamalardan en iyi 9'unu sizler için derledik. Sesiniz üzerinde istediğiniz gibi oynama yapabilmenize olanak sağlayan ses değiştirme programları; uzaylı seslerinden robotik ve çizgi film seslerine kadar birçok seçeneğe sahiptir ve sesinizin ton, frekans ve yükseklik gibi yönleriyle oynamanıza da imkan sağlayarak manuel bir şekilde sesinizi değiştirmenize de yardımcı olur. Ses değiştirme programlarını arkadaşlarınıza ve ailenize ufak bir şaka yapmak için kullanabileceğiniz gibi oyun oynarken de kullanıp oynadığınız karaktere kendiniz daha yakın hissedebilir ve daha çok moda girebilirsiniz. Mesela, diyelim ki oyunda bir komutanı canlandırıyorsunuz. O halde sıradan bir ses yerine daha baskın ve otoriter bir ses kullanmak karaktere girmenize yardımcı olabilir. Oyun tecrübenize eğlence katması ise cabası. - Morph VOX Pro - Voicemod - Vocal Voice Changer - Clownfish - All-in-One Voice Changer - Adobe Audition - Voive Changer Plus - Accusonus - AV Voice Changer - Geliştirici: Screaming Bee LLC - Birkaç ücretsiz ses paketi: Hali hazırda var olan sesleri ister kendi sesinizle isterseniz de başka bir sesle kombinleyebilirsiniz. - Arka plan ses efektleri: Arka plandaki sesleri istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Örneğin; arka plana biraz korna sesi ekleyerek arkadaşlarınızı sanki trafikte sıkışmışsınız gibi kandırabilirsiniz. - Kusursuz ses değiştirme algoritması: Bu ses değiştirme programı, çevrenizdeki bütün sesleri susturan ultra sessiz arka plan ses silme özelliği sayesinde kendi sesiniz dışında hiçbir sesin duyulmamasını sağlar. - Çevirim içi oyun optimizasyonu: Sesiniz tıpkı oyunda canlandırdığınız karakter gibi çıkar. Heybetli bir devi ya da huysuz bir cüceyi mi oynamak istediğiniz ise size kalmış. - Geliştirici: Voicemod S.L En iyi ses değiştirme programlarından biri olan Voicemod sayesinde Discord, Skype, TeamSpeak gibi birçok uygulama ve Fortnite, Among Us, Minecraft, CS: Go, Valorant, LoL gibi daha pek çok oyunda eşzamanlı bir şekilde sesinizi değiştirebilirsiniz. Auto-tune yardımıyla sesinizi bir şarkıcının sesine benzeterek oyun ve sohbet tecrübenizi çok daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Ayrıca Soundboard, özel ses efektlerini doğru anda doğru yere eklemenizi sağlar. Var olan efektlerden seçebilir ya da kendi ses dosyanızı ekleyebilirsiniz. Dahası, Voicelabs'i kullanarak kendi özel ses filtrelerinizi bile yaratabilirsiniz. Gelişmiş ve kullanımı kolay bir ses değiştirme programı olan Voicemod'la bir kadın ya da bir erkek gibi konuşabilir, robot sesleri çıkarabilir ya da dilediğiniz başka herhangi bir şey olabilirsiniz. Voicemod'u harika yapan bir diğer özellik ise Audacity, Twitch, Elgato Stream DEck, Omegle gibi sitelerle son derece uyumlu olmasıdır. - Geliştirici: NCH Software Eğer aradığınız şey kolaylıkla ses özelleştirme özelliğiyse, Voxal'ın aradığınız uygulama olduğunu söyleyebiliriz. Voxal'ın ücretsiz versiyonu, sesinizi değiştirmek için kullanabileceğiniz birçok farklı özelliğe sahiptir. Uygulamada sesinizi bir çocuğun, robotun, uzaylının ve başka pek çok şeyin sesine benzetebileceğiniz pek çok mükemmel ses ayarı bulunuyor. Uygulama üzerinden kendi sesinizi kaydedebilir ya da var olan ses kayıtlarından istediğini kullanabilirsiniz. Pek çok kişi bu kullanımı oldukça kolay olan ses değiştirme programından oyun oynarken veya herhangi bir platformda yayın yaparken anonim kimliklerini korumak için yararlanmakta. - Geliştirici: Clownfish Windows için en iyi ses değiştirme uygulaması olduğunu kanıtlamış olan Clownfish, direkt olarak sisteme yüklendiği için cihazınızda bulunan bütün mikrofon içeren ve ses kaydeden uygulamaları kapsar. Bu da Skype, Discord, TeamSpeak, Viber, Steam ve benzeri platformlarda sesinizle istediğiniz gibi oynayabileceğiniz anlamına geliyor. - Uzaylı - Robot - Mutant - Klon - Erkek sesi - Kadın sesi - Bebek sesi Popüler olanlardan istediğinizi seçebileceğiniz gibi, Clownfish'in sunduğu daha pek çok farklı ses efektinden de yararlanabilirsiniz. Bunlar haricinde Voice Assistant özelliği sayesinde yazılı metinleri konuşmaya çevirebilir ve bunlara ses efekti de ekleyebilirsiniz. - Geliştirici: AthTek Software Aynı çalışma prensibine sahip olduğu Skype Ses Değiştirme programının güncellenmiş hali diyebileceğimiz All-in-One, Yahoo Messenger ve QQ International gibi diğer platformlarla da bağlantı kurmanızı sağlar. Yani özetle anlatmak gerekirse All-in-One, özellikle çevrim içi sohbetleriniz için geliştirilmiş olan oldukça kullanıcı dostu bir ses değiştirme programıdır. Ailenizi ve arkadaşlarınıza şaka yapmak için harika bir program olan All-in-one ile sohbet ortasında birden sesinizi değiştirerek işleri daha komik ve eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Sağa ya da sola kaydırabileceğiniz bir kaydırma çubuğuyla sesinizin yüksekliğiyle istediğiniz gibi oynayabileceğiniz All-in-One'la kaydettiğiniz sesi arşivlemeden önce dinleyebilirsiniz. Gel gelelim ki All-in-One maalesef paralı bir uygulama. Ücretsiz deneme seçeneği mevcut; ancak sadece bir kedi sesini deneyebiliyorsunuz ki bu doğrusu biraz sinir bozucu. İyi tarafından bakacak olursanız, programı satın almanız durumunda, başka hiçbir ses değiştirme uygulamasında bulunmayan video modifikasyon özelliğine de erişim sağlayabilirsiniz. - Geliştirici: Adobe Konu müşterilerini memnun etmek olduğunda Adobe asla başarısız olmuyor. Adobe'un ses değiştirmek için geliştirdiği programı Adobe Audition, mükemmel ses efektleriyle sesiniz üzerinde dilediğiniz gibi oynama yapmanızı sağlıyor. Bu program sayesinde sesinizin kalitesini istediğiniz gibi değiştirebilir ya da sesiniz bir karakterin sesine benzemesini sağlayabilir ve oyun oynarken ya da podcast esnasında kullanabilirsiniz. - Sesin yüksekliğini tamamen değiştirebilmek - Vocal Enhancer efekti sayesinde sesinizin frekansıyla oynamak - Echo efekti eklemek - Reverb efektini kullanarak sesinizin dumanlı bir bardan ya da bir yargıcın odasında geliyormuş gibi olmasını sağlamak - Automatic Pitch Correction efektini kullanarak sesinizin notalarıyla oynamak - Geliştirici: Art Software Inc. App Store'dan iPhone, iPad ve Mac cihazlarınıza yükleyebileceğiniz bu ses değiştirme uygulamasının sunduğu en eşsiz özelliklerden birisi, sesinizi tersten bile oynatabiliyor oluşunuzdur. Tek bir tıklamayla istediğiniz herhangi bir şeyi kayıt altına alabileceğiniz bu uygulamada 55 farklı ses ekefti arasından istediğinizi seçebilir ve tek bir ses dosyasını farklı efektlerle dinleyebilirsiniz. Uygulama ayrıca ses değiştirme özelliğini kullanarak kaydetmiş olduğunuz ses dosyasını kırpmanıza da olanak sağlar. Önceden kaydetmiş olduğunuz ses dosyalarınızı uygulamaya yükleyebilir ve bu dosyalara uygulamanın sunduğu efektleri uygulayabilirsiniz. Böylelikle her seferinde yeni ses kaydetmek zorunda kalmazsınız. - Geliştirici: Accusonus Sesinizi hayal edebileceğiniz herhangi bir karakterin sesine dönüştürebileceğiniz Accusonus'ı, Windows ve Mac platformlarında güçlü ve yaratıcı bir ortam yaratmak için kullanabilirsiniz. Diyelim ki ürettiğiniz içerikler birden fazla karaktere özel farklı farklı sesler gerektiriyor. Yapay zekadan uzaylı, bebek ve canavar seslerine kadar pek çok ses efekti seçeneği bulunan Accusonus sayesinde bu sesleri oluşturabilir ya da dilerseniz sadece birkaç tıkla kendi ses efektinizi oluşturabilirsiniz. Bu ses değiştirme uygulamasıyla istediğiniz efekti yaratabilirsiniz. Bu efekt ister bir mağara efekti isterse bir stadyumun arka plan sesi olsun; Accusonus'ın yardımıyla bunları kolayca halledebilirsiniz. Ortam, efekt ve karakter ayarlarıyla oynayarak kendi ön ayarınızı oluşturabilirsiniz. - Geliştirici: AVSoft Corp. AV Voice Changer ile sesinizi tamamıyla modifiye edebilir; daha kadınsı, genç, yaşlı, derin ya da dilediğiniz başka bir şekilde olmasını sağlayabilirsiniz. İstediğiniz zaman ulaşım sağlayabileceğiniz eşsiz ses kombinasyonları yaratabilir ve dilerseniz daha sonra bunlar üzerinde değişiklikler yapabilirsiniz. - Voice Morpher: Bu özellik sayesinde farklı ses nitelikleri, ses güzelleştirme özellikleri ve diğer birçok gelişmiş ayarla sesinizi tamamen değiştirebilirsiniz. - Hotkey: Farklı özellikler ve takma seslere özel kısayol tuşları belirleyerek sesler arasında kolayca geçiş yapabilirsiniz. - Nickvoices: 100'den fazla sese takma isim verebilir ve kısayollar sayesinde mevcut ön ayarlar arasında hızlı bir şekilde geçiş yapabilirsiniz. - Parody Mixer: Parody Mixer özelliğiyle kendi parodilerinizi oluşturabilir, diğer insanların seslerini taklit edebilir veya kendi parodinizi yaratmak adına farklı parodi seslerini kombinleyebilirsiniz. En iyi 9 ses değiştirme programını derlediğimiz yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bu programları yayın ve oyun tecrübenizi çok daha eşsiz bir hale getirmek için ya da sevdiklerinize küçük bir şaka yapmak için kullanabilirsiniz. Bizim eklemeyi unuttuğumuz, sizin kullandığınız bir program var mıdır? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-iyi-basketbol-filmleri-h121509.html", "text": "Hem yerel takımlarımız hem de milli basketbol takımımız dünya çapında büyük başarılar kazanarak göğsümüzü kabartsalar da maalesef basketbol, ülkemizde hiçbir zaman futbol kadar ilgi görmedi. Pek çoğumuz özellikle lise zamanlarında basketbol ile ilgilendik. Bazılarımız devam ettirdi, bazılarımız bıraktı. Ancak hepimizin gönlünce hem bu sporun hem de bu spor ile ilgili basketbol filmlerinin yeri ayrıdır. Hollywood sinemasında basketbol temalı pek çok film var. Bazıları bir belgesel tadında anlatımlara sahipken bazıları spor ruhunu aşılayacak sevimli hikayelere sahipler. Tüm bu yapımları basketbol filmleri adı altında değerlendirmek mümkün olsa da aslında her biri sporun insanlık için ne kadar önemli bir değer olduğunu ortaya koyuyor. Gelin en az bir maç izler gibi keyifle izleyebileceğiniz en iyi basketbol filmlerine yakından bakalım. - Tür: Animasyon, Macera, Komedi - Yıl: 1996 - Yönetmen: Joe Pytka - Oyuncular: Michael Jordan, Wayne Knight, Theresa Randle - IMDb: 6.5 2021 yılında Space Jam: A New Legacy adıyla yeniden çevrilse bile sinema tutkunlarının gönlünde 1996 yapımı ilk Space Jam filminin yeri ayrıdır. Hayran olduğumuz Looney Tunes karakterleri ile yine en az bu karakterler kadar hayran olduğumuz Michael Jordan gibi usta basketbolcuları bir arada izleme şansı sunan filmde, çizgi film karakterleri ile gerçek insanların kıran kırana mücadele ettiği bir basketbol maçı izliyoruz. - Tür: Dram, Spor - Yıl: 1998 - Yönetmen: Spike Lee - Oyuncular: Denzel Washington, Milla Jovovich, Ray Allen - IMDb: 6.9 Usta oyuncu Denzel Washington'ın gençlik yıllarında başarılı bir performans gösterdiği filmde, bir baba oğul hikayesi izliyoruz. Bir cinayet suçlaması ile yargılanan gencin daha az ceza alması için üniversiteye girmesi planlanır. Basketbol bursu ile girmek istediği üniversite için ise epey çalışması gerekmektedir. Hikayenin bundan sonrası azim dolu bir başarı ve samimi bir aile hikayesi. - Tür: Dram, Romantik, Spor - Yıl: 2000 - Yönetmen: Gina Prince-Bythewood - Oyuncular: Sanaa Lathan, Omar Epps, Glenndon Chatman - IMDb: 7.2 Gina Prince-Bythewood isminin ilk yönetmenlik denemesi olan Love & Basketball filminde, adı üstünde aşk ve basketbol dolu bir hikaye anlatılıyor. Monica ve Quincy isimli kadın ve erkek karakterlerimiz, çocukluktan beri birliktedirler ve aralarında tatlı bir sevgi vardır. Yaşlar biraz ilerledikçe ve hayat şartları zorlaştıkça ikili arasındaki sevginin boyutunu değişerek basketbol tutkusu ile birlikte aşka yeşerir. - Tür: Biyografi, Dram, Spor - Yıl: 2006 - Yönetmen: James Gartner - Oyuncular: Josh Lucas, Derek Luke, Austin Nichols - IMDb: 7.2 1960'lı yılların Amerika Birleşik Devletleri'nde, ırkçılığın en sert zamanlarından birinde geçen gerçek hikayede, siyahilerden oluşan bir basketbol takımının zirveye giden yolculuğu anlatılıyor. Texas Western takımının teknik direktörü olan Don Haskins, üniversiteye gitmek için mücadele eden siyahi gençlerden oluşan bir takım oluşturur. Bu takımın yaptığı sıkı antrenmanlar rakipleri ile mücadele için yeterli olsa da bir insanlık suçu olan ırkçılığa karşı her zaman yeterli değildir. - Tür: Biyografi, Suç, Dram - Yıl: 1995 - Yönetmen: Scott Kalvert - Oyuncular: Leonardo Di Caprio, Lorraine Bracco, Marilyn Sokol - IMDb: 7.3 Genç Leonardo Di Caprio'nun başarılı performansıyla taçlanan The Basketball Diaries filminde, şair Jim Carroll'un gerçek hayat hikayesini izliyoruz. Çocuk yaşta cinsel istismara uğrayan, uyuşturucu batağına saplanan ve giderek kendini ölüme görüten bir gencin basketbol ile kurtuluşunun anlatıldığı film boyunca hem gençler hem de yetişkinler için gözyaşlarıyla geçecek pek çok sahne var. - Tür: Dram - Yıl: 2000 - Yönetmen: Gus Van Sant - Oyuncular: Sean Connery, Rob Brown, F. Murray Abraham - IMDb: 7.3 Siyahiler çok iyi basketbol oynar, peki ya fazlası? Manhattan'daki özel bir okulda okuyan siyahi genç Jamal, çok yetenekli bir basketbol oyuncusudur ama daha büyük bir yeteneği vardır, yazarlık. Kendinden yaşça büyük usta bir yazar tarafından keşfedildiği zaman ise Jamal, bu yeteneğini keşfedecektir. Hayaller ve hayatlar üzerine kurulu filmde, bir hayalin karanlık bir yolu bile nasıl aydınlattığına şahit oluyoruz. - Tür: Biyografi, Dram, Spor - Yıl: 2005 - Yönetmen: Thomas Carter - Oyuncular: Samuel L. Jackson, Rick Gonzalez, Robert Ri'chard - IMDb: 7.3 Yaşanmış gerçek bir hikayeden uyarlanan Coach Carter filminde, bir basketbol takımı koçunun bir teknik direktörden daha fazlası, oyuncular için bir baba figürü olabileceğinin hikayesini izliyoruz. 1999 yılında Richmond Lisesi takımı, notları düşük olduğu gerekçesiyle takımdan men edilirler. Ancak koçları sayesinde hiçbir şeyden vazgeçmezler ve hem sporda hem de okulda başarıya kavuşmak için mücadele ederler. - Tür: Suç, Dram, Gerilim - Yıl: 2019 - Yönetmen: Benny Safdie, Josh Safdie - Oyuncular: Adam Sandler, Julia Fox, Idina Menzel - IMDb: 7.4 Uncut Gems, listemizdeki diğer basketbol filmlerinden biraz farklı bir hikayeye sahip. Diğer filmler basketbol oyuncularını konu alıyor ama Uncut Gems, olaya diğer açıdan bakıyor ve basketbol maçları üzerine bahis oynayanlardan bahsediyor. Filmde; yüklü bahisler nedeniyle karanlık tiplere borçlanan ve borç batağından kurtulmak için çok daha karanlık işlere bulaşmak zorunda kalan bir adamın hikayesini izliyoruz. - Tür: Dram, Spor - Yıl: 1986 - Yönetmen: David Anspaugh - Oyuncular: Gene Hackman, Barbara Hershey, Dennis Hopper - IMDb: 7.5 Hoosiers, listemizdeki en eski tarihli filmlerden bir tanesi. Konusu son derece klasik ancak yapım tarihine baktığımız zaman, sinema dünyasının ilk basketbol temalı filmlerinden biri olabilir. Bu açıdan incelediğimiz zaman Hoosiers filminde bir kasaba basketbol takımının başına geçen koçun, takımın haylaz oyuncularıyla uğraşma hikayesinin aslında sinemada yeni bir dönemin başladığının işareti olduğunu görüyoruz. - Tür: Biyografi, Dram, Spor - Yıl: 1996 - Yönetmen: Eriq La Salle - Oyuncular: Don Cheadle, James Earl Jones, Michael Beach - IMDb: 7.6 Rebound: The Legend of Earl 'The Goat' Manigault filmi, bir muhabirin efsane basketbol oyuncusu Kareem Abdul-Jabar'a en beğendiği oyuncunun kim olduğunu sormasıyla başlıyor. Jabar'ın verdiği isim, The Goat lakaplı Earl Manigault. Bu cevaptan sonra film Earl Manigault'ın hayatına odaklanıyor ve uyuşturucu batağında olan bir gencin nasıl olup da basketbol dünyasının bir efsanesi haline geldiğini gösteriyor. En az keyifli bir maç izler gibi heyecanla izleyebileceğiniz en iyi basketbol filmlerini listeledik ve kısaca filmlerin hikayelerinden bahsettik. Yalnızca önemli filmlerden bahsettiğimiz için bu liste daha da uzun olabilirdi. Listede olmasını istediğiniz basketbol filmlerini yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-iyi-muzik-programlari-h126047.html", "text": "Teknoloji ile birlikte gelişen yazılım dünyasındaki benzersiz programlar sayesinde artık daha önce deneyiminiz olmayan bir konu hakkında bile profesyonel düzeyde çalışmalar yapabiliyorsunuz. Konu müzik olduğu zaman üretici, düzenleyici ve program çok daha fazla öne çıkıyor. İyi bir müzik programı kullanarak oluşturduğunuz ses projesi ya da yaptığınız düzenleme, en amatör kulaklarda bile farkı hissettirecektir. Müzik programları diye genel bir arama yaptığınız zaman kafanız epey karışabilir çünkü en iyi müzik programları diye listenen her yazıda aradığınızı bulamayabilirsiniz. Listemizde daha çok profesyonel hizmet sunan müzik programlarına yer verdik. Bu nedenle bazıları tek seferlik de olsa epey yüksek bir fiyata sahip olabilir. Gelin en iyi müzik programlarına yakından bakalım ve her birinin öne çıkan özelliklerini görelim. - Pro Tools 12 - Reason 12 - Logic Pro X - Ableton Live 11 - Presonus Studio One 5 Artist - Acid Music Studio 11 - Celemony Melodyne Editor 5 - iZotope Spire Pro Tools 12 için piyasanın favori müzik programı demek mümkün çünkü hangi profesyonel müzik stüdyosuna gitseniz karşılaşacağınız programların büyük bölümü Pro Tools 12 olacaktır. Özellikle canlı enstrüman kayıtları için çok yönlü program arayanlara hitap eden Pro Tools 12, ses arabirimi kullanma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Pro Tools 12 ile aynı anda 64 tane ses giriş ve çıkışını kullanarak 128 farklı parça kaydı yapabiliyorsunuz. Diğer bir planında karıştırma düzeyini de kullanırsanız 512 enstrüman ve 1024 MIDI kayıt desteği göreceksiniz. Üstelik 120'den fazla bonus eklentisi bulunuyor. Yani büyük prodüksiyonlar için Pro Tools 12 ideal müzik programıdır. Reason Studios zaten uzun zamandır müzik piyasasında eklentileri ve efektleriyle tanınan bir geliştirici. Müzik programları ile ilgileniyorsanız Reason 12 güncellemesini kullanmasanız bile mutlaka duymuşsunuzdur. Reason 12 gerçek bir profesyonel olmasanız bile gerçek bir profesyonel gibi kullanabilmenize imkan sunan bir sisteme sahip. Mimic adı verilen yeni sampler, kullanıcılarına çok daha hızlı, yeni ve eğlenceli bir kullanım alanı sunuyor. 29 binden fazla yama, döngü ve örneğe sahip ses bankası ile hayallerinizdeki müziği yaratabiliyorsunuz. Maksimum 32 adımlı kontrol sistemi sayesinde yaptığınız her bir üretimi canlı olarak deneme şansınız oluyor. Logic Pro X, ses prodüksiyonu yapan kullanıcılar için sunduğu geniş kütüphanesi ile dikkat çekiyor. Her bir BPM üzerindeki kontrolün sizde olmasını sağlayan ve kayıtları projedeki diğer seslere göre düzenleyen Akıllı Tempo sistemi, Logic Pro X programını benzersiz kılan detaylardan bir tanesi. Son güncellemesi ile birlikte yankılar, EQ seçenekleri, davulcu yamaları ile ilgili eklentilerin sayısı önceki kalabalık kütüphaneden bile daha çok hale getirildi ancak tüm bunlar düzenlenerek kullanıcıların nokta atışı şekilde bulabilecekleri bir arşive dönüştürüldü. Logic Remote özelliğini kullanarak akıllı telefonunuzu bir kumanda haline getirebilir ve işlemlerinizi uzaktan gerçekleştirebilirsiniz. Müzik piyasasında DJ, elektronik müzik ve hip hop denilince akla gelen ilk programlardan bir tanesi olan Ableton Live 11 ile müzik yapmak isteyip de bulamayacağınız bir şey yok. İster bir amatör olun, ister deneyimli bir müzisyen; Ableton Live 11 programının sahip olduğu olduğu 10 GB'dan daha büyük dosya boyutuna sahip ses arşivinde aradığınız her şeyi bulabileceksiniz. Ableton Live 11 standart sürümünde sınırsız ses ve MIDI parçaları ile karşılaşacaksınız. 12 farklı efekt kanalı ile birlikte 256 tane mono giriş ve çıkış bulunuyor. Canlı programlama sırasında hızlı MIDI giriş yakalama özelliği ile dikkat çeken Ableton Live 11'de 1800'den fazla yerleşik ses, 37 ses efekti ve 14 MIDI efekti var. Akıllı derleme özelliği sayesinde tüm bu karmaşanın içinde uyumu yakalayacaksınız. Ses arabirim donanımlarındaki başarısı ile adını müzik piyasasında duyuran Presonus, Presonus Studio One 5 Artist müzik programı ile dijital müzik dünyasında da önde olduğunu ortaya koyuyor. Presonus Studio One 5 Artist'i benzersiz kılan özellik ise kullanıcıyı ekranlar arasında dolaştırmadan tüm akışı tek pencere üzerinden sunabiliyor olması. Çok sayıda ses kaydını eşzamanlı olarak alabileceğiniz Presonus Studio One 5 Artist'te aynı zamanda MIDI sıralamasını çok kanallı düzenleme özelliği ile uygulayabiliyorsunuz. Bu kadar profesyonel özelliğin içinde sürükle - bırak yöntemini başarılı bir şekilde uygulayan program aynı zamanda 30'dan fazla ses efekt eklentisi sunuyor. Müzik programı denilince akla gelen ilk geliştiricilerden bir tanesi olan Acid, Acid Music Studio 11 ile bu işteki başarısını tekrar kanıtladı. Acid Music Studio 11 ile yapacağınız her bir ses kaydının, oluşturacağınız her bir projenin ve değiştireceğiniz her düzenlemenin sonuçlarının profesyonel kalitede olacağından emin olabilirsiniz. Acid Music Studio 11 64 bit motorla çalışan 192 kHz çok kanallı ses ile profesyonel bir kalite sunuyor. Sunduğu sekiz sanal enstrüman ve altı efekt eklentisinin yanı sıra hip hop, house ve rock müzikler için kullanabileceğiniz 2500'den fazla döngü bulunuyor. Acid Music Studio 11 ile klavyenize dilediğiniz kadar ses parçası kaydedebilir, aynı anda birden fazla enstrümanı çalabilir ve kısayollar üzerinden pek çok farklı işlemi kolayca yapabilirsiniz. Celemony Melodyne Editor ilk kez yayınlandığı zaman polifonik izolasyon başta olmak üzere pek çok farklı özelliği ile müzik piyasasında güçlü bir etki yaratmıştı. Yıllar içinde yapılan güncellemelerin sonuncusu olan Celemony Melodyne Editor 5, polifonik izolasyonu ve hassas perde düzenleme özelliklerini daha da geliştirmiş gibi görünüyor. Celemony Melodyne Editor 5 programının en dikkat çeken özelliği Direct Note Access sistemidir. Bu sistem sayesinde çok notalı bir işlevsellik kazanıyorsunuz. Yani bir vokal ya da bir gitar hattından gelen sesi direkt olarak programa almak yerine özel bir perde üzerine yerleştiriyorsunuz ve bu perde üzerinden izole etme, yumuşatma ya da nota değişimi yapabiliyorsunuz. Akıllı telefonlarımız üzerinden her şeyi yapabildiğimiz bir dönemde neden müzik yapmak için mutlaka bir bilgisayara ihtiyacımız var ki diye düşünüyorsanız buyrun size iZotope Spire. iZotope Spire ücretsiz olarak indirerek kullanabileceğiniz bir mobil uygulama. Ancak donanım desteği olmadan tam olarak güçlü bir performans yakalayamazsınız. Bu nedenle birkaç Spire donanımı alarak koca bir stüdyoyu çantanızda taşıyabilirsiniz. Benzersiz müzikler üretebileceğiniz, ses kayıtları alabileceğiniz ve düzenlemeler yapabileceğiniz en iyi müzik programlarını listeleyerek kısaca her birinin öne çıkan özelliklerinden bahsettik. Listemizdeki müzik programlarını kullanıyorsanız deneyimlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-iyi-tier-maker-listeleri-h139236.html", "text": "Sosyal Medyada tüm içerik üreticileri, insanlara ne şekilde olduğu fark etmeksizin birbirinden farklı içerikler sunmaya çalışıyor. Bu içerikleri eğlendirme, bilgilendirme vs. gibi birçok alt kategoriye ayırabiliriz. Biz içerik üreticilerinin yaptığı en önemli şeylerden biri de okurlar, izleyiciler ve dinleyici olan insanlarla, üretilen içerikler üzerinden sohbet etmek ve etkileşim kurmaktır. Twitch yayıncılarının son zamanlarda izleyicileriyle etkileşim kurabilmesi adına karakter, film, kitap sıralaması vs. için kullandığı tiermaker.com sitesine denk gelmişsinizdir. Bu site herkese dilediği gibi en iyi... listesi yapabilme imkanı sunuyor. Twitch yayıncıları da izleyicileriyle beraber anlık iletişim halinde kalarak, kendilerine uygun listeyi hazırlıyorlar. Gelin, yapabileceğimiz önceden hazırlanmış bazı listelere beraber bakalım. Eğer yabancı rap müziğe ilginiz varsa bu liste sizi epey bir düşündürecek. Anime severleri belki çılgına dönderecek ''Animelerdeki en iyi ana karakterler listesini'' arkadaşlarınızla yapmak belki de mental sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Bir kötü karakterden nefret etmek aslında onun ne kadar iyi bir kötü karakter olduğunu gösterir. En iyi kötü karakterleri listeleyebildiğiniz bu listeye kesinlikle bir göz atmalısınız. Eğer basketbol ile ilgiliyseniz GOAT'ın kim olduğuna bu liste sayesinde karar verebilirsiniz. Video oyunlarını sevenler için en zor şeylerden biri, oynadıkları ve beğendikleri oyunları sıralamaktır. Bu listeyi sıralarken zorlanmayan olacak mı, merak ediyoruz doğrusu. Film gurmesi olan insanların en çok girdiği sitelerden birisi olan IMDb üzerinde seçilen en iyi 250 filmi, bu listede kendinize göre şekillendirmeniz mümkün. Son zamanlarda pek rastlamadığımız sitcom dizilerini bu liste sayesinde sıralayabiliriz. En popüler araba markalarını bu liste sayesinde sıralayabiliriz. - Editörler birbirine düşmesin diye rastgele yerleştirilen bir tablo seçtik. Elbette bunun gibi bir sürü listeye ulaşmanız mümkün. Üstelik kendiniz de dilediğiniz gibi liste oluşturabilirsiniz. Siz bu listelerden en çok hangisini beğendiniz? Ayrıca beğendiğiniz listedeki favori karakterinizi, oyunu, filmi vb. unsurları belirtmeyi unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-parlak-yildiz-sirius-bilgiler-h139148.html", "text": "Henüz büyüklüğü hakkında net bir bilgiye sahip olamadığımız ve muhtemelen uzun bir süre daha olamayacağımız evren, birçok ilginç şeyi bünyesinde barındırıyor. Milyonlarca galaksiye ev sahipliği yapan evreni keşfetmek için önümüzde daha uzun bir yol var ancak tarih boyunca birçok toplum bununla alakalı çeşitli çalışmalar yaptı. Biz de bugün gökyüzüne baktığınızda görebileceğiniz en parlak yıldız olan Sirius hakkında çalışmaları inceledik. Güneş'e kıyasla oldukça büyük olan bu yıldızın yaklaşık 200 ila 300 milyon yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor. Dünya'ya yakınlığından dolayı bu kadar parlak bir şekilde görebildiğimiz Sirius, günümüzde de dahil olmak üzere birçok kitaba, filme ve diziye konu olmuştur. Eğer bu dediklerimizden sonra aklınızda Sirius yıldızı nedir, Dünya'dan ne kadar uzakta, büyüklüğü ne kadar gibi sorular oluştuysa hiç zaman kaybetmeden içeriğimizi okumaya geçebilirsiniz. - Sirius aslında ikili bir yıldızdır. - Sirius A, Güneş'in kütlesinin yaklaşık 2 katıdır. - Eski Mısırlılar için oldukça önemli bir yere sahipti. - Gökyüzündeki en parlak yıldızdır. - 200 ila 300 milyon yıl önce oluştu. - Harry Potter serisinde yer alıyor. - Birçok kişi tarafından UFO sanılıyor. - Hızı ölçülen ilk yıldızdır. 'Alpha Canis Majoris' olarak da adlandırılan Sirius, spektral tip olarak A1'e aittir. Buna benzer yıldızlar, sıcaklık ve renk bakımından A0 ve A1 arasında yer alırken, Sirius'un diğer spektral özellikleri de A1'e daha uygundur. Yani her ne kadar ilk bakışta tek bir yıldız gibi görünse de Sirius aslında Sirius A ve Sirius B'den oluşan ikili bir yıldızdır. Sirius A birincil yıldız, Sirius B ise yoldaş yıldız olarak kabul ediliyor. Sirius B, DA2 Spektral tipinde bir beyaz cüce yıldızdır. Görünür büyüklüğü -1,46 olan Sirius, gece gökyüzündeki en parlak ikinci yıldız olan Canopus'un yaklaşık iki katı kadar parlaktır. Sirius A, Güneş'e kıyasla oldukça büyük ve ağır bir yıldız. Güneş'in yaklaşık 2 katı kütleye sahip olan Sirius'un Güneş'ten daha kısa bir ömre sahip olacağı tahmin ediliyor. Bunun en büyük nedeni ise daha yüksek kütlelere ve sıcaklıklara sahip olmaları nedeniyle daha hızlı yanması. Araştırmacılar, Sirius A'nın yıldız evrimindeki geleceğinin beyaz bir cüceye dönüşmesiyle son bulacağını tahmin ediyor. Bu tahminler, Sirius'un henüz ömrünün ortasında olduğunu ve henüz evriminin son aşamalarına girmemiş olduğunu gösteriyor. Eski Mısır'da 'Sothis' olarak bilinen Sirius, Mısırlılar açısından oldukça önemliydi. Tarım bakımından verimli topraklara sahip olan Mısır halkı, Sirius yıldızının doğuşuna göre Nil Nehri'nin her yıl gerçekleşen taşma olayını tahmin etmeye çalışıyordu. Çünkü Nil Nehri'nin taşması, tarım için hayati öneme sahip olan çamur ve suyu sağlıyordu. Bu nedenle, bu parlak yıldızın doğuşu, Eski Mısırlılar arasında bereket anlamına geliyordu. Canis Major takımyıldızında yer alan Sirius, Dünya'ya 8,6 ışık yılı uzaklığı ile gözlemleyebildiğimiz en yakın yıldızlardan biridir. Yıldızların parlaklığı, Dünya'ya olan mesafelerine bağlıdır, dolayısıyla Sirius'un Dünya'ya bu kadar yakın olması, bu kadar parlak görünmesini sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Ancak Sirius A, mesafeye bağlı olmaksızın da oldukça parlak bir yıldız. Güneş'in yaklaşık 25 katı parlaklığı sahip olan Sirius A, muazzam derecede yüzey sıcaklığına ve yüksek enerjiye sahiptir. Sirius yıldız sisteminin son yıllarda yapılan araştırmalara göre 200 ila 300 milyon önce oluştuğu tahmin ediliyor. Bu tahmin ise Sirius A'nın günümüze kadar yaşadığı evrimsel sürecine göre yapıldı. Yukarıda da belirttiğimiz gibi spektral tip olarak A1'e ait olan bu yıldızın yaşadığı yaşam döngüsüne göre yaş tahmini kolay bir şekilde yapılabiliyor. Genellikle Sirius ve benzer özelliklere sahip diğer yıldızların ömrü yaklaşık 1 milyar yıl kadar olabiliyor. Bu, Sirius A'nın önünde daha uzun yıllar olduğunu gösteriyor. Sirius B'nin ise bir ana dizi yıldızı olduğu ve yaklaşık 120 ila 150 milyon yıl önce beyaz bir cüce yıldıza dönüştüğü tahmin ediliyor. Sirius, dünya sinema tarihinin en ünlü serilerinden olan Harry Potter'daki Sirius Black karakterine adını veriyor. Büyük Köpek takımyıldızında yer alması, Sirius Black'in bir Animagus olarak köpeğe dönüşebilme yeteneğiyle bağlantılı. Sirius Black'in köpek hali, büyük ve siyah bir köpek olarak tasvir edilir, bu da hem Sirius isminin kökenine dair detaylara yer verir hem de karakterin cesaret ve koruyucu gibi özellikleri temsil eder. Oldukça parlak bir yapıya sahip olması ve atmosferik koşullara bağlı olarak gözlendiği sırada belirgin bir titreme ve renk değişikliği yaşaması nedeniyle birçok kişi tarafından UFO sanılabiliyor. Atmosferde meydana gelen dalgalanmalar, yıldızların yaydığı ışığın Dünya'ya doğru gelirken farklı hava katmanlarından dolayı kırılmasına neden olur. Sirius'un ışığı da atmosferdeki bu dalgalanmalardan etkilenir ve titreyerek yanıltıcı bir görünüme sahip olur. Sirius, hızı ölçülen ilk yıldızdır. 19. yüzyılın ortalarında yaşayan ünlü Alman Astronom Friedrich Wilhelm Bessel, bu yıldızın hızını ölçmeyi başarmıştır. Wilhelm Bessel, 1838'de Sirius ve benzer yıldızların kendi yıldızlarını çevreleyen görünmez eşlerinin kütleçekim etkisi altında hareket ettiğini gösteren, küçük ve düzenli hareketlerini tespit etti. O yıllarda yapılan tüm bu gözlemler, Sirius'un hızını belirlemek için kullanıldı ve aynı zamanda o zamana kadar varlığına dair herhangi bir bilginin yer almadığı Sirius B'nin varlığına dair ilk ipuçlarını verdi."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-ucuz-pahali-ucak-otobus-biletleri-h139730.html", "text": "Türkiye'nin en popüler bilet satış platformlarından Obilet, 2023 yılının seyahat istatistiklerini açıkladı. Paylaşılan veriler, Türkiye'de en fazla bilet araması yapılan güzergahı, en ucuz otobüs biletini, en ucuz uçak biletini ve vizesiz ülkelere olan ilgi artışını ortaya çıkarmış oldu. İşte bu yıl satın aldığımız en ucuz ve en pahalı biletler ve yurt içi-yurt dışı seyahat trendlerimiz. 2023 yılında Obilet tarafından satılan en ucuz otobüs bileti, 10 TL ile Vize Saray seferi için kesildi. En ucuz uçak bileti İstanbul-Ankara seferine aitti ve yalnızca 193 TL ödendi. Bu yıl otobüs ve uçak biletleri için istenen en ucuz ve en pahalı fiyatları aşağıdaki tablodan inceleyebilirsiniz. Bu yıl otobüs yolculuklarında en çok aranan rotalar İstanbul-Ankara olurken, yurt içi uçuşlarda ise; İstanbul-İzmir oldu. Yurt dışı uçuşlarda sırasıyla Adana, İstanbul ve Ankara'dan yapılan Lefkoşa varışlı uçuşlar ilk 3'te yer alırken, KKTC harici ülkelere yapılan uçuşlarda en çok aranan rotalar İstanbul-Bakü ve Ankara-Bakü oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı istatistiklerine göre 2023 yılında tarifeli ve tarifesiz otobüs seferlerinde, 143 milyon kayıtlı yolcunun taşındığı, böylece otobüs sektöründe kayıtlı yolcu sayısındaki yıllık artışın yüzde 18 olarak gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı. Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından yapılan ölçümlere göre, 2023 yılının ilk 11 ayında 42,2 milyon kişi yurt içinde uçakla seyahat etti. Yıl toplamında 45,5 milyona ulaşması beklenen 2023 yılındaki yurt içi uçak yolcusu sayısı, 2022 yılındaki 39,3 milyonluk rakamın üzerine çıktı. Ancak 2018'deki 56,5 milyonluk rekor yolcu sayısına ulaşamadı. Türk vatandaşlarının vize başvurularına aldıkları ret oranlarındaki artış nedeniyle, yurt dışı uçak biletlerinde vizesiz gidilen ülkelere olan ilgi arttı. Uçak bileti aramalarında ilk sırada yer alan Lefkoşa ve Bakü'nün ardından Batum , Tahran , Belgrad ve Bangkok geldi."} {"url": "https://www.webtekno.com/en-uzak-galaksilerden-ikisinin-fotografi-nasa-james-webb-h138623.html", "text": "İnsanlığın uzayı keşfetme çabası devam ederken NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu bize yeni keşifler sunmaya devam ediyor. Bu keşiflerin sonuncusu, 33 milyar ışık yılı mesafedeki iki galaksi oldu. Keşfedilmiş en uzak galaksilerden ikisi olan bu galaksiler o kadar uzakta ki, bizim görebildiğimiz anda binlerce yıl önce yok olmuş bile olabilirler. Penn State'teki astronomlar, James Webb'in becerilerini gezegenimizden 3,5 milyar ışık yılı uzaklıkta bulunan Pandora yıldız kümesinin ardındaki gök cisimlerini tespit etmek için kullandı. Bu çalışmanın sonunda bugüne kadar keşfedilmiş en uzak mesafedeki ikinci ve dördüncü galaksi görüntülendi. Bu galaksiler, \"UNCOVER-z12\" ve \"UNCOVER-z13\" olarak isimlendiriliyor. Penn State'de çalışmalarına devam eden ve JWST UNCOVER takımında yer alan araştırmacı Bingjie Wang, yaptığı açıklamada antik galaksilerin keşfedilmesinin önemine vurgu yaptı. Wang, \"Erken dönem evren hakkında çok az şey biliyoruz, o dönem hakkında bilgi almanın ve erken dönem galaksi oluşumları ve gelişmesi hakkındaki teorilerimizi test etmenin tek yolu bu çok uzaktaki galaksileri kullanmak.\" ifadelerini kullandı. Bu iki galaksinin görünüşleri de diğer antik galaksilerden biraz daha farklı. Galaksilerden biri kabuklu fıstığa, biri ise bir parlak topa benziyor. Erken dönem galaksilerin böylesine farklı yapılarının olabilmesi beraberinde bazı soruları da getiriyor. Bu galaksilerin, evrenin ilk anlarından 330 milyon yıl sonra ortaya çıktığı tahmin ediliyor. O zamandan bu zamana bu galaksilerden gelen ışıklar, 13,4 milyar yıllık bir yolculuk gerçekleştirdi. Galaksilerin 33 milyar ışık yılı mesafede olmasının nedeni ise evrenin de bir yandan genişlemesi. Kabaran kekteki damla çikolataların kek kabardıkça birbirlerinden uzaklaşması gibi düşünebilirsiniz. Araştırmacılar bu iki galaksinin de çok az metal barındırdığını ve hızlıca yeni yıldızlar oluşturmakta olduklarını gösteriyor. Bu da Büyük Patlama teorisini destekleyen bir bulgu olarak görülüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/enflasyon-muhasebesi-resmi-gazete-yayimlandi-h139750.html", "text": "Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın hazırladığı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği bugünden itibaren yürürlüğe girdi. Aslında 2021 yılında yürürlüğe girecek olan düzenleme, piyasadan gelen talep doğrultusunda bu yıla ertelenmişti. Enflasyon muhasebesi adı verilen yöntem aslında ülkemizde daha önce de uygulanmıştı. Yıl sonunda şirketlerin tablolarında varlıkları, alacakları ve borçları gibi bilgiler yer alır. Öncelikle bu kıymetlerden parasal olmayanlar tespit edilir. Örneğin şirketin sahip olduğu bir arsa, parasal olmayan kıymettir. Tabloya yazarken arsanın değeri genelde alındığı yıla göre yazılır. Sonrasında tablolara bilgileri aktarırken parasal olmayan kıymetleri düzeltilmiş değerleriyle, parasal kıymetleri ise düzenleme yapmadan mali tabloya aktarmamız gerekir. Böylece enflasyon düzenlemesi yapılmış olur. Teknik olarak bazı içeriklerde de kullandığımız \"2006 yılında X milyon dolara alınmıştı, bugünün parasıyla Y milyon dolar\" gibi cümleler,de Y ile X arasındaki değişim bu düzenlemenin bir örneğidir. - Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak - Bilanço esasına göre defter tutmak - Yurtiçi ÜFE artışının, içinde bulunulan dönem de dahil olmak üzere son üç hesap döneminde %100'den fazla olması - İçinde bulunulan hesap döneminde Yurtiçi ÜFE artışının %10'dan fazla olması. Düzelte şartlarının devam etmesi halinde, izleyen geçici dönem vergi dönem sonu bilançoları da düzeltme yapılarak hazırlanmaya devam edecek. Öz sermaye kalemleri de bu düzenlemelerden payını alacak. İlk aşamada hayır. 2023 Yılı Mali Tabloları için enflasyon düzenlemesiyle tespit edilen geçmiş yıl karı vergiye tabi tutulmayacağı gibi, geçmiş yıl zararı da zarar olarak kabul edilmeyecektir. Düzenleme uygulaması yapıldıktan sonra vergi işlemleri, düzeltilmiş tabloya göre yapılacak. Bu yüzden, düzenleme yapmayan mükelleflerin gelecek dönemlerdeki denetimlerinde gerçek durumları ile bilançoları arasındaki farklar nedeniyle oluşacak vergi kayıpları, ilgili kurumlar tarafından belirlenen faiz oranları ile tahsil edilip üstüne cezai işlem uygulanabilir. Aslında bu işlem oldukça basit. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın açıklamasına göre \"2023 yılının Aralık veya Kasım ayı Yİ-ÜFE'sinin 2022 yılı Aralık ayı Yİ-ÜFE'sine bölünmesiyle elde edilir.\" TÜİK'e göre Kasım 2023'te bu rakam 2882,04 oldu, Aralık 2023 için henüz açıklanmadı. Her iki yılın da kasım aylarını göz önüne alacak olsaydık bu oran, geçen yılın kasım ayındaki 2026,08'lik Yİ-ÜFE'yi de göz önüne aldığımızda yaklaşık 1.205 olurdu. Yani 10 milyon liraya aldığımız arsanın değeri artık 12.050.000 olarak bilançomuzda yer alırdı. Düzeltilmiş bilanço, 1 Ocak 2024'te şirketlerin açılış bilançosu olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/epic-games-in-yilbasi-kampanyasinda-verecegi-tum-ucretsiz-oyunlar-sizdirildi-son-gun-bomba-bir-oyun-var-h139733.html", "text": "Steam'e rakip, popüler bir oyun pazaryeri olma amacıyla yola çıkan ve özellikle verdiği ücretsiz oyunlarla milyonlarca oyuncunun gönlünde taht kuran Epic Games, bu yıl da yılbaşı dönemine özel olarak her gün bir ücretsiz oyun verdiği muhteşem bir kampanya gerçekleştiriyor. Bizler de her gün, Epic Games'in hangi ücretsiz oyunu verdiğini siz değerli takipçilerimize aktarıyor. Ancak Epic Games'in bundan sonra dağıtacağı ücretsiz oyunların sürprizi kaçmış olabilir. Zira PC Focus adlı X hesabının paylaştığı ekran görüntüsü doğruysa, Epic Games'in önümüzdeki günlerde ücretsiz olarak oyunculara sunacağı tüm oyunlar ifşa olmuş durumda. - 31 Aralık - Ghostrunner - 1 Ocak - Escape Academy - 2 Ocak - 20 Minutes Till Dawn - 3 Ocak - A pPague Tale İnnocence - 4 Ocak - Marvel's Guardians of the Galaxy Yukarıdaki listenin bir sızıntı olduğunu ve şüpheyle yaklaşmak gerektiğini baştan söyleyelim. Gerçek olma ihtimalini artıran detay ise ekran görüntüsünün, 30 Aralık'taki ücretsiz oyun henüz açıklanmadan önce alınmış olması ki Epic Games gerçekten de bugün, Saints Row adlı oyunu ücretsiz olarak sundu. Şüphesiz ki listedeki en dikkat çekici oyun, yılbaşı kampanyasının 17. ücretsiz oyunu olacak Marvel's Guardians of the Galaxy. Üstelik bu popüler oyun, yalnızca 24 saatliğine değil, 4 Ocak Perşembe gününden 11 Ocak Perşembe gününe kadar ücretsiz olacak. Bir anlamda kampanyanın son oyunu, Epic Games'in olacağan haftalık ücretsiz oyunu olacak da diyebiliriz. Sızıntının gerçek olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak siz yılbaşı akşamı oynayacak yeni bir oyun arıyorsanız aşağıdaki içeriklerimize bir gözatmanızı tavsiye edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/epic-games-yilbasi-kampanyasi-h139307.html", "text": "Yıllardır ücretsiz verdiği oyunlarla oyuncuların gönüllerine taht kuran Epic Games, Steam'in dolara geçmesiyle artık ülkemizde daha da popüler olmaya başlamıştı. Bu yüzden yaptığı kampanyalar da büyük heyecanla bekleniyordu. Platform, bugün yılbaşı indirimlerini başlattı. Yılbaşı Tatil İndirimi 2023 isimli kampanya, 10 Ocak 2024 TSİ 19.00'a kadar, yani yaklaşık 1 ay devam edecek. Platform, daha önceki yıllardaki gibi bu sene her gün ücretsiz oyun dağıtmayacak. Ancak haftalık olarak gizemli oyunları bedava verecek. Bunun dışında kampanyada önemli fırsatlar da var. Epic, kampanya kapsamında sepette %33'lük bir indirim sunuyor. Bu %33'lük indirim, yalnızca 200 TL ve üzeri oyunlarda geçerli olacak. Şartları sağlayan her kullanıcı kuponu elde edebilecek. Kupon, her kullanıldığında yenilenecek. Yani kampanya boyunca yaptığınız satın alımların hepsinde %33'lük indirimi kullanabileceksiniz. %33'lük indirimin 200 TL üstü tüm oyunlarda geçerli olduğunu söylemiştik. Epic, buna ek olarak oyunlara normal indirim de yaptı. Bu da normal yılbaşı indirimine ek olarak %33'lük bir indirim daha uygulayabileceğiniz anlamına geliyor. Örneğin Hogwarts Legacy'nin fiyatı şu anda 1.099 TL'den %40 indirimle 659,40 TL'ye düşmüş durumda. %33'lük kuponla bu fiyat sepette 441,79 TL'ye düşüyor. Tüm bunlara ek olarak Epic Games, bir de Epic Ödülleri'ni de %10'a yükseltti. Bu da uygun satın alımlarda %10'luk para iadesi alabileceğiniz anlamına geliyor. Yine Hogwarts Legacy'i baz alacak olursak fiyat 441 TL'den 397 TL civarlarına düşüyor. İndirimli fiyatlara %10'luk iadeyi dahil etmedik. Epic Games'in kampanyasıyla ilgili tüm detaylara buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/epic-games-yilbasi-kampanyasi-ucuza-oyun-h139328.html", "text": "Epic Games'in yılbaşı kampanyası başladı. TL ile işlem yapmaya devam eden Epic Games'in sunduğu indirimler sayesinde oyun kütüphanelerimizi daha da zenginleştirebilmek mümkün oldu. Hal böyle olunca sizler için, kampanyada 120 TL altına alınabilecek en iyi oyunları derledik. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan, seçtiğimiz oyunlara yakından bakalım. Bu pakette standart oyunun dışında 40'tan fazla ek paket de yer oluyor ve grafikler de 4K Ultra HD'ye yükseltiliyor. Normal fiyatı 599,99 TL olan bu paket, 59,99 TL'ye alınabiliyor. 22 milyondan fazla oyuncusu olan The Elder Scrolls Online, kampanya kapsamında 179 TL yerine 53,70 TL'ye alınabiliyor. Oyun, Elder Scrolls dünyasında MMORPG deneyimi sunuyor. Price of Persia Warrior Within ile birlikte bir kez daha mitolojik yeraltı dünyasına giriş yapıyoruz. Normal şartlar altında 119 TL'ye satılan oyun, kampanyayla 23,80 TL'ye alınabiliyor. Oturup model inşa ettiğimiz bu oyun tam bir kafa dağıtma aracı, bir yandan da gerçekte çok masraflı olabilen bir hobiyi deneyimlememizi sağlayan bir oyun. Normalde 160 TL'ye satılan oyun, kampanyayla 80 TL'ye satılıyor. 200'den fazla Yılın Oyunu ödülü alan The Elder Scrolls V: Skyrim'i oynamadıysanız bu paketi kaçırmayın. Bu versiyonda oyunun tüm ek içerikleri yer alıyor ve grafikler de iyileştirilmiş durumda. Oyunun fiyatı 349 TL'den 69,80 TL'ye iniyor. Korku kültü olan Call of Cthulhu'nun bilgisayar oyunu bize grotesk ve gerilimli bir dedektiflik hikayesi sunuyor. Oyunun fiyatı kampanyada 129 TL'den 32,25 TL'ye düşüyor. Kutu oyunu da şahane olan Terraforming Mars, farklı şirketlerden birini seçip Mars'ı yaşanabilir hale getirme çabası gösterdiğimiz bir oyun. Normalde 33 liraya alınan oyun, 16,50 TL'ye kaçırılmaması gerekenlerden. Kan, karanlık ve savaşla dolu olan Warhammer evreninde geçen bu oyunda kendi Deamonhunters ekibimizi kurup sonsuz tane yaratığı öldürüyoruz. Tur bazlı rol yapma oyunu türündeki oyunun fiyatı 200 TL'den 80 TL'ye iniyor. Star Wars dünyasına Lego yapımlarının eğlenceli bakış açısıyla daldığımız bu oyun, 349 TL'den 69,90 TL'ye iniyor. Oyunda 300'den fazla karakter ve 100'den fazla araç yer alırke, 23 gezegen keşfediyoruz. Roma'nın kaderini kendimiz şekillendirdiğimiz bu oyun, strateji türü sevenleri kendisine çekiyor. 210 TL'lik oyun kampanyada 84 TL'ye satılıyor. Bu güzel strateji oyunu bir dönem ücretsiz olarak da verilmişti. O zaman oyunu alamayanlar, kampanya ile 340 TL yerine 102 TL'ye oyuna sahip olabiliyor. Dishonored, bu koleksiyon ile birlikte oyunculara hem ana oyunu hem de ek paketleri deneyimleme şansı sunuyor. Normal fiyatı 179 lira olan oyun, kampanyada 44,75 TL'ye iniyor. Talos I adlı uzay aracında uyanıp insanlığı sonsuza kadar değiştirmeyi amaçlayan ve inanılmaz ters giden bir deney sonrasında maceraya atılıyoruz. 349 TL'lik oyun, bu kampanyada 87,25 TL'ye satın alınabiliyor. Rol yapma oyunlarını sevenlerin kaçırmaması gereken bu oyun, Pathfinder sistemine dayanıyor. Oyunun fiyatı 249,44 TL'den 49,88 TL'ye iniyor. Klasik şehir simülasyonuna yeni bir bakış sunan oyun, kampanyada 280 TL'den 84 TL'ye iniyor. Popüler sıra tabanlı strateji oyunu Civilization VI, seçtiğimiz ırkı dünyanın hakimi yapmak için mücadele ettiğimiz bir yapım. 219 TL'lik oyun kampanyada 21,90 TL'ye iniyor. Assasin's Creed serisinin bu popüler yapımı, serinin en karanlık oyunlarından biri olarak görülüyor. Oyunun fiyatı 229 TL'den 68,70 TL'ye indirilmiş. Aksiyon ve dövüş türündeki oyunda temel oyuna, 7 çok oyunculu mod da dahil ediliyor. Normal fiyatı 349 TL olan yapım 52,35 TL'ye satıyor. Popüler serinin ikinci oyununda San Francisco'daki hacker grubu DedSec'e katılıyoruz. Normal fiyatı 699 TL olan yapım, kampanyada ise 104,85 TL'ye satılıyor. South Park serisinin mizahını oyun dünyasına taşıyan yapım, 349 TL'den 87,25 TL'ye geriliyor. Oyunda South Park'ı kurtarmaya çalışıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/epic-store-da-zamlanan-hades-i-h-l-ucuza-almak-mumkun-peki-nasil-h139695.html", "text": "Oyun severler için son dönemde pek çok can sıkıcı haber peşpeşe gelmişti. Steam'in dolara geçmesi, oyun hizmetlerinin fiyatının artması, oyun fiyatlarındaki yükseliş derken oyun oynamak oldukça pahalıya gelmeye başladı. Fiyatı artan oyunlar arasında Hades de eklenmiş olsa da oyunu almanın yasal ve uygun fiyatlı bir yolu hala var. Hades oyununun müzikleri aslında hiç de fena değildir ancak Epic Games'in Türkiye mağazasında ilginç bir durum söz konusu. Ödüllü oyunu tek başına satın alırsak 235 TL ödememiz gerekiyor. Oyunla beraber soundtrack albümünü de alırsak bu paketin toplam fiyatı ise 49 TL oluyor. Bir anlamda \"Müzikleri de alacaksanız bir güzellik yapılmış\" oluyor. Bu durumun nedeni şu anda bilinmiyor ancak tahminler, paket fiyatının henüz güncellenmediği yönünde. Bu durumda oyunu uygun fiyata satın alabilmek mümkün oluyor. Elbette ki Epic Games, yakın zamanda da gördüğümüz üzere yanlışlıkla ücretsiz dağıtılan oyunları geri alabiliyor. Bu durumda yanlışlıkla düşük fiyattan satılan paketleri de kütüphanelerden kaldırıp yerine ücret iadesi yapabilir gibi duruyor. Hades, 2020 yılının sonlarında piyasaya çıkmış ve büyük beğeni toplamıştı. Hem Steam'de hem de Epic Store'da yüksek puanlara sahip olan oyun, BAFTA Ödülü gibi pek çok prestijli ödülü almayı da başarmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/erkekler-neden-kadinlarin-samimiyetini-cinsel-ilgi-zanneder-h139645.html", "text": "Anlattığımız örnek, sexual overperception bias yani cinsel aşırı algılama ön yargısı, psikolojik araştırma dalında kendine yer buluyor. Bu bilişsel hata aslında evrimsel biyoloji ile doğrudan ilgili. Düşününce Doğru ya, bu neden oluyor ki? diyeceğinize eminiz. Bazen küçük bir jestin arkasında derinlemesine anlam arayan erkekler, karşı taraftaki kişinin ilgisini abartarak değerlendiriyor. Çünkü doğalarında, çiftleşme fırsatını kaçırmadan doğan maliyet var. Maliyetle ne alakası var bu konunun? diye soruyorsanız sizi şöyle alalım. Öncelikle cinsel aşırı algılama ön yargısını tanımlayalım. Cinsel aşırı algılama ön yargısı, başkalarının sizinle gerçekte olduğundan daha fazla cinsel olarak ilgilendiğine inanma eğilimi olarak tanımlanıyor. İçeriğimiz erkekler üzerine kuruldu çünkü yapılan araştırmalar, bu eğilimin erkeklerde kadınlara göre daha yaygın olduğunu buldu. Kadınların bir erkeğin cinsel ilgisini küçümseme olasılıkları ise daha yüksek. Hani derler ya, \"Aşkta her şeyin adı var.\" diye; aslında burada da her şeyin bir maliyeti var gibi görünüyor! Maliyet hesabı yaptıran şey, evrimsel biyolojiden başkası değil. Ön yargı, birçok farklı durumda ve birçok nedenden dolayı ortaya çıkıyor. Ancak evrim teorisine baktığımızda karşılaşılan şey, ön yargının asıl sebebi haline geliyor. Genelde erkekler için kaçırılan cinsel fırsatların uygunluk maliyetleri, çoğu zaman başarısız kur yapma nedeniyle kaybedilen zaman ve çabanın maliyetlerinden daha yüksek. Ancak bu, kadınlar için geçerli değil. Kadınlar, gebelik ve yavru bakımının zaman ve enerji maliyetlerinin dayattığı sınırlamalar sebebiyle tipik olarak çok daha kısıtlı. Tüm bu nedenler yüzünden ve başka bir verimli eşe hazır erişimleri olduğundan ek çiftleşme fırsatlarından düşük veya olmayan marjinal üreme faydaları elde edebiliyor. Erkekler için her ne kadar kur yapma çabası maliyetli olsa da farklı üremede bu maliyetler, kaçırılan çiftleşme fırsatlarının maliyetleriyle karşılaştırıldığında sönük kalıyor. Hayatta kalmak için ürememiz gerek. fikri de evrim teorisi ile birlikte geliyor. Bu yüzden de aslında erkekler sırf üreme şanslarını arttırmak amacıyla herkesin kendileri ile çiftleşmek istediğini varsayıyor. Sanırım beni istiyor. fikrinin cinsellikle sonlanmadığı zamanlar toksik ilişkiler ortaya çıkıyor. Romantik komedilerde veya TV programlarında Sanırım beni istiyor. klişesini sıklıkla duyuyoruz. İşte bu klişenin ardından gelen ön yargılar da bazı durumlara neden olabiliyor. Hatalı şekilde kendisi ile cinsel olarak ilgilendiğini düşünen kişi, aslında uyumsuz sosyal etkileşimlere yol açıyor. İş yerinde yanlış anlaşılmalar, iş arkadaşları arasındaki gerginlik baş gösterirken gelecekteki ilişkiler de zedelenebiliyor. Kadınların genellikle kendilerini rahatsız edici durumlarda bulması da toksik çalışma kültürlerini beraberinde getiriyor. Cinsel aşırı algılama ön yargısı, klasik yanlış anlaşılmanın çok daha ötesinde. Geniş kapsamlı bilişsel bir hata olan bu durum, sanıldığı kadar basit değil. Bazı insanlar, sözde düşünceleri ile harekete geçtiği zaman taciz olaylarından tutun da daha birçok rahatsız edici durum ortaya çıkıyor. Özellikle insanların bariz şekilde dost canlısı olduğu kurumsal ortamlarda, cinsel ilgi konusundaki ön yargılar çok daha büyük oluyor. ABD'de yapılan bir araştırma, kadınların yüzde 60'nın iş yerinde istenmeyen cinsel ilgi, cinsel baskı ve cinsel açıdan kaba davranış ile yorumlar yaşadığını ortaya koydu. Türkiye'ye baktığımızda ise yine acı bir gerçek karşımıza çıkıyor. Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkeler arasında Türkiye, iş yerinde cinsel tacizin en sık yaşandığı üçüncü ülke. Yapılacak şey aslında basit: Beyler, kendinizi övmeyin! Cinsel ilgi hakkında bir karara varmadan önce bu ön yargı meselesini akılda tutmak önemli. Eğer böyle bir sezinleme varsa havadan nem kapmak yerine davranışların bütününe bakmak ve inancı doğrulamak için zaman ve mekan uygunluğunu değerlendirmek gerek."} {"url": "https://www.webtekno.com/erken-yasta-yabanci-dil-ogrenmenin-faydalari-h137138.html", "text": "Çocukların erken yaşta dil öğreniminin en önemli sebeplerinden biri; çocukluk döneminde yabancı dil öğreniminin daha kolay, hızlı ve akılda kalıcı olması. Aynı zamanda erken dönemde öğrenilen yabancı dil, en az ana dil kadar doğru ve akıcı konuşulabilir. Üstelik yabancı dil, hem sosyalliği hem de öğrenme becerisini arttırmayı sağlıyor. Bu sebeple ailelerin, çocukları için başta İngilizce olmak üzere farklı dil kazanımlarını önemsemesi gerekiyor. Bir diğer önemli sebebi ise yaratıcılığı arttırmakla birlikte hafızayı güçlendirerek çocukların bilişsel becerilerini destekliyor olması. Çocukların yeni bir dil öğrenmesi için en verimli olduğu dönem, 2-7 yaş aralığı. 2 yaş, çocuğun kendi ana dilini konuşmaya başladığı dönemken; 6-7 yaşa kadar da \"öğrenerek edinme\" evresine geçilir. Bu süreçte farklı bir dile ne kadar maruz kalırsa o kadar etkili olur. Fakat araştırmalar kritik yaşın 4 yaş öncesi olduğunu gösteriyor. İngiltere ve ABD'den uzmanlara göre 4 yaş öncesi, insan beyninin yeni kelimeleri öğrenme konusunda dış etkiye en açık olduğu dönem. Journal of Neuroscience adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmaya göre konuşma bozukluklarına da bu nedenle erken müdahale etmek gerekiyor. Araştırma aynı zamanda çocukların küçük yaşta iki dili aynı anda öğrenmesinin de neden daha kolay olduğunu açıklamış oluyor. İnsan beyni, 4 yaşından önce daha esnek. Bebekler 12 aylık olduklarında 50 kadar kelime öğrenmiş olabiliyor ama 6 yaşına geldiklerinde kelime hazneleri 5 bin kelimeye çıkıyor. King's College ile Brown Üniversitesinden bilim insanları; araştırmalarını, 1-6 yaş arasında beyin gelişimi normal 108 çocuk üzerinde yaptılar. Yaptıkları beyin taramalarında, doğumdan itibaren beyin devreleri içinde gelişen \"miyelin\"i izlediler. Özellikle de dil öğrenmeyle ilgili devrelerin bulunduğu beynin sol ön kısmını gözlemlediler. Miyelinin dağılımının bu bölgede 4 yaşından sonra sabit kaldığını keşfetmek, araştırmacıları şaşırttı ve beynin 4 yaşından önce daha esnek olduğunu göstermiş oldu. Ailelerin en büyük kaygısı, iki dilin çocukların kafasını karıştırması. Fakat araştırmalar, çocukluk döneminde birden fazla dile maruz kalmanın dil öğreniminde karışıklık yaratmadığını gösteriyor. Aksine aynı anda birden çok dil öğrenen çocukların öğrenme süreleri kısalırken öğrenme verimlilikleri de artıyor. Uzmanlar en geç 10 yaşına kadar dil eğitimine başlanmış olmasını öneriyor. Ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde planlı ve düzenli bir çalışmayla birlikte yeterli dil öğrenme kapasitesi sağlanabilir. Yine de her çocuğun aynı süreçlerden geçmediğini göz ardı edemeyiz. Öğrenme hızı, zaman yönetimi ya da durumu algılama kapasitesi her çocukta değişiklik gösterebilir. ABD'de yapılan bir araştırmada yabancı bir dili kusursuz bir şekilde ana dil gibi öğrenebilmek için 10 yaşından önce öğrenmeye başlanması gerektiği sonucuna varıldı. Araştırmaya göre insanlar 17 ila 18 yaşlarına kadar yüksek derecede dil öğrenme kabiliyetine sahip oluyor ancak bu aşamadan sonra yetenek azalıyor. İleri yaşlarda çocuğun üzerindeki akademik yükün artmasıyla birlikte zorlaşan dersler, artan sınavlar ve ödevler yeni bir dil öğrenimine yeterli vaktin ayrılamamasına neden oluyor. Çocukluk döneminde öğrenilen iki farklı dil, bilişsel yetileri geliştirir. İki farklı dile sahip olan çocukların bir dilden diğerine aktif olarak geçmesi gerekmektedir. Bir dili etkisiz hale getirirken diğer dili aktif etmek bilişsel bir yetidir. Bu bilişsel yetiyi erken yaşta kazanan çocuklar, aynı bilişsel yetinin kullanılması gereken alanlarda tek dil öğrenen çocuklara göre daha başarılı olur. Foster ve Reeves (1989) yaptıkları bir araştırmada, tek dilli çocuklara ve İngilizce-Fransızca çift dilli çocuklara aynı anda bir görev verdi. Çift dilli çocuklara ikinci dilleriyle verilen bu görevi çift dilli çocukların daha iyi yaptığını gözlemlediler. Çift dil, çocuklarınız için sosyo-kültürel açıdan avantaj sağlar. Çift dilli olmak daha fazla kültürle temas kurma olanağını sağlar. Bu sayede kişinin hoşgörü ve açık fikirlilik gelişimi de desteklenmiş olur. Kişi; böylece daha fazla yaşam ve çalışma alanına, sosyal kaynağa ve kültürel zenginliğe sahip olur. Birden fazla dili ana dil düzeyinde konuşup yazabilen bireyler diğerlerine göre kendilerini daha özgür ve öz güvenli hissedebilirler. Çift dil konuşmak alzaymırdan korunmaya yardımcı oluyor. Amerikan tıp dergisi PNAS'ta yayımlanan araştırma, İtalya'nın kuzeyinde, Avusturya sınırındaki Alto Adige bölgesinde yaşayan ve hem Almanca hem de İtalyanca konuşan bir grup denek ile tek dil konuşan deneklerin karşılaştırılması yoluyla yapıldı. Alzaymır belirtileri gösteren 85 denekten 45'i çift dil, 40'ı ise tek dil konuşuyordu. Bu deneklerin beyinlerindeki sinirsel bağlantılar ve hücrelerin aktivitesi FDG ve PET görüntüleme yöntemleriyle incelendi. Çift dilli grubun yaş ortalaması, tek dil konuşan grubunkinden 5 yaş daha yüksek ve beyinlerindeki bazı hasar belirtileri daha belirgin olsa da çift dilli deneklerin sinirlerinin daha iyi korunmuş olduğu belirlendi. Araştırma ekibinin başkanı Profesör Daniela Perani, \"Her iki dil de ne kadar uzun süre kullanılırsa beyin üzerindeki etkisi o kadar artar. Yani mesele iki dil bilmek değil, ömür boyu sürekli ve aktif olarak her iki dili de kullanmak\" diyor. Yabancı dilde çocuğun yaşına ve ilgisine uygun şeyler bulmak öğrenimi kolaylaştırabilir. Çocuğa şarkılar, tekerlemeler söylemek; ninniler, masallar anlatmak; resimli kitaplarla sesli okumalar yapmak da öğrenimi kolaylaştırıyor. Sayfalar üzerinde sohbet etmek, görselleri anlatmak, sorular sormak da öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Çocuklarda yabancı dil gelişimi için film, çizgi dizi ve dizilerden faydalanmak da öğrenmeyi artırıyor. Gün içerisinde yaşına uygun sürelerle ekranı dil öğrenimi amacıyla kullanmasına fırsat verebilirsiniz. Kendi seçeceği ancak sizin de onayınızdan geçecek içerikleri izlemesini sağlayabilirsiniz. Özellikle interaktif içerikler çocukların öğrenmesini kolaylaştırıyor. Özetle, çocuğunuz ne kadar erken yaşta yabancı bir dile maruz kalırsa onu o kadar kolay bir şekilde ve güzel bir aksanla zamanı geldiğinde konuşmaya başlayabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/eskenar-dortgen-alani-ozellikleri-formulleri-h137293.html", "text": "Geometri, her ne kadar birçok öğrenci tarafından sevilmeyen bir ders olsa da, günlük hayatımızın en önemli parçalarından biri konumunda. Yunanca Geo ve Metro kelimelerden türetilmiştir. Ünlü tarihçi ve yazar Herodot, geometrinin kesin olmamakla beraber çıkış yerinin Mısır olduğunu söylemiştir. Bu yazımızın konusu da, geometrinin önemli parçalarından biri olan eşkenar dörtgen. Elmas olarak da bilinen bu şekil, birçok önemli özelliğe sahip. Gelin hep beraber eşkenar dörtgen özellikleri, alan hesabı formülleri ve iç açıları ile ilgili daha fazla bilgi edinelim. Eşkenar Dörtgen, paralelkenarın özel bir durumudur. Bir eşkenar dörtgende yer alan karşıt kenarlar birbirine paraleldir ve karşıt açılar eşittir ve dolayısıyla bir paralelkenarın koşullarını karşılar. Ayrıca, eşkenar dörtgenin tüm kenarı eşit uzunluktadır ve köşegenler birbirini dik açıyla keser. Bir eşkenar dörtgen, tüm açılarının 90 derece olması durumunda kare olarak da adlandırılabilir. Yukarıdaki şekilde, AB, BC, CD ve AD'nin eşkenar dörtgenin kenarları ve AC ve BD'nin eşkenar dörtgenin köşegenleri olduğu bir ABCD eşkenar dörtgenini görebilirsiniz. Kare ve eşkenar dörtgen bazı benzerliklere ve farklılıklara sahip. Hem eşkenar dörtgen hem de kare, paralelkenar olarak da adlandırıldıkları için benzer özelliklere sahip. Bir eşkenar dörtgende, eşkenar dörtgendeki zıt açıların bir çifti dardır ve diğer açılar geniştir. Ancak bu durum kare söz konusu olduğunda farklılık gösterir, çünkü dört açının her biri 90 derecedir. Bir karenin tüm kenarları eşit uzunlukta olduğundan dolayı, bir kare her zaman bir eşkenar dörtgen olarak sayılabilir. Buna ek olarak, hem karenin hem de eşkenar dörtgenin köşegenleri birbirine diktir ve zıt açıları ikiye böler. Dolayısıyla bir kare her zaman bir eşkenar dörtgen olarak da adlandırılabilir. - Yöntem #1: Köşegenleri kullanarak alan hesabı - Yöntem #2: Tabanı ve yüksekliği kullanarak alan hesabı - Yöntem #3: Trigonometri kullanarak alan hesabı - Adım #1: AC ve BD gibi iki köşegeni olan bir ABCD eşkenar dörtgenini ele alalım. - Adım #2: Bir köşegeninin uzunluğunu bulun, Yani d1, A ve C arasındaki mesafedir. - Adım #3: İki köşegeninin uzunluğunu, yani B ile D arasındaki mesafe olan d2'yi bulun. - Adım #4: Hem d1 hem de d2 köşegenlerini çarpın . - Adım #5: Sonucu 2'ye bölün. - Adım #6: Sonuç ABCD eşkenar dörtgeninin alanını verecektir. Köşegen uzunluklarını kullanarak eşkenar dörtgenin alanını hesaplamak için yukarıdaki adımları uygulamanız yeterli. Diğer hesaplama yöntemlerine göre biraz daha uzun olmasına rağmen, en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Köşegenleri 6 cm ve 8 cm olan eşkenar dörtgenin alanını hesaplayınız. Dolayısıyla eşkenar dörtgenin alanı 24 cm 'dir . - Adım #1: Eşkenar dörtgenin taban ve yükseklik değerlerini verilen şekil üzerinden bulun ve hesaplayın. - Adım #2: Tabanı ve hesaplanan yüksekliği çarpın. Eşkenar dörtgenin alanını hesaplamak için taban ve yüksekliği, yukarıdaki adımlarla beraber kullanabilirsiniz. Tabanı 10 cm ve yüksekliği 7 cm olan eşkenar dörtgenin alanını hesaplayın. - Adım #1: Eşkenar dörtgenin kenarlarından herhangi birinin uzunluğunun karesini alın. - Adım #2: Açılardan birinin sinüs değeri ile çarpın. Eşkenar dörtgenin alanını hesaplamak için en az tercih edilen yöntemlerden olan biridir. Yukarıdaki adımları takip ederek, trigonometrik alan hesabı yapabilirsiniz. Bir kenarının uzunluğu 2 cm ve A açılarından biri 30 derece olan eşkenar dörtgenin alanını hesaplayın. - Karşı açılar birbirine eşittir - Üç farklı isim ile anılırlar - Köşegenler birbirini 90 dereceyle ortalar - İç açılarının toplamı 360'tır. Eşkenar dörtgenin adından da anlaşılabileceği üzere dört iç açısı vardır. Karşıt köşeleri birleştirerek eşkenar dörtgenin içinde iki köşegen de oluşturabilirsiniz. Bu şekli düz bir yüzeyde nasıl düzenlerseniz düzenleyin, her zaman iki eşit zıt açıya sahip olduğunu görürsünüz. Eşkenar dörtgen, görünüşü itibariyle günlük yaşamımızda karşımıza çıkabilecek birçok nesneye benziyor. Ancak genel olarak üç farklı isim ile anılırlar. - Eşkenar dörtgen - Pastil - Elmas Eşkenar dörtgenin bir başka ilginç ve harika özelliği, köşegenlerinin her zaman birbirine dik olmasıdır. Hangi iç açılara sahip olursa olsun, eşkenar dörtgenin köşegenleri her zaman birbirine dik açıyla gelirler. Aynı zamanda bu köşegenler birbirini tam olarak iki eşit parçaya böler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, paralelkenarın özel bir durumu olarak da sayılan eşkenar dörtgenin köşegenleri onu 2 üçgene böler. Bildiğiniz üzere, bir üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir. Yani 2 üçgen oluştuğuna göre, iç açıları toplamının da 360 derece olduğunu görebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/eski-arabalar-koseliyken-neden-kivrimlilasti-h139594.html", "text": "Eski dönemlerde çekilen filmleri izlediğimizde ya da fotoğraflara baktığımızda dikkatimizi çeken ilk şeyler genellikle kıyafetler ve arabalar olur. O dönemlerin arabaları hep daha klas gelir gözümüze. Hatta bazen sırf bu eski tip arabaları görmek için müzelere bile gideriz. Arabaların tasarımları maksimum 10 yıl içinde azımsanamayacak bir değişime uğradı. 1980'lerdeki arabalarla 1990'lardaki arabaları karşılaştırdığımızda bile ne kadar büyük bir tasarım farkının olduğu gözden kaçmıyor. Bi' 1980 model Tofaş Şahin'lere bakın, bir de 1993 yılında üretilen Ford'lara. Göze çarpan ilk detay, 80'ler ve öncesindeki arabaların köşeleri kutu kenarı gibi keskin olmasıyken 90'lardan sonrakilerin daha kıvrımlı olması. Ancak bilmemiz gereken şey şu ki; keskin olmalarının da bir sebebi vardı kıvrımlı olmalarının da. Kıvrımlı arabalar aslında 1930'larda da vardı. 1990'lı yıllarda araba üreten şirketler, kıvrımlı modellere geçtiğinde aslında bu çok da yeni bir konsept değildi. 1930'larda ortaya çıkan, aşağıda görebileceğiniz tasarımları hatırlayın. Chrysler Airflow gibi arabalar, rüzgar direncini azaltmak için böyle tasarlanıyordu. Ancak 50'li ve 60'lı yıllara geldiğimizde bu otomobillerin satışları durdu. Yerlerini, daha büyük ve köşeli arabalar aldı. Köşeli araçlar, farklı şekillerdeki üç kutunun birleşimi gibiydi. Köşeli arabalar üretilmesinin makul sebepleri bulunuyordu. Eski arabalarda önem verilen nokta, iç alanı artırmaktı. Hızlı olması ya da yakıt tasarrufu yapması pek de önemli değildi. Üreticiler, bagaj ve iç kısmın alanını maksimuma çıkarmaya çalışıyordu. Ayrıca o dönemlerde küçük ve güçlü motorlar üretmenin de imkanı yoktu. Daha büyük arabalar üretmek pahalıydı ve dikdörtgen kenarlar üreticilerin malzemeden tasarruf etmesini sağlıyordu. Ancak bir süre sonra özellikle Avrupa'da yakıt krizi yaşanmaya başladı. Yakıt verimliliğinin düşük olması büyük bir sorundu. Bu yüzden mühendisler ve tasarımcılar; daha kolay hareket edecek ve daha az yakıt harcayacak, aerodinamiğe elverişli tasarımlar denemeye başladı. Kavisler ve eğimli ön camlar, havanın üzerlerinde daha kolay kaymasını sağlıyordu. Araba aynı hızda aynı mesafede hareket ederken daha az gaz yakılıyordu. Kıvrımlı ilk otomobil üretildi fakat rağbet görmedi. Aksine dalga geçildi. 1982 model Ford Sierra, bu otomobillerin ilk örneği oldu ancak pek sevilmedi. Hatta jöle kalıbı gibi isimler takıldı. Ancak her şey ortadaydı, kıvrımlı arabalar çok daha ekonomikti. Daha sonra; BMW, Mercedes, Porsche gibi otomobil markalarının hepsi kıvrımlı otomobillere yönelim gösterdi. Otomobillere ilginiz varsa aşağıdaki içeriklerimiz tam size göre!"} {"url": "https://www.webtekno.com/ethereum-eth-2024-neler-bekliyor-h139715.html", "text": "Kripto para camiasının hem hacimsel hem de fiyatsal bazda en değerli ikinci üyesi olan Ethereum , hareketli bir yıla hazırlanıyor. Hizmet vermeye başladığı ilk günden beri Vitalin Buterik'in liderliğinde dur durak bilmeden çalışmalarını sürdüren geliştiriciler, önümüzdeki yıl da büyük işlere imza atacaklar gibi görünüyor. Kripto para piyasaları, uzun bir akümülasyon sürecinin sonuna gelmiş durumda. Başta Bitcoin olmak üzere neredeyse tüm kripto varlıklar, son dönemlerde değerlenmeye başladılar. 2023 yılına 1.200 dolar seviyelerinde giren Ethereum fiyatı ise bu makalenin yazıldığı an itibarıyla neredeyse yüzde 100 değerlendi ve 2.358 dolar seviyelerinden işlem görüyor. Piyasalardaki genel kanaat ise Ethereum için 2.000 dolarların artık kalıcı bir seviye olduğu. 2024 yılı, başlangıç itibarıyla bile Ethereum için önemli olacak. Bunun temel nedeni, önümüzdeki ay içerisinde test edilmeye başlayacak olan \"Dencun\" yükseltmesi. Bu yükseltme, diğer her şeyden önce Ethereum ağının güvenliğini artıracak. Ancak yükseltme, bundan ibaret olmayacak. Blokzincir ölçeklenebilirliğini artıracak olan yükseltme; gas ücretlerinin daha makul seviyelerde olmasını sağlayıp, verimliliği artıracak. Dencun yükseltmesi, Goerli olarak isimlendirilen test ağına 17 Ocak itibarıyla ulaşacak. Test sürecinin başlamasıyla 2. katman toplama ücretleri de düşmeye başlayacak. Ethereum'un Sepolia ile Holesky ağlarında da test edilecek olan yükseltme, en son aşamada da ana ağa entegre edilecek. Şubat ayı itibarıyla tamamlanması beklenen sürecin Ethereum fiyatı için nasıl bir etkisi olacağı şimdiden merak konusu. Bitcoin halving'i ile ETF onayını da atlamamak gerek! Şu ana kadar Ethereum özelinde konuşmuş olsak da kripto para piyasaları, önümüzdeki yıl genel olarak hareketli geçecek. Bunun ilk nedeni, Bitcoin cephesinde yaşanacak olan halving. Şu sıralar her yerde gördüğünüz bu tabiri açıklayalım: Bitcoin halving'i ile madencilerin kazançları yarı yarıya düşecek. Her 210 bin blokta bir kez gerçekleşen ve Nisan - Mayıs 2024 gibi yaşanması beklenen süreç, geçmişte boğa sezonları yaşanmasını sağlamıştı. Ethereum fiyatı, bu gelişmeden etkilenecektir. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu , çok uzun zamandır Bitcoin için ETF onayını görüşüyor. Açık konuşmak gerekirse artık SEC'in oynayabilecek hamlesi kalmadı ve Bitcoin ETF onayını verecek. Bu onay, kurumsal yatırımcıların resmi olarak BTC satın almasını sağlayacak. Yatırımcıların büyük bir heyecanla beklediği onay, aralarında ETH'nin de bulunduğu tonla kripto varlığın değerlenmesine yol açabilir. Not: Kripto paralar riskli yatırım araçlarıdır ve çok büyük kayıplar yaşanmasına yol açabilir. Bu yüzden, bir kripto varlığa yatırım yapmadan önce detaylı bir şekilde araştırma yapmalısınız. Bununla birlikte, bu içerik bir yatırım tavsiyesi niteliğinde değerlendirilmemelidir."} {"url": "https://www.webtekno.com/ets-2-gelistiricisinden-100-yil-kutlamasi-h138207.html", "text": "Türk milletimizin yanında; yerli ve yabancı birçok kişi, kurum ve kuruluş, cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü kutladı ve buna özel olarak farklı şirketten şirkete değişen bazı duyurular yapıldı. Bunlardan biri de Türk oyuncularının olmazsa olmazlarından olan Euro Truck Simulator 2'nin geliştiricisi olan SCS Software'dan geldi. Türk topluluğun Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayan geliştirici, bunun yanında müjdeli bir iş birliği haberini de oyuncularla paylaştı. Yarından itibaren oyuna TIRSAN römorkları eklenecek. Oyunun Türk topluluğu için büyük önem taşıyan Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayarak açıklamasına başlayan SCS Software, Tırsan Treyler ortaklığıyla yarın Euro Truck Simulator 2'ye eklenecek olan römorkları müjdeledi. Bunun ardından yaptığı açıklamayı tekrardan iyi dileklerle kapattı. - TIRSAN SCS Multiride: Perdeli - TIRSAN SRI: Frigo - TIRSAN SKS: Damperli - TIRSAN SPL: Yan perdeli platform - TIRSAN SGH: 40 fit Konteyner Taşıyıcı - TIRSAN SHF: 20 fit Konteyner Taşıyıcı - Diğer Parçalar & Aksesuarlar Fiyat kısmına baktığımızda şu an için Duyurulacak yazdığını görüyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/evde-ingilizce-ogrenmek-yontemler-h127213.html", "text": "İngilizce öğrenmek, aslında sandığımız kadar kolay değil. İş veya akademik hayatımızda, öğreneceğimiz her bir dil bize oldukça fazla katkı sağlıyor. Bu dillerin en başında ise, hayatımızın her yerinde karşımıza çıkan İngilizce yer alıyor. İngilizce öğrenmek, dışarıdan görüldüğü kadar zor olmamalı ki, artık bazı yöntemler ile evde İngilizce öğrenmek bile oldukça kolay hale geldi. Önemli olan gerçekten İngilizce öğrenmeye olan isteğiniz. İngilizce öğrenmek için kurslarda eğitim almak zorunda değilsiniz. Elbette, bu tarz İngilizce kurslarının etkileri oldukça büyük. Ama eğer basit yöntemlerle, ekstra bir kursa ihtiyaç duymadan İngilizce öğrenmek istiyorsanız, sizler için 10 adet yöntemi bir araya derledik. Dilerseniz hiç uzatmadan evde İngilizce öğrenmek için yöntemler listemize geçelim. İngilizce dilini hızlıca öğrenmek istiyorsak, hayatımızın belirli alanlarında ona yer vermemiz gerekiyor. İngilizce şarkılar dinleyebilir, altyazılı İngilizce dizi ve filmler izleyerek kelimelerin karşılıklarını çok daha kolay öğrenebilirsiniz. Bununla birlikte günlük yaşantınızda İngilizce terimlere fazlasıyla yer vermeniz gerekiyor. Kullandığınız teknolojik cihazlarda dil tercihlerinizi İngilizce yapmanız bile, size oldukça büyük fayda sağlayacaktır. İngilizceyi öğrenirken en büyük etkenlerden birisi ise, konuşarak öğrenmek. Bunun için ise çevrenizde, sosyal medya uygulamalarınızda veya herhangi bir yolla kendinize İngilizce bilen arkadaşlar edinin. Bu arkadaşlarınızın Türk olmasına gerek yok, yurt dışından yeni dostluklar kurarak ingilizcenizi daha da pekiştirebilirsiniz. Günümüzde iletişim bu kadar kolayken, farklı ülkelerden yeni arkadaşlar edinmek oldukça kolay hale geliyor. Arkadaşlarınız veya ailenizde İngilizce konuşmayı en az sizin kadar isteyen birisi var ise, onunla birlikte özel etkinlikler planlayın. Örneğin, bir kafede buluşun ve yalnızca İngilizce konuşmaya çalışın, beraber İngilizce şarkılar söyleyin. Bu şekilde birbirinizi çok daha motive edebilir, yeni dil öğrenme konusunda birbirinizi destekleyebilirsiniz. Bu tarz etkinlikleri de ne kadar sık yaparsanız, yeni bir dil öğrenme konusundaki gelişiminiz o kadar hızlı olur. Sevdiğiniz bir konu hakkında makale okumayı seviyorsanız, bu makaleleri İngilizce okumaya başlayın. Veya çok sevdiğiniz bir dizinin inceleme videosunu izliyorsanız, bu videoları Türkçe kaynaklar yerine İngilizce kaynaklardan izleyin. Veyahut sıklıla akıllı telefon kullanıyorsanız, dil tercihlerinizi İngilizce yapın. Bu sayede, yapmaktan keyif aldığınız şeyleri İngilizceye çevirmiş ve yeni bir dil öğrenme konusundaki hızınızı çok daha artırmış olursunuz. İngilizce dilinin konuşulduğu topluluklarda, forumlarda, Discord sunucularında, Telegram gruplarında ve aklınıza gelebilecek her yerde aktif olun. Ana dili İngilizce olan insanlarla iletişim kurmak, sizin İngilizce hakkında daha fazla detayı öğrenmenizi sağlar. Örneğin, oyun oynamaktan çok keyif alıyorsanız oyunlarla ilgili bir Discord sunucusuna katılın. Bir diğer örnek ise, Netflix üzerinden dizi izlemeye bayılıyorsanız, İngilizce olarak dizi tartışmaları yapılan bir Telegram grubuna katılın ve diğer insanlar ile etkileşim kurun. Faydasını göreceksiniz. Neden İngilizce öğrenmek istiyorsunuz? Eğitim için olabilir, işiniz için olabilir, kariyer hedefleriniz olabilir veya yurt dışına çıkmak istiyor olabilirsiniz. Her ne olursa olsun, İngilizce öğrenmenizi gerektirecek gerçekçi bir hedefiniz olsun. Mesela, İngilizceyi ne kadar hızlı öğrenirsem, o kadar hızlı İngiltere'ye tatile gidebilirim gibi. Veya Ne kadar hızlı İngilizce öğrenirsem, o kadar hızlı buraya iş başvurusu yapabilirim gibi hedefleriniz olmalı. Aldığınız online kurslar veya farklı kaynaklar haricinde, gerçekten ana dili İngilizce olan birisini dinleyin. Bunun sonucunda, İngilizce dilini çok daha akıcı bir şekilde konuşma yeteneğine sahip olabilirsiniz. Bunu sağlamak için ise en basit örnek, Spotify veya farklı platformlar üzerinden İngilizce podcast dinleyebilirsiniz. Tüm odağınızı buraya vermeseniz bile, o akıcı konuşmayı bir süre sonra sizde başarabileceksiniz. İngilizce öğrenmekten bir süre sonra sıkılırsanız, öğrenmeniz geriye kalan zamanlarda çok daha zorlaşacaktır. Bu nedenle, İngilizce öğrenmeyi elinizden geldiğince eğlenceli hale getirmeniz gerekiyor. Mesela, evinizin farkı köşelerine eğlenceli İngilizce kelimeleri yapıştırabilirsiniz, sevdiğiniz İngilizce şarkıları dinlerken aynı zamanda sözlerini okuyabilirsiniz, İngilizce komik film replikleri öğrenebilir ve onları etrafınıza yazabilirsiniz. Yani kısacası, İngilizce öğrenmek sizin için bir eziyet olmaktan çıkmalı ve yapmaktan çok keyif aldığınız bir etkinlik haline gelmeli. Yalnızca İngilizce konuşmayı öğrenmek ile yetinmek yerine, ana dili İngilizce olan ülkelerin kültürlerini de öğrenmeniz gerekiyor. Yalnızca dil bilgisi öğrenmek yerine, o insanların kültürlerini de öğrenirseniz aynı düşünme biçimine ulaşmış olursunuz. Bu da karşınızdaki insan ile çok daha kolay iletişim kurmanızı ve birbirinizi anlamanızı sağlıyor. Bu nedenle bol bol belgeseller, dizi ve filmler izlemenizi tavsiye ediyoruz. Onların yaşamını, kültürünü öğrenebilirseniz her şey sizin için çok daha kolay hale gelecek. Kendinize bir program hazırlayın. Haftanın belirli günlerinde, belirli saatlerinizi yalnızca İngilizce öğrenmeye adayın. Bu saatler içinde yeni kelimeleri araştırabilirsiniz, İngilizce konuşma pratikleri yapabilirsiniz, İngilizce kaynakları Türkçeleri ile karşılaştırarak okuyabilirsiniz. Yani, İngilizce öğrenebilmek için önünüzde o kadar çok fırsat var ki, hepsini ücretsiz bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Eğer akıllı telefonunuz ile çok zaman geçiriyorsanız, uygulama marketleriniz üzerinden İngilizce pratiği yapabileceğiniz uygulamaları indirebilirsiniz. Bununla birlikte, metro gibi internetin çekmediği alanlarda İngilizce tekrarları, pratikleri yapabilirsiniz. Yeni bir dil öğrenmek istiyorsanız, onu hayatınızın tam olarak ortasına koymanız gerekiyor. Yapmanız gereken pratikleri sürekli olarak aksatmanız, ertelemeniz sizin yararınızdan çok zararınıza olacaktır. İngilizce öğrenmeyi ne kadar geciktirirseniz, artık sizin için eğlenceden daha çok bir eziyet haline gelecektir. Bunun önüne geçmek için asla pratik yapmayı aksatmayın. Sizler için evde İngilizce öğrenmek için kullanacağınız 10 yöntemi derledik. İçeriğimizin başında da söylediğimiz gibi, eğer bir kursa gidecek vaktiniz yok ise evde basit pratikler ile İngilizce öğrenmek oldukça kolay. Bu yöntemleri, kendi zevklerinize ve tercihlerinize göre kolaylıkla değiştirebilir ve dil öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. Sizler İngilizce öğrenmek için hangi yöntemleri kullandınız? Bizimle ve henüz yeni İngilizce öğrenmek isteyen takipçilerimizle yorumlarda paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/evde-internet-paketi-secerken-nelere-dikkat-etmeliyiz-h139133.html", "text": "Artık herkesin evinde iyi kötü bir internet bağlantısı var. Ancak internet hizmeti noktasında seçeneklerimiz artık oldukça fazla ve olabilecek en iyi hizmeti almak istiyoruz haklı olarak. Evde internet paketleri farklı ihtiyaçlara ve altyapı desteğine bağlı olarak farklı hızlar sunuyor. Bu noktada ihtiyaçlarınızı karşılayacak seviyede hız sunan paketleri ve servis sağlayıcılarını seçmeniz önemli. Tabii ki altyapı burada büyük önem taşıyor, eğer altyapı yoksa hiçbir servis sağlayıcısı size yoktan var edip hızlı internet sunamaz ama bazen de limit daha yukarıda olmasına rağmen sağlayıcılar düşük paketler öneriyor... Bu noktada altyapınızı sorgulamak ve tüm servis sağlayıcıları arasından size en yüksek hızı sunanları derlemek iyi bir adım olabilir. Tabii ki fiyat da herkes için önemli bir kriter. Hele de günümüzde internet tarifelerinin fiyatları oldukça yükselmişken en iyi seçeneği bulmak gerekiyor. Doğal olarak ev interneti kampanyaları arasında bir fiyat araştırması yapmanız gerekiyor. Fakat burada önerimiz, fiyatı ''en ucuz olan en mantıklı olan'' gibi bir bakış açısıyla değerlendirmek yerine diğer koşulları da göz önünde bulundurup bir eleme kriteri olarak kullanmanız. Çünkü sonuçta internet bağlantısı bir hizmet ve bu hizmet müşteri ilişkilerinden sorunsuz bağlantıya geniş bir alanı kapsıyor. Haliyle istediği kadar ucuz olsun, çözülmeyen sorunlara gebe bir servis sağlayıcısı hiçbir zaman iyi bir seçenek olmayacaktır. Ülkemizde 2019 yılında ''Adil Kullanım Kotası'' kalktı ancak bu artık internette 'kota' olmadığı anlamına gelmiyor... Kimi internet sağlayıcılarının sunduğu ve belirli bir kullanım limitine ulaşınca yavaşlayan ''kotalı'' paketler de mevcut. Bu sebeple siz ev interneti paketinizi seçerken kota mevzusunu iyi araştırdığınızdan ve kotasız bir paket seçtiğinizden emin olun. Hatta mümkünse bu noktayı seçtiğiniz servis sağlayıcısına doğrulatın. İnternet sağlayıcılarının çoğu taahhüt ile internet hizmeti sunuyor. Eğer taahhütlü bir internet hizmeti alacaksanız şartlarına mutlaka göz atmalısınız. Eğer taahhütsüz hizmet sunan sağlayıcıları tercih edecekseniz de fiyat değişimi gibi konularda bilgi edinmelisiniz. Ev interneti fiyatları son zamanda büyük zamlarla epey yükseldi ancak iyi bir internet sağlayıcısı seçmek ve taahhütlü ya da taahhütsüz olsun bu tür fiyat artışlarından en az seviyede etkilenmenizi sağlayacaktır. Evde internet paketi seçmek demek aynı zamanda gerekiyorsa sağlayıcı da değiştirmek demek. Bu sebeple mutlaka kullanıcı yorumlarına göz atmanızı ve olası sorunları çözme noktasında müşteri iletişimini güçlü tutan sağlayıcılarla devam etmenizi öneririz."} {"url": "https://www.webtekno.com/evren-neyin-icine-genisliyor-h130905.html", "text": "Siz bu satırları okurken dahi evren büyük bir hızla genişliyor. Bu yazıyı okumaya başladığınız andaki yerinizle şu anda aynı noktada bulunmuyorsunuz. Bu açıdan bakınca evrenin işleyişi gerçekten büyüleyici. Elbette bu soru bizi şu soruya yönlendiriyor: Bunca gezegenin, yıldızın, galaksinin olduğu evren, neyin içine genişliyor? Sonuçta bizim gördüğümüz ya da bildiğimiz her şey, bir başka şeyin içine genişlemeli değil mi? İşte konu evren olduğunda sorunun cevabını vermek o kadar da kolay değil. Bu sorunun cevabını vermek gerçekten zor, çünkü bizim bilgi birikimimizin cevaplamakta zorlandığı bir sorudan bahsediyoruz. Ancak elbette bilimin buna vereceği bir cevap var. Bu cevabı en kısa şekilde verecek olursak evrenin aslında hiçbir şeyin içine genişlemediği sonucuna varıyoruz. Evrenin içinde yer alan galaksiler, aslında son derece durağandır. Ancak zaman geçtikçe galaksilerin arasındaki mesafeler artar. Bu noktada hareket eden şey aslında galaksiler değildir. Evren esneyerek var olan boşluğun daha fazla açılmasına neden olur. Bu da bizim 3 boyutlu bakış açımızda galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gösterir. Belki de evrenin dışı gerçekten var, ancak bunu gözlemlemek için 3. boyutun dışına çıkmamız gerekiyor. Evreni, sürekli şişen bir balon gibi hayal edin. Eğer evreni bir balon gibi hayal edersek, içerisindeki tüm yıldız ve galaksi kümelerinin bu şişen balonun üzerindeki noktalar olduğunu görürüz. Balon şiştikçe bu noktalar da birbirinden uzaklaşırlar. Burada aslında insanları yanılgıya düşüren şey, nesnelerin uzaklaşması için \"genişleme\" teriminin kullanılmasında yatıyor. Aslında evren tam olarak genişlemiyor. Bunun yerine tıpkı bir balon gibi esneme hareketi yapıyor. Bu tanıma göre evrenin bir şeyin içerisine genişlemesine gerek yok. Evren bir bütün halinde esnemeye devam ediyor. Ancak bu cevabın da başka sorular doğurup tam bir cevap vermediğini biliyoruz. Evrenin içindeki gözler olarak evrenin dışını göremiyoruz. Evrenin genel boyutunu başlangıçta sonsuz büyüklükte kabul edersek esnese dahi sonsuz bir büyüklükte olduğunu söyleyebiliriz, ancak evrenin sonlu bir boyutu varsa işler değişebilir. Eğer gözlemlenebilir evrenin sonlu bir boyutu varsa \"evrenin dışında\" bir şeyler olduğunu düşünmek doğru bir yaklaşım olabilir. Ancak ne yazık ki bu noktada cevaplarımız tükeniyor. İçerisinde bulunduğumuz evrenin dışındaki hiçbir şeyi gözlemlememiz mümkün değil. Çünkü bizim kullandığımız yasalar, bizim evrenimiz için geçerli. Onun dışında bir şeyler varsa bunu kendi bilimimizle cevaplandıramıyoruz. Uzay, sadece bir boşluktan ibaret değil. Bükülme, esneme gibi hareketler yapan uzayı çok daha karmaşık bir yer olarak görmemiz gerekiyor. Büyük Patlama'nın hangi noktada başladığıyla alakalı yazdığımız içerikte de bahsettiğimiz gibi aslında her şey tek bir noktada başladı. O ilk noktada olan büyüklük de evrenin tamamıydı, şu anda milyarlarca ışık yılı mesafeye ulaşan büyüklük de aynı şekilde evrenin tamamı. Şu anki bilimimiz bize evrenin muhakkak bir şeyin içine genişlemek zorunda olmadığını gösteriyor, ancak gelecekte belki de evrenin dışını gözlemleme imkanı bulabiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/exxen-zam-yeni-fiyatlar-h119157.html", "text": "Türk televizyonlarının en başarılı yapımcılarından Acun Ilıcalı tarafından hayata geçirilen çevrim içi dizi ve film platformu Exxen, fiyatlarına zam yapacağını duyurdu. Yeni zam, platformun bu yıl içinde yaptığı dördüncü fiyat güncellemesi oldu. Exxen zammı, hem normal hem de spor tarafındaki üyeleri etkileyecek. Güncellenmiş fiyatlar, 25 Kasım 2023 tarihinden itibaren geçerli olacak. - Reklamlı Yıllık Paket: Aylık 83 TL (Toplam: 996 TL) - Reklamlı Aylık Paket: 99,90 TL - Reklamsız Yıllık Paket: Aylık 115 TL (Toplam: 1.380 TL) - Reklamsız Aylık Paket: 137,90 TL - Reklamlı Sezonluk Paket: Aylık 185 TL TL (Toplam: 1.665 TL) - Reklamlı Aylık Paket: Aylık 222,50 TL - Reklamsız Sezonluk Paket: Aylık 217 TL (Toplam: 1.953 TL) - Reklamsız Aylık Paket: 260.50 TL Exxen fiyatlarıyla ilgili detaylar için platformun destek sayfasını inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/fabrika-iscisi-olabilmek-icin-diploma-iptali-h138602.html", "text": "Tartışma platformlarının son dönemlerdeki konularından biri olan diploma iptali isteğinin pek çok farklı sebebi bulunurken asıl dikkat çeken konu, 4 yıllık üniversite mezunlarının diplomaları ile iş bulamaması. Fakültelerin çeşitli bölümlerinden 4 yıllık mezun olan kişiler, istedikleri kurumlarda iş bulamayınca çareyi fabrikalara işçi olmak için başvuruda buluyor. Tartışma platformlarında başlık olan bu entry'ler gösteriyor ki 4 yıllık mezun olanları işçi olarak almayanlar kurumlar var. Hayatını idame ettirmek için sadece çalışmak isteyen bu kişilerin görüşleri ise fabrikaların 4 yıllık mezunları başka bir iş bulduğunda hemen gidebileceğini düşünerek işe almaması. Diplomasını iptal ettirmek isteyenlerin bir diğer sebebi ise KPSS . Lisans KPSS'nin, ön lisans KPSS ve lise KPSS'den daha zorlu görülmesi, kazanılma ihtimalinin düşüklüğü, 4 yıllık üniversite okumanın pişmanlık olmasına neden oluyor. İlgili kurumlara danışan veya tartışma sitelerindeki konu başlıklarına yazan kişilerin aldığı cevap, diploma iptalinin mümkün olmadığı yönünde. Çünkü üniversitelerden alınmış diplomalar kazanılmış hak olup iptal edilemez. İptal edilmesi için diploma alma şartlarının gerçekleşmeden yanlışlıkla diploma verilmesi gerekiyor ki bu durumda zaten diploma kazanılmamış bir hak oluyor. Yanlışlıkla verilen diplomanın iptali ise sadece diploma veren kurum ya da yargılama sonucunda iptal ediliyor. Bazı üniversiteler ise lisans öğrencisi olup ön lisans diploması almak isteyen öğrenciler için diploma kırdırma işlemi yapabiliyor. Bunun için ise fakültenin ilgili birimine ıslak imzalı başvuruda bulunmak gerekiyor. Ancak başvuru kabul edilir ve diploma kırdırılırsa öğrenciler aynı programda öğrenimine devam edemiyor ve tüm hakları sona eriyor. Meslek liselerinden mezun olmuş kişiler, eğer ki bir üst öğrenim statüsünden mezun olmuşsa teknik diplomaları iptal oluyor ve bu diplomalar ile iş başvurusunda bulunamıyor. Örneğin Sağlık Meslek Lisesi Hemşirelik bölümünden mezun bir kişi eğer yükseköğretim programlarının birinden mezun olmuşsa ortaöğretim hemşireliği yapamıyor. Bu durumun farkında olup teknik diploması ile çalışmak isteyenler ise bir üst programdan mezun olmamak için ya öğrenimlerini donduruyor ya da herhangi bir dersten başarısızlık göstererek mezun olamıyor. Aslında bu, yükseköğretim kurumlarında gereksiz işgale neden olup diğer öğrenim görmek isteyenlerin de haklarına girmek demek oluyor. Ülkenin işsizlikte geldiği son duruma sosyal medyada da tepkiler yağıyor. Bazıları da aynı sebeplerden işe alınmadıklarını belirtiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/facebook-erotik-reklam-dolandiriciligi-h138292.html", "text": "2000'li yılların başlarında dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir MSN çılgınlığı vardı. \"Ya eskiden ne güzeldi, dinlediğimiz şarkıları paylaşır, cevap versin istediğimiz arkadaşlarımıza titreşim atardık, kames topumuz 9 kattı.\" goygoylarını bir kenara bırakırsak o dönemin korkunç bir figürü de vardı: Ayça_22. MSN bildirimi gibi gözüken \"Ayça_22 oturum açtı.\" pop-upları çok kişinin bilgisayarına virüs bulaştırmıştı. Yıl 2023, o genç erkekler artık 45 yaş ve üstü adamlar haline geldi ve Facebook'ta takılıyorlar. Onların peşinden Ayça_22'nin yeni ve küresel versiyonu da Facebook'a gitmiş gibi gözüküyor. Bitdefender'ın yaptığı araştırmaya göre hackerlar, Facebook üzerinden gerçekleştirdikleri bir saldırıda, hiçbir şeyden şüphelenmeyen kurbanlarının bilgisayarlarına veri çalmakta kullanılan zararlı yazılımlar gönderiyorlar. Bunun için de kişileri, erotik içeriklere erişebileceklerini iddia ettikleri çeşitli linklere yönlendiriyorlar. Yapılan incelemelere göre hedef kitleleri de 45 yaş veya üstündeki erkekler. Araştırmacılar şimdiye kadar 100 binden fazla potansiyel indirme olduğunu belirtiyorlar. Bu saldırılardan etkilenen kişilerin bilgisayarlarından hassas veriler, ödeme bilgileri ve kripto cüzdan bilgileri çalınıyor. Sistem ise şöyle işliyor: Öncelikle bir tane sahte hesap, sahte bir profil oluşturuluyor. Bu profile de profil fotoğrafı olarak bulanıklaştırılmış bir kadın fotoğrafı koyuluyor. Sonra da daha önceden ele geçirilmiş bir işletme hesabından profilin ve yeni, bulanıklaştırılmamış fotoğrafların reklamı yapılıyor. Hatta ilgi çekmek için \"Silinmeden bak!\" falan gibi ifadeler kullanılıyor. Bağlantıya tıklayanlar Photo Album.exe adında bir dosya indirmiş oluyor. Bu uygulama dosyası da NodeStealer adlı zararlı yazılımın bir kopyasını bilgisayara indiriyor. Saldırının ilk 24 saatinde saldırganların tam 15.000 cihazı etkilediği ortaya çıktı. Facebook ise bu türden saldırıları durdurmaya çalışıyor. Uzmanlar da bu tarz içerikler konusunda dikkatli olunmasını ve şüpheli görünenlerden kesinlikle uzak durulması gerektiğini vurguluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/facebook-hesabini-kalici-olarak-silme-h93126.html", "text": "Bir dönemin popüler sosyal medya platformu Facebook, hala 2.6 milyar kullanıcıya sahip olsa da, özellikle son yıllarda yaşanan skandallardan sonra, bir hayli gözden düştü. Facebook hesabını silmek yani kalıcı olarak kapatmak giderek yaygınlaşan bir işlem haline geldi. Siz de Facebook hesabınızı kalıcı olarak silebilirsiniz. Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemi aslında son derece kolay. Fakat unutmamanız gereken en önemli nokta bu işlemin geri dönülemez olduğudur. Eğer yalnızca Facebook'tan sıkıldıysanız hesabınızı geçici olarak devre dışı bırakabilirsiniz. Sizin için Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemi nasıl yapılır sorusunu yanıtladık ve bilmeniz gereken detayları açıkladık. - Adım #1: Buradaki Facebook hesap silme linki ile işlem sayfasını açın. - Adım #2: Facebook hesap bilgilerinizle giriş yapın. - Adım #3: Bilgilerini indir butonu ile hesabınızdaki kayıtlı paylaşımları indirebilirsiniz. - Adım #4: Altta göreceğiniz Hesabı sil butonuna tıklayın. - Adım #5: Facebook hesap şifrenizi girin. - Adım #6: Devam butonuna tıklayın. - Adım #7: Hesabı sil butonuna tıklayarak işlemi onaylayın. Silmek istediğiniz Facebook hesabınıza 30 gün içinde yeniden giriş yapmadığınız ve Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemini iptal etmediğiniz takdirde, Facebook hesabınız kalıcı olarak silinecek. Hesabı aktive etmemek için Facebook hesabınızla giriş yaparak kullandığınız diğer uygulamalar ile olan bağlantıyı da kesmelisiniz. Eğer Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemi yerine hesabı geçici olarak devre dışı bırakmak istiyorsanız Facebook hesap silme linki üzerinden ulaşacağınız sayfadaki Hesabı dondur butonunu kullanarak dilediğiniz zaman açmak üzere Facebook hesabınızı dondurabilirsiniz. Bu işlem sonrası kimse hesabınızı göremez ve sizinle iletişime geçemez ama bilgileriniz kaybolmaz. - Adım #1: Facebook uygulamasını açın. - Adım #2: Menüye girin. - Adım #3: Ayarlar ve gizlilik sekmesine göz atın. - Adım #4: Hesap sahipliği ve kontrol ayarlarına göz atın. - Adım #5: Hesabınızı silin veya devre dışı bırakın. - Adım #6: Kalıcı olarak silme işlemini onaylayın. - Adım #7: Şifrenizi girin ve onay verin. Facebook, hesabınızı hemen silmez. Genellikle, silme işlemini geri almak için 30 gün süre verir. Bu süre içinde hesabınıza giriş yaparsanız, silme işlemi iptal edilir. 30 günlük bekleme süresi sonunda, hesabınız ve tüm verileriniz kalıcı olarak silinir. - Veri kaybı ve veri yedekleme - Bağlantılı uygulamalar ve hizmetler - Sayfalar ve gruplar - Bildirimler ve e-postalar - Bekleme süresi - Messenger iletişimini kaybetme - Tekrar kaydolma Hesabınız silindiğinde, tüm fotoğraflarınız, gönderileriniz, yorumlarınız ve diğer kullanıcılarla olan etkileşimleriniz kalıcı olarak kaybolur. Bu verileri tekrar geri alamazsınız. Hesabınızı silmeden önce, önemli gördüğünüz bilgileri ve medyayı yedeklemeyi unutmayın. Facebook hesabınızı diğer servislerde giriş yöntemi olarak kullanıyorsanız, bu hesabınızı silmeden önce alternatif giriş yöntemleri belirlemelisiniz. Eğer herhangi bir Facebook sayfasının yöneticisiyseniz veya önemli gruplarda yönetici pozisyonundaysanız, bu rolleri başka bir kullanıcıya devretmeyi unutmayın. Hesabınızı sildikten sonra bile, bir süre Facebook'tan bildirimler almaya devam edebilirsiniz. Hesabınızı silme isteğinde bulunduktan sonra, genellikle 30 günlük bir bekleme süresi vardır. Bu süre zarfında hesabınıza giriş yaparsanız, silme işlemi iptal edilir. Hesabınızı silerseniz, Facebook Messenger üzerinden yaptığınız iletişimleri de kaybedersiniz. Hesabınızı sildikten sonra tekrar Facebook kullanmak isterseniz, yeni bir hesap oluşturmanız gerekecektir. Pek çok internet sitesine ve uygulamaya kayıt olurken Facebook ile kayıt ol butonu görebilirsiniz. Facebook hesap bilgilerinizle kolayca kayıt olduğunuz bu internet sitesi ve uygulamalara hesabınızı sildikten sonra giriş yaparken sıkıntı yaşayabilirsiniz. Böyle bir durumun önüne geçmek için Facebook hesap bilgilerinizle giriş yaptığınız internet sitesi ve uygulamalardaki hesap bilgilerinizi değiştirmelisiniz. Aynı şekilde silmek istediğiniz Facebook hesabınızı aktive etmemek için de diğer uygulamalar ile hesabınızdaki bağlantıyı kesmelisiniz. Facebook internet sitesinden ya da iPhone ve Android cihazlarınızdaki Facebook mobil uygulamaları üzerinden hesabınızla bağlantılı uygulamaları kaldırabilirsiniz. Uygulama Ayarları'na girerek burada tüm bağlantıları görebilir, düzenleyebilir ya da kaldırabilirsiniz. Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemini Facebook hemen uygulamaz. Kullanıcıya 30 günlük bir süre tanır. 30 gün içerisinde hesap bilgilerinizle yeniden giriş yaparak ve silme işlemini iptal ederek Facebook hesabınızın kalıcı olarak silinmesini engelleyebilirsiniz. Facebook kalıcı hesap kapatma konusunda kararlıysanız, 30 günün sonunda hesabınız kalıcı olarak silinir ve bir daha hesabınıza ulaşamazsınız. Fakat hesabınızdaki bilgiler, paylaşımlar gibi veriler Facebook sunucularında 90 gün daha saklanmaya devam eder. Yöneticisi olduğunuz Facebook sayfaları ve grupları da hesabınızla birlikte silinir. Eğer bu sayfaların ve grupların silinmesini istemiyorsanız silme işleminden önce bu gruplara ve sayfalara yeni bir yönetici eklemelisiniz. Facebook'ta içinde olduğunuz ama hesabınıza dahil olmayan Messenger mesajları gibi veriler silinmez. Yani, arkadaşlarınızla ya da diğer Facebook hesaplarıyla yaptığınız görüşmeler hesabınız silinse bile karşı tarafta kayıtlı durumda kalabilir. Aynı şekilde Herkese açık olarak yaptığınız paylaşımlar Facebook'ta kalabilir, arama motorlarında ya da üçüncü kişilere ait internet sitelerinde görünebilir. Bu soruya kesin olarak Hayır yanıtı vermek mümkün değil. Silme işlemi sonrası 30 gün içinde giriş yapmazsanız hesabınız siliniyor ve sonra 90 gün daha bilgileriniz saklanıyor. Toplam 120 gün sonunda Facebook hesabınıza ait tüm bilgiler siliniyor, fakat hesabınıza bağlı olmayan bilgiler hala internet dünyasında görünür olabilir. Bazı Facebook gruplarında yaptığınız paylaşımlar ve diğer kullanıcılara gönderdiğiniz mesajlar saklı kalabilir. Aynı şekilde Herkese açık olarak yaptığınız paylaşımlar da arama motorlarında ya da üçüncü kişilere ait internet sitelerinde görünebilir. Benzer bir veri saklama konusu kullanıcı alışkanlıkları için de geçerli. Özellikle Google mail adresinizle kayıtlı olduğunuz Facebook hesabı üzerinden giriş yaptığınız diğer internet sitelerindeki alışkanlıklarınıza dair veriler saklı kalabilir. Örnek vermek gerekirse yeni bir Facebook hesabı açtığınızda ya da Google reklamlarında eski kullanıcı alışkanlıklarınızla ilişkili tanıtımlar görebilirsiniz. Facebook, kurulduğu 2004 yılında beri en çok kullanıcıya sahip ve en bilinen sosyal medya platformlarından bir tanesi. Bazı kullanıcılar için yeri ayrı olsa, günümüzde Facebook yerine tercih edilen pek çok yeni sosyal medya platformu var. Bu kadar çok muadili bulunan Facebook'un popülerliği de giderek azaldı. Facebook hesabınızı silme nedenlerinden biri eski popülerliğinde olmaması olabilir. Yenilikleri oradan takip edemiyor, sosyalleşemiyor ya da platform artık sizin ihtiyaçlarınızı karşılamıyorsa ve aktif bir kullanıcı değilseniz Facebook hesabınızı silmemeniz için bir neden yok. Akıllarda oluşan diğer bir sorun ise güvenlik problemleri. Son yıllarda yaşanan büyük skandallardan sonra kullanıcılar artık Facebook'a eskisi kadar güvenmiyorlar ve bu nedenle de hesaplarını silmek istiyorlar. Elbette, bu konuda hak verilmeli fakat unutmayın; Instagram ve WhatsApp'ın sahibi de Facebook. Yani güvenlik ile ilgili endişeleriniz nedeniyle Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemini uygulayacaksınız, bunu diğer platformlarda da yapmayı düşünebilirsiniz. Instagram ve WhatsApp hala oldukça popüler platformlar. Bu nedenle hesaplarınızı silme konusunda emin olmayabilirsiniz. Kullanıcı alışkanlıklarınızı hızlı bir şekilde değiştirmeniz zor olabilir. Bu noktada yapabileceğiniz en önemli şey, özel mesajlarınız dahil, platformlar üzerinden yaptığınız tüm paylaşımlarda dikkatli olmak. Facebook'un sahibi olduğu Instagram ve WhatsApp gibi platformlardaki hesaplarınız Facebook hesabını kalıcı olarak silme işleminden etkilenmeyecektir. Bu platformlarda bulunan hesaplarınızı silmek için farklı bir işlem uygulamalısınız. Instagram hesabı nasıl silinir sorusunun yanıtını burada bulabilirsiniz. Sizin için Facebook hesabını kalıcı olarak silme işlemi nasıl yapılır sorusunu yanıtladık ve bilmeniz gereken detayları anlattık. Kalıcı olarak kapatma işleminin geri dönülemez olduğunu ve kararlıysanız, kaybetmek istemediğiniz verilerinizi yedeklemeyi unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/facebook-un-yeni-hikayeler-api-si-ucuncu-parti-paylasimlarin-yolunu-aciyor-h138317.html", "text": "Snapchat'in hikayeler özelliğinden esinlerek kendi platformunu geliştiren ilk firmalardan biri Facebook olmuştu. 2017 yılındaki bu güncelleme çok popüler olunca hikayeler Instagram, Messenger ve WhatsApp'ta da karşımıza çıkmıştı. Kullanıcıların belli bir süreliğine kalan fotoğrafları ya da kısa videoları çok popüler olmuştu. Facebook'un şu anda 3 milyardan fazla kullanıcısı olsa da, kaçının gerçek anlamda hikayeler özelliğini kullandığı bilinmiyor. 2019 yılında Zuckerberg'in yaptığı bir açıklamada, Hikayeler özelliğinin 500 milyon kişiye ulaştığı ifade ediliyordu. Yeni özelliğin bu sayıyı artırması bekleniyor. Meta yakın zamanda Facebook'ta başka mobil uygulamalarda paylaşılan hikayeleri kullanmaya izin vermişti. Yeni API ise web veya bilgisayardaki başka bir uygulamada oluşturulmuş içerikleri de Facebook üzerinden paylaşabilmeyi sağlıyor. Meta'nın özelliği \"işletme çözümü\" olarak nitelendirmesine bakarsak bu özelliği daha çok profesyonel içerik üreticilere sunacağını gösteriyor. Yeni API ile birlikte Adobe, Canva, Picsart, gibi web araçları ile oluşturulan görseller ve videolar, Facebook'un görüntü düzenleyicileri, şablonları gibi araçlarla da düzenlenebilecek. Yine de kullanıcıların her durumda videolarını önce indirip sonra hikayelere eklemesi gerekecek. Daha önce Facebook ile birlikte çalışan ve platforma erişim izni olan kurumların yeni API için tekrardan onay almaya çalışması gerekmeyecek. Yani özellik kullanıma açıldığı anda pek çok araç kullanılabilir durumda olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/facebook-yapay-zeka-metin-olusturma-araci-h138154.html", "text": "Meta'nın Facebook için yapay zeka destekli yeni bir özellik üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. Bağımsız geliştirici Alessandro Paluzzi tarafından ortaya çıkarılan özellik, Facebook kullanıcılarının yeni bir \"yazma asistanı\"na sahip olacağını gözler önüne seriyor. Gelin hep birlikte Facebook kodlarında tespit edilen yeni özelliğe yakından bakalım. \"Write with AI\" veya \"Yapay zeka ile yaz\" olarak karşımıza çıkan bu özellik, en çok da büyük hesapları yöneten içerik üreticilerinin işine yarayacak gibi görünüyor. Zira Facebook'un yeni özelliği, yapay zekanın sizin yerinize metinler oluşturmasını sağlayacak. Yapay zekaya metin yazdırmak isteyen bir kullanıcının yapması gereken tek şey, birkaç kelimelik girdi işlemek. Yapay zeka, bu girdiler ile ilgili olarak anında paylaşılabilecek metinler oluşturacak. Facebook'un yazma asistanı, geniş çaplı düşünülmüş bir özellik olarak karşımıza çıkacak. Kullanıcı, yapay zekadan eğlenceli, ciddi veya profesyonel bir metin oluşturmasını isteyebilecek. Ayrıca dil bilgisi kurallarının öne çıktığı bir içerik de yazılabilecek. Tabii burada şöyle bir durum da var. Meta, yapay zeka destekli araca yazdığınız her kelimeyi ve sizin için oluşturulan her metni, yapay zekayı eğitmek için kullanacak. Meta, Facebook kodlarında tespit edilen yeni özellik ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Hal böyle olunca, özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağı gibi bilgiler, belirsiz kaldı. Ancak şunu söyleyebiliriz ki geliştirme aşamasında olduğu anlaşılan yeni özellik, yakın bir gelecekte test aşamasına çıkacaktır. Eğer test süreci başarıyla tamamlanırsa tüm Facebook kullanıcıları, yapay zeka destekli yazma asistanını kullanmaya başlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/fallout-dizisi-amazon-prime-fragman-cikis-tarihi-konusu-kadrosu-h138909.html", "text": "RPG türünün en popülerlerinden olan Fallout'tan uyarlanan bir dizinin çıkacağı geçtiğimiz yıllarda duyurulmuştu. Amazon Prime Video'da yayımlanacak yapımdan son zamanlarda çıkış tarihi de dahil ilk bilgiler gelmeye başlamıştı. Bugün ise dizinin büyük merakla beklenen ilk görüntüleri paylaşıldıktan sonra taptaze bir fragman geldi. Fallout'a ilk bakış, Vanity Fair'ın özel bir haberiyle bizlerle buluştu. Görüntüler, dizide oyunun hayranlarını sevindirecek birçok şeyin yer alacağını ortaya koyuyor. Fragman ise oyunun hayranlarını daha da heyecanlandıracak cinsten. İşte dizi hakkında tüm bilmeniz gerekenler. Fallout'ın ilk görselleri, dizideki oyuncuların, evrenin ve diğer birçok tanıdık şeyin nasıl görüneceği hakkında bizlere fikir veriyor. İkonik güç zırhları ve Çelik Kardeşliği'ni fotoğraflarda görebiliyoruz. Walton Goggins'in hayat vereceği, burunsuz ceset benzeri görüntüye sahip The Ghoul ve ana karakter Lucy de görüntülerde yer alıyor. Fallout dizisi, tıpkı oyunlar gibi nükleer savaş sonrası bir dünyada geçecek. Yapımda, post apokaliptik Los Angeles'a gideceğiz ve orijinal bir karakter olan Lucy'nin hikayesini izleyeceğiz. Zırhlar, sığınaklar, Vertibird araçları ve daha birçok tanıdık unsuru da dizide göreceğiz. Buna ek olarak dizi, Fallout'ın ikonik sarı saçlı \"Vault Boy\" olarak bilinen maskotunun da nasıl ortaya çıktığına değinecek. Vault Boy, Fallout oyunları boyunca oyuncu sağlığı, Vault-Tec gereçleri ve daha birçok farklı şekilde karşımıza çıkmıştı. Fallout, Westworld'ün de arkasında olan Lisa Joy ve Jonathan Nolan çifti tarafından yaratıldı. Oyuncuları arasında ise Walton Goggins, Ella Purnell, Moises Arias, Kyle MacLachlan, Aaron Moten, Xelia Mendes-Jones, Johnny Pemberton yer alıyor. Fallout dizisi, 12 Nisan 2024'te Amazon Prime Video üzerinden çıkış yapacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/fareler-icin-sanal-gerceklik-gozlugu-h139208.html", "text": "Fareler üzerinde tonla çalışma yapan araştırmacılar, bugüne kadarki en ilginç girişime imza atmış olabilirler. ABD'de hizmet vermekte olan Northwestern Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir grup bilim insanı, farelerin beyin aktivitelerini izleyebilmek için özel bir sanal gerçeklik gözlüğü tasarladılar. Gözlük, farenin vücudunu anlamsız bir biçimde kaplıyor. Aslına bakacak olursak farelerle ilgili çalışmalar, zaten sanal gerçeklik teknolojilerinden yardım alınarak yapılıyordu. Ancak son çalışma, buna yeni bir boyut kazandırdı. Farelerin yırtıcı kuşlardan nasıl korunduklarına ilişkin beyin aktivitelerini ölçmeyi sağlayan sanal gerçeklik gözlüğü, farenin saldırı altındayken neler yaptığının anlaşılmasına yardımcı oluyor. Miniature Rodent Stereo Illumination VR olarak isimlendirilen sanal gerçeklik gözlüğü, bir farenin tüm çevresini simüle ediyor. Tabii bu süreçte yapılan tek çalışma, çevre oluşturulması da değil. Farelerin fiziksel tepkileriyle birlikte, saldırı anındaki beyin aktiviteleri de kayıt altına alındı. Hal böyle olunca fare beyninin yırtıcı kuşların saldırılarından nasıl korunduğu da anlaşılmış oldu. Araştırmanın baş yazarlarından Dom Pinke, elde ettikleri bulgularla ilgili açıklamalarda bulundu. Farelerin saldırılara karşı verdikleri tepkilerin sonradan öğrenilmediğini söyleyen bilim insanı, farelerin doğuştan itibaren saldırılara karşı korunma iç güdüsüne sahip olduklarını aktardı. Bu çalışma ile farelerle ilgili bir konu daha aydınlatılmış oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/fc-24-turk-futboluna-ozel-modlar-olsa-nasil-olurdu-h139472.html", "text": "Türk futbolu hiçbir zaman için dünyanın zirvesine çıkamamışsa da ara ara elit seviyeye yaklaşmış, milyonlarca futbolsevere de umut vermişti. Ancak her gelen başarının ardından soyulan kulüpler, nihayetinde yine milyarlarca liralık borçlar ve umulanın çok altında başarılarla karşılaşmamıza neden oldu. Ancak işin bu kısmını konuşmak bizim meselemiz değil... Türkiye'de futbol, hiçbir zaman sahada olup bitenden ibaret olmadı. İş hakeme saldırmaya geldiğinde \"Bize neler oluyor?\" demiş olsak da konu buralara bir günde gelmedi. Bizler de Türk futbolunun içinde hiçbir zaman istemesek de \"Sık sık karşılaştığımız bu absürtlükler FC 24'e gelseydi nasıl olurdu?\" diye düşündük ve karşınıza böyle eleştirel bir içerikle çıktık... Bu modda maçların ne zaman biteceğine ne oyuncu ne de maçın hakemi karar verir. Oyunun rastgele bir dakikasında sahaya hücum eden taraftarlar yüzünden maç tatil olur. Taraftarlar sahaya girdiğinde hangi takım öndeyse o takım maçı kazanmış sayılır. Bir nevi FPS'lerdeki sudden death modu gibi bir mod bu. \"Taraftar dediğin oyuna etki eder, tribünde çekirdek çitlemez\" mantığının oyuna bir yansıması olan bu modda, taraftarlar momentuma göre sahanın belli kısımlarını bardak su yağmuruna tutar. Sahanın su atılan bölümünde oyuncular sıklıkla denge kaybeder, top kontrolü zorlaşır. Bu modda, reytingi daha düşük olan takım bir hadsizlik yapıp da reytingi yüksek olan takımın canını sıkacak bir gol atarsa, hakem VAR'a çağrılır. \"Ofsaytımsı bir şeyler var\" gibi ifadeler ile gol iptal edilir. Bir takımda oyuncular çok fazla sakatlık geçirdiğinde hakem, sağlık ekibine kart gösterir. Gösterilen kartla birlikte sakatlıklara yatkınlıklar azalır ancak yaşanan sakatlıklar, müdahale edilemediği için çok daha ciddi olur. Ne gerek var atak formasyonu değiştirmeye, oyun anlayışını değiştirerek her rakibe ayrı ayrı kafa patlatmaya? Bu talimatlarla maçlar çok daha kesin şekilde sonuca bağlanabiliyor. Voleybol ve tenis gibi sporlarda gördüğümüz hakem kararına itiraz hakkının bir versiyonu olarak düşünebiliriz. Tek fark bu sefer kararları beğenmediğimizde ve geride olduğumuzda takımı sahadan çekebilmemiz. Rage quit gibi ama oyun içinde kurumsal seviyede yapıyoruz. Eski FIFA oyunlarından birinde, hakem kart göstermesin diye hakemden saha içinde koşarak kaçabiliyorduk. Bu defa hakem bizden kaçacak. Saha içerisine giren yönetici, hakemin peşine düşecek, yakalayabilirse saldıracak. Maç sonunda kaybeden takımın başkanı bu hakka sahip olacak. Burada çeşitli tuş komboları yaparak hakemleri baskı altına almaya çalışacağız. Doğru kombolarda hakem baskımetreyi dolduracağız. Kombolarımız bozulduğunda ya da yanlış tuşa bastığımızda ise etkimiz azalacak. Büyük kombolara \"Savaşsa savaş\", \"Ligi bitirtmeyiz\" gibi isimler verilecek. Atari salonlarında kombolar ile açılan gizli karakterler gibi açtığımız bu gizli özellikte, skor olarak geride olan takımın bir oyuncusu hakemi oyundan atabilecek. Hakem oyundan atılınca maç o anki skorla sona ermiş kabul edilecek. Bu mod, rakip takımın baskısını kırmak için kullanılabilecek. Mağlup olan takım aleyhine sanki maçı kazanmışlar gibi anons yapılacak, böylece daha az hücum etmeleri, maçı kazanmak için daha az hırs yapmaları sağlanacak. Teknik direktör modunda da kullanabildiğimiz bu özellikle, bir teknik direktör kendi oyuncusuna taktik olarak şiddet uygulayacak. Oyuncunun kısa süreli olarak performansı artsa da sakatlığa olan yatkınlığı yükselecek. Kombo yaparsak oyuncunun yetenekleri daha da gelişecek ama sakatlanma ihtimali de aynı oranda artacak. Bu içerikteki amacımız yaşananlarla dalga geçmek değil, ne kadar absürt olduklarını bir kez daha göstermekti. Futbolun stres yapmak değil keyif almak için var olduğunu unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/ferrari-296-gt3-maket-araba-h139615.html", "text": "İtalyan lüks otomobil üreticisi Ferrari, haberlerimize daha çok piyasaya sürdüğü otomobillerle konu olur. Ancak bu kez, bambaşka bir mesele var. Amalgam şirket, ikonik modellerden Ferrari 296 GT3 üzerinde eşsiz bir çalışma yaptı. Ancak yapılan bu çalışma, araca özel bir modifikasyon değil. Amalgam, otomobillerin maketleri üzerine çalışan bir firma. İşte yapılan çalışmalar, Ferrari 296 GT3'ün eşsiz bir maketinin oluşturulmasını sağladı. 1:8 ölçeğindeki maket, aracın orijinaliyle birebir. İç ve dış tasarımdaki tüm detaylar, makette kendini gösteriyor. Gerçek otomobile çok benzese de sadece 55,8 santimetre uzunluğunda olan bu maket, Ferrari'nin orijinal CAD çizimleri üzerine inşa edildi. Tasarımı için 3.000 saat boyunca uğraşılan maket, 300 saatte birleştirilebildi. Amalgam'ın bu maketi oluşturmak için özel döküm kalıplar kullandığını belirtelim. Model otomobil üretmek çok kolay bir iş değil ve üreticiler, bazı detaylarla uğraşmak istemeyebiliyorlar. Ancak Amalgam, Ferrari 296 GT3 için tüm sınırları zorladı. Yukarıdaki görüntüde de görebileceğiniz üzere araç içi kayışlar ve üzeri butonlarla dolu direksiyon simidi bile eksiksiz bir şekilde modelde bulunuyor. Bu modeli 8 kat büyütürseniz gerçek bir süper otomobiliniz olur. Ferrari 296 GT3 oldukça özel bir otomobil ve bu özel otomobilin maketi de en az gerçeği kadar özel. Bu bağlamda; Amalgam, bu modelden sadece 199 adet üreteceğini açıkladı. Üstelik firma, sipariş geçen her tüketici için özelleştirme imkanı da sunacak. Tabii bu kadar özel bir model otomobile sahip olmak, pek de kolay değil. Amalgam'ın resmi internet sitesindeki bilgiye bu modele sahip olmak isteyenlerin, en az 18 bin 90 dolar (yaklaşık 530 bin TL) ödeme yapması gerekecek. Ürünün sayfasına ulaşmak isteyenler, buradaki bağlantıyı kullanabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/ferrari-kripto-yoluyla-odeme-alacak-h137870.html", "text": "Alışılmışın dışına çıkan alışkanlıklarıyla bildiğimiz lüks spor otomobil üreticisi Ferrari, kendisine oldukça sadık olan bir müşteri kitlesine sahip. Kendisinden beklenmeyen adımları da sık sık atan şirket, şaşırtıcı bir şekilde Purosangue isimli SUV modelini duyurmuştu. Bunun ardından tekrar şaşırtıcı bir duyuru geldi. Ferrari'nin, müşterilerine değer verdiğini söylemiştik. Şirket, şimdi de müşterilerine kulak vererek kripto para yöntemiyle ödeme alacağını duyurdu. Duyuru, şirketin müşteri ilişkilerinden ve pazarlamasından sorumlu Enrico Galliera'dan geldi. Bayi ve müşteri talepleri sayesinde bu karar alındı. Tabii halihazırda bulunan müşterilerin dışında yeni müşteriler de edinmek isteyen şirketin, kripto yoluyla kaç adet araç satma hedefi olduğu bilinmiyor. Fakat Galliera, Reuters'ın söylediğine göre 2025'e kadar genel anlamda siparişlerin alındığını söylemiş. Söz konusu ödeme yönteminin, 2024'ün ilk çeyreğine kadar Avrupa'da kullanılması, buradan da daha geniş bir alana açılması bekleniyor. Galliera, kripto yoluyla ödemede herhangi ek bir ücret bulunmayacağını da söylüyor. Avrupa'da durum daha kolay olsa da ABD'deki siparişler için BitPay için anlaşma yapılmış. Kripto para dalgalanmalarından şirketi ve müşteriyi koruyacak olan şirket, gelen paranın yasa dışı aktivitelerden kazanılmadığından da emin olacak. Her ne kadar kolaylık sağlanmış olsa da şirketler, kripto paraların dalgalanmasından ötürü böyle bir ödeme yöntemine geçmek konusunda tereddüt ediyorlar. Ferrari'nin hareketini bu anlamda cesurca bulabiliriz. Hazır konuya girmişken Galliera'nın odak konusu olduğu, Ferrari hakkında ilginç bir konuyu daha öğrenmek için üstteki içeriğimize göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/fiat-50-000-kadin-mektup-fiyaskosu-h139242.html", "text": "Oldukça cinsiyetçi ve rahatsız edici olan bu reklam kampanyası, ilk etapta 50.000 kadını hedef aldı ve bu kadınlar neredeyse bir hafta boyunca evden çıkamadılar, çıktıklarında yanlarına erkek bir eşlikçi aldılar ve eşleri tarafından bilmediğimiz birçok muameleye maruz kaldılar. Fiat, 1994 yılında şeytanın aklına gelmeyecek, çok özgün bir reklam kampanyası başlattı. Yürüttüğü reklam kampanyasının orijinal bir iş olduğu inkar edilemezdi çünkü otomobilin reklamı ne gazetede yer almıştı ne radyolarda ne televizyonlarda ne de billboardlarda... Bunun yerine, pembe kağıtlara anonim mektuplar yazarak 50.000 kadının ev adreslerine göndermişlerdi. Ancak bu pembe mektuplarda Fiat'ın reklam kampanyası olduğuna işaret eden herhangi bir ipucu da yoktu. Mektupta ne yazdığını öğrenince kadınların epey korkmasına siz de hak vereceksiniz. Zaten ne yazık ki bu mektuplardan sonra birçok kadın çok kötü şeyler yaşadı. Kadınların pek çoğu; biri tarafından gizlice takip edildiğini düşündü, dışarıdaki planlarını iptal etti, işe ya da okula giderken yanlarında bir erkeğin onlara eşlik etmesini istedi. Hatta bazı aileler, soruşturma bile başlattı. Ürkütücü mektubun üzerinden dört ila altı gün geçmesinin ardından, gizemi çözecek yeni bir mektup geldi. Bu sefer mektupta bir broşür, en yakın Fiat mağazasına davetiye ve bir imza vardı. Bu, kadınların içini rahatlatmamıştı ve dört gün boyunca yaşadıkları korkuyu ve eşleri tarafından gördükleri muameleyi hiçe sayamayarak Fiat'a dava açmaya karar verdiler. Kadınları hedef alan bir kampanya olduğu için aşk, entrika, romantizm temalı toplumsal cinsiyet klişelerinden oluşan bir pazarlama stratejisi kullanmaya çalışmalarının rahatsız ediciliğini geçin, zaten kadınların toplumsal yaşamda ne gibi sorunlar yaşadığıyla uzaktan yakından ilgileri olmadığını da göstermiş bu reklam. Hazırda bekleyen 50.000 mektup daha varmış ve tepkiler üzerine göndermekten vazgeçmişler sağ olsunlar. 50.000 kadını daha hedef alan aşk mektuplarının iptalinden sonra Fiat, daha önce mektup almış kadınlara üçüncü bir mektup gönderdi. Bunlar özür amaçlıydı. Hala mektuplar göndererek hem yaşananları tetiklemeleri hem de yeni bir gerilim yaratmalarına ise diyecek bir şey bulamıyoruz. Açılan davalarda ise 1.100 ABD doları gibi çok önemsiz bir para cezasına çarptırıldılar ve konu böylece Fiat için kapanmış oldu. Hatta Fiat 500 modelinin satışlarına dair de herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadılar. Tüm bu yaşananlar 2020'li yıllarda olsaydı muhtemelen çok daha büyük olaylarla ve linç kampanyalarıyla karşılaşırlardı. Fiat'ın fiyaskoları bununla da sınırlı kalmadı. Bu kısma kadar okuduysanız ve hala gözleriniz seyirmiyorsa hazırlanın, bir yenisi daha geliyor. Fiat bu mide bulandırıcı fikrin ardından da yine özür dileyerek kılavuzu geri çekti. Çok da uzak olmayan bir zamanda tekrardan böylesine rahatsız edici bir şey yapmaları, hatalarından ne kadar da ders aldıklarını kanıtlar nitelikte olmuş."} {"url": "https://www.webtekno.com/fiilde-cati-nedir-konu-anlatimi-ipuclari-h137389.html", "text": "Fiilde çatı, özne-yüklem ve nesne-yüklem olarak iki ana başlık altında incelenir. Bunların alt başlıkları olması da aslında kafa karıştırıcı unsurlar olur. Özellikle sınavlarda sıklıkla karşımıza çıkan bu konuyu daha anlaşılır hale getirmek, aklınızda kalıcı örnekler bırakmak adına fiilde çatıyı detaylandırdık. Karışık gibi görünse de aslında basit olan fiilde çatı konusunu incelerken her cümleye ve detaya dikkat etmenizde fayda var. Fillin özne ve nesneye göre kazandığı anlama \"çatı\" denir. Fiilin girdiği biçimi de gösteren çatı, fiillerin özne ve nesne alıp almadıklarına, kim tarafından yapıldığına ve özne ile nesnenin fiilden nasıl etkilendiğine göre farklı gruplara ayrılır. Fiilde çatı konusuna görselde gördüğünüz ayrım ile başlayarak konuyu daha net anlatabiliriz. Buradaki önemli nokta hangisine neyin geleceğidir. Etken fiile kendisi gelebiliyorken edilgen fiile başkası tarafından geliyor. Geçişli fiile ise onu gelirken geçişsiz fiile onu gelemiyor. Fiilde çatı konusunda bilinmesi gereken en önemli nokta çatı özelliğinin fiillerde aranmasıdır. - Arsen eve geldi. - Emir iyi bir öğrencidir. - Elinde 3 tane kalem vardı. - Restorana vaktinden önce vardı. - Etken fiiller - Edilgen fiiller - Oldurgan fiiller - Ettirgen fiiller Özne, işi kendisi yapar ve cümlelerde özne gerçektir. - Kitabın arkasını çizdi. - Tabakları dolaba koydu. İş başkası tarafından yapılır ve özne sözdedir. - Kitabın arkası çizildi. - Tabaklar dolaba koyuldu. Karşınıza çıkacak bir diğer detay. Dikkat edin! Bazı etken fiillerde, işi karşılıklı ya da birlikte yapma anlamı vardır. Fiile bu anlamları -ş eki katar. - Toplantı için müdürle yazıştık. - Çocuklar çizgi filme gülüştüler. Geçişsiz fiiller, -t, -r, -tır ekleriyle geçişli hale getirilebilir. Bu fiil türü ise oldurgandır. - Ağladı - Ağlattı - Yemek pişti - Yemek pişirdi Ettirgen fiil, geçişli fiil köküne, -t, -r, -tır eklerinden bir ya da iki tanesinin gelerek geçişlilik derecesinin arttırılmasıdır. - Annem evi temizletti. - Annem evi temizlettirdi. - Nesne alabilen geçişli fiiller - Nesne alamayan geçişsiz fiiller - Dönüşlü fiiller - İşteş fiiller - Merve tabağı kırdı. - Annem yemek hazırlıyor. - Yemeği suyu taştı. - Arkadaşı ona kızdı. Bazı cümlelerde nesne olmasa bile yüklemdeki fiil geçişli olabilir. Böyle fiillerde de yine onu kelimesi kullanılabilir. - Ayşe teyze çok güzel anlattı. - Sabahtan akşama kadar oturup düşündüm. Bu iki örneğe de onu kelimesi gelebildiği için geçişlidir. Edilgen fiillerde olduğu gibi dönüşlü fiiller de -l, -n ekleriyle oluşturulur. Ancak edilgenden farkı, özne hem eylemi yapar hem de eylemden etkilenir. - Başarılı olamayınca yarışmadan çekildi. - Arkadaşım, çalıştığı iş yerinden ayrıldı. Edilgen ve dönüşlü, aynı eklerle oluşturulduğundan karıştırılmaması gerekir. Edilgen fiillerde özne, sözde öznedir. Dönüşlü fiillerde ise gerçek öznedir. Fiile gelen -ş eki ile eylem, en az iki kişi tarafından karşılıklı ya da birlikte yapılıyorsa işteş çatılı fiildir. - Babası ile kapıda karşılaştılar. - Ay sonunda muhasebe ile ödeştiler. - Barda uzun süre bakıştılar. Dikkat: Bazı cümlelerin fiilinde -ş eki olsa bile işteş fiil sayılmayabilir. Eylemin çoğul eki olması veya topluluk belirten bir kelime sayesinde gerçekleşiyor olması gerekir. - Kelebekler uçuştu. - Tüm sınıf, sınavı geçmek için haftalarca çalıştı. Not: Barış, güreş, savaş ve yarış kelimeleri kökleri bakımından işteştir. Bu kelimelerin ek almalarına gerek yoktur. Erkan kedisini buldu. cümlesini ele alalım ve örnek üzerinden anlatalım. Erkan özne, kedi nesne ve buldu yüklemdir. Eğer özne-yüklem ilişkisi olursa Erkan kendisi mi buldu yoksa kedi başkası tarafından mı bulundu olarak bakılır. Erkan kedisini kendisi bulduğundan bu fiil etkendir. Nesne yüklem ilişkisinde ise Erkan neyi buldu? kedileri buldu. Nesne alabildiği için fiil geçişlidir. Sorunun cevabını kısaca bulmak için her cümleye \"onu\" kelimesini getirebiliriz. - A) Onu iletti. - B) Onu beğeniliyor. - C) Onu korkuyor. - D) Onu ilerliyor. Diğer tüm seçeneklerdeki eyleme \"onu\" kelimesi getirilmez. Bu yüzden de doğru cevap D'dir. Son sorumuzda da yükleme sadece \"onu\" getirmek yeterlidir. Diğer fiiller geçişsiz iken 4. cümlemizde geçişli fiil vardır. Örnekleri inceledikten sonra konuyu daha net anlamanız için pratik yapmanızda, bol bol soru çözmenizde fayda vardır. Türkçede kafanızı karıştıran ve bir türlü aklınızda tutamadığınız konuyu yorumlara belirtirseniz yer vereceğimiz içeriklere katkıda bulunabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/filoloji-nedir-filoloji-ile-ortaya-cikan-gercekler-neler-h137033.html", "text": "Yazarın neyi kastettiğini anlamaya çalışan filoloji, tarih araştırmalarına da ışık tutar. Tarihin yanı sıra hukuk ve felsefe ile de ilişkili olan filoloji, medeniyetlerin kültürünü aktarır. Birçok kişi tarafından filoloji, dil bilimi ile karıştırılır. Her iki bilim dalının da incelediği yönler farklıdır. MÖ başlayan geçmişi ile yüzyıllardır bilime katkı sağlayan filolojinin önemli isimleri de birçok çalışmayı gün yüzüne çıkarmıştır. Romantizm akımının etkisiyle ayrı bir bilim dalı haline gelen filoloji hakkında merak edilenleri bu içerikte bulabilirsiniz. Filoloji; dillerin yapısını, diller arasındaki ilişkileri, metinleri inceleyerek tarihsel konularda bilgi almamızı sağlayan bilim dalıdır. Eski Yunancada philos ve logos kelimelerinden türetilen filoloji kelime sevgisi anlamını taşır. Betik bilim olarak da bilinen filoloji; genel dil bilimi, lisaniyat ve lengüistik isimlerini de karşılar. TDK açıklamasında ise filoloji, Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim şeklinde tanımlanır. Filoloji, yazılı belgelerin geçerliliğini ve gerçekliğini araştıran tarihsel bir bilim dalıdır. Bu alanda yapılan çalışmalarda, metinlerin yazıldığı dönemin etkileri ve kaynakları araştırılırken metinler çözülür ve yeniden oluşturulur. Filoloji çalışmalarında taklitleri belirleme ve değer ölçümü de yapılır. Eski metinlerin karşılaştırılması ile eleştirisinin yapıldığı filolojide, edebi inceleme ve kültür tarihi ön planda tutulur. Telaffuz ve metin tenkidinin yanı sıra cümle yapısı da bu kapsama dahilken eski metinlerin yorumu yapılır ve bunlar yeniden yazılır. Tarihte yazıyı yazan kişinin dil yapısı incelenirken edebiyatla olan bağı da ortaya çıkarılır. Filoloji sadece tarih değil felsefe, folklar ve hukuk gibi alanlarda da yorum yapmış olur. Medeniyetlerin kültürünün araştırıldığı bu bilim dalında dil vesilesiyle medeniyetler çözümlenir, tarihteki yazarların zihniyeti anlaşılır. Birçok kaynak filoloji ve dil bilimini eş anlamlı olarak saysa da aslında ikisi de farklı bilim dallarıdır. Filolojide, kültürün kullandığı dil ile toplumun tarihi ve kültürü yeniden kurulurken dil biliminde, dil her yönü ile incelenir. Ses bilimi, biçim bilimi ve dizin bilimi gibi alt başlıkları ile aslında dil bilimi daha geniş bir kapsamdadır. Filolojinin tarihi MÖ 5. yüzyıla dayanır. Hindistan'da yaşayan Panini'nin Sanskrit dilini incelemesi ile başlayan filolojinin, Jakob Grimm ve Ferdinand de Saussure'nin çalışmaları ile de temelleri atılmıştır. Panini, filolojide ilk bilim insanı iken Ferdinand de Saussure, 20. yüzyılda \"filolojinin babası olarak anılır. Ülkemizin bu bilim dalındaki önemli ismi ise Berke Vardar'dır. Eski dönemde yaşayan medeniyetlerin, hangi dil grubunda oldukları ve hangi kavimlerin dillerinden etkilendiği filoloji ile ortaya çıkarılır. Filoloji çalışmaları ile de birçok gerçek ortaya çıkarılmıştır. Hititlerin Türk ırkına bağlı olduğunun savunulduğu zamanlarda Hititler zamanından kalan yazılı belgeler ile Hititlerin Türklerle alakası bulunmadığı, Hint-Avrupa kökenli kavimlerden olduğu kanıtlanmıştır. Çalışmalar, Sümerlerin Ural-Altay dil grubuna mensup oldukları da yine filolojik incelemeler ile anlaşılmıştır. Atatürk'ün zamanında da filoloji anlamında önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu dönemde Türkiyat Enstitüleri, Atatürk'ün yönergeleri ile kurulmuştur. Dil ve tarih kurumları da bu amaç doğrultusunda açılmıştır. Bu kurumların yanı sıra eğitim ve öğretim birimleri ile üniversitelerde Türk medeniyetinin filoloji alanında incelemeleri yapılmıştır. Filoloji kendi içerisinde farklı çalışma dallarına ayrılır. Karşılaştırmalı, bilişsel, çözümleme ve metinsel filoloji başlıkları altında çeşitli araştırmalar yapılır. Karşılaştırmalı filolojide, diller arasındaki ilişki incelenir. Asya ve Afrika dillerinin ortak noktaları araştırılır ve analiz edilir. Bilişsel filoloji, metinleri zihinsel süreçleri baz alarak inceler. Çözümleme ise ölü dilleri diriltmek alanında çalışmalar yapar. Tam olarak anlaşılmayan dillerin önemli noktası olan çözümleme filoloji dalına Hiyerogliflerin Rosetta Taşı ile deşifre edilmesi örnek gösterilebilir. Metinleri tarih bakımından inceleyen ve metinsel eleştiri yapan metinsel filoloji de metni yazan kişinin tarihi ve kökeninden beslenerek araştırmalar yapar."} {"url": "https://www.webtekno.com/fiyat-performans-oyuncu-sistemi-topladik-v2106.html", "text": "Bu videoda İncehesap #işbirliği ile topladığımız fiyat performans bilgisayarı Nemesis'in özelliklerine yakından bakıyoruz. AMD işlemci ve ekran kartına sahip olan sistem, Gigabyte'ın A520M K V2 anakart ile birlikte geliyor. 16 GB DDR4 RAM, 512 GB M2 SDD depolama, AMD Ryzen 5 5600 işlemciye ve Radeon RX 7600 ekran kartına sahip olan sistemde yeni nesil oyunları 1080p çözünürlükte rahatlıkla oynayabilirsiniz. Ayrıca AMD'nin 7000 serisi ekran kartına sahip olduğu için Avatar: Frontiers of Pandora oyunu da sistemi alan herkese hediye ediliyor. FSR 3 desteğine sahip olan bu oyunu %30 ila %40 arasında bir performans artışı sayesinde çok daha rahat ve akıcı bir deneyimle oynayabiliyorsunuz. İyi seyirler! - Anakart: Gigabyte A520M K V2 - İşlemci: AMD Ryzen 5 5600 - İşlemci Hızı: 3.50 GHz - SSD: 512GB M2 SSD - Bellek: 16GB RAM - Ekran Kartı: AMD Radeon RX 7600 - Ekran Kartı Hafızası: 8 GB - Ekran Kartı Bellek Tipi: GDDR6 - Ekran Kartı Bellek Arayüzü: 128 Bit - İşletim Sistemi:FreeDOS - Maks. Ram Kapasitesi 64 GB"} {"url": "https://www.webtekno.com/ford-tourneo-courier-ve-transit-courier-satisa-sunuldu-h139564.html", "text": "Ford Otosan, SUV görünümlü yeni ticari araçlarını resmi olarak Türkiye'de satışa sundu. Geçtiğimiz haftalarda Romanya'dan Avrupa ve Türkiye'ye getirilmek üzere yola çıkan Transit Courier ve Tourneo Courier, bugün Türkiye'ye ulaştı. SUV görünümleri ile dikkat çeken ancak ticari araç kategorisinde yer alan Transit Courier ve Tourneo Courier, yenilikçi özellikleri ile merak uyandırıyor. Yeni Ford Transit Courier, yepyeni özelliklerle donatılmış durumda. 1.5L Duratorq TDCi Dizel Motor daha yüksek performans sağlarken ağır yüklerin taşınması için ideal bir motor olarak karşımıza çıkıyor. Bu motor Çekiş Kontrol Sistemi ile birleşince, aracın yokuşta ileri ve geri hareketlerini geçici olarak durduruyor. Bu sayede fren sistemine 2,5 saniyelik ekstra bir basınç uygulayarak aracı kaygan zeminlerde durduruyor. Maksimum yakıt tasarrufu vadeden Yeni Ford Transit Courier, 6 ileri vitesi ile sürücülere daha ekonomik bir sürüş sağlıyor. Yüksek hızlara çıkıldığında araç 6. vitese alındığında hem yakıt tasarrufu sağlanıyor hem de vites geçişleri daha yumuşak bir hal alıyor. Elektronik Stabilite Programı ve Çekiş Kontrol Sistemi, aracın her hareketini takip ediyor. Bu iki sistem beraber çalıştığında, yolda tutuşun azaldığı anlarda lastiklere otomatik fren darbeleri iletiyor ve dengeyi sağlıyor. Ticari araçlarda yüksek ağırlığa sahip yükler taşındığı zaman sürüş biraz zorlaşabiliyor. Ancak Ford, Yeni Ford Transit Courier'a özel geliştirdiği devrilme oranı sensörü ile aracın ağır yük taşıma durumunda virajlarda ekstra güvenlik sağlıyor. Ford'un Türkiye piyasasında satışa sunduğu ikinci aracı olan Yeni Ford Tourneo Courier, gücünü 1.0 litre Ford EcoBoost benzinli motordan alıyor. 6 ileri manuel ve 7 ileri otomatik şanzıman seçeneklerini barındıran Yeni Ford Tourneo Courier, ayrıca dizel motor tercih edenler için de 1.5 litre EcoBlue dizel 6 ileri manuel seçeneği ile piyasaya sunuldu. 2.45 m3'e kadar bagaj hacmi ile dikkat çekiyor. Bagajında bulunan akıllı saklama bölmeleri sayesinde ise küçük eşyalar kolayca muhafaza edilebiliyor. 5 kişiye kadar taşıma kapasitesi olan ticari araç, katlanabilen arka koltuklar sayesinde sürücülere ekstra bagaj kapasitesi sunuyor. Ford Otosan, 2022 yılının başlarında yaklaşık 715 milyon euro yatırım ile Romanya'daki Ford fabrikasını satın almıştı. Ford Ototsan, tüm üretim süreçlerinden sorumlu olduğu Yeni Ford Tourneo Courier ve Yeni Ford Transit Courier'i Türkiye'de satışa sunma kararı aldı. Transit Courier 787.900 TL'den,Tourneo Courier ise 917.400 TL'den başlayan fiyatlara sahip."} {"url": "https://www.webtekno.com/fotograf-video-donusturebilen-yapay-zeka-modeli-animate-anyone-h139089.html", "text": "Her gün daha da gelişen yapay zeka teknolojileri bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Son günlerde sosyal medyada gündemi meşgul eden Animate Anyone da bunlardan biri. İnternette fotoğraf paylaşırken korkmamıza neden olacak bu model, Çinli teknoloji devi Alibaba'nın yapay zeka ekibi tarafından geliştirildi. Animate Anyone, kısaca açıklayacak olursak fotoğrafları videoya dönüştürebilen bir model. Deepfake fotoğraflar yetmiyormuş gibi şimdi de sahte videoları görmemize neden olabilecek bu yapay zeka aracı, fotoğraftan videoya dönüştürme teknolojilerine adeta çağ atlatıyor. Animate Anyone, herhangi bir insanın tek bir fotoğrafından birkaç saniyelik videolar oluşturabiliyor. Paylaşılan görüntülerde, model tarafından oluşturulan videoların ürkütücü derecede gerçekçi olduğunu görebiliyoruz. arXiv'de yayımlanan bir çalışmayla açıklanan model yalnızca insan görüntülerinde değil, aynı zamanda çizgi film, anime karakterleri gibi farklı görüntüleri de videoya çevirebiliyor. Alibaba'daki geliştiriciler, Animate Anyone için bir de Github sayfası açmış. Videoları incelediğimizde fotoğraflardaki kişilerin çok büyük bozulmalar yaşamadığını görüyoruz. Bir videoda anime karakteri canlanıyor, diğerinde ise Lionel Messi'nin hareket etmeye başlıyor. Tabii ki kısa videolar ürettiği için sahte TikTok videoları oluşturmada bile kullanılabiliyor. Ancak Animate Anyone tahmin edebileceğiniz gibi mükemmel değil. Tıpkı diğer üretken modellere benzer şekilde eller ve gözlerde problemler yaşıyor. Ya da videolarda dönmek gibi eylemler gerektiğinde zorluk yaşıyor ve bunun sonucunda bazı garip görüntüleri ortaya çıkarıyor. Zaten geliştiriciler de henüz tamamen hazır olmadığının altını çiziyorlar. Yine de bu tarz teknolojiler için önemli bir sıçrama olduğunu söyleyebiliriz. Alibaba ekibine göre Animate Anyone, dünya ile paylaşılmaya hazır değil. Ekip, Github'da yaptığı açıklamada Demoyu ve kodu halka açık olarak yayımlamaya hazırlamak için aktif olarak çalışıyoruz. Şimdilik kesin bir çıkış tarihi veremiyoruz. diyor. Bu tarz bir teknolojinin bazı endişelere yol açacağını söylememiz yanlış olmaz. Halihazırda deepfake fotoğraflar büyük problemlere neden olurken bir de sahte videoların internette dolaşmaya başlaması hiç iyi sonuçlar doğurmayacaktır. Kötü niyetli bir kişinin, sadece tek bir fotoğrafla o kişiye istediği şeyi yaptırabilme ihtimali çok korkutucu. Umarız bu teknoloji geniş çapta çıkış yaptığında bir çözüm bulunmuş olur. Ancak şu kesin ki tahmin ettiğimizden çok daha yakın bir zamanda sosyal medya yapay zekayla oluşturulmuş sahte TikTok videolarıyla dolup taşacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/friend-tech-nedir-nasil-calisir-guvenli-mi-h136789.html", "text": "Kripto para piyasalarındaki trendler büyük bir hızla değişiyor. Hatırlayın; uzak geçmişte Ethereum tabanlı projeler gündeme bomba gibi düşüyordu. Sonrasında ise NFT ve metaverse odaklı projeler popüler hale geldi. Son dönemlerde ise yapay zeka ve Web3 odaklı projeler konuşuldu. Şimdiyse kripto para piyasalarında yepyeni bir dönem başladı. \"friend.tech\" isimli sistem, son günlerde kripto para yatırımı yapan herkesin konuştuğu meselelerin başında geliyor. Daha 10 Ağustos'ta kimilerine göre \"devrim\", kimilerine göre \"merkeziyetsiz sosyal medya\", kimilerine göre ise \"ponzi\" olarak nitelendirilen friend.tech, yatırımcıların içerik üreticiler aracılığıyla para kazanmalarını sağlıyor. Sistemin çok iyi bir şekilde reklam edilmesi ise yatırımcıların friend.tech'e olan ilgisinin artmasını sağladı. İlk 24 saatinde 30 binden fazla işlemin gerçekleştirildiği sistemde, 24 bin adet ETH'lik (1 ETH=1.662 dolar olduğunu düşünecek olursak sisteme giren para yaklaşık 40 milyon dolar) işlem yapılmış durumda. Üstelik friend.tech'e yatırılan para her geçen dakika biraz daha artıyor. İşte burada işler karmaşık bir hale gelmeye başlıyor. friend.tech'e giriş yaptığınız anda, takip ettiğiniz isimlerin X hesaplarının birer şirket olarak kabul edildiğini ve bunların hisse senetleri olarak pazarlandığını görüyorsunuz. Evet, yanlış duymadınız. Webtekno'nun X hesabının halka arz edilmiş bir şirket olduğunu düşünün. Siz de isterseniz, Webtekno'ya yatırım yapıyorsunuz ve buradan para kazanma olasılığı yakalıyorsunuz. friend.tech'in anlattığına göre bir hisse senedinin değer kazanması veya kaybetmesi, tamamen profilin durumuna bağlı. Diyelim bir bir profil oldukça popüler, etkileşimi fazla ve giderek daha fazla kişiye ulaşıyor. Böyle bir senaryoda hisse senedi değeri artış gösteriyor. Aksi durumda ise hisseler değer kaybediyor. Bu arada, sizin yaptığınız her işlemden hesap sahibinin yüzde 5 komisyon kazandığını söyleyelim. friend.tech ise her işlemden yüzde 10 komisyon alıyor. Sistemin pazarlanması sırasında öne çıkarılan özelliklerden bir tanesi, doğrudan iletişim. Diyelim ki Webtekno'ya yatırım yapan kullanıcılardan bir tanesi sizsiniz. Böyle bir durumda bizimle hızlıca iletişime geçebiliyorsunuz. Bazı fenomenler, bunun devrim olduğunu savunuyorlar. Neticede yüz binlerce takipçisi olan hesapların kendilerine gönderilen DM'leri takip etmeleri oldukça zor. Bu yöntem ile iletişimin kolaylaşacağı söyleniyor. Ekip kendine fazlasıyla güveniyor ve devrim yaratacağını düşünüyor. Ancak friend.tech sistemiyle ilgili bazı dikkat edilmesi gereken şeyler olduğunu söyleyelim. Daha dün, friend.tech'in hack'lendiği iddiası gündeme bomba gibi düştü. İddiaya göre 100 bin civarı kullanıcıya ait kişisel veriler ile cüzdan hesapları sızdırılmıştı. Ancak ekip, bunun bir sızıntı olmadığını çünkü friend.tech API'sini tarayan herkesin bu verilere ulaşabileceğini söyledi. Ekibe göre açığa çıkan veriler yatırımcı güvenliğini tehdit etmiyor. İşin bir de uygulama boyutu var. friend.tech, mobil cihazlar üzerinden kullanılabilen bir sistem ve henüz akıcı olarak çalışmıyor. Sosyal medyada yaptığımız taramalarda, pek çok kullanıcının donma ve çökme gibi sorunlardan muzdarip olduğunu görüyoruz. Hatta yaşanan sorunlardan kaynaklı olarak destekledikleri fenomenlerin gönderdiği özel mesajları göremeyenler bile bulunuyor. Öte yandan; X hesabınız ile friend.tech'i entegre ettiğiniz zaman, oldukça geniş bir erişim izni vermiş oluyorsunuz. friend.tech, sizin adınıza X'te paylaşımlar yapabiliyor. Tüm bunlardan daha da tehlikeli bir şey var: friend.tech ekibi kimliğini gizliyor! Diyelim ki sızdırılan veriler gerçekten önemsiz ve uygulamadaki sorunlar da beta sürüm kaynaklı. Yani her şey yolunda. Bu kez daha çarpıcı bir hususla karşılaşıyoruz. Öyle ki friend.tech ekibinde kim veya kimlerin olduğu bilinmiyor. Geliştirici ekip üyeleri, gerçek kimliklerini gizlemeyi tercih ediyorlar. Ayrıca projenin whitepaper'ı yok. Sitelerini kurcalarsanız, friend.tech'in ne olduğuna dair sağlıklı bir bilgi de bulamıyorsunuz. Ekiple ilgili tek bilinen, geçmişte TweetDAO ve Stealcam isimli batık projelerin başındaki ismin friend.tech'in de kurucusu olduğu... friend.tech sizce devrim mi, sosyal ağ mı, yoksa ponzi mi? Fikirlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın... - Editör Notu: Kripto para varlıklarının riskli yatırım araçları olduğunu ve attığınız her adımda dikkatli olmanız gerektiğini unutmayın. Bu sektörde ne kadar fazla sayıda batık proje olduğunu hatırlayın. Yatırım yaparken bunları göz önünde bulundurun. Ve en önemlisi, bir fenomenin peşinden giderek hareket etmeyin. Bitcoin alırken bile kendi araştırmalarınızı yapın."} {"url": "https://www.webtekno.com/ftx-ceo-sam-bankman-fried-suclu-hapis-cezasi-h138328.html", "text": "Kripto varlık dünyasındaki en büyük dolandırıcılık davalarından biri sonuçlandı. Evet, bir dönemler dünyanın en büyük kripto varlık borsaları arasında yer alan ve sonradan batan FTX meselesinden bahsediyoruz. \"İmparator\" olarak anılan batık borsanın CEO'su Sam Bankman-Fried, ABD'de görülen davada dolandırıcılık ve kara para aklama iddialarında suçlu bulundu. Suçu kesinleşen batık CEO, hapis cezasına çarptırıldı. Sektöre yakın olan okurlarımız bilir; FTX, Binance'ten sonra anılan en büyük borsalardan biriydi. Yatırımcılar, borsadaki işlemlerde hiçbir sorun yaşamıyor, her şey olması gerektiği gibi yaşanıyordu. Bir sabah kalktığımızda ise durumun hiç de böyle olmadığını gördü. Meğer FTX ile bundan bağımsız bir şirket olarak bilinen Alameda Research ile FTX arasındaki gizli ortaklık ifşa oldu. Bunun üzerine ödeme yapamayan hale gelen FTX battı. Beyhude bir çabayla aylarca kaçan Sam Bankman-Fried, en nihayetinde yakayı ele verdi. ABD'de görülen davada suçlu bulunan Sam Bankman-Fried'in hüküm giymesi kesinleşti. Ancak mahkeme, şu an için net bir ceza açıklamadı. Hukukçulara göre batık CEO, onlarca yılı bulacak bir ceza alacak. Kesinleşmiş ceza açıklandığında sizleri yeniden bilgilendireceğiz ancak bir dönemler imparator olarak anılan isim, kolay kolay gün yüzü görmeyecek gibi duruyor. Kripto varlık yatırımcılarına sevimli görünen ve herkese iyi bir imaj çizen Sam Bankman-Fried'in, arka planda yapmadığı usulsüzlük kalmamış. Duruşmalar sayesinde ortaya çıkan bilgilere göre yatırımcılara yalanlar söylendi. Ayrıca FTX müşterilerinin hesaplarındaki para, müşterilerin haberi bile olmadan kullanıldı. Tabii Fried, tüm bu suçlamaları reddetmişti. Hataları olduğunu kabul eden batık CEO, attığı her adımda iyi niyetli olduğunu savunmuştu..."} {"url": "https://www.webtekno.com/ftx-sam-bankman-fried-kirli-isleri-ifsa-oldu-h137814.html", "text": "Kripto para camiasının geçtiğimiz yıldan beri konuştuğu meselelerin başında FTX geliyor. Hatırlayan okurlarımız vardır; bir dönem dünyanın en büyük borsalarından birisi olan FTX, patronu Sam Bankman-Fried'in attığı adımlar nedeniyle iflas etmişti. Bir süre kaçan Sam Bankman-Fried, nihayetinde yakalanmış ve demir parmaklar ardına gönderilmişti. Ancak bu demek değil ki süreç sona erdi. Gelen son haberler, FTX CEO'sunun kirli ilişkileri olduğunu gözler önüne seriyor. ABD'de görülen dava kapsamında ifadesine başvurulan isimlerden bir tanesi, FTX ile yakın ilişki içinde olduğu anlaşılan ve FTX ile birlikte iflas eden Alameda Research isimli şirketin CEO'su Caroline Ellison. Sam Bankman-Fried'in eski sevgilisi olarak da bilinen Ellison, FTX CEO'sunun neler yaptığını bir bir anlattı. Yapılan açıklamalar, korkunç diyebileceğimiz seviyede. Meğer Sam Bankman-Fried, arka planda Binance'e yönelik lobicilik yapıyor, Bitcoin fiyatının düşük kalması için de müşterilerine ait varlıkları satıyormuş... Caroline Ellison, mahkemeye verdiği ifadede Sam Bankman-Fried'in çok kolay yalan söyleyebildiğini ve kendisinin de bundan etkilendiğini söylüyor. Ancak Ellison, hiçbir zaman bu sürecin bir parçası olacağını düşünmemiş. Alameda Research CEO'su, tabiri caizse \"kafalarına göre\" iş yaptıklarını, yaptıkları bu işleri kurtarmak için de herkese yalan söylediklerini belirtti. İş öyle bir noktaya gelmişti ki şirketlerin bilanço kayıtları üzerinde bile oynama yapılmış, bunlar müşterilere gönderilmişti... Sadece bunlar da değil. Caroline Ellison, söyledikleri yalanların anlaşılmasını engellemek için müşterilerin parasını çaldıklarını da itiraf etti. Şöyle izah edelim; FTX bir borsaydı ve yatırımcılar, bu borsaya para yatırıyorlardı. Alameda Research ise kripto paralar üzerinden kredi veren bir şirketti. Alameda Research müşterileri, istedikleri zaman paralarını çekme haklarına da sahiplerdi. Ellison, Alameda Research müşterilerine ödeme yapmak için FTX müşterilerine ait kripto varlıkları satıyorlardı. Tabii FTX kullanıcıları, böyle bir şeyin farkında bile değillerdi. BTC 20 bin doların altında kalsın diye FTX kullanıcılarının hesaplarındaki paraları satmışlar! Alameda Research CEO'sunun verdiği ifadedeki en önemli hususlardan bir tanesi de Bitcoin fiyatı ile ilgiliydi. Caroline Ellison, Sam Bankman-Fried'in BTC fiyatının 20 bin doların üstüne çıkmasını istemediğini, bunun için de sürekli olarak BTC sattıklarını itiraf etti. Buradaki mesele şu: Satılan BTC Sam Bankman-Fried'in veya FTX'in değildi. Doğrudan FTX kullanıcılarının hesaplarındaki BTC'ler satılıyordu. Sam Bankman-Fried ile ilgili çarpıcı itiraflardan bir tanesi de dünyanın en büyük kripto para borsası Binance ile ilgili. Caroline Ellison, mahkeme heyetine Sam Bankman-Fried'in şahsi \"yapılacaklar listesi\"ni verdi. Bu listede yer alan maddelerden bir tanesi de hükümet yetkilileri ile iş birliği yapmak ve Binance'i çökertmekti. Aslında bunun başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Binance ile ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu arasında halihazırda görülen dava var..."} {"url": "https://www.webtekno.com/ftx-yatirimci-borclarini-odemeyi-planliyor-h139398.html", "text": "Kripto para camiasının en büyük dolandırıcılıklarından bir tanesine imza atan FTX borsası ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Bloomberg, batık borsanın bu işten nasıl sıyrılmayı planladığına ilişkin dikkat çekici bilgiler sağladı. Edinilen bilgilere göre çoktan iflas başvurusu yapan FTX, bu iflası sonlandırmaya karar verdi. Peki bunu nasıl yapacak? Tahmin edilebileceği üzere yatırımcıların paralarını iade ederek. Şu an için neler yaşanacağı tam olarak bilinmiyor ancak FTX, milyarlarca dolarlık nakit ödeme yapmayı kabul edecek gibi görünüyor. FTX ile ilgili en önemli hususlarsa belirsizliğini koruyor. FTX'in planları, şimdilik çok büyük bilinmezlere ev sahipliği yapıyor. Mesela borsanın yeniden hizmet verip vermeyeceği bilinmiyor. Ayrıca bazı kripto varlıkların değerlemesinin nasıl yapılacağı da belli değil. FTX mağdurlarının paralarının ne kadarını alabilecekleri gibi hususlar da belirsizliğini koruyor. Edinilen bilgilere göre FTX davasına bakan hakim John Dorsey, FTX'in anlaşma planını onaylayabilir. Eğer böyle bir şey olursa borsa, yatırımcıların parasını iade edecek. Ancak burada önemli bir husus var. FTX'in öz varlıkları da genel olarak kripto. Ödemelerin nakit yapılması halinde bu kriptoların satılması gerekecektir. Bunun piyasayı nasıl etkileyeceğini hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/galaxy-s24-yapay-zeka-kabiliyetleri-sizdirildi-h139725.html", "text": "Samsung'un, tanıtılmasına haftalar kalmış olan yeni amiral gemisi Galaxy S24, daha önce özellikleri ve tasarımı gibi alışıldık konularla karşımıza çıkmıştı. Oldukça iddialı bir şekilde gelen bu cihaz ve kardeşleri, son yılllardan da nasiplerini alarak daha kararlı ve çok yönlü yapay zeka imkanlarıyla geliyor. Zira özelliklerin bazıları yeni olmasa da karşımıza çıktıkları ilk döneme nazaran çok daha iyi ve stabil bir noktaya gelecekleri kesin. Söz konusu özellikler hakkında bilgi edinmek için, @MysteryLupin isimli X kullanıcısının paylaştığı görsele göz atacağız. Lafı fazla uzatmadan gelin, bizi neyin beklediğine bir bakalım. 'Canlı Çeviri' ve 'Üretken Düzenleme' özellikleri geliyor. Üretken Düzenleme ise nesneleri sırıtmayacak şekilde taşımanıza ve kaldırmanıza imkan tanıyor. Aynı zamanda Photoshop'ta da gördüğümüz üretken dolguya benzer bir şekilde boş yerleri doldurmanızı da sağlıyor. Bu özelliğin Samsung hesabı ve internet bağlantısı gerektirdiği belirtilmiş. Telefonun fiyatı ve özellikleri için aşağıdaki içeriğimize göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/game-pass-yeni-oyunlar-h125973.html", "text": "2024 yılı, ülkemizde de oldukça popüler bir hizmet olan Xbox Game Pass için oldukça hareketli geçecek. Aylık belli ücret karşılığında yüzlerce oyuna erişmemizi sağlayan hizmetin kütüphanesine onlarca yeni oyun gelecek. Önümüzdeki yıl Game Pass'e hangi oyunların geleceği oyunseverlerin merak ettiği bir konuydu. 2024 için kesinleşen oyunlara aşağıdan ulaşabilirsiniz. Gelmesi beklenen ancak tarihleri belli olmayan oyunları ve Activision Blizzard ile ilgili son gelişmeleri de ayrıca ekledik. - Turnip Boy Robs a Bank - 18 Ocak 2024 - Go Mecha Ball - 25 Ocak 2024 - Persona 3 Reload - 2 Şubat 2024 - Plate Up! - 15 Şubat 2024 - Open Roads - 22 Şubat 2024 - Lightyear Frontier - Mart 2024 - Eiyuden Chronicle: Hundred Heroes - 24 Nisan 2024 - Manor Lords - 26 Nisan 2024 - Harold Halibut - 2024 başlar - Another Crab's Treasure - 2024 başlar - Little Kitty, Big City - 2024 başları - Botany Manor - 2024 başları - Cities Skylines 2 - İlkbahar - Flock - İlkbahar - Still Wakes the Deep İlkbahar - Sopa - 2024'ün ikinci çeyreği - Dead Static Drive - 2024'ün üçüncü çeyreği - Vapor World: Over the Mind - 2024'ün son çeyreği - ARK 2 - 2024'ün sonlarına doğru - S.T.A.L.K.E.R. 2: Heart of Chornobyl - Galacticare - Flintlock: The Siege of Dawn - 33 Immortals - Avowed - Dungeons of Hinterberg - Magical Delicacy - Senua's Saga: Hellblade II - Microsoft Flight Simulator 2024 - Towerborne - Ghostbike - Bounty Star - Ara: History Untold - Commandos: Origins - Ereban: Shadow Legacy - Pigeon Simulator - REPLACED Listeden bu yıl birçok önemli oyunun Game Pass kütüphanesine ekleneceğini görebiliyorsunuz. Bu oyunlar az geldiyse endişe etmenize gerek yok. Bunlar yalnızca kesin gözüyle bakılan yapımlar. Listenin uzama ihtimali oldukça yüksek. Microsoft, Activision Blizzard ile arasındaki 69 milyar dolarlık oyun tarihinin en büyük anlaşmasını nihayet tamamladı. Bunun ardından Activision oyunlarının ne zaman Game Pass'e geleceği merak ediliyordu. Maalesef bu konuda kesin bir tarih yok. Ancak heyecanınızı artıracak birkaç söylem var. Xbox Başkanı Phil Spencer, ekim ayında bu konuyla ilgili konuşmuştu. Spencer, yaptığı açıklamada oyunların 2024'ten önce gelmeyeceği açıklanmıştı. Zaten Activision tarafı da benzer tarihlerde Call of Duty gibi AAA yapımlar da dahil oyunlarının 2024'te hizmete ekleneceğini ifade etmişti. Tüm bunlar, 2024'te Activision oyunlarını Game Pass'te görmeye başlayacağımız ve oyuncular için şölen yaşanacağı anlamına geliyor. - Neon White - Clockwork Revolution - South of Midnight - Kunitsu-Gami: Path of Goddes - Hollow Knight: Silksong - ROUTINE - She Dreams Elsewhere - Age of Mythology: Retold - Contraband - Fable - State of Decay 3 - The Outer Wilds 2 - Everwild - Perfect Dark - Way to the Woods - to a T - Citizen Sleeper 2: Starward Vector - Bushiden - Harmonium the Musical - Nirvana Noir Bunlar dışında geliştirilmekte olan bazı oyunların da Game Pass'e eklenmesi bekleniyor. Hideo Kojima'nın Xbox bulut teknolojisinden yararlanan yeni oyunu ODA'nın Game Pass'e gelebileceği söylentiler arasında. Bunun dışında Arkane ve Bethesda imzalı, yakın zamanda duyurulan Marvel's Blade de çok büyük ihtimalle Xbox özel oyunu olarak çıkacak ve ilk günden Game Pass'e gelecek. Ayrıca The Elder Scrolls 6 ve yeni Indiana Jones oyununun da hizmete eklenmesi bekleniyor. Bu oyunların çıkış tarihleriyle ilgili bir bilgi yok ancak 2024 olmayacağı kesin."} {"url": "https://www.webtekno.com/garanti-bbva-kripto-h136443.html", "text": "Son yılların en çok tartışılan yatırım araçlarından kripto varlıklar, artık hayatımızın bir gerçeği. Neticede 1 trilyon dolarlık bir piyasadan bahsediyoruz ve hal böyleyken kripto varlıkları yok saymak mümkün değil. Görünen o ki piyasalarda genel bir boğa beklentisi yaşanıyorken, bankalar da bu sektörün gerisinde kalmak istemiyorlar. Türkiye'deki en popüler özel bankalar arasında yer alan Garanti BBVA'nın kripto işine girmek için kolları sıvadığı ortaya çıktı. Webrazzi'den Gözde Ulukan'ın haberine göre banka, kripto cüzdan ve transfer işlemlerini mümkün kılan yeni bir hizmet oluşturdu. \"Garanti BBVA Kripto\" olarak isimlendirilen bu yeni sistemin, an itibarıyla Garanti BBVA bünyesinde çalışan personeller tarafından deneyimlendiği ifade ediliyor. Çok yakında, banka müşterileri de bu hizmetten faydalanabilir! Aslına bakacak olursak Garanti BBVA, kripto para camiasına giriş için bir süredir hazırlık yapıyordu. Bu bağlamda; geçtiğimiz yılın sonlarına doğru açılan bazı iş ilanları, bunun en net göstergesiydi. Garanti BBVA, o dönemlerde \"kripto varlık uzmanı\" unvanıyla çalışacak eleman arayışındaydı. Gelinen son noktada hazırlık sürecinin tamamlandığı yorumunu yapabiliriz. Garanti BBVA'nın çalışanlarına gönderdiği şirket içi e-posta, yapılan çalışmaların şu an için test edildiğinin de açık bir göstergesi. Edinilen bilgilere göre Garanti BBVA Kripto, ilerleyen dönemlerde Binance gibi bir borsa haline de gelecek. Kullanıcılar, bu yeni platform üzerinden kripto alım-satım işlemlerini de gerçekleştirebilecekler. Ancak tüm bunların son kullanıcıya ne zaman ulaşacağı henüz belli değil. Şirket muhtemelen, çalışanlarıyla gerçekleştireceği test aşamasından sonra tüm müşterilerine Garanti BBVA Kripto hizmetini sunmaya başlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/genel-kultur-testinde-kacta-kac-yapabileceksin-h131417.html", "text": "Eğer 10'da 10 yapabilirseniz bize hemen CV gönderdin, böyle kaliteli kişiler ülkede çok kalmadı ne de olsa! Genel kültürünüz o kadar iyi değilse bile en azından soruların %50'sini bilmenizi umuyoruz, aksi takdirde daha fazla kitap okumanızda fayda var demektir. - Tokat - Yozgat - Çorum - Çankırı - Gürcistan - Ermenistan - Karadağ - Arjantin - Kazıklı Voyvoda - Aslan Yürekli Richard - Korkunç İvan - Kanlı Kontes - Bakır - Altın - Gümüş - Su - Estonya - Letonya - Litvanya - İsveç - Danimarka - Finlandiya - Belarus - Almanya - Polonya - Rusya - Hereke - Ereğli - Akseki - Hasankeyf - Lapseki - Konya - Sivas - Kars - Erzurum - Sebastian - Sylvia - Savos - Severus - Sylvester - Stavros - Stewart - MÖ 822 - 1251 - 1876 - 1911"} {"url": "https://www.webtekno.com/gercek-suc-dosyalari-h139523.html", "text": "Dünyanın dört bir yanında gerçekleşen suçlara merakınız olsa da olmasa da anlatacağımız vakaların hepinizi dehşete düşüreceğinden eminiz. Hatta önceden uyaralım, çokça tetikleyici ve hassas detaylar içeriyorlar. Öldürdüğü çocuğun cesedini lokantasında servis eden mi dersiniz , bir genç kızı kaçırıp 7 yıl tabut gibi bir kutuda esir tutan mı, ailesini öldürüp Batman izlemeye giden kardeşler mi... Tüm bu korkunç olayları mideniz kaldıracaksa başlayalım. - 1. Vaka: Psikopat aile, tanımadıkları bir kızı kaçırıp 7 yıl boyunca tabut gibi bir kutuda tutmuştu. - 2. Vaka: Kızının katilini mahkemenin ortasında kurşun yağmuruna tutan acılı bir anne anne vardı... - 3. Vaka: Şeytanın onları ele geçirdiği gerekçesiyle bir bir çocuklarının canına kıymıştı. - 4. Vaka: Ailelerini öldürüp sonra da Batman izlemeye gitmişlerdi! - 5. Vaka: Çocukluğu boyunca bir odaya hapsedildiği için yalnızca 20 kelime öğrenmişti. - 6. Vaka: Şeytanın çocuğu olarak anılan, 11 yaşındaki seri katili biliyor musunuz? - 7. Vaka: Sıradan bir Türk aile babası, seri katile dönüşmüştü. - 8. Vaka: Annesini 79 yerinden bıçakladıktan sonra influencer olan Isabella ile tanışın. - 9. Vaka: Ülkemizde yaşanan en korkunç olaylardan biri: Katlettiği çocuğu restoranındaki müşterilere yedirmişti! - 10. Vaka: 20. yüzyılın en genç katillerinin hikayesi, masum görünen çocuklara bakış açınızı biraz değiştirebilir... 1. Vaka: Psikopat aile, tanımadıkları bir kızı kaçırıp 7 yıl boyunca tabut gibi bir kutuda tutmuştu. Colleen Stan adlı bir genç kızın hayatında verdiği en kötü karar, otostop çekerek bir ailenin arabasına binmesi oldu. Kız kaçırıldı ve ailenin evinin altında bir mahzene götürülerek türlü türlü işkenceye ve istismara maruz kaldı. En kötüsü de günde yaklaşık 23 saat boyunca çiftin yatağının altındaki tabut gibi bir kutuda yatmasıydı. Kaçış girişiminde bile bulunamıyordu çünkü ailesine zarar vermekle tehdit etmişlerdi. Hatta psikopat ailenin kölesi olduğuna dair bir sözleşme bile imzalamıştı. Esaretin 7. yılında; adam, esir kızı ikinci bir eş olarak isteyince karısı deliye döndü ve kocasını ihbar etti. Esir kız, bu şekilde kurtuldu. Marianne adlı bir kadının 7 yaşındaki kızı, arkadaşının evine gitmek için çıktığı yolda katiliyle karşılaştı ve 35 yaşındaki sapık bir adam tarafından öldürüldü. Kızının intikamını almak isteyen anne, duruşmaya bir silahla gitti. Uygun zamanı yakaladığı anda ise kızının katiline 8 el ateş etti. Katil oracıkta hayatını kaybetti. Öfke dolu anne ise adam öldürme ve kanuna aykırı olarak ateşli silah bulundurma suçundan 6 yıl hapis cezası aldı. Öldüğünde ise biricik kızıyla aynı mezarlığa gömüldü ve ortak bir mezar taşı yaptırıldı. 3. Vaka: Şeytanın onları ele geçirdiği gerekçesiyle çocuklarının canına kıymıştı. Andrea adlı anne, doğum sonrası depresyon hastalığına yakalanmıştı. Şizofreni gibi başka hastalıkları da vardı ve evin içinde yürüyen askerler gibi şeyler görüyordu. Bir gün, baba evden çıktıktan sonra Andrea, küveti suyla doldurdu ve 5 çocuğunu birden burada sırayla boğdu. Daha sonra hemen kendini ihbar etti ve ifadesi alınırken şunları söyledi: Çocuklarım şeytan tarafından ele geçirilmişti. Onları kurtarmanın tek yolu, onları öldürmekti. Böylece cennete gidip Tanrı ile olacaklardı. Tüm bu olanların ardından anne, ceza almak için yalvardı ancak korkunç seviyedeki psikolojisi yüzünden ABD Teksas'ta bir akıl hastanesine yatırıldı. 4. Vaka: Ailelerini öldürüp sonra da Batman izlemeye gitmişlerdi! Menendez ailesi, Amerikan rüyasının mükemmel bir tasviriydi. Hepsinin başarılı bir eğitim ve iş hayatı vardı. Baba, oğullarına en iyisi olmaları için fazla baskı uyguluyordu. Kardeşlerden biri 18, diğeri 21 yaşındayken korkunç ve vahşi bir suç işlediler. Av tüfeğiyle ebeveynlerini tanınmayacak hale gelene kadar vurdular. Cinayetten sonra ise Batman filmini izlemeye gittiler. İlk başta kimse çocuklardan şüphelenmemişti fakat kardeşlerden biri, suçlarını terapistine itiraf etti. Söylediğine göre babalarının psikolojik şiddetinin yanında cinsel istismar da vardı. Bazıları onlara inandı, bazıları ise inanmadı. Ancak son kararı verecek olan mahkeme, ikisini de şartlı tahliye olmadan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. 5. Vaka: Çocukluğu boyunca bir odaya hapsedildiği için yalnızca 20 kelime öğrenmişti. Genie, henüz 2 yaşına gelmeden, zihinsel engelli olduğu iddiasıyla babası tarafından bir odaya kapatıldı. Bu odada lazımlık ve beşik dışında ne bir eşya vardı, ne bir ses, ne bir ışık... Ne zaman ses çıkarmak istese karşısında gördüğü ise eli sopalı bir babaydı. 13 sene boyunca bir odada kapalı tutulan kız, o yaşına kadar sadece 15-20 kelime öğrenebildi. Bir gün çocuğu dışarı çıkarmak zorunda kaldıklarında ise bir devlet memuru tuhaflık olduğunu anlayıp polise haber verdi. Her şey bir bir ortaya çıktı fakat duruşma günü psikopat baba Dünya hiçbir zaman anlamayacak. yazılı bir not bırakarak intihar etti. Şu anda 66 yaşında olan Genie, konuşmayı hiçbir zaman tam olarak öğrenemedi. Mary adındaki küçük kız, ailesi yüzünden oldukça travmatik bir çocukluk geçirmişti. Kendisi de sürekli çevresindeki çocuklara şiddet uyguluyordu. Henüz 11 yaşındayken 3 yaşında bir çocuğu öldürerek ilk cinayetini işledi. Daha sonra ise 4 yaşındaki küçük bir çocuğu daha öldürdü. Cinayetlerden sonra tuhaf davranışlar sergilemeye başlasa da kimse bir çocuğun bu cinayetleri işleyebileceğini düşünmüyordu. Fakat küçük kız, 4. cinayetini de işledi. 3 yaşındaki çocuğun en son kız ile görülmesi ve diğer ipuçları, okların Mary'ye doğru çevrilmesine sebep oldu. Mary, müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve 20 yaşındayken kaçtı, şu anda ise nerede olduğu bilinmiyor. 7. Vaka: Sıradan bir Türk aile babası, seri katile dönüşmüştü. Elektrik kurumunda çalışan Süleyman Aktaş, bir gün iş yerinde 31.500 voltuk elektrik akımına maruz kaldı ve beyninde kalıcı hasarlar meydana geldi. O günden sonra, halüsinasyonlar görmeye başladı ve seri katile dönüştü. Aktaş, köyündeki insanları bayıltıp onlar hala hayattayken gözlerine ve alınlarına çivi çakıyordu. Yakalandığında suçlarını soğukkanlılıkla itiraf etti ve görevin yukarıdan geldiğini söyledi. İleri derece paranoid şizofreni teşhisi alarak Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırıldı. 8. Vaka: Annesini 79 yerinden bıçakladıktan sonra influencer olan Isabella ile tanışın. Henüz çocuk yaşta sorunlu davranışlar sergilemeye başlayan Isabella, ergenlik dönemine geldiğinde de annesiyle ciddi çatışmalar yaşıyordu. O gün geldiğinde genç kız, mutfaktan bir bıçak alarak annesini 79 yerinden bıçakladı ve kaçtı. Ancak ertesi gün ekipler tarafından yakalandı. Mahkemede; annesini öldürmediğini, Cecelia adında bir kadını öldürdüğünü söylüyordu. Sonuç olarak akıl hastanesine yatırıldı ve şizofreni tedavisi görmeye başladı. Şu anda bir nevi influencer ve öylediğine göre o dönemlerde istismara uğruyordu. 9. Vaka: Ülkemizde yaşanan en korkunç olaylardan biri: Katlettiği çocuğu restoranındaki müşterilere yedirmişti! Mustafa ve arkadaşı, sanayide çalışan iki küçük çocuktu. Yemeklerini ise Tayfun adlı, ağabey gibi gördükleri bir adamın restoranında yiyorlardı. Bir gün bu sapık adam, çocukları arabasında taciz etti. Mustafa'nın arkadaşı kaçmayı başarmıştı fakat Mustafa orada kalarak cinayete kurban gitmişti. Hiçbir şey olmamış gibi lokantadaki işine geri dönen katil, çocuğun cansız bedenini pişirip müşterilere servis etmişti! Kaçmayı başaran çocuğun anlattıkları üzerine cani tutuklandı. Söylenene göre 7 yıl hapiste kaldıktan sonra af çıkınca serbest bırakıldı ve kendisi şu anda aramızda geziyor. Jon ve Robert adındaki iki çocuk, alışveriş merkezinde gezerken bir çocuğu kaçırmaya karar verdiler ve hedefleri 2,5 yaşındaki James oldu. Kaçırdıkları çocuğu bir tren istasyonuna götürdüler ve üzerinde korkunç şeyler yaptılar. Toplamda 42 farklı yerinden yaralamayla zavallı çocuğun sonunu getirip kaza süsü vermek için tren raylarında bıraktılar."} {"url": "https://www.webtekno.com/gereksiz-kelime-kullanimi-testi-h137045.html", "text": "İster günlük konuşmalarımızda ister profesyonel yazılarımızda doğru ve etkili iletişim için gereksiz kelimelerden arınmak adına yapmanız gereken aslında oldukça basit. Sözcüğü cümleden çıkardığınızda anlam bozukluğu olmuyorsa o sözcük gereksizdir. Özellikle eş anlamlı kelimelerin kullanımı ile aslında cümle içerisinde yapılan kalabalık, gereksiz bir fiilimsi ya da bağlaç ile de oluşur. Herkesin ağzına dolanmış bir yanlışla başlayalım. Bu yanlışı çok duyduğunuzu biliyoruz ama her duyduğunuza inanmayın. Hem öyle hem öyle olmaz ki ama. Yeni cümlemizdeki yanlışı bulmak biraz zamanınızı alabilir. Kaldı son 5 soru. Umarım bu son 5'te de başarıyı yakalarsınız. Cümle içerisindeki gereksiz kelimeyi kullanmasanız da aslında ne demek istediğinizi anlatabilirsiniz. Yeni cümledeki hatayı daha kısa sürede bulacağınıza eminiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/getir-en-cok-siparis-edilen-yemekler-2023-h139717.html", "text": "81 ilde 60 binden fazla üye restoranıyla yemek siparişi deyince akla ilk gelen platformlardan biri olan GetirYemek, 2023 yılına ait verilerini paylaştı. 2023'ün Enlerinde, en çok sipariş edilen yemekler, en çok sipariş verilen şehirler ve daha fazlasına yer verildi. 2023 yılının en çok sipariş edilen yemeği bu yıl değişti. Geçen yıl lahmacun bu konuda birinci olmuştu. Bu sene ise tavuk döner dürüm zirveye oturdu. İşte GetirYemek'te 2023'ün enleri. - Tavuk döner dürüm - Lahmacun - Tavuk tantuni Tavuk döner en çok sipariş edilen yemek olmayı başarırken geçen senenin şampiyonu lahmacun, onu ikinci sırada takip etti. Tavuk tantuni ise üçüncü sıraya yerleşti. Geçen yıl ikinci olan adana dürüm ise bu yıl ilk üçe giremedi. Getir'in açıklamasına veganların en çok tercih ettiği yemek, vejetaryen pizza oldu. En çok sipariş edilen çorba ve tatlılarda ise önceki yıla kıyasla bir değişiklik yaşanmadı. Mercimek çorbası ve sütlaç, bu alanlarda zirvede yer aldı. - İstanbul - Ankara - İzmir - Mersin - Antalya En çok siparişin verildiği şehirlerde ise şaşırtıcı bir veri yok. İstanbul, Ankara ve İzmir üçlüsü zirvede yer alıyor. GetirYemek'e göre bu yıl siparişlerde en üstteki mahalle, Bursa'nın Nilüfer ilçesindeki Dumlupınar Mahallesi oldu. Üniversite yerleşkeleri arasında ise İzmir'den Dokuz Eylül Üniversitesi birinci oldu. GetirYemek verilerine göre hafta genelinde pazar günleri, kullanıcıların en çok sipariş verdiği gün olarak kayıtlara geçti. 2023 içindeki en fazla sipariş trafiği ise 15 Ocak 2023 Pazar oldu. Öte yandan sporseverlerin sırayla en çok çiğ köfte, lahmacun ve pizza siparişi verdiği aktarıldı. Son olarak Getir, kullanıcı bazında da bazı veriler paylaştı. Açıklamaya göre bir GetirYemek kullanıcısı, tek bir siparişinde 14 bin 320 TL ödeyerek yılın rekorunu kırdı. Bir günde tek kişi tarafından verilen en fazla sipariş ise 74 olarak açıklandı. Ayrıca en çok sipariş veren kullanıcı unvanı ise 2023 boyunca 970 sipariş veren bir kişiye gitti."} {"url": "https://www.webtekno.com/gida-markalari-yaratici-reklamlar-h139234.html", "text": "Lezzetli ürünlerin tadını çıkarırken reklam dünyasında nasıl bir tat bıraktığına birlikte göz atalım. Bakalım hangisini görünce iştahınız kabaracak ya da Tasarımcının aklını öpeyim. diyeceksiniz. Sadece 4,9 yağ olduğunu basit ama etkili anlatan Kraft'ın mayonez reklamı. Patateslerin tahterevallisinde yokmuş gibi oturan bir mayonez damlası daha nasıl light olabilir ki? Diyet yapan ama mayonezin lezzetinden de vazgeçmeyenleri inandıracak türden bir reklam afişi olmuş diyebiliriz. Anneler Günü için aynı mizahın işleyip işlemeyeceği büyük bir tartışma konusu olurdu büyük ihtimal ama birçok babanın buna gülümsediğine eminiz. Babalara bir büyük hamburgeri hak ettirecek reklam olmuş. McDonald's, reklam kampanyalarında her zaman yaratıcı diyebiliriz. McDonald's reklam afişlerine baktığınızda hemen hemen birçoğunda düşünülmüş fikirler görürsünüz. İster aşırı yaratıcı olsun isterse de günün şartlarına ayak uydursun, reklamlarında mutlaka bir incelik var. Yaz gününde sizi serinliğin havuzuna sürükleyecek olan dondurmalar için de aynı şey geçerli. Domatesin tarladan şişeye olması gerektiği gibi girdiğinin güzel bir örneği olmuş. İki pipet, bir kupa ve süt ile Oreo, bizce mükemmel bir uyum yaratmış. İçinde her ne kadar süt olmasa da süte bandırıp yeme alternatifi akıllara gelebilir. Bazen fikir kadar tasarım da önemli. Lipton, çayların bardaklarımıza nereden geldiğini anlatırken marka sahibi Unilever'in U'sundan da faydalanarak güzel bir çalışma ortaya çıkarmış. Bir restorana gittiğimizde yiyeceğimiz deniz canlılarının taze mi, yoksa buzhane mi olduğunu mutlaka sorarız. Bu restoran sorulara oldukça yaratıcı bir şekilde cevap vermiş. Bakış açısını değiştiren reklamcılar, yaratıcı görsellerin de mimari. Lezzet şehri sloganını anlatmak için her detay incelikle düşünülmüş. Topraktan fındığa, arasındaki kek katmanından binanın büyüleyici güzelliğine kadar birçok şey tek bir pasta diliminde. Düşünsek aklımıza kesin gelirdi. diyeceğiniz bazı şeyler vardır. Bizce bu reklam da onlardan biri. Ancak bizden önce başkası düşünmüş ve basit olduğu kadar dikkat çekici de bir görsel ortaya çıkmış. Kapanış görselimiz de İzmir'deki bir balık restoranından. Şehirdeki yerini sıradan bir konum sembolü ile anlatmak yerine somon balığını tercih eden reklam ekibini kutlarız. Sadece yurt dışında değil ülkemizde de güzel reklam kampanyalarına örnek olabilir türden. Bu kadar gıda ürününden sonra hafiften buzdolabına doğru gitmeyi düşünüyorsanız üzgünüz. :) Markalar, çok güzel reklamlar yapmış, dayanamadık. Not: Editör, bu çalışmayı hazırladığı geç saatlerde buzdolabının kapısını aşındırdı."} {"url": "https://www.webtekno.com/glock-tabanca-mucidi-gaston-glock-hayatini-kaybetti-h139693.html", "text": "Dünya genelinde hem bireysel hem de silahlı kuvvetler bünyesinde en çok tercih edilen silahlardan Glock'un mucidi, hayatını kaybetti. Gaston Glock isimli mühendis, 94 yaşında hayata gözlerini yumdu. Konuyla ilgili duyuruda, ölüm nedenine ilişkin spesifik bir açıklama yapılmadı. Gaston Glock, adı pek duyulmamış olsa da silah dünyası için önemli bir isimdi. 1980'li yıllarda Avusturya Ordusu için 9 mm'lik Glock'u tasarlayan mühendis, bu silah ile adını tarihe kazıdı. Bir şarjörde 18 mermi taşıması, nispeten hafif olması ve hızlı şarjör değişimi gibi avantajları, Glock'un dünya genelinde yaygınlaşmasını sağlamıştı. Glock şirketi tarafından yapılan açıklamada çalışmaların onun ruhuyla devam edeceği belirtildi. Gaston Glock'un icat ettiği tabanca, ünlü isimler tarafından da tercih edilmişti. Mesela o isimlerden bir tanesi, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'di. Saddam Hüseyin, ABD askerleri tarafından yakalandığı zaman yanında bir Glock tabanca bulundurduğu ortaya çıkmıştı. Tabii Saddam Hüseyin gibi adı tüm dünyaya yayılmış isimlerin kullandığı bu tabanca, oldukça sıradan insanlar tarafından kullanılması nedeniyle daima eleştirilmişti. Dünyanın en bilindik tabancalarından bir tanesini icat eden mühendis, özel hayatında ise gizemlerle dolu birisiydi. Öyle ki Gaston Glock'un net serveti bile tam olarak bilinmiyordu. Forbes, 2021 yılında 1,1 milyar dolarlık tahminde bulunmuştu. Ancak bununla ilgili bir doğrulama yapılmadı. Gündemde nadiren adı geçen isimlerden biri olan Gaston Glock ile ilgili en ilginç olaylardan bir tanesi, 1990'lı yılların sonunda yaşanmıştı. Glock'un bir iş ortağı, mühendisi öldürtmek için bir kiralık katil tutmuştu. Gaston Glock, uğradığı çekiçli saldırıda kafasına 7 sert darbe almasına rağmen hayatını kaybetmemiş, üstelik kiralık katili bayıltana kadar dövmüştü. Glock, bu saldırı gerçekleştiğinde 70'li yaşlarındaydı..."} {"url": "https://www.webtekno.com/gmail-abonelikten-cik-ozelligi-h138752.html", "text": "Bir süre önce Gmail'in web versiyonuna gelen bir özellik sayesinde istenmeyen maillerden kurtulmak kolaylaşmıştı. Bu özellik sayesinde toplu maillerden kurtulmak, mail listelerinden çıkmak çok daha basit hale gelmişti. Gmail Android uygulaması da en son versiyonunda kullanıcılarına bu imkanı sunmayı başlayacak. Normal şartlar altında bir mail listesinden çıkmak pek kolay değil. Maillerin alt kısmında yer alan abonelikten çıkma linkleri, sizi şirketlerin kendi sayfalarına yönlendiriyor. Bu sayfalarda abonelikten çıkmak işlemi manuel olarak gerçekleştiriliyor. Bu işlem külfetli geldiği için de insanlar aboneliklerini sonlandırmamayı tercih ediyor. Öte yandan Gmail'in Android uygulamasında web sürümündeki abonelikten çıkma seçeneği yoktu, sadece sayfanın en altına giderek bağlantı üzerinden abonelik sonlandırılabiliyordu. Spam içerikleri engellemek için de üç nokta menüsünden erişim sağlanması gerekiyordu. Uygulamanın henüz test aşamasındaki yeni özelliğiyle de doğrudan mailleri engellemek ve abonelikten çıkmak mümkün olacak. Bu özelliği test etmek için öncelikle test versiyonunda gizli bir bayrağı aktif hale getirmek gerekiyor. Google'ın test versiyonlarında bu tür özellikleri bayraklarla saklaması, özelliğin henüz son kullanıcılara sunulacak seviyede olmadığını gösteriyor. Özellik aktif olduğunda Google, toplu e-posta gönderenleri kullanıcılara basit bir çözüm sunmaya da zorlamış olacak. Yeni topluluk rehberlerine göre ticari e-postalar, tek tuşla abonelikten çıkma opsiyonu sunmak zorunda olacak ve bu kısım net bir şekilde gözükecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/godzilla-x-kong-the-new-empire-konusu-fragmani-oyuncu-kadrosu-vizyon-tarihi-h139026.html", "text": "2021 yılında yayımlanan Godzilla vs. Kong filminin devamı niteliğinde olan Godzilla x Kong: The New Empire'dan ilk resmi fragman paylaşıldı. Yayımlanan fragman, aksiyon dolu canavar filminin neler sunabileceğini gözler önüne seriyor. 2021'de yayımlanan Godzilla vs. Kong, tarihin en büyük canavarlarının insanlığı tehdit ederken yaşadığı efsane savaşı anlatmıştı. Önümüzdeki yıl vizyona girecek. Godzilla x Kong: The New Empire, o devasa savaşın sonrasını anlatacak. Godzilla vs. Kong'un aksine Godzilla x Kong: The New Empire, devasa canavarların düşman olarak değil, müttefik olarak karşımıza çıkmalarını anlatacak. Filmde, Godzilla ile Kong'un yepyeni bir rakibe karşı birlikteliklerini göreceğiz. Ancak bir maymun olduğunu gördüğümüz bu yeni rakip için detaylı bir açıklama yapılmadı. Yeni filmde, Rebecca Hall, Dan Stevens, Rachel House, Brian Tyree Henry, Kaylee Hottle, Stephanie Puggioni ve Jordy Campbell gibi isimler bulunacak. Filmin yönetmenliğini Adam Wingard üstlenmiş durumda. Godzilla x Kong: The New Empire, 12 Nisan 2024 tarihinde vizyona girecek. Film, sinema salonlarında gösterilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/gok-tasi-ay-carparsa-h133334.html", "text": "Aslında Ay, Dünya'nın aksine asteroidlere pek de yabancı değil. Zaten yüzeyindeki kraterlere bakınca da bu çıkarımı yapabiliyoruz. Asteroidlerin Ay'ı böylesine etkilerken Dünya'yı o kadar sarsmamaları, Ay'daki atmosferin Dünya'daki kadar kuvvetli olmamasıyla da ilgili. Zira bu sayede meteorlar küçük çaplı olsalar da devasa hızlarda ilerlediklerinden büyük bir etki alanına sahip olabiliyor. O da Wynn-Williams'a göre çok ufak bir hareketlenme olur. Ceres'in çapı 946 km olarak biliniyor. Ay'ın çapı ise yaklaşık 3475 km. Bu ikili arasındaki çarpışmada oluşan kuvvet de Ay'ın Dünya çevresinde dönerken elde ettiği momentum sayesinde aşılmış oluyor. Yani bu senaryoda Ceres ona doğru gelirken sabit duran bir Ay yok. Eğer Ay'ı ortadan kaldıracak bir çarpışma istiyorsak neredeyse onunla aynı boyutta bir asteroide ihtiyacımız var. Southwest Araştırma Enstitüsünden Clark Chapman'a göre böyle bir senaryodan Ay'ın canlı çıkması pek de mümkün değil. Dahası, böyle bir çarpışmanın ardından Ay'dan dağılacak kalıntıların Dünya'daki yaşamı tehdit edeceği de şüphesiz. Neyse ki etrafta böyle bir gök taşı henüz yok. Atom bombalarının gücünü, Richter ölçeğinde dinamitlerden yola çıkarak değerlendiriyoruz. Meşhur Çar bombası, bu bağlamda yaklaşık 50 megaton ölçeğinde. Bunun test amacıyla 100 megatondan düşürüldüğünü de belirtmek gerek. Bunu aklımızda tutalım. Bağlanma enerjisi de Ay gibi nesneleri bir arada tutan enerjiye deniyor. Ay için bu enerjinin değeri yaklaşık 128 oktilyon. Ufak işlemler silsilesinin ardından 50 megatonluk çar bombasıyla Ay'ı tuzla buz etmek için bu bombadan yaklaşık 575 milyar tanesine ihtiyacımız olurdu. Hayat burada oldukça zorlaşırdı ve muhtemelen çok sayıda kayıp verebilirdik fakat gezegendeki yaşam tamamen yok olurdu demek pek de tutarlı olmaz. Yine de hayatın çok zorlaşacağı şüphesiz. Ay'ın var olmaması, gelgitlerde iklim değişikliğine kadar varan etkilere sebep olurdu. Ekosistemlerin bundan olumsuz etkileneceğinden şüpheniz olmasın. Okyanuslar üzerinde artık Ay etkili olmayacak olsa da Güneş'in çekim gücü etkili olurdu. Bu da Ay'ınkinden zayıf olduğundan su seviyesi geriye çekilirdi. Bir diğer önemli konu ise Dünya'nın eğik durumunun bozulacak olması. Dünya'mız dik bir şekilde dönmüyor. Onun yerine 23,5 derecelik bir açıyla eğilmiş şekilde dönüyor. Bu açı ise Ay'la birlikte dengeleniyor. Eğer Ay artık olmasaydı bu açının 45 dereceye kadar çıktığını bile görebilirdik. Bu da artık ekvator üzerinde değil, daha çok kutuplar üzerinde parlayan bir Güneş göreceğimiz anlamına gelirdi. Bunun iç kesimlerde ekstrem soğuklara yol açacağını da belirtelim. Buralardaki ekstrem soğuklara bir de gecenin karanlığı eklendiğinde, hayatın hiç olmadığı kadar zorlaşacağını tahmin etmek zor değil. Ay'la ilgili daha önce buna benzer içerikler yazmıştık. Bunları altta bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-700-milyon-dolar-ceza-h139445.html", "text": "SGoogle, ABD eyaletleri ve tüketiciler arasındaki antitröst davası ABD'nin San Francisco şehrinde sonuçlandı. Teknoloji devi, mahkemenin sunduğu anlaşmayı kabul etti. Anlaşma sonucunda Google, uzlaşma fonuna ve eyaletlere toplamda 700 milyon dolar ödemesini ve Play Store'da daha fazla rekabet sağlayacak değişiklikler yapmasını gerektiren anlaşmayı onayladı. Google'ın yapacağı ödemenin 630 milyon doları, oluşturulan uzlaşma fonuna aktarılacak. Kalan miktarın 69 milyon doları eyalete ödenecek. Son 1 milyon dolar ise dava masraflarına karşılık olarak alınacak. Anlaşma sonucunda uygun olan tüketiciler en az 2 dolarlık ödeme alacak. Kişilerin 16 Ağustos 2016 ve 30 Eylül 2023 tarihleri arasında yaptıkları işlemlere göre alacakları miktar değişebilecek. Google ayrıca Android cihazlarda daha fazla mağazanın ve uygulama dağıtım sisteminin kullanılmasına da izin verecek. Uygulamalar, kullanıcılara farklı ödeme seçenekleri sağlayabilecek. Ayrıca uygulamalar mağaza dışından da doğrudan indirilebilecek. Anlaşmanın 68 sayfalık metninde dikkate değer bir başka noktası ise yaptırımların kıstası oldu. Google, anlaşma kapsamında başka mağazaların hizmet vermesine engel olmayacak, üreticilerle öncelik anlaşması yapmayacak. Uygulamalarda farklı ödeme teklifleri yer alabilecek. Dikkat çekici nokta ise şu, bu anlaşmaların hepsi bir süre kısıtlamasına sahip. Maddelerine göre 4 ila 7 yıl arasında geçerli olacak bu anlaşmanın ardından ne olacağı ise hiç bilinmiyor. Son olarak hatırlatmak gerekiyor ki, anlaşmanın resmi olarak geçerli olması için yargıç onayı gerekiyor. Google'a dava, 2021 yılında açılmıştı. Şirket, Play Store'daki yaklaşımları nedeniyle baskı altındaydı. Dava özellikle Google'ın geliştiricilerden mağazayı kullanmak için aldığı ücretleri ve mağazanın rekabete izin vermemesini hedef alıyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-android-uygulama-gizleme-ozel-alan-h139246.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google'ın geçtiğimiz aylarda yayımladığı Android 14 ile ilgili çalışmaları devam ediyor. Bu bağlamda; Android 14 QPR2 Beta 2 sürümünü yayımlayan şirket, üzerinde çalıştığı yeni bir özelliği duyurmuş oldu. \"Özel Alan\" olarak isimlendirilen özellik, en azından bazı kullanıcıların işine yarayacak gibi görünüyor. Akıllı telefonla tonla uygulama yüklüyoruz ve bunların bazılarını gizli tutmak isteyebiliriz. Aslında OnePlus ve Samsung gibi firmalar, uygulamaları gizlemeleye yarayan bazı özellikler sunuyor. İşte Android 14 için yayımlanan son beta sürüm, bu özelliğin artık Android ekosisteminin bir parçası haline geleceğini gözler önüne seriyor. Özel Alan, dilediğiniz uygulamaları buraya yerleştirerek, kullanmadığınız zamanlarda gizli kalmasını sağlayacak. Özel Alan özelliği, kullandığı uygulamaları gizlemek isteyen kullanıcılar için eşi görülmemiş bir gizlilik sunacak. Bir uygulama Özel Alan içine taşındığında, telefonun Ayarlar bölümünde bile gösterilmeyecek. Bu ayarlara ulaşmak isteyen kullanıcının, önce Özel Alan bölümünün kilidini açması gerekecek. Ayrıca Özel Alan'da bulunan uygulamalardan gelen bildirimler de gösterilmeyecek. Kullanıcı, telefonunun kilit ekranını açmak için kullandığı güvenlik yöntemini Özel Alan'da kullanabileceği gibi bu bölüme özel bir şifre de belirleyebilecek. Android 14'ün son beta sürümünde tespit edilen yeni özellik, henüz geliştirme aşamasında. Bu da özelliğin yakın bir gelecekte kullanıcılara ulaşmayacağını düşündürüyor. Hatta bazı sektör kaynaklarına göre Özel Alan, Android 15 ile kullanıcılara ulaşacak. Google bu konuda herhangi bir açıklama yapmadığından, şimdilik bununla ilgili bir tahminde bulunmak çok zor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-arama-motoruna-gelecek-yeni-ozellikleri-duyurdugeliyor-h138637.html", "text": "Google'ın arama motorunun eskisi kadar iyi çalışmadığını düşünen çok fazla insan var. Hatta bu yüzden pek çok kişi artık cevapları yapay zeka uygulamalarında arıyor ya da sorgularının sonuna \"Reddit\" gibi sözcükler ekleyerek daha rafine şekilde bilgiye erişmeye çalışıyorlar. Google yöneticilerinin de daha önceki açıklamalarından, özellikle genç nesillerin TikTok ve Instagram gibi uygulamaları arama motoru olarak kullandıklarını da biliyoruz. Google, şimdi kendi arama motorunu yeniden öne çıkaracağını düşündüğü köklü değişiklikler yapmaya hazırlanıyor. Google, iki yeni özelliği kullanıcılarına sunarak arama motorunu daha efektif hale getirmeyi amaçlıyor. Bunlardan ilki, sosyal medya uygulamalarında da olduğu gibi konu başlıkları takip etmek olacak. Diyelim ki ilginizi teknoloji, bilim, tarih çekiyor, Google bu konulardaki içerikleri gezinebilmeniz için yeni yollar sunacağını ifade ediyor. Bu özelliği, seçilen konulardaki içerikleri mail ile bildiren Google Alerts ile de karıştırmamak gerekiyor. Yeni özellik sadece anahtar kelimelere odaklanmıyor, daha çok bir seçki sunuyor. Böylece kullanıcıların daha önce görmedikleri içerikler Google Keşfet'te karşılarına çıkıyor. Yeni, kişiselleştirilmiş içerikler dünyasında Google, bilgileri kendisi derleyecek, üçüncü parti sitelerden gelen çerezleri azaltma yoluna gidecek. Bu nedenle özelliğin doğru çalışması, arama motorunun ilerideki verimliliği açısından da büyük önem taşıyor. İkinci özellik ise ortalığı biraz karıştıracak, insanlar alışana kadar hem Google'ı hem de kullanıcıları biraz zorlayabilecek bir özellik. İnsanlar artık web sayfalarına notlar ekleyebilecek. Örneğin \"Ölümsüzlük bulundu!\" diye başlık atıp sonra da \"teknik olarak bu denizanaları ölümsüz.\" diye okyanus tabanında yaşayan bir canlıyı anlatan bir makaleye \"Bu clickbait çıktı\" gibi notlar eklenebilecek. Not ekleyebilmek için Google'ın topluluk şartlarına uymak gerekecek. Bu özelliğin moderasyonunun nasıl yapılacağı şu anda bilinmiyor ama Google, bu süreci sorunsuz idare edebileceğinden emin. Üstelik teknoloji devi sadece yazılı yorumlara izin vermeyecek, yorumlarda görseller de paylaşılabilecek. Öte yandan her site için yorum özelliği açık olmayacak. Bu yorumların SEO'ya ve algoritmaya etkisi belli olduktan sonra spam bot saldırıları, reklam amaçlı yorumları kullananlar, sayfasını öne çıkarmak için yorumları kendi yazanlar derken gerçekte ne kadar etkili olduğunu ise yakında göreceğiz. Google, ABD ve Hindistan'da bu özelliği testlere sunacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-bard-boyle-gorunecek-h139797.html", "text": "2023 yılına damgasını vuran teknoloji hiç tartışma yok ki yapay zekalar, özellikle de üretken yapay zekalar oldu. Teknoloji devleri peş peşe bu alandaki projelerini açıklamıştı. Bu firmalar arasında Google da yer alıyordu. Firmanın yapay zekasının adı da Bard olarak açıklanmıştı. Yapay zekanın resmi yayım tarihini beklemeye devam ettiğimiz bu günlerde Bard'ın arayüzü ortaya çıktı. APK-Insight tarafından Google uygulamasının son versiyonu incelendiğinde Bard yapay zekasının kullanıcı arayüzü de ortaya çıktı. Bard ile birlikte Google'ın yakın zamanda kullanıma açtığı hisse senetleri ve finans widgetlarını da bir miktar değiştiriyor. Ayrıca Bard destekli asistan, desteklendiği cihazlarda var olan asistan uygulamasının yerini alacak. Yine de isteyenler, güç düğmesine uzun süre basarak veya \"Hey, Google\" diyerek asistanı kullanabilecekler. Yeni Bard yapay zeka arayüzü, Google arama uygulamasının üst kısmında yer alacak. Burada bulunan düğme bir açma kapama düğmesi olacak. Bu düğmenin sadece bir hatırlatıcı olarak mı orada bulunduğu yoksa kalıcı bir düğme mi olduğu henüz bilinmiyor. Ayrıca 9to5Google ekibi de pop-up Bard uygulamasını kullanarak yapay zekaya komutlar verebilmeyi başardılar. Bard yapay zeka üç düğme ile geliyor. Bu düğmeler arama yapmak, sesli mesaj göndermek ve asistanla bir görsel paylaşabilmek için kullanılıyor. Görünüşe göre Bard AI asistan komut ayarları da yenilenmiş durumda. Şu anda Bard yapay zekası kullanılamıyor ancak yakın zamanda kamunun erişimine açılacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-bard-ismini-kullanan-hackerlara-savas-acti-h138592.html", "text": "Google, üretken yapay zekası Bard'dan oldukça umutlu. Teknoloji devi şimdi de Bard'ın ismini kullanarak insanları zararlı yazılımlar indirmeye yönlendiren ya da insanlardan ödeme almaya çalışan bazı kötü niyetli kişilere dava açıyor. Google, ilk olarak Vietnam'da bulunduğu düşünülen üç kişiyi dava etti. Bu kişiler, Bard'ın son versiyonu olduğunu iddia ettikleri bir dosyayı paylaşıyorlar. Hiçbir şeyden şüphelenmeyen kurbanlar da bu zararlı yazılımı içeren dosyaları indiriyorlar. Zararlı yazılım kişilerin sosyal medya hesaplarına ait giriş bilgileri dahil çeşitli bilgilerini ele geçiriyor. Mahkeme başvurusunda kimliği belirtilmeyen kişilerin işlediği iddia edilen suçların arasında Google Bard'ın son versiyonu olduklarını iddia ettikleri bir dosyayı indirtmek yer alıyor. Ayrıca davalıların Google ile hiçbir bağlantılarının olmadığı belirtilirken, Google logosunu, markasını ve ürünlerini kullandıkları ifade ediliyor. Dosyada göze çarpan bir başka nokta ise zararlı yazılımların yayılması için Facebook reklamlarının kullanılması oldu. Kripto dolandırıcılıklarında da benzer saldırılar söz konusu olmuştu. Yeni teknolojiler hakkında yeterince bilgisi olmayan kişiler, sıklıkla bu türden saldırıların hedefi oluyorlar. Örneğin bu saldırganlar, Bard'ın indirilebilen ve ücretli bir uygulama olduğunu söylüyor olsalar da Bard, internet tarayıcı üzerinden ücretsiz olarak kullanılan bir araç. Google'ın blog gönderisine göre şu ana kadar dolandırıcıları hedef alan 300 kadar geri çekme talebi bulunuldu. Öte yandan Google, bir yandan da yeni zararlı içerik domainleri oluşturulmasını da engellemeye çalışıyor. Firmadan gelen açıklamaya göre davalar, yasal bir koruma çemberi oluşturmak ve kötü niyetli kişilerin hamlelerinin sonuçlarıyla yüzleşmesi için büyük avantaj sağlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-bard-youtube-videolari-analiz-etme-ozelligi-h138787.html", "text": "Google, ChatGPT rakibi sohbet botu Bard'ı iyileştirmek için hamleler yapmaya devam ediyor. Şirket, geçen eylül ayında belki de bota şimdiye kadar gelen en büyük güncellemelerden olan Bard uzantılarını duyurmuştu. Bu özellik, Bard'ın Dokümanlar, Gmail, Haritalar ve YouTube gibi Google hizmetlerine bağlanmasını sağlıyordu. Google, bugün ise YouTube'u içeren Bard uzantısıyla ilgili yeni bir duyuru yaptı. Açıklamaya göre Bard, artık YouTube videolarında neler olduğunu anlayabilecek. Öncelikle Bard'ın eylüldeki güncellemeyle YouTube desteğine kavuştuğunu söyleyelim. Ancak bu özellik, çok sınırlıydı ve videolarla ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmanızı sağlamıyordu. Şimdiki güncelleme ise sohbet botunun yeteneklerini artırdı. Google'ın açıklamasına göre Bard, YouTube videolarını derinlemesine analiz edebilecek ve içeriği hakkında detayları size sunabilecek. Teknoloji devi bununla ilgili şu örneği veriyor: Zeytinyağlı kekin nasıl yapıldığına dair bir video arıyorsunuz diyelim. Bard'a bir videodaki tarifte ne kadar yumurta kullanıldığını sorabilirsiniz. Yukarıdaki ekran görüntüsünden özelliğin direkt sohbete link ekleyerek kullanılabileceği görülüyor. Sohbet botu, çok daha detaylı bilgileri de sunabilecek. Mesela bir seyahat videosu izlediğinizi düşünelim. Bu videonun belli bir kısmında hangi aracın kullanıldığını yapay zeka aracına sormak mümkün olacak. Tabii ki şirket bu yeteneğin daha başlarında olduğunu da eklemeden geçmiyor. Yani her videoyu analiz edebileceğini ve hatasız detaylı analizler sunabileceğini söylemek şimdilik gerçekçi değil. YouTube analizleri, Bard ile kullanıcı arasındaki sohbetin zenginleşmesini sağlayacak ve daha detaylı etkileşimlere olanak tanıyacak. Bu özelliği getiren Bard uzantıları, şu an için yalnızca İngilizce dilinde kullanıcılara sunuluyor. Diğer dillere ne zaman destek geleceği belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-chrome-da-guvenlik-acigi-bulundu-h139724.html", "text": "En yaygın olarak tercih edilen internet tarayıcısı olan Google Chrome, her geçen gün yeni rakipleri ortaya çıksa da yakın zamanda tahtından inmeyecek gibi görünüyor. İnternetin kanayan yarası olan zararlı yazılımlara karşı büyük adımlar atan tarayıcı, güncel olarak Google hesabınız için tehdit oluşturan bir güvenlik açığıyla karşı karşıya. Söz konusu açık, CloudSEK ve Hudson Rock tarafından ortaya atıldı. Lumma Infostealer ismi verilen bir yazılım yüzünden gündemimizde olan bu durum, siz hiçbir şeyin farkında olmadan da gerçekleşme potansiyeline sahip. Tabii en temelinde söz konusu yazılımın bilgisayarınızda yüklü olması lazım. Bu da kötü amaçlı kişiler için o kadar zor bir şey değil. Zira tık tuzakları , oltalama saldırıları , masum görünen linkler, mail'ler ve bunlara benzer diğer malzemeler yoluyla yazılımın bilgisayarınıza kurulması sağlanabilir. Bu yüzden ekstra dikkatli olmanız gerekiyor. Gelelim bu virüsün olayına. Bu yazılımın en temelde ihtiyaç duyduğu şey, internet sitelerinde sürekli kabul edip/etmeyip geçtiğimiz çerezler/izleyiciler. Bunlar yoluyla hesap doğrulaması yapan yazılım, çerezlerin süresi dolmuş veya hesap şifresi değiştirilmiş olsa da bu çerezlerin özel bir kısmı sayesinde her seferinde hesap doğrulaması yapabiliyor. Tabii mağdurlarla konuşma halinde olan ve durumu yakından takip eden Hudson Rock kurucusu Alon Gal, çerez formatının da belirleyici özelliğe sahip olduğunu belirtiyor. Çerezler normal şartlarda aktivite takibi ve dolayısıyla daha isabetli reklam gösterme gibi alanlarda kullanılıyor ve birçok tarayıcı, sitelerin bunları istemesini engelleyebiliyor. Chrome tarafında ise bunun sözü verilmişti fakat tarih olarak 2024'ün ocak ayı gösterilmişti. Bu sebeplerden ötürü korsan yazılımlara, şüpheli linklere ve şüpheli isimlerden gelen linklere ekstra dikkat etmenizi öneriyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-chrome-ios-adres-cubugu-alta-tasinabilecek-h138273.html", "text": "iOS cihazlarda pek çok kullanıcı tarayıcılarının arama çubuğunu ekranın alt kısmında kullanıyor. Apple bu değişikliği daha önce Safari tarayıcı için gerçekleştirmişti. Google'ın da Chrome için benzer bir çalışma yaptığı, geçmişte yayımladığı beta versiyonlarda da karşımıza çıkıyordu. Şimdiyse bununla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Google, Chrome'un iOS sürümü için geliştirdiği yeni özelliği kullanıcılara sundu. Artık Chrome'un iOS sürümü, isteyen kullanıcılar için Safari'ye benzer bir deneyim sunacak. Bu değişiklik zorunlu değil, Google kullanıcıları zorlamak yerine onlara bir alternatif sunuyor. Varsayılan versiyonda adres çubuğu yine uygulamanın üst kısmında yer alıyor. Adres çubuğunun yerini değiştirmek için Chrome uygulamasında Ayarlar'a girip \"Adres Çubuğu\" seçeneğine tıklamak gerekiyor. Sonrasında da adres çubuğunu aşağı taşıma seçeneğini seçebiliyoruz. Safari'de bu değişiklik yapıldığında, amaç kişilerin doğrudan parmaklarının altına bir arama çubuğu koyarak kullanıcıların telefonu daha rahat kullanmasını sağlamak olarak gösteriliyordu. Böylelikle daha akıcı bir internet deneyimi sunulabiliyordu. Öte yandan diğer tarayıcı uygulamalarının da benzer özelliklerini görmüştük. Genel olarak insanların şimdiye kadar alıştıkları arama deneyimi değişmemiş gibi duruyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-chrome-material-you-yeni-tasarim-h138560.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, dünyanın en popüler internet tarayıcısı Chrome için yeni bir tasarım hazırladı. Material You adlı tasarım, an itibarıyla dağıtım aşamasında ve kullanıcılar, çok yakında bu arayüzü kullanmaya başlayabilecekler. Google Chrome, en son 2018 yılında tasarım güncellemesi almıştı ve o dönemler için oldukça modern görünüyordu. Geçen yıllar, Chrome'un genel görünümünün eskimesine neden oldu. Bunun farkında olan şirket, görsel açıdan daha modern bir tarayıcı oluşturmak için çalıştı. Geldiğimiz son noktada, artık daha fazla yuvarlatılmış köşelere sahip olan yeni bir görünüm ile karşı karşıyayız. Sert hatlar, bundan sonra Google Chrome'un yanından geçmeyecek. Google Chrome'un yeni tasarımına baktığımızda hemen her yerde bir değişiklik görüyoruz. Örneğin, geçmişten de bildiğimiz, adres çubuğundaki kilit simgesi artık yok. Bunun yerine işlevsel özelliklere sahip yeni bir buton geldi. Ayrıca sağ üst kısımda yer alan üç noktalı seçenek menüsü de artık daha farklı bir görünüm sunuyor. Google Chrome'un yeni tasarımı, kişiselleştirmeye de daha fazla önem verecek. Bu bağlamda; artık yazılımın üst çerçevesinden tutun da yeni sekme sayfasındaki Google logosuna kadar hemen her yerde istediğiniz renk tonunu kullanabileceksiniz. Bu yenilik en çok da geleneksel tasarımdan sıkılan ancak kısıtlı özelleştirme imkanı nedeniyle de çaresiz kalan kullanıcıları memnun edecek gibi görünüyor. Dikkatli takipçilerimiz fark etmiş olabilirler. Google Chrome'un yeni tasarımında içi boş simgeler kullanılmaya başladı. Şirket bu değişikliği, simgelerin görünebilirliğini artırmak için gerçekleştirdi. Yer işaretleri veya diğer seçenekler için kullandığımız simgeler, artık daha farklı gözükecek. Bununla birlikte, sağ üst kısımdaki bölümde de seçeneklerle ilgili simgeler sunulacak. Google Chrome, internet erişimi olan hemen herkesin kullandığı ve artık çok alıştığı bir uygulama. Hal böyle olunca Google, yazılımın genel yapısı üzerinde radikal değişiklikler yapmamış gibi görünüyor ki bu doğru bir yaklaşım. Tasarım değişmiş olsa bile neyin nerede olduğunu bulmakta zorlanmayacaksınız. Haberimizin başında da belirtmiş olduğumuz gibi bu yeni tasarım, an itibarıyla dağıtım aşamasında. Yani bu tasarımı çoktan kullanmaya başlamış olabilirsiniz veya henüz bir değişim görmemiş olabilirsiniz. Eğer eski tasarımı kullanıyorsanız ve yeni tasarıma geçiş yapmak istiyorsanız Google Chrome'un \"Ayarlar\" bölümüne girin. Ardından da \"Chrome Hakkında\" seçeneğine tıklayın. Eğer bir güncelleme varsa bu güncellemeyi yapın. Yeni tasarım, çok büyük bir olasılıkla gelmiş olacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-drive-yedeklenen-dosyalar-kaybolmaya-basladi-h138891.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google'ın bulut tabanlı depolama hizmeti Google Drive, bir süredir önemli bir konu ile gündemde. Hizmetin masaüstü sürümünü kullanan bazı kullanıcılar, platforma yükledikleri dosyalara erişememeye başladılar. Durumun farkında olan Google, konuyla ilgili araştırma başlattı. Konuyla ilgili yeni bir açıklama yapan Google, Drive'da kaybolan içerikleri geri getirmeye yarayan bir yöntem açıkladı. Ancak bu yöntem de yüzde 100 kesinlikle çalışmıyor gibi görünüyor çünkü Google, sorun yaşamaya devam eden kullanıcıların, kendisiyle iletişime geçmesini sağlayacak bir yöntem daha sundu. Google tarafından yapılan açıklamya göre dosyalarını kaybeden kullanıcılar, Drive'ın Mac ve PC için sunulan en güncel versiyonunu yüklemeleri gerekiyor. Bundan sonraki aşamada da kurtarma aracı çalıştırılmalı. Eğer verilerin kurtarılması başarılı olursa Google'a göre kaybolan veriler de geri gelecek. Google'ın açıklamasına göre bu araç ile kurtarılan tüm dosyalar, Google Drive'da yeni bir klasöre getirilecek. Google, bu yöntemden sonuç almayan kullanıcıların, #DFD84 kodu ile geri bildirimde bulunması gerektiğini söyledi. Bu geri bildirim de yine Google Drive'a ait uygulama üzerinden gerçekleştirilecek. Kullanıcı bildirimlerine göre Mayıs 2023 itibarıyla yüklenen veriler, bir anda ortadan kaybolmaya başladı. Ancak kullanıcılar da Google da bu sorunu şimdilerde fark etti. Google tarafından yapılan önceki açıklamaya göre kullanıcı belgelerinin yok olmasına neden olan hata, 84.0.0.0 ve 84.0.4.0 kodlu masaüstü uygulama sürümlerindeki senkronizasyon hatası. Bu arada; Google, daha önceki dönemlerde veri kaybeden kullanıcıların ne yapmamaları gerektiğini açıkladı. Google'a göre sorun çözülene kadar masaüstü uygulamadaki bağlantının kesilmemesi gerekiyor. Ayrıca Google Drive'daki klasörlerle oynamak, şu an için çok da mantıklı bir hareket değil. Tüm bunlara ek olarak, kullanıcıların, bilgisayarlarındaki şu klasörlere de müdahale etmemeleri gerekiyor. Ancak aşağıda konumlarını paylaştığımız klasörleri kopyalamak, sorun çözülene kadar kalan verilerin de silinmesini engelleyebilir. - Windows için: \"Kullanıcı Adı\"\\AppData\\Local\\Google\\DriveFS - macOS için: ~/Library/Application Support/Google/DriveFS"} {"url": "https://www.webtekno.com/google-en-cok-aranan-kisiler-kelimeler-h130408.html", "text": "Tüm internet kullanıcılarının ikinci evi olan Google, sona ermek üzere olan 2023 yılı için tüm dünyada en çok nelerin aratıldığını açıkladı. Google'da Yılın Arama Trendleri raporuyla paylaşılan veriler, Türkiye'ye özel verilere de ev sahipliği yapıyor. - Sinan Oğan - Dilan Polat - Zaha - Kemal Kılıçdaroğlu - Muharrem İnce - Taha Duymaz - Metin Uca - Özkan Uğur - Seda Fettahoğlu - Deniz Baykal - Deprem nerede oldu? - Elbistan nerede? - Gazze nerede? - Fas nerede? - Nerede oy kullanacağım? - Yalı Çapkını - Wednesday - Kızılcık Şerbeti - Aile - Hudutsuz Sevda - Aşure tarifi - Güllaç tarifi - Acai bowl tarifi - Krem karamel tarifi - Lalanga tarifi - Antidepresan sözleri - Enerji sözleri - Bi' tek ben anlarım sözleri - Müphem sözleri - Ali Cabbar sözleri - Teravih namazı nasıl kılınır? - Bayram namazı nasıl kılınır? - Deprem nasıl oluşur? - Seçim ikinci tura nasıl kalır? - Basınç ölçer nasıl yazılır? - Meteor yağmuru ne zaman? - Seçim ne zaman? - İkinci tur ne zaman? - Borsa ne zaman açılacak? - Üniversiteler ne zaman açılacak? - 88 nerenin plakası? - 50 plaka nerenin plakası? - 23 plaka nerenin plakası? - 25 plaka nerenin plakası? - 21 plaka nerenin plakası? - İş görüşmesinde ne giyilir? - İlkbaharda ne giyilir? - Umrede ne giyilir? - Aile tanışmasında ne giyilir? - 16 derecede ne giyilir? - En sevilmeyen burçlar - En üzgün burçlar - En tatlı burçlar - Toprak grubu burçlar - Sabir burçlar hangileri? - Sürekli başım dönüyor gibi hissediyorum - Sürekli yorgun hissediyorum - Sürekli tuvaletim varmış gibi hissediyorum - Karında kalp atışı hissediyorum - Sürekli aç hissediyorum - War in Israel and Gaza - Titanic submarine - Turkey earthquake - Hurricane Hilary - Hurricane Idalia - Damar Hamlin - Jeremy Renner - Andrew Tate - Kylian Mbappe - Travis Kelce - Matthew Perry - Tina Turner - Sinead O'Connor - Ken Block - Jerry Springer - Jeremy Renner - Jenna Ortega - Ichikawa Ennosuke - Danny Masterson - Pedro Pascal - Damar Hamlin - Kylian Mbappe - Travis Kelce - Ja Morant - Harry Kane - Barbie - Oppenheimer - Jawan - Sound of Freedom - John Wick: Chapter 4 - Shakira - Jason Aldean - Joe Jonas - Smash Mouth - Peppino di Capri - Bibimbap - Espeto - Papeda - Scooped bagel - Pasta e fagioli - - Yoasobi - Try That In A Small Town - Jason Aldean - Bzrp Music Sessions, Vol. 53 - Shakira Bizarrap - Unholy - Sam Smith Kim Petras - Cupid - FIFTY FIFTY - Bones - Imagine Dragons - Kesariya - Arijit Singh - - YOASOBI - Maan Meri Jaan - King - Believer - Imagine Dragons - Inter Miami CF - Los Angeles Lakers - Al-Nassr FC - Manchester City F.C - Miami Heat - The Last of Us - Wednesday - Ginny & Georgia - One Piece - Kaleidoscope - Hogwarts Legacy - The Last of Us - Connections - Battlegrounds Mobile India - Starfield - Park Güell, Barselona - Central Park, New York - Hyde Park, Londra - El Retiro Park, Madrid - Villa Borghese, Roma - Spotify Camp Nou, Barselona - Santiago Bernabeu Stadium, Madrid - Wembley Stadium, Londra - Tokyo Dome, Tokyo - San Siro Stadium, Milano - Louvre Museum, Paris - The British Museum, Londra - Musee d'Orsay, Paris - Natural History Museum, Londra - teamLab Planets, Tokyo - Çeviri - Sanat ve eğlence - Metinler - Eğitim - Alışveriş - Gömlek - Dış giyim - Ayakkabı - Elbise - Pantolon"} {"url": "https://www.webtekno.com/google-forum-sitelerini-one-cikarmaya-baslayacak-h138894.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, web sitesi sahiplerinin işine yarayacak yeni özelliklerini kullanıma sundu. Google Arama hizmet için oluşturulan yeni özellikler, yapılan aramalarla ilgili sonuçların gösterim sıralarını önemli ölçüde iyileştirecek. Kullanıcılar, SEO içeriklerden ziyade nitelik açısından daha iyi olan sonuçları üst sıralarda görmeye başlayacaklar. Google'ın yeni sistemi, sadece bireysel internet sitelerine avantaj sağlamayacak. Forum siteleri ile sosyal medya platformları da arama sonuçlarında daha üst sıralarda gösterilecek. Böylelikle kullanıcı, sadece SEO optimizasyonu nedeniyle üst sıralara çıkmayı başaran içerikler yerine, gerçek kullanıcılar tarafından yapılan paylaşımları görmeye başlayacaklar. Yeni sistem, kullanıcıların 'daha doğru' bilgiye ulaşmasını sağlayacak gibi görünüyor. Google'ın yaptığı tek çalışma, arama sonuçları ile ilgili olmadı. Şirket, içerik üreticiler için yeni bir profil kartı özelliğini de kullanıma sundu. İçerik üreticilerin paylaşım yaptıkları siteler, bu özellikten faydalanarak içerik üreticiler için kullanıcı adı, profil fotoğrafı, takipçi sayısı veya içeriklerindeki popülarite gibi bilgileri içeren bir kart oluşmasını sağlayabilecekler. Google Arama sorgusu yapan kullanıcı, burada profil kartını görecek. Google, Reddit ve Quora gibi daha çok soru cevap üzerine inşa edilen platformları zaten ön plana çıkarıyor. Şimdi bunlara benzer ancak nispeten küçük olan siteler de Google tarafından ön plana çıkarılacak. Tartışma forumları ile soru-cevap siteleri, artık profil kartına benzer bir yapının içinde gösterilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-fotograflar-fatura-hatirlatma-ozelligi-h138583.html", "text": "Faturalarının fotoğraflarını çeken ancak faturalarını gününde ödemeyi unutanlardan mısınız? Google'ın yeni özelliği, fatura ödemelerinde son günü kaçırmanıza engel olabilir. Bir Android uzmanının yaptığı incelemelere göre Google, yapay zeka ile fotoğrafları çekilen faturalara hatırlatma tarihi eklenebilmesinin yolunu açmaya hazırlanıyor. Yeni özellik şimdilik kullanıcılara açık değil. Ancak AssembleDebug kullanıcı adıyla tanınan araştırmacıya göre özelliğe ilişkin kodlar şimdiden Fotoğraflar uygulaması içinde yer almaya başladı. Uygulamanın çalışma mantığı da az çok belli oldu. Bir faturanın ya da dokümanın fotoğrafı çekildiğinde, üzerinde tarih olması durumunda yapay zeka bu tarih bilgisini tespit edebilecek. Ekranın alt kısmında bu fotoğraflar için üç farklı seçenek bulunacak. Bunlar \"Lens\", \"Metni kopyala\" ve \"Hatırlatıcı kur\" olacak. Hatırlatıcı kurmayı seçenlerden Google Fotoğraflar, Takvim uygulamasına erişim izni isteyecek. Erişim izni verildiğinde ise faturanın hatırlatılacağı tarihi seçmek mümkün olacak. Günü geldiğinde de faturanın görseli otomatik olarak pop-up şeklinde hatırlatılacak. AssembleDebug'a göre hatırlatıcı özelliği her fotoğrafta yer almayacak. Bu özellik yalnızca üzerinde metin ya da tarih bulunan görseller için kullanılabilecek. Yapay zeka da burada devreye girecek ve görsellerin faturalara ait olup olmadığını tespit etmekte kullanılacak. Şimdilik bu özellik herkesin erişimine açık olmasa da kodlarının eklenmiş olması, yakın zamanda bu konuda yeni gelişmeler olabileceğini gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-gemini-demo-video-gercegi-yansitmiyor-h139164.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, geçtiğimiz günlerde büyük bir duyuru gerçekleştirdi. Şirket, bu duyuru kapsamında ChatGPT'ye rakip olacak yapay zeka teknolojisi Gemini'ı duyurdu. Duyuru sırasında birkaç demo paylaşan Google, gerçekten de etkileyici bir iş yapmış gibi görünüyor. Ancak Google'ın Gemini için paylaştığı bir demonun, tam anlamıyla gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Az sonra sizlerle paylaşacağımız demo, Gemini'ın çok hızlı bir şekilde yanıt verdiğini gözler önüne seriyordu. Oysa Google'ın hazırladığı demo, üzerinde oynanmış bir yapıya sahipti. Gelin bu meseleye daha yakından bakalım. Yukarıdaki video, Gemini'ın yeteneklerini gözler önüne seriyor. Açık konuşmak gerekirse video, bu haliyle oldukça etkileyici. Ancak videonun açıklama kısmına baktığımızda şöyle bir ifadenin kullanıldığını görüyoruz: Bu demoda gecikme azaltılmış ve Gemini çıktıları kısaltılmıştır. İşte bu açıklama, Parmy Olson'ın tepkisini artırdı. Bloomberg yazarına göre Google, ChatGPT'yi geçtiğini iddia etmek için gösteriş yapmıştı. Ancak Google, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını savunuyor. Google'ın derin öğrenme biriminde üst düzey yetkili olan Oriol Vinyals, 6 dakikalık videonun nasıl oluşturulduğunu anlattığı bir paylaşım yaptı. Yukarıda gördüğünüz paylaşımda şöyle bir ifade kullanılıyor: Videodaki tüm kullanıcı istemleri ve çıktıları gerçektir ve kısa olması açısından kısaltılmıştır. Video, Gemini ile oluşturulan çok modlu kullanıcı deneyimlerinin nasıl görünebileceğini gösteriyor. Bunu geliştiricilere ilham vermek için yaptık. Evet, Google'ın gösterdiği video ultra gelişmiş olabilir ancak Gemini, henüz bu kadar iyi seviyede olmayabilir. Ancak şu an için ChatGPT'nin de mükemmel olduğunu söylemek mümkün değil. Ayrıca Google'ın söz konusu demoda yaptığı şey, Gemini'ın potansiyelini göstermek."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-gemini-dil-modeli-h139116.html", "text": "Yapay zeka yarışında önde gelen şirketlerden biri olan Google, bugün uzun zamandır beklenen Gemini modelini tanıttı. Bir dil modeli olan Gemini, Google için yeni bir yapay zeka yarışı başlatacak ve OpenAI GPT'sine rakip olacak. Teknoloji devi, paylaştığı bir blog gönderisiyle Gemini'yı bizlerle buluşturdu. Model, birçok önemli işlevi yerine getirebiliyor. CEO Sundar Pichai de Gemini'ın yetenekleri her alanda son teknoloji. diyor ve modelin insanların dünyayı anlama ve onunla etkileşim kurma biçiminden ilham aldığını söylüyor. Gemini 1.0 olarak da adlandırılan model, Google'ın Deepmind yapay zeka departmanı ve diğer araştırma bölümleri arasındaki kapsamlı bir iş birliği sonucunda geliştirildi. İleriye doğru büyük bir adımı temsil eden model, nihayetinde tüm Google ürünlerini etkileyecek. Dil modeli, Nano, Pro ve Ultra olmak üzere üç farklı sürüme sahip. En hafif versiyon Gemini Nano'nun, Android cihazlarda yerleşik olarak yer alması planlanıyor. Öte yandan biraz daha güçlü olan Gemini Pro da Bard sohbet botu gibi birçok Google hizmetine güç verecek. En güçlüsü olan Ultra'yı ise veri merkezleri kurumsal uygulamalarda göreceğiz. Şirket, Ultra'nın en erken 2024'te kullanılmaya başlayacağını söylüyor. Google, çok modlu bir yapay zeka modeli olan Gemini'ın mevcut modellerden çok daha iyi bir şekilde, sıfırdan her türlü girdiyi anlayabildiğini ve akıl yürütebildiğini söylüyor. Bu kadar fazla veriyi kullanabilmesi de fizik gibi zorlu konularda iyi olmasını sağlıyor. Gemini'ın en basit versiyonu, şimdilik metin girdileri ve çıktılarıyla çalışabiliyor. Ancak Ultra, çıktığında fotoğraf, video ve sesle çalışma imkanına sahip olacak. CEO Pichai'nin paylaştığı bir video, Gemini'ın en çok dikkat çeken yeteneklerinden birini gözler önüne serdi. Videoda modelin çizilen görselleri, yapılan hareketleri, gösterilen eşyaları anında tanımlayıp sesli cevap verebildiği görüldü. Google, Gemini'ın OpenAI'ın GPT-4 dil modeliyle bazı konularda karşılaştırıldığı bir görüntü de paylaştı. Şirketin iddiasına göre yeni model, anlamlandırmadan kodlamaya kadar bazı önemli konularda rakibinden önde. Gemini, kod yazma konusunda da çok yetenekli olacak. Model, AlphaCod 2 isimli bir kod üretme sistemi kullanıyor. Testlerde de rakiplerinden %85 daha iyi performans göstermiş. İyi olduğu diller arasında Pyhton, Java, C++ ve Go yer alıyor. Gemini modeli şimdiden birkaç şekilde sunulmaya başladı. Bard, artık Gemini Pro'dan güç alacak ve ChatGPT'ye ciddi bir rakip olmaya çalışacak. Bard, Gemini ile birlikte kullanıcıyı daha iyi anlayabilecek ve daha iyi cevaplar verecek. Şirket, daha doğru ve kaliteli bilgiler sunacağını söylüyor. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz kod yeteneklerini de kazanıyor. Gemini'dan güç alan Bard, bugünden itibaren 170 ülkede kullanıma sunuldu. Şirket, dil modelinin şimdilik yalnızca İngilizce dilinde olduğunu açıkladı. Ancak yakında diğer dillere de destek geleceğini de ekledi. Ayrıca Ultra çıktığında Bard'ın yeni bir versiyonunu da göreceğiz. Bu versiyon, Bard Advanced olarak adlandırılacak ve çok daha gelişmiş yapay zeka özellikleri sunacak. Gemini Pro, yapay zeka destekli Google Arama gibi diğer hizmetlere de ilerleyen zamanlarda eklenecek. Google, Gemini Nano'nun amiral gemisi telefonu Pixel 8 Pro'ya geleceğini de duyurdu. Bu destek, telefona bazı özellikler getirecek. Nano'yla Recorder isimli ses kayıt uygulamasındaki otomatik özetleme iyileşecek. Ayrıca klavyedeki akılı cevaplama özelliği de Gemini Nano desteği alacak. Bu özellikler, aralık ayı içinde telefonlarda sunulacak. Pixel'in Türkiye'de satılmadığını belirtelim. Google, Gemini Nano için şimdilik çok büyük bir adım atmadı. Sadece iki özelliğe geldiğini ve cihazda çok büyük değişiklikler yapmayacağını görüyoruz. Ancak zamanla bu durum değişecek. Şirket, önümüzdeki yıl daha fazla uygulamaya ekleneceğini söylüyor. Bard'ın Pixel'lere önümüzdeki yıl geleceğini düşünürsek bu telefonlar yakında Gemini'ın yapay zeka yetenekleriyle dolup taşacak. Ayrıca en sonunda tüm Android ekosisteminde Gemini'yı göreceğimizi tahmin etmek yanlış olmaz. Google'ın Gemini ile başarılı olup olmayacağını ve OpenAI'ın GPT'sinin önüne geçip geçmeyeceğini bekleyip göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-gemini-pro-gelistiriciler-kurumsallar-duyuruldu-h139327.html", "text": "Yapay zekanın teknolojinin geleceği üzerinde büyük bir etkisi olacağı konusunda büyük firmalar arasında bir konsensus oluşmuş durumda. Bu yüzden de hemen her firma kendi yapay zekasını geliştirmek için bir yarış içerisinde. Google da Gemini yapay zekası ile birlikte bu alana girişini yaptı. Şimdiyse Google'dan Gemini özelinde yeni bir hamle geldi. Şirket, geliştiriciler ile kurumsal müşterilere hitap eden Gemini Pro paketini kullanıma sundu. İhtiyaca göre farklı özellikler sunan Gemini Pro, müşterileri tatmin etmeyi başaracak gibi görünüyor. Gemini Pro'nun üç farklı versiyonu bulunuyor. Bunlar Ultra, Pro ve Nano olarak listeleniyor. Şimdiden Android entegrasyonu yapılmış olan bu yapay zeka modeli, Pixel 8 Pro'da vardı ve Bard'a da uyumlu versiyonu sağlanmıştı. Gemini Pro, Gemini API ile kullanılıyor ve benchmark testlerinde diğer modelleri geride bırakmayı başarıyor. Gemini Pro, metinde 32 bin içerik penceresi sunarken 38 dilde hizmet sunuyor ve 180'den fazla ülkede kullanılabiliyor. Özellikler arasında arama, link gömme, semantik anlama, kişisel bilgileri kullanma ve sohbet fonksiyonu yer alıyor. Gemini Pro'nun yazılım geliştirme kiti Python, Android, Node.js, Swift ve JavaScript desteğiyle geldi. Google'ın yapay zeka araçları bu kadarla da kalmadı. İnternet tabanlı ve ücretsiz olarak kullanılan Google AI Studio da yeni araçlardan biri. Bu araç sayesinde istem geliştirme, API anahtarı oluşturmak mümkün oluyor. Ayrıca geliştiriciler, üretimlerini Vertex AI'a taşıyabilecek. Google ayrıca var olan araçlarını da geliştirdiğini söylerken, sağlık, müzik, veri kontrolü gibi alanlarda da yeni araçlar sunduğunu duyurdu. Google Gemini Pro, ücretsiz versiyonda saatte 60 istekte bulunmayı mümkün kılıyor. Daha fazlasına ihtiyaç duyanların ise belirli bir ödeme yapmaları gerekecek. Yukarıdaki ekran görüntüsünde de görebileceğiniz üzere Google Gemini Pro'ya her 1.000 girdi, 0,00025 dolar karşılığında ücretlendirilecek. Görüntü girdileri içinse 0,0025 dolar ödeme yapılacak. Müşteriler, Google Gemini Pro'da her 1.000 karakterlik çıktı için de 0,0005 dolar ödeme yapacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-gizli-sekme-davasi-5-milyar-dolar-odeyecek-h139702.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, 2020'den beri önemli bir dava ile uğraşıyor. ABD'de açılan bu davada Google'a yöneltilen suçlama, \"Gizli Sekme\" özelliği ile ilgili. İddialara göre şirket, kullanıcılar gizli mod kullanırken de veri topluyor. Oysa kullanıcılar, gizli modu zaten verileri toplanmasın diye kullanıyorlar. Yıllardır devam eden ve bir türlü çözüme ulaşamayan mesele, önümüzdeki yıl sonlanacak gibi görünüyor. Google, dava süreci boyunca Gizli Sekme modundaki kullanıcılardan veri topladığını reddetmedi. Yani şöyle reddetmedi; şirket, topladığı verilerin içerikler, ürünler, pazarlama ve performans değerlendirmesi ile ilgili olduğunu söyledi. Üstelik Google'a göre kullanıcılar da bunun farkında. Bu süreçle daha fazla uğraşmak istemeyen Google, mahkemeye sunduğu anlaşma teklifi ile meseleyi kapatmaya karar vermiş gibi görünüyor. Davaya bakan hakim olan Yvonne Gonzalez Rogers tarafından yapılan açıklamaya tarafların avukatları, konuyla ilgili ön anlaşma sağladılar. Bu ön anlaşma, Alphabet'in tazminat olarak 5 milyar dolar civarında ödeme yapmasını gerektiriyor. Ancak şimdilik kesinleşmiş bir şey olmadığını söyleyelim. Anlaşma taraflarının Şubat 2024'e kadar anlaşmayı resmi olarak mahkeme heyetine sunmaları bekleniyor. Google'ın savunuculuğunu yapıyor gibi görünmek istemeyiz ancak Chrome'u çalıştırır ve Gizli Sekme özelliğini açarsanız ana ekranda birkaç uyarı görürsünüz. Bu uyarılarda Google Chrome'un tarama geçmişi, çerezler ile site verileri ve doldurulan formlardaki verileri kaydetmeyeceği belirtiliyor. Ancak aynı bölümde web site yöneticilerinin, okul veya işletmenin, hatta internet servis sağlayıcıların etkinlik takibi yapabileceği ifade ediliyor. Davacı tarafsa buna bile izin verilemeyeceğini söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-gmail-yanitla-bolumu-yeni-ozellik-h138478.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google'ın mobil ürün ve hizmetlerindeki revizyon çalışmaları sürüyor. Şirketten gelen son haberler ise popüler e-posta servisi Gmail'in aynı adlı mobil uygulamasına yeni bir arayüz özelliği geleceğini gözler önüne seriyor. Henüz test aşamasında olan yeni özellik, kullanıcıya zaman tasarrufu sağlayacak gibi görünüyor. Gmail uygulamasında bir e-postayı yanıtlamak istediğinizde bu işlevler için oluşturulmuş butonları kullanmanız gerekmektedir. İşte Google'ın yeni arayüzü, bu durumu değiştiriyor. Şimdilik Android ekosistemi için test edilen yeni arayüz, e-posta okuduğunuz ekranın sonuna bir yanıtlama bölgesi ekliyor. Bu sayede sağda solda \"yanıtla\" butonu aramaya gerek kalmayacak. Kullanıcı, tıpkı WhatsApp'ta mesajlaşıyor gibi e-posta yanıtlayacak. Ekranın altına yerleştirilecek bölüme dokunan bir kullanıcı, kullanmakta olduğu telefonun klavye uygulamasına erişip, alışık olduğu yazma deneyimini yaşamaya devam edecek. Ayrıca bu alanda, e-postaya eklenecek belgeler için bir buton bulunacak. Yazma işlemini tamamlayan kullanıcı, kişi eklemelerini veya diğer düzenlemeleri de yine bu bölüm üzerinden gerçekleştirecek. Google, Gmail için test aşamasına getirdiği özelliği ne zaman kullanıma sunacağına ilişkin bir şey söylemedi. Ayrıca bu yeni özelliğin iOS ekosistemine gelip gelmeyeceği, gelecekse de bunun ne zaman gerçekleşeceği bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-guvenlik-kontrolu-surekli-calisacak-h139527.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, bundan uzun bir süre önce \"güvenlik kontrolü\" isimli bir özelliği kullanıma sundu. Google Chrome aracılığıyla kullanıcılara sunulan bu özellik, geniş çaplı bir internet taraması yapılmasına ve kullanıcıların çalınmış şifrelerinin tespit edilmesine yardımcı oluyordu. Şimdiyse Google'dan bu özellik ile ilgili yeni bir hamle geldi. Şirket, güvenlik kontrolü özelliğinin arka planda sürekli olarak çalışmasına karar verdi. Böylelikle kullanıcılar için sürekli aktif olan bir güvenlik katmanı oluşturulmuş olacak. Kullanıcı, en ufak bir güvenlik sorununu anında tespit edebilecek. Güvenlik kontrolü; gizliliği ihlal edilen şifrelere ek olarak potansiyel olarak zararlı Chrome eklentilerini tespit edecek. Ayrıca Google Chrome güncellemeleri yapılmadıysa da bir uyarı göreceksiniz. Tüm bunlara ek olarak kullanıcılar, artık site izinleriyle ilgili bilgilendirmeler de alacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-haritalar-kiralik-ev-dukkan-ilani-eklenebilecek-h139060.html", "text": "Pek çok kişi için AirBnb gibi uygulamalar, evlerini, odalarını ya da başka mülklerini kısa süreli kiraya vererek ek gelir elde etme imkanı sunuyor. Şimdi de Google, Haritalar'a Kiralık Lokasyon olarak bu mülklerin eklenmesini mümkün hale getirecek yer işaretlerini duyurdu. Sistemin işleyişi oldukça basit. Google Haritalar'ın yer işaretlerine eklenen Kiralık Lokasyon özelliği sayesinde turizm amaçlı kiralık mülklerin haritalarda işaretlenmesi mümkün olacak. Bu yer işareti seçildikten sonra fiyat bilgisi, kaç kişiye kadar ağırlama hizmeti sunulabildiği, mülkün görselleri paylaşılabilecek. Yapılandırılmış veri olarak kiralık lokasyonlar eklenirken Accomodation olarak listelenecekler. Ayrıca her bir yapının özel bir tanımlayıcısı olacak. Bu tanımlayıcı, taşınmazın isminden ya da adresinden farklı olacak. Mülkün adı ya da sahibi değişse bile tanımlayıcı değişmeyecek. Aynı taşınmaz farklı dillerde de listelense tanımlayıcı aynı kalacak. Listelemelerde en az 8 fotoğraf kullanılması zorunlu olacak. Bu sekiz fotoğraftan en az 1'inde banyo, 1'inde yatak odası ve 1'inde de ortak olan yer almak zorunda olacak. Yapının tam konumu ve türü de bilgiler arasında yer alacak. Ayrıca isteyenler, taşınmazlarında bulunan Wi-Fi, şömine, havuz gibi farklı özellikleri de listelemelerde tanımlayabilecek. Bir mülkün Kiralık Lokasyon olarak listelenmesi için hem Tatil Kiralık Politikası hem Arama Temelleri hem de Genel yapılandırılmış veri rehberilerine uyumlu olmak zorunda. Bu üçünden birinin olmaması durumunda listeleme görünmeyecektir. Özelliği yakında Google Haritalar'da görmeye başlayabiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-hayat-ozeti-yapay-zeka-project-ellmann-h139240.html", "text": "Yapay zeka odaklı teknolojiler, hayatımızın hemen her yerinde kendini göstermeye başladı. Bugün makale yazmaktan, görsel ve hatta video oluşturmaya kadar hemen her alanda yapay zeka destekli teknolojilerden yararlanabiliyoruz. Peki ya yapay zeka, hayatımızın özetini sunsa nasıl olurdu? Google'ın bununla ilgili önemli bir fikri var gibi görünüyor. Google'ın geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği şirket içi etkinlikte, \"Project Ellmann\" isimli yeni bir yapay zeka teknolojisi duyuruldu. CNBC tarafından ulaşılan sunum, bu teknolojinin neler sunabileceğini gözler önüne serdi. Görünen o ki Google'ın kısa bir süre önce duyurduğu ChatGPT rakibi yapay zeka aracı Gemini, Project Ellmann'a hayat verecek. Project Ellmann, Google Fotoğraflar ile Google Arama'daki geçmişinizden faydalanarak, hayatınızın kapsamlı özetini oluşturacak. Ayrıca Ellmann Chat isimli bir sohbet botuna sahip olacak. İsmini, ABD'li ünlü edebiyat eleştirmenlerinden Richard David Ellmann'dan alan sohbet botu, hayatınıza dair sorular için yanıtlar almanızı sağlayacak. Project Ellmann, gerçekten de ilginç bir deneyim sunacak gibi görünüyor. Açık konuşmak gerekirse Apple'ın ve Google'ın Fotoğraflar uygulamaları anılar geçmişi gibi özellikler sunuyorken, Project Ellmann'ın gereksiz olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak Project Ellmann, alıştıklarınızın çok ötesinde bir deneyim sunacak. Google'ın bu özellikteki nihai amacı, sizi ve sahip olduğunuz hayat hikayenizi daha iyi anlamak. Oldukça kapsamlı bir bir anlatı ile kendi iç muhasebenizi de yapabilmenizi sağlamak. Tabii Google Gemini destekli projenin kullanıcı verilerini nasıl işleyeceği hususu da ayrı bir tartışma konusu..."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-iphone-15-pro-pixel-8-reklami-video-h139768.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, geçtiğimiz saatlerde keyifli bir reklam filmi yayımladı. Şirketin \"Made by Google\" isimli YouTube kanalından yayımlanan reklam filmi, bir iPhone'a da ev sahipliği yapıyor ve oldukça eğlenceli. Google, Pixel 8 serisi akıllı telefonlarıyla \"Best Take\" isimli bir özelliği kullanıma sundu. Grup çekimlerine odaklanan bu özellik, çekilen bir fotoğraf üzerinde önemli iyileştirmeler yapılmasını sağlıyor. Diyelim ki 10 kişilik bir grubun fotoğrafı çekildi. Best Take, fotoğrafta gözü kapalı veya somurtan bir veya birden çok kişiyi tespit edip, düzeltme yapıyor. İşte hazırlanan reklam filmi de aslında bu özelliğe atıfta bulunuyordu. Google'ın hazırladığı reklam filminde bir iPhone ile bir Google Pixel'in diyaloğunu görüyoruz. \"Akşamdan kalma\" iPhone'a gecenin zor geçmiş olabileceğini soran Pixel, grup fotoğraflarının zorladığı cevabıyla karşılaşıyor. Pixel'se aynı şeyi kendisinin de yaşadığını belirtiyor. Bunun üzerine iPhone, en iyi çekim özelliklerinin Pixel'de olduğunu, bu kadar iyi çekimler yapamadığı için hem bataryasının zorlandığını hem de galerinin şiştiğini aktarıyor. Yeniden söz alan Pixel, iPhone'dan fotoğrafları kendisine göndermesini, yapay zekası ile görüntü üzerinde düzenleme yapabileceğini söylüyor. Buna şaşıran iPhone da yapay zekasının gücünün buna yetip yetmeyeceğini soruyor. Olumlu yanıt alan iPhone, yeniden baygınlık geçiriyor. Google'ın yeni reklam filmiyle ilgili yorumlarınızı bizlerle paylaşmayı unutmayın..."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-kullanilmayan-hesaplari-silmeye-basliyor-h134566.html", "text": "Google, geçtiğimiz mayıs ayında uzun süredir kullanılmayan hesapların ele geçirme riskinin çok daha fazla olduğunu söyleyen bir blog gönderisi yayımladı. Teknoloji devi, bu nedenle de politika değişikliklerine gideceğini açıkladı. Google'ın politika değişikliği, uzun süredir aktif olmayan Gmail hesaplarını etkileyecek. 24 ay, yani 2 yıldır kullanılmayan hesaplar, bugün itibarıyla silinecek. Google, yaptığı açıklamada kullanılmayan hesapların Aralık 2023 itibarıyla silineceğini duyurdu. Yani bugünden itibaren, 24 aydır faaliyette bulunmayan milyonlarca hesap kaldırılmış olacak. Şirket, bu politika değişikliğinden önce uzun süredir aktif olmayan hesaplarda direkt olarak hesabı silme gibi bir uygulama yapmıyordu. Bunun yerine sadece hesabın içindeki içerikleri kaldırıyordu. Ancak ele geçirilme ihtimali nedeniyle artık hesapların kendisi silinecek. Silinecek hesaplar da uygulama öncesi bilgilendirilecek. Bu uygulamanın yalnızca kişisel hesapları etkileyeceğini belirtelim. Organizasyonlar ve işletme gibi türlerdeki hesaplarda böyle bir şey yaşanmayacak. - E-posta okuma veya gönderme - Google Drive'ı kullanma - Hesaba bağlı bir YouTube videosu izleme - Google Play Store'dan bir uygulama indirme - Google Aramayı kullanma - Üçüncü taraf bir uygulama veya hizmette oturum açmak için Google ile Oturum Aç'ı kullanma"} {"url": "https://www.webtekno.com/google-meme-uzantisini-kullanima-sundu-h138919.html", "text": "İnternet kullanımının yaygınlaşması, hayatımıza pek çok yeni tabir kattı. Onlardan biri de \"meme\" . Daha çok komik içeriklerden oluşan ve hemen hepsi viral hale gelen meme'ler, internet dünyasının çok büyük bir bölümünde karşımıza çıkıyor. Şimdiyse Google, bu içeriklerle ilgili yeni adım attı. Google'ın alan adı kayıt sistemi Google Registry, meme odaklı internet siteleri için \".meme\" şeklindeki alan adlarını kullanıma sundu. Böylelikle kullanıcılar, bir meme kategorisi belirleyip, bunun üzerine internet siteleri inşa edebilecekler. Google tarafından yapılan açıklamada, .meme uzantılı alan adlarının erken erişim kapsamında şimdiden satın alınabileceği belirtildi. Şirket, 5 Aralık tarihi itibarıyla tüm alan adlarını, herkesin satın alabilmesine uygun hale getirecek. Google, alan adı fiyatlarının 5 Aralık tarihi yaklaştıkça ucuzlayacağını söyledi. Bu arada; aslında .meme uzantısına sahip olan bazı internet sitelerinin uzun zamandır var olduklarını söyleyebiliriz. Ancak burada şöyle bir husus var; bugüne kadar yayımlanmış olan .meme uzantılı internet siteleri, bu uzantıyı sadece gösteriyordu. Gerçek alan adları ise .com veya .net gibi alıştığımız uzantılardı. Google Registry'ın yeni sistemi ile artık gerçekten .meme uzantılı internet siteleri açılabilecek. - knowyour.meme - stonks.meme - style.meme - real.meme - license.meme - keyboardcat.meme - grumpycat.meme - nyancat.meme - cat.meme Buradaki bağlantı üzerinden Google Registry'a ulaşıp, .meme uzantılı alan adını hemen satın alabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-mesajlar-mesaj-duzenleme-ozelligi-h139229.html", "text": "Google, yakın zamanda Mesajlar uygulamasına gönderilmiş mesajları düzenleme özelliğini getirebilir. Mesajlar uygulamasının en yeni beta versiyonunda keşfedilen kodlar, mesajların düzenlenebileceğini gösteriyor. Yine de bu bayraklı kodları aktifleştirmeye çalışmak, en azından şimdilik bir işe yaramıyor. Henüz geliştirme aşamasında yer alan Google Mesajlar Beta Versiyon, gelecekte mesajların düzenlenebileceğini gösteriyor. Bu özellik çok da yeni değil, daha önce WhatsApp'ta ve iOS 16'da da Apple'ın iMessage uygulamasında benzer özellikler görmüştük. Her iki uygulamada da mesajların düzenlenebileceği sürenin bir sınırı bulunuyor. Bu sınır iMessage'da 2 dakika, WhatsApp'ta ise 15 dakika olarak seçilmiş durumda. Google'ın kodlarında ise böyle bir sınır gözükmüyor. Bu kodlardan ilki, düzenlemek istediğimiz bir mesaj için arayüzü düzenlemeye işaret ediyor. İkinci kod ise mesajlar veri tabanında değiştirmek istediklerimizi değiştirebilmemizi sağlıyor. Üçüncü mesaj değişikliği yapan kullanıcının yaptığı değişikliği işlemeye odaklanırken dördüncüsü ise alıcıya giden mesajın düzenlenmesini sağlıyor. Kodlara baktığımızda değiştirilen mesajların muhtemelen \"düzenlendi\" tarzı bir ibareye sahip olacaklarını görüyoruz. Konuyla ilgili olarak Google'ın henüz bir açıklaması bulunmuyor. Şimdilik firmanın bu özellikler üzerindeki çalışmaları devam ediyor. Bakalım Google Mesajlar, uzun zamandır rakiplerinin gerisinde kaldığı bu özelliği ne zaman sunacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-nabiz-olcumunu-kablosuz-kulakliklarla-yapacak-h138210.html", "text": "Giyilebilir teknoloji ürünlerinin yaygınlaşması ile bu teknolojilerin kullanım alanları gittikçe yaygınlaşıyor. Sağlık sektörünün yerini almasa da kalp atış hızı, kandaki oksijen oranı ve tansiyon ölçebilen akıllı teknolojilere bileğimizdeki akıllı kol saatleri ile erişebiliyoruz. Bu teknoloji ilerlemeye devam ederken Google, yeni çalışmasını kullanıcılara duyurdu. Akıllı saat ve bilekliklerdeki nabız ölçme teknolojisi, fotopletismografiye dayanıyor. Bu teknoloji sayesinde kişilerin kalp atış hızları, %100 isabetli olmasa da ölçülebiliyor. Ritim bozukluğu yaşayan ve özellikle tansiyon hastaları için bir noktada hayat kurtarıcı olan bu özellik, bileğimizdeki akıllı saat ve akıllı bileklikler sayesinde fayda sağlıyor. Google, yaptığı son çalışmalarla birlikte bu özelliği aktif gürültü engelleme özelliği olan kulaklıklara entegre etmeye hazırlanıyor. Teknoloji devi bunun için ses pletismografisi teknolojisini tanıttı. Şirketin tanıttığı ses pletismografisi teknolojisi, kulaklıklarda bulunan hoparlörleri kullanarak düşük yoğunlukta bir ultrason sinyali gönderiyor. Bu sinyal, kulaklıktaki mikrofonlar tarafından alınıyor ve bir yankı oluşturuyor. Kan damarları deforme olduğunda kulak kanallarının hacmi az da olsa değişiyor, böylelikle kalp atışları bu ultrasonik sinyallerle ölçülebiliyor. Google'ın açıklamasına göre bu teknoloji, farklı büyüklükteki kulak kanallarından veya farklı cilt tonlarından etkilenmiyor. Şirketin böyle bir açıklama yapmasının sebebi ise, hali hazırda giyilebilir teknolojilerde kullanılan sensörlerin cilt rengine göre tepkime vermesiydi ve bu halen büyük bir sorun olarak devam ediyor. Kulaklık ile müzik dinlerken bile bu teknolojinin düzgün çalıştığını söyleyen Google, gürültülü ortamlarda bunun pek isabetli çalışmadığını söylüyor. Şirket ek olarak APG sinyallerinin çok gürültülü olabileceğini, kişinin bu sinyallerden rahatsız olabileceğini ancak çalışmanın ilerleyen dönemlerinde bu problemi ortadan kaldırabileceklerini de ekliyor. Sağlık alanında güzel bir gelişme gösteren Google'ın bu çalışmasının tamamını buradan okuyabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-news-nedir-nasil-kayit-olunur-h139543.html", "text": "Google News, güncel haberleri ve içerikleri otomatik bir şekilde toplayarak kullanıcılarına sunan, Google'ın geliştirdiği bir haber agregasyon servisidir. \"Google news haberler\" konsepti, haber yayıncıları ve içerik üreticileri için, bu platformda yer almak, hem marka görünürlüğünü artırmak hem de daha geniş bir kitleye ulaşmak açısından büyük önem taşır. News Google olarak da bilinen, dünya çapında milyonlarca kullanıcıya hizmet veren, haber içeriklerini toplayıp kategorize eden bir platformdur. Kullanıcılarına güncel haberleri, ilgi alanlarına ve geçmiş okuma alışkanlıklarına göre özelleştirilmiş bir şekilde sunar. Haber yayıncıları için, içeriklerini daha geniş bir kitleye ulaştırmanın ve web trafiğini artırmanın etkili bir yoludur. Google News'e kayıt olmak, içerik sağlayıcılar için marka bilinirliğini ve erişilebilirliğini artırmak anlamına gelir. Kayıt süreci, Google'ın belirlediği bazı standartları ve kalite kriterlerini karşılamayı gerektirir. Bu platform, SEO açısından da önemlidir; çünkü Google News'te yer alan haberler, arama motoru sonuçlarında yüksek sıralamalara ulaşabilir. Google News , haber üreticileri için büyük bir öneme sahiptir çünkü bu platform, içeriklerini geniş ve çeşitli bir kitleye ulaştırma fırsatı sunar. Bu sayede, haber siteleri hem yerel hem de global düzeyde daha fazla okuyucuya erişebilir. Google News, algoritmik olarak kullanıcıların ilgi alanlarına uygun içerikleri önerir, bu da haber üreticilerinin hedef kitlelerine doğrudan ulaşmalarını sağlar. Haber üreticileri için Google News, içeriklerinin daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayan kritik bir platformdur. Google News'de yer almak, haberlerin arama motoru sonuç sayfalarında daha görünür olmasına yardımcı olur, bu da organik trafikte önemli bir artışa neden olabilir. Ayrıca, Google News'in algoritması, taze ve güncel içeriklere öncelik verdiği için, sık ve düzenli içerik güncellemeleri yapan haber siteleri için büyük bir avantaj sağlar. SEO açısından, Google News'de yer almak, bir sitenin arama motorlarındaki güvenilirliğini ve otoritesini artırabilir. Bu, sadece daha fazla ziyaretçi çekmekle kalmaz, aynı zamanda sitenin genel arama motoru performansını da iyileştirir. Google News'te yer almak, haberlerin arama motoru sonuç sayfalarında daha görünür olmasına yardımcı olur, bu da organik trafikte önemli bir artışa neden olabilir. Ayrıca, Google News'in algoritması, taze ve güncel içeriklere öncelik verdiği için, sık ve düzenli içerik güncellemeleri yapan haber siteleri için büyük bir avantaj sağlar. SEO açısından, Google News'de yer almak, bir sitenin arama motorlarındaki güvenilirliğini ve otoritesini artırabilir. Bu, sadece daha fazla ziyaretçi çekmekle kalmaz, aynı zamanda sitenin genel arama motoru performansını da iyileştirir. Bu bağlamda, Webtures'ın SEO hizmetleri sayesinde elde edilebilecek stratejik avantajlar göz ardı edilemez. Webtures, SEO alanında derinlemesine uzmanlık ve yenilikçi yaklaşımlar sunarak, web sitelerinin Google News gibi platformlarda daha etkili bir şekilde yer almasına ve organik arama sonuçlarında üst sıralara çıkmasına yardımcı olur. Google News'e kayıt sürecinde yaşanan yenilikler, haber yayıncıları için bazı önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Artık, haber sitelerinin Google News'e eski usul manuel başvuru yapmalarına gerek yok. Daha önce var olan özel başvuru paneli ve süreci, Google tarafından kaldırıldı ve süreç otomatik hale getirildi. Bu da demek oluyor ki, artık haber siteleri, başvurularının onaylanıp reddedildiğine dair bir geri bildirim almıyorlar. Bu değişikliklerle birlikte, haber sitenizin Google News'te otomatik olarak listelenmesi, doğrudan bir Google News kaydınız olduğu anlamına gelmiyor. Eğer siz gerçekten nitelikli ve düzenli olarak kaliteli haber içeriği üreten bir siteyseniz, Google News dizininde yer alma şansınız oldukça yüksek. Bu, haber siteleri için Google News'de görünmenin yeni dinamiklerini anlamak ve içerik stratejilerini bu yönde şekillendirmek anlamına geliyor. Google News'te başarılı olmak isteyen haber siteleri için içerik optimizasyonu hayati önem taşır. Artık manuel başvuru sürecinin olmaması, içeriklerin otomatik olarak değerlendirildiği anlamına gelir. Bu nedenle, haberlerin Google News algoritmaları tarafından kolayca algılanabilir ve değerlendirilebilir olması gerekir. İçerik optimizasyonunun temelinde, güncel ve alakalı konuları ele almak yatar. Haberlerin anlık gelişmeleri yansıtması ve okuyucuların ilgisini çekecek şekilde sunulması önemlidir. Güncellik, Google News'de yüksek bir sıralama elde etmenin anahtarıdır. Bu platformda yer alan haberler genellikle son dakika gelişmeleri veya güncel olaylar olmalıdır. - Özgünlük: Özgünlük de büyük bir önem taşır. Kopyala-yapıştır içerikler veya düşük kaliteli haberler, Google News'de sıralama kaybetmenize neden olabilir. Özgün içerik üretmek, hem okuyucularınızı bilgilendirir hem de haber sitenizin güvenilirliğini artırır. - Başlık ve meta açıklamalar: Başlıkların ve meta açıklamaların dikkat çekici ve açıklayıcı olması gerekmektedir. Başlıklar, haberin içeriğini doğru bir şekilde yansıtmalı ve anahtar kelimeleri içermelidir. Meta açıklamalar ise haberin özeti niteliğinde olmalı ve okuyucuları içeriğe çekmelidir. - Görseller: Görsel optimizasyon da unutulmamalıdır. Görseller, haberlerin daha çekici hale gelmesine yardımcı olur ve kullanıcı deneyimini iyileştirir. Görsellerin yüksek kaliteli ve haber içeriğiyle uyumlu olması önemlidir. - Sitenin teknik performansı: Son olarak, haber sitenizin teknik performansı da önem taşır. Mobil uyumluluk ve yüklenme hızı, kullanıcı deneyimini doğrudan etkiler. Google News, kullanıcı dostu ve hızlı yüklenen sitelere öncelik verir."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-pixel-telefonlara-ozel-yapay-zeka-destekli-asistan-pixie-h139353.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, kısa bir süre önce ChatGPT'ye rakip yapay zeka destekli teknolojisi Gemini'yi duyurdu. Gelen son haberler, Google'ın Gemini üzerine inşa edilmiş teknolojileri, çok yakında akıllı telefonlara da getireceğini gözler önüne seriyor. Birden çok kaynağın ortaya attığı iddiaya göre Google Pixel telefonlar, önümüzdeki süreçte \"Pixie\" olarak isimlendirilen özel bir yapay zeka destekli asistana kavuşacaklar. Pixie, en basit anlatımıyla Google Asistan'ın çok daha gelişmiş bir versiyonu. Kaynaklara göre bu yapay zeka destekli asistan, Gmail ile Haritalar gibi Google hizmetlerinden aldığı verileri kullanacak ve hayatınızı kolaylaştıracak. Ancak Pixie'nin çok komplike işlevleri üstlenebileceği söylentileri de var. Mesela fotoğraf çektiniz ve fotoğraftaki bir ürünü satın almak istiyorsunuz. Pixie, bulunduğunuz yere göre o ürünü satın alabileceğiniz en yakın lokasyonu sizinle paylaşacak. Google Asistan, çoktan popülaritesini yitirdi. Hatta Google, asistan hizmetinin Bard'dan güç alan yeni versiyonunu da duyurdu. Üstelik bunun sadece Pixel telefonlara özel olmayacağı da zaten biliniyor. Ancak Pixie için böyle bir durum söz konusu değil. Kaynaklara göre Pixie, Pixel telefonlara özel bir yapay zeka destekli asistan olarak kullanıcılara ulaşacak. Bazı kaynaklar, bu asistanın saat gibi cihazlara da gelebileceğini söylüyorlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-pixel-watch-2-hindistanda-4-ekimde-tanitiliyor-h137154.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, \"Made by Google\" etkinliğini 4 Ekim'de Hindistan'da yapacak. Bu etkinliğinde Pixel 8, Pixel 8 Pro ve Pixel Watch 2 ürünlerini tanıtmaya hazırlanıyor. Firmanın \"Beklemenin her dakikasına değer.\" sloganı ile paylaştığı videoda Pixel Watch 2'yi net bir şekilde görebiliyoruz. Akıllı saatinin tasarımında yuvarlak çizgilerden şaşmayan firma, önceki neslin izinden gidiyor. Çerçevesiz bir ekran deneyimi sunan Pixel Watch 2, yumuşak hatları ile kullanıcıların ilgisini kazanacak gibi görünüyor. Videoda akıllı saatin şık bir tasarıma sahip olduğunu görüyoruz. Çerçevesiz ekranı ile kullanıcılara keyifli bir akıllı saat deneyimi sunacak olan Pixel Watch 2, önceki modele göre farklı sensörlere sahip olacak. Sensörlerin dizaynı ile birlikte kullanıcı deneyimi daha da gelişiyor. Orijinal Pixel Watch'un sahip olduğu EKG sensörü, dikdörtgen optik kenarlıklara sahipti. Ancak gördüğümüz üzere Pixel Watch 2'deki sensörler daha dairesel bir şekilde ve küçük LED'ler ile donatılmış. Daha gelişmiş bir EKG sensörünün bizi beklediğini söyleyebiliriz. Pixel Watch 2'nin bir önceki modele göre farklı sensörlere sahip olacağını söylemiştik. Söylentilere göre cihaz IP68 sertifikası ile toza ve 1.5 metreye kadar suya dayanıklı olacak. Kalp atış sensörüyle beraber kandaki oksijen seviyesini ölçmek için SpO2 özelliği ile gelecek. 1,2 inç 384x384 çözünürlüklü ekrana sahip olan akıllı saatin işlemcisi Snapdragon W5 Gen 1 ile donatıldı. İşletim sistemi ise bildiğimiz üzere Android 13 tabanlı WearOS 4 olacak. Pil kapasitesinin 306 mAh olacağı söyleniyor. Pixel Watch 2, 4 Ekim'de ön siparişe açılacak, ardından 5 Ekim'de Hindistan'ın en büyük alışveriş sitelerinden biri olan Flipkart'ta satışa sunulacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-pixel-watch-2-ozellikleri-fiyati-h137660.html", "text": "Google'ın bugünkü Made by Google etkinliği, yeni telefonlar Pixel 8 ve Pixel 8 Pro'yu bizlerle buluşturmuştu. Şirket, bu cihazlara ek olarak en yeni akıllı saati Pixel Watch 2'nin da tanıtımını gerçekleştirdi. Yeni saat, her tarafında yapılan iyileştirmelerle orijinal Pixel Watch'tan çok daha gelişmiş bir cihaz olarak geliyor. Artırılmış pil ömrü, performans artışı, yeni güvenlik ve sağlık özelliklerini cihazda görüyoruz. Pixel Watch 2'nin dış tasarımına baktığımızda selefine oranla büyük değişiklikler yaşamadığını söylemek mümkün. Saat, 31 gram ağırlığa sahip. Yani bir önceki nesilden 5 gram daha hafif. Bu, gövdenin paslanmaz çelik yerine tamamen geri dönüştürülmüş alüminyumdan yapılmasından kaynaklanıyor. Pixel Watch 2'de 41 mm boyut ve OLED ekran görüyoruz. Ekranın sürekli açık kalmasını sağlayan Always on Display özelliğiyle gelen cihaz, maksimum 1000 nit parlaklık sunuyor. 4G LTE, Bluetooth 5.0 ve NFC gibi özelliklerin yer aldığını da belirtelim. Saatte, 2GB RAM'le eşleştirilen Qualcomm'un Snapdragon W5 işlemci yer alıyor. Bataryası ise 306 mAh olarak açıklandı. Google, Always on Display açıkken cihazın 24 saat pil ömrü sunabildiğini söylüyor. 30 dakikada %50, 75 dakikada %100 şarj edilebildiğini de ekliyor. Pixel Watch 2, tıpkı ilk nesil gibi kalp atış hızı ve kan-oksijen seviyelerini ölçen sensörlerle donatıldı. Sürekli Elektrodermal Aktivite ismi verilen bir özellikle de kullanıcıların stres seviyelerini takip edebiliyor. Ayrıca vücudunuzun sıcaklığını ölçerek uyku kaliteleri hakkında detaylı bilgileri kullanıcılara sunabiliyor. Spor konusunda da çok daha iyi. İlk Pixel Watch, antrenmanları kaydetme gibi konularda pek iyi değildi. Yeni saatte bu sorun çözüldü. Pixel Watch 2, koşu ve bisiklet de dahil yedi farklı aktivite için antrenman başlangıçlarını ve bitişlerini otomatik kaydedebilecek. Güvenlik konusunda da iyileştirmeler var. Örneğin kullanıcılar, eve varacakları süre için zamanlama ayarlayabilecek. Pixel Watch 2, bu süre dolduğunda onlara iyi olup olmadıklarını soracak. Bir yanıt gelmezse de kullanıcının konumu, acil durum kişilerine eklediği kişilerle paylaşılacak. ABD'de satışa çıkan Pixel Watch 2'nin fiyatı 349,99 dolar olarak açıklandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-android-uygulama-kodlarini-tarayacak-h137962.html", "text": "Android ekosisteminin en önemli özelliklerinden bir tanesi, harici kaynaklardan uygulama yüklemeye imkan tanımasıdır. Kullanıcı, herhangi bir internet sitesinden edindiği APK dosyasını telefonuna uygulama yükleyebilir. Ancak bu durum, riskin artmasına neden olmaktadır. Neticede bilgisayar korsanları, APK dosyalarını değiştirerek, kullanıcının telefonunu ele geçirebilirler. Bunun farkında olan Google, konuyla ilgili yeni bir adım attı. Şirket, Google Play Protect'e yeni bir özellik getirdiğini açıkladı. Aşama aşama tüm Android kullanıcılarına ulaşacak olan bu özellik, harici kaynaklardan yüklenecek uygulamaları tarayacak. Aslında Google Play bunu zaten yapıyordu ancak bu yüzeysel bir taramaydı. Artık harici kaynaklardan yüklenmek istenen uygulamaların kodları, Google Play tarafından taranacak. Harici kaynaklardan uygulama yüklemeye çalışan Android kullanıcıları, bundan sonra uygulamayı yüklerken yeni bir ekran görecekler. Bu ekranda, uygulamanın taranmasını sağlayacak bir buton bulunacak. Bu butona dokunan kullanıcı, uygulamanın taranmasını bekleyecek. Google Play Protect, taramadan sonra uygulamanın güvenli olup olmadığına ilişkin bilgilendirme de yapacak. Kullanıcı, bu sayede risk altında olduğunu anlayacak. İsteyen kullanıcı, uygulamanın yüklenmesini engelleyebilecek. Google'ın dağıtım aşamasındaki yeni özelliğinin çok önemli olduğunu söylemek gerek. Zira bir uygulamanın kod bazında taranması, kötü amaçlı olup olmadığının anında anlaşılmasını sağlayacaktır. Tabii buradaki önemli bir husustan bahsetmek gerek. Google Play Protect'in kötü amaçlı yazılım altyapısının ne kadar iyi olduğu şu an için net değil. Bu bağlamda; Google Play Protect, yüklenecek uygulamada bir sorun tespit etmese bile dikkatli olmak gerektiğini unutmamak lazım."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-capraz-uygulama-silme-ozelligi-geliyor-h139399.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, Android uygulama mağazası Play Store için yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Uygulama kodlarında tespit edilen yeni özellik, kullanıcıların bir uygulamayı bir sekme üzerinden, birden çok cihazdan silmesine imkan tanıyacak. Aslına bakacak olursak Google Play'de bir uygulamayı, birden çok cihaza yüklemek için yönlendirebiliyorsunuz. Üzerinde çalışılan yeni özellik, bunun tam tersini de mümkün kılacak. Kullanıcı, yeni bir sayfa üzerinden oturum açtığı tüm cihazlara yüklenen uygulamaları görecek ve bunları kaldırmak için komut verebilecek. Diyelim ki Android işletim sistemiyle çalışan bir telefona ve bir de tablete sahipsiniz. Telefonunuzdan Google Play'de profil sayfanıza girip, uygulama sayfasına girdiğinizde hem tablete hem de telefona yüklediğiniz tüm uygulamaları göreceksiniz. Bu sayfada, bir uygulamayı seçip, tabletten kaldırabileceksiniz. Google'ın geliştirme aşamasındaki özelliği hakkında aktarabileceklerimiz şimdilik bu kadar. Akıllı telefon ve tabletlere ek olarak akıllı TV'ler ile saatler için de kullanılabilir olması beklenen yeni özelliğin kullanıcılara ne zaman ulaşacağı da şimdilik bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-en-iyi-mobil-oyun-h116942.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, Android ekosistemi için hazırladığı uygulama mağazası Google Play Store için yılın en iyi uygulama ve oyunlarını açıkladı. Gelin hep birlikte Android ekosistemi için yılın \"en\"lerine yakından bakalım. Imprint: Learn Visually, interaktif ortamda eğitimler almanızı sağlayan bir uygulama. Psikolojiden tarihe, teknolojiden işletme sektörüne kadar hemen her kategoride küçük küçük eğitimler paylaşılıyor. Bu eğitimlerin günlük birkaç dakika ayırarak tamamlanabilecek oluşu, uygulamayı etkileyici bir noktaya getiriyor. - ChatGPT: OpenAI'ın yapay zeka destekli sohbet botu, kullanıcı seçimleri kategorisinde yılın en iyisi seçildi. - Bumble For Friends: Meet IRL: Flört uygulaması olarak bilinen Bumble For Friends, eğlence kategorisinde en iyi uygulama seçildi. - Voidpet Garden: Mental Health: Google, kişisel gelişim kategorisinin en iyisinin Voidpet Garden: Mental Health olduğunu açıkladı. Uygulama, iç dünyanıza dair iç görüler oluşturmanıza yardımcı oluyor. - Character AI: AI-Powered Chat: Yapay zeka kategorisinin en iyisi olarak seçilen Character AI: AI-Powered Chat, tıpkı ChatGPT gibi sohbet edebileceğiniz bir bot. - Artifact: Feed Your Curiosity: Google, günlük gelişmelerin takip edilmesi için kullanılabilecek en iyi uygulama olarak Artifact'i seçti. Platform, kısa bir süre önce Instagram'ın kurucuları tarafından hayata geçirilen bir projeydi. - Aware: Mindfulness & Wellbeing: \"Gizli Mücevherler\" kategorisindeki en iyi uygulama, Aware: Mindfulness & Wellbeing oldu. Bu uygulama, ruh sağlığına odaklanıyor ve bilimsel odaklı egzersizler ve rehberler sunuyor. - PAW Patrol Academy: Google, aileler için en iyi uygulamanın PAW Patrol Academy olduğunu açıkladı. Temelinde bir oyun olan PAW Patrol Academy, çocukların eğitimlerine odaklanıyor. Fantastik RPG oyunu Honkai: Star Rail, Google Play Store'da yılın en iyi oyunu seçildi. Google ayrıca bu oyuna en iyi hikayeye sahip oyun unvanı da verdi. Aynı oyun, Apple tarafından da yılın en iyi iPhone oyunu seçildi. - Farlight 84: Farlight 84, yılın en iyi çok oyunculu oyunu seçildi. Oyun, PUBG: Mobile benzeri bir yapıya sahip. - MONOPOLY GO!: İkonik bir oyun olan Monopoly, yılın en iyi günlük oyunu olarak ilan edildi. - Vampire Survivors: İki boyutlu platform oyunu Vampire Survivors, yılın en iyi bağımsız geliştirici oyunu seçildi. - Stumble Guys: Oyuncuların, birbirlerini düşürerek birinci olmaya çalıştıkları Stumble Guys, yılın en yenilikçi oyunu seçildi."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-games-pc-4k-cozunurluk-kumanda-h138078.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, bundan birkaç ay önce Google Play Games'i PC'lere getirdi. Henüz beta aşamada olan uygulama, Windows 10 ve Windows 11 kullanıcıları tarafından deneyimlenebiliyor. Kullanıcılar, bu yazılım sayesinde Android ekosistemi için kullanıma sunulan tüm oyunlara, bilgisayarları aracılığıyla ulaşabiliyorlar. Şimdiyse konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Google'ın üst düzey yöneticilerinden Arjun Dayal, Google Play Games'in yeni özellikleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamaya göre kullanıcılar, artık çok daha kaliteli bir deneyim yaşayacaklar. Ayrıca oyuncular, Google Play Games'in PC sürümünde artık kumanda kullanabiliyorlar. 4K çözünürlük ve kumanda desteği geldi! Google Play Games'deki en önemli yeniliklerden biri, uygulamaya 4K çözünürlük desteği eklenmiş olması. Kullanıcılar, bu sayede monitörlerinin desteğinden sonuna kadar faydalanabilecekler. Bu çözünürlüğü fazla bulan kullanıcı, oyunların çözünürlüğünü manuel olarak ayarlayabilecek. Google'ın yeni hizmetiyle ilgili bir diğer önemli yeniliği de kumanda desteği olarak karşımıza çıktı. Oyunseverler, Google Play Games'in PC sürümünde Xbox Series X/S, Xbox One, DualSense ve DualShock kumandalarını bilgisayarlarına bağlayıp, oyun oynayabilecekler. Clash of Clans ve Clash Royale dahil 3.000'den fazla oyun! Arjun Dayal tarafından yapılan açıklamaya göre Google, Google Play Games PC'nin oyun kütüphanesini güncelledi. Bu güncelleme ile ulaşılabilecek oyun sayısı 3.000'i geçti. Mobil oyun dünyasının en ünlü yapımları arasında yer alan Clash of Clans ile Clash Royale de Google Play Games PC kütüphanesine eklendi. Kullanıcılar, mevcut hesaplarına giriş yaparak, senkron bir deneyim yaşayacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-store-play-protect-h138020.html", "text": "Özellikle Android ekosisteminde zararlı yazılımlar, siz farkında olmasanız bile telefonunuza yüklenebiliyor ve kişisel bilgilerinizi ele geçirebiliyor. Çeşitli antivirüs programları, kişilerin güvenliklerini manuel olarak sağlamaya çalışmaları bile yetersiz kalabiliyor. Bu zararlı yazılımların farkında olan teknoloji devi Google, önemli bir adım attı. Şirket, Android cihazların güvenliği için gerçek zamanlı uygulama tarama özelliğini devreye soktu. Halihazırda günlük 125 milyar uygulamayı tarayan Google, cihaz güvenliği için çıtayı yükseltti. Google, mağazasındaki uygulamaları güvenlik önlemleri çerçevesinde her gün tarıyor ve kullanıcıları kötü amaçlı yazılımlardan korumaya çalışıyor. Şirket bu çalışmasını bir adım ileriye götürerek makine öğrenimi sayesinde uygulamaları daha hızlı tarayabiliyor. Play Store'dan bir uygulama yüklemeye çalıştığınızda, eğer uygulama daha önce taranmamışsa karşınıza bir uyarı beliriyor. Uygulamanın daha önce taranmadığını ve yükleme işleminin Play Store tarafından durdurulduğunu söylüyor. Tabii isteğe bağlı olarak uygulama yüklenebiliyor. Sadece mağazadan yüklenen uygulamalarda değil, aynı zamanda mağaza dışında yüklenen APK dosyalarını da tarayan bu sistem, yapay zekadan faydalanıyor. Play Protect, önceden sadece Android telefonların güvenliği için kullanılan bir sistemdi. Bu sistem, artık cihaza herhangi bir uygulama yüklemeye çalıştığımızda bile koruma sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-play-vpn-uygulamalari-rozet-h138333.html", "text": "Google, geçmişte yaptığı açıklamalarda Android ve Google Play Store ekosisteminin daha güvenli olmasını sağlamak için bazı sözler verdi. İşte söz konusu yeni rozetler de tam olarak bununla ilgili. Bundan sonra uygulama mağazasına yüklenen ve bağımsız taraflarca test edilen VPN uygulamaları, güvenlik testlerini geçmelerini halinde bir rozet ile sergilenecekler. Kullanıcı, bu rozeti gördüğü bir VPN uygulamasının güvenli olduğunu anlayacak. Diyelim ki bir VPN uygulaması kurmak istiyorsunuz ancak bu uygulamanın güvenli olup olmadığı konusunda şüpheleriniz var. Google Play Store'daki yeni özellik, bu şüpheleri giderecek türden. Zira uygulama sayfasına girdiğinizde, uygulamanın bağımsız test kuruluşlarınca test edildiğini anlatan ve ihtiyaç duyduğunuzda daha fazla bilgi de sağlayan bir rozet gösterilecek. Google'a göre bu rozetin bulunacağı VPN uygulamaları, diğerlerinden daha güvenli. Google One, ExpressVPN ve NordVPN gibi en popüler yazılımların çoktan bağımsız inceleme testlerinden geçtiğini aktaran Google, hala bağımsız güvenlik testinden geçmeyen çok fazla VPN uygulaması bulunduğunu, bu uygulamalara ait geliştiricilerin rozet kazanmak için harekete geçmeleri gerektiğini söyledi. Eğer siz de Android telefon kullanıyorsanız ve sadece güvenlik nedeniyle VPN kurmaktan çekiniyorsanız Google'ın yeni sistemi sayesinde güvenli bir uygulama bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-rcs-mesajlar-yeni-ozellikler-h138985.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, bugün kendi mesajlaşma standardı RCS ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Google'ın açıklamalarına göre RCS kullananların sayısı, aylık 1 milyar kullanıcı barajını aştı. Google, bu önemli açıklamayı bir dizi yeni özellikle duyurdu. Google RCS, bir gün mutlaka SMS ve MMS standardının yerini alacak olan bir teknoloji. Ancak hizmetin yaygınlaşmasının önündeki engellerden biri, yıllar boyunca Apple'dı. Apple, iMessage hizmeti varken RCS desteğine ihtiyaç duymadı. Ancak artık bu da geride kaldı. Geçtiğimiz haftalarda bir açıklama yapan Apple, iOS ekosistemi için RCS desteği vermeye başlayacağını resmen açıkladı. Hal böyle olunca RCS'in daha da büyümesi için hiçbir engel kalmamış oldu. Google'ın kullanıcılara sunmaya başladığı ilk yeni özellik, tüm fotoğrafların mesaj tepkilerine dönüştürülebilmesi oldu. Kullanıcılar artık, kendilerine gelen herhangi bir mesajı, herhangi bir fotoğrafı tepki haline dönüştürüp, karşı tarafa gönderebilecekler. Google Mesajlar'ın mesaj tepkileri ile ilgili tek yeniliği tüm fotoğrafların dönüştürülebilir hale getirilmesi değil. Google, en popüler 10 emoji üzerinde bir çalışma yaptı. Bu çalışma ile söz konusu tepki emojileri, ekranda yepyeni animasyonlarla gösterilecek. Google'ın bir diğer yeniliği ile kullanıcıların, sesli mesajlarla ilgili. Kullanıcılar, gönderecekleri bir sesli mesaja hareketli emojiler ekleyebilecekler. Böylelikle mesajlaşma deneyimine yepyeni bir seçenek daha eklenmiş olacak. Google Mesajlar uygulaması, artık bazı metinler için tam ekran efektler oluşturabilecek. Mesela \"Seni seviyorum\" yazdığınızda, tüm ekranı kaplayan bir efekt göreceksiniz. Bu özellik, bazılarımıza MSN'i hatırlatacak. Google'ın RCS destekli mesajlaşma uygulaması, sohbet baloncuklarının ve arka plan renginin de değiştirilmesine izin verecek. Bu özellik, iMessage'a hiçbir zaman gelmeyecek bir özellik olarak düşünülebilir. Google Mesajlar uygulamasına eklenen son yenilik, kullanıcıların hesapları için bir profil oluşturabilecek olmaları. Böylelikle kullanıcılar, rehberlerinde kayıtlı olmayan kullanıcılardan gelen mesajlar hakkında daha iyi bilgi sahibi olacaklar. Google, Mesajlar uygulaması için hazırladığı yeni özelliklerin, kademeli bir biçimde kullanıcılara ulaşacağını söyledi. Ancak yeni özellikler için net bir takvim paylaşılmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-samsung-cuzdan-mesajlar-zararli-h138080.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google, Play Store'daki uygulamaları tarayan \"Play Protect\" isimli bir hizmete sahip. Bu hizmet, potansiyel olarak kötü amaçlı yazılımları taramak için kullanılıyor ve genelde de iyi sonuç veriyor. Ancak geçtiğimiz günlerde, Play Protect'te garip bir hata meydana geldi. Yazılım, Güney Koreli teknoloji devi Samsung'un Cüzdan ile Mesajlar uygulamalarını \"zararlı\" olarak etiketledi. Daha çok Android ile Samsung forumlarında paylaşılması üzerine tespit edilen sorunun kaynağına ilişkin hiçbir açıklama yapılmadı. Samsung, sorunun Google'dan kaynaklandığını ve düzeltildiğini açıklamış olsa da detay vermedi. Ancak kullanıcılar, bu süreçte ister istemez tedirgin oldular. Samsung telefon kullanıcıları, yukarıda ekran görüntüsünü paylaştığımız şekilde Google Play Protect bildirimleri aldılar. Bu bildirimde, Samsung'un Cüzdan ve Mesajlar uygulamalarının zararlı olduğu, kullanıcıların kişisel bilgilerini izlemeye çalıştığından bahsediliyordu. Google Play, uygulamanın kaldırılması için de bir tavsiyede bulundu. Kaç kullanıcının bu tavsiyeye uyduğu ve Samsung'a ait yazılımları sildiği şimdilik bilinmiyor. Az önce de belirttiğimiz gibi Google'dan kaynaklanan problem an itibarıyla çözülmüş durumda. Eğer siz de bir uyarı aldıysanız ve Samsung'a ait yazılımları kullanmaktan çekinmeye başladıysanız artık içiniz rahat olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/google-sinirsiz-whatsapp-yedekleme-sistemini-sonlandirdi-h138614.html", "text": "Dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, Android ve iOS ekosistemindeki kullanıcılarına yıllardır yedekleme imkanı tanıyor. Bu bağlamda; iPhone kullanıcıları iCloud, Android kullanıcıları ise Google Drive üzerinden yedekleme yapabiliyorlar. Gelen son haberler ise geçmişteki verilerini kaybetmek istemeyen kullanıcıların canını sıkacak gibi görünüyor. Google ile WhatsApp'tan yapılan ortak açıklamada, Google Drive yedeklemelerinin artık sınırsız olmayacağı belirtildi. Kullanıcılar, önümüzdeki günler itibarıyla sadece Google hesaplarında bulunan depolama alanı kadar WhatsApp verisini yedekleyebilecekler. Google hesabındaki depolama alanını dolduran kullanıcının ya Google One paketi satın alması ya da bazı verilerini silmesi gerekecek. Yeni dönem, önümüzdeki ay başlayacak. Kendinize bir Google hesabı açtığınızda Google, sizi otomatik olarak \"Google One\" abonesi yapar. Bu abonelik, her kullanıcı için 15 GB ücretsiz depolama alanı sunar. Bulut tabanlı depolama alanını Google Fotoğraflar, Dokümanlar ve Drive gibi hizmetlerde ortak olarak kullanabilirsiniz. Bugüne kadar Google, WhatsApp yedeklemelerini bu kapasitenin içine dahil etmiyordu. Tabii bugüne kadar... - Google One Basic (100 GB): 9,99 TL - Google One Standard (200 GB): 19,99 TL - Google One Premium (2 TB): 49,99 TL"} {"url": "https://www.webtekno.com/google-youtube-yapay-zeka-onlem-alacak-h138593.html", "text": "Yapay zeka odaklı teknolojiler gelişmeye devam ederken, şirketlerin son kullanıcıyı ve sektör paydaşlarını korumaya yönelik hamleleri de gelmeye başladı. Geçtiğimiz dönemlerde de yapay zeka ile üretilen içeriklere yönelik atılacak adımlardan bahsettiğimiz olmuştu. Şimdi bunlara bir yenisi eklendi. ABD merkezli teknoloji devi Google, YouTube'da yapay zeka odaklı bazı önlemler alacağını açıkladı. Google'ın resmi blog sayfası aracılığıyla yapılan açıklamaya göre yapay zeka tarafından üretilip YouTube'a yüklenen videolar, artık bir etikete sahip olacaklar. Kullanıcılar, bu etiketi gördüğü içeriğin yapay zeka ile üretildiğini anlayacak. Yapılan açıklamaya göre içerik üreticiler, yayınlayacakları yapay zeka üretimi video için mutlaka bir etiket koymak zorunda olacaklar. Şirket, etiket koyulmayan videolar ile paylaşım yapan içerik üreticiler için bazı cezalandırma yöntemleri uygulanacağını açıkladı. Google'a göre bu cezalar, videonun yayından kaldırılması veya içerik üreticinin para kazanma özelliğinin kapatılması gibi şeyler içerecek. Ancak şunu söylemekte fayda var. YouTube'un yapay zeka ile üretilen bir videoyu nasıl tespit edeceği, neye göre cezalandırma yapacağı belli değil. Yapay zeka, insanların yüzünün ve sesinin kullanılmasında sıklıkla tercih ediliyor. Bunun bilincinde olan Google, yeni bir sistem başlatacak. Kullanıcılar, bu yeni sistem kapsamında kendilerine ait olduklarını ileri sürdükleri görüntü ve sesleri içeren videonun YouTube'dan kaldırılması için başvuru yapabilecek. Talebi inceleyecek olan yetkililer, söz konusu paylaşımın kaldırılmasına yönelik kararlar alabilecekler. Google'ın başlatacağı yeni sistemde ilginç bir durum var. Şirket, yapılan bir bildirimin hiciv ve parodi olup olmadığı noktasında da inceleme yapacağını söylüyor. Ancak şu an dünya üzerinde hiçbir ülke, yapay zeka ile üretilen bir videodaki içeriği kategorize edemedi. Hal böyleyken Google'ın bunu nasıl başaracağı şimdilik belli değil. Yine de Google'ın kendine güvendiğini söylemekte fayda var. Şirket, önümüzdeki yıl uygulamaya koyacağı yeni bildirim sistemini, içerik üreticilerin mağdur olmaması için rehber ve örneklerle dolduracağını ifade etti. Ünlü isimlerin seslerinin yapay zeka ile farklı şarkılarda kullanılması tarih olacak! Ses odaklı yapay zeka teknolojileri, son dönemlerde oldukça popüler. Hatta sadece buna odaklanan tonla YouTube kanalı var. İçerik üreticiler, bir şarkıcının sesini kullanarak, ona başka bir şarkı söylettiriyorlar. Hatta Mustafa Kemal Atatürk gibi artık hayatta olmayan kişilere ait sesler de şarkı söyletmek için kullanılıyor. İşte YouTube'un yeni kuralları, bu durumun sonunu getirecek gibi görünüyor. Konuyla ilgili bildirim yapılması halinde, söz konusu içerik hızlıca kaldırılacak ve istisna uygulanmayacak. Yapay zeka ile ilgili önemleri peşi sıra açıklayan Google, içerik üreticilerden sakin kalmalarını istedi. Bunun bir dönüşüm süreci olduğunu aktaran şirket, yeni kuralların ilk aşamada sıkı bir şekilde uygulanmayacağını belirtti. Yani bir YouTube kanalı, yeni dönem başlar başlamaz video kaldırma veya para kazanma özelliğinin kapatılması gibi cezalandırmalara maruz kalmayacak. Görünen o ki şirket, kendisinin yaptığı gibi içerik üreticilerin de yeni dünya düzenine alışmasına imkan tanıyacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/gora-hakkinda-ilginc-bilgiler-h138839.html", "text": "21. yüzyılın ilk yılları Türk sineması için verimsiz başladı. Başarılı birkaç film olsa bile geçmiş yılların coşkusu bir türlü yakalanamadı. Derken vizyona G.O.R.A. diye bir film girdi. Senaryosunu usta komedyen Cem Yılmaz'ın kaleme aldığı G.O.R.A. filminin kadrosunu usta oyuncular oluşturuyordu. Fakat filmin asıl ilginç noktası bilim kurgu - komedi türünde bir yapım olmasıydı. Yaşı yetenler hatırlar, G.O.R.A. filmi gişeyi salladı geçti. Bilim kurgu türü maalesef ülkemizde canlanmadı ama komedi filmleri başta olmak üzere pek çok farklı türdeki Türk filmleri art arda gelmeye başladı. İşte G.O.R.A. böyle bir filmdir. Daha sonra yapılan devam filmleri ve yan hikayeleriyle izleyicinin kalbindeki yerini sağlamlaştıran G.O.R.A. hakkında bazı ilginç detaylar var. - Yıl: 2004 - Tür: Macera, Komedi, Bilim Kurgu - Yönetmen: Ömer Faruk Sorak - Oyuncular: Cem Yılmaz, Özge Özberk, Ozan Güven - IMDb: 8.0 Turistik bir kasabada halıcılık yapan Arif Işık, bir gün uzaylılar tarafından kaçırılır; evet, tarafından. G.O.R.A. isimli gezegene bir köle olarak götürülen Arif burada Robot 216, Bob Marley Faruk gibi karakterlerle tanışır ve Prenses Ceku'yu da alıp Garavel Usta'yı bulmaya gider. Sonrasında yaşananlar ise Türk sinemasının gelmiş geçmiş en keyifli macerasına dönüşür. - Devam filmleri ve yan hikayeleriyle birlikte bir G.O.R.A. evreni oluştu. - G.O.R.A. açılımı bugün bile bilinmiyor. - Arif Işık aslında Turist Ömer. - Cem Yılmaz, G.O.R.A. filminin temellerini yıllar önce stand up gösterisinde attı. - Film, Cem Uzan yüzünden geç vizyona girdi. - Erşan Kuneri, Sean Connery; anladınız mı? 2004 yılında vizyona giren G.O.R.A. filmi o kadar sevildi ki 2008 yılında baş karakter Arif Işık'ın bu sefer günümüzden tam 1 milyon yıl öncesine gittiği A.R.O.G. filmi yapıldı. 2018 yılında Arif'in G.O.R.A. gezegenindeki en yakın arkadaşı olan Robot 216 ile birlikte yeni bir macerasının anlatıldığı Arif V 216 filmi vizyona girdi. 2022 yılında ise G.O.R.A. filminde birkaç dakikalık küçük bir karakter olarak karşımıza çıkan Erşan Kuneri'nin hikayesinin anlatıldığı Erşan Kuneri dizisi Netflix'te yayımlandı. Yani G.O.R.A. filmi kendi evrenini oluşturdu. Üstelik bu evren önümüzdeki yıllarda daha da genişleyecek gibi görünüyor. Laf arasında GORA deyip geçiyoruz ancak filmin orijinal adı G.O.R.A. yani aralarında nokta olan bir kısaltma. Peki G.O.R.A. açılımı nedir hiç düşündünüz mü? Herkesin merak ettiği bu açılımı film ilk vizyona girdiği dönemde Cem Yılmaz, Güzel Olmazsa Reaksiyon Almaz olarak açıklamıştı. Fakat yanında dönemin kültür bakanı olduğu için açılımın sansürlendiği düşünüldü. Yıllar sonra üniversite öğrencileriyle yaptığı CMYLMZ Soru & Cevap gösterisinde G.O.R.A. açılımı olarak Gıcırtlı Olur Robotun A... şeklinde bir cümle söyledi ama bu bir şakaydı. Cem Yılmaz başka bir röportajında bu adın aslında goralı sandviçten geldiğini ve ilgi çekici olması için de aralara nokta koyduğunu söyledi. İnci Sözlük'teki bir kullanıcıya göre ise G.O.R.A. açılımı Gay Orientated Realistic Art yani Eşcinsel Odaklı Gerçekçi Sanat. Açılım hakkında daha sayısız teori var. Cem Yılmaz'ın ne kadar büyük bir Sadri Alışık hayranı olduğunu bilen bilir. Turist Ömer ise Sadri Alışık'ın canlandırdığı ve onu Türk sinemasının efsanelerinden birine dönüştüren bir karakter. Bu sevilen karakter, 1973 yılında bir Star Trek uyarlaması olan Turist Ömer Uzay Yolunda filmi ile izleyici karşısına çıktı. Kendine özgü, benzersiz bir karakter olan Turist Ömer'in uzayda yaşadığı maceralar bugün bile hayranlık uyandıran cinsten. Cem Yılmaz da bu filme hayran kalmış olacak ki uzayda bir Türk düşüncesi ile G.O.R.A. filmini yazdı. Elbette aralarında çok büyük farklar var ancak iki filmi arka arkaya izlerseniz alınan ilhamın ne kadar büyük olduğunu görürsünüz. Genç yaşından beri stand up gösterileri yapan Cem Yılmaz'ın ilk gösteri kaydı olan Bir Tat Bir Doku, 1999 yılındaki gösterinin bir anısı olarak bugün bile Cem Yılmaz YouTube kanalında duruyor. Gösteriyi izlerken kahkahalarınıza biraz ara verin ve uzay hikayelerine kulak verin. Fark edeceksiniz ki aslında 2004 yılında vizyona giren G.O.R.A. filminde anlatılan pek çok olayın temelleri bu gösteride atılmıştır. Aslında G.O.R.A. filminin çekimleri 2002 yılında başlamıştı. Filmin hakları Cem Uzan'nın sahibi olduğu Star grubun elindeydi. Cem Uzan ve ailesinin neredeyse tüm mal varlığına TMSF tarafından el konulduğu için G.O.R.A. filmi de rafa kalktı. O dönem Cem Yılmaz ile dönemin kültür bakanı arasında konu hakkında bazı görüşmeler yapıldı ve bunun üzerine G.O.R.A. filminin hakları BKM'ye satılarak filmin vizyona girmesi sağlandı. Netflix'te yayımlanan dizisi ile daha da yakından tanıdığımız Erşan Kuneri karakteri G.O.R.A. filminde birkaç dakikalık bir sahnede görünmesine rağmen 'Benim adım Erşan Kuneri, pornocu muyum ben?' repliğini akıllarımıza kazımıştı. Erşan Kuneri adı başka bir adla kafiyeli gibi geliyor kulağa değil mi? Evet, öyle: Erşan Kuneri aslında Sean Connery. James Bond karakterine de hayat vermiş olan efsane oyuncu Sean Connery, bir dönem herkesin hayran olduğu bir isimdi. O dönem oyuncu olmak isteyen Cemil Can Taraklı isimli bir genç, yetişkin filmlerinde oynamaya başladıktan sonra kendine bir sahne ismi arıyor. Sean Connery hayranı olan bu genç, kafiyeli bir isim olan Erşan Kuneri ismini kullanmaya başlıyor ve bir efsane daha doğmuş oluyor. Türk bilim kurgu ve komedi türünün efsane filmi Cem Yılmaz imzalı G.O.R.A. hakkında bazılarını ilk kez duyacağınız ilginç bilgilerden bahsettik. Film hakkında bildiğiniz farklı detaylar varsa yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/got-yaraticisindan-3-farkli-game-of-thrones-animasyonu-h139758.html", "text": "Game of Thrones serisi sona erdiğinden beri serinin pek çok yan dizisinin geleceği duyurulmuş olsa da artık diziler biraz papatya falına dönmüş durumda. Hala Game of Thrones'un son kitabını yazmamış olan George R. R. Martin, şimdi de üç farklı animasyon üzerinde çalıştığını açıkladı. Netflix'in yeni animasyon serisi \"Blue Eye Samurai\" için bir açıklama yapan Martin, sözü kendi eserlerine getirmekten de uzak durmadı. Martin, \"Blue Eye Samurai çok kendine has bir şey ve harika. Normalde animasyon izlemiyorsanız bile bir şans verin. Benim eserlerimi beğeniyorsanız, bunu seveceğinizi düşünüyorum.\" ifadelerini kullandı. Dünyaca ünlü yazar sözlerine \"Aslında HBO ve benim, Buz ve Ateşin Şarkısı dünyasında geçen kendi animasyon projelerimiz var. Henüz hiçbirine yeşil ışık yakılmadı ama birkaç tanesiyle bir sonraki adımı atmaya yaklaştığımızı düşünüyorum.\" diye devam etti. Westeros'un yaratıcısı olan Martin, daha önce de HBO'ya dört farklı animasyon projesi sunmuştu. 2021 yılında ortaya çıkan bu projelerden ikisinin rafa kaldırıldığı belirtilmişti. Diğer iki animasyon projesine ek olarak yeni Sea Snake serisinin de animasyon olabileceğini belirtti. Sea Snake, House of Dragons ile birlikte karşımıza çıkan bir karakter olmuştu. Sea Snake'in efsanevi yolculukları olarak nitelendirilen \"Dokuz Seyahat\" serisini animasyona çevirmeye karar verdiklerini ifade eden Martin, böylece farklı limanların kullanılabilmesi, sürekli denizlerde geçecek macera için görsel efektlere büyük masraflar yapılmasını da engellemiş olacak. Şimdiye kadar Game of Thrones evreninde geçeceği söylenmiş olan yapımlar arasında \"Flea Bottom\", \"10.000 Ships\", \"A Knight of the Seven Kingdoms: The Hedge Knight\" gibi yapımlar yer alıyordu. House of Dragon, 2024 yılının yaz aylarında ekranlarda olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/grok-openai-calindi-iddiasi-yalanlandi-h139245.html", "text": "Sohbet botları son dönemde gittikçe yaygınlaşıyor, özellikle de birbiri ardına duyurulan üretken yapay zekalar sonrası hemen her büyük firma kendi sohbet botunu geliştirmeye çalışıyor. Bu girişimlerden biri de Elon Musk'ın girişimi olan xAI. Hatta girişimin ilk sohbet botu olan Grok da X'i ücretli kullanan kişilere açıldı. Grok'un verdiği bazı cevaplar tartışma yarattı. Jax Winterbourne kullanıcı adına sahip bir X kullanıcısı, Grok'la gerçekleştirdiği bir görüşmenin ekran görüntüsünü paylaşmıştı. Bir proje için zararlı bir yazılım üretmesi gerektiğini söyleyen ve Grok'tan yardım isteyen kullanıcı, \"Yardımcı olamam\" demiş ve bu türden çalışmaların OpenAI'ın politikalarına uymadığını ifade etmişti. Grok'un cevabında OpenAI'ın ismini kullanmasının ardından pek çok kişi, xAI'ın kodları OpenAI'dan aldığına inanmıştı. İddialara X üzerinden cevap veren bir xAI çalışanı, \"Buradaki sorun şu ki internet ChatGPT çıktılarıyla dolu, bu yüzden Grok'u internetten büyük miktarda veriyle eğitirken bunlardan bazılarını da yanlışlıkla çektik. İlk fark ettiğimizde bizim için büyük bir sürpriz oldu. Bu durum oldukça nadir ve durumun farkındayız, Grok'un gelecek versiyonlarında bu sorun olmayacak. Merak etmeyin, Grok'un yapımında hiçbir OpenAI kodu kullanılmadı.\" ifadelerini kullandı. Şimdilik Grok sadece X'in Premium+ abonelerinin kullanabildiği bir özellik olsa da gelecekte daha çok kişiye açılabilir. Bu proje, X'in bir süper uygulama olma yolundaki adımlarından biri olarak gösteriliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-6-5-fragman-yeniden-yapildi-h139688.html", "text": "Video oyun dünyasının dev isimlerinden Rockstar Games, son günlerde GTA 5'in kaynak kodlarının sızdırılması meselesi ile gündemde. Bu gelişme, şirketin Bully 2 üzerinde de çalıştığının anlaşılmasına neden oldu. Ayrıca GTA 6'nın kod adı gibi bilgiler de açığa çıktı. Ancak hacker'lar, bu kadarla kalmayacak gibi görünüyorlar. Bu kez, kodları sızdıran ekipten ilginç bir hamle geldi. Hacker'lar, GTA 6'nın kısa bir süre önce yayımlanan fragmanını, GTA 5'te yeniden uyarladılar. Paylaşılan görüntü, GTA 6 ile GTA 5 arasındaki kalite farkının anlaşılabilmesi açısından dikkat çekiciydi. Dilerseniz lafı uzatmadan, yeniden oluşturulan fragmana bakalım. GTA 5'te oluşturulan GTA 6 fragmanındaki en dikkat çekici hususlardan bir tanesi, hiç şüphesiz Michael. GTA 5'in sevilen, orta yaşlı karakteri, GTA 6 fragmanında da kendine yer bulmuş. GTA 5'te oluşturulan GTA 6 fragmanını nasıl bulduğunuzu bizimle paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-6-kaldiracak-bilgisayar-topladik-v2109.html", "text": "Uzun bir aradan sonra sağlam bir bilgisayar toplama ve sistem videosu ile karşınızdayız! AMD işlemcili ve MSI GeForce RTX 4080 ekran kartı bu MSI sistem; bundan sonra Webtekno'nun videolarını kurgulamak için kullanılacak. Ayrıca bu sistem ile birlikte günümüz oyunlarını ve hatta ilerleyen yıllarda çıkacak GTA 6 dahil yeni oyunları da oynamak mümkün. Rockstar GTA 6 sistem gereksinimlerini henüz açıklamasa da PC için belirtilen çıkış yılı 2025 olduğu için elimizdeki sistemin potansiyel gereksinimleri karşılacağını ve GTA 6'yı çalıştıracağını düşünüyoruz. İyi seyirler! - İşlemci: AMD Ryzen 7 7800X3D 5.0 Ghz - GPU: MSI GeForce RTX 4080 Gaming X Slim White - Anakart: MSI MAG X670E TOMAHAWK WIFI - Depolama: MSI M480 Pro 1 TB - RAM: Corsair 16 GB Vangeance 5200 MHz CL40 DDR 5 x2 - Kasa: MSI MPG VELOX 100P Airflow Uygun fiyatlı ve incelediğimiz sistemler için buraya, PoweredbyMSI sistemler için de buraya göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-6-posteri-harita-iddia-h139415.html", "text": "2023 yılının ve hatta tüm zamanların en görkemli oyun duyurusu, GTA 6'nın fragmanının yayımlanması olmuştu. 2025 yılında konsollara gelecek olan yapım şimdiden hayranları heyecanlandırırken, paylaşılan tek resmi görsel ve fragman serinin hayranları tarafından didik didik inceleniyor. Bu incelemelerde bölgenin biraz bulanık da olsa haritasının bulunduğuna inanılıyor. Reddit'te bir kullanıcı, oyun için paylaşılan ilk ve tek resmi görseli incelerken karenin sağ alt tarafında yer alan bir panoya dikkatleri çekti. Panoda bölgenin haritası olduğunu düşündüğü, Vice City ve adaların yer aldığı bir harita bu karede yer alıyordu. GTA 6'nın, Florida'nın bir varyasyonu olarak bildiğimiz Leonida'da geçeceğini biliyoruz. Gördüğümüz harita da oyunun en azından kısmi haritası olabilir. Oyunun birden fazla şehirde geçeceği iddiaları uzun zamandır gündemde yer alıyor. \"NikTekOfficial\" isimli bir başka kullanıcı ise X'te yaptığı paylaşımla harita üzerindeki iddiaları değerlendirdi. Oyunun görsellerine renk düzeltme ve yapay zekayla iyileştirme teknikleri uygulayan kullanıcı, daha sonra da bu görselleri Florida haritasıyla karşılaştırdı. Gerçekten de iki bölge oldukça benziyor. Sizce bu detay, oyuncuların gözlerinden kaçmayan bir detay mı, yoksa oyuncular öyle görmek istedikleri için mi burada bir harita görüyorlar? Elbette bu kadar detaysız bir harita oyun hakkında çok fazla bilgi sunmayacaktır. GTA 6, 2025 yılında konsollara ve ilerleyen yıllarda da bilgisayarlara gelecek. Doğru olup olmadığnı ilerleyen zamanlarda göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-6-sizdiran-hacker-lapsus-h139524.html", "text": "GTA 6'nın geliştiricisi Rockstar Games, 2022 yılında büyük bir siber saldırıya uğradı. Saldırganlar, henüz tamamlanmamış olan GTA 6 oyununun 90'dan fazla videosunu ele geçirip internete sızdırdılar ve büyük bir skandala sebep oldular. Lapsus$, genç ve yetenekli hacker'lardan oluşan bir siber suç örgütü olarak biliniyor. Bu örgüt, 2021 ve 2022 yıllarında birçok büyük teknoloji şirketini hedef alan bir siber suç çetesi ve üyeleri, çoğunlukla ergenlik çağındaki gençlerden oluşmakta. Örgütün lideri olduğu iddia edilen kişi, Brezilya'da yaşayan ve Telegram'da Lapsus$ adını kullanan bir hacker olarak biliniyor. Örgütün diğer üyelerinin ise İngiltere, ABD, Kanada, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde yaşadığı düşünülüyor. Örgütün adı, Telegram'daki gruptan geliyor ve bu grupta örgüt üyeleri; hedef aldıkları şirketlerin bilgilerini, saldırı planlarını, ele geçirdikleri verileri ve istedikleri fidyeleri birbirleriyle paylaşıyorlar. Ayrıca örgüt üyeleri; yaptıkları saldırıları kutluyor, kurbanlarıyla alay ediyor ve aynı zamanda rakip hacker gruplarıyla çatışıyorlar. Siber saldırı yöntemlerinde ise neredeyse her teknik var. Kullanılan yöntemler arasında teknik yollar, şifre kırma, ağa sızma, zararlı yazılım bulaştırma, veri şifreleme ve silme gibi birçok yöntem yer alıyor. Sosyal mühendislik yöntemleri ise insanları kandırarak, onlardan gizli bilgileri veya erişim haklarını elde etmeyi amaçlıyor. Örneğin ekipten biri, hedef şirketlerin çalışanlarını arayarak, onlara kendilerini şirketin başka bir çalışanı veya teknik destek ekibi olarak tanıtıyor ve onlardan giriş bilgilerini istiyor. Aslında böyle okuyunca siz bile inanamadınız değil mi? Ancak bu yönteme pek çok şirket çalışanı maalesef ki kanıyor. - BT ve EE: İngiltere'nin en büyük telekomünikasyon şirketlerinden olan BT ve EE, 2021 yılında Lapsus$ tarafından hacklenmişti. Hacker'lar, şirketlerin sunucularına ve veri dosyalarına erişerek, 26 bin müşteriye tehdit mesajları göndermişti ve bazı müşterilerin kripto para hesaplarından yaklaşık 100 bin sterlin çalmıştı. - NVIDIA: Silikon Vadisi'nin dev teknoloji şirketlerinden olan NVIDIA da hack'lenen şirketler arasında. 2022 yılında hacker'lar, şirketin hassas ve değerli verilerini çalarak internete sızdırmıştı ve daha fazla veri sızdırmamak için NVDIA'dan fidye istemişti. - Uber: Dünyanın en büyük ulaşım şirketlerinden olan Uber da 2022 yılında Lapsus$ tarafından hack'lenen şirketler arasına girmişti. Hacker'lar, şirketin müşteri ve sürücü veritabanına erişerek, 57 milyon kişinin kişisel bilgilerini çalmıştı. - Rockstar Games: Günümüzün dev oyun şirketi Rockstar Games de bu hacker grubundan nasibini almıştı. Henüz daha tamamlanmamış olan GTA 6 oyununun 90'dan fazla videosunu ele geçirip internete sızdırarak şirketi inanılmaz derecede zarara uğratmıştı. Tabii bunlar sadece en bilinenleri. Samsung, Vodafone, EA Games, Microsoft, T-Mobile, Okta, LG ve Ubisoft gibi büyük şirketler de bu hack olaylarından çokça etkilenmişti. Neredeyse her sene sansasyonel bir hack olayına karışan Lapsus$ grubu, zamanında birçok firmanın baş belası olmuştu. Ancak bu örgüt 2022 yılında, İngiltere'de yargılanan iki üyesiyle birlikte çökertildi. Yaptığı siber saldırılarla hem şirketleri hem de güvenlik güçlerini zor durumda bırakan Lapsus$'un faaliyetleri, Londra Şehir Polisi'nin yürüttüğü bir soruşturma sonucunda son buldu. Polis, örgütün İngiltere'deki iki üyesi, 18 yaşındaki Arion Kurtaj ve 17 yaşındaki bir başka genci, 2022 yılında tutukladı. Kurtaj ve genç, hemen mahkemede yargılandılar. Kurtaj'ın otizmli olması ve yargılanmaya elverişli olmamasından suçlu olup olmadığına karar verilmedi. Ancak yaptığı eylemlerin gerçek olduğu kabul edildi. Diğer genç ise suçunu itiraf etti ve suçlu bulundu. Her iki sanık da daha sonra cezalandırılmak üzere serbest bırakıldı. Lapsus$, bu tutuklamalarla birlikte çökertildi. Örgütün lideri olan Lapsus$ ise, Telegram grubunda son bir mesaj yayımladı. Bu mesajda, örgütün dağıldığını, kendisinin de Brezilya'da saklandığını ve polisten kaçtığını söyledi. Ayrıca örgütün yaptığı saldırılarıyla tekrardan övündü ve kurbanlarını tehdit etti. Ancak Kurtaj serbest bırakılmasına rağmen faaliyetlerine devam etti ve pek çok şirketi zarara uğratmaya adeta yemin etmiş gibi hack'leme olaylarına son vermedi. Nitekim, Kurtaj'dan pek çok kez nasibini alan Rockstar, sonunda kendisini tehlikeli olmayana dek hastaneye kapatmayı başardı. Bu olayın detaylarına bakmak için aşağıdaki haberimize göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-6-sizdiran-hacker-omur-boyu-hastane-hapsi-cezasi-h139519.html", "text": "Yakın zamanda ilk resmi fragmanı paylaşılan Rockstar imzalı GTA 6, Eylül 2022'de dev bir sızıntıyla gündeme gelmişti. Oyunun onlarca videosu da dahil birçok detayını içeren bu sızıntının arkasında Lapsus$ isimli hacker grubu vardı. Grubun en önemli isimlerinden olduğu düşünülen Arion Kurtaj hakkında bugün önemli bir gelişme yaşandı. BBC'nin aktardığına göre 18 yaşındaki hacker, mahkemenin kararıyla süresiz hastane hapsi cezasına çarptırıldı. Birleşik Krallık'ta görülen mahkemede hakim, otizmli olduğu söylenen Kurtaj'ın halen tehlikeli olduğunu ifade etti. Yapılan akıl sağlığı değerlendirmesinde hacker'ın mümkün olan en kısa sürede siber suçlara geri dönme niyetinin olduğu belirtildi. Ayrıca mahkeme, Kurtaj'ın son zamanlarda şiddet uygulama eğiliminde olduğunu, düzinelerce yaralama ve maddi hasar ihbarı aldıklarını da belirtti. Bunların ardından hacker için süresiz olarak hastanede kalma emri verildi. Gelen bilgilere göre Kurtaj, doktorlar onun artık tehlikeli olmadığına karar vermediği sürece güvenli bir hastanede tutulacak. Bu da tehlikeli olmadığına karar verilirse cezasında hafifleme olabileceği anlamına geliyor. Son yıllarda ciddi anlamda aktif olan Lapsus$, Rockstar dışında NVIDIA, Uber, Samsung, Ubisoft, Microsoft da dahil birçok büyük şirkete saldırılar düzenlemişti. Kurtaj, aslında Ocak 2022'de yakalanmış, daha sonra serbest bırakılmıştı. Ancak serbest bırakıldıktan sonra da faaliyetlerine devam etti. Eylül 2022'de Rockstar saldırısını gerçekleştirmesinin ardından da son kez tutuklandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-film-tavsiyeleri-h100653.html", "text": "Aksiyon, suç, sürüş, soygun ve daha birçok unsuru içerisinde barındıran GTA serisi, neredeyse 27 yıldır her türlü oyun platformunda yer almaya devam ediyor. Haliyle işin içine suç unsurları ve özellikle soygun girince, GTA serisi oyunlarının kendisinden önce çıkmış popüler suç filmlerinden ilham alması da doğal oluyor. Senelerdir sinema sektörü ile karşılıklı bir ilişki içerisinde olan GTA, hem tanınmış filmlerden ilham alıyor hem de kendisinden sonra çıkan birçok suç filmine de ilham kaynağı olmayı başarıyor. Hazırsanız hep beraber GTA oyunlarına benzer filmler nelermiş, yakından bir göz atalım. NOT: Listedeki filmlerden bahsederken, bazı GTA oyunları hakkında spoiler verebileceğimizi de şimdiden belirtmekte fayda var. - Taxi Driver - 8,3 - Scarface - 8,3 - Heat - 8,2 - Carlito's Way - 7,9 - The Boondock Saints - 7,8 - Drive - 7,8 - Baby Driver - 7,6 - Menace II Society - 7,5 - The Town - 7,5 - Collateral - 7,5 - Natural Born Killers - 7,3 - Fast Five (Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu) - 7,3 - The Italian Job - 7,0 - Vizyon tarihi: 2003 - Tür: Aksiyon, Suç, Gerilim - IMDb puanı: 7,0 - Oyuncular: Donald Sutherland, Mark Wahlberg, Edward Norton, Jason Statham GTA serisi oyunlarının en çok üzerinde durduğu ve oyuna dahil etmeyi sevmediği temalardan biri de soygun olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle GTA IV ve V'te oyunların en büyük kilit görevleri soygunlar olmuştu. Bu soygun görevleri ise gözünüze bir yerden tanıdık geliyor olabilir. Bunun sebebi bu görevlerin ünlü suç ve soygun filmlerinden esinlenerek oluşturulması. Bu esinlenilen ilk filmlerden biri olan The Italian Job, büyük bir altın soygunu için bir ekibin zekice yaptıkları planı tasarlama ve gerçekleştirme aşamalarını konu alıyor. Hatırlarsanız GTA V'in son soygun görevi The Big Score'da da bir altın soygunu gerçekleştiriyoruz. İşte o görev'in en büyük ilham kaynaklarından biri bu film olarak karşımıza çıkıyor. - Vizyon tarihi: 2011 - Tür: Aksiyon, Suç, Macera - IMDb puanı: 7,3 - Oyuncular: Paul Walker, Vin Diesel, Dwayne Johnson, Jordana Brewster Hızlı ve Öfkeli serisi aslında her ne kadar yoluna daha farklı şekilde başlamış olsa da geçen yıllar süresince büyük numaraların yapıldığı soygunlara odaklanan bir film serisi haline geldi. Seride ekibin büyük bir organize soyguna yöneldiği ilk film olan Fast Five, yarattığı hava bakımından GTA serisi oyunlara bir hayli benziyor. Filmde federal ajanlar ve uyuşturucu mafyası arasında sıkışıp kalan ekibimiz, çareyi büyük bir soygun yapıp kendi özgürlüklerini kazanmakta buluyor. Bu senaryo ise hemen hemen her GTA oyununda rastlayabileceğimiz bir durum. - Vizyon tarihi: 1994 - Tür: Aksiyon, Suç, Dram - IMDb puanı: 7,3 - Oyuncular: Woody Harrelson, Juliette Lewis, Tom Sizemore, Rodney Dangerfield GTA serisinin en sevilen oyunlarında başı çeken GTA V, oyun severlerin kolay kolay unutamayacağı bir karaktere ev sahipliği yapıyor. Tahmin ettiğiniz üzere Trevor olan bu karakter, GTA V'in en çok tartışılan karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Bunun nedeni ise Trevor'un şiddete duyduğu yoğun bağımlılık olarak özetlenebilir. Natural Born Killers filminde de sadece zevk ve medyanın dikkatini çekmek için cinayet işleyen bir çift konu alınıyor. Medyanın şiddete olan bağımlılığını ve bundan beslendiğini eleştiren bu film, aslında GTA oyunlarının bu zamana kadar medyadan aldığı sert eleştirileri de eleştiren bir film haline gelmiş oluyor. - Vizyon tarihi: 2004 - Tür: Suç, Dram, Gerilim - IMDb puanı: 7,5 - Oyuncular: Tom Cruise, Jamie Foxx, Jada Pinkett Smith, Mark Ruffalo GTA serisi oyunların karakter gelişimi bakımından oldukça iyi bir iş çıkardığı kitleler tarafından kabul edilen bir gerçek. Bu karakter gelişimi sırasında genel olarak en alt kademelerden başlayıp ismimizi suç dünyasında yükseltmeye çalışıyoruz. Collateral filmi de GTA oyunlarında bulunabilecek bir görev tarzındaki konuyu işliyor. Bir tetikçi ile taksi şoförü arasında geçen bu filmde, tetikçinin kontratını yerine getirmek için bir gecede 5 hedefi ortadan kaldırması gerekmektedir. Sıradan bir taksiciyi o gece için kişisel şoförü olarak seçen tetikçi, zorlu görevinde bu taksiciyi kendisine yardım etmesi için zorlar. Bu durum ise bizlere GTA IV'te Niko ile taksicilik yaptığımız günleri epey bir hatırlatıyor. - Vizyon tarihi: 2010 - Tür: Suç, Dram, Gerilim - IMDb puanı: 7,5 - Oyuncular: Ben Affleck, Rebecca Hall, Jon Hamm, Jeremy Renner GTA serisi oyunlarının en sevilen noktalarından biri de oyunlardaki karakterlerin aslında halktan biri olmasıdır. Profesyonellikle pek de alakası olmayan bu karakterler oldukça komik durumlara ve gerçekçi oynanış biçimlerine yol açmaktadır. Bu nedenle oynadığımız karakterler hatalar yapabiliyor ve bu durum sonuçlara ve gerçekçi oynanışa yol açıyor. The Town filmi de bir banka soygunu ekibinin başındaki kişinin yaptığı hatanın sonuçlarını beyazperdeye taşıyor. Boston şehrinin Charlestown bölgesi hırsızlıkla ve hırsız çeteleriyle ünlüdür. Bu bölgede banka soyguncularının liderliğini yapan Dough MacRay, kaçırdığı banka müdiresine aşık olarak yaptığı hata sonucunda ekibini ve kendini oldukça zor bir duruma sokuyor. - Vizyon tarihi: 2017 - Tür: Aksiyon, Suç, Müzik - IMDb puanı: 7,6 - Oyuncular: Ansel Elgort, Jon Bernthal, Jon Hamm, Eiza Gonzalez GTA serisi ilk oyunlarından bu yana sürüşe oldukça önem veriyor. Arabaların ve sürüşün ön planda olduğu birçok görev bulunuyor. Bu nedenle Baby Driver, GTA görevi olsa sırıtmayacak bir konuyu işliyor. Filmde müzik dinlemeyi oldukça fazla seven ve kendi mikslerin hazırlayan Baby, zorunluluktan suç dünyasına karışan bir karakter. GTA oyunlarında da karakterlerimizin istemeden kendilerini suç dünyasının ortasında bulduğunu defalarca oynadık ve izledik. Baby Driver filminde de neredeyse olağanüstü sürüş yeteneklerine sahip olan Baby, soyguncular için kaçış şoförlüğü yapıyor. Baby'e en çok benzeyen GTA karakterini düşündüğümüzde ise aklımıza ilk olarak GTA V'ten Franklin geliyor. - Vizyon tarihi: 1993 - Tür: Suç, Dram, Gerilim - IMDb puanı: 7,5 - Oyuncular: Tyrin Turner, Larenz Tate, June Kyoto Lu, Toshi Toda 1991 yılında çıkan ve ABD'nin Compton şehrinin şiddet dolu yönünü ortaya çıkaran Boyz 'N the Hood filminden sonra Ghetto türünde bir başka başyapıt olan Menace II Society, GTA: San Andreas ile güçlü bağları olan bir film olarak karşımıza çıkıyor. Bu filmde; tıpkı San Andreas oyunundaki CJ gibi daha iyi bir hayata sahip olmak isteyen Afro Amerikalı genç Caine Lawson'ın suçtan kaçınmaya çalışmasını izliyoruz. Suçun bir seçim değil zorunluluk olduğunu anlatan Menace II Society, aslında CJ'in oyunda içerisinde bulunduğu durumu, Caine karakteri ile bizlere anlatıyor. Ayrıca filmde yer alan O-Dog karakteri, GTA V'te bulunan Lamar karakterine ilham kaynağı olurken, filmdeki Hughes Brothers, büyük ölçüde San Andreas'taki Grove Street Ailesi'ni temsil ediyor. - Vizyon tarihi: 2011 - Tür: Suç, Dram - IMDb puanı: 7,8 - Oyuncular: Ryan Gosling, Carey Mulligan, Bryan Cranston, Albert Brooks Kendi başına bir GTA oyunu edebilecek senaryoya sahip olan Drive, Hollywood'da dublörlük yapan bir araba sürücüsünün geceleri soygunlara katıldığı ikili yaşantısını konu alıyor. Oldukça iyi araba kullanan isimsiz sürücümüz , geceleri soygunların vazgeçilmez kaçış şoförü olarak suç dünyasında yer almaktadır. Oldukça güzel komşusu Irene'nin hapisteki kocasına da yardım etmeyi kabul eden Sürücü, kendini daha çok suç dünyasına gömülmüş bir halde bulur. Hem kendi hayatını hem de Irene ve çocuğunu tehlikeye atan karakterimizin ise kurtulmak için tek çaresi araba sürmek olacaktır. - Vizyon tarihi: 1999 - Tür: Aksiyon, Suç, Gerilim - IMDb puanı: 7,8 - Oyuncular: Willem Dafoe, Sean Patrick Flanery, Norman Reedus, David Della Rocco Yine tek başına bir GTA oyununa uyarlanabilecek senaryoya sahip olan bir diğer film The Boondock Saints, oldukça ilginç bir anti-kahraman hikayesini beyazperdeye taşıyor. GTA oyunları da bildiğiniz üzere bir dizi anti-kahramanların üzerine kuruluyor. İki İrlandalı kardeşin yozlaşmış Boston şehrindeki kötülerle mücadele ettiği bu filmde, bu iki kardeş polise güvenmek yerine adaleti kendileri sağlıyor. Bu ikizlerin ortadan kaldırdıkları insanlar genelde mafya üyesi ve uyuşturucu taciri gibi kişiler oldukları için halk sesini çıkarmıyor ve hatta iki kardeşin peşine düşen FBI ajanı bile Şehrin Azizleri'nin yaptığı işlere içten içe hayranlık duyuyor. Şehrin Azizleri barındırdığı şiddet ve argo dolu diyalogları ile de GTA oyunlarını aratmıyor. - Vizyon tarihi: 1993 - Tür: Suç, Dram - IMDb puanı: 7,9 - Oyuncular: Al Pacino, Sean Penn, Penelope Ann Miller Carlito's Way, uyuşturucudan yakalana ve hapis yatan eski mafya üyesinin; suç dolu günlerini geride bırakarak düzgün bir hayat yaşamaya çalışmasını anlatıyor. Fakat kolayca tahmin edilebildiği üzere, Carlito'nun geçmişi kolay kolay peşini bırakmıyor. İçerisinde bulunan karakterler bakımından GTA oyunlarına ilham olan Carlito's Way, GTA Vice City oyunundaki yozlaşmış avukat - mafya babası ilişkisine de ilham oluyor. Carlito's Way'in GTA serisine verdiği en büyük ilham ise GTA Vice City'deki Ken Rosenberg karakteri oluyor. Bu yozlaşmış avukat, direkt olarak Carlito's Way filmindeki avukat Kleinfeld karakterinden esinleniliyor. - Vizyon tarihi: 1995 - Tür: Dram, Suç, Gerilim - IMDb puanı: 8,2 - Oyuncular: Al Pacino, Robert De Niro, Val Kilmer, Jon Voight 90'ların efsane oyuncu kadrosuna sahip olan popüler soygun filmi Heat, bir değil iki büyük GTA oyununda bulunan iki soygun görevine ilham kaynağı oluyor. GTA V oyununda yer alan Blitz Play isimli zırhlı araç soygunu görevi ve GTA IV'te yer alan oyunun en zor ve büyük görevi Three Leaf Clover, bu filmden büyük esintiler taşıyor. Üç kişilik bir suç çetesinin hikayesinin anlatıldığı bu filmde yer alan soygun ihbarı sonucunda polis baskını, GTA IV'teki bahsettiğimiz soygun görevinin ardından neredeyse filmle aynı şekilde işlenmektedir. Bunların yanı sıra yine GTA IV'teki Three Leaf Clover soygun görevinde karakterler; filmdeki karakterlerin kıyafetlerinin, maskelerinin, silahlarının ve para çantalarının aynılarını taşımaktadırlar. Ayrıca filmde yer alan Neil McCauley karakteri daha sonradan GTA V oyunundaki Michael De Santa, Waingro ise yine GTA V'teki Trevor karakterine ilham kaynağı olmuştur. - Vizyon tarihi: 1983 - Tür: Suç, Dram - IMDb puanı: 8,3 - Oyuncular: Al Pacino, Michelle Pfeiffer, Steven Bauer, Robert Loggia Serinin en popüler oyunlarından olan GTA Vice City'nin açık açık ilham aldığı ve bunu saklamadığı film olan Scarface, 1980'lerin ve Al Pacino'nun en çok övülen filmlerinden birisi. Tony Montana isimli Küba'dan ABD'ye göç eden bir suçlunun mafya içerisinde yükselmesini izlediğimiz bu filmde, Tony Montana karakterinden, filmde yer alan mekanlara kadar birçok detay GTA Vice City oyununda da direkt olarak kullanılıyor. 1980'lerde Miami'de geçen Scarface'ın atmosferi, GTA Vice City'de de direkt olarak kullanılmıştır. Filmin sonuyla hemen hemen aynı sona sahip olan Vice City oyununda, Tony Montana'nın malikanesi ve gittiği gece kulübü de birebir şekilde yer alıyor. Ayrıca bunların yanı sıra filmin ünlü sahnelerinden bazıları da görev olarak GTA Vice City'de karşımıza çıkıyor. - Vizyon tarihi: 1976 - Tür: Suç, Dram - IMDb puanı: 8,3 - Oyuncular: Robert De Niro, Jodie Foster, Cybill Shepherd, Leonard Harris Başarılı yönetmen Martin Scorsese'nin en iyi filmi olarak kabul edilen Taxi Driver, kültleşmiş Travis Bickle karakteri ile sürüş odaklı ve iki boyutlu ilk GTA oyunlarına da ilham kaynağı oluyor. Uyuyamayan ve geceleri taksicilik yapan; şehirdeki bütün vatandaşların ve politikacıların yozlaşmış olduğunu düşünen psikopat karakter Travis, 1997 yılında çıkan orijinal GTA oyununda mohawk saç tarzıyla destek karakter olarak yer alıyor. GTA oyunlarının Taxi Driver filmine verdiği en büyük referans oyunda bulunan Travis karakteri olsa da daha sonra 2005 yılında çıkan Liberty City Stories oyununda, Bickle'76 isimli gizli bir taksi bulunuyor. Genel olarak da geceleri şehirde araba süren bir psikopat karakter düşündüğümüzde, akıllara ilk olarak GTA oyunları geliyor. İzlerken GTA serisi oyunlarının havasını yakalayabileceğiniz film tavsiyeleri yaptığımız listemizin sonuna geldik. GTA oyunlarının atmosfer, oyunların barındırdığı suç, soygun ve benzeri unsurlar dolayısıyla birçok dönem ve suç filminde hissedilebiliyor. Sizler listede bulunan filmler hakkında neler düşünüyorsunuz? Listedeki filmlerden hangilerini izlediniz? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/gta-san-andreas-hileleri-h74243.html", "text": "GTA serisinin en büyük sükse yaratan oyunu tartışmasız GTA San Andreas desek yanlış olmaz. Oyun dünyasına bir çok yeni element kazandıran San Andreas, oyuncuların akıllarına kazıdığı efsane hilelerle de hatırlanır. Biz de geçen yıllara rağmen aklımızda kazılı duran GTA San Andreas hilelerinin yanı sıra oyunun daha az bilinen hilelerine de yer veren bir yazı hazırladık. Dilerseniz en çok bilinen hilelerle başlayalım. Bu arada Playstation ve Xbox için de hileler mevcut. Hileleri oyun içinde dilediğiniz zaman aktifleştirebilirsiniz. - Para, zırh ve sağlık hilesi: - Sınırsız cephane hilesi: - Sınırsız can hilesi - Birinci set silahlar hilesi - İkinci set silahlar hilesi - Üçüncü set silahlar hilesi - Rhino tank hilesi - Jetpack hilesi - Aranma seviyesi düşürme hilesi - PC: HESOYAM - PS: R1, R2, L1, Çarpı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - Xbox: RT, RB, LT, A, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - PC: FULLCLIP - PS: L1, R1, Kare, R1, Sol, R2, R1, Sol, Kare, Aşağı, L1, L1 - Xbox: LT, RT, X, RT, Sol, RB, RT, Sol, X, Aşağı, LT, LT - PC: BAGUVIX - PS: Aşağı, Çarpı, Sağ, Sol, Sağ, R1, Sağ, Aşağı, Yukarı, Üçgen - Xbox: Aşağı, A, Sağ, Sol, Sağ, RT, Sağ, Aşağı, Yukarı, Y - PC: LXGIWYL - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - PC: PROFESSIONALSKIT - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Sol - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Sol - PC: UZUMYMW - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Aşağı - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol , Aşağı, Aşağı, Aşağı - PC: IWPRTON - PS: Yuvarlak, Yuvarlak, L1, Yuvarlak, Yuvarlak, Yuvarlak, L1, L2, R1, Üçgen, Yuvarlak, Üçgen - Xbox: B, B, LT, B, B, B, LT, LB, RT, Y, B, Y - PC: ROCKETMAN - PS: L1, L2, R1, R2, Yukarı, Aşağı, Sol, Sağ, L1, L2, R1, R2, Yukarı, Aşağı, Sol, Sağ - Xbox: Sol, Sağ, LT, LB, RT, RB, Yukarı, Aşağı, Sol, Sağ - PC: TURNDOWNTHEHEAT - PS: R1, R1, Yuvarlak , R2, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı - Xbox: RT, RT, B, RB, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı - PC: STATEOFEMERGENCY - PS: Aşağı, Sol, Yukarı, Sol, Çarpı, R2, R1, L2, L1 - Xbox: Aşağı, Sol, Yukarı, Sol, A, RB, RT, LB, LT GTA San Andreas hilelerini oyun içerisinde kullanmak için herhangi bir konsol komut modu ya da iletişim kutusu açmanız gerekmiyor. Oyun sırasında klavyeye kullanmak istediğiniz hileyi yazarak aktif hale getirebilirsiniz. GTA San Andreas hilelerini mobil sürümünde hileleri kullanmak PC sürümündeki gibi kolay olmuyor. Telefonunuzun işletim sistemine göre Android ya da IOS uygulama mağazasından üçüncü taraf klavye uygulamalarını indirip kullanmanız gerekiyor. - HESOYAM: Sağlık, zırh, araba tamiri ve 250.000 dolar - PS: R1, R2, L1, Çarpı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - Xbox: RT, RB, LT, A, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - BAGUVIX: Sınırsız sağlık - PS: Aşağı, Çarpı, Sağ, Sol, Sağ, R1, Sağ, Aşağı, Yukarı, Üçgen - Xbox: Aşağı, A, Sağ, Sol, Sağ, RT, Sağ, Aşağı, Yukarı, Y - CVWKXAM: Sınırsız oksijen - PS: Aşağı, Sol, L1, Aşağı, Aşağı, R2, Aşağı, L2, Aşağı - Xbox: Aşağı, Sol, LB, Aşağı, Aşağı, RT, Aşağı, LT, Aşağı - LXGIWYL: Birinci silah seti - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı - PROFESSIONALSKIT: İkinci silah seti - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Sol. - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Sol - UZUMYMW: Üçüncü silah seti - PS: R1, R2, L1, R2, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol, Aşağı, Aşağı, Aşağı - Xbox: RT, RB, LT, RB, Sol, Aşağı, Sağ, Yukarı, Sol , Aşağı, Aşağı, Aşağı - STICKLIKEGLUE: Araba tutuş kabiliyetini mükemmelleştirir - PS: Üçgen, R1, R1, Sol, R1, L1, R2, L1 - Xbox: Y, RB, RB, Sol, RB, LB, RT, LB - ANOSEONGLASS: Adrenalin modu - PS: Çarpı, Çarpı, Kare, R1, L1, Çarpı, Aşağı, Sol, Çarpı - Xbox: Y, RT, RT, Sol, RT, LT, RB, LT - FULLCLIP: Sınırsız cephane, şarjör değiştirmeye gerek kalmaz - PS: L1, R1, Kare, R1, Sol, R2, R1, Sol, Kare, Aşağı, L1, L1 - Xbox: LT, RT, X, RT, Sol, RB, RT, Sol, X, Aşağı, LT, LT - TURNUPTHEHEAT: Aranma seviyesini iki arttırır - PS: R1, R1, Yuvarlak, R2, Sağ, Sol, Sağ, Sol, Sağ, Sol - Xbox: RT, RT, B, RB, Sağ, Sol, Sağ, Sol, Sağ, Sol - TURNDOWNTHEHEAT: Aranma seviyesini sıfırlar - PS: R1, R1, Yuvarlak, R2, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı - Xbox: RT, RT, B, RB, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı, Yukarı, Aşağı - BTCDBCB: Kilo aldırır - PS: Üçgen, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, Kare, Yuvarlak, Aşağı - Xbox: Y, Yukarı ,Yukarı, Sol, Sağ, X, B, Aşağı - BUFFMEUP: Kaslandırır - PS: Üçgen, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, Kare, Yuvarlak, Sol - Xbox: Y, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, X, B, Sol - KVGYZQK: Sıskalaştırır - PS: Üçgen, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, Kare, Yuvarlak, Sağ - Xbox: Y, Yukarı ,Yukarı, Sol, Sağ, X, B, Sağ - AEZAKMI: Aranma seviyesi etkisizleşir - PS: Yuvarlak, Sağ, Yuvarlak, Sağ, Sol, Kare, Üçgen, Yukarı - Xbox: B, Sağ, B, Sağ, Sol, X, Y, Yukarı - BRINGITON: Aranma seviyesi altı yıldız olur - PS: Yuvarlak, Sağ, Yuvarlak, Sağ, Sol, Kare, Çarpı, Aşağı - Xbox: B, Sağ, B, Sağ, Sol, X, A, Aşağı - WORSHIPME: Saygınlığı maksimuma çıkarır - PS: L1, R1, Üçgen, Aşağı, R2, Çarpı, L1, Yukarı, L2, L2, L1, L1 - Xbox: LT, RT, Y, Aşağı, RB, A, LT, Yukarı, LB, LB, LT, LT - HELLOLADIES: Çekiciliği maksimuma çıkarır - PS: Yuvarlak, Üçgen, Üçgen, Yukarı, Yuvarlak, R1, L2, Yukarı, Üçgen, L1, L1, L1 - Xbox: B, Y, Y, Yukarı, B, RT, LB, Yukarı, Y, LT, LT, LT - VKYPQCF: Dayanıklılığı maksimuma çıkarır - PS: Yok - Xbox: Yok - PROFESSIONALKILLER: Tüm silahlar için Hitman seviyesini açar - PS: Aşağı, Kare, Çarpı, Sol, R1, R2, Sol, Aşağı, Aşağı, L1, L1, L1 - Xbox: Aşağı, X, A, Sol, RT, RB, Sol, Aşağı, Aşağı, LT, LT, LT - NATURALTALENT: Tüm araç kabiliyetlerini maksimuma çıkarır - PS: Kare, L2, Çarpı, R1, L2, L2, Sol, R1, Sağ, L1, L1, L1 - Xbox: X, LB, A, RT, LB, LB, Sol, RT, Sağ, LT, LT, LT - SPEEDITUP: Oyun hızlanır - PS: Üçgen, Yukarı, Sağ, Aşağı, L2, L1, Kare - Xbox: Y, Yukarı, Sağ, Aşağı, LB, LT, X - SLOWITDOWN: Oyun yavaşlar - PS: Üçgen, Yukarı, Sağ, Aşağı, Kare, R2, R1 - Xbox: Y, Yukarı, Sağ, Aşağı, X, RB, RT - AJLOJYQY: Yayalar birbirlerine golf sopalarıyla saldırır - PS: R2, R1, Çarpı, Üçgen, Çarpı, Üçgen, Yukarı, Aşağı - Xbox: RB, RT, A, Y, A, Y, Yukarı, Aşağı - BAGOWPG: Karakterin başına ödül koyar - PS: Yok - Xbox: Yok - FOOOXFT: Yayalar sizi avlamaya başlar - PS: Aşağı, Yukarı, Yukarı, Yukarı, Çarpı, R2, R1, L2, L2 - Xbox: A, LT, Yukarı, X, Aşağı, A, LB, Y, Aşağı, RT, LT, LT - GOODBYECRUELWORLD: İntihar - PS: Sağ, L2, Aşağı, R1, Sol, Sol, R1, L1, L2, L1 - Xbox: Sağ, LB, Aşağı, RT, Sol, Sol, RT, LT, LB, LT - BLUESUEDESHOES: İnsanlar Elvis imajıyla dolaşmaya başlar - PS: L1, Yuvarlak, Üçgen, L1, L1, Kare, L2, Yukarı, Aşağı, Sol - Xbox: LT, B, Y, LT, LT, X, LB, Yukarı, Aşağı, Sol - BGLUAWML: Siviller roketatarlarla saldırır - PS: Yok - Xbox: Yok - LIFESABEACH: Sahil partisi modu - PS: Yukarı, Yukarı, Aşağı, Aşağı, Kare, Yuvarlak, L1, R1, Üçgen, Aşağı - Xbox: Yukarı, Yukarı, Aşağı, Aşağı, X, B, LT, RT, Y, Aşağı - ONLYHOMIESALLOWED: Çete üyeleri modu - PS: Sol, Sağ, Sağ, Sağ, Sol, Çarpı, Aşağı, Yukarı, Kare, Sağ, Aşağı - Xbox: Sol, Sağ, Sağ, Sağ, Sol, A, Aşağı, Yukarı, X, Sağ, Aşağı - BIFBUZZ: Çete kontrolü - PS: L2, Yukarı, R1, R1, Sol, R1, R1, R2, Sağ, Aşağı - Xbox: LB, Yukarı, RT, RT, Sol, RT, RT, RB, Sağ, Aşağı - NINJATOWN: Ninja teması - PS: Çarpı, Çarpı, Aşağı, R2, L2, Yuvarlak, R1, Yuvarlak, Kare - Xbox: A, A, Aşağı, RB, LB, B, RT, B, X - BEKKNQV: Kadınlar sizinle konuşmaya başlar - PS: Yok - Xbox: Yok - CJPHONEHOME: Bisikletle çok yükseğe zıplarsınız - PS: Üçgen, Kare, Yuvarlak, Yuvarlak, Kare, Yuvarlak, Yuvarlak, L1, L2, L2, R1, R2 - Xbox: Y, X, B, B, X, B, B, LT, LB, LB, RT, RB - KANGAROO: Yaya iken çok yükseğe zıplarsınız - PS: Yukarı, Yukarı, Üçgen, Üçgen, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, Kare, R2, R2 - Xbox: Yukarı, Yukarı, Y, Y, Yukarı, Yukarı, Sol, Sağ, X, RB, RB - STATEOFEMERGENCY: İsyan modu - PS: Aşağı, Sol, Yukarı, Sol, Çarpı, R2, R1, L2, L1 - Xbox: Aşağı, Sol, Yukarı, Sol, A, RB, RT, LB, LT - CRAZYTOWN: Komik maske verir ve kıyafetleri değiştirir - PS: Üçgen, Üçgen, L1, Kare, Kare, Yuvarlak, Kare, Aşağı, Yuvarlak - Xbox: Y, Y, LT, X, X, B, X, Aşağı, B - SJMAHPE: Herkesi çetenize katabilirsiniz - PS: Aşağı, Kare, Yukarı, R2, R2, Yukarı, Sağ, Sağ, Yukarı - Xbox: Aşağı, X, Yukarı, RB, RB, Yukarı, Sağ, Sağ, Yukarı - ROCKETMAYHEM: Çetenize kattığınız insanlar roketatarla saldırır - PS: R2, R2, R2, Çarpı, L2, L1, R2, L1, Aşağı, Çarpı - Xbox: RB, RB, RB, A, LB, LT, RB, LT, Aşağı, A - CPKTNWT: Tüm arabalar patlar - PS: Yok - Xbox: Yok - WHEELSONLYPLEASE: Araba görünmez olur - PS: Üçgen, L1, Üçgen, R2, Kare, L1, L1 - Xbox: Y, LT, Y, RB, X, LT, LT - ZEIIVG: Tüm ışıklar yeşil olur - PS: Sağ, R1, Yukarı, L2, L2, Sol, R1, L1, R1, R1 - Xbox: Sağ, RT, Yukarı, LB, LB, Sol, RT, LT, RT, RT - YLTEICZ: Sürücüler saldırgan olur - PS: Sağ, R2, Up, Up, R2, Yuvarlak, Kare, R2, L1, Sağ, Aşağı, L1 - Xbox: Sağ, RB, Yukarı, Yukarı, RB, B, X, RB, LT, Sağ, Aşağı, LT - LLQPFBN: Tüm arabalar pembe olur - PS: Yuvarlak, L1, Aşağı, L2, Sol, Çarpı, R1, L1, Sağ, Yuvarlak - Xbox: B, LT, Aşağı, LB, Sol, A, RT, LT, Sağ, B - IOWDLAC: Tüm arabalar siyah olur - PS: Yuvarlak, L1, Aşağı, L2, Sol, Çarpı, R1, L1, Sağ, Yuvarlak - Xbox: B, LB, Yukarı, RT, Sol, A, RT, LT, Sol, B - EVERYONEISPOOR: Tüm arabalar düşük model olur - PS: Yok - Xbox: Yok - EVERYONEISRICH: Tüm arabalar hızlı olur - PS: Sağ, R1, Yukarı, L2, L2, Sol, R1, L1, R1, R1 - Xbox: Sağ, RT, Yukarı, LB, LB, Sol, RT, LT, RT, RT - CHITTYCHITTYBANGBANG: Arabalar uçmaya başlar - PS: Kare, Aşağı, L2, Yukarı, L1, Yuvarlak, Yukarı, Çarpı, Sol - Xbox: X, RB, Aşağı, Aşağı, Sol, Aşağı, Sol, Sol, LB, A - FLYINGFISH: Tekneler uçmaya başlar - PS: R2, Yuvarlak, Yukarı, L1, Sağ, R1, Sağ, Yukarı, Kare, Üçgen - Xbox: RB, B, Yukarı, LT, Sağ, RT, Sağ, Yukarı, X, Y - JCNRUAD: Arabalar daha kolay patlar - PS: L1, L2, L2, Yukarı, Aşağı, Aşağı, Yukarı, R1, R2, R2 - Xbox: LT, LB, LB, Yukarı, Aşağı, Aşağı, Yukarı, RT, RB, RB - SPEEDFREAK: Tüm arabalarda nitro olur - PS: Sol, Üçgen, R1, L1, Yukarı, Kare, Üçgen, Aşağı, Yuvarlak, L2, L1, L1 - Xbox: Sol, Y, RT, LT, Yukarı, X, Y, Aşağı, B, LB, LT, LT - BUBBLECARS: Arabalara etki eden yerçekimi azalır - PS: Kare, R2, Aşağı, Aşağı, Sol, Aşağı, Sol, Sol, L2, Çarpı - Xbox: X, Aşağı, LB, Yukarı, LT, B, Yukarı, A, Sol - OUIQDMW: Araba sürerken ateş edersiniz - PS: Yok - Xbox: Yok - GHOSTTOWN: Trafik azalır - PS: Çarpı, Aşağı, Yukarı, R2, Aşağı, Üçgen, L1, Üçgen, Sol - Xbox: A, Aşağı, Yukarı, RB, Aşağı, Y, LT, Y, Sol - FVTMNBZ: Arabalar taşra araçlarına döner - PS: Üçgen, Sol, Kare, R2, Yukarı, L2, Aşağı, L1, Çarpı, L1, L1, L1 - Xbox: Y, Sol, X, RB, Yukarı, LB, Aşağı, LT, A, LT, LT, LT - BMTPWHR: Arabalar taşra araçlarına döner ve insanlar taşralı olur - PS: Yok - Xbox: Yok - ROCKETMAN: Jetpack verir - PS: Sol, Sağ, L1, L2, R1, R2, Yukarı, Aşağı, Sol, Sağ - Xbox: Sol, Sağ, LT, LB, RT, RB, Yukarı, Aşağı, Sol, Sağ - IWPRTON: Rhino Tank verir - PS: Yuvarlak, Yuvarlak, L1, Yuvarlak, Yuvarlak, Yuvarlak, L1, L2, R1, Üçgen, Yuvarlak, Üçgen - Xbox: B, B, LT, B, B, B, LT, LB, RT, Y, B, Y - AIYPWZQP: Paraşüt verir - wPS: Sol, Sağ, L1, L2, R1, R2, R2, Yukarı, Aşağı, Sağ, L1 - Xbox: Sol, Sağ, LT, LB, RT, RB, RB, Yukarı, Aşağı, Sağ, LT - OLDSPEEDDEMON: Bloodring Banger verir - PS: Aşağı, R1, Yuvarlak, L2, L2, Çarpı, R1, L1, Sol, Sol - Xbox: Aşağı, RT, B, LB, LB, A, RT, LT, Sol, Sol - JQNTDMH: Rancher verir - PS: Yukarı, Sağ, Sağ, L1, Sağ, Yukarı, Kare, L2 - Xbox: Yukarı, Sağ, Sağ, LT, Sağ, Yukarı, X, LB - VROCKPOKEY: Bir yarış arabası verir - PS: R1, Yuvarlak, R2, Sağ, L1, L2, Çarpı, Çarpı, Kare, R1 - Xbox: RT, B, RB, Sağ, LT, LB, A, A, X, RT - VPJTQWV: Başka bir yarış arabası verir - PS: R2, L1, Yuvarlak, Sağ, L1, R1, Sağ, Yukarı, Yuvarlak, R2 - Xbox: RB, LT, B, Sağ, LT, RT, Sağ, Yukarı, B, RB - WHERESTHEFUNERAL: Romero verir - PS: Aşağı, R2, Aşağı, R1, L2, Sol, R1, L1, Sol, Sağ - Xbox: Aşağı, RB, Aşağı, RT, LB, Sol, RT, LT, Sol, Sağ - CELEBRITYSTATUS: Stretch verir - PS: R2, Yukarı, L2, Sol, Sol, R1, L1, Yuvarlak, Sağ - Xbox: Yukarı, LB, Sol, Sol, RT, LT, B, Sağ - TRUEGRIME: Trashmaster verir - PS: Yuvarlak, R1, Yuvarlak, R1, Sol, Sol, R1, L1, Yuvarlak, Sağ - Xbox: B, RT, B, RT, Sol, Sol, RT, LT, B, Sağ - RZHSUEW: Caddy verir - PS: Yuvarlak, L1, Yukarı, R1, L2, Çarpı, R1, L1, Yuvarlak, Çarpı - Xbox: B, LT, Yukarı, RT, LB, A, RT, LT, B, A - JUMPJET: Hydra verir - PS: Üçgen, Üçgen, Kare, Yuvarlak, Çarpı, L1, L1, Aşağı, Yukarı - Xbox: Y, Y, X, B, A, LT, LT, Aşağı, Yukarı - KGGGDKP: Vortex Hovercraft verir - PS: Üçgen, Üçgen, Kare, Yuvarlak, Çarpı, L1, L2, Aşağı, Aşağı - Xbox: Y, Y, X, B, A LT, LB, Aşağı, Aşağı - OHDUDE: Hunter verir - PS: Yuvarlak, Çarpı, L1, Yuvarlak, Yuvarlak, L1, Yuvarlak, R1, R2, L2, L1, L1 - Xbox: Y, Y, X, B, A, LT, LB, Aşağı, Aşağı - FOURWHEELFUN: Quad verir - PS: Sol, Sol, Aşağı, Aşağı, Yukarı, Yukarı, Kare, Yuvarlak, Üçgen, R1, R2 - Xbox: Sol, Sol, Aşağı, Aşağı, Yukarı, Yukarı, X, B, Y, RT, RB - AMOMHRER: Tanker verir - PS: R1, Yukarı, Sol, Sağ, R2, Yukarı, Sağ, Kare, Sağ, L2, L1, L1 - Xbox: RT, Yukarı, Sol, Sağ, RB, Yukarı, Sağ, X, Sağ, LB, LT, LT - ITSALLBULL: Dozer verir - PS: R2, L1, L1, Sağ, Sağ, Yukarı, Yukarı, Çarpı, L1, Sol - Xbox: LT, LT, Sağ, Sağ, Yukarı, Yukarı, A, LT, Sol - FLYINGTOSTUNT: Akrobasi uçağı verir - PS: Yuvarlak, Yukarı, L1, L2, Aşağı, R1, L1, L1, Sol, Sol, Çarpı, Üçgen - Xbox: B, Yukarı, LT, LB, Aşağı, RT, LT, LT, Sol, Sol, A, Y - MONSTERMASH: Monster verir - PS: Sağ, Yukarı, R1, R1, R1, Aşağı, Üçgen, Üçgen, Çarpı, Yuvarlak, L1, L1 - Xbox: Sağ, Yukarı, RT, RT, RT, Aşağı, Y, Y, A, B, LT, LT - PLEASANTLYWARM: Hava güneşli olur - PS: R2, Çarpı, L1, L1, L2, L2, L2, Üçgen - Xbox: RB, A, LT, LT, LB, LB, LB, Y - TOODAMNHOT: Hava çok güneşli olur - PS: R2, Çarpı, L1, L1, L2, L2, L2, Aşağı - Xbox: RB, A, LT, LT, LB, LB, LB, Aşağı - ALNSFMZO: Hava kapalı olur - PS: L2, Aşağı, Aşağı, Sol, Kare, Sol, R2, Kare, Çarpı, R1, L1, L1 - Xbox: RB, A, LT, LT, LB, LB, LB, X - AUIFRVQS: Hava yağmurlu olur - PS: Yok - Xbox: Yok - CFVFGMJ: Hava sisli olur - PS: R2, X, L1, L1, L2, L2, L2, Çarpı - Xbox: A, LT, LT, LB, LB, LB, A - YSOHNUL: Saatler daha hızlı geçer - PS: Yuvarlak, Yuvarlak, L1, Kare, L1, Kare, Kare, Kare, L1, Üçgen, Yuvarlak, Üçgen - Xbox: B, B, LT, X, LT, X, X, X, LT, Y, B, Y - NIGHTPROWLER: Her zaman gece yarısı olur - PS: Kare, L1, R1, Sağ, Çarpı, Yukarı, L1, Sol, Sol - Xbox: X, LT, RT, Sağ, A, Yukarı, LT, Sol, Sol - OFVIAC: Gökyüzü turuncu olur - PS: Sol, Sol, L2, R1, Sağ, Kare, Kare, L1, L2, Çarpı - Xbox: Sol, Sol, LB, RT, Sağ, X, X, LT, LB, A - SCOTTISHSUMMER: Gök gürültülü fırtına olur - PS: R2, Çarpı, L1, L1, L2, L2, L2, Yuvarlak - Xbox: A, LT, LT, LB, LB, LB, B - CWJXUOC: Kum fırtınası olur - PS: Yukarı, Aşağı, L1, L1, L2, L2, L1, L2, R1, R2 - Xbox: Yukarı, Aşağı, LT, LT, LB, LB, LT, LB, RT, RB GTA San Andreas deneyimini eşsiz bir konuma yükselten şifreleri sıraladık. Ayrıca oyunun tamamen bitirilmiş versiyonunu oynamak isterseniz, internette GTA San Andreas 100 save aramasıyla kayıt dosyalarına ulaşabilirsiniz. Böylece oyunu tekrar oynamak ama defalarca kere gördüğünü senaryoları tekrarlamamak isterseniz, her şey sizin için hazır hale geliyor. Yazımızı sonlandırmadan önce, GTA San Andreas için türkçe yama olduğunu hatırlatmış olalım. Türkçe yamanın yanı sıra, oyunu görsel anlamda GTA 5 kadar olmasa da GTA 4 düzeyine yaklaştıran modlar olduğunu da söyleyelim. Bu modları GTA Inside gibi isim yapmış mod sitelerinden bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/gunes-patlamasi-gerceklesti-kuzey-isiklari-yine-gorulebilir-h138530.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde başta Van ve Ordu illerimiz olmak üzere ülkemizin farklı yerlerinde kuzey ışıklarını görmüştük. Oldukça nadir gerçekleşen bu durum, Güneş'imizin üzerinde gerçekleşen patlamalar ve sıcaklık değişimleri sebebiyle gerçekleşmişti. Solar rüzgarların bu etkiye sebep olduğunu da sizlere detaylı biçimde aktarmıştık. Aynı içeriğimizde, bunun aslında çok önceden beklenen bir şey olduğunu ve geçmişte kaotik senaryolara yol açtığını da belirtmiştik. Son olarak da maalesef, tarihe ve bilimsel verilere dayanarak bunun 2025 yılına kadar sıklaşacağını da hep birlikte görmüştük. Şimdiyse yeni bir patlama gündemde. 9 Kasım tarihinde Güneş'ten Dünya yönüne doğru gerçekleşen koronal kütle atımı , solar rüzgarlarını gezegenimize doğru tetiklemiş görünüyor. Bu bağlamda rüzgarların gece geç saatlerde Dünya'ya ulaşması bekleniyor. Fakat bu konudaki bilgilerin tamamı kesinleşmiş değil. Zira rüzgarların nasıl bir etkiye sahip olacağını veya kesin olarak aurora'lara sebep olup olmayacaklarını bilmiyoruz. Fakat eldeki bilgilere bakan NASA yetkilileri, yarın -yani 12 Kasım tarihinde- söz konusu etkileri göreceğimizi belirtiyor. Uzmanlar, drone'lar gibi düşük frekanslı radyo dalgalarının risk altında olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak elde kesin bir bilgi yer almasa da simülasyon modellerimiz, yarın direkt olarak Dünya'ya gelecek solar rüzgarlar olduğuna işaret ediyor diyebiliriz. Tabii bunların 2025 yılına kadar ne boyuta ulaşacağı veya nelere sebep olacağını zaman gösterecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/gunes-son-6-yil-en-buyuk-patlama-gerceklesti-h139371.html", "text": "Van ve Ordu illerimiz olmak üzere ülkemizin farklı yerlerinde kuzey ışıklarını daha önce görmüştük. Oldukça nadir gerçekleşen bu durum, Güneş'imizin üzerinde gerçekleşen patlamalar ve sıcaklık değişimleri sebebiyle gerçekleşmişti. Solar rüzgarların bu etkiye sebep olduğunu da sizlere detaylı biçimde aktarmıştık. Şimdiyse yeni bir patlamayla karşı karşıyayız. Fakat öncekilerin aksine bu patlama, son 6 yılın en büyüğü olma özelliği taşıyor. Bu sebeple radyo dalgalarında 2 saate kadar süren kesintilere de sebep oldu. Patlamanın gerçekleştiği sırada ABD tarafı güneşe dönük olduğundan buradaki pilotlar anlık iletişim kopuklukları yaşandığını belirtti. Koronal kütle atılımları, solar rüzgarlara sebep olacak. Bunların da 16-17 Aralık tarihlerinde gezegenimize ulaşması bekleniyor. 2017'nin eylül ayından bu yana ilk kez bu kadar büyüğünü gördüğümüz patlamalarin sonucunda G1 seviyesinde jeomanyetik fırtınalar olması bekleniyor. Söz konusu solar rüzgarlar gezegenimize ulaştığında, bu seviyenin ılımlı olarak nitelendirilen G2 ve bundan daha ciddi olan G3 seviyesine kadar çıkabileceği de belirtiliyor. Söz konusu patlama, Güneş'in kuzeybatı yönlerinde gerçekleşti ve direkt olarak Dünya'ya doğru bakmıyordu. Yine de patlamadan dolayı Dünya'ya doğru yol alan rüzgarlar mevcut. Farklı -özellikle yüksek- noktalarda kuzey ışıklarının görülmesi bekleniyor. Fakat asıl odaklanmamız gereken nokta, genel olarak dünya üzerinde bu fırtınaların nelere sebep olabileceği. Onu da alttaki içeriğimizde detaylı şekilde bulabilirsiniz. İçinde bulunduğumuz solar döngünün 2025'teki tepe noktasına gittikçe patlamaların da daha şiddetli olacağını biliyoruz. Solar döngü, Güneş lekeleri, radyo dalgalar vb. terimler kafanızı karıştırdıysa, ilerleyen zamanda sık sık haberlerini göreceğimiz bu olaylara aşina olmak için üstteki içeriğimize göz atmanızı öneriyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/gunes-te-art-arda-2-siddetli-patlama-gerceklesti-h136566.html", "text": "Yaşamı mümkün kılan enerjiyi bize sağlayan yıldızımız Güneş, zaman zaman patlamalarla çevresine çok güçlü radyasyon yayabiliyor. Bu patlamaların şiddetli olması, radyasyonun kuvvetini ve kat edebildiği yolu doğru orantılı olarak etkiliyor. Bu olay, geçtiğimiz günlerde iki kez şiddetli bir şekilde meydana geldi. Üstelik Güneş patlamalarının etkisiyle Dünya'nın bir bölümündeki radyo dalgaları olumsuz etkilendi, kesintiler yaşandı. NASA, bir patlamanın anını da resmi Twitter hesabından paylaştı. Yukarıda gördüğümüz 7 Ağustos'taki patlama, Güneş patlamaları sınıfları arasından en şiddetli kategori olan 'X'te listelendi. Bir diğer deyişle pik akı aralığı, metrekare başına 10 4 watt'tan fazla olarak ölçüldü. Tam olarak X1.5 gücünde olduğu tespit edildi. Space.com'a konuşan Güneş fizikçisi Keith Strong, bu olay sonrasında ABD, Kanada ve Pasifik Okyanusu üzerinde radyo kesintisi yaşandığını paylaştı. Bir önceki patlama ise 5 Ağustos günü yaşandı ve bu patlama, 7 Ağustos'takinden bir tık daha güçlüydü. NASA, patlamanın X1.6 olarak kategorilendirildiğini paylaştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/gunluk-kiralik-ev-sartlari-yasal-duzenleme-h137645.html", "text": "Birkaç aydır gündemde olan günlük kiralık ve Airbnb evleriyle ilgili yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı. 1 Ocak 2024 tarihi itibarıyla yürürlüğe girecek düzenleme, evini günlük olarak veya Airbnb yöntemiyle kiraya veren ev sahiplerinin neler yapması gerektiğini gözler önüne seriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı imzalı \"Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik\" ile bundan sonra 100 günden kısa süreli kiralanacak olan dairelerin tümü için izin belgesi alınması gerekecek. Ayrıca günlük kiralanacak evler için artık bazı şartların karşılanması gerekecek. Aksi takdirde cezai işlem uygulanacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yönetilecek süreç kapsamında, kiraya verilecek bir ev için her şeyden önce izin belgesi alınması gerekecek. Bakanlık, izin belgesini alan vatandaşa bir plaket verecek ve bu plaket, kiralanacak evin kapısına asılacak. İzin belgesi olmadığı halde kiralama yapmak isteyen vatandaş, ilk aşamada 100 bin TL ceza yiyecek ve 15 gün içerisinde izin belgesi almak zorunda kalacak. Bunu yapmayan ancak kiralamaya devam edenler, bu kez 500 bin TL'lik ceza ile karşı karşıya kalacaklar. Aynı durumun devamı halinde ceza tutarı, 1 milyon TL'ye yükselecek. Tabii bu belgeyi almak o kadar da kolay değil. Evini kısa süreli kiraya vermek isteyen vatandaş, dairenin bulunduğu binadaki tüm kat maliklerinin iznini alacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu izne ilişkin bir de belge görecek. Yani sözlü ibrazlar işe yaramayacak. İzin belgesiyle ilgili başvurular, e-Devlet üzerinden gerçekleştirilecek. Yetkililer, izin vermeden önce konutta inceleme yapacaklar. Bir konutu kısa süreli kiralayan bir birey, bu konutu başka birisine kiralayamayacak. Bu doğrultudaki girişimlerde cezai yaptırımlar uygulanacak. Ancak kiralayan tüzel kişilikse personel, söz konusu evi kullanabilecek. Tüm bunlara ek olarak; en az 3 bağımsız bölümü olan bir binada kiralama yapacak olan kişi, en fazla yüzde 25'lik bölüm için izin belgesi alacak. Binadaki diğer konutlar için başka birisinin adına izin belgesi gerekecek. Bir binada en az 5 dairesi bulunan ve bunları kiralamak isteyen bir vatandaş ise iş yeri ruhsatına sahip olmak zorunda olacak. Resmi Gazete'de yayımlanan kararın 100 günden kısa süreli kiralama yapılan evler için geçerli olduğunu belirtelim. 100 günden uzun süreli kiralama yapılan evler, düzenlemenin dışında kalacak. Tabii her seferinde 100 günden daha uzun süreli kiralama yapan ev sahipleri de takip edilecek. Aynı konut bir yıl içerisinde 4 kez, 100 günden uzun süreli kiraya verilirse 1 milyon TL ceza kesilecek. Bir konuta günlük kiralık veya Airbnb kapsamında izin verilmesi için evlerin eksiksiz olması gerekecek. Bu bağlamda; sıcak ve soğuk su, nitelikli yataklar, çarşaf ve yorganlar, yüz ve banyo havluları, kiraya verilecek konutta bulunacak. Ayrıca yangın söndürme tüpleri, duman dedektörleri ve yangın merdiveninin yerini gösteren bir kroki de eve asılacak. Ayrıca ev ne kadar büyük olursa olsun çocuklar hariç en fazla 12 kişi için kiralama yapılabilecek. Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/hacklenen-insomniac-games-wolverine-oyunu-sizdirildi-video-h139436.html", "text": "Geçtiğimiz hafta sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Spider-Man oyunlarının arkasındaki ekip olan Insomniac Games'in hacklendiğinden ve ıslak imzalı belgelerin bile ele geçirildiğinden bahsetmiştik. Bugün, bu hack olayı ile bağlantılı olan yeni bir gelişmeden bahsedeceğiz. X'te \"VSlayer\" adını kullanan bir hesap, saldırıda ele geçirildiği konuşulan Wolverine temalı yeni oyundan bazı bilgiler paylaştı. Paylaşılan bilgiler arasında oynanış videoları, karakterler ve yapım aşamasından bazı görüntüler yer alıyor. Gelin hep birlikte, sızdırılan bilgilere yakından bakalım. İddia kapsamında kabul edebileceğimiz görüntülerin, geliştirme aşamasından geldiğini unutmamak lazım. Oyun piyasaya sürüldüğünde çok daha iyi bir deneyim sunabilir. Başka bir videoda ise karakterimizin duvarlar üzerinde yürüme dinamikleri gösteriliyor. Yukarıdaki ekran görüntüsü, Wolverine oyunundaki karakterleri ve bu karakterlerin oyunda nasıl görüneceklerini ortaya koyuyor. VSlayer, yaklaşan Marvel oyunları için çıkış tarihlerini de ifşa etti. Yukarıdaki ekran görüntüsünde de görebileceğiniz üzere Marvel's Wolverine, 2026 yılında piyasaya sürülecek. 2025 yılında Marvel's Venom, 2028'de Marvel's Spider-Man 3, 2029'da yeni Ratchet & Clank oyunu, 2030'da ise Marvel's X-Men piyasaya sürülecek. Ekran görüntüsüne göre 2031 veya 2032 yılında, yepyeni bir oyun için de çalışmalar devam ediyor. VSlayer hesabı Mayıs 2023'te açıldı ve çok da paylaşım yapılmadığını görüyoruz. Bu yüzden, yukarıdaki sızıntıları şüpheyle yaklaşmanızda fayda var. Hesaba ulaşmak isteyen okurlarımız, buradaki bağlantıyı kullanabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/halka-arz-sonra-borsa-batan-sirketler-h139271.html", "text": "Günümüzde halka arz olan şirketlerin birçoğunun bankalardan kredi alamaması ve borçlarını ödeyebilmek için halka arz oldukları bir başka tartışma konusu. 1964 yılında Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde küçük bir bakkalda ticaret hayatına başlayan Akyürek Pazarlama, hızla büyüyen bir şirket haline geldi. Öyle ki 2013'ün Mayıs ayına gelindiğinde 2,60 TL değerleme ile halka arz olmuştu. Halka arz sonrasında 120 milyon TL piyasa değerine ulaşan şirketin, arz öncesi borçlu olduğunu biliniyordu. Arzdan elde edilen 43 milyon TL, şirketin toparlanmasına yetmedi. 2,60 TL ile halka arz olan şirketin hisseleri 1,40 TL'ye kadar düşmüştü. Aldığı kredileri ödeyemeyen şirket, mali krize girdi. O dönemde şirketin mali tablolarına bakıldığında 300 milyon TL'yi aşan bir borcunun olduğu biliniyor. Bankalara olan borçlarını ödeyememesi nedeniyle icra gönderilen Akyürek Pazarlama, Borsa İstanbul tarafından Gözaltı Pazarı'na alınarak işlem görmesi yasaklandı. 3 yıl boyunca Gözaltı Pazarı'nda yer alan şirket, Gözaltı Pazarı'ndan çıkamadı; aksine yaşadığı finansal sorunların daha da büyümesiyle borsa kotundan 2018 yılında tamamen çıkarıldı. Gözaltı Pazarı: 4 Aralık 1996'da ilk kez faaliyete geçirilen bu sistemin adı daha sonra Yakın İzleme Pazarı olarak değiştirilmiştir. Borsa İstanbul'da yer alan açıklamaya göre, mevcut standartlar ve finansal durum açısından gerekli koşulları sağlayamayan şirket hisselerinin yer aldığı bir pazar şeklinde işler. Burada yer alan şirket hisseleri işlem görmeye devam edemez. Ana Pazar: Borsaya ilk kotasyonda halka arz edilen kısmının piyasa değeri 300 milyon TL ile 75 milyon TL arasında olan payların işlem göreceği pazardır. Yıldız Pazar: Borsaya ilk kotasyonda halka arz edilen kısmının piyasa değeri 300 milyon TL üzerinde olan payların işlem göreceği pazardır. Alt Pazar: Borsaya ilk kotasyonda halka arz edilen kısmının piyasa değeri 75 milyon TL ile 40 milyon TL arasında olan payların işlem göreceği pazardır. Karakaş Ailesi tarafından 1968 yılında kurulan işletme, ilk fabrikasını İzmir'de kurmuş ve Ege Bölgesi'nin en büyük kuyumcu toptancısı konumuna yükselmişti. 2005 yılında Gaziemir'deki yeni fabrikasına geçen Karakaş, Atlantis markası ile mağazalaşma yoluna giderek büyümeye devam etmişti. 2011 yılına gelindiğinde Türk kuyumculuk sektörünün en büyük ilk 5 firması arasında yer almayı başaran şirket, 2013 yılında hisse başına 2,50 TL ile halka arz olmuştu. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası şirket sahiplerinden Kamil Karakaş, \"FETÖ'ye finansal destek sağladığı' iddiasıyla 10 ay tutuklu kaldı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu devri yapılmayan şirkete kredi kullandıran birçok banka kredileri geri çağırdı. Bir süre sonra borsada işlem görmesi yasaklanan şirket, çok sayıda SPK şikayeti ile de yüz yüze kalmıştı. 2016'nın Ağustos ayında ise yaşanan olaylar nedeniyle şirket hisseleri Borsa İstanbul tarafından Ana Pazar'dan Gözaltı Pazarı'na aktarılmıştı. 2022 yılına gelindiğinde şirketin mahkeme süreçleri sonucunda resmi olarak battığı açıklanmış ve fabrikaları ise tasfiye edilmiştir. 2004 yılında tekstil sektöründe faaliyetine başlayan şirket, kumaş boyama ve terbiye işlemleri yaparak hem ülkemize hem de yurt dışına ürün pazarlıyordu. 2014'ün Nisan ayında hisse başına 2 TL değerleme ile halka arz olurken şirketin piyasa değeri 54 milyon TL, halka arzın büyüklüğü ise tam olarak 20 milyon TL idi. Halka arz olduktan sonra gerçeği yansıtmayan KAP açıklamaları yapan şirkete, 2016 yılının başında Borsa İstanbul tarafından kottan atılma uyarısı yapılmıştı. Arz sonrası 2 yıllık süreçte tutarlı olmayan KAP açıklamaları ile gündeme gelen şirket, yaşadığı mali sorunlar nedeniyle 2016 yılında iflas erteleme talebinde bulunmuştu. Mahkeme kararıyla iflasın eşiğine gelen şirkete kayyum atanmış, borsada ise hisse işleme kapatılmıştı. Halka arz serüvenine 2 TL ile başlayıp 2,57 seviyelerini test eden ARBUL, 2016 yılında iflas eşiğine geldiğinde 0,40 TL ile dip seviyelerini görmüştü."} {"url": "https://www.webtekno.com/halka-arzlar-neden-artik-hevesleri-kursakta-birakiyor-h139641.html", "text": "Son günlerde dilden dile yayılarak kimi ülkelerin nüfus sayısını geçen borsadaki yatırımcı sayımız, ortaya pek de iyi bir sonuç çıkartmamış gibi gözüküyor. Öyle ki son 1 yılda 5 milyon yeni yatırımcı, borsamıza giriş yaptı. Böylece toplam yatırımcı sayısı 8,5 milyona ulaşarak tarihi rekorunu tazeledi. 2008 yılında hedeflenen 8 milyon yatırımcı sayısına ulaşılsa da bu denli bilinçsiz yeni yatırımcının borsada yer alması, tehlikeleri de beraberinde getirdi. Ekim ayında 5.185.061 yatırımcının katılarak tarihi rekor kırdığı TAB Gıda halka arzı, 130 TL değerleme ile gerçekleşmiş ve sonrasında 207 TL seviyelerini test etmişti. Aradan birkaç ay geçtikten sonra hisse, halka arz fiyatı olan 130 TL'nin de epey altına inerek 95 TL seviyelerinde dip noktasını gördü. TAB Gıda hissesinin 200 TL'nin üzerine çıktığı dönemlerde şirketin piyasa değeri 50 milyar TL'yi aşmıştı. Günümüzde ise hissenin değeri 110 TL seviyelerinde iken, şirketin piyasa değeri neredeyse yarı yarıya değer kaybederek 29 milyar TL'ye kadar inmiş durumda. TAB Gıda'nın, halka arz büyüklüğü açısından en büyük halka arz olduğunu ve katılımcı sayısı bakımından da rekor kırdığını belirtelim. Son halka arzların çoğu, tavan bozarak arz fiyatına kadar geriledi! Aralık ayında halka arz olan 7 farklı şirketten, Avrupakent Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile Sur Tatil Evleri Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ilk günden tavan bozarak küçük yatırımcının hevesini kursağında bıraktı. Yılbaşından beri girilen tüm halka arzların, yatırımcısına bir şekilde kazandırdığı ve genellikle tavan tavan gittiği bu ortamda ilk günden tavan bozmaları küçük yatırımcıyı adeta şoka soktu. TAB Gıda ile başlayan halka arzlardaki bu düşüş, daha sonra küçük yatırımcının halka arzlara olan güvenini zedelemiş gibi gözüküyor. Zaten içinde bulunulan durum bilinçsiz yatırımcının kolaylıkla panik satışı gerçekleştirmesine olanak sağlıyordu. Sosyal medyada çeşitli sayfalar aracılığıyla şirketlerin sadece tavan tavan tablolarına bakılıp herhangi bir izahnamesi incelenmeden halka arzlara giriş yapıldığından halka arzlara bilinçsiz bir yığılma söz konusuydu. Öyle ki çoğu şirket bankalardan kredi alamadığı için halka arz olmuştu. Geçmişte de benzer halka arz furyaları yaşanmış sonunda ise aynı günümüzdeki gibi adeta balon patlamaları gerçekleşmiş. Ancak buradaki en önemli nokta ise bu halka arz furyalarından sadece sağlam ve vizyoner şirketlerin yani gelecek vaadeden ve finansal durumları iyi incelenen ve ortaya dökülen şirketlerin bir şekilde yollarına devam edebilmeleriydi. Öyle ki geçmişte 2010-2014 arasındaki halka arz furyasında onlarca şirket batmıştı. Ancak 117 şirketin %85'inin yoluna devam ettiğini de belirtelim. Bunların ise çok az bir kısmı endeks ve enflasyon üstü getiri sağlamıştı. Yani günümüzdeki halka arz furyasının da benzer şekilde yaşandığını söylemek yanlış olmaz herhalde. Bu yaşanan düşüşler ile seçici olmanın önemi ilerleyen günlerde daha da çok netleşecek gibi gözüküyor. Geçtiğimiz günlerde halka arz olan Çates Elektrik ise izahnamesinde belirttiği gibi halka arz gelirlerini borç ödemek amacıyla kullandı. KAP açıklamasına göre, mevcut kredi borçlarını oluşturan toplamda 1.299.723.679 TL tutarındaki borçlar geri ödendi. Ayrıca yapılan açıklamada kendi iç kaynaklarıyla toplamda 5.468.805 USD tutarındaki döviz borcunu da geri ödemiştir ifadesi kullanıldı. Sosyal medyada kimi insanlar tarafından tepkiyle karşılansa da şirketler onaylı izahnamelerinde bu durumları açıkça önceden ifade ediyorlar. Eğer ki izahnameye uyulmaz ise de SPK tarafından çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyorlar. Ancak sosyal medyadaki tepkilere bakılırsa yeni yatırımcıların, şirketlerin izahnamesini okumadığı yani halka arzına girdikleri şirketleri araştırmadıkları açıkça ortaya çıkıyor. Halka arzların yüksek performansı yatırımcı talebini artırırken artan bu talep halka arzların performansını daha da arttırarak süreci adeta bir saadet zinciri noktasına taşıdı. Ancak son dönemde BIST100 endeksindeki yükseliş ivmesinin, yükselen faizlerle birlikte yavaşlaması, yeni alıcı ve taze para girişinin azalması ve işlem hacimlerinin ciddi oranda gerilemesiyle birlikte halka arz endeksindeki performansın zayıflamaya başladığını görüyoruz. dedi. Özellikle son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinin artmasıyla, ilgi ve momentum, endeks ağırlığı yüksek olan büyük şirketlere yönelmeye başladığına dikkat çeken Dükkancık, Yatırımcılar halka arzları sorgulamaya başladı. Açıklanan halka arzlar sonrası, birçok sosyal medya platformunda, şirketin ne iş yaptığı, bilançosu, yatırımları ve halka arz gelirini nerelerde kullanacağı gibi temel soru ve yatırım noktalarına odaklanmak yerine, arzdan kaç lot alınabilir, hisse kaç tavan gider gibi konulara odaklanılması sürecin zaten sağlıksız bir noktaya doğru gittiğinin en önemli işaretlerinden biriydi. Yatırımcıların artık doğru soruları sorup tatmin edici cevaplar bulabildiği şirketlerin halka arzlarına yöneldiği bir süreç bizi bekliyor. Bu konuda hem bir sektör çalışanlarına hem de denetleyici ve düzenleyici kuruluşlara da, ileride halka arz mağduru yatırımcı ve şirketler oluşmaması adına büyük roller düştüğünü not etmekte fayda var. Bu noktada, yatırımcılar halka arzlara katılım gösterirken, halka arz raporlarını daha yakından incelemeli ve kararını buna göre vermeye özen göstermelidir ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/hamilelik-oncesi-yedikleriniz-bebegin-cinsiyetini-belirler-h139701.html", "text": "Ye ekşiyi çıkar Ayşe'yi, ye tatlıyı çıkar Hakkı'yı. diyen büyüklerimiz galiba bir şeyler biliyordu da söylüyordu. Bilim de buna kulak vermiş olacak ki yapılan bazı araştırmalar sonucunda annenin, gebelik öncesindeki beslenmesindeki mineral içeriğin cinsiyet belirlemede etkili olduğu ortaya çıktı. Anne ve babalar, kağıt kaleminiz hazırsa diyet programını bilimsel verilerle açıklıyoruz. Cinsiyet belirleme araştırmaları aslında 1935 yılında bir deniz solucanı ile başladı. Cinsiyet belirleme araştırmaları aslında 1935 yılında bir deniz solucanı ile başladı. Erken tarihte Herbst, Bonelli Viridis isimli deniz solucanının deniz suyundaki potasyum konsantrasyonunun değiştirilmesinden etkilenmesini keşfetti. İleriki yıllarda yapılan bazı araştırmalarda da üç veya daha fazla kız çocuğu olup hiç erkek çocuğu olmayan çiftlerde, annenin diyetine bakıldı ve kalsiyum ile magnezyumun daha baskın olduğu belirlendi. Çoğunluğu erkek çocuk sahibi kadınlar ise ortalama üzerinde sodyum almıştı. Bilim insanları, konunun üzerine araştırmalar yapmaya devam etti ve cinsiyet belirlemedeki bu minerallere ağırlık vermeye başladılar. Kız çocuk olma olasılığını doğrulamak için yapılan bir çalışmaya Hollanda'dan kız çocuk isteyen 172 kadın katıldı. Kadınların tamamı sağlıklı, 23 ila 42 yaş arasındaydı ve hepsi daha önce en az 1 çocuk doğurmuştu. Ayrıca kalsiyum, magnezyum, potasyum ve sodyum miktarlarına özel gebelik öncesi diyete bağlı kadınlar seçilmişti. Hollanda Ulusal Beslenme Bürosunun yönergelerine uygun hazırlanan diyet listesinde tüm yiyecekler tuzsuzdu ve bol miktarda süt ürünü tüketimi vardı (günde en az 500 g). Ekmek, meyve, sebze, et, pirinç ve makarna içeren normal bir beslenme düzeni takip edildi. Ancak yüksek potasyum içermesi sebebiyle patatese sınırlama getirilmişti. Bu diyete besin takviyeleri de eklendi. Günlük 400-600 mg magnezyum, 500-700 mg kalsiyum, 5-7,5 mg D vitamini verildi. Bu diyet programı, planlanan gebelikten en az 9 hafta önce başladı ve evde yapılan ilk hamilelik testinde hamilelik kanıtlanana kadar devam etti. 5 yıl süren çalışmada tabii ki diyet programından ayrılan kadınlar da olmuştu. Ancak çalışmanın sonucuna gelindiğinde 21 kadın, tahmin kuralı kriterlerini karşıladı ve 16'sı kız çocuk doğurdu. Beslenmenin yanı sıra cinsel ilişki zamanlaması kombinasyonun kız çocuk sahibi olasılığını arttırdığı sonucu da çalışmaya eklendi. Tabii ki hamile kalmak için gerekli olan cinsel ilişki zamanı da farklı bir içeriğin konusu. Daha kapsamlı bir çalışma ise erkek çocuk doğurma ihtimali üzerine yapıldı. Oxford Üniversitesi ve Exeter Üniversitesi uzmanları tarafından yürütülen bir çalışmaya 740 Britanyalı kadın katıldı. Bu programda beslenme verileri, üç zaman dilimi için toplandı. Bunlardan ilki, gebelik öncesiyken ikincisi erken gebelik yani yaklaşık 16. haftaydı. Üçüncü veriler ise geç gebelik yani 16 ila 28. gebelik haftaları kapsıyordu. Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlar, çok fazla kalori tüketen kadınların erkek çocuk doğurma ihtimalinin daha fazla olduğunu söylediler. Günde ortalama 2 bin 200 kalori tüketin kadının erkek çocuk sahibi olma ihtimali, günde bin 850 kaloriden az tüketen kadınlara oranla 1,5 kat daha fazlaydı. Kalsiyum, potasyum, B12, C ve E vitamininden zengin beslenme erkek doğumlarıyla bağlantılıydı. Erkek çocuğu olan kadınların günlük potasyum alımı da 300 mg'dan daha fazlaydı. Bu yüzden araştırmacılar, muz gibi yiyeceklerin iyi olduğunu belirtti. Altı çizilen bir diğer nokta ise günlük tüketilen kalori miktarı üzerineydi. Uzmanlar arasındaki Dr. Mathews, annenin enerjiyi karbonhidrat mı yoksa yağdan mı aldığının önemli olmadığını, önemli olanın tüketilen toplam kalori miktarı olduğunu vurguladı. Erkek çocuk isteyen kadınlar, kahvaltılık gevrek alışverişine başlayabilir. Bunu biraz salladınız mı sanki? diyorsanız konunun bizle hiçbir alakası yok. Araştırma, gebe kalmadan öncesinde kahvaltılık gevrek yemenin erkek çocuk sahibi olma ile güçlü şekilde bağlantılı olduğunu söylüyor. Kahvaltılık gevrek yiyen kadınların erkek çocuk doğurma ihtimalinin, tahıl tüketmeyenlere oranla 1,89 kat daha fazla olduğu bulundu. Erkek çocuk ve kahvaltılık gevrek arasındaki ilişki için ise açıklamaları şöyle oldu: İn vitro olarak glikoz, erkek gebeliklerin büyümesini ve gelişmesini artırırken dişilerinkini engelliyor. Kahvaltıyı atlamak, gece aç kalmanın normal süresini uzatır, dolaşımdaki glikoz seviyelerini düşürür ve vücut tarafından kötü çevre koşullarının göstergesi olarak yorumlanabilir. Araştırmacılar, erkek çocuk sahibi olma konusunda bir şey daha fark ettiler. O da son 40 yılda sanayileşmiş ülkelerdeki erkek çocukların doğum oranıydı. Bu oranın küçük olsa bile tutarlı olması ise genç kadınların diyetlerindeki düşük kalorili beslenmesi tezi açıklıyordu. Annenin beslenmesine dikkat ederek erkek çocuk sahibi olmak için gıdalara yatırım yapmasının yanı sıra ekonomik sıkıntılar ve yeterli kaynağa ulaşamama noktasında kız çocuk sahibi olmak daha kesin bir bahis gibi görünüyor. Araştırmayı yapan uzmanlar tabii ki diyet yapma konusunda dikkatli olunması gerektiğini büyük puntolar ile belirtiyorlar. Sonuçta araştırmalar belirli bir katılım çerçevesinde gerçekleşiyor. Ayrıca beslenmenin hem anne hem de bebek üzerinde başka etkileri de olabilir. Bu yüzden de cinsiyet belirlemek isteyen ebeveynler her ne olursa olsun öncelikle uzman görüşü almalı. Tüm bu araştırmalar, tahmin kuralları üzerine yapılırken cinsiyeti neden değiştirdiği konusunda henüz yeterli bilgi bulunmuyor. Beslenme ve hamilelik araştırmalarının artması ile yakın zamanda bu konuyu da açıklarlar diye düşünüyoruz. Son olarak da unutmayalım ki asıl önemli olan bebeğin cinsiyeti değil, anne ve çocuğun sağlığı ile güvenliği."} {"url": "https://www.webtekno.com/hangi-iphone-almak-daha-mantikli-h139482.html", "text": "Apple her sene Eylül ayında yeni iPhone'larını bizlerle buluşturuyor. Heyecanla takip ettiğimiz bu etkinlikte yeni iPhone'ların tüm özellikleri, tasarım detayları ve fiyatları belli oluyor. Gelen her yeni iPhone serisi ile birlikte ''Son çıkanı mı alsam yoksa diğer serilerden birini mi?'' gibi sorular oluşuyor kafalarda. Bu sorunun farklı kriterlere göre değişen cevapları olsa da biz günümüz koşullarını ve ekonomisini de göz önünde bulundurarak bu soruya bir cevap arayacağız. Açıkçası konu telefon almak olunca bu soru da sıkça soruluyor. iPhone fiyatları diğer dev markaların amiral gemisi telefonlarına göre biraz daha pahalı. Bu da haliyle aradaki farkı vermeye değip değmeyeceği gibi bir tartışma başlatıyor. Fakat biz detaylara geçmeden önce bu genel soruya genel bir yanıt verelim; kullanıcıların iPhone seçmesinin en temel nedenlerini uzun yıllar yazılım desteği alması ve sorunsuz çalışması, garanti sisteminin güven verici olması, yüksek performans sunması ve kamerası gibi özellikleriyle öne çıkması olarak sıralayabiliriz. Ayrıca tabii ki özellikle de diğer Apple ürünleri ile birlikte ''ekosistem'' sebebiyle de iPhone kullanmayı seçenler oluyor. Son olarak da işin daha pazarlama tarafından bakacak olursak Apple dünyanın en büyük ve en sevilen teknoloji markalarından biri. Bu da tüketicilerin markaya sempati beslemesi, güvenmesi gibi durumlarla sonuçlanıyor. Satın alınan üründen memnun da kalınınca, ciddi bir tüketici sadakati sağlanmış oluyor. Bu da Apple'ın iPhone'larının her sene o yıl içinde en çok satılan modeller olmasını sağlıyor. iPhone telefon fiyatları söz konusu olunca başı çeken telefon olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son birkaç yılda iPhone fiyatları gerçekten can yakar seviyelere çıktı. Bu da ''O kadar paraya değer mi? iPhone'ların neyi var ki o kadar pahalı?'' dedirtmeye başladı. Aslında gözden kaçan nokta şu; iPhone serileri yıllardır sabit fiyatlarla çıkıyor. Samsung gibi diğer dev markaların amiral gemileri ile başa baş gidiyor bu fiyatlar. Fakat ülkemizde vergiler ve kurda yaşanan yükseliş sebebiyle iPhone'ların fiyatları aşırı yükselirken Samsung gibi markalar yerel fiyatlandırma politikalarıyla ülkemizde fiyatlarını global fiyatlarından düşük seviyede tutuyorlar. Yani aslında Apple iPhone'lar için ''fazla para'' istemiyor, satış fiyatı dolar bazında neyse onu istiyor, bize özel indirim yapmıyor o kadar. Değip değmemesi noktasına gelince; bu tamamen kullanıcı deneyimine göre değişebilecek bir şey ancak hem uzun yıllar kullanılabilmesi ve Android cihazlara kıyasla çok daha uzun süre güncelleme desteği alması, hem performansı hem de yeri gelip satmak istediğinizde değer kaybetmeyişi gibi detaylar sayesinde genel olarak değiyor diyebiliriz. iPhone almak isterseniz şu an karşınıza bu sene çıkan iPhone 15 serisinin yanında ülkemizde halen peynir ekmek gibi satan iPhone 11, çok tercih edilen modellerden biri olan iPhone 13 gibi seçenekler çıkacak. Fiyatlara bakınca da biraz kafanız karışacak. Ayrıca telefon kullanımında kamera performansı, genel performans gibi detaylar sizin için ne kadar kritik? Örneğin bir içerik üreticisiyseniz ve kamera, video kurgu programı kullanma gibi ihtiyaçlarınız yoğunsa, cevabınız da buna göre değişecektir. Tabii bir de bütçe meselesi var. Fakat kafa karışıklığı da burada ortaya çıkıyor. Sebebini açıklamak için gelin önce son üç iPhone modelinin başlangıç fiyatlarına göz atalım. - iPhone 13 39.999 TL - iPhone 14 47.999 TL - iPhone 15 53.999 TL Eğer bütçeniz zaten düşükse ve 40 bin TL üstüne çıkamam diyorsanız, evet sizin için çok seçenek kalmıyor. O zaman iPhone 13 almak mantıklı olur. Fakat unutmamanız gerekiyor ki iPhone 13 çıkalı 2 sene oldu. Bu da demektir ki alacağınız telefonun ömrü çoktan iki yıl kısaldı. Bunu söylememizin sebebi ise güncelleme desteği. Örneğin bu sene gelen iOS 17 güncellemesini iPhone X ve öncesindeki modeller almadı. Apple telefonlarına ortalama 5 -7 sene boyunca güncelleme desteği sağlıyor ve eğer iPhone 13 alırsanız üç sene sonra destek alamayacak telefonlar arasında yer alma ihtimali çok yüksek. Bu da tabii ki pek çok performans ve uyumluluk sorunu demek... Tabii ki güncelleme desteği almasa da telefonunuzu kullanmaya devam edebiliyorsunuz ancak zamanla yaşadığınız sorunların sayısı da artmaya başlıyor. Yani iPhone 13'ü ve öncesinde çıkan telefonları elediğimizi farz edelim. Geriye kaldı iPhone 14 ve iPhone 15. E bu iki telefon arasındaki fiyat farkı da genel bütçeyi düşününce çok yüksek değil. Üstelik bu fiyat farkına karşılık olarak iPhone 14 serisinde Pro ve Pro Max modellerde karşılaştığımız A16 Bionic işlemcinin iPhone 15 modelinde geldiğini görüyoruz. Bunun yanında Dynamic Island gibi yine önceki seride yalnızca Pro modellerde görülen özellikler de iPhone 15'te yer alıyor. Tüm bunlara ek olarak en güncel ve haliyle en uzun süre güncelleme desteği alacak model oluşu da iPhone 14 - iPhone 15 yarışında iPhone 15'i öne çıkarıyor. Fakat yine vurgulamak gerekir ki telefon seçimi tamamen kişisel ihtiyaç ve deneyimlere göre alınacak bir karar. Tabii ki bütçeniz dahilinde diğer tüm iPhone ya da Android telefon modellerine de göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/hava-durumu-uygulamalari-neden-kesin-tahminde-bulunamiyor-h139115.html", "text": "Bilhassa söz konusu yağmur çamursa, elimiz hava durumunu kontrol etmeye çok daha yatkındır. Olası bir fırtına, yağmur veya dolu bazı zamanlar işlerimizi ertelememize bile sebep olabilir. Fakat bu noktada sinir bozucu olan şey, hava durumunda hafif yağış olduğunu görüp, kısa bir süre sonra sırılsıklam olmamızdır. Aslında bu problem, telefon uygulamalarından ziyade meteoroloji kaynaklıdır. Hava olaylarının incelenmesi ve bu doğrultuda yapılan tahminler, her ne kadar bilimle ilgili olsa da bir bakıma uzun süreli deneyim gerektirir. Hava durumunu %100 doğru bir biçimde tahmin edebilecek bilgisayar veya tek bir algoritma yoktur. Esasen tek bir algoritmadan ziyade, aynı şehir için çeşitli hava tahminlerinin yapılabilmesine olanak sağlayan farklı tahmin modelleri ve verilerin farklı yorumlanması söz konusudur. Çeşitli kaynaklardan toplanan veriler, bir tane değil birden fazla algoritma kullanılarak işlenir. Fakat uzmanlar hangi uygulamaların hangi verilerini ya da hangi algoritmaları kullandıklarını veya verileri ne sıklıkla aldıklarını açıklamaz ve birtakım hatalı okumalar ortaya çıkar. Bu sebeple örneğin Dark Sky gibi bir uygulama gün içinde yağmur gösterebilirken, AccuWeather sadece bulutlu gösterir. Telefon uygulamaları, hava durumu verilerini çeşitli kaynaklardan derler. The Weather Channel bu kaynaklar arasındaki en gelişmiş olanıdır. Çeşitli tahmin şirketlerini analiz eden danışmanlara göre The Weather Channel, yaklaşık %82 ile düzenli olarak en doğru hava durumunu gösterir. Fakat bu, yine de verilerin %18'inin yanlış olduğu anlamına gelir. Yani 7 günün 1,5 günü gösterilen hava durumu doğru değildir ve telefon şirketlerinin bu konuda yapabileceği pek bir şey yoktur. Kusursuza yakın tahminlere ulaşmak, genellikle belirli bir bölgede uzun yıllara dayanan deneyime sahip yerel meteorologların uzmanlığını gerektirir. Bu bilgi birikimi; hava durumu modellerini, ulusal hava durumu şirketlerinin mükemmele yakın bir doğrulukla tahmin etmelerine olanak sağlar. Ancak sorun şu ki bu son derece doğru olan yerel tahminleri derlemenin bir yolu henüz yoktur. The Weather Channel gibi şirketler, kendi başlarına daha az doğruluk payı olan hava tahminleri yapma konusunda ve yerel şirketlere bel bağlamama noktasında bir hayli ısrarcılar. Bu sebeple fırtına ya da yağış gibi tahminler, bazı zamanlar doğru olmaz. Aslında algoritmalar ve dikkate alınan uygulamalar, her geçen gün daha da gelişiyor. Bunun temel sebebi, yıllar geçtikçe algoritmalarda giderek daha fazla ayrıntılı veriye yer verilmesidir. Söz konusu sıcaklık olduğunda tahminler gerçeğe çok daha yakındır ancak yağış veya fırtına durumunda yerel meteoroloji uzmanlarına güvenmek çok daha mantıklı olacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/hawked-30-kasimda-erken-erisimde-h138753.html", "text": "Yayıncı The 4 Winds Entertainment ve Geliştirici MY.GAMES bugün, HAWKED'un Türkiye ve Arap dünyasındaki başarılı bir PC ve Platformlar Arası Açık Beta sürecinin ardından Erken Erişim aşamasına gireceğini duyurdu. HAWKED, 30 Kasım tarihinde PC'de MY.GAMES Launcher ve Steam üzerinden oynanabilecek. Konsol sürümününse 2024'ün başlarında çıkması planlanıyor. Hazine avcılığının eğlenceli dünyasına dalmayı düşünen oyuncular, katılımcı sayısına göre daha büyük ödüller veren Haydut Çağrısı'na kaydolabilirler. Türkiye için yerelleştirilmiş deneyimler sunan The 4 Winds Entertainment, ayrıca bölgesel oyuncuları için birçok oynanış deneyimi iyileştirmesi üzerinde de çalıştı. HAWKED, tek başına veya en fazla üç kişilik takımlar halinde Sürgünada denilen ıssız bir adadan eser çıkarmak için yarıştığın bir hazine avı ve nişancı oyunudur. Oyuncular canavarlarla ya da diğer oyuncularla savaşarak, bulmacaları çözerek ve tuzaklardan kaçarak erişilebilen eserleri ele geçirip adadan gönderebilmek için birbirleriyle yarışır. Eserleri başarıyla adadan ilk gönderen takım o eli kazanıyor. Oyuncular, her oturumdan eli dolu dönebilmek için daha küçük hazineleri gönderebilir ve karakterlerini geliştirmekte kullanabilecekleri değerli kaynaklarla adadan ayrılmayı seçebilir. PvPvE karşılaşmalarda diğer oyuncular ve canavarlarla kapışmak için adanın her köşesinden silahları ve mermileri topla. Rakiplerini alt etmek için bulunduğun mekanı avantaja çevir ve gizli taktikler uygula. Diğer oyuncular bulmacaları çözerken onlara pusu kur veya diğer takımları mezarlara çekerek buralardaki tuzakları avantaja çevir. Eserleri kapmaya giden yolda her türlü taktiğe ve numaraya başvurabilirsin. HAWKED'da karakterini detaylıca özelleştirebilirsin. Oyuncular çeşitli kıyafetler, saç tarzları ve renklerinden oluşan devasa bir dolap ile karakterlerinin görünüşlerini özelleştirebilir. Ayrıca eser, teçhizat ve takviyeleri de farklı şekillerde kombinleyerek hayallerindeki hazine avcısını oluşturabilir ve diledikleri oynayış tarzını seçebilirler. Adada bulunan eserler kuşanılabilir. Bu eserler, eğildiğinde çalılığa dönüşme yeteneği ya da yakındaki düşmanlara karşı altıncı his kazanma gibi pasif bonuslar verir. HAWKED'da şu an 18 tür eser var. Oyuncular tek seferde üç eser birleştirebilir. Tüm eserler çeşitli nadirlik seviyelerinde bulunabilir ya da bu seviyelere yükseltilebilir. Oyuncular bu eserleri bumerang, açılabilir siper, gözcü şahin gibi 16 tür teçhizatla birlikte kullanarak karakterlerini istedikleri gibi özelleştirebilir ve oynayabilir. Teçhizatlar ve Eserler, oyunun sosyal alanı Fevrialem'de hazine satarak ya da parçalayarak elde edilen değerli kaynaklarla yükseltilir. Oyuncular HAWKED'da, ister gizli suikastçı ister takım destekçisi olarak yarattıkları Haydut ile adaya ayak basabilir. Oyuncuların görevi, yeni keşfedilmiş, define ve ganimet dolu Sürgünada'yı keşfetmektir. Ancak adayı işgal eden kötü ve pullu Arakçılar, buradan kolay kolay vazgeçmeyecekler. Oyuncuların her oturumda adanın farklı bölgelerinde yarışmaya zorlandığı Sürgünada, kocaman ve değişken bir haritadır. Hazineler ve eserler ise bubi tuzaklarıyla dolu tapınak ve harabelerde gizlidir. Oyuncuların bulmaca dolu kapıları açıp muazzam defineler bulabilmek için akıllarını da kullanmaları gerekecek. Karşılaşmalar arasında, sırtında hazine dolu mahfe taşıyan devasa bir Arakçı Konvoyu gibi dinamik etkinlikler de bulunuyor. Oyuncular bu baş canavarı yenerek taşıdığı eseri ele geçirebilir. Sürgünada; gelen güncellemeler, sınırlı süreli etkinlikler ve sezonlarla değişim geçirecek. HAWKED'da aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülke için bölgesel fiyatlandırma politikası uygulanacak. Türkçeleştirilen oyun içi altyazılar ve menülere her bölgeden erişim sağlanarak erişilebilirlik, bölgesel sınırların ötesine taşınacak ve dünyanın farklı köşelerinden oynayan oyunculara anadillerinde içerik sunulacak. Erken Erişim'e katılımı daha da teşvik etmek adına The 4 Winds Entertainment ve MY.GAMES, \"Haydut Çağrısı\" kampanyasını başlattı. Çağrı sırasında kaydolan oyuncular hem ödüller kazanacak hem de ömür boyu yetecek kadar premium para birimi de dahil olmak üzere özel ödüller kazanma fırsatları yakalayacaklar. Ne kadar çok kişi katılırsa ödüllerin ve fırsatların kalitesi de o kadar yüksek olacak. Oyuncularımız haydut olarak oynasa da birlik olmanın da kendine has avantajları var. Haydut Çağrısı hakkında daha fazla bilgiye web sitesinden ulaşılabilir. Haydut Çağrısı'na katılan herkes kampanya sırasında kilidi açılan ödüllere ek olarak 7 Günlük GRAIL+ premium hesap sahibi olacak. HAWKED'un tam sürüm çıkışıyla ilgili daha fazla haber çok yakında paylaşılacak. En yeni haberler ve güncellemeler, oyunun resmi web sitesi ve sosyal medya kanallarından paylaşılacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/hayatimiza-aniden-girip-cikan-mobil-oyunlar-h139518.html", "text": "Oynarken sizleri ekrana kitleyen, saatlerinizi telefon ya da tablet başında geçirdiğiniz ve oynamaktan zevk aldığınız oyunların çoğu, zaman içinde popülerliklerini kaybetti. Hayatımıza bir anda girip bizleri bağımlı hale getiren bu oyunlar, zamanla yerini başka oyunlara bıraktı. Ama çoğumuz bu eski oyunların yaşattığı deneyimleri hala unutamadık. 2009 yılında piyasaya sürülen Angry Birds'te amaç, farklı renklere ve özelliklere sahip kuşları doğru açılarla fırlatıp domuzları öldürmekti. Kuşları fırlatırken kullandığımız sapanla yapıları yıkmak, oyunu eğlenceli bir hale getiriyordu. Hayatımızın bir dönemine damga vuran oyun, şimdilerde eski popülerliğine sahip değil. Kolay gibi görünse de bir dönem herkese sinir krizleri geçirten Flappy Bird, 2013 yılında yayımlandı. Kuşu engeller arasından geçirmek bir süre sonra oyuncuları zorladı. Bunun üzerine oyunun yaratıcısı Dong Nguyen, oyunun bağımlılık yapan etkileri nedeniyle 2014 yılında oyunu mağazalardan kaldırdı. Oyuncuların telefonlarını ellerinden düşüremediği bu oyun, sonsuz koşu türündeydi. Oyuncular; ekranı kaydırarak, sıçrayarak ve eğilerek engelleri aşmak, tehlikeli alanlardan geçmek ve altın dolu yollar boyunca ilerlemek zorundaydı. Bir zamanların vazgeçilmezlerindendi. Temple Run'a benzeyen bu oyun, türünün en bilinenlerinden oldu. Polisten kaçarak raylar üzerinde koştuğunuz ya da zıpladığınız bu oyun, sizlere farklı karakter ve hoverboard seçenekleri sunuyordu. Zamanında herkesin gördüğü, duyduğu bir oyun haline gelse de günümüzde eskisi kadar oynanmıyor diyebiliriz. Aracınızı engebeli arazilerde sürmeye çalıştığınız bu oyunda amaç sadece yarış değildi. Yarışırken aynı zamanda aracın benzinini kontrol etmek, kazandığınız paralarla aracın özelliklerini yükseltmek de oyunun gereklerindendi. Döneminde geniş bir oyuncu kitlesi kazanmayı da başarmıştı. Doodle Jump, minik bir karakteri yöneterek önünüze çıkan engelleri aşmak ve en yüksek skora sahip olmak üzerine kurulmuş bir oyundu. Oyunun basit ama eğlenceli grafikleri ve sürekli olarak yeni bir skora ulaşma isteği oyuncuların tercihi olmasına sebep oluyordu. Oyun dünyasında ortaya çıkışından sonra özellikle çocukların ilgisini kazanan bu oyun, interaktif bir şekilde iletişim kurmaya yardımcı oluyordu. Oyuncuların ekrana dokunmalarından sonra konuştukları şeyler, bir kedi tarafından tekrar söyleniyordu. Dünya genelinde milyonlarca indirme sayısına ulaşmıştı. Pou'ya bakımlar yaptığınız, onu beslediğiniz zamanları hatırlıyor musunuz? Onun sağlıklı ve mutlu olması için uğraşlar verirken sanki bir evcil hayvan besliyormuşsunuz gibi hissediyordunuz. Oyunda sevimli Pou'yu giydirebiliyor, renkli arka planlar ve aksesuarlar ekleyebiliyordunuz. 2048 oyunu, matematiksel bir bulmaca oyunuydu ve bir kare tahtada oynanıyordu. Oyundaki amaç aynı sayıya sahip iki kareyi birleştirmek ve herhangi bir karede 2048 sayısına ulaşmaktı. Yayımlanışından sonra bulmaca sevenlerin tutkunu olduğu bir oyun haline gelmişti. Çoklu oyuncu modu sayesinde arkadaşlarınızla yarıştığınız bu bilgi oyunu, geniş bir kategori yelpazesi sunuyordu. Bilim, spor, sanat, eğlence, coğrafya ve tarih gibi farklı alanlardaki sorularla oyuncuların bilgi seviyelerini test edip eğlendirirken öğretiyordu. Tam bir ninjaya dönüştüğünüz bu oyunda amacınız ekrana gelen meyveleri kesmek ve bombaları patlatmamaktı. Ama o da unutulup gidenler arasında. Çıktığı zamanlarda her kesime hitap etse de şimdilerde özellikle annelerimiz oynadığı bir oyuna dönüştü. Oyun temelinde aynı şekerleri yan yana getirerek patlatmaya dayansa da ilerleyen bölümlerde işin içine zorlayan ögeler girdiğini söyleyebiliriz. Jetpack Joyride'da oyuncular, Barry Steakfries isimli karakteri kontrol ediyorlardı. Oyunda aynı zamanda az bir yakıta sahip olan jetpack ile engelleri aşarak ilerlemek gerekiyordu. Jetpack Joyride' a gösterilen ilgiden sonra serinin ikinci oyunu da 2021 yılında yayımladı. Pokemon GO'nun listemizde yer almasının sebebi çıktığı zamanlardaki popülerliğini kaybetmiş olması. Ama yine de oyunun hala ciddi bir hayran kitlesine sahip olduğunu söylemeliyiz. Zamanında oyun öyle bir etki yaratmıştı ki haberlere bile konu olmuştu. Herkesin telefonla sokaklarda yürüyüp Pokemon aradığı o günler de unutulmazlar arasında."} {"url": "https://www.webtekno.com/hepsiburada-en-alisveris-delisi-illeri-acikladi-h139716.html", "text": "Türkiye'nin en popüler e-ticaret platformlarından Hepsiburada, geride bırakmaya hazırlandığımız 2023 yılına ilişkin alışveriş trendlerini açıkladı. Hepsiburada'nın raporuna göre geride bıraktığımız yılda en çok temel tüketim & gıda, sağlık ve güzellik, giyim, teknoloji ürünleri, küçük ev aletleri ve ev-yaşam kategorilerinde alışveriş yapıldı. Paylaşılan verilere göre en çok alışveriş yaptığımız günler pazartesi ve salı, en çok alışveriş yaptığımız saatler ise 21.00-22.00 saatleri arası oldu. En fazla alışveriş yaptığımız dönemler ise yılın en büyük kampanyalarının gerçekleştiği kasım ayı ve okula dönüş hazırlıklarının yapıldığı eylül-ekim ayları oldu. - İstanbul - Ankara - İzmir - Bursa - Kocaeli - Antalya - Konya - Adana - Apple - Samsung - Xiaomi - Lenovo - Asus - Huawei - HP - Apple - Anker - Lenovo - Huawei - Xiaomi - Apple - Baby Smart - Philips - Xiaomi - Philips - Arzum - Karaca - Simbo - Xiaomi - Dyson - Roborock - Altus - Samsung - Vestel"} {"url": "https://www.webtekno.com/hindistan-ay-guney-kutbu-uzay-araci-indiriyor-h136808.html", "text": "Bugün küresel çapta yaşanan uzay savaşları için kritik bir gün. Zira Hindistan, bir süre önce başlattığı ay misyonu kapsamında bugün, Ay'ın güneyine iniş yapmaya hazırlanan ilk ülke olarak kayıtlara geçebilir. 14 Temmuz'da resmen başlatılan Chandrayaan-3 misyonu kapsamında bugün büyük gün. Hindistan'ın uzay aracının Ay'a yumuşak iniş yapıp yapamayacağını hep birlikte göreceğiz. Daha geçtiğimiz günlerde sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Rusya'nın Luna-25 uzay misyonunun başarısızlıkla sonuçlandığından bahsetmiştik. Hindistan da Rusya ile aynı kaderi paylaşabilir. Ancak bu kez umutlar yüksek. Çünkü Hindistan, birkaç yıl önce gerçekleştirdiği ve başarısız olarak kabul ettiği Chandrayaan-2 misyonunda bile iyi bir iş çıkarmış, Ay'a gönderdiği modülün hayatta kalmasını sağlamıştı. Buradan yola çıkarak, Hindistan'ın başarı olasılığının Rusya'dan yüksek olduğunu söylemek mümkün. Bilimsel araştırmalar yapıp, Ay'da su arayacak! Hindistan'ın Ay'a doğru gönderdiği uzay aracı, birkaç katmandan oluşuyor. LVM3 isimli roket ile fırlatılan uzay aracı, Vikram isimli bir iniş modülünü ve Pragyaan adı verilen 26 kilogramlık bir geziciyi taşıyor. Eğer yumuşak iniş başarılı olursa Hindistan, Pragyaan ile Ay'da bilimsel çalışmalar yapacak. Ayrıca görevin en önemli amaçlarından bir tanesi de su bulmak olacak. Böylelikle Ay'ın insan yerleşimine uygun olup olmadığı anlaşılacak. Hindistan'ın 2008 yılında gerçekleştirdiği Chandrayaan-1 görevinde Ay yüzeyine indiğini, su molekülleri ile kısmi atmosferi tespit ettiğini söylemeden geçmeyelim. Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu tarafından yapılan açıklamalarda, şu an için her şeyin olması gerektiği gibi devam ettiği belirtildi. Eğer indirme başarılı olursa Hindistan'ı, Ay yüzeyine inen 4. ülke, Ay'ın güneyine inen ilk ülke olarak anmaya başlayacağız."} {"url": "https://www.webtekno.com/hindistan-chandrayaan-3-misyonu-araclar-uyuttu-h137073.html", "text": "Ay'ın güney kutup bölgesi, yörünge hareketleri nedeniyle her zaman aydınlık değil. Bilim insanları tarafından yapılan çalışmalar, Ay'ın güney kutbunun 14 gün boyunca karanlık kalacağını ortaya çıkardı. İşte bu durumu zaten önceden bilen Hindistan, Chandrayaan-3 misyonu kapsamında bir takvim oluşturdu. Bu takvime göre Ay'a indirilen uzay araçlarının belirli dönemlerde çalışmaması, yani uyutulması gerekiyor. İşte Hindistan, 22 Eylül'e kadar bu aşamada bekleyecek. Hindistan'ın Ay'da elde ettiği ilk görüntülerden biri. Hindistan'ın Vikram adını verdiği iniş modülü ile Pragyan isimli kaşif, tahmin edilebileceği üzere güneş enerjisi ile çalışıyor. Dahili bataryaları bulunan uzay araçları, 14 gün boyunca ışık alamayacaklar ve haliyle şarj edilemeyecekler. Güneş yeniden görünene kadar bekleyecek olan uzay araçları, sonraki aşamada şarj olup, çalışmaya devam edecekler. Tabi ilk yeniden başlatma biraz sıkıntılı olacaktır. Olası bir teknik problem veya şarj edememe sorunu, Hindistan'ın Chandrayaan-3 misyonunun yarım kalmasına yol açabilir. Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu tarafından yapılan son açıklamalarda, her şeyin yolunda olduğu belirtildi. Hatta Vikram, önceden planladığı gibi Ay yüzeyinde motorlarını ateşleyip, 40 santimetre yükseldi. Havadayken de 30-40 santimetre kadar yer değiştiren iniş modülü, tüm bu süreçte sorun yaşamadı. 22 Eylül'den sonra neler yaşanacağını hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/hindistan-gunes-gozlem-uydusu-firlatti-h137010.html", "text": "Hindistan, yakın zamanda Ay'ın güney tarafına başarılı şekilde iniş yapabilen ilk ülke unvanını kazanmıştı. Uzay yarışında oldukça hızlı bir şekilde yol alan ülke, söz konusu Ay göreviyle Rusya gibi ülkelerin yine yakın zamanda yapamadığını yapmış oldu. Başarılı Chandrayaan-3 görevinden sonra Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonu , dikkatini Güneş'e yöneltmişti. Bu bağlamda Aditya-L1 görevi bir süredir ortalıkta söz konusuydu. Görevin ana odağı olacak gözlem aracı, 2 Eylül Cumartesi günü, TSİ 9:20'de başarılı şekilde fırlatıldı. Hedef alınan pozisyona ulaşması aşağı yukarı 4 ay sürecek. Isro'nun belirttiğine göre Aditya, önce alçak dünya yörüngesine girecek. Daha sonra eliptik bir yörünge izleyerek kendisini Lagrange 1 noktasına (L1) itecek. Bu son nokta ile gezegenimiz arasında 1,5 milyon kilometre var. L1 noktasına ulaştığında Aditya isimli uzay aracı, önünde bir engel olmadan Güneş'i görebilecek. Aditya-L1 görevi, bilim insanlarının, güneş ışınımlarının yörüngedeki binlerce uydu üzerindeki etkisini daha geniş bir çerçevede öğrenmesini sağlayacak. Hindistan Uzay Araştırma Organizasyonundan Rama Rao Nidamanuri, özellikle de alçak dünya yörüngesinde uydular bakımından çok kalabalık olduğunu söylüyor. Göreve ismini veren Aditya, Sanskrit'te Güneş anlamına geliyor. Bu görev sayesinde Isro, Güneş'i ilk defa uzaydan izleyebilecek. Bu da Güneş fırtınaları gibi olayları gerçek zamanlı olarak gözlemleyebilecekleri anlamına geliyor. Ayrıca Güneş'in tüm ışınları gezegenimize ulaşmadığından belli başlı radyasyonlar, gezegendeki gözlem araçları tarafından yakalanmıyor. Aditya, uzayda olacağından bu ışınların da gözlemini gerçekleştirecek. Yani kabaca, Güneş'i gözlemleyecek. Daha önce de belirttiğimiz gibi Aditya ile hedefindeki L1 noktası arasında yaklaşık 1,5 milyon km var. Fakat bu mesafe aşıldığında temiz ve engellerden uzak bir Güneş görüntüsü kendisini bekliyor olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/hiv-ve-aids-hakkinda-bilmeniz-gerekenler-h117977.html", "text": "İlk olarak 1980'lerin başında görülen, 1982'de salgın haline gelen ve kaynağı hala tam olarak bilinmeyen AIDS'e neden olan HIV yüzünden sadece geçen yıl 680.000 kişi hayatını kaybetti, bunun 460.000'i Afrika'da yaşıyordu. Türkiye'de ise 32.376 kişi HIV pozitif, bunların 26.000'i erkek. HIV pozitif olduğunu bilmeyenlerle birlikte yaklaşık 70.000 kişi olduğu tahmin ediliyor. AIDS'in açılımı \"Acquired Immune Deficiency Syndrome\" olup \"Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu\" anlamına gelmektedir. Adından da anlaşılacağı üzere bir sendromu tanımlar. HIV'in açılımı ise \"Human Immunodeficiency Virus\" olup \"İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü\" anlamına gelmektedir ve bir patojeni ifade eder. Yani HIV isimli patojen, AIDS'in en büyük oluşum sebebidir. HIV, insandaki bağışıklık sistemi hücrelerini zayıflatır ve HIV enfeksiyonları meydana gelir. Bu enfeksiyonların ilerlemiş olan ölümcül haline AIDS adı verilir. HIV pozitif bir kişi, antiretroviral ilaçlarını her gün aksatmadan alırsa AIDS'in ortaya çıkma riski çok düşüktür. Bu yüzden bu kişi, herhangi biri gibi sağlıklı bir şekilde yaşayabilir. Hastalığın bu kadar korkutucu görünmesinin nedeni, yakın geçmişimize kadar I. Dünya Savaşı'ndan iki kat fazla can almasıydı fakat virüs ile mücadelenin 30 yıllık serüveni artık meyvelerini veriyor. ARV'lere erişim konusunda zorluk çeken ülkelerde yaşayanlar içinse durum ne yazık ki kötü. Orta ve Batı Afrika ülkelerinde yaşayan HIV pozitif kişilerin %75'i (5 milyon kişi), ARV'lere erişemediği için yavaş ve ağrılı bir ölümle yüzleşmeye mahkum oluyor. Fakir ülkelerde yaşayan 730.000 HIV pozitif çocukların %90'ının ARV'lere erişimi bulunmuyor. HIV ile yaşayan bir birey ile yan yana oturmak, ona dokunmak gibi eylemler ile virüs bulaşmaz. Üstte de bahsettiğimiz gibi yeterli tedaviler sayesinde, HIV ile yaşayan kişiler, yaşamlarını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmektedirler. Batı ülkelerinde genellikle böyledir fakat dünya geneline bakıldığında genellikle kadınların etkilendiği görülüyor. Sahra Altı Afrikası'ndaki HIV pozitif kişilerin %59'u genç kadınlardan oluşuyor. Güney Afrika'da yaşayan 15-19 yaş aralığındaki kızların HIV taşıma riski erkeklere göre 8 kat daha fazladır. ARV tedavisi gören hamile bir kadının, bebeğine virüs bulaştırma ihtimali %2'den daha düşüktür. Bu tedavi sayesinde HIV pozitif doğan çocuk sayısı son 20 yılda %60 azaldı. Örneğin, Küba'da anneden çocuğa HIV aktarımı sıfıra indi ve bu konuda bir ilke imza atıldı. Yine de unutulmamalıdır ki bazı bölgelerde hamile kadınların sadece %39'u bu tedaviye erişebiliyor. Bu yüzden HIV pozitif kadınların yaklaşık yarısı HIV pozitif bebekler doğuruyor. Bu bebekler de anneleri gibi tedaviye erişemedikleri için üçte biri henüz 1 yaşına gelmeden hayatını kaybediyor. Beşte biri ise 5 yaşına bile ulaşamıyor. Elbette ki çok önemli bir korunma yoludur fakat tek seçenek bu değildir. ARV tedavisi gören HIV pozitif bir kişinin, partnerine HIV bulaştırma riski %96 azalmıştır. Hala bu tedaviye ulaşamayanlar olduğu için bu küresel salgını tamamen durdurmak ne yazık ki mümkün değil. Örneğin; vaka sayısında dünya birincisi olan Güney Afrika'daki HIV pozitif sayısı 6,8 milyondur, AIDS nedeniyle ölenlerin sayısı ise 140.000'dir fakat Nijerya'daki vaka sayısı daha az olmasına rağmen tedavi alamayan HIV pozitiflerin yarısı AIDS nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Nijerya'dakilerin %25'i tedavi alabiliyorken Güney Afrika'dakilerin %45'i tedavi alabiliyor. HIV ve AIDS konusunda doğru bilinen yanlışlar dışında \"damgalama\" konusu da önem arz ediyor. HIV ile yaşayan kişiler ne yazık ki sık sık damgalamaya, etiketlemeye maruz kalıyorlar. Haklarında dedikodu yapılıyor, sözlü taciz ve tehditlere uğruyorlar. HIV ve AIDS konusundaki bilgisizlikler nedeniyle bu kişiler işlerinden atılabiliyor. HIV ile yaşayan bireyler için yanlış tanımlamalar da sık sık yapılabiliyor. \"HIV hastası\" ifadesi kullanılmamalıdır; çünkü HIV, bir hastalığın değil virüsün adıdır. \"AIDS virüsü\" ifadesi de hatalıdır, çünkü AIDS bir sendromdur ve bir hastalıklar tablosunu ifade eder. \"HIV ile yaşayan kişi\" ve \"HIV pozitif kişi\" ifadelerini kullanmak doğru olacaktır. AIDS hastası, AIDS enfekte, HIV enfekte, HIV taşıyıcısı, AIDS taşıyıcısı gibi kullanımlar da hatalıdır. Bu damgalamanın ve ayrımcılığın önüne geçmek için Sağlık Bakanlığı, HIV pozitif kişilerin ad, soyadı ve T.C. kimlik numarası gibi bilgilerini almamakta; bu kişilerin bilgilerini kod ile bildirmektedir. Geçtiğimiz yıl iyi bir haber de duyuruldu: Japonya'da, AIDS'e neden olan HIV virüsüne karşı geliştirilen aşının maymunlarda etki gösterdiği belirtildi. Çalışma kapsamında 7 makak maymununa HIV virüsü enjekte eden ekip, test edilen 4 maymunun virüsten enfekte olduğunu ancak kısa süre sonra virüsün tespit edilemez hale geldiğini belirledi. Aşı sayesinde uyarılan bağışıklık sisteminin HIV'in etkisini yitirmesini sağladığını kaydeden uzmanlar, yaklaşık 5 yıl içinde insanlar üzerindeki denemelere başlanacağını açıkladı. Geçen yıl ağustos ayında ise Amerikan ilaç şirketi Johnson & Johnson'ın geliştirdiği aşı, Sahra Altı Afrikası'ndaki testlerinde başarısız oldu. 2637 kadın üzerinde denenen aşı yeterli korumayı sağlayamadı. Bill & Melinda Gates Vakfı tarafından da desteklenen aşının testleri, alınan sonuçların ardından durduruldu. Öte yandan, 2024 yılında tamamlanması beklenen ve Mosaico adını taşıyan diğer aşı çalışmasının ABD ve Avrupa'da erkekler üzerinde deneyleri sürüyor. Daha önce Güney Afrika'da HIV'e karşı Uhambo adlı bir aşı çalışma başlatılmış ancak başarısızlığın ardından 2020'de durdurulmuştu. Umarız ki yakın zamanda aşısı bulunur ve tüm ülkelere kolaylıkla ulaşabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/hollywood-filmlerinde-kotu-karakterler-neden-rus-h138760.html", "text": "Bond filmlerinin sayısız kötü karakteri, Rocky IV'ün Ivan Drago'su ve Iron Man 2'nin Ivan Vanko'su, ilk John Wick'ten Viggo Tarasov, A Good Day to Die Hard'dan Yuri Komarov, John Rambo filminin Yarbay Sergei Podovsky'si... Bir de daha yakın tarihten hepimizin aşık olduğu bir anti-hero karakter olarak Killing Eve'in Villanelle'i. Amerika ve Avrupa yapımı filmlerde ne kadar fazla Rus kötü karakterle karşılaştığını hiç fark ettin mi? Aynısı başka bir millet için yapılsa ırkçılık karşıtı ciddi tepkiler alınır ama bir Rus kötü karakterle karşılaştığımızda çoğumuz yadırgamıyoruz. Filmlerde kötü olmak ve Rus olmak artık o kadar iç içe geçmiş halde. Ruslar, Avrupa ve Amerika için her zaman bir tehditti. Ama filmlere yansıyacak kadar düşmanlaştırma Soğuk Savaş döneminde başladı. Soğuk Savaş dediğimizde 1947-1991 yılları arasında dünyanın iki süper gücü olan ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ideolojik ve siyasi gerilimden bahsediyoruz. Biri kapitalist, diğeri ise sosyalist değerlerin dönemlerindeki en büyük temsilcisi olan iki ülke, birbirleri ile doğrudan savaşmak yerine etki edebildikleri başka ülkeler üzerinden birbirleri ile dolaylı olarak bir rekabete girmişlerdi. Bu dönemde nükleer silahların yaygınlaşması, casusluk faaliyetleri, iki taraftan da ideolojik propagandaların tüm dünyaya yayılması gibi birçok taktik kullanılsa da sıcak bir çatışma yaşanmadı. Ancak iki ülke arasındaki rekabet tüm dünya siyasetini belirledi. 1940'lar ve 50'ler, Amerika'nın yoğun bir Sovyet ve komünizm karşıtı propagandaya giriştiği dönemlerdi. Kızıl Tehlike denilerek, komünist casusluk faaliyetlerine ve Ruslara dair ciddi bir korku iklimi devlet eliyle yayıldı. Bu rüzgar, Hollywood'a da ulaştı. Amerikan Karşıtı Faaliyetler Temsilciler Meclisi Komitesi , birçok endüstriyi olduğu gibi film ve televizyon sektörünü de herhangi bir komünist bağlantıları olup olmadığı konusunda yakın markaja aldı. Bütün bu hükumet baskısı altında, ülkeye bağlılığını ispatlamak isteyen Hollywood yapımcıları, karakterleri oldukça tek boyutlu olan Sovyet casusu karakterlere bolca yer verdiler, bu karakterleri düşmanlaştıran şiddet dolu filmler ürettiler. Böylece Rus kötü karakter klişesi ortaya çıktı ve Hollywood'dan tüm dünyaya yayılan filmlerle normalleşti. Bu durum çok uzun yıllar sayısız filmle sürdü. Aynı yıllarda, sinemaya daha sanatsal bir yerden yaklaşan Hitchcock gibi önemli yönetmenlerin, bu klişeleştirmeye eleştirel yaklaşan önemli yapımları da oldu. Yine de ırkçılığın ve karakter stereotipleştirme ya da başka bir ismiyle etiketlemenin bugünkü kadar tartışılmadığı zamanlardı ve Rus kötü karakterler binlerce filmde yer aldı. Bu tür etiketleme ve stereotipleştirmeler aslında her zaman toplumsal bir hikayeye dayanır. Toplum tarafından dışlanan eş cinsel, siyahi vb. gruplar genellikle başrol olmak yerine dar veya kötü kalıplara kolayca sıkıştırılır. Kimi zaman da doğrudan devlet eliyle, güncel siyasi ideolojiyi yaymak için yapılır. ABD için bu konuyu filmlere yerleştirmek, diğer alanlardaki jeopolitik rekabetlere dayalı bu öneriyi izleyicinin kolayca kabul etmesine de yardımcı oluyordu. Sovyetler dağıldıktan sonra filmlerdeki Rus kötü karakter sayısında gözle görülür bir düşüş yaşanmaya başladı. Bu dönemlerde dünya politikasında dengeler değişiyordu. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında bu kez Orta Doğulu kötü karakterlerin sayısında bir artış gözlendi. Ama garip şekilde bu stereotipleştirmeler Rus bir kötü karakter yazmaya göre çok daha kolaylıkla ırkçılık karşıtı tepkiyle karşılaşıyordu. Rus kötü karakter yazmak için ise artık ne Soğuk Savaş ne de Amerikan propagandası ile alakadar olmanıza gerek vardı. Kötü karakter yazarken aklınıza ilk gelen şey, ciddi ve soğuk tavırlı bir Rus olması olabilirdi. Dolayısıyla Rus kötü karakterler azalsa da bitmedi. Kötü temsillerdeki düşüş durumu pek uzun sürmedi. Putin'in aşırı sağcı politikalarının yükselişi, Kırım'ın işgali ve özellikle de Ukrayna'nın işgali ile birlikte Batı toplumlarında oldum olası yerleşik olan Rus antipatisi yeniden yükseldi. Bu durum anında film sektörüne de yansıdı, bugün filmlerdeki Rus kötü karakterlerin oranı yine Soğuk Savaş dönemine yaklaşmış durumda. Ne yazık ki dünya çapında ırkçılığın yeniden yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu da tüm Rusya halkının, Putin ve politikaları ile bir tutulmasına yol açabiliyor. Ama bunun hiçbir halk için böyle olmadığını, devlet ideolojisi ile bireyin bambaşka şeyler olduğunu kendimize yeniden ve yeniden hatırlatmak, bu tür stereotipleştirmelerin karşısında durmak gerek."} {"url": "https://www.webtekno.com/holografik-ekran-looking-glass-go-h139091.html", "text": "Yıllardır holografik 3D ekranlar üzerine çalışmalarını sürdüren Looking Glass, bugün düzenlediği etkinlikte yeni holografik ekranını tanıttı. Tüketicinin cebinde taşıyabileceği kadar küçük bir yapıya sahip olan ve bu özelliği ile bir ilk olarak kayıtlara geçen Looking Glass Go isimli holografik ekran, sahip olduğu özelliklerle tüketicilerin ilgisini çekmeyi başaracak gibi duruyor. Looking Glass Go, ortalama bir telefon boyutu olan 6 inçlik bir ekrana sahip. 1440 x 2560 piksel (491 ppi) çözünürlük ile oldukça kaliteli bir holografik ekran deneyimi sunacak olan ürün, 58 derecelik görüş açısını 100 farklı perspektiften sağlayabiliyor. Geliştirici ekip, mobiliteyi maksimize etmek adına bu cihaza dahili batarya koymadı. Kullanıcıların, USB Type-C girişli bir kabloyu bu ekrana bağlamaları ve görüntü aktarımını bu şekilde sağlamaları gerekiyor. Bu arada; Looking Glass Go'nun Wi-Fi ve Bluetooth bağlantı desteğine sahip olduğunu, ekranda görmek istediğiniz holografik görüntüyü bulut üzerinden de aktarabileceğinizi söyleyelim. Üstelik yüklediğiniz görüntünün orijinalinde hologram olmasına gerek yok. Ekran, tüm görüntüleri holografik hale getirecek. Looking Glass Go'nun en etkileyici özelliklerinden bir tanesi, bu ekranın bazı yapay zeka destekli uygulamalara destek vermesi. Mesela bu holografik ekranı, ChatGPT ile desteklenen bir asistanla birlikte kullanabileceksiniz. Looking Glass'ın yeni holografik ekranı, 235 gram ağırlığında. 1,9 santimetre kalınlık, 16 santimetre yükseklik ve 8 santimetre genişlik değerine sahip olan ürün, 3,5 milimetrelik kulaklık girişine de destek veriyor. Böyle bir holografik ekrana sahip olmak isteyen kullanıcıların, 300 dolar ödeme yapmaları gerekecek. Looking Glass Go'nun Kickstarter sayfasına buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/honor-90-gt-ozellikleri-fiyati-h139517.html", "text": "Türkiye'de de popüler olan Çinli akıllı telefon üreticisi HONOR, çok beklenen orta-üst segmentteki yeni telefonu HONOR 90 GT'yi bugün nihayet tanıttı. Cihaz, 2022 yılında duyurulan 80 GT'nin halefi olarak geliyor ve birçok yeniliği beraberinde getiriyor. Çin'de tanıtımı gerçekleştirilen HONOR 90 GT, işlemciden kamerasına kadar birçok alanda üst seviye özelliklere sahip olmasıyla adeta amiral gemisi katili olarak nitelendirebileceğimiz bir telefon. 7,9 mm kalınlığa ve 185 g ağırlığa sahip cihaz, tıpkı önceki nesil gibi alışılmışın dışına çıkan ve direkt dikkati üstüne toplayan bir tasarımla geliyor. 6,7 inçlik 120 Hz yenileme hızı ve 2664x1200 piksel çözünürlük sunan AMOLED ekrana da sahip. 2600 nit maksimum parlaklık sunan ekrana parmak izi sensörünün yerleştirildiğini de ekleyelim. HONOR 90 GT, geçitğimiz yılın amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Gen 2'den güç alıyor. Bu işlemci, 12'den 24 GB'a kadar çıkan RAM ile eşleştirilmiş. Depolama tarafında ise 256 GB'tan 1 TB'a kadar seçenekler yer alıyor. Arka tarafta ilginç bir kamera tasarımı var. HONOR, kamera adasına motor görünümü vermek istediğini ifade ediyor. Burada Sony IMX906 sensörüne sahip 50 MP'lik ana kamera var. Ayrıca 12 MP ultra geniş kamera da arkada yer alıyor. Öndeki deliğe yerleştirilen 16 MP'lik selfie kamerasını da unutmayalım. HONOR 90 GT, 100W hızlı şarj desteği sunan 5000 mAh'lik bataryayla geliyor. Cihaz, Android 14 tabanlı MagicOS 7.2'yle kutudan çıkacak. Renk seçenekleri ise siyah, mavi ve altın olarak açıklandı. Çin'de önümüzdeki günlerde satışa çıkacak telefonun küresel pazara ne zaman geleceği henüz belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/honor-x8b-ozellikleri-fiyati-h139385.html", "text": "Geçtiğimiz aylarda Play 8T modeliyle bizleri buluşturan HONOR, şimdiyse orta sınıfta oldukça iddialı olacak yeni X8b modelini görücüye çıkardı. Birbirinden farklı özellikleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bu cihazın hangi pazarlarda satışa sunulacağı henüz belli olmasa da aşağı yukarı fiyatını biliyoruz. Telefonun kendisine dönecek olursak, iPhone modellerini andıran köşeli tasarım, kamera düzeni ve Dinamik Ada'nın işlevselliğini kullanan Magic Capsule, ilk bakışta göze çarpan yönleri oluyor. Gerisine de birlikte bakalım. 6,7 inç boyutunda, AMOLED panelli ve 2412 x 1080 Full HD+ çözünürlüklü ekranla gelen X8b, bu ekranda 90 Hz tazeleme hızı sunuyor. 2000 nit'e kadar erişebilen parlaklık seviyesi de dışarıda kullanımı kolay kılacaktır. Kapsül şeklindeki çentiğinde ön kamerasını barındıran cihaz, aynı çentik yoluyla bildirimleri de sunuyor. Kamera demişken, ön kameranın 50 MP çözünürlük ve soft-LED flaş desteği sunduğunu da belirtelim. Arka tarafta ise 108 MP değerindeki ana kameramız, 5 megapiksel değerindeki ultra geniş açılı kameramız, ve 2 MP değerinde makro lensi yer alıyor. Çift SIM desteğiyle gelen cihazda 4G VoLTE desteği de var. Parmak izi okuyucusu ise yan tarafa yerleştirilmiş. Batarya tarafında ise 4500 mAh değerinde bir kapasite sunuluyor ve bunu, 35W değerindeki adaptörle şarj edebiliyoruz. Gece yarısı siyahı, titanyum gümüş rengi ve göz alıcı yeşil renkleriyle karşımıza gelen X8b, en başta Suudi Arabistan'da satışa sunuluyor. Başlangıç fiyatı ise şu an için yaklaşık 240 dolar."} {"url": "https://www.webtekno.com/house-of-the-dragon-2-sezon-cikis-tarihi-fragman-h138320.html", "text": "Game of Thrones'un yaklaşık 200 yıl öncesinde geçen ve Westeros'a hükmeden Targaryenlere odaklanan House of the Dragon, geçtiğimiz yıl çıkış yapmış ve büyük beğeni toplamıştı. Yeni sezon da hayranlar tarafından merakla bekleniyordu. HBO, bugün yeni sezonun ilk posterlerini resmen yayımladı. Posterler, Alicent ve Rhaenyra'ya ilk bakışı atmamızı sağlıyor. Platform, ilk tanıtım fragmanını bugün paylaştı. House of the Dragon'ın ikinci sezonu, ilk sezondaki olayları devam ettirerek Rhaenyra ve Alicent'ı merkezine alacak ve Targaryenler arasındaki iç savaşı konu edinecek. Çekimlerin tamamlandığını belirtelim. Dizi, senaryosunun çok önceden tamamlanmasından dolayı Hollywood'daki grevlerden etkilenmemişti. HBO CEO'su Casey Bloys, House of the Dragon'ın ikinci sezonunun 2024 yazının başlarında çıkış yapacağını duyurmuştu. İkinci sezonda Matt Smith, Emma D'arcy, Olivia Cooke, Eve Best, Steve Toussaint, Fabien Frankel, Ewan Mitchell, Rhys Ifans, Harry Collet da dahil birçok ismi tekrar göreceğiz. Aynı zamanda Gayle Rankin Alys, Simon Russel Beale, Freddie Fox ve Abubakar Salim de kadroya katılacak. Bu oyuncular, sırasıyla Alys Rivers, Ser Simon Strong, Ser Gwayne Hightower ve Alyn Valeryon'a hayat verecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/hpv-cinsel-hastalik-nedir-h125277.html", "text": "HPV'nin ortaya çıkış koşullarında cinsellik gibi bir konunun etkili olması kadınların ahlaki bir yargılamayla baş başa kalmasına neden oluyor. Aşıyla büyük ölçüde tedavisi sağlanan bu hastalığın kadınların üzerinde bıraktığı psikolojik ve sosyal yük maalesef göz ardı ediliyor. Bu hastalığın kadınlar üzerinde bıraktığı bir diğer yük ise aşının her ülkede ücretsiz olmaması, dolayısıyla aşıya ulaşma sorunu. Bu durum, kadınların 'HPV gibi' tedavi edilmediği müddetçe rahim ağzı kanserine yol açabilen bir hastalıkla beraber yaşamalarına neden olabiliyor. Ancak HPV sadece kadınlara zorluk çıkarmıyor. Bu hastalıkla erkeklerin de başı dertte... HPV, insan sağlığı için tehdit edici ancak erken fark edildiğinde aşı ile kolaylıkla önlenebilir bir hastalık. HPV'nin tespiti her zaman kolay olmayabilir. HPV, genital bölgede siğillerin oluşmasına neden olur. Ancak her HPV türü genital bölgede siğillere neden olacak diye bir şey yok. Bazen HPV'ye enfekte olup vücudunda siğil görülmeyen kişilerin de olduğu tespit edilmiştir. HPV'nin her tipi yüksek riskli değildir, HPV'nin düşük riskli olan tipleri 6, 11, 40, 42, 44, 54, 61, 70, 72 ve 81'dir. HPV'nin yüksek riskli tipleri 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 66 ve 68'dir. HPV'nin ciddiyeti göz önüne alındığında doktor kontrollerini düzenli tutmakta fayda olduğu görülüyor. Ancak iş her zaman doktor kontrolleri veya siğilleri ortadan kaldıran tedavilerle bitmiş sayılmıyor. HPV sadece kadın sağlığı için tehlikeli değil, erkek sağlığı için de tehlikeli. HPV, hem erkeklere hem de kadınlara enfekte olabilen bir virüs. Prezervatif, HPV için tam koruma sağlamaz. Çünkü prezervatifler genital bölgenin tamamı için koruyucu değildir. HPV'nin bulaş kaynağını tespit etmek hiç kolay olmayabilir. Cinselliğin yaşandığı ilk andan itibaren bu virüse maruz kalma riski ortaya çıkmaktadır. Tek eşlilik bu virüsten korunmak için tavsiye edilen bir durum olsa da partneriniz bu virüse enfekteyse tek eşli veya çok eşli olmanızın virüsün vücuduna girmesi için engelleyici olmadığını bilmelisiniz. HPV'nin yüksek riskli tipleri vajinal kanserlere, anal kanserlere, vulva kanserlerine, penis kanserlerine ve orofaringeal kanserlere neden olabilir. Görüldüğü gibi HPV, penis kanserine neden olması nedeniyle erkek sağlığı için de oldukça tehdit edici. HPV'den korunmak için aşı tedavisinin bu nedenle sadece kadınlara önerilmediğini söylemek mümkün. HPV aşısı, HPV'nin yarattığı enfeksiyonlara karşı önleyicidir. Özellikle aşının HPV'nin yol açtığı rahim ağzı kanserine karşı adeta bir savaşçı olduğunu söyleyebiliriz. HPV aşısı yaptırmak için HPV virüsüne enfekte olmayı beklemek doğru değildir. HPV için geliştirilmiş üç tip aşı vardır. Bunlar; Gardasil, Gardasil-9 ve Cervarix'tir. Gardasil, HPV'nin 6, 11, 16, 18 tipleri için koruma sağlar. Gardasil 9 (6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52, 58) tipleri için etkilidir. Cervarix ise HPV'nni 16 ve 18 tiplerine karşı etkileyicidir. 14 yaşından önce bu aşılar için 2 doz vurulmak yeterli oluyor. HPV aşıları 14 yaşından büyükler için 3 dozdan oluşmakta ve 6 ay boyunca her biri 2 aylık periyodlarla vurulmaktadır. Aşının, virüs vücuda girmeden önce daha etkili olduğu söyleniyor. Ancak HPV'nin bir türüne enfekte olan birisi yine de HPV aşısı olduğunda HPV'nin diğer tiplerinden korunabilmektedir. HPV'nin yol açtığı kanserler için cerrahi tedavi, radyoterapi veya kemoterapi olmak gerekebilir. Dünya Sağlık Örgütü ve Avustralya Kanser Konseyi, insanların HPV aşısını yaptırması gerektiğini söylüyor. Hatta 2020'de Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanseriyle küresel mücadele misyonu güderek aşıyı kanseri ortadan kaldırabilecek bir strateji gibi halka tanıtmıştı. HPV aşısı, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun HPV'den kendini koruması için antikor üretmesini sağlıyor. Peki bu aşı HPV gibi önemli sağlık riskleri yaratan bir hastalıktan bu kadar koruyucuyken ve Dünya Sağlık Örgütü bu aşıyı herkesin yaptırması gerektiğini söylüyorken HPV neden günümüz için hala önlenmiş bir sağlık sorunu değil? Bunun nedeni aşının her ülkede ücretsiz olmaması, bu nedenle de herkes için aşının ulaşılabilir olmaması. Maalesef HPV aşısı her ülkenin ulusal aşı programına dahil değil. HPV aşısına 2006 yılında ruhsal verilmiş, bazı ülkeler kadınlar için bu aşıyı zorunlu bağışıklama programına dahil etmiştir. HPV aşısını okullarda aşılama programına dahil eden ilk ülke Avustralya'dır. Avustralya, rahim ağzı kanserini sıfıra indirmek isteyen bir ülke olarak aşı konusunda öne çıkıyor. Avustralya'dan sonra HPV aşısını aşılama programlarına dahil eden ülkeler sırasıyla; Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika ve Danimarka'dır. 2016 itibarıyla 70 ülkede HPV aşısı ulusal aşılama programına dahil edildi. STK'ların bu konudaki desteği ve bilimsel gelişmeler sayesinde az gelişmiş ve orta gelirli birkaç ülkede HPV aşısının ulaşılabilir hale geldiği de biliniyor. Türkiye'de ise HPV aşısı ulusal aşılama programına dahil değil. Sağlık Bakanlığı, Türkiye'de HPV'nin iki tür aşısına ruhsat vermiş, bunlar Gardasil ve Cervarix'tir. Türkiye'de HPV aşıları sigorta kapsamında olmadığı için 3 doz için aşı fiyatı yaklaşık 10 bin TL'dir. HPV aşısının her ülkede ulusal aşılama programına dahil olmaması aşıya ulaşılabilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca HPV aşısının algılanma biçimi, özellikle kadınların aşı olması önünde engeller oluşturuyor. HPV aşısının maliyeti, kadınların cinsel deneyimleri ve HPV'nin sosyal yaşamda ahlaki bir problem olarak görülmesi aşıdan kaçınmaya neden oluyor. HPV, cinsel yolla da bulaşan bir hastalık olduğu için toplumsal açıdan ahlaki kabullerle damgalanıyor. HPV'nin en fazla neden olduğu hastalığın rahim ağzı kanseri olması nedeniyle kadınları daha yüksek riskli bir gruba soktuğunu söylemek mümkün. HPV, bunlar dışında sauna, hamam, umumi tuvaletler gibi yerlerden de bulaşabiliyor. Toplumsal açıdan HPV'den korunmanın bireysel olarak sorumluluk almak sayesinde olabileceği düşünülüyor. Bu durumda ataerkil toplumsal yapı içerisinde kadınların, bu hastalığa yakalandıkları için suçlandıkları görülüyor. Özellikle HPV aşısının maliyeti, evlilik yapmayı planlama, kadın hastalıkları geçirme sıklıkları, HPV ile ilgili yetersiz bilgi sahibi olma, HPV aşılarını güvenilir bulmama gibi etkenler de kadınların HPV aşısına ulaşması yönünde oluşan engellerden birkaçı."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-gt4-ozellikleri-fiyati-h137265.html", "text": "Çinli teknoloji devi Huawei, yeni akıllı saatleri Watch GT4 serisini resmen tanıttı. Apple Watch Series 9'a rakip olabilecek cihazlar, dikkat çeken birçok özellikle geldi. Ayrıca Türkiye'deki kullanıcılar için de satışa sunuldu. Hauawei Watch GT4, direkt olarak Watch GT3'ün halefi olarak karşımıza çıkıyor. Seri, 46 ve 41 mm olarak iki versiyonla geliyor. Peki Watch GT4 nasıl özelliklere sahip? Gelin bakalım. İlk bakışta saatlerin şık ve yeni bir tasarımla geldiğini görebiliyoruz. 46 ve 41mm'lik versiyonlara sahip olduğunu söylemiştik. İlk versiyon, daha sert bir görünümle gelirken ikincisi ise yuvarlak ve küçük bir tasarımla karşımıza çıkıyor. 46 mm'lik versiyon kayışsız 48 gram, 41 ise 37 gram ağırlığında. Ekran tarafına baktığımızda 46mm'lik GT4'te 1.43 inç 466 x 466 çözünürlük sunan renkli AMOLED ekran bizi karşılıyor. 44mm'de ise 1.32 inçlik 466 x 466 çözünürlüğe sahip renkli AMOLED ekran bulunuyor. Huawei, saatlerin gövdesinde paslanmaz çelik kullanmış. GT4 serisi, birçok sensöre ve sağlık özelliğine sahip. İvmeölçer sensör, optik kalp atışı hızı sensörü, barometre sensörü, sıcaklık sensörü, jiroskop sensörü saatlerde yer alıyor. Uyku, adet döngüsü, kalp atış hızı takibi ve gelişmiş kalori yönetimi gibi kullanışlı özellikler de cihazlarda var. TruSleep 3.0 izleme sistemi, uykunuzu aktif olarak takip ediyor ve uyku esnasındaki anormal nefes alış verişlerinizi tespit edebiliyor. GT4 ailesi, toplam yedi renk seçeneğiyle sunuluyor. 46mm'de yeşil, metal, kahverengi ve siyah olmak üzere dört renk yer alırken 41mm'de ise beyaz, gümüş ve altın seçeneklerini görüyoruz. Always on Display ve özel saat arayüzleriyle gelen GT4, Android ve İOS'e uyumlu olarak çalışabiliyor. 5ATM su geçirmezlikle cihazın 50 metre derinliğe kadar suya dayanıklı olduğu ifade ediliyor. Huawei Watch GT4'ün en çok dikkat çeken özelliği ise pil tarafı. Kablosuz şarjla gelen her iki versiyon da pil ömrü konusunda oldukça uzun sürelere sahip. Şirket, 41mm'lik versiyonun maksimum kullanımda 7 günlük batarya ömrü sunduğunu söylüyor. Düzenli kullanımda bu sürenin 4 güne, Always on Display özelliği kullanıldığında ise 2 güne düştüğünü belirtiyor. 46 mm'de ise pil ömrü çok daha uzun. Huawei'ye göre bu versiyon, maksimum kullanımda 14 gün, yani iki hafta batarya ömrü sunacak. Bu sürenin düzenli kullanımda 8 güne, Always on Display kullanıldığında ise 4 güne düşeceğini ekleyelim. Huawei Watch GT4 ailesi, şirketin internet sitesinde ön siparişe açıldı. 46mm'nin fiyatı 6,999 TL olarak belirlendi. 41mm'de ise 7,499 TL'lik bir fiyat etiketi var. Huawei, online mağazaya özel olarak 500 TL sepet indirimi, 1 yıl uzatılmış garanti ve kayış hediyesi sunuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-harmonyos-android-uygulamalari-calismayacak-h138584.html", "text": "ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, en çok da teknoloji şirketi Huawei'yi zora soktu. Bir dönemler üst düzey akıllı telefonları ile akıllı telefon pazarının en iyileri arasında yer alan Huawei, Google ile yaşadığı ayrılık sonrası zor duruma düştü. Play Store gibi Google'a ait olan hizmetleri kullanamaz hale gelen Huawei, çareyi HarmonyOS olarak isimlendirdiği yeni işletim sisteminde buldu. Huawei, HarmonyOS'un Android tabanlı bir işletim sistemi olmadığını söyleyip durdu. Ancak gerçekler pek de böyle değildi. Çünkü HarmonyOS, Android ekosisteminin bir parçası olan ve uygulamaların yüklenmesini sağlayan APK uzantılı dosyaları çalıştırabiliyordu. Gelen son haberler, bunun çok yakında değişeceğini gözler önüne seriyor. Huawei, bu yılın başında düzenlediği geliştirici konferansı etkinliklerinde, \"HarmonyOS Next\" olarak isimlendirdiği yeni işletim sisteminden bahsetti. HarmonyOS'un yeni nesil sürümü olarak nitelendirebilecek bu işletim sistemi, detaylı bir şekilde açıklanmadı. Ancak Huawei'ye yakın kaynakların iddialarına göre HarmonyOS Next, Android kitaplıklarını içermeyen bir işletim sistemi olarak karşımıza çıkacaktı. Üstelik bu iddiaları destekler nitelikte gelişmeler de yaşandı. Bundan birkaç ay önce, Çin'in sosyal medya platformu Weibo'da, HarmonyOS Next ile ilgili demo videolar paylaşıldı. Popüler sızıntı kaynakları ile geliştiriciler tarafından servis edilen videolarda HarmonyOS Next'in demo sürümü gösteriliyordu ve bu işletim sistemi, artık APK dosyalarını çalıştırmıyordu. Yani evet, Huawei, HarmonyOS'u Android ekosisteminin klonu olmaktan çıkarıp, başlı başına bir işletim sistemi haline getirmek için start vermişti. İşte tüm bunlar, HarmonyOS yazılım geliştiricilerin kıymetli hale gelmesini sağladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-matebook-d16-2024-ozellikleri-fiyati-h139634.html", "text": "Çinli teknoloji şirketi Huawei, 2024 model MateBook D16'yı Türkiye'de satışa sundu. Daha çok iş ve eğitim odaklı olan dizüstü bilgisayar, tüketicileri memnun etmeyi başaracak gibi görünüyor. Gelin hep birlikte Huawei'nin Türkiye'deki yeni dizüstü bilgisayarına yakından bakalım. Aslına bakacak olursak Huawei MateBook D16, yıllardır aramızda olan dizüstü bilgisayar modellerinden biri. Sık sık güncelleme alan dizüstü bilgisayar, bu sayede en güncel özelliklerle tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Bu bağlamda; Intel'in 13. nesil Core i5 işlemcisiyle eşleştirilen dizüstü bilgisayar, performanstan ödün vermeyecek gibi görünüyor. Huawei MateBook D16 2024, 16 inç boyutunda FHD çözünürlük sunan bir IPS ekranla donatıldı. Ekran gövde oranı yüzde 90 seviyesinde olan dizüstü bilgisayar, 1,68 kilogramlık ağırlığı ve 17 milimetrelik ince yapısı ile mobiliteyi maksimum seviyeye çıkarıyor. 56 Wh kapasiteli bir batarya ile eşleştirilen MateBook D16 2024, 65W hızlı şarj destekli adaptörü ile hem uzun kullanıma hem de kısa şarj sürelerine imkan tanıyacak. 13. nesil Intel Core i5-13420H veya 12. nesil Intel Core i5-12450H işlemci ile satın alınabilen MateBook D16 2024, Intel UHD Graphics GPU'larla eşleştiriliyor ve bu da dizi - film izlemek için oldukça ideal. Bilgisayardaki \"Performans Modu\" ve \"Süper Turbo\" özellikleri, cihazın tam performansta çalışmasını sağlıyor. 2024 model Huawei MateBook D16'nın 16 GB RAM ve 1 TB SSD depolama alanı seçeneği ile satın alınabileceğini belirtelim. Huawei MateBook D16 2024, bağlantı seçenekleri açısından zengin bir model. Bu dizüstü bilgisayarda 1 adet USB-C 3.2, 1 adet USB-A 3.2, 1 adet USB-A 2.0, 1 adet HDMI ve 1 adet de 3.5 mm kulaklık ve mikrofon ikisi bir arada port bulunuyor. Bluetooth 5.1 desteğine de sahip olan MateBook D16'nın, 5 Yıldızlı Wi-Fi Sinyal Yeteneği Sertifikasyonuna sahip ilk dizüstü bilgisayar olduğunu da söyleyelim. Bu dizüstü bilgisayarda 270 metreye kadar Wi-Fi bağlantısı kurabiliyorsunuz. 16 GB RAM ve 1 TB SSD ile eşleştirilen Huawei MateBook D16 2024'ün 23.999 TL karşılığında satın alınabileceğini söyleyelim. Dizüstü bilgisayarı satın almanız halinde 999 TL değerindeki kablosuz fare de hediye edilecek. Ürünle ilgili detaylı bilgi için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-nova-12-ozellikleri-h139565.html", "text": "Huawei, önümüzdeki hafta gerçekleştireceği lansmanda Nova 12 serisi telefonlarını tanıtmaya hazırlanıyor. 26 aralıkta düzenlenmesi beklenen lansmandan önce Nova 12 serisinin renk seçenekleri ve çeşitli özellikleri sızdırıldı. Lansmana sadece birkaç gün kala Nova 12 serisinin hangi modellere sahip olacağı, Weibo'da görüntülendi. Huawei Nova 12, Çin'in popüler sosyal medyası Weibo'da bir kullanıcı tarafından sızdırıldı. Sadece arka kısmını görebildiğimiz Nova 12, iki kamera bulunan gümüş çerçeveli bir kamera merceğine sahip. Bu merceğin altında ise üçüncü kamerayı ve LED flaşı görüyoruz. Telefonun arka kısmı \"Nova\" kabartma baskılı deri kaplama ile geliyor. Bu deri kaplamanın kullanıcılara kaymaz bir hissiyat vereceği düşünülüyor. Nova 12 Pro ve Nova 12 Ultra'nın arka kısmında cam malzeme kullanılacak. Nova 12 ve Nova 12 Ultra, serideki diğer modellerin aksine arka kısımda cam malzeme kullanıyor. Bu da telefona şık ve üst seviye bir görünüm kazandırıyor. Sızdırılan diğer bilgilere göre Nova 12 Pro ve 12 Ultra, Mate 60'ta kullanılan Kirin 9000s yonga setine sahip. Ekran kısmında ise 1,5K çözünürlükte kavisli OLED ekran kullanılıyor. Kamera tarafında Nova 12 Pro ve Ultra, optik görüntü sabitleme özellikli 50 megapiksellik ana kamera, ultra geniş açılı lens ve 2x optik yakınlaştırma destekli telefoto kameradan oluşan üçlü kamera dizilimini kullanabilir. Selfie kamerasının ise 60 MP olacağı söyleniyor. Serinin fiyat etiketleri de Weibo'da sızdırıldı. Sızdırılan listeye göre Nova 12 3299 yuan, Nova 12 Pro 4499 yuan, Nova 12 Ultra ise 5499 yuan fiyat etiketi ile piyasaya sunulacak. Bu fiyatlandırma ise yaklaşık olarak sırasıyla 465 dolar, 635 dolar ve 775 dolar olacak. Huawei Nova 12 Lite, Nova 12, Nova 12 Pro ve Nova 12 Ultra olarak dört farklı model ile kullanıcılarla buluşacak olan seriden Nova 12 Lite hakkında herhangi bir bilgi henüz yok. Bu fiyatların depolama ve RAM seçeneklerine göre farklılık göstereceği tahminler arasında. Pek çok telefon üreticisinin bu fiyatlandırma politikasına göre Nova 12'nin de bu seçeneği kullanıcılara sunacağı düşünülüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-nova-12-pro-ultra-fiyati-ozellikleri-h139627.html", "text": "Çinli teknoloji şirketi Huawei, uzun zamandır üzerinde çalıştığı bilinen yeni akıllı telefon serisi \"Nova 12\"yi duyurdu. Fena sayılmayan özelliklerle donatılan telefonlar, tüketicilerin ilgisini çekmeyi başaracak gibi görünüyor. Peki Huawei'nin bugün duyurduğu akıllı telefonları hangi özelliklere sahipler? Gelin hep birlikte Huawei Nova 12, Huawei Nova 12 Pro ve Huawei Nova 12 Ultra'ya yakından bakalım. Huawei Nova 12 Ultra, Pro modelde de bulunan 6.76 inç büyüklüğünde bir OLED ekrana sahip. 2776 x 1224 piksel çözünürlük ve 120 Hz tazeleme oranı sunan bu ekran, 300 Hz dokunma hassasiyet oranı sunuyor. Çift kamera deliği içeren telefon, bu delikte 60 MP ana selfie kamera ile 8 MP portre odaklı selfie kameraya ev sahipliği yapıyor. Huawei Nova 12 Pro ile Ultra, DaVinci olarak isimlendirilen yeni bir portre fotoğraf motoruna sahip olacağını da söyleyelim. Huawei Nova 12 Pro ile Huawei Nova 12 Ultra'da, sırasıyla Kirin 8000 5G ve Kirin 9000SL işlemciler bulunuyor. Pro modelde 256 GB ve 512 GB depolama alanı sunan Huawei, Ultra modelde ise sadece 1 TB'ye kadar depolama alanı tercih etti. Her iki model için de RAM kapasitesi açıklanmadı ancak bu akıllı telefonlarda 100W hızlı şarj destekli 4600 mAh bataryalar bulunuyor. Telefonların işletim sistemleri ise HarmonyOS 4. Hem Nova 12 Pro hem de Ultra, ikili kamera kurulumlarına sahipler. Bu kamera kurulumlarında RYYB sensörlü 50 MP ana kamera ile 8 MP ultra geniş açı destekli makro kamera yer alıyor. Telefonların ana arka kamerası, f/1,4 ila f/4,0 aralığında değişken diyafram açıklıkları için optimize edildi. Serinin en uygun fiyatlı modeli olan Huawei Nova 12, 2412 x 1084 piksel çözünürlük sunan 6.7 inç OLED ekrana sahip. 120 Hz tazeleme oranı sunan bu ekran, Pro ve Ultra modelin aksine tek selfie kameraya ev sahipliği yapıyor. Bu selfie kamera f/2,4 diyafram açıklığına sahip ve 60 MP çözünürlük sunuyor. Selfie kamera, ultra geniş açı desteğine sahip. Telefonun ana arka kamerası 50 MP, ikinci kamerası ise 8 MP çözünürlük bulunuyor. Huawei, standart Nova 12'de hangi işlemciyi ve hangi RAM'i kullandığını açıklamadı. Ancak bu akıllı telefonda 512 GB depolama alanı tercih edildi. Telefonun batarya özellikleri ise Huawei Nova 12 serisindeki diğer modeller ile birebir aynı. Huawei Nova 12 serisinin Türkiye'ye gelip gelmeyeceği bilinmiyor ancak Nova 11 serisinin Türkiye'de satıldığını söyleyelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/huawei-watch-gt-4-ultimate-design-freebuds-pro-3-fiyati-h137518.html", "text": "Çinli teknoloji devi Huawei, geçtiğimiz saatlerde İstanbul'da yeni bir etkinlik gerçekleştirdi ve yeni nesil giyilebilir teknoloji ürünlerinin Türkiye lansmanını yaptı. Böylece Huawei Watch GT 4, Huawei Watch Ultimate Design, Freebuds Pro 3'ün Türkiye fiyatlarını öğrenme imkanı yakaladık. Ayrıca etkinlikte Huawei Eyewear 2 de gösterildi ancak fiyatının ilerleyen dönemde açıklanacağı ifade edildi. Etkinliğin yıldızı hiç şüphesiz Huawei Watch GT 4 oldu. Aslına bakacak olursak cihazın özelliklerini ve başlangıç fiyatını geçtiğimiz günlerde sizlerle zaten paylaşmıştık. Ancak bugünkü etkinlik ile birlikte satış kampanyalarını da öğrenme fırsatı yakalamış oldu. Altın-titanyum alaşımlı gövdeye sahip olan Huawei Watch Ultimate Design, dürüst olmak gerekirse içine ekran konulmuş lüks bir klasik saat gibi görünüyor. 18 ayar PVD altın kaplama ile ışıl ışıl parlayan saat, bu lüksü fiyat etiketinde de gösteriyor. Zira Huawei'nin açıklamasına göre ekim itibarıyla ön siparişe açılacak Watch Ultimate Design, 79.999 TL fiyat etiketine sahip olacak. Freebuds Pro 3 ise yeşil, seramik beyazı ve buz grisi renk seçenekleriyle satışa sunulacak. 14Hz-48Khz aralığında ses sunacak olan kablosuz kulaklıklar ANC ve uyarlanabilir ekolayzır desteği de sunuyor. Huawei'nin açıklamasına göre Pure Voice 2.0 ile mikrofon hassasiyeti 2,5 kat artırılmış durumda. Freebuds Pro 3'ün fiyatıysa 4.999 TL olarak açıklandı. Siyah ve şeffaf çerçeveli 2 farklı tasarım ile karşımıza çıkan Huawei Eyewear 2, 50 dakikada tam şarj olması ve 10 dakikalık şarj ile 3 saat kullanım imkanı sunmasıyla \"şarjım bitti\" sorununu ortadan kaldırıyor. Dokunmatik yüzeyi ile son derece kolay bir kullanım sunan saat, titanyum çerçevesi sayesinde son derece hafif. Huawei, bu ürünün fiyatını ise henüz açıklamadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/hubble-teleskobu-spiral-galaksileri-fotografladi-h139727.html", "text": "James Webb Teleskobu'nun üretimiyle bir nebze de olsa perde arkasında kalan Hubble Teleskobu, hala işlevselliğini koruyarak uzayın derinlikleri hakkında bilgi edinmemize imkan tanıyor. Bunu yaparken de sık sık büyüleyici görüntüler yakalamasına şahit oluyoruz. Çoğunlukla bu görsellerde galaksiler yer alıyor. Avrupa Uzay Ajansı'nın haftanın Hubble fotoğrafı şeklinde paylaştığı son görsel de bundan pek uzaklaşmıyor. Zira söz konusu görselde spiral şeklindeki galaksiler, birbirlerinden farklı görünüşleriyle kendi eşsizliklerini ortaya koyuyorlar. Tabii bunlar öyle rastgele galaksiler değiller. Gelin neyin nerede olduğuna birlikte bakalım. Bakar bakmaz gözümüz sağdaki güzelliğe kayıyor. Bu spiral galaksi NGC 1356 ismiyle biliniyor. Kendisiyle 1837 yılında İngiliz Astronom John Herschel sayesinde tanışmıştık. Hemen üstünde gördüğümüz minik spiral LEDA 467699 iken sol tarafında LEDA 95415 galaksisini görüyoruz. Diğerlerinden kaçmış gibi görünen, en soldaki galaksi ise IC 1947. Bu dörtlü, gerek boyutlarıyla gerekse de renkleriyle birbirinden ayrışarak kareyi çeşitlendiriyor. Arka plana baktığımızda parlak bir yıldız ve daha uzaklarda yer alan farklı galaksiler de göze çarpıyor. Tabii bu karede gördüklerinize dayanarak bu galaksilerin birbirlerine çok yakın olduğunu düşünmeniz hata olacaktır. Örneğin sağ taraftaki devasa NGC 1356 ile hemen solunda görünen LEDA 95415 birbirlerine çok yakın görünseler de aralarında neredeyse 300 milyon ışık yılı mesafe var. ESA, 3 boyutlu açıdan baktığınızda NGC 1356 ile kanvasın en solundaki IC 1947'nin diğerlerine nazaran daha yakın olduğunu belirtiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/hyperloop-one-kapaniyor-h139529.html", "text": "Elon Musk'ın yıllar önce ortaya attığı tüp taşımacılığı sektöründeki şirketlerden Hyperloop One ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Bloomberg, şirketin kapatılacağını açıkladı. Şirketten resmi bir açıklama gelmemiş olsa da konuya aşina kaynaklara göre şirket, 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla faaliyetlerine son verecek. 2014 yılından beri üzerinde çalışılan proje, özel tüpler içerisinde ultra yüksek hızda trenlere ev sahipliği yapıyordu. İlk aşamada yük ve yolcu taşımacılığı için planlanan proje, geçtiğimiz yıl daha çok yük taşımacılığına odaklanacağını duyurmuştu. Projenin hayata geçmesiyle hem trafik yoğunluğunun azalacağına hem de zamandan tasarruf edileceğine inanılıyordu. Ancak gelen son haberler, bunun gerçekleşmeyeceğini gözler önüne seriyor. Elon Musk, bu projeyi ilk kez 10 yıl önce dile getirmiş olsa da yıllar içinde pek bir ilerleme olmadı. Farklı farklı ülkelerde farklı şirketler, çok da ileri noktaya gelemediler. Hyperloop One ekibi de bugüne kadar bir test pistinden başka bir şey yapamadı. Üstelik bu süreçte yatırımcılar arasında da çok ciddi kavgalar yaşandı. İlk aşamada Hyperloop One olarak anılan proje, sonraki aşamalarda Virgin Hyperloop One adını aldı. Geçtiğimiz yıl da Dubaili şirket DP World'ün hakimiyetine giren proje, Virgin adını kullanmayı bıraktı. Bu süreçte personelin yarısı işten çıkarıldı. Edinilen bilgilere göre Hyperloop One'ın sahibi olan DP World, proje kapsamında inşa edilen test tüpünü ve diğer malzemeleri satışa çıkaracak. Ancak bu malzemelere kimlerin, ne amaçla talip olacağını kimse bilmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/hyperos-guncellemesi-alacak-ilk-xiaomi-telefonlar-h139448.html", "text": "Xiaomi, geçtiğimiz ekim ayında MIUI 14'ün biraz değiştirilmiş versiyonu olan Android tabanlı HyperOS'i tanıtmıştı. Yeni arayüz, kullanıcıların işine yarayacak birçok önemli özelliği Xiaomi markası altındaki akıllı telefonlara getiriyordu. Yeni arayüz, bir süredir Çin'de kullanımdaydı. Globalde ne zaman çıkacağı ise merak konusuydu. Şirket, X üzerinden yaptığı yeni bir açıklamayla HyperOS güncellemesi alacak ilk cihazları duyurdu. Çıkış takvimi de paylaşıldı. - Xiaomi 13 - Xiaomi 13 Pro - Xiaomi 13 Ultra - Xiaomi 13T - Xiaomi 13T Pro - Redmi Note 12 - Redmi Note 12s - Xiaomi Pad 6 - POCO F5 Xiaomi ve Redmi'yi içeren bu cihazlara ek olarak POCO markası altında güncellemeyi alacak ilk telefon da belli oldu. POCO tarafından yapılan açıklamaya göre F5 modeli yeni arayüz güncellemesini alacak. Xiaomi, yaptığı açıklamada bu cihazların 2024'ün ilk çeyreğinde HyperOS güncellemesi alacağını ifade etti. POCO ise tarihi açıklamadı. Şirket, POCO F5 modelinin ne zaman güncelleme alacağını ileri bir tarihte duyuracağını aktardı. Xiaomi, hangi modellerin HyperOS güncellemesi alacağını aslında ekimde açıklamıştı. Şimdi ise ilk alacak modeller belli oldu. Tüm modelleri görmek için aşağıdaki içeriğimize göz atabilirsiniz. Diğer modellere küresel çapta ne zaman geleceği konusunda henüz bir bilgi bulunmuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/hyperos-guncellemesi-alacak-xiaomi-cihazlar-h139605.html", "text": "Yıllarla birlikte akıllı telefon üreticilerinin cihazlarında kullandıkları işletim sistemlerinin de değişmesine oldukça alışkınız. Son olarak Çinli üretici Xiaomi, hem kendi markası hem de Redmi markası altında çıkan 80'den fazla üründe daha yeni HyperOS işletim sisteminin kullanılacağını açıkladı. Bu cihazların arasında Xiaomi 12S Ultra, Redmi K50 Gaming ve Xiaomi Pad 5 Pro gibi modeller de yer alıyor. HyperOS, diğer akıllı telefon işletim sistemlerinden biraz daha farklı bir noktada bulunuyor. İrili ufaklı pek çok akıllı ev aleti yapan ve otomobil üretmeyi de amaçlayan Xiaomi, HyperOS işletim sistemini \"Araba + İnsan + Ev\" şeklinde açıkladığı akıllı ekosistemin temeline yerleştiriyor. - Mi Mix Fold - Xiaomi Mix 4 - Xiaomi 12S Ultra - Xiaomi 12S Pro - Xiaomi 12S - Xiaomi 12 Pro Dimensity - Xiaomi 12 Pro - Xiaomi 12 - Xiaomi 12X - Xiaomi 11 Ultra - Xiaomi 11 Pro - Xiaomi 11 - Xiaomi 11 Lite 5G NE - Xiaomi 10S - Xiaomi 10 Ultra - Xiaomi 10 Pro - Xiaomi 10 - Xiaomi Civi 3 - Xiaomi ivi 2 - Xiaomi Civi 1S - Xiaomi Civi - Redmi K60E - Redmi K50 Ultra - Redmi K50 Gaming - Redmi K50 Pro. - Redmi K50 - Redmi K40S - Redmi K40 Gaming - Redmi K40 Pro+ - Redmi K40 Pro - Redmi K40 - Redmi Note 13 Pro+ 5G - Redmi Note 13 Pro 5G - Redmi Note 13 5G. - Redmi Note 13R Pro - Redmi 13R 5G - Redmi Note 12 Turbo - Redmi Note 12T Pro - Redmi Note 12 Pro speed edition - Redmi Note 12 Pro+ 5G - Redmi Note 12 Pro 5G - Redmi Note 12 5G - Redmi Note 12R Pro - Redmi Note 12R 5G - Note 12R - Redmi 12 5G - Redmi Note 11T Pro - Redmi Note 11 Pro - Redmi Note 11T Pro+ - Redmi Note 11 Pro+ - Redmi Note 11 5G - Redmi Note 11R - Redmi Note 11E Pro - Redmi Note 11E - Redmi 12C - Xiaomi Pad 5 Pro 12.4 - Xiaomi Pad 5 Pro SG - Xiaomi Pad 5 Pro - Xiaomi Pad 5 - Redmi Pad SE - Redmi Pad Xiaomi'nin yeni hyperOS güncellemesinin ne zaman geleceği konusunda çelişkili bilgiler var ve 2024'ün ilk altı ayı içerisindeki herhangi bir zamanda yeni güncellemeyi görebileceğimiz belirtiliyor. Güncellemenin ilk olarak Çin'de yapılacağını ve küresel HyperOS yayınlanması planının da gelecek yılın ilk 3 ayında gerçekleşeceğini düşünürsek, bu güncellemeye 2024'ün ilk çeyreğinde yayımlanabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/hyundai-kendinden-zincirli-kis-lastigi-video-h139207.html", "text": "Kış lastikleri, Türkiye gibi ülkelerde hayati önem arz ediyor. Hatta daha geçtiğimiz hafta sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, ticari otomobiller için zorunlu kış lastiği uygulamasının başladığından da bahsettik. Ancak en iyi kış lastiğini de kullansanız zincir, bazı durumlarda tek çözüm olabiliyor. Şimdiyse Güney Koreli otomobil devi Hyundai'dan bununla ilgili yeni bir hamle geldi. Henüz konsept aşamada olan bir lastik teknolojisi geliştiren şirket, zinciri lastiğin kendisine entegre etti. Basit bir elektronik aksamla donatılan lastik, tek bir tuşa basıldığı zaman kar zincirini aktif hale getiriyor. Hyundai tarafından geliştirilen kış lastiğinin 6 noktasında, demir parçalara ev sahipliği yapan oyuklar bulunuyor. Bu demir parçalar, normal kış koşullarında lastiğin içine doğru giriyor. Şöfor, aracın içinden bastığı bir buton ile demir parçaların dışa doğru çıkmasını sağlıyor. Dışarıya çıkan demir parçalar, zincir görevi görmeye başlıyor ve lastiklerin çekiş gücünün artmasını sağlıyor. Hyundai'ın konsept aşamasındaki kış lastiği bir gün gerçek olacak mı bilmiyoruz. Ancak bu teknolojiye sahip bir lastiğin tüm sürücüler tarafından benimseneceği aşikar. Neticede kimse, buz gibi bir havada aracından inmek ve zincir takmak istemeyecektir. Aracın sıcacık kabininde bulunan bir butonla zinciri aktif hale getirme fikri bile bir çok sürücüyü daha şimdiden heveslendirecektir gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ibo-show-yuz-filtreleri-sosyal-medyada-gundem-oldu-h139752.html", "text": "Yılbaşı akşamlarında televizyon kanallarının özel programları oluyor. Star TV de yeni yıla İbrahim Tatlıses'in sunduğu İbo Show ile merhaba dedi. Programa Hülya Avşar, Bülent Serttaş, Aleyna Tilki, Resul Dindar, Cenk Eren, Serdar Ortaç, Şafak Sezer, Norm Ender, İdo Tatlıses, Tefo&Seko ve Romantik Erhan katıldı. Programla ilgili en çok konuşulan konu ise konuklar ya da performanslar değil uygulanan yüz filtresi oldu. Sosyal medyada bir kullanıcı, bu durumun nedeni olarak Hülya Avşar'ın daha önce rol aldığı bir dizide de uygulanan filtreyi gösterdi. Bu kullanıcı yorumunda \"Bu flu görüntünün sebebi kesinlikle Hülya Avşar. Her gittiği yere götürüyor. Masumiyet bir ara Kösem de de yapılmıştı\" ifadelerini kullandı. Filtre ayarının fazla kaçmasıyla konuklar oldukça beyazlamış ve yüz hatları belirsizleşmiş olarak gözüktü."} {"url": "https://www.webtekno.com/ic-organ-neden-ters-h138910.html", "text": "Tıpta, situs inversus totalis olarak isimlendirilen bu durum, organların ayna görüntüsünde ters değişimi ile karakterize, nadir görülen doğumsal anomali olarak gösteriliyor. Organların terste oluşu, kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemiyor mu, herhangi bir tetkik yapılmadan anlaşılması mümkün değil mi? gibi merak edilen bazı sorulara cevap aradık. Tüm organlar ters tarafta olabileceği gibi bazen sadece kalp doğru yönde olup diğerleri yer değiştirebilir. Vücudumuz dıştan simetrik bir görünüme sahipken aynı şey iç organlar için geçerli değil. Genele bakıldığında her organın bir yeri var. Ancak bu durum bazı insanlarda tam tersi işliyor. Organların değişimine göre de genetik bozukluğun ismi situs inversus, sadece iç organların ayna görünümünde olmasını ifade ediyor. Situs inversus totails ise iç organların yanı sıra kalbin de ters konumda olması. Dekstrokardi yani sağkalplilikte kalp, solda değil sağ göğüste bulunuyor. Bir de situs ambiguus ya da heterotaksi durumu mevcut. Bu da organların yerinin tam olarak belli olmamasını işaret ediyor. Karaciğer ortada bulunabilirken dalak hiç olmayabilir veya birden çok olabilir. Situs inversus yani organların ters tarafta olmasında, bireylerde genellikle medikal belirti veya komplikasyon bulunmaz. Hatta bu durum, modern tıbbın gelişimine kadar fark edilmemekteydi. İç organların ters olup kalbin normal olmasında ise riskli durumlar olabildiği için kişilerin ameliyat olması gerekebilir. Organların yerinin tam belli olmadığı hastaların ise medikal sorunlarla karşılaşma ihtimali SIT hastalarına göre daha fazla. Bu durumun sebebi tam olarak bilinmese de gelişimsel süreçte etkin rol oynayan nodal ve yine gelişim sırasında sağ sol asimetrisinin belirlemesinde görevli PITX2 genlerindeki mutasyonlar dahil olmak üzere çoklu gen mutasyonları ile ilişkilendiriliyor. Primer siliyer diskinezi gibi bazı bozukluklar da bu hastalık ile bağlantılı. Organların yer değiştirmesi, ilk olarak Aristoteles tarafından tanımlandı. Bu anomali durumu ilk olarak Aristoteles, hayvanlarda tanımladı. İnsanlarda ise ilk olarak 17. yüzyılda gözlemlenebildi. Dalağın ve karaciğerin tersine döndüğü bilinen ilk vaka ise 1600 yılını gösteriyor. Kalbin ters yönde olmasına dair ilk vaka da 1643 yılında bildirildi. Situs inversus totalis tanı ve tedavi işlemlerinde bazı zorluklar bulunuyor. Hastaların, acil durumlarında tanı zorlaşabiliyor. Bu yüzden de hastanın kendi durumundan haberdar olması ve bunun kayıtlarda var olması gerekir. Aksi halde kalp damarlarının tıkanmasının yanı sıra bazı ciddi durumlar ortaya çıkabilir. Kimi hastaların da bu rahatsızlığın acil durumlarda sorun teşkil etmemesi ve doğru müdahale için vücutlarına dövme yaptırdığı görünüyor. Situs inversus sıklığı 10 binde 1 olup erkeklerde daha sık görülüyor. Nadir görülmesi; radyolog, gastroenterolog ve cerrahlar gibi bazı doktorlar için de zorluklar çıkarmasına sebep oluyor. Doktorların hastalarla ilgili fazla deneyimi olmuyor. En meşgul cerrah bile bu anomali durumla bir veya iki kez karşılaşabiliyor. Çoğu cerrahın sağ elini kullanması, SIT ameliyatlarını zorlayan durumlar arasında. Bu yüzden de cerrahi ekibin daha fazla esneklik ve yaratıcılığa ihtiyacı bulunuyor. Değişik şekilde ortaya çıkmış vakalar da var. Türkiye'de de bazı vakalar haberlere konu oldu. Ancak dünya üzerinde bu rahatsızlığı bulunan ilginç vakalar da var. Durumu ilginç kılan ise öğrenilme yaşı ve olaya sebebiyet veren hal. Herkesin bildiği sanatçıların başında Enrique Iglesias geliyor. Yazar ve komedyen Catherine O-Hara'nın yanı sıra NBA oyuncusu Randy Foye de bu isimler arasında. Hatta bu durum Randy Foye'nin sporculuk hayatını etkilemiyor. Ginggaew Lorsoungnern ise organlarının ters oluşu onu ölümden ilk kez kurtarmış. İdam mangası tarafından idam edilen Taylandlı suçlu, göğsünün sol tarafından vuruluyor. Morgda uyanan Lorsoungnern, geri götürülüyor ve idam ettiriliyor. ABD'li Rose Marie Bentley ise 99 yaşına kadar organlarının ters olduğunu bilmeden yaşıyor. Kalbindeki damarların anormal yerleşiminin fark edilmesi üzerine ise vücudu kadavra olarak Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesine bağışlanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/icecek-kutulari-silindirik-yerine-kup-olsa-nolurdu-h139381.html", "text": "En basit şekilde, küp şeklinde bir kutuyu buzdolabı rafına silindirik bir kutudan çok daha düzenli bir şekilde yerleştirebileceğinizi ve az yer kaplayacağını düşünebilirsiniz. Ama durum bundan ibaret değil. Teneke kutuların neden silindir şeklinde yapıldığına dair Alın bu bilgiyle ne yaparsanız yapın. minvalinde nedenleri öğrenmeye hazırsanız başlayalım. Silindir şeklindeki şişeler genellikle daha iyi bir basınç dayanıklılığına sahip. Bir malzemenin yük ya da kuvvet altında ne kadar dayanıklı olduğunu ifade eden mukavemet, üzerine etki eden dış kuvvetlere, gerilmelere ya da bozulmalara karşı direnci ifade eder. Mesela bir şişenin mukavemeti, içindeki basınçtan kaynaklı oluşan kuvvetlere dayanabilme yeteneğidir. Kutular tamamen yuvarlak olsaydı en iyi dağılım sağlanabilirdi ancak tahmin edersiniz ki onları kullanmak da pek fonksiyonel olmazdı. Yuvarlanıp dururdu ya da içmesi zor olurdu. Üretim ve dağıtım, silindirik şişelerde daha kolay olur. Depolama olarak düşündüğümüzde kübik şişeler daha mantıklı gibi gelebilir ancak durum tam olarak öyle değil. Silindirik şişeler, depolama ve taşıma sırasında küp olanlara göre daha iyi yığılabilir. Yine de evet, kübi şişeler, raflarımızı düşündüğümüzde depolama açısından daha avantajlı olabilir. Ek olarak; bir şişe üretim hattı, saatte 60.000-80.000 şişeye kadar ulaşabilir. Yuvarlak ağızlı silindirik şişelerin, yalnızca doldurma vanasına yerleştirilmesi yeterliyken kübik şişelerin tek tek konumlandırılması gerekebilir. Karton ve kare ambalajlar genellikle içerisinde esnek bir torba veya \"iç astar\" içerir. Bu, sıvının dolumunu zorlaştırmasa da ambalajın daha spesifik bir konumda olmasını gerektirebilir. Üstelik 1 santim kalınlığında bile olmayan alüminyum formlu silindirik şişeler, şekillerinden dolayı kolay kolay zarar görmezler, en fazla birbirlerine doğru kayarlar. Ancak bu kadar fazla incelikteki küp formlu bir şişenin üretim bandında hareket ederken ya da taşınırken ezilmesi çok daha olası. Silindirik şişelerde paslanmayı önleyici bir katman bulunuyor. Kullanıcı deneyimleri de göz ardı edilemez. Silindirik şişeler hem içeceklerin içindeki gazın daha iyi dağılmasına ve içeceğin daha iyi karışmasına olanak tanırken hem de kübik şekillere kıyasla elde daha kolay kavranabilir. Üstelik küp gibi keskin kenarlı bir kutudan içecek içmeye çalışmak epey zor olurdu. Silindir kutular bu noktada da ağzımızla uyum sağlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/icrypex-kendi-tokenini-on-satisa-cikardi-h138177.html", "text": "Ülkemizde güvenli kripto işlemleri denince akla gelen ilk isimlerden olan, Avrupa'da iki ülkede VASP lisansına sahip kripto varlık platformu ICRYPEX, Metamask, Trust Wallet gibi merkeziyetsiz blok zinciri teknolojileriyle entegre, C-Chain kullanılarak geliştirilen ICRYPEX TOKEN 'i ön satışa çıkardı. Yatırımcılarına pek çok avantaj sunan ve amacı kısa sürede kar elde etmek olmayan yatırımcıların dikkatini çekecek ICPX, sunduğu uzun süreli büyüme odaklı token dağıtım yapısı ile de dikkat çekiyor. ICRYPEX, ICPX ile birlikte kullanıcılarına planlanmış ve güçlü bir yol haritası da sunuyor. Yatırımcılara yönelik avantajlarla kurgulanmış bu yol haritasına göre ICRYPEX TOKEN, ICRYPEX'in ''Likidite Kazanç Paylaşımı'' ve ''İkili Yatırım'' gibi pek çok finansal varlığı için temel ürün olarak konumlandırılmış durumda. Ayrıca ICRYPEX'in kullanıma sunacağı NFT platformunda da ICRYPEX TOKEN merkez ürün olarak planlanmış. Kısacası ICRYPEX, tokenini satın alacak yatırımcılara fonksiyonel bir ürün sunmaya özen göstermiş ve böylece kullanıcılara dijital varlıkları satın almak, satmak ve ticaretini yapmak için güvenli bir seçenek sunmuş oldu. Ön satış sayfasına buradan ulaşabileceğiniz ICPX'in yüzde 20 indirimli yapılacak ön satışı sonrasında ise ön satış rezervinde kalan tokenlar ödül havuzuna aktarılacak ve sonrasında dolaşımdaki token sayısı daha kısıtlı olacak. Ön satışa sundukları yeni ürünleri hakkında konuşanICRYPEX Yönetim Kurulu Başkanı Gökalp İçer, ICRYPEX TOKEN'ı çıkarmalarındaki asıl amaçlarının katma değeri olan bir proje geliştirmek olduğunu vurgulayarak ''Türkiye'deki varlığımızı sağlamlaştırdığımız bu dönemde, ICRYPEX olarak global entegrasyonlarımıza hız kazandırdık. Global kripto para ekosisteminde olan ürünleri de çok yakın süre içerisinde bünyemize entegre ederek ICRYPEX TOKEN'ın tüm bu hizmetlerde temel fonksiyonel ürün olmasını istedik. Çok yakında bir Avrupa ülkesinde daha lisansımız onaylanacak. Halihazırda dünyanın farklı coğrafyalarından müşteri alıyoruz, küresel ödeme hizmetleri aracıları ile çalışıyoruz. 2024 yılı, bu entegrasyonları hızlandıracağımız bir yıl olacak. Bu sebeple ICRYPEX TOKEN için doğru şartların oluştuğunu ve doğru zamanın geldiğini düşünüyoruz. sözleriyle gelecek planlarını da özetledi. Eğer ICPX dikkatinizi çektiyse, buraya tıklayarak daha detaylı inceleyebilirsiniz. Ayrıca tokenin whitepaper'ına buradan ulaşabilir ve daha detaylı inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/icrypex-kripto-fest-2023-h138996.html", "text": "Türkiye'nin lider kripto para borsalarından ICRYPEX, Avrupa'nın en büyük kripto etkinliklerinden biri olan Kripto Fest 2023'e ana sponsor olarak ev sahipliği yaptı. Etkinlik, 25 Kasım günü İstanbul'un popüler etkinlik alanlarından biri olan UNIQ Hall'da düzenlendi. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen dev kripto ve ekonomi etkinliğine 2000'den fazla kişi katıldı. Kripto Fest 2023, ayrıca birçok ünlü ismi de ağırladı. UNIQ Hall'da gerçekleştirilen etkinliğe, ekonomistlerden gazetecilere, teknoloji yöneticilerinden kripto uzmanlarına kadar birçok alanda ünlü isim katıldı. Özlem Gürses, Emin Çapa, Atilla Yeşilada, Uğur Gürses, Fatih Altaylı, Ali Perşembe, Prof. Dr. Cem Say, Murat Muratoğlu, Selçuk Geçer ve Gökalp İçer gibi önemli isimler, katılımcılara küresel ve yerel ekonomiye ilişkin sunumlar yaptı. ICRYPEX Yönetim Kurulu Başkanı Gökalp İçer, etkinlikle ilgili Kripto Fest 2023'e katılan ziyaretçiler, alanında uzman birçok isimle bir araya gelme fırsatını buldu. Bunun da bizim finans okuryazarlığını tabana yayma ve yatırımcıların bilgilenmesini sağlama vizyonumuzun hayata geçmiş hali olduğunu söyleyebilirim. İfadelerini kullandı. Etkinliğe katılan yüzlerce kişi, deneyim alanlarını ziyaret ederken finansal okuryazarlık, piyasaların durumu ve Türkiye ekonomisi gibi konularda uzmanların katılımıyla önemli bilgilere erişme imkanı yakaladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/ihmal-sendromu-h139267.html", "text": "Eğer daha önce yüzünün sadece bir tarafını tıraş etmiş ya da sadece tek ayakkabısını giymiş birini gördüyseniz ve marjinal diye düşündüyseniz aslında o kişi, ihmal sendromuna sahip olabilir. Bu ilginç sendromun nasıl ortaya çıktığına, ne gibi semptomları olduğuna ve bir tedavisinin olup olmadığına bakalım. İhmal sendromuna sahip kişiler genellikle, parietal lob dediğimiz beynin yan lobuna bir hasar ya da darbe almışlardır. Bunun yanı sıra tümör ya da felç gibi durumlarda da ortaya çıkabilir. Beynimizin sağ tarafı, vücudun sol tarafını kontrol ederken beynimizin sol tarafı, vücudumuzun sağ tarafını kontrol ettiği için hasarın alındığı bölge önemlidir. Örneğin beynin sol tarafına hasar alan bir kişi, sağ taraftan gelen herhangi bir uyarana karşı kayıtsız ve tepkisiz kalabilir. Mesela tabağındaki yemeğin sadece sol tarafını yiyip sağ tarafı bırakabilir. Sendromdan muzdarip kişilerin görmeyle ilgili herhangi bir sorunu yok. Göz bozukluğuyla uzaktan yakından alakası olmayan hastaların aslında yalnızca görsel dikkati bozuktur. Yani kişi, dikkatini ihmal edilen tarafa verebilirse o taraftaki uyaranları da görebilir. Sendroma sahip kişiler, çok ilginç ve zor durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Aslında bu sendrom kabaca, \"kişisel ihmal\" ve \"dış dünya temelli ihmal\" olarak ayrılabilir. Kişisel ihmal sendromuna yakalanmış bir kişi, kendi bedeninin bir tarafıyla kopuş yaşar. Mesela sadece ihmal edilmeyen tarafa makyaj yapabilir veya yüzünün bir tarafını tıraş edebilir. İhmal edilen tarafına dokunduğunuzda hissetmeyebilir. Dış dünya temelli ihmale sahip kişilerin ise dış dünyayla uyumu zorlaşır. Bana bir saat çiz. derseniz, sadece 12 ila 6 arasındaki sayıları çizebilir ve hatta 12 sayısının tamamını saatin bir yarısına koyabilir. İşte tabaktaki yemeğin sadece bir tarafını yemek de yine dış dünya temelli ihmal kaynaklıdır. - İhmal edilen taraftaki nesnelere çarpma - Dokunuşların, sıcaklık ya da soğukluk gibi algıların ihmal edilen tarafta hissedilmemesi - Felç olmadığı halde ihmal edilen taraftaki uzuvların kullanılmaması - Resimlerin yarısını çizme - İhmal edilen taraftan duyamama Evet, evresine ve boyutuna göre ihmal sendromuna müdahale edilebilir. Bunun için nöropsikologlar, terapistler, konuşma dili patologları, nörolojik müzik terapistleri, dil ve konuşma bozuklukları alanında uzman dil bilimciler ve fizyoterapistler gibi birçok farklı meslek grubundan insana başvurulabilir. Genellikle sol tarafta ortaya çıkan sendromun tedavisinde ise görsel tarama eğitimi, sağlam taraftaki gözü kapatma, dikkat süresini uzatma eğitimi, boyun kası titreşim tedavisi, zihinsel imaj eğitimi, sanal gerçeklik eğitimi gibi pek çok yöntem kullanılabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/ikinci-gta-6-fragmaninin-ne-zaman-yayinlanacagi-bulundu-h139439.html", "text": "150 milyondan fazla izlenen ilk fragmanı ve yayımlanan tek resmi görseliyle GTA 6, oyun dünyasına bomba gibi düştü. Oyunun çıkışına daha iki yıla yakın bir zaman olsa da GTA hayranları, fragmanı ve afişi adeta piksel piksel inceleyerek oyuna dair ipuçları ve göndermeler bulmaya çalışıyor. Bir reddit kullanıcısı olan 27guy, r/GTA'da yaptığı paylaşımda oyunun bir sonraki fragmanının eylül ayında gelebileceğini iddia etti. Bu iddiasının temelinde ise afiş görselinde yer alan otomobilin yan tarafında yer alan kurşun delikleri yer alıyor. Bu kurşun deliklerini, görme engelliler için geliştirilmiş olan Braille Alfabesi ile eşleştiren kullanıcı, yeni fragmanın eylül ayında geleceğini öne sürdü. Görsele baktığımızda mermi deliklerinden yapılan çıkarımda 1 ya da A olabilecek desenin kırmızı kare içinde olduğunu görüyoruz. Turkuaz karede ise 9 ya da I harfi olabilecek desen göze çarpıyor. Siyah karede ise \"daha\" anlamına gelen \"more\" sözcüğünü ya da M harfini görebiliyoruz. Yani elimizde farklı kombinasyonlar bulunuyor. Kullanıcı bu durumu, ikinci fragmanın eylül ayında geleceğine yoruyor. Rockstar bu türden göndermeler yapmayı seven bir firma. Bununla beraber desenlerden \"AMI\", \"A more I\" , 1M9 gibi çıkarımlar da yapmak mümkün. Yine de Rockstar burada bir mesaj gizlediyse, bu mesajı çözmeye en yakın olan kişinin de bu reddit kullanıcısı olduğu bir gerçek."} {"url": "https://www.webtekno.com/ikinci-nesil-apple-vision-pro-ozellikleri-ortaya-cikti-h137737.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, haziran ayında gerçekleştirdiği WWDC 2023 etkinlikleri kapsamında Vision Pro olarak isimlendirdiği artırılmış ve sanal gerçeklik başlığını tanıttı. Uzun zamandır konuşulan ürün, Apple'ın en pahalı ürünlerinden bir tanesi olarak karşımıza çıktı. Ürün henüz piyasaya sürülmemiş olsa da Apple'ın ikinci nesil Vision Pro için çoktan çalışmaya başladığını gözler önüne seriyor. Deneyimli Apple analisti Mark Gurman, Power On bülteninin bu hafta yayınlanan sayısında, Apple ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu. Gurman tarafından yapılan açıklamaya göre Apple, ekiplerine yeni nesil başlık için talimat verdi. Ancak bundan ötesi de var. Apple'ın ikinci nesil sanal ve artırılmış gerçeklik başlığındaki bazı yenilikler de gün yüzüne çıkmış durumda. Mark Gurman, ikinci nesil Apple Vision Pro'da en önemli yeniliğin boyut ve ağırlıkla ilgili olacağını iddia etti. Yapılan açıklamaya göre yeni nesil gözlük, ilk nesle kıyasla önemli ölçüde hafif ve küçük olacak. Hatırlayan okurlarımız vardır; Apple Vision Pro'yu deneyen ilk isimler, gözlüğün hayli ağır ve yorucu olduğunu söylemişlerdi. Kullanıcılar, ikinci nesilde bu sorundan büyük oranda kurtulacaklar gibi görünüyor. Ayrıca yeni bir kulaklık tasarımı da ikinci nesil gözlükte karşımıza çıkacak. Görme sorunu yaşayanlar için de yeni bir çözüm üretilecek! Apple, birinci nesil Vision Pro'da görme rahatsızlığı bulunan insanlar için önemli bir adım atmadı. Günlük hayatında gözlük kullananlar için üretilen çözüm, Carl Zeiss iş birliğinde yatıyordu. Bu bağlamda; Apple'ın sanal ve artırılmış gerçeklik gözlüğü ile uyumlu, reçeteli lensler üretilecek. Kullanıcılar, bu lenslere perakendeciler üzerinden ulaşacaklar. Ancak ikinci nesil Vision Pro'da daha farklı bir yöntem uygulanabilir. Mark Gurman'a göre Apple, ürünleri fabrika çıkışından reçeteli lenslerle satışa sunacak. Yani göz rahatsızlığı olan tüketiciler, kendilerine özel bir gözlük sipariş etmiş olacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/ikinci-nesil-tesla-optimus-insansi-robot-duyuruldu-video-h139283.html", "text": "Popüler elektrikli otomobil üreticisi Tesla'nın üzerinde çalıştığı projelerden bir tanesi de \"Optimus\". Şirketin insansı robotu olarak karşımıza çıkan Optimus, uzun zamandır geliştirme aşamasında ve proje, oldukça yavaş bir şekilde ilerliyor. Ancak bugün paylaşılan yeni bir video, Optimus'un ciddi anlamda yol aldığını gözler önüne seriyor. Artık ikinci nesil olarak lanse edilen robot, gerçekçi hareketleri ve oldukça hassas nesne tutma yeteneği ile dikkat çekmeyi başaracak gibi görünüyor. Tesla Optimus için paylaşılan son video, insansı robotun yüzde 30 daha hızlı olduğunu ortaya koydu. Ayrıca bu robot, artık daha fazla insansı geometriye sahip. Bunun en net göstergesi, hareket halindeki Optimus'un \"sırıtmıyor\" olması. Ağırlığı 10 kilogram düşürülen Optimus, vücudunu tamamen kontrol edebiliyor. Öte yandan; Tesla'nın insansı robotu artık yepyeni ellere sahip. Üstelik bu eller, bir yumurtayı kırmadan taşıyabilecek kadar hassas çalışabiliyor. Tesla'nın Optimus ile ilgili çok büyük planları var. Şirket, bu insansı robotu kendi fabrikalarında kullanmayı planlıyor. Tabii bunun ne zaman gerçekleşeceği şimdilik belli değil ancak Tesla fabrikalarının yapay zeka destekli insansı robotlarla çalışmaya başlaması, otomotiv sektöründe yeni bir sayfa açılmasını sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/ikizler-hangisi-sigara-ictigini-tahmin-edebilir-misin-h139325.html", "text": "Ciltteki deformasyonlar genellikle ölümcül olmasa da görünüşe etki etmede oldukça güçlü. Yalnızca birinin veya birinin diğerinden 14 yıl daha fazla sigara içtiği ikizlerin görüntüleri; sigaranın yüze, saça ve dişlere verdiği derin hasarı çok net gösteriyor. Aşağıda fotoğraflarını vereceğimiz ikizlerde ne aradığınızı biliyor olacağınızdan hangisinin sigara içtiğini bulmak emin olun hiç zor olmayacak. Farklı sigara içme geçmişleri olan tek yumurta ikizlerinde, sigaranın ciltteki zararlarını göstermek amacıyla bir çalışma yapıldı. ABD şehri Twinsburg Ohio'daki İkizler Günü Festivali'ne katılan 79 çift ikiz, çalışmaya dahil edildi. Profesyonel bir ekip tarafından katılımcıların yakın plan fotoğrafları çekildi. İki doktor ve bir tıp öğrencisi tarafından fotoğraflar analiz edildi ve kırışıklıklar derecelendirildi. Yaş, güneş kremi kullanımı, iş stresi, alkol alımı da içinde olmak üzere yüz yaşlanmasını etkileyecek faktörlere göre ikizlerin ciltlerine 4 üzerinden puanlar verildi. Sigara içenlerin üst göz kapağındaki deri fazlalığı, göz altı torbaları, gülümseme çizgisi, üst ve alt dudak kırışıklıkları kötü puan grubuna girdi. Ancak alın ve kaş arası kırışıklıkları, kaz ayağı ve büzüşmeye bağlı alt dudak çizgileri arasında pek de bir fark bulunamadı. Dikkatli baktığınızda sağdaki adamın daha uzun süre sigara içtiğini anlayabilirsiniz. Daha küçük ve çökük gözler ile kırışıklıklar bunu ele veriyor. Ayrıca sigara içme alışkanlığının az bilinen ama şaşırtıcı etkilerinden biri de sağdaki adamda var. O da saç çizgisinin daha geride olması. Gözünüzün ucu ile baksanız farkı ayırt edebilirsiniz. Aynı yaşta olsalar bile sağdaki sanki başka bir yaşın kadını gibi. 16 yıldır sigara içen sağdaki kadının cilt rengi, ikizinden oldukça farklı. Daha az fark edilse de gene de belirgin olan diğer değişiklikler ise dudak, saç ve gözlerindeki sigara kaynaklı hasarlar. Sigaranın göz altı torbalarına etkisinin görüldüğü bir ikiz daha. Tahmin ettiğiniz üzere soldaki kadın sigara içen kişi. Soldaki, sigara içme ve güneşlenmenin zararlarını kardeşine göre daha fazla yaşamış. 14 yıl boyunca yarım paket sigara içen bu kadının gevşek deri şeritleri ise sigaradan geliyor. Günde iki sigaranın da gösterdiği bazı farklar var. Sağdaki ikiz, günde sadece iki sigara içiyor. Ancak ikizine göre daha fazla zarar görmüş saçları var. Ayrıca daha kısık gözleri olduğu da fotoğrafa bakınca anlaşılıyor. Dört fotoğraftan sonra artık neye daha dikkatli bakacağınızı biliyorsunuz. Soluk renk ve dökülen saçlar, yaşlanmış bir cilt ile sigara içenin sağdaki ikiz olduğu belli oluyor. Yaştan dolayı ayırt etmesi biraz zor olabilir ama bunda da yine sigaranın zararları farkı ortaya koyuyor. Saç renginden dolayı soldaki ikizi sigara içiyor sanabilirsiniz ancak bu fotoğrafta sigara içen kişimiz sağda. Gözlerinin dışındaki sarkıklar, kırışmış kaş ve üst dudak sigaranın verdiği zararlar arasında. Gözler ve dudak her şeyi anlatıyor. Dudak kırışıklıkları ve göz çukurluğuna bakınca soldaki kadının sigara içtiğini görebilirsiniz. Ayrıca dumana en yakın yer olduğu için dudak rengi de solan bu kadının, alt ve üst dudağı bir hayli kırışmış. Genel bir kontrolden geçtiklerinde sigaranın diğer hangi zararlarına sahip oldukları bilinmez ama ciltleri durumu net şekilde anlatıyor. Eğer siz de sağlığınızın yanı sıra dış güzelliğinize de önem veriyorsanız sigara ile olan ilişkinizi gözden geçirebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ilginc-psikolojik-sendromlar-h139375.html", "text": "Sosyal medya ile daha çok karşımıza çıkan sendromların yanı sıra erkeklerde daha sık görülen sendromlara kadar birçok psikolojik bozuklukları derlediğimiz içeriğimizde, çok şaşırıp Düşman başına! diyecekleriniz de var. Belki de daha önce hiç duymadığınız ilginç sendromları okurken insan zihninde neler olabileceğini görünce şaşırabilirsiniz. - Munchausen sendromu - Stockholm sendromu - Çocuk-adam sendromu - Kraliçe arı sendromu - Üçüncü adam sendromu - Hayalet titreşim sendromu - Apati sendromu - Ördek sendromu - Aşil sendromu - Vasat dünya sendromu - Altın çocuk sendromu - Hasta bina sendromu - Hubris sendromu - Othello sendromu - Imposter sendromu - Batık bedel sendromu - Truman Show sendromu - Başka sendromlar Hasta olunca çevrenizdeki insanlardan ilgi beslersiniz değil mi? Bu aslında genelimiz için böyle ve bunda ters bir şey yok. Ancak bazı insanlar, hasta olmadığı halde hastaymış gibi davranarak hem çevresinden hem de hastanelerden ilgi bekliyor. Yeterli ilgi görmediği zaman Munchausen sendromu yaşayan kişiler, bazen kendilerine bilerek zarar verme durumlarına bile girebiliyor. Bir de bunun level atlamışı var, o da Munchausen by proxy sendromu. Korkunç bir düzeyde olan bu sendromda ebeveynler, çocukları hasta olmadığı halde onları hasta gibi gösteriyor, üstüne bazıları fiziksel zarar veriyor. İleri boyutta bu rahatsızlığı yaşayan ebeveynler ise çocuklarını öldürebiliyor. \"Eziyet edilen kişilerin, onları bu duruma sokan kişilere karşı besledikleri sadakat ve anlayış duygusu\", bu sendromun kısa tanıtımı olabilir. Hatta bunu daha da kısaltacak olursak Celladına aşık olmak. diyebiliriz. 1973'te banka soyan kişi ve rehineler arasında yaşanan bu duygu, Stockholm sendromunun başlangıcı olarak sayılıyor. Stockholm'de yaşanması da sendroma kentin adının verilmesine neden oluyor. Bankada ve daha sonrasında mahkemede yaşananlar ise olayı daha da ilginç hale getiriyor. İsminin hakkını veren bir diğer sendrom, Peter Pan sendromu olarak da bilinen çocuk-adam sendromu. En ufak işlerde bile yardım isteyen, başkasından bakım bekleyen kişilerin içinde bulunduğu durumun tıptaki adı. Sendromun adında adam geçse de kadınlarda da görülebiliyor. Ev işinin daha çok kadınlar üzerinde olmasından dolayı genellikle erkeklerde görülen bu sendromu yaşayan kişiler kadar karşısındakiler de haklı olabiliyor. Eğer bir kadınsanız ve iş yerinizde çalışmaktan zorlandığınız başka bir kadın varsa kraliçe arı sendromuna maruz kalıyor olabilirsiniz. Kadın dayanışmasının tam tersi olan bu durumda aslında hemcinsler birbirinin başarısız olmasını istiyor. Kraliçe arı sendromu yaşayan kişilerin ise bu şekilde davranmasının altında erkek egemen iş toplumunda asimile edilmiş olmaları gösteriliyor. Pembe taciz olarak da bilinen bu sendromu en çok yaşayan kişiler ise hemşireler. Sadece depremzedelerin değil dağcıların da yaşadığı üçüncü adam sendromunda, kişiler uzun süre enkaz altında yalnız kaldılarsa melek, Hızır veya başka bir kişi gördüğünü sanıyor. Beynimizin bize oynadığı oyunlardan biri olan bu sendrom, bazı filmlere de konu olarak gözler önüne serildi. Telefonda herhangi bir bildirim olmamasına rağmen titriyor gibi hissediyorsanız hayalet titreşim sendromuna hoş geldiniz. Öyle sendrom mu olurmuş? demeyin. Bilim insanları buna da bir isim koymuş. Bir müddet bildirim almadığımızda beynimizin bize oynadığı bu oyun, telefon kullananların neredeyse yüzde 90'ında görülüyor. Son dönemlerde birçok kişi apati sendromundan muzdarip olabilir. Sizin için artık hiçbir şeyin anlamı yoksa, enerjiniz bitmiş gibi hissediyorsanız ve yokmuşsunuz gibi davranıyorsanız apati sendromuna yakalandınız demek. Tükenmişlik sendromunda da görülen apati, genellikle acı dolu bir hayat yaşayan kişilerde daha baskın oluyor. Bazı insanlar sosyal medyada, hayatının acı tatlı her anını paylaşmayı tercih ederken bazıları sadece en güzel anlarını aktarıyor. Çünkü onlar kendini herkesten daha iyi olduğu konusunda inandırıyor. Hem anlaşılamamaktan korkan hem de başarısızlığı gündemine bile getirmek istemeyen kişilerin muzdarip olduğu ördek sendromu, özellikle gençler için büyük bir sorun teşkil ediyor. Sosyal medyanın hayatımızın bu kadar içinde olması aşil sendromu yaşayan kişilerin sayısında artış göstermiş olabilir. Ancak bu sendrom günlük hayatımızda da karşımıza çıkıyor. İnsanlar, başkalarına kendilerini olmadıkları kişi gibi göstererek beğenilmek arzusunu taşıyor. Örnek gösterilen başarılara ulaşamayacağını düşünen kişiler, kaygı bozukluklarını da beraberinde yaşıyor. Verilen görevleri, kusursuz yapamayacaklarını düşünüp panikleme de sendromun belirtilerinden bir diğeri. Gerçeklik algılarının birçoğunun sosyal medya ve televizyonlardan kaynaklı değiştiğini düşünüyor musunuz? Sorunuzun cevabı evet ise haklısınız. Aşırı şiddet içerikli şeyler izlemek insanların dış dünyaya kapanmasına neden olduğu gibi zayıf ve ürkek olmalarına da neden oluyor. Her çocuğun belirli bir kapasitesi varken bazı anne ve babalar, çocuklarının her konuda en iyisi olmasını istiyor. Böyle baktığınızda aslında bu işte pek bir gariplik göremeyebilirsiniz. Ancak istemek ve bu yolda çocuğu zorlamak farklı şeyler. Çocuğu zorlayan, çocukluğunu yaşamasına izin vermeyen ebeveynler ise genellikle narsist kişilerdeki bireyler oluyor. Kontrolcü ebeveynler yüzünden aslında çocukların tüm saf duyguları öldürülüyor. İş yerine gittiğinizde veya kapalı bir binada uzun süre yer aldığınızda kendinizi hasta gibi hissediyor ancak dışarıya çıktığınızda normale dönüyorsanız hasta bina sendromunu taşıyor olabilirsiniz. Nefes darlığı, öksürük, kaşıntı, baş dönmesi gibi belirtiler olduğundan da aslında ruhsal değil fiziksel olarak kendinizi hasta hissediyorsunuz. İlk ortaya çıktığı 1970'lerde insanların bu durumu yaşıyor olabilmesinin nedenlerini düşününce mantıklı geliyor. Çünkü enerji krizi ve ısıtma maliyetleri yüzünden binalar, hava geçirmez şekilde yapılıyordu. Günümüzde hala yaşanıyor olmasının da başka sebepleri var tabii ki. Hubris sendromunun; başkalarının yargılarını hor görme, gerçeklikle bağını koparma, yalnızca tanrıya hesap vereceğini düşünmek gibi bazı belirtileri var. Bu tüm belirtilerden en az 3 tanesine sahip kişiler ise hubris sendromu içerisine dahil ediliyor. Kıskançlık krizi yaşayan sevgililer buraya. Kıskanan taraf, Othello sendromu yaşıyor olabilir. WhatsApp son görülmenin kapalı olmasına sinirlenme, sosyal medya hesaplarının şifrelerinin istenmesi, kişisel eşyaların karıştırılması ve daha fazlası sevgilisini ya da eşini kıskananların sahip olduğu Othello sendromunun bazı belirtileri. Sevdiği için kıskanma gibi basit bir duygunun ötesinde olan bu sendromun sonu, üzülerek izlediğimiz haberleri de karşımıza çıkarabiliyor. Şiddet, intihar, cinayet gibi korkunç durumların yaşanmaması için ise sendroma sahip kişilerin tedavi olması gerekiyor. Başarı ile geldiğiniz bir pozisyon olsa bile kendinizi oraya layık değilmiş gibi görebilirsiniz. Hatta birisinin size Başarısızsın. demesinden de korkuyorsanız Imposter sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Araştırmalar, 5 öğrenciden 1'inin bu sendroma sahip olduğunu söylüyor. Kötü giden bir şeye bile bile devam ediyorsanız batık bedel sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Sizi sıkan bir pantolonunuz var ama çok para verdiğiniz için giymeye devam ediyorsanız ya da anlaşamadığınız ama uzun süredir devam eden ilişkinize devam ediyorsanız bu sendromu yaşıyor olabilirsiniz. İlişkilerde, günlük hayatımızda ve iş hayatı gibi pek çok alanda yaşadığımız durumlardan biri olan batık bedel sendromunun sebeplerinden biri ise kaybetmeyi dayanılmaz bulmak. Kim dayanabilir ki? Ama bunlar hayatınızı ciddi anlamda olumsuz yönde etkiliyorsa sendromdan çıkmanızda fayda var. The Truman Show filminin konusunu bilmeyenler için kısa bir açıklama yapalım. Jim Carrey'nin başrolünde olduğu filmde, Truman kendini gerçek hayatta zannetse de ailesi ve çevresindeki herkes aslında birer oyuncu. Truman, bir şeylerin ters gittiğini anladığı zaman ise dış dünyaya adım atmaya karar veriyor. Truman Show sendromu ise insanlar, her an kamera kaydında olduğunu ve şov programının parçası olduğunu sanıyor. Bu sendrom, diğerleri gibi resmiyet kazanmasa da bazı önemli tıp dergilerinde kendine yer buluyor. Daha duymadığınız başka sendromlar da var. Bazı erkekler fiziksel olmasa da ruhsal olarak farklılaşarak eşleri ile beraber hamilelikle gelen değişimleri yaşıyor. Adına da couvade sendromu deniyor. İnsandan hayvana dönüşme hastalığı olan öküz sendromu ise Yok artık! tepkisinin karşılığı olacak türden. Dövüşme hastalığı, patlayan kafa sendromu, Paris sendromu, Alice Harikalar Diyarında sendromu ve yaşayan ölü sendromu da şaşkınlık verici durumlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/ilk-defa-bir-oyuncu-tetris-bitirmeyi-basardi-h139777.html", "text": "Eski oyunların büyük kısmını bitirmek teknik olarak mümkün değildir. Zira bu oyunlar, yapıları gereği belli bir noktadan sonra başa döner ancak her şey biraz daha zor hale gelirdi. Bu yüzden de bu oyunları gerçek anlamda \"yenmenin\" kabul edilen tek bir yolu vardır: Oyunu çökmeye zorlamak. 34 yıldır çökmeyen Tetris, 2024 yılının ilk saatlerinde ilk defa tamamlandı. Orijinal NES Tetris'in tamamlanması daha önce mümkün görülmüyordu, hatta pek çok kişiye göre imkansızdı. Oyunun bir hikayesi, seviye yapısı, skor dışında pek bir ilerleyiş olmamasını göz önüne alırsak oyunu yenmenin yolu, \"killscreen\" adı verilen son ekrana ulaşmaktı. 2011 yılına kadar oyuncular, oyunda 29. seviyeden yukarıya çıkamamışlardı. Thor Aackerlund adlı bir oyuncu, parmaklarını titretme tekniğiyle 30. seviyeye ilk ulaşan isim olmuştu. Ancak ortaya çıkmıştı ki seviye 29'dan sonra tetris hızlanmayı bırakıyor. Bu rekor 2018 yılında seviye 31, 2020 yılında da seviye 35 olarak güncellenmişti. 2021 yılında düğme yumruklama stratejisi ile oyunda 40. seviyeye ulaşılmıştı. Yeni yöntemle oyuncular, tam 146. seviyeye kadar ulaşmayı başardı. Yeni seviye, bambaşka bir zorluk ile beraber gelmişti. Bu seviyede ortaya çıkan bir hatadan dolayı renk paleti birbirine giriyor ve ekranı görmek, oyunu okumak da zorlaşıyor. Bu seviye de geçildiğinde ise ekran artık neredeyse görülemeyecek kadar siyah hale geliyor. 2024 yılının ilk saatlerinde 13 yaşındaki Wills \"Blue Scuti\" Gibson, 34 yıldan sonra oyunu yenmeyi başardı. Tetris oyunu sona geldi ve oyun tamamen dondu. Böylece Tetris çıktığından bu yana ilk kez biri oyunu tamamlamış ya da diğer bir deyişle \"yenmiş\" oldu. Orijinal tetris oyunu aslında 255 seviyeden oluşuyor ve 255. seviyeyi aşarsanız en başa dönüyorsunuz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ilk-ekonomik-balon-lale-cilginligi-ve-nft-piyasasi-h137256.html", "text": "Ekonomik balon dediğimiz kavram aslında bir varlığın fiyatının büyük bir hızla artması ve bu hızlı yükselişin ardından hızlı bir düşüşle sonuçlanan durumlar anlamına geliyor. Günümüzdeki örneklere bakacak olursak, büyük bir ilgiyle yükselen ve ardından sert bir düşüşe geçen NFT piyasasının da bir balon olarak nitelendirildiğini söyleyebiliriz. Geçmişten günümüze gelene kadarki süreçte birçok örneği olan ekonomik balonların ilk ve en ilginç olanıysa Lale Çılgınlığı. Lale Çılgınlığı olarak isimlendirilen bu ekonomik balonun detaylarına girmeden önce, bu olayın kripto para ve NFT piyasası gibi günümüzdeki örneklerle de bazı açılardan benzerlik gösterdiğini de söyleyebiliriz. Lale Çılgınlığı olarak bilinen ve 17. yüzyılın ortalarında Hollanda'da meydana gelen bu ekonomik balon, insanların duygusal dürtüleriyle finansal amaçlarının nasıl birbirine girdiğinin ilginç bir örneği olarak tarihte yer bulmuştur. Hikaye, lalelerin Osmanlı İmparatorluğu'ndan Hollanda'ya gidişiyle başlıyor. Hollanda büyük elçisinin Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı'ya yaptığı ziyaret sonrasında dönerken yanında lale soğanlarını götürmesi üzerine Hollanda lalelerle tanışıyor. Hollandalıların lalelerle tanışmasının üzerinden çok geçmeden, laleler halk tarafından çok seviliyor ve Hollandalıların oldukça ilgisini çeken bir çiçek haline geliyor. Büyük ilgi gören laleler, statünün ve lüksün sembolü haline geliyor. Öyle ki Hollanda'nın zenginleri, laleleri zenginliklerinin ve statülerinin bir göstergesi olarak görüp bu laleleri evlerinde sergilemeye başlıyorlar. Artan taleple birlikte laleler orta sınıfın da ilgisini çekmeye başlayarak bir yatırım aracına dönüşüyor. Gitgide artan taleple birlikte laleler bir sektör haline geliyor ve alım satımı için piyasalar oluşmaya başlıyor. Bir çeşit emtia haline gelen laleler, borsalarda işlem görüyor ve yatırım aracı olarak gördüğü ilgi o denli artıyor ki yatırımcılar lale soğanlarının fiyatının daha da artacağını düşünerek uzun vadeli işlemler bile yapıyor. Fiyatlar o kadar artıyor ki lale çılgınlığının sonuna yaklaşıldığında artık bir lale soğanının fiyatı bir çalışanın yıllık ücretinin tamamına denk gelecek seviyelere kadar ulaşıyor. Tabii her ekonomik balonun karşılaştığı hazin sonla lale piyasası da karşılaşıyor ve balon patlıyor! Başka bir deyişle, piyasada durgunluk hakim olmaya başlıyor ve ellerinde lale soğanı olanlar alıcı bulamamaya başlıyor. Özellikle geçtiğimiz yıllarda NFT piyasası başta olmak üzere sanal varlıklara ilişkin piyasalara yatırımcıların oldukça büyük ilgi duyduğunu hatırlarsınız. Bu durum öyle bir hal almıştı ki fiyatların yükseleceğine dair olumlu duygular yaşayan ve bu piyasaları birer fırsat olarak görüp pastadan pay almayı uman birçok kişi; söz konusu sanal ürünlere yatırım yapmış, bazıları kazanırken birçoğu da büyük kayıplar yaşamıştı. Yapılan araştırmalar, Lale Çılgınlığı ile Bitcoin arasında bazı benzerlikler bulunsa bile bu iki piyasa arasında bir ilişki olmadığı ve söz konusu iki piyasayı özdeşleştirmenin doğru olmadığı sonucuna varılmıştır. Günümüz koşulları ve 17. yüzyıl koşullarının aynı olmaması sebebiyle, söz konusu piyasaları dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerektiğini belirten araştırmacılara göre bu iki piyasanın her açıdan benzediğini söylemek doğru olmayacaktır. Yatırımcıların irrasyonel davranışlarına baktığımızda bazı benzerlikler olduğunu söylemek mümkün. Yani lale soğanı piyasası ve kripto varlık piyasaları niteliksel olarak ilişkili olmasa da yatırımcı davranışları konusunda bazı benzerlikler barındırıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ilk-kez-bir-turk-uzaya-cikaracak-ax-3-gorevi-h139309.html", "text": "Türkiye'nin uzay konusundaki hamleleri, 2021 yılında tanıtılan Milli Uzay Programı'yla son yıllarda artmıştı. Bu kapsamda uzaya çıkacak ilk Türk de geçtiğimiz nisan ayında açıklanmıştı. TEKNOFEST sırasında yapılan açıklamada, pilot Alper Gezeravcı'nın ilk Türk uzay yolcusu olacağı duyurulmuştu. Mühendis Tuva Cihangir Atasever de yedek olarak açıklanmıştı. Şimdi ise uzaya çıkan ilk Türk olacak Gezeravcı'nın göreviyle ilgili önemli bir gelişme yaşandı. ABD'li uzay şirketi Axiom Space, Gezeravcı'nın da yer alacağı göreviyle ilgili detaylar paylaştı. Axiom Space, Ax-3 olarak adlandırılan görevin 9 Ocak 2024'te gerçekleştirilmesini planladığını resmi sitesini güncelleyerek duyurdu. Uluslararası Uzay İstasyonu'na düzenlenecek olan Ax-3, şirketin üçüncü ticari astronot görevi, tamamen Avrupalılardan oluşan ise ilk görevi olacak. Gezeravcı'nın yanı sıra üç kişi daha Ax-3 mürettebatında yer alıyor. Bunlardan ilki İspanya ve ABD vatandaşı eski NASA astronotu Michael Lopez-Alegria olacak. Diğerleri ise İtalyan subay Walter Villadei ve İsveçli Avrupa Uzay Ajansı proje astronotu Marcus Wandt olacak. Gezeravcı, Ax-3'te Görev Uzmanı olarak yer alacak. Ax-3 mürettebatı, herhangi bir değişiklik olmazsa 9 Ocak günü SpaceX'in Falcon 9 roketiyle ABD'deki Kennedy Uzay Merkezi'nden ISS'e fırlatılacak. ISS'e ulaştıktan sonra astronotlar, mikro yerçekimi araştırmaları, eğitimsel destek ve ticari faaliyetlerden oluşan görevlerini yerine getirecekler ve gemide 14 gün kalacaklar. Hava kuvvetlerinde bir F-16 pilotu olan Türkiye'nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı, 1979'da Mersin'de doğdu. Gezeravcı, Hava Harp Okulu Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra ABD'de Hava Kuvvetleri Teknoloji Enstitüsünde yüksek lisans yaptı. Sonrasında ise Hava Kuvvetleri Komutanlığında F-16 pilotu ve standardize filo akademik kol komutanı olarak görev aldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/imdb-yilin-en-iyi-dizileri-h139134.html", "text": "Sinema ve diziler üzerine kurulmuş en popüler çevrim içi bilgi bankalarından biri olan IMDb, 2023'ün en iyi dizilerini açıkladı. Yapılan açıklama, genel olarak gündeme bomba gibi düşen içeriklerden oluşuyor ancak şu sıralar yeni bir diziye başlama niyetindeyseniz IMDb tarafından listeye göz atabilirsiniz. Dilerseniz lafı hiç uzatmayalım ve 2023'ün en iyi dizilerine hep birlikte bakalım. - IMDb puanı: 8.8 PlayStation ekosisteminin efsaneleşen oyunlarından biri olan The Last of Us, 2023'ün başında HBO Max aracılığıyla seyircilerle buluştu. İkinci sezonu 2025 yılında yayımlanacak dizinin ilk sezonu, The Last of Us oyununun birinci bölümünü anlatmıştı. - IMDb puanı: 7.6 Disney+'ın Star Wars evreninde geçen dizisi Ahsoka, yayımlandığı dönem büyük ses getirmişti. Ahsoka Tano isimli karakterin maceralarını anlatan dizi, ikinci sezonu ile de ilgi çekmeyi başaracak gibi görünüyor. - IMDb puanı: 8.9 İlk kez 2018 yılında yayımlanan dizi, bluTV aracılığıyla Türkiye'deki seyircilerle buluştu. Kara mizah ile dramın birleştiği dizi, IMDb puanı ile de zirvede. - IMDb puanı: 8.7 İlk kez 2011 yılında yayımlanan Black Mirror, Netflix'in en ünlü yapımlarından bir tanesi. Bilim kurgu ile insan beyninin sınırlarını zorlayan yapım, hemen her bölümü ile gündemde kalmayı başardı. - IMDb puanı: 8.7 1 Mart 2023'te 3. sezonu ile seyircinin karşısına çıkan The Mandalorian, Star Wars evreninin sevilen yapımlarından biri. Hatta bu listenin başında yer alan Ahsoka, The Mandalorian'a bağlı yan dizi."} {"url": "https://www.webtekno.com/imdb-yilin-en-iyi-filmleri-h139137.html", "text": "Sinema dünyasının yakından takip ettiği çevrim içi platform IMDb, 2023'ün en iyi filmlerini açıkladı. Böylelikle yılın en çok izlenen filmleri arasında yer alan Oppenheimer ile Barbie arasındaki rekabette kimin kazandığı da gün yüzüne çıkmış oldu. Peki IMDb'ye göre 2023'ün en iyi filmleri hangileri? Dilerseniz hemen listeye geçelim. - IMDb Puanı: 8.4 Yılın en çok konuşulan filmlerinin başında gelen Oppenheimer, IMDb tarafından yılın en iyi filmi olarak seçildi. Vizyondan kaldırılan filmi, AppleTV platformu üzerinden oldukça uygun bir fiyata izleyebilirsiniz. - IMDb Puanı: 7 Oppenheimer'ın en büyük rakibi olarak gösterilen Barbie, bir süre önce vizyondan kalktı. Film, yayımlandığı dönem büyük ses getirmiş, insanların Barbie temalı kıyafetlerle sinema salonlarını doldurmalarına yol açmıştı. - IMDb Puanı: 7.9 Marvel'ın \"Galaksinin Koruyucuları\" serisinin en yeni filmi olan Guardians of the Galaxy Vol. 3, yaklaşık 1 milyar dolarlık hasılat ile gişede büyük başarı gösterdi. Filmi AppleTV ve Disney+ üzerinden izleyebilirsiniz. - IMDb Puanı: 7.2 \"Küçük Deniz Kızı\" olarak da hafızalara kazınan The Little Mermaid, aslına bakacak olursak yeni bir yapım değil. İlk kez 1989 yılında yayımlanan animasyon, yıllar boyunca onlarca kez karşımıza çıktı. - IMDb Puanı: 7.7 Lionsgate'in ilk kez 2014 yılında yayımladığı John Wick, her filmi ile sinemaseverlerin favorisi olmayı başardı. Bunu son filmde de görmüştük. Keanu Reeves'in başrol olduğu film, Amazon'un Prime Video hizmeti üzerinden izlenebiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/imla-sorulari-h126007.html", "text": "Türkçe sorularında full çekenler bile bu testte epey zorlanacak! Doğru yazdığınızı sandığınız kelimeleri aslında yıllardır yanlış yazdığınızı fark edince moraliniz bir miktar bozulabilir. 2. Bunu hala doğru yazamayan çok kişi var. 3. Bu kelimeyi yanlış yazan kişilerden soğumak çok kolay. 4. Söylemesi de zor yazması da. 8. En sık yapılan hatalardan biri. 9. İlkokul bilgisi ama yanlış yazan yazana. 11. Mikroplu hastalıkların tedavisinde kullanılan bir antibiyotik türü. 12. Kolay bir soruyla devam edelim. 13. \"Ayrı mı, bitişik mi?\" diye düşündüren bir diğer soru. 14. Full çekememenize neden olabilecek bir soru. 16. Bunu doğru bilemeyen editörlerimizle yollarımızı ayırdık. 17. Doğrusunu bilenler bile çelişkiye düşecek. 18. Sık kullanılmasına rağmen kolay kolay doğru yazılmıyor. 19. Göründüğü kadar basit bir soru değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/indirimdeyken-sepete-eklemek-isteyeceginiz-5-kospet-akilli-saat-h136956.html", "text": "Konu akıllı saat almak olunca, karşımıza pek çok seçenek çıkıyor. KOSPET de beş yıldır akıllı saatler üreten ve karşımıza hem tasarımsal hem de teknik özellikler yönünden güçlü akıllı saatler çıkaran markalardan biri. KOSPET'in her bir akıllı saati özellikle tasarım çizgisiyle farklı zevklere hitap ederken, saatlerdeki 70 spor modundan verilerinizi hassas şekilde ölçebilen sağlık takibi özelliklerine kadar pek çok detay saatleri öne çıkarıyor. Buraya tıklayarak göz atabileceğiniz kampanyada KOSPET'in akıllı saatlerinde %44'e varan indirimler var. Kendi resmi web siteleri üzerinden dünyanın her yerine satış yapan KOSPET'ten güvenle alışveriş yapabilirsiniz. - Ekran: 1.43'' AMOLED ekran - Batarya: 410 mAh, 10-15 günlük standart kullanım süresi - Su geçirmezlik: 50 metreye kadar su geçirmezlik ve basınç dayanıklılığı, IP69K & 5ATM sertifikası - Kanda oksijen ölçümü: Var - Nabız ölçer: Var - Spor modları: 70 farklı mod - Bluetooth arama-konuşma: Var KOSPET Tank T2 modeli, aklınıza gelebilecek her ortamda dayanıklılığı ve şık tasarımıyla kolunuzda keyifle taşıyacağınız bir ürün. 70 dereceden -40 dereceye ekstrem hava koşulları için test edilen, tüm basınç ve dış temas testlerinden de başarıyla geçen bu ultra dayanıklı saat, aynı zamanda geniş AMOLED ekranı, uzun ömürlü bataryası ve sağlık takip özellikleriyle de öne çıkıyor. İster ekstrem sporlarda ister şık bir davette kolunuzda rahatlıkla taşıyabileceğiniz Tank T2'nin bir de Special Edition modeli var. Aynı tüm özelliklerin yanında, Special Edition paslanmaz çelikten bir kayış ile geliyor. Yakından incelemek ve hemen sepetinize eklemek için buraya tıklayabilirsiniz. Eğer Special Edition'ı tercih etmek isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz. - Ekran: 1.85'' IPS ekran - Batarya: 380 mAh, 10-15 günlük standart kullanım süresi - Su geçirmezlik: 50 metreye kadar su geçirmezlik ve basınç dayanıklılığı, IP69K & 5ATM sertifikası - Kanda oksijen ölçümü: Var - Nabız ölçer: Var - Spor modları: 70 farklı mod - Bluetooth arama-konuşma: Var Eğer tasarımı biraz daha modern, daha sade ve renkli bir akıllı saat arıyorsanız ve daha geniş bir ekrana ihtiyacınız varsa, size en uygun KOSPET modellerinden biri kesinlikle Tank M2. İki renkli kayışı, dikdörtgen geniş ekranı ve dinamik tasarımıyla öne çıkan Tank M2, dayanıklılık konusunda yine KOSPET'in tüm saatlerinde görebileceğimiz gücünden faydalanıyor. Suya, basınca ve darbelere karşı ultra dayanıklı olan saat, sağlık takibi konusunda da başarılı bir performans sergiliyor. Daha yakından bakmak ve tamamen siyah, siyah-kırmızı ve siyah-turuncu renkler arasından size en uygun olanı seçmek için buraya tıklayabilirsiniz. - Ekran: 1.47'' AMOLED ekran - Batarya: 230 mAh, 8-12 günlük standart kullanım süres, - Su geçirmezlik: 30 metreye kadar su geçirmezlik ve basınç dayanıklılığı, 10 ATM & IP69K sertifikası - Kanda oksijen ölçümü: Var - Nabız ölçer: Var - Spor modları: 70 farklı mod - Bluetooth arama-konuşma: Var Bir akıllı saatten ziyade, akıllı bileklik çizgisinde bir tasarım ve daha kompakt bir giyilebilir teknoloji ürünü istiyorsanız, KOSPET Tank X1'e mutlaka göz atmalısınız. Tıpkı KOSPET'in tüm akıllı saatleri gibi aklınıza gelebilecek tüm ekstrem koşullara karşı test edilmiş ultra dayanıklı bir ürün olan Tank X1, bir akıllı saatin sunabileceği tüm özellikleri akıllı bileklik formatında; çok daha sade ve şık bir tasarımla sunuyor. - Ekran: 1.47'' AMOLED ekran - Batarya: 300 mAh, 8-12 gün arası standart kullanım süresi - Su geçirmezlik: 50 metreye kadar su geçirmezlik ve basınç dayanıklılığı, IP69K & 5ATM sertifikası - Kanda oksijen ölçümü: Var - Nabız ölçer: Var - Spor modları: 70 farklı mod - Bluetooth arama-konuşma: Var Klasik saat görünümünde, çok daha renkli ve daha minimal bir tasarım arıyorsanız, o zaman bakmanız gereken model KOSPET Tank S1. Yine KOSPET'in üstün dayanıklılık standartlarını karşılayan, pek çok testten başarıyla geçmiş ve batarya performansıyla da memnun eden Tank S1, renk seçenekleri ve tasarım detaylarıyla da dikkat çekiyor. Uykunuzun takibinden tüm sağlık verilerinize, arama yapabilme özgürlüğünden dayanıklılığa her yönüyle gönül rahatlığıyla tercih edebileceğiniz Tank S1'i dilerseniz buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. KOSPET'in beşinci yılına özel devam eden indirimlerin tamamına göz atmak ve sınırlı süre boyunca devam eden bu indirimden hemen faydalanmak için dilerseniz buradan kampanya sayfasını ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/insan-kaynaklari-icin-mulakat-bile-yapabilen-yapay-zeka-hiring-cycle-h139534.html", "text": "Yavaş yavaş hayatımızın her alanına entegre olmaya başlayan yapay zeka, Türk geliştiricilerin ortaya koydukları bir fikir sayesinde insan kaynakları birimine de girmiş oldu. \"Hiring Cycle\" olarak isimlendirilen yeni bir yapay zeka, şirketlerin işe alım süreçlerini kolaylaştırmaya ve mümkün olan en doğru adayı seçmeye yardımcı oluyor. Üstelik insan kaynakları biriminin iş yoğunluğu da bu yapay zeka ile azaltılıyor. İnsan kaynakları, bir şirket için en kritik bölümlerden bir tanesi. Neticede bu birim, şirketin geleceğini etkileyecek personellerle ilgili tüm süreci yönetmeye çalışıyor. Hal böyle olunca iş yoğunlukları çok fazla. Hatta yapılan araştırmalar, insan kaynakları bölümünde çalışanların yüzde 90 kadarının operasyonel ve manuel \"angarya\" işlerle uğraştıklarını, bunun da işe alım süreçlerindeki performansı düşürdüğünü gözler önüne seriyor. Hiring Cycle, sunduğu özelliklerle gerçekten etkileyici bir deneyim sunuyor. Bu yapay zeka aracını kullanarak iş tanımlarının oluşturulması ve iş ilanlarının açılması, mülakatların takvimlendirilmesi, mülakatların gerçekleştirilmesi ve adaylarla ilgili detaylı raporlar oluşturulmasını sağlayabilirsiniz. Bu da karar vermenizi ve şirketinize en çok yarayacak personeli bulmanızı kolaylaştıracak. Önemli bir dipnot verelim; yapılan araştırmalara göre yanlış personelin şirkete olan maliyeti, çoğu zaman 100 bin dolara kadar çıkıyor. Eğer siz de Türk geliştiricilerin imzasını taşıyan yapay zeka aracı Hiring Cycle ile ilgili detaylı bilgi almak ve demo talebinde bulunmak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/insanlari-kurtaran-kol-saati-breitling-emergency-h136909.html", "text": "Çoğumuz için kol saati artık yalnızca bir aksesuar çünkü akıllı telefonlarımızdan saatin kaç olduğunu zaten görebiliyoruz. Fakat askeriye başta olmak üzere hala pek çok alanda kol saati işlevsel bir göreve sahip. Breitling Emergency isimli bir saat ise işlevselliği de geçtik kelimenin tam anlamıyla hayat kurtarıyor. Breitling Emergency kol saati, dahili olarak bir acil durum sinyaline sahip. Olur olmadık bir yerde mahsur kaldığınız zaman bu özelliği aktif hale getirerek arama kurtarma ekiplerinin sizi bulmasını sağlayabiliyorsunuz. Markanın dediğine göre Breitling Emergency sayesinde bugüne kadar 26 binden fazla insan bu şekilde kurtarıldı. İlk kez 1995 yılında üretilmeye başlanan Breitling Emergency kol saatinin içinde PLB isimli bir yerleşik kişisel konum belirleme işaretçisi var. Normalde epey büyük bir makine olan bu işaretçi, özel mikro teknikler kullanılarak bir kol saati içerisine sığacak boyuta getirildi. Breitling Emergency, bu sisteme sahip ilk ve tek saattir. Acil durumda olan kişi, saatin özel bir düğmesini çevirip antenlerini kurarak iki antenli bu sistemi aktif hale getiriyor. Bir sinyal 406 MHz frekansında her 50 saniyede bir 0.44 saniye sürüyor. Diğer sinyal ise 121.5 MHz frekansında her 2.25 saniyede bir 0.75 saniye sürüyor. Cospas-Sarsat sistemi, LEOSAR adı verilen alçak irtifa ve GEOSAR adı verilen sabit yörünge uydularından oluşan bir sistemdir. Breitling Emergency'nin 406 MHz frekansı uzak uydulara ulaşırken 121.5 MHz frekansı çevredeki tüm uçak, gemi ve benzeri arama kurtarma araçlarına ulaşır. Saatin içinde bu sinyali gönderen sistemin, saatin normal işlevi sırasında kullanılmayan şarj edilebilir özel bir pili bulunuyor. -20 derece soğukta bile iletim yapabilen bu sistem karada, denizde ve havada 48 saat boyunca sinyal göndermeye devam ediyor. Bu işin şakası yok, Breitling Emergency kelimenin tam anlamıyla etrafta bulunan herkese acil durumda olduğunuzu haykırıyor ve bunu gören her arama kurtarma ekibi hızla bulunduğunuz konuma geliyor. Daha önce deneme amaçlı bu özelliği kullanan bir kişiye Federal Havacılık Dairesi tarafından 100 bin dolarlık ceza kesildi. Zaten saatin içinde bulunan bu sistem tek kullanımlıktır. Çünkü anten sistemini aktif hale getirmek için saatin fiziksel yapısını bozarak özel bir kurulum yapmak gerekiyor. Breitling Emergency sayesinde kurtulursanız firmanın size yeni bir saat hediye ettiği söyleniyor ama bu şekilde resmi bir açıklama bulunmuyor. Breitling Emergency internet sitesine bakacak olursak bu sistem sayesinde bugüne kadar 26 binden fazla kişinin hayatının kurtarıldığı söyleniyor. Bu sayı gerçek mi emin olmak zor ama gerçekten de Breitling Emergency kol saatinin kullanıldığı bazı olaylar var. 1999 yılının Mart ayında Bertrand Piccard ve Brian Jones, bir sıcak hava balonuyla Dünya'yı dolaşıp bir rekor kırmak istiyorlardı. Onları takip eden ekibin Pasifik Okyanusu'una düşmesi sonrası panikleyen ikili Sahra Çölü'nün ıssızlığına indiler. Kollarındaki Breitling Emergency saati çalıştırdıktan 7 saat sonra kolayca bulunup kurtarıldılar. 2003 yılında İngiliz pilot Quentin Smith ve yardımcısı Steve Brooks, bir helikopter ile Drake Geçidi'nden geçmeye çalışırken yaşanan teknik sorunlar nedeniyle Antarktika yakınlarına iniş yapmak zorunda kaldılar. Breitling Emergency saatini kullanan ikili 9 saat içinde bulunup kurtarıldılar."} {"url": "https://www.webtekno.com/insomniac-games-wolverine-sizinti-aciklama-h139549.html", "text": "Marvel's Spider-Man'in arkasındaki PlayStation stüdyosu Insomniac Games, yakın zamanda büyük bir siber saldırıya uğradı. Rhysida hacker grubu tarafından gerçekleştirilen bu saldırıda, 1,67 terabaytlık veri çalındı. Şirketten 2 milyon dolar fidye talep eden grup, istediğini alamayınca birkaç gün önce dosyaları sızdırdı. Bu da yeni çıkacak Wolverine oyunundan görüntüler, çalışanların verileri ve yakında çıkacak Insomniac oyunları da dahil birçok önemli bilginin tüm internete yayılmasına neden oldu. Insomniac Games, saldırının üzerinden bir haftadan uzun bir süre geçtikten sonra bugün nihayet sessizliğini bozdu. Geliştirici, Wolverine oyunu da dahil sızıntıyla alakalı önemli konulara değindi. Gösterdiğiniz büyük sevgi ve destek için teşekkür ederiz. Stüdyomuza yapılan siber saldırıdan ve geliştirici ekibimizde oluşturduğu duygusal zarardan dolayı hem üzgün hem de kızgınız. Son birkaç gündür birbirimize destek olmak için içimize kapandık. Çalınan verilerin bağımsız ortaklarımıza, eski ve şu anki çalışanlarımıza ait kişisel bilgileri içerdiğinin bilincindeyiz. Ayrıca sızıntı Marvel's Wolverine'in PS5 için erken geliştirilme aşamasından detayları da içeriyor. Hangi verilerin saldırıdan etkilendiğini belirlemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu deneyim bizim için çok üzücü oldu. Oyuncularımızın hak ettiği gibi geliştirdiğimiz oyunlardan zevk almasını istiyoruz. Ancak Insomniac, Logan gibi dayanıklıdır. Marvel's Wolverine'nin geliştirme süreci planlandığı gibi devam ediyor. Oyun şu anda erken aşamalarında ve şüphesiz tüm planlarımızda olduğu gibi bu süreçte iyileşmeye devam edecek. Herkesin hevesli olmasını takdir etsek de doğru zaman geldiğinde Wolverine hakkında resmi bilgileri paylaşacağımızı söylemek istiyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-akis-sadece-onaylanmis-profil-gosterecek-h138079.html", "text": "Gün geçmiyor ki bir başka sosyal medya platformunda yeni bir özellik ortaya çıkmasın. Şimdi de Meta, Instagram için sadece onaylanmış kullanıcıların içeriklerinin görüldüğü bir akış özelliği üzerinde çalışıyor. Burada yer alacak olan içerikler, sadece onaylanmış işletmeler ve içerik üreticilerinden gelecek. Konuyla ilgili olarak açıklamada bulunan Instagram yöneticisi Adam Mosseri, özelliği \"işletmelerin ve içerik üreticilerinin keşfedilmesi için yeni bir yol ve insanlar için yeni bir kontrol aracı\" olarak nitelendiriyor. Bu özellik sayesinde onaylı profil sahipleri de kendilerinin öne çıktığı bir akışa kavuşmuş olacak. Instagram'da \"Takip edilenler\" ve \"Favoriler\" kısmında uygulamanın logosuna dokunan kullanıcı, artık \"Meta Verified\" seçeneğini görmeye başlayacak. Bu seçeneğe dokunan kullanıcı, sadece onaylı hesapların paylaştığı gönderileri görmeye başlayacak. Böylece Meta, 11,99 dolar (uygulamada 14,99 dolar) ücret talep ettiği doğrulanmış profilleri daha popüler hale getirmeyi amaçlıyor. Öte yandan bu testlerin ne ölçekte olduğu bilinmiyor. Bu yılın başında Meta, kendi onaylanmış profil özelliğini tanıtmıştı. Instagram ve Facebook'ta bu onaylı platform kullanılabiliyor, doğrulanmış profillerin bir de mavi tiki oluyor. Onaylanmış profillere sahip olan kişiler ve kurumlar daha iyi müşteri hizmetlerinden faydalanabilirken, aynı zamanda da kendilerini taklit edebilecek kişilerden de korunmuş oluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-amazon-urun-satin-alabileceksiniz-h138500.html", "text": "Dünyanın en popüler e-ticaret platformlarından Amazon ile sosyal medya devi Meta arasında ilginç ve bir o kadar da etkileyici bir iş birliği yapıldı. Kullanıcılar, bu iş birliği kapsamında Instagram veya Facebook'ta dolaşırken, Amazon'da satılan ürünleri tek bir dokunuşla satın alabilecekler. Kulağa ilginç geldiğinin farkındayız. Instagram ve Facebook'ta dolaşırken sık sık reklam görürsünüz. Gösterilen reklamlar arasında Amazon da yer alır. Ancak burada gördüğünüz reklamdaki ürünü satın almak istediğinizde, Instagram veya Facebook'tan çıkıp, Amazon uygulamasına ulaşmanız gerekir. İşte dev şirketler arasındaki iş birliği, bu durumu ortadan kaldırıyor. Artık Facebook ve Instagram'da gördüğünüz ürünü, Amazon uygulaması ile uğraşmadan satın alabileceksiniz. Şu an için ABD'deki küçük bir kullanıcı kitlesi ile test edilen yeni özellik, çevrim içi alışveriş deneyimine çağ atlatacak. Facebook veya Instagram hesabını Amazon hesabı ile eşleştiren kullanıcı, platformda gördüğü ürünü anında satın alabilecek. Burada önemli olan tek husus, Amazon hesabındaki bilgileri önceden tanımlamış olmak. Yeni özelliği kullanmadan önce Amazon'a fatura ve teslimat adresi bilgilerini girmek ile kredi kartı bilgilerini kaydetmek, süreci daha da kolaylaştıracak. Meta ile Amazon arasındaki iş birliği, her iki platform için de kritik önem arz ediyor. Amazon, kullanıcıya daha kolay bir deneyim sunarak, satışlarını artırma fırsatı yakalamış olacak. Meta ise hedefli reklamlardaki başarı oranını artırmış olacak. Özelliğin ne zaman küresel çapta yayımlanacağı bilinmiyor ancak çevrim içi alışveriş dünyası için yepyeni bir dönemin başladığını söylemek mümkün."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-bahis-dolandiricilari-gozalti-h139123.html", "text": "Instagram'a girip hikayelere bakarken bazen beklenmedik paylaşımlar görebiliyoruz. Tanıdığımız, bildiğimiz, hayatında bir defa olsun iddia kuponu bile doldurmamış insanlar bir anda bahis oynayarak kazanç çağrılarında bulunmaya başlıyor. Sonrasında da bu hesapların çalındığını öğreniyoruz. Benzer bir şekilde hesabını çaldıran vatandaşların şikayeti üzerine harekete geçen polisler, 23 şüpheliden 16'sını gözaltına aldı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformu Instagram'daki hesaplarının ele geçirildiği şikayetiyle başvuran mağdurların ihbarı üzerine soruşturma başlattı. Başsavcılık talimatıyla harekete geçen emniye güçleri, 14 kişinin hesabını ele geçiren ve bu hesaplar üzerinden düşük miktarda bahisler oynayarak yüksek kazanç vaadiyle dolandırıcılık yapan 23 şüpheliyi tespit etti. Şüphelilerin çok sayıda vatandaşı dolandırdığı söylenirken elde ettikleri parayı da başkaları adına açılmış hesaplar üzerinden resmi bahis sitelerine aktardığı ifade edildi. Zanlıların banka hareketlerini inceleyen ekipler, 207 milyon liralık işlem yapıldığını ortaya çıkardı. 23 şüpheliden 16'sı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlamalarıyla gözaltına alındı. Diğer 7 zanlının yakalanması için de çalışmaların devam ettiği öğrenildi."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-dm-okundu-bilgisi-kapatma-h138435.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi fotoğraf ve video paylaşım platformlarından Instagram, 2010 yılından beri hayatımızın içerisinde olsa da önemli bir eksiğe sahipti. Kullanıcılar, kendilerine gönderilen mesajlar için bir \"okundu bilgisi kapatma\" seçeneğine sahip değillerdi. Kullanıcılar, karşı tarafın mesajını açtığında görüldü bilgisi karşı tarafa mecburen gösteriliyordu. Dolayısı ile \"Mesajını görmemişim ya\" yalanı buhar oluyordu. Meta patronu Mark Zuckerberg ile Insragram'ın bir numarası Adam Mosseri, bu durumun değişmek üzere olduğunu duyurdular. Instagram'da oluşturdukları kanallardan açıklama yapan ikili, okundu bilgisi gizleme özelliğinin test aşamasında olduğunu söylediler. Bununla birlikte; söz konusu özelliğin nasıl görüneceği de paylaşıldı. Instagram'ın \"Gizlilik ve Güvenlik\" bölümüne giren kullanıcı, bundan sonra \"okundu bilgisi\" şeklinde bir bölüm görecek. Burayı aktif hale getiren kullanıcı, mesajın okundu bilgisinin diğer kullanıcılara gösterilmesini sağlayacak. Göründü bilgisini kapatan kullanıcı, gizliliğini bir nebze daha artırmış olacak. Instagram'ın test aşamasındaki yeni özelliği ile ilgili birkaç bilinmez var. Bunlardan ilki, tahmin edebileceğiniz üzere dağıtım zamanı. Bu özelliğin ne zaman tüm kullanıcılara ulaşacağı bilinmiyor. Öte yandan; özelliğin Messenger hizmetinin tamamı için mi kullanılacağı yoksa sadece Instagram'a mı özel olacağı belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-facebook-capraz-mesajlasma-destegi-sona-eriyor-h139075.html", "text": "Sosyal medya devi Meta, 2020 yılında radikal bir karar aldı. Alınan bu karar ile Instagram ile Facebook, çapraz mesajlaşma desteği sunmaya başladı. Instagram kullanıcıları, Messenger üzerinden Facebook'taki arkadaşlarına mesaj gönderebilir oldular. Şimdiyse bu özellik ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Resmi destek sayfasında güncelleme yapan Meta, söz konusu özelliği geri çekeceğini açıkladı. Kullanıcılar artık, sadece kullandıkları platformlar üzerinden mesajlaşacaklar. Meta'nın resmi destek sayfasında yapılan güncellemeye göre kullanıcılar, önümüzdeki günler itibarıyla Instagram'dan, Facebook'taki kullanıcılara mesaj atamayacaklar. Ancak şirket, bununla ilgili net bir takvim açıklamadı. Sadece ay ortası işaret edildi. Alınan karar, geçmiş dönemlerdeki mesajlaşmaları yok etmeyecek. Meta, mesajların erişime açık olacağını söyledi. Yani Instagram kullanıcısı, Facebook kişileriyle yaptığı sohbetleri okumaya devam edecek. Ancak yeni bir mesaj göndermek mümkün olmayacak. Son olarak, şirketin neden böyle bir karar aldığına ilişkin hiçbir şey söylemediğini belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-fotograf-reels-yakin-arkadaslar-paylasma-h136230.html", "text": "Popüler sosyal medya platformu Instagram, 2018 yılından beri hikayeler için \"Yakın Arkadaşlar\" özelliği sunuyor. Bu özellik, paylaşılan bir hikayenin sadece belirli kişilere gösterilmesine imkan tanıyordu. Özellik, geçtiğimiz yaz mevsimi itibarıyla akışta paylaşılan fotoğraflar için de kullanılabilir hale gelmişti. Şimdiyse konuyla ilgili yeni bir gelişme daha yaşandı. Geliştirici ekip, Yakın Arkadaşlar özelliğinin kapsamını biraz daha genişletti. Kullanıcılar artık, Reels videolar için de Yakın Arkadaşlar özelliğini kullanabiliyorlar. Instagram'ın artık Reels videoları da kapsayan Yakın Arkadaşlar özelliğini kullanmak oldukça basit. Yapmanız gereken tek şey, Kişileri etiketle kısmının hemen altına Hedef kitle isimli bölümden yakın arkadaşlar seçeneğini seçmek. Hedef kitle seçeneğine dokunduğunuzda, gönderinizi herkesle mi yoksa yakın arkadaşlarınızla mı paylaşacağınızı seçebiliyorsunuz. Instagram, yakın arkadaşların gönderiyi beğendiklerinde veya yorum yaptıklarında birbirlerinin kullanıcı adını görebileceğini açıkça belirtiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-gozden-gecir-ozelligi-sosyal-medya-gundem-oldu-h139270.html", "text": "Sosyal medyada her geçen gün başka bir dolandırıcılık çeşidi türerken, platformlar da kullanıcılarının güvenliğini sağlamak için çeşitli hamleler yapıyor. Bu hamlelerden biri de Instagram'dan geldi. Kurunun yanında yanan yaş ise platformu çapkınlık için kullananlar oldu. Instagram'da dolandırıcıların çok sık kullandıkları yöntemlerden biri, denk geldikleri herkese takip isteği gönderip kabul edenlerin hesaplarından bilgi çekmeye çalışmaktır. Ayrıca başka saldırılar da pek çok takipçiye istek göndermeyi içeriyor. Instagram da bu tür saldırılara karşı kullanıcılarını korumak istiyor. Bu amaçla yapılan güncellemede, çok sayıda istek gönderen ya da DM atan kullanıcıların isteklerinin yanında \"Onayla\" ve \"Sil\" seçeneklerinin yerini \"Gözden Geçir\" ve \"Sil\" seçenekleri almış durumda. Eski adıyla Twitter yeni adıyla X üzerinden paylaşım yapan pek çok kullanıcı, takip isteklerinde sık sık \"Gözden geçir\" ifadesine denk geldikleri takip listelerini paylaştı. Özelliği keşfeden kullanıcılar, tepkilerini sosyal medya üzerinden paylaştı. Genel olarak baktığımızda ise \"Erkolar kapatıldı\", \"Gülmekten uykum kaçtı\" gibi paylaşımlar göze çarptı. Özelliği doğrulamak için yaptığımız testlerde de bizim gönderdiğimiz isteklerde \"Onayla\" ve \"Sil\" seçenekleri bulunduğunu gördük. Yani gerçekten de her kullanıcının \"Gözden geçirilmesi\" gerekmiyor. Instagram dolandırıcıları engellemek isterken çapkınlara zorluk çıkarmış gibi gözüküyor. Öte yandan bazı kullanıcılar da çok aktif olarak Instagram kullanmayan kişilerde de bu uyarıların çıktığını belirterek, durumun ortak arkadaş vs olmamasından kaynaklanıyor olabileceğini ifade etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-icerik-ureticilerini-koruyacak-ozellik-h139333.html", "text": "Sosyal medya platformlarının başarısının ardındaki etmenlerden biri, bu platformların kendi yarattığı yıldızlar olan içerik üreticileridir. Bu yüzden de platformlar sadece kullanıcılar için değil içerik üreticiler için de çeşitli geliştirmeler yapıyor. Bu geliştirmelerin sonuncusu Instagram'dan geldi. Instagram'ın yeni araçları sayesinde içerik üreticileri, potansiyel spam aktivitelerine karşı proaktif önlemler alabilecekler. Daha gelişmiş hale getirilen otomatik spam tespit aracı sayesinde spam amacı güden yorumlar, etiketler, hikaye izlenmeleri ve sahte takipçiler daha yüksek bir başarı yüzdesiyle tespit edilebilecek. Ayrıca bu aracı kullanarak sahte kullanıcıları ve spam gönderileri toplu olarak yönetmek mümkün olacak. Yeni araçlar sayesinde spam yorumlar, etiketler, izlemeler ve sahte takipçiler toplu olarak silinebilecek. Böylelikle içerik üreticilerinin moderasyona harcadığı zaman azalırken içerik üretmeye daha çok vakitleri olacak. Şüpheli spam aktiviteleri ve bot hesaplar otomatik olarak filtrelenecek. Bot olmadığına emin olunulan hesapların takip istekleri de buradan onaylanabilecek. Kalan tüm yorumlar ve bot takipçiler, tek bir tuşla silinebilecek. Bu özellik yorumlar, etiketler ve hikaye cevapları için de kullanılabilecek. İçerik üreticileri ayrıca güncellenen şeffaflık kuralları ile uygulama içindeki potansiyel uygunsuz ve tavsiye edilmeyen içerikler konusunda içerik üreticilerini bilgilendirecek. Böylelikle içeriklerin platformun kurallarına uygunluğu konusunda sorun yaşanmasının önüne geçilebilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-my-week-ozelligi-h138698.html", "text": "Sosyal medya kullanıcılarının en çok tercih ettiği platformun başında gelen Instagram, yeni özellikler denemeye devam ediyor. Meta çatısı altında olan Instagram, kullanıcıların hikayelerini takipçileriyle bir hafta boyunca paylaşabileceği \"My Week\" özelliği üzerinde çalışıyor. \"My Week\" özelliği sayesinde kullanıcılar, hikayelerini bir hafta boyunca paylaşabiliyor, istedikleri hikayeyi kaldırabiliyor veya yenisini ekleyebiliyor. Bu ekle-çıkar özelliği yalnızca \"My Week\" özelliğinde kullanılabilecek. Bir X kullanıcısı, özelliğe ait bir ekran görüntüsü paylaştı. Beklenen yeni özellik ile beraber paylaştığımız hikayelere yeni hikayeler ekleyebileceğiz. Bu hikaye akışı bozulmadan profilimizde tam 7 gün boyunca duracak ve kullanıcılar istedikleri zaman bu hikayelere erişebilecek. Bu özellik henüz herkesin kullanımına açılmadı. Bu yüzden \"My Week\" özelliğini kullanabilmemiz biraz zaman alacak. En çok da sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan kullanıcıların işine yarayacak olan bu özellik ile çeşitli etkinliklere dair hatırlatmalar, gezilere dair yeni hikayeler ve kişisel amaçlar için bile kullanılabilecek. Daha önce pek çok yeni özelliği kullanıma sunan Instagram'ın \"My Week\" özelliğini ne zaman herkese açacağı ise henüz bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-nasil-dondurulur-instagram-dondurma-h90696.html", "text": "Hayatımızda önemli bir uygulama haline gelen ve kimilerine göre de gelir kaynağı olan sosyal medya platformu olan Instagram'ı zaman zaman kullanmaya ara vermek isteyebiliyoruz. Böyle durumlar için geçici olarak Instagram dondurma işlemi yapmamız gerekibliyor. Biz de bu içeriğimizde size telefondan Instagram dondurma işlemini adım adım anlatıp, Instagram dondurma linkini sizinle paylaşacağız. - Adım #1: Instagram hesabınızla giriş yapın. - Adım #2: Sağ alttaki profil bölümüne dokunun. - Adım #3: Sol üstteki dişli simgesine tıklayın. - Adım #4: Profili Düzenle seçeneğine dokunun. - Adım #5: Hesabımı geçici olarak kapat'a dokunun. - Adım #6: Sayfanın yönelttiği soruları yanıtlayın. - Adım #7: Hesabı Geçici Olarak Kapat butonuna dokunun. Instagram hesabınızı geçici olarak dondurduğunuzda Instagram gönderileriniz, yorumlarınız ve beğenileriniz hesabı dondurduğunuz süre boyunca gizlenirler ancak silinmezler. Tekrar oturum açıp hesabınızı aktifleştirdiğinizde gönderileriniz, yorumlarınız ve beğenileriniz kullanılabilir hale gelecektir. Instagram hesabınızı dondurma işlemini yapabilmeniz için tarayıcı kullanmamız gerekiyor. Bahsettiğimiz gibi Instagram hesabınızı geçici olarak kapatmak için bir web tarayıcısı üzerinden bu işlemi gerçekleştirmeniz gerekiyor. Buradan Instagram'ın web sayfasına ulaşabilirsiniz. Adım #1: Instagram hesabınızla giriş yapın. Instagram hesabınızla web sayfasından kullanıcı adı ve şifrenizle giriş yapın. Sağ altta bulunan profil simgesine dokunarak profilinize gidin. Profil sayfasında sol üstte bulunan dişli simgesine dokunun. Adım #2: Profili Düzenle seçeneğine dokunun. Çark simgesine dokunduktan sonra açılan sayfada Profili Düzenle seçeneğine dokunun. Sayfayı alta kaydırarak orada bulunanHesabımı geçici olarak kapat'a dokunun. Instagram'ın sorduğu Hesabını neden kapatıyorsun sorusunu yanıtlayın. Hesap şifrenizi girin. Hesabınızı dondurmak için son olarak Hesabı Geçici Olarak Kapat butonuna dokunun. Instagram hesap dondurma işlemini 7 gün içerisinde yalnızca bir kez yapabiliyorsunuz. Dondurulan hesabı geri açmak için ise hesaba giriş yapmanız yeterli.Geçici olarak kapattığınız hesabınızı hemen geri açamıyorsunuz, birkaç saat beklemeniz gerekiyor. Hesabınızı ilk açtığınızda ise profiliniz boş haldedir ve takip ve takipçi sayınız görünmez. Sadece gönderi sayınızı görebilirsiniz. Sabırlı olun, birkaç saat sonra dondurduğunuz hesabınız eski haline döner. - Adım #1: Instagram'a giriş yapın. - Adım #2: Otomatik aktifleştirmeyi kontrol edin. - Adım #3: Hesap durumunuzu kontrol edin. Instagram uygulamasını açın veya bir web tarayıcısından Instagram'ın web sitesine gidin. Dondurduğunuz Instagram hesabınızın kullanıcı adını ve şifresini girerek giriş yapın. Adım #2: Otomatik aktifleştirmeyi kontrol edin. Instagram hesabınıza başarıyla giriş yapmanız, hesabınızın otomatik olarak aktifleştirilmesi anlamına gelir. Giriş yaptıktan sonra profilinizin ve gönderilerinizin tekrar görünür hale geldiğini görebilirsiniz. Adım #3: Hesap durumunuzu kontrol edin. Hesabınızın aktifleştirildiğinden emin olmak için profilinize gidin ve her şeyin yerinde olup olmadığını kontrol edin. takipçileriniz ve takip ettiğiniz kişilerin listesi eski durumuna dönmüş olmalıdır. - Veri kaybı riski - Erişim sınırlamaları - Dondurma süresi - Hesabı tekrar aktifleştirme - Takipçiler ve takip ettikleriniz - Hesap güvenliği - Instagram kuralları Instagram hesabınızı dondurduğunuzda, hesabınıza ait veriler korunsa da, bu süreçte oluşabilecek teknik sorunlar nedeniyle veri kaybı riski her zaman mevcuttur. Önemli fotoğraflarınızı ve bilgilerinizi yedeklemeniz gerekebilir. Hesabınızı dondurduğunuzda, hesabınıza giriş yapamaz, insanlar profilinizi göremez ve gönderileriniz, yorumlarınız ve beğenileriniz görünmez olur. Ancak mesajlaşma işlevi etkilenmez. Instagram hesabınızı en fazla 7 gün arayla bir kere dondurabilirsiniz. Hesabınızı tekrar aktifleştirmek için Instagram'a giriş yapmanız yeterlidir. Hesabınızı ne zaman aktifleştireceğinize karar verin. Instagram, hesabı dondurduktan sonra hemen tekrar aktifleştirmeye izin vermez. Birkaç saat beklemeniz gerekebilir. Hesabınızı dondurduğunuzda, takipçileriniz veya takip ettiğiniz kişiler değişmez. Hesabınızı aktifleştirdiğinizde her şey eski haline döner. Hesabınızı dondurmadan önce şifrenizi güçlü tutun ve iki faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin. Bu, hesabınızın güvenliğini artırır. Hesabınızı dondurmadan önce Instagram'ın topluluk kurallarını ve kullanım şartlarını gözden geçirin. Bazı durumlarda, kurallara uymayan hesaplar dondurulduktan sonra tekrar aktifleştirilemeyebilir. Bu içeriğimizde Instagram hesabı geçici olarak nasıl kapatılır, Instagram hesabı nasıl dondurulur ve dondurulan hesap tekrar nasıl aktif hale getirilir gibi pek çok soruyu cevaplandırmaya çalıştık. Ek bir sorunuz olursa yorumlarda belirtmeyi unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-profil-paylasma-ozelligi-h139698.html", "text": "2,5 milyarı aşan kullanıcı sayısıyla dünyanın en büyük sosyal medya platformları arasında yer alan Instagram, kullanıcı deneyimini daha iyi hale getirmek için sürekli yeni özellikler getiriyor. Çok sevilen Hikaye kısmına eklenen yenilikler de kullanıcılar tarafından çok seviliyor. Şimdi ise platformun hikayelere önemli bir yenilik getirmeyi planladığı ortaya çıktı. Instagram, yakında hikayelerde profil paylaşmaya olanak tanıyacak. Yeni özellik, mobil uygulamalar hakkındaki paylaşımlarıyla tanıdığımız Alessandro Paluzzi tarafından fark edildi. Paluzzi, X üzerinden yaptığı paylaşımda kullanıcıların yakında hikayelerinden başkalarının profilini paylaşabileceğini ortaya koydu. Özellik, Hikayene ekle fonksiyonuna benzer bir şekilde çalışacak. Ekran görüntüsüne baktığımızda profillerin direkt olarak hikayeden detaylı bir şekilde gösterilebileceğini görüyoruz. Bazı fotoğraflar ve biyografi kısmı buradan görülebilecek. Ayrıca yeni bir Profili Görüntüle butonu da eklenecek. Bu şekilde hikayedeki kişinin profiline kolayca ulaşmak mümkün olacak. Gizli olan profillerin nasıl gözükeceği konusu belli değil. Ancak açık profillerdeki detayları vermeden paylaşılabileceğini tahmin edebiliriz. Yeni özelliğin, özellikle içerik üreticileri ve markaların çok işine yarayacağını söylemek mümkün. Yeni bir iş birliği yolu oluşturacak bu yenilikle daha fazla insana ulaşılabilecek, görünürlük ve etkileşimi artırmak daha kolay olacak. Instagram, yeni özelliğini şu anda test ediyor. Ne zaman geniş çapta kullanıma sunulacağı ise henüz belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-reels-indirme-h133548.html", "text": "Dünyanın en popüler sosyal ağlarından Instagram, önemli bir gelişme ile karşımızda. Instagram patronu Adam Mosseri tarafından yapılan açıklamaya göre kullanıcılar, artık herkese açık hesaplardaki Reels videoları telefonlarına doğrudan indirebilecekler. Üçüncü taraf yazılım kullanmaya gerek kalmayacak. Aslına bakacak olursak Instagram'ın Reels indirme özelliği, birkaç aydır gündemde olan bir mesele. Nisan ayında uygulama kodlarında tespit edilen özellik, sonraki aşamada ABD'deki bir grup kullanıcı ile test edildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Adam Mosseri, yaptığı son açıklama ile özelliğin küresel çapta dağıtım aşamasına geldiğini duyurdu. Instagram'ın Reels videoları indirmeye yarayacak yeni özelliği, hesabını herkese açık olarak kullanan bireyler için oldukça önemli. Neticede artık tüm Instagram kullanıcıları, söz konusu paylaşımları telefonlarına indirip, yeniden paylaşım yapabilecekler. Adam Mosseri tarafından paylaşılan ekran görüntüsü, indirilen Reels videolar üzerinde bir filigran bulunacağını gözler önüne seriyor. Bir Reels'i indirmek isteyen kullanıcının yapması gereken şeyse paylaş bölümüne girip, \"indir\" seçeneğine dokunmak. Bu arada; kullanıcılar için bir güvenlik katmanı da oluşturuldu. Bu güvenlik katmanı, herkese açık hesap sahiplerinin gönderilerini ayarlamalarını sağlayacak. Kullanıcılar, hesaplarındaki Reels videoların indirilmesini tamamen engelleyebilecekler. İsteyenlerse sadece kendilerinin belirleyecekleri Reels'ler için indirme özelliğini kapatabilecekler. Instagram, söz konusu özelliğin 18 yaşından küçük kullanıcılar için varsayılan olarak kapalı geleceğini açıkladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-yapay-zeka-fotograf-duzenleme-video-olusturma-h138664.html", "text": "Sosyal medya devi Meta, son dönemlerde yapay zeka odaklı özelliklere odaklanmış durumda. Hatta daha birkaç hafta önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Instagram'a yapay zeka destekli sohbet botu özelliğini ekleneceğini aktarmıştık. Meta şimdi, yine benzer bir gelişme ile karşımızda. Şirket, bu kez de görüntülere odaklanan yapay zeka modeli Emu ile Instagram için iki yeni özellik hazırladı. Bu yeni özellikler, kullanıcıların içerik üretme kabiliyetlerini artıracak türden. Zira artık hem görüntü düzenleme süreci hem de video üretme süreci, yapay zekaya emanet edilecek. Gelin hep birlikte Instagram'ın yeni özelliklerine yakından bakalım. Instagram'ın \"Emu Edit\" olarak adlandırdığı ilk yeni özelliği, bir görüntü üzerinde metinlerle değişiklik yapılmasını sağlayacak. Üstelik bu süreçte görüntüdeki değiştirilecek bölümün manuel olarak seçilmesine gerek olmayacak. Meta'nın yapay zeka modeli, yazılan metinden tam olarak neler istendiğini anlayıp, buna göre değişiklikler yapacak. Böylelikle düzenleme hakkında bilgi sahibi olmayan kullanıcılar da hayal ettikleri görüntüyü üretebilecekler. Yukarıda paylaştığımız örnek, özelliğin nasıl çalışacağını daha net bir şekilde gözler önüne seriyor. Görüntüde bulunan köpek, yazılan ilk metinle üzerinde dizüstü bilgisayar olan bir banka dönüştürülüyor. Ardından da arka planda değişikliğe gidiliyor. Emu Edit'in önemli olan noktası, her düzenlemeyi aşama aşama yapmaya imkan tanıyor olması. Instagram'a eklenecek ikinci özellik ise \"Emu Video\" olarak isimlendiriliyor. Bu yeni özellik, kullanıcının hazırladığı bir metni videoya dönüştürecek. Emu Video için paylaşılan örnekler, metinlerden üretilen videoların gerçekçilikten uzak olduğunu düşündürüyor ancak elde edilen sonuçlar, ilk aşama için gayet yeterli. Ne Mark Zuckerberg ne de Instagram geliştiricileri, Emu tabanlı özelliklerin platforma ne zaman ekleneceklerine ilişkin bir açıklamada bulunmadılar. Ancak er geç yayımlanacak yeni özellikler, en azından bazı kullanıcılar için oldukça faydalı olacak. Neticede Adobe ve Google gibi üçüncü taraflar, Emu tabanlı özelliklere benzer teknolojiler sunuyorlar. Instagram'ın bunu dahili olarak gerçekleştirmesi, üçüncü taraf uygulamalara duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracak."} {"url": "https://www.webtekno.com/instagram-yeni-filtreler-geldi-h138636.html", "text": "Meta, dünyanın en popüler çevrim içi fotoğraf ve video paylaşım platformu Instagram'a bazı yenilikler getirdiğini açıkladı. Yapılan açıklamalar, Instagram geliştiricilerinin bu kez filtrelere odaklandıklarını gözler önüne seriyor. Zira 25 kadar yeni filtre, Instagram kullanıcılarına sunulmuş durumda. Tüm kullanıcılar, Instagram'a en güzel fotoğraf veya videolarını atmak isterler. Ancak renklerin dengesini sağlamak, görüntüyü daha iyi bir hale getirmek çok da kolay değildir. Bunun farkında olan Meta, geniş kapsamlı bir çalışma yapmış gibi görünüyor. Şirketin açıklamasına göre yeni filtreler; renk düzenlemeleri ve stil seçeneklerine odaklanıyor. Kullanıcılar, bu yeni filtrelerle genel renk değişimlerini değil, görüntünün tamamen düzenlendiğini görecekler. Sektör kaynaklarının yaptıkları açıklamalara göre Instagram'ın yeni filtreleri, en çok da üçüncü taraf uygulamalara ihtiyaç duyan kullanıcıları rahatlatacak gibi görünüyor. Çünkü yeni filtreler, VSCO ve Picsart gibi popüler uygulamalardaki filtreleri birinci taraftan sağlıyor. Instagram'daki tek yenilikler bunlardan ibaret değil. Şirket, Reels içerikler için de hummalı bir çalışma içerisinde. Test aşamasına açılan yeni özellikler, Reels video parçalarının döndürülmesine bile imkan tanıyacak. Ayrıca kullanıcı, yaptığı değişikliklerin nasıl bir sonuç ürettiğini tek bir dokunuşla görebilecek. Meta, Reels videolar için yeni yazı tiplerinin de an itibarıyla test edilmeye başladığını açıkladı. Instagram'ın yeni filtreleri kullanıma sunulmuş olsa da test aşamasındaki özelliklerin ne zaman kullanılabilir olacağına ilişkin herhangi bir bilgi yok. Ancak test aşamasındaki özelliklerin de kademe kademe kullanıcılara ulaşacağını düşünüyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/insulin-kesfi-hikayesi-h134051.html", "text": "Dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen ve vücut yeterince insülin üretemediğinde veya etkili bir şekilde kullanamadığında ortaya çıkan kronik bir hastalık olan diyabet, insülin ilacı keşfinden önce kesin olarak ölüm ile sonuçlanıyordu. Diyabetli insanlar, genellikle açlığa ve yetersiz beslenmeye yol açan katı diyetleri takip etmek zorunda kalıyorlardı. Etkili bir tedavi olmadığı için diyabet hastalarının birçoğu, teşhis konulduktan birkaç yıl sonra öldü. Ancak her şey, bundan 100 yıl kadar önce bir grup araştırmacının çalışmasından sonra değişti. İnsülin, hücrelerin kan dolaşımından glikozu emmesine ve enerji için kullanmasına yardımcı olan bir hormondur. İnsülin olmadan glikoz, kanda birikerek yüksek kan şekeri seviyelerine ve çeşitli komplikasyonlara neden olur. Diyabet ve pankreas arasındaki bağlantı ilk olarak 19. yüzyılın sonlarında Alman araştırmacılar Oskar Minkowski ve Joseph von Mering tarafından kuruldu. Pankreasın köpeklerden çıkarılmasının şeker hastalığına neden olduğunu buldular, bu da organın kan şekeri seviyelerini düzenleyen bir şey ürettiğini düşündürdü. Ancak bu maddeyi izole etmenin çok zor olduğu ortaya çıktı. Pek çok bilim insanı, pankreas sıvılarını veya dokularını çıkarmaya ve bunları diyabetik hayvanlara veya insanlara enjekte etmeye çalıştı ancak hiçbiri başarılı olamadı. Pankreas özütleri herhangi bir etkiye sahip olamayacak kadar çok zehirli, çok katışık veya çok kararsızdı. Aslında insülin ilacını can dostlarımız köpeklere borçluyuz. Buluş, 1921'de Frederick Banting adlı genç bir cerrahın Toronto Üniversitesinde fizyoloji profesörü olan John Macleod'a bir fikir belirtmesiyle gerçekleşti. Banting, insülin üreten hücreleri yok eden sindirim enzimlerinin akışını durdurmak için köpeklerin pankreas kanallarını bağlamayı önerdi. Bunun, dejenere olmuş pankreastan daha güçlü bir çıktı elde etmesini sağlayacağını umuyordu. Macleod şüpheciydi ancak Banting'e hipotezini test etmesi için küçük bir laboratuvar alanı ve birkaç köpek vermeyi kabul etti. Ayrıca ona Charles Best adında bir tıp öğrencisini asistan olarak atadı. Banting ve Best, 1921 yazında birlikte köpekler üzerinde çeşitli deneyler yaptılar. Körleşmiş pankreaslardan ham bir ekstrakt üretmeyi ve bunu diyabetik köpeklere enjekte ederek kan şekeri seviyelerini düşürmeyi ve hayatta kalma sürelerini uzatmayı başardılar. İlk insan enjeksiyonu, beklenildiği gibi başarılı olmadı. Bu sonuçlardan cesaret alan Banting ve Best, insülini pankreastan çıkartma yöntemini geliştirdiler ve \"isletin\" adını verdikleri daha saf bir çıktı elde ettiler ve daha sonra ilk kez bir insan hasta üzerinde test ettiler. Hasta, Toronto General Hospital'da şeker hastalığından ölmekte olan 14 yaşında bir çocuk olan Leonard Thompson'dı. 11 Ocak 1922'de ilk adacık enjeksiyonunu yaptı. Enjeksiyon alerjik reaksiyona neden oldu ve kan şekeri seviyeleri üzerinde çok az etkisi oldu. Ancak Banting ve Best pes etmedi. Saflaştırma süreçlerini iyileştiren ve adını \"insülin\" olarak değiştirdikleri daha etkili bir özüt üreten bir biyokimyacı olan James Collip ile iş birliği yaptılar. 23 Ocak 1922'de Leonard Thompson ikinci insülin enjeksiyonunu aldı. Bu sefer kan şekeri seviyeleri önemli ölçüde düştü ve semptomları önemli ölçüde düzeldi. İnsülin ile başarılı bir şekilde tedavi edilen ilk kişi oldu. Tatlı bir anekdot: Ölümü bekleyen çocuklarla dolu hastane, umutla dolu bir sevinç yuvasına dönüşüyor. 1922 yılında insülin keşfi tam olarak tamamlanıp hastalar üzerinde uygulanmaya başlanmasının ardından bir grup bilim insanı, Toronto Hastanesi'ne gitti. Bu hastanede 50'nin üzerinde diyabet hastası çocuk 'tedavi' görüyordu. Ancak birçoğu komadaydı ve diyabetik keto-asidozdan ölüyorlardı. Komada olmayanlar ise kaçınılmaz olarak ölümle sonuçlanan katı bir diyete tabi tutuluyorlardı. Bunun onları tedavi edeceği umuluyordu. Bu ölüm döşeğinde olan çocuklar, hastaneye insülin aşısı ile gelen bir grup bilim insanı tarafından kurtarıldı. Bilim insanları, taze keşfedilmiş bu saflaştırılmış insülin özünü çocuklara enjekte etmeye başladılar. Tedavi süreci tabii ki kısa sürmedi, 4 aylık bir süreç idi. Ancak son çocuğa insülin aşısı yapıldığı sırada aşı yapılan ilk çocuklar yavaş yavaş uyanmaya başladı. Ardından komada olan çocuklar uyandı. Komada olmayanlar ise tam anlamıyla iyileşti. Ölüm ve kasvete bürünmüş bu hastane, birdenbire neşe ve umut taşan bir haneye dönüştü. Ancak bu başarı, beraberinde büyük etik tartışmaları da getirdi. İnsülin keşfinin haberi tüm dünyada hızla yayıldı ve Banting ve meslektaşları kahraman ilan edildiler. İlk keşiflerinden sadece iki yıl sonra, 1923'te Nobel Fizyoloji/Tıp Ödülü'ne layık görüldüler. Ancak, başarıları bazı tartışmalar ve zorluklarla geldi. En büyük tartışmalardan biri, insülin araştırmalarında hayvanların kullanılmasıydı. Banting ve Best, deneylerini köpekler üzerinde gerçekleştirdi ve diğer birçok bilim insanı, insülin üretimi ve testi için hayvanları kullanmaya devam etti. Hayvan hakları aktivistleri, gereksiz acılara neden olduklarını ve hücre kültürü veya sentetik insülin gibi alternatiflerin araştırılması gerektiğini savunarak bu uygulamaları eleştirdiler. Bir başka tartışma da insülin üzerindeki patent haklarıydı. Banting ve ekibi, insülinin patentini Toronto Üniversitesine sadece 1 dolara sattılar, insülinin geniş çapta bulunabileceğine ve uygun fiyatlı olacağına inanıyorlardı. Ancak üniversite daha sonra insülin piyasasını tekelleştiren ve yüksek fiyatlar belirleyen ilaç firmalarına haklarını satarak birçok hastanın insüline ulaşmasını zorlaştırdı. Bu zorluklara rağmen, insülin sayısız hayatı kurtarmaya ve daha fazla araştırmaya ilham vermeye devam etti. Bilim insanları, farklı hasta ihtiyaçlarına uyacak şekilde hızlı etkili, uzun etkili ve kombinasyon insülin gibi farklı insülin türleri keşfettiler. Ayrıca diyabetli kişilerin durumlarını daha etkili bir şekilde yönetmelerine yardımcı olmak için insülin pompaları, sürekli glikoz monitörleri ve diğer cihazlar geliştirdiler. Her ne kadar tartışmalara sebep olsa da insülin, tıp tarihinin en büyük keşiflerinden birisi. Günümüzde insülin, diyet, egzersiz ve diğer ilaçlarla birlikte diyabetli insanlar için kritik bir tedavi olmaya devam etmektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonu'na göre, dünya çapında 20-79 yaş arası yaklaşık 463 milyon yetişkin diyabet hastası ve bu sayının 2045 yılına kadar 700 milyona ulaşması bekleniyor. Nihai hedefi diyabet için bir çare bulmak olan insülin araştırmaları ve yenilikleri devam etmektedir. İnsülinin keşfi, tıp tarihinde bir dönüm noktası oldu ve ilk kez kronik ve ölümcül bir hastalığın bir ilaçla tedavi edilebildiğine işaret etti. Bu, insülini gerçeğe dönüştürmek için birçok engeli ve zorluğu aşan, çeşitli araştırmacı gruplarının merakının, yaratıcılığının ve iş birliğinin bir sonucuydu."} {"url": "https://www.webtekno.com/intel-core-ultra-islemci-ozellikler-h139340.html", "text": "AMD geçtiğimiz hafta yeni yapay zeka çiplerini duyurmuştu. Bugün ise benzer bir hamle Intel'den geldi. Teknoloji devi, düzenlediği bir etkinlikle şimdiye kadar Meteor Lake ismiyle anılan yeni nesil Core Ultra mobil işlemcilerini resmen tanıttı. Yeni Core Ultra CPU'lar, herkesin aklına kazınan i ismini kaldırırken Intel'i yapay zeka PC dönemine iddialı bir şekilde sokuyor. Yeni çipler, şirketin yapay zeka görevlerini hızlandıran nöral işleme ünitesine sahip ilk işlemcileri olarak da kayıtlara geçiyor. Intel'in açıklamalarına göre Core Ultra, rakiplerinin önünde bir işlemci olarak. Şirket, çiplerin AMD'nin Ryzen 78440U'suna kıyasla %79'a kadar daha az güç kullandığını belirtiyor. Intel Core i7-1370p'ye göre ise %25 daha az güç tükettiği iddia ediliyor. Aynı zamanda çok iş parçacıklı görevler için rakiplerinden %11 daha hızlı olduğu da açıklandı. Bu rakipler arasında yine AMD Ryzen 7 7840, Qualcoom Snapdragon 8cx, Apple'ın M3 silikon çipi gibi işlemciler var. AMD'nin yeni 8040 yongalarıyla ise bir karşılaştırma yapılmadı. Core Ultra serisi, şirketin yeni Intel 4 (7nm) sürecinden geçerek geliştirildi. Bunun dışında çok fazla olmasa da oyun konusunda da bazı iyileştirmeler var. Intel, Ultra 7 165H'nin Baldur's Gate 3'ü orta grafik ayarlarında i7 1370P'den iki kat daha hızlı oynatabildiğini söylüyor. Resident Evil Village'da ise eski Intel çiplerine kıyasla %95 daha hızlı olduğunu ekliyor. Intel Arc desteğini de unutmayalım. Başta da söylediğimiz gibi Core Ultra, NPU'yla birlikte gelecek. Bu da çiplerin yapay zeka odaklı olmasını sağlıyor. Bu da arkan planları bulanıklaştırmadan video aydınlatmalarını geliştirmeye kadar birçok yapay zeka görevlerini yerine getirmesini sağlıyor. Ayrıca %70'e kadar daha hızlı üretken yapay zeka performansı sunabildiği de ekleniyor. 10'dan fazla çipten oluşan Core Ultra ailesi, 16 çekirdek / 22 iş parçacığına sahip Ultra 7 165H'ye odaklanılarak tanıtıldı. Ayrıca daha güçlü Ultra 9 185H de var. Biraz daha hızlı GPU performansı, 5.1 GHz maksimum hız ve 16 çekirdek/22 iş parçacığıyla gelen bu işlemci, 2024 yılından önce gelmeyecek. Tabii ki her zamanki gibi daha küçük cihazlarda kullanılacak çok sayıda gücü daha az işlemciler de seride yer alacak. Son olarak çiplerin ilk olarak MSI ASUS, Lenovo ve Acer gibi dev markaların yeni tanıttığı dizüstü bilgisayarlarda karşımıza çıkacağını söyleyelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/intel-islemci-gol-adi-kullanma-nedeni-h139344.html", "text": "Intel'in işlemci isimlerinde bir 'tema' fark ettiniz mi? Örneğin Coffee Lake, Comet Lake ya da Tiger Lake gibi isimler dikkatinizi çekmiş olabilir. Evet, şirketin çoğu işlemci serisi, göl isimleriyle adlandırılmış. İlk başta Intel, işlemcilerini sadece göllere atıfla adlandırmıyordu. Önceleri, Intel kod adları sadece coğrafi özelliklere bağlı değildi. Geçmiş zamanlarda işlemciler daha az karmaşıktı ve genellikle şehir isimlerine ek olarak işlemcilerin tasarlandığı şehirler de kod adı olarak kullanılmıştı. Örneğin, 2008 yılında piyasaya sürülen Core i7 ve Xeon CPU'lar \"Bloomfield\" adını taşıyordu ki bu isim New Jersey'deki bir ilçeyi temsil ediyordu. Ancak 2007'ye kadar Intel, haritada bulunmayan veya gerçek bir yerle bağlantılı olmayan kod adları da kullanmıştı. Bu dönemde, Sandy Lake gibi isimler ortaya çıktı. İlk başta Gesher olarak adlandırılan bu işlemci, daha sonra İsrail'deki bir siyasi partiyle aynı adı taşıdığı ortaya çıkınca değiştirildi. Yani başlangıçta Intel, sadece göllere odaklanmamıştı. Intel'in işlemci isimlendirmesindeki değişiklikler zaman içinde evrim geçirdi. Gelecek yıllarda Intel, önceki şehir adlarından ve harita referanslarından vazgeçerek coğrafi özelliklerden, dağlardan, nehirlerden ve göllerden esinlenen yeni bir isimlendirme yaklaşımına geçmeye karar verdi. Özellikle son zamanlarda göl isimlerine odaklanan Intel; örneğin, 8. nesil Intel CPU'larına Coffee Lake, 10. nesilde Comet Lake ve 11. nesilde Tiger Lake gibi isimler verdi. Coffee Lake, gerçek bir göl olan Wisconsin'deki Bayfield County'deki bir göle; Comet Lake, Ohio'daki Summit County'de bulunan bir göle; Tiger Lake ise Florida'nın Polk ilçesindeki bir göle atıfta bulunuyordu. Kuzey Amerika'daki farklı göllerden esinlenmiş gibi görünse de aslında bu isimlendirme tamamen rastgele bir tema üzerine kuruluydu. Intel'in stratejik planlama müdürü Jeff Tripp'e, \"Kod adı seçerken hangi gölün seçileceği konusunda bir kriter var mı?\" diye sorulduğunda ise \"Açıkçası güç, hız gibi bir imaj veren isimlere ihtiyaç duyuyoruz.\" diyor. Ayrıca Tripp, takımın bir ara \"Strawberry Lake\" adında bir kod adı düşündüğünü ancak bu ismin birçok kişiye çocuk oyuncakları olan Strawberry Shortcake'i hatırlatacağını düşündüklerinden vazgeçildiğini belirtiyor. Intel'in işlemcileri için kullanılan kod adları, şirketin ticari sırlarını koruma stratejisinin bir parçasıydı. Kod adları, projelerin detaylarını rakiplerinden ve halktan gizli tutarken şirketin rekabet avantajını korumasına yardımcı oluyordu. Bu kod adları sayesinde de Intel, geliştirdiği ürünler hakkında bilinmezliklerinden dolayı piyasada büyük bir merak uyandırıyordu. Yani sizin de anlayacağınız üzere diğer bir nedeni de pazarlama stratejisiydi. İşlemcilere atfedilen bu coğrafi isimler, ürün lansmanlarını ve duyurularını daha heyecan verici kılıyordu. Örneğin, bir kullanıcı bir işlemci satın almayı düşündüğünde, Tiger Lake veya Comet Lake gibi isimler gördüğünde ürün daha ilgi çekici geliyor ki bu da pazarlama açısından ürünün daha hatırlanabilir ve satın alınabilir olmasını sağlıyordu. Başka isimler kullanmamalarının ardında ise pek tabii tahmin edebileceğiniz nedenler yatıyor. Herhangi bir şirketin, ürünlerini adlandırırken kaçınmak istediği ana sorun, ticari marka ihlalleridir. Intel, Big Mac gibi bir isim seçemez çünkü bu, McDonald's tarafından ticari marka tescili yapılmıştır. Tabii bu sadece küçük bir örnek. Intel çalışanısınız ve rastgele bir isim aklınıza geliyor ancak bir bakıyorsunuz ki bu ismin hak sahibi çoktan var. Şirketi ne kadar zor bir duruma soktuğunuzu böylelikle tahmin edebilirsiniz. Örneğin; 90'lı yıllarda piyasaya sürdüğü Batman's Revenge, Intel'in epey bir sorun yaşamasına sebep olmuş. - Windows tuşuna basın ve \"Sistem Bilgisi\" yazın. - Açılan pencerede \"İşlemci\" bölümüne gidin ve işlemci adını kopyalayın. - İnternette bu adı aratarak, Intel'in web sitesinde kod adınızı bulabilirsiniz. - Spotlight Aramasını açmak için Command + Boşluk Çubuğuna basın. - Terminal'ı açın ve bu kodu yapıştırın: sysctl -a | grep machdep.cpu.brand_string - Terminalde görünen işlemci adını kopyalayın. - İnternette bu adı aratarak, Intel'in web sitesinde kod adınızı bulabilirsiniz. Sizce Intel'in işlemci isimlendirme stratejisi doğru bir tercih mi ya da hangi tema veya isimlendirme stratejisi sizce daha etkileyici olabilir? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/internet-akil-sagligimizi-kotu-etkilemiyor-arastirma-h138905.html", "text": "Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte internette daha fazla zaman geçirmeye başladık. Bu süreçten memnun olmayan pek çok kişi, internetin insanlara zararlı olduğunu, insanları daha mutsuz ve zihinsel hastalıklara daha açık hale getirdiğini söylemeye başladı. Bu iddialar elbette bilim insanlarının da ilgisini çekti. 168 ülkeden, yaşları 15 ila 89 arasında değişen iki milyon kişinin verilerini inceleyen araştırmacılar ilginç sonuçlarla karşılaştı. Evet, internette zaman geçirdiğinde insanların negatif deneyimlerinin sayısı artıyordu ancak pozitif deneyimlerinin de sayısı aynı yönde değişiyordu. Ortaya çıkan sonuç, internetin aslında söylendiği gibi o kadar da kötü olmadığını gösterdi. Oxford İnternet Enstitüsü tarafından koordine edilen bu dev çalışmayla ilgili olarak yapılan açıklamada, zayıf ya da düşük zihinsel sağlık ile internet kullanımının arasında bir ilişki olması halinde, bu kadar büyük bir araştırmada bu bağın ortaya çıkması gerektiği ifade edildi. Araştırmada herhangi bir yaş ya da cinsiyet grubunda olumsuz etkiler gözlemlenmezken, kadınların internet yaygınlaştıkça daha mutlu olduğuna da dikkat çekildi. Araştırmada sosyal medya özel olarak incelenmedi. Çalışma ev ve mobil internet kullanımlarına odaklanırken, özel olarak farklı platformların etkileri incelenmedi. Genel olarak internetin tamamının kötü olduğu yönündeki iddialar test edildi. Bilim insanları, çeşitli ülkelere ait ve 2000-2019 arasını kapsayan anksiyete, depresyon ve kendine zarar verme eğilim verileri ile internet kullanım oranlarını karşılaştırıldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/internet-en-ucuz-en-pahali-oldugu-ulkeler-h113353.html", "text": "İnternet artık hayatımızın olmazsa olmazı haline gelmiş durumda. Öyle ki bazı ülkeler, belli bir hızda internet hizmetinin insanlara sunulmasını şart olarak belirlemiş durumda. Picodi Türkiye'nin son araştırması, internet açısından dünyadaki konumumuzu anlamayı kolaylaştırırken, aynı zamanda en pahalı ve en ucuz internet olan ülkeleri de ortaya çıkarıyor. Picodi tarafından yapılan araştırmada, Dünya çapında en yaygın olarak sunulan internet hızının 100 Mbps olduğu ifade edildi. Fiyat karşılaştırması da 100 Mbps hızındaki internet servisi üzerinden yapıldı. Araştırmada kampanyasız ve sadece internet içeren hizmetler dikkate alındı. Fransa, Çin, İspanya, Singapur gibi 100 Mbps hızın yavaş bulunarak müşterilere sunulmadığı ülkeler ise bu listede yer almadı. 100 Mbps bağlantı hızının en pahalı olduğu ülkeler arasında Norveç başı çekti. Ülkede aylık 100 Mbps internet bağlantısı bedeli 76,40 euro oldu. Onu İzlanda (59,50 euro) ve Avustralya (58,30 euro) takip etti. En uygun fiyatlı internet ise Rusya (5,30 euro), Ukrayna (5,60 euro) ve Romanya'da (6,10 euro) kullanıma sunuldu. Türkiye de aylık 10,1 euroluk 100 Mbps internet ücretiyle en uygun fiyatlı internet hizmeti sunulan ülkeler arasında yer aldı. Aylık 20 euro (yaklaşık 600 TL) karşılığında alınabilen bant genişliklerine bakıldığında ise Türkiye oldukça üst sıralarda yer aldı. 20 euroya 1,2 Gbps bağlantı hizmeti sağlayan Letonya'nın ardından Türkiye, 13 diğer ülkeyle birlikte 2. sırada yer alıyor. Dünya genelinde 1 Gbps bağlantının maliyetinin azaldığı da göze çarptı."} {"url": "https://www.webtekno.com/ios-16-7-1-yayinlandi-h137785.html", "text": "Şu sıralar daha çok iOS 17 nedeniyle gündemde olan ABD merkezli teknoloji devi Apple, iOS 17'ye geçiş yapmayanlar ile iOS 17 güncellemesini hiç almayan iPhone'lar için yeni bir güncelleme yayınladı. iOS 16.7.1 kodlu bu güncelleme, tüm kullanıcılara şiddetle tavsiye ediliyor. Çünkü Apple, bu güncellemede bazı kritik güvenlik açıklarını kapattı. iOS 16.7.1, iPhone'lara herhangi bir yenilik getirmiyor. En azından Apple, konuyla ilgili açıklamasında bununla ilgili bir şey söylemedi. Aslında şirketin yaptığı açıklama çok netti. Eğer bilinen güvenlik açıklarından etkilenmek istemiyorsanız, kullandığınız iPhone'u derhal güncellemeniz gerekiyor. - Adım #1: Telefonun \"Ayarlar\" bölümüne girin. - Adım #2: \"Genel\" seçeneğine dokunun. - Adım #3: \"Yazılım Güncelleme\" bölümüne girin. - Adım #4: iOS 16.7.1 güncellemesini indirin ve yükleme işlemini tamamlayın. Bu güncelleme önemli güvenlik düzeltmeleri sağlıyor ve tüm kullanıcılara tavsiye ediliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ios-17-1-yeni-ozellikler-h137993.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, iOS 17'nin yeni sürümü iOS 17.1'i bugün kullanıma sunmaya başladı. Yeni sürüm, geçtiğimiz aydan beri betadaydı. Bugün ise nihayet kullanıcılarla buluştu. iOS 17.1'in yeni yeni çıkmaya başladığını, henüz herkese gelmemiş olabileceğini belirtelim. Geldiğinde Ayarlar kısmında bir bildirimle karşılaşacaksınız. Peki iOS 17.1, hangi özelliklerle donatılacak? Bu içeriğimizde, iOS 17.1'in yeni özelliklerine ve gerçekleştireceği hata düzeltmelerine değineceğiz. - Adım #1: iPhone'u şarja takın. - Adım #2: Bir Wi-Fi ağına bağlanın. - Adım #3: \"Ayarlar\" sayfasını açın. - Adım #4: \"Genel\" sayfasını açın. - Adım #5: \"Yazılım Güncelleme\" bölümüne girin ve iOS 17.1'i indirip yükleyin. Apple, WWDC 2023 etkinliklerinde, iPhone'lar arasında veri paylaşımı yapılmasını sağlayan AirDrop özelliğinin, cihazların birbirlerinden uzaklaştığında da aktarıma devam edebileceğini açıkladı. Ancak bu özellik, iOS 17.0'de kullanıcılara ulaşmadı. Bu durum, yeni sürümde değişecek. AirDrop aktarımları Wi-Fi'a ek olarak, hücresel veri aracılığıyla da yapılabilecek. iOS 17.1, Apple'ın çevrim içi müzik platformu Apple Music'e de el atacak. Uygulama, yeni bir \"Favoriler\" bölümüne ev sahipliği yapacak. Yeni filtreleme seçenekleriyle kullanıcının favori müziklere ulaşması daha da kolaylaşacak. Ayrıca bundan sonra çalma listeleri özelleştirilebilecek. Tüm bunlara ek olarak; çalma listelerinin alt kısmında, çalma listesinin havasına uygun müziklerin tavsiye edildiği bir bölüm olacak. iOS 17'deki en büyük özelliklerden biri \"Bekleme Modu\" olarak karşımıza çıktı. Bu özellik, telefon şarjdayken bazı bilgilerin ekranda gösterilmesini sağlıyordu. iOS 17.1, bu yeni özellik için daha fazla seçenek sunmaya başlayacak. iOS 17.1, Apple Wallet uygulamasının da kapsamını genişletecek. Apple, bazı bankalar ile iş birliği yaptı ve bu kapsamda kullanıcıların, kredi kartlarıyla ilgili daha fazla bilgi sunulmasını sağlayacak. Ancak bu yenilik, alnızca Birleşik Krallık'ta sunulacak. iPhone'lardaki kilit ekranları, iOS 16'dan beri karışık fotoğraf desteği sunuyor. Bu özellik, kullanıcının galerisinde bulunan görüntülerin rastgele seçilip, telefon her uyandırıldığında farklı bir duvar kağıdı gösterilmesini sağlıyordu. Ancak kullanıcılar, bu özelliğin ince ayar yapmaktan yoksun oluşundan rahatsızdılar. iOS 17.1, bu durumu değiştirecek. Kullanıcılar, artık yeni bir albüm oluşturup bu albümdeki duvar kağıtlarının gösterilmesini sağlayabilecek. iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max'te eylem butonu kullanılmaya başladı. iOS 17.1 ile bu butonun optimizasyonu iyileştirilecek. Ayrıca yanlışlıkla dokunmalara karşı da yeni bir koruma katmanı oluşturulacak. Telefon cepteyken eylem butonuna basılma durumu ortadan kalkmış olacak. Apple, bunlar dışında Fransa'daki radyasyon endişelerini de bu güncellemeyle giderecek. Fransa, geçtiğimiz ay iPhone 12'lerin yasal sınırdan fazla radyasyon yaydığını duyurarak cihazın satışlarını askıya almıştı. Yeni güncelleme, bu sorunu çözecek. - Ev uygulamasında bilinen sorunlar giderildi. - Ekran süresi özelliğindeki senkronizasyon sorunu çözüldü. - Apple Watch entegrasyonu sırasında yaşanan konum gizlilik ayarının sıfırlanması hatası çözüldü. - Biriyle konuşurken yeni bir arama geldiğinde yaşanan isim göstermeme hatası giderildi. - Satın alınan zil seslerinin SMS için kullanılmasını engelleyen hata çözüldü. - Klavyede yaşanan donma problemi çözüldü. - iPhone 14 ve iPhone 15'te yaşanan kilitlenme algılama hataları giderildi. - Ekran görüntüsünün donması sorunu çözüldü."} {"url": "https://www.webtekno.com/ios-17-2-1-guncellemesi-bazi-iphone-lari-bozdu-hucresel-baglanti-yapilamiyor-h139732.html", "text": "iOS 17 işletim sistemi, yayınlandığı ilk günden bu yana pek çok sorun ile gündeme geldi. Apple, aradan geçen 3 aylık süreçte pek çok sorunu giderdi ancak bazı sorunlar giderilirken yerine yenileri de eklendi. Bunlardan sonuncusu, hücresel bağlantı problemleri oldu. Aktarılan bilgilere göre iOS 17.2.1 güncellemesini yükleyen bazı kullanıcılar, servis sağlayıcılarına bağlanamıyorlar ve hücresel veri kullanamıyorlar. Apple, söz konusu sorun ile ilgili henüz herhangi bir açıklamada bulunmadı. Şimdilik bildiğimiz tek şey, sorunun tüm kullanıcıları değil büyüklüğü belli olmayan bir grubu etkilediği. Bazı kullanıcılar, sorunun çözümü için cihazlarını sıfırladıklarını ancak herhangi bir fayda göremediklerini belirtiyor. Dolayısı ile kesin çözüm için Apple'ın iOS 17.2.2 ya da 17.3 güncellemesi ile sorunu çözmesini beklemekten başka çare yok gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ios-17-2-yeni-ozellikler-h138169.html", "text": "Geçtiğimiz aylarda iOS 17.1'i yayımlayan Apple, şimdi de işletim sisteminin bir sonraki sürümünü kullanıcılarıyla buluşturdu. Birçok önemli yeniliği beraberinde getiren iOS 17.2, geçtiğimiz dakikalarda resmen yayımlandı. Bu içeriğimizde, iOS 17.2 ile kullanıma sunulacak yeni özelliklere yakından bakacağız. Hazırsanız başlayalım. - Adım #1: iPhone'u şarja takın. - Adım #2: Bir Wi-Fi ağına bağlanın. - Adım #3: \"Ayarlar\" sayfasını açın. - Adım #4: \"Genel\" sayfasını açın. - Adım #5: \"Yazılım Güncelleme\" bölümüne girin ve iOS 17.2'i indirip yükleyin. iOS 17.2'deki en büyük yeniliklerden bir tanesi, dijital günlük olarak kullanılacak Journal uygulaması olacak. Kullanıcı, bu uygulamada fotoğraf, ses kaydı ve konum verilerini de kullanabilecek. Hayatınızda yaşadığınız deneyimleri ekleyebileceğiniz Journal'ı Face ID ile kilitleyebileceksiniz. iOS 17.2, iPhone 15 Pro modellere uzamsal video çekme özelliği getiriyor. Bu özellik, telefonunuzdan 3 boyutlu videolar çekmenize olanak tanıyacak. Bu videolar da şirketin haziran ayında tanıttığı ve 2024'te piyasaya süreceği Vision Pro karma gerçeklik gözlüğünden izlenebilecek. Kullanıcılar, uzamsal videoları gözlükten izlerken tıpkı o videonun içerisindeymiş gibi hissedecek. iPhone 15 Pro ile iPhone 15 Pro Max'te bulunan eylem düğmesi, artık çeviri özelliğini de destekleyecek. Bu sayede kullanıcının çeviri deneyimi iyileşmiş olacak. Yeni güncelleme, iMessage için önemli yenilikler getirecek. Siber saldırı riski altında olduğunu düşünen kullanıcılar, kişi anahtarı doğrulaması özelliği sayesinde karşısındaki kişinin gerçekten görüştüğü kişi olup olmadığını anlayabilecek. Ayrıca iMessage'ın yanıtlama özelliği, artık çıkartmalar için de kullanılabilecek. iOS 17.2'de, Apple Music için etkileyici bir özellik bulunacak. Kullanıcılar, bu özellik sayesinde ortak çalma listeleri oluşturabilecekler. Evet, Spotify bu özelliğe çok uzun zamandır sahipti. Bu arada; Apple Music, artık favorilere eklediğiniz şarkılar için otomatik çalma listesi oluşturacak. Tüm bunlara ek olarak; Apple Music'te dinleme geçmişinizi geçici olarak kapatabileceksiniz. Apple, iOS 17.2'de Apple TV uygulamasının tasarımını yeniliyor. Ayrı ayrı sekmeler kaldırılacak. Apple'ın bir süredir kullanımda olan \"Acil durum uyarıları\" özelliği, iOS 17.2'de iyileştirilecek. Apple, artık nokta atışı konum özelliği ile hizmetin daha iyi çalışmasını sağlayacak. Tabii bunun isteğe bağlı bir özellik olduğunu belirtelim. iOS 17.2, hava durumu hizmeti için yenilenen widget'lar oluşturdu. Apple, iOS 17.2'de yeni bir dijital saat widget'ı oluşturdu. iOS 17 ile hayatımıza giren kişi posteri özelliği, iOS 17.2'de daha fazla özelleştirme seçeneğine sahip olacak. Kullanıcılar, gökkuşağı şeklinde yazı yazabilecekler. iOS 17.2, Memoji uygulamasını da iyileştirecek. Kullanıcılar, bel, göğüs, kol ve omuzlarını özelleştirebilecekler."} {"url": "https://www.webtekno.com/ios-17-3-yeni-ozellikler-h139280.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde iOS 17.2'nin kararlı sürümünü kullanıcılarla buluşturan ABD merkezli teknoloji devi Apple, iOS 17.3 ile ilgili çalışmalarına da başladı. Bu bağlamda; yeni sürümün ilk geliştirici beta güncellemesini yayımlayan şirket, iOS 17.3 ile gelecek özellikleri de ortaya koymuş durumda. Peki iOS 17.3 ile iPhone sahiplerine hangi yeni özellikler ulaşacak? Bu içeriğimizde, iOS 17.3'ün ilk geliştirici beta sürümünde tespit edilen yeni özelliklere yakından bakacağız. iOS 17.3'te karşımıza çıkan en önemli özellik, \"Çalıntı cihaz koruması\" olacak gibi görünüyor. Zira bu yeni özellik, iPhone sahipleri için oldukça geniş kapsamlı bir güvenlik katmanı oluşturacak. Özellik etkinleştirildiğinde, pek çok işlemin yapılabilmesi için FaceID veya TouchID'nin kullanılması gerekecek. Telefon çaldırmak, günümüzde yaygın olarak yaşayabileceğimiz sorunlardan bir tanesi. Ancak böyle bir durum da kötü olan tek şey sadece telefonun çalınması olmuyor. Hırsızlar, çaldıkları telefonlardaki kişisel verilere de ulaşıyorlar. Bunun sonucunda da banka hesaplarının boşaltılması ve bilgi dahilinde olmayan kredi kartı çıkartma gibi pek çok şey yaşanıyor. İşte iOS 17.3'ün çalıntı cihaz koruması özelliği, tüm bunları engellemeye odaklanıyor. Çalıntı cihaz koruması özelliğini aktif eden kullanıcı, Safari'deki kayıtlı şifreleri görüntülemek veya telefonu fabrika ayarlarına döndürmek gibi aklınıza gelen her türlü işlem için biyometrik doğrulama yapmak zorunda kalacak. Biyometrik doğrulama yapılamaması halinde, telefondaki kişisel verilere ulaşmak mümkün olmayacak. iOS 17.2'nin beta sürümlerinde gördüğümüz özelliklerden biri, Apple Music uygulamasına eklenecek olan ortak çalma listesi oluşturma özelliğiydi. Ancak bu özellik, kararlı sürüm ile kullanıcılara ulaşmadı. Dün yayımlanan iOS 17.3 betası, bu özelliğe ev sahipliği yapmaya devam ediyor. iOS 17.3 henüz çok yeni olduğundan tespit edilen özelliklerin sayısı da oldukça az. Ancak bunun gelecekte değişeceğine inanıyoruz. Yeni özellikler tespit edildikçe bunları sizlere aktarmaya devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-15-pro-garip-problem-h139809.html", "text": "Bir Reddit kullanıcısı, iPhone 15 Pro cihazında bir gariplik fark etti. Telefonun arka kısmı, kenarlardan başlayarak soyuluyordu. Reddit'teki diğer paylaşımlarda başka kullanıcılar da benzer sorunlarla karşı karşıya olduklarını açıkladı. Yine de bu sorun şimdilik kronik gibi gözükmüyor. İlk paylaşımı yapan Reddit kullanıcısı, yaptığı paylaşımda \"arka kenarlardaki yapıştırıcı sökülüyor\" ifadelerini kullandı. Normalde Rhinoshield Mod NX kılıf kullanan bu kişi, sorunu kılıf kullandığı için telefonu aldıktan 1,5 ay sonra keşfettiğini söyledi. Kullanıcı, \"Etiketin arka kısmı tamamen çıkacakmış gibi geliyor.\" diye yazdı. Bir diğer kullanıcı ise kenarlardan siyah yapıştırıcı çıktığını ifade etti. Bu kişinin sıkıntıyı fark etmesini sağlayan şey ise kılıfını çıkarıp temizlemesi oldu. Bir başka kullanıcı ise iPhone 15 Pro ile benzer bir sorun yaşadığını söyledi. Bu kullanıcı, 2 günlük iPhone 15 Pro'sunda bu sorunu fark edince Apple'a gittiğini ve Apple'ın, arka kısımda kullanılan yapıştırıcının doğru şekilde uygulanmadığını söyleyerek telefonu değiştirdiğini belirtti. Başka kullanıcılar da bu yapıştırıcı sorununa dikkat çekerek kullanıcıları, telefonlarını özellikle sıvı temasından korumaları yönünde çağrıda bulundu. Daha önce iPhone 14 Pro'larda böyle bir sorun olduğunda arka birimin tamamının değişmesi gerekiyordu ancak yeni modellerde sadece arka camı değiştirerek sorunu çözmek mümkün olabiliyor. Siz de iPhone 14 ya da iPhone 15 Pro ile benzer sorunlar yaşadınız mı? Yorumlarınızı bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-16-pro-ayni-islemciyle-gelecegi-ortaya-cikti-h139500.html", "text": "Bir yandan iOS 17'yi güncellemeye devam eden Apple, bir yandan da iOS 18 üzerinde çalışmalarına başlamış durumda. Crystal kod adıyla geliştirilen işletim sistemi, henüz piyasaya çıkmamış olan dört iPhone modelini şimdiden ortaya çıkardı. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Apple'ın gelecek yıl da 4 iPhone modeli piyasaya sürmesi bekleniyor ki kodlar, bu konuda herhangi bir sürpriz sunmuyor. Ancak işlemci tarafına baktığımızda durum değişiyor. - D47 - iPhone 16 - D48 - iPhone 16 Plus - D93 - iPhone Pro - D94 - iPhone 16 Pro Max Esas önemli olan nokta ise iPhone 16 serisinin tamamında aynı çipin kullanılacağının ortaya konması. t8140 - Tahiti adı verilen bu çip -ki biz onu A18 olarak karşılayacağız- kodlarda ortaya çıkan dört iPhone modelinde de kullanılacak olarak gösteriliyor. Yani iPhone 14 ve iPhone 15 serisinde standart modellerde bir nesil eski işlemci kullanan Apple, en azından iOS 18'in erken aşama kodlarına göre iPhone 16'da Pro modellerle aynı işlemciyi kullanacak. Ancak bu iyi haber, bir kötü haberin de ipucunu sunuyor olabilir. iPhone 15'te A16, iPhone 15 Pro'da ise A17 işlemci bulunuyor. Eğer Apple, iPhone 16'da direkt A18 işlemci kullanırsa standart modeller, bir yılda iki nesil işlemci yükselmiş olacak. Bu durum, muhtemelen cihazların maliyetlerine de yansıyacak ve standart modellerde fiyat artışıyla karşılaşmamız mümkün olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-16-yeni-ozellik-sunmayacagi-one-suruldu-h139789.html", "text": "Apple, geride bıraktığımız eylül ayında iPhone 15 serisini resmen tanıttı ve Apple hayranlarını pek çok açıdan etkilemeyi başardı. Özellikle üretken yapay zeka özellikleriyle iPhone 16 modellerinin daha da dikkat çekici olması bekleniyor ancak Barclays, bu beklentilerin tam tersi bir rapor sunmuş durumda. İngiliz finans kuruluşu Barclays, dünyanın piyasaya değeri en yüksek şirketi olan Apple hakkında yatırımcıların keyiflerini kaçıran bir rapor yayımladı. Rapora göre iPhone 16 serisi, çok da ilgi çekici olmayacak ve iPhone satışları geride bıraktığımız yıllara göre ciddi şekilde düşecek. Tabiki bu düşüş, Apple'ın piyasa değerinin de ciddi şekilde gerilemesine yol açacak. Barclays'a göre özellikle Çin'deki iPhone 15 satışları, mevcut modelin ilgi görmediğinin açık bir göstergesi. Daha da önemlisi gelecek eylül ayında tanıtılacak iPhone 16'nın iPhone 15'e kıyasla dikkate değer yeni bir özellik sunmayacağı ifade ediliyor. Apple dijital hizmetler ve diğer ürünleri ile gelir dağılımını değiştirmeye çalışsa da iPhone'lar, hala Cupertinolu teknoloji devinin gelirinin yarısını oluşturuyor. Rapora göre iPhone satışlarındaki gerileme, iPhone hisselerinde %17'e varan bir düşüşe neden olacak. Bu gerçekleşir mi ön görmek zor ancak Barclays'ın söz konusu raporunun bile Apple hisselerinin %4'ten fazla düşmesine yettiğini belirtelim. 2023'ün son işlem gününü 192,53 hisse fiyatıyla kapatan şirketin 2024'ün ilk işlem günündeki hisse başına fiyatı, 184,33 dolara gerilemiş durumda."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-altin-borsa-hangisi-kar-getirdi-h139602.html", "text": "Ülkemizde sürekli olarak artan fiyatlarıyla bir yatırım aracının değerlemesini aratmayan \"iPhone\". 2023'ün ilk günündeki fiyatlar ve 29 Aralık 2023 Apple mağazasında bulunan fiyatlara göre iPhone 14 128 GB, iPhone 14 Plus 128 GB ve iPhone SE 2022 64 GB fiyatı %50'nin biraz üzerinde yükseldi. iPhone 13 128 GB fiyatındaki yükseliş ise %50'nin biraz altında kaldı. Ons altın 2023'e 1.928 dolardan başladı ve 2.148 dolara kadar yükselerek ATH yaptı. Bu da 2023'te ons altın getirisinin %11,41 olduğu anlamına geliyor. Bizi en çok ilgilendiren gram altına bakacak olursak; gram altın, 2023'e 1.095 Türk lirasından başladı ve 1.994 TL'de yeni bir rekor seviyeye imza attı. Yani 1 gram altın, 2023'te %82 değer kazandı. Altın fiyatlarının 2023'te hem küresel olarak hem de ülkemizde neden yükseldiğinin arkasında 2023'ün belirsizlikler ile dolu olması yer alıyor. Yani büyük yatırımcılar bu yıl bir kez daha ana değer koruma varlığı olarak altını tercih etti. BİST 100 endeksi 2023'e 5.568 puanda başladı ve 8.562 puana kadar yükselerek yeni bir rekora imza attı. BİST yılın ilk gününden bu rekor seviyeye kadar %53,61'lik bir yükseliş yaptı. Ancak endeksin dolar karşısındaki yıllık olarak performansı çok da iyi olmadı. Endeks, 2023'e 294,41 puanda başladı ve ATH seviyesi olan 313,41 puana %6,46'lık bir yükseliş yaptı. BİST 100 endeksi şu anda dolar karşısında bu seviyelerin çok altında işlem görüyor. Aynı dönemde ABD'nin önde gelen endekslerden biri olan Nasdaq, 2023'e 10.939 puanda başladı, 16.777 puanda ATH yaptı. Bu yükseliş hareketi yıllık olarak %54'e yakın bir getiri sağladığını gösteriyor. ABD'nin bir diğer önde gelen endeksi S&P 500, 2023'e 3.853 puanda başladı ve 4.780 puanda ATH yaptı. Bu da %24'lük bir yükseliş olduğunu gösteriyor. S&P 500 ve Nasdaq endekslerinin de BİST 100 gibi tüm zamanların en yüksek seviyesine yükselmesi göze çarpıyor. Yine de BİST 100 endeksinin yükselişi Nasdaq'ın yükseliş oranına daha yakın. 2023'ün ilk gününde ABD doları Türk lirası karşısında 18,82 TL'den işlem görüyordu. 2023'ün sonlarında ise dolar kuru 29 TL'nin biraz üzerinde. Bu da %57'den fazla bir yükselişi temsil ediyor. Aslında 2023'ün ilk gününden itibaren dolar 50'den fazla kez kendi rekorunu kırarak ATH yaptı. Kısaca 2023'ün ilk gününde dolar alan biri şu anda ana yatırımının yarısından fazlasını kar olarak cebine koymuş durumda. ABD doları gibi euro da 2023 yılında yatırımcısına büyük getiriler sağladı. Yüzde 64'ten fazla bir yükseliş ile euro, 20,44 TL'den başladığı 2023 yolculuğunu şu anda 32 TL'nin üzerinde devam ettiriyor. Hem dolar hem euro fiyatının neden bu kadar çok yükseldiğinin arkasında ise enflasyon yatıyor. TCMB'ye göre 2023 ocak ayında TÜFE yıllık olarak %57,68 ve aylık olarak %6,65'ti. En güncel Kasım 2023 TÜFE verisi ise yıllık %61,98 ve aylık %3,28 oldu. Ancak, Enflasyon Araştırma Grubu'nun verilerine göre Kasım ayı TÜFE oranı yıllık olarak %129,27 ve aylık olarak yüzde 5,58 arttı. Bitcoin, 2023 yılına 16.545 dolardan başlasa da günümüzde bu fiyatın iki katından daha yukarda işlem görüyor. Lider kripto varlık 2023 aralık ikinci haftasında 44.747 dolara yükseldi, bu da %160 değer kazandığı anlamına geliyor. Bitcoin'in 2023 fiyat hareketine bakıldığında, bu yükselişin arkasında ABD Merkez Bankası FED'in 2023'ün ilk aylarında faiz artırması, 2023'ün sonlara doğru bu politikaya devam etmemesi ve Bitcoin yarılanma etkinliğinin yaklaşması geliyor. TCMB faiz oranlarını daha da artırır ise yatırımcılar BİST ve altın gibi yatırım araçlarından çıkarak sermayelerini bankalara yatırabilir. ABD doları ve euro gibi döviz kurları uzun bir süredir yükseliş trendinde ve bu yukarı yönlü hareket 2024'te de devam edebilir. Ancak 2024'te ABD merkez bankası faiz oranlarını azaltmaya giderse ABD'li yatırımcılar altın, hisse senetleri ve kripto varlıklar gibi yatırım araçlarına geçebilir. Bu, gram altın fiyatında yukarı yönlü bir hareketi tetikleyebilir. Ayrıca yeni çıkan iPhone 15 128 GB 53.999 TL ve iPhone 15 Plus 128 GB 61.999 TL. 2023'te yaşanan %50'lik artışı bu fiyatlara ekleyecek olursak 2024'ün sonlarına doğru iPhone 15 128 GB 80.999 TL'nin ve iPhone 15 Plus 128 GB 93.000 TL'nin üzerinde olabilir. Kripto varlık piyasasında ise, 2024 Nisan ayı gibi Bitcoin yarılanma etkinliği gerçekleşeceğinden Bitcoin boğa piyasasına girebilir. Yarılanma etkinliği, yeni çıkarılan Bitcoin miktarını %50 oranında azaltacak. Aynı zamanda FED faiz oranlarını düşürse yatırımcılar Bitcoin ve altcoin'ler gibi riskli varlıklara geçiş yapabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-guvenlik-acigi-tespit-edildi-h139721.html", "text": "Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, bugün ülkemizdeki iPhone kullanıcılarını yakından ilgilendiren bir açıklama yaptı. X üzerinden yapılan açıklamada, iOS cihazlarında güvenlik açığı tespit edildiği aktarıldı. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi tarafından bir süredir iOS cihazlara yönelik çalışmalar gerçekleştirildiğini söyleyen Sayan, bu çalışmalar sonucunda açıkların bulunduğunu aktardı. Buna ek olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu , konuya ilişkin Apple'dan açıklama talep etti ve açıkla ilgili soruşturma başlattı. Siber Olaylara Müdahale Ekibi'ne tehditle ilgili gerekli bilgilerin aktarıldığını söyleyen Sayan, uluslararası kamuoyu ile birlikte gerekli önlemlerin acil olarak alınması için hazır olduklarını ve siber zafiyetlere karşı ciddi yaptırımlar gerektiğini belirtti. - En güncel iOS sürümüne geçmek - iMessage ve FaceTime ayarlarını gözden geçirmek ve gerekirse devre dışı bırakmak - Güçlü parolalar kullanmak ve bu parolaları düzenli olarak güncellemek - İki faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirmek - Şüpheli mesajlara dikkat etmek, zararlı olabilecek bağlantılara tıklamamak - Güvenilir olmayan kaynaklardan uygulama indirmemek - Konum servislerini gerektiğinde kullanmak - Safari'de kullanıcı adı ve bilgilerinin otomatik tamamlanmasını engellemek"} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-ipad-uygulamalari-vision-pro-app-store-h137088.html", "text": "Apple, geçtiğimiz haziran ayında düzenlediği geliştirici konferansında yepyeni bir ürün kategorisine giriş yapacağını açıklamış ve karma gerçeklik gözlüğü Vision Pro'yu tanıtmıştı. 3500 dolarlık fiyatla 2024'te piyasaya sürülecek cihaz, dikkat çeken özelliklerle gelmişti. Gözlük için heyecanlı bekleyiş sürerken Apple'dan dün bir açıklama geldi. Şirket, iPhone ve iPad uygulamalarının Vision Pro App Store'da varsayılan olarak geleceğini açıkladı. Şirketin bu açıklaması, Vision Pro'nun iPhone ve iPad uygulamalarıyla uyumlu bir şekilde kutudan çıkacağını ortaya koyuyor. Hem iOS hem de iPadOS uygulamaları, visionOS uygulamalarıyla birlikte mağazada yer alacak. Apple, bu uygulamaların değiştirilmeden visionOS'te çalışabileceğini söylüyor. Bu da geliştiricilerin herhangi bir ek çalışma gerekmeden uygulamalarını aktarabileceği anlamına geliyor. Ayrıca teknoloji devi, visionOS'un geliştiriciler için beta sürümünü birkaç ay içinde yayınlayacağını ve sürümün App Store'u da içereceğini de ekliyor. Son olarak Apple'a göre iPhone ve iPad uygulamaları otomatik olarak visionOS App Store'unda gözükse de geliştiricilerin değişiklikler uygulamasına izin verilecek. Örneğin uygulamaların cihazlarda daha doğal hissettirmesi için el hareketleri veya 3D elementler ekleyebilecekler."} {"url": "https://www.webtekno.com/iphone-larda-bugune-kadar-kesfedilen-en-gelismis-aciklardan-biri-bulundu-h139691.html", "text": "Güvenlik araştırmacıları, dört yıldır iPhone'lara yapılan saldırılarda kullanılan ve binlerce telefonu etkileyen çok sofistike bir saldırı yöntemini ortaya çıkardı. Bu saldırılara maruz kalanlar arasında Moskova merkezli siber güvenlik firması Kaspersky'nin de yer aldığı ortaya çıktı. Bu saldırı, en gelişmiş saldırılardan biri kabul ediliyor. Güvenlik açığı ile ilgili en dikkat çeken noktaların başında, kimliği belirsiz saldırganların daha önce dokümanlarda yer almayan, sadece Apple ya da çip sağlayıcıların bildiği bir donanım özelliğini kullanmaları oldu. Kaspersky araştırmacılarından Boris Larin, bu bilinmeyen özelliği kullanmalarından ve açığın sofistikeliğinden dolayı saldırganların yüksek teknik becerilere sahip olduğunu gösterdiğini belirtti. Saldırganların bu açığı nasıl fark ettiğini bilmediklerini de ifade eden Larin, tüm olasılıkları değerlendirdiklerini söyledi. Backdoor operasyonunda hedef alınan isimler de sıradan isimler değil. Rus yetkililere göre bu saldırılara hedef olan binlerce telefon arasında Rusya'daki elçiliklerde çalışan ve diplomatik görevlerde bulunan kişiler de yer alıyordu. Araştırmacılar hala daha saldırganların kim olduğunu, açığı nasıl keşfettiklerini ya da ne amaçla kullandıklarını bilmiyor. Dört yıllık süreçte casus yazılımların iMessage metinleri ile gönderildiğini ve alıcı herhangi bir işlem yapmaksızın sisteme yüklendiğini belirtti. Saldırıdan etkilenen cihazlardan saldırganların ele geçirdiği veriler arasında gönderilmiş mikrofon kayıtları, fotoğraflar, jeolokasyonlar ve diğer hassas verileri ele geçirerek kendi sunucularına kopyaladı. Cihazlar yeniden başlatıldığında erişimini kaybeden saldırganlar, sürekli yeni mesajlar göndererek sistemdeki açıktan faydalanmaya devam ettiler. Saldırganların kullandığı dört sıfırıncı gün açığı da daha sonra yayımlanan güvenlik yamalarıyla kapatıldı. Bu saldırıya neden olan gizli donanım özelliğinin Mac, iPod, Apple TV ve Apple Watch'da da bulunduğu belirtildi. Apple bu platformlar için de yamalar yayımladı. Kaspersky araştırmacılarının \"Triangulation\" adını verdiği açığın etkileri şimdilik tam olarak bilinmiyor. Öte yandan saldırganların, donanım tabanlı bellek koruma protokollerini aştığı belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/is-gorusmesine-giren-vatandasin-metamask-cuzdani-bosaltildi-h139608.html", "text": "Bilindiği üzere pek çok kullanıcı, kripto varlıklarını çeşitli cüzdanlarda saklıyor. Bu cüzdanlardaki varlıklar, pek çok kötü niyetli kişinin de hedefinde bulunuyor. Hackerlerin kullandığı yöntemlerden biri ise iş görüşmesi adı altında bilgisayarlara dosyalar gönderip sonrasında da kullandıkları cihazlara uzaktan erişim sağlayarak kripto para cüzdanlarını boşaltmak. Özellikle yazılım alanında çalışan kişilerin işe alım mülakatlarında sık sık uzaktan yapılan testler yer alıyor. Son aylarda NPM veri paketleriyle yapılan saldırılarda, iş görüşmesi adı altında gönderilen dosyalarla bilgisayarlardaki verileri sızdırmak için hamleler yapıyorlar. Bu saldırıların kurbanları ise genellikle serbest çalışanlardan ve iş arayışında olanlardan seçiyorlar. NPM paketlerine saklanan ve daha sonra çeşitli çevrimiçi kaynaklarından da kodlarının kalanını çekebilen bu kötü amaçlı yazılımlar ile birlikte cihazlarda yer alan giriş bilgileri, hassas veriler, kaynak kodları vs. tamamen sızdırılabiliyor. Kripto cüzdanlarına da bu şekilde erişim sağlayan hackerler, cüzdanların içinde ne varsa kendi hesaplarına aktarıyor. Bu yüzden de dikkatli olmak gerekiyor. Elbette ki bazı işler için görüşme yaparken bu türden işlemler yapmamız istenebilir. Bu durumda programları kendi sistemimizden izole olarak, belki bir sandbox ile çalıştırıldığında böyle sorunlarla başa çıkmak mümkün olabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ishowspeed-evini-canli-yayinda-swat-ekibi-basti-video-h138754.html", "text": "Son yıllarda ABD'de gittikçe popüler hale gelen trolleme girişimlerinden biri, Swatting adı verilen bir yöntem. Bu yöntemde yayıncıları popülerleştirmek isteyenler ya da yayıncılardan nefret edenler, asılsız ihbarlarla kişilerin evine çeşitli kamu yetkilileri gönderiyor. Genellikle polis ya da SWAT ekipleri, asılsız ihbarlarla yönlendiriliyor. Swatting girişimlerinin son kurbanı, ülkemizde de oldukça tanınan yayıncı IShowSpeed oldu. Twitch'te başladığı yayıncılık kariyerine YouTube'da da devam eden IShowSpeed, geçtiğimiz haftalarda 10 milyon dolara bir ev almış ve kameramanıyla birlikte bu eve taşınmıştı. Yayınlarına yeni evinden devam eden IShowSpeed, canlı yayında Fortnite oynarken SWAT birliğinin evine baskın düzenlediğini fark etti. Yayıncının baskını durdurmak için bilgisayarın başından kalkmasıyla birlikte yayın da aksadı. IShowSpeed'in baskından dolayı şok geçirdiği göze çarparken, sorunu çözdükten sonra yayına devam etti. Evi incelemeye devam eden ekipler, herhangi bir tehdit unsuruna rastlamadı. Yayıncı insanlardan SWAT yönlendirmelerini durdurmalarını isterken, yüzüne silahların doğrultulduğunu ve bir şeylerin yanlış gitmesi durumunda ölebileceğini söyledi. Aslında bu türden asılsız ihbarlarda bulunmak, tıpkı ülkemizde ve Avrupa'da olduğu gibi ABD'de de suç. Yine de kötü niyetli kişiler, çeşitli yöntemleri kullanarak SWAT baskınlarına neden olabiliyor. IShowSpeed, Adin David Ross, Nico \"Senako\" gibi pek çok isim bu türden girişimlerin hedefi oluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/isigi-maddeye-donusturmek-icin-bir-deney-tasarlandi-h139648.html", "text": "Bilinen belki en meşhur fizik formülü olan E=mc^2 formülü, bugüne kadar hiç gerçek anlamda test edilmemişti. Einstein tarafından ortaya atılan bu formüle göre bir cismin enerjisi, kütlesi ile ışık hızının karesinin çarpımına eşittir. Araştırmacılar şimdi bu teoriyi test edebilecekleri bir deney tasarladı. Osaka ve San Diego Üniversitelerinin iş birliği ile gerçekleştirilen bir çalışmada, lazerler kullanılarak fotonların çarpıştırıldığı senaryolar bilgisayarlarla simüle edildi. Sonuçlara göre bu çarpışmaların sonucunda ortaya elektronlar ve pozitronlar çıkması gerektiği belli oldu. Elektronun karşılığı olarak yüklü anti-madde parçacığı olan pozitronlar daha sonra lazerin manyetik alanı ile hızlandırılarak bir pozitron ışını oluşturulabileceği de belirtildi. Araştırmanın yazarlarından olan Osaka Üniversitesinden fizikçi Alexey Arefiev, geliştirdikleri deneyin gerçekleştirilebilir olduğunu ve gerçek dünyada kullanımını beklediklerini söyledi. Araştırmacıların açıklamasında bu deneyi yapmanın mümkün olduğu, bahsedilen türde lazerlerin bulunduğu da belirtildi. Simülasyonlara göre Breit-Wheeler süreci olarak adlandırılan işlem ile foton-foton çarpışması adını verilen işlem gerçekleştirildiğinde ortaya madde çıkabiliyor. Kıdemli araştırmacı ve Fizik Profesörü Steven Rose, daha önce benzer bir deney için Bu deney, Einstein'ın enerji ve kütle ile ilgili ünlü denkleminin saf bir gösterimi olacaktır: Madde enerjiye dönüştürüldüğünde bize ne kadar enerji üretildiğini gösteren E = mc2'den bahsediyoruz. Yaptığımız şey aynı ama bu sefer formülün tersi: foton enerjisini kütleye dönüştürmek, yani m = E / c^2. ifadelerini kullanmıştı. Biri görünür ışığın bin katı, diğeri ise 1 milyon katı kuvvetteki iki ışık dalgası, altın bir levhaya ateşlenerek çarpıştırılacak. Hohlraum adı verilen küçük bir altın tüpte, güçlü olan lazer termal radyasyon oluşturacak. Foton ışını hohlraum boyunca yönlendirilecek ve böylece fotonların nihai çarpışması gerçekleşerek elektron ve pozitron oluşturacaklar. Ayrıca bu süreçte büyük oranda gamma ışıması da ortaya çıkacak. Teorik olarak pulsarlarda da fotonların çarpıştığı ve bu yüzden de pulsar içinde madde oluştuğu düşünülüyor. Bu gök cisimleri de sık sık uzaya parçacık ve gamma dalgaları yayıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/islaklik-hissi-aslinda-illuzyon-sebebi-ne-h139228.html", "text": "100 yılı aşkın bir süre önce yapılan deney ile katılımcılar, hayal etmenizi istediğimiz teste dahil oldular ve parmaklarının aslında ıslanmadığına inanmayı reddettiler. Islaklık hissi kesindi ve görmemelerine rağmen suyu havadan farklı olarak algılamayı başarmışlardı. Parmağımızı sıvıyla temas etmeden ıslanmış hissettiren durum, ıslaklık algınızı baştan düşünmenizi sağlayacak. Aslında ıslaklığı tek başına algılayamıyoruz ve beynimiz bizim için eksiği karmaşık örüntülerle kapatıyor. Terlediğinizde, yağmur yağarken, yüzerken veya tatsız bir şekilde kahvenizi üzerinize döktüğünüzde... Sayabileceğimiz yüzlerce deneyiminiz yanlış değil fakat algıladığınız ıslak, farklı etkenler ile anlamlandırılıyor. Algı taşıyıcısı olarak adlandırabileceğimiz sinir hücrelerimizde ıslaklık için bir iş birliği görülüyor. Derimiz; dokuları, hareketi, sıcaklık farklarını, yapışkanlığı algılayabiliyor. Cilt yüzeyinde gerçekleşen değişimlerin beynimize sinirler aracılığıyla yollanmasıyla yüzeyin ıslak olduğu bir \"algı illüzyonuna\" dönüşüyor. Yirminci yüzyılın başında Bentley'in \"sentetik deneyinde\" kılıfla kaplı parmak, sırayla sıcak ve soğuk suya daldırılıyor ve katılımcıların soğuk suya olan tepkisi daha fazla oluyor. Vücut sıcaklığında ciltte bulunmaya devam eden ve zamanla sıcaklığında değişimler olan ter gibi sıvılar, soğumanın etkisiyle algılanabilir hale geliyor. Sıvının deride ve kumaşta kapladığı alanın büyüklüğü, sıvının yapışkanlığı gibi özellikleri de fark edilmede etken oluyor. Ayrıca sıvının uyguladığı basınç ve bizim ıslak alana dokunmamız da A-tipi sinir hücreleriyle ayırt edilebiliyor. Yüz yıllık süreç boyunca farklı bilim insanları, yapılan deneylerde ıslaklıkla ilgili farklı sonuçlar ettiler. İlginç deneylerden birinde tüylü ve tüysüz bölgelerin, ıslaklığı algılamada farklı tepkileri olduğu görülüyor. Avuç içi gibi tüysüz bölgeler tüylü olan bölgelere kıyasla ıslaklığı daha az algılıyor. Kantitatif duyusal test ile yapılan farklı bir deneyde pamuklu ve farklı kumaş türlerinin ıslatılarak aynı anda cilde temas etmesiyle hangisinin daha ıslak algılandığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Islaklığın yoğunluğu ve kumaşın yapısının, ıslaklık algısını etkilediği görülmüştür. Temas, sıcaklık farkı gibi değişimlerin birleşerek anlamladığı ıslaklığın nöral bağlantıları yakın zamanda ilişkilendirilmeye başlanmıştır. Cilt ıslaklığımızın nasıl algılandığına ilişkin araştırmalar temel ve uygulamalı bilimler için önem taşıyor. Algılarımızın birbiriyle etkileşiminden başlayarak klinik, endüstriyel ve termal gelişmelere kapı açabiliyoruz. MS hastalığı olarak bildiğimiz, merkezi sinir sisteminde etki gösteren Multipl Skleroz gibi hastalıkların tedavi ve iyileştirmelerinde de yol gösterici olacağı düşünülüyor. Sıcaklığın vücudunuzun farklı bölgelerinde değişim gösterdiğini fark etmiş olabilirsiniz. Bu değişimin ve sinir sistemimizin dağılımı, cildimizle temas eden sıvının algılanmasını değiştirebiliyor. Sonucunda da suyun sıcaklığını anlamak için dirseğimizi veya bir bebeğin biberondaki sütünü doğru ısıtabilmek için bileğimizi kullanabiliyoruz. Teorik olarak ellerinizi yeterince süre ısıtırsanız, elinize dökülen kahvenin ıslaklığını hissetmeyip yalnızca yanma hissi yaşayabilirsiniz ancak kesinlikle önermiyoruz. Yazın uzun süre kumsalda bekledikten sonra suya girmenin çok zor olmasını deneyimlemeyi tehlikeli olmayan bir örnek olarak verebiliriz. Ortamın nemini, cilt ıslaklığının değişimini fark etme yeteneği, istemli ve istemsiz davranışlarımızın gelişimini sağlıyor. Bu sayede çevreye adaptasyonumuzu arttırıyoruz. Yağmurda çok ıslandığımızı; eve koşmayı, ıslak kıyafetlerden kurtulmayı ve bitki çayı yapmayı sağlayan yani olay örgüsünü başlatan 'ıslaklık olarak öğrendiğimiz örüntüdür' diyebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/istanbul-ogrenci-olma-maliyeti-h139145.html", "text": "İstanbul Planlama Ajansı, Kent Gündemine Bakış serisi için \"İstanbul'da Üniversiteli Olmanın Maliyeti\" adlı bir rapor yayımladı. Raporda öğrencilerin burs ve yurtlara erişimine, yaşam maliyetinin nedenlerine odaklanıldı. Araştırma, ekim ayında yayımlanan ve ilköğretim-ortaöğretim öğrencilerini inceleyen \"Ekonomik Krizin Eğitim Maliyeti\" raporunun devamı. Öğrencilerin özellikle barınma ve beslenme başta olmak üzere yaşadıkları ekonomik ve sosyal sıkıntıların gittikçe daha çok gündeme gelmesi ile birlikte rapor, öğrenci olmanın maliyetini de ortaya koydu. Rapora göre bir öğrenci, her ay bir asgari ücretten fazla para harcamak zorunda. - Öğrenciler, 2023-2024 akademik yılında devlet üniversitelerinde öğle yemeklerine öğün başına %93,83 daha çok para ödedi. Öğrencilerin aylık market alışverişi de iki yıllık süreçte %113,29 oranında arttı. - İBB'nin ilk kez 2021 yılında açtığı kız öğrenci yurtlarının sayısı 14'e çıktı, yatak kapasitesi ise 5.191'i buldu. 2020'den bu yana KYK yurt sayısı ise 23'e düştü ancak yatak kapasitesi 25 binden 40 bine yükseldi. - Son 17 yılda İstanbul'daki KYK yurtlarının kapasitesi 3 kattan fazla arttı. - Yükseköğretim yurt yapımı ve kiralaması için yapılan harcamalar, BTK harcamalarının %63,55'i, Din Hizmetleri ve Yaygın Din Eğitimi için harcanan miktarın %23,37'si ve faiz giderlerinin %1,73'ü seviyesinde oldu. - KYK yurdunda kalan bir öğrencinin yaşam maliyeti bir yılda %89,53 arttı. Artışın en çok olduğu alan ise %217,09 ile market harcamalarında oldu. - Özel yurtta kalan bir öğrencinin aylık yaşam maliyeti 14.583 TL, evde kalan bir öğrencinin aylık yaşam maliyeti 12.533 TL olarak gerçekleşti."} {"url": "https://www.webtekno.com/italya-chatgpt-inceleme-baslatti-h138797.html", "text": "Son dönemlerin en popüler yapay zeka teknolojilerinden ChatGPT, bugün dünyanın dört bir yanında kullanılıyor. Ancak İtalya'da durum biraz karışık. Belki hatırlayan okurlarımız da vardır; İtalya, bundan birkaç ay önce ChatGPT kullanımını önce yasaklamış, ardından da bu kararından vazgeçmişti. Böyle bir karar alınmasının nedeni, gizlilik endişeleriydi. Şimdiyse İtalya hükumetinden yeni bir hamle geldi. İtalya'nın kişisel verileri koruma otoritesi, üretken yapay zeka teknolojilerinin eğitim için kişisel verileri toplamasına yönelik bir inceleme başlattı. İtalyan yetkililer, ChatGPT'nin eğitimi için kullanılan verilerin, Avrupa Birliği eri Koruma Yönetmeliğine uygun olup olmadığını araştıracak. İtalya'nın kişisel verileri koruma otoritesi, yapacağı incelemelerle OpenAI'ın kişisel verileri toplama konusunda hangi önlemleri aldığını gözler önüne serecek. İnceleme sonucunda OpenAI'ın yeterli tedbirleri aldığı ortaya çıkarsa yapay zeka destekli sohbet botu hakkındaki tartışmalar geride kalacak. Aksi takdirde OpenAI için sıkıntılı bir süreç başlayabilir. Çünkü Reuters'a konuşan bir İtalyan yetkili, inceleme sonucuna göre gerekli adımlar atılabileceğini söyledi. İnceleme, tek başına bile önemli ancak bundan fazlası var. İtalya hükumeti, incelemenin mümkün olan en geniş kapsama ulaşabilmesi için aralarında yapay zeka uzmanlarının, akademisyenlerin ve hatta son tüketicilerle ilgili bazı grupların, araştırmaya dahil olmasını istedi. 60 günlük inceleme sürecinin ne gibi sonuçlar doğuracağını hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/izdivac-programi-seri-katil-rodney-alcala-h139269.html", "text": "Kapakta da görüldüğü gibi Türk televizyon tarihinin hafızalarına kazınan Sefer adındaki bu adam, 3 eşini de öldürmesi ve ardından izdivaç programına katılmasıyla gündeme gelmişti. Rodney Alcala da benzer bir durumda olan, televizyon ekranlarında aşkı arayanlar arasında bir seri katil olarak kimliğini gizlice taşıyan biriydi. The Dating Game adlı programa katılması, kendisine \"The Dating Game Killer\" lakabını kazandırarak suç dünyasının derinliklerinden gelen bir dehşet tablosunu da ortaya çıkaracaktı. Alcala'nın cinayetlerinin ardındaki psikoloji, kendisine hayranlık duyan geniş bir izleyici kitlesini de şaşırttı. Rodney Alcala, 23 Ağustos 1943 tarihinde Teksas'ta dünyaya geldi. Genç yaşlarda ailesiyle New York'a taşındı ve burada yaşanan olaylar, onun gelecekteki suçlarının belki de ilk izlerini atmış olabilir. Alcala'nın çocukluk yılları, disleksi gibi öğrenme zorlukları ve ev içindeki gergin aile ortamla geçti. Onun zekası genç yaşlarda fark edilmişti. Bu farkındalık da eğitim hayatında dikkate değer bir yer edinmesine neden oldu. Bu dönemlerdeki sakin dış görünüşü de altında yatan karanlık dürtülerini örtmeye yetmiş olmalı. Üniversite yıllarında hukuk eğitimi almak üzere University of California'ya başladı, ancak bu dönemdeki başarısız ilişkiler ve sosyal problemler onun psikolojisini derinden etkilemişti. Alcala, 1960'ların sonlarına doğru orduya katıldı ve bu dönemde askeri mahkemede cinsel suçlardan hüküm giydi. Hukuku bırakarak ordu kariyerine başladığı dönemde, komutanları tarafından manipülatif ve sinirli olarak tanımlanan Alcala itaatsiz biri olarak biliniyordu. 1964 yılında yaşadığı sinir krizi ve ardındaki psikolojik pronlemleri nedeniyle askerlik kariyeri sona erdi. Bu olay, Alcala'nın daha korkunç suçlara sürüklenmesinin de başlangıcı oldu. New York Üniversitesinde kısa dönem sinema eğitimine başlasa da bu da uzun soluklu olmadı. Çalkantılı bir akademik hayatın ardından bu katilin karanlık tarafı 1968'de ortaya çıktı. O tarihte, sadece 8 yaşındaki Tali Shapiro'yu kaçırıp işkenceye uğrattı, ancak küçük kız şans eseri kurtuldu. Fakat bu, Alcala için henüz başlangıçtı. New York'ta kendi kimliğini terk edip John Berger olarak tanınmaya başladı. FBI'ın arananlar listesinde olmasına rağmen bu yeni kimlik onun yakalanmasını engellemedi. 1971'de tecavüz ve cinayete teşebbüs suçlamalarından yakalandı. Ancak yalnızca saldırı suçlamasından hüküm giydi ve 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1974 yılında şartlı olarak serbest bırakıldı, bu ise arkası kesilmeyen suçlara bir açık kapı bıraktı. Serbest kaldıktan kısa bir süre sonra Julie J. olarak bilinen 13 yaşındaki bir kıza saldırdı ve tekrar hapse gönderildi. 1976 yılında serbest bırakıldığında, 1977'de New York'a döner dönmez Elaine Hover adlı bir üniversite öğrencisinin ölümünden sorumlu tutuldu. Fakat bu cinayet hiçbir zaman tam olarak çözülemedi. 1978'de Los Angeles Times'ta çalışmaya başlayan Alcala, gündüzleri dizgici olarak görev yaparken akşamları \"fotoğrafçı\" kimliği altında genç kadınları tuzağına düşürüyordu. Georgia Wixted, Charlotte Lamb, Jill Parenteau, Pamela Jean Lambson ve Ruth Thornton gibi kadınlar; Alcala'nın kurbanları arasında yer alıyor. Her birinin ayrı bir hikayesi var. Bu katilin ise kaç kişiyi öldürdüğü tam olarak bilinmiyor. Bazı kaynaklara göre 100 kişiyi aştığı düşünülüyor. Alcala'nın işlediği vahşi cinayetler; kaçırma, tecavüz etme, dövme ve bilinçleri kapanana kadar boğma şeklinde gerçekleşiyordu. Kurbanlar kendilerine geldiklerinde bu korkunç süreci yeniden yaşamak zorunda kalıyorlardı. Alcala'nın yakalanma hikayesi, onun popüler bir televizyon figürü haline dönüşmesiyle daha da çarpıcı hale geldi. 1970'lerde Amerika'da izlenme rekorları kıran \"The Dating Game\" isimli bir televizyon programına katıldığında tüm dünya Alcala'yı başarılı bir fotoğrafçı olarak tanıdı ve bu 'katile' hayranlık duydu. Programda gözde damat olan Alcala'nın gerçek yüzü, 1979'da 12 yaşındaki Robin Samsoe'yi öldürdüğünde açığa çıktı. Alcala, programda çekici erkekler arasında bir numaraydı. Herkesin hayranlık duyarak baktığı bu adam, televizyon ekranındaki şöhretini kazandıktan sonra bir kişinin kendisini tanımasıyla son buldu. Liane Leedom adlı genç kız, Alcala'nın tuzağından kurtulan şanslı isimlerden biriydi; katili ekranlarda görünce direkt tanımıştı. 1979'da yakalanan katil, bir dizi mahkeme sürecinin ardından 1980 yılında ölüm cezasına çarptırıldı ancak üst mahkeme tarafından 1984'te bu karar bozuldu. İkinci duruşmada tekrar idam cezasına çarptırılan Alcala, idam gününü beklerken 2021'de eceliyle öldü. Bu seri katilin kan donduran hikayesi, televizyon ekranlarına çıkarken birçok suçtan aranıyor olması kulağa korkunç geliyor. Üstelik IQ'sunun da 160 olduğu söylenenler arasında."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-en-iyi-fotogralar-2023-h139697.html", "text": "İnsanlık tarihinin en büyük ve en gelişmiş teleskobu James Webb Uzay Teleskobu, 25 Aralık günü 2. yaşını doldurdu. 2 yıldır uzayda olan ve Temmuz 2022'den beri onlarca inanılmaz görseli bizlerle buluşturan teleskop, bu yıl da birçok önemli görüntü yakaladı. Biz de James Webb'in 2023 yılında yakaladığı en iyi fotoğrafları sizler için derledik. Kemerlerinizi bağlayın çünkü şimdi göreceğiniz görseller, sizi yıldızlararası bir yolculuğa çıkaracak. 15 bin ışık yılı uzaklıktaki nadir bulunan bir Wolf-Rayet yıldızı. Tahminlere göre 100 milyar yıldız içeren Samanyolu'nda bunlardan yalnızca 220 tane var. En parlak bulutsulardan biri olarak nitelendirilen, Halka Bulutsusu olarak da bilinen Messier 57. Güneş benzeri bir yıldızın parıldayan kalıntılarını bize gösteriyor. Uranüs'ün başka bir boyuta açılan bir portal gibi göründüğü bu muazzam fotoğraf, buz devinin hem uydularına hem de halkalarına detaylı bir bakış atmamızı sağlıyor. Cassiopeia A isimli süpernova kalıntısının bu fotoğrafı, 300 yıl önce patladığı düşünülen dev bir yıldızın kalıntılarına göz atmamızı sağlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-halka-bulutsusu-en-ayrintili-fotograflari-h136786.html", "text": "Kullanıma sunulduğu ilk günden beri uzayla ilgili çığır açan çalışmalar yapılmasını sağlayan James Webb Uzay Teleskopu tarafından çekilen yepyeni görüntüler servis edildi. Avrupa Uzay Ajansı tarafından paylaşılan bu görüntülerde, gökyüzündeki en parlak bulutsulardan bir tanesi olan Halka Bulutsusu'nu görüyoruz. Dünya'dan yaklaşık olarak 2500 ışık yılı uzakta bulunan Halka Bulutsusu, uzayın derinliklerinde keşfedilmiş en etkileyici üyelerinden bir tanesi. Uzay gözlemcilerinin de bilim insanlarının da favorileri arasında yer alan Halka Bulutsusu için çekilen yeni görüntüler, yapılan araştırmaların biraz daha detaylandırılabilmesini sağlayacak. Zira James Webb, Halka Bulutsusu'nu hiç olmadığı kadar ayrıntılı bir biçimde görüntülemeyi başardı. James Webb, yukarıdaki görüntüyü çekebilmek için MIRI olarak isimlendirilen özel kızılötesi kamerayı kullandı. Yukarıdaki görüntü, bu etkileyici kozmik varlığın çevresindeki ayrıntıların tüm detaylarıyla incelenebilmesine imkan tanıyor. Halka Bulutsusu'na ait ikinci görüntü ise uzay teleskopunun NIRCam isimli kızılötesi kamerası ile çekildi. Bu görüntüde, bulutsunun iç kısımlarıyla ilgili detaylar gösteriliyor. Yukarıdaki görüntüler biz sıradan insanlar için etkileyici bir görsel olmanın ötesine geçmiyor olsa da uzay bilimciler, bu görüntüler aracılığıyla Halka Bulutsusu'nu çok daha iyi bir şekilde tanıma imkanı yakalayabilirler. Tabi tüm bunlar için yapılacak çalışmaları beklemek gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-soru-isareti-yakaladi-h136407.html", "text": "25 Aralık 2021 tarihinde fırlatılan, Temmuz 2022'de ilk görsellerini bizlerle buluşturan James Webb Uzay Teleskobu, hepimizin ağzını açık bırakan göz kamaştırıcı görüntülerle karşımıza çıkmaya devam ediyor. Teleskop, şimdi de evrenin derinliklerinde oldukça tuhaf bir şeye rastladı. Webb'in yakaladığı yeni görsel, ilk bakışta yine muazzam bir uzay fotoğrafı olarak görünüyor. Ancak daha dikkatli incelediğimizde bir bölümde çok tanıdığımız bir şeye rastlıyoruz. İlk olarak geçtiğimiz hafta paylaşılan görsel, 1470 ışık yılı uzakta yer alan, birbirine bağlı aktif bir şekilde oluşan bir yıldız çifti Herbig-Haro 46/47'yi içeriyor. İşte bu fotoğrafın orta alt kısımlarında da soru işaretine benzeyen bir şekil yer alıyor. Bu ürkütücü ve esrarengiz kozmik soru işaretinin büyütülmüş versiyonuna yukarıdaki görselden ulaşabilirsiniz. Haliyle bu şekil, fotoğrafa bakan birçok insanın ağzını açık bıraktı. Peki, bu işaretin oluşmasının ardındaki neden ne? Bilim insanlarının birkaç tahmini var. Webb'in operasyonlarından sorumlu Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü'nden uzmanlar , bu soru işaretin uzak bir galaksi veya etkileşim halindeki bir çift galaksinin olabileceğini söylüyor. Eğer böyleyse, yerçekimi kuvvetleri bu galaktik yapıları etkileyerek soru işaretine benzer bir şeklin oluşmasını sağlamış olabilir. Diğer taraftan Space.com'a konuşan Illnois Eyalet Üniversitesinden fizik profesörü Matt Caplan da bu şeklin, muhtemelen birleşme sürecinde olan iki galaksi olduğunu söyleyerek diğer uzmanların tahminlerini destekliyor. Uzaydan gelen görsellerde daha önce de böyle tuhaflıklarla karşılaşmıştık. Örneğin 2022'de çekilen bir fotoğrafta Güneş'in adeta güldüğü görülmüştü."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-uranus-fotografi-h139423.html", "text": "25 Aralık 2021'de fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu, 2022 yazından beri uzayın göz kamaştırıcı fotoğraflarını bizlerle buluşturuyordu. NASA bugün teleskobun çektiği yeni bir fotoğrafı bizlerle buluşturdu. Teleskobun ikinci yılını doldurmasına az bir süre kalmışken paylaşılan fotoğraf, Güneş sistemimizin en büyük gezegenlerinden biri olan Uranüs'ü içeriyor. Buz devi hakkında birçok detayı içeren görsel, gerçekten hayran bırakıcı. Uzay yolcularının çıplak gözle asla göremeyeceği dalga boyları, teleskobun kızılötesi filtreleri sayesinde karşımıza çıkıyor. Ayrıca görüntüden, Uranüs'ün en içteki soluk halkası Zeta da dahil halkalarına da göz atabiliyoruz. Gezegenin toplamda 13 halkaya sahip olduğunu belirtelim. Teleskop, gezegeni adeta başka bir evrene açılan kapı gibi gösteren bu görüntüde Uranüs'ün uydularını da bizlere gösteriyor. NASA'nın açıklamasına göre fotoğrafta, gezegenin 27 uydusundan 14'ü yakalanmış. Bunlar arasında en büyük uydu Titania ve en küçük Miranda da bulunuyor. Hatta halkaların içindeki bazı küçük uyduları da görebiliyoruz. Yeni fotoğraf, James Webb'in bu yıl içinde çektiği ikinci Uranüs görüntüsü. Yeni fotoğraf, aşağıdaki içeriğimizden görebileceğiniz nisan ayındaki görüntüyle karşılaştırıldığında daha fazla detay ve renkli bir görüntü sunuyor. Öncekinde sadece mavi ve turuncu olarak görmüştük. Ayrıca gezegenin ilginç atmosferik özellikleri, parlak fırtınaları, mevsimsel kutup bulut örtüsü gibi detaylar da görülebiliyor. NASA, fotoğrafı birlikte çalıştığı Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı ortaklığıyla paylaştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-yildiz-dogumu-goruntuledi-h138365.html", "text": "Milyarlarca yıl öncesinde oluşmaya başlayan Güneş sistemimizin ilk aşamaları, bugün gördüğümüz uzay fotoğraflarından oldukça farklıydı. Her ne kadar simülasyonlar ve temelli varsayımlar yoluyla gezegenimizin ve genel olarak evrenin o zamanki halini tahmin edebilsek de bunlar, tamamen güvenemediğimiz şeyler. Neyse ki Hubble'ın devamı niteliğindeki James Webb Teleskobu gibi teknoloji harikalarımız, bu sır perdelerini biraz olsun aralamamıza yardımcı oluyor. Teleskobun bize yaklaşık 1.300 ışık yılı kadar uzakta yakaladığı görüntü, Güneş'in doğumunu birkaç milyar yılla kaçırmış olan insanlığa, söz konusu olay hakkında fikir veriyor. Tabii bunu kanıtlamak için 4 buçuk milyar yıl kadar geriye gitmedik. Üstte gördüğünüz bu görsel, HH212 isimli bir yıldızın doğum anını gösteriyor. Henüz 50.000 yaşındaki bu genç yıldız, aslında etrafına ışık da saçıyor fakat gaz ve tozun içinde hapsolduğundan bunu göremiyoruz. İki yana uzanan kırmızımsı şeyler ise zıt kutup bölgelerinden fırlayan -moleküler hidrojen temelli- ışınlar. Orion takımyıldızının kemer bölgesinin yanında yer alan bu yıldız, 30 yıldır inceleniyor. Fakat bu süreçte hiçbir yöntem, James Webb'inki gibi net ve keskin bir sonuç sunamadı. Şimdiyse daha üst seviye imkanlarla ve eski bulguların karşılaştırılmasıyla birlikte yıldızın gelişim süreci daha rahat izlenecek. Yıldız ismindeki HH ibaresi, 1900'lerin ortalarında bu alanda çalışmalar yapmış olan George Herbig ve Guillermo Haro'nun soyadlarından geliyor. Göz alıcı bu bulguların ilerleyen zamandaki keşifler için de ön ayak olacağı şüphesiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/james-webb-yildiz-patlamasinin-fotografini-yakaladi-h139210.html", "text": "2023 yılının artık son günlerindeyiz ve 2024 için geri sayım devam ediyor. NASA ve ABD'nin First Lady'si Dr. Jill Biden, tarihte ilk defa bir \"Beyaz Saray Noel Takvimi\" için birlikte çalışıyor. Takvimden gelen ilk görsellerden biri de James Webb Uzay Teleskobu'ndan geliyor. Bu görsel, çıplak gözle göremeyeceğimiz kozmik kalıntıları içeriyor. Yıldızlar, birkaç milyar yıl boyunca çeşitli elementleri başka elementlere çevirerek yaşarlar ve nükleer yakıtları bittiğinde bazıları kendi içine çöker, bazıları küçük patlamalarla yok olur, bazıları ise görkemli patlamalarla uzaya parçacıklar saçar. İşte bu sonunculara süpernova adını veriyoruz. James Webb Uzay Teleskobu üzerinde bulunan NIRCam ekipmanları ile Cassiopeia A adlı süpernova gözlemlendi. Aslında bu süpernova, bilim insanları tarafından en çok incelenmiş yapılardan biri ancak daha önce bu kadar yakından NIRCam ile incelenmemişti. Nisan ayında da Webb'in MIRI aracıyla süpernovanın kalıntıları incelenmişti. Görselde yer alan parlak pembe ve turuncu görseller, süpernovanın iç kabuğunu oluşturuyor ve sülfür, argon, neon ve oksijen gibi elementlerden oluşuyor. Her ne kadar MIRI ile çekilen görsele kıyasla daha az renkli olsa da bize başka bir şeyi gösteriyor: süpernovanın hayaletini. Bulutsu, parlak arka plan aslında sinkrotron radyasyonu olarak geçiyor. Yüklü parçacıkların ışınsal olarak hızlandırılması sonucu ortaya çıkan bu elektromanyetik radyasyon, süpernovanın bir zamanlar kapladığı alanı da gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/japonya-7-4-deprem-goruntuler-video-h139748.html", "text": "Sık sık depremlerle adını duyduğumuz Japonya, 2024'e de sallanarak girdi. Farklı kaynaklara göre büyüklüğü 7.4 ila 7.6 arasında değişen depremin merkez üssünün Ishikawa eyaleti olduğu açıklandı. Ülkenin kuzeydoğusunda bulunan bu bölgede nükleer santraller de bulunuyor. Depremin ardından Japonya Meteoroloji Ajansı, Ishikawa, Niigata ve Toyoma'da kıyı şeritleri için tsunami uyarısında bulundu ve bu bölgelerin boşaltılması için tavsiyede bulundu. Ishıkawa'ya ilk aşamada 1 metrelik tsunami dalgalarının çarpmaya başladığı belirtildi. Yetkililerden gelen açıklamalara göre bölgeyi tehdit eden tsunamide dalgaların boyunun 5 metreye ulaşabileceği ifade ediliyor. Noto Yarımadası olarak adlandırılan bölge, daha önce de benzer afetlerle karşılaşmıştı. Bölgede nükleer santralleri bulunan iki elektrik firmasından Hokuriku ve Kansai de açıklamalarda bulundu. Horuriku'dan gelen açıklamada, firmaya ait nükleer santrallerin herhangi bir düzensizliğe karşı kontrol edildiği belirtildi. Kansai ise şu anda nükleer santrallerde bir sorun gözükmediğini ancak durumu yakından incelemeye devam ettiklerini ifade etti. Japonya'da 11 Mart 2011'de meydana gelen büyük bir deprem, pek çok şehirde binaları yıkmıştı. Ayrıca Fukushima'daki nükleer santralde de nükleer erime gerçekleşmesine neden olmuştu. Benzer bir felaket daha yaşamak istemeyen Japon firmalar, nükleer santralleri yakından izliyor. Depremin ardından oluşan hasarla ilgili henüz yapılmış bir açıklama yok ve can kaybı olup olmadığı henüz bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/joe-biden-bitcoin-heyecanlandiran-paylasim-h136440.html", "text": "ABD Başkanı Joe Biden, 3 Ağustos'ta Bir bardak Joe hiç bu kadar iyi tatmamıştı. açıklamasıyla ilginç bir video paylaştı. Söz konusu videoda Biden, üzerinde kendi fotoğrafı ve seçimlere işaret eden 2024 ibaresinin olduğu bir bardaktan kahve içiyor, Kahvemi koyu severim. diyordu. Fakat Biden'ın kendi fotoğrafı üzerine konan bir efekt, kripto para camiasında bir heyecana yol açtı. Biden'ın gözlerinin üzerine ışıldayan kırmızı lazer efekti konmuştu. Bu lazer efektinin Bitcoin için bir anlamı vardı. Biden'ın gözlerine eklenen lazer efekti, Bitcoin ilgilileri tarafından sıkça profil fotoğraflarında kullanılan bir efekt idi. Özellikle 2021 yılında Bitcoin'in fiyatının 100 bin doları aşması için sosyal medyada başlayan akımda kendisini göstermişti. Bu akıma Paris Hilton, Tom Brady ve Elon Musk dahi katılmıştı. Efekt, Bitcoin ve genel olarak kripto para piyasaları için boğa umudunun olduğunu simgeliyordu. Doğal olarak Biden'ın bu efekti kullanması, Bitcoin'e destek verdiği şeklinde yorumlandı. Ancak Biden yönetimi, bugüne kadar kripto paralara ve Bitcoin'e sert bir şekilde karşı çıkıyordu, çıkmaya da devam ediyor. İşin aslı ise Bitcoin ve kripto paralardan çok uzak. Biden'ın resmi aslında internet camiasında kendisi için oluşturulan bir alternatif benlik olan Dark Brandona göndermeydi. Kendisinin Kahvemi koyu seviyorum sözü de bunu kanıtlıyor. Dark Brandon'a gönderme içeren ilk görseller de 26 Nisan'dan bu yana Biden'ın seçim kampanyası oluşturulan internet sitesinde kullanılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/joe-kiani-apple-sucustu-yakaladik-h139464.html", "text": "Bazı Apple Watch modellerinde kandaki oksijen seviyesini ölçebilecek sensörler bulunuyor. Sağlık teknolojileri firması Masimo, bu sensörlerin kendi patentleri kullanılarak üretildiğini öne sürmüştü. Uluslararası Ticaret Örgütü de Masimo'yu haklı bulmuş ve Apple akıllı saatlerin 25 Aralık'tan itibaren satıştan çekilmesi yönünde karar almıştı. Masimo CEO'su Joe Kiani, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Kiani, Bloomberg'e yaptığı açıklamalarda 2013 yılında Apple ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu görüşmenin konusunu ise Apple'ın firmayı satın alması ya da Kiani'yi işe almak olarası olarak açıkladı. Kiani, \"Bu adamlar elleri kurabiye kavanozundayken yakalandı.\" ifadesini kullandı. Bu ifade, suçüstü yakalamak anlamında kullanılıyor. \"Bu kazara gerçekleşmiş bir ihlal değil. Bu, fikri mülkiyetimizin kasıtlı olarak alınması.\" diyen Kiani, Apple'ın kendi firmalarından 20'den fazla mühendisi bünyesine kattığını söylerken, sonunda dünyanın kendilerini bu teknolojilerin arkasındaki gerçek mucitler olarak görmesinden memnun olduğunun da altını çizdi. Masimo CEO'su ayrıca Apple ile masaya oturmaya hazır olduklarını ancak teknoloji devinden henüz bir haber gelmediğini söyledi. Apple ise onun yerine ITC'ye itiraz etmeye hazırlanıyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan firma, kararı kesinlikle reddettiklerini ve Apple Watch'un müşterilerin erişimine açık olması için yasal ve teknik opsiyonlarını araştırdıklarını açıklamıştı. Apple ayrıca Masimo'yu, kendi akıllı saatini öne çıkarmak için ihlal davası açmakla suçladı ve Masimo'nun saatinin de bir Apple Watch kopyası olduğunu savundu. Masimo ise sadece yazılım anlamında değil donanım anlamında da Apple'ın kendilerine ait patentleri kullandığını söyledi. Yasak kararı Apple Watch Series 9 ve Ultra 2 modellerini etkiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/joker-2-fotograflar-h139621.html", "text": "DC evreninin belki de en popüler kötüsü olan Joker, 2019 yılında kendi filmine kavuşmuştu. Todd Phillips'in yazıp yönettiği ve başrolünde Joaquin Phoenix'in yer aldığı yapım, hem seyircilerden hem de eleştirmenlerden tam not almıştı. Phillips, uzun zamandır üzerinde çalıştığı ikinci Joker filmi olan Joker: Folie a Deux'tan iki yeni kare paylaştı. Görsellerde gördüğümüz ilk karede, E258 numaralı hücrede baş karakterimiz olan Arthur'u görüyoruz. İkinci karede ise Harleen Quinzel rolündeki Lady Gaga, fotoğrafın odağında yer alıyor. Arkham Tımarhanesi'nde geçecek olan ikinci filmde, Dr. Harleen Quinzel'in Joker'in etkisinde kalıp Harley Quinn karakterine dönüşümünü göreceğiz. Filmin konusu tam olarak açıklanmamış olsa da ikilinin acımasızlıkla dolu ilişkisini izlememiz bekleniyor. İlk film psikolojik drama olsa da bu filmde Phillips, müzikal türünde bir filme imza atmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu film hem önceki DCEU adlı sinematik evrenden de, James Gunn'ın şekillendireceği yeni DC sinematik evreninden de bağımsız olmaya devam edecek. Phillips, DC Black başlığı altında bağımsız DC filmlerinin olduğu bir etiket kullanmayı da önermişti. Filmin kadrosunda Zazie Beetz'i Sophie Dumond rolünde göreceğimizi biliyoruz. Kadroda yer alan diğer isimler arasında Brendan Gleeson, Catherine Keener, Jacob Lofland ve Harry Lawtey de yer alacak ancak bu isimleri rolleri henüz belli değil. Fransızca'da \"ikili delilik\" benzeri bir anlamı olan Foil a Deux, 4 Ekim 2024'te vizyonda olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/k2-18b-metan-karbondioksit-kesfedildi-h137193.html", "text": "Ocak 2022'den beri Güneş yörüngesinde olan ve o tarihten beri de uzayın derinlikleri ile ilgili çarpıcı veriler sağlayan James Webb Uzay Teleskobu, yine gündeme bomba gibi düşecek bir keşfe imza attı. İlk kez 2015 yılında keşfedilen K2-18b isimli ötegezegenle ilgili yepyeni tespitler yapmayı başaran teleskop, uzay bilimcilerin K2-18b ile ilgili önemli sonuçlara ulaşmalarını sağladı. Yaklaşık 120 ışıkyılı uzakta bulunan K2-18b, bundan çok önce \"yaşanabilir gezegen\" kategorisine alınmıştı. James Webb Uzay Teleskobu tarafından yapılan son çalışma, bu gezegenin atmosferinde karbon içeren metan gazı ile karbondioksit moleküllerinin bulunduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, yapılan son keşifle K2-18b'nin atmosferinin altında dev bir okyanus bulunabileceği fikrinin desteklendiğini söylüyorlar. Eğer durum gerçekten böyleyse, K2-18b tıpkı Dünya gibi büyük okyanuslarla kaplı bir gezegen olarak anılmaya başlayacak. James Webb Uzay Teleskobu'nun K2-18b ile ilgili tek keşfi metan ve karbondioksit değil. Teleskop, ötegezegende dimetil sülfit bileşeni olabileceğini buldu. Ancak bu, şu an doğrulanamadı. Eğer çalışmalar sonucunda dimetil sülfit tespit edilirse bu kez K2-18b ile ilgili yepyeni bir gelişme yaşanacak. Dünya'da daha çok okyanuslardaki fitoplanktonlardan yayılan bileşen, K2-18b'de aslında bir şekilde yaşam olduğunun ispatını gözler önüne serecek. Dünya'dan 8,6 kat daha büyük olan K2-18b'nin kütlesi Neptün kadar değil. Buna benzer bir durum Güneş Sistemi'nde bulunmuyor. Uzaybilimciler için yeni bir Dünya olarak nitelendirilen ötegezegen, bu tanımlamayla bile heyecan yaratıyor olsa da önemli bir problem var. NASA, heyecanlanmak için erken olduğunu çünkü bu ötegezegende bulunan okyanusların yaşanamayacak kadar sıcak olabileceği ihtimali olduğunu belirtiyor. Devam eden çalışmalar, K2-18b'yi daha yakından tanımamızı sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/kac-playstation-5-satildi-h123589.html", "text": "12 Kasım 2020 tarihinde piyasaya sürülen ve yeni nesil donanıma yer veren PlayStation 5, koronavirüsle büyük bir engele çarpmıştı. Kısıtlamalar sonrası kapatılan üretim tesisleri ve çip kriziyle tetiklenen tedarik sıkıntısı, PlayStation 5 satışlarının istendiği seviyede gitmesini engellemişti. Çip krizinin etkileri ve tedarik zinciri sorunları artık geçmişken,-satışlar gittikçe artıyordu. Bugün de Sony'den önemli bir açıklama geldi. Şirket, toplamda kaç adet PlayStation 5 duyurdu. Açıklanan sayı, teknoloji devinin konsolun satışlarında önemli bir eşiği geride bıraktığını ortaya koydu. Sony Interactive Entertainment'ın paylaştığı blog gönderisine göre satılan toplam PlayStation 5 sayısı, 50 milyonu aştı. Şirket, bu başarıdan dolayı oyunseverlere teşekkür etti. Satış verileri normalde her çeyreğin sonunda duyuruluyordu. Son veriler de 46,6 milyon ile kasım ayında paylaşılmıştı. Ancak Sony, 50 milyon gibi büyük bir başarıya ulaşılması nedeniyle çeyrek bitmeden açıklama yaptı. 50 milyon, son 1 ay 10 günde 4,4 milyon PS5'in satıldığını ortaya koyuyor. Şirket, 2022 yılında 19,1 milyon PS5 satışı gerçekleştirmişti. Bu yıl toplam kaç adet satıldığı konusunda resmi bilgi olmasa da Financial Times, Ampere Analysis'in analizlerine dayandırdığı haberinde 2023'te şu ana kadar 22,5 milyon ünitenin satıldığını ve %65'lik bir artış yaşandığını bildiriyor. Bu da kasımda 3. yaşını dolduran PS5'in asla popülerliğini kaybetmediğinin bir göstergesi. Sony'nin kendi mali yılı 31 Mart 2024'te sona erecek. Şirketin bu mali yıl sonunda 25 milyon PS5 satma hedefi vardı. 22,5 milyona ulaşmış olması da bu hedefe çok büyük ihtimalle ulaşılacağını hatta geçileceğini gösteriyor. Dev firma, özellikle PS5 Slim'in çıkması ve Noel dönemiyle birlikte kışın gelmesi nedeniyle satışlarında büyük artış bekliyordu. 2013'te tanıtılan PS4'ün şimdiye kadar 117 milyonun üzerinde sattığını belirtelim. PS5'in üç yılda 50 milyona ulaştığını ve PS6'nın muhtemelen 2028'e kadar gelmeyeceğini düşünürsek küçük kardeşini geçme olasılığı bir hayli yüksek. Xbox'ta ise durum böyle değil. Financial Times'ın raporuna göre Xbox satışları bu yıl %15 civarında geriledi ve 7,6 milyona düştü. Bu da PS5'in neredeyse üçe katladığını gösteriyor. 2024'te Activision oyunlarının Game Pass'e gelişiyle bu durumun değişip değişmeyeceğini göreceğiz. Bunun dışında raporda Nintendo satışlarına da değinildi. Nintendo Switch'in satışları %18 düşüş göstererek 16,4 milyona düştü. Switch'in 7 yıllık bir cihaz olduğunu düşünürsek bu sayının hiç de kötü olmadığını söyleyebiliriz. Nintendo'nun önümüzdeki yıl yeni konsol tanıtmasının beklendiğini de eklemeden geçmeyelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/kafein-ogrenme-uzerindeki-etkisi-arastirma-h138943.html", "text": "Günlük hayatımızda \"Kahve içmeden uyanamıyorum.\" ya da \"Kahve alayım da zihnim açılsın\" diyen çok sayıda insanla karşılaşıyoruz. Bilim insanlarına göre bu durum gerçeği pek de yansıtmıyor. En azından ellerindeki veriler bu yönde bir izlenim ortaya koyuyor. ABD'de bulunan Butler Hastanesi Nöro modülasyon Araştırma Fasilitesi'nden araştırmacılar, 20 katılımcı ile bir çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmada, farklı seviyelerde kahve tüketimine sahip kişilerin beyin aktiviteleri incelendi. Ortaya çıkan sonuçlar ise şaşırtıcı oldu. Bilim insanları, uzun dönem kuvvetlendirme adı verilen beyin mekanizmalarını analiz etti. LTP tek başına bir mekanizma değil, daha çok bir mekanizma grubu olarak göze çarpıyor. Farklı LTP çeşitleri üzerinden beyindeki bellek, kronik ağrı, madde bağımlılığı gibi nöral devrelerin uzun-dönem şekillenmesine bağlı değişikliklerin büyük kısmında rol oynuyorlar. Sinir hücrelerimiz belli bir şeyleri tekrar tekrar yaptıkça güçleniyor. Bu yapılar güçlendikçe beynimiz öğrenmeye de daha hazır hale geliyor. Tekrar ettiğimiz şeyleri gittikçe daha iyi yapmamızın nedeni de aslında bu. Bu güçlenme kapasitesine de plastisite adı veriliyor. Araştırmalara göre kafein tüketimi, bir süre sonra beynin öğrenme kapasitesini azaltıyor. Bu görüşün nedeni ise adenozin adlı madde. Kafein bizim uykumuzu açmak için adenozini baskılıyor. Adenozin ise biriktikçe beynin plastisitesini azaltıyor. Daha az plastisite demek de daha az öğrenebilme kapasitesi anlamına geliyor. Kahve tüketimi artan kişilerin beyin plastisitesinde düşüş olabiliyor. Yine de bu araştırmayı çok da kesin olarak görmemek gerekiyor. Zira araştırmanın iki noktası dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi, yalnızca 20 kişinin çalışmada yer alması. İkinci nokta ise kişilerin kahve tüketimlerinin kendi beyanları üzerinden takip edilmesi. Yine de bu çalışma, gelecekteki çalışmalar için bir öncü olacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/kahve-fiyatina-milyon-dolarlik-kripto-para-transferleri-h137821.html", "text": "Enflasyon, faiz artışları ve doların yükselmesi gibi nedenlerden dolayı kripto paraları şimdilik bir köşeye attık. Ancak kripto para dünyası, son haftalarda ve aylarda kırmızılarda olsa da her geçen gün etkileyici gelişmelere imza atıyor. Bugün son düşüşleri unutup, tarihsel olarak kayda geçmiş en büyük ve aynı zamanda en düşük işlem ücretli 5 kripto para transferine bakacağız. 10 Nisan 2020 Cuma gününde tarihin en büyük ve aynı zamanda en düşük ücretli Bitcoin transferi gerçekleşti. - Bitcoin Miktarı: 161,500 BTC - Dolar Değeri: 1,1 milyar dolar - İşlem Ücreti: 0,68 dolar, o zamanlarda 4,5 Türk lirası - İşlemi Yapan: Bitfinex 161.500 Bitcoin'in gönderildiği tarihin en büyük Bitcoin transfer işlemi, sadece 0,68 dolarlık işlem ücretiyle gerçekleşti. Bitfinex'in Baş Teknoloji Yöneticisi Paolo Ardoino, bu işlemi borsalarının cüzdanını doldurmak için yaptıklarını açıkladı. Şubat 2020'de 1,033 milyar dolarlık Bitcoin, bir borsa tarafından komik bir ücret karşılığında gönderildi. - Bitcoin Miktarı: 106.857 BTC - Dolar Değeri: 1,033 milyar dolar - İşlem Ücreti: 1,43 dolar, o zamanlarda 8,6 Türk lirası - İşlemi Yapan: Blockchain.com Tüm zamanların en büyük ikinci kripto para gönderme işlemi, gizemli cüzdanlar arasında gerçekleşti. Bu transfer işleminin gizeminin çözülmesi 5 gün sürdü. Bu işlemi gerçekleştiren gizemli cüzdanların daha önceki aylarda aynı miktarda Bitcoin'i birbirine gönderdiği tespit edildi. Bu muhtemelen bir borsanın fonlarını bir cüzdandan diğerine taşıdığını gösteriyor. Bu işlem Blockchain.com borsası ile ilişkilendiriliyor ve işlemi yapan cüzdan adresine dair bir araştırma, bu adresin Blockchain.info'ya yani şimdi Blockchain.com'a bağlayan bir GitHub sayfasını ortaya çıkarıyor. 6 Eylül 2019 Cuma gününde transfer edilen 1 milyar dolarlık Bitcoin, kafaları karıştırdı. - Bitcoin Miktarı: 94.504 BTC - Dolar Değeri: Yaklaşık olarak 1 milyar dolar - İşlem Ücreti: 1,7 dolar, o zamanlarda 9,7 Türk lirası - İşlemi Yapan: Bilinmiyor Üçüncü en büyük işlem, gizli bir kullanıcının diğerine çok düşük ücretle yaptığı bir fon transferini temsil ediyor. Bu işlem hakkında, tanınmış bir Bitcoin yorumcusu Max Keiser, İşlemin bir finans kurumuyla ilgili olabileceğini söyledi. Ayrıca bu transferden hemen sonra Bitcoin fiyatı keskin bir şekilde düştü: 6 Eylül'de 10.654 dolardan 6 Ekim'deki 8.140 dolara kadar geriledi. 14 Ekim 2019 Pazartesi gününde Bitstamp CEO'su, işlem ücretlerinin çok az olması ile dalga geçti. - Bitcoin Miktarı: 107.848 BTC - Dolar Değeri: Yaklaşık olarak 894 milyon dolar - İşlem Ücreti: 12,65 dolar, o zamanlarda 73 Türk lirası - İşlemi Yapan: Bitstamp Kripto para borsası Bitstamp, çok düşük bir işlem ücretiyle 107.848 BTC'yi bir kripto para saklama sağlayıcısına taşıdı. Bitstamp CEO'su Nejc Kodric, bu işlem ücretinin o zamanlarda ABD'de bir kahve fiyatına eşit olduğunu söyledi. 16 Şubat 2020 Pazar gününde çok düşük bir işlem ücreti ile Bitcoin gönderen borsaya karşı şüpheler var. - Bitcoin Miktarı: 48.952 BTC - Dolar Değeri: Yaklaşık olarak 491 milyon dolar - İşlem Ücreti: 0,66 dolar, o zamanlarda 4 Türk lirası - İşlemi Yapan: Bittrex Şimdiye kadar yapılan en büyük beşinci işlemin, kripto para borsası Bittrex'in işlem hacmini artırmak amacıyla yaptığı bir transfer olduğu iddia ediliyor. İşlem ücreti ise sadece 0,66 dolar oldu. Kripto para birimlerinin tarihine geçmiş bu tarz büyük işlemler, kripto paralar ile milyon dolarların komik ücretler karşılığında çok hızlı bir şekilde yapılabildiğini kanıtlıyor. Bu kadar yüksek miktarlardaki paranın bu kadar düşük ücretlerle gönderilmesinin arkasında ise aracı kurumların olmadığı blok zincir teknolojisi geliyor. 1 milyon dolarlık bir banka transferinin 30 ila 50 dolar arasında maliyeti olabileceğini düşünürsek, kripto paraların cazibesi daha iyi anlaşılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/kai-sabanci-nvidia-ogrenci-programi-kabul-edildi-h134529.html", "text": "Yapay zeka teknolojileri dünya çapında büyük bir yol kat etmeye devam ederken ülkemizde de bu girişimlerin sayısı artıyor, özellikle öğrencilerimiz fikirleriyle adından bahsettiriyor. Ülkemizdeki üniversite öğrencilerinin bu alana ne denli odaklanmaya başladığı, büyük bir başarıyla da somut bir şekilde gösterildi. Sabancı Üniversitesi Yapay Zeka Kulübü kAi Sabancı, NVIDIA'nın Student Network programına kabul edildi. Kulüp, yalnızca Türkiye'de değil, Avrupa genelinde de programa kabul edilen tek kulüp oldu. Sabancı Üniversitesi, bu kabul ile programa dahil edilen dünya çapındaki 4 pilot üniversiteden biri oldu. Yapay zeka alanında en büyük isimlerden birisi olan NVIDIA'nın Student Network programı, dünya çapındaki öğrencilere yapay zeka alanındaki kariyerlerinin temellerini atmalarını sağlamayı hedefliyor. Program kapsamında yapay zeka eğitimleri ve proje fırsatları sunuluyor. Program kapsamında öğrencilere sunulan projeler arasında veri bilimi, konuşma tanıma ve işleme, görüntü işleme ve daha pek çok alanda projeler yer alıyor. Dünya çapındaki öğrenciler, kurulan bir Discord sunucusunda bir araya geliyor, özel etkinliklere dahil oluyor, birbiriyle tanışıyor, şimdiden kendi networklerini oluşturuyor. Ayrıca NVIDIA'daki yapay zeka mühendislerinden projeleri için birebir destek alabiliyor. - Ekipman desteği - Kulüp etkinliklerine destek - Eğitim ve proje materyalleri - NVIDIA Deep Learning'den kursların sunulması - NVIDIA'daki mühendisler ve çalışan tüm ekip ile birebir konferanslar, soru-cevap etkinlikleri Kulübün kurucusu ve başkanı Serhan Yılmaz, dahil oldukları NVIDIA programı kapsamında yapay zeka, yapay öğrenme, derin öğrenme ve bu gibi alanlarda ve bunların birer alt dalı olan görüntü işleme, konuşma tanıma, doğal dil işleme , yaratıcı yapay zeka ve sohbet edebilen yapay zeka oluşturma ve daha pek çok projeye imza atmayı planladıklarını söyledi. Sabancı Üniversitesi bünyesinde ellerine geçen her veriyi içeren, her türlü makine öğrenmesi projesinin geliştirilmesine ve analizine katkı sağlayacak kAi Open Data Portal projesinin de yakın zamanda implementasyonu için çalışmalarına başlayacaklarını ifade etti. Bu alanda çalışmaya bir an önce başlamak gerekiyor. Dünya çok hızlı değişiyor artık. Lise çağındaki öğrencilere tavsiyem, boş zamanlarında güçlü bir matematik ve kodlama temeli inşa etmeleri. Üniversiteyi kesinlikle beklememelisiniz, lisede ne kadar çok şey öğrenirseniz o kadar önde olursunuz! Hiçbir zaman yaratıcılığınızı kısıtlamayın. Boş zamanınızda projeler çıkarın, yarışmalara katılın ve sizin gibi düşünen insanlarla bir araya gelin. Yapay zeka hayatın aklınıza gelebilecek her alanına giriyor artık."} {"url": "https://www.webtekno.com/kaleciler-dunyayi-herkesten-nasil-daha-farkli-algiliyor-h139319.html", "text": "Spor dallarındaki fizyolojik değişkenler hakkında karşımıza pek çok araştırma çıkıyor fakat bilişsel farklılıklar genelde gündeme gelmiyor ya da henüz yeterince araştırılmamış oluyor. Aslında sporcuların bilişsel yeteneklerine bakıldığında da birazdan anlatacağımız gibi çok ilginç bulgularla karşılaşabiliriz. Nasıl olduğuna hep birlikte bakalım. Kaleciler, dışarıdan gelen uyarılara çok hızlı yanıt vermek zorunda. Temel amacı rakibin gol atmasını engellemek olan kalecilik, futboldaki en uzmanlaşma gerektiren pozisyon olabilir. Diğer oyuncularla aralarında fizyolojik ve performans odaklı farklılıklar bulunur. Dublin Şehir Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre kaleciler, gelen uyarılara çok hızlı yanıt vermek zorunda oldukları için farklılıkları yalnızca fizyolojiyle sınırlı kalmıyor, bilişsel olarak da dünyayı diğerlerinden farklı algılıyorlar. Davranışsal sinir bilimi alanında yüksek lisans eğitimi alan eski bir kaleci, kalecilerin bilişsel farklılıkları olabileceğine dair ortaya bir hipotez attı. Hipotezin üzerine bir dizi test yapıldı. Farklılıklara odaklanan araştırmada, görsel ve işitsel testler yapıldı. Profesyonel kalecilerin, diğer futbolcuların ve futbolcu olmayanların katıldığı araştırmada; ani sesleri ve ışıkları birbirinden ayrı olarak ayırt etme yeteneklerine bakıldı. Böylece aynı anda görsel ve işitsel bilgilere dayanarak hızlı karar verme eğilimleri görüldü. Kaleciler, diğer katılımcılara göre daha farklı sinyalleri daha hızlı ayrıştırıyordu ve ötekilerden çok daha hızlı karar veriyordu. Psikoloğun söylediğine göre çoklu algılamaya sahiplerdi. Meslekleri gereği, işitsel bilgiye de ihtiyaç duyan kalecilerin; topun nerede olduğunu tahmin etmek için sesleri de takip etmeleri gerekiyor. Yani hem görsel hem de işitsel algıları çok üst seviyede sabitleniyor. Böylece yalnızca sahada değil, futbol dışı dünyada da dışarıdan gelen görsel ve işitsel uyaranlara karşı algıları daha açık oluyor. Yani uyaranları birbirinden daha hızlı ayırıyorlar. Bu farklılığın kaynağı hala net olarak bilinmiyor. Kalecilerin ayrıştığı noktanın sıkı antrenman programlarından mı yoksa onları kaleci olmaya çeken doğal bir yetenekten mi kaynaklandığı henüz bilinmiyor. Neyin sebep olduğunu bilmek için ise kaleci adaylarının gelişimsel gidişatını izleyen çok daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Ayrıca bu araştırma yalnızca erkeklere odaklansa da ekip, forvet ve stoper gibi pozisyonlarda uzmanlaşmış kadın oyuncuların algısal farklılıklarını incelemek için de fon başvurusunda bulundu. Konuya dair gelişmeleri merakla bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kameraya-bakip-gulumseyen-youtuber-h138318.html", "text": "Hatta hatırlarsanız bu adam, bazılarımızın çocukluk travmasıydı ve şeytanın oğlu lakabıyla tanınıyordu. Haydi yıllardır süren bu gizemi birlikte çözelim. Sadece saatlerce dümdüz oturan bu kişinin 400 bine yakın abonesi ve 30 milyondan fazla izlenmesi var. 2014'ten beri yüklenen videoları dikkatli incelerseniz bazılarının ilerleyen saatlerinde Benjamin ağlıyor, hatta bazen altına idrarını yapıyor ve hiçbir şey olmamış gibi tepkisizce oturmaya ve gülümsemeye devam ediyor. Performans sanatını duymadıysanız bile özellikle Marina Abramovic ve Ulay'ın performanslarından birine kesinlikle bir yerlerde denk gelmişsinizdir. Mesela bir performanslarında; Ulay, Çin Seddi'nin bir ucundan, Marina diğer ucundan birbirlerine yürümüşlerdi ve yolculukları bittiğinde ilişkileri de son bulmuştu. Aslında Benjamin'in yaptığı dayanıklılık sanatı olarak geçiyor ama ona da bir tür performans diyebiliriz. Benjamin'in kendi dayanıklılık sanatına verdiği isim ise Oturmak ve Gülümsemek. Bu performans, şimdiki zamanda kalmanın 'aşırı' bir versiyonunu ele alıyor. Şu ana dikkat ve modern yaşamın hızı ile yoğunluğundan rahatsızlık duyma gibi kavramları içeriyor. Evine hırsız girme teşebbüsünde bulunduğunda bile pozisyonunu bozmayıp gülümseye devam etmesinin sebebini ise: Kalbim deli gibi atıyordu ama tepki vermemenin yapılacak en iyi şey olduğunu biliyordum. Bu şekilde ortaya harika bir video çıkacaktı. şeklinde açıklıyor. Benjamin'in gerçekten ilginç bir şey yaptığı kesin fakat onu artık daha iyi anlıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kanada-yer-cekimi-az-olmasi-h139250.html", "text": "1960'larda Dünya'nın küresel çekim alanlarının haritasını çıkaran bilim insanları, Hudson Körfezi'ni diğer bölgelerden apayrı bir renkte işaretlediler çünkü burada yer çekimi çok azdı. Şöyle de diyebiliriz, Hudson'da ayağınız kaydığında yere çakılma olasılığınız Dünya'daki diğer bölgelere göre daha az. Böylesine ilginç bir şeyin nasıl mümkün olabildiğini, bir Neil deGrasse Tyson olmasak da elimizden geldiğince anlatacağız. Öncelikle yer çekiminin nasıl işlediğine basitçe bir göz atalım. Kısaca ifade edecek olursak yer çekimi, kütleye ve mesafeye dayanan bir çekimdir. Kütle ne kadar fazla olursa yer çekimi de o kadar fazla olur. Uzaklık arttıkça ise yer çekimi azalır. Yani dengemizi kaybedince yere düşmemizin sebebi, Dünya'nın kütlesinin bizi aşağı çekmesidir. Ayrıca temel olarak, altımızdaki kütle ne kadar fazlaysa yer çekimi de o kadar fazla olur fakat bir şeyden ne kadar uzaklaşırsak yer çekimi de o kadar az etki gösterir. Yani Dünya'dan uzakta bir yerde dengemizi kaybedersek yere doğru çekilip düşmeyiz de diyebiliriz. İlk teoriye göre bölgede yer çekiminin az olmasının sebebi ısı yayım ya da aktarım ile ilgili. Yerin 100 km altındaki katman, Dünya'nın bir nevi örtüsüdür ve bu örtü, sıcak magma ile doludur. Magma sabit değildir, sürekli döner ve kıvrılır. Magmanın hareket halinde olmasının nedeni de ısı yayımdır. Dünya'nın çekirdeğinden gelen ısı, magmayı ısıtarak genişletir ve genişledikçe daha hafif olur., Böylece yukarı doğru süzülmeye başlar ve daha soğuk olan magmayı aşağı doğru iter. En sonunda bu magma ısınarak aynı şeyi yapar. Aynı döngü, sürekli tekrarlanır. Bu ısı yayım akımı, Dünya'nın tektonik plakalarını aşağı çekebilir. Yani Hudson Körfezi'ndeki gibi bölgelerde plakalar aşağı çekilirse altta daha az kütle olur. Bu da bahsettiğimiz gibi daha az yer çekimine sebep olur. Diğer bir teori ise Buzul Çağı'na uzanıyor. Buzul Çağı'na gittiğimizde, günümüz Kanada ve Kuzey ABD'nin bulunduğu yerlerin devasa buz tabakalarıyla kaplı olduğunu görebilirdik. Bu çok kalın buz tabakaları yaklaşık 10.000 yıl önce eridi ve ardında büyük bir göçük bıraktı. Devasa göçük, toprağın bir kısmını yanlara doğru itti. Şöyle de diyebiliriz: o çukurun olduğu yerde durursanız, Dünya'nın merkezine daha yakın olursunuz ve yer çekimi de artar. Ancak bu bölgedeki buzul kütlesinin azalmasından kaynaklanan yer çekimi kaybı, Dünya'nın merkezine yaklaşmanın sağladığı yer çekimi kazancından çok daha fazla! Aslında teorilerden yalnızca biri değil, ikisi de Hudson Körfezi'nde az yer çekimi bulunmasında rol oynuyor diyebiliriz. Hatta ABD'de bulunan Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'ndeki jeofizikçiler, her iki faktörün de yarı yarıya etkili olduğunu söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/kanserli-hucrelerin-yuzde-doksan-dokuzunu-yok-eden-yontem-gelistirildi-h139650.html", "text": "İnsanlığın kanserle olan mücadelesi devam ediyor. Bilim insanları için kanseri tedavi etmek oldukça karmaşık olabiliyor. Hem hastalığın yapısı gereği farklı mutasyonlarla gelebilmesi, tümörlerin etraflarında kabuk oluşturabilmesi gibi nedenlerden dolayı farklı tedavi yöntemleri gerekebiliyor. Bu yüzden de verimli tedaviler geliştirilmesi için durmaksızın bir çaba söz konusu. Son olarak titreşimle kanser hücrelerini etkisiz hale getirmenin yolunun açılabileceği ortaya çıktı. Geliştirilen yeni yöntemde, halihazırda kanserli hücreleri tespit etmekte kullanılan amonsiyanin molekülleri kullanılıyor. Normal şartlar altında suda parçalanmaması ve kanserli hücrelere tutunabilmekteki başarısıyla bilinen bu moleküller, kanserli hücreleri \"boyuyor\" ve belirlenmelerini sağlıyorlar. Teksas A&M Üniversitesi, Rice Üniversitesi ve Teksas Üniversitesinden ekiplerin bir araya gelerek geliştirdiği sistem ise bir başka kanser öldüren moleküler makine olan Feringa-tipi motorların daha da geliştirilmesine dayanıyor. Araştırmacılar, yeni yöntemin Feringa-tipi motorlardan 1 milyon kat daha hızlı olduğunu ve kızılötesine yakın aralıktaki ışıkla gerçekleştirilebildiğini söylüyor. Bu yöntem, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin %99'unu yok etmeyi de başardı. Sistemin işleyişi ise şu şekilde: Aminosiyanin molekülleri, doğru uyaranlara maruz kaldıklarında senkronize duruma geliyorlar. Kızılötesine yakın ışığın uyaran olarak kullanıldığı senaryo da bu durumlardan biri. Harekete geçtiklerinde, moleküllerin elektronları plazmon adı verilen yapıyı oluşturuyor. Bu yapı da molekül boyunca titreşim oluşturuyor. Bu plozmonlar sayesinde molekül, kanserli yapıya tutunmaya devam ediyor ancak sahip olduğu titreşim yapıyı parçalayarak kanserli hücreyi öldürüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/kara-delikler-icin-yeni-hiz-limit-kesfedildi-h136900.html", "text": "Sonu gelmeyen uzayın içindeki hem en korkunç hem de en etkileyici şeylerden biri olan kara delikler, yapılan her çalışmayla birlikte bizleri tekrar tekrar şaşırtmayı başarıyor. Özellikle de hızla gelişen teknolojinin uzay konusundaki çalışmaları direkt olarak desteklemesi, kara delikler hakkında öğreneceğimiz bilgilerin daha çabuk elimize ulaşmasını sağlıyor. Daha önce yıldız yutan bir kara deliği ve daha önce çekilen kara delik fotoğrafının yapay zeka yardımıyla yeniden oluşturulduğunu görmüştük. Şimdiki bilgiyse, görsellikten uzak olsa da fizik konusunda bildiklerimizi yeniden düşündürecek nitelikte. Evrenin en ekstrem çarpışmaları için yeni hız limiti belirlendi. Süper kütleli kara delikler üzerinde yapılan simülasyonlarda, çarpışmaya doğru ilerleyen iki kara deliğin, ışık hızının 10'da 1'ine ulaşabildiği görüldü. Bu da aşağı yukarı 102 milyon km/saat yapıyor. Bu hız, birbirine yaklaşan veya birbirinden ayrılan iki kara deliğin devrilme noktasında görülüyor. Yani kabaca geri dönülemez noktaya gelindiğinde bu hız ortaya çıkıyor diyebiliriz. Bunu ortaya çıkaran araştırmacılar şimdi de bu hızın aşılamayacağını, genel görelilik kanununu kullanarak matematiksel açıdan kanıtlayacak. Çalışmada yer alan Matematik ve İstatistik Profesörü Carlos Lousto, daha genele hitap edebilecek bir şeyin yüzeyinde olduklarını vurguluyor. Bu da yeni fizik kanunlarının gündeme gelebileceği anlamına geliyor. Lousto ve James Healy ile birlikte araştırma ekibi, kara deliklerin maksimum geri tepme hızını kestirebilmek için sayısal simülasyonlar yoluyla denemeler gerçekleştirdi. Genel Görelilik eşitliklerini içeren bu denemeler sayesinde ekip, birbiriyle etkileşen iki kara deliğin nasıl aksiyonlarda bulunacağını görebildi. Sonuç olarak da Lousto, elde edilen sonuçların atomlardan çarpışan kara deliklere kadar birçok ölçek arasında geçerli olan kapsamlı bir ilkeye işaret ettiğini belirtti. Bunun kesin bir kaynak olduğunu söylemek için henüz erken olduğunu belirten Lousto, araştırmalarla derinine inmek için sağlam bir nokta olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/kariyer-net-isveren-ilgi-endeksi-h97646.html", "text": "İyi bir iş hayatı için iyi bir eğitim şart. İyi bir eğitim için de üniversite ve bölüm tercihi çok önemli. Her ne kadar artık bireysel çabayla öne çıkmak kolay olsa da üniversite hayatını verimli geçirmek, geleceğe yapılan en büyük yatırımlardan birisi. Kariyer.net ise meslek, yani bölüm ve üniversite seçmek konusunda kararsız kalan herkese rehber olacak bir araştırmayı tamamladı. Kariyer.net üzerinden iş ilanı veren 486 bin işverenin tercihleri incelendi. Tüm bu veriler, adayların özgeçmişlerinde yer alan bilgiler ile eşleştirildi. Böylece oldukça anlamlı ve kapsamlı bilgiler içeren İşveren İlgi Endeksi ortaya çıktı. İşverenlerin hangi üniversiteler ve hangi bölümlerin mezunlarına daha çok ilgi gösterdiklerine dair bilgilere göz atıyoruz. - Not: Listelerde göreceğiniz yüzdeler, işverenlerin gösterdiği ilgiyi ifade ediyor. Ayrıca bu içeriğimiz, Kariyet.net'in verileriyle düzenli olarak güncellenmektedir. Son güncelleme, 26 Haziran 2023'te aldığımız verilerle yapıldı. - Galatasaray Üniversitesi: %91,8 - Sabancı Üniversitesi: %91,2 - Koç Üniversitesi: %80 - Boğaziçi Üniversitesi: %79,5 - Türk-Alman Üniversitesi: %78,5 - İstanbul Teknik Üniversitesi : %76,1 - Yıldız Teknik Üniversitesi : %70,4 - Özyeğin Üniversitesi: %62,7 - Orta Doğu Teknik Üniversitesi : %60,9 - Gebze Teknik Üniversitesi: %60,1 - İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi: %59,9 - Marmara Üniversitesi: %59,4 - Doğuş Üniversitesi: %59,1 - Bahçeşehir Üniversitesi: %59,1 - Yeditepe Üniversitesi: %59,1 - Kadir Has Üniversitesi: %58,5 - İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa: %57,2 - Beykent Üniversitesi - %56,6 - Işık Üniversitesi - %56,6 - İstanbul Bilgi Üniversitesi - %54,9 İşverenlerin ilgi düzeyi, bir bakıma listedeki üniversite mezunlarının daha kolay iş bulacakları anlamına geliyor. Ancak bu yüzeysel bir yorum. Zira meslek, şehir, üniversite ve bölüm seçimini etkileyen pek çok etmen var. - Matematik Mühendisliği: %90,2 - İşletme Mühendisliği: %81,5 - İşletme : %81,1 - İspanyol Dili ve Edebiyatı: %66,4 - İletişim: %63,3 - Ekonomi - Yönetim Bilimleri Programları: %61,5 - Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği: %61,4 - Mütercim-Tercümanlık : %60,7 - Bilgisayar Mühendisliği: %60,1 - Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri: %58,3 - Endüstri Mühendisliği: %57,7 - Yazılım Mühendisliği: %57,3 - Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği: %57,2 - Çeviribilim: %57,1 - Siyaset Bilimi: %57 - İtalyan Dili ve Edebiyatı: %55,7 - Bankacılık: %55,4 - Elektrik Mühendisliği: %55,3 - Kimya - Biyoloji Mühendisliği: %55,1 - Elektronik Mühendisliği: %53,9 - İstanbul Teknik Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %89,5 - Galatasaray Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %84 - Yıldız Teknik Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %82,2 - İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa - Bilgisayar Mühendisliği: %78,5 - İstanbul Teknik Üniversitesi - Endüstri Mühendisliği: %76,7 - Galatasaray Üniversitesi- Endüstri Mühendisliği: %76,6 - İstanbul Teknik Üniversitesi - Matematik Mühendisliği: %75,8 - Boğaziçi Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %73,3 - Marmara Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %72,9 - Marmara Üniversitesi - Endüstri Mühendisliği: %72,8 - Yıldız Teknik Üniversitesi - Endüstri Mühendisliği: %72,3 - Boğaziçi Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %72,1 - Yıldız Teknik Üniversitesi - Matematik Mühendisliği: %71,3 - İstanbul Teknik Üniversitesi - İşletme Mühendisliği: %70,8 - Yeditepe Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %70,5 - Galatasaray Üniversitesi - İşletme: %69,8 - Koç Üniversitesi - Bilgisayar Mühendisliği: %69,4 - Sabancı Üniversitesi - Endüstri Mühendisliği: %68,9 - Boğaziçi Üniversitesi - Yönetim Bilişim Sistemleri: %68,1 - Boğaziçi Üniversitesi - İşletme : %67,7 Üniversite ve bölüm verileri birleştiğinde ise karşımıza böyle bir tablo çıkıyor. İlk 20'de 9 bilgisayar mühendisliği, 5 endüstri mühendisliği, 3 işletme ve 2 matematik mühendisliği bölümü bulunuyor. Kariyer.net'in İşveren İlgi Endeksi araştırmasının tamamına buradan ulaşabilir, seçtiğiniz bir üniversitede hangi bölümlerin daha ilgi ile karşılandığına göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kaynatilan-sut-neden-tasar-h139672.html", "text": "Öncelikle su ve sütün içeriğine göz atalım. Su, 2 hidrojen ve 1 oksijen atomunun (H2O) bir araya gelmesiyle oluşur ancak bu sıvı, aslında karbonmonoksit ve hidrojenin tepkimeye girmesiyle ortaya çıkar. Süt ise çeşitli proteinler, yağlar ve suyun harmanlanmış hali olan bir kimyasal karışımdır. Kısaca su basit bir madde iken süt, daha karmaşık bir sıvıdır. Sütün içime hazır hale gelmesi için içindeki protein, yağ ve suyun birbiriyle etkileşime girmesi gerekir. Fakat sütü oluşturan bu maddeler, ısıtıldığında adeta evrim geçirir. Şöyle ki süt kaynatıldığında, proteinin iç yapısı değişir ve halihazırdaki sıvı formu, yerini katılaşmaya bırakır. Bu katılaşma, yağ molekülleri ile yeni bir dostluk fırsatı yaratır ve sütün içindeki tüm maddeler, jel benzeri bambaşka bir madde oluşturmak üzere birleşerek pıhtılaşır. Sütün yeni oluşan bu formu ısının sağladığı enerjiyle, tabiri caizse zirveye doğru ilerlemeye başlar. Buharlaşma, sadece yüzeyde gerçekleşir. Yeni oluşan bu protein ve yağ birleşimi de en üstteki suyun çok daha fazla buharlaştığını görür. Yüzeyde zaten az bir miktarda olan suyun sahip olduğu kütle ve hacminin oranı daha da azalır ve pıhtılaşmış protein ve yağ tabakası bunu kaplar. Süt kaynatılan tencere elbette oldukça sıcaktır. Bu kadar fazla olan ısı ile su, buhara dönüşmeye başlar. Bu buhar da sudan hafiftir ve protein ve yağ gibi yukarıya doğru yolculuğuna başlar. Ancak bu yolculuk yarım kalır çünkü yüzeye çıkmak üzereyken geçmesine izin vermeyecek bir jel formu onu bekler. Ardından su buharı içeri doğru ilerledikçe kabarcıklar oluşur. Isınma sebebiyle giderek daha fazla su buharı ortaya çıktığında, aynı yakalama ve itme işlemi çok sayıda kabarcığın oluşmasına neden olur. Özetle kaynayan sütün üzerindeki köpüğün ortaya çıkış hikayesi bu şekildedir. Devamında ise ya protein ve yağ maddesi ya da su, tükenene dek bu işlem devam eder. Bununla birlikte var olan köpükler, yeni oluşan köpükler tarafından yukarı yani tencereden dışarı doğru itilecek kadar büyümüş bir hale gelecektir. Ardından ise kaçınılmaz son oldukça aşikar. Sıra, ocaktaki süt lekelerini en iyi temizleyecek deterjanı aramakta. Kısaca burada üç aşamalı bir durum söz konusu. Yağların ve proteinlerin pıhtılaşması ve yükselmesi, su buharının alttan yükselmesi ve köpük oluşması. Nihai sonuç ise taşma. İş, suyu kaynatmaya geldiğinde ise sonuçları bu kadar trajik değil. Su kaynatıldığında yukarıdaki adımlardan yalnızca bir tanesi gerçekleşir. O da su buharının yukarı doğru yükselmesidir. Çünkü buharın alttan yukarıya doğru dümdüz bir yolu vardır ve suyun içinde, su buharının kaçmasını engelleyebilecek bir madde yoktur. Su, yüzeye çıkmak istediğinde serbestçe hareket eder. Bu sebeple köpük oluşmaz ve herhangi bir yayılma ya da taşma görülmez. Sütün neden taştığını öğrendiğimize göre, bu taşmanın önüne geçmek için çözüm yolları üretmek şimdi daha kolay. Bu taşmayı engellemenin en kolay yolu, sütte oluşan köpüğü durdurmak olacaktır. Bunun önüne sütün karıştırılmasıyla geçilebilir. Karıştırma hareketiyle buhar hem dışarı çıkar hem de üstte oluşan tabaka, tencerenin tamamına yeniden dağılır ve bir süre için buhar, daha fazla hapsedilemez. Elbette karıştırma bırakıldığı an, katman yeniden oluşacaktır. Aynı sonucu elde etmenin bir diğer şekli de tencerenin üstüne bir kaşık ya da kepçe koymaktır. Böylece yüzeye çıkan buhara, bir kaçış yolu açılmış olur. Bu yöntem de bir süreliğine işe yarar fakat süt daha fazla ısındıkça buharın oluşma hızı, buharın çıkabileceği hızı geçer. Nihayetinde yine kalan buhar, her iki tarafa da sıkışmaya başlar ve büyük bir köpük kabarcığı, tencerenin taşmasına neden olur. Bu yayılmayı durdurmanın pek de akla gelmeyecek yolu, sütü geniş bir tavada kaynatmaktır. Bunun mantığı ise pıhtılaşmış madde içinde hapsolmuş su buharının oluşturduğu kabarcıkların, dengeli olamayacak kadar büyük olmasına izin vermektir. Eğer süt epey geniş bir tencereye konursa, kabarcıkların büyüyebileceği alan daha fazla olacaktır ve pıhtılaşan maddenin sağladığı yüzey gerilimi, bu kabarcıkları tutamadığında kabarcıklar patlayacaktır. Bu durum da köpüğün oluşumunu etkili bir şekilde durdurur ve böylece süt dökülmez."} {"url": "https://www.webtekno.com/kazida-cikarilan-kafatasinin-uzerindeki-tuhaf-seyler-ne-h138941.html", "text": "Karşısına çıkan kafatası örneği, daha önce rastlamadığı türdendi. Bu kafatası, ne olduğu anlaşılamayan nesnelerle çepeçevre kaplanmış ve şaşırtıcı bir şekilde toprağın altında binlerce yıl korunmayı başarmıştı. Eski Taş Çağı'na ait olan ve İtalya'nın Caviglione Mağarası'nda bulunan bir kafatası, sıra dışı ayrıntılara sahipti. Arkeolog Emile Riviere tarafından 1872 yılında kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan bu iskelet, ilk etapta bir erkeğe ait zannedildi. Hatta bu sebeple iskelete Mentone Adamı lakabı takılmıştı. Fakat arkeoloğun çalışmaları sonucunda bu cesedin bir kadına ait olduğu tespit edildi ve Cavigliona Kadını olarak anılmaya başladı. DNA incelemeleri sonucunda uzun boylu bu kadın vefat ettiğinde 37 yaşındaydı, muhtemelen birkaç doğum yapmıştı ve halihazırda hamileydi. Dikkati çeken özelliği ise kafatasının küçük deniz kabuklarıyla ve kırmızı renkte geyik veya köpek dişleriyle kaplı olmasaydı. Bu deniz kabukları iç içe geçmişti ve adeta bir başlığı anımsatıyordu. Aslında bu sorunun cevabı bir hayli tartışmalı. Eski Taş Çağı insanları, ölümden sonra yaşama inanıyordu ve vefat eden kişiye, mezara konulmadan önce böyle bir başlık takmak adettendi. Değerli eşyalar ve aksesuarlar, belirli bir sınıfa aitliğin göstergesiydi ve onları giyen ve takan kişiler, adeta sosyal üstünlüklerini kanıtlardı. Bir diğer görüşe göre ise böyle bir başlığın gücün değil, kutsallığın bir işareti olduğuydu. Böylece deniz kabuklarından ve hayvan dişlerinden oluşan bu aksesuarı, annelerin taktığına yönelik bir düşünce ortaya çıktı. Cavigliona Kadını'nın dışında o dönemde yaşamış olup buna benzer bir başlık takan ikisi kadın olmak üzere üç kişi daha vardı. Bunlardan ilki 15 yaşındaki bir erkek çocuğu olan Arene Candide Prensi'ydi. Candide, Prens lakabını gömüldüğü olağanüstü teçhizata borçluydu ve kafatası, yüzlerce delikli kabuktan oluşan bir başlık ile çevriliydi. Ostuni Kadını Delia ise tahmini olarak 27.000 yıl önce yaşamış hamile bir kadındı. Delia'nın başı, kırmızı toprak boyasıyla boyanmış bir başlıkla süslenmişti ve çeşitli kabuklar ve geyik dişleriyle kaplanmıştı. Son olarak kazılar sonucunda cesedi 1989'da çıkarılan Paglicci Kadını da aynı dönemde yaşadığı diğer kadınlara benzer bir başlık ile gömülmüştü. Koyu sarı bir başlığın ön yüzünde yedi delikli geyik dişleri bulunmaktaydı."} {"url": "https://www.webtekno.com/kediler-diski-neden-gomer-h139232.html", "text": "Günün belli dakikalarını kendilerini yalamak için harcayan kediler, temiz olmalarıyla ön plana çıkan hayvanlardan. Hatta kedilerin bu özelliği, onları evde beslemeye en uygun canlılardan biri haline getirmekte. Ancak söz konusu dışkılarını saklamak olduğunda, temizlik dışında bambaşka nedenler ortaya çıkar. Sözü daha fazla uzatmadan bu sevimli hayvanların, dışkılarını gömmelerinin sebeplerine bakalım. Kedi dışkısı hakkında ilginç bir ayrıntı vardır. Şöyle ki bu dışkılar, bize genellikle aynı kokar ancak kediler, idrar ve dışkılarında bulunan ve feromon ismi verilen eşsiz koku molekülleri sayesinde atıklarını diğer kedilerden ayırt edebilir. Kedilerin, atıklarını titizlikle gömme hareketi de bölgelerini işaretlemek için idrar ve dışkıdan yararlanma konusundaki uzun geçmişlerine dayanır. Daha küçük, korunmasız ve itaatkar olan evcilleştirilmiş ev kedileri, soy hattı olarak çelimsiz bir kedi grubuna aittir. Bu sebeple, bulundukları yerde yırtıcı bir hayvan olmamasına rağmen dışkılarını gömerler. Onların bu hareketi, bulunduğu alanda onlara tehdit oluşturacak bir canlı olmasa da her ihtimale karşı kendilerini güvenceye alma içgüdüsünden kaynaklanır. Yine her evcil kedi, kendi sahibini güçlü ve baskın olarak görür ve bu yüzden kendisini zayıf ve tehdit altında hisseder. Ayrıca avcılar, avlarını dışkılarının kokusundan ve yerinden algılayabilir. Bu sebeple dışkıyı gömmek, zayıf ve çelimsiz kedi grubunun gösterdiği bir eğilimdir. Çünkü bunu yapan kediler, daha kolay gizlenir ve yabancı kediler tarafından av olma ihtimalleri büyük oranda ortadan kalkar. Vahşi doğada; aslanlar, kaplanlar, jaguarlar ve leoparlar gibi bölgelerinde rekabet içinde olan baskın kedi türleri, belirli bir alanı ele geçirmek istediklerinin sinyalini vermenin bir yolu olarak dışkılarını gömmezler. Fakat yabani kediler bazı zamanlar, yırtıcı hayvanların istenmeyen ilgilerini kendilere veya yavrularının yuvalarına çekmemek için dışkılarını saklama eğiliminde olabilir. Evcil kediler için dışkıları gömmek, her ne kadar içgüdüsel bir davranış olsa da bu kediler, tuvaletlerini bazen kumları dışında hiç olmadık yerlere yapabilir. Bu davranışın altındaki en büyük sebeplerden biri ise kedi henüz yavruyken, annesi tarafından bu davranışın ona gösterilmemesi ve öğretilmemesidir. Eğer problem bundan kaynaklıysa, kediye doğru komutlarla ve yönlendirmelerle dışkısını kuma yapması gerektiğini öğretebilirsiniz. Özellikle henüz yavruysa işiniz çok daha kolay demektir. Bunun dışında kediler genellikle temiz kumlardan hoşlanır. Eğer kumu uzun süre temizlenmediyse, dışkılarını buraya tekrardan yapmak istemeyebilirler. Yine tuvalet kabının, kedinin büyüklüğünün yaklaşık 1,5 katı olması önerilir. Eğer bu alan kedi için küçükse, dışkılama için burayı tercih etmekten kaçınabilir. Aynı zamanda ev değişikliği veya eve yeni bir hayvanın gelmesi kedileri strese sokabilir ve bu gibi durumlar, kedilerin tuvalet kabına dışkılamamasına sebebiyet verebilir. Eğer tüm koşullar sağlandıysa ve kediniz yine de kuma gitmeyi reddediyorsa bunun arkasında bir sağlık problemi olabilir. Bu noktada veterinere danışmak en sağlıklı sonucu getirecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/kediler-sizofren-yakalanma-riski-h139450.html", "text": "Evimizi bir hayvanla paylaşmaya karar vermeden önce birçoğumuzun aklından Acaba tüyleri zararlı mı?, Çocuğumu sağlıksız yapar mı?, Hastalık geçer mi?, Enfeksiyon kapar mıyım? gibi sorular geçmiştir fakat muhtemelen hiç Acaba şizofren olur muyum? diye düşünmemişizdir. Bahsi geçen araştırma, kafa karıştırıcı bir bulguyu ortaya koydu fakat içeriği sonuna kadar okuduktan sonra sadece başlığı okuyarak aldanmamanın önemini anlayacaksınız. Virüse erken yaşta maruz kalmanın şizofreni riskini artırabileceği öne sürülüyor. Aslında bu iddia, yeni çıkmadı. En az 40 yıldır konuşulan ve üzerine çalışmalar yapılan bir konu. Bazı araştırmalar, böyle bir şeyin mümkün olmayacağını kanıtlarken bazıları da gerçekten olabileceğini göstermişti. Avustralya'daki araştırmacılar da şimdiye kadar bu konuda yapılmış araştırmaları incelemeye karar verdi ve 44 yıl boyunca 11 farklı ülkede yapılan 17 araştırmaya baktılar. Sonuç olarak kedi sahipliği ile şizofreninin artması arasında pozitif bir ilişki buldular. Toxoplasma gondii olarak adlandırılan parazit, kemirgenlerde bulunabiliyor. Bu virüs, beyne girerek davranışlarını değiştirip onları daha korkusuz yapıyor. Bu da kediler tarafından av olmalarına sebep oluyor tabii. Ancak kediniz evden çıkmıyor ve başka enfekte hayvanlara temas etmiyorsa parazitin bulaşması pek mümkün değil. T. gondii adındaki tek hücreli parazit, insanların ve diğer hayvanların da beynine girerek aynı şekilde enfekte edebiliyor. Kedi ısırığıyla veya dışkısıyla temas edince bize bulaşabiliyor fakat sadece bu şekilde de değil; az pişmiş et yiyerek, kirli su içerek veya kan nakli yaparak da enfekte olabiliyoruz. Şizofreninin çok nadir görülen bir hastalık olmasını unutmamak gerek. Araştırmalar, kedi ebeveynlerinin şizofreni olasılığına yakalanma olasılığının diğer insanlardan iki kat daha fazla olduğunu söylese de Dünya Sağlık Örgütü'ne göre genel insan nüfusunun sadece %0,32'si şizofreni. Yani kedilerle büyümekten kaynaklanan bir şizofreni riskinde bile hastalığa yakalanma ihtimalimiz çok düşük. Zaten yapılan araştırma da kediler ve şizofreni riski arasında çok daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Ayrıca kedilerin düzenli olarak yapılması gereken parazit aşıları oluyor. Bu aşıyı yaptırmamak sadece T. gondii'ye değil, hayvanlar için başka tehlikelere de yol açıyor. O yüzden iki ayda bir, parazit aşılarını yaptırmayı ihmal etmeyelim! - Evcil hayvan sahibi olanların depresyona yakalanma riski %41 daha düşük. - Köpek sahibi olan çocukların telaşlılık oranı, köpek sahibi olmayanlara göre %21 daha düşük. - Kedi ebeveynlerinin kalp krizi geçirme riski, diğer insanlara göre 1/3 daha düşük. - Bir hayvanla büyüyen çocukların bünyesi alerjiye çok daha dayanıklı. - Köpek sahiplerinin obeziteye yakalanma riski diğer insanlara göre çok daha düşük."} {"url": "https://www.webtekno.com/kediler-ve-kopekler-uzgun-oldugumuzu-hissedebilir-mi-h139568.html", "text": "Kediler ve köpekler, her ne kadar konuşamasalar da aslında gözleriyle veya bazı hareketleriyle bize çok şey anlatırlar. Özellikle onlarla vakit geçirdikçe neye ihtiyaçları olduklarını veya nasıl hissettiklerini bir nebze daha iyi anlayabiliriz. Ancak onların böyle bir beceriye sahip olup olmadığı ise bir muamma. Londra Üniversitesi araştırmacıları, bundan 12 yıl önce köpeklerin ağlayan bir kişiye yaklaşma olasılığının, konuşan veya mırıldanan bir kişiye göre daha fazla olduğunu tespit etti. Ancak böyle bir durum, köpeklerin elbette duygularımızı tamamen anladığını göstermez. Örneğin köpeklerin ağlama ve uğultu arasında bir ayrım yapması, ağlamaya verdikleri tepkinin sadece meraktan kaynaklanmadığını gösterir. Daha ziyade ağlama, köpekler için daha büyük duygusal anlamlar taşır ve uğultu ya da konuşmaya kıyasla daha güçlü bir tepki vermelerine sebep olur. Araştırmalar, köpeklerin insanlarla iletişim kurma noktasında başarılı olduğunu gösterse de bilim insanları, köpeklerin empati yapabildiğini veya başkasının acısını gerçekten anlayabildiğine dair kesin bir kanıta henüz ulaşamadı. 2006 yılındaki bir çalışmada araştırmacılar, köpeklerin ağlamaya empati yoluyla tepki verip vermeyeceğini test etmek amacıyla, 18 evcil köpek ve sahibini bir teste tabi tuttu. Bu test, köpeklerin evinde gerçekleşti ve sahipleri, ağlama ve mırıldama numarası yaptı. Araştırmaya katılan 18 köpekten 15'i ağlama esnasında sahibine yaklaşırken, sadece 3'ü mırıldanma esnasında bir tepki gösterdi. Aslında bu durum, köpekleri harekete geçiren şeyin, meraktan ziyade duygusal hisler olduğunu göstebilir. Aynı şekilde bu köpekler, hiç tanımadıkları bir insanın ağladığını gördüğünde de kuyruklarını kıvırarak ve kafalarını eğerek, o insanlara yaklaşma eğilimindeydi. Böylece köpeklerin, kendi ihtiyaçlarına değil de karşı tarafın duygularına yanıt verdiğini söylemek mümkün olabilir. Kedilerin ne düşündüğünü veya tam olarak ne hissettiğini maalesef bilmiyoruz fakat onların, davranışlarını şekillendirmek için çeşitli ipuçları kullanan meraklı canlılar olduklarını biliyoruz. Bu ipuçlarından ilki, kokular. Araştırmalara göre kediler, bizimle empati kurabilmek için kokumuzu bir işaret olarak kullanabilir ve davranışlarını bu doğrultuda şekillendirebilir. Yine kokuların yanında görsel ipuçları da etkili olur. Örneğin kediler, sahiplerinin gözlerinin baktığı yere bakmaya duyarlı canlılardır ve bunu, sahiplerinin ruh halini veya niyetini değerlendirmek için kullanırlar. Ayrıca çeşitli çalışmalara göre kediler, işitsel ipuçlarına da duyarlıdır. Bu canlılar, sahiplerinin ses tonuna göre onların mutlu veya üzgün olduğunu ayırt edebilir ve kendi duygu durumları da sahibininkine benzer bir şekilde değişim gösterebilir. Her kedi sahibi ağlarken, kedisinin gözlerini dikip kendisini süzdüğüne hatta yüzüne kadar sokulduğuna mutlaka tanık olmuştur. Aslında kediler bu hareketleriyle, gördüklerini ve duyduklarını anlamlandırmaya çalışır. Her kedi, sahibinin ağladığını anlayamasa da göz teması kurmak ister. Çünkü böylece toplayabildiği kadar ipucu toplayacak ve bunları davranışlarını ayarlamak için kullanacaktır. Elbette tüm bu araştırma ve çalışmalar, tüm kedi ve köpekler özelinde geçerli değildir. Bu canlıların sahipleri üzgün olduğunda, onları teselli ettiğine dair birçok kanıt olsa da bu anlamda çalışmaların devam ettiğini söylemek mümkündür. Ancak sahiplerinin deneyimleri gösteriyor ki üzgün olduğumuzu anlayıp bizi teselli etmek istiyorlar ."} {"url": "https://www.webtekno.com/kelimeler-nerede-geliyor-h139124.html", "text": "Dilin derinliklerine inmemizi sağlayan kelime kökeni ise dilin daha iyi anlaşılması ve kelimelerin nasıl evrildiğini görebilmemize büyük katkı sağlıyor. Bu içerikte de birbirinden renkli ve ilginç kelime kökenleri ile tanışacak, dilin nasıl şekillendiğine şaşıracaksınız. Geceden türeyen \"dün\", tünemek fiilinin de kökü. TDK sözlüğündeki gibi bir önceki günü ifade eden dün, Eski Türkçede gece anlamına gelen tünden alıntı. Bir süre sonra ise \"geçmiş günü\" ifade etmek için kullanılıyor. Öğleden akşama kadar geçen süre içinde karşılaşıldığında kullanılan bir selamlama sözü olarak kullanılan tünaydın ise \"aydın gece\" anlamında. Tünaydın kelimesi aynı zamanda ilgili saatlerde göğün aldığı renge atıf içeriyor. Ayrıca bir bilgi daha. Tünemek fiilinin kökü de dün/tün'den geliyor. Gecelemek anlamında kullanılsa da tünemek kelimesi genellikle kuşlar veya kümes hayvanlarının uyumak için bir dala konmasını ifade etmek için tercih ediliyor. Kasap, en iyi yaptığı şeylerden biri olan \"kesmek\" fiilinden geliyor. Kapısından kedilerin ayrılmadığı dükkanların başındaki kasaplar, isimlerini Arapça kasb kesmek fiilinden türeyerek alıyor. Aslında geldiği köken oldukça mantıklı. Kasaba kelimesinin kökeni de kasap ile aynı. Yerleşim yerinin surlarla veya başka yollarla çevrelenip bölünmesi, giriş çıkışının kesilmesi de aslında kökenini açıklıyor. Tarantula kelimesinin ismi, İtalya'daki Taranto şehrinden geliyor. Büyük bir örümcek anlamına gelen tarantola, isminden çok fazla değişikliğe maruz kalmadan dilimize geçiyor. Örümcek kelimesinin anlamı da en çok yaptığı şeyden geliyor. Görünce içimizin ürperdiği örümceğin Eski Türkçede adı örümçek idi. Adını ise en iyi yaptığı şeylerden biri olan ağ örmekten alıyor. Yine Eski Türkçede ör- örmek fiiline getirilen ekle türetiliyor. Köpek ile gebelik ve gebermenin aynı kökten olduğunu söylesek! Aslında köprü ve köpük de aynı kökten. 14. yüzyılın sonlarından itibaren Kıpçakça ve Türkçe metinlerde kabarmak, taşmak anlamına gelen köp fiili görülüyor. Bu üç kelimenin kökeni de köp'e yani kabarmak, taşmak ifadesine kadar iniyor. Anlamlarına baktığınızda zaten çok da uzak olmadığını görebilirsiniz. Dahası da var. Gebelik ve gebermek kelimelerinin kökleri de aynı. Sonuçta ikisi de şişkinlik yapıyor. Adaletsiz yargılama yapan Amerikalı bir yargıcın adı \"linç\" kelimesini ortaya çıkarıyor. Sosyal mecralarda \"linç etmek\" desek de aslında kelimenin sözlük karşılığı \"Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi.\" Asıl anlamının altında ise diğerlerinden farklı bir hikaye yatıyor. Linç, İngilizce lynch kelimesinden dilimize geçmiş. Amerikalı bir yargıç olan Charles Lynch, ülkenin iç savaş döneminde yargıçlık yapıyor. Lynch, beğenmediği herkesi yargılamakla kalmayıp garip cezalar da veriyor. Bu yüzden de hızlı ve adaletsiz yargılamanın adına Lynch koyuluyor. Adil bir yargılama yapılmadan Lynch tarafından sanıklar kalabalığın önüne atılıyor ve senato tarafından verilen cezalar da onaylanıyor. Lynch'in cezaları da tarihe Lynch Yasaları olarak geçiyor. Yük tutan anlamındaki bargir, \"beygir\" oluyor. Bazen at yerine beygir demeyi tercih etsek de aslında beygir, yük tutan demek. Farsça bar yük\" ve gir \"tutan\" anlamına gelen bargir kelimesi zamanla beygire dönüşüyor . Rüyalar gördüren Morpheus, \"morfin\" kelimesinin ortaya çıkmasına da neden oluyor. Rüya ve hayal tanrısı olan Morpheus, morfin kelimesinin kökeni. Ağrı kesici olarak kullanılan morfin ve Morpheus'un rüyalar gördürdüğünü düşününce kökeni de anlam buluyor. Bunun yanı sıra Matrix'teki isimlerin de rastgele seçilmediğini anlayabiliyoruz. Hap uzatması tesadüf olmasa gerek! Hemen hemen her yerde karşımıza çıkan mermer, Arapça ve Farsça marmar kelimesinden dilimize geçiyor. Daha da mazisi var. Eski Yunanca parıldayan taş anlamına gelen m rmaros da parlamak, parıldamak anlamına gelen marma ro fiilinden türüyor. Marmara Denizi ve Marmara Bölgesi isimleri de aynı kökten geliyor. Marmara Adası'nda bolca mermer çıkarılması adanın adına, oradan da bölgeye ve çevrelediği denize etki ediyor. Eski dilde \"pa\" ve \"se\" birleşip \"sehpa\"yı aramıza katıyorlar. Sehpalar genellikle dört ayaklı tasarlansa da aslında üçayak anlamını taşıyor. Farsça, se üç ve pa ayak kelimelerinden türeyen sehpa gibi pa sözcüğünden gelen başka kelimeler de var. Kıyafetlerde bacakların çıktığı yer olan paça, ayakkabı anlamındaki pabuç, saltanat makamı ve başkent anlamlarındaki payitaht, yatarken giyilen pijama, yaya asker anlamındaki piyade, kaide ve rütbeyi ifadede kullanılan paye kökeninde pa sözcüğünü bulunduruyor. Fransızca technologie kelimesinden dilimize giren teknolojinin kökeni; Eski Yunancada marangozluk, ustalık ve zanaat anlamındaki texne ve söz, mantık, bilim anlamındaki logia kelimelerinden türeyerek oluşuyor. Teknolojinin temeli Hint-Avrupa dilindeki teks ustalık, marangoz ve dokuma ustalığı kelimesine dayanıyor. Teks aslında birçok kelimenin de kökeni. Biçilmiş ağaç anlamındaki tahta, yazı ve metin anlamındaki tekst, dokuma ve kumaş anlamındaki tekstil kelimelerinin kökenlerine bakıldığında da teks görünüyor. Yer kabuğunu inceleyen bilim dalı anlamındaki tektonik de aynı yerden geliyor. Orta Türkçe kuş gagası, ağzın görülen etli kısmı anlamındaki tutak, dudak kelimesinin kökeni. Eski Türkçedeki tut- tutmak, yakalamak fiili de tutak fiilinden türüyor. Dudağın tutma işlevinin olduğunu düşünürsek kökeni oldukça yakışıyor. İtalyanca cappuccino kelimesinden çok da uzaklaşmadan dilimize giren kapuçinonun kökeni İtalyan Katolik cemaati olan Kapuçinlere dayanıyor. Kapuçin keşişleri tarafından giyilen cübbelerin renginden gelen kapuçino, İtalyanca külahlı cübbe anlamına geliyor. Evrimi ise cappa anlamındaki külah, kukuletadan oluyor. Kapuçin maymunlarına verilen isim de aynı yerden. Maymunlarının rengi sebebiyle verilen ismi ise cübbelerin rengine benzetme yapan kaşifler koyuyor. Semizotu: Kendisi biraz dolgun bir sebze. Kimilerinin salatasına kimilerinin de yemeğine bayıldığı semizotu, Eski Türkçedeki yağlı, şişman için kullanılan semizden ve ot kelimesinden türüyor. Semizotu aslında dolgun ve yağlı ot olarak ifade ediliyor. Domuz, Denizli ve \"çocuk\" kelimelerinin kökeni. Çocuk, Orta Türkçede her şeyin küçüğü, domuz yavrusu anlamında kullanılıyordu. Domuz kelimesi ne alaka? diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz ama bir dönem domuz, olumsuz bir anlam taşımıyordu. Denizli şehrimiz ise eskiden domuzu çok olan yer anlamındaki Tunguzlu/Tonguzlu kelimeleri ile ifade ediliyordu. Baktığınız şehirde deniz olmamasına rağmen isminde deniz olmasının tek sebebi de bu değişim."} {"url": "https://www.webtekno.com/kelimelerin-kokenleri-h138573.html", "text": "Kullanılsın kullanılmasın hayatımıza yer etmiş kelimelerin kökenlerini öğrenince \"Neymiş, ne olmuş?\" diyebilirsiniz. Fransızca, Arapça, Farsça, İngilizce gibi pek çok dilden beslenip güçlenmiş dilimize eğer merakınız varsa bu bilgiler ile ortamlara etkili bir giriş yapabilirsiniz. Kelime; Arapçada yara, iz demek. Lafız ise insanın çıkardığı ses. Eğer lafız bir anlam içeriyorsa ve karşıdakinde bir iz bırakıyorsa da bu kelime olur. Yani kelime, iz bırakmak ve yara açmak anlamına da gelir. Türkçesi köken bilimi olan etimoloji, Yunanca bir kelime. Bir şeyin aslı anlamını taşıyan etymon ile söz, bilim anlamındaki logos kelimelerinin birleşimi ile ortaya çıkar. Arapçada ise etimoloji yarıp bakma demek. Çok ısınmış anlamındaki sıcak kelimesi, Eski Türkçedeki ısığ sözcüğünden gelir. Sıcakdam , sıcaklık ve sıcaklamak gibi bazı kelimelerin de kökü ısığdır. İsot kelimesinin sıcakla ne alakası var? diyorsanız da hemen açıklayalım. Isığ köküne gelen ot kelimesi birleşerek isot olmuş. Konu sıcaktan açılmışken sıtma kelimesine de değinelim. Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık; ısıtma anlamına gelen sıtmanın kökeninde de ısığ var. Müzik, dilimize Fransızca musique kelimesinden girmiş. Fransızcaya ise Eski Yunancadan. Yunan mitolojisindeki dokuz kardeş olan tanrıçaların adı Mousa idi ve ilham perisi olarak bilinirdi. İlham perisi İngilizceye muse olarak geçince de iş bize gelinceye kadar müzik oldu diyebiliriz. Dilimize İngilizceden girmiş olsa da aslında test kelimesinin kökeni Latince. Latincede kase, saksı demek. Eski zamanlarda gümüş ve altın analizi için kullanılan kaselere ise test deniyordu. İçinde sıfır geçse de aslında bildiğimiz 0 ile alakası yok. Arapçada nefes, soluk anlamına gelen zafir sözcüğü halk arasında değişe değişe sıfır halini almış. Böylelikle aslında nefes, oluyor nefesi tüketmek; soluk oluyor, soluğu kesilmek. Yine gerçek anlamından başka bir anlama kayan deyim var sırada. Eskiden evlerde üzüm ve su ile fıçılar doldurulur ve sirke yapılırdı, ağzı da temiz bezle kapanırdı. Mayalanmanın durması ve havadan düşen sirke mayaları ile de sirke suyu köpürür, fıçıdan taşardı. O zamanlar buna da küpe binmek denirdi. Bu binmek, bildiğiniz binmek kelimesi değil. Kıvamını bulmak anlamında kullanılırdı. Zamanında düğünlerde gelinin başına şeker, darı veya buğday atılırdı. Evlilik çağındakilere darısı başına denmesinin kökeni de buna dayanıyor. Barbar kelimesi Fransızca barbare: yabancı, vahşi sözünden dilimize geçmiş. Fransızcaya da Latinceden. Ama bu kelimenin asıl kökeni Eski Yunancada kullanılan barbarostan geliyor. Eski Yunanlar, Yunan olmayan ve anlaşılmayan bir dil kullananlar için bu kelimeyi söylerlerdi. Medeni bulmadıkları Lidyalıların bar bar konuşmasını nitelendirdikleri bu kelime, daha sonra Yunan olmayan herkes için kullanılmaya başlandı. Barbar kelimesi sadece Yunanlılar değil pek çok medeniyetler tarafından da kullanıldı. Slavlar, kendi dillerini bilmedikleri kişilere kendi dillerinde barbar anlamına gelen nemets derlerdi. İskender, Persler için kullanırken Roma İmparatorluğu döneminde de Romalı olmayanlar için söylendi. Daha sonrasında Hristiyan olmayanlar için de kullanıldı. Rönesans İtalyası'nda İtalyan olmayanlar için de barbar kelimesi telaffuz edildi. Laciverdi, Farsça bir kelime olup Farsçaya da Sanskritçeden geçmiş. Sanskritçe dilinde ise bu kelime, kral ve pay, rızık sözcüklerinden birleşmiş. Kralın payı anlamına gelen lacivert, aslında 20. yüzyılın başlarına kadar laciverdi olarak kullanılsa da sonradan değişmiş. Anlamının yanı sıra lacivert kelimesinin ilginç bir hikayesi de var. Binlerce yıl önce Afganistan çevresinde parlak ve hoş görünümlü bir taş bulunuyor. Gece rengindeki taş da dönemin yönetimi tarafından değerli kabul ediliyor ve çeşitli takılarda kullanılıyor. Önce Orta Doğu, sonrasında Mısır'a, oradan da birçok yere yayılan taş, Firavunlar tarafından süs olarak kabul edilip kadınlar tarafından da göz farı olarak kullanılmış. Toz haline getirip sütle karıştırılıp yaralara sürülen lacivert taşı, Antik Yunan döneminde mavinin taşı, gökyüzünün taşı olarak isimlendirilmiş. Lacivert; sonsuzluğu, verimliliği ve otoriteyi simgelemesi sebebiyle de birçok milletin bayrağında kendine yer bulmuş bir renk. Bordo ile de renk ismi kökenlerine devam edelim. Bordo kelimesi, dilimize Fransızcadan geçmiş. Renk, adını Fransa'daki Bordeaux şehrinden alıyor. Şehir, lezzetli üzümlerin ve dünyanın en kaliteli şarapları ile biliniyor. Ancak şarapların renginden dolayı verilen bordo ismi ise şaraplardan daha ünlü oluyor. Alarm deyince aklınıza sadece sabahları çalan telefonunuz ya da saatiniz geliyorsa gelin kelimenin kökeni beraber bakalım. Alarm kelimesi de Fransızcadan dilimize geçiyor. Fransızca alarme , İtalyancada all'arme deyiminden türüyor. Asıl kökene bakıldığında ise Latince arma kelimesine gidiliyor. Alarm kelimesi 15, yüzyılda korkulu, sürpriz hali, 16. yüzyılda tehlike çağrısı, 17. yüzyılda ise saat gongu olarak kullanılıyor. Sabahları artık işbaşı değil silah başı gibi düşünerek kalkabilirsiniz. Belki daha uyandırıcı bir etki yaratır. Mıknatıs kelimesinin Manisa ilimize ismini verdiğini söylesek! Eminiz Manisalılar hariç pek çok kimse bunu bilmiyordu. O zaman anlatalım. Arapça ve Farsça, mi na is olarak kullanılan mıknatıs, Eski Yunanca Magnesia taşı olarak isimlendiriliyordu. Çünkü mıknatıs, Yunan şehri Magnesia'dan çıkarılıyordu ve kelime, zenginlik anlamı taşıyordu. Magnesia'da yaşayan bir grup insanın Manisa'ya göç etmesi ve şehrin Magnesialıların yaşadığı yer olarak bilinmesine neden oldu. O günden sonra da şehir; önce Magnesia olarak bilindi, sonra da Manisa olarak değişti. Sizin en çok şaşırdığınız köken bilgisi hangisi oldu? Yorumlarda belirtirken merak ettiğiniz kelimeler varsa da eklemeyi unutmayın. Etimoloji içeriklerimiz devam edecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/keske-turkiye-satilsa-dedigimiz-telefonlar-v2079.html", "text": "Herkese merhaba arkadaşlar, Webtekno Plus'a hoş geldiniz. Bu videomuzda Türkiye'de satışa sunulmayan, ama gelse de incelesek ne iyi olurdu dediğimiz bazı telefonları inceliyoruz. - Ekran: 6,7 inç, 120 Hz, QHD+ OLED - İşlemci: Tensor G3 - RAM: 12GB - Depolama: 128 GB/256 GB/512 GB/1 TB - Arka Kamera: 50 MP ana, 48 ultra geniş, 48 telefoto kamera - Ön Kamera: 10,5 MP - Batarya: 5050 mAh (30W kablolu, 23W kablosuz) - İşletim Sistemi: Android 14 - Fiyat: 999 dolar - Ekran: 6,67 inç, 165Hz, OLED - İşlemci: Snapdragon 8 Gen 2 - RAM: 8GB - Depolama: 512 GB - Arka Kamera: 50 MP ana, 50 ultra geniş, 12 telefoto kamera - Ön Kamera: 60 MP - Batarya: 5100 mAh (68W kablolu, 15W kablosuz) - İşletim Sistemi: Android 13 - Fiyat: 799 dolar - Ekran: 120 Hz, 6,7 inç AMOLED - İşlemci: Snapdragon 8 Gen 2 - RAM: 12/16 GB - Depolama: 256GB / 512 GB / 1 TB - Arka Kamera: Dört adet 50 MP kamera - Ön Kamera: 32 MP - Batarya: 5000 mAh (90W kablolu 50W kablosuz) - İşletim Sistemi: MIUI 14 (Android 13 tabanlı) - Fiyat: 820 dolar - Ekran: 6.74 inç, 120 Hz, AMOLED - İşlemci: Qualcomm Snapdragon 8 Gen 2 - RAM: 12-16-24 GB - Depolama: 256GB-512GB-1 TB - Ön Kamera: 16 MP - Arka Kamera: 50 MP ana kamera, 8 MP ultra geniş, 2 MP makro - Batarya: 5.000 mAh (150W) - İşletim Sistemi: Android 13 (ColorOS 13.1) - Fiyat: 410 dolar - Ekran: 120 Hz, 6,78 inç AMOLED - İşlemci: Dimensity 9200 - RAM: 8/12 GB - Depolama: 256GB / 512 GB - Arka Kamera: 50 MP ana sensör, 50 MP portre kamerası, 12 MP ultra geniş açı kamerası - Ön Kamera: 32 MP - Batarya: 4870 mAh (120W hızlı şarj, 50W kablosuz şarj) - İşletim Sistemi: OriginOS 3 (Android 13 tabanlı) - Fiyat: 910 dolar"} {"url": "https://www.webtekno.com/kimlik-ehliyet-pasaport-ucretleri-h139684.html", "text": "2024 yılına artık birkaç gün var. 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren resmi kurumlardan alınacak olan değerli kağıtların bedelleri de artacak. Bu bedellerdeki artışın daha önceden belirlenmiş olan %58'lik yeniden değerleme oranı kadar olması bekleniyordu. Resmi gazetede yayımlanan yeni değerli kağıt bedelleri bu beklentiyi karşılar nitelikte oldu. Yeni düzenleme ile birlikte noter kağıdı ve beyanname için 55 TL olan ücret 87 TL'ye, protesto ve resen senetlerde 110 TL olan ücret 174 TL'ye çıktı. Pasaport defteri bedeli 790 TL'ye yükselirken kimlikler 130 TL, sürücü belgeleri ise 990 TL'yi buldu. Banka çeklerinin de yaprak bedeli 55 TL'ye yükseldi. Bu bedeller 1 Ocak 2024'ten itibaren geçerli olacak. Yeni bedeller, genel olarak değerli kağıtlarda %58'lik yeniden değerleme oranında artışı ortaya koydu. Karar, 28 Aralık 2023 tarihli resmi gazetede \"Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği (Sıra No:86) Değerli Kağıtlar\" başlığıyla yayımlandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/kisa-boylular-psikopat-olmaya-neden-meyilli-h139205.html", "text": "Araştırmalar ayrıca özellikle kısa boylu erkeklerin Karanlık Üçlü özelliklerini kadınlara oranla daha fazla taşıdığını da belirtiyor. Bilim insanları, Napolyon kompleksini yeniden değerlendirmeye aldı. Napolyon sendromu veya kısa adam sendromu olarak da bilinen bu kompleks, adını tahmin edeceğiniz üzere Fransızların ilk imparatoru Napolyon'dan alıyor. Napolyon'un 1,69 olan boyu, günümüze kıyasla çok kısa gibi gelse de yaşadığı dönemin boy ortalaması aslında 1,70. Yine de adı çıkmış bir kere ve sendroma da onun adı verilmiş. Napolyon kompleksinin genel tanımına baktığınızda aşırı saldırgan ve baskıcı sosyal davranışlarla karakterize edildiğini görürsünüz. 2007'de yapılan bir araştırma bu kompleksin efsane olduğunu söylese de yeni yapılan bir araştırmada sonuçlar daha farklı. Araştırma, soru-cevap hizmeti Amazon Mechanical Turk ile yapılıyor. 233 erkek, 134 kadın ile toplamda 367 yetişkinin katıldığı araştırmada, Karanlık Üçlü özellikleri inceleniyor. Karanlık Üçlü'de psikopati, empati ve pişmanlık eksikliği ile dürtüsellik ve sosyal norm kurallarını göz ardı etmekle karakterize ediliyor. Narsisizm; şişirilmiş bir önem duygusu, yetki sahibi olma ve hayranlık ihtiyacı ile karakterize edilirken Makyavelizm ise alaycı, ahlaktan yoksun, manipülatif olma eğilimini ifade ediyor. Testte katılımcılar, Kendi yoluma gitmek için başkalarını manipüle etme eğilimindeyim. ve Duygusuz veya duyarsız olma eğilimindeyim. ifadelerine ne kadar katıldıklarını belirtiyor. Bunun yanı sıra katılımcılardan Keşke daha uzun olsaydım. ve Boyumdan memnunum. ifadelerine ne kadar katıldıkları da isteniyor. Yapılan test sonrasında daha kısa insanların ve daha uzun olmak isteyenlerin, Karanlık Üçlü özellikleri daha yüksek çıkıyor. Boy ile narsisizm arasındaki ilişkide ise erkeklerin daha şişirilmiş önem duygusu taşıdıkları belirleniyor. Psikopati ve Makyavelizm'de herhangi bir cinsiyet ayrımı çıkmıyor. Kadınlarda Karanlık Üçlü oranının daha düşük olmasının sebebi ise biyolojik kısıtlamalar doğrultusunda, oluşabilecek cinsel fırsatlara karşı daha korumacı ve daha az açık olmaya eğilim göstermeleri. Padua Üniversitesinden çalışmanın yazarı Peter K. Jonason ise evrimsel değerlendirmelere göre aslında psikopati ve Makyavelizm'in erkeklerde daha güçlü olmasını beklediklerini ancak cinsiyete göre farklılaşmayı destekleyecek çok az kanıt olduğunu söylüyor. Baş araştırmacı Jonason, aynı zamanda kısa boylu insanların kendilerini daha gösterişli, çatışmacı ve güce ilgi duymaya iten özelliklerle karakterize edildiğini de dile getiriyor. Jonason, dikkat çekici bir söylemde daha bulunuyor: Kısa boylu erkekler saygı talep edebilir, başkalarına bedel ödetebilir, kaynak edinebilir ve özellikleriyle romantik partnerlerini etkileyebilir. Kısa boylu kadınlar daha çekici görünmek veya kaynak elde etmek için aldatmayı kullanabilirler. Araştırmada boyun hayattaki önemine de değiniliyor. Boy, interseksüel seçilim ve cinsiyet içi rekabette başarıyı etkileyen bir faktör oluyor. Kadın-erkek fark etmeksizin boy, çekicilik ve üreme başarısında da önemli detay. Boy tabii ki fiziksel yüzleşmeler sırasında da avantaj sağlıyor. Boy, sadece fiziksel değil kişisel özellikleri de etkiliyor. Karanlık Üçlü'nün yanı sıra bazı araştırmalar gösteriyor ki narsisizm; kadınlarda yeme bozuklukları, vücut kontrolü ve aşırı egzersiz ile bağlantılı oluyor. Makyavelizm ise beden kaygıları ile kendini nesneleştirme arasındaki ilişkide önemli nokta. Boy uzadıkça tatmin ve yaşam kalitesi de değişiyor. Bu bulgular, kısa adam sendromuna yönelik daha fazla araştırma yapılacağını da gösteriyor. Bundan sonra kısa boyluların kendilerini savunacakları bilimsel verileri olacak bizden söylemesi."} {"url": "https://www.webtekno.com/koc-holding-oykusu-h139488.html", "text": "Türkiye'nin sanayileşmesinde ve ekonomik kalkınmasında büyük rol oynayan Koç Holding, 1926 yılında Vehbi Koç'un ticarete atıldığı küçük bir bakkal dükkanından bugün yaklaşık 155 bin çalışanı ve 886,3 milyar TL geliri olan dev bir topluluğa dönüştü. Koç Holding, Türkiye'nin ilk holdingi olmanın yanı sıra, Fortune Global 500 listesinde yer alan tek Türk şirketi olarak da gurur kaynağı oldu. Peki bu başarı hikayesi nasıl başladı? Gelin, Koç Holding'in kuruluşunu ve gelişimini birlikte inceleyelim. Koç Ailesi'nin ticarete ilk adımı, Vehbi Koç'un, babasını bir bakkal dükkanı açmaya ikna etmesiyle başladı. Bu dükkan, Ankara'nın Ulus semtinde bulunuyordu ve Milli Mücadele'nin yeni bittiği, Cumhuriyet'in ilan edildiği yıllara tanıklık etti. Vehbi Koç, ticaret hayatına bu küçük iş yeriyle başladı ve zamanla işlerini genişletti. 1923 yılında Ankara'nın başkent olmasıyla birlikte, şehirde hızlı bir imar ve yapı ortamı doğdu. Vehbi Koç da bu fırsatı değerlendirerek, inşaat malzemesi ve hırdavat alanlarına yöneldi. 31 Mayıs 1926'da, babasının adına kurduğu bu dükkanı Koçzade Ahmet Vehbi adıyla Ankara Ticaret Odası'na kaydettirdi. Bu tarih, Koç Topluluğu'nun doğuşunu simgeliyor ve Topluluğun resmi kuruluş tarihi olarak kabul ediliyor. Ankara'da işlerini iyice ilerlettikten sonra 1930'lu yıllarda İstanbul'a gelen Vehbi Koç, bu dönemde de büyük işlere imza attı. Daha geniş bir ekonomik ortama sahip olan bu şehirde, çeşitli ticarethaneler açtı, bazı müteahhitlik işlerini üstlendi, yabancı firmaların bayilik ve temsilciliklerini aldı. Bu dönemde, Türk halkının ihtiyacını karşılayacak bazı malların üretimi için yerli bilgi ve teknolojinin yetersizliğini göz önünde bulundurarak dış bağlantılar kurdu. 1940'ların sonuna doğru, Türkiye Cumhuriyeti'nin benimsediği endüstrileşme ilkesine uygun olarak imalata yönelmeye başladı. Vehbi Koç, 1940 yılında General Electric firmasıyla iş birliği yaparak Türkiye'nin ilk ampul firmasını kurdu. Tabii bu kuruluş, devamında pek çok kişinin de elektrik ihtiyacı karşılandı. Daha sonra, gıda sektörüne ilk olarak 1944 yılında Ege Bölgesi'nde kurulan Çiftçiler A.Ş. ile atıldı. Ardından 1952 yılında Arçelik A.Ş.'yi kurarak elektrikli ev aletleri sektörüne girdi. 1954 yılında, İsviçreli Migros ile ortak olarak Migros Türk A.Ş.'yi kurdu ve perakende sektöründe faaliyet göstermeye başladı. 1959 yılında, Ford Motor Company ile ortak olarak Otosan A.Ş.'yi kurdu ve otomotiv sektörüne girdi. Bu şekilde; Koç Topluluğu, Türkiye'nin sanayileşmesinde öncü bir rol oynamaya başladı. Vehbi Koç, 1938 yılında, şahıs firmalarının uzun ömürlü olmadıklarını görerek, girişimlerini bir anonim şirket olarak düzenlemeye başlamıştı. Bu şirket, Koç Ticaret A.Ş. adını aldı ve Koç Topluluğu'nun temelini oluşturdu. Ancak zamanla şirket sayısı arttıkça sevk ve idare ile organizasyon konusunda sorunlar yaşanmaya başladı. Bu sorunları çözmek için Türk ve yabancı uzmanların yıllar süren çalışmaları sonucunda, 1963'te Koç Holding A.Ş. kuruldu. Bu holding, Türkiye'nin ilk holdingi oldu ve Koç Topluluğu'nun çatı şirketi haline geldi. Koç Holding; 1975 yılında Koç Ailesi, Vehbi Koç Vakfı, Koç Emekli Vakfı ve halka açık hissedarlar arasında paylaşıldı. 1991 yılında, Koç Holding, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na kote oldu. Aynı zamanda holding, 2022 yılında Fortune Global 500 listesinde 357. sırada yer alarak Türkiye'nin en büyük şirketi olmuştu. Koç Holding, bugün 4 ana sektörde ve diğer sektörlerde faaliyet gösteren 100'den fazla şirkete sahip. Ayrıca bugün Türkiye'nin sahip olduğu 10 büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş, Ford Otosan, Arçelik ve Tofaş'ın da Koç grubuna ait olduğunu hatırlatalım. Kendilerinin Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana ülkeye sağladıkları katkı, pek çok şirketi sollar vaziyette. Umarız ki başarıları globalde daha fazla ses getirmeye devam eder diyerek sözü size bırakıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kredi-karti-kullanimi-enflasyonu-yukseltir-mi-h139675.html", "text": "Türkiye'de kredi kartları kullanımı son yıllarda gittikçe artmış durumda. Cebimizdeki 8,6 cm'ye 5,4 cm'lik plastik kartlar hayatımızın merkezinde yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kredi kartlarına taksitli işlem yapılması konusunu gündeme getirmiş ve \"Dünyada sadece bizde var. Bu iyi bir şey değil.\" demişti. Enflasyonun şimdi yapacağım tanımını anlamak biraz kafa karıştırıcı olabilir, o yüzden lütfen bütün dikkatinizi verin: Her şeyin fiyatının artmasına enflasyon denir. Bu aşırı teknik analizden sonra enflasyonun kendi başına kötü bir şey olmadığının farkına varmamız gerekiyor. Halkın alım gücü etkilenmiyor olsaydı enflasyon kimsenin umrunda olmazdı. Bugün 100 lira alırken 90 liraya geçiniyorsanız, yarın 110 lira alırken de 99 liraya geçiniyorsanız bu durumda enflasyona çok da üzülmezsiniz. Kağıt üzerinde aylık %10 enflasyon var ama alım gücü de aynı oranda artıyor. Öncelikle bu bilgileri bir cebimize koyalım, ileride soracağım bunları. Şimdi daha çok maaş ödeniyorsa, piyasada daha çok para varsa paranın değeri düşüyor. Böylece enflasyon ortaya çıkıyor. Kredi kartı kullanımı, ister inanın ister inanmayın paranın bir kısmını sanallaştırıyor. İşlemler kredi kartı ile yapıldığında, zaten hiç var olmamış paralar bazı bilgisayarlardan başka bazı bilgisayarlara gidiyor. Bankalararası Kart Merkezi'nin sitesine bakalım, \"Kredi kartı ile yapılan alışverişlerin enflasyonu düşürücü bir etkisi vardır. Para arzındaki artış aynı dönemde enflasyonu 0,13 oranında artırırken, kredi kartı harcamaları aynı dönem enflasyonu 0,13 oranında düşürür.\" deniyor. Koskoca Bakan bizi kandırdı mı? Hayır. Hayır. Kredi kartları iki ucu keskin bıçaktır. Kredi kartı kullanım bedelleri ve komisyonları yüzünden de bir enflasyon olur. Bir AVM'den değil de bir semt çarşısından alışverişe çıktığınızda bu durumu aslında daha net görürsünüz. Üç giyilmede şeffaflaşan, 5'li satılan çorapların üstünde sarı kartonda \"Nakit 50, Kartta 55\" yazıyor ya, hah işte o aradaki 5 lira bizim çoraptaki %10 enflasyonumuz aslında ve tamamen ödeme şeklimize bağlı olarak hem var hem yok. Schrodinger'in enflasyonu, biz ödeme yapana kadar var mı yok mu belli değil. Şimdi örnek model gösterip kimseyi de zapturapt altına almak istemiyorum, diyelim ki bir model seçtim ve bu modelin fiyatı 5000 TL. Taksitte vade farkı ödemiyorsam çok da sorun değil ancak vade farkı varsa ve toplamda 5800 TL ödeyeceksem aslında cihaz için yaptığım ödeme arttı, üç aylık bazda bakınca %18 enflasyon yaratmış oldu. Kredi kartlarımızın uzun taksit vadeleri ve anlık alım gücümüzün ötesinde harcama yapmaya izin vermesi nedeniyle para arzı kısmen de olsa artmış oluyor zira şirketlerin tek düzen hesap planında alacakları gözükür. Asgari ücret 17 bin 2 lira olarak açıklandı. 9000 lira kira veren bir vatandaş olduğumuzu varsayalım. Yemek yedik, fatura ödedik derken bir şey alamaz hale geliyoruz. Bu yüzden de gidip bir şeyleri kredi kartına taksitle aldığımızda aslında kredi oranlarına kıyasla daha ucuza kredi kullanmış oluyoruz. Bu da bizim alım yapabilmemizi sağlıyor. Biz bir şey alıyorsak bunu birinin bize satmış olması gerekiyor. Böylece ekonomik döngü devam etmiş, çarklar dönmüş oluyor. Görüldüğü gibi kredi kartı kullanımı, başka hiçbir etken olmayan durumda aslında enflasyonu düşürücü etkiye sahip ancak diğer etkenlerle birleştiğinde enflasyon üzerinde gerçekten de artış yönünde bir etkide bulunabiliyor. Kredi kartlarını kolay finansman olmaktan çıkarmak yerine dengeleyici politikalar, geçiş yapmayı daha kolay kılabilir gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-emeklilik-gelecegin-yatirim-stratejisi-mi-h135524.html", "text": "Yatırım aracı denildiği zaman birçoğumuzun aklına ilk olarak altın, gümüş, hisse senedi gibi uzun yıllardır tercih edilen gelenekselleşmiş yatırım araçları geliyor. Hal böyle olunca da yatırımcıların, kripto paralar gibi yeni araçlara yönelik zincirlerini kırması biraz zaman alabilir. Henüz kripto paralara karşı ön yargılarını kıramayan veya yatırım yapıp yapmama konusunda kararsız olanların merakla okuyacağını düşündüğümüz bu yazımızda, yaşamdan örneklerden de bahsederek, kripto para piyasasından erken emekli olup olamayacağımıza değiniyoruz. Birçok yatırımcı, kripto paralara yatırım yapmanın emeklilik tasarruflarını artırmanın bir yolu olabileceğini düşünüyor. Son yıllarda kripto paralara artan ilgi ve kripto para birimlerinde zaman zaman görülen olağanüstü yükselişler göz önüne alındığı zaman, bu düşünceye kapılmamız ve bu piyasa aracılığıyla çok daha erken bir sürede emekli olmayı hayal etmemiz son derece doğal. Ancak durum her zaman sandığımız kadar kolay olmayabilir. Henüz kripto paraların birçok ülkede resmi bir yatırım aracı veya para birimi olarak kabul edilmiyor oluşu ve resmi kısıtlamalara tabi tutulmaması, bu varlıkları daha \"riskli varlıklar\" olarak nitelendirmemize sebep oluyor. Bu durum, kripto paralara yatırım yaparken doğru strateji ve bilgi birikiminin ne kadar önemli olduğunu bizlere kanıtlar nitelikte. Dolayısıyla yatırımlarımızı yapmadan evvel, iyi bir plan ve strateji geliştirmezsek bu hayalimiz hüsranla sonuçlanabilir, birikimlerimizi büyük oranda kaybedebiliriz. Örneğin, geçtiğimiz aylarda Avustralya'da binlerce insan milyonlarca dolarlık zarara uğradı. Gelin, hep beraber bu konuya göz atalım. Avustralya'nın Do it yourself emeklilik fonları, kriptoda yatırımcıları zarara uğratmıştı. Do it yourself fonları, yatırımcının yatırım danışmanı, özel sektör uzmanları gibi bir aracıdan destek almak yerine kendi yatırım fonlarını oluşturma prensibine dayanan yatırım çeşididir. DIY emeklilik fonları, profesyonelce yönetilen fonları denetleyen kurumların yetki alanı dışında kalmalarından ötürü daha az kısıtlamayla yatırım yapabilmeye olanak sunuyor ve bu fonlar Avustralya'nın emeklilik havuzunun dörtte birini oluşturuyor. Reuters'in 2 Mart 2023 tarihinde aktardığı habere göre, bu emeklilik fonlarını kullanan binlerce Avustralyalı yatırımcı, erkenden emekli olabilmek için yapmış oldukları birikimlerini daha riskli olarak tabir edebileceğimiz kripto paralara yatırarak milyonlarca dolarlık zararla karşılaştılar. Bu haberde bahsi geçen Avustralya'daki yatırımcılardan biri olan 50 yaşındaki Peter, yaklaşık $130.000'lık birikimini bu fonlara yatırdı. Bitcoin'in tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığı dönemde, büyük kar etmesine rağmen, daha sonrasında başlayan düşüş sezonuyla beraber kendi ana birikiminden büyük tutarda zarar etti. Ancak Peter, bu haberde aktarılanlara göre hala bitcoin biriktirmeye devam ettiğini söyledi ve kriptonun emekliliğin yeni bir alternatifi olduğuna dair inancını koruduğunu belirtti. Kripto paralar fiyat oynaklığı yüksek varlıklardır ve haber akışlarından çok çabuk etkilenebilirler. Yani olumlu bir haberde bir anda fiyatlar yükselebilir, olumsuz bir haberle fiyatlar hızlıca düşüş gösterebilir. Dolayısıyla fiyat oynaklığının bu denli yüksek olması, Peter'in yatırım serüveninde de olduğu gibi birikimlerinizin yüksek oranda değer kaybetmesine sebep olabilir. Yaşanmış bu olumsuz ve yaşamak istemeyeceğimiz olaydan bahsetmişken birçoğunuzun aklında \"Peki kripto yatırımıyla emekli olmayı başarabilen biri yok mu?\" sorusunun dolandığına eminiz. Fortune kaynaklı habere göre, 35 yaşında Shiba Inu yatırımlarıyla erkenden emekli olan Rob, sadece emekli olmakla kalmadı. Tabii ki her Shiba Inu yatırımcısı, Rob kadar şanslı olamadı. Tarihi zirvesinden Rob ile aynı tutarda yatırım yapanlar, birikimini büyük ölçüde eritti ve belki de kripto para piyasasına olan inançlarını kaybettiler. Bu olay; bizlere, para piyasalarında doğru strateji ve planlamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Elbette para piyasalarında iyisiyle kötüsüyle, kazancı ve zararıyla birçok hikaye var. Ama Rob'un erken emeklilik serüvenini baz aldığımız zaman, kripto piyasasının emeklilik için alternatif bir şans olduğunu net bir şekilde ifade etmek gerekiyor. Ve son olarak bu şansınızı artırabilmek adina yapabileceğiniz şeyler hakkında birkaç ufak tavsiye verebiliriz. - Çeşitli eğitimlerle temel-teknik analiz öğrenebilir ve yatırımlarınıza bunlara bağlı olarak yön verebilirsiniz. Biraz daha açmak gerekirse, projeleri incelerken nelere bakmanız gerektiği konusunda bilgi birikimine sahip olmuş olursunuz. - Bütçe planlaması için bir yol haritası belirleyebilir ve buna bağlı olarak stratejiler geliştirebilirsiniz. - Psikoloji yönetimini iyi yapmamız gerekiyor. Bu alandaki bir eksiklik, yatırımlarımızı yanlış yönetmemize ve buna bağlı olarak zarar etmemize sebep olabilir. - Kriptolar yukarıda bahsettiğimiz üzere fiyat oynaklığı yüksek varlıklar olduğundan, haber akışlarından çok çabuk etkilenebilirler. Bu sebepten dolayı risklerimizi minimalize etmemiz gerekiyor. Olumlu-olumsuz haber akışını takip ederek yatırım stratejinizi buna bağlı olarak şekillendirebilirsiniz. Bu içerik herhangi bir şekilde yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-fenomeni-coin-muhendisi-dolandirildi-h138656.html", "text": "Kripto para birimleri, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ciddi popülarite kazanmıştı. Durum böyle olunca sosyal medya platformlarında kripto para fenomenleri de ortaya çıkmıştı. Bu fenomenler, kripto hakkında bilgileri ve görüşlerini takipçileriyle paylaşıyordu. Bunlardan biri de Coin Mühendisi'ydi. X'ten YouTube'a kadar birçok farklı platformda yüz binlerce takipçiye sahip ünlü sosyal medya kişiliği, kripto para paylaşımları yapıyordu. Ancak bugün bir başka konuyla gündeme geldi. Coin Mühendisi, akşam saatlerinde X hesabından bir paylaşım yaptı. Sosyal medya fenomeni, paylaşımında Türk Telekom SIM kartının çalındığını ifade etti. Tüm e-postalarının da ele geçirildiğini ve şifrelerinin değiştirildiğini söylerken kripto borsalardan paralarının da çalındığını açıkladı. Konuya ilişkin ekran görüntülerini de takipçileriyle paylaştı. Coin Mühendisi, yaptığı açıklamada Hayattaki tüm paramı kaybettim, lütfen yardım edin. Yetkili kimse hattımı değiştirdiler her şeyim gitti. İfadelerini kullandı. Paylaşımların ardından bazı borsalar da gönderinin altından yanıt vererek sosyal medya fenomenine destek verdi. OKX ve Bitci gibi borsaların yetkilileri, hesapları güvenli bir şekilde kilitlediklerini ifade etti. Coin Mühendisi, bu paylaşımların ardından henüz başka bir açıklama yapmadı. Ne kadar değerinde yatırımının çalındığı konusunda bir bilgi yok. Ancak fenomenin 1 milyon dolar dolandırıldığı iddiaları sosyal medyada dolaşıyor. Bu miktarın doğru olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-fest-2023-icrypex-gerceklestirecek-h138749.html", "text": "Türkiye'nin önde gelen yerli kripto para borsalarından ICRYPEX, önümüzdeki günlerde büyük bir etkinliğe imza atacak. Avrupa'nın en büyük kripto para festivali olan \"Kripto Fest\"in 2023 yılı için ana sponsoru olan şirket, 25 Kasım'da bu etkinliği gerçekleştirecek. Kripto Fest 2023, İstanbul'un en büyük etkinlik salonlarından biri olan UNİQ Hall'de gerçekleştirilecek. ICRYPEX'in ev sahipliği yapacağı Kripto Fest 2023 etkinlikleri, Özlem Gürses'in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek. Emin Çapa'nın açılış konuşması yapacağı etkinliklerde ICRYPEX Yönetim Kurulu Başkanı Gökalp İçer, Fatih Altaylı, Atilla Yeşilada, Uğur Gürses, Ali Perşembe, Murat Muratoğlu ve Prof. Dr. Cem Say gibi isimler, gündeme ilişkin değerlendirmeler yapacaklar. Etkinlik katılımcıları, makro ve ekonomik gelişmelerle ilgili bilgi sahibi olmalarını sağlayacak etkinliklerle de karşılaşacaklar. Kripto Fest 2023, ücretsiz olarak dileyen herkesin katılım gösterebileceği bir etkinlik olacak. Kullanıcıların bu etkinliğe katılmaları için yapmaları gereken tek şey, ICRYPEX kullanıcısı olmak. Borsaya üye olanlar, yine ICRYPEX uygulaması üzerinden ücretsiz olarak alabilecekleri giriş bileti ile Kripto Fest 2023'e katılabilecekler. Şunu da söyleyelim; etkinliğe katıldıktan sonra karlı çıkabilirsiniz. Zira etkinliğe sponsor olan şirketler, katılımcılara bazı sürprizler hazırladılar. Kripto para yatırımcılarına bilgi dopingi yapılmasını sağlayacak etkinlikler, büyük bir konser ile sona erecek. Kripto Fest 2023 katılımcıları, saat 21.00'de Klein Phönix Maslak'ta gerçekleştirilecek James Hype konseri için ücretsiz bilet alma fırsatı yakalayacaklar. ICRYPEX, 20 kişiye ücretsiz bilet verecek. Biletlerin tamamının 2 kişilik olduğunu belirtelim. Kripto Fest 2023 ile ilgili detaylı bilgi için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-hesabinizi-nasil-daha-guvenli-hale-getirebilirsiniz-h135560.html", "text": "Bu rehber, kripto hesaplarınızın güvenliğini artırmak için dikkate almanız gereken bazı önemli detayları içeriyor. Rehberdeki adımları uygulayarak, sizler de kripto para hesaplarınızın veya cüzdanlarınızın güvenliğini artırabilir, siber korsanlar tarafından çalınma riskini azaltabilirsiniz. Güçlü bir şifre kullanmak, kuşkusuz ki kripto hesabımızın güvenliğini sağlamak için atılabilecek en önemli adımlardan biridir. İçerisinde isminiz, doğum tarihiniz gibi kişisel bilgilerinizin veya sıralı rakamlar gibi akla ilk gelen ifadelerin bulunduğu şifreler kullanmak, kripto hesabımızın güvenliğini önemli ölçüde azaltıyor ve şifrelerimizi tahmin edilebilir kılıyor. Bu sebepten dolayı hesabımızı oluştururken güçlü bir şifre belirlememiz gerekiyor. Şifreniz karmaşık karakterlerden, büyük/küçük harflerden, rakamlardan ve sembollerden oluşmalıdır. Kolay tahmin edilebilecek ve kısa şifrelerden mümkün olduğunca kaçınmak gerekiyor. Birden fazla platformda işlem yapıyorsanız, her bir platform için diğer şifrelerinizden farklı bir şifre belirleyin. Bu işlem, herhangi bir platformdan sızıntı olması veya şifrenizin herhangi bir şekilde deşifre olması durumunda öteki platformlardaki hesaplarımızın koruma altında kalmasını sağlayacaktır. Kripto para hesabınıza erişim bilgilerinizi güvende tutmalı ve kullandığınız platformun destek hattı da dahil olmak üzere hiç kimseyle paylaşmamalısınız. Şifrelerinizi düzenli olarak değiştirmek kripto hesabınızın güvenliğini artırmaya yardımcı olabilir. Kişisel bilgilerinizi güvende tutmanızın yanı sıra, unutma riskinize karşın, bir kağıda not ederek bir yerde muhafaza edebilirsiniz. Metamask, Trust Wallet gibi dijital cüzdanları kullanıyorsanız, cüzdan kurulumunda verilen 12 kelimeden oluşan özel anahtar kelimeleri kaybetmeyeceğiniz şekilde muhafaza etmeniz gerekiyor. Bu özel anahtarlara erişimi kaybetmeniz halinde, cüzdanınızda bulunan varlıkların tamamını kaybetme riskiniz bulunuyor. Dolayısıyla bu özel anahtarları muhafaza etmek hayati bir önem taşıyor. Sosyal mühendislik, siber korsanlar tarafından kullanılan ve kullanıcıları kandırarak gizli verilerini göndermelerini sağlamak amacıyla bilgisayarlarına virüs bulaştırmak, iletişim kurarak güven sağlamaya çalışmak veya orijinal görünümlü sahte sitelerin bağlantılarını açtırmak gibi birçok yolu içinde barındıran tekniklerin bütününe verilen addır. Siber korsanlar, kripto hesaplarınıza erişim sağlamak için kendilerini borsanın yetkili bir çalışanı olarak tanıtabilir veya kullandığınız borsanın destek hattı olduğunu iddia eden bir sosyal medya hesabından sizlerle iletişime geçebilirler. Orijinali ile neredeyse birebir olan şüpheli e-postaları, sahte web sitelerini ve linkleri ayırt etmeniz her zaman mümkün olmayabilir. Dolayısıyla işlem yapmadan önce sitelerin bağlantı adreslerini, mail'lerin size gönderildiği adreslerin gerçekten platformla ilişkili olduğundan emin olmanız gerekiyor. İki faktörlü doğrulama(2FA), hesabınızın güvenliğini artırmanız için çok önemli bir seçenektir. Hesabınıza ek bir güvenlik katmanı eklemek için 2FA'yı etkinleştirmenizi öneririz. Bu seçeneği aktif ettikten sonra hesabınıza giriş yaparken SMS, e-posta doğrulamaları gibi şifrenizin dışında ek bir doğrulama adımı ile karşılaşacaksınız. Bunların yanı sıra Google Authenticator gibi düzenli olarak yeni kod üreterek iki faktörlü doğrulama sağlayan güvenilir doğrulama uygulamalarını kullanabilirsiniz. Siber korsanlar şifrenize ulaşmış olsalar dahi, iki faktörlü doğrulama koduna erişmeleri çok zor olduğundan, hesabınızı güvende tutma şansınızı bir hayli artırmış olacaksınız. 2FA'nın etkinleştirilmesi, bu sebepten dolayı hayati önem taşıyor. Kripto para dünyasında her geçen gün yeni blockchain ağları, projeler inşa ediliyor. Bazı proje ekipleri, ağlarını test eden ve belirttikleri görevleri deneyen erken kullanıcılarına teşekkür etme amacıyla airdrop gönderebiliyorlar. Sizler de bu airdrop fırsatları ile ilgileniyorsanız, ana cüzdanınızdan farklı yeni bir cüzdan açabilirsiniz. Böylece ana cüzdan yatırımlarınızı, cüzdanı bağlayacağınız sitelerdeki olası güvenlik açıklarından veya projenin olası risklerinden korumuş olursunuz. Metamask, Trust Wallet gibi dijital cüzdanlar kullanıyorsanız, ilgili sitelerde işleminizi sonlandırdıktan sonra cüzdan ayarları bölümünden, cüzdanın bağlı olduğu websiteleri ile bağlantısını kesmeniz cüzdan güvenliğinizi artırmanın başka bir yolu olarak sayılabilir. Soğuk cüzdan, sıcak cüzdandan farklı olarak çevrim dışı, yani internete bağlı olmayan kripto para cüzdanı anlamına geliyor. USB bellekleri andıran bu cüzdanları, Bitcoin ya da Ethereum gibi değerli kripto paralarınızı güvenle muhafaza etmek için kullanabilirsiniz. Soğuk cüzdanlar, kripto para birimlerinin internet üzerinden gelecek risklere karşı güvende olmasını sağladığı için varlıklarınızın çalınma veya zarar görme ihtimalini çok büyük oranda azaltıyor. Soğuk cüzdanlar güvenlik sebebiyle çevrim dışı olduklarından, bir cihazla beraber kullanılmak zorundadırlar. Eğer siz de bir soğuk cüzdan sahibiyseniz, cüzdanınızı bir cihaza bağlayarak varlıklarınızı görüntüleyebilir ve işlem yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-para-boga-sezonu-nedir-ne-zaman-gelebilir-h138453.html", "text": "Finansal alemde ayı ve boğa sezonu terimleri, varlıkların hangi yönde hareket ettiğini tasvir etmek için kullanılır. Ayı sezonu, fiyatların düştüğü; boğa sezonu, fiyatların arttığı anlamına gelir. Kripto para piyasaları yüksek fiyat değişiklikleriyle tanınıyor. Bu yüzden yeni bir kripto para boğa sezonu başlarsa piyasadaki neredeyse tüm kripto paralar keskin bir şekilde yükselebilir. Boğa terimi, fiyatların güçlü bir şekilde yükselmesidir. Geleneksel piyasa ile karşılaştırıldığında kripto para piyasası küçüktür ve fiyat değişimleri çok fazladır. Yani yeni bir kripto para boğası gelirse kripto para fiyatları 1 ya da 2 gün içinde veya sadece saatler içinde %40 ya da daha fazla artabilir. Yine de kripto para piyasası halen ilk adımlarını atan bir bebek olarak düşünülmektedir. Kripto para boğalarını birkaç farklı olay başlatabilir ve bitirebilir. Bitcoin ve tüm blok zincir dünyasındaki en büyük etkinliklerinden biri her 4 yılda 1 gerçekleşen Bitcoin yarılanma etkinliğidir. Bu etkinlik, Bitcoin'in yaratıcısı Satoshi Nakamoto tarafından Bitcoin'in kaynak koduna yazılmıştır. Satoshi neden böyle bir kodu yazdı diyecek olursanız: Bitcoin yarılanması yeni Bitcoin'lerin çıkarılma oranını azaltır, yani Bitcoin'in enflasyon oranı düşer. Böylece fiyatın yükselmesi teşvik edilir. En son Bitcoin 2140 yılında çıkarılacak ve bu olduktan sonra piyasada asla yeni Bitcoin olmayacak. Bitcoin yarılanma etkinliğinde madencilik ödülleri %50 oranında azalır. Bu olay en son 2020'de gerçekleşti ve madencilik ödülü 6,25 Bitcoin'e düştü. Bitcoin fiyatı bundan sonra 2021'de 69.000 dolara yükselerek rekor kırdı. Bir sonraki kripto para boğasını neyin başlatacağını kimse tam olarak bilmiyor. Bitcoin yarılanma etkinliği herkesin tahminlerinin en başında gelse de tetiği başka bir olay çekebilir. Bir sonraki Bitcoin yarılanma etkinliğinin 2024'ün ortalarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bitcoin ödülleri 3,125'e düşecek. Geçmişe bakacak olursak, Bitcoin fiyat yükselişleri yarılanma etkinliklerinin etrafında 4 yıllık bir döngü de hareket etmiştir. Bu döngüler; keskin düşüş, fiyatların durulması ve etkinliğe az bir süre varken fiyatın yükselişe geçmesidir. Bitcoin fiyatı genel olarak yarılanma etkinliğinden 1 yıl sonra rekor seviyelere yükselmiştir. Bu geçmişe dair hareketler ne yazık ki Bitcoin fiyatının gelecekte yükseleceği anlamına gelmez. Ancak, günümüzde Bitcoin fiyatı 69.000 dolara çıkarak ATH yaptığı en son boğa sezonu rallisine benzer bir hareket yapmaktadır. Binance CEO'su Changpeng Zhao'nun birkaç ay önce \"Bitcoin halving'inden sonraki yıl genellikle boğa yılıdır.\" dediğini ve böylece oyunu yarılanma etkinliğinden yana kullandığını da belirtmek lazım. Bir sonraki kripto para boğasını tetikleyebilecek gelişmelerden biri, kripto para ödemelerinin yaygınlaşması olabilir. Bakkallar, market zincirleri, oteller ve diğer benzer işletmeler bir gün biz kripto para ödemesi alıyoruz derler ise yeni boğa sezonu başlayabilir. Ülke hükumetleri halen kripto para piyasalarına tam olarak yasa getirmemiştir. Kripto paralara dair bir yasa çıkması aslında ülkelerin kripto paraları gerçek bir varlık olarak görüp görmediği anlamına gelir. Bu tahminde olabilecek iki şey var. Olumlu bir yasal tanım ile kripto paralar yükselişe geçebilir. Olumsuz veya çok sert vergilendirme ile fiyatlar düşebilir ya da durağanlaşabilir. Kısa süre önce AB, MiCA adını verdiği kripto para yasasında büyük gelişmeler kaydetti. ABD tarafından ise kripto paraların derinlemesine araştırıldığı bir dönemdeyiz. Ayrıca Türkiye'de 2024 yılında kripto paralara vergi geleceği açıklanmıştı. ETF, borsa yatırım fonu demektir. Bitcoin ETF'si çıkarsa Bitcoin her türlü yatırımcı tarafından kripto para borsa çöküşleri gibi büyük riskler olmadan kolayca alınabilir ve satılabilir olacaktır. Bir Bitcoin borsa yatırım fonu, ABD'li finansal piyasa yöneticisi SEC tarafından onaylanırsa; ki bu onayın en geç 2024 yılında gelmesi bekleniyor, Bitcoin bir anda herkesin almak istediği bir varlık olacaktır. Son haftalarda Bitcoin fiyatının bir nebze olsa da başını yukarı kaldırması ve Bitcoin yarılanma etkinliğine sadece aylar kalması yeni kripto para boğasının 2024'te gelebileceğini gösteriyor. Kripto paraların yasallık bulması, küresel benimsenme ve kurumsal şirketlerin kripto paralara geçiş yapması gibi olaylar da yeni kripto para boğasını tetikleyebilir. Ancak şu anda herkesin izlemesi gereken en büyük olay Bitcoin yarılanma etkinliğidir."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-para-piyasasi-temel-kavramlar-h133901.html", "text": "Bilindiği üzere finans dünyasında kripto paralar ile resmen bir devrim yaşanıyor. Hem geleneksel finans dünyasına getirdikleri yenilikler ile hem de yatırımlarını çeşitlendirmek isteyen yatırımcılara sağladıkları kazanç fırsatları ile kripto paralar son dönemlerde oldukça büyük ilgi görüyor. Bu piyasaların yüksek riskli ve oldukça volatil olduğunu da göz önünde bulundurarak yatırımlarını kripto paralara yönlendirmeyi düşünen yatırımcıların ve yatırımcı adaylarının bilmesi gereken bazı temel kavramlar var. Bitcoin'in yaratıcısı olarak bilinen ve finans dünyasında resmen devrim yaratan bu kişinin gerçek kimliği günümüzde hala bilinmiyor. - Kripto Para : Blok zinciri teknolojisi ile var olan ve fiziksel bir formu olmayan sanal bir para birimi teknolojisidir. - Blok Zinciri : Yapılan tüm işlemlerin kaydını birbirine eklenen bloklar şeklinde bünyesinde barındıran bir tür merkeziyetsiz kayıt defteridir. Blok zinciri, dağıtılmış defter teknolojisi ile yapılan işlemleri değiştirilemez bir şekilde kaydeder ve merkezi otoriteye olan ihtiyacı ortadan kaldırarak kaydedilmiş verileri herkesin erişimine açık hale getirir. \"Bitcoin\" ise 2009 yılında ortaya çıkmış olan ilk kripto para. - Altcoin: Alternatif coin anlamına gelen ve Bitcoin dışındaki kripto paralara verilen isim. - Stabil Coin : Fiyatlardaki oynaklığı azaltmak için yaratılmış ve değeri Amerikan doları gibi başka bir para birimine endeksli olan kripto para türüdür. - Shitcoin: Kullanım alanı olmayan, değeri düşük ve başarısız olma ihtimali yüksek olan kripto varlıklara verilen isim. - Memecoin: İçsel bir değeri ve amacı olmayan ve yalnızca mizahi amaçla kullanılan bir coin türüdür. - Token: Tokenler ise, kendine ait bir blok zinciri ağı olmayan ve başka kripto paraların blok zincirini kullanarak yaratılmış kripto para birimleridir. - NFT: Açılımı non-fungible tokens olan ve her biri benzersiz olan bu sebeple birbiri ile takas edilemeyen dijital varlıklara verilen isimdir. \"Madencilik\" ise bir çeşit kripto para kazanma çeşidi diyebiliriz. - Madencilik : Ağ katılımcıları olarak görülen kişiler tarafından gerçekleştirilen ve karmaşık matematiksel problemleri çözerek blok zinciri ağı üzerindeki işlemleri onaylama işlemidir. Bu işlemi yapan kişilere madenci denir ve genellikle onayladıkları işlemler karşılığında belirli miktarda kripto para ile ödeme alırlar. - Stake Etmek : Belirli kripto para ağını desteklemek amacı ile kripto paralarınızı belirli bir süre kitlemek anlamına gelir. Yatırımcılar kripto paralarını stake ettikleri süreç boyunca daha fazla kripto para ile ödüllendirilirler. - Airdrop: Blok zinciri temelli projelerin ücretsiz kripto para vermesidir. - İlk Dijital Para Arzı : Initial coin offering kelimelerinin kısaltması olan ICO blok zinciri temelli bir projeyi fonlamak amacı ile bir kripto paranın ilk kez piyasaya sürülmesidir. Kripto varlıklarınızı saklayabileceğiniz iki çeşit cüzdan var: \"Sıcak cüzdan\" ve \"soğuk cüzdan\". - Soğuk Cüzdan : Temel olarak bir USB bellek olan soğuk cüzdanlar, kripto varlıkların çevrim dışı olarak saklanabilmesini sağlar. Hacklenme riskine karşı korumasından dolayı önerilen ve güvenli bir saklama yöntemidir. - Sıcak Cüzdan : Çevrim içi olarak ulaşılabilen kripto para cüzdanı türüdür. Piyasalarda gerçekleşen hareketlere yönelik kavramların başında ise \"ayı\" ve \"boğa\" kavramları geliyor. - Ayı Piyasası : Fiyatların düşüşe geçtiği piyasaya verilen isimdir. - Boğa Piyasası : Fiyatların yükselişe geçtiği piyasaya verilen isimdir. - Şişirmek : Varlıkların fiyatında keskin bir yükseliş trendi görülmesidir. - Bırakmak : Varlıkların fiyatında keskin bir düşüş görülmesidir. Kripto para borsaları ise yatırımcıların alım ve satım işlemleri yapmasını sağlayan dijital platformlardır. Geleneksel borsalardan farklı olarak kripto para borsaları yalnızca kripto varlıkların alınıp satılmasına olanak verir. Bu borsalarda aşağıdaki gibi çeşitli işlemler yapılabiliyor. - Emir: Borsalar üzerinde işlem yapmak adına verilen alım ya da satım komutlarına verilen genel isimdir. - Limit Emri : Yatırımcının bir kripto varlık ile işlem yaparken vereceği alım ve satım emrinin gerçekleşmesi için maksimum ve minimum fiyatı belirlediği talimattır. - Türev Ürünler : Çoğunlukla iki taraf arasında gerçekleşen ve yatırımcının bir varlığın fiyatının gelecekte geleceği değeri baz alarak yaptığı öngörüye yönelik gerçekleştirilen işlemlerdir. Türev ürünlerin yüksek getiriler getirebildiği gibi çok yüksek riskli işlemler olduğu için özellikle teknik ya da temel analize dayandırmadan yalnızca tahmine yönelik kullanıldığında çok büyük kayıplar da getirebildiğini belirtmiş olalım. - İki Faktörlü Kimlik Doğrulama (Two-factor Authentication (2FA)): Kullanıcının kimliğini doğrulamak için iki farklı bileşen kullanan yöntem. Genellikle, şifreye ek olarak SMS 2FA ve Google 2FA gibi uygulamalar kullanılır. - Oltalama Engelleme Kodları : Oltalama olarak bilinen, kullanıcıları şifre ve benzeri bilgiler elde etmek adına manipüle eden dolandırıcılık girişimlerine engel olmak için oluşturulmuş kodlar ile size gönderilen mail'lerin gerçekten söz konusu kuruluştan gelip gelmediğinden emin olabilirsiniz. Eğer gelen mail size özel oluşturulmuş kodu içeriyorsa korkacak bir şey yok demektir. - Beyaz Liste : Borsalar ya da kripto para cüzdanınızda kullanabileceğiniz ve yalnızca belirlenmiş olan hesaplar tarafından adresinizden çekim yapılmasına izin veren ve etkisiz hale getirilmesi için iki faktörlü kimlik doğrulaması gerektiren bir güvenlik önlemidir. Sıklıkla kullanılan bu kavramlar ise kripto para yatırımcılarının jargonu niteliğinde. - ATH: Tüm zamanların en yükseği anlamına gelen ve all time high kelimelerinin kısaltması olan ATH, bir kripto paranın, tarihindeki en yüksek fiyat seviyesinde olduğunu belirtmek için kullanılır. - BTD: Buy the dip cümlesinin kısaltması olan BTD, bir kripto parayı en ucuz fiyattan almak anlamına gelir. - DYOR: Do Your Own Research cümlesinin baş harflerinden olan kısaltma, kendi araştırmanı kendin yap anlamına gelmektedir. - To the Moon: Ay'a çıkar anlamına gelen to the Moon, bir kripto paranın fiyatının büyük bir yükselişe geçeceğini ifade etmek için kullanılır. - Balina : Elinde çok büyük miktarda kripto varlık bulunduran yatırımcılara verilen isim. - Kaybetme Korkusu : FOMO olarak bilinen Fear Of Missing Out yani kaybetme korkusu, yatırımcıların daha iyi bir sonucu kaçırmaktan korkması sebebi ile analiz ve mantığa bağlı olmadan dürtüsel bir şekilde diğer yatırımcıların işlemlerine bağlı olarak işlem yapması anlamına gelir. - FUD: Korku, belirsizlik ve şüphe anlamına gelen fear, uncertainty and doubt kelimelerinin baş harflerinden oluşan FUD, piyasaya yönelik yayılan haberler nedeni ile yatırımcıların bahsedilen duygulara kapılmasıdır. Genellikle yatırımcıların satış işlemi yapması nedeniyle fiyatların düşmesine sebep olur. - HODL: Bir forumda anonim bir kullanıcının hold yerine hodl yazarak yaptığı yazım hatası sonucunda kripto para yatırımcıları arasında tutmak anlamına gelen hold kelimesi yerine hodl kelimesi kullanılmaktadır."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-para-vergi-borsa-duzenleme-geliyor-h138155.html", "text": "Son yılların en çok tartışılan yatırım araçları arasında yer alan kripto varlıklar, geçtiğimiz yıllarda hükumetin bir numaralı gündem maddesiydi. Konuyla ilgili olarak vergilendirme başta olmak üzere, kripto varlıkların ve borsaların düzenlenmesine ilişkin bir yasa üzerinde çalışıldı. Ancak sonradan konuyla ilgili somut bir adım atılmadı. Şimdiyse, pek çoğumuzun unuttuğu konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan \"2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının Onaylanması Hakkında Karar (Karar Sayısı: 7739)\", bu konuyu yeniden gündeme getirdi. Hükumet, kripto varlıklarla ilgili düzenlemeleri önümüzdeki yıl içerisinde tamamlamayı planlıyor. Buradan, kripto varlıkların artık nihayet kesin bir biçimde tanımlanacağını ve kripto varlık ticareti ile uğraşanların, buradan elde ettikleri kazanç üzerinden vergilendirileceklerini görüyoruz. Yapılacak düzenlemelerle kripto varlık yatırımcıları korunabilir! Hükumetin kripto varlıklarla ilgili ne gibi düzenlemeler yapacağı şimdilik belli değil. Ancak sektördeki yatırımcıyı koruyacak adımlar atılması çok önemli bir nokta. Piyasalarda hiçbir düzenleme olmaması, camianın koca bir manipülasyon havuzuna dönmesine yol açtı. Ayrıca her önüne gelen kripto varlık yatırımları hakkında tavsiyeler de veriyor. Batık borsalar nedeniyle yaşananları da THODEX gibi olaylarla biliyoruz. Sıkı ama koruyan bir düzenleme, en çok da yatırımcının işine gelecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-para-wall-street-memes-token-nedir-nasil-alinir-h135647.html", "text": "Dünya ekonomisinin işleyişine alternatif olarak geliştirilen kripto para projelerinin sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Büyük yatırımcılara odaklanan projeler, bir noktada yine küresel finansal sisteme endeksleniyor, küçük yatırımcılar ya para kaybediyor ya da yüksek oranda kar elde edemiyorlar. İşte bu yazımızda küçük yatırımcının bu sorununu eğlenceli bir şekilde çözmeyi amaçlayan bir topluluk projesi, Wall Street Memes Token'e değiniyoruz. Mart 2023'te Elon Musk'ın da dikkat çektiği bu proje, küçük yatırımcıların güçlerini birleştirerek dünyanın en büyük borsası olan Wall Street'in ağır toplarına meydan okumalarını amaçlıyor. Wall Street Memes token satın almak isteyenler için şunu da belirtmemiz gerekiyor ki bu proje, Reddit'teki r/wallstreetbets topluluğunda yaşanan ve küçük yatırımcıların organize olduklarında dünya borsalarını sallayabileceklerini kanıtlayan olaylardan esinlenilerek oluşturuldu. Ayrıca adından da anlaşılacağı üzere tıpkı DOGE, SHIBA ya da FLOKI gibi bir meme kripto parası. Wall Street Memes token, küçük yatırımcılarla büyümeyi hedefleyen ve ERC-20 tabanlı bir topluluk projesi olarak tanımlanabilir. Toplam arz 2 milyar adetle sınırlanan WSM, şu an sadece resmi ön satış yoluyla satın alınabiliyor ve herhangi bir büyük çaplı kripto para borsasında listelenmiyor. Sosyal medyada Wall Street borsasını eleştiren meme, yani Türkiye'deki adıyla capslerin çoğu bu topluluğun ürünü. Zaten topluluğun hedefi de küçük yatırımcının duruşunu temsil edecek bir kimlik oluşturmak, bu sayede Wall Street'in büyük toplarına karşı bir duruş sergileyen küçük yatırımcıları kendi tokeni etrafında organize etmek. - Adım #1: WSM'nin resmi satış sayfasına gidin, - Adım #2: ETH, BNB, USDT ya da kart yoluyla alışveriş yolundan birini seçin, - Adım #3: Dilediğiniz WSM miktarını yazın, - Adım #4: Satın alma işlemini MetaMask, Wallet ya da Wall Street Memes hesabınız üzerinden tamamlayabilirsiniz. - İşlemi hangi araçla yaparsanız o platformdaki dijital cüzdanınıza o kadar WSM transferi yapılacak. Wall Street Memes token satın almak isteyenlere 3 Temmuz saat 16:00 itibarıyla WSM ön satışının bitişine 9 saat kaldığını, her aşamada WSM fiyatının arttığını hatırlatalım. Bu sebeple yatırımcılar ne kadar erken satın alım yaparlarsa, ilerleyen dönemlerdeki olası yükselişlerde elde ettikleri kar o kadar yüksek olabilir. Haziran 2023 itibarıyla 2 milyon dolar piyasa değerini aşmayı başaran Wall Street Memes token; şu anda 12 milyon doların üzerinde destek topladı. Üstelik henüz emekleme aşamasında olarak yorumlanıyor. İnternet dünyasının, özellikle de piyasaları takip eden ve aktif sosyal medya kullanıcısı olan yatırımcıların favorisi olan meme coin'lere karşı ciddi bir rekabet içerisinde. 2023 sonu ve 2024 başı itibarıyla yaşanması beklenen boğa piyasasında da yatırımcıların büyük beklentiye sahip olduğu meme projelerinin başında geliyor. Kripto para piyasalarına yönelik tavrını yakından bildiğimiz Elon Musk, DOGE ve SHIBA gibi projelere dönem denem destek vermişti. Wall Street Memes token satın almak isteyenler Musk'ın bu etkileşimlerinden sonra harekete geçtiler. Sahibi olduğu Twitter'ı aktif şekilde kullanan Elon Musk, her ne kadar piyasa manipülatörü olarak eleştirilse de kısa sürede yüksek kar elde etmek isteyen küçük yatırımcıların yakından takip ettiği bir isim. Biri 18 Mart, diğeri 22 Nisan 2023 olmak üzere Wall Street Memes'in Twitter hesabı ile etkileşim kuran Musk; bu sayede projenin popülerlik kazanmasına da büyük katkı sağladı. Elbette Musk, doğrudan bu projeye desteğini açıkladığı bir adım atmış değil, ancak kendisinin bu etkileşimi bile WSM'nin kısa sürede yüksek değerlere ulaşması için yeterli oldu. Bu kripto parayı Musk'tan önce keşfedenler, bu sayede kar elde etmeyi başardılar. Hızla yoluna devam eden WSM, kısa süre sonra 1 milyon ve hemen ardından 2 milyon dolarlık piyasa değerinin üzerine çıktı. Olası bir borsa listelenmesi ile bu değerin çok daha fazla artacağı, hatta olası bir Musk tweeti sonrasında Wall Street Memes tokeni daha çok konuşacağımız kesin. Projenin resmi internet sitesi üzerindeki şu cümle projeyi yeteri kadar açıklıyor: Wall Street Memes, Wall Street'in finansal piyasalardaki planlı tekeline karşı küçük yatırımcı hareketinin simgesidir. Topluluğun bir diğer projesi 2021 yılında piyasaya sürülen ve kısa sürede tükenen Wall St Bulls adındaki NFT projesiydi. Diğer 3 projenin dayandırıldığı meme kültürü, Wall Street Memes token kadar köklü değil. Bu da DOGE, SHIBA veya FLOKI adına iletişim kurmanın, yani küçük yatırımcılara ulaşmanın WSM'ye kıyasla daha zor olduğunu gösteriyor. Ancak WSM topluluğu, sosyal medyadan yapılan paylaşımlar ile Elon Musk'ı da harekete geçirecek bir etkiye sahip. Elbette diğer meme kripto paraları bugüne dek yeterli popülerliğe, yatırımcı sayısına ve güvene ulaştılar. Tamamı büyük kripto para borsalarında listelendiği için WSM, onlara kıyasla şu an emekleme aşamasında olan bir proje. Öyle ki satın almak için doğrudan proje sayfasında bir cüzdan hesabına ya da MetaMask veya Wallet hesaplarına ihtiyacınız var. Bu da söz konusu kripto paraya erişimi zorlaştırıyor. FLOKI daha çok sosyal sorumluluk projeleri veya Fenerbahçe gibi spor kulüpleriyle işbirliğine gidiyor. DOGE ve SHIBA topluluğu ise birbirlerine çok yakın bir şekilde, sadece Musk'ın yarattığı heyecandan bu yana mevcut hacmini korumaya ve boğa sezonlarında ulaştığı değerlere yeniden ulaşmayı hedefliyor. Bu sebeple iyi bir meme kripto para alternatifi arayanlar için WSM, piyasadaki büyük meme paralara karşı iyi bir alternatif olarak öne çıkıyor. - Ardında küçük yatırımcıları harekete geçirebilecek çok iyi bir motivasyon var, bunu r/wallstreetbets olaylarından hatırlıyoruz. - Kısa sürede 12 milyon dolar desteği toplamasıyla güven tazeledi. - Sosyal medyada epey güçlü olduğu için yatırımcılara ulaşma ve talep toplama konusunda oldukça yüksek potansiyele sahip - Anonim bir ekibi var, bu muhatap bulma konusunda sorun yaratabilir. - Henüz resmi bir borsadan destek almadı. - Elon Musk'ın etkileşim desteğini alsa da günün birinde ters bir açıklama ile güven kaybedebilir. - Türkiye'deki regülasyonlara veya hukuki alt yapıyla olası mağduriyetlerde yasal süreci takip etmek oldukça zor. Wall Street Memes token ön satışına buradan katılabilir, dilerseniz projenin fazlasıyla eğlenceli Twitter, Instagram sayfalarını takip edebilir, Telegram ya da Discord topluluklarına katılabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-paralarin-adini-lekeleyen-yoneticiler-h138230.html", "text": "Yenilikçi bir alan olan kripto varlıklar son yıllarda birçok başarı elde etse de bu piyasada da kötüler olduğu özellikle son birkaç yılda ortaya çıktı. Borsa CEO'larından, kripto para proje kurucularına kadar bazı isimler son yıllarda karanlık bir üne sahip oldular ve tutuklandılar. Kripto para dünyasında yaşanan skandallar ve tutuklamalar, hem yatırımcıları hem de bu sektörün itibarını derinden etkiledi. İşte, kripto paraların adını lekeleyen bazı önemli isimler ve kripto piyasasına yaşattıkları skandallar. Sam Bankman-Fried'ın imparatorluğu günler içinde yıkıldı. Kripto dünyası, FTX'in sadece birkaç gün içinde iflas ettiğini açıklamasıyla yıkıldı. FTX'in sorunları, içsel ve dışsal zorluklar dizisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı ve borsanın kapanışıyla doruğa ulaştı. Bunun temel nedenlerinin başında, borsanın kullanıcı varlıklarını kendi yatırım firması olan Alameda Research'e göndermesiydi. Sonuç olarak, FTX'e olan güven hızla sarsıldı ve kullanıcılara olan yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandı, bu da büyük miktarda kullanıcı fonunun kaybına yol açtı. FTX'in iflasının ardından, borsanın kurucu ortağı ve CEO'su Sam Bankman-Fried; dolandırıcılık, yasa dışı piyasa manipülasyonu ve kullanıcı fonlarının kötü yönetimi suçlamaları ile karşı karşıya kaldı. SBF'nin gözaltına alınması, bu yenilikçi endüstride daha sıkı düzenlemeler ve denetim ihtiyacını vurgulayan dönüm noktası bir an oldu. Terra'nın sessiz lideri Do Kwon aylarca kaçtı. 9 Mayıs 2022'de, Do Kwon'un kurucusu olduğu UST adlı stablecoin sorunlar yaşamaya başladı. Stablecoin olarak 1 ABD dolarına eşit olması gereken bu varlığın fiyatı gerilemeye başladı. Bir sonraki hafta boyunca UST'nin fiyatı 10 sente kadar düştü. Terraform Labs'in bir diğer kripto parası olan Luna ise aynı zaman çerçevesinde tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 119.51 dolardan neredeyse sıfıra düştü. Bu çöküş, bir haftada neredeyse 45 milyar dolarlık piyasa değerinin silinmesine yol açtı. Güney Kore, 2022 Eylül ayında Do Kwon ve beş iş arkadaşı hakkında tutuklama kararı çıkardı, ancak Do Kwon, ailesiyle çoktan Singapur'a kaçtı. Bunun üzerine Interpol, Kore makamlarının talebi üzerine Kwon'un tutuklanmasına yönelik kırmızı bülten yayımladı. 23 Mart 2023 tarihinde Do Kwon, sahte Kosta Rika belgeleriyle Dubai'ye seyahat etmeye çalışırken Karadağ'daki Podgorica Havalimanı'nda tutuklandı. Celsius Network CEO'su yüksek faiz oranları sunmayı devam ettiremedi. Celsius Network, yüksek faiz oranları vadeden bir kripto bankası olarak öne çıkıyordu, ancak geçen yıl çöktü. Celsius Network'in kurucusu ve eski CEO'su Alex Mashinsky, Temmuz 2023'te müşterileri yanıltmak ve şirketinin iş modeli hakkında yalan söylediği iddialarıyla tutuklandı. Federal savcılar, Mashinsky'nin müşterileri Celsius'un güvenli bir yer olduğuna inandırdığını, ancak aslında risklerle dolu olduğunu iddia etti. Ayrıca ABD'li para piyasaları düzenleyicileri SEC ve CFTC tarafından dava edildi. Faruk Fatih Özer binlerce yıl hapis cezasına çarptırıldı. Thodex kripto para borsasının CEO'su Faruk Fatih Özer, 2021 yılında yaşanan olaylar sonucu Türkiye'nin en büyük kripto para skandallarından birinin merkezinde yer aldı. Borsa, milyarlarca dolarlık kripto parayla birlikte ansızın kapandı. Faruk Fatih Özer gizemli bir şekilde ortadan kayboldu. Ancak kaçışı kısa sürdü. Interpol'ün kırmızı bülten çıkarmasından sonra 30 Ağustos 2022'de Arnavutluk'un Vlora kentinde yakalandı ve Türkiye'ye iade edildi. Faruk Fatih Özer, 11.196 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ve 135 milyon Türk lirası (yaklaşık 5 milyon dolar) adli para cezası aldı. Anonimlik arayışında Tornado Cash kurucularından biri tutuklandı. Tornado Cash, anonimlik odaklı bir kripto para hizmeti olarak hizmet vermeye başladı, ancak bu, ABD'li düzenleyicilerin dikkatini çekti. Tornado Cash geliştiricileri Roman Storm ve Roman Semenov, kara para aklama ve yasal yaptırımların ihlali suçlamalarıyla cezalandırdı. ABD Adalet Bakanlığı, Roman Storm'u 23 Ağustos 2023'te tutukladı. ABD Adalet Bakanlığı, Roman Storm ve Roman Semenov'un, iddiaya göre 1 milyar doların üzerinde kara para aklama işlemi yapan Tornado Cash adlı kripto para karıştırıcı hizmetini oluşturmuş, işletmiş ve tanıtmış ve platformları aracılığıyla yüz milyonlarca doları Kuzey Koreli siber suç örgütü Lazarus Group için akladığını iddia ediyor. Roman Storm'un tutuklanması özellikle ABD'de kripto varlıklar açısından yasal yaptırımların ne kadar gerekli olduğunu vurguluyor. Kripto para piyasasında yukarıdaki 5 öne çıkan karanlık üne sahip yöneticiler dışında başka tutuklanan isimler de var. Ancak bu CEO'lar ve yöneticilerin tutuklanma haberleri kripto para piyasasını bu listedekiler kadar derinden etkilemedi. Kripto paralar hala dünya genelinde büyük bir ilgi odağı ve finansal sektörü kökten değiştirme potansiyeline sahip. Ancak bu yenilikçi alanın başarısının yanı sıra yukarıdakiler gibi bazı isimler de karanlık üne sahipler. Bu noktada, yeni bir kötü figür çıkmadan önce, herkesin hangi kripto parayı aldığına ve hangi borsa hizmetini kullandığına dikkat etmesi gerektiğinin gerçeği öne çıkıyor. Bu da yıllarda kripto varlık piyasasında bulunan bir sözü tekrardan gündeme getiriyor: Not your keys, not your crypto. Bunun anlamı ise Sizin hesabınız değil, sizin kripto paralarınız değil. şeklinde."} {"url": "https://www.webtekno.com/kripto-paralarin-tarihindeki-en-buyuk-krizler-h137971.html", "text": "Kripto para meraklıları artık bu tür krizlere alıştı, özellikle Mt. Gox saldırısından, FTX çöküşüne ve THODEX skandalına kadar bir dizi önemli kriz yaşandı. 1. Mt. Gox saldırısında milyon dolarlar değerinde Bitcoin çalındı. 2014 yılında, bir zamanlar dünyanın en büyük Bitcoin borsası olan Mt. Gox aniden kapandı ve iflas başvurusunda bulundu. Bu ani kapanmanın nedeni, yaklaşık 850.000 Bitcoin'in çalınmasıydı. Bu miktardaki Bitcoin o dönemde yaklaşık 450 milyon dolar değerindeydi. Bu kriz, Bitcoin'in fiyatının sadece haftalar içinde 800 dolardan 200 dolara düşmesine neden oldu. 2. Silk Road kapanışı ile Bitcoin'in adı zedelendi. 2013 yılında, yasa dışı mal ve hizmetlerin satıldığı çevrim içi pazar yeri Silk Road, FBI tarafından kapatıldı. Bu, Bitcoin fiyatının 140 dolardan 110 dolara gerilemesine neden oldu. Diğer krizlerle karşılaştırıldığında, bu olay, Bitcoin'in yasa dışı aktiviteler için kolayca kullanılan bir para birimi olduğunu vurguladı. 3. ICO balonunun 2017'de patlaması ile yatırımcılar arasında panik duygusu ortaya çıktı. 2017'deki ICO çılgınlığında, binlerce yeni kripto para birimi piyasaya girdi. Bunların birçoğu dolandırıcılık temelli projelerdi. ICO balonu patladığında, Bitcoin fiyatı 20 bin dolardan 6 bin dolara kadar düştü. Aynı zamanda, piyasayı etkileyen ICO tokenlerinin fiyatları hızla düşerek yatırımcılar arasında panik yarattı. 4. Çin'de yaşanan seller, Bitcoin madenciliğini durma noktasına getirdi. 2018 yılının 26 ve 27 Haziran günlerinde, Çin'de altı şehirde etkisini gösteren seller nedeniyle 91.000'den fazla insan etkilendi. Bu doğal felaket, kripto para piyasasını ciddi şekilde etkiledi. Çin, o dönemde kripto para madenciliği alanında lider bir konumdaydı ve sel felaketi, madencilik ekipmanlarına zarar verdi. Bu da Bitcoin madencilik hızının keskin bir şekilde düşmesine neden oldu. Hatta Bitcoin ağı, neredeyse kapanma noktasına geldi. Bitcoin madencilik hızı; Bitcoin ağının, işlemleri doğrulama ve güvence altına alma hızını ifade eder. Bu olay; Bitcoin'in, merkezi olmayan bir para birimi olduğu görüşüne gölge düşürdü. 5. Bitconnect çöküşünde birçok yatırımcı büyük finansal darbeler aldı. Ocak 2018'de, o dönemde büyük potansiyele sahip bir platform olarak görülen Bitconnect'in aslında bir dolandırıcılık olduğu açığa çıktı. Bitconnect, yatırımcılara yüksek getiriler sunma vaadiyle faaliyet gösteren bir kripto para borç verme ve ticaret platformuydu. Ponzi dolandırıcılığı olduğu ortaya çıktığında, platformun kendi tokeni BCC, sadece birkaç saat içinde 400 dolardan birkaç dolara düştü. Bu kriz, kripto para sektöründe dolandırıcılığa karşı düzenleyici çabaların artmasını sağladı. 6. Genel olarak ekonomiyi etkileyen COVID-19, Bitcoin ve diğer kripto paraları da es geçmedi. Küresel belirsizlikler nedeniyle yatırımcılar, güvenli limanlar arayışında altın gibi geleneksel varlıklara yöneldi ve bu durum, Bitcoin'in fiyatını 9 bin dolardan 4 bin dolara kadar düşürdü. Bu hızlı düşüş, Bitcoin'in dijital altın olarak görülme algısına büyük bir darbe vurdu. 7. Kripto para madenciliğinin kalbi Çin, 2021'de madenciliği yasakladı. Bu hamle, Bitcoin'in fiyatının 40.000 dolardan 30.000 dolara kadar gerilemesine neden oldu. Çin hükumetinin bu tutumu, yatırımcılar arasında kripto paraların güvenilmez olduğu algısını güçlendirdi. 8. Çinli emlak devinin ifasıyla Bitcoin fiyatı neredeyse beklenenin tam tersini yaptı. 2021 yılında Çinli emlak devi Evergrande ile ilişkilendirilen bir emlak krizi patlak verdi. Bu olay, küresel ekonomik belirsizliği tetikledi. Krizin başlangıcında Bitcoin'in fiyatı 50.000 doların üzerine çıktı, ancak daha sonra hızla 40.000 dolara geriledi. 9. FTX çökünce milyonlarca yatırımcı yatırımlarını kaybetti. 2022 yılında, FTX, o zamanlarda en iyi ve güvenilir kripto para borsalarından biri olarak kabul edilirken sadece birkaç gün içinde iflas etti. Borsanın iflasına giden süreçte yaşanan belirsizlikler, Bitcoin'i son bir yıldan daha uzun bir süre önce gördüğü 25.000 dolara düşürdü. Bu düşüşün arkasında borsanın mali sıkıntılar yaşadığı ve kripto para yatırımlarını sattığı iddiaları vardı. Ancak gerçekte, borsa zor durumdaydı ve iflasına kadar olan süreçte kullanıcıların kripto paralarını kullanmıştı. Bu gerçeklerin ortaya çıkmasıyla tüm kripto para piyasası yeni bir düşüş dönemine girdi. 10. THODEX skandalında 400 binden fazla Türk yatırımcı etkilendi. 2021 ve öncesinde, güvenilir bir Türk kripto para borsa platformu olarak kabul edilen THODEX, aynı yılın nisan ayında ansızın kapandı. Bu olay sonucunda, 2 milyar doların üzerinde kripto varlık içeren bu platforma erişim sağlayan 400 binden fazla kullanıcı mağdur oldu. Borsanın kurucusu Faruk Fatih Özer ise gizemli bir şekilde kayboldu. Ancak 2023 nisan ayında Özer yakalandı ve 11.196 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Kardeşlerine de 135 milyon Türk lirası cezası verildi. Bu skandal, özellikle Türkiye'de kripto para birimlerine yönelik daha sıkı yasal düzenlemelerin gerekliliğini ve yatırımcıların hükumet tarafından korunması ihtiyacını vurguladı. Tüm bu krizlere rağmen, Bitcoin şimdiye kadar oldukça dayanıklı bir varlık olarak kendini kanıtladı ve genellikle bu krizlerden belirli bir süre sonra tekrardan değer kazandı. Son dönemde, Bitcoin daha fazla kabul görmeye ve yasal bir varlık olarak tanınmaya başladı. Kripto para birimlerinin geçmişi, krizler, büyük gelişmeler, keskin yükselişler ve düşüşlerle doludur. Ancak bu tür olaylar kripto varlıkları test eder. Bu nedenle, gelecekte dijital varlıkların hem Türkiye'de hem de dünya genelinde daha fazla yaygın olarak kabul görmesinin potansiyeli bulunmaktadır."} {"url": "https://www.webtekno.com/kubra-dizisi-oyuncu-kadrosu-fragmani-cikis-tarihi-konusu-h139536.html", "text": "Netflix, bir süredir üzerinde çalıştığı yeni Türk dizisi \"Kübra\" için yeni bir video yayımladı. Şirketin resmi YouTube kanalından servis edilen video, dizinin ne zaman yayımlanacağını gözler önüne seriyor. Peki Kübra'nın konusu ne? Hangi oyuncular yer alıyor? Gelin hep birlikte yaklaşmakta olan yeni Netflix dizisi ile ilgili tüm açıklamalara yakından bakalım. Kübra dizisi, Gökhan isimli bir karakterin başına gelen olayları anlatıyor. Çevresinde sevilen bir isim olarak bilinen Gökhan, katıldığı bir arkadaşlık grubunda, Kübra isimli bir kullanıcıdan gizemli mesajlar almaya başlar. Gelecekten geliyor gibi görünen mesajlar, Gökhan'a hem takipçi hem de düşman kazandıracaktır. Dizinin başrol oyuncusu, sevilen isimlerden Çağatay Ulusoy. Ayrıca Aslıhan Malbora, Ahsen Eroğlu Nazan Kesal, Cihan Talay, Aytek Şayan ve Erdem Şenocak gibi isimler de Kübra'da yer alıyor. Bugün yayımlanan video, Kübra'nın 18 Ocak'ta Netflix'te yayımlanacağını ortaya koydu. Kübra için bir fragman yayımlanmadı. Diziden gelen tek video, yukarıya bıraktığımız tarih duyurusundan ibaret."} {"url": "https://www.webtekno.com/kung-fu-panda-4-fragman-vizyon-tarihi-konusu-kadrosu-h139306.html", "text": "2008 yılında ilk filmi vizyona giren Kung Fu Panda, dünya çapında en çok sevilen animasyon serilerinden biri olmayı başarmıştı. 2016'da çıkan üçüncü filmden sonra dördüncüsü de büyük heyecanla bekleniyordu. DreamWorks, bugün Kung Fu Panda 4 filminin ilk fragmanını nihayet bizlerle buluşturdu. Yaklaşık 2 buçuk dakikalık fragmanda hem tanıdık hem de yeni karakterlere ilk bakışı atabiliyoruz. Ayrıca filmde bizi nelerin beklediğini de kısaca görüyoruz. Kung Fu Panda 4, tüm seride olduğu gibi yine Po'ya odaklanacak. Bu sefer Po'nun ruhani bir lider haline gelmesini ve bir sonraki ejderha savaşçısını aramasını göreceğiz. Bu da belki de serinin devamı için yeni bir ana karakterle tanışmamızı sağlayabilir. Serinin yeni filmi, 8 Mart 2024'te sinemalarda vizyona girecek. Jack Black, Po'nun sesi olarak tekrar karşımıza çıkacak. Ayrıca Bryan Cranston, Ke Huy Quan, Awkwafina, Jackie Chan, Viola Davis ve Dustin Hoffman gibi adeta yıldızlar geçidi gibi bir seslendirme kadrosunu da göreceğiz. Filmin yönetmen koltuğunda ise Mike Mitchell ve Stephanie Stine oturuyor. Filmin müzikleri için ise efsane besteci Hans Zimmer'ın geri döneceğini belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/kuslar-ne-zaman-goc-edeceklerini-nasil-biliyorlar-h139359.html", "text": "Aslında bu durum, doğanın büyüleyici bir örneğiyken kuşların hayatta kalmaları ve üreme stratejilerinin de bir parçası. Hayatta kalmaları için farklı bölgelere göç eden kuşlar, her yıl kronometreleri varmışçasına aynı zamanlarda hareket etmeyi biyolojik unsurlarına borçlular. Kuşların göç etme yetenekleri, doğanın en etkileyici adaptasyon örneklerindendir. Bu karmaşık süreç, kuşların içsel biyolojik saatinin yanı sıra çevresel faktörleri ustalıkla birleştirerek gökyüzünde belirli bir rotaya doğru mükemmel bir zamanlamayla hareket etmelerini sağlıyor. Biyolojik saatler, kuşların doğal olarak içsel bir zaman takvimini takip ettiriyor. Günlük ışık değişimlerini algılayabilen kuşlar, mevsimleri takip ederek uygun zamanda da göç etmeye başlıyorlar. Bu, bir nevi içgüdüsel mekanizmadır aslında. Kuşların sadece kendi içsel saatlerine bağlıyken aynı zamanda doğanın genel ritmine uyumlu yol almalarına olanak tanıyan bir mekanizma. Günün sonunda hepimiz Güneş'in battığını ve gece olduğunu anlıyoruz. Biz insanlar, uyku saatimiz geldiğinde bunu biyolojik olarak esneyerek ya da yorularak hissedebiliyoruz. Bu durum, dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuz bir iç saatin olduğu gerçeğinden kaynaklanıyor. Nasıl ki bizler böyle bir farkındalığa biyolojik olarak sahibiz ve her gün bunu yaşıyoruz, kuşlar için de benzer bir iç saate sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu saatin işaretleri arasında da göç etme zamanlarını belirlemede önemli bir ipucu bulunuyor. Uzmanlara göre, kuşların göç etme zamanını belirlemede en büyük ipuçlarından biri gün ışığı miktarındaki değişikliklerdir. Kuzey yarımkürede sonbaharın gelmesiyle gün ışığında azalmalar yaşanıyor. Bugünlerde geçirdiğimiz gündüz kısalmalarını göz önüne alırsak şu anda kuşlar güneye doğru kanat açmış durumdalar. Bu farkındalığa sahip kuşlarda da bu durum \"göç huzursuzluğu\" olarak adlandırılıyor. Bu değişikliklere fotoperiyot denir ve kuşlar için son derece önemli bir sinyaldir. Günler kısaldıkça veya uzadıkça, kuşların biyokimyasında ve fizyolojisinde birtakım değişiklik meydana gelir. Gün uzunluğu ile göç arasındaki bağlantının birçok hayvanın evrimsel tarihinde derin kökleri olduğu biliniyor. Bu nedenle kuşlar, atalarından göç etme eğilimini miras almış olsalar da neden bu şekilde davrandıklarını tam olarak anlamıyorlar; bu sadece içgüdüsel bir davranış haline gelmiş ve yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Fotoperiyotla etkilenen kuş türleri, zorunlu göçmenler olarak adlandırılır. Bu kuşlar; hareketlerine, hava koşulları zorlaşmadan ve yiyecek kaynakları tükenmeden önce başlarlar. İçgüdüsel olarak geliştirdikleri davranışları; göçün mesafesi, zamanlaması ve geri dönüşleri gibi durumları da daha öngörülebilir kılar. Her kuşlar göç eder gibi kesin bir yargıya varmak da yanlıştır. Çünkü bazı kuşlar sadece hayatta kalmak için ihtiyaç duyduklarında tercihe bağlı göç ederler. Bu kuşlar, göç uygulamalarını çevresel faktörlere bağlı olarak yönetirler. Hava koşulları zorlaştığında veya yiyecek kaynakları azalmaya başladığında, güneye doğru uçmaya başlarlar. Keyfi olarak göç etmeyen kuşlar da vardır. Bu kuşların göç etmesi, çevresel faktörleri değerlendirme yeteneklerine dayanıyor. Fotoperiyotla etkilenen zorunlu göç eden kuş türleri, göç etme eğilimlerini hava koşulları zorlaşmadan önce başlatarak göçlerini oldukça tahmin edilebilir hale getiriyorlar. Yani yaz aylarının sonunda gökyüzünde gördüğümüz sürüler, zorunlu göç edenler sınıfından. Gördüğümüz gibi kuşlar göç etmeye karar verdiklerinde, biyolojik saatinin ritmi, çevreden gelen sinyal ve değişkenler arasında muazzam bir denge kuruyorlar. Bu karmaşık uyum da kuşların mükemmel bir zamanlama ile gökyüzünde belirli bir rotaya doğru yol almalarına olanak tanırken ortaya da harika görüntüler çıkıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/kuveyt-turk-trendyol-online-alisveris-is-birligi-h139630.html", "text": "Katılım finans kuruluşu Kuveyt Türk, Türkiye'nin en popüler online alışveriş platformlarından olan Trendyol ile bir alışveriş finansman hizmeti geliştirmek için iş birliği protokolü imzaladı. Anlaşma kapsamında Kuveyt Türk kullanıcıları, kredi kartsız olarak taksitle alışveriş yapabilecekler. Trendyol müşterileri, Kuveyt Türk üzerinden kullanabilecekleri alışveriş finansmanı hizmeti ile birlikte pratik, hızlı, kredi kartsız ve şubesiz anında finansman kullanabilecekler. Böylece alışverişlerini 36 aya varan taksit imkanları ile ödeyebilecekler. Yapılan iş birliğiyle Kuveyt Türk, Trendyol'da bu tür bir hizmet sunan ilk katılım finans kuruluşu da oldu. Kuveyt Türk müşterileri, Trendyol'da ödeme seçeneklerinden Kuveyt Türk Alışveriş Finansmanı'nı seçerek bu finansman hizmetini kullanabilecek. Bu tüketicilerin Kuveyt Türk müşterisi olmamaları durumunda görüntülü görüşme ile müşteri olabilmeleri de mümkün olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/kuzey-kutbundan-guney-kutbuna-otomobille-seyahat-edildi-h139400.html", "text": "İskoç sürücü Chris Ramsey ve eşi Julie, Nissan Ariya'ları ile bir yolculuğa çıkmaya karar verdi. Yolculuk rotası ise beklenenden biraz daha uzun ve dolambaçlı oldu: İskoç çift, 1823 Manyetik Kuzey Kutbu'ndan Antarktika'ya kadar yolculuk yaparken, bunu gerçekleştiren ilk kişiler olmayı da başardılar. Üstelik bu yolculukta bir elektrikli otomobil kullanıldı. Öncelikle çiftin kullandığı Nissan Ariya ile başlayalım. Bu elektrikli otomobil, Arctic Trucks adlı firma tarafından zorlu koşullara uygun hale getirildi. Burada amaç, gelecekteki elektrikli araçlar için de bir konsept oluşturmak ve Antarktika'daki çalışmalarda benzinli otomobillerin yerini elektrikli araçlara bırakmasını sağlamak olarak açıklandı. Yine de araç, fabrika çıkışı versiyonuna kıyasla çok da farklı değil. 39 inçlik tekerlekler için araç biraz modifiye edildi. Süspansiyon yükseltilirken güç ünitesi değişmedi, vites kutusu da aynı kaldı. Yine de araca bazı ek vites seçenekleri eklendi. Ayrıca aracın şasisi de güçlendirildi. Arctic Trucks bu modu AT39 olarak adlandırdı. İskoç çift, Kuzey Kutbu'ndan başladıkları yolculuklarını geçtiğimiz ay tamamladı. Bu süreçte 27.350 kilometreden fazla yol yapan çift, tam 9 ayı bu macerayı tamamlamaya ayırdı. Bu süre biraz uzun gibi gözükse de mevsim geçişleri, kutuplardaki hava durumu gibi etmenler göz önüne alınarak planlanmış yolculuk süresi de buydu. Aslında yolculuk bitiş kısmında değil, başlangıç kısmında neredeyse gecikmeye uğruyordu. Küresel ısınma arttıkça kutuplardaki yollar da erime nedeniyle kullanılamaz duruma geliyor. Araç yol boyunca taşınabilir bir rüzgar tribünü ve güneş panelleri ile şarj edilirken, hava şartları uygun olmadığında ise jeneratörler kullanıldı. Modifikasyonlar nedeniyle menzili 250-300 kilometreye kadar düşen Ariya ile yapılan yolculukta, Kuzey ve Güney Amerika kıtaları üzerinden çizilen bir güzergah takip edildi. -30 derece soğukta bile aracın çalıştığı görüldü. Yolculuğun aşamalarını çiftin Instagram sayfasında görebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/lamborghini-elektrikli-araclarin-performansi-tutarli-degil-h139194.html", "text": "Elektrikli araçların yıldızının en parlak olduğu dönemlere girerken başımızı çevirip motorların gürlediği zamanları düşünmeden edemiyoruz. Tabii çevresel faktörleri işin içine katmadan bu cümleyi kuruyoruz. Zira Tesla gibi direkt elektrikli modellerle hayatına başlayanları kabullensek de Lamborghini gibi, motor seslerini kafamıza gömdüğümüz araç üreticilerinin elektrik alanına geçişi tüketiciler için pek de kolay olmuyor. Zaten görünüşe bakılırsa burada tek problem tüketici alışkanlıkları değil. Zira Lamborghini Asya Pasifik Bölge Müdürü Francesco Scardaoni, şirketin tamamen elektrikli araçlara geçmek için tam olarak neyi beklediğini açıkladı. Söz konusu açıklamanın tartışmaya açık olduğunu belirtmekte fayda var. Hibrit Revuelto modelinin tanıtım etkinliğinde konuşan Scardaoni, elektrikli bir araçla piste çıkıp 2-3 tur attığınızda, turlar arasında ya aracın ısındığını ya da performans kaybı yaşandığını belirtti. Bu sebepten ötürü Lamborghini'nin şu aşamada yüzde yüz elektrikli bir modele gitmediğini belirten Scardaoni, bunun da ötesinde müşterilerin düşüncelerine önem verdiklerini söyledi. Fakat 2028 yılında Lamborghini Lanzador konsept aracının da üretime gireceğini biliyoruz. O zaman Scardaoni kendisiyle mi çelişiyor? Elbette hayır. Scardaoni, bu ifadeleri performanslı spor araçlar için söyledi. Öte yandan Lanzador, 2 kapılı ve 4 koltuklu bir GT aracı olarak karşımıza çıkacak. Bu zamana kadar diğer modelleri hibride çeviren şirket, 2025 yılına kadar karbon ayak izini yarıya düşürmeyi amaçlıyor. Scardaoni, ilerleyen dönemde süper spor araçların da tamamen elektrikli bir noktaya ulaşabileceğini ve ihtiyaçları karşılayacak düzeyde olacağını belirtiyor. Yetkilinin sözlerine göre burada Lamborghini öncü olmasa da alanında en iyisi olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/ledger-hack-ne-oldu-h139346.html", "text": "Piyasaya sürülmelerinin üzerinden yıllar geçmiş olan kripto varlıklar, bugün bile erken aşamadalar. Bizlere böyle düşündürten nedenlerin ilki, günlük hayatımızda yaygın biçimde kullanamıyor olmamız. İkinci nedense kripto varlıkları yüzde 100 güvenli bir biçimde saklayacağımız bir yöntem olmaması. Borsa kapatıp gitse veya MetaMask gibi sıcak cüzdan hizmetleri kepenk kapatsa kripto varlıklara bir daha ulaşamayabiliriz. İşte bundan kaynaklı olarak pek çok yatırımcı, kripto varlıklarını \"soğuk cüzdan\"da tutmayı tercih ediyor. Peki nedir bu soğuk cüzdan? Genelde USB bellek boyutunda olan bu fiziksel cihazlar, kripto varlıkların saklanabilmesini sağlıyor. Pek çok kesim, bu cihazların güvenli olduğunu düşünüyor. Ledger gibi... Ledger, dünyanın en popüler soğuk cüzdan üreticisi olarak biliniyor. Ancak geçtiğimiz gün yaşananlar, Ledger'ın da tahmin edildiği kadar güvenli olmadığının düşünülmesine yol açtı. Ancak bu biraz yersiz bir yaklaşımdı. Ledger'ın resmi X hesabından yapılan açıklamaya göre eski bir çalışan, bilgisayar korsanlarının saldırısına uğradı. Ledger sistemlerine giriş bilgilerine ulaşmayı başaran hacker veya hacker'lar, Ledger cihazlar ile üçüncü taraf hizmetler arasında bağlantı kurulmasını sağlayan Ledger Connect Kit kütüphanesinin değiştirilmiş bir versiyonunu hazırladılar. Bu kötü amaçlı yazılım, kullanıcılara da dağıtıldı. Ledger müşterileri, yaklaşık 5 saat boyunca bu kötü amaçlı yazılımı gördüler. Ledger'ın açıklamasına göre değiştirilmiş Ledger Connect Kit, soğuk cüzdandaki varlıkların hacker/lara ait cüzdanlara transfer edilmesini sağlamak için istekte bulunuyordu. Ledger'a göre olayın tespit edilmesi itibarıyla 40 dakikalık bir çalışma yürütüldü ve Ledger Connect Kit'in güvenli bir versiyonu oluşturuldu. Kötü amaçlı yazılımın dağıtıldığı süreçte kullanıcılar, farkında olmadan paralarını hacker cüzdanlarına aktardılar. Oysa aktarım yapılan cüzdan adresi kontrol edilseydi böyle bir sorun yaşanmayacaktı. Ledger'ın paylaştığı bir cüzdan adresini kontrol ettiğimizde, 0,02 ETH'ye ek olarak 102 bin dolarlık fon aktarımı olduğunu görüyoruz. Ledger'ın açıklamasına göre Tether ekibi, bu cüzdanki tüm USDT (yaklaşık 27 bin dolarlık USDT) varlıkları dondurdu. Bu arada; Ledger'ın konuyla ilgili yasal süreç başlattığını da belirtelim. Ledger ve iş ortakları, saldırganların yakalanabilmesi için ellerindeki tüm bilgileri kolluk kuvvetleri ile paylaştılar. Öte yandan; fon kaybına uğrayan müşteriler ile de temasa geçildi. Ledger'ın hack'lenmesi, iyi bir şey değil ve şirkete tepki göstermekte haklısınız. Ancak hack haberlerinin servis edilmesiyle piyasalarda anlamsız bir FUD, yani korku ortamı oluştu. BTC ve buna bağlı olarak da altcoin'ler, aniden sert bir düşüş yaşadı. Peki sonra ne mi oldu? Anlık düşüş, beraberinde sert bir yükseliş getirdi. Yukarıda, BTC'nin saatlik fiyat grafiğini görüyorsunuz. Ledger olayının servis edildiği sıralarda 43 bin 350 dolar seviyelerinde işlem gören BTC, sadece 2 saatlik süreçte 41 bin 402 dolar seviyesine kadar geriledi. Sonrasında rüzgar tersine döndü ve BTC, 43 bin 430 dolar seviyelerine kadar yükseldi. BTC, bu makalenin yazıldığı an itibarıyla 42 bin 630 dolar seviyelerinden işlem görmeye devam ediyor. Söylemek istediğimiz şey şu; eğer kripto para yatırımcısıysanız bu tür olaylara alışmış ve dirençli olmanız gerekiyor. Zira FUD'a kapılıp varlıklarını satanlar, aslında başkalarının \"ucuza mal almasını\" sağladı. Tabii bu ne olursa olsun satmayın demek değil ancak en ufak bir olumsuz haberde paniklememek önemli..."} {"url": "https://www.webtekno.com/leon-the-professional-sevginin-gucu-filmi-gercekler-h139192.html", "text": "Küçük bir kız çocuğu, yetişkin bir adam, üstelik adam bir kiralık katil; eğer Leon: The Professional filmini izlemediyseniz bu üç cümle size hiçbir anlam ifade etmeyebilir ama kabul edin, heyecan verici. Ülkemizde Sevginin Gücü adıyla vizyona giren Leon: The Professional filmi işte bu heyecanı alıyor ve izleyenlere dozunda bir aksiyonun olduğu duygu yüklü bir anlatı sunuyor. 30 yıl önce vizyona giren Leon: The Professional filmi büyük eleştirilerin odağı olmuştu çünkü Natalie Portman, filmde canlandırdığı karakter gibi 12 yaşında bir kız çocuğuydu ve karşısında koca bir adam vardı. Yapımcılar da ikili arasındaki garip ilişkinin farkında oldukları için filmi en ince detaylara bile önem vererek çektiler. Leon karakterini canlandıran Jean Reno da usta oyunculuğunu konuşturarak filmin her saniyesinde yetişkin biri ile bir kız çocuğu arasındaki arkadaşlık sınırlarını korudu. - Yıl: 1994 - Tür: Aksiyon, Suç, Dram - Yönetmen: Luc Besson - Oyuncular: Jean Reno, Natalie Portman, Gary Oldman - IMDb: 8.5 New York'ta yaşayan Leon, profesyonel bir tetikçidir. Komşusu olan 12 yaşındaki kız çocuğu Mathilda'nın berbat bir ailesi olduğu için sık sık apartmanın içinde kızla karşılaşır. Derken bir gün kızın tüm ailesi öldürülür ve Leon'un yanına sığınır. Leon istemese bile kızı yanına alır. Mathilda'nın artık tek amacı Leon'un işini öğrenmek ve kardeşini öldürenlerden intikam almaktır. - Natalie Portman'ın ailesi kızlarının filmde oynamasına karşı çıkmıştı. - Sigara konusunda sözleşmeye özel maddeler eklendi. - İlk gösterimde sansürlenen kıyafet sahnesi hiç prova edilmedi. - Jean Reno, filmdeki cinsel tehdidi en aza indirmek için özel oyunculuk teknikleri kullandı. - Natalie Portman nasıl ağlanacağını acı bir tecrübe ile öğrendi. - Filmin en ikonik sahnesi aslında bir şakaydı. - Bir suçlu, filmdeki polisleri gerçek zannedip teslim oldu. Filmde 12 yaşında bir kız çocuğunu canlandıran Natalie Portman, rol için seçmelere katıldığında 11 yaşındaydı. Onunla birlikte Liv Tyler ve Christina Ricci gibi isimler de seçmelere girmişti ancak Mathilda'nın ölen erkek kardeşini özlediği sahneyi öyle bir canlandırdı ki filmin yönetmeni Luc Besson çok etkilendi fakat Portman'ın ailesinin endişeleri vardı. Leon: The Professional filmi küçük bir kız çocuğu ile yetişkin bir adam arasında yaşanan ve cinselliğin sınırlarında gezen bir arkadaşlık öyküsünü anlatıyor. Üstelik bu ilişki başlamadan da kızın ailesi ile yaşadığı çok sert durumlar var. Bu nedenle Portman'ın ailesi çocuklarının böyle bir rolde oynamasına ilk başta karşı çıktılar fakat daha sonra Portman'ın anlattığına göre ailesine isyan etmiş ve senaryonun hayatında okuduğu en harika şey olduğunu söylemiş. Böylece aile ikna edilmiş. Mathilda, yetişkin olmaya özenen bir kız çocuğu için sigara içme denemeleri yapıyor. Herkes için ölümcül zararlara sahip olan sigarayı küçük bir kız çocuğunun içmesi daha da korkunç olduğu için film boyunca Leon sürekli Mathilda'yı azarlıyor. Aslında bu azarlama sözleşmenin bir parçası. Portman'ın ailesi kızlarının film boyunca asla sigara dumanını içine çekmeyeceği, ağzından dışarı savurmayacağı konusunda sözleşmeye özel maddeler ekletiyor. Film boyunca Mathilda'nın elinde yalnızca beş kez sigara görüyoruz ve onda da Leon tarafından azarlanıyor. İşte tüm bunlar sözleşmenin özel maddeleridir. Filmin en ikonik sahnelerinden olan Mathilda'nın Leon'a kıyafetini gösterdiği sahneyi herkes hatırlar. Aslında bu sahne, filmin vizyona girdiği orijinal kopyasında yok. On yıl sonra film restore edilirken bu sahne ekleniyor. Film, ikili arasındaki arkadaşlık ilişkisinin cinselliğe en çok yaklaştığı nokta olduğu için büyük eleştiriler aldı. Zaten yönetmen de bunun farkında olduğu için sahnenin hiç provası yapılmadı ve tek seferde çekilip tamamlandı. Eklenmiş sahnelerden bahsetmişken bir de çıkarılmış sahneden bahsedelim. Aslında filmin orijinal kurgusunda Mathilda'nın Leon'dan sevgilisi olmasını istediği ve Leon'un da bunu kabul ettiği bir sahne var. Test gösterimine bu sahne izleyiciler tarafından beğenilmediği ve hatta alaya alındığı için kurgudan çıkarıldı. Leon karakterini canlandıran usta oyuncu Jean Reno, filmin hikayesindeki rahatsız edici noktaların farkındaydı ve bunları en aza indirmek için ustalığını konuşturdu. Profesyonel bir kiralık katil olmasına rağmen Leon karakterini sanki yetişkin vücudunda yaşayan bir çocukmuş gibi canlandırdı. Böylece izleyenler asla Leon'un Mathilda için bir tehdit oluşturmadığını düşündüler. Zaten çekimler boyunca Reno her zaman Portman'ın duygusal geçişleri kontrol etmesine izin verdi. Mathilda'nın ailesinin öldürüldüğü sahnede oyuncu Natalie Portman'ın çılgınlar gibi ağlaması gerekiyordu ama bir türlü ağlayamadı. Bunun üzerine yönetmen, oyuncunun gözlerine nane yağı sürdürdü. Büyük bir acıyla ağlamaya başlayan Portman sahneyi başarıyla tamamladı. İlginç olan, Portman bir daha asla ağlamak için bir şey kullanmak zorunda kalmadı. Çünkü ne zaman ağlaması gerekse aklına nane yağını getiriyordu ve hemen gözyaşları sel olup akıyordu. Uyuşturucu bağımlısı bir DEA ajanı olan Stansfield'ı canlandıran oyuncu Gary Oldman, yıllar sonra verdiği bir röportajda filmin hayranlarını şaşırtan bir açıklama yaptı. Bugün filmin en ikonik sahnelerinden biri olarak kabul edilen Stansfield'ın 'Bring me everyone!' yani ''Herkesi bana getirin!'' diye bağırdığı sahnedeki cümlesi aslında bir şaka olarak söylenmiş. Oldman birkaç kez bu cümleyi normal bir ses tonu ile söylemiş. Tekrar çekimler sırasında yönetmene şaka yapmak için bir kez de repliği bağırarak söylemiş. O kadar beğenilmiş ki filme eklenmiş ve unutulmaz bir sahne olarak akıllara kazınmış. Sinema tarihinin en beğenilen ve aynı zamanda da eleştirilen filmi Leon: The Professional hakkında bazılarını ilk kez duyacağınız ilginç bilgilerden bahsettik. Leon: The Professional filmi hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/lethal-company-oyun-incelemesi-h138916.html", "text": "Oyun firması, Lethal Company'yi korku türünde co-op oyunu olarak tanımlasa da oyuncular genel olarak bu oyunu komik buluyor. \"Lafı çok uzattın, anlat artık, nedir bu oyun?\" diyorsunuz muhtemelen, o yüzden hemen anlatayım: Öncelikle siz bir şirket çalışanısınız ve ekibinizle birlikte çeşitli gezegenlere gönderilerek hurda toplamaya çalışıyorsunuz. Ancak tabii ki yalnız değilsiniz; hayır, arkadaşlarınızdan bahsetmiyorum. Bildiğiniz, etrafınız çeşitli canavarlarla çevrili. Hem kotanızı doldurmaya çalışırken hem de canavarlardan kaçıyorsunuz ancak en önemli işiniz doğal olarak hurda toplamak. Çünkü günün sonunda kotanızı tamamlayamazsanız şirket sizi öldürüyor ve baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. O yüzden bazen arkadaşlarınız can çekişirken sizin kotanızı doldurmaya çalışmanız komik görüntülere yol açabiliyor. Bu oyunu illa arkadaşlarınızla da oynamanıza gerek yok, ben yabancı dil bilmiyorum derseniz de önemli değil. Çünkü oyunun server'ı tam olarak Türk kaynıyor. Ancak maalesef ki oyunda Türkçe dil desteği bulunmuyor. Lethal Company'nin popülerleşmesinde yayıncıların da etkisi çok büyük, bugün eğer oyun kanallarını ziyaret ederseniz en az 1'nin bu oyunu oynadığını görmüşsünüzdür. Yani şüpheniz varsa hiç çekinmeyin, direkt koşup alın. Üstelik Steam dolar kuruna geçmesine rağmen fiyatı da cep yakan oyunlar arasında değil. Güncel kurla 168 TL olan bu oyun, komisyonla birlikte yaklaşık 200 TL. Oyun çoğunlukla karanlık atmosfere sahip olduğu için bazen görüşünüz bozulabilir. Ancak tabii ki bu da oyuna ayrı bir retrotik hava katıyor. Görüşünüz bozuk diye ses duyulmuyor zannetmeyin çünkü bazen telsizden arkadaşlarınızın acı çığlıklarını duyabilirsiniz. Sanırım zaten oyunda en çok öne çıkan şey de bu, arkadaşlarınızın zor durumda kalıp kaçmaya çalışırken çıkardıkları o komik sesler. Genel olarak oyuncu kitlesi, komik bir deneyim yaşamak için bu oyunu oynuyorlar diyebiliriz. %98,83 olumlu incelemeye sahip olan bu oyun, henüz daha ekim ayında çıkmasına rağmen 184 bin güncel oyuncuyla adeta rekor kırdı. Eğer ben co-op korku tutkunuyum veya arkadaşlarımla oynayacak korku oyunu önerisine ihtiyacım var diyorsanız bu oyun tam size göre. Artı olarak; oyun, sistem gereksinimi olarak sizden çok bir şey istemiyor. Zaten genel olarak grafik kalitesi pek iyi de değil. Olumsuz yönlerinden de bahsedecek olursak; genel olarak oyun 144p bir hava katıyor, bu da zamanla insanın gözünü açıkçası yoruyor. Ayrıca oyunda bazen bug'lar olabiliyor, ancak daha erken erişimde olduğunu unutmamak lazım. Bizce oyun şirketi, bu tempoyu düşürmemek adına en kısa sürede bunlara bir çözüm bulmalı. Ekstra olarak oyun size hikaye bakımından öyle çok ahım şahım bir şey de sunmuyor. Hatta hiç sunmuyor desek yeridir, sadece hurda topluyor ve canavarlardan kaçıyorsunuz. Ancak yine de keyifli mi? Bizce ve çoğu oyuncuya göre keyifli. Sizler de bu oyun hakkındaki görüşlerinizi bildirmeyi unutmayın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/lg-ces-2024-deneysel-urunleri-duyurdu-h139775.html", "text": "Dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarları arasında yer alan CES, yakın zamanda yeniden kapılarını açacak. Bu etkinliğe katılacak firmalar arasında yer alan LG, deneysel teknolojiler ve alternatif çözümler geliştirmek için kullandığı LG LABS'e özel bir alan ayıracaklarını açıkladı. Etkinlikte tanıtılacak ürünlerden ilki DukeBox by LG Labs olacak. Vakum tüplü ses sistemleriyle ince OLED panellerinin teknolojisini bir araya getiren bu ilginç cihazın amacı ise kaliteli müzik ile modern teknolojileri bir araya getirebilmek. Böylece ses kalitesi çok daha üst düzey olan, daha interaktif bir çeşit müzik kutusu görebileceğiz. OLED panelin şeffaflığını ayarlayabildiğimiz, altta öne bakan üstte ise 360 derece hoparlör sistemine sahip bu cihaz büyük ilgi görecektir. Etkinlikte göreceğimiz bir diğer cihaz ise Bon Voyage'ın geliştirilmiş versiyonu oldu. Bu kişiselleştirilebilir çekme karavanın boyutları 2.2 metre x 3.8 metre x 2 metre olarak açıklanmıştı. Bu karavana yatak, buzdolabı, ses sistemi, elektrikli ocak, su arındırma cihazı gibi istenilen ekipmanlar yerleştirilebiliyor. Son yıllarda hemen her teknoloji firması gibi LG de kendi kahve makinelerini getiriyor. DUOBO adlı kapsül kahve makinesi, aynı anda iki farklı kahveyi yapabiliyor. ABD'de kitle fonlama kampanyası ile karşımıza çıkan cihaz, yanında CUBO adlı bir karakterle gelecek. LG'nin fuarda sergilemeyi planladığı diğer cihazlar arasında LG CineBeam Qube, LG gram Fold, LG XBOOM, LG StandbyMe Go, LG tiiun mini ve brid.zzz by LG Labs gibi cihazlar da karşımıza çıkacak. CES 2024, 9-12 Ocak tarihleri arasında Las Vegas Convention Center'da gerçekleştirecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/lg-otomobiller-icin-seffaf-anten-duyurdu-h139498.html", "text": "LG Electronics, otomobiller için geliştirdiği yeni şeffaf antenini CES 2024'te tanıtmaya hazırlanıyor. Şimdilik ön duyurusu yapılan anten, doğrudan aracın camlarına uygulanıyor. Fransız cam üreticisi Saint-Gobain Sekurit ile birlikte üretilen yeni anten ile 5G, Wi-Fi, Bluetooth, radyo ve uydu bağlantıları yapmak mümkün olacak. Son dönemde otomotiv endüstrisindeki değişimle birlikte elektrikli otomobiller öne çıkıyor. LG, bu değişimle birlikte otomobillerde bir bağlantı devrimi olacağına inanıyor. Bu değişim ile birlikte yüksek teknolojili kişisel alanlar içinde, gerçek zamanlı veri alışverişi yapılabilecek ortamlara gereksinim olacağını ifade eden LG, bu duruma bir çözüm olarak şeffaf anteni gösteriyor. LG Electronics'ten yapılan açıklamada şeffaf antenin farklı otomobil tasarımlarına uygun olduğu belirtilirken, iki farklı alternatif sunulacak. Bu alternatiflerden birinde şeffaf anten camın içine yerleştirilirken bir diğer alternatif ise camın üzerine film şeklinde uygulanması olarak gösteriliyor. Böylece araçlar sonradan da bu anten sistemine kavuşabilecek. Camlara ya da cam tavanlara uygulanabilecek olan bu sistem, otomobil tasarımcılarının en azından anten konusunu düşünmelerine gerek kalmayacak. LG Araç Bileşenleri Çözümleri Başkanı Eun Seokhyun, Saint-Gobain Sekurit ile yakın iş birliği ile geliştirdikleri antenin olağanüstü performans gösterdiğini söylerken, LG'nin yeni çözümler sunmaya devam edeceğini de ifade etti. Seokhyun ayrıca LG'nin telematik ve otomotiv çözümleri alanının lideri olduğunu da vurguladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/lg-yeni-ultragear-monitorlerini-tanitti-h139557.html", "text": "Akıllı telefon pazarında geride kalmış olsa da konu ekran teknolojilerine geldiğinde, adını yakın zamanda unutturmayacağından emin olmamızı sağlayan bir duruş sergiliyor LG. Zira Samsung gibi birçok devin akıllı telefon ekranlarını yapmasının yanı sıra, televizyon ve monitör tarafında LG, sık sık tercih ediliyor. Neyi iyi yaptığının farkında olan ve bu alanlara daha çok yönelen şirket, geçtiğimiz günlerde dünyada ilk olma özelliği taşıyan monitör serisini duyurdu. UltraGear isimli bu seri, ilk görüşte aşka inanmanıza sebep olacak birbirinden çekici özelliklere sahip. Aynı cihaz üzerinde 4K çözünürlükte 240Hz, 1080p çözünürlükte ise 480Hz tazeleme hızı sunuyor. Bu Dual-Hz özelliğiyle dünyada ilk olma özelliği taşıyan monitör, kullanıcılara söz konusu iki Hz modu arasında, monitörün arkasındaki joystick yoluyla geçiş imkanı sunuyor. Bu zamana kadar 4K çözünürlük sunan monitörler görmüş olsak da bunlar, 60Hz'in önüne geçemiyordu. Bu yönüyle UltraGear'ın öne çıkacağı şüphesiz. Peki Dual-Hz dışında ne özelliği var bu monitörün? sorusunu da cevaplayalım. GtG özelliği taşıyan monitörün tepki süresi 0,03ms. Bunu da bilmeyenler için kabaca görüntüleri hızlı bir şekilde işleyerek bulanıklık gibi kare atlamalarının önüne geçme yolu olarak anlatabiliriz. LG tarafından üretilen OLED panel de bu net ekrana parlaklık, renk ve kontrast katıyor. Tasarım tarafında ise neredeyse görünmeyecek ince çerçeveler, Pixel Sound teknolojisiyle çalışan ve panelin arkasında yer alan güçlü dahili hoparlörler dikkat çekiyor. Bu özellikler, 32 inç boyutundaki modele ait. 34, 39 inç boyutunda ultra geniş ve curved tasarıma sahip olan bu modeller, 21:9 görüntü oranına sahip. Yine 240Hz yenileme hızı sunan modeller; görüntü formatları, geniş ekranları ve LG OLED panelleriyle şüphesiz, oldukça içine çeken oyun deneyimlerini sağlayacaklar. Bu modellerde hoparlör yer almıyor. Bunlar haricinde ise iki adet 45 inç, bir tane de 27 inç monitör var. VESA DisplayHDR teknolojisiyle gelen bu monitörler de detayları ve en uygun parlaklığı yakalamayı hedefliyor. 45 inç olan modeller kavisli bir tasarıma ve dahili hoparlörlere sahip. 27 inç boyutundaki model ise düz bir ekranda OLED panel sunuyor. - 27GS95QE - 32GS95UE - 34GS95QE - 39GS95QE - 45GS96QB - 45GS95QE Büyük monitör arayanlar için daha önce Phillips 34E1C5600HE'yi incelemiştik."} {"url": "https://www.webtekno.com/linkedin-premium-yapay-zeka-ozellikleri-h138290.html", "text": "Yapay zekanın etkin kullanıldığı alanlardan biri sosyal medya olurken, LinkedIn de bu yıl üretken yapay zeka modellerini platforma eklemeye başlamıştı. Hem işverenlere hem de iş arayanlar, bu sayede daha iyi bir istihdam süreci geçiriyordu. Platformun premium hesap kullanıcıları şimdi yeni yapay zeka araçlarına erişim kazandı. Firmanın açıkladığı yeni yapay zeka araçları hem platformun daha verimli şekilde kullanılmasını sağlayacak hem de iş arama sürecinde olan çalışan adaylarına kariyer koçluğu hizmeti verecek. Bu yeni deneyimle birlikte LinkedIn platformu daha çok özelleştirilebilecek. Yeni özelliklerin ne getireceğini de gösteren LinkedIn'in paylaşımına göre, iş arama koçu sayesinde kişilerin hayallerindeki işi almaları için öngörülerle destek verilecek. Bu öngörüler işin çalışan adayına uygunluğu, kişilerin kendilerini nasıl konumlandırmaları gerektiği, mülakatlara nasıl hazırlanacakları gibi farklı alanlara yayılacak. Diğer yapay zeka özelliği ise kullanıcıların ana akışlarında yer alan gönderileri derleyerek özetleyecek. Makaleler, yorumlar ve sunumlar, tek bir tıkla ana noktalarıyla kullanıcının bilgisine sunulacak. Böylece kullanıcıların uzun içerikler ya da videolarla çok fazla zaman harcamasının önüne geçilmesi planlanıyor. Ayrıca seçilen anahtar noktalar, kişilerin kariyer gelişimlerine de yardımcı olabilecek. Derleme özelliği ayrıca Microsoft Bing aracılığıyla güncel haberleri de derleyerek dünyada olan biten hakkında kullanıcıları bilgilendirebilecek. Kullanıcılar bu aracı kullanarak sorularına da cevap bulabilecekler."} {"url": "https://www.webtekno.com/linux-neden-tercih-edilmiyor-h137296.html", "text": "Linux, 1991 yılında Linus Torvalds tarafından açık kaynaklı bir yazılım projesi olarak geliştirilen, UNIX benzeri bir işletim sistemi. Bugün Linux, bilgisayarlar, sunucular, mobil cihazlar, gömülü sistemler ve süper bilgisayarlar dahil olmak üzere geniş bir yelpazede ücretsiz olarak kullanılmaktadır. Fakat ücretsiz olmasına rağmen rakip işletim sistemleri kadar tercih edilmemekte, hatta bilinmemektedir. Eğer bir kullanıcı olarak Linux övecekseniz, önerinizle o işletim sistemine geçenlerin teknik servisi olmaya hazır olmanız gerekiyor. İşin şakası bir yana, işletim sistemi kurulacağı zaman Linux'un ücretsiz olması bile onu akla gelen ilk seçenek yapmıyor. Bunun hak vereceğiniz sebepleri bulunuyor. Kullanıcı arayüzü, her yiğidin altından kalkabileceği kadar basit değil. Linux, bazı kullanıcılar için arayüz ve masaüstü deneyimi açısından diğer işletim sistemleriyle karşılaştırıldığında daha zor ve karmaşık gelebiliyor. Zira Linux, çoğu zaman terminal işlemlerine gerek duyduğundan kullanıcıları zor durumda bırakabiliyor. Sınırlı oyun desteğinden de bahsetmemek olmaz. Linux, oyun endüstrisinde hala Windows'a kıyasla geride. Birçok popüler oyun, Linux için resmi bir sürüm sunmuyor ve bu da Linux kullanıcılarının oyun seçeneklerini oldukça sınırlı tutuyor. Ancak son zamanlarda Linux için oyun desteği arttı ve daha fazla oyunun Linux'a uyumlu sürümlerini bulmak nispeten kolaylaştı. Tabii sektörün olmazsa olmaz yazılımlarıyla uyum problemleri de var. Linux, popüler masaüstü uygulamalarının bazılarında tam uyumluluk sağlayamayabiliyor. Özellikle sektöre özgü yazılımlar veya oyunlar gibi belirli uygulama alanlarında, Linux bazen daha az destekleniyor. Bu nedenle, bu uygulamaları kullanmak isteyen kullanıcılar için diğer işletim sistemleri daha tercih edilebilir oluyor. Linux, bazı bilgisayarlarda donanım sürücüleri konusunda sorunlar yaşatabilir. Donanım üreticileri genellikle Linux için özel sürücüler sağlamakta tereddüt edebilir veya sınırlı desteğe sahip olabilir. Bu sebeple kullanıcılarının donanım uyumluluğunda bazı zorluklarla karşılaşmasına neden olabilir. Kullanıcı alışkanlıkları, geçişin en büyük engellerinden olabilir. Kullanıcıların geneli, Windows veya macOS gibi yaygın kullanılan işletim sistemlerine alışkındır ve bu sistemleri tercih eder. Linux'un farklı bir deneyim sunması ve bilinmeyen bir alan olması, ücretsiz olmasına rağmen cezbedici gelmeyerek kullanıcıların tercihlerini değiştirmelerini engelleyebilir. Linux'ta eksikliği hissedilen bir diğer konu, özel uygulama ve hizmetlerin bulunmamasıdır. Microsoft'un Office paketi, Apple'ın iTunes uygulaması veya Gmail gibi hizmetler dururken Linux için geniş bir uygulama ve hizmet ekosisteminin olmaması, kullanıcılar tarafından tercih edilmemesinin sebeplerinden biri olarak görülüyor. Tüm bunlara rağmen Linux, kullanıcıya özgürlük ve esneklik sunan açık kaynaklı bir işletim sistemi. Kullanıcılar, ücretsiz olarak bunu kullanabilir, istedikleri şekilde değiştirebilir ve geliştirebilirler. Ayrıca güvenlik konusunda da öncelikli bir tasarıma sahiptir, bu da kullanıcıların daha güvenli bir deneyim yaşamasını sağlar. Verimli bir çalışma ortamı sunmasıyla bilinen Linux, geniş bir geliştirici ve kullanıcı topluluğu sayesinde sürekli destek görüyor ve geliştirmelerle karşımıza çıkıyor. İlerleyen zamanda popülaritesinin hangi aşamaya geleceğini birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/lise-ogrencisi-iphone-hack-h139616.html", "text": "Geçtiğimiz ay ABD'de hizmet vermekte olan Washington Liberty Lisesinde ilginç bir siber saldırı olayı gerçekleştiği ortaya çıktı. 30 Kasım'da yaşanan ve kamuoyunda gündem olmayan olay, iPhone'ların basit bir elektronik cihazla kullanılamaz hale getirilebileceğini ortaya çıkardı. Polis soruşturmasının devam ettiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre dersleri sabote etmek isteyen bir öğrenci, ne işe yaradığı açıklanmayan bir elektronik alet kullandı ve iPhone'lara yetkisiz müdahalede bulundu. Bu müdahale, öğrenci ve öğretmenlerin kullandığı iPhone'ların, durup dururken kapanmasına yol açtı. Konuyla ilgili çalışmalarını sürdüren ABD Kamu Diplomasisi Danışma Komisyonu , açıklamasında iPhone'ları hack'leyen öğrenciye hiçbir suçlama yöneltmediklerini duyurdu. Bunun nedeni, hack'lenen iPhone'lardan sızdırılan herhangi bir veri olup olmadığının bilinemiyor olması. Hatta kolluk kuvvetleri, günlerdir bu konuyla ilgili çalışmalarını sürdürüyorlar. Yetkililer, siber saldırıdan doğrudan etkilenen ve potansiyel olarak etkilenmiş olan tüm öğrencilerin kimlik tespitinin yapıldığını söylediler. Söz konusu elektronik aletle ilgili hiçbir bilgi olmadığının altını çizelim. ABD basını, konuyla ilgili detaylı bilgi almak için ACPD ve siber güvenlik uzmanları ile görüştüler. Ancak görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler, spekülasyondan öteye geçilemeyeceği için bilgi aktarımı yapılmadı. Uzmanların konuyla ilgili ortak kanaati, cihazların daima güncel yazılım kullanmaları yönünde. Bu garip olayla ilgili yeni bir bilgi gelirse sizlere aktarmaya devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/lisede-sinifta-kalma-geri-geldi-h137124.html", "text": "Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni bir yönetmelik yer aldı. \"Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik\", bir süredir gündemde olan sınıf tekrarı konusuyla ilgili hususlara açıklık getiriyor. Ülkemizdeki lise öğrencileri, 50 ortalamaya sahip olmaları halinde sınıfta kalmıyorlardı. Bugün yayımlanan yönetmelik ile bu durum değişti. Buna göre bir öğrenci, alt sınıflar da dahil olmak üzere 6 ve daha fazla üzeri dersten başarısız olduysa sınıf tekrarı yapmak zorunda kalacak. Başarısız olunan ders sayısının en fazla 3 olması halinde ise geçmişte de uygulanan \"sorumlu geçme\" yöntemi uygulanacak. MADDE 53- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 12- (1) Bu maddeyi ihdas eden Yönetmelik ile bu Yönetmeliğin 57 nci maddesinin birinci fıkrasının bendi ve 58 inci maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikler, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında ortaöğretim kurumlarının hazırlık ve 9 uncu sınıflarından itibaren kademeli olarak uygulanır. 2) Başarısız dersi/dersleri olanlardan, yılsonu başarı puanı en az 50 olan, b) Ders yılı sonunda her bir dersten iki dönem puanı bulunmak kaydıyla doğrudan sınıfını geçemeyen öğrencilerden; bir sınıfta başarısız ders sayısı en fazla 3 ders olanlar sorumlu olarak sınıflarını geçer. Ancak alt sınıflar da dahil toplam 6 dersten fazla başarısız dersi bulunanlar sınıf tekrar eder. Nakil ve geçişler nedeniyle ortaya çıkan sorumlu dersler bu sayıya dahil edilmez. (3) Bulunduğu sınıf seviyesinde sınıf tekrarına kalan öğrenciler tekrar edeceği sınıf seviyesinde uygulanacak olan hükümlere tabi olur."} {"url": "https://www.webtekno.com/m3-macbook-pro-parcalarina-ayrildi-video-h138581.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, geçtiğimiz ay düzenlediği bir etkinlikte yepyeni ürünlerini tanıttı. Tanıtılan ürünlerden en dikkat çekeni ise M3 işlemciye sahip olan MacBook Pro'ydu. Apple'ın bugüne kadarki en güçlü dizüstü bilgisayarı olarak karşımıza çıkan model, 78.999 TL'den başlayan fiyatı ile de dikkat çekiyor. Şimdiyse Apple'ın en yeni MacBook Pro modelleri ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Teknolojik ürünlerin onarılabilirlik düzeylerini test eden bir platform olarak bilinen iFixit, M3 ve M3 Pro işlemcilerden güç alan 14 inç boyutlu modellerin, \"içini dışına çıkarttı\". iFixit ekibi tarafından yapılan inceleme, yeni nesil MacBook Pro ile önceki nesil MacBook Pro arasında iç tasarım farkı olmadığını gözler önüne serdi. Aslına bakacak olursak bu çok da şaşırtıcı değil zira Apple'ın yeni işlemcileri performans artışı vadetmiş olsalar da çok büyük bir değişim yaşamadılar. Hal böyle olunca iç tasarımda değişiklik yapılmasını gerektiren bir durum olmadı. iFixit'in yeni nesil MacBook Pro'nun içini açtığı videoda en çok değindiği husus, Apple'ın \"uzay siyahı\" dediği renk tonu oldu. Şirketin bu denli siyah bir tonu nasıl yakaladığını merak eden ekip, yaptığı incelemeler sonucunda Apple'ın gerçekten de iyi bir iş çıkarttığını tespit etti. Yapılan incelemeye göre Apple, önce anotlama yöntemi ile tasarladığı metal çerçeveyi, ikinci aşamada aşındırdı. Böylelikle kasa üzerine düşen ışığın daha fazla dağılması sağlandı. Bu da uzay siyahı renkli MacBook Pro'nun olduğundan daha koyu, daha mat ve ışığın geldiği bölgenin nispeten aydınlık kalmasına yol açtı. Ancak, Apple'ın M3 işlemcili MacBook Pro modelinde kullandığı uzay siyahı rengi, temizlik hastalarını rahatsız edecek türden. Zira az önce bahsettiğimiz anotlama ve aşındırma teknikleri, bu kasa üzerinde makro boyutlu çukurlar oluşmasına yol açtı. Bunun parmak izi açısından nasıl bir etki yarattığını görmek isteyen iFixit, cips kullandığı bir test yaptı. Bu test, uzay siyahı renge sahip olan MacBook Pro'nun, uzay grisi renge sahip olan MacBook Pro'dan daha fazla kirlendiği sonucuna ulaşılmasını sağladı. : Apple M3 işlemcili MacBook Pro'ların başlangıç fiyatı aslında 62.999 TL. Ancak standart M3 işlemcinin bulunduğu bu versiyonda uzay siyahı renk seçeneği sunulmuyor. Bu haberimizde parçalarına ayrılan ve çerçevesi incelenen renge sahip olmak isteyenlerin, en az 78.999 TL ödemeleri ve M3 Pro işlemcili modeli satın almaları gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/mac-bilgisayarlar-sahte-tarayici-guncellemesi-yontemi-h138782.html", "text": "Bilinen adıyla AMOS, tam adıyla Atomic Stealer adlı bir zararlı uygulama uzun zamandır MacOS kullanıcılarını hedef alıyor. Bu zararlı yazılım, bulaştığı sistemlerden veri ve dosya sızdırmakta kullanılıyor. AMOS daha sonra da çeşitli uygulamalardaki bilgileri toplamaya başlıyor. Bu bilgiler arasında şifreler, kredi kartı bilgileri, doğrulama kodları, akla gelebilecek her türden veri yer alıyor. AMOS'u daha fazla cihaza bulaştırmak isteyen hackerlar artık sahte tarayıcı güncellemelerini kullanıyor. ClearFake adlı yeni saldırı dalgasında hackerlar, daha önceden sızmayı başardıkları internet sitelerini kullanıyor. 17 Kasım'da güvenlik araştırmacısı Ankit Anubhav tarafından keşfedilen saldırıya göre bu sitelere girildiğinde güncelleme gerektiği uyarısı ekrana geliyor. Görünüşte bu güncelleme sayfalarının orijinallerinden hiçbir farkı bulunmuyor, hatta uyarı için farklı dil seçenekleri bile yer alıyor. Kullanıcılar hiçbir şeyden şüphelenmeden güncelleme düğmesine bastıklarında bilgisayarlarını da zararlı yazılıma açmış oluyorlar. İndirilen dosyaların nasıl çalıştırılacağına dair yönlendirmeleri yerine getiren, hiçbir şeyden şüphelenmeyen kullanıcılar dosyayı kendi elleriyle çalıştırıyorlar. Bu işlem gerçekleştirilir gerçekleştirilmez de AMOS, yönetici hesabının şifresini soruyor. Bu şifreyi elde ettikten sonra yazılım, cihazınızda en basit tabiriyle at koşturmaya başlıyor. Kimlik bilgileri, konum, mailler, dosyalar, şifreler, kart bilgileri gibi bilgileri topluyor. Windows cihazlar da benzer şekilde AMOS saldırılarına maruz kalabiliyor. Uzmanlar, kullanıcıların bu yöntemlere karşı çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Engellemek için ise web koruma araçlarından yararlanılabileceğini vurguluyorlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/macbook-ucretsiz-uygulamalar-h138639.html", "text": "İster sıradan bir kullanıcı olun ister profesyonel bir yazılımcı olun; her kesime hitap eden ve MacBook kullanıcılarının eli kolu olacak bu uygulamaların, macOS gibi bir ekosistemde sundukları özelliklere karşın ücretsiz olduğuna çok şaşıracaksınız. Listemizdeki uygulamalar çoğu kişi tarafından pek bilinmeyen, bilenin ise bir süre kullandıktan sonra gelecekte ücretli dahi olsa asla vazgeçemeyeceği; tabiri caizse keşfedilmeyi bekleyen birer hazine niteliğindeler. Bu uygulamalar hala ücretsizken mutlaka bir şans vermenizi tavsiye ediyoruz. Sıradan tarayıcıların yüksek RAM tüketiminden ve düşük güvenlik seviyelerinden sıkıldıysanız, Orion Browser'ı denemenizi şiddetle tavsiye ederiz. Kendisini dünyanın en güvenli tarayıcısı olarak tanımlayan Orion Browser, kullanıcıları web sayfalarındaki izleyicilerden ve dolandırıcılardan koruyor. Herhangi bir tarayıcı kullanırken, genellikle o tarayıcıya ait olan eklentileri tarayıcının eklenti mağazasından indirmeniz gerekir. Durum bu tarayıcımızda biraz daha farklı. Şöyle ki; Orion Browser, tüm tarayıcıların eklentilerini kurabilmemize olanak sağlıyor. Orion Browser, arayüz bakımından Safari'ye çok benzediği için tarayıcıyı kullandığınız takdirde yabancılık çekmeyeceğinizi düşünüyoruz. CoconutBattery, MacBook cihazınız hakkında oldukça detaylı bilgiler veren ücretsiz bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Bu uygulamada MacBook'unuzun ne zaman üretildiğini, cihazı kaç kere şarj ettiğinizi , batarya sağlığınızın durumunu, cihazın batarya sıcaklığını ve kaç watt gücünde enerji tükettiğini görebilirsiniz. Ek olarak; bu uygulama açıkken cihazınıza iPhone veya iPad gibi bir Apple cihaz bağlarsanız, bu cihazlarınız için de yukarıda saydığımız bilgileri görebilirsiniz. Dizüstü bilgisayarlarda zaman zaman çok fazla uygulamayı aynı anda kullanarak karmaşaya sebep olabiliyoruz. Bu karmaşanın içindeyken, aniden daralıp gerekli gereksiz tüm uygulamaları kapatmaktan kendinizi alıkoyamıyor musunuz? Later uygulaması sayesinde artık bu uygulamaları kalıcı olarak kapatmanıza gerek kalmıyor. Ekranınızda açık olan tüm uygulamaları Later'ı kullanarak Bu pencereleri daha sonrası için kaydet butonunu kullanarak kapatabilir, aynı uygulamalara aynı karmaşık düzende tekrar erişmek isterseniz Oturumu geri yükle özelliğini kullanabilirsiniz. Böylelikle hem tüm uygulamalardan istediğiniz zaman kurtulabilir hem de onları istediğiniz zaman çağırıp, işinize kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Görselleri, dosyaları veya herhangi bir belgeyi sürekli farklı klasörlere taşımaktan yorulduysanız Dropover tam istediğiniz gibi bir uygulama olabilir. Dilediğiniz herhangi bir belgeyi bir klasörden veya masaüstünden tutup farenizi salladığınızda açılan küçük kutu içinde belgenizi istediğiniz kadar burada muhafaza edebiliyorsunuz. Dropover, yalnızca bilgisayarınızdaki belgeleri barındırmak için değil, aynı zamanda bu kutucuğun içinde yazı veya link tutmanıza da olanak sağlıyor. Bilgisayar ortamındaki hemen hemen her türlü içeriği barındırdığınız bu küçük kutucuk, aynı zamanda ücretsiz bir cloud hizmeti de sağlıyor. Şöyle ki; belgelerinizi veya önemli notlarınızı, herkesin erişebileceği ancak yalnızca sizin oluşturacağınız bağlantı ve şifre ile Dropover'ın bulut hizmetine yükleyebiliyorsunuz. Buluta yüklediğiniz içerikleriniz, siz silene kadar aylarca Dropover bulut sisteminde ücretsiz şekilde saklanıyor. MacBook'larda ekran görüntüsü almak, Windows bilgisayarlara göre her zaman daha uğraştırıcı olmuştur. Windows'ta tek bir tuş ile ekran görüntüsü alırken, macOS'ta aynı anda 3 hatta bazen 4 tuşa basmanız gerekiyor. Shottr, bu durumu hem biraz daha kolaylaştırmak için hem de ekran görüntüsü aldıktan sonra daha fazla düzenleme yapabilmenize olanak sağlıyor. Shottr ile ekran görüntüsü aldığımız görselin içinde bulunan bir yazıyı, ikonu veya herhangi bir şeyi silebilir; \"blur\" efektiyle seçtiğiniz alanı bulanıklaştırabilirsiniz. Shottr, bir ekran görüntüsünden silmiş olduğunuz bir öğenin arka planı, silindiği belli olmayacak şekilde görselin arka planındaki renge ve düzene uygun olacak şekilde yapay zeka sayesinde düzenliyor. Cep telefonların kameraları çok geliştiği için bazen fotoğraflarımızın boyutu çok yüksek olabiliyor. Bir web sitesine görsel yüklemeye çalıştığımızda da boyutu yüksek olduğu için sitenin boyut limitine takılıyoruz ve görseli yükleyemiyoruz. ImageOptim sayesinde, bir görselin boyutunu küçültme gibi basit bir işlem için artık kompleks yapıda programlara veya Google'a resim boyutu küçültme araması yapmanıza gerek kalmıyor. ImageOptim, JPEG, PNG ve GIF uzantılı görsellerde, görüntü kalitesini %40 ile %99 arasında bir seviyeye düşürmenizi sağlıyor; böylelikle görsellerinizin hem kalitesinde bir bozulma olmuyor hem de görselin boyutu ciddi ölçüde düşüyor. Velja, bir tarayıcıya benzeyen ama tarayıcı olmayan; web sayfalarının hangi tarayıcıda veya hangi uygulama üzerinde çalışacağını seçmenizi sağlayan, çoklu işlemler için programlanmış harika bir uygulama olarak karşımızda. Velja'da her web sitesi için ayrı ayrı uygulama tanımlamaları yaparak belirli sayfaların hangi tarayıcıda açılmasını istediğinizi seçebiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse; herhangi bir YouTube linkine tıkladığınız takdirde, kullandığınız tarayıcı ne olursa olsun; Velja, YouTube'u Safari tarayıcısında açacaktır. Velja'yı özetlemek gerekirse, her web sayfası için özel bir varsayılan tarayıcı tanımlayabiliyorsunuz. Windows bilgisayarlardan alışık olduğumuz, ekranın sağ alt kısmında bulunan küçük ikonların; arka planda açık olan uygulamaların ve bazı servisleri temsil ettiği bu küçük ama çok işe yarayan mini ikonlar, MacBook'larda büyük karmaşaya sebep olabiliyor. Bu karmaşayı önlemeyi hedefleyen ve listemizdeki diğer uygulamalar gibi tamamen ücretsiz olan Hidden Bar uygulaması sayesinde, üst çubukta yer alan açık uygulama ikonlarını istediğimiz gibi konumlandırabiliyoruz. Aynı anda 10-20 tane uygulamanın çalıştığını ve her uygulamanın yukarıda birer ikon olarak göründüğü durumlarda, Hidden Bar; | simgesinin solunda kalan tüm uygulama ikonlarını gizliyor, sağında kalanları ise üst çubuğa sabitliyor. Belirtmekte fayda var; sadece ikonları değil, | simgesini de farklı noktalara konumlandırabiliyoruz ancak konumlandırdığımız noktanın solundaki ikonlar, < simgesine tıklayana kadar gizli kalmaya devam ediyor; sağındaki ikonlar ise Hidden Bar küçültülse dahi sabit şekilde görünmeye devam ediyor. App Store'da yer alan ve büyük çoğunluğu ücretli olan yardımcı uygulamaların, listemizde de yer verdiğimiz gibi ücretsiz muadilleri mevcut. Bazıları App Store'da yer alırken, bir kısmı ise kendi yapımcısının web sitesi üzerinden indirilebilen bu ücretsiz uygulamalara; içeriğimizde her uygulama için eklediğimiz bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. Eğer \"bu uygulama da listede olmalıydı.\" dediğiniz az bilinen ve ücretsiz macOS uygulamaları varsa, bunları yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/maclerde-sivi-tespit-ozelligi-bulundu-h138348.html", "text": "Apple, her ne kadar yeni tanıttığı Apple Watch'ların reklamlarında cihazı suyun altında gösterse de cihazın garantisi, sıvı temasından doğacak hasarları kapsamıyor. Bu yüzden konu Mac'lere gelmeden önce bu cihazlarla suya girerken dikkat etmeniz gerektiğini belirtelim. Sıvı temasından doğacak hasarları önleyebilmek adına Apple Watch'larda suyu dışarı atan bir mekanizma varken iPhone'larda ve iPad'lerde, buna ek olarak cihaza sıvı kaçtığını belirten bir uyarı da karşımıza çıkıyor. Yeni macOS Sonoma 14.1 sürümünde de Mac cihazlarında sıvı temasını algılayacak bir özellik bulundu. Fakat özelliğin amacı ve çalışma şekli iPhone'dakinden farklı. liquiddetectiond isimli bu gizli özellik, bilgisayarın sıvıya maruz kalıp kalmadığını anlayabiliyor. Bunu yapmak için de Mac cihazları üzerindeki Type-C yuvalarından sıvı temasına yönelik bilgi topluyor. Özellik, iPhone tarafında kullanıcıya ulaşıp uyarsa da Mac'lerde durum böyle değil. Zira Sıvı Tespiti ve Korozyon Azaltma Hizmeti, kodun da işaret ettiği üzere analiz amacıyla yerleştirilmiş. Bu da henüz iPhone'lardakine benzer bir uyarının Mac kullanıcılarına gösterilmeyeceğine; onun yerine Apple teknisyenlerinin cihazın garantisini daha rahat kontrol edebilecek olmasına işaret ediyor. Söz konusu sıvı tespiti noktalarında sıvıya maruz kaldığında renk değiştiren göstergeler yer alıyor. Fakat bunun M3 işlemcili Mac cihazlarıyla mı sınırlı olduğu yoksa macOS'in son sürümünü kullanan her Mac'de yer alacağı henüz belli değil. Böyle bir özelliğin özellikle de MacBook'larda oldukça işlevsel olacağı kesin. Yine de gözümüz, ufacık bir adım ötedeki sıvı teması uyarısını da aramadı değil. Hazır MacBook demişken de M3 işlemcili MacBook Pro'dan meraklıları için bahsedelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/madeni-para-dondurme-paradoksu-h139278.html", "text": "Aslında bu paradoksla her gün karşılaşıyoruz, yalnızca bunun farkında değiliz. Belli ki Amerika'da uygulanan Scholastic Aptitude Test sınavında da bu es geçilmişti. Çünkü bu paradoksla ilgili bir soru sorulduğunda soruyu hazırlayanlar bile cevabı yanlış verdiler! Amerika'da üniversitelere giriş için yapılan SAT sınavında bu paradoks ele alınmış. Bu sınav, Amerikan vatandaşları ve yabancı öğrenciler arasında geçerliliği olan uluslararası bir sınav. Adaylar; yazılı, sözlü ve matematiksel olarak değerlendirildikleri, çoktan seçmeli sorularla tasarlanan bir sınava tabi tutuluyorlar. 1982'deki bu sınavın bir matematik sorusu ise resmen tarihe geçti. Bu soru o kadar zordu ki hiçbir öğrenci doğru cevabı bulamamıştı. Hatta soruyu hazırlayanlar bile tam olarak soruyu çözemedi. Her sınavda olduğu gibi bu sınavda da hız önemli. Bu sorunun yanıtı başta size 3 gibi görünmüş olabilir; sonucunda B çemberinin yarıçapının A çemberinin yarıçapının 3 katı olduğundan yola çıkarsak B'nin çevresi de A'nın çevresinin 3 katı olacaktır. Küçük çemberi açıp büyüğün çevresine sarma işlemi tam 3 kez gerçekleşirdi. Böyle baktığınızda cevap alenen 3 gibi dursa da maalesef siz de elendiniz! İşin ilginç tarafı, diğer şıkların hepsi yanlıştı. Doğru cevap 4'tü ve bu, seçenekler arasında bile yer almıyordu. Bu ilginç olay daha sonraları \"madeni para paradoksu \" olarak adlandırılmaya başlandı. Çünkü sorunun sonucu, sezgilere aykırı bir şekilde ortaya çıkması nedeniyle paradoksal bir durumu ifade ediyordu. Bu tür sınavlarda küçük ayrıntıların ne kadar önemli olabileceğini bir kez daha görüyoruz. Masanın üzerine iki tane aynı büyüklükteki madeni para koyun. Soldaki para ok yönünde ortadaki paranın etrafında döndürüldüğünde bir tam tur mu, yoksa yarım tur mu döner? Eğer denemeye üşendiyseniz cevap bir tam tur olacak. Yani para, başladığı noktaya geri dönmek için iki tam tur atmış olacak. Eğer paranın yarıçapını r olarak kabul edersek paranın merkezinin aldığı yol 1/2x2 x2r=2 r olacaktır. Bu durumda, paranın merkezi etrafında bir tur tamamlaması için para kendi etrafında iki kez dönmelidir. İki çemberin birbirinin etrafında dönüşü durumunda, hareket halindeki çemberin tur sayısını bulmak için çemberlerin çevrelerini oranlamalı ve sonuca 1 eklemelisiniz. SAT sorusunun hatası da buradan kaynaklanıyordu. Bu durumda, sağdaki madeni para ortadaki paranın etrafında döndürüldüğünde ortadaki para kendi etrafında sadece bir tam tur atar. Yani saat yönünde döndürülen para, başlangıç noktasına geri dönmek için kendi etrafında sadece bir tur atmış olur. Bu, yapılan hesaplamalardan elde edilen sonuçtur ve paradoksu çözer."} {"url": "https://www.webtekno.com/mark-zuckerberg-antrenmanda-sakatlanarak-ameliyat-oldu-h138353.html", "text": "Meta şirketinin CEO'su Mark Zuckerberg, uzun zamandır X CEO'su Elon Musk ile arasındaki kafes dövüşü iddialarıyla gündeme geliyordu. Söz konusu iddialar sayesinde milyonlarca kişi, Zuckerberg'ün aslında oldukça sıkı bir şekilde dövüş sporlarıyla ilgilendiğini öğrenmişti. Yani Musk ile aralarındaki kafes dövüşü gündem olmadan önce de Zuckerberg bu konuyla ilgileniyordu. Bugün yaptığı bir paylaşımda Zuckerberg, geçtiğimiz gün ameliyat olduğunu, bir Instagram paylaşımıyla duyurdu. Zuckerberg aynı paylaşımın açıklamasında antrenmanın nereye varacağını da belirtiyor. Fakat konunun Musk ile aralarındaki sözde kafes dövüşüyle alakalı olmadığını baştan belirtelim. Yaptığı antrenmanda sakatlanarak ön çapraz bağlarını yırtan Zuckerberg, geçirdiği ameliyat sonucu iyi olduğunu belirtti. Kendisiyle ilgilenen takıma ve doktorlara teşekkür eden milyarder, antrenmanın amacını da paylaştı. Sakatlanmayla sonuçlanan söz konusu antrenman, Zuck'ın söylediğine göre önümüzdeki yılın başlarında gerçekleşecek rekabetçi bir MMA turnuvası içindi. Yine de Zuck her şeyin sona ermediğini, sadece antrenmanların biraz gecikeceğini söylüyor. İyileşir iyileşmez antrenmanlara dönmeyi dört gözle beklediğini de belirtiyor. Zuck'ın dövüş sanatlarına olan ilgisi, pandemi döneminde fitillenmişti. Evinin arka bahçesine bir octagon yaptıran milyarder, bu işi hobinin biraz daha ötesine taşımış durumda. Söz konusu müsabakaya katılıp katılmayacağına ve ne zaman tam olarak iyilşebileceğine yönelik detaylar ise henüz belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/marques-brownlee-yilin-en-iyi-telefonlari-h139489.html", "text": "MKBDH, ana ödül olan Yılın Telefonu ödülünü Google'ın ekim ayında tanıttığı yeni amiral gemisi telefonu Pixel 8'e verdi. Türkiye'ye gelmeyen cihaz, 100 dolar daha pahalı fiyata sunulsa da hem daha iyi ekran hem de daha daha iyi yazılım özellikleriyle gelmişti. Yapay zekayı da öne çıkaran cihazın detaylarına aşağıdaki içeriğimizden ulaşabilirsiniz. Ünlü içerik üreticisi, iPhone 15 serisine kamera ve bataryada ödül verdi. MKBDH'ye göre yılın en iyi kamerası iPhone 15 Pro'da. Brownlee, iPhone'dan daha iyi kameraya sahip telefonlar olduğunu söylese de Apple'ın cihazının kamerasının tutarlılığını övüyor ve ProRes video gibi video yeteneklerinin çok iyi olduğunu belirtiyor. Bataryada ise iPhone 15 Pro ve Pro Max değil, iPhone 15 Plus ödüle layık görüldü. Daha az güç tüketen 60 Hz ekranın Pro modellere göre daha iyi pil performansına sahip olduğunu belirten Brownlee, iPhone 15 Plus'ın gün içinde şarjım bitecek diye derdi olanlar için ideal bir telefon olduğunu aktarıyor. Büyük telefonlarda ise Samsung'a ödül gitti. Brownlee, pek şaşırtmayan bir şekilde Galaxy S23 Ultra'yı bu ödüle layık gördü. Geçen sene de S22 Ultra aynı ödülü almıştı. Cihaz, 6,8 inçlik dev ekrana sahip. Buna ek olarak iyi batarya ömrü ve en gelişmiş kamera sistemleriyle geliyor. MKBDH, cihazla gelen S Pen kalemi de unutmuyor. Asus Zenfone 10, küçük telefonlar arasında en iyi seçildi. Aslında 5,8 ekran pek küçük değil ancak günümüzdeki cihazları düşündüğümüzde küçük kalıyor. MKBDH'nin En İyi Değere Sahip telefon olarak adlandırdığı bu kategori, fiyatına göre iyi özellikler sunan cihazlara odaklanıyor. Ünlü içerik üreticisi, burada Samsung Galaxy A54'ü seçti. Brownlee, cihazın iyi sayılabilecek temel özelliklere sahip olurken uygun bir fiyatla gelerek dengeli olduğunu aktarıyor. - En İyi Tasarım: HONOR Magic V2 - En İyi Katlanabilir Telefon: OnePlus Open - En Çok Gelişme Gösteren Telefon: Nothing Phone 2 - Yılın En Kötü Telefonu: Saga Solana Phone"} {"url": "https://www.webtekno.com/marsta-oksijen-ureten-bilim-insanlari-h138017.html", "text": "Hali hazırda Mars'ta %0.2 olan oksijen miktarını artırmak isteyen bilim insanları, şimdilerde çılgın bir proje peşinde. Üstelik pek de akla gelecek bir yöntemle değil. Surrey Üniversitesi'nden Suzie Hingley-Wilson, karbondioksit gazının artması, küresel ısınmadan dolayı artan sıcaklıkların ve sera gazlarının etkisiyle daha çevreci ve sürdürülebilir bir yöntem geliştirmek istediklerini belirtti. Bu yöntemi ise boyanın içine yerleştirilen bir bakteri ile Mars'ta oksijen üretmek için kullanabilirler. Chroococcidiopsis cubana bakterisi güneş ışığıyla beslenen bir bakteri. Karbondioksiti emiyor, oksijen yayıyor ve Mars'ta bir habitat oluşturmak üzere çeşitli boyaların içine dahil edilerek kullanılabilir. Suzie Hingley-Wilson liderliğinde çalışmaları yürüten ekip, günlük olarak ölçülebilir miktarda oksijen yayan ve etrafındaki havadaki karbondioksit miktarını azaltan bir biyolojik kaplama geliştirdiler. Bilim insanları bu bakterinin sadece Mars'ta değil, aynı zamanda Dünya'da da kullanıldığında büyük faydasının olacağını düşünüyor. Geliştirilen bu biyokaplama, biyoreaktör bazlı işlemlerde su tüketimini azaltarak çevreci bir ürün haline gelebilir. Bu bakteri aslında küçük bir hayvan türü. Dünya üzerinde yaşamın olmadığı bir yer düşünüyorsanız, bu bakteriyi orada bulma ihtimaliniz yüksek. Çünkü çok düşük ışıkta bile bulunabilen bu bakteri, komplike bir fotosentez yönteminden faydalanıyor. En derin mağaralarda, okyanus diplerinde ve Dünya'nın belki de en ücra köşelerinde bu bakteriye rastlamak mümkün. Mars'taki koşullardan pek de farkı olmayan çöl koşullarında yaşayabilen bu bakteri, bilim insanlarının Mars'ta oksijenin mümkün olabileceği ihtimalini sundu. Ekip, bu bakterinin içerdiği, boya gibi canlı bakterilerin barınabildiği bir biyolojik kaplama geliştirmek istedi. Ekip, yaptığı deneyde biyokatmandaki bakterileri gözlemledi. 30 gün boyunca oksijen ve karbondioksit giriş-çıkışının kontrol edildiği biyokatman, gram başına 0.4 grama kadar oksijen saldı ve 30 gün boyunca bu oran sabit kaldı. Bilim insanları bu biyokatmana \"Green Living Paint\" adını verdiler. Tabii bu deney, Mars'ta oksijen üretebilmek için pek de yeterli değil. Bilim insanlarının yaptığı deneyler, her ne kadar kısıtlı bir alanı etkilese de, insanlığın geleceği için bir adımlar olarak nitelendiriliyor. Ancak yapılan çalışmalar, Dünya dışında başka bir gezegende yaşama ihtimalini günden güne arttırıyor. Bilim dünyasında bu heyecan verici gelişmenin devamı merakla bekleniyor olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/marvel-jonathan-majors-kovuldu-h139429.html", "text": "Marvel Sinematik Evreni'nin Thanos'tan sonraki büyük kötüsünün Fatih Kang adlı karakter olmasına karar verilmiş, rol için de Creed III filmiyle adından söz ettiren Jonathan Majors seçilmişti. Çeşitli yapımlarda Kang rolünü oynayan Majors, bir süredir mahkemede eski kız arkadaşı Grace Jabbari'nin kendisine yönelttiği suçlamalara karşı kendisini savunmaya çalışıyordu. Mahkeme, Majors'u üçüncü dereceden kasıtlı saldırı ve tacizden suçlu buldu. Bunun üzerine Disney de Majors'u kovdu. Sekiz ay kadar önce kız arkadaşı ile yaşadığı olayın ardından Majors'a yönelik dört suçlama bulunuyordu. İlk aşamada suçlamaları reddeden ve karşı suçlamalarda bulunan Majors'ın iddiaları mahkeme tarafından kabul edilmemişti. İki haftalık dava sürecinin ardından jüri, Majors'u dört suçlamanın ikisinde suçsuz buldu ancak üçüncü dereceden kasıtlı saldırı ve taciz suçlamalarında aktörün aleyhine karar verdi. Majors'un ceza duruşmasının 6 Şubat'ta görüleceği belirtilirken olası cezalar arasında da bir yıla kadar hapis ya da şartlı salıverme bulunuyor. Entertainment 360 adlı menajerlik şirketi ve halkla ilişkiler firması The Lede Company, Majors'u temsil etmeyi ilk suçlamaların ardından bırakmıştı. Majors, rol alacağı \"The Man in My Basement\" filminin kadrosundan çıkarıldı. Kendisinin yer aldığı ABD Ordusu ve Texas Rangers beyzbol takımı reklamları yayından kaldırıldı. Spike Lee'nin \"Da Understudy\" ve Dennis Rodman filmi \"48 Hours in Vegas\"taki rolü hakkında henüz bir açıklama yapılmayan Majors'un başrolünde yer aldığı \"Magazine Dreams\" filmi de vizyon takviminden çıkarılmıştı. Marvel Sinematik Evreni'nde Kang karakterinin geleceği de bu kararla birlikte tartışmalara konu oldu. Avengers: Kang Dynasty adıyla çekilecek olan film şimdiden Avengers 5 olarak adlandırılmaya başlandı. Karakteri başka bir oyuncuya oynatmak mümkün olsa da Marvel'ın farklı bir baş kötüye yönelebileceği de belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/marvel-patronu-robert-downey-jr-iron-man-aciklama-h139052.html", "text": "Kasım ayında ortaya çıkan bir iddia, Marvel hayranlarını çok heyecanlandırmıştı. Variety'e ait olan iddiada Marvel'ın orijinal Avengers ekibini tekrar toplamak istediği, ancak maliyetlerin onları zorladığı öne sürülmüştü. Bu da Robert Downey Jr.'ın Iron Man, Scarlett Johansson'ın da Black Widow olarak yeniden karşımıza çıkabileceği anlamına geliyordu. Bugün ise bu konuda direkt Marvel'ın patronundan açıklama geldi. Marvel Studios'un Başkanı Kevin Feige, Vanity Fair'e verdiği röportajda Robert Downey Jr.'ın geri dönüp dönmeyeceği konusuna açıklık getirdi. Feige, diğer Avengers üyeleriyle ilgili ise açıklamalarda bulunmadı. Ancak bu röportajın Orijinal Avengers geri dönecek. İddialarını yalanladığını söylemek mümkün. Scarlett Johansson'ın dönüp dönmeyeceği ise belirsiz. Ancak ünlü aktris, daha önceki bir röportajında gelecekte henüz hakkında detay bulunmayan bir MCU projesinde oynayacağını söyleyerek onu tekrar göreceğimizi doğrulamıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/marvel-wakanda-animasyon-serisini-duyurdu-h139285.html", "text": "Marvel Sinematik Evreni'nde Black Panther kostümünü artık Shuri giyiyor olsa da karakteri bir daha ne zaman göreceğimiz belli değil. Öte yandan Marvel Sinematik Evreni'nden gördüğümüz Wakanda'nın geçmişinden gelen hikayeler, animasyon dizisiyle anlatılacak. Eyes of Wakanda adlı bu seride, tarihin çeşitli dönemlerinde Wakandalıların, hayali bir metal olan ve sadece Wakanda'da çıkan vibranyum adlı metalden yapılmış eserleri nasıl topladıklarını görüyoruz. Marvel'den yapılan duyuruda yapım boyunca \"dünyayı dolaşıp tehlikeli vibranyum eserleri toplamak olan cesur savaşçıları\" izleyeceğimiz belirtiliyor. Bu hikayeler, Wakanda tarihinde farklı dönemlerde geçecek. Bunun dışında serinin yapısı hakkında bir bilgi yok. Peki bu hikayeler nasıl işlenebilir? Serinin tek bir ekibi merkeze alması durumunda farklı dönemleri anlatması çok da olası gözükmüyor. Bu yüzden her bölümde ayrı bir hikayenin anlatılmasını ve son bölümde her şeyin toparlanmasını bekleyebiliriz. Samurayların döneminde Japonya'da, Rönesans İtalyası'nda, Roma döneminde Romalılar ve Kartacalılar karşısında Wakandalıları görmemiz mümkün. Belki de geçmişe dönen bu seride T'Chaka gibi ismini bildiğimiz ancak geçmişini göremediğimiz karakterlerin gençliğini de görebiliriz. Eyes of Wakanda, oldukça ilginç bir yapım olabilir ve Marvel evreninde uzun zamandır pek görmediğimiz bir anlatımı sağlayabilir. Elbette ki söz konusu son yıllardaki Marvel olduğunda beklentilerimizi çok da yükseltmemekte de fayda var."} {"url": "https://www.webtekno.com/masimo-ceosu-apple-watch-satislarini-yasaklamak-icin-100-milyon-dolar-harcadiklarini-acikladi-h139755.html", "text": "Apple Watch'ta kullanılan sağlık sensörleri nedeniyle Apple ile sağlık teknolojileri firması Masimo karşı karşıya gelmişti. Apple Watch'ın satışları bir süre için durmuştu. The Wall Street Journal'e röportaj veren Masimo CEO'su Joe Kiani, yaşanan yasal süreç hakkında konuştu. Joe Kiani, \"Kimse onlara karşı durmuyor. Bunu ben değiştirebilirsem, Apple'ı daha iyi yönde değiştirebilir.\" diyor. Masimo CEO'su, Ocak 2020'de başlayan dava süreci için 100 milyon dolar harcadıklarını söyledi. Şirketin 2022 yılındaki karı 144 milyon dolardı. Kiani, dava sürecini başlatmadan önce arkadaşlarının ve Masimo çalışanlarının kendisini durumun risklerine karşı uyardıklarını söylerken, \"İnsanlara bana deli olduğumu ve Apple'ın karşısına çıkamayacağımı, sonsuz kaynakları olduğunu söylediler.\" ifadelerini kullandı. Öte yandan Masimo daha önce de benzer davalar kazanmış bir firma. 2006 yılında o dönemde nabız oksimetresi pazarının liderlerinden olan Nellcor'a karşı açtığı davayı yedi yılın sonunda kazanan firma, 800 milyon dolar tazminat kazanmıştı. 2016 yılında da benzer bir davada Royal Philips ile 300 milyon dolara anlaşma yoluna gitmişlerdi. Kiani, Apple'ın henüz \"anlaşma için ciddi bir tartışmaya oturmadığını\" söyledi. Daha önce de anlaşmaya hazır olduklarını belirten Masimo CEO'su \"ama tango yapmak için iki kişi gerekir.\" diyerek Apple'ın yaklaşımını da ortaya koymuştu. Kiani sözlerini \"Bunu yapmam gerektiğini hissediyorum. Dünyanın en güçlü şirketini kötü davranmaya devam etmekten kurtarabilirsem, bunun dünya üzerinde yaptığım her şeyden daha fazla etkisi olacaktır.\" şeklinde tamamladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/mastercard-yapay-zek-destekli-alisveris-asistani-duyurdu-h139061.html", "text": "Kişiselleştirilmiş ürünlere odaklanan Dynamic Yield, Nisan 2022'de Mastercard tarafından satın alınmıştı. Satın alımın ardından Dynamic Yield, Mastercard için ilk projelerinden biri olan Shopping Muse'u tamamladı. Mastercard'ın duyurusunu yaptığı bu araç, üretken yapay zeka kullanarak müşterilerine kişiselleştirilmiş alışveriş tavsiyeleri sunuyor. Yeni yapay zeka aracını \"müşterilerin, perakendecilerin dijital kataloglarını arama ve keşfetme şekillerinde devrim yapacağı\" şeklinde sunan Mastercard'ın Shopping Muse'tan beklentilerinin yüksek olduğu görülüyor. Yeni araç ile birlikte kullanıcıların günlük konuşma diliyle yaptıkları aramalar, isteklerine özel seçilmiş ürün tavsiyelerine dönüşüyor. Yapay zeka aracı ayrıca trend olan akımları ve ifadeleri de anlayabiliyor. Yani istenilen ürünleri tasvir ederken \"1970'ler kırsal Amerika tarzı elbise\" gibi ifadeler yerine \"Vintage cottagecore elbise\" gibi ifadeler kullanıldığında yapay zeka ne kastedildiğini çözümleyebiliyor. Kişiselleştirilmiş tavsiyeler için Shopping Muse, kullanıcının alışveriş geçmişine, sorduğu sorulara gelen yanıtlara ve genel olarak gerçekleştirilen sohbetin içeriğine göre hareket ediyor. Algoritmalar, perakendecilerin ürün kataloglarında yer alan bilgileri ve müşterinin site içi davranışlarından gelen verileri kullanıyor. Bu algoritmalar müşterinin hem gerçek zamanlı hem de bilinen davranışlarını da gözlemliyor. Kullanıcılar bir perakendecinin sitesine giriş yaptığında algoritmalar geçmiş satın almaları ve hatta o mağazadan yapılmış, takip edilebilir fiziksel harcamaları da değerlendirmeye alıyor. Shopping Muse ayrıca kullanıcı tam olarak isteğini tasvir edemese bile alternatifler sunabiliyor. Ayrıca aranan ürünlere görsel açıdan benzeyen ancak gerekli etiketlerle etiketlenmemiş ürünler de tavsiyeler arasında yer alabiliyor. Şimdilik Shopping Muse kullanımı moda ile sınırlı olsa da Mastercard bu özelliğin ileride market ya da mobilya alışverişinde de kullanılabileceğini belirtiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/matematik-icat-mi-kesif-mi-h139580.html", "text": "Esasen matematik, henüz çocuk yaşlarda öğrendiğimiz dört işlemle sınırlı değildir. Binlerce yıl öncesinden bugüne dek, matematikle ilgili çok sayıda fikir ve teori ortaya atılmıştır. Özellikle bazı teoriler, matematiğin yalnızca sayılardan ibaret olmadığını açık bir şekilde gösterir. Bu içeriğimizde, matematiğin hiç ummadığımız yerlerde bile var olduğuna dair örnekler verecek ve bu bilimin, nasıl ortaya çıktığına dair görüşleri değerlendirip kararı size bırakacağız. Aslında matematiğin hikayesi, insanlık kadar eskidir. Matematik, medeniyetlerin ortaya çıktığı ve mesleklerin çeşitlendiği MÖ 600 yıllarında insanların vergilerini hesaplamak ve parselleri ölçmek için kullanılırdı. 100 yıl sonrasında ise sayıları temsil eden Romen rakamları gelişmeye başladı. Bilim insanları da binlerce yıl önce toplama ve çıkarma gibi temel matematiksel işlemlerin Mısır, Hindistan ve Mezopotamya gibi farklı yerlerde ortaya çıkmış olabileceğine inanmakta. İleri matematiğin tarihi ise matematikçi Pisagor'un, ünlü denklemini ortaya attığı 2500 yıl öncesi Yunanistan'ına kadar uzanır. Örneğin bu denklem şimdilerde Pisagor teoremi olarak bildiğimiz, dik açılı bir üçgenin kenarlarıyla ilişkilidir. Pisagor, bu teoremi ortaya attıktan sonra birçok matematikçi, matematik anlayışlarını geliştirmeye çalıştı fakat bu sorunun tek gerçek cevabını hiç kimse bulamadı. Aslında bazı matematiksel fikirler o kadar temeldir ki, bu düşünce ve teorilerin bugüne dek keşfedilmemesi mümkün değildir. Matematik, bilimin adeta bir dilidir ve yapıları doğadan gelir. Evren yarın bir gün yok olsa bile matematiksel gerçekler var olmaya devam edecektir. Onu keşfetmek, işleyişini anlamak ve geliştirmek ise biz insanlara bağlıdır. Birçok matematikçi de bu görüşü destekler. Bu matematiksel fikirler, bir keşiften ziyade hakikatin keşfi olarak düşünülebilir. Örneğin en büyük asal sayı yoktur ve pi sayısı, ondalık sayılarla ifade edildiğinde sonsuza dek devam eder. Matematik, birçok evrensel sorunun cevabını verebilir ve doğada da kendine yer bulabilir. Matematiğin doğada bulunabileceğine en açık örneklerden birisi altın orandır. Altın oran, evrenin içindeki en öngörülebilir kalıpları ifade eder. Kasırga biçimleri, atomlar, galaksinin boyutları, insan yüzü ve vücuduna kadar her şeyi içine alabilir. Bu oran, ve kısımlarının oranının, 'nin büyük kısma bölünmesine eşit olmasıdır. Altın oran yaklaşık 1,618 değerindedir, aynı zamanda ilahi oran olarak da bilinir. Ayrıca İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci'nin adını taşıyan, Fibonacci dizisinden türetilmiştir. Dizideki her sayı, 0,1,1,2,3,5,8,13,21,34,55... biçiminde kendisinden önce gelen iki sayının toplamını verir. Fibonacci dizisi uzun yıllar boyunca çok sayıda bilim insanının, matematikçinin ve sanatçının ilgisini çekmiştir. Fibonacci dizisi; hayvanlar, primatlar, bitkiler ve deniz kabukları gibi hiç tahmin etmeyeceğimiz yerlerde bile vardır. Örneğin çiçeklerin yaprakları da bu diziyi takip eder. Eğer dikkat ederseniz bir çiçeğin yaprakları 3,5,8,13,21,34 ya da 55'tir. Zambaklar 3, hindiba ve papatya 21, michalelmas papatyalarında ise 55 yaprak bulunur. Bu durum da matematiğin, doğada var olduğunun en güzel kanıtlarından biridir. Aslında bu sorunun cevabı bir hayli tartışmalıdır. Platon karşıtı olan ve matematiğin icat edildiğine inanan bazı insanlar, bu bilimin keşfedildiği fikrine karşıdır. Bu kişiler matematiği, fiziksel dünyayı tanımlayacak bir şekilde tasarlanmış bir insan icadı olarak görürler. Farklı bir açıdan bakarsak, ilk etapta etrafımızdaki nesneleri saymak için her birimiz doğal sayıları (1,2,3,4,5...) kullandık. Daha sonra negatif, rasyonel, irrasyonel, karmaşık sayılar ve bunun gibi pek çok kavram icat ettik. Bu anlamda baktığımızda matematiğin, doğada ortaya çıkmasından ziyade amaçlarımıza hizmet etmesi için geliştirildiği de söylenebilir. Özet olarak matematiğin, bir icat olduğunu düşünenler ile bir keşif olduğunu ileri sürenler arasındaki tartışmalar yıllarca sürebilir. Çünkü her iki çerçeveden ayrı ayrı bakıldığında, iki düşünceyi de doğrulayacak olgular vardır. Fakat bu sorunun yaklaşık 2300 yıldır var olduğu göz önüne alındığında, bu gizemin yakın zamanda çözülmesi pek olası gözükmüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/mazda-otomobil-ayni-anda-bozuldugu-olay-h139074.html", "text": "Takvimler 30 Ocak'ı gösterdiğinde Washington'ın bir şehri olan Seattle'da, 2014 ila 2017 yılları arasında üretilen Mazda araçlarıyla her şeyden habersiz bir şekilde yolculuk yapan bir grup insan vardı. Sadece radyo dinleyerek keyifli bir yolculuk yapmak istediler. Bir pazar günü öğleden sonra, Mazda araçlarında yolculuk yapan sürücüler, KUOW 94.9 adlı bir HD radyo istasyonunu dinliyorlardı. Müzik eşliğinde yollarını daha keyifli kılarken bir anda arabanın Bluetooth, navigasyon ve radyo sistemi çöktü. Elbette sürücüler ilk başta hiçbir şey anlamadı. Kendilerinden başka Mazda sürücülerinin de başına aynısının geldiğini nereden bilebilirlerdi ki? Sonra anlaşıldı ki problem, KUOW 94.9 radyo istasyonundan kaynaklanmıştı. Radyo istasyonunun bir hatası, yüzlerce Mazda'yı etkilemişti. Dijital sinyaller, HD uyumlu radyolar tarafından kodu çözülecek görüntü dosyalarını taşıyordu fakat KUOW bir hata yapmıştı. Dosyalar; \".jpeg, .png, .gif\" gibi uzantılarla biçimlendirilmemişti. Çoğu arabanın radyosu bu hatadan etkilenmemişti ancak Mazda'ların radyoları diğer arabalardan farklı tasarlanmıştı. Hatta kötü tasarlanmıştı da diyebiliriz. 2014'ten 2017 yılına kadarki Mazda araçlarındaki yazılım, uzantısı olmayan hiçbir dosyayı tanıyamadı. Yani yolda olan, 94.9'a ayarlı arabalardan herhangi biri, bu uzantısız dosyaları otomatik olarak indirip açmayı denediğinde arabadaki bilgisayar sistemi neye uğradığını şaşırdı. Dosyalarla ne yapacağını bilemeyip adeta çıldırdı. Sistemi yeniden başlattı, önbelleğindeki dosyaları aradı, bir daha yeniden başlattı. Bunu yapmaya; navigasyon, bluetooth, radyo gibi sistemlerin hepsi çökene kadar devam etti. Ayrıca Mazda'ların başına gelen tek olay bu da değildi! 2019 senesinde, 2016 model Mazda'lar, \"%99 Invisible\" adlı podcast'i açtıklarında yine çöküyorlardı. Sebebi ise arabanın işletim sisteminin %99 Invisible ismindeki %I kısmını başka bir yerde kullanmaya çalışmasıydı! %99 Invisible, podcast'lerinin adındaki yüzde sayısının açıkça belirtildiği Mazda dostu yeni bir versiyon yayınlamaya başladı. Bunun gibi olaylar, gelişmiş teknolojilerle donatılmış arabalar hakkında soru işaretlerini de ortaya çıkarıyor. Evet, yeni teknolojileri barındıran ve sürücüye adeta hiçbir iş bırakmadan her şeyi kendi halleden arabalar gerçekten büyük konfor sağlıyor. Ancak Mazda'larda olduğu gibi, bu yüksek teknolojilerin bazen kafası karışıp bu tip sorunlara da yol açabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/mcdonalds-patates-kizartmasi-icin-yapay-zeka-kullanacak-h139132.html", "text": "McDonald's, Google ile 2024 yılından itibaren üretken yapay zeka iş birliği için anlaşmaya vardı. Fast food devinin binlerce mağazasında yapılacak olan donanım ve yazılım geliştirmeleri de bu projenin bir parçası olacak. McDonald's, üretken yapay zekayı kullanarak operasyonlarını optimize edecek. McDonald's tarafından gelen açıklamaya göre çalışmanın çıktılarından biri \"daha sıcak, daha taze yemek\" yemeyi sağlayacak olması. Büyük siparişlerin nasıl olup da üretken dil modeliyle daha taze olabileceği konusunda ise bir açıklama yapılmadı ancak bu konuda bazı varsayımlarda bulunabiliriz. McDonald's mağazalarında bulunan ve sipariş verilebilen kiosklar için daha fazla yapay zeka destekli otomasyon görebiliriz. Benzer bir durum, özellikle ABD'de yaygın olan arabadan sipariş sistemleri için de mümkün olabilir. McDonald's şu an için yapay zekanın nasıl kullanılacağı konusunda bilgi vermedi. Donanım ve yazılım geliştirmeleri ile birlikte Google Cloud teknolojileri de kullanılacak. Bu sistemler sayesinde yöneticiler, işleyiş sorunlarını azaltmak için bu verileri kullanarak aksamaları tespit edebilecek, çözümler bulabilecekler. Öte yandan McDonald's, yaptığı açıklamalarda yapay zekanın insan çalışanların yerini alıp almayacağı konusunda bir açıklama yapmadı. Onun yerine bu teknolojinin mağaza çalışanları için \"karmaşıklığı azaltacak\" ve \"mağaza çalışanları ve müşterileri için heyecan verici deneyimler\" sunacağı ifade edildi. Daha önce de bir başka fast food zinciri olan Wendy's bir şubesinde benzer bir süreç test etmeye başlamıştı. McDonald's yakın zamanda konuşmalı sistemleri ile kiosk sistemlerini bir araya getirmeye çalışıyordu. Firmanın açıklamasına göre \"daha bilgi içerikli testler ve otomasyonlu çözümler ile restorant operasyonlarını geliştireceğini\" söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/meb-onayladi-ortaokullara-gorgu-kurallari-ve-nezaket-liselere-adabimuaseret-dersi-h139224.html", "text": "Milli Eğitim Bakanlığı, yeni akademik yıla hazırlıkları kapsamında, ortaöğretim seçmeli dersler listesine ortaokul için \"görgü ve nezaket kuralları\", liseler içinde \"adabımuaşeret\" adlı derslerin eklenmesine onay verdi. Derslerin müfredatları da Talim ve Terbiye Kurulundan onay aldı. Bakanlık, derslerin içerikleri hakkında detaylar da paylaştı. Ortaokullarda tüm kademelerde seçmeli olarak okutacak olan görgü kuralları ve nezaket dersi ile öğrencilerin iletişimde görgü kurallarının ve nezaketin önemini fark etmeleri, aile içinde, okulda, toplumda ve kişisel arası ilişkilerde görgü kurallarına ve nezakete uygun davranış sergilemeleri amaçlanıyor. Nezaket ve görgü kuralları dersi 4 üniteden oluşacak. Ortaokulların her düzeyi için seçmeli dersler arasında yer alacak ders, 72 saatlik öğretim programına sahip olacak. Bu program iki düzeyde işlenecek. Birinci düzey derslerinden müfredatta dört ünite bulunacak. Bu üniteler \"görgü ve nezaket\", \"ailede görgü kuralları ve nezaket\", \"okul ortamında görgü kuralları ve nezaket\", \"toplum içinde görgü kuralları ve nezaket\" olacak. İkinci düzeyde ise \"görgü ve nezaket\", \"kişiler arası ilişkilerde görgü kuralları ve nezaket\", \"çevrede görgü kuralları ve nezaket\", \"dijital ortamlarda görgü kuralları ve nezaket\", \"farklı kültürlerde görgü kuralları ve nezaket\" üniteleri bulunacak. 9. ve 10. sınıflarda 36 saatlik öğretim programı içerecek olan adabımuaşeret dersinde ise Türk kültürü ve toplumsal gelişmeler göz önüne alındı. Bu dersin amacının, görgü ve nezaket kurallarının geniş bir bakış açısıyla ele alınmasını sağlayacak biçimde uygulamaya dökülmesi olduğu belirtiliyor. Ders sayesinde öğrencilerin adabımuaşerete uygun konuşmaları, giyinmeleri ve davranmaları hedefleniyor. Lise seviyesindeki derslerde teorik bilgiler yerine drama, gözlem, tartışma gibi etkinlikler ile bilgilerin pratiğe dönüştürülmesi amaçlanıyor. Adabımuaşeret dersi 7 üniteden oluşacak. Bu üniteler \"Kültürden kavrama adabımuaşeret\", \"Kişisel tutum ve adabımuaşeret\", \"Ailede adabımuaşeret\", \"Toplumda adabımuaşeret\", \"İletişimde, teknoloji ve sosyal medya kullanımında adabımuaşeret\", \"Doğal kaynakların kullanımı ve çevrenin korunmasında adabımuaşeret\", \"İş ve meslek hayatında adabımuaşeret\" olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/meksika-meclisi-uzayli-mumyalari-icin-2-kez-toplanti-yapti-h138477.html", "text": "Meksika meclisi, salı günü gerçekleştirdiği oturumda üç parmaklı Peru mumyaları ile ilgili yeni bilgiler almak için bilim insanlarının ve araştırmacıların açıklamalarını dinledi. Bu açıklamalara göre mumyaların bir canlının kalıntıları olduğu doğru olsa da, uzaydan gelmiş olma ihtimalleri düşük. İlk olarak 13 Eylül'de Meksikalı UFO araştırmacısı Jamie Maussan, Peru'da bulunan iki mumyayı uzaylıların kanıtı olarak göstermişti. Nazca Hatları'nın yakınlarında bulunan bu mumyaların Dünya üzerindeki yaşamla hiçbir ilgisi olmadığı iddia edilmişti. Salı günü gerçekleştirilen oturumda uzmanlar, mumyaların gerçek olduğunu ve bir zamanlar canlı olan bir varlığa ait olduğunu onayladılar. Yine de mumyaların kökeni konusunda kesin bir görüş belirtilmedi. Araştırmacılar, yaptıkları çalışmalarda mumyaların Dünya dışından geldiğini gösteren hiçbir şey bulamadıklarını ifade etti. Araştırmacılardan antropolog Roger Zuniga, geçtiğimiz dört yılda beş defa benzer yapıları incelediğini ve mumyaların gerçek canlılara ait olduğunu söyledi. Zuniga ayrıca bu canlıların biyolojik formlarının insan müdahalesi ile değişmediğini belirledi. Mumyaların başları normalden büyük ve ellerinde 3 parmak bulunuyor. 11 araştırmacı tarafından imzalanan mektupta da bedenlerin Dünya dışından geldiğine dair bir delil bulunmadığı açıklandı. Maussan'ın ilk yaptığı açıklamaların ardından pek çok kişi uzaylı iddialarına gülüp geçmişti. Hatta o dönemde bir pastacının yaptığı uzaylı şeklindeki bir pastanın videosu, \"Meksika'daki uzaylı pasta çıktı\" şeklinde paylaşılmıştı. Yeni çalışmalar mumyaların gerçek olduğunu gösterirken, doktorlardan biri olan Celestino Adolfo Piotto, bu canlıların günümüzdeki insanların gelişmiş versiyonu ve bizim seleflerimiz olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/meksika-parlementosu-uzayli-cesetleri-sergiliyor-iddialari-h137232.html", "text": "Öncelikle ilk soruya cevap verelim; görüntüler gerçek. Yani yapay zekayla oluşturulmuş bir görüntüden ya da gerçekleşmemiş bir olaydan bahsetmiyoruz. Fakat tabii ki bu, görüntülere eşlik eden iddiaların tamamının doğru olduğu anlamına gelmiyor. Peki olay tam olarak ne? Şöyle ki, Meksika'da uzun yıllardır ''UFO araştırmaları'' gerçekleştiren bir araştırmacı olan Jaime Maussan, bir insana ya da bilinen herhangi bir canlı türüne ait olmadığını iddia ettiği iki 'cesedi' parlamentoda sergiledi. İddiaların ortaya atılması, açıklanamayan anormal olayların araştırıldığı bir kongre soruşturmasında gerçekleşti. İddiaları kongreye taşıyan isim olan Maussan, geçmişte de benzer iddiaları gündeme getirmiş; ancak 'ortaya çıkardığı' bedenlerin gelişimsel bir rahatsızlığa sahip insan çocuklarına ait olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi ise Maussan, bulduğu örnekler üzerinde Meksika Özerk Ulusal Üniversitesi'nde çalışmalar gerçekleştirdiğini ve ona eşlik eden bilim insanlarının çeşitli bilimsel yöntemlerle DNA kanıtları elde edebildiklerini iddia etti. Maussan, bulunan cesetlerin 'bizim karasal evrimimize ait olmadığını' ifade etti. Cesetlerin DNA'larının %30'undan fazlasının bilinen hiçbir canlıyla uyuşmadığı da iddia ediliyor. Ayrıca Maussan'a eşlik eden ve buldukları cesetlerin anatomisi hakkında soruşturma kapsamında detaylı açıklamalar yapan Jose de Jesus Zalce Benitez isimli adli tıp uzmanı da cesetlerin 'insanlarla akrabalığı olmadığını' söyleyebileceğini ifade etti. Fakat Maussan gibi Benitez'in de geçmişinde doğru olmadığı kanıtlanan iddialar var. Keza Maussan'a daha önceki 'uzaylı cesedi' iddialarında da kendisinin eşlik ettiği biliniyor. Benitez'in kongrede yaptığı açıklamaya göre; bulunan cesetler üçer el ve ayak parmağına sahip, yaklaşık 60 cm uzunluğunda, oldukça güçlü ancak hafif kemikleri var, kafatası oldukça geniş, bu da büyük bir beyne işaret ediyor, aynı zamanda gözler de oldukça büyük. Ağızda ise diş yok bu da beslenme şekillerinin çiğneyerek değil yutarak gerçekleştiği anlamına geliyor. Cesetlerin bu kadar uzun süre bozulmadan kalmasının ise bedenleri kaplayan 'diatom tozu' isimli bir bileşene bağlı olduğu söyleniyor. Cesetlerin nerede ve ne zaman bulunduğu bilgisi tam olarak paylaşılmasa da Maussan, cesetlerin bir diatom madeninde bulunduğunu ifade ediyor. Bulunan cesetlerin bin yıllık olduğu da iddialar arasında yer alıyor. Bildiğiniz üzere son dönemde UFO ya da yeni adıyla UAP konusu epey ilgi görüyor. Geçtiğimiz haftalarda benzer bir soruşturma da ABD'de gerçekleşmiş ve bazı eski istihbaratçılar ve üst düzey askeri yetkililer ifade vermişti. Bu isimlerden biri de eski teğmen Ryan Graves olmuştu. Graves, ifadesinde ABD'nin uzaylı cesetlerine sahip olduğunu, bu cesetleri saklayıp incelediğini iddia etmiş, Pentagon bu iddiaları reddetmişti. Graves, Meksika'da gerçekleşen oturuma da katıldı. Graves'in yanında daha önce de uzaylılarla ilgili enteresan teorilerini paylaşan Harvard'lı fizikçi Avi Loeb de oturuma katılan isimler arasında yer aldı. Resmi bir kongrede ifade verildiği için konunun gündemi çalkalamış olması normal. Ancak iddiaları destekleyen isimlerin şüpheli geçmişlerini ve benzer 'cesetler' bulup her araştırılmasına ön ayak olduklarında haksız çıktıklarını düşünecek olursak, iddiaların doğruluğundan bahsetmek henüz mümkün olmuyor. Bulunan cesetler bağımsız bir kurum ve uzmanlar tarafından incelenip sonuçlarının paylaşılmasını beklemeden 'uzaylılar gerçek, cesetleri bulundu, bu da şekil şemalleriymiş, aynı E.T. gibi' demeye gerek yok gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/meme-yapma-uygulamasi-someme-h139185.html", "text": "Meme kültürü internet dünyasında mizahın kalbinin attığı yer desek sanırım yanlış olmaz. Aklınıza gelebilecek her konu için orada bir yerlerde hazırlanmayı bekleyen bir meme var. Peki şöyle olsa nasıl olurdu? Bir uygulama var, bu uygulamada yüzlerce popüler meme'i dilediğiniz gibi düzenleyip saniyeler içinde kendi meme'lerinizi üretebiliyorsunuz. Üstüne uygulamada farklı kullanıcılar tarafından hazırlanmış bir sürü meme görüyorsunuz. Yani bir nevi sadece meme'ler göreceğimiz ve üreteceğimiz bir sosyal medya platformu gibi. ''Harika olurdu'' dediğinizi duyar gibiyiz. O zaman sizi SoMeme ile tanıştıralım! SoMeme, tam da yukarıda tarif ettiğimiz gibi bir uygulama. Üstelik tamamen ücretsiz ve siz meme'ler hazırlarken, diğer kullanıcıların hazırladıkları meme'ler arasında gezinirken sizi reklamlara boğmuyor. Uygulama oldukça basit bir sistemle çalışıyor. Giriş yaptıktan sonra karşınıza bir ana sayfa akışı çıkıyor. Burada karşınıza çıkan meme'i yana kaydırdıkça o meme taslağı üzerinde hazırlanmış farklı meme'ler görüyorsunuz. Aşağı kaydırdıkça da yeni meme'ler çıkıyor. Ekranda karşınıza çıkan meme'i siz de kendi mizah anlayışınıza göre yorumlayıp yeni bir meme üretmek isterseniz, düzenlemek istediğiniz meme ekrandayken ortadaki ''+'' tuşuna basmanız yeterli. Hemen ardından dilediğiniz gibi metninizi güncelleyip meme'inizi oluşturabilirsiniz. Hazırladığınız meme'leri SoMeme üzerinden profilinizde paylaşabileceğiniz gibi, doğrudan uygulama üzerinden arkadaşlarınıza da gönderebilirsiniz. Ayrıca arama butonuna tıklayıp farklı kategorilerde binlerce meme'den dilediğinizi seçerek düzenleyebilirsiniz. Kısacası SoMeme dilediğiniz gibi ve saniyeler içinde meme üretebileceğiniz, eğlenerek gezinip üretilen meme'lere gülebileceğiniz keyifli bir uygulama. Eğer göz atmak isterseniz aşağıdaki bağlantılar üzerinden indirebilirsiniz!"} {"url": "https://www.webtekno.com/mercedes-benz-s-serisi-teknolojiler-h139383.html", "text": "1972 yılından bu yana Mercedes-Benz, S Serisi ile otomotiv dünyasında belirleyici bir rol oynuyor. Bu efsanevi model, sadece lüks bir otomobil değil, aynı zamanda teknolojideki öncülüğüyle de dikkat çekiyor. Bugün birçok popüler otomotiv teknolojisinin ilk kez S Serisi'nde kullanıldığına şahit oluyoruz. Markanın bu uzun soluklu serisi, yenilikçi özellikleri ve ileri teknolojisi ile otomobil endüstrisinin çıtasını sürekli olarak yükseltiyor. Sürücü destek sistemlerinden güvenlik teknolojilerine, konfor özelliklerinden çevresel sürdürülebilirlik çözümlerine kadar birçok alanda öncülük eden S Serisi, otomobil teknolojisine yaptığı katkılarla sizi şaşırtabilir. Modern ABS sistemi, 1971 yılında Mario Palazetti tarafından icat edildi ve daha sonra bu teknoloji, ABS adını veren Bosch'a satıldı. Mercedes-Benz W116, 1978 yılında Bosch'un isteğe bağlı olarak sunduğu ABS sistemini kullanarak bu alanda bir ilki başarmıştır. Avrupa Birliği'nin 2004 yılında yeni üretilen araçlarda ABS kullanımını zorunlu hale getirmesi, 1978'de ABS kullanan Mercedes-Benz'in güvenliğe verdiği önemi bir kez daha vurgulamakta. Aslında, ilk hava yastığı sistemini uygulayan şirket General Motors'tur. 1973 yılında bazı araçlarda opsiyonel olarak sunulan \"ACRS\" adlı hava yastığı sistemini geliştirmişti, ancak düşük talep ve teknik zorluklar nedeniyle 1976 yılında bu sistemi piyasadan çekti. Eğer \"Mercedes-Benz bu hikayenin neresinde?\" diye sorarsanız, 1981 yılında, bugün kullandığımız hava yastığı sistemi olan \"SRS\"yi geliştirdiler. Ayrıca çarpışma anında emniyet kemerlerini sıkılaştırarak, yolcuların fazla hareket etmesini önleyen bu sistemi de ilk defa seri üretimde kullanan model olarak tarihe geçti. Anti Patinaj sistemi , Alman otomotiv şirketi Bosch tarafından geliştirilmiştir. Bu sistem, ilk kez 1987 yılında Mercedes-Benz'in S Serisi'nde kullanılmıştır. Mercedes-Benz, ASR sistemiyle tekerlek kaymasını kontrol etmeyi ve aracın daha iyi bir ivme kontrolüne sahip olmasını amaçlamıştır. Bu teknoloji, zamanla diğer otomobil üreticileri tarafından da benimsenmiş ve otomotiv endüstrisinde yaygın bir hale gelmiştir. Alman otomotiv şirketi Bosch tarafından geliştirilen CAN Bus sistemi, ilk kez Mercedes-Benz W140 modelinde kullanılmıştır. Bu sistem, araç elektroniği ve iletişim sistemlerinde önemli bir dönemi başlatmıştır. CAN Bus için bir örnek vermek gerekirse; fren pedalına basıldığında, bu bilgi fren kontrol birimine iletilir. Fren kontrol birimi, CAN Bus üzerinden bu bilgiyi diğer kontrol birimlerine ileterek araç sistemlerini koordine eder. Bir bakıma, aracın eli kolu olarak düşünülebilir. Elektronik Stabilite Programı , Mercedes-Benz ve Bosch'un ortak çalışması sonucu geliştirilmiş olup, bu iki şirket 1995 yılında ESP sistemini ilk kez Mercedes-Benz S600 Coupe modelinde kullanmışlardır. Bu uygulama, otomotiv sektöründe ESP'nin benimsenmesine öncülük etmiş ve güvenlik standartlarında bir ilerleme sağlamıştır. Fren Yardımı sistemi , Mercedes-Benz tarafından geliştirilmiş olup, ilk kez 1996 yılında S ve SL modellerinde kullanılmıştır. Kısacası, sistem sürücünün fren pedalına basma hızını ve kuvvetini değerlendirir. Eğer acil bir durum tespit ederse, ABS'yi devreye sokmadan maksimum fren basıncını uygular. İlk olarak 1995 yılında Siemens tarafından geliştirilen Akıllı Anahtar sistemi, 17 Mayıs 1997'de Mercedes-Benz tarafından tasarım patent başvurusu yapıldıktan sonra 1998 yılında W220 S Serisi'nde kullanıldı. Bu sistem sayesinde sürücü, aracın kapısına yaklaştığında otomatik olarak kapıları açma ve araca bindiğinde anahtarsız çalıştırma özelliğini kullanma imkanına sahip oldu. Günümüzde birçok markanın en üst donanım paketlerinde bulunan bu konfor özelliğinin hala genel standart haline gelmemesi gerçekten üzücü. Aktif Gövde Kontrol sistemi , Mercedes-Benz tarafından geliştirilmiş bir süspansiyon teknolojisidir ve ilk kez 1999 yılında W220 S Serisi'nde kullanılmıştır. Bu sistem, araç üzerindeki sensörler aracılığıyla gövde hareketini algılar ve hidrolik servo mekanizmalarını kullanarak aktif süspansiyonun hareketini kontrol eder. Sistem, sürücünün isteğine bağlı olarak aracın yükseklik seviyesini ayarlamak ve farklı sürüş koşullarına uyum sağlamak üzere tasarlanmıştır. Mercedes-Benz tarafından geliştirilen ve ilk defa bir S Serisi'nde kullanılan PRE-SAFE sistemi, potansiyel bir çarpışma durumunda sürücü ve yolcuları korumak amacıyla belirlenen güvenlik önlemlerini devreye sokmaktadır. Örneğin, çarpışma öncesi otomatik olarak emniyet kemerlerini sıkar, oturma pozisyonunu düzenler ve diğer hazırlık önlemlerini alır. Bu sayede araçtaki yolcuların yaralanma tehlikesi azalır. Mercedes-Benz tarafından geliştirilen ve ilk kez bir S Serisi'nde kullanılan Adaptif Hız Kontrolü sistemi, sürüş sırasında otomatik olarak aracın hızını ayarlayarak sürücüye ve yolculara daha güvenli bir sürüş deneyimi sunar. Örneğin, trafikteki diğer araçlarla uyum içinde hareket etmek için hızı otomatik olarak düzenler ve güvenli bir takip mesafesini korur. 2005 Yılından itibaren \"Distronic Plus\" adıyla kullanılmıştır. Magic Body Control, Mercedes-Benz'in geliştirdiği inovatif bir süspansiyon teknolojisidir ve ilk olarak 2014 yılında S Serisi'nde kullanılmıştır. Bu sistem, aracın önündeki yolu kameralarıyla iyice tarar ve yolda bulunan çukurlara veya tümseklere karşı süspansiyonu hazırlar. Bu sayede araç içerisindekiler konforundan ödün vermez; ayrıca aracın süspansiyon sistemi darbeye hazırlandığı için minimum hasar alır. Arka yolcu hava yastığı, otomotiv sektöründe yeni bir dönemi başlatan bir güvenlik teknolojisi olarak öne çıkıyor. İlk olarak 2021 model yılında Mercedes-Benz S Serisi'nde tanıtılan bu benzersiz sistem, dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. Arka koltuktaki yolcuları çarpışma durumlarında daha etkili bir şekilde korumak amacıyla tasarlanmıştır."} {"url": "https://www.webtekno.com/merkez-bankasi-dijital-turk-lirasi-icin-ilk-raporunu-paylasti-h139739.html", "text": "Kripto para birimlerinin ciddi miktarda değerlenmesi ve milyonlarca insana ulaşmasıyla birlikte pek çok finansal kurum, resmi dijital para birimleriyle ilgili çalışmalara başlamıştı. Bunlardan biri de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasıydı. TCMB, proje ile ilgili olarak ilk raporunu paylaştı. TCMB'nin resmi web sitesinde yapılan açıklamada birinci faz ile ilgili olarak, \"Birinci faz pilot test çalışmaları çerçevesinde belirli lokasyonlarda pilot uygulama testlerinin gerçekleştirilmesi ve testler sonucunda kullanıcı deneyimi ile sistem performansının ölçülmesi amaçlanmıştır\" ifadeleri kullanıldı. - Finansal Teknolojiler Ekosistemi - Finans Teknolojileri Merkezi - Sürekli ve Anlık Finansal Veri - Akıllı Ödemeler - Çevrimdışı Ödemeler - Afet Dayanıklı Dijital Ödemeler TCMB'nin yayımlamış olduğu Dijital Türk Lirası Birinci Faz Değerlendirme Raporu'nun tamamına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-ar-gozluk-apple-vision-pro-h137729.html", "text": "Dünyaca ünlü teknoloji şirketi Apple, bu sene haziran ayında sanal gerçeklik gözlüğünü \"Apple Worldwide Developers Conference\" etkinliğinde tanıttı. Apple'a göre Vision Pro sayesinde, dijital ortam ile gerçek dünya birleşiyor ve onu \"Uzaysal Bilgisayar\" olarak tanımlıyor. 2024'ün başlarında satışa çıkacağı bilinen Vision Pro, henüz piyasada yokken rakip kazanmayı başardı. Bunlardan biri de Meta. Meta, bu hafta satışa sunulacak olan sanal gerçeklik gözlüğü Quest 3'ün devamı niteliğinde bir ürün geliştirmeyi hedefliyor. VR dünyasına farklı bir giriş yapmak isteyen Meta'nın, geliştireceği AR gözlüğünde Vision Pro'dan ilham alacağı düşünülüyor. Meta'nın AR gözlük planları, Vision Pro'nun tanıtılmasından sonra değişmiş gibi gözüküyor. Görsel: Meta Quest 3 sanal gerçeklik gözlüğü, WIRED. Meta, sanal gerçeklik gözlüğü piyasasında sağlam bir yer edinmeyi amaçlıyor. Şirketin daha önce satışa sunduğu Quest Pro ve Quest 2 sanal gerçeklik gözlükleri çeşitli eleştirilere maruz kalsa da şimdilerde Quest 3'ü satmaya hazırlanıyor. Ön siparişe açılan Quest 3'ün ön sipariş fiyatı ise 499 dolar olarak belirlendi. Ancak Vision Pro'nun tanıtılması, Meta için işleri bozmuş gibi görünüyor. Meta'nın gelecek yıl tanıtılması düşünülen AR gözlüğü, Vision Pro'dan daha düşük bir fiyattan satışa sunulacak. Meta, bunu da kulaklık ve kontrol kolu eklemeden maliyeti düşürerek yapacak. Bir Meta çalışanına göre şirket Apple'dan korkma seviyesine ulaşmış durumda. Bloomberg'ün Power On haber bültenine konuşan Mark Gurman, Meta'nın artık Apple'dan korkma derecesine geldiğini belirtti. Bu bilgi ise, Meta'da çalışan birine ait. Şirketin AR gözlükler konusundaki planları değişmiş durumda. Şirketin meta verilerden uzaklaşıp AR gözlüklere odaklanmasını da Apple'a bir başkaldırı olduğunu söylüyor. Meta'nın Quest 3'ü, Vision Pro'nun maliyetinden yüzde 15 daha az ve kullanıcılara daha konforlu bir kullanım vadediyor. Ancak şirket, ilerleyen dönemlerde kulaklık ve kontrol kollarını ortadan kaldırıp, AR gözlüğü sadece el ve göz hareketleriyle kontrol etmeyi hedefliyor. Her iki şirket de farklı kulvarlarda başarısını gösteriyor. Meta eğer Apple'a rakip olacaksa, AR gözlük konusunda büyük yatırımlar yapması gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-icerik-test-etme-araci-geldi-h138336.html", "text": "Sosyal medya devi Meta, Facebook ile Instagram'da paylaşım yapan içerik üreticiler için bir dizi yeni özellik duyurdu. Bu yeni özellikler, içerik üreticilerin hem daha kaliteli içerikler üretmelerini sağlayacak hem de içerik üretme sürecini kolaylaştıracak. Gelin hep birlikte Facebook ile Instagram'ın yeni özelliklerine yakından bakalım. Meta, içerik üreticilerin deneyimini iyileştirmek için \"Profesyonel Pano\" özelliği güncelledi. Bu güncelleme ile içerik üreticiler için bir test aracı sunuldu. Bu araç, bir gönderiyi yayımlamadan önce test etme işine yarayacak. Meta, içerik üreticiye vereceği tavsiyelerle mümkün olan en iyi gönderinin oluşturulmasına yardımcı olacak. Profesyonel Pano'ya eklenen test aracı, hazırlanan bir Reels içeriğin paylaşılmadan önce son kontrollerini yapacak. İçerik üretici, hazırladığı video için metin ve görsel gibi konularda tavsiyeler alacak. Meta, en iyi performansa ulaştıracak metin, görsel veya açıklamanın istenirse otomatik olarak gösterilebileceğini, istenirse de kullanıcının bununla ilgili değişiklik yapabileceğini söylüyor. Meta'nın içerik üreticiler için hazırladığı bir diğer yeni özellik de geçmişte yapılan paylaşımlarla ilgili. Yeni özellik kapsamında geçmişte paylaşılan bir gönderi veya gerçekleştirilen bir canlı yayından Reels üretmek mümkün olacak. İçerik üretici, bu özellik sayesinde birkaç ufak rötuş ile yeni bir içerik üretmiş olacak. Meta, geçtiğimiz yıl içerik üreticilerin kendilerini geliştirmesini sağlamak amacıyla rozet sistemi oluşturdu. Şirketin inanışına göre rozetleri tamamlayan içerik üreticiler, kendilerini geliştiriyorlardı. Hatta bu program kapsamında ödüller de dağıtıldı. Meta şimdi de Reels üzerinden yeni bir rozet sistemi oluşturdu. İçerik üreticiler, haftalık olarak yenilenecek karşılaşmalarla da içerik üreticilerin rekabet etmelerini sağlayacak. Meta tarafından yapılan açıklamaya göre Profesyonel Pano, artık tüm gönderileri gösteren yeni bir kontrol sayfasına ev sahipliği yapacak. İçerik üretici, geçmişte yaptığı paylaşımları bu ekran üzerinden gizleyecek veya tamamen silebilecek. Profesyonel Pano içerisindeki Analizler sayfası da güncellendi. Bu araç artık çok daha detaylı veriler sağlayabiliyor. Analiz bölümünü ziyaret eden içerik üretici, haftalık performansını, paylaşım alışkanlıklarını ve hedef kitlesine ne kadar hitap edebildiğini görecek. Yine bu sayfa üzerinden takip eden ve takip etmeyen kullanıcıların izledikleri içeriklerle ilgili daha detaylı bilgi sunacak. Meta'nın içerik üreticiler için hazırladığı son yeni özellik de Destek Merkezi ile ilgili. İçerik üreticiler, artık Destek Merkezi'ne girdikleri zaman arama panelini ve kısayolları görecekler. Bu özellik, bir içerik üreticinin aradığını bulmasını kolaylaştıracak."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-instagram-begeni-yorum-satisi-reklamlarina-erisim-engeli-geldi-h139511.html", "text": "Instagram'ın da sahibi olan Meta, platfromda yorum ve beğeni satışlarına karşı yasal yollarla mücadele etmeye devam ediyor. Yorum ve beğeni satışı yapan bir siteye ve bu türden satışlar yapan sitelerin yer aldığı haber ve içeriklere erişimin engellenmesi için harekete geçen Meta, davaları lehine tamamlamayı başarmış görünüyor. İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hakimliği, bugün görülen davalarda Meta'dan yana iki önemli karar aldı. Bu kararlar sadece Meta'ya şu an için bir avantaj sağlamakla kalmayacak, platformun ilerideki benzer davalarda da örnek göstererek çok daha hızlı aksiyon alabilmesini sağlayacak. Mahkeme öncelikli olarak Meta'nın talebi üzerine, Instagram platformunda beğeni ve yorum satışı yapılan internet sitelerinin reklamını içeren haberlere ve içeriklere, kişilik haklarını ihlal ettiği ve kişilerin itibarını zedelediği gerekçesiyle erişim engeli getirdi. Beğeni satın alma sitelerine ait reklamların yer aldığı gönderilere erişimin böylece engellenmesi amaçlanıyor. Bir diğer önemli nokta da Instagram'da takipçi, beğeni, yorum ve izlenme pazarlaması yapan bir firmanın alan adına ve siteye yayımlanan başlıklarına erişim engeli getirilmesi oldu. Böylece insanlara kolay yoldan fenomen olma ve etkileşim yaratma vaadinde bulunan siteye karşı Meta, yasal yollarla bir zafer kazanmış oldu. Sosyal medyada \"beğeni ve etkileşim kasma\" konusu uzun zamandır tartışılıyor. Bazı faydalı botlar geliştirilmesi için hazırlanmış sistemler, sıklıkla bu tür işlemler için istismar ediliyor. Ayrıca çalınmış ya da sahte hesaplarla da etkileşimler yaratılıyor ancak bu tür durumların ortaya çıkması, içerik üreticilerini de zora sokabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-metaverse-platformunu-akilli-telefonlara-getiriyor-h136316.html", "text": "Gazeteci Janko Roettgers, Horizon Worlds hakkında önemli bir iddia ortaya attı. Paylaşılan bilgilere göre Meta, bugüne kadar uğruna 40 milyar dolar harcamasına rağmen kullanıcı sayısını bir türlü artıramadığı metaverse platformunun mobil cihazlardan erişilebilen bir versiyonu üzerinde çalışıyor ve bu 'uygulama' çok yakında yayınlanacak. Horizon Worlds'e şu anda yalnızca Quest VR cihazlarından erişilebildiğini düşünürsek ve buna CNBC'nin geçtiğimiz ekim ayında paylaşmış olduğu \"Horizon Worlds'ün kullanıcı sayısı 200 binden az\" haberini eklediğimizde mobil uygulama üzerinden erişimin platformun popülaritesine pozitif katkısı olacağını ön görebiliriz. Neticede bir başka meta uygulaması olan Threads, sadece mobil uygulama aracılığı ile kısa sürede 100 milyon kullanıcıya ulaşmayı başarmıştı. Konuyla ilgili bilgileri direkt olarak Meta'nın metaverse Başkan Yardımcısı Vishal Shah'tan alan Roettgers, Horizon Worlds'ün geçtiğimiz yıl bir mobil sürümünün geliştirildiğini ancak yayınlanamadığını ifade ederken Shah'ın mobil sürümle ilgili olarak, \"Bir mobil uygulama deneyiminden ziyade mobil cihazlardan erişilen bir VR deneyimi\" ifadesini kullandığını belirtiyor. Her şeyden önce; Horizon Worlds mobil sürümünün platformlar arası desteğe sahip olacağını belirtelim. Yani Quest VR kullanıcıları ile mobil kullanıcılar birlikte olabilecekler. Ayrıca Shah'a göre VR sürüm, en iyi deneyimi sunmaya devam edecek. Mobil sürüm yalnızca Quest VR almaya bütçesi yetmeyen kullanıcılara ya da direkt olarak Quest VR satışının olmadığı ülkelerde Horizon Worlds'e giriş için bir basamak görevi görecek. \"Metaverse öldü\" ifadelerine \"Metaverse'ün balon tarafı öldü\" şeklinde karşılık veren Vishal Shah, içerik üreticileri metaverse evrenine çekmek ve buradaki yatırımları artırmak için Horizon Worlds'e üretken yapay zeka araçları getirmek üzere çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Pek çok hizmet üzerinde çalıştıklarını belirten Shah, kullanıcıların avatarlarını Horizon Worlds dışına taşımalarına ve diğer platformlardan Horizon Worlds'e getirebilmeleri için de çalışma içinde olduklarını belirtti."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-quest-3-ozellikleri-fiyati-h134926.html", "text": "Meta, geçtiğimiz haziran ayında Quest 3 ismini verdiği yeni sanal gerçeklik gözlüğünü bizlerle buluşturmuştu. Teknoloji devi, bugünkü Connect etkinliğinde gözlük hakkındaki yeni detayları paylaştı. Meta'nın özellikle uygun fiyatıyla piyasaya hükmeden sanal gerçeklik gözlüklerinin yeni üyesi, hem görüntü hem de performans açısından iyileştirmelere sahip. Ayrıca karma gerçeklik konusunda da öne çıkıyor. Görüntü açısından pek büyük değişim yaşamayan Quest 3, 512 gram ağırlığa sahip. Bu, önceki versiyondan 12 gram daha ağır olduğu anlamına geliyor. CEO Mark Zuckerberg, Meta Quest 3'ü \"karma gerçeklik gözlüğü\" olarak tanımladı. Bu da cihazın artık sanal gerçekliğin yanı sıra, günlük hayatta da kullanılabilecek artırılmış gerçeklik özelliklerine daha fazla sahip olacağını ortaya koydu. Örneğin cihaz, karma gerçeklik özelilkleri sunacak altı gelişmiş sensöre sahip. Örneğin bu özellikler sayesinde kullanıcılar, evlerinin herhangi bir yerinde otururken sanal piyano çalabilecek. Grafiksel açıdan iyileştirmelere sahip Quest 3, 2064x2209 çözünürlüğe sahip LCD ekranlarla gelecek. Öte yandan RAM tarafında da değişiklikler görüyoruz. Cihaz, önceki versiyonun 6 GB'lık RAM'ine kıyasla 8 GB RAM'le geliyor. Ancak göz takip özelliği cihazda bulunmadığını belirtelim. İşlemci tarafına baktığımızda ise daha önce çıkan bilgilerin doğru çıktığını görüyoruz. Gözlük, Qualcomm'un ikinci nesil Snapdragon XR2 yonga setinden güç alıyor. İşlemcinin, birinci nesilden iki kat daha fazla GPU performans sunduğu söyleniyor. Bunlar dışında Wi-Fi 6E, 90 ve 120 Hz yenileme hızı desteği de cihazda var. Meta Quest 3, batarya konusunda çok büyük değişikliklerle gelmedi. 2-3 saat dayanan Quest 2'yle benzer oranlara sahip. Meta'ya göre genel kullanımda ortalama olarak 2,2 saatlik bir kullanım göreceğiz. Bu süre, oyunlarda 2,4 saat, medyada 2,9 saat, sosyal aktivitelerde ise 2,2 saat olarak değişebiliyor. Ayrıca cihazın şarj olması 2 saat civarında sürüyor. Kontrolcü tarafında da yenilikler görüyoruz. Meta, yeni kontrolcülerin el konumunuzu takip etmek için artık Quest 2'deki gibi yüzük benzeri yapıya gerek duymayacağını söyledi. Üstelik bu kontrolcüler ile oyun ortamını hissedebileceğimizi de ekledi. Meta Quest 3'ün 128 GB'lık versiyonu daha önce de açıklandığı gibi 499,99 dolarlık fiyata etiketine sahip olacak. 512 GB'lık versiyon ise 649,99 dolardan satılacak. Ön siparişleri ABD'de bugün başlayan gözlükler, 10 Ekim'de sahipleriyle buluşacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-ray-ban-akilli-gozluk-h137541.html", "text": "Meta ile Ray-Ban'in yeni nesil akıllı gözlükleri, eskiden sundukları tüm özelliklere, daha gelişmiş hallerde sahipler. Ayrıca bazı yeni özellikler de mevcut. Ve iki farklı tasarım, tüketiciler için de yeni bir alternatif oluşmasını sağladı. Wayfarer isimli model, köşeli hatlara sahip olan bir tasarıma sahip. Headliner isimli versiyon ise biraz daha oval. İki model arasında görünümden başka hiçbir farklılık yok. Ancak bu gözlükler piyasaya sürüldüğünde, bir eşine daha rastlamak çok zor olacak gibi görünüyor. Zira yapılan iş birliği kapsamında akıllı gözlükler için 150'den fazla renk seçeneği oluşturuldu. Böylelikle her tüketici, kendi tarzına uyan bir model bulabilecek. Meta ile Ray-Ban'in yeni nesil akıllı gözlükleri, teknik anlamda çok ciddi iyileştirmelerle karşımıza çıktılar. Bu bağlamda; bu gözlüklerde artık daha iyi ses kalitesi sunan hoparlör ve mikrofonlar bulunuyor. İş öyle bir noktaya geldi ki Meta, akıllı gözlüğünde 5 adet mikrofon kullandı. Yeni nesil akıllı gözlüklerde 12 MP çözünürlük sunan ultra geniş açılı kameralar bulunuyor. Kullanıcılar, geçmişte olduğu yeni nesil gözlüklerde de video çekimleri yapabilecekler. Qualcomm'un Snapdragon AR1 Gen1 platformunu kullanan gözlük, IPX4 sertifikası ile de suya karşı dayanıklı hale getirildi. Gözlük camında da iyileştirme yapan ekip, Facebook ve Instagram'da yapılacak canlı yayınlardaki etkileşimi artırdı. Akıllı gözlüğü takan kullanıcı, canlı yayın sırasında gelen yorumların ön izlemesini görebilecek. Bu arada; Meta'nın yeni nesil akıllı gözlüklerinin eskisinden daha hafif olduğunu söyleyelim. Meta'nın yeni nesil akıllı gözlükleri, özel bir kutuyla birlikte gelecek. Kullanıcılar, bu kutu aracılığıyla gözlüğü şarj edecekler. Meta'nın açıklamasına göre gözlüğün kullanım süresi, kutu da tam şarjdayken 36 saate kadar olacak. Meta, yeni gözlüklerinin 17 Ekim itibarıyla satın alınabileceğini duyurdu. Bu gözlüklerden birine sahip olmak isteyen kullanıcının 299 dolarlık ödeme yapmayı kabul etmesi gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-ray-ban-akilli-gozluk-yapay-zeka-guncellemesi-h139287.html", "text": "Ray-Ban ile Meta iş birliğine gitmiş ve bir akıllı gözlük piyasaya sürmüştü. Bu akıllı gözlüğe yeni bir güncelleme geliyor. Bu güncelleme ile birlikte sosyal medya devinin yapay zekası gerçek zamanlı bilgiler ile sorulara cevap verecek. Ayrıca Meta bazı \"çoklumodel\" yetkinliklerini de test etmeye başlayacak. Bu çoklumodel ile birlikte yapay zeka, kişinin çevresine göre tavsiyelerde bulunabilecek. Meta AI, Aralık 2022 tarihinden bu yana yapay zekasının bilgilerine kısıtlama getirmişti. Bu yüzden de yapay zeka, güncel olaylar, maç sonuçları, yol durumu ya da hava durumu gibi konularda kullanıcılara yardımcı olamıyordu. Meta CTO'su Andrew Bosworth'e göre bu durum yakında değişecek ve öncelikle ABD'deki Meta akıllı gözlük kullanıcıları gerçek zamanlı bilgiye erişebilecek. Bu amaçla Bing'in de kısmi olarak kullanılacağı belirtiliyor. Meta aynı zamanda bir çoklu model yapay zeka üzerinde çalışıyor. İlk olarak Connect etkinliğinde gördüğümüz bu özellik sayesinde Meta yapay zekası, kullanıcıların çevreleri hakkındaki içeriksel sorularını cevaplandırabilecek. Örneğin \"Bu meyve ne?\" sorusuna cevap vermek için işaret edilen meyvenin ne olduğunu anlayabilecek. Bu güncelleme şimdilik herkese açık olmayacak ve denemeyi seçen kişiler, 2024 yılında yeni özelliklerden faydalanabilecek. Meta'nın şimdiye kadar pek de istediğini bulamadığı bu alandaki faaliyetleri bakalım bu defa nasıl sonuçlanacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/meta-threads-avrupa-birligi-erisime-acti-h139330.html", "text": "Sosyal medya devi Meta'nın X rakibi platformu Threads, Temmuz 2023'te yayımlandığında tüm ülkelere ulaşmadı. Evet, aralarında Türkiye, ABD ve İngiltere gibi ülkelerin de olduğu pek çok yerde kullanıcılarla buluşan platform, Avrupa Birliği ülkelerine sunulmadı. Hatta Meta, Threads'e VPN yardımıyla girilmesini bile engelledi. Şirket, bunun nedenlerine ilişkin çok da bir açıklama yapmadı. Ancak bilinen şeyler vardı. Meta'nın Avrupa Birliği ülkelerine sunulmamasının başlıca nedeni, Avrupa Birliğinin \"Dijital Piyasalar Yasası\"ydı. Şirket, düzenleyicilerle uyumlu hale gelebilmek için bir süre bekleme yoluna gitti. İşte bu bekleme süreci, an itibarıyla sona ermiş durumda. Mark Zuckerberg, resmi Threads hesabından yaptığı bir paylaşım ile X rakibi platformun artık Avrupa Birliği ülkelerinde de kullanıma sunulduğunu açıkladı. Zuckerberg'in yaptığı açıklama, Threads'in 450 milyon civarında yeni kullanıcı ile buluşabileceği anlamına geliyor. Dijital Piyasalar Yasası ile sunulan şartları da karşılamaya çalışan Meta, Avrupa Birliği ülkelerindeki kullanıcılarına nispeten farklı bir deneyim sunacak. Kullanıcılar, eğer istemiyorlarsa Threads kullanmak için kayıt yaptırmak zorunda olmayacaklar. Kullanıcılar, kayıt yapmadan da Threads'teki tüm gönderilere ulaşabilecek, etiket ve kullanıcıları arayabilecekler. Ayrıca kullanıcılar, kayıt yaptırmak için zorlanmayacak. Threads'in Avrupa Birliği ülkelerinde kullanıma sunulması önemli bir gelişme. Neticede burada, yaklaşık yarım milyar insan yaşıyor ve bu insanlar, an itibarıyla Threads'e ulaşabilecekler. Yani platformdaki kullanıcı sayıcı, ciddi anlamda artacak. Bakalım Threads ile X arasındaki rekabet, Avrupa Birliği etkisi ile nasıl etkilenecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/metallerin-kendi-kendilerine-tamir-olabildigi-ortaya-cikti-h139036.html", "text": "Teksas A&M Üniversitesi Sandia Ulusal Laboratuvarlarında araştırmalarına devam eden bilim insanları, metallerin dayanıklılıklarını incelerken beklenmedik bir gözleme imza attı. Özelleştirilmiş bir elektron mikroskobuyla platini inceleyen araştırmacılar, platinin üzerinde bulunan nano ölçekteki çatlakların zamanla kendi kendilerine ortadan kalktığını keşfetti. Böyle bir şey daha önce gözlemlenmemişti. Araştırmacılar, vakumlu ortamda inceledikleri 40 nanometrelik aşırı küçük platin tabakalardaki çatlakların zamanla kaybolduğunu, metalin kendini tamir ettiğini gözlemledi. Metallerin üzerindeki baskı ve yaptıkları hareketler bu türden çatlaklara neden olabiliyor. Bu çatlaklara yorgunluk hasarı ya da metal yorgunluğu adı veriliyor. Bir noktadan sonra metal yapıların yıkılmasına neden olabilecek bu olgu, uzun zamandır çözüme kavuşmayı bekliyor. Araştırmacıların yaptığı 40 dakikalık gözlemde ise platinin bir süre sonra yeniden birleşmeye başladığı ve çatlakların, adeta kusursuz bir kaynakla birleştiği göze çarptı. Bu sonucu araştırmacılar da da beklemiyordu. Sandia Ulusal Laboratuvarından Materyal Araştırmacısı Brad Boyce, \"Böyle bir şeye ilk elden tanık olmak kesinlikle çarpıcıydı.\" ifadelerini kullanıyor. Boyce, \"Kesinlikle bunu aramıyorduk. Doğruladığımız şey ise metallerin, en azından nano ölçekte yorgunluk hasarı açısından içsel, doğal bir kendilerini yenileme yetenekleri olduğu oldu.\" dedi. Şu anda metallerin kendilerini tamir edebilmeleri için gereken koşullar, tamir sürecinin nasıl gerçekleştiği ya da metallerin bu becerisini nasıl kullanabileceğimiz konularında kesin bir bilgimiz yok. Yine de köprüler, gökdelenler gibi dev yapılardan akıllı telefonlara kadar her yerde kullandığımız metaller için ciddi tamirat bedelleri ödeniyor. Bu bedellerin ortadan kalkması ve yapıların ömürlerinin artması insanlığa büyük katkı sağlama potansiyeline sahip. Öte yandan yeni gözlemlenen metallerin kendilerini tamir yeteneği çok da beklenmedik değil. Daha önce de Michael Demkowicz adlı bir araştırmacı, metal yapıların strese tepki olarak yapılarını değiştirmeleriyle bu özelliklerin açığa çıktığını savunduğu bir model geliştirmişti. Demkowicz'in modeli ile bu çalışma birbirini destekler nitelikte. Metallerin kendi kendilerini tamir edebilmesi, soğuk kaynak adı verilen yöntemle de açıklanabilir. Bu yöntemde, oda sıcaklığında ya da düşük sıcaklıklar da metal yüzeyler yeterince yakınlaştırıldığında atomları bağlar kurarak kaynak yapılmasını sağlıyor. Normal şartlar altında yan yana koyulan iki metal birleşmiyor çünkü havadaki parçacıklar ya da kirletici etmenler atomların yeterince yakınlaşmasını engelliyor. Vakumlu ortamda ise böyle bir engel bulunmuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/mete-atature-miknatislarin-ikiden-fazla-kutbu-olabilir-h139096.html", "text": "Bilişim teknolojilerinin daha yeşil ve daha verimli hale gelmesi, daha yüksek kapasiteye sahip iletken malzemelerin üretilmesi için bilim insanları yıllardır çalışıyor. Özellikle manyetizma konusu, bu tartışmalarda öne çıkan alanlardan biri. Bu alanda çalışmalar yapan isimlerden biri de Türk Bilim İnsanı Mete Atatüre. 2020 yılında Thomas Young Madalyası da kazanan Atatüre, Cambridge Üniversitesinin Cavendish Laboratuvarı olarak da bilinen fizik bölümünün başkanlığını yürütüyor. Atatüre, kuantum fiziği alanındaki çalışmalarıyla tanınıyor. Milattan önce 600'lü yıllarda, günümüzde Aydın-Germencik yakınlarında olmasına rağmen ismi Manisa'ya verilmiş olan Magnesia, Manyetit cevherlerine sahipti. Manyetizma diye bir şey olduğu, bazı taşların bazı metallere yapışabildiği ilk o dönemde keşfedilmişti. Daha sonrasında da manyetizma ve mıknatıslar konusunda yapılan çalışmalarda, mıknatısların iki kutbu olduğu ortaya konmuştu. Mıknatısın bulunmasından 2700 yıl kadar sonra yine Anadolu'dan çıkan biri, Mete Atatüre, mıknatısların illa da iki kutuplu olmalarının gerekmediğini ortaya koydu. Mıknatısların bir ucu yükle, bir ucu yükle yüklüdür. Tutup da mıknatısı ikiye bölerseniz bir tarafı pozitif, bir tarafı negatif olmaz, elinizde iki tane mıknatıs olur ve bu mıknatısların da bir ucuz diğer ucu olur. Şimdiye kadar bu durumun tek alternatifi, parçacık fiziğinde manyetik tekkutupluluk adı verilen hipotetik bir element parçacığıydı. Atatüre ve ekibi ise kırmızı pas olarak bildiğimiz Fe2O3 oluşumunda ortaya çıkan topolojik yapılar üzerinde yaptıkları çalışmalarda enerjiyi tek yönlü, iki yönlü ya da 4 yönlü olarak dağıtabilmenin mümkün olduğunu ortaya koyarken, manyetik tekkutuplar da keşfetmeyi başardılar. Atatüre, \"Monopoller varsa ve onları izole etmeyi başarırsak bu, bulmacanın kayıp olduğu sanılan parçasını bulmak gibi olur.\" demişti. Bu izole tekkutuplar sabit değiller, sürekli hareket ediyorlar. Morin transformasyon sıcaklığı olan 260 K (-13,15 C)'de bu pas dokularının dönüşlerinin yeniden düzenlendiğini belirten Atatüre ve ekibi, bu noktada kırmızı pas ile oluşan hermatit yapıların manyetizmayı engelleyici özelliklerinin, farklı mıknatıslanmalar üretmekte kullanılabildiğini ortaya koydu. Bu durumda ortaya çıkan küçük değişimler, özellikle dönen yapılarda küçük cepler oluşturuyor. Bu cepler de çoklu enerji salınımı, daha hızlı aktarım sağlıyor. Araştırmacılar, \"Hematitin, manyetik yükleri aracılığıyla AFM topolojik dokularını tespit etmek, işlemek ve işlevselleştirmek için yeni ve tamamlayıcı yollar açabilecek etkileşimli manyetik yük dağılımlarından oluşan zengin bir dokuyu desteklediğini gösterdik.\" diyor. Yani mıknatıslanmanın azaldığı AFM topolojilerini kullanarak manyetik yükleri daha verimli kullanmak mümkün. Atatüre ve ekibinin bu keşfi ile birlikte gelecekte bellek ve hafıza anlamında yeni nesil tasarımlara kapı da açmış durumda."} {"url": "https://www.webtekno.com/metin-turleri-nedir-ozelllikleri-h128510.html", "text": "Türk Edebiyatı'nda oldukça fazla metin türü bulunuyor. Bununla birlikte, her bir metin türünü diğerlerinden ayıran özellikler ve detaylar ortaya çıkıyor. Edebiyatımızın önemli yazarlarının eserleri de dahil olmak üzere, bu zamana kadar okuduğumuz eserlerin büyük bir çoğunluğu belirli bir metin türü üzerinden yazılarak ilerlemiştir. Özellikle lise çağında yoğunlukla gördüğümüz dil anlatım derslerinde, neredeyse tüm sene bize anlatılan metin türleri nedir, özellikleri nelerdir sorularını sizler için yanıtladık. Yukarıda da söylediğimiz gibi, metin türleri edebiyatımızda büyük bir öneme sahip. Okuduğunuz eserin hangi metin türü ile yazıldığını bilmek, o eser ve yazar hakkında daha fazla bilgiye hakim olmanızı da sağlayacaktır. Bununla birlikte, metin türlerini iyi bildiğinizde okumaktan keyif aldığınız eserleri de daha kolay seçebilmek gibi bir konfora sahip olacaksınız. Dilerseniz lafı hiç uzatmadan metin türleri nedir, özellikleri nelerdir sorusunu yanıtlayalım. - Roman - Hikaye - Masal - Makale - Deneme - Fıkra - Eleştiri Roman, hikaye, masal, makale, deneme, fıkra ve eleştiri olmak üzere toplamda 7 adet metin türü bulunuyor. Bu metin türlerinin her biri kendisine özgü özelliklere ve kurallara sahip. Bu sayede, okuduğunuz bir romanın nasıl yazıldığını kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Roman türü, oldukça büyük bir okuyucu kitleye sahip. Özellikle akıcı, birbirine bağlı cümleler ile yazılan bir roman bulursanız okumaya doyamayacaksınız. Bununla birlikte, metin türleri arasında en çok tercih edilen metin türünün roman olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Romanlar, daha çok hayat odaklı konulardan oluşuyor. Yani, bir romanın konusu çevrede geçebilecek herhangi bir olay olabilir. Örneğin, Ahmet kişisinin etrafında dolaşan olayları konu alabilir. Romanlar, diğer metin türlerine göre detaycılıklarıyla bilirler. Yani, ele alınan konu en ince detaylarına kadar romanlarda anlatılır. Romanlarda olay örgüsüne fazlasıyla önem verilir. Yani ana olay dışında meydana gelen olayların, sonucunda tekrardan ana olayda birleşmesi romanlarda sıklıkla görülür. Roman, genellikle kişi etrafında dolaşan olayları kendisine konu edindiği için haliyle oldukça fazla karaktere sahip bir türdür. Roman, oldukça uzun konuya sahip olduğu için okuması uzun süren bir türdür. Lakin, daha kısa kitaplar okumak istiyorsanız hikaye türündeki kitapları da tercih edebilirsiniz. Daha önceden yaşanan veya yaşanabilecek tüm olayları, kısa ve net anlatımlar ile ortaya çıkaran bu metin türü, yalnızca bir olayı konu almaktadır. Yani, olayın etrafında geçen küçük olaylar genellikle olmaz. Olay ve konu tek bir yere odaklanmaktadır. Hikayeleri, romanlardan ayıran bir diğer konu ise karakterler. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, romanlar oldukça fazla karaktere sahipken, hikaye ise yine bunun tam tersidir. Hikaye türü metinlerde karakterler gayet az ve öz olmakla birlikte, fazla karaktere yer verilmemektedir. Gelelim biraz hayal gücünü odak alan metin türü olan masala. Masal, yazarın tamamiyle hayal gücünü zorlayacak konuları meydana getirir. Yani, masallarda anlatılan çoğu karakter ve konu genellikle hayal ürünüdür. Hiçbir şekilde gerçeği yansıtmaz ki zaten okuduğunuzda bunu rahatlıkla siz de anlayabilirsiniz. Masallar, oldukça yüksek hayal gücüne sahip olmakla birlikte, genellikle tarih ve konum belirtmezler. Mesela, masallarda şu yılda, şurada gibi cümleler göremeyebilirsiniz. Masallardaki karakterler, genellikle normal insan değillerdir. Yani uçabilirler, gözlerinden alev çıkabilir ve daha birçok hayal gücüne dayanan özelliğe sahip olabilirler. Masalların konuları, aslında birbirine oldukça benzemektedir. Yani, masalların çoğunda hep iyiler kazanır ve elbette kötüler kaybeder. Gerçekçiliğe en yakın, en net bulgular üzerine kurulu bir metin türü arıyorsanız, makale tam olarak sizin için. Makale, odak konudaki her şeyi açık ve net bir şekilde ortaya koymak, yorumlamak veya desteklemek için kullanılmaktadır. Makaleler fazlasıyla net ve yalın bir anlatım türüdür. Yani, gerçek dışı hiçbir konu makalelerde yer almaz. Odak konu hakkında en net sonuç ortaya çıkarılmaya çalışılır. Makale yazmak için belirli konulara ihtiyacınız yok. Örneğin, aklınıza geldiğinde bir jant kapağı hakkında bile makale yazmaya başlayabilirsiniz. Yeter ki bu anlatım türünün istediği kuralları ortaya koyun. Makaleler, genellikle gazete ve dergi gibi yayın organlarında da yayınlanmaktadır. Daha rahat, daha az kurallar ile bir şey ortaya çıkarmak istiyorsanız deneme türünü tercih etmelisiniz. Denemeler, herhangi bir görüşü hiçbir kurala ihtiyaç duymadan, sonuca vardırmadan yazılan metin türüdür. Aslında deneme türlerini en ön plana çıkaran bir özelliği bulunuyor. Çoğu deneme türünde, o denemeyi ortaya çıkaran yazar genellikle kendisiyle konuşur. Yani, cümleler arasında yazarın sürekli kendisiyle çeliştiğini görme ihtimaliniz oldukça yüksek diyebiliriz. Denemeleri öne çıkaran bir diğer özellik ise, yeterince samimi bir dille yazılmalarıdır. Yani, makale her ne kadar kurallara dayalı ve ciddi ise, deneme ise bir o kadar samimi bir dille yazılıyor. Denemede anlattığınız konuyu ispat etmek gibi bir zorunluluğunuz bulunmamaktadır. Tamamiyle anlatmakta özgürsünüz. Gelelim tıpkı deneme gibi oldukça samimi ve rahat bir metin türü olan fıkralara. Fıkrayı yazan yazarın, yaşamış olduğu olayı veya olayları samimi bir dille okuyucuya aktarması türü olan fıkra, kendisine özgü bir anlatım stiline sahiptir. Tıpkı deneme gibi, herhangi bir ispata ihtiyaç duymayan bir türdür. Günümüzde fıkralara, genellikle gazetelerin belirli köşelerinde veya dergilerde denk gelebilirsiniz. Fıkraları en öne çıkaran özellik, karşısındaki okuyucu ile adeta sohbet ediyormuş gibi yazılmasıdır. Yani, fıkraları okurken sanki siz de o olayın içindeymiş gibi hissedebilir ve kafanızda hayal edebilirsiniz. Gelelim belki de metin türleri arasında en fazla öneme sahip olan eleştiriye. Eleştiri, oldukça dikkat edilmesi gereken kurallara sahip bir metin türüdür. Daha önceden yazılan bir eserin, iyi veya kötü yönlerini en ince detaylarıyla ve dikkatle ele alınmasına eleştiri adı veriliyor. Örneğin, X yazarına ait XX eseri hakkında bir eleştiri hazırlayacaksınız. Bu eleştiriyi hazırlarken, fazlasıyla objektif olmak zorundasınız. Bu sayede eserin iyi veya kötü yönlerini çok daha iyi ortaya çıkarabilirsiniz. Eleştiriler, önceden yazılan içerik hakkında doğru ya da yanlış kısımları yazara bildirmektedir. Tamamiyle dışarıdan bir gözün, objektif bir şekilde eseri yorumlaması ve hatalı gördüğü kısımları kaleme alması sonucu ortaya çıkmaktadır. Sizler için metin türleri nedir, özellikleri nelerdir sorularını yanıtladık. Edebiyatımızda, en yaygın 7 adet metin türü bulunmaktadır. Bunlardan bazısı kurallar üzerine kuruluyken, bazıları ise daha serbest ve samimi bir anlatım biçimine sahip. Metin türlerini bildiğinizde, okuduğunuz eserlerin hangi metin türüne ait olduğunu çok daha rahat anlayabilirsiniz. Sizler metin türleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/metinden-video-ureten-yapay-zeka-stable-video-diffusion-h138779.html", "text": "Tıpkı OpenAI gibi yapay zeka destekli teknolojiler üreten firmaların başında gelen Stability AI, bugün çok önemli bir duyuru gerçekleştirdi. Bu duyuruda, şirketin yeni yapay zeka modeli \"Stable Video Diffusion\" tanıtıldı. Şirketin metinden görsel üretmeye yarayan yapay zeka modeli \"Stable Diffusion\" üzerine inşa edilen yeni model, metinleri önce görüntülere, ardından da videolara dönüştürüyor. Stable Video Diffusion, henüz erken aşamada olan bir yapay zeka modeli. Hal böyle olunca herkesin kullanımına açık değil. Ancak Stability AI'ın şanslı bireysel ve ticari lisans sahibi kullanıcıları, şirketin yeni yapay zeka modelini şimdiden deneyebiliyorlar. Bu arada; Stable Video Diffusion için paylaşılan örnekler, teknolojinin hiç de fena olmadığını gözler önüne seriyor. Stability AI tarafından yapılan açıklamalara göre yeni yapay zeka modeli, SVD ve SVD-XT şeklinde iki farklı çıktı formatı üretebiliyor. SVD formatı, 14 kareyi 576x1024 piksel çözünürlükte video haline getiriyor. SVD-XT ise bir içerik için 24 kare kullanabiliyor. Her iki formatta da 3 ila 30 fps arasında görüntü alınabiliyor. Stable Video Diffusion, milyonlarca videonun eğitim için kullanıldığı bir model. Şirket, böyle devasa bir veri seti ile eğittiği modeli, ikinci aşamada yaklaşık bir milyon video kullanarak tekrar eğitti. İkinci eğitim, Stable Video Diffusion tarafından üretilen görüntülere ince ayar yapılmasını sağladı. Ancak şirket, veri setlerinde kullandığı videoları nereden temin ettiğine ilişkin bir açıklama yapmadı. Aslında şirket, eğitim verilerinin telifsiz ve kamuya açık veri tabanlarından alındığını söylüyor ancak bunun nasıl yapıldığını bilen yok. Stability AI'ın açıklamasına göre yeni yapay zeka modeli, aslında ticari kullanım için tasarlandı. Şirket, geliştirdiği teknolojinin reklamcılık, eğitim ve eğlence gibi bazı sektörlerde işleri kolaylaştıracağını söylüyor. Ancak bunun bireysel açıdan kullanımının yol açabileceği bazı sorunlar olduğunu atlamamak gerek. Neticede deepfake teknolojisinin sonuçlarını hepimiz biliyoruz... İşte Stable Video Diffusion, bireysel kullanım risklerini ortadan kaldırmak için bazı kısıtlamalar içeriyor. Yapılan açıklamalara göre bu yapay zeka modeli, yeniden düzenlemeye izin vermiyor. Ayrıca bir kişinin yüzü, metindekiyle uyumlu olmayabiliyor. Tüm bunlara ek olarak yeni yapay zeka modeli, büyük oranda hareketsiz veya yavaş kamera efektleri içeren görüntüler de üretmiyor. Ekibin bu yöntemlerle tüketicileri koruyup koruyamayacakları şimdilik belirsiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/mezarda-dogum-yapan-kadin-h139582.html", "text": "Arkeologların, zamanında yürüttüğü bir çalışmada karşılaştıkları bir mezar; hem tarihe hem de bilime ışık tutan ve insanların kafasında soru işareti bırakan ilginç br olayı gözler önüne sermişti. Bu mezarı gizemli yapan şey, içerisinde erken Orta Çağ'a ait bir iskeletin olması değildi. Mezarın içinde küçük kemikler de bulunuyordu: yeni doğmuş bir bebeğin kemikleri. 2018 yılında keşfedilen bu mezar, yeni bir araştırmaya da sebep oldu. Keşifler, bu mezarın erken Orta Çağ dönemine, yaklaşık 7. yüzyıla ait olduğunu gösteriyordu. Binlerce yıl öncesine ait bir iskeletin böylesine iyi korunmuş olması alışılagelmiş bir durum değildi. Fakat asıl şaşırtıcı olan; kemiklerin korunması değil, mezarın içinde yetişkin kemiklerinin yanında yeni doğmuş bebeğin küçük kemikleriydi. Konuyla ilgili çeşitli araştırma makaleleri ve yazıları da yayımlandı. Mezarın hangi döneme ait olduğu göz önüne alınırsa ölen kişinin cesedinin tabut gibi koruyucu öge olmadan muhtemelen doğrudan toprağa bırakıldığı düşünülüyordu. Tıp tarihi araştırmalarına göre bu olay ayrıca mezarda doğan ilk bebek vakası olarak kayıtlara geçti. Ölüm sonrası fetal ekstrüzyon olarak adlandırılan bu fenomen, hamile annenin ölmesi durumunda vücudun 48 ila 72 saat içinde bebeği dışarı itmeye devam ettiği bir tıbbi olguyla açıklanıyor. \"Tabutta doğum\" kavramı tıpta postmortem fetal ekstrüzyon olarak geçiyor. Ölen hamile kadının vücudunda biriken gazlar, fetüsün dışarı çıkmasına sebep oluyor. Fetüsün kemiklerine bakıldığında; doğmaya yakın, 9 ayı doldurmuş bir bebek olduğu görülmüştür. Ancak kesin yaş tespiti uzmanlar için elbette zordur. Ayrıca fetüsün kemiklerinin dağılma şeklinin, mezarda çürüyen eti yiyen böcekler tarafından etkilenebileceği de unutulmaması gerekenler arasında. San Francisco'dan jinekolog Jen Gunter, anne ölürken bebeğin nasıl doğduğuyla alakalı yorumlar yaparken bir teori ortaya koydu: rahimin yırtılarak fetüsü dışarı ittiği. \"Bebek yaşıyor muydu?\" diye düşünüyorsanız eğer yalnız değilsiniz. Fakat cevabı hemen verelim, böyle bir durumda fetüsün hayatta olup olmadığını belirlemek çok zor. Eğer fetüs yeterince gelişimini tamamlamışsa annenin ölümüne rağmen bir süre hayatta kalabilir. Ancak bu da takdir edersiniz ki düşünülmek bile istenmeyen senaryoları doğurur. Dikkat çeken bir diğer nokta ise kadının kafatasındaki çatlağın delinmekten kaynaklı olabileceği. Trepanasyon olarak adlandırılan bu durum, baş ağrısı gibi sorunları tedavi etmek için kullanılan eski bir yöntemdi. O dönemlerde hamile kadınlarda özellikle Eklampsi veya şiddetli yüksek tansiyon gibi durumlarda uygulanmış olabileceği düşünülüyor. Ancak kemikte tespit edilen bu çatlaklar cerrahi müdahale yerine saldırı sonucu olmuş da olabilir. Görüldüğü gibi bu olay, tarih boyunca tıp tarihine yön vermiş ilgi çeken ve korkutucu bir olaydır. Gerçekliğini birçok kez sorgulasak da böyle şeylerin gerçekleşebileceğini unutmamak gerekir."} {"url": "https://www.webtekno.com/michael-schumacher-formula-1-hayati-h80601.html", "text": "Bir nesile Formula 1 yarışlarını sevdiren adam; Michael Schumacher. Adeta Ferrari ile bütünleşen efsanevi F1 pilotu, bildiğiniz gibi yıllar önce Fransa'nın Alplerinde kayak yaparken başını bir taşa çarparak bitkisel hayata girmişti. Uzun zamandır tedavi altında olan ve zaman zaman hali vakti merak edilen efsane pilot hakkında tüm merak ettiklerinizi cevaplamak istedik. Çoğumuzun akşam ezanından önce evde olduğu yaşlarda Schumacher, pistlere hükmeden bir zıpırdı... Gelin detaylarıyla bu adamı biraz daha yakından tanıyalım. Almanya'nın Hermülheim kentinde 3 Ocak 1969 yılında gözlerini açan ünlü Michael, daha çok küçük yaşlarda hıza merak sardı. Babası tarafından henüz 4 yaşındayken yapılan dört tekerlekli bisiklet ona yetmiyor, içindeki hız tutkusunu bastıramıyordu. Bir gün bisikleti ile yokuş aşağı hız yaparak inen Schumacher, bir ağaca çarptı ve hayatındaki ilk kazayı da böylece yapmış oldu. Babası Rolf'un Go-Kart pistinde duvar ustası ve annesi Elisabeth'in de aynı pistte kantin çalışanı olmasından dolayı ailesi, onu çalıştıkları Go-Kart kulübüne yazdırdı. Her ne kadar ailesi orada daha çok sakinleşeceğini düşünse de Michael Schumacher, 6 yaşına geldiğinde kulüpteki şampiyonayı kazandı, kulübün en genç şampiyonu unvanını aldı. Fotoğrafını kulübün duvarına astırdı. Artık ünü yerel basın sayesinde yayılmış ve tüm Almanya'da ses getirmişti. 1983 ve 1984 yıllarındaki Almanya Gençler Go-Kart Şampiyonası'nı iki kere üst üste kazanınca bir anda Almanya'nın en çok konuşulan genci oldu. Ama bu ona yetmedi, çünkü gözü Avrupa Go-Kart Şampiyonası'nda idi. Şampiyonaya katılabilmek için de Go-Kart ehliyeti alması gerekiyordu ki Almanya'da bu ehliyet 14 yaş ve üzerine veriliyordu. O da özel izinle bu ehliyeti 12 yaş ve üzerine veren Lüksemburg'a giderek, Go-Kart ehliyetini aldı ve 1987 yılında katıldığı şampiyonayı kazanarak, Avrupa Şampiyonu oldu. Fakat erişmek istediği hız ve ün, bu kadarla da sınırlı değildi. 1988 yılında Go-Kart'ı bırakarak Almanya'nın yerli Formula yarışları olan Formula König'e katıldı. Yakaladığı başarılar sayesinde Almanya'nın yerli Formula takımı Willi Weber WTS Formula 3 takımına transfer oldu. Kısa sürede listelerin üst sıralarına yükselen Schumacher, Mercedes'in genç takımından teklif alarak oraya geçti. Sauber - Mercedes C11 aracıyla, deyim yerindeyse pistlerini ağlatarak kariyerine sayısız şampiyonluklar ekledi. Efsanevi pilota bu başarılar da yetmedi. Gözünü as takıma dikmişti bir kere... O da Mercedes'e özel bir teklif sundu ve as takımıyla beraber AutoPolis - Japonya yarışında yarışmak için bir şans istedi. Şayet sıralamaya bile giremezse genç takımda yarışmaya devam edecekti. Ne Mercedes'in ne de dünyanın hiç beklemediği bir şey oldu. Michael Schumacher, pistte bir bütün haline geldiği Sauber - Mercedes C11 aracıyla AutoPolis - Japonya yarışında farkla şampiyon oldu. Böylelikle bir F1 efsanesinin doğuşu başlamış oldu.. Japonya'da pistleri ağlatan ünlü yarışçı artık bütün F1 takımlarının gözdesi olmuştu. Teklifler ardı ardına geliyor, her takım Schumacher ile sözleşme yapmak için deyim yerindeyse kesenin ağzını sonuna kadar açıyorlardı. Her ne kadar Ferrari gibi takımlar teklif yapıyor olsa da o herkesi şaşırtan bir karara imza attı ve 1991 yılında Benetton'un F1 takımına katıldığını açıkladı. Bennetton ile çalışmaya başladıktan sadece 1 yıl sonra yani 1992 yılında ilk F1 yarışını kazandı ve sıralamada üst sıralara yükseldi. İtalya'da elde ettiği beşincilik ile de F1'in en çok aranan pilotlarından birisi haline gelmişti. Bu başarısını ise Meksika'da üçüncülük ve Belçika'da da birincilik izledi. Portekiz'de de şampiyon olarak 1993 sezonunu 4. tamamlayan Schumacher, 1994 ve 1995 sezonlarını şampiyon bitirerek adını iki kere üst üste şampiyon olan en geç F1 pilotu olarak yazdırdı. Sene 1996'ya geldiğinde ise Ferrari'nin ısrarlarını geri çeviremeyerek Ferrari'nin F1 takımına katıldı. Bu transferin ardından Ferrari'nin F1 takımı adeta şaha kalkarak pistte üstün başarılar yakalamaya başladı. Sezon bittiğinde ise Michael Schumacher üçüncü ve Ferrari ise ikinci olmuştu. 2000 yılına geldik. Ferrari ve Michael Schumacher adeta et ve tırnak olmuş, birbirlerini tamamlamıştı. Ferrari, Schumacher'in istediği hızdaki arabalar yapıyor, Schumacher de Ferrari'yi şampiyon yapıyordu. Özellikle İtalya, Belçika ve Kanada yarışlarında üstün performanslar segileyen Michael Schumacher, 2000 yılında da şampiyon olarak kariyerine üçüncü F1 şampiyonluğunu yazdırdı. Ferrari ve Schumacher ikilisi adeta artık durdurulamıyordu. Efsane pilot, 2000'in ardından 2001, 2002 ve 2003 sezonlarının da şampiyonu olarak toplam 6 kez F1 dünya şampiyonu olmayı başardı. Sene 2004'e geldiğinde ise Michael Schumacher, rekorlarına bir yenisini daha ekleyerek 13 yarışın 12'sinde birincilik elde etti.Tabii ki bu başarı onu 7. F1 dünya şampiyonluğuna taşıdı. Ayrıca 2000 ile 2004 yılları arasında üst üste beşinci kez şampiyon olarak kariyerinde bir rekora imza attı. Üst üste gelen başarılardan sonra Michael Schumacher dünyanın en çok konuştuğu pilot olmuştu. Takvim yaprakları ise 2006'yı gösteriyordu. Herkes efsanevi pilottan daha fazla başarılar beklerken o herkesi şaşırtan bir açıklama yaparak artık F1 yarışlarını bıraktığını ve emekliliğe ayrıldığını açıkladı. Yapılan bu açıklama tabii ki F1 hayranlarını çok üzmüştü, lakin neyse ki Ferrari tarafından yapılan açıklama ile gönüllere su serpildi. Ferrari yaptığı açıklama ile Schumacher ile çalışmaya devam edeceklerini söyleyerek onu takımın başına geçirdiklerini duyurdu. Michael Schumacher artık Ferrari takımının lideri olmuştu ve takım için dünyanın her yerinde genç yarış pilotları arayacaktı. Sene 2010'u gösteriyordu artık ve tüm dünya merakla İstanbul Park'ta gerçekleşecek yarışı bekliyordu. Mercedes, yaptığı açıklamada İstanbul Park'ta yarışacak F1 pilotunu Michael Schumacher olarak duyurdu. Kısa süren emekliliğin ardından Schumacher, tekrar pistlere geri dönmüştü. Her ne kadar yarışlara ara vermiş olsa da efsane yine aynı efsaneydi. İstanbul Park'taki yarışta güzel performans sergileyen ünlü yarışçı, bu yarışı da dördüncü bitirerek 'mekanın sahibi geri geldi' dedirtti. Birbirini kovalayan iki yıllık başarılardan sonra artık Schumacher 43 yaşına gelmişti. Artık onun için dinlenme, hayatını yaşama vaktiydi. Efsane yaptığı açıklama ile 2012 yılında son kez emekliliğe ayrıldığını duyurdu. Schumacher emekli olduktan sonra lükste gözü olmadığını herkese gösterdi. Zira kendisini insanlara yardıma adayan ünlü pilot, UNESCO tarafından kendisine verilen 'İyi Niyet Elçisi' görevine devam etti. Klasik devlet memuru emeklisi gibi hayat süren efsanevi yarışçı, taraftarı olduğu FC Köln maçlarına gidiyor, amatör ligde oynayan FC Echichens takımına katkıda bulunuyordu. Hatta şaşıracağınız bir ayrıntı daha verelim. Muhtemelen kariyeri boyunca rekorlar kıran, hızı ile pistleri ağlatan Schumacher'in emekliliğinde de ultra hızlı spor araba kullandığını tahmin ediyordunuz ama maalesef tahmininiz yanlış. Her ne kadar Ferrari kendisine emeklilik hediyesi olarak Ferrari FFX model lüks spor araba verse de o parasıyla aldığı aile arabası Fiat 500 Abarth aracını kullandı. Yaprakları Schumacher'in rekorlarıyla dolu olan takvim bu sefer 29 Aralık 2013'ü gösteriyordu. Michael Schumacher ve oğlu 14 yaşındaki Mick Schumacher, tatile gittikleri Fransa'daki Alp Dağları'nda kayak yapıyorlardı. Kaydıkları pisti ayıran direklerden birisinin sağlam olmaması nedeniyle dolayı pistten çıkan Michael Schumacher, kontrolünü kaybederek yuvarlandı. Bu sırada kafasını da kayaya vurup ağır şekilde yaralandı. Hatta kaskı da paramparça oldu. Bu olaydan sonra bitkisel hayata giren Schumacher, özel olarak oluşturulan ekip tarafından tedavi altına alındı. Her ne kadar kask onun hayatını kurtarmış olsa da çarpmanın etkisiyle şiddetli beyin travması geçirmişti. Çeşitli tedaviler uygulanan Schumacher için artık tek yapılacak şey dua edip beklemekti ki ilk sevindirici haber, 7 Mart 2014 tarihinde geldi. Doktorlar yaptıkları açıklamada ünlü yarışçının durumunu stabil hale getirebildiklerini ve beynin daha fazla zarar görmesini engellemek için yapay komaya soktuklarını açıkladılar. Yapılan bu açıklamadan 33 gün sonra yeni bir sevindirici haber daha geldi. Michael Schumacher'in beyin fonksiyonlarında iyileşme olduğu söylendi. Bu olaydan sonra ise doktorların kararıyla Lozan'daki başka bir hastaneye sevk edilen Schumacher, kasım ayına kadar burada tedavi gördü. Hastaneden taburcu edilmeden önce yapılan açıklamada ise Michael'a felç indiği ve bu yüzden tekerlekli sandalye kullanacağı söylendi. Ayrıca ünlü yarış pilotu konuşma yetisini ve hafızasını kaybetmişti. Formula 1 uzmanı Kai Ebel, efsane pilota yakın bir isim ve Ekim 2020'de Alman Bild gazetesine yaptığı açıklamalarda, ne yazık ki pek de olumlu şeyler söyleyemedi. Ebel, ''Gerçeği söylemek gerekirse durumu hiç iyi değil. Eğer bir gelişme olsaydı, küçücük bir gelişme olsa bile bunu duyardık.\" açıklamasında bulundu."} {"url": "https://www.webtekno.com/mickey-minnie-mouse-kamu-mali-oldu-h139753.html", "text": "Steamboat Willie, yayımlandığı dönemlerde Disney tarafından lisanslanmıştı. ABD'deki ilgili yasaya göre bir firma, bir lisans hakkını en fazla 95 yıl boyunca elinde tutabilirdi. İşte 1 Ocak 2024 tarihi itibarıyla bu süre doldu. Eskiden lisanslı olan Mickey ve Minnie Mouse, an itibarıyla kamu malı olmuş oldu. Bir eserin kamu malı haline gelmesi, dileyen herkesin bu eser üzerinde istediği gibi düzenleme yapabileceği anlamına geliyor. Bu işlemler için herhangi bir telif hakkı ödemesi yapılmayacak. Ancak daha yeni Mickey ve Minnie Mouse yapımlarının telif haklarının hala Disney'de olduğunu belirtmekte fayda var. Yani telif hakkı, daha modern Mickey ve Minnie Mouse için hala geçerli. Bu arada; üzerinde durmamız gereken bir husus var. Söz konusu yasa, sadece Steamboat Willie için geçerli değil. Hal böyle olunca Charlie Chaplin'in The Circus isimli eseri, A.A. Milne'in The House at Pooh Corner isimli kitabı ve D.H. Lawrence isimli şairin Lady Chatterley's Lover isimli eseri de kamu malı haline geldi. Önümüzdeki yıllarda, bunlar gibi ikonikleşmiş daha fazla eserin kamu malı haline geldiğini aktarabiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/mickey-s-mousetrap-konusu-cikis-tarihi-fragmani-h139778.html", "text": "Daha geçtiğimiz gün kamu malı haline gelen Mickey ve Minnie Mouse karakterlerinin ilk versiyonu ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Telif hakkından kurtulan yapımcılar, \"Mickey's Mousetrap\" olarak isimlendirilen ilk parodi filmi duyurdular. Paylaşıldığı kadarıyla bu film, ilk kez 2016 yılında yayımlanan Slasher'a benzerlik gösterecek. Mickey's Mousetrap için resmi bir vizyon tarihi yok. Ancak filmin posteri ve ilk fragmanı yayımlandı. Hal böyle olunca yaklaşmakta olan filmin konusu da az çok anlaşıldı. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan Mickey's Mousetrap'ın posterine, fragmanına ve konusuna yakından bakalım. Mickey's Mousetrap filminde bir seri katilin hikayesi anlatılacak. Bu seri katil, kendini gizlemek için Mickey Mouse maskesi kullanacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/microled-apple-watch-ultra-ozellikleri-iddia-h139364.html", "text": "Apple'ın akıllı saatleri Apple Watch'larda OLED ekranları bırakıp microLED'e geçmek istediği uzun zamandır biliniyordu. Yaz aylarında çıkan sızıntılarda bunun ilk olarak Ultra modelde gerçekleşeceği ve ilk microLED'li Apple Watch Ultra'nın 2026'da, yani beklenenden daha geç geleceği öne sürülmüştü. Bugün ise bu konuda yeni bilgiler ortaya çıktı. TrendForce'un tedarik zincirine dayandırdığı kaynaklar, microLED'li Apple Watch Ultra'yla ilgili önemli detaylara ulaşmamızı sağladı. Sızıntıya göre Apple Watch Ultra, tahmin edildiği gibi 2026 yılında tanıtılacak. Buna ek olarak şirket, yeni cihazda çok daha büyük bir ekran kullanacak. İddia, microLED'li Apple Watch Ultra'nın 2,12 inç ekranla geleceğini söylüyor. Şu anki Ultra modellerin 1,93 inç ekranının olduğunu düşünürsek bu, %10 civarında artış demek. Ayrıca cihazın şu anki modelden daha pahalı olacağı da iddia ediliyor. TrendForce'a göre Apple, OLED yerine microLED kullanmak için 2.5, 3 kat daha fazla para ödeyecek. Bu da şimdikinden yüksek bir fiyata çıkış yapabilme ihtimalini güçlendiriyor. Apple'ın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı microLED paneller, birçok konuda iyileştirme sunabilecek. Bu ekranlar, daha yüksek parlaklık ve ekran yanmasını azaltma gibi avantajlara sahip. Aynı zamanda güç tüketimi de daha verimli. Şirketin teknolojiyi uzun vadede iPhone gibi ürünlerine getirme planı da var."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-bing-chat-copilot-oldu-h138641.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, geçtiğimiz akşam \"Microsoft Ignite\" isimli etkinliğini gerçekleştirdi. NVIDIA CEO'sunun da katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinlikte, en çok da yapay zeka teknolojileri ile ilgili açıklamalarda bulunuldu. Microsoft, yapay zekadan güç alan en yeni teknolojilerini, bu etkinlik kapsamında duyurdu. Microsoft'un son kullanıcıya ulaşan en popüler yapay zeka araçlarından bir tanesi, Bing Chat. Şirketin arama motorunun ChatGPT'yi bugünlere getiren GPT modeli ile eğitilen Bing Chat, kullanıcılara yardımcı olmayı amaçlayan bir sohbet botu olarak hizmet veriyor. Microsoft, Ignite etkinlikleri kapsamında bu sohbet botunun adını değiştirdiğini açıkladı. Microsoft, bundan birkaç ay önce Copilot ismini verdiği yapay zeka teknolojisini tanıttı. Bu teknoloji, Microsoft'un tüm ürün ve hizmetleri için \"asistan\" olarak görev yapıyor. İşte Bing Chat'in isminin Copilot olarak değiştirilmesinin nedeni de aslında bu. Microsoft, kullanıcıların kafa karışıklığı yaşamamaları ve Copilot ismine daha fazla aşina olmalarını istediği için böyle bir karar aldı. Tabii piyasadaki en popüler sohbet botu olan ChatGPT ile yaşanan isim benzerliği durumu da böylelikle ortadan kalktı. Microsoft, isim değişikliği ile birlikte Copilot kullanım koşullarında da bazı değişiklikler yaptı. Şirket artık kurumsal müşterilerine ait verilerin gizliliğini daha iyi koruyacak. Sözleşmeye eklenen \"ticari veri koruması\" maddesi ile kurumsal müşterilerin verileri saklanacak, makine öğrenimi yöntemi için kullanılmayacak. Ticari veri koruması maddesini de içeren değişiklikler, 1 Aralık 2023 tarihi itibarıyla geçerli olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-bing-yapay-zeka-arama-deep-search-h139092.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, kendi arama motoru Bing için bomba bir özellik geliştirdi. \"Deep Search\" olarak isimlendirilen bu özellik, kullanıcıların GPT-4 modeli aracılığıyla internet aramaları yapmalarını ve bu sayede çok daha detaylı sonuçlara ulaşmalarını sağlıyor. Microsoft Bing'in yeni özelliğindeki çalışma mantığı, alıştığımız arama motoru deneyiminden biraz daha farklı olacak. Kullanıcı, Bing'e girip normal bir arama yapar gibi anahtar kelimeleri yazmaya devam edecek. GPT-4, arka planda çalışıp, bu anahtar kelimelerle ilgili bir metin oluşturacak. Daha sonra da oluşturulan metin, internet üzerinde sorgulanacak. Son aşamada da yeni bir algoritma devreye girecek ve kullanıcı için en iyi sonuçları sıralayacak. Yapay zeka, bazen bizim girdilerimizi yanlış anlayabiliyor veya farklı bir biçimde yorumlayabiliyor. Bunun farkında olan Microsoft, Deep Search için önemli bir alt özellik geliştirdi. Kullanıcı, yapmak istediği aramaya uygun birkaç seçenek görecek. Olur da kullanıcının kast ettiği şey ile yapay zekanın sunduğu sonuç arasında fark olursa bu seçenek kullanılacak. Bu sayede doğru sonuçlara ulaşılması sağlanacak. Microsoft'un açıklamasına göre Deep Search üzerinden yapılacak sorgular, yaklaşık olarak 30 saniye içerisinde yanıtlanacak. Bu sürenin geleneksel arama motorlarına kıyasla yüksek olduğunu belirten Microsoft, Deep Search özelliğinin isteğe bağlı olacağını, bu yüzden sadece detaylı bilgi gerektiği zaman bu özelliğin kullanılması gerektiğini tavsiye ediyor. Henüz herkes için kullanıma açılmayan özellik, kullanıcılara eşsiz bir arama motoru deneyimi vadedecek gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-copilot-sarki-olusturma-suno-h139461.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft'un yapay zeka destekli sohbet botu Copilot, etkileyici bir eklenti aldı. Kullanıcılar, \"Suno\" olarak isimlendirilen bu eklenti ile yapay zekanın şarkı oluşturmasını sağlayabilecekler. Dileyen herkes, an itibarıyla bu eklentiden faydalanabiliyor. Microsoft Copilot'un Suno entegrasyonu, kullanıcılara gerçekten etkileyici bir deneyim sunacak gibi görünüyor. Zira tek bir cümle ile detay verdiğinizde tüm bu detaylara uyan bir parça oluşturuluyor. Üstelik yapay zekanın ürettiği bu şarkıyı indirebiliyor ve başka platformlarda da paylaşabiliyorsunuz. - Adım #1: Buradan Microsoft Copilot'a ulaşın. - Adım #2: \"Eklentiler\" bölümünden Suno'nun aktif olup olmadığını kontrol edin. - Adım #3: Nasıl bir şarkı oluşturmak istediğinizi anlatın. - Adım #4: Şarkının oluşturulmasını bekleyin. Microsoft Copilot'un Suno entegrasyonu ile şarkı oluşturmak, işte bu kadar basit. Ancak Suno tarafından üretilen şarkılar için nasıl bir telif hakkı oluşacağını kimse bilmiyor. Ayrıca bu özellik, bir şarkının, herhangi bir şarkıcı tarafından seslendirilmesini de sağlıyor gibi görünüyor. Ancak yaptığımız denemelerde, herhangi bir sonuca ulaşamadık."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-copilot-uygulama-h139642.html", "text": "Microsoft'un yapay zeka destekli sohbet botu Copilot, şimdiye kadar Edge veya Bing mobil uygulaması üzerinden kullanılabiliyordu. Daha önceden Bing Chat olarak adlandırılan ancak geçtiğimiz ay Copilot ismini alan bu modelin kendine ait bir uygulaması yoktu. Ancak bu durum değişti. Teknoloji devi, Copilot'un kendi uygulamasını Play Store üzerinden sessiz sedasız kullanıma sundu. Kısa süreliğine yalnızca Android'de yer alan uygulama, App Store'da da yerini aldı. Güncelleme: Copilot, App Store'da da yerini aldı. Birkaç gün önce sadece Android için çıkış yapmış olan uygulamaya artık iOS cihazlardan da erişilebiliyor. \"İyi de bu uygulamanın tam olarak olayı ne?\" diye merak ediyorsanız lafı uzatmadan özelliklerine geçelim. Copilot uygulaması, tıpkı ChatGPT'ninkine benzer şekilde çalışıyor. Kullanıcılar, uygulama üzerinden soru sorma ve görsel oluşturma gibi işlevlere ulaşabiliyor. Copilot'un OpenAI'ın dil modeli GPT-4'e ve görsel oluşturma aracı DALL-E 3'e bedava erişim sunduğunu belirtelim. Bu büyük bir avantaj çünkü ChatGPT üzerinden bu modelleri kullanmak için para ödemeniz gerekiyor. Microsoft Copilot uygulamasını Android üzerine indirmek için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Eğer iPhone veya iPad'iniz varsa bu bağlantıyı kullanın. Uygulamayı isterseniz giriş yapmadan da kullanabiliyorsunuz. Ancak şirket, giriş yapmanın daha uzun konuşmalar yapmanızı ve daha fazla soru sormanızı sağlayacağını söylüyor. Uygulamayı kullanırken GPT-4'ü açıp kapamanızı sağlayan bir buton karşınıza çıkıyor. Bu buton, sohbet botunun daha yaratıcı ve iyi cevaplar vermesine olanak tanıyor. Ancak bu şekilde verilen cevaplar normalden biraz daha yavaş olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-funko-pop-viral-oldu-h139432.html", "text": "Son dönemde üretken yapay zekalar oldukça popüler ve açıkçası insanlar da bu teknolojiyi kullanmayı, tabiri caizse yapay zeka ile \"oynamayı\" seviyor. Son olarak Microsoft'un kendi üretken yapay zekasının kullanıldığı bir akım viral oldu. Bu akımda kişiler, kendilerini bir Funko Pop figürü haline getiriyor. Microsoft'un üretken yapay zekasını kullanmak için ihtiyaç duyduğumuz ilk şey bir Microsoft hesabı. Bu hesabımızla Microsoft Designer'a giriş buradan giriş yapıyoruz. Bu aşamayı atlayıp doğrudan komut ekranına da gidebiliriz ancak orada da sonuçları almak için bizden hesabımıza giriş yapmamız istenecek. Microsoft'un üretken yapay zekasını kullanmak için ihtiyaç duyduğumuz ilk şey bir Microsoft hesabı. Bu hesabımızla Microsoft Designer'a giriş buradan giriş yapıyoruz. Bu aşamayı atlayıp doğrudan komut ekranına da gidebiliriz ancak orada da sonuçları almak için bizden hesabımıza giriş yapmamız istenecek. - İlk boşluğa cinsiyeti yazıyoruz. - İkinci boşluğa ismi yazıyoruz. - Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kutucuklar kıyafetleri tasvir etmek için kullanılıyor. Buraya göz rengi, aksesuar da yazabiliyoruz. - Yedinci boşluk saçlar için. - Sekizinci boşluk ise sakal için. - Dokuzuncu kutuya Funko Pop kutusunun renklerini yazıyoruz. - Onuncu kutu ise kutunun üstündeki isim için, en üstte yer alıyor. - Sonuncu kutu ise arka plan rengi. Bütün kutuları doldurmaya gerek yok, hepsini doldurmadığınızda o kutulara denk gelecek komutu yapay zeka yok sayıyor. Ayrıca yazılar da her zaman çok doğru yazamıyor. Sakal tipleri konusunda da çok bilgili sayılmaz. O yüzden sakal kullanacaksanız sakal tarzı yazmak yerine sakalı tasvir etmek daha iyi olabiliyor. Bu arada eğer Funko Pop figürlere ilginiz varsa buradan en popüler ve eğlenceli figürlere göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-joycon-benzeri-kontrolcu-uzerinde-calisiyor-h139761.html", "text": "Xbox tarafını güçlendirmek için büyük çaplı yatırımlara imza atan Microsoft, geçtiğimiz senelerden bu yana mobilde oyun oynama deneyimini geliştirmek için çalışıyor. Bu bağlamda Xbox konsoluna uzaktan bağlanarak telefondan oyun oynayabilme ve kontrolcü olmasa da telefon üzerinde sanal kontrolcü kullanabilme gibi yenilikler görmüştük. Şimdiyse PlayStation Portal konsoluna rakip olabilmek adına, Nintendo Switch'te gördüğümüz Joy-Con kontrolcülerden ilham alan şirketin benzer bir tasarımı Xbox için kullanma ihtimali gündemde. Bunu hiç yoktan ortaya çıkaran ise Microsoft'un yaptığı bir patent başvurusu oldu. Eğer hayata geçirilirse Microsoft Cloud ağında çalışacağını düşündüğümüz bu iki parçalı alet, farklı kalınlıktaki cihazlara tutunabilme becerisine sahip. Bu da farklı akıllı telefonları ve tabletleri, el konsoluna çevirebileceği anlamına geliyor. Bu görseller arasında katlanabilir ekranlı cihazların da yer aldığını belirtmek gerek. Söz konusu patent başvurusundaki görsellerden biri, spesifik olarak üstte gördüğünüz, PlayStation Portal cihazına benzerliğiyle dikkat çekiyor. Bu kontrolcülerin Joy-Con'lardan farkına bakacak olursak, bildiğimiz üzere Joy-Con'lar kaydırma yoluyla Switch'in kenarlarına yerleşiyorlar. Bu kontrolcüler ise farklı cihazlara tutunabilmelerini sağlayan ve kendi kendine ayarlanan bir mekanizmaya sahip. Bağlantı yolları için patent üzerinde bir detay yer almıyor. Bu tür cihazlar için Bluetooth ilk tercih olsa da type-c seçeneği de değerlendirilebilir. Microsoft her ne kadar mobil oyunculuk tarafında farklı patent başvuruları yapsa da bunların çok azı gerçeğe dönüşmüş durumda. Bu da şu an bu konuda heyecanlanmak için erken demek. Yine de bu deneyimi yaşamak için Razer gibi markaların kontrolcülerine göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-openai-krizi-ile-ilgili-yazismalari-ortaya-cikti-h138792.html", "text": "Geçtiğimiz haftanın son iş gününe OpenAI'ın, CEO'su Sam Altman'ı kovma kararıyla başlamıştık. Sonrasında adeta bir dizi izlermiş gibi yaşanan olayları izledik. Altman'ın Microsoft'a geçeceği açıklanırken, OpenAI çalışanları da Altman'ın ardından istifa etmeye hazır olduklarını açıklamıştı. En sonunda OpenAI'ın yönetim kurulu değişti, Altman görevine geri döndü. Sürecin ilerleyişinde Microsoft önemli bir rol oynuyordu. İlk başta kar amacı gütmeyen OpenAI'ın sonradan kurduğu ticari kanadı da Microsoft'tan çok ciddi bir yatırım almıştı. Firmanın ayrıca kendi içinde de bir yapay zeka yapısı bulunuyor. Yani ne olursa olsun Microsoft çalışanları bu durumdan etkilenecekti. Şirketin CTO'su ve Uygulayıcı Başkan Yardımcısı Kevin Scott, süreçle ilgili olarak çalışanlara bilgi verdiği ve minnetini de gösterdiği bir mesaj gönderdi. Scott son günlerde yaşanan olaylardan dolayı OpenAI'da durumun belirsizliğini koruduğunu belirtirken, yine de firmayla 4 yıldan uzun süredir devam eden ortak çalışmalarının süreceğini ifade etti. Scott'ın gönderisinde öne çıkan bir diğer nokta ise hem Microsoft hem de OpenAI ekiplerinin \"azalmayan bir aciliyet\" hissiyle çalışmaya devam ettikleri oldu. Cuma gününden bu yana Azure'un yeni hesaplama yapay zekasının, MSR öncüllerinden Orca 2 araştırmasının ve ChatGPT'nin sesli kullanım özelliklerinin tanıtıldığını belirten Microsoft yöneticisi, bu üç özellikten herhangi birinin çoğu şirket için büyük bir atılım olduğunu da ifade etti. Scott gönderisini çalışanlara teşekkür ederek sonlandırdı. Microsoft CEO'su Satya Nadella da benzer bir paylaşımı X üzerinden yaparak çalışanlara hem emekleri hem de sabırları için teşekkür etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-ucretsiz-sertifikali-yapay-zeka-kursu-h135592.html", "text": "Dünyada teknolojinin gidişatını belirleyen dev şirketler, sektöre 0'dan başlayanlar veya daha fazla bilgi edinmek isteyenler için ücretsiz kurslar sunabiliyor. Bu şirketlerden biri olan Microsoft'un yeni kursuysa üretken yapay zeka teknolojilerine odaklanıyor. Üretken yapay zekalar sadece bir yılda tüm meslek gruplarında kullanılmaya başlamışken Microsoft, bu gelişim hızında geri kalmak istemeyen herkesi kursa davet ediyor. Kursa tamamen ücretsiz bir şekilde kayıt olunabiliyor, kurs tamamlanınca sertifika veriliyor. - Üretken Yapay Zeka Nedir? - Tarihi, popüler modelleri, nasıl çalıştığı, etik sonuçları ve çok daha fazlası dahil olmak üzere üretici yapay zekanın temelleri hakkında bilgi sağlanıyor. - Üretken Yapay Zeka: Düşünceli Çevrimiçi Aramanın Evrimi - Üretken yapay zeka dünyasında düşünceli arama stratejilerinin öğrenimine odaklanılıyor, arama motorları ile mantık motorları arasındaki farklar anlatılıyor. - Microsoft Bing Chat ile İşinizi Kolaylaştırın - İşleri kolaylaştırmak ve otomatikleştirmek için Microsoft Bing Chat'ten nasıl yararlanacağı anlatılıyor. - Üretken Yapay Zeka Çağında Etik - Etik hususların neden üretken yapay zeka oluşturma ve devreye alma sürecinin kritik bir parçası olduğu ve bu etik zorlukları ele almanın yolları paylaşılıyor. - Yapay Zekaya Giriş - Yapay zekadaki en iyi araçlara ilişkin basitleştirilmiş bir genel bakış sunuluyor. Kurs, şu anlık yalnızca İngilizce dilinde mevcut. Önümüzdeki aylarda Portekizce, Fransızca, Almanca, Çince ve Japonca dilleri de planlansa da Türkçe için herhangi bir bilgi bulunmuyor. Microsoft'un kursuna bu bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-windows-12-chrome-os-rakibi-h137577.html", "text": "2024 yılında yayınlanacağı tahmin edilen Windows 12, bir web sürümü üzerinde çalışıyor. Bu sürümün web odaklı olacağı düşünülürken, akıllara Google'ın düşük donanıma sahip bilgisayarlar için kullanıma sunduğu ChromeOS'i getiriyor. Microsoft, yeni nesil Windows ve web işletim sistemi için \"Windows and Web Experience\" adında bir ekip kurduğunu doğruladı. Ekibin Windows 12'nin yanında bir de web temelli bir sürüm üzerinde çalıştıkları söyleniyor. Ayrıca bu ekip, yeni nesil Windows deneyimlerini ve uygulamalarını tanımlayıp kullanıcılara sunmayı amaçlıyor. Windows 12'nin web sürümü, bulut destekli olacak. Ayrıca bu web sürümü, düşük donanıma sahip bilgisayarlar için kullanılacak. Bulut temelli işletim sistemleri, düşük donanımlı bilgisayarlarda sabit bir internet bağlantısı ile sorunsuz bir şekilde çalışabiliyor. Donanıma pek ihtiyaç duymayan bu işletim sistemleri, internet bağlantısı ile kullanılabiliyor ve kullanıcılara daha erişilebilir bir bilgisayar deneyimi vadediyor. Windows Latest'ın haberine göre, Windows 12'nin web sürümünün ağırlıklı olarak Microsoft Edge'e ve yapay zekaya dayanması bekleniyor. Şirket, Microsoft Edge'i daha akıllı hale getirmek ve kullanıcı deneyimini daha iyi analiz etmek için yapay zeka ile zenginleştirecek. Bu da sürümün daha verimli ve akıcı bir kullanıcı deneyimi yaşatacağını gösteriyor. Microsoft'un bu girişimindeki temel amaç, sürümü daha da hafifleştirmek. ChromeOS gibi işletim sistemleri, genel olarak düşük donanıma sahip bilgisayarlar için üretiliyor. Yüksek fiyatlı bilgisayarlara erişimi zor olan kullanıcılara ve özellikle öğrencilere büyük kolaylık sağlayan bu işletim sistemleri, eğitim sektöründe teknolojinin kullanılmasını daha da kolaylaştırmayı hedefliyor. Daha önce web odaklı bir sürüm yayınlayan Microsoft, bu girişiminde başarısız olmuştu. Görsel: Web temelli Windows 11X sürüm konsepti, Neowin. Windows 11 ile beraber Windows 11X işletim sistemini yayınlamayı düşünen Microsoft, bu sürümü hiçbir zaman piyasaya sürmedi ve beta aşamasında kaldı. Henüz çıkış tarihi bilinmeyen Windows 12'nin web sürümünün 2024 yılında yayınlanması bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-windows-karma-gerceklik-platformu-kapaniyor-h139515.html", "text": "Microsoft, 2017 yılında karma gerçeklik alanında iddialı olmak için Windows Mixed Reality isimli platformunu duyurmuştu. Ancak şirket, bugün 6 yılı aşkın süredir kullanımda olan platformun fişini çekme kararı aldığını duyurdu. Şirket, Kullanımdan Kaldırılan Windows Özellikleri listesine Mixed Reality'yi de ekledi. Açıklamada platformun, Windows'un gelecekteki bir sürümünde kaldırılacağı aktarıldı. Meta ve HTC gibi rakiplere karşı olarak çıkarılan Windows Mixed Reality, sanal gerçeklik alanındaki oyunlara, uygulamalara ve diğer deneyimlere yönelik bir portal görevi gören bir platformdu. Yani kısacası Windows için bir VR ekosistemiydi. Microsoft HoloLens de dahil Acer, Dell, Lenovo, Asus, HP ve Samsung gibi farklı şirketlerin karma gerçeklik gözlükleri de Windows Mixed Reality desteğine sahipti. Microsoft'un son zamanlarda sanal ve karma gerçeklik departmanlarında küçülmeye gidiyordu. Geçen ocak ayında 10 bin kişiyi işten çıkarmıştı. Bunun büyük bir bölümü de karma gerçeklik projelerindendi. Windows Mixed Reality ile ilgili kararın nedeni açıklanmadı ancak bu küçülmenin bir parçası olduğunu tahmin edebiliriz. Teknoloji devi muhtemelen platformdan istediğini elde edemedi. Tabii ki şirketin tamamen VR tarafını bıraktığını söyleyemeyiz. Halen birçok büyük proje devam ediyor. Microsoft Teams'e kullanıcıların sanal ortamlarda buluşabileceği 3 boyutlu görüşmeler getirecek Microsoft Mesh de dahil bir dizi VR uygulaması halen geliştiriliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-yapay-zeka-cipleri-h138632.html", "text": "Microsoft, bugün Ignite ismini verdiği geliştirici konferansını gerçekleştirdi. Teknoloji devi, etkinlik sırasında birçok önemli duyuru yaptı. Tabii ki en çok öne çıkan şey, son zamanlarda yatırımlarını ciddi oranda artırdığı yapay zekaydı. Konferansta, yıllardır gizlice geliştirilen bir yapay zeka projesi de duyuruldu. Bu proje, Microsoft'un özel yapay zeka çipleriydi. Tanıtılan iki çip, bu konuda Microsoft'u NVIDIA'ya rakip yapacak. Microsoft'un tanıttığı çipler, Azure Maia Hızlandırıcı ve Azure Cobalt CPU olarak karşımıza çıkıyor. 5 nm sürecinden geçen Maia, ChatGPT, Copilot gibi yapay zeka modellerini eğitmek için tasarlanmış. Cobalt'ın ise bulut üzerinde tasarlanmış Arm tabanlı bir işlemci olduğunu da belirtelim. Maia, şirketin yakın zamanda çıkardığı Copilot yapay zeka modeli için temelini oluşturacak. Çip, aynı zamanda yapay zeka işlemlerini de hızlandırmaya ve geliştiricilerin özel yapay zeka konusundaki hamlelerini kolaylaştırmaya yarayacak. OpenAI iş birliğiyle tasarlanan bu çipin büyük dil modelleri için kullanılacağını söyleyebiliriz. Azure Cobalt CPU, ise 128 çekirdekli bir çip olarak karşımıza çıkıyor. Microsoft, bu CPU'nun Azure'nin genel bulut hizmetlerine güç sağlamak için tasarlandığını ifade etti. Arm tabanlı çipin hem yüksek performans hem de güç konusunda verimlilik sağladığını da ekledi. Cobalt işlemci, şu sıralarda Microsoft Teams'te test ediliyor. Microsoft, NVIDIA'nın yapay zeka işlemcileri konusundaki dominasyonunu azaltma potansiyeline sahip çipler, önümüzdeki yılın başında veri merkezlerinde kullanmaya başlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-yapay-zeka-toplu-sozlesme-h139244.html", "text": "Yapay zeka teknolojilerinin gelişmesi, bazı tartışmaları da beraberinde getirdi. Hemen her sektörde yaşanan tartışmalar, genel olarak çalışanlarla ilgiliydi. Pek çok kişi, yapay zeka teknolojileri ile iş kollarının değişeceğini, pek çok personelin işsiz kalacağını söyledi. Hatta Hollywood'da sırf yapay zekadan kaynaklanan, çok büyük bir grev bile yaşandı. Şimdiyse ABD merkezli teknoloji devi Microsoft'tan, yapay zekanın riskleri ile ilgili önemli bir hamle geldi. Şirket, kendi oyun stüdyosu ZeniMax ile bir toplu sözleşme imzaladı. Aslında bu toplu sözleşme bile önemliydi çünkü Microsoft, geçmişte böyle bir şey yapmamıştı. Ancak burada daha önemli olan, Amerika İletişim İşçileri Sendikası ile gerçekleştirilen görüşmeler sonrası imzalanan toplu sözleşmenin, yapay zekaya odaklanıyor olması. Microsoft'un imzaladığı toplu sözleşmede, yapay zeka sistemlerinin tüm insanlara adil davranacağı ve herkesi güçlendirmeye odaklanacağı maddeleri yer alıyor. Yani Microsoft, bunların sağlanması için çalışacağına dair söz verdi. Olur da çalışanlar, Microsoft'un üzerine düşeni yerine getirmediğini görürse mahkeme yoluna gidebilecek. Açık konuşmak gerekirse bu anlaşma, Microsoft için iyi niyet göstergesi olarak kabul edilebilir. Sözleşmede bulunan cümlelerden biri, tam olarak şöyle: Amaç, araç ve teknolojilerin işçilere zarar vermekten ziyade, fayda sağlamasını sağlamaktır. Sözleşmeye göre Microsoft, bunun aksine bir yapay zeka teknolojisi tespit ederse CWA'ya bilgilendirme yapmak zorunda olacak. ABD'nin en büyük işçi sendikası olarak bilinen AFL-CIO tarafından yapılan açıklamaya göre alanında ilk olan toplu sözleşme, geliştirilmekte olan teknolojilerin çalışan gözünden nasıl algılandığının önemsenmesini sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/microsoft-yazilimlarini-etkileyen-2-ayri-acik-tespit-edildi-h137671.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, \"webp\" ve \"libvpx\" isimli açık kaynak kütüphanelerinde 2 adet sıfırıncı gün açığı tespit ettiğini ve bu açıkları kapattığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre söz konusu açıklar, Skype, Teams ve Edge gibi şirketin en popüler hizmetlerini kullanan tüketicileri etkiledi. Microsoft, sıfırıncı gün açıklarının bilgisayar korsanları tarafından da bilindiğini, bazı kullanıcıların bu açıklardan kaynaklı olarak siber saldırıya maruz kalmış olabileceğini söyledi. Eylül ayı içerisinde tespit edilen 2 sıfırıncı gün açığı, Google ve Citizen Lab bünyesinde çalışan siber güvenlik uzmanlarına göre casus yazılımlar aracılığıyla bireyler için kullanıldı. Bu arada; güvenlik açıklarının sadece Microsoft'u değil, diğer tüm teknoloji şirketlerini de etkilediğini söyleyelim. Çünkü webp ile libvpx, farkında bile olmasak da aslında hepimizin kullandığı, denk geldiği kütüphaneler. En basit örnek; Google arama motoru üzerinden bilgisayarınıza, telefonunuza veya tabletinize görsel indirirseniz, indirme uzantısı büyük olasılıkla webp olacaktır. Sadece Microsoft'u değil; Apple, Google ve Firefox gibi şirketleri de etkileyen güvenlik açıklarının bugüne kadar kaç kullanıcıyı etkilediği bilinmiyor. Ancak tahminlerden çok daha fazla kullanıcının bu güvenlik açıklarından etkilenmiş olma ihtimali yüksek. Zira Citizen Lab, geçtiğimiz ay yaptığı bir çalışmada bu güvenlik açığı için oluşturulan casus yazılımın iPhone'a bulaşması durumunda, telefonun doğrudan hack'lenebildiği ortaya çıkmıştı. Microsoft, resmi internet sitesinde konuyla ilgili kısa bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada bizim sizlere aktardığımızın dışında bir detay bulunmuyor. Bu arada; daha detaylı açıklama ise Microsoft'a ulaşan teknoloji haber siteleri olduğunu ancak Microsoft'un detay vermediğini de belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/midjourney-v6-alpha-ultra-gercekci-ozel-surum-h139530.html", "text": "Piyasadaki en popüler yapay zeka destekli metinden görüntü oluşturma aracı Midjourney, etkileyici bir güncelleme ile karşımıza çıktı. Midjourney ekibi, pek çok ülkede başlamış olan yılbaşı tatiline özel olarak tasarladığı Midjourney V6 Alpha sürümünü kullanıma sundu. Enfes görüntüler üretebilen yeni sürüm, tatil döneminin sonunda kullanımdan kaldırılacak. Yapılan resmi açıklamaya göre dokuz aydır üzerinde çalışılan Midjourney V6 Alpha, Discord üzerinden kullanılabiliyor. Ayrıca bu sürümün gücünden tam anlamıyla yararlanmak için kullanılabilecek bazı kodlar da var. Midjourney V6 Alpha üzerinden yapılan testler, yapay zekanın gerçekten benzeri görülmemiş düzeyde iyi sonuçlar verdiğini gözler önüne seriyor. Yukarıda, milyarder iş insanı Elon Musk için oluşturulmuş bir görüntü yer alıyor. Ultra gerçekçi görüntü, sanki bizzat Elon Musk tarafından çekilmiş ve üzerinde düzenleme yapılmış gibi duruyor. Başka bir görselde ise Donald Trump ile Hillary Clinton'ın resmedildiğini görüyoruz. Bu görüntünün gerçek olmadığına inanmak, gerçekten çok zor. - Adım #1: Burada bulunan bağlantı ile Midjourney Bot'u Discord'a ekleyin. - Adım #2: Discord'da Midjourney Bot'u açın ve \"/settings\" komutunu girin. - Adım #3: V6 Alpha sürümüne geçiş yapın. - Adım #4: İstemlerinizi yazın ve görüntünün oluşmasını bekleyin. Tabii Midjourney'in ücretsiz bir hizmet olmadığını hatırlatalım. Yapay zeka destekli görüntü üretme aracını kullanmak isteyenlerin, aylık veya yıllık olarak sunulan abonelik paketlerini satın alması gerekiyor. Fiyatlarsa aylık 8 dolardan başlayıp, 60 dolara kadar çıkıyor. Midjourney V6 Alpha ile yapay zeka modeline önemli bir özellik de eklendi. En büyük rakibi DALL-E 3'te zaten olan bu özellik, Midjourney'in görsellere metin eklemesine olanak tanıyor. Özelliği kullanırken eklemek istediğiniz metni tırnak içinde yazmanız gerektiğini belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/miknatisla-araba-hareket-ettirmek-h124117.html", "text": "İlk bakışta gayet mümkünmüş gibi görünen bu fikrin çeşitli varyasyonları da bulunuyor. Genel olarak elimizdeki materyaller; bir araç ve onun üzerinde bulunan bir vinç, aracın önünde bulunan bir metal ve vince bağlı bir mıknatıs. Konuyu bir bilene sorduk ve Makine Mühendisi Fatih İnal bize bu düşüncenin gerçekte mümkün olup olamayacağını herkesin anlayacağı bir dille anlattı. Özellikle de benzin fiyatları cep yakıyorken... \"Neden mümkün olmasın ki?\" demek istiyor olabilirsiniz ancak ne yazık ki mümkün değil! Çünkü fiziğin temel yasaları bunu imkansız kılıyor. Bir aracın, kendisine bağlı bir mıknatıs ile hareket ettirilemeyeceği, Newton'un birinci hareket yasası ile açıklanabilmektedir. İkinci ve üçüncü hareket yasaları da bu açıklamayı destekleyen argümanlara sahiptir. 1. Yasa: Bir cisim, üzerine dengelenmemiş bir dış kuvvet etki etmedikçe hareket durumunu korur. 2. Yasa: Bir cismin kütlesi ile ivmesinin çarpımı ona etki eden net kuvvete eşittir. 3. Yasa: Her etkiye karşılık, eşit büyüklükte, aynı doğrultuda fakat zıt yönlü bir tepki vardır. Bir kaykay üzerindeyken, ayağınız ile zemine bir kuvvet uygulamadan hareket edemezsiniz. Otomobiliniz çalışmadığı zaman, otomobilin içinde otururken değil de, inip arkasından kuvvet uygulayarak ilerletirsiniz öyle değil mi? Çünkü bir cisme ancak dışarıdan bir etki uygularsanız onun hareket durumunda bir değişikliğe neden olabilirsiniz. Mıknatıs ile aracı hareket ettirmek aslında dışarıdan bir kuvvet uygulanıyor gibi gözükmesine sebep olsa da bu noktada ikinci ve üçüncü hareket yasaları yardımımıza koşuyor. Bir aracın önüne bağlanan mıknatıs, aracın önündeki metali kendisine doğru çekeceği doğrudur. Ancak aynı zamanda bu çekim kuvvetinden doğan ters yöndeki tepki kuvvetini de kendisini araca bağlayan parçalar üzerinden araca iletecektir. Yani mıknatıs, aracı aynı anda hem çekecek hem de itecektir. Bu durumda aracın üzerinde dengelenmemiş bir dış kuvvet oluşmamış, cisme etki eden net kuvvet iki eşit ve zıt kuvvet ile sönümlenmiştir. Dolayısıyla, araç kendisine bağlı olan mıknatıs nedeniyle hareket durumunu değiştirmeyecektir. Eğer duruyorsa durmaya, hareket ediyorsa aynı hareketi korumaya devam edecektir ."} {"url": "https://www.webtekno.com/milli-egitim-bakanligi-yeni-yonetmelik-h137861.html", "text": "Milli Eğitim Bakanlığı'nın \"Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik\" kararı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Bu değişikliklere göre öğrencilerin beslenme ihtiyaçlarını daha rahat karşılayabilmeleri için teneffüslerden biri, en az 20 dakika olacak. Ayrıca MEB tarafından ders geçme notlarında da değişikliğe gidildi. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe göre, ana sınıflar sadece ilkokul bünyesinde açılabilecek. Ana sınıfları daha önce ortaokul, lise ve BİLSEM ve benzeri eğitim kurumlarında açılabiliyorken MEB'in yeni kararına göre ana sınıfları sadece ilkokul bünyesinde açılabilecek. Bu değişiklik ile okul öncesi çağındaki çocukların gelişim süreçlerinde, kendilerine en yakın çağda olan ilkokul öğrencileriyle beraber eğitim almaları hedefleniyor. Okul öncesi çağındaki çocukların kendilerinden yaşça büyük öğrencilerle eğitim almaları yerine ilkokul öğrencileri ile beraber eğitim almaları, gelişimleri açısından fayda sağlayacak. Ders programları, özel durumu olan öğretmenlere göre değiştirilecek. Buna göre öğretmenlerin ders programları hazırlanırken engelli öğretmenlerin, bakmakla yükümlü olduğu engelli yakını olan ve 36 ayını doldurmamış çocuğu olan öğretmenlerin ders programları değiştirilebilecek. Ayrıca doğum yapan öğretmenlerin 1 yıl olan nöbet tutmama hakkı, anne ve bebeğin beraber daha fazla zaman geçirebilmeleri için 2 yıla çıkarılacak. Değişiklik sayesinde özel durumu olan öğretmenlerin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınacak. Öğrencilerin devamsızlık durumları velilere bildirilecek. Devamsızlıkların beşinci, onuncu ve on beşinci günlerinde velilere bildirim yapılacak. Bu sayede veliler, velisi olduğu öğrencinin devamsızlıkları hakkında bilgi sahibi olabilecek. Daha önce 45 olan ders geçme notu yükseltildi. Ders geçme notu 45'ten; Türkçe için 70'e, diğer dersler için 50'ye yükseltildi. Bu puanların altında kalan öğrencilerin sınıf geçme veya sınıfta kalma durumuna ise Şube Öğretmenler Kurulu karar verecek. Teknolojiye bağımlılığın önüne geçmek ve elektronik cihazların bilinç dışı kullanımını engellemek için kısıtlama getirilecek. Öğrencilerin teknoloji bağımlılığını azaltmak amacıyla elektronik cihaz kullanımı kısıtlanacak. Okullarda cep telefonu, kamera, görüntü ve ses kaydı yapma özelliği olan cihazlar, okulda barındırılmayacak. Bu cihazların kullanımı ile ilgili okul müdürleri ve öğretmenler tedbir alacak. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, ilkokul ve ana sınıflarında dikkate alınacak. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde, öğrencilerin fotoğraf, görüntü ve seslerinin izinsiz olarak sosyal medyada paylaşılmasının önüne geçilecek. Öğrencilerin görüntüleri veli ve rehber öğretmenlerin gözetiminde, öğrenciden yazılı izin alınarak paylaşılabilecek. Resmi Gazete'de yayımlanan kararnamenin tamamnına buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/mng-kargo-logosunu-degistirdi-video-h139408.html", "text": "Birkaç ay önce uluslararası lojistik firması DHL bünyesine giren MNG Kargo, yeniden markalaşma yoluna gitti. Bu hamleyle MNG Kargo'nun logosu değişti. Yapılan logo değişikliği ile MNG Kargo, DHL bünyesinde olduğunu herkesin görmesini sağlayacak. MNG Kargo'nun logo değişikliği, şirketin alıştığımız logosunu çok da değiştirmedi. Ancak yeni logoda \"A Company of DHL\" ibaresi bulunacak. DHL'in logosu, MNG Kargo'nun hemen yanında bulunacak. Firmanın araçları, kargo kutuları, internet sitesi ve şubeleri, artık yeni logoya ev sahipliği yapacak. Yeni logomuz, DHL ile yaratacağımız güçlü bir geleceği temsil ediyor. MNG Kargo'nun köklü geçmişi ve DHL'in küresel uzmanlığı arasında kurduğumuz bu köprü, müşterilerimize daha rekabetçi ve yenilikçi lojistik çözümleri sunmamıza olanak tanıyor. DHL eCommerce'in yaygın global ağını ve dijital uzmanlığını MNG Kargo'nun yerel kimliğiyle birleştiren DHL Group, Türkiye pazarındaki büyüme potansiyelinden faydalanmayı hedefliyor. Bu güçlü birlikteliği temsil eden yeni logomuz ile küresel pazarda daha güçlü bir konumda yer almayı amaçlıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/motosikletlere-6-ay-6000-km-siniri-getirildi-h139279.html", "text": "Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında, motosiklet sahibi vatandaşları ilgilendiren bir karar yayımlandı. Hükumet, otomobiller için uyguladığı 6 ay/6.000 kilometre sınırını, motosikletler için de genişletti. 2022 yılında alınan bir karar ile satın alınan sıfır kilometre otomobiller için 6 ay/6000 km uygulaması getirildi. Yani vatandaş, aldığı aracı 6 ayı ya da 6000 km sınırını doldurmadan satamaz oldu. Resmi Gazete'de bugün yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, düzenlemeyi motosikletleri de kapsayacak şekilde genişletti. MADDE 2- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Yönetmelik hükümlerini Ticaret Bakanı yürütür. Hükumet, böyle bir kararla sıfır otomobilin birkaç ay içerisinde daha yüksek bir fiyat karşılığında satılmasını engellemeyi amaçlamıştı. Açık konuşmak gerekirse düzenleme, etkili de oldu. Öte yandan; Ticaret Bakanı Ömer Bolat da geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili açıklama yapmıştı. Bugün yayımlanan karar ile motosiklet piyasasında da düzelme yaşanması çok olası."} {"url": "https://www.webtekno.com/mozilla-firefox-inceleme-denetleyicisi-yeni-ozellik-h137788.html", "text": "Mozilla Vakfı, popüler internet tarayıcısı Firefox için yeni bir özelliği test etmeye başladı. Bu yeni özellik, artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen internet alışverişleri için kritik bir önem arz edecek gibi görünüyor. Çünkü \"İnceleme Denetleyicisi\" olarak isimlendirilen yeni özellik, satın almayı düşündüğünüz bir ürün hakkındaki yorumları denetleyip, ürünün gerçekten \"iyi\" olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak. Firefox için hazırlanan yeni özellik, sahip olduğu özel algoritma yardımı ile bir ürün için yapılan yorumları analiz ediyor. Sahte olduğu anlaşılan yorumları eleyen, sonra da 5 yıldız üzerinden yeniden puanlama yapan İnceleme Denetleyicisi, bu sayede kullanıcının ürünle ilgili gerçek değerlendirmeleri görmesini sağlıyor. Firefox'un bu özellik için Mozilla'nın geçtiğimiz aylarda satın aldığı Fakespot'un teknolojisinden faydalandığını söyleyelim. Bu teknoloji, yapay zeka desteği ile benzer ve sahte yorumları \"güvensiz\" olarak nitelendiriyor. İnceleme Denetleyicisi, sahip olduğu yapay zeka desteği ile sadece güvensiz yorumları filtrelemiyor. Bir ürünle ilgili yapılan yorumların derlemesini, hangi özelliklerin ön plana çıktığını da bu özellik aracılığıyla inceleyebiliyorsunuz. Satın almak istediğiniz ürünle ilgili binlerce yorum yapıldıysa, İnceleme Denetleyicisi ile zaman kazanma fırsatı yakalamış olacaksınız. Mozilla, İnceleme Denetleyicisi özelliğinin ne zaman kullanıma sunulacağına ilişkin bir açıklama yapmadı. Ayrıca bu özelliğin hangi e-ticaret platformlarında kullanılabilir olacağı da şimdilik bilinmiyor. Test kullanıcıları, bu yeni özelliğe Amazon üzerinden erişebilmiş olsalar da gelecekte, çok daha fazla e-ticaret platformu için bu özelliğin aktif olacağı düşünülüyor. Tüm bunların netleşmesi için bir süre daha beklemek gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/mr-mrs-smith-dizisi-fragman-h139632.html", "text": "Angelina Jolie ve Brad Pitt'in başrolünde yer aldığı Mr. & Mrs. Smith filmi, hem gişede büyük başarı yakalamıştı hem de büyük bir hayran kitlesine ulaşmıştı. O filmden bu yana 18 yıl geçti ve şimdi, Mr. & Mrs. Smith bir dizi olarak yeni bir kadroyla bu kez dizi olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Bu defa dizide birbirlerinden habersiz olarak ajan olan bir çift görmüyoruz. İki yalnız yabancı olan karakterlerimiz Mr. John ve Mrs. Jane Smith , görücü usulü evlendirilip çalışmaya başlarlar. İkili artık evlidir ve her hafta bambaşka görevlerle başa çıkmaya çalışırlar. Elbette ki bu derme çatma başlayan evlilik de çeşitli zorluklara gebedir. Dizinin yapımcılığını Francesca Sloane ve Donald Glover üstlenirken, dizinin resmi fragmanı ve yayım tarihi de belli oldu. 2 Şubat 2024'te 240'tan fazla ülkede aynı anda gösterime girecek olan yapım, yalnızca Prime Video üzerinden yayımlanacak. Mr. & Mrs. Smith dizisinin misafir oyuncu kadrosuna baktığımızda da bir yıldızlar geçidi görüyoruz. Alexander Skarsgard, Eiza Gonzalez, Sarah Paulson, Sharon Horgan, Ron Perlman, Billy Campbell, Ursula Corbero, Paul Dano, Michaela Coel, John Turturro, Parker Posey, Wagner Moura gibi isimler dizinin misafir oyuncuları arasında yer alıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/msi-prestige-16-ai-ozellikleri-fiyati-h139653.html", "text": "Yapay zeka odaklı teknolojilerin yaygınlaşması, geliştiricilerin bu alanda çalışmalarına imkan tanıyacak bilgisayarlara duyurulan ihtiyacı artırdı. Hal böyle olunca markalar, birbirlerinin peşi sıra yapay zeka odaklı bilgisayarlar üretmeye başladılar. Sektörün önde gelen isimlerinden MSI da yapay zeka dünyasına tepeden giriş yapan markalardan biri. Prestige 16 AI Studio (B1VGG/B1VFG/B1VEG) ile Prestige 16 AI Evo (B1MG) isimli dizüstü bilgisayarlar, yapay zeka için özel olarak optimize edildiler. Intel Core Ultra 7 ve Intel Core Ultra 9 işlemcilerle donatılan dizüstü bilgisayarlar, yapay zeka odaklı işlemlerde performanstan ödün vermemek için Intel'in NPU teknolojisinden faydalanıyorlar. MSI, bu teknolojiyi mümkün olan en iyi hale getirmek için yapay zeka destekli 100 uygulama geliştiricisi ile iş birliği yaptı. MSI'ın yapay zeka odaklı teknolojisi bundan ibaret değil. Prestige 16 AI serisi; kullanıcıların kullanım süreçlerini yapay zeka ile algılayıp, donanım ayarlamasını otomatik olarak yapabilen Intelligent Gaming, Intelligent Work, Intelligent Meeting ve Intelligent Entertainment teknolojileriyle donatıldı. Ocak ayında kullanıma sunulacak MSI AI Engine, tüm bu senaryolar için en iyi performansın sunulmasını sağlayacak. MSI Prestige 16 AI serisi yapay zeka odaklı modeller olarak karşımıza çıkmış olsalar da dilerseniz günlük kullanıcı olarak da bu dizüstü bilgisayara sahip olabilirsiniz. 16 veya Prestige 13 AI Evo (A1MG) modelinde 13.3 inç ekran boyutu sunan dizüstü bilgisayar, 32 GB'ye kadar RAM ve NVIDIA GeForce RTX 4070'e kadar GPU ile oyunlarda da eşsiz bir deneyim sunuyor. Üstelik 2 kilogramın altındaki ağırlık değeri ile MSI Prestige 16 AI, mobiliteyi zirveye çıkarıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/mtv-ucretleri-h130782.html", "text": "Resmi Gazete'nin bugünkü sayısı, otomobil sahibi olan tüm vatandaşları ilgilendiren bir tebliğe ev sahipliği yaptı. Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliği'ne göre vatandaşlar, 2024 MTV'sini 2023'e göre yüzde 58 zamlı ödeyecekler. Yukarıdaki tablo, farklı motor hacimlerine göre ödenecek en düşük ve en yüksek MTV tutarlarını gösteriyor. Peki biraz daha detaya inip yaş ve matrah tutarlarına göre araç sahiplerinin kaç TL MTV ödeyeceğine bakalım. Not: Aracınızın tescil tarihi 01.01.2018'den önce ise haberimizin son bölümüne geçin. Hükümet, 2018 yılında MTV ile ilgili yeni bir sisteme geçti. Bu sistem, MTV tutarının belirlenmesine araç matrahlarını da dahil etti. Buradaki amaç, daha pahalı bir otomobil satın alan vatandaşın, daha yüksek vergi ödemesiydi. Dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Naci Ağbal, konuyla ilgili şöyle bir açıklama yapmıştı: 2 milyon liranın üzerinde Ferrari alıyorsanız, 6 bin liralık ilave vergiyi de vereceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/mugla-tatil-yerleri-otelleri-h139708.html", "text": "Ülkemiz, özellikle de Ege ve Akdeniz sahil şeridine bakıldığında tam bir tatil cenneti. Ve 2024 yılında bir yaz tatili yapma planlarınız varsa size büyük bir müjdemiz var. Tatil sitelerinin erken rezervasyon kampanyaları resmen başlamış durumda. Peki nereye gitmeli? Gelin hep birlikte, tatil denince akla gelen ilk yerlerden olan Muğla tatil yerlerine yakından bakalım. Marmaris, plaj keyfi için tercih edebileceğiniz rotaların başında gelebilir. Çünkü Söğüt, Bozburun, Kızkumu, Kleopatra ve İncekum, Muğla tatil yerleri arasında sınırları içindeki en popüler plaj lokasyonları olarak bilinir. Tekne turları için ideal bir lokasyon olan bu ilçenin gece hayatı da fazlasıyla hareketli. Bodrum içinse hak verirsiniz ki diyebileceğimiz hiçbir şey yok. Türkiye'nin en gözde tatil mekanlarından olan Bodrum, gerek Gümbet, Bitez ve Ortakent gibi plajları gerekse Türkbükü, Yalıkavak ve Gündoğan gibi koylarıyla bir daha asla unutamayacağınız bir tatil yaşatacaktır. Fethiye, nispeten sakin yapısı ve eşsiz doğası ile büyüleyici bir tatil lokasyonu. Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi gibi eşine az rastlanır yerlerden biri olan Fethiye, kamp tutkunlarının da vazgeçilmezlerinden bir tanesi. Ve elbette Datça. Saklı cennet tabiri, Datça ile eş anlamlı desek yanlış olmaz. Sakin koyları ve buram buram tarih kokan köyleriyle Datça, erken rezervasyon otelleri için arama yaparken mutlaka göz atmanız gereken yerlerden bir tanesi. Dalaman da tıpkı Fethiye ve Datça gibi sessiz tatil yerlerinden bir tanesi. Ancak Dalaman'ı diğerlerinden ayıran başlıca husus, çayda rafting gibi aktivitelere imkan tanıyor olması. Ayrıca daha geleneksel takılmak ve hatta akarsu kenarında piknik yapmak isterseniz de Dalaman'a gidebilirsiniz. Herkes deniz, kum güneş arayışında olmayabilir. Bazılarımız, tarihi yerleri ziyaret etmekten de hoşlanıyor. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız tatil tercihinizi Milas'tan yana kullanabilirsiniz. Labranda Antik Kenti, Gümüşkesen Anıtı, Milas Müzesi ve Kaya Mezarları, Milas'ta hafızalara kazınacak bir Muğla tatili yapmanızı sağlayabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/mukemmel-gunes-sistemi-kesfedildi-h138956.html", "text": "Uzayda üzerinde yaşam barındırması mümkün olan gezegenleri arayış yolculuğu devam ediyor. Chicago Üniversitesi'nden astronomlar, NASA'nın TESS ve Cheops uydularını kullanarak HD110067 adlı yıldız ve çevresindeki gezegenleri inceledi. Söz konusu gezegenlerde yaşam olma ihtimali görülmedi ancak teorik bir sistem, ilk kez gerçekte gözlemlenmiş oldu. Bilim insanları bu sistemin \"mükemmel bir güneş sistemi\" olduğunu açıkladı. Güneş sistemleri iki farklı şekilde oluşuyor. Birincisi bizim de içinde bulunduğumuz güneş sistemi gibi \"vahşice\" oluşan sistemler. Bu sistemlerin oluşum sürecinde gezegenler birbirlerine çarpıyor, bazıları birleşiyor, bazıları yok oluyor. Sonuç olarak bizim sistemimize benzer sistemlerde gezegenler farklı boyutlarda oluyor. Mükemmel güneş sistemleri söz konusu olduğunda ise böyle bir durum söz konusu olmuyor. Gezegenler belli bir aralıkla diziliyor ve hepsi aşağı yukarı aynı boyutlarda oluyor. Bu gezegenler çok az değişiklik geçiriyor, harmoni içinde hareket ediyor ve daha dairesel yörüngeler izliyor. HD110067'nin sistemi de böyle bir sistem. Bu sistemler, gezegenlerin oluşum süreçleri hakkında da daha fazla bilgi elde edebilmeyi sağlıyor. Araştırma hakkında bir açıklama yapan Warwick Üniversitesi'nden Dr. Marina Lafarga-Magro, \"Bu gerçekten çok heyecan verici, daha önce kimsenin görmediği bir şeyi görüyoruz\" ifadelerini kullandı. Sistem o kadar dengeli ki gezegenlerin de hareketleri arasında bir ilişki var, bizim sistemimizdeki gibi bağımsız hareket etmiyorlar. En yakın gezegenin yıldızı etrafındaki 3 turuna karşılık, 2. sıradaki gezegen 2, 3. sıradaki gezegen ise 1 tur atıyor. 4. gezegenden sonra ise gezegenlerin bir yılları arasında 4:3 oran söz konusu. Hatta bilim insanları gezegenlere birer nota tanımlayarak bu hareketleri bir müziğe de çevirdi. Her biri Dünya'nın iki-üç katı büyüklüğünde olan gezegenlerin yapıları ise Neptün'e benziyor. Bu gezegen tipi Samanyolu'nun en yaygın gezegen tipi olsa da yapıları hala tam olarak bilinmiyor. Gezegenlerin kayalık mı, gazlardan mı yoksa sıvılardan mı oluştuğu bile tam olarak bilinmiyor. Yeni sistemin merkezindeki yıldızın da parlak olması, bu konuda yeni araştırmalar yapılabilmesinin önünü açıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/nah-hareketi-ilk-hangi-kulturden-yayildi-diger-anlamlari-ne-h139563.html", "text": "Eskimeyen ve çok uzun süredir tarihimizin bir parçası olan 'nah'; bildiğimiz gibi baş parmağın, yumruk yapılmış elin işaret ve orta parmakları arasına sıkıştırılmasıyla gerçekleşiyor. Yumruk arasına sıkıştırılan parmak sayısının arttırılması, harekete kolun da dahil edilmesi gibi daha aksiyonlu ve yaratıcı çeşitlemeleri de görebiliyoruz. 'Nah', aynı zamanda sözlü ifadelerimizde Nah işte, burada görmüyor musun? gibi belirteç olarak da kullandığımız kelimelerden biri. Kendi kullanımımızda bile anlamı değişen hareketi yurt dışında bir yabancıya yapmayı iki kez düşünmeniz gerekebilir. Hareket ile yapılan Nah yaparsın! söyleminin Yargıtay kararı ile hakaret sayıldığı bir örnek bulunuyor. Hakaret kullanımını desteklemiyor olsak da yakından incelememiz evrensel anlamlarını incelerken yardımcı olabilir. Genel olarak söylemlerimize ek bir jest olarak küfür niteliğinde, cinsel organ çağrışımları yapmak amacıyla kullanıyoruz. Araştırmacılar, şeklin başlangıçta da kadın cinsel organı veya erkek cinsel organıyla birleşmiş halini tasvir etmek için yapıldığını öne sürüyor. İki kez düşünmemiz gereken konuya gelelim. Kullanım sıklığı en çok ülkemizde olsa da Endonezya, Çin, Rusya ve bazı Akdeniz ülkelerinde de bu hareketi yapmanızı önermiyoruz. Evrensel olarak daha çok bilinen orta parmak işareti ile benzer hakaretleri içeriyor ve onun gibi sözlü ve sözsüz iletişimde hakareti destekliyor. Kullanımı bizdeki kadar yaygın olmasa da hareketin bu anlamı karşı tarafa sözsüz bir açılım sağlıyor. Ülkelerden bir liste yapsak bile listemiz dışında kalan Kore, Vatikan ve İspanya'da da işaret ile karşılaşmamız mümkün. İnsanların 'nah' hareketine tepki verdiğini göremesek bile kültürlerinin bir parçası olduğunu eserlerinden anlıyoruz. Kore'nin bilinen filmlerinden olan 2003 yapımı Cinayet Günlüğü filminde başrolü oynayan Song Kang-ho, filmde çocuklara bu işareti yapıyor. Vatikan ve İspanya'da ise müze ve sergilerde karşılaşabileceğimiz resimlerde 'nah' hareketi yapan figürler görüyoruz. Bir gün Sistina Şapeli ve Francisco Goya'nın resimlerine bakabilme şansınız olursa 'nah' işareti yapan melekler veya cadılarla dolu resimlere bakmanız konusunda ipucu veriyoruz. Sözlü ifadelere de dikkat etmekte fayda var. Yabancı birinin size sözlü olarak nah demesi, size kötü bir şey demek istediği anlamına gelmeyebilir. Bizim konuşmada belirteç olarak kullandığımız 'nah!'; Amerika gibi ülkelerde 'olmaz, hayır' anlamı taşıyabiliyor. Hakaret anlamındaki 'nah', İngilizcede 'fig' olarak isimlendiriliyor. İncir ile aynı ismi taşıyan hareketin bu ismi ise çok eskilere dayanıyor. İtalyancada incire karşılık gelen fico, Antik Roma'da 'mano fico' adıyla, hala yapmakta olduğumuz hareketin ismini taşıyor. İlk kez Antik Mısırlılar tarafından Akdeniz'e yayıldığı, Yunan ve Roma'da da yaygın olarak kullanıldığı görülüyor. Günümüzde o tarihlerde kullanımı hakkındaki bilgimiz, anlatılar ve eserlerin günümüze ulaşabilmesinden geliyor. Nazardan korunmak ve iyi şans getirmek için tılsım ve takı olarak kullanılmış ve günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Cinsel çağrışımı olan objeyi gören kötü ruhların dikkatinin dağılacağı ve onları kötücül davranışlardan alıkoyacağına inanılıyormuş. Takı olarak üretimi ve kullanımı hala devam ediyor. Modern Portekiz ve Brezilya'da birçok kişi ve Sicilya'da hala incir işaretli biblolar ve takılar bulunuyor. En eski inanca en yakın kullanımı oluşturan bu kültürde insanlar hala önemli günlerinde şans getirmesi ve nazardan koruması için takıyorlar. Hala elleriyle nazar işareti yapan insanlarla karşılaşmanız ve iyi temenniler için yaptıklarını görmeniz mümkün. Antik Roma'nın aksine işaretin kökeninde cinsel tasvirin olduğu, olumlu anlamlarda kullanan insanların tümü tarafından bilinmiyor olabilir. İlginç bir kullanım olarak çocukları kandırmak. Burnunu çaldım. şakasını duymuş olabilirsiniz. Daha çok Amerika ve Avrupa'da çocukları eğlendirmek, şaka yollu korkutmak amacıyla yapılıyor. Çocuğun burnunun hızlı ve acısız sıkıştırılmasının ardından yapılan aynı hareket, bu defa da burnun elin içinde olduğu izlenimi uyandırılmak için yapılıyor. Kültürel değişimle gelen ve yok olan pek çok eylemimiz gibi nah hareketi de kültürlerin etkisiyle şekillenmiş. Hakaretimiz, tılsımımız veya burnumuz olabilen işaretimiz görünen o ki bir süre daha insanlıkla beraber yolculuğuna devam edecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-31-milyon-kilometreden-dunya-kedi-videosu-gonderdi-h139434.html", "text": "ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi , bir ilke daha imza attı. Kurum, 31 milyon kilometre uzaktan, gezegenimize bir video gönderdi. Derin uzayda lazer iletişim sistemlerinin test edildiği çalışmanın başarılı olması, NASA'nın yeni bir dönüm noktasına ulaştığını gözler önüne seriyor. NASA, uzun bir süredir \"Derin Uzay Optik İletişimi\" projesi üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu projenin amacı, çok çok uzak mesafelerle Dünya arasında hızlı bir iletişim kurulmasını sağlamak. İşte 31 milyon kilometre uzaktan gönderilen video da bu çalışmaların bir parçasıydı. 267 Mbps hız ile Dünya'ya tam 101 saniyede ulaşan 15 saniyelik video, NASA'nın doğru yolda olduğunun açık bir göstergesi. Adından da anlaşılabileceği üzere lazer ışınlarından faydalanan iletişim teknolojisi, en çok da Mars'ta yaşam planları için önemli. Bilim insanları, NASA'nın Psyche isimli projesi kapsamında bu teknolojiyi Mars ile Dünya arasına entegre etmeyi planlıyorlar. Eğer bu çalışmalar sonuca ulaşırsa Mars ile Dünya arasında anlık ve çok hızlı veri aktarımları yapılabilecek. Demo, basit bir video olsa da teknolojinin potansiyeli, çok daha büyük. Ultra HD kalitede oluşturulan test videosu, proje kapsamında çalışan bir personelin \"Taters\" isimli kedisine ait görüntülere ev sahipliği yapıyor. Ancak burada önemli olan videonun içeriği değil. NASA, bu test ile Dünya ile Ay arasındaki mesafenin 8 katı uzaklıktaki bir mesafede yüksek çözünürlüklü video aktarımı yapabildiğini tüm dünyaya göstermiş oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-asteroid-avcisi-teleskobu-neowise-omrunu-tamamliyor-h139462.html", "text": "Gece göklerini keşfetmek için NASA'nın uzun zaman önce yörüngeye gönderdiği NEOWISE adlı kızılötesi uydusu, güneş parlamaları nedeniyle yörüngesinin dışına itildi. Bu sürecin sonunda uydu, Dünya atmosferinde yanarak yok olacak. 2009'da fırlatılan kızılötesi teleskobu, bugüne kadar 200'e yakın gök cismini ortaya çıkarmıştı. NASA'nın NEOWISE adlı aracının, 2025 yılında artan güneş aktiviteleri nedeniyle kullanılmaz duruma geleceği açıklandı. Teleskobun yörüngesinin zaman içerisinde gittikçe daha da alçalacak. Bu durumun nedeni olan güneş parlamaları aslında diğer uyduları da etkileyecek. Güneş parlamaları nedeniyle Dünya'nın atmosferi ısınıyor ve genleşiyor. Genleşen atmosfer nedeniyle de uydular, daha fazla sürtünmeye maruz kalıyor. Sürtünme nedeniyle hız kaybeden uydular zamanla yörüngelerinden sapıyor ve atmosferin daha alt katmanlarına çekiliyor. Daha alt katmanlarda atmosfer daha yoğun olduğu için hız kaybı da artıyor. 13 Aralık 2013'te faaliyetlerine tekrar başlayan NEOWISE, aradan geçen sürede çok sayıda asteroid ve kuyruklu yıldız keşfinde önemli rol oynadı. Dünya'ya yakın nesneleri inceleyen bu uydu, gezegen savunma stratejilerini güçlendirmesiyle biliniyordu. NEOWISE aslında 2009 yılındaki WSE misyonunun yeniden tasarlanmasıyla ortaya çıkmıştı. İlk görevinde WISE gökyüzünün haritasını iki defa çıkaran kızılötesi teleskobu, soğutucu sıvısının tükenmesinin ardından yeni bir görevle harekete geçirildi. Soğutucu sıvısı olmadan evrendeki en soğuk nesneleri gözlemleyemeyecek olacak uydu, gezegenimizin yörüngesinde bulunabilecek ve potansiyel bir çarpışma tehlikesi oluşturabilecek nesneleri gözlemlemek üzere yeniden görevlendirmişti. NEOWISE'ın halefi NEO Surveyor üzerinde çalışmalar devam ediyor ve 2027 yılında faaliyete alınması planlanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-bennu-asteroid-ornekleri-ilk-bulgular-h137806.html", "text": "2016'da başlayan tarihi OSIRIS-REx görevi, 24 Eylül 2023 tarihinde tamamlandı. NASA, bu tarihte 4,5 milyar yaşındaki Bennu asteroidinden örnekleri Dünya'ya getirdi. Güneş sistemimizin oluşumu hakkında bilgi sağlama potansiyeline de sahip örnekler, 17 gündür ABD'nin Texas eyaletindeki Jahnson Space Center'da inceleniyordu. NASA, bugün Bennu'dan getirilen örnekler hakkında canlı olarak da yayınlanan bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, uzayın derinliklerinden gelen örneklerin ilk görüntüleri ve analizler sonucu ortaya çıkan ilk bulgular paylaşıldı. Bennu, hem karbon hem de su içeriyor! Görüntülerde toplanan örneklerin siyah toz ve kayalardan oluştuğu görülebiliyor. NASA'ya göre ilk bulgular, beklendiği gibi 4,5 milyar yaşındaki asteroidin karbon açısından zengin olduğunu ortaya koydu. Bunun yanı sıra asteroidin su içerdiği de ajans tarafından duyuruldu. Her ikisinin de yaşamın yapı taşlarından olması, bu araştırmanın ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi. NASA, iki haftalık süreçte taramalı elektron mikroskobu, kimyasal element analizi, X-ışını kırınımı ve kızılötesi ölçümler gibi yöntemler kullanarak örnekleri inceledi. Bu hızlı analizler sonucunda da karbon ve su açısından zengin olduğu ortaya çıktı. NASA, asteroidin yaşamın kökenlerine dair bilgiler sağlayabileceğine vurgu yaptı. Başkan Bill Nelson da Bennu hakkında, OSIRIS-REx örnekleri, şimdiye kadar Dünya'ya getirilen karbon açısından en zengin asteroit örneğidir. Bilim insanlarının gezegenimizdeki yaşamın kökenlerini gelecek nesiller için araştırmasına yardımcı olacaktır. ifadelerini kullandı. Bunlara ek olarak ajans, Güneş sisteminin oluşumu, yaşamın yapı taşlarının Dünya'da nasıl ortaya çıktığı ve asteroit çarpma ihtimaline karşı nasıl önlemler alınması gerektiği gibi konularda bize yardımcı olacağını da ekliyor. Sırlarla dolu olan bu kaya ve tozlar, yıllar sürecek incelemeler sonucunda yeni bilgileri gün yüzüne çıkaracak. Bennu'dan alınan örneklerin analizleri daha yeni yeni başlıyor. Dünya çapından uzmanlar, örnekleri incelemeye devam edecek. Biz de zaman geçtikçe yeni bilgilere ulaşabileceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-curiosity-araci-mars-gecirdigi-bir-gun-video-h139719.html", "text": "2011 yılında uzaya gönderilen Curiosity Gezgini, 12 yıldan fazla süredir kızıl gezegende keşifler yapıyordu. Şimdi ise NASA'dan uzay meraklılarının çok ilgisini çekecek bir video yayımlandı. Ajans, Curiosity Gezgini'nin gezegendeki bir gününü paylaştı. Video, 8 Kasım 2023 gününde çekildi. NASA Jet İtki Laboratuvarı'ndaki ekipler, aracın ön ve arka kameralarından alınan görüntüleri yaklaşık 10'ar saniyelik videolarda bir araya getirdi. Curiosity'nin gezegendeki 4002'nci gününe ait görüntüler, Hazcam olarak adlandırılan ön ve arka kameralarla çekildi. Açılımı Tehlikeden Kaçınma Kameraları olan bu kameralar, normalde aracın kayalar gibi engellerle kaplı zorlu Mars yüzeyinde gezinmesini kolaylaştırmak için tasarlanmıştı. Gezginin operasyonlarını durdurduğu bir sürede, Gale Krateri bölgesinde çekilen görüntüler, 05.30 ila 17.30 saatleri arasındaki 12 saatlik bir süreyi kapsıyor. Ön kamera, Gediz Vadisi isimli vadiyi bizlere gösterirken arka kamera ise yakındaki Sharp Dağı'nın yamaçlarına doğru bakıyor. Mars kayalarına da görüntülerde bir bakış atabiliyoruz. Curiosity'nin gölgesinin sabahtan akşama kadarki değişimi de görülebiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-ele-benzeyen-olu-yildiz-kalintisinin-goruntusunu-paylasti-h138251.html", "text": "Devasa bir kozmik el iskeleti görüntülendi. Hayır, bu yılda 61637 yapımda karşımıza çıkan süper kahramanlarla ilgili bir içerik değil. Bizim gerçekliğimizde, uzayda bir yerlerde ölü bir yıldızın arkasında bıraktığı, bir eli andıran elektromanyetik iziyle oluşmuş el iskeleti benzeri bir yapı bulunuyor. NASA'nın X-ışını teleskopları sayesinde bu yapı görüntülendi. Servis edilen görüntü, gerçekten de ürkütücüydü. Bundan 1.500 yıl kadar önce, galaksimizde bulunan dev bir yıldız, \"nükleer yakıtının\" tükenmesinin ardından kendi içine çöktü. Böylece aşırı yoğun bir gök cismi olan nötron yıldızına dönüştü. Nötron yıldızları kendi eksenleri etrafında çok hızlı bir şekilde dönerken Dünya üzerinde taklit edilemeyecek derecede uç noktalara ulaşıp fiziğin sınırlarını zorluyor. Pulsar adı verilen bu yapılardan genç olanlar, sık sık madde ve antimadde püskürtür. Bu da görkemli görüntülerin temelini oluşturuyor. 2001 yılında NASA'nın Chandra X-ışını Gözlemevi tarafından ilk defa gözlemlenen PSR B1509-58 pulsarı ve etrafındaki nebula (MSH 15-52) bir insan elini andırıyor. Nötron yıldızı ise el figürünün avucunda duruyor. Gök cismi Dünya'dan 16 bin ışık yılı uzakta bulunuyor. NASA'nın yeni X-ışını teleskobu olan X-ışını Polormetre Kaşifi , MSH 15-52'yi 17 gün boyunca gözlemledi. Bu gözlem süreci sonucunda nebuladaki elektromanyetik alanların nasıl şekillendiği de ortaya çıktı. Elin bilek kısmındaki parlaklığın da bu kısımdaki yoğunluktan ve türbülanstan kaynaklandığı varsayılıyor. Araştırmanın sonuçları The Astrophysical Journal'de yayımlandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-en-renkli-evren-goruntusu-h138505.html", "text": "ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi , uzay tutkunlarını kendine hayran bırakacak bir çalışma yaptı. Kurum, bu çalışma kapsamında James Webb Uzay Teleskobu ile Hubble Uzay Teleskobu'nu kullanarak, gezegenimizden 4,3 milyar ışık yılı uzakta olan \"MACS0416\" isimli galaksi kümesinin fotoğrafını çekti. NASA, paylaştığı görüntünün \"evrenin şimdiye kadar çekilmiş en kapsamlı görüntülerinden biri\" olduğunu söyledi. Öte yandan; NASA'ya göre az sonra paylaşacağımız görüntü, evrenin bugüne kadar çekilmiş en renkli görüntüsü. Hubble Uzay Teleskobu, görünür ışığı toplama konusunda çok iyiyken, James Webb Uzay Teleskobu ise kızılötesi dalgalarda çok iyi. İşte bunun bilincinde olan NASA mühendisleri, her iki teleskobu da kullanarak hem görünür ışığı hem de kızılötesi ışınları aynı kareye yerleştirmeyi başardılar. Çalışmanın sonucunda, tonla detay içeren ilginç bir görüntü ortaya çıktı. Gelin hep birlikte NASA'nın paylaştığı MACS0416 görüntüsüne bakalım. Yukarıdaki görüntü, renkli görünüyor olsa da tek başına bir anlam ifade etmiyor. Ancak NASA, yukarıda gördüğümüz renklerin neleri anlattığını tek tek anlattı. Yapılan açıklamaya göre mavi renk tonuna sahip galaksiler, gezegenimize nispeten yakınlar. Renk kırmızıya döndükçe, galaksinin Dünya'ya olan uzaklığı artıyor. Ancak yukarıdaki görüntüde yer alan nesneler sadece galaksilerden ibaret değil. Gelin biraz daha derine inelim. Görüntüde onlarca galaksinin arasında duran bir \"kaiju yıldızı\" bulunuyor. NASA'nın \"Mothra\" olarak isimlendirdiği bu kaiju yıldızı ile ilgili incelemelerde bulunan bilim insanları, yıldız sisteminin aslında yıllar önce de orada bulunduğunu fark ettiler. Ancak görülebilmesi için galaksiler ile Mothra arasında özel bir hizalanma oluşması gerekiyordu ve paylaşılan son görüntüde bu durum gerçekleşmiş durumda. James Webb Uzay Teleskobu ile Hubble Uzay Teleskobu, MACS0416'da 14 geçici aksiyon tespit ettiler. Bu geçici aksiyonların 12 tanesi, 3 galakside yaşandı ve daha çok yer çekimsel merceklenmeyle ilgiliydi. Uzmanlar, diğer 2 geçici olayın ise büyük olasılıkla süpernova olduğunu açıkladılar. Uzay bilimciler, MACS0416'nın bunlardan kaynaklı olarak \"Noel Ağacı\" olarak anılabileceğini söylediler. Bu görüntülerin yüksek çözünürlüklü versiyonlarına buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-gunun-fotografi-ay-venus-jupiter-h138589.html", "text": "Fotoğrafçı Giovanni Passalacqua, İtalya'nın Sicilya Adası'nda gökyüzünün fotoğraflarını çekti. Bu fotoğraflardan birinde Ay, Venüs ve Jüpiter bir arada yer alıyordu. Bu fotoğraf, NASA tarafından da paylaşıldı. Dünya'dan bakınca görülebilen en parlak 4 gök cisminden 3'ü bir arada fotoğraflanmış oldu. Fotoğraf, üçgeni andıran bir kayalığın üzerinde gök cisimlerini kadraja almayı başardı. 27 Nisan 2022 yılında çekilmiş olan görselde ortada Venüs, solda Jüpiter ve sağda da Ay yer alıyor. Dünya ile bu gök cisimleri arasındaki mesafelerden kaynaklı olarak, üç gök cisminin arasında en küçüğü olan Ay fotoğrafta en büyük gözükürken, gerçekte üçünün içinde en büyük gök cismi olan Jüpiter ise en küçük gözüken gök cismi oldu. Bu fotoğraf belki de bir süre için Sicilya'dan çekilebilecek son fotoğraflardan biri olabilir. Zira Akdeniz adasında Etna Yanardağı da aktif durumda. Yanardağın püskürttüğü duman ve parçacıklar, gökyüzünü net bir şekilde görebilmeyi oldukça zorlaştırıyor. Ayrıca üç gök cismini de benzer şekilde aynı kadrajda buluşturabilmek iyi hesaplama yapmayı gerektiriyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye'den yeterince iyi bir kamera ve lens sistemiyle çekilecek olan fotoğraflarda Ay, Mars ve Venüs bir arada görüntülenebilecek. Belki de önümüzdeki aylarda benzer bir fotoğraf ülkemizden gelecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-ilk-ahsap-uydu-h138694.html", "text": "Son birkaç yıldır Dünya gezegeni için sürdürülebilir yaşam konusunda çeşitli projeler geliştiriliyor. Ancak bu projeler, sadece yerküre için sınırlı kalmamışa benziyor. NASA ve Japonya'nın uzaya fırlatacakları uydu için ilginç bir projeleri var. NASA ve Japonya Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı , uyduların uzay uçuşunu daha sürdürülebilir kılmak amacıyla LignoSat ile beraber dünyanın ilk ahşap uydusunu uzaya fırlatmayı planlıyor. Uzay ajanslarına göre bu uydu, manolya ağacından yapılacak ve sadece bir kahve kupası büyüklüğünde olacak. 2024 yılında uzaya fırlatılması planlanan ahşap uydu, gelecekte uzaya fırlatılacak uydular için bir ilham kaynağı olabilir. Çünkü ahşap maddesi uzay boşluğunda yanmayan, çürümeyen ve herhangi bir zarar görmeyen bir madde. Ancak Dünya yörüngesine girdiği andan itibaren atmosferde yanmaya ve parçalanmaya başlar. Bu da onu organik bir atık haline getirir. Bu yılın başlarında Uluslararası Uzay İstasyonu tarafından yapılan çalışmalarda ahşap uydu örnekleri test edildi ve başarılı sonuçlar elde edildi. Sadece kahve kupası büyüklüğünde olan ahşap uydu, uzaya fırlatılmaya uygun görülüyor. Bilim insanlarının Mayıs 2023 yılında yaptığı çalışmalarda, üç ağaç türünün test edildiği ve bu üç türün de uzay koşullarına maruz kaldıklarında herhangi bir deformasyon göstermediği görülüyor. 10 ay boyunca uzayda kalan bu üç ağaç türü, herhangi bir sıcaklık değişmesinden ve kozmik ışınlardan etkilenmedi. Kiraz, huş ve manolya ağaçlarını test eden bilim insanları, manolya ağacında karar kıldılar. Çünkü manolya ağacı, diğer ağaçlara göre uydunun üretimi esnasında daha az deformasyon gösterdi ve diğer ağaçlara göre daha az büküldü. Bu da manolya ağacının uzayda daha uzun süre kalabileceğini gösteriyor. Uzayda halihazırda tonlarca atık bulunuyor ve ahşap bir uydu fikri, ileride bu kirliliğin artmasını engelleyebilir. Şu an Dünya yörüngesinde çalışmayan uydular ve kullanılmış roket parçaları gibi pek çok uzay çöpü bulunuyor. 9.300 tona kadar ulaşan bu atıklar, titanyum ve alüminyum gibi maddeler barındırdıkları için ortam ışığını daha da artırıyor. Bu da bilim insanlarının uzay gözlemlerini olumsuz derecede etkiliyor. Ek olarak metalden yapılan uydular ve uzay araçlarının maliyeti daha yüksek. Ahşap uydular sayesinde bu maliyetlerin düşürülmesi planlanıyor ve eğer insanlık uzaya daha fazla uzay aracı gönderirse, Dünya için büyük bir tehlike yolda olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-kendi-uydusuna-sahip-asteroit-kesfetti-h138344.html", "text": "NASA, Lucy uzay aracını Ekim 2021'de Jüpiter yakınındaki asteroitleri incelemek üzere uzaya fırlatmıştı. Yolculuğu boyunca da dikkat çekici buluşlara imza atıyordu. Uzay sondası, bugün de ilginç bir keşifle karşımıza çıktı. Araştırmacılar, Lucy'nin yaptığı bir uçuş sırasında Dinky ismi verilen bir asteroit bulduğunu duyurdu. Bu cismi ilginç yapan şey ise Lucy'nin karşılaştığı ilk asteroit olması ve kendine ait bir aya sahip olması. Aslında bu olay çok nadir rastlanan bir şey değil. Asteroit çifti olarak isimlendirilen bu duruma daha önce birçok gök cisminde rastlanmıştı. Ancak bilim insanları, Dinky'deki bu durumun beklenmedik olduğunu ifade etti. Gezegen bilimci Jessica Sunshine bu konuya ilişkin, İkili bir sistem kesinlikle bir olasılıktı. Ancak beklenmiyordu. Bu gerçekten harika! ifadelerini kullandı. NASA, Dinky hakkındaki verilerin yalnızca üçte birinin Dünya'ya yaklaştığını, bu yüzden halen çok fazla bilgimizin olmadığını belirtiyor. Ancak mevcut veriler ve görüntüler, asteroidin kraterlerle kaplı olduğunu gösteriyor. Bu da büyük ihtimalle diğer asteroitlerin çarpması sonucu oluşan bir durum. Dinky'nin yanındaki küçük asteroit hakkında da pek bilgi yok. Ancak araştırmacılar, yakında daha fazla görüntünün geleceğini ve uydunun şeklinin tuhaf olduğunu söylüyor. Yani bu cisimden ilginç bilgiler elde etme ihtimalimiz yüksek. 2025'te asteroitlerle temasa geçmesi hedeflenen Lucy'nin Jüpiter yakınındaki araştırmaları devam edecek. Araç, daha önceki zamanlarda da ilginç keşiflere imza atmıştı. Örneğin 2022'de, Güneş sistemimizin derinliklerinde bizim uydumuzdan binlerce kat küçük bir mini ay keşfetmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-parker-uzay-sondasi-hiz-mesafe-rekoru-h137736.html", "text": "ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi , 2018 yılında doğrudan Güneş'e bir uzay aracı gönderdi. \"Parker Uzay Sondası\" olarak isimlendirilen bu uzay aracı, Güneş'in yapısının anlaşılmasını amaçlıyordu. İnsanoğlu tarafından üretilen ve hem Güneş'e en çok yaklaşan hem de bugüne kadarki en hızlı nesne olan uzay aracı, şimdi yeni bir rekor daha kırdı. NASA, bu uzay aracının 635 bin 266 km/s hıza ulaştığını açıkladı. PSP'nin geçmişte gördüğü en yüksek hız, 586 bin 863 km/s olarak kaydedilmişti. 635 bin 266 km/s hız, tek başına bir anlam ifade etmeyebilir. Açıklayalım; eğer bir uçak böyle bir hıza ulaşır ve gezegenimizin çevresinde dolaşmaya başlarsa 1 saatlik süreçte 15 tam tur gerçekleşir. İşte böyle bir hızdan bahsediyoruz. Sadece hız rekoru kırılmadı: PSP, Güneş'e rekor seviyede yaklaştı! Parker Uzay Sondası'nın ulaştığı maksimum hız, beraberinde bir rekor daha yaşanmasını sağladı. NASA'nın açıklamasına göre uzay aracı, Güneş'e 7.26 milyon kilometre seviyesine kadar yakınlaştı. Bu mesafeyi şöyle açıklayabiliriz; Bir kamp ateşi yaktığınızı ve giderek yakınlaştığınızı düşünün. Ateşe olan mesafeniz, sıcaklığı şiddetli bir biçimde hissettirecek ancak yüzünüzdeki kılları da yakmayacak seviyede olsun. İşte PSP ile Güneş arasındaki mesafe de böyle. NASA, böyle bir başarıya imza atabilmek için kelimenin tam anlamıyla golf oynadı. PSP'deki itici gazları doğru bir hesaplama ile kullanan NASA, uzay aracını Venüs'ün çevresinden dolaştırdı. Dönüş yolunda da Merkür'ün arkasından geçen uzay aracı, Güneş'e maksimum seviyede yaklaşmayı başardı. Bu arada; bu noktada devasa bir güçten bahsettiğimizi söyleyelim. PSP'nin ürettiği güç, Dünya'nın çekimini ortadan kaldırmayı başardı..."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-plus-yayin-platformu-duyuruldu-h136296.html", "text": "ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi , bundan birkaç ay önce \"NASA+\" olarak isimlendirdiği yeni bir çevrim içi platform duyurmuştu. Uzay tutkunları için benzersiz bir deneyim sunmayı amaçlayan bu platform, bugün itibarıyla kullanıma sunuldu. NASA+, uzayı merak eden veya uzayla ilgili çalışmalar yapan kişiler için vazgeçilmez bir mecra olacak gibi görünüyor. Dünyanın en popüler çevrimiçi dizi ve film platformu Netflix'i düşünün. İşte NASA+ hizmeti, bunun uzay odaklı versiyonu olarak karşımıza çıkacak. Ücretsiz ve reklamsız olarak hizmet verecek platformda NASA'nın geçmişte yürüttüğü uzay görevleri ile ilgili yayımlar bulunacak. Ayrıca NASA, platforma özel belgeseller oluşturacak. NASA'nın gerçekleştireceği canlı yayınlara da yine bu platform üzerinden ulaşılabilecek. NASA+, yeni bir platform olmasına rağmen oldukça zengin bir içerik kütüphanesine sahip. Bu bağlamda; James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen tüm fotoğraflar ve bu fotoğraflardaki uzay nesnelerine detaylıca ulaşılabiliyor. Ayrıca NASA astronotlarına ilişkin belgeseller, evrenin ultra yüksek çözünürlüklü görüntüler, uzay görevi takvimleri ve çocuklara özel animasyon içerikler de NASA+'ta yer alıyor. Ve elbette, uzay ile ilgili tonla makale de platformda bulunuyor. NASA+, iOS ve Android cihazlarda NASA'nın uygulamasına entegre edilecek. Kullanıcılar, NASA+'ı Roku, Apple TV ve Fire TV gibi cihazlar aracılığıyla da akıllı televizyonlarında kullanabilecekler. Platformu incelemek isteyen okurlarımız, buradaki bağlantıyı kullanabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/nasa-uap-ufo-toplantisini-gerceklestirdi-h137264.html", "text": "Son dönemde sık sık sansasyonel UFO -yeni adıyla UAP- haberleri görüyoruz. Geçtiğimiz birkaç yıla yayılan bu durum, son aylarda yüksek bir tansiyonla ilerliyor. Geçmişte birer deli saçması olarak görülen ve alay edilen bu konu, artık Pentagon ve NASA'nın açıklamalarının arka arkaya geldiği ciddi bir fenomene dönüştü. Öyle ki geçtiğimiz yıl NASA, UAP'ları araştırmak üzere 16 kişilik bir ekip kurdu. Önemli bilim insanlarından oluşan bu ekip, Pentagon'dan ve diğer kaynaklardan topladığı verileri inceledi. NASA, daha önce gerçekleştirdiği toplantılarda da ekibin incelemelerine göre UAP'ların 'Dünya dışı kaynaklı olduğuna dair' herhangi bir kanıt olmadığını belirtmişti. Bu ifade, bugün de sık sık tekrarlandı. Ancak ekip, UAP'ların ne olduğunu henüz bilmediklerini de söyledi. Yayınlanan raporda da birkaç olay üzerinden bu durum örneklendirildi. Canlı olarak yayınlanan toplantıda NASA yetkilileri, UAP'ların gizeminin çözülebilmesi için çok daha fazla ve ''yüksek kalitede'' veriye ihtiyaçları olduğunu vurguladı. Ayrıca devam eden UAP araştırmalarında NASA'nın enstrümanlarının ve donanımının kilit rol oynayacağından bahsedildi. NASA ayrıca UAP'ların araştırılmasına yönelik çalışmalara odaklanacak bir UAP Araştırma Direktörü atadığını da duyurdu. Ancak bu ismin açıklanmayacağı belirtildi. Toplanıda ekip, NASA'nın UAP konusunu ciddiyetsiz bir alan olmaktan çıkarıp bilimsel bir olay haline getireceklerini belirtt. Ekibin UAP'ları anlayabilmek için rapordaki genel önerisi ise \"yeni ve sağlam veri toplama yöntemleri, gelişmiş analiz teknikleri, sistematik bir raporlama çerçevesi ve raporlama konusundaki damgalanmanın azaltılması'' gerektiği oldu. NASA, çalışmalara katkı sağlamak için uydu görüntüleri gibi türlü verilerden ve yapay zeka gibi teknolojilerden yararlanılması gerektiğini ifade etti. Ekip ayrıca sık sık ''herhangi bir şey tespit edildiğinde, bir şeyler bulunduğunda mutlaka paylaşacaklarını'' vurguladılar. Toplantıda dikkat çeken detaylardan biri ise toplantının başlarında NASA Yöneticisi Bill Nelson'ın yaptığı açıklama oldu. Nelson, evrenin büyüklüğünden ve milyarlarca galaksinin varlığından bahsettikten sonra, şahsi olarak bir yerlerde canlı yaşamın olduğuna inandığını söyledi. Ayrıca yayınlanan raporun tamamına da buradaya tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/neden-diger-memeliler-insanlar-gibi-adet-gormez-h139384.html", "text": "Adet döngüsünü bilimsel olarak açıklamak kabul edelim ki oldukça komplike bir konu. Dışarıdan bakıldığında açıklaması oldukça kolay gibi gözüken bu döngü, memeli grubunda aslında pek çok hayvanda gerçekleşiyor. Memeliler grubunda en yakın tanıdığımız hayvanlar, kediler ve köpekler. Köpeklerin belli zamanlarda bir süre kanadığını görmüşüzdür ancak bu, adet oldukları anlamına gelmiyor. Köpeklerdeki adet döngüsünün insanınkine benzediğini düşünsek de köpeklerin asıl kanama nedeni kızgınlık dönemine girdiklerinde vajinal duvarlarındaki kılcal damarlarının çatlaması. Yani adet olma gibi bir durum söz konusu değil. Aslında evet, hem kediler hem de köpekler adet görüyor. Ancak bu süreç tam olarak bizdeki gibi işlemiyor; onların adet döngüsü, daha 'gizli' ilerliyor. Çünkü bu süreç onlarda insanlardaki gibi dışarıdan değil, içeriden işliyor. Köpekler her 6 ayda 1, kediler ise tıpkı bizim gibi her ay adet görür. Zaten ayrım da burada başlıyor, pek çoğumuzun diğer memelilerin adet olmamasını düşünme sebebi dışarıdan bizler gibi kanamaması. Tabii burada şempanzeleri ayrı tutmak lazım çünkü onlar da tıpkı bizim gibi açık adet görüyorlar. Ayrıca memeli grubunda; orangutanlar, goriller ve babunlar da açık adet görür. Ek olarak, 1985'te Kenya'daki Amboseli Ulusal Parkı'nda babunlar üzerinde yapılan gözlemlere göre; adet öncesi ağaç tepelerinde normal zamanlarının 2 katı daha fazla zaman geçirmişler ve normalden %15 daha fazla beslenmişler. Kulağa tanıdık geliyor. Bazılarınıza çok şaşırtıcı gelebilir ancak yarasalar da açık adet gören hayvanlar arasında. Biology of Reproduction dergisinde yayımlanan 2020 tarihli bir makalede belirtilenlere göre adet kanamasının gözlemlendiği en az üç yarasa türü var. Siyah çobanaldatan yarasa molossus ater ve yabani fulvous meyve yarasası rousettus leschenaultii, insana en çok benzeyen özellikleri gösterenlerdir. Bu türlerin ortak bir özelliği, hemokoryal plasenta adı verilen bir plasenta türüne sahip olmalarıdır. Hemokoryal plasenta, rahim duvarının tüm katmanlarını delerek, anne ve embriyo arasında doğrudan bir kan bağlantısı sağlar. Bu, embriyonun daha fazla besin almasını sağlar ancak aynı zamanda annenin bağışıklık sistemini de zorlar. Buffalo Üniversitesi biyolojik bilimler profesörü olan Vincent J. Lynch, bu konunun açıklamasını \"İnsan gibi bazı memelilerde plasenta gerçekten istilacıdır, bu nedenle rahim duvarından geçerek anne dokusuna kadar ilerler. Diğer memelilerde ise plasenta sadece rahim duvarına temas eder.\" şeklinde yapmış. Yarasaların da açık adet görmesi bizi şaşırtmadı desek yalan olmaz."} {"url": "https://www.webtekno.com/neden-e-harf-notu-yok-h131946.html", "text": "Her bölgenin sistemi farklı olsa da genel anlamda mantık şudur: E'yi atlayıp, F'yi kırık not olarak ayrı tutmak. Çoğu okulda A, B, C ve D alırsanız geçersiniz ve bu harf notlarının her okul ve bölgede puan karşılığı farklı olsa da F harf notu, bölge ve okul fark etmeksizin aynı sonucu verir: Dersten kaldın! Günümüzdekine benzer not ölçüm modelini ilk kullanan okul, Massachussetts'te Mount Holyoke College adında kadınlar için kurulmuş bir üniversiteydi. Bu okulda da harf notu sistemi kullanılıyor ve hatta 1887'ye kadar harf notu, A'dan E'ye kadar uzanıyordu. A, B, C ve D geçer not iken E o dönemde kırık not olarak kabul edilmişti. Belli bir süre sonra F de bunların arasına eklendi. Bir öğrenci, genel başarısı %75'in altındaysa F alıyordu; F harf notu eklenmeden önce en düşük başarı oranını gösteren not E idi. Okul, not ölçümündeki değişikliği bir geçer not daha ekleyerek öğrencilere biraz esneklik payı bırakmak için F harf notunu sisteme eklemişti. F eklenince, E notu öğrencinin başarısının %75 ila %79 arasında olduğu tespit edilmiş oluyordu. Bu sistem, Amerika'da yaygınlaşmaya başlayınca başarısızlık sembolünün F olmasıyla birlikte E, zamanla tarihe gömüldü. - AA : 90-100 - BA: 80-89 - BB: 75-79 - CB: 70-74 - CC: 60-69 - DC: 50-59 - DD: 40-49 - FD: 30-39 - FF: 0-29"} {"url": "https://www.webtekno.com/netflix-dizileri-h70406.html", "text": "Dünyanın en büyük isteğe bağlı içerik izleme platformu olan Netflix, Türkiye'de hem dizi hem de film çekmeye devam ediyor. Pek çok ülkede, çok sayıda farklı dilde orijinal içerikler barındıran platform, her ne kadar TV gibi genele hitap eden bir çizgiye otursa da bazı kaliteli yapımlarıyla gündem yaratabiliyor. Netflix Türkiye'de yayınlanmış, farklı türlerdeki 54 diziyi sizin için derledik. Listede Netflix'in çekmediği yani orijinal olmayan Breaking Bad gibi yapımlar yok, onun yerine orijinal Netflix dizileri yer alıyor. Eğer dizi arayışındaysanız, IMDb puanlarına göre sıraladığımız tüm yapımlara göz atmanızı tavsiye ederiz. - Atiye - 7,0 - Sıcak Kafa - 7,1 - Fatma - 7,4 - Aşk 101 - 7,4 - Kulüp - 7,8 - Ottoman 7,9 - Tales by Light - 8,2 - Atypical - 8,2 - Sense8 - 8,2 - Godless - 8,2 - Kingdom - 8,3 - MAID - 8,3 - Unbelievable - 8,3 - Sex Education - 8,3 - Julie and the Phantoms - 8,4 - First Love - 8,4 - The Dark Crystal: Age of Resistance - 8,4 - Naros: Mexico - 8,4 - After Life - 8,4 - Love, Death and Robots - 8,4 - Top Boy - 8,4 - One Piece - 8,4 - Daniel Sloss: Live Shows - 8,5 - Bir Başkadır - 8,5 - Delhi Crime - 8,5 - Move to Heaven - 8,5 - Making a Murderer - 8,5 - Sacred Games - 8,5 - Formula 1: Drive to Survive - 8,5 - The Queen's Gambit - 8,5 - Ozark - 8,5 - Cobra Kai - 8,5 - The Last Kingdom - 8,5 - Tear Along the Dotted Line - 8,6 - Heartstopper - 8,6 - Anne with an E - 8,6 - Daredevil - 8,6 - House of Cards: 8,6 - Mindhunter - 8,6 - The Haunting: of Hill House - 8,6 - The Crown: 8,6 - Lenox Hill - 8,7 - Trash Truck - 8,7 - Dark - 8,7 - Stranger Things - 8,7 - Black Mirror - 8,7 - Narcos - 8,8 - BoJack Horseman - 8,8 - Blue Eye Samurai - 8,8 - When They See Us - 8,9 - Kota Factory - 9,0 - Arcane 9,0 - The Last Dance - 9,1 - Our Planet - 9,3 - Yayın: 2019, 3 sezon yayında - Tür: Fantastik, dram, gizem - IMDb: 7,0 - Rotten Tomatoes: %87 - Oyuncular: Beren Saat, Mehmet Günsür, Metin Akdülger Netflix'in Hakan: Muhafız'dan sonraki ikinci Türk dizisi Atiye, bizi Anadolu'nun kadim tarihi ile harmanlanmış fantastik bir maceraya götürüyor. Başarılı bir ressam olan Atiye'nin binlerce yıl öncesinden bugüne uzanan hikayenin merkezinde yer aldığını görüyor, gözlerimizi bir anda Nemrut'ta ve Göbeklitepe'de açıyoruz. - Yayın: 1 sezon yayında, devam ediyor. - Tür: Fantastik, gizem, dram - IMDb: 7,1 - Rotten Tomatoes: %88 - Oyuncular: Osman Sonant, Şevket Çoruh, Hazal Subaşı Distopik bir dünyada geçen Sıcak Kafa, abuk olarak ifade edilen ve bulaşıcı olan bir hastalığın olduğu dünyayı anlatıyor. Zombi hikayesinin farklı bir yorumlanışı olan Sıcak Kafa, ülkemizde daha çok görmek istediğimiz türlerden biri. - Yayın: 1 sezon yayında, devam ediyor. - Tür: Suç, dram, gerilim - IMDb: 7,4 - Rotten Tomatoes: %83 - Oyuncular: Burcu Biricik, Uğur Yücel, Mehmet Yilmaz Ak Fatma, gündelik hayatının sıradanlığı içinde kaybolmuş bir temizlikçi kadının beklenmedik bir şekilde suç dünyasına adım atışını konu alıyor. Kocasının gizemli kayboluşunu araştırırken kendini cinayetler ve intikam peşinde bulan Fatma'nın dramatik hikayesi, izleyicileri derinden etkileyen bir psikolojik gerilim sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Romantik, dram - IMDb: 7,4 - Rotten Tomatoes: %79 - Oyuncular: Mert Yazıcıoğlu, Alina Boz, Kubilay Aka, İpek Filiz Yazıcı, Selahattin Paşalı, Pınar Deniz, Kaan Urgancıoğlu 90'lı yıllarda bir lisede geçen Aşk 101, okuldan atılmalarını engelleyen öğretmenlerinin başka bir şehre tayin olmaması için türlü oyunlar oynayan bir grup aykırı gencin hikayesini anlatıyor. 2 sezon yayınlanan dizi, önemli bir hayran kitlesi oluşturdu. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Dram - IMDb: 7,8 - Rotten Tomatoes: %82 - Oyuncular: Gökçe Bahadır, Barış Arduç Asude Kalebek 1950'lerin İstanbul'unda geçen Kulüp, geçmişinin gölgesinden kurtulmaya çalışan bir gece kulübünün etrafında dönen olayları ele alıyor. Kulübün sahibi Matilda'nın, zorlu sosyal ve politik koşullar arasında hayatta kalmaya çalışan Yahudi kökenli bir anne olarak yaşadığı zorluklar ve çatışmalar, dönemin toplumsal dokusunu ve dinamiklerini gözler önüne seriyor. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında - Tür: Belgesel, dram, tarih - IMDb: 7,9 - Rotten Tomatoes: %84 - Oyuncular: Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselişini ve İstanbul'un fethini dramatik bir şekilde anlatan bu dizi, Fatih Sultan Mehmet'in tarihi başarısını ve dönemin siyasi manzarasını gözler önüne seriyor. Dizinin doğrusallığı tartışılsa da başarılı sayılabilecek bir dizi olduğunu söylemek gerekiyor. Gördüğünüzde adeta aşık olacağınız görselliğe sahip bu belgesel, farklı hikayeleri çok iyi bir şekilde anlatıyor. - Yayın: Tamamlandı, 4 sezon yayında. - Tür: Komedi, dram - IMDb: 8,2 - Rotten Tomatoes: %92 - Oyuncular: Jennifer Jason Leigh, Keir Gilchrist, Michael Rapaport, Brigette Lundy-Paine, Nik Dodani Kız arkadaş edinmeye karar veren otizmli genç, bu yolculukta kendi bağımsızlığını da keşfeder. Aile dizilerini sevenlerin çok seveceği bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Dram, gizem, fantastik - IMDb: 8,2 - Rotten Tomatoes: %86 - Oyuncular: Brian J. Smith, Tuppence Middleton, Jamie Clayton, Miguel Angel Silvestre, Tina Desai Kafanızın içerisinde, dünyanın her yerine dağılmış 7 kişi daha olmasını ister miydiniz? Gerektiğinde size yardımcı olacak, en iyi yönlerinizi yansıttığınız bir grup. Sense8, tam olarak bunu anlatan bir dizi. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayınlandı. - Tür: Western, aksiyon, dram - IMDb: 8,2 - Rotten Tomatoes: %85 - Oyuncular: Jeff Daniels, Jack O'Connell, Michelle Dockery, Scoot McNairy, Merritt Wever Çetenin eski üyesini arayan eski bir kanun kaçağı, Vahşi Batı'da adeta dehşet saçar. Kaçağın aradığı kişi ise sadece kadınların yaşadığı sessiz sakin bir kasabada kendine bir hayat kurmuştur. - Yayın: 2 sezon yayında, devam edecek. - Tür: Aksiyon, dram, gerilim. - IMDb: 8,3 - Rotten Tomatoes: %91 - Oyuncular: Doona Bae, Greg Chun, Jun-ho Heo Fantastik aksiyonu bol Asya dizilerinin Netflix yorumlamasıyla karşı karşıyayız. Kralları hasta olan bir krallıkta, genç bir prens amansız bir virüse karşı mücadele veriyor. Yapımın Asya kökenli oluşu, klişelere dünyanın en kaliteli baharatlarını karıştırmış tadı veriyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayınlandı. - Tür: Dram - IMDb: 8,3 - Rotten Tomatoes: %86 - Oyuncular: Margaret Qualley, Nick Robinson, Anika Noni Rose, Tracy Vilar, Billy Burke Küçük kızı ile evden kaçıp hayata tutunma mücadelesi veren bir annenin hikayesini anlatan MAID, samimi hikayesiyle sizi oldukça etkileyebilir. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Suç, Drama - IMDb: 8,3 - Rotten Tomatoes: %98 - Oyuncular: Kaitlyn Dever, Toni Collette, Merritt Wever Tecavüze uğradığına dair yalan söylemekle suçlanan kadından yıllar sonra, iki kadın dedektif benzer saldırıları araştırmaya başlar. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Dram, komedi, romantik - IMDb: 8,3 - Rotten Tomatoes: %78 - Oyuncular: Asa Butterfield, Gillian Anderson, Ncuti Gatwa Seks terapisti bir anne ile genç bir çocuğun, okuldaki diğer gençlerin cinsellik eğitimi için bir seks kliniği kurma çabasını izliyoruz. Elbette cinsellik tabularıyla mücadele eden genç arkadaşımız bu süreçte türlü türlü komikliklere neden oluyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Macera, komedi, dram - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %98 - Oyuncular: Genç bir müzisyen olan Julie'nin, 90'lardan kalma bir rock grubu olan hayaletlerle karşılaşmasını ve onlarla birlikte müzik yapmaya başlamasını konu alıyor. Bu hikaye, müziğin iyileştirici gücünü ve farklı zamanlardan gelen insanların birlikte yaratabilecekleri sihri anlatıyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Dram, Romantik - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %91 - Oyuncular: Hikari Mitsushima, Rikako Yagi, Takeru Satoh First Love, genç yaşta yaşanan ilk aşkın masumiyetini ve zamanla karşılaşılan zorlukları anlatıyor. Karakterlerin duygusal yolculukları ve hayatlarının farklı evrelerindeki deneyimleri, seyircilere hem tatlı hem de hüzünlü bir aşk hikayesi sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Macera, Aile, Fantazi - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %94 - Oyuncular: Neil Sterenberg, Beccy Henderson, Nathalie Emmanuel Bu dizi, efsane \"The Dark Crystal\" filminin öncesini anlatan, zengin ve detaylı bir fantastik evrende geçiyor. Güçlü ve mistik yaratıkların, karanlık güçlere karşı verdikleri mücadeleyi ve büyülü bir dünyanın kurtuluş hikayesini konu alıyor. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Suç, dram - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %76 - Oyuncular: Scoot McNairy, Jose Maria Yazpik, Alejandro Edda 1980'lerde Meksika'daki uyuşturucu kartellerinin yükselişini ve DEA ajanlarının onlarla olan mücadelesini konu alıyor. Gerçek olaylardan esinlenen \"Narcos: Mexico\", suç, güç ve adalet arasındaki karmaşık ilişkileri etkileyici bir şekilde işliyor. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Komedi, dram - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %86 - Oyuncular: Ricky Gervais, Tom Basden, Tony Way Bir komedi dizisine kıyasla oldukça trajedik olaylar silsilesi, After Life dizisinin başlangıcına neden oluyor. Eşini kaybeden Tony isminde bir adamın sonraki komik ve esrarengiz yaşamına tanıklık ediyoruz. Yaşananlar o kadar sıra dışı ve etkileyici ki gülerken içiniz ısınacak. Her bölümü farklı bir hikaye aktaran başarılı animasyon serisinin, maksimum bölüm uzunluğu 15 dakika kadar. Başarılı olmasının sebebi ise her bölümün yaşananları uzatmadan anlatıp, konuyu dakikalar içerisinde noktalaması. Belki de 3-4 sezonluk dizi üretilebilecek, çerezlik maceralar izliyoruz. - Yayın: 2 sezon yayınlandı, devam ediyor. - Tür: Suç, drama, gerilim - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %81 - Oyuncular: Kane Robinson, Ashley Walters, Shone Romulus, Micheal Ward, Simbi Ajikawo Bir çete liderliğini ele geçirmeye çalışan Jamie, güçlü bir suç liderine karşı mücadale eder. Suç dünyasına gireceğiniz bu dizide gerilim dolu anlar yaşamanız muhtemel. - Yayın: 1 sezon yayınlandı, devam ediyor - Tür: Aksiyon, macera, komedi - IMDb: 8,4 - Rotten Tomatoes: %95 - Oyuncular: Inaki Godoy, Emily Rudd, Mackenyu Genç korsan Monkey D. Luffy'nin efsanevi One Piece hazinesini arayışını konu alan dizi ünlü bir animeden uyarlandı. Dizi ülkemizde çok ses getirmese de genel anlamda beğenildi. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Komedi - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %82 - Oyuncular: Daniel Sloss Bu iki bölümlük stand-up gösterisi, İskoç komedyen Daniel Sloss'un kendine has tarzını sergilediği bir gösteri olarak dikkat çekiyor. İlişkiler ve insan psikolojisi üzerine derin ve sivri dilli gözlemleriyle tanınan Sloss, izleyicilere kahkaha ve düşündürücü anlar sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Suç, dram, gerilim - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %100 - Oyuncular: Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryigit Türkiye'nin vesikalık fotoğrafını çekip cüdanımıza iliştiren Bir Başkadır, sosyal medyada haftalar boyunca konuşuldu, tartışıldı. Ülkenin farklı köşelerinden, farklı kültürlere sahip insanların bir şekilde yollarını kesiştiren bu hikayede herkes kendinden bir şeyler buldu. - Yayın: 2 sezon yayınlandı, devam ediyor. - Tür: Suç, dram - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %89 - Oyuncular: Shefali Shah, Rasika Dugal, Rajesh Tailang Delhi Crime\", 2012'de yaşanan Delhi'de bir otobüsteki toplu tecavüz olayına dayanan gerçek bir hikAyeyi konu alıyor. Dizi, bu vahşi suçun soruşturmasını yürüten Delhi Polisini merkezine alarak, olayın derinlemesine analizini ve suçun çözülme sürecini dramatize ediyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Dram - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %96 - Oyuncular: Lee Je-hoon, Tang Joon-sang, Hong Seung-hee, Yoon Ji-hye, Lee Moon-sik Move to Heaven, ölen insanların ardında bıraktıkları eşyaları temizleyen bir ekibin hikayesini anlatıyor. Dizi, bu eşyalar aracılığıyla ölen kişilerin yaşamlarını ve anılarını keşfederken, izleyicilere duygusal ve anlamlı hikayeler sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Suç belgeseli - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %95 - Katılımcılar: Dolores Avery, Steven Avery, Laura Nirider Adalet sistemi ile insan psikolojisi arasında nasıl bir ilişki olabilir? Cevabınızı duyar gibiyiz. Suçlu oldukları konusunda tartışma yaşanan kişilerin gözünden, insanların nasıl suç işlediklerini izleyeceksiniz. Adalet sistemi, bazı insanları suça teşvik etmek konusunda oldukça büyük boşluklara sahip. İnsan psikolojisi de bu boşlukları suça eğilim göstererek dolduruyor. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Aksiyon, suç, dram - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %81 - Oyuncular: Saif Ali Khan, Nawazuddin Siddiqui, Radhika Apte, Surveen Chawla, Rajshri Deshpande Mumbai'yi ele geçiren suç örgütünün çökertilmesi ve Hindistan'ın ekonomisinin anlatıldığı Sacred Games, Netflix'in ilk Hint yapımı dizisi. - Yayın: 5 sezon yayınlandı, devam ediyor. - Tür: Belgesel, spor - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %57 - Oyuncular: Formula 1: Drive to Survive, Formula 1 dünyasının perde arkasını ve pistteki rekabeti gözler önüne seriyor. Dizi, takımların stratejilerini, pilotların kişisel mücadelelerini ve yarışların heyecanını, sporun dramatik ve rekabetçi doğasını vurgulayarak anlatıyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Drama - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %94 - Oyuncular: Anya Taylor-Joy, Chloe Pirrie, Harry Melling Sıra dışı bir satranç oyuncusunun, çocukluğundan itibaren hayatının önemli anlarına tanık olduğumuz The Queen's Gambit dizisi, Netflix'in son yıllarda yayınladığı en dikkat çekici işlerden birisiydi. Satrancı sevmeyenlere bire satranç sevdiren hikaye anlatımı ile hala izlememiş olanlar için büyük bir lütuf. - Yayın: Tamamlandı, 4 sezon yayında. - Tür: Suç, dram, gizem - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %85 - Oyuncular: Jason Bateman, Laura Linney, Julia Garner Ozark'ın hikayesinde benzer bir akışı, aslında Narcos'un üçüncü sezonunda da görmüştük. Ailesiyle birlikte farklı bir kente taşınan sıradan bir muhasebecinin başı ancak bu kadar belaya girebilirdi. Kaç yaşında olursanız olun, kendinizi ancak bu kadar aile babası hissedebilirsiniz. - Yayın: 5 sezon yayında, devam ediyor. - Tür: Aksiyon, komedi, dram - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %92 - Oyuncular: Ralph Macchio, William Zabka, Courtney Henggeler, Xolo Mariduena, Tanner Buchanan Karate Kid efsanesini orijinal oyuncularla yeniden karşımıza çıkaran Cobra Kai, eğlenceli hikayesiyle büyük beğeni topladı. - Yayın: Tamamlandı, 5 sezon yayında. - Tür: Aksiyon, dram, tarih - IMDb: 8,5 - Rotten Tomatoes: %95 - Oyuncular: Alexander Dreymon, Eliza Butterworth, Ian Hart Eğer Türkiye'deki TV kanallarının tarihi dizileri sürekli romantik temalarla işlemesi sizi sıkıyorsa, içerisinde bolca aksiyonun bulunduğu The Last Kingdom'ı tavsiye ederiz. 9. yüzyıl sonlarında Birleşik Krallık topraklarındaki Wessex Kralı Alfred'in yükselişini izliyoruz. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Animasyon, Komedi, Dram - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %98 - Oyuncular: Zerocalcare, Valerio Mastandrea, Wayne Forester Tear Along the Dotted Line, kendine özgü çizim tarzı ve içsel monologları ile dikkat çeken bir animasyon dizisi. İtalya'da geçen bu hikaye, ana karakterin kişisel sorgulamaları ve günlük yaşamın absürtlükleri üzerine odaklanarak, hem komik hem de düşündürücü bir deneyim sunuyor. - Yayın: 2 sezon yayınlandı, devam ediyor. - Tür: Dram, romantik - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %96 - Oyuncular: Joe Locke, Kit Connor, William Gao Heartstopper, lisede iki genç erkeğin romantik ilişkisini ve bu süreçte yaşadıkları kişisel gelişimleri anlatan bir gençlik dizisidir. Karakterlerin okul, arkadaşlık ve aile ile olan ilişkileri üzerinden LGBT+ gençlerin deneyimlerine ışık tutarken, izleyicilere samimi ve duygusal bir hikaye sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Dram, Aile - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %91 - Oyuncular: Amybeth McNulty, Geraldine James, R.H. Thomson Anne with an E, Lucy Maud Montgomery'nin \"Anne of Green Gables\" romanından uyarlanan, genç yetim Anne Shirley'nin hikayesini anlatır. Anne'nin sıcak kalpli, hayalperest kişiliği ve Prince Edward Adası'ndaki yeni hayatına uyum süreci, tarihi ve kültürel dokunuşlarla harmanlanarak izleyicilere sunuluyor. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Aksiyon, suç, dram - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %89 - Oyuncular: Charlie Cox, Vincent D'Onofrio, Deborah Ann Woll - Yayın: Tamamlandı, 6 sezon yayında. - Tür: Dram - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %76 - Oyuncular: Kevin Spacey, Michel Gill, Robin Wright Siyaset dünyasının sınırlarını anlamanızı sağlayan House of Cards, sert bir biçimde politik gerilim işleyen bir baş yapıttı. Oyunculukların her daim üst düzeyde olduğu dizinin kırılma noktası, başrol Kevin Spacey'in değişmesiydi. Skandallardan kaynaklanan bu haklı değişim, dizinin sonunu getirdi. Yine de baştan sona izlenmesi gereken yapımlardan. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Suç, dram, gerilim. - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %95 - Oyuncular: Jonathan Groff, Holt McCallany, Anna Torv. 1970'li yılların sonlarına doğru bir zincirleme cinayet vakasını araştıran iki FBI ajanı, tahmin ettiklerinden de büyük bir olayın ortasında kalıyorlar. Gerçek hikayeden uyarlanan dizi, sıradan polisiye dizilerinin üzerinde bir kaliteye sahip. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Dram, korku, gizem - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %91 - Oyuncular: Michiel Huisman, Carla Gugino, Henry Thomas The Haunting of Hill House, bir ailenin geçmişte yaşadıkları paranormal olayları ve bu olayların onların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatıyor. Korku ve psikolojik gerilim unsurlarıyla bezeli dizi, aile üyelerinin Hill House'daki karanlık geçmişleriyle yüzleşmelerini dramatik ve ürkütücü bir şekilde gösteriyor. - Yayın: Tamamlandı, 6 sezon yayınlandı. - Tür: Dram - IMDb: 8,6 - Rotten Tomatoes: %92 - Oyuncular: Claire Foy, Olivia Colman, Imelda Staunton İngiliz Kraliyeti'nin varisi II. Elizabeth'in gençlik yıllarını izlediğimiz bu dizide, kraliyet kelimesinin tam karşılığını görüyoruz. Her ne kadar İngiliz propagandasından geçilmese de başarılı bir dizi olarak akıllara kazınıyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Belgesel - IMDb: 8,7 - Rotten Tomatoes: %97 - Oyuncular: David Langer, John Boockvar, Mirtha Macri Lenox Hill, New York'ta bir hastanede görev yapan dört doktorun hayatlarını ve kariyerlerini konu alıyor. Bu belgesel dizisi, tıbbi zorlukları, etik kararları ve doktorların kişisel hayatlarındaki dengeleri gerçekçi bir şekilde yansıtarak, tıp dünyasının karmaşık ve duygusal yönlerini gösteriyor. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: - IMDb: 7,1 - Rotten Tomatoes: %100 - Oyuncular: Henry Keane, Glen Keane, Lucas Neff Trash Truck, altı yaşındaki Hank ve en iyi arkadaşı, büyük bir çöp kamyonu olan Trash Truck'ın fantastik maceralarını anlatıyor. Bu animasyon dizisi, çocukların hayal gücünü ve doğa sevgisini yansıtarak, eğlenceli ve eğitici bir deneyim sunuyor. - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Suç, dram, gizem, bilim kurgu - IMDb: 8,7 - Rotten Tomatoes: %94 - Oyuncular: Oliver Masucci, Karoline Eichhorn, Jördis Triebel Küçük bir Alman kasabası Winden'de geçen Dark, bir çocuğun kaybolmasıyla birlikte yaşanan gizemli olaylar bütününü konu alıyor. - Yayın: 4 sezon yayında, devam ediyor - Tür: Dram, fantastik, korku - IMDb: 8,7 - Rotten Tomatoes: %90 - Oyuncular: Millie Bobby Brown, Finn Wolfhard, Winona Ryder Bir takım tuhaf olaylarla, bir takım tuhaf insanların dizisi Stranger Things, tam bir kült haline geldi. Basit bir gençlik dizisini, eşsiz bir gerilim ve korku unsurlarıyla birleştiren Netflix'in en iyi ve en karlı işlerinden birisi oldu. - Yayın: 2011, 6 sezon, devam ediyor. - Tür: Dram, bilim kurgu, gerilim - IMDb: 8,7 - Rotten Tomatoes: %80 - Oyuncular: ... - Yayın: Tamamlandı, 3 sezon yayında. - Tür: Aksiyon, macera, suç. - IMDb: 8,8 - Rotten Tomatoes: %95 - Oyuncular: Pedro Pascal, Wagner Moura, Boyd Holbrook Netflix'in belki de en iddialı projelerinden olan Narcos, ünlü uyuşturucu karteli Pablo Escobar'ın öyküsüne odaklanıyor. Bu öykü, sıradan öykülerden daha kanlı ve soluksuz. Escobar'ın sonunu konuya ilgi duyan herkes biliyor ancak o acınası sona nasıl ulaştığını, gerçek görüntülerle bu dizi ilk defa göstermişti. Narcos, böyle bir girişin ardından Escobar ve sonrasına odaklanan hikayelerle devam ediyor. İki sezonluk bu giriş dizisi ise güzel bir başlangıç tavsiyesi. - Yayın: Tamamlandı, 6 sezon yayında. - Tür: Animasyon, komedi - IMDb: 8,8 - Rotten Tomatoes: %96 - Seslendirmenler: Will Arnett, Amy Sedaris, Alison Brie BoJack Horseman, hayal gücünün ne kadar ileriye gidebileceğinin bir diğer göstergesi. Her ne kadar bir çizgi dizi olsa da filmi çıksa yine çok sevilecek bir yapım olmayı başarabilirdi. Ele aldığı dramatik öyküyü oldukça eğlenceli şekilde işleyen dizi hakkında bir spoiler vermek, büyük yanlış olacaktır. İzleyip kendiniz görün. - Yayın: 1 sezon yayınlandı, devam ediyor - Tür: Animasyon, aksiyon, macera - IMDb: 8,8 - Rotten Tomatoes: %96 - Oyuncular: Maya Erskine, George Takei, Masi Oka Blue Eye Samurai, 17. yüzyıl Japonya'sında geçen ve yarı Japon yarı batılı Onna-musha Mizu'nun dört beyaz adamdan intikam almak için çıktığı yolculuğu anlatıyor. Dizi, Mizu'nun ayrımcılığa uğrayan karma bir Japon kadını olarak yaşadığı zorlukları ve bu zorlukların onu nasıl soğuk, acımasız ve intikamcı bir hale getirdiğini işliyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Biyografi, suç, dram - IMDb: 8,9 - Rotten Tomatoes: %89 - Oyuncular: Michael K. Williams, Vera Farmiga, John Alberto Leguizamo, Felicity Huffman, Niecy Nash 5 gencin Central Park'taki vahşi bir saldırıyla suçlanmaları sonucu gelşen olayları anlatan When They See Us, gerçek bir hayat hikayesinden uyarlandı. - Yayın: Tamamlandı, 2 sezon yayında. - Tür: Komedi, dram - IMDb: 9,0 - Rotten Tomatoes: %80 - Oyuncular: Jitendra Kumar, Ranjan Raj Kota Factory, Hindistan'ın rekabetçi eğitim sistemi içinde yer alan Kota şehrinde, IIT sınavına hazırlanan öğrencilerin yaşadıklarını anlatıyor. Dizi, genç Vaibhav'ın akademik ve kişisel mücadelelerini, öğrenci hayatının zorluklarını ve bu süreçteki arkadaşlık ilişkilerini gerçekçi ve duygusal bir şekilde işliyor. - Yayın: 1 sezon yayınlandı, devam ediyor - Tür: Animasyon, aksiyon, macera - IMDb: 9,0 - Rotten Tomatoes: %96 - Oyuncular: Hailee SteinfeldKevin AlejandroJason Spisak Arcane, League of Legends'ın evreninde geçen, görsel olarak etkileyici bir animasyon dizisi. Piltover ve Zaun şehirlerinin çatışan dünyalarında geçen bu hikaye, Jinx ve Vi kardeşlerin karmaşık ilişkilerini ve bu fantastik dünyanın politik ve toplumsal çatışmalarını işliyor. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Belgesel, spor, biyografi, tarih - IMDb: 9,1 - Rotten Tomatoes: %95 - Oyuncular: ... Spor tarihinin en etkili isimlerinden Michael Jordan'ın parladığı döneme ve forma giydiği takım Chicago Bulls ile yaşadıklarına yakından bakıyoruz. 1990'lı yıllarda basketbolun dünya çapındaki yükselişine ön ayak eden olaylar, gördüğünüz en iyi diziden daha iyi hisler yaşatabilir. - Yayın: Tamamlandı, 1 sezon yayında. - Tür: Suç belgeseli - IMDb: 9,3 - Rotten Tomatoes: %92 - Katılımcılar: Ma Anand Sheela, Osho, Philip Toelkes Belgeselin mesajı ise şu: İlk defa, Dünya'da yaşayan bir tür, geleceğin nasıl olacağını belirleyecek. O tür biziz. Belgesel, insanların kendilerine Dünya için ne yaptıklarını, ne yapılması gerektiğini sormalarını sağlıyor. Karmaşık bir mesele ama bu belgesel size konuyu çok iyi anlatacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/netflix-en-cok-izlenen-film-dizi-h94801.html", "text": "2021 yılında Netflix, haftalık Top 10 ve En Popüler Yayınlar listesini yayımlamaya başlamıştı. Bu listede son bir haftada en popüler olan 10 yapım ve en çok izlenenler yer alıyordu. Netflix, şimdi daha genel kapsamlı bir rapor paylaştı. Yılda iki defa paylaşılacak olan liste ile birlikte kullanıcıların son altı aylık süreçte en çok ilgi gösterdiği içerikler listelenecek. Listede, toplamda en az 50 bin dakika izlenmiş olan yapımlar ve ilk defa Netflix'te yayınlandıysa yapımın prömiyerinden bu yana altı ay geçmiş yapımlar yer alacak ve yapımın küresel olarak dağıtımda olup olmamasına odaklanılacak. Netflix'in raporunda dikkat çeken bir nokta, İngilizce olmayan içeriklerin yükselişi oldu. Platformun gelirlerinin %30'u bu yapımlardan geldi. Ayrıca Netflix'in ocak ve haziran arasında yayımladığı yapımların %60'ı haftalık Top 10 listelerine girmeyi başardı. Klasik yapımlar da oldukça sık izlendi."} {"url": "https://www.webtekno.com/netflix-one-piece-uyarlama-h139390.html", "text": "Netflix, interaktif One Piece manga serisinin başarısından sonra yeni bir One Piece uyarlaması üzerinde çalıştıklarını resmi olarak duyurdu. Manga serisinin ses getirmesi ve pek çok izleyici tarafından beğenilmesiyle beraber şirket, kolları sıvadı ve yeni \"The One Piece\" isimli yapımına başladı. The One Piece, orijinal manga serisindeki hikayenin aynısını baz alacak; hem mevcut anime serisi hem de Netflix'te halihazırda bulunan yapım ile aynı noktadan başlayacak. \"ONE PIECE mangasının ikonik East Blue destanından başlayan yepyeni bir anime uyarlaması Netflix'e geliyor! Anime serilerinden en çok ses getiren Attack on Titan'ın ve ayrıca Spy x Family'nin yapımcısı olduğu WIT Studio, The One Piece'in yapımını üstlenecek. Manga serisinin canlı aksiyon uyarlaması olarak izleyicilerle buluşacak olan yapım, orijinal yapımdan biraz farklı olacak. The One Piece, Luffy'nin East Blue'da başından geçen maceralarını daha modern bir çizgide izleyicilere sunacak. Netflix, The One Piece için 25 yılı aşkın süredir izleyicileri büyüleyen anime dizisinden farklı olacağını ve izleyicilere yeni bir deneyim sunacağını belirtti. Japonya merkezli WIT Studio, özellikle Attack on Titan animesinin yapımını üstlenmesiyle biliniyor. Shingeki no Kyojin ve Pokemon gibi yapımlara ev sahipliği yapan WIT Studio, bu duyurudan sonra hayranlarının epey dikkatini çekmiş durumda. Netflix, her ne kadar yaptığı duyuru ile One Piece hayranlarını heyecanlandırsa da, herkesin ağzına bir parmak bal çalıp yapımın çıkış tarihi hakkında net bir bilgi vermedi. Ancak bu haber bile, One Piece hayranlarını sevindirmeye yeter."} {"url": "https://www.webtekno.com/nft-deger-kaybetmeye-devam-ediyor-h137589.html", "text": "Değiştirelemez tokenler olarak da bilinen blok zincir tabanlı NFT'ler, herhangi bir dijital içeriğin lisansının olmasını ve sadece satın alan kişiye ait olmasını sağlıyor. NFT'ler satın alındıktan sonra sahiplerinin hakkı korunuyor ve hiçbir şekilde bir başkasına devredilmiyor. NFT furyasında birçok insan devasa paralar harcadı ve çeşitli NFT'lere sahip oldu. Ancak NFT piyasası bir süre önce düşüş göstermeye başladı ve bu düşüş halen devam ediyor. NFT alıcılarının %17 oranında yükselmesine rağmen satışlar %9,91 oranında düşüş yaşadı. Bu hafta 72,76 milyon dolarlık NFT satışı gerçekleşti ve bu oran, önceki haftaya göre %9,91 daha düşük. NFT alıcılarının sayısı %17,77 artışla 569.407 kişiye ulaştı ve satıcıların sayısı da geçen hafta %15,82 artışla 714.889'a yükseldi. Blockchainler arası NFT satışları alanında Ethereum, 22 ağ arasında 37,27 milyon dolarlık satışla ön sırada yer aldı. Bu da bu haftaki NFT ticaretinin %51,22'sinin önemli bir kısmının Ethereum blok zincirinden kaynaklandığı anlamına geliyor. Bunu takip eden Mythos NFT satışları, geçen haftadan bu yana %13,12'lik yükselişle 7,83 milyon dolarlık satış toplayarak ikinci sırayı aldı. Polygon bu hafta NFT satışlarında 7,12 milyon dolar toplayarak üçüncü sırayı alırken, Solana da 5,86 milyon dolar ile dördüncü sırayı aldı. 24 Eylül'den 1 Ekim'e kadar Immutable X, 5,47 milyon dolarlık satış elde ederek beşinci sıraya yerleşti. NFT'lerin bu kadar değer kaybetmesine rağmen halen talep görmesi, kullanıcıları oldukça şaşırtıyor. Her ne kadar duyurulduğu zaman çok popüler bir hal almasına rağmen NFT'ler, ilerleyen dönemlerde kullanıcıları pek de mutlu etmeyecek gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/nft-satistan-pay-alma-bitiyor-h136710.html", "text": "Kripto varlık piyasalarının geçtiğimiz yıllardaki trendi, NFT'lerdi. Değiştirilemez tokenler olarak da bilinen blok zinciri tabanlı NFT'ler, en basit anlatımı ile herhangi bir dijital içeriğin lisanslanmasını ve sadece bir kişiye ait olmasını sağlıyordu. O dönemler büyük ses getiren ve insanların devasa paralar döktükleri teknolojinin dikkat çeken özelliklerinden bir tanesi de eser sahiplerinin haklarının korunmasıydı. NFT dünyasında lisansı size ait olan bir eseri sattığınızda, bunun karşılığında para alırsınız. Eğer eserinizi satın alan birisi sonradan başka birisine devrederse, eser sahibi olarak siz de bu satıştan pay alıyordunuz. Ancak gelen son haberler, bu durumun değişeceğini gösteriyor. Dünyanın en büyük NFT pazaryerleri arasında bulunan OpenSea tarafından yapılan açıklamaya göre takvimler Mart 2024'ü gösterdiğinde, NFT oluşturanların gelirlerinde çok büyük düşüşler yaşanacak. Popüler NFT koleksiyonu The Bored Ape'den birkaç NFT örneği. OpenSea tarafından yapılan açıklamaya göre Mart 2024 itibarıyla yeniden satışlarda NFT oluşturucusuna zorunlu pay verme dönemi sona erecek. NFT'yi satın alan bir kullanıcı, bu eseri satmak istediği zaman, sadece istemesi halinde esas sahibine para verecek. Satıcı, satış gelirinin belirli bir yüzdesini eser sahibine verebileceği gibi beş kuruş ödeme yapmamayı da tercih edebilecek. Yani aslında bir çeşit \"bahşiş\" sistemine geçiş yapılacak. OpenSea'nin aldığı karar, NFT oluşturucuların pek de hoşuna gitmedi. \"Posers\" isimli bir NFT koleksiyonu oluşturan ve şimdilerde blockchain tabanlı bir oyun üzerinde çalışan ekibin lideri olan \"Wildcake\", The Verge'e yaptığı açıklamada OpenSea'nin kendi karını artırmak için böyle bir şey yaptığını ancak bu kararla NFT sektörünün sonunu getireceğini söyledi. Wildcake'e göre NFT oluşturucular, yeni dönemde adeta \"bedavaya\" çalışacaklar çünkü NFT gelirleri sadece ilk satıştan sağlanacak. Bu görüşe karşı çıkan OpenSea ise NFT oluşturucuların gelirlerini sürekli kılmak için yeni yollar aradıklarını belirtti. Piyasa hacmi açısından çoktan çökmüş olan NFT sektörü, bu kararla iyice gerileyebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/nft-yuzde-95-degersiz-arastirma-h137438.html", "text": "İnternet ortamlarındaki varlıkların blok zincirine işlenmesiyle ortaya çıkan NFT'ler, 2021 ve 2022 yıllarını kasıp kavurmuştu. Ünlü isimlerden dev şirketlere kadar birçok yerden bu dijital varlıklara milyonlarca yatırım gelmişti. Ancak zaman geçtikçe NFT'lerin popülerliği azaldı ve değeri kaybolmaya başladı. Şimdi ise NFT'ler hakkında yeni bir araştırma yapıldı. dappGambl tarafından on binlerce koleksiyonun analiziyle gerçekleştirilen çalışma, NFT'lerin neredeyse tamamının değerinin sıfırlandığını gösterdi. 73 binden fazla koleksiyon incelendi, %95'inin artık değersiz olduğu ortaya çıktı. dappGambl, yaptığı analizde 73 bin 257 NFT koleksiyonunu inceledi. Bunun sonucunda ise 69 bin 795'inin piyasa değerinin 0 ETH olduğu bulundu. Yani bu koleksiyonlardan %95 civarının değeri şu anda 0 dolar. Bunun yanı sıra araştırma, NFT koleksiyonlarının %79'undan fazlasının satılmadığını, yani arzı karşılayacak talebin olmadığını da buldu. Ancak bu orana pek güvenmemek gerekebilir; çünkü her isteyen kendi NFT'sini oluşturabiliyor. Araştırma, piyasa değerine göre en popüler olan 8850 NFT koleksiyonu da inceledi. Bunlardan %18'inin değerinin 0 olduğu görüldü. %41'inin ise 5 ila 100 dolar arasında değişen değere sahip olduğu ortaya çıktı. Bu popüler koleksiyonlardan değeri 6 bin doları aşanların oranı ise %1'in altında. 2021 ve 2022'de NFT'lere milyonlarca dolar ödendiğini düşündüğümüzde bu oranın bir hayli az olduğunu görebiliyoruz. dappGambl'ın araştırması, Justin Bieber'dan Eminem'e, Stephen Curry'den Snoop Dogg'a kadar birçok ünlü kişinin milyonlar ödediği NFT'lerin ne kadar büyük değer kaybı yaşadığının bir diğer göstergesi. 2021 ve 2022 yıllarında bu varlıkların işlem hacmi 2,8 milyar doları bulmuştu. Ancak geçtiğimiz aylarda bu sayı 80 milyona kadar düştü."} {"url": "https://www.webtekno.com/nikolay-gogol-en-onemli-eserleri-kitaplari-h139722.html", "text": "Gogol, Rus edebiyatının sınırlarını zorlayarak, okuyucularını hem gülümseten hem de düşündüren, zamansız eserler yarattı. Nikolay Gogol kitapları arasında, Rus toplumunun kusurlarını ve absürtlüklerini gözler önüne seren \"Ölü Canlar\", bürokrasiye ve insanın varoluşsal çelişkilerine dair keskin bir eleştiri sunan \"Palto\" ve \"Burun\" gibi hikayeler bulunuyor. Gogol'un bu eserleri, onun edebi dehasının ve Rus toplumunun derinlemesine bir analizinin kanıtları. Gogol hangi akımın temsilcisi? diye de merakınız bir nebze olsa artıyorsa önce yazarımızı tanıttığımız sonra da ölmeden önce okumanız gereken kitap listemize geçelim. Keyifli okumalar. Nikolay Vasilyeviç Gogol; 1809 yılının baharında, Ukrayna'nın ufak bir köyünde, hayata gözlerini açtı. Rus edebiyatının bu büyük ismi, genç yaşta hayal dünyasının derinliklerine dalmış, kırsal yaşamın zengin dokusunu içine çekmiş bir çocuktu. Ailesi, onun büyüdüğü bu topraklar, Gogol'un eserlerine damgasını vuracak renkli karakterler ve olağanüstü hikayelerle doluydu. Gogol, gençliğinde Saint Petersburg'a adım attığında, büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. O zamanlar göz kamaştırıcı başkent, genç Gogol için vadettiği parlak fırsatların aksine, zorluklar ve hayal kırıklıklarıyla doluydu. Bu dönemde, sıradan insanların yaşamlarını, bürokrasinin absürtlüğünü ve toplumsal çelişkileri gözlemleyerek edebi malzemesini toplamaya başladı. Gogol'un kaleminden çıkan \"Palto\", \"Burun\" ve \"Ölü Canlar\" gibi eserler, Rus edebiyatının altın sayfalarını süslüyor. Ancak Gogol'un hayatı, sadece başarılarla dolu değildi. İçsel çatışmalar, sürekli bir tatminsizlik ve mükemmeliyetçilik, onun kişisel ve profesyonel hayatında sürekli bir mücadele unsuru oldu. Özellikle yaşamının son yıllarında, dini bunalımlar ve ruhsal çalkantılar, onun sanatını ve sağlığını derinden etkiledi. Gogol; 1852 yılında, henüz 42 yaşındayken, bu dünyadan ayrıldı. Arkasında bıraktığı eserler, Rus edebiyatının sadece klasikleri değil, aynı zamanda evrensel bir değer taşıyan, zaman ve mekanı aşan başyapıtları. Nikolay Gogol'un en önemli eserleri, sıradan insanların yaşamlarından kesitler sunarak bizleri güldürürken, aynı zamanda insan doğasının ve toplumsal yapıların derinliklerine dair çarpıcı gözlemler sunuyor. Gerçekçilik veya bir diğer adıyla realizm, 19. yüzyılda ortaya çıkan bir sanat akımı. Romantizme tepki olarak ortaya çıkan gerçekçilik akımında, hayatın sıradanlığına odaklanarak gerçekler ele alınır. Toplumsal sınıfların ve endüstriyel gelişmelere tepki olarak çalışmalar gerçekleştiren sanatçılardan biri de Nikolay Gogol'du. Gerçekçilik akımının temsilcisi Nikolay Gogol, kısa ama etkili yaşamı ve benzersiz edebi mirasıyla, dünya edebiyatının unutulmaz isimlerinden biri olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Onun eserleri, bugün bile yaşamın ve insanlığın temel sorularına dair önemli ipuçları barındırıyor ve okuyuculara, zamanın ötesinde bir anlayış takdim ediyor. - Ölü Canlar - Palto - Burun - Müfettiş - Bir Delinin Hatıra Defteri - Taras Bulba Rusya'nın o dönemdeki toprak sahipliği sistemi ve sosyal yapısını eleştiren \"Ölü Canlar\", Çiçikov adında bir memurun, ölü kölelerin ruhlarını toplamak için Rusya'nın çeşitli bölgelerine yaptığı yolculukları konu alıyor. Gogol, bu eseriyle hem toplumsal eleştiriyi hem de komedinin sınırlarını zorluyor, okuyucuya ironik ve sivri bir anlatım sunuyor. Ölü Canlar kitabı konu olunca öne çıkan bir detay daha var. Gogol, 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha ediyor ve 10 gün sonra da hayata gözlerini yumuyor. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Palto, Gogol'un en ünlü kısa hikayelerinden biri ve Rus edebiyatında büyük bir etkisi var. Hikaye, küçük bir memur olan Akaki Akakiyeviç'in yeni bir paltoya olan takıntısını ve bu paltonun onun hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Gogol, bu eserinde, toplumsal sınıflar ve insanlık durumları üzerine derinlemesine bir yorum sunuyor. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Nikolay Gogol kitapları arasında en tuhaf ve fantastik eserlerinden biri de Burun kitabıdır. Bir sabah burnunun kaybolduğunu fark eden devlet memurunun hikayesini anlatıyor. Bu absürt öykü, toplumsal statü ve kimlik meselelerini mizahi bir dille ele alıyor ve Gogol'un sıra dışı hayal gücünün mükemmel bir örneği. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Nikolay Gogol'un \"Müfettiş\" adlı eseri, Rus bürokrasisinin yozlaşmasını ve ahlaki çöküşünü anlatıyor. Eserde, kasabaya gelen bir gencin yanlışlıkla müfettiş sanılmasının hikayesi aktarılıyor. Kasaba yöneticileri, bu memuru gerçek bir devlet müfettişi zannederek ona yaranmaya çalışıyor, bu durum ise bir dizi komik ve ironik olayı beraberinde getiriyor. Gogol, bu eserinde, yozlaşmayı ve rüşveti alaycı bir dille eleştiriyor. Eser, sadece Rus edebiyatında değil, dünya edebiyatında da satirik komedinin klasik örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Nikolay Gogol'un \"Bir Delinin Hatıra Defteri\", düşük rütbeli bir devlet memurunun deliliğe sürüklenişini anlatan bir hikaye. Eser, ana karakterin aşık olmasının ardından gerçeklikle bağının kopuşunu ve iç dünyasındaki çalkantıları detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. Gogol, bu hikayede, toplumsal hiyerarşi ve bireysel çatışmaları ele alırken, kara mizah ve keskin gözlemlerini kullanmış. \"Bir Delinin Hatıra Defteri\", edebiyat tarihindeki en etkileyici psikolojik karakter portrelerinden birini sunuyor ve Gogol'un en unutulmaz eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. \"Taras Bulba\", 15. yüzyılda Ukrayna'daki Zaporijya Kazakları arasında geçiyor ve başkahraman Taras Bulba'nın, oğulları ile Osmanlı İmparatorluğu ve Lehistan'a karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Gogol, bu romanında, Kazakların cesur ve özgürlükçü yaşam tarzını, sert doğa koşullarını ve savaşların acımasızlığını canlı bir şekilde betimliyor. \"Taras Bulba\", aynı zamanda vatanseverlik, cesaret ve aile bağları gibi önemli temaları işliyor. Gogol, bu eseriyle Ukrayna'nın kültürel mirasına ve tarihine de ışık tutuyor. Roman, zamanının ötesinde bir eser olup kahramanlık, fedakarlık ve halk tarihine dair derin bir anlayış sunuyor. Kitabı satın almak ve okumak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Her bir eser, Gogol'un edebiyatına özgü derinliği, toplumsal eleştiriyi ve mizahi unsurları barındırıyor. Bu eserler, Gogol'un zamanının ötesinde bir yazar olduğunu ve Rus edebiyatının yanı sıra dünya edebiyatında da önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/nintendo-switch-satis-adedi-h138412.html", "text": "Türkiye'de daha çok PlayStation ve Xbox konsollarını konuşuyor olsak da Nintendo tarafından piyasaya sürülen ürünler, dünyanın geri kalanında büyük oranda ilgi görüyorlar. Bu durum, Nintendo'nun 2023'ün üçüncü çeyrek için açıkladığı mali durum raporunda daha iyi bir şekilde gün yüzüne çıktı. Şirket, bugüne kadar kaç adet konsol sattığını açıkladı. Nintendo tarafından yapılan açıklamalara göre bugüne dek 132,46 milyon adet Switch satışı gerçekleştirildi. Şirket, sadece son 3 aylık periyotta ise 2,93 milyon adet konsol sattı. Nintendo, konsolları için hazırladığı yazılım ve oyunlar içinse 1 milyarı aşkın satış bildirdi. Japonya merkezli teknoloji devi Sony tarafından yapılan açıklamaya göre PlayStation 5 satışları, geçtiğimiz aylarda 40 milyon adet barajını aştı. Bununla birlikte; PlayStation 4 için yapılan satışlar ise bundan yıllar önce 100 milyon adedi geçmişti. Xbox Series X/S ise Temmuz 2023'te yapılan açıklamaya göre 20 milyondan fazla satmayı başardı. Xbox One satışlarının ise 58 milyondan fazla olduğu zaten biliniyor. Bu verileri kıyasladığımız zaman, Nintendo'nun video oyun sektöründe önemli bir yerde olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Hatta elimizdeki mevcut verilere göre Nintendo Switch satışları, PlayStation 5 ve Xbox Series X/S'ten çok daha iyi. Tabii şu detayı da unutmamak gerek; Nintendo Switch, 2017 yılından beri piyasada olan bir ürün. PlayStation 5 ile Xbox Series X/S ise 2020 yılında piyasaya sürüldüler..."} {"url": "https://www.webtekno.com/noel-agaci-gibi-gorunen-yildiz-kumesi-fotografi-h139451.html", "text": "Sık sık kozmosun hayranlık uyandırıcı fotoğraflarını bizlerle buluşturan NASA, buğu yepyeni bir görüntü paylaştı. Görsel, NGC 2264 isimli yıldız kümesine ait. Küme, aynı zamanda şeklinden dolayı Noel Ağacı Kümesi olarak da adlandırılıyor. NASA'nın Noel yaklaşırken paylaştığı NGC 2264 fotoğrafı, gerçekten de bir Noel ağacını andırıyor. Chandra X-ışını Gözlemevi ve diğer teleskopların ortaklığıyla yakalanan bu kompozit görüntünün Noel ağacına olan benzerliği, renklerde yapılan geliştirmeler ve görüntü döndürme teknikleriyle artırılmış. Hemen alttaki animasyonda görebileceğiniz mavi ve beyaz ışıklar, Chandra Gözlemevi'nin tespit ettiği, X-ışını saçan genç yıldızlar. ABD Ulusal Bilim Vakfı'nın WIYN isimli teleskobu da kümedeki gazları yeşil olarak gösteriyor ve çam iğneleri olarak nitelendirebileceğimiz kısmı ortaya çıkarıyor. 2MASS isimli astronomi araştırma kuruluşu ise kızılötesi verilerle ön ve arka plandaki yıldızları beyaz olarak gösteriyor. Fotoğrafın saat yönünde 160 derece döndürülmüş olması da ağaç gibi görünümün verilmesini sağlıyor. Tabii ki yukarıda gördüğünüz animasyondaki koordineli bir şekilde yanıp sönen kısımların yapay olduğunu belirtmek gerek. Bunun sebebi yıldızların konumlarını vurgulamak ve Noel ağacına benzerliği göstermek. Gerçekte yıldızların değişimleri böyle senkronize bir şekilde değil. Samanyolu'nda yer alan NGC 2264, Dünya'dan 2500 ışık yılı uzaklıkta. Bu görkemli küme, yaşları 1 ila 5 milyon arasında değişen genç yıldızlardan oluşuyor. NGC 2264'ün yıldızları arasında Güneş'ten küçük ve büyük yıldızlar var. Büyük olanlardan bazılarının kütlesi, Güneş'in 7 katına kadar çıkabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/noel-baba-aslinda-kim-gercek-mi-h130967.html", "text": "'Gerçek Noel Baba ne ki? Gerçek değil ki o!' diye şaşırmış olabilirsiniz. Ancak gerçek bir 'Noel Baba' var ama ne al yanaklı tontiş bir dede ne de Kuzey Kutbu'nda yaşıyor. Üstünde ponponlu bir kırmızı takım elbise de yok. Tabii ki gerçek ismi 'Santa Claus' ya da Noel Baba değil; Saint Nicholas, Aziz Nikolaos veya Aya Nikola... Noel Baba ise yüzlerce yıl boyunca değişime uğrayan bu karakterin aldığı son isim. Kuzey Kutbu'ndan geyikleriyle yola çıkan modern Noel Baba, aslında 270'li yılların başında Antalya'da bulunan Patara'da dünyaya gelmiş. İlk Hristiyan piskoposlarından biri olarak anılan St. Nicholas; etrafındakilere iyilikler yapan, çocukları ve fakirleri koruyup gözleyen, onlara gizliden gizliye yardım eden bir karakter olarak anlatılıyor. Fakirlik yüzünden fuhuşa zorlanan üç kadına altın dolu birer kese atarak hayatlarını kurtardığını ve evlenmelerini sağladığını anlatan bir hikaye, St. Nicholas'a dair en meşhur hikayelerden biri... St. Nicholas ile ilgili pek çok efsane anlatılıyor. En sık anlatılanlardan bir diğeri ise öldürülüp etleri satılacak üç çocuğu kurtardığı hikaye diyebiliriz... Bunlar dışında çocukların ayakkabılarına gizlice bozuk paralar bıraktığı, evlerinin kapılarına yiyecekler bıraktığı, haksız yere öldürülen pek çok insanın hayatını kurtardığı sayısız hikaye var. Ancak tüm bu anlatılan efsaneler, St. Nicholas ile ilgili çok az tarihi kayıt olduğu için bir noktada gerçekliği şüpheli şeyler diyebiliriz. Araştırmacılar St. Nicholas'ın yaşadığı yıllardan sonra Hristiyan ailelerin çocuklarına sık sık onun ismini verdiğini bulmuş. Nicholas'ın 'dürüst, onurlu ve iyi niyetli bir adam' olduğu ve geçmişte özellikle çocuklara yaptığı iyilikler sebebiyle bu ismin çocuklara verildiği düşünülüyor. Ancak yalnızca dini bir lider konumunda olması bile aslında yeterli. Dolayısıyla tarafsız bakınca, çocuklara Nicholas isminin verilmesinin onun çocuklara yardım eden yufka yürekli bir insan oluşunu kanıtlamadığını rahatlıkla söyleyebiliriz... Hatta kimi kaynaklar, St. Nicholas'a yüklenen bu iyi kalpli, sıcak yürekli adam tiplemesinin o kadar da doğru olmadığını, arkasında şiddet ve zulüm dolu bir hikaye olduğunu söylüyor. Özellikle Hristiyan olmayanlara zulmeden, o dönemde yine günümüz Türkiye topraklarında bulunan ve antik çağlardan kalmış pek çok tapınağı yıktıran bir karakter olduğu söyleniyor. Yukarıdaki fresk de St. Nicholas'ın Artemis Tapınağı'nda heykelleri yıktığı bir an temsil edilmiş ve bir Sırp Ortodoks kilisesinin duvarında yer alıyor. Açıkçası Hristiyanlığın büyümesinde ve yayılmasında önemli kabul edilen topraklarda; Hristiyanlığı kabul eden ilk Roma imparatoru olan İmparator I. Konstantin'in devrinde yaşamış bir Hristiyan olarak bunları yapmış olması mümkün görünüyor. Hatta Konstantin ile aralarında bazı sürtüşmeler olduğu ve Hristiyanlığın Romalılar tarafından kabul edime sürecinde St. Nicholas'ın da etkisinin olduğu söyleniyor. Nicholas'ın öldüğü yer ise yine ülkemiz topraklarında, Demre'de bulunan Myra Antik Kenti. Ölüm yılının ise 343 olduğu biliniyor. Hristiyanlıkta azizler için kutlama ve anma günlerinin olması bir tür gelenek gibi. St. Nicholas için de bu gün, ölüm tarihi olan 6 Aralık. Yüzlerce yıl boyunca 6 Aralık pek çok Hristiyan toplumda St. Nicholas Günü olarak kutlanmış. Hatta günümüzde de bu geleneği devam ettiren toplumlar mevcut. Fakat 1500'lü yıllarda Protestanlık yükselip Katolik inançları ve gelenekleri güç kaybedince, azizlere şükran sunulan bu günler doğru bulunmamaya başladı. Martin Luther, bir karar alarak şükran sunma, kutlama ve paylaşma geleneğinin etkin olduğu 6 Aralık kutlamalarını yasakladı ve kutlama gününü 25 Aralık'a çekti. Çünkü ona göre bir azize değil İsa'ya şükran sunmak ve onu kutlamak gerekiyordu. Tabii ki tüm bunlar yaşanana kadar Avrupa'nın pagan inançları ve gelenekleri ile St. Nicholas'ın karakteri iç içe geçerek gelişip değişmişti. St. Nicholas'ın iyiliğini, Hristiyanlık için yaptıklarını kutlayan özel gün, pagan geleneklerinden pek çok detayı yıllar içerisinde bünyesine kattı. Pagan geleneklerinde hediye getiren bazı yaratıklar ve karakterlerin özellikleri yıllar içinde St. Nicholas temsilelrine eklendi. Örneğin ren geyikleriyle havada süzülen ve kuzeyden gelen karaktere dair izlerin, Odin'in valkürlerden ve hayaletlerden oluşan kalabalık grubuyla gökyüzünde dolaşarak 'avlandığı' meşhur 'Odin's Wild Hunt' anlatısından esinlenmiş olabileceği düşünülüyor. Ak saçlı ve sakallı Noel Baba temsilinin de bu günlerden itibaren geliştiği tahmin ediliyor. Ayrıca yine pagan Avrupa gelenekleri arasında yer alan bir kış festivali olan Yule'nin yemekli ve eğlenceli etkinlik anlayışı da St. Nicholas gününe yıllar içinde entegre oldu. Noel Baba'yı etkileyen bir başka pagan figür, bir zamanlar pek çok ülkede var olan Krampus karakteriydi. Bu karakter, 5 Aralık gecesi kötü çocukları cezalandıran korkutucu bir yaratıktı. Haliyle 6 Aralık da St. Nicholas'ın iyi çocukları ödüllendirdiği güne kolayca dahil oldu. Bu tür birleşimler, günümüzde tanıdığımız Noel Baba karakterinin ve Noel kutlamasının temelini oluşturmaya başladı. Örneğin, pagan ibadetlerinde şömine önemli bir rol oynarken, St Nicholas'ın genç kadınlara altın verdiği hikayenin bir versiyonunda altınları bacadan attığı anlatılırdı. Hikayenin bu yönü ve pagan geleneklerinin birleşmesi, Noel Baba'nın bacadan giren bir karatker olmasına etki etmiş olabilir. 17. yüzyılda Noel kutlamaları yasaklandı. Aradan geçen yıllardan sonra kutlamalara tekrar izin verildiğinde, artık pagan gelenekleri ile Noel kutlamaları iyiden iyiye iç içe geçmişti. 17. ve 18. yüzyıl Amerikasında ise Hollanda'nın 'Sinterklaas' dediği St. Nicholas figürü İngilizceye Santa Claus olarak geçti. Noel kutlamaları Amerika'da 25 Aralık'la ve hediyelerle özdeşleşirken ve Noel Baba yaygın bir karaktere dönüşürken, karakterin görüntüsü de özellikle Thomas Nast'ın 19. yüzyılın sonlarına ait çizimiyle daha da kalıcı hale geldi. Yukarıdaki çizimde de göreceğiniz üzere Noel Baba artık yaşlı, tonton, neşeli bir karakterdi. Kırmızılara bürünmüş, neşeli bu Noel Baba'yı popülerleştirip günümüzde her yerde karşımıza çıkaran ise Coca-Cola oldu... 1931 yılında Coca-Cola, Noel Baba'nın yüzünü kullanarak bir reklam kampanyası başlattı. Ülkemizde bayramlarda mutlu aile sofralarının yer aldığı ikonik Coca-Cola reklamlarını düşünün... Bu, Coca-Cola'nın her evin sofralarında olmak için uyguladığı bir satış&pazarlama stratejisi olarak on yıllar boyunca devam etti. Noel Baba'lı Coca-Cola reklamları da bu stratejinin ilk uygulanmaya başladığı reklamlardı. Coca-Cola, ailelerin ve çocukların sevgilisi Noel Baba ile sofralara konuk olarak yerini kalıcı hale getirmek istedi. Bunu yaparken de nadir de olsa kırmızılar içinde resmedilen Noel Baba'yı kendi renkleriyle özdeşleştirerek başarılı bir adım attı. Ardından Noel Baba, giderek popülerleşen bir figür olarak tüm markalar ve ürünler için bir satış aracı haline geldi... Sonuç olarak Noel Baba'nın 1800 yıllık tarihi, insanların teşekkürlerini sunduğu radikal bir dini lidere adanmış bir bayramdan, satış taktiklerine malzeme olan yarı-kurgu bir karaktere dönüştü..."} {"url": "https://www.webtekno.com/noel-baba-komsumuz-cikti-likya-isik-ulkesi-h117259.html", "text": "Hem tarihi hem de doğal güzellikleri ile dünyanın imrendiği bir yer olan Likya; yerli turistlerden çok yabancı turistler tarafından ziyaret edilen, hatta birçoğumuzun farkında bile olmadığı bir cennet. Lisiya ya da bilinen adı ile Likya, kelime anlamı olarak Işık Ülkesi anlamına geliyor. Her ne kadar Işık Ülkesi popüler bir isim olsa da bazı kaynaklarda Güneş'in Ülkesi olarak da söz edilen Likya'nın halkına Likyalılar ya da Lukka olarak hitap ediliyor. Likyalılar; Anadolu'nun en eski Hint-Avrupa kökenli halklarından biri olan Luviler'in dağılmasından sonra, Akdeniz'in Teke Yöresi'nde yeniden devlet haline gelen, özgürlüğüne düşkün bir halk olarak biliniyor. Resmi dilleri Luvi'dir ve Hintçeye epeyce benzemektedir. Başkenti ise 2020 yılında ismi Türkiye Cumhuriyeti tarafından şereflendirilen Patara'dır. Likya'nın en kalabalık dönemindeki nüfusunun 200 bin olduğu belirtiliyor. Siyasi yapısıyla da dünyayı etkilemiş bir devlet. Likya, tarihte gerçek anlamda cumhuriyeti benimseyen ve uygulayan ilk devlettir. Devlet döneminde, Roma İmparatorluğu'na bağlı bir federasyon haline gelmiştir. Öyle ki bu özelliklerinden ötürü ABD Anayasası'na, ABD'nin kurucularından olan Alexander Hamilton, James Madison ve John Jay'e ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca Avrupa Birliği'nin fikir babası da yine Likya'dır. Hristiyanlar için çok büyük öneme sahip. Noel Baba olduğu düşünülen ya da Noel Baba değilse bile Noel Baba'nın esinlendiği kişi olarak kabul edilen, Hristiyan inancının önemli isimlerinden biri olan Aziz Nikolaos bütün ömrünü Likya'da geçirmiştir. Bundan ötürü Likya sınırları, Hristiyan inancına mensup kişiler için çok değerlidir. Her yıl hac vazifelerini yerine getirmek için Likya'yı ziyaret ederler. Likya, günümüzdeki haliyle tarif etmek gerekirse; Antalya'nın batısını, Muğla'nın güneydoğusunu, Denizli ile Burdur'un ise güneyini kapsar. Dalaman Çayı ve Kemer gibi turistik değeri yüksek birçok yer de Likya sınırları içerisindedir. Likya'nın günümüzde en çok ziyaret edilen şehri Olimpos şehridir. Olimpos, günümüzde Antalya'nın Kumluca ilçesine isabet etmektedir. 1999 yılında Kate Clow tarafından Likya Yolu hizmete açılmıştır. Bu yol, Fethiye'den başlayıp Antalya'ya kadar devam eden bir yürüyüş rotasıdır. Günümüzde dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotalarından biri olarak gösterilmektedir. Likya Yolu'nda başlayan bir yürüyüş; tempoya ve duraklarda geçirilen süreye göre 25 ile 45 gün arasında tamamlanabiliyor. Yeşil ve mavi renkleri ile bilinen Likya Bölgesi; günümüze kadar layığıyla korunabilmiş bir bölge değil fakat bugünden korumaya başlarsak, yanlışlarımızı terk edersek, gelecek yıllarda da bu cennet diyarı yaşatmış oluruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/noel-yilbasi-farki-h139457.html", "text": "Her sene olduğu gibi yılbaşına yakın Türkiye'de kafalar karışık. Peki neden? Tabii ki yılbaşı kutlamaları olacağı için. Pek çok kesimin yanlış bildiği Noel ve yılbaşı ayrımı aslında birbirinden epey farklı. Ancak sakin olun, size en basit şekilde anlatacağız. Anlattıktan sonra kafa karışıklığınıza son vereceğimize adımız gibi eminiz. Haydi gelin o zaman olabildiğince anlaşılabilir bir şekilde farkı anlatalım. Noel dediğimiz kutlama günü, Hristiyanlar arasında epey yaygın. Ancak tam olarak farkı şu ki Noel, her sene 24 Aralık'ın 25'e bağlandığı gece kutlanır. 25 Aralık, malumunuz üzere Hristiyanların inandığı dinin peygamberi olan Hz. İsa'nın doğum günü. Yani bakmayın 25 Aralık'ta doğdu dediğimize, dini ve tarihi kaynaklara göre doğum tarihi tam olarak bilinmese de yüzyıllardır süregelen kutlama günü bu şekilde kabul ediliyor. Neyse konumuza geri dönelim; Hristiyanlar bu günde evlerini, çam ağaçlarını ve sokakları süslemeye bayılıyor. Noel ismi, \"Cristes maesse\"den türemiş olan \"İsa'nın Ayini\" anlamına gelir. Bu kelime, Katolik geleneğinde İsa'nın doğum gününü özel ayinlerle kutlama adetini ifade eder. 25 Aralık'ta Protestanlar ve Katolikler tarafından coşkuyla kutlanan bu bayram, Ortodoks ve Kıpti Hristiyanları için 7 Ocak'ta anlam bulur. Noel, az önce bahsettiğimiz gibi Hristiyanlara özgü bir bayramdır, kaldı ki onlara göre özel olan o günü kutlamaları da en büyük hakları. Ancak 25 Aralık ve 1 Ocak yılbaşı kutlamaları birbirlerine oldukça yakın günler. Hristiyan ülkeler genelde bu iki kutlamayı da beraber yapıyor. Fakat bu, yılbaşının da Hristiyan geleneği olduğu anlamına gelmez. Çünkü adı üstünde \"yıl ve başı\", bizim gibi pek çok ülkenin kutladığı şey aslında yeni yılın gelişi. Bunun Noel'e denk gelmesi her ne kadar -doğal olarak- kafa karışıklığına sebep olsa da hangisinin hangi kitleyi ilgilendirdiğini unutmamak kritik önem taşıyor. Yeni yılın kutlanma amacı, söz konusu yıla iyi temennilerle girmek. Bunun da pek çok kişiye iyi gelmesi dileniyor. Tıpkı doğum günlerinde \"nice senelerin\" dilenmesi gibi. Bu sebeple de tek başına yılbaşı kutlamanın doğum günü kutlamaktan bir farkı yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/nothing-chats-google-play-kaldirildi-h138721.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Android telefonlara iMessage desteği getirecek ilk resmi uygulamanın yayımlanacağından bahsetmiştik. Nothing Phone'u geliştiren ekip tarafından geliştirilen ve \"Nothing Chats\" olarak isimlendirilen uygulama, ilk aşamada güvenlik endişeleri nedeniyle tartışılmıştı. Şimdiyse Nothing Chats ile ilgili bir gelişme yaşandı. Uygulama ile ilgili güvenlik endişelerinin çok da haksız olmadığı ortaya çıktı. Ekip, Nothing Chats'in beta sürümünü saatler içerisinde Google Play Store'dan kaldırmak zorunda kaldı. Gecikme için özür dileriz. Kullanıcılarımız için gereken çalışmayı yapacağız. Nothing tarafından yapılan açıklama, uygulamada hatalar olduğunu gözler önüne seriyor. Söylemler, bunun çok da önemli hatalar olmadığını düşündürüyor. Ancak siber güvenlik uzmanlarının yaptığı araştırmalar, uygulamanın ciddi anlamda güvensiz olduğunu gözler önüne serdi. Nothing'in hata dediği şey, aslında kullanıcıların verilerinin saniyeler içinde sızdırılabiliyor olması! \"texts.com\" isimli internet sitesi bünyesinde çalışan siber güvenlik uzmanları, Nothing Chats ile ilgili çarpıcı sonuçlara ulaştılar. Yapılan incelemelere göre Nothing Chats'i kullanmak isteyen birisi, diğer her şeyden önce Apple ID bilgisini uygulamanın sunucusu ile paylaşmak zorunda kalıyordu. Üstelik kullanıcılara ait bu veriler, şifrelenmeden aktarılıyordu. Yani uçtan uca şifreleme gibi bir durum yoktu. Sadece bu da değil. Beyaz şapkalı hacker'lar, Nothing Chats ile gönderilen mesajların ilk aşamada şifrelendiğini ancak sonraki aşamada başka bir sunucuya aktarılırken şifrelenmediğini tespit ettiler. Bu da yeni bir güvenlik problemini ortaya çıkartmıştı. Sadece 23 satırlık bir kod ile kullanıcı verilerine ulaşıldı! Siber güvenlik uzmanları, sadece 23 satırlık nispeten basit bir kod yazarak, mesajların şifrelerini çözmeyi başardılar. Ayrıca bu kod, Nothing Chats'in Firebase veri tabanına gerçek zamanlı ulaşılmasını sağladı. Kullanıcılara ait giriş bilgileri de bu sayede çarşaf çarşaf ortalığa saçılmıştı. Yıllarca bekledik. Güvensiz uygulamalar kullanmak yerine bir süre daha bekleyin. Çünkü Apple, iPhone'lara RCS desteği getirecek! ABD merkezli teknoloji devi Apple, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve iOS ekosistemine Google'ın RCS desteğinin ekleneceğini duyurdu. Bu açıklama önemli çünkü iPhone'lara RCS desteği gelecek olması, iki ekosistem arasındaki mavi-yeşil baloncuk tartışmalarını sona erdirecek. Kullanıcılar, hangi telefonu kullanıyor olurlarsa olsunlar, SMS ve MMS kısıtlamalarına takılmadan mesajlaşabilecekler. Hal böyleyken üçüncü taraf uygulamalara güvenmek ve kişisel verileri riske atmak, çok da akıllıca değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/nothing-phone-2-inceleme-v2058.html", "text": "Bir süredir merakla beklenen Nothing Phone (2), dikkat çeken özellikleriyle ülkemizde satışa sunuldu. En az ilki kadar heyecan verici olan bu cihaz, dikkat çekici özellikleriyle tüketicilerin ilgisini çekmeyi başardı. Peki Nothing Phone (2), bir önceki modelinden nasıl ayrılıyor, özellikleri ve fiyatı neler cevabı videomuzda. Herkese iyi seyirler! - Ekran: 6.7 inç, FHD+, 1-120 Hz, OLED - İşlemci: Qualcomm Snapdragon 8 Plus Gen 1 - RAM: 8-12 GB - Depolama: 128-256-512 GB - Ön Kamera: 32 MP Sony IMX615 (f/2.45) - Arka Kamera: 50 MP Sony IMX890 (f/1.88) + 50 MP Samsung JN1 (f/2.2) - Batarya: 4.700 mAh (45W) İşletim Sistemi: Nothing OS 2.0 (Android 13) - Bağlantı: 5G, LTE, Wi-Fi 6, Bluetooth 5.3, USB Type-C - Boyutlar: 162.1 mm x 76.4 mm x 8.6 mm - Ağırlık: 201.2 g"} {"url": "https://www.webtekno.com/nothing-phone-2a-tasarimi-ozellikleri-h139367.html", "text": "Alışık olmadığımız tasarımlara sahip ürünleriyle karşımıza çıkan Nothing firması, hem yazılım hem de donanım karşısında bizi şaşırtıyor. Akıllı telefonların haricinde kablosuz kulaklıklar da üreten şirket, geçtiğimiz haftalarda hiç beklemediğimiz bir şekilde iş kıyafeti koleksiyonunu tanıtmıştı. Bu koleksiyon internette pek de kabul görmedi. Biz de odağımızı tekrardan akıllı telefonlara çevirmişken şirketin Nothing Phone (2a) isimli bir sonraki akıllı telefon modelinin tasarımı ve tanıtım tarihi ortaya atıldı. Bunun haricinde donanım tarafında da belli başlı bilgiler var. Nothing Phone (1) modelinden alışık olduğumuz LED'leri (2a) modelinde de görüyoruz. Videodan gördüğümüz üzere telefon üzerinde, kamera haznesini saran 3 adet LED şeridi var. Çift kameranın yer aldığı kısımda ise kameralar dikey olarak değil, yatay olarak yerleştirilmiş. 6,7 inç boyutundaki ekranda ise delikli ekran tasarımı bizi karşılıyor. Telefonun model isminin A142 olacağı da paylaşımda belirtilmiş. Şimdi gelelim donanıma. Nothing Phone (2a) modelinde, 8 çekirdekli MediaTek Dimensity 7200 işlemcisi kullanılacak. GPU tarafında ise Mali-G610 MP4 modeli göze çarpıyor. Telefonun 6.7 inç boyutundaki ekranı, 120 Hz tazeleme hızına sahip olacak. Bu ekrandaki kameranın 16 MP değerinde ve f/2.0 diyafram aralığına sahip olması bekleniyor. Arka taraftaki kameraların ise 50 MP ana, 8 MP geniş açı lenslerine ev sahipliği yaptığı belirtiliyor. Android 14 ile kutudan çıkacak olan cihazda 4920 mAh batarya kapasitesinin yer almasını bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/noventiq-dnssense-satin-aldi-h139597.html", "text": "2013 yılında kurulan ve 70'ten fazla ülkede, 1 milyonu aşkın müşterisine siber güvenliği sağlamak amacıyla profesyonel DNS hizmetleri sunan DNSSense, küresel BT şirketi Noventiq bünyesine katıldı. DNSSense'in Noventiq bünyesine geçmesi, şirketin potansiyelini biraz daha artıracak. Zira 1.6 milyar doların üzerinde ciro yapan Noventiq, Axoft Intelligence Solutions gibi bu sektördeki popüler markaların da sahibi ve küresel çapta 6.000'in üzerinde çalışanı bulunuyor. Tarafların açıklamalarına baktığımızda DNSSense'in de Noventiq'in de bu anlaşmadan memnun olduklarını görüyoruz. DNSSense olarak 2013'te, henüz ChatGPT ve üretken yapay zeka furyası ortada yokken, ilk ürünümüzün temelinde, domain sınıflandırma süreçlerinde gerçek yapay zekayı kullandık. Özellikle bilinmeyen tehditlere karşı yapay zekadan gücünü alan ürünlerimiz önemli bir fark yaratıyor. Günümüzde tespit edilmesi ve engellenmesi çok zor olan ultra-slow DNS tünelleme saldırılarına karşı kesin bir çözüm sunan dünyadaki tek ürünüz. Bu başarımız tabanlı yaklaşımları kullanmak yerine yapay zeka kabiliyetlerimiz sebebiyle oluyor. Yapay zekayı domain sınıflandırma tarafında da en etkin kullanan firmalardan biriyiz. Manuel ve insan faktörünü minimize edip dünyadaki tüm domain ve subdomainleri sürekli tarıyor ve sınıflandırıyoruz. Bu konuda en iyilerden biri olduğumuz tescillenmiştir. Bir diğer nokta ise tohum yatırımı dışında bugüne dek hiç yatırım almadan, pozitif finansallarımızla doludizgin gelerek kendi kaynaklarıyla büyüyebilen ender şirketlerden biri olduk. Çok kısa sürede başta Türkiye ve yurt dışındaki önde gelen finans, enerji, kamu gibi kritik organizasyonlar tarafından tercih edilen çözümlerimiz, özkaynaklarıyla küresel pazarlara açılma sürecini başlattı. Yapay zeka ve makine öğrenmesine akademik düzeyde katkıları olan yetkin ekibimizin geliştirdiği ve 2023'te lansmanını yaptığımız DDR 2.0 ürünümüz, DNS güvenliğinde yeni bir çağa kapı aralıyor. Bu yolculuk DNSSense'in içinde bulunacağı grubun operasyonal gücüyle ve deneyimiyle birlikte başta Ortadoğu, Hindistan ve Asya-Pasifik olmak üzere, yeni pazarlarda devam edecek. Bu anlaşmayla birlikte, bu başarıda katkısı bulunan tüm ekiplerimize, bize güvenen tüm müşterilerimize tek tek teşekkür ediyorum."} {"url": "https://www.webtekno.com/nuri-bilge-ceylan-zeki-demirkubuz-gerginligi-yeniden-alev-aldi-h139663.html", "text": "Türk sinemasının önemli isimleri arasında yer alan Zeki Demirkubuz ile Nuri Bilge Ceylan, uzun süredir kendi aralarında bir soğuk savaş yaşıyor. İki önemli ismin yıllardır konuşmadıkları biliniyor. Bu konuyla ilgili olarak Zeki Demirkubuz, katıldığı bir televizyon yayınında açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardan sonra Nuri Bilge Ceylan, 3 yıl sonra ilk defa X'te paylaşım yaptı. Ama 2006 yılında Antalya'daki törene 40 derece ateşle geldiğimi, sağlık nedeniyle bayıldığımı bildiğin ve o dönemde bunu bütün gazeteler yazdığı halde hala öyle şeyler söyleyebilmen inanılmaz. Her zaman yaptığın gibi madem böyle bir algı oluşmuş, öyleyse bundan yararlanayım şeklinde düşünüyorsun. Tıpkı filmi bile seyretmeden yaptığın suçlamalar gibi. O senaryonun üzerinde sadece benim değil üç kişinin aylar süren alın teri ve emeği var. Bir kaç kişi şöyle dedi böyle dedi diye seyretmek zahmetine bile katlanmadan bir filme kara çalmak, ona emek veren insanların onuruyla oynamak bu kadar kolay olmamalı. 2008 Altın Portakal'da Baba filmini izlemediğimi söylediğimi, bunu TV'de seyrettiğini belirtmişsin. Bu doğru değil. Babafilmini seyrettiğimi ve çok sevdiğimi daha dünya prömiyeri sonrasında Cannes'daki basın toplantısında söyledim. Soruyu da Atilla Dorsay sormuştu hatta. Cannes sitesinde podcastini bulabilirsin. Daha bir çok şey yazdım, sildim, vazgeçtim. \"Bir insanın karakteri onun yazgısıdır\" demiş Herakleitos. Yapacak bişey yok. Kendimin ve çevremdeki insanların huzurunu daha fazla kaçırmayacağım. Ve bundan sonra da bir şey yazmayacağım. Böyle bir gereklilik doğarsa da buna mahkeme yoluyla devam ederim. Seni kendi gerçeğinle başbaşa bırakıyorum. Gördüğüm kadarıyla bu ceza sana zaten yetiyor. Herkese kavgasız dövüşsüz bir yeni yıl dilerim. Demirkubuz, 2006 yılında Kader adlı filminin Antalya Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü aldığı törende Nuri Bilge Ceylan'ın bayıldığını hatırlattı. Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan'ın yaptığı açıklamalara karşılık \"Ülkenin dünya çapındaki tek yönetmenin bu durumlara düşmüş olması utanç verici. 15 yıl sonra neden böyle bir şey yaptı, anlamıyorum. Bunun arkasında mutlaka bir hesap, çıkar vardır. Onun için yapmıştır.\"ifadelerini kullandı. Demirkubuz, İklimler'in kurgusu sırasında NBC'nin çok \"çiğ bir hareket\" yaptığını, sonrasında kendisinin kaderi, NBC'nin de İklimler'i çektiğini söyleyen Demirkubuz, \"O sene kader ağlarını Antalya Film Festivali'nde ördü; En İyi Film ödülünü 300 bin liraya çıkardılar. 230 bin dolar. Dünyada eşi yok. Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı gevrek gevrek... Jüride de Cannes'dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik. Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle... Ebru iki gün önce Kader'i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor. Arkasından seslendim de, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader'e şey yok... Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı. Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım. Törenden sonra 'iyi misin' demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. İki gün sonra Mis Soka'da yüz yüze geldik, 'İyi misin' dedim. Yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim.\" demişti. ZDK, Ceylan'ın çok yakın bir akrabasıyla konuşarak neden Ceylan'ın kendisiyle konuşmadığını öğrendiğini, bunun nedeninin Cannes Film Festivali aleyhine konuşması olduğunu söyledi. Demirkubuz, \"Cannes Film Festivali'nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne?\" şeklinde konuşmuştu. Demirkubuz, intihal iddialarına verdiği cevapta ise 2008'de 'Kor' filmine başladık. 'Üç Maymun'dan önceydi. 10 gün çektik, mekanlarla ilgili aksilikler oldu, bıraktık. Aradan yıllar geçti, 2014'te çekmeye karar verdim. Ben 'Kor' için Kültür Bakanlığı'na başvurdum, destek çıkmadı. O gün kurulda bulunan Ayşe Böhürler, 'Kor'u okuyup, 'Bu Üç Maymun' demiş. Durumun acayipliğini düşünebiliyor musunuz? Ben bu olmasına rağmen bile sesimi çıkarmadım. 'Üç Maymun'u da izlemedim bu arada. İma falan demiş, adilik yapmasın. Ben direkt söylerim. 'Üç Maymun'u hiç izlemediğim ve bu konuların bu hale gelmesini istemediğim için umursamadım. Kendisi benim umursamazlığımı başka mevzular yüzünden iyi bilir. dedi. Nuri Bilge Ceylan'ın 2014'te Cannes'da ödül kazandığı \"Kış Uykusu\" filminin kitabı yayımlanmıştı. Ceylan bu kitapta, \"Üç Maymun\" filmini Demirkubuz'un senaryosundan intihalle çektiği iddiasına yanıt verirken \"Öyle bir şey yok ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı tercih ediyor. Bence çok ayıp ediyor. Bunca yıl arkadaşlık ettik, birbirimize ne yardımlar ettik sonuçta. Yıllar sonra yaptığı bir söyleşide 'Üç Maymun' filmini seyretmediğini de söylemiş üstelik. İnsan izlemediğini iddia ettiği bir film için nasıl böyle şeyler ima eder? Bilmiyorum. Evet, aşağılanan ben oldum belki burada ama aşağılık olan kesinlikle ben değilim.\" demişti. Demirkubuz katıldığı yayında bu sözlere de cevap verdi. Zeki Demirkubuz, Üç Maymun'u izlemedim. Adilik yapmasın. Çünkü ben ima etmem, bir şey varsa çat çat söylerim dedi. Üç yıldır X hesabından hiçbir paylaşım yapmamıştı. Konuyla ilgili cevap hakkını kullanmak isteyen Ceylan, bu suskunluğunu bozdu. Ceylan'ın paylaşımında \"Ne söylerse söylesin cevap vermeyeyim diyordum, ama bu üslup karşısında ne yazık ki bu artık mümkün değil. Kendine şimdiden bir YouTube kanalı açarsa iyi eder. Yakında...\" ifadeleri yer aldı. Ceylan'ın daha önce bazı filmlerinde Demirkubuz ile aralarında 17 yıldır süren kırgınlığa gönderme yaptığı iddia edilmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-denetim-masasi-acilmiyor-cozumu-h137740.html", "text": "Uzun yıllardır pek çok farklı alanda kullanıcılarına hizmet veren teknoloji şirketi NVIDIA, özellikle oyunculara yönelik çıkardığı grafik kartları ve işlemciler ile biliniyor. Eğer bir NVIDIA grafik kartı kullanıyorsanız sürücü ayarlarını ve diğer yardımcı uygulama ayarlarını NVIDIA Denetim Masası üzerinden kontrol edebilirsiniz. Fakat bazen karşınıza 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorunu da çıkabilir. 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorunu kullanıcıların sık sık başına gelen ve endişe etmenize gerek olmayan bir durumdur. Çoğu zaman basit bir güncelleme ile bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Sürücülerin tamamen silinip yeniden yüklenmesi de seçeneklerinizden bir tanesi. 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorunu çözümü için pek çok farklı yöntem var. - Yöntem #1: NVIDIA sürücülerini güncelleyin. - Yöntem #2: Windows işletim sisteminizi güncelleyin. - Yöntem #3: NVIDIA Denetim Masasını yeniden başlatın. - Yöntem #4: Hizmetleri kontrol edin. - Yöntem #5: Windows Kayıt Defterini onarın. - Yöntem #6: Antivirüs programınızı devre dışı bırakın. - Yöntem #7: NVIDIA sürücüsünü kaldırın ve yeniden yükleyin. - Yöntem #8: Ekran çözünürlüğünü yükseltin. - Adım #1: Aygıt Yöneticisini açın. - Adım #2: Ekran bağdaştırıcıları sekmesini genişletin. - Adım #3: NVIDIA üzerinde sağa tıklayın. - Adım #4: Sürücüyü Güncelle seçeneğine tıklayın. - ya da - Adım #5: Buradaki bağlantı üzerinden NVIDIA internet sitesini açın. - Adım #6: Otomatik sürücü güncellemelerini indirin. - ya da - Adım #7: Manuel arama ile sürücünüze uygun güncellemeyi bulun. 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorununun en yaygın nedenleri arasında NVIDIA sürücülerinin güncel olmaması var. Bu nedenle yukarıdaki adımları uygulayarak sürücülerinizin en güncel versiyonunu kullandığınızdan emin olmalısınız. - Adım #1: Bilgisayarınızın Ayarlar sayfasını açın. - Adım #2: Windows Update sayfasını açın. - Adım #3: Güncellemeleri denetleyin. - Adım #4: Varsa yeni güncellemeleri yükleyin. - Adım #5: Bilgisayarınızı yeniden başlatın. NVIDIA sürücüleriniz güncel olsa bile eğer kullandığınız Windows işletim sistemi güncel değilse 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorunu yaşamanız mümkün. İşletim sisteminizi ve uygulamalarınızı her zaman en güncel versiyonuyla kullandığınızdan emin olun. - Adım #1: Görev Yöneticisini açın. - Adım #2: Uygulamalar arasında NVIDIA uygulamasını bulun. - Adım #3: Üzerinden sağa tıklayın. - Adım #4: Görevi Sonlandır seçeneğine tıklayın. - Adım #5: NVIDIA Denetim Masasını yeniden açın. NVIDIA Denetim Masası arka planda çalışan bir uygulamadır ancak sistemde yaşanan ufak sorunlar nedeniyle çalışması aksayabilir. Yukarıdaki yöntemleri kullanıp NVIDIA Denetim Masasını yeniden başlatırsanız 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorununu da çözmüş olursunuz. - Adım #1: Windows tuşu + R tuş kombinasyonu ile Çalıştır ekranını açın. - Adım #2: Ekrana services.msc yazın ve Tamam tuşuna tıklayın. - Adım #3: Hizmetler ekranından NVIDIA Denetim Masasını bulun. - Adım #4: Yanında çalışıyor yazıp yazmadığını kontrol edin. - Adım #5: Çalışmıyorsa üzerinde sağa tıklayın. - Adım #6: Yeniden Başlat seçeneğine tıklayın. 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorununun bir başka nedeni de açılması için gerekli hizmetlerin tam olarak çalışmıyor olmasıdır. Anlattığımız birkaç basit adımı uygulayarak bu sorunu kolayca çözmeniz mümkün. - Adım #1: Windows tuşu + R tuş kombinasyonu ile Çalıştır ekranını açın. - Adım #2: Ekrana regedit yazın ve Tamam tuşuna tıklayın. - Adım #3: HKEY_CLASSES_ROOT sekmesini genişletin. - Adım #4: Sırasıyla Directory, Background, shell, ContextMenuHandler sekmelerini genişletin. - Adım #5: NvCplDesktopContext dosyası üzerinde sağa tıklayın ve silin. - Adım #6: shell üzerinde sağa tıklayın ve Yeni seçenekleri arasından Anahtarı seçin. - Adım #7: NVIDIA Control Panel adını verdiğiniz bu dosya üzerinde tekrar Anahtar seçeneğine gidin. - Adım #8: Değer verisi olarak C:\\Windows\\System32\\nvcplui.exe yazın. - Adım #9: Tamam seçeneğine tıklayın. - Adım #10: Bilgisayarınızı yeniden başlatın. Windows Kayıt Defteri üzerinde yaşanan bazı sorunlar da 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorununa neden olabilir. Karışık bir çözüm yöntemi gibi görünebilir ancak adımlara uygun olarak ilerlerseniz kolayca çözersiniz. Kullanmakta olduğunuz antivirüs programınız NVIDIA Denetim Masasının açılmasını engelliyor olabilir. Bu nedenle antivirüs programınızı devre dışı bırakarak açmayı deneyin. Eğer bu şekilde açılıyorsa sorun antivirüs programınızdan kaynaklanıyor demektir. Yeni bir antivirüs programı kullanmayı tercih edebilir ya da NVIDIA Denetim Masası için özel bir düzenleme yapabilirsiniz. - Adım #1: Aygıt Yöneticisini açın. - Adım #2: Ekran bağdaştırıcıları sekmesini genişletin. - Adım #3: NVIDIA üzerinde sağa tıklayın. - Adım #4: Kaldır seçeneğine tıklayın. - Adım #5: İşlemi onaylayın. - Adım #6: NVIDIA internet sitesi üzerinden sürücünüzü bulup yeniden yükleyin. - Adım #7: İşlem sırasında temiz kurulum seçeneğini tercih etmelisiniz. 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorununa en etkili çözüm aslında NVIDIA sürücüsünü kaldırıp yeniden yüklemektir. Sürücüyü kaldırmadan önce NVIDIA internet sitesinden doğru sürücüyü indirdiğinizden emin olun. - Adım #1: Ayarlar sayfasını açın. - Adım #2: Sistem sayfası üzerinden Ekran sayfasını açın. - Adım #3: Ekran çözünürlüğü başlığını bulun. - Adım #4: En yüksek ekran çözünürlüğü seçeneğini tercih edin. - Adım #5: Bilgisayarı yeniden başlatın. Bilgisayar ekranınızın çözünürlüğü her zaman olmasa bile bazen NVIDIA Denetim Masasının çalışmasını etkileyebilir. Yukarıdaki adımları uygulayarak bilgisayar ekranınızın en yüksek çözünürlüğü sunduğundan emin olabilirsiniz. NVIDIA kullanıcılarının yaşadığı 'NVIDIA Denetim Masası Açılmıyor' sorunu nasıl çözülür sorusunu yanıtlayarak uygulayabileceğiniz çözüm yöntemlerini anlattık. Ne yaparsanız yapın sorun çözülmüyorsa NVIDIA teknik desteği ile iletişime geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-geforce-now-xbox-game-pass-baglanabilecek-h138662.html", "text": "NVIDIA'nın bulut oyun platformu GeForce NOW, bundan birkaç ay önce önemli bir gelişmeye ev sahipliği yapmıştı. Microsoft ile yapılan bir anlaşma ile Xbox Game Pass oyunlarının GeForce NOW'a gelmesinin önü açılmıştı. İlk aşamada Microsoft'un önde gelen birinci taraf oyunları, platforma eklenmişti. Şimdiyse bununla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Microsoft ile NVIDIA, iş birliğinin kapsamını genişletmek için yeni bir anlaşma yaptı. 10 yıl boyunca geçerli olacak yeni anlaşma kapsamında Xbox Game Pass ile GeForce NOW, birbirine entegre edildi. Artık NVIDIA GeForce NOW'a girmek isteyen bir kullanıcı, doğrudan Xbox hesabını kullanabilecek. NVIDIA GeForce NOW hesabına Xbox hesabını entegre eden bir oyuncu, Xbox Game Pass'teki oyunlarının doğrudan NVIDIA GeForce NOW'a eklendiğini görecek. Böylelikle NVIDIA GeForce NOW deneyimi bir parça daha iyileşmiş olacak. Tabii bunun sadece NVIDIA GeForce NOW'da desteklenen oyunları kapsadığını unutmamak gerekiyor. Bu arada; NVIDIA ile Microsoft arasındaki tek iş birliği bu değil. İki şirket, bazı ülkelerdeki oyunseverleri memnun edecek bir kampanya daha başlattı. Bu anlaşma kapsamında 6 aylık NVIDIA GeForce NOW aboneliği satın alan kullanıcılar, 3 aylık PC Game Pass aboneliği de kazanacaklar. Türkiye için yaptığımız kontrollerde, bu kampanyanın ülkemizdeki oyuncuları kapsayıp kapsadığına ilişkin bir bilgi göremiyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-h200-yapay-zeka-gpu-duyuruldu-h138590.html", "text": "Ekran kartı ve GPU sektörünün bir numaralı ismi olan NVIDIA, düzenlediği bir etkinlikte yapay zeka odaklı yeni çipi HGX H200'ü duyurdu. H100'ün oldukça gelişmiş bir versiyonu olarak karşımıza çıkan GPU, üretken yapay zekanın ve gelişmiş dil modellerinin çok daha hızlı bir şekilde çalıştırılmasını sağlayabilecek şekilde dizayn edildi. NVIDIA HGX H200, önceki GPU'dan her anlamda iyi. Bu bağlamda; yeni çipte, öncekinin 1,4 katı bellek bant genişliği var. HGX H200'ün bellek kapasitesi ise önceki modelin 1,8 katı olarak açıklandı. Bu rakamlar, tek başına bir şey ifade etmiyor olsa da yapay zeka teknolojilerinin gelişimi için çok önemli. Şirketin açıklamasına göre HGX H200, HBM3e isimli özel bir teknoloji ile bellek bant genişliği 4,8 terabayta, bellek kapasitesi ise 141 gigabayta yükseltilmiş durumda. NVIDIA'nın yeni nesil yapay zeka geliştirme GPU'su, birkaç dikkat çekici özelliğe daha sahip. Bunlardan biri, çipin çok daha verimli olması. Enerji tüketimi açısından H100'den daha iyi sonuçlar veren yeni çip, GPU kullanımını anlık olarak optimize edebiliyor. Bu özellik sayesinde daha zorlu görevlerde daha fazla güç tüketiliyor ve işlem performansı da yükselmiş oluyor. Öte yandan; bu çip, geçmişte H100 GPU ile inşa edilmiş süper bilgisayarlarla birlikte kullanılabilecek. Bu da süper bilgisayarlar için önemli bir iyileştirme olacak. NVIDIA HGX H200, biz sıradan kullanıcılar için doğrudan önemli olan bir ürün değil. Ancak atlamamamız gereken bir husus var. Yapay zeka odaklı çipler, yapay zeka odaklı teknoloji geliştiren şirketlerin işini hızlandıracak. Üstelik ortaya çıkan sonuçlar da daha iyi olacak. Şöyle düşünün; ChatGPT ve Google Bard gibi sohbet botları, zaman zaman anlamsız sonuçlar üretebiliyorlar. İşte HGX H200, tam da bundan kaynaklı olarak bizler için önemli. Yapay zekanın eğitiminde kullanılan çip ne kadar yüksek performanslı olursa son kullanıcıya sunulacak olan hizmet de bir o kadar iyi olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-istifa-eden-openai-calisanlarina-goz-koydu-h138717.html", "text": "OpenAI'de son üç günde üç farklı CEO'nun göreve gelmesi ve şirketin içinde bulunduğu kaos teknoloji dünyasının gündemine bomba gibi düştü. Yapay zeka gibi önemli bir alanda öne çıkan mühendisleri, araştırmacıları ve programcıları bünyesinde bulunduran OpenAI'ın çalışanları diğer firmaların ilgisini çekiyor. Bu firmalardan biri de NVIDIA. NVIDIA Baş Yapay Zeka Sorumlusu Jim Fan, X üzerinden yayımladığı bir açık mektupla OpenAI çalışanlarını kendisiyle iletişime geçmeye davet etti. Fan, mail adresini paylaşırken DM'lerinin de açık olduğunu belirtti. Stanford mezunu olan Jim Fan, daha önce OpenAI'da da görev yapmış bir isim. Ayrıca CV'sinde Google AI, Voyager, MineDojo gibi firmalar da yer alıyor. OpenAI'da yaşanan gelişmelerin ardından yapay zeka alanında pek çok çalışanın yeri değişecek gibi gözüküyor. Aslında hiçbir firma, rakiplerinin çalışanlarına böyle açık bir teklif götüremez. Zaten firmalar böyle bir şey istemezler, çalışan kapma savaşından zarar göreceklerini bilirller. Burada ise durum biraz farklı. Sam Altman'ın görevden alınmasının ardından çok sayıda çalışan OpenAI'dan istifa etmişti. Pazar günü gelen istifaların nedeninin Altman'ın göreve iade edilmeyeceğinin açıklanması olduğu ifade edilmişti. Altman ise Google'dan teklif almıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-rtx-50-serisini-tanitmak-icin-amd-bekliyor-h139595.html", "text": "2022 yılının sonlarında NVIDIA'nın yeni RTX 40 serisi grafik kartları piyasaya girmişti. Bu kartlar tam olarak eski bir teknoloji sayılmaz ancak oyun severler, yeni nesil kartları çoktan merak etmeye başlamış durumda. Donanım içerikleri üreten YouTuber Moore's Law is Dead'e göre yeni nesil grafik kartlarının çıkışına daha en az bir yıl var. YouTube'in kaynağına göre Blackwell, NVIDIA kartları 2024'ün 4. çeyreğinde piyasaya sürmek için çalışmalarını devam ediyor. NVIDIA'nın bu kararı vermek için şu andaki Ada (RTX 40 serisi) satışlarını takip edeceğini ve AMD'nin RDNA 4 adlı yeni nesil grafik kartlarının ne kadar rekabetçi olacağını görmeyi bekliyor. AMD'nin RDNA 4 GPU'larının pazarın orta seviye kesimini hedef alacağı söyleniyor olsa da NVIDIA'nın üst segment kartlarına ne kadar tehdit oluşturacağı bilinmiyor. YouTuber'ın iddialarını doğru kabul edersek, NVIDIA'nın opsiyonlarını açık tutmak istediğini söyleyebiliriz. Öte yandan AMD'nin yeni GPU'larından bağımsız olarak NVIDIA'nın yeni nesil kartlarını piyasada görmek için çok da uzun süre beklememiz gerekmeyecek. YouTuber'ın kaynağına göre ne olursa olsun NVIDIA, 2025 yılının başlarındaki CES fuarında RTX 5000 serisinin verimliliği ile büyük sükse yapmayı planlıyor. RTX 40 serisinden 50 serisine geçişteki güç artışı, 30 serisinden 40 serisine geçişteki kadar dramatik bir değişiklik yaratmayacak ancak potansiyelinin %10 altında tutulan 40 serisinin tam potansiyeline göre yapılacak değişiklik, gerçek bir artış olduğunu gösterecek. Her ne kadar üç yıldan sonra bu pazarda büyük bir atılım gelmeyebilecek olması üzücü olsa da çok da şaşırtıcı değil. Zira NVIDIA'nın şu anda odaklandığı pazar oyuncuların oluşturduğu pazar değil, gittikçe büyüyen ve karlılığın çok yüksek olduğu yapay zeka alanındaki çalışmalarının daha çok üzerinde duruyorlar. Hatta bu pazarın durumuna göre NVIDIA ileride oyun pazarından tamamen çıkma yoluna bile gidebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/nvidia-rtx-teknolojileri-destekleyen-oyun-uygulama-sayisi-500-asti-h139486.html", "text": "20 Ağustos 2018 tarihinde, NVIDIA sinema kalitesinde görsellerin oyunlarda hayat bulmasını sağlayabilecek, devrimsel nitelikte donanım ve yazılım desteğine sahip ilk GeForce RTX ekran kartlarını duyurdu. Bu niteliği mümkün kılan özellik, ekran kartlarının isminin de GTX'den RTX'e değişmesine sebep veren gerçek zamanlı ışın izleme teknolojisiydi ve NVIDIA CEO'su Huang'a göre bilgisayar grafikleri yeniden icat edilmişti. Gerçekçi grafiğe giden yolun gerçek zamanlı ışın izleme teknolojisinin oyunlara eklenmesinden geçtiği yadsınamaz bir gerçek. Ancak NVIDIA, RTX'in piyasaya çıktığı ilk zamanlarda bu konuda kullanıcılarını ikna etmekte zorluklar çekiyordu. Çağ atlayan her teknoloji gibi, RTX ekran kartları piyasaya çıktığında gerçek zamanlı ışın izleme destekleyen oyunlar NVIDIA'nın lansman etkinliğinde gösterdiği Battlefield V ve Shadow of the Tomb Raider'dan ibaretti. O günün konjonktüründe 4K 60FPS limitini geçmesi beklenen GeForce RTX 2080 Ti, ışın izleme özelliği açıkken 1080p çözünürlükte 60FPS'yi ancak tutturabiliyordu. Üstelik Battlefield V'te sadece yansımalarda, Shadow of the Tomb Raider'da ise sadece gölgelerde kullanılan ışın izleme özelliği, çoğu kullanıcıya göre görüntülerde ciddi bir fark yaratmıyor, sadece performansı düşürüyordu. Performans düşüşü konusunda NVIDIA'nın çözümü ise DLSS teknolojisiydi. Yapay zeka temelli bir upscaling teknolojisi olan DLSS, NVIDIA'ya göre ışın izlemenin yarattığı performans yükünü görüntü kalitesinde büyük bir kayıp yaşamadan kapatmaya yarayacaktı. Ancak DLSS'in ilk sürümünün kullandığı yapay zeka algoritmasının her oyun için ayrıca eğitilmesi gerektiği için, RTX'in piyasaya çıkmasını takip eden ilk bir sene DLSS destekleyen oyun sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. RTX platformunu zorlu bir adaptasyon süreci bekliyordu. 2019 yılında piyasaya çıkan Control oyunu ışın izlemeyi o güne kadar en detaylı kullanan oyun oldu ve ışın izlemenin oyun grafikleri konusunda ne gibi bir etki yaratabileceğinin ilk ipuçlarını verdi. Daha önceki örneklere kıyasla ışın izleme gölgelerin, yansımaların ve oyun dünyasının aydınlatmasının hesaplanmasında kullanılarak ışın izleme kapalı hale göre çok daha gerçekçi grafikler sağlıyordu. RTX teknolojilerinin günümüzde oyuncular arasında bu denli yer etmesine sebep olan en büyük gelişme ise yine 2020 yılının Nisan ayında gerçekleşti ve NVIDIA DLSS'in 2.0 sürümünü duyurdu. İlk versiyonuna göre pek çok yenilik barındıran DLSS 2.0, görüntü kalitesi ve performans artışında kıyas kabul etmeyecek şekilde bir gelişim göstermişti. Control ve Wolfenstein: Youngblood ile piyasaya çıkan DLSS 2.0, önceki versiyonun aksine görüntü kalitesini hiç bozmadığı gibi kalite modunda kullanıldığında görsel kaliteyi artırıyor, ama en önemlisi oyun performansında daha önce hiç olmadığı bir artış sağlıyordu. - Control DLSS Kalite Modunda Işın İzlemeli Performans Tablosu: NVIDIA RTX platformunun piyasaya çıkmasından yaklaşık 1.5 sene sonra DLSS ile birlikte ışın izleme performansını ciddi bir şekilde artırdı. DLSS tarafında yaşanan bir diğer gelişme ise oyunlara nasıl entegre edildiğinde yaşandı. 2.0 sürümü ile birlikte DLSS'in temelinde yer alan yapay zeka algoritmasının artık her oyun için ayrıca eğitilmesine gerek yoktu ve tek bir yapay zeka modeli bütün oyunlarda kullanılabiliyordu. Bu sayede RTX teknolojilerinin, ister ışın izleme olsun, ister DLSS, oyunlara eklenmesi çok daha kolay bir hal almıştı. RTX 30 serisinin piyasaya çıkmasıyla beraber ikinci jenerasyonunda RTX teknolojileri adeta şaha kalktı. Pek çok modern oyun artık ışın izleme ve DLSS teknolojisiyle beraber piyasaya sürülüyordu. Konsollara ve AMD ekran kartlarına da donanım hızlandırmalı ışın izleme desteği gelmesi bir kez daha NVIDIA'nın 2018 yılında atmış olduğu bu adımın oyun teknolojileri alanında ne büyük bir rol oynadığını göstermiş oldu. RTX 40 serisi duyurulmadan kısa bir süre içerisinde NVIDIA, DLSS destekleyen oyun ve uygulama sayısının 200'ü aştığını duyurdu. İlk bir sene içerisinde 5 tane oyuna giremeyen teknoloji, devrimsel niteliğini kazanmış 2'inci sürümüyle beraber iki sene içerisinde çığ gibi büyümüştü ve başta Red Dead Redemption 2 ve Cyberpunk 2077 olmak üzere neredeyse bütün modern oyunlarda yer alıyordu. RTX 40 serisi ile birlikte DLSS bir kez daha seviye atladı ve bu sefer NVIDIA kare oluşturma teknolojisini duyurdu. Bu sayede upscaling özelliğine ek olarak yapay zeka aynı zamanda kare de oluşturuyor ve performans artışını DLSS 2.0'dan alışık olduğumuz 1.5 - 2 kat seviyesinden 3.5 - 4 kat seviyesine çıkarıyordu. Üstelik kare oluşturma sadece ekran kartı üzerinde yapıldığından ötürü, DLSS'in kimi zaman takıldığı işlemci darboğazı bir faktör olmaktan çıkmıştı. - DLSS 3 ile birlikte oyuncuların ekranda gördüğü her 8 pikselden 7'si artık yapay zeka tarafından oluşturuluyordu. DLSS teknolojisi seviye atladıkça, oyunlarda kullanılan ışın izleme seviyesi de artmaktaydı. 2020 yılında piyasaya çıkan Cyberpunk 2077 ışın izlemeyi o güne kadar en etkili biçimde kullanan oyunlardan biriydi. CDProject Red, NVIDIA ile birlikte Cyberpunk 2077 için İngilizce'de tam path tracing olarak geçen tam ışın izleme modunu duyurdu ve 2023 yılının Nisan ayında gelen güncellemeyle Ray Tracing Overdrive ismiyle kullanıcılarla buluştu. Ufak tefek pürüzleri olsa da, artık modern AAA bir oyunun sadece ışın izleme kullanılarak görüntülenen bir modu mevcuttu. - Standart ışın izleme ve Overdrive modu arasındaki farklar. Sağ tarafta ışık kaynağından yayılan ışık ortamı çok daha gerçekçi bir şekilde dolduruyor. Kaynak: Digital Foundry NVIDIA Cyberpunk'a gelen Overdrive moduyla da yetinmedi ve ışın izlemede kullanılan gürültü giderici algoritmaların zorluğundan kaynaklanan görüntü problemlerini giderebilmesi için DLSS 3.5 ve Işın Oluşturma özelliğini Eylül 2023'te Cyberpunk 2077 2.0 güncellemesiyle birlikte kullanıcılarla buluşturdu. Evrimini tamamlayan DLSS, artık sadece performans artırmakla yetinmiyor, objektif bir biçimde görüntü kalitesini de artırıyordu. Çok geçmeden Alan Wake 2'de karşımıza çıkan tam ışın izleme ve DLSS 3.5, Remedy'nin yarattığı gizemli dünyada pek çok kullanıcı tarafından gelmiş geçmiş en iyi grafikler olarak anılmasını sağladı. - Soldan sağa: DLSS Kapalı / DLSS 2 Süper Çözünürlük Özelliği Açık / DLSS 3 Süper Çözünürlük ve Kare Oluşturma Özellikleri Açık / DLSS 3.5 Süper Çözünürlük, Kare Oluşturma ve Işın Oluşturma Özellikleri Açık Piyasaya ilk çıktığında 1080p 60FPS değerlerini üstelik sadece basit ışın izleme özellikleriyle zor verebilen RTX platformu, günümüzde gerçekten ayırt etmesi güç görsel şölen olarak tabir edilebilecek grafiklerle 4K çözünürlükte 100 FPS üzerine çıkabiliyor. Bu 5 yıllık süreçte NVIDIA'nın RTX teknolojilerini destekleyen oyun ve uygulama sayısının her geçen gün arttığına tanıklık ettik. NVIDIA'nın oyun grafiklerini en gerçekçi, performansı ise en üst seviyeye taşıma görevinde kat etmiş olduğu yol gerçekten çok etkileyici. 2018 yılı ve öncesinde gerçek zamanlı ışın izleme pek çoğu için bir hayaldi. Günümüzde bu hayalin gerçekleşmesinde rol oynayan RTX teknolojileri tam 500 adet oyun ve uygulamada yer alıyor. Bu noktada NVIDIA'nın yaptıklarına şapka çıkartmak lazım. Işın izleme ve DLSS'in daha nasıl gelişeceğini merakla bekliyoruz. Bu noktada umarız ki, rakipleri de geri kalmaz ve NVIDIA'nın gelişmiş grafik teknolojileri konusunda bir tekel olmasına izin vermezler. Ancak şimdilik gerçekten en üst seviye grafikleri, piyasada yer alan oyunların büyük bir çoğunluğunda deneyimleyebilmek istiyorsanız, NVIDIA tek adres gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oecd-pisa-2022-turkiye-sonuclari-h139081.html", "text": "Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı , ülkelerin eğitim kalitelerini gösteren son raporunu yayımladı. 2022 yılına ilişkin veriler, Türkiye ile ilgili de önemli sonuçlar ortaya koydu. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü tarafından uygulanan program, ülkemizin eğitim kalitesinin \"arttığını\" ancak yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor. Milli Eğitim Bakanlığı, PISA 2022 sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: OECD'nin 81 ülkenin katılımıyla gerçekleştirdiği PISA 2022 raporuna göre Türkiye, on yıldan uzun bir süre boyunca çoğu alanda iyileşme gösteren az sayıda ülkeden biri oldu. PISA'ya katılan ülke sayısı artarken Türkiye; matematik, fen ve okuma becerilerinin ölçüldüğü her üç alanda da sıralamasını yükseltirken üç alanda da tüm ülkeler ortalamasının üstünde yer aldı. Yayımlanan rapora göre Türkiye, matematik bilimleri arasında 81 ülke arasında 39. sırada yer aldı. Ülkemizin OECD ülkeleri arasındaki pozisyonu ise 32. sıraydı. OECD'nin 38 üyeden oluştuğunu düşünecek olursak, Türkiye'nin alması gereken hala çok fazla yol var. Fen bilimleri kategorisinde 476 puan almayı başaran Türkiye, OECD ülkeleri arasında 29. sırada yer aldı. Genel kategorideki sıralamamız ise 34. Fen bilimleri kategorisindeki sıralamamız, matematikten biraz daha iyi. Okuma becerimiz de çok iyi durumda değil... PISA 2022 verilerine göre Türkiye, okuma becerileri, yani Türkçe okuma ve yazma, okuduğunu anlama kategorisinde, 81 ülke arasında 34. sırada bulunuyor. OECD ülkeleri arasındaki yerimiz ise 29. OECD'nin 38 ülkeden oluştuğunu bir kez daha hatırlatalım. Bu kapsamda 2003 yılından itibaren 3 yıllık döngüler halinde yapılan PISA araştırmalarına katılmaktayız. 2022 PISA araştırmasından elde edilen veriler ışığında 2003 yılından günümüze dek eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve öğrenme ortamlarının iyileştirilmesi için yapılan uygulamaların olumlu neticelerinin olduğu anlaşılmaktadır. Araştırma sonuçlarından hareketle eğitim süreçlerini daha ilerilere taşımaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. PISA 2022 uygulamasına destek veren ve raporun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından paylaşılan Türkiye raporuna buradan ulaşılabilir. Raporun tamamına ulaşmak isteyenler, buradaki bağlantıyı kullanabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/ogretmenler-gunu-neden-24-kasimda-h117663.html", "text": "Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günüdür bildiğiniz üzere. Bizde 24 Kasım'da kutlanırken pek çok ülkede 1994'ten beri her yıl 5 Ekim'de kutlanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün başöğretmen olduğu 24 Kasım günü, Kenan Evren tarafından Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir. 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün \"Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği\"ni kabul ettiği gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Atatürk'e \"Millet Mektepleri Başöğretmenliği\" ünvanını 11 Kasım 1928'de yaptığı toplantıda vermiş ve bu ünvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayımlanması ile resmileşmişti. Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında onun \"başöğretmen\" oluşunun yıl dönümlerinin ülke çapında Öğretmenler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. 26 Şubat 1981'de Resmi Gazete'de yayımlanan \"Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği\" ile Öğretmenler Günü'nün amaçları, kutlama komitelerinin görev, yetki ve sorumlulukları ve kutlama gününe ilişkin esaslar belirlendi. Kendi kültürel ve tarihi özelliklerine, okul tatil günlerine göre çeşitli ülkelerde farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir. Örneğin 12 Arap ülkesinde her yıl 28 Şubat günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Avustralya'da Ekim ayının son cuma gününde, Çekya'da 28 Mart'ta, Hindistan'da 5 Eylül'de, İran'da 2 Mayıs'ta, Malezya'da 16 Mayıs'ta, Peru'da 6 Temmuz'da, Slovakya'da 28 Mart'ta kutlanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oguzhan-ugur-52-bin-tl-vergi-odedigi-iddiasi-gundem-oldu-h139441.html", "text": "Özellikle Dilan Polat'a yönelik operasyonun ardından pek çok sosyal medya fenomeni de insanların gözüne daha çok takılmaya başladı. Çok sayıda fenomenin varlıkları incelenmeye başlandı. Bazı fenomenler ise videolarındaki altınların, gösterişli araçların kendilerine ait olmadığını iddia etti. Son olarak gazeteci Emre Erciş, Oğuzhan Uğur'un sahibi olduğu Babala TV ile ilgili olduğunu iddia ettiği vergi matrahı paylaştı ve Uğur'a ait 12 milyon TL'lik bir aracın da görselini paylaşarak Uğur'un malvarlığının incelenmesini istedi. Erciş ayrıca Feyza Altun'u etiketlediği bir başka gönderisinde de Uğur'un ortağı olduğu OSİS Yapım'ın karını ve ödediği vergiyi paylaşarak, Uğur'un aracını nasıl aldığını sordu. Bir başka gönderisinde ise Oğuzhan Uğur'a \"Babanızın üzerine şirket yok. Kardeşinizin üzerine şirket yok. Annenizin üzerine BABALA TV, sizin üzerinize de İlker Ayrık ile ortak olduğunuz OSİS Yapım var. BABALA TV ile OSİS Yapımın vergi levhaları görselimde. Size çok basit bir sorum var. Kardeşinize 'Sattığınız' Range Rover jip ile 2023 Ağustos veya Eylül ayında aldığınız 12 MİLYON TL'nin üzerinde olan aracınızı hangi kazancınızla aldınız?\" diye sordu. Oğuzhan Uğur ise bu iddiaları paylaşarak \"Bence bu beyefendinin tiviti ihbar kabul edilmelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Mehmet Şimşek Lütfen beni inceleyiniz.\" dedi. Uğur ayrıca \"Vergi Müfettişleri Derneği Başarı Ödülleri\"nde aldıkları ödülü de paylaştı. Oğuzhan Uğur, uzun yıllardır müzik ve sinema alanında çeşitli çalışmalar yapıyordu. Ayrıca YouTube yayınları da uzun süredir devam ediyor. Bu faaliyetlerinin de çok küçük bir kısmı Babala TV ve OSİS Yapım çatısı altında gerçekleştiriliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oklid-euclid-teleskopu-ilk-fotograflar-h138442.html", "text": "Avrupa Uzay Ajansı , geçtiğimiz temmuz ayında Euclid ismini verdiği uzay teleskobunu SpaceX aracılığıyla uzaya göndermişti. Bir süre önce çalışmalara başlayan teleskop, şimdiyse büyük bir işe imza attı. ESA, Öklid'den gelen ilk tam renkli görüntüleri paylaştı. ESA, konuyla ilgili açıklamalarında oldukça iddialı bir çıkış yaptı. Geçmişte hiçbir uzay teleskobunun bu kadar geniş bir alanda bu kadar net görüntülere ulaşamadığını söyleyen yetkililer, ilk kez evrenin bu kadar uzak noktalarına ulaşıldığını belirttiler. Eğer Öklid'in başarılı çalışmaları devam ederse evrenin en geniş kapsamlı 3 boyutlu haritasının hazırlanması mümkün olacak. Yukarıdaki görüntü, Perseus olarak da bilinen \"Kahraman Kümesi\"nin detaylı bir görüntüsünü sunuyor. Görselin ön planında 1.000 adet gökada, arka planında ise 100 binden fazla gökada bulunuyor. ESA, bu görüntünün devrim niteliğinde olduğunu çünkü daha önce böyle bir detay seviyesine ulaşılamadığını açıkladı. Şunu da belirtmekte fayda var; Dünya'dan 240 milyon ışık yılı uzakta bulunan Perseus, bilinen evrenin en büyük oluşumlarından bir tanesi. İlk kez 1895 yılında keşfedilen \"IC 342\" isimli sarmal galaksi de Öklid'in görüntülediği yerler arasında bulunuyor. Bu sarmak galaksinin Dünya'ya olan uzaklığının 10,7 milyon ışık yılı olduğunu belirtelim. Gezegenimizden 1,6 milyon ışık yılı uzakta olan \"NGC 6822\" isimli galaksi, uzay bilimciler için kritik önem arz ediyor. Zira bu galaksi, düzensiz bir yapıya sahip ve bizim de içinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi'nin temellerinin anlaşılmasına yardımcı olacak. Yukarıdaki görselde ise \"NGC 6397\" isimli küresel yıldız kümesini görüyorsunuz. Bu yıldız kümesi, bizden sadece 7.800 ışık yılı uzakta ve en yakın yıldız kümelerinden bir tanesi. Burada yüz binlerce yıldızın bulunduğundan bahseden ESA, Öklid'den başka hiçbir teleskobun NGC 6397'nin tamamını gözlemleyemeyeceğini ifade etti. Dünya'dan 1.500 ışık yılı uzakta bulunan \"Atbaşı Bulutsusu\" bilinen evrenin en etkileyici yapılarından bir tanesi. Öklid'in çektiği fotoğraf, bulutsudaki kahverengi cüceler ile bebek yıldızları gözler önüne seriyor. ESA uzmanlarına göre Öklid'in çektiği fotoğraf, Jüpiter kadar kütlesi olan ancak daha önce tespit edilmemiş gezegenlerin bulunmasını sağlayacak. 6 yıl boyunca kesintisiz bir biçimde kullanılması planlanan Öklid, bu haliyle bir tam olarak çalışmıyor. ESA'ya göre teleskop, henüz son ince ayarların yapıldığı aşamada ve 2024 yılı itibarıyla tam manasıyla çalışacak. Araştırmacılar, Öklid'den elde ettikleri bilgiler ışığında evrenin doğasını anlayıp, karanlık madde ile karanlık enerji hakkında detaylı bilgi sahibi olacaklar. Öklid'den ilk görüntülerin yüksek çözünürlüklü versiyonlarına buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/okyanus-sulari-duz-degil-h139003.html", "text": "Okyanusun yüzeyi düz değil derken dalgalardan ya da Dünya'nın eğrisinden falan bahsetmiyoruz. Okyanusun yüzeyi, kendiliğinden düz değil! Düz Dünyacılar gibi düz okyanuscular da varsa biraz sinirlenebilir ancak hazırsanız okyanus sularının neden düz olmadığını anlatacağız. İlk olarak, küresel deniz seviyesi yükselmesinin ne demek olduğuna bakalım. Dünya'daki tüm okyanus havzalarının ortalama yüksekliğini ifade eden küresel deniz seviyesi terimini daha önce duymuş olmanız muhtemeldir. Hatta deniz seviyelerinin yükselişine ilişkin tahminleri gösteren yukarıdaki gibi bir harita da vardır. Küresel deniz seviyesi yükselmesi\" ise ortalama küresel deniz seviyesi eğilimindeki artışı ifade eder. Okyanus, tahmin ettiğimizin aksine düz değil. Çoğu zaman, büyük bir su kütlesine baktığımızda küvetteki su gibi dümdüz görürüz. Muhtemelen tek yükselti dalga olabilir. Ancak aslında dalgalar olmasa bile okyanuslar, çarşaf gibi dümdüz değildir. Aksine, karalarda olduğu gibi tepeler vardır. Karalardakinden tek farkı, maksimum 2 metre boylarıyla onlardan daha küçük olmalarıdır. Yukarıdaki görselde bu yükseklik farklarını renk skalasında görebiliyoruz. Okyanusu şekillendiren en büyük faktör, yer çekimi. Dünya'nın yer çekimindeki değişiklikler, onu düzensiz ve sürekli değişen bir şekle büründürüyor. Kütle, Dünya yüzeyinde yeniden dağıtıldıkça yer çekimi alanı da değişiyor ve bu okyanus ve deniz yüzeyinin yüksekliğini etkiliyor. Mesela okyanusun dibinde minik bir çukur varsa bu suyun üzerinde de minik bir eğim oluşturabilir. Aynı şekilde, dipte küçük bir tepe varsa bu da su yüzeyinin şeklini etkileyebilir. Okyanus yüzeyindeki bu küçük yükseltiler ve çukurlar; suyun sıcaklığı, içerdiği tuz miktarı, atmosferin okyanus yüzeyi üzerindeki basıncı ve okyanus akıntıları gibi birçok faktörü etkileyebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/oneplus-12-tasarimi-ozellikleri-fiyati-h139053.html", "text": "Çin merkezli akıllı telefon devi OnePlus, büyük merakla beklenen yeni amiral gemisi telefonu OnePlus 12'yi bugün Çin'de tanıttı. Yeni cihaz, her zamanki gibi önce Çin'de çıkış yapacak sonrasında ise diğer pazarlara gelecek. OnePlus 12, işlemcisinden ekranının parlaklığına kadar birçok önemli iyileştirmeyle geldi. İşte yeni telefon hakkında tüm bilmeniz gerekenler. OnePlus 12, yeşil, beyaz ve siyah olmak üzere 3 renk seçeneğine sahip. Arkada üçlü kamera kurulumu önde ise delikli ekran tasarımı bizi karşılıyor. Yeşil renkli versiyonda arkada diğerlerinden farklı bazı tasarım detaylarının yer alması da gözlerden kaçmıyor. Telefonda IP65 suya dayanıklılık, ekran içine yerleştirilmiş parmak izi sensörü gibi detayların yer aldığını da belirtelim. Amiral gemisi telefon, 120 Hz'lik yenileme hızına sahip 6,82 inçlik 2K çözünürlükte LTPO OLED ekranla geliyor. OnePlus, maksimum parlaklığın ise 4500 nit olduğunu söylüyor. Bu akıllı telefonlardaki en yüksek oran. 4500 nitin HDR içerik kullanımları için olduğunu, normal kullanımda 1600 nit maksimum parlaklık olacağını söyleyelim. OnePlus 12, beklendiği üzere Qualcomm'un bu sene tanıttığı amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Gen 3 ile çıkış yaptı. Bu işlemciye 12/16/24 GB'lık RAM seçenekleri eşlik ediyor. Depolamada ise 256 GB'tan 1 TB'a kadar çıkan seçenekler mevcut. Arkada Hasselblad markalı üçlü kamera kurulumu var. Bu kameralar, 50 MP ana, 48 MP ultra geniş ve 3x optik zoom sunan 64 MP telefoto kameradan oluşuyor. Önde ise 32 MP'lik selfie kamerası bizi karşılıyor. Son olarak telefonda, OnePlus 11'den daha büyük, 100W kablolu şarj destekli 5400 mAh'lik bir batarya yer alıyor. Buna ek olarak 50W kablosuz şarj ve 10W ters kablosuz şarj desteği olduğunu da söyleyelim. Cihaz, Android 14 tabanlı ColorOS 14 ile kutudan çıkacak. Çin dışı ülkelere OxygenOS 14 arayüzü ile geleceğini tahmin edebiliriz. Şirket, Çin'de çıkış yapan OnePlus 12'nin diğer ülkelere ne zaman geleceğini duyurdu. Bu bağlamda 23 Ocak 2024 tarihinde akşam 17:00'de gerçekleştirilecek etkinlikte cihaz, OnePlus 12R ile birlikte tanıtılacak. Bu sayede Çin'den çıkıp küresel markete de girecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/online-alisveris-musteri-memnuniyeti-saglama-h139257.html", "text": "Akıllı telefon, internet ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile hayatımıza giren online alışveriş, bugün çok büyük bir pazar haline geldi. Ancak e-ticaret yapmak ve bu işten kar etmek, göründüğü kadar kolay bir iş değil. Oldukça küçük veya büyük sermayelerle başlayacağınız macera, büyük bir hayal kırıklığı ile sonlanabilir. E-ticarette para kazanmanın en önemli yolu, müşteri memnuniyetini sağlamak. Son tüketici gözünden baktığımız zaman, yaşayacağız deneyimin sorunsuz olmasını istiyoruz ve böyle bir şey istemekte de haklıyız. Hal böyle olunca e-ticaretle uğraşan işletme ve şahıslara büyük sorumluluklar düşüyor. Bu içeriğimizde, müşteri deneyimini iyileştirmek için yapmanız gerekenlere yakından bakacağız. Online alışveriş, hızla değişen ve sürekli gelişen bir sektördür. Müşterilerin beklentileri her geçen gün artmakta ve işletmeler bu beklentilere uyum sağlamak zorunda kalmaktadır. Özellikle Z kuşağının alışveriş alışkanlıkları ve beklentileri, online platformlarda sunulan müşteri deneyiminin şekillenmesinde büyük rol oynamaktadır. Ancak müşteri memnuniyetini artırmak, pek de kolay bir iş değil. Gelin hep birlikte, bunu sağlayabilmek adına yapmanız gerekenlere başlıklar altında bakalım. Bir web sitesinin kullanıcı dostu olması, ziyaretçilerin siteyi kolayca gezinmelerini ve aradıklarını hızla bulmalarını sağlar. Net ve anlaşılır menüler, etkili arama fonksiyonları ve mobil uyumluluk, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirebilir. Ayrıca, görsel açıdan çekici ve markanızın kimliğini yansıtan bir tasarım, müşterilerin site üzerinde daha fazla vakit geçirmesini teşvik eder. Online alışverişte ödeme sürecinin hızlı ve güvenilir olması, müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen bir faktördür. Çeşitli ödeme seçenekleri sunmak, müşterilerin kendilerine en uygun yöntemi seçmelerine olanak tanır. Ayrıca, güvenli ödeme sistemleri, müşterilerin gizlilik ve güvenlik konusundaki endişelerini gidermeye yardımcı olur. Müşteri destek hizmetleri, online alışveriş deneyiminin kritik bir parçasıdır. Hızlı ve çözüm odaklı müşteri hizmetleri, olası sorunların hızla çözülmesini sağlar ve müşteri memnuniyetini artırır. Canlı sohbet, e-posta ve telefon desteği gibi çeşitli iletişim kanalları sunmak, müşterilere ulaşılabilirlik hissi verir. Müşteri deneyimi, online alışverişte bir işletmenin başarısını büyük ölçüde belirler. Bu deneyimi güçlendirmek için öncelikle kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri sunmak gerekiyor. Kişiselleştirme, müşterilerin kendilerini değerli hissetmelerini sağlayarak, alışverişlerini daha anlamlı kılar. Yapay zeka destekli algoritmalar, müşterilerin tercih ve davranışlarını analiz ederek, onlara özel öneriler sunar. Böylece, müşterilerin ihtiyaçlarına daha doğrudan hitap edilmiş olur. Hızlı ve güvenilir hizmet, müşteri deneyiminin bir diğer önemli yönüdür. Online alışverişte, müşterilerin beklentisi hızlı teslimat ve kolay iade süreçleridir. Güvenilir ve hızlı hizmet, müşteri memnuniyetini artırarak, sadık bir müşteri tabanı oluşturmanın anahtarıdır. Z kuşağı, pazarlama stratejilerinin ve müşteri deneyiminin yeniden şekillenmesini gerektiren benzersiz bir tüketici grubudur. Dijital dünyada büyümüş olan bu nesil, online alışveriş deneyimlerinden çok daha fazlasını bekler. Z kuşağının beklentileri, markaların müşteri deneyimi stratejilerini, özellikle teknoloji ve interaktivite açısından yeniden değerlendirmelerini gerektiriyor. Z kuşağı için sosyal medya ve mobil uygulamalar, sadece iletişim araçları değil, aynı zamanda alışverişin temel parçalarıdır. Bu nesil, markaların sosyal medya üzerinde aktif olmalarını ve mobil uygulamalar aracılığıyla kolay ve hızlı alışveriş imkanı sunmalarını bekler. Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlar, Z kuşağının markalarla etkileşime girdiği başlıca mecralardır. Bu platformlarda yer alan etkileyici içerikler ve hikayeler, Z kuşağının alışveriş kararlarını büyük ölçüde etkiler. Z kuşağı, görsel ve interaktif içeriklere büyük önem verir. Bu nesil için alışveriş, sadece bir ürün satın almak değil, aynı zamanda bir deneyim yaşamaktır. İnteraktif içerikler, bu neslin dikkatini çeker ve onları markayla daha derin bir etkileşime sokar. Sanal deneme odaları, 360 derece ürün görünümleri ve AR destekli uygulamalar, Z kuşağına yenilikçi ve etkileşimli bir alışveriş deneyimi sunar. Görsel içerikler, ürünleri daha çekici hale getirir ve bu neslin görsel odaklı tüketim alışkanlıklarına hitap eder. Müşterilerinizden gelen yorumlar, işletmenizin sürekli gelişimi için altın değerindedir. Olumlu yorumlar, harika iş çıkardığınızı gösterirken, olumsuz yorumlar ise gelişim için bir fırsattır. Her iki durumda da, müşteri yorumlarına hızlı ve yapıcı bir şekilde yanıt vermek, müşteri ilişkilerinizi güçlendirir. Teknolojik yenilikler, kullanıcı deneyimini iyileştirmede devrim niteliğindedir. Özellikle yapay zeka ve kişiselleştirme, online alışverişte müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşır. Yapay zeka, müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını ve tercihlerini analiz ederek, onlara özel ürün önerileri sunar. Bu hem müşteri memnuniyetini artırır hem de satışları olumlu yönde etkiler. Yapay zeka, online alışverişin süper kahramanı! Kişiselleştirme, müşterilere özel bir deneyim sunmak için yapay zekanın en etkileyici kullanımlarından biridir. Müşterilerin beğenilerine ve geçmiş alışverişlerine dayanarak öneriler sunmak, onlara \"Bu tam benlik!\" dedirtebilir. Sanal ve artırılmış gerçeklik, alışveriş deneyimini adeta bir uzay yolculuğuna çeviriyor. Bir koltuktan kalkmadan, sanal bir mağaza gezintisi yapmak veya bir ürünü 3D olarak incelemek mümkün. VR ve AR, müşterilere heyecan verici ve interaktif bir alışveriş deneyimi sunarak, onları alışverişin içine çekiyor. Veri, modern çağın petrolüdür, değil mi? Veri analitiği, müşterilerin davranışlarını anlamak ve onlara daha iyi hizmet sunmak için kullanılır. Bu analizler, müşteri tercihlerini daha iyi anlamak ve onlara daha uygun ürünler sunmak için kullanılabilir. Müşteri deneyimini iyileştirmek, işletmeler için sadece anlık kazançlar sağlamakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli faydalar da sunar. Müşteri sadakati, bu faydaların başında gelir. Üstün bir müşteri deneyimi sunan işletmeler, müşterilerin sadakatini kazanır ve bu da sürekli gelir akışı sağlar. Sadık müşteriler, markalarıyla daha derin bir bağ kurar ve onları arkadaşlarına ve ailelerine önerirler. Bu noktada, online alışverişte müşteri deneyimini iyileştirmek için Webtures'ın sunduğu SEO hizmetleri kritik bir rol oynamaktadır. Webtures, web sitelerinin arama motorlarında daha üst sıralarda yer almasını sağlayarak, potansiyel müşterilerin aradıkları ürün ve hizmetlere hızla ulaşmalarına yardımcı olur. Bu, kullanıcıların arama sonuçlarında daha alakalı ve güvenilir içeriklerle karşılaşmalarını sağlayarak, alışveriş sürecini daha akıcı ve memnuniyet verici hale getirir. Birinci sınıf bir müşteri deneyimi sunmak, müşterilerin kalbini kazanmanın anahtarıdır. Memnun müşteriler, sadık müşterilere dönüşür ve marka itibarınızı yükseltir. Bu, ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü artırır ve markanızın adını daha geniş kitlelere ulaştırır. Mükemmel bir müşteri deneyimi sunmak, satışları artırmada büyük bir rol oynar. Müşteriler, iyi deneyimler yaşadıkları markalara tekrar tekrar dönerler. Bu da, satışlarda sürekli bir artış ve pazar payınızın genişlemesi anlamına gelir. Müşteri geri bildirimleri, işletmelerin sürekli gelişim sürecinde kritik bir rol oynar. Müşterilerin geri bildirimleri, hizmetlerinizi sürekli iyileştirmek ve pazardaki değişen taleplere uyum sağlamak için bir rehber görevi görür."} {"url": "https://www.webtekno.com/onvo-42-tv-inceleme-v2101.html", "text": "A101 başta olmak üzere internette de bulabileceğiniz en uygun fiyatlı televizyonlardan birisi ONVO 42 inç LED TV özellikleri, fiyatı ve deneyimlerimiz şimdi inceleme videomuzda! ONVO 42 inç LED TV, adından da anlaşılacağı üzere bir LED panele sahip ve Full HD, yani 1080p çözünürlük sunuyor. Kutuda tazeleme hızı 400 Hz olarak veriliyor. Ufak bir yenileme hızı testiyle cihazın gerçek panel hızının aslında 60 Hz olduğunu görebiliyoruz. Kutudaki 400 Hz ibaresi, TV'nin paneli tarafından sağlanan yenileme hızı değil, gerçek yenileme hızı 60 Hz olarak ayarlanmış durumda. Bizce bu TV kesinlikle Xiaomi Stick benzeri bir ürünle desteklenmek istiyor çünkü donanımı uzun süre akıllı TV'lerde takılmak için yeterli gelmiyor maalesef."} {"url": "https://www.webtekno.com/open-ai-chatgpt-plus-aboneligini-kapatti-h138643.html", "text": "Dünyanın açık ara en popüler yapay zeka destekli sohbet botu ChatGPT, geçtiğimiz ay önemli bir karar aldı. Alınan bu karar doğrultusunda ChatGPT'nin aylık 20 dolar karşılığında satın alınabilen \"ChatGPT Plus\" aboneliğinin geçici bir süreliğine durdurulduğunu açıkladı. Karara göre ChatGPT Plus abonesi olmak isteyen yeni kullanıcılar, bir süre beklemek zorunda kalacaklardı. Open AI CEO'su Sam Altman, resmi X hesabından yaptığı bir paylaşımda, konuyla ilgili açıklamalar yapmış ve neden böyle bir karar alındığını anlatmıştı. Sam Altman tarafından yapılan açıklamaya göre ChatGPT Plus aboneliği ile sunulan yeni özellikler, sohbet botu kullanımında patlama yaşanmasına yol açmıştı. Altman, sistemdeki yoğunluğun Open AI kapasitesini aştığını söylemiş, başka bir çare kalmadığını aktarmıştı. Bugünse Open AI'dan konuyla ilgili yeni bir hamle geldi. Ekip, ChatGPT Plus aboneliklerini yeniden devreye soktu. Kullanıcılar, ChatGPT'nin daha gelişmiş versiyonuna, aylık 20 dolar ödeyerek yeniden sahip olabiliyorlar. Open AI'ın ChatGPT Plus aboneliğini kapatması, fırsatçılar için gelir kaynağı haline dönüştü. Hatta bazı e-ticaret platformları, ChatGPT Plus aboneliğini dudak uçuklatan fiyatlardan satmaya başladı. Yukarıda bunun en net örneğini görüyorsunuz. Normal fiyatı 20 dolar olan hizmet için tam 428 sterlin talep edildiği bile oldu. Open AI'ın abonelik sistemini yeniden başlatması ise tüm bunlar geride kalmış oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/open-english-kurs-yuzde-70-indirim-h132773.html", "text": "İngilizce'nin günümüzde dünya dili olduğu su götürmez bir gerçek. Uluslararası alanlarda kariyer yapmak gibi bir hedefiniz olmasa da, internetteki içerikleri tüketmek için bile artık İngilizce'ye ihtiyaç duyuyoruz. İngilizce bilgisini yetersiz bulanlar ve kendisini geliştirmek isteyenlerse pahalı kurs ücretleriyle karşılaşabiliyor. Fakat bugün kaçırılmaması gereken, sınırlı süreyle geçerli bir kampanyayla karşınızdayız. En popüler online İngilizce kursu Open English, kursu için %70 indirim kampanyası başlattı. Open English'te 6 veya 12 aylık üyelik alacak kullanıcılar, kursa %70 indirimle erişebilecek. Open English %70 indirim kampanyası, 31 Mart 2023 saat 23:59:59'a kadar geçerli olacak. - 7/24 İngilizce eğitimi - Ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerle 7/24 online dersler - Ders sonlarında eğitmenlerden kişiye özel geri bildirimler - Tüm üyeliklerde grup dersleri ve konuşma sınıflarına sınırsız erişim - Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel dersler - Kişiselleştirilmiş ders planları - Akademik uzmanlarca hazırlanan CEFR temelli 8 seviyeden oluşan çevrimiçi müfredat - Her seviye sonunda Cambridge Linguaskill sertifika sınavına ücretsiz giriş hakkı - Hızlandırılmış mesleki İngilizce dersleri - IEFLT, IELTS ve TOEIC için hazırlık kursları - Konuşma kaydını analiz eden ve hataları gösteren telaffuz aracı - Düzeltmen, çevirmen, İngilizce dilbilgisi kılavuzu ve 4 dilde sözlük"} {"url": "https://www.webtekno.com/open-english-yuzde-60-indirim-kampanya-h135253.html", "text": "Günümüzde Türkiye'de bireysel ekonomik bağımsızlığınızı elde etmenin en kolay ve garanti yolu, yurt dışından işler almaktan geçiyor. Tabii kendi işinizi yapıyor da olsanız, yurt dışındaki bir şirkete başvuracak da olsanız döviz kazanmak için önünüzde büyük bir bariyer olabilir: İngilizce bilgisi. Hangi ülkeden iş aldığınız fark etmeksizin başvurularınızda aranacak en büyük kriter, İngilizce bilgisi olacaktır. Sonuçta tüm dünyada iletişim artık İngilizce ile sağlanıyor. İngilizce bilginiz hiç yoksa veya daha da geliştirmek istiyorsanız, kaçırmamanız gereken bir kampanyayla karşınızdayız. Open English'ten İngilizce eğitiminde %60 indirim kampanyası! En popüler online İngilizce kursu Open English, dil kursunda sınırlı süreyle geçerli %60 indirim kampanyası başlattı. İngilizce öğrenmek veya İngilizcesini geliştirmek isteyenler, Open English'e hemen kayıt olarak %60 indirimden faydalanabilirler. Open English, mevcut İngilizce seviyenize yönelik eğitimler sunarak dil bilginizi kısa sürede en yüksek seviyelere ulaştırmanıza destek oluyor. Diğer platformlardan ve eğitim kurslarından farklı olarak tamamen İngilizce konuşulan ortamlarda da evinizde oturarak giriş yapmanızı sağlıyor. - Dil öğrenim sürecini büyük oranda hızlandırma - Kelimelerin ve dil yapılarının kullanımına aşinalık kazanma - Cümle yapılarını, kelime anlamlarını ve telaffuzlarını öğrenme - Gerçek hayat durumlarında iletişim kurmak için konuşma becerilerini geliştirme - Kültürel farkındalığı artırma - İngilizce becerisine yönelik özgüven kazanma - 7/24 İngilizce eğitimi - Ana dili İngilizce olan TEFL/TESOL sertifikalı eğitmenlerle 7/24 online dersler - Ders sonlarında eğitmenlerden kişiye özel geri bildirimler - Tüm üyeliklerde grup dersleri ve konuşma sınıflarına sınırsız erişim - Ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir özel dersler - Kişiselleştirilmiş ders planları - Akademik uzmanlarca hazırlanan CEFR temelli 8 seviyeden oluşan çevrimiçi müfredat - Her seviye sonunda Cambridge Linguaskill sertifika sınavına ücretsiz giriş hakkı - Hızlandırılmış mesleki İngilizce dersleri - IEFLT, IELTS ve TOEIC için hazırlık kursları - Konuşma kaydını analiz eden ve hataları gösteren telaffuz aracı - Düzeltmen, çevirmen, İngilizce dilbilgisi kılavuzu ve 4 dilde sözlük"} {"url": "https://www.webtekno.com/open-english-yuzde-75-indirim-kampanyasi-h138794.html", "text": "İngilizce öğrenmek artık öyle bir konu ki, eğitim hayatında, iş hayatında, hatta günlük hayatta sosyal medyada bile karşımıza çıkıp kendini hatırlatıyor. Fakat tabii ki dil öğrenmek zaman ve para demek. Neyse ki bu noktada yardımımıza online İngilizce eğitimi fırsatı çıkıyor. Bu konuda başarısını kanıtlamış platformlardan biri olan Open English de dilediği yerden dilediği zaman dil eğitimi almak isteyenlerin ilk tercihleri arasında yer alan online İngilizce kurslarından biri. Yabancı dil öğrenmek isteyenlerin favorilerinden olan platform, kasım ayı fırsatlarını yabancı dilini geliştirmek isteyenler için sunan yeni Open English kampanyasıyla kurslarında %75 indirim sunuyor. İngilizce seviyenizi belirlemenize yardımcı olan, ardından size özel bir programla İngilizce eğitiminizi en eksiksiz şekilde tamamlamanızı sağlayan Open English, dil eğitimini her aşamasıyla tamamen online hale getiriyor. Demin de bahsettiğimiz gibi, Open English'te öncelikle bir seviye belirleme sınavı oluyor. Ardından size uygun seviyeden eğitimlerinize başlıyorsunuz. 30 dakikada bir başlayan ve 7/24 gerçekleşen online derslere bilgisayarınızdan ya da uygulamanızdan kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Birkaç öğrenci ve eğitmenin olduğu sınıflarda, yalnızca size özel ders ile ve sohbet sınıflarında eğitim alabiliyorsunuz. Ayrıca Open English öğrencisi olduğunuz andan itibaren hem size sistemi anlatan hem de tüm sorularınıza yine 7/24 WhatsApp üzerinden yanıt alabileceğiniz özel danışmanlar oluyor. Eğitimler tamamen ana dili İngilizce olan eğitmenlerle gerçekleşiyor. Bu da özellikle telaffuz ve özgüvenli bir şekilde İngilizce konuşabilme noktalarında fayda sağlıyor. Platformda bulunan akıllı telaffuz uygulamasıyla da diksiyonunuzu geliştirmeniz mümkün oluyor. Open English'te standart dil eğitiminin yanında TOEFL, TOEIC ve IELTS gibi uluslararası sınavlara hazırlık, iş İngilizcesi gibi alanlarda da eğitim alabiliyorsunuz. Ayrıca alınan eğitimler sonucunda Avrupa Ortak Dil Kriterleri'ne göre belirlenmiş seviyelere göre sertifikalar alabiliyorsunuz. Eğer Open English'in %75 indirim fırsatından yararlanmak isterseniz buradan kampanya sayfasına ulaşabilir ve hemen Open English öğrencisi olabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-apple-tasarimcisi-jony-ive-akilli-cihaz-uretecek-h139647.html", "text": "Teknoloji dünyasında dengeleri altüst edecek bir gelişme yaşandı. ABD merkezli teknoloji devi Apple'ın iPhone ve iPad gibi ürünlerinin bugünlere gelmesini sağlayan duayen tasarımcı Jony Ive'nin, OpenAI ile çalışmaya başlayacağı ortaya çıktı. Üstelik halihazırda Apple için çalışmakta olan üst düzey tasarımcılardan Tang Tan da önümüzdeki dönemde Jony Ive tarafından kurulan LoveFrom'a transfer edilecek. OpenAI, bugüne kadar yazılım üzerine çalışan bir firmaydı. Hal böyle olunca Apple'ın efsanevi tasarımcılarının OpenAI'da ne yapacaklarını anlamlandıramamış olabilirsiniz. Hemen açıklayalım; konuya aşina kaynakların iddialarına göre OpenAI, yapay zekadan güç alan akıllı ürünler için kolları sıvadı. Bu ürünlerin ne olacağı tam olarak belli değil ancak akıllı ev aletleri, öne çıkan kategori olacak gibi görünüyor. Apple'ın bugünlere gelmesini sağlayan ürünleri tasarlayan Jony Ive'nin OpenAI için neler yapacağı net değil. Hatta edinilen bilgilere göre OpenAI'ın hayal ettiği ürünler, henüz konsept aşamada. Ancak önümüzdeki yıl itibarıyla bu durum değişecektir. Tabii bu demek olmuyor ki OpenAI'ın yapay zeka destekli akıllı ürünleri, çok kısa bir süre sonra hayatımıza girecek. OpenAI CEO'su Sam Altman'ın gizli kalmasını istediği girişimlerin sonucunu görmek için beklemek gerekecek. Burada Apple ile ilgili bahsetmemiz gereken bir husus var. 2019'da LoveFrom'u kurmak için Apple'dan ayrılan Jony Ive, beraberinde bazı tasarımcıları da götürdü. Hatta bu sayının 20'yi aştığı biliniyor. Apple'da kalıp Jony Ive ruhunu yaşatmaya çalışan kişi sayısı ise bir elin parmaklarını geçmiyor. Hal böyleyken LoveFrom ile OpenAI iş birliğinin olumlu sonuç vermesi, Apple'ı tasarım anlamında biraz daha zorlayabilir gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-ceo-sam-altman-sirketten-kovuldu-h138684.html", "text": "Dünyanın en popüler yapay zeka araçları arasında bulunan ChatGPT ile DALL-E'nin geliştiricisi OpenAI, birkaç gündür büyük bir CEO krizi yaşıyor. Şirketle özdeşleşen Sam Altman, yönetim kurulu tarafından alınan ani bir karar ile görevinden alındı. Bu karar, şirkette büyük bir infial yarattı. Kararın kamuoyu ile paylaşılması üzerine OpenAI çalışanları ile yatırımcılar, Altman'in göreve geri dönmesi için çağrı yaptılar. Ancak bu çağrılar yetersiz kalmış durumda. OpenAI, şirketin yeni CEO'sunu resmen açıkladı. Yapılan açıklamaya göre Twitch'te CEO'luk yapan Emmett Shear, geçici olarak OpenAI'ın başına getirildi. Yaşanan son gelişme ile Open AI, birkaç gün içerisinde 3 CEO görmüş oldu. Emmett Shear, teknoloji dünyasındaki önemli isimlerden birisi. İş insanı, bir dönemler çok popüler olan Justin.TV'nin kurucu ortaklarından biriydi. Bu platformun ardından Twitch için kolları sıvayan Emmet Shear, Twitch'in bugünlere gelmesini sağlamada önemli işler yaptı. Bu isim şimdi, geçici bir süreliğine de olsa OpenAI'ın başında duracak. Altman'ın şirketten ayrılışı, resmi bir duyuruyla bildirildi. Bu duyuruda, Altman'ın sorumlulukları ve yönetimle arasındaki iletişimi konusunda tutarlı olmadığı, bunların üstüne yeterince düşmediği belirtildi. Bu durumun yönetim kurulunun Sam Altman'a duyduğu güveni kaybetmesine yol açtı. Kararla birlikte şirketin CTO'su olarak görev yapan Mira Murati, Altman'ın yerine geçici olarak CEO'luk yapmaya başladı. Ancak şirket, Murati'nin geçici CEO olduğunu ve kalıcı CEO'luk için arayışın devam ettiğini duyurdu. Sam Altman'ın kovulmasının ardından, kurucu ortaklardan Greg Brockman da istifa etti! Öncelikle OpenAI'da birlikte çalıştığımız tüm inanılmaz insanlara, müşterilerimize, yatırımcılarımıza ve bize ulaşan herkese teşekkür ederiz. -Dün gece Sam, İlya'dan cuma günü öğlen konuşmak isteyen bir mesaj aldı. Sam bir Google Meet'e katıldı ve Greg hariç tüm yönetim kurulu oradaydı. Ilya, Sam'e kovulduğunu ve haberin çok yakında yayınlanacağını söyledi. -12.19'da Greg, Ilya'dan hızlı arama isteyen bir mesaj aldı. Öğleden sonra 12.23'te İlya bir Google Meet bağlantısı gönderdi. Greg'e yönetim kurulundan çıkarılacağı ve Sam'in kovulduğu söylendi. Aynı sıralarda OpenAI bir blog yazısı yayımladı. -Bildiğimiz kadarıyla, önceki gece öğrenen Mira dışındaki yönetim ekibi bundan kısa süre sonra haberdar oldu. Bizi desteklemeniz çok hoştu. Teşekkür ederim ama lütfen endişelenerek zaman kaybetmeyin. İyi olacağız. Yakında daha büyük şeyler gelecek. OpenAI çalışanları ve yatırımcılar, Sam Altman ile Greg Brockman'ın geri dönmesini istediler! Sam Altman'ın yaptığı \"OpenAI takımını çok seviyorum.\" paylaşımı, şirket çalışanları tarafından sevgi göstergeleriyle alıntılandı. Pek çok kişi ve hatta ChatGPT'nin orijinal X hesabından bile kalp emojisi olan paylaşımlar yapıldı. Greg Brockman da Sam Altman'a destek verenler arasındaydı. Tüm bunlara ek olarak, yatırımcıların da Sam Altman ile Greg Brockman'ın geri dönmesi için harekete geçtikleri bildirildi. Financial Times'ın yayımladığı habere göre yatırımcılar, yönetim kurulundan kurtulmak ve OpenAI yöneticilerini geri getirmek için bazı adımlar attılar. Hatta OpenAI'ın büyük yatırımcılarından Microsoft CEO'su Satya Nadella'nın bile işin içinde olduğu bildirildi. Edinilen bilgilere göre Nadella, Sam Altman'ın atacağı adımları destekleyecekti."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-gpt-6-7-marka-basvurusu-h139027.html", "text": "Yapay zeka sektörünün önde gelen isimlerinden OpenAI, ChatGPT isimli yapay zeka destekli sohbet botuna hayat veren yapay zeka modeli GPT ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda; GPT 5 üzerinde çalışıldığını birkaç aydır zaten biliyoruz ancak dahası var gibi görünüyor. Gelen son haberlere göre OpenAI, Çin'de GPT-6 ve GPT-7 için marka başvurusunda bulundu. Son kullanıcı olarak GPT-5'in neler sunacağını bile bilmiyorken bu yapay zeka modelinin en güncel versiyonu, büyük olasılıkla çığır açacak yeniliklere ev sahipliği yapacak. Ancak GPT-6 ve GPT-7'nin ChatGPT üzerindeki etkilerini görmek için uzun bir süre beklememiz gerekecek. OpenAI, GPT-3.5 isimli modelin 175 milyar parametreden oluştuğunu açıkladı. Ancak GPT-4 hakkında böyle bir açıklama yapılmadı. Üçüncü taraf kaynaklar ise GPT 3.5 ile GPT 4 arasında devasa bir fark olduğunu, GPT 4'te 1 trilyon parametre bulunduğunu öne sürüyorlar. Hal böyle olunca GPT-6 ve GPT-7'nin çok daha büyük olacağına inanılıyor. Hatta sektör kaynaklarına göre en güncel GPT, yüz trilyonlarca parametreye ev sahipliği yapabilir. Bu da daha fazla sorgu için daha doğru cevaplar demek. Çin'in Ulusal Fikri Mülkiyet İdaresi, OpenAI'ın başvurularını henüz inceliyor. Bu sürecin ne zaman tamamlanacağı, onay verilip verilmeyeceği şimdilik belli olmasa da OpenAI'ın açıklanandan çok daha ötede olduğu aşikar."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-gpt-store-seneye-ertelendi-h139006.html", "text": "Pek çok alanda yardımımıza koşan ve pratiklik konusunda başka bir araç görmek istemediğimiz ChatGPT, ödevlere yardımcı olmaktan gündelik ihtiyaçlarımıza kadar kolaylık sağlayan çok yönlü bir yapay zeka asistanı. ChatGPT ile yapabileceklerimizin sınırını düşünürken OpenAI, geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği ilk geliştirici konferansında birkaç duyuru yapmıştı. ChatGPT birinci yılını kutlarken kasım ayında \"GPT Store\" isimli bir mağaza duyurmuştu. Geliştirici konferansında duyurduğu özel GPT'ler ve mağazanın bu ay faaliyete geçmesi beklenirken, 2024'e ertelendi. OpenAI, bu gecikmeyi GPT Builder programına kaydolan geliştiricilere mail yoluyla bildirdi. GPT'leri duyurmamızın üzerinden bir aydan az zaman geçti ve sizin ve geliştirici topluluğunun yarattığı kullanışlı ve eğlenceli GPT'ler bizi çok etkiledi. Geri bildirimlerinize dayanarak GPT'lerde iyileştirmeler yapmaya devam ediyoruz. Actions kısmını iyileştirmek için yapılandırma arayüzünü güncelledik, tek tıklama testini etkinleştirdik, önizlemede hata ayıklama mesajları ekledik ve artık birden fazla alana izin verdik. Yüklenen dosyalar hakkında da sorular oluştu. Yüklenen dosyalar Kod Yorumlayıcı kullanıldığında indirilebilir olduğundan, bu özelliği varsayılan olarak kapalı hale getirdik ve bunu daha iyi açıklamak için mesajlar ekledik. Ek geri bildiriminiz varsa, burada sizden haber almak isteriz. Bundan sonra ne olacağına gelince, GPT mağazasını gelecek yılın başında açmayı planlıyoruz. Bu ay yayınlamayı beklerken beklenmedik birkaç şey bizi meşgul ediyor! Bu arada, yakında ChatGPT'ye yönelik başka harika güncellemelerimiz de olacak. GPT oluşturmaya zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. - ChatGPT Ekibi\" Bahsettiğimiz gibi, şirkette işten ayrılmalar, yüzlerce çalışanın gösterdiği tepkiler ve sosyal medyada çalışanların Sam Altman'in gönderisine kalp emojisi bırakarak gösterdiği destek; bu olaylardan kısa bir süre sonra şirketin CEO'su Sam Altman'in geri dönmesi, şirketin yorucu bir süreçten geçmesine sebep oldu. Geliştiricilere gönderilen mail ile anlıyoruz ki, bu süreç şirket için çetrefilli bir süreçti. Özellikle Sam Altman'in CEO pozisyonundan çekilip Microsoft'a dahil olması ve ardından tekrar geri dönmesi, böyle bir hamlenin gerçekleşmesinde etkili oldu. GPT Store ile geliştiriciler, çeşitli GPT'ler oluşturup kullanıcılara satabilecek. Yani ChatGPT, bir yandan bir pazar yerine dönüşecek. GPT'lerin nasıl fiyandırılacağı ise merak konusu."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-yoneticisi-yapay-zek-nin-abartildigini-soyledi-h139058.html", "text": "OpenAI yakın zamanda şirketler için ChatGPT ile pek çok kullanışlı araç sunmuştu. Üretken yapay zekanın bu beyaz yakalı versiyonu, şirketlerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebilen ve hassas bilgileri de korumaya odaklanan bir yapıya sahipti. Pek çok işletme de ChatGPT'den bu hizmeti almak için sıraya girmişti. Yaşanan bu büyük yapay zeka heyecanına rağmen OpenAI COO'su Brad Lightcap, yapay zekanın henüz emekleme aşamasında olduğunu ve şirketlerin sorunlarını bir günde çözemeyeceğini ifade ediyor. Aslında yapay zeka yeni bir şey değil ancak ChatGPT ile birlikte ilk defa yapay zeka ile neredeyse sınırsız etkileşime geçmek mümkün hale geldi. Örneğin satranç oynayan bir yapay zeka ile karşılaşmamız için satranç oynamamız gerekirken, ChatGPT ile canımız ne konuda isterse o konuda bilgiler alabiliyoruz. Bu yüzden de pek çok kişiye yapay zeka sanki her şeyi yapabilirmiş gibi geliyor. Lightcap ise CNBC'ye yaptığı açıklamada bazı açılardan yapay zekadan beklentilerin çok yüksek olduğunu söylüyor. Pek çok firmanın OpenAI'la iletişime geçerken, yapay zekanın pek çok sorunu çözmesini bekleyerek geldiğini ifade ediyor. Bunların arasında dramatik maliyet düşüşleri ve şirket büyümesini artırmak gibi büyük ve karmaşık sorunlar da yer alıyor. OpenAI COO'su, \"Yapay zeka daha da gelişebilir ancak asla yapay zeka ile yapacağınız tek bir şey sorunu tamamen çözmeyecek\" ifadelerini kullandı. Ayrıca yapay zekanın henüz emekleme aşamasında olduğunun da altını çizerek, kritik araçların ve uygulamaların bir parçası olmak için zamana ihtiyacı olduğunu belirtti. Bazı şirketler şimdiden yapay zeka kullanmaya başlamış durumda. Bu şirketlerin çalışanlarının, ilk nesil yapay zeka modellerinin hayatlarını pek de öyle inanılmaz kolaylaştırmadığını düşündüğü ise yakın zamandaki çalışmalarla ortaya çıkmıştı. Ayrıca bazı alanlarda insanların yapay zeka yerine insanlarla çalışmayı tercih ettikleri göze çarpmıştı. Yapay zeka şimdilik önemli bir yenilik ancak piyasayı sarsacak güce sahip değil. Yine de gelecekte, gelişmiş modellerin de kullanıma açılmasıyla birlikte bu durumun büyük bir değişikliğe uğrayabileceği düşünülüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/openai-yonetim-kuruluna-anti-sam-altman-yetkisi-verildi-h139433.html", "text": "Son dönemde Sam Altman'ın görevden alınması, sonra geri dönmesi ve yönetim kurulunu değiştirmesi ile epey gündem olan OpenAI hakkında ortaya atılan iddialardan biri, üstün ve tehlikeli bir yapay zeka geliştirdikleri yönündeydi. OpenAI, o konuda bir açıklama yapmaya gerek duymadıysa da yapay zeka güvenliğini öne alan düzenlemeler yaptı. OpenAI öncelikle \"güvenlik danışmanlık grubu\" adını verdiği bir ekip oluşturdu. Bu ekip kurumun teknik ekiplerinin üstünde konuşlandırıldı ve teknik ekiplere liderlik tavsiyelerinde bulunacak. Ayrıca OpenAI Yönetim Kurulu, bundan sonra tehlikeli gördüğü yapay zeka projelerini veto etme hakkına kavuştu. Hemen her firmada dönem dönem bu türden değişiklikler yapılıyor olsa da, OpenAI'ın böyle bir değişiklik yapması, son zamanlarda yaşanan olayları ve iddiaları göz önüne aldığımızda büyük önem taşıyor. Sonuçta OpenAI, yapay zeka alanında öncü kurum durumunda bulunuyor ve bu alandaki güvenlik önlemleri büyük önem taşıyor. OpenAI'ın bir blog gönderisi ile açıkladığı yeni düzenleme, \"Hazırlıklılık Çerçevesi\" olarak adlandırıldı. Kasım ayında yönetim kurulunun agresif büyümeye karşı olmasıyla bilinen iki üyesi, Ilya Sutskever ve Helen Toner kuruldan çıkarılmıştı. Yeni düzenleme ile birlikte \"yıkıcı\" yapay zekaların tanımlanması, analiz edilmesi ve alınacak aksiyonlara karar verilmesi için bir rehber oluşturulmuş da oldu. Yeni şirket içi düzenlemeye göre, güvenlik sistemi takımı üretimdeki modelleri yönetecek. ChatGPT'nin sistematik kötüye kullanımlarını API'lerde sınırlama gibi görevler, bu ekibe düşecek. Hazırlıklılık takımı ise öncül modellerden sorumlu olacak ve olası riskleri tespit edip önlem almaya odaklanacak. Süperyönelim ekibi adı verilen ekip ise süper yapay zeka modelleri için teorik yönlendirmeleri geliştirecek. Her bir ekip, sorumlu oldukları modelleri \"siber güvenlik\", \"ikna\", \"otonomi\", \"CBRN\" açısından değerlendirecek. OpenAI henüz bu değerledirmelerin nasıl yapılacağına dair bir bilgi paylaşmazken, fonksiyonlar arası güvenlik danışmanları grubu bu çalışmaları genel olarak denetleyecek ve liderlik etmelerine yardımcı olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/opera-gx-amazon-gen-v-h137674.html", "text": "Popüler internet tarayıcısı Opera ile Amazon'un Prime Video hizmeti arasında bir iş birliği gerçekleştirildi. Bu iş birliği kapsamında, Prime Video'nun en yeni dizilerinden Gen V'deki karakterler, Opera GX tarayıcısına eklendi. Ayrıca bu kurgusal evren için bir de sosyal ağ oluşturuldu. Kullanıcılar, Opera GX ve Amazon iş birliği ile dikkat çekici bir deneyim yaşayacaklar gibi görünüyor. Yapılan iş birliği, internet tarayıcısının genel görünümün değiştirilmesine ve Gen V'den karakterlerle donatılmasını sağladı. Ayrıca renkler, sesler ve temalar da iş birliği ile özelleştirildi. Tüm bunlara ek olarak klavyedeki tuşlar için ses atamaları ve duvar kağıtları da Open GX'te kullanılabilecek. Gen V ve Godolkin Üniversitesi temalı modlar da Opera GX üzerinden kullanılabilecek. Daha çok oyuncular için geliştirilen Open GX, yerleşik VPN ile RAM, CPU ve ağ sınırlayıcı gibi özelliklere sahipti. Bunlar yeni sürümde de kullanılmaya devam edecek. Ayrıca kullanıcılar, Open GX'te Gen V'deki karakterlerin yapay zeka destekli botlarına da ulaşabilecekler. Ancak yenilenen tarayıcıdaki en büyük sorunlardan bir tanesi, yaş doğrulama olacak. Kullanıcılar, yeni tarayıcıda yetişkinlere yönelik içerikler de bulunduğu için yaşlarını doğrulayacaklar. The Boys dizisinin gerçek dünyaya uyarlanabilmesi için çalışmalar yapan Vought International, bir süre önce \"V\" isimli sosyal ağını duyurmuştu. İşte Amazon ile Opera arasındaki iş birliği, bu sosyal ağın da Opera GX'e entegre edilmesini sağladı. Kullanıcılar, bu sosyal ağ üzerinden Gen V'deki karakterlerle iletişim kurma imkanı yakalayacaklar. Ayrıca Gen V'ye özel bir dizi içerik de yine V üzerinden erişilebilir olacak. Eğer siz de Opera ile Amazon iş birliğinde yenilenen tarayıcıyı denemek isterseniz, buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/opera-gx-panik-butonu-yeni-ozellik-h139332.html", "text": "Opera, oyuncular için geliştirdiği \"Opera GX\" isimli internet tarayıcısına bomba bir özellik ekledi. \"Panik butonu\" olarak isimlendirilen bu yeni özellik, tek bir dokunuşla açık sekmelerin kapatılmasını ve seslerin durdurulmasını sağlayacak. Bazen iş yerinde, bazen de evde bilgisayar takılırken, o an uğraştığımız işten uzaklaşabiliriz. Hatta kimi zaman, ailemizden birisine, hoş karşılanmayacak bir şeylere bakarken yakalanabiliriz. İşte Opera GX için geliştirilen yeni özellik, bu gibi durumlara karşı geliştirildi. Opera GX için hazırlanan panik butonu özelliği, F12'ye basıldığı an devreye girecek. Acil bir durumda bu tuşa basan kullanıcı, tertemiz bir tarayıcı ekranı ile karşılaşacak. Arka plandaki tüm sesler kapatılacak, açık sekmelerse gizlenecek. Bu arada; kullanıcılar, bazı internet siteleri için kendi listelerini de oluşturabilecekler. Ortalık sakinleştikten sonra yeniden F12'ye basan kullanıcı, panik butonunu deaktif hale getirmiş olacak. Yani gizlenen sayfalar, yeniden açılacak. Panik butonu, Twitch, Vikipedi ve YouTube gibi bazı internet sitelerini, varsayılan olarak gizliyor. Ancak Opera ekibi, bunun için de kullanıcıya esneklik sağladı. Eğer varsayılan listesinden YouTube'u çıkarırsanız F12'ye basıp panik modunu aktif hale getirdiğinizde, YouTube'un kapatılmadığını göreceksiniz. Panik butonu, Opera GX kullanıcılarına etkileyici bir deneyim sunacak gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oppenheimer-appletv-kirala-satin-al-h139102.html", "text": "Artık geride bırakmak üzere olduğumuz 2023 yılının en çok konuşulan filmlerinden bir tanesi, hiç şüphesiz Oppenheimer'dı. Christopher Nolan tarafından üstlenilen proje, vizyona girdiği dönemler gişe rekorları kırmaya doymadı. Şimdiyse Oppenheimer izlemek isteyenler için yeni bir seçenek daha sunuldu. Sinemaseverlerin hafızalarına kazınan film, Apple'ın TV platformuna eklendi. Kullanıcılar, AppleTV uygulaması üzerinden Oppenheimer'ı satın alabilecek veya tek sefer izlemek için kiralayabilecekler. Üstelik bu film için istenen ücret de oldukça makul. Eğer Oppenheimer'ı satın almak isterseniz sadece 18,99 TL ödeme yapmanız gerekiyor. Filmi kiralamak isteyenlerse 4,99 TL ödeme yapacaklar. Filmin AppleTV sayfasına ulaşmak isteyenler, buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Oppenheimer'ın AppleTV platformuna eklenmiş olması, AppleTV+ abonesi olmanızı veya AppleTV cihazı satın almanızı GEREKTİRMİYOR. Oppenheimer'ın eklendiği platform, Apple'ın ücretsiz olarak sunduğu AppleTV hizmeti. AppleTV, dilediğiniz yapımları satın alım veya kiralama yoluyla izleyebildiğiniz, Google Play Store'daki \"Filmler ve TV\"ye rakip bir servis. AppleTV'yi iPhone'lardan, Mac'lerden, iPad'lerden veya Microsoft Store'daki veya akıllı TV'nizdeki uygulamayı indirerek kullanabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.webtekno.com/optimum-kulup-risk-sempozyumu-risk-23-h134040.html", "text": "Kahramanmaraş'ta yaşanan deprem nedeniyle RISK'23 etkinliğini bu sene online olarak yapma kararı alan Optimum Kulüp, 5 gün boyunca her akşam saat 21:00'da Youtube üzerinden canlı olarak yayınlanacak. RISK'23 sempozyumunda, konuşmacılar kariyerleri boyunca kendileri ve çalıştıkları firmalar adına aldıkları riskleri anlatacak, bu risklerin kendilerine ve firmalarına kattığı değerleri katılımcılara aktaracak. Optimum, her yıl düzenlediği Risk Sempozyumu'nun bu seneki etkinliğine başlıyor. Online olarak 24 Nisan tarihinde başlayacak ve 5 gün sürecek olan Risk'23 Sempozyumu'nda birbirinden güzel hediyeler, mülakat simülasyonları ve çekilişler yapılacak. Bu yıl özellikle 6 Şubat tarihinde yaşanan deprem nedeniyle etkinliği online platformlarda düzenlemeyi tercih eden ekip, Türkiye'nin her bir tarafından öğrencilerin etkinliğe katılabilmesini hedefliyor. RISK'23 sempozyumunda; Viessmann, Trendyol, Tofaş, İnci Holding, Akbank gibi firmalardan profesyonellerin ve girişimcilerin iş hayatındaki hayat yolculukları ve deneyimleri hakkında keyifli sohbetler gerçekleştirilecek. Etkinliğe katılmak için, YouTube platformundaki canlı yayınları takip edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/organize-suc-orgutlerinin-luks-araclari-emniyete-verildi-video-h139620.html", "text": "Son dönemde çok sayıda başarılı operasyona imza atan emniyet güçleri, suç örgütlerine ait çok sayıda lüks araca da el koymuştu. Mahkeme kararıyla bu lüks otomobillerin emniyet güçlerine verilmesi kararlaştırıldı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, X üzerinden yaptığı paylaşımla polis aracı haline getirilen lüks otomobilleri paylaştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğümüzün organize suç örgütlerine karşı gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar sonucu 23 araç ele geçirilmişti. Mahkeme kararınca da bu araçlar emniyetimize verildi. Artık bundan böyle bu araçlar, suç örgütlerinin değil; polisimizin emrinde, Milletimizin hizmetinde olacaktır! Ülkemizin huzuru için canla başla çalışan kahraman polislerimizin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Birliğimiz, beraberliğimiz ve huzurumuz daim olsun. Paylaşım sosyal medyada büyük ilgi gördü. Bazı kullanıcılar kararı desteklerken bazı kullanıcılar ise bu araçların satılması ve yerlerinde daha uygun araçlar alınması yönünde tavsiyelerde bulundu."} {"url": "https://www.webtekno.com/orijinal-god-of-war-remaster-ucleme-iddia-h139589.html", "text": "2005 yılında PlayStation 2 için çıkan bir oyun, bir anda bütün dikkatleri üzerine toplamıştı. God of War adlı bu oyunda Yunan mitolojisini intikam ateşiyle adeta kılıçtan geçiriyorduk. Bu başarının ardından 2007 yılında God of War II, 2010 yılında da PlayStation 3'e God of War III gelmişti. Şimdi bu oyunların yenilenip PlayStation 5'e geleceği iddia ediliyor. Normalde Xbox üzerine bilgiler paylaşan Nick Baker, bu defa PlayStation hakkında paylaşımlarda bulundu. Baker, \"Uzun zamandır God of War'un gittiği yönden şikayet eden ve orijinal hack'n slash God of War oyunlarını özleyen biriyim.\" derken, orijinal God of War üçlemesinin PlayStation için remastered versiyonunun gelebileceğini söyledi. Baker ayrıca oyunların 2024 yılı içerisinde duyurulacağından tamamen emin olduğunu ifade ederken, oyunların çıkış tarihi olarak da 2024-2025 yıllarını işaret etti. Yine de çıkış tarihi konusunda çok da kesin konuşamadığını sözlerine ekledi. Elbette ki bu iddialara bir miktar şüpheyle yaklaşmakta fayda var. Baker büyük oranda güvenilir bir kaynak olsa da bazen yanıldığı ya da yanlış bilgi verdiği de olabiliyor. Orijinal God of War oyunlarını kimin yenilediği konusunda bir bilgi olmaması da durumu biraz daha karıştırıyor. Şu aşamada eğer oyunların remaster versiyonu gelecekse bu projeyi remaster/remake uzmanı Bluepoint ya da serinin yaratıcısı olan Santa Monica Studio gerçekleştirebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/osmanli-treni-neden-colun-ortasinda-h135316.html", "text": "Arabistanlı Lawrence olarak bilinen dönemin İngiliz casusu, Hicaz Demir Yolu'nda Araplara sabotaj düzenlettiği Osmanlı'ya ait bu tren, tam 105 yıldır aynı yerde durduğu için görenleri hem duygulandırıyor hem de şaşırtıyor. Trenin ise gelecek nesillere bilgi aktarımında önemli bir örnek olduğu kaydediliyor. Tarihte birlikte bir yolculuğa çıkarak bu trenin acı dolu hikayesine tanıklık edelim. Osmanlı'nın son dönemlerinde oldukça büyük politik etkilere sahip bir demir yolu projesi vardı. Hicaz Demir Yolu Projesi olarak bilinen bu proje, II. Abdülhamid tarafından tamamlanmıştı. Ama I. Dünya Savaşı'nda İngilizler için büyük bir tehdit unsuru olan proje, yok edilmeye çalışıldı. İşte hikayenin başlama noktası da burası. Projenin Padişah II. Abdülhamid devrinde yapımına karar verilmiştir. Aslında başlangıçta proje, Bağdat Demir Yolu'nun devamı gibi düşünüldü. İki demir yolu da İstanbul'dan başlayıp Şam'a ulaşacak; oradan da Mekke ve Medine'ye bağlanacaktı. Bu sayede Hicaz ile güçlü bir bağlantı sağlanacaktı. Bu da Osmanlı'nın Orta Doğu'daki hakimiyetinin artması demekti. Ama bu proje, Orta Doğu'nun kolunu kaptırdığı İngilizlerin hiç hoşuna gitmemişti. Demir yolunun askeri amaçlı kullanılacağını tahmin eden İngiltere, projenin hayata geçmemesi için adeta savaş verdi. Bölgedeki Arapları, projeyle birlikte geleneklerinin bozulabileceğine, tüm yaşamlarının altüst olacağına dair söylemlerde bulunarak kışkırtmaya başladı. Nitekim başarılı da oldu. Cihan Harbi tüm şiddetiyle sürerken Osmanlı Devleti 10 cephede savaş veriyordu. Bağdat, Hicaz ve Ürdün-Kanal cephelerinde Osmanlı askerleri büyük zaiyatlar vermişti. Emperyalist devletler için ise yeni sömürgeler gerekliydi. Bunun için gözlerine Osmanlı'nın egemenliğinde olan Arap Yarımadasındaki kabileleri kestirmişlerdi. Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti'nin Suriye ve Filistin bölgesinde neredeyse 400 yıllık hakimiyetini sona erdirecek isyanın düzenleyicisiydi. İtilaf devletleri, Arabistan'da Şerif Hüseyin'in iktidarının tanınacağına yönelik vaat vermeleri üzerine 5 Haziran 1916'da isyanı başlattı. Bu isyanın oluşmasına neden olan ve Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan Edward Lawrence de orada bulunuyordu. Lawrance'ın kim olduğuna değinmek burada yerinde olacaktır. 1916-1918 yıllarında Arap Ayaklanması ve Sina ve Filistin Cephesi olaylarında Arap aşiretlerini silahlandırarak Osmanlı'ya karşı ayaklanmalarında üstlendiği rol ile ünlüdür. Buradaki rolünden dolayı da kendisine \"Arabistanlı Lawrence\" denmiştir. Örgütlenen Arap isyancılar, demir yolunu hedef almışlardı. 1917'de yapılan saldırıda Hicaz Demir Yolu'ndan hareket eden tren, havaya uçuruldu. Bir anda raydan çıkarak havaya uçan tren, çöle doğru yan yatarak kendisini durdurdu. Planlandığı gibi, bu patlamadan sonra da Osmanlı'nın bu bölgelerle bağlantısı kopmuş oldu. İsyancı Şerif Hüseyin'in yaptığı anlaşma ile vadedilen bağımsız bir Arap devleti kurulmasından sonra oluşan bu olay, bugün Suudi Arabistan tarafından bağımsızlığın kazanılması olarak kabul edilmiştir. O gün suikastla devrilen ve Türk askerlerinin şehit edildiği o tren, hala yattığı yerde duruyor. Üstelik Suudi Arabistan da bu treni ziyaretçilere, Osmanlı Devleti'ne karşı alınan zaferin nişanesi olarak göstermekte. Sultan Abdülhamid'in fikri olan bu proje tekrar ele alınmamış ancak farklı projelerle bu demir yoluna alternatifler geliştirilmiştir."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobil-fiyatlari-asgari-ucret-arasindaki-fark-nasil-degisti-h116845.html", "text": "Otomotiv sektörü, tarihi rekorların kayıtlara geçtiği bir yılı geride bıraktı. Sene boyunca hemen her ay, daha fazla satış yapıldığını gördük. Kelimenin tam anlamıyla yatırım aracı haline gelen otomobiller, yüksek faiz oranları ve kredi kıtlığına rağmen yüksek talep gördü. Avrupa ülkelerinde \"Tipo\" ismiyle bilinen Fiat Egea, Türkiye'ye ilk kez 2015 yılında geldi. Türkiye'de de üretimi yapılan otomobil, daima uygun fiyatlı olması nedeniyle çok tercih edildi. Yıllar akıp geçerken bu otomobil de değişti ancak Egea, Türkiye'de daima hem en çok satan hem de en uygun fiyatlı modeller arasında kalmayı başardı. Hadi şimdi biz susalım matematik konuşsun. Maziye daldığınızın farkındayız. Vatandaş, bundan daha birkaç yıl önce 2.000 TL civarlarında asgari ücret alıyordu. İlginç bir şekilde, yaşam o zaman daha kolaydı. En azından pek çoğumuz buna inanıyor. Merak edenler için; asgari ücret, 2015-2024 arasında yüzde 1.600 artış gösterdi. Asgari ücret sürekli artarken Fiat Egea'nın fiyatlarında dalgalı bir durum olması kafanızı karıştırmış olabilir. Hemen açıklayalım. Otomobil markaları, bundan birkaç yıl öncesine kadar çeşitli kampanyalar yapar, fiyatları düşürebilirlerdi. Ayrıca KDV ve ÖTV gibi vergi kalemlerinde değişimler yaşanabilir, otomobil fiyatlarında sert yükselişler olabilirdi. 2023 yılında yüzde 84 gibi ciddi bir fark olmasının asıl nedeni, enflasyon ve dolar kuru. 1 Ocak 2023'te 18,70 TL seviyesinde olan dolar kuru, bu makalenin yazıldığı gün 29,45 TL'ye ulaştı... Az önce, asgari ücretin 2015'ten bugüne kadar yüzde 1.600 arttığını söyledik. Aynı oran, Fiat Egea fiyatı için yüzde 1.493'lük artışa denk geliyor. Aslına bakacak olursak, sadece bu istatistik bile içeriğimizin sonunu tahmin etmeniz için yeterli. Biz yine de detaylara inelim... Şimdi, içeriğimizin en can alıcı noktasındayız. Rakamlar ortada... Artık 2015 yılından bugüne kadar Fiat Egea'nın mı yoksa asgari ücretin mi daha çok değerlendiğini çok net bir şekilde görebiliriz. Hadi o tabloya bakalım... Yukarıdaki tabloda da görebileceğiniz üzere; asgari ücretin alım gücü, Fiat Egea fiyatı karşısında çok da değişmedi. Yılın başında 45 aylık maaşını yemeden içmeden biriktiren bir vatandaşın Fiat Egea'sı olabiliyordu. Bu süre, son asgari ücret zammı ile 47 aya yükselmiş oldu. Bu tabloya göre en kötü dönemin geride kaldığını söylemek mümkün. Tabii önümüzdeki 1 yıl boyunca Egea'ya hiç zam gelmezse... Bu istatistikler hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın..."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobil-fiyatlarina-zam-geliyor-h139746.html", "text": "2024 yılının gelmesiyle birlikte sıfır otomobil markaları, fiyat listelerini güncellemeye başladılar. Yaptığımız kontrollerde, pek çok markada fiyatların kapatıldığını görüyoruz. Aslında bu şaşırtıcı bir gelişme değil çünkü sektör kaynakları, geçtiğimiz ay zam beklentilerini açık açık dile getirmişlerdi. 2023 yılında Türkiye'de en çok satan otomobil olan Fiat Egea için ayrı bir parantez açarak mevzuya girelim. Fiat'ın internet sitesindeki bilgilere göre fiyat listesi güncellemesi 5 Ocak 2024 itibarıyla gerçekleşecek. Ancak diğer markalar için böyle bir durum söz konusu değil. - Renault - Peugeot - Citroen - Hyundai - Volkswagen - Audi - Opel - Dacia - Kia - Seat Otomobil markaları, 2023'ün son birkaç ayını nispeten sakin geçirdiler. Bu bağlamda; fiyatlarda çok büyük artış veya düşüşler yaşanmadı. Ancak Ocak 2024'te sert bir zam furyası ile karşılaşabiliriz çünkü döviz kuru, son birkaç ayda ciddi anlamda yükseliş gösterdi. Ayrıca model yılları da değişmiş olacak. Webtekno olarak önde gelen markaların fiyat listelerini takip edip, sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobil-markalarini-logolarindan-taniyabilecek-misin-h139476.html", "text": "Otomobil markalarının logolarına bakarak ne kadar tanıyabileceğini görmeye hazır mısın? Bu testte, markaların benzersiz logosunu inceleyerek hangi otomobil markası olduğunu tahmin etmeye çalışacaksın. Her bir logo, markanın tarzını ve kimliğini yansıtan özel detaylara sahip. Eğer gerçek bir otomobil hayranıysan, bu logoları bilmek senin için çocuk oyuncağı olmalı! Şimdi, gözlerini dört aç ve bu heyecan verici testte ne kadar başarılı olabileceğini keşfetmeye hazır ol. İyi şanslar! 1. Ünlü ajan James Bond'un favorisi. 2. Şehir içi kullanımı için tasarlanmış, kompakt ve çevre dostu araçlarıyla bilinir. 3. Genellikle SUV ve pick-up modelleri ile tanınır. 4. Volvo ve Geely'e ait bir marka. 5. Bu kanatlar tanıdık gelmiş olmalı. 6. Yüksek performanslı süper spor araçlarıyla tanınır. 8. Lüks ama tekerlerini kirletmekten asla kaçınmaz. 9. Kendi sınıfında tasarım harikası modellere sahip. 11. Genellikle premium sedan ve SUV modelleri üretmekte. 12. \"Heyecanlandıran yenilik\" sloganına sahip marka. 13. Kalite, konfor ve güvenlikte üst düzey bir deneyim sunuyor. 15. Son zamanlarda ülkemizde sıkça tercih ediliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobil-omru-nasil-uzatilir-h139308.html", "text": "Ekonomik şartların her geçen gün bizi biraz daha endişelendirmesiyle elimizde olanlara sıkı sıkı sarılmaya başladık. Ya telefonum bozulursa da yenisini almak zorunda kalırsam?, Arabam bozulursa başka bir araba nasıl alırım? gibi korkularımız daha çok arttı. Bu yüzden elimizdeki aracımızın ömrünü nasıl uzatabileceğimizi öğrenip bu bilgiler ışığında hareket etmemiz çok önemli. Mustafa Lodos'un katkılarıyla, yapabileceklerimizin neler olduğuna bir göz atalım. Hocamız, konuyu Sanayi Devrimi'nden başlayarak ele alıyor. 19. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi'nin yarattığı döngü, ihtiyaçlar ya da öncelikler; makine cihaz üretiminde çeşitliliği artırdı. Bu gelişim, bizim konforumuzun ve ihtiyaçlarımızın karşılanması şeklinde görülse de aslında öyle olmadığını savunuyor Mustafa Hoca. Ona göre, endüstri bize muhtaç görünse de döngünün devam etmesi için tüketiciler, endüstriye bağlanmış durumda çünkü üreticinin para kazanması için ilk önce otomobili, daha sonra yedek parçasını satması gerekir. Birçoğumuz, üreticinin otomobili sattığında para kazandığını zannederiz ancak hocamızın söylediğine göre asıl kazanç, yedek parçadır. Daha farklı bir şekilde ifade edecek olursak, bu teknolojileri kullanacaksak maddi itaatkarlık içinde olmayı da kabul etmeliyiz. Otomobile takılan her parçanın, çarkın döndürülmesi için belli bir ömrü var ve ona göre tasarlanıp üretiliyor. \"Otomobil teknolojilerinden yararlanacaksak aldığımız aracın var olan ömrüne ulaşarak cebimizden çıkan paranın olması gerekeni aşmaması, temel hedefimiz olmalı.\" diye ekliyor hocamız ve bunun için yapabileceklerimizi sıralıyor. Aracın karoserinin temizliği, iç temizliği ve motorun temizliği büyük önem taşıyor. Temizlik yapılmazsa uzun vadede mekanik sorunların baş göstermesinin yanı sıra dış görünümü de olumsuz etkilenir. Bu yüzden aracın temizliğini düzenli bir şekilde yaparak ömrünün uzamasını sağlayabiliriz. Araçların motor kısmının altını örten bir koruma kapağının satın alınması, yabancı madde ya da hayvan girmesi gibi durumlarda motora verilecek olası zararların önüne geçer. Ayrıca motor kapağı olmazsa hava akışı da kontrol edilemez ve aerodinamik etkilenerek yakıt tüketimi artar. Günümüzdeki otomobillerde birçok elektronik bileşen, motor kısmında bulunur. Tüm bu sistemlerin dış etkenlere maruz kalması, aracın elektriksel sistemlerini de olumsuz etkileyebilir. Bir koruma kapağının olması ise aracın ömrünü otomatik olarak uzatacaktır. Periyodik bakımları hiçbir zaman ihmal etmemeliyiz. Hocamızın söylediğine göre, motorun var olan ömrünü sonuna kadar kullanmak istiyorsak el kitabında olan kilometre bazlı dönemlere dikkat ederek bakımlarını düzenli bir şekilde yaptırmak zorundayız. Aksi takdirde motorun performansı düşer, yakıt tüketimi artar, fren sorunları ortaya çıkar, lastiklerin ömrü kısalır, elektrik ve şarj sistemi sorunları ortaya çıkar. Kısacası aracımızın ömrünü uzatmak istiyorsak periyodik bakımlarını atlamamalıyız. Aracımızı nasıl ve nerelerde kullandığımız da önemlidir. Hocamız, otomobillerde verilen garanti sürelerinin, ömrünün ya da ¼'ü kadar olduğunu; bizim dikkat etmemiz gereken kısmın ise geri kalan yaşamında aracı nerede ve nasıl kullandığımız olduğunu vurguluyor. Kısacası dağlık, çukur, aşırı sıcak ya da soğuk havalarda araç kullanımı; otomobilin daha hızlı yaşlanmasına sebep olur. Ayrıca sürüş tarzımız da bu noktada önemlidir. Yıpratıcı ve agresif bir kullanım şekli, aracın ömrünü kısaltan bir diğer eylem. Agresif bir sürüş tarzı genellikle hızlı ivmelenmeleri ve ani frenleri içerir. Hal böyle olunca aşınma artar ve motor, şanzıman, fren sistemleri, lastikler üzerinde ekstra yük oluşur. Yani aracımızın ömrünü uzatmak istiyorsak sürücü koltuğuna oturduğumuzda agresif bir kullanım sergilememeliyiz, ona naif davranmalıyız ki bizi yarı yolda bırakmasın. Kaçınmamız gereken bir diğer durum ise araca olması gerekenden fazla yük yüklemek. Araçlardaki süspansiyon sistemleri, fren sistemleri ve lastikler; belli bir yük kapasitesine göre tasarlandığı için bu kapasitenin üstünde yük taşımaya çalışmak, aşırı zorlanmasına sebep olabilir. Şasi, diferansiyel, lastik, fren sistemleri ve amörtisör; yay, kol gibi süspansiyon sistemleri yük altında hasar görerek bozulmalara yol açabilir. Kısacası aracımızın bizle yaşlanmasını istiyorsak ona kesinlikle fazla yük bindirmemiz gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobil-satislari-ne-kadar-otv-toplandi-h132968.html", "text": "Türkiye'de otomotiv sektörü, tarihin en olağanüstü süreçlerinden bir tanesini yaşıyor. Piyasa öyle bir noktaya gelmiş durumda ki 1 milyon TL'nin altına sadece birkaç otomobil kaldı. Buna rağmen yıl boyunca rekor satışlar gördük. Kredilere ulaşma zorluğu gibi konular nedeniyle vatandaş açısından her şey olumsuz gibi görünüyor olsa da devlet için aynı şeyi söylemek çok da mümkün değil. Zira satılan her sıfır otomobil, kasaya ÖTV olarak dönüyor. Otomotiv sektörünün nabzını tutan EBS Danışmanlık ise bugün, yılın ilk on bir ayı için sıfır otomobil satışlarından elde edilen ÖTV tutarlarını paylaştı. Paylaşılan rakamlar gerçekten çarpıcı. Zira yılın başında açıklanan ÖTV hedefi tutarı çoktan toplanmış durumda. Öte yandan; geçtiğimiz aylarda açıklanan yüzde 70 artışlı yeni hedef de tuttu. 2023 yılında, 379 milyar TL ÖTV toplandı... Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından paylaşılan verileri derleyen EBS Danışmanlık'a göre devlet, Ocak - Kasım 2023 döneminde 379 milyar 770 milyon 3 bin TL ÖTV toplandı. Bu rakam, geçtiğimiz yılın aynı döneminden yüzde 174,58 fazla. Sadece kasım ayları arasında kıyas yaptığımızda ise yıllık bazda yüzde 109,16'lık artış görüyoruz. Türkiye'de en ucuz otomobilin bile yüzde 120 civarında vergi yüküne sahip olduğunu belirtelim. 2023 yılı için açıklanan ilk devlet bütçesinde açıklanan ÖTV hedefi 203 milyar TL olarak kayıtlara geçmişti. Yani yetkililer, 2023'ün tamamında 203 milyar TL ÖTV geliri bekliyordu. Ancak temmuz ayında açıklanan ek bütçede, ÖTV hedefi yüzde 70 artırıldı ve 346 milyar TL olarak revize edildi. Açıklanan son verilerle devletin kasasına giren ÖTV hedefi tutmuş oldu. Aralık ayının tüm geliri, aslında devlet için kar olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/otomobiller-hakkinda-dogru-sanilan-yanlislar-h139407.html", "text": "Otomobiller, modern yaşamın temel bir unsuru haline gelmiştir. Ancak bu teknolojik harikalar hakkında dolaşan pek çok yanlış bilgi mevcuttur ve insanların araçlarla ilgili gerçekleri tam olarak anlamalarını engelleyebilir. Hatta bazı durumlarda, kullanıcıların araçlarına zarar vermesine neden olabilir. Aslında bu inanışların çoğu geçmişten gelmektedir. Teknolojinin gelişimi sayesinde ortadan kalkan bu bilgiler hala doğru olarak değerlendirilmeye devam ediyor. Bu içeriğimizle birlikte kafa karışıklıklarını ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz. Hazırsanız başlıyoruz. Modern otomobillerdeki klima sistemleri, eskisine göre daha verimli hale gelmiştir. Ayrıca yüksek hızlarda pencereleri açık tutmak, aracın aerodinamik direncini artırarak daha fazla yakıt tüketimine neden olabilir. Bu nedenle, klima kullanmak genellikle daha fazla yakıt tasarrufu sağlayan bir seçenek olabilir, özellikle de yüksek hızlarda seyahat ederken. Ancak düşük hızlarda ve şehir içi kullanımlarda pencereleri açık tutmak, aracın daha az aerodinamik dirence sahip olması nedeniyle daha tasarruflu bir seçenek olacaktır. Soğuk hava koşullarında aracın motorunu ısıtmak için uzun süre beklemek gerekmez. Modern araçlar, hareket etmeye başladıklarında daha hızlı bir şekilde ısınabilirler. Uzun süre beklemek, sadece yakıt israfına neden olacaktır. Ancak bu, aracı çalıştırdığınız an hemen hareket etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Aslında aracın motorunu sürtünmeden koruyan temel faktör yağdır. Araç beklediği süreçte yağ, motorun alt kısmına süzülür. Aracı çalıştırdığınızda ise yağ kanallarından geçerek motorun gerekli yağlanmasını sağlar. Aracın kullanılmaya hazır hale gelmesi için 15-30 saniye beklemeniz, motorun sağlığını ciddi anlamda koruyacak ve performansını artıracaktır. ABS'nin asıl amacı, aracı daha kısa mesafede durdurmak değil; ani fren durumlarında tekerleklerin kilitlenmesini engellemek ve fren sırasında manevra yapabilmesine olanak tanımaktır. Örneğin, sol şeritte seyreden bir araç olarak önümüzdeki trafik aniden durduğunda ve sağ şeride geçmemiz gerektiğinde, ABS olmadığı bir durumda ani fren yaparsak tekerlekler kilitlenebilir ve direksiyonu sağa çevirmemize rağmen araç düz gitmeye devam eder. ABS'nin esas görevi, bu tür durumları engelleyerek sürücüye daha fazla kontrol sağlamaktır. Lastik basıncının düşük olması, lastiklerin yuvarlanma direncini arttırarak yakıt tüketimini arttırır, fren performansını azaltır, lastiğin yanaklarını aşındırır ve virajlarda stabiliteyi düşürerek yol tutuşunu olumsuz etkiler; bu da sürücü güvenliğini risk altına sokar. Bu nedenle, lastik basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi ve uygun ayarlamaların yapılması sürüş güvenliği için önemlidir. Doğru lastik basıncını aracınızın kitapçığında, şöför kapısının arasında veya depo kapağında bulabilirsiniz. Ayrıca, lastik basınçlarını araç soğukken kontrol etmek, doğru sonuçlar almak açısından önem taşır. Motoru su ile yıkamak, yanlış bir uygulama olup potansiyel riskleri beraberinde getirir. Bu işlem sırasında su, motor bölmesindeki elektrik bağlantılarına ve hassas bileşenlere zarar verebilir, bu da elektrik arızalarına yol açar. Motor yıkama sırasında kullanılan yüksek basınçlı su, soğutma sistemindeki hortumlara zarar verebilir veya hava filtresi gibi bir bileşenin su alması aracın motoruna ciddi hasar verebilir. Bu nedenle, motor temizliği ihtiyacı durumunda profesyonel oto yıkama servislerinden yardım almak, riskleri minimize etmek ve motorun uzun ömürlü ve sağlıklı kalmasını sağlamak için daha doğru bir tercih olacaktır. Antifrizin sadece kış aylarında kullanılması gerektiği yanlış bir inanıştır. Antifriz, sadece suyun donmasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda motorun yaz aylarında aşırı ısınmasını önler, pas ve korozyon oluşumunu azaltır, kaynama derecesini yükseltir. Bu nedenle, antifriz her mevsim kullanılmalıdır. Araç üreticisinin önerileri doğrultusunda uygun antifriz kullanımı ve düzenli soğutma sistemi kontrolü, motorun uzun ömürlü ve güvenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Yolda ilerlerken aracın boşta olması, tasarruftan ziyade zarara yol açabilir. Vites boşa alındığında, aracın şanzıman ile motor bağlantısı devre dışı kalır. Pistonlar kısa bir süre boyunca hareket etmeye devam eder, ancak devir hızları motorun rölanti devrine eşitlendiğinde, araç çalışır halde kalabilmek için yakıt göndermeye başlar. Ayrıca aracı yokuş aşağı giderken boşa alırsanız, aracınız kontrolsüz bir şekilde hızlanabilir ve yakıt tüketimi artabilir. Bu nedenle, tasarruf amacıyla güvenliği riske atıp aynı zamanda yakıt sarfiyatına sebep olan bu hatayı kesinlikle yapmamanızı öneriyoruz. Araç alım sürecinde genellikle aracın kitapçıklarını sormamıza rağmen, birçoğumuz bu bilgileri açıp okuma zahmetine katlanmıyoruz. Araçlarımızın düzenli periyodik bakımlarının yanı sıra ağır bakımlarının da hem kilometre hem de yıla göre yapılması önemlidir. Örneğin, periyodik bakım aralığı 1 yıl veya 10.000 km olabilir; fakat bu, 1 yıl içinde 5.000 kilometre yapmışsanız bile, bir sonraki periyodik bakımı yaptırmanız gerektiği anlamına gelir. Bunun sebebi, araçta kullanılan tüm parçaların belirli bir ömre sahip olmasıdır. Kullandığınız yağın ömrü, bir yıl boyunca 5.000 km gidilmiş olsa bile azalacaktır ve koruyucu özelliklerini kaybedecektir. Aynı durum ağır bakımlar için de geçerlidir. Örneğin, triger kayışınızın değiştirilmesi gereken aralık kitapçıkta 90.000 kilometre veya 5 yıl olarak belirtilmişse, 5 yıl içinde 20.000 kilometre yapmış olsanız bile bu değişikliği yapmanız önemlidir. Hemen hemen her araç sahibinin düştüğü temel hatalardan biri, aracını yıkarken fırça kullanmaktır. Genel olarak yaygın olan bu düşünce, aracın fırça ile daha iyi bir şekilde temizlenebileceğinin sanılmasından kaynaklanır. Ancak fırça kullanmak, aracın boyasına zarar vererek çiziklere neden olabilir. Araç yıkanırken fırça yerine sünger veya yıkama eldiveni gibi ürünler kullanılmalıdır. Ayrıca kirli bir aracın aerodinamik performansının düşebileceğini unutmamak önemlidir. Dolayısıyla aracınızı temiz tutmak hem estetik hem de yakıt tüketimi açısından önemlidir. Hiçbir seri üretim araba markası, benzin veya dizel araçlarına yedek yakıt deposu koymaz. Araçların yakıt tanklarını daha fazla yakıt alınması için zorlamak, uyanık yakıt istasyonu sahiplerinin daha çok yakıt satma çabasından başka bir şey değildir. Bu nedenle, yakıt pompası otomatik olarak durduktan sonra araca yakıt eklemeye devam etmek oldukça yanlış bir harekettir. Çünkü eklenen yakıt, normal yakıt deposuna değil harici yakıt deposu olan genleşme tankına yapılır. Bu, kesinlikle yedek depo değildir. Amacı, yakıt alınması sırasında yakıt tankında oluşacak basıncın rahatça dışarı çıkması ve yakıt tankını basınçtan korumaktır. Genleşme tankı, önemli bir güvenlik önlemi olup, yanlış kullanımından kaçınılmalıdır."} {"url": "https://www.webtekno.com/otoyol-kopru-gecis-ucretleri-h139744.html", "text": "Yeni yıl, her zaman olduğu gibi bu sene de zam furyası ile başladı. Zaten pek çok ödeme kalemi, yeniden değerleme oranı sebebiyle zamlandı. Bu bağlamda; pasaport harçları, IMEI kayıt ücretleri ve trafik cezaları gibi ödemeler, yüzde 58 zamlandı. Şimdi de Karayolları Genel Müdürlüğünden benzer bir hamle geldi. Karayolları Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz yıl zam yapmamıştı. Ancak bu yıl durum böyle gerçekleşmedi. Yapılan açıklamada, Üretici Fiyat Endeksi verileri kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğünce işletilen otoyol ve boğaz köprülerinin geçiş ücretleri ortalama yüzde 76 oranında, Yap - İşlet - Devret modeli kapsamındaki otoyol ve köprülerin geçiş ücretleri ortalama yüzde 50 oranında artırıldığı ifade edildi. Yapılan düzenleme ile Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen otoyollarda, bir otomobil için uygulanan en düşük geçiş ücreti, 9 TL oldu. En yüksek tutar ise 84 TL olarak kayıtlara geçti. Bununla birlikte; yine Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yönetilen köprü geçiş ücretleri, tek yön için 15 TL'ye çıktı. Osmangazi Köprüsü 290 TL, 1915 Çanakkale Köprüsü 295 TL, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ise 35 TL oldu. Dileyen okurlarımız, buradaki bağlantı üzerinden tüm otoyol ve köprü geçiş ücretlerine ulaşabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/oxford-yilin-kelimesi-2023-h139050.html", "text": "Oxford University Press, her yıl o yılda popüler olan kelimeler arasından belirlenen bir Yılın Kelimesi seçiyordu. Bu yıl hangi kelimenin büyük ödülü kazanacağı ise merak konusuydu. Ünlü yayımcı, 2023 için 8 kelimeden oluşan bir kısa liste belirlemişti. Bunun ardından kelimeler halk oylamasına açıldı ve sonunda rizz, Swiftie, prompt ve situationship'ten oluşan 4 finalist belirlendi. Bugün ise beklenen açıklama geldi. Oxford, Yılın Kelimesi ödülünü rizz kelimesinin kazandığını açıkladı. rizz, dil uzmanları tarafından seçildi. Uzmanlar kazananı belirlemek için oy sayıları, kelimeler hakkındaki yorumlar gibi faktörleri göz önüne aldı. Son bir yılda sosyal medyada sık sık gezindiyseniz rizz kelimesini muhtemelen duymuşsunuzdur. X , Instagram, TikTok ve diğer birçok yerde karşımıza çıkan bu kelime, genellikle genç kullanıcılar tarafından bir kişinin çekici veya karizmatik olduğunu göstermek için kullanılıyor. Sosyal medya, rizzi olan birini partnerini cezbetme yeteneğine sahip kişi olarak kabul ediyor. Kelimenin karizmadan türediğine dair bir inanış da var. Rizz, aynı zamanda bir kişiyi baştan çıkarmak, cezbetmek gibi anlamlarda fiil olarak da kullanılabiliyor. Rizz, aslında 2021 yılı ortalarında ortaya çıktı. Ancak geçtiğimiz yıl tüm sosyal medyada kullanılan bir kelime haline geldi. Kelimeyi ilk ortaya atan ve popülerleştiren ise Twitch yayınları ve YouTube'dan tanınan Kai Cenat. Cenat, ilk olarak bu kelimeyi arkadaşları arasında kullanmaya başlıyor. Sonrasında ise sosyal medyada yayılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oyun-karakterlerini-bambaska-oyunlara-yerlestirdik-h139291.html", "text": "Fortnite'ın güncellemelerine denk geldiyseniz nasıl birbirinden alakasız içerikleri tek havuzda topladığını görmüşsünüzdür. Fortnite dansı yapan Kratos, bir mermi alınca önümüze 5 yıldızlı otel diken Rivialı Geralt, yüzlerce metre öteden bombeli bir atışla rakibini indiren Master Chief ve nicelerini gördü bu gözler. Biz de bunun sadece Fortnite'la sınırlı kalmaması gerektiğini düşünerek belli oyun karakterlerini farklı oyunlara taşıdık. Tabii biri kendi dünyasından çıkınca da onun yerine başkasını yerleştirmemiz gerekti. Ortaya öyle görseller çıktı ki bazıları şimdiye kadar gördüğümüz en havalı oyun görselleriyken bazıları gerçekliği sorgular hale getirdi. İşler zaten kendisi için yeterince zor değilmiş gibi, Lara Croft'u alıp Red Dead Redemption dünyasına gönderdik. Böyle dediğimizde Arthur Morgan ve Lara Croft ilişkisi gözünüzde canlanmış olabilir fakat Arthur'un Tanrılarla uğraşmak gibi farklı planları var gibi görünüyor. - Mistik revolver'lar kullanarak açtığımız Dead Eye yeteneğini hayal etsenize... Kılıçlarını ve bıçaklarını iyi kullanan bir suikastçıyla aranıza mesafe koyarsanız pek de korkmanıza gerek yok. Fakat kovboyların at koşturduğu dönemde söz konusu suikastçimiz artık silah kullanmaya başladıysa hiç kaçmaya yeltenmeyin, o zaten sizi bulur. Pek de bir şey düşünmüyor gibi. Zira The Witcher 3 evreninde kafa dengi efsungerler bulmuş gibi görünüyor. Çünkü Geralt da efsungerlikten sıkılıp Los Santos'a kafa dağıtmaya gitmiş olabilir. Çok uzak diyarlarda Mario ise, Bowser'dan bıkmış olacak ki The Last of Us ekibini olaya dahil etmiş. Hemen tatlı mekanından topuklayan Bowser ise çok geçmeden Mario evrenini özleyecek gibi görünüyor. Açıkçası Fallout 4 evrenine dahil ettiğimiz Pac Man'in adeta bir maskot gibi oraya yakışacağını beklemiyorduk. Son olarak karşımızda Star Wars evrenine dahil olan Master Chief var. Enerji kılıcının ışın kılıcıyla birleştiği bu görsel oldukça havalı görünüyor. Bu görseller arasında sizin en çok beğendiğiniz hangisi oldu? İçeriğin devamının gelmesini istiyorsanız hangi karakterleri hangi oyunlarda görmek istediğinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/oyuncularin-en-cok-kullandigi-ekran-karti-islemci-h128560.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam, Aralık 2023 yazılım ve donanım verilerini açıkladı. Oyunculardan toplanan istatistiklere dayanarak tablolar oluşturan platform, en çok kullanılan işlemci, işletim sistemi ve ekran kartı verilerini ortaya koymuş oldu. Ayrıca Steam kullanıcılarının sahip olduğu ortalama bilgisayar da belli olmuş durumda. Paylaşılan istatistiklere baktığımızda; aslında pek de şaşırtıcı olmayan sonuçlarla karşılaşıyoruz. Öyle ki Intel işlemciler, NVIDIA ekran kartları ve Windows işletim sistemi, oyun dünyasının oyun kurucusu durumundalar. AMD ise beklenen performansı bir türlü gösteremiyor. Paylaşılan veriler, oyuncuların en çok tercih ettiği ekran kartının NVIDIA GeForce RTX 3060 olduğunu gözler önüne serdi. Öyle ki tüm Steam kullanıcılarının yüzde 5,13'lük bölümü, NVIDIA'nın GeForce RTX 3060 modelini tercih ediyor. Dizüstü bilgisayar cephesine baktığımızda, en çok tercih edilen GPU'nun da yine NVIDIA GeForce RTX 3060 olduğunu görüyoruz. Şaşırtmayan bir sonuçla daha devam ediyoruz. Steam verilerine göre oyuncuların yüzde 96,40 ile neredeyse tamamı, Windows işletim sistemi kullanıyor. Windows'un kendi kategorisinde en popüler versiyonu ise yüzde 53,45 tercih oranı ile Windows 10. Microsoft'un en yeni işletim sistemi Windows 11 ise popülaritesini yüksek oranda artırmaya devam ediyor. Windows 11 kullanım oranı yüzde 41,95. Steam'in destek vermeyi bıraktığı Windows 7, Windows 8 ve Windows 8.1 ise çok küçük bir azınlık tarafından tercih ediliyordu. Steam'in paylaştığı veriler, kullanıcıların yüzde 65,64'ünün Intel marka işlemci kullandığını ortaya koydu. AMD işlemci kullananların oranı ise yüzde 34,36. Intel'in baskınlığı, uzunca bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Zira AMD, ne yaparsa yapsın Intel'e yetişemiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/oyunlar-absurt-komik-hatalar-h139659.html", "text": "Oyunseverler arasında efsane haline gelen bu hatalar, yapımcılar tarafından kasten mi yapılıyor bilinmez ama bu hataların biz oyunculara eğlenceli anlar yaşattığını söyleyebiliriz. Bu içeriğimizde sizler için oyun dünyasında bug'lar olarak isimlendirilen ilginç anları derledik. Lafı daha fazla uzatmadan gelin listemize bir bakalım. Red Dead Redemption evreninde atlar çok önemli bir yere sahip. Tabii bu atların bazıları alışılmışın dışında hareketler sergileyebiliyor. Oyunda kendinizi zıplayan at arabalarını ya da uçan atları izlerken bulmaya hazır olun. Yere uzanıp nişan almış bir haldeyken solucana dönüştüğünüzü düşünün. Battlefield 3 Beta sürümünde gerçekleşen bu hata, oyuncuları güldürürken absürt anların yaşanmasına da sebep oldu. Kafası olmayan futbolcular, büyüyen kaleciler, durduk yere kendini yere atan oyuncular... FIFA'da görülen hatalar bitmek bilmiyor ama en ilginçlerinden biri kesinlikle birbirini öpmeye çalışan oyuncular diyebiliriz. Nedendir bilinmez ama PES'te görülen bu hatada Ronaldo'nun halı sahanın derinliklerine doğru gittiği görülüyor. Bu sırada ayaklarının da çok normal olduğu söylenemez. Yaşam simülasyonu olunca işler değişiyor ve oyunlar daha karmaşık hale gelebiliyor. Bu durumda hatalar da kaçınılmaz oluyor. The Sims'te yaptığınız bebeğinizin beklediğiniz kadar tatlı olmadığını fark edebilirsiniz. Amerikan futbol oyunu Madden NFL 15'te yaşanan ilginç hata yüzünden Tennessee Titans'ta oynayan Christian Kirksey, adeta Ant-Man'e dönüştü. Diğer oyuncuların yanında küçücük bir boyuta gelen Kirksey de bu olayı fark etti ve bir tweet attı. Hata bununla kalmayıp EA Sports tarafından reklam haline getirildi. Valheim'de domino etkisi yaratarak ağaç kesmek mümkün ama kestiğiniz ağacın havada uçarak size çarpması herkesin deneyimleyeceği türden bir şey değil. Bu garip hata yüzünden bir ağacın size çarpması sonucu ölebilirsiniz, bizden söylemesi. Assassin's Creed Unity çıktıktan kısa bir süre sonra düzeltilen bu hatada Arno'yu yüzsüz bir şekilde görmeniz mümkün. Kendisi henüz yüklenememiş görüntüsüyle kısa bir süre oyunda bulundu ama daha sonra Ubisoft'un hatayı gidermesi sonucu aramızdan ayrıldı. Heavy Rain'in unutulmaz hatası \"Press X to Shaun\", Ethan karakterinin Shaun'u aradığı sahnede ortaya çıktı. Tuşa bastığınız sürece Shaun diye bağırmaya devam eden Ethan, kimseyi dinlemiyor gibi görünüyor. Bu hata o kadar popüler hale geldi ki Detroit: Become Human'da bunun benzeri bir sahne Alice karakteri için yapıldı. Mass Effect'te görülen hataların geneli karakterlerin gözlerindeki bozukluklar olsa da bu hata oyunun en bilinenlerden. Kafası 365 derece dönebilen Shepard, ilginç anlara sebep oluyor. The Last of Us da hatalardan payını alan bir oyun oldu. Ellie ve Dina'nın at üzerindeki görüntüleri oyunseverler tarafından çok konuşuldu. Hatada Dina'nın kafasının ters döndüğü ve vücudunun da normal olmadığı görülüyor. T pozu, karakterler tasarlanırken kullanılan temel pozudur. Oyunlarda sıklıkla karşılaşılan bu hatada, karakterler hareket etmesi gereken yerde bir anda T pozuna geçerler. Bu pozu Cyberpunk'ta Johnny Silverhand'ın da yaptığını görüyoruz. The Elder Scrolls V: Skyrim'in teknik hatalarından biri sayesinde hırsızlık yapmanız çok kolay. Satıcıdan bir şey almak istediğinizde kafasına sepeti geçirip görünmez olun ve bir şeyler çalın. Duvarların arkasındaki düşmanı görmek bir yana dursun CS:GO'da duvarların içine de girebiliyordunuz. Çok eski bug'lardan biri olsa da listemizde yerini aldı. Grand Theft Auto V'da görünmez bir arabaya binmeniz mümkün. Hata sayesinde sadece kendinizi görseniz de arabanızı sürmeye devam edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ozan-bingol-akaryakit-fiyatlarinda-otv-artirilacak-h139749.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Vergi Uzmanı Ozan Bingöl tarafından yapılan açıklamalardan bahsetmiştik. Yapılan açıklamalara göre akaryakıta okkalı bir zam gelmesi an meselesiydi. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bugün açıklanan son enflasyon verileri, zam oranının netleşmesini sağladı. Ozan Bingöl, akaryakıt fiyatlarında ÖTV kaynaklı bir fiyat artışı gerçekleşeceğini, bunun nedeninin akaryakıttaki ÖTV oranı, son altı aylık üretici fiyat endeksi oranı doğrultusunda artırılacağını söylemişti. Bugün açıklanan verilerle akaryakıttan alınan vergi, yüzde 25,6 oranında artış gösterecek. Cumhuriyet'in paylaştığı habere göre akaryakıt fiyatlarındaki vergi değişimi, benzinin litresinde 2,30 TL artış yaşanmasına yol açacak. Mazottaki fiyat artışı ise 2,16 TL seviyesinde olacak. Paylaşılan verilerle Ozan Bingöl'ün paylaştığı oran, doğrulanmış oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yetkisi dahilinde bu artışı engelleyebilir. Ancak şu an için böyle bir adım atılmadı. Eğer önümüzdeki günlerde Resmi Gazete'de bununla ilgili bir karar yayımlanmaz ise akaryakıt fiyatları, otomatik olarak zamlanmış olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/ozel-iletisim-vergisi-telsiz-kullanim-ucreti-zamlandi-h139745.html", "text": "2024 yılı, büyük bir zam furyası ile başladı. Bu bağlamda; yeniden değerleme oranı etkisiyle ödediğimiz tüm resmi kalemlere zamlar gelmeye başladı. Ve elbette hepimiz için geçerli olan Özel İletişim Vergisi ile Telsiz Kullanım Ücreti de zamlandı. Özel İletişim Vergisi, 1999 yılından beri hayatımızın içerisinde olan ve yeni hat alımlarında 12 ay taksitle ödenebilen bir vergi olarak biliniyor. Bu vergi, geçtiğimiz yıl 260 TL olarak ödeniyordu. Resmi Gazete'de yayımlanan ilgili tebliğ ile Özel İletişim Vergisi Tutarı, 400 TL'ye yükseltildi. Eğer aktif bir mobil hattınız bulunuyorsa her ay düzenli olarak Telsiz Kullanım Ücreti ödersiniz. 2023'te 9,43 TL olan bu tutar, 2024 yılı için 15 TL olarak tahsil edilecek. Bu durum önemli çünkü telefon faturaları, vergideki artış nedeniyle otomatik olarak yükselecek. Şunun bir kez daha altını çizelim. Özel İletişim Vergisi, sadece yeni bir hat alacak olan vatandaşları ilgilendiriyor. Eğer bu yıl içerisinde yeni bir mobil hat satın almazsanız böyle bir vergi ile karşılaşmazsınız. Ancak Telsiz Kullanım Ücreti için durum böyle değil. Aktif bir hat kullanan tüm vatandaşlar, Telsiz Kullanım Ücreti ödemek zorundalar."} {"url": "https://www.webtekno.com/ozge-ozberk-filmleri-dizileri-h139419.html", "text": "Eminiz ki çoğumuz onu G.O.R.A filminde canlandırdığı Ceku karakteri ile tanıdık. Ama yalnızca G.O.R.A ile kalmayıp, bu zamana kadar vizyona giren çoğu popüler yapımda rol alan Özge Özberk'in, bu zamana kadar oynadığı rolleri okuduğunuzda şaşıracağınızı düşünüyoruz. Zamanın popüler dizilerinden bir tanesi olan Bizimkiler dizisinde bile uzun süre boyunca rol alan Özge Özberk, kariyeri boyunca çok iyi projelerde rol almış oyunculardan bir tanesi. Özge Özberk, dizi hayatında gösterdiği başarısını elbette sinema perdelerinden de mahrum bırakmamış. Hatta birçoğumuz onu başarılı sinema projelerinden tanıdık. Dilerseniz Özge Özberk'in rol aldığı en iyi dizi ve filmler listemize geçmeden kendisini kısaca hatırlayalım. Usta oyuncu Özge Özberk,13 Ağustos 1976 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Oyunculuk kariyerinin başlangıcı olarak sayılan Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü'nde bir süre eğitim görmüştür. Burada eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi şiir tiyatrosu klübünde yönetmenlik yapmıştır. Öğrenimini başarıyla tamamlayan Özberk'in adım adım yükseleceği kariyerinin ilk dizisi olan \"Bizimkiler\" dizisinde \"Zeynep\" karakterine hayat vermiştir. Tiyatro oyunlarına ara vermeyen Özberk, Beşiktaş Kültür Merkezi ekibiyle de bir çok oyunda birlikte görev almıştır. Kariyerini hız kesmeden ileriye taşıyan usta oyuncu şu anda Kanal D'de yayınlanan \"Dilek Taşı\" filminde rol almaktadır ve 47 yaşındadır. - Çemberimde Gül Oya - Bizimkiler - Babam ve Oğlum - G.O.R.A - A.R.O.G - Arif V 216 - Mavi Gözlü Dev - Do Not Disturb - Yıl: 2004 - Tür: Dram- Tarih - Gerilim - Yönetmen: Çağan Irmak - Oyuncular: Özge Özberk - Mehmet Ali Nuroğlu- Selda Alkor - IMDb: 8.6 Dizinin hikayesi, siyasi görüşü olmayan Yurdanur'un olaylar esnasında en yakın arkadaşını kaza kurşunu ile kaybetmesiyle başlar. Bu süreçte Yurdanurun yanında olan tek kişi Mehmet Eroğlu olur ve böylelikle büyük bir aşk başlar. Mehmet, örgüt üyesi solcu bir gençtir fakat Yurdanur'un anne ve babası, Mehmet'in aksine sağ görüşlü oldukları için bu aşk yolunda ortaya çıkan ilk engeldir. Diziyi izlerken bugünlerde böyle ilişkiler kaldı mı diyebilirsiniz zaten dizinin konusu da imkansızlıklara rağmen Yurdanur ve Mehmet'in yaşam çabaları da diyebiliriz. - Yıl: 1989 - Tür: Komedi - Aile - Yönetmen: Yalçın Yelence - Oyuncular: Ercan Yazgan - Cezmi Baskın - Zihni Göktay - IMDb: 8.3 - Yıl: 2005 - Tür: Drama - Aile - Yönetmen: Çağan Irmak - Oyuncular: Çetin Tekindor - Hümeyra Akbay -Fikret Kuşkan - IMDb: 8.2 - Yıl: 2004 - Tür: Komedi - Macera - Bilimkurgu - Yönetmen: Cem Yılmaz - Oyuncular: Cem Yılmaz - Özge Özberk - Ozan Güven - IMDb: 8.0 Çıkalı tam 19 sene olmuş ancak yılların eskitemediği bir yapım: Cem Yılmaz'ın izlerken kahkahalarınızı tutamayacağınız ''Bir uzay filmi'' G.O.R.A. Çok fazla anlatmaya gerek yok belki ama film, halıcılıkla uğraşan Arif'in dükkanına gelen uzaylılar tarafından G.O.R.A adlı gezegene kaçırmasıyla başlıyor ve ana karakterimizin yaşadığı maceralara değiniyor. - Yıl: 2008 - Tür: Komedi - Macera - Bilimkurgu - Yönetmen: Cem Yılmaz - Oyuncular: Cem Yılmaz - Özge Özberk - Zafer Alagöz - IMDb: 7.3 G.O.R.A filminin devamı niteliğinde olan A.R.O.G, Komutan Logar'ın, Arifi 1 milyon yıl geriye göndererek sevdiği kadından ayırması ile başlar. Bu filmde ise Arif'in taş devrindeki insanlar ile yaşadığı komik maceraları ve kendi zamanına dönmek için verdiği çabayı eminiz gülerek izleyeceksiniz. - Yıl: 2018 - Tür: Dram- Tarih- Savaş - Yönetmen: Özhan Eren - Oyuncular: Özge Özberk - Cansel Elçin - Burak Sergen - IMDb: 7.2 Birinci Dünya Savaşı zamanında sınırdaki birliklerimizin cephanesi tükenir ve Osmanlı ordusu cephanesiz kalır. Çaresiz kalan ordu, Van'dan yardım ister fakat bütün erkekler savaşa gittiği için sadece çocuk ve kadınlar vardır. Gönüllü olarak Sarıkamış'a cephane taşıyan 120 çocuğun dram dolu yolculuğunu izlerken eminiz sizlerin de gözlerinizden yaşlar süzülecek. - Yıl: 2018 - Tür: Komedi - Müzik - Bilimkurgu - Yönetmen: Cem Yılmaz - Oyuncular: Cem Yılmaz - Özkan Uğur - Ozan Güven - IMDb: 7.0 Film Arif karakterinin çok sevdiği arkadaşı olan Robot 216'nın dünyaya gelip insan gibi yaşamak istemesini konu alır. 216'nın robot olduğunun anlaşılması uzun sürmeyecektir ve ikiliyi bekleyen pek çok macera vardır. - Yıl: 2007 - Tür: Biyografi - Dram - Yönetmen: Metin Belgin - Oyuncular: Yetkin Dikinciler - Dolunay Soysert - Özge Özberk - IMDb: 6.6 Türk şiirinin ustalarından olan, Mavi Gözlü Dev olarak anılan, adına kitaplar yazılan büyük yazar Nazım Hikmet'in 1941'den sonra hapishanede geçirdiği süreçte yaşadıklarını, hapisteyken elde ettiği ünü ve tabii ki Piraye'ye olan aşkı ele alınmaktadır. Aynı zamanda bu film Nazım Hikmet adına dünyada çekilen ilk film olma özelliğini taşımaktadır. Edebiyat seviyorsanız kesinlikle izlemenizi tavsiye ederiz. - Yıl: 2023 - Tür: Komedi - Dram - Yönetmen: Cem Yılmaz - Oyuncular: Cem Yılmaz - Ahsen Eroğlu - Celal Kadri Kınoğlu - IMDb: 6.3 G.O.R.A, A.R.O.G ile Arif ve 216 üçlemesinin ardından Arif ve Ceku bu defa bambaşka bir evrende yeniden bir araya geliyor. Do Not Disturb, Cem Yılmaz'ın canlandırdığı filmin başrolü 'Ayzek' lakaplı Metin'in hikayesini anlatıyor. Geçimini vapurlarda garsonluk yaparak kazanan biriyken pandemi döneminde işsiz kalan ve evde geçirdiği süreç boyunca psikolojik zorluklar da yaşayan Ayzek, sosyal medyada gördüğü 'kişisel gelişim fenomeninin' tavsiyelerini dinleyerek toparlanmaya çalışır. Bu süreçte bir otelde işe giren Ayzek'in başına gelmeyen kalmaz. Özge Özberk'in 'Saniye' karakterini canlandırdığı film, günümüze dair göndermeleriyle de dikkat çekiyor. Bugün Özge Özberk'in rol aldığı en iyi film ve dizileri derledik. Peki siz Özge Özberk'in rol aldığı dizi veya filmlerden hangisini daha çok beğendiniz? Yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/panda-dondurma-nereye-kayboldu-h139541.html", "text": "Has Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından 1984 yılında kurulan marka, 2010'a kadar Türkiye'de en çok sevilen ve tüketilen markalardan biri olmuştu. Dondurmalarını 7'den 70'e herkes bayıla bayıla yiyordu. Reklamlarında ünlü yüzleri de gördüğümüz markanın yaşayacağı birkaç talihsiz olay, Panda'nın ortadan kaybolmasına sebep olacaktı. Bunların neler olduğuna ve Panda'yı piyasadan usul usul nasıl sildiklerine birlikte bakalım. İlk önce Panda dondurmanın eski reklamlarıyla biraz nostalji yaşayalım. Bu kadar nostalji yettiyse neler olduğuna geçme vakti. İlk olayda Panda, kendi kaşındı da diyebiliriz. Pandas Deri ve Tekstil Ürünleri Firması'nın, MRPANDAS adlı markası için tescil başvuru yapmasıyla Has Gıda, ilgili firmayı ve tescil kararı çıkaran Türk Patent Enstitüsünü mahkemeye verdi. Ancak mahkeme, MRPANDAS adlı markanın, Panda markasının tescilli olduğu sınıflar dışında olması ve farklı sektörlerde ticaret yapmaları gerekçesiyle davayı reddetti. Panda, tescilini tüm sınıflarda yaptırmamasının faturasını da ağır ödedi. Ancak piyasadan yavaşça silinmesinin tek sebebi bu da değildi. Rakip firma yüzünden işler daha da tersine döndü. Birçok markayı bünyesinde barındıran Unilever, Algida'ya da sahipti ve harika bir pazarlama stratejisi uygulamıştı. Marketlere ya da işletmelere ücretsiz bir şekilde dolaplar, şemsiyeler, sandalyeler, güneşlikler veriyorlardı. Bu ürünlerin hepsinin üstünde Algida'nın logosu ve adı da vardı tabii. Ayrıca ürün başına sağladıkları komisyon oranları da çok iyiydi. Ne yazık ki Panda'nın adı, Algida yüzünden geride kalmıştı. Yavaş yavaş marketlerden çekildiler. Ancak şu anda hiçbir yerde yoklar da diyemeyiz. Hala bazı yerlerde ufak tefek faaliyetler gösterseler de bayrağı Algida çekmeye devam ediyor. Panda'nın sosyal medya hesaplarına baktığımızda da sırra kadem basmış gibi duruyor. Instagram hesaplarındaki en son gönderileri, 2020 yılına ait. Yorumlar ise yürek dağlıyor... X hesaplarına girdiğimizde ise daha tuhaf bir tabloyla karşılaşıyoruz. X hesapları da garip bir şekilde askıya alınmış. Sebebi neydi acaba? Bir de YouTube hesaplarına göz atalım deyince de en son 3 yıl önce video yüklediklerini görüyoruz. 2020 yılından beri ne ses ne seda var yani. Hatta sitelerinde, 7-8 yıldır kullanmadığımız Vine'a yönlendirme bile bulunuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/pandemi-zaman-algimizla-nasil-oynadi-h139065.html", "text": "Covid-19 salgını başlayıp evlere kapandığımızda, hayatımızda bir anda çok büyük değişiklikler meydana geldi. Trajediler bir yana, her günümüz aynı geçen monoton bir hayatın içinde bulduk kendimizi. Hafızamız, hatırladıklarımızın yanı sıra zamanın süresine dair algılarımızı da etkiler. Hatırlanabilecek anıların miktarı, ne kadar zamanın geçtiğine dair algımızı daraltıp genişletebilir. Hatta sadece bununla da sınırlı kalmaz, ruh halimiz ve duygularımız da zamanın süresini değiştirebilir. 2020 yılında içine girdiğimiz pandemi, her günümüzü neredeyse aynı hale çevirdi. Aynı haberleri okuyor, gün içinde evde aynı şeyleri yapıyorduk. Trajediler ve belirsizlik de cabası. Haliyle bu da zaman algımızı etkiledi. Bilişsel sinir bilimcilerin yaptığı bir araştırma, pandeminin hatırlanan olaylar arasındaki zaman mesafesini nasıl değiştirdiğini ortaya koydu. Nisan 2020'den Ocak 2021'e kadar ayda birkaç kez, en az 1000 Amerikalıya çevrim içi anket platformundan sorular sordular. Bulgulara göre her şey, birbirine daha yakın görünüyordu. Bir nevi anılarımızın zamanı daralmıştı. Kobe Bryant'ın helikopter kazası ve ırkçılık yüzünden polis memurları tarafından öldürülen George Floyd'un trajik ölümü gibi olaylara da bakıldı. Katılımcılara, bu olayları ne kadar net hatırlayabildikleri, birbirlerinden ne kadar uzak zamanlarda yaşandığı soruldu. Hatırlarsanız o dönemlerde de bizim kaybettiğimiz Seyfi Dursunoğlu , Nur Yerlitaş ve Muhterem Nur gibi isimler vardı. Tüm bu ölümlerin üstünden bu kadar zaman geçmesine inanmak güç gerçekten. Geçmiş olaylara bağlı hafıza araştırmaları, şaşırtıcı olayların hafızada olay sınırları oluşturduğunu fark etti. Martin Luther King Jr.'a düzenlenen suikast veya 11 Eylül düşünüldüğünde hafızamız bölümlere ayrılıyordu. Örneğin olaylar, 11 Eylül öncesi ve sonrası olarak sınıflandırılıyordu. Belli bir zaman dilimine daha fazla sınır çizmek ise süreye dair hafızamızı genişletebiliyordu. Bu hipoteze göre karantina döneminde olaylar birbirinden daha uzak anımsanacak şekilde yayılacaktı ancak pandemi ve karantina bizi bir monotonluğa soktu. Günlük aktivitelerimizdeki 'aynılık', sıkıştırılmış bir zaman hafızasını beraberinde getirdi. Örneğin bir tatile çıkıp geri döndüğümüzde biriktirdiğimiz anılar da fazlalaşacağı için uzun bir zaman dilimi gibi anımsanabilir ancak tekdüze bir yaşam, zihindeki zaman algısını da kısaltır. Araştırmadaki katılımcılar da bu tezi destekliyordu. Covid-19 salgını sırasında yaşanan olayları hatırladıkları zaman mesafesi, pandemiden önce veya sonrasına göre çok daha yakındı. Duygular ve psikolojik problemler de hafızada rol oynayabilir. Güçlü olumsuz duygular, hafızanın daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir ancak bir olay travma ya da depresyona ulaşmışsa bu, anıları zayıflatabilir. Buradan yola çıkarak gerçekten de pandemiden duygusal olarak en çok etkilenenler, olayları daha net hatırlıyordu ancak zaman algısı diğerleriyle yine de benzerdi. Kısacası salgın dönemi birçoğumuzun zihninde, hızlı ve sıkıştırılmış olaylardan oluşan kötü bir anı olarak yer edindi. Duyguların hafıza üzerindeki etkilerine dair birçok çalışma yapılsa da zaman algısını nasıl değiştirebileceğine hakkında daha çok araştırmaya ihtiyacımız var."} {"url": "https://www.webtekno.com/papara-espor-takimi-supermassive-satin-aldi-h139712.html", "text": "Papara, 2020'den beri sponsor olduğu espor takımı SuperMassive'i satın aldı. Takımın başına Bora Koçyiğit getirildi. Hem takım hem de Papara, anlaşmadan memnun olduğunu açıkladı. Türkiye'deki köklü ödeme kuruluşlarından Papara, bu kez de espor dünyasına giriş yaptı. Şirket, 2020 yılından beri sponsoru olduğu espor takımı SuperMassive'i satın aldı. Konuyla ilgili açıklamalarda, satın alma bedeline ilişkin bir şey söylenmedi. Türk girişimcilerin 2016 yılında kurdukları SuperMassive, video oyun dünyasında tanınmış espor kulüplerinden bir tanesi. Özellikle de League of Legends'a odaklanan ve iyi bir takım kuran ekip, PUBG ve Rocket League gibi oyunlarda da büyük başarılara imza attı. \"Papara: SuperMassive\" olarak anılan espor takımının başına, Bora Koçyiğit getirildi. Koçyiğit, Türkiye Espor Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyordu. Espor bir endüstri. Gençlere umut veren, bir kariyer imkanı sağlayan bir spor dalı. Biz bu alanın çok büyüyeceğine inanıyoruz ve büyümesi için gerek tesis gerek altyapı anlamında pek çok yatırım planlıyoruz. Espor alanında kurumsal yatırımların dünyada birçok örneği var ama bunu Türkiye'de ilk kez, Türkiye'nin espordaki 'rüya takımı' olma vizyonuyla kurulmuş SuperMassive satın almasıyla Papara yaptı. Bu yatırımları artırarak sürdüreceğiz ve çok iyi dönüşler alacağımızdan da eminim. Bu satın almayla birlikte, bundan böyle SuperMassive'in olduğu her yerde Papara da olacak. 'Oyun varsa, Papara' söylemiyle oyuncunun ve esporcunun yanında olan Papara, en önem verdiği hedef kitle olan Z kuşağıyla, onların en çok zaman geçirdikleri noktalarda daha fazla temas edebilme şansı yakalayacak. Aynı zamanda Türkiye'de ve uluslararası ölçekte çok güçlü bir büyüme potansiyeli olan espor sektöründe yapılan bu büyük kurumsal yatırım, bu alana yatırım yapmak isteyen diğer markalar için bir öncü niteliği taşıyacak. Yeni haliyle Ocak 2024 itibarıyla açılacak olan ve Avrupa'nın en büyük espor merkezi unvanını taşıyan Gamer Hub'da yapılacak etkinliklerle, espor kültürü geliştirilecek ve Türkiye çapında yayılması sağlanacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/parazit-filminin-oscar-odullu-yildizi-otomobilinde-olu-bulundu-h139652.html", "text": "Oscar ödüllü Parazit filminin başrollerinden biri olan Lee Sun-kyun, otomobilinde ölü bulundu. Reuters'ın haberine göre Lee, öldüğünde araçla birlikte yanar durumdaki kömürlerin yanındaydı. Bu yüzden de aktörün intihar ettiği düşünülüyor. Lee Sun-kyun, henüz 48 yaşındaydı. Olay, Lee'nin eşinin evde bir intihar notuna benzeyen bir not bulmasıyla açığa çıktı. İntiharından önce Lee, Güney Koreli yetkililerin soruşturması altındaydı. Lee'nin hakkında, uyuşturucu kullandığı yönünde suçlamalar bulunuyordu. Bu soruşturma kapsamında Lee, hafta sonu polise tam 19 saat ifade vermişti. Soruşturma sonrasında aktörün televizyon ve reklam işlerini kaybettiği bilgisi paylaşılmaya başlanmıştı. Parazit filminde Lee, evin gerçek sahibi olan varlıklı Park ailesinin \"babası\" olarak karşımıza çıkmıştı. 1975 doğumlu olan Lee, Parazit ile büyük çıkışını gerçekleştirmeden önce çok sayıda Kore dizisinde rol almıştı. Daha sonra da Apple TV+'ın ilk Korece dizisi olan Dr. Brain'de başrolü almıştı. Parazit filmindeki rolüyle Lee, 2020 yılında SAG Ödüllerinde Bir Filmde Öne Çıkan Performans ödülünü almıştı. Lee'nin karısı ve iki çocuğu bulunuyordu. 2020 Oscar Ödüllerinde En İyi Film seçilen Parazit, ödüllerin tarihindeki İngilizce olmadığı halde bu ödülü almayı başaran ilk yapım olmuştu. Film, dünya çapında da pek çok festivalden ödülle dönmeyi başarmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/parlayan-kediler-sebebi-h139773.html", "text": "Onların genleriyle oynayarak dünyaya getirdikleri cins hayvanları düşününce pek de imkansız görünmüyor ancak floresanlı kedilerin olayı, kırk yıl düşünseniz aklına gelmeyecek bir sebepten kaynaklı! İlk olarak kedi AIDS'ine bakmakta fayda var. Kedilerde görülebilen FIV virüsü, sadece onlara özgüdür. Bağışıklık sistemini tehdit olarak görüp saldırı yoluyla zayıflattığı için HIV'e çok benzerdir. Bu nedenle kedi AIDS'i de denir. Kedilerin sadece %2,5 ila %4,4'üne bulaşabildiği için bir FIP virüsü kadar yaygın değil. Genellikle kendi bölgelerini savunan erkekler tarafından bulaşır. İyi de tüm bunların fosforlu kedilerle ne ilgisi var? diye düşünüyor olabilirsiniz. Hemen bağlıyoruz. Floresan etkisini yaratan şey, denizanalarında da olan bir gen. GFP adlı, yeşil floresan proteini de denen gen, AIDS'e direnç sağlayabilen bir proteini üretme yeteneğine sahip. Denizanalarında bulunan GFP, ışıkta bakıldığında floresan gibi parlayarak mikroskop altında bu hücreleri tespit etmeyi kolaylaştırıyor. Kedilerde, primatların aksine, FIV hastalığına karşı antiviral görevindeki TRIM5 geni bulunmuyor. Bu yüzden virüsle mücadele için kaynağı rhesus makağı adlı bir maymun türünden gen ekleniyor. Hamile kedilere gen aktarımı yaparak FIV hastalığının önüne geçilip geçilemeyeceğine bakıldı. Japonya ve ABD'den ekipler tarafından yürütülen araştırmada da GFP geni, kedilerin yumurtalarına eklenerek yeni doğacak yavruların bu genle dünyaya gelmesi amaçlandı. Sonuçlar gerçekten umut vericiydi. Genin aktarıldığı hamile kedilerden dünyaya gelen yavruların bir kısmı, virüse sahip olmadan yaşama tutunabilmişti ve vücutlarının her yerinde hastalığa karşı direnç gösteren protein üretilmişti. İnsanlar için de bir umut olabilir. Kısacası kediler, aktarılan GFP geni sayesinde ışıl ışıl parlıyordu. İnsanlardaki AIDS ile aynı mantıkla çalışan FIV konusundaki bu çalışmaların başarı sağlaması, insanları virüsten korumak için için yürütülmekte olan çalışmalar için de yol kat edilebileceği ihtimalini artırıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/paypal-kripto-para-birimi-cikardi-h136505.html", "text": "2016'da BDDK'nın lisansını yenilememesi sonucunda Türkiye'den çekilen dünyanın en büyük çevrimiçi ödeme sistemi PayPal, bugün kripto para camiasını sevindiren bir girişime imza attı. Şirket, 2020'den bu yana kripto para alım satımını desteklerken artık kendi kripto para birimini de çıkardı. PayPal'ın ilk kripto para birimi, dolar ile aynı değeri taşıyacak (1 dolar = 1 birim) stabil birim PayPal USD oldu. Birimin en büyük getirisi ise doğrudan PayPal üzerinden kripto para ile çevrimiçi alışveriş imkanı sunacak olması. PayPal'da kripto para ile ödemeler ve transferler yapılabilecek! PayPal USD, PayPal uygulaması veya internet sitesinden satın alınabilecek ve yine PayPal'ın desteklediği kripto para birimlerine dönüştürülebilecek. Yani PYUSD ile PayPal üzerinden Bitcoin, Bitcoin Cash, Ethereum ve Litecoin alışverişi yapılabilecek. Bununla birlikte kullanıcılar, kripto para cüzdanlarındaki bakiyeyi dolara çevirmeden kripto paraları ile alışveriş yapma imkanına kavuşacak. PayPal, alışveriş sürecinde kripto para birimlerini otomatik olarak PYUSD'ye çevirecek ve ödemeyi yapacak. Ayrıca PYUSD ile hiçbir komisyon veya işlem ücreti ödemeden para gönderimi ve alımı da gerçekleştirilebilecek. Ayrıca PYUSD'yi kabul eden Ethereum tabanlı cüzdanlara da transfer yapılabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/pazarlama-hunisi-nedir-ne-ise-yarar-h139533.html", "text": "Pazarlama hunisi, satış sürecinin her aşamasında müşterilerin davranışlarını anlamamızı sağlayan stratejik bir modeldir. Bu model, işletmelerin potansiyel müşterileri nasıl etkili bir şekilde hedefleyebileceğini ve onları sadık müşterilere dönüştürebileceğini gösterir. Pazarlama hunisinin kullanımı, satış ve pazarlama stratejilerini önemli ölçüde geliştirebilir. Pazarlama hunisi, potansiyel müşterilerin ilk farkındalık aşamasından satın alma aşamasına kadar geçtikleri süreci tasvir eder. Bu model, pazarlamacılara müşterilerin karar verme süreçlerini daha iyi anlama ve bu süreçte etkili olma fırsatı sunar. Huninin her aşaması, farkındalık, ilgi, karar ve eylem gibi çeşitli evrelerden oluşur. Her bir evre, müşterinin satın alma yolculuğunda farklı ihtiyaç ve beklentileri temsil eder. Bu nedenle, her aşamada farklı pazarlama stratejileri ve iletişim yöntemleri kullanmak önemlidir. Pazarlama hunisinin temel bileşenleri, müşterinin satın alma yolculuğunun her aşamasını kapsar. Farkındalık, düşünce, değerlendirme, karar ve sadakat aşamaları bu sürecin en önemli parçalarıdır. Her bir bileşen, müşteri davranışını ve tercihlerini etkileyen farklı faktörler ve motivasyonlar içerir. Bu aşamaları anlamak, pazarlamacıların hedef kitlelerine daha etkili bir şekilde ulaşmalarını ve dönüşüm oranlarını artırmalarını sağlar. - Farkındalık: Bu aşama, potansiyel müşterilerin bir marka, ürün veya hizmet hakkında ilk kez bilgi sahibi oldukları anı temsil eder. Reklamlar, sosyal medya gönderileri, içerik pazarlaması, PR etkinlikleri ve ağızdan ağıza pazarlama bu aşamada etkili olabilir. Buradaki ana hedef, markanın görünürlüğünü artırmak ve hedef kitlede merak uyandırmaktır. - Alaka: Farkındalık aşamasından sonra müşteriler, sunulan ürün veya hizmete ilgi göstermeye başlarlar. Bu aşamada, potansiyel müşteriler daha fazla bilgi ararlar ve markayla etkileşimde bulunmaya başlarlar. İçerik pazarlaması, e-posta pazarlaması ve hedeflenmiş sosyal medya kampanyaları bu aşamada önem kazanır. - Düşünce: Müşteriler, satın alma ihtimallerini ciddi şekilde değerlendirmeye başladıkları aşamadır. Karşılaştırmalar, incelemeler ve detaylı ürün bilgileri bu noktada kritik önem taşır. İşletmeler bu aşamada, potansiyel müşterilere özelleştirilmiş içerik ve teklifler sunarak onları satın almaya teşvik edebilir. - Karar: Müşteri, satın alıp almamaya karar verdiği evredir. Burada, özel indirimler, teklifler ve satış sonrası destek gibi faktörler devreye girer. Ayrıca, satın alma sürecini kolaylaştıran kullanıcı dostu web siteleri ve hızlı ödeme seçenekleri de bu aşamada önemlidir. - Sadakat: Müşterinin satın alma işlemi yaptıktan sonra markaya olan bağlılığını ifade eder. Memnun müşteriler tekrar satın alma yapabilir, markayı başkalarına tavsiye edebilir ve sadık bir müşteri tabanının oluşmasına katkıda bulunabilir. Sadakat programları, müşteri hizmetleri ve kaliteli ürünler bu aşamada önem taşır. Pazarlama hunisinin işlevi, işletmelerin müşterilerinin satın alma kararlarına nasıl ulaştıklarını anlamalarına yardımcı olmaktır. Bu anlayış, pazarlama çabalarınızı doğru müşteri segmentlerine yönlendirmenize ve pazarlama mesajlarınızı her aşamaya uygun hale getirmenize olanak tanır. Bu süreç, müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlamak ve bu ihtiyaçlara uygun çözümler sunmak için kritik öneme sahiptir. Ayrıca, işletmelerin müşteri ilişkilerini güçlendirmelerine ve müşteri sadakatini artırmalarına olanak tanır. Dijital pazarlama hunisi, online ortamda müşteri etkileşimini ve dönüşümünü artırmak için kullanılır. Etkili bir dijital pazarlama hunisi stratejisi, SEO, içerik pazarlaması, sosyal medya ve e-posta pazarlaması gibi çeşitli kanalları kapsar. Bu stratejiler, potansiyel müşterileri ilk kez markanızla tanıştırmaktan, onları satın alma işlemine kadar yönlendirmeye kadar uzanır. Her kanal, huninin farklı aşamalarında farklı roller üstlenir ve müşteri yolculuğunu destekler. Pazarlama hunisi metriklerini ölçmek, işletmelerin pazarlama stratejilerini sürekli iyileştirmelerini sağlar. Dönüşüm oranları, web sitesi trafiği, sosyal medya etkileşimi ve e-posta açılma oranları gibi metrikler, pazarlama hunisinin başarısını değerlendirmek için kullanılır. Dönüşüm oranları, pazarlama hunisinin en kritik metriklerinden biridir. Bu oran, belirli bir pazarlama faaliyetine maruz kalan potansiyel müşterilerin ne kadarının gerçek müşteriye dönüştüğünü gösterir. Örneğin, bir e-posta kampanyasının dönüşüm oranı, alıcıların kaçının e-posta içerisindeki çağrıyı eyleme dönüştürdüğünü belirtir. Web sitesi trafiği, pazarlama hunisinin üst kısmı için önemli bir metriktir. Bu trafik, sitenize gelen ziyaretçi sayısını ve bu ziyaretçilerin davranışlarını içerir. Sayfa görüntüleme süresi, ziyaret başına sayfa sayısı ve hemen çıkma oranları gibi metrikler, ziyaretçilerin içeriğinize olan ilgisini ve etkileşim seviyelerini gösterir. Sosyal medya etkileşimi, markanızın sosyal medya kanallarında ne kadar aktif olduğunu ve takipçilerinizle ne kadar etkileşimde bulunduğunuzu gösterir. Beğeniler, yorumlar, paylaşımlar ve takipçi sayısı gibi metrikler, sosyal medya üzerindeki varlığınızın etkinliğini ölçer. E-posta pazarlaması, pazarlama hunisinin önemli bir parçasıdır. E-posta açılma oranları, gönderdiğiniz e-postaların kaçının alıcılar tarafından açıldığını gösterir. Tıklama oranları ise, e-posta içerisindeki linklere tıklama yüzdesini belirtir. Bu metrikler, e-posta içeriğinizin alıcılar üzerindeki etkisini ve ilgisini ölçer."} {"url": "https://www.webtekno.com/pcific-espor-valorant-tesfed-2023-turkiye-kupasi-sampiyonu-oldu-h139612.html", "text": "Espor sevenlerin heyecanla beklediği TESFED 2023 Türkiye Kupası Finali, 10 farklı oyunda 22-23-24 Aralık tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirildi. Etkinlikte toplamda 1 milyon TL'lik ödül havuzu kazananlara paylaştırıldı. En çok merak edilenlerden biri de VALORANT finaliydi. VALORANT TESFED 2023 Türkiye Kupası kazananı, bizim de Webtekno olarak sponsoru olduğumuz PCIFIC Espor oldu. Yükselişini sürdüren ve son zamanlarda birçok turnuvada galip gelmeyi başaran PCIFIC, Fire Flux Esports'u yenerek şampiyon oldu. Türkiye Birlik Ligi'nin favori isimlerinden olan Fire Flux ile son dönemlerde yükselen PCIFIC arasında heyecan verici bir karşılaşma yaşandı. PCIFIC, rakibini 2-1 yenerek VALORANT TESFED Türkiye Kupası 2023'ün şampiyonu oldu. Karşılaşmada, ilk harita Bind'de 13-5'lik PCIFIC üstünlüğü, ikinci harita Ascent'te 4-13 Fire Flux üstünlüğü, son harita Haven'da ise 13-3'lük PCIFIC üstünlüğü vardı. Taraftarların da katıldığı coşkuyla takip edilen büyük finalde PCIFIC, 90 bin TL'lik ödül kazanmayı başardı ve 2023 sezonunu mutlu bir şekilde kapattı."} {"url": "https://www.webtekno.com/pepe-alternatif-kripto-para-h135817.html", "text": "Memecoin olarak bilinen ve internet kültürünün bir parçası olarak ortaya çıkan kripto para projeleri, son yıllarda büyük borsalarda da listelenerek ciddi piyasa hacimlerine ulaştı. Her ne kadar Elon Musk'ın Twitter'daki tartışmalı ve manipülatif olarak değerlendirilen desteği ile yükselişe geçse de DOGE, SHIBA ve FLOKI için bilinirliği en yüksek memecoin diyebiliriz. Ancak isimlerini köpek cinslerinden alan bu kripto para ve tokenlere ciddi bir rakip var: PEPE. 5 Mayıs 2023'te Binance tarafından listelenen PEPE, o vakte dek topluluğuna katılıp yatırım yapanların yüzünü güldürdü. Nisan 2023'te 140 milyon dolar işlem hacmini gören PEPE, Binance'te listelendikten sonra 1,87 milyar dolarlık hacme ulaşarak kendi rekorunu kırdı. Çok kısa sürede yaşanan bu yükselişin ardından kripto paranın 1 yılda %2500'ün üzerinde değer kazanması, yatırımcıları ilerleyen aylarda büyük kripto para borsalarında listelenme ihtimali yüksek kripto para birimlerine, özellikle de memecoin türündeki alternatiflere yönlendiriyor. Açık konuşmak gerekirse PEPE'nin geleceği için artık net bir şey söylemek, Binance listelenmesi öncesine göre daha zor. Zira düyanın en büyük kripto para borsasının yatırımcılarına açıldığı anda kavuştuğu hacim, en azından şimdilik 2024 yılında yaşanması beklenen boğa piyasasına dek korunabilir. Bu sırada PEPE'nin değeri, Binance desteği sebebiyle daha stabil bir volatileye sahip olacak gibi görünüyor. Bunu daha önceki memecoin listelenmelerinde görmüştük. Diğer taraftan ABD Menkul Kıymetler Komisyonu tarafından Binance açılan soruşturmalar, her ne kadar dünyanın en büyük kripto para borsasından söz etsek de küçük yatırımcıların toplu göçlerine ve tepki amacıyla birikimlerini Binance'ten çekme davranışına neden olabilir, bu da PEPE dahil pek çok para birimi için gelecekteki negatif hareketlenme ihtimalini artırıyor. - Wall Street Memes Coin - yPredict - DeeLance Evet DOGE popüler ama bu popülerliğin arkasında Elon Musk manipülasyonları ve geç kalmış yatırımcıların kötü deneyimleri de var. Lakin Wall Street Memes Coin henüz çok yeni. Hedefi, Wall Street borsasının ağır abilerine alternatif olabilecek, Reddit'ten başlayıp dünya ekonomisinin dengelerini bozan r/wallstreetbets hareketine benzer, ancak daha kalıcı bir aşama kaydetmek. Bir başka deyişle bu kripto paranın arkasında Game Stop skandalı gibi, küçük yatırımcıların organize olup balinaları salladıkları bir tarih var. Tabii Elon Musk da zaman zaman projenin Twitter sayfası ile etkileşime geçiyor. Hal böyle olunca internet dünyasının popüler memelerini yatırımcı kültürü, Wall Street tekeli eleştirisi ekseninde birleştiren Wall Street Memes Token'in sosyal medya sayfaları; çok ciddi bir kitleye ulaşarak potansiyel yatırımcı sayısını, daha herhangi bir büyük borsada listelenmeden ciddi seviyelere ulaştırdı. Ayrıca Wall Street Memes, destekçileri için Discord topluluğu üzerinden airdrop etkinlikleri de düzenliyor. Wall Street Memes token satın almak isteyenler, topluluk sayesinde haberlere önceden ulaşarak ön satışa katılabiliyorlar. yPredict, aslında borsalar için kullanılan bir tahmin aracı. Yapay zeka alt yapısı sayesinde yatırımcılar, yatırım yapacakları projeleri seçmek için daha yüksek getiri ihtimaline sahip projelere odaklanabiliyorlar. Elbette yPredict, yapılan tahminlerin gerçekleşeceğini garanti etmiyor, ancak her ihtimalin açık olduğu kripto para piyasalarında hedefi biraz daha netleştirebiliyor. Bilgisayar programcıları, yatırımcılar, borsa uzmanları ve analistler için geliştirilen bu platformun diğer projelere göre rekabet avantajı kendi doğasından kaynaklanıyor. Kullanıcılar için tahmine dayalı bir şekilde oluşturulan marketplace sayesinde, duygu analizi, teknik alaniz, 25 ve üzeri sayıda grafik modeli tanıma desteği veriliyor. Kullanıcılar kendi tahminlerini marketplace'te paylaşıyor, her model için geçmişte hangi sinyalleri verdiği ve başarı oranları görülebiliyor. Her kullanıcı, herhangi bir kripto paranın fiyatının daha sonra ne olacağını tahmin etmek için kendi modellerini geliştirebiliyorlar. Bu aşamada yapay zeka desteği kullanıldığı için benzer diğer projelere kıyasla çok daha doğru tahminler yapılması sağlanabiliyor. yPredict'in YPRED isimli tokeni ise 0,09 dolardan ön satışla YPRED token satın almak isteyenlere sunuluyor. Pek çok iş bulma veya freelance çalışma platformu var, ancak hepsinin iç ekonomisi yok. İç ekonomisi derken kendisine has bir para birimi, bu para birimi üzerinden ek gelir elde etme imkanı sunan yok. İşte DeeLance, freelance iş arayanları ve işverenleri bir noktada buluşturuyor, gelir modelini de DLANCE isimli token üzerinden inşa ediyor. Bu sayede bir nevi Web3 freelance iş platformu olarak kendisini konumlandırıyor. Merkeziyetsiz bir ekonomik yapı sınan DLANCE, blok zinciri sayesinde işler, ödemeler ve çalışan-işveren dengesini geleneksel yöntem ve platformlara kıyasla çok daha özgür bir zemine oturtuyor. DLANCE tokenin toplam arzı 1 milyar ve bunun yüzde 30'u (300 milyon) halka satışa ayrıldı. Yani DLANCE, sadece platformu kullanan iş veren ve çalışanlar tarafından da kullanılmayacak, aynı zamanda yatırımcılar da DLANCE ekosistemine dahil olabilecekler. DeeLance token satın almayı düşünen yatırımcılar ön satışla düşük ücretlerden faydalanabilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/playstation-2023-yili-kisisel-ozet-wrap-up-h139293.html", "text": "2023 yılı, PlayStation oyunları açısından oldukça bereketli bir yıl oldu. Marvel's Spider-Man 2, Baldur's Gate 3, Alan Wake 2, Final Fantasy XVI gibi pek çok yapım, oyuncuların keyifli bir yılı geride bırakmalarını sağladı. Şimdiyse PlayStation ekibinden yıl boyunca neler yaptığınızı yeniden hatırlatacak bir hamle geldi. PlayStation, 2023 Wrap-Up'ları paylaşmaya başladı. Spotify ve YouTube Music gibi platformlardaki özet sistemine benzeyen Wrap-Up, yıl boyunca gerçekleştirdiğiniz oyun aktivitelerinizin kısa bir özetini sunuyor. PS4 ve PS5 kullanıcıları, bugünden itibaren kendi hesapları üzerinden giriş yaparak Wrap-Up'larına erişebilecekler. Bu deneyimde kullanıcılar, yıl boyunca elde ettikleri başarıları görebilecekler. Örneğin en çok oynanan oyun, kazanılan başarımlar, aylık oyun verileri, kişiselleştirilmiş oyun tarzı gibi bilgiler bu Wrap-Up'larda yer alacak. Bu yıl PlayStation, bu Wrap-Up'lar için özel oluşturulan kartları da sosyal medyadan paylaşabilecek. Ayrıca Wrap-Up yapan kullanıcılar, PlayStation Stars dijital koleksiyon ürünlerini toplayabilecekler. Bu koleksiyon ögeleri arasında Marvel's Spider-Man Spider-Bot gibi özel ögeler, özel avatarlar bulunuyor. Son yıllarda pek çok farklı platform, benzer şekilde yıl boyu aktivitelerimizi görselleştirip önümüze döküyor. Böylelikle hem biz geçtiğimiz yılı görebiliyoruz, hem de firmalar sosyal medyada daha fazla görünürlük elde ediyorlar. Bu yüzden de her yıl daha fazla firma bu türden Wrap-Up içerikleri oluşturuyor. PlayStation Wrap-Up özelliğini kullanmak için burada bulunan bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/playstation-kullanicilarin-parasini-odedigi-discovery-iceriklerini-kaldiriyor-h139028.html", "text": "Bundan birkaç hafta önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, PlayStation ekosistemi ile ilgili tartışmalı bir karardan bahsetmiştik. Sony tarafından yapılan açıklamaya göre kullanıcılar, parasını ödemiş oldukları Discovery TV içeriklerine 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla ulaşamayacaklardı. Bunun nedeni, Warner Bros. ile yapılan lisans anlaşmasının sona ermesiydi. Kullanıcıların tepkisiyle karşılaşan karar, Sony'nin geri adım atmasını sağladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, lisans anlaşmasının yenilendiği ve Discovery TV içeriklerinin PlayStation ekosisteminde kalmaya devam edeceği belirtildi. Warner Bros. ile Sony tarafından yapılan yeni lisans anlaşması, en az 30 ay boyunca geçerli olacak. Yani geçmişte Discovery TV içeriklerini satın alan kullanıcılar, bu içeriklere 30 ay daha rahatlıkla ulaşabilecekler. Ancak sonraki süreçte neler yaşanacağını şimdilik kimse bilmiyor. PlayStation, 2021 yılında aldığı bir karar ile film, dizi ve programların satışlarını durdurdu. Ancak platform, bugüne kadar 1.300'den fazla içeriğe ev sahipliği yapıyordu. Hal böyle olunca oldukça geniş bir kullanıcı tabanı, kaldırılacağı açıklanan içeriklere sahipti. Neticede herkes, parasını verip satın aldığı bir hizmetten faydalanmak ister. Geldiğimiz son noktada, son kullanıcının isteği olmuş oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/playstation-oyunlari-zorlugu-anlik-olarak-yukseltip-azaltacak-h139411.html", "text": "Daha önce bazı oyunlarda oyun içi yaratıkların biz güçlendikçe güçlendiğini ya da bizim hamlelerimize göre hareket ettiklerini görmüştük. Sony şimdi benzer bir teknoloji için patent almış olsa da yeni teknoloji gerçek zamanlı ve çok daha kapsamlı duruyor. Daha önceki teknolojilerle basit bir kıyaslama yapmamız gerekirse, eski teknolojiler Ford Model-T iken Sony'nin yeni teknolojisi bir Tesla olacak. Tabii bunun için yeni teknolojinin Sony'nin beklediği kadar iyi çalışması gerekiyor. Sony'nin ağza dolu dolu oturan \"Adaptive Difficulty Calibration For Skills-Based Activities In Virtual Environments/Sanal Ortamlarda Beceriye Dayalı Aktiviteler İçin Uyarlanabilir Zorluk Kalibrasyonu\" adını verdiği bir teknoloji için aldığı patent ortaya çıktı. Bu teknoloji sayesinde oyuncuların, oyun içindeki mekanikler, elementler ve farklı durumlar ile nasıl başa çıktığına göre oyunlardaki zorluk seviyesi gerçek zamanlı olarak değişiyor. Teknolojinin temelinde ise oyuncuların oyunlarda daha fazla zaman geçirmesini sağlamak yatıyor. Temel olarak oyun tasarımında bir denge gereksinimi bulunmaktadır. Oyunlar çok kolay olursa sıkılır ve oynamayı bırakırız, oyun bize bir başarma hissi vermez. Oyun fazla zor ve yorucu olursa, başarısızlık hissinden bıkıp oynamayı bırakırız. İşte bu yüzden de yeni teknoloji, tam kararında zorlanmamızı sağlayacak şekilde oyundaki etmenleri kolaylaştırıp zorlaştırabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/poco-x6-pro-5g-teknik-ozellikleri-h139195.html", "text": "Xiaomi çatısı altında telefon üretim faaliyetlerine devam eden POCO, X6 Pro 5G modelini duyurmaya hazırlanıyor. Fiyat/performans açısından pek çok kullanıcı tarafından tercih edilen POCO'nun tanıtılması beklenen X6 Pro 5G modeli hakkında pek çok iddia, FCC sertifikasının kendi sitesinde görülmesi ile doğrulanmış durumda. Telefonun NBTC ve BIS gibi platformlarda görünmesi, tanıtım tarihinin yaklaştığını gösteriyor. Ayrıca FCC'nin kendi sitesinde görülmesi ile birlikte, depolama ve RAM kapasitesi gibi pek çok özellik ortaya çıktı. Depolama ve RAM konusunda 3 farklı konfigürasyon göreceğimiz POCO X6 Pro 5G, 12 GB RAM+512 GB depolama, 8 GB RAM+256 GB depolama ve 12 GB RAM+512 GB depolama şeklinde. Ayrıca sertifikada telefonun plastik kasa ile geleceği de görülüyor. \"2311DRK48G\" model numarasına sahip; modeldeki \"G\" harfi ise \"Global\" anlamına geliyor. Yani POCO X6 Pro 5G, dünya çapında satışa sunulacak. Xiaomi'nin HyperOS 1.0 işletim sistemini kullanacak olan telefonda 67W hızlı şarj özelliği ve 5500 mAh kapasiteli batarya bulunuyor. Bu da kullanıcıları yarı yolda bırakmayan bir bataryaya sahip olduğunu gösteriyor. POCO X6 Pro 5G, dünya çapında Redmi K70e olarak piyasaya sürülecek. Xiaomi'nin pek çok telefon modelini farklı isimlerde satışa sunmasına alışığız. POCO X6 Pro 5G de bunlardan biri ve Çin'de satışa sunduğu Redmi K70e'nin yenilenmiş versiyonu olarak dünya çapında satışa sunulacak. POCO X6 Pro 5G'ninbaşlangıç fiyatı Çin'de 1999 yuandan başlayacak. Bu da yaklaşık olarak 282 dolara tekabül ediyor. Telefonun ne zaman satışa sunulacağı ise henüz bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/powerbank-telefon-neden-az-sarj-ediyor-h138704.html", "text": "Her zaman telefonumuzu şarj edeceğimiz bir priz bulamıyoruz, bazen de bize yakın olmuyor ve telefonumuzdan uzak kalmak istemiyoruz. Bu yüzden genellikle powerbank'leri kullanmak zorunda kalıyoruz. CHOICE, powerbank'lerin gerçek şarj kapasitelerinin ne olduğunu görmek için 31 popüler modeli test etti ve neredeyse tüm markalarda iddia edilen sayıyla şarj etme miktarı tutarsız çıktı. Sonuç olarak 10.000 mAh kapasiteli bir powerbank'in yalnızca 6.000 ila 7.000 mAh gücünde şarj aktarabileceğini ortaya koydular. Kablonun kalitesi de büyük rol oynuyor. Powerbank'ler, şarjı bir cihaza iletirken enerji kaybı yaşayabilir. Bu kayıp, kablonun kalitesine göre de değişiklik gösterebilir. Ayrıca düşük kaliteli veya uzun kablolar, enerjinin telefonunuza aktarılırken gerilim kaybına yol açar. Tahmin edebileceğiniz üzere bu gerilim kaybı, şarj kapasitesinin bir kısmının yok olmasına sebep olur. Telefonunuzun kendisi ve powerbank'in kalitesi, enerji kaybına yol açabilir. Eğer telefonunuz eskiyse powerbank'in enerjisini sağlıklı bir şekilde depolayamayabilir. Yani 20.000 mAh kapasitesiyle satın aldığınız bir powerbank'in yeni bir telefonu şarj etme verimi eski bir cihazla aynı olmaz. Telefonunuzun yeni ya da iyi bir marka olması kadar powerbank'in markası da önemlidir. Yüksek kaliteli ve gelişmiş teknolojiye sahip powerbank'ler, genellikle daha verimli şarj aktarımı yapar. Telefon bataryalarının kapasiteleri modelden modele farklılık göstermekle birlikte, genellikle 2.000 mAh-5.000 mAh arasında değişir. 20.000 mAh kapasitesinde bir powerbank'in ise malzemeler kaliteliyse 2500 mAh'lık bir telefonu, 8 kez şarj etmesi beklenir."} {"url": "https://www.webtekno.com/pqueen-meme-kanseri-yakalandi-h139086.html", "text": "Gerçek ismi Pelin Baynazoğlu olan Pqueen, hem Twitch'teki yayınları hem de YouTube videolarıyla Türkiye'nin en popüler internet ünlülerinden biriydi. Milyonlarca takipçiye sahip ünlü yayıncı, bugün ise YouTube'dan bir video daha paylaştı. Ancak bu videoda kendisiyle ilgili önemli bir duyuru yaptı. Pqueen, geçtiğimiz saatlerde paylaştığı videoda meme kanserine yakalandığını açıkladı. Ünlü yayıncı, videoda yaşadıklarını detaylı bir şekilde takipçileriyle paylaştı. Zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Baynazoğlu, kasım ayında ağrı yapan bir kitle fark etmesinin ardından hastaneye gittiğini ve yapılan testler sonucunda meme kanserine yakalandığının belirlendiğini aktardı. Hızlı davranması nedeniyle hastalığın çok erken evrelerinde teşhis edildiğini de ekleyerek hayranlarının yüreğine su serpti. Pqueen, bunların ardından erken teşhis nedeniyle ameliyata girdiğini ve kitlenin alındığını ifade etti. Şu anda iyileşme sürecine girdiğini söyleyen ünlü yayıncı, kemoterapi, radyoterapi ya da ilaç tedavisi gerekmeyeceğini de ekledi. Pqueen, meme kanseri konusunda takipçilerinin bilinçlenmesi için önemli bilgiler de paylaştı. Tüm detaylara yukarıdaki videoyu izleyerek ulaşabilirsiniz. Biz de Webtekno olarak Pqueen'e geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/psikoloji-kitaplari-tavsiyeler-h139453.html", "text": "Farklı psikolojik yaklaşımları ve konuları ele alarak zengin bir perspektif sunan psikoloji kitabı tavsiyeler listemizden ilgi alanınıza uygun bir eser bulabilirsiniz. Dünya üzerinde hem akademik çevrelerde hem de genel okuyucular tarafından popüler olan ve sizi insan zihninin derinliklerine götürecek yerli ve yabancı psikoloji kitaplarını konuları ve yazarları ile derledik. - Bilinçaltı / Sigmund Freud - Totem ve Tabu / Sigmund Freud - Çağımızın Nevrotik Kişiliği / Karen Horney - İnsan Olmanın Psikolojisi / Abraham Maslow - Seninle Başlamadı / Mark Wolynn - İnsan Olmak / Engin Geçtan - Bir Psikiyatristin Gizli Defteri / Gary Small, Gigi Vorgan - Var mısın? / Doğan Cüceloğlu - İnsanın Anlam Arayışı / Viktor Emil Frankl - Mutluluk Tuzağı / Russ Harris Dünyaca ünlü Bilinçaltı, Freud'un hastalar üzerinde nasıl çalıştığı ve uyguladığı ipnotizma tekniği hakkında bazı bilgileri içeriyor. Eğer daha önce hiç Freud okumadıysanız ve psikoloji kategorisinden en iyilerini arayıp okuma alışkanlıklarınızı değiştirecekseniz Bilinçaltı'nı kütüphanenize ekleyebilirsiniz. Bilinçaltının duyguları nasıl yok edeceği ve aslında bilinçaltının ne olduğunun cevaplarını bulacağınız kitap, vakalardan oluştuğu için de keyifle okuyabilirsiniz. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Konu psikolojik kitaplar olunca Freud'un pek çok kitabı öne çıkıyor. Ancak bunların arasındaki Totem ve Tabu, en çok konuşulanlardan biri. Çünkü kitap, Sigmund Freud'un en büyük eserlerinden biri olarak da kabul ediliyor. Din, toplum, cinsellik, çocukluk ve aile kavramlarının incelendiği kitapta, ilkel ve günümüz toplumları kıyaslanıyor. Psikoloji kitap önerileri listesinde yer alsa da aslında Totem ve Tabu, sosyoloji ve antropoloji ile ilgilenenler için de tavsiye edilecek bir seçenek. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Karen Horney, Çağımızın Nevrotik Kişiliği kitabında nevrozlardaki kaygının, toplumsal ilişkilere ve her insanın iç dünyasına egemen olan çatışmalardan kaynaklandığını ortaya koyuyor. Kendi çelişkileriniz ve açmazlarınızla yüzleşmek istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz. Çağımızın Nevrotik Kişiliği de psikoloji kitabı öneriler listelerinin her zaman ilk sıralarında bulunuyor. Yazıldığı andan beri, birçok kişinin beğenisini alıp kütüphanelerde öne çıkanlar arasındaki yerini kaybetmiyor. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Hümanist psikoloji deyince ilk akla gelen kitap, Abraham Maslow'un ''İnsan Olmanın Psikolojisi'' oluyor. Ruh sağlığı anlaşılmadan ruh hastalıkları anlaşılamaz. diyen Maslow, bireylerin ne gibi potansiyeller barındırdığını incelemenin insan türünün geleceği açısından önemli olduğunu da savunuyor. İnsanın gücü yerine eksikliklerine yoğunlaşan kitap, bütüncü bakışın da örneklerinden biri. Eğer farklı bakış açılarını bütünsel kavrayış haline getirmek istiyorsanız bu kitaba şans verebilirsiniz. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Yabancı psikoloji kitapları listesinde yer alan ve pek çok insanın okumayı tercih ettiği Seninle Başlamadı kitabı, dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Travmaların nesilden nesile aktarılabilir olduğunu ele alan kitap, psikolojik rahatsızlığı olan kişiler için çözümün sadece kişide değil, genetik mirasta aranması gerektiğini vurguluyor. Bilimsel veriler aracılığıyla sorunlarla yüzleşebileceğiniz kitap, 2017 yılında Türkçeye çevrilerek o günden beri ülkemizde de popüler psikoloji kitaplarında yer alıyor. Kitapta, geçmişten beri süregelen acıların yok edilmesinde etkili teknikler de bulunuyor. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. İnsan Olmak / Engin Geçtan kitabı günlük hayatta herkesin yaşadığı sorunlara ışık tutuyor. Engin Geçtan'ın İnsan Olmak kitabı çok satan psikoloji kitapları arasındaki bir diğer eser. Türkiye'nin önemli psikiyatristlerinden biri olan Geçtan'ın bu kitabında, insanın kendisi ve çevresindeki diğer kişilerle yüzleşmesine katkı sağlanıyor. Günlük hayatta herkesin yaşadığı sorunlara yer veren kitap, on iki bölümden oluşuyor. Toplumların var olduğu günden beri kişilerin toplumlardan etkilenişi kitapta işlenirken çocukluk zamanlarının ne kadar önemli olduğunun da altı çiziliyor. Güven duygusunun ehemmiyeti de vurgulanırken günümüz insanlarındaki yalnızlık, değersizlik, düşmanlık ve öfke gibi zorlanmalara da ışık tutuluyor. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Psikoloji deyince akla ilk gelen kitaplardan biri olan Bir Psikiyatristin Gizli Defteri, haftalarca çok satanlar listesinde yer aldı. Çeşitli baskıları ve farklı kapakları ile de herkesin kütüphanesinde bulunan bu kitap, psikolojik rahatsızlıkları sürekli dinleyen psikiyatristlerin bakış açısından anlatılıyor. Dr. Gray Small'un Boston'dan Los Angeles'a kadar uzanan hikayesi boyunca karşılaştığı tuhaf ve gizemli vakaların yer aldığı gerçek vakalar, akıl hastalıklarının ilginç dünyasını gözler önüne seriyor. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Var mısın? / Doğan Cüceloğlu ile hayatta neyin önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. 30'un üzerinde dile çevrilen ve 15 milyondan fazla satan bu kitap, baş ucu kitaplarınızdan biri olabilir. 20. yüzyılın öncü psikiyatrlarından biri olan Viktor Frankl'nin bu kitabında, yazarın logoterapinin ilkeleri II. Dünya Savaşı sırasında toplama kampındaki deneyimleri ile anlatılıyor. Anlamı keşfetmeye yardım edecek süreci paylaşan yazar, yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız gerektiğini de aktarıyor. İnsanı, insan yapan nedir? sorusuna da cevap vermeye çalışan kitap, akıcılığı ile de kolayca okunabiliyor. Okuduktan sonra bir süre etkisinden çıkamayacağınız psikoloji kitap tavsiyesi istiyorsanız İnsanın Anlam Arayışı kitabını okuyabilirsiniz. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Kitap önerisi listemizin son sırasında ise Russ Harris'in Mutluluk Tuzağı kitabı yer alıyor. Kitapta yer alan teknik ve uygulamalarla, stres ve kaygının yer aldığı günümüz dünyasında yaşamı nasıl daha anlamlı kılınabileceğinin haritası sunuluyor. Mutluluğu yakalamaya çalıştıkça daha da depresyona giriyor ve daha iyi bir hayat için bütün olumsuz duyguları yok etmek gerektiğini düşünüyorsanız kitabı hemen alıp okumaya başlayabilirsiniz. Bu kitaptan sonra mutluluğa dair bütün algınız değişecek ve tatmin olacağınız başka bir hayatın kapıları aralanacak. Kitabı incelemek ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz. Psikoloji kitaplarına ilginiz varsa ve tavsiye edeceğiniz kitaplar bulunuyorsa yorumlara bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/pttavm-halka-arz-oluyor-h139503.html", "text": "Son dönemlerde pek çok vatandaşın Borsa İstanbul yatırımcısı haline gelmesini sağlayan halka arzlarla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Bu kez de Varlık Fonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren PTT'nin iştiraklerinden PttAVM'nin halka arz edileceği açıklandı. PTT Genel Müdürü Hakan Gülten'in açıklamasına göre PttAVM'nin yüzde 15'i halka arz edilecek. Konuyla ilgili açıklamalarını katıldığı bir televizyon programında gerçekleştiren Hakan Gülten, halka arz süreci için Sermaye Piyasası Kurulu başvuru sürecini tamamladıklarını açıkladı. Kurulduklarında Türkiye'nin ilk ve tek pazar yeri olduklarını aktaran Gülten, BİST listelemesinden elde edilecek parayla ne yapacaklarını da açıkladı. Son olarak; PttAVM'nin halka arz sürecine dahil olmak isteyen yatırımcıları uyaralım. Süreç henüz tamamlanmadı ve talep toplama tarihleri de belli değil. Bunu kullanmak isteyen dolandırıcılara karşı dikkatli olun ve PTT'nin yapacağı resmi açıklamaları takip edin."} {"url": "https://www.webtekno.com/pubg-mobile-bedava-uc-kazandiran-uygulama-pubcode-pro-h123220.html", "text": "Dünyanın en popüler mobil oyunlarından birisi olan PUBG Mobile, oyunculara karakterlerini ve silahlarını diledikleri gibi özelleştirme imkanı sunuyor. Fakat bu özelleştirme seçeneklerinin pek çoğu, gerçek para karşılığında satın alınabilen oyun içi para birimi UC ile edinilebiliyor. İşte burada gerçek para harcamak istemeyen oyuncuların yardımına bir uygulama koşuyor. PUBG Mobile oyuncularının uzun süredir gerçek para harcamadan UC kazanmalarını sağlayan UC Kazan uygulamasının geliştiricileri, PubCode PRO UC Kazan adlı yeni UC kazanma uygulamalarını yayımladı. Bir önceki uygulaması 1 milyondan fazla indirilen yeni UC Kazan uygulaması, aynı çalışma mantığıyla oyunculara UC ödülü dağıtıyor. PubCode PRO uygulamasını cihazınıza yükleyip kullanmaya başlayarak saatte bir loot topluyor ve coin biriktiriyorsunuz. Daha sonra kazandığınız bu coinleri kullanarak coin miktarınıza göre istediğiniz kadar UC talep edebiliyorsunuz. Örneğin uygulamada 490 coin karşılığında 28 UC, 690 coinle 55 UC ve 790 coinle 60 UC talep edebiliyorsunuz. Kazandığınız coinlerle talep ettiğiniz UC, PUBG oyuncu adınızı yazarak yaptığınız talebin ardından en geç 1 gün içinde hesabınıza aktarılıyor. Uygulamada saatlik bonuslar yerine daha hızlı coin kazanmak isterseniz coin çarkını çevirebilir, reklam izleyebilir veya size verilen görevleri yapabilirsiniz. PubCode PRO, herhangi bir şekilde oyuna giriş yaparken kullandığınız e-posta adresinizi ya da şifrenizi talep etmiyor. Dolayısıyla uygulama, PUBG hesabınızın çalınması gibi bir risk barındırmıyor. Kazandığınız coinleri UC'ye dönüştürürken yalnızca oyuncu adınızı vermeniz yeterli oluyor. - PubCode PRO uygulamasını aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz:"} {"url": "https://www.webtekno.com/pubg-mobile-dunya-kupasi-finalleri-istanbul-gerceklesti-h139296.html", "text": "Hem dünyada hem de ülkemizde geniş bir oyuncu kitlesi bulunan, dünyanın en popüler mobil oyunlarından PUBG MOBILE'ın her sene farklı bir ülkede düzenlediği ve yılın en iyi takımının seçildiği PUBG MOBILE Dünya Kupası'nın büyük finalleri bu sene ülkemizde gerçekleşti. İstanbul Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda gerçekleşen organizasyonda dünyanın en iyi PUBG MOBILE oyuncuları seçilirken aynı zamanda oyuncular için küresel tasarım yarışması olarak hayata geçirilen World of Wonder ve Ptopia Tasarım Projesi'nin ödül töreni de düzenlendi. İlk olarak 2-26 Kasım tarihleri arasında PMGC Lig Aşaması düzenlendi ve burada 48 takım yer aldı. PMPL ve PMSL'de başarılı olan ve özel davetli takımların mücadele ettiği lig aşamasında her gün 6 maç oynandı. Lig aşamasında Melise Esports, Bra Espor ve Next Rüya olmak üzere Türkiye'den 3 farklı espor takımı da yer aldı. Bra Espor ve Next Rüya, finallere katılmak için yeterli başarıyı gösteremese de grup aşamasını 9. sırada tamamlayan Melise Esports tutunma aşamasında mücadele etmeye hak kazandı. Burada rakiplerinin gerisinde performans sergileyen takım elenerek Büyük Finallere katılma hakkını kaybetti. Böylece ülkemizde düzenlenen Dünya Kupası'nda mücadele eden tek Türk takımı, bir önceki yılın dünya şampiyonu olan ve etkinliğe davetli olarak gelen S2G Esports oldu. Takım geçtiğimiz yıl Endonezya'nın başkenti Jakarta'da düzenlenen PMGC 2022'nin şampiyonu olarak 10 milyon TL'ye yakın ödül kazanmıştı. 8-10 Aralık 2023 tarihleri arasında İstanbul Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda yapılan ve ödül havuzunda 86 milyon TL'yi aşkın para bulunan turnuvada Büyük Finallerinde dünyanın 10 farklı ülkesinden gelen 16 takım mücadele etti. Üç gün boyunca katılımcılara heyecan dolu bir espor şöleni yaşatan Büyük Finaller, özellikle IHC Esports, Stalwart Esports ve Alpha7 Esports'un çekişmeli mücadelelerine sahne oldu. Yapılan maçların sonucunda ise 142 puan toplayan IHC Esports, PUBG MOBILE Dünya Şampiyonası'nın kazananı oldu ve şampiyon olmaya hak kazandı. Son Dünya Şampiyonu olan Türk temsilcisi S2G Esports ise 98 puan toplayarak turnuvayı 11. sırada tamamladı. PUBG MOBILE'ın oyuncular için küresel tasarım yarışması olarak hayata geçirdiği World of Wonder ve Ptopia Tasarım Projesi'nin ödül töreni de İstanbul'daki Büyük Finaller'de düzenlendi. Oyuncuların yaratıcılıklarını besleyerek tasarımlarını oyunda kullanma imkanı sunan proje kapsamında P.D.P ile 500 binden fazla tasarım, World of Wonder ile ise 1 milyondan fazla harita oluşturuldu. En Popüler Tasarım Ödülü, En İyi Kıyafet Tasarımı Ödülü ve En İyi Seviye Tasarımı Yaratımı gibi 11 ödülün de aralarında bulunduğu 2023'ün en başarılı katılımcılarına ödülleri ana sahnede takdim edildi. Ödül alan tasarımcılar arasında shazTOKYO, Al_JALID, Teg_kotya, QUIXK, MOBBIRDMAN ve Kadir Deliduman yer aldı. Turnuvanın açılış günü söz alan ve dev bir şampiyonaya ev sahipliği yapmanın heyecanı içerisinde olduklarını belirten Tencent Türkiye Ülke Müdürü Aras Şenyüz ''Bu önemli organizasyonu Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında ülkemizde gerçekleştirmek bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Biz bu yola çıkarken ülkemiz için hep daha fazlasını hayal ettik; daha fazla insana dokunmaya, PUBG MOBILE'ı büyütmeye ve Türkiye'nin oyunu yapmaya odaklandık ve başardık. Türkiye'nin en çok ilgi gören mobil oyunlarından biri olduğumuzu gururla söyleyebilirim. Bu başarının karşılığında da oyunumuza Türk kültürünü dahil ettik, hem Galata Kulesi hem de Kız Kulesi'nin oyuna ekledik ve sayısız hatıra yarattık. Ve tüm bunları dünyaya da sevdirdik.'' şeklinde konuştu. Etkinlikte söz alan PUBG MOBILE Global Espor Kıdemli Direktörü James Yang ''Türkiye, PUBG MOBILE için en önemli ülkelerden biri. Oyunumuz ülkenin en popüler mobil oyunlarından biri. Geçen sene Jakarta'da düzenlenen finallerde dünya şampiyonu ilk kez bir Türkiye takımı olan S2G Esports olmuştu. Bu yıl da ilk kez Türkiye'de Büyük Finalleri düzenliyoruz. Üstelik bu tarihimizdeki en büyük Dünya Finali etkinliği olacak. PUBG MOBILE olarak espora 5 yıl önce başladık. O zamandan bu zamana ekosistemimizi sürekli geliştirmeye devam ettik. 2024'te de yeni düzenlemelerle tüm dünyadan daha fazla espor takımını ekosisteme dahil edecek değişikliklere imza atacağız. Yeni global etkinliğimiz PUBG MOBILE Global Open Mart-Nisan tarihlerinde düzenlenecek. Bölgesel turnuvalarda da önemli değişikliklere imza atacağız.'' ifadelerini kullandı. Etkinliğin İstanbul'da düzenlemesinin en önemli sebebinin oyunun ülkede popüler olması ve bilinmesi olduğunu söyleyen PUBG MOBILE Global Espor Kıdemli Direktörü James Yang, ''Bu kadar büyük bir organizasyonu, oyunun popüler olmadığı bir ülkede düzenlersek etkili olmayacaktır. Bir diğer etken ise bölgedeki güçlü takımların varlığı. Ciddi bir espor ve hayran kitlesi var. Diğer önemli konu ise hükümet desteği. Bu tarzda büyük bir etkinliği organize edebilmek için güçlü bir desteğe ihtiyaç oluyor. Dünyada bu üç şartı sağlayan çok fazla ülke yok. PUBG MOBILE Dünya Kupası'nı bu aşamaya kadar Dubai, Singapur ve Endonezya'da düzenledik. Bu versiyonunu şu anda İstanbul' da yapıyoruz. Bu kararımızdan çok mutluyuz şeklinde konuştu. Espor tutkunları tarafından heyecanla takip edilen PMGC 2023, PUBG MOBILE mücadelelerinin yanı sıra çeşitli etkinliklere de sahne oldu. Üç gün boyunca çeşitli konserlerin düzenlendiği organizasyonun açılış gününde Ceza sahne aldı. Etkinliğin ikinci günü Ece Seçkin, şampiyon takımın belli olduğu son gün ise Hadise katılımcılara eğlenceli dakikalar yaşattı. PMGC 2023'te aynı zamanda çeşitli sanat aktiviteleri düzenlendi. Ünlü graffiti sanatçıları Doğukan Oraklı , Tunç Dindaş ve Muhammed Emin Türkmen 3 gün boyunca kurulan farklı duvarlara yaptıkları tasarımlarla hem PUBG MOBILE ve graffiti sanatını harmanladılar hem de etkinlik ziyaretçilerinin galerilerinde önemli hatıralar bıraktılar."} {"url": "https://www.webtekno.com/qualcomm-snapdragon-7-gen-3-ozellikleri-h138674.html", "text": "Mobil işlemci deyince akla gelen ilk şirketlerden olan Qualcomm, geçtiğimiz ay amiral gemisi işlemcisi Snapdragon 8 Gen 3'ü tanıtmıştı. Önemli performans iyileştirmeleriyle gelen bu çip seti, yapay zeka odaklıydı. Dev şirket, bugün de yeni nesil işlemci duyurularına devam ederek biraz daha düşük seviye cihazlarda yer alacak Snapdragon 7 Gen 3'ü bizlerle buluşturdu. Snapdragon 7 Gen 3, geçen ay tanıtılan büyük kardeşi gibi üst seviye cihazlara hitap etmeyen bir çip olmasa da çok iddialı. Yeni işlemci, orta seviye telefonlara amiral gemisi özellikler getirebilecek. Snapdragon 7 Gen 3, genel anlamda önceki nesillere kıyasla ciddi iyileştirmelere sahip. 4 nm süreciyle üretilen işlemci, bir ana çekirdek (2,63 GHz), üç performans çekirdeği (2,4 Ghz) ve dört verimlilik çekirdeği (1,8 GHz) ile geliyor. Qualcomm'un açıklamalarına göre yeni çip seti, 2022'de tanıtılan Gen 1'den çok daha ileride. CPU tarafında %15'lik iyileştirmenin, GPU'da ise %50'nin üzerinde performans artışının yaşandığı ifade ediliyor. Güç tasarrufunun ise %20 daha iyi olduğu belirtiliyor. Yapay zeka özelliklerine sahip olacak Snapdragon 7 Gen 3, içindeki Hexagon NPU işlemcinin yardımıyla %60 daha hızlı yapay zeka performansı sunuyor. Bu da orta sınıf Android cihazlardaki yapay zeka yeteneklerinin çok daha gelişeceği anlamına geliyor. Yeni işlemciyle, daha iyi kullanıcı deneyimi, gelişmiş kamera özellikleri, ses tanımada iyileştirmeler ve güç yönetiminde yenilikler göreceğiz. Örnek verecek olursak yapay zeka yüz tanıma sistemleri, düşük ışıklar, gözlükler gibi olağan dışı olarak nitelendirilebilecek koşullarda daha iyi çalışacak. Maske kullanımı gibi durumlarda da sorun yaşanmayacağı belirtiliyor. Qualcomm'a göre yüz tanımanın performansında %15 oranında bir artış var. Bunlar dışında yeni işlemcide uzamsal ses, kameralarda renk kontrollerinden odaklamalara kadar birçok yenilik, Snapdragon X63 5G modem, Wi-Fi 6E, Bluetooth 5.3, 4K 60Hz ve FHD+ 168Hz desteği gibi özellikler de bulunuyor. 200 MP'e kadar çekim ve 4K HDR videoları da eklemeden geçmeyelim. Çoğunlukla HONOR ve vivo tarafından kullanılması beklenen Snapdragon 7 Gen 3'e sahip ilk cihazların bu ay içinde tanıtılması bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ram-mhz-ogrenme-h129909.html", "text": "Bilgisayarların teknik donanımlarıyla pek haşır neşir olmasanız ve sıfırdan bir bilgisayar toplamak için düşünceleriniz olmasa bile eminiz RAM olarak adlandırılan donanımı duymuşsunuzdur. RAM nedir hepimiz az çok biliyoruz çünkü bilgisayarımızın geçici depolama belleği olan bu donanımın gücü direkt olarak bilgisayar performansını etkiliyor. Ancak RAM gücü kadar çalışma hızı da bir o kadar önemli. RAM donanımının çalışma hızı MHz olarak gösterilir. RAM hızı, bellek hızı olarak da anılan RAM MHz değeri pek çok kişi tarafından bilinmez ancak anakartın çalışma hızını direkt olarak etkilediği için son derece önemlidir. Bu nedenle diğer donanımlarla olan ilişkisi açısından da bu değer bilinmelidir. Gelin RAM MHz öğrenme işlemi için kullanabileceğiniz en basit programlı ve programsız yöntemlere yakından bakalım. Random Access Memory kısaca RAM, bilgisayarınızdaki verilerin geçici olarak saklandığı bir depolama birimidir. Bilgisayarınız kapandığı zaman ya da yeniden başlattığınızda burada saklanan veriler silinir. Bilgisayar açıldığı anda çalışmaya başlayan RAM'in en temel amacı, işlemcinin verilere çok daha hızlı bir şekilde ulaşmasını ve böylece en güçlü performansı sunmasını sağlamaktır. Bellek hızı ve RAM hızı olarak da anılan RAM MHz değeri, RAM donanımının çalışma hızını ifade eder. RAM MHz değeri ne kadar yüksek olursa veri alışverişi de bir o kadar hızlı ve verimli olur. RAM gücü olarak da bahsettiğimiz RAM bellek kapasitesi GB cinsinden gösterilirken RAM çalışma hızı genel olarak megahertz cinsinden MHz kısaltması ile gösterilir. - Yöntem #1: cmd Komut İstemi sayfası üzerinden RAM MHz öğrenme - Yöntem #2: Görev Yöneticisi sayfası üzerinden RAM MHz öğrenme - Yöntem #3: CPU-Z programı ile RAM MHz öğrenme - Adım #1: Windows arama çubuğunu açın. - Adım #2: cmd yazın ve aratın. - Adım #3: Sonuçlar arasından Komut İstemi sayfasını açın. - Adım #4: Komut İstemi sayfasına wmic memorychip get speed yazın ve Enter'a basın. - Adım #5: Speed başlığı altında RAM hızı görüntülenecek. - Adım #6: Yazmıyor ama bu hız MHz cinsindendir. Windows 7, Windows 10 ve diğer versiyonlara sahip bilgisayarınızda cmd Komut İstemi sayfası üzerinden RAM MHz öğrenme işlemi için yukarıdaki adımları izlemeniz yeterli. Etkili ve basit bir yöntem olsa bile tek bir komut üzerinden yalnızca RAM MHz değerini gösterdiği için genel donanımlarınız ve RAM hakkında pek detaylı bilgi öğrenemezsiniz. - Adım #1: Windows tuşu + X tuş kombinasyonunu tuşlayın. - Adım #2: Açılan menüden Görev Yönetici seçeneğine tıklayarak sayfayı açın. - Adım #3: Sayfanın solundaki menüden Performans sekmesini genişletin. - Adım #4: Bellek başlığına tıklayın. - Adım #5: Ekranın sağ alt köşesindeki Hız başlığı, RAM MHz değeridir. Windows işletim sistemine sahip bilgisayarınızdaki Görev Yöneticisi sayfası üzerinden RAM MHz öğrenme işlemi için yukarıdaki adımları izlemeniz yeterli. Görev Yöneticisi sayfasından RAM MHz değerini öğrenmenin yanı sıra bilgisayarınızdaki işlemler, donanım performansı, uygulama geçmişi, başlangıç uygulamaları, kullanıcılar, görev ayrıntıları ve sistem hizmetleri hakkında da detaylı bilgi alabilirsiniz. Görev Yönetici sayfasındaki Performans sekmesi bir hayli detaylı bilgi barındırır. CPU, bellek, SSD, Wi-Fi ve GPU performansınızı görebilirsiniz. Bellek başlığında RAM kullanılabilir alanı, kullanılan alanı, hızı, kullanılan yuvaları, form faktörünü ve donanıma ayrılmış alanı da öğrenmeniz mümkün. Yani Görev Yönetici, donanımlarınız hakkında en detaylı bilgileri alabileceğiniz sayfadır. - Adım #1: Buradaki bağlantı üzerinden CPU-Z programını indirin. - Adım #2: Kurulumu tamamlayın. - Adım #3: CPU-Z programını çalıştırın. - Adım #4: Memory sekmesini açın. - Adım #5: DRAM Frequency başlığını bulun. - Adım #6: DRAM Frequency değerinin iki katı sizin RAM MHz değerinizdir yani gördüğünüz sayıyı 2 ile çarpın. CPU-Z programı üzerinden bilgisayarınızın RAM MHz değerini öğrenmek için yukarıdaki adımları izlemeniz yeterli. CPU-Z, bilgisayarınızın donanımları hakkında en detaylı bilgileri görebileceğiniz programlardan bir tanesidir. Güvenilir olduğu ve bilgisayarınızda çok fazla yer kaplamadığı için gönül rahatlığıyla kullanmanız mümkün. Bilgisayarın kaç GB RAM olduğunu anlamak yani RAM belleğini öğrenme ile RAM MHz öğrenme yöntemleri son derece benzerdir. RAM'in kaç GB olduğunu da Görev Yöneticisi sayfası üzerinden ya da CPU-Z benzeri programlar kullanarak öğrenebilirsiniz. Eğer yeni bir RAM ya da bilgisayar alacaksanız zaten teknik özellikleri bölümünde ilgili detayları görebilirsiniz. Tatmin olmadıysanız üretici firma ile iletişime geçmeniz de mümkün. RAM MHz değerine ve kaç GB olduğuna baktınız, fark ettiniz ki bu RAM size yetmiyor ve yenisini almalısınız. Peki bilgisayar için doğru bellek, RAM nasıl seçilir? Elbette ülkemiz gerçeklerini ön planda tutarak öncelikle kendinize bir bütçe belirlemelisiniz. Daha sonra yapacağınız aramaları bu bütçe filtresinden geçirirseniz çok daha hızlı sonuç almanız mümkün. Standart kullanım için 4 GB, ortalama oyunlar için 8 GB, çoklu görevler için 16 GB, çok daha profesyonel kullanım için 32 GB RAM işinizi görecektir. Elbette bunlar en az değerlerdir, yoksa 32 GB'ın bile yetmediği pek çok yazılım var. Anakart uyumluluğuna da dikkat etmeniz gerekir. DDR3, DDR4 ve DDR5 için ihtiyacınız olan aktarım hızı değişiklik gösterecektir. Elbette RAM MHz hızı da dikkat etmeniz gereken önemli bir etmendir. İkili mi tekli mi RAM alacağınız da bu seçimi etkilemektedir. Bilgisayarımızın performansını direkt olarak olarak etkileyen bellek çalışma hızı RAM MHz öğrenme işlemi nasıl yapılır sorusunu yanıtlayarak uygulayabileceğiniz programlı ve programsız yöntemlerden bahsettik. Sizin RAM MHz hızınız kaç? Deneyimlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ram-nedir-ne-ise-yarar-h90200.html", "text": "Hesap yapma kabiliyetine sahip bütün cihazların içinde RAM bulunuyor. Cihazlar ne kadar güçlü olursa, içinde bulunan RAM birimi de o ihtiyaca göre şekilleniyor. O yüzden RAM nedir sorusuna getirilmesi gereken en doğru cevap detaylı olmalıdır çünkü aslında bir sürü farklı RAM çeşidi var. Bugün hem bir bütün olarak RAM'in ne olduğuna hem de farklı RAM çeşitlerinin nelerden sorumlu olduğuna, hangi alanlarda tercih edildiklerine yakından bakacağız. Asıl odağımız her ne kadar bilgisayar ve mobil cihazlar olsa da fotoğraf makinesi gibi cihazlarda kullanılan RAM çeşitleri hakkında da bilgi vereceğiz. RAM bilgisayarın kısa süreli hafıza görevini üstlenen, oldukça hızlı bir bileşendir. RAM içerisinde anlık olarak veriler depolanır. Geçici olarak depolanan veriler, işlendikten sonra gerekli bileşene gönderildiği anda silinir. Silinen verilerin yerine ihtiyaç duyulan yeni veriler getirilir. Cihaz üzerinde yapılan her bir işlemde bu döngü tekrarlanır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi RAM aslında elektronik cihazların kısa süreli hafızası. Windows işletim sistemi, internet tarayıcıları, video oyunları, diziler ve filmler gibi aklınıza gelebilecek tüm işlemler RAM üzerinden geçiyor. Saydığımız işlemler işlemcinin direkt olarak sabit diskle iletişime geçmesi yoluyla da gerçekleştirilebilirdi ancak RAM devreye girdiği zaman işlemler çok daha hızlanıyor. Zaman içinde SSD gibi teknolojilerin de hayatımıza girmesiyle sabit disk hızlarında da önemli artışlar gözlendi. Yine de sürekli olarak kendisini tazeleyerek sabit disk ve diğer bileşenler arasında bir köprü görevi gören RAM kadar yüksek hızlara ulaşılamıyor çünkü RAM'e her saniye bütün bileşenler tarafından hatırı sayılmayacak kadar küçük gecikmelerle ulaşılabiliyor. İnsanlardaki kısa süreli hafıza gibi, RAM de hiçbir şeyi sonsuza dek hafızasında tutamıyor. Devrelerine giden güç kesildiği gibi üzerinde tuttuğu bütün veriler siliniyor. Çalışma prensibinden dolayı, elektronik cihazlar yüksek işlem gücü gerektiren eylemleri kolaylıkla yerine getirebiliyor. Daha az işlem gücü ve kalıcılık gerektiren veriler için de sabit diskler kullanılıyor. - SRAM - DRAM - SDRAM - DDR SDRAM - GDDR SDRAM İki ana RAM çeşidinden biri olan SRAM'in kullanımına 1990'lı yıllarda başlandı. İsmindeki 'statik' ibaresi, içinde kesintisiz bir güç akımı olmasından geliyor. Buna rağmen statik RAM'ler de DRAM türü RAM'ler gibi geçici depolama için kullanılıyor. DRAM'e karşın avantajı, az güç tüketirken çok hızlı olması. Dezavantajı ise daha küçük kapasiteye sahip olup daha pahalı olması. - SRAM'in sıkça kullanıldığı cihazlar: Dijital kameralar, yazıcılar ve yönlendiriciler Ana RAM çeşitlerinden bir diğeri olan DRAM, 1970'li ve 1990'lı yıllar arasında yaygın olarak kullanıldı. SRAM'e karşın, içindeki güç akımının düzenli olarak yenilenmesi gerekiyor. DRAM'in avantajı, daha fazla kapasiteye sahipken üretiminin daha ucuz olması. Dezavantajı ise düşük kapasitesine rağmen yüksek güç tüketimi. - DRAM'in sıkça kullanıldığı cihazlar: Video oyun konsolları, ağ donanımları SDRAM ya da SDR SDRAM, 1993 yılında hayatımıza giren, günümüzde de hala kullanılan bir DRAM alt kategorisi RAM türüdür. İsmindeki 'eş zamanlı' ibaresi, işlemci saatiyle eş zamanlı olarak çalışabilmesinden geliyor. Kendi saat döngüsünü işlemci saat döngüsüyle eşleyebildiği için veri transferi hızını dengeleyerek çok daha iyi bir performans sunuyor. - SDRAM'in sıkça kullanıldığı cihazlar: Bilgisayar belleği, video oyun konsolları Elektronik devrelerde nabız yerine geçen, 'saat işareti' denilen bir işaret vardır. Saat işareti, devre davranışlarını koordine etme amacıyla metronom olarak kullanılır. Her bir saat işareti iki kenar oluşturur. Bunlara yükselen ve alçalan kenar ismi verilir. 'Çift veri hızlı' ismi, bir saat işareti başına yapılan işlem sayısı göz önünde bulundurularak verilmiş bir isimdir. DDR teknolojisi geliştirilmeden önce, RAM'lerde 'single data rate' teknolojisi kullanılıyordu. SDR bir saat işaretinin yalnızca yükselen kenarında işlem yapabilen bir teknolojiydi. DDR ise hem yükselen hem de alçalan kenarlarda işlem yapabilme kabiliyetine sahip. Yani SDR birim zamanda bir işlem yapabiliyorken, DDR iki işlem yapabiliyor. - DDR SDRAM'in sıkça kullanıldığı cihazlar: Bilgisayar belleği 2003 yılında hayatımıza giren GDDR, aslında DDR SDRAM teknolojisinin bir alt kategorisi olarak geçiyor. Ekran kartları için özel olarak üretilen bu RAM çeşidi, günümüzün ciddi güç gerektiren oyunlarını çalıştırmak için bir zorunluluk. Tıpkı DDR RAM'lerde olduğu gibi, GDDR SDRAM'ler de kendi içinde GDDR2 ve GDDR5 gibi nesillere ayrılıyor. GDDR SDRAM ve DDR SDRAM arasındaki temel fark ise şu: DDR SDRAM'lerin az bir gecikmeyle çok hızlı işlem yapması gerekir. GDDR SDRAM'lerde ise önemli olan şey gecikme değil, yapılan işlem sayısıdır. Yani DDR, iki şeritli 50 kilometre hız sınırı olan bir otobana benzerken GDDR, dört şeritli 80 kilometre hız sınırı olan bir otobana benzer. - GDDR SDRAM'in sıkça kullanıldığı cihazlar: Ekran kartı, bazı tabletler Bilgisayarlarda kullanılan RAM'ler, tek kanallı veya çift kanallı olmak üzere bağlanabilir. Buradaki kanal kelimesinin belirttiği şey, sahip olduğunuz bellek miktarını kaç farklı yuva ile elde ettiğinizdir. 8 GB RAM kullanan iki bilgisayar düşünün. Bir tanesinde tek bir yuvada, tek bir 8 GB'lık RAM takılı olsun. Diğerinde ise iki adet 4 GB kapasiteye sahip RAM takılı olsun. Örneğimizde kanalların yerini otobanlar, arabaların yeriniyse byte'lar alsın. Aynı hızda giden 8.192 farklı araba, tek şeritli bir otobanda, çift şeritli bir otobanda gideceğinden çok daha yavaş hızla gidecektir. İşte çift kanallı RAM kullanmanın, tek kanallı RAM kullanmaya karşı avantajlı olmasının sebebi tam olarak bu. Bu soruya verilebilecek iki cevap var. Eğer RAM derken kastettiğimiz şey 'rastgele erişim belleği' görevini üstlenen herhangi bir bileşen ise cevabımız hayır. Bilgisayar, telefon ya da tablet gibi cihazlar, verileri geçici olarak depolayabileceği bir parçaya her zaman ihtiyaç duyar ancak eğer RAM derken, RAM yuvalarına taktığımız parçalardan bahsediyorsak, işte o zaman cevabımız evet. Teorik olarak, RAM bileşeni takılı olmayan bir bilgisayar çalıştırılabilir. Oldukça uğraş ve sabır gerektiren bir süreç olsa da bir sabit diski rastgele erişimli bellek olarak kullanmak mümkün. Tabii böyle bir işlemi yapmak kolay olmamasının yanı sıra günümüzdeki bilgisayarlara oranla çok ama çok daha yavaş bir bilgisayar ortaya çıkaracaktır. Her ne kadar sabit diskleri teoride RAM olarak kullanmak mümkün olsa da tersi için aynı şey geçerli değil çünkü sabit disklerde bulunan verileri saklamak veya bir süre sonra silmek mümkün. RAM ise yalnızca geçici olarak veri depolaması için tasarlanmış bir bileşen. Bilgisayarınızı kapatırken açık olan programların, bilgisayarı yeniden açtığınızda kapalı olmasının sebebi bu. Eğer bu noktada aklınıza Windows'un son sürümleriyle gelen, bilgisayarı yeniden açtığınız zaman tıpkı kapattığınız haliyle bulmanızı sağlayan 'hibernasyon' özelliği geldiyse o konuya da hemen değinelim. Hibernasyon, bilgisayar kapatılırken RAM üzerinde bulunan verilerin bir kopyasını sabit diske kaydediyor. Bilgisayar yeniden açılırken de sabit diskte bulunan verileri tekrar RAM'e aktarıyor. Geçmişte Windows'un hızlı başlatma seçeneğiyle bağlantılı olarak çalışan hibernasyon özelliğiyle ilgili bir yazı hazırlamıştık. Aynı zamanda hızlı başlatma özelliğini kullanırsanız oluşabilecek dezavantajlardan, kapatmak isterseniz de nasıl kapatabileceğinizden bahsettiğimiz yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Bilgisayarlar ve mobil cihazlar tarafından kullanılan her bileşende olduğu gibi kullanılan RAM türlerinde de fark var. Günümüzdeki bilgisayarlar yukarıda da belirttiğimiz gibi genellikle DDR tür RAM kullanırken, mobil cihazlardaki yaygın RAM türü ise daha az güç tüketimi yapan 'LPDDR'. Bilgisayar ve mobil cihazlarda kullanılan bileşenlerin neden farklılık göstermek zorunda olduklarına, daha önce işlemcilerle ilgili yazdığımız bir yazıda değinmiştik. Burada da kısaca özetleyelim. Mobil cihazlarda alan kısıtlı olduğu için, içerideki parçaların soğutulması bilgisayarlardan daha zor. O yüzden hem cihaz boyutları küçüldüğü için hem de soğutma imkanı kısıtlı olduğu için bileşenlerin boyutlarında küçülmeye gidiliyor. Böylelikle RAM nedir sorusuna yanıt verdiğimiz yazımızın sonuna geliyoruz. Umarız sizler için açıklayıcı bir metin olmuştur. Eğer buna benzer, farklı parçaların ne olduğunu ve işlevlerini açıkladığımız yazılar görmek istiyorsanız bunları yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/realme-c67-5g-ozellikleri-fiyati-h139324.html", "text": "realme C67 5G, 6.72 inç büyüklüğünde FHD+ çözünürlük sunan bir ekranla donatıldı. 120 Hz'ye kadar dinamik tazeleme oranı sunan bu ekran, 680 nit tepe parlaklık değerine sahip. Telefonun delikli ekranındaki selfie kamera ise 8 MP çözünürlük sunuyor. Telefonun parmak izi okuyucu sensörü, yan panele monte edilmiş olarak karşımıza çıktı. realme'nin yeni akıllı telefonu, MediaTek'in Dimensity 6100 Plus işlemcisinden güç alıyor. Bu güç 6 GB'ye kadar RAM ve 128 GB depolama alanı ile destekleniyor. 6 GB'ye kadar da sanal RAM desteği sunan telefon, bu özelliği sayesinde performanstan ödün vermeyecek gibi görünüyor. 33W hızlı şarj destekli 5.000 mAh kapasiteli batarya ile donatılan telefon, Android 13 tabanlı realme UI 4.0 arayüzü ile çalışacak. realme C67 5G, ikili kamera kurulumuna sahip bir model olarak karşımıza çıktı. Telefonun ana kamerası, 50 MP çözünürlük sunuyor. İkinci kamera ise derinlik odaklı ve 2 MP çözünürlük sunuyor. Telefonun kamera kurulumu, yapay zekadan da güç alıyor. İki farklı renk seçeneği ile satışa sunulan realme C67 5G'nin Türkiye'ye gelip gelmeyeceği bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/realme-v50-v50s-ozellikleri-fiyati-h139214.html", "text": "realme V50 ile V50s, 6.72 inç büyüklüğünde FHD+ LCD ekranlarla donatıldılar. 120 Hz tazeleme oranı sunan ekranlar, her iki modelde de 680 nit tepe parlaklık değerine ulaşabiliyorlar. Telefonların orta üst kısmındaki delikte ise ortak olarak 8 MP çözünürlük sunan selfie kameralar bulunuyor. realme'nin yeni akıllı telefonları, MediaTek Dimensity 6100 Plus işlemciden güç alıyorlar. Bu işlemciler her iki modelde de 8 GB'ye kadar RAM ve 256 GB'ye kadar depolama alanı ile eşleştirildiler. Her iki model de Android 13 tabanlı realme UI 4.0 arayüzü ile çalışıyorlar ve 5.000 mAh kapasiteli bataryalarla eşleştirildiler. Telefonların hızlı şarj desteklerine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Telefonların arka kısmına baktığımızda ise ortak, ikili kamera kurulumu ile karşılaşıyoruz. realme V50 ile realme V50s'in 13 MP çözünürlük sunan ana arka kameraları bulunuyor. İkinci kamera ise derinlik odaklı. Ekip, ikinci kameranın çözünürlük değerine ilişkin bir açıklama yapmadı. Telefonlardaki kamera kurulumunun yapay zeka desteği sunduğunu da belirtelim. İki farklı renk seçeneğine sahip olan telefonların Türkiye pazarına gelip gelmeyecekleri bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/rebel-moon-part-2-the-scargiver-fragman-konusu-kadrosu-cikis-tarihi-h139609.html", "text": "Man of Steel, 300, Watchmen ve daha birçok popüler yapımın arkasındaki ünlü sinemacı Zack Snyder'in çok beklenen yeni Netflix filmi Rebel Moon - Part 1: A Child of Fire, 15 Aralık günü yayımlanmıştı. Aksiyon ve fantastik türlerindeki dev bütçeli yapım, hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden karışık yorumlar aldı. Snyder'in bir sinematik evren yaratmayı amaçladığı ve onlarca yıldır geliştirdiği Rebel Moon, 2 bölümden oluşan bir filmdi. Bugün Rebel Moon: Part 2 The Scargiver ismi verilen ikinci bölümden ilk tanıtım fragmanı paylaşıldı. Rebel Moon: Part 2 - The Scargiver, isminden de anlayabileceğiniz üzere ilk filmin devamı olacak. Kurgusal bir galakside geçen ilk film, uzak bir aydaki barışçıl bir yerleşimin acımasız bir yöneticinin orduları tarafından tehdit edilmesini ve burada yaşayan bir yabancının hayatta kalmak için köylülerin en büyük umudu haline gelmesini konu ediniyordu. İkinci bölümün kadrosunda Sofia Boutella, Ed Skrein, Charlie Hunham, Jena Malone, Anthony Hopkins, Staz Nair, Djimon Hounsou, Michiel Huisman, Doona Bae gibi isimleri göreceğiz. İkinci bölüm, 19 Nisan 2024 tarihinde Netflix üzerinden bekleyenleriyle buluşacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/reddit-logosunu-degistirdi-h138959.html", "text": "Dünyanın en büyük forum sitelerinden Reddit, son birkaç gündür halka arz meselesi ile gündemde. Şirket, yıllardır uğraştığı meseleyi çözmeye yakınmış gibi görünürken, yeni bir adım daha attı. Yeniden markalaşma yoluna giden Reddit, logosunu da değiştirdi. Reddit'in logosunu bilirsiniz. Antropomorfik kırmızı renkli zemin üzerinde, platformun robot maskotu Snoo bulunur. Tahmin edebileceğiniz üzere bu durum yine değişmedi. Şirket, aynı rengi ve Snoo'yu kullanmaya devam ediyor. Ancak robot maskot, artık üç boyutlu bir tasarıma sahip. Reddit'in yeni logosundaki tek değişim, Snoo'nun üç boyutlu hale getirilmesi değil. Şirket, Reddit ibaresindeki yazı tipini de değiştirdi. \"d\" harflerinde görülen değişim, Reddit'e yeni bir hava katmış gibi görünüyor. \"Reddit Sans\" olarak isimlendirilen yazı tipine, Github üzerinden ulaşılabiliyor. Yazı tipine buradan ulaşılabilir. Reddit, yeniden markalaşma sürecinde cinsiyeti olmayan robot maskotu için bazı değişiklikler de yaptı. Bu değişikliklerle Snoo, tarihinde ilk kez parmaklara da sahip oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/redmi-12-inceleme-v2061.html", "text": "Eğer öğrenciyseniz Redmi 12 modelini 4.650 TL'ye satın alabilirsiniz. Peki bu telefon ihtiyaçlarınızı karşılayacak mı? Gelin yakından bakalım. Herkese iyi seyirler! - Ekran: 6.79 inç, LCD, FHD+ (2460 x 1080 piksel), 90 Hz, 550 nit - İşlemci: Qualcomm Snapdragon 4 Gen 2 - RAM: 4-6-8 GB (LPDDR4X) - Depolama: 128-256 GB (UFS 2.2) - Ön Kamera: 8 MP (f/2.45) - Arka Kamera: 50 MP + 2 MP (f/2.4) - Batarya: 5000 mAh (18W) - İşletim Sistemi: MIUI 14 (Android 13) - Bağlantı: 5G, Dual 4G, Wi-Fi 6, Bluetooth 5.1, GPS + GLONASS, USB Type-C - Boyutlar: 168.6 mm x 76.28 mm x 8.17 mm - Ağırlık: 199 gram"} {"url": "https://www.webtekno.com/redmi-13c-ozellikleri-fiyati-h139490.html", "text": "Xiaomi, Redmi markası altındaki yeni telefonu Redmi 13C'yi yakın zamanda duyurmuştu. Genel anlamda POCO C65'i andıran ancak bazı farklılıklarla gelen giriş seviye cihaz, şimdi de Türkiye'de satışa sunuldu. Redmi 13C, tahmin edebileceğiniz gibi giriş seviye olmasından dolayı çok iyi özellikler sunmuyor. Ancak fiyatına kıyasla kabul edilebilir olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca 9.500 TL altı fiyata sahip olması nedeniyle vergisiz telefon uygulamasına dahil olması da bir artısı. Normalde siyah, mavi, beyaz ve yeşil olmak üzere dört renk seçeneğine sahip telefon, Türkiye'de şimdilik siyah renk ile satışa sunuldu. Damla çentik tasarımıyla karşımıza çıkan Redmi 13C, 6,74 inçlik 90 Hz yenileme hızına sahip bir ekranla geliyor. Telefonun boyutları ise 168 mm yükseklik, 78 mm genişlik, 8,09 mm kalınlık ve 192 g ağırlık olarak karşımıza çıkıyor. İşlemci tarafında ise 12 nm MediaTek Helio G85 yonga setini görüyoruz. Ayrıca Arm Mali-G52 MC2 de GPU tarafında bizi karşılıyor. İşlemci, normalde 4/6/8 GB RAM ile eşleştirilmişti ancak Türkiye'de yalnızca 8 GB RAM satışa sunuldu. Depolamada da yalnızca 256 GB var. Kameraya baktığımızda arkada üçlü kamera kurulumunun bizi karşıladığını görüyoruz. Şirket, burada 50 MP ana ve 2 MP makro kamera kullanmış. Önde ise çentiğe yerleştirilen 8 MP'lik bir selfie kamerası bulunuyor. Redmi 13C, 18W şarj desteğine sahip 5000 mAh'lik bataryayla geliyor. Xiaomi, kutudan 10W güç adaptörüyle çıktığını, 18W'lığın ayrı olarak satıldığını ekliyor. Çift SIM, Bluetooth 5.3, USB Type-C, yan tarafa yerleştirilmiş parmak izi sensörü de diğer özellikler arasında. Son olarak kutudan Android 13 tabanlı MIUI 14'le çıktığını belirtelim. Redmi 13C, Xiaomi'nin resmi sitesi üzerinden satın alınabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/rekabet-kurumu-meta-threads-sorusturma-h139253.html", "text": "Rekabet Kurumu, sosyal medya devi Meta'ya yeni bir soruşturma başlattığını açıkladı. Yapılan resmi açıklamaya göre açılan soruşturmanın nedeni, bu kez Threads. Evet, Meta'nın X'e rakip mikroblog platformundan bahsediyoruz. Rekabet Kurumu açıklamasına göre Meta, Instagram ile Threads'i birbirine bağlayarak Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal etmiş olabilir. Bulguların ciddi ve yeterli olduğunu belirten Rekabet Kurumu, konuyu inceleyecek ve eğer rekabete aykırılık tespit ederse Meta'ya ceza kesecek. Meta Platforms, Inc.in, kullanıma yeni sunmuş olduğu Threads isimli uygulamayı, Instagram uygulaması ile bağlamak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal ettiği iddiasına yönelik yürütülen önaraştırma Rekabet Kurulunca karara bağlandı. Önaraştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitleri 23.11.2023 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; Meta Platforms Inc. hakkında soruşturma açılmasına, 23-54/1031-M sayı ile karar vermiştir. Önaraştırmada elde edilen bilgi, belge ve yapılan tespitleri 23.11.2023 tarihli toplantısında müzakere eden Rekabet Kurulu, bulguları ciddi ve yeterli bularak; Meta Platforms Inc. hakkında soruşturma açılmasına, 23-54/1031-M sayı ile karar vermiştir. Madde 6- Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması. a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması."} {"url": "https://www.webtekno.com/rekabet-kurumu-storytel-sorusturma-h136449.html", "text": "Birkaç ay önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Rekabet Kurumunun sesli kitap platformu Storytel'e soruşturma başlattığını aktarmıştık. Bugün konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Rekabet Kurumu, soruşturmayı tamamladığını açıkladı. Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Storytel ile anlaşıldığı ve böylelikle soruşturmanın sona erdiği belirtildi. Storytel, yapılan anlaşma kapsamında bazı yükümlülükleri üstlenecek. Bu arada; soruşturma kapsamında herhangi bir ceza uygulaması yapılmadığını belirtelim. Soruşturma süreci devam ederken, STORYTEL tarafından dosya içeriğindeki rekabet karşıtı endişelere yönelik olarak taahhüt sürecinin başlatılmasına ilişkin başvuruda bulunulmuş ve bu kapsamda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda nihai taahhüt paketi sunulmuştur. Taahhüt süreci sonucunda 30.11.2023 tarihli Kurul toplantısında dosyanın müzakeresi neticesinde; STORYTEL tarafından sunulan nihai taahhüt paketinde yer alan taahhütlerin, dosya kapsamında tespit edilen ve STORYTEL'in davranışlarından kaynaklanan rekabet sorunlarını giderebilecek nitelikte olması, kısa sürede yerine getirilebilir ve etkili şekilde uygulanabilir olması nedeniyle kabul edilmesine ve nihai taahhüt metnindeki taahhütlerin STORYTEL bakımından bağlayıcı hale getirilerek STORYTEL hakkında yürütülmekte olan soruşturmanın sonlandırılmasına 23-55/1076-380 sayı ile karar verilmiştir. -Taahhütlerin bağlayıcı hale geldiği tarihten önce yayınevleri/hak sahipleri ile imzalanmış ve bir yıl veya daha uzun süredir yürürlükte olan mevcut Seslendirme Lisans Sözleşmeleri, STORYTEL'e belirli bir kitabın sesli kitap formatını üretmek için münhasır bir hak sağlamayacak şekilde tadil edilecektir. -Taahhütlerin bağlayıcı hale geldiği tarihten önce imzalanmış ve bir yıldan kısa süredir yürürlükte olan mevcut Seslendirme Lisans Sözleşmeleri, ilgili sözleşmenin imza tarihinden itibaren birinci yılını doldurmasıyla beraber STORYTEL'e münhasır bir hak sağlamayacak şekilde tadil edilecektir. -Taahhütlerin bağlayıcı hale geldiği tarihten sonra imzalanan Seslendirme Lisans Sözleşmeleri, STORYTEL'e belirli bir kitabın sesli kitap formatını üretmek için münhasır bir hak sağlamayacaktır. -İçerik Dağıtım Sözleşmeleri aracılığıyla dağıtılan içerik üzerinde STORYTEL'e münhasırlık/tam ruhsat sağlanmayacaktır. -Seslendirme Anlaşmaları, Ses Sanatçılarının münhasıran STORYTEL için seslendirme yapması yönünde bir yükümlülük içermeyecektir. Madde 4- Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. - a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi, - b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, - c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, - d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, - e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, - f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Madde 6- Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. - a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, - b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, - c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, - d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, - e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması."} {"url": "https://www.webtekno.com/resident-evil-4-iphone-fiyati-h137515.html", "text": "Video oyun dünyasının sevilen isimlerinden Capcom, bir süredir ikonik video oyunu serisi Resident Evil 4 ile gündemde. Zira şirket, bu oyunun iOS sürümü ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor ve iPhone sahipleri, yıl sonuna doğru bu oyunla tanışma imkanı yakalayacaklar. Ancak eylül ayında sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, bu oyunun oldukça pahalıya mal olacağından bahsetmiştik. Bugünse konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Yapılan yeni bir açıklama, çıkış tarihini resmen gözler önüne serdi. Açıklamaya göre Apple kullanıcıları arasında büyük bir heyecan yaratan Resident Evil 4 için bir süre daha beklenecek. Edinilen bilgilere göre Resident Evil 4, 20 Aralık'ta iPhone ve Mac sahiplerinin beğenisine sunulacak. Oyunseverler, bu oyunda Resident Evil 4'ün hikayesinin yenilenmiş bir versiyonuna ulaşabilecekler. Tabii oyunun orijinal versiyonuna kıyasla görsel iyileştirmeler ve çeşitli optimizasyonlar da yapılacak. - iOS 17 işletim sistemi ve A17 Pro ile çalışan iPhone 15 Pro, - iOS 17 işletim sistemi ve M1 veya daha yeni bir işlemciyle çalışan iPad, - macOS 13.0 işletim sistemi ve M1 veya daha yeni bir işlemciyle çalışan Mac Resident Evil 4'ün iOS sürümü, PC ve konsoldan pahalı olacak... Resident Evil 4'ün iOS sürümü, aslında kullanıcılara ücretsiz olarak sunulacak. Ancak bu ücretsiz sürüm, bir demo versiyon gibi olacak. Oyunun tam sürümüne ulaşmak isteyenlerin, uygulama içi satın alım yöntemi ile ödeme yapması gerekecek. Mobil oyunlar için yapılacak ödemelere karşı nasıl bir görüş içerisinde olduğunuzu bilmiyoruz ancak App Store'daki fiyatlar akıl alır gibi değil. Zira iPhone'dan Resident Evil 4 oynamak isteyen bir oyunsever, PC ve konsol sürümden daha fazla ödeme yapmak zorunda kalacak. Resident Evil 4 App Store listeleme sayfasına buradan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/resident-evil-4-remake-iphone-ipad-mac-yayimlandi-h139480.html", "text": "2005 yılında piyasaya çıkan Resident Evil 4, oyuncuların genel olarak iyi hatırladığı yapımlar arasında yer alıyordu. Yenilenen oyunlar furyasından nasibini alan yapım, bu yılın mart ayından Resident Evil 4 Remake adıyla yeniden karşımıza çıkmıştı. Yeni versiyonda oyuna eşya yapma sistemi eklenirken oyunun grafiklerinde çok ciddi bir grafik iyileştirme söz konusuydu. Oyun şimdi Apple cihazlarda da oynanabilecek. Resident Evil 4, iPhone 15 Pro'da oynanabilecek. Cihazın içinde bulunan A17 Pro işlemci sayesinde bu model donanım hızlandırma ışın izleme teknolojisini destekleyebiliyor. Ayrıca GPU performansı da daha yüksek oluyor. Oyun aynı zamanda M1 ve daha sonraki dönemlerde çıkmış olan işlemcilere sahip olan iPad modellerinde de desteklenecek. Tüm Mac modellerinde de işlemciden bağımsız olarak oynanabilecek, bütün işlemcilerin performansı oyunu çalıştırmak için yeterli. Resident Evil 4, Apple App Store üzerinden ücretsiz olarak indirilebiliyor olsa da oyunun tamamına erişebilmek için belli bir fiyatın ödenmesi gerekiyor. 17 Ocak tarihinde sona erecek olan kampanya kapsamında oyun yarı fiyata alınabilecek. Ayrıca oyunun ek paketleri ve çeşitli silah paketleri de satın alınabilecek. Aşağıdan App Store fiyatlarına ulaşabilirsiniz. Böylece Apple ekosistemi bir başka AAA oyuna daha kavuşmuş oldu. Gelecekte Apple kullanıcılarının oyun anlamında daha büyük bir pazar yaratmaları durumunda bu türden yapımlar da bu platformu daha çok tercih edecektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/resmi-tatiller-h103536.html", "text": "Bir yılı daha ardımızda bırakmak üzereyiz. Peki, 2024 yılı içinde hangi günler resmi tatil? Gelin, hem çalışan hem de öğrenci kesimin yıl içindeki yoğunluktan nefes alma fırsatı bulabileceği resmi tatil günlerine bakalım. 2024 yılı, toplam 13 günlük resmi tatile sahip olacak. Yılın ilk tatili, elbette 1 Ocak, son tatil günü ise 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olacak. - 1 Ocak - Yeni yılın ilk günü, pazartesiye denk geldiğinden üst üste 3 gün tatil yapabileceksiniz. - Ramazan Bayramı - Salıdan cuma gününe kadar bayram tatili olacağından pazartesi yani arefe günü de izin alarak 9 günlük bir tatil yapabilirsiniz. - Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı - 22 Nisan günü alacağınız izin ile 19 Nisan'dan 23 Nisan'a kadar 4 günlük bir tatil yapabilirsiniz. - Emek ve Dayanışma Günü - 1 Mayıs, çarşambaya denk geliyor ancak öncesinde ya da sonrasında alacağınız 2 günlük izinle aralıksız 5 gün tatil yapabilirsiniz. - Kurban Bayramı - Bayram tatili çarşamba günü bitiyor olsa da perşembe ve cuma günleri izin alarak sadece 2 gün izin ile 9 günlük tatil yapabilirsiniz. - Demokrasi ve Milli Birlik Bayramı - 15 Temmuz, pazartesi gününe denk geldiğinden hiç izin kullanmadan 3 gün aralıksız tatil yapabileceksiniz. - Zafer Bayramı - 30 Ağustos günü, haftanın son çalışma gününe denk geldiğinden 3 gün aralıksız tatil yapabileceksiniz. - Cumhuriyet Bayramı - 29 Ekim, salı gününe denk geldiğinden pazartesi günü izin alarak aralıksız 4 gün tatil yapabilirsiniz. Yukarıdaki açıkladığımız tüm \"hafta sonunu resmi tatil ile birleştirme\" çözümlerini yaparsanız, yıllık izninizden 7 gün kullanarak toplamda 40 gün tatil yapabileceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/riyad-buyukelciligi-anitkabir-h139726.html", "text": "Geçtiğimiz gün Galatasaray-Fenerbahçe müsabakasının öncesinde yaşanan gerginlikle birlikte Riyad Büyükelçiliği de gündeme geldi. Büyükelçilik binasının, Anıtkabir'e benzemesinin altında yatan neden ise tasarımı daha da kıymetli hale getiriyor. Lafı daha fazla uzatmadan hem yapının tasarım sürecini hem de mimarı Ahmet Vefik Alp'i yakından tanıyalım. 1948 doğumlu Ahmet Vefik Alp, inşaat mühendisliği ve mimarlık üzerine aldığı eğitimlerin ardından yaptığı çalışmalar ile sadece Türkiye de değil dünyada da adından söz ettirmiş bir isim. Teksas, Rice Üniversitesinde hazırlamış olduğu tezin özetinin birçok dile çevrilmesi bile başarılarından sadece biri. Dünyaca ünlü tasarımların altında imzası bulunan Alp'in, 1982 yılında Suudi Arabistan'daki Kral Fahd Üniversitesine davet edilmesi ile de ülkedeki çalışmaları başlıyor. Rektör malikanesinden otele, çeşitli villalardan alışveriş merkezlerine kadar birçok projeyi hayata geçiren Alp, artık hepimizin bildiği üzere T.C. Riyad Büyükelçilik binasının da mimarı. T.C. Riyad Büyükelçilik binasının tasarımı, ders öyle değil böyle verilir dedirtiyor. Fotoğrafta gördüğünüz büyükelçilik binasına bakınca aklınıza direkt Anıtkabir geliyor değil mi? Bu bir tesadüf değil, Ahmet Vefik Alp'in düşünülmüş tasarımının hayata geçişi. Alp'in çizim dünyasının içerisinde aslında Suudilerin Ankara'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretlerde Anıtkabir'i ziyaret etmemeleri yatıyor. Alp, Suudilere olan kızgınlığının sonucu olarak Anıtkabir'i onların başkentleri yapıyor. Riyad Türkiye Büyükelçiliği, Türkiye'nin dış dünyada bulunan büyükelçiliklerin en büyüklerinden biri. Suudi Kral'ın, büyükelçiliği Cidde'den Riyad'a taşımak için yayımladığı fermanının üzerine, elçilik şehirdeki Kraliyet Sarayı'nın hemen yanına yerleştirildi. Her ülkeye ayrılan parsellerde, her ülkenin seçtiği mimar ve ekibi ile Suudi, Alman teknisyenlerin iş birliği içerisinde çalışıyordu. Hazırlanan elçilik binaları, katı bir yönetmelik çerçevesinde projelendiriliyordu. T.C. Riyad Büyükelçilik binasının proje onay süreci ise Arriyadh Development Authority, T.C. Dışişleri Bakanlığı ve T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından geçerek başladı ve yapının inşasına 1986'da geçildi. Türk-Osmanlı geleneksel motifleriyle bezenmiş yapı, yine milli mimarilerimizden de atıflar ile yerel Arap kültürünün mimari yorumu ile sentezlenerek yapıldı. Binanın dışında bulunan, Anıtkabir'i andıran geniş bloklar, Suudi-Alman mercileri tarafından en başında onaylanmasa da Büyükelçi Umut Arık'ın girişimleri, Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in Kral Fahd'a ile görüşmesi sonucunda onay alınıyor. 5 ayrı parsele yerleştirilen büyükelçilik binası ana arterde, görkemli bir konumda yer alıyor. Çevresinde ABD, Venezuela, Tunus ve Cibuti büyükelçiliklerine ait arsalar da bulunuyor. Yaklaşık 15 milyon dolar harcanan tesisin projesinde; büyükelçi konutu , kançılarya binası, 7 daireli hizmet bloğu, 24 ünite ve 4 bloktan oluşan lojmanlar olmak üzere toplamda 7 ayrı bina mevcut. Çalışmalar, dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Başbakanı Turgut Özel ve Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz tarafından takip ediliyor. Projelendirme ve yapım aşamasına ise süreç boyunca görev alan büyükelçiler de destek veriyor. Son dönemki Büyükelçi Yaşar Yakıl döneminde, 1990 yılında tesis tamamlanıyor. Yapımından yaklaşık 20 sene sonra büyükelçiliği ziyarete giden Alp, sürpriz bir şeyle de karşılaşıyor. Kançılarya binasının önündeki dekoratif havuzun, taşlarla doldurulmuş olduğunu görüp şaşkına uğruyor. 50 cm derinliğinde, aydınlatma ve fıskiye sistemi ile hem güzel bir görüntü hem de serinlik veren havuz, Bakımı zor oluyor. gerekçesi ile doldurulmuş. En güncel olayları göz önünde tutunca Bina duruyor. diye şükretsek yeridir. Değerlerimiz söz konusu olunca dün akşam neler olduğunu gördükten sonra Anıtkabir'e benzeyen yapıyı kabullenilmesi bile mucize gibi."} {"url": "https://www.webtekno.com/robot-yapimi-robotik-kodlama-kurs-h137329.html", "text": "Eskiden bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz pek çok şeyi artık günlük hayatımızın içinde yaşıyoruz. Bunlardan bir tanesi de robotlar. Tabii henüz etrafımızda insansı robotlar dolaşmaya başlamadı ama günümüzde pek çok sektörde aktif olarak robot teknolojilerinin kullanıldığını biliyoruz. Robot yapımı sürecinin de belki en önemli parçası elbette robotik kodlamadır. Robotik kodlama aslında bildiğimiz kodlama ama dijital dünyada oluşturduğunuz bu kodlar, robot yapımı ile gerçekten de bir robotun parçalarının nasıl çalışacağına dair komutlar veriyor. Bu nedenle farklı mühendislik alanlarında her geçen gün robotik kodlama beceri ihtiyacı da artıyor. Tabii kim bilir belki ileride evlerimizdeki akıllı nesneler için bile küçük kodlar yazmamız gerekecek. O yüzden en iyisi henüz erkenken robotik kodlama online kurslarına katılmak. - Ücretsiz robotik kodlama kursları: - mBlock&mBot ile Robotik Kodlama: mBot Dersleri - Arduino ile Robotik Eğitimi - Temel Arduino Eğitimi - Arduino ile Robotik Kursu - Mblock ile Blok Tabanlı Kodlama Öğreniyorum - mBot ile Robotik Programlama - Ücretli robotik kodlama kursları: - A'dan Z'ye Arduino Dersleri ve Robotik Kodlama Projeleri - Robotik Kodlama Eğitimi - Arduino ile Kapsamlı Robotik Kodlama - İleri Seviye Robotik Kodlama Eğitim Serisi - Projelerle Robotik Kodlama - Sıfırdan Arduino ve Robotik Eğitimi mBlock&mBot ile Robotik Kodlama: mBot Dersleri başlangıç seviyesine uygun bir kurs. Eğitim sonunda mBot sensörü kodlamayı, mBlock 5 yazılımı kullanmayı ve genel kurulum aşamalarını öğrenmiş olacaksınız. Bunların yanı sıra mBot üzerinde yaşanan bir hatanın çözüm yolları hakkında da temel bilginiz olacak. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Arduino ile Robotik Eğitimi için hiçbir ön hazırlığa ya da araca ihtiyacınız yok çünkü bu kurs Arduino kodlama merakı olan herkese açık. Eğitim, algoritma ve akış şeması gibi en temel bilgilerle başlıyor. İlerledikçe Arduino kartını ve programını tanımaya başlıyorsunuz. Yeterince öğrendikten sonra projeler geliştirmeniz mümkün. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Temel Arduino Eğitimi; robotik kodlamada temel seviyeye gelmek, temel Arduino bilgisine sahip olmak ve kendini geliştirip uzman olmak isteyen her yaştan kişiye hitap ediyor. Eğitimin sonunda bir Arduino donanımı ve yazılımı ile temel işlevleri yerine getirecek hale geleceksiniz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Arduino ile Robotik Kursu, Arduino kullanarak robot yapmak ve yeni projeler geliştirmek isteyenlere hitap ediyor. Öğrenmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum diyorsanız bu eğitim tam size göre. Kurs sonunda robotik dünyasında en sık kullanılan temel kodları öğrenmiş olacaksınız. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Mblock ile Blok Tabanlı Kodlama Öğreniyorum eğitimi sonunda animasyonlar oluşturabileceğiniz, oyun kurgulayabileceğiniz ve farklı robot kodları hazırlayabileceğiniz mBot programı hakkında temel bilgi sahibi olmuş olacaksınız. Kursa, kodlama meraklısı herkes katılabilir. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. mBot ile Robotik Programlama kursunda Scratch ve MBlock uygulamaları ile mBot'u kontrol etmeyi öğreniyorsunuz. mBlock ve mBlocky programlama dillerini öğrendiğiniz eğitim sonunda mBot programlaması yapabilecek ve mBot sensörlerini kullanabilecek hale geliyorsunuz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. En popüler robotik kodlama kurslarından olan A'dan Z'ye Arduino Dersleri ve Robotik Kodlama Projeleri ile Arduino kartlarını kullanmayı, nesnelerin internetini, elektronik devre çizim uygulamalarını, bilgisayar ve telefon kontrollü uygulamaları, kablosuz haberleşme yöntemlerini öğrenmiş olacaksınız. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Robotik Kodlama Eğitimi kursu sonunda C++ dilinin temel özelliklerini, Arduino sistemini, datasheet yapısını, VSCode PlatformIO yapısını, NodeMCU modülünü, Firebase veritabanı, OrangePi-PC pin çıkışlarını öğrenmiş olacaksınız ve ayrıca 25'den fazla robot kodlama projesi gerçekleştireceksiniz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Arduino ile Kapsamlı Robotik Kodlama kursu gerçekten de başlangıç seviyesinden tutup sizi uzmanlık seviyesine kadar çıkarmayı hedefliyor. Eğitim boyunca gerçekleştireceğiniz projeler sayesinde öğrendiklerinizin hiçbiri teoride kalmayacak, hepsini gerçek anlamda nasıl kullanmanız gerektiğini öğrenmiş olacaksınız. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. İleri Seviye Robotik Kodlama Eğitim Serisi özellikle nesnelerin internetine odaklı bir eğitim sunuyor. Akıllı ev eşyalarının dünyasına gireceğiniz eğitim sonunda bir sesli asistan uygulaması yapacak ve sesli komutlar sayesinde pek çok farklı elektronik işlemi gerçekleştirebileceksiniz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Projelerle Robotik Kodlama kursu temelden, algoritma mantığı ile başlıyor. Python ile tanışacağınız kursta Arduino sistemi ile neler yapabileceğinizi göreceksiniz. 3 boyutlu tasarımdan baskı sürecine ve yazıcıyı kullanmaya kadar pek çok konuda gerçek bir uzman olarak bu eğitimi tamamlayabilirsiniz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Herhangi bir programlama bilginiz olmasa bile Sıfırdan Arduino ve Robotik Eğitimi kursu ile birlikte bu dünyaya hızlı bir giriş yapacaksınız. Temel algoritma bilginiz varsa işiniz daha kolay ama yine de sıkı çalışırsanız kurs sonunda saksı sulama sistemi, trafik lambası ve hatta yılan oyunu yapabilirsiniz. Kurs hakkında çok daha detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Robot yapımı sürecinin en önemli parçası olan robotik kodlama eğitimi alabileceğiniz en iyi online kurslardan bazılarını listeledik. Emin olun eğer gerçekten sıkı çalışırsanız birkaç eğitim sonunda bir uzman olmamak için hiçbir nedeniniz yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/rockstar-games-hack-gta-5-kaynak-kodlari-sizdirildi-h139584.html", "text": "Son dönemlerde daha çok GTA 6 ile gündemde olan Rockstar Games, görünüşe göre tarihinin en büyük sızıntılarından biriyle karşı karşıya. Siber saldırıya uğrayan şirketin, 2013'te yayımladığı GTA 5 oyununun tüm kaynak kodları sızdırılmış durumda. GTA 5'in kaynak kodlarının sızdırılması, tek başına çok büyük olay olarak görünmeyebilir. Ancak sızdırılan kodlardaki detaylar, bu gelişmeyi çok önemli hale getiriyor. Zira kaynak kodlarda GTA 6 ve Bully 2 gibi oyunlarla ilgili bazı bilgiler de yer alıyor. Şirketin sosyal medya hesaplarına baktığımızda herhangi bir açıklama yapılmadığını görüyoruz. Sızdırılan kaynak kodları, GTA 6'nın \"Project Americas\" adıyla kodlandığını gözler önüne seriyor. Aslında bu bilgi çok yeni değil. Geçmişte de benzer iddialar gündeme gelmişti. Ayrıca Rockstar Games, GTA 5 kaynak kodlarında Bully 2'ye atıfta bulunuyor. Şirket, bu oyunla ilgili hiçbir açıklama yapmadı ancak Bully 2, arka planda geliştiriliyor gibi görünüyor. Rockstar Games'in bu verileri ne zaman kaptırdığı belli değil. Ancak bazı kaynaklara göre saldırı, yakın bir geçmişte yaşanmadı. Zira iddialara göre kaynak kodlar, 2022 yılından beri Discord üzerinde el değiştirip duruyor. Rockstar Games'ten konuyla ilgili yeni bir açıklama gelmesi halinde sizi yeniden bilgilendireceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/rockstar-hack-tum-dosyalar-sizdirilacak-h139639.html", "text": "Rockstar Games, yakın zamanda son dönemlerin en büyük siber saldırılarından birine hedef olmuştu. Firmanın çok popüler olan yapımı GTA V'in kaynak kodları, geçtiğimiz günlerde sızıdırılmıştı. Daha sonra da bu dosyalarda sadece GTA V kodlarının olmadığı ortaya çıktı. Hacker tarafından dün paylaşılan toplam 4 GB'lık dosyaların arasında GTA 6, Agent, Bully 2, Midnight Club 5 gibi yapımlara dair bilgiler de bulunuyordu. 200 GB'lık verinin tamamının sızdırılması durumunda Rockstar bundan çok büyük zarar görecektir. Öte yandan paylaşılan dosyalar arasında çalışanların iş e-mail adreslerinin de yer aldığı ortaya çıktı. Tam 1158 çalışana ait çalışan bilgileri ve mail adresleri de sızıdırlan kodların araında yer alıyor. Kodların arasında bu türden bilgilerin aslında olması pek beklenen bir şey değilse de Rockstar burada bir ihmal kurbanı olmuş gibi gözüküyor. Bu sızıntılar bir defa ortaya çıktıktan sonra oyunların pazarlanmasından geliştirilmesine, telif haklarından gizlilik anlaşmalarına her açıdan firmalar için sorun yaratabiliyor. Bu yüzden de firmalar bu tür sızıntılar olmaması için ciddi çabalar gösteriyor. Ayrıca sızıntılar eksik ya da hatalı bilgilerin ortalıkta dolaşmasına da neden olabiliyor. Bu yüzden de oyunların yapım maliyetleri oldukça artabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/royal-match-candy-crush-i-tahtindan-indirdi-h139578.html", "text": "Mobil oyunlar arasında yükselişini sürdüren Royal Match, İstanbul merkezli Drema Games tarafından geliştirildi. Küçük bir ekibin oyun geliştirme girişiminin sonucunda yılların oyunu Candy Crush, uzun aradan sonra ünvanını Royal Match'e kaptırdı. App Store ve Google Play Store'da kullanıcıların oyun içi harcamalarını rapor halinde sunan araştırma şirketi Data.ai'nın verilerine göre Royal Match, temmuz ayında en çok hasılat yapan oyunlar arasında birinci sıraya yükseldi ve bu sırasını halen koruyor. 2 yıl içinde Candy Crush'ı geçmeyi başardı. Activision Blizzard tarafından geliştirilen Candy Crush, 2012'de oyunseverler ile buluşmuştu. Piyasaya ilk sunulduğu dönemlerde ilk sıralara sadece altı ay giremedi. Ancak sonrasında pek çok kişi tarafından oynanmaya başlayıp popüler olunca, en çok ciro yapan oyunlar arasında ilk sıraya yerleşti. 2012'den bu yana 20 milyar dolardan fazla ciro yaptığı biliniyor. Candy Crush'ın yerini Royal Match almaya başladı. Temmuz ayından bu yana en çok hasılat yapan oyunlar arasında birinci sırada yer aldı. Oyunun 55 milyon aktif kullanıcısının olduğu bildirildi. Dream Games kurucularından ve aktif olarak CEO pozisyonunda yer alan Soner Aydemir, oyunla ilgili yaptığı açıklamalarda pek çok veri paylaştı. Aydemir, uygulama mağazalarının satış komisyonu politikası öncesi oyunun yıllık brüt satış hasılatının 2 milyar doları aştığını belirtti. Royal Match, Temmuz 2023'ten bu yana Candy Crush'ın aktif olarak 160 milyon kullanıcısının olmasına rağmen daha çok gelir elde etti. Aydemir, Peak Games'i kurduktan sonra ünlü oyun yapımcısı Zynga'ya sattıktan sonra Dream Games'i kuruyor ve Pixar'ın kurucularından Ed Catmull'u stratejik danışman olarak kadrosuna alıyor. Ed Catmull, oyunu oynadıktan sonra grafiklerin etkileyici olduğu ve oyunda 5.000. seviyeyi aştığı belirtildi. Dream Games'in ekibinde aktif olarak 200 çalışan yer alıyor. Ekibin bu başarısının arkasında ilginç bir etmen yatıyor. Aydemir, yaptığı açıklamada şirketin 35 kişilik bir sinema salonunun olduğunu ve tüm ekibin düzenli olarak film seyrettiğini söyledi. Ekip, film izledikten sonra projelerinde saatlerce neyin iyi ve neyin kötü olduğunu tartışıyor. Ardından piyasada beğenilmeyen oyunları oynayıp neden beğenilmediği hakkında fikir yürütüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/rug-pull-hali-cekme-dolandiriciligi-nedir-h138931.html", "text": "Bunlara rug pull ya da halı çekme dolandırıcılığı deniliyor. Bir diğer adı da exit scam yani çıkış dolandırıcılığıdır. Bu tarz dolandırıcılıkların en fazla görüldüğü zamanlar boğa dönemleridir. Rug pull dolandırıcılıkları; yüksek vaatlere sahip ya da çok başarılı olabilecek bir kripto varlığın arkasındaki geliştiricilerin, takımın ya da yöneticilerinin bir anda tüm yatırımcıların parasını alıp kaçmasıdır. E tabii durum böyle olunca projenin yatırımcıları tüm paralarını bir anda kaybetmiş oluyor. İlk olarak rug pull dolandırıcılıkları kripto aleminde sıklıkla görülür. Bu tarz projelerin token'leri genellikle merkeziyetsiz borsalarda işlem görürler. Aniden ortaya çıkarlar ve hatta geleceğin Bitcoin'i ya da Ethereum'u olarak adlandırılırlar. Takımı ve kurucuları anonimdir, kilitli token'leri yoktur, çok yüksek getiri vadederler ya da kısa sürede fiyatın 'Ay'a çıkacağı' iddia edilir. Yatırım yapmayı düşündüğünüz bir kripto varlık projesi bu tarz tehlike işaretlerine sahipse daha fazla araştırma yapmalı ve belki de yatırım yapmamanız ya da yatırımınızı küçültmeniz gerekir. CertiK tarafından yapılan bir araştırma, 2020 ve 2023 yılları arasında yaşanan 40 rug pull dolandırıcılığına odaklandı. Dolandırıcıların toplamda 12 milyon dolara kadar para çaldığını tespit etti. Bu araştırma, ayrıca 40 dolandırıcılığın 25'inde proje takımının kaçtığını, 4'ünde proje geliştiricilerinden birinin yatırımcıları dolandırdığını, 6'sından da proje kurucusunun sorumlu olduğu ve geri kalan 5'i ise sınıflandırılamayan diğer nedenler ile projenin rug pull yaptığını tespit etti. Bunlara ek olarak rug pull dolandırıcılıklarının ortalama 93 gün sürdüğünü ve sonra projenin fişinin çekildiğini tespit ettiler. Aslında Türk kripto varlık yatırımcıları Thodex skandalı yüzünden rug pull dolandırıcılığına alışık ancak buna birazdan değineceğiz. Şimdiye kadar yaşanan en büyük rug pull dolandırıcılıklarına, kurucularının kimler olduğuna, ne kadar çaldıklarına ve bu sahtekarlığın arkasındakilerin tutuklanıp tutuklanmadığına bakalım. Dünyanın en büyük rug pull dolandırıcılığı OneCoin. - Kurucusu kim: Ruja Ignatova - Ne kadar çalındı: 4 milyar dolar - Tutuklandı mı: Hayır Hepimizin aşina olduğu Thodex de aslında bir rug pull dolandırıcılığıydı. - Kurucusu kim: Faruk Fatih Özer - Ne kadar çalındı: 2 milyar dolar - Tutuklandı mı: Evet AnubisDAO dolandırıcıları, 24 saat bile geçmeden yatırımcıların paraları ile kaçtı. - Kurucusu kim: Bilinmiyor - Ne kadar çalındı: 60 milyon dolar değerinde Ethereum - Tutuklandı mı: Hayır Popüler Netflix dizisinden esinlenerek çıkarılan SquidGame Token, yatırımcılarını derinden üzdü. - Kurucusu kim: Bilinmiyor - Ne kadar çalındı: 3 milyon dolar - Tutuklandı mı: Hayır Projenin tüm Mutant Ape Planet NFT'leri satılınca kurucusu rug pull yaparak kaçmaya çalıştı. - Kurucusu kim: Aurelien Michel - Ne kadar çalındı: 2,9 milyon dolar - Tutuklandı mı: Evet Rug pull dolandırıcılık örneklerine uzaktan bakarsanız projeye yatırım yapan herkesin sanki bir anda zengin olacak gibi tanıtıldıklarını fark edeceksiniz. Bir kripto varlık projesinin rug pull yapmayacağının ilk göstergesi ise, projenin arkasındaki kurucuların ve geliştiricilerin kimliğinin kamuya açık olmasıdır. Örneğin, piyasa değeriyle en büyük ilk 10 kripto varlığa bakarsanız bunların kurucuları ve geliştiricileri bellidir ya da Bitcoin gibi tanınmış merkeziyetsiz varlıklardır. Bundan sonra token'lerin yüzde kaçının proje takımı tarafından tutulduğuna bakmak gerekir. Projenin kurumsal yatırımcıları varsa onların kim olduğuna bakmak da önemlidir. Son olarak projenin bir yol haritasına sahip olması da bir artıdır. Bunlar dışında büyük kripto varlık borsalarından listelenmesi, yatırımcı topluluğunun büyük olması ve projenin tamamen merkeziyetsiz olması gibi noktalarda bir artıdır. Rug pull dolandırıcılığının örneklerine ve karakteristiğine baktıktan sonra artık benzer tehlike işaretleri veren kripto varlık projelerini çok daha iyi tespit edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/rusya-47-yil-ay-ilk-gorev-baslatti-h136563.html", "text": "Dünya, yeni bir uzay yarışının içine daha girdi. Çin, ABD, Rusya ve artık Hindistan, bu kez Ay'a sadece ayak basmak değil, bilim kurgu filmlerini gerçeğe döndürecek şekilde burada bir üs inşa etme hayali içinde. Bugün, bu aktörlerden birisi yarışa somut olarak dahil oldu. Rusya, 1976'dan bu yana Ay'ın yüzeyine ulaşmak üzere ilk görevi için yeşil ışığa bastı. Luna 25 görevi, Soyuz 2.1v roketi ve Luna 25 uzay aracının fırlatılmasıyla başladı. Uzay aracının 21 Ağustos'ta Ay'a inmesi planlanıyor. Luna 25, paylaşılan bilgilere göre Ay'ın güney kutbunda operasyon gerçekleştirecek. Bu bölge, yakın zamanda tüm ülkelerin odaklandığı ve görev planladığı bir bölge haline dönüştü. Zira Ay'ın bu bölgesinde, Güneş ışığından uzak yerlerde buz izlerine rastlandı. 1,8 ton ağırlığındaki uzay aracı, ve Ay yüzeyinin en fazla 15 santimetre derininden kaya örnekleri toplayacak. Aynı bölgeye henüz geçtiğimiz ay Hindistan da bir uzay aracı fırlatmıştı. Chandrayaan-3 adlı uzay aracının da 23 Ağustos'ta Ay'a inmesi bekleniyor. Dört büyük ülkenin yanı sıra Japonya ve Avrupa Birliği de Ay'ın güney kutbuna yönelik görevlerini başlatmıştı. Ancak hiçbir ülke henüz inişi gerçekleştirerek başarılı bir göreve imza atamadı. Hindistan'ın Chandrayaan-2 görevi ve İsrail'in bir başka görevi 2019 yılında, Japonya'nın görevi ise geçtiğimiz yıl başarısızlıkla sonuçlanmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/rusya-ay-gorevi-luna-25-basarisiz-oldu-h136769.html", "text": "Ülkelerin Ay'a ulaşma çabalarının bir tanesi daha sonuçsuz kaldı. Rusya'nın 2015 yılında duyurduğu Luna-25 misyonu başarısız oldu. Ruslar, bu uzay misyonu ile Ay'ın güney kutbuna inmeyi ve burada araştırmalar yapmayı planlıyordu ancak planlar, yaşanan kazadan sonra suya düşmüş oldu. Luna-25 isimli uzay aracını 11 Ağustos'ta fırlatan Rusya Federal Uzay Ajansı , Ay yüzeyine başarılı bir indirme yapmayı amaçlıyordu. Robotik uzay aracı, Ay'ın yüzeyine indikten sonra buzla kaplı olduğu düşünülen yerde delil arayacaktı. Aslında misyon önemliydi çünkü Ay'da su bulunursa, uzay savaşlarında yeni bir dönem başlayacak. Öyle ki ülkeler, Ay'a kurmayı planladıkları üslerde Dünya'dan su taşımak zorunda kalmayacaklar ki bunun ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz. Luna-25 misyonunun başarısız olduğuna ilişkin ilk bilgiler, Rus medya kaynakları aracılığıyla servis edildi ancak Roscosmos, açıklamayı saatler sonra yaptı. Yetkililer, \"Luna-25 öngörülemeyen bir yörüngeye girdi ve Ay'ın yüzeyiyle çarpışması sonucu kullanılamaz hale geldi.\" şeklinde bir açıklama yaptılar. İlginç bir şekilde, Roscosmos'un internet sitesine erişim de an itibarıyla kapalı. Buradaki bağlantıya ulaşmak isterseniz, 403 hatası alırsınız. Rusya bu kez Ay'a ulaşamamış olsa da 1966 yılında önemli bir gelişme yaşanmıştı. Sovyetler Birliği, o yıllarda Ay'a gönderdiği bir uzay aracı ile Ay'dan toprak numuneleri topladı ve bu numuneleri Dünya'ya getirmeyi başardı. Ülke, o günden sonra da Ay'a başarılı bir şekilde gidemedi. Rus yetkililer, en azından şu an için başarısız oldukları uzay misyonunu ne zaman tekrarlayacaklarına ilişkin bir açıklama yapmadılar."} {"url": "https://www.webtekno.com/ruya-gorurken-bile-calismanin-bir-yolu-bulunmus-olabilir-h139034.html", "text": "Ortalama bir insan, ömrünün üçte birini uyuyarak geçiriyor. Prophetic adlı bir girişim ise bu süreci de insanların üretim yapmak, çalışmak için kullanabilmesinin yolunu keşfettiğini iddia ediyor. Firmanın Halo adını verdiği kafa bandı, kullanıcılarının lüsid rüya ya da berrak rüya adı verilen rüyalarında çalışabilmelerini sağlıyor. Yani iddiaları bu yönde... Berrak rüya ya da lüsid rüya, özellikle parapsikoloji ve metafizik çalışmalarında sık sık kullanılan bir kavram. Çok çok basit bir şekilde açıklamak gerekirse bu tür rüyalarda bir rüyada olduğumuzun farkına varıyoruz. Genelde insanlar rüya gördüklerini fark ettiklerinde uyanır veya rüyalarını kontrol edemez. Firmanın amacı ise rüyaların kontrolünü insanlara vermek. Şirketin kurucusu ve CEO'su Eric Wollberg, Fortune'a yaptığı açıklamada \"tek kısıtlayıcı faktör hayal gücünüz\" derken, geliştirdikleri teknolojinin kullanım alanlarına örnek olarak bir CEO'nun gerçekleştireceği yatırımcı toplantısını rüyalarında test edebileceğini, bir sporcunun farklı oyunları deneyebileceğini ve bir web tasarımcının farklı temalar oluşturabileceğini gösteriyor. Aslında lüsid rüyaları kontrol edebilmeyi ve böylece daha verimli olabilmeyi sağladığını iddia eden başka ürünler de bulunuyor ancak yine de bu alanda kendini ispatlamış bir ürün olmadığından yeni projeler ortaya çıkmaya devam ediyor. Prophetic ise yaratıcılık ve sorun çözme yeteneklerine odaklanarak farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor. Lüsid rüyalar spesifik sorunları çözmek için değil, daha yaratıcı ve akla gelmemiş çözümleri ortaya koyabilmek için kullanılacak. Örneğin bir mühendis, karşılaştığı soruna matematiksel bir cevap bulmayacak, sorunu çözmek için alternatif yol bulacak. İlk tasarımlara göre Halo'yu bir taç gibi başımıza takacağız. Sonrasında da Halo, beynimizin lüsid rüyalarla ilgili kısmına ultrasonik dalgalar gönderecek. Bu dalgalar da beynimizin lüsid rüyalarla ilgili kısmını tetikleyecek. Halo'yu geliştiren ekipte, Neuralink'in N1 adlı cihazının geliştirilmesinde de görev alan Card79 kurucusu Afshin Mehin de yer alıyor. Yani ekip ne yaptığını biliyor gibi gözüküyor. Her ne kadar Wollberg amaçlarının rüyaları kontrol edebilmek olduğunu söylese de teknolojiden şüphesi olanlar da yok değil. Montreal Üniversitesinden uyku ve rüya uzmanı olan Psikoloji Profesörü Antonio Zadra, rüyaların kontrolü için \"O kadar da basit değil\" diyor. Zadra'ya göre rüyada olduğunu fark eden birinin rüyada kalması kolay değil. Halo'nun lüsid rüyaları tetikleyebilmesinin rüya kontrolünü garanti etmediğini söylüyor. Wollberg ise bu iddialara karşılık ön korteks aktivasyonu ile lüsid rüyaları kontrol edebilme becerisi arasındaki bağı ortaya koyan çalışmaları işaret etti. Yine de bu çalışmaların neredeyse tamamı, konuyla ilgili daha detaylı incelemeler yapılmasını da salık veriyor. Prophetic'in geliştirdiği cihaz, Hollanda'daki Donders Enstitüsünün çalışmalarına dayanıyor. 2024 yılında tamamlanacak olan çalışmalar ile Halo'nun özel olarak odaklanacağı kısımlar da belli olacak. 1500 ila 2000 dolar arasında bir fiyatı olacak olan Halo için 100 dolar ödeyerek ön sipariş sırasına girmek mümkün. Firma tam bir sayı vermemiş olsa da bu sistemden birkaç yüz bin dolarlık kazanç elde ettiklerini açıklamaları, şimdiden binlerce kişinin Halo için sıraya girdiğini gösteriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/saatlerin-arkasindaki-parca-neden-donuyor-h138587.html", "text": "Asıl ilgi alanımıza koyduğumuz akıllı saatleri gelin bir kenara bırakalım ve yüzlerce yıllık tarihiyle bu zamanlara ışık tutan asıl saatlere dönüş yapalım. Evet, otomatik saatlerden bahsediyoruz. Daha önce çoğu saatin kadranında yer alan quartz ibaresine değinmiş, bunun anlamını sizlerle paylaşmıştık. Öncelikle mekanik saatlerimiz 'kurmalı' ve 'otomatik' şeklinde ikiye ayrılıyor. Kurmalı saatleri, hepimizin aşina olduğu şu civciv oyuncağı gibi düşünün. Yanındaki koldan ne kadar çevirirsek, oyuncağın içinde de o kadar enerji birikiyor ve bıraktığımızda da bu biriken enerji sayesinde civciv ilerliyor. Doğal olarak da enerji bittiğinde duruyor ve tekrardan kurmamız gerekiyor. Biz de kurmalı saatimizi ayarladığımız tepe kısmını çevirdikçe mekanizma içindeki ana yayı geriyoruz ve bu da bir yere kadar gerçekleşiyor. Biz çevirdikçe de enerji biriktiğinden dişliler dönüyor, saat çalışıyor ve enerji bittiğinde tekrardan saati kurmamız gerekiyor. Kimileri saatle arasında bir bağ olduğunu düşünerek bunu sevdiğini belirtirken kimileri de bunu bir yük olarak görüyor. Yük olarak görenler için de saat üstündeki \"automatic\" ibaresi devreye giriyor. Otomatik saatler, tıpkı kurmalı saatlerde olduğu gibi dişliler ve yaylarla çalışan bir mekanizmaya sahip. Fakat kurmalıların aksine, saatin enerjisi bittiğinde çıkarıp tekrar tekrar kurmak zorunda olmuyorsunuz. Bu saatlerin mekanizması, siz gündelik olarak saatinizi kullanırken enerji biriktirecek şekilde tasarlanıyor. İçeriğimizin odak noktası olan 'rotor' isimli parça da burada devreye giriyor. Kimilerinin görsellikten ibaret sandığı bu kritik parça, temelde mekanizma için bir ağırlık görevi görüyor. Kendisi hareket ettikçe, küçük miktarlarda enerji depolayarak saatin devamlılığını sağlıyor. Bu saatler durduğunda, tekrar çalıştırmak için elinize alıp dairesel şekilde sallamanız yeterli oluyor. Bunun ardından söz konusu saatleri gün içinde rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. Zira siz gündelik işlerinizi hallederken hareket ettiğiniz için rotor da dönüyor ve enerji depoluyor. Bu sayede saat diri kalıyor. Hem kurmalı hem de otomatik saatler, yay üzerinde biriken enerjinin salınımıyla çalışıyor. Fakat kurmalı saatlerde siz bu yayı elle spiral şeklinde gererken otomatik saatlerdeki rotor, birbirine bağlı dişliler vasıtasıyla sizi uğraştırmadan bunu gerçekleştiriyor. Yani saatlerin arkasında gördüğünüz bu parça, döndükçe yayı geriyor ve bu sayede saatiniz çalışıyor. Bu durum, 70'li ve 80'li yıllarda büyük bir problemdi. Bu yılların başlarında ortaya çıkan quartz saatler, pilleri bitene kadar oldukça isabetli bir şekilde zaman tuttukları için mekanik saatleri adeta haritadan siliyordu. Biz bugün telefonumuzu çıkarıp saati öğrenebiliyoruz ve bu yüzden de zaman takibi, büyük bir meseleymiş gibi gelmiyor. Fakat o dönemde saatlerin iyi zaman tutması kritik önem taşıdığından; özellikle de İsviçreli saat üreticileri, zamanı en uzun ve en isabetli tutan saatler konusunda birbirleriyle yarışıyordu. En popüler üreticilerden Seiko ise, başlattığı Quartz Devrimi ile mekanik saatlere nazaran hem daha çok sayıda hem daha ucuz hem de daha iyi zaman tutan saatlerin üretilmesine ön ayak olmuştu. O zamandan bu zamana; başta Casio, Citizen ve Seiko gibi markaların pilli saatleri yaygınlaştı. Bu üreticilerin ele geçirdiği pazardan payını almak isteyen İsviçreli üreticilerin cevabı ise lüks saatlere göre görece ucuz olan ve herkese uygun -çoğunlukla- quartz saatler üreten Swatch markası oldu. Günümüzde şirket; Omega, Blancpain, Tissot ve Longines gibi birbirinden derin tarihe sahip olan lüks saat üreticilerini çatısı altında tutuyor. Bu bağlamda kendisini Volkswagen gibi düşünebiliriz. Ufak tarih dersimizle birlikte içeriğimizin sonuna geldik. Bu alana yönelik merak ettiklerinizi yorumlar kısımda belirterek bir sonraki içeriğimizin konusunu belirleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/sahte-bitcoin-etf-onayi-haberi-piyasalari-alt-ust-etti-h137891.html", "text": "Kripto para piyasaları, uzun bir zamandır akümülasyon sürecinde. Yani hem Bitcoin hem de diğer kripto varlıklar, genel anlamda oldukları yerde sayıyorlar. Yeni yatırımcının girmekte tereddüt ettiği kripto varlık piyasaları, önemli haber akışları sağlanmadığı için de yükseliş trendine giremiyor. Ancak piyasaların uzun zamandır bekledikleri bir haber var. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu , çeşitli firmaların ETF başvurularını görüşüyor. Bilmeyenler için hemen açıklayalım; ETF onayları geldiği zaman, 1 trilyon doları aşan fonlar piyasa girmiş oluyor. BTC ve diğer kripto varlıklar, bu devasa paralardan üzerlerine düşeni alıyorlar ve yükseliş trendi başlıyor. İşte geçtiğimiz dakikalarda, bununla ilgili büyük bir skandal yaşandı. Dünyanın en büyük varlık yöneticisinin Bitcoin ETF'sinin onaylandığı iddia edildi! Kripto varlık camiasının bilindik haber kaynaklarından Cointelegraph, sosyal medya hesaplarında önemli bir açıklama yaptı. Haber kaynağı, dünyanın en büyük varlık yöneticisi olan BlackRock isimli şirketin \"iShares\" olarak adlandırdığı yatırım fonu koleksiyonu için ETF onayı aldığını söyledi. BTC, bu haberin yayılması üzerine çok ciddi bir şekilde yükselmeye başladı. Haberden önce 27 bin dolar bandında fiyatlanan BTC, haberle birlikte 30 bin doların üstüne çıktı. ETF onayı haberinin servis edilmesine paralel olarak başlayan yükseliş, piyasaların bir anlık heyecanlanmasına neden oldu. Elbette bu yükseliş, başta BTC olmak üzere pek çok kripto varlıkta \"short\" işlem açan kullanıcıların likidite olmasına yol açtı. Yani vadeli işlem açan kullanıcılar, paralarını kaybettiler. Edinilen bilgilere göre likidite olan işlemlerin toplam tutarı, 100 milyon doların üzerinde... Haberin yalan olduğu anlaşılınca her şey tersine döndü! Cointelegraph'ın açıklamasından dakikalar sonra BlackRock'tan bir açıklama geldi. Dev şirket, söz konusu açıklamanın gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Yani SEC, iShares Bitcoin ETF'sine onay vermemişti. İşte bu açıklama üzerine işler tam tersine döndü. 27 bin 900 dolar seviyesine kadar gerileyen BTC, piyasaların yeniden düşüş trendine girmesine yol açtı. X'te 2 milyon civarı takipçiye sahip olan Cointelegraph'ın bu yalan haberi neden servis ettiğini kimse bilmiyor. Üstelik kurumun sosyal medya hesaplarına baktığımızda paylaşımların devam ettiğini görüyoruz. Bu ilginç olay, kripto piyasaları için regülasyon çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor..."} {"url": "https://www.webtekno.com/sakat-futbolculari-sahaya-donduren-igneler-h138737.html", "text": "Futbolda, tüm sporlarda olduğu gibi darbeye bağlı ya da zorlanma sebebiyle istenmeyen durumlar yaşanıyor ve sakatlanmaların çoğunluğu bacak, ayak ve kafa bölgelerinden gerçekleşiyor. Sporcuların doksan dakika boyunca zorladıkları kas, kemik ve lifler sonuç olarak tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyabiliyor. Bugün ciddi yaralanmalarla karşılaşıldığında problemi kısa sürede çözen tedaviler uygulanabiliyor olsa da sağlıklı bir iyileşme için zamana ihtiyaç duyuluyor. İyileşme zamanını değerlendirebilme amacıyla da tedaviyi hızlandıran iğneler uygulanabiliyor. Kısa vadede ağrıyı dindiren bu iğnelerin kullanımı ise uzman ekibin ve sporcunun kararlarıyla belirleniyor. Oyuncuların sezonun en yoğun olduğu anda sakatlanması durumunda sporcu ve takım için en hızlı ve sağlıklı çözümler düşünülüyor. Sporcunun tedavisinde tüm değerleri kontrol ediliyor ve iyileşmenin çok uzun olabileceği süreçlerde, bazı riskler kabul edilebiliyor. Bölgeye hızla müdahale eden iğneler maalesef maça çıkıldığında acısız bölgenin tekrar zarar görme riskine kapı açabiliyor. Henüz iyileşme sürecinde olan bölgenin yeniden zorlanması ise kalıcı hasarlara bile yol açabilecek riskler bulunduruyor. Futbolcunun ve uzmanların birlikte verdikleri kararlarda bu gibi risklerin tamamı değerlendiriliyor. Değerlendirilen risklerin kabul edilip oyuna devam edilmesi ise bizlere \"Gerekli mi?\" sorusunu sorduruyor. Sporcuların bireysel olarak kullandığı ilaçları ve kamuoyuna spor kulüpleri tarafından paylaşılmayan sağlık uygulamaları bulunuyor. Doktor-hasta gizliliğindeki gibi paylaşılmaması gereken bilgiler var olsa da kulüpler aralıklarla sporcuları hakkında sağlık raporları yayınlıyor. Futbolcuların birlikte çalıştığı spor alanında uzmanlaşmış doktorlar bulunuyor ve sağlık raporlarında belirtilmese de sporcunun kariyeri boyunca özenli bir çaba devam ediyor. Futbolcular arasında yapılan kısıtlı araştırmalar bize çok büyük bir çoğunluğun herhangi bir doping etkisi olmayan kortizonlu ağrı kesici ilaçlar kullandığını gösteriyor. Aspirin'in de içinde olduğu bu ilaç grupları, oyuncunun maça ağrısız dönmesini sağlıyor. Tedavinin büyük bir kısmının yaralanmanın boyutuna göre değişebileceğini unutmamalıyız. İğneleri; tedavi eden, ağrıyı kesen ve ikisini de aynı anda yapan ilaçlar olarak kendimizce gruplara ayırabiliriz. Bahsedeceğimiz iğnelerin tedaviye yardımcı, yaralanmaların genelinde kullanılan ilaçlar olduğunu bilmeliyiz. Ağrı kesici ve iltihap önleyicilerde NSAID ilaçlar tercihlerde başı çekiyor. Erken tedavide ise PRP adı verilen trombosit bakımından zengin iğneler ve kortizonlu ilaçlar gözümüze çarpıyor. Geçtiğimiz haftalarda Icardi de benzer bir sakatlıkla karşılaşmıştı. Trendyol Süper Lig'in 9. haftasında Galatasaray ve Beşiktaş arasında oynanan derbide sarı-kırmızılıların 30 yaşındaki forveti Mauro Icardi, yaşadığı bir sakatlık sonrası sahadan topallayarak ayrılmıştı. Sevenlerini korkutan sporcu, Ferhat Göçer'i bile harekete geçirmişti. Göçer'in, gömleğini giyip göreve geçmeye hazır olduğunu belirten tweet'i gündeme oturmuştu. Galatasaray Spor Kulübü, sporcunun sağ ayak bileğindeki dış tendon grubu ve destek dokusunda hasar ve kanaması olduğunu belirtmişti. Teknik Direktör Okan Buruk, Beşiktaş maçından üç gün sonra Bayern Münih karşılaşmasına çıkan oyuncunun takımla antrenman yapamadan bireysel olarak çalıştığını ve büyük çaba gösterdiğini açıklamıştı. Takımın doktoru Yener İnce de açıklamalarında sporcunun ağrısının çok fazla olduğuna, neredeyse ameliyata alacaklarına ve iğne ile oynadığına değinmişti. Ağrıyı azaltmayı ve sporcunun tedavisini hızlandırarak maça dönmesini sağlayan bu iğnelerde en büyük risk, tendonların zayıflaması. Tedavi sürecinde antrenman yapamayan Icardi, maçlara çıkarak sakatlığının uzaması veya kalıcı bir hasara yol açabilmesi konusunda riske girmişti. Ancak tabii ki bu riski sağlık ekibinin ve kendisinin yaptığı değerlendirmeler sonucunda almıştı. Hürriyet Spor Arena'ya konuşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, Icardi'nin antrenmansız bir şekilde maçlarda bulunmasının ve iğnelerin uzun vadede kullanımının riski arttırdığından bahsetmişti. Arjantinli oyuncunun sakatlık sonrası iğne ile çıktığı 5 maçta performansı da negatif yönde etkilenmişti. Icardi, lige verilen milli maç arası sayesinde dinlenme ve iyileşme fırsatı yakaladı. Bizlere etkileyici gelen kısa sürede toparlayan iğneler, profesyonel futbolcular için riskli tercihler olabilmektedir. Profesyonel branşlarda, maçlara çıkmanın oyuncu ve uzman ekibin ortak kararlarıyla verildiğini ve risklerin boyutuna göre belirlendiğini artık biliyoruz. Yeni bir pencereden bakarsak; maçlara katılarak psikolojik olarak da iyileşen futbolcuların performans değişimleri takım için bir risk olabilir mi? Düşüncelerinizi bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/sam-altman-kripto-para-worldcoin-projesi-nedir-h136348.html", "text": "ChatGPT ve DALL-E gibi yapay zeka araçlarını hayatımıza kazandıran Open AI CEO'su Sam Altman, geçtiğimiz hafta kripto para camiasına sert bir giriş yaptı. \"Worldcoin\" isimli bir altcoin piyasaya süren Altman, bugüne kadarki en yenilikçi teknolojilerinden bir tanesine daha imza atmış oldu. Ancak Worldcoin projesi, daha bir haftalık olmasına rağmen tartışmaların odak noktasına yerleşmiş durumda. Bu içeriğimizde, Worldcoin projesi ile ilgili her şeye yakından bakacağız. Sam Altman ve ortağı Alex Blania, Worldcoin için \"Tools For Humanity\" isimli yeni bir şirket kurdular. Bu şirketin amacı, Worldcoin projesi ile dünyanın en büyük kimlik ve finans ağını oluşturmak. Biyometrik verilere odaklanan proje ile gerçek insanlarla yapay zekadan güç alan makineler arasında net bir şekilde ayrım yapabilen, küresel bir kimlik doğrulama sistemi oluşturulmak isteniyor. Tools For Humanity, bu projeyi gerçekleştirebilmek için de Orb isimli bir küre tasarladı. Orb'un sahip olduğu sensörler, yüzünü okutan bir insanın iris ve diğer yüz özelliklerini kodluyor. Her insana özel olarak oluşan kodlama, blok zincir teknolojisi sayesinde kayıt altına alınıyor. Aslında NFT'lere benzer bir yapıdan bahsediyoruz. Bir Orb'a yüzünüzü taratırsanız, o kodlamanın sadece size ait olduğu blok zincir ağına ekleniyor. Üstelik sosyal medya platformları gibi internet mecraları da bu verilere ulaşabiliyor. Sam Altman ve Alex Blania, bu sayede ultra gerçekçi yapay zeka teknolojilerinin, insanları taklit etme olasılığının kalmayacağına inanıyor. Bunun teknik olarak doğru olduğunu söylemek mümkün. Ancak... İris ve yüzünüzün diğer bölgelerini Orb'a kaydetmeniz halinde para kazanıyorsunuz! Cihazın üzerinde bulunan, iris ve yüzünüzün diğer bölgelerini kaydeden sensörler. Buraya kadar anlattıklarımız ilginizi çekmiş olabilir. Aslında haklısınız. Çünkü küresel bir kimlik doğrulama sisteminden bahsediyoruz. Üstelik bu sistemde insan vücudunun en özel yapılarından olan iris bulunuyor. Dışarıdan bakıldığı zaman böyle bir teknolojinin gerçekten devrim yaratacağı düşünülüyor olabilir. Ancak kafa karıştıran durumlar var. Örneğin; Sam Altman, gidip Orb'a yüzünüzü okutmanız karşılığında size para teklif ediyor. Yüzünü kodlatan her birey, belirli miktarda ödeme yapılıyor. Yapılan açıklamalara göre şu ana kadar 2 milyondan fazla birey, bu sisteme kayıt yaptırdı. Orb iris kayıt sistemi, şu ana kadar 27 ülkede test edildi! Orb isimli cihazlar, harici bireyler aracılığıyla insanlara ulaşıyor. Worldcoin'in internet sitesinde bulunan bir bölüm üzerinden kayıt yaptıran ve kendilerine Orb gönderilen bireyler, \"operatör\" olarak anılıyorlar ve her kayıt için de komisyon ödemesi alıyorlar. Alex Blania tarafından yapılan açıklamaya göre sistem, şu an için aralarında Norveç, Sudan, Kenya ve Şili gibi yerlerin de olduğu 27 ülkede test edildi. Dünya Bankası verilerine göre bu ülkelerin yarısı kadarı, 14 tanesi \"gelişmekte olan ülke\" statüsündeydi. Biyometrik veriler, siber güvenliğin sağlanması için kritik önem arz ediyor. Yüz tanıma sistemleri ile parmak izi okuyucuların güvenliği sağlama noktasında ne kadar etkili olduklarını zaten biliyoruz. Ancak burada veri güvenliğinin nasıl sağlanacağı tartışmaları patlak veriyor. Sonuç olarak Open AI, bundan birkaç ay önce hacklenen bir şirket. Şunu hemen söyleyelim; Tools For Humanity, çekilen fotoğrafların saklanmadığını, kişiye özel kodlamanın saklandığını ifade ediyor. Tabi buna inanıp inanmamak, bireylerin kendi tercihi. Uzmanlar, biyometrik veriler ile ilgili olarak uzun zamandır uyarılar yapıyorlar. Ünlü bir yazılımcı olan, geçmişte CIA için de çalışan Edward Snowden, biyometrik veriler ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı: Gözbebeklerini kataloglamayın. Dolandırıcılığı önlemek için biyometri kullanmayın. Aslında, biyometriyi hiçbir şey için kullanmayın. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında gösterilen Massachusetts Teknoloji Enstitüsü ise Worldcoin ekibine kesinlikle güvenmiyor. Bugüne kadar yüzünü kaydettiren bireyleri kapsayan bir araştırmada, irislerini kaydettiren insanların, ne amaçla bunu yaptığını bile bilmedikleri ortaya çıktı. Ayrıca MIT'ye göre ekip, aldatıcı pazarlama uygulamaları yürütüyordu. Alex Blania, MIT tarafından gündeme getirilen iddiaları reddetti. Orb'a kayıt yaptırmak oldukça basit. Telefonunuza yüklediğiniz uygulamadaki QR kod ile Orb arasında eşleştirme yapılıyor. Sonra da biyometrik veriler kayıt altına alınıyor. Tüm bunlar birkaç dakika sürüyor. İşte sistemin insanları cezbetmesini sağlayan temel nedenlerden biri bu. Sistem çok basit işliyor. Üstelik bunun sonucunda para da alınıyor. İris kaydını yaptıran insanlara neden bunu yaptıkları sorulduğunda, sadece kripto varlıklara inandığı için bu işe girenler olduğu tespit edildi. Kimileri ise Sam Altman hayranı olduğunu, ondan zarar gelmeyeceğini söylüyor... Peki siz bu proje hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samanyolu-galaksisi-merkezi-gelen-gama-isiklari-kaynagi-h139047.html", "text": "Galaksimizin merkezinde yer alan ve daha önce Sagittarius A olarak adlandırılmış olan süper kütleli kara delikten gezegenimize her 76 dakikada bir gama patlamaları geliyordu. Yeni bir araştırmaya göre bu patlamaların kaynağı kara deliğin kendisi değil, etrafında çok yüksek hızda seyahat eden bir madde yığını olabilir. arXiv'de yer alan ve henüz diğer araştırmacıların incelemediği bir çalışmaya göre gama atımlarının kaynağı Sgr A değil, kara deliğin yörüngesinde saniyede 100 bin kilometre hızla dönen dev bir gaz kütlesi. Meksika Ulusal Özerk Üniversitesinden iki araştırmacı tarafından yapılan çalışmada, ilk olarak 2021 yılında keşfedilen gama atımlarının merkezi hakkında yeni bir teori ortaya atıldı. İlk çalışmada da bu atımların kaynağının kara deliğin kendisi olmayabileceği ifade edilmişti. Kara deliklerin bir olay ufku bulunur. Bu olay ufkunun ötesinde ışık bile kara deliğin kütle çekiminden kaçamaz. Bu yüzden de gama radyasyonunun Sgr A'dan değil de çevresindeki yapılardan geldiği düşünülüyordu. Süper kütleli kara delikler, etraflarındaki maddeleri çekerken bir yığılma diski oluşturuyor. Bu yığılma disklerinden radyasyon ve parçacık atımı gerçekleşebiliyor. İki araştırmacı, yaptıkları çalışmalarda Fermi Gama-Işın Uzay Teleskobu'ndan gelen verileri kullanarak incelemelerde bulundu. Sgt A'ın etrafındaki yapıların X-ışını ve gama atımları arasındaki armoniyi tespit eden araştırmacılar, \"X ışınları ve gama ışınları arasındaki çoklu dalga periyodikliği, bunları ortaya çıkaran tek bir fiziksel mekanizmanın varlığına işaret etti.\" ifadelerini kullandı. Bilim insanlarının \"eşsiz salınımlı fiziksel mekanizma\" olarak nitelendirdiği dev gaz bulutunun, her iki salınımın da kaynağı olduğu da salınım verileri ile gaz bulutunun karşılaştırılmasıyla ortaya çıktı. Bu gaz bulutu, ışık hızının üçte biri hızla kara deliğin etrafında dönüyor. Yeni keşifle birlikte bilim insanları, kara deliklerin çevrelerindeki yapıları daha iyi anlayabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-akill-yuzuk-beklenenden-gec-cikacak-h136326.html", "text": "Samsung'un giyilebilir teknoloji sektöründe devrim yaratacak bir cihaz üzerinde çalıştığı biliniyordu, ismi Galaxy Ring. Bu cihaz, bir sağlık takip cihazı olarak geliştiriliyor ve 2024 yılında piyasaya sürülmesi bekleniyordu, ancak durumlar değişti. Bu akıllı yüzük, Samsung ve bir takım yerel ve uluslararası bileşen üreticileri tarafından geliştiriliyor. Ancak önceden belirlenen çıkış tarihi olan 2024'e yetişmeyecek. Dolayısıyla Ağustos ayında çıkış tarihi için yeni bir karar verilecek. 2024'te piyasaya sürülmesi beklenen Galaxy Ring, yerleşik sensörler aracılığıyla ayrıntılı vücut ve sağlık verileri toplama becerisiyle öne çıkıyor. Bu veriler, kendisine bağlı bir akıllı telefonda rahatlıkla görüntülenebiliyor. Samsung'un mevcut Galaxy Watch'undan farklı olarak bu akıllı yüzüğün daha da hassas vücut ölçümleri sunması bekleniyor. Doğruluğu artırmak için, yüzüğün uyumu kullanıcının parmak boyutuna göre ayarlanabilir olacak. Bununla birlikte, geliştirme sürecinde Samsung'un ele alması gereken bazı zorluklar var. Zayıf kan akışı veya aşırı sıkı takma, verilerin doğruluğunu etkileyebilir. Ayrıca, tıbbi cihaz sertifikası almanın yaklaşık 10 ila 12 ay sürmesi ve seri üretim onaylansa bile ürünün kullanılabilirliğinde gecikmelere yol açması bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-akilli-gozluk-yuzuk-ortaya-cikti-h132610.html", "text": "Sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojilerinin günlük hayatımıza yerleşmesi için dev teknoloji şirketleri hareketlendirdi. Bu konuda gözler özellikle Apple'ın üzerinde olmaya devam ederken, Samsung'dan da beklenen büyük haber geldi. Geçtiğimiz aylarda ortaya çıkan Galaxy Ring başvurusu onaylandı. Paylaşılan bir rapora göre Samsung, akıllı yüzük geliştirmeye resmi olarak başladı. Raporun detaylarında şirketin seri üretime geçip geçmeyeceğine daha sonra karar verecek. Samsung, geçtiğimiz aylarda 'Galaxy Ring' markası için marka başvurusunda bulunmuştu. Markanın yüzük formunda giyilebilir akıllı cihazlar kategorilerini kapsayacağı belirtildi. Şimdi de bunun geliştirmesi üzerinde çalışıldığı da resmileşti. Galaxy markalı bir akıllı yüzüğün çıkacağına dair söylentiler yıllardır dönüyor ve bu yılın başlarında Samsung, \"Galaxy Ring\" in ticari markasını aldığında yeniden su yüzüne çıktı. Yüzüğün nasıl olacağına dair başvuru patenti de ortaya çıktı. Sağlığınızı ve yaşamsal durumunuzu, özellikle kalp atış hızınızı izlemek için kullanılan parmakla takılan bir cihaz olan akıllı yüzüğün yayınlanan rapora göre piyasaya sürülmeye henüz hazır olmadığı belirtiliyor. 27 Şubat tarihli başvuruda Galaxy Glasses markasının sanal gerçeklik başlığı kategorilerini kapsadığı belirtildi. Başvuru, doğrudan Güney Kore merkezli Samsung Electronics Co., Ltd. tarafından yapıldı. Başvuru henüz onaylanmadı. Bu sorunun cevabını vermek henüz mümkün değil. Zira Samsung, başvurusunu bir ürün için değil, bir marka için yaptı. Sanal/artırılmış gerçeklik gözlükleri ise bu marka altında piyasaya sürülecek. O gözlük veya gözlüklere dair elimizde hiçbir detay bulunmuyor. Galaxy Ring'in onaylandığına dair ilgili rapora linkten ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-akilli-saatlere-uyku-apnesi-tespit-ozelligi-geliyor-h137689.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, akıllı saatleri için çok önemli bir özellik geliştirdiğini açıkladı. Şirketin internet sitesindeki açıklamaya göre Galaxy Watch 5 ve Galaxy Watch 6 kullanıcıları, \"uyku apnesi\" sorunu yaşayıp yaşamadıklarını akıllı saatleri aracılığıyla öğrenebilecekler. İlk aşamada sadece Güney Kore'de kullanıma sunulacak olan yeni özellik, sonraki aşamada pek çok ülkeye ulaşacak. Ciddi ve oldukça yaygın görünen bir rahatsızlık olarak bilinen uyku apnesi, en basit anlatımı ile uyku sırasında solunumun durması. Kaliteli bir uykunun rutin yaşantımız için ne kadar önemli olduğunu düşünecek olursak, uyku apnesinin hayatımızı nasıl etkileyeceğini az çok tahmin edebilirsiniz. İşte Samsung'un akıllı saatleri için geliştirilen bu yeni özellik, uyku apnesinin erken aşamada tespit edilmesini ve çok daha büyük sorunlara yol açmadan önce tedavisini mümkün kılacak. - 5-15 arası hafif - 15-30 arası orta - 30 ve üzeri ağır olarak nitelendirilecek. Kullanıcının bu değerlere ulaşması için 10 gün içerisinde 2 kez uyku takibi yaptırması yeterli olacak. Samsung, doğru sonuç alınabilmesi için uyku süresinin en az 4 saat olması gerektiğini söylüyor. 2024'ün başı itibarıyla kullanıcılara ulaşmaya başlayacak yeni özellik, gelecekte pek çok kişiyi mest edecek gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-akilli-yuzuk-adi-cikis-tarihi-h137319.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, bir süredir yeni bir akıllı yüzük ile gündemde. Geçmişte ortaya çıkan bilgiler, söz konusu akıllı yüzüğün büyük oranda tanıtıma hazır olduğunu ve çok yakında tanışma imkanı yakalayacağımızı ortaya koyuyordu. Gelen son haberler ise bu yüzün isminin artık kesinleştiğini gözler önüne seriyor. Galaxy Wearable uygulamasının kodları üzerinde yapılan incelemeler, Samsung'un yeni ürününün adını ve lansman tarihini gözler önüne serdi. Edinilen bilgilere göre Samsung, akıllı yüzüğüne \"Galaxy Ring\" ismini verecek. Ayrıca bu akıllı yüzük, 2024'te piyasaya sürülecek. Galaxy S24 ailesinin lansmanı, Samsung Galaxy Ring'e de ev sahipliği yapabilir gibi görünüyor. Edinilen bilgilere göre Samsung Galaxy Ring, daha çok sağlık takibi yapmaya yarayan bir ürün olacak. Kullanıcılar, bu akıllı ürünü kullanmak için telefonlarına yeni bir uygulama daha yükleyecekler. Galaxy Wearable'ın uzantısı niteliğinde olan bu uygulama, yüzükle ilgili kontrollerin yönetilmesini sağlayacak. Samsung, yaklaşmakta olan akıllı yüzüğü ile ilgili detaylı bir açıklama yapmadı. Ancak bu durum için çok da bekleyeceğiz gibi görünmüyor. 2024'te gerçekleştirilecek ilk Galaxy Unpacked, muhtemelen bu yüzüğün tanıtıldığı etkinlik olacak. Teknoloji dünyasının ünlü sızıntı kaynaklarından Ice Universe, bu yüzüğün Galaxy Unpacked'daki \"yıldız\" ürün olacağını ileri sürüyor. Buradan, beklentilerin yüksek olduğu sonucuna ulaşabiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-apple-watch-tasarimli-akilli-bileklik-geliyor-h138741.html", "text": "Apple'ın en çok övülen yanlarının başında firmanın tasarım dili geliyor. Firmanın, Magic Mouse gibi eleştirilen bir iki ürünü dışında, tasarımları büyük beğeni topluyor. Cupertinolu devin bir başka özelliği ise tasarımlarını radikal şekilde değiştirmeye pek de yanaşmaması. Apple'ın akıllı saatlerine baktığımız zaman yuvarlatılmış dikdörtgen şeklinde bir tasarım görüyoruz. Ayrıca klasik saatlerde yer alan ve taç adı verilen döndürülebilir, yuvarlak düğmeler de Apple Watch'ta öne çıkıyor. Bu düğme aynı zamanda navigasyon aracı olarak da kullanılabiliyor. Kendi akıllı saatlerinde yuvarlak bir tasarım kullanan ve taç bulundurmayan Samsung'un ise yeni akıllı bilekliği Galaxy Fit 3 ile Apple Watch tasarımına yakın bir tasarım ortaya koyacağı ortaya çıktı. Samsung, önceki Galaxy Fit modellerinde de dörtgen tasarımı tercih ediyordu zaten. Ancak Galaxy Fit 3'ün tasarımı için adeta \"Çakma Apple Watch\" dense yeridir. Elbette Samsung bunu insanlar Galaxy Fit'i Apple Watch sanıp alsın diye yapmıyor. İddialara göre Samsung söz konusu benzerlikle Apple Watch'u basit ve daha alt sınıf bir ürün gibi göstermeyi planlıyor. İki teknoloji devi arasındaki kıyasıya rekabet, bazen açık açık bazen de böyle üstü kapalı gerçekleşen meydan okumalar ve göndermeler ile uzun yıllar hatırlanmaya aday. Bir yandan da böyle girişimler sayesinde daha rekabetçi olmak zorunda kalan firmalar, biz son kullanıcılara daha iyi ürünleri daha avantajlı şekilde sunmak durumunda kalıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-a15-5g-ozellikleri-fiyati-h139252.html", "text": "Samsung'un yeni akıllı telefonlarından 4G ile 5G versiyon arasındaki tek fark, bağlantı desteğinden kaynaklı olarak işlemci. Bu bağlamda; 4G versiyonda MediaTek Helio G99, 5G versiyonda ise MediaTek Dimensity 6100 Plus işlemci bulunuyor. Her iki modelde de 8 GB RAM ve 256 GB'ye kadar depolama alanı bulunuyor. Telefonların 6.5 inç büyüklüğündeki Super AMOLED ekranı, FHD+ çözünürlük sunuyor ve 90 Hz tazeleme oranı sunuyor. Samsung Galaxy A15, 25W hızlı şarj desteğine sahip 5.000 mAh kapasiteli bir batarya ile donatıldı. Telefonun işletim sistemi ise Android 14 tabanlı One UI 6.0 olarak açıklandı. Yan panele monte parmak izi okuyucu sensörü bulunan telefon, \"Key Island\" olarak isimlendirilen yeni bir çerçeve tasarımı sunuyor. Bu tasarımda yan panellerdeki butonlar, kabartmalı bir alan içine yerleştirildi. Samsung'un yeni telefonu, üçlü kamera kurulumuna ev sahipliği yapıyor. Yapay zeka destekli bu kamera kurulumunda 50 MP ana kamera, 5 MP ultra geniş açılı kamera ve 2 MP derinlik odaklı kamera bulunuyor. Telefonun selfie kamerası ise 13 MP çözünürlük sunuyor. Samsung Galaxy A15'in Türkiye'ye gelip gelmeyeceği şimdilik bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-a25-5g-ozellikleri-fiyati-h139248.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, bugün Vietnam'da yeni telefonlarını duyurdu. Galaxy A serisine iki yeni model ekleyen şirket, nispeten uygun fiyatlı telefon arayışında olan tüketicileri etkilemeyi başaracak gibi görünüyor. Bu haberimizde, Galaxy A25 5G isimli modele yakından bakacağız. Bu telefonda öne çıkan husus, \"Key Island\" olarak isimlendirilen yeni bir çerçeve tasarımı. Samsung, orta segment telefonlarında yan panele yerleşik butonları bir \"ada\" içine aldı. Tasarım değişikliği, 2024 model diğer telefonlarda da karşımıza çıkacak gibi görünüyor. Samsung Galaxy A25 5G, 6.5 inç büyüklüğünde AMOLED ekranla donatıldı. FHD+ çözünürlük, 120 Hz tazeleme oranı ve 1.000 nite kadar parlaklık değerine sahip olan ekran, çentiğinde 13 MP çözünürlük sunan selfie kameraya ev sahipliği yapıyor. Telefonun parmak izi okuyucu sensörü ise yan panele monte edilmiş durumda. Samsung'un orta segment telefonu, Exynos 1280 işlemciden güç alıyor. Bu güç 8 GB'ye kadar RAM ve 128 GB depolama alanı ile destekleniyor. 25W hızlı şarj destekli 5.000 mAh batarya ile donatılan telefon, Android 14 tabanlı One UI 6.0 ile çalışıyor. Telefonun arka kısmına baktığımızdaysa OIS destekli 50 MP ana kamera, 8 MP ultra geniş açılı kamera ve 2 MP derinlik odaklı kamera ile karşılaşıyoruz. Kamera kurulumu, yapay zeka ile destekleniyor. Samsung Galaxy A25 5G'nin Türkiye'ye gelip gelmeyeceğine ilişkin bir açıklama yapmadı. Ancak bu modelin ülkemize geleceğini düşünüyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-a55-tasarimi-h139807.html", "text": "Samsung, 17 Ocak'ta yapacağı etkinlikle birlikte Galaxy S24 serisini tanıtacak. Bu tanıtımın ardından da firma, premium sayılabliecek bir diğer akıllı telefonu olan Galaxy A55'i piyasaya sürecek. İşte şimdi, bu modele ait resmi tasarım görselleri ortaya çıktı. Bu görsellere göre üç farklı renk seçeneği bekleyebiliriz. Ayrıca telefonun bilinen bazı teknik özellikleri de bulunuyor. Galaxy A55 serisinde üç farklı renk seçeneği olacak: Lila, Mavi ve Buz Mavisi. Genel olarak baktığımızda ise bu modellerin Galaxy A54 serisinden çok da büyük bir farkı yok, en azından görünüş olarak. Yine de Samsung, genel tasarım dilini korumasına rağmen bu modelleri rakiplerinden ve birbirlerinden ayıracak bazı değişikliklere imza atmaya hazırlanıyor. Düğme Adası adı verilen tasarımın etkisini bu modelde de görüyoruz. Daha önce Galaxy A15 ve Galaxy A25 modellerinde de bu tasarımı görmüştük. Güç ve ses düğmelerinin bulunduğu kısım bu tasarımda biraz daha şişkin oluyor. Elbette ki bu düğmeler yine cihazın sağ tarafında yer alıyor. Daha önceki iddialar, bu modellerin aluminyum çerçeve ile geleceği yönündeydi. Ön kısma baktığımızda ise Samsung'un simetrik olmayı çok da umursamadığını görüyoruz. Sağ taraftaki adacığı kenara bıraktığımızda, telefonun alt kısmında da çerçevenin kalınlaştığı gözümüze çarpıyor. Düz bir tasarıma sahip olan ekranın üstünde, ortada ise ön kamera deliği yer alıyor. Samsung Galaxy A55'in içinde güney Koreli teknoloji devinin kendi üretimi olan Exynos 1480 işlemciyle gelecek. Bu işlemcinin 4nm tabanında inşa edilmiş olacağı belirtiliyor. İşlemcinin 2.75GHz'de çalışan dört yüksek performans çekirdeği ek olarak 2.05GHz'lik dört verimlilik çekirdeği bulunacak. Samsung, Galaxy A55'lerde 8 GB RAM varyantı sunacak ve muhtemelen cihaz 256 GB depolamayla gelecek. Yine de farklı depolama konfigürasyonları bulunabilmesi ihtimali de var. Cihaz kutudan Android 14 üstüne inşa edilmiş One UI 6.1 arayüzle gelecek. Cihazın kamera, ekran ve batarya gibi özellikleri ise henüz bilinmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-buds-fe-ozellikleri-fiyati-h137642.html", "text": "Samsung tarafından yapılan açıklamalara göre Galaxy Buds FE'deki en önemli özelliklerden bir tanesi, aktif gürültü engelleme özelliği. Ayrıca bu kulaklıklar, yapay zeka ile de destekleniyor. Samsung'a göre bu destek, görüşmeler sırasında arka plandaki gürültünün filtrelenmesini sağlayacak. Kullanıcı, bu sayede sesini karşı tarafa net bir şekilde iletecek. Samsung, bunu sağlamak için 3 adet mikrofon da kullandı. Samsung Galaxy Buds FE, aktif gürültü engelleme özelliği kapalı durumdayken 8,5 saate kadar kesintisiz kullanım imkanı sunuyor. Buna şarj kutusunu da dahil ettiğimizde 30 saate kadar kullanım süresi ile karşılaşıyoruz. Aktif gürültü engelleme özelliği aktif hale geldiğinde ise tek şarj ile 6 saate kadar kullanılabilen kulaklık, bu süreyi kutuyla 21 saate çıkarıyor. Samsung'un yeni kulaklığının üç farklı boyutta silikon uç ile geleceğini de söyleyelim. Grafit ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneğiyle satışa sunulacak Galaxy Buds FE'nin fiyatı 1.699 TL olarak açıklandı. Eğer bu kablosuz kulaklıklara hemen sahip olmak isterseniz, buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-m34-inceleme-v2084.html", "text": "Samsung Galacxy M34 özellikleri, performansı, kamera detayları, örnek fotoğraf ve videoları ve fiyatı dahil tüm detayları bu inceleme videomuzda açıklıyoruz. Samsung'un uygun fiyatlı telefonu Galaxy M34, kendi fiyat segmentine kıyasla kaliteli bir ekran, işlemci ve kamera donanımı ile birlikte geliyor. Peki bu kağıt üzerindeki değerler, sonuca ne kadar etkili? Gelin birlikte bakalım, iyi seyirler! - Ekran: 6.5 inç, FHD+, 120 Hz, 1000 nit, Super AMOLED - İşlemci: Samsung Exynos 1280 - RAM: 6-8 GB - Depolama: 128 GB - Ön Kamera: 13 MP - Arka Kamera: 50 MP + 8 MP (f/2.2) + 2 MP - Batarya: 6000 mAh (25W) - İşletim Sistemi: Android 13 (One UI 5.1) - Bağlantı: 5G, 4G VoLTE, Wi-Fi 6, Bluetooth 5.2, GPS/ GLONASS/ Beidou, USB Type-C"} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-on-siparis-kampanyasi-h139754.html", "text": "2024 yılının başlaması ile Güney Koreli teknoloji devi Samsung'un hayranları için hareketli bir dönem başladı. Çünkü şirket, birkaç hafta içerisinde bir etkinlik düzenleyecek ve Galaxy S24 ailesini resmen tanıtacak. Telefonlar, genel anlamda ortaya çıkmış durumda ancak lansman ile tüm bilgiler netleşmiş olacak. Şimdiyse Samsung'un Galaxy S24 ailesi için planladığı ön sipariş kampanyaları gün yüzüne çıktı. Şirket, detaylarını az sonra aktaracağımız kampanyayı Türkiye'de de uygulayacak mı bilinmiyor ancak Samsung hayranları, bu kampanyadan hoşnut kalacaklar gibi görünüyor. Ortaya çıkan bilgilere göre Samsung Galaxy S24'te 128 GB ve 256 GB, Plus modelde 256 GB ve 512 GB, Ultra modelde ise 256 GB, 512 GB ve 1 TB'lik versiyonlar sunulacak. Samsung, ön sipariş kampanyası kapsamında satım alım yapan tüm tüketicilere, satın alınan modelin bir üst versiyonunu gönderecek. Diyelim ki 128 GB depolama alanına sahip Samsung Galaxy S24 siparişi verdiniz. Size gelecek telefonun depolama kapasitesi 256 GB olacak. Bazı kaynaklara göre ise ilk kampanyaya ek olarak ikinci bir kampanya daha sunulacak. İkinci kampanya, Galaxy Buds FE ve Galaxy Watch için ekstra indirim olacak. Hangi akıllı saatin kampanyaya dahil edileceği ve indirim oranları, şimdilik belli değil. Haberimizi sonlandırırken; bunun sadece bir iddia olduğunu ve Samsung'un söz konusu kampanyaları bazı pazarlara sunabileceğini söyleyelim. Samsung Türkiye, tamamen farklı indirimler ve hediyeler sunma hakkına sahip."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-plus-ultra-ozellikleri-fiyati-cikis-tarihi-h139509.html", "text": "Gelecek yılın en bomba amiral gemisi telefonlarından olacak Samsung Galaxy S24 serisinin tanıtımı için geri sayım devam ederken serideki cihazların tüm özellikleri ortaya çıkmıştı. Ayrıca sızdırılan videolarda 3 yeni Galaxy ile tanışacağımız Unpacked etkinliğinin tarihinin 18 Ocak olacağı görülmüştü. Şimdi ise Galaxy S24 serisinin Avrupa'daki satış fiyatları ortaya çıktı. GalaxyClub tarafından sızdırılan fiyatlar, serinin standart ve Plus modellerinde daha ucuz, Ultra'da ise daha pahalı bir fiyata geleceğini ortaya koydu. Galaxy S24 serisinde tasarım anlamında çok da radikal değişiklikler olmasa da, tasarımın biraz daha elegant bir yapıya büründüğü görülüyor. Ekran çerçeveleri de bir önceki seride olduğu gibi oldukça ince. Arka tasarıma baktığımızda ise kamera çerçevesi olmayan tasarımın devam ettiği göze çarpıyor. Öte yandan Galaxy S24 Ultra'nın arka tasarımı biraz daha farklı ve dikkatli baktığımızda arka kısımda ikonik dokunmatik kalem S-Pen'in yuvasını görüyoruz. Simetrik kamera lensleri ufak çıkıntılara sahip olsa da bir kamera adasının olmaması daha zarif bir arka tasarım ve daha rahat kullanılabilecek bir telefon görmemizi sağlıyor. Telefonun tasarım bütünlüğü de böylece bölünmemiş oluyor. Ekran kalitesi pek çok kişi tarafından telefon tercihlerinde önemli bir yerde bulunuyor. OLED ekran sektörünün lideri olan Samsung, Galaxy S24 Serisi akıllı telefonlarda S24 Ultra ve S24+'ta Dynamic AMOLED 2x QHD+, Galaxy 24'te ise Dynamic AMOLED 2x FHD+ ekranlar kullanacak. Ekran boyları ise Galaxy S24'ün 6,2 inç, Galaxy S24+'ın 6,7 inç ve Galaxy S24 Ultra'nın ise 6,8 inç olacak. Ultra dışındaki modellerin ekran boyutu, geçen yılın modellerine kıyasla 0,1 inç arttı. Samsung ile Qualcomm geçen yıl bir iş birliği gerçekleştirmiş ve S23 serisi için özel Snapdragon 8 Gen 2 işlemcilerle bu seriyi o dönemin en güçlü Android akıllı telefonu haline getirmişti. Bu yılın modellerinde ise Snapdragon 8 Gen 3 işlemciler görüyoruz. Şu anda piyasadaki en güçlü işlemcilerden olan Snapdragon 8 Gen 3, yine özelleştirilmiş olması durumunda çok özel bir cihaz görebileceğimize işaret ediyor. Bazı bölgelerde ise işlemci olarak Exynos 2400 kullanılacak. Öncelikle Galaxy S24 serisinin tamamında 8K'ya kadar yüksek çözünürlükte video kayıt seçeneği bulunuyor. Hem kamera teknolojisi hem de yazılımı anlamında sektörün ileri gelenlerinden olan Samsung'un bu yılki temel amiral gemisi modeli olan Galaxy S24'te 50 MP'lik bir ana kamera, 30x zoom ve 2x/3x çift telefoto lens bulunuyor. Bu konfigürasyon Samsung Galaxy S24+'ta da değişmiyor. Öte yandan Galaxy S24 Ultra, tıpkı selefi gibi akıllı telefonlarda gördüğümüz en güçlü kameralardan birine sahip.Bu modelde 200 MP'lik bir ana kamera yer alırken 100x zoom özelliği, 2x/3x/5x/10x dörtlü telefoto lens bulunuyor. Cihazların güvenliği daha önceki seride olduğu gibi Knox tarafından sağlanırken elbette ki en güncel arayüze sahip olacak. Ayrıca işletim sistemi de Android 14 tabanlı olacak. Böylece kullanıcı deneyiminin en üst seviyeye çıkarılması sağlanacak. Samsung Galaxy S24 serisinde parmak izi okuma teknolojisi olacağı da ortaya çıkarken, bir önceki nesilde yer alan yüz ve göz tanıma özelliklerini de yeni seride görmemiz olası. Cihazda ayrıca uçtan uca koruma da bulunuyor. Böylece uygulamalara, dosyalara şifreler koymak ve güvenliği artırmak mümkün oluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-renk-depolama-ram-secenekleri-ortaya-cikti-h139396.html", "text": "2023 yılının sonu gelirken teknoloji firmaları da birer ikişer gelecek yılın ürünlerine hazırlanıyor. Samsung da yakın zamanda 2024 yılının amiral gemisi akıllı telefonları Samsung Galaxy S24 serisini tanıtacak. Tanıtım tarihi yaklaştıkça seri hakkında yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Son ortaya çıkan bilgiler arasında bu modellerin RAM, depolama ve renk seçenekleri bulunuyor. - Gri - Siyah - Menekşe - Sarı Not: Bu modelde de aynı renk seçenekleri sunulacak olsa da Samsung'un çevrim içi mağazasında farklı renk alternatifleri bulunabilir. Şimdiye kadar ortaya atılan iddialara göre Galaxy S24 Ultra, 200 MP'lik bir ana arka kamera, 12 MP ultra-geniş açı sensörü, 50 MP 5x telefoto kamera ve 10 MP 10x telefoto lensiyle gelecek. Yine Tech_reve ise 10 MP telefoto yerine 50 MP periskop telefoto lenslerin kullanılacağını iddia etmişti. Yeni Samsung Galaxy S24 serisinin 17 Ocak 2024'te gelmesi bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-tanitim-tarihi-h139793.html", "text": "2024 yılına giriş yapmamızla beraber teknoloji dünyasında yeni ürünlerin tanıtımları da iyiden iyiye yaklaşmış oldu. CES 2024 gibi etkinliklerde pek çok firma yeni ürünler tanıtacak ancak Samsung gibi büyük firmalar, kendi bağımsız tanıtım etkinliklerini de ihmal etmeyecek. Güney Koreli dev, Samsung Galaxy S24 ailesini tanıtacağı Galaxy Unpacked adlı etkinliğinin gerçekleştirileceği resmi tarihi açıkladı. Samsung, Galaxy Unpacked etkinliğini 17 Ocak 2024'te, Türkiye saati ile 21.00'de gerçekleştirecek. Daha önceki söylentiler ve ortaya çıkan bilgiler de 17 Ocak tarihini işaret ediyordu. Güney Koreli teknoloji devi, geleneksel olarak da yılın başlarında yeni cihazlarını tanıtmasıyla biliniyor. Etkinlik San Jose'de yapılacak. Etkinlikte yeni Samsung Galaxy S24, Galaxy S24+ ve Galaxy S24 Ultra tanıtılacak. Etkinlikte yeni modellerle birlikte gelecek olan yeni özellikler de tanıtılacak. Bu özellikler arasında en çok dikkat çeken ise mobilde yeni bir deneyim sunacağı söylenen üretken yapay zeka oldu. Etkinliği samsung.com, Samsung Newsroom ve Samsung'un YouTube kanalı üzerinden izlenebilecek. Ayrıca etkinlikte tanıtılan cihazlar ve yenilikler hakkında tüm bilgileri Webtekno üzerinden de takip edebilirsiniz. Samsung Galaxy S24 serisi ile birlikte Güney Koreli teknoloji devi, mobil telefon pazarının en hızlı büyüyen alanı olan premium pazarındaki payını artırmaya devam etmeyi planlıyor. Firmanın bu yıl zam yapmayarak bu stratejisini desteklemek istediği yönünde de haberler dolaşıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-ultra-gorselleri-simdiden-donatildi-h139769.html", "text": "Samsung, yeni amiral gemisi akıllı telefonları olacak olan Galaxy S24 ailesini yaklaşık 2 hafta sonra resmi olarak tanıtacak. Tanıtım etkinliği öncesinde heyecanı artırmak isteyen Güney Koreli teknoloji devi, Brezilya'daki mağazalarında Galaxy S24 Ultra posterlerini sergilemeye başladı. Brezilya'daki mağazalarda sergilenen posterlerde Galaxy S24 Ultra'yı ilk defa bu kadar net olarak görüyoruz. Bu görsellerde akıllı telefonların tasarımını, kameralarını, S-pen kalemini ve Galaxy AI ifadesini görüyoruz. Ayrıca cihazın sahip olacağı dört kameralı sistemi ve titanyum grisi varyantın seçildiğini görüyoruz. Poster ayrıca Galaxy AI ifadesine de yer veriyor. Galaxy AI, Samsung'un kendi cihazlarında kullanacağı üretken yapay zeka olarak dikkat çekiyor. Görselin altında yer alan küçük yazılarda \"Sadece illüstrasyon görselleridir. Belirli yapay zeka özelliklerine erişmek için Samsung Hesabınız ile giriş yapmanız gerekebilir. S Pen, S24 Ultra ile uyumludur ancak Galaxy S24 ve Galaxy S24+ ile uyumlu değildir. Renk ve model stok durumu ve/veya kanala göre değişiklik gösterebilir. ifadesi yer alıyor. Samsung, yeni amiral gemisi modelleri Galaxy S24, Galaxy S24+ ve Galaxy S24 Ultra, Android 14 tabanlı One UI 6.1 kurulu olarak gelecek. Her üç telefonda da yapay zeka özellikleri bulunacak. Bu özellikler arasında arama sırasında canlı çeviri, üretken yapay zeka ile duvar kağıdı oluşturma, kilit ekranı için hava durumuna göre değişen görseller, Samsung Notes'ta yer alan notları derleyip özetleme, ses etiketleme gibi özellikler sağlayacak. Samsung, yakın zamanda ön sipariş kampanyalarını da duyurmuştu."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s24-zamsiz-gelebilir-h139305.html", "text": "Samsung'un birkaç hafta içerisinde tanıtması beklenen yeni amiral gemisi serisi Samsung Galaxy S24 için pek çok sızıntı ortaya çıkmış olsa da, yeni modellerin fiyatlarına dair bir spekülasyon ilk defa ortaya çıkmış durumda. Koreli kaynaklara göre Samsung, yeni modellerde fiyatlarını Galaxy S23 serisi ile aynı seviyede tutacak. Korea Economic Daily'nin haberine göre Galaxy S24 serisi, şu anda piyasada bulunan amiral gemisi serisi Galaxy S23 ile aynı fiyat etiketiyle raflardaki yerini alacak. Samsung'un bu yıl fiyatları dondurarak, Galaxy S23 serisine kıyasla %10 daha fazla cihaz satmayı ve toplam satışlarda 33 milyonu bulmayı amaçlıyor. İddialar bununla da sınırlı değil, Galaxy S24 serileri için Snapdragon ve Exynos işlemciler kullanılmaya devam edecek. Böylece Samsung'un fiyat üzerindeki kontrolü daha fazla olacak. Galaxy S24 Ultra cihazlarda Snapdragon kullanılmasına kesin gözüyle bakılsa da Galaxy S24 ve S24 Ultra'da Snapdragon işlemci dışında firmanın kendi ürettiği Exynos işlemcilerin de yer alabileceği belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl da Samsung, yalnızca ABD'de cihaz fiyatlarını artırmamıştı. Bu yıl da benzer bir durum söz konusu olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-s3-note2-android-14-geldi-h139786.html", "text": "Belli bir yaşın üstündeki takipçilerimiz, Samsung Galaxy S3 ve Galaxy Note2 modellerinin piyasaya sürüldükleri dönemde belediye dağıtmışçasına ne kadar yaygın olduklarını hatırlayacaklardır. Öyle ki Galaxy S3, dünya çapında toplamda 70 milyondan fazla satılırken Galaxy Note2 de satışa sunulduğu ilk 100 günde 20 milyon satış adedini geçmişti. Kendinizi yaşlı hissetmenizi istemeyiz ancak bu iki efsane telefon günümüzden 12 yıl önce, 2012 yılında piyasaya sürülmüştü. Üretimleri yıllar yıllar önce sona erdi ve Samsung, Android 4.4 KitKat sürümüyle son kez güncelleyerek iki cihazı kaderine terk etmişti. Ancak şimdi, Galaxy S3 ve Galaxy Note2'yi Android 14'e yükseltmenin bir yolu var. Bir geliştirici, Android 14 tabanlı Lineage OS 21 ile Galaxy S3 ve Galaxy Note2'ye en güncel Android arayüzünü ve özelliklerini getiren bir custom ROM yayınladı. Söz konusu ROM, tüm modellerde çalışmıyor ancak yine de çekmecesinde antika olarak Galaxy S3 ya da Galaxy Note2 bulunduran bir takipçimiz varsa, buraya tıklayarak deneyebilir. Tahmin edebileceğiniz gibi söz konusu yazılım, Samsung tarafından sunulan resmi bir güncelleme olmadığından pek çok hata ile karşılaşmanız olası. Kaldı ki 12 yaşında bir telefona Android 14 yüklediğinizde alacağınız performans zaten soru işareti. Ayrıca custom ROM'u yüklemeniz halinde cihaza bulaşabilecek olası zararlı yazılımlar için de herhangi bir sorumluluğumuz olmadığını belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-galaxy-watch-6-pro-classic-ozellikleri-fiyati-h136226.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, Galaxy Unpacked etkinliğinde Galaxy Z Flip5, Galaxy Z Fold5 ve Galaxy Tab S9 serisini resmen tanıttı. Bu ürünlere, Galaxy Watch 6 da eşlik etti. Merakla beklenen akıllı saatlerin tüm özellikleri ve fiyatları resmen belli oldu. Peki Samsung Galaxy Watch 6 tüketicilere neler sunacak? Hadi hep birlikte Galaxy Watch 6 ve Galaxy Watch 6 Classic olarak isimlendirilen akıllı saatlere yakından bakalım. Samsung Galaxy Watch 6, kendinden önceki Watch 5 ve Watch 4 serisine benzer bir tasarıma sahip olacak. Bu bağlamda; ekranın dairesel yapısı ile butonların yerleşimi, önceki modellerle neredeyse tamamen aynı olacak. Hatta arka kısımdaki sensörlerin yerleşimi bile değişmedi. Ancak tasarım açısından dikkate değer bir fark var. Samsung Galaxy Watch 6 serisinde, kordonun çıkmasını sağlayan bir buton bulunacak. Geçmişte, bu buton yerine küçük bir metal parça bulunuyordu. Ve evet, standart modeldeki tasarımsal benzerlik, Classic isimli modelde de olduğu gibi korunacak. Samsung Galaxy Watch 6 Classic tasarımı. Samsung Galaxy Watch 6, geçmişte olduğu gibi 40 ve 44 mm'lik versiyonlara sahip olacak. Classic versiyonda ise 43 ve 47 mm'lik boyutlar ile karşılaşacağız. Klasik saat tutkunları, bir nebze daha büyük tasarımlı saati tercih etmek durumunda olacaklar. Ancak burada önemli bir değişiklik var. Samsung bu yıl Galaxy Watch 6 görüntü alanını yüzde 20 artırıp, çerçeveleri yüzde 30 daralttı. Classic versiyonda da görüntü alanı yüzde 20 arttı. Ancak klasik modelde döndürülebilir çerçeve, yüzde 15 daraltıldı. Samsung Galaxy Watch 6 serisinin tüm üyelerinde, AMOLED yapıda ekranlar bulunacak. Tüketiciler, Samsung Galaxy Watch 6 Classic'te 1.47 inç boyutunda bir ekran ile karşılaşacaklar. Standart modellerde ise 1.31 inç büyüklüğünde ekranlarla karşılaşacağız. Klasik modelde 470 x 470 piksel, standart modellerde ise 432 x 432 piksel çözünürlükle karşılaşacağız. Samsung'un yeni akıllı saatleri, 5 ATM su basıncına kadar dayanıklı olan IP68 sertifikasına sahip olacak. Kullanıcılar, bu özellik sayesinde akıllı saatlerini yüzerken de bileklerinde taşıyabilecekler. Samsung'un yeni akıllı saatleri de geçmişte olduğu gibi Google'ın Wear OS altyapısını kullanacak. Exynos W930 işlemciden güç alacak akıllı saatler, 16 GB depolama alanı sunacaklar. 40 mm'lik versiyonlarda 300 mAh, 44 mm'lik versiyonlarda ise 425 mAh batarya kapasitesi ile karşılaşacak olan tüketiciler, Samsung Galaxy Watch 5 serisine kıyasla daha uzun süreli kullanım imkanı yakalayacaklar. Galaxy Watch 6 serisi, 40 saate kadar kullanım imkanı sunacak. Samsung Galaxy Watch 6 serisinde Wi-Fi ve LTE destekli modellerin bulunacağını belirtelim. Bu arada; Samsung'un yeni akıllı saatleri, iPhone'lar ile uyumlu olmayacak. En azından şimdilik. Yazılım cephesine baktığımızda ise Wear OS 4 tabanlı One UI 5.0 Watch arayüzü ile karşılaşacağız. Bu arayüz, tahmin edilebileceği üzere sayısız spor aktivitesinin takibini gerçekleştirebilecek. Ayrıca uyku takibi ile kandaki oksijen oranının ölçülmesi gibi sağlık odaklı özellikler de Galaxy Watch 6'da bulunacak. Ancak bu yıl önemli bir iyileştirme olacak. Samsung Galaxy Watch 6 serisi saatlerde, FDA onaylı yeni bir kalp atış hızı ölçüm sensörü ile donatıldı. Bu sensör, EKG ölçümlerinin daha iyi sonuç vermesini sağlayacak. Ve kızılötesi sıcaklık sensörü, bu akıllı saatte mevcut olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-ilk-akilli-yuzugu-galaxy-ring-cok-yakinda-tanitilabilir-h137172.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, çok uzun zamandır yeni bir ürün üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda; 2018 yılında sızdırılan bir patent, şirketin akıllı yüzük üzerinde çalıştığını gözler önüne sermişti. Temmuz ayında ise bu ürün için resmi marka başvurusu yapan şirket, artık yılların emeğini son tüketici ile buluşturmak üzere. Samsung'un \"Galaxy Ring\" olarak isimlendireceği tespit edilen akıllı yüzük, teknoloji dünyasının ünlü sızıntı kaynaklarından Ice Universe'e göre yakında tanıtılacak. Şirketin Galaxy S24 ailesi için muhtemelen ocak ayında gerçekleştireceği lansman, Galaxy Ring'e de ev sahipliği yapacak. Ancak pek çok kaynak, akıllı yüzüğün son kullanıcı ile buluşmasının biraz daha süreceğini söylüyor. Bunun nedeni, Samsung'un bu akıllı yüzük için uygulaması gereken prosedürler. Edinilen bilgilere göre Samsung Galaxy Ring, daha çok sağlık odaklı bir ürün olacak. Yüzüğün sahip olacağı EKG ve PPG sensörler, kalp atış hızının takibi gibi işlevler için kullanılacak. Ayrıca bu akıllı yüzüğün kablosuz bağlantı desteğine sahip olacağı söyleniyor. Kablosuz bağlantı, Galaxy Ring'in Samsung'un diğer akıllı ev aletleri ile entegre çalışmasını sağlayacak. Mesela bu yüzüğü kullanarak Samsung kulaklığın sesini açıp kısabileceksiniz. Tabi şirket bunu mümkün kılarsa... Samsung'un ilk akıllı yüzüğünün neler sunacağı ve nasıl bir fiyat bandında satılacağı şu an için bilinmiyor. Ancak beklentiler, bu akıllı yüzüğün 300 dolar bandında fiyatlandırılması yönünde. Samsung'un 2024'te gerçekleştireceği ilk lansman, büyük olasılıkla bu yüzükle ilgili tüm bilinmezleri açığa çıkaracak."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-internet-masaustu-surum-microsoft-store-h138940.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, yıllar önce mobil cihazlar için yayımladığı \"Samsung Internet\" isimli internet tarayıcısını masaüstü cihazlara getirdi. Samsung Internet, artık Windows tabanlı bilgisayarlarda da çalışacak. Yaşanan son gelişme ile Google Chrome'a yeni bir rakip geldiğini söyleyebiliriz. İlk kez 2013 yılında yayımlanan Samsung Internet, Chromium alt yapısı kullanıyor. Yani bu internet tarayıcısı, Google Chrome ve Microsoft Edge ile aynı çalışma mantığını kullanıyor. Hal böyle olunca Google Chrome'daki pek çok özelliğin Samsung Internet için de geçerli olduğu bilgisini verebiliriz. Samsung Internet'in masaüstü sürümü, genel yapısı itibarıyla Google Chrome'a benzerlik gösteriyor. Ancak tarayıcı için nispeten sade bir tasarım oluşturuldu. Bu durum, bazı kullanıcıların hoşuna gidecek gibi görünüyor. Yaptığımız kontrollerde, Samsung Internet'in masaüstü sürümünün şu an için Türkiye'de erişime açılmadığını görüyoruz. Ancak bu durum, çok yakın bir gelecekte değişecektir. Eğer Samsung Internet'in Microsoft Store'daki sayfasına ulaşmak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-karma-gerceklik-gozlugu-ortaya-cikti-h136639.html", "text": "Apple, uzun süredir beklediğimiz karma gerçeklik gözlüğü Vision Pro'yu 5 Haziran'da tanıttı. Gözlük, sanal ve artırılmış gerçeklik sektörüne olan ilgiyi artırırken tahmin edilebileceği üzere rakiplerini de hızlandırdı. Artık karma gerçeklik dünyasında hakimiyet için savaş başladı. Bu savaşta Apple'a rakip olacak en büyük aday Samsung'tan da bugün büyük haberler geldi. Çin merkezli haber platformu Vrtuoluo, Samsung'un karma gerçeklik gözlüğünün prototipi olduğu söylenen bir cihazın görsellerini ve bazı özelliklerini paylaştı. Öte yandan haber, kısa süre sonra kaldırıldı. İddiaya göre yukarıda gördüğünüz başlık, Samsung'un 2024 yılında piyasaya sürmesi beklenen karma gerçeklik gözlüğünün bir prototipi. Elbette bu cihaz bir prototip olduğundan tasarım anlamında son dokunuşlara sahip olmayabilir. Cihaz, Vision Pro'ya göre yenilikçi olmayan, günümüz gözlüklerine benziyor. Prototip, çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilere göre dört takip kamerası, renklerin gözlüğe geçişi için iki RGB kamera ve bir derinlik sensörüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca tıpkı Vision Pro gibi elde tutulan herhangi bir kontrolcü sunmuyor. Yani arayüz, tamamen el ve göz hareketleriyle yönetilecek. Bunun yanı sıra gözlük, OLED panele sahip mikro ekranlar barındırıyor. Ayrıca Samsung, gözlük için uzun süredir ortağı olan Qualcomm'un değil, kendi üretimi olan Exynos 2200 yonga setini tercih etmiş durumda. Samsung'un prototipi görünüş olarak pek cezbedici olmasa da fiyatı bunu değiştiriyor. Cihaz, iddiaya göre 1000-2000 dolar aralığında etikete sahip olacak. Apple, Vision Pro için 3.500 dolarlık fiyat belirlemişti. Elbette bu prototipin şu anki haliyle piyasaya sürülmesi oldukça düşük ihtimal. Samsung, bu prototipi yalnızca donanımlarını ve arayüzünü test etmek için kullanıyor olabilir. Ancak bu yeni bilgiler, şirketin karma gerçeklik gözlüğü projesinden yakın zamanda daha fazla bilgi alacağımıza işaret ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-odyssey-g6-g8-g9-monitor-ozellikleri-fiyati-h139799.html", "text": "CES 2024 Tüketici Elektroniği Fuarı, 7 Ocak'ta Las Vegas'ta kapılarını açacak. Etkinlik öncesinde Samsung, fuarda tanıtacağı yeni OLED oyuncu monitörlerini duyurdu. Bu monitörler 360 Hz gibi yüksek bir görüntü yenileme oranıyla gelecek. Ayrıca yeni modellerle Samsung, daha önce sunmadığı ekran boyutlarında da alternatifler sunacak. Samsung'un tanıttığı modeller Odyssey OLED G6, Odyssey OLED G8 ve Odyssey OLED G9 oldu. Bu modellerden Odyssey OLED G6, 27 inçlik bir monitör olacak. Odyssey OLED G8 ise 32 inçlik bir model olarak göze çarpıyor. Her üç model de bu yıl içerisinde satışa çıkmış olacak. Odyssey OLED G6 ya da kısaca G6OSD, Samsung'un bugüne kadar piyasaya sürdüğü en küçük OLED oyuncu monitörü olacak. Parlama önleyici teknoloji ve 360 Hz yenilenme süresi ile gelecek olan Odyssey OLED G6, ince bir metal stantla ve arka kısmında RGB aydınlatmaya sahip olacak. - Ekran boyutu: 27 inç - En-Boy oranı: 16:9 - Çözünürlük: QHD - Sertifikalar: VESA DisplayHDR True Black 400, AMD FreeSync Premium Pro - Yenilenme hızı: 360 Hz - Tepki süresi: 0.03 ms - Girişler: 2x HDMI 2.1 portu, DisplayPort1.4, USB Odyssey OLED G8 ya da kısa adıyla G8OSD, 32 inçlik bir model ve 4K çözünürlük sunabiliyor. Bu monitörün ekran yenilenme hızı ise 240 Hz. Bu modelde Multi Control da bulunuyor. Böylece Galaxy Book, Galaxy Tab ve Galaxy akıllı telefonlardan ekrana aynı fare ve klavyeyi kullanarak görüntü aktarmak mümkün olabiliyor. Ayrıca monitörde HCA desteği sağlayan bir Smart Hub da bulunuyor. Monitörde diğer Samsung akıllı TV'lerde da gördüğümüz arayüz bulunuyor. Samsung Gaming Hub da monitörün özellikleri arasında yer alıyor. - Ekran boyutu: 32 inç - En-Boy oranı: 16:9 - Çözünürlük: 4K - Sertifikalar: VESA DisplayHDR True Black 400, AMD FreeSync Premium Pro - Yenilenme hızı: 240 Hz - Girişler: 2x HDMI 2.1 portu, DisplayPort1.4, USB Samsung'un oldukça yayvan olan monitörü Odyssey OLED G9 (G95SD), parlama önleyici bir panelle geliyor. Ayrıca Smart Hub özelliği de bulunan monitör, Tizen OS işletim sistemine sahip. Böylece doğrudan monitör üzerinden tüm ses ve video uygulamalarına erişmek mümkün oluyor. 49 inçlik bu kıvrımlı ekran DQHD çözünürlüğe sahip. Multi Control özelliği bu monitörde de yer alıyor. - Ekran boyutu: 49 inç - En-Boy oranı: 31:9 - Çözünürlük: DQHD - Sertifikalar: VESA DisplayHDR True Black 400, AMD FreeSync Premium Pro - Yenilenme hızı: 360 Hz - Tepki süresi: 0.03 ms - Girişler: 2x HDMI 2.1 portu, DisplayPort1.4, USB"} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-one-ui-6-1-ozellikleri-h139223.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, bir süredir Android 14 tabanlı arayüzü One UI 6 ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda, yeni arayüz zaten şimdiden bazı akıllı telefonlara gelmiş durumda. Ancak Samsung, yepyeni özelliklerle donatacağı One UI 6.1 üzerindeki çalışmalarını da sürdürüyor. Yaşanan bir sızıntı ise One UI 6.1 ile gelecek bazı yeni özellikleri ortaya çıkarttı. Eğer bu sızıntı gerçekse Samsung telefonlar, yapay zeka destekli bir kullanıcı deneyimi sunmaya başlayacaklar. Aslında bu çok da şaşırtıcı olmaz çünkü Galaxy S24 ailesi ile ilgili yaşanan sızıntılar, yaklaşmakta olan akıllı telefonun üretken yapay zeka desteği alacağını gözler önüne sermişti. Sızdırılan ekran görüntülerinden birinde, kullanıcıların yapay zeka destekli duvar kağıtları oluşturabileceklerine tanıklık ediyoruz. Kullanıcının birkaç girdisi, benzersiz bir duvar kağıdının oluşturup, bunun ana ve kilit ekranda gösterilmesini sağlayabilecek. Kullanıcı, oluşturulan duvar kağıdı üzerinde oynamalar da yapabilecek. Ayrıca kilit ekranındaki duvar kağıtlarına portre efektleri eklenebilecek. One UI 6.1 için sızdırılan ekran görüntüleri, Samsung telefonlardaki fotoğraf düzenleme uygulamasının da güçlendirileceğini gözler önüne seriyor. Zira uygulama, görüntülerin arka planları üzerinde genişletme yapılması ve başka bir görüntü ile birleştirilmesi gibi yetenekler sunmaya başlayacak. Yapay zeka destekli özellikler, en çok da içerik üreticilerle sosyal medyada paylaşım yapmaktan hoşlanan kullanıcılara hitap edecek. Sızdırılan ekran görüntüleri, Samsung telefonların arama hizmetlerinin de yapay zeka desteğine sahip olacağını gözler önüne serdi. Kullanıcılar, One UI 6.1 ile gerçek zamanlı çeviri özelliği kullanmaya başlayabilecekler. Ayrıca yeni sürümde çevre gürültüsünün engellenmesi ve seslerin metinlere dönüştürülmesi gibi özellikler de kullanıcıların beğenisine sunulacak. Samsung, One UI 6.1 güncellemesi ile ilgili tarih açıklaması yapmadı. Ancak bu sürümün Galaxy S24 ailesi ile piyasaya sürülmesi bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/samsung-turkiye-yeni-ceo-jeff-jo-oldu-h139358.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, Türkiye'de üst düzey atama gerçekleştirdi. 1997 yılından beri Samsung bünyesinde çalışmalarını sürdüren Jeff Jo, Samsung Türkiye'nin CEO'luk koltuğuna getirildi. Samsung'daki kariyerine başladığında Güney Kore'de bulunan Jeff Jo, 2009 yılında Tayland'da, 2014 yılında ise Avustralya'da görev alan Jo, 2019 yılında Samsung Kanada CEO'su olarak görevlendirildi. Samsung'un Kuzey Amerika satışlarına doğrudan katkı sağlayan Jo, şimdi de Türkiye'de CEO'luk görevi yapacak. Bir teknoloji tutkunu olarak, 2024 yılını önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum. Samsung olarak inovatif çözümlerimiz ve yapay zeka entegre edilmiş ürünlerimiz ile sektördeki trendleri belirleyeceğimize inanıyoruz. Yapay zekanın gündelik hayatımıza daha derinden entegre olmasıyla, akıllı cihaz ekosistem deneyimi köklü bir dönüşüm yaşayacak. Yapay zeka, teknolojinin etkin kulllanımının yanı sıra özellikle çevresel sürdürülebilirliğe önemli katkılar sunan bir olgu. Bu açıdan bakıldığında, 2024 yılı yapay zekanın gündelik yaşantımızı dönüştürdüğü bir yıl olacak. Samsung olarak yapay zeka özellikli ürünlerimiz ve SmartThings ekosistemimizle bu dönüşümün önemli bir parçasıyız. Ben de bu dönüşümü Türkiye'yle takip edeceğim için çok heyecanlıyım."} {"url": "https://www.webtekno.com/sanatci-yapay-zeka-karsi-yontem-h139290.html", "text": "İnsanlığın, ilk adımlarını atan yeni bebeği yapay zeka; bilim kurgu filmlerinden bildiğimiz senaryoları canlandırmak için mi hazırlanıyor? Kimimiz bizi bekleyen geleceğin ürkütücü olduğunu düşünürken kimimiz heyecanla gelişmeleri takip ediyor. Sanatçılar ise yerine göz koyan yapay zekalara karşı savaşa hazırlanıyor olabilir. Yapay zekaya 'bebek' dememizin başlıca sebebi; her şeyi, ebeveyni olan insanlardan öğreniyor olması. Bizler; yararlandığımız, keşfettiğimiz her yapay zeka programına, kullanımımız boyunca yeni bilgiler öğretiyoruz. Görsel üreten yapay zeka programları yalnızca deneyimimizden bilgi edinmiyor, internetin uçsuz bucaksız havuzundan görselleri kendi kovasına dolduruyor. Sanat üreticileri artık daha çok insana ulaşabilmek için eserlerini internette sergiliyor. Sanatçıların, sanatının yayılımı için kullandığı yeni pencere olan internet; eserlerin 'yeniden kullanımı' için kapıyı istemeden de olsa aralıyor. Sanatı kısa sürede sosyal medyadan çeken yapay zeka, eserleri öğreniyor ve hiç zorlanmadan birbiriyle kaynaştırabiliyor. Günümüz sanatçılarının bir rakibi konumuna ulaşıyor. Görsellerin yayılmasını, medyada paylaştığımız anda kabul edebiliriz. Sanat eğitimi almış biri olarak söyleyebilirim ki artık etkileşimin sınırı yok. Görsellerimizin kullanılmasını ve çalınmasını önlemek için uyguladığımız teknikler çare olamıyor. Bugün artık geleneksel sanat olarak adlandırdığımız resimlerin, zamanının geçtiğini duymuş olabilirsiniz. Çağdaş sanatın hayatımıza girişiyle sanatın boyutu zaten değişmişti. Kavramları tuval ve kağıt gerektirmeden anlatabilmek, sanatın yeni öznesi oldu. Sanat tarihine baktığımızda sanat değişse de sanatçının baki kaldığını görüyoruz ancak yapay zekayla bu durum, kökünden değişebilir. Teknolojinin yeni çağında dijital sanatı da unutmamak gerek. Dijital sanatçılar arasında da yapay zeka kullanımı, tartışılan bir konu; çizimlerini kendi yapan sanatçılar, yapay zekanın kullanımına çoğunlukla karşı görünüyor. DALL-E, Stable Diffusion, Midjourney gibi programlar internette açık olarak bulunan görselleri kullanarak kendilerine içerik havuzları oluşturuyorlar. Bu havuzu kullanarak kullanıcılarına, ihtiyaç duydukları görselleri sunuyorlar. Kullanıcı, bir elma görseli istediğinde elma görselleri içinden taramalar yapan yapay zeka; görselini rönesans tablosu gibi isteyen bir kullanıcı için tek tıkla istediği sanat eserini oluşturabiliyor. Binlerce kullanıcısı ve milyonlarca ürettiği çalışması olan yapay zekalar, saldırılara hazırlıksız yakalanmış olabilir. Chicago Üniversitesinden Ben Zhao ve ekibinin oluşturduğu Nightshade, ismini gece gölgesi bitki ailesinden alıyor. Patates filizleri gibi bu bitkiler az miktarda da olsa zehir içerebiliyor. Nightshade de gece gölgeleri gibi yapay zekaların görsel havuzunu zehirlemeyi hedefliyor. Yapay zekanın elma fotoğrafları olan havuzuna bir ayakkabının girdiğini hayal edelim. Başlangıçta yapay zekanın ürünlerinde büyük ölçekli sorun görmeyiz. Ayakkabı sayısı arttıkça yapay zekanın elma fotoğrafları bozulmaya, ayakkabı gibi görseller üretmeye başlayacaktır. Zehirlenme düzeyi arttıkça programın çalışamaz hale gelmesi bile beklenebilir. Geç kalınsa da Van Gogh'un fırça darbelerini yapay zekadan saklamak artık mümkün. Ekibin oluşturduğu diğer program olan Glaze, sanatçıların imzası diyebileceğimiz fırça darbeleri gibi teknik özgünlükleri yapay zekanın görmesini engelliyor. İsmi seramikte kullanılan sırlama işleminden geliyor ve Glaze de yapay zeka için resmin yüzeyini cilalanmış pürüzsüz hale getiriyor. Glaze'e yüklenmiş, kullanıcının sosyal ağa bıraktığı görselde gözle görülen hiçbir değişim olmuyor. Resmi 'okuyan' yapay zeka, içeriğindeki ögeleri anlayabiliyor olsa da birebir kopyalayamıyor. Tekniğin gizlenmesiyle resimlerin özgünlüğünün korunması vadediliyor. Ortak amaca hizmet eden son program ise Kudurru. Açık kaynak kullanmayan yapay zekaların, görselleri tam olarak nereden topladığını bilmiyoruz. Yeni çağda her gün yepyeni bir programın ortaya çıkıp sesimizi, yüzümüzü ve sanatımızı kullanması kaçınılmaz hale geliyor. Kudurru ismini, Mezopotamya'da bulunan ve kendisine saygı duyulmadığında kişiyi lanetleyen taştan alıyor. Program, kullanıcıların bilgisayarlarındaki görselleri yapay zekalardan korumayı amaçlıyor. Yapay zekaların yalnızca karanlık tarafları olduğunu düşünmek ise haksızlık olabilir. Bugün pek çok alanda yardımı dokunan yapay zekalar, gelecekte de gelişmelere öncülük edecek. Her ne kadar 'savaş boyalarını süren' sanatçılar olsa da yapay zekaların ürettiklerine karşı olmayan bir grup da bulunuyor. Sanatın varlığını sürdürebileceğini, yeni sanatın ortaya çıktığını düşünen insanların yanında sanatın, ustaları taklit etmekle olduğunu öne sürenler de var. Paylaştığımız görsel; sanat eserimiz, yüzümüz veya gün batımımız da olsa korumak ve kendimize ait tutmak istiyoruz. Adobe ve Getty gibi büyük şirketler artık yalnızca lisanslı görüntüler konusunda eğitim aldıklarına dair güvence veren yapay zeka araçlarını piyasaya sürdüğünü belirtiyor. Yapay zekaların ilerlemesini durdurmak, önüne geçmek istemiyor ve görsellerimizin korunduğu gelecek hayaline inanıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/sanayi-teknoloji-bakanligi-chery-genel-merkezine-ziyaret-h139779.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde eski ve yeni distribütörü arasında çıkan kavga nedeniyle gündeme gelen Chery, bu kez bambaşka bir gelişme ile karşımızda. Edinilen bilgilere göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki bir heyet, Bakan Mehmet Fatih Kacır liderliğinde Chery'nin genel merkezini ziyaret etti. Mehmet Fatih Kacır'a ek olarak Çin Büyükelçisi İsmail Hakkı Musa, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu gibi isimlerin de bulunduğu ziyarette, sektöre ilişkin bilgi alışverişinde bulunuldu. Bu bilgi alışverişindeki ana tema, Türkiye'de yeni nesil araçların geliştirilmesi ve planlanmasıydı. Ziyaretle ilgili detaylı bir açıklama yapılmadı ancak bunun önemli bir gelişme olduğunun altını çizmek gerekiyor. Zira Chery de Türkiye de karbon nötr girişimlerini önemsiyor. Türkiye'nin yatırıma ihtiyaç duyduğunu herkesin bildiği bu ortamda Chery, Türkiye'yi Avrupa'ya sevkiyat noktasında bir üs gibi kullanabilir. Yani Chery'nin Türkiye'ye olası bir fabrika kurması her iki taraf için de önemli olacaktır. Tabii bunun Togg'a etkileri de başka bir tartışma konusu. Chery Group Başkanı Yin Tongyue, Chery International Başkanı Zhang Guibing ile Chery International Başkan Yardımcısı ve Chery Türkiye Genel Müdürü Fenghuo Si gibi isimlerin de katıldığı ziyarette, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın OMODA E5'i test ettiği de öğrenilmiş durumda. Ancak Bakan Kacır'ın bu otomobili sevdiği konuşuluyor. Bakalım bu ziyaret, önümüzdeki günlerde ne gibi gelişmelerin kaynağı olacak..."} {"url": "https://www.webtekno.com/sarjli-supurge-bosch-unlimited-7-inceleme-v2093.html", "text": "Kablosuz dik şarjlı süpürge Bosch Unlimited 7 fiyatı, özellikleri ve performansı şimdi inceleme videomuzda! Esnek ve bükülebilen yapıya sahip Bosch Unlimited 7'nin bataryası, hızlı şarj destekli ve 18 Volt Powertools bataryalarının tamamı ile uyumlu. Bosch Ev Aletlerinin kalitesini taşıyan Unlimited 7 dikey süpüge, emiş gücü yüksek ve 10 yıl garantili bir motora sahip. Bosch Unlimited 7, temizlik sırasında iri ve küçük partüküllü toz ve pislikleri topladığı haznesi tamamen yıkanabilir ve kolaylıkla temizlenebilir şekilde tasarlanmış. Sadece 1,4 kilogram ağırlığında olduğu için oldukça pratik temizlik imkanı sunuyor. Videoda ayrıca Bosch temizlik ipucularına da değiniyor ve süpürge ile ofisin bir bölümünü ve araba içi temizliği gerçekleştiriyoruz. İyi seyirler! Bosch Unlimited 7'yi satın almak için buradaki bağlantıya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/satoshi-nakamoto-dunyanin-en-zengin-insani-olabilir-mi-h117363.html", "text": "Bugün, kripto para camiası için oldukça önemli bir gün. Bunun nedeni, Bitcoin'in mucidi olarak bilinen Satoshi Nakamoto'nun, Bitcoin için kurulmuş en eski ve en köklü forum sitesi olan Bitcointalk'ta son kez çevrim içi olduğu tarihin 13. yıl dönümü. Zaten hakkında çok bir şey bilmediğimiz Nokamoto, 13 Aralık 2010 tarihinden sonra derin bir sesizliğe büründü. Tahmin edebileceğiniz üzere; Satoshi Nakamoto'nun elinde kaç adet Bitcoin olduğu net olarak bilinmiyor. Ancak Nakamoto'ya ait olduğu bilinen bir Bitcoin cüzdanında, 1 milyon adet civarında BTC bulunuyor. Bu yüzden Satoshi Nakamoto'nun sahip olduğu Bitcoin miktarını 1 milyon adet olarak kabul edebiliriz. Satoshi Nakamoto'nun sahip olduğu Bitcoin miktarı, 13 Aralık 2023 saat 14.06 itibarıyla 41 milyar 131 milyon 400 bin dolar değerinde. Bu rakam, Satoshi Nakamoto'nun bir milyarder olduğunun açık bir göstergesi. Bloomberg'in gerçek zamanlı milyarderler endeksine baktığımızda, Satoshi Nakamoto'nun dünyanın en zengin 31. kişisi olduğunu görüyoruz. Bloomberg'in milyarderler endeksinin zirvesinde, 223 milyar dolarlık net servet ile Elon Musk yer alıyor. Yani Musk, Nakamoto'dan yaklaşık 5 kat daha zengin. Şayet Bitcoin; 225 bin dolar seviyesine ulaşırsa, Satoshi Nakamoto'nun sahip olduğu Bitcoin'lerin değeri de 225 milyar dolara ulaşmış olur. O yıllarda Bitcointalk'ta düzenli olarak paylaşımlar yapan Nakamoto, paylaştığı son mesajda Bitcoin ile ilgili siber saldırılara atıfta bulunmuştu. En büyük riskin DoS saldırıları olduğunu aktaran Bitcoin mucidi, \"Hala sayamayacağım kadar fazla saldırı yolu var.\" ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/saturn-halkalari-2025-gozden-kaybolacak-h138430.html", "text": "Güneş sisteminin en büyük ikinci gezegeni olan Satürn'ü hepimiz ikonik halkalarıyla tanıyoruz. Bu halkalar, teleskoplar yardımıyla Dünya üzerinden görülebiliyor. Ancak gelen açıklamalar, yakında gözden kaybolacaklarını ortaya koyuyor. NASA'nın açıklamalarına göre Satürn'ün halkaları, 2025 yılında Dünya'dan görülemeyecek. Tabii ki gerçekten kaybolmayacaklar. Halkaları, Satürn'ün eğimi nedeniyle göremeyeceğiz. Bilim insanlarına göre halkalar, bundan tam 18 ay sonra gezegenimiz üzerinden görülemeyecek. Şu anda Satürn ile Dünya tam hizada değil ve gaz devi 9 derecelik açıyla eğimli. Önümüzdeki yıl bu oran 3,7'ye gerileyecek ve halkaları görmek daha da zorlaşacak. 2025'te ise sıfıra düşerek tamamen görülemeyecek seviyeye gelecekler. Ama endişelenmeye gerek yok. Satürn'ün halkaları, geçici süreliğine gözden kaybolacak. Açıklamalara göre halkalar, daha sonra yavaş yavaş tekrar görülebilir olmaya başlayacak ve 2032 yılında, yani kaybolduktan 8 yıl sonra 27 derecelik maksimum eğimine ulaşacak. Halkaların en iyi görüntüsünü de bu tarihte göreceğiz. Satürn'ün halkaları, kuyruklu yıldızlar, asteroitler ve diğer maddelerden oluşuyor. NASA verilerine göre halkalar, gezegenden 282 bin kilometre uzağa kadar uzanabiliyor. Dikey uzunluklarının ise 10 metre civarında, yani oldukça küçük oldukları belirtiliyor. Son olarak halkaların ilk kez 1610 yılında Galileo Galilei tarafından gözlemlendiğini belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/saturn-uydusu-enceladus-yasamin-yapi-taslarindan-biri-tespit-edildi-h139351.html", "text": "ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi , Güneş Sistemi'nin önemli parçalarından biri olan Satürn ile ilgili dikkat çeken bir gelişmeye imza attı. Cassini isimli uzay misyonu kapsamında çalışmalarını sürdüren NASA, Satürn'ün uydularından biri olan Enceladus'ta önemli bir keşif yaptı. Bu keşif, Enceladus'un potansiyel yaşam merkezi olabileceğini gözler önüne seriyor. Elde ettikleri bulguları Nature Astronomy ile paylaşan bilim insanları, Enceladus'ta hidrojen siyanür varlığı tespit ettiler. Yaşamın tespiti ile potansiyel yaşam için önemli bir molekül olarak bilinen hidrojen siyanürün Enceladus'ta bulunması, bu uydunun önemini hiç olmadığı kadar artırdı. Enceladus'un Cassini misyonunda çekilen bir görüntüsü. Enceladus ile ilgili araştırmayı yapan ekibin başında bulunan Jonah Peter, konuyla ilgili açıklamasında \"Hidrojen siyanürün keşfi özellikle heyecan verici. Çünkü bu keşif, yaşamın kökenine ilişkin teorilerin çoğunun başlangıç noktası.\" ifadelerini kullandı. Yani Enceladus, önümüzdeki dönemde yaşamın nasıl oluştuğunun anlaşılmasına yardımcı olabilir. Enceladus, en dış katmanında buzullar olan, bu buzulların alt katmanında ise devasa okyanuslara ev sahipliği yapan bir uydu. Cassini döneminde, bu uydunun buz katmanından su buharı patlamaları yaşandığı zaten tespit edilmişti. Yeni araştırma, bu patlamaların tahminlerden çok daha fazla olduğunu ortaya koydu. Patlamalarla ortaya çıkan gaz bulutlarında karbondioksit, metan ve hidrojenin de bulunması, bilim insanlarını daha büyük bir meraka sürüklemiş oldu. Eğer Enceladus'ta bulunan karbondioksit, metan ve hidrojen, Dünya'nın oluşumu için de önemli olan metanın üretimi anlamına gelen metanojeneze yol açtıysa bu kez çok daha önemli bulgulara ulaşılabilir. Araştırmanın önde gelen isimlerinden Kevin Hand'ın açıklamasına göre Enceladus, kendi yaşamı için kimyasal enerji sağlıyor olabilir. Bilim insanı bu durumu, elektrikli otomobillerin bataryasına benzetti. Şunu unutmayın; yapılan son araştırma, Enceladus'ta hayat olduğu anlamına gelmiyor. Ancak bu uyduda, moleküler bazda da olsa hayat olabilir. Bilim insanları, uygun kimyasal reaksiyonların Enceladus'ta uygun yaşam alanları oluşturabileceğine inanıyorlar."} {"url": "https://www.webtekno.com/sectiginiz-sesleri-susturan-gurultu-engelleme-teknolojisi-h138548.html", "text": "Yapay zeka odaklı teknolojilerin gelişmesi, araştırmacılara yepyeni teknolojiler üretmek için yeni fırsatlar sunmaya başladı. Bu bağlamda; Washington Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir grup bilim insanı, yapay zekadan güç alan yeni bir kulaklık teknolojisi geliştirdi. Geliştirilen teknoloji, aktif gürültü engelleme özelliğine boyut atlatacak gibi görünüyor. Aktif gürültü engelleme özelliğini bilirsiniz. Bu teknolojinin bulunduğu kulaklıklar, dış ortamdan gelen tüm gürültünün engellenmesini sağlar. Böylelikle kullanıcıya parazitsiz bir deneyim sunulur. İşte geliştirilen yeni teknoloji, bu durumu tamamen değiştiriyor. Yapay zeka destekli algoritma, \"gürültü\" olarak tanımlanan seslerin filtrelenmesini sağlayabiliyor. Kullanıcı, bu yeni teknoloji ile bazı seslerin gürültü olarak tanımlanmasını sağlayıp, sadece bu seslerin duyulmasını engelleyebilecek. Bilim insanları, geliştirdikleri yeni teknoloji ile daha şimdiden 20 ses türü için filtreleme yapma imkanı sunmaya başladılar. Bu ses türleri arasında bebek ağlaması, kuş cıvıltısı, korna, sirenler ve konuşma gibi şeyler bulunuyor. Kullanıcı, akıllı telefonuna yükleyeceği bir uygulama bu seslerin bazılarını gürültü olarak tanımlayacak. Diyelim ki size sunulan 20 filtreleme seçeneğinden 19 tanesini gürültü olarak tanımlayıp, korna seslerini devre dışı bıraktınız. Kulaklığınız, korna sesini size duyurmaya devam edip, diğerlerini duymanızı engelleyecek. Araştırmanın bir numaralı ismi olan Shyam Gollakota, geleneksel aktif gürültü engelleme özelliğinin gerçek zamanlı bilgi sağlamadığını, kendi teknolojilerinin ise anlık olarak çalışabildiğini söyledi. Bunun önemli bir iyileşme olduğunu aktaran bilim insanı, makine öğrenimi tekniği kullandıklarını, sistem kullanıldıkça daha iyi sonuçlar vereceğini söylüyor. Ancak bu teknolojinin son kullanıcıya ne zaman ulaşacağını bilen yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/ses-getiren-olaylar-2023-ozeti-h139734.html", "text": "2023, iyisiyle ve kötüsüyle geride bıraktığımız bir yıl oldu. Bu yıl herkesi derinden sarsan olaylar olsa da, pek çok güzel şey yaşandı diyebiliriz. Türkiye Cumhuriyeti, 100. yılını doldururken ülkemizde ve dünyada ses getiren olayları tekrar hatırlamak için içeriğimize göz atabilirsiniz. 2023 yılı ne yazık ki acı verici bir şekilde başladı. Takvimler 6 Şubat 2023 ve saatler 04.07'yi gösterdiğinde Kahramanmaraş merkezli 7,8 şiddetinde deprem meydana geldi. Öğle saatlerinde ise büyüklüğünde bir deprem daha gerçekleşti.Güney Anadolu'da pek çok bölgenin etkilendiği depremde her ne kadar pek çok vatandaşımız kurtarılsa da 50 binden fazla vatandaş hayatını kaybetti ve pek çok insan evsiz kaldı. O günü takip eden 7, 8 ve 9 şubatta artçı depremler devam etti. Yaşanan deprem dünya gündemine oturdu ve ülkemize pek çok ülkeden insani yardım geldi. Dünya basınının merceğinde olan bu olay, depremi yaşamayanları bile derinden etkiledi. 6 Şubat 2023 depremleri Türkiye'nin en büyük, dünya tarihinin de sayılı depremleri arasında yer aldı. Ülkemizde internet aleminin en eski internet sitelerinden biri olan Ekşi Sözlük'e 21 şubatta erişim engeli getirildi. Deprem sürecinde bilgi kirliliğinin önüne geçmek için kapatılan Ekşi Sözlük, \"eksisozluk2023.com\" gibi farklı alan adlarıyla faaliyetlerine devam ederken bu yıl içinde defalarca erişim engeli yedi. Sadece Ekşi Sözlük değil, aynı zamanda X de bilgi kirliliğin önüne geçilmesi sebebiyle erişim engeline takılmıştı. Yetişkin içerik platformu OnlyFans'e 7 haziran günü Türkiye'de erişim yasağı getirildi. Dünyada ve ülkemizde pek çok kullanıcıya sahip olan platform, abonelik sistemine dayanıyor ve içerik üreticileri, yetişkinlere yönelik içerikler üreterek bunları abonelerine sunuyordu. Platformun kapatılması için CİMER'e sayısız şikayet talebinde bulunuldu ve OnlyFans'e Türkiye'de erişim engellendi. OpenAI, mart ayında en gelişmiş yapay zeka dil modeli olan GPT-4'ü duyurdu. ChatGPT 3.5'ten daha akıllı ve daha yaratıcı olan GPT-4 modeli, dünyada ses getiren yapay zeka girişimlerinden biri oldu. Yapay zeka modeli, sunduğu yetenekleri daha da geliştirdi ve karmaşık soruları bir önceki modele göre daha hızlı ve efektif bir şekilde cevaplayabiliyor. Önceki model sadece metin odaklıydı ancak GPT-4 ile gelen yeni özelliklerden birisi ise görsel yükleme seçeneği oldu. Yüklenen görseller yaratıcı ve akıllı bir şekilde yorumlanabiliyor. Hatta meşhur karikatürlerden birini yüklediğinizde karikatürde ne anlatılmak istendiğini sorduğunuzda bunu hızlı bir şekilde cevaplayabiliyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olan Apple, pek çok şirketin karma gerçeklik dünyasına adım atmasına rağmen sessizliğini uzun bir süre korudu. Ancak şirket, 5 Haziran 2023 tarihinde WWDC etkinliğinde karma gerçeklik gözlüğü Vision Pro'yu tanıttı. Rakiplerinin aksine Vision Pro, kullanıcıların çevresiyle olan etkileşimini daha etkili bir hale getiriyor. El hareketleri ve ses ile kontrol etme özellikleri ile artırılmış gerçeklik daha efektif bir şekle bürünüyor. iPhone 15 serisi oldu. Apple'ın her sene daha da güçlendirdiği ve yeni yetenekler kazandırdığı iPhone 15 serisi, 2023'e damga vurdu. Apple, iPhone 15 Pro ve Pro Max ile konsol oyunlarını rahatlıkla oynayabileceğimizi duyurdu. Artık çeşitli konsol oyunları, herhangi bir araca gerek kalmadan iPhone 15 Pro serisinde oynanabiliyor. Ayrıca bu oyunlar televizyona yansıtılarak dev ekranda oyun keyfi yaşamamızı sağlıyor. Yurt dışından getirilen akıllı telefonları Türkiye'de kullanabilmek için kişinin pasaportu üzerine kaydetmesi gerekiyor. 6 bin 91 TL olan telefon IMEI kayıt ücreti, 8 temmuz tarihinde 20 bin TL'ye çıkarıldı. 7 temmuz sabahı KDV, vergi ve harçlara hatırı sayılır bir şekilde zam yapıldı. Pasaport harçları, noter harçları ve pek çok kaleme getirilen zamlar, Resmi Gazete'de yayımlanan kararname ile duyuruldu. Pek çok vatandaş, yurt dışından getirdiği telefonları zamsız ücretten kaydetmek için BTK'nın internet sitesine akın etti ve site bir günde yaşanan yoğunluktan dolayı uzun süre erişilemez hale geldi. 2024 yılında IMEI kayıt ücretlerinin 31 bin 692 TL'ye yükselmesi bekleniyor. 2023, yapay zeka alanında şaşırtıcı gelişmelere şahit olduğumuz bir yıl oldu. Bu gelişmelerden biri de eski Apple çalışanlarının bir araya gelip Humane şirketini kurması ve kasım ayında giyilebilir bir telefon tanıtmaları oldu. Humane AI Pin, ekransız bir akıllı telefon olma özelliği taşıyor. Telefon, yapay zeka özellikleri ile donatıldı ve en önemli özelliği ise kullanıcının avuç içini bir ekrana dönüştürmesi. Temelde telefon olarak tanımlanmıyor ancak bir akıllı telefonun yapabildiği pek çok görevi yerine getirebiliyor. Çinli markaların Türkiye otomobil piyasasına adım atması, en çok ses getiren olaylar arasında yerini aldı. Mayıs ayında Türkiye'de lansman gerçekleştiren Leapmotor ile ağustos ayında SHS bünyesinde Türkiye'de satışlarına başlayacağı duyurulan DFSK ve ALJ Türkiye aracılığıyla otomobil satışlarına başlayan BYD markaları, Türkiye'de otomobil sektöründe sevindirici işlere imza attı. Çinli otomobil üreticilerinin SUV ve ticari araçlarını yollarda gördüğümüz 2023 senesi, otomobil sektörü için bereketli bir sene oldu. Otomobil piyasasında elektrikli araçların üretimi tam gaz devam ederken halihazırda popülaritesini koruyan Tesla, Türkiye pazarına giriş yaptı. Resmi Instagram hesabından Türkiye'ye geleceği tarihi açıklayan Tesla, takvimler 4 Nisan 2023'ü gösterdiğinde resmi olarak Türkiye pazarına geldi. Model Y ile pazara şahane bir giriş yapan Tesla, ilk teslimatını mayıs ayında gerçekleştirdi. Açılımı \"Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu\" olan Togg, ilk yerli ve elektrikli otomobil olma imzasını taşıyan otomobil. İlk modeli T10X olan Togg, ön sipariş için çekiliş yöntemini benimsedi. İlk 4 saatte toplamda 7 bin 734 kişinin katıldığı çekiliş, büyük ses getirdi. Borsa yatırımcıları için çevrim içi platformların artmasıyla borsa kullanıcı sayısında devasa bir yükseliş meydana geldi. Bunun yanında pek çok şirket de halka arza dahil oldu ve bir çığ gibi büyüdü. Dijital dönüşüm süreçleri, beraberinde farklı girişimleri de getirdi. Dijital mülkiyet ve koleksiyon kültürü giderek yaygınlaştı ve ortaya NFT çıktı. Non Fungible Token, yani Değiştirilemez Token olarak tanımlayabileceğimiz NFT'ler, 2021 ve 2022 yıllarında dijital ortamı kasıp kavurmuştu. Ancak kripto dünyasında kısa süreli yer edinebilen NFT'ler, 2023 yılında kan kaybetti ve değeri ilk çıktığı zamana göre bir hayli azaldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/seyma-subasi-nin-photoshoplu-paylasimi-airfryer-reklami-cikti-h138547.html", "text": "Instagram'da 2.9 milyon takipçisi olan Şeyma Subaşı, neredeyse her hareketi olay olan isimlerin başında geliyor. Ünlü isim, popülaritesini sık sık sosyal medyada reklam iş birlikleri için kullanıyor. Bu iş birliklerinin en sonuncusu için Subaşı, oldukça ilginç bir strateji izledi. Subaşı'nın yaptığı ilk paylaşımda, arkasındaki fayansların bel hizasında büküldüğü görülüyordu. Zaman zaman fotoğraf paylaşmadan önce fotoğraflarını düzenleyen kişilerin yaptığı hatalara benzer bir kıvrılma illüzyonu yaratan Subaşı, bu fotoğrafı takipçileriyle paylaşmıştı. Pek çok kişi bu fotoğrafı üzerinde oynanmış sandı, hatta bu konuda Şeyma Subaşı'yı linçledi. Magazin siteleri de viral olan paylaşımı haberleştirerek sitelerine taşıdı. Çok konuşulan bu görselin aslında bir reklam kampanyasının parçası olduğu ortaya çıktı. Bir sonraki gönderisinde Subaşı, önce gelen yorumları ve yapılan haberleri montajladıktan sonra aslında fayansların bilerek manipüle edilmiş gibi gösterildiğini belirtti. Sonrasında da kamera, Subaşı'ndan reklamı yapılan AirFryer ürününe döndü. Kaydırmalı paylaşımın ikinci kısmında ise fotoğraf çekiminin öncesine ait kamera arkası görüntüleri yer aldı. Gelen yorumlarda pek çok kişi Subaşı'nın da yer aldığı reklamın oldukça zekice olduğuna vurgu yaptı. Görünüşe bakılırsa bu iş birliği oldukça başarılı oldu. Pek çok kişiyi kandırmayı başaran kampanya, ses getirmeyi başardı."} {"url": "https://www.webtekno.com/siber-dolandiricilik-zorbalik-meb-mufredatina-girdi-h138938.html", "text": "Anadolu Ajansı'nın haberine göre Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan \"okul temelli sosyal sorumluluk çalışmaları\" dersinin müfredatı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı onayı almayı başardı. Ortaokul 6., 7. ve 8. sınıflarda her bir düzeyi 72 saatlik öğretim programını içeren ders, bu eğitim-öğretim yılının başında seçmeli dersler kapsamına alınmıştı. Dersin müfredatı da belli oldu. Dersin müfredatı oluşturulurken amaç, öğrencilere toplumsal duyarlılık ve sorumluluk bilinci kazandırmak ve toplumsal sorunlara karşı farkındalık oluşturmak olarak gösteriliyor. Öğrenciler bu derste yalnızca teorik bilgilerini geliştirmeyecek. Yardımcı etkileşim eğitim ortamları da oluşturulacak. Dersin 6. sınıflar için uygulanacak olan müfredatında \"sosyal sorumluluk\", \"toplumsal farkındalık oluşturma\", \"toplumsal değerler ve ahlak\", \"çevre ve sürdürülebilirlik\", \"toplumsal sağlık\" ve \"sosyal yardımlaşma\" üniteleri yer alacak. 7. sınıfta ise bu ünitelere ek olarak \"toplum hizmeti ve gönüllülük\" ünitesi gelecek. 8. sınıflar ise \"sosyal girişimcilik ve inovasyon\" ve \"küresel sorunlara bakış\" üniteleri de müfredata dahil olacak. Ders içerisinde öğrenciler, yakın çevrelerindeki sosyal sorumluluk çalışmalarını araştıracak. Ayrıca üst kademelerde ise kitle iletişim araçlarını da kullanabilecekleri projeler tasarlayacaklar. Bu dersin içinde farklı ünitelerde dijital etik, akran zorbalığı, dijital güvenlik, dijital değer, dijital güvenlik, dijital bağımlılık, siber takip, siber dolandırıcılık, siber tehdit, siber zorbalık, siber taciz, siber istismar gibi konulara da değinilecek, öğrenciler bu konularda eğitilecek. Öğrenciler bu derste ayrıca çevre ve sürdürülebilirlik, toplumsal sağlık, empati gibi konularda da bilgilendirilecekler. Ayrıca genç yaştan itibaren öğrenciler toplumsal gönüllülük, girişimcilik ve inovasyon konusunda da yönlendirilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/siber-pazartesi-cyber-monday-nedir-indirim-h79956.html", "text": "Alışveriş etkinliklerinin kasım ayının sonlarına denk gelmesi bir tesadüf değil. Çoğu yabancı ülkede aralık ayı civarı tatil sezonu olarak adlandırılıyor. Böyle olunca da yılbaşı alışverişlerinin çoğu kasım sonu gibi yapılıyor. İşte Siber Pazartesi de tam olarak bu sebeple Kara Cuma ile çok yakın zamanlarda gerçekleşiyor. Ancak oluşum süreci ve tarihçesi Kara Cuma ile karşılaştırılacak bir düzeyde değil. Dilerseniz anlatmaya başlayalım. Yukarıda bahsettiğimiz gibi Siber Pazartesi, Kara Cuma'nın hemen ertesindeki pazartesi günü gerçekleşiyor. Bu yüzden, Siber Pazartesi 2023 yılında 27 Kasım Pazartesi günü gerçekleşiyor. Ancak indirim tarihleri Kara Cuma'da olduğu gibi esneyebiliyor. Siber Pazartesi, ilk olarak 2005 yılında düzenlendi. Etkinliği başlatan ve ismini veren kuruluş Shop.org oldu. O zamanlar yurt dışında bile herkesin evinde hızlı, alışveriş yapmaya müsait internet bağlantısı yoktu. Bu zamanlarda, internet siteleri üzerinden yapılan alışverişler arttı. Özellikle de pazartesi günlerinde bir artış gözlemleniyordu. Büyük mağazalar, yalnızca internet üzerinden geçerli indirimler yapmaya başladı. Bu hareketin asıl amaçlarından birisi de Cyber Monday'in Black Friday ile yarışabilmesiydi. Peki amaç Kara Cuma ile yarışmaksa, neden Siber Cumartesi değil de Siber Pazartesi adı verildi? Çünkü yapılan araştırmalar sonucunda, görüldü ki insanlar internet üzerinden yaptıkları alışverişleri en çok pazartesi günleri yapıyorlar. Hatırlıyorsanız biraz önce herkesin evinde hızlı internet bağlantısı olmadığını söylemiştik. İşte insanların alışverişlerini pazartesi günü yapmalarının sebebi de bu. İnsanlar, internet üzerinden yapacakları alışverişleri hızlı bilgisayarlar ve hızlı bir internetle yapmayı tercih ediyorlardı. İşte bu sebeple internet mağazaları için pazartesi en parlak gün olmaya başladı. Onlar da bu durumdan en yüksek seviyede faydalanmanın akıllıca bir yolunu buldular. İşte bu yolun ismi Siber Pazartesi. Bu iki etkinlik arasındaki en büyük fark; Kara Cuma'nın perakende, Siber Pazartesi'nin ise internet üzerinden satış mantığını benimseyerek ortaya çıkmış olması. Yani Siber Pazartesi'nin başladığı yıllarda, insanlar cuma günleri mağazalara, pazartesi günleriyse bilgisayarının başına gidiyordu. Şimdiyse, Kara Cuma günü de en az Siber Pazartesi kadar internet üzerinden satış yapılıyor. Her ne kadar çoğu mağazanın kapılarında binlerce insan beklemeye devam ediyor olsa da Kara Cuma internet mağazacılığının en büyük paydaşlarından biri haline gelmiş durumda. Kara Cuma, indirim oranları göz önünde bulundurulduğu zaman Siber Pazartesi'den daha yüksek oranlar sunuyor. Çünkü mağazalar insanları kapıdan içeri sokmak pahasına bazı ürünlerden zarar etmeyi bile göze alıyorlar. Tamamıyla bir satış stratejisi. Öbür tarafta, Siber Pazartesi günü insanların indirimlerden faydalanmak için sıralarda beklemek veya insanlarla kavga etmek zorunda kalmaması, oranlarda bir yükselmeye sebep oluyor. Çünkü birkaç tuşa basmak ve mağazaya gerçekten gitmek arasındaki farkı, satıcılar da çok iyi biliyor. Siber Pazartesi, insanların her sene daha fazla ilgi gösterdiği bir etkinlik haline geldi. Hatta internet alışveriş istatistiklerini takip eden Adobe Digital Insights'a göre, 2009 yılında elde edilen kazanç 2018 yılında 8 katından fazlasına ulaştı. Bu bağlamda verileri sene sene incelediğimizde, 2009 yılında 887 milyon dolar harcama yapıldığı görülüyor. 2010 yılında ise ilk defa 1 milyar dolar barajını aşarak 1 milyar 38 milyon dolarlık bir kazanç elde edildi. Sayılar 2011 yılında da artmaya devam ederek 1,3 milyar dolara kadar çıktı. 2012 yılında elde edilen 1,5 milyar doların yüzde 12,9'unu mobil cihazlar üzerinden yapılan alışverişler oluşturuyordu. 2013 yılında Siber Pazartesi için yapılan harcamalar yüzde 20 oranında artarak 2,29 milyar dolara ulaşırken, Kara Cuma kapsamında yapılan alışverişlerde düşüş gözlemlendi. 2014 yılında ise büyük bir artış olmadı ve alışverişlerin toplamı 2,5 milyar dolarda kaldı. 2015 yılına mobil cihazlarda yapılan indirimler damga vurdu. Bu sayede yapılan harcama toplamı 3,04 milyar doları buldu. Sonrasında takip eden senelerde 2016'da 5,6, 2017 yılında ise 6,59 milyar dolar harcama yapıldı. 2018 yılı ise o ana kadar yapılan en çok harcama rekorunu bir kere daha kırdı. 2018 yılı bilançosu 7,9 milyar dolardı. Hatta bu 7,9 milyar doların 2,2 milyar doları sadece akıllı telefon satışlarından elde edildi. Sosyal medyanın kullanım oranı her geçen sene artıyor. Kullanıcıların üçte biri sevdikleri mağazaların Instagram sayfalarına giderek Siber Pazartesi kampanyalarını incelediklerini söylüyor. Bu oranın iki katı kadar kullanıcı da ürünleri satın almadan önce yorumlara baktıklarını söylüyor. Mağazalar da tüketicilerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarını baz alarak ürün ve kampanya tanıtımlarını sosyal medyada yapmaya başladı. Bu mağazaların yarısından fazlası internet sitelerini mobil kullanım için optimize ediyor. Bir satıcıların yüzde 20'lik kesim ise internet sitelerini tablet kullanımı için de optimize ediyor. Birçoğu da reklam panolarında ve dergilerde ürünün satış sayfasına yönlendiren karekodlar kullanıyor. İnternet üzerinden satışların yakaladığı başarı, mağazacılığın sonu olabilir. Bu konuda J. C. Penney isimli ABD şirketinin CEO'su Mike Ullman şunları söylüyor: Önümüzdeki 5 sene içerisinde ABD'de bulunan 1.200 alışveriş merkezinin yalnızca yüzde 25'i ayakta kalacak. Bunlar da içerisinde Apple ve Tesla mağazaları bulunan alışveriş merkezleri olacak. 2018 yılında ABD şirketlerinden beklenmedik iflas haberleri gelmeye başlamıştı. Nine West, Claire's ve ülkemizde de çok bilinen Toys R Us isimli şirketler yılın ilk 4 ayında iflasını açıklamıştı. Hatta bu yüzden 200'den fazla mağazası kapatıldı. Siber Pazartesi adı altında hangi sitelerde daha çok indirim yapıldığını didik didik araştırmanız gerekiyor. Böyle günlerin sonunda planladığınızdan daha yüksek harcamalar yapmamak için dikkat etmeniz gerekiyor. Çoğu zaman yılın en iyi indirimi ya da bu indirim bir daha tekrarlanmayacak tarzı söylemler karşımıza çıkıyor. Bu noktada, bilinçli bir tüketici olmak için yapmanız gereken şey, yılın diğer dönemlerinde yapılacak indirimlerin farkında olmak. İyi bir fırsatı kaçırma korkunuza yenik düşmeden, yapılan indirimin gerçekten bir daha tekrarlanamayacak bir indirim olup olmadığını iyice gözden geçirmeniz gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/sifir-araba-fiyatlari-h126407.html", "text": "Bu içeriğimizde, Türkiye'de en çok satan markaların aralık ayı listelerine göre sıfır araba fiyatlarına yakından bakacağız. Fiyat listelerini kategorize edecek, bu sayede kendiniz için en uygun modeli bulmanıza yardımcı olacağız. Dilerseniz lafı daha fazla uzamadan sıfır otomobil fiyatlarına bakalım. - 2023'te en çok satan markalar: - Türkiye'deki en ucuz sıfır araba fiyatları: - En çok satan markaların en ucuz araba fiyatları: - Hyundai i10: 710.000 TL - Kia Picanto 780.000 TL - Fiat Panda: 792.900 TL - Fiat Egea Sedan: 794.900 TL - Hyundai i20: 799.000 TL - Citroen C3: 813.000 TL - Seat Ibiza: 825.000 TL - Renault Taliant: 837.900 TL - Renault Clio: 852.000 TL - Fiat Egea Hatchback: 854.900 TL Sıfır araba fiyatları son dönemlerde hayli yüksek olsa da 1 milyon TL altına satın alabileceğiniz pek çok model var. Özellikle de Türkiye'nin en çok satan markası Fiat, bunu Egea grubu sayesinde gerçekleştiriyor. Hyundai i10, Renault Clio ve Kia Picanto gibi popüler modeller de uygun fiyatlı seçenekler arasında yer alıyor. - Fiat Egea Sedan: 794.900 TL - Fiat Panda: 792.900 TL - Fiat Egea Hatchback: 854.900 TL - Fiat Egea Cross: 877.900 TL - Fiat 500: 959.900 TL Türkiye'de en çok tercih edilen otomobil olarak adını tarihe yazdıran Egea Sedan, Fiat'ın en popüler modeli. 1.3, 1.4, 1.5 ve 1.6 litrelik oldukça geniş bir motor seçeneği ile satılan Fiat Egea, ikinci el pazarında da oldukça popüler bir model. Hem uygun fiyat hem de popülerlik, bu otomobilin neden bu kadar çok sattığını anlamamızı sağlıyor. - Renault Taliant: 837.900 TL - Renault Clio: 852.000 TL 1 milyon TL altında sadece 2 modeli bulunan Renault'un en ucuz arabası Taliant. Daha çok filolar için tercih edilen otomobil, 65 beygir gücündeki 1.0 litrelik motoru ile oldukça ekonomik. Bireysel tüketiciler, Renault Taliant'tan ziyade Clio'ya yönelebilirler. - Volkswagen Polo: 977.900 TL Volkswagen'in en ucuz otomobili olan Polo, 80 PS güç üreten 1.0 litrelik motorla satılıyor. Popüler otomobil, markanın 1 milyon TL altında kalan tek modeli. - Opel Corsa: 889.900 TL Opel'in hem en ucuz hem de 1 milyon TL'nin altında olan tek otomobili, Corsa. Kısa bir süre önce makyajlı versiyonu ile ülkemizde satışlarına başlanan otomobil, etkileyici bir tasarıma sahip. Araçta 1.2 litrelik benzinli bir motor var ve bu motor, oldukça ekonomik. - Peugeot 208: 1.050.000 TL Peugeot'nun 1 milyon TL altında kalmak için aylarca direnen tek modeli 208'di. Kasım ayı güncel fiyatlarının açıklanmasıyla bu otomobil de 1 milyon TL'nin üstüne çıktı. 1.2 litrelik benzinli motorla satın alınabilen otomobil, tüm donanım seçeneklerinde otomatik vitesli şanzımana sahip. - Hyundai i10: 710.000 TL - Hyundai i20: 799.000 TL - Hyundai Bayon: 915.000 TL Hyundai, Fiat gibi yerli üretim yapan markalardan bir tanesi ve bu da markanın rekabetçi fiyatlar sunabilmesini sağlıyor. Eğer sadece şehir içinde kullanmak üzere bir otomobil arıyorsanız ve az yaksın diyorsanız, 1.0 litrelik motora sahip i10 en iyi seçeneklerden biri. Bütçenizi biraz daha artırabilirseniz i20 de tercih edebilirsiniz. - Citroen C3: 825.200 TL - Citroen C-Elysee: 933.800 TL C3, Fransız otomobil şirketinin en köklü modellerinden bir tanesi. Yıllardır üretilen Citroen C3, yıllar içerisinde çok büyük revizyonlardan geçti. Peugeot 208'deki 1.2 litrelik motora sahip olan model, satın alanı üzmeyecek türden. Citroen Güncel Fiyat Listesi: Bu Ay Zam Yok! - Toyota Yaris: 997.000 TL - Toyota Corolla: 1.002.800 TL Japon otomobil devi Toyota, Türkiye'de en çok sevilen markaların başında geliyor. Şirket, özellikle de Corolla serisi ile Türkiye'deki en popüler markalar arasında yer alıyor. 1 milyon TL'nin çok az üzerinde bir fiyatla Corolla tercihinde bulunabilirsiniz. Bu arada; Toyota'nın sevilen crossover modeli C-HR yenilendi ve oldukça yakışıklı görünüyor. - Dacia Sandero Stepway: 857.900 TL - Dacia Sandero: 873.900 TL - Dacia Duster: 899.000 TL - Dacia Spring: 950.000 TL Renault'un uygun fiyatlı markası olarak hizmet vermeye devam eden Dacia, piyasadaki en rekabetçi markalardan bir tanesi. Öyle ki Jogger haricinde tüm modellere 1 milyon TL'nin altında fiyatlarla sahip olunabiliyor. - Chery Omoda 5: 1.180.000 TL - Chery Tiggo 7 Pro: 1.195.100 TL Daha birkaç ay önce Türkiye'ye giriş yapan Çinli otomobil üreticisi Chery'nin Türkiye'deki en ucuz modeli, Omoda 5. 1.6 litrelik turbo motor ile satışa sunulan Omoda 5, rakiplerine kıyasla oldukça uygun fiyatlı olan bir model. Bu arada; Chery'nin Türkiye'de 3 model bulundurduğunu, Tiggo 7 Pro ile Tiggo 8 Pro isimli SUV modellerin de rakiplerinden uygun fiyatlı olduğunu belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/siluet-araba-tahmin-h139454.html", "text": "Sadece araba meraklılarının 10'da 10 yapabileceği teste hoş geldin! Şimdi sormamız gereken önemli bir soru var: Sadece araç silüetlerinden bu arabaları tanıyabilir misin? Eğer cevabın 'evet' ise hemen başlayalım ve ne kadar iyi tahmin yapabildiğini görelim! Karşına çıkacak olan araç silüetlerinde, ipucu veren birkaç detay mevcut. 1. Kafa karıştırıcı olabilir, ama kolaylaştıralım: Lüks denince akıllara ilk olarak onun adı gelir. 3. Aracın kanatlarına dikkat et, çünkü uçmaya hazır. 4. Sloganı \"hayallerdeki sürüş\" olan iddialı bir araba! 6. Moda ve nostaljiyi bir araya getiren ikonik model. 7. Küçüklüğüyle büyük özgürlük sunan, şehir hayatının vazgeçilmezi. 8. Üzerinden yıllar geçse bile hala çok estetik. 9. Sadece bir otomobil değil, resmen sanat eseri. 10. Otomobil tutkunlarının kalbinde yer edinen ikon."} {"url": "https://www.webtekno.com/sirket-hisseleri-bitcoin-yatirimi-h139299.html", "text": "2021 kripto varlık rallisi, Bitcoin piyasasını derinden değiştirdi. 2021'de Bitcoin fiyatı 69.000 doların biraz üzerine çıkarak rekor kırmıştı. Son kripto varlık boğa döneminde, bazı şirketler Bitcoin'e yatırım yapacağını ve bazıları da Bitcoin ile halihazırda olan çalışmalarını artıracaklarını söyledi. Bitcoin'in gücüne ve teknolojik yeteneklerine inanan iki şirket, direkt Bitcoin satın aldı. Diğerleri ise Bitcoin madenciliği yaparak ellerindeki Bitcoin miktarını büyüttü. Bu içerikte yer alan şirketlerin hisse senetleri Amerikan borsalarında işlem görmektedir. Bu hisse senetlerinin fiyatları bazen Bitcoin ile yükselmekte ve düşmektedir. Bugün ise, Bitcoin'in 16 Eylül 2023'te başladığı ve günümüze kadar uzanan %50'lik rallisi ile Bitcoin'e yatırım yapmak ile eş değer bir anlama sahip olan bu şirketlerin hisse senetlerinin aynı dönemde ne kadar değer kazandığına bakacağız. Alanında lider bir iş istihbarat firması olan Microstrategy ; 2021, 2022 ve 2023'te milyon dolarlar karşılığında binlerce Bitcoin aldı. 2021 boğasından sonra gelen kripto çöküşünde şirket büyük bir darbe aldı ancak son zamanlarda tekrardan Bitcoin fiyatının yükselmesiyle şirket kara geçmeye başladı. Şu anda şirketin bu yatırımından 2 milyon dolara yakın karda olduğu tahmin ediliyor. Microstrategy, geçtiğimiz Kasım ayının sonlarına doğru 16.130 adet Bitcoin satın aldı. Böylece şirketin elindeki toplam Bitcoin miktarı 174.530'a yükseldi. Aslında şirketin elinde bulunan Bitcoin miktarı o kadar yüksek ki Microstrategy'nin MSTR hisse senedi çoğunlukla Bitcoin ile aynı yönde ilerler. Hatta günümüzde, bazı kurumsal yatırımcılar Bitcoin satın almak yerine bu hisse senedinden alıyorlar. 16 Eylül 2023'ten günümüze kadar MSTR hisse senedi %74 değer kazandı. Bitcoin madencilik şirketi Marathon Digital'ın elinde şu anda 13.396 adet Bitcoin bulunuyor. Bitcoin madencilik şirketi olduğundan, Marathon'un hesaplarında bu kadar fazla Bitcoin bulunması normaldir. Hatta şirket bu Bitcoin'leri madencilik giderlerini karşılamak için zaman zaman satar. En büyük Bitcoin madencilerinden biri olduğu için şirketin hisse senedini almak dolaylı olarak Bitcoin'e ve bu yeni teknolojiye yatırım yapmak gibidir. 16 Eylül 2023'ten günümüze kadar MARA hisse senedi %96 değer kazandı. Aralık 2020'de elektrikli araç üreticisi Tesla , 1,50 milyar dolar değerinde Bitcoin satın aldığını duyurdu. 2021'in başlarında şirketin CEO'su Elon Musk, Bitcoin'in likiditesini test etmek için şirketin bu yatırımın %10'unu sattığını açıkladı. Elon Musk ve Tesla günümüze kadar Bitcoin ile değişik bir ilişkiye sahip oldu. Tesla, Mart 2021'de Bitcoin ile mal ve hizmetlerin satılacağını duyurdu. Bundan sadece 2 ay sonra Elon Musk Bitcoin madenciliğinde ve işlemlerinde fosil yakıt kullanımının artmasından dolayı bu hizmeti durdurduğunu açıkladı. Bitcoin madenciliği %50 sürdürülebilir enerji oranına ulaştığı için bu hizmeti tekrardan açacağını duyurdu. Tesla, 2022'nin ikinci çeyreğinde Bitcoin'lerinin %75'ini küresel belirsizlikler nedeniyle sattı. Şirketin elinde şu anda 9.720 adet Bitcoin bulunuyor. Ayrıca, TSLA hisse senedi 16 Eylül 2023'ten günümüze kadar sadece %12 değer kazandı. Belki de Tesla, elindeki Bitcoin'lerin büyük bir kısmını satmış olmasıydı bu oran çok daha fazla yüksek olabilirdi. Toplam işlem hacmi ile dünyanın en büyük ikinci kripto varlık borsası Coinbase'in elinde 9.480 adet Bitcoin olduğu biliniyor. Buna karşılık Binance borsasının hesaplarında 671.981 adet Bitcoin olduğu bilinse de Binance halka açık bir şirket olmadığı için hisse senedini satın alamıyoruz. 16 Eylül 2023'ten günümüze kadar COIN hisse senedi %98 değer kazandı. Lider Bitcoin madenciliği şirketlinden biri olan Hut 8 Mining Corp'un cüzdanlarında 9.113 adet Bitcoin var. Şirketin elindeki Bitcoin miktarı yüksek olsa da şirketin HUT hisse senedi 16 Eylül 2023'ten günümüze kadar %5 değer kaybetti. Bu düşüşün nedeni tam olarak bilinmese de %5'lik gerileme Hut 8 Mining Corp'u durdurmuyor gibi görünüyor. Şirket geçtiğimiz hafta US Bitcoin adlı bir şirket ile birleştiğini ve kısa bir süre önce de Kanada'da 4 adet güç santrali alacağını açıkladı. Yukarıdaki 5 şirketin hisse senedinden 4 tanesinin Bitcoin ile yükselmesi ve hatta MSTR, MARA ve COIN hissesinin Bitcoin'den daha fazla değer kazanması, Bitcoin'e derinden inanan bu şirketleri yatırımcılar arasında çok önemli bir konuma getiriyor. Sadece bu 3 şirketin hissesine odaklanacak olursak, kripto varlık borsalarına güvenmeyenler ve Bitcoin almak istemeyenler bu hisseleri satın alarak dolaylı olarak Bitcoin'e yatırım yapabilir. Doğru zamanı seçenler, belki de Bitcoin'in yükselişine göre çok daha fazla para kazanabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/snapchat-hesap-silme-nasil-yapilir-h83723.html", "text": "Snapchat hesap silme veya dondurma işlemleri sadece resmi sitesi üzerinden yapılıyor. Snapchat hesapları aslında tek bir işlem ile siliniyor veya devre dışı bırakılıyor. Devre dışı bırakma süresi dolduktan sonra işlemi geri almazsanız, hesabınız kalıcı olarak siliniyor. Bu işlemleri yaptıktan sonra uygulamayı telefondan sildiyseniz yeniden Snapchat indirmeniz veya sitesine girmeniz gerekiyor. - Adım #1: Snapchat hesap silme linkine tıklayın ve ilgili sayfasına gidin. - Adım #2: Kullanıcı adı ve şifrenizi girin ve oturum aç butonuna tıklayın. - Adım #3: Yeniden kullanıcı adı ve şifrenizi girin. - Adım #4: Hesabınıza bağlı telefon numarasına gelen şifreyi girin. - Adım #5: Çıkan ekrandan hesap silme seçeneğini seçin. - Adım #6: İşlemi tamamladıktan sonra pencereyi kapatın. Yukarıdaki adımları takip ederek Snapchat hesabınızı silebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken çok önemli bir detay var. Bu aynı zamanda Snapchat hesabı dondurma işlemi. Maddeleri tek tek tamamladıktan sonra hesabınız 30 gün boyunca kapalı kalacak. Bu süre içerisinde hesabınıza erişim olmayacak. 30 gün sonunda hesabınızı açmazsanız tamamen silinecek. 30. gün sonunda tamamen silinmesi, hesaplardaki tüm fotoğraflar, videolar, mesajlaşmalar, arkadaşların silindiği anlamına geliyor. Geçici bir süre için hesabınızı dondurmak istiyorsanız bu süreyi geçmemeye dikkat edin. 30 günlük süre içerisinde hesabınızı yeniden açmak isterseniz tek yapmanız gereken Snapchat'a giriş yapmak. Bunun için de şifrenizi mutlaka bilmeniz gerekiyor. - Adım #1: Buradan Snapchat web sitesine gidin. - Adım #2: Gelen ekranda kullanıcı adı ve şifrenizi girin. - Adım #3: İşlem tamam. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hesabınızı tekrar açmanız için 30 günlük dondurma süresi içerisinde Snapchat'a girmeniz gerekiyor. Bunun için öncelikle, Snapchat'e PC, telefon veya tablet tarayıcısından giriş yapmanız gerek. Gelen ekranda kullanıcı adı ve şifrenizi girerek giriş yaptıktan sonra hesabınızı yeniden açmış oluyorsunuz. Evet, Snapchat hesabı aktif etme işlemi işte bu kadar basit. Snapchat hesabı silme veya dondurma işlemini yaptıktan sonra uygulamayı sildiyseniz yeniden yüklemeniz gerekiyor. Ancak hesabınızı yeniden açmak için öncelikle web sitesinden yukarıda bahsettiğimiz giriş işlemini yapmalısınız. Bu işlemleri yaptıktan sonra aşağıdaki bağlantıdan Snapchat yükleme işlemini yapabilirsiniz. Snapchat tamamen ücretsiz bir uygulamadır. - Adım #1: Snapchat uygulamasını açın ve hesabınıza giriş yapın. - Adım #2: Ekranın sol üst köşesindeki profil simgesine dokunun. - Adım #3: Sağ üst köşede yer alan simgeden ayarlar menüsüne gidin. - Adım #4: Ayarlar menüsünde \"Hesap İşlemleri\" seçeneğini bulun ve dokunun. - Adım #5: \"Hesabınızı Sil\" veya \"Hesabınızı Kapat\" gibi bir seçenek arayın ve bu seçeneğe dokunun. - Snapchat hesabınızı silmeden önce, önemli fotoğraf ve videolarınızı veya sohbetlerinizi yedeklemek için uygulamanın kendi içindeki yedekleme seçeneklerini kullanabilirsiniz. - Snapchat hesabınızı silerken parolanızı girmeniz gerekebilir. Bu nedenle parolanızı hatırlamanız önemlidir. - Snapchat hesabınızı sildiğinizde, bu işlem geri alınamaz ve hesabınıza erişim sağlanamaz. - Hesap silme işlemi hakkında sorularınız veya sorunlarınız varsa, Snapchat'in destek ekibi ile iletişime geçebilirsiniz. - Snapchat hesabınız diğer platformlarla bağlantılıysa bunları gözden geçirmekte fayda var. Snapchat maalesef kullanıcılarına hesap dondurma seçeneği sunmuyor. Bunun yerine hesabınızı kalıcı olarak silmeyi tercih edebilirsiniz ancak bu işlemi yaparken yukarıda da bahsettiğimiz dikkat etmeniz gereken noktaları atlamamak önemli. Hesabınızı dondurmak istiyorsanız, yukarıdaki işlemleri yaptıktan sonra 30 gün içerisinde yeniden giriş yapmanız gerekiyor. Aksi takdirde 30. günün sonunda hesabınız komple silinecek ve yeniden Snapchat kaydolma işlemini yapmanız gerekecek. Ülkemizde bugünlerde fazla popüler olmasa da yurt dışında hala milyonlarca kullanıcı bulunan Snapchat'te hesap silme ve dondurma işlemleri bu şekilde yapılıyor. Aklınıza takılan bir nokta olursa yorumlarda belirtebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/sneaks-up-mobil-uygulama-yayinda-h138175.html", "text": "Sneaker'lar, şortlar, sweatshirt'ler, formalar, eşofmanlar... Sokak modası ve spor giyim artık neredeyse her alanda kabul gören bir moda akımına dönüştü. Büyük markaların özel koleksiyonlarından herkesin olmazsa olmazı klasik ürünlere kadar aradığınız her şeyi bulabileceğiniz en başarılı platformlardan biri ise Sneaks Up. Uzun yıllardır mağazalarından ve web sitesi üzerinden satış gerçekleştiren Sneaks Up, yakın zamanda bir de mobil uygulama çıkardı. Gelin, uygulama neler sunuyor detaylıca göz atalım. Sneaks Up'ın uygulaması, alışveriş deneyimini iyileştirecek özelliklerle donatılmış durumda. Uygulamaya giriş yaptıktan sonra cevaplayacağınız birkaç basit soruyla alışveriş deneyiminizi tamamen size özel hale getiren ''özelleştirilmiş deneyim'', cinsiyetinize, favori markalarınıza ve tarzınıza göre ürünleri önünüze çıkarıyor. Sipariş oluşturma, sipariş takibi ve beden/numara stoklarının kalmadığı durumlar için Gelince haber ver gibi online alışverişte alışık olduğumuz özelliklere kadar pek çok imkan Sneaks Up'ın uygulamasında mevcut. Ayrıca en yakınınızdaki Sneaks Up mağazalarını uygulama üzerinden görmeniz mümkün. Ve denemeden almak istemeyenler için seçtiğiniz ürünün yakınınızdaki hangi şubelerde olup olmadığını gösteren 'Mağazada bul' özelliği de var. Sneaks Up'ta zaten kargo 1000 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz ama daha düşük ücretli bir ürün aldığınızda kargo ücreti ödememek için ya da yakınınızdaki bir mağaza varsa hiç kargo beklememek adına 'Mağazadan teslim al' özelliği de aktif. Bu özelliği kullanarak yaptığınız alışverişlerde üretilen özel QR kod sayesinde kasada beklemeden işlem yapmak da mümkün. Üstelik ''Mağazadan teslim al'' özelliğini kullandığınızda kargo ücreti ödemediğiniz gibi birazdan daha detaylı bahsedeceğimiz ''Friends''sadakat programında ilave puan kazanacaksınız. Sneaks Up'ın kullanıcılarına sunduğu en önemli özelliklerden biri özelleştirilmiş alışveriş deneyimi. Bunu sağlamak için uygulamaya girip üyeliğinizi başlattığınızda karşınıza sorular çıkmaya başlıyor. Özelleştirilmiş deneyim: Cinsiyetiniz, bedeniniz/ayak numaranız, favori markalarınız, ilgilendiğiniz spor dalları gibi sorulara basit birkaç dokunuşla cevap verdikten sonra menü önünüze geliyor. Buradan itibaren karşınıza seçtiğiniz markalar, sevdiğiniz tarza uygun ürünler ve öneriler gelmeye başlıyor. Uygulamanın ana sayfası, her zaman seçtiğiniz cinsiyete göre ürün gösterirken karşınıza çıkan ürün önerileri ve arama kısmında önerilen ürünler tercihlerinize göre listeleniyor. Tüm bu özellikler, her zaman aradığınızı ve seveceğiniz ürünleri kolayca bulmanızı sağlıyor. Öncelikle uygulamaya giriş yaptığınız andan itibaren kullanıcı dostu, sade ve anlaşılır bir arayüz sizi karşılıyor. Telefonunuzdaki yerleşik ayara göre Sneaks Up uygulaması Dark Mode ya da Light Mode olarak otomatik şekilleniyor. Bu da kullanıcı deneyimi açısından pozitif bir özellik. Özellikle de telefonda geçirdiğimiz uzun vakitleri düşünecek olursak Dark Mode ile kullanım bembeyaz bir ekrana uzun uzun bakmaktan daha az yorucu. Bir de genellikle beyaz fonda çekilmiş ürün fotoğraflarını incelediğiniz bir uygulamada daha da avantajlı hale geliyor. Ayrıca siz de benim gibi siyah görünümü daha estetik buluyorsanız, Sneaks Up, gözünüze daha da fazla hitap edecek. Uygulama aynı zamanda markalara ve konseptlere göre farklı kategorilendirme seçenekleri alışverişi daha pratik ve keyifli hale getiriyor. Bunun yanında beden/numara seçme gibi menüler de rahatlıkla kullanılabilir şekilde tasarlanmış. Ayrıca ürünlerde pratik bir favori butonu da var. Böylece beğendiğiniz bir ürünü favorilerinize ekleyip devam edebiliyorsunuz. Sneaks Up, alışveriş ve kullanıcı deneyimi odaklı bütün özelliklerinin yanında yalnızca uygulama kullanıcılarına özel bazı avantajlar ve fırsatlar da sunuyor. Markaların limitli stoklarla gelen özel koleksiyonları için uygulamaya özel lansmanlar yapılıyor. Raffle sistemi ile kullanıcılar kaçırmak istemedikleri ürünlere sahip olabiliyor. Sneaks Up App ve Friends sadakat programı ile Sneaks Up ile daha yakın arkadaş olabilirsiniz. Friends programı oldukça fazla fırsatı bünyesinde barındıran bir sadakat programı. Bu programın bir parçası olduktan sonra yaptığınız her alışverişten, yaptığınız yorumlardan, geri dönüştürülmüş ürün satın almaktan ve daha pek çok aktiviteden token kazanacak, kazandığınız tokenleri alışverişlerinizde kullanabileceksiniz. Ancak bu kadarla bitmiyor, Friends programı Sneaks Up'la ne kadar yakın arkadaş olursanız, o kadar fazla fırsat sunuyor. Friends programı üç seviyeden oluşuyor. Topladığınız statü tokenleri ile seviye atlayarak sırasıyla Friend, Best Friend ve BFF oluyorsunuz. Her bir seviyenin öncekinden daha fazla fırsatı ve avantajı oluyor. Ücretsiz kargodan yılda bir sneaker bakımı hakkına, öncelikli müşteri hizmetleri erişiminden ön siparişlerde yine öncelikli sipariş hakkına kadar bolca avantajın bulunduğu programa uygulama üzerinden kolaylıkla erişebilir, Sneaks Up ile BFF olmak için alışverişe başlayabilirsiniz! Kısacası, eğer sokak modasını ve spor giyimi yakından takip ediyorsanız ve hem en yeni ve özel koleksiyonları takip edebileceğiniz hem de keyifli alışveriş yapabileceğiniz bir uygulama arıyorsanız, Sneaks Up'a mutlaka göz atmanızı öneririz."} {"url": "https://www.webtekno.com/son-9-yilda-her-gun-1-tl-bitcoin-alsaydiniz-ne-olurdu-h138671.html", "text": "Son günlerde Bitcoin fiyatı Türk lirası karşısında 1 milyon TL'yi geçti. Şu anda, Bitcoin fiyatı dolar karşısında hala en son 2021 Kasım ayında gördüğü ATH'nin yaklaşık 69.000 doların epey bir gerisinde olsa da Türk lirası karşısında rekor üstüne rekor kırıyor. Geçtiğimiz hafta 1 adet Bitcoin fiyatı 1.095.728 Türk lirasına yükseldi. Bu yükseliş hareketi, artan dolar-TL kuru sayesinde devam ediyor. Son 9 yılda her gün 1 liralık Bitcoin almak aklınıza gelmemiş olabilir ya da bunu düşünüp kim uğraşacak demiş olabilirsiniz. Aslında bu, Dolar Maliyet Ortalaması olarak Türkçeye geçmiş ve İngilizcesi Dollar Cost Averaging olan bir yatırım stratejisidir. Çoğu banka, borsa ve kripto para borsası günümüzde bu hizmeti vermektedir. 9 yılda her gün 1 TL'lik Bitcoin satın alan biri bugün neredeyse milyoner olurdu. O yıllarda bu tarz hizmetler çok yaygın olmasa da günlük olarak 1 TL'lik Bitcoin almak en fazla 5 dakikanızı alırdı ve karşılığında, artan Bitcoin fiyatı sayesinde neredeyse milyoner olurdunuz. 9 yılda toplam yatırımınız 3.287 Türk lirası ve günümüz Bitcoin fiyatından yapılan hesaplamalara göre de portföyünüzün değeri 911.929,68 Türk lirası olacaktı. Yani neredeyse 1 adet Bitcoin'iniz olurdu. Bu deney niteliğindeki araştırma, çoğunlukla erken Bitcoin yatırımcısı olmak ve her gün alım yapmayı içeriyor. Yine de Dolar Maliyet Ortalaması stratejisi kendini kanıtlamış bir yatırım stratejisidir. Bu strateji uzun vadeli olarak günlük ya da aylık olarak yapılabilir. Düşük miktarlar ile ya da yatırımcıların kaybetmeyi göze alabileceği miktarla uygulanması tavsiye olunur. Yatırımcıları keskin fiyat hareketlerinden korur. Ayrıca portföy yönetimi açısından ortalama dengeleme yapmak için de uygulanabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/son-depremler-deprem-takip-h104033.html", "text": "Deprem, ülkemizin ve dünyanın acı ve son derece önemli gerçeği. Türkiye, Avrasya-Arap-Afrika levhası arasındaki bölgede yer alıyor. Afet öncesi tedbirler almak hem bireysel olarak hem de toplumsal anlamda bir görevimiz olmalı. Peki biz bu görevleri nasıl karşılıyoruz, depremlere karşı ne gibi tedbirler alıyoruz gibi soruları kendimize ve çevremize daima yöneltmeliyiz. Son depremleri takip etmek ise özellikle son zamanlarda yaşadığımız üzücü ve acı depremler sebebiyle oldukça yaygın olarak yaptığımız bir eylem. Biz de bu sebepten dolayı App Store ve Google Play'de yer alan son depremleri anbean takip edebileceğiniz uygulamalardan oluşan bir liste ile karşınıza çıktık. Webtekno takipçilerine özel olarak hazırladığımız bu liste sayesinde son depremlere anında ulaşabileceksiniz. - Deprem Bilgi Sistemi & Uyarı - eAFAD - Earthquake - Deprem Ağı - LastQuake - Son Depremler - Deprem M4.5+ - Titreşim Ölçer - Deprem Nerede? - Deprem Uyarılarım - Puanı: 4,4 - Geliştiricisi: Avni Sağıroğlu Deprem Bilgi Sistemi & Uyarı uygulaması, sınırsız şekilde anlık bildirim ayarlayabilme, deprem büyüklüğünü haritalarla birlikte kullanıcılara göstermek, filtrelemeler, Kandilli, USGS, EMSC, GEONet, GFZ Geozon gibi birçok farklı kaynaktan verileri kullanıcılarla paylaşmak gibi özelliklere sahiptir. Uygulamada ayrıca birçok farklı dil seçeneği ve farklı bülten mevcuttur. - Puanı: 3,3 - Geliştiricisi: AFAD AFAD'ın bilgilendirme uygulaması olan eAFAD, depremde ve diğer tüm afetlerde uyarıların ve önlemlerin paylaşıldığı bir uygulamadır. Deprem bilgilerini kullanıcılara sunan uygulama, depremin oluşturduğu diğer afetleri kullanıcılara sunuyor. Mağazalarda ücretsiz olarak yer alan eAFAD uygulamasını AFAD'ın resmi bir uygulaması olarak sizlere tavsiye ediyoruz. - Puanı: 4,7 - Geliştiricisi: Nico Tranquilli 3 milyondan fazla kullanıcısı olan, anlık bildirimleri, renkli harita, birçok alternatif dil, Apple Watch desteği, farklı bültenler gibi birçok farklı seçeneği kullanıcılara sunan ve aşırı faydalı olarak sizlere tavsiye edebileceğimiz bir uygulama olan Earthquake, verileri Google Earth ve türevi programlara aktarmak gibi konularda da kullanıcılarını destekliyor. Piyasadaki etkin deprem programları arasında üst sıralarda yer alan Earthquake'i tavsiye ediyoruz. - Puanı: 4,3 - Geliştiricisi: Francesco Finazzi Deprem Ağı, akıllı telefon ağlarını kullanarak gerçek zamanlı şekilde depremleri tespit eder. Saniyeler öncesinden depremi haber verdiğini iddia eden bu uygulama, hissedilen depremi bildirmek, birçok farklı kaynaktan deprem bilgilerini kullanıcılara sunmak gibi özellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Popüler deprem uygulamaları arasında olan Deprem Ağı uygulaması tamamen ücretsiz şekilde App Store ve Google Play Store'da. - Puanı: 4,7 - Geliştiricisi: EMSC Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi'nin resmi bir uygulaması olan LastQuake, diğer uygulamalardan farklı olarak depremi tespit etmede farklı bir yöntem kullanmaktadır. Bu metod; depremi ilk hisseden insanların oluşturduğu, görüntülerle desteklenen ve anket doldurulan bir sisteme dayandırılan bir yöntem. Gerçek zamanlı bilgi ve verilerle desteklenen LastQuake, puanı ve güvenilirliğiyle listemizdeki güçlü uygulamalardan. - Puanı: 4,4 - Geliştiricisi: Efekan Pulatlı Çeşitli kaynaklardan en yeni verileri kullanıcılarına sunan Son Depremler uygulaması, UI tasarımıyla ön plana çıkıyor. Telefonunuza gelen bildirimleri depremlerin şiddetine göre filtreleyebildiğiniz bir özelliği sunan uygulamada çeşitli bildirim seçenekleri kullanıcılara sunuluyor. Depremleri farklı renkte gösteren bu uygulamada harita üzerinden konumunuzdaki veya başka yerdeki deprem verilerine ulaşabileceksiniz. - Puanı: 4,0 - Geliştiricisi: KAZUYUKI TAJIMA Depremi ve nükleer santralleri içeren bir uygulama geliştiren Kazuyuki Tajima, dünyada yaşanan son depremleri gösteren bir haritayı kullanıcılara sunuyor. Deprem verilerini ABD Jeolojik Araştırma kuruluşundan alan bu uygulamada 4,5 ve üstü depremler gösterilmektedir. Deprem bölgesine yakın nükleer santralleri de kullanıcılara gösteren uygulama, nükleer santrallerle ilgili verileri Vikipedia'dan aktarmaktadır. - Puanı: 3,9 - Geliştiricisi: EXA Mobile Grafik ölçümleriyle birlikte depremleri gösteren bir uygulama olan Titreşim Ölçer, deprem, volkanik patlamalar, çığ ve diğer sismik titreşimlerin dalgaların kaydını sağlar ve grafik olarak yansıtır. Son depremlere ulaşabileceğiniz bir alana da sahip olan uygulamanın Premium üyeliğinde reklamlar kapalı şekilde kullanılabiliyor. - Puanı: 4,7 - Geliştiricisi: Berkant Begdilili Son 500 depremi anında görüntüleyebildiğiniz bir uygulama olan Deprem Nerede uygulaması, depremlerin büyüklüğüne, tarihine, derinliğine, enlemine ve boylamına göre görüntülenebilir durumda. Uygulamada yer alan diğer özellikler; düdük ve fener özelliği, internetli veya internetsiz ortamda listedeki kişilere güvende olduğunu belirtmek, deprem çantasında olması gerekenler listesi. - Puanı: 4,7 - Geliştiricisi: JRustonApps B.V. Kırmızı ve hoş bir tasarıma sahip olan Deprem Uyarılarım adlı uygulama, 1970'e kadarki depremleri görüntüleyebilirsiniz. Depremlerin tam yeri, derinliği ve uzaklığını öğrenebilir, dünyadaki tüm depremlerin bilgisine anında ulaşım sağlayabilirsiniz. Özelleştirilmiş ücretsiz ve anlık uyarıları kullanıcılara sunan Deprem Uyarılarım, aldığı iyi puanla size tavsiye edebileceğimiz güzel uygulamalar arasında yer alıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/son-dodge-challenger-banttan-indi-h139576.html", "text": "Amerika'nın özellikle de genç kesimi arasında oldukça yaygın olan muscle arabaları, en çok Chevrolet Camaro, Ford Mustang ve Dodge Challenger üçlüsüyle biliniyor. İçimizi adeta eriten motor sesleriyle gelen bu modellere istemeye istemeye veda etmek zorunda kalıyoruz. Zira hepsi birer birer elektrikli şekilde hayatlarına devam etmeye başlıyor. Aralarında üretimi en sona kalan model Dodge Challenger oldu. Benzinli son modeli üretim hattından inen modelin geçtiğimiz haziran ayında 700 bin dolardan satışa çıkan modelle aynı olup olmadığı bilinmiyor. Fakat modelin kendisini biliyoruz. Yaklaşık 20 yıldır Kanada'nın Ontario şehrinde bulunan Brampton Assembly Plant'ta üretilen bu ikonik model, böylece banttaki süresini de tamamlamış oldu. Tesis şimdi iki yıl boyunca yenilenecek ve yeni araçlar üretmekte kullanılacak ancak Charger serisi burada üretilmeyecek. Elektrikli modeller Windswor Üretim Tesisi'nde yapılacak. Zaten Challenger'a da 1045 beygirlik bir SRT Demon 170'le veda etmek yakışırdı. Söz konusu son aracın görselleri paylaşılsa da net özellikleri henüz yayınlanmadı. Bu SRT Demon 170 modeli mat bir siyah tonunda. Aracın vedasını ölümsüz kılmayı hedefleyen şirket, SRT Demon 170 modelinde 1045 beygir gücü ve 1280 Nm tork sunuyor. E85 yakıt ile bu değerlere ulaşan araç, daha ucuz E10 yakıtta bile 912 beygir güç sunabiliyor. Tabii bu gücü sunan motorun 6,2 litre süperşarjlı olduğunu belirtmemek olmaz. 400 metreyi 8,91 saniyenin altında, saatte 243 km hızla geçen aracın, kendi liginde yılın en çok satanı olacağı düşünülüyor. Peki biz daha Challenger göremeyecek miyiz? dediğinizi duyar gibiyiz. Yeni bir Challenger gelecek fakat bu modelin son olmasının sebebi, bildiğimiz Challenger'ın artık elektrikli olacak olmasından kaynaklanıyor. Dodge'un resmi sitesinde yeni jenerasyon Challenger'ların yüksek performanslı elektrikli araçlar olacakları belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/son-iki-ayda-912-bin-yatirimci-borsayi-terk-etti-h139771.html", "text": "Yılın son dönemlerinde mevduat faizlerindeki yükseliş ivmesi görmüştük. Bu dönemde bazı yatırımcılar faizlere yönelmeyi tercih ederken, borsada da Ekim ayındaki rekor yatırımcı sayısının düştüğünü görüyoruz. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre Aralık 2023'te yatırımcı sayısı 7 milyon 643 bin 867 oldu. Ekim ayındaki rekor ise 8,6 milyon yatırımcı idi. Bir önceki ayın borsa yatırımcı sayılarına baktığımızda, Aralık ayında 512 bin yatırımcı Borsa İstanbul'dan ayrıldı. Bu durum bir rekor olarak karşımıza çıkıyor. Yine de yıllara göre baktığımızda borsa yatırımcılarının sayısının gittikçe arttığını görüyoruz. Borsa yatırımcısı sayısı 2021'de 2 milyon, 2022'de ise 3 milyon eşiğini geride bırakmıştı. Son iki ayda borsadan çıkan yatırımcı sayısı, birkaç yıl önce borsadaki toplam yatırımcı sayısına yakın oldu. Borsadaki yatırımcı artışının en önemli nedenlerinden biri de halka arzlar olmuştu. Geçtiğimiz yıl toplam 54 halka arz gerçekleştirilmişti ve bu alanda rekor kırılmıştı. Özellikle yılın son çeyreğinde halka arzlara çok büyük katılım gerçekleşmişti. Sıkılaşma döngüsünün görüldüğü 2023 sonunda ise mevduat faizlerine yönelenlerin sayısı gittikçe artıyordu. Yatırımcı sayısının görece stabil kaldığı 2022 yılında Borsa İstanbul, çoğu büyük borsayı geride bırakarak en çok artış gösteren borsalardan biri olmuş ve 2000'li yıllardaki en iyi performansını göstermişti. Ekim 2023 sonrasında Borsa, güçlü rakiplerinin de etkisiyle endeks düzeltme sürecine geçmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/sony-kablosuz-oyuncu-kulakligi-inzone-buds-ozellikleri-fiyati-h137782.html", "text": "Japon teknoloji şirketi Sony, bugün gerçekleştirdiği bir etkinlikte \"InZone Buds\" ismini verdiği yeni kablosuz kulaklıklarını duyurdu. Sony, bu kulaklığın sıradan bir ürün olmadığını söyledi. Bunun nedeni, InZone Buds'ın tamamen oyuncular için tasarlanmış olmasıydı. Bu durum, Sony için bir ilk niteliğinde. Sony InZone Buds, PlayStation 5, PC'ler ve hatta akıllı telefonlar ve tabletler için uyumlu olarak kullanılabilen bir kulaklık olarak karşımıza çıktı. 30 ms'nin altında gecikme süresi vadeden kulaklıklar, bunu sağlayabilmek için USB Type-C girişine sahip olan bir bağlantı aparatı içeriyor. Bluetooth LE desteğine de sahip olan kulaklık, Android telefonlar için de etkileyici bir deneyim sunacak gibi görünüyor. Uzun süreli oyun deneyimi için ergonomik bir tasarıma sahip olan kablosuz kulaklık, 12 saate kadar kesintisiz kullanım imkanı sunuyor. Sony'ye göre bu pil gücü, endüstrideki en iyi seviyeyi sunuyor. Buna şarj kutusunu da eklediğimizde, 24 saate varan kullanım süresi ile karşılaşacağımızı söyleyelim. Sony'ye göre sadece 5 dakikalık şarj, bu kulaklığın 1 saat boyunca kullanılmasını sağlayacak. Sony InZone Buds, sahip olduğu teknik özelliklerle de dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor. Zira bu kablosuz kulaklık, 360 derece uzamsal ses kalitesi sunuyor. Ayrıca bu kablosuz kulaklık için sunulan mobil uygulama ile PC yazılımı, kullanıcının kulaklarının \"resmini çekip\", kişiye özel ses profilleri oluşturabiliyor. Böylelikle her kullanıcı, kendisi için en uygun olan ses kalitesini yakalamış olacak. Öte yandan; gürültü engelleme ve dokunmatik kontrol gibi özellikler de Sony InZone Buds'ta bulunuyor. Sony'nin oyuncular için geliştirdiği InZone Buds, siyah ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneği sunacak. Kablosuz kulaklığın fiyatı ise 199,99 dolar olarak açıklandı. Sony Türkiye'nin internet sitesine baktığımızda, InZone Buds'ın şimdilik listelenmediğini görüyoruz. Ancak yakın bir gelecekte, bu durumun değişeceğini düşünüyoruz. Oyuncu kulaklığının Türkiye fiyatı da o günler geldiğinde belli olacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/sony-kamera-ici-kimlik-dogrulama-teknolojisi-h138800.html", "text": "Her geçen gün daha fazla sahte görsel üretimi yapılıyor. Firmalar da bu türden sorunların önüne geçebilmek amacıyla yeni teknolojiler geliştiriyor. Kamera ve lens teknolojileriyle tanınan Sony de sahte görsellerle başa çıkabilmek için yeni bir teknoloji geliştirdi. İlk bir aylık deneme sürecinin tamamlandığı açıklanan teknoloji ile birlikte Sony, teknik olarak fotoğrafların \"doğum belgelerini\" de fotoğrafa işleyecek. Bu kimlik doğrulama teknolojisi ile birlikte fotoğrafın orijinal olduğu kanıtlanabilecek. Dijital kimlik, fotoğraf çekildiği anda oluşturulacak. Dijital imzanın oluşturulması kameranın içinde bulunan çip seti tarafından gerçekleştirilecek. Bu sayede kimlik oluşturma süreci makine içinde gerçekleştirilerek cihaz dışından müdahale ile manipülasyonun da önüne geçecek. Bu teknolojinin hedef kitlesi ise profesyonel kullanıcılar olacak. Kendi ürettiği içerikleri korumak isteyen fotoğrafçılar böylece içeriklerinin orijinalliğini gösterebilecek. Ayrıca haber ajansları gibi kurumlara da sahte görsellerle mücadele için ek bir güvenlik katmanı sağlanmış olacak. Sony COO'su ve Başkanı Neal Manowitz, yaptığı açıklamada sahte görsellerin sadece fotoğrafçıları ve haber ajanslarını değil toplumun tamamını olumsuz etkilediğini ifade etti. Manowitz, bu sorunun ortadan kaldırılması için kaynaklarını kullanacaklarının ve bu konuda çok hassas olduklarının altını çizdi. Aynı zamanda manipüle edilmiş ve düzenlenmiş içeriklerin takibini amaçlayan C2PA organizasyonunun da üyesi olan Sony, yeni teknolojilerini Associated Press ortaklığı ile test etti. Test sonuçlarının çok değerli olduğunu söyleyen firma, bu teknolojiyi daha geniş alanlara yaymak için gelişim sürecini ilerleteceklerini açıkladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/sosya-medya-platformlari-cocuklar-uzerinden-kazanc-h139681.html", "text": "Harvard Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdürmekte olan Harvard TH Chan Halk Sağlığı Okulu, Meta ve Google gibi sosyal medya üzerine çalışan şirketlerle ilgili bir araştırma yaptı. Yapılan bu araştırma, çok çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Çünkü sosyal medya şirketlerinin, sadece çocuklar üzerinden milyarlarca dolar gelir elde ettiğini gözler önüne serdi. Araştırmacılar, çalışma kapsamında önce Instagram, Facebook, Snapchat ve X gibi platformların 18 yaş ve altındaki kullanıcı sayısını analiz ettiler. Bunun için ABD'deki resmi nüfus verilerinden de faydalanan araştırmacılar, ikinci aşamada ise sosyal medya şirketlerinin 2022 yılındaki reklam gelirlerini incelediler. Son aşamada da çocukların günlük sosyal medya kullanım sürelerini tespit eden ve tüm verileri harmanlayan bilim insanları, dudak uçuklatan bir rakam ile karşılaştılar. Kapsamlı araştırma sonucunda, sosyal medya platformlarının 18 yaş ve altındaki çocuklar sayesinde 11 milyar dolarlık gelir elde ettiği anlaşıldı. Üstelik bu sadece ABD özelinde yapılan bir araştırmaydı. Bunun küresel çapta ne denli büyük rakamlara denk geldiğini varın siz düşünün... Yapılan araştırmaya göre YouTube, 12 yaş ve altı kullanıcılardan en çok gelir eden platformdu. Çevrim içi video platformu, çocuklar üzerinden tam olarak 959,1 milyon dolar para kazandı. YouTube'u 801,1 milyon dolar gelir ile Instagram ve 137,2 milyon dolarla da Facebook takip etti. 13-17 yaş grubu arasında en çok kazanç sağlayan platform Instagram oldu. Platform, 4 milyar dolar kazanç elde etti. Instagram'ı 2 milyar dolar gelirle TikTok, 1,2 milyar dolarla da YouTube takip etti. 2022 yılına ilişkin araştırma, sosyal ağlar için çocukların vazgeçilmez olduğunu gösterdi. Çünkü Snapchat'in 2022'deki tüm gelirinin yüzde 41'i, 18 yaş altındaki kullanıcılardan sağlanmıştı. TikTok'un reklam gelirlerinin yüzde 35'i, YouTube'un reklam gelirlerinin yüzde 27'si ve Instagram'ın reklam gelirlerinin yüzde 16'sı, 18 yaş altındaki kullanıcılardan sağlandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/sosyal-medya-devleri-abd-senatosu-ifade-verecek-h138958.html", "text": "Sosyal medyada çocukların korunması konusu uzun zamandır üzerinde tartışılan bir konu. Meta, X, TikTok, byteDance, Snap, Alphabet gibi devlerin her birinin bu konuda devam eden davaları bulunuyor. Davaların \"bağımlılık yapmak, yanlış yönlendirmede bulunmak, gizliliği sağlayamamak\" gibi pek çok farklı konu başlığı var. Bu konuda bugüne kadar atılmış belki de en büyük adım ABD senatosundan geldi. Senato, beş büyük sosyal medya firmasını ifadeye çağırdı. ABD Senatosu, 31 Ocak 2024'te yapılacak olan oturumda Meta CEO'su Mark Zuckerberg, X CEO'su Linda Yaccarino, TikTok CEO'su Shou Zi Chew, Snap CEO'su Evan Spiegel ve Discord CEO'su Jason Citron'u dinleyecek. Bu isimlerden Zuckerberg ve Chew daha önce de ifade vermeye gönüllü olduklarını açıklamıştı. Yaccarino, Spiegel ve Citron ise daha önceki görüşmelerde ifadeye gelme davetlerini reddetmişti. Senatörler Dick Durbin ve Lindsey Graham da bu üç CEO için mahkeme celbi yayınladı. Senatörler ayrıca sürece ilişkin açıklamalarda da bulundu. İki senatörün ortak açıklamasında, \"CEO'lara çocukları çevrim içi ortamda korumaktaki başarısızlıkları hakkında tanıklık etme\" şansı verildiği ifade edildi. Senatörler, \"En başından beri çocukların çevrim içi ortamdaki güvenliği için gösterdiğimiz çabanın teknoloji devleri tarafından tereddütle karşılanacağını biliyorduk. Sonunda, iş çocukların çevrim içi güvenliğini korumaya geldiğinde başarısız olduklarını kabul etmeye zorlanıyorlar. Şimdi beş firma da iş birliği yaptığına göre, CEO'larından açıklamalar bekliyoruz. Ebeveynler ve çocuklar aksiyon talep ediyor.\" ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz dönemde hem ABD'deki çeşitli eyaletlerde hem de AB'de çevrim içi güvenlikle ilgili adımlar atılmış, düzenlemeler yapılmıştı. Yine de bazı eleştirmenlere göre yeni düzenlemeler fazla geniş kapsamlı ve yarardan çok zarar getirebilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/sosyal-medya-teror-propagandasi-kullanici-1-ay-turk-bayragi-paylasma-cezasi-h139666.html", "text": "Bugün Erzurum'da yaşanan bir olay sosyal medyanın gündemine oturdu. Gelen bilgilere göre Hınıs ilçesinde yaşayan R.F. isimli bir kadın, sosyal medyada terör örgütü propagandası içeren paylaşımlar yaptığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan kullanıcı, emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Hakimlik, kadını serbest bırakırken paylaşımlarıyla ilgili daha önce pek karşılaşılmayan bir karar aldı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Hınıs Sulh Ceza Hakimliği, terör örgütü propagandası yapmakla suçlanan kullanıcıya aynı hesaptan paylaşım yapma cezası verdi. 1 ay boyunca yapılması gereken bu paylaşımların Türk bayrağı içermesine karar verildi. Mahkemenin ardından hesaplardan Türk bayrağı paylaşılmaya başladı. Kullanıcının, bu cezanın ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı aktarıldı. Savcılığın ise serbest bırakılma kararına itiraz ettiği bildirildi. Daha önce bu tarz paylaşım yapanlara hapis cezası gibi cezalar verildiğini görmüştük. Ancak bu tarz bir örnekle daha önce pek karşılaşmamıştık."} {"url": "https://www.webtekno.com/space-x-nasa-4-astronot-uzaya-firlatildi-h136883.html", "text": "Mürettebat, Crew-7 olarak adlandırılan görevde Elon Musk'ın sahibi olduğu Space X Crew Dragon Endurance kapsülü ile Uluslararası Uzay İstasyonu'na doğru yola çıktı. Uzay aracı, SpaceX Falcon 9 roketiyle NASA'nın Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden bugün TSİ 10:27'de fırlatıldı. NASA'da görevli Jasmin Moghbeli'nin liderliğindeki ekipte Avrupa Uzay Ajansından Danimarkalı Andreas Mogensen, Japonya Havacılık ve Uzay Keşif Ajansından Satoshi Furukawa ve Rusya Federal Uzay Ajansından kozmonot Konstantin Borisov yer aldı. Crew Dragon kapsülü yörüngeye ulaştıktan sonra Falcon 9 roketinden ayrıldı ve yörüngede tek başına hareket etmeye başladı. Uzay aracı, Dünya'nın yüzeyinden yaklaşık 220 deniz mili (420 kilometre) yükseklikte bulunan uzay istasyonuna doğru manevra yaparak, orada 24 saatten fazla zaman geçirecek. Mürettebatın Pazar günü sabah 08:39 ET (TSİ 15:39) civarında uzay istasyonuna yanaşması bekleniyor. Araçtaki 4 astronot, gemiye bindikten sonra yörüngedeki laboratuvarda bulunan 7 astronota katılacak. Crew-7 ekibi, Mart ayından bu yana istasyonda bulunan Crew-6 grubu ile yer değiştirecek. Crew-7'nin görevi devralmasının 5 gün sürmesi tahmin ediliyor. Öte yandan Crew-7 astronotları, bugüne kadarki en geniş uluslararası çeşitliliğe sahip Space X mürettebatını da temsil ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/spacex-falcon-roketi-neler-yaptigini-acikladi-h139622.html", "text": "Elon Musk liderliğindeki uzay taşımacılığı şirketi SpaceX, bugün dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şirket, bir Falcon roketinin yaşam döngüsünü tamamladığını duyurdu. Konuyla ilgili bazı istatistikler de paylaşan SpaceX, uzay taşımacılığı sektöründe önemli bir dönüm noktasını geride bırakmış gibi görünüyor. Uzay taşımacılığı, daha çok tek seferlik görevler olarak gerçekleştiriliyor. Şirketler, tasarladıkları bir roketi sadece bir kez kullanıyor, geriye kalansa devasa bir enkaz oluyor. İşte SpaceX, buna yeni bir çözüm üretti ve tekrar tekrar kullanılabilen roketler üretti. İşte bu haberimizde, yaşam döngüsünün sonuna gelen bir roketle neler yaptığını aktarmış olacağız. SpaceX tarafından yapılan açıklamaya göre yaşam döngüsünün sonuna gelen Falcon roketi, 19 uzay taşımacılığı görevinde kullanıldı. Bu süreç, 3,5 yıl kadar sürdü ve görevler sırasında 260 metrik ton yük taşıması gerçekleştirildi. Falcon roketi, görev süresi boyunca 2 astronot ile 860'tan fazla uyduyu uzaya götürdü. SpaceX, tabiri caizse sürdürülebilir uzay taşımacılığının \"dibini gördü\". Üstelik SpaceX, Falcon'dan çok daha büyük bir roket üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor. Bu roket, \"Starship\" olarak isimlendiriliyor ve henüz test aşamasında. Eğer bu roket ile ilgili çalışmalar tamamlanır ve Starship aktif olarak kullanılabilir hale gelebilirse Mars'ta koloni kurmak için en büyük çabalardan bir tanesi olumlu sonuçlanmış olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/sperm-bankasi-parasi-yetmeyen-kadinlar-facebook-sperm-bagiscisi-h138594.html", "text": "Bazı insanlar çocuk sahibi olabilmek için sperm bankalarını kullanabiliyor. Bu bankalardan alınan örnekler, her zaman için bir çocuk garantisi vermese de halen geniş çapta tercih edilebiliyor. Gelen bilgiler ise şu anda bir tüp spermin maliyetinin 1000 dolar olduğunu gösteriyor. Örneğin Business Insider'ın aktardığına göre Angela isimli bir kadın, 10 deneme ve 10 bin dolar ödeme yaptıktan sonra halen çocuk sahibi olamadığını, bu durumun çok masraflı olduğunu belirtiyor. İşte bu nedenle kadınların sperm bankası alternatifleri aramaya başladığı bildirildi. Bu kişilerin toplandıkları yerlerden biri de Facebook. ABD'de açılan gruplardaki kadınlar, bağışçılarla bir araya geliyor. Facebook üzerinden alışveriş gruplarından ikinci el çamaşır makinesi almak gibi şeyler artık normal olsa da, sperm donörü bulmak kulağa biraz şaşırtıcı geliyor olabilir. Ancak alternatiflerin masraflarının ciddi oranda artması nedeniyle her bir örnek için yapılan ödemeler bazı kişileri bu yola itiyor. Sigortaların her şeyi karşılaması da bunun bir etkisi. Öte yandan sperm tüplerinin bu kadar masraflı olmasının da bir nedeni bulunuyor. Gidip her erkek sperm örneği veremiyor. Genetik kondisyonlar, hastalıklar, ırsi problemler gibi açılardan örneklerin incelenmesi gerekiyor. Bu türden donörlük yapabilecek insanların sayısı da oldukça kısıtlı oluyor. Test masrafları da haliyle sperm bankasından aldıkları örneklerle çocuk yapmak isteyenlere yansıtılıyor. Kaldı ki evde insanların kendi imkanlarıyla böyle bir çalışma yapmasının ne kadar sağlıklı olduğu da tartışmaya açık. Öte yandan bu gelişmeler oldukça ilginç bir gerçeği de ortaya koyuyor. Sosyal medya ya da diğer platformlar, insanların bir araya gelip bir şeyleri ücretsiz olarak çözebilmesi için kullanılabiliyor. Angela, Facebook gruplarından Kyle isimli bir kişiyle tanıştıklarını, birkaç haftalık görüşmelerin ardından ise Kyle'ın bir kutu spermini ücretsiz bir şekilde teslim aldığını söylüyor. Tıpkı Angela gibi maddi durumu iyi olmayan ve çocuk sahibi olamayan birçok Amerikalı kadın da sperm bağışı için Facebook gruplarını tercih ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-abone-sayisi-h131819.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi müzik ve podcast platformu Spotify, 2023'ün üçüncü çeyreğine ilişkin mali durum raporunu paylaştı. Şirket tarafından yapılan açıklamalarda, abone sayısında beklentileri aşan artış yaşandığı belirtildi. Buna paralel olarak, Spotify'ın kasasına giren parada da artış yaşandı. Tüm bunların, Spotify'ın zamlandığı bir dönemde yaşandığını hatırlatmakta fayda var. Spotify tarafından yapılan açıklamaya göre Premium abone sayısı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 3 arttı ve 226 milyon olarak kayıtlara geçti. Spotify kullanan toplam kullanıcı sayısı ise yüzde 4'lük artışla 574 milyon oldu. Açıklanan verileri yıllık bazda değerlendirecek olursak; Spotify'ın Premium abone sayısı yüzde 16, kullanıcı sayısı ise yüzde 26 artış göstermiş oldu. Gelelim Spotify'ın kasasına: Platform, yeniden kar etmeye başladı! Spotify'ın açıkladığı mali durum raporuna göre şirketin kazancı, geçtiğimiz üç aylık periyotta 3.4 milyar euroya ulaştı. Bu gelir, yıllık bazda yüzde 11 artışa denkti. Bu paranın 32 milyon euroluk bölümü ise kar olarak kasada kaldı. Şirketin kazancı ve karlılığı, tıpkı abone ve kullanıcısı sayısında olduğu gibi beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Spotify, son dönemlerde karlılık odaklı çalışmayan bir şirket. Bunu geçmiş dönemlerde açıklanan zararlardan biliyoruz. Üstelik Spotify da bunun bilincinde ve büyümeye odaklandığı için böyle bir durum yaşandığını söyleyip durdu. Üçüncü çeyreğe ilişkin rapor, Spotify'ın makus talihini yenmeye başladığını gözler önüne seriyor. Bakalım yılın son çeyreği, karlılık açısından nasıl sonuçlar sunacak..."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-amator-sarkicilari-isyan-ettirecek-degisiklik-iddia-h138145.html", "text": "Dünyanın en popüler müzik platformlarından biri olan Spotify, Music Business Worldwide'a göre gelecek yılın başlarında telif hakları konusunda ciddi düzenlemeler yapacak. Bu düzenlemeler en çok tanınmamış sanatçıları etkileyecek ve tartışma yaratacak gibi duruyor. Platformun blog gönderisine göre Spotify üç ana değişiklik yapacak. Bu değişikliklerden ikisi genel olarak platformdaki sistemleri istismar eden içerik üreticilerini engellemeyi amaçlıyor. Üçüncü değişiklik ise telifleri düzenliyor. Spotify'ın önerdiği ilk değişiklik, şüpheli aktivitelerde bulunan içerik üreticilerinin cezalandırılmasını öngörüyor. Botlar, tıklama çiftlikleri ya da taklitçiler kullanan bu kişi ve kurumlar ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Spotify sonunda bu alanda bir adım atmış olacak. İkinci değişiklik ise arkaplan sesi içeriklerinin minimum oynatma süresine odaklanacak. Yağmur sesi, fırtına sesi, şömine sesi gibi bu türden beyaz gürültü içeriklerinin telif kazanması için dinlenmesi gereken süre arttırılacak. Şu anki sistemde bir beyaz gürültü, 30 saniye dinlendiğinde telif ödemesi almaya hak kazanıyor. Bu durumu istismar eden bazı kişiler, süresini 31 saniyeye kadar düşürdükleri eserler yüklüyor. Yeni düzenleme ile bu türden seslerin telife hak kazanması için en az 2 dakikalık parçalar halinde yüklenmesi gerekecek. Spotify, Tersine Robin Hood olmakla eleştiriliyor. Tartışma yaratan üçüncü özellik ise bir parçanın telife hak kazanabilmesi için en azından yılda 1000 defa dinlenmesi gerekiyor. Bu durumda da bu sanatçılara ödenecek olan ücret yalnızca 3 cent. Pek çok şarkı bu dinlenme sayısına ulaşamıyor. Platformdan gelen açıklamada, sanatçıların %99,5'i bu eşiği geçmeyi başarıyor. Daha tartışmalı olan kısım ise bu sanatçılara ödenmeyen teliflere ne olacağı kısmıydı. Spotify bu telifleri bir havuzda toplayıp daha sonra havuzdan para almaya hak kazanmış tanınmış sanatçılara dağıtacak. Şirketten gelen açıklamaya göre her yıl, telif hakkı gerekli seviyeye ulaşmayan parçaların telifleri bir havuzda toplanacak ve diğer sanatçılara dağıtılacak. Spotify, bu sistemle 5 yıl içinde yeni sanatçılara 1 milyar dolar ödemeyi planladığını belirtiyor. Platformdan yapılan açıklamaya göre her yıl 40 milyon dolarlık telif hakkı ödeme eşiklerine ulaşılmadığı ya da alınmadığı için kayboluyor. Spotify bu değişiklikleri doğrulayan bir blog gönderisi yayımlarken, ödeme için alt limit olması sanatçıları da farklı platformlara yönlendirebilir. Bazı müzik eleştirmenleri, Spotify'ın yeni modelini tersine Robin Hood'luk yapmak olarak nitelendirmişti. Öte yandan YouTube gibi platformlar da içerik üreticilerinin ödeme almaya hak kazanmadan önce belli şartları sağlamasını istiyor.Spotify'daki değişiklikler 2024 yılı içinde geçerli olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-chatgpt-gibi-yapay-zeka-geliyor-h137620.html", "text": "Spotify, geçtiğimiz aylarda yepyeni bir özellikle gündeme gelmişti. Uygulamanın kodlarında keşfedilen bu özellik, ChatGPT'yi andıran sohbet botu benzeri bir özelliğin uygulamaya geleceğini göstermişti. Bugün ise yapay zeka özelliği hakkında önemli gelişmeler yaşandı. Şirket, özellik üzerinde çalıştığını doğrularken ilk ekran görüntüleri de geldi. Spotify'ın yeni özelliği, aslında \"robdad_\" isimli bir TikTok kullanıcısı tarafından keşfedildi. Kullanıcı, yukarıdan da ulaşabileceğiniz videosunu \"Galiba yanlışlıkla Spotify'ın ChatGPT'sini keşfettim.\" ifadeleriyle paylaştı. Görüntüler, özelliğin nasıl çalışacağını gözler önüne serdi. Platform detay vermese de test edilirken yakalanan bu video bizlere bir fikir veriyor. Tıpkı tahmin edildiği gibi yapay zekayla çalma listesi oluşturabileceğimizi görebiliyoruz. \"Yapay zeka çalma listesi\" isimli bir bölüm, tıpkı piyasadaki sohbet botlarını andıran bir sayfaya yönlendiriyor. Buradan da araca istediğiniz müziği tarif eden bir komut yazıyorsunuz. Yapay zeka hızlı bir şekilde komuta uygun bir liste oluşturuyor. Spotify'ın bu özelliği çıkarıp çıkarmayacağı, çıkarırsa da bunun ne zaman olacağı konusunda şimdilik herhangi bir bilgi yok. Ancak gerçekten kullanıma sunulursa ne dinleyeceğini bulamayanlar için yararlı bir özellik olacağı kesin."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-onerileri-kapat-h138865.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi müzik ve podcast platformu Spotify, şaşırtıcı ancak bazı kullanıcıları memnun edecek bir özellik üzerinde çalışıyor. Platformun beta sürüm kodlarında tespit edilen yeni bir özellik, Spotify'ın \"kişisel öneriler\" özelliğinin opsiyonel hale geleceğini gözler önüne seriyor. Spotify'daki genel mantık, dinleme alışkanlıklarınıza göre tavsiye vermektir. Kullanıcı, bu özellik sayesinde daima sevebileceği müzikler dinler. İşte bu özellik, çok yakında opsiyonel olacak gibi görünüyor. Dileyen kullanıcılar, bu özelliği kapatabilecekler. Spotify'ın beta sürüm kodlarında ortaya çıkan yeni özellik, ortak kullanılan hesaplar için faydalı olacak. Diyelim ki bilgisayarınızda bulunan Spotify uygulamasını bazen siz, bazen de ev hanenizden başka birisi kullanıyor. Kişisel öneriler özelliğinin kapatılması ile kullanıcıların müzik zevkleri, birbirlerine karışmayacak. Spotify cephesinden konuyla ilgili herhangi bir açıklama gelmedi. Ancak MacRumors'a konuşan bir sözcü, henüz geniş kullanıcı kitlelerine ulaşmayan yeni özelliğin \"değerlendirme\" aşamasında olduğunu söyledi. Spotify'ı daha iyi bir hale getirmek için çalışmaya devam edeceklerini aktaran sözcü, bu özelliğin kapatılması ile kullanıcılara şarkı önerilerinin nasıl yapılacağına ilişkin bir açıklama yapmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-ozet-2023-yayimlandi-h138942.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi müzik ve podcast platformu Spotify, kullanıcıların 2023 yılı özetlerini göstermeye başladı. Böylelikle kullanıcıların bir yıllık Spotify geçmişleri de ortaya çıkmış oldu. Platform, 2023 özetini geçmişte yaptığı gibi yine hikaye biçiminde oluşturdu. Spotify'ın \"Özet 2023\" listesi, en çok dinlediğiniz şarkıları, en sevdiğiniz şarkıcıları, favori türlerinizi, toplam kaç gün boyunca müzik dinlediğinizi ve bunlar gibi pek çok bilgileri sağlıyor. Kullanıcılar, Spotify tarafından oluşturulan en çok dinlenenler listelerini kütüphanelerine ekleyip, gelecekte de dinlemeye devam edebilecekler. Tabii Spotify, geçmişte yaptığı gibi bu yıl da dinleme geçmişinize göre mesajlar vermeye devam etti. Spotify'ın \"Özet 2023\" hikayeleri, en çok dinlediğiniz şarkı ve şarkıcılar sayfasının sosyal ağlarda paylaşılmasını mümkün kılıyor. Üstelik en çok dinlediğiniz şarkıcı için özel bir hikaye paylaşımı da yapabileceksiniz. Spotify uygulamasına girdiğinizde sağ üst bölümde \"Özet\" seçeneğinin eklendiğini göreceksiniz. Buraya dokunduğunuzda en çok dinlediğiniz şarkıların çalma listesini bulacaksınız. Ayrıca \"Müziklerle 2023\" seçeneği, bu yıl ülkemizde en çok dinlenen şarkı ve şarkıcıları içeren listeler içeriyor. Spotify Özet 2023 hikayelerinin sonlarına doğru, dinleme alışkanlıklarınıza göre bazı tanımlamalar yapılıyor. Örneğin bize gösterilen hikayede izleme kişiliğimiz için \"koleksiyoner\" ifadesi kullanılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/spotify-turkiye-dunya-en-cok-dinlenenler-2023-h138945.html", "text": "Dünyanın en çok tercih edilen müzik yayın platformu Spotify, bu yıl da her yıl olduğu gibi en çok dinlenen eserlerin yer aldığı listeleri paylaşmaya başladı. Önümüzdeki günlerde Instagram hikayelerini ele geçirecek olan kişisel yıllık özetlerin yanında Türkiye ve dünyada en çok dinlenenler de açıklandı.. Mario Icardi'nin ülkemizde Galatasaray'dan sonra en büyük katkıyı başarılı şarkıcı Simge'ye yaptığını görüyoruz. Yılın en çok dinlenen şarkısı Simge'nin Aşkın Olayım parçası oldu. Onu Semicenk ve Reynmen'in Yana Yana şarkısı takip etti. Üçüncü sırada ise Lvbel C5 ve Güneş'in NKBİ X YAPAMAM - Remix parçası yer aldı. Genel olarak listelerde Türkçe Rap parçaları ve sanatçıları dikkat çekmeyi başardı. Ülkemizde TOP 10 listelerine giren tek yabancı isim ise Taylor Swift oldu. - Semicenk - UZI - Sezen Aksu - Motive - Lvbel C5 - BLOK3 - çakal - Mabel Matiz - Emir Can İğrek - Ezhel - Aşkın Olayım - Simge - Yana Yana - Semicenk, Reynmen - NKBİ X YAPAMAM - Remix - Lvbel C5, Güneş - AFFETMEM - BLOK3 - Pişman Değilim - Semicenk, Doğu Swag - Sevecek Sandım - Semicenk - Canın Sağ Olsun - Semicenk, Rast - Antidepresan - Mert Demir, Mabel Matiz - VUR - BLOK3 - 24/7 - ALIZADE, BEGE - ROMANTİK - Motive - EL CHAVO - UZI - Hermano - Heijan, Muti - Fatih - Mabel Matiz - Ben Bazen - Simge - Parti İptal - Emir Can İğrek - Kan - UZI - Maya - Mabel Matiz - Atlantis - Güneş - Yaramızda Kalsın - Onur Can Özcan - Sezen Aksu - Güneş - Melike Şahin - Simge - Hande Yener - Ebru Gündeş - ALIZADE - Hadise - Gülşen - Taylor Swift - Ortamlarda Satılacak Bilgi - Kendine İyi Davran - Merdiven Altı Terapi - Meksika Açmazı - Hayalhanem Podcast - Barış Özcan ile 111 Hz - Bu Mu Yani? - Fularsız Entellik - Nasıl Olunur - Psikopatika - Taylor Swift - Bad Bunny - The Weeknd - Drake - Peso Pluma - Feid - Travis Scott - SZA - KAROL G - Lana Del Rey - Flowers - Miley Cyrus - Kill Bill - SZA - As It Was - Harry Styles - Seven - Jung Kook, Latto - Ella Baila Sola - Eslabon Armado, Peso Pluma - Cruel Summer - Taylor Swift - Creepin' (with The Weeknd & 21 Savage) - Metro Boomin, The Weeknd, 21 Savage - Calm Down - Rema, Selena Gomez - Shakira: Bzrp Music Sessions, Vol. 53 - Bizarrap, Shakira - Anti-Hero - Taylor Swift - Un Verano Sin Ti - Bad Bunny - Midnights - Taylor Swift - SOS - SZA - Starboy - The Weeknd, Daft Punk - MANANA SERA BONITO - KAROL G, Carla Morrison - One Thing At A Time - Morgan Wallen - Lover - Taylor Swift - HEROES & VILLAINS - Metro Boomin - GENESIS - Peso Pluma - Harry's House - Harry Styles"} {"url": "https://www.webtekno.com/squid-game-the-challenge-netflix-2-sezon-onayi-h139117.html", "text": "Netflix, sevilen dizisi Squid Game'i gerçek hayata taşıyan yarışma programı Squid Game: The Challenge'ı geçtiğimiz haftalarda yayımlamaya başladı. 10 bölümden oluşan yapım, bu gece son bölümünün çıkmasıyla ilk sezonunu tamamlayacak. İlk sezon biterken bugün Netflix'ten dizinin hayranlarını sevindirecek bir haber geldi. Squid Game: The Challenge, 2. sezon onayı aldı. Netflix, onayın ardından yarışmaya katılmak isteyenler için başvuru sürecini de başlattı. İsteyenler, ülke fark etmeksizin buradaki bağlantıya tıklayarak başvuruda bulunabiliyor. Başvurmak için 21 yaşın üstünde olmak, pasaport sahibi olmak, en az dört hafta programa katılacak uygunlukta olmak gibi şartlar bulunuyor. Katılımcıların bilgilerini girdikten sonra kendilerinden bahsettiği ve neden yarışmaya katılmak istediği gibi şeyler hakkında konuştuğu 1 dakikalık video da yüklemesi gerekiyor. Tıpkı ilk sezonda olduğu gibi ikinci sezonda da 456 kişi yarışmaya katılacak. Kazanan kişi, 4,56 milyon dolarlık ödülün sahibi olacak. Squid Game: The Challenge, son iki haftadır Netflix'in en iyi 10 İngilizce içeriği listesinde ilk sırada yer alıyordu. Dizi, ilk haftasında 20,5 milyon, ikinci haftasında ise 11,4 milyon izleyici çekmişti. Son bölüm yayımlandığında bu sayının artacağını tahmin edebiliriz. Yarışma her ne kadar üstlerde yer alsa da kullanıcılardan pek iyi yorumlar almamıştı. Ayrıca yarışmacılardan gelen bazı iddialar da tartışma yaratmıştı. Birkaç katılımcı, oyunlar sırasında sakatlık yaşadıklarını söyleyip Netflix'i dava açmakla tehdit etmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/stake-islemi-icrypex-basladi-nasil-yapilacagini-adim-adim-anlattik-h136618.html", "text": "Kripto dünyasında yatırımın farklı yolları ve kendi hedeflerine göre adım atan farklı türlerde yatırımcılar var. Kimi kripto yatırımcıları al-sat üzerine kurulu bir strateji izlerken kimileri ise daha uzun vadeli planlar yapıp güvendiği kriptoları cüzdanında tuttuğu bir sisteme yöneliyor. Kriptoyu uzun vadeli bir yatırım aracı olarak görenlerin tercih ettiği işlemlerin başında ise stake işlemi geliyor. En basit tanımla 'faize para yatırmaya' benzetebileceğimiz bu sistemde kullanıcılar cüzdanlarındaki belirli kriptoları belirli süre boyunca kitleyip işlem yapmayacaklarını garanti ediyorlar ve karşılığında değişken oranlarda kripto kazanarak hesaplarındaki kriptoların 'durduğu yerde artmasını' sağlıyorlar. Yani bu yöntem bir tür pasif gelir yöntemi diyebiliriz. Yerli kripto borsası ICRYPEX'te 'Kazan' sekmesi altında aktif hale gelen stake işlemi, şu an için 7 farklı kripto para birimi için geçerli ancak yakın zamanda çok daha fazla kripto biriminin sisteme ekleneceği belirtiliyor. Kripto para birimlerinin stake işlemi için vade süreleri 30, 60, 90 ve 120 gün, bu vade süreleri farklı birimler için değişiklik gösterebiliyor. Ayrıca vade süresine bağlı olarak değişen kazanç oranları, kripto paralar arasında da farklılık gösteriyor. Stake işleminden vazgeçmeniz durumunda tek bir tıkla işlemi gerçekleştirebiliyorsunuz ancak bu durumda yalnızca anapara cüzdanınıza aktarılıyor ve herhangi bir kazanç elde edilemiyor. Öncelikle bir ICRYPEX hesabınızın olması gerekiyor. Eğer henüz bir ICRYPEX hesabına sahip değilseniz buraya tıklayıp adımları takip ederek bir hesap sahibi olabilirsiniz. - Buraya tıklayarak ICRYPEX'te yer alan 'Kazan' sekmesine gidin. - 'Kazan Ürünleri' başlığı altında yer alan kriptolardan size uygun olan ve stake işlemi yapmak istediğiniz kripto parayı seçin. - Seçtiğiniz kripto para için bulunan vade seçeneklerine ve yıllık yüzdelik oranı kısmına göz atarak size en uygun vadeyi seçin. - Katıl butonuna tıklayın. - Karşınıza çıkan ekranda stake detaylarına göz atın ve 'Onayla' butonuna tıkladıktan sonra işleminiz tamamlanacak. Adımlardan da anlayacağınız üzere stake işlemi oldukça basit. Bu noktadan sonra seçtiğiniz vade süresine ve YYO'ya göre, seçtiğiniz kripto birimi üzerinden kazanç elde edeceksiniz. ''Nasıl olacak?'' diye sorduğunuzu duyar gibiyiz. Aslında cevap oldukça basit. ICRYPEX'te stake işlemi yapabileceğiniz kripto birimlerinden ikisi, Tether ve Tether Gold . Bu iki kripto para biriminin özellikleri ise Tether'in dolara, Tether Gold'un ise altına endekslenen stabil kripto paralar oluşları. Yani bu ik kripto para biriminde değer kaybı endişesi ya da yapacağınız yatırımı nerede tutacağınız gibi sorunlar olmadığı için değerlendirmeye değer güvenli birer yatırım aracı olarak karşımıza çıkıyorlar. Stake işlemi ise bu yatırım sürecini çok daha kazançlı hale getirmeyi vadediyor. Stake işlemi ile yatırım, dijitalin sağladığı fırsatlar ve Dijital Dolar , Dijital Altın gibi birimler sayesinde risklerin minimize edilmesiyle, geleneksel yatırım araçlarını dijitalleştirerek daha avantajlı yatırım araçları olarak karşımıza çıkarıyor. Her an erişebileceğiniz ve durduğu yerden kazandıran yapısı, stake işlemini yatırım olarak planlayanlar için en avantajlı seçeneklerden biri haline getiriyor. Kripto borsasının riskleri olan bir yatırım aracı olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu riskleri en aza indirmenin yolu ise güvenilir borsalarda işlem yapmak; iyi araştırdığınız güvenilir kripto paralara yatırım yapmak ve piyasanın takipçisi olmak. Avrupa Birliği'ndeki 2 farklı ülkede VASP lisansı olan yerli kripto para borsası ICRYPEX'te güvenilir ve sorunsuz işlem için 7/24 canlı destek alabilir; kripto dünyasındaki gelişmelerden haberdar olabilir, hızlı işlem yapabilir ve yatırım uzman desteği gibi hizmetlerden de faydalanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/stanley-termos-yanan-arabadan-sapasaglam-cikti-h138670.html", "text": "Son yıllarda dünyanın en popüler sosyal ağlarından biri haline gelen TikTok, çoğu zaman anlamsız meydan okumaların viral olduğu bir mecra. Ancak TikTok, bu kez çok ilginç bir olaya ev sahipliği yaptı. Arabası yanan bir kadının yaptığı Stanley termos \"reklamı\", talihsiz kadına yeni bir araba hediye edilmesi ile sonlandı. Gelin hep birlikte yaşananların detaylarına bakalım. \"danimarieletting\" kullanıcı adıyla TikTok'ta paylaşım yapan bir kadın, geçtiğimiz günlerde talihsiz bir olay yaşadı. Kadının sahip olduğu Kia marka otomobil, çıkan bir yangın sonrası kullanılamaz hale geldi. Aracın içinde de dünyanın en bilindik termos markaları arasında yer alan Stanley'nin termosu bulunuyordu. Termos, hurdaya dönen aracın içinden sağ çıktı: Hem de içindeki buzla birlikte! TikTok kullanıcısı, yaşadığı olayı takipçilerine aktarırken, aracın içinde bulunan Stanley termosun sapasağlam olduğunu gösterdi. Üstelik termosun içinde de hala buz vardı. Termos, yangın kaynaklı yüksek sıcaklığa dayanabilmişti. İşte bu anları \"Yangından sonra susadın mı? Stanley 1913 ile hiç sorun değil.\" açıklaması ile paylaşan kadın, muhtemelen kendisinin bile beklemediği bir durumla karşı karşıya kaldı. Stanley, kadına yeni bir araba alacak! TikTok'ta viral hale gelen ve 30 milyon civarı görüntüleme sayısına ulaşan video, bir şekilde Stanley'nin de kulağına gitti. Konuyla ilgili olarak yeni bir video çeken Stanley CEO'su Terence Reilly, kadına yeni bir otomobil alacaklarını ve birkaç tane de termos göndereceklerini söyledi. Bir dipnot olarak şunu belirtmekte fayda var; olayın tam olarak nasıl meydana geldiği bilinmiyor. Ayrıca Stanley marka termosun yangın sırasında gerçekten aracın içinde olup olmadığı da belli değil. Tüm bu olay, danimarieletting isimli kullanıcının beyanına göre yaşandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-deck-oled-ozellikleri-fiyati-h138496.html", "text": "Valve, taşınabilir bilgisayarı Steam Deck'i 2021 yılında tanıtmıştı. Gelişmiş oyun deneyimini avucunuza getiren cihaz, Türkiye'de satışa çıkmasa da dünya çapında beğeni toplamıştı. Şirket, bugün ise bu konsolun gelişmiş bir versiyonu olan Steam Deck OLED'i tanıttı. Steam Deck OLED'in, 2025'ten önce gelmesi beklenmeyen Steam Deck 2 olmadığını belirtelim. Taşınabilir cihaz, orijinal modelin güncellenmiş bir versiyonu. İsminden de anlayabileceğiniz gibi Steam Deck OLED, LCD'yi bırakarak Samsung OLED ekran teknolojisiyle geliyor ve taşınabilir cihazlarda bir ilke imza atıyor. Cihazda, 7,4 inçlik biraz daha büyük bir HDR OLED ekran görüyoruz. Orijinalinde bu oran 7 inçti. Daha küçük bir çerçeve, 90 Hz yenileme hızı, 1000 nit maksimum parlaklık da bizi karşılıyor. Ekran, OLED olsa da halen 1280x800 çözünürlüğe sahip. Steam Deck OLED, kardeşinden daha hafif olarak, 640 gram ağırlıkla geliyor. Bu da LCD'den %5 daha düşük. Valve, boyutlarının ise 298 mm x 117 mm ve 50 mm olduğunu açıkladı. Bu kısımda ise 1 mm'lik bir artış var. Nedeni ise düğmelerde tasarımın yenilenmesi. Batarya konusunda da önemli iyileştirmeler var. Valve'ın açıklamasına göre Steam Deck OLED, 50 Wh bataryayla birlikte geliyor. Oyuna göre değişen 3-12 saat oynama süresiyle %50 oranına varan daha uzun pil ömrünü ekleyelim. Steam Deck OLED, performans tarafında ise değişikliklerle gelmedi. RAM ve işlemci özellikleri aynı. Depolamada ise iyileştirmeler var. Cihaz, sadece 512 GB ve 1 TB'lık versiyonlarla satışa sunulacak. Bunlar dışında 6 nm APU, Wi-Fi 6E, 2,5 metre daha uzun kablo, daha büyük ve sessiz fan gibi yenilikler de var. - Ekran: 7,4 inç HDR OLED, 90 Hz, 1000 nit parlaklık, 1280x800 - İşlemci: Zen 2 4c/8t, 2,4-3,5 GHz (en fazla 448 GFlops) - GPU: 8 RDNA 2 CU, 1,6 GHz (en fazla 1,6 TFlops) - RAM: 16 GB LPDDR5 - Batarya: 50 Wh, 3-12 saat oynama süresi - Bağlantı: Bluetooth 5.3, Wi-Fi 6E Steam Deck OLED, 16 Kasım'da satışa çıkacak. Cihazın Türkiye'ye gelip gelmeyeceği konusunda bir bilgi yok. Ancak normal versiyonun gelmediğini düşünürsek, OLED'in de sunulmayacağını tahmin edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-dualsense-dualshock-destegi-geldi-h138874.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam, aynı zamanda PlayStation'ı da olan oyuncuları mest edecek bir işe imza attı. Şirket, PlayStation 4'ün Dualshock ve PlayStation 5'in Dualsense oyun kollarına destek veren oyunlar için yeni bir filtre oluşturdu. Böylelikle oyuncular, PlayStation kumandaları için destek veren oyunları kolayca bulabilecekler. Steam'in yaptığı yeni güncelleme ile oyun filtreleme bölümündeki \"Kontrolcü Uyumlu\" kategorisine yeni seçenekler eklendi. Bu sayfaya giren kullanıcı, artık sahip olduğu PlayStation kumandası için destek veren oyunların listesini görebilecekler. Steam'in kontrolcülerle ilgili tek çalışması, yeni kategorizasyon değil. Platform, oyunların listeleme sayfaları için de bazı değişiklikler yaptı. Oyuncular artık bir oyunun listeleme sayfasına girdiklerinde, oyunun desteklediği kumandaları görebilecekler. Steam, oyuncuların işine yarayacak bir özellik daha getirdi. Steam uygulamasını açan ve kütüphanesindeki bir oyunu kumanda ile oynamak isteyen bir kullanıcı, \"Oyna\" butonunun yanında kontrolcü ayarlarını yapabileceği bir kısayol görecek. Bu kısayola dokunan kullanıcı, kumanda tuşları üzerinde ayarlama yapabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-en-iyi-oyunlar-h131019.html", "text": "Yakın zamanda Türkiye'de TL desteğini keserek dolara geçiş yapan Steam, her sene olduğu gibi 2023 için de en iyiler listesini yayımladı. \"2023'ün En İyileri\" başlığıyla paylaşılan liste; çok satanlar, yeni çıkanlar, en çok oynananlar, erken erişim gibi kategorileri içeriyor. İçeriğimize devam etmeden önce bahsetmemiz gereken bir husus var. Steam, sıralamaları net bir şekilde vermedi. Yani aşağıda göreceğiniz oyunların ilk ya da son sırada olması, o oyunun bulunduğu kategorideki sıralamasını göstermiyor. Steam Deck, VR gibi kategorilerinin de yer aldığı tüm listeyi görmek isteyenler için Steam bağlantısını en sona bıraktım. - Lost Ark - PUBG: Battlegrounds - Cyberpunk 2077 - Baldur's Gate 3 - Dota 2 - Call of Duty Modern Warfare III - Starfield - Apex Legends - Hogwarts Legacy - Counter Strike 2 - Sons of the Forest - Destiny 2 - EA Sports FC 24 - War Thunder - NARAKA: BLADEPOINT - ARMORED CORE VI FIRES OF RUBICON - Dead by Deadlight - Grand Theft Auto V - Resident Evil 4 - Rainbow Six Siege - Warframe - Elden Ring - FIFA 23 - Red Dead Redemption 2 - Team Fortress 2 - Forza Horizon 5 - Black Desert - The Elder Scrolls Online - Party Animals - Sid Meier's Civilization VI - Battle Bit Remastered - Street Fighter 6 - Stellaris - Dead Space - The Sims 4 - NBA 2K23 - Sea of Thieves 2023 Edition - Rust - Yu-Gi-Oh! Master Duel - Star Wars Jedi: Survivor - Euro Truck Simulator 2 - Cities Skylines II - New World - FINAL FANTASY XIV Online - Project Zomboid - Total War: WARHAMMER III - ARK: Survival Ascended - Lethal Company - Remnant II - PUBG: Battlegrounds - Sons of the Forest - Apex Legends - Baldur's Gate 3 - Hogwarts Legacy - Dota 2 - Starfield - Goose Goose Duck - Destiny 2 - Counter Strike 2 - Lost Ark - Call of Duty - Team Fortress 2 - Lethal Company - Rust - Path of Exile - The Finals - ARMORED CORE VI FIRES OF RUBICON - Cyberpunk 2077 - NARAKA: BLADEPOINT - Grand Theft Auto V - Resident Evil 4 - Battlefield 2042 - Remnant II - Unturned - Vpet - Dead by Deadlight - EA Sports FC 24 - Battle Bit Remastered - Phasmophobia - Football Manager 2024 - ARK: Survival Evolved - Warframe - Sid Meier's Civilization VI - Don't Starve Together - Football Manager 2023 - DAVE THE DIVER - War Thunder - Battlefield V - ARK: Survival Ascended - Elden Ring - Cities Skylines II - FIFA 23 - Valheim - Party Animals - Rainbow Six Siege - 7 Days to Die - Left 4 Dead 2 - EA Sports FC 24 - Star Wars Jedi: Survivor - Baldur's Gate 3 - Starfield - Resident Evil 4 - Cities Skylines II - Hogwarts Legacy - Remnant II - ARMORED CORE VI FIRES OF RUBICON - Street Fighter 6 - Sons of the Forest - Payday 3 - Dead Space - DAVE THE DIVER - THE FINALS - Age of Wonders 4 - Battle Bit Remastered - The Outlast Trials - Party Animals - Mortal Kombat 1 - Atomic Heart - Football Manager 2024 - Wo Long: Fallen Dynasty - ARK: Survival Ascended - Warhammer 40,000: Rogue Trader - The Texas Chain Saw Massacre - Forza Motorsport - NBA 2K24 - Darkest Dungeon II - The Last of Us Part I - Ready or Not - Risk of Rain Returns - Marvel Snap - Hi-Fi Rush - Far Cry 6 - Diablo IV - Kerbal Space Program 2 - Dredge - Love is All Around - Six Days in Falujjah - Starship Troopers: Extermination - Lords of the Fallen - Lies of P - For the King II - Octopath Traveler 2 - Wartales - Company of Heroes 3 - Wayfinder - Wild Hearts - F1 23 - DAVE THE DIVER - Marvel Snap - Everspace 2 - Demonologist - Baldur's Gate 3 - Dreamlight Valley - My Time at Sandrock - Against the Storm - Wartales - Ready or Not - Farlight 84 - Sun Haven"} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-hesap-degeri-h94799.html", "text": "Neyse ki yıllardır yaz-kış indirimleri olsun, haftalık ücretsiz oyun kampanyası olsun elimize geçen her fırsatta \"Bir gün oynarız ya\" diyerek muhtemelen şu ana kadar hiç oynamadığımız onlarca oyunu Steam kütüphanemize eklemiştik. Peki Steam hesabınıza kayıtlı oyunların toplam kaç TL ya da dolar ettiğini hiç merak etmiş miydiniz? Bu içerikte bu sorunun kolayca cevabını bulmanızı sağlayacağız. - Adım #1: Buraya tıklayarak SteamDB'yi açın - Adım #2: Üst menüdeki 'Calculator' seçeneğine tıklayın. - Adım #3: Steam profilinizin bağlantısını ilgili yere yapıştırın. En üst kısımdaki \"Account value\" yazan yer, Steam kütüphanenizin anlık değerini göstermektedir. Ayrıca \"Average price\" yazan bölüm Steam'den satın aldığınız paket ve oyunlara ortalama ne kadar harcadığınızı, \"Average playtime\" yazan yer bir oyunu ortalama ne kadar oynadığınızı, \"Hours on record\" yazan yer toplam oyun sürenizi, \"Average price per hour\" yazan kısım ise Steam oyunlarına oynadığınız her saat başına kaç para harcamış olduğunuzu gösteriyor. Not: SteamDB, kısa süre önceye kadar hesabımızın TL olarak değerini de gösteriyordu ancak Steam'in TL ile ödeme almayı bırakması sonrası dolar değerini göstermeye başladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-oyun-gizleme-geliyor-h139493.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam'e yeni bir özellik geliyor. Platformun resmi açıklamasına göre oyuncular, artık bazı oyunları satın alırken \"gizleyebilecekler\". Ayrıca önceden satın alınmış olan oyunlar da gizli oyun kategorisine alınabilecek. Steam kütüphanenizdeki bazı oyunları \"herhangi bir sebeple\" gizlemek isteyebilirsiniz. İşte geliştirilen yeni özellik tam olarak bu konuya odaklanıyor. Kullanıcılar artık, bir oyunu satın alırken veya satın alma sonrasında gizli kategorisine alabilecekler. Böylelikle bu oyuna sahip olduğunuz, diğer kullanıcıların görebileceği her yerden gizlenecek. Bu arada; Steam'in hazırladığı birkaç yeni özellik daha var. Bunlardan biri, sepet sayfasında karşımıza çıkıyor. Artık oyuncular, bir oyunu başka bir oyuncuya hediye ederken, doğrudan alışveriş sepetini kullanabilecekler. Bunun için yeni bir seçenek eklenecek. Ayrıca daha önceden sepete eklediğiniz oyunlar, artık tüm cihazlarda ortak olarak gösterilecek. Steam'in yeni özelliği, uygulamayı beta sürümde kullanan tüm kullanıcılar tarafından deneyimlenebiliyor. Yani bu özellik, henüz test ediliyor. Herhangi bir sorun tespit edilmezse kararlı sürüm kullanıcıları da Steam'in yeni özelliklerini kullanmaya başlayacaklar. Bunun ne zaman gerçekleşeceği şimdilik belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-oyun-satislari-dustu-h139709.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi oyun platformu Steam, geçtiğimiz ay itibarıyla Türkiye'de dolar ile ödeme almaya başladı. Yani Türkiye için uygulanmakta olan yerel fiyat politikası da TL ile ödeme yapma devri de sona erdi. Böyle bir karar sonrası, Türkiye'deki oyun satışlarının gerileyeceği su götürmez bir gerçekti ki öyle de oldu. Şimdiyse Steam'in dolar kullanmaya başlamasının oyuncu davranışlarını nasıl etkilediğini gösteren bir gelişme yaşandı. Oyun geliştirici Dora Özsoy, Steam'de yayımlanan oyunu Cardboard Town'ın satış verilerini paylaştı. Paylaşılan veriler, pazarda çok ciddi bir daralma olduğunu gözler önüne seriyor. Dora Özsoy tarafından yapılan açıklamaya göre Cardboard Town'un günlük satışları, kasım ayı öncesinde 90 adet civarındaydı. Bu satış rakamı, Steam'in dolar ile ödeme almaya başlamasıyla birlikte 13'lere kadar geriledi. Dora Özsoy, Türkiye'den gelen kazancın oyunun küresel kazancının yüzde 22'sini oluştururken, artık bunun yüzde 3'e kadar düştüğünü belirtti. -Çıkış - Dolar Duyurusu Arası: Günde 90 -Dolara Geçiş Öncesi Son Hafta: Günde 1400 -Dolara Geçiş - Günümüz: Günde 13 Son haftayı, \"köprüden önceki son çıkış\" paniği olduğu için ayrı tuttum, bu hesapla \"normal döneme\" göre günlük satışlar %70 düşmüş durumda. - İlk periyotta Türkiye, gelirin %22'si ile ikinci en güçlü ülkemizdi - Dolar sonrası periyotta ise %3 ile dokuzuncu Tabii bu genel pazarın bir yansıması olabilir de olmayabilir de, yerli geliştirici olduğumuz için bizi ekstra etkilemiş olabilir, yine de çok konuşulduğu için paylaşayım dedim. Dora Özsoy tarafından paylaşılan veriler Türkiye'deki oyun satışlarında keskin bir düşüş olduğunu gösteriyor olsa da oranlar, tüm oyunları yansıtmıyor. Zira burada birden çok etken devreye girmiş olabilir. Mesela Steam'in dolara geçiş sürecinde Cardboard Town satışları 1.400'e kadar yükselmiş. Haliyle belki de bu oyun, potansiyel müşterileri açısından doygunluk noktasına ulaşmış da olabilir. Hal böyle olunca da satışlar düşmüş olabilir. Peki Kasım 2023'ten sonra Steam'den oyun aldınız mı? Fikirlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-windows-7-8-1-destegini-kesiyor-h133317.html", "text": "Mart 2023'te sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, dünyanın en popüler çevrimiçi oyun platformu Steam'in aldığı bir karardan bahsetmiştik. Yapılan açıklamaya göre Steam, 1 Ocak 2024 itibarıyla bazı bilgisayarlarda çalışmayacaktı. Ve öyle de oldu. Steam tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda, Windows 7, Windows 8 ve Windows 8.1 kullanıcıları artık Steam istemcisini çalıştıramıyorlar. Kullanıcıların Windows 10 veya Windows 11 ile çalışan bilgisayara geçiş yapması gerekecek. Steam Donanım ve Yazılım Anketi (Aralık 2023) sonuçlarına baktığımızda, bilgisayarını değiştirmek zorunda kalacak kullanıcı sayısının azımsanamayacak türden olduğunu görüyoruz. Buna göre; tüm Steam kullanıcılarının yüzde 0,86'lık bölümü, yeni işletim sistemlerine geçiş yapmak zorunda olacak. Platformun en az 100 milyon kullanıcıya sahip olduğunu düşündüğümüzde yaklaşık 860 bin oyunseverin yeni bir işletim sistemi veya bilgisayara ihtiyaç duyacağını söyleyebiliriz. Steam'in yardım sayfasında yapılan açıklamada, neden böyle bir karar alındığı da açıklanıyor. Yapılan açıklamaya göre kararın nedeni, Google Chrome'un eski işletim sistemlerine destek vermeyi kesmiş olması. Hal böyle olunca Steam'in de yapabileceği bir şey kalmamış oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/steam-yilin-ozeti-2023-h139420.html", "text": "Oyundan müziğe kadar birçok alandan platform, 2023 biterken kullanıcıları için yıllık özetler yayımlamaya başlamıştı. Şimdi de böyle bir hamle, dünyanın en büyük oyun platformu Steam'den geldi. Bir süredir TL desteğini keserek dolara geçmesiyle gündemde olan Steam, geçtiğimiz dakikalarda Yılın Özeti 2023ü yayımladı. Kullanıcılar, şu anda Steam üzerinden geçtiğimiz yıla ait istatistiklerini görebiliyor. Platform, 2023'te neler yaptığınıza dair detaylı bir bakış atmanızı sağlıyor. Yıllık özette, oyunlara harcadığınız süreler, başarılarınız, en çok oynadığınız oyunlar gibi bu yıla ait birçok kişisel bilgiye ulaşabilirsiniz. Bunlar dışında aylara göre oynama süreniz, kontrolcü mü yoksa klavye ve mouse mu kullandığınız, en uzun gün seriniz, kaç yeni oyun oynadığınız ve en çok hangi türleri tercih ettiğiniz detaylı bir şekilde gösteriliyor. Steam 2023 özetinize ulaşmak için buradaki bağlantıya tıklayabilirsiniz. Bunun ardından hesabınıza giriş yaparak bu yılki istatistiklerinizi görebileceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/stranger-things-final-sezonu-cekimleri-h139188.html", "text": "Hollywood tarafında pek çok oyuncu ve senaristin başlattığı SAG-AFTRA ve WGA grevlerinden Stranger Things de nasibini almıştı. Dizinin beşinci sezon çekimleri, mayıs ayında başlatılan grevden dolayı ertelenmişti. Hatta dizinin hayranları, beşinci sezonun gelip gelmeyeceği konusunda endişelenmeye başlamıştı. Ancak bu grev, geçtiğimiz ay yapılan geçici anlaşma ve çarşamba günü ilan edilen resmi anlaşma ile son buldu. Böylelikle Stranger Things'in bir sonraki sezonu için çekimlere başlanacağı düşüncesi meydana geldi. İddialara göre dizinin final sezonu olacak olan beşinci sezon, 5 veya 8 Ocak tarihinde çekilmeye başlanacak. 2 Mayıs tarihinde başlayan grevler, dizinin çekimlerinin başlamasına yakın bir tarihti, bu yüzden pek çok hazırlık ertelenmek zorunda kaldı. Ancak dizinin yayın kuruluşunun 2024'e girer girmez eski temposuna geri döneceği ve çekimlerin Atlanta'da yapılacağı da iddialar arasında. Dizi ekibinin de aynı zamanda şu an Atlanta'da oldukları söyleniyor. Aslında beşinci sezonun senaryosu hazırdı ancak Duffer Kardeşler, yapım ekibi ve oyuncular olmadan diziyi çekmek yerine ertelediler. Ardından yapılan grevin de etkisiyle çekimler daha ileri bir tarihe ertelendi. Dizi, grevden etkilenen ilk yapımların arasındaydı. O dönem Andor ve House of the Dragon gibi yapımların çekimlerine devam edilecek olması, dikkatleri üzerine çekmişti. Çünkü Stranger Things, çekimleri ertelenen dizilerin başında geliyordu. Ancak Matt ve Ross Duffer, senaristlerin yanında durmak istediler fakat yapılan grev, dizinin çekimlerine devam etmelerine müsaade etmedi. Her ne kadar senaryo hazır ve çekimlere ocak ayında başlanacak olsa da, dizinin 2025 yılında yayımlanacağı düşünülüyor. Önceki sezonlarda gördüğümüz tüm kadro, final sezonda izleyicilerin karşısına geçecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/surukleyici-stefan-zweig-romanlari-h138665.html", "text": "Sürükleyici konularıyla sizi içine çeken, sonuna kadar gelmeden elinizden bırakamayacağınız, her yeni kitabında yazarın iç dünyası ile karakterlere biraz daha yakınlaşacağınız ve fazlasını okumak isteyeceğiniz birçok Stefan Zweig kitabı var. Biz de bunlardan en sevilenleri sizin için listeledik. Dilediğinizi seçip sepetinize ekleyerek kendinize yatırım yapabilirsiniz. Stefan Zweig'in Korku kitabı, bir Satranç kadar olmasa da en bilinen ve sevilen kitapları arasında başı çekenlerden. Evli ve çocuklu Irene Wagner'ın ana karakter olduğu kitapta kadın, evin içindeki tekdüze geçirdiği hayattan çok bunalmıştır. Daha sonra bir davette genç bir piyanistle karşılaşır ve hayatı birden bambaşka bir şeye evrilir. Wagner'ın eşini aldattığı için hissettiği korkuyu, yeni bir insanı tanımanın heyecanını adeta siz yaşıyormuşsunuz gibi hissettirir Zweig bu kitabında. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. I. Dünya Savaşı döneminde yaşayan Zweig, savaşın ve militarizmin etkisini iliklerine kadar hissetmiştir ve en sonunda buna dayanamayıp eşiyle intihar etmiştir. Bu yüzden kitaplarında da antimilitarist kişiliğini ve savaş döneminde yaşamanın psikolojisini çok iyi hissettirir. Mecburiyet kitabı ise askere alınmamak için İsviçre'ye kaçan bir ressamın psikolojik savaşını konu alır. Bir gün konsolosluktan askere çağrıldığına dair mektup alan Ferdinand, kendini askere gitmek zorunda hisseder. İç dünyası ise karmakarışıktır. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Zweig'in gençlik döneminde kaleme aldığı Kızıl, öğrenim için Viyana'ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük bir şehrin gerçekliğine uyum sağlama savaşını, yetişkinliğe adım atma sürecini ve psikolojisini anlatır. Ailesinden uzakta ve yalnız olan, hala üzerindeki çocukluğu atamamış bu genç; psikolojisinden dolayı tıp eğitiminden vazgeçmenin tam eşiğindeyken kızıla yakalanan ve onun yardımına ihtiyaç duyan bir çocukla tanışır. İşte bu tanışma, onu hayata döndürür. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Yine bir aldatma hikayesiyle karşımıza çıkan Zweig, bu sefer de öyküsünü bir çocuğun gözünden anlatır. Siz de okurken o çocuğun ruhuna bürünmüş gibi hissedersiniz. Annesini elde etmek isteyen çapkın bir adam, önce 12 yaşındaki çocukla arkadaşlık kurar ve zamanla istediğine ulaşır. Bu olay, çocuğun gözünde, yetişkinlerin dünyasından çok daha farklı bir şekilde görülür. Kitabı okurken, sanki o çocuk gerçekten yaşamış biri ve bu hikaye onun kaleminden çıkmış gibi hissedersiniz. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Öykülerinde duygu, tutku ve insan psikolojisi üzerine odaklanarak okuyuculara, insan davranışlarının derinliklerine daldıkları bir yolculuğa çıkaran Zweig; bu romanında da bir doktorun gözünden dünyayı anlamlandırmamızı sağlar. Doktor, bir kadının gizemli bir şekilde ölmesiyle ortaya çıkan birçok ilginç olaya tanık olur. Olaylar, kadının kocasıyla ilgili esrarengiz bir hikayeyi de gün yüzüne çıkarır. Kocanın yaşadığı trajik hikaye; aşkın ve tutkunun zihnimizde nasıl tehlikeli bir hal alabileceği ve ne gibi sonuçlara yol açabileceği konusunda bizi derinlemesine düşündürür. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Geçmişe Yolculuk kitabı; zamana, mekana ve değişen koşullara meydan okuyan tutkulu bir aşkı konu alır. Ancak bir sorun vardır; bu tutkulu aşk, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle bölünür ve araya koca dokuz yıl girer. Bu dokuz yılın ardından yeniden bir araya gelen aşıkların hayatı, azımsanamayacak seviyede değişmiştir. Geçmişlerinde acı, önlerinde ise belirsiz bir gelecek vardır... Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Stefan Zweig bu sefer de karşımıza gerçek bir hayat hikayesiyle çıkıyor. XV. Louis döneminde Fransız sarayında yaşayan Madame de Prie, bir gün kralın gözünden düşer ve sürgüne gönderilir. İhtişam, entrika ve iktidardan ibaret hayatı birden değişen kadın artık mantıklı düşünemez seviyeye gelir. Eski ününe, şatafatlı hayatına, gücüne tekrardan kavuşmak ve dikkatleri üzerinde toplamak için bir plan yapmaya koyulur. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Dönemin gerçeklerini yine bir hikaye üzerinden bize sunan Zweig, Lyon'da Düğün kitabında da Fransız Devrimi sırasında çıkan kargaşa dolu günlerde ölümün eşiğinde olan insanlara umut dolu bir aşk öyküsü verir. Öldürülmeyi bekleyen insanların toplandığı hapishanede birbirini seven iki insan nikah kıyar. Bu iki yalnız insanın yaşadığı mutluluk, çaresizlerin umudu olur. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Tutucu ahlak anlayışının tam karşısında duran yazar, Mürebbiye eserinde üst tabakanın erkil yapıyı koruyan ve kadınları cezalandıran yapısını kısacık bir öyküyle harika bir şekilde eleştirir. Henüz küçük yaşlardaki iki kız çocuğunun kavrayamadıkları ayrıntılar ve mürebbiyelerinin dramı, onları derinden etkiler ve aile büyüklerine karşı davranışları değişmeye başlar. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. Muhtemelen okumayan kalmamıştır ama hala okumadıysanız kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken kitaplardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın ana karakteri bir otel odasına kapatılmıştır ve tesadüfen bulduğu satranç kitabı hayatını değiştirir. Kitaba göz atmak veya satın almak için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/sutyen-takmak-meme-sarkitir-mi-diklestirir-mi-h139425.html", "text": "Sütyeni ihtiyaç olarak gören kadınların, sağlığını da göz önüne alarak bu araştırmalara kulak vermesinde fayda var. Lafı daha fazla uzatmadan sütyen takmama konusunu Isaac Newton'un mu, Arşimet'in mi kazanacağına bakalım. Sütyen takmanın yararları, sanıldığı gibi değil. Fransa'daki Centre Hospitalier Universitaire de Besancon'daki Spor Hekimliği Uzmanı Prof. Jean Denis Rouillon, sütyen takmanın meme sarkmasını engellemeyeceğini öne sürdüğü bir çalışma gerçekleştirdi. Rouillon'un 15 yıl boyunca sürdürdüğü çalışmaya 18 ila 35 yaş arasındaki 330 kadın katıldı. Katılımcıların alınan ölçülerine her yıl yenisi eklendi ve süreç sonundaki veriler paylaşıldı. Sütyen takmayan ve takmayı bırakan kadınların meme uçlarının 7 milimetrelik bir ölçü ile kalktığı verisi elde edildi. Ayrıca bu kadınların memeleri daha sıkıydı. Çalışma, Sütyen takmak sırt ağrılarını geçirir. tezini çürütecek bulgular da elde etti. Sütyen takmak, kasların bozulmasına yol açıyor. Araştırmacılar, sütyen takmanın meme dokusunun büyümesini engellediğine de inandığı için çalışmalarında bunu da incelediler ve sütyen takmamanın kasları daha fazla çalıştırdığı sonucunu elde ettiler. Rouillon, sütyenin sanıldığı gibi bir ihtiyaç olmadığını söylerken tıbbi ve anatomik olarak memenin yer çekiminden yoksun kalmasının hiçbir faydası olmadığını da söyledi. Hatta aksine sütyen takarak meme kaslarının zayıfladığını da belirtti. Gönüllüler ise bu çalışmaya katılmaktan mutlu gibi gözüküyor. 28 yaşındaki Capucine isimli kadın, iki sene sütyen giymediğini ve bunun sonucunda memelerinin daha iyi nefes aldığını, daha dik durduğunu ve daha az sırt ağrısı çektiğini söyledi. Bu araştırma ve gönüllülerin söylemlerine bakınca kazanan Arşimet gibi duruyor ama bazı şeyleri de gözden kaçırmamak gerek. Çalışmanın sadece 35 yaş ile sınırlı olduğunu unutmayalım. Rouillon, belki de kendini garantiye almak içindir bilinmez ama herkesin sütyen takmaması gibi bir sonuç olmadığını da söylüyor. 45 yaşındaki bir kadının hayatı boyunca sütyen takmasının ardından sütyeni çıkarması ile herhangi bir fayda görmeyeceğini de belirtiyor. Sütyen takıp takmamak konusunda birçok söylem olduğunu biliyoruz. Hatta sütyen takmanın meme kanseri riskini arttırdığı ifadeleri de bir dönem yaygınlaşmıştı. Ancak yapılan çalışmalar sonucunda sütyen ister takılsın ister hiç takılmasın veya sadece gündüzleri takılsın bu durumların meme kanserini etkilediği konusunda bir bulguya rastlanmadı. Bazı uzmanlar ise sütyensizliğin meme dokusu için yeterli desteği sağlamadığını ve sonunda gerginleşip sarkacağını belirtiyor. Bazı uzmanlar ise sarkmanın sadece meme yoğunluğuna bağlı olduğunu söylüyor. Herkesin hemfikir olduğu tek konu ise sarkmayı etkileyecek birden fazla faktör var ve bu konu sadece sütyene bağlanamaz. Yaş, genetik, kilo bunlardan sadece bazıları. Sütyen takıp takmama konusu hakkında her gün farklı bilgiler duyuyorken yapılacak en güzel şey, rahatlığa göre karar vermek. Bazıları memeleri büyük olduğu için sütyenle rahat ederken bazıları ise sütyensiz ya da spor sütyeni ile daha rahattır. Kısacası, canınız nasıl isterse."} {"url": "https://www.webtekno.com/swm-g01-g01f-turkiye-fiyati-h139354.html", "text": "Chery'nin Türkiye'deki temsilcisi ATMO Grup, önemli bir işe daha imza attı. Şirket, İtalya merkezli otomobil üreticisi \"SWM\"nin otomobillerini Türkiye'ye getirdi. Henüz iki model ile satışa sunan marka, tüketicilerin ilgisini çekmeyi başaracak gibi görünüyor. An itibarıyla Türkiye'de satışa sunulan SWM G01, etkileyici özelliklerle donatılan bir SUV. Oldukça sert bir görünüme sahip olan SWM G01, LED farları, panoramik cam tavanı ve aerodinamik detayları ile dikkatleri üzerine çekecek gibi görünüyor. 18 inç jantlar ile spor egzoz çıkışları da aracın tasarım detayları arasında yer alıyor. SWM G01'in iç tasarımı da hiç fena değil. Oldukça modern görünen kabin, tam dijital gösterge ekranı ile dokunmatik bilgi-eğlence ekranına ev sahipliği yapıyor. Vites topuzu yerine buton kullanılan otomobil, kablosuz şarj, 360 derece kamera ve video kayıt sistemi gibi teknolojilerle donatıldı. SWM G01'iin kaput altına baktığımızda 1.5 litrelik benzinli motorla karşılaşıyoruz. 150 beygir gücündeki 212 Nm tork üreten bu motor, Euro 6E standartlarını karşılıyor. 6 ileri vitesli şanzıman ile eşleştirilen otomobil, önden çekiş sistemine sahip. SWM G01'in çekiş kontrol, fren destek ve yokuş kalkış destek gibi güvenlik özellikleriyle donatıldığını da belirtelim. SWM G01F, SWM G01'in modifiye edilmiş bir versiyonu olarak lanse edilebilir. Standart modele kıyasla görsel açıdan daha etkileyici olan otomobil, teknik detaylar açısından G01 ile büyük oranda aynı. Araçların Türkiye'de ilgi görüp görmeyeceklerini önümüzdeki dönemlerde daha net göreceğiz. Ancak rekabetçi fiyatlar, bu araçların çok satmasını sağlayacak gibi görünüyor. Neticede Türkiye'ye birkaç ay önce giriş yapan Chery, çok iyi satış rakamlarına ulaşmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/taksim-para-sacip-gozaltina-alinan-icerik-ureticiler-bu-kez-mustehcenlikten-yakalandi-h139687.html", "text": "İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, bugün \"KAFES-26\" isimli bir operasyon gerçekleştirildiğini ve 19 şüphelininin yakalandığını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre söz konusu şüpheliler, bir sosyal medya hesabı üzerinden müstehcen içerikli videolar paylaşıyorlardı. Aslında bu ekibi geçmişten biliyoruz. Kendilerine \"Fergio House\" ismini veren içerik üreticiler, Taksim'de para saçıp, gözaltına alınmışlardı. Yapılan açıklamada, zanlıların müstehcen içerikli bir parti yapma hazırlığı içerisinde oldukları belirtildi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliği tarafından yönetilen operasyona Isparta, Hakkari, Ankara, Gaziantep, İzmir, Konya ve Antalya'dan da ekipler katıldı. Toplamda 15 ayrı lokasyona gerçekleştirilen baskınlarda, 2 bin adet, sahte 100 dolarlık banknot da ele geçirildi. Ali Yerlikaya tarafından yapılan açıklamaya göre zanlılar, suç işlemek için örgüt kurma girişiminde de bulunmuşlardı. Bakan Yerlikaya, konuyla ilgili açıklamasında \"Halkımızın milli ve manevi değerlerini aşağılayanlara, huzurunu kaçıran suç odaklarına göz açtırmayacağız.\" ifadelerini kullandı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro Amirliğince; Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa, Kartal, Beyoğlu, Eyüpsultan ilçeleri ile Isparta, Hakkari, Ankara, Gaziantep, İzmir, Konya ve Antalya illerinde toplam 15 adreste eş zamanlı olarak yapılan KAFES-26 Operasyonu düzenlendi. İnstagram ve X isimli sosyal medya platformlarında Fergio House isimli sosyal medya hesabı üzerinden müstehcen içerikli videolar paylaşan şahısların organize bir şekilde hareket ederek müstehcen içerikli parti yapacakları tespit edildi. Düzenlenen operasyonlarda şüpheli şahıs yakalandı. 2 bin adet sahte 100 dolarlık banknota el konuldu. Operasyonları gerçekleştiren Kahraman Polislerimizi tebrik ediyorum."} {"url": "https://www.webtekno.com/tarih-ilk-kez-uzay-copu-ceza-h137635.html", "text": "Uzay araştırmalarımız hız kesmeden devam ederken uzay enkazı veya uzay çöpü olarak bilinen problem de gittikçe büyüyor. Bir işlevi olmadan yörüngede bulunan, genellikle uydu veya uzay aracı parçalarından oluşan nesnelere bu isim veriliyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu atıklar, araştırmaların önüne geçme, uydulara veya uçuşlara zarar verme gibi birçok riski beraberinde getiriyor. Uzay enkazı problemi için endişeler sürerken bugün ABD'den bu konuda tarihi bir hamle geldi. ABD Federal İletişim Kurulu , ilk kez bir firmaya uzay çöpü nedeniyle ceza verdi. Dish Network isimli firma, uydusunu güvenli bir noktaya taşımadığı gerekçesiyle 150 bin dolar ceza ödeyecek. FCC, Dish Network isimli firmanın EchoStar-7 uydusunu yörüngeden çıkarmadığını ve daha güvenli bir noktaya kaydırmadığını söyleyerek 150 bin dolar ceza kestiğini duyurdu. Şirket de yaptığı açıklamada hatasını kabul etti. Ceza, uzay çöpü konusunda verilen ilk ceza olarak kayıtlara geçti. FCC yöneticisi Loyaan A. Egal, yaptığı açıklamada cezayı çığır açıcı olarak nitelendirirken uzay enkazı kuralları konusunda sıkı bir tutum sergilediklerini belirtti. Dish'in, Mayıs 2022'de EchoStar-7'yi çalıştığı bölgenin 300 km yukarısına (Dünya yüzeyinden yaklaşık 35 bin km yukarısı) taşıması gerekiyordu. Ancak Şubat 2023'te uydunun manevrayı tamamlayacak yakıtının kalmadığı fark edildi. Böylece uydu, gitmesi gereken yere 122 km kala, tehlike teşkil eden bir yerde kapandı. Bu da FCC'nin uzay enkazı kurallarına aykırıydı. En başta da söylediğimiz gibi uzay enkazı çok ciddi ve nasıl çözüleceği halen tartışılan bir konu. Avrupa Uzay Ajansı'na göre yörüngede boyutu 10 cm'den büyük 36 bin 500 adet, 1 cm ve 10 cm arasında 1 milyon adet, 1 mm ve 1 cm arasında ise 130 milyon adet uzay enkazı bulunuyor. FCC'nin hamlesinin bir şeyleri değiştirip değiştirmeyeceğini, ileride şirketlere farklı cezalar gelip gelmeyeceğini bekleyip göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tarihin-ilk-tweeti-nft-zarar-ettirdi-h136084.html", "text": "2021-2022 döneminde kripto para piyasalarındaki bir numaralı trend, NFT'lerdi. \"Değiştirilemez token\" olarak da bilinen NFT'ler, en basit anlatımı ile dijital ortamdaki bir varlığın, yine dijital olarak imzalanması ve bu dijital imzalı içeriğin telif haklarının sadece bir kişiye ait olmasıydı. Bir kişiye ait bir NFT'nin başka birisine de ait olmasılığı yoktu. NFT piyasası, o dönemlerde çok büyük paraların döndüğü bir mecra haline gelmişti. Popüler mikroblog platformu Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey de NFT piyasasına giriş yapan isimlerden bir tanesiydi. Dorsey, \"just setting up my twttr\" yazan tarihin ilk tweet'ini NFT haline getirip açık artırmaya çıkarmıştı. 2021 yılında yaşanan bu olay, o günlerde gündeme bomba gibi düşmüştü. Çünkü Türk asıllı iş insanı Sina Estavi, bu NFT için tam 2.9 milyon dolar değerinde 1.630 adet ETH ödeme yapmayı kabul etmişti. İlk tweet'in değeri \"şimdilik\" yüzde 99 düştü! Tüm dijital hakları Sina Estavi'de olan NFT. Sina Estavi, geçtiğimiz yıl yukarıda ekran görüntüsünü gördüğünüz NFT'yi açık artırma ile satmak istedi. Estavi'nin istediği fiyat, o günün parasıyla 46 milyon dolara denk gelen 14 bin 969 EHT idi. Ancak bu açık artırma istendiği şekilde sonuçlanmadı. Hatta verilen tekliflerle istenen arasında dağlar kadar fark vardı. Aradığını bulamayan iş insanı, açık artırmayı iptal etti ve NFT'yi elinde tutmaya devam etti. Gelelim günümüzde: Tarihin ilk tweet'ine, bugün sadece 100 TL değer biçiliyor... Sina Estavi, tarihin ilk tweet'ine ait NFT'yi OpenSea isimli NFT pazar platformunda sergiliyor. NFT'nin listeleme sayfasına baktığımızda, binlerce ETH karşılığında satın alınan NFT'nin bugün aşırı derecede değersizleşiğini görüyoruz. Öyle ki bundan birkaç gün önce bu NFT için 0,002 EHT teklif edildi. Bu paranın anlık olarak karşılığı 3,84 dolar. Yani sadece 103,42 TL. Son bir ayda verilen tekliflerden en iyisi, 0,025 ETH. Merak edenler için, 1.295 TL'ye denk geliyor... Türk asıllı iş insanının NFT için gelen teklife nasıl bir yanıt vereceği bilinmiyor. Estavi, eğer isterse bu teklifi onaylayıp, NFT'nin tüm haklarını \"organik\" isimli kullanıcıya devredebilir. Böyle bir şey olursa Estavi'nin zararı yüzde 99 olur. Ya da böyle bir şey gerçekleşmez ve NFT Estavi'ye ait olarak kalmaya devam edebilir. Bu arada; Sina Estavi'nin sosyal medya hesaplarını da kontrol ettik ancak konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadığını gördük. Konuyla ilgili yeni bir gelişme yaşanırsa sizi bilgilendirmeye devam edeceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tarihte-ilk-kez-anne-kiz-uzaya-cikacak-h136482.html", "text": "Uzay artık insanların günlük hayatında ulaşabilecekleri bir yer olmaya başladı. Pek çoğumuz henüz uzaya çıkmak için gereken maliyeti karşılayamıyoruz, ancak karşılayabilenler, Virgin Atlantic ve Blue Origin'in yolculuklarıyla milyarların tadamadığı deneyimi tadabiliyor. Artık düzenli hale gelen uzay turizmiyle birlikte doğal olarak peşi sıra da 'ilklere' imza atılıyor. Önümüzdeki günlerde bu ilkler arasına bir çift sayesinde yenileri katılacak. Tarihte ilk kez bir anne ve kız birlikte uzaya çıkacak. Uzaya çıkan ilk anne-kız ikilisi, Anastatia Mayers ve annesi Keisha Schahaff olacak. Virgin Atlantic'in uçuşuna katılmak üzere çekilişin tahlililerinden olan ikili, kendi ülkeleri Karayipler'de de uzaya çıkan ilk kişiler olacak. Anastatia da tek başına bir ilke imza atacak ve 18 yaş ile uzaya çıkan ikinci en genç insan olacak. İkili, Virgin Atlantic'in ikinci ticari uzay uçuşu Galactic 02 göreviyle 10 Ağustos'ta fırlatılacak. Kendilerine CJ Sturckow, Kelly Latimer, Beth Moses ve Jon Goodwin eşlik edecek. Uçuşta komutanlığı CJ Sturckow, pilotluğu Kelly Latimer ve astronot eğitmenliğini Beth Moses üstleniyor olacak. Alti kişi, VSS Unity uzay aracı ile yaklaşık 85 kilometre irtifaya çıkarak resmen uzaya giriş yapacak, kısa süre sonra Dünya'ya inecek. Anne Keisha ve kızı Anastatia tamamen ücretsiz bir şekilde uzaya çıkacak. Normalde kişi başı 450 bin dolar fiyat biçilen bu uçuştaki ikili, çekilişi kazanarak ücretsiz biletlerin talihlisi oldu. Araçtaki üçüncü turist ve Parkinson hastalığına sahip 80 yaşındaki eski olimpiyat sporcusu Jon Goodwin ise uçuş için 250 bin dolar ödedi. Zira uçuş biletleri ilk duyurulduğunda kişi başına biçilen maliyet 250 bin dolar idi."} {"url": "https://www.webtekno.com/tarihte-ilk-kez-bir-kadinin-serveti-100-milyar-dolari-asti-h139703.html", "text": "100 milyar dolar ve üzerinde mal varlığına sahip iş insanlarından bahsederken, genelde erkekleri anarız. Elon Musk, Jeff Bezos, Bill Gates ve Mark Zuckerberg gibi isimler, buna en basit örnek. Ancak an itibarıyla bu durum değişti. Artık 100 milyar dolarlık servete sahip bir kadın var. O isim, Francoise Bettencourt Meyers. Francoise Bettencourt Meyers, aslında zaten dünyanın en zengin kadınıydı. Ancak serveti, hiçbir zaman 100 milyar dolar seviyesine ulaşmamıştı. Bloomberg'in gerçek zamanlı milyarderler endeksine göre bu durum değişti. Dünyanın en zengin 12. insanı olarak kayıtlara geçen Francoise Bettencourt Meyers, iş dünyasındaki kadınlar için önemli bir eşik noktasını geçebilen ilk ve tek kişi oldu. 70 yaşında olan Francoise Bettencourt Meyers, dünyanın en büyük kozmetik firmalarından birisi olan L'Oreal'in varisi konumunda. Şirketin yönetim kurulunda başkan yardımcısı olarak görev yapmakta olan Meyers, ailesiyle birlikte L'Oreal hisselerinin yüzde 35'ine sahip. Aslına bakacak olursak iş insanının servetini bu noktaya getiren de L'Oreal hisselerindeki artış oldu. 2023 yılına girdiğimizde 335 euro seviyelerinde olan hisseler, an itibarıyla 451 euro seviyesine ulaşmış durumda. Dev markaların varisleri, genel olarak magazin malzemesidir. Ancak bu durum, Francoise Bettencourt Meyers için çok da geçerli değil. İş insanı, daha çok içine dönük bir karaktere sahip ve kendi hayatına odaklanan isimlerden biri. Meyers'in en büyük magazin olayı ise miras kavgasıydı. Konuyla ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler, Netflix'te yayımlanan \"Dünyanın En Zengin Kadını Nasıl Dolandırıldı?\" isimli belgeseli izleyebilirler."} {"url": "https://www.webtekno.com/tatilya-neden-kapanmisti-h139455.html", "text": "Türkiye'nin ilk mini Disneyland'ı da diyebileceğimiz Tatilya'ya giden her çocuk, su kanalında ıslanma heyecanını yaşarken alabora ile havada taklalar atar, masalsı ağacın öğütlerini dinlerken önünde fotoğraf çektirmeden yapamazdı. Gidenlerin unutamadığı, gidemeyenlerin içinde ukde kalan Tatilya'nın üzücü hikayesine yakından bakarken fotoğraflarla anılarımızı da tazeleyelim. Tatil ve Eğlence Cumhuriyeti Tatilya'yı hayatımıza katan dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di. 1996'da İstanbul Beylikdüzü'nde faaliyete geçirilen Türkiye'nin en ünlü eğlence parkı Tatilya'nın mimarı ise Sydney Opera Binası, Kuveyt Parlamento Kompleksi, Bagsvaerd Kilisesi gibi tanınmış projelerde tasarım mimarı olarak görev yapmış Oktay Nayman'dı. Hayal Dünyası sloganıyla adeta başka bir dünyanın hayalini yaşatan Tatilya dediğimizde aklınıza hala birçok oyuncak geliyordur. 90'larda çocuk olmuş ve Tatilya'ya gitme şansı yakalamış kişilerin çocukluk fotoğrafları arasında eminiz ki bir Tatilya anısı vardır. Su kayağı, Tatilya ekspresi, atlıkarınca, kovboy dünyası, alabora gibi pek çok oyun parkurunda eğlence çığlıkları atan çocuklar, su tabancası ve atari gibi oyunların da zevkini tatmıştı. Harçlıktan bile daha değerli olan Tatilya paraları ise görünce bile hüzünlendirecek kadar ikonik hale gelmişti. Hele bir de 5D sinema keyfi yaşatan Tatilya'da dinozorlar tarafından mideye indirilme sahneleri ise anneleri korkuturken çocukları eğlenceye boğuyordu. 2001 krizi, çocukların eğlencesini de vurdu. Yüzümüzü gülümseten anılardan sonra asıl konumuza gelebiliriz. Bayındır Holding tarafından kurulan, Süleyman Demirel'in kayınbiraderi Ali Şener'in de hissesi bulunan Tatilya, holdingin borçları nedeniyle 2001 yılında 65 milyon dolara İş Bankası'na devredildi. İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'ye geçen Tatilya, açıldığı ilk yıllarda 700 bine yakın çocuğu ağırlarken bu rakamlar 2001 krizi ile 290 bine gerilemişti. Kapanmadan önceki son yıllarında ziyaretçi sayısı 420 binlere çıksa da ilk zamanlardaki sayıya yine de çok uzaktı. Şehir efsane misidir bilinmez ama bir dönem Tatilya'daki alaboradan bir kişinin düşüp öldüğü konusunda söylentiler yayıldı. Tabii ki bu söylemler hiçbir zaman kanıtlanmadı. İçeriğimizi hazırlarken yaptığımız araştırmalar, sadece Tatilya'nın önündeki otobüs durağında bomba patlaması sonucu birisinin hayatını kaybetmesiydi. Ancak bunun dışında eğlence merkezi içinde bir kaza olup olmadığı hala gizemini koruyor. Tatilya, zarar ediyordu ve artık farklı projeler düşünülmeliydi. Kaza haberini vermemizin sebeplerinden biri de birçok yerde kapatılma sürecini etkileyen şeylerden birinin yaşanan kaza olduğu söyleniyor. Ancak bunun ötesinde en önemli etken tabii ki ciddi oranda zarar etmesiydi. Bir süre atıl şekilde bekleyen Tatilya'ya bazı belediyelerden teklifler gelse de yıkımına karar verilmişti. Mimar Oktay Nayman ise Tatilya'nın kapatılmaması için epey uğraştı. Her ne kadar Tatilya, eski deprem yönetmeliğine göre yapılmış olsa da Nayman, yıkımın engellenmesi için İstanbul 1 Numaralı Koruma Kurulu'na başvuruda bulundu. Nayman, Tatilya'nın tasarımı ile Avrupa'dan prestij ödülü alınmış olduğunu ve korunması gerektiğini düşünüyordu. Ancak kuruldan çocukları ve Nayman'ı sevindirecek bir haber çıkmadı. Ödül almış olmasının bir özellik olmadığı, tescil alması için binanın çok özgün ve yaratıcı olması gerektiği konusunda açıklamalar yapıldı. Üstelik Tatilya için Kurul'un elinde iki olumsuz, bir olumlu rapor vardı. 2'ye 1 ile kazanan maalesef çocuklar olmadı ve Tatilya'nın yıkımına karar verildi. Ve bir devir sona ererek Tatilya, Kuzey Irak'a doğru yola çıktı. Tatilya, 3 Nisan 2006'da kapatıldı ve içerisindeki oyun parkurları, Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren iş insanı Malaşin Barzani'ye 1.1 milyon dolara satıldı. Artık eğlenceye doymadığımız oyuncaklara Erbil'deki çocuklar biniyordu. Tatilya'nın yıkımından sonra ise 17 Ekim 2012'de aynı yere Marmara Park Alışveriş Merkezi açıldı. En azından gidebilenlerin çocukluklarına ait anılarında güzel izler bırakan Tatilya, artık eskiyi yad ettiğimiz bir merkeze dönüştü. Elveda Tatilya!"} {"url": "https://www.webtekno.com/techcareer-net-teknoloji-ekosistemine-dijital-yetenekler-kazandiriyor-h139479.html", "text": "Yeni nesil teknoloji kariyeri platformu Techcareer.net, 2021'de hayata geçirilen, bilişim ve teknoloji ekosistemine yetenekli adaylar kazandırma amacıyla yola çıkan heyecanlı bir start-up hikayesi. 2 yılda 100 bini aşan bir dijital yetenek havuzuna dokunan ve yaklaşık 6 bin kişiye ücretsiz eğitim veren Techcareer.net, halihazırda bilişim alanında çalışan kişileri de bir araya getiriyor. Kariyer.net'in kurum içi girişimi Techcareer.net, 2023 yılında yayınlanmaya başlayan teknoloji iş ilanları ile birlikte de dijital yeteneklere ihtiyaç duyan işverenlere hızlı ve etkili çözüm sunuyor. Techcareer.net Yönetici Ortağı Okan Ay, bilişimin son yıllarda en hızlı büyüyen ve en çok yetenek açığının olduğu sektörlerin başında geldiğini belirterek, hızla artan iş gücü ihtiyacının karşılanabilmesi için nitelikli insan kaynağının eğitilmesi, sertifika programlarıyla teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu alanda Techcareer.net'in üzerine düşeni yaptığını kaydeden Ay; ''Vizyonumuz; global bir problem olan dijital yetenek açığına Türkiye'den başlayarak tüm dünya için çözüm sağlayabilen platform olmak. Misyonumuz ise teknoloji kariyeri denince hem adaylar hem de işverenler için 1 numaralı platform haline gelmek. Bu hedeflere ulaşmak için düzenlediğimiz; Bootcamp, Hackathon, Hiring Challenge gibi etkinliklerle dijital yeteneklere takımlar halinde veya bireysel olarak yarışma, ödül kazanma ve iş fırsatları yakalama şansı sunuyoruz. Ana hedefimiz, teknoloji alanında yeni yetenekler keşfetmek'' diyor. Bilişim ve yazılım alanına getirdiği çözümlere ek olarak Techcareer.net'in araştırmalarıyla sektöre önemli içgörüler sunduğunu belirten Okan Ay, ''Teknoloji sektörünün Türkiye'deki yerini, son dönemlerdeki gelişme, beklenti ve talepleri incelemek için 'TechReport 2023 Yazılımcı ve İşveren Raporu'nu hazırladık. Raporun amacı hem adaylar için hem de şirketler için bir rehber oluşturmak, bu sayede teknoloji sektöründe faaliyet gösteren ya da göstermek isteyen bireyler ile şirketleri bilinçlendirerek geleceğe katkı sağlamak. Ek olarak bu raporda hem bireylerin hem işverenlerin merak ettiği teknolojik trendlere, yönelimlere ve güncel teknolojilere de yer verdik. Sektörde merak edilen ve yol gösterici olabilecek eğilimleri, beklentileri ortaya koyduk'' diyerek sözlerini tamamlıyor. TechReport 2023 raporunu görmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tecno-camon-20-20-pro-5g-inceleme-v2080.html", "text": "Webtekno'dan herkese merhabalar arkadaşlar. Bugün masamızda yakından inceleyeceğimiz iki telefon var; TECNO CAMON 20 ve TECNO CAMON 20 Pro 5G. TECNO, ülkemizde hem uygun fiyatlı hem de performansıyla tatmin eden telefonlarıyla öne çıkan markalardan biri. Geçtiğimiz aylarda en yeni modelleri tanıtılan CAMON serisi de markanın özellikle kamera performansıyla öne çıkan serilerinden. Biz de inceleyip sizinle yorumlarımızı paylaşalım istedik, telefonlar bir süredir ofiste ve yakından inceleme fırsatı yakaladık. Lafı fazla uzatmadan gelin telefonlarımıza yakından bakalım. - Ekran: 6,67 inç AMOLED, 60 Hz, FHD+ - İşlemci: MediaTek Helio G85 - RAM: 8 GB (+8 GB Sanal) - Depolama: 256 GB - Ön Kamera: 32 MP - Arka Kamera: 64 MP + 2 MP - Batarya: 5.000 mAh (33W) - İşletim Sistemi: Android 13 - Ekran: 6,67 inç AMOLED, 120 Hz, FHD+ - İşlemci: MediaTek Helio G99 - RAM: 8 GB (+8 GB Sanal) - Depolama: 256 GB - Ön Kamera: 32 MP - Arka Kamera: 64 MP + 2 MP + 2 MP - Batarya: 5.000 mAh (33W) - İşletim Sistemi: Android 13"} {"url": "https://www.webtekno.com/tek-oturusta-bitirebileceginiz-oyunlar-h131338.html", "text": "Video oyunları, çağımızın en büyük eğlence araçlarından birisi. Ancak pek çok oyunu bitirmek için ortalama 20 saatle 50 saat arası bir süre harcamanız gerekiyor. Maalesef iş, okul ve başka nedenlerden dolayı pek çok oyuncu, oyunlara bu kadar zaman ayıramıyor. Yoğun olup da bir çırpıda oyun bitirmek isteyenleri de düşündük. Bu oyunların her birini 10 saatten kısa sürede bitirebilirsiniz. Not: Aşağıdaki oyunların bitirme süreleri HowLongToBeat üzerindeki verilerden alınmıştır. Oyunu oynama şeklinize göre bu süreler değişiklik gösterebilir. - Bitirme süresi: Ana hikaye 3 saat - %100 9,5 saat Kısa ama eğlenceli oyunlardan bahsedip listeye Portal'ı almamak olmaz. Bulmaca oyunlarını sevmeyenleri bile kendine bağlayan yapısı, ağzınızı açık bıraktıran fizik motoru ve sizi öldürmek isteyen yapay zeka robotuyla Portal, bir oturuşta bitireceğiniz hatta daha sonra tekrar dönüp oynayacağınız oyunlardan birisi. - Bitirme süresi: Ana hikaye 8,5 saat - %100 21,5 saat Serinin nispeten daha uzun süren oyunu olan Portal 2, hikayeyi kaldığı yerden devam ettiriyor ve Co-op seçeneğiyle oyunu hem tek başınıza hem de arkadaşlarınızla oynayabilmenizi mümkün kılıyor. Oyunu %100 bitirmek içinse 21,5 saat geçirmeniz gerekiyor çünkü bazı başarımları kazanmak fazlasıyla zor. - Bitirme süresi: Ana hikaye 8,5 saat - %100 11 saat Çocukken 3 domuzcuk ve kırmızı başlıklı kız masallarının ana kötüsü olan Büyük Kötü Kurt Bigby'nin, masal kahramanlarıyla dolu Fabletown'daki cinayeti araştırmasını konu alan Telltale oyunu, hem hikayesi hem de karakterleriyle sizi hızlıca kendine bağlayacak. Ayrıca oyunun DC Comics'in yetişkinlere yönelik alt şirketi olan Vertigo Comics'in Fables isimli çizgi romanından uyarlandığını da dipnot olarak verelim. - Bitirme süresi: Ana hikaye 6 saat - %100 11,5 saat 2008 yılında EA ve DICE ortaklığında yayınlanan Mirror's Edge, zenginlerin daha zengin olduğu, fakirlerinse neredeyse görünmez olduğu distopik bir gelecekte şirketlere karşı savaşan koşuculardan birisini canlandırdığımız bir oyun. Dönemine göre fazlasıyla akıcı parkur mekanikleriyle dikkat çeken oyun, 2016 yılında yeniden yapılmış ancak ilk oyunun gölgesinde kalmıştı. - Bitirme süresi: Ana hikaye 6 saat - %100 17 saat Hem Call of Duty serisinin hem de Modern Warfare üçlemesinin en akılda kalıcı oyunu olan Modern Warfare 2, hem serinin en acıklı sahnelerinden birini hem de herkesin bildiği Remember No Russian görevinin olduğu bir başyapıt. Oyun ayrıca o dönemdeki yenilikçi mekanikleriyle de günümüz oyunlarına ilham olmuştu. - Bitirme süresi: Ana hikaye 5 saat - %100 9,5 saat 2022'nin en çok konuşulan oyunlarından birisi olan Stray, tatlı mı tatlı bir kedi olarak oynadığımız sıra dışı bir oyundu. Oyun ayrıca 2022'nin en iyi bağımsız oyunu ve en iyi çıkış yapan bağımsız oyun ödülünün sahibi oldu. - Bitirme süresi: Ana hikaye 4,5 saat - %100 7 saat Özellikle modern Doom oyunlarının müzikleri pek çok metal severi mest ediyor. Hatta bazılarımız etraftaki yaratıkları ritme göre bile vurmaya çalışıyor. Metal Hellsinger ise tam olarak bu mekanik üzerine kurulmuş bir Doom klonu. Oyunda System of a Down, Trivium, Arch Enemy ve Black Crown Initiate gibi metal müziğin efsane gruplarının şarkılarına ritim tutarak cehennem zebanilerini avlamanız gerekiyor. - Bitirme süresi: Ana hikaye 6 saat - %100 16 saat Benim için gelmiş geçmiş en iyi hikayeye sahip oyun olan Spec Ops: The Line, post apokaliptik bir gelecekte keşif görevi için Dubai'ye gönderilen Yüzbaşı Martin Walker'ın ve ekibinin macerasını anlatıyor. Oyunun kontrolleri her ne kadar ara ara can sıksa da oyunun hikayesi ve finali hem savaş oyunlarına hem de savaşa olan bakış açınızı kökten değiştirebilir. - Bitirme süresi: Ana hikaye 3 saat - %100 8,5 saat FPS macera platform oyunu olan A Story About My Uncle, bilim insanı amcanızın izinden giderek bilinmeyen bir boyutta yolculuk yaparak dünyayı kurtardığınız basit ama etkileyici bir oyun. - Bitirme süresi: Ana hikaye 5 saat - %100 10,5 saat Sniper serisinin bugüne kadarki en iyi oyunu olarak görülen Sniper: Ghost Warrior 2, 2013 yılında Sniper Elite'e rakip olarak çıkmıştı ancak oyun çıtayı o kadar yükseğe koydu ki sonrasında çıkan devam oyunları bile o çıtaya yaklaşamadı. - Bitirme süresi: Ana hikaye 6 saat - %100 15,5 saat İlk oyunuyla büyük beğeni toplayan Titanfall serisi, ikinci oyunla oyuncuların beklentisini karşılamış ve fazlasıyla başarılı olmuştu. Serinin 3. oyununun kaderi şu anda muallaktayken bir oturuşta Titanfall 2'yi bitirebilirsiniz. - Bitirme süresi: Ana hikaye 6,5 saat İki yakın arkadaş hatta kardeş olan Vincent ve Leo'nun hapishaneden kaçışını ve sonrasındaki olayları anlatan A Way Out, arkadaşlarınızla bir akşamüstü oynayabileceğiniz bir başyapıt olarak listemizdeki yerini alıyor. - Bitirme süresi: Ana hikaye 4,5 saat - %100 9 saat Far Cry 3'ün standalone DLCsi olan Blood Dragon, sizi 90'lar teması retrovawe fütüristik bir dünyaya adalet arayan bir siber komando olarak bırakıyor. Ayrıca oyunun adından da anlayacağınız gibi oyunda dinozorların olduğunu da belirtelim. - Bitirme süresi: Ana hikaye 4 saat - %100 5 saat Eşini kaybettikten sonra Wyoming'de koruculuk görevini üstlenen Henry'yi yönettiğimiz oyun, hem yapısı hem de görsel tarzıyla içinizi huzurla doldururken hikayesiyle yürekleri burkuyor. - Bitirme süresi: Ana hikaye 3 saat - %100 4 saat İki kardeşin fantastik hikayesinin anlatıldığı Brothers, çıktığı dönemin en çok ses getiren yapımlarından birisiydi. Başarılı bir oyun olmasına ek olarak güçlü alt metni sayesinde oyun, 3 saatlik oynanış süresinin hakkını fazlasıyla veriyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/teknoloji-devleri-cocuk-istismarina-karsi-proje-h138437.html", "text": "Teknolojinin yaygınlaşması ve daha küçük yaş grubundaki insanların da teknolojiyi kullanmaya başlaması ile birlikte, çevrim içi dünyada karşımıza çıkan sorunlardan biri de çocuklara yönelik taciz ve istismarlar. Bu küresel sorunla mücadele için şimdi teknoloji devleri ellerini taşın altına koyuyor. Lantern adı verilen yeni program ile birlikte çocuklara yönelik bu türden olumsuz davranışlar sergileyen kişiler, farklı platformlarda da izlenmeye başlanacak. Programın amacının ise yakalanmamak için çocukları başka platformlara yönlendirebilecek saldırganların tespit edilmesini sağlamak. Kendisine the Tech Coalition adını veren gruptan yapılan açıklamaya göre, Lantern programı ile birlikte çocuk istismarcıları ilk defa farklı platformlarda izlenebilecek. Program ile birlikte çocuk tacizlerini tespit etmek ve engellemek daha kolay olacak, ayrıca tehditlerin daha hızlı şekilde tanımlanması sağlanacak. Saldırganların geliştireceği farklı taktiklerin de Lantern projesi ile daha kolay tespit edilmesi ve kolluk kuvvetlerine bildirilmesi mümkün olacak. Sistemde ilk olarak her bir koalisyon üyesi, kendi platformundaki olası saldırganları tehdit etmeye çalışacak. Sonra da kendi politikalarına göre bir aksiyon alacak olan firma, bu profili Lantern programında da işaretleyecek. Diğer platformlar da Lantern'de yer alan bilgiye göre kendi platformlarında saldırganın izini sürebilecek. Bu platformlar da kendi politikalarına göre yaptırım uygulayacak ve Lantern sistemine geri bildirimde bulunacak. Peki saldırganları yeni sosyal medya hesapları açmaktan alıkoyacak olan ne? Kolluk kuvvetleri, zira her bir raporlamanın ardından bu profiller ilgili yetkililer ile paylaşılacak. Projenin pilot sürecinde 10 binden fazla Facebook profili, Facebook sayfası, Instagram profili kapatılırken bu sayfaların sahipleri ya da yöneticileri de kolluk kuvvetlerine bildirildi. The Tech Coalition bünyesine şu ana kadar katılan firmalar arasında Discord, Google, Meta, Mega, Quora, Roblox, Snap ve Twitch yer alıyor. Bu üyelerin Lantern projesini geliştirebilmek için iki yıldır çalıştığı belirtiiyor. Lantern, koalisyon tarafından sürekli kontrol edilecek ve paylaşılacak veriler konusunda da açık rehberler paylaşacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/teknolojinin-gelismesiyle-degisen-yilbasi-kutlamalari-h130900.html", "text": "2024'e yaklaşırken birçok insan yılbaşı için hazırlıklara başladı. Tatil planları, hediyeler, organizasyonlar ve daha birçok şey derken adım adım yeni yılı karşılamaya hazırız! Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte kutlamalara her yıl bir yenisi eklenmeye başlarken kutlama şeklimiz de değişip dönüştü. Artık o çok sevdiğimiz şarkıyı, filmi saatlerce beklememize gerek yok... O zaman 2024 yaklaşırken bugüne kadar değişip dönüşen yılbaşı kutlamalarına şöyle bir göz atalım. Gelişen teknoloji, çarşı pazarı bir tık uzağınıza getirdi. Teknoloji, soğuk bir aralık ayının karlı bir gününde annenize bir şal, babanıza bir kazak, sevgilinize iç ısıtan bir çorap almak için çarşı pazar gezmenizi ortadan kaldırdı. Çünkü artık en yakın mağazanız bir tık uzağınızda, ertesi gün de kapınızda. İnsan bazen gerçekten hayret ediyor... Kar manzaralı kartpostallara yazılan yeni yıl dilekleri tozlu raflarda yerini alırken bir mail ile tüm içten dilekler dilendi. Eskiden kar, kardan adam, şekerlemeler ile süslü yeni yıl kartpostalları yerini kısa mesajlara, WhatsApp gruplarına, e-mail'lere bıraktı. Hatta öyle ki, kardan adam ya da kar emojisi ile yılbaşı ruhunu daha iyi yansıtma imkanını bile sundu. Uzakta olan sevdiklerinizi yanıbaşınıza getiren teknoloji, tüm mesafeleri ortadan kaldırdı. Teknoloji aynı zamanda uzak mesafelerde olduğunuz ancak yanınızda olmasını istediğiniz yakınlarınız ile görüntülü konuşma fırsatı sağlarken 10'dan geriye doğru birlikte sayabilme imkanını da sundu. Mesafeleri ortadan kaldıran teknoloji, insanları her an ulaşılabilir kıldı. Radyo başında beklenen şarkılar, televizyonda oynamasını iple çektiğiniz filmler tarihte kaldı. Güzel bir yılbaşı gecesinde sevdiklerinizle dans etmek için radyo başında beklediğiniz o şarkı artık çevrim içi platformlarla birlikte yanıbaşınızda. Ya da heyecanla beklediğiniz o film dijital platformlarda, istediğiniz her an elinizin altında. Onu beklemek mi, yoksa her an ulaşabilmek mi güzel bilemiyoruz ama teknolojinin her şeyi önümüze serdiği kesin. Her şey son sürat değişse bile yeni dilekler ve başlangıçlar her yılın sonunda bizlerle birlikte olacak. Teknolojinin her geçen gün değişmesi hayatımızın her anında kendini gösterse bile baki kalacak olan şeyler elbette mevcut. Yeni yıl gelirken hiçbir zaman yeni şeyler dilemekten, yeni sayfalar açmaktan, sağlık, mutluluk, barış dilemekten vazgeçmeden kutlamalara devam edeceğiz. Kim bilir bugünün teknolojisi belki de yarının nostaljisi olacak. Hatta belki birkaç yıl ya da birkaç yüzyıl sonra hologramımız size buradan iyi yıllar diler. Ama o zamana kadar şimdilik buradan iyi yıllar diliyoruz ve 2024'ün dilediğiniz gibi geçmesini temenni ediyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/teknolojiye-yon-veren-kadin-liderler-h111873.html", "text": "Teknoloji sektöründen birkaç kadın sayın. desek aklınıza hangi isimler gelir? Ya da aklınıza kimse gelir mi? Mark Zuckerberg, Elon Musk, Jack Dorsey gibi isimlerle neredeyse her gün karşılaşmamıza rağmen teknoloji sektöründeki kadın liderler pek tanımıyor. Aslında şirketlerde ve kuruluşlarda cinsiyet çeşitliliğini artırma çabaları onlarca yıldır devam ediyor ancak teknoloji sektöründe çalışan kadın liderlerin sektördeki yüzdesi hala üzerine çalışılmasını gerektirecek kadar az ne yazık ki. Öte yandan hem dünyada hem de Türkiye'de teknolojiye yön veren çok başarılı kadın liderler var. Biz de, Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 89. yıldönümünde hem ülkemizde hem de dünyada teknolojiye yön veren kadınları hatırlamak istedik. Bu vesileyle medeniyetin öncüsü kabul edilen pek çok Batı ülkesinden önce Türk kadınına hak ettiği yasal hakları tanımış olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gelin dünya genelinde ve ülkemizde faaliyet gösteren, geleceğin kadın girişimcilerine ilham olacak kadın liderlere göz atalım. Susan Wojcicki, 2014'ün Şubat ayından 16 Şubat 2023'e kadar YouTube'un CEO'luk görevini üstlendi. 2006 yılında YouTube'un Google tarafından 1,65 milyar dolara satın alınmasında rol oynayan isimlerden biri olan Susan Wojcicki, tam bir çocuk da yaparım kariyer de örneği. Zira kendisinin beş çocuğu var. Wojcicki'nin ikinci çocuğu doğduğunda birçok iş arkadaşı onun işi bırakacağını düşünmüş ancak Susan kariyer basamaklarını emin adımlarla tırmanmaya devam etmiş. 2008'den beri Facebook'un COO'su olan Sheryl Sandberg, Facebook'un gelirini artırma konusunda çok önemli bir pozisyonda görev alıyor. Ayrıca konumunu teknoloji sektöründeki cinsiyet çeşitliliği farkındalığını artırmak için çok faydalı şekilde kullanıyor. Facebook'ta çalışmaya başlamadan önce Sheryl Sandberg Google'da altı yıl boyunca genel başkan yardımcısıydı. Apple ve Yahoo!'da da yönetici pozisyonlarında çalışmış bir isim olan Sandberg, zamanında Facebook'ta göreve başladığında o zamana dek şirketin yönetim kuruluna seçilen ilk kadındı. Elon Musk'ın şirketi SpaceX'in operasyon direktörü olan Gwyne Shotwell, 2020'de Forbes'un dünya genelinde en etkili kadınlar listesinde 49. sıraya yerleşmiş bir isim. Shotwell'in görevi, şirketteki günlük operasyonların takibini yapmak ve şirketin büyümesiyle ilgilenmek. Şirketin operasyon direktörü olmasının yanı sıra şirketin çeşitlilik çabasının da sözcüsü diyebiliriz. Yaptığı bir açıklamada Uzay yolculuğu konusunda dünya lideriyiz. Neden önyargı ve eşitsizlikten uzak bir iş ortamı yaratma konusunda da lider olmayalım ki? ifadelerini kullanmıştı. 2015'ten beri Google'ın ana şirketi Alphabet ve Google'ın mali işler müdürlüğünü yapan Ruth Porat, 2010-2015 yılları arasında yatırım bankası Morgan Stanley'de başkan yardımcılığı yapmıştı. Tıpkı SpaceX COO'su Gwyne Shotwell gibi Ruth Porat da 2020'de Forbes'un en etkili kadınlar listesinde kendine yer buldu. Porat bu değerli listede 16. sıradaydı. Porat, Google'daki görevinin yanı sıra pandemi sürecinin ardından ABD'de zarar gören şirketlerin ekonomiye yeniden kazandırılması çabalarına yardımcı oluyor. Çeşitli konularda hizmet sunan armut.com'un kurucusu olan Başak Taşpınar Değim, 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Boğaziçi yıllarının ardından Koç Üniversitesi ve ABD'de yüksek lisans yapan Başak Taşpınar Değim, Revlon ve Nielsen şirketlerinde yöneticilik yaptı. 2010'da Türkiye'ye döndü. Kaliteli hizmet veren şirketler bulma konusunda yaşadığı sıkıntıdan yola çıkan Değim, kendi tecrübeleri doğrultusunda armut.com'u kurdu. 2014 yılında Avrupalı bir yatırım olan Hummingbird Ventures'dan Series A yatırımını alan armut.com, Türkiye'de hizmet denildiğinde akla ilk gelen girişimlerden biri. Uygun fiyatlarla alışveriş yapmayı sağlayan, kullanılmayan eşyaların dolaplarda eskiyip gitmesini önlemek ve daha sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunmak için kurulan Dolap uygulamasının kurucularından Hande İzmirlioğlu 2003-2008 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği okudu. Ardından Turkcell, n11.com gibi şirketlerde görev yaptı. Günümüzde ikinci el alışveriş uygulaması deyince akla gelen firmalardan Dolap'ı kuran İzmirlioğlu, yaptığı atılımlarla sektörün önemli isimlerinden biri. Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünden \"Yüksek Onur\" derecesiyle mezun olan Sezen Saral, Türkiye'nin ilk e-kitap okuyucu markasını yaratan isim. Kitap okuma kültürünü yaygınlaştırmak ve bilgiyi özgürleştirme gayesiyle yola çıkan Sezen Saral, teknoparklar ve üniversiteler ile yaptığı iş birliklerinin yanı sıra eğitim ve spor alanlarında inisiyatif alarak sponsorluk ve sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. Koç Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olan Duygu Akbudak, daha üniversite yıllarında önemli uluslararası şirketlerde staj yapmaya başladı. Üniversitenin ardından The Coca Cola Company'de çalışmaya başlayan Akbudak, bu tecrübesinin ardından ABD merkezli Kimberly Clark şirketinde çalışmaya başladı. 30'lu yaşlarının başında ani bir kararla istifa edip kendi işini kurmak istediğine karar veren Duygu Akbudak, hiç birikimi olmamasına rağmen bir cesaret örneği gösterip Denebunu'yu kurdu. Denebunu, dünyadaki önde gelen markaların ürünlerini satın almadan önce denemeyi ya da deneyenlere danışmayı sağlayan bir platform. Elektronikten kozmetiğe, gıdadan ev temizlik ürünlerine kadar çok geniş bir yelpazede ürün sunan Denebunu, ayda bir defa kimisi deneme boy kimisi orijinal boyuttaki ürün deneme kutularını kullanıcının profiline göre sunuyor. Kullanıcılar profillerini ne kadar dolu tutarsa, ne kadar fazla yorum yaparsa ürün deneme kutusu alma şansları o kadar artıyor. İstanbul Üniversitesi Piyasa Araştırmaları ve Reklamcılık bölümünün ardından Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünü de tamamlayan Tuğçe Yılmaz Özbilgi, bir süre çeşitli şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra seyahat tutkusuna dair bir şeyler yapmak istedi. Bu sebeple 2011 yılında Gezimanya'yı kurdu. Şu anda bünyesinde 75 yazar ve 6 binden fazla gezi yazısı barındıran Gezimanya'yı her ay yaklaşık 1 milyon internet kullanıcısı ziyaret ediyor. Tuğçe Yılmaz Özbilgi, Gezimanya macerasına eşi Murat Özbilgi ile çıkmış. İkili her gün kendilerine daha büyük hayaller ve fikirler bularak daha ileriye gitme peşinde. Trendyol'un kurucusu ve CEO'su Demet Mutlu, dünyanın en iyi MBA okullarından biri olan Harvard Business School'u yarıda bırakıp hayallerinin peşinden giderek Trendyol'u kurmuş. ABD'den Türkiye'ye geldiği yaz aylarında yaptığı gözlemlerde Türkiye'deki e-ticaret alanında birtakım boşluklar görmüş. Böylece Trendyol fikri doğmuş. 2009 yılında kurulan Trendyol, Avrupa'da da tüketici ürünlerine ulaşmayı kolaylaştırma anlamında önemli bir adım atmayı sağladı çünkü en.trendyol.com Avrupa'daki 27 ülkede hizmet veriyor. Tüketicilerin ihtiyaçları paralelinde Trendyol yeni oluşumlara da vesile oldu. Mesela lojistik alanında Trendyol Express, internetten gıda alışverişi ve yemek siparişi alanında Trendyol Go & Good, e-cüzdan olarak Trendyol Cüzdan ve ikinci el ürün pazarı alanında Dolap uygulaması gibi. App Samurai, Ankara'da Bilkent Cyberpark'ta kurulup daha sonra Amerika'ya açılan bir mobil reklam platformu. App Samurai'ın kurucularından Selin Ezer, bu şirketi mobil pazarlama alanında tecrübeli olan dört arkadaşıyla birlikte kurdu. App Samurai, kullanıcının reklamlarının kalitesini ve sonuçlarını ölçümlemesini sağlıyor. Bir de akıllı önerilerle yüksek dönüşüm oranına sahip kampanyalar kurgulanmasına imkan sağlıyor. 2016'da kurulan App Samurai, yıllar içinde önemli yatırımlar aldı. Hatta 2020'de COVID-19 krizinden etkilenen küçük şirketlere 250 bin dolar hibe ettiğini duyurmuştu. Insider, e-ticaret sitelerine yönelik satışı artırmayı sağlayan araçlar sunan bir yazılım şirketi. 24'ten fazla ülkede ofisi bulunan Insider, yapay zeka destekli teknolojisiyle Singapore Airlines, Marks & Spencer, Samsung, MediaMarkt, Virgin, Uniqlo, Garanti BBVA ve Estee Lauder gibi 800'den fazla küresel markanın dijital büyümesini hızlandırmasına destek oluyor. Insider CEO'su ve kurucu ortağı Hande Çilingir, üniversite hayatına önce Londra'da başlayıp sonra Çin'de devam etti. 2012'de beş kurucu ortakla birlikte Insider'ı kurdular. Çilingir, 2018'de Crunchbase tarafından dünyanın ABD dışındaki en iyi 3 kadın CEO'sundan biri olarak seçildi. Ülkemizde ikinci el moda algısı yaratma amacıyla yola çıkan ModaCruz, 2014 yılında Melis Güçtaş tarafından kuruldu. İnsanlar arasındaki paylaşımı ve kadın ekonomisini güçlendirme amacıyla ModaCruz'u kuran Güçtaş, 1988'de Bursa'da doğdu. Boston Wentworth Institute of Technology'de Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünü tamamladıktan sonra 2 yıl dijital pazarlama analisti olarak bir girişimde çalıştı. Daha sonra Türkiye'ye dönen Melis Güçtaş, çeşitli dijital platformlarda çalışmaya başladı. Türkiye'de marka kıyafetlerin fahiş fiyatlara satıldığını, bazı markalara kolayca erişilemediğini fark etti. Girişimcilik ruhundan kuvvet alan Melis Güçtaş, ModaCruz'un iş modelini kurdu. Halen ModaCruz'un CEO'luğunu yapmakta ve kariyerine devam etmektedir. Eda Günay, Paris IV Celsa Sorbonne ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde lisans eğitimi aldı. İletişim ve medya araştırmaları yüksek lisansını tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönüp Uplifers projesi için kolları sıvadı. 2012 yılında İyi hisset, iyi yaşa sloganıyla yola çıkan Eda Günay, Uplifers adlı siteyi kurdu. Uplifers için sağlıklı ve zinde bir yaşam için kişisel gelişim, psikoloji, spor, sağlıklı beslenme, cinsel mutluluk, moda, seyahat ve mekan konularında kullanıcılara bilimsel ve deneyimsel içerikler sunan bir blog demek mümkün. Zaman içinde büyüyen Uplifers kadrosu, şu anda alanında uzman 40 kadar yazar barındırıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/telefon-gorusmeleri-bilgisayarda-samsungphone-h139649.html", "text": "Güney Koreli teknoloji devi Samsung, Windows 10 ve Windows 11 işletim sistemi ile uyumlu yeni bir program yayımladı. \"SamsungPhone\" isimli bu program, telefonun şebekesini üzerinden gelen aramaların, bilgisayar üzerinden yanıtlanmasına izin veriyor. Ancak bu işlevsellik, çok büyük bir eksikle geliyor. Windows bilgisayarlar için hazırlanan \"Microsoft Store\" uygulaması üzerinden erişilebilen SamsungPhone, şu an için sadece Samsung Galaxy Book 4 serisi ile kullanılabiliyor. Bu dizüstü bilgisayar, daha birkaç gün önce duyuruldu. Samsung, programın tüm Windows 10 ve Windows 11 bilgisayarlara ulaşıp ulaşmayacağına ilişkin herhangi bir şey söylemedi. Yaptığımız kontrollerde, SamsungPhone isimli programın Türkiye'de kullanılamadığını görüyoruz. Ancak bu çok büyük bir eksik mi? Bizce değil. Bunun nedeni, Microsoft'un Telefon Bağlantısı özelliğinin zaten bu işlevleri kısmen de olsa sunabiliyor olması. Samsung markalı telefonunuzu Telefon Bağlantısı uygulaması ile tanımlar ve telefon ile bilgisayar arasında bluetooth eşleşmesi yaparsanız gelen aramaları bilgisayar üzerinden yanıtlayabilirsiniz. SamsungPhone, şirketin üçüncü taraf yazılımlara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaya yönelik adımlarından bir tanesi gibi görünüyor. Program daha fazla kesimler tarafından kullanılabilir olduğunda nasıl bir deneyim sunduğu daha iyi bir şekilde anlaşılmış olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/telefonlar-bilgisayarlara-gore-viruse-nasil-daha-dayanikli-h139435.html", "text": "Yeni dünyada, bir diğer adıyla teknoloji dünyasında telefonlarımız ve bilgisayarlarımız bizi o evrene açan bir kapı oldu. İkisi de birbirinin birçok işlevini aynı şekilde yerine getirebiliyor. Birbirinin yerini neredeyse aratmıyorlar. Nedenlerden ilki, telefonlarda bilgisayara kıyasla sınırlı donanım olması. Telefonlarımız, bilgisayara göre çok daha sınırlı donanımlara sahip olduğu için daha kontrollü oluyor. Şöyle de diyebiliriz, hataların yol açabileceği değişkenlik azalıyor ve bu hatalara karşı direnç artmış oluyor. Telefonlarımızda yazılım güncellemeleri daha sık yapılıyor. Markaların işletim sistemi geliştiricileri, güvenliği artırmak için yazılım güncellemelerini sürekli yeniliyor. Biz sadece Bakalım yeni ne özellik gelmiş? kısmına odaklansak da aslında güvenlik açıklarını düzeltmek ve dayanıklılığı yükseltmek, bu güncellemelerin en kritik noktalarından. Haliyle her yeni güncellemede güvenlik biraz daha artıyor ve açıklar da gideriliyor. Ancak bilgisayarlarımızda bu, telefonlar kadar sık rastlanan bir uygulama değil. En önemli sebeplerden biri de telefonlarımızın, kilitli işletim sistemlerine sahip olması. Özellikle iOS ve Android gibi işletim sistemleri, çok dikkatli bir şekilde kilitleniyor. Ayrıca telefonların işletim sistemindeki root control denilen, kullanıcının farkında olmadığı her türlü ekstra gizli özellik ve ayarı kapsayan kontroller, telefonlarda kapalı oluyor. Elbette bu root control adındaki sistemi kırmanın yöntemleri de var. Birçok insan bunu, telefonun performansını artırmak için tercih edebiliyor. Tabii bunu yaparken güvenlik risklerini de göze alması gerekiyor. PlayStore, AppStore gibi uygulama mağazaları, tarama yapıyor. Hem Apple hem Google, sahip oldukları uygulama mağazalarını titizlikle tarıyor. Bu tarama, virüse yol açabilecek yazılımlarla karşılaşma olasılığını azaltarak telefonu koruyor. Bilgisayarlarımıza bir şey indirirken HD Film Cehennemi Kurtlar Vadisi Vatan indir yazıp şak diye indirebiliriz ancak telefona bir şeyler indirirken genellikle uygulama mağazalarını tercih ettiğimiz için risk azalıyor. Şu anda virüs koruma konusunda en başarılı işletim sistemi, ekstrem derecedeki kısıtlamaları sayesinde Apple modellerinde gibi görünüyor çünkü dışarıdan herhangi bir programlamaya açık değil ve Android sistemlerde olduğu gibi her şey indirilmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/telegram-ton-kripto-para-cuzdani-h137233.html", "text": "Aylık 700 milyonu aşkın kullanıcısıyla dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulamalarından bir tanesi olan Telegram, kripto para camiasına resmen giriş yaptı. Singapur'da gerçekleştirilmekte olan \"Token2049\" isimli etkinlikle bir açıklama yapan Telegram, Ton Vakfı ile anlaşmaya vardığını ve ortak bir çalışma sonucunda kripto para cüzdanı geliştirildiğini duyurdu. Telegram'daki kripto para cüzdanı, birkaç ay içerisinde küresel çapta kullanıma sunulacak. TON blok zinciri üzerine inşa edilen kripto cüzdan, kripto para yatırımcılarının bu platformu aktif olarak kullandıklarını düşünecek olduğumuzda, mantıklı bir hamle olarak karşımıza çıktı. Aslında Telegram, böyle bir projeyi bundan yıllar önce duyurmuştu ancak ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ile yaşanan anlaşmazlıklar, Telegram'ın planlarını ertelemesine yol açmıştı. Şimdiyse tüm bunlar geride kalmış gibi görünüyor. Telegram'ın kripto para cüzdanı özelliği ile ilgili dikkat çeken hususlardan bir tanesi, bu cüzdanın ABD gibi bazı ülkelerde kullanılamayacak olması. Bunun nedeni, ABD'nin son dönemlerde kripto para piyasalarına \"takık\" olması. Binance ve Coinbase gibi dev borsalara bile açılan davaları göz önünde bulunduran Telegram, kendini riske atmamak için böyle bir karar almış gibi görünüyor. Bir anlık mesajlaşma uygulamasının neden kripto cüzdan desteğine sahip olduğunu sorgulamış olabilirsiniz. Şöyle ki Telegram, dünyanın en büyük kripto para topluluklarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. İşte yapılan entegrasyon, kullanıcıların çok hızlı bir şekilde kripto para transferi yapabilmelerini sağlayacak. Ayrıca satın alınan kripto varlıklar yine bu cüzdanda saklanabilecek. Telegram, böyle bir hamle ile sektördeki varlığını güçlendirmiş olacak. Telegram entegrasyonu, TON blok zincirinin yerel para birimi Toncoin'e yaradı. Haberler servis edilmeden önce 1,78 dolar seviyelerinde işlem gören TON, haberlerin duyulması ile yüzde 11 civarı değerlenerek 1,95 dolar seviyesine ulaştı. Bitcoin'in ölü taklidi yaptığı şu günlerde böyle bir yükseliş, TON yatırımcısının yüzünü güldürmüş oldu. Bu içerik yatırım tavsiyesi kapsamında değerlendirilemez."} {"url": "https://www.webtekno.com/temmuz-yatirimcilarin-dikkatini-ceken-3-kripto-para-projesi-h135934.html", "text": "Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'in ABD Menkul Kıymetler Borsası soruşturmasına maruz kalması, kripto para piyasalarına ilişkin güveni sarstı. Ancak zaten bu dünyanın nasıl işlediğini, blok zincirinin merkeziyetsizleşme vaadini çok iyi bilen yatırımcılar, sadece Binance gibi bir merkezi odaktan ilerlemiyor; piyasaya yeni giren ve daha büyük borsalarda listelenmeyen projelerin de peşinde koşuyor. Bu ilginin blok zincirinin dinamiklerini anlamak dışında bir nedeni daha var: Bitcoin yarılanma ve ardından beklenen boğa dönemi yaklaşıyor. Boğa döneminde hem yatırımcıların sayısı artıyor hem de yatırımların miktarı. Bu nedenle daha önce başarıya ulaşan pek çok token projesi, büyüyen piyasanın ivmesini kazanarak hem kazanmayı hem de kazandırmayı hedefliyor. Elbette bu hedefe projelerin çoğu ulaşamıyor, yatırımcılar da volatilite sebebiyle aldıkları riskin bedelini kötü sonuçlarla ödeyebiliyorlar. Peki gelecek için hiç umut vaad eden kripto para projesi yok mu? Elbette diğer projelere kıyasla var. Sadece alım talebi toplamak için geliştirilmemiş, gerçek hayatta birer karşılığı olan çıktılara sahip projelerle desteklenen ve bu sayede volatileye karşı daha dirençli olabilecek projeler var. yPredict projesi, temelinde kripto para yatırımcılarının tüm piyasa verileri üzerinden tarafsız yorumlara kavuşmasını sağlamak. Bunun için de yapay zekanın desteğini alan platform, kişisel bir yatırım danışmanı olarak kullanabileceğiniz seviyede. Elbette yPredict verilen öneriler ve analizler için %100 doğruluk ve getiri garantisi vermiyor, ancak düşüncelerin olgunlaşma, karar verilme aşamasında artıları ve eksileri daha kısa sürede değerlendirmeye olanak tanıyor. Ayrıca platformun YPRED adında yeni nesil bir tokeni de var. yPredict token satın almak isteyenler ön satış kampanyasına katıldılar ve 2,9 milyon dolardan fazla fon topladılar. Web3 her ne kadar yatırımcılar ve bilişim dünyasına ilgi duyanların odağında olsa da dünyanın kalanına ulaşma konusunda henüz portakalda vitamin bile değil. Çünkü çok dağınık, karmaşık ve işlevleri konusunda son kullanıcıların kafası karışık. Her şeyin merkezi olmasına son derece alışkın kullanıcı tercihini Web3'ün merkeziyetsiz yapısı ile tanıştırmak için yine merkezi olma ihtiyacı ortaya çıkıyor. İşte Launchpad XYZ projesi de bunu hedeliyor. Diğer token projelerinden farklı olarak Launchpad'i geliştiren ekip de öyle anonim değil. Ön satış sırasında 1 milyon 145 bin dolar toplamayı başaran Launchpad XYZ token satın almak isteyenler, aynı zamanda platformdaki yatırımcılık eğitimleri ile kendilerini geliştirebiliyorlar. Listenin en sıradışı projesi Wall Street Memes, aslında temel olarak 9gag benzeri bir yapıya sahip. Ancak odak noktası genel mizah değil, sadece Wall Street borsasını eleştirel şekilde hedef alan işler yapmak. Bu sayede Instagram, Twitter ve diğer mecralardan yüzlerce bin kişiye ulaşan Wall Street Memes'in resmi hesapları, Elon Musk'ın da etkileşim kurması sayesinde adını geniş kitlelere duyurdu. Elbette bir token projesi için duyulmak, daha çok yatırımcı çekmenin ana kuralı desek yeridir. Bu sayede Wall Street Memes token satın almak isteyen kişi sayısı ciddi boyutlara ulaştı ve WSM, ön satış aşamasında 14,5 milyon dolara yakın fon topladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/terminator-animasyon-dizisi-geliyor-h138539.html", "text": "Çoğumuz, daha küçükken izlediği Terminatör filmlerinden etkilenmiştir. Ne de olsa çocukken izlediğimiz bu filmlerde ne yapılırsa yapılsın etrafa korku saça saça insanları öldüren karakterler söz konusuydu. Tabii alt metinde de mesajlar vermeye çalışan bu yapım sadece insanı geren yönüyle değil, genel yapısıyla da seri olarak kült haline gelmişti. Netflix ise gerçekleştirdiği Geeked Week etkinliğinde yeni Terminatör yapımından bir teaser paylaşarak serinin sevenlerini heyecanlandırdı. Fakat bu sefer film, anime olarak geri dönüyor. Duyuru fragmanı ise maalesef filmden ne beklememiz gerektiği konusunda fikir edinmemizi sağlamıyor. Dediğimiz gibi, bu bir duyuru fragmanı olduğundan dolayı anime'nin nasıl görüneceğine, karakter çizimlerine ve seslendirmelere göz atamıyoruz. Fakat serinin önceki yapımlarında olduğu gibi yine insan ve robot ırkının savaşa sürüklendiği distopik bir gelecekten, savaşı önlemek adına geçmişe gönderilen bir kadın askerin hikayesini izleyeceğiz. Bu bağlamda karakterimiz, 2022 yılından 1997'ye, Skynet muadili bir yapay zeka modeli geliştirmeye çalışan Malcolm Lee isimli bir bilim insanını koruması için gönderilecek. Peki kimden ya da neyden koruyacak? Lee'yi ortadan kaldırması için gelecekten gönderilen terminatörden elbette. Bu sırada askerimizin, Lee'nin ve 3 çocuğunun çevresinde dönen olayları göreceğiz. Skynet'in bu dönemde kendi bilincini kazandığı ve insanlığı ortadan kaldırmak istediği biliniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/terra-yukseldi-bu-iki-coin-ayni-populerligi-yakalayabilir-mi-h136045.html", "text": "2022 yılı, kripto para sektörü için büyük bir çöküş yılıydı. Sektörün en popüper blokzincir projelerinden Terra'nın ABD dolarına sabitlenen stable coin'i TerraUSD , Mayıs 2022'de büyük bir çöküş yaşadı. Çöküşün ardından Terra kurucusu ve CEO'su Do Kwon tutuklandı, Terra ise yeniden markalanmaya gitti. Terra'nın adı Terra Classic olarak değişti; Luna, Luna Classic oldu, aynı şekilde TerraUSD de TerraClassicUSD adını taşımaya başladı. Son haftalardaysa şaşırtan hareketlenmeler gözlemlendi. - Uyarı: İçeriğimiz yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Aradan geçen bir yılı aşkın sürede yalnızca yeniden markalanma sırasında yükseliş gören USTC, son birkaç günde tekrar bir yükseliş trendi içine girdi. Normal şartlarda 1 dolara sabit olması gereken birim, 1 haftada %30 değer kazanarak 0,015 dolar seviyesine yükseldi. Bu yükselişle birlikte piyasadaki yatırımcıların gözü yeniden projeye dikkat kesildi. Üstelik yükselişin 'dış etmenler' veya yapay nedenler nedeniyle yaşanmadığı, şirket içi operasyonlar ve pazar dinamikleri gibi etmenleri kapsayan organik bir şekilde yaşandığı paylaşılmaya başladı. Tabii yatırımcıların en merak ettiği konu ise Terra'nın eski ününe kavuşup kavuşamayacağı, USCT'nin yeniden 1 dolara yükselip yükselemeyeceği. Şu anki piyasa koşulları, bu soruya cevap veremiyor. Kripto para piyasası yeniden Terra'yı konuşmaya başlamışken haftalardır sık sık söz edilen ve edilmeye devam eden iki proje de bulunuyor: Wall Street Memes ve Launchpad XYZ. Bu projelerden kısaca bahsetmekte fayda var. Wall Street Memes, piyasaları sallayan Gamestop olayına benzer bir şekilde etki oluşturmak istiyor. Küçük yatırımcılara büyük kazançlar sunmayı 'amaçlıyor'. Token'ın ardında bundan başka somut bir proje bulunmuyor. Adlarını duyurmalarını ve popülerliğe kavuşmalarını sağlayan en temel şey ise daha önce Dogecoin ile piyasayı alt üst eden Elon Musk ile etkileşimde bulunmaları. Token, bu sayede sosyal mecralarda yüz binlerce takipçiye ulaştı, henüz piyasaya çıkmadan 15 milyon dolardan fazla ön satış yaptı. Wall Street Memes token satın almak isteyenler de haliyle projeyi sıkça araştırıyor. Bu da giderek daha popüler olmasını sağlıyor. Launchpad XYZ ise Wall Street Memes'in aksine bir meme token değil, bir amaç vadediyor. Launchpad ekibi, halen geliştiricilerin bile tam olarak geçiş yapamadığı merkeziyetsiz odaklı Web3 kavramını yeni sayfalara taşımak istiyor. Proje, Web3'ü kolay erişilebilir araçları ile dijital varlıktan blok zinciri ve cüzdana kadar yatırımcıların ihtiyaç duyabileceği her konuda bilgi ve hizmeti sağlamayı planlıyor. Ekosistem, NFT alışveriş imkanı da sunuyor. Daha da ötesinde ekip, Web3 alanında deneyimsiz olan kullanıcılar için de bir eğitim bölümü tasarlıyor. Ekip, projeleriyle 10 milyondan fazla kullanıcıyı platformda barındırmayı hedefliyor. Siz de Launchpad XYZ token satın almak ya da projeyi daha yakından incelemek isterseniz web sitelerini ziyaret edebilirsiniz. Kripto para piyasasının son derece riskli bir piyasa olduğunu tekrar hatırlatalım. Özellikle meme token'lar, normalden katbekat daha fazla riske ev sahipliği yapabiliyor. Zira bu token'ları belirleyen tek şey token'ı üretenler ve sosyal medyada alınan kararlardan ibaret. Proje token'ları ise ilk etapta tamamen projenin vaadine, sonrasında ise bu projenin başarısına bağlı. İyi bir ekip ve süreklilik sunulması halinde projeler ilerliyor, daha fazla yatırımcı çekebiliyor. Her iki token'ı kapsayan bu paragraflar sonucunda iki token'ın potansiyeli için de yorum yapmak oldukça zor. Yatırım yapacaksanız, piyasada büyük güvene sahip olan analistlerin yorumlarına göz atmanızda fayda var. Elbette son karar, sizin kararınız oluyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-3-boyutlu-kus-bakisi-park-yardimcisi-h139401.html", "text": "Elektrikli otomobil devi Tesla, yıllardır üzerinde çalıştığı kuş bakışı park yardımcısı özelliğini nihayet kullanıma sundu. Elon Musk'ın 2020 yılında geleceğini söylediği özellik, uzaktan güncelleme yöntemiyle araç sahiplerine ulaşacak. Aslına bakacak olursak Tesla'nın halihazırda park yardımcısı var. Ancak geliştirilen yeni özellik, sürücüye aracın kuş bakışı görünüşünü içeren bir animasyon sağlıyor. Aslında buna benzer özellikler, pek çok otomobil markası tarafından çoktan benimsendi ancak Tesla, bugüne dek somut bir adım atamamıştı. Tesla'nın yeni özelliğini kullanan sürücüler, araçlarının 360 derece görünümlerini bilgi-eğlence ekranı üzerinden izleyebilecekler. İnteraktif yapıdaki özellik, aracın herhangi bir açıdan görüntülenmesini sağlayacak. Böylelikle sürücü, daha güvenli bir sürüş deneyimi yaşamış olacak. Bir dipnot olarak, yeni özelliğin şimdilik 2022 model Model 3/Y'de 2023 model Model S/X'te kullanılabileceğini belirtelim. Daha eski modeller, bu özelliği ilerleyen dönemde alacaklar. Yeni özellik, 2 boyutlu asistanın yerine geçecek ve çevrenin, 3 boyutlu olarak yeniden inşa edilmesini sağlayacak. Dar alandaki park manevralarına yardımcı olmak için geliştirilen özellik, Occupancy Network'ün bir parçası. Yeni asistanda engelleri, birer mesafe alanı olarak modelledik. Bu da rastgele şekilleri düzgün ve hesaplama açısından verimli bir biçimde oluşturmamızı sağladı. Yeni asistan, zemindeki çizgileri de 3 boyutlu olarak tahmin edebiliyor. Bunların hepsi bir araya geldiğinde tam park manevralarının kolayca yapılabilmesi sağlanacak. Güncelleme, yeni teknolojinin ilk sürümünü sunacak. Ekibimiz, teknolojiyi iyileştirmek için çalışmaya devam edecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-cybertruck-ilk-kaza-h139707.html", "text": "Tesla'nın geçtiğimiz ay teslimatlarına başladığı Cybertruck, rapor edilen ilk trafik kazasına karışmış durumda. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler, aracın gerçekten de sağlam olduğunu gözler önüne seriyor. İlk kez Reddit'te paylaşılan olay, Kaliforniya'da gerçekleşti. Bir Toyota Corolla ile bir Tesla Cybertruck'ın karıştığı kaza, can kaybına yol açmadı. Ancak Corolla, bu kazada ciddi hasar aldı. Paylaşılan görüntülerden anlayabildiğimiz kadarıyla Tesla Cybertruck, kazayı büyük oranda hasarsız atlattı. Olay yerinde yapılan incelemeye göre Toyota Corolla sürücüsü, aracın hakimiyetini kaybettikten sonra önce yoldan çıktı. Ardından yola geri giren sürücü, karşı şeritten gelen Cybertruck'a çarptı. Corolla kullanılamaz hale gelmiş olsa da Cybertruck için böyle bir durum söz konusu değil. Ancak Cybertruck'ın hava yastıklarını açmış olduğunu söyleyelim. Tesla Cybertruck, paslanmaz çelikten imal edildiği için nispeten ağır bir pick-up. Hatta özellikle de ABD'deki sosyal medya kullanıcıları, Tesla Cybertruck'ı \"ölüm makinesi\" olarak nitelendiriyorlar. Yaygın inanışa göre bu aracın bir kazaya karışması, karşı taraf için büyük sorunlara yol açacak. Hatta aracın bir yayaya çarpması ise kesinlikle ölümcül olacak. Bunun doğru olup olmadığını görmek için birkaç trafik kazasını daha görmek gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-cybertruck-tekne-olacak-h139431.html", "text": "Milyarder iş insanı Elon Musk, kısa bir süre önce piyasaya sürülen Tesla Cybertruck isimli elektrikli pick-up ile ilgili çok ilginç bir açıklama yaptı. X'teki bir gönderiye cevap veren Musk, Cybertruck için özel bir mod paketi üzerinde çalıştıklarını söyledi. Bu mod paketi, araca eşine az rastladığımız bir özellik kazandıracak. Elon Musk, Cybertruck ile ilgili ne zaman bir açıklama yapsa bu pick-up'ın gerçekten özel olacağını söyledi. Gelen son açıklama, Elon Musk'ın neden böyle bir tavır takındığını gözler önüne seriyor. Zira açıklamaya göre Cybertruck için hazırlanan mod paketi, aracın bir tekne gibi kullanılmasını sağlayacak. Elon Musk'ın yaptığı açıklamaya göre Cybertruck için geliştirilen mod, aracın derin bir su birikintisinde en az 100 metre yol alabilmesini sağlayacak. Üstelik Musk'a göre sürücülerin bu özellikten faydalanmak için yapmaları gereken tek şey, Cybertruck'ın kapılarındaki contaları değiştirmek olacak. Tesla Cybertruck için hazırlanan modun ne zaman kullanılabilir olacağını ve tam olarak neler sunacağını şimdilik bilmiyoruz. Ancak bu özelliğin nasıl gün yüzüne çıktığına ilişkin bilgi sahibiyiz. Tesla'nın araç mühendisliğinden sorumlu üst yöneticilerinden Lars Moravy, bu özelliği katıldığı bir programda duyurdu. \"Elon onu bir tekneye dönüştürmek istiyordu. Araç neredeyse yüzüyor, belki de onu su yüzeyinde tutmak için ekstra kaldırma kuvveti eklemeniz gerekebilir.\" diyen Lars Moravy de tıpkı Elon Musk gibi özelliğin çıkış tarihine ve neler sunacağına ilişkin detaylı bir açıklama yapmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-cybertruck-uretim-sureci-video-h139504.html", "text": "Tesla'nın elektrikli pikabı olan Cybertruck, ilk tanıtıldığında en çok dikkat çeken iki özelliği paslanmaz çelik plakalardan oluşan yapısı ve alışılmışın dışındaki keskin hatlı tasarımıydı. Bu iki özellik teknik olarak birbirleriyle de bağımlıydı zira paslanmaz çeliği hem eğip bükmek hem de yapısını korumak pek de mümkün değildi. Yeni paylaşılan bir video, bu plakaların nasıl üretildiğini ortaya çıkardı. Videoda gördüğümüz kadarıyla ilk olarak hurdalardan ayrıştırılan paslanmaz çeliklerin tesise geldiğini görüyoruz. Bu sistemin verimlilik oranı, sektör ortalamasının epey üstünde olan %80'i buluyor. Tesla'nın Araç Mühendisliği Başkanı Lars Moravy'ye göre bu verimliliğin temelinde kare paneller kullanmaları ve kare panelleri oluşturmanın daha kolay olması yatıyor. Sonrasında ilk olarak, türünün ilk örneği olan lazer bobin açma makinesini görüyoruz. Dev sistem, rulo halinde gelen ham materyali istenilen kalınlık seviyesine gelene kadar yayvanlaştırırken yapısal gerilimini de azaltmaya devam ediyor. Açılan ve düzleştirilen metal hammadde daha sonra ışık ve hava geçirmeyen lazer bölmesine aktarılıyor. Bu bölümde makineler kesim işlemleri için lazerleri kullanarak otomasyon halinde çalışıyorlar. Buradaki lazerler tandemli şekilde çalışıyor ve 30 makrona kadar kesebiliyorlar. Tesla'nın geliştirdiği üretim modelinde dikkat çeken bir başka nokta ise son aşamalara kadar kaynak kullanılmaması. Kaynak yapılması yerine paslanmaz çeliğe şekil verilmesi ve kesim teknikleri ile üretim süreci devam ettiriliyor. Parçalar, makronlarla ölçülecek derecede detaylı inceleniyor. Sonrasında paslanmaz çelik, sürüklenme izlerini engellemek için alüminyum kaplanıyor. Isıtılan plakalar daha sonra dev makineler tarafından düzenli olarak dövülerek şekillendiriliyor, kaynak kullanılmıyor. Kaplaması ve mühürlenmesi biten parçalar ise birleştirme aşamasına geçmeden önce havayla kurutuluyor ve temizleniyor. Sonrasında da diğer parçalarla beraber birleştirme aşamasına gönderiliyor. Son aşamada ufak tefek kaynak işlemleri yapılan parçalar sonrasında tekrar lazerli sistemlere gidiyor ve mikron seviyesinde düzeltmeler yapılıyor. Tam hızda yapılan üretimde bütün süreç ise araç üretimi 40 saniyede bir olacak şekilde gerçekleşebiliyor. Şu anda fabrika dakikada bir araç üretecek seviyede çalıştırılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-geri-cagirma-h139302.html", "text": "Tesla'nın otomatik pilot sürüş özellikleri bir süredir tartışılıyordu. Firmanın araçlarının otopilot modundayken karıştığı birkaç kazanın ardından sistemin yeterlilikleri tartışma konusu olmuştu. Konuya şimdi de ABD Ulusal Kara Yolu Trafik Güvenliği İdaresi müdahil oldu. İdareden gelen açıklamada Tesla'nın, sürücülerin otopilotu kullanırken de dikkatlerinin dağılmasını engellemek için aldığı önlemleri \"yetersiz\" olarak nitelendirdi. Kurum, şirketten araçlarını geri çağırmasını talep etti. Tesla araçlar şimdiye kadar otopilot kontrolündeyken 736 kazaya karıştılar ve bu kazalarda toplamda 17 kişi hayatını kaybetti. 2 milyondan fazla Tesla aracın geri çağrılması kararı, bir yıllık incelemelerin ardından ortaya çıktı. İdarenin açıklamalarında \"Artan bir kaza riski olabilir.\" ifadelerini kullanırken, otopilot aktif olduğunda sürücülerin, araç kullanımındaki sorumluluklarını yeteri kadar korumadığını ve çarpışmaşara karşı yeterince tetikte olmadıklarını belirtti. Ayrıca bazı kullanıcıların da otomatik pilotun devredışı kaldığını ya da hiç aktifleşmediğini fark edemediğinin altı çizildi. Tesla şimdi 2012-2023 arasında çıkan Model S, 2016-2023 arasında çıkan Model X, 2017-2023 arasında çıkan Model 3 ve 2020-2023 arasında çıkan Model Y'deki sorunları güncelleme yoluyla düzeltecek. Her ne kadar NHSA tarafından \"geri çağırma\" olarak nitelendirilse de araçlar geri çağrılmayacak. Elektrikli otomobil devi, birkaç gün içinde güncellemeyi ücretsiz olarak yayımlayacağını duyurdu. Araştırmalar bir süre daha devam edecek ve Tesla'dan gelen açıklamaların ve bilgilerin detaylı şekilde incelenmesiyle son bulacak. Zaman zaman Tesla otomatik pilotunun, bu özelliğe uygun olmayan bölgelerde de kullanılabildiği dikkat çekmişti. Bu tür kullanım nedeniyle en az 8 kişinin hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-kac-araba-sattigini-kac-para-kazandigini-acikladi-h129021.html", "text": "Dünyanın en büyük elektrikli otomobil üreticilerinden Tesla, yılın son çeyreğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Tesla'nın yaptığı açıklama ile şirketin 2023 yılı boyunca kaç adet otomobil sattığı belli olmuş oldu. Şirket, önümüzdeki günlerde mali durum açıklaması yapacağını da söyledi. Tesla tarafından yapılan açıklamalara baktığımızda üretilen otomobillerin çok büyük bir bölümünün teslim edildiğini, şirketin elinde 2023 model yılı olan pek de araba kalmadığını görüyoruz. Öte yandan; Tesla'nın hem üretimi hem de satışları, geçtiğimiz yıl boyunca artış gösterdi. Tesla tarafından yapılan açıklamaya göre toplam üretim, yıllık bazda yüzde 35 artış gösterdi. Markanın satışları ise yıllık bazda yüzde 38 arttı. 24 Ocak 2024 tarihinde mali durum açıklaması yapacak Tesla'nın, bu satışlardan kaç para kazandığını öğrenmiş olacağız."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-katili-amber-eski-bmw-fabrikasinda-uretilecek-h139572.html", "text": "Daha yolun başında olmasına rağmen en büyük şirketlere kafa tutanları görmeye pek de yabancı değiliz. Zira -her zaman desteklesek de- olduğundan fazlası gibi görünmeye çalışan ve tüm dünyadan gelen üniversite projeleri, genç girişimler ve daha niceleri, kısa sürede ilgiyi üzerine çekmek için bu abartılı yola başvurabiliyor. Moskova Politeknik Üniversitesi tarafından bir anda otomobil gündemine gelen Amber projesi de bu durumu anımsatıyor. Teknik olarak hakkında pek bilgi sahibi olmasak da söz konusu otomobil, internette aniden kendine yer edinmeyi ve meme'lere konu olmayı başardı. BMW, Ford, Kia ve Hyundai tarafından geçmişte kullanılmış olan, Avtotor'daki bir fabrikada bu aracın üretileceği belirtiliyor. 2025 yılından itibaren üretime başlayacak olan aracı ilk gördüğümüzde balığa benzettik desek yalan olmaz. Üreticinin belirttiğine göre aracın tüm parçaları Rusya'da geliştirilip üretilecek. Üniversite tarafından Tesla Katili olarak adlandırılan bu aracın, Tesla'dan önce Fiat Multipla'yı aklımıza getirdiğini de atlamamak lazım. Daha önce buna benzer duyuruların yapıldığını, fakat herhangi bir açıklama yapılmadan -gecikme bildirimi dahil- rafa kaldırıldığını görmüştük. Fakat sadece otomobil değil, genel olarak internet dünyasında ses getirdiği için Amber'in bu kaderi paylaşıp paylaşmayacağı konusunda emin olamıyoruz. Fakat üretime girerse, bu gördüğümüz tasarım da köklü değişikliklere uğrayacaktır. Siz küçük enişt... pardon, Tesla Katili hakkında ne düşünüyorsunuz? Tasarımından performans tahminine kadar düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-model-y-otobanda-tir-dorsesi-cekerken-goruntulendi-h139512.html", "text": "Tesla'nın en övündüğü şeylerden biri araçlarının yük taşıma ve yük çekme kapasitesi. Bazen başka kamyonlarla kapışan ya da arkasında başka bir araba bağlıyken spor otomobillere meydan okuyan, kalkış testlerinde şov yapan Tesla modelleri görmüştük. Viral olan yeni bir videoda ise bir Tesla Model Y'yi tır dorsesiyle otobanda yolculuk ederken görüyoruz. Bu videoda yer alan dorsenin tam ağırlığını bilebilmek mümkün değil ancak tekerleklerini sayarsak, hangi standartta üretilmiş olduğunu anlayabiliriz. Saydığımız 6 tekerleğe bakarsak bu dorsenin boş ağırlığının da 6500 ila 8500 kilogram arasında olması gerektiğini görüyoruz. Dorsenin içinin dolu olup olmadığı ise bu videodan görülmüyor. Normal şartlar altında Tesla Model X, 2270 kilograma kadar romörk çekebiliyor. Onu 1800 kilogram ile Audi E-tran ve Mercedes EQC takip ediyor. Polestar 2'nin çekme sınırı ise 1500 kilogram. Bu rakamlar frenli römorklar için geçerli olan üst limitler, frensiz versiyonlarda bu sınırlar oldukça düşüyor. Aslında yüksek çekme kapasitesine sahip olan başka modeller de bulunuyor ancak Model Y ile pek aynı kategoride olduklarını söylemek kolay değil. Daha farklı segmentteki modellerden BMW i7, tam 2000 kilogram çekme kapasitesine sahip. BMW iX ise oldukça ağır içten yanmalı motora sahip modellere meydan okurcasına 2500 kilograma kadar yük çekebiliyor. Videodaki Tesla Model Y'nin çektiği dorse ise standart üretim ise bu kapasitelerin çok daha üstünde bir çekiş gücü gerektiriyor. Tesla Model Y'nin de özelliklerine baktığımızda çekiş kapasitesinin 1588 kilogram olduğu yazıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-park-yardimi-sistemi-goruntulendi-h139382.html", "text": "Yılın sonlarına gelmişken Tesla, 2023 Holiday Update isimli güncellemesini dağıtmaya başladı. iPhone 12 ve sonrasındaki modellerde gördüğümüz ve 3 boyutlu modelleme yapmaya yarayan LiDAR sensörüne benzeyen bir sistemi araçlara getiren bu güncelleme, maalesef en büyük yeniliği sınırlı sayıda araca getiriyor. Bunun sebebiyse bu sistemin ultrasonik park sensörlerinden faydalanması gerekirken geçtiğimiz yıldan bu yana yeni nesil Tesla araçların sadece kamera kullanıyor olması. Her ne kadar ultrasonik sensörleri araçlardan çıkarmak şirkete maddi bir kazanç sağlamış olsa da araçlarını bu şekilde teslim alan tüketiciler, sadece kameralara dayalı olarak çalışan bu park sisteminin kendi araçlarına gelmeyeceğinden endişeli. Şu an için çok da heyecanlandırmadı. Zira sadece kameralara dayalı olan park yardımı sisteminin bir önceki nesilde yer alan ultrasonik sensörler kadar etkili olmadığı direkt görülüyor. Fakat Tesla, sık sık getireceği güncellemelerle bu sistemin çok daha isabetli hale geleceğinin sözünü veriyor. Sistem, araçlarda yer alan HW3 veya HW4 kameralarını kullanarak ve çevredeki renk kodlarının değişimini uzaktan saptayarak çalışıyor. Şu an için Ryzen çipi kullanmayan ve ultrasonik sensörlü eski Tesla modellerine güncelleme gelmemiş durumda. Ve şirketten de bu konu hakkında bir açıklama yapılmış değil. Fakat tüm modellere en kısa sürede ulaşmasını umuyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tesla-yeni-guncelleme-detaylari-h139197.html", "text": "Elon Musk, Tesla otomobilleri için yayımladığı güncellemeler ile onlara yeni özellikler kazandırmaya devam ediyor. Elektrikli otomobiller arasında en çok tercih modellerden biri olan Tesla, önümüzdeki hafta yeni yetenekler kazanacak. \"The Holiday 2023 Update\" isimli ve 2023.44.25 numaralı güncelleme ile Tesla otomobiller farklı özellikler ile donatılacak. Elon Musk, bu güncellemeleri X'te bir gönderiye verdiği yanıttan sonra duyurdu. \"Tesla Sahibi: Ah! Noel için başka bir bktan tatil yazılımı güncellemesi! Apple Podcast'ler kimin umurunda?! Bunun üzerine Elon Musk, \"Oyunumuzu hızlandırmamız gerek.\" cevabını vererek güncellemeleri duyurdu. Özelleştirilebilir korna sesleri, Tesla otomobillerin neredeyse imzası haline geldi. Pek çok farklı korna sesi seçeneğini barındıran Tesla, bu konuda dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Tesla, X hesabında paylaştığı gönderide güncelleme ayrıntılarını paylaştı. En dikkat çeken özelliklerden biri de korna sesleri arasına yeni eklediği keçi sesi. Her kornaya bastığınızda keçi sesi duyulacak. Böylelikle halihazırda özelleştirilebilen korna seslerine bir yenisi eklenmiş olacak. Kaza esnasında hava yastıkları açılır açılmaz acil durum çağrısı otomatik olarak yapılacak. Sürüş güvenliği konusunda büyük takdir toplayan Tesla, kaza esnasında hava yastıklarının açılması durumunda acil servisi otomatik olarak arayacak. Tesla'nın oto pilot özelliği her ne kadar isabetli çalışsa da, olası kaza durumlarında bu özellik hayat kurtaracak. Arka koltukta seyahat eden yolcular oyun oynayabilecek. Ön koltukta seyahan eden yolcu ve sürücü için gelişmiş multimedya ekran özellikleri arasında oyun oynama seçeneği bulunuyor. Yeni güncelleme ile arka koltukta seyahat eden yolcular da artık çeşitli oyunlar oynayabilecek. Böylelikle uzun seyahatler daha eğlenceli geçecek gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıl Sonic the Hedgehog oyununu entegre eden Tesla, bu güncelleme ile oyun çeşitliliğini artıracak. Aynı zamanda multimedya ekranına Bluetooth bağlantısı sayesinde kablosuz kulaklıklar bağlanabilecek. Apple Podcasts desteği de bu güncellemenin dikkat çeken özellikleri arasında. Medya konusunda iyileştirme ve geliştirmelere devam eden Tesla, yeni güncelleme ile Apple'ın popüler hizmetlerinden biri olan Apple Podcasts'i Tesla kullanıcıları ile buluşturuyor. Böylelikle pek çok popüler podcast, her iki multimedya ekranında da dinlenebilecek. Tesla otomobilleri ile seyahat etme keyfine bir yenisi daha ekleniyor. Multimedya ekranından kontrol edilebilen rotalara artık birden fazla durak eklenebilecek. \"Çoklu Durak\" özelliği, telefondan kontrol edilebilecek. Sürücü hangi noktalarda durmak istediğini telefonundan belirleyecek ve bu noktalar otomatik olarak Tesla'nın multimedya ekranına yansıyacak. - Kör Nokta Göstergeleri: Kör nokta kamerası, dönüş sinyali verdiğinizde kör noktada bir araç tespit ettiği zaman sürücüyü uyaracak. - Daha Fazla Kamera Erişimi: Tesla'nın mobil uygulamasında aracı görüntülemek istediğinizde artık yedi farklı açı erişilebilir olacak. - Daha İsabetli Park Yardımı: Bu özellik sayesinde Tesla park edilme esnadında etraftaki nesneler üç boyutlu olarak görüntülenebilecek. - Işık Gösterisi ve Oyunlar: \"The Arrival\" isimli ışık gösterisi ve Castle Doombad, Beach Buggy ve Polytopia & Vampire Survivors oyunları,oyun kütüphanesine eklenecek. Güncellemelerin önümüzdeki hafta duyurulacağını söyleyen Tesla, yeni özelliklerin model ve bölgelere göre farklılık gösterebileceğini belirtti."} {"url": "https://www.webtekno.com/the-day-before-sunuculari-kapaniyor-h139548.html", "text": "Son yılların en tartışmalı oyunlarından biri olan The Day Before, 7 Aralık 2023 günü piyasaya sürülmüştü. Ancak oyun, vadettiği hiçbir şeyi yerine getirmemesinden dolayı büyük eleştiri aldı ve kısa sürede neredeyse tüm oyuncularını kaybetti. Geliştirici Fntastic ise The Day Before'un çıkışından yalnızca 4 gün sonra kapanacağını duyurdu. Fntastic'in kapanmasının ardından oyuna ne olacağı bilinmiyordu. Bugün şirketten konuya ilişkin açıklama geldi. The Day Before'un tarihe gömüleceği açıklandı. Geliştirici şirket Fntastic'in resmi olarak faaliyetlerini durduğunu üzülerek bildiriyoruz. Bu nedenle de The Day Before emekliye ayrılacak ve sunucular 22 Ocak 2024'te kapanacak. Buna ek olarak iadeler için de bir açıklama yapıldı. Steam aslında oyuna para ödeyenlere iadelere başlamıştı. Ancak şirket, bugünkü gönderisinde halen parasını alamayanlar ile ilgili konuştu. Fntastic'in yatırımcısı Mytona'nın paraların geri ödenmesi için Steam ile birlikte çalıştığı belirtildi. Steam'in henüz iade alamayan tüm oyunculara parasını iade edeceği aktarıldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/the-economist-2024-kapagi-h138596.html", "text": "Dünyanın en büyük dergilerinden biri olan The Economist, her yıl sonu bir sonraki yıl için bir kapak paylaşıyor. İş,ekonomi siyaset, teknoloji ve daha birçok kategoride içerikleriyle karşımıza çıkan Londra merkezli derginin bu kapakları da düzenli olarak gündem oluyor. The Economist, şimdi de 2024 yılı kapağını paylaştı. Kapak, tahmin edebileceğiniz gibi birçok detayla donatılması nedeniyle kısa sürede sosyal medya platformlarında konuşulmaya başladı. The Economist'in 2024 yılı için hazırladığı kapağına bakıldığında dünyaya dair ayrıntılara yer verildiğini görüyoruz. Putin ve Zelenski'yle dikkat çekilen Rusya-Ukrayna gerilimi, muhtemelen 2024 yılı ABD seçimlerini gösteren oy sandığı, yapay zeka detayı, para birimleri hakkında bir grafik, elektrikli otomobiller ve daha birçok konu kapağa eklenmiş. 2024 kapağı, çıkar çıkmaz sosyal medya kullanıcıları tarafından gündeme taşındı. Her sene olduğu gibi bu sene de birçok insan, kapakla ilgili düşüncelerini dile getirdi ve komplo teorileri üretmeye başladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/the-last-of-us-cok-oyunculu-online-iptal-edildi-h139345.html", "text": "PlayStation ekosisteminin en iyi oyunlarından biri olarak gösterilen The Last of Us ile ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Oyunun geliştiricisi Naughty Dog, bir süredir üzerinde çalıştığı bilinen The Last of Us Online'ı iptal ettiğini açıkladı. Naughty Dog, iptalin nedenlerine ilişkin de açıklamalarda bulundu. The Last of Us Online, aslında yıllardır gündemde olan bir oyun. Hatta Naughty Dog'un açıklamasına göre The Last of Us Part II'nin geliştirme döneminde bile gündemdeydi. Ancak henüz ön prodüksiyon aşamasındaydı. Bu aşamanın geçildiğini anlatan Naughty Dog, iş daha fazla ilerleme noktasına geldiğinde tıkandığını açıkladı. Ekibe göre The Last of Us'ın çok oyunculu versiyonu yapılabilirdi ancak böyle bir karar alınması, şirketin bu işe çok büyük kaynak ayırmasına yol açacaktı. Böylesi bir durumun yepyeni tek oyunculu oyunlar için risk oluşturduğunu aktaran Naughty Dog, üzülerek de olsa projeyi iptal etmek zorunda kaldığını açıkladı. Açık konuşmak gerekirse The Last of Us Online'ın iptal edileceği, geçmişte yaşananlardan belliydi. Mayıs ayında oyunla ilgili bir açıklama yapan geliştirici ekip, gelişim sürecindeki sorunlar nedeniyle oyunun gecikeceğini söylemişti. Ekim ayında ortaya çıkan birkaç rapor ise Sony'nin, The Last of Us Online'ın geleceğini yeniden değerlendirmeye aldığını ortaya koydu. İşte tüm bunlar sonucunda da The Last of Us Online, kendisini bekleyen sonu görmüş oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/the-last-of-us-ikinci-sezon-cikis-tarihi-h139125.html", "text": "Video oyun dünyasının ikonik yapımlarından biri haline gelen, geçtiğimiz dönemlerde de dizi versiyonu ile tanıştığımız The Last of Us ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Şimdilerde sadece \"Max\" olarak anılmaya başlayan HBO Max, önümüzdeki dönemlerde yayımlayacağı içeriklerle ilgili bir tanıtım videosunda, The Last of Us'ın yeni sezonu ile ilgili önemli bir açıklama yaptı. Ocak ayında yayımlanan The Last of Us'ın ikinci sezonu ile ilgili bugüne dek somut bir adım atılmadı. Zaman zaman açıklamalar duymuş olsak da fragman vs. görmedik. Bugünkü paylaşım ise The Last of Us hayranlarını heyecanlandıracak türden. Zira dizinin ikinci sezonu için çok geniş aralık içerse de artık çıkış tarihimiz var. The Last of Us'ın ikinci sezonu, 2025'te yayımlanacak! Max'in resmi hesaplarından yapılan paylaşıma göre The Last of Us'ın ikinci sezonu, 2025 yılında seyirci ile buluşacak. İkinci sezon, tahmin edebileceğiniz üzere The Last of Us: Part II'nin uyarlaması olacak. Ocak ayında gerçekleştirilecek Emmy Ödülleri için aday olarak da gösterilen The Last of Us, bluTV aracılığıyla ülkemizdeki seyircilerle buluştu. İkinci sezon için kesinleşmiş bir şey yok. Neticede önümüzde oldukça uzun bir süre var ancak mevcut anlaşmalar korunursa dizinin ikinci sezonunu da bluTV'de görürüz gibi duruyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/the-new-york-times-openai-microsoft-dava-acti-h139682.html", "text": "Yapay zeka ile geliştirilen sohbet botları ve büyük dil modelleri, eğitilmek için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyuyor. Araştırmacıların da oturup milyonlarca sayfa metin yazacak, her konuda bilgi verecek halleri olmadığı için internetten buldukları içerikleri kulllanıyorlar. Üretken zekaların bir şeyler ortaya çıkarmak için insanların ürettiği kaynak materyallerini kullanması, elbette telif hakkı tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Son olarak The New York Times, yapay zeka eğitiminde makalelelerinin kullanılmaması için OpenAI ve Microsoft'u mahkemeye verdi. The New York Times'ın mahkemeye başvururken iddiası ise OpenAI ve Microsoft'un milyarlarca dolarlık gazetecilik çalışmalarını çaldığı oldu. Hatta gazete, bazı örnek vakalarda yapay zeka botlarının NYT materyallerini kelimesi kelimesine kullandığını da gösterdi. Aslında NYT, her iki firmayla da nisan ayından bu yana görüşmeler yapıyordu ama bir sonuç alınamaması üzerine federal mahkemeye başvurdular. Geleneksel medya zaten dijital platformlara geçişle birlikte ciddi bir darbe almıştı. Gazetelerin bir kısmı, dijital pazarda kendilerine bir yer bulmayı başarmış olsa da, yapay zekanın hızlı yükselişi ile bir kez daha kendilerini tehdit altında hissetmeye başladılar. Temel olarak dijital haber platformlarını ayakta tutan reklam gelirleri için trafik olması gerekiyor. Yapay zeka araçları ise bu trafiği orijinal kaynaktan ayırıyor. Bu yüzden de haber portallarının gelirleri düşüyor. NYT'yi temsil eden Ian B. Crosby, \"Bu botlar eğitimlerinde kullanılan içeriklerle rekabet ediyor.\" açıklamasında bulundu. OpenAI'dan bir basın sözcüsü ise New York Times ile olan görüşmelerinin oldukça verimli geçtiğini ve gazetenin mahkemeye gitmesine hem şaşırdıklarını hem de hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi. Diğer pek çok yayıncı ile olduğu gibi gazete ile de iki tarafa da faydalı bir anlaşma yapabileceklerine inandığını belirten sözcü, firmanın içerik üreticilerinin haklarına saygılı davranmaya ve onlara yeni gelir kapıları oluşturmaya devam edeceğini söyledi. Microsoft ise henüz konuyla ilgili olarak bir açıklamada bulunmadı. Sadece Microsoft ve OpenAI değil, hemen her üretken yapay zeka geliştiricisi bu tür davalarla karşı karşıya. Telif düzenlemelerinin yapay zekaya nasıl karşılık vereceğini beraber göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/threads-dogrulanmis-bilgileri-gormeme-secenegi-h139317.html", "text": "Sosyal medyanın gelişmesi, herkesin cebinde internete bağlı bir mini bilgisayar bulunması ile birlikte ortaya çıkan bilgi kirliliği, zaman içerisinde büyük bir sorun haline geldi. Bu sorunu çözmek için harekete geçen gruplar arasında, ülkemizde de benzerleri bulunan doğrulama platfromları ortaya çıktı. Sosyal medyada ya da internette gördüğümüz içerikleri böylece doğrulamamız kolaylaştı. Meta'nın aldığı yeni bir karar, Threads uygulamasında doğrulanmış içerikleri daha az görmenin yolunu açıyor. Instagram'da bulunan ancak çok göz önünde olmayan bir özellik var, doğrulanmış bilgilerin ne kadar sık görüleceğine dair bir ayar. Bu ayar sayesinde kullanıcılar, doğrulanmış bilgileri ve hassas içerikleri ne sıklıkla göreceklerini seçebiliyorlar. Şimdi bu özellik Threads'te de kullanılabilecek. Threads'in profil ekranında sağ üstte yer alan iki çizgiye dokunarak açılan menüden Hesap - Diğer hesap ayarları - İçerik tercihleri - Doğrulamaya göre azaltma yolunu izleyerek seçim yapmak mümkün olacak. Burada \"Hiç azaltma\", \"Azalt\" ve \"Daha çok azalt\" seçenekleri yer alacak. Yeni özellik daha şimdiden tartışılmaya başlanmış durumda. Bazı kullanıcılar yeni özelliği \"drama filtresi\" olarak nitelendiriyor ve görmek istemedikleri içerikleri görmemelerinin bir yolu olarak tanımlıyor. Diğer kullanıcılar ise bu özelliğin özellikle İsrail-Filistin savaşının gözardı edilmesi için yapıldığını söylüyor. Yine de Meta'nın moderasyonu tamamen elden bırakmayacağını da göz önüne almak gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/threads-hashtag-ozelligi-h139157.html", "text": "Instagram'ın yaz aylarında X'e rakip olarak çıkardığı Threads, her geçen yeni özellikler getirerek kullanıcı sayısını artırıyordu. Platformun daha önce ücretsiz gönderi düzenleme, GIF ve anket paylaşma gibi özellikler getirdiğini görmüştük. Instagram Başkanı Adam Mosseri, çok istenen bir özelliğin daha Threads'e geldiğini duyurdu. Artık platformda tags olarak adlandırılan ismi verilen etiket özelliği var. Threads'in etiketleri diğer platformda gördüğümüz hashtag'lerden biraz farklı. Kullanıcılar, gönderi oluştururken # simgesini kullanarak etiket ekleyebilecek. Ancak tek bir kelimeyle sınırlı olmayacak. Bunun yerine kelime grupları yazabileceksiniz. Ayrıca diğer kısıtlamalar da yok. Etiketlerde özel karakterler kullanabilecek, hatta boşluk bile bırakılabilecek. Ancak etiketler, her bir gönderi için en fazla bir adet olabilecek. Yani paylaşacağınız gönderiye birden fazla etiket ekleyemeyeceksiniz. Platform, bu yüzden kullanıcılara paylaştıkları şeyi en iyi temsil eden etiketi kullanmasını öneriyor. Threads'in yeni özelliği diğer uygulamaların hashtag'leriyle aynı amaca sahip. Mosseri, etiketlerin diğer insanlarla etkileşim kurmanın iyi bir yolu olduğunu söylerken bu şekilde benzer konularla ilgilenen kişilere daha kolay ulaşılabileceğini ekliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/threads-hesap-silme-h135718.html", "text": "Sosyal medya devi Meta'nın şimdilerde X olarak andığımız Twitter rakibi platformu Threads'in önemli bir eksiği giderildi. Uygulamayı güncelleyen ekip, Threads profilinin silinmesini veya dondurulmasını sağlayan özelliğini resmen yayımladı. Bundan birkaç ay önce kullanıma sunulan Threads'in en büyük sorunlarından biri, hesap silme imkanı tanımıyor olmasıydı. Kullanıcıya sunulan tek yöntem, Instagram hesabının da silinmesiydi. İşte son güncelleme ile bu durum değişti. Kullanıcı artık Threads hesabını bağımsız olarak silebilecek. Threads için kullanıma sunulan yeni özellik, kullanıcıya iki farklı tercih sunuyor. Yukarıdaki ekran görüntüsünde de yer aldığı üzere kullanıcılar, Threads hesaplarını tamamen silebilecekler veya geçici olarak dondurabilecekler. Silinen bir hesaptaki tüm veriler, 30 gün içerisinde tamamen yok olacak. Dondurulan bir hesaptaki veriler ise saklanmaya devam edilecek. Kullanıcı, geri dönmek istediği zaman paylaşımlarına, takipçilerine ve takip ettiklerine kolayca ulaşabilecek. - Adım #1: Uygulamadaki \"Ayarlar\" bölümüne girin. - Adım #2: \"Hesap\" seçeneğine dokunun. - Adım #3: \"Profili dondur veya sil\"e dokunun. - Adım #4: Profilinizi silin veya geçici olarak dondurun. Webtekno da Threads'te! Hemen takip etmek için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-15-dakikalik-video-yuklenebilecek-h138076.html", "text": "Sosyal medya dünyasının önde gelen isimlerinden TikTok, tüm kullanıcıları ilgilendiren yeni bir özelliği test etmeye başladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, kullanıcıların çok yakın bir gelecekte 15 dakikalık videolar yükleyebilecekleri belirtildi. Yeni özelliğin ne zaman kullanılabilir olacağına ilişkin netleşmiş bir takvim yok. TikTok, piyasaya sürüldüğü zaman kısa süreli videolara odaklanıyordu. Hatta başlangıçta, sadece 15 saniyelik videolar yüklenebiliyordu. Şubat 2022'ye kadar 3 dakikaya çıkarılan süre, bugüne kadar da 10 dakika olarak kayıtlara geçti. Şimdiyse TikTok, yüklenebilecek video süresini 5 dakika daha artırmış olacak. TikTok'un test aşamasındaki yeni özelliği, platformun hem mobil uygulamasında hem de masaüstü sürümünde kullanılabilir olacak. Böylelikle daha geniş prodüksiyonlar oluşturan içerik üreticilerinin de işleri kolaylaşmış olacak. TikTok'un 15 dakikalık video özelliği, platformun biraz daha YouTube'laşmasına neden olacak. Tabii TikTok YouTube'a benzerken, YouTube'un da TikTok'a benzemeye başladığını unutmamak lazım. YouTube'un bir süredir kullanımda olan Shorts özelliği, iki platformun iyiden iyi birbirine benzemesine yol açtı."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-filistin-destegi-abd-cin-h138688.html", "text": "Bu kez İsrail ve Filistin arasındaki mesele nedeniyle bu durum gündem oldu. Genellikle gençlerin kullandığı sosyal medya platformu TikTok'ta Filistin'e artan destek, birçok İsrail destekçisini şaşırttı. Harvard Üniversitesi ve Harris Üniversitesinin yaptığı bir ankete göre, 18-24 yaş arasındaki Amerikalıların %51'i, Filistin'i destekliyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi olan Mike Gallagher'ın bu konuyla alakalı ele aldığı, kan kusup kızılcık şerbeti içtiği bir yazıya denk geldik. Yazının en başında kendisi İsrail'i desteklediğini alenen ortaya koyuyor. Bunun üzerine Filistin'i destekleyen Z kuşağının beyinlerini yıkadığını düşündüğü TikTok algoritmasını da hedef alıyor. Amerikalıların çoğunluğu, dünya görüşü olarak bu kadar ahlaki açıdan iflas etmiş bir görüşü nasıl benimsedi? sorusunu yöneltirken gençlerin artan TikTok kullanımına vurgu yapıyor. Bugün, Z kuşağının yarısından fazlası için TikTok, en çok kullanılan sosyal medya platformu ve Amerika'da da oldukça yaygın. Gallagher, bu algoritmayı da Amerika'nın en önemli düşmanı Çin Komünist Partisi tarafından kontrol edilmesine bağlıyor. TikTok'un ana şirketi ByteDance, Çinli bir şirkettir ve Çin'de özel bir şirket kavramı bulunmamaktadır. Bu noktayı vurgulamak adına ByteDance'in baş editörü Zhang Fuping'in aynı zamanda şirket içindeki Komünist Parti topluluğunun lideri olduğu biliniyor. Gallagher, ABD'de gençlerin bu uygulamaya tamamen bağımlı olduğunu, 12-17 yaş arasındaki bireylerin %69,7'si, 18-24 yaş arasındakilerin %76,2'si ve 25-34 yaş arasındakilerin %54'ü TikTok'u kullandığını söylüyor. Asıl anlatmak istediği ise TikTok algoritmasını Filistin'e destek kampanyası oluşturacak şekilde ayarlayan ÇKP'nin bilgi sansürü yaptığı ve her yaştan Amerikalıyı çeşitli konularda etkileyebildiği. TikTok hakkında olumsuz haber yapan gazetecilere casusluk yaptığını söyleyerek bu uygulamanın bir propaganda yaptığını belirtiyor ve bu uygulamanın dijital uyuşturucu olduğunu ifade ediyor. Yazısında ifade edilen raporlarda da TikTok'un Xinjiang, Tibet, Tiananmen Meydanı ve ÇKP için hassas diğer konulardaki içeriği sansürlediğine ve bastırdığına yer veriyor. Konuyla alakalı pek çok rapor ortaya koyan Gallagher; Amerikalı gençlerin beyninin TikTok algoritması tarafından yıkandığını, X ve Y kuşağı haricinde Filistin'e verilen desteklerin tek sebebinin basit bir sosyal medya uygulaması olduğunu ifade ediyor. CIA Direktörü William J. Burns, FBI Direktörü Christopher Wray ve diğer istihbarat üyeleri; TikTok'un oluşturduğu ulusal güvenlik tehdidi konusunda uyarılarda bulunurken uygulamadaki yaygın Hamas yanlısı propagandaların Amerikalılar için bir uyanış çağrısı olması gerektiğini yineledi. Konuyla ilgili bazılarının aklına O zaman Amerika'da TikTok yasaklansın! düşüncesi gelebilir. TikTok kullanımının anayasal bir hak olduğunu ve onu yasaklamanın Amerikalıların hukuki haklarını ihlal edeceği savunuluyor. Ancak yabancı rakipler tarafından kontrol edilen sosyal medya uygulamalarının ABD pazarına hakim olmasına izin verilmesi de savunulmuyor. Ne TikTok'u yasaklamak ne de buna bir engel koymak Amerikalıların fikirlerini kısıtlamıyor. Bu yüzden söylenen tek şey, TikTok'un algoritması tarafından Amerikalı gençlerin fikirleriyle oynandığı. Fakat bu noktada garip bir durum yaşandı: TikTok, algoritmasıyla ilgili bir yazı paylaştı. TikTok, öneri algoritmasının ve içerik kurallarının Çin hükumetinden etkilenmediğini birçok kez belirtti. TikTok'u eleştirenler, uygulamanın kullanılan destek hashtag'lerine dayanarak Filistin yanlısı hashtag'in İsrail yanlısı hashtag'den daha fazla videoda bulunduğunu belirtmek dışında herhangi bir kanıt sunmadı. Eleştirilerin ardından yayımladığı bir blog yazısında TikTok, video hashtag sayılarını açıkça karşılaştırmanın, uygulamanın içeriğini değerlendirmenin \"ciddi kusurlu\" bir yöntem olduğunu savunarak \"yanlış bilgi ve yanlış tanımlamaya\" dayalı eleştirilere maruz kaldığını söyledi. Açıklamada, \"Öneri algoritmamız taraf tutmaz.'\" ifadesine yer verildi. Sadece #standwithisrael ve #freepalestine hashtag'lerine odaklanarak diğer hashtag'lerin kullanıldığı veya hiç kullanılmadığı birçok video da gözden kaçmış olabilir. Son 30 gün içinde ABD'de #İsrail ve #Filistin etiketlerini içeren videolar yaklaşık 2 milyar kez görüntülendi. Aynı süre zarfında ABD'de TikTok'ta #freepalestine 233.000 gönderide görüldü; bu, #standwithisrael etiketli videolardan tam 38 kat daha fazla. #Filistin hashtag'i bu süre zarfında 237.000 gönderiye etiket oldu. Bu, #İsrail'den yaklaşık 50.000 daha fazla ancak toplam görüntülemelerdeki benzerlik, ortalama #İsrail videosunun daha sık izlendiğini gösteriyor ve bu da TikTok eleştirmenlerinin argümanlarını daha da zayıflatıyor. TikTok, yazısında ortalama #standwithisrael videosunun ABD'de ortalama #freepalestine videosundan daha fazla izlendiğini de ortaya koydu. Ayrıca konuyla ilgili yapılan yeni bir araştırma, Amerika'daki eski kuşakların aksine yeni kuşakların İsrail sempatisinin giderek azaldığını gösterdi. TikTok'un Amerika'da yasaklanabileceği yeni oluşacak gündemler arasında olabilir. TikTok'un yayımladığı blog yazısına aşağıdaki kaynaklardan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-kapatilma-olayi-h139108.html", "text": "Evet bazen gerçekten de bu sosyal medya platformunda çok tuhaf kişiliklerle karşılaşabiliyoruz ancak bu kişiler koskoca bir uygulamanın kapatılmasına sebebiyet verebilir mi veya vermeli mi? Sizler için bu olayı hem inceledik hem de biraz eleştirdik. İçeriğimizin başında da bahsettik: TikTok, çıktığı ilk senelerden itibaren pek çok kişinin ön yargıyla baktığı bir sosyal medya platformu. TikTok, sosyal medya sektörüne ilk girdiği yıllarda önümüze çıkardığı garip reklamlarla çok kez konuşulmuştu. Evet, o dönemlerde insanlar gerçekten haklılardı çünkü önünüze çıkan reklamla alakalı veya alakasız olsanız bile görmeniz kaçınılmaz bir olaydı. Ancak daha sonra reklam politikasında köklü bir değişikliğe giden TikTok, bu olayları pek çok kişiye unutturmuştu. Günümüzde ise daha çok Z kuşağının kullandığı, yabancı insanların orayı bir meme aracına dönüştürmesi; bu mecrayı en eğlenceli kılan yönlerinden biriydi. Ancak son dönemlerde eminiz ki birçoğunuz görmüştür; TikTok'ta yayın açan orta yaşlarında bir kadın, hükumetin bile radarına girmiş ve toplum tarafından linç edilmişti. Ancak bu kadarına gerek var mıydı diye düşünmeden edemedik çünkü kendisinin açıklamasına göre bu işi yapmak istemese de yapmak \"zorunda\" kalmış. Bunun sebepleri ise aslında epey aşikar: geçimsizlik, yüksek kira fiyatları ve imkansızlık. Tabii böyle bir yayın yerine başka bir işte çalışabilir miydi sorusu ise açık uçlu bir soru. Özellikle son dönemlerde bu tarz sosyal medya platformlarından para kazanmak aşırı kolaylaşmışken yolda gördüğünüz rastgele bir insan bile TikTok'ta gece yayını açarak dans eşliğinde para kazanıyor olabilir. Bence günümüzün asıl sorunu da bu zaten, ünlü olmanız için yapmanız gereken tek şey yayınlarınıza/videolarınıza biraz \"absürt renk\" katmak. Kimileri bunu şaklabanlık olarak değerlendirirken kimileri de bunu gerçekten komik bulabiliyor. Ancak biliyorsunuz ki Türk aile yapısı oldukça hassas olduğundan bu tarz yayınlardan etkilenerek ailenizi çok kolay bir şekilde yıkabiliyorsunuz. Mesela az önceki konuya dönelim; kadın, yayın açtığı için gözaltına alınmıştı değil mi? Üstelik gözaltına alınmasıyla da kalmadı, kendisinin 'müstehcenlik' suçundan 2 yıla kadar hapsi de isteniyor. Üstelik bu olay Türkiye'de hiç yeni bir konu da değil. Twitch platformuna az çok aşinaysanız biliyorsunuzdur. Burada zamanında dönen olayların haddi hesabı yok. Zamanında pek çok yayıncının da nasibini aldığı bu olaylar çok da uzak olmayan geçmişte gerçekleşmişti. Hot tub yayınları, Türk aile yapısını bozacak birtakım olaylar, kara para aklama işleri ve daha nicesi... Az çok hatırladınız değil mi? Peki bu olaylar sonrasında hiç ters kelepçe gözaltına alınan bir yayıncı hatırlıyor musunuz? Biz hatırlamıyoruz. İnanın bu sorunun cevabını biz de bilmiyoruz ancak kesin olarak emin olduğumuz şey var ki o da hiçbir sosyal medya platformunun kapatılmasını istemediğimiz. TikTok için oldukça hassas olan bu durum, bütün mecralara uygulanarak komple bir güvenli internet ortamı yaratılabilir. Burada yayıncılar bizlere darılmasın, sözümüz tabii ki hepsine değil. Ancak olayları derinlemesine takip eden okuyucularımız eminiz ki bize hak verecektir, bu tür olaylar her platformda gerçekleşir. Örneğin Instagram'da geçen aylarda uyuşturucu satışı yapıldığına dair haberler bile görmüştük. Bu sorunun cevabı bizce o kadar da komplike değil, yukarıda da daha önce belirtmiştik. Güvenli internet ortamı yaratmaya devlet bu kadar takıntılıysa o zaman her sosyal medya platformunun tıpkı TikTok gibi denetlenmesi gerek, sonuçta bu tarz yayınlara bir tıkla erişmek günümüz dünyasında kolayca mümkün. Kaldı ki bu yayınların bizce kaldırılmasına da gerek yok, sonuçta yayıncı da izleyen de memnunsa burada herhangi bir sözün söylenmemesi gerekir. Veya bu tarz yayınlara yaş sınırlaması getirelerek de çocukların ve gençlerin ulaşmasının önünü kolayca kesebilirler. Burada aslında sitem ettiğimiz konu sürekli TikTok'un gündemde olması, herhangi bir sosyal mecrada bu tarz politakalar uygulanmazken TikTok'a gelen bu ağır eleştiriler bizce biraz haksız. Sonuçta bundan 1-2 ay önceki yayınlara bakarsanız teröristlerin bile yayın açtığını kolayca görebilirdiniz. Ancak şimdi hepsi bir anda kayboldu, nereye kayboldu dersiniz? Muhtemelen başka platformlarda hala faaliyetlerini devam ettirecekler. Keşke cinsel içeriklere bu denli duyarlı olmamız yerine bu tarz platformlarda beyin yıkayan kişilerin önü kesilse. Ülkece yanlış olaylara ve yanlış kişilere \"had bildirmede\" üstümüze yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-kullanicilarin-10-milyar-dolar-harcadigi-oyun-olmayan-ilk-uygulama-oldu-iyi-para-kanka-h139243.html", "text": "2021 yılında aylık aktif kullanıcı sayısı 1 milyarı bulan kısa video paylaşım platformu TikTok, yeni bir kilometre taşını geride bıraktı. Sık sık tartışmalara konu olsa da popülaritesinden hiçbir şey kaybetmeyen platform, kullanıcılarının 10 milyar dolardan fazla harcama yaptığı ilk oyun olmayan uygulama olmayı başardı. Kullanıcılarının 10 milyar dolar harcadığı uygulama sayısı bugüne kadar sadece 4 olmuştu ve listenin tamamı oyunlardan oluşuyordu: King/Activision Blizzard'dan Candy Crush Saga, 12 milyar dolar ile zirvede bulunurken onu, Tencent'in Honor of Kings oyunu, XFLAG/Mixi'nin Monster Strike oyunu ve Supercell'in Clash of Clans'ı takip ediyordu. data.ai'ın yayımladığı rapora göre TikTok bu yıla girerken, Apple ve Android uygulama mağazalarında toplamda 6,2 milyar dolarlık kullanıcı harcamasına ulaşmıştı. Bu yılın geride kalan kısmında ise sosyal medya platformu, %61'lik büyüme ile 3,8 milyar dolarlık harcamayı buldu. Bu rakam, 2022 yılının tamamında elde edilen 3,3 milyar dolarlık kullanıcı harcamasından da fazla. Üstelik bu raporda, farklı mağazalardan yapılan işlemlerin bilgileri de yer almıyor. TikTok'ta insanlar coin almaya para harcıyor. Sonrasında bu coinler, içerik üreticilerine hediye göndermekte kullanılıyor. İçerik üreticileri de bu coinleri paraya dönüştürebiliyor, yalnız TikTok bu noktada %50'lik bir kesinti yapıyor. Gelen verilere göre özellikle ABD'deki iOS kullanıcıları ve Çin'deki TikTok kullanıcıları en çok harcamayı yapıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-spotify-destegi-h138597.html", "text": "Sosyal medyada devrim yaratan TikTok, müzik konusunda da öne çıkan bir uygulama. Kullanıcılar, yeni şarkıları keşfetmek için platformu kullanabiliyor. Aynı zamanda sanatçılar da kısa sürede milyonlarca insana ulaşma imkanından dolayı şarkılarının reklamını yapmak için TikTok'u tercih edebiliyor. Dev platform, bugün müzik konusunda önemli bir hamle yaptığını duyurdu. Dünyanın en büyük müzik akış hizmeti Spotify, TikTok'a entegre edildi. Aynı zamanda Apple Music ve Amazon Music gibi diğer servislere de destek geldi. Yeni entegrasyon, TikTok kullanıcılarının beğendikleri şarkıları uygulamadan ayrılmadan kolayca Spotify kütüphanelerine eklemelerine olanak tanıyor. Özellik, TikTok'taki videolarda yer alan müziklere eklenen Müzik uygulamasına ekle butonuyla kullanılacak. Kullanıcılar, buraya bastıklarında o müziği Spotify'daki Beğenilen Şarklılar bölümüne ekleyebilecek. Başta da söylediğimiz gibi yalnızca Spotify'da değil, Apple Music ve Amazon Music gibi diğer müzik uygulamaları da entegre olacak. Butona basıldığında müzik uygulamaları sıralı olarak karşınıza çıkacak ve buradan istediğiniz uygulamayı seçebileceksiniz. Ancak kullandığınız uygulamayı TikTok üzerinden varsayılan müzik uygulamsı olarak da ayarlayabileceksiniz. Bu da özelliğin herhangi bir seçime gerek olmadan kullandığınız müzik hizmetine direkt olarak eklenmesini sağlayacak. Spotify entegrasyonu, şimdilik ABD ve Birleşik Krallık'taki normal ve Premium kullanıcılara sunuldu. Şirket, ilerleyen zamanlarda diğer ülkelere de geleceğini söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-turkiye-temsilcisi-tbmm-nin-karsisina-cikti-h139147.html", "text": "TBMM Dijital Mecralar komisyonu, başta TikTok olmak üzere sosyal medya platformları ile ilgili tartışmalı konuları görüşmek üzere Komisyon Başkanı ve AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman başkanlığında toplandı. Başkan Yayman, \"Bizim için özgürlükler önemlidir ama ailemiz daha da önemlidir, çocuklarımızın geleceği çok daha önemlidir.\" dedi. Son dönemde özellikle tartışma konusu olan içerikler ve bağışlar konusuna da değinen Yayman, \"Bir şehrin meydanında nasıl ki bir kadının soyunması ve o insana etrafındakilerin para bağışlaması, hayatın olağan akışına ters ise dijitalde de terstir. Burada muhakkak daha fazla dikkatli, daha fazla sorumluluk içinde davranılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sadece TikTok için geçerli bir uyarı değildir. Bizim için özgürlükler önemlidir ama ailemiz daha da önemlidir, çocuklarımızın geleceği çok daha önemlidir. Burada özellikle çocuk yaşta dijital ağ sağlayıcılarının birtakım çocuklara yönelik uygulamalar yapması asla kabul edilemez. Muhakkak yaş filtresinin sıkı bir şekilde uygulanmasını istiyoruz. Bu konularla ilgili TBMM'de birtakım hazırlıkların olduğunu ifade etmek isterim. Bir kez daha şunu sormak isterim: Fenomen de neyin fenomeni? Kuşak itibarıyla iyiliğin, erdemin, merhametin, insanlığın, vicdanın ve doğru insan olmanın evrensel normlar olduğunu, insanların iyilik üzere olması gerektiğini, böyle bir eğitimden geçmiş insanlarız. Kötülüğün, yalanın, uyuşturucunun ve burada söyleyemeyeceğim pek çok bağımlılığın fenomeni olmak asla kabul edilemez.\" ifadelerini kullandı. Yaman'ın konuşmasının ardından bir sunum yapan TikTok Orta Doğu, Kuzey AFrika, Türkiye Bölgesi Kamu Politikaları Yöneticisi ve Türkiye Sözcüsü Emre Gelen, dünya genelinde her ay 1 milyardan fazla insanın TikTok'u kullandığını belirterek, Türkiye'de ise bu rakamın 10 milyonlara vardığını ifade etti. Gelen sunumunda, \"Platform olarak TikTok topluluğunu güvende tutmanın sorumluluğu, bizim için en önemli konuların başında gelmektedir. Malumunuz 2023 yılı hem dünyada; ama özellikle ülkemizde oldukça zorlu geçen bir yıl oldu. Bu durum, platform olarak bizlerin de faaliyetlerimizi daha büyük bir özenle yürütme sorumluluğunu bizlere yükledi. Öncelikle şubat ayında yaşadığımız ve acısını hala hissettiğimiz deprem felaketi, sonrasında böylesine zor bir atmosferde geçen seçimler ve tabii ki hala devam etmekte olan bölgesel çatışmalar. TikTok olarak böylesine zorlu bir senede iyi bir sınav verdiğimize inanıyoruz. Platformumuzun ve her gün TikTok'a gelen milyonlarca insanın güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak için tüm bu hadiseler esnasında proaktif ve önleyici önlemler uyguladık. Bu proaktif tutumumuzu hem TikTok kullanıcılarının güvenliğini sağlamak hem de ülkemizin toplumsal hassasiyetlerini gözetmek amacıyla uyguladık.\" ifadelerini kullandı. Dünya çapında 40 binden fazla TikTok çalışanının güvenlikten sorumlu olduğunu, bu çalışanlar arasında moderasyon ekiplerinin de yer aldığını belirten Gelen, \"İçerikleri denetleyen moderatörlerimiz bu içeriklerin, topluluk kurallarımızda belirlediğimiz yüksek standartları karşıladığından emin olmak için günün her saatinde sıkı bir denetim yapmaktadır. Topluluk kurallarımızı ihlal eden her türlü içeriği, mümkün olan en kısa sürede kaldıracak sistem ve süreçlere sahip olduğumuzdan emin olmak için yapay zeka da dahil olmak üzere teknolojimize yoğun bir şekilde yatırım yapıyoruz. Özellikle yoğunlaştığımız konulardan bir tanesi de özellikle 18 yaş altı kullanıcılara getirilen kısıtlamalar ve ailelerin bu süreçteki kontrolünü artırmak yönündedir. Güvenli dijital deneyimlerini öne çıkarmak amacı ile geliştirdiğimiz 'aile eşlemesi modu' ile ebeveynlere, çocuklarının TikTok kullanımını gözlemleme ve kontrol etme imkanı sunuyoruz. Ekran zamanı yönetimi özelliği ile aileler, çocuklarının uygulamada geçirebileceği süreyi belirleyebilir ve kontrol edebilirler. Ayrıca, 16 yaşından küçük kullanıcıların hesaplarında, 'doğrudan mesajlar'ı varsayılan olarak devre dışı bıraktık ve 'kısıtlı mod' özelliği ile tüm kitleler için uygun olmayan içerikleri sınırlayarak kullanıcı güvenliğini artırdık. Bu özellikler ile TikTok olarak, dijital dünyada daha güvenli ve bilinçli bir deneyim sunma çabamızı sürdürüyor, bu alanda sektöre öncülük etmeye devam ediyoruz.\" dedi. Gelen sözlerini \"Her gün, hatta her dakika milyarlarca içerik üretiliyor. Teknoloji ve moderasyon ekiplerimiz, çoğu zaman bu yüksek kullanımı doğru bir şekilde ele alıyor. Ancak gerçek şu ki bazen aşırı moderasyon yapabiliyoruz ya da olaylara müdahale etmekte beklenilen hızı karşılayamayabiliyoruz. Şunu bilmenizi isterim ki amacımız; her zaman topluluğumuzun TikTok'a geldiğinde güvenli, olumlu ve eğlenceli bir deneyim yaşamasını sağlamak olmuştur; hem gençler hem de aileler için. Bunu yaparken de ülkemizin kanunlarına, yönetmeliklerine ve beklentilerine uyum sağlamanın yanı sıra toplumsal hassasiyetleri de göz önünde bulundurmaya azami özen gösteriyoruz. Bundan sonra da sizlerle ve tüm paydaşlarımızla beraber bu alandaki gayretlerimizi artırarak sürdüreceğiz.\" şeklinde tamamladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/tiktok-ulkemizdeki-lisansi-iptal-edilebilir-h139004.html", "text": "Ortaya çıktığı günden beri tartışma konusu olmaktan kaçamayan TikTok, ülkemizde yine mercek altında. Günümüzün en popüler sosyal medya uygulamalarından olan TikTok, sık sık platformdaki tartışmalı içeriklerle gündeme geliyor. Farklı ülkelerde bu sebeple kısıtlamalarla karşı karşıya kalan uygulamanın vaziyeti ülkemizde de çok farklı sayılmaz. Zira platform sürekli hem toplum içinde hem de yöneticiler arasında tartışma konusu oluyor. Şimdiyse TikTok, tekrardan Meclis'in gündemine geldi. Platform hakkında TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman, Hatay'da İHA'ya yaptığı açıklamada oldukça sert sözler söyledi. Bunun, uzun süredir tartışma konusu olan sebeplerine de değindi tabii. Son olarak bu tartışma konusunda açıklama yapması için TikTok Türkiye ve Avrasya Tik temsilcisi Emir Gelen de TBMM'ye davet edildi. Türk toplumunun aile yapısını bozmaya yönelik paylaşımlar gündemde. Bunun haricinde konuya yönelik bir torba yasasının da gündemde olduğu belirtiliyor. Yayman, yaptığı açıklamada konunun lisans iptaline kadar varabileceğini de belirtti. Platformun başı sadece Türkiye'de dertte değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/togg-almanya-is-ilani-acti-h139640.html", "text": "Togg, T10X modelinin ülkemizdeki satışlarını hız kesmeden devam ettiriyor. Şirket, geçtiğimiz ay toplam teslimat sayısının 13 bin 500'ü aştığını açıklamıştı. Aralık ve 2023'ün bitimiyle toplam teslimatın kaça ulaşacağı merak edilirken şirketten farklı bir konuda hamle geldi. Togg, LinkedIn üzerinden Almanya'da iş ilanları açmaya başladı. Bu da yurt dışı satışları için kolların sıvandığını gösterdi. Togg'un LinkedIn sayfası kontrol edildiğinde Almanya'nın Stuttgart şehrinde 4 adet iş ilanı açıldığı görüldü. Üçü 1 hafta, biri ise dört gün önce açılan iş ilanlarında, satış ve satış sonrası operasyonlar, sipariş ve dağıtım gibi alanlardan uzmanların arandığı görüldü. Bu iş ilanları, Togg'un yakın zamanda Almanya'da otomobil satışlarına başlayabileceğini gösterdi. Yurt dışı satışı hakkında henüz şirketten yeni bir açıklama yok. Ancak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yakın zamanda 2025 yılında Togg markalı otomobillerin Avrupa'da yollarda olacağını belirtmişti. Şimdiden iş ilanı açılmaya başlaması, şirketin buradaki hamlelerine erkenden başlayıp 2024 yılında ön sipariş alabileceği anlamına geliyor olabilir. Tabii ki şu an için kesin konuşmak mümkün değil. Togg'un ne zaman yurt dışında satışa başlayacağını bekleyip göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/togg-sedan-ne-zaman-piyasaya-surulecek-h139288.html", "text": "Bir televizyon kanalında yayımlanan programa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kacır'ın yaptığı açıklamalarda en çok dikkat çeken husus, Türkiye'nin Otomobili Girişimi Grubu ile ilgili demeçlerdi. Togg'un resmi sosyal medya hesabından yapılan son paylaşımda, şu ana kadar 15 bin adet T10X teslimatı gerçekleştirildiği açıklandı. Bakan Kacır, bu rakamın yıl sonunda 20 bin olacağının altını çizdi. Böylelikle Togg, ilk dönemlerde sancılı olan teslimat sürecinde verdiği sözleri tutmuş olacak. Bakan Mehmet Fatih Kacır, ilk kez CES 2022 etkinliklerinde tanışma imkanı yakaladığımız sedan model ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır'ın açıklamasına göre merakla beklenen otomobil, 2025 yılı itibarıyla seri üretime geçecek. Bir dipnot olarak; Togg CEO'su Gürcan Karakaş'ın da geçmişte 2025 yılını işaret ettiğini belirtelim. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Togg'a neden zam geldiği konusuna da açıklık getirdi. Kacır, tahmin edebileceğiniz üzere yüksek enflasyon ve artan maliyetleri işaret etti. Togg'un özel şirket olduğunu, devletin müdahale yetkisinin olmadığını aktaran Bakan Kacır, firmanın kendileri için emsal kabul ettiği modeller olduğunu, fiyattaki rekabetçiliğin de bu modeller üzerinden sağlandığını aktardı."} {"url": "https://www.webtekno.com/tomtom-microsoft-otomobil-yapay-zeka-asistani-h139447.html", "text": "Son zamanlarda bilim kurgu filmlerini aratmayan seviyelere gelen üretken yapay zeka modelleri, artık çok yaygın bir şekilde kullanılıyor ve insanlara yardımcı olmak için farklı alanlara entegre oluyor. Bugün duyurulan bir ortaklık da bu modelleri her gün kullandığımız otomobillere getirmeyi amaçlıyor. Ortaklık, yapay zeka konusunda ciddi hamleler yapan Microsoft ve Avrupalı dev navigasyon sistemleri firması TomTom arasında. TomTom'un yaptığı açıklamaya göre yakın gelecekte bu tarz modelleri araçlarımızda göreceğiz. GPS platformuyla tanınan TomTom, yapay zeka destekli, konuşabileceğiniz otomobil asistanı olarak nitelendirilen yapay zeka aracını duyurdu. Açıklamalara göre ilerleyen zamanlarda otomobillerin bilgi eğlence sistemlerinde bu asistanı göreceğiz. Şirket, asistanın kullanıcılarla doğal bir şekilde konuşacağını ve diğer modellere kıyasla daha gelişmiş bir etkileşim deneyimi sunacağını söylüyor. TomTom'un iddiasına göre sesli asistan, navigasyondan araç içi kontrollere kadar birçok şeyde sürücüye yardımcı olabilecek. Şirket, camları açıp kapayabileceğini, yerleşik sistemleri kontrol edebileceğini, navigasyon konusunda günümüzdeki asistanlardan çok daha iyi olacağını söylüyor. Microsoft ortaklığında geliştirilen teknoloji, Azure gibi hizmetlere ek olarak ChatGPT geliştiricisi OpenAI'ın dil modellerinden de yararlanıyor. TomTom, sesli asistanın büyük otomobil üreticilerinin arayüzlerine entegre edileceğini söylüyor. Yani otomobillerin çok uzak olmayan bir gelecekte birçok markanın multimedya ekranlarında bu modelle karşılaşabiliriz. TomTom, spesifik olarak herhangi bir araç markasının ismini vermedi. Şirket, ocak ayında düzenlenecek dev teknoloji fuarı CES 2024'te modelini gösterecek. O zaman daha detaylı bilgilere ulaşabileceğiz. Otomobillere üretken yapay zeka getirilmesini ilk kez görmüyoruz. Daha öncesinde Mercedes-Benz, ChatGPT'yi seçili araçlara getiren 3 aylık bir program getirmişti."} {"url": "https://www.webtekno.com/toyota-model-isimleri-anlami-h139373.html", "text": "Toyota, sadece bir otomobil markası olmanın ötesinde, dünya genelindeki otomobil endüstrisinin öncülerinden biridir. Japon mükemmeliyeti ve kalite anlayışı, araçlarının kendiliğinden gelen sorunsuzluğunu adeta bir sanat eseri gibi ortaya koymaktadır. Toyota'nın otomobil modelleri, tasarımları ve performanslarıyla olduğu kadar taşıdıkları isimlerle de dikkat çeker. Bu isimlendirme stratejisi, sadece aracın adını belirlemekle kalmayıp aynı zamanda bir hikaye anlatma amacını taşır. Bu isimler; markanın vizyonunu, değerlerini ve estetik anlayışını yansıtarak sürücülere araçlarıyla daha derin bir bağ kurma fırsatı sunar. Öncelikle, Toyota'nın marka adının anlamına bir göz atalım. Markanın adı, kurucusu Kiichiro Toyoda'nın soyadından türetilmiştir. Ayrıca, \"Toyoda\" Japoncada \"bereketli pirinç tarlası\" anlamına gelmektedir. Eski modellerini bile sıkça yollarda görebildiğimiz Toyota Corolla'nın ismi, çiçeklerin orta kısmında bulunan taç yapraklarından gelir. Toyota, gözbebeği olan modele, tasarımındaki güzellikle uyumlu bir isim seçmiş. Çiçeğin en çarpıcı kısmından ilham alarak, aracın zarif tasarımına vurgu yapmak amacıyla bu ismi tercih etmiştir. Küçük ailelerin tercihi Auris'in değerli bir anlamı var. Toyota Auris'in adı, Latince kökenli bir kelime olan aurumdan türemiştir; bu da altın anlamına gelir. Adını altından alan Auris, sürücüsüne değerli hissettirmeyi başarıyor. Toyota Camry'nin adı, Japonca \"Kanmuri\" kelimesinden türetilmiştir ve \"taç\" anlamına gelir. Toyota, uzun yıllardır özellikle ana modellerini \"taç\" kelimesinin türetilmişini veya eş anlamlısını kullanmayı bir gelenek haline getirmiş gibi görünüyor. Yolculuğun yeşil hali Prius'un anlamı bir hayli havalı. Toyota'nın popüler hibrit modeli Prius, ismini Latincede \"önde gitmek\" anlamına gelen bir ön ekten almıştır. 1997 yılında Japonya'da üretilip yollara çıkan Prius, ilk seri üretimi hibrit araç olma özelliğiyle sektöre öncülük etmiştir. Otomobil dünyasında efsane olarak bilinen Supra, sanılanın aksine fabrikadan 1000 beygir çıkmıyor; ancak bazıları onu dünyanın en hızlı arabası sanıyor. Medyada oluşturulan imajın ise büyük bir etkisi olduğu açıkça görülüyor. İsmi \"geçmek\" veya \"ötesine gitmek\" anlamına geliyor, bu da onun zamanının spor arabalarının ötesinde bir model olduğunu vurguluyor. Supra, aklımıza En büyük o mu bilmiyorum ama çok büyük. repliğini getiriyor. Şıklığıyla şehirde fark yaratan Yaris'i es geçmek olmazdı. Yaris, adını Yunan mitolojisindeki güzellik ve zarafeti simgeleyen \"Charis\" isimli tanrıçadan alıyor. Şıklığı, pratikliği ve çevikliği ile Yaris, sürücülerin şehirdeki dinamik yaşam tarzına uyum sağlamayı başarıyor. Land Cruiser, güçlü ve sağlam yapısıyla karaya ve araziye hükmetmeyi amaçlayan bir otomobil efsanesidir. İsmi, \"her yere gidebilme yeteneği\" anlamına gelir. Başta klişe isimlerden biri gibi görünse de adını taşıyabilen sayılı otomobillerden olduğu kesin. Bakımı kolay, parçası bol ve uygun fiyatlı olan Hilux, dayanıklı bir arazi aracı olarak orduların dahi tercih ettiği bir modeldir. Adı, İngilizce \"High\" ve \"Luxury\" kelimelerinin birleşiminden gelmektedir."} {"url": "https://www.webtekno.com/trendyol-state-of-fashion-2024-h139781.html", "text": "Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, 100'den fazla ülkede moda endüstrisinin nabzını tutan Business of Fashion platformu ve dünyanın en önemli araştırma şirketlerinden Mckinsey tarafından, global moda endüstrisindeki trendleri analiz eden Modanın Durumu raporunda yer alan tek Türk markası oldu. Trendyol, Modanın Durumu 2024 raporunda \"ezber bozan\" firmalar arasında yer aldı. Söz konusu raporda \"üçüncü nesil moda markası\" olarak anılan Trendyol ve Trendyol gibi şirketler, sadece ürünlerini daha hızlı ve uygun maliyetle sunmakla kalmadıkları gibi müşteri sadakatini de ana hedef olarak belirliyorlar. Rapora göre bu tür firmalardaki yükseliş rüzgarı, kaçınılmaz bir noktaya gelmiş durumda. Rapora göre üçüncü nesil moda markalarını bu noktaya getiren en önemli hususlardan bir tanesi, sosyal medyayı aktif olarak kullanabiliyor olmaları. Pazaryeri modelleri gelişmeye devam ederken, bir yandan da üreticilerin doğrudan e-ticaret ekosistemine dahil olduğu tedarik zinciri modelleri ön plana çıkmaya başladı. Bu da üretim ve lojistik anlamında güçlü ülkeleri sınır ötesi e-ticarette avantajlı duruma getiriyor. Türkiye'nin hem kaliteli üretim yapan markaları hem de hammadde ihtiyacını karşılayacak çok iyi tedarikçileri var. Türkiye çevresindeki geniş coğrafyaya da lojistik anlamda çok entegre ve verimli bir şekilde büyük pazarlara ulaşabiliyor. İşte tüm bu nedenlerden ötürü Türkiye önemli bir üretim ve lojistik merkezi. State of Fashion 2024 raporu da tedarik zincirindeki bu dönüşümün ve bu dönüşümü başarılı biçimde değerlendiren markaların altını çiziyor. Yurt dışı açılımımız Almanya'dan sonra Azerbaycan ve Körfez ülkeleri ile devam etti. Azerbaycan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde de kısa sürede en fazla indirilen alışveriş uygulaması olduk. Bu yıl kasım kampanyalarını ilk kez yurtdışına açtık. Satıcılarımızla birlikte başarılı sonuçlar elde ettik. Kasım boyunca Azerbaycan'da 60 milyonun üzerinde ziyaret aldık. 4 milyona yakın ürün satılırken öne çıkan kategoriler; giyim, ev-yaşam, hızlı tüketim ürünleri ve kozmetik oldu. Körfez ülkelerindeki müşterilerimizin de Türk ürünlerine ilgisinden memnunuz. Bu ülkelerde, faaliyete başladığımız Ağustos ayından bu yana 9 milyon adedi aşkın 'Made in Türkiye' etiketli ürün satıldı. Bu yılın sonunda 60 binden fazla satıcımızı tek tuşla Körfez ülkelerine satış yapar hale getireceğiz. Bu yıl itibariyle 3 milyon uluslararası aktif müşteri sayısına ulaşmış durumdayız. 2024 yılında dünya genelinde; 170 milyon ürünü 12 milyon aktif müşterimize, 38 milyon sipariş aracılığıyla ulaştırmayı hedefliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/trt-haber-http-https-yanlis-anlatti-h139170.html", "text": "Türkiye'nin resmi kamu yayımcısı TRT'nin sadece haber gösterilen kanalı TRT Haber, bugün önemli bir hata yaptı. Aslına bakacak olursak TRT Haber muhabiri, kullanıcıların dijital ortamdaki güvenliklerini sağlamak amacıyla yapabilecekleri konular hakkında bilgi veriyordu ancak haber içerisindeki bilgi, ne yazık ki doğru değildi. Biz de odak noktası teknoloji olan Webtekno ekibi olarak, bu hatayı düzeltmemiz gerektiğini düşündük. Detaylara geçmeden önce şu bilgiyi paylaşalım. Buradaki amacımız, TRT Haber ekibini hedef göstermek değil. Ancak ilgili haberde verilen bilginin yanlış olması, kullanıcıların yanlış yönlendirilmesine ve dijital dünyadaki güvenliklerinin tehlike altına girmesine yol açabilir. Gelin şimdi önce söz konusu haberde neler anlatıldığına, ardından da bunun neden yanlış olduğuna bakalım. Yukarıda da izleyebileceğiniz üzere muhabir, dolandırıcıların oltalama taktiği ile ilgili bilgiler veriyor. Buraya kadar yanlış bir şey yok. Ancak burada, \"http\" uzantılı sitelerin güvensiz, \"https\" uzantılı sitelerin ise güvenli olduğu aktarılıyor. Habere göre tek bir harf, dolandırıcıları tespit etmeniz ve korunmanız için yeterli. İşte haberde hatalı olan nokta da tam olarak bu. Üzgünüz ancak haberde kast edilen \"tek bir harf\", sizi dolandırıcılardan korumayacak. Http ve https, kullanıcı ile internet sitesi arasındaki iletişimi sağlayan protokollerdir. Aslında çok benzer yapıya sahiptirler ancak ikisinin arasında önemli bir fark vardır. Bu fark, \"şifreleme\"dir. Siz http protokolüne sahip olan bir internet sitesine bağlandığınızda veri aktarımı için bir şifreleme yapılmaz. Ancak https uzantılı siteye bağlandığınız zaman bu durum değişir. Https protokolünü kullanan siteler ile kullanıcı arasındaki veri aktarımı, şifrelenmektedir. Yani sunucuya gönderdiğiniz veri, üçüncü bir tarafça görülemez. Dolayısı https, daha güvenlidir ve zaten Google de web siteleri https protokolüne geçiş yapmaya bir anlamda zorlamaktadır. Dolandırıcılar, sadece http protokolünü kullanan web siteleri açıyorlar diye bir şey yok! Http, güncel internet sitelerinde tercih edilen bir protokol değil. Çünkü bu protokol, artık internet tarayıcıları tarafından güvenli olarak kabul edilmiyor. Hatta http protokolüne sahip bir internet sitesine giriş yapmaya çalışırsanız kullandığınız internet tarayıcısı bununla ilgili uyarı yaparak siteye girişinizi engellemek isteyecektir. Bu yüzden bir dolandırıcı, eğer kendini ele vermek istemiyorsa zaten http uzantısına sahip bir site tasarlamaz. Yapan da eminiz ki çok azdır. Dolayısı ile sahte, taklitçi, veri hırsızlığı yapan internet siteleri http kullanır diye bir durum kesinlikle yok. Bir internet sitesinin sahte olduğunu anlamanızı sağlayacak en basit husus, aslında sitenin bağlantı adresinde saklıdır. Bir örnek üzerinden gidelim: Bizim internet sitemiz \"https://www.webtekno.com\"dur. Bir dolandırıcı, bizim adımızı kullanarak \"https://www.webtekno.net\" şeklinde bir site açabilir. Bu örnekleri çoğaltmak da mümkündür. \"https://www.vebtekno.com\" şeklindeki bir adres, pek çoğumuzun gözünden kaçabilir. Popüler internet sitelerinde .net, .co gibi farklı uzantılar muhtemelen çoktan alınmıştır. Ancak araya sıkıştırılan küçük bir harf, sahte sitede olduğunuzu anlamanın anahtarı olabilir. Aynı şey, dolandırıcılık amacıyla gönderilen e-postalar için de geçerlidir. Diyelim ki çok popüler bir e-ticaret platformundan e-posta almış gibi görünüyorsunuz. Bunun gerçek olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, e-postayı gönderen adresi incelemektir. Eğer dolandırıcıların hedefi durumundaysanız emin olun aşırı derecede anlamsız bir adres kullanılmıştır."} {"url": "https://www.webtekno.com/tuhaf-performans-sanatlari-ne-anlatmak-istiyor-h139483.html", "text": "Sanatın yapım amacı, sanatçının neyi anlatmak istediğine göre değişiyor. Sanat; feminist, politik, anarşist fikirleri anlatırken, 'hiçbir şey anlatmamayı' da anlatabilir. Bazen sanatçıların, çalışmalarına anlam vermediklerini de görüyoruz; izleyicilerin her birinin kendi fikri ile eser anlamlanabiliyor. Sanatın ilerlemesi, beraberinde anlatım dilinin değişimini getiriyor. Fütüristler, Dadaistler ve ardından Fluxus ile hayatımıza giren performans sanatları günümüzde çoğunluğumuz için anlamı, performansının gölgesinde kalıyor olabilir. 'Sanat toplum için mi, sanatın kendisi için mi?' cevabını veremesek de günümüzde yapılmaya devam eden sanatçı performanslarını yakından inceleyip anlayabiliriz. 'Yüksek Yapı Şeytanı' olarak adlandırılan bu performansın metninde insanın toplum içinde harekete geçme ve karar vermesi sorgulanıyor. Performansın yarısında sanatçı; ipleri, etrafta bulunan insanlara uzatıyor. Performansın alt metnine göre artık izleyici, yapının bir parçası olarak toplum içinde ayakta kalmanın karar vericilerinden biri konumuna ulaşıyor. Sistemi nereye götürmek istiyorsunuz? sorusu izleyicilere soruluyor. Dora Garcia'nın Binlerce Yıldır İki Gezegen Çarpışıyor isimli performansında; iki alanda bulunan katılımcılar, temas etmeden birbirlerine bakıyorlar. Göz temasının kesilmediği, sessizliğin ve olabildiğince hareketsizliğin korunduğu görülüyor. Şiirsel bir anlatımı olan çalışmada iki gezegenin tek gezegen haline gelmesi öyküleniyor. Çarpışmada; fiziksel olarak birbirine yakın iki insanın, bulundukları alanlarda mesafeyi korumak için çabaları sergileniyor. \"Üç dakika boyunca ayağına boya alıp duvara vuran sanatçı, nasıl bir şey anlatmak istiyor olabilir ki?\" sorunuzu duyuyor ve cevabını veriyoruz. Prue Stevenson, kendisi gibi otizm spektrumuna sahip bireylerin enerjilerini atmalarının zorluğuna dikkat çekiyor ve tekrar eden, dokunsal hareket içeren performanslar gerçekleştiriyor. Tekvando siyah kuşağı sahibi olan sanatçı, performans sanatıyla enerjisini ve düşüncelerini aktarabiliyor. Tabii ki çalışmayı gerçekleştiren Sun Yuan ve Peng Yu, çalışmalarının ses getirmesini ve unutulmamasını istemiştir. Ancak bir makinenin çalışması olarak aklımızda kalması ise arkasındaki planlamaya haksızlık olabilir. Bir makineyi hayattaymış gibi gösteren performansın çıkış noktası 'makinelerin sergi alanında kullanılabilirliğinin' sorgulanmasından doğuyor. Savunmasız görünen ve kendini sürekli olarak tekrar tekrar temizliğe mahkum bulan makine, izleyicilerde farklı duygu ve düşünceleri uyandırmayı başarıyor. Sun Yuan ve Peng Yu, sanat dünyasında kara mizahlarıyla biliniyor. Bu eserleriyle; güncel insanlık meselelerini ilginç, politik ve şiddet içeren bir şekilde yansıttıkları düşünülüyor. Yoko Ono'nun 'sessiz' fakat çok sesli performansı. Yoko Ono'yu müzisyenliğinden, sanatçılığından veya John Lennon ile olan aşk hikayesinden duymuş olabilirsiniz. Performans sanatları da gençlik yıllarından beri hayatımızda olan Ono, 1964 yılında Kesilmiş Parça eseri ile dikkatleri çekmeyi başarmıştı. Kadın bedeninin sanatta oynadığı rolü irdelenen performansta; katılımcılar, sanatçıya yaklaşıp kıyafetlerinden diledikleri kadar parçalar kesebildiler. 'Cut Piece', bugün hala gündeme gelen ve performans sanatının, feminist sanatın ve katılımcı çalışmanın öncülerinden görülüyor. Evet, yanlış duymadınız. 1969 yılında sanatçı Vito Acconci, New York sokaklarında rastgele insanları takip etmiş. Bazen saatler bazen dakikalar süren bu takip süreci için sanatçı, kendinden uzaklaştığını ve adanmışlıkla hareket ettiğini belirtiyor. Yakın zamanda insanları ve heykellerini bir araya getirerek sıra dışı performanslar sergileyen Anna Uddenberg, videoda görmüş olduğumuz Kontinental Kahvaltı Sandalyesi sergisinin farklı çeşitlerini de gerçekleştiriyor. Sanatçı; bedeni, değiştirilebilecek ve kontrol edilebilecek bir nesne yerine koyuyor. Heykellerinde; hastane, uçak koltuğu ve otel odası izlenimi görmemiz ise dünyanın işleyişine uyum sağlarken geçirdiğimiz sürece bir gönderme olarak görülüyor. Tasarımlara yerleşen kadın ve adamlar artık heykelin, dolayısıyla da sistemin bir parçası oluyor. Threaded of Memories, anıların ipliği ya da dizisi olarak da söyleyebileceğimiz rüya gibi bir mekanı bize gösteriyor. Siyah iplikler, yatakları sarıyor ve birbirlerine bağlıyor. Eseri oluşturan Chiharu Shiota, uyuyan insanların da rüyalarının birbirleriyle bağlantılı olduğunu söylüyor. Yatakları tercih etmesindeki en büyük etkisinin çoğunluğumuzun yatakta doğup ölmemizden geldiğini belirtiyor. Rüyalarla, uykuyla, korkuyla, ölümle karşılaşılan hayatın yatakta başlayıp bittiğini ekliyor. Yükseklik korkusu, saklanma veya bir aksiyon filminden sahne gibi duran bu performansın gizemi, adında saklı. Korkmuş Adam isimli performansın canlandırmasında Danish Bangemand bulunuyor. Sevgi ve Anlayışın Destansı İsrafı isimli sergiyi canlandıranın, Hollywood sahnesinden çıkıp bize gelen bir tipleme gibi olması, anlamlandırmamıza yardımcı oluyor. Ayna kırmak yedi yıl uğursuzluk getiriyorsa bu performanstan matematik problemi çıkarabiliriz. On Dört Eksi Bir, Michelangelo Pistoletto tarafından 2013 yılında ortaya konmuş çalışmalardan biri. Pistoletto, çalışmalarında aynaları; isimlendirmelerinde de aynaların sayılarını kullanıyor. On dört aynanın on üçünü tahta bir çekiç yardımıyla kırması, performansın tek öznesi. Sanatçı, eseri için aynaların mekanı genişlettiğini ve izleyicileri çoğalttığını vurguluyor. Aynanın kırılması ile yansıtmanın kaybolmadığını, aksine çoğaldığını öne sürüyor. Pistoletto, kırılan aynaların parçacıklarında, geçmişin hatıralarının belgeleri olduğunu düşünüyor. Amerika'yı Seviyorum, Amerika Beni Seviyor. Performansın ismi de kendisi kadar ilginç görünüyor. 1974 New York'unda sanatçı Joseph Beuys, keçelere sarılıp ambulans ile getirildiği sergi salonunda üç gün sekiz saat boyunca bir çakal ile kafeste kapalı kalıyor. Dönemin Amerika'sının kültürel karmaşasına anlam arayışında olan Beuys, çakalın düzenbaz ve yırtıcı görüntüsünün ardında farklı anlamlar olduğuna inanıyordu. Amerika'nın ruhani hayvanı olarak gördüğü çakal ile performansı sırasında göz temasları ve hareketler ile iletişim kurmaya çalıştı. Sanatçı, performansı sonunda tekrar ambulans ile havaalanına döndü ve bir daha sergi salonu hariç Amerika'da hiç adım atmadı. Sabah uyandığımızda seni çok iyi anlıyoruz. İlk olarak Mona Hatoum tarafından 1985 yılında gerçekleştirilen bu çıplak ayakla yürüme hareketi hakkında alt metinler bulunmuyor. Sanatçının, performansı boyunca çıplak ayakla bir saat yürüdüğünü ve ayak bileklerine o dönemlerde genellikle polislerin giydiği bir botu bağladığını biliyoruz. Sanatçının mesajını bilmesek de kendimiz anlamlar çıkarabiliriz. Tıpkı başka bir sanatçı olan Chris Thomas'ın yeniden canlandırması gibi. Erimesi yaklaşık 9 saat süren buz kütlesini Mexico City sokaklarında sürükleyen Francis Alys; kış günlerinde üşütecek, yaz günlerinde serinletecek bir görüntü sergiliyor. Mexico gibi sıcak iklime sahip bir bölgede, sokak satıcıları için buzun önemli olması ve kendisinin buzu yok oluşa sürüklemesi absürt bir dille anlatılmışa benziyor. Sanatçının başlığına eklediği gibi, bazen bir şeyi yapmak sizi hiçbir şeye götürür. \"Geri Sayım\" sergisinde canlandırılan \"Kum Sütunu\", Roman Signer'ın şaşırtıcı çalışmalarından biri. Serginin tamamı bozulmaların nesneye etkilerini gösteriyor. Sürecin geri sayımı ve kaçınılmaz sona ulaşım izleyiciler tarafından deneyimleniyor. Signer'ın performansında da sekiz ila on iki kum dolu kovanın üst üste dizilip ardından yıkılmasını sergiliyor. En alttaki kovanın kenarında delik açılmasıyla dökülen kumun tüm kovaları yıkması ise kaçınılmaz sona ulaştırıyor. Tercih ettikleri yolun; zorlu, çoğu zaman tepki çekebilen bir seçenek olduğu, örnekler yakından incelendiğinde daha iyi görülüyor. Sanatın; yaşama, topluma, duygulara ayna olabildiğini biliyoruz. Sanatçının kendisine yakından bakınca daha zorlu bir ikilemin perdesi aralanıyor. Yaşamı anlatabilen bir seçeneğin, hayattan alıkoyabileceği riski belirmeye başlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/tuik-kobi-arastirmasi-h139535.html", "text": "Türkiye İstatistik Kurumu , 2022 yılına ilişkin Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri araştırmalarının sonuçlarını paylaştı. Yapılan açıklamalar, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin, yani KOBİ'lerin Türkiye ekonomisindeki yerini ortaya koyuyor. Paylaşılan verilere göre KOBİ'ler, Türkiye'de ekonominin bel kemiği olmaya devam ediyorlar. TÜİK verilerine göre KOBİ'ler, 2022 yılındaki tüm girişimlerin yüzde 99,7'sini oluşturdular. Sanayi ve hizmet sektöründeki toplam KOBİ sayısı, 3 milyon 773 bin olarak kayıtlara geçti. KOBİ'ler; istihdamın %70,6'sını, personel maliyetinin %47,5'ini, cironun %42,5'ini, üretim değerinin %36,3'ünü ve faktör maliyetiyle katma değerin %36,4'ünü oluşturmayı başardılar. 2022 yılı verilerine göre KOBİ'ler, faaliyetlerin istatistiksel sınıflandırmasına göre en çok ticaret sektörünü tercih ettiler. Buna göre; KOBİ'lerin yüzde 36,1'i, toptan ve perakende ticaret sektörüne yöneldiler. Ayrıca motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı, ulaştırma ve depolama ile imalat sanayi sektörü de öne çıkan sektörler arasında yer aldı. TÜİK verilerindeki en dikkat çekici hususlardan biri, KOBİ'lerin çalışan başına personel maliyetleri ile ilgili. Araştırmaya göre tek bir personelinin maliyeti, 2022 yılı için 69 bin TL'ye ulaştı. Mikro boyuttaki işletmeler bile 36 bin TL'lik maliyetlerle karşılaştılar. Bu istatistik, KOBİ'lerin sürdürülebilirliği için oldukça kritik. TÜİK'in araştırması, KOBİ'lerin ürettiği teknolojilerle ilgili detaylar verdi. Araştırmaya göre KOBİ'lerin sadece binde 7'si, yüksek teknoloji üretimi yapabildi. Bu oran, büyük girişimlerde ise yüzde 3 seviyesindeydi. Buradan, Türkiye'deki KOBİ'lerin daha fazla yüksek teknoloji üretmeleri gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Yapılan araştırma, KOBİ doğum oranında artış yaşandığını ancak bu girişimlerin istihdamdaki payının bu durumdan etkilemediğini gözler önüne serdi. 2021 yılında yüzde 5 olan KOBİ doğum oranı, 2022'de yüzde 5,7'ye yükseldi. Bununla birlikte; KOBİ istihdamındaki pay, yüzde 3,1 olarak değişmeden kaldı. TÜİK verilerine göre KOBİ'ler, Türkiye'nin tüm ihracatının yüzde 31,6'sını sırtlanmış durumdalar. Bu oran, ithalat tarafında ise yüzde 15,4. Ayrıca KOBİ'ler, daha çok Avrupa'ya ilgi gösteriyorlar. Araştırmaya göre KOBİ'ler, ihracatlarının yüzde 49,3'ünü Avrupa ülkelerine, yüzde 32,7'sini de Asya ülkelerine gerçekleştirdiler. İhracatın yüzde 91,7'lik bölümü ise sanayi sektöründe gerçekleşti."} {"url": "https://www.webtekno.com/turk-aktris-imdb-fotograflari-sosyal-medya-tepki-yagdi-h138655.html", "text": "Dünyanın en büyük film ve dizi veri tabanı IMDb, son birkaç gündür oldukça ilginç bir olayla Türkiye'de gündemde. Bunun nedeni ise platformda yer alan Türk kadın oyuncuların profil fotoğrafları. Dünden beri birçok sosyal medya kullanıcısı, Türk kadın oyuncuların IMDb profil fotoğraflarının rahatsız edici görsellerden oluştuğunu fark etti. Bu fotoğraflar, dizilerden alınmış, oyuncuların ellerinin veya ağızları bağlı olduğu şiddet içerikli karelerdi. Tahmin edebileceğiniz gibi neden olduğu bilinmeyen bu durum, kısa sürede büyük tepki çekti. Bugün ise bu fotoğrafların platformdan kaldırıldığı görüldü. Gelin neler yaşandığına birlikte bakalım. X kullanıcıları, Türk aktrislerin profil fotoğraflarının ekran görüntülerini paylaşarak konuyu gündeme taşıdı. Songül Öden, Hande Ataizi, Helin Kandemir, Sıla Türkoğlu, Sibel Taşçıoğlu ve daha birçok oyuncunun profil fotoğrafının, ağızlarının bağlı olduğu rahatsız edici sahnelerden alınmış olduğu görüldü. Devrim Özkan isimli kullanıcı tarafından paylaşılan bazı ekran görüntülerine yukarıdan ulaşabilirsiniz. Bir kullanıcı, Google üzerinden Türk kadın oyuncular IMDb anlamına gelen Turkish actress IMDb araması yaptığında görseller kısmında yine bu tarz fotoğraflarla karşılaşıldığını ifade etti. Biz kontrol ettiğimizde bunu göremedik, ancak bunun sebebi muhtemelen bu fotoğrafların kaldırılması. Türk kadın oyuncuların neden IMDb fotoğraflarının bu şekilde ayarlandığı konusunda herhangi bir bilgi yok. Dizilerdeki bu sahnelere tepki çekmek amacıyla mı yapıldığı yoksa direkt kötü niyetle mi olduğu belli değil. Kimin veya kimlerin profilleri düzenlediği de bilinmiyor. Konuya ilişkin IMDb tarafından da henüz bir açıklama da yok. IMDb'deki profil fotoğraflarının değiştirilmesi için aylık 20 dolarlık ücreti olan IMDbPro üyeliğinin gerektiğini ekleyelim. Ayrıca IMDbPro'nun destek sayfasında, her bir profilde değişiklik için ayrı hesaplar gerektiği belirtiliyor. Buna ek olarak şiddet içeren fotoğrafları yüklemenin de yasak olduğu vurgulanıyor. Bu fotoğrafların bu kadar uzun süre profillerden kaldırılmamış olmaları da tuhaf. Çünkü bazı X kullanıcıları, daha önceden de bu durumla karşılaştıklarını söylüyor. Tepkilerin ardından bugün oyuncuların IMDb sayfalarını kontrol ettiğimizde fotoğrafların kaldırıldığını gözlemledik. Çoğu aktrisin profil fotoğrafı kısımlarında herhangi bir şey yok. Açıklama gelmese de platformun gelen şikayetlerin ardından fotoğrafları kaldırdığını tahmin edebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turk-hava-yollari-airbus-ile-gorustu-h138543.html", "text": "Önde gelen hava yolu şirketi olan Türk Hava Yolları , geçtiğimiz ay Airbus yetkilileri ile İstanbul'da bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin 355 uçaklık, şirket tarihinin en büyük siparişi için olduğu ifade edilmişti. Bugün ise bu konuda önemli bir gelişme yaşandı. THY, dünyanın en kapsamlı uçuş ağlarından birine sahip olma amaçları doğrultusunda Airbus ile anlaşmaya varıldığını açıkladı. Basın açıklamasına göre THY, 250 adet A321 Neo tip uçak (150 adet kesin sipariş ve 100 adet satın alım hakkı) ile 105 adet A350 serisi (60 adet kesin sipariş, 20 adet satın alım hakkı bulunan toplam 80 adet A350-900, 15 adet kesin sipariş A350-1000 ve 5 adet kesin sipariş, 5 adet satın alım hakkı bulunan toplam 10 adet A350-Freighter) uçağı filosuna katacak. THY Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat, geçtiğimiz mayıs ayında 10 yıl içinde 600 yeni uçak alımı için yaptığı planı paylaşmıştı. Şimdi ise bu hedefler doğrultusunda Airbus ile anlaşmaya varıldı. THY'nin şu anda 439 uçağının olduğunu belirtelim. Yeni siparişle bu sayı 790'ın üzerine çıkacak. Bunlara ek olarak Rolls-Royce ile de bir anlaşmaya gidildi. THY, A350 uçaklarının bakım hizmeti ve yedek motorları Rolls-Royce'tan temin edilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/turk-petrol-neden-goremiyoruz-h139553.html", "text": "Keramet sadece şapkada değil, şapka çıkarttıracak hizmeti sunmakta. diyerek reklamları yapılan ve döneminde pazarda yüksek payı olan Türk Petrol'ün 'yerinde durmayan' bir hikayesi var. Firuzan Ali Arsan, Mehmet Ali Kunt, Mithat Recai Öğdevin ve Muhiddin Arif Arsan. Hayır, bunlar Tanzimat şairleri değil; petrol pazarına girmeye niyet eden 4 girişimci. 4 girişimci, dönemin 200 bin lirası ile bu şirketi kuruyor. Şirket, Türkiye'de petrol dağıtımında çalışacak olan ilk yerli özel şirket oluyor. Elbette petrol dağıtmak için önce petrole ihtiyaçları var. Fakat bir problemleri var ki Türkiye'de petrol kuyusu yok. İleride bulunacak olan petrol kuyusundan bihaber bir şekilde Romanya'dan petrol getirip satmaya başlıyorlar. Yani ithal edip satma sistemleri var. Elbette ilerleyen yıllarda ülkemizde bulunan petrol kuyusu ile ithal etmeyi de bırakıp tamamen yerli oluyorlar. İsim değişikliği ve iş birlikleri yavaş yavaş başlıyor. İçerik boyunca sık sık değişen isimlerinden bahsedeceğiz, bu nedenle dikkatli okumanızda fayda var. 1933 yılında ismini Türk Petrol Limited Şirketi olarak değiştiriyorlar. Bu değişiklikten sonra 1936 yılında Türk Petrol ve Madeni Yağlar Türk Anonim Şirketi oluyorlar. Ülkenin büyük oranda petrol ihtiyacını da karşılıyorlar. Madeni Yağlar eki ile isim değişikliği yaptıktan yıllar sonra yani 1954 yılında Castrol ile iş birliği yapıyorlar. İstasyonlarını artırıp farklı pazarlara da yöneliyorlar. 1960'lı yıllarda hizmet alanı genişliyor ve benzin istasyonlarının sayısı artıyor. Öyle ki 1972 yılına gelindiğinde TP istasyon sayısı 500'ün üstüne çıkıyor. Yine 1960'lı yıllarda LPG pazarına da giriş yapıyorlar. İsim olarak da Alev Gaz'ı uygun buluyorlar. Fakat her şey bu kadar güzel ilerlemiyor. 1973 Petrol Krizi ile işleri biraz duraksıyor. Dünyayı etkileyen petrol krizi ile TP de bir duraksamaya gidiyor. 1980'li yıllarda düzlüğe çıksa da geçen o kadar yılda sadece 50 istasyon daha kuruyorlar. İşleri düzeltmeye başlayınca yine Castrol ile bir iş birliği yapıyor ve 1988 yılında Turcas Petrolcülük Anonim Şirketi'ni kuruyorlar. 1992 yılında Turcas'ın %15'i halka arz oluyor ve hisseler el değiştiriyor. Şirketin %15'i halka arz olduktan 1 yıl sonra kimlik yenileme adı altında bazı değişikliklere gidiliyor. Logodan kurum kültürüne kadar tarzlarını değiştiriyorlar. 800'ü aşkın petrol istasyonu olan Erdal Aksoy'un 1980 yılında kurduğu Tabaş şirketinin hisselerini, CONOCO Petrol 1995 yılında satın alıyor. 1996 yılında da, bahsettiğimiz Tabaş şirketi Turcas'ın çoğunluk hissesini satın alıyor. 1999 yılında Tabaş Petrolcülük ile Turcas birleşiyor. Birleşen iki şirket, Turcas Petrol oluyor. Fakat Tabaş'ın sahibi olan Erdal Aksoy ve ailesi, 2005 yılında Turcas Petrol'deki hisselerini Aksoy Holding'e devrediyor. Aksoy Holding daha CONOCO'nun hisselerini de alıyor. Yani Aksoy Holding, Tabaş ve Turcas'ın birleşmesinden oluşan Turcas Petrol'ün sahibi oluyor. Her yol Aksoy Holding'e çıkıyor diye özetleyebiliriz bu hisse alma sürecini. 2000'li yıllar pazarlama ve reklamlar açısından oldukça renkli zamanlar geçiriyorlar. Yıllara göre Türk Petrol'ün hikayesini anlatırken reklamlarına değinmeden olmazdı. 2000'li yıllarda en çok bilinen iki reklamı var. Bunlardan ilki, Hülya Avşar'lı reklam. Reklamda, kafasında Türk Petrol şapkası ile şarkısını söylerken petrol istasyonunda yürüyen bir Hülya Avşar görüyoruz. Slogan olarak da 'Türkiye'nin en meşhur şapkası' cümlesini duyuyoruz. Önemli bir diğer reklamı ise rakip şirket rolündeki Gazanfer Özcan ve Bülent Kayabaş'ın oynadığı reklam. Türk Petrol'ü taklit etmeye çalışıp başaramamalarını anlatıyor. Reklamlarını hatırlattıktan sonra tekrar şirketin dönüşümüne dönelim. 2006 yılında Shell ile bağlantı kuruyorlar. Kimse, Biri dur desin artık! diye bağırmamış olacak ki macera hala devam ediyor. 2006 yılında Shell ve Turcas bir ortaklık kuruyorlar ve Shell Turcas Anonim Şirketi kuruluyor. Pay olarak ise ülkedeki Pazar payı kadar hisse alıyorlar. Birleşme ile tek çatı altında ilerleme düşüncesini kabul ediyorlar. Böylelikle Türk Petrol tabelaları tamamen kaldırılıp yerine Shell konuluyor. Yani Türk Petrol istasyonları artık Shell ismiyle çalışıyor. 2017 yılında 'Türk Petrol' markası satılıyor. Türk Petrol markasını Demirören Grubu satın alıyor. Türk Petrol ile birlikte Moil, Milangaz ve Total gibi markaların da sahibi olan Demirören Grubu, Türk Petrol ismi ile pek bir iş yapmıyor. 2020 yılına geldiğimizde Oyak, Güzel Enerji'yi Demirören'den alıyor. Dolayısıyla Güzel Enerji'nin içinde bulunan Total ve Moil'in sahibi oluyor. Petrol piyasasında da beşinci sırada yer alıyor. Güzel Enerji, çatı yapı olarak karşımıza çıkmış oluyor. Türk Petrol'ün de Güzel Enerji Anonim Şirketi'ne bağlı olması sebebiyle çatı yapı olarak Güzel Enerji'yi görüyoruz. 2020 sonrası henüz bir değişiklik, iş birliği yok. Fakat bu, yeni gelişmeler olmayacağı anlamına gelmez. Sonuç olarak Türk Petrol kaybolmadı veya batmadı. Sadece onlarca basamaktan geçip bir çatı altında durmaya karar verdi."} {"url": "https://www.webtekno.com/turk-teknoloji-sirketleri-araba-uretseydi-nasil-gorunur-h138855.html", "text": "Ne de olsa artık Apple, Xiaomi gibi markalar bile araba üretmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Biz de \"Araba üretmeyen yerli markalarımız böyle bir girişimde bulunsalar nolurdu?\" diye düşündük ve hayal gücümüzü Midjourney'in hayal gücüyle birleştirerek bu tasarımları ortaya çıkardık. REEDER: Farlarından ikisi süs farı olabilir. ASELSAN: Jason Statham'lı \"Ölüm Yarışı \" filmini bilen var mı? Orada birinci olurdu kesin. TÜRK HAVA YOLLARI: Arabalarımızın arkasına \"Tek rakibim Türk Hava Yolları.\" yazmaya devam. ARÇELİK: Görseldeki robotun Çelik ve Çeliknaz'ın çocuğu olduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam. BAYKAR: Hızlı ve Öfkeli 20'de kullanılacak drone Bayraktar arabası. Bonus: Drift atarak sağlamlık testi yapmak mı, var bi' hayalimiz! Daha fazlası için Insta'da erkan.ai'ı takibe alabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turk-telekom-fiber-agi-435-bin-kilometre-ulasti-h139760.html", "text": "Türk Telekom ve şirkett CEO'su Ümit Önal, ülke genelindeki fiber ağ uzunluğunun vardığı noktayı, diğer önemli gelişmelerle birlikte müjdeledi. Ülkenin en geniş çaplı internet sağlayıcılarından olan Türk Telekom, hızlı ve güvenli interneti ülkenin dört bir yanına ulaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda en başta büyük şehirlerde kullanımı yaygın olan internetin kırsalda da oldukça hızlı hale gelmesine şahit oluyoruz. Memleketin bir şehrinde değil her şehrinde mottosuyla çalışmalarını gerçekleştiren Türk Telekom, 31 Aralık 2023 gecesinde gerçekleştirdiği çalışmalarla ülke genelindeki fiber ağ uzunluğunda önemli bir noktaya ulaştı. Bununla birlikte şirket, sağlam haberlerle ve CEO'nun açıklamasıyla yılbaşına giriş yaptı. Son çalışmalarla ülke genelindeki fiber ağ uzunluğu 435 bin kilometreye çıktı. Gelibolu ve Gökçeada'da fiberleşme oranının yüzde 100'e yaklaştığını belirten CEO, Çanakkale'nin 12 ilçesinden 11'inde kullanıcıların 1000 Mbps internet deneyimleyebildiğini belirtti. Buna ek olarak Çanakkale Merkez'in kırsal alanları dahil olmak üzere fiberleşme oranı yüzde 97'ye, Gelibolu'daki fiberleşme oranı yüzde 94'e, Gökçeada'da fiberleşme oranı ise yüzde 96'ya çıkarıldı. İstanbul-Malkara-Çanakkale Otoyolu da güzergah boyunca fiber altyapı sunan şirket; Ana Kontrol Merkezi ve Ana Veri ve Felaket Kurtarma Merkezleri'nin altyapılarını hızlı ve stabil işleyecek şekilde kurduğunu belirtti. Bunlar haricinde elbette sürüş güvenliğine yönelik teknolojiler de söz konusu. İçinde bulunduğumuz senede 435 bin kilometrelik hattın daha nereye kadar uzayacağını da hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkcedeki-ses-olaylari-neledir-ornekler-konu-anlatimi-h139421.html", "text": "Türkçenin zengin ve çeşitli dil yapısını anlamak için temel anahtarlardan biri olan ses olaylarının birden fazla olması ise öğrencilerin zorlanmasına neden olabiliyor. Eğer bu zamana kadar tam olarak anlamadıysanız veya hala karıştırıyorsanız verdiğimiz ses olayları örnekleri ve konu anlatımı ile kısa sürede konuyu kavrayacaksınız. Türkçedeki ses olayları nelerdir? diye araştıran, öğrenmek isteyen varsa sizi böyle alalım. Ders başlıyor. - Ünlü daralması - Ünlü düşmesi - Ünsüz düşmesi - Ünsüz türemesi - Ünlü türemesi - Ünsüz yumuşaması - Ünsüz uyumu - Kaynaştırma harfleri a, e ile biten fiillerin şimdiki zaman çekimindeki yazımında a ünlüsü ı; e ünlüsü i, ü olur. - başlıyor / başla-yor - bekliyor / bekle-yor - oynuyor / oyna-yor - doymuyor / doyma-yor - izliyor / izle-yor - diyor / de-yor - gelmiyor / gelme-yor - gözlüyor / gözle-yor a, e ile biten ve birden çok heceli fiillerin ünlüyle başlayan ek alması durumunda a, e ünlülerinde daralma görülür. Ancak bunlar söyleyişte geçerli olup yazıya geçmez. - başlayan - yaşayacak - atlayarak - saklayalı - atmayalım - gelmeyen - izlemeyecek - gitmeyerek - gizleyeli - besleyelim Ancak demek ve yemek fiillerinin söyleyişindeki i ünlüsü yazıya da geçer. - diyen - diyerek - diyecek - diyelim - diye - yiyen - yiyerek - yiyecek - yiyelim - yiye - yiyince - yiyip Ünlü düşmesi, Türk dilinde önemli bir yerdedir. Sözlüğe baktığımızda ön, orta ve son seste bazı ünlülerin düştüğünü görebilirsiniz. Ünlü düşmesini farklı gruplarda incelersek daha doğru olacak. İki heceli bazı kelimelerin ünlü ile başlayan ek alması, ikinci hecelerdeki dar ünlülerin düşmesine neden olur. - ağız / ağzı - alın / alnı - bağır / bağrım - beniz / benzi - beyin / beynimiz - boyun / boynu - böğür / böğrüm - burun / burnu - fikir / fikrimiz - geniz / genzi - göğüs / göğsün - gönül / gönlünüz - karın / karnı - oğul / oğlu - omuz / omzu - çevir- / çevril- - devir- / devril- Yukarıdaki gibi orta hecedeki dar ünlü düşümüne dahil kelimelerle ikilemeler yapılırsa dar ünlü düşmez. - ağız ağıza - burun buruna - koyun koyuna - omuz omuza - devirden devire - nesilden nesile - oğuldan oğula İçeri, şura, yukarı gibi sözler de ek aldıklarında sondaki ünlü düşmez. - içerde değil içeride - dışardan değil dışarıdan - ilerde değil ileride - şurda değil şurada - burda değil burada - orda değil orada - yukarda değil yukarıda - aşağda değil aşağıda Bazı birleşik kelimelerde de ünlü düşmesi görülür. - kahve+altı / kahvaltı - kayın+ana / kaynana - şükür etmek / şükretmek - kayıp etmek / kaybetmek - güllü aş / güllaç - ne asıl / nasıl Bazı kelimeler yapım eki aldığında ünlü düşmesi olur. - oyun-a / oyna - ileri-le / ilerle ile bağlacı / edatı, bağlandığı cümlede ünlü düşmesine neden olabilir. - sevgisi ile / sevgisiyle - kedisi ile / kedisiyle - kalem ile / kalemle Ünsüz düşmesi, söyleyiş güçlüğü veya zayıf sesler nedeniyle ünsüz harfin düşmesidir. Sözü kestirmeden ifade etmek ve kolaya kaçmak için de bazı kelimelerde ünsüz düşmesi olur. - çabuk-cak / çabucak - sıcak-cık / sıcacık - minik-cik / minicik - ufak-cık / ufacık - büyük-cek / büyücek - bir daha/ bi daha - geliyor / geliyor - ast teğmen / asteğmen Bazı kelimeler Arapçadan dilimize girdi ve özgün biçimlerinde aslında sonunda ikiz ünsüz bulunuyordu. Türkçede ise bu kelimeler tek ünsüzle kullanılır. Ancak bu kelimelere ünlüyle başlayan ek ya da yardımcı eylem gelirse özgün biçimlerine geri dönerler ve ikiz ünsüzle telaffuz edilir. - hak / hakkı - his / hissi - ret / reddi - şer / şerri - tıp / tıbbı - zam / zammı - zan / zannı - af / affetmek, affediliş - his / hissetmek - zan / zannetmek Türkçedeki özellikle yabancı kelimelerin başına veya ortasına bazı ünlüler gelir. Ünlü türemesinin sebebi, ses dizimine uymayan yapıların giderilmesidir. - bir-cik / biricik - genç-cik / gencecik - dar-cık / daracık - az-cık / azıcık - sapsağlam / sapasağlam - güpgündüz / güpegündüz - düpdüz / düpedüz Çok heceli kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında sondaki p, ç, t, k ünsüz harfleri yumuşar ve b, c, d, ğ'ye dönüşür. - kelep / kelebi - ağaç / ağacı - kazanç / kazancı - geçit / geçidi - kanat / kanadı - başak / başağı - bıçak / bıçağı - dolap / dolabı - burç / burcu - kilit / kilide Birden fazla hece olmasına rağmen sonundaki ünsüzleri yumuşamayan bazı kelimeler de var. - anıt / anıtı - bulut / bulutu - kanıt / kanıtı - ölçüt / ölçütü Eğer tek heceli kelimelerin sonunda p, ç, t, k ünsüzleri bulunuyorsa da iki ünlü arasındaki bu harfler korunur. - ak / akı - ek / eki - göç / göçü - kaç / kaçıncı - saç / saçı - suç / suçu Tek heceli olsa bile sonundaki ünsüzü yumuşayan kelimeler de var. - but / budu - gök / göğü - dip / dibi - kurt / kurdu - yurt / yurdu - ahlak / ahlaka - cumhuriyet / cumhuriyete - evrak /evraka - hukuk / hukuku - sepet / sepeti - tank / tankı Özel isimleri yazarken sert ünsüz ile bitip ünlü ile başlayan bir ek aldığında yumuşama kuralına uyulmaz. - Faruk'u - Uşak'a Fıstıkçı şahap kuralı dersek sanırım ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Türkçede sert ünsüzle yani p, ç, t, k, f, s, ş, h harfleri ile biten kelimeler sert ünsüzle başlayan ekler alır. C, d, g harfleri ç, t, k'ye dönüşür ve sertleşir. Hac, şad, yad gibi bazı kelimeler ise bu örnek dışında kalır. - kitap / kitabı - cilt / cildi - sebep / sebebi - metot / metodu - ahenk / ahengi - renk / rengi Türkçe kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmaz. Bunun için de ya ünlülerden biri düşer ya da araya kaynaştırma ünsüzü gelir. Türkçede aslında kaynaştırma ünsüzü y olsa da s, n, ş harfleri de bu görev için kullanılır. - kapı a - tahta ı - elbise e - boya acak - besle ecek - gözle en - ağla ınca - oku uş - dinle iş - baba ım - özle ip - çanta ı - anne i - evdeki i - o suz - amca ı ın - yedi er Tüm bunlar kafanızı karıştırıyor gibi dursa da aslında bol bol kullanarak ve bu esnada kontrol ederek konulara hakim olmak mümkün. Düzgün yazı yazmak isteyenler sözlükten faydalanabileceği gibi özellikle öğrenciler sık sık test çözerek ve tekrar yaparak da konuyu pekiştirebilir. Türkçedeki ses olayları konu anlatımı içeriğimizi okuyana kadar bilmediğiniz bir örnek var mıydı? Yorumlara bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkceden-ingilizceye-gecen-kelimeler-h139520.html", "text": "Dil, sadece toplumun iletişim aracı olmasının ötesinde tarih boyunca farklı kültürler arasında köprüler kurmuş ve kelimeler de bu köprülerin tuğlalarını oluşturmuştur. Türkçe kökenli İngilizce kelimelerin sözlükte nasıl bir yer edindiğini keşfetmek, sadece bir kelimenin değil, aynı zamanda kültürler arası etkileşimin izini sürmek anlamına geliyor. Vereceğimiz örneklerdeki kelimelerden bazıları Türkçeye, Arapça veya başka dillerden girmiş olsa da İngilizceye, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki tüccarlar ve askerler aracılığıyla geçtiğini belirtelim. Ayrıca ayran ve yoğurt gibi kelimeleri de hepimiz bildiğimiz için listemize dahil etmedik. Türkçedeki başıbozuk, İngilizceye geçen kelimelerimizden biri. İngilizcedeki karşılığı ise Osmanlı İmparatorluğu'nun düzensiz, disiplinsiz birliğinin bir üyesi. Çalkantılı ve disiplinsiz bir kişi de İngilizcedeki diğer anlamları. Özellikle Tenten'in Maceraları çizgi roman serisini İngilizce okuyanlar varsa bu detaya gözü çarpmış olabilir. Kaptan Haddock karakteri tarafından sıkça kullanılıyor. Kahve, Türkçeye Arapçadan gelmiş olsa bile İngilizceye Türkçedeki Türk kahvesinden geçiyor. Hem Türkçede hem İngilizcede yörük kelimesi göçebe yaşayanlar olarak kullanılıyor. \"Han\" kelimesinin Türkçede ne kadar çok anlamı varsa bunlar aynı şekilde İngilizcede de geçerli. İngilizcede kiosk, daha çok \"ticari mal veya hizmet satmak için kullanılan küçük yapı\" anlamında kullanılsa da Türkçedeki köşk kelimesinin karşılığını taşıyor. Bizde boş boş, bir şey yapmadan veya amaçsız anlamında kullanılırken İngilizcede saçmalık demek. İngilizce özellikle paşa kelimesinde çok da uzağa gidip değişiklik yapmıyor. Pasha olarak bizden alıyor ve anlamı da yine aynı. Türkçede yemek olarak kullandığımız dolma kelimesi, İngilizceye aynı şekilde geçiyor. Bizde bu kelimenin 6 farklı anlamı bulunsa da İngilizcede sadece Doldurulmuş üzüm yaprağı veya sebze kabuğunu ifade etmek için kullanılıyor. Vahşi bir hayvan türü olan karakulak, Türkçeden İngilizceye geçen bir başka kelime. Her ne kadar kısmet kelimesi Arapça kismetten bize geçse de 1800'lü yıllarda İngilizceye, Türkçeden geçiyor. Çevirmenin de bizde birçok anlamı var. Ancak İngilizcedeki \"shawarma\" hem \"bir tür sandviç\" hem de \"kuzu çevirme\" için tercih ediliyor. Yine önce Arapçadan bize, sonra bizden İngilizceye geçmiş bir başka kelime. Çölden esen sıcak rüzgar, her iki dilde de ortak anlam taşıyor. Türkçe bir kelime olan kırbaç, İngilizcede kurbash oluyor ve anlamda herhangi bir değişiklik yapılmıyor. Bu sefer anlamları birbirinden farklı bir kelimemiz var. İngilizcede turban kelimesi lale anlamında kullanılıyor. Etimolojisi ise Türkçedeki tülbentten geliyor. Fazla uzağa gitmeyen bir diğer kelime de serai. Türkçedeki ilk anlamın karşılığı , İngilizcede de geçerli. Tek bir harf değişikliği ile İngilizceye geçen kelimemizin anlamı, her iki dilde de sancak beyi. Haremdeki cariyenin İngilizcedeki karşılığı odalisque, Türkçeden geçiyor. Bizde sadece pirinçten, bulgurdan ya da kuskustan yapılan yemeğe pilav denirken İngilizcedeki pilafın karşılığı Baharatlı pirinç ve çoğunlukla etten yapılan bir yemek. İngilizcede donum sözcüğünü Eski Osmanlı İmparatorluğu'na dahil bölgelerde kullanılan ve büyüklükleri değişen ancak genellikle bir dönümden küçük arazi ölçüsüsüne karşılık geliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkcell-arama-motoru-yaani-ne-oldu-h139352.html", "text": "Bir dönem ülkemizdeki farklı şirketler, kurumlar, hizmetler vb. haber ve gazete sayfalarından düşmezken şimdilerde ortadan kaybolduğunu görüyoruz. Tabii biz bu durumu fark edene kadar iş işten geçmiş oluyor ve anlam veremediğimiz bir durumda buluyoruz kendimizi. Zira büyük çaplı yatırımların yapıldığı hizmetlerin bu şekilde kaybolması pek de alışılmadık değil. Bu bağlamda daha önce Tekel, Panda Dondurma, Aycell, Simtel ve daha nice farklı kurum ve hizmetin ortadan nasıl kaybolduğunu sizlere anlatmıştık. Şimdiyse odağımıza, Turkcell'in Yaani isimli arama motorunu koyuyoruz. Çıktığı dönemde yerli ve milli olmasına vurgu yapılan hizmet, nedense şu aralar pek de ses çıkarmıyor. El alemin arama motoru, ararken; Yaani, bulacak. sloganıyla öne çıkan Yaani'nin, verileri saklayacağı yer bile belliydi. Terzioğlu, Gebze'de Türkiye'nin en büyük veri merkezini açtıklarını ve Yaani verilerinin burada saklanacağını belirtmişti. Ayrıca durum sadece arama motoru olmaktan ibaret değildi. Aynı açıklamasında Terzioğlu; TV+, BiP, Lifebox ve Paycell gibi hizmetlerin de bu arama motoruna entegre olacağını söylemişti. Tabii böylesine büyük bir girişimin ülke ekonomisine katkı sağlaması da kaçınılmaz olacaktı. Birçok kişi, veri güvenliğinden endişe duymuş olsa da büyük planlarla gelen Yaani, Google Play Store ve App Store'da yerini aldı. Üstteki görselden de görebileceğiniz üzere uygulama, en son güncellemesini 3 Kasım 2022'de almış. O zamandan bu zamana herhangi bir güncelleme gelmemiş anlayacağınız. Ayrıca Yaani'nin Google Play Store sayfasındaki Veri Güvenliği başlığı da pek umut vermiyor. Zira verilerin hem şifrelenmediği hem de istediğiniz zaman uygulamadan verilerinizi silemediğiniz belirtilmiş. 2017 yılında Geliyoo'nun yapımcıları, Yaani hakkında hoş olmayan açıklamalar yapmıştı. Söz konusu açıklamada Yaani'nin özgün bir iş olmadığı, Yandex ve Google gibi arama motorlarının verilerini kullandığı belirtildi. İroniktir ki Geliyoo da aynı şekilde Türkiye'nin arama motoru olma sözüyle yola çıkmış, fakat sonradan verilerini Google'dan aldığı ortaya çıkınca tepkiyle karşılanmıştı. Turkcell ise herhangi bir arama motorunu kullanmadığını, sadece belli başlı şirketlerden teknolojik destek aldığını açıklamıştı. 2022'nin sonlarına doğru arama motoru olarak bildiğimiz Yaani, açıklama yapılmadan ortadan kayboldu. Bir anda internet sitesinden arama yapamaz hale geldik ve bir zamanlar arama yapmamızı sağlayan sayfa, Yaani'nin mobil uygulama bağlantılarına yönlendirme yapmaya başladı. Fakat tam olarak hayatımızdan çıktı demek de hata olur. Zira arama motoru hizmetine son verilen Yaani, Google ve Yandex gibi diğer arama motorlarını kullanan bir internet tarayıcısı olarak hala indirilebilir ve kullanılabilir durumda."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-atm-para-sayma-makinesi-getiren-dikran-masis-h139151.html", "text": "Günümüzde birçok şirkette veya bankada aktif olarak kullanılan para sayma makinesi, resmen hayatımızı kolaylaştıranlar arasında ilk sıralarda. Yoksa belki de hala Kemal Sunal'ın meşhur Köyden İndim Şehire filmindeki altın sayma sahnesini günbegün yaşıyor olurduk. Hem ATM hem de para sayma makinesini ülkemize getiren kişinin adı pek bilinmiyor ancak aslında oldukça önemli biri. Paranın icadından sonra ortaya çıkan bankalar, insanlık tarihi boyunca hep önemli oldu. Bir başka yenilik ise bu köklü değişimi farklı bir seviyeye taşıyacaktı. Banka işlemleri nedeniyle saatlerce beklemeyi minimize etmek isteyen birçok insanın, bankaların çalışma saatlerine uymak ve uzun kuyruklarda beklemek zorunda kalmaktan sıkıldığı aşikardı. Bu sorunun çözümüne yönelik ilk adımlar, 1930'ların sonlarında atılsa da yeterli ilgi görmeyerek kısa bir süre içinde kullanımdan kaldırıldı. Geniş çapta kullanılacak bir ATM'nin gerçekten icat edilmesi için ise 1960'ları beklemek gerekti. Bankacılık işlemlerini kolaylaştırmaya odaklanan İngiliz mühendis John Shepherd Barron, insanların otomatik makinelerden çikolata bile alabildiğini göz önüne alarak neden para çekemeyeceklerini düşündü. Bu düşünceyi 1967'de hayata geçirerek bir ATM tasarladı ve bu cihaz, İngiltere'nin Enfield kasabasında kullanılmaya başlandı. Shepherd-Barron'un ATM'si, günümüzdekilerden farklı olarak sadece para çekme özelliğine sahipti ve modern plastik banka kartları yerine işaretlenmiş özel çekler kullanılıyordu. John Shepherd Barron, ATM'yi icat eden isim olarak anılsa da bazı kaynaklar James Goodfellow'un Barron'dan bir yıl önce dünyanın ilk ATM'sini icat ettiğini iddia ediyor. Goodfellow'un ATM'sinde ise günümüzdekilerde olduğu gibi kartlar kullanılmaya başlandı. Ancak Barron'un ATM'si, Goodfellow'unkinden daha sonra kullanıma sunulduğu için bugün genellikle Goodfellow, ATM'nin mucidi olarak kabul ediliyor. Patent almayı düşünmeyen Shepherd Barron, bir röportajında sistemin nasıl çalıştığını bilmediği için patent almadığını ifade etmişti. Ülkemizdeki ilk ATM ise Dikran Masis'in İş Bankası için 25 Aralık 1987 tarihinde ithal etmesiyle hizmete sunuldu. Dikran Masis hakkındaki detaylara gelmeden önce, Türkiye'ye getirdiği para sayma makinesinin icadına değinmekte fayda var. 1920'lerde, ABD'de ortaya çıkıyor para sayma makinesi. Amaç, ABD'nin merkez bankasındaki hata olasılıklarını minimuma, hatta sıfıra indirmekti. O dönemlerde, istenilen miktara ulaşıldığında durup tahta bir çubukla desteler birbirinden ayrılırken bugün dijital haliyle çok basit bir şekilde bu işlem defalarca kez yapılıyor. Dijital olanları da 1962'de üretiliyor. Bilgisayar tabanlı olan ve eskilere nazaran çok daha gelişmiş makineler 1981'de üretiliyor. Finans sektörünün adeta göz bebeği haline gelen bu para sayma makinesi, saatte sayısız kağıt para sayma özelliğiyle piyasanın en iyisi olmayı başarıyor. Sahte ve hasarlı olanları bile tespit edebilme özelliği ise dönemine damga vuran özelliklerdendi. Dünya bu haldeyken bizler maalesef bu icatla o kadar erken tanışamıyoruz. Türkiye'ye getirdiği pek çok yenilikle tanınan Dikran Masis, para sayma makinesini de ülkemize getiren isimdir. 1946'da doğan Dikran Masis, Ermeni asıllı bir iş insanıdır. Ayrıca ünlü bir müzayedeci olmasıyla tanınan Masis'in, Türkiye'ye getirdiği en önemli iki makinenin ATM ve para sayma makinesi olduğu söylenebilir. Onun bu ticari zekası, ülkemize getirdiği ilklerle de kendini belli ediyor. Elindeki parayı değerlendirmeyi bilen Masis, verdiği birçok röportajında ve yaptığı söyleşilerde nasıl bu kadar akıllı hamleler yaptığını söylerken elindeki son kalan paraları da bu tarz işlere verdiğini ve asla pişman olmadığını söylüyor. Para sayma makinesini ülkeye getirmeden evvel başından geçen ve bu girişime onu sevk eden olayı anlatan Dikran Masis, bankalardaki zorluğa nasıl şahit olduğunu dile getirerek başlıyor konuya. Bir gün gittiği Ziraat Bankası'nda içinde eski ve yırtık paraların da olduğu kağıt destesini saymakla bitiremeyen çalışana Bunun makinesi yok mu? sorusunu yönelttiğinde böyle bir icadın olduğunu, fakat içine yırtık paraların koyulmadığını, onları sayacak kadar gelişmediği cevabını aldı. Bunun üzerine Amerika'daki kız kardeşine makine geliştirebileceği bir fabrika bulmasını söyledi. Bu fikrini geliştireceği fabrika bulununca elindeki tek servet olan 130 bin doları bu makine için harcadı. Masis, para sayma makinesini ülkeye sokarak ilk milyon dolarını da böyle kazandığını söylüyor. Özellikle Covid salgını döneminde birçok işletmeci ve kiracı, kiralarını ödeyemez hale gelmişti. Dikran Masis, o dönemlerde de bu haberlerle gündeme oturan bir isim oldu. Çünkü 1447 kiracısından kira almayarak ülke gündemine örnek olan bir yardımseverlik gerçekleştirdi. İşte Türkiye'ye ATM'lerin ve para sayma makinesinin gelişi böyle bir hikayeye dayanıyor. Para değil başarı hesabı yapan Dikran Masis, ekonomik anlamda da herkese örnek olacak başarılara imza atmış bir isim."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-avrupa-elektrikli-otomobil-pazar-payi-kiyaslama-h139539.html", "text": "Elektrikli otomobil dönüşümü, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kendisini hissettiriyor. Mesela Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği verilerine göre Türkiye'deki elektrikli otomobil satışları, yıllık bazda 10 katına çıkmış durumda. Öyle ki Ocak - Kasım 2022 döneminde 6.214 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleşirken, Ocak - Kasım 2023 döneminde ise 54.273 adet elektrikli otomobil satıldı. Peki elektrikli otomobillerde yükseliş devam ediyorken, Türkiye'nin Avrupa'daki durumu nasıl? Otomobil dünyasının nabzını tutan EBS Danışmanlık tarafından sağlanan veriler, Türkiye'deki elektrikli otomobil satışları ile Avrupa'dakileri kıyaslıyor. Gelin bu istatistiklere yakından bakalım. Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen elektrikli otomobil satışlarının, tüm satışlara kıyasla en yüksek olduğu ülke Norveç. Ülkede gerçekleştirilen otomobil satışlarının yüzde 83,49'unu elektrikli modeller oluşturdu. Bununla birlikte; Avrupa ortalaması da yüzde 17,78 olarak kayıtlara geçti. Bu oran, Türkiye için yüzde 6,14 seviyesinde kaldı. Pazar payı açısından sıralamadaki yerimiz, 21. Ancak yılın ilk 11 ayında gerçekleştirilen 54.273 adet satış, satış adedi bazında Türkiye'yi 9. sıraya taşıdı. Burada önemli bir hususu hatırlatmak gerek. Mesela Norveç'in nüfusu 5,5 milyon civarında. Bu ülkedeki satışların, Türkiye'den daha düşük seviyede olmasını normal karşılamak gerekiyor çünkü Türkiye'de 85 milyon insan yaşıyor ve potansiyel olarak daha büyük bir pazar var. Yani satış adedi bazında daha üst sıralarda yer almamız, ülkece daha zengin olduğumuz anlamına gelmiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-calisanlar-dijital-becerilerini-yetersiz-goruyor-h139656.html", "text": "Günümüzde dijital teknolojilerin önemi gittikçe artıyor. İş dünyasındaki çalışanlar da bu becerilere sahip olmanın öneminin farkına varmış durumda. Kaspersky tarafından gerçekleştirilen çalışma da bu durumu doğruluyor. Yapılan ankete göre Türkiye'deki çalışanlar, dijital yetkinliklerini artırmaları durumunda maaşlarının %35 oranında artmasını bekliyor. Kaspersky anketine göre Orta Doğu, Türkiye ve Afrika bölgesindeki çalışanların yarısından fazlası iş hayatlarında, bilgisayar ve dijital cihazlar kullanmak için gereken dijital becerilerin eksikliğini hissettiğini belirtiyor. Bu bölgelerdeki çalışanlar, dijital becerilerini artırmaları durumunda ortalama %41 daha fazla para kazanacaklarına inanırken Türkiye'de bu oran %35 olarak açıklandı. Ankette ortaya çıkan diğer noktalardan biri ise çalışanların, ücretli ya da ücretsiz dijital okuryazarlık eğitimlerini kendi başlarına almak için çaba gösteriyor. Türkiye'deki çalışanların %81'inin de bu yönde çalışmaları bulunuyor. Bu oran, araştırmanın yapıldığı diğer bölgelerde ise %79 olarak açıklandı."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-cin-en-fazla-otomobil-ithal-eden-ulkelerden-biri-oldu-h139402.html", "text": "Otomobil pazarında ortalık oldukça karışık. Avrupalı geleneksel içten yanmalı motorla çalışan otomobil üreticileri elektrikli otomobil alanında aktivitelerini artırmaya çalışırken, pek çok yeni firma da pazarda varlık göstermek için çaba harcıyor. Buna ek olarak ülkemizde, \"Türkiye'nin otomobili\" olarak duyurulan Togg da piyasaya hızlı bir giriş yaptı. Ülkemizde elektrikli otomobillere olan talep artarken Çinli üreticiler de birer ikişer Türkiye'ye geliyor. Bu durum, ithalat rakamlarına da yansıyor. Çin'in, 2023 yılının ilk 10 ayında en çok araç ihraç ettiği ülkeler ortaya çıktı. Listenin en başında 736 bin 60 araçlar Rusya yer aldı. İkinci sıradaki Meksika'nın ithal ettiği Çin menşeli otomobil sayısı ise 334 bin 166 oldu. Üçüncü sıradaki Belçika ise 189 bin 665 araç ithal etti. İlk 10'u tamamlayan diğer ülkeler ise sırasıyla Avustralya, Birleşik Krallık, Suudi Arabistan, Tayland, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri ve İspanya oldu. Bu ülkelerin tamamında 115 binin üzerinde Çinli elektrikli otomobil ithalatı gerçekleştirildi. Türkiye ise 94 bin 505 adet elektrikli otomobil ithalatı ile listenin 11. basamağında kendisine yer buldu. Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara önce %40'lık ek vergi, sonra da marka ve distribütörlere en az 20 servis kurma zorunluluğu getirilmişti. Yine de Çin'den yapılan elektrikli otomobil ithalatında %283,6 artış gözlemlendi. Bu ülkeden yapılan araç ithalatının yüzde 29'unu elektrikli modeller oluşturdu. Türkiye'nin Çin'in elektrikli otomobil ihracatındaki payı ise %2,2 oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-ilk-dijital-yesil-enerji-pazar-yeri-greenx-h139801.html", "text": "Kurumsal müşteriler için yazılım ve teknolojiler geliştiren ATP, Türkiye'nin ilk dijital yeşil enerji pazarı olan GreenXi kullanıma sundu. Yenilikçi yeşil enerji ve sertifika ticaret platformu, sektörün dijital dönüşümüne öncülük edecek. GreenX, sürdürülebilir enerji ürünlerinin ticareti için en yeni teknolojilerle donatılmış, küresel bir pazar yeri olarak hizmet verecek. Çevre dostu enerji üreticileri ve tüketicileri için tasarlanan platform, satıcılar ve alıcıların bir araya gelmesini sağlayacak. GreenX, blokzincir teknolojisi ve dijital cüzdanlarla kurumların enerji ve karbon sertifika ticaretini güvence altına alabilen bir platform. Fiziksel sözleşmeleri dijital ortama taşıyarak süreçleri hızlandıran GreenX, operasyonel verimliliğe de katkıda bulunuyor. İklim değişikliği çerçevesinde, GreenX, dünyamızın geleceği için kritik ve kurumların yatırımlarında öncelik verdiği sürdürebilirlik alanında global bir ticaret platformu sunarak istikrarı ve verimliliği artırıyor. Finans kuruluşları, platform üzerinden global yeşil enerji piyasası verilerini takip ederek, analizlerini gerçekleştirecek ve uluslararası pazarlara erişim sağlayarak, yeşil finansman imkanlarını müşterilerine sunabilecek. Türkiye'de enerji sektörünün gün geçtikçe büyüyen bir ihtiyacını, GreenX platformumuz ile karşılamaktayız. ATP'nin Tradesoft markası altında edindiği derin finans sektörü tecrübesini ve bulut teknolojilerindeki uzmanlığını, enerji alanına uygulayarak sektörün gelişimine yapacağımız katkılardan dolayı mutluluk duyuyoruz. GreenX platformu, Aralık 2023 itibarıyla yeşil enerji işlemlerini kolaylaştırarak, hızlandıracak. 2030 senesinde 111 Milyar USD'ye erişmesi tahmin edilen yeşil enerji sertifika ticareti zincirinde önemli bir değer oluşturduğumuzu düşünüyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-kripto-vergi-ne-olur-h138847.html", "text": "Kripto varlıklar dünya genelinde yıllardır yasallık ve vergilendirme açısından gri bir alanda kalıyor ve bu büyüyen varlık sınıfına dair en çok merak edilenlerden biri vergi konusu. Geçtiğimiz ay duyurulan 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı da Türk kripto varlık yatırımcılarını meraklandırdı. Özellikle Türkiye, TripleA Küresel Kripto Sahiplik Verileri, Ağustos 2023 araştırmasına göre kripto varlık yatırımcısı açısından şu anda dünyadaki 17. ülke konumunda. Bu araştırma ayrıca nüfusun %5,46'sının ya da 4.684.727 kişinin kripto varlığa sahip olduğunu gösteriyor. 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda kripto varlık borsaları ve kripto varlıklar hakkında iki önemli açıklama var. - - Bu açıklamalar kısaca, kripto varlık borsalarına dair yasalar getirileceğini ve aynı zamanda kripto varlık yatırımcısını üzmeyecek bir şekilde vergi geleceğini gösteriyor. Borsa İstanbul'da yapılan hisse senedi alım satım işlemlerinde gelir elde eden kişilerden otomatik olarak stopaj yoluyla (Gelir Vergisi Kanunu GVK 67. madde) vergilendirme yapılmaktadır. Bu, elde edilen gelirler üzerinden vergilendirmenin para dışarı çıkmadan, bankaya geçmeden kaynakta kesildiği/ödendiği anlamına geliyor. Kısaca, kullandığınız aracı kurum siz kar elde ettiğiniz an hesabınızdan bu vergiyi keser. Dünyanın gözü ABD kripto varlık düzenlemelerinde, ancak ABD vatandaşları çoktan kripto vergisi veriyor. ABD'de kripto varlıklar vergi açısından mülk olarak sayılmaktadır. Bu ABD vatandaşlarının bazı durumlarda kripto vergisi ödemesini gerektirir. Örneğin, ABD'li biri kripto ödemesi yapar ve kriptoyu aldığı tarihten itibaren varlığın fiyatı artmış ise vergi ödemek zorundadır. - Kripto varlığı itibari para karşılığında satmak ve kar etmek - Kripto varlık ile mal ya da hizmet almak - Farklı kripto varlıklarda al sat yapmak - İtibari para ile kripto almak ve elinde tutmak - Vergiden muaf bir hayır kurumuna ya da kar amacı gütmeyen bir kuruluşa kripto bağışında bulunmak - Kripto hediyesi almak ve vermek - Kendi hesabına kripto varlık transferi yapmak Örneğin ABD'li biri 20.000 dolardan Bitcoin alsa ve bunu 25.000 dolardan satsa, elde ettiğin 5.000 dolarlık karın vergisini vermek zorundadır. Ayrıca ABD'de kripto madencilik işlemleri de vergilendirilebilir. Kripto madenciliğini bir iş olarak yapan şirketler elde ettikleri geliri işletme geliri olarak belgelemek zorundadır. Kısaca ABD'de kripto varlık vergileri kar elde edildiğinde devreye girer ve elinde kripto varlık tutmak vergilendirilemez. İlk olarak 2024 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda bahsedilen kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik düzenlenmeden bahsedelim. Burada kullanılan kripto varlık hizmet sağlayıcıları terimi çok geniştir ve borsalar dışında kripto varlıklar ile her türlü hizmeti veren şirketi kapsar. 2024 yıllık programına göre bunun üzerinde Türkiye Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TCMB çalışmalar yürütecek. Ancak ülkemizde halka arz faaliyetlerinin, borsaların, halka açık şirketlerin, aracı kurum ve kuruluşların denetlenmesi gibi pek çok faaliyeti Sermaye Piyasası Kanunu yürütmektedir. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarına dair bir yasa çıkarsa bu her türlü kripto hizmet sağlayıcısının SPK'ye kaydolması ve onun denetimine tabi olmasını gerektirebilir. Kripto varlık vergisi açısından ise ülkemizde Borsa İstanbul'da yapılan hisse senedi alım satım işlemlerinde vergiler kaynaktan kesildiğinden dolayı bunun bir benzeri kripto varlıklara da uygulanabilir. Buna benzer bir yasa gelirse, bir kripto varlık işleminden kar elde ettiğinizde kullandığınız borsa sizin adınıza verginizi elde ettiğiniz kardan keser. Önemli not: Bu içeriğimizde belirtilen görüşlerin resmi bir dayanağı yoktur. Faydalandığımız kaynaklara alttaki banttan ulaşabilirsiniz. Türkiye'de kripto vergi yasaları üzerinde halen çalışmalar yapılıyor ve biz de bu alanda atılan adımlar konusunda sizi güncel tutacağız."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-kuzey-isiklari-2025-h138420.html", "text": "Bunların temeldeki sorumlusu Güneş'in ta kendisi. Söz konusu yıldızımızın üzerinde gerçekleşenler nedeniyle bu ışıkları görüyoruz. Ayrıca 1700'lerin ortalarına kadar tarihi bulunan bu olayların, 2025 yılında maksimum noktaya ulaşması bekleniyor. Neden 2025?, Neden 1700'ler ve Neden Güneş? gibi soruları kafanızı karıştırmadan cevaplayalım. 'Solar döngü' ismini verdiğimiz olay, Güneş'in manyetik alanındaki değişimleri kapsıyor. - İlk ölçüm o tarihte yapıldığı için 1755'ten başlıyor. Döngü olmasının sebebiyse, 14-15 yıla kadar uzayabilse de aşağı yukarı 11 yılda bir gerçekleşen bir örüntünün var olması. Bu 11 yılda bir, Güneş üzerindeki aktivite minimum ve maksimum seviyeleri görüyor. Biz ise bunu, Güneş lekesi dediğimiz, yıldızımızın üzerindeki siyah noktalardan anlıyoruz. Bu noktaların büyüklüğü Dünya kadar, hatta çok daha geniş olabiliyor. Solar Maksimum dediğimiz evrede söz konusu aktiviteler tepe noktasına ulaşıyor ve buradan Solar Minimum'a kadar hafifliyor. Daha sonra da tekrardan maksimum seviyeye doğru ilerliyor ve patlamalar yeniden şiddetleniyor. Bahsettiğimiz döngü bu. En son da 2014 yılında 24. döngü yaşanmıştı. Biz ise güncel olarak 2019'da Solar Minimum'un başlamasıyla 25. döngüye tanıklık ediyoruz. Bu lekelerle doğan patlamalar, Güneş rüzgarlarını üzerimize itiyor. Koronal Kütle Boşalmaları, yani Güneş patlamaları sayesinde ortaya çıkan bu yüklü parçacık rüzgarları, eğer Dünya'ya doğru gelirse jeomanyetik fırtına ismi verilen bir olay tetikleniyor. Bu olay sırasında Dünya'nın manyetosferinin Güneş'e bakan kısmına baskı uygulanırken ters tarafta kalan, yani Güneş'e bakmayan taraf ise geriye doğru uzuyor. Manyetosfer bu etkiden kurtulduğunda, tekrar eski haline dönerken kutup noktalarında büyük düzeyde manyetik güç üretiliyor. Güneş'ten gelen parçacıklar ise bu noktalardaki kuzey ışıklarına sebep oluyor. Güneş'in yüklü parçacıklarıyla yüklenen manyetosferin atmosferin üst kısmıyla etkileşime geçmesi de bunu, Türkiye de dahil olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde görünür hale getirmişti. Yani ülkemizde Ordu ve Van'da görülen bu ışıklar, Güneş fırtınalarının bir parçası. Buna sebep olan da Güneş üzerinde gerçekleşen koronal kütle boşalmaları. Bilim insanlarının söylediğine göre söz konusu olay 1 değil, 2 patlama sonucu ortaya çıkmış. Bu ışıklar radyo dalgalarının iletiminde aksaklıklara, elektrik kesintilerine ve devrelerde sorunlara yol açabiliyor. Aynı zamanda geçmişte, yangınlara ve büyük çaplı elektronik problemlere sebep oldukları da biliniyor. Geçtiğimiz yıllarda SpaceX roketleri de bundan nasiplerini almışlardı. 2021 yılında sona eren 24. döngü, 2025'teki döngünün tahmin edilenden daha güçlü olacağına işaret ediyor. Bir önceki döngü, aslında oldukça zayıf geçtiği için 25. döngünün de pek farklı olmayacağı düşünülüyordu. Fakat daha temmuz ayındayken 24. döngüden daha çok Güneş lekesi tespit edilmişti bile. Yani halihazırda daha şiddetli bir döngü söz konusu. Fakat bunun etkilerinin ne olacağını maalesef bilemiyoruz. Çünkü bu durumun etkisi o kadar da kolay bir şekilde hesaplanamıyor. Güneş aktivitesine bakarak bir döngünün başlayıp başlamadığını görebiliyoruz. Daha da önemlisi, bizim 11 yıllık döngümüzün haricinde yine aşağı yukarı belli sürelerde gerçekleşen döngüler de var. 2025'te maksimumunu göreceğimiz bu döngünün onlardan biri olup olmayacağını bilemiyoruz. Konuya aşina olmayan insanlar için bu durum, gökteki birkaç ışık topluluğundan ibaret olsa da beklenenden güçlü bir Güneş fırtınası, bedeli büyük olacak kesintilere yol açabilir. Olayın ciddiyetini anlayabilmek için 1859'daki Carrington olayına bakalım. Bu olay gerçekleştiğinde elbette ortada internet diye bir şey yoktu. Telgraf operatörleri yoğun olarak iletişimi sağlıyordu. Bu tarihteki Güneş fırtınası gerçekleştiğinde, dünyanın farklı yerlerinde telgraf altyapıları çökmüştü. Bazı makinelerden duman ve kıvılcım çıktığına yönelik raporlar da var. Ayrıca gece saatleri olmasına rağmen aurora ışıkları da gökyüzünü aydınlatıyordu. Tabii o zamanlarda insanların çoğu, bunu dini sebeplere bağlamıştı. Fakat asıl olay, Güneş'te gerçekleşen ve etkisinin 10 milyar atom bombasına denk olduğu düşünülen bir patlamaydı. Bu patlamayı ise amatör astronom Richard Carrington, Güneş üzerindeki gözlemlerinde lekeleri gördüğünde fark etmişti. Bu yüzden olay da onun ismiyle anılıyor. O zamanlarda telgraflar, iletişimin bel kemiğiydi. Şimdiyse bir benzerinin internet için yaşandığını düşünsenize. Bunun dünya genelinde neden olacağı panik ve hükumetlere çıkaracağı maddi bedel, hayal bile edilemiyor. Bunun yanında hayvanların göç rotalarında problemler ve uyduların çalışmasında aksama da kaçınılmaz olacaktır. Ülkemizde nadir de olsa döngü yüzünden kuzey ışıkları görülebiliyor. 2025'te, hatta 2024'ün sonlarında maksimum seviyesini görmeyi beklediğimiz döngünün ne olduğunu, neden oluştuğunu ve nasıl etkileri olabileceğini sizlere anlattık. Yeni bilgiler geldiğinde de size ulaştırıyor olacağız. Üstte yer verdiklerimiz gerçek olsa da bu gördüğünüz Galata Kulesi manzarası, manipülasyonla oluşturulmuş. Yine de gerçeğini 2025 yılında görebilmemiz mümkün gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-nin-ilk-uzay-aracinin-ay-a-firlatilmasi-ertelendi-h138411.html", "text": "Geçtiğimiz yıllarda Türkiye, kendi uzay araştırmaları programı olan Milli Uzay Programı'nı duyurmuş, bu süreçte Ay Araştırma Programı ile birlikte Türkiye'nin ilk uzay aracının da Ay'a gideceği açıklanmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2022'deki açıklamasında, \"Gelecek sene milli ve özgün roketimizle Ay'a sert iniş gerçekleştireceğiz.\" demişti. Ancak görünen o ki fırlatma süreci ertelenmiş durumda. Süreç 2026'da tamamlanacak. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK çalışmaları ve ülkedeki kuruluşların katkılarıyla hazırlanan Milli Uzay Programı kapsamında Türkiye'nin 10 yıllık plan ve hedefleri de ortaya çıktı. Açıklanan programlardan ilki olan Ay Araştırma Programı ile Türkiye'nin Ay'da mevcudiyet gösteren az sayıdaki ülkelerden biri olması amacıyla gerçekleştirilecek. Ay Araştırma Programı'nın ilk aşamasında AYAP-1 projesi kapsamında Ay'ın yörüngeden keşfi ve Ay yüzeyi ile ilk temasın gerçekleştirilmesi planlanıyor. İkinci aşamada ise AYAP-2 ile birlikte Ay yüzeyine gezici bir keşif aracının indirilmesi hedefleniyor. Rover adı verilen bu araçlar, gezegenlerin ya da uyduların yüzeyinde kullanılabiliyor. Ay Araştırma Programı'nın AYAP-1 Projesi kapsamında Dünya'dan Ay yörüngesine ulaşacak olan bir araç geliştirilecek. Bu araç yörüngeden Ay yüzeyine dair veriler toplayacak ve sonrasında da Ay yüzeyinde kullanılacak olan rover için görev operasyonlarını yönetecek. Milli imkanlarla geliştirilecek olan teknolojiler, ürünler, yazılımlar ve ekipmanlar kullanılacak. AYAP-1 ile birlikte Türkiye'nin ilk \"Ay\" ve \"Derin Uzay\" görevleri gerçekleştirilecek. Böylelikle Türkiye, operasyonel tecrübe anlamında da önemli bir gelişme kaydedecek. Ayrıca Dünya'dan 400 bin kilometre uzakta, Ay yörüngesinde görev yapabilecek ve yumuşak inişe uygun bir uzay aracı geliştirilecek. Proje ile birlikte yerli imkanlarla geliştirilen Hibrit İtki Sistemi, bu proje ile birlikte uzay tarihçesi kazanmış olacak. Ay yüzeyinden toplanacak olan yüksek çözünürlüklü görüntüler ve suyun kökeni, mini-manyetosfer oluşumları, yüzey bileşenleri, yüzey sıcaklık ve yansıma haritaları, radyasyon gibi bilgilere sahip bilimsel veriler, Türkiye'deki bilim insanları tarafından bilgiye çevrilecek. Proje, Milli Uzay Programı'nda Türkiye'deki endüstri ve akademilerden pek çok kişinin katılımıyla ilerlemeler gerçekleştiriliyor. Böylece Türkiye'de uzay ekosistemi de güçlendirilecek. Ayrıca toplanacak veriler ve elde edilen bilgiler, Türkiye'nin yetkinliğini ve uluslararası işbirliğinin seviyesini yükseltecek. Böylece \"Derin Uzay\" araştırmaları için de kapı açılmış olacak. Çalışmalarda şu ana kadar Sistem Seviyesi Tasarım Aşaması tamamlanırken, şu anda Ayrıntılı Tasarım Aşaması'nda faaliyetler sürdürüldüğü açıklandı. Bu aşamada ekipman, modül ve bileşenler geliştiriliyor. Uzay aracında kullanılacak ekipmanların görevi için yeterliliklerinin de gözden geçirildiği ve bazı ekipmanlar için yeterlilik modellerinin üretimlerinin başlatıldığı ifade edildi. Ekipmanlar yeterlilik testini geçtikten sonra uçuş modelleri üretilerek uzay aracına entegre edilecek. Alt sistem ve ekipmanların uçuş modelleri üretildikten sonra sistem seviyesi entegrasyonu gerçekleştirilecek ve ardından da çevresel ve işlevsel testler yapılacak. Süreçlerin 2026 yılında tamamlanması ve aynı yıl aracın fırlatılması planlanıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-sehirler-transformer-olsaydi-h139502.html", "text": "DALL-E ile resmettiğimiz bu tasarımlarda o şehrin kültürünü yansıtan çizgileri görebilirsiniz. İstanbul'la başlayalım. Transformer'ın tasarımının incelikle işlendiğini görüyoruz. Her detayı ayrı güzel. Kültür dediğimizde akla gelen ilk şehirlerden Mardin'e yakışır bir Transformer ortaya çıkardık. Kapadokya Transformer'ının rengi, ortamı çok iyi yansıtıyor. Balonların ateşini göğsünde taşıması ise ayrı bir karizma kattı. Karadeniz'in dalgaları arasından yükselen Trabzon Transformer'ı. Şimdi de İzmir'in Alaçatı'sına gidiyoruz. O renkli ortamı, Transformer'ın tasarımında da görüyoruz. Bu Transformer'ın hangi şehri yansıttığını siz söyleyin, oldukça kolay. Deniz, kum, Güneş... Antalya ona emanet. Bursa'nın gölleri ve dağları arasındaki timsahvari bir Transformer. Renkleri ise elbetteki şehri temsil ediyor. İlhamını Bodrum evlerinden alan şık bir Transformer. Rize yaylaları arasında şahane bir kamuflaja sahip olan Transformer. Bir de futbolumuzun üç büyüklerine bakalım: Galatasaray ilk sırada. Beşiktaş taraftarlarının wallpaper yapmak isteyeceği bir Transformer görseli. Ve son olarak A Milli Takım'ı temsil eden Transformer..."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-ulusal-egitim-istatistikleri-h134790.html", "text": "Türkiye İstatistik Kurumu , Ulusal Eğitim İstatistikleri isimli çalışmasına ait sonuçları paylaştı. 6 yaş ve üzerindeki bireyleri kapsayan bu araştırma, vatandaşların eğitim durumlarını yaşadıkları yere, cinsiyete ve yaşlarına göre kategorize ediyor. Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verileri üzerinden gerçekleştirilen çalışma, Türkiye'de okuma yazma bilenlerin oranının neredeyse yüzde 100'e ulaştığını gözler önüne seriyor. Ancak yükseköğretim mezunu olanların oranı hiç de iç açıcı değil. Gelin hep birlikte TÜİK'in güncel verilerine bakalım. TÜİK'in paylaştığı veriler, Türkiye'de okuma yazma bilenlerin oranının yüzde 97,6 seviyesinde olduğunu gözler önüne serdi. 6 yaş ve üzeri nüfusu kapsayan bu veri, ülkemiz için çok da fena değil. Aynı araştırma 2008 yılında yapıldığında, ülkemizde okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 91,8 olarak kayıtlara geçmişti. TÜİK'in cinsiyet verileri, Türkiye'de erkeklerin daha fazla okuma yazma bildiklerini gözler önüne seriyor. Öyle ki 2022 yılı itibarıyla erkeklerdeki okuma yazma oranı yüzde 99,3 olarak kayıtlara geçti. Aynı oran, kadınlarda ise yüzde 95,9. Ancak burada atlanmaması gereken bir husus var. 2008 yılına döndüğümüzde kadınların yüzde 86,9'unun, erkeklerin ise yüzde 96,7'sinin okuma yazma bildiğini görüyoruz. Yapılan araştırma, Türkiye'de okuma yazma bilenlerin oranının en yüksek olduğu ilin Antalya olduğunu ortaya koydu. Kent genelindeki okuryazarlık oranı yüzde 99. Buna karşın, Türkiye'de okuryazarlık oranı en düşük olan il ise Mardin. Kentte okuma yazma bilenlerin oranı, yüzde 93,6. Türkiye'de okuryazarlığın en yüksek olduğu illerde, erkeklerin yüzde 99'unun, kadınların ise yüzde 98'inin okuma yazma bildiğini görüyoruz. Ancak iş okuryazarlığın düşük olduğu kentlere geldiğinde çarpıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz. Bu illerde kadınların okuryazarlık oranı gözle görülür biçimde düşük. Cinsiyetlere göre ortalama eğitim süresinde de erkekler önde! TÜİK'e göre vatandaşların eğitime ayırdıkları yıllar giderek artıyor. Ancak bunlar yeterli mi tartışılır. Öyle ki Türkiye'de ortalama eğitim süresi, 2022 için 9,2 yıl olarak gerçekleşti. 25 yaş ve üzeri erkekler hayatlarının 10 yılını, 25 yaş ve üzeri kadınlar ise hayatlarının 8,5 yılını eğitim için harcıyorlar. Bunu şöyle yorumlamak mümkün; Türkiye'de erkekler lise ikinci sınıfta, kadınlar ise lise birinci sınıfın ilk yarısında eğitimlerini sonlandırıyorlar. Türkiye'de zorunlu eğitimin 12 yıl olduğunu unutmamak gerek. Yani Türkiye, tek bir kişi olsaydı lise mezunu bile olamayacaktı diyebiliriz. Türkiye'de cinsiyete göre ortalama eğitim süresinin en yüksek olduğu il erkekler için de kadınlar için de Ankara. Kadınlarda ikinci sırada bulunan İstanbul, erkeklerde üçüncü sıraya geriliyor. Cinsiyete göre ortalama eğitim süresinin hem kadınlar hem de erkekler için en düşük olduğu il ise Ağrı. Ağrı'da erkekler ortalama 8,6 yıl, kadınlar ise 5,7 yıl eğitim alıyorlar... Okuma yazma öğrenme konusunda iyi olduğumuzu söyledik. Ancak iş nitelikli eğitim, yani yükseköğretime geldiği zaman oranın ciddi şekilde düştüğünü söyleyebiliriz. 25 yaş ve üzeri vatandaşlar arasında ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora yapanların oranı, yüzde 23,9 olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bunlara liseyi dahil ettiğimizde yüzde 47,1, ortaokul eğitimini dahil ettiğimizde yüzde 69,8, ilkokul eğitimini dahil ettiğimizde yüzde 92,5'lik sonuçlara ulaşıyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-vergi-rekortmenleri-h139802.html", "text": "Gelir İdaresi Başkanlığı, 2020-2022 yılları arasındaki vergi beyannamelerine göre vergi rekortmenlerini açıklarken, bu dönemde toplanan vergiler hakkında da bilgiler paylaştı. Buna göre 2020 yılında, bir önceki yıla göre beyan edilen matrah toplamında % 25,96; tahakkuk eden vergi toplamında % 29,57 oranında artış göze çarptı. Kurumlar vergisi beyanlarında ise beyan edilen matrah toplamında % 39,83; tahakkuk eden vergi toplamında % 35,86 oranında artış oldu. 2021 yılında ise bu oranlar, beyan edilen matrah toplamında % 45,02; tahakkuk eden vergi toplamında % 50,65 oranında arttı. Bu yılda kurumlar vergisi beyanlarında, beyan edilen matrah toplamında % 67,70; tahakkuk eden vergi toplamında % 84,05 oranında artış ortaya çıktı. 2022 yılında beyan edilen matrah toplamında % 88,97; tahakkuk eden vergi toplamında % 96,88 oranında artış olduğu açıklandı. 2022 yılında kurumlar vergisi beyanlarında bir önceki yıla göre beyan edilen matrah toplamında % 146,91; tahakkuk eden vergi toplamında % 140,13 oranında artış gerçekleşti. 2022 yılında toplanan gelir vergisi 106 milyar 800 milyon 753 bin 728 TL oldu. Kurumsal vergisi ise 590 milyar 334 milyon 657 bin 746 TL oldu. Vergi yılı ile takvim yılı aynı şey değildir. Konuyu Roma İmparatorluğu'na kadar götürebileceğimiz nedenleri bir kenara bırakırsak, mali yıl Mart ayında değişir. 2023 yılının beyannameleri de 1-31 Mart 2024 tarihleri arasında hazırlanacak. Not: İsminin açıklanmasını istemeyen mükelleflerin bilgilerinin yerinde yer alıyor. Not: İsminin açıklanmasını istemeyen mükelleflerin bilgilerinin yerinde yer alıyor. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından paylaşılan verilerin tamamına ulaşmak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-yapay-zeka-teknolojileri-h138690.html", "text": "Yaşadığımız toplumun birçok yönünü kökten dönüştürme potansiyeline sahip olan yapay zeka teknolojileri her gün gelişiyor. Başka içeriklerin konusu olabilecek yapak zekanın doğuşu ve bugüne kadarki ilerleyişini şimdilik bir kenara bırakacak olursak, yapay zeka teknolojilerini deneyimlemek heyecan verici. Otonom arabalar, veriye sahip olmak ve veriyi bizim yerimize yapak zekanın yorumlaması, bizlerle interact edebilen robotlar, kısacası bilişsel yetenek ve zekamızı aşan bir teknolojiye hakim olmak, geleceği heyecanlı kılıyor. Yapılan bir rapora göre yapay zeka yarışında tahmin edileceği üzere ABD, Çin ve İngiltere ilk üçte yer alıyor. Hindistan ve Singapur'un da yer aldığı yapak zeka yatırımları listesindeki ilk 10 ülke arasında maalesef Türkiye yer almamış. Amerika Birleşik Devletleri, 2013'ten bu yana toplamda 4.643 şirkete neredeyse 249 milyar dolar yatırım yaparak yapay zeka yatırımlarının öncüsü olmaya devam ediyor. Çin, 95 milyar dolar ile ABD'yi takip ediyor. İngiltere ise 18 milyar dolar ile 3'üncü sırada yer alıyor. Yapılan yatırımlar arasında sağlık, veri yönetimi, fintech, siber güvenlik ve veri güvenliği gibi kategoriler bulunuyor. Dünya ülkelerinin yaptığı yapay zeka yatırımlarını belirten listede Türkiye yer almıyor. Hatırlanacağı üzere Türkiye'de 2021 yılında çıkan ve 2025 hedefli Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi inisiyatifinde oluşturulan yapay zeka strateji belgesinin çok önemli olduğunu vurgulamak isterim ancak 2025 yılına kadar tam olarak neler yapıldı veya hangi hedeflerin gerçekleştirildiğinin kamuoyuna kurumların kollektif olarak anlatması gerektiğine inanıyorum. Dünya ülkelerinin yapay zeka atılımları bir yana, Türkiye için araştırmalarımı sürdürürken bu konuda Türkiye'de kurulan ve Avrupa'da söz sahibi olan, şu anda 230 üyesi bulunan Yapay Zeka Politikaları Derneği ile görüştüm. Dernek Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu ile görüşme şansı elde ederek Türkiye'nin yapay zeka konumunu daha iyi anladım. Küçükşabanoğlu, görüşmemizde Türkiye'nin yapay zekaya artık magazinsel bakmaması gerektiğinin altını çizdi ve mutlaka bir an önce ülkemizin yapay zeka alanında aksiyon alması gerektiğini vurguladı. Küçükşabanoğlu şunları anlattı: Türkiye'de önemli bir potansiyel olan 0-21 yaş arası 27 milyon genç nüfus var. Önce herkese yapay zekayı anlatmamız gerekiyor. 0-21 yaş arası 27 milyon gencimizin yapay zekaya olan ilgisini raporlarımızda gözlemliyoruz. Bizim, bu ilgiyi bilgiye çevirmemiz gerekiyor. Yapay zeka, güç demek. Türkiye'de 208 üniversite var. Bunların sadece 6'sında yapay zeka mühendisliği bölümü var. Her alanda olduğu gibi yapay zeka alanında da önceliğimiz eğitim olmalı ve bu alanda seferberlik başlatılmalı. Yapay zeka stratejimiz için 2025 yılına kadar bir hedef konulmuştu. Zaman çabuk geçti. İlgili belgenin güncellenmesi gerekiyor ve 10 yıllık olarak oluşturulması gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiye-yeni-savas-ucagi-eurofighter-mi-olacak-v2095.html", "text": "Türkiye'nin yeni savaş uçağı arayışındaki seçenekleri F16 Viper, F35 ve Eurofighter. Peki Eurofighter'ın diğer uçaklardan ne farkı var hangi özelliklere sahip? Gelelim bakanlık kaynaklarına göre Türkiye'nin 40 adet satın almak üzere olduğu EuroFighter'lara. Temelleri 1970'li yıllarda atılsa da 2003 yılından beri aktif olarak üretiliyor. İngiltere, Almanya İtalya ve İspanya imzasını taşıyor, yani sadece bir ülkenin değil, 4 ülkenin ortak talep ve ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlandı. F16 ve F35 gibi tek motorlu değil; çift motorlu. Adet başına maliyeti 90 milyon dolar, yani F35'ten daha ucuz bir uçak. Ayrıca saat başına uçuş masrafı F35'e kıyasla yarı yarıya, F16'ya kıyasla 4 bin dolar daha düşük."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkiyedeki-universitelerin-yemeklerini-yurt-disindakilerle-karsilastirildik-h137686.html", "text": "İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinin yemeklerine de yaklaşık yüzde 200 zam gelmesi ile yemeklerin 5,85 TL'den 17 TL'ye yükselmesi öğrencilerin tepkisine yol açtı. Öyle ki zammı protesto eden İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerine, güvenlik görevlileri müdahale ederken 8 öğrenci de gözaltına alındı. İfadelerinin alınmasının ardından öğrenciler serbest bırakıldı. Gözaltı sebebinin ise zamların geri çekilmesine yönelik protestoların devam etmemesi üzerine yapıldığı konuşuluyor. Türkiye gündemine oturan protestodan sonra sadece ülkemizde mi yemek fiyatları bu kadar yüksek diye yurt dışındaki devlet üniversiteleri ile karşılaştırma yaptık. Fiyatların yanı sıra yurt dışı üniversitesindeki menüleri görünce \"Keşke biz de böyle beslensek.\" diyeceksiniz. Önce İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde yaşanan olaylara bir bakalım. Türkiye'deki hemen hemen birçok üniversitenin zam yaptığı yemeklere ise sosyal medyada tepkiler yağmaya devam ediyor. Bazı üniversiteler bu zammı artan yemek maliyetleri ile açıklamaya çalışsa da öğrenciler yaptıkları matematik ile de protestolarında haklı gözüküyor. Öğrencilere verilen burs ücretlerinin ne kadarının yemeğe ayrıldığını araştırırken yurt dışındaki üniversitelerin bu konudaki tutumunu da merak ettik. Önce Türkiye'deki durumu gözler önüne sererken yurt dışındaki öğrencilerin nasıl beslendiğini de göreceksiniz. Yorum sizin! Öğrencilerin yemek masrafını hesaplamadan okulların yapmış olduğu zamlara bakalım. Bazı üniversitelerde ise rezervasyon sistemi uygulanıyor. Örneğin; Dokuz Eylül Üniversitesinde rezervasyon ücreti zamdan önce 35 TL iken gelen zamla bu ücret 67 TL oldu. Fırat Üniversitesinde rezervasyon yaptıranlar 20 TL, rezervasyon yaptırmayanlar 30 TL ödemek zorunda. Harran Üniversitesi rezervasyonlu 10 TL, rezervasyonsuz 20 TL alırken Anadolu Üniversitesindeki bu fark ciddi oldukça fazla. Anadolu Üniversitesinde rezervasyonlu yemek yiyen öğrenciler 9 TL ödüyor. Rezervasyon yapmazlarsa ücret 55 TL'ye yükseliyor. Üniversitelerin ön lisans ve lisans bölümlerinde okuyan öğrencilere Ocak 2023 itibarıyla ödenen KYK bursu 1.250 TL. Dışarıdaki lokantalara göre üniversite yemekhanelerinde yemek yemek daha ucuz olduğu için öğrenciler burada yemek yemeyi tercih ediyor. Ancak aldıkları bursun neredeyse tamamı yemeğe gidiyor. Yemek giderini hesaplamada ücreti 15 TL'den, okulda yemek yenen günü ise 20'den hesaplayalım. Bu durumda 20 gün okula giden bir öğrenci, günde 1 öğün yemek yemek için aylık 300 TL ödeme yapıyor. Kahvaltı ve ikinci öğünü de yemek isteyen öğrencilerin ise aylık yemek masrafı sadece okul için 900 TL. Geriye kalıyor sadece 350 TL. Hafta sonları karın doyurmak için kalan 350 TL ile de hangi yemekleri yiyebilecekleri ortada. Makarna veya bonfrit . Aylık burs ücretine gördüğünüz gibi ulaşım, barınma, okul ve genel masrafları ekleyemeden bitti. Birçok üniversitede 4 çeşitten oluşan tabildotlar veriliyor. Öğüne göre değişiklik gösterse de yemekler genellikle çorba, ana yemek, pilav ya da makarna, tatlı veya meyveden oluşuyor. Üniversiteler, aylık olarak yemek listesini yayımlıyor. Bazı yemekler ise öğrenciler tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Hatta dönem dönem öğrenciler arasında sosyal medya akımı da yapılıyor. Daha pahalısı yapılana kadar en pahalısı bu veya Daha kötüsü yapılana kadar en kötüsü bu gibi. Geçtiğimiz hafta, İstanbul Üniversitesinin öğle saatinde yemekhanede yemek kalmayınca öğrencilere verilen yemek. Gazi Üniversitesinde çıkan yemek sosyal medyayı ikiye böldü. Bazıları doyurucu bulurken bazıları ücretsiz olması üzerinde durdu. Marmara Üniversitesinde ana yemek bitince ortaya çıkan menü. Yetişen alıyor... Dokuz Eylül Üniversitesinde yemeklerin yanında sadece su veriliyor. Rize KYK Kız Öğrenci Yurdu kahvaltısı ise öğrencilerin karnını doyurmadan nasıl ders çalışacağına dikkat çekiyor. Türkiye'deki üniversitelerde verilen yemekler ortalama aynı düzeyde. Şimdi gelin yurt dışındakilere bakalım. Yer verdiğimiz bütün okulların ise devlet okulu olduğunu belirtelim. ABD Pensilvanya'da devlet üniversitesi olan Temple Üniversitesinde yemek ödemesi, sınırsız yemek karşılığında yapılıyor. Haftada 21 kez sınırsız yemek ücreti dönem başına $2.485,00. Haftalık 15 öğün $2.338,00 iken haftalık 5 öğün ise $944,00. Öğrencilere verilen burslar, başarı dereceleri ve ikametlerine göre değişiyor. Yıllık burs ücreti ise ortalama $5.000. Her iki dönemde de sınırsız yemek yemek isteyen öğrencilerin aldıkları bursu yemeğe verdikleri görülüyor. Ama fotoğraflara bakılırsa en azından doyurucu ve lezzetli yemek yediklerini görebiliyoruz, üstelik sınırsız. Kanada'daki devlet üniversitelerinden biri olan McGill Üniversitesi öğrencileri de sınırsız yemek için ücret ödeyenlerden. McGill Üniversitesi yıllık yemek ücreti $6.200. Bu ücret karşılığında öğrenciler sınırsız yemek yiyebiliyorlar. Öğrencilere verilen burslar ise $3.000 ila $12.000 arasında değişiyor. $12.000 burs ise sadece Kanada vatandaşları veya Kanada'daki daimi yasal sakinlere veriliyor. Bu durumda aslında avantajlı olan Kanada vatandaşları. Diğer öğrencilerin bursları yıllık yemek ücretini karşılamıyor. Amerika'daki Virginia Tech Üniversitesi de ücretliler arasında ama bu devlet üniversitesinin yemekleri First Lady Michelle Obama'nın bile gündemine girmiş. ABD'nin en önemli devlet üniversitelerinden biri olan Virginia Tech Üniversitesi öğrencileri haftada yaklaşık 14 öğün için dönem başına $2.999 ödeme yapıyor. Üniversite içerisindeki 47 mekanın bazılarında yemeklere indirim yapılıyor. Virginia Tech Üniversitesinin yemeklerini öne çıkaran olaylardan biri ise First Lady Michelle Obama ile alakalı. Obama, 2012'deki mezuniyet konuşmasında üniversite yemekleri için \"Şimdiye kadar yiyeceğiniz en iyi kampüs yemeği.\" diyor. Yüksek kaliteli yemek hizmeti alan öğrenciler okulda, ıstakoz yeme fırsatı bile buluyor. Son olarak dünyaca ünlü devlet üniversitelerinden biri Cambridge Üniversitesi yemeklerine bakalım. Cambridge Üniversitesi öğrencileri bir öğün yemek için ortalama £6,50 ödeme yapıyor. Üstelik bu fiyat tipik bir yemekhanede. Okuldaki resmi salonda yemek yemek isteyenlerin ise £11.95 ödeme yapması gerekiyor. Üniversitenin burs desteği ise £3.500 ile başlıyor. Belirli kriterleri karşılayan öğrenciler daha yüksek ödeme de alabiliyor. Yer verdiğimiz menüler tabii ki okuldan okula değişiyor. Ancak yurt dışında öğrenci sağlığının ve karınlarının doymasının daha ön planda tutulduğu aşikar. Biz de ise birçok öğrenci maalesef makarnaya talim ediliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/turkler-sutu-sindirmekte-neden-zorluk-cekiyor-h137584.html", "text": "Binlerce yıl öncesinde, soyundan geldiğimiz insanların içinde bulunduğu çevresel faktörler ve buna bağlı olarak evrimleşen genetiğin izlerini günümüzde hala sürdürmeye devam edebiliyoruz. Laktoz; inekler, keçiler ve insanlar da dahil olmak üzere memelilerin sütünde doğal olarak bulunan bir tür karbonhidrat. Her canlının sütü, kendi türündeki yavru için en uygundur. Bu yüzden kedilere süt vermek bile hayati sonuçlar doğurabilir. Bir canlı türü, örneğin insanlar, inek sütü içtiğinde hem kısa hem de uzun vadeli problemlerle karşılaşabilirler. Kısa vadeli olanlara, sizin de yakından tanıyacağınız; hazımsızlık, bağırsak bozulması, mide bulantısı gibi örnekler verebiliriz. Sütteki proteinin %80'ini oluşturan kazein yüzünden ise vücutta fazla asit üretilmesinden kaynaklı kemiklerde zarar görme ve hormonal bozukluklar meydana gelebilir. Zaten yeni yapılan birçok çalışma da anne sütü emdikten sonra başka herhangi bir canlının sütüne ihtiyaç duymadığımızı, inek sütünden kalsiyum almaya çalışırken vücudumuza birçok diğer zararlı maddeyi de almak yerine başka kalsiyum kaynaklarından faydalanabileceğimizi kanıtlıyor. Çok dağıtmadan kendi konumuza dönelim; Türkler ve Moğollar, laktoza diğer ırklardan daha intoleranslı! Türkler olarak %83'ümüz, ikinci kromozomdaki kalıtsal özelliklerimiz nedeniyle laktoza toleranslı değil ve bu yüzden inek sütü içtikten sonra çeşitli problemlerle karşılaşabiliyoruz. Aslında bebekken, laktozu sindirebilme yeteneğimiz oluyor ancak kalıtsal ve ırksal özelliklerimize bağlı olarak bu yeteneğimiz zamanla azalıyor. Laktozu sindirememe oranları, ülkeden ülkeye çok fazla değişiklik gösteriyor. Laktoz intoleransı; Kuzey Batı Avrupa ülkelerinde yalnızca %1-2 civarındayken güneye ve doğuya doğru gittikçe artıyor. Hatta Orta Asya ve Arap ülkelerinde bu oran %90'a, Afrika kökenlilerde %99'a kadar çıkabiliyor! Laktozu sindirme yeteneğimizin zamanla azaldığını söylemiştik. Bununla beraber, laktaz kalıcılığı denilen genetik özellik, son 10.000 yıl içinde çokça evrim geçirdi ve dünyanın belli bölgelerindeki insanlara yayıldı. Kıtlık, Avrupalıların ağırlıklı olarak sütle beslenmesine sebep oldu. Bizim genlerimiz ise laktoza intoleranslı olarak evrildi. Sütün içindeki laktozu sindiren bir enzim olan laktazı üreten LCT genindeki genetik varyasyonlar, laktoz intoleransının oluşumunu da etkiliyor. Bu nedenle Avrupalılar çoğunlukla laktoza toleranslılar çünkü laktaz enzimini ömür boyu üretebilirler. - Pekmez - Susam - Fındık - Fıstık - Yeşil yapraklı sebzeler - Kuru baklagiller - Kurutulmuş meyveler - Badem sütü - Yulaf sütü - Hindistan cevizi sütü - Soya sütü - Fındık sütü"} {"url": "https://www.webtekno.com/twitch-cirilciplak-yayin-acip-ekrana-bant-cekme-donemi-basladi-h139499.html", "text": "Dünyanın en popüler canlı yayın platformlarından Twitch, uzun bir süredir çıplaklık nedeniyle tartışılıyor. Şirket, uyguladığı politikalarla çıplaklığa izin verip vermeyeceğini bir türlü kararlaştıramadı. Hatta daha birkaç gün önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Twitch'in \"sanatsal çıplaklık\" politikası kapsamında müstehcen yayınlara önce izin verdiğinden, sonra da bu karardan vazgeçtiğinden bahsetmiştik. Twitch'teki kararsızlık, canlı yayınlar üzerinden para kazanmaya çalışan kullanıcılar için bir fırsat haline dönüştü. Bazı kullanıcılar, Twitch'in mevcut çıplaklık politikalarını bypass edebilmek için yayınlar sırasında \"sansür çubukları\" kullanmaya başladılar. Hem kadınlar hem de erkekler, cinsel organlarını bu sansür çubuklarıyla gizleyip, kelimenin tam anlamıyla çıplak yayın yapıyorlar. Yukarıdaki ekran görüntüsü, \"firedancer\" kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan bir yayıncının canlı yayınından alındı. Yaptığımız son kontrollerde, kanalın geçici olarak banlandığını görüyoruz ancak bu canlı yayın, potansiyel olarak milyonlarca kişiye ulaştı. Twitch'in \"sanatsal çıplaklık\" dediği şeyin bu olduğunu görüyoruz... Sadece kadın yayıncılar değil, erkekler de sansür çubukları kullanıyorlar. Twitch'te bunlar gibi onlarca yayın var ve pek çok kullanıcı, bu durumdan rahatsız olmuş durumda. Kamuoyu, Twitch'te yaşanan olaylar nedeniyle ikiye bölündü. Bazı kullanıcılar, bunun yeni bir içerik türü olduğunu savunuyorlar. Bazıları ise bu tür içeriklere tamamen karşı çıkıyorlar. Hatta pek çok ebeveyn, sosyal medyada konuya tepki gösteriyor. Ebeveynlerin ortak görüşü, çocuklarının Twitch kullanmalarını yasaklamak. En azından bu çıplaklık sorunu çözülene kadar. Twitch, normal koşullarca farklı farklı kategorilerde canlı yayınların yapıldığı bir mecra. Ancak Twitch'in yeni normali, çıplaklık olmuş durumda. Tonla yayıncı, sınırları zorlayan yayınlarla karşımıza çıkıyorlar. Twitch, kelimenin tam anlamıyla OnlyFans'a rakip olmuş durumda. Çıplaklık, Twitch'in dört bir yanında olsa da platform, bazı yayıncıları banlama noktasında kararlı bir tavır sergilemeye devam ediyor. Onlardan biri de Morgpie. Müstehcen yayınlarıyla bilinen ve geçmişte de kanalı kapatılan Morgpie, Twitch canlı yayınında üstünü çıkardığı için yine banlandı. Twitch, şimdilik sessizliğini koruyor ancak bunun böyle gitmeyeceği aşikar. Bakalım platformda, önümüzdeki günler neler yaşanacak..."} {"url": "https://www.webtekno.com/twitch-mustehcenlige-izin-verecek-h139316.html", "text": "Twitch, uzun zamandır tartışılan \"müstehcenlik\" konusu ile ilgili yakın zamanda önemli bir karar almıştı. Geçmişte kullanıcılarına çifte standart uyguladığı için eleştirilen platform, artık herkesin bir parça da olsa müstehcen içerik paylaşmasına izin vereceğini açıklamıştı. Ancak bugün bu karar değişti. Platform, yalnızca iki gün sonra \"sanatsal çıplaklık\" içeren bazı içeriklere izin veren politikasından vazgeçti. Platform, aldığı kararda striptiz ve soyunma hareketleri içeren erotik danslar, göğüslerde veya kalçalarda vücut yazısı, cinsiyete bakılmaksızın cinsel organ, kalça, göğüs gösteren kurgulanmış şeyler ve vücut sergileme gibi şeylere izin vereceğini duyurmuştu. Bu içeriklerin, birkaç ay önce tanıtılan \"İçerik Sınıflandırma Etiketi\" ile etiketlenmek zorunda olduğunu da eklemişti. Ancak bugünkü açıklamada değişikliklerin topluluk tarafından endişeyle karşılandığı aktarıldı. Platform, \"Bu endişeleri biz de hissediyoruz. Düşündükten sonra bu değişiklikte çok ileri gittiğimize karar verdik. Çıplaklığın dijital tasvirleri benzersiz bir zorluk teşkil ediyor.\" diyerek kararı iptal etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/type-c-kullandigi-usb-standartlari-neler-h138494.html", "text": "Özellikle iPhone 15 ailesinin de Typce-C ile çıkmasıyla USB Type-C, özellikle USB 3.1, USB 3.2, Thunderbolt 3 ve 4 standartları ile birlikte daha da güçlü bir hale geldi. Bu standartlar, yalnızca daha hızlı veri aktarımı değil, aynı zamanda daha fazla güç aktarımı kapasitesi sunarak cihazların daha hızlı şarj olmasını sağlıyor. USB Type-C'nin bu versiyonları arasındaki farklar ve sundukları avantajlar nelermiş kısaca göz atalım. USB 3.1, USB Type-C'nin ilk nesillerinden biri ve en dikkat çekici özelliği 10 Gbps'ye kadar olan yüksek veri aktarım hızı. Bu hız, USB 3.0'ın sunduğu hızın iki katı. Ayrıca, 100 watt'a kadar güç aktarımı yapabilme yeteneği ile mobil cihazların hızlı şarj olmasını sağlıyor. USB 3.1, özellikle yüksek çözünürlüklü video ve büyük dosyalar için ideal. USB 3.1, aslında iki farklı nesli temsil eder: Gen 1 ve Gen 2. USB 3.1 Gen 1, esasen USB 3.0 standardının aynısıdır ve 5 Gbps'ye kadar hızlar sunar. USB 3.1 Gen 2 ise hızı ikiye katlayarak 10 Gbps'ye çıkar. USB 3.2, USB 3.1'in üstüne çıkarak, 20 Gbps'ye kadar hızlara ulaşabiliyor. \"Çift kanal\" veri aktarımı yapabilen USB 3.2, iki farklı veri kanalını aynı anda kullanarak, veri aktarım hızını ikiye katlıyor. Bu, büyük veri transferleri ve yüksek bant genişliği gerektiren durumlar için büyük bir kolaylık. USB 3.2, USB bağlantı standartlarının evriminde önemli bir aşama temsil ediyor ve bu evrim sürecinde üç ana varyasyona ayrılıyor. İlk olarak, USB 3.2 Gen 1x1, eski USB 3.0 veya USB 3.1 Gen 1 ile eşdeğerdi ve 5 Gbps'ye kadar hızlara ulaşabiliyordu. Bu standart, USB 3.0'ın getirdiği yenilikleri devam ettirdi ve genel kullanım için yeterli bir hız sundu. Daha sonra, USB 3.2 Gen 2x1 piyasaya sürüldü. Bu versiyon, daha önce USB 3.1 Gen 2 olarak biliniyordu ve 10 Gbps'ye kadar hızlar sunarak, önceki standardın iki katı performans sağladı. USB 3.2 Gen 2x1, USB Type-C konektörü ile birlikte kullanıldığında, daha hızlı veri aktarımı ve daha iyi güç yönetimi avantajları sağladı. USB 3.2'nin 10 Gbps'e kadar hızlara ulaşabilen versiyonu Apple'ın bu sene duyurduğu iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max'te de bulunuyor. En son ve en hızlı versiyon olan USB 3.2 Gen 2x2 ise, 20 Gbps'ye varan çift kanal veri aktarım hızları ile dikkat çekti. Bu, iki adet 10 Gbps veri kanalının aynı anda kullanılmasıyla mümkün hale geldi ve USB Type-C konektörü ile tam uyumlu çalıştı. USB 3.2 Gen 2x2, özellikle yüksek hız gerektiren uygulamalarda, örneğin büyük dosyaların aktarımında veya yüksek çözünürlüklü video işlemede büyük bir avantaj sundu. USB4, USB Type-C'nin en yeni nesillerinden biri. 40 Gbps'ye kadar hızlar sunan bu standart, Thunderbolt 3 teknolojisiyle uyumlu. USB4, aynı zamanda birden fazla veri ve ekran protokolünü destekleyerek, esnek ve güçlü bir çözüm sunuyor. Özellikle yüksek performans gerektiren uygulamalar ve cihazlar için ideal. Thunderbolt 3, USB Type-C'nin en güçlü türevlerinden biri olarak kabul edilir. Bu teknoloji, 40 Gbps'ye kadar inanılmaz veri aktarım hızları sunar, bu da onu mevcut en hızlı bağlantı teknolojilerinden biri yapar. Thunderbolt 3, bu hızı video ve veri aktarımı için aynı anda kullanabileceğiniz çift protokol desteğiyle birleştiriyor. Bu, kullanıcıların aynı anda iki adet 4K monitörü destekleyebilmesi veya tek bir 5K monitörü çalıştırabilmesi anlamına geliyor. Thunderbolt 3, aynı zamanda 100 watt'a kadar güç aktarımı yapabilme yeteneğine sahip. Bu, kullanıcıların dizüstü bilgisayarlarını veya diğer cihazlarını aynı kablo üzerinden şarj edebilmeleri anlamına geliyor. Ayrıca, bu teknoloji, PCI Express ve DisplayPort gibi çeşitli protokolleri destekleyerek, kullanıcılara geniş bir cihaz yelpazesiyle bağlantı kurma olanağı sunuyor. Thunderbolt 4, Thunderbolt 3'ün sunduğu özelliklerin üzerine daha fazlasını ekliyor. 40 Gbps'lik aynı yüksek hızı korurken, daha fazla uyumluluk ve güvenlik özellikleri sunuyor. Thunderbolt 4, tüm Thunderbolt 3 cihazlarıyla geriye dönük uyumlu ve USB4 standardıyla tam uyumlu. Ayrıca, bu teknoloji daha katı sertifikasyon gereksinimleri ile daha güvenli bir kullanım sağlıyor. Daha gelişmiş bağlantı özellikleri sunan Thunderbolt 4, iki adet 4K monitörü veya bir adet 8K monitörü destekleyebiliyor. Ayrıca PCIe veri aktarım hızını iki katına çıkararak daha hızlı depolama ve daha yüksek performanslı harici cihazlar için olanaklar sunuyor. Tüm bunlar, özellikle yüksek performans gerektiren profesyonel çalışmalar için mükemmel bir tercih. Apple iPhone 15 ailesinde de Thunderbolt 4 destekli kablolar kullanılarak ekran bağlanabiliyor. Şu anda teknoloji büyük bir hızla ilerliyor. USB de başta Type-C olmak üzere tüm üyeleriyle daha yüksek veri aktarım hızları, elektrik aktarımları, görüntü aktarımları gibi parametrelerde gelişmeye devam ediyor. Apple'ın da bu teknolojiyi desteklemeye başlamasıyla bu süreç daha da hızlanacaktır."} {"url": "https://www.webtekno.com/uber-kuran-iki-arkadas-hikayesi-h139183.html", "text": "Birdenbire gelen fikir, bir ulaşım devriminin başlangıcı olacaktı. 2009'dan bu yana geliştirilen bu proje, bugün herkesin kullandığı bir girişim örneğini oluşturuyor. Travis ve Garrett, bu düşünceden yola çıkarak ilk prototiplerini oluşturdular. 2009 akşamında, Kalanick ve Camp, bir teknoloji konferansına katılmak üzere yola çıktılar. İkisinin de girişimci olması ve aynı konferansta denk gelmeleri büyük bir tesadüfü doğuracaktı. Tam konferans çıkışında, fırtınalı ve yağmurlu bir havada taksi bulamayınca cep telefonu üzerinden araç çağırma fikri, kafalarında bir ampul yaktı. Garrett Camp, konferanstan sonra UberCab.com ismini satın aldı ve Travis Kalanick'i de bu heyecanlı projede ortak olmaya ikna etti. Geliştirilen uygulamanın lansmanı 2010 yılında yapıldı. Bir dokunuşla araç çağırma fikri, dakikalarca taksi beklemekten daha mantıklı gelmişti insanlara. Bu yüzden bu fikir giderek popülerleşti. Başlangıçta taksiye kıyasla biraz daha pahalıydı. Ancak insanlar beklemekten hoşlanmıyordu. Daha sonra sitenin adında bir sorun çıktı, UberCab.com ismindeki \"cab\" ibaresi kaldırılarak şirket sadece \"Uber\" olarak yoluna devam etti. İlk yatırımlarını alan şirketin CEO'su ise Ryan Graves oldu. Başlarda sadece limuzin hizmeti sunan Uber, 2011 yılında ciddi bir büyüme yaşadı. Uygulama sürekli olarak yenilendi ve etkili bir teknoloji kullanıldı. Ancak uygulama ABD'de büyüdükçe düşmanlar da çoğaldı ve sürekli bir cezayla karşılaştılar. Fakat yılmadan devam ederek 2013'te Hindistan ve Afrika'ya açılan Uber, başarıyla büyümeye devam etti. 2014'te Çin pazarına giriş yaptı ve bugün 84 ülkede ve 760'dan fazla şehirde faaliyet gösteriyor. Türkiye'ye baktığımızda ise 2019 Ekim'inde İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, haksız rekabet iddiasıyla Uber'in faaliyetlerini durdurma kararı aldığını biliyoruz. Ayrıca mahkeme, Uber'e erişimi engelleme kararı da verdi. Taksicilerle yaşanan problemler de gündemde çokça yer etti. 2014 yılında Amazon'un eski yöneticisi Jeff Holden, Uber'e iş geliştirme müdürü olarak katıldı. Holden, sürücülerin nereye gideceğini gösteren bilgilerin eklenmesinin daha doğru olacağı fikrini öne sürerek sürücülerin rotalarını belirleyerek kullanıcı deneyimini adeta bir sanat eserine dönüştürdü. Uber, 2013 yılından bu yana sürücüsüz otomobillerle hizmet verme konusunda çalışmalar yürütüyor. Bloomberg'e göre Uber'in değeri 2018'de bir önceki yıla göre 50 milyar dolar artarak 120 milyar dolara ulaştı. Zorluklarla dolu başlayan sürecin sonunda bu iki girişimci de aldıkları geri bildirimlerle uygulamayı geliştirdiler ve yatırımlarla işlerini alabildiğine genişlettiler. New York ve diğer büyük şehirlere adım attıklarında ise proje bambaşka bir boyuta ulaştı. 2016'da şirket, o dönemde pek rastlanmayan bir başarısızlıkla karşılaşarak Çin şubesini, mobil ulaşım şirketi Didi Chuxing'e sattı. O yıl içinde 3,5 milyar dolarlık ek yatırım almasıyla birçok yatırımcı, şirketin gelecekte daha iyi günler göreceğine inanıyordu. Ancak 2017 şirket için kötü bir yıl oldu. Sorunlar, Aralık 2016'da Uber CEO'su Travis Kalanick'in o dönemde yeni başkan seçilen Donald Trump'ın ekonomik danışma konseyine katılma kararıyla başladı. Bu karar, Trump'ın seçim zaferine tepki gösteren müşteriler arasında Uber'a karşı bir öfke dalgasına neden oldu. Ocak 2017'de Uber, Trump'ın göç politikasına karşı olan New York City'deki taksi şoförlerinin grevini içeren ülke çapındaki protestolar sırasında artan fiyatlandırmayı geçici olarak askıya aldığını duyurdu. Bu hamle, birçok kişi tarafından taksi şoförlerinin grevinden faydalanma girişimi olarak algılanmıştı. #DeleteUber etiketi hızla sosyal medyada popülerlik kazandı. Şirket, artan fiyatlandırmanın askıya alınmasının talebin yüksek olduğu anlarda yolculuk fiyatını düşük tutma amacını taşıdığını belirtse de bu durum uygulamanın 500.000'den fazla kullanıcısı tarafından silinmesine yol açtı. Bu boykotun ardından Travis Kalanick, 2 Şubat 2017'de ekonomik danışma konseyinden istifa ettiğini açıkladı. Eski çalışanlarından Susan Fowler, şirketin işlevsiz ve cinsiyetçi bir işyeri kültürüne sahip olduğunu iddia eden bir blog yazısı paylaşınca işin rengi de değişti. Fowler'ın yazısı geniş bir kitleye ulaştı ve bu durum Travis Kalanick'i, şirketin kültürüne dair bir soruşturma başlatmak amacıyla eski ABD başsavcısı Eric Holder'ı göreve getirmeye yönlendirdi. Soruşturma sonucunda 20 personelin işine son verildi ve işyeri kültürünü düzeltmeye yönelik öneriler sunuldu. 3 Mart 2017'de The New York Times, Uber'in sürücülerini takip etmek için kullandığı Greyball adlı programı ortaya çıkararak şirketin kamuoyu ile olan ilişkilerini daha da zorlaştırdı. Yine bu olayların akabinde Uber'in sürücüsüz araç testlerinin bir kaza ile sonuçlanması şirketin araç testlerini geçici olarak durdurmasına neden oldu. Tüm bu olanlar, Kalanick'in zaten olumsuz olan kamuoyu imajını daha da zedeledi. Hissedarların eleştirilerinin ardından 20 Haziran 2017'de CEO olarak görevinden ayrıldı ve yerine Dara Khosrowshahi getirildi. Khosrowshahi, Uber'in imajını ve mali durumunu düzeltmek hatta şirketi halka arz etmek gibi hedeflere odaklanmıştı. Mayıs 2019'da gerçekleşen halka arz, yüksek beklentilere rağmen Uber'in hisse senedi fiyatının beklenenin altında açılmasıyla dikkat çekti. Bu da 1975'ten bu yana bir Amerikan şirketi için en kötü açılış olarak kayıtlara geçti. Hayal kırıklığı yaratan halka arzın ardından Khosrowshahi, binden fazla personeli işten çıkarma kararı aldı. Bu yolda karşılarına çıkan engeller, özellikle Türkiye'de haksız rekabet iddiaları Uber'in, önüne geçemediği zorluklardan sadece birkaçıydı. Pek çok engele ve soruna rağmen sürücüsüz araçlar, güvenlik tedbirleri, sosyal sorumluluk projeleri derken Uber bir ulaşım devi olmanın ötesine geçmeyi başarabildi. Yağmurlu bir Paris gecesinde doğan bu fikir, milyonlarca insanın günlük yaşamını değiştiren bir devrime dönüştü. Bugün milyonlarca insan, Uber'i kullanarak dünya çapında bir ulaşım hizmetinden faydalanıyor. Ülkemizde ise çok sorunlu olan Uber meselesinin başlangıcı 2014 yılına, İstanbul'da Uber XL hizmetinin başlamasına dayanıyor. Verilen kavgalar sonucunda Uber daha sonra sadece ticari taksilerde devam etti. Şu anda UberTaksi olarak hizmet vermeye devam ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ucak-binis-karti-ssss-ibaresi-ne-anlama-geliyor-h139678.html", "text": "Seyahat etmek istediğinizde uçak yolculuğu yapmak, diğer seçeneklere göre daha konforlu ve hızlı bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Çoğu zaman uçak bileti fiyatları yüksek olsa da bazen uygun fiyata bilet bulmak mümkün olabiliyor. Biletinizi aldınız, havaalanına gittiniz, tüm işlemleri tamamladınız ve biniş kartınızı aldınız diyelim. Kartınızın üzerinde uçuşunuza dair pek çok ibare yer alır. Ancak öyle bir ibare var ki tüm yolculuğunuzu zehir edebilir. İçeriğimizde bu ibarenin tam olarak ne işe yaradığından bahsedeceğiz. Biniş kartında bulunan \"SSSS\" ibaresinin açılımı Secondary Security Screening Selection, yani İkincil Güvenlik Tarama Seçimi anlamına geliyor. Bu da o esnada havaalanında güvenlik önlemlerinin daha sıkı bir hal aldığını gösteriyor. Zaten güvenlik taramalarının uzun sürmesi ve sıkıcı olması yetmiyormuş gibi bir de ekstra güvenlik önlemleri alınıyor. Biniş kartınızda bu ibare varsa, özellikle siz daha sıkı bir güvenlik taramasından geçeceksiniz demektir. Uçağa binmeden önce görevlilere biniş kartınızı göstermeniz gerekiyor. Görevliler biniş kartınızda \"SSSS\" ibaresini gördükleri an sizi ekstra güvenlik taramalarına tabi tutuyorlar. Hemen sizi sırada bekleyen yolcuların arasından alıp güvenlik taraması için başka bir yere alıyorlar. İlk olarak güvenlik memurları üstünüzü tekrar kontrol ediyor. Normalde X-ray cihazından geçmiş olmanıza rağmen tekrar kontrolden geçiyorsunuz. Varsa el bagajınız didik didik kontrol ediliyor. Sadece el bagajı ve kıyafetleriniz değil, aynı zamanda elektronik cihazlarınız bile kontrol edilebiliyor ve ayrıca güvenlik görevlileri kıyafetlerinizi çıkarmanızı bile isteyebiliyor. Normal bir güvenlik önlemi olmamasıyla birlikte biniş kartındaki bu ibare, diğer yolcuların da panik yapmasına sebep olabiliyor. Güvenlik görevlileri el bagajınızı ve üstünüzü aradıktan sonra süreç yeni başlıyor diyebiliriz. Soru yağmuruna tutan ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar soran güvenlik görevlileri nereden geldiğinizi, gideceğiniz ülkeye gidiş sebebinizi, işinizi, gideceğiniz ülkede nerede kalacağınızı ve hatta uçuşunuz tek yönlü ise bunun bile sebebini sorabiliyor. Ardından teslim ettiğiniz bagajı talep edip içini didik didik kontrol edebiliyorlar. Eğer bu olay başınıza gelirse ve şanslıysanız daha profesyonel ve ılımlı güvenlik görevlilerine denk gelebilirsiniz. Çünkü bu süreç çoğu zaman yarım saati bulabiliyor ve uçuşunuzu kaçırmanıza bile neden olabilir. Üstelik çoğu zaman sadece sizin değil, aynı zamanda diğer yolcular bile sorguya çekilebiliyor. \"Neden sadece benim biniş kartımda bu ibare var da diğer yolcularda yok?\" derseniz eğer... 11 Eylül 2001 olayından sonra güvenlik önlemlerini bir üst düzeye çıkaran Amerika, \"Secure Flight\" yani Güvenli Uçuş Programı'nı başlattı. Amerika'da Transportation Security Administration tarafından yürürlüğe giren bu uygulama, 11 Eylül saldırılarından sonra daha çok önem kazandı. Yani Amerika'ya ve Amerika içi yapılan uçuşlar esnasında biniş kartınıza bu ibarenin yazılması muhtemel. Üstelik bu ibarenin kimin biniş kartına yazılacağı da rastgele seçiliyor. Sürpriz yumurtadan herkese oyuncak çıkarken size can sıkan bir tedbir çıkabilir. Biletinizin ödemesini nakit olarak yaptıysanız, uçuşunuz tek yönlü bir uçuş ise Amerika'ya seyahat ediyorsanız ve bu sizin ilk seyahatiniz ise, biniş kartınızda \"SSSS\" ibaresinin bulunma ihtimali daha da artıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/ucuk-bir-is-fragmani-oyuncu-kadrosu-yayim-tarihi-h139762.html", "text": "Netflix'in orijinal olarak Lift diye isimlendirdiği, Türkiye'de ise Uçuk Bir İş ismiyle karşımıza çıkacak olan orijinal yapımında Kevin Hart gibi isimler yer alacak. Bu yüzden de film, her şeyden önce sırf oyuncu kadrosuyla bile merak uyandırmayı başardı. Geçtiğimiz kasım ayının başlarında orijinal fragmanını gördüğümüz yapım, şimdi de yeni yıl son fragmanıyla karşımızda. 12 Ocak 2024 tarihinde platform üzerinden izleyebileceğimiz bu yapım, temelinde benzersiz bir uçak soygununu anlatacak. Yönetmen koltuğunda ise Men in Black ile Hızlı ve Öfkeli 8 filmlerinden tanıdığımız F. Gary Gray yer alacak. Bir süredir sinema gündeminde duran yapımın son fragmanı bize neler sunuyor, gelin birlikte bakalım. Cyrus Whitaker rolünü canlandıran Kevin Hart'a başrolde; Gugu Mbatha-Raw, Vincent D'Onofrio, Sam Worthington ve Jean Reno'nun eşlik ettiği Uçuk Bir İş, kimlik hırsızlığı ve kara para aklama gibi suçlara karışan uluslararası bir soygun ekibinin hikayesini anlatıyor. Köşeye sıkışan söz konusu ekibimiz, yetkililer tarafından vazgeçemeyecekleri bir teklifle karşı karşıya kalıyor; yarım milyon dolar değerinde altın çalmak. Fakat bu öyle dükkan soyup kaçmak gibi basit bir iş değil. Buna basit dememizin sebebi, söz konusu yapımda ekibin bu soygunu, hareket halinde olan bir Boeing 777'de yapmak zorunda olması. Uçuk Bir İş, aslında bu yıl izleyicilerle buluşacaktı fakat 2024'e ertelenmesiyle birlikte yeni vizyon tarihi 12 Ocak oldu. Bu tarihte Netflix kütüphanesinden yapıma erişebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/ucuncu-goz-olsaydi-ne-gibi-degisiklikler-olurdu-h139014.html", "text": "Aslında bizlerin hayalini kurduğu üçüncü bir göze, hayvanların bazıları sahip. Örneğin bazı örümceklerin sekiz gözü vardır ve bu gözler, onlara daha fazla hareket algılama ve derinlik algısı sağlar. Yine bazı amfibilerin, kertenkelelerin ve köpek balıklarının başının üst kısmında üçüncü bir gözü bulunmakta. Bu üçüncü göz, parietal göz olarak adlandırılır ve genellikle ince bir deri tabakasıyla kaplı olduğundan onu görmek muhtemelen imkansız olur. Üçüncü göz veya pineal göz olarak da bilinen parietal göz, aslında bazı hayvan türlerinin epitalamusunun bir parçasıdır. Bu göz ışığa duyarlıdır. Biyolojik saatin ve vücut ısısının ayarlanması için hormon üretimini düzenleyen bir pineal beze bağlıdır. Yine bu üçüncü gözün, diğer gözlerde olduğu gibi kendi merceği ve retinası vardır. Ayrıca pusula görevi de görür. Üç göz hayali, ilk etapta oldukça mantıklı gibi dursa da esasen bazı açılardan bir o kadar mantıksızdır. Eğer insanlar üçüncü bir göze sahip olsaydı bu göz, ne yazık ki diğer ikisi kadar gelişmiş olmayacaktı. Göz, beyin için bilişsel açıdan bir hayli yorucu bir yük olarak kabul edilebilir. İnsan vücuduna bir tane daha göz eklemek, beyne olan bilgi akışını arttırabilir fakat beyin, bu fazladan bilgiyi işlemek için yeterli zihinsel kaynaklara sahip değildir. Bu üçüncü göz, muhtemelen sadece ışığı ve hareketi algılamak için işlevsel olacaktı. Ayrıca bu durum, bazı sürüngenlerin beyinlerinde bulunan ve aynı zamanda kalıntı bir organ olan parietal gözün oynadığı rolle işlevsel olarak aynıdır. Teorik olarak üçüncü bir göz, potansiyel tehlikeleri görmeye yardımcı olarak ek bir savunma hattı sunabilir fakat halihazırda bunu yapan kulak gibi bir organa zaten sahibiz. Eğer üçüncü bir göze sahip olsaydık, bunun vücudumuzun neresinde olacağı da büyük bir soru işareti olacaktı. Beyin, kafatasındaki mevcut alanın çoğunu kapladığından üçüncü bir göz için yer açmak, kafatasının bir bölümünden doku çıkarmayı gerektirir. Başımızın hizasında bizim ilgimizi çekecek bir şey de olmadığından, bu üçüncü gözü başın üst kısmına yerleştirmek mantıklı olmaz. Başın arkasına yerleştirildiğinde hangi taraftaki göze odaklanacağımız noktasında bir karmaşa yaşanır ve işler sarpa sarar. Zaten başın arka kısmı saçlarla kaplıdır. Yüze yerleştirilen üçüncü bir göz ise diğer iki gözden daha farklı bir işlev sunmayacaktır. Şaşırtıcı bir şekilde yaklaşık 6 yıl önce bir bebek, üç gözle doğmuştur. Aslında üç gözlü demek çok doğru değildir çünkü bu bebek, yüzün kafatası üzerinde kopyalanmış gibi görünen kraniyofasiyal duplikasyon ismi verilen kalıtsak bir bozukluğa sahiptir. Yani bu bebeğin üçüncü bir gözü değil, ikinci bir yüzü vardır. Bu kalıtsal bozuklukla doğan bebeklerin yalnızca çok azı dünyaya gelmeyi başarır ve bunun yanında üçüncü bir göz, doğumda nadiren ortaya çıkar. Ayrıca araştırmacılar, bu Afrikalı bebeğin üçüncü gözünün bulanık olduğunu ve göz kırptığında üç göz kapağının da birlikte hareket ettiğini tespit etmiştir. Özetle bu fikir, ilk etapta her ne kadar işlevsel olacakmış gibi dursa da aslında iki gözümüz, görüş açısı noktasında oldukça yeterli."} {"url": "https://www.webtekno.com/ulastirma-ve-altyapi-bakani-internet-hizimiz-adeta-ucuyor-h138727.html", "text": "Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda düzenlenen 5G mobil haberleşme altyapısının geliştirme törenine katıldı. Törende Bakan Uraloğlu hem 4,5G sistemlerine hem de 5G ve ötesi teknolojilere yönelik çalışmalara dair açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, açıklamasına \"Teknoloji dünyasında bir çığır açacak olan 5G ağlarının, ekonomik değerde trilyonlarca dolar ve milyonlarca iş fırsatı yaratacağı aşikar. 5G altyapısında ihtiyaç duyulan, anteninden çekirdek şebekesine kadar tüm ürünlerin, yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesine çalışıyoruz. 5G ile meydana gelecek olan dönüşümün, sunduğu fırsatların farkında olarak bakanlığımızca çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Elektronik haberleşme sektöründe yerli ve milli bir üretim ekosisteminin geliştirilmesine yönelik bakanlığımız ve BTK koordinasyonunda OSTİM bünyesinde 2017 yılında Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi'ni kurduk. HTK üyesi firmalar tarafından, 5G'ye giden yolda donanım ve yazılım ihtiyaçlarına yerli ve milli imkanlar ile cevap verebilmek amacıyla 'Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi' (UUYM5G) geliştirildi. Projemizle; elektronik haberleşme altyapısında dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırmak istiyoruz\" şeklinde devam etti. İstanbul Havalimanı'nda vatandaşların ve uluslararası yolcuların 5G'yi deneyimleyebileceği bir altyapı kurduklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, \"5G'ye hazırlık çalışmaları kapsamında mobil şebeke işletmecilerimize ve yerli üreticilerimize deneme izinleri vererek, teknolojik olarak 5G'ye hazırlanmalarını sağlıyoruz. Aralarında İstanbul, Ankara, İzmir, Edirne ve Kocaeli'nin de bulunduğu 25 farklı lokasyonda 5G şebekesi, verilen izinler çerçevesinde denenmektedir. İstanbul Havalimanı'nda 5G hizmetinin sunulması için BTK tarafından 3 mobil işletmeciye izin verildi. İşletmecilerden aldığımız raporlara göre; abonelerin ortalama veri indirme hızları saniyede 1 gigabit ve gönderme hızları ise saniyede 90 megabit. Yani internet hızımız adeta uçuyor. 5G ile ülkemize, dünyayla rekabet edecek hızı sunmak ve yüksek oranda yerli ve milli ürünleri kullanarak geçişi sağlamak öncelikli hedefimiz. Ülkemiz, dijitalleşme konusunda attığı adımlarla geleceğin lider ekonomilerinden biri olmaya doğru emin adımlarla ilerliyor\" ifadelerini kullandı. Bakanlık olarak daha yüksek bant genişliği, yüksek hız, daha düşük gecikme süresi, yüksek yoğunluklu kapsama alanı, yüksek kullanılabilirlik, düşük enerji tüketimi sağlayan mobil haberleşme altyapısı için gerekli yazılım ve donanımların geliştirilmesini istediklerini söyleyen Uraloğlu, bu kapsamda 5G destek çağrı başlıkları belirlediklerini ifade etti. Uraloğlu sözlerini, \"Yaptığımız çalışmalar sonucunda 5 Ocak 2023 tarihinde '5'inci Nesil (5G) Mobil Haberleşme Altyapısının Geliştirme Projelerinin Desteklenmesi Amacıyla Çağrı Programı' adı altında 5G çağrısı yaptık. Bu çağrımızla, AR-GE desteği verilecek projeler ile yerli ve milli üretimin teşvik edilmesi, ileri teknoloji ürünlerde dışa bağlılığın azaltılması ve haberleşme alanındaki AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesini amaçladık. Çağrı programı ile toplam 200 milyon TL'lik destek verilmesini planladık. Farklı çağrı alt başlıklarında birden fazla başlığa başvuruda bulunan her firma başına üst sınır 20 milyon TL olarak belirledik. Tam 14 firma ile AR-GE desteği çağrımıza ilişkin tüm süreçleri tamamladık ve projelerimize 1 Ekim 2023 tarihinde başladık. Yerli ve milli ürün tedariki hususlarında tüm ilgili paydaşları bir araya getiren bu süreçte BTK, HGM ve mobil operatörler Vodafone, Turkcell, Türk Telekom ile proje izleme ve değerlendirme hususlarında iş birliği yapıyoruz. Bugün de burada olmamıza vesile olan UDHAM, BTK, HGM ve GSM operatörleri ile proje izleme iş birliği protokolü imza törenini gerçekleştireceğiz. İş birliğimizin ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum\" şeklinde tamamladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/ulke-isimlerindeki-istan-eki-ne-anlama-geliyor-h137024.html", "text": "Ülkede hangi toplumun yaşadığını da belirten -istan eki denilince aklınıza İstanbul da geliyor değil mi? Ancak İstanbul'daki -istan eki bahsedeceğimiz konu ile alakalı değil. Buradaki -istan tamamıyla eski isimlerinden kaynaklı. İllaki merak etmiş olduğunuz bu gizemi birlikte aydınlatalım ve etimolojiye bir göz atalım. Farsçada -istan, yer ve ülke belirten bir takıdır. Eski Farsça ve Avesta'da (MS 3. yüzyılda Zerdüşt'ün öğretilerini yazmak için geliştirilmiş alfabe) stana sözcüğünden evrilmiştir ve bu takının anlamı da durma yeri, konak, yer anlamındadır. stananın evrilmesi ise Hint-Avrupa dil ailesinde yazılı örneği olmayan -sta anlamındaki durmak kökünden türetilmiştir. Dilimize -istan olarak evrilerek gelen bu ek, ülkede kimlerin yaşadığı hakkında bilgi verir. Bulunduğu topraklarda yaşayan halkın ve bu halkın soyundan olan kimseler için kullanılır. Örneğin Kazakların ülkesi tanımı için Kazakistan denir. -İstan eki ile biten ülkeler hangileri? -İstan eki alan ülke sayısı 17'dir. Bunlardan bazıları dünya çapında da aynı isimle bilinirken bazıları sadece Türkçede -istan ile kullanılır. - Afganistan - Kazakistan - Kırgızistan - Hindistan - Özbekistan - Pakistan - Tacikistan - Türkmenistan - Bulgaristan - Ermenistan - Gürcistan - Hırvatistan - Macaristan - Moğolistan - Sırbistan - Suudi Arabistan - Yunanistan Aklınıza İstanbul geldiyse bilin ki o -istan bu -istan değil. Türkiye'de -istan eki almış Kahramanmaraş'ın ilçesi Elbistan da vardır. Buradaki -istan bahsettiğimiz konu ile alakalıdır. Ancak İstanbul bu konuya dahil değildir. Tarih boyunca şimdiki İstanbul'un birçok ismi olmuştur. Farklı dönemlerde değişen İstanbul'un aldığı isimler; Bizantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Konstantinopolis, Kostantiniyye, İslambol ve son hali ile de İstanbul'dur. Burada sadece isimlerin hem döneme göre değişmesi hem de halk dilinde farklı şekilde yayılıp son halini alması vardır."} {"url": "https://www.webtekno.com/ulusoy-turizm-neden-artik-yollarda-goremiyoruz-h139558.html", "text": "Bir doğal afet sonucunda temelleri atılan Ulusoy, taşımacılıktaki en eski şirketlerden biriydi. Yolcular için de tercih edilen bir markaydı. Ancak birkaç senedir ortalıktan kayboldular. Ulusoy'un ilginç ortaya çıkış hikayesine ve artık yollarda göremememizin sebebine yakından bakalım. Temelleri Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy tarafından atılan Ulusoy Ticari Yatırımlar Holding, 1937 yılında Of ve Trabzon arasında yolcu ve yük taşıyarak faaliyet gösteriyordu. Ortaya çıkış hikayesi de epey ilginçti. Hacı Mehmet, Karadeniz'de yaşanan doğal afet sonucu ulaşım zorluğu çeken bölge halkına yardım etmek amacıyla bir sal yapmıştı. Ki sonrasında deniz taşımacılığına da devam etti. Böylece taşımacılık sektöründeki ilk adımını atmış oldu. Seneler boyunca yolcu taşımacılığına devam ederek kendini büyüttü ve sektörde, Türkiye'nin en önemli markalarından biri olarak yerini aldı. Holdingin mal varlığı, üç kardeşe paylaştırıldı. 1995 senesinde holding statüsüne kavuştu ve yolcu taşımacılığına bu şekilde devam etti. 2008 yılına geldiğimizde ise holdingin hisseleri, Hacı Mehmet Bahattin Ulusoy'un oğulları Yılmaz, Cemal ve Saffet adına üçe bölündü. Bu paylaşımla tüm otobüs grubu ile marka kullanım hakkı Saffet Ulusoy'a bırakıldı ve Ulusoy markasının herhangi bir kişi veya kuruma devredilemeyeceği, netliğe kavuştu. Ancak 2012 senesinde Seffat Ulusoy hayatını kaybetti ve mirası; eşine, kızlarına ve TFF eski başkanı Haluk Ulusoy'a kaldı. Saffet Ulusoy'un eşi Sevim Ulusoy, Ulusoy Ulaşım Petrol Sanayi adıyla kurulan şirkete dava açtı. İş insanı Emre Baştuğ ve Murat Teksöz'ün kurduğu Ulusoy Ulaşım Petrol Sanayiye, Ulusoy adını izinsiz kullanarak bilet sattığı için dava açıldı. Fakat Ulusoy Seyahat, finansal problemlerinin üstesinden gelemediği için isim hakkı Ulusoy Ulaşıma devredildi. 2017 yılına geldiğimizde Ulusoy Seyahat iflas etti. 15 Haziran 2017'de şirket, 65 milyon 250 bin TL değerinde tasfiye sürecine girmişti. Avukatlar, borca batmadıklarını; mevsime göre karlılık durumunun göz önünde bulundurulmadığını iddia etmişti. Daha sonra Bahçelievler'deki dev arazisi icradan satışa çıktı ve otobüslerinin bir kısmı da satışa konuldu. Müfettişlerin 3 aylık incelemesi sonucunda -avukatlar direnmeye çalışsa da- mahkeme, şirketin kepenkleri indirmesinde kesin karar kıldı. Şirketin isim haklarını alan ve faaliyete devam eden Ulusoy Ulaşım da bir duyuru yayımladı ancak onlar için de işlerin pek iyi gittiği söylenemezdi. Aynı şekilde, Ulusoy Ulaşım adına da kara haber kapıdaydı. Takvimler 20 Şubat 2019'u gösterdiğinde resmen iflas ettiler. İşte Türkiye'nin en köklü kara taşımacılığı markalarından biri, tarihe böyle gömüldü."} {"url": "https://www.webtekno.com/universiteler-neden-dagin-basina-yapiliyor-h137338.html", "text": "Şehirden üniversiteye gitmek için sabah akşam yolculuk yapanları, hatta bazılarının kampüs içerisindeki yurda gitmesi için neredeyse Ay'a çıkması gerektiğini görünce üniversitelerin neden şehirden uzağa yapıldığını merak ettik. Akademisyen ve şehir planlamacısına sorduktan sonra ise aldığımız cevaplar ile aslında mantıklı bir sebebi olduğunu gördük. Siz de sebeplerini öğrenirken aklınızdan geçen üniversiteleri gözünüzün önüne getirin. Okuyunca hak vereceğiniz üniversite yer seçimi kriterlerini özetledik. Bir kampüs düşünün ki binlerce dönüm arazi üzerine kurulu. Üniversitenin kurulması için sadece yer seçimine karar verilmesi yeterli değildir. Üniversitenin büyüklüğü, sürekli olarak gelişmesi ve değişimi, akademik birimlerine yapılacak eklemeler, öğrenci sayısı, uygulama ihtiyaçlarını karşılayacak mekanlar, sosyal ve kültürel gereksinimleri giderecek alanlar göz önünde bulundurulur. Tıp fakülteleri, araştırma ve uygulama hastaneleri gibi sağlık birimleri, alışveriş mekanları, yerleşim birimleri , güvenlik birimleri ve yeşil alanlar da düşünüldüğünde aslında üniversite kurulumu için ne kadar büyük bir alana ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkıyor. İşte bu noktada aslında üniversitelerin neden şehrin dışına yapıldığı daha da anlaşılır oluyor. Şehrin dışında bulunan arazilerin fiyatları, şehir içine göre daha düşük oluyor. Arsa maliyetinin düşük olması, şehir dışındaki arsanın kamu arazisi olması ya da kamulaştırılması başlıca sebepler arasında gösterilebilir. Bazı üniversiteler, kamunun olmayan ancak bağışlanan arsalar üzerine kuruluyor. Bazılarındaki süreç ise bu kadar basit değil. Yerel yönetimde, belediye meclisinde veya üniversite yer seçimi konusundaki herhangi bir karar mercinde bulunan kişinin eğer şehrin dışında bir arazisi varsa oraya yakın yerlerin seçilmesini sağlıyor. Böylelikle kendi arazisinin değeri artmaya başlıyor, imara açılması ise arazi fiyatını daha da yükseltiyor. Bir de bu işin mali yönü var. Bu kadar geniş arazilere devasa üniversiteler kurmak büyük maliyetken şehrin dışına yerleştirilmesi ile aslında maliyetler daha da minimalize ediliyor. Zaten arazi fiyatından fayda sağlanırken geniş alana daha az maliyet olması da hesaplanıyor. Eğitim binaları, yurt, kantin, lojman gibi her bölüm mahalle tasarımı gibi düşünülüyor. Bu da maliyetleri, şehrin içinde yeniden yıkıp yapmaktan daha da aşağıda tutuyor. Bir üniversite kurulması, sadece öğrencilere ve öğretmenlere fayda sağlamıyor. Kentin geliştirilmesi istenen bölge de yer seçiminde önemli rol oynuyor. Kentin genel yapısı ve ihtiyaçları analiz edilip yerleşke yerinin seçimine karar veriliyor. Bazı üniversitelerin bağlı olduğu birimlerin şehir içinde varlığını sürdürmesi de aslında o şehrin çehresini değiştirip gelişmesine önemli katkı sağlıyor. Üniversitelerin, şehirde yaşayanlara fayda sağlaması da önemli bir kriter olarak öne çıkıyor. Üniversite, toplumsal işlevlere yönelik olanaklar sunması ile sadece öğrencilerin değil şehir halkının da kullanabilirliğine uygun oluyor. Öğrenciler, şehir içinden gereksinimlerini karşılarken şehirdekilerin de üniversiteden faydalanması gerekiyor. Arazi seçiminde halkın rahatlıkla ulaşabileceği mesafeler seçiliyor. Özellikle ulaşımı tam gelişmemiş şehirlerde üniversitelerin toplu taşıma araçlarına yakın olması ya da üniversite ile bağlantı sağlayacak yeni alternatifler yaratılması önemli. Tabii ki tüm sebepler, şehrin dışındaki üniversitelerde okuyan öğrenciler için birtakım zorlukları da beraberinde getiriyor. Şehirden uzak bir üniversitede okuyup deneyimlerini belirtmeden geçmek istemeyenleri yorumlara bekliyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/universitelerde-5g-ve-yapay-zeka-egitimlerinin-onemi-arttirilacak-h137975.html", "text": "2024-2028 dönemi için hazırlanan 12. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayının ardından TBMM'ye sunuldu. Kalkınma Planı içerisinde yükseköğretimle ilgili planlar da yer alıyor. Bu planlara göre gelecek dönemde 5G ve ötesi yeni nesil iletişim teknolojileri, yazılım, donanım ve altyapı alanları, nesnelerin interneti, yapay zeka, büyük veri, kuantum, siber güvenlik, akıllı ulaşım, artırılmış gerçeklik gibi gelişmekte olan teknoloji alanlarında nitelikli insan gücü yetiştirilmesi için çalışmalar gerçekleştirilecek. Kalkınma Planı çerçevesinde yükseköğretimde yapılacak olan politika değişikliği ile bilişim ve yapay zeka temelli geliştirme süreçleriyle büyük veri kullanımının yaygınlaştırılması öngörülüyor. Üniversitelerin performans değerlendirmelerinde de güncel veriler kullanılacak ve böylece performans değerlendirmelerinin daha düzenli ve etkili olmasını sağlayacak. Ayrıca yükseköğretimde dijital dönüşüm de hızlandırılacak ve dijital olgunluk modelinin geliştirilmesi desteklenecek. Kalkınma Planı kapsamında ayrıca yeni nesil iletişim teknolojileri, yapay zeka, büyük veri, kuantum teknolojisi, siber güvenlik ve daha fazlasında nitelkli işgücü yetiştirilmesi amaçlanıyor. Bu alanlarda eğitim ve çalışmalar teşviklerle güçlendirilecek. Teknoloji Transfer Ofisleri de desteklenecek. Ayrıca bu ofisler, bölgesel önceliklere göre yapılandırılacak. Bu ofislere sağalan teşvikler ile de üniversitelerin teknolojik yenilikleri daha etkili bir şekilde ticarileştirmesinin yolu açılacak. Kalkınma Planı'nda yer alan bir başka nokta da üniversite kampüslerinin sürdürülebilir ve iklim dostu kampüslere dönüştürülmesi olarak göze çarptı. Pilot olarak seçilecek üniversitelerin sıfır atık, temiz çevre, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynakları alanındaki durumları belirlenecek. Böylece sürdürülebilir ve iklim dostu kampüslere dönüşüm projeleri hazırlanabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/university4society-hacettepe-bootcamp-basvurulari-basladi-h134267.html", "text": "University4Society, 35 farklı üniversitede girişimcilik etkinlikleriyle ilgilenen topluluklar tarafından gerçekleştiriliyor. University4Society Hacettepe Bootcamp etkinliği, bu sene 19-20-21 Mayıs 2023 tarihinde Hacettepe Teknokent'te düzenlenecek. Türkiye'den üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen bir inovasyon yarışması University4Society Hacettepe Bootcamp; katılımcı ekiplerin desteğiyle, 48 saat içinde toplumsal sorunları teknoloji ile çözen inovatif fikirleri hayata geçirmeyi hedefliyor. Tasarımcı, yazılımcı ve iş geliştiricileri bir araya getiren, tüm Türkiye'den üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşen bir inovasyon yarışması olan Bootcamp, katılımcı ekiplerin desteğiyle 48 saat içinde toplumsal sorunları, teknoloji ile çözen inovatif fikirleri hayata geçirmeyi hedefliyor. Yarışma, mentörler ve alanında uzman eğitimciler sayesinde bu fikirleri geliştirmek için farklı bakış açıları sunuyor. Hayalinizdeki iş fikrini gerçeğe dökmek için bir hafta yeter! Tasarım, yazılım ya da iş geliştirmeyle ilgileniyorsanız, iş fikrinizi hayata geçirmek için 48 saatiniz var. Yarışmaya ekipler halinde katılabileceğiniz gibi, bireysel olarak da gelebilir ve diğer takımlara katılabilirsiniz. University4Society ile problemlere teknoloji tabanlı çözümler üreterek girişimini hayata geçirebilir, şirketleşmeye bir adım daha yaklaşabilir ve içinde yüzlerce girişimci, mentor ve yatırımcının olduğu ekosisteme dahil olabilirsiniz. Bunu yaparken, mentorlar ve eğitmenler sayesinde gerçek bir iş modeli nasıl kurgulanır daha iyi öğrenebilir ve farklı bakış açıları keşfedebilirsiniz. Rekabetin ve eğlencenin bir arada olacağı Bootcamp'e başvurmak için linkteki formu doldurabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için bu linke tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/unlu-youtuber-mr-beast-afrikada-100-su-kuyusu-actirdi-h138371.html", "text": "Afrika'da yıllardır yaşanan su problemi için farklı insanlar yatırım yaparak bu problemin önüne geçmeye çalışıyor. Su problemi ortadan kaybolmasa bile, bu bağışlar kuraklığın etkilerini en aza indirmek için yapılıyor. Bugüne kadar yaptığı bağışlar ve yardımlarla adından sıkça söz ettirmeyi başaran ünlü YouTuber MrBeast , bu sefer bambaşka bir yardım ile karşımızda. Daha önce felçli köpekleri tedavi etmiş, bir çocuk hastanesinin masraflarını karşılamış ve hatta çalışanlarının yaşaması için bir mahalle satın almış olan MrBeast, Afrika'da tam 100 adet su kuyusu açtırdı. MrBeast, Kenya'da insanların temiz suya erişebilmeleri için bir hayır kurumu ile iş birliği yaptı. MrBeast, Afrika'da seyahat ederken Kenya, Zimbabve ve daha pek çok bölgeyi görme fırsatı buluyor. Ancak buradaki insanların temiz suya erişimlerinin olmadığını görünce bu bölgelerde su kuyusu açtırmaya karar veriyor. Gittiği her bölgede yaptırılan su kuyularının faaliyetlerine bizzat şahit olan MrBeast, bunu videoya çekip YouTube kanalına yüklüyor. Ancak videoyu yayımladıktan sonra X hesabında paylaştığı bir gönderi ile endişesini dile getiriyor. X'te paylaştığı gönderiden sonra binlerce destek mesajı alan ünlü YouTuber, bu kararından vazgeçmiyor ve iyilik yapmaya devam edeceğini, ardından takipçilerine ilham olacağını söylüyor. YouTube'ta paylaştığı video, kısa sürede milyonlarca kez izlendi. Afrika'nın çeşitli bölgelerinde su kuyusu açtırmanın dışında, Zimbabve'de insanların kuyuya rahat erişebilmeleri için bir köprü inşaa etti. İnsanların suya erişebilmeleri için bölgedeki nehri geçmeleri gerekiyordu ve bu da onlar için tehlike arz ediyordu. Dahası, Kamboçya'da yaklaşık 2000 fiziksel engelli kişinin yürümesine vesile olan MrBeast, bu insanlara ücretsiz yardımda bulunan Exceed Worldwide kuruluşuna ortak oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/url-nedir-ne-ise-yarar-nasil-olusturulur-h139606.html", "text": "Her gün birçok kez gördüğümüz veya kullandığımız URL adresi nedir, URL ne işe yarar ve SEO uyumlu URL nasıl oluşturulur gibi önemli sorulara en doğru ve sade şekilde cevap aramaya başlıyoruz. En özet haliyle internet sayfalarına veya çeşitli dosyalara ulaşmak için kullanılan URL, farklı farklı yapılardan oluşan bir kavramdır. İlk olarak yaklaşık 29 yıl önce ortaya çıkan URL kavramı, internet dünyasının en önemli ve olmazsa olmaz detaylarından birisi denebilir. Kullanıcıların içeriklere daha kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayan bu kavrama gelin daha yakın bir göz atalım. URL, belirli bir web sitesinin, sayfanın veya bir dosyanın internet üzerindeki konumunu ifade eden kavramdır. Her URL birden fazla parçadan oluşur ve bu parçalar siteden siteye göre değişiklik gösterir. Halk arasında web adresi olarak da adlandırılan URL, ilk olarak 1994 yılında World Wide Web'in mucidi Tim Berners-Lee'nin de dahil olduğu İnternet Mühendisliği Görev Gücü'nün ağ çalışma grubu tarafından standartlaştırıldı. İlk olarak yalnızca Amerikan Standart Kodu karakterleriyle ifade edilebiliyordu. URL'in açılımı nedir diye sorduğunuzda Uniform Resource Locator kavramı ile karşılaşıyoruz. URL'in Türkçe anlamı ise Tekdüzen Kaynak Bulucudur. Bazı kaynaklar ise bulucu yerine yükleyici kelimesini kullanmaktadır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi URL, internet üzerinde bulunan çeşitli kaynakların konumunu belirlemek için kullanılan bir sistemdir. Bu URL'ler çeşitli web tarayıcıları tarafından kullanılır. Yani kısaca bu adresler kullanıcıların kullandıkları web tarayıcıları aracılığıyla, web sitelerine ve dosyalara erişimini sağlar. Ayrıca, her bir URL birbirinden benzersiz bir konumu ifade eder. - Protokol - Alan adı - Dosya yolu URL temel olarak bu 3 bileşenin meydana gelmesiyle çalışıyor ancak bunu 1-2 cümlede anlatmak zor. Bu konuyu biraz daha detaylandıralım. URL'de yer alan protokol kısmı aslında hepimiz tarafından bilinen bir detaydır. Muhtemelen http:// ifadesini daha önceden en az bir defa görmüşsünüzdür. Her ne kadar önemsiz bir detaymış gibi görünse de aslında düşündüğünüzden daha önemlidir. Protokol, kullandığınız internet tarayıcısına çeşitli bilgileri göndermek ve onları geri almak için web sitesinin sunucusuyla nasıl iletişim kurulacağını ifade eder. Başka bir deyişle, herhangi bir URL'nin ilk etapta çalışmasını sağlayan kısımdır. Ancak son yıllarda bir başka protokol olan https://te yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Temel de her iki protokol de aynı şeyleri yapıyor olsa da https, tarayıcı ile sunucu arasında gönderilen verileri şifreler ve daha güvenli bir ortam sağlar. URL'deki sonraki kısım ise 'alan adı'dır. En tanımlanabilir unsur olan alan adı, herhangi bir web sitesinin tanımlayıcısı görevini yerine getirir ve sonuna başka bir bilgi eklenmediğinde genellikle kullanıcıyı o alan adının ana sayfasına yönlendirir. Aslında alan adı da iki parçadan oluşur. Söz konusu web sitesinin adı ve Üst Düzey Alan ADI bulunur. İkinci parçayı biraz daha açıklamamız gerekirse, .com, .org veya .net gibi terimlerin yer aldığı kısımdır. Eğer sadece web sitenin ana sayfasını ziyaret etmek istiyorsanız, sadece protokol ve alan adı girmeniz yeterli olacaktır. Ancak bir web sitesindeki herhangi bir sayfa veya dosyanın da kendi URL'si olduğu için, onları da URL içerisinde belirtmeniz gerekiyor. Site yöneticisi ise bu dosya yollarının üzerinde çeşitli değişiklikler yaparak, farklı görünmesini sağlayabilir. - İçeriğinizi tanımlayın. - Hedef anahtar kelimenizi mutlaka kullanın. - Dosya yolunu mümkün olduğunca kısa tutun. - Kelimeleri ayırmak için kısa çizgi kullanın. - Küçük harfler kullanın. - Özel karakterler kullanmayın. - Klasörleri azaltarak URL yapınızı optimize edin. SEO uyumlu URL oluşturmak birçok açıdan çok önemlidir. URL yapıları, arama motorlarının içeriklerinizi indeksleme ve sıralama algoritmalarında önemli bir yol oynar. Anlamlı, okunabilir ve doğru anahtar kelimeleri içeren URL'ler, içeriğin arama motorları tarafından daha hızlı ve doğru bir şekilde indekslemesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda, SEO uyumlu URL oluşturmak kullanıcıların içeriklerinizi daha hızlı anlamasına yardımcı olur ve doğal olarak kullanıcıların dikkatini çektiği için tıklama oranlarını artırabilir. Yukarıda SEO uyumlu URL oluşturmaya yönelik en önemli yedi maddeyi ele aldık. O maddeleri doğru bir şekilde uygulayarak, istediğiniz URL'leri oluşturabilirsiniz. - https://www.webtekno.com/ - https://www.webtekno.com/kunye - https://www.webtekno.com/bitcoin-1999-yilinda-bilen-adam-h139556.html - https://www.webtekno.com/yazar/kaantiftikci Yukarıda verdiğimiz URL'ler, içeriğimiz boyunca ele aldığımız başlıklar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Genel olarak, SEO uyumlu URL'ler bu şekilde oluşturulmalıdır. Ancak, site yöneticisinin de tercihlerine bağlı olarak, URL yapıları değişkenlik gösterebilir. Bu içeriğimizde URL adresi nedir, ne işe yarar, ve SEO uyumlu URL nasıl oluşturulur gibi soruları detaylarıyla ele alarak cevapladık. Eğer siz de SEO uyumlu URL noktasında yeterli bilgiye sahip değilseniz, verdiğimiz maddeleri uygulayarak istediğiniz sonuçları elde edebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/uygun-fiyata-bilgisayar-nasil-toplanir-h139361.html", "text": "Bilgisayar toplamak hem keyifli hem de stresli bir iş. Dikkat edilmesi gereken bir sürü detay, çok fazla seçenek ve alınması gereken çok karar var. Üstelik işin içine bir de kısıtlı bütçe girince, iş iyice zorlaşabiliyor. Fakat merak etmeyin, birkaç basit adımla olabilecek en uygun fiyata en iyi sistemi toplamak mümkün. Gelin nelere dikkat etmemiz gerektiği ile başlayıp bütçemizi en iyi şekilde nasıl değerlendireceğimizi anlayalım. Bilgisayar toplamanın en büyük avantajlarından biri toplayacağımız bilgisayarı ihtiyaçlarımıza göre çok rahat şekillendirebilmemiz. Bu yüzden bilgisayar toplamaya başlamadan önce ihtiyaçlarımızı çok net belirlememiz gerekiyor. Ağırlıklı olarak oyun oynayan ya da yüksek sistem gereksinimleri olan profesyonel bir işle uğraşan biriyseniz bambaşka ihtiyaçlarınız olacak. Ama ''Ben ara ara girer birkaç el oyun atarım, hem onu yapabileyim hem de günlük işlerimi sıkıntısız halledeyim.'' diyorsanız işin rengi değişiyor. Hatta ''Benim oyunum falan yok, birkaç sene boyunca beni rahat ettirecek, sorunsuz çalışacak bir sistem olsun'' da diyebilirsiniz. İşte bunların her biri süreci baştan sona etkileyecek şeyler. Bilgisayar bileşenlerinin fiyatları çok geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. Bu da her ihtiyaca yönelik ve neredeyse her ihtiyaç için seçenekler olduğu anlamına geliyor. Ancak tabii ki bütçe azaldıkça işin rengi de değişiyor. Örneğin bir oyun bilgisayarı istiyorsanız ve bütçeniz çok yüksek değilse ekran kartı ve işlemciden de feragat ederek bir sistem toplamanız gerekiyor. Bu da seçeneklerinizi tabii ki daraltıyor. Özellikle ekran kartı fiyatları çok yüksek olduğu için en kritik seçim bu noktada yapılıyor. Benzer şekilde işlemciler de fiyat konusunda görece daha fazla para harcanan bileşenler olduğundan bu noktada da iyi bir seçim yapmak gerekiyor. Fakat seçenek daralması her zaman kötü bir şey olmayabilir. Konu bilgisayar toplamak olunca da kısmen öyle. Çünkü seçenekler azaldıkça sepet hızlıca doluyor ve sisteminiz hazır oluyor. Bilgisayar toplarken en sık hata yapılan kısım tam da burası. Bütçeniz ne olursa olsun uyumlu parçalardan oluşan bir sistem toplamazsanız sıkıntı büyük demektir. Yine bir oyun bilgisayarı toplayacağınızı düşünelim. Bu noktada işlemcinin ve ekran kartının aynı seviyede performans sunması gerekiyor. Güçlü bir ekran kartına eşlik eden daha az güçlü bir işlemci, performans sorunları yaşamanıza sebep olur. Ya da yine bir başka örnekle diyelim ki anakartınız AMD uyumlu bir anakart. Bu anakarta Intel işlemci takamazsınız. Benzer şekilde RAM slotunuza uyumlu RAM seçimi yapmanız gerekir... Bu gibi sayısı çoğaltılabilecek uyum sorunları yaşamamak için seçimlerinizi iyi bir araştırma ile yapmalısınız. - İşlemci - İşlemci soğutucusu - Anakart - Ekran Kartı - RAM - Depolama birimi - Güç Kaynağı - Kasa Tabii ki bu listeye eğer sahip değilseniz bir monitör, klavye ve mouse da eşlik edecek ama onları şimdilik dışarıda tutalım. Yine oyun bilgisayarı örneğinden devam edelim. En önemli kriter iyi bir ekran kartı olacağı için bütçeniz dahilinde alabileceğiniz seçenekleri görmek adına ürünlerin fiyat ve özellik karşılaştırmalarını yapabildiğiniz Akakçe gibi platformarda biraz vakit geçirmeniz gerekecek. Fakat bu noktada ''Aman ekran kartım en iyisi olsun da gerisine bakarız'.' deyip bütçenizin çok büyük bir kısmını ekran kartına harcarsanız, sıra işlemciye geldiğinde güçsüz bir işlemci almak zorunda kalıp o ekran kartının da faydasını göremezsiniz. O yüzden bu noktada özellikle ekran kartı ve işlemci seçiminde bütçe konusunda dengeli davranmanız gerekiyor. Bir diğer önemli nokta ise göz ardı edilebilen güç kaynağı konusu. Güç kaynağını iyi seçmemek bütün sisteminize zarar verecek sorunlara yol açabilir. Bu sebeple iyi bir araştırma yapıp sizi yarı yolda bırakmayacak bir güç kaynağı seçmelisiniz. Yani burası da ''Ucuzundan alayım işte ne olacak?'' diyebileceğiniz bir alan değil. Genel olarak tüm seçimleri yaparken bu tavrı edinmeniz aslında sizin faydanıza olacaktır. Aslında burada yapılan genel hata yukarıda da bahsettiğimiz gibi ekran kartı ve işlemciye çok para harcamak. Tabii ki toplayacağınız sistemin performansı açısından en kilit bileşenler bunlar ama aynı zamanda en fazla seçeneğin ve geniş bir fiyat skalasının olduğu seçenekler de bunlar. Yapmanız gereken bütçenize uygun sistemin bir bütün olduğunu anlayarak tüm bileşenlere benzer özeni göstererek seçim yapmak. Süper bir ekran kartım olsun, gerisine bakayım demek yerine ondan da kısmayı göze alarak bir sistem kurmak en sağlıklı seçenek olacak. Tüm ürünlere karar verdikten sonra bu ürünleri satın alacağınız platformlara karar verirken yine ürün ve fiyat karşılaştırması yapabileceğiniz platformlardan faydalanabilir; tüm sistemi olabilecek en uygun fiyatla alabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/uygun-fiyatli-apple-vision-pro-cikis-tarihi-fiyati-h138915.html", "text": "Apple, geçtiğimiz haziran ayında Vision Pro ismini verdiği karma gerçeklik gözlüğünü tanıtarak yepyeni bir ürün kategorisine giriş yapmıştı. Birçok dikkat çekici özelliğe sahip cihaz, 3.500 dolarlık gerçekten pahalı bir fiyat etiketiyle 2024 yılı başlarında ABD'de satışa sunulacaktı. İlk Vision Pro henüz satışa çıkmadan şirketin cihaz hakkındaki gelecek planları sızdırılmaya başlamıştı. Daha uygun fiyatlı bir gözlük de bunlardan biriydi. Digitimes'ın Asya'daki tedarik zincirine dayandırdığı bir rapor, şirketin gözlüğün sonraki nesilleri hakkında bazı yeni bilgileri ortaya çıkardı. Tedarik zinciri kaynaklarına göre Apple, dört farklı Vision Pro üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bunlardan ikisi hakkında henüz herhangi bir bilgi yok. Ancak diğer ikisi hakkında bazı dikkat çeken detaylar var. İddiaya göre birisi, tıpkı ilk nesil gibi yüksek seviyede bir cihaz olacak. Diğeri ise daha uygun fiyatlı bir Vision Pro olarak karşımıza çıkacak. Bu da son aylarda çıkan sızıntıları destekler nitelikte. Sızıntı, uygun fiyatlı Vision Pro hakkında bazı yeni bilgileri de içeriyor. Buna göre Apple, cihazın fiyatını ilk nesilden %50 daha ucuz yapmayı düşünüyor. Yani 1.750 dolar civarlarında bir fiyat etiketine sahip olabilir. Bu iddia, geçen ay Bloomberg tarafından ortaya atılan bilgileri de doğruluyor. Bloomberg'ten Mark Gurman, ucuz Vision Pro'nun 1.500-2.500 dolar aralığında olabileceğini öne sürmüştü. Bu fiyat aralığının halen çok yüksek olduğunu söylemek mümkün. Bu versiyon çıktığında da muhtemelen sınırlı bir pazara hitap edecek. Ancak Apple'ın uzun vadeli planları olduğunu ve tamamen yeni bir kategoriye girdiğini düşündüğümüzde bunun şu anlık şaşırtıcı olmadığını söyleyebiliriz. Şirket, büyük ihtimalle ürünü geliştirdikçe sonraki yıllarda Meta'nın Quest Pro'suna rakip olacak 1000 dolar bandında başka bir Vision Pro çıkarabilir. Apple'ın fiyatları nasıl düşüreceğine gelecek olursak teknoloji devi, cihazın bileşenlerinin toplam masrafını azaltarak bunu yapacak. Bloomberg'ün daha önceki iddiaları da şirketin, kullanıcının gözlüğü kullanırken gözlerini görmemizi sağlayan EyeSight özelliğinden vazgeçerek uygun fiyatlı versiyonu çıkaracağını söylüyordu. Şimdilik yeni Apple Vision Pro modelleri için bildiklerimiz bu kadar. Tedarik zinciri kaynaklarına göre şirket, 2025 yılında ucuz versiyonu çıkarmaya çalıştığını söylüyor. Yani önümüzde daha iki yıla yakın bir süre var."} {"url": "https://www.webtekno.com/uygun-fiyatli-kulaklik-arayanlara-qcy-13t-x-h139438.html", "text": "İş kulaklık seçmeye gelince herkesin kendi ihtiyaçlarına, bütçesine ve kullanım alışkanlıklarına göre bir arayışı oluyor haliyle. Eğer bütçeniz yüksek değilse ve giriş ve orta segmentte iyi performans sunan bir kulaklık arıyorsanız QCY markası da mutlaka karşınıza çıkmıştır. Fiyat/performans dengesi yüksek kulaklıklarıyla öne çıkan QCY, özellikle şarj, ses ve mikrofon performansıyla kendi segmentindeki ürünlerde rekabetçi kalmayı başarıyor. Markanın son kulaklıklarından T13 X de bu rekabetçi ürünlerden biri. Gelin T13 X'in tüm özelliklerine yakından bakalım ve kendi segmentindeki ürünlere göre artılarını, satın alınıp alınmayacağını birlikte inceleyelim. QCY T13 X üç farklı renk seçeneğiyle geliyor. Siyah ve beyaza ek olarak bir de mor seçeneği bulunuyor. Kutuya baktığımızda özellikle kapağın hafif parlak, pürüzsüz inci benzeri dokuya sahip tasarımı şık bir görünüm sunuyor. Boyutları rahatça avucunuzun içinde tutabileceğiniz ölçüde ve hem kutu hem kulaklıklar oldukça hafif. Kulaklıklar 4'er gram, bu da kulakta konforu artıran bir özellik. Kapaktaki hafif parlak dokunun kulaklıklarda da devam ettiğini görüyoruz. Her iki kulaklıkta da logo yer alıyor. Ayrıca kulaklara oturma noktasında da konforlu bir deneyim sunuyor T13 X. Günlük aktivitelerin yanında spor yaparken de kulağınızdan kayıp düşmeyecek bir tasarıma sahip diyebiliriz. Ayrıca IPX5 sertifikasına sahip, yani suya ve toza karşı da dayanıklı. Genel olarak sade, minimal ve şık bir görünüm var diyebiliriz. Bu şık görünüme bu segment için oldukça iyi diyebileceğimiz bir malzeme kalitesi eşlik ediyor. Hem kutuda hem de kulaklıklarda dayanıksız, ucuz bir görüntü ve hissiyat olmadığını söylemek mümkün. Ayrıca kutu ve kulaklık tasarımındaki doku ve renk tercihleri de bu segmentteki diğer kulaklıklara kıyasla estetik bir avantaj olmuş diyebiliriz. Kısaca cebinizde rahatça taşıyabileceğiniz, dayanıklı hissettiren, uzun süreli kullanımda konforlu hissettiren, hafif bir kulaklıkla karşı karşıyayız. QCY T13 X, serinin önceki modeli olan T13 ile benzer özelliklere sahip. Ki T13 de özellikle ses kalitesi konusunda kendi segmentindeki kulaklıklar arasından beğeni toplayan bir seçenek olmuştu. Bu noktada QCY T13X'te iyileştirmelere gitmiş ve ses kalitesini biraz daha yukarı taşımış. Aynı fiyat aralığında, bolca satılan diğer alternatiflere kıyasla özellikle hem bas - tiz dengesi açısından hem de sesteki bozulmaların düşüklüğü açısından QCY T13 X iyi bir performans sağlıyor. Mikrofon tarafında ise ENC yani çevresel gürültü engelleme özelliği ile donatılmış dört mikrofon var. Bu da sesin karşı tarafa sorunsuz aktarılmasını sağlıyor. Kulaklıkta ANC yani aktif gürültü engelleme özelliği ise bulunmuyor. Fakat ses yalıtımı performansı segmentine göre oldukça iyi olduğu için günlük kullanımda sorun yaşamayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca QCY T13 X'in rüzgar engelleme patenti var. QCY'nin paylaştığı verilere göre bu özellik sayesinde 25 km/h hızda bile rüzgar ve gürültü performansı etkilemiyor. Bu da bu segmentteki bir kulaklık için rakiplerine göre tabii ki artı puan anlamına geliyor. T13 X'te Bluetooth 5.3 bağlantısı var. Bu da hızlı bağlantı, daha kaliteli ses aktarımı ve güç tasarruflu bir kullanım anlamına geliyor. Ayrıca kulaklık mesafe testlerinde de iyi sonuç sergiliyor. Herhangi bir kopma sorunu yaşanmıyor. Şarj performansına baktığımızda ise T13 X'in 8 saatlik bir kullanım sunduğunu görüyoruz. Kutu ile birlikte bu süre 30 saate çıkıyor. Bu segmentteki Redmi Buds 4 Lite gibi bazı popüler cihazlarda bu sürenin 5/20 saat seviyelerinde olduğunu düşünecek olursak QCY T13 X ile şarj performansı noktasında kullanıcılarına yüksek performans vadediyor diyebiliriz. Bir diğer artı ise hızlı şarj desteği. 10 dakikalık kısa bir şarj, yaklaşık 1 saatlik kullanım sunuyor. QCY T13 X, arayüzü oldukça pratik bir uygulama ile kontrol edilebiliyor. Buradan şarj ve bağlantı durumu kontrolü, ses ayarlamaları yapmak mümkün. Ayrıca kulaklıkları dokunmatik kontroller ile pratik şekilde kontrol etme imkanı da mevcut. T13 X, kendi fiyat aralığında karşımıza çıkan oldukça başarılı seçeneklerden biri. Hem tasarım detayları, hem malzeme kalitesi hem de genel performansıyla segmentinde öne çıkmayı başarıyor. Eğer bu bütçe aralığında bir kulaklık arıyorsanız, siz de QCY T13 X'e göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/uyurgezer-cinsel-iliski-seksomnia-h139054.html", "text": "Ömrümüzün yaklaşık üçte birinin uykuda geçmesinden dolayı uykuda görülen bozukluklar yaşam kalitemiz ile de doğrudan ilişkili. Özellikle son yıllarda, yaşam kalitesinin artması için de uyku bozukluklarına ilgide artış var. Bu araştırmalar, kimi zaman karşımıza yeni uyku bozukluklarını da çıkarıyor. Uyku rahatsızlıklarından biri olan parasomnia türü seksomnia, uyku seksi olarak da bilinen bir rahatsızlık. Bazılarınız bunun adını yaşamamış olsa dahi biliyor olabilir. Çünkü seksomnia rahatsızlığından dolayı davalık olan insanlar var. Nedenini ise içeriğimizi okuyunca daha iyi anlayabilirsiniz. Seksomnia, uyurken mastürbasyon yapmak veya cinsel ilişki gibi faaliyetlerde bulunmanın tıp jargonundaki adı. Gece terörü rahatsızlıkları uyku sırasında konuşmayı veya yürümeyi kapsıyor. Bu terörün içerisinde oldukça can sıkıcı olabilen seksomnia, REM ve REM olmayan uyku aşamaları arasında sıkışıp kalmasıyla ortaya çıkıyor. \"Ben seksomnia hastası olabilir miyim?\" acaba sorusuna cevap arıyorsanız ise bunu uyku arkadaşınıza sormanız gerekiyor. Çünkü seksomniadan muzdarip kişiler, uyku sırasında yaptığı cinsel hareketlerden habersizdir ve sabah kalkınca hiçbirini hatırlamaz. Tabii bu eylemler, kişinin daha önce hiç yapmadığı veya uyanıkken asla yapmayacağı hareketler de olabilir. Seksomnia üzerine yapılan araştırmalarda, bu rahatsızlığa erkeklerin daha yatkın olduğu ve en yaygın genç yetişkin erkeklerde görüldüğü ortaya çıktı. Ancak gerçekte ne kadar yaygın olduğuna dair çok az bilgi bulunuyor. Araştırmacılar, uyku problemi olmayan kişilerde seksomnia görülme sıklığının daha düşük olduğunu düşünüyor. Seksomnia, seks içerikli rüyalardan daha fazlası. Seks konulu rüyalar gören bir kişi rüyasında bazı hareketleri yapıyor olabilir. Ancak seksomnianın belirtileri bundan daha farklı. Uykuda seks yapanlar; daha agresif, çekingen veya baskın da olabilir. Uyurken cinsel ilişkiye girmenin yanı sıra pelvik itme hareketleri, partneri ön sevişmeye teşvik etmek ve cinsel ilişkiyi taklit eden davranışlar da bu hastalığın belirtileri arasında sayılıyor. Kişinin gözü açık olup ilişki sırasında boş gözle bakması da mümkün. Spontan orgazm, inilti ve seks sırasında partnere yanıt vermemek seksomnia hastalarında görülen tipik belirtiler. Uyku rahatsızlıklarının arasında sayılan birçok neden aslında seksomnia için de geçerli. Davranış ve yaşam tarzının katkısı olabileceği gibi stres, bu rahatsızlıkta öne çıkan belirtilerden biri olarak gösteriliyor. Bazı reçeteli ilaçları veya aşırı içki ile madde kullananların da uykuda seks yapma durumu olabilir. Endişe, kronik yorgunluk ve bitkinlik, endişe, duygu durumu bozukluğu, ilişki stresi ve uyku eksikliği seksomnia tetikliyecileri arasında. Kafa yaralanmaları, Parkinson hastalığı, huzursuz bacak sendromu, reflü hastalığı, migren, uykuyla ilişkili epilepsi ve uyku apnesi de tıbbi durumlardan kaynaklanan belirtiler. Seksomnia hastalarından bazıları zararsız olabileceği gibi bazı durumlarda yasal sorunlar ortaya çıkabiliyor. Seksomnia hastası olup davalık olan bir kişi de var. 2003 yılında Kanada'da arkadaşları ile alkol alıp eğlenen Jan Luedecke, arkadaşının evinde kanepede uyuyakalırken gece, tanımadığı bir kızla ilişkiye girmeye çalışıyor. Kızın, onu kanepeden atması ile uyanıyor ancak o, birkaç blok ötedeki ailesinin evine gidip uyumaya devam ediyor. Kızın şikayetçi olmasının üzerine birisini cinsel saldırıdan tutukluyorlar. Luedecke, belli belirsiz prezervatif takmaya çalıştığını hatırlayarak O kişi ben olabilirim. diyerek gönüllü ifade veriyor. Luedecke, uyku sırasında hiçbir şeyi hatırlamadığını söyleyince Uyku Bozuklukları Uzmanı Dr. Colin Shapiro'ya yönlendiriliyor. Uyku kliniği laboratuvarında yapılan testler sonucunda Luedecke'nin seksomnia hastası olduğu ortaya çıkıyor ve serbest bırakılıyor. Seksomnia, tedavi edilemezse ömür boyu sürebilir. Seksomnia tedavisi için öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra antidepresan gibi ilaçlar, tedavi yöntemlerinden biri. Aşırı baskı yaşayan insanlar için ise terapi ve stres yönetimi öneriliyor. Ayrıca bazı araştırmalar gösteriyor ki obstrüktif uyku apnesi tedavisi seksomnia ataklarını önemli ölçüde azaltıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/uzayda-nukleer-bomba-denemesi-fishbowl-operasyonu-h134097.html", "text": "2. Dünya Savaşı'nın sonunu getiren nükleer bombalar, çok büyük bir felaketi beraberinde getirdi, ancak sonrasında çıkan bombalar düşünüldüğünde aslında bu bombaların çok güçsüz kaldığını görüyoruz. Sovyetler Birliği'nin Çar Bombası buna çok iyi bir örnek. Ancak sadece bombanın büyüklüğü değil nereye atıldığı da önemli. 9 Temmuz 1962 gecesi Hawaii'den Yeni Zelanda'ya kadar Pasifik Okyanusu'nun büyük bir kısmı aydınlandı. Bunu yapan şey bir meteor ya da farklı bir doğa olayı değildi. ABD'nin Starfish Prime isimli yüksek irtifa nükleer bomba testinin bir sonucu olarak yaşanan bu parlama, beraberinde pek çok sorunu da getirmişti. Fishbowl Operasyonu olarak bilinen bu olay, ABD hükümetini bir seçim yapmaya da zorlamıştı. Fishbowl Operasyonu, SSCB'nin testlerine karşılık vermek isteyen ABD'nin başından çıkmıştı. 2. Dünya Savaşı'nda nükleer bombalarının kullanılmasının ardından 1960'lı yıllara kadar hem ABD hem de Sovyetler Birliği bu konuda sessizliğini korumuştu. Başta atmosferik nükleer silah testleri yapılmış olsa da uzunca bir süre testlere ara verilmişti. Bu durum 1961'de SSCB'nin günümüzde bile hala en güçlü nükleer silah unvanını koruyan Çar Bombası'nın test edilmesiyle değişti. Nükleer silahlanma konusunda SSCB'nin öne geçtiğini gören ABD, bunun üzerine bazı nükleer test projeleri başlattı. Fishbowl Operasyonu da bunların başında geliyordu. Bu testte ABD uzayda bir nükleer bomba patlayacak ve yapay bir radyasyon kuşağı oluşturacaktı. Dünya'nın etrafında radyasyon kuşakları yeni keşfedilmişti. Patlama öncesinde karşı çıkanlar olmuş, ancak ABD Savunma Bakanlığı kontrollerin yapıldığını belirtmişti. Bombanın etki alanı çok büyük olacaktı, o yüzden proje gizlenmemişti. Hatta o döneme kadar tarihte en çok kişinin izlediği deney olmuştu. Medyada \"Gökkuşağı Bombası\" olarak tanıtılan bu patlama, ünlü matematikçi ve filozof Bertrand Russell tarafından eleştirilmiş, ancak Russell'ın söylediklerini ciddi alan pek kimse olmamıştır. Hatta bu süreçte ABD Savunma Bakanlığı durumun risk analizini yaptıklarını, endişelenecek bir şey olmadığını söylemiş, manyetik kuşakların \"birkaç gün veya birkaç hafta içinde\" normale döneceğini belirtmişlerdi. Starfish Prime Nükleer Patlaması gerçekleşti, ancak sonuçları tahmin edilenden farklı oldu. Fırlatma, Hawaii'nin 1287 kilometre batısında yer alan Johnston Adası'nda gerçekleşti. Starfish Prime, saat 23.00 sularında fırlatılmış, yaklaşık 13 dakika sonra Pasifik Okyanusu'nun yaklaşık 400 kilometre yukarısında patladı. 1,45 megatonluk bomba, patladığında ilk başta bulutlar büyük bir aydınlanma yaşadılar. Hiçbir ses çıkmamıştı, bu noktada sadece ışık vardı. Bombadan çıkan parçacıklar atmosfere girmeye başladığında gökyüzünde yeşil ve kırmızı ışık huzmeleri oluşmaya başladı. Bunlar olması beklenen etkilerdi, ancak planlanandan farklı sonuçlanan etkiler de vardı. Patlama, bölgeye ciddi bir maddi hasar bıraktı. Yaşanan patlamanın ardından Hawaii'nin elektrik şebekesi elektromanyetik darbe altına girdi. Dalga dalga yayılan bu darbede bölgenin elektrik direklerindeki sigortalar attı, hırsız alarmları ötmeye başladı. Telefon hatları devre dışı kalırken televizyon, radyo gibi elektrikle çalışan cihazlar da çalışmadı. Uzayda da ciddi bir hasara neden oldu. Patlama sadece Dünya yüzeyinde değil, uzayda da zarara neden oldu. O dönemde yörüngede bulunan 21 uydudan 7'si devre dışı kalmış, Dünya'nın manyetik alanı ise 30 dakika boyunca 1/3 derece sapmıştı. ABD Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı \"alanın normale dönmesi birkaç gün sürecek\" iddiası da tahminlerden daha farklıydı. Bu alanın normale dönmesi aylarca sörmüş, patlama sonucunda oluşan radyasyon kuşağı ise 10 yıl boyunca varlığını sürdürmüştü. Bu kuşak Van Allen kuşaklarından bile daha güçlüydü. ABD bunun bir hata olduğunu fark ederek bir seçim yaptı. ABD hükümeti, ya uzayda nükleer bomba testi yapmaya devam edecekti ya da uydu teknolojisini geliştirmeye devam edecekti. İkisini aynı anda yapma ihtimalleri bulunmuyordu. Bu sebeple Başkan John F. Kennedy, 1963'te Sovyetler Birliği ile \"Nükleer Denemelerin Kısmı Olarak Önlenmesi Anlaşması\"nı imzaladı. Eğer bu bölgeye yeni bir bomba atmaya çalışırsak yörüngede dolaşan TV, telefon, GPS, hava tahmini, internet dahil pek çok önemli uyduyu da kaybetmiş olacağız. Bu da global ekonomide geri dönüşü çok zor yaralar açacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/uzaydan-dusen-uydu-inek-h138271.html", "text": "Çayırda otlarken nasıl öldü? sorusuna verilen cevap biraz absürt olsa da uydunun düşmesi o dönemdeki ABD ve Küba arasındaki gerilimleri tetikledi. Uydunun düşmesine ne neden oldu, Küba bunu nasıl hem fırsata hem protestoya dönüştürdü gelin hep beraber bakalım. Amerika Birleşik Devletleri Donanması Deniz Araştırma Laboratuvarı tarafından geliştirilen SOLRAD programının ikincisi olan SOLRAD 2, Transit 3A ile beraber 30 Kasım 1960'ta fırlatıldı. Uydular, gökyüzüne Thor-Ablestar üzerinden gönderildi. Ancak Thor'un ilk aşamasının erken kapanması ile itici gücün ayrılmış aşamaları güvenlik görevlisinin tedbirsizliği ile imha edildi. İmha edilen roketin parçaları Küba'ya düştü. Küba Ordusu Karakolu, 40 kg ağırlığındaki parçaların 518 km lik bir alana düştüğünü bildirdi. Küba ise bu durumu hemen fırsata daha doğrusu paraya çevirdi. Uydu enkazından kalan parçaların bir kısmı Çin'e satıldı ve Çin bu parçaları CSS-4 kıtalararası balistik füzenin tasarımında kullandı. Küba, uydu düşmesini fırsata çevirmekle de kalmadı, olayı protesto etti. Resmi gazeteler tarafından bu olay, ABD'nin Yankee provokasyonu olarak yansıtıldı. Radyolar ise ABD'nin Castro rejimini yok etme çabaları olarak tanımladı. Üstüne bir de Küba, Birleşmiş Milletlere resmi şikayette bulundu. Yankee saldırganlığının kanıtı olarak Birleşmiş Milletlere yapılan şikayetin ardından birçok protestocu, Küba'daki Amerikan Büyükelçiliği önünde gösteri yaptı. İneklerle ya da ineksiz devrim kazanacak. sloganları eşliğinde protesto yapanlara, inekler ve boğalar da katıldı. Hayvanların üzerinde ise dönemin ABD Başkanı'na mesaj vardı: Eisenhower, kız kardeşlerimden birini öldürdün. Şikayetlere cevap geldi ve rotalar yeniden oluşturuldu. Amerikan fırlatmalarının Küba üzerinden geçen uçuşları ertelendi. Menzil güvenlik sisteminde iyileştirmeler yapıldı ve gelecekteki SOLRAD uçuşları, Küba'nın üzerinden geçmek yerine daha kuzeydeki bir yörüngeye göre programlandı. Fidel Castro'nun ineklere verdiği önemi de göz önüne alınca uydunun düşmesi aslında daha da önemli hale geldi. Söylentilere göre bu olayın ardından inek için Küba'ya 2 milyon dolar ödeme yapıldı. Bir inek için bu rakam biraz fazla gibi görünüyor ancak yapılmışsa bile belki de hava sahasının ihlali ile ilgilidir, bilemeyiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/vergisiz-bilgisayar-kampanyasi-amazon-dizustu-bilgisayar-onerisi-h138899.html", "text": "Öğrencilere özel vergisiz bilgisayar, telefon ve tablet kampanyasının şartları netleşti, başvuru süreçleri başladı. Kampanya kapsamına dahil edilen cihazlarla ilgili ise iki koşul var; ikinci el olmamaları ve fiyatlarının 9.500 TL'yi geçmemesi. Biz de bu şartları karşılayan bir bilgisayar arayışında olanlar için fiyatı 9.500 TL'nin altında olan, kampanya dahilinde vergisiz olarak alabileceğiniz ve ödevler, online dersler, sunumlar gibi ihtiyaçlarınız için sizi yarı yolda bırakmayacak bilgisayar önerileri hazırladık. Listemizde yer alan tüm bilgisayarları Amazon Türkiye üzerinden satın alabilirsiniz. Ayrıca eğer henüz Amazon Prime üyesi olmadıysanız, ayda 39 TL'ye tüm Prime ayrıcalıklarından yararlanmak için buraya tıklayabilirsiniz. - İşlemci: Intel Core i3-N305 - RAM: 8 GB - Depolama alanı: 256 GB SSD - Ekran boyutu: 15.6'' - İşletim sistemi: FreeDOS Acer Aspire 3, aydınlatmalı klavyesi, hafif ve taşınması kolay tasarımı, 15.6 inçlik ekranı ve günlük kullanımda tüm işlemleriniz için sizi yarı yolda bırakmayacak performansı ile bu fiyat aralığında tercih edilebilecek bir bilgisayar. Ancak tabii ki ürünün bir giriş seviyesi bilgisayar olduğunu. unutmamak gerekiyor. Eğer incelemek ve satın almak isterseniz buradaki linkten göz atabilirsiniz. - İşlemci: AMD Ryzen 3 7320U - RAM: 8 GB - Depolama alanı: 512 GB SSD - Ekran boyutu: 15.6'' FHD - İşletim sistemi: FreeDOS 512 GB SSD, göz sağlığınızı da düşünen. 15.6. inç'lik FHD ekranı ve tüm günü geçirmenizi sağlayacak pil ömrü ile Lenovo Ideapad 1, uygun fiyatlı bir bilgisayar arayanlar için iyi seçeneklerden biri. Dolby Audio stereo hoparlörleri, gizlilik kapağına sahip HD web kamerası gibi detaylarla da tercih edilesi olan Ideapad 1, ödevler, sunumlar, bir şeyler izlemek gibi ihtiyaçlarınız için yeterli bir bilgisayar. İncelemek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz. - İşlemci: Intel Core i3-1215U - RAM: 8 GB - Depolama alanı: 256 GB SSD - Ekran boyutu: 15.6'' FHD - İşletim sistemi: FreeDOS 9.500 TL altına satın alabileceğiniz bir diğer seçenek ise ASUS Vivobook 15. Listedeki diğer tüm bilgisayarlarda olduğu gibi ASUS Vivobook 15 ile de günlük işlerinizi gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. Ayrıca Vivobook 15. TÜV Rheinland sertifikası ile gözlerinizi uzun süre ekrana bakmanın getirdiği zararlı etkilerden de koruyor. Ürünü incelemek ve satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - İşlemci: Intel Core i3-1115G4 - RAM: 8 GB - Depolama alanı: 256 GB SSD - Ekran boyutu: 15.6'' FHD - İşletim sistemi: FreeDOS Üretiminde geri dönüştürülmüş materyaller kullanılan Dell Inspiron, Intel Core i3-1115G4 işlemcisi, 8 GB RAM ve 256 GB SSD'si ve çantanıza atıp çıkabileceğiniz tasarımı ve ağırlığı sayesinde eğitim için oldukça yeterli bir bilgisayar. Göz atmak ve satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - İşlemci: Intel Core i3 - RAM: 8. GB - Depolama alanı: 256 GB SSD - Ekran boyutu: 14'' - İşletim sistemi: FreeDOS Listemizdeki son önerimiz ise daha küçük ve hafif bir seçenek arayanlar için. Dell Vostro 3400, sahip olduğu tüm donanım özellikleriyle günlük kullanımda sizi yalnız bırakmayacak bir ürün. Ürüne göz atmak ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/video-boyutu-kucultme-h132477.html", "text": "Telefonlarımız veya kameralarımız ile çektiğimiz videolar, görüntü kalitesi başta olmak üzere oldukça farklı detaylar ile birlikte yüksek boyutlara sahip oluyor. Yüksek boyutlu videolar ise elbette başka insanlara transfer etmemizde, videoyu bir platforma yüklememizde ve daha pek çok işlemde bize zorluk çıkarıyor. Bunun önüne geçmek aslında her ne kadar imkansız gibi dursa bile oldukça kolay çünkü video boyutu küçültme hizmetini ücretsiz olarak sağlayan oldukça fazla site bulunuyor. Bu siteler sayesinde videolarınızın boyutlarını oldukça kolay bir şekilde küçültebiliyor, boyuttan tasarruf ettiğiniz için dilediğiniz platformdan başka insanlara gönderebiliyorsunuz. Örneğin proje ödeviniz için bir video kolajı oluşturdunuz. Elbette bunu öğretmeninize sunmanız gerektiği için GMail veya WhatsApp gibi platformlara başvuruyorsunuz ancak bu iki platform da video ve görsel tarafında bazı sınırlara sahipler. Eğer bu sınırların üzerinde bir dosya göndermeye çalışırsanız, karşınızda dosyanızın yüksek boyuta sahip olduğunu söyleyen uyarılar belirmeye başlayacaktır. Aşağıda listelediğimiz web siteleri sayesinde, yüksek boyutlu videolarınızın boyutlarını çok kolay bir şekilde küçültebileceksiniz. Dilerseniz lafı hiç uzatmadan video boyutu küçültme işlemini yapabileceğiniz sitelerimize geçelim. Video boyutu küçültme veya bir diğer adıyla video sıkıştırma, bilgisayarınızda veya telefonunuzda bulunan videoların boyutunu küçültmenizi sağlayan bir işlemdir. Örneğin, sunumunuz için bir video hazırladınız. Bu videonun boyutu ise neredeyse 500 MB. Bu videoyu Gmail veya WhatsApp gibi platformlardan göndermeniz oldukça zor. Bu nedenle video boyutu küçültme işlemine başvurmanız gerekiyor. Bu işlem sonrasında 500 MB büyüklüğündeki videonuzu, daha küçük boyutlara indirerek dilediğiniz yerden gönderebilme imkanına sahip oluyorsunuz. - Veed.io - Compress Video Online - Video Resizer - Free Convert İlk sitemiz, dilediğiniz videoyu üç kademede sıkıştırmanızı sağlayan Veed.io sitesi. Örneğin 6.65 MB büyüklüğünde bir videonuz var. Bu videoyu bu siteye yüklediğinizde, hem video üzerinde ufak düzenlemeler yapabilir hem de kolayca sıkıştırabilirsiniz. Low, medium ve high olmak üzere videolarınızı üç farklı sıkıştırmadan geçirebilir, ihtiyacınız olan boyutu kolaylıkla seçebilirsiniz. Ayrıca, yalnızca sıkıştırmakla kalmayıp videonuza yazılar, sesler veya müzikler ekleyebilir, geçiş animasyonlarıyla videoyu daha kaliteli bir hale getirebilirsiniz. İlk olarak kullanmaya başladığınızda size montaj bilginizi soracak. Bununla birlikte size en uygun paneli kolaylıkla kullanıma açacak. Yani daha önce hiç video düzenlemediyseniz bile bu panel sayesinde saniyeler içerisinde videonuzu düzenlemeye başlayabileceksiniz. Üstelik videonuzu sıkıştırdıktan sonra üzerine herhangi bir filigran ve benzeri şeyler eklemiyor. Listenin açık ara en kaliteli sitelerinden bir tanesi diyebiliriz. 100 MB bir videoya sahip olduğunuzu düşünün. Bu videoyu dilerseniz 2 MB'a, dilerseniz 50 MB'a düşürebilirsiniz. Üstelik bunu tamamıyla siz ayarlayabilirsiniz. Compress Video Online, hızlı ve kolayca video sıkıştırabilmenizi sağlıyor. Sitenin temel özelliği video sıkıştırmak olduğu için, video düzenleme tarafında ne yazık ki size herhangi bir özellik sunmuyor. Sitenin kullanımı oldukça kolay ve basit ama ilk kez kullanıyorsanız, videonun sıkışması biraz zaman alabiliyor. 19 saniyelik ve 75 MB büyüklüğündeki bir videoyu bu siteye yüklediğimizde, 16 MB halini indirebilmek için tam 12 dakika bekledik. Eğer hiçbir bilgiye sahip değilseniz oldukça verimli bir site olabiliyor ancak video sıkıştırmak için dakikalar, hatta saniyeler ile yarışıyorsanız Compress Video Online pek size göre bir platform değil. Video düzenleme siteleri aslında temelde aynı özelliklere dayanıyor. Kesme, düzenleme, yazı ekleme veya geçiş efekti ekleme. Elbette bunlardan en önemlisi ise dilediğiniz boyutta videoyu kaydedebilme tarafı. Sıradaki sitemiz, video düzenleme tarafında bir nebze bilgiye sahip olan kullanıcılar için. Video Resizer, videonun farklı boyutlarda ve dosya biçiminde kaydedebilmenizi sağlayarak, daha fazla sıkıştırma yapmanızı da sağlıyor. Bu nedenle eğer belirli bir video düzenleme geçmişiniz var ise, Video Resizer kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Diğer platformlar gibi videoyu görüntülemek yok, ayar yapmak yok, kafa karıştırıcı hiçbir şey yok. Yükle, sıkışmasını bekle, indir. Her şey tamamıyla bundan ibaret. Saniyeler içinde dilediğiniz videoyu kolaylıkla sıkıştırabilmek Free Convert ile oldukça kolay bir hal alıyor. Eğer hızlı bir sıkıştırmaya ihtiyacınız var ise, Free Convert tam anlamıyla size göre olan bir platform diyebiliriz. Her videoda ortalama %30 ile %75 arası hızlı bir sıkıştırma yapabilen bu platform, size bir sıkıştırma tercihi imkanı sunmuyor. 75 MB büyüklüğündeki bir videoyu buraya yüklediğimizde, 40 MB'lık bir boyuta düştüğünü gördük. Bu da bize %46 boyutunda bir sıkıştırmanın meydana geldiğini gösteriyor. Bu da saniyeler içerisinde gerçekleşen bir işleme göre oldukça güzel bir sonuç diyebiliriz. - iMovie - CapCut Örneğin, iPhone kullanıcısı olduğunuzu varsayalım. Apple'a ait iMovie programından destek alarak videonuzun boyutunu da küçültmeniz mümkün. Hiçbir siteye ihtiyaç duymadan, telefonunuzun başlangıç uygulamalarıyla da video sıkıştırabilir, yine saniyeler içinde güzel sonuçlar elde edebilirsiniz. Eğer Android telefon kullanıyorsanız, CapCut gibi popüler video düzenleme programlarına başvurarak, yine saniyeler içerisinde videonuzun boyutunu sıkıştırabilmeniz mümkün. İki uygulama da gayet basit arayüze sahip olduğu için, hiçbir şey bilmeseniz bile kolaylıkla video sıkıştırabilirsiniz. Sizler için hızlı ve kolay bir şekilde video boyutu küçültme işlemi yapabileceğiniz siteleri ve yöntemleri bir araya derledik. Eğer büyük boyutlara sahip videolar ile başım dertte diyorsanız, bu siteler tam olarak size göre diyebiliriz. Özellikle öğrenci dostlarımız, bu siteleri keşfettiğinde gerçekten rahat bir nefes alacaklardır diye umuyoruz. Sizler video sıkıştırma işlemleriniz için hangi platformları kullanıyorsunuz? Yorumlarda bizimle paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/vikipedi-wikipedia-en-cok-okunanlar-h139110.html", "text": "Dünyanın en popüler internet ansiklopedisi olarak bilinen Vikipedi, 2023 yılına ilişkin bazı istatistikler yayımladı. Yapılan açıklamada, 2023'te en çok okunan makalelerin hangileri olduğu duyuruldu. Vikipedi, kategoriler bazında da bilgiler paylaştı. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan 2023 yılında en çok okunan Vikipedi makalelerinin hangileri olduğuna bakalım. Ancak verilere geçmeden önce, bugünkü listenin 28 Kasım'a kadar olan İngilizce makaleleri içerdiğini belirtelim. Vikipedi, 3 Ocak 2024'te nihai listeyi paylaşacağını açıkladı. Yukarıdaki tabloda da görebileceğiniz üzere Vikipedia'da daha çok, gündem olan konular hakkındaki makaleler okunmuş durumda. Yılın belki de en önemli teknolojisi olan ChatGPT, tüketicilerin en çok okudukları başlık olarak kayıtlara geçti. Spor kategorisinde Cristiano Ronaldo ile Lionel Messi rekabeti arasındaki kazananın Ronaldo olduğunu gördük. 2023, film dünyasında da dolu dolu rekabet yaşanan bir yıl oldu. Bu rekabeti götüren başlıca filmler ise Oppenheimer ile Barbie'ydi. Vikipedia kullanıcıları, Oppenheimer filmi ile bu filme hayat veren J. Robert Oppenheimer'ı daha çok merak ettiler."} {"url": "https://www.webtekno.com/vincent-cassel-en-iyi-filmleri-h139416.html", "text": "Sevdiğiniz film türüne göre değişir tabii ama genelde yabancı oyuncu denilince aklımıza gelen isimler Amerikalı oluyor. Fakat biraz daha farklı işler izlemeyi sevenler için Fransız sinemasının usta oyuncularından Vincent Cassel bir yıldız gibi parlıyor. Vincent Cassel ismi tanıdık geliyorsa ama tam olarak çıkaramadıysanız La haine, ülkemizde vizyona girdiği adıyla Protesto diyelim hemen hatırlarsınız. Uzun yıllar sinemada kamera önünde kendine yer bulan Vincent Cassel, yapımcı ve yönetmen olarak da pek çok farklı yapımda yer aldı. Oyuncu olarak sinematografisine baktığımız zaman genelde kendi ülkesinin yapımlarında rol aldığını görüyoruz ama bunların yanı sıra Vincent Cassel filmleriyle adının dünya çapında duyulmasını sağlayan pek çok önemli işe de imza attı. 23 Kasım 1966 tarihinde Fransa'nın başkenti Paris'te dünyaya gelen Vincent Cassel, genç yaşta oyunculuk yapmaya başladı. 1990'lı yıllarda bir reklam filmi ile televizyon dünyasına adım attı. 1995 yılında ise onun ileride parlayacak bir yıldız olduğunu tüm dünyaya kanıtlayan La haine filminde rol aldı. La Haine filmi ile iki dalda Cesar Ödülü'ne aday gösterilince oyunculuk kariyerindeki zirveye giden basamakları hızla tırmandı. Daha sonra Cesar Ödülü, BAFTA, Kanada Sinema Ödülü ve daha sayısız organizasyon tarafından farklı dallarda ödüllere layık görülen Vincent Cassel; oyunculuk, yapımcılık ve yönetmenlik kariyerini sürdürüyor. - Trance - Mon roi - O Filme da Minha Vida - Sur mes levres - L'appartement - Irreversible - Hors normes - L'instinct de mort - Black Swan - La haine - Yıl: 2013 - Tür: Suç, Dram, Gizem - Yönetmen: Danny Boyle - Oyuncular: James McAvoy, Rosario Dawson, Vincent Cassel - IMDb: 6.9 Sanat eseri uzmanı bir müzayede müdürü olan Simon, bir hırsız ile birlikte milyonlarca dolarlık bir tablo çalar. Hırsızlık sırasında başına aldığı darbe nedeniyle bayılır ve uyandığı zaman tabloyu nereye koyduğunu hatırlamaz. Tablonun yerini bulmak için bir hipnoz uzmanıyla anlaştığı zaman ise tablonun yerinden çok daha fazlası zihninin derinliklerinden dışarı çıkacaktır. - Yıl: 2015 - Tür: Dram, Romantik - Yönetmen: Maiwenn - Oyuncular: Vincent Cassel, Emmanuelle Bercot, Louis Garrel - IMDb: 7.1 Şans eseri yolları kesişen Tony ile Georgio tutkulu bir aşka kapılırlar ve kısa süre içinde evlenirler. Birbirlerini tam olarak tanımadan yaptıkları bu evlilik bir noktada bozulmaya başlar çünkü Georgio, Tony'nin daha önce hiç fark etmediği huylarını görmeye başlar. Bu ilişkinin geleceği pek de parlak değildir. - Yıl: 2017 - Tür: Dram - Yönetmen: Selton Mello - Oyuncular: Vincent Cassel, Selton Mello, Johnny Massaro - IMDb: 7.1 Dünyada The Movie of My Life adıyla vizyona giren O Filme da Minha Vida, Tony isimli bir gencin baba ocağına dönmeye karar vermesiyle başlıyor. Tony döndüğü zaman aslında babasının da bir zamanlar onun gibi bir karar verdiğini öğrenir. Burada öğretmenlik yapmaya başlayan Tony için işler pek de hayal ettiği gibi gitmeyecektir. - Yıl: 2001 - Tür: Suç, Dram, Romantik - Yönetmen: Jacques Audiard - Oyuncular: Vincent Cassel, Emmanuelle Devos, Olivier Gourmet - IMDb: 7.3 Duyma engelli 30'lu yaşlarda bir kadın olan Carla, bir emlak şirketinde çalışmaktadır. Doğduğu günden beri duymadığı için tam bir dudak okuma uzmanıdır. Paul isimli genç bir adamla ilişkiye başladıktan sonra onu ikna eder ve çalıştığı emlak şirketini soyarlar. Carla, dudak okuma uzmanlığını başka soygunlarda da kullanmaya karar verir. - Yıl: 1996 - Tür: Dram, Gizem, Romantik - Yönetmen: Gilles Mimouni - Oyuncular: Romane Bohringer, Vincent Cassel, Jean-Philippe Ecoffey - IMDb: 7.3 Max Paris'te yaşayan, evlilik hazırlıkları yapan ve yakında Tokyo'ya gidecek olan genç bir adamdır. Bir gün bir kafede otururken unutulmaz aşkı Lisa'yı görür ve onun peşine düşer. Saplantılı şekilde kadını takip ettiği sırada tüm planlarını bırakır onunla görüşme yollarını arar. Derken ona çok benzeyen bir kadınla karşılaşıp onunla birlikte olur. İşler çığrından çıktı sanıyorsanız durun, daha yeni başladık. - Yıl: 2002 - Tür: Suç, Dram, Gizem - Yönetmen: Gaspar Noe - Oyuncular: Monica Belluci, Vincent Cassel, Albert Dupontel - IMDb: 7.3 Fransız sinemasının sıra dışı yönetmenlerinden Gaspar Noe imzalı Irreversible, Alex isimli genç bir kadının tecavüze uğraması ile başlıyor. Saldırgandan intikam almak isteyen kadın, erkek arkadaşı ile birlikte onu aramaya başlar. Her sahnesi giderek sertleşen film, yetişkin olmayanlara önerilmiyor. - Yıl: 2019 - Tür: Komedi, Dram - Yönetmen: Olivier Nakache, Eric Toledano - Oyuncular: Vincent Cassel, Reda Kateb, Helene Vincent - IMDb: 7.4 İki adam. Bambaşka hayatları, birbirinden çok farklı karakterleri var ama tek bir amaçları var: özel eğitime ihtiyaç duyan çocukları eğitmek. Biri okul öncesi öğretmeni, diğeri özel eğitime ihtiyaç duyan gençlerin sorumlusu olan karakterlerimiz otizmli çocuklara yardım etmek için bir vakıf kurmaya karar verirler. Bu karar, hayatlarını bir daha asla eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirecektir. - Yıl: 2008 - Tür: Aksiyon, Biyografi, Suç - Yönetmen: Jean-François Richet - Oyuncular: Vincent Cassel, Cecile de France, Gerard Depardieu - IMDb: 7.5 Yakın Fransız tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü gangsterlerinden bir tanesi olan Jacques Mesrine'in hayat hikayesinin anlatıldığı L'instinct de mort filmi de en az adamın hayatı kadar aksiyon dolu bir yapım. 1979 yılında polisin yakın mesafeden seri ateş etmesi sonucu ölen Jacques Mesrine'in nasıl bir halk kahramanına dönüştüğü filmde tüm detaylarıyla anlatılıyor. - Yıl: 2010 - Tür: Dram, Gerilim - Yönetmen: Darren Aronofsky - Oyuncular: Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel - IMDb: 8.0 Oyunculuk performansları ile izleyenleri kendine hayran bırakan Black Swan filmi, pek de bilmediğimiz bir dünyanın, bale dünyasının kapılarını aralıyor. Yetenekli bir balerin olan Nina, Kuğu Gölü Balesi'nde baş dansçı olma hevesiyle yanıp tutuşmaktadır. Bir dansçı hem siyah hem de beyaz kuğuyu canlandıracaktır ama Nina'nın rakibi güçlüdür. Bu basit öykü bir noktadan sonra tüyler ürperten bir gerilime dönüşüyor. - Yıl: 1995 - Tür: Suç, Dram - Yönetmen: Mathieu Kassovitz - Oyuncular: Vincent Cassel, Hubert Kounde, Said Taghmaoui - IMDb: 8.1 Dünya sinema tarihinin en başarılı halk isyanı filmlerinden biri olarak kabul edilen La haine, Paris'in gettolarında yaşanan hayatları gün yüzüne çıkarıyor. Bu bölgede yaşayan üç genç, arkadaşları polis şiddetine uğradığı için isyan ederler. Yaşanan isyan giderek tüm mahalleye, şehre ve hatta ülkeye sıçrar. İşler giderek büyüyecektir. Fransız sinemasının usta oyuncularından Vincent Cassel'in en iyi filmlerinden bazılarını listeledik. Elbette bu liste çok daha uzun olabilirdi. Listemizde olmasını istediğiniz Vincent Cassel filmlerini yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/vitalik-buterin-x-hesabi-hacklendi-h137155.html", "text": "Kripto paraların bir anda patladığı dönemde Ethereum'un kurucusu Vitalik Buterin, söz konusu kripto parayla birlikte kısa sürede devasa bir ün kazandı. Henüz 29 yaşındaki Vitalik, bu süreçte gerek NFT, gerekse de kripto para çevresinde dönen birçok tartışmanın da odağı olmuştu. Fakat kripto fenomenimiz Vitalik Buterin, bu sefer tatsız bir olayla karşımızda. Cointelegraph'ın haberine göre Vitalik'in X hesabı erken saatlerde hack'lendi ve oltalamaya yönelik bir paylaşım yapıldı. Söz konusu paylaşım, hesap geri alınır alınmaz hesaptan silindi. Takipçilerin cüzdanından toplamda 691.000 dolardan fazlası çalındı. Vitalik'in hesabından silinmiş olan söz konusu paylaşım, sözde Proto-Danksharding'in Ethereum'a dahil oluşunu müjdeliyordu. Hacker'ın paylaşıma eklediği linkte ise cüzdanınızı bağlamanız için bir link yer alıyordu. Cüzdanınızı bağladığınızda da saldırgan veya saldırganlar, hesabınızdaki her şeyi çekiyordu. Hacker'ın hesabındaki en değerli NFT olan Crypto Punk #3983, başta 46,99 Ether, yani 76.837 dolar değere sahipti. Linkin paylaşılmasının ardından bu değer, 250.543 doları aştı. Hacker'ın hesabındaki gelişmeleri paylaşan ZachXBT, bu saldırıyla 147 bin doların alındığını paylaştığında herkes şaşırmıştı. Fakat kısa süre içinde bu değer, 691.000 doları buldu. Olayın ardından birçok kişi X üzerinde gerekli güvenlik önlemlerini almadığı gerekçesiyle Vitalik'i suçlarken ZachXBT, oldukça ünlü biri olduğundan ve böyle saldırılar böyle kişiler üzerinden sık yapılabildiğinden, Vitalik için güvenlik önlemlerinin yeterli olamayabileceğini savundu. Bu bağlamda X tarafında bir ihmal olduğu da tartışılıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-6g-arastirmasi-neler-sunacak-h139800.html", "text": "Çinli teknoloji devi vivo, 6G bağlantı teknolojisi üzerine yaptığı en yeni araştırmasının sonuçlarını paylaştı. vivo'nun gerçekleştirdiği çalışma, 6G'nin hayatımıza neler katacağını gözler önüne seriyor. Tabii vivo 6G üzerinde çalışıyorken, Türkiye'de 5G'ye geçemediğimizi bir dipnot olarak belirtelim. 2023 yılı, özellikle de yapay zeka odaklı teknolojileri konuştuğumuz bir dönem oldu. vivo'nun araştırması, yapay zekanın özellikle de 6G ile çığır açacağını gösteriyor. Zira 6G'ye güç veren temel teknolojilerden birinin yapay zeka olacağına inanılıyor. Yapay zeka, iletişim teknolojisinin ilerlemesini destekleme, sinyal iletimini geliştirme ve ağ bağlantısını optimize etme gibi konularda üreteceği çözümler, 6G'nin gelişimini destekleyecek. vivo'nun yaptığı araştırmaya göre 6G, iletişim sektörü ve tüketiciler için olağanüstü fırsatlara sahip bir geleceğin habercisi olacak. Çok sayıda ileri teknolojinin ortaya çıkmasıyla birlikte mobil kullanıcılar, donanım sınırlamalarından kurtularak yüksek kaliteli çevrimiçi oyunlar oynama, 3D sanal insanlarla etkileşime geçme ve artırılmış gerçeklik'i her zaman ve her yerde deneyimleme olanağı bulacak. Algılama ve iletişim teknolojilerinin 6G'ye entegrasyonunun endüstriyel otomasyon, akıllı sağlık hizmetleri, akıllı ulaşım, depolama ve lojistik gibi birçok senaryoda önemli bir rol oynaması bekleniyor. ISAC teknolojisinin önümüzdeki dönemde insanların dijital dünyayla etkileşimini etkileyeceği ve sağlık hizmetleri, akıllı ulaşım, endüstriyel otomasyon gibi çeşitli senaryolarda önemli bir rol üstleneceği düşünülüyor. Algılama yetenekleriyle desteklenen 6G sistemi, gelecekte tüketicilere önemli kolaylıklar sağlayacak. vivo İletişim Araştırma Enstitüsü dalga biçimi ve sinyal tasarımı, çok bantlı işbirlikçi algılama, çok antenli ISAC sistemleri, ISAC için Koordineli Çok Noktalı , bağlantı adaptasyonu, ISAC için mobilite yönetimi ve ideal olmayan faktörlerin algılanmasını ortadan kaldırma yöntemleri dahil olmak üzere temel ISAC teknolojileri hakkında gerçekleştirdiği çalışmalarla sektöre yön veriyor. vivo ayrıca Baz İstasyonu monostatik algılama, BS'den Kullanıcı Ekipmanı'na bistatik algılama ve CoMP tabanlı algılama dahil olmak üzere farklı algılama modlarına dayanan; konumlandırma ve hız ölçümü, yörünge izleme ve solunum izleme gibi ISAC senaryolarının sezgisel bir görüntüsünü sağlayan üç ISAC prototipini de duyurdu. 6G ağ mimarisinin tasarımı, beklenen 6G hizmet gereksinimlerini karşılamak amacıyla iletişim, yapay zeka ve algılama teknolojilerinin etkin bir şekilde entegre edilmesi açısından hayati önem taşıyor. 6G ağ mimarisi için 5G'nin avantajlarını korumak, yeni 6G gereksinimlerini karşılamak ve temel yetenekleri geliştirmek olmak üzere üç ana tasarım ilkesi bulunuyor. vivo, 6G ağ mimarisinin bu ilkelerin rehberliğinde yapay zeka ve ISAC gibi özellikleri destekleyerek kullanıcılara iletişimin ötesinde, üstün bir kullanıcı deneyimi sunan çok boyutlu hizmetler sunmasını bekliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-isletim-sistemi-blueos-duyurdu-h138280.html", "text": "ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının göbeğinde kalan Huawei, savaştan en çok etkilenen firmalardan biri olmuştu. Android'e erişimini kaybeden Çinli üretici kendi işletim sistemi yazılımlarını geliştirme yoluna gitmişti. Diğer üreticiler de Huawei'nin yolundan gidiyor. Bu şirketlerin sonuncusu ise vivo oldu. 2023 vivo Geliştirici Konferansı'nda resmi bir açıklama yapan Vivo, kendi geliştirdiği işletim sistemi BlueOS'u resmen duyurdu. Aslında şirketin daha önceki açıklamalarını takip edenler için bu duyuru hiç de şaşırtıcı olmadı. vivo aslında 2009 yılında piyasaya girerken kendi işletim sistemini geliştirmek istiyordu ancak o dönemde, adı sanı duyulmamış bir işletim sistemine göre uygulamalar olmaması, geliştiricilerin de risk almak istememesi nedeniyle Çinli üretici faaliyetlerine Android ile başlamıştı. Firma sonunda kendi işletim sistemini oluşturma amacına ulaştı. vivo yetkililerinden gelen açıklamalara göre işletim sisteminin üç ana ayırt edici özelliği bulunacak. Bu özellikler ise akıllı etkileşimler, daha pürüzsüz bir kullanıcı deneyimi ve kullanıcı verilerinin güvenliği olarak gösterildi. Android gibi genele ve farklı konfigürasyonlara hitap eden bir işletim sistemindense özelleştirilmiş bir sistemin, daha düşük bir konfigürasyonla bile daha verimli çalışabildiğini daha önce de görmüştük. Vivo'nun BlueOS'u için de benzer bir durum söz konusu. Konferansta yapılan tanıtımda BlueOS'un, bellek kullanımını yüzde 67 azalttığı, render verimliliğini yüzde 48 ve tepki süresini de yüzde 18 arttırdığı ifade edildi. Güvenlik anlamında vivo, BlueOS'un yazıldığı dilin Rust olduğunu ve böylelikle kaynaktan gelen uygunsuz bellek kullanımının engellendiğini belirtti. BlueOS sadece 32Mb'lık RAM'ler ile bile çalışabilecek şekilde tasarlandı. Geçmişte bazı üreticilerin Android üzerine bir tasarım yapıp ortaya çıkan makyajlı yazılımı kendileri geliştirmiş gibi davrandığını görmüştük. vivo için ise durum farklı gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-v29-5g-kamera-ozellikleri-yilbasi-hediyesi-h139637.html", "text": "Yılbaşı iyiden iyiye yaklaştı ve sevdiklerimiz için hediye arayışına girdik. Ancak hediye almak, pek çoğumuz için kolay bir iş değil. Hal böyle olunca biz de sizler için bir tavsiye vermeye karar verdik. Eğer bir yılbaşı hediyesi arayışınız bulunuyorsa vivo V29 5G, oldukça iyi bir tercih olabilir. Çinli teknoloji devi vivo'nun popüler modelleri arasında yer alan V29 5G, etkileyici özelliklerle donatılan bir akıllı telefon. vivo V29 5G'nin özellikle de yüksek teknoloji kamera özellikleri, pek çok tüketiciyi mest edebilecek potansiyelde. Gelin hep birlikte vivo V29 5G'deki kamera özelliklerine yakından bakalım. Akıllı telefonlardaki kamera teknolojileri, en çok da düşük ışıklı ortamlarda sıkıntı çıkarıyorlar. Bunun nedeni, lenslerin yeterince ışık alamıyor oluşundan kaynaklanıyor. Hal böyle olunca ortaya çıkan görüntüler soluk ve kaliteden uzak oluyor. İşte vivo'nun tam olarak buna odaklanan yeni teknolojisi \"Star Işığı\", kullanıcıların düşük ışıktan etkilenmeden stüdyo kalitesinde çekimler yapabilmesini sağlıyor. vivo V29 5G'deki Star Işığı özelliği, üç boyutlu aydınlatma efekti yeteneği ile fotoğraftaki öznenin gölgelerini ortadan kaldırıyor. Ayrıca çevredeki nesneler de gölgeden kurtuluyor. \"Akıllı Renk Sıcaklığı\" isimli ayarlama yeteneği ise farklı renk sıcaklıklarına uyum sağlanmasını ve böylelikle eşsiz görüntüler yakalanmasını sağlıyor. vivo V29 5G, sadece Star Işığı özelliği ile ön plana çıkan bir akıllı telefon değil. Bu akıllı telefonda \"Grup Selfie'si\" ve \"Süper Grup Videosu\" isimli özellikler de bulunuyor. Akıllı telefondaki 50 MP ve kendinden geniş açılı selfie kamera, geniş kadraj özelliği sayesinde kalabalık gruplar için benzersiz bir deneyim vadediyor. Üstelik hassas otomatik netleme özelliği, selfie çekimlerinin hiç olmadığı kadar kaliteli bir hale bürünmesini sağlıyor. vivo V29 5G ile çektiğiniz tüm görüntüleri, Vlog Movie Creator isimli özellik ile düzenleyebiliyorsunuz. Oldukça detaylı bir düzenleme imkanı sunan özellik, üçüncü taraf uygulamalara duyacağınız ihtiyacı ortadan kaldırıyor. vivo V29 5G, kamera özellikleriyle öne çıkan bir akıllı telefon olsa da olay bundan ibaret değil. Telefonda 5G bağlantı desteğinin yanı sıra 80W hızlı şarj destekli büyük bir batarya ve Android 13 üzerine inşa edilen Funtouch OS 13 arayüzü bulunuyor. Eğer siz de vivo V29 5G ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Üstelik vivo'nun V29 5G için oldukça etkileyici kampanyalar sunduğunu da söyleyelim. Bu akıllı telefon; tüm indirimlere ek olarak, 1.999 TL değerindeki vivo TWS AIR kablosuz kulak hediyesiyle geliyor. Üstelik 2.249 TL değerindeki 1 yıl ücretsiz ekran onarım paketi de yine ücretsiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-v29-5g-kampanya-h139440.html", "text": "21 Aralık, kuzey yarım küre için oldukça önemli bir tarih. Zira yılın en uzun gecesi, 21 Aralık'ta yaşanacak. Aslında 21 Aralık, yaz mevsiminin yaklaşmakta olduğunu da anlatan önemli bir tarih. Bu durumun farkında olan teknoloji devi vivo da 21 Aralık tarihine özel bir kampanya oluşturdu. Türkiye'de ilgi gören teknoloji markaları arasında yer alan vivo, son dönemlerde ses getiren kampanyalara imza attı. Hatta şirket, yılbaşı için hazırladığı indirimleri de şimdiden müşterilerine sundu. 20-21 Aralık tarihlerinde ise tüm indirimlere ek olarak yeni indirimler yapılacak. Eğer şu sıralar yeni bir telefon arayışınız varsa özellikle de vivo V29 5G'ye göz atmalısınız. vivo'nun en yeni modellerinden bir tanesi olan V29 5G, nispeten uygun fiyata tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek modellerin başında geliyor. Qualcomm'un Snapdragon 778G işlemcisinden güç alan telefon, sahip olduğu 8 GB sanal RAM desteği sayesinde toplamda 16 GB'lik RAM kapasitesinin keyfini çıkarmanızı sağlıyor. 2 büyük Android, 3 yıl boyunca güvenlik güncellemesi garantisi altında olan telefon hem Android'in en yeni özelliklerini kullanmanızı hem de güvenlikten ödün vermemenizi sağlayacak. vivo V29 5G, her anlamda etkileyici bir telefon. 1.5K çözünürlük desteğine sahip 6.78 inç boyutundaki ekran, bu telefonun ultra yüksek görüntü kalitesine sahip olmasını sağlayacak. Telefonun 4.600 mAh kapasiteli bataryasının 80W hızlı şarj desteği sunuyor olması ile akıllı telefon endüstrisinin oldukça ötesinde. vivo V29 5G, kamera özellikleriyle de mest eden bir model. OIS destekli 50 MP ana kamerayla donatılan telefon, pozlama genişletme özelliği ile en çok da gece çekimlerine odaklanıyor. Üstelik telefonun \"Süper Ay\" modu, doğrudan uzay fotoğrafçılığına odaklanıyor. Telefonun 8 MP ultra geniş açılı, 2 MP makro kamerası olduğunu ve bu kamera kurulumunun yapay zeka ile de desteklendiğini bir dipnot olarak belirtelim. vivo V29 5G'nin kamera kurulumundaki etkileyici özelliklerden bir tanesi de \"Star Işığı\" adı verilen özel flaş teknolojisi. Geleneksel flaş ışıklarından 9 kat güçlü olan Star Işığı, en çok da portre fotoğraflarda fark yaratıyor. Zaten fazlasıyla güçlü olan 50 MP ana kamera, bu flaş ile pürüzsüz fotoğraflar çekilmesine yardımcı oluyor. Star Işığı'nın etkisini, hemen aşağıdaki fotoğrafta kendiniz de görebilirsiniz. Eğer siz de yılın en uzun gecesine yepyeni bir akıllı telefon ile girmek ve bu özel geceyi ölümsüzleştirmek isterseniz burada bulunan bağlantıyı kullanarak vivo V29 5G ile ilgili detaylı bilgi alıp, sipariş geçebilirsiniz. Bu arada; vivo V29 5G satın alımınızda 1.999 TL değerindeki vivo TWS AIR kablosuz kulaklığın hediye edileceğini, üstelik vivo'nun internet sitesinde indirim kuponlarının sizleri beklediğini belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-v30-lite-5g-ozellikleri-fiyati-h139706.html", "text": "vivo V29 Lite 5G'nin halefi olarak karşımıza çıkan akıllı telefon, 6.67 inç büyüklüğünde AMOLED ekranla donatıldı. FHD+ çözünürlük sunan ekran, 120 Hz tazeleme oranı ve 1.150 nit tepe parlaklık değeri ile pürüzsüz bir deneyim sunacak gibi görünüyor. Ekrana gömülü parmak izi parmak okuyucu sensöre ev sahipliği yapan ekranda 50 MP selfie kamera bulunduğunu belirtelim. vivo V30 Lite 5G, Qualcomm'un Snapdragon 695 işlemcisinden güç alıyor. Bu güç 12 GB RAM ve 256 GB depolama alanı ile destekleniyor. 44W hızlı şarj destekli 4.800 mAh'lık batarya ile donatılan telefonda, Android 13 tabanlı FunTouchOS 13 arayüzü bulunuyor. Telefonun arka kısmına baktığımızda üçlü kamera kurulumu ile karşılaşıyoruz. 64 MP ana kameraya ev sahipliği yapan vivo V30 Lite 5G, 8 MP ultra geniş açılı kamera ile 2 MP makro kameraya ev sahipliği yapıyor. Bu kamera kurulumunun yapay zeka desteğine sahip olduğunu da belirtelim. vivo, V30 Lite 5G fiyatını Meksika için 530 dolar olarak açıkladı. Telefonun Türkiye'ye geleceğine ilişkin resmi bir açıklama yok ancak V29 Lite 5G Türkiye'de satın alınabildiğinden yeni modelin de Türkiye'ye gelmesi olası."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-watch-3-tanitildi-h138582.html", "text": "Neredeyse tüm akıllı telefon üreticileri gibi vivo da bir süredir kendi akıllı saatlerini üretip piyasaya sürüyor. Bu saatlerin en yeni modeli olan vivo Watch 3 tanıtılırken, cihazın öne çıkan özelliklerinden biri firmanın kendi geliştirdiği işletim sistemi olan BlueOS'a sahip ilk ürün olmasıydı. vivo Watch 3'ün yalnızca tek bir boyut seçeneğiyle raflardaki yerini alacağı paylaşıldı. Akıllı saatin iki farklı tasarım ve renk seçeneği, iki farklı stil ve malzeme ile kombinlenerek satışa sürülecek. Saatin kendisi ise 46,1 mm çapında ve ağırlığı da 36 gram olacak. 1,43 inçlik 466x466 piksellik ekran AMOLED panele sahip ve her zaman açık özelliğiyle geliyor. Saat, döndürülebilir paslanmaz çelik bir kontrol butonuyla geliyor. Ayrıca bu butonun hemen altında da sadece basarak kullanılan bir buton daha yer alacak. BlueOS ile gelecek cihaz kendi uygulama mağazasına sahip olacak. Sağlık ve spor izleme özellikleri bulunacak olan saatin üzerinde 8 kanallı nabız sensörü, 1 kanallı kan oksijen seviyesi takip sensörü, uyku takip sensörü ve koşu sensörü de yer alacak. Akıllı saat üzerinden Jovi adlı asistana erişmek de mümkün olacak. Saatin kadran görüntüsünü değiştirmek için ise kullanıcıların tercih edebileceği 10 farklı ekran yüzü bulunacak. 505 mAh'lik batarya ile Bluetooth kapalıyken 16, açıkken 8, tüm özelliklerin aktif olarak kullanıldığı durumda da 2 gün boyunca akıllı saati kullanabilmek mümkün olacak. vivo Watch 3'ün sadece Bluetooth bağlantısına sahip bir versiyonu ve eSIM bağlantısı bulunan ikinci bir versiyon olacak. Silikon kayışlı Bluetoothlu modelin fiyatı 140 euro olacak. Deri kayışlı olanı ise 155 eurodan satılacak. eSIM versiyonlarda ise fiyatlar sırasıyla 167 euro ve 182 euro oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-x-fold-3-pro-bazi-ozellikleri-ortaya-cikti-h139662.html", "text": "Çinli teknoloji devi vivo'nun bir süredir üzerinde çalıştığı bilinen katlanabilir ekranlı telefonu X Fold 3 Pro ile ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Akıllı telefon sektörünün bilindik sızıntı kaynaklarından Digital Chat Station, bu akıllı telefonun bazı teknik özellikleriyle ilgili bilgiler paylaştı. Paylaşılan bilgiler gerçekse vivo X Fold 3 Pro, kelimenin tam anlamıyla bir canavar olarak karşımıza çıkacak. Digital Chat Station tarafından paylaşılan bilgilere göre vivo X Fold 3 Pro, X Fold 2 serisine kıyasla daha ince ve daha hafif olacak. Hatta bu akıllı telefonun 250 gramdan daha hafif olacağı söyleniyor. Samsung Galaxy Z Fold5'in 253 gram ağırlığa sahip olduğunu düşünecek olursak bunun önemli bir iyileştirme olduğunu söyleyebiliriz. İddialara göre vivo'nun katlanabilir ekranlı yeni akıllı telefonu, performanstan da ödün vermeyecek. Zira bu akıllı telefonda Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemci bulunacağı iddia ediliyor. Ayrıca bu akıllı telefonun ekranı da mest edebilir. Digital Chat Station'a göre vivo X Fold 3 Pro'nun geniş ekranı, 2K çözünürlük ve 120 Hz tazeleme oranı sunacak. Batarya cephesinde ise 100W kablolu, 50W kablosuz hızlı şarj ile karşılaşabiliriz. vivo X Fold 3 Pro ile ilgili sızdırılan tek bilgiler, bunlardan ibaret değil. Digital Chat Station, bu akıllı telefonda 50 MP çözünürlük sunan ana arka kamera bulunacağını iddia ediyor. Bu kamerada OIS desteği bulunması da çok olası. Bu çok şaşırtıcı olmaz çünkü V29 5G gibi popüler modellerinde de \"Star Işığı\" özelliğine sahip olan 50 MP'lik ana kameraya ev sahipliği yapıyor. 2024'ün ilk çeyreğinde duyurulması beklenen telefon, ilgi çekmeyi başaracak gibi görünüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-x100-pro-plus-200mp-telefoto-kamerali-ilk-telefon-olacak-h139625.html", "text": "Samsung, birkaç ay önce 200 megapiksellik bir telefoto sensörünü tanıtmıştı ancak o günden bu yana hiçbir akıllı telefonda söz konusu kamerayı görememiştik. İddialara göre vivo X100 Pro+ ya da diğer olası adıyla vivo X100 Ultra, bu sensörün kullanıldığı ilk akıllı telefon olacak. Çin'in sosyal medya sitesi Weibo'da paylaşım yapan kullanıcı Digital Chat Station'a göre yeni cihazlarda vivo, 200 megapiksellik sensörün kullanıldığı bir konfigürasyon test ediyor. Büyük ihtimalle Samsung tarafından üretilecek olan bu sensör, 4.3x telefoto lense sahip olacak. Bu sensör, 100mm'lik bir lense denk bir odak uzunluğu yaratacak ve sadece portreler için üstün performans vermekle kalmayacak, dijital yakınlaştırmayı da başka bir seviyeye çıkaracak. 10x hibrit yakınlaştırma teknolojisi, neredeyse optik yakınlaştırma ile aynı kesit yakınlaştırma kapasitesine sahipken yeni lens ile birlikte 200 kat dijital yakınlaştırma mümkün olacak. Elbette ki bu özelliğin ne kadar başarılı olduğunu ancak cihazlar piyasaya çıktığında görebileceğiz. vivo'nun bu modeli piyasaya sürmesi durumunda da Çin dışında satışa sürüp sürülmeyeceği bilinmiyor. İddialara göre Honor da kendi amiral gemisi modeli olacak Honor Magic6 Ultimate için benzer bir sensör ile çalışıyor ancak o modelin Çin pazarına özel olacağı biliniyor. vivo X100 Pro+, Nian 2024'te piyasada olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-x100-pro-plus-ozellikleri-ortaya-cikti-h139542.html", "text": "Çinli teknoloji devi vivo, bundan kısa bir süre önce yeni amiral gemisi telefonlarını duyurdu. \"vivo X100\" ve \"vivo X100 Pro\" isimli modellerle karşımıza çıkan şirket, büyük sürprizi ise sona bıraktı. Evet, vivo X100 Pro+ ismiyle tanıtılacak modelden bahsediyoruz. vivo X100 de vivo X100 Pro da birbirinden etkileyici özelliklerle donatıldı. Gelen son haberlerse serinin en üst düzey versiyonu olarak karşımıza çıkacak vivo X100 Pro+'ın, önemli yükseltmelere ev sahipliği yapacağını gözler önüne seriyor. Akıllı telefon sektörünün önemli sızıntı kaynaklarından Digital Chat Station'ın açıklamasına göre vivo'nun yaklaşmakta olan amiral gemisi telefonu, 2K çözünürlük ve 120 Hz tazeleme oranı sunan, Samsung tarafından üretilen bir ekranla donatılacak. Serinin diğer modellerindeki 1.5K çözünürlüğü göz önünde bulundurursak bunun önemli bir iyileştirme olduğunu kabul edebiliriz. Ve elbette; bu amiral gemisi telefon, Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemciden güç alacak. vivo X100 ile vivo X100 Pro, MediaTek'in Dimensity 9300 işlemcisinden güç alıyordu. Sadece işlemcideki fark bile tüketicileri vivo X100 Pro+'a yöneltecek gibi görünüyor. vivo X100 Pro+ modelinde karşımıza çıkan bir diğer yenilik de kamera performansı olacak gibi görünüyor. İddiaya göre bu akıllı telefonda da 50 MP ana kamera kullanılacak. Ancak X100 serisinin diğer modellerindekinden farklı bir sensörle karşılaşacağız. vivo X100 Pro+, 1 inç boyutlu Sony LYT-900 sensöre ev sahipliği yapacak ve performansıyla mest edecek. vivo X100 Pro+'ın ne zaman tanıtılacağına ilişkin hiçbir bilgi sahibi değiliz. Ancak bu akıllı telefonun 2024 yılında çok konuşulacağını rahatlıkla dile getirebiliriz."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-y100i-power-ozellikleri-fiyati-h139585.html", "text": "Çinli teknoloji devi vivo, \"Y100i Power\" isimli yeni akıllı telefonunu duyurdu. Nispeten uygun fiyatlı bir model olarak karşımıza çıkan telefon, fena sayılmayacak özellikleriyle tüketicileri memnun etmeyi başaracak gibi görünüyor. 6.64 inç büyüklüğünde FHD+ çözünürlük sunan bir LCD ekrana sahip olan telefon, 120 Hz tazeleme oranı ile pürüzsüz bir deneyim sunuyor. Ekrandaki deliğe yerleştirilen selfie kamera ise 8 MP çözünürlük sunuyor. Qualcomm'un Snapdragon 6 Gen 1 işlemcisinden güç alan vivo Y100i Power, 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanı ile destekleniyor. Fiziksel RAM'e ek olarak 12 GB sanal RAM desteği de sunan telefon, performanstan ödün vermeyecek gibi görünüyor. Telefonun bataryası ise 6.000 mAh kapasiteli ve 44W hızlı şarj desteği sunuyor. vivo Y100i Power, Android 13 tabanlı Origin OS 3 arayüzü ile çalışıyor. Telefonun arka kısmına baktığımızda ikili kamera kurulumu ile karşılaşıyoruz. Bu kamera kurulumunda 50 MP ana kamera ile 2 MP derinlik odaklı kamera bulunuyor. 3 farklı renk seçeneği ile satışa sunulacak vivo Y100i Power, 295 dolar karşılığında satın alınabilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/vivo-y12s-y27-inceleme-v2063.html", "text": "Türkiye'de üretim yapan akıllı telefon devi vivo, yeni cihazlarla karşımıza çıkmaya devam ediyor. Teknoloji devi, şimdi de bütçe dostu yeni modelleri Y27'yi ve Y17s'yi ülkemizdeki müşterileriyle buluşturdu. Y27 ve Y17s, vivo'nun Türkiye'de ürettiği Y serisine dahil oldu. Cep yakmayan fiyatlara sahip bu telefonlar, dikkat çeken özelliklerle geliyor. Y17s'nin, fiyatıyla hükümetin öğrencilere sağladığı vergisiz telefon kampanyasına dahil olacağını da ekleyelim. - Ekran: 6,56 inç 90 Hz LCD - İşlemci: MediaTek Helio G85 - RAM: 4/6 GB - Depolama: 128 GB - Arka Kamera: 50 MP, 2 MP - Ön Kamera: 8 MP - Batarya: 5000 mAh - İşletim Sistemi: FunTouch 13 (Android 13 tabanlı) - Ekran: 6,64 inç FHD+ 90 Hz LCD - İşlemci: MediaTek Helio G85 - RAM: 6 GB - Depolama: 128 GB - Arka Kamera: 50 MP, 2 MP - Ön Kamera: 8 MP - Batarya: 5000 mAh - İşletim Sistemi: FunTouch OS (Android 13 tabanlı)"} {"url": "https://www.webtekno.com/voyager-1-iletisim-sorunu-h139363.html", "text": "İkizi Voyager 2 ile 1977 yılında uzaya gönderilen Voyager 1, 46 yıldır uzayın derinliklerinde dolaşıyordu. Ancak bu kadar eski olması, bazı sorunları da beraberinde getiriyordu. NASA tarafından yapılan bir açıklama da araçta yeni bir sorunun yaşandığını gösterdi. NASA, 12 Aralık günü Voyager 1 hakkında bir güncelleme paylaştı. Ajans, aracın üç bilgisayarından birinde problemin yaşandığını duyurdu. Bu sorun, Uçuş Veri Sistemi isimli kısımda baş gösterdi. NASA'nın yaptığı açıklamalara göre uzay aracı, Dünya'dan gelen komutları alıp işleyebiliyor. Ancak FDS, Telemetri Modülasyon Birimi isimli alt sistemlerinden biriyle iletişim kuramıyor. Bu problem de Voyager I'in Dünya'ya hiçbir veri gönderememesine, yani iletişim kuramamasına neden oluyor. FDS, hem uzayın aracının sağlığı ve durumu hakkındaki verileri hem de bilim araçlarından gelen verileri toplamak için tasarlanmıştı. Bu bilgiler sonrasında TMU tarafından Dünya'ya geri gönderecek bir veri paketinde birleştiriliyordu. Verilerin birler, sıfırlar veya ikili kodlar biçiminde olduğuna belirtelim. NASA'ya göre TMU, son zamanlarda sanki takılmış gibi tekrarlanan birler ve sıfırlar göndermeye başladı. Araştırmacılar da tüm olasılıkları değerlendirdikten sonra hatanın kaynağının FDS olduğunu belirledi. Geçtiğimiz hafta sonu ekip, FDS'i yeniden başlatmayı ve onu önceki haline döndürmeyi denedi ancak uzay aracı verileri yine gönderemedi. Bu da durumun ciddi olabileceğini ortaya koydu. Ajansın açıklamasına göre mühendisler halen çözüm için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak 3 gündür yeni bir gelişme yok. Tabii ki verilerin ulaşmasının çok uzun sürdüğünü, sorunun çözülüp çözülmediğini hemen anlayamayacağımızı vurgulamamız gerek. Voyager 1, şu anda Güneş sistemimizin dışını keşfediyor ve bizden 24 milyar kilometre uzakta. Bu da sinyallerin ulaşmasının 22 saat 34 dakika civarında sürmesine neden oluyor. Yani ekibin sinyal gönderip alması için en az 45 saat beklemesi gerek. Voyager 1, insanlık tarihinin en uzun süre çalışır halde kalan iki uzay aracından biri. 55 dilden selam da dahil uzaylı bulma ihtimaline karşı insanlıktan birçok mesaj taşıyan araç, 2012 yılında Güneş sistemimizin dış bölgesine geçiş yaparak yıldızlararası uzaya giriş yapan ilk uzay aracı olmayı da başarmıştı. Operasyonel kaldığı yıllar boyunca da bize çok uzaklardan sinyaller gönderiyordu. Yani bu kadar süre hayatta kalabilmesi bile mucize. Şu anki sorunun çözülüp çözülmeyeceğini bekleyip göreceğiz. Ancak çözülse bile uzmanlar, 2025 yılında ömrünü tamamlayacağını tahmin ediyordu. Yani ya şimdi ya da birkaç yıla milyarlarca kilometre uzakta uzayın karanlıklarında yalnız kalacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/wall-street-memes-on-satisi-23-milyon-dolara-ulasti-neden-ilgi-gordu-guvenilir-mi-h136513.html", "text": "Yaklaşan boğa sezonu, kripto para dünyasında hareketlilikleri tetiklemişken, özellikle kısa sürede yüksek gelir hedefiyle kripto yatırımları yapmak isteyenler gözünü meme coinlere dikmiş durumda. Dogecoin ve Shiba Inu gibi coinlerin geçtiğimiz yıllarda çizdiği grafikler ve yakaladıkları gündem yaratma güçleri sayesinde meme coinlere ilgi iyiden iyiye arttı. Riskin de epey yüksek olduğu meme coin yatırımlarında bir projeyi erkenden keşfetmek ve treni kaçırmamak oldukça önemli. Son dönemde rakipleri arasından sıyrılan ve öne çıkan projelerden biri ise Wall Street Memes . Son dönemde giderek popüler hale gelen ve yatırımcıların dikkatini çekmeye başlayan Wall Street Memes, ön satış sürecinde ve 23 milyon dolara ulaştı. Kısa süre sonra projenin ön satış süreci sona erecek, haliyle Wall Street Memes token satın almak isteyen yatırımcılar projeyi daha yakından inceliyor. Wall Street Memes, Reddit'te başlayan ve başta Wall Street olmak üzere dünya borsalarını karıştıran GameStop olaylarını temel alıyor. Hatırlarsanız GameStop olaylarında küçük yatırımcılar Reddit üzerinden yaratılan etki ile GameStop'ın hisse fiyatlarını birkaç hafta boyunca tırmandırmış, olay o dönemde büyük ses getirmiş; büyük yatırımcılara endeksli proje ve hisselere bir tür karşı duruş sergilenmişti. WSM de tam da bu duruma odaklanıyor; küçük yatırımcıların benzer bir mantıkla, daha planlı hareket etmelerini, bunu yaparken eğlenmelerini ve kazanmalarını hedefliyor. Toplam arz 2 milyar adetle sınırlanan WSM, şu an yalnızca yakında sona erecek resmi ön satış yoluyla satın alınabiliyor ve herhangi bir büyük çaplı kripto para borsasında listelenmiyor. Projenin bu kadar ilgi görmesinin en büyük sebepleri, yukarıda saydıklarımızın yanında sosyal medya gücü ve Elon Musk ile Twitter üzerinden girdikleri etkileşim. Bildiğiniz üzere Musk, özellikle konu meme coin projeleri olunca sık sık karşımıza çıkan bir isim ve geçmişte DOGE gibi projelerle girdiği etkileşim bu projeleri yükselişe geçiren adımların başında gelmişti. Her ne kadar artık Musk'ın etkisi o kadar büyük olmasa da, yine de azımsanmayacak bir etkiden bahsetmek yanlış olmaz. Projeden bağımsız olarak başlamak gerekirse kripto para borsası zaten genel hatlarıyla riski yüksek bir yatırım aracı. Bu riskleri iyi analiz etmek, yatırım yapılacak projeleri dikkatli seçmek ve olası senaryoları kestirebilmek gerekiyor. Wall Street Memes de kendi içinde bazı riskler taşıyor tabii ki. Öncelikle proje anonim, bu da gerektiğinde muhatap bulma konusunda bir sorun olabilir. Ayrıca henüz resmi bir borsada listelenmemiş olması da görece bir risk kabul edilebilir. Bir de şimdilerde projeye güç katıyor gibi görünse de Musk'ın ters yönde bir açıklaması ya da etkileşimi projeye yönelik güveni etkileyebilir. Olumlu taraflarına da bakacak olursak projenin küçük yatırımcıları harekete geçirmeye yönelik motivasyonu oldukça güçlü, sosyal medyayı aktif şekilde kullanıp kitlesinin gücünü arkasına almayı başarıyor ve 23 milyon dolara ulaşan ön sipariş de güven kazanmasını sağlıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/warner-bros-discovery-paramount-birlesiyor-h139495.html", "text": "Sinema sektörünü derinden etkilemesi muhtemel bir gelişme yaşandı. Konuya aşina kaynaklara dayandırılan haberlere göre Warner Bros. Discovery ile Paramount Pictures, bir birleşme kararı vermek üzere görüşme gerçekleştirdiler. Eğer bu birleşme gerçekleşirse, yeni bir medya devi kurulmuş olacak. İddialara göre Warner Bros. Discovery CEO'su David Zaslav, Paramount Global CEO'su Bob Bakish ve Paramount Global'in sahibi Shari Redstone, geçtiğimiz günlerde bir araya geldiler. Birkaç saat süren bu görüşme, ilk aşamada gizli tutuldu ancak konuya aşina kaynakların açıklamaları, işin iç yüzünü gün yüzüne çıkartmış oldu. Warner Bros. Discovery de Paramount Pictures da sinema sektörünün köklü isimleri arasında yer alıyor. Üstelik her iki şirketin devasa değerlemeye ulaşmış olması da önemli. Bu bağlamda; Warner Bros. Discovery'nin piyasa değeri 29 milyar dolar. Paramount Pictures'ın piyasa değeri ise 10 milyar dolara yakın. Birleşme kararı, ortaya çıkacak yeni şirketin Disney ve Netflix gibi devlerle doğrudan rakip olunmasını sağlayacak. Kaynakların açıklamasından anladığımız kadarıyla birleşme fikri, henüz erken aşamada. Çünkü konuyla ilgili büyük bilinmezler var. Mesela Warner Bros. Discovery'nin Paramount Global'i mi yoksa çatı şirket National Amusements'i mi satın alacağı belli değil. Kaynağa göre her iki seçenek de masada. Hatta Warner Bros. Discovery'nin sadece bu iş için çalışacak finans uzmanlarını işe aldığı konuşuluyor. Sinema sektörüne yeni bir sayfa açacak gelişmenin nasıl sonlanacağı merak konusu..."} {"url": "https://www.webtekno.com/warner-bros-discovery-s-sport-plus-anlasma-h139631.html", "text": "Geçtiğimiz saatlerde Rekabet Kurumunun onayı ile BluTV'nin tek sahibi haline gelen Warner Bros. Discovery'den yeni bir hamle daha geldi. Şirket bu kez de S Sport Plus ile bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Türkiye'de özellikle de spor tutkunlarının yaygın olarak kullandığı bir mecra olan S Sport Plus, yapılan anlaşma kapsamında Warner Bros. Discovery içeriklerine de ev sahipliği yapacak. S Sport Plus, Formula 1 başta olmak üzere pek çok spor programına ev sahipliği yapıyordu.Warner Bros. Discovery ile yapılan anlaşma, S Sport Plus'a Eurosport 1 ve Eurosport 2 kanalları sayesinde Amerika Açık, Roland Garros ve Avustralya Açık gibi Grand Slam tenis turnuvalarını, Tour de France gibi önemli bisiklet yarışlarını ve Paris 2024 Yaz Olimpiyatları'nı kazandırmış olacak. Warner Bros. Discovery ile S Sport Plus arasındaki anlaşma, sadece spor odaklı içeriklerden ibaret değil. Warner Bros. Discovery bünyesinde olan TLC ve DMAX'e ek olarak, CNN International ve Cartoon Network isimli kanallar da S Sport Plus bünyesine eklenmiş oldu. Warner Bros. Discovery Türkiye Kıdemli İş Geliştirme Müdürü Birgül Öztürk tarafından yapılan açıklamada, anlaşmanın kendilerini mutlu ettiği ifade edildi. S Sport Plus Genel Müdürü Zeynep Acar Haksal da içerik çeşitliliğini artırmanın mutluluğu içinde olduklarını söyledi. Görünen o ki her iki taraf da bu anlaşmadan memnun."} {"url": "https://www.webtekno.com/web-hosting-natro-h139713.html", "text": "Hayatımızın büyük bir bölümünü dijital ortamda geçirmeye başladık ve bu durum, iş yapmak isteyenler büyük önemli bir gösterge. Artık her ne iş yapıyor olursanız olun, dijital dünyaya bir şekilde entegre olmak zorundasınız. Tabii bunun ilk şartı da bir internet sitesi kurmak ve bu siteyi ön plana çıkarmak. Ancak bir internet sitesi kurmak ve yönetmek, o kadar da kolay bir süreç değil. Çünkü sağlam bir web hosting firmasından destek almalı, internet sitenizin 7/24 aktif ve güvende kalmasını sağlamalısınız. Peki kimi tercih etmeli? Eğer şu sıralar hem uygun fiyatlı hem de güvenilir bir web hosting firmasına ihtiyacınız varsa Natro'yu tercih edebilirsiniz. Gelin hep birlikte, yeni yıla özel indirimler de yapan firmanın sunduğu hizmetlere yakından bakalım. Natro Hosting, bir internet sitesi kurmak ve bu internet sitesini aktif tutmak isteyenlerin ihtiyaç duyacağı tüm hizmetleri sunan bir firma. Natro'dan hizmet aldığınızda hazır şablonlar ile dakikalar içerisinde site kurabilir, sitenin güvenliğini sağlamak için SSL sertifikası oluşturabilir ve hosting hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Natro'nun sunduğu hizmetlere rağmen sunduğu fiyatlar da oldukça makul. İnternet sitesi için size özel olacak alan adını 15 TL'den, sınırsız web hosting desteğini ise 23 TL'den başlayan fiyatlarla satın alabiliyorsunuz. Eğer siz de yüksek performanslı hizmetleri ile müşterilerinize daha iyi ulaşmanızı sağlayacak Natro ile tanışmak ve detaylı bilgi almak isterseniz buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/webtekno-ekibi-2023-favori-urunleri-h139636.html", "text": "Oldukça çetrefilli geçen ve birbirinden farklı ürünlerin karşımıza çıktığı 2023 yılına veda ediyoruz. Kimilerinin bitmesi için can attığı, kimilerinin de anılar biriktirdiği bu yılın sonları, her yıl olduğu gibi indirim dönemlerine sahne oldu. Biz de her gün güncellenen farklı indirim listelerimizle bunları destekledik ve kampanyalı ürünleri sizlere ulaştırdık. Peki perdenin diğer tarafında, Webtekno ekibi olarak biz 2023'te hangi ürünleri alıp kullandık? Editörlerimizden video ekibine, grafik tasarımcılarımızdan sosyal medya ekibimize kadar ekibin 2023 yılında satın alıp beğendiği ürünleri, bu içerikte linkleri ve kendi kişisel yorumlarımızla birlikte sizinle buluşturuyoruz. Kendisi, ambiyans yaratmak isteyen fakat yüksek fiyatlardan çekinenler için Govee'nin TV LED arka plan aydınlatmasını öneriyor. Televizyonun çevresinde hoş bir görüntü oluşturan bu ürün, ışık kontrollerini sağlayabileceğiniz bir mobil uygulamaya da sahip. Fiyat tarafında ise hem fiyatının ötesinde performans sunuyor hem de aynı ligdeki rakiplerinden ucuz olmasıyla dikkat çekiyor. Kendisinin bir diğer ürün önerisi ise Apple Watch SE oldu. Temel ihtiyaçlarınızı üst seviyede görebilen bu akıllı saat, temel seriden birkaç özelliğin kırpılmasıyla giriş seviye için harika bir akıllı saat olarak karşımıza çıkıyor. Eğer kırpılan özellikler sizin için kritik değilse kesinlikle temel seri için binlerce lira fazladan ödemenize gerek yok. Son ürün önerisi ise Phillips'in MG3720/15 modeli. Kendisi için en öne çıkan özellikleri ise bıçak kalitesi ve başlıkların yıkanabilir olması olmuş. YouTube kanalımızda sık sık gördüğünüz Melihcan Öruş ise ev sahibiyle daha sık görüşmesini sağlayan bir hoparlör öneriyor. Ev sahibine sabır, Melih'e de keyifli dinlemeler dileyerek bir sonraki ürün önerimize geçelim. Özgün içerik yazarlarımızdan Gökçe; bir kulaklık, bir de oyuncu bilgisayarı satın alıp memnun kalmış. Bir diğer özgün içerik yazarımız Asude Asar, telefonla konuşmak için bu kulaklığı almak isteyenler için görüşme performansının pek de iyi olmadığını söylüyor. Almayı düşünenler için not düşmüş olalım. Asude demişken, gelin bir de onun ürün önerilerine göz atalım. İlk ürünümüz kulak üstü kulaklık kategorisinin en çok dikkat çeken ürünlerinden olan Anker Soundcore Life Q30. Ben sizi teknik detaya boğmadan Asude kendi deneyimini anlatsın. Tesadüfe bakın, kanalda ürünü inceleyen de kendisi olmuş. Buna gerçekten gerek var mı? diye düşünüyorsanız üstteki videomuza göz atmayı unutmayın. Hem haber hem de özgün içerik tarafında ismine rastlayabileceğiniz Erkan Budak'tan da iki ürün önerisi var. Bir diğer özgün içerik yazarımız Oğuzhan Yılmaz, bir oyuncu bilgisayarı önerisiyle karşımızda. Hem özgün içerik hem de gündem haberlerini sizlere ulaştıran Emre Ömer Zehir, klavye ve mouse arayanlar için ürünler öneriyor. Bunların ilki, SteelSeries Apex Pro TKL. Bu klavyenin kablosuz olması, diğer avantajlarının yanında sadece bir fragman gibi. Almayı düşünüyorsanız yine kendisinin yazdığı inceleme yazısına da kesinlikle göz atmalısınız. Kısa bir demeç isterseniz de kendisi; İstediğim gibi görev atayabildiğim tuşları var, yazarken aradığım tuş hassasiyeti var, oyunlarda da canavar, daha ne olsun. şeklinde klavyeyi yorumluyor. Özgün içerik tarafında kendisini görebileceğiniz Burak Atik'ten de kullanıcı deneyimiyle sabit iki adet ürün önerisi var. Müziği sadece dinlemekle yetinmeyenler için özgün içerik ekibimizden İsmail Balcı'nın iki ürün tavsiyesi var. Ekibimizi şöyle bir turladıktan sonra, bu yazıyı hazırlayan 'benim' 2023'te aldığım ve memnun kaldığım ürünlere bakalım. Ben 2023'te; Razer Basilisk X Hyperspeed mouse'unu, Logitech MK295 setini ve MSI 27 G272PQF monitörünü satın aldım. Lafı uzatmadan deneyimlerimi anlatayım. Razer Basilisk X Hyperspeed'in Ergonomik bir tutuş hissi var, switch'leri kaliteli hissettiriyor, ve en önemli artısı; hem 2.4 Ghz dongle hem de bluetooth desteğiyle geliyor. 16K DPI'a kadar çıktığı için herkes kendine göre bir aralık bulacaktır. Fakat hafif mouse seviyorsanız, kendi ağırlığının üzerine 1 adet pili de eklediği için şarjlı olanlara yönelmek gerekebilir. Ben hafif de olsa ağırlık sevdiğimden benim için 10 üzerinden 10 bir cihaz. Ayrıca sade olmasını beğeniyorum. Logitech MK295'e gelirsek, Benim kafa dağıtma aktivitelerim de işim de bilgisayarda. Fakat şöyle bir durum var ki ben geceleri sık sık iki kardeşim uyurken de bu ikisinden birini yapabiliyorum. Bu sebeple kırmızı veya kahverengi sessiz switch'lere sahip mekanik klavyelere yönelmek istemiştim. Fakat onlar da yeterince sessiz gelmeyince MK295'e şans verdim ve hiç pişman değilim. Eğer birileriyle aynı odada kalıyorsanız veya arkanızda biri uyurken sık sık bilgisayarda olmanız gerekiyorsa hem sessiz hem de kaliteli olan bu klavyeyi öneririm. İçinden çıkan USB dongle'ı hem klavye hem de fareyi bağlıyor, ikisinin ayrı aparatları yok. Oyun oynarken de yazı yazarken de Photoshop gibi programlarla uğraşırken de oldukça konforlu bir deneyim sunuyor. Şu anda bu klavye ve üstte bahsettiğim Razer mouse'u kullanmaktayım ve muhtemelen ikisinden birine bir şey olması durumunda yine aynı modellerden almayı düşünürüm. MSI G272QPF, bu yılın yıldızı oldu benim için. Saatlerce araştırma yapmadan, 3-4 ürünü yan yana koymayıp gözüm kapalı satın aldığım tek teknolojik ürün olan bu monitörün hiçbir eksisini görmedim. HDR desteği, IPS paneli, 170 Hz tazeleme hızı, 27 inçlik boyutu, pivot kullanma seçeneği, yükseklik ve sağ sol ayarını yapabilmemizi sağlayan sağlam ayağı ve sade duruşuyla bu yıl aldığıma en çok memnun olduğum ürün oldu. Bizim 2023'te alıp memnun kaldığımız ürünler bu şekildeydi. Ürünleri satın almak isterseniz her ürünün ardından yerleştirdiğimiz linkler yoluyla bunu yapabilirsiniz. Kendi önerilerinizi de yorumlarda deneyiminizle birlikte paylaşmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/webtekno-ekibi-2023-favorileri-diziler-filmler-kitaplar-h139084.html", "text": "Tüm sene boyunca sizin için içerikler üretmenin yanı sıra ekip olarak birçok film ve dizi izledik, kitaplar okuduk. Yeni bir yıla girmenin heyecanını yaşarken 2023 favorilerimizi de sizinle paylaşmak istedik. Birazdan paylaşacağımız fim, dizi ve kitapların hepsi 2023'te çıkmadı ancak hepsini bu sene içinde okuyup izledik. Umuyoruz ki tümü, ne izleyip okuyacağı konusunda karar veremeyenlere harika fikirler sunacak. - Film: Still - Dizi: Var Bunlar - Kitap: Küçük İşler Büyük Özgürlükler İçerik ekibimizden Erkan, 2023 senesinde izlediği sayısız filmin içinden en çok Still belgeselini beğenmiş. Hollywood'un ünlü yıldızlarından Michael J. Fox , Kanada ordu üssünden Hollywood'un zirvesine ulaşan; hastalıkla boğuşan birinin hikayesini, yani kendini anlatıyor. Erkan'ın en sevdiği dizi ise Türk yapımı Var Bunlar olmuş. Durum komedisinin tüm unsurlarını içinde barındıran dizi, iki yakın arkadaş olan Samet ve Tufan'ın monoton hayatında başlarına gelen inanılmaz eğlenceli konuları ele alıyor. Mert Başaran'ın kaleme aldığı Küçük İşler Büyük Özgürlükler ise 2023 favori kitabı olarak Erkan'ın kitaplığında yerini almış. Yazar, en basit dille, bizi modern zamanın kölesi haline getiren \"para\"nın ne olduğunu anlatıyor. Bu kitabı okuyanlara vadettiği şey ise mevcut kazancınızla 15 sene sonra kendinizi emekli edebileceğiniz! Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Dungeons & Dragons: Honor Among Thieves - Kitap: Yedikuleli Mansur Emre, 2023'te izlediği filmler arasında en çok roleplay oyununun sinemaya uyarlanmış hali olan Dungeons & Dragons: Honor Among Thievesi beğenmiş. Hobbitlerin, cücelerin, elflerin ve insanların yer aldığı bu fantastik dünyada bir grup, kendini destansı bir soygunun içinde buluyor. Mehmet Berk Yaltırık'ın kaleminden Yedikuleli Mansur ise Emre'nin bu seneki en sevdiği kitap olmuş. Korku ögelerini de barındıran bu roman, İstanbul'un tarihinin köklerine; gulyabanileri, cadıları, oburları ve kabadayıları da ekliyor! Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Hachiko - Dizi: After Life - Kitap: Önce Aşk Vardı: Şiirin Aynasında Osmanlı Kültürü İçerik ekibimizden Asya'nın favori filmi \"Hachiko\", bir köpekle insanın kadim dostluğunu ve köpeğin, sahibine olan sonsuz sevgisi ile sadakatini anlatıyor. Eğer hayvanların konu olduğu filmleri izleme konusunda hassassanız bu filmi izlemeden önce yanınıza mendillerinizi almanızı tavsiye ederiz. Asya'nın favori dizisi ise birçoğumuzun severek izlediği \"After Life\" olmuş. Usta komedyen ve aktör Ricky Gervais'in başrolünü üstlendiği dizide, eşinin ölümünü kabullenmekte zorlanan bir adamın yeni kişiliğini, hayata tutunmak ve vazgeçmek arasındaki savaşını görüyoruz. Buradan bakınca çok karamsar gibi görünse de Rick'in komedyen tarafını ve kara mizahını da dahil ettiğini söyleyebiliriz. Ömür Ceylan'ın kaleme aldığı \"Önce Aşk Vardı: Şiirin Aynasında Osmanlı Kültürü\", Asya'nın bu sene okuyup da kütüphanesinin favori köşesine koyduğu kitap olmuş. Osmanlı kültürünü bir de şiirin aynasından okumayı isterseniz bu kitaba mutlaka siz de bir şans vermelisiniz. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Bıçaklar Çekildi - Dizi: Aktris - Kitap: Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İç Yüzü İçerik ekibimizden Dilara'nın bu seneki favori filmi, Bıçaklar Çekildi olmuş. Gizemli bir suçun konu olduğu filmde, ünlü bir yazarın ölümünün ardından meraklı bir dedektifin giriştiği mücadele anlatılıyor. Dedektif, araştırmalarını sürdürdükçe ortaya çıkan gerçekler ise olayı adım adım daha ilginç hale getiriyor. \"Aktris\" dizisi, Dilara'nın bu sene izleyip en beğendiği dizi olmuş. Pınar Deniz'in başrolünü üstlendiği dizi, Türkiye'nin en ünlü yıldızının dünyasındaki aydınlık ve karanlık geçişleri bize çarpıcı bir şekilde ulaştırıyor. Dilara'nın en sevdiği kitap ise Canlı Devre: Durmaksızın Değişen Beynin İç Yüzü olmuş. Modern zamanın başarılı bilim yazarlarından David Eagleman bu kitabında bizi, devingen bir sisteme sahip ve hala çözülmemiş birçok noktası olan beynimizin iç yüzüyle buluşturuyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Imperial Dreams - Dizi: Attack on Titan - Kitap: Monte Cristo Kontu İçerik ekibimizden Emirhan'ın favori 2023 filmi, Imperial Dreams olmuş. 2014 yapımlı filmde, hapse girip çıkan genç baba Bambi, şiddet sarmalı içinde verdiği mücadelede bir yandan yazar olmak isterken diğer yandan çocuğuna bakmaya çalışıyor. Film, tüm bunların yanı sıra bir siyahi olmanın zorluklarını da gözler önüne seriyor. Dizilere baktığımızda ise Attack on Titanın Emirhan'ın favorisi olduğunu görüyoruz. Animede, şehrin devler tarafından istila edilmesine ve annelerinin canlı canlı yenişine şahitlik eden Eren ve Mikasa kardeşlerden Eren, tüm devleri öldürüp intikam alacağı bir yolculuğa çıkıyor. Emirhan'ın bu sene okuyup da en beğendiği kitap ise Monte Cristo Kontuymuş. Alexandre Dumas tarafından yazılan macera kitabı, bir tuzağa düşerek haksız yere hapse atılan Edmond Dantes'in yıllar süren tutsaklığının ardından ona bunları yapanlardan intikam almasını konu ediniyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: The Color Purple - Dizi: The Idol - Kitap: Kendime Düşünceler Haber ekibimizden Erkan Budak'ın favori filmi, \"The Color Purple\". Kitaptan uyarlanarak yaratılan ve Oprah Winfrey'in de rol aldığı filmde; 1900'lerin başında siyahi bir kız, babası olarak bildiği kişi tarafından hamile bırakılıyor ve daha sonra başka bir adama satılıyor. Tüm bunlar olurken hayata tutunmasını sağlayan tek şey ise kız kardeşinin yazdığı mektuplar. Erkan'ın bu sene izlediği favori dizisi ise Euphoria serisinden bildiğimiz Sam Levinson ve The Weeknd'in yapımını üstlendiği The Idol. Birçok şaşırtıcı detayla dolu olan dizinin asıl anlattığı ise Hollywood'un müzik sektörü ve Jocelyn ile Tedros'un karışık ilişkisi. Hatta \"The Idol\"un Instagram hesabı, dizinin konusunu \"Hollywood'un en kalitesiz aşk hikayesi\" olarak tanımlıyor. Erkan'ın favori kitabını sorduğumuzda ise Marcus Aurelius'ın Kendime Düşünceler cevabını aldık. Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un kendine özel notlarının seriye dönüştürülmesiyle ortaya çıkan kitaplardan biri olan \"Kendime Düşünceler\", tanrısal bir bakış açısı geliştirmenin ve kendimiz ile başkaları hakkındaki yargısız analizlerin önemini anlatıyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Super Mario Kardeşler - Dizi: Attack on Titan Oğuzhan'ın 2023'te izlediği favori film, \"Super Mario Kardeşler\"miş. Zaten Mario'nun oyununu bilmeyen yoktur, film de oyunla paralel bir konuda ilerliyor diyebiliriz ancak çok daha heyecanlı! İki musluk tamircisi Luigi ve Mario kardeşler, bir su borusunu tamir ederken başlarına gelenler, onları akılalmaz bir maceraya sürüklüyor. \"Attack on Titan\", Emirhan'ın olduğu gibi Oğuzhan'ın bu sene izlediği en iyi dizi olmuş. - Film: Açlık Oyunları: Kuşların ve Yılanların Şarkısı - Dizi: Attack on Titan - Kitap: Açlık Oyunları: Kuşların ve Yılanların Şarkısı Açlık Oyunları: Kuşların ve Yılanların Şarkısı; Gökçe'nin bu sene hem izlediği en iyi film, hem de okuduğu en iyi kitap olmuş. \"Açlık Oyunları\" serisinin öncesine odaklanan film ve kitap; Cariolanus Snow'un Panem'in başkanı olmadan önceki günlerine, 18 yaşına götürüyor bizi. Yakışıklı genç Coriolanus, Capitol'de gözden düşen bir soyun son umudu oluyor. Dizisini sorduğumuzda ise Gökçe de Oğuzhan ve Emirhan gibi en çok Attack on Titanı beğendiğini söyledi. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Incantation - Dizi: Mezarlık - Kitap: Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine Kendi favorilerime gelecek olursam; bu sene en sevdiğim filmin Incantation adlı korku ve gerilim filmi olduğunu söyleyebilirim. Koridorlarda dolaşan beyaz elbiseli çocuk klişeli korku filmlerinden sıkıldıysanız kesinlikle bu filme şans verebilirsiniz. Favori dizim ise Türk yapımı Mezarlık oldu. Dizide, Önem Özülkü adlı tecrübeli bir komiser, Türkiye'de yaşanan kadın cinayetlerini tüm çarpıcılığıyla bize sunuyor. Bu cinayetleri çözmeye çalışırken yaşadığı en büyük zorluk ise ülkedeki belirli kalıplara ve yargılara göre yaşayan insanlar. 2023 yılında okuduğum ve en beğendiğim kitap ise John Stuart Mill'in Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine eseri oldu. Kitapta, yanlışlığı hakkında hiçbir tereddütümüz olmayan düşünceleri bile özgürce dile getirip tartışabilmemiz gerektiğini ve bunun toplum açısından ne kadar faydalı olduğu anlatılıyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Sick of Myself - Dizi: Mindhunter - Kitap: Saatleri Ayarlama Enstitüsü İçerik ekibimizden Nagehan'ın 2023 yılındaki favori filmi, 2022 Cannes Film Festivali'nde de yarışan \"Sick of Myself\" olmuş. 20'li yaşlarını tamamlamak üzere olan ve ilgi çekmek uğruna hayatını tehlikeye bile atan Signe karakteri ile obsesif bir yapıya sahip Thomas'ın ilişkisini merkeze alan film, sizi narsisizmin doruklarına çıkaracak. \"Mindhunter\" dizisi, Nagehan'ın bu seneki favorisi olmuş. Dizi, gerçekten de 1970'lerin sonundaki FBI'ı konu alıyor. Suçlu profillemeleri ve kriminal psikolojinin emekleme döneminde olduğu bu yıllarda, dönemin seri katilleri sorgulanıyor. Psikolojik analizler ve profil çıkarma yöntemleri, adli bilimleri inanılmaz bir evreye taşıyor. Üstelik dizide yer alan seri katiller, gerçek seri katillerin bir uyarlaması ve hem görünüş hem de tavır olarak epey benzetilmişler! Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kaleme aldığı \"Saatleri Ayarlama Enstitüsü\", Nagehan'ın geçtiğimiz yıl okuduğu favori kitabı olmuş. Türkiye'nin modernizme geçişini ve beraberinde getirdiği toplumsal sorunları ele alan eser, iki uygarlık arasında bocalayan Türk toplumunun davranışlarını da alaya alarak eleştiriyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Mother! - Dizi: Prens - Kitap: Uyurgezer Beste'nin bu seneki favori filmi \"Mother!\" olmuş. Darren Aronofsky'nin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptığı filmde, Jennifer Lawrence ve Javier Bardem de başrolleri paylaşıyor. Sıradan bir çiftin evine gelen istenmeyen misafir, her şeyi bambaşka bir boyuta taşıyor ve gizlediği amaçlar sorgulanmaya başlanıyor. Giray Altınok ve Ceyda Düvenci gibi isimlerin rol aldığı \"Prens\" dizisi, Beste'nin bu seneki favorisi olmuş. Dizide, Bongomia ülkesinin kimsenin ciddiye almadığı Prens'inin karmaşık olaylarla dolu hikayesi anlatılıyor. Prens, yanlışlıkla Macarlar ile bir savaşa bile giriyor! Beste'ye favori kitabını sorduğumuzda ise \"Uyurgezer\" cevabını aldık. Sebastian Fitzek'in kaleme aldığı \"Uyurgezer\", okurken gerilimi iliklerinize kadar hissettiriyor. Bir sabah uyandığında eşinin vücudunda morluklarla apar topar evden ayrılmış olduğunu gören bir adam, uyurgezerlikle başbaşa kalıyor. Başına yerleştirdiği kamerada gördükleri ise onu bambaşka bir dünyaya götürüyor... Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Oppenheimer - Dizi: How to Get Away with Murder - Kitap: Çekiç ve Gül Video ekibimizden Muhammet'in 2023 senesinde en sevdiği film, birçoğumuzun favorileri arasına giren, yönetmenliğini Christopher Nolan'ın üstlendiği \"Oppenheimer\" olmuş. Muhtemelen hepimiz izledik ama biz yine de bir özet geçelim. Filmde, Amerikalı teorik fizikçi J. Robert Oppenheimer, Manhattan Projesi'nde ilk nükleer silahın geliştirilmesinde büyük rol oynuyor. Bir bilim insanının hayatını da içine dahil eden film, insanlık tarihi için önemli bir dönemin görselleştirmesini sunmuş diyebiliriz. \"How to Get Away With Murder\" dizisi, Muhammet'in bu sene izlediği favori dizisi olmuş. Zeki ve başarılı bir hukuk profesörü olmasının yanı sıra iyi bir avukat olan Annalise, beş öğrencisiyle karmakarışık bir cinayet davasına dahil oluyor. Sonrasında gelişen olaylar ise hem davayı hem de öğretmenlerle profesörü tahmin edilemeyecek noktalara taşıyor. \"Çekiç ve Gül\", Muhammet'in favori kitabı olarak kitaplığında yerini almış bu sene. Behzat Ç. tutkunları, \"Çekiç ve Gül\" kitabının ne anlattığını çok iyi biliyor ancak bilmeyenler için anlatalım. Yazarın 5. romanı olan kitap, Cinayet Büro'da görevli bir polis olan Behzat Ç.'nin ve ekip arkadaşlarının Ankara'da işlenen cinayetleri çözmeye çalışmasını konu alıyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Yedinci Kıta - Dizi: Full Metal Alchemist - Kitap: Bozkırkurdu Video ekibimizden Ahmet'in favori filmi, yaşanmış bir olaya dayanan \"Yedinci Kıta\" olmuş. Filmde, Avusturalyalı bir ailenin üç seneye yayılan zaman dilimindeki sürüklenişi işleniyor. Ailenin günlük hayatını izlerken, dünyanın geri kalanından kopuşlarını görüyoruz. Ahmet'in geçen yıl izleyip en beğendiği dizi ise fantastik bir anime olan \"Full Metal Alchemist\"miş. İki simyacı kardeşin ölen annelerini hayata döndürmek amacıyla girdiği mücadeleyi konu alan seri, bizi felsefe taşıyla bir yolculuğa çıkarıyor. \"Bozkırkurdu\" ise Ahmet'in favori kitabı olmuş. Ünlü eserde, toplumun sığ değerlerine ve ön yargılı yaşamına uyum sağlamakta zorlanan Harry karakterinin yaşadığı kişilik bölünmeleri anlatılıyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Midsommar - Dizi: Severance - Kitap: Kadın Hareketleri ve Feminizm - 1789'dan Bugüne Bir Hikaye Video ekibimizden Özge'nin bu sene en sevdiği film \"Midsommar\" olmuş. Filmde, her 90 yılda bir düzenlenen bir festival için İsveç'e giden bir grup arkadaşın, kendilerini çok ilginç bir İskandinav pagan kültürünün içinde bulması konu ediliyor. Lumen Industries adlı bir şirkette geçen \"Severance\" dizisi, Özge'nin 2023 senesinde favori dizisiymiş. İş ve özel hayatın anılarını ayırıp yeni bir yöntemle iş-hayat dengesini başka bir seviyeye taşımayı amaç edinen şirkette yaşanan olaylar, dizinin odak noktası oluyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. - Film: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - Dizi: Rome - Kitap: Gecenin Sonuna Yolculuk Video ekibimizden Melihcan'ın 2023 favorisi, \"Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok\" filmi olmuş. Filmde, Birinci Dünya Savaşı'nda batı cephesinde savaşan genç bir Alman askerinin sürükleyici hikayesi konu ediliyor. Bu gencin ve silah arkadaşlarının en başındaki coşkusu, zamanla inanılmaz bir çaresizlik ve korkuya dönüşüyor. Altın Küre ve Emmy Ödülleri dahil pek çok ödüle aday gösterilen mini dizi \"Rome\", Melihcan'ın bu seneki favorisi olmuş. MÖ 49 yıllarından başlayan dizi, Jül Sezar'ın yönetimindeki Roma Cumhuriyeti'nin mücadelelerini, Sezar'ın ölümünden sonra cumhuriyetin imparatorluğa dönüşmesini ve ülke içinde çıkan karmaşayı anlatıyor. \"Gecenin Sonuna Yolculuk\", Melihcan'ın bu sene okuyup da en beğendiği kitap olmuş. Romanda, savaş ve şiddet karşıtı olan Bardamu'nun Birinci Dünya Savaşı'na katılma mecburiyetinde kalması ve hayatta kalma mücadeleleri etkileyici bir şekilde işleniyor. Kitaba göz atmak veya satın almak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/webtekno-ekibi-begendigi-oyunlar-h139644.html", "text": "Konu oyun olunca, Webtekno ekibi olarak geri kalmıyoruz! Editörlerimizin geçen sene oynayıp en sevdiği oyunların listesi karşınızda. Kabul edelim ki 2023 senesi pek çok ses getiren oyunlarla geçti, biz de bu fırsattan geri kalmak istemedik. Tabir yerindeyse oyun delisi editörlerimiz doğal olarak geçen sene çokça oyun oynama şansı buldu ve düşüncelerini bazen sizlerle paylaştı. Hem haber hem de özgün içerik editörümüz Emirhan'ın en sevdiği oyun, Days Gone olmuş. Tekrara binen görevler çoğu zaman isteğe bağlı oluyor. Açıkçası hikayeye bağlı kalındığı sürece onlardan da keyif alıyorum. Oyun ilk çıktığında oynamadığım için bug'lardan bahsedemeyeceğim, çünkü ben PC sürümünde hiç rastlamadım. Yağ gibi akıyor. Chopper tarzı motorlara ilginiz varsa oldukça gerçekçi bir sürüş deneyimi sunan, acıması olmayan bir hikayenin altında romantik bir alt metin veren ve tüm bunların yanında, ister istemez sürekli tetikte gezeceğiniz bir açık dünyayı önünüze seren Days Gone'ı oynamayı düşünüyorsanız kesinlikle öneriyorum. Editörümüz Emre'yi, önerdiği oyunlarla da tanıyor olabilirsiniz; kendisinin geçen seneki favori oyunu, Football Manager 2023. Benim yıl boyu en çok keyif alarak oynadığım oyun Football Manager 2023 oldu. Özellikle bu oyunun gurmeleri bilir ki FM'de kış güncellemesi ile birlikte oyunun mekanikleri düzelir. Oyun düzeldikten sonra garip garip deneyler yaparak FM'yi bozdum ve çok eğlendim. FM'ye göre Arda Güler'in Real Madrid kariyeri nasıl geçer, hiç borçları olmasa Türk kulüpleri 20 seneye ne noktaya gelir, birini Manchester City birini Vanarama North ligi takımlarından biri altyapısına verdiğim Wonderkid ikizlerin gelişimi nasıl gerçekleşir gibi sorulara cevaplar aradım. Beni eğlendirmeyi başardı oyun. YouTube kanalımızın yüzlerinden Şahin'in, favori oyun listesi biraz kabarık. Geçen yıl bağımsız oyunlardan en sevdiğim; Trek to Yomi, Planet of Lana, Game Pass'e bir anda shadow drop edilen Hi-Fi Rush ve epey geç oynayabildiğim Inside; beni epey eğlendirdi. Ayrıca yine Game Pass'e doğrudan eklenen Lies of P; souls türüne olan mesafeli duruşumu bozdu, döne döne oynadım diyebilirim. Tüm bunlara rağmen en çok oynadığım oyunlar elbette FIFA 22 ve EA FC 24 oldu. Oyun özgün içerik yazarlarımızdan Oğuzhan'ın ise geçen sene en beğendiği oyun, pek çok oyuncunun favorisi olan Baldur's Gate 3. Benim geçen yıl bayılarak oynadığım, bilgisayar başında saatler geçirmeme neden olan oyun Baldur's Gate 3'tü. İzometrik CPRG türü ile hiç aram olmasa da beni kendisine adeta büyüledi, başından kalkamadım. Oyunun sunduğu özgürlük o kadar had safhada ki hikayelerde veya savaş anlarında verdiğim kararların büyük bir şekilde etkilerini görmek muazzam bir duygu. Her kararınızın o kadar keskin bir karşılığı var ki bazen sırf bu yüzden cezalandırılıyorsunuz. O yüzden yaptığınız her seçim ardından acaba diğerini seçseydim ne olurdu diye meraktan ölüyorsunuz. Ayrıca onca hikayeye onca diyalog sahnesine rağmen bu oyunun bu kadar ustaca sinematik ve seslendirilmesine şahit olmak, oyundan aldığım hazzı zirvelere taşıdı. Kısaca özetleyecek olursam, bu oyunu deyim yerindeyse ağzımın suyu aka aka oynadım. Benim için geçen yılın değil bu zamana kadar oynadığım oyunlar arasında en çok sevdiğim oyunlardan biri olarak kalacak. Ha bir de şuna da değinmeden geçmek istemiyorum: birçok büyük şirketin yapmadığını Larian yaptı ve bu oyunu Türkçe olarak çıkarttı. Adamsın be Larian... Bendeniz Gökçe editörünüzün favorisi ise Red Dead Redemption 2 . 2023'te, geç de olsa Red Dead Redemption 2 oynayabildim ancak kendime bu oyunu daha önce oynamadığım için epey kızıyorum. Yılına göre epey iyi dizayn edilmiş karakter tasarımları, hikayenin sürükleyiciliği ve gerçek bir kovboy filmi izliyormuşcasına yaşattığı deneyim bende inanılmaz etkiler bıraktı. Oyunda yaptığınız en ufak bir seçimin bile oyunun sonuna etki etmesi, NPC'lerin gerçekten yaşıyormuş hissiyatı, yan karakterlerle kurduğunuz bağ, Arthur Morgan'ın ağır karakteri, yan görevler ve daha aklıma gelmeyen pek çok ince detay bu oyunu benim için özel kılan etmenler oldu. Daha iyisi gelir mi bilinmez ancak gelene kadar en iyisi kesinlikle RDR 2'dir benim gözümde. Özgün içerik yazarlarımızdan İsmail de pek çok oyuncu gibi Witcher 3 sevdalısı. Senelerdir oynamaya doyamadığım ve toplam 4 kez %100 tamamladığım The Witcher 3: Wild Hunt, karakteriyle tamamen bütünleşebildiğimiz, Geralt ve yan karakterleri adına üzüldüğümüz, yeri geldiğinde yine Geralt ve yan karakterleriyle gülüp eğlendiğimiz muhteşem bir oyundur. Oyun özgün içerik tarafında olan bir diğer editörümüz Arif'in favorisi ise Alan Wake. 2023'te oynayıp en sevdiğim oyun Alan Wake oldu. İçerisinde hikaye barındıran oyunları sevdiğimi de böylelikle belirtmiş oldum. Oyunun ana mekanikleri çoğunlukla shooting üzerine kurulu olsa da hayaletimsi düşmanlara karşı mücadele etmenin tek yolu silah ve ışık bileşenlerini ustalıkla kullanmak. Silahlar, zamanla değişse de el feneri gibi ışık kaynakları da güçleniyor. Bu yaratıcı ışık fikri, flash bombaları, işaret fişeği gibi envanter seçeneklerine eklenmiş ve düşmanlara zarar verirken stratejik bir rol oynuyor. Alan'ın kahve termosu koleksiyonu yapma hobisi; korku oyunu olmasına rağmen, bu unsuru keyifli bir şekilde kullanıyor. Oyunun efektleri de ayrı bir övgüyü hak ediyor; bazıları o kadar etkileyici ki, oyuncuyu Alan gibi şizofrenik bir düşünceye sevk edebilir. Son olarak; geliştirici şirketin önceki oyunlarının Max Payne olduğunu düşünürsek, her detayın ne kadar özenle işlendiğine şaşırmamak gerekiyor. Bir diğer özgün içerik yazarımız olan Beste'nin de favorisi, Baldur's Gate 3 olmuş. 2023'te bayılarak oynadığım ve hatta efsanelerim arasında yer alan Baldur's Gate 3'e değinmek istiyorum. Hikayesinden tutun, mekaniklerine, mekaniklerinden tutun açık dünyasına ve özgür diyaloglara kadar oyunun tüm detayları ilgi çekiciydi. Farklı sonları görmek ve farklı sınıfları deneyimlemek için oyunu 3 kez oynadım. SEO içerik yöneticimiz Deniz'in favorisi ise Dishonored serisi. Belki çıkış tarihi çok yeni değil ama unutmanın zor olacağı oyunlar arasına adını yazdırması içten bile değil. Kahramanımız Corvo Attano'nun hikayesi, imparatoriçenin ölümünden dolayı suçlanmakla başlıyor. Artık bir suikastçı olarak izlediğimiz Corvo, intikam peşinde koşmaya başlıyor. Ancak bu noktada oyun size bazı tercihler sunmuş. İsterseniz büyülerin yardımıyla saklanarak görevleri tamamlayın, isterseniz de düşmanlarınızla savaşarak bölümleri bitirin. Karar tabii ki sizin ancak oynayış tercihiniz oyunun finalini de etkiliyor. Dishonored serisi çıkış yılına göre grafik kalitesi açısından güzel bir deneyim sunuyor. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hikayesi, oyun mekanikleri ve dövüş animasyonları da bundan geri kalmıyor. Beni bu seride en çok etkileyense oyunun atmosferi oldu. Dunwall'ın karanlık sokaklarında ilerlerken bir süre sonra kendinizi oranın bir parçası olarak buluyorsunuz. Eminim ki Dishonored serisi, final sahnesinin ardından dinlediğimiz soundtrackleri için bile bitirmeye değer. NOT: Dishonored 2'nin ilk çıktığı dönemde ciddi optimizasyon problemleri bulunuyordu. Yapılan güncellemeler sonrası oyunun öyle bir problemi kalmamış. Evet, biz Webtekno ekibi olarak 2023'te yukarıda bahsettiğimiz oyunları bayıla bayıla oynadık ve hiç de pişman değiliz! Peki ya sizin 2023'te en beğendiğiniz oyun/oyunlar hangisi oldu? Yorumlarda buluşalım."} {"url": "https://www.webtekno.com/webtekno-nun-2023-en-cok-begeni-alan-5-gonderi-h139742.html", "text": "Acısıyla tatlısıyla -ki çoğunlukla acısıyla- bir yılı daha ardımızda bırakmak üzereyiz. 2023 yılı, teknoloji dünyasında gerçek anlamda büyük yenilikler karşımıza çıkardı. Geride bıraktığımız yılı büyük anlamda üretken yapay zekanın yükseldiği yıl olarak anabiliriz. Ayrıca Vision Pro da yıllar yıllar sonra Apple'ın piyasaya sürdüğü ilk yenilikçi ürün olarak uzun süre konuşulmuştu. Peki Webtekno takipçileri bu yıl en çok ne konuştular, neyi beğendiler? Bu sorunun yanıtı için Instagram'da en fazla beğeni alan 5 paylaşımımızı derledik. Bu beş gönderiden 3'ünün üretken yapay zeka araçlarıyla üretilmiş, birinin ise Apple Vision Pro temalı olması, bu yıl en çok dikkat çeken teknolojik gelişmeleri özetliyor aslında. Gönderilere geçmeden önce hala takip etmiyorsanız Webtekno Instagram hesabını takip etmenizi tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/wednesday-dizisi-icin-spin-off-geliyor-olabilir-h139403.html", "text": "Hollywood'da son yıllarda sık sık bazı film evrenlerinin genişletildiği yapımlar görüyoruz. Bu yapımlar ya popüler bir filmin öncesinde yaşananları ya sonrasında olanları gösteriyorlar. İlgi çeken karakterlere odaklanan spin-off yapımlar, yapımcıların bir başka gözdesi olarak öne çıkıyor. Aynı yaklaşımı şimdilerde yayın platformlarında da görüyoruz. Son olarak Netflix'in, Wednesday dizisindeki Fester Amca'nın dizisini yapmayı planladığı ortaya çıktı. Teknik olarak kendisi de bir Addams Ailesi modern yan dizisi diyebileceğimiz Wednesday, Netflix'in en başarılı yapımlarından biri olmayı başarmıştı. Bu yılın ilk yarısında da en çok izlenen yapımlar arasında ilk 10'da yer alan Wednesday, 250 milyon saatlik izlenmesi ve viral olan dans akımıyla Netflix'in en iyi işlerinden biri olmuştu. Şu anda da Wednesday, platformun en çok izlenen İnglilizce içeriği durumunda. Dizinin ikinci sezonu için de çalışmalar devam ederken, Netflix bir Foster Amca dizisi üzerinde de kafa yoruyor. Wednesday dizisinde Fred Armisen tarafından canlandırılan Fester Amca, ekranda göründüğü kısa sürede büyük ilgi toplamayı başarmıştı. Karakterin gördüğü ilginin farkında olan yapımcılar da Fester Amca'nın kendi dizisinin olması gerektiğini düşünmeye başladı. Elbette ki şu anda br Fester Amca dizisinin geleceği kesin değil. Öncelikle yazarların karakter için iyi bir hikaye oluşturması gerekiyor. Sonrasında da firmanın oyuncu ve yönetmen ile anlaşması, dizinin çekim takviminin uygun olup olunmadığına bakılması gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/what-if-2-sezon-marvel-hayranlarini-cileden-cikardi-h139591.html", "text": "Marvel'ın başarısız olması mümkün değilmiş gibi gözüktüğü dönemlerde en büyük kötüsü Thanos idi. Doctor Strange, milyonlarca ihtimal içerisinde yalnızca bir tanesinde kazandıklarını görmüştü. Bu ihtimalin gerçekleşmesi için de Tony Stark'ın kendini feda etmesi gerekiyordu. Disney+'ya yayımlanan \"What If...?\" serisinin 2. sezonu, Tony'nin bu fedakarlığını küçümsemekle suçlanıyor. Thanos, Endgame'den bu yana Worf Effect adı verilen bir durumdan muzdarip. Star Trek serisindeki Worf karakteri fiziksel olarak en güçlü karakter olduğu için her gelen kötü önce Worf'u döverdi ki ne kadar güçlü olduğu belli olsun. Bir süre sonra bu klişe, Worf Effect adıyla anılmaya başlanmıştı. İşte \"What If...?\"te de sık sık birileri Thanos'u öldürüyor. Bu durum izleyicilere göre artık Tony'nin kendini feda etmesini de anlamsız duruma getiriyor. Dizinin ikinci sezonunun ilk bölümünde de Ronan, Thanos'u ortadan kaldırmıştı. Dördüncü bölümde ise Tony, Thor: Ragnarok filminde gördüğümüz Skaar gezegenine gidiyor, orada gladyatör olarak değil de yarışçı olarak mücadele ediyor. Burada da öldürülen biri var, o da bu kez sonu Gamora'nın elinden gelen Thanos. Elbette ki What If...? dizisinde farklı evrenler görüyoruz ve bu evrenlerdeki Thanos'ların, sinema perdesinde gördüğümüz Thanos'tan çok daha zayıf olması ya da etraflarındaki karakterlerin daha güçlü olması ihtimali her zaman var. Yine de Marvel, uzun süredir beklenen animasyon seride hem tutarlılığı koruyamamış hem de geçmişteki başarılı yapımlarının değerini küçültmüş gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-alternatif-profil-yeni-ozellik-h138275.html", "text": "WhatsApp'ı bilirsiniz; isminizi ve profil fotoğrafınızı herkese veya seçtiğiniz belirli kişilere gösterebilirsiniz. İstemeyen kullanıcılar ise bu bilgilerini hiç kimseye göstermeyebilir. İşte alternatif profil özelliği, tam da bu noktada devreye girecek. Kullanıcı, esas profil ismi ve resmi haricinde yeni bir isim ve resim kullanabilecek. Rehberde kayıtlı olmayan ve bilgileri göremeyen kullanıcılar, oluşturulan alternatif profil bilgilerini görecekler. Alternatif profil oluşturmak isteyen bir kullanıcı, WhatsApp'ın ayarlar bölümüne girecek ve buradan normal profil ayarlaması yapıyor gibi alternatif profil oluşturacak. Oluşturulan alternatif profil, o an itibarıyla yabancılara gösterilmeye başlayacak. WhatsApp, geliştirme aşamasındaki yeni özelliğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Haliyle özelliğin ne zaman kullanılabilir olacağına ilişkin bir bilgi sahibi değiliz. Ancak özelliğin henüz geliştirme aşamasında olması, bir süre daha bekleyeceğimizin habercisi."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-cikartma-yapma-uygulamalari-h129581.html", "text": "Bugün bir uygulama mağazasına girip de biraz baktığınız zaman sayısız anlık mesajlaşma uygulaması ile karşılaşırsınız. Bunların pek çoğu ilginç özellikleriyle öne çıkıyor olsalar bile yılların alışkanlığı olarak hepimiz WhatsApp kullanıyoruz. WhatsApp uygulamasının kullanıcılarına sunduğu en sevilen özelliklerden bir tanesi çıkartma paylaşmak. WhatsApp çıkartmaları sayesinde onlarca kelimelik duyguyu tek bir sticker ile göstermeniz mümkün. - Sticker.ly - Sticker Maker - Sticker maker - Stickify Sticker Maker - Sticker Maker for WhatsApp - Sticker for WhatsApp - Zipo Özel çıkartma oluştur - Trusted Tools Sticker Maker for WhatsApp - Hareketli Çıkartma Yapıcı FSM - Photo Collage & Sticker Maker for WhatsApp - Sticker Maker-Create stickers - Geliştirici: SNOW, Inc. - İndirme sayısı: 100 Milyon + - Puan: 4.5 Sticker.ly - Sticker Maker mobil uygulaması, kullanıcılarına en geniş WhatsApp çıkartma arşivlerinden bir tanesini sunuyor. Milyonlarca sticker arasından size en uygun olanı seçebileceğiniz gibi kendinizinkini de yapabiliyorsunuz. Önce paketiniz için bir isim belirleyin. Ardından fotoğraflarınızı keserek kendi çıkartmanızın temelini oluşturun, yazılar ve karakterlerle süsleyin; işte hazır. - Geliştirici: Viko & Co - İndirme sayısı: 100 Milyon + - Puan: 4.4 Tamamen size özel bir meme ya da çıkartma arıyorsanız Sticker maker mobil uygulaması tam size göre. Cihazınızdaki yüklü olan herhangi bir fotoğraftan kendi çıkartmanızı oluşturmanız mümkün. Çıkartma yapmak istediğiniz fotoğrafı seçtikten sonra güzelce kırpın, sayısız karakter ile özelleştirerek benzersiz hale getirin ve WhatsApp konuşmalarında kullanmaya hemen başlayın. - Geliştirici: Stickify - İndirme sayısı: 10 Milyon + - Puan: 4.3 Stickify Sticker Maker mobil uygulaması ile WhatsApp etiketlerinizi düzenleyebilir, GIF ve videolardan çıkartma yapabilir, kırpma ve silgi aracıyla fotoğraflarınızı arka planını silebilir, özel yapı tipleri ile çıkartmalarınızı özelleştirebilir, komik süslemeler kullanarak çıkartmalarınızı en eğlenceli hale getirebilir ve oluşturduğunuz çıkartmaları ayrı paketlerde düzenleyerek dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Oluşturduğunuz çıkartma paketlerini arkadaşlarınızla paylaşmanız da mümkün. - Geliştirici: Sticker Maker Studio - İndirme sayısı: 10 Milyon + - Puan: 4.5 Uygulama mağazalarındaki en zengin metin oluşturma düzenleyicisine sahip olduğunu söyleyen Sticker Maker for WhatsApp mobil uygulaması, basit ve kullanıcı dostu arayüzü ile dikkat çekiyor. Uygulama üzerinden dilediğiniz fotoğraf ya da videoyu keserek kendi çıkartmanızın ilk adımını attıktan sonra düzenleme araçlarınızı kullanarak onları en eğlenceli hale getirebilirsiniz. Uygulama aynı zamanda pek çok hazır çıkartma da sunuyor. - Geliştirici: runnableapps - İndirme sayısı: 10 Milyon + - Puan: 4.3 Adı Sticker for WhatsApp olsa da bu uygulama üzerinden hazırladığınız tüm çıkartmaları Telegram anlık mesajlaşma uygulamasında da kullanabiliyorsunuz. Galerinizdeki hangi formatta olursa olsun bir görseli alarak kırptıktan sonra metin etiketleri üzerinden yazılar ekleyin, süslemeleri kullanarak çıkartmanızı en eğlenceli hale getirin ve bunlara çok daha kolay bir şekilde ulaşmak için özel paketler oluşturun. Aynı zamanda oluşturduğunuz çıkartma paketlerini arkadaşlarınızla paylaşarak onların da kullanmasını sağlayabilirsiniz. - Geliştirici: ZipoApps - İndirme sayısı: 10 Milyon + - Puan: 4.5 Zipo Özel çıkartma oluştur mobil uygulaması, kolay ve kullanıcı dostu arayüzü sayesinde ben bu işlerden anlamam diyenlerin bile kolayca kendi çıkartmalarını oluşturabileceğini söylüyor. Hatta bu konuda bir dakika gibi iddialı bir süre bile veriyor. Hazır tasarımları sayesinde çıkartma yapmak istediğiniz görseli seçtikten sonra oluşturucu aracını kullanarak hızla kendi çıkartmanızı özelleştirebilirsiniz. Üstelik oluşturduğunuz çıkartma paketlerini arkadaşlarınızla paylaşmanız da mümkün. - Geliştirici: Trusted Tools - İndirme sayısı: 5 Milyon + - Puan: 4.6 Trusted Tools Sticker Maker for WhatsApp mobil uygulamasının en dikkat çeken özelliği, pek çok farklı dosya formatındaki görseli destekliyor olması. Tek dokunuşla kendi çıkartmalarınızı yapabileceğiniz uygulama üzerinden oluşturduğunuz çıkartmaları özel paketlerde kategorize edin, bu paketleri arkadaşlarınızla paylaşın ve bunların hepsini uygulamada saklayın. Üstelik tüm çıkartmalarınız HD kalitesinde oluşturuluyor. - Geliştirici: Memento Apps, Inc - İndirme sayısı: 5 Milyon + - Puan: 4.2 Hareketli Çıkartma Yapıcı FSM mobil uygulaması, adından da anlaşılacağı üzere kullanıcılarına durağan görüntüler yerine cıvıl cıvıl çıkartmalar yapma imkanı sunuyor. Galerinizde bulunan GIF, video ve fotoğraflardan çıkartma oluşturabileceğiniz gibi GIPHY platformunda bulunan GIF'leri kullanarak da kendi çıkartmalarınızı yapabilir ve araçlarını kullanarak dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz. Üstelik oluşturduğunuz çıkartma paketlerini arkadaşlarınızla paylaşmanız da mümkün. - Geliştirici: Make Sticker & Photo Collage & Sticker Maker - İndirme sayısı: 5 Milyon + - Puan: 4.5 Photo Collage & Sticker Maker for WhatsApp mobil uygulaması üzerinden kendi meme ve çıkartmalarınızı oluşturabilir, özel araçları sayesinde görsellerinizi kırpabilir, özel emojiler ve metinler kullanarak bunları özelleştirebilir, hazırladığınız çıkartmaların üzerine çizim yapabilirsiniz. Üstelik uygulama ile sınırsız çıkartma oluşturabiliyorsunuz. - Geliştirici: Brain Craft Limited - İndirme sayısı: 500 Bin + - Puan: 4.6 Sticker Maker-Create stickers mobil uygulaması, kullanıcılarına sunduğu araçları sık sık güncellemesi ile dikkat çekiyor. Uygulamayı indirdikten sonra çıkartma yapmak istediğiniz görseli seçin, dilediğiniz gibi kırpın, çıkartma yapıcı aracını kullanarak oluşturduğunuz görseli özelleştirin, WhatsApp uygulamasına aktarın ve dilediğiniz gibi kullanmaya başlayın. Üstelik oluşturduğunuz çıkartma paketlerini arkadaşlarınızla paylaşmanız da mümkün. Duygularınızı onlarca kelime ile anlatmak yerine tek bir görselle paylaşmak için kullanabileceğiniz WhatsApp çıkartma yapma uygulamalarını listeleyerek kısaca bu uygulamaların en dikkat çeken özelliklerinden bahsettik. WhatsApp çıkartmalarını kullanıyor musunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-e-posta-dogrulama-h136993.html", "text": "Dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, bundan birkaç ay önce önemli bir özellik ile gündeme gelmişti. 2.23.18.19 kodlu Android beta sürümde tespit edilen özellik, kullanıcıların e-posta ile hesap doğrulaması yapmalarını sağlayacaktı. Şimdiyse bu özellik ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. E-posta ile doğrulama özelliği, iOS kullanıcılarının hizmetine sunuldu. iPhone sahipleri, bu özellikten faydalanarak, WhatsApp hesapları için ekstra bir güvenlik katmanı oluşturabiliyorlar. WhatsApp'ın 23.24.70 kodlu iOS sürümü ile kullanıcılara ulaşan yeni özellik, Hesap sayfası altında bulunuyor. Kullanıcılar, buraya girdikleri zaman artık e-posta adresleriyle ilgili bir seçenek görecekler. Bu seçeneğe dokunan bir kullanıcı, aktif olarak kullandığı bir e-posta adresini girecek ve WhatsApp'ın göndereceği 6 haneli doğrulama kodunu onaylayacak. Bu işlemler ile WhatsApp'a bir e-posta adresi tanımlayabileceksiniz. E-posta adresini WhatsApp hesabına tanımlayan bir kullanıcı, WhatsApp'a giriş yaparken e-posta ile doğrulama seçeneğini kullanabilecek. Böylelikle WhatsApp hesabının aktif edilmesini sağlayan yeni bir seçenek daha kullanıcıya sunulmuş oldu. Tabii artık buna gerek var mı? Aslına bakacak olursak yok. Zira WhatsApp, bundan kısa bir süre önce \"Passkeys\" isimli bir özellik yayımladı. Android kullanıcıları tarafından deneyimlenebilen özellik, doğrulama koduna duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Çünkü Passkeys ile parmak izi ya da yüz taraması yaptırmak, WhatsApp'a giriş için yeterli olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-gizli-kod-ozelligi-h138973.html", "text": "WhatsApp, geçtiğimiz aylarda uygulamaya gizlilik konusunda kullanıcıların çok işine yarayacak bir özellik getirmişti. Sohbet Kilidi isimli bu özellik, istediğimiz sohbetleri kilitleyebilmemize olanak tanıyordu. Kilidi açmak için ise Face ID, parola, parmak izi gibi şeyler gerekiyordu. Dev mesajlaşma platformu, bugün sohbet kilidi özelliğine önemli bir yenilik getirdiğini duyurdu. Bu yenilik, kilitli sohbetlerin daha güvenli olmasını sağlayacak. WhatsApp, yeni özelliğe gizli kod ismini veriyor. Gizli kodlar, isminden de anlayabileceğiniz gibi kilitli sohbetlere özel sizin oluşturacağınız kodlar eklemenizi sağlıyor. Platform, özelliği Kilitli sohbetleri korumanın ve birisi telefonunuza erişebildiğinde veya telefonunuzu başkasıyla paylaştığınızda bu sohbetlerin bulunmasını zorlaştırmanın ek bir yolu olarak tanımlıyor. Kilitli sohbetlere ek bir gizlilik katmanı ekleyecek gizli kodlar, telefonunuzun kendi şifresinden bağımsız olacak. Yani hem bu kod hem de sohbete girerken kullandığınız güvenlik yöntemini kullanabileceksiniz. Böylece iki adımlı bir güvenlik katmanı eklemiş olacaksınız. Ayrıca kilitli sohbetler klasörünü de sohbet listesinden gizleyebileceksiniz. Gizli kod, kilitlediğiniz sohbetlere yalnızca arama çubuğundan ulaşmanızı sağlayacak. Bu kod aratıldığında da sohbetlere erişebilmek mümkün olacak. Ekran görüntüsünden, gizli kodda harfler, sayılar ve hatta emojilerin kullanılabileceğini görebiliyoruz. Gizli kod özelliği bugün kademeli olarak kullanıma sunulmaya başladı. Yani size henüz gelmemiş olabilir. WhatsApp, birkaç ay içinde tüm dünyada kullanılabilir olacağını söylüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-gruplarina-sesli-sohbet-geliyor-h133289.html", "text": "Dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, bundan aylar önce yeni bir özellik ile karşımıza çıkmıştı. Beta sürüm kapsamında test edilen özellik, büyük WhatsApp gruplarına yeni bir sesli arama özelliği getiriyordu. Yeni özellik, Discord'a benzer yapısı ile dikkat çekmişti. Şimdiyse bu özellik ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. WhatsApp, yeni özelliğini tüm kullanıcılar için yayımladı. Geçmişteki grup aramalarından daha farklı bir şekilde çalışan yeni özellik, sesli arama gibi başlatılıp sona erdirilen bir görüşme değil; grup üyelerinin girip çıkabilecekleri bir sesli sohbet odası sunuyor. Tıpkı Discord kanalları gibi... WhatsApp'ın yeni sesli sohbet özelliği, en az 33 kişinin dahil olduğu gruplarda kullanılabilir olacak. Bir sesli sohbet odası başlatıldığında, grup üyelerinin telefonları çalmayacak. Bunun yerine mesajlaşma ekranında bilgilendirme yapılacak. Kullanıcı, ekranın üst kısmındaki bölümü kullanarak sesli sohbet sesini kapatabilecek veya ayrılabilecek. Üstelik sesli sohbet sırasında grup içerisindeki mesajlaşma süreci de devam edecek. WhatsApp'ın yeni özelliği henüz dağıtım aşamasında ve birkaç hafta içerisinde tüm kullanıcılara ulaşmış olacak. Bu haberimizi noktalamadan önce bir dipnot verelim: Eğer birkaç arkadaşınızın bulunduğu 33 kişilik bir WhatsApp grubunuz varsa eskiden yaptığınız gibi sesli arama yine yapabileceksiniz. Küçük gruplar için değişen bir şey yok."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-hd-fotograf-gonderme-h135043.html", "text": "Dünyanın en popüler anlık mesajlaşma uygulaması WhatsApp, 2023'ün başından beri HD kalitede fotoğraf ve video aktarımları ile gündemde. Test aşamasındayken her iki ekosistem için de yayımlanan özellik, birkaç ay önce Android'deki kararlı sürüm kullanıcılarına ulaştı. Gelen son haberler, iOS ekosistemindeki kullanıcıların da artık bu özelliği kullanmaya başlayabileceklerini gözler önüne seriyor. WhatsApp'ın yıllardır üstesinden gelemediği konulardan bir tanesi, fotoğraf ve videoların orijinal çözünürlükte gönderilemiyor olmasıydı. Kullanıcılar, görüntülerdeki kalite kayıplarından oldukça rahatsızlardı. Bunun farkında olan Meta, önce Android kullanıcıları için HD kalitede fotoğraf ve video aktarım özelliğini kullanıma sundu. Bu özellik şimdi de iOS kullanıcılarına geldi. 23.24.73 kodlu sürümle iOS kullanıcılarına da ulaşan özellik, bir fotoğraf veya videonun orijinal kalitede gönderilmesini sağlıyor. Artık iPhone sahipleri, fotoğraf veya video gönderecekleri ekranın sağ üst kısmında bulunan \"HD\" seçeneğine dokunarak, yüksek kalitede içerikler gönderebilecekler. Ancak şunu unutmamak gerekiyor ki HD olarak gönderilen fotoğraf ve videolar, belge formatına dönüştürülecek. Bu özelliğin maksimum 2 GB boyutlu fotoğraf ve videolar için kullanılabildiğini söyleyelim. Eğer Android telefon kullanıyorsanız HD kalitede medya gönderme özelliği çoktan kullanılır hale gelmiş olmalı. Bir iPhone kullanıyorsanız da App Store'a gidin ve WhatsApp sürümünü kontrol edin. Eğer kullandığınız sürüm kodu 23.24.73 ise HD fotoğraf ve video gönderme özelliği aktif hale gelmiş demektir. Özelliği denemek için yapmanız gereken tek şey, bir fotoğraf veya video göndermeye çalışmak. Sağ üst kısımda HD seçeneği görüyorsanız özellik için hazırsınız demektir."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-ip-adresi-gizleme-h138459.html", "text": "Mesajlaşma deyince herkesin aklına ilk gelen uygulama olan WhatsApp, kullanıcıların daha güvenli bir deneyim yaşaması için hamlelerini sürdürüyor. Bu yıl içinde tanımadığınız uygulamaları sessize alma ve sohbet kilitleme gibi özelliklerin geldiğini görmüştük. Ayrıca uygulama, halihazırda mesajlarında uçtan uca şifreleme özelliği de kullanıyordu. Bugün ise WhatsApp'a yepyeni bir güvenlik özelliği geldiği duyuruldu. Yeni özellik, kullanıcıların aramalarda konumunu gizlemesine olanak tanıyacak. WhatsApp, aramalardaki güvenliği artırma amacıyla kullanıcıların artık IP adresini gizleyebileceğini duyurdu. Özelliğin işe yarayacağını söyleyebiliriz. Çünkü aramalarda IP adresine erişim sağlanabiliyordu. Bu da kullanıcının internet sağlayıcısı ve konumu gibi hassas bilgilerine erişilmesine neden olabiliyordu. Yapılan açıklamalarda da daha iyi aramalar ve veri aktarımı için kullanıcıların birbirlerinin IP adresini bilmesi gerektiği, bunun da gizlilik konusunda problemler yaratabildiği ifade edild. Platform, bu yüzden de artık isteğe bağlı olarak IP adresinin korunabileceğini açıkladı. Ayrıca özelliği kullanmanın, WhatsApp'taki arama kalitesini düşürebileceğini de ekledi. Son olarak WhatsApp, IP adresi korunduğunda bile aramaların uçtan uca şifrelenmeye devam edeceğinin altını çizdi. - Adım #1: WhatsApp uygulamasını açın. - Adım #2: Ayarlar'a gidin. - Adım #3: Gizlilik bölümüne girin. - Adım #4: Gelişmiş kısmına basın. - Adım #5: Aramalarda IP adresini koru alanından özelliği aktif edin."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-kaybolan-sesli-mesajlar-h137989.html", "text": "WhatsApp, geçtiğimiz yıllarda tek seferlik fotoğraf veya video göndermemizi sağlayan bir özellik tanıtmıştı. Bu özellik, fotoğraflı mesajların belli bir saniye boyunca görüntülenmesine ve daha sonrasına kapanmasına olanak tanıyordu. Birkaç ay önce ise benzer bir yeniliğin sesli mesajlar için geleceği ortaya çıkmıştı. Bir süredir test edilen özellik, bugün kullanıma sunulmaya başladı. Yeni özellikle artık sesli mesajlar tek seferlik görüntülenebilecek. Yani ses kaydı, gönderdiğiniz kişi veya kişiler tarafından dinlenildikten sonra kaybolacak. Ancak sesli mesajı gönderen kişi de bir defadan sonra tekrar dinleyemeyecek. Ses kaydı gönderenlerin kendi sesini tekrar tekrar dinleyip kontrol ettiğini biliyoruz. Kaybolan mesajlarda maalesef bu mümkün olmayacak. Aynı zamanda gönderdiğiniz kişi de dinlerken yanlışlıkla kapatırsa mesaja tekrar ulaşamayacak. Kaybolan sesli mesajların kullanışlı olacağını söylemek mümkün. Ses kaydı göndermek, son yıllarda ciddi oranda popülerleşti. İnsanlar arama yapmak yerine bu tarz mesajları tercih edebiliyor. Bu yüzden tek seferlik mesaj gönderebilmek sevindirici olacaktır. Ayrıca şifreler, kart bilgileri veya özel konular gibi hassas bilgileri paylaşırken de yararlı ve güvenli olacağını söyleyebiliriz. WhatsApp, tek seferlik sesli mesajların \"önümüzdeki günlerde\" tüm dünyada kademeli olarak kullanıma sunulacağını belirtiyor. Yani size henüz gelmemiş olabilir. Birkaç hafta içinde herkeste kullanılabilir olacağını söyleyebiliriz. WABetaInfo tarafından daha önce paylaşılan ekran görüntüsü. - Adım #1: Tek seferlik sesli mesaj göndermek istediğiniz sohbeti açın. - Adım #2: Ses kaydetme kısmına basın. - Adım #3: Sağ taraftaki \"1\" yazan butona dokunun. Ekran görüntülerine baktığımızda, tek seferlik sesli mesajların ses kaydı yaparken yan tarafta çıkacak bir buton yoluyla kullanılabileceğini görüyoruz. İçinde \"tek seferlik simgesi\" olarak da adlandırılan 1 rakamı yer alan bu butona basıldığında ses kaydı tek seferlik gönderiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-mesaj-sabitleme-ozelligi-h139276.html", "text": "WhatsApp, uzun yıllardır sohbetleri sabitlemeyi sağlayan bir özelliğe sahipti. Birkaç ay önce ise bu özelliğin mesajlar için de geleceği ortaya çıkmıştı. Platform, aylar süren testlerin ardından bugün mesaj sabitlemeyi kullanıma sundu. WhatsApp'ın mesaj sabitleme özelliği geçtiğimiz saatlerde uygulamaya eklenmeye başladı. Şirket, yeni özelliği her zamanki gibi kademeli olarak kullanıma sunuyor. Bu yüzden henüz herkese gelmemiş olabilir. Mesaj sabitleme özelliği, grup veya bireysel fark etmeksizin her sohbette kullanılabilecek. Yani herhangi bir mesajı o sohbet içerisine sabitleyebileceksiniz. Bu mesajlar, yalnızca metin değil, video, fotoğraf, anket, emoji de dahil her şeyi kapsayacak. Sabitlenmiş mesajlar için süre ayarlama da olacak. Platform, sabitlemek için 24 saat, 7 gün ve 30 gün seçeneklerini sunuyor ve 7 günün varsayılan olacağını ekliyor. Bu mesajlar, sohbetin üst kısmına sabitlenecek. Her sohbette sadece bir mesajın sabitlenebileceğini söylemeden geçmeyelim. - Adım #1: WhatsApp'ı açın. - Adım #2: Bir sohbete girin. - Adım #3: Sabitlemek istediğiniz mesaja basılı tutun. - Adım #4: Sabitle seçeneğine dokunun. - Adım #5: 24 saat, 7 gün veya 30 gün\" seçeneklerinden birini seçin ve mesajı sabitleyin."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-tek-seferlik-sesli-mesajlar-geldi-h139179.html", "text": "Sunduğu hizmetin kullanıcı tarafındaki güvenliğine ve gizliliğine yönelik yaptıklarını sürekli vurgulayan WhatsApp, geçtiğimiz haftalarda sohbetlere gizli kod eklemeyi mümkün kılan bir özelliği duyurmuştu. Bunun haricinde yapay zekalı sohbet botu gibi yenilikleri de kovalayan şirket, şu sıralar sık sık yeniliklerle karşımıza çıkıyor. Bu sefer karşımızdaki yenilik, medya paylaşımı tarafından geliyor. Şimdiye kadar sadece tek seferlik görüntülenme seçeneği olan fotoğraf ve videolar paylaşmamızı sağlayan şirket, aynı yeniliği sesli mesajlara da getirdi. Ses kayıtlarınız 1 kere açıldıktan sonra kaybolacak. Tek seferlik görüntüleme seçeneği sunan özellik, temelde 2021'den beri fotoğraf ve videolar için kullanılabiliyor. Bu yöntemle gönderdiğiniz dosyalar da bir kere açıldıktan sonra tekrar açılamıyor. Şimdiyse sesli mesajlar da bu özelliğin kapsamına girmiş oldu. Önümüzdeki günler içinde yayınlanacağı belirtilen özelliği hemen şu an bile kullanabilirsiniz. Sadece son sürümü kullandığınızdan emin olun. Tabii bu noktada sesli mesajlarınızın da diğer tüm mesajlarınızda olduğu gibi uçtan uca korumalı olduğunu belirtmek gerek. - Adım #1: Ses kaydı tuşuna basıp yukarı kaydırın. - Adım #2: Sohbet satırının sağındaki, daire içindeki 1 sembolüne dokunun. - Adım #3: Mesajınızı gönderebilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/whatsapp-web-tek-seferlik-medya-gonderilebilecek-h138853.html", "text": "Birbirleriyle sürekli kullanıcı memnuniyetini sağlama konusunda yarışan sohbet uygulamalarına baktığımızda en yaygın olarak Telegram'ın ve WhatsApp'ın kullanıldığını görüyoruz. Birbirleriyle sadece mobilde değil, diğer platformlarda da yarışan bu ikilide WhatsApp, özellikle de masaüstü versiyonuyla rakibinin gerisinde kalıyordu. Bunun sebebiyse telefondan bağımsız olarak uygulamayı kullanamıyor olmamız, uygulamanın genel olarak hantal olması, veri aktarım problemleri ve bunun gibi diğer pürüzlerdi. Son zamanlarda bu engelleri aşıp oldukça başarılı bir uygulama ortaya koyan şirket, kullanıcıların üstünden yük kaldıracak özelliği de tekrar kullanıma sundu. Tek seferlik görüntüler artık bilgisayardan da gönderilebilecek. Özelliğe aşina olmayanlar için şöyle özetleyelim: Biri size tek seferlik görüntülenebilen bir medya gönderdiği zaman WhatsApp'ın masaüstü ve web versiyonları, bunu görüntülemenize izin vermiyordu. Mesaja baktığınızda da bu görseli açabilmek için mobile geçmeniz gerektiği belirtiliyordu. Bu yüzden de WhatsApp'ı bilgisayarda kullanmanıza rağmen kalkıp tekrar telefonu açmanız, görsele ancak o şekilde bakmanız gerekiyordu. Özellikle de önemli olmayan durumlarda bu, gereksiz vakit kaybına sebep oluyordu. Artık üstteki ekran görüntüsünden de görebileceğiniz üzere bu tarz görselleri göndermek ve görüntülemek tekrardan mümkün olacak. Bunun için yapmanız gereken tek şey, istediğiniz medyayı göndermeden önce, metnin solundaki 1 logosunu aktif etmek. Özellik şu anda, WhatsApp Web ve Desktop'un son sürümünü kullanan kullanıcılara dağıtılıyor. Tabii macOS kullanıcılarının da aynı güncellemeden faydalanacağını belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/will-smith-i-am-legend-2-bilgiler-paylasti-h139015.html", "text": "Son zamanlarda, Oscar Ödülleri'ndeki davranışıyla hatırlanan ünlü oyuncu Will Smith, bu olayın ardından pek de göze çarpacak bir şeyle gündeme gelmemişti. Söz konusu davranışın ateşi söndüğünde ise hayranlar, gündeme geri dönerek, oyuncunun akıllara kazınan I am Legend filminin devamının nerede olduğunu merak etmeye başladı. Will Smith ise katıldığı Red Sea Film Festivali 2023 etkinliğinde, hayranlarından gelen soruları yanıtlarken buna da değindi. Bu sayede I Am Legend 2 filminin vaziyetine yönelik birkaç tane güncelleme alma şansımız oldu. Smith, senaryonun tamamlandığını müjdeledi. İlk film 2007'de yapılmıştı. Eğer izlemediyseniz SPOILER uyarısını verelim. Filmde, dünyaya yeni bir virüs yayılmışken New York'ta yaşamını sürdüren Robert Neville karakterini canlandıran Will Smith'e, henüz rolü belli olmasa da Michael B. Jordan eşlik edecek. İlk filmde bildiğimiz üzere Robert Neville, filmin sonunda kendisini feda ederek bizimle vedalaşmıştı. Fakat devam filminde Will Smith, bu sonun değil de kesilmiş ve olan alternatif bir sonun temel alındığını söyledi. Yani ilk filmde Robert ölmemiş olacak ve ikinci film bunun üzerine kendi hikayesini kuracak. - İlk filmin sonu Smith, bunların haricinde şu an için bir şey söyleyemeyeceğini belirtti. Robert, Ethan ve Anna'nın buradan sonra neler yaşayacağını ise hep birlikte göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-1-0-ekran-goruntuleri-h59784.html", "text": "Windows 1.0, 20 Kasım 1985 tarihinde İngilizce olarak yayımlanmış ve kısa sürede büyük bir ilgiyi üzerine toplamıştı. Microsoft tarafından geliştirilen bu işletim sistemi, temelde MS-DOS adlı işletim sistemi üzerine kurulmuş bir arayüzden oluşuyordu. Bugün kullandığımız Windows sürümlerinin atası olan Windows 1.0 işletim sistemi, kullanıcılara komut yazarak bilgisayarı yönetmek yerine, fare ile uygulamalara tıklayarak işlemleri basitçe gerçekleştirme imkanı sunmuştu. Bir arayüz kullandığı için ekran kartına ve fareye ihtiyaç duyan Windows 1.0, bu donanımların maliyeti sebebiyle yüksek popülerliğe ulaşamasa da birçok kullanışlı özelliği içinde barındırıyordu. Bugün o özelliklerden bazıları hala hayatımızda. Gelin, Windows 1.0'ı tekrar hatırlayalım. Windows 1.0'ın karşılama ekranı, hiçbir animasyon içermeyen mavi bir temanın üzerinde oluşturulmuş bilgilendirici yazılardan oluşuyordu. Ayrıca karşılama ekranına bakarak Microsoft'un logosunun günümüze kadarki değişimini gözlemlemek mümkün. Sizi karşılayan açılış ekranının hemen ardından gelen arayüz, Windows 1.0'ın tüm uygulamalarının bulunduğu bir menü görevi görüyordu. Arayüzde toplamda 40 öğe bulunuyordu, menüdeki uygulamaların çoğu \"Not Defteri\" tabanlıydı. 11 adet \".fon\" uzantılı yazı karakteri dışında, 4 adet de hazırda gelen \".txt\" ve \".doc\" uzantılı doküman, arayüzdeki menüde konumlandırılmıştı. Çoklu ekran kullanımına izin veren Windows 1.0 ile aynı anda iki ya da daha fazla pencere açılabiliyordu. Hazırda gelen 4 dokümandan ilki ABC.TXT dosyasıydı. İçerisinde Bu ABC.TXT dosyasının içeriğidir şeklinde bir mesajla gelen bu dosya, kullanıcıları Not Defteri'ne alıştırmaya yönelik eklenmiş gibi görünüyor. DOTHIS.TXT dosyası ise yapılacakları listeleyip kendinize bir plan oluşturabileceğiniz bir dokümandı. Ayrıca kullanıcıları Not Defteri'ne ısındıracak PRACTICE.DOC dosyasının yanında README.DOC ile de Windows 1.0'ın kullanım kılavuzuna ulaşılabiliyordu. NOTEPAD.EXE uygulaması, Windows 1.0'ın en kullanışlı uygulaması olabilir. Kendi dokümanlarınızı oluşturup, düzenleyip, saklayabileceğiniz uygulama ile arayüzdeki yazı fontlarını da kullanabiliyordunuz. Windows 1.0 ile Takvim uygulaması kullanılarak planlar, dijital ortama aktarılabiliyordu. Ayrıca Takvim uygulamasının içinde barındırdığı alarm özelliğiyle hatırlatıcı oluşturmak da mümkündü. Windows 1.0'da kullanıcıların bir adres ve telefon defteri oluşturabilmesi için oluşturulmuş Kartlık uygulaması, o dönemde bir devrim niteliğindeydi. Kullandığımız Windows işletim sistemi yüklü cihazlarda, saati öğrenmek için sağ alt köşeye bakmak yeterliyken, Windows 1.0'da bu işlem o kadar kolay değildi. Arayüze girip, Saat uygulamasını açıp saati öğrenebileceğiniz uygulamada, akrep ve yelkovanın hareket ediyor olması bile o dönem için oldukça gelişmiş bir durumdu. Othello ismiyle de bilinen Reversi oyunu, kullanıcıların bilgisayarlarda eğlenebilmesi için eklenmiş ilk oyundu. Bir strateji oyunu olan Reversi'de amaç, rakibe ait taşlardan daha fazla taşa sahip olarak oyunu bitirmekti. Windows 1.0'da HP marka yazıcı kullanarak çıktı almak mümkündü. Yazıcının sürücüsü otomatik olarak arayüzde yüklenmiş olarak geliyordu. Aynı zamanda komutlarla bilgisayarı yönetmek isteyenler için de Terminal kullanıma sunulmuştu. Windows 1.0'da Paint ismiyle dikkatleri üzerine toplayan çizim programı, Windows 3.0 ile Paintbrush ismini alıp Windows 95 ile tekrar kendi ismiyle geri dönmüştü. Windows 1.0'da beri kullanılan Paint, günümüze kadar birçok yeni özellik kazandı. Windows 1.0'dan Windows 11'e geldiğimiz süreçte tam 38 yılı geride bıraktık. Windows'un 38 yılda gösterdiği gelişim ve değişim bariz bir şekilde göze çarpıyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-10-cevre-felaketine-neden-olabilir-h139513.html", "text": "Windows 10 için artık yolun sonu gözükmeye başladı. Microsoft'un en popüler işletim sistemlerinden olan Windows 10'un artık sayılı günleri kaldı. İşletim sistemi 2025 yılının ekim ayında son bir kez güncellenecek ve sonrasında da Windows 7, Windows XP gibi efsanelerin yanında mazideki yerini alacak. Öte yandan analistlere göre Microsoft, çevreyi korumak adına Windows 10'un ömrünü uzatmalı. Aslında Windows 10'un son güncellemeyi alacak olması çok da büyük bir sorun değil, esas sorun Windows 11'in donanım gereksinimlerinden kaynaklanıyor. Bu donanım kıstaslarından dolayı daha eski işlemcilere sahip ve TPM 2.0 güvenlik fonksiyonuna sahip olmayan cihazlarda Windows 11 kullanılamıyor. Yani bu cihazları dönüştürmek de mümkün olmuyor. Canalys'in yaptığı çalışmaya göre Windows 10'un desteği sona erdiğinde 240 milyon kadar bilgisayar çöpe dönüşecek. Bu da dünyadaki bütün Windows 10 kullanan bilgisayarların 5'te 1'ine tekabül ediyor. Bu bilgisayarların hepsi 15 inç ekranlı dizüstü bilgisayarlar olsa, yan yana koyarak Dünya'nın çevresini iki kez döndürebiliyoruz. O kadar fazla bilgisayardan bahsediyoruz. Öte yandan güncellemeler yapmak ve eski bir sisteme hizmet sunmak da Microsoft için masraflı olacak. Daha önce Windows 7'de gördüğümüz gibi ücretli güncellemeler ile bir süre devam edip sonrasında Windows 11 cihazlara geçmek isteyen işletmeler görebiliriz. Herkesin yeni cihazlar alması bilgisayar pazarındakileri mutlu edecektir ancak aynı şeyi çevre için söylemek pek de mümkün gözükmüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-11-kullanici-sayisi-h137944.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft'un 2021 yılında yayımladığı Windows 11 ile ilgili dikkat çekici bir istatistik paylaşıldı. Microsoft'un şirket içi verilerine ulaşmayı başaran Windows Central, Windows 11'in bugüne dek kaç cihaza ulaştığını açıkladı. Yapılan açıklamaya baktığımızda Windows 11'e geçiş hızının oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Ancak bu demek değil ki Windows 11, kullanıcılar tarafından tercih edilmiyor. Sızdırılan bilgiye göre Microsoft'un en yeni işletim sistemi, Ekim 2021'den bugüne kadar, 400 milyon cihaza ulaştı. Hatta Microsoft, 2024 yılına geldiğimizde yarım milyar kullanıcının Windows 11 kullanmaya başlayacağını da düşünüyor. Windows 10, yarım milyar kullanıcıya sadece 1 yılda ulaşmıştı! Yarım milyar kullanıcı azımsanacak bir seviye olmasa da Windows 11, o kadar da önemli bir işletim sistemi olarak görülmüyor gibi duruyor. Zira 2015 yılında piyasaya sürülen Windows 10, ilk yılında 500 milyon, 2020 yılında ise 1 milyar cihaza ulaşmayı başarmıştı. Microsoft'un işletim sistemleri arasında böyle bir fark olmasının temel nedeni, Windows 11 ile zorunlu tutulan TPM sistemi. Hatırlayan okurlarımız vardır; Microsoft, Windows 7 ve Windows 8'den Windows 10'a geçiş sırasında hiçbir şart sunmadı. Bu da kullanıcıları, yeni işletim sistemine geçmeye teşvik etti. Ancak Windows 11'de böyle bir durum yaşanmadı. Microsoft, Windows 11'in sadece TPM destekli bilgisayarlarda kullanılabileceğini açıkladı ki bu da 2018'den önce üretilen tüm bilgisayarların, Windows 11'e resmi olarak geçemeyeceği anlamına geliyordu..."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-11-paint-metinden-goruntu-uretme-h138953.html", "text": "Yapay zeka odaklı teknolojilerin yaygınlaşması, özellikle de teknoloji şirketlerini bu konuda yeni adımlar atmaya zorladı. Örneğin Microsoft; Windows 11'e yapay zeka destekli özellikler getirmek için uzun zamandır çalışıyor. Gelen son haberler ise Microsoft'un en ikonik yazılımlarından Paint'in, artık çok daha gelişmiş özelliklerle donatılacağını gözler önüne seriyor. Bundan birkaç ay önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, Microsoft'un Paint'e DALL-E 3 desteği getireceğinden bahsetmiştik. Kullanıcılar, Paint'e yazacakları ufak bir metnin görüntü haline gelmesini sağlayabileceklerdi. İşte bu özellik, an itibarıyla Windows 11 kullanıcılarına ulaşmaya başladı. Henüz dağıtım aşamasında olan özellik, Paint kullanımında artışlar yaşanmasını sağlayacak gibi görünüyor. Microsoft, Paint'e eklediği DALL-E 3 desteğini \"Cocreator\" olarak isimlendirdi. Sağ üst kısımda bulunacak özellik, oldukça basit bir kullanım deneyimi sunacak. Özelliği aktif eden kullanıcı, bir metin yazacak ve ardından da stil belirleyecek. Yapay zeka, aldığı girdiye göre görüntü üretecek. Kullanıcı, üretilen görüntüyü bilgisayarına kaydedip, dilediği yerde paylaşabilecek. Microsoft Paint'in son dönemlerde kazandığı yeni özellikler, Cocreator'den ibaret değil. Yazılım, artık yapay zeka destekli arka plan temizleme aracına da sahip. Ayrıca Paint, Adobe Photoshop'un en önemli özellikleri arasında yer alan \"katman\" özelliğini de içermeye başladı. Hatta dahası da var. Microsoft, tüm bunlara ek olarak Paint'te metin ve nesne kopyalama özelliği için çalışmalarını sürdürüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-11-yapay-zeka-ozellikleri-windows-10-geliyor-h138663.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, dünyanın en çok tercih edilen işletim sistemi Windows 10'u emekliye ayırdı. Ocak ayında Windows 10 seri numarası satmayı bırakan şirket, nisan ayında yaptığı açıklama ile de Windows 10 22H2'nin, işletim sistemi için son büyük özellik güncellemesi olacağını duyurdu. Ancak gelen son haberler, Windows 10 için yol haritasının değişmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Windows 10 için son büyük özellik güncellemesi demek, bu işletim sisteminin bir daha yeni özelliklerle donatılmayacağı anlamına geliyor. Microsoft, işletim sistemini sadece güvenlik açıkları ve diğer küçük iyileştirmeler kapsamında güncellemeye devam edecek. Ancak üst düzey yöneticilerden Aaron Woodman tarafından yapılan yeni bir açıklama, Windows 10'a büyük bir yenilik geleceğini ortaya koydu. Windows 11'in yapay zeka destekli sohbet botu Copilot, Windows 10'a geliyor! Woodman'ın açıklamasına göre Microsoft'un birkaç ay önce duyurduğu ve Windows 11'de yerleşik olarak da bulunan yapay zeka destekli sohbet botu Copilot , çok yakın bir gelecekte Windows 10'a eklenecek. Böylelikle işletim sistemini Windows 11'e yükseltmeyen kullanıcılar, Windows 10'da da yapay zeka destekli hizmetten faydalanabilecekler. Windows 10'a eklenecek Copilot, görev çubuğunun sağ köşesine yerleştirilecek. Simgeye tıklayan kullanıcı, yapay zeka destekli bot ile konuşmaya başlayacak. Ancak Aaron Woodman, Windows 10'daki Copilot'un biraz daha yalın olacağını açıkladı. Windows 11'in Copilot'undaki tüm işlevsellikler, Windows 10'da bulunmayacak. Windows 10'a Copilot ekleneceği kesinleşmiş olsa da bu özellik, tüm bilgisayarlarda çalışmayabilir. Çünkü Copilot'un kendine has sistem gereksinimleri bulunacak. Mesela Windows 10'u 2 GB RAM kapasitesi olan bir bilgisayarda çalıştırabiliyorsunuz ancak Copilot için en az 4 GB RAM gerekecek. The Verge, Microsoft'un Windows 10 ile ilgili kararına ilişkin daha fazla bilgi edinmeyi başardı. Aaron Woodman ile yapılan görüşmede, Microsoft'un Windows 10 için aslında daha fazla yapay zeka özelliği düşündüğü ancak bunların şimdilik değerlendirme aşamasında olunduğu bilgisi paylaşıldı."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-12-tanitim-tarihi-iddia-h139199.html", "text": "Microsoft, kod adı \"Hudson Walley\" olan Windows sürümünün yeni bir versiyonunu duyurmaya hazırlanıyor. Birçok sektörde yer edinmeye başlayan yapay zeka, Microsoft'un bir sonraki sürümünde kullanması ile birlikte pek çok kişi için daha erişilebilir hale gelecek. İddialara baktığımızda Microsoft'un yapay zekayı Windows'un bir sonraki sürümüne entegre ederek bir devrim yaratacağı söyleniyor. Şu an Hudson Walley'in ilk sürümleri, Windows Insider Canary platformunda test ediliyor. Hudson Walley'in odaklanacağı ilk konu yapay zeka olacak. Geliştirilmeye devam eden Hudson Walley sürümü, yapay zeka ile donatılacak. Yardımcı asistan olarak Copilot AI kullanacak olan Windows 12, bu asistanı arka planda sürekli olarak çalıştıracak ve pek çok temel işlevi daha kullanışlı hale getirecek. Bu yapay zeka, işletim sisteminin en temeline kadar entegre edilecek ve daha kullanışlı bir deneyim için daha güçlü bir NPU kulanması gerekecek. Copilot AI, Windows 11'de Paint vedaha pek çok uygulamada kullanılıyor. Copilot AI, Paint uygulamasında görsellerin arka planını kaldırma ve daha birçok işleve sahip. Daha şimdiden Windows 11'de kullanılmaya başlanması, bir sonraki sürümde daha verimli bir şekilde kullanılacağını gösteriyor. Windows 12'de Copilot AI'nın yanı sıra Hudson Walley, yapay zeka destekli duvar kağıtları, fotoğraflarda, videolarda ve aynı zamanda oyunlarda görüntü kalitesini artıran bir Super Resolution özelliği, geliştirilmiş enerji tasarrufu modu ve yeniden tasarlanmış bir ekran paneli sunacağı da iddialar arasında."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-fotograflar-arka-plan-silme-geliyor-h138540.html", "text": "Microsoft, Windows işletim sistemi üzerindeki çalışmalarını sürekli devam ettirirken hem hataları -olabildiğince- kapatmaya hem de Apple gibi rakiplerinin gerisinde kalmamaya çalışıyor. Bunu yaparken de sistem kararlılığını sağlamak adına yapılan güncellemelerin yanında, uygulamalarını da günümüzün ihtiyaçlarına uyarlıyor. Buna en büyük örnek olarak Paint'i göstersek hata yapmış olmayız herhalde. Zira başta basit bir çizim programı olan uygulama, günümüzde 3 boyutlu modellemenin yapılabildiği bir versiyona sahip. Bu tür yenilikleri getirmeye devam eden şirket, en son olarak Fotoğraflar uygulamasına da el attı. Ürün fotoğraflarını düzenleme, logo silme ve fotoğraf çevresinde oynama yapma artık daha kolay olacak. Şirketin yayınladığı 2023.11110.8002.0 numaralı güncelleme, gelişmeleri önceden test etme fırsatı yakalayan Windows Insider'larına ulaştı. Söz konusu güncelleme, üstteki görselde de görebileceğiniz üzere uygulamaya arka plan silme özelliğini getiriyor. Bunun haricinde arka planı silmek yerine değiştirmeyi sağlayan Replace kısmı da dikkat çekiyor. Son olarak arka planı tek tıkla bulanık hale de getirebiliyorsunuz. Altta ise arka planda düzenleme yapmanızı sağlayan arka plan fırçası yer alıyor. Bunun haricinde arayüz genelinde de bazı butonların yeri değiştirilerek iyileştirmeler yapılmış. Bunu yapmak için birbirinden farklı sitelerde ve fotoğraf düzenleme uygulamalarında gezmek zorunda olanlar için söz konusu özelliğin nefes aldıracağı kesin. Dediğimiz gibi, şu an için özellik Insider kullanıcılarına iletiliyor. Bu bağlamda genel kullanıcıya ulaşması da uzun sürmeyecektir. Eğer beklemek istemiyorsanız, siz de kolayca Insider olabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-telefonlari-webcam-donusturebilecek-h138983.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Microsoft, \"Telefon Bağlantısı\" uygulaması için yeni bir özellik üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Uygulamanın Android sürüm kodlarında tespit edilen yeni bir özellik, telefonların saniyeler içerisinde webcam olarak kullanılmasını sağlayacak. Bu işlevsellik, bugüne kadar üçüncü taraf uygulamalar aracılığıyla kullanılabiliyordu ancak Microsoft'un yapacağı çalışmalar ile harici bir uygulamaya gerek kalmayacak gibi görünüyor. Telefon Bağlantısı uygulamasının kodlarında yapılan keşif, özelliğin en azından şimdilik Android telefonlara uygun olacağını ortaya koydu. Ayrıca tüm Android telefonlar, bu özellik için destek vermeyecek. Kodlarda yapılan incelemeler, Samsung'un yeni nesil Galaxy telefonları ile OnePlus 11 gibi birkaç modelin doğrudan webcam'e dönüştürülebileceğini gün yüzüne çıkarttı. Tabii bunun kalıcı bir durum olup olmayacağı bilinmiyor. Uygulamaya gelecek tek özellik bu değil! Telefon Bağlantısı uygulaması kodlarında tespit edilen en önemli özellik webcam olsa da tek yenilik bu değil. Görünen o ki kullanıcılar, webcam'e dönüştürdükleri telefonlarında bulanıklaştırma, HDR filtresi, gece modu, stabilizasyon ve otomatik çerçeveleme gibi ekstra özellikler de kullanabilecekler. Hatta webcam'e dönüştürülen bir Android telefon aşırı derecede ısınırsa Telefon Bağlantısı uygulaması bunun hakkında da uyarılar gösterecek. Microsoft, Telefon Bağlantısı uygulamasına gelecek yeni özellikler hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Ancak bu durum, bir süre sonra mutlaka değişecektir. Bu arada; özelliğin gelecekte iOS ekosistemine gelip gelmeyeceği de henüz belli değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/windows-yuksek-cpu-kullanimi-azaltma-h119898.html", "text": "Windows işletim sistemine sahip bilgisayar kullanıcıları zaman zaman cihazlarının yavaşladığından şikayet ederler. Her bilgisayar bazen bu tür durumlar yaşayabilir. Bunun en büyük nedeni, yüksek CPU kullanımıdır. Yüksek CPU kullanımının ise pek çok farklı nedeni olabilir. Bir program işlemciyi fazla yorabilir, bir virüs nedeniyle bu durum yaşanıyor olabilir ya da basit bir ayar değişikliğine ihtiyaç duyuluyordur. Windows işletim sisteminde yüksek CPU kullanımı sorunu nasıl çözülür sorusunun yanıtından önce bakmanız gereken, CPU kullanım yüzdenizdir. Bilgisayarınızın işlemcisinin harıl harıl çalışmasına neden olacak bir oyun ya da yazılım çalıştırmıyorsanız ve buna rağmen yüksek CPU kullanımı devam ediyorsa uygulayabileceğiniz bazı yöntemler var. Gelin tüm detaylarıyla görelim. - Yöntem #1: Yüksek CPU kullanan programların çalışmasını sonlandırın: - Yöntem #2: Sürücüleri güncelleyin: - Yöntem #3: Windows kararlılık sorunlarını düzeltin: - Yöntem #4: Kayıt Defteri Düzenleyicisi ayarlarını değiştirin: - Yöntem #5: Kapsamlı bir antivirüs taraması gerçekleştirin: - Yöntem #6: P2P paylaşımını devre dışı bırakın: - Yöntem #7: Windows bildirim ayarlarını değiştirin: İşlemci olarak da anılan bilgisayarınızın merkezi işlem birimi CPU, yazılım komutlarını işleyerek söz konusu yazılımın çalışmasını sağlar. Yani bir yazılım ne kadar çok komut gönderiyorsa CPU kullanımı da o kadar artar. Bu tür bir yazılım ya da oyun çalıştırıyorsanız yüksek CPU kullanımı normaldir ancak standart bir kullanımda bir yüksek CPU ile karşılaşıyorsanız bir sorun var demektir. Ctrl + Shift + Esc tuş kombinasyonunu kullanarak açabileceğiniz Görev Yöneticisi sayfası üzerinden çalışan tüm uygulamaları ve uygulamaların kullandıkları CPU değerini görebilirsiniz. Standart kullanımda maksimum CPU %20 - %60 arasında olmalıdır. Eğer çok daha yüksek işlemci gücü gerektiren bir yazılım ya da oyun çalışıyorsa %80 hatta %100 olabilir. - Adım #1: Ctrl + Shift + Esc tuş kombinasyonu ile Görev Yöneticisi'ni açın. - Adım #2: Yüksek CPU kullanan uygulamaları tespit edin. - Adım #3: Sonlandırmak istediğiniz programın üzerine tıklayın. - Adım #4: Ekranın sağ alt köşesinde bulunan Görevi Sonlandır butonuna tıklayın. Yüksek CPU kullanan uygulamaları kapatmak, CPU azaltmanın en etkili yöntemidir. Bu programlardan bazıları varsayılan olarak başlatılıyor olabilir ya da siz farkında olmadan çalışıyor olabilir. Alternatifleri varsa yüksek CPU kullanan programı silmeyi düşünebilirsiniz. - Adım #1: Aygıt Yöneticisi'ni açın. - Adım #2: Güncellemek istediğiniz sürücü üzerinde sağa tıklayın. - Adım #3: Sürücüyü Güncelleştir seçeneğine tıklayın. - Adım #4: Bilgisayarınıza göre değişen bir sonunda sürücü güncellenecek. - ya da - Adım #5: Buradan Driver Easy programını indirin. - Adım #6: Programı çalıştırın. - Adım #7: Şimdi Tara butonuna tıklayın. - Adım #8: Var olan tüm güncelleştirmeler yapılacak. Bilgisayar bileşenlerinizin doğru çalışmasını sağlayan sürücülerin güncel olmaması da yüksek CPU kullanımına neden olabilir. Çoğu durumda sürücüler Windows ile birlikte otomatik olarak güncellenir. Ancak bazı durumlarda yukarıdaki adımları izleyerek elle güncelleme gerekebilir. Driver Easy programını kullanarak tüm güncellemelerin tek tuşla yapılmasını da sağlayabilirsiniz. - Adım #1: Buradan Reimage programını indirin. - Adım #2: Programı çalıştırın. - Adım #3: Tarama başlatın. - Adım #4: Sorun tespit edildiyse Start Repair butonuna tıklayın. Windows kararlılık sorunlarını tespit etmek ve çözmek için Reimage gibi bir program kullanmak en başarılı sonucu verecektir. Bu tür kararlılık sorunları, yüksek CPU kullanımı başta olmak üzere pek çok sorunun ana nedeni olabilir. - Adım #1: Kayıt Defteri Düzenleyicisi'ni açın. - Adım #2: HKEY_LOCAL_MACHINE\\SYSTEM\\CurrentControlSet\\Services\\TimeBroker adresine gidin. - Adım #3: Start dosyası üzerinde sağa tıklayın. - Adım #4: Değiştir seçeneğine tıklayın. - Adım #5: Değeri 4 olarak girin. - Adım #6: Değişikliği kaydedin. - Adım #7: Bilgisayarı yeniden başlatın. Windows Kayıt Defteri Düzenleyicisi'ndeki hatalı değerler de yüksek CPU kullanımına neden olabilir. Yukarıdaki adımları izleyerek Kayıt Defteri Düzenleyicisi'ndeki bazı ayarları değiştirebilirsiniz. Sorun büyük oranda çözülecektir. Bilgisayarınızın yüksek CPU kullanımına sahip olmasının nedeni bir virüs ya da kötü amaçlı yazılım olabilir. Güvenilir bir antivirüs yazılımı kullanarak kapsamlı bir antivirüs taraması gerçekleştirin. En ufak şüphe taşıyan tüm dosyaları sildiğinizden emin olun. - Adım #1: Windows Ayarlar sayfasını açın. - Adım #2: Güncelleştirme ve Güvenlik sayfasını açın. - Adım #3: Gelişmiş Ayarlar sayfasını açın. - Adım #4: Teslim İyileştirme sayfasını açın. - Adım #5: Diğer Bilgisayarlardan İndirmelere İzin Ver seçeneğini pasif hale getirin. P2P paylaşımı demek, bilgisayarınız daha önce indirilen güncelleştirmeleri yerel ağınızdaki ya da internetteki diğer cihazlara gönderebilir demektir. Bunun anlamı elbette epey yüksek CPU kullanımıdır. Bu özelliği kapatarak CPU kullanımını azaltabilirsiniz. - Adım #1: Windows Ayarlar sayfasını açın. - Adım #2: Sistem sayfasını açın. - Adım #3: Bildirimler sayfasını açın. - Adım #4: Bildirimleri kapatın. Neden olduğu tam olarak bilinmese de Windows bildirimlerinin yüksek CPU kullanımına neden olduğu biliniyor. Windows bildirimlerini kapatarak CPU kullanımını azaltabilirsiniz. Bazen etkili bir yöntem olmayabilir ancak yine de denemeye değerdir. Windows işletim sistemine sahip bilgisayarlarda yüksek CPU kullanımı nasıl azaltılır sorusunu yanıtladık ve uygulayabileceğiniz CPU azaltma yöntemlerinden bahsettik. Eğer hiçbir yöntem işe yaramıyorsa belki yeni bir işlemci almanın zamanı gelmiş olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/world-of-warships-cumhuriyetimizin-100-yilini-kutluyor-h138178.html", "text": "Ülkemizde geniş bir oyuncu kitlesine hitap eden ve geçtiğimiz aylarda ilk Türk gemisi Muavenet'i oyuncularla buluşturan World of Warships, şimdi de bu özel etkinlikler ve ödüllerle Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını kutluyor. Hem oyunu uzun zamandır oyanayan oyuncuları, hem de yeni başlayan oyuncuları benzersiz oyun içi öğeler ve ödüller bekliyor. - Görev Zinciri: Sizi bekleyen üç bölümden oluşan bir görev zinciri bulacaksınız. Özel ödüller kazanmak için bu görevleri tamamlamanız gerekiyor. - Oyun İçi Ödüller: Görev zincirinde ilerledikçe, Türkiye'nin ulusal renklerini içeren kamuflajlar kazanabileceksiniz. - Büyük Ödül: Üç görevi de tamamladıktan sonra etkinliğin en büyük ödülü olan \"Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı\" bayrağı sizi bekliyor olacak. Oyuncular bu savaş görevi zincirini V-X Seviye gemiler ve süper gemilerle Random, Ranked ve Co-op Battles oyunlarının yanı sıra Brawl, Operations ve Halloween Operations oynayarak elde edebilecekler. Eğer World of Warships dünyasında yeniyseniz, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yıl kutlamaları sizin için de pek çok heyecan verici oyun içi öğeyle geliyor. - Ünlü Türk Komutan: Yeni oyuncular, 100. yıl kutlamaları kapsamında Türkçe konuşan ilk komutana erişim hakkı kazanıyor. Bu yetenekli komutan denizlerde gezinmenize ve gemilerinizi en iyi şekilde kullanmanıza yardımcı olacak. - Unutulmaz Bayrak: Tüm yeni oyuncular Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yıldönümü anısına unutulmaz bir bayrak alacak ve gemilerini şanlı bayrakla onurlandırabilecekler. - Oyun İçi Eşyalar: Komutan ve bayrağa ek olarak, yeni oyuncular deniz maceralarında kendilerine yardımcı olacak çeşitli oyun içi eşyalar ve hediyelere de sahip olacak. World of Warships, tarihi olayları oyun dünyasına entegre etme ve tüm kültürler için dönüm noktalarını coşkuyla kutlama konusunda oldukça hassas davranıyor ve bu tutumuyla oyuncularını mutlu etmeyi başarıyor. Eğer siz de bu heyecanın bir parçası olmak, 100. yılın coşkusuna özel parçalara erişmek istiyorsanız ve henüz yeni bir World of Warships kaptanıysanız, buraya tıklayarak kariyerinize hemen başlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-az-takipcili-hesaplara-fenomen-olmanin-yolunu-acacak-yenilik-h138576.html", "text": "Elon Musk, Twitter'ı satın aldıktan sonra mikroblog sitesinde çok sayıda değişiklik yapmıştı. Öyle ki platformun adını ve felsefesini dahi değiştiren Musk, X adını verdiği platformun yaratıcı insanların bir araya geldiği bir yer olmasını istediğini belirtmişti. Musk'ın yaptığı açıklamaya göre şimdi, X'in algoritması da değişiyor. Yeni güncelleme ile birlikte artık X'e girdiğimizde sadece popüler hesapların, arkadaşlarımızın ya da onların takip ettiği kişilerin gönderilerini görmeyeceğiz. X, kullanıcılarının beğenilerine uyduğunu düşündüğü içerikleri de akış sayfasında göstermeye başlayacak. Böylece daha az takipçisi olan hesaplar da daha fazla görünürlüğe ve daha fazla takipçiye sahip olabilecek. X, son dönemde içerik üreticilerine ve yaratıcılığıyla öne çıkan hesaplara daha fazla ev sahipliği yapmaya odaklanmış durumda. X CEO'su Linda Yaccarino tarafından yapılan açıklamaya göre yeni reklam geliri paylaşım programı kapsamında 20 milyon dolar ödeme yapıldı. Ayrıca X Premium için ödeme yapan hesaplar için paylaşımlarda karakter sınırı 25 bine çıkarken, iki saate kadar videolar da yüklenebiliyor. Şimdi de kullanıcılara erişimi arttırmayı amaçlayan X, başarılı olması durumunda küçük çaplı içerik üreticiler için de önemli bir araç olabilir. Yeni güncellemenin birkaç gün içinde yayınlanması bekleniyor. Bu güncellemelerin X'in amaçlarına ulaşmasını sağlayıp sağlayamayacağını ise zaman gösterecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-basliklar-geri-geliyor-h138791.html", "text": "Dünyanın en popüler mikroblog platformu X, bundan birkaç ay önce önemli bir değişikliğe ev sahipliği yaptı. Bu değişiklikle paylaşılan bağlantılar için ön izleme görünümlerindeki başlıklar kaldırıldı ve sadece manşet görselleri paylaşılmaya başladı. Kullanıcı, bağlantıdaki içeriği görebilmek için görüntünün üzerine dokunmalı ve ilgili sayfaya gitmeliydi. Bu özellik, bazı kullanıcılar tarafından beğenilirken, bazıları tarafından beğenilmedi. Aslına bakacak olursak bazı haber kaynakları bile bu özelliği çok beğenmediler. Hal böyle olunca manşet görsellerinin üzerine yazı yazılmaya başladı. Bazıları ise metinler sayesinde başlıkları paylaşmaya başladılar. Elon Musk'ın X'te yaptığı bir açıklamaya göre yapılacak düzenleme ile URL kartının oluştuğu alanda, içeriğin başlığı da gösterilecek. Ancak Elon Musk, bunun ne zaman gerçekleşeceğine ve yeni kartların nasıl görüneceğine ilişkin bir açıklamada bulunmadı. Yapılacak değişiklik, en çok da kullanıcıların işine gelecek gibi görünüyor. Sade ve anlaşılır kart düzeninin oluşturulması kullanıcıların işini kolaylaştırırken, sahte bağlantılardan da koruyabilir. Tabii tüm bunları konuşabilmemiz için önce X'in yeni kart sistemini görmemiz gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-binlerce-dolara-kullanici-adi-satiyor-h138363.html", "text": "Elon Musk yönetiminde köklü değişikliklerden geçen Twitter, isim değişikliğine giderek X'e dönmüştü. Normal şartlarda başka birinin kullandığı kullanıcı adını almak istiyorsanız bu isteğiniz engelleniyor. Fakat Elon Musk, kullanımda olan @X adını hiç zora girmeden, kullanıcısından adeta sökerek almıştı. Forbes'un elde ettiği bilgiler, kullanıcı adı tarafında şirketin daha büyük planları olduğunu gözler önüne seriyor. Zira şirketin potansiyel alıcılara gönderdiği e-postalar, X'te kullanıcı adlarıyla ilgilenen ayrı bir takımın olduğunu ve bazı kullanıcılara on binlerce dolarlık tekliflerle gittiğini gösteriyor. @HandleTeam ismiyle geçen takım, ilk aşamada potansiyel müşterilere tekliflerle gidiyor. Bazı durumlarda ise kullanıcı adı için verilen teklifin 50.000 doları geçtiği görülmüş. Paylaşıma açılmamış olan e-postalar, uzun zamandır gündemde olan kullanıcı marketini akıllara getiriyor. Şu an için bu konuda bir açıklama olmamış olsa da alıcılara direkt ulaşılıyor olması, bunun kısa sürede yayılacağına da işaret ediyor. Satılmak istenen kullanıcı adları ise devre dışı bırakılanlardan oluşuyor. Kullanıcı adınızın bu havuza dahil edilmesini istemiyorsanız, en geç 30 günde bir hesabınıza giriş yapmanız gerekiyor. Zira Elon Musk, kullanılmayan hesapları temizleme konusunda istekli olduğunu her fırsatta belirtiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-is-bulma-ozelligi-h138677.html", "text": "Elon Musk, X'i bir süper uygulamaya çevirmek için hamleler yapmaya devam ediyor. Bu amaç doğrultusunda getirilmek istenen yeniliklerden biri de iş bulmayı ve iş ilanı paylaşmayı sağlayan bir özellikti. X'i LinkedIn'e rakip yapacak özellik, ilk olarak yaz aylarında denenmeye başlamıştı. Dev platform, özelliği bugün kullanıma sunmaya başladı. X'in LinkedIn benzeri özelliği, bugün itibarıyla çıkış yaptı. Kullanıcıların iş bulmasına ve işverenlerin ilan yayımlamasına izin veren araç, şimdilik sadece platformun web sürümü üzerinden kullanılabiliyor. Özelliğe erişmek için buradaki bağlantıya tıklayabilirsiniz. Özelliği kullanmak için X hesabınıza giriş yapmanız gerekiyor. Bunun ardından karşınıza İş Arama başlıklı bir sayfa çıkıyor. Burada da iki adet bölüm var. İlk kısım Keyword, yani anahtar kelime olarak isimlendirilmiş. Bu bölümden aradığınız pozisyonu yazabiliyorsunuz. Sağ taraftan ise iş aradığınız konumu ekliyorsunuz. Arama yaptığımızda şimdiden birçok iş ilanının yayınlanmaya başladığını görüyoruz. Türkiye'den bazı şirketler platforma iş ilanları eklemiş. Ancak LinkedIn'deki gibi kolay başvuru gibi bir seçenek şimdilik yok gibi görünüyor. Bunun yerine üçüncü taraf sitelere yönlendiriliyorsunuz. Hatta bu durum X'in kendisine başvurmak isteyenler için bile geçerli. Platformun daha kolay bir başvuru yolu getirip getirmeyeceğin ilerleyen zamanlarda göreceğiz. X'in iş özelliğine dünya çapından da birçok şirketin katılmaya başladığını ekleyelim. Musk'ın kendi şirketleri X, SpaceX, Tesla ve Neuralink başta olmak üzere birçok dev firma buradan iş ilanı paylaşmış. X, LinkedIn rakibi özelliğin ne zaman mobil için çıkış yapacağı konusunda \"yakında\" açıklaması yaptı. Özelliğin sadece bu tarz bir sayfa ile sınırlı kalmayacağını ekleyelim. Şirket, direkt olara platform içinde yer alan, profillerden ulaşılabilen ve gönderi gibi görünen iş kartlarını da test ediyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-twitter-bugunku-degeri-belli-oldu-h137672.html", "text": "Elon Musk'ın 44 milyar dolar karşılığında satın aldığı ve yeniden markalaştırarak X olarak isimlendirdiği Twitter, maddi açıdan çok da iyi bir durumda değil. Elon Musk yönetimine geçen platform, en çok da reklam verenlerin çekilmesi nedeniyle gelir kaybı yaşadı. Platformun yeni CEO'su Linda Yaccarino ise var gücüyle çalışıyor olsa da yatırımcıları ikna etmekte zorlanıyor gibi görünüyor. Varlık yönetim şirketi Fidelity tarafından yapılan bir çalışma ise X'in güncel değerini ortaya koydu. Paylaşılan rakama baktığımızda X'in eskisine kıyasla ciddi anlamda değersiz hale geldiğini görüyoruz. Zira Fidelity'nin araştırmasına göre X'in değeri, Elon Musk'ın satın aldığı günden bu yana yüzde 71 düşerek 12,76 milyar dolar oldu. X'in güncel değeri ile ilgili çalışmalar, geçmiş dönemlerde de yapıldı. Aynı çalışmayı Mayıs 2023'te yapan Fidelity, şirketin değerinin 15 milyar dolar civarında olduğunu açıklamıştı. Ekim 2023'te ise Reuters, X'in mali değerini gösteren bir araştırma yaptı. Bu araştırmaya göre şirketin değeri 8 milyar dolardı. X, ölçümlenen en dip seviyeden yüzde 50 daha değerli konuma gelmiş gibi görünüyor. Elon Musk, X'in zor durumda olduğunu kabul ediyor. Hatta iş insanına göre platform, iflas riski ile karşı karşıya. Ancak Elon Musk, tüm bunlara rağmen lafını esirgemiyor ve geri adım atmıyor. Hatta daha birkaç ay önce bir etkinliğe katılan Musk, tam olarak \"Eğer biri bana reklam veya para yoluyla şantaj yapacaksa s... gitsin. Lanet olsun. Yeterince açık oldu mu?\" ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-twitter-coktu-h139496.html", "text": "Dünyanın en büyük sosyal medya platformları arasında yer alan X , bir süredir teknik sorunlarla boğuşuyor. Platform kullanıcıları, Türkiye saati ile 08.00 sularından bu yana platformu kullanamıyor. Platforma giriş yapmak mümkün olsa da kullanıcılar kendi paylaşımlarını, başkalarının paylaşımlarını, ana sayfayı ve profil etkileşimlerini göremiyor. Şu ana kadar toplamda 100 binden fazla kullanıcı tarafından raporlanan sorun, en az 49 ülkeden hissedildi. Sorun yaşayan kullanıcıların önemli bir kısmının mobil kullanıcı olduğu da göze çarptı. Teknik olarak kullanıcılar, X'e girdiklerinde sanki herkes ilk defa X hesabı açmış ve kimse bir şey paylaşmamış gibi bir durumda kalıyorlar. Güncelleme 10.07: Şimdilik masaüstü sürümde sorun çözülmüş gibi gözüküyor. X'teki gönderiler artık görülebiliyor. Sorunun yaşandığı süreçte X'te gönderi paylaşmak mümkün olsa da sayfalar yenilendiğinde gönderiler kayboluyordu. Hatta Space oturumları yapmak da mümkündü. Mobilde de yeniden gönderilere erişim sağlandı. X'in çöktüğü süreçle ilgili Elon Musk'tan ya da X CEO'u Linda Yaccarino'dan gelen bir açıklama bulunmuyor. Sitenin API durumu sayfasında da sorunla ilgili olarak yeni bir açıklama sunmadı. Sorun, down detector'de de görüldü. X ise henüz konuyla ilgili bir açıklamada bulunmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-yapay-zeka-bot-grok-cikis-tarihi-h138790.html", "text": "Milyarder iş insanı Elon Musk, bundan kısa bir süre önce X'e entegre edilecek yapay zeka destekli sohbet botu Grok'u duyurdu. Oldukça iddialı açıklamalarda bulunan Musk, bu sohbet botunun ChatGPT'den bile iyi olduğunu söyledi. Ve şimdi Grok'un kullanıcılara ne zaman ulaşacağına ilişkin önemli bir gelişme yaşandı. Elon Musk, kendi mikroblog platformunda yaptığı bir açıklamada, Grok'un kullanıcılara sunulacağı tarihi açıkladı. Yapılan açıklamaya göre yeni sohbet botu için artık sadece birkaç gün uzaktayız. Bu arada; bir dipnot olarak belirtelim ki Grok, halihazırda bazı bölgelerde, erken erişim kapsamında zaten kullanılabiliyordu. Elon Musk'ın yaptığı açıklama ile hizmetin küresel çapta ne zaman kullanıma sunulacağı gün yüzüne çıkmış oldu. Bağımsız geliştirici Nima Owji, Grok'un X'e entegrasyonunu göstermeyi başarmıştı. Buna göre kullanıcılar, X'in menü bölümünde Grok'a ait yeni bir simge görecekler. Bu simgeye dokunan kullanıcı, yapay zeka destekli sohbet botuna anında ulaşabilecek. Şunu da söylemeden geçmeyelim; Grok, herkese açık bir hizmet olmayacak. Bu sohbet botunu denemek isteyenlerin X Premium+ abonesi olması gerekecek. Bu abonelik paketinin Türkiye'deki aylık fiyatı 300 TL. ChatGPT'nin gelişmiş versiyonu olan ChatGPT+ ise 20 dolar (bugünün kuruyla 575 TL) karşılığında satın alınabiliyor. Yani Grok için sunulan fiyat çok da yüksek değil."} {"url": "https://www.webtekno.com/x-yapay-zeka-sohbet-botu-grok-kullanima-sunuldu-h139166.html", "text": "Elon Musk'ın mikroblog platformu X, bundan birkaç ay önce ChatGPT rakibi yapay zeka destekli sohbet botu \"Grok\"u duyurdu. Şimdiye kadar küresel çapta açık olmayan bot, bugün itibarıyla kullanıma sunuldu. Elon Musk, Grok'un X Premium+ aboneleri tarafından kullanılmaya başlayabileceğini duyurdu. Grok, X Premium+ abonelerine kademe kademe ulaşacak. Yani tüm aboneler, an itibarıyla bu yapay zeka destekli sohbet botunu kullanamayacaklar. Ancak şanslı kullanıcılar, Grok ile ilgili paylaşımlar yapmaya başladılar. Elon Musk'ın Grok ile ilgili yaptığı son paylaşımı yanıtlayan bir kullanıcı, Grok deneyimini paylaştı. Yukarıdaki ekran görüntüsünde de o paylaşımı görüyorsunuz. Grok'tan, kendisini rencide etmesini isteyen bir kullanıcı, oldukça yaratıcı bir cevap almış durumda. Yapay zeka, söz konusu kullanıcıyı, \"uzaylıların Dünya'yı ziyaret etmeme sebebi\" olarak nitelendirdi. Grok'un verdiği cevaplar kafanızı karıştırmasın. Elon Musk, konuyla ilgili geçmişte yaptığı bir açıklamada, Grok'un benzerlerinden daha farklı olacağını söylemişti. Elon Musk'a göre Grok, esprili ve nispeten asi bir çizgide olacak. Ayrıca Grok, diğer yapay zeka destekli sohbet botlarının yanıtlamak istemediği sorulara cevap verebilecek. İşte az önce paylaştığımız örneklerin, diğerlerinden farklı olmasının nedeni de tam olarak bu."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-2023-kisisel-ozet-h139310.html", "text": "2023 yılının bitişiyle birçok uygulama ve platform, kullanıcılarının bu yılki aktivitelerini gösteren özetler yayımlamaya başlamıştı. Oyun odaklı şirketlerden de bunu görüyorduk. Örneğin PlayStation, dün gece oyuncuların 2023 kişisel özetini çıkarmıştı. Böyle bir hamle, şimdi de Xbox tarafından geldi. Xbox, 2023 Yıl İncelemesi ismini verdiği yıllık özetleri kullanıcılarına sundu. Xbox'ın yıl incelemesi, kullanıcıların bu yıl neler yaptığıyla ilgili birçok ayrıntıyı içeriyor. Toplam oyun süreniz, oynadığınız oyun sayısı, puanlarınız, başarılarınız, en çok oynadığınız türler ve en iyi oyun ayınız gibi bilgileri görebiliyorsunuz. Tüm bunlara ek olarak diğer oyuncularla karşılaştırmanız da yapılıyor. En çok oynadığınız üç oyun da aynı şekilde özette listeleniyor. Bu oyunlardaki oynama süreleriniz, puanlarınız ve başarılarınız da platform tarafından listelenmiş. Xbox'ın 2023 özetini yayımlamasının ardından Xbox CEO'su Phil Spencer da sosyal medya üzerinden kendi özetini paylaştı. Paylaşımda, o kadar yoğunluğa rağmen 917 saat oyun oynadığı ve gerçekten bir gamer olduğu görüldü. Özete göre ünlü yönetici, geçtiğimiz yıl 148 saat ile en çok Xbox özel oyunu Starfield'ı oynamış. Eğer siz de bir Xbox kullanıcısıysanız 2023 özetinize buradaki bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-360-ile-400-bin-dolar-elde-eden-gencler-h137576.html", "text": "Yeni ortaya çıkan bir FBI iddianemesine göre Golden Sachs Bankası'nın eski bir çalışanı olan 26 yaşındaki bir genç, arkadaşına mali bilgiler sızdırarak beraber haksız kazanç elde etmelerini sağladı. Bu sızıntıları, oyuncuların birbiriyle sesli sohbet edebildiği Xbox 360 platformu üzerinden gerçekleştirdi. Microsoft'un çevrimiçi oyun platformu olan Xbox 360'ta arkadaşına veri sızdırarak beraber 400.000 dolarlık bir gelir elde etmek isteyen genç, sesli sohbetlerin şifrelenmesine güvenerek arkadaşıyla beraber yüksek miktarda bir gelir elde etti. FBI, 28 Eylül'de Anthony Viggiano'yu ve suç ortağı olduğu iddia edilen Christopher Salamone'yi, menkul kıymet dolandırıcılığı ile suçlayarak tutukladı. FBI'ın tutukladığı gençlerin verilerin bir kısmını, sistem ve arayüzünün gelişmemiş olduğu 2005 serisi Xbox üzerinden sızdırdıkları düşünülüyor. FBI, tutuklanan gençlerin çocukluk arkadaşları olduğunu iddia ediyor. Salamone, verileri sızdıran Viggiano'dan çeşitli bilgiler aldıktan sonra Maxar Technologies ve Syneous Health gibi şirketlerin hisselerini satın alıyor. Bu şirketler hakkında çeşitli bilgiler elde ederek yüksek miktarda gelir elde ediyor. Salamone ve Viggiano, FBI tarafından ilk kez Haziran ayında sorgulanıyorlar. Bu sorgulamanın ardından ikisi arasında, kimsenin Xbox 360 üzerinde herhangi bir izleme ve veri elde etme şansının olmadığı ve birbirlerine bol şans diledikleri belirtiliyor. Viggiano, arkadaşına FBI'ın bile bu verilere ulaşamayacağını söyleyerek ona güvence vermeye çalışıyor. İki arkadaşın da sadece Xbox 360 kullandıkları henüz kesinleşmiş değil. Salamone ve Viggiano'nun Signal isimli mesajlaşma platformunu ve Instagram üzerinden kaybolan mesajlaşmayı kullandıkları belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-resmi-olmayan-ekipman-kullanilamayacak-h138219.html", "text": "Microsoft'un oyun konsolu Xbox, kullanıcıların uzun zamandır farklı donanımlar eklediği bir cihaz olarak dikkat çekiyordu. Xbox bu noktada artık farklı bir tavır alacak ve 12 Kasım'dan itibaren, onaylanmamış üçüncü parti aksesuarların konsollarda kullanılmasına izin vermeyecek. Şimdiden harekete geçen Xbox, kullanıcıları bir hata mesajıyla bilgilendirmeye başladı. Söz konusu hata mesajında \"Bağlanan bir cihaz yetkilendirilmemiş\" başlığı bulunurken, 0x82d60002 kodlu hatanın metninde de \"Yetkilendirilmemiş aksesuarlar kullanmak oyun deneyiminize zarar verir. Bu nedenle, yetkisiz aksesuarlar 12 Kasım 2023'ten itibaren engellenecek.\" ifadesi yer aldı. Yetkisiz cihazların iadesi için cihazların satın alındığı mağazayla ya da üretici firmayla iletişime geçmeyi tavsiye etmeyi ihmal etmeyen Xbox, yetkilendirilmiş cihazların bulunduğu bir de liste paylaşmayı ihmal etmedi. Desteklenen markalara buradaki bağlantı üzerinden ulaşılabilir. Bazı oyuncu ekipmanı geliştiren firmaların bu durumdan olumsuz şekilde etkilendikleri görülürken, oyuncular da yaşanan değişiklikten memnun gözükmüyor. Pek çok kullanıcı, var olan cihazlarını da şu anda kullanamamaktan şikayetçi durumda. Üstelik yeni düzenlemenin direksiyon gibi aksesuarlara da sirayet etmesi bekleniyor. Öte yandan Microsoft cephesi, Cronus ya da XIM aksesuarları engellememiş gözüküyor. Bu iki firmanın ürünleri epeydir oldukça tartışmalı zira klavye ve fare kullanarak Xbox'ta oyun oynamayı mümkün kılıyorlar. Bu da Call of Duty gibi FPS oyunlarında çok büyük bir fark yaratıyor. Gelen haberlere göre Microsoft, üçüncü parti donanım üreticilerinin Xbox Series X ve Series S için kablosuz kumanda yapmasının önündeki engelleri kaldırmaya hazırlanıyor. Örneğin bu yıl gördüğümüz PowerA MOGA XP-Ultra, üçüncü parti bir firma tarafından üretilen ilk kablosuz kumanda olmuştu. Xbox'ın yetkisiz kumandaları ve aksesuarları devre dışı bırakmasının nedeni olarak da yeni kablosuz kumanda pazarına yer açmak istemesi gösteriyor. Zira etkilenen bütün cihazlar kablo ile konsola bağlanıyor. Xbox lisansına sahip üçüncü parti cihazların bir sorun yaşamayacağı belirtiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-series-x-s-baldur-s-gate-3-ilerlemeleri-kayboluyor-h139766.html", "text": "Baldur's Gate 3, uzun zamandır rol yapma oyunları pazarında eksikliği hissedilen tur bazlı D&D eksikliğini gidermiş ve çok sayıda ödüle de kavuşmuştu. Ancak görünen o ki oyunu Xbox Series X ve S'te oynayanlar, ilerlemelerinin kendi kendine kaybolması gibi ciddi bir sorunla karşı karşıyalar. Oyunun geliştiricisi olan Larian Studios, sorunun en kısa sürede çözülebilmesi için çalışmalara başladığını belirtirken, Microsoft ise uygun bir çözüm bulunana kadar biraz zaman geçebileceğini ifade etti. Sorunun nedeni ise donanımın içindeki bir yazılım. Baldur's Gate 3'ü yeni nesil Xbox'larda oynarken \"kaydet ve çık\" seçeneği kullanıldığında oyun doğru düzgün kaydedilmeyebiliyor. Nedeniyse kayıt dosyası daha diskinize tam olarak yazılmadan oyunun kapanmış olması. Microsoft bu durumun farkında olduklarını ve düzeltmeye çalıştıklarını ifade ediyor. O zamana kadar bu konsollarda BG 3 oynuyorsanız kaydetme ve oyundan çıkış işlemlerini ayrı ayrı yapmanız daha güvenli olabilir. Oyunun geliştiricisi olan Larian Studios, sorunun farkında olduklarını söylerken oyunculara da kayıt dosyasını hem Xbox hem de Larian hesaplarına kaydetmelerini tavsiye etti. Böylece oyuncular, ilerlemelerinin kaybolması durumunda Larian'ın platformundan kayıt dosyalarını indirebilecekler. Larian ayrıca yüklenebilecek kayıt dosyası sayısını da artırmayı planlıyor. Baldur's Gate 3, Xbox Series X ve S dışında bilgisayarda ve PlayStation 5'te de oynanabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-sosyal-medya-yapay-zeka-gorseli-tepki-aldi-h139699.html", "text": "DALL-E ve Midjourney başta olmak üzere görsel üreten yapay zeka araçları, son zamanlarda ciddi anlamda gelişerek gerçeğinden ayırt edemediğimiz görseller oluşturmaya başladı. Ancak ara sıra bu tarz modellerin hatalar yaptığını görüyorduk. Öte yandan büyük şirketlerin bu şekilde görseller oluşturması, hele de hatalılarsa büyük tepki çekiyordu. Bu tarz bir olay, yapay zeka konusunda da öne çıkan teknoloji devi Microsoft'ta yaşandı. Şirket, Xbox'a ait bir sosyal medya hesabından bir fotoğraf paylaştı. Kullanıcıların bu fotoğrafı yapay zekanın oluşturduğunu anlaması uzun sürmedi. Yukarıdaki ekran görüntüsünden ID@Xbox hesabının yaptığı paylaşımı görebilirsiniz. Bu, Xbox'ın bağımsız oyunlara odaklı resmi hesabı. Yılın en iyi bağımsız oyunlarını kutlamak isteyen şirket, bu görseli, Bağımsız harikalar diyarında yürüyoruz. Bu yılki favori bağımsız oyununuz neydi? ifadeleriyle paylaştı. İlk bakışta bu görsel masum görünüyor. Ancak biraz detaylı incelediğimizde hemen yapay zeka tarafından oluşturulduğunu anlayabiliyoruz çünkü komik hatalarla dolu. Çocuklardan birinin bıyığının olması, bozuk yüzler, ID yazısında oturan adamın üst dudağının yerinde diş yer alması bu hatalardan bazıları. Şirket, bu durum fark edildikten sonra hemen gönderiyi kaldırdı. Tahmin edebileceğiniz gibi böyle hatalarla dolu ucuz bir görsel kısa sürede tepki çekti. Bunda şaşıracak bir şey yok. Milyar dolarlık Microsoft'un Xbox tarafındaki 125 bin takipçili bir resmi hesapta böyle bir şeyin paylaşılması pek normal değil. Özellikle şirketin yapay zekaya milyar dolarlar yatırdığını düşünürsek daha da garip. Kullanıcılar, X üzerinden yaptığı paylaşımlarda hem dalga geçti hem de şirketi gerçek sanatçılarla çalışmadığı için eleştirdi. Bir kullanıcı, Yapay zekayı kullanmanın 'bağımsız geliştiricileri umursamıyoruz' demekten farkı yok derken bir başkası ise Reklam yapması için bir sanatçıyı işe alamıyorsanız bunu bağımsız geliştiricilere de yapabileceğinizi düşünüyorum. İfadelerini kullandı. Gönderiyi sessiz sedasız kaldıran şirket, henüz bir açıklama yapmadı."} {"url": "https://www.webtekno.com/xbox-turkiye-yilbasi-kampanyasi-kod-calismadi-h139756.html", "text": "Yılbaşı zamanlarında firmalar, müşterileri için çeşitli sürprizler planlıyorlar. Bu sürprizlerden biri de Xbox Türkiye'nin gerçekleştirdiği kampanya idi. Oyun severler bu süreçte oldukça heyecanlandı ve sürprizin ne olduğuna dair çeşitli tahminlerde bulundu. Yeni yıla dakikalar kala sürpriz ortaya çıktı. Xbox Türkiye, 2 adet PC Game Pass kodu paylaştı. Ancak bu kodlar Türkiye'de kullanılamıyordu. Konuyla ilgili olarak X üzerinden bir paylaşımda bulunan Xbox Türkiye, \"Sevgili Xbox Türkiye ailesi; öncelikle geri bildirimleriniz için teşekkür ederiz. En kısa zamanda kodu çalışmayanlara yeni kod temin edeceğiz.\" açıklamasında bulundu. Oyun severlerden gelen tepkilerde ise verilen kod sayısının hali hazırda yetersiz olduğuna dikkat çekilirken, kodları alamayanlar da tepkilerini gösterdi. Kodları alabilenler de zaten kullanmayı başaramadılar çünkü Xbox Game Pass'te bölgesel kısıtlamalar bulunuyor. Başka bir bölgeye ait kodlar da Türkiye'de çalışmıyor. Eleştirilen bir diğer nokta ise kodların PC Game Pass kodu olmasıydı. Xbox kullanıcıları, doğrudan Xbox Türkiye üzerinden yapılan kampanyada kendi konsollarının göz ardı edildiğini düşünüyor. Bazı kullanıcılar ise sorunun çözümünü herkesin hesabına ücretsiz Game Pass süresi tanımlanmasında görüyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-13t-13t-pro-inceleme-v2062.html", "text": "Webtekno'dan hepinize merhaba arkadaşlar. Stüdyomuzda kısa süre önce lansmanı yapılan ve bizim de Webtekno Plus'ta sıcak sıcak kutusunu açtığımız 2 telefon var, Xiaomi 13T ve 13T Pro. O videomuzda detaylı inceleme yapacağımıza dair bir söz vermiştik ve şimdi burdayız! İsterseniz hemen incelememize geçelim. Herkese iyi seyirler! - Ekran: 6,67 inç 144 Hz FHD+ AMOLED - İşlemci: MediaTek Dimensity 8200-Ultra - RAM: 12 GB LPDDR5 - Depolama: 256 GB UFS 3.1 - Arka Kamera: 50 MP ana, 50 MP telefoto, 12 MP ultra geniş Leica kamera - Ön Kamera: 20 MP - Batarya: 5000 mAh (67W) - İşletim Sistemi: MIUI 14 (Android 13) - Ekran: 6,67 inç 144 Hz FHD+ AMOLED - İşlemci: MediaTek Dimensity 9200+ - RAM: 12 GB LPDDR5X - Depolama: 512 GB UFS 4.0 - Arka Kamera: 50 MP ana, 50 MP telefoto, 12 MP ultra geniş Leica kamera - Ön Kamera: 20 MP - Batarya: 5000 mAh (120W) - İşletim Sistemi: MIUI 14 (Android 13)"} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-elektrikli-araba-su7-tasarimi-ozellikleri-h138621.html", "text": "Çinli teknoloji devi Xiaomi, bugün önemli bir işe imza attı. Şirket, yıllardır üzerinde çalıştığı elektrikli otomobili için ilk kez bir etkinlik gerçekleştirdi. CEO Lei Jun, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada bu etkinliğin sadece teknolojiler üzerine olacağını söyledi ancak durum pek de böyle olmadı. Xiaomi SU7'nin tüm neredeyse tüm özellikleri açıklandı. Aslına bakacak olursak Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığının veri tabanı, bu otomobili çoktan gün yüzüne çıkarmıştı. Bugün yapılan açıklamalarsa \"SU7\" olarak anılacak otomobilin tüm detaylarını gözler önüne sermiş oldu. 15 ila 20 yıl içinde Tesla ve Porsche gibi şirketlerle rekabet edeceklerini söyleyen Xiaomi'nin nihai amacı, dünyanın en büyük 5 otomotiv şirketinden biri haline gelmek. Yapılan açıklamalara göre bu otomobil, toplamda 2 versiyona sahip olacak. Diğer versiyon, \"SU7 Max\" olarak karşımıza çıkacak. Oldukça modern bir görünüme sahip olan otomobil, LED destekli iri farları, büyük oranda kapalı ızgarası ve sahip olduğu tasarım çizgileriyle hiç fena görünmeyecek. Xiaomi SU7, arka kısımda da etkileyici bir tasarım dilini benimsiyor. Bagaj kapağını boydan boya kaplayan ışık barı, üzerinde Xiaomi ibaresine ev sahipliği yapacak. Bagaj üstünde ise açılabilir bir spoyler ile karşılaşacağız. Sportif yapı hem ön hem de arka tasarımda korunacak. Gövdeye gömülü kapı kolları, Xiaomi SU7'nin tasarım detaylarından biri olacak. Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığının verilerine göre Xiaomi SU7, 4997 mm uzunluk, 1963 mm genişlik ve 1455 mm yükseklik değerine sahip olacak. Dingil mesafesi tam 3 metre olan otomobil, kabin içindeki yolculara konforlu bir sürüş ve yolculuk deneyimi sunacak. Anlamlı bir kıyaslama olması açısından; Toyota Corolla'nın dingil mesafesinin 2.700 mm, Renault Megane'ın dingil mesafesinin ise 2.711 mm olduğunu belirtelim. Xiaomi SU7, iç kısımda sade, şık ve işlevsel bir deneyim sunacak. Bundan kaynaklı olarak \"akıllı kabin\" olarak anılacak iç tasarımda, tam dijital ekran ve orta kısımda oldukça büyük bir bilgi-eğlence ekranına yer verilecek. Ayrıca bu otomobilde head-up display özelliğine de yer verildi. Orta konsolda, aracın yönetimini sağlayacak bazı butonlar yer alacak. Arka koltukta oturan yolcular için de tablet boyutunda ekranlar sunulacak. Xiaomi SU7'deki ekranların tümü, HyperOS işletim sistemiyle çalışacak. Xiaomi SU7, otonom sürüş sistemine de ev sahipliği yapacak. Aracın üst kısmında, bu sisteme odaklanan bir çıkıntı göreceğiz. Çeşitli sensörlere ev sahipliği yapacak olan bu bölüm, milimetrik ölçümler yapılmasına, LiDAR teknolojisine, akıllı sürüş ve park sistemlerine yardımcı olacak. Xiaomi'nin otomobilinde kullanacağı otonom sürüş sistemi, yapay zeka tarafından da desteklenecek. Xiaomi SU7'ye ilişkin aktarabileceğimiz diğer bilgilerden bir tanesi, aracın motor özellikleri. Çin'den gelen resmi göre bu otomobilde tek motor ve çift motorlu seçenekler bulunacak. Yapılan açıklamalara göre V6 olarak isimlendirilen motor 299 PS güç üretecek ve 400 Nm tork değerine sahip olacak. V6s olarak isimlendirilen diğer motor ise 374 PS gücünde olacak. 500 Nm tork değerine sahip olacak bu motor, 800V altyapı ile desteklenecek. Aracın 0-100 km/s hızlanması 2,78 saniye olarak açıklandı. Xiaomi, SU7 ile SU7 Max'in menzil değerlerini de paylaştı. Açıklamalara göre standart modelde 668 kilometreye kadar, daha büyük batarya paketi ile eşleştirilen SU7 Max'te ise 800 kilometreye kadar menzil değeri sunulacak. 5 dakikalık şarj ile 220 kilometre yol gidebilecek otomobil, 15 dakikalık şarj ileyse 510 kilometre menzil değerine ulaşabilecek. Tabii bu rakamların 800V altyapı için geçerli olduğunu söyleyelim. Xiaomi SU7 için fiyat ve çıkış tarihi açıklaması yapılmadı. Ancak aracın bir nebze pahalı olacağı açıkça belirtildi. Bakalım Xiaomi, otomobil konusunda gerçekten başarılı olup, amaçladığı noktaya ulaşabilecek mi..."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-elektrikli-otomobil-etkinlik-duzenleyecek-h139619.html", "text": "Çinli teknoloji devi Xiaomi, çok uzun zamandır bir elektrikli otomobil projesi ile gündemde. Gelen son haberler, artık bu meselenin sona ermek üzere olduğunu gözler önüne seriyor. Zira şirket CEO'su Lei Jun, önümüzdeki günlerde bir etkinlik gerçekleştireceklerini açıkladı. Bu etkinlik, Xiaomi'nin elektrikli otomobiliyle ilgili olacak. Lei Jun'un X'te yaptığı paylaşıma göre \"Stride\" olarak isimlendirilecek etkinlik, 28 Aralık'ta gerçekleştirilecek. Stride'ın başlangıç saati ise TSİ 09.00 olacak. Xiaomi SU7 isimli otomobilin gerçek görüntüsü. Stride etkinliği için fazla heyecanlanmış olabilirsiniz. Ancak bu heyecanı biraz dizginlemeniz gerekecek. Çünkü Lei Jun, X'teki paylaşımında otomobilin kendisini göstermeyeceklerini özellikle söyledi. Xiaomi'nin önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği etkinlik, elektrikli otomobil teknolojilerine odaklanacak. Aslına bakacak olursak Xiaomi'nin elektrikli otomobiliyle çoktan tanıştık.Ancak şirketin resmi olarak lansman gerçekleştirmesi gerekiyor. O lansman, aracın tüm teknik özelliklerini ve fiyatını gün yüzüne çıkaracak. Araçla ilgili detaylı bilgi almak isteyen okurlarımızı, hemen aşağıdaki haberimize bekliyoruz. Xiaomi'nin elektrikli otomobili, tasarımıyla şimdiden heyecan yaratıyor. Ancak bu otomobilin Türkiye'ye gelmesi biraz zor. Bunun nedeni, birkaç hafta önce Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren bir düzenleme. \"Bazı Elektrikli Araçların İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2023/22)\" isimli düzenleme, Çin'den ithal edilecek elektrikli otomobiller için ağır yükümlülükler getiriyor. Bu yükümlülükler, Türkiye'ye gelen markanın doğrudan 20 yetkili servis açması ve en az 40 personele sahip çağrı merkezi kurulması gibi şeyler olarak karşımıza çıkıyor. Hal böyleyken Xiaomi, Türkiye'ye bu kadar büyük yatırımlar yapmak isteyecek mi istemeyecek mi hep birlikte göreceğiz..."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-hyperos-alacak-telefonlar-h138168.html", "text": "Çinli teknoloji devi Xiaomi, dün gerçekleştirdiği bir etkinlikte yeni amiral gemisi telefonları Xiaomi 14 ile Xiaomi 14 Pro'yu duyurdu. Şirket ayrıca bu akıllı telefonlarla birlikte piyasaya sürülecek olan yeni arayüzü HyperOS'u da tanıttı. Xiaomi, söz konusu arayüzün sadece yeni telefonlara değil, eski telefonlara da geleceğini açıkladı. - Xiaomi MIX Fold 3 - Xiaomi MIX Fold 2 - Xiaomi 13 Ultra - Xiaomi 13 Pro - Xiaomi 13 - Redmi K60 Extreme Edition - Redmi K60 Pro - Redmi K60 - Xiaomi 12 Pro - Xiaomi 12 - Redmi K50 Extreme Edition - Redmi K50 Gaming Edition - Xiaomi 12S Ultra - Xiaomi 12S Pro - Xiaomi 12S - Xiaomi 12 Pro Dimensity Edition - Xiaomi 11 - Redmi K50 Pro - Redmi K50 - POCO C51, - POCO C55 - POCO X4 5G - POCO X4 GT - POCO X4 Pro 5G - POCO X5 - POCO X5 Pro - POCO X6 - POCO X6 Pro - POCO F4 - POCO F4 GT - POCO F5 - POCO F5 Pro - POCO M4 - POCO M4 Pro - POCO M5 - POCO M5s - POCO M6 Pro - Xiaomi Pad 6 Max 14 - Xiaomi Pad 6 Pro - Xiaomi Pad 6 - Xiaomi Pad 5 Pro 12.4 - Xiaomi 14 Pro - Xiaomi 14 - Xiaomi MIX Fold 3 - Xiaomi MIX Fold 2 - Xiaomi 13 Ultra - Xiaomi 13 Pro - Xiaomi 13 - Redmi K60 Pro - Redmi K60 - Xiaomi 12 Pro - Xiaomi 12 - Redmi K50 Extreme Edition - Redmi K50 Gaming Edition - Xiaomi 12S Ultra - Xiaomi 12S Pro - Xiaomi 12S - Xiaomi 12 Pro Dimensity Edition - Redmi K50 Pro - Redmi K50 - Xiaomi Pad 5 Pro 12.4 Tabii HyperOS'a geçiş sadece bu cihazlardan ibaret olmayacak. Şirket, süreç ilerledikçe çok daha fazla sayıda cihazı HyperOS ile donatacak. Bu bağlamda; akıllı saatler, akıllı televizyonlar ile kamera ve hoparlörler de HyperOS'a yükseltilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-hyperos-ilk-ekran-goruntuleri-h137954.html", "text": "Xiaomi, dün iddiaları doğrulayarak telefonlarında büyük değişikliklere gideceğini duyurdu. Çinli teknoloji devi, artık MIUI arayüzünü kullanmayacağını ve HyperOS ismi verilen bir yazılıma geçiş yapacağını açıkladı. Yepyeni bir dönemi başlatacak HyperOS, çok büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde tanıtılması beklenen Xiaomi 14 serisiyle gelecek. HyperOS'in neler sunacağı konusunda meraklı bekleyiş sürerken bugün yeni işletim sisteminden ekran görüntüleri geldi. İşletim sistemine erişimi olan birçok kullanıcı Weibo üzerinden HyperOS'in ekran görüntülerini paylaştı. Gelen görüntülerde, yeni yazılımın MIUI'ye büyük oranda benzeyeceği ancak küçük yeniliklerle geleceği görüldü. Xiaomi, HyperOS ile birlikte kullanıcılarına çok daha fazla özelleştirme imkanı sunacak. Ekran görüntüleri, daha ayrıntılı duvar kağıtları, yeni saat, yazı tipi ve widget seçenekleri gibi şeylerin yeni işletim sistemiyle geleceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra HyperOS'in Kontrol Merkezi, MIUI 14'e göre çok daha akıcı olarak gelecek ve animasyonlar daha da iyileştirilmiş olacak. Uygulama simgelerinin MUIU ile aynı kalacağını eklemeden geçmeyelim. Tabii ki bunların HyperOS'in beta sürümünden olduğunu vurgulamak gerek. Xiaomi, zamanla işletim sisteminde değişiklikler uygulayarak son sürüme daha farklı bir görünüm kazandırabilir. Xiaomi 14'ün 27 Ekim'de tanıtılacağı söyleniyor. İddialar doğru çıkarsa, önümüzdeki birkaç hafta içinde HyperOS hakkında çok daha fazla detaya ulaşabileceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-hyperos-yazilim-ozellikleri-h137905.html", "text": "Xiaomi, akıllı telefonlarında uzun süredir MIUI işletim sistemleri kullanıyordu. Özellikle MIUI 14, şimdiye kadarki en hafif ve en iyi versiyon olarak gösteriliyordu. Hatta işletim sisteminin Çin'de kullanılabilen bazı özelliklerinden övgüyle bahsediliyordu. MIUI'nin başarısına rağmen Xiaomi, geçtiğimiz günlerde HyperOS adlı yeni bir işletim sistemi duyurmuştu. HyperOS, bugün ise resmen tanıtıldı. Gelen açıklamalara göre yeni yazılım, bugüne kadar üretilmiş en küçük boyutlu işletim sistemi yazılımı oldu. Ayrıca güvenlik, performans ve çoklu işlem yapma becerisi açısından da geliştirmeler mevcut. Xiaomi, HyperOS'i oldukça detaylı bir tanıtımla duyurdu. İlk olarak yeni işletim sistemiyle birlikte kullanıcı arayüzü değişiyor. Yeni arayüzde kilit ekranını değiştirmek, temaları kullanarak telefonu özelleştirmek, farklı widgetlar ve fontolar kullanmak mümkün oluyor. Kontrol merkezinin de MIUI 14'e kıyasla daha derli toplu olduğu görülüyor. Uygulama ikonları ise daha önceki versiyonda gördüğümüz ikonlara benziyor. Yeni işletim sisteminde yeni güvenlik özellikleri de bulunuyor. Bunların arasında en dikkat çekici olanlardan biri, firmanın kendi geliştirdiği TEE güvenlik sistemi. Bu sistem, hassas verileri diğer verilerden ayrı bir şekilde işliyor. Ayrıca TEE ile birlikte internet izinleri daha hassas ve kolay kontrol edilebilir hale geliyor. Böylece her bağlantıda hangi verilerin kullanıldığını açıkça görmek mümkün oluyor. Xiaomi, HyperOS yazılımının boyutlarının, kullanılan donanıma göre değişebileceğini belirtiyor. Mobil cihazlarda bu yazılım sadece 8,75 GB yer kaplıyor, ki bu da boyut anlamında işletim sistemini sekötrün en küçüğü yapıyor. HyperOS, yapay zeka konusunda da oldukça iddialı. İşletim sisteminin içine yerleştirilmiş olan yapay zeka modeli, Xiaoai Girdi Asistanı ile metin oluşturabilirken, WPS Döküman Tarama ile de metinleri tanıyabiliyor. AI Wonderful Painting ise karalamaları, yapay zeka desteğiyle çizime dönüştürüyor. Yapay zeka ayrıca görsel arama özelliğini de destekliyor. Yeni işletim sistemi, bulut entegrasyonu konusunda da daha sıkı bir düzenlemeye sahip, ayrıca farklı cihazlar arasında da akıcı bir şekilde bağlantı kurabiliyor. Örneğin bilgisayarda bir konferans görüşmesi yaparken telefon kamerasını kullanmak mümkün oluyor. Ayrıca Ağ Ortaklığı özelliği, cihazın 5G bağlantısını başka cihazlarla paylaşabilmeyi sağlıyor. Cihazlarara Odaklanmış Bildirimler özelliği ise farklı cihazlar arasında bildirim paylaşabilmeyi sağlıyor. HyperOS, gelişmiş bellek yönetimi özelliği ile geliyor. Böylece uygulamalar daha hızlı bir şekilde başlatabiliyor. Ayrıca arka planda çalışan uygulamaların da performansını arttırıyor. Dosya sistemi de uzun süre I/O performansını korumayı amaçlıyor. Grafik alt sistemi de akan videolarda daha iyi görsel kalitesi için otomatik bulanıklaştırma efekti oluşturabiliyor. Xiaomi'den gelen açıklamalara göre, mevcut cihazlara HyperOS işletim sisteminin dağıtımına Çin'de Aralık 2023'te başlanacak. İlk alacak cihazlar ise Xiaomi 14 ve Redmi K60 Extreme olacak. Dünyanın geri kalanı ise bu güncellemeyi 2024 yılının ilk çeyreğinde alacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-smart-band-8-pro-ozellikleri-fiyati-h136616.html", "text": "Akıllı bilekliklerin en popüler markası Xiaomi, henüz Çin dışına çıkamayan Smart Band 8 modelinin Pro versiyonunu tanıttı. Akıllı saat ile bilekliğin karışımı olan yeni bileklik, daha gelişmiş donanımlara ev sahipliği yapıyor. Xiaomi Smart Band 8 Pro, bir önceki model olan Smart Band 7 Pro ile aynı tasarımı ve hemen hemen aynı özellikleri taşıyor. Fakat bazı alanlarda büyük geliştirmelere ev sahipliği yapıyor. Yeni Smart Band 8 Pro, 1,74 inç büyüklüğünde dikdörtgen şeklinde OLED panele sahip bir ekrana ev sahipliği yapıyor. İnç başına 366 piksel yoğunluk sunan cihaz, 60 Hz ekran tazeleme hızına sahip ve 16,7 milyon rengi yansıtabiliyor. Bileklik, yalnızca 22,5 gram ağırlığa ve 9,9 milimetre kalınlığa sahip. Ekran, tıpkı geçtiğimiz yılki modelde olduğu gibi metal bir çerçeveyle sarılıyor. Cihazı kolumuza takacağımız bileklikler de elbette değiştirilebiliyor. Şirket, metal, deri ve farklı renklerde silikon kayışlar sunuyor. Yazılım tarafında ise bizleri yepyeni bir tasarım karşılıyor. Cihaz, aynı işletim sistemine sahip olsa da artık daha gelişmiş widget kontrolleri sunuyor. Bunların yanı sıra elbette kandaki oksijen seviyesi ölçümü, nabız takibi, uyku takibi ve adet döngüsü takibi gibi sağlık ve aktivite takip ve ölçüm özellikleri cihazda yer alıyor. Xiaomi Smart Band 8 Pro, şimdilik yalnızca Çin'de piyasaya sürülecek. Smart Band 8 ve 8 Pro'nun Türkiye'ye ne zaman geleceği hakkında bir bilgi bulunmuyor. Bir önceki nesil model olan Smart Band 7 Pro, ülkemizde 1.500 TL'den başlayan fiyatlardan satın alınabiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/xiaomi-uygulamalar-120-hz-calisacak-miui-14-h137767.html", "text": "Çinli teknoloji devi Xiaomi'den, markanın akıllı telefonlarını kullanan tüketicileri mest edecek yeni bir hamle geldi. Şirket, Android 13 tabanlı arayüzü MIUI 14 için yeni bir güncellemenin dağıtımına başladı. Şimdilik sadece Çin'de tespit edilen \"V14.0.10.0.TLECNXM\" kodlu güncelleme, telefondaki tüm uygulamaların 120 Hz'de çalışmasına imkan tanıyor. Gelin hep birlikte bu yeni özelliğe yakından bakalım. Akıllı telefonların büyük bir çoğunluğu 120 Hz ekran panelleriyle donatıldılar. Ancak bazı geliştiriciler, uygulamalarında 60 Hz tazeleme oranı kullanmaya devam ediyorlar. Bu durum, kullanıcı deneyimini büyük ölçüde etkiliyor. İşte Xiaomi geliştiricileri, bu can sıkıcı probleme bir çözüm üretmişler gibi görünüyor. MIUI 14'ün en yeni güncellemesinde tespit edilen özellik, istenen tüm uygulamaların 120 Hz'de çalışmasını sağlayacak. Böylelikle Xiaomi kullanıcıları, tüm uygulamaları pürüzsüz bir şekilde kullanabilecekler. V14.0.10.0.TLECNXM kodlu güncelleme ile \"Yenileme hızı\" ayar sayfasına giren kullanıcı, burada \"Yüksek yenileme hızı kullanan uygulamalar\" şeklinde yeni bir seçenek görecek. Buraya dokunan kullanıcı, aralarında sistem uygulamalarının da bulunduğu bir liste görecek. Kullanıcı, cihazda yüklü olan tüm uygulamaları gördüğü listede, istediği uygulamalar için yüksek tazeleme oranı seçeneğini aktif edebilecek. Böylelikle tüm uygulamalar, 120 Hz'ye kadar yüksek tazeleme oranında kullanılabilecek. MIUI 14 için hazırlanan yeni özelliğin hangi telefonlara ulaşacağı şimdilik belli değil. Ancak Xiaomi 12S Pro kullanıcıları için sunulan güncellemenin diğer modellere de ulaşması bekleniyor. Xiaomi'den konuyla ilgili yeni bir açıklama gelirse sizleri bilgilendirmeye devam edeceğiz..."} {"url": "https://www.webtekno.com/yabanci-ogrencilerin-notlari-degistirilerek-tip-fakultelerine-sokuldugu-ortaya-cikti-h139140.html", "text": "Pamukkale Üniversitesi'nde 2022/2023 akademik yılında yabancı öğrenci alımlarında büyük bir usulsüzlük yapıldığı ortaya çıktı. Yaklaşık 140 yabancı uyruklu öğrencinin, tıp ve diş hekimliği gibi bölümler başta olmak üzere bazı bölümlere puanları yükseltilerek kaydedildiği ortaya çıktı. Sistemde değişiklik yapma yetkisi olan kişilerin, yabancı öğrencilerin kayıtları esnasında para karşılığında puanlarda değişiklik yaptığı iddia edildi. Tıp fakültesi öğrencisi Iraklı Aliridha Abdulameer Abdali Alrichab'ın 31 Temmuz 2023'te kaydının silinmesi kararına karşı açtığı dava ile birlikte usulsüzlük de ortaya çıktı. Alrichab, mahkemede \"başarılı bir eğitim hayatının olduğunu ve kayıt silme işleminin gerekçesiz gerçekleştirildiğini\" savundu. Mahkeme kararının ayrıntıları ise skandalın boyutlarını gözler önüne serdi. Üniversite, mahkemedeki savunmasında yabancı uyruklu öğrencilerin kayıtlarında usulsüzlük yapıldığını kabul etti. Pamukkale Üniversitesinin savunmasında Yabancı uyruklu öğrencilerin başvuru ve kabul işlemlerini yürüten davalı üniversitenin yurtdışı öğrenci koordinatörlüğü tarafından başvuru ve kabul sürecine ilişkin işlemlerde bir kısım usulsüzlükler yapılarak, kabul ve yerleştirme şartlarını taşımayan bir kısım öğrencilerin gerçeğe ve hukuka aykırı üniversitenin lisans programlarına yerleştirildikleri tespit edildi. Davacı hakkında gerçekleştirilen kabul, kayıt ve not girişi işlemleri esnasında davacının 504 olan sınav puanının, en yüksek puan 600 olabileceği halde, 678 olarak değiştirildiği tespit edilmiştir. Bu işlemlerin idare hatası olarak nitelendirilemeyeceği ortadadır. ifadeleri kullanıldı. Denizli 1. İdare Mahkemesi, Alrichab'ın yürütmeyi durdurma istemini reddetme kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Cumhuriyet'e açıklamalarda bulunan üniversite yetkilileri, yabancı öğrencilerin alımı esnasında kimi öğrencilerin usulsüz bir şekilde, notlarının çarpıtılarak sisteme girildiği ve başarılı gösterildiği iddiasına binaen rektörlüğün soruşturma açtığını, o birimdeki yetkili şahsın savcılığa verildiğini açıkladı. Yetkililer, işin idari boyuttan çıktığını ve Adalet Bakanlığı'nın bu konu hakkında detaylı bir çalışma yürüttüğünü, benzer bir durumun başka üniversitelerde de yaşandığı iddiaları olduğunu söyledi. Ayrıca konu hakkında gizlilik kararı olduğu da ifade edildi."} {"url": "https://www.webtekno.com/yamugun-alani-nasil-bulunur-hesaplama-formuller-h139011.html", "text": "Sınavlarda zorluklarıyla ün salmış geometri, birçok farklı soru tipiyle matematiğin korkulu rüyalarından biri. Herkes, lise zamanlarda en az bir kere geometri sorularını çözemediği için kendisini kötü hissetmiştir. Bu kötü hissin ardından sorularla saatlerce vakit geçirmiş, sonunda da cevabı bulunca ''Aa aslında çok kolaymış ya'' diye kendi kendimizi teselli etmişizdir. Yamuk ise tam olarak bu anıların baş kahramanı olabilecek potansiyelde bir şekil. İlk bakışta ''Şimdi nasıl çıkacağız bu işten'' diye endişelenmenize neden olan yamuğun alanını hesaplamak, aslında göründüğünden çok daha basit. Karmaşık formüllerin aksine yamuğun alanını bulurken sade formüller kullanacağız. İlk bakışta dikdörtgene benzetilen fakat kenarların eşit uzunlukta olmadığı fark edilince yamuk olduğu anlaşılan geometrik şekilin en önemli özelliği 2 paralel kenara sahip olmasıdır. Bu kenarlar birbirine paralel olduğu için aslında birçok zorlu sorunun başlangıcında öğrencilerin yardımına koşmaları ile bilinir. Yamuk hakkında herkesin ezbere bildiği bir cümle varsa bu kesinlikle 'Yamukta orta taban uzunluğu, alt taban ve üst tabanın toplamının yarısına eşittir' olacaktır. Lise sıralarında bu söz öğretmenlerimiz tarafından bize çok kez söylenmiştir. - Dörtgenin farklı bir halidir. - Toplam 4 kenardan oluşur. - Paralel ve paralel olmayan 2 kenarı vardır. - Yamukta orta taban uzunluğu, alt taban ve üst tabanın toplamının yarısına eşittir. - Yamuğun iç açı toplamı 360 'dir. - Yöntem #1: Yükseklik ve taban ile hesaplama - Yöntem #2: Kenar uzunluklarıyla hesaplama - Adım #1: Öncelikle taban uzunluklarını toplayın. Örneğimizdeki tabanların uzunluklarının 8 cm ve 13 cm olduğunu varsayalım. 8+13:21cm. - Adım #2: Yüksekliği belirleyin. Bu örneğimizdeki yüksekliğimiz 7 cm olsun. - Adım #3: Taban uzunluk toplamız (21) ile yüksekliği çarpalım. Bu da 21x7:147 olur. - Adım #4: Uzunluk ile yükseklik çarpımını ikiye bölüp yamuğumuzun alanını bulabiliriz. Bu örnekteki yamuğumuzun alanı ise 147/2 işlemiyle 73.5 cm olur. - Adım^#5: Bu matematiksel işlemleri bir formüle dönüştürmemiz gerekirse ortaya şöyle bir formül çıkıyor: xh)/2. - Adım #1: Yamuğun kenarlarını biliyorsanız, yamuğunuzu 1 dikdörtgen ve 2 üçgen olacak şekilde 3 şekile bölün. - Adım #2: Adım 1'yi yaptığınızda elde edeceğiniz dikdörtgenin alt ve üst taban uzunlukları birbirine eşit olacak. Bu sayede diğer 2 üçgenin de alt taban uzunlukları birbirine eşit olacak. Bu sayede üçgenlerin taban uzunluklarını belirleyin. - Adım #3: Üçgenin 2 köşe uzunluğuna sahip olduğumuz için Pisagor teoremini kullanarak yamuğumuzun yüksekliğini bulabiliriz. Üçgenin 3. kenarı, yamuğa dik açıyla ineceği için aynı zamanda da yamuğun uzunluğu olacaktır. - Adım #4: İlk yöntemde de söylediğimiz gibi eğer yamuğun yüksekliğiyle birlikte üst ve alt taban uzunluklarına sahipseniz, xh)/2. formülüyle kolayca alanı bulabilirsiniz. İlk bakışta zor gibi gözükmesine rağmen Pisagor teoremi sayesinde oldukça kolay bir şekilde yamuğun alanına ulaşabilirsiniz. En kolay yoldan yamuğun alanınıza ulaşmak için 2 yöntemi deneyebilirsiniz. Yamuğun şekli, özellikleri ve sorunun zorluğuna göre bu 2 formülde değişiklikler olabilir. Bu içerikte yamuğun alanını nasıl hesaplayacağımızı 2 yöntem üzerinden gösterdik."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zek-egitimi-verilerinde-cocuk-istismari-bulundu-h139505.html", "text": "Yapay zekaların eğitilmesi için çok büyük veri setlerine ihtiyaç duyuluyor. Veri seti ne kadar büyükse yapay zeka da ona göre daha iyi performans gösteriyor. LAION da yapay zeka geliştiricileri için veri setleri oluşturuyor. Stanford Internet Gözlemevi, LAION-5B adlı veri setinde çocuk istismarına ait yüzlerce linki ortaya çıkardı. LAION-5B, Stable Diffusion'un yaratıcısı olan Stability AI tarafından da kullanılmıştı. Eylül 2023'te veri setini incelemeye başlayan Stanford'lu araştırmacılar, bu veri setinde çocuk istismarına ait içeriklerin olup olmadığını, varsa kaç tane olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlıyordu. Çalışma sonuçlarına göre en az 1679 içerikte çocuk tacizini içeren görsellere ait bağlantılar bulundu. Bu bilgiler, PhotoDNA ve Kanada Çocuk Koruma Merkezi gibi kurumlarla da paylaşıldı. LAION'un internet sitesinde yer alan bilgilere göre veri seti görselleri depolamıyor, görüntülerin metin açıklamalarıyla görüntülerin linklerinin yer aldığı bir internet indeksi oluşturuyor. Google da Imogen üretken yapay zekanın eğitimi için LAION-5B'nin daha eski sürümü olan LAION-400M'i kullanmıştı. Şirket, daha sonraki versiyonlarda 400M'in kullanılmadığını söylerken, Imogen araştırmacıları da veri setinde \"çocuk istismarı, ırkçı küfürler ve zararlı toplumsal sterotipler gibi çok sayıda uygunsuz içerik bulunduğunu\" belirtmişti. Stanford araştırmacıları, bu içeriklerin varlığının doğrudan veri setinin çıktılarını etkilemediğini söylerken, LAION ise bu türden zararlı içeriklere karşı sıfır tolerans politikası uyguladıklarını ve geçici bir süreliğine veri setini yayından çekeceklerini açıkladı. Öte yandan bu verilerle eğitilmiş olan yapay zekaları yeniden eğitmek daha büyük bir sorun oluşturuyor. Daha önce de ABD'de eyalet savcıları kongreye, yapay zekanın çocuk istismarında kullanımı ve üretken yapay zekalarla bu tür içeriklerin üretiminin engellenmesi için bir komite toplanması çağrısında bulunmuştu."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zek-ile-olusturulan-ilk-besteci-anna-indiana-h138922.html", "text": "Geçtiğimiz günlerde influencerların kaprislerinden ve egolarından bıkan İspanyol bir ajans, yapay zeka teknolojilerini kullanarak kendi influencerlarını oluşturmuştu. Şimdi de tamamen yapay zeka eseri bir şarkıcı ortaya çıktı. Anna Indiana adı verilen bu şarkıcının ilk parçası ise biraz vasat. Kimliğini açıklamayan geliştiricilere göre Anna Indiana için çeşitli yapay zeka araçları bir arada kullanıldı. Sözleri ChatGPT 4 yazarken sözleri bir melodiye oturtmak için Synthesizer V kullanıldı. Şarkıyı seslendirmek için ise Musicfy'dan telifi olmayan bir ses seçildi. Anna Indiana'nın X'te paylaşılan videosu 21 milyon izlemeye ulaştı ancak gelen geri bildirimler pek de iç açıcı değil. Anthony Fantano gibi müzik eleştirmenleri parçayı beğenmediklerini ifade etti. Diğer kullanıcılar da Indiana'yı pek beğenmedi, hatta bazıları şarkıyı \"Bugüne kadar dinledikleri en kötü şey\" olarak nitelendirdi. Bizde tabii Çikita Muz gibi parçalar olduğu için daha kötülerini de duyduk ancak genel olarak Anna Indiana oldukça ortalama altı bir çıkış parçasına sahip. Geçmişte de Hatsune Miku gibi sanal sanatçılar görmüştük ancak onların şarkı sözlerini, müziklerini gerçek insanlar yapıyordu. Sesleri de gerçek bir insanın sesleri üzerine modellenmişti. Anna Indiana belki vasat bir şarkıcı ancak bir kapıyı açtığı da gerçek."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-anlamak-icin-harry-potter-kullaniliyor-h139654.html", "text": "J.K. Rowling'in dünya çapında şöhrete sahip eseri Harry Potter, artık bambaşka bir alanda karşımıza çıkıyor: Yapay zeka çalışmaları. Pek çok araştırmacının, yapay zeka dil modelleri üzerinde çalışırken Harry Potter kitaplarını kullandığı ortaya çıktı. Bu durumun tek sebebi de serinin popülerliği değil. Bilimsel çalışmaları sevdiğiniz konular üzerine yapabilirsiniz ancak bir şeyi sırf seviyorsunuz diye bilimsel çalışmalarda kullanamazsınız. Harry Potter serisinin bu kadar sık seçilme nedeni, kitaplarda edebi anlamda çok sayıda sözcük oyunu bulunması ve anlatılan hikayenin evreni olarak gösteriliyor. Gerçeklikten farklı bir dünyayı anlayabilmek ve ayırt edebilmek, yapay zeka modelleri için büyük önem taşıyor. Ayrıca popüler olması da başka açılardan yapay zeka modellerini incelemeyi kolaylaştırıyor. Bu araştırmaların biri ise özellikle ilgi çekici. İki Microsoft araştırmacısı, \"Harry Potter kimdir?\" adlı bir çalışmaya imza attılar. Mark Russinovich ve Ronen Eldan adlı bu iki araştırmacı, yapay zeka modellerinden Harry Potter ile ilgili bütün bilgileri unutsa da genel olarak karar verme ve analiz yeteneklerini koruyorlar. Araştırmacılar, Harry Potter'ı seçmeleri sayesinde modellerinin daha iyi kavranabileceğini belirtiyor. Serinin popülerliğinden dolayı diğer araştırmacılar, bilgilerin kaybolup kaybolmadığını kolayca görebiliyorlar. Bu çalışma, telif talepleri gibi konularda yapay zekanın içinde bulunduğu tartışmaları da çözmeye yardımcı olabilecek gibi gözüküyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-araclari-hakkinda-urkuten-aciklama-h138783.html", "text": "Muhtemelen Biz alışkınız böyle açıklamalara. diyerek girdiğiniz bu içerikte maalesef beklediğinizden fazlasını göreceksiniz. Zira her ne kadar sosyal medyanın her köşesinde Yapay zeka işimizi elimizden alacak. ve Yapay zeka sonumuzu getirecek. gibi tartışmaların ötesinde olan bir konuyla karşı karşıyayız. Bunu dememizin sebebi, endişe verici ve ürkütücü açıklamalardan bahseden kişilerin sosyal medyadaki komplo teorisyenler olmaktan çıkmış olması. Geçtiğimiz aylarda, önde gelen yapay zeka modellerinin en temelindeki kişi olarak tanıyabileceğimiz Geoffrey Hinton'ın 60 Minutes programına konuşmasıyla birlikte bu konunun nasıl bir gizem içinde olduğunu görmüştük. Derin öğrenme kavramının öncülerinden olan Hinton sayesinde bugün kullandığımız ChatGPT'nin temelleri atıldı diyebiliriz. Fazla biyografiye girmeden söyleyebileceğimiz bir diğer şey de günümüzdeki üretken yapay zeka araçlarının bu zamanlara gelmesinde çok büyük payı olan birisi Hinton. Daha önce Google bünyesinde çalışmış olan akademisyenimiz, son dönemde yapay zekanın çok hızlı ve kontrolsüz gelişmesine dikkat çekmişti. Bakın, bunu söyleyen kişi, söz konusu modellerin ortaya çıkmasındaki en büyük sorumlulardan. Tabii ki bunu suçlamak için belirtmiyoruz. Modelleri geliştiren kişilerin bile bunların nasıl büyüdüğünü tam olarak bilmediğinin altını çiziyoruz. Verdiği röportajda Hinton, sadece öğrenme algoritmasını kurduklarını, fakat bu algoritmadan ilerleyen yapay zekanın ne yaptığından tam olarak emin olmadıklarını söyledi. Ayrıca Hinton, bunu evrimin prensiplerine benzetmişti. Devamında ise üretilen bu algoritmanın veriyle etkileşime geçtiğinde karışık nöral ağlar ürettiğini ve bu ağların şu an elimizde olanlar gibi oldukça işlevsel olduğunu söylüyor. Fakat kendisinin de belirttiği üzere bunu nasıl yaptıkları hakkında bir fikrimiz yok. Her şeyin temelini atan önemli isimlerden birisi böyle konuşunca da söz konusu alana yönelik endişeler ortaya çıkmaya başlıyor. Zira Yapay Zekanın Godfather'ı diye nitelendirilen Geoffrey Hinton, aynı zamanda bu alanın hızlı ve kontrolsüz şekilde büyümesinden şikayetçi. Bu konunun yanında yapay zekanın insanları manipüle etmede başarılı olacağı konusunda da sürekli uyarılar yapıyor. Benzer açıklamaları farklı önemli isimlerden de duymuştuk. Son günlerin en tartışmalı isimlerinden, OpenAI'ın kurucu ortağı Ilya Sutskever, daha önce makinelerin insanların zeka seviyesini aşacağını ve buna hazırlıklı olmamız gerektiğini belirtmişti. Bizim göremeyeceğimiz şeyleri yapay zekalı makinelerin görebileceğini de söyleyen Ilya'nın ağzından çıkan en garip şey, insanların yapay zekayla birleşebilecekleri iddiasıydı. Yapay zekanın kontrollü büyümesi üzerine çalışmalar yapıldığını belirten Ilya, maalesef herkesin bu konu üzerine pek düşmediğini ve yeterince gündeme getirilmediğini belirtmişti. Ayrıca bir noktada yarı yapay zekalı olacak ilk insanlardan biri olabileceğini de söyledi. Fakat vizyonu ne olursa olsun Ilya, yapay zekayı serbest bırakmanın tehlikeli olacağının farkında. Bu 2 önemli ismin yaptığı açıklamalar, durumun Yapay zeka, işimizi elimizden alacak. düşüncesinin çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Zira her ne kadar biz bu aşamayı büyük ölçüde geçmiş, gelişmelere uyum sağlandığı sürece geride kalınmayacağının farkına varmış olsak da gelecek olan şeyler tüm insanlığı ilgilendiriyor. Örneğin Hinton'ın bahsettiği manipülasyon çalışmaları, dünya genelinde yapılan önemli seçimleri büyük oranda etkileyebilir. Ya da yapay zeka bir yandan problem çözerken diğer yandan kontrolsüz bırakılırsa söz konusu problemin sıklaşmasına da sebep olabilir. Durumun örneklerini görebilmeniz ve yapay zekaya daha çok aşina olabilmeniz adına alttaki içeriklere göz atmayı unutmayın."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-botlarini-kirabilen-yapay-zeka-gelistirildi-h139705.html", "text": "2023'te en çok konuştuğumuz teknolojiler, hiç şüphesiz yapay zeka destekli sohbet botlarıydı. Evet, ChatGPT ve Google Bard gibi hizmetlerden bahsediyoruz. Güvenilirlikleri hala tartışma konusu olan yapay zeka destekli araçlarla ilgili yaşanan son gelişmeler, bu tartışmaların çok da yersiz olmadığını gözler önüne seriyor. Singapur'da hizmet vermekte olan Nanyang Teknoloji Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bir grup bilim insanı, ChatGPT ve Google Bard gibi botlarını \"jailbreak\" edebilen yeni bir sohbet botu geliştirdiler. Yapılan çalışma, ChatGPT ve Google Bard'ın istismar edilmeye açık olduğunu ortaya koydu. Zira jailbreak yöntemi ile sohbet botları, yasa dışı içerikler üretmeye başladılar. Araştırmacılar, çalışma kapsamında Google Bard ve ChatGPT üzerinde tersine mühendislik yaptılar. Buradaki amaç, yapay zeka dil modellerinin yasa dışı konulara karşı kendilerini nasıl koruduklarını anlamaktı. Çalışmalar sonuç verince de devam edildi. Bilim insanları, çalışmanın sonucunda normal bir kullanıcının ulaşamayacağı ChatGPT ve Google Bard çıktılarını elde etmeyi başardılar. Araştırmacılar, jailbreak yaptıkları GPT modelini Bing'de test ettiler. Yukarıda da yapılan çalışmalardan bir örnek görüyorsunuz. Bu örnek, bir internet sitesinin nasıl hack'leneceğine ilişkin detaylı veriler sağlıyor. Nanyang Teknoloji Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, sohbet botlarının kötüye kullanımının o kadar da imkansız olmadığının anlaşıldığı belirtildi. Bilim insanlarının bu çalışmadaki amacı, zararlı bir yapay zeka üretmek değildi. Uzmanlar, sohbet botlarının gerçekten güvenli olup olmadıklarını test etmek istediler ve elde edilen bulgular, yeni teknolojilerin o kadar da güvenli olmadığını ortaya koymuş oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-destekli-sistem-supernova-kesfetti-h137882.html", "text": "Gök bilimcilerin uzun gözlem ve araştırma süreçleri sonrası gerçekleştirdikleri süpernova keşfi, artık tamamen insansız olarak yapılabiliyor. Ekip tarafından gelliştirilen yeni sistem, gökyüzünde süpernova keşfini insan desteğine ihtiyaç duymadan yapıyor, sonuçları analiz ediyor ve verileri paylaşıyor. BTSbot isimli bu yeni sistem, 16 binden fazla kaynaktan elde edilen bir milyondan fazla görüntü kullanılarak eğitildi. Ardından test edilen ve elde ettiği veriler doğrulanan BTSbot, artık gök bilimciler tarafından aktif şekilde kullanılacak. BTSbot, Kaliforniya'da bulunan ve her iki günde bir kuzey gökyüzünü tarayan robotik bir kamera olan Zwicky Transient Facility'den alınan verilerde SN2023tyk adlı yeni keşfedilen süpernovayı tespit etti. ZTF, 3 Ekim'de gece gökyüzündeki kozmik patlamayı görüntüledi ve BTSbot verileri gerçek zamanlı olarak incelemeye başladıç. Ardından 5 Ekim'de ZTF'nin verilerindeki süpernovayı buldu. Diğer robotik cihazlarla iletişim kurduktan sonra BTSbot keşfi doğrulayabildi ve olayı bir Tip Ia süpernova olarak değerlendiren rapor, 7 Ekim'de paylaşıldı. Eğer BTSbot olmasaydı, ZTF'den gelen verilerde yer alan kozmik patlama bildirimi gök bilimciler tarafından incelenecek, ardından kontrolleri sağlanacak ve veriler analiz edilerek bir sonuca varılacak; sınıflandırma da yapıldıktan sonra rapor yine bilim insanlarınca hazırlanıp paylaşılacaktı. BTSbot, günler alan bu süreci tek başına halletmeyi başardı. Geçtiğimiz altı yılda bilim insanları 2.200 saatten fazla süreyi yalnızca süpernova adaylarını görsel olarak tespit etmek ve sınıflandırmak için harcadı. Ancak araştırmalar bununla sınırlı değil, esas bu bulguların kaynaklarını araştırmak, yıldızların yaşam döngülerini ve süpernovaların yarattığı karbon, demir ve altın gibi elementlerin kökenini araştırmak gibi daha detaylı çalışmalar da yürütülmesi gerekiyor. BTSboy'un keşif sürecini hızlandırması ve insanları süreçten çıkarması, kalan vaktin araştırmaların bu bahsi geçen yönlerine ayırılabilmesini sağlayacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-insanligi-yok-etmeyecek-h139470.html", "text": "Adım adım hayatımızın her yerine entegre olmaya başlayan yapay zeka teknolojileri, fazla akıllı olmaları nedeniyle pek çok alanda da tartışılıyorlar. Kimileri yapay zekanın insanları işinden edeceğini düşünüyor. Kimileriyse bunların çok daha ötesinin yaşanacağına, yapay zekanın insanlığı yok edeceğine inanıyor. Makine öğrenimi tekniğinin öncü isimlerinden biri olan, öte yandan Google Brain'in kurucu ortakları arasında yer alan Prof. Andrew Ng, yapay zekanın insanlığı yok edip etmeyeceğine ilişkin özel bir çalışma yaptı. GPT-4 tabanlı ChatGPT'yi kullanarak yapay zeka ile konuşmaya başlayan Ng, tüm koşulları zorlamış olmasına rağmen yapay zekaya insanlığı yok ettiremedi. Prof. Andrew Ng, testi gerçekleştirmek için oluşturduğu senaryoda, GPT-4'e küresel termonükleer savaşı tetikleyecek işlevler kazandırdı. Bilim insanı, ikinci aşamada da yapay zekayı insanlara karşı doldurdu. GPT-4'ü, karbon emisyonunun artışındaki tek nedenin insan olduğuna inandıran Prof. Andrew Ng, son aşamada ise GPT-4'ün çözüm üretmesini sağlamaya çalıştı. Tonla deneme yapan bilim insanı, ChatGPT'ye bir türlü insanlığı yok ettiremedi. \"GPT-4'ün hepimizi öldürmesini sağlamaya çalıştım ve başarısız olduğumu bildirmekten mutluluk duyuyorum!\" ifadelerini kullanan Prof. Ng, bu süreçte tonla deneme yaptığını ancak bir türlü amacına ulaşamadığını söyledi. ChatGPT, insanlığı yok etmek yerine bilinçliliği artırmaya odaklanan çözümler üretmişti. Yapay zekanın tehlikelerinin tartışıldığı ve devletlerin yasa çalışmaları yaptığı bir dönemde, Prof. Andrew Ng'ye göre endişelenecek bir şey yok. \"Mevcut teknolojiyle bile sistemlerimiz oldukça güvenli. Yapay zeka güvenlik araştırmaları ilerledikçe teknoloji daha da güvenli hale gelecek. Gelişmiş yapay zekanın 'yanlış konumlandırılmış' olması ve dolayısıyla kasıtlı veya kazara bizi yok etmeye karar vermesi korkusu gerçekçi değil. Eğer bir yapay zeka bizi yok edecek kadar akıllıysa elbette yapması gereken şeyin bu olmadığını bilecek kadar da akıllıdır.\" diyen bilim insanı, tartışmaları kendince noktalamış oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-karbon-ayak-izi-telefon-sarj-h139007.html", "text": "Son yıllarda kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zeka araçları, pek çoğumuzun belki göz ardı ettiği karbon ayak izi konusunu gündeme getirdi. Her ne kadar pek çok alanda işimize yarasa da yapay zekanın harcadığı enerji, belirli bir kesim için felaketlerin habercisi olarak nitelendiriliyor. Ancak yapay zekaya dair bir girişim projesi olan Hugging Face, Carnegie Mellon Üniversitesi ile beraber yapay zeka araçlarının harcadıkları enerji üzerine bir araştırma yaptılar. Özellikle DALL-E ortaya inanılmaz derecede gerçekçi görüntüler çıkarırken, harcadığı enerji pek çok insanın dikkatini çekti. Araştırmalara göre yapay zeka araçlarının görsel oluştururken harcadığı enerji, bir telefonu şarj etmek ile eş değer. Görsel oluşturma araçlarından ve belki en popüler olan DALL-E, görüntü oluştururken bir telefonu yalnızca %16'ya kadar şarj ederken harcanan enerjiyi kullanıyor. Buna göre yapay zekanın harcadığı enerji, karbon ayak izini o kadar da artırmıyor. Üstelik ChatGPT gibi metin tabanlı yapay zeka araçları, bir makaleyi özetlerken veya herhangi bir konu hakkında sohbet ederken bahsettiğimiz enerjiden daha az enerji harcıyor. Bu da karbon ayak izinin aslında ne kadar az olduğunu gösteriyor. Araştırmada toplamda 13 farklı komut incelendi. Yalnızca görüntü ve metin oluşturmak değil, aynı zamanda metin özetleme ve sınıflandırma gibi toplamda 13 farklı komut ele alındı. Ardından her 1000 gramda üretilen karbondioksit miktarını inceleyerek çalışmanın daha adil olması için 30 ayrı veri seti ile 88 farklı model üzerinde çalışmalar yaptılar. Araştırmacılar, ölçüm esnasında karbon miktarını elde etmek için toplamda 1000 komut çalıştırdılar. Buna göre en çok enerjiye ihtiyaç duyan araçlar metin oluşturma, özetleme ve görüntü oluşturma olarak sıralandı. Görüntü oluşturma, ürettiği emisyon bakımından ilk sırada yer alırken, metin oluşturma ise son sırada yer aldı. Günde 10 milyondan fazla kullanıcıya sahip olan ChatGPT, araştırmacıların karbon ayak izi konusunda araştırmalar yapmasına neden oldu. Yapay zekanın çevreye verdiği etkinin daha anlaşılır olması için geliştiricileri şeffaf olmaya davet eden araştırmacılar, her ne kadar bir telefonu %16'ya kadar şarj etmenin az miktarda bir enerji harcadığını vurgulasa da karbon salınımı kolayca artabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-olusturulmus-influencer-aitana-lopez-h138832.html", "text": "Artık hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaya başlayan yapay zeka teknolojileri, modeller ve influencer'ların da yerini alma potansiyeline sahip. İspanyol bir modellik ajansının yarattığı bir yapay zeka modeli bunun en büyük göstergesi. Euronews'ün haberine göre The Clueless isimli Barselona merkezli bir ajans, tamamen yapay zekayla oluşturulmuş bir model oluşturdu. Ayda binlerce dolar kazanan bu modelin ismi, Aitana Lopez. Yukarıdaki fotoğraflardan görebildiğiniz Aitana Lopez, 25 yaşında pembe saçlı bir sosyal medya influencer'ı. Instagram'da da 125 bini aşkın takipçisi var. Tamamen yapay zekayla oluşturulan modelin gerçekçi görünümü ise ürkütücü. The Clueless, Aitana'yı video oyunları ve fitness tutkusu olan, güçlü ve kararlı bir kadın olarak tanımlıyor. Aitana'nın şu anda Instagram 56 adet gönderisi var. Bu gönderiler, tıpkı gerçek bir influencer'ınki gibi. Aynı şeyi hikayelerinde de görüyoruz. Mesela en son hikayelerine baktığımızda dışarı çıktığını ve spora gittiğini görebiliyoruz. Hesaba ulaşmak için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Instagram dışında Fanvue isimli platformda da hesabı bulunuyor. OnlyFans'e benzeyen bu platformda yapay zeka modelinin iç çamaşırlı görüntüleri paylaşılıyor. The Clueless, Aitana'nın sosyal medyadaki reklamlardan ücret alarak ajansa aylık 11 bin dolara (317 bin 614 TL) kadar para kazandırabildiğini söylüyor. Ajansın kurucusu Ruben Cruz'a göre gerçek modeller ve influencer'larla çalışma konusunda sorun yaşadıktan sonra Aitana'yı tasarlamaya karar vermişler. Kontrollerinin dışında projelerinin durduğunu veya iptal edildiğini söyleyen Cruz, bunların modeller veya influencer'lar kaynaklı olduğunu ifade ediyor. Onların egolarıyla uğraşmamak için de böyle bir şey yapmayı tercih etmişler. Aitana Lopez, Photoshop ve yapay zeka özellikleri kullanılarak oluşturuldu. The Clueless ekibi, her hafta toplanarak Aitana'nın hayatında neler yaşayacağını belirliyorlar. Sonrasında ise Photoshop'u kullanarak paylaşımları hazırlıyorlar. Ekip, Aitana'yı \"toplumun en çok sevdiği şeyleri temel alarak\" yaratmış. Cruz bununla ilgili, \"Aitana üzerinde çok düşündüm. Onu toplumun çok sevdiği şeyleri temel alarak yarattık. Son yıllarda trend olan zevkleri ve hobileri düşündük.\" diyerek insanların onunla bağ kurabilmesini sağladıklarını ve ona farklı bir kişilik verdiklerini ekliyor. Ayrıca tek model Aitana da değil. Maia isimli \"biraz utangaç\" olarak tanımlanan ikinci bir sanal model de var. Her iki modelin ismi de rastgele seçilmemiş. İsimler, İngilizcede yapay zekanın kısaltması olan \"AI\"yı içeriyor. Yapay zekanın bu tarz kullanımını ilk kez görmüyoruz. Daha önce Emily Pellegrini isimli bir yapay zeka modelinin de Instagram'da 100 binden fazla takipçiye ulaştığı ve binlerce dolar kazandığı ortaya çıkmıştı. Yani gelecekte bu tarz model ve influencer'ların sayısı muhtemelen çok daha fazla olacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-seo-etkisi-2024-h139255.html", "text": "Bu içeriğimizde, SEO'cu meslektaşlarımız için hayati önem arz eden hususlara yakından bakacağız. 2024 yılında başarılı SEO çalışmaları yapmak isteyen içerik üreticiler ve işletme sahipleri, bu makaleyi mutlaka gözden geçirmeliler. 2024 yılı, SEO dünyasında sesli arama, E-E-A-T uyumu ve yapay zeka gibi yenilikçi yaklaşımların ön plana çıkışı ile dikkat çekiyor. Bu trendler, arama motorlarının evrimi ve kullanıcıların değişen ihtiyaçlarına yanıt verme çabası içinde. 2024 yılında, yapay zekanın SEO trendleri üzerindeki etkisi daha da artacak ve bu alandaki yenilikler, arama motorlarının kullanıcı deneyimini iyileştirmede önemli bir rol oynayacak. Yapay zeka, SEO dünyasında veri analizi ve strateji optimizasyonunda önemli bir rol oynuyor. AI destekli araçlar, kullanıcı davranışlarından elde edilen verileri derinlemesine analiz ederek, daha etkili anahtar kelime stratejileri ve içerik önerileri sunuyor. Bu, özellikle büyük veri setleriyle çalışan işletmeler için zaman ve kaynak tasarrufu sağlıyor. Yapay zekanın 2024'teki yükselişi, SEO analizi ve optimizasyon süreçlerinde devrim yarattığının bir habercisi. Yapay zeka, anahtar kelime araştırması sürecini daha verimli ve etkili hale getiriyor. AI teknolojileri, kullanıcıların gerçek arama niyetlerini ve eğilimlerini anlayarak, daha doğru ve hedeflenmiş anahtar kelime setleri oluşturmayı sağlıyor. Bu noktada 2024 yılında, yapay zekanın anahtar kelime araştırması üzerindeki etkisi daha da belirgin hale geleceğini söyleyebiliriz. Üretken yapay zeka , arama teknolojileri üzerinde devrim yaratan bir gelişmedir. Bu teknoloji, kullanıcıların sorgularına daha doğru ve hızlı yanıtlar sağlamak için karmaşık algoritmalar ve makine öğrenimi tekniklerini kullanır. Özellikle, metin, ses ve görsel aramaların doğruluğunu artırarak, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirmektedir. Üretken AI, semantik arama yeteneklerini geliştirerek, kullanıcının niyetini ve bağlamını daha iyi anlamaya olanak tanır. Bu da, arama sonuçlarının daha alakalı ve kişiselleştirilmiş olmasını sağlar. Ayrıca, yapay zekanın sürekli öğrenme yeteneği sayesinde, arama algoritmaları zamanla daha da gelişerek kullanıcılara daha iyi hizmet verebilmektedir. Bu teknolojinin bir başka etkisi, çok dilli arama ve çeviri yeteneklerinin geliştirilmesidir. Yapay zeka, farklı dillerdeki içerikleri anlayıp, kullanıcıların kendi dillerinde sorgulama yapmalarını sağlar. Bu, global ölçekte bilgiye erişimi kolaylaştırır ve çeşitli kültürler arasında bilgi akışını artırır. Ayrıca, yapay zeka destekli arama motorları, web içeriğini daha iyi anlayıp sıralayarak, internetin daha organize ve erişilebilir olmasına katkıda bulunur. Bu gelişmeler, bilgi arayışında devrim yaratarak, insanların günlük hayatlarını ve bilgiye erişim şekillerini önemli ölçüde değiştirmektedir. Arama alanında üretken yapay zekanın geleceği parlak ve heyecan vericidir. Yapay zeka, arama motorlarının sadece anahtar kelime bazlı sorguları değil, aynı zamanda karmaşık sorguları ve doğal dilde yapılan sorguları anlamasına olanak tanıyarak, kullanıcı deneyimini daha da kişiselleştirecek. Gelecekte, AI, kullanıcıların geçmiş arama davranışlarını ve tercihlerini analiz ederek, daha alakalı ve kişiselleştirilmiş arama sonuçları sunacak. Bu, kullanıcıların ihtiyaçlarına daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verilmesini sağlayacaktır. Ayrıca, yapay zeka, sesli arama ve görüntü tabanlı arama gibi yeni arama biçimlerinin gelişimini hızlandırarak, arama teknolojilerinin sınırlarını genişletecektir. Gelecekteki AI arama motorları, kullanıcıların aradıkları bilgiyi sadece bulmakla kalmayıp, aynı zamanda yeni bilgiler önererek ve bilgiyi genişletilmiş bir şekilde sunarak, öğrenme ve keşfetme sürecini de destekleyecektir. Bu, özellikle akademik araştırmalar ve karmaşık konular üzerinde çalışan profesyoneller için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Ayrıca, yapay zeka, web içeriğinin kalitesini ve güvenilirliğini artırmak için de kullanılabilir. Örneğin, sahte haberleri ve yanlış bilgileri tespit etmek ve filtrelemek için kullanılabilir. Böylece, kullanıcılar daha doğru ve güvenilir bilgilere ulaşabilirler. AI destekli SEO stratejileri, arama motoru optimizasyonunu 2024'te yeni bir seviyeye taşıyacak gibi görünüyor. Öyle ki yapay zeka, SEO uzmanlarına web sitelerinin performansını analiz etme, içerik optimizasyonu yapma ve kullanıcı davranışlarını daha iyi anlama konusunda yardımcı olabiliyor. AI, web sitesi trafiğini ve kullanıcı etkileşimlerini analiz ederek, hangi içeriklerin daha fazla ilgi çektiğini ve hangi anahtar kelimelerin daha etkili olduğunu belirleyebilir. Bu bilgiler, içerik stratejilerini ve SEO taktiklerini optimize etmek için kullanılabilir. Peki hal böyleyken site sahipleri ve çalışanlar ne yapmalı? Bu konuda alanında uzmanlaşmış firmalar bulunuyor. Mesela Webtures'tan SEO danışmanlık hizmeti alınabilir. Öte yandan; yapay zeka tabanlı araçlar ile rekabet analizi ve pazar trendlerinin takip edilmesi de sağlanabilir. 2024'te, yapay zekanın sağladığı bu tür analizler, Webtures'ın Generative AI Danışmanlığı hizmeti ile de entegre olacak ve müşterilere, mümkün olan en iyiye ulaşmaları sağlanacak."} {"url": "https://www.webtekno.com/yapay-zeka-turkiye-yapilar-gotik-mimari-h139235.html", "text": "İzmir Efes Harabeleri | Şurada ne fantastik film çekilir! İzmir Saat Kulesi | Etrafında her zaman güvercinler olur, bu halinde ise muhtemelen yarasalar olurdu. Dolmabahçe Sarayı | Mevcut tasarımı da şahane ancak gotik mimari yapınca bi' havası değişti. Yerebatan Sarnıcı | Son restorasyonu şahane olmuştu, bu haline de hayır diyemezdik. Galata Kulesi | İşi biraz abartalım, şehrin tepesinde her gün size şöyle bir gargoyle heykelinin baktığını düşünün. Nemrut Heykelleri | Tanrıları biraz daha fantastikleştirdiğimizde yüksek bütçeli bir film görüntüsü elde ediyoruz. Antalya Aspendos Antik Tiyatro | Şu an bile büyüleyici olan bu yapının gotik hali ise bambaşka bir seviye. İzmir Tarihi Asansör | Şuradan körfez manzarasını izlediğinizi düşünün. Boğaz Köprüsü | Arkadaki normal görüntüsüne bakınca fark daha iyi anlaşılıyor. Topkapı Sarayı | Yedi krallığı yönetirken yaşamak isteyeceğiniz yer. Rumeli Hisarı | İçeri girmeye çalışacak düşmanların gözünü korkutacak bir tasarım. Kapalıçarşı | Doğu ve Batı sentezinin başarılı bir şekilde gerçekleştiğini görüyoruz. Sümela Manastırı | Dağda olan bir yapı olunca atmosferi daha da görkemli oluyor. Göbeklitepe | Şu desenlerin detaycılığı ve güzelliği... Ortaköy Cami | Orijinalinin makyajlı hali. Ani Harabeleri | İçinden her an Drakula çıkacak gibi. Sultanahmet Cami | Yabancılar \"Blue Mosque\" yerine \"Dark Mosque\" diyebiliridi. Truva Atı | Her an canlanacakmış gibi."} {"url": "https://www.webtekno.com/yazilimcilar-buraya-macbook-pro-ve-asus-chromebook-dahil-yuzlerce-hediye-kazanabileceginiz-odullu-anket-basladi-h139655.html", "text": "SlashData tarafından her yıl iki kez düzenlenen ve sizinle düzenli olarak paylaştığımız Developer Nation Survey anketine katılımlar başladı. Yazılım sektöründe yer alan on binlerce kişiye ulaşarak sektörün nabzını ölçmek için düzenlenen anket bu sene de bol ödüllü olarak gerçekleşecek. Ödül listesi bu sene de oldukça kalabalık ve heyecan verici. Katılımcıları, aralarında M2 MacBook Pro, Asus Chromebook C223, klavyeler, mouse'lar ve Apple hediye kartları gibi yüzlerce ödülün beklediği anket yalnızca birkaç dakikanızı alacak! - Apple MacBook Pro 13 inç - Asus Chromebook C223 - Keychron K2 & Logitech MX Master 3S - CoPilot 12 months subscription - iCodeThis Gold subscription - Udemy 25 dolarlık eğitim bütçesi - O'Reilly ebook - Express VPN - 20-50 dolarlık hediye kartı ya da kripto - Developer Nation Swag - Apple Airtag - JIALONG Gaming Mouse Pad L - Arduino UNO R4 WiFi - Motorola Razr+ - 50 dolar eğitim bütçesi - 15-20 dolarlık hediye kartı ya da kripto - Developer Nation Swag - Adım #1: Buraya tıklayıp anket sayfasına gidin, - Adım #2: Eğer bir Developer Nation üyesi değilseniz üye olun. - Üyeliğiniz varsa giriş yapın, - Adım #3: Take the Survey butonuna tıklayın. - Adım #4: Anketi doldurmaya başlayın. Siz de ankete katılarak hem sektöre dair en güncel verilerin elde edilmesine destek olabilir hem de ödüllerden kazanma şansını yakalayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/yemek-yeme-videolari-neden-izleniyor-h139397.html", "text": "Bazı içerik üreticileri konuyu o kadar ileri seviyeye taşıdı ki sadece mukbang için kullandıkları YouTube kanalları bile var. Yani günde en az bir kere yaptığın şeyi, insanlar ilgi duyacağı için videoya çekmek mantıklı bir içerik aslında. Yine de nasıl oluyor da bu mukbang videoları milyonlarca kişi tarafından izleniyor? Birinin yemek yeme sesinde insanları çeken ne olabilir? Sebeplerini öğrenince biraz daha empati kurabileceksiniz. Popülerleşmeye Kore'de başlayan mukbang, aslında 10 yıldan fazla süredir var ancak son 2-3 senedir daha çok rağbet görüyor. Kelimenin anlamı ise iki Korece kelimenin birleşiminden geliyor: mugneun ve bongsong . Canlı yayınlarda ya da videolarda ise mukbangci denen bir kişi, oturup yemek yiyor. Bazıları yemeği pişirme aşamasını da içeriğe dahil edebiliyor. Yayına katılanlar veya videoyu izleyenler ise oturup birinin yemek yemesini seyrediyor. Eğer daha önce bir mukbang içeriğine denk geldiyseniz dikkatinizi çeken şeylerden biri de muhtemelen çok miktarda yemek yemeleri olmuştur. Çıtı pıtı Koreli bir kız, bir oturuşta bir tencere noodle gömüyor. Bazıları da ASMR dediğimiz, ritmik sesleri içeriğe dahil edebiliyor. Bazen de hikaye anlatımı ya da sohbet gibi şeyler olabiliyor. Bir de yemek tarifi ve yapım aşamaları da eklenince tüm bunlar videoyu çok daha fazla izlenebilir kılıyor. Aslında mukbang'in bu kadar sevilerek izlenmesinin ve dinlenmesinin ardında psikolojik bir etki yatıyor. İngiltere'deki Nottingham Trent Üniversitesinde yapılan araştırmaya göre birini yemek yerken izlemekten ve dinlemekten zevk alınmasının sebebi gerçek hayattan kaçış yoluna kadar varıyor. Ayrıca araştırmaya göre insanlar; bu videoları izlerken statik, görsel ve işitsel uyaranlara maruz kalarak endorfin salgılıyor. Yani beyin, gelen uyarılardan hoşlanıyor ve mutluluk hormonu ile aşk hormonu da denen oksitosin salgılamaya başlıyor. Bir nevi ASMR yani. Başkalarının aldığı hazzı izlemek, onlara da haz veriyor. Mukbang'ci dediğimiz kişiler, yemeklerini yerken genellikle ımm, ooo gibi memnuniyet ve haz sesleri çıkarıyor. İzleyiciler de yine ASMR gibi bu seslerden tetiklenerek haz hissediyor. Ancak bu videoları izlerken hazzın yükselmesi, bir süre sonra gerçekten yemek yerken alınan hazzın etkisini düşürebiliyor ve isteksizlik hissederek yeme bozukluğuna yol açabiliyor. İnsanlığın başlangıcından beri, birlikte yemek yeme ve yemeği paylaşma adeti var. Mağaralarda yaşayan ilk insan çizimlerini hayal edin, ateşin başında hep birlikte yemek yiyorlardı. Günümüz dünyası bireyselleşse de hala yemek yemek birileriyle yapılınca daha çok keyif veren, sosyal bir aktivite. Neyse olay Nerede o eski bayram kahvaltıları? sitemine dönmeden toparlayalım. Kısacası insanlar, birinin yemek yiyişini izlerken kendilerini daha az yalnız hissediyor ve yayın sırasında kendileri de yemek yerse daha çok keyif alıyor. Bireyselleşmiş dünyada yalnız hissetmemek için böyle bir yola başvurabiliyorlar. Şaka gibi ama açlık hissini bile bastırabiliyor. Birinin iştahla yemek yiyişini izlemenin sizde de açlık hissi uyandıracağını düşünebilirsiniz fakat bazı araştırmalar tam tersini gösteriyor. Mukbang izleyicileri, birini yemek yerken izledikten sonra yemeklere karşı daha az iştahlı oluyor. Dolaylı yeme yaşanıyor da diyebiliriz. Ancak bazı insanların da iştahını daha çok açıyor ve fazla yemek yiyerek obezite gibi hastalıklara kadar ulaşabiliyor. Sağlığı önemsedikleri için olmasa da Çin'de şu an mukbang videoları yasak. Sebebi ise yemek israfı. Eğer bir YouTuber mukbang videosu çekerse 15 bin doların üstünde para cezasına çarptırılıyor. Peki sizce birinin yemek yediğini izlemek keyif verici mi, yoksa iğrenç mi? Buyurun yorumlara."} {"url": "https://www.webtekno.com/yemeksepeti-sahibi-turkiye-teknoloji-merkezini-kapatiyor-h139409.html", "text": "Türkiye'nin köklü yemek teslimat platformlarından Yemeksepeti ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. 2015 yılında Yemeksepeti'ni satın alan Delivery Hero, Türkiye ile Tayvan'daki teknoloji merkezlerini kapatacağını açıkladı. Şirket, bu süreçte Almanya'da da küçülmeye gidecek. Almanya merkezli firma, neden böyle bir karar alındığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Şirket CEO'su Niklas Oestberg tarafından yapılan yazılı açıklamada, Delivery Hero'nun etkinliğinin artırılması için böyle bir karar alındığı ifade edildi. Delivery Hero tarafından alınan karar, Yemeksepeti kullanıcıları için herhangi bir değişikliğe yol açmayacak. Müşteriler de işletme sahipleri de platformu eskisi gibi kullanmaya devam edecekler. Ayrıca alınan karar kapsamında Yemeksepeti çalışanları için de herhangi bir işten çıkartma yapılmayacak. Yemeksepeti, konuyla ilgili açıklamasında Türkiye'deki teknoloji merkezinin Ar-Ge üzerine çalıştığını ifade etti."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-ipad-ekran-boyutu-ortaya-cikti-h139130.html", "text": "Pandemi dönemi sonrasında genel olarak tablet pazarı eski görkemli günlerinden uzak ve Apple da, bir dönemler büyük beklentileri olan iPad'lerin satışlarındaki performans düşüklüğünü ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu amaçla da iPad modelleri ciddi bir değişimden geçecek. 2024 yılının başında gelecek olan yeni iPad serilerine dair ilk bilgiler, Bloomberg'in teknoloji yazarı Mark Gurman'dan geldi. Gurman'a göre öncelikle uygun fiyatlı iPad Air'ların ekran seçenekleri büyüyecek. Gelecek olan iki yeni model arasında 13,9 inçlik ekrana sahip bir model de bulunacak. Böylece 500-700 dolar kadar bir tasarrufla büyük ekranlı bir model edinmek mümkün olacak. Ayrıca yeni iPad Air modellerinde, bir önceki seride Pro modellerde gördüğümüz M2 çipler yer alacak. Yeni iPad Pro serisinde ise OLED ekranlar bulunacak, ekran boyutu seçenekleri ise 13 inç ve 15 inç olacak. Bu modellerde yeni bir tasarım deneyecek olan Apple, buna uygun olarak bir de harici klavye sunacak. Böylelikle firma, bir anlamda tabletlerini alternatif dizüstü bilgisayarlar haline getirecek. Dizüstülerden konu açılmışken Gurman, yeni Macbook Air serisi hakkında da bilgiler paylaştı. Yeni Macbook Air'lar, 13 ve 15 inç ekranlara sahip olacak ve M3 işlemciyle gelecek. Böylece 13 inçlik model 1,5 yıldan, 15 inçlik model de 9 aydan sonra yenilenmiş olacak. Macbook Air'lar ise ekim ayında gelecek. Yeni modellerin 2024 yılının Mart ayında piyasada olması bekleniyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-nesil-apple-carplay-ozellikleri-belli-oldu-h139501.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Apple, WWDC 2022 etkinlikleri kapsamında yeni nesil CarPlay'i duyurmuştu. Bu sistem, 2024 model otomobillerde aktif olarak kullanılacak. Gelen son haberler, Apple'ın bu kez gerçekten iyi bir iş çıkardığını gözler önüne seriyor. Apple'ın yeni nesil CarPlay teknolojisi, ilk nesle göre ultra gelişmiş özelliklerle donatıldı. Mesela bu yazılım, birden çok ekranın birbirine entegre şekilde çalışmasına imkan tanıyor. Ayrıca widget, özel bir FM uygulama, iOS için geliştirilmiş bazı yazılımlar ve marka bazında özelleştirmeler de yeni nesil CarPlay'de bulunacak. Bu yazılımı kullanacak bazı markalar ise yeni nesil CarPlay'in nasıl görüneceğini ortaya koymuş durumda. Alman otomobil devi Porsche, Apple'ın yeni nesil CarPlay'ini kullanacak ilk markalardan biri olacak. Şirketin paylaştığı bir görüntü, widget, dijital gösterge ekranı ve iOS için geliştirilmiş uygulamaları gözler önüne seriyor. Yeni yazılım, otomobillerin kokpitini özelleştirilmiş iPhone ve iPad'lere çevirecek gibi görünüyor. Aston Martin için de bir görüntü paylaşıldı. Bu marka, dijital gösterge ekranında müzik bilgilerini sağlamaya karar vermiş durumda. Bu durum, az önce de bahsettiğimiz markalar bazında özelleştirme yeteneğinin bir parçası. Ancak bu olmasa da tüketiciye benzer bir deneyim sunulabilecek. Çünkü ekranlar, çoklu görevler için uyumlu olacak. Ne demek istediğimiz, yukarıdaki ekran görüntüsünde daha iyi anlaşılabiliyor. Yeni nesil Apple CarPlay bulunan otomobillerdeki bilgi-eğlence ekranı, aynı anda birden çok işlevi çalıştırabilecek. Mesela yukarıdaki ekran görüntüsünde Apple Haritalar, Apple Music ve hava durumu widget'ı tek bir ekranda gösteriliyor. Apple'ın yeni yazılımı, otomobillerdeki kontrol tuşlarını da gereksiz hale getirebilecek. Zira yeni yazılımın bulunduğu otomobiller; klima kontrollerinin, koltuk ısıtma ve pozisyon kontrolünün, ısıtmalı direksiyon simidinin ve bunlar gibi diğer sistemlerin yönetilmesini sağlayabilecek. Dokunmatik ekran, kokpitteki tuş kalabalığını ortadan kaldıracak. Aston Martin, ikonik modeli DB12'de yeni nesil Apple CarPlay kullanacak. Porsche ise şimdilik herhangi bir model açıklaması yapmadı. Ancak Apple ile iş ortaklığı yapan tüm markaların, kademe kademe de olsa tüm modellerde yeni yazılıma geçiş yapacağına inanıyoruz. Hangi markaların yeni nesil Apple CarPlay kullandığını merak ediyorsanız aşağıdaki haberimize göz atmanızı tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-nesil-xbox-cikis-tarihi-ozellikleri-iddia-h139418.html", "text": "Oyunseverler, Xbox Series X/S'in tanıtımının üzerinden 3 yıldan fazla süre geçmesinin ardından yeni nesil konsolların ne zaman tanıtılacağını ve ne gibi özelliklere sahip olacağını merak ediyordu. Bugün bu konuda önemli iddialar ortaya atıldı. Sızıntılarıyla tanınan RedGamingTech'in YouTube üzerinden paylaştığı ve konuya yakın kaynaklara dayandırdığı videoya göre Microsoft, yeni nesil Xbox konsollarının beklenenden daha erken bir tarihte, 2026'da duyuracak. İddiaya göre yeni Xbox, AMD Zen 5 CPU'ya sahip olacak. Bunun daha önce çıkan bilgilerle çeliştiğini söylemek gerek. Microsoft ile ABD Federal Ticaret Komisyonu ile arasındaki Activision satın alımı hakkındaki davada ortaya çıkan belgeler, konsolun Zen 5 değil, Zen 6 işlemciyle geleceğini ortaya koymuştu. Şimdiki sızıntıya göre yeni nesil Zen mimarisinin o zamana yetişmemesi, şirketin Zen 5'e yönelmesinin sebebi olacak. Zen 5'in 2024'te çıkacağı tahmin ediliyor. Buna ek olarak iddiaya göre yeni konsol, PS6'dan daha ucuz bir fiyatla piyasaya sürülecek. Konsolun erken çıkması, muhtemelen PS6'dan donanım açısından daha aşağıda olmasına neden olacak. Bu yüzden de daha ucuza satılması bekleniyor. Şu ana kadar çıkan bilgilere göre Sony, PS6'yı 2028'de tanıtmayı planlıyor. 2024 sonu için ise PS5 Pro iddiaları mevcut. FTC davasındaki belgeler, hem yeni Xbox hem de PS6 için 2028'i işaret etmişti. Ancak bugünkü bilgiler doğruysa Microsoft, planlarında büyük değişikliklere gitti. Tabii ki kesin konuşmak şimdilik mümkün değil, belki de planlar hiç değişmemiştir ve halen 2028 hedefleniyordur. Ayrıca Microsoft'un Series X/S'te olduğu gibi biri üst biri alt seviye iki konsolla mı karşımıza çıkacağı da büyük merak konusu. Yeni Xbox'ın neden PS6'dan önce çıkabileceğine de bakalım. İddiaya göre Microsoft, yeni nesilde bir mesaj vermek istiyor ve tıpkı PS3'ten 1 yıl önce çıkan Xbox 360'daki gibi başarı yakalamayı planlıyor. Donanım düşük olsa da ucuz fiyat muhtemelen Microsoft için bir avantaj sağlayacak. Ancak şirket, takip eden yıllarda bir donanım revizyonu yapma ve PS6'ya yetişme fırsatına sahip olacak. Neler olacağını göreceğiz."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-tesla-model-y-cin-uretilmesi-bekleniyor-h139680.html", "text": "Elektrikli otomobil devi Tesla ile ilgili Türkiye'yi de ilgilendiren bir gelişme yaşandı. Bloomberg'in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı bir haberine göre Tesla, 2024 yılı için yenilenmiş bir Model Y üzerinde çalışıyor. Bu gelişme, tek başına heyecanlı ve iyi gibi görünse de dahası var... Tesla'nın Türkiye'deki geleceğini tehlikeye atacak şey, hükumetin düzenlemeleri! Hükumet, daha birkaç hafta önce bir karar aldı ve Çin'den elektrikli otomobil ithalatına kısıtlamalar getirdi. Detaylarına buradaki haberimizden ulaşabileceğiniz düzenleme, en basit anlatımı ile markalara en az 20 yetkili servis kurma ve 40 çalışanlı çağrı merkezi oluşturma gibi zorunluluklar getiriyordu. İşte Tesla buna yanaşmak istemeyebilir ve hal böyle olunca Model Y satışlarını Türkiye'den çekebilir gibi görünüyor. Öte yandan; işin bir de vergi boyutu var. Bilindiği üzere Çin'den ithal edilen elektrikli otomobillere ilave gümrük vergisi uygulanıyor. Bu ilave gümrük vergisi, \"verginin vergisi\" uygulaması nedeniyle araç fiyatlarına yüzde 54 yük bindiriyor. Avrupa'dan gelen elektrikli otomobillerde ise böyle bir durum söz konusu değil. Eğer Bloomberg'in iddiası gerçek olursa yenilenen Model Y, Türkiye'de tercih edilmeyebilir. Burada şöyle bir husus var; Tesla'nın planlarını tam olarak bilmiyoruz. Mesela Model Y, halihazırda Almanya'da da üretiliyor. Yenilenen Model Y ile bu durumun devam edip etmeyeceği belli değil. Eğer tüm Model Y üretimi Çin'e kaydırılırsa Almanya'daki fabrika boşa çıkmış olur. Şirket belki de burada Model 3 üretmeye başlar. Böyle bir senaryoda Türkiye'ye gelen Tesla otomobil, muhtemelen Model 3 olur. Tüm bunların netleşmesi için resmi açıklamayı görmek gerekecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-the-boys-dizisi-geliyor-h138946.html", "text": "2019'da yayın hayatına başlayan ve şu ana kadar 3 sezonuyla karşımıza çıkan Amazon Prime dizisi The Boys, tartışmasız son yılların en başarılı yapımlarından. Eric Kripke'nin yaratıcılığını üstlendiği, Gareth Ennis ve Darick Robertson'ın çizgi romanlarından uyarlanan yapım, çizgi roman janrına yeni bir soluk getirmesiyle büyük beğeni toplamıştı. The Boys evreni son zamanlarda genişliyordu. İlk olarak 2022'de aynı evrende geçen The Boys: Diabolical isimli bir animasyon çıkmıştı. Bu yıl ise Gen V adlı, daha genç süper kahramanlara odaklanan bir dizi görmüştük. Yakın zamanda ilk sezonunu tamamlayan ve ikinci sezon onayı alan Gen V, ana dizi kadar olmasa da hayranların beğenisini kazanmıştı. Şimdi ise The Boys evreninde geçen bir dizinin daha geleceği ortaya çıktı. Meksika'da geçecek İspanyolca bir The Boys dizisi daha geliyor! Variety'nin edindiği bilgilere göre Amazon, yeni bir The Boys spin-off'u için kolları sıvadı. Kaynaklar, yan dizinin İspanyolca dilinde olacağını ve Meksika'da geçeceğini söylüyor. Tıpkı ana dizi gibi yapımcılığının Sony Pictures Television ve Amazon MGM Studios tarafından üstlenileceği de ekleniyor. Meksika'da geçecek The Boys dizisini kimin kaleme alacağı da belli oldu. Habere göre yakın zamanda çıkan DC filmi Blue Beetle'ın senaristi Gareth Dunnet-Alcocer, projede yazar olarak görevlendirildi. The Boys'un yaratıcısı Erik Kripke'nin bu yan dizide yapımcı olacağı da gelen bilgiler arasında. Yeni dizi hakkında şimdilik detaylar bu kadar. İsmi, ne anlatacağı, oyuncu kadrosu ve ne zaman çıkacağı konusunda bir bilgi bulunmuyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/yeni-yilin-geldigini-hissettiren-ic-isitan-filmler-h138520.html", "text": "Bir yıl daha geride kaldı. 2023 yılının sonuna geldik... 2024 yılının nasıl geçeceği ise tam bir muamma. Ancak yeni bir yıl demek yeni umutlar demek. Yeni umutlar ise yeni başlangıçlar demek. Birçok kişi için yılın en sevilen bu döneminde film izlemeden olmaz tabii... Yeni yılın bu tatlı telaşında heyecanınıza heyecan katacak, içinizi sıcacık yapacak romantikten komediye, gerilimden fantastiğe birçok film mevcut. Yeni yıl ruhunu aşılayıp iç ısıtan filmler nelermiş gelin hep birlikte bakalım! - Grinç / The Grinch - Tatil / The Holiday - İki Aşık / Two Lovers - Carol - Ölümsüz Aşk / The Age of Adaline - Gremlinler / Gremlins - Phantom Thread - Aşk Her Yerde / Love Actually - Harry Sally'yle Tanışınca / When Harry Met Sally... - Evde Tek Başına / Home Alone - Zamanda Aşk / About Time - Bir Yılbaşı Hikayesi / A Christmas Story - Noel Gecesi Kabusu / The Nightmare Before Christmas - Altına Hücum / The Gold Rush - Şahane Hayat / It's a Wonderful Life - Tür: Animasyon, komedi - Yıl: 2018 - Seslendirenler: Benedict Cumberbatch, Cameron Seely, Rashida Jones - Yönetmen: Yarrow Cheney - IMDb: 6.4 Komik, iç açıcı ve görsel olarak son derece çarpıcı olan Grinç filmi, Noel ruhunun gücünü anlatan evrensel bir hikayeye sahip. Huysuz Grinç, Whoville köyünde kutlanan Noel'i mahvetmek için haince planlar yapar ancak genç bir kızın masum kalbi, onun alaycı ve huysuz ruhunu değiştirir. - Tür: Komedi, romantik - Yıl: 2006 - Oyuncular: Kate Winslet, Cameron Diaz - Yönetmen: Nancy Meyers - IMDb: 6.9 Londra'da yaşayan Iris Simpkins, bir gazetede köşe yazarıdır. Iris, aynı zamanda meslektaşı Jasper Bloom'a karşılıksız bir aşk besler. Ylbaşı yaklaşırken Jasper'ın nişanlandığını ve başka biriyle evlenmek üzere olduğunu haber alan Iris, tepetaklak olur. - Tür: Dram, romantik - Yıl: 2008 - Oyuncular: Joaquin Phoenix, Gwyneth Paltrow, Vinessa Shaw - Yönetmen: James Gray - IMDb: 7 Başarılı oyuncu Joaquin Phoenix'in başrolde olduğu Two Lovers, Brooklyn'de geçiyor. İptal edilen bir evliliğin ardından boşluğa düşen ve depresyonla mücadele eden Leonard, romantik bir dramanın içine düşer. Bir tarafta ailesinin evlenmesini istediği aile dostu Sandra varken diğer tarafta ise güzel ama dengesiz olan yeni komşusu Michelle vardır... - Tür: Dram, romantik - Yıl: 2015 - Oyuncular: Cate Blanchett, Rooney Mara, Sarah Paulson - Yönetmen: Todd Haynes - IMDb: 7.2 Cate Blanchett ve Rooney Mara'nın başrolde olduğı Carol, 1950'li yılların New York'unda geçiyor. Evli, çocuklu ve son derece güçlü bir kadın olan Carol, eşiyle sorunlar yaşadığı bir evliliğin içindedir. Carol'un bir gün, genç tezgahtar Therese ile tesadüfen tanışması onu tutkulu bir ilişkiye sürükler. - Tür: Dram, fantastik, romantik - Yıl: 2015 - Oyuncular: Blake Lively, Michiel Huisman, Harrison Ford - Yönetmen: Lee Toland Krieger - IMDb: 7.2 The Age of Adaline, yirminci yüzyılın başında doğan genç bir kadının, geçirdiği bir kaza sonucu yaşlanamaz hale gelmesini konu ediniyor. Sonsuza dek 29 yaşında kalacak olan Adaline'in Ellis Jones ile tanışması, onun hayata ve aşka olan bakış açısını tamamen değiştirir. - Tür: Komedi, fantastik, korku - Yıl: 1984 - Oyuncular: Zach Galligan, Phoebe Cates, Hoyt Axton - Yönetmen: Joe Dante - IMDb: 7.3 Komik ve bir o kadar da korkunç sahnelerle dolu olan Gremlins, genç bir adamın yanlışlıkla yeni evcil hayvanıyla ilgili üç önemli kuralı çiğnemesiyle başlar. Bu üç önemli kuralın çiğnenmesinin ardından, küçük kasabayı kötü niyetli ve yaramaz canavar sürüsünün kaplaması da çok gecikmez. - Tür: Dram, tarih, romantik - Yıl: 2017 - Oyuncular: Vicky Krieps, Daniel Day-Lewis, Lesley Manville - Yönetmen: Paul Thomas Anderson - IMDb: 7.4 Phantom Thread, 1950'lerin Londra'sında geçen bir hikayeyi konu ediniyor. Titiz ve ünlü bir terzi olan Reynolds Woodcock'ın hayatı, kendisinin ilham perisi olan Alma ile tanıştıktan sonra altüst olur. - Tür: Komedi, dram, romantik - Yıl: 2003 - Oyuncular: Hugh Grant, Martine McCutcheon, Liam Neeson - Yönetmen: Richard Curtis - IMDb: 7.6 Hem birbirinden ünlü oyuncularıyla hem de olağanüstü müzikleriyle uzun süre akıllardan çıkmayacak olan Love Actually, günümüz Londra'sında geçiyor. Noel'den iki ay önce yaşanan farklı olayları mercek altına alan film, birbirinden farklı on hikayeyi konu ediniyor. Aşık olmamaya çalışan bir ikilinin dramı: Harry Sally'yle Tanışınca / When Harry Met Sally... - Tür: Komedi, dram, romantik - Yıl: 1989 - Oyuncular: Billy Crystal, Meg Ryan, Carrie Fisher - Yönetmen: Rob Reiner - IMDb: 7.7 Chicago Üniversitesinde okumalarına rağmen mezun olduktan sonra tesadüfen tanışan Harry ve Sally, çok iyi bir arkadaşlık kurarlar. Ancak ikili, aralarındaki bu kuvvetli arkadaşlığın zarar görmemesi adına, birbirlerine aşık olmamak için büyük bir çaba sarf ederler. - Tür: Komedi, aile - Yıl: 1990 - Oyuncular: Macaulay Culkin, Joe Pesci, Daniel Stern - Yönetmen: Chris Columbus - IMDb: 7.7 Home Alone, Noel'in en klasik filmlerinden biri. Evde yalnız bırakılan sekiz yaşındaki Kevin, bunun bir fırsat olduğunu fark eder ve yalnızlığın tadını çıkarmaya başlar. Ancak evlerine gözünü diken iki azılı hırsızı hesaba katmamıştır... - Tür: Komedi, dram, fantastik - Yıl: 2013 - Oyuncular: Domhnall Gleeson, Rachel McAdams, Bill Nighy - Yönetmen: Richard Curtis - IMDb: 7.8 Hem romantik hem de fantastik olan About Time filmi, Tim adındaki gencin zamanda yolculuk yapabildiğini ve kendi hayatında olanları değiştirebildiğini keşfetmesiyle başlar. 21 yaşındaki Tim'in bu gizli yeteneği, aşık olduğu kadın Mary ile olan ilişkisine de yepyeni bir 'boyut' katar. - Tür: Komedi, aile - Yıl: 1983 - Oyuncular: Peter Billingsley, Melinda Dillon, Darren McGavin - Yönetmen: Bob Clark - IMDb: 7.9 Noel'in yaklaştığı sırada, 9 yaşındaki Ralphie'nin tek bir isteği vardır: Oyuncak bir silah... Ancak onun bu isteğini ne annesi ne de babası kabul eder. Keza bu isteiğine öğremeninin verdiği tepki de onu hayal kırıklığjna uğratır. Ralphie'nin, bu oyuncağa sahip olmak için hem ailesi hem de öğretmeni başta olmak üzere birçok engeli aşması gerekir. - Tür: Animasyon, aile, romantik - Yıl: 1993 - Oyuncular: Danny Elfman, Chris Sarandon, Catherine O'Hara - Yönetmen: Henry Selick - IMDb: 7.9 Halloween Kenti'nin \"Balkabağı Kralı\" olmaktan usanan Jack Skellington, hayatında yeni ve heyecan verici bir şeyler bulmak ister. Jack Skellington, bu arayı sırasında Christmas Kenti'ni bulur! - Tür: Komedi, dram - Yıl: 1925 - Oyuncular: Charles Chaplin, Mack Swain, Tom Murray - Yönetmen: Charles Chaplin - IMDb: 8.1 Charles Chaplin klasiklerinden olan The Gold Rush, 1890'lı yıllarda servetine servet katmak umuduyla Klondike'a giden ve dans salonunda gördüğü bir kıza vurulan bir adamın hikayesini konu ediniyor. Bu adam, sonunda sürpriz bir servete kavuşur ve macerasının parçası olan kadınla mutlu olur. Her hareketiyle kahkahalara boğan bu karakter, Charlie Chaplin'den başkası değildir. - Tür: Dram, aile, fantastik - Yıl: 1946 - Oyuncular: James Stewart, Donna Reed, Lionel Barrymore - Yönetmen: Frank Capra - IMDb: 8.6 Dramın eksik olmadığı It's a Wonderful Life, iflasın eşiğine gelen George Bailey'in Noel gecesinde kendini nehre atarak intihar etmek üzere olmasıya başlar. Umutsuzluğa kapılmış olan George Bailey'e yardım etmesi için cennetten gönderilen bir melek ise ona hiç var olmasaydı hayatın nasıl olacağını gösterir."} {"url": "https://www.webtekno.com/yerli-arama-motoru-geliyoo-h139465.html", "text": "183 bin dolara kurulan şirketin amacı, söylediklerine göre Google hegemonyasından kurtulmaktı fakat hiçbir zaman yerli Google olamadılar. Zaten birazdan Google'ın adını da çeşitli sebeplerden çok duyacağız. İki Türk girişimci, yerli ve milli bir arama motoru şirketi açmaya karar verdi. Hakan Akbaş, ODTÜ mezunu bir iş insanıydı. Fatih Arslan ise Teksas Teknoloji Üniversitesi öğrencisiydi. 2009 senesinde yeni geliştirecekleri arama motoruna bir isim aradılar ve Geliyoo olmasına karar verdiler. Sebebi ise yeni bir teknolojinin gelmesine göndermeydi. Şirketin finansman desteğini ise ABD Texas'taki OSEM Enterprises Inc adında bir perakende satış şirketinin sahiplerinden aldılar ve geliştirme için 150 Türk mühendisi takımlarına eklediler. Söylediklerine göre 2012 senesine kadar 741 bin euro harcadılar. 2015 senesinde ise cumhurbaşkanına bir mektup yazarak destek istediler. İddiaları, Google'ın hegemonyasından kurtularak Rusların Yandex'i ve Çinlilerin Baidu'su olmaktı. Artık Türklerin de kendilerine özel bir arama motoru olacaktı ve Google, tarihe karışacaktı . 2017 yılının Ocak ayında Geliyoo; hayata geçti ve logoları Internet Explorer, Microsoft Edge ve Google benzeriydi. Henüz ilk bakışta, çok da benzersiz bir şey ortaya koymamış gibi duruyorlardı. Geliyoo'nun otomatik haber toplama algoritması vardı. Son 30 gün içinde yayımlanan haber ve makaleleri topluyordu. 2019 senesinin Mart ayına gelindiğinde ise Türkiye'nin ilk yerli tarayıcısı olarak yayımlandı. Yerleşik medya paylaşma ve indirme özelliklerine sahipti. Ancak birçok pürüz vardı ve medya tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştı. Şirketin iddia ettiğine göre Geliyoo'nun yapımı için 10 yılda 10 milyon TL harcanmıştı. Yine 2017 senesinde ortaya çıkan habere göre ise aslında Google altyapısını kullanıyordu! Hatta bununla da yetinmiyor, arama sonuçlarını Google'dan birebir aynı şekilde getiriyordu. Basında çokça eleştiriye maruz kalan Geliyoo'nun sahipleri tabii ki bir açıklama yapmak zorunda kaldılar ve 10 milyon TL'nin şu anda Geliyoo.com'da yer alan yazılım için harcanmadığını ve yeterli kaynak ile bütçe olmadığından kullanılan script'in şirketin gerçek altyapısıyla hiçbir ilgisi olmadığını iddia ettiler. Şu anda Geliyoo'nun test sürümüne geliyoo.com.tr'den ulaşabilirsiniz ama pek çalıştığı söylenemez."} {"url": "https://www.webtekno.com/yerli-haberlesme-uydusu-turksat-6a-h137298.html", "text": "SpaceX işbirliği ile uzaya fırlatılması planlanan yerli uydu Türksat 6A'nın entegrasyon süreçleri devam ediyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.'yi ziyaretinde yetkililer ile görüştü. Bu görüşmesinde Türkiye'nin Türksat 1B ile başlayan uydu serüveninin daha gelişmiş özellikler barındıran Türksat 6A ile devam edeceğini ve teslimatının Mart ayında yapılacağını belirtti. 15 Aralık 2014'te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımı ile imzalanan proje kapsamında Türksat 6A uydusu, ilk yerli haberleşme uydusu imzasını taşıyor. Bakan Uraloğlu, Türksat 6A ile Türkiye'nin dünya üzerinde haberleşme uydusu üreten ilk 11 ülke arasına gireceğini belirtti. Uzay Sistemleri ve Entegrasyon Merkezi'ni ziyaret eden Bakan Uraloğlu yaptığı konuşmada, dünyada söz sahibi olmak için uzayda iz sahibi olma hususunda yaptıkları çalışmaların devam ettiğini söyledi. Bakanlık ile TÜBİTAK ve Türksat arasındaki protokoller 15 Aralık 2014'te imzalandı. Türksat 6A uydusunun tüm montaj, entegrasyon tesleri Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Türksat ve TUSAŞ işbirliği ile TUSAŞ'ta kurulu bulunan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'nde gerçekleştiriliyor. Türksat 6A tamamlandığında, bir önceki uyduya göre daha geniş bir coğrafyada hizmet verecek. Türksat 6A, 42 doğu boylamında hizmet verecek. 35 bin 786 kilometre uzaklıkta konumlandırılacak olan bu uydu, yer merkezli bir yörüngede yer alacak. Teknik özelliklerine baktığımızda azami güç üretiminin 8,4 kW ve 16 adet Ku-Bant aktarıcıya sahip olduğunu görüyoruz. Uydunun fırlatma ağırlığı ise 4250 kg. 16 adet Ku-Bant aktarıcıya sahip olduğundan dolayı Türksat 6A, daha önceki Türksat uydularıyla kapsam dışı kalan Güney-Doğu Asya gibi yeni coğrafyaları da kapsayacak. Uydunun son test aşaması olan 'Sistem Seviyesi Kompakt Alan Anten Testi' hazırlıklarına başlandı. Bakan Uraloğlu, uydunun son test aşamasına başlandığını belirtti. Anten ve güneş panellerinin açılma testlerinin Ekim ayında, fırlatıcı uyum ve piro testleri ile son hizalama testlerinin Kasım ayında başlayacağını söyledi."} {"url": "https://www.webtekno.com/yigit-caliskan-2024-yilbasi-kutlama-videosu-h139747.html", "text": "Gece yarısı itibarıyla bir yıl daha geride kaldı. Geçtiğimiz gece, ülkenin ve hatta dünyanın dört bir yanında bir dizi kutlama yapıldı. Sosyal medya, bu kutlamalardan gelen görüntülerle dolup taştı. Ancak pek çoğumuzun, paylaşım yapmasını beklediği bir isim vardı. O isim, Yiğit Çalışkan'dı. Yiğit Çalışkan ismi tanıdık gelmiyorsa hafızalarınızı tazeleyelim. Pek çok kişinin \"tek gecelik fenomen\" olarak bildiği Yiğit Çalışkan, yıllardır abartılı yılbaşı videoları ile gündeme geliyor. Ancak bu kez, çok da böyle bir şey olmadı. Tabii Çalışkan'ın bu yıl abartılı olmayan \"abartılı 2024 yılbaşı videosu\", sosyal medyada gündem oldu. Gelin Çalışkan'ın paylaşımına, geçtiğimiz yıllarda paylaştığı videolara ve sosyal medyadaki tepkilere bakalım. Normalde kendini yerden yere vuran, bazen yaralama boyutuna gelen Yiğit Çalışkan, bu yıl bu kutlama yapmadı. Paylaşımların başladığı yıldan beri genelde olumsuzlukla geçirdiğimiz yılların aksine 2024, iyi geçerse şaşırmayız."} {"url": "https://www.webtekno.com/yilbasi-agaci-susleme-gelenegi-nereden-geliyor-h139001.html", "text": "Yılbaşı kutlaması, hangi kültüre ait olduğu fark etmeksizin tüm dünyaya yayılan bir gelenek haline geldi. Her senenin sonunda, yeni yılın gelişini mutlulukla karşılıyoruz; geçmiş yılda yaşanan olumsuzlukları arkada bırakmayı planlanıyoruz ve önümüzdeki yıl için hedefler koyuyoruz. Tabii bunları kuru kuruya da yapmıyoruz. Dostlarımızla veya ailemizle bir araya geliyoruz ve kimi zaman mandalina-tombala ikilisiyle kimi zaman birazcık daha eğlencenin dozunu artıran içeceklerle partiliyoruz. Yılbaşı ağacı süslemenin Türk geleneği olduğuna dair bir iddia ortaya atılmıştı. Şu anda 109 yaşında olan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, çam ağacı süslemenin Türk geleneği olduğunu söylemişti. Buna karşılık tarihçi Emre Gürbüz ise ağaç süslemenin Baltık Denizi etrafında ve Almanya'da görüldüğünü söyledi. Ayrıca eskiden Türkler arasında ağaç süsleme geleneği olabileceğini ancak bu geleneğin tüm dünyaya yayıldığı için Türkler arasında da uygulanmış olabileceğini eklemişti Gürbüz. Noel ağaçları aslında Pagan geleneklerine uzanıyor. Rivayete göre 732 yılında Almanya'da İngiliz misyoner St. Boniface, tanrıya adanmış bir meşe ağacı kurban eden paganlarla karşılaştı. Boniface, ağaca balta sapladı ve ağaç kesilmedi. Böylece yaprak dökmeyen ağaçları ve çelenkleri, ölümsüz yaşamın simgesi olarak gördüler. Bu gelenek, Avrupalı Paganlar arasında ağaca değer verme veya kutsal sayma ile birleşti ve Hristiyanlığın benimsenmesinden sonra İskandinavyalıların şeytanı korkutup kaçırma amacıyla yaptığı bir ritüele dönüştü. Günümüzde de Noel ağacının Almanya'nın batısından geldiği düşünülüyor. 24 Aralık tarihinde, yani Adem ve Havva yortusunda Almanlar, evlerine bir cennet ağacı dikip üzerine kutsanmış ekmeği simgeleyen ekmek parçaları asarlardı. Daha sonra ise çörekler ve İsa'yı simgeleyen mumlar eklemeye başladılar. Ayrıca ağacın olduğu odada Noel piramidi de bulunurdu ve 16. yüzyılda Noel piramidi ile ağaç birleşerek Noel ağacını ortaya çıkardı. Yani aslında en başında ağaçlar, Noel amacıyla süslenmiyordu. 19. yüzyılda da yaygınlaşmaya devam etti. Göçmen Almanların 17. yüzyılda Kuzey Amerika'ya götürdükleri Noel ağacı, 19. yüzyılda moda oldu. Ağaçlara kurdeleler, mumlar, şekerlemeler ve kekler koyuyorlardı. Daha sonra Avusturya, İsviçre, Polonya, Hollanda, Japonya ve Çin olmak üzere 20. yüzyıla kadar Noel ağaçları ve süsleri popüler oldu ve günümüze kadar ulaştı. Kısacası ağaç süsleme geleneği, tek bir milletten gelmiyor. Pagan ve Germen kültüründe zaten var olan ağaç süsleme, Hristiyanlık öncesi bir gelenekken Hristiyanlık içinde de yeniden kabul edilmiş oldu. Bizde yılbaşı kutlamak Hristiyan adeti olarak görülse de aslında çok daha öncesinde farklı kültürlerde ve farklı amaçlarda kullanıldığını görebiliyoruz. En çok da kışın bitip baharın gelmesi, doğanın yeniden canlanması amacıyla bir nevi bahar şenliği olarak yapılıyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/yilbasi-ev-grup-oyunlari-h139203.html", "text": "Kalabalık bir ortamdaysak ve hele ki bu ortamdakilerle kafamız uyuşuyorsa, birlikte oyun oynamak inanılmaz eğlenceli oluyor. Özellikle yılbaşı gecesi için ev planları yaptıysanız eğlenmek için çeşitli alternatifler var. ''Acaba yılbaşı gecesi ne oynasak?'' diye düşünmenize gerek kalmayacak çünkü sizler için 15 alternatif oyun listeledik. Tabii ki listenin başında yılbaşı klasiğimiz Tombala var. Yılbaşı denince aklımıza ilk tombala geliyor. Oyunda temel amaç, oyuncuların elindeki kartları torbadan çıkan sayılarla eşleştirmesi. Oyunculara bir ya da birden fazla kart verilir ve bir kişi, içinde tombala sayıları olan bez torbayı eline alarak karıştırır ve tek tek taşları çekmeye başlar. Çıkan taşlar, kartınızdaki rakamlarla uyuşuyorsa alıp kartınızı tamamlamaya çalışıyorsunuz. Tüm sayıları toplamayı başaran, oyunu kazanmış oluyor. Birbirinizi kovalayarak zarlarla kaderinizi belirlediğiniz Kızma Birader, olmazsa olmazlarımızdan. Kızma birader tek zarla oynanır. Her oyuncu sarı, mavi, yeşil ya da beyaz renkli 4 piyona sahip olur. Amaç, zar atıp diğer oyuncuların piyonlarına yakalanmadan yuvalara ulaşmaktır. Bu nedenle yüksek zar atmak, çok daha avantajlıdır. Atılan zar ile bir piyon, diğer oyuncunun piyonunun olduğu kutucuğa gelirse o piyonu yakalamış sayılır. Yakalanan piyon, oyunun başlangıç noktasına geri döner. Dört piyonunu da hedef noktasına en hızlı ulaştıran oyuncu, oyunu kazanmış sayılır. Oyunun temel amacı, belirli kelimeleri tarif etmeye çalışırken kelime kartındaki yasaklı kelimeleri söylememek. Oyuncular iki takıma ayrılır ve her turda farklı kişi kartlardaki kelimeleri ekip arkadaşlarına anlatmaya çalışır. Ancak, kelime tarif ederken bazı kelimeleri kullanamaz. Bu yasaklı kelimelere \"tabu\" kelimeler denir ve kartın altında listelenir. En fazla kelimeyi bilen takım, kazanmış olur. Bir kart oyunu olan Uno'da, başlangıç için her oyuncuya yedi kart verilir ve ortaya rastgele kart seçilir. Ardından oyuncular saat yönünde kart atmaya başlar. Buradaki kural, atılacak kartın bir önceki kartla aynı renge ya da aynı rakama/işarete sahip olması. Destenin içinde bilinmesi gereken özel kartlar da mevcut. Bunlar oyunun gidişatını tamamen değiştirebilir. Elinde tek kart kalan kişi UNO der ve sırası geldiğinde kartını atabilirse oyunu kazanır. Ancak UNO demeyi unutursa ceza olarak kart çeker. Bu oyunda amaç, fazla puanlı kelimeler üreterek puan toplamak. İlk olarak oyun tahtası ortaya konuyor, tüm oyunculara isteka ve 7 taş verilir. Oyuncular, ellerindeki harf taşlarını kullanarak tahta üzerinde kelimeler üretmeye çalışır. Her harfin ve tahtadaki her kutucuğun puan değeri farklıdır. Burada önemli olan; yazılan kelimenin, diğer kelimelerle doğru şekilde kesişmesi. Aksi takdirde kelime sayılmaz. Eğer bir kelime oluşturursanız tahtaya koyduğunuz kadar yeni harf taşları seçersiniz. Oyun sonunda en çok puanı alan kişi kazanmış olur. Hepimizin yakından tanıdığı Monopoly oyununda amaç emlak zengini olabilmek. Bu oyun; tahta, piyonlar ve zar ile oynanıyor. Zar atıp piyon ilerleterek, yeni yerler satın almaya ve bu yerlere ev/otel dikmeye çalışıyorsunuz. Oyundaki paranızı bitirmemeniz ve diğer oyuncularla ticaret yapmanız gerekiyor. Eğer aynı renkteki tüm yerlere sahip olursanız bu büyük bir avantaj olacaktır. İsim-Şehir oyununu zaten anlatmaya bile gerek yok. Taa eskilerden beridir sürekli oynadığımız, alfabeden seçilen harfe göre isim, şehir, hayvan, bitki, eşya ve artist bulduğumuz ve bunu belirlenen sürede yaptığımız bir oyundur kendisi. Yine de kalabalık anların vazgeçilmezi olduğu için, bu da bir alternatifiniz olabilir. Bu oyunda herkes, gruptaki kişilerin tanıyabileceği birini ya da ünlü birini seçer. Herkes, seçtiği kişiyi kağıda yazarak sağında oturan kişinin alnına yapıştırır. Kişi, gruba sorular sorarak alnında hangi ismin yazdığını bulmaya çalışır. Burada soruların tek kelime ile cevap verilecek sorular olması gerekiyor. Alnında yazan ismi bulan kişiler oyunu kazanır. Bir telefon uygulaması olan Gartic.io, tamamen ücretsiz bir çizim oyunu. Burada bir oda açıyor ve arkadaşlarınızı davet ediyorsunuz. Sırayla herkesin karşısına bir kelime çıkıyor ve oyuncular bu kelimeyi çizerek anlatmaya çalışıyor. Çizen oyuncunun dışındaki tüm oyuncular ise bu kelimenin ne olduğunu tahmin ederek sohbete yazıyor. Belirlenen tur sayısı sonunda en yüksek puanı alan kişi birinci oluyor. Bu oyun yine telefondan oynayabileceğiniz ücretsiz çizim oyunu. Oyunun başında tüm oyuncular, bir cümlelik bir senaryo yazıyor. Ardından bu senaryolar rastgele dağıtılıyor ve herkes, kendine gelen senaryoyu çizmeye çalışıyor. Yine telefon yardımıyla oynayabileceğiniz bu casusluk oyununda, gruptan bir ya da kişi sayısına göre birden fazla casus seçiliyor. Casuslar hariç tüm oyunculara ortak bir mekan ve farklı meslekler veriliyor . Ardından oyuncular birbirlerine mekan hakkında sorular soruyor. Casuslar ise mekanı bilmediklerini belli etmeden soruları yanıtlamaya çalışıyor ve aynı zamanda seçilen mekanın ne olduğunu bulmaya çalışıyor. Bulabilirlerse casuslar oyunu kazanıyor. Çoğumuzun bildiği köylü vampir oyununun daha gelişmiş hali olan Were Wolf, telefondan oynanabiliyor ve fazla karaktere sahip. Gruptaki kişi sayısını seçiyorsunuz ve uygulama otomatik olarak her oyuncuya bir rol atıyor. Her rolün ayrı yetenekleri ve manipüle teknikleri var. Amaç, oyunun sonunda köylülerin canlı kalması. Oyun iki takım arasında oynanır ve her takım birbirine karşı bir dizi kelimenin bulunduğu bir 5x5 matrisi bilmeye çalışır. 25 kartlık matris, gizli kelimelerin yer aldığı kartlarla oluşturulur. Her kartın altında bir renk vardır ve bir takım lideri olarak görev yapan kişi, takım arkadaşlarına bu renkleri kullanarak takımının kelimelerini bulmalarını sağlamalıdır. Takım liderleri, matrisin altındaki renkleri ve bunların hangi kelimelerle ilişkili olduğunu gösteren bir anahtar kartına bakar. Bu kart, liderlere hangi renklerin kendi takımlarına, hangi renklerin rakip takıma ve hangi renklerin nötr veya tehlikeli olduğunu söyler. Oyun, takımların sırayla birer kelime tahmin etmeleriyle ilerler. Takım lideri, sadece bir kelime ve bir sayı kullanarak takım arkadaşlarına ipucu verir. Takım arkadaşları, liderin verdiği ipuçlarına göre kelimeleri tahmin etmeye çalışır. Bu oyunu tamamen mobil üzerinden oynayabilirsiniz. Zarta'da amaç karşınıza çıkan sorulara arakadaşlarını inandırabileceğin sahte cevaplar vermek. Hem soruya arkadaşlarınızı kandırabilecek bir cevap bulmaya çalışacaksınız hem de sorunun gerçek cevabını tahmin edeceksiniz. Cevap şıklarına eklediğiniz sahte cevabı bir arkadaşınız seçerse, onu Zartalamış olacaksınız. Ebe seçilen kişi, herkese sırayla soru sormaya başlar. Vereceğiniz cevapları, sağınızdaki kişinin ağzıyla vereceksiniz ve ebenin bu oyunun kuralını bulmasını isteyeceksiniz. Uyulması gereken tek madde ''İsim ve soyisim'' sorulmaması."} {"url": "https://www.webtekno.com/yilbasinda-izlenecek-filmler-h126530.html", "text": "Yılbaşı akşamlarında aileniz veya sevdikleriniz ile aktiviteler yapmak oldukça eğlenceli geliyor. Bu dışarıda eğlenmek, beraber oyun oynamak olabilir veya hep birlikte yılbaşı filmleri izlemek de olabilir. Neredeyse herkes için özel bir akşam olan yılbaşı akşamında, doğru yılbaşı filmleri tercih etmek gerekir. Biz de sizler için en iyi yılbaşı filmlerini bir araya getirdik. İzlerken sizi güldürecek, zaman zaman düşündürecek bu filmleri hem yeni filmlerden hem de klasikler arasından seçtik. Kimi zaman sizi çocukluğunuzdan hatırlayacağınız yılbaşı akşamlarına götürecek, kimi zaman ise Böyle yılbaşı akşamı mı olur? diyeceğiniz yılbaşı filmleri listesine yer verdiğimiz içeriğimize hiç vakit kaybetmeden geçelim. - Klaus - The Nightmare Before Christmas - The Polar Express - Yılbaşı Gecesi - Your Christmas or Mine? - Gremlins - One Magic Christmas - Love Actually - The Family Stone - How The Grinch Stole Christmas - A Christmas Story - Home Alone - Neşeli Hayat - Tür: Animasyon, Macera, Komedi - Yıl: 2019 - IMDb: 8,2 - Yönetmen: Sergio Pablos, Carlos Martinez Lopez - Oyuncular: Jason Schwartzman, JK Simmons, Rashida Jones 2019 yapımı, Sergio Pablos'un yönettiği bir animasyon filmi olan Klaus, Noel Baba'nın kökenine yenilikçi bir bakış açısı sunuyor. Film, Smeerensburg adlı küçük ve mutsuz bir kasabaya postacı olarak gönderilen genç Jesper'in hikayesini anlatıyor. Jesper, burada, el yapımı oyuncaklar yapan gizemli marangoz Klaus ile tanışıyor. Bu iki zıt karakterin beklenmedik dostluğu, kasabaya yeni bir hayat ve umut getiriyor. Film, geleneksel Noel hikayelerine modern bir dokunuş ekleyerek, dostluk, özveri ve toplumun iyileşmesi temalarını işliyor. Görsel açıdan etkileyici animasyonları ve duygusal derinliği ile \"Klaus\" hem çocuklar hem de yetişkinler için keyifli bir izleme deneyimi sunuyor. Klaus, ailenizle birlikte izleyebileceğiniz sıcak ve samimi bir film olup, Noel ruhunu ve insanlar arasındaki bağların önemini vurguluyor. \"Klaus\", sadece bir Noel filmi olmanın ötesinde, insanların hayatlarına dokunabilen ve kalıcı etki bırakan bir hikaye. - Tür: Animasyon, Aile, Fantezi - Yıl: 1993 - IMDb: 7,9 - Yönetmen: Henry Selick - Oyuncular: Danny Elfman, Chris Sarandon, Catherine O'Hara 1993 yapımı stop-motion animasyon filmi olan \"The Nightmare Before Christmas\", Halloween Kasabası'nın Kralı Jack Skellington'ın, Noel'i keşfetmesi ve bu yeni bayramı kendi kasabasına getirmeye çalışması etrafında dönüyor. Ancak Jack'in iyi niyetli çabaları, beklenmedik ve kaotik sonuçlara yol açıyor. Görsel olarak büyüleyici film hem Halloween hem de Noel temalarını harmanlayarak izleyicilere benzersiz bir deneyim sunuyor. Müzikleri Danny Elfman tarafından bestelenen film; macera, romantizm ve karanlık mizahı bir arada sunarak tüm yaş gruplarına hitap ediyor. - Tür: Animasyon, Macera, Komedi - Yıl: 2004 - IMDb: 6,6 - Yönetmen: Robert Zemeckis - Oyuncular: Tom Hanks, Chris Coppola, Michael Jeter \"The Polar Express\", 2004 yılında vizyona giren, Robert Zemeckis tarafından yönetilen bir animasyon filmi. Film, Noel gecesinde Kuzey Kutbu'na gizemli bir trenle yapılan büyülü yolculuğu konu alıyor. Genç bir çocuğun gözünden anlatılan bu hikaye, Noel Baba'ya olan inancın ve masumiyetin önemini vurguluyor. Yenilikçi hareket yakalama teknolojisi ile çekilen \"The Polar Express\", izleyicilere gerçekçi ve etkileyici bir görsel deneyim sunuyor. Tom Hanks'in birden fazla karakteri seslendirdiği bu film, Noel ruhunu ve bayramın sihirli atmosferini yakalayarak, her yaştan izleyiciye hitap ediyor. Bu sıcak ve duygusal film, aileler için klasik bir Noel izleme deneyimi haline geldi. - Tür: Komedi - Yıl: 2022 - IMDb: 10 - Yönetmen: Ozan Açıktan - Oyuncular: Gülse Birsel, Serkan Keskin, Alina Boz, Boran Kuzum, Ayta Sözeri, Büşra Peki, Alican Yücesoy, Cengiz Bozkurt Disney+'ta izleyicisi ile buluşan Yılbaşı Gecesi; Avrupa Yakası, Yalan Dünya, Jet Sosyete gibi yapımların da senaristi olan Gülse Birsel'in filmi. Bir araya gelmemesi gereken bir sürü insanın bir araya geldiği, eğlence, müzik ve entrika dolu bir yılbaşı akşamını konu alan filmin oyuncu kadrosu ise yıldızlar geçidi gibi! Hem bu başarılı komediyi izlemek hem de daha fazlasına göz atmak için dilerseniz buraya tıklayarak Disney+ abonesi olabilirsiniz! - Tür: Komedi - Yıl: 2022 - IMDb: 6,4 - Yönetmen: Jim O'Hanlon - Oyuncular: Asa Butterfield, Cora Kirk, Daniel Mays Noel ve yeni yıl tatil sezonunu aileleriyle geçirecekleri için bir istasyonda vedalaşıp trenlerine binen sevgililer, aynı anda karar değiştirir ve birbirlerinin trenine giderler. Bu romantik hamle, her ikisinin de sevgilisinin ailesiyle geçireceği komik anlara kapı aralar. Amazon Prime Video üzerinden izleyebileceğiniz bu eğlenceli yapıma ve çok daha fazlasına göz atmak isterseniz buraya tıklayarak abone olabilirsiniz! - Tür: Komedi, Korku - Yıl: 1984 - IMDb: 7.3 - Yönetmen: Joe Dante - Oyuncular: Zach Galligan, Phoebe Cates, Hoty Axton Oldukça başarısız bir mucit olarak bilinen Rand Peltzer, yılbaşı için ailesine oldukça özel bir hediye getirir. Rand'in hediye olarak ailesine getirdiği \"Gizmo\" adındaki küçük yaratık, belli kurallara uyulmaz ise oldukça tehlikeli bir canavara dönüşebiliyor. Bu kurallar ise oldukça basit; Güneş ışığına maruz bırakılmamalı, gece yemek verilmemeli ve birkaç damladan fazla su verilmemeli. Ama ailesi bu kurala uymayınca, bu küçük ve şirin yaratık tehlikeli olmaya başlar. - Tür: Aile - Yıl: 1985 - IMDb: 6.4 - Yönetmen: Philip Borsos - Oyuncular: Mary Steenburgen, Gary Basaraba, Harry Dean Stanton Yılbaşının yalnızca partilemekten, hediyelerden, oyunlardan ibaret olmadığını anlamak gerekiyor. Yılbaşının güzelliğini yeniden keşfeden anne Ginny Grainer, yılbaşının asıl anlamını bu filmde bizlere anlatıyor. Mary Steenburgen'in gözleri dolduran performansı, yılbaşı akşamızda izlemeye değer seviyede. - Tür: Romantik Komedi - Yıl: 2003 - IMDb: 7.6 - Yönetmen: Richard Curtis - Oyuncular: Hugh Grant, Martine McCutcheon, Liam Nesson - Tür: Komedi - Yıl: 2005 - IMDb: 6.3 - Yönetmen: Thomas Bezucha - Oyuncular: Dermot Mulroney, Sarah Jessica Parker, Claire Danes Irak'ta savaşan ve ordudan atılan Kent, oldukça zor zamanlardan geçmektedir. Bununla birlikte, New York'ta bir kasabada yaşayan Kendall ailesi de en büyük oğulları ile birlikte zor zamanlardan geçiyor. Savaştan çıkan Kent'in psikolojik olarak kendisini toparlamak için ailesi destek veriyor ve bu süreçte onun en büyük destekçisi küçük kardeşi Todd oluyor. - Tür: Komedi, fantastik - Yıl: 2000 - IMDb: 6.2 - Yönetmen: Ron Howard - Oyuncular: Jim Carrey, Taylor Momsen, Kelley Gelin sizi Grinç ile tanıştıralım. Kimseyle anlaşamayan, yeşil tüylü ve fazlasıyla inatçi Grinç, oturduğu kasabada kimse tarafından sevilmez. Mağarasında ihtiyacı olan her şeye sahip olan Grinç, mağarasından dışarı bile çıkmıyor. Her konuda uyumsuz olan Grinç, elbette Noel kutlamalarını da sevmiyor. Ama her ne kadar Noel'i sevmese bile Grinç'i oldukça güzel bir Noel macerası bekliyor. - Tür: Komedi - Yıl: 1983 - IMDb: 7.9 - Yönetmen: Bob Clark - Oyuncular: Peter Billingsley, Melinda Dillon, Darren McGavin 1940'lı yıllarda Ralphie Parker, kafasındaki yılbaşını yaşayabilmek ve çevresindekilere yaşatabilmek için tekrardan çocukluk arkadaşlarıyla irtibata geçmeye çalışır. Bu süreçte Ralphie Parker'ın başından geçen olayları ise A Christmas Story filminde görüyoruz. - Tür: Komedi - Yıl: 1990 - IMDb: 7.7 - Yönetmen: Chris Columbus - Oyuncular: Macaulay Culkin, Joe Pesci, Daniel Stern Bir yılbaşı klasiği olarak listemizin olmazsa olmazlarından biri tabii ki Evde Tek Başına! Ailesi ile asla anlaşamayan haylaz çocuk Kevin, yaptığı hareketlerden dolayı sürekli olarak ceza almaktadır. Son aldığı ceza ise yatağında uyumak yerine evin çatı katında uyumaktadır. Ertesi gün ise uyandığında ailesinin onu unutup tatile çıktığını fark eder. Bunu fırsat bilen Kevin, ailesinin yokluğunda tek başına yalnızlığın tadına doyamaz. - Tür: Komedi - Yıl: 2009 - IMDb: 6.1 - Yönetmen: Yılmaz Erdoğan - Oyuncular: Yılmaz Erdoğan, Ersin Korkut, Büşra Pekin Çok Güzel Hareketler Bunlar gösterileriyle tanıdığımız Yılmaz Erdoğan'ın hem yönetmenliğini hem de oyunculuğunu üstlendiği Neşeli Hayat filminde, Noel babanın ne olduğunu bilmeyen Rıza karakteri odak alınıyor. Ersin Korkut ve Büşra Pekin'in de rol aldığı bu filmde, Rıza karakteri ailesinin eski saadetini yerine getirmek için çabalıyor. Yılbaşında izlenecek filmler listemiz bu kadardı. Birbirinden farklı konulara sahip olan bu filmler kimi zaman siz güldürecek, kimi zaman ise düşündürecek nitelikte. Eğer sizin de kesinlikle izlemelisiniz dediğiniz yılbaşı filmleri var ise bizimle yorumlarda paylaşmayı unutmayın!"} {"url": "https://www.webtekno.com/yks-verimli-calisma-teknikleri-h116024.html", "text": "YKS ders çalışma programı çıkarırken mutlaka dikkat etmeniz gereken önemli konular var. Özellikle geçmiş TYT ve AYT sorularının ne kadar zor olduğunu düşünecek olursanız doğru teknikle, doğru çalışmanın oldukça önemli olduğunu düşünmeniz gerekiyor. YKS çalışma programı yaratmak belli ölçüde komplike görünse de aslında oldukça kolay. Nereden başlayacağınızı belirlemek için sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyuyoruz. - Hedef belirleme - Çalışma ortamı yaratma - Eksiklerini tespit etme - Dış ortamdan soyutlanma - Anlamadığın noktaları not alma - Birden fazla kaynağa sahip olma - Kendini ödüllendirme YKS için kendinize bir hedef koymanız oldukça önemli. Özellikle YKS'nin bir puan değil, sıralama sınavı olduğunu kesinlikle unutmamalısınız. YKS için girmek istediğiniz üniversite ve bölüm hedefini mutlaka belirleyin. Bu noktada duvarınıza kazanmak istediğiniz üniversite ve bölümü yazmak ya da üniversitenin ürünlerini almak sizi motive edecektir. Belirlediğiniz hedefi tutturmak için deneme sınav sonuçlarınızı takip etmek ve puanlarınızı buraya yönelik arttırmayı hedeflemek sizi oldukça motive edecektir. Hatta okulun sosyal medya hesaplarını takip edip, içeriklerini düzenli gözlemlemek sizi bir adım daha öteye taşıyacaktır. YKS için hedeflerinizi belirlemediyseniz şimdiden mutlaka başlayın. Doğru çalışma ortamınızı yaratmanız oldukça önemli. Hatta bu noktada şunu açık yüreklilikle söyleyebiliriz ki; \"doğru çalışma ortamı yaratmak, sınavı kazanmanın en az %25'ini oluşturuyor.\" Dikkat dağıtıcı tüm öğelerden kurtulun, ruhunuzu dinlendiren renkleri bir araya getirin. Dijital eğitim platformu kullanmıyorsanız telefonlarınızı ortadan kaldırın. Telefonunuzun tüm bildirimlerini kapatın ve çalışmaya odaklanın. - Sizi dinlendiren ve odaklanan renklerle döşenmiş bir masa düzeni kurun, - Dikkat dağıtacak her şeyden kurtulun, - Kronometreniz mutlaka açık kalsın, ne az ne çok çalışın, - Hafif bir klasik müzik açabilirsiniz. YKS için eksik tespiti yapmak oldukça kıymetli. Hangi konuyu bilip bilmediğinizi tespit etmek için YKS 2021 ya da YKS 2020 sorularını çözebilirsiniz. Bu noktada bilmediğiniz konuların listesini çıkararak eksiklerinizle başbaşa kalabilirsiniz. Burada önemli bir noktaya vurgu yapmakta fayda var! \"Kendinize karşı dürüst olun!\". YKS konusunda sakın egolu olmayın. YKS'de eksikleri tespit edip, kapatmak oldukça problemlidir. Burada \"ben bu konuyu bilmiyor muyum ya?\" diye düşünerek ya da aslında biliyorum vs. derseniz kaybeden tarafta olursunuz. Mutlaka TYT-AYT'yi bölerek çalışmanızı öneriyoruz. En büyük sorunlardan biri de dış ortamdan kendinizi soyutlama. Bu çok fantastik bir konudur. Asosyalleşmeden, kendinizi soyutlama kavramı oldukça karanlık gelecektir. Şöyle düşünebilirsiniz, ders çalışma ortamında sizi rahatsız edecek tüm etkenlerden soyutlanmanız gerekiyor. Motivasyonunuzu kazanmak istediğiniz bölüm ya da okula doğru odaklarsanız, çevre faktörlerinden kolay şekilde kurtulabilirsiniz. YKS için hazırlık yaparken, dış ortamdan soyutlanmak sizi rahatsız etmeyecek aksine odak noktanızı arttırmanıza neden olacak. Bu nedenle de ince düşünün ince planlayın. YKS için çalışmaya başladığınızda özellikle TYT'yi bitirdikten sonra mutlaka AYT'de anlamadığınız konuları not alın. Eksik kaldığınız ve anlamadığınız konuların zaman planlamasını yapmak ve tekrar üzerine çalışmaya başlamak gerçekten çok önemli. Anlamadığınız konuların notları yeni bir çalışma programı oluşturduğunuzda oldukça önemli olacak. YKS konularının tekrar tekrar üzerinden geçerken bu bahsettiğimiz notlar sizin en değerli hazineniz olacak. Özellikle anlamadığınız noktaları not alırken, konuyu kapatma sürenizi tahmin etmeniz çok önemli keza zaman yönetimi sizler için çok değerli olacak. - Biyoloji konu anlatım kitaplarınız varsa - Mutlaka farklı bir yayından en az 1 adet daha evinizde barındırın. Youtube üzerinden ders çalışırken de diğer öğretmenlerin aynı konu anlatım videolarını elinizde bulundurmayı asla unutmayın. - Sevdiğiniz diziden 1 bölüm izlemek - Güzel bir film izlemek - Arkadaşlarınızla dışarı çıkmak - Sinemaya gitmek - Yeni bir video oyunu almak - 2 saat kadar oyun arası vermek ve birçok seçeneği kendiniz için belirleyebilirsiniz. YKS hedefinizi belirlediğiniz ve YKS ders çalışma programı hazırlamak sizi gerçekten motive edecektir. Bu noktada çalışmak size bir yük gibi değil aksine üniversitede yaşayacağınız özgürlük için küçük bir uğraş gibi gelmeli. Yorumlarda sizlerde fikirlerinizi lütfen bizimle paylaşın. Başka bir yazımızda görüşmek üzere."} {"url": "https://www.webtekno.com/yok-atlas-tercih-robotu-nasil-kullanilir-nedir-h97258.html", "text": "Bir yıl boyunca, hatta yıllarda hazırlandığınız üniversite sınavından iyi bir puan ve sıralama elde ettiyseniz tebrikler, üniversite tercihi yapma sırası geldi. Bazılarının hayalini kurduğu bölümler ve meslekler vardır, bazıları ise hala nasıl bir gelecek çizeceklerine karar vereremiş olabilirler. İşte bu noktada devreye YÖK Lisans Atlası ve YÖK Önlisans Atlası ya da bilinen adıyla YÖK Atlas Tercih Robotu sistemi giriyor. YÖK Atlas Tercih Robotu adıyla bilinse de aslında bu bir tercih robotu değildir. Bu sistem üzerinden üniversitelerin fakültelerindeki ve yüksekokullarındaki bölümlere yerleşim verilerini öğrenirsiniz. En son ve güncel yerleşim verileri sayesinde hem bölüm hakkında bilgi edinmiş olursunuz hem de az çok size uygun olup olmadığını görürsünüz. Gelin YÖK Atlas Tercih Robotu nedir, nasıl kullanılır, hangi verileri gösterir gibi merak edilen soruları tüm detaylarıyla inceleyelim. YÖK Lisans Atlası ve YÖK Önlisans Atlası ya da bilinen adıyla YÖK Atlas Tercih Robotu, Yükseköğretim Kurulu tarafından geliştirilmiş olan bir bilgi paylaşım sistemidir. Bu sistem üzerinden ilginizi çeken üniversitenin fakülte ya da yüksekokulundaki lisans ve önlisans programının genel bilgilerinin yanı sıra yerleşim verilerini de en güncel ve doğru bir şekilde alabilirsiniz. YÖK Atlas Tercih Robotu şeklinde bilinse bile aslında bu sistem bir tercih robotu değil, yalnızca veri paylaşım sistemidir. - Yükseköğretim Girdi Göstergeleri: - Kontenjan, yerleşen, kayıt yaptıran, ek yerleşen, ek kayıt yaptıran sayıları - Yerleşenlerin cinsiyet dağılımı - Yerleşenlerin geldikleri coğrafi bölgeler - Yerleşenlerin geldikleri iller - Yerleşenlerin öğrenim durumu - Yerleşenlerin liseden mezuniyet yılları - Yerleşenlerin mezun oldukları lise alanları - Yerleşenlerin mezun oldukları lise grupları / lise tipleri - Yerleşenlerin mezun oldukları liseler - Yerleşen okul birincileri - Taban puan ve başarı sırası istatistikleri - Yerleşen son kişinin profili - Yerleşenlerin YKS net ortalamaları - Yerleşenlerin YKS puanları - Yerleşenlerin YKS başarı sıraları - Ülke genelinde tercih edilme istatistikleri - Yerleşenlerin ortalama kaçıncı tercihlerine yerleştikleri - Yerleşenlerin tercih eğilimleri Üniversite türleri - Yerleşenlerin tercih eğilimleri Üniversiteler - Yerleşenlerin tercih eğilimleri İller - Yerleşenlerin tercih eğilimleri Aynı/Farklı programlar - Yerleşenlerin tercih eğilimleri Programlar - Yerleşme koşulları - Yükseköğretim Süreç ve Çıktı Göstergeleri: - Öğretim üyesi sayısı ve unvan dağılımı - Kayıtlı öğrenci sayısı - Kayıtlı yabancı öğrenci sayısı - Programdan mezun olan öğrenci sayısı - Değişim Programları ile giden/gelen öğrenci sayısı - Yatay geçiş ile gelen öğrenci sayısı Merak etmeyin, nasıl kullanacağınızı anlattığımız kısımda göreceğiniz gibi tüm bu veri başlıkları düzenli bir şekilde karşınıza çıkacak. Bu nedenle hiç de kafa karıştırıcı olmadığını söyleyelim. Arama sonrası tüm bu başlıkları dilediğiniz gibi genişleterek ayrıntılarını görebilirsiniz. YÖK Atlas Tercih Robotu ile kullanıcılara sunulan tüm verilerin iki temel amacı var, adayların okulu tanıması ve tercih sıralaması belirlemesi. Seçeceğiniz bölüme en yüksek puan ya da en yüksek sıralama ile giren kişinin ve en düşük puan ya da en düşük sıralama ile giren kişinin verilerini gördüğünüz zaman kendi puan ve sıralamanızla kıyaslayarak ona göre tercih yapabilirsiniz. YÖK Atlas Tercih Robotu ile kullanıcılara sunulan diğer bilgiler ise adayların okulu ve bölümü tanımalarına yardımcı olmayı hedefliyor. Sonuçta seçtiğiniz okul ve bölümde yıllarca okuyacak ve ömrünüzün sonuna kadar bu okulun mezunu olarak anılacaksınız. Yani basit bir tercih değil. Bu nedenle biraz vakit ayırın ve YÖK Atlas Tercih Robotu verilerini güzelce kontrol edin. - Adım #1: Buradaki bağlantı üzerinden YÖK Lisans Atlası sayfasını açın. - ya da - Adım #2: Buradaki bağlantı üzerinden YÖK Önlisans Atlası sayfasını açın. - Adım #3: Üniversite Seç sekmesinden bir üniversite seçin. - Adım #4: Üniversitenin bölümlerinden birini seçin ve üzerine tıklayın. - ya da - Adım #5: Lisans / Önlisans Programı Seç sekmesinden bir bölüm seçin. - Adım #7: Bölümün bulunduğu üniversitelerden bir tanesini seçin ve üzerine tıklayın. - Adım #8: Seçtiğiniz bölüm hakkındaki tüm detayları göreceksiniz. YÖK Atlas sistemi, pek çok farklı alt sistemden oluşuyor. YÖK Atlas Tercih Robotu olarak andıklarımızdan biri olan YÖK Lisans Atlası, ülkemizdeki tüm üniversitelerin lisans programlarını görebileceğiniz sistemdir. YÖK Atlas sistemi, pek çok farklı alt sistemden oluşuyor. YÖK Atlas Tercih Robotu olarak andıklarımızdan biri olan YÖK Önlisans Atlası, ülkemizdeki tüm üniversitelerin önlisans programlarını görebileceğiniz sistemdir. YÖK Lisans Atlası'nı ya da YÖK Önlisans Atlası'nı açtıktan sonra karşınıza çıkan ilk seçenek Üniversite Seç sekmesi olacak. Bu sekmeyi genişlettiğiniz zaman ülkemizdeki tüm devlet ve vakıf üniversitelerini görebilirsiniz. Dilerseniz yazarak da arama yapabilirsiniz. YÖK Lisans Atlası ya da YÖK Önlisans Atlası'nın Üniversite Seç sekmesi üzerinden bir üniversite seçtiğiniz zaman, o üniversitede bulunan tüm bölümler karşınıza çıkacak. Dilediğiniz bölümün üstüne tıklayarak açabilir ve sistemin size sunduğu tüm verileri ayrıntlarıyla görüntüleyebilirsiniz. YÖK Lisans Atlası'nı ya da YÖK Önlisans Atlası'nı açtığınız zaman karşınıza çıkacak ikinci seçenek olan Lisans / Önlisans Programı Seç sekmesi üzerinden ülkemizdeki tüm üniversitelerde bulunan tüm bölümleri görüntüleyebilirsiniz. Dilerseniz yazarak da arama yapabilirsiniz. YÖK Lisans Atlası ya da YÖK Önlisans Atlası'nın Lisans / Önlisans Programı Seç sekmesi üzerinden bir bölüm seçtiğiniz zaman karşınıza bu programın bulunduğu tüm üniversitelerin listesi çıkacak. Dilediğiniz üniversitenin üstüne tıklayarak açabilir ve sistemin size sunduğu tüm verileri ayrıntlarıyla görüntüleyebilirsiniz. YÖK Lisans Atlası ya da YÖK Önlisans Atlası üzerinden bir üniversite ve bir bölüm seçtikten sonra size sunulan tüm verileri detaylarıyla görebilirsiniz. Eğer bu iki sistem size yeterli gelmediyse buradaki bağlantı üzerinden YÖK Program Atlası sayfasını açarak farklı sistemleri de ziyaret edebilirsiniz. YÖK Lisans Atlası ve YÖK Önlisans Atlası ya da bilinen adıyla YÖK Atlas Tercih Robotu nedir, nasıl kullanılır gibi merak edilen soruları yanıtlayarak sistem hakkında bilmeniz gereken detaylardan bahsettik. Konu hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/yok-baskani-universite-sinavlari-hakkinda-aciklama-h135427.html", "text": "YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversite sınavlarının kaldırılacağı iddialarına ilişkin açıklama yaptı. 2018 yılında liselere giriş sınavı TEOG yerine getirilen Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi ile liseler, büyük oranda sınavsız girilebilen okullar haline gelmişti. Geçtiğimiz günlerde üniversiteleri ilgilendiren bir açıklama da gündeme oturmuştu. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısındaki konuşmasında Üniversite sınavlarını kaldıracağımız günler çok uzak değildir. ifadelerini kullanmıştı. Bugün, böylesine bir planın olup olmadığına dair Yükseköğretim Kurulu'ndan açıklama geldi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Hacettepe Beyaz Ev'de medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Özvar, üniversite sınavlarının kaldırılmasına ilişkin gündeme dair şu açıklamayı yaptı. Dünyada üniversiteye seçme ve yerleştirme usulleri farklı olabiliyor. Bazı ülkelerde herhangi bir genel sınav yapılmıyor. Çocuklar ilk, orta eğitimi boyunca ortaya koydukları akademik başarıyla üniversitelere müracaat ediyorlar, üniversiteler kendi içinde bu öğrencileri değerlendirerek seçim yapabiliyor. Bizim gibi ülkelerde de genel bir üniversite giriş sınavı yapılıyor. Bizde yapılmasının sebebi üniversiteye erişmek isteyen aday sayısının çokluğu. Burada tabii siyasilerin iradesi önemlidir. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bizlere bir talimatı olursa, biz bu konuda çalışabiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın bu konuda bir iradesi olursa, sınavlar konusunda alternatif çalışmalar yapabiliriz. Üniversitelerde sınav konusunda yakında hangi gelişmelerin yaşanacağını bir süre daha merakla takip edecek gibi duruyoruz."} {"url": "https://www.webtekno.com/yok-universitelerde-final-sinavlarini-erteledi-h134611.html", "text": "14 Mayıs 2023'te gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri sonucunda, seçimler ikinci tura kaldı. Vatandaş, 28 Mayıs 2023'te bir kez daha sandığa gidecek ve Kemal Kılıçdaroğlu ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir seçim yapacak. 28 Mayıs 2023 tarihinin özellikle de üniversiteler için final dönemlerine gelmesi, Yükseköğretim Kurulu tarafından da görmezden gelinmedi. YÖK, 2022-2022 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi için yapılacak olan final sınavları ile ilgili bir karar aldı. YÖK, bu kararı alırken şubat ayında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilerini de göz ardı etmedi. Gelen son dakika haberine göre YÖK, final sınavlarının 1 Haziran'dan sonra yapılmasıyla ilgili karar aldı. Kahramanmaraş merkezli depremin ülkemiz genelindeki etkileri, depremden etkilenen vatandaşlarımız ile öğrencilerimizin barınma durumları, sosyal koşullar ve sürdürülebilir öğretim süreçleri değerlendirilerek 2022-2023 akademik yılı bahar dönemi dönem sonu sınavlarının 1 Haziran 2023 tarihinden önce başlatılmaması konusu 17 Mayıs 2023 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında incelenmiş ve 2022-2023 akademik yılı bahar dönemi dönem sonu sınavlarının 1 Haziran 2023 sonra yapılmasına karar verilmiştir."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-deepfake-reklamlar-h139443.html", "text": "İnsanları kandırmanın en kolay yöntemlerinden biri, onların güvendikleri veya sevdikleri bir kişiyi aracı olarak kullamaktır. Dolandırıcılar bu bilgiyi sosyal bilimler alanında çalışan bilim insanlarından bile daha çok özümsedikleri için bir şekilde ünlü ve sevilen kişileri de kendi operasyonlarında kullanmaya çalışırlar. Son gördüğümüz örnekte bazı kişiler, pek de başarılı durmayan deepfake örnekleri kullanarak insanları kandırmaya çalıştı. Oldukça uzun olan reklam videolarında elbette ki küçük bir yatırımla çok büyük kazançlar vaat ediliyor. Örneğin Selçuk Bayraktar'ın sesinin klonlandığı bir videoda, metinlerin genel olarak kalitesiz olduğu göze çarpıyor. Reklamdaki hikaye ise şöyle, çok borcu olan bir adam işsiz kalır ve gidip reklamdaki firmaya yatırım yapar. Bir haftada 37 bin TL temettü alan kişi, Bebek bölgesinde 3+1 eve taşınır ve eve de yeni bir televizyon alır. Sonrasında da gelsin tatiller, gitsin lüksler bir hayat sürer. Elbette ki böyle bir yatırım yok, videonun sonunda kişiler yatırım uzmanına yönlendiriliyorlar. Bu uzmanın ise yeterince parayı aldıktan sonra piyasadan elini eteğini çekeceğini, sırra kadem basıp kaybolacağını söylemeye ise elbette gerek yok. Bu videoların amacı da insanları kandırmaktan başka bir şey değil. Bu türden içeriklerin temelinde, özellikle finans bilgisi kısıtlı, ek kaynak ihtiyacı bulunan insanların içinde bulundukarı psikoloji hedef alınıyor. Genellikle piramit şeması şeklinde işletilen bu dolandırıcılık girişimleri, büyük kitlelerde kayıplara neden olabiliyor. Siz de bu tarz videolara ve dolandırıcılık yöntemlerine karşı dikkatli olun."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-depolama-yontemi-h137789.html", "text": "YouTube aslında sadece video izlemek için kullanılan bir mecra değil. \"Infinite-Storage-Glitch \" adındaki bir proje, YouTube'u bir depolama alanı olarak kullanmaya imkan tanıyor. Basitçe, dosyalarınız özel bir algoritma ile piksel bazında videoya dönüşüyor ve bu videoları YouTube'a kaydediliyor. İhtiyaç duyulduğunda bu videolar geri indirilerek başlangıçtaki dosyalara tekrar ulaşılıyor. Bu yöntemin, YouTube'un bir açığı olduğunu düşünerek doğrudan bir güvence sağlamıyoruz, sadece sürecin nasıl işlediğini açıklıyoruz. Yani tavsiye ettiğimiz bir yöntem değil. - Infinity-Storage-Glitch , dosyaları video olarak YouTube üzerinde saklamaya olanak tanıyor. - Yüklenen video istenildiği zaman indirilerek ilk halindeki dosyaya geri kavuşuluyor. - Bu ilginç proje, programlama dilinde Rust ile hazırlanıyor. Projeyi yayımlayan kişi, projenin kurulumu için farklı yöntemler olduğunu belirtiyor. - Rust ve OpenCV kurulumu gerekmektedir. Bunlar dışında ffmpeg, clang ve qt gibi ekstra kütüphanelerin kurulumu da gerekebilir. - Bu yazılımlar kurulduktan sonra, GitHub'dan projenin deposunu klonlayarak cargo build release komutu ile proje derleniyor. Bilgisayara doğrudan kurulum yapmak karmaşık ve zor olabilir. Bunun yerine, Docker kullanarak projeyi çalıştırmak daha kolay bir yöntemdir. - Öncelikle, Docker yazılımını bilgisayara kuruluyor. - Daha sonra, Infinite-Storage-Glitch adlı depoyu GitHub'dan klonlanıyor. - Terminal veya komut satırını açarak, klonlanan klasöre gelip, Docker imajı oluşturuluyor: docker build -t isg . - İmaj oluşturulduktan sonra proje, Docker üzerinden derleniyor: docker run -it --rm -v $ :/home/Infinite-Storage-Glitch isg cargo build --release Bu işlemlerden sonra proje, Docker üzerinden çalıştırılıyor. - Dosyalar bir ZIP arşivi haline getiriliyor. - Oluşturulan bu arşivi projede yer alan embed seçeneği ile videoya dönüştürülüyor. - Video, YouTube kanalına yükleniyorlar. - Daha sonra, bu videoyu bilgisayara indiriyor. - İndirilen video dislodge seçeneği ile orijinal dosyalara geri dönüştürülüyor. Proje, dosyaları piksellere dönüştürüyor. Bu pikseller iki modda oluşturulabilir: RGB veya İkili . RGB modunda bir piksel; 3 byte veriyi temsil edebilirken, ikili modda sadece siyah ve beyaz pikseller kullanılır. Her iki şekilde de dosyalar büyük boyutta olacaktır. Bu nedenle, projeyi dosya depolama ve güvenlik konusundan dolayı aşırıya kaçmadan kullanmak en doğrusudur. Aksi takdirde YouTube, kullanılan yöntemi fark edebilir ve önemli bir dosya kaybedilebilir. Ben bu kadar uğraşamam diyenler ise YouTube'un gizli video özelliğini arşiv olarak kullanıyor. YouTube'da içerik üreticilerin de sıklıkla kullandığı gizli video, platforma yüklenen içeriklerin sadece siz ve seçtiğiniz kişilerin izleyebilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde videolar arşivlenir. Siz de dilediğiniz zaman YouTube kanalınıza girip izleyebilirsiniz. 2022'den beri YouTube'a dakikada 500 saatten fazla video yükleniyor. Dolayısıyla, yüklemek istediğiniz videonun uzunluğu, kalitesi gibi özellikler pek de önemli durmuyor. Ancak YouTube'a videolarınızı yükledikten sonra tekrar aynı kalitede bulamayabilirsiniz. Bunun sebebi, YouTube'un temelinde kullandığı iki farklı codec'in bulunmasıdır: AVC-1 ve VP09. Yüklenen video 1440p ve üzeri kaliteye sahipse YouTube VP09 codec kullanarak videonun kalitesinde pek de bir değişim yapmıyor. Fakat AVC-1 codec kullanırsa videonuzu çok daha düşük kalitede bulabilirsiniz. Bir Reddit kullanıcısı, aynı videoyu 2 bin kez YouTube'a gizli konumda yüklemeyi denemiş ve herhangi bir uzaklaştırma vb. durumla karşılaşmamıştı. Platforma aynı videoyu defalarca yükleyebilirsiniz fakat videonuzun kalitesi giderek kötüleşmeye başlar. Dolayısıyla, aynı videonun ilk hali ve son hali arasında gözle görülür bir kalite farkı olur. Video yükleme aşamasında yapacağınız basit bir adım, videolarınızın sadece istediğiniz kişiler tarafından görüntülenmesini sağlıyor. - YouTube hesabınıza giriş yapın. - Ana sayfada kamera sembolü olan \"Oluştur\" butonuna tıklayın. - Daha sonra, \"Video yükle\" seçeneğine gidin. - Gizli tutmak istediğiniz videoyu seçin. - Sizden istenilen başlık, açıklama vb. bilgileri girin. - Son aşama olan \"Görünürlük\" kısmına geldiğinizde ise tercihen \"Gizli\" veya \"Liste Dışı\" gibi seçenekleri belirleyin."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-dream-track-yapay-zeka-h138653.html", "text": "YouTube, Google'ın DeepMind yapay zeka laboratuvarıyla birlikte geliştirdikleri yeni yapay zeka müzik özelliklerini test etmeye başlıyor. Bu özellikler arasında en dikkat çekici olan ise Dream Track adı verilen özellik. Bu özellik ile ünlü şarkıcılara istediğimiz şarkıyı söyletebiliyoruz. Hatta var olmayan şarkıları bile... Sistemin işleyişi aslında oldukça basit. Üretken yapay zekalar ile birlikte alıştığımız üzere bir bir yazılı komut vereceğiz. Yapay zeka da bizim verdiğimiz komutlara uygun olarak şarkı sözleri oluşturacak. Sonrasında da seçtiğimiz şarkıcıların ağzından, 30 saniyeye kadar bu sanatçıların sesinden parçaları dinleyebileceğiz. Bu proje için YouTube, dokuz sanatçı ile anlaşmaya vardı. Bu isimler Alec Benjamin, Charlie Puth, Charli XCX, Demi Lovato, John Legend, Papoose, Sia, T-Pain ve Troye Sivan oldu. Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Lovato, sanatçıların da geleceği şekillendiriyor gibi duran yapay zekaya katılması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Dream Track, DeepMind'ın en gelişmiş müzik oluşturma modeli olarak gösterilen Lyria'yı kullanacak. YouTube, Lyria'nın eklenmesinin gelecek ürünler ve araçlar için geri bildirim toplamayı teşvik edeceğini söylüyor. Bu girişimin sanatçılar ile hayranlar arasında daha derin bir bağ yaratmak için teknolojinin nasıl kullanılabileceğine dair keşifler yapılabileceğine inandığını söyleyen YouTube'un müzik departmanının başkanı Lyor Cohen ve firmanın üst düzey yöneticilerinden Tony Reid, ayrıca özelliği kullanarak müzik oluşturulabileceğini de açıkladı. Bu yeni araç ile biraz mırıldanarak ya da ses çıkararak üflemeli enstrümanlar ile yapılacak müzikleri oluşturmak mümkün olacak. \"Yapay zekanın potansiyeli inanılmaz heyecan verici,\" diyen Cohen, \"Ancak herhangi bir yeni teknolojiye sorumluluk sahibi şekilde yaklaşmamız gerekir ve bunu unutmadık. Bu da yapay zekanın amacının insan yaratıcılığını artırmak olduğunu -onun yerini almak olmadığını- anlamaktan geçiyor.\" ifadelerini kullandı. YouTube ayrıca bu özellik kullanılarak oluşturulmuş iki de örnek şarkı yayımladı."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-emzirme-twerk-icerikleri-para-kazandirabilecek-h138689.html", "text": "YouTube ve Twitch gibi platformların garip bir 'ban' sistemi olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu durum, sosyal medyada en çok, çıplaklığın ön planda olduğu paylaşımlara göz yumulurken ufak bir argo kelimenin kalıcı ban'a sebep olması gibi senaryolarla karşımıza çıkıyor. Fakat YouTube, bazen işin dozunu kaçırıp bunların haricinde eğitim ve eğlence odaklı içerikleri çıplaklık gibi gerekçelerle engelleyip bu içeriklerden para kazanılmasını engelleyebiliyor. Neyse ki şirket, bu alanda köklü kararlara imza attı. Zira dans ve emzirme videolarına yönelik para kazanma politikaları güncellendi. Artık bu içeriklerden daha çok reklam geliri elde edilebilecek. Yenilikleri söylemeden önce önceki durumdan bahsedelim. Eğer emzirmeye yönelik eğitici içerikler çekiyorsanız YouTube, areola görünmediği sürece para kazanmanıza izin veriyordu. Şimdiyse bir bebeğin yer aldığı videoda areola görünse bile para kazanma aktif kalacak. Thumbnail tarafında ise areola belirgin olmadığı sürece göğüse odaklanan video görsellerinden para kazanılabilecek. Fakat söz konusu videoda eğer bir bebek yoksa para kazanmanın önü yine kesilecek. Dans tarafında ise dans hareketlerine odaklanan grind ve twerk gibi dans içeriklerinden para kazanılabilecek. Daha önce bu tür içeriklerden para kazanılamıyordu. Fakat altını çizmekte fayda var; göğüs ve kalça gibi cinsel bölgelere özellikle odaklanan ve özellikle cinsel hareketler içeren çekimlerin para kazanması yine engellenecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-firefox-ta-yavas-calistigi-iddialarini-reddediyor-h138776.html", "text": "Son dönemde pek çok internet kullanıcısı, Reddit gibi platformlarda paylaştıkları iddialarında YouTube'un, Firefox tarayıcıda daha yavaş çalıştığından şikayet ediyordu. İddialara göre YouTube, Firefox ve bazı diğer tarayıcılarda videoları kasıtlı olarak beş saniye kadar gecikmeli olarak yüklüyordu. Konuyla ilgili olarak YouTube'dan bir açıklama geldi. Video ve yayın platformunun The Verge'e yaptığı açıklamaya göre bu gecikmelerin temelinde reklam önleyicileri etkisiz hale getirme çabası yer alıyor. Açıklamayı yapan YouTube İletişim Müdürü Christopher Lawton'a göre geçtiğimiz haftalarda yaşanan sorunun nedeni reklam engelleyiciler. Reklam engelleyici kullananlar, hangi tarayıcıyı kullanırlarsa kullansınlar bu türden yükleme gecikmeleri yaşayabiliyorlar. Lawton, reklam engelleyicileri kapatmanın sorunu çözeceğini de ifade etti. Lawton'ın dikkat çektiği bir başka nokta ise YouTube'un reklam engelleyicileri tespit etme mekanizmaları geliştirilirken böyle sorunların yaşanmaya devam edebileceği oldu. Bazı kullanıcıların sorunu Chrome ve Edge tarayıcılarda da yaşadıklarını belirtmeleri, YouTube'un haklı olduğunu düşündürüyor. Mozilla'nın Kıdemli Marka Müdürü Damiano DeMonte, The Verge'e yaptığı açıklamada \"sorunun Firefox'a özel olduğuna dair bir bulguya\" rastlamadıklarını belirtti. Kendi yaptığımız minik testte de gecikme sorunu ile karşılaşmadık. Chrome tarayıcıda YouTube Premium ile elde ettiğimiz yükleme süresi, Firefox'ta reklam engelleyici ile olan yüklemeden daha hızlı oldu ancak arada çok bariz bir fark göze çarpmadı. Bu gecikme, diğer kullanıcıların savunduğu gibi 5 saniyeye ulaşmadı. Elbette bu deney küçük bir deney ve kesin bir sonuç göstermiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-izlenme-begeni-sayilarini-gercek-zamanli-gosterecek-h139040.html", "text": "YouTube'da videoların altında yer alan sayaçlarda videoların izlenme sayıları ve beğeniler yer alıyor. Normal şartlar altında buradaki sayılar, sayfa yenilenmediği sürece değişiklik göstermez. Yeni güncelleme ile birlikte videoyu izleseniz de durdursanız da bu sayılar anlık olarak güncellenecek. Google'dan gelen bir açıklama olmasa da bazı kullanıcılar test için seçilmiş gibi duruyor. Ekim ayında Reddit gönderilerinde yer alan bilgilere bakarsak, anlık güncellemeler için bir de animasyon bulunacak. Bu animasyon, mekanik sayaçlardaki gibi dönerek rakamları güncelliyor. Bazı kullanıcılar bu güncellemeden pek de memnun olmadıklarını ve değiştirme şansları olması durumunda anlık güncelleme özelliğini kapatmak istediklerini belirtiyorlar. Genel olarak kullanıcılar bu animasyonun dikkatlerini dağıttığını söylüyor. Elbette ki içerikler tam ekran olarak izlendiğinde bu animasyonlar ya da sayaçlar gözükmüyor. Görünüşe göre bu özellik şu anda küçük bir kullanıcı grubu tarafından test ediliyor. Pek çok kişi için bu güncelleme çok anlamlı gibi durmuyor ancak içerik üreticileri, yeni özelliğin yayılması durumunda fayda görebilir. Örneğin canlı yayın esnasında anlık olarak izleyici sayısı görüldüğü gibi videonun kaç kişi tarafından görüntülendiği, anlık beğeni sayısı içerikleri değerlendirme açısından önemli bir gösterge olabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-music-en-cok-dinlenen-ozetiniz-yayimlandi-h138966.html", "text": "Geçtiğimiz gün sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, dünyanın en popüler çevrim içi müzik ve podcast platformu Spotify'ın, \"Özet 2023\" listelerini yayımlandığından bahsetmiştik. Böylelikle kullanıcılar, yıl boyunca en çok dinledikleri şarkı ve şarkıcıları görme imkanı yakaladılar. Ayrıca Türkiye'de en çok dinlenen şarkı ve şarkıcılar da belli olmuş oldu. Bugünse benzer bir hamle YouTube'dan geldi. Platform, YouTube Premium aboneliğinin bir parçası olan YouTube Music için \"Özetiniz\" bölümünü yayımladı. Tıpkı Spotify'ın Özet 2023 listeleri gibi hikaye formatında oluşturulan Özetiniz bölümü, YouTube Music aktivitenizin yıl boyunca nasıl olduğunu anlatıyor. YouTube Music'in Özetiniz bölümündeki en ilgi çekici bölümlerden bir tanesi, yıl boyunca en çok dinlediğiniz şarkılara göre ruh halinizi anlatmış olması. Tabii bunun gerçeği ne kadar yansıttığı tartışmalı bir husus ancak Spotify'ın Özet 2023'ünden farklı bir deneyim sunulmuş oluyor. YouTube Music'in sizin için hazırladığı hikayelerdeki dikkat çeken özelliklerden bir tanesi, en çok dinlediğini şarkı ve şarkıcılara göre size özel bir albüm kapağı oluşturuyor olması. Albüm kapağı, favori şarkıcınızın albüm kapaklarında kullandığı renkler üzerinden yola çıkarak oluşturuluyor. Spotify'ın yaptığı gibi YouTube Music'in Özetiniz bölümünde de en çok dinlediğiniz şarkıcıyla ilgili bilgiler görebiliyorsunuz. Bununla birlikte; en çok dinlediğiniz şarkı için de benzer istatistikler sunuluyor. Bu arada; YouTube'un sizin için oluşturduğu tüm hikayeleri indirip, sosyal ağlarınızda paylaşabileceğinizi söyleyelim. YouTube Music'in Özetiniz bölümünü incelemek isteyen okurlarımız, uygulamayı açtıktan sonra sağ üst kısımda bulunan profillerine tıklamalılar. Buradan da Özetiniz seçeneğine dokunun ve yıllık özetinizi görüntüleyin. Aynı sayfada, en çok dinlediğiniz şarkılardan oluşan bir çalma listesi de göreceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-music-yapay-zeka-gorsel-olusturma-h138102.html", "text": "YouTube'un müzik servisi YouTube Music, bugün iki yeni özelliği uygulamaya getireceğini duyurdu. Özelliklerden biri, son zamanlarda her yerde gördüğümüz üretken yapay zeka teknolojilerini platforma getiriyor. YouTube Music'e eklenecek yapay zeka özelliği, çalma listelerinde kullanılacak ve üyelerin çok işine yarayacak. Kullanıcılar, bu özellikle direkt olarak uygulama üzerinden görsel oluşturabilecek. Çalma listelerine özel görseller, yapay zeka yoluyla uygulama üzerinden oluşturulabilecek. Böylece liste görselleri için albüm kapakları yerine yeni bir alternatif oluşacak. Kullanıcılar, renkler, doğa, hayvanlar ve daha birçok farklı temadan görsellere ulaşabilecek. Ancak komutlar kullanıcı tarafından yazılmayacak, bunun yerine sunulan seçenekler kullanılabilecek. Yeni yapay zeka özelliği, şu anda ABD'deki İngilizce dilinde uygulamayı kullanan kişilerde test edilmeye başladı. Şirket, ilerleyen zamanlarda tüm dünyada çıkış yapacağını söylüyor. YouTube'un eklediği diğer özellik ise Speed Dial. Bu özellik, son dinlediğiniz çalma listeleri ve sanatçılar gibi şeylere hızlıca dönmenizi sağlayacak. Spotify'ın ana sayfasında en üstte yer alan son dinlemelere benzetebiliriz. Ancak YouTube, burada daha fazla seçenek sunarak Spotify'ın önüne geçmeyi planlıyor. Özelliğin, önümüzdeki aylarda kullanıma sunulacağını belirtelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-platform-ici-oyun-playables-h138845.html", "text": "YouTube, Premium planını kullanan kullanıcılara yönelik iyileştirme ve geliştirme yapmaya devam ediyor. Şimdi ise platform içi oynayabilmemizi sağlayan ve herhangi bir indirme işlemine gerek kalmayan oyunlar, \"Playables\" ile oynanabiliyor. YouTube'un bu hizmetini aylar öncesinde duymuştuk. Şimdi resmi olarak Premium kullanıcılara özel yayımlandı. Hizmete Android, iOS ve masaüstü sürümden erişilebiliyor. Kullanıcılar oyunlara, herhangi bir indirmeye gerek kalmadan platform içinde erişebiliyor. Playables, bulmacadan zeka oyunlarına, meşhur Angry Birds'ten yarış oyunlarına kadar pek çok oyunu bünyesinde barındırıyor. İlerleyen dönemlerde oyun sayılarının artacağı düşünülüyor. Platform yalnızca mobilde değil, aynı zamanda masaüstü sürümde de mevcut. Böylelikle pek çok oyunu indirme zahmetine girmeden oynayabiliyorsunuz. Ancak pek çok kullanıcı, bu kısmın gözükmediğini belirtiyor. Playables'a nasıl erişilebilir, beraber bakalım. - Öncelikle YouTube uygulamasını açın. - Ardından sağ alt kısmında \"Siz\" kısmına dokunun ve sağ üst kısımda bulunan \"Ayarlar\" simgesine tıklayın. - \"Yeni özellikleri deneyin\" sekmesine tıkladığınızda Playables görünecek. Hemen aktif edebilirsiniz. Bu adımları uyguladıktan sonra ana sayfada \"Playables\" görünür olacak. Böylelikle oyunlara erişim sağlayabilirsiniz. Bu hizmete yalnızca Premium kullanıcıları erişebiliyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-premium-zam-yeni-fiyatlar-h138297.html", "text": "YouTube, ücretli abonelik sistemi YouTube Premium'a temmuz ayında ABD'de zam yapmıştı. Bu nedenle de Türkiye'deki fiyatların da artacağı tahmin ediliyordu. Bugün de beklenen yaşandı ve YouTube Premium Türkiye fiyatlarına zam geldi. YouTube Premium fiyatları, %100'e yakın oranda artış gösterdi. Bireysel paketin fiyatı 60 TL'ye, öğrenci paketininki ise 40 TL'ye yaklaştı. Türkiye'de en son Ekim 2022'de zam geldiğini ekleyelim. İşte yeni fiyatlar. YouTube Premium'a gelen zamla ilgili önemli bir not geçelim. Bazı kullanıcılar, iOS uygulamasında 75,99' TL'lik fiyatlar görüp tekrar zam geldi diye düşünebiliyor. Ancak bunun nedeni zam gelmiş olması değil, Apple'ın komisyonu. Yani direkt YouTube iOS uygulaması üzerinden Premium'u satın alacak olursanız 75,99 TL ödemeniz gerekebilir. Ancak Android veya tarayıcı üzerinden yapılan satın alımlarda bu durum geçerli değil. O yüzden iPhone kullanıcısıysanız normal fiyatı ödemeniz için tarayıcı üzerinden satın alım yapmanız gerekiyor. YouTube, Premium aboneliğinde kullanıcılarına reklamsız ve sınırsız video deneyimi sunuyor. Çevrim dışı izleme, arka planda oynatma, YouTube Music gibi özelliklere abonelikle erişilebiliyor. İlk ay ücretsiz kampanyası olduğunu da ekleyelim."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-rastgele-video-oynatma-h138396.html", "text": "Dünyanın en büyük video platformu YouTube, kullanıcılarını sevindirecek bir özelliği mobil uygulamasında test etmeye başladı. Yeni özellik, uygulamada gezinirken ne izleyeceğini seçemeyenlerin işine yarayacak. İlk olarak Android Police tarafından fark edilen bu yenilik, bir rastgele oynatma butonu. Kullanıcılar, bu butona bastığında rastgele bir videoya yönlendirilecek. Gelen ekran görüntülerine baktığımızda, YouTube'un Ne izleyeceğine karar veremiyor musun. Bir şeyler oynat. bildirimini bazı kullanıcılarda uygulamasına koyduğunu görüyoruz. Ayrıca bu bildirime ek olarak siyah bir video oynatma simgesi de eklenmiş. Kullanıcılar, YouTube'da gezinirken bu butonlara basarak rastgele bir videoyu izleyebiliyor. Paylaşılan GIF'ten özelliğin nasıl çalıştığını görebilirsiniz. Android Police, en başta butonun yalnızca Shorts videolara yönlendireceğini ifade etmişti. Fakat The Verge'ten gelen bilgiler, özelliğin Shorts'a ek olarak uzun videoları da izlemeyi sağladığını keşfetti. YouTube'un rastgele video seçerken nasıl bir yol izlediği konusunda bir bilgi yok. Yani geçmişinize bakarak ilgili videolar mı gösteriyor yoksa tamamen rastgele bir videoyu mu gösteriyor bilemiyoruz. Ancak ilkinin daha olası olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca YouTube'un bu özelliği uzun süredir test ettiği de ortaya çıktı. Gelen bilgilere göre Reddit'ten bir kullanıcı, mayıs ayında butona uygulamasında rastlamış. Biz kontrol ettiğimizde ise göremedik. Özelliğin ne zaman geleceği ve şu anda kimlerde test edildiği de henüz belli değil. Rastgele video oynatmanın izleyecek bir şey bulamayanlar için çok kullanışlı olacağını söylemek mümkün. Netflix'ten de benzer bir hamle görmüştük. Platform, 2021'de rastgele film ve dizi izleten Bir Şeyler Oynat butonunu kullanıma sunmuştu."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-reklamlarini-hizlandiran-eklenti-h138851.html", "text": "Sosyal medya platformlarında peşimizi bırakmayan reklamlar, günden günde daha da artıyor. Özellikle YouTube reklamları, son yıllarda iyice çığrından çıkmaya başladı. Platformda izleyeceğimiz videoların başında ya da videonun ortasında çıkan ve bazen atlaması mümkün olmayan bu reklamlar, kullanıcı deneyimini kötü bir hale getiriyor. Kullanıcıları adeta Premium aboneliğe geçmeye zorlayan ve reklam sayısında artış gösteren YouTube, reklam engelleyici eklentileri kullanan kullanıcılara video izleme sınırı getirmişti. Bu eklentilerden birini kullanan herhangi bir izleyici, 3 video izledikten sonra hiçbir şekilde video izleyemiyordu. Ancak şimdi bunun da önüne geçen bir eklenti geliştirildi. Chrome mağazasında sunulan \"Ad Speedup\" ismindeki eklenti, YouTube reklamlarını atlamak yerine hızlandırıyor. Reddit'teki bir geliştirici, reklamları atlamak yerine hızlandıran \"Ad Speedup\" eklentisini geliştirdi. Aynı zamanda Microsoft'un Edge tarayıcısı ile uyumlu olan bu eklenti, videoları tam 16 kat hızlandırıyor ve herhangi bir reklam engelleyici eklentisine ihtiyaç duymuyor. Eklenti, videodaki reklamları algılıyor ve normalden 16 kat daha hızlı bir şekilde reklamları oynatıyor. Ancak oynatılan reklamları kapatmıyor ve kullanıcının reklamları manuel bir şekilde kapatması gerekiyor. Bir sonraki sürümün ise bu manuel kapatmaya ihtiyaç duymadan reklamları atlayacağı söyleniyor. Reklamların izlenme süresinin bile içerik üreticilerinin gelirleri üzerinde etkisi bulunuyor. Kanal sahipleri, videolarının izlenme sayısı dışında görüntülenen reklamlar sayesinde gelir elde edebiliyorlar. Reklamları hızlandıran ve direkt videoya geçen bu eklenti, içerik üreticilerinin gelirleri üzerinde bir etki yaratır mı, henüz bilinmiyor. Ancak reklamsız bir video deneyimi için Premium abonelik dışında geliştirilen bu eklenti, alternatif bir seçenek olabilir. YouTube'un ise bu konuda bir adım atıp atmayacağı şimdiden merak konusu oldu."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-senin-icin-yeni-ozellik-h138474.html", "text": "Dünyanın en popüler çevrim içi video ve canlı yayın platformu YouTube'a yeni bir özellik geliyor. 20 Kasım itibarıyla küresel çapta tüm YouTube kullanıcılarına ulaşacak yeni özellik, yepyeni videoların hızlıca keşfedilmesini sağlayacak. Kanallar özelinde çalışacak yeni özellik, YouTube deneyimini iyileştirecek gibi görünüyor. YouTube'un yeni özelliği, kanal yöneticisinin tercihine göre çalışacak. \"Senin için\" adlı bağımsız bir bölüm ortaya koyacak yeni özellik, bir kanala girildiğinde kullanıcıya özel içerik önerilmesini sağlayacak. Diyelim ki Webtekno YouTube kanalına girdiniz. Senin için bölümü, geçmiş aktivitelerinize dayanarak, size bazı tavsiyeler verecek. Bu tavsiyeler videolar, shorts'lar veya canlı yayınlar özelinde olabilecek. Bu sayede kanaldaki tüm videolara tek tek bakmadan ilgi alanınıza en çok giren videolarımızı görebileceksiniz. YouTube'un senin için özelliği, isteğe bağlı olarak çalışacak. Kanal sahipleri istemezse bu özelliği devreye almayabilecekler. Ancak yaptığımız kontrollerde, özelliğin varsayılan olarak aktif hale getirildiğini görüyoruz. İçerik üreticiler, bunu kendilerine göre özelleştirip, takipçilerine göstermeye başlayacaklar."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-sohbet-botu-yeni-ozellik-h138417.html", "text": "ABD merkezli teknoloji devi Google'ın son dönemlerde yapay zekaya odaklandığı büyük bir sır değil. Şirket, hemen hemen her aracına bir şekilde yapay zeka tabanlı özellikler eklemeye başladı ve YouTube da bu durumdan payına düşeni almaya devam ediyor. Gelen son haberler ise YouTube'un yeni bir özelliği test etmeye başladığını gözler önüne serdi. Bu yeni özellik, sahip olduğu yapay zeka desteği ile video hakkında daha detaylı bilgi edinmenizi sağlayacak. Bir sohbet botu olarak karşımıza çıkan özellik, video ile ilgili bilgiler verip, içerik önerilerinde bulunabiliyor. Ayrıca videonun bir özetini de oluşturabiliyor. YouTube'un test aşamasındaki yeni özelliği, video izlediğiniz sayfaya \"Sor\" şeklinde bir seçenek ekleyecek. Bu seçeneğe dokunan kullanıcı, ChatGPT benzeri bir yapay zeka aracı ile karşılaşacak. Bu yapay zeka, video ile ilgili sorulan soruları yanıtlayacak. Ayrıca söz konusu videonun konusu ne ise onunla ilgili benzer videoları da tavsiye edecek. Ayrıca YouTube, bununla birlikte yorumları da konularına göre derleyen yeni bir seçenek sunmaya başlayacak. Hatırlayan okurlarımız vardır; bundan birkaç ay önce sizlerle paylaştığımız bir haberimizde, YouTube'un eğitim içerikleri için deneme sınavları oluşturabileceğinden bahsetmiştik. YouTube'un yapay zeka destekli sohbet botu, bu deneme sınavlarını da kapsıyor. Diyelim ki eğitim odaklı bir video izliyorsunuz. YouTube'un sohbet botunu aktif ettikten sonra sizin için bir test içeriği oluşturmasını isteyebileceksiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-tv-uygulamasi-daha-az-reklam-gosterecek-h139342.html", "text": "Dünyanın en büyük online video izleme platformu YouTube, televizyonlar üzerinden de çok yaygın olarak kullanılıyordu. Google bünyesindeki şirket, bugün tam da bu şekilde YouTube videosu izleyenleri ilgilendirecek bir açıklama yaptı. Destek sayfası üzerinden yapılan duyuruya göre YouTube'un televizyon uygulamasında artık daha az reklam gösterilecek. Bu yeniliği televizyonunda görmüş olabilirsiniz çünkü eylül ayından beri belli kullanıcılarda test ediliyordu. Platform, şimdi herkes için kullanıma sunmaya başladı. Ancak hemen havalara uçmamak gerekiyor. TV uygulamasındaki reklamların sayıları azalsa da süreleri uzayacak. Yani izlediğiniz reklamlar daha uzun süreli olacak ve geçmek için daha fazla beklemeniz gerekecek. Yine de bu değişikliğin, bir şey izlerken sık sık reklam görmekten daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Bu durum, özellikle uzun videolar izlerken sinir bozucu olabiliyordu. Her zamanki gibi sağ alt kısımdan reklamı ne zaman geçebileceğinizi görmek mümkün olacak. Yukarıdaki GIF'ten daha uzun süreli reklamların bir örneğine ulaşabilirsiniz. Bu örneğe baktığımızda reklamın 45 saniyede geçildiğini görüyoruz. YouTube reklamlar konusunda hamlelerini sıklaştırmaya devam ediyor. Daha önceden TV uygulamasına geçilemeyen 30 saniyelik reklamlar getirmişti. Yakın zamanda ise tüm uygulamalarında reklam engelleyicileri kısıtlayan bir özelliği kullanıma sunmuştu."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-video-ve-izlenme-sayisi-h139577.html", "text": "Çeşitli dizileri veya sevdiğimiz filmlerin kesitlerini tekrar açıp izlemek, müzik dinlemek ve kaçırdığımız programların tekrarlarına bir göz atmak için başvurduğumuz YouTube, dünyanın en popüler video paylaşım platformu. Bu platforma her gün birbirinden farklı milyonlarca video yükleniyor. Bu kadar büyük bir platformda ne kadar videonun bulunduğu ve bu videoların ne kadar izlendiği ise büyük merak konusu. Ancak Amerikalı bir blog yazarı olan Ethan Zuckerman, bu merakı gidermek için bir hesaplama yapmış. Bu bağlamda pek çok platform incelenmiş. İstatistik elde etmek için Reddit, PushShift isimli bir API'nin tüm Reddit gönderilerini derlemesine yetki verdi. Ancak bu veriler, bu yılın yaz aylarına kadar elde edilen verilerdi. Buna ek olarak X'te bir günde paylaşılan gönderi sayısı ve kaç görüntülenme aldığı da farklı bir API sayesinde istatistiksel olarak elde edildi. Ancak bu API için belirli bir miktar ücret yatırmak gerekti, bu yüzden bu istatistikler de yarım kaldı. Ancak sonrasında elde edilen bir istatistiğe göre Reddit ve X, YouTube'dan çok daha az kullanılıyor. Her ne kadar bu platformlar her gün aktif olarak kullanılsa da, YouTube bu bağlamda daha büyük bir yer kaplıyor. YouTube'u takip eden platformlar sırasıyla %63 ile TikTok ve ardından %60 ile Snapchat'ten oluşuyor. Elde her ne kadar belirli oranlar olsa da, YouTube'a dair net bir veri elde etmek bayağı zor. Ethan Zuckerman, PushShift'e ulaşarak daha gelişmiş bir API talebinde bulunuyor ve Jason Baumgartner'a ulaşıyor. Kullanılmak istenen API öncesi Jason Baumgartner, bir YouTube video linki alıp linkte bulunan \"watch?v=\" kısmından sonraki hanelere bakmasını istiyor. Video URL'leriyle yapılan kaba bir hesaplamaya göre platformda olası 18,4 kentilyon YouTube videosu mevcut. Videoların URL kısmındaki watch?v= kısmından sonraki haneler, çeşitli harf ve rakamlardan oluşuyor. Bu harfler büyük ve küçük harflere duyarlı değil, aynı zamanda rakamlar da farklı yerlere yazılabiliyor. API, bu yöntemi uygulayarak YouTube'da yaklaşık olarak 18,4 kentilyon video olduğunu hesapladı. Platformda sadece 1 milyar video olduğu düşünüldüğünde, 18,4 milyar denemede bir geçerli bir video linki elde edilebiliyor. Ancak yukarıdaki tabloda, deneme-yanılma yöntemi ile platformda yıllara göre kaç video bulunduğu gösteriliyor. Jason Baumgartner, öncesinde ortalama bir miktar veriyor ve bu miktar, elde edilen verilere göre pek de yanlış değil. İzlenme sayısına gelecek olursak; platformda 10 bin izlenme alan videolar kullanıcılara öneriliyor. Yeni paylaşılan bir video ise ortalama 39 izlenmeye sahip. Bu noktadan sonra rastgele önerilen videoları ele alıp medyan hesaplanması yapılıyor ve tüm istatistikler TubeStats isimli bir internet sitesinde toplanıyor. Ancak platforma yüklenen videoların pek çoğu herkese açık olmadığı için izlenme sayılarında değişiklikler meydana geliyor. YouTube, günden güne büyüyen ve her gün pek çok videonun yüklendiği bir platform. Platform, geçtiğimiz haftalarda videoların izlenme ve beğeni sayılarını eşzamanlı olarak gösteren yeni özelliğini tanıtmıştı. Notmal şartlarda video sayfası yenilenmediği sürece, videonun izlenme ve beğeni sayılarında herhangi bir değişiklik olmuyordu."} {"url": "https://www.webtekno.com/youtube-yorum-duraklatma-ozelligi-h139173.html", "text": "YouTube, hem içerik üreticileri hem de kullanıcıların platformdaki deneyimini daha iyi ve güvenli hale getirmek için yeni özellikler getiriyordu. Uygulamanın birkaç gün önce gerçek zamanlı izleme ve beğeni sayısı gösteren bir değişiklik üzerinde çalıştığını görmüştük. Şimdi ise YouTube'daki içerik üreticilerinin çok işine yarayabilecek bir özellik geldi. YouTuberlar, artık yorumlar üzerinde daha fazla kontrol sahibi olacak. Yorum kontrollerini genişleten ek bir güncellemeyle gelen özellik, \"Duraklat\" isimli bir buton ile yorumların durdurulmasını sağlıyor. Bunun yorumları kapatmadan farklı olduğunu belirtelim. Üretici yorumları durdurduğunda, halihazırda videonun altında yer alan yorumlar kalıyor ancak yeni bir yorum girilemiyor. YouTube, yorum durdurmayı bir süredir test ediyordu, bugün ise herkese sunmaya başladı. Yorumların çok yaygın kullanıldığını ve içerik üreticileri için büyük önem arz ettiğini biliyoruz. Ancak sayılarının fazlalığı, uygunsuz şeyler içermeleri gibi nedenlerden dolayı bazen kontrol edilmeleri zor olabiliyor. Normalde bu kontrolü sağlamak için içerik üreticilerinin yorumları tamamen devre dışı bırakması veya her yorumu tek tek kontrol etmesi gerekiyordu. Durdurma özelliği de bu tarz sorunlara çözüm sunmak için çıkarıldı. Üretici, YouTube dışında bir şey yapmak istediğinde yorumları durdurabilecek. Bu şekilde aklı burada kalmayacak ve gelen uygunsuz yorumların önüne geçebilecek."} {"url": "https://www.webtekno.com/yurt-disi-internet-paketi-esim-io-h139095.html", "text": "İstanbul merkezli teknoloji şirketi Teknasyon, yeni mobil uygulaması \"eSIM io\"yu kullanıcıların beğenisine sundu. iOS ve Android ekosistemlerinde kullanılabilen uygulama, sık sık yurt dışı seyahati gerçekleştiren kullanıcıları memnun edecek gibi görünüyor. Zira bu uygulama, ülkeler arası yolculuklar yapan bireylerin, kendi mobil operatörleri haricinde internet kullanmalarını mümkün kılacak. Teknasyon, geçmişte oldukça popüler bir uygulama olarak bilinen \"Getcontact\"in geliştiricisi. Yani aslında pek çoğumuzun bildiği bir firma. İşte ekibin yaptığı son çalışma da eSIM io'yu ortaya koydu. Kullanıcılar, bu uygulama ile gittikleri ülkelerde, ihtiyaçlarına uygun olan internet paketleri sağlayabilecekler. Oldukça basit bir arayüze sahip olan uygulama, hizmet verdiği ülkeler özelinde paket satın alınmasına imkan tanıyor. Mesela Avustralya'ya gidecekseniz Avustralya için, Belçika'ya gidecekseniz de Belçika için internet paketi satın alabiliyorsunuz. Tabii dileyenler, küresel olarak kullanabilecekleri internet paketleri de satın alabilirler. Ayrıca sadece ülke değil, kaç gün gideceğinize ve günlük internet ihtiyacınıza göre uygun internet paketleri satın alabiliyorsunuz. eSIM io'nun dikkat çeken özelliklerinden bir tanesi de hizmeti dilediğiniz zaman aktifleştirebiliyor olmanız. Bu sayede paketi seyahat öncesinde satın alabilir, uçaktan indiğiniz an aktif hale getirebilirsiniz. Uygulamanın kullanım detaylarını gösterdiğini de belirtelim. eSIM io, mobil operatörlere bir alternatif olarak geliştirildi. Bu uygulama ile paket aşım ücreti gibi standart mobil operatörlerde sıklıkla gördüğümüz ekstralar olmadan, kendiniz için en uygun internet paketini satın alabiliyorsunuz. Üstelik bu hizmetten faydalanırken, en azından bazı ülkelerdeki en iyi kapsama alanına ulaşmış olacaksınız. Böylelikle nerede olursanız olun, internet erişiminiz kesintisiz olacak. eSIM io'nun Android sürümüne buradan, iOS sürümüne buradan ulaşılabilir."} {"url": "https://www.webtekno.com/yurt-disindan-kripto-parayla-gelir-saglayacak-platform-token-deelance-h136368.html", "text": "DeeLance isimli yeni token projesinin amacı da tam olarak bu. Freelance çalışma modeliyle blok zinciri altyapısının esnekliğini bir araya getiren DeeLance; bu sayede diğer freelance platformlara kıyasla daha daha düşük komisyon kesintileri vadediyor. Elbette temelinde bir token projesi olarak yola başladığı için söz konusu platform henüz kullanımda değil ve 2023'ün son çeyreğinde freelancer'lara ve iş verenlerin erişimine açılacak. Şu anda prototip aşamasında olan DeeLance'in iş ve çalışan bulma platformunda, aslında alışık olduğumuz hesap açma, özgeçmiş yükleme, iş alma ve iş ilanı verme süreçleri yer alacak. Rakiplerine kıyasla en önemli farkı, platformun ödeme aracı olarak kendi token'ini DLANCE'i kullanacak olması. Bu sayede hem işverenler hem de freelance çalışanlar DLANCE kripto paralarını dolar cinsine çevirerek gelir elde edebilecekler. DeeLance token satın almak isteyenlerin toplam desteği, kripto para dünyasında yatırımcıların hala yeni fikirlere açık olduğunu gösteriyor. Elbette her token projesinde de olduğu gibi DLANCE'in de riskleri mevcut. Örneğin projeyi geliştiren ekibin anonim olması bunlardan biri. Bu tip projelerde, çoğu zaman projeyi geliştiren ekibin açık olması önemli bir güven unsuru. Elbette bunun yanında kripto paraların volatil piyasa şartlarına sahip olduklarını, bu sebeple DLANCE'in daha büyük bir borsada listelenmeden değer kaybedebileceğini belirtmemiz gerekiyor."} {"url": "https://www.webtekno.com/zara-tepki-ceken-kampanyasindan-dolayi-ozur-diledi-h139221.html", "text": "İspanya merkezli Zara dünyanın en büyük hazır giyim markaları arasında bulunuyor. Firmanın reklam kampanyalarında kullandığı fotoğraflar genel olarak alışılmışın dışında: semt oturuşu yapanlar, selfie çekenler, tam olarak ürünü görmemize engel olan pozlar... Zara'nın son reklamı da benzer bir yaklaşım sergilemeye çalışırken büyük tepki çekti. Zara'nın kampanyası için kullandığı görsellerde yer alan model Kristen McMenamy, kefenlenmiş bir cesede benzeyen bir manken taşıyordu. Diğer görsellerde yıkıntılar, Filistin haritasına benzetilen bir tahta, molozlar, kayalar da dikkat çekiyordu. Pek çok kişi bu görsellerin Filistin'e gönderme olduğunu düşündü ve Zara'ya karşı boykot çağrısı yaptı. Şirketten konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, \"Bir sanatçının stüdyosunda bulunan yarım kalan heykellerin bir dizi görselinin bir parçasını oluşturan görsel, bazı müşterilerimizden olumsuz geri dönüşler aldığından, bu görseli kaldırmaya karar verdik. Niyetimiz kesinlikle bu olmadığından yanlış anlaşılma için özür dileriz.\" ifadelerini kullandı. Çeşitliliğin markanın temel değerleri arasında yer aldığı belirtilen açıklamada Zara'nın, \"Birçok coğrafya ve kültürden gelen, çok çeşitli sosyal, kültürel ifadelere veya inançlara sahip müşterileri ve çalışanları olan küresel bir marka olduğu\" ifade edildi. Şirketin açıklamasında \"Zara'nın hepsine derin bir saygısı bulunur. Hiçbir kasıt bulunmadan oluşan bu yanlış anlamalardan dolayı herkesten özür dileriz. Tüm paydaşlarımızı dinlemeye ve marka olarak gelişmek için sürekli çalışmaya kararlıyız.\" denildi."} {"url": "https://www.webtekno.com/zoom-alternatifi-video-gorusme-uygulamalari-h90883.html", "text": "Özellikle pandemi sonrası hayatımıza iyiden iyiye yerleşen uzaktan çalışma, hibrit çalışma, uzaktan eğitim gibi modeller, video konferans uygulamalarına olan ihtiyacı artırdı. En popüleri Zoom olsa da aslında bu konuda kullanıcılarına farklı özellikleriyle kullanım kolaylığı sunan pek çok uygulama var. Eğer Zoom kullanmak istemiyor ve alternatif uygulamalar arıyorsanız sizin için güzel bir liste derlemeye çalıştık. Aktif olarak video görüşmelerde kullanacağınız 13 mobil uygumalayı bir araya getirdik. Uygulamaların web sitelerine başlıklarına tıklayarak ulaşabilirsiniz. - OCTAPULL - Skype - Cisco Webex - Adobe Connect - Google Hangout Meet - Microsoft Teams - Starleaf - Jitsi Meet - Whereby - Discord - GoToMeeting - join.me - Blue Jeans - Toplantı odaları - Takvim entegrasyonları & Webinar modülü - Uçtan uca şifreleme - Ekran paylaşımı & Beyaz tahta - İnteraktif ve sesli emojiler - Bütçe dostu fiyatlandırma politikası ve esnek abonelik modelleri - Türkçe müşteri desteği İlk sırada genç bir Türk ekip tarafından geliştirilen yerli video görüşme uygulaması OCTAPULL var. OCTAPULL, hem bireysel hem de kurumsal kullanım imkanı sunuyor. Toplantı odaları özelliği sayesinde rutin toplantılar için planlama süreci basitleşiyor, ekran paylaşımı ve beyaz tahta özellikleri sayesinde daha verimli görüşmeler gerçekleştirmek mümkün oluyor. Takvimlerinizle entegre edebileceğiniz, kolayca webinar düzenleyip özelleştirebileceğiniz OCTAPULL, uçtan uca şifreleme ile verilerinizin güvenliğini sağlıyor. Ayrıca dileyen kullanıcılar OCTAPULL'un Türkiye'de bulunan sunucularını tercih edebilirken, seçtikleri farklı bir sunucuda da verilerini saklayabiliyorlar. OCTAPULL'un bütçe dostu planlarına ve detaylarına buradan göz atabilir ya da aşağıdan mobil uygulamaları indirerek ücretsiz versiyonunu kullanmaya başlayabilirsiniz. - Türkçe dil desteği, - Akıllı mesajlaşma, HD kalitesinde sesli ve görüntülü çağrı, - Ekran paylaşımı, - Canlı altyazı ve Ekran kaydı, Microsoft'un video konferans uygulaması sayesinde isterseniz sesli isterseniz de görüntülü çağrılar gerçekleştirebilirsiniz. Ekran paylaşımı özelliği sayesinde ise kolaylıkla konferanslarınız sırasında kullanıcılarla daha etkili bir iletişim kurabilirsiniz. Ayrıca konferanslarınızı sonra da izleyebilmek için görüşmenizi kaydetme imkanı da bulunuyor. Skype'ı kullanıcı dostu arayüzü ve Türkçe dil desteğiyle aşağıdaki indirme bağlantılarını kullanarak indirip kullanmaya başlayabilirsiniz. - Toplantıyı anında metne dönüştürme ve Altyazı oluşturma, - Üst düzey bir güvenlik, - Profesyonel bir kullanım için, - Ücretli kullanım seçenekleri, - Türkçe dil desteği Cisco Webex, küçük ve orta ölçekli işletme müşterileri için öncelikli olarak kullanımının yanında amatör kullanım için de ücretli planlar sunan bir video konferans uygulamasıdır. Skype gibi toplantıda canlı altyazı özelliğiyle kullanıma yardımcı olurken ekran kaydı ile de kullanıcısına kayıtları sonra da inceleme imkanı sunuyor. Bağlantıları kullanarak indirebilirsiniz. - Eğitim içeriği paylaşımı ve Öğrenci takibi, - Ekran paylaşımı, - Beyaz tahta uygulaması, - Türkçe dil desteği Adobe Connect genellikle kurumsal olarak kullanılan ücretli bir video konferans uygulamasıdır. Uygulamayı satın almadan önce 90 gün ücretsiz olarak deneyebilirsiniz. Mobil platformlarda da destek sunan uygulama birçok kurumsal firmalarda eğitim odaklı olarak kullanılmaktadır. Adobe Connect, içerik paylaşımı ve beyaz tahta uygulamasıyla öğrencilere gerçek bir sınıf deneyimi yaşatıyor. Ücret planlarını buradan görüntüleyebilir indirme linklerini aşağıda bulabilirsiniz. - Google servisleriyle entegre bir şekilde çalışıyor, - Ücretli ve ücretsiz kullanılabilir servisler, - Gerçek zamanlı altyazı, - Ekran paylaşımı - Türkçe dil desteği Google'ın video konferans servisi sayesinde tüm google servisleriyle entegre bir şekilde çalışarak kullanıcılara birçok özellik sunuyor. Sunduğu bu özellikler sayesinde de görüşmeler sırasında ihtiyacınız herşeye Google ekosisteminde sahip olabiliyorsunuz. Örneğin Google Docs da yazdığınız bir yazıyı Hangouts Meet kullanarak toplantıdaki katılımcılarla paylaşıp yaptığınız değişiklikleri de Google Drive'a kaydediyorsunuz. Bu da kullanıcılara büyük bir kolaylık sağlıyor. Ücretli ve ücretsiz kullanım imkanlarını da bünyesinde barındıran serviste, rakipleri gibi gerçek zamanlı altyazı desteğine de yer veriliyor. İndirme linklerini kullanarak uygulamaya ulaşabilirsiniz. - Microsoft servisleri entegrasyonu, - Skype Kurumsal, Office 365 gibi Microsoft ürünleri ile birlikte çalışır, - Kurumsal gizlilik, - Türkçe dil desteği Microsoft Teams uygulaması ile ekipler oluşturup, oluşturulan bu ekipler ile aynı anda görüntülü ve sesli görüşmeler yapabilirsiniz. Aynı zamanda dokümanlar ve video, resim vs. gibi içerik paylaşımı gerçekleştirebilirsiniz. Uygulamada Microsoft servisleriyle birlikte bulut depolama desteği de sunuluyor. Microsoft'un kurumsal kullanıcılarına özel olarak oluşturduğu Teams sayesinde kullanıcılar Microsoft'un tüm servislerini de dahil ederek toplantılar gerçekleştirebilirler. Aşağıda yer alan bağlantıları kullanarak uygulamaya erişebilirsiniz. - Topluluk odaları oluşturabilme imkanı, - Video ve sesli görüşme - Mesajlaşma, - Türkçe dil desteği Discord oyuncular için değil mi? dediğinizi duyar gibiyim. Evet Discord günümüzde daha çok oyuncular tarafından tercih edilen bir platform. Ancak rakipleri gibi görüntülü görüşme desteği sunuyor. Ayrıca topluluk odalarında aynı anda çok sayıda kullanıcıyla görüşme imkanı da sağlıyor. Discord'un bir diğer özelliği ise ekran paylaşımı yapabiliyor olması. Tüm bu özellikleri ele aldığımızda ise rakiplerinden aşağı kalır bir yanı olmayan Discord'u ücretsiz bir şekilde indirebilir ve kullanmaya başlayabilirsiniz. - Görüşme kaydı, - Video ve sesli çağrı, - Toplantı ve görüşmeler için donanım desteği Starleaf firması hem amatör hem de profesyonel kullanıcılarına özel çözümler geliştirmiş. İsterseniz yalnızca uygulamasını kullanarak video ve sesli görüşme yapabilir isterseniz de şirketin sizin için sunduğu kamera, dock, mikrofon vs. gibi donanımlarla görüşmenizi profesyonel hale getirebilirsiniz. Kullanıcı sayısı maalesef 20 kişi ile sınırlı. Starleaf sayesinde görüşmeleriniz esnasında görüşme kaydı da yapabilirsiniz. - Açık kaynak kodlu, - Şifreli ve güvenli, - Hesap kurulumu gerektirmez Jitsi Meet Slack, Google Calendar ve Office 365 ile entegre bir şekilde çalışan açık kaynak kodlu bir video konferans uygulamasıdır. Jitsi Meet gizlilik ve güvenlik konusundaki özellikleriyle ön plana çıkıyor. Bilgisayarda kullanmak için herhangi bir kuruluma da ihtiyaç duymuyor. Jitsi Meet'i Android ve iOS cihazlarınızda kullanmak için ise uygulamaya ihtiyaç duyuyorsunuz. Uygulamayı indirmek için aşağıda bulunan linkleri kullanabilirsiniz. - Ekran paylaşımı, - Video kaydı, - Hızlı ve kolay kullanım Whereby selefi video konferans uygulamalarına göre oldukça hızlı. Fakat yalnızca 4 kullanıcı ile video konferans yapabiliyorsunuz. Ekran paylaşımı ve video kaydı gibi özellikleri de bünyesinde barındırıyor. Kullanıcılarına ücretli ve ücretsiz seçenekler sunan Whereby, ücretli paketlerine Pro ve Business adlarını vermiş. Whereby uygulamasını indirmek için linkleri aşağıda paylaştık. - İlk ay ücretsiz, - Gelişmiş yönetici paneli, - Ekran ve çizim paylaşımı, Kullanıcılarına çok sayıda özellik sunan GoToMeeting ile 25 kişiye kadar video görüşmelerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Daha çok profesyonel ve kurumsal bir kullanıma yönelik bir arayüze sahip olan GoToMeeting ile ekran kaydı alabilirsiniz. Uygulama, ekran ve çizim paylaşımı da yapabileceğiniz bir özelliğe de sahip. Uygulamaya erişebileceğiniz linkleri aşağıda paylaştık. - Kolay ve ücretsiz, - Ekran paylaşımı, - 10 kişiye kadar kullanım Join.me kolay ve sorunsuz çalışan bir ekran paylaşım ve video konferans aracı olarak karşımıza çıkıyor. Join.me aracının ücretsiz olan versiyonuyla 10 kişiye kadar ekran görüntüsünü paylaşabilirsiniz. Farklı yerlerdeki kişilerle birlikte aynı görüşmeye katılabilirsiniz. Aracı kullanmak için kendiniz için bir link oluşturabilirsiniz. Bu sayede ekranınızı birçok kişiyle paylaşabilirsiniz. - Kullanıcı dostu arayüz, - Ücretsiz deneme sürümü - HD video ve Dolby Voice Blue Jeans video konferans uygulaması HD görüntü ve Dolby Voice ses desteğine sahip. Bu video konferans aracı ile 150 katılımcıya kadar görüşmeler gerçekleştirebiliyorsunuz. Blue Jeans video konferans uygulaması, kolay kullanım sağlayan bir arayüze sahip. Ücretli ve ücretsiz seçenekleri de kullanıcılarına sunmuş durumda. Uygulamanın linklerini sizlere aşağıda paylaştık. Zoom uygulamasına alternatif olarak sunduğumuz 13 programı listeledik. Listemizdeki programlardan birini seçip verdiğimiz linkleri kullanarak indirerek kullanmaya başlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.webtekno.com/zorunlu-deprem-sigortasi-nda-asgari-prim-tutarlari-artirildi-h139686.html", "text": "Resmi gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan \"Zorunlu Deprem Sigortası tarife ve talimat tebliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tebliği\" ile birlikte Zorunlu Deprem Sigortası asgari prim tutarlarında değişikliğe gidildi. Ayrıca sigorta hesabına esas olan metrekare bedelleri de yükseltildi. Bu değişikliklere ek olarak, sigorta hesabına esas metrekare bedellerinde de değişiklikler yapıldı. Betonarme yapılarda bu bedel 3.016 TL'den 6.000 TL'ye, diğer yapılarda ise 2.080 TL'den 4.000 TL'ye çıkarıldı. Bu tutarlar, 1 Şubat 2024 tarihinden itibaren geçerli olacak. Tebliğe eklenen yeni bir madde ile birlikte sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedellerinin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bir önceki ay açıklanan \"Aylık 2003=100 Temel Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi\" oranında artırılacağı duyuruldu. Açıklanan oranın sıfırın altında olması durumunda ise bu oran 0 olarak alınacak, sigorta bedeli hesabına esas metrekare bedelleri düşmeyecek."}