{"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2018/03/27/kansere-karsi-biyocip", "text": "Prof. Dr. Sadık Esener, elektrokinetik biyoçip teknolojisiyle, kansere karşı yapılan tedaviye vücutta oluşan rezistansın erken dönemde saptanabileceğini söyledi. ABD'nin Oregon kentindeki Knight Kanser Enstitüsü'nün kurucu direktörü Prof. Dr. Sadık Esener, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin Antalya-Belek'te gerçekleştirilen 7. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresinde \"Nano Tıp ve Onkoloji\" başlıklı konferansta sunum yaptı. Konferans öncesi TTOD Basın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Er'le sohbet eden Prof. Dr. Esener, kansere karşı yapılan tedaviye vücudun rezistansını, hastanın kendisinin bile kan testiyle yapabileceği bir aşamaya gelindiğini belirtti. Prof. Dr. Sadık Esener, \"Kanser progresyonunu, nanoteknoloji ile beslenmiş yeni imkanlarla takip edip altta yatan biyolojik değişikliklerin incelenmesi ve anlaşılması, erken tanı için çok önem kazanmaktadır. Progresyondaki en önemli nokta, tedaviye rezistansın oluşmasıdır. Bu yönde geliştirdiğimiz elektrokinetik biyoçip teknolojisiyle, parmaktan alınan kandaki dolaşımdaki tümor serbest DNA'sını ölçerek, rezistansın oluştuğu zamanı çok daha erken dönemde, hasta kendisi test ederek saptayabilecek. Cep telefonu ile doktoruna bilginin aktarılmasi mümkün olacaktır.\" bilgisini paylaştı. TTOD tarafından bu yıl 21-25 Mart tarihlerinde 7.'si düzenlenen Onkoloji Kongresinde bin 150 katılımcı, 295 konuşmacı ve oturum başkanı yer aldı. Kongrede 284 e-poster, 55 sözel bildiri sunuldu. 24 panel, 6 kurs, 4 konferans, 13 uydu sempozyumu ile hemşirelik oturumları yapıldı. Kongrede araştırma ve bildiri ödülleri de sahiplerini buldu. Kongrenin ikinci gününde oturum başkanlığını Prof. Dr. Süheyla Serdengeçti ile Prof. Dr Fikri İçli'nin yaptığı törende, araştırma ödülleri, dördüncü gününde de oturum başkanlığını Prof. Dr. Öhmet Özet ile Prof. Dr. Gökhan Demir'in yaptığı törende bildiriler ödüllendirildi. \"Araştırma\" dalında 36 tıp insanı, \"Bildiri\" dalında da 29 tıp insanı ödüllendirildi. Konferans öncesi TTOD Basın ve Halkla İlişkiler Komisyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Er'le sohbet eden Prof. Dr. Esener, kansere karşı yapılan tedaviye vücudun rezistansını, hastanın kendisinin bile kan testiyle yapabileceği bir aşamaya gelindiğini belirtti. Prof. Dr. Sadık Esener, \"Kanser progresyonunu, nanoteknoloji ile beslenmiş yeni imkanlarla takip edip altta yatan biyolojik değişikliklerin incelenmesi ve anlaşılması, erken tanı için çok önem kazanmaktadır. Progresyondaki en önemli nokta, tedaviye rezistansın oluşmasıdır. Bu yönde geliştirdiğimiz elektrokinetik biyoçip teknolojisiyle, parmaktan alınan kandaki dolaşımdaki tümor serbest DNA'sını ölçerek, rezistansın oluştuğu zamanı çok daha erken dönemde, hasta kendisi test ederek saptayabilecek. Cep telefonu ile doktoruna bilginin aktarılmasi mümkün olacaktır.\" bilgisini paylaştı. TTOD tarafından bu yıl 21-25 Mart tarihlerinde 7.'si düzenlenen Onkoloji Kongresinde bin 150 katılımcı, 295 konuşmacı ve oturum başkanı yer aldı. Kongrede 284 e-poster, 55 sözel bildiri sunuldu. 24 panel, 6 kurs, 4 konferans, 13 uydu sempozyumu ile hemşirelik oturumları yapıldı. Kongrede araştırma ve bildiri ödülleri de sahiplerini buldu. Kongrenin ikinci gününde oturum başkanlığını Prof. Dr. Süheyla Serdengeçti ile Prof. Dr Fikri İçli'nin yaptığı törende, araştırma ödülleri, dördüncü gününde de oturum başkanlığını Prof. Dr. Öhmet Özet ile Prof. Dr. Gökhan Demir'in yaptığı törende bildiriler ödüllendirildi. \"Araştırma\" dalında 36 tıp insanı, \"Bildiri\" dalında da 29 tıp insanı ödüllendirildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2018/05/28/kendimi-iyi-hissetmem-cok-onemli", "text": "Real Madrid'in başarılı ve yakışıklı oyuncusu Raphael Varane, kişisel bakım markası Braun'un yeni yüzü oldu. Madrid'de buluştuğumuz Varane ile kişisel bakım rutinini ve Braun yüzü olmasını konuştuk. Öncelikle Braun benim çok severek kullandığım bir marka. Hatta yeni ürünü 'S3 ProSkin'in hayranı oldum. Firmanın temsil ettiği ve savunduğu değerleri de seviyorum. Marka da beni savunduğum değerler için seçti. Bunun imaj açısından çok mantıklı bir işbirliği olduğunu düşünüyorum. Elbette bir futbolcu olarak aynı zamanda medya figürleriyiz. Her yerde tanınıyoruz. Bunun imajımız için önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak kendimi rahat ve iyi hissetmem de önemli. Bu yüzden S3 ProSkin'i ve şekillendiricilerini bu kadar çok seviyorum. Yetenekli bir futbolcusun elbette ama bir süperstar konumuna yükselmek için ne gerekiyor? Bunun için yetenek yeterli değil. Hem de hiç yeterli değil. Çok çalışmak ve sabırlı olmak gerekiyor. Bence iş, önce kişiliğinizde başlıyor. Büyürken bir yandan da beğenilerinizi ve tercihlerinizi tanımlıyorsunuz. Bence ben çevremde gördüğüm her şeyden ilham alıyorum. Madrid çok özel bir takım çünkü rekabet gücü çok fazla ve her zaman kazanmak için oynuyor. Beklentiler çok yüksek. Taraftarları takımın tarihinden büyük gurur duyuyor ve her zaman bu tarihe yeni bir sayfa eklemek istiyor. Profesyonel kariyerime yön veren en önemli olay UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk şampiyonluğumdu. Motivasyonumu kendimi geliştirmeye devam etmek besliyor. Real Madrid'e de çok genç yaşta katıldım ama heyecanım ve motivasyonum ilk günkü gibi. Elbette insanın kendini iyi hissetmesi ve kendine güvenmesi önemli. Bunun yanında imajın giderek daha fazla öne çıktığı ve önem kazandığı bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorum. Genellikle sabahları yaklaşık 45 dakikada hazırlandığımı söyleyebilirim. Tarz konusunda son zamanlarda Sergio'yu çok beğeniyorum. Evet, Beckham'ın futbolda ve moda ve stil üzerine her şeyde izini bıraktığı doğru. İmaj olarak bir simge haline geldi. Şu anda ise imaj olarak bir ikon olan Cristiano Ronaldo var. Temel malzemeler. Deodorant, kolonya, diş fırçası, jel, diş macunu ve elbette Braun S3 ProSkin. Aynı anda pek çok şeyle ilgilenmek, bir erkeğin günlük rutin işlerin getirdiği zorluklarla başa çıkma kabiliyetinin önemli bir parçası haline geldi. Braun S3 ProSkin bakım rutinini o kadar kolaylaştırıyor ki; erkekler kendileri için önemli olan diğer konulara odaklanabiliyor. Zamanı daha verimli kullanmanız için tasarlanan Braun S3 ProSkin daha hızlı bir tıraş imkanı sunuyor. İleri MicroComb teknolojisi ile tarak benzeri bir aksesuar, sakalları kırpıcının kesici elemanına yönlendirerek toplam tıraş süresini kısaltıyor. Böylece sakalları eşzamanlı olarak kesiyor. Birbirinden bağımsız hareket eden üç kesici eleman ve iki SensoFoilsTM'den oluşan sistemi yüzün tüm hatlarına uyum sağlayarak konforlu bir tıraşı mümkün kılıyor. Tıraş başlığı düz, sezgisel darbelerle çalışıyor bu nedenle de aynı nokta üzerinden iki kez geçmenize gerek kalmıyor. Bu da cilt tahrişini en aza indiriyor. Ekstra büyük hassas kırpıcı ve ergonomik tutuşu hassas bir tıraş için ideal. Sabahları daha verimli olabilmek için Barun S3'ün ıslak ve kuru modelleri özellikle duşta kullanım için tasarlanmış olup, tıraş performansından ödün vermeksizin canlandırıcı bir tıraş deneyimi sağlıyor. Siyah, kırmızı, mavi ve metalik mavi renk seçenekleri mevcut."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2018/08/18/tapteze-bir-ten", "text": "Yoğun güneş ışınları ve sıcak hava derken yaz aylarında vücut temizliğimize daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Ne olsa kimse 'kötü' kokusuyla anılmak istemez. Bunun için; vücut temizliğimize özellikle dikkat etmeliyiz. Temiz olmanın ve fresh kokmanın en büyük eşlikçileri, duş jelleri. Siz de kokusunu en beğendiğiniz bir jel ile yaz günlerinin en bakımlı ve temiz adamlarından biri olabilirsiniz. Yoğun güneş ışınları ve sıcak hava derken yaz aylarında vücut temizliğimize daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor. Ne olsa kimse 'kötü' kokusuyla anılmak istemez. Bunun için; vücut temizliğimize özellikle dikkat etmeliyiz. Temiz olmanın ve fresh kokmanın en büyük eşlikçileri, duş jelleri. Siz de kokusunu en beğendiğiniz bir jel ile yaz günlerinin en bakımlı ve temiz adamlarından biri olabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2018/10/06/gebzede-bir-koku-ussu", "text": "Koku dünyası bir başka! Burnumuza gelen bazı kokular bizi büyülerken bazılarının esanslarının uyumsuzluğu da bir anda mide bulantısına neden olabiliyor. Biz de bu dünyayı daha yakından tanımak için rotamızı MG International Fragrance Company'e çevirdik. Şimdiden belirtelim; bu gerçekten zor ve karmaşık bir dünya! Hikayemize bilimsel konuşarak başlayalım; duygularımız ve koku algısı beynimizin aynı sinir sistemi ağı içinde bulunuyor. Buna da 'limbik sistem' deniyor. Bu sistem de sadece kokuyu işlemekten öte; kızgınlık, korku, sevinç, şevk ve saldırganlık gibi birçok duyguya ev sahipliği yapıyor. Örneğin; bilim insanları hadım edilen erkeklerin limbik sisteminin %30 küçüldüğünü belirtiyor. Örneğin; burnumuzda yaklaşık 20 milyon reseptör alıcısı var. Bunlar dış dünyaya açık olduğu için ayrıcalıklılar. Öyle ki; bazı ilaçların koklanarak etki etmesi aslında tamamen bu nedenleymiş."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2018/12/06/sudan-gelen-saglik-spa", "text": "Kış mevsiminde cildin canlı, parlak ve elastik görünümünü koruyabilmenin yolu, spa merkezlerinde zaman geçirmek. Bu noktada doğru spa merkezi seçimi büyük bir önem taşıyor. Fairmont Quasar İstanbul'da yer alan Willow Stream Spa da bu doğru merkezlerden biri. Eğer tropikal iklime sahip bir bölgede yaşamıyorsanız kış mevsiminin cilt üzerindeki etkileri konusunda az çok bilgiye sahipsinizdir. Maruz kalınan soğuk hava, düşük nem oranı, rüzgar ve artan hava kirliliği; cildin kurumasına, kirlenmesine veyahut ciltte kızarıklıklarla çatlakların oluşmasına yol açabilir. Bu da cildin sağlıksız görünmesine neden olur. Cildi olumsuz etkilerden koruyan bakımlar ise bu noktada önem arz ediyor. Birkaç farklı yöntem olsa da, modern hayatın temposu ve stresinden arınmanızı ve gerek cilt bakımları gerekse masajlar aracılığıyla cildinizin kendini yenilemesini sağlayan spa merkezleri, hem cildinize hem de ruhunuza bakım gerçekleştirmesiyle bir adım öne çıkıyor. Elbette doğru spa merkezi seçimi de büyük önem taşıyor: Uluslararası düzeyde hizmet veren Willow Stream SPA kişisel bakım konusunda öne çıkan merkezlerden biri. İstanbul'un merkezi noktalarından Şişli-Mecidiyeköy'de yer alan Fairmont Quasar İstanbul'da yer alan Willow Stream Spa'ya girdiğinizde ilk dikkatinizi çeken; ortamdaki gevşetici, huzur verici, mistik koku oluyor. Doğanın renklerini Fairmont'un kozmopolit yapısıyla harmanlayan bir ortam sunan merkez, koyu kahverengiden beje ve yeşile uzanan rahatlatıcı renkleriyle sizi şehrin stresinden uzaklaştırıyor. 2.000m2'ye yayılan merkezin girişinde ise sizi bir bekleme salonu selamlıyor. Merkezde sunulan hizmetlere açılan kapıların eşiklerinden adım attığınızda ise bunların bir başlangıç olduğunu hissediyorsunuz. Mesela bu kapılardan birinin ardında yer alan, sizi rahatlatarak duyularınızı uyandırmayı vadeden spa merkezinde, yerel geleneklerden ve şifalı bitkilerden ilham alınarak oluşturulan stres karşıtı, kırışıklık giderici ya da besleyici cilt bakımları ya da masajları deneyimleyebiliyorsunuz. Türk hamamı, sauna ya da buhar odasına girdiğinizde ise sıcağın ritmiyle vücudunuzu gevşeten, kaslarınızın üzerindeki baskıyı azaltan su buharı ya da özel otantik hamam bakımı ve masajlarıyla bir araya gelebiliyorsunuz. Yoga odasında da özel eğitmenlerle birlikte tüm düşüncelerinizden arınıp ruhsal bir rahatlama deneyimi yaşayabiliyorsunuz. Fitness merkezi ve kapalı havuz ise size en yeni fitness ekipmanları ve suyun ritmiyle kaslarınızı çalıştırma imkanı tanıyor. Bu hizmetlerin ardından spa merkezinden ayrıldığınızda artık daha rahat, mutlu ve huzurlu biri olacağınıza kuşku yok. Eğer tropikal iklime sahip bir bölgede yaşamıyorsanız kış mevsiminin cilt üzerindeki etkileri konusunda az çok bilgiye sahipsinizdir. Maruz kalınan soğuk hava, düşük nem oranı, rüzgar ve artan hava kirliliği; cildin kurumasına, kirlenmesine veyahut ciltte kızarıklıklarla çatlakların oluşmasına yol açabilir. Bu da cildin sağlıksız görünmesine neden olur. Cildi olumsuz etkilerden koruyan bakımlar ise bu noktada önem arz ediyor. Birkaç farklı yöntem olsa da, modern hayatın temposu ve stresinden arınmanızı ve gerek cilt bakımları gerekse masajlar aracılığıyla cildinizin kendini yenilemesini sağlayan spa merkezleri, hem cildinize hem de ruhunuza bakım gerçekleştirmesiyle bir adım öne çıkıyor. Elbette doğru spa merkezi seçimi de büyük önem taşıyor: Uluslararası düzeyde hizmet veren Willow Stream SPA kişisel bakım konusunda öne çıkan merkezlerden biri. İstanbul'un merkezi noktalarından Şişli-Mecidiyeköy'de yer alan Fairmont Quasar İstanbul'da yer alan Willow Stream Spa'ya girdiğinizde ilk dikkatinizi çeken; ortamdaki gevşetici, huzur verici, mistik koku oluyor. Doğanın renklerini Fairmont'un kozmopolit yapısıyla harmanlayan bir ortam sunan merkez, koyu kahverengiden beje ve yeşile uzanan rahatlatıcı renkleriyle sizi şehrin stresinden uzaklaştırıyor. 2.000m2'ye yayılan merkezin girişinde ise sizi bir bekleme salonu selamlıyor. Merkezde sunulan hizmetlere açılan kapıların eşiklerinden adım attığınızda ise bunların bir başlangıç olduğunu hissediyorsunuz. Mesela bu kapılardan birinin ardında yer alan, sizi rahatlatarak duyularınızı uyandırmayı vadeden spa merkezinde, yerel geleneklerden ve şifalı bitkilerden ilham alınarak oluşturulan stres karşıtı, kırışıklık giderici ya da besleyici cilt bakımları ya da masajları deneyimleyebiliyorsunuz. Türk hamamı, sauna ya da buhar odasına girdiğinizde ise sıcağın ritmiyle vücudunuzu gevşeten, kaslarınızın üzerindeki baskıyı azaltan su buharı ya da özel otantik hamam bakımı ve masajlarıyla bir araya gelebiliyorsunuz. Yoga odasında da özel eğitmenlerle birlikte tüm düşüncelerinizden arınıp ruhsal bir rahatlama deneyimi yaşayabiliyorsunuz. Fitness merkezi ve kapalı havuz ise size en yeni fitness ekipmanları ve suyun ritmiyle kaslarınızı çalıştırma imkanı tanıyor. Bu hizmetlerin ardından spa merkezinden ayrıldığınızda artık daha rahat, mutlu ve huzurlu biri olacağınıza kuşku yok."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2019/01/11/gripten-korunmak-icin-5-oneri", "text": "Kış aylarının kabusu gripten korunmak aslında çok da zor değil. Kendinizce alacağınız ufak görünen önlemlerle grip hastalığına yakalanmadan kışı geçirebilirsiniz. Hastalıkların başrol oyuncuları arasında kesinlikle hijyen yer alıyor. Sık sık el yıkamayı alışkanlık haline getirmek şart. Gün içinde dokunduğumuz pek çok şey büyük mikroplar taşıyor. Farkında olmadan ellerinizi yüzünüze sürmeniz ya da bir şeylere dokunup yemeniz vücudunuzu savunmasız bırakıyor. Ayrıca hasta olan kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Vücudunuzun bağışıklık sistemi ne kadar iyi olursa hastalıklara karşı direnci de o kadar kuvvetli oluyor. Sağlıklı beslenmek oldukça önemlidir. Buharda pişmiş sebzeler mutlaka öğünleriniz arasında yer almalı. Yeşillik ve sebzeler de önemli yer tutar. Yoğurt, kefir gibi probiyotik bakımından zengin besinler tüketmeye özen gösterin. Su tüketimi de aksatılmamalıdır. Sürekli kapalı yerde kalmak hastalıklara davetiye çıkarır. Özellikle ofis ortamlarındaki kalabalıktan ara sıra uzaklaşılması gerekir. Sık sık ofis ortamı havalandırmalı ve temiz havanın içeriye nüfus etmesi sağlanmalıdır. Eğer mümkünse dışarı çıkarak mola hakkınızı kullanabilir ve açık havayı ciğerlerinize çekebilirsiniz. İnsanın bağışıklık sistemi için olmazsa olmazlardan biri de uykudur. Yeterli miktarda uyku alınmazsa hastalıklar da peşinden gelecektir. Uyku kalitenizi arttıracak hayat şartlarına önem vermeli ve tam terci etki yapanlardan kaçınılmalıdır. Uykusuz kalan bünyelerin bağışıklık sistemi düşerek dışarıdaki tehlikelere açık hale gelir. Mümkün olduğunca ilaç yerine yiyecek ve içeceklerden vitaminler alınmalıdır. Taze sıkılmış portakal, greyfurt, nar suyu gibi içecekler oldukça faydalıdır. C vitamini bakımından zengin olan meyve ve sebzeler düzenli miktarda tüketildiğinde bağışıklık da artar. Burada önemli olan bir nokta da besinlerin iyice yıkanarak tüketilmesi gerektiğidir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2019/01/16/yeni-yilda-cilt-temizleme-rutini", "text": "FOREO uzmanları yeni yılda sağlıkla ışıldayan bir cilt için değiştirmeniz gereken rutinleri sıraladı. Hala cilt tipi analizinizi yapmadıysanız 2019'da bakım konusundaki önceliğiniz cilt tipinizin farkına varmak olmalıdır. Doğru cilt bakımında en önemli kriter sahip olunan cilt tipinin belirlenmesi. Siz cildinizin neye ihtiyacı olduğunu bilirseniz uygulayacağınız bakım rutini öncesi işiniz çok kolaylaşmış olur. Her sabah yüzünüzü yıkadıktan sonra ve yatmadan önce mutlaka aynaya bakın. Böylelikle cildinizin neye ihtiyacı olduğunu daha iyi fark edersiniz. 2019'da cildinizi nemlendirmeden uyumamak cildiniz için alacağınız en önemli kararlardan biri olabilir. Gün içinde cildinizin maruz kaldığı havadaki toz ve kir gözeneklerinizi tıkayarak cildinizin nefes almasını önler ve cilt gençliğini zamanla kaybeder. Uyanınca da cildinizi ve kendinizi yenilemek için mutlaka cildinizi temizlemeyi ihmal etmeyin. 2019 yılında cilt bakımı rutininiz için LUNA 2 for MEN, günlük cilt temizliği yapmanın yanı sıra cildinize canlı görünümünü geri veriyor. Gittiğiniz her yerde yanınızdan ayıramayacağınız LUNA 2 for MEN'i sabah ve akşam sadece 2 dakika cilde uygulayarak temiz ve canlı bir cilde ulaşmak mümkün. Cilt tipinize uygun bir nemlendirici sürmeden dışarı çıkmamaya özen gösterin, Minik dokunuşlarla cildinize masaj yapın, Güneşe çıkarken mutlaka güneş koruyucu bir krem kullanın, Cildin ihtiyacı olan kolejini besinlerden sağlayabileceğinizi unutmayın, Uykusuzluk cildinizi yoracaktır. Bir uyku düzeni takvimi oluşturun."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2019/04/29/kurallari-tersine-cevir-gentleman-givenchy", "text": "A Eau Toilette ve Eau de Parfum'den sonra, kokunun bu yeni yorumu Givenchy erkeğinin asi ruhunu, doğal başkaldıran tavrını ve küstahlığını ortaya koyuyor. Gentleman Givenchy, yüksek miktarda turunçgil notaları içeren bergamot, limon ve petitgrain formülü ile umursamaz ve keskin bir enerji veriyor. O, karşılaştığı herkesin onun peşinden gittiğine emin, arkasında canlandırıcı bir özgürlüğün izini bırakıyor. Kokunun diğer temel bileşenlerinden biberiye, açılış notalarının canlılığını arttırıyor ve asla modası geçmeyen iris çiçeği pudralı notası ile hafif ve cesur hissettiriyor. Yeni Cologne kampanyası dört mozaik görselden oluşuyor. Yetenekli aktör Aaoron Taylor-Johnson ile gerçekleşen çekimler Givenchy erkeğinin kişiliğini yansıtıyor. Dört görselin her biri farklı bir Gentleman Givenchy parfümünü sembolize ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2021/07/08/adam-driver-burberrynin-en-yeni-kokusunun-yuzu-oldu", "text": "Adam Driver, Burberry'nin en yeni erkek parfümünün yüzü olarak tanıtıldı. Cannes Film Festivali'nin açılış filmi Annette'in başrol oyuncusu Adam Driver, Burberry'nin kreatif direktörü Riccardo Tisci tarafından yaratılacak ilk koku için kampanyaya öncülük edeceğini doğruladı. Adam yaptığı açıklamada, \"Bu kampanyada Burberry ile ve markanın ilk kokusunu temsil eden Riccardo Tisci ile çalışmaktan çok mutluyum\" dedi. Henüz açıklanmayan ve Ağustos ayından itibaren piyasaya sürülecek olan koku, Riccardo Tisci'nin İngiliz markasındaki görevi sırasında yaratılan ilk koku. Givenchy'de 12 yıllık saltanatının ardından 2018'de Burberry'ye katılmasından bu yana Tisci, gabardin dış giyimi, keskin bir şekilde dikilmiş takım elbise ve monogramını yeniden tasarlayarak, 165 yıllık köklü moda markasına damgasını vurdu. Tisci, FKA Twigs, Kendall Jenner ve bir buçuk asırlık markaya 2021'de taze bir ilgi patlaması yaşatan Marcus Rashford da dahil olmak üzere, Driver'ın katılacağı kampanyalarına öncülük etmek için bir dizi genç yetenekten yararlandı. Bu büyük duyuru doğrultusunda Driver , Cannes Film Festivali'nde yeni filmi Annette'in galasında Burberry'yi giydi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2021/11/11/richard-madden-calvin-klein-defy-kokusunun-yuzu-oldu", "text": "Richard Madden'ı Game of Thrones ve Cinderella'da gördünüz ve son rolü onu Eternals'da Ikaris olarak Marvel çoklu evrenine götürüyor. Ancak İskoç oyuncu aynı zamanda Calvin Klein'ın yeni kokusu Defy'nin de yüzü. Madden, koku hakkında \"Bu koku sanırım bir güven duygusu uyandırıyor. Sıcak, yine de taze ve cana yakın. Olmak istediğim her şey, gerçekten Defy kokuyor.\" diyor. Kokuyu bu kadar çok sevmemin ve Calvin Klein ile bu yolculuğun bir parçası olmayı sevmemin nedeni, güzel bir kokunun getirebileceği özgüven artışı. Bunu teşvik eden her şeye varım\" diye ekliyor. Defy'nin kokusu, elbette markanın ikonik kot pantolonlarına bir selam olan \"kot mavisi\" ile renklendirilmiş şık bir cam şişede yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/01/12/prada-luna-rossa-oceani-jake-gyllenhaal-ile-tanitti", "text": "Prada, teknoloji ile insan gücünü harmanlayan yeni kokusu Luna Rossa OCEAN'ı parfüm tutkunlarının beğenisine sunuyor. Prada; dünya çapında piyasaya sürülen yeni erkek parfümünü, Akademi Ödülü'ne aday gösterilen aktör ve yapımcı Jake Gyllenhaal'ın yer aldığı reklam filmi ile tanıttı. Johan Renck'in yönettiği ve Gyllenhaal'ın başrolü üstlendiği reklam filmi, Prada Luna Rossa OCEAN'ın canlılığını ve coşkusunu yansıtıyor. Prada yeni erkek kokusu ile gücün, duyguların ve cesaretin sınırlarını kaldırıyor. Prada'nın yeni erkek parfümü Luna Rossa OCEAN, teknoloji sayesinde gelişen insanlığın zaferini kutluyor. Güç ile erkeklik, zarafet ile çekicilik ve gelişmişlik ile öz farkındalık arasında bir denge kuran yeni Luna Rossa OCEAN, Prada'nın maceracılığını bünyesinde barındırıyor. Prada yeni erkek parfümü Luna Rossa OCEAN'ı, Johan Renck'in yönettiği ve Akademi Ödülü'ne aday gösterilen aktör ve yapımcı Jake Gyllenhaal'ın yer aldığı yeni reklam filmi ile tanıttı. Filmde; teknoloji ile aşılan sınırlar, olasılıkların ötesinde hayaller ve yeni ufuklar baştan yorumlanıyor. Jake Gyllenhaal'ın en coşkulu haliyle bir kaşifi canlandırdığı film, Luna Rossa OCEAN'ın dinamizmini ve canlılığını yakalıyor. Yönetmenliğini David Bowie, Beyonce ve Madonna gibi sanatçıların müzik videolarını yöneten, bunun yanı sıra dizi yönetmenliğiyle de ödüllere layık görülen Johan Renck'in üstlendiği Prada Luna Rossa OCEAN'ın reklam filmi, macera ruhunu ve okyanusun mükemmelliğini lüks bir şekilde yansıtıyor. Son teknolojinin şaheseri Luna Rossa teknesinin yelkenleri altında yer alan Gyllenhaal, fiziksel ve entelektüel gücü birleştiren ve sınırlarının ötesine geçen; ruhani, parlayan, kırmızı bir aya doğru ilerleyen modern maceracıyı temsil ediyor. Prada Beauty Uluslararası Genel Müdürü Yann Andrea yeni kokuyla ilgili, \"Prada Luna Rossa OCEAN, erkekler için modern kokuyu sofistike ancak yenilikçi bir yaklaşımla buluşturuyor. Kampanya yüzü Jake Gyllenhaal ile fiziksel ve entelektüel gücün bir kombinasyonunu yaratıyor. Onun eşsiz oyunculuğu, duyguların sınırlarını zorlarken hikaye anlatımında yeni ve cesur ufuklara odaklanıyor. Teknoloji ve insan gücünün birleşiminden ilham alan bu yeni kokunun lansmanı için heyecanlıyız\" şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/02/01/sinirlari-as-paco-rabanne-phantom", "text": "Bizi her detayıyla iyi hissettiren bir ütopyaya davet eden Paco Rabanne Phantom'un dünyasında sıradanlığa yer yok. değerlerle birleştiriyor. Sadece moda değil, çarpıcı koku koleksiyonuyla parfümeri dünyasında çığır açan markanın 1969'da çıkardığı ilk kadın parfümü Calandre, ilhamını havalı otomobillerden alıyordu. 1973 yılında çıkan Paco Rabanne Pour Homme, aromatik eğreltiotu esansıyla erkek parfümlerine hakim olacak koku ailesine öncülük etti. Böylece, ikonik ve eğlenceli bir görsel ve kokusal imza oluşturmanın ilk adımları atılmış oldu. birleşiminden doğan Phantom, kremsi lavanta notalarıyla enerji veren limon ve odunsu vanilyayı birleştiren fütüristik bir koku. Fakat hepsi bu değil. Ödüllü yönetmen Antoine Bardou Jacquet tarafından Phantom için çekilen yeni kampanya ile marka bir adım öteye gitti; yetenekli isimler, bir parfümle şimdiye dek anlatılan en iyi hissettiren hikayeyi yaratmak için Paco Rabanne tarafından bir araya getirildi. Ve ortaya Paco Galaksi çıktı. Popüler kültür ve bilim kurgu klasiklerinden ilham alan kampanyada; Palm Springs'in zarif modernist mimarisini yansıtan, doğaüstü bir ışıkla yıkanan bir evde, duyusal varlıkların dans ettiği, flört ettiği şık, heyecan verici bir parti gerçekleşiyor. Vizyoner makyaj sanatçısı Isamaya French tarafından tasarlanan Paco Galaksi hem güzelliğin hem de hayal dünyasının sınırlarını zorluyor. Phantom, güzel kokan bir parfüm olmanın çok ötesine geçiyor. Fransa'nın parfümeri başkenti Grasse'ın etkileyici karışımları ve lüks işçiliği, son teknoloji ekstraksiyon teknikleriyle birleşiyor. Paco Rabanne, yaratım sürecinde gezegeni korumak adına birinci sınıf doğal malzemeler tedarik etmeye özen göstermiş. Parfümün yıldız notalarından paçuli Endonezya'dan temin edilerek, Grasse'da yeniden damıtılmış. Haiti'den gelen vetiver ise etik kaynaklı, çevre dostu, sosyal açıdan sorumlu içerikler için küresel bir standart olan \"ömür boyu\" sertifikasına sahip. Lavanta da Grasse'da markaya özel olarak hazırlanıyor ve burada doğan, 21. yüzyılda yeniden başlatılan bir özütleme tekniğini harmanlıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/02/02/gamze-keceli-ioma-parisin-marka-yuzu-oldu", "text": "Dünyaca ünlü cilt bakım markası IOMA Paris'in marka yüzü ünlü oyuncu Gamze Keçeli oldu. Unilever'in 8 yıllık Ar-ge çalışmasının ardından ortaya çıkan kişiselleştirilmiş cilt bakımının 1 numarası şimdi Türkiye'de. Markanın fotoğraf çekimlerine ünlü fotoğraf sanatçısı Tamer Yılmaz imza attı. Çok özel karelere imza atılan çekim gününe Gamze Keçeli'nin güzelliği ve cildinin ışıltısı damga vurdu. Türkiye ve dünya pazarında 'Parmak İziniz Gibi Cilt Bakım Kreminiz De Farklı Olsun' diye giriş yapan cilt bakım markası IOMA Paris sayesinde kişiye özel cilt bakımı artık teknoloji ile hayallerinizin çok ötesinde bir seviyede birleşiyor. Seçkin eczanelerde bulunan cilt analiz robotları ile cildinizin analizini yaparak, cildinizin ihtiyacına yönelik formülü tespit edip size özel laboratuvarında anında gözlerinizin önünde cilt bakım kreminiz üretilebiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/04/14/tiras-rutinini-tamamlayan-kusursuz-bakim", "text": "The Merchant of Venice'in erkeklere özel NOBIL HOMO GROOMING LINE serisinde yer alan tıraş sonrası cilt bakımı ürünleri Beymen'in seçkin mağazalarında satışa sunuldu. \"NOBIL HOMO GROOMING LINE\" serisiyle kusursuz tıraş, iki üründen oluşan günlük cilt bakımı ile tamamlanıyor. Tıraş rutinin son aşaması olan cilt bakımı ANTI-AGING DAY CREAM ile başlıyor. Kıvamı hafif gündüz kremi olarak formüle edilen ürün, yaşlanma belirtilerinin minimize olmasına; cildin nemlenmesine ve cilt bariyerinin güçlenmesine yardımcı oluyor. Ürün aynı zamanda SPF 15 güneş filtresinin eklenmesi ile cildi güneş ışınlarına karşı da koruyor. Cilt bakımı, derin kirlerin nazikçe temizlenmesine yardımcı olan CLEANSING CREAM ile tamamlanıyor. Tüm cilt tipleri için uygun olan Temizleme Kremi masaj yapılarak durulanıyor. Ürün, içeriğindeki yatıştırıcı ve nemlendirici bileşenler sayesinde cildin hoş bir rahatlık ve yumuşaklık kazanmasına yardımcı oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/04/25/alloblast-fibroblast-uygulamasi-ile-dogal-genclesmek", "text": "Antiagingte yeni bir tedavi olan Alloblast uygulaması, estetikte tercihi doğal gençleşmek olanlar için gelecek vaadeden bir yenilik gibi görünüyor. Antiagingte yeni bir tedavi olan Alloblast uygulaması, estetikte tercihi doğal gençleşmek olanlar için gelecek vaadeden bir yenilik gibi görünüyor. Alloblast fibroblast hücre tedavisi uygulamasının detaylarını Medikal Estetik Hekimi Dr.Mehtap Altınöz'e soruyoruz. Medikal estetikte, kişinin özgün ve doğal halini koruyarak cildi gençleştiren yöntemler , son yıllarda bilim dünyasının üzerinde en çok çalıştığı konulardan biri. Covid-19 aşıları ile birlikte artık biyoteknoloji çağının içinde olduğumuz şu günlerde ; yeni anti-aging teknolojilerin gelişmesi bizi heyecanlandırıyor. Allojenik, yeni doğan fibroblastlarıyla gençleşme teknolojisi olan, Sağlık Bakanlığı ve FDA onayları alınmış Alloblast Uygulaması da bunlardan biri. Önümüzdeki günlerde bu uygulama estetik dünyasında çok tercih edilecek ve uygulanacak gibi görünüyor. Alloblast, yenidoğan bebeklerin sünnet derisinden alınan fibroblastların kullanıldığı bir tedavidir. Yenidoğanın sünnet derisi olduğu için; ailelerin onayı alınarak, bu dokudan özel tekniklerle yüksek teknoloji içeren bir GMP laboratuvarında yüzde yüz fibroblast hücreleri üretilir. Hazırlanan bu genç hücreler cildin içine mezoterapi tekniği ile yüz, göz altı, boyun, dekolte bölgeleri ve el üstlerine uygulanır. Aynı zamanda lekeli ciltlere ve yara izlerine de uygulanabilen bir yöntemdir. Yeni doğan belirli donör kriterlerine sahip bebeklerden belirli bir evreye kadar alınan alloblastlar hiçbir yan etki oluşturmaz. Çünkü henüz tam olarak kimlik kazanmamış olurlar. Bu nedenle herkeste kullanılabilirler. Allojenik Fibroblast Uygulaması, dünyada FDA ve Avrupa İlaç Ajansı tarafından onay almış hücresel ürünlerdir. Ülkemizde Alloblast'ı üretebilen şu anda tek bir GMP laboratuvarı var. O da bu ürünleri pek çok teste tabi tutarak, kalite kontrol süreçlerinden geçirerek uygunluk vermektedir. Cilde uygulanan bu yeni yöntemin güvenliğini de, yapılan bu testler göstermektedir. Ülkemizde sünnet derisi atılmakta ya da bazı batıl inançlar doğrultusunda saklanmaktadır. Bu süreçte, en başta da bahsettiğim gibi belirli kriterleri sağlayabilen bebeklerin ailesinden onay almak şartıyla, bu deri numunesi GMP laboratuvarında işlenmek üzere teslim alınabilmektedir.Dünyada FDA ile Avrupa İlaç Ajansı, Türkiye 'de T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen ve yetkilendirilmiş bir GMP laboratuvarı bu işlemi yapmaya yetkilidir. Yenidoğan sünnet derisinden elde edilen fibroblastlar erken safhada henüz kimlik kazanmamış, sağlıklı ve genç hücreler olduğu için herkeste güvenle uygulanabilirler. Ayrıca bu hücrelerde yetkilendirilmiş özel kök hücre laboratuvarları tarafından birtakım testler yapılarak, bu işlemin ve alınan materyalin güvenliği doğrulanmaktadır. Bu uygulamanın ciltteki iyileştirici etkilerine gelelim. Alloblast uygulaması ;sağlıklı, genç ve dış etkenlere ve metabolik etkilere karşı dirençli, cildi onarmaya ve yenilemeye hedefli, saf yenidoğan fibroblast hücreleri ile yapılmaktadır. Bu hücreler; kolajen ve elastin gibi cildin gençliğini sağlayan temel yapı taşlarını, 40 yaşındaki bir kişinin kendi fibroblastlarına nazaran, yaklaşık dört kat daha fazla oranda üretebilmektedir. Allojenik fibroblastların cildimizi onarması ve yenilemesi yaklaşık dört yıl devam etmektedir. Uygulama sonrası cildimizde çok sayıda Alloblast hücresi yenileme ve canlanma sağlamaktadır. 4 yıl boyunca yaşlanma süreci devam eden bir ciltte, yüksek yoğunluklu bir kolajen aktivitesi olacağını düşünmek bile heyecan veriyor. Son olarak bu uygulamada bahsedilmesi gereken en önemli bir başka noktaya değinelim \"Sizi 10 yaş gençleştirir\" gibi çok iddialı, popülist ve gerçekle bağdaşmayan söylemler kullanmak yerine, Alloblast uygulaması \"Yüzdeki doğal ifadeyi bozmadan yaşlanma sürecini yavaşlatacak, cildi doğal yollardan gençleştirecek ve ciltteki hasarları iyileştirecek, uzun etkili yaşlanma karşıtı bir tedavidir demek, çok daha etik ve gerçekçi bir değerlendirme olacaktır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/06/20/reg-jean-page-armani-codeun-yuzu-oldu", "text": "İngiliz aktör Rege-Jean Page, ağustos ayında çıkacak olan Armani Code için yapılan kampanyada rol alıyor. 18 yıl önce lansmanı yapılan erkek parfüm markası PARİS Armani Code, Rege-Jean Page ile yeni bir yüze kavuşuyor. Yeni bir görünüm ve yeni bir parfüm. İngiliz oyuncu, yönetmenliğini Manu Cossu'nun, çekimlerini Damon Baker'ın üstlendiği, eylül ayında gösterime giren kampanyada yer alacak. Giorgio Armani, \"Rege-Jean Page, gösterişli veya gösterişli olmayan nazik, derin bir erkekliğin nüanslarını yorumluyor ve araştırıyor. Zaman içinde bu anın kültürel zenginliğini ve canlılığını otantik ve kendiliğinden temsil ediyor.\" dedi. Aralık 2020'de Netflix dizisi \"Bridgerton\"ın ilk sezonunda Hastings Dükü rolüyle çıkış yapan Page, her şeyin geriye gittiği Armani Code reklamında başrolde. İnsanlar yanlış yöne yürürler, saat ibreleri saat yönünün tersine döner ve basketbolcular ters yönde hareket eder. Yine de Page, bir kadınla karşılaşana kadar yürüyerek, sonra sokaklarda koşarak ilerliyor. Dikkatle birbirlerine bakarlar, Armani Code Parfum şişesine bir bakış gelir, sonra dünya yeniden doğru yola girer. Kampanya, Page'in şimdiye kadar ziyaret ettiği en güzel yerlerden biri olan Arjantin, Buenos Aires'te çekildi ve A$AP Rocky'nin \"A$AP Forever ft. Moby\" film müziğine ayarlandı. Page, üç gün boyunca aralıksız koşturdu. Markanın lisans sahibi L'Oreal'in Giorgio Armani kokuları ve güzelliğinin global başkanı Veronique Gautier'e göre, Armani Code bir yenilemeden daha fazlasını yaşıyor. \"Bu tamamen yeni bir hikaye. Zamanın ruh halini sentezleyen, geleceğe projeksiyon yapan tasarımcının DNA'sının bir parçası. Bu yüzden kodları yeniden yazmak istiyoruz.\" dedi. Bu, Givaudan parfümeri Antoine Maisondieu'nun orijinal olarak yarattığı Armani Code'un özelliklerini yansıtıyor. Parfüm için orijinal Armani Code'un odunsu, aromatik imzasını iris notaları ile karıştırdı. Armani Code eau de parfum ve eau de toilette, nihayetinde parfümle aynı şişede olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/06/24/essiz-bir-koku-invictus-platinum", "text": "Paco Rabanne 2013'te efsanevi bir bomba bıraktı: Invictus. Zafer kazanmış bir erkeğin müdanasız yorumu. Tüm dünyada tanınan güçlü bir koku. Zaman geçtikçe yıllar bizi değiştirdi ama her daim yolun ilerisine bakan Paco Rabanne, bir kez daha efsanevi bir kokuyla dönerek gelişmeye, büyümeye ve öğrenmeye devam ediyor. Invictus'un nesiller arası bir devrimin ortasında neyi temsil ettiğini sorguluyor. Şehir hayatını merkezinde tutarak, ideal erkek kalıbını da yeniden ele alıyor. Güç ve güzellik kavramlarından ilham alan efsanevi koku, yeni nesil için yeniden tasarlandı. Kısacası şimdiki dönem için yeniden yorumlandı. Sonsuza dek Invictus'u şekillendirecek olan spor teması yenilenen kokuda da devam ediyor. Bu temadaki Paco Rabanne'ı o zamanlar harekete geçiren noktalar olan; cesaret, güven ve tutum bugün erkek sporcuların değerlerini oluşturuyor. Koku, Paco Rabanne'nin temsil ettiği her şeyi şekillendirmeye devam ederken bunu günümüzün arzusuyla da örtüştürerek yapıyor; çağdaş, kapsayıcı ve hatta insanların kalplerine daha yakın olarak. En muhalif ruhları temsil ediyor ve böylece Rabanne'nin en renkli yönlerini ifade edebiliyor. Budur. Bu, her şeyi değiştirdiğimiz an. Invictus 2022 geliyor. Yeniden tasarlandı ve yorumlandı, önümüzdeki on yıl ve ötesi için kökten yenilenmiş bir koku. Bu yeni bölümü daha da heyecan verici hale getiren ise tamamen yenilenen kadrosu. Paco Rabanne, ruh halini dünyaya göstermek adına daha da cesur olarak güncellenen yeni filmini tanıtıyor. Paco Rabanne, yönetmen Airton Carmignani ve Tino'yla beraber, efsane isimleri, tamamen yenilenmiş bir görsel dille yeniden tanımlıyor. Paco Rabanne'nın yeni yüzü Jalen Green'in yanı sıra daha geniş bir sporcu kadrosu bulunan film, geçmişin büyük spor efsaneleriyle birlikte malum bağların izini sürüyor. 1936'da Berlin'de dört Olimpiyat madalyası kazanarak tüm dünyayı kendine hayran bırakan Afro-Amerikalı atlet Jesse Owens gibi günümüzün genç efsanelerine her daim ilham veren efsanevi Olimpiyat şampiyonları ve henüz 18 yaşındayken 1977 Wimbledon yarı finaline çıkarak yıldızını parlatan John McEnroe. Tino, şampiyon isimlerden aşina olduğumuz kahramanlık ve mücadele hikayelerine ışık tutuyor böylece meydan okuyanların mucizelerini yeniden gözler önüne seriyor. Sürükleyici film, Vo Williams'ın kendine güvenen, güçlü parçası Greatness ile birlikte sunuluyor. İmkansız gibi görünen bir rüyayı zafere götürenlerden ilham alan, canlı bir vizyona sahip, güçlü bir rap hikayesi. Vo'nun efsanevi şarkı sözleri, Invictus'un simgelediği her şeyi ifade ediyor. Vo, yeni ortaya çıkan Epic Hip Hop türünün öncüsü olan LA merkezli bir rap şarkıcısı, söz yazarı, besteci ve performans sanatçısı. Film içinde hip hop için bir devrimin ön saflarında yer alan Vo'nun tutkusu, canlı harmoni özelliği olan, kalıcı ve güçlü bir müzik yaratmak. Bundan daha fazla Paco Rabanne olamaz. #IAmInvictus; tutkuyla her gün kazanmayı seçen ve her daim motive olanlar için. Öğrendiklerini yeniden öğrenenler, yeniden ayağa kalkmak için düşenler her zaman daha güçlüdür. Her kimseniz; Invictus sloganını benimseyin ve kendinizi zaferin büyüsüne kaptırın. Zaferin tanımı değişti. Sporda sınırlarını aşma isteği, fethetme ve başarma iradesine sahip olanların evrensel dilini konuşmak anlamına geliyor. #IAmInvictus, tek bir hareketle bireylerin kişiliklerini güçlendiriyor. Invictus. Bir koku, bir beyan, bir sen değerlisin mesajı. Invictus'u yeniden hayal etmek, onun ne anlama geldiğini yeniden düşünmek anlamına geliyor. Ama köklerinden çok uzaklaşmadan. Sonuç olarak, Invictus kazanmayı asla bırakmayanlar için. Bunu söylemek kolay ama yakından baktığınızda kazanmak kolay değil. Bu sürekli bir mücadele gerektiriyor, hepimizin başarılardan gurur duyuyoruz ama keşke daha az yorucu olsaydı da diyoruz. Düşer tekrar ayağa kalkarız, başarısız oluruz ama tekrar deneriz. Fiziksel ve duygusal olarak size dağıtılan kartlarla yaratıcılığınızı artırmaya sebep olur. Paco Rabanne yine yapacağını yapıyor. Kusurlarda bile muhteşemlik buluyor ve herkesi istenenden daha ileri gitmeye zorluyor. Rabanne, Invictus ile her gün kahraman gibi hissedenlerin, başarıya odaklananların, tekrar tekrar kazanmaya motive olanların peşine düşüyor. Rabanne'nın evrensel dilini kullanarak Invictus, bir bildiriye, bir manifestoya, başarma ve fethetme iradesini somutlaştırmaya yönelik bir davete dönüşüyor. Etkileyici bir atlet kadrosu yer alıyor. Bu kişiler benzer düşünen, engelleri aşan ve aidiyetlerini paylaşmaktan gurur duyan bireylerden oluşuyor ve daha geniş bir kitleye ilham veriyor. İki kelimeyle özetlenebilir: BEN MUHTEŞEMİM. Bir motto ya da mantra diyebilirsiniz özetle kendinizi içinde kaybedebileceğiniz bir inanç. Zevkle her başarısızlıktan ve her başarıdan sonra yeniden tekrarlanır. Neye mal olmuşsa olsun kendinize bir şampiyon olduğunuzu hatırlatın. Ve Invictus, şüphesiz, eşsiz büyüklüğünüzü size hatırlatandır. Invictus, zafere doğru giden yolun izini süren bir koku. Paco Rabanne sizi yeni bir ikon olan Jalen Green ile tanıştırıyor. Özgün bir hikaye ile anlatılan dünyanın en tanınmış kokularından birinin yeni yüzü. Henüz 20 yaşında olan yükselen bir yetenek. Jalen, geleceği parlak bir yıldız, California'dan gelen, çalışkan, azimli ve kendini adamış tavrıyla yeni ünlenen profesyonel bir basketbol oyuncusu. Onu saha içinde ve dışında ünlü yapan da bu. Paco Rabanne'nın onu Invictus'un yeni yüzü yapmaya karar vermesinin nedeni de bu. Jalen'in yakın zamanda 2021 NBA Seçmeleri'nde 1. tur, 2. sıradan Houston Rockets takımına seçilmesi göz önüne alındığında, zamanlama mükemmeldi. Tam bir zafer buna denilir. Jalen: artık bir NBA yıldızı ve Paco Rabanne tarzında çağdaş sporların yeni yüzü. Büyüleyici bir bakış, bulaşıcı bir enerji ve daha da önemlisi, tanık olması şaşırtıcı olan sarsılmaz bir motivasyon. NBA'e geçmeden önce, genç adaylara profesyonel kariyerlerine mentorluk alırken başlama şansı veren NBA'nin resmi küçük ligi olan G League'e eşi benzeri görülmemiş bir yolculuk yaptı. Jalen, en iyi üniversite tekliflerini geri çeviren ilk sporculardan biri olarak tarihe geçti ve hedeflerine geleneksel olmayan ama yine de istekli bir tavırla ulaştı. Şimdiden birçok genç sporcuya kurallara uymadan hayallerinin peşinden gitmeleri için ilham vereceği kesin. Ve kendi sözleriyle, \"Hedeflerimi ve hikayemi yeniden yazmaya çalışıyorum, kendim için en iyi versiyonum olmayı öğreniyorum.\" Yeni Invictus'un manifestosunu yansıtan cesur bir ifade. Jalen'in hikayesi California'da, altıncı sınıfta Amatör Atletizm Birliği'nde basketbol oynayarak başladı. Küçük bir çocukken bile her gün beş saat antrenman yapıyordu. Her yaştan insana ilham verebilecek olağanüstü bir enerji. Green, tüm gençliği boyunca gelişmeye devam etti ve Amerika Birleşik Devletleri'ni uluslararası olarak temsil etti. Arjantin, Formosa'daki 2017 FIBA 16 Yaş Altı Amerika Şampiyonası'nda ABD adına milli takımının ilk maçına çıktı ve takımının altın madalya kazanmasına yardımcı oldu. Altın madalyayı kazandıktan sonra Arjantin'deki 2018 FIBA 17 Yaş Altı Basketbol Dünya Kupası'nın MVP'si seçildi ve Yunanistan'daki 2019 FIBA 19 Yaş Altı Basketbol Kupası'nda ABD'ye bir altın madalya daha kazandırdı. Sadece bu değil, ESPN tarafından 2020 yılında sınıfının 1 numaralı basketbol oyuncusu olarak açıklandı. Takımın, yaşının ötesinde bir güce sahip olan en genç üyesi. Modern erkekliğin vücut bulmuş hali. Jalen genellikle şutör guard olarak oynuyor ve kendisi seçkin oyun tarzı ve el becerileriyle hem saha içinde hem de saha dışında tehdit oluşturacak çok yönlü yetenekleriyle tanınıyor. Kobe Bryant gibi efsanelerle karşılaştırılıyor. Bir evlat bir erkek kardeş ve bir yıldız kısacası Jalen Green yükselişteki bir yıldız... Ve onun saha içindeki ve dışındaki yolculuğu daha yeni başlıyor. Hiçbir efsane takımı olmadan tamamlanamaz. Invictus'un mesajını farklı ve tamamlayıcı sesler aracılığıyla iletmesi, devam eden bu proje için önemliydi. Aslında, farklı evrenlerden azınlıklara görünürlük sağlamak, Paco Rabanne ekibinin hayal ettiği gibi kampanyanın önemli bir parçasıydı. Bu nedenle Jalen Green'e ana filmde ilgi çekmek ve enerji vermek için beş ilham verici genç adam eşlik ediyor. Çok yönlü yıldızlar takımıyla tanışın. Irkçılığa kırmızı kart gösteren ve kendini ifade etme özgürlüğünün kanıtı olan profesyonel futbolcu Ouissem Belgacem. Defalarca şansa meydan okuyan Paralimpik İspanyol tenisçi Daniel Caverzaschi. Model ve dövüş sanatları şampiyonu Soulivan Baur. Ve son olarak, Yunan top model Iasonas Laios ve Z kuşağının yükselen yıldızı model Nicolas Pene. Birlikte, Invictus'un güçlü değerlerini bir bütün olarak temsil ediyorlar. Kişisel ve kolektif bir güçle sınırlandırılmadan, karşılaştıkları engelleri ve her daim zafere koşuşlarını bizimle paylaşıyorlar. Modern maskülenliğin çok yönlü ifadesini dünyayla paylaşan Paco Rabanne için radikal bir değişiklik. Yeni ve çeşitli, daha karmaşık ama kesinlikle daha mutluluk veren bir maskülenlik. Invictus'un bir sonraki bölümüne hoş geldiniz. İkonik güçlü kokunun baş döndürücü mirasından yepyeni cesur bir ifade. Yeni oyuncular için yaratılan çarpıcı bir koku; mükemmelliğe bir adım daha yaklaşan Invictus Platinum. Her yerde her daim zafere ulaşan Platinum her zamankinden daha büyük, daha cesur ve daha yoğun. Duyguları harekete geçiren, destansı başarılar için yaratılmış, ellerinden gelenin en iyisi olmaya çalışan herkes için bir koku. Çok fazla açıklama yapmaya gerek, Rabanne'nin gücüyle Invictus, şimdi çok daha güçlü ve yeni zorluklara göğüs germeye hazır. Asla pes etmeyen spor efsanelerinden ilham alınarak Domitille Michalon-Bertier tarafından tasarlanan Paco Rabanne Invictus Platinum, her zaman zorluklarla karşılaşanlar için özel olarak tasarlanan çarpıcı yeni eau de parfum. Parfümör Domitille, her zaman zafer kazananların aklını ve kalbini düşünerek, sarsılmaz dayanıklılıktan ve enerjiden yapılmış bir koku üretti. Hiç şüphesiz duyuları harekete geçiren ve sınırlarını zorlayan bir koku. Muhteşemliği yükseltmek için tasarlanan bu canlandırıcı iksir, saflığı, zarafeti ve bağlılığı temsil eden zarif lavanta ile parlıyor. Lavanta'nın etkileyici mor tonu, aynı zamanda, daha yüksek bir amaç için yani muhteşemlik için enerji merkezi olan taç çakra ile de ilişkilidir. Koku, çiçeklerin dilinde erdemi simgeleyen yoğun bir nane tazeliği ile bağlanmış. Yüksek notalarda titreşen, absinth ile karıştırılmış sulu, canlandırıcı greyfurt, paçuli'nin zengin, erkeksi tonlarına giden yolu açıyor, selvi ile birlikte topraklanan ve dengelenen etkileyici yüksekliğe sahip bir ağaç. Yaşam deneyimimizin daha derin anlamını düşünmek için odunsu bir bitiş, bu karmaşık güç ve güven kokteyline yeni Invictus erkekleri için mükemmel bir son veriyor. Aromatik, dünyevi ve bağımlılık yapan öz sıvısında radikal bir kalite var. Orijinal Invictus'a selam vererek, yeni Platinum yoğun mineralliği ve dumanı dengeleyerek koku serisine daha çağdaş, güçlü bir imza getiriyor. Dünya'dan alınan %90 doğal kökenli bileşenlerle oluşturulduğundan dolayı koku doğal olarak vegan. Koku dehası Domitille, gittiği her yerde yaratıcılığı içine çekiyor. İlhamı su misali içmek, onu özümsemek, ondan ilham almak, onu anlamak ve ondan güç almak. Onun için koku her şey. İzlenimler, anılar, hayaller. Keşfedilecek yeni bir duyusal dünya. Invictus Legend ve Invictus Victory'nin arkasındaki burun, parfümcü kimliğini ve uzmanlığını Invictus Platinum için öne çıkarıyor ve bu güçlü koku dünyasında kendini bir kez daha kaybediyor. 2022'nin kokusundan önce orijinal Invictus ve Invictus Victory çıktı. Karşılaşılan zorlukları, yarışmanın kazanıldığını ve stadyumda vahşi bir kükreme yükselirken, gergin kasların gevşemeye başladığını hayal edin. Güçlü bir şekilde inşa edilen bu yüksek adrenalin ve mutluluk duygusu, sansasyonel erkek kokusunun ilk başladığı yer. Derin bir nefes alın ve zaferin kokusunu içinize çekin. Invictus, yıldız parfümer Veronique Nyberg'in imza stilleri olan üç olağanüstü parfümörden oluşan bir ekip toplamasıyla başladı; Anne Flipo, Olivier Polge ve Dominique Ropion. Muazzam bir ekip çalışması ve iki buçuk yıllık araştırma sonrasında coşkulu bir anlaşma ortaya çıktı. Geleneksel erkek kokularının tam aksine, Invictus duyusal olarak freş bir bileşim, belirgin bir derinliği var ve alt notasıyla da son derece dokulu bir koku. Ne şeffaf bir yaz kokusu ne de geleneksel bir parfüm. Canlı deniz akoru, zingy greyfurt lezzeti ve aromatik defne yaprağı ile elde ediliyor. Bağımlılık yaratan kalite, guaiac ağacı, amber ve paçuli ile zenginleştirilmiş odunsu kehribar uyumundan geliyor. Başından beri, Invictus şaşırtıyor, öne çıkartıyor ve cesaretlendiriyor. Invictus'un başarısı görkemli bir şekilde gelen Invictus Victory üzerine inşa edildi. Hayatın gerçekten zaferlerle, bazen küçük başarılar bazen de usta vuruşlar gibi görünen günlük galibiyetlerle dolu olduğunu kutluyor. Sadece yeteneğiniz ve gücünüz ile eşleşen Invictus Victory, kazanan bir zafer kokusu. Paco Rabanne tarafından hazırlanan tazelik ve yoğunluk arasındaki yoğun ikiliği sürdüren aşırı güçlü bir parfüm. Oldukça etkileyici titreşimleri, canlı bir narenciye kokusuyla vücut buluyor ve baş döndürücü tütsü ile sarıldığı için güçlü bir yoğunlukla destekleniyor. Ardından vanilyanın yumuşaklığı geliyor, ilginç bir şekilde iç içe geçmiş tonka fasulyesinin tatlılığı ile uygun şekilde destekleniyor. Bu da gizemli, balmsı ve tamamen büyüleyici bir etki yaratıyor. Cesur ama aynı zamanda kolay, doğası gereği erkeksi bir oryantal lezzet. Invictus Victory çekici ve durdurulamaz. Tıpkı onu süren kişi gibi. Ardında güçlü bir şekilde hipnotize edici bir iz bırakmayı vaat eden bir koku. İşte orada, bir podyumda oturuyor, neredeyse ona ulaşabilirsiniz. Platin kupa. Tüm zamanların tartışmasız en ikonik koku tasarımı, şimdi Invictus'un efsanevi kanatlarıyla süslenmiş. Kabartmalı ve süper parlak, yayılmış ve yeni ufuklara uçmaya hazır. Etkileyici, dikkat çekici ve göz alıcı. Bir kupayı hak eden herkese uygun. Cam, uygun bir platin rengi cilalanmış. Elinizde tutun ve en yoğun gri tonlarını ortaya çıkardığı için lüks camın ağırlığını hissedin. Parmaklarınızı çıkıntılı krom kapak üzerinde gezdirin ve kendi kendinize tekrarlayın: Ben başardım."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/07/18/turkiyenin-ilk-deniz-temali-spasi-la-valle", "text": "JW Marriott Marmara Sea'nin muhteşem deniz manzaralı atmosferinde konuşlanan, İsviçre'nin ünlü lüks güzellik markası La Vallee SPA, konuklarına unutulmaz bir deneyim sunuyor. Holistik zindelik anlayışıyla tasarlanan ve İsviçre'de üretilen doğal lüks bakım ürünleriyle hizmet veren La Vallee, aynı zamanda Türkiye'nin ilk deniz temalı SPA'sı olma özelliğini de taşıyor. Marriott International'ın lüks marka portföyünün bir parçası olan JW Marriott, dünyanın dört bir yanındaki göz alıcı otellerden ve eşsiz tatil köylerinden oluşuyor. JW Marriott, başkalarına daha iyi bakabilmek için kendi sağlığı ve mutluluğuna önem veren ve Marriott International'ın kurucusu olan John Willard anısına kuruldu. Onun hayata bakış açısından ilham alan ve bütüncül sağlık anlayışına dayalı olan JW Marriott otelleri, her anın tadını çıkarmaya teşvik eden programları ve hizmetleriyle misafirlerinin zihnen anın farkında, bedenen zenginleşmiş ve ruhen canlanmış bir şekilde kendilerini bütün hissetmeleri için tasarlanmış bir cennet sunuyor. JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea, Marriott International'ın birbirinden farklı ve özel 30 otel markası arasında yer alan JW Marriott markasının Türkiye'deki 3. Oteli oldu. Rafine ve modern lüksün servis edildiği bu göz kamaştıran otel, bilinçli farkındalıklara dönüştüren deneyimler sunan bir cennet. Huzur veren Marmara Denizi ile çevrili yeni lüks otel, İstanbul'un sakin semti Ataköy'de misafirlerine zihni, bedeni ve ruhu besleyerek dönüştüren şık bir konaklama deneyiminin yanı sıra misafirlerin otele girdikleri andan itibaren anı yaşama felsefesini temel alan bir servis anlayışı ile hizmet veriyor. Bedeninizi ve ruhunuzu arındırabileceğiniz; doğanın bizlere sunduğu imkanların sonuna kadar kullanıldığı, sağlıklı ve lüks bir yaşam kalitesine ulaşabilmeniz hedeflenerek tasarlanan 5000 m2'lik SPA merkezinde; lüks bakımların yanı sıra doğal özlü güzellik bakımları, holistik terapiler, sekiz adet uygulama odası, VIP bakım odası, buhar odaları, saunalar, deniz manzaralı açık ve kapalı sonsuzluk havuzları ve modern dokunuşlu Türk Hamamları bulunuyor. JW Marriott İstanbul Marmara Sea, Marmara Denizine bakan manzarasıyla büyüleyen 120 metrekare büyüklüğünde sonsuzluk havuzunun 17 metre uzunluğu, 1.4 metre derinliği var. Sonsuzluk havuzu dışarıdan baktığınızda denizin üstünde hissi uyandırıyor. Son teknoloji Technogym ekipmanlarıyla donatılmış La Vallee Fitness ve Wellness Merkezi, programında gün batımı eşliğinde yoga, nefes egzersizleri ve terasta spinning'i de içeren çeşitli fitness derslerine katılma imkanı sunuyor. Yaşı fark etmeksizin bütün misafirlerin tadını çıkarabileceği aile etkinlikleri arasında yelkenli dersleri, lüks geziler ve yürüyüş turları bulunacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/09/22/brad-pitt-kendi-cilt-bakim-markasini-kurdu", "text": "Dünyaca ünlü oyuncu Brad Pitt, \"cinsiyetsiz\" bir cilt bakımı markası çıkardığını duyurdu. Hollywood'un göz bebeği Brad Pitt, kendi cinsiyetsiz cilt bakım serisini çıkarıyor. Marka, \"Bilimle doğa buluşuyor\" mottosuyla doğal bir güzellik çizgisi vaat ediyor. Nick Cave ve Thomas Houseago ile birlikte yaptığı ilk sanat çalışmasının ardından Brad Pitt, beyaz perde dışında diğer alemlere girmeye devam ediyor ve şimdi de kendi cinsiyetsiz cilt bakım serisi Le Domaine'i ortaya koyuyor. Pitt, Hollywood'un ötesinde on parmağında on marifet olan bir aktör, yapımcı, hayırsever, şarap üreticisi ve şimdi 2012'de Güney Fransa'da Angelina Jolie için satın aldığı ve ortak sahibi olduğu bağ mülkünde cilt bakımı markası kurucusu olarak yeni bir ünvan kazanıyor. 58 yaşındaki marifetli aktör, Perrin ailesiyle ortaklaşa geliştirdiği yeni bir \"bilimin doğayla buluştuğu cinsiyetsiz cilt bakım ürünleri serisini\" getirmeyi vaat ediyor. Pitt, Chateau Miraval Cotes de Provence Rose'u ortak ürettikleri için Perrin'lerle çalışmaya pek de yabancı değil. Pitt, markanın sahibi olmasına rağmen, markanın yüzü olmadığını ve markasının kendi ayakları üzerinde durmasını istediğini ifade ediyor. Ürünlerinde üzümün gençleştirici etkisinden faydalanan Pitt, La Domaine adını verdiği markasının ürünlerinde eski eşi Angelina Jolie'yle davalık oldukları Fransa'daki üzüm bağı Chateau Miraval'ın mahsüllerini kullandığını söylüyor. Her gün başka birilerinin yeni ürünler çıkardığının farkındaydım. Kendi cildimde görünür bir değişim fark etmeseydim böyle bir zahmete hiç girmezdim. Gerçekten büyük bir fark yaratmaya çalışıyoruz. Ünlü oyuncu, cilt bakım rutininde ve La Domaine'de eski sevgilisi Gwyneth Paltrow'un etkisi olduğundan bahsetti. Pitt, \"Gwyneth çok sevdiğim bir arkadaşım. Goop'la yaptıklarına bayılıyorum. Bir imparatorluk kurdu. O yaratıcılık içinde hep vardı ve Goop bu özelliğini dışa vurması için çok iyi bir platform oldu\" ifadelerini kullandı. Le Domaine'in ilk üç ürünü 'serum', 'krem' ve 'temizleme emülsiyonu' satışa sunuldu. Ürünlerde üzümün antioksidan gücünün kullanıldığı, GSM10 molekülü kullanıldığı belirtildi. Markanın internet sitesinde ürünlerin 'cildin yaşlanma sürecini yavaşlatmaya yardımcı olduğu ancak daha da önemlisi yaş farkı gözetmeksizin herkese iyi, sağlıklı ve güzel yaşlanma şansı vermeyi' hedeflediği belirtildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/10/20/jared-leto-guzellik-dunyasina-twentynine-palms-ile-giris-yapti", "text": "Oscar ödüllü oyuncu Jared Leto \"Twentynine Palms\" adlı markayla kendi güzellik markasını kuran ünlüler arasına katıldı. Jared Leto kendi cilt bakım markasını piyasaya sürüyor: Twentynine Palms. Twentynine Palms, 11 parçalık bir cilt bakımı, vücut bakımı ve saç bakım ürünleri serisine sahip olacak. Twentynine Palms, adını Kaliforniya'nın popüler noktası olan Joshua Tree Ulusal Parkı'ndan alıyor. Yeni marka, ilham perisi Mojave çölü ile, çöl manzarasından ilham alan ince aromalara sahip formüller oluşturmak için Mojave çölüne özgü malzemeler kullanarak hayal gücü ve yeniden icat için bu saygıyı benimsiyor. Leto, \"güzellik ürünleriyle hiçbir zaman gerçekten ilgilenmediğini\" vurguladı. \"Ama kendimize mümkün olan en doğal şekilde bakma fikriyle ilgileniyorum\" dedi. Oyuncu, daha sonra markayı koku, ev eşyaları ve tasarım nesnelerini içerecek şekilde genişletmeyi planladığını söyledi. Brad Pitt'in yeni güzellik serisi Le Domaine gibi, öğelerin fiyatları şok edici derecede yüksek. Hayranlar, 97 dolarlık göz kremi, 95 dolarlık kil yüz maskesi ve 87 dolarlık nemlendirici ile birlikte bir temizleyici (39 dolar), serum (69 dolar), el ve vücut yıkama (her biri 47 dolar) ve şampuan ve saç kremi (her biri 54 dolar) bekleyebilirler."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/11/17/klasik-muzigin-inceliginden-ihamla-sospiro-accento-viola", "text": "Zenginlik ve zarafetin etrafında, en şehvetli koku senfonilerinin bir dokunuşuyla dans ettiren Sospiro, Accento Viola'yı tanıttı. Sospiro Parfümleri, klasik müziğin inceliği ve güzelliğinden ilham alır. Nadir ve değerli notaların zarif uyumuyla, tutku ve sanatla birleşerek hazırlanmış parfümlerin şehvetini ve ihtişamını kutlayan, birbirini takip eden ve zamansız tınılara ve vurgulara uyum sağlayan, en yüce uyumu ve en büyüleyici melodileri oluşturmak için cildinizle buluşan parfümler . Cazibe çeşmesi... Auranıza karşı konulmaz bir zarafet katan ebedi bir sofistikelik.. Ananasın tropikal sulu tatlılığı ve Sümbülün tazeliği, Süsen ve Yaseminin narin çiçeksi kalp notalarıyla harmanlanıyor, Pembe Biber ile baharatlanıyor, geride olan topraksı Vetiver buğusu ve Paçuli, Kehribar ve Vanilya notalarının sıcak bir karışımı ve Miskin baştan çıkarıcı dokunuşlarıyla demleniyor. İlk canlı notalarla açılıyor, oryantal alt notaların sıcak bir kucaklamasına kadar gidiyor, bu iksir, elde edilmesi çok zor olan şaşırtıcı, mantık dışı bir mutluluk duygusu uyandırıyor. Bir büyü gibi, yabancıları senin varoluşunda büyülüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2022/11/28/erkekler-icin-en-iyi-41-bakim-urunu", "text": "Eğer bizi takip ediyorsanız, bakım rutininiz değişime açık demektir. Cilt bakım ritüelleri, saç stilleri, hatta diş fırçalama yöntemleri... Hepsi değişiyor, gelişiyor. Bu bakım evriminin hangi aşamasında olursak olalım tek bir ortak amaca sahibiz: İyi görünmek. Tam da bu yüzden sizin için elimize geçen her ürünü denedik, kendini güncellemek isteyenlere rehberlik edelim dedik. Bu transparan jel en kısa kılları dahi almanıza ve yüzünüzdeki hiçbir bölgeyi kaçırmamanıza yardımcı oluyor. Formülündeki çay ağacı yağı ise olası kesiklerin önüne geçiyor. Tek kullanımlık tıraş bıçaklarına veda edin. Bu havalı tıraş bıçağı oldukça uzun süre size eşlik edecek. Beş bıçağıyla çabasız bir tıraş keyfi sunan ürün, yumuşatıcı ek şeridiyle cildi kesiklere karşı koruyor. Bu bıçağın öne çıkan özelliklerinden biri, yedi günlük sakalı en etkili şekilde kesebilmesi. Otomatik sensörü sayesinde sakalın yoğunluğunu ölçebilen alet, seyahat şarj aparatıyla da hayatı kolaylaştırıyor. Diğer tıraş öncesi ürünlere kıyasla bu krem tüyleri daha rahat şekilde kesmeyi sağlıyor. Bıçak ucundaki koruma katmanı ise cildin aşınmasını ya da yağlı görünmesini engelliyor. İpeksi formüle sahip şampuan en kuru saçları dahi yumuşatarak üçlendiriyor. Deneyen editör yorumlarına göre; saçlar öncekine kıyasla çok daha iyi görünüyor. Saç tipiniz ne olursa olsun, bu kremden daha iyi bir alternatif bulmanız zor. Düzleştirici ve koruyucu formülü, kuru, kabaran ve zor kontrol edilen saçları yağlandırmadan nemlendirme konusunda başarılı. Klasik kuru şampuanlara benzemeyen bu ürün, losyon formuyla saçlardaki yağı ve kiri emiyor, pudralı bir bitişle saçları temizliyor. İnce saçlara hacim kazandıran köpük, içeriğindeki biotin ve peptitler ile saçın doğal hacmini ortaya çıkarıyor ve daha sağlıklı görünmesine yardımcı oluyor. Günlük takviye olarak kullanabileceğiniz ürün, saç kaybına karşı önlem niteliğinde. Saçların kırılmasını önleyen ve daha güçlü görünmelerine destek olan takviye, nemi artırıp, grilerin çoğalmasının da önüne geçiyor. Şarj edilebilir uçlarıyla sakal, vücut, saç, burun kılı gibi çoklu kullanım sağlayan bu elektrikli cihaza aynı zamanda diş fırça başlığınızı da takabilirsiniz. Bu şık vücut jelini günlük olarak kullanabilirsiniz ancak bizim önerimiz onu özel günlere saklamanız. Tütün ve vanilya karışımına sahip jel, kokusuyla baş döndürüyor. Ormandan ilham alan bu kalıp sabun, çam yaprağı ve adaçayı kokusuyla temizlik hissi yayıyor. Tende bıraktığı kalıcı koku, ürünü kazananlar arasına sokan detaylardan. Güçlü mineral güneş koruyucu, cildi zararlı güneş ışınlarından korurken, antioksidan içeriğiyle besliyor. Stick formu sayesinde tekrar uygulama konusunda konfor ve kolaylık sağlıyor. Nihayet losyondan nefret edenlerin kullanabileceği bir losyon üretildi. Hafif yapılı bu jel ürün, hyalüronik asit ve aloe vera ile cildi yatıştırıyor, saatlerce rahatlatıyor. Yeniden doldurulabilen ve alüminyum içermeyen deodorant spor çantalarının vazgeçilmezi olmaya aday. Denediklerimiz arasında kokusu en iyi, kalıcılığı en yüksek olanlardan. Taze bir parfümü andıran kokusuyla cezbeden el sabunu, formülündeki Hindistan cevizi yağı sayesinde ellerin nemli kalmasını sağlıyor. İhtiyacınız olmadığını düşündüğünüz ürünlerden biri gibi görünen bu aksesuarı banyonuza koyduğunuzda farkı anlayacaksınız. Duşa taktığınız aparat, buhar yayıldığı anda banyoya okaliptüs kokuları yayıyor. Ultra nazik yapılı temizleyici sayesinde cildinize nemlendirici sürme ihtiyacı dahi hissetmeyeceksiniz. Cildin doğal pH yapısıyla uyumlu olan ürün, ardında gergin bir his bırakmadan cildi nemlendiriyor. Mükemmel bir yapıya sahip olan gece kremi, ciltte sadece bir hafta içinde gözle görülür oranda fark yaratıyor. Ciltteki yağ asitlerini yenileyen ürün, cildin koruma bariyerini güçlendirici özelliğe sahip. Hassas ciltler için ideal olan scrub'a su eklediğinizde pudramsı bir yapıya dönüşüyor ve cildi ölü derilerden arındırırken yatıştırıyor. Durulamadan kullanılan bu ürün glikolik asit ile cildi hafifçe soyuyor. Formülde ön plana çıkan retinol ile gece bakımının vazgeçilmezi olan peel pad'leri kullanırken nemlendirici uygulamayı unutmamanız tavsiye ediliyor. Peptitler ve botanik özler içeren maske, ciltteki ince çizgi ve kırışıklıklarla savaşıyor. Tek bir kullanımda cildi sıkılaştırırken, Denediğimiz tüm göz ürünleri arasında en kolay uygulananı. Göz altları ve çevresini anında nemlendiren göz serumu, en hassas ciltleri dahi tahriş etmeden onarıyor. Yüzünüzü temizledikten sonra kullanacağınız tonik, ciltte yumuşak bir his bırakıyor. Kuru ciltler için ideal olmakla birlikte, her cilt tipi rahatlıkla uygulayabiliyor. Retinol içeren kapsüller, ciltte yağlı his bırakmama konusunda iddialı. Gece bakım rutininizi tamamlamak için uygulama öncesinde nemlendirici kreminizi sürebilirsiniz. Serum ya da nemlendirici olarak kullanabileceğiniz bu ürün ciltteki kızarıklıkları ve koyu lekeleri anında iyileştiriyor. Hassas ve yağlı ciltler de rahatlıkla kullanabiliyor. Cildinizi iyileştirecek bir cihaz varsa, o da bu. Ciltteki gerginliği rahatlatan, LED ışığıyla ince çizgileri hedef alan ve küçük elektrik akımlarıyla cildi sıkılaştıran bu cihaz kesinlikle favorimiz. Odunsu ve maskülen koku tüm gün ve gece boyunca kalıcılığını koruyor. İyi bir ilk izlenim sağlamak için ideal; insanlar üzerinde güçlü bir etki yaratıyor. Sedir ağacı ve paçuli notaları barındıran parfüm, Brezilya yağmur ormanlarının mistik kokusundan esinleniyor. Yeniden doldurulabilir ambalajı sürdürülebilir ahşapla tasarlanmış. Ud, deri, vetiver, bergamot gibi lüks ve sıcak notalara sahip olan koku, erkek parfüm kategorisinde en ön sırada yerini alıyor. Ağır odunsu kokuların aksine çiçek ve lavanta notaları içeren parfüm, beklenmedik tazeliğiyle oldukça etkileyici. Paçuli, vanilya ve laden reçinesi notaları içeren bu parfümü bir kez kullandığınızda vazgeçemeyeceksiniz. Palo santonun odunsu kokusuyla güçlü ve mistik bir enerji yayan parfümün içeriğindeki gül de bu etkiyi destekliyor. Esasen kumlardan ilhamla tasarlanan parfüm, bize göre suyun temizliğini ve ferahlığını çağrıştırıyor. Orman kokusunu çağrıştıran parfüm sayesinde kendinizi canlı yeşillerin hakim olduğu bir atmosferde bulacaksınız. Odunsu ve turunçgil notalı bu parfüm, kullandığınız an karakterinizin bir parçası haline gelecek. Tütsü, baharat ve turunçgil notalarını harmanlayan parfüm krallara yakışır bir koku yayıyor. Kremsi yapılı diş macunu, diğer beyazlatıcı diş macunlarına oranla daha az aşındırıcı özellik taşıyor. Ağızda ferahlık ve tazelik hissi, nane aromasıyla güzel bir tat bırakıyor. Geniş başlıklı diş fırçası, yumuşak fırça uçlarıyla dişlerin her köşesine rahatlıkla ulaşabiliyor ve diş etlerine zarar vermeden temizlik sağlıyor. Denediğimiz elektrikli diş fırçaları arasında öne çıkan bu ürün, tüm dişleri güçlü bir şekilde temizliyor ve diş fırçalama tarzınıza adapte olan bir teknoloji barındırıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/01/25/bakim-konusuna-ne-kadar-hakimsiniz", "text": "Ürünler üzerinde yer alan 'erkekler için' yazısı, pazarlama ustaları tarafından oluşturulan bir satış stratejisi. Hatta öyle ki, sırf bu ayrım sebebiyle erkekler iyi ve işe yarar cilt ve saç ürünlerinden mahrum kalabiliyor. Çözüm yolundaki önerimiz; cinsiyet ayrımcılığını bir kenara koyarak, güzellik dünyasına dalış yapmanız. İlk olarak yavaş ilerleyin. Öncelikle, bildiğiniz ve size tanıdık gelen Kiehl's, Malin+Goetz ve Tom Ford gibi markalarla bakıma başlayın. Ancak konfor alanına takılıp kalmayın. Aksi takdirde, bu yolculuğun sizin açınızdan pek de bir faydası kalmayacak. Sizin için erkeklerin, kız arkadaşlarından severek ödünç aldığı markaları listeliyoruz. Unutmayın ki, ideal bir bakım için 50 ürün kullanmanıza hiç gerek yok. Çok daha azı işinizi görecek. Ayrıca, bu ürünleri istediğiniz herkesle paylaşma özgürlüğünüz de var. Klasik olabilmenin bir nedeni var. Bu mucize iksiri yatmadan hemen önce cildinizi nemlendirmek ve onarmak için tercih edebilirsiniz. Cilt bakım uzmanlarının önerisi olan ve yara iyileştirme özelliğiyle bilinen Bader krem, aynı fikirle yola devam ediyor. Markanın yeni şampuanı, saç derisini güçlendirerek, kırıkları önlemenin önüne geçiyor ve saçın uzamasını destekliyor. Chanel'in cilt bakım ürünlerine dair hiçbir deneyiminiz yoksa, bu aşamayı bir eğitim gibi görebilirsiniz. Önerdiğimiz ürün, ciltteki ölü deriyi nazikçe temizleyerek, formülündeki hyalüronik asit ile cilde nem kazandıracak. La Mer'in ikonik kremini duymuş olmanız muhtemel. Henüz duymadıysanız, bu kremin kült bir ürün olduğunu şimdi öğrendiniz. Kremin daha hafif versiyonu ile cilde ağırlık yapmadan, ekstrem bir neme kavuşmanız garanti. Tek kullanımlık göz maskeleri, içerisindeki deniz yosunu özleri ve 24 karat altın ile şişmiş göz çevresini yatıştırıyor, kırışıklıklar ile savaşıyor. Bu serum formülünde muhteşem bir karışım barındırıyor: Nem veren hyalüronik asit, C vitamini ve cilde aydınlık kazandıran B3 vitamini, tek bir damlada ihtiyacınız olan tüm antioksidan desteği sunuyor. Bu özel maskelerin her bir paketi, ardında Nobel ödüllü bir kimya ve cilt bakım teknolojisi taşıyor. Uyumadan önce uygulayacağınız maske, gece boyu siz uyurken tüm değerli içerikleriyle cildi onarıyor. Ultra lüks Fransız markasına ait ultra lüks kil maskesi, ciltteki yağı dengeliyor. Cildiniz çok daha temiz ve hiç olmadığı kadar canlı görünüyor. Tom Ford'un bu kokusu, insanları yolda durduracak bir etki yaratıyor. Yenilenen şişesi ve uygun fiyatıyla öne çıkan parfümün notalarında lavanta, paçuli ve amber yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/02/10/havyar-ile-sac-dokulmesi-nasil-durdurulur", "text": "Günümüzün en popüler içeriklerinden biri olan havyar, hiç akla gelmeyecek bir konuda bize fayda sağlıyor. Saç ve saç derisinde kullanılan ufak bir miktar havyar, mucizeler yaratabiliyor. Tabii ki duşta hemen bir kutu havyarı açmanızı tavsiye etmiyoruz. Bu konuda size daha basit bir çözüm sunacağız. Son aylarda denemiş olduğum Miriam Quevedo'nun patent sahibi, saç dökülmesine karşı solüsyonu 'Extreme Caviar' formülünde gerçek havyar özü barındırıyor. İlk olarak Quevedo'nun saç derisine özel uyguladığı bir analiz sonucu, saç köklerimin neye ihtiyacı olduğunu belirledik. Saç sağlığı, benim için olduğu kadar eminim sizler için de çok önemli. Saç bakımında sülfat gibi zararlı içerikleri kullanmamaya çalışarak, natürel sabunlar ve Hindistan cevizi yağı gibi karışımlar kullanıyordum. Yine de hiçbiri saç derimdeki kaşıntıya çözüm sunamıyordu. Yapılan analiz sonucu bu sorunun genetik bir özelliğe bağlı olduğu anlaşıldı. Babamın özenle kullanıp önerdiği ürünler onun saç kaybını önlemeye yetmediğinde kendi adıma yeni arayışlara geçtim. Quevedo, sorunun kaynağını hemen belirledi. Saçlarım, olması gerekenden daha kuruydu ve saç derimin eksfoliye edilerek canlanmaya ihtiyacı vardı. Daha önce pek çok farklı serum ve şampuan deneyen biri olarak, bu yorumları duymamıştım. Hayatımın her aşamasına özen gösterdiğim bir dönemdeydim ve Quevedo'nun talimatlarını dinleyerek haftada bir kez Extreme Caviar Exfoliating Scrub Scalp maske uygulamaya başladım. Ardından her gece Extreme Caviar Bio- Regenerative Hair Loss ile Extreme Caviar Special Hair Loss şampuan kullandım. İki hafta içerisinde saçlarımın çok iyi göründüğüne dair yorumlar almaya başlamıştım. Neyi farklı yaptığımı merak edenlere cevabım, havyar kullandığımı söylemek oldu. Kontrol için ikinci kez analiz yapma zamanı geldi ve Quevedo uzmanları sonucu görünce şaşırdı. Saç derim gözle görülür şekilde farklıydı ve saç köklerim, öncekine kıyasla güçlenmişti. Aslında dört ay sonunda bir fark yaratması beklenen ürünler düzenli şekilde, gündüz ve gece kullanıldığında bir ay içerisinde büyük bir değişim sağlamıştı. Bu deneyimim sonucu havyar içeriği saç bakımımın vazgeçilmezi oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/08/23/cilt-bakimi-evet-ama-hangi-urunlerle", "text": "Güne ışıltılı ve sağlıklı görünen bir ciltle başlamak istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey, cilt bakım ürünlerinizi doğru seçmek olacaktır. Routine markasını odağımıza aldık ve cildinizdeki yağı ve kiri temizlerken UV ışınları gibi çevresel stres faktörlerine karşı cildinizi koruyan ürünleri bir araya getirdik. Advanced Deep Cleansing Gel, cildinizin doğal bariyerini bozmadan fazla yağı ve ölü cilt hücrelerini gidererek nazik ama derinlemesine bir temizlik sağlamayı vadediyor. Ürünün içeriğindeki AHA+BHA, Çinko PCA ve Aloe Vera, pürüzleri ve geniş gözenekleri önlemeye yardımcı oluyor. Cildinizin pH değerine benzer bir pH değeri sayesinde temizleme jeli, sebumu kontrol ediyor ve gözenekleri açarak cildinizin berraklığını ve pürüzsüzlüğünü artırıyor. Kremsi yapıdaki temizleme jelinin SLES içermediğini de ekleyelim. Premium Antioxidant Brightening Serum, %10 saf C Vitamini , Ferulik Asit ve Meyan kökü ile güçlendirilmiş bir gündüz iksiri olarak üretilmiş. Bu antioksidan karışımı, cildi çevresel hasara karşı korurken ince çizgileri, kırışıklıkları giderme ve cilt tonunu eşitleme iddiasına sahip. Serum, yüksek C Vitamini içeriği sayesinde cildinize aydınlık bir görünüm sağlıyor. UV Expert Absolute-Rich Daily Moisture, hafif bir formülde, SPF 50 korumasına sahip bir günlük nemlendirici. Cildinizi çevresel kirleticilere ve güneş hasarına karşı koruyan nemlendiricinin UVB, UVA ve uzun UVA ışınlarına karşı gelişmiş koruması, dehidrasyonu, renk bozulmasını ve koyulaşmayı önlüyor. Pürüzsüz, genç ve ışıltılı bir cilde kavuşmak için nemlendiriciyi düzenli olarak kullanmanız gerekiyor. Cildi nazikçe ama etkili bir şekilde yeniden yüzeye çıkarmak için tasarlanan üçlü asit eksfoliyatörü, gece boyunca daha parlak ve daha ışıltılı bir cildi desteklemek için geliştirilmiş. Ürünler düzenli kullanımda cilt tonunu eşitleme, kırışıklıkların ve dokunun görünümünü azaltma iddiasında. Bu nemlendirici formül, aynı zamanda hassas cilt tipleri için de uygun. Kokusuz, glutensiz, vegan ve yeniden doldurulabilir özellikli ürünler, cildi soyucu etkisinin yanında cilt bakım ürünlerinin emilimini ve etkinliğini de artırıyor. Gündüz için rutininize eklediğiniz Advanced Deep Cleansing Gel'i de gece de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Gece için ikinci aşama da Clarifying Exfoliator Serum kullanmak. Serum, içeriğindeki AHA, BHA ve Aloe Vera nazikçe peeling yaparak cildi daha parlak ve eşit tonlu hale getiriyor, ölü hücreleri temizliyor ve asit kaynaklı tahrişi hafifletirken gözenekleri temizliyor. Eklenen Çay Ağacı özü ise gözenek görünürlüğünü azaltıyor ve cilde nem sağlıyor. Klinik olarak test edilmiş Intense Nighttime Recovery Moisturizer, cilde parlaklık katmak için gerekli olan nemi geri kazandırarak gece boyunca cildinizi canlandırıyor. Bifida Ferment Lysate, Seramidler ve Bitki özleri ile cilt dokusunu geliştirerek kolajen direncini destekliyor ve görünümü iyileştiriyor. Nemlendirici, aynı zamanda kızarıklık ve döküntüler gibi cilt tahrişlerini yatıştırıyor ve yara izi görünürlüğünü de azaltıyor. Akne ve kırışıklıklar gibi cilt sorunlarını tedavi etmek için güvenle kullanılan güçlü bir kimyasal bileşik grubu olarak bilinen retionol içeren cilt bakım ürünleri, epidermisteki hücre döngüsünü artırmaya yardımcı olarak cildi zamanla daha kalın hale getiriyor ve daha genç, ışıltılı bir cilt için yaşlılık lekelerini solduruyor. Advanced Deep Cleansing Gel temizleme jelinizden sonra Ultimate Refining Serum'u ve bitişte de Intense Nighttime Recovery Moisturizer gece nemlendiricinizi kullanabilirsiniz. Dermatologlar tarafından onaylı bir içerik olarak %0,3 Retinol içeren Ultimate Refining Serum, cilt kırışıklıkları gibi temel yaşlanma belirtileriyle mücadele ediyor. İnce çizgileri ve renk değişimini önleyerek cildin daha, canlı görünmesini sağlıyor. Seramid ve Centella Asiatica içeren formül ise daha dolgun bir görünüm için cildi besleyerek elastikiyetini artırıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/08/23/yeni-bir-rutin-routine-skin-cycling", "text": "Çoğu zaman karmaşık ve zaman alıcı rutinler, cildimiz için doğru ürünleri seçme sürecini zorlaştırabiliyor. Hangi ürünü seçeceğini bilemeyenler için yeni bir önerimiz var: Türkiye'de cilt bakımının yeni yüzü olan Routine cilt bakımı ürünleri. Routine, kolay ve etkili bir cilt bakım rutinine sahip olmayı herkesin hak ettiğine inanarak yola çıkıyor ve özel bir cilt bakım uygulaması olan Skin Cycling'i Türkiye ile buluşturuyor. Bu yaklaşım, eksiksiz cilt bakımı uygulamanıza yardımcı olacak şekilde formüle edilmiş vegan ve temiz içerikli ürünler sunuyor. Skin Cycling, globalde hızla popüler hale gelen ve sosyal medyada 3,5 milyar etkileşime ulaşan bir cilt bakım yöntemi. Bu yöntem, cilt bakım rutinini basitleştirirken cilt bariyerine zarar vermeden onarım sağlıyor. Ayrıca, \"Az çoktur\" felsefesine uygun olarak fazla ve gereksiz ürün kullanımını engelliyor. Eğer cilt bakım rutininizi yeni oluşturuyorsanız Skin Cycling sizin için doğru bir başlangıç olabilir. Routine markası tarafından formüle edilen 8 ürünle gündüz ve gece cilt bakım rutinlerinizi tamamlayabilirsiniz. Bu ürün yelpazesinde, cildinizi temizlemek, nemlendirmek ve korumak için gerekli olan temizleyiciler, serumlar ve nemlendiricilerin hepsi yer alıyor. Routine, ürünlerini çevreye duyarlı ve etik kaynaklardan elde edilen bileşenlerle üretirken paketleme ve üretim süreçlerinde de çevre dostu malzemeler kullanarak doğaya ve gelecek nesillere olan sorumluluğunu yerine getirmeyi amaçlıyor. Routine'in şeffaflık ilkesiyle, kullanıcılar ürünlerin içerikleri ve üretim süreçleri hakkında bilgi sahibi olabiliyor ve ürünleri güvenle kullanabiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/09/18/erkek-cilt-bakiminin-temelleri", "text": "Rutin ve cilt bakımı kelimelerinden hala korkuyorsanız doğru yerdesiniz. Bu yazı Esquire Bahar 2023 sayısında yayımlanmıştır. CİLT BAKIMININ TEK BİR CİNSİYETİN tekelinde olduğu günler çoktan geride kaldı. Bunu markaların pazar dağılımlarında ve erkeklere yönelik artan cilt bakımı içeriklerinde net bir şekilde görebiliyoruz. İçinde bulunduğumuz çağın en popüler konularından beslenme, wellness ve genel olarak daha sağlıklı bir yaşam anlayışının cinsiyet rollerinden bağımsız bir şekilde ele alınması aslında hepimizin kolektif faydasına hizmet ediyor. \"Rutin\" ve \"cilt bakımı\" kelimeleri henüz sadece yüzünü yıkayan veya sadece tıraş olduktan sonra yüzüne bir şeyler sürmek aklına gelen erkekler için başta karmaşık gelebiliyor. Ama doğru bir cilt bakım rutini ile hem sağlığınıza yatırım yapıp hem de daha özgüvenli hissedebiliyorsunuz. İlk aşamada takip etmesi kolay ve erkek cildinin özel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış temel bir cilt bakım ritüelinin ana hatlarından; sonrasında ise bir adım ileri gitmek isteyenler için şu sıralar yükselişte olan beş aktif içerikten bahsedeceğim. Öncelikle günlük rutine yeni başlayan erkekler için cilt bakımının en temel üç aşamasını ele alalım. 1.Temizleme: İdeal olanı, sabah ve akşam olmak üzere cildinizi günde iki kez temizlemek. Buradaki en önemli kısım akşam temizliği; işe gidip geldikten sonra veya sadece evde otursanız bile cildinizde biriken kirlerden bahsedebiliyoruz. Temizleme aşaması, biriken kiri ortadan kaldırmak ve bazı ürünleri cildinize uygulayabilmeniz için bir ön şart. 2.Nemlendirme: Nemlendirmek altın kuralımız! Nemlendiriciler cilt bakım rutinlerinin vazgeçilmez ve en kolay parçası. Cildin yüzey katmanlarına nem sağlamanın yanı sıra, cildi çevresel stres faktörleri, hava kirliliği ve yaşlanmaya karşı da koruyor. Karma, kuru ve yağlı her cilt tipine göre çeşitli nemlendiriciler mevcut. Eğer cildiniz yağlıya dönük ise daha hafif formülleri tercih edin. Tam tersi eğer nemsiz ise daha yağlı formülleri tercih edebilirsiniz. Bu kısım biraz zor gelebilir, ancak ideal olanı gündüz ve akşam farklı nemlendiriciler kullanmak. 3.Koruma: Cildi zararlı güneş ışınları olarak bildiğimiz UVA ve UVB hasarından korumak için her gün SPF kullanma alışkanlığı edinin. SPF ürünleri tek başına kullanmak zor geliyorsa gündüz nemlendiriciniz veya göz kreminiz gibi SPF içeren ürünlerden destek alabilirsiniz. Örneğin bazı günler acelem varsa yalnızca SPF içeren bir yüz nemlendiricisi kullanıp rutinimi hızlandırıyorum. Haftada bir nazikçe peeling yapabilirsiniz. Peeling ciltte daha derin bir temizlik sağlar ve gözeneklerin derinliklerindeki kiri ve birikmiş sebumu gidermeye, cildi ölü hücrelerden arındırmaya yardımcı olur. Peeling ürünleri piyasada temel olarak fiziksel ve kimyasal olarak iki farklı formülde bulunuyor. Fiziksel peeling, içeriğinde minik parçacıklar bulunan cilt temizleyiciler. Kimyasal peeling ise aktif bileşenler içeren, belli bir pH seviyesi altında asidik karakter gösteren ve cildin en üst katmanını soyan formüller. Dermatoloji alanında yeni araştırmalar fiziksel yani parçacıklı peeling'lerin aslında cilde yarardan çok zarar verdiklerini ortaya çıkardı, yani bu aşamada fiziksel peeling yerine bahsedeceğim aktif içeriklerin kullanımı daha akıllıca olabilir. Peeling bütün cilt bakım aşamalarında en temkinli yaklaşmamız gereken kısım çünkü cildin üst yüzeyinin fazlaca soyulması tahrişe sebep olabiliyor. Bununla beraber, üst katmanları fazlaca aşınan cildin su tutma kapasitesi azalıyor. Eğer her gün tıraş oluyorsanız 10 günde bir peeling yapmanızı öneririm. Çünkü cildi fazla aşındırmak, hassasiyet ve kuruluğa neden olabilir. Koyu halkalar, ince çizgiler, akne veya koyu lekeler cildimizde istenmeyen görüntülere sebep olabiliyor. Bu problemlerin çözümü için cildin sıkı, parlak ve genç görünmesine yardımcı olacak formüller genelde serum, esans ve tonikler oluyor. Nemlendiriciden daha hafif yapıları sayesinde kullanması da kolay. Birçok serum, içinde bulunan aktif bileşenler ile cildinize daha derinlemesine nüfuz edip adeta tedavi edici özelliklere sahip. C vitamini, niasinamid, hyalüronik asit ve retinol, iyileştiren içeriklerden sadece birkaçı. Cildimizi çevresel faktörler ve hava kirliliğine karşı savunmanın ilk aşaması güneşten korumaktan yani SPF içeren nemlendiricilerden geçiyor. UV ışınlarına aşırı maruz kalmak cildin esnekliğini azaltıp cildin erken yaşlanmasına neden oluyor. Yaşlandıkça cildi beslemeye devam etmek ve sahip olduğumuz kolajeni korumak için cildi güçlendiren bileşenler kullanmamız bu süreci yavaşlatmak konusunda yardımcı olabilir. Cilt bariyerini güçlendirmek için seramidler, jojoba yağı, C vitamini gibi içeriklerden faydalanabiliriz. Niasinamid, çeşitli cilt tipi ve sorunlarına fayda sağlayabilen çok yönlü bir B3 vitamini bileşeni olarak serumlardan nemlendiricilere, her tür cilt bakım formülünde en üst sıralarda bulunuyor. Niasinamid, ciltteki kızarıklığı ve tahrişi azaltmaya yardımcı olan anti-inflamatuar özelliklere de sahip. Cildin doğal bariyer işlevini geliştirmeye yardımcı oluyor, bu da daha pürüzsüz ve daha eşit tonlu bir cilt görünümü elde etmemizi sağlıyor. Dikkate değer özelliklerinden biri de ciltteki yağ üretimini düzenlemeye yardımcı olması; bu da büyük gözeneklerin görünümünü azaltıyor. Retinol son zamanlarda altın çağını yaşıyor diyebiliriz. Eskiden biraz çekindiğimiz bir içerikti fakat şimdilerde gözler hiç olmadığı kadar bu aktif bileşenin üzerinde. İçinde A vitamini bulunan retinolün en bilinen avantajı, ince çizgi ve kırışıklıkların görünümünü azaltmada mükemmel sonuçlar vermesi ve aynı zamanda cildin doğal kolajen üretimini desteklemesi. Yeni çalışmalar retinolün cilt hücrelerinin yenilenme hızını artırmaya yardımcı olduğunu ortaya koydu. Retinol doğası gereği oldukça aktif bir bileşen, bu yüzden kullanırken dikkatli olmak ve gerekirse bir uzmana danışmak başlangıçta iyi olabilir. Son yılların popüleri, hepimizin bildiği güçlü antioksidanlardan biri olan C vitamini genel olarak çok yönlü bir bileşen. Cildi aydınlatmak, kolajen üretimini artırmak ve cildi çevresel faktörlere karşı korumak konusunda özellikle etkili. Cildinde koyu lekeler ve hiperpigmentasyon gözlemleyen beyler, C vitamini tam size göre. C vitamininin aktif bir bileşen olduğunu ve kararsız yani çabuk bozulabilir nitelikte olduğunu eklemeliyim, bu nedenle maksimum verim için doğru ve kaliteli formüller seçmek oldukça önemli. Seramid, cildimizin en üst tabakasında doğal olarak bulunan bir tür lipit molekülüdür. Cildin nemi içeride tutmasını sağlar, çevresel faktörlerin cilde zarar vermesini engellemeye yardımcı olur. Yani ciltte adeta bir koruma kalkanı görevi görür. Seramidler, ciltteki nem kaybını önlemek, cildin esnek kalması açısından çok önemlidir. Özetle genel cilt sağlığını koruyabilen, cildin bariyerini onarmaya ve güçlendirmeye yardımcı olan harika bir içerik. Söylerken zorlanmıyorsanız hyalüronik asit bir süredir hayatınızda demektir. Bu asit, ciltte doğal olarak bulunan ve ağırlığının 1000 katı kadar su tutabilen bir molekül. Cilt bakımı konusunda birçok fayda sağlama kabiliyeti olan bu bileşen son yılların en popüler aktif içeriklerinden biri haline geldi. En önemli özelliği adeta su mıknatısı gibi bir özellik göstermesi; yani dışarıdan ve çevreden nemi çekip cildin içinde tutabiliyor. Böylece cildin nemli ve dolgun kalmasına yardımcı olarak birçok konuda cilt sağlığı açısından fayda sağlıyor. Cilt dokusunu iyileştirme, yaşlanmayı geciktirme, cildi yatıştırma ve elastikliği artırması sayabileceğim yararlarından. Hyalüronik asit, hassas ciltler dahil tüm cilt tipleri için uygun ve oldukça nazik bir aktif bileşen."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/09/29/hollywood-gulusu", "text": "Tom Cruise, Brad Pitt, George Clooney'nin gülüşleri, en çok beğenilen gülüşler arasında. Dentakay diş kliniklerinin kurucularından Onur Akay'a göre, Hollywood Smile diş tedavisi için Amerikalıların tercihi Türkiye. Türkiye, İngiltere ve Suudi Arabistan'daki klinik ve ofisleriyle global bir marka haline gelen Dentakay'ı 2019 yılında kurduk. Eşim Dr. Gülay Akay'ın yükselen kariyerini ve şahsımın profesyonel hayattaki başarılarını böylesine bir girişimle taçlandırmaya karar verdik. Dolayısıyla Dentakay'ın doğuşu ikimizin de ortak girişimi diyebiliriz. Sürecin başları hiç kolay olmadı. Kuruluş dönemimiz pandemiye denk geldi. Bu dönemi ciddi bir kamp süreci olarak değerlendirip tüm planlamalarımızı tamamlayıp büyüme süreçlerimizi hızlandırdık. Kısacası hem risk aldık hem de stratejik kararlarla doğru hamleleri zamanında yaptık. Şu an ise başta Hollywood Smile tedavisi olmak üzere birçok diş tedavisi için Dentakay yabancı hastalar tarafından tercih edilen global bir marka oldu. Global bir vizyona, erişilebilir hayallere ve stratejik bir planlamaya sahip olmak sanırım büyümemizdeki en önemli etkenler. Tek bir diş hekiminden bugün ulaştığımız 5 kliniklik bir zincire erişim sürecinde insan kaynağı yönetim stratejimiz de büyük rol oynadı. Bugün 20 farklı ülkeden hastanın diş tedavisini gerçekleştiriyoruz. Diş tedavisinin farklı alanlarındaki hakimiyetimiz, hastalarla yakın ilgimiz, 8 dilde 100 kişilik bir call center ekibine sahip olmamız, tedavi sonrası süreçlerdeki takip başarımız, kullandığımız son teknolojik ürünler ve süregelen yatırımlarımız, Türkiye'de ve yurtdışında yaygınlaştırmaya başladığımız Dentakay diş klinikleri franchise modeli ve kurduğumuz Dentakay akademi başarımızı sürdürülebilir kıldı ve ileriye taşıdı. İngiltere Türkiye'ye en çok diş tedavisi için hasta gönderen ülke. Dentakay olarak da bizim için bir numaralı yurtdışı pazarı. Londra'daki meşhur iki katlı kırmızı otobüslere ve metrolara ilan veren, kendi alanındaki ilk markayız. Keza Londra'da hastaların ziyaret edebildiği bir danışma ofisimiz de bulunuyor. İngiltere'deki bu hakimiyetimiz sebebiyle halkın sevdiği ve mesleğimiz olan gülüş estetiği ile bağdaşabilecek Miss England Yarışması'na sponsor olduk. Hem İngiliz basını hem mevcut ve potansiyel İngiliz hastalar hem de yarışmacılar bu desteğimizden çok memnun kaldılar. İngiliz basınında sıkça yer alıyoruz. Hem Dentakay olarak hem de Türk sağlık sektörü adına güven verici mesajlar veren bir Türk diş kliniği olarak bu iletişimi ülkemiz adına sağlayabildiğimiz için gururluyuz. Bu yıl iki defa prestijli haber kanalı SKY News'e canlı bağlandık. Keza yıl içinde birçok önemli İngiliz gazeteci ile bir araya gelerek onlara röportaj verdik. İngiliz basınındaki bu bilinirliğimiz Fransa, Suudi Arabistan ve Macaristan'daki tanıtımlarımızla global arenada da devam edecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/bakim/2023/11/28/is-yerinde-stres-nasil-yonetilir", "text": "İş yerinde yaşadığınız stresi yönetmenize yardımcı olacak adımları listeledik. Çok çalışmak, yakın ilişkilerinize ve sağlığınıza mal olacak kadar yoğun çalışmakla karıştırılmamalı. Çalışan herkes bir noktada yaptığı işin sebep olduğu stresin baskısını üzerinde hissetmiştir. Yaptığınız işi sevseniz bile her işin kendince kişiyi strese maruz bırakacak unsurlara sahip olabilir. Kısa vadede, son teslim tarihine yetişmek veya kısa sürede yapılması gereken birçok işi o süreye sıkıştırmak gibi stres yaratan durumlara maruz kalabilirsiniz. Ancak stres kronik bir hale geliyorsa, bunaltıcı olduğu gibi hem fiziksel hem de duygusal sağlığınıza zarar verebilir. İşle ilgili bir problemin yarattığı stres gün boyu devam ettiği gibi, ne yazık ki eve döndüğünüzde bir anda ortadan kaybolmaz. Stresli bir çalışma ortamı baş ağrısı, karın ağrısı, uyku düzeni bozuklukları, öfke problemleri ve konsantrasyon güçlüğü hatta yüksek tansiyon ve depresyon gibi sorunlar yaşamanıza neden olabilir. Yaşadığınız problemi daha da karmaşık bir hale getiren, onunla başa çıkmak için size daha da zarar veren alışkanlıklara yönelmeniz olabilir: aşırı yeme, sağlıksız besin tüketmeye yönelme, kötü alışkanlıklara eğilim gösterme gibi. Sizde hangi durumların stres yarattığını ve bunlara nasıl tepki verdiğinizi belirlemek için bir veya iki hafta boyunca bir günlük tutun. Durumla ilgili kişiler ve koşullar, fiziksel ortam ve durumla başa çıkma yönteminiz de dahil olmak üzere çevreniz hakkındaki düşüncelerinizi, duygularınızı ve bilgilerinizi kaydedin. Sesinizi mi yükselttiniz? Gidin ve otomattan atıştırmalık alın. Yürüyüşe çıkın. Not almak, stres yaratan etkenler ve bunlara verdiğiniz tepkiler arasındaki bağlantıyı bulmanıza yardımcı olacak. Fast food ya da alkole yönelerek stresle mücadele etmeye çalışmak yerine, gerilimin arttığını hissettiğinizde sağlıklı seçimler yapmak için elinizden geleni yapın. Örneğin egzersiz yapmak harika bir stres atıcıdır. Yoga mükemmel bir seçim olabilir çünkü her türlü fiziksel aktivite faydalıdır. Ayrıca hobilerinize ve favori aktivitelerinize de zaman ayırmayı unutmayın. İster roman okuyun, ister konsere gidin, ister ailenizle vakit geçirin. Her ne olursa olsun, size keyif veren şeylere mutlaka zaman ayırmaya özen gösterin. Yeterli ve kaliteli uyku almak da etkili stres yönetimi için oldukça önemlidir. Günün ilerleyen saatlerinde kafein alımınızı sınırlayarak ve geceleri bilgisayar veya televizyon kullanımı gibi uyarıcı aktivitelerden kaçınarak sağlıklı uyku alışkanlığınızı geliştirin. Modern hayatta günün 24 saati ulaşılabilir olmanın baskısını üzerinizde hissetmek kolaydır. Bunun önüne geçebilmek için kendiniz için bazı iş-hayat sınırları belirleyin. Akşam eve gittiğinizde e-postaları kontrol etmeyin veya akşam yemeğinde telefona cevap vermeyin. Bu konuda kendinize kural koymak mentyal sağlığınızı korumaya yardımcı olabilir. İş-yaşam arasında net çizgiler belirlemek, çatışma potansiyelini ve bununla birlikte gelen stresi azaltabilir. Kronik stres ve tükenmişliğin olumsuz etkilerinden kaçınmak için, kendimizi yenilemek ve stres öncesindeki işlevselliğe dönmek için belirli bir zamana ihtiyacımız olur. Tatil günlerinizin boşa gitmesine izin vermeyin. Mümkün olduğunca rahatlamak ve gevşemek için zaman ayırın, böylece yeniden canlanmış ve en iyi performansınızı sergilemeye hazır hissederek işinize geri döneceksiniz. Meditasyon, derin nefes egzersizleri ve farkındalık geliştirmek gibi teknikler stresi yönetmenize yardımcı olabilir. Buna nefes almak, yürümek veya yemeğin tadını çıkarmak gibi basit aktivitelere odaklanıp her gün birkaç dakikanızı ayırarak başlayabilirsiniz. Dikkatiniz dağılmadan tek bir aktiviteye bilinçli olarak odaklanabilme becerisi, siz pratik yaptıkça güçlenecek ve bunu hayatınızın birçok farklı alanına uygulayabileceğinizi göreceksiniz. Çalışanın sağlığı işyerinden aldığı verimlilikle bağlantılıdır, dolayısıyla patronunuz, çalışanların verimini artıran bir çalışma ortamı yaratma konusunda isteklidir. Yöneticinizle açıkça görüşün. Bunun amacı bir şikayet listesi hazırlamak değil, tanımladığınız stres faktörlerini yönetmek için etkili bir plan hazırlamak; böylece işinizdeki en iyi performansı gösterebilirsiniz. Aktaracaklarınızın bazı bölümleri, zaman yönetimi gibi alanlardaki becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olmak için tasarlanmış olsa da diğer öğeler, yararlanabileceğiniz işveren sponsorluğundaki sağlıklı yaşam kaynaklarının belirlenmesini, sizden ne beklendiğinin açıklığa kavuşturulmasını, iş arkadaşlarınızdan gerekli kaynakların veya desteğin alınmasını içerebilir. Güvendiğiniz arkadaşlarınızdan ve aile üyelerinizden yardım kabul etmek, stresle başa çıkma yeteneğinizi geliştirebilir. İşvereniniz ayrıca çevrimiçi bilgiler, mevcut danışmanlık ve gerekirse ruh sağlığı uzmanlarına yönlendirme dahil olmak üzere bir çalışan yardım programı aracılığıyla stres yönetimi kaynaklarına sahip olabilir. İş stresinden bunalmaya devam ediyorsanız, stresi daha iyi yönetmenize ve sağlıksız davranışlarınızı değiştirmenize yardımcı olabilecek bir psikologdan destek almanızı öneririz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/01/13/ubisoft-ve-bungieden-avustralyaya-destek", "text": "Ünlü oyun geliştirici firmaları Ubisoft ve Bungie'den takdir edilecek bir destek geldi. Avustralya yangını herkesin yüreğini sağlarken yangınzedeler için destek sürüyor. Ubisoft ve Bungie de yardım desteğinde bulundu. Kontrol altına alınamayan Avustralya yangını orada yaşayanlara büyük zararlar vermeye devam ediyor. Destekte bulunabilmek için yapılan bağışlar büyük paya sahip. Bunun üzerine Ubisoft ve Bungie'den de önemli açıklamalar geldi. Ubisoft Australia resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada Avustralya Kızıl Haç Afet ve Kurtarma Fonu'na 30 bin dolar bağışta bulunduklarını duyurdu. Ayrıca oyun içerisine de bağış toplama butonunun yer alması için talep bulunduklarını da belirtti. Bungie firması ise vahşi yaşamı koruma derneği WIRES ve NSW Kırsal Yangın Hizmeti'ne yardım edeceğini açıkladı. Aynı zamanda 16 Ocak-18 Şubat tarihleri arasında bağış için tişört satacaklarını ve elde edilecek olan tüm gelirin bu iki kuruma gönderileceği belirtildi. Tşörtlerin tasarımı henüz belli olmasa da üzerinde \"Destiny 2 'Star Light, Star Bright'\" yazması planlanıyor. Bungie Store ve Bungie Store EU üzerinden ön sipariş alınmaya başlandı. Eylül ayından bu yana devam eden ve milyonca hayvanın hayatını kaybetmesine sebep olan Avustralya Yangını için The Universim'in yaratıcısı Crytivo, çevrimiçi mağazasının iki aylık gelirini ve Steam gelirinin yüzde 30'unu yangından zarar gören evlerin yeniden inşası, itfaiyeye destek ve çevresel temizleme faaliyetlerine destek için bağışlayacağını ilan etmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/04/06/bill-gates-destegini-surduruyor", "text": "Bill Gates, korona virüse yönelik aşı çalışmaları için milyarlarca dolarlık yatırım yapacaklarını açıkladı. Microsoft'un kurucusu Bill Gates, The Daily Show'a yaptığı açıklamada, Gates Vakfı'nın koronavirüs salgınıyla mücadele etmek için finansmanı arttırdıklarını ve desteği tam gaz sürdüreceklerini ifade etti. Gates çift ise koronavirüsün tedavisi için vakıflarına daha önce 100 milyon dolar bağışlamıştı. Ayrıca vakıf, Washington eyaletinde enfeksiyon riski olanlara evde koronavirüs test kitleri sağlayan bir projeye fon sağlıyor. Madonna hastalığa tedavi bulmak için çalışan 7 farklı araştırma laboratuvarına fon sağlamayı planlayan Bill ve Melinda Gates Vakfı'na 1 milyon dolar bağışladığını açıkladı. Madonna Instagram hesabından paylaştığı videoda \"Bireysel ve küresel olarak olağanüstü bir durum yaşadığımız aşikar... Bunu kabullenmenin, hayata geçirmenin ve yaşam biçimimi değiştirmenin zaman aldığını kabul etmek zorundayım... Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın koronavirüsü engelleyecek ya da tedavi edecek bir ilaç bulma çabasına ortak oluyorum\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/04/24/youtube-15-yasinda", "text": "Video paylaşım platformu YouTube, kuruluşunun üzerinden geçen 15 yılda özellikle de gençler için kendini ifade etme ve gelir sağlama kanalı oldu. İlk YouTube videosu bundan 15 yıl önce 23 Nisan 2005'te yüklendi. O gün YouTube'un kurucu ortağı Jawed Karim, \"Hayvanat bahçesinde ben\" başlıklı, 18 saniyelik bir video yayınladı. Karim'in filler hakkında \"gerçekten çok uzun hortumları var ve bu çok havalı\" dediği video bugüne dek, 90 milyondan fazla kez görüntülendi. Bu videodan 1 sene sonra, Karim ve ekibi YouTube'u 1.65 Milyar Dolar karşılığında Google'a sattı. Bugün YouTube'u her ay 2 milyardan fazla kullanıcı ziyaret ediyor. Günde bir milyar saat içerik izleniyor. Özellikle de genç nesil için burası kendini ifade etme ve para kazanma alanı tıpkı oyuncak tanıtımı videoları yapan sekiz yaşındaki Ryan Raji gibi. Raji,26 milyon dolarlık geliriyle 2019'da YouTube'dan en çok para kazanan kişiydi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/06/01/kylie-jennerin-saibeli-serveti", "text": "Kardashian-Jenner klanının en küçük kardeşi Kylie Jenner'ın gelir beyanlarında oynama yaptığı iddia edildi. Forbes resmi web sitesinden Jenner'ın \"en genç milyarder\" unvanını olmasını sağlayan servetinin kurmaca olduğunu, aslında kendi adını taşıyan kozmetik şirketinin söylendiği kadar gelir elde etmediğini iddia etti. Dergi, Jenner'ın servetinin 900 milyon dolardan daha az olduğunu yazdı. Kylie Jenner, Kylie Cosmetics'in yüzde 51'ini geçtiğimiz ocak ayında 1,2 milyar bir dolarlık anlaşma ile ABD güzellik devi Coty'ye satmıştı. Derginin iddialarına göre, tüm gerçekler bu satıştan sonra ortaya çıktı. Son altı ay içinde Coty tarafından piyasaya sürülen ürünler ve elde edilen gelirlerin, aslında Jenner'ın söylediği rakamlarla tutmadığını ve Jenner'ın servetinin bir kurmaca üzerine olduğunu ortaya koydu. Derginin bu yazısından sonra hem geleneksel hem de sosyal medya mecraları karışırken, Kylie Jenner Twitter hesabından iddialara yanıt vermekte gecikmedi. Jenner, \"Saygın olduğunu düşündüğüm sitede bir dizi yanlış ifade ve kanıtlanmamış varsayımlar yer alıyor. Benim güzel bir kızım, başarılı bir işim var ve bunu gayet iyi yapıyorum. Size şu anda ne kadar param olduğunu tespit etmekten daha önemli olan 100 farklı şey sıralayabilirim\" şeklinde ifade verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/06/08/ciglik-icin-120-milyon-dolar-odedi", "text": "Chelsea Futbol Kulübü'nün sahibi Rus milyarder Roman Abramoviç, Norveçli ressam Munch'un dünyaca ünlü 'Çığlık' tablosunu 120 milyon dolara satın aldı. Müzayede şirketi Sotheby's tarafından yapılan ve 50 milyon dolar teklifle başlayan açık artırmaya telefonla katılan Rus iş insanı Roman Abramoviç, Çığlık tablosu için en yüksek teklifi veren isim oldu. Böylece Çığlık tablosu, tarihin en pahalı sanat eserleri arasına girdi. Çığlık ya da orijinal ismiyle Skrik, Norveçli ressam Edvard Munch tarafından 1893'te yapıldı. Tablo daha önce iki kez çalındı. İlk olarak 1994'te Oslo Ulusal Galerisi'nden çalınan tablo, 2004'te tekrar çalınmış ve 2 yıl sonra bulunmuştu. Tablonun üzerindeki beyaz lekenin uzun süredir 'kuş pisliği' olduğu düşünülüyordu. Fakat 4 yıl önce bu lekenin nedenin mum olduğu anlaşıldı. Uzmanlar, ressamın tabloya gece mum ışığında bakarken bu lekenin oluştuğunu düşünüyor. Munch, 1893 ile 1910 yılları arasında orijinal adıyla 'The Scream' tablosunun dört farklı versiyonunu çizdi. Fakat zamanla en popüler olan versiyon; turuncu ve alacalı bir gökyüzüne sahip ve üzerinde büyük bir beyaz leke olan oldu. Ünlü tablo 100 yılı aşkın süredir Norveç Ulusal Müzesi'nde korunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2020/06/29/facebookun-boykotu-marc-zuckerberge-pahaliya-patladi", "text": "ABD Başkanı Donald Trump'ın şiddet içerikli paylaşımını silmeyen Facebook'u boykot eden şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Pepsi, Coca-Cola ve Verizon'un da aralarında bulunduğu onlarca şirket, ABD Başkanı Donald Trump'ın şiddet içerikli paylaşımını silmeyen Facebook'tan reklamlarını çekme kararı aldı. Şimdi bu markalar arasına Starbucks'ta katıldı. Unilever, Honda gibi büyük şirketleri içeren boykot kampanyası Facebook'un CEO'su Mark Zuckerberg'e pahalıya patladı. Teknoloji yatırımcısının zararının 7 milyar dolar olduğu konuşuluyor. Boykot'un çıkma nedeni ise Facebook'un siyasi olaylara mesafeli duruşu ve ırkçı söylemlere yönelik tavır almaması. George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından ABD'de öldürülmesinin ardından Donald Trump'ın 29 Mayıs'ta yaptığı \"Yağma başlarsa ateş açarız\" paylaşımına Twitter müdahele etmiş ve paylaşımı sınırlamış, Facebook ise yayınlamaya devam etmişti. Facebook CEO'su Mark Zuckerberg'in \"Başkan Trump'ın paylaşımı Facebook kurallarını ihlal etmiyor\" açıklaması pek çok kesmin tepkisini çekmişti. Zuckerberg'in bu açıklaması sonrası geçen hafta altı insan hakları örgütü, büyük şirketlere bir çağrıda bulunarak, temmuz ayı boyunca Facebook'a reklam vermemelerini istedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2023/09/07/teknoloji-ve-luksu-bir-araya-getiren-rezidanslar-bodrumda-tanitildi", "text": "Lüks gayrimenkul geliştirme şirketi Binghatti ve mücevher markası Jacob & Co. iş birliğinden doğan Burj Binghatti Jacob & Co. Residences ve Bugatti Residences by Binghatti isimli projeler Mandarin Oriental Bodrum'da düzenlenen davette tanıtıldı. Teknoloji ve lüksü birleştirerek geliştirdiği projeleri ile öne çıkan dünyanın önde gelen gayrimenkul şirketlerinden Binghatti, Fransa merkezli lüks otomobil markası Bugatti ile New York merkezli lüks mücevher markası Jacob & Co. ile işbirliğinden doğan Bugatti Residences by Binghatti ve Burj Binghatti Jacob & Co. Residence projelerini geçtiğimiz dünlerde Şamdan Plus'ın düzenlediği şık davet ile Mandarin Oriental Bodrum'da Türkiye'deki yatırımcılara tanıttı. Davete katılan konuklar, dünyanın en yüksek rezidansı rekorunu kıracağı düşünülen Hyper-Tower Burj Binghatti Jacob & Co. Residences hakkında detaylı bilgi edindi. Binghatti'nin, bir mücevher ve saat markası Jacob & Co. ile tasarım ortaklığından doğan lüks rezidans, ışıltılı dış cephesi ve taç şeklinde dizayn edilen logosuyla şimdiden Dubai'nin taç mücevheri olarak nitelendiriliyor. Davette tanıtılan diğer proje Bugatti Residences by Binghatti, Dubai'de bulunan Business Bay bölgesinde yer alıyor. Lüks otomobil markası Bugatti'nin şıklığını taşıyan rezidanslar, markanın ikonik yorumunu ve yenilikçi tavrını ortaya koyuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2023/10/10/nobel-ekonomi-odulunun-sahibi-claudia-goldin-oldu", "text": "Bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü, kadınların istihdamı ve emeği konusundaki çalışmalarından dolayı Amerikalı ekonomi tarihçisi Claudia Goldin'e verildi. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Profesör Goldin'in yayımladığı araştırmasının cinsiyetler arası ücret farkının ardındaki temel etkenleri ortaya koyduğunu belirtti. Harvard Üniversitesi'nde halihazırda iş gücü piyasası tarihi dersi veren 77 yaşındaki akademisyen Goldin, bu ödülü alan üçüncü kadın olarak tarihe geçti. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi, Goldin'in kadın işgücü piyasası sonuçlarına ilişkin anlayışı ilerlettiğini belirterek ABD işgücüne ilişkin 200 yıllık verileri inceleyen, kazanç ve istihdam oranlarındaki cinsiyet farklılıklarının zaman içinde nasıl ve neden değiştiğini gösteren çalışmasına dikkat çekti. Ödülü veren kurum yaptığı açıklamada, \"Bu yılın İktisadi Bilimler Ödülü'nün sahibi Claudia Goldin, yüzyıllar boyunca kadınların kazançları ve işgücü piyasasına katılımlarına ilişkin ilk kapsamlı açıklamayı bizlere sundu.\" dedi. Goldin'in araştırması, evli kadınların 1800'lü yılların başında baş gösteren Sanayi Devrimi ile birlikte sanayileşen toplumda daha az çalışmaya başladıklarını ancak 1900'lerde yaşanan hizmet ekonomisi büyümesiyle beraber kadın istihdamının yeniden artış gösterdiğini saptadı. Araştırmaya, göre kadınların eğitim seviyesinin artması doğum kontrol hapının kullanılmasını artırdı ancak cinsiyetler arası ücret farkı kapanamadan devam etti. Profesör Goldin, tarihte erkeklerle kadınlar arasındaki kazanç farkının sorumlusunun genç yaşta yapılan eğitim tercihleri ve kariyer seçimleri olduğunu belirttiği gibi cinsiyetler arasındaki mevcut kazanç farkının artık büyük ölçüde çocuk sahibi olmanın yarattığı etkiden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Ödülü veren komitenin bir üyesi olan Randi Hjalmarsson, \"Claudia Goldin'in keşiflerinin toplumsal açıdan çok büyük etkileri var.\" dedi. Kendisini \"dedektif\" olarak tanımlayan Prof Hjalmarsson, Claudia Goldin'in çalışmalarının dünya çapında bu alanda politika oluşturucular için bir temel sağladığını söyledi. Ödül komitesi, dünya çapında erkeklerin yüzde 80'ine kıyasla kadınların yaklaşık yüzde 50'sinin işgücü piyasasına katıldığını, ancak kadınların daha az kazandığını ve kariyer basamaklarının zirvesine ulaşma olasılıklarının daha düşük olduğunu belirtti. Ekonomi ödülü, Alfred Nobel tarafından kurulan ve ilk kez 1901 yılında verilen fizik, kimya, fizyoloji veya tıp, edebiyat ve barış alanlarındaki orijinal ödüllerden ayrı tutuluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/ekonomi/2023/11/14/amazon-turkiyenin-gulumseten-kasim-kampanyasi-basladi", "text": "Amazon Türkiye'nin gelenekselleşen alışveriş etkinliği Gülümseten Kasım Fırsatları bu yıl 30 Kasım'a kadar sürecek. Müşterilerinin ihtiyaçlarını uygun fiyatların yanı sıra hızlı ve ücretsiz teslimat imkanı ile karşılayan www.amazon.com.tr 'in \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" alışveriş etkinliği bugün başladı. 30 Kasım'a kadar sürecek \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" alışveriş etkinliği boyunca Amazon.com.tr müşterileri oyuncaktan elektroniğe, modadan ev yaşam ürünlerine, spordan ofis ürünlerine kadar tüm kategorilerden yüzbinlerce üründe büyük indirimlerden hızlı ve ücretsiz teslimat seçenekleriyle faydalanabilecek. \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" müşterilerin alışverişlerini en iyi avantajlarla yapabilmesini sağlayacak fırsatlarla da geliyor. \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" boyunca tüm Amazon.com.tr müşterileri, seçili ürünlerde kredi kartlarına peşin fiyatına 12 aya varan ve yasal taksit kısıtlaması olmayan tüm ürünlerde peşin fiyatına 6 aya varan taksit seçeneklerinden yararlanabilecek. Hızlı ve ücretsiz teslimat seçenekleri: Amazon Prime üyeleri herhangi bir sepet tutarı gözetmeksizin hızlı ve ücretsiz teslimat seçeneklerinin keyfini çıkarıyor. Alışveriş ayrıcalıkları: Kendilerine özel ek indirimlerden de faydalanan Prime üyeleri aynı zamanda Çok Al & Az Öde ile 250 TL ve üzeri alışverişlerde sepette yüzde 10 indirim kazanıyor. Seçili ürünlerde fiyat farkı tutarında ücret iadesi garantisi: \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" boyunca Amazon.com.tr ve Amazon mobil uygulamasından satın alınan, satıcısı ve göndericisi Amazon.com.tr olan seçili ürünlerin fiyatı 30 Kasım tarihine kadar düşerse aradaki fark hediye kartı olarak müşterilerin Amazon hesabına tanımlanıyor. Prime Video: Amazon Prime üyeleri, üyelikleriyle birlikte gelen Prime Video ile aralarında popüler Amazon Originals içeriklerinin de bulunduğu geniş bir içerik seçkisini ek ücret ödemeden Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle primevideo.com ya da tablet, akıllı telefon ve akıllı TV'lerindeki Prime Video uygulaması aracılığıyla izleyebiliyor. Prime Gaming: Prime Gaming ile tüm Prime üyeleri piyasanın önde gelen oyunlarında oyun içi ayrıcalıklar, her ay yenilenen ücretsiz oyunlar ve Twitch.tv'de sevdikleri bir yayıncıya aylık abonelik hakkıyla bütünsel bir oyun deneyiminin keyfini çıkarabiliyor. Henüz Prime üyesi değilseniz www.amazon.com.tr/prime adresinden hemen üye olup \"Gülümseten Kasım Fırsatları\" etkinliğinde Prime ayrıcalıklarından yararlanabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2020/08/05/elon-musk-ve-tom-cruiseun-uzay-filminden-yeni-ayrintilar-ortaya-cikti", "text": "Elon Musk, tamamen bağımsız bir elektrikli Tesla veya insan beynine yerleştirilecek bir çip gibi hedeflere sahiptir. Ancak Musk'ın tüm bu hedeflerden başka bir hedefi var. Ayrıca uzayda bir film yapıyor. Bunun için Hollywood yıldızı Tom Cruise Çalışmalar uzun süredir yürütülmektedir. Hatta NASA mekanın tanıtımına katkıda bulunacak olan bu filmi de destekleyecek. Ama hepsi bu değil. Filmin detayları çok daha fazla bilgiye ışık tuttu. NME, Tom Cruise'un oynadığı uzay filminin bilinmeyenlerinden alıntı yaptı. NME'nin haberine göre, filmin başrolü Tom Cruise, Yarının Kenarında filmin yönetmeni, Mission Hazard dizisinin yönetmeni Doug Liman, Christopher McQuarrie ve yapımcı PJ van Sandwijk ile bir araya geldi. Yönetmenler Universal Pictures tarafından onaylandığında filmin yapım öncesi hazırlık aşaması resmi olarak başlayacak. Christopher McQuarrie'nin yönetmen olmasa da filmde danışman olarak yer alabileceği söyleniyor. Filmin senaryosu hala yazma aşamasında. Uzay filminin bütçesi gerçekten şaşırtıcı bir rakam olacak. Tahminlere göre, filmin bütçesi 200 milyon dolar olarak belirlenecek. Aktris ve yapımcı olarak filme katkıda bulunacak olan Tom Cruise, tahminlere göre 30 ila 60 milyon dolar kazanacak. Elon Musk ve Tom Cruise'un ortak uzay filminin net bir vizyon tarihi yok. Koronavirüs salgını sinema endüstrisine bağlı olsa da, böyle bir filmin, özellikle kamera kaydedilmeden önce net bir tarih vermesi mümkün değildir. Ancak, proje için adı geçen isimlerden de anlaşılacağı gibi, izleme keyfi yüksek bir film bizi bekliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/08/18/meksikali-yonetmen-michel-francoya-saraybosnanin-kalbi-odulu-verildi", "text": "Bosna Hersek'te bu yıl 27'ncisi düzenlenen Saraybosna Film Festivali kapsamında, Meksikalı yönetmen Michel Franco'ya \"Saraybosna'nın Kalbi\" ödülü takdim edildi. Franco, festival kapsamında verilen ödüle geçen yıl layık görülmüş ancak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ödülünü alamamıştı. Yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını Franco'nun üstlendiği 2020 yapımı New Order filminin festivalin 5'inci gününde sinemaseverlerin beğenisine sunuldu. Franco, filmin gösterimi öncesinde Ulusal Tiyatro binası önündeki kırmızı halıda boy göstererek hayranlarıyla buluştu. Bu yıl 27'nci kez sinemaseverlere kapılarını açan SFF'de, \"Saraybosna'nın Kalbi\" festival ödüllerini almak için 4 kategoride toplam 47 film yarışıyor. \"Uzun metrajlı\" film kategorisinde 9, \"kısa film\" kategorisinde 10, \"belgesel film\" kategorisinde 16 ve \"öğrenci filmleri\" kategorisinde 12 film yer alırken, 18 filmin dünya prömiyeri, 3 filmin uluslararası, 1 filmin Avrupa, 24 filmin bölgesel ve bir filmin de Bosna Hersek prömiyeri gerçekleştirilecek. \"Belgesel film\" kategorisinde Türkiye yapımı \"Yaramaz Çocuklar\" filminin yer aldığı festivalin jüri başkanlığını ise \"Quo Vadis, Aida\"nın başrol oyuncusu Jasna Djuricic üstleniyor. Bosna'daki savaşın (1992-1995) izlerini silmek, başkent Saraybosna'yı yeniden kültür ve sanatın merkezi haline getirmek amacıyla düzenlenmeye başlayan SFF, 27 yıllık sürede dünyaca ünlü birçok ismi ağırladı. Festivale bugüne kadar Robert de Niro, Angelina Jolie, Brad Pitt, Orlando Bloom, Daniel Craig, John Malkovich, Morgan Freeman, Gerard Depardieu ve Nuri Bilge Ceylan gibi dünyaca ünlü birçok isim katıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/08/31/spencerin-merakla-beklenen-fragmani-yayinlandi", "text": "Pablo Lorrain'in Prenses Diana biyografisi Spencer'ın ilk fragmanı yayınlandı. Pablo Larrain'in imzasını attığı Spencer filminden resmi bir fragman paylaşıldı. Kristen Stewart'ın yıldızı olduğu Spencer, Prenses Diana'nın gizemli bir ölümle sonlanan yaşamını anlatıyor. Neon film şirketi aracılığıyla izleyici karşısına geçecek olan Spencer'ın fragmanında Prenses'in saray yaşamından kesitler, ikonik kostümlerinden izlenimler, Diana'nın kameralardan rahatsız olarak kaçma anları gibi detaylara tanık oluyoruz. Spencer fragmanı bizleri Lou Reed'in Perfect Day parçası ile karşılıyor. Geçtiğimiz gün de filmden bir poster paylaşılmıştı. Posterde Diana Spencer'ın görkemli kostümüyle dramatik bir şekilde kameralardan kaçma anına tanıklık ediyorduk. Spencer, 1981 yılında Prens Charles ile evlenen ve 1991 yılında boşanma kararı alan Diana Frances Spencer'ın hayat hikayesini konu ediyor. Norfolk'taki sarayda geçirdikleri son Noel tatiline odaklanılan filmde Prens Charles ile olan evliliğinin artık sonuna gelindiğini düşünen Diana'nın bir gün kendisini kraliçe yapacak olan yoldan ayrılmaya karar verdiği zamanlar gözler önüne seriliyor. Jackie, No, Neruda gibi yapımlarda imzası bulunan Pablo Larrain, Spencer'ın yönetmenliğini yaptı. Senaryosunu ise Peaky Blinders ve Locke ile tanınan Steven Knight kaleme aldı. Spencer'da Jack Farthing, Prens Charles'ı canlandırıyor. Ayrıca Timothy Spall, Sean Harris ve Sally Hawkins açıklanmayan rollerle karşımıza çıkacak. Prenses Diana son zamanlarda The Crown sayesinde fazlasıyla konuşuldu. Emma Corrin geçtiğimiz sezon boyunca Diana'ya hayat verdi. Gelecek sezonda ise Elizabeth Debicki'yi Prenses Diana olarak izleyeceğiz. Spencer, 5 Kasım tarihinde yurt dışında vizyona girecek. Ülkemizdeki tarihi henüz belli değil."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/09/06/amazon-prime-gamingin-eylul-ayi-ucretsiz-oyunlari-aciklandi", "text": "Amazon Prime üyeleri Prime Gaming ayrıcalığı ile Eylül ayında Knockout City, Sam & Max Hit the Road, Candleman the Complete Journey, Puzzle Agent, Secret Files 2: Puritas Cordis, Tools Up! ve Unmemory gibi oyunlarına ücretsiz sahip olabilecekler. Amazon Prime Gaming Türkiye, Eylül ayının ücretsiz oyun seçkisini açıkladı. Amazon Prime üyeleri, bu ay Knockout City, Sam & Max Hit the Road, Candleman the Complete Journey, Puzzle Agent, Secret Files 2: Puritas Cordis, Tools Up! ve Unmemory oyunlarına ücretsiz sahip olabilecek. Eylül ayı boyunca Prime Gaming üyeleri ayrıca, Brawlhalla, Red Dead Online, Apex Legends, Fall Guys ve daha birçok oyunda yeni oyun içi ganimet ve geliştirmelerin keyfini çıkarabilecek. Prime üyeleri, Prime Gaming ile her ay üyelere özel oyun içeriklerine ücretsiz erişim sağlayabiliyor. Prime Gaming kapsamında üyelere süresiz sahip olabilecekleri bu ücretsiz oyunların yanı sıra popüler oyunlarda kullanabilecekleri seviye atlatma, kıyafet ve kaplama gibi karakter yükseltmeleri ile Twitch üzerinden diledikleri bir yayıncının kanalına 30 gün boyunca ücretsiz abonelik gibi ayrıcalıklar da sunuluyor. Knockout City Velan Studios tarafından geliştirilen ve Electronic Arts tarafından EA Originals markası altında yayınlanan Knockout City, yakar top tutkunlarını sahaya davet ediyor. Sam & Max Hit the Road Sopanızı kapın, bir siren gibi tiz bir ses çıkarın ve 1993 yılında geçen bu 2D animasyon macerasında en zorlu vakaları çözmeye çalışan Serbest Polis Sam ve Max ile yola çıkın. Candleman The Complete Journey Bu benzersiz bulmaca platform oyununda oyuncular, uzaktaki parıltıyı bulmak için çok çeşitli büyülü ortamları keşfederek sadece 10 saniye boyunca yanabilen küçük bir mum rolünü üstleniyorlar. Puzzle Agent Bağımsız çizgi roman sanatçısı Graham Annable'ın benzersiz anlatısı ve muhteşem bir görsel duyarlılıkla yaratılan Puzzle Agent, oyuncuları bulmaca dünyasında heyecan verici ve zorlayıcı bir maceraya davet ediyor! Secret Files 2: Puritas Cordis Ödüllü macera oyunu Secret Files Tunguska'nın devam oyununda, oyuncular bir cinayete tanık olup, sadece kıtaları değil aynı zamanda yüzyılları da kapsayan olayların merkezine doğru adım attıklarında dünya bir felaketin eşiğindedir. Tools Up! Oyuncuların çılgın bir restorasyon partisine ev sahipliği yapmak için zamana karşı birlikte çalıştığı yerel, çok oyunculu bu oyunda yerinizi alın! Unmemory İlgi çekici bir gerilim filmi hikayesini keşfetmek için bulmacaları çözün ve ipuçlarını takip edin!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/09/13/istanbullular-bu-hafta-kultur-ve-sanata-doyacak", "text": "İstanbul bu hafta geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklerle yerli ve yabancı sanatçıların katıldığı konser, sergi, tiyatro ve performanslara sahne olacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında 3'ü yeni olmak üzere 9 oyun tiyatroseverlerle buluşacak. Program kapsamında 15-18 Eylül'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde \"Antigone\", Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'nde \"Yaftalı Bulut\", Kadıköy Gazhane Müze Büyük Sahne'de ise \"Veba\" oyunu izlenebilecek. Aynı tarihlerde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde iki kişinin çıktığı yolculuk hikayesini konu edinen \"Geçit\", Ümraniye Sahnesi'nde Naşit Özcan'ın yönettiği \"Ay Carmela!\", Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde Fransız oyun yazarı Moliere'nin \"Hastalık Hastası\" oyunları sahnelenecek. KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu'nda ise 13 Eylül'de \"Yeni Bir Şarkı\", 16 Eylül'de \"İki Bekar\" ve 17 Eylül'de \"Bülent Bey'in Hikayesi\" oyunları izleyicilerin beğenisine sunulacak. İstanbul Fringe Festival 2021'de 3 yabancı, 6 yerli olmak üzere 9 ekip dans, performans, tiyatro gösterileriyle fiziksel seyirciyle bir araya gelecek. Festival kapsamında \"Cinderella's\" 18 Eylül'de Atlas 1948 Sineması'nda, \"Masal Masal İçinde\" ise 19 Eylül'de ENKA Açıkhava Tiyatrosu'nda izleyici karşısına çıkacak. Yerli ve yabancı isimlerin konserlerinden tiyatro oyunlarına ev sahipliği yapan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda 13 Eylül'de Yıldız Tilbe, 15 Eylül'de ilk caz projesi \"İhtimaller\" ile Kenan Doğulu, 19 Eylül'de ise Teoman konser verecek. İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi olarak gösterilen ünlü şarkıcı Buika ise 17 Eylül'de Zorlu PSM'de hayranlarıyla bir araya gelecek. 28. İstanbul Caz Festivali kapsamında Stefano Di Battista \"More Morricone\" ve Ferit Odman Quintet 14 Eylül'de Swissotel The Bosphorus'da, Altın Gün ve Evdeki Saat 16 Eylül'de Turkcell Vadi Sahnesi'nde, Gece Gezmesi'nde ise Alp Ersönmez \"Cereyanlı\", Çağrı Sertel \"Multiverse\", Dilan Balkay, Kazım ve Udgang 18 Eylül'de Beykoz Kundura Sahnesi'nde müzikseverlerle buluşacak. 49. İstanbul Müzik Festivali'nin son konserlerinde, 13 Eylül'de Şirin Pancaroğlu ve Bora Uymaz Topluluğu \"Sarı Çiçek\" Four Seasons Hotel'de, 16 Eylül'de \"Accademia Bizantina\" Venedik Sarayı'nda sahne alacak. Paraf Kuruçeşme Açık Hava Konserleri'nde ise Hakan Altun ve Hüsnü Şenlendirici 13, Yaşar ve Bendeniz 14, Rafet El Roman 15, Zara 16, Gülben Ergen 17, Seda Sayan 18, Hande Yener ve Serdar Ortaç ise 19 Eylül'de konserleriyle dinleyicilerin karşısında olacak. Tüm etkinlikler, Kovid-19 pandemi kurallarına uygun olarak düzenlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/09/23/rihannanin-3-savage-x-fenty-sovu", "text": "Rihanna, Amazon Prime'da yayınlanacak Rihanna's Savage X Fenty Show Vol 3 defilesi için dün Los Angeles The Westin Bonaventure Hotel'de düzenlenen tanıtıma Bottega Veneta elbise ile katıldı. Şarkıcı ve tasarımcı Rihanna, 24 Eylül'de Amazon Prime Video'da yayınlanacak olan son defilesi için sektördeki en büyük isimlerden bazılarını bir araya getirdi. On parmağında on marifet olan yıldız, popüler iç giyim markasının üçüncü bölümü için bir kez daha Amazon Prime ile anlaştı. Savage x Fenty Vol. 3, Cuma günü yayınlanacak. Rihanna'nın şahsen performans gösterip göstermeyeceğini henüz doğrulamazken, yıldızlarla dolu bir etkinlik olacağı biliniyor. Şovda yer alan yıldızlar arasında Nas, Daddy Yankee, BIA, Jazmine Sullivan, Ricky Martin, Normani, Jade Novah, Adriana Lima, Alek Wek, Behati Prinsloo, Emily Ratajkowski, Erykah Badu, Gigi Hadid, Irina Shayk, Jeremy Pope, Leiomy, Lola Leon, Mena Massoud, Nyjah Huston, Precious Lee, Sabrina Carpenter, Thuso Mbedu, Troye Sivan, Vanessa Hudgens bulunuyor. Elbette bu, Rihanna'nın ürün yelpazesine kapsayıcı bir model veya boyut kadrosunu dahil ettiği ilk sefer değil. Moda girişimcisinin güzellik imparatorluğundan giyim işletmelerine kadar kişisel markası, moda dünyasında neredeyse kıskançlık yaratacak kadar çok ürün yelpazesine ve çeşitliliğe sahip. Savage X Fenty Show Vol 3'te de her beden ve vücut tipinden modelleri görebiliyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/09/25/jennifer-lopezli-the-mother-filminin-kadrosuna-yildiz-isimler-eklendi", "text": "Jennifer Lopez başrollü \"The Mother\" filminin kadrosuna yıldız isimler eklendi. Jennifer Lopez'in Netflix filmi The Mother, yıldızlardan oluşan bir kadro oluşturdu. Variety'e göre The Mother'ın kadrosuna Gael Garcia Bernal , Omari Hardwick ve Joseph Fiennes katıldı. Yakın zamanda \"Sound of Metal\"le Oscar adaylığı alan Paul Raci ve yeni yetenek Lucy Paez de Netflix filminin oyuncu listesine eklendi. Film, Lopez'i \"tehlikeli adamlardan kaçarken yıllar önce vazgeçtiği kızını korumak için saklandığı yerden çıkan\" ölümcül bir suikastçı olarak takip ediyor. Hardwick'in Lopez'in karakterinin müttefiki olan bir FBI ajanını canlandıracağı, Fiennes ve Bernal'in ise yukarıda bahsedilen \"tehlikeli adamları\" oynayacağı bildiriliyor. Filmin yönetmeni Niki Caro ve senaryosunu Lovecraft Country'nin showrunner'ı Misha Green kaleme alacak. Benny Medina ve Molly Allen yönetici yapımcı olarak görev yapacak. The Mother, Lopez'in Netflix için ilk büyük filmi olacak ve yayın devi ve şirketi Nuyorican Productions ile yaptığı önemli yapım anlaşmasını takip ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/09/16-contemporary-istanbul-10-ekimde-sona-erecek", "text": "Dünyanın önde gelen galeri, sanatçı, kurum ve kuruluşlarını bir araya getiren 16. Contemporary Istanbul'un ön izlemesine sanatseverler yoğun ilgi gösterdi. Tersane İstanbul'da gerçekleştirilen etkinlik, 9 bin 500 metrekarelik kapalı ve 10 bin metrekarelik açık alanda, 47 galeri, 11 kurum, 436 sanatçı ve 1240 sanat eserine ev sahipliği yapıyor. Büyük ilgi ile başlayan fuar, 10 Ekim'de sona erecek. İngiltere, Rusya, ABD, İsviçre, Hollanda ve Almanya'dan fuar için Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ve CI davetiyle İstanbul'a gelen 30 basın mensubu, 3 günlük program dahilinde Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Arter, Mesher ve Contemporary Istanbul Vakfının Fişekhane'de bulunan sanat alanı Cocoon'u ziyaret etti. Gazeteciler bunların yanı sıra İstanbul'un tarihi yapıtlarını da gezecek. Contemporary Istanbul ve Hepsiburada iş birliğinin ilk adım sergisi olan ve geliri Tohum Otizm Vakfına bağışlanacak 14 kadın sanatçının eserlerinin yer aldığı \"Akrasia\" sergisi alanı Tohum Otizm Vakfı ve Hepsiburada davetlerine ev sahipliği yapıyor. Ön izleme günlerinde Nef projelerinde imzası bulunan dünyaca ünlü mimar Emre Arolat ve sanatçı Sıtkı Kösemen ile Yekta Kopan'ın moderatörlüğünde özel bir söyleşi gerçekleştirildi. Fuarı ziyaret edenler arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da yer aldı. Türkiye'nin önde gelen caz müzisyenleriyle çalışan ve yurt dışındaki festivallerde sahne alan İpek Dinç, caz standartlarını dünya müziğinin farklı türleriyle birleştiren Standards grubuyla 31. Akbank Caz Festivali kapsamında 16. Contemporary Istanbul'da sahne aldı. Topluluğa, piyanoda Coşkun İnsel, bas gitarda Gerhard Lutz, davulda Mertcan Bilgin ve tenor saksafonda Alp İnsel eşlik etti. Tersane İstanbul'a gelecek sanatseverler pazar gününe kadar 30 sanatçının büyük ölçekli iş ve heykellerinin yer aldığı \"The Yard\" açık alan yerleştirmesinde, ölçekli işler üretmek için kumaşı tercih eden Rachel Hayes'in enstalasyonunu, sanatın sürdürülebilirliğine dikkati çeken \"Gelecek için Bayraklar\" sergisini, \"100 yaşındaki heykelci : İlhan Koman\" sergisini, 15 kadın sanatçının yer aldığı \"Akrasia\" sergisini, \"Sıtkı Kösemen Dönüşümler Sergisi\" ile 1970'lerden başlayan siyah-beyaz Bodrum fotoğraflarını, Burhan Doğançay ile Ekrem Yalçındağ'ın eserlerinin birbirlerine dokunuşları sergisini hafta boyunca fuar alanında görme fırsatı bulacak. Ayrıca 31. yaş gününü kutlayan Akbank Caz Festivali kapsamında Tersane İstanbul'daki fuar alanında caz konserleri de verilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/09/daniel-craig-hollywood-sohretler-kaldirimindaki-yerini-aldi", "text": "5 kez James Bond'u canlandıran Daniel Craig'in de artık Hollywood Şöhretler Kaldırımı'nda yıldızı var. Daniel Craig, Hollywood Şöhretler Kaldırımı'nda yıldızı olan ünlüler arasına katıldı. 25'inci James Bond Filmi Ölmek İçin Zaman Yok'ta beşinci ve son kez 007 kod adlı ajanı canlandırarak bu role veda eden İngiliz aktör için Hollywood'da tören düzenlendi. 53 yaşındaki oyuncu için Los Angeles'ta düzenlenen törenle, üstünde adının yazılı olduğu yıldız, kaldırıma yerleştirildi. Craig böylece kaldırımda adı yazılı olan 2 bin 704'üncü ünlü oldu. Craig'in yıldızı, eski James Bond oyuncusu Roger Moore'un yıldızının yanına konuldu. Törende konuşan Craig, Şöhretler Kaldırımı'nda adının yazılı olmasından onur duyduğunu söyledi. Craig, \"Tüm bu efsanelerle çevrili kaldırımda olmam beni çok, çok, çok mutlu bir adam yaptı. O yüzden çok teşekkür ederim\" diye konuştu. Törende Craig'in Ölmek İçin Zaman Yok filmindeki rol arkadaşı Rami Malek de yer aldı. Malek, Craig'e övgülerle dolu konuşmasında, \"Hepimiz onun harika bir aktör olduğunu biliyoruz, kendini adamış biri. Bir eli arkasında bağlıyken diğer elinde bir içki tutarken tehlikeli rollerin üstesinden gelebilir\" dedi. Törene Bond yapımcıları Michael G. Wilson, Barbara Broccoli ile Los Angeles kent yöneticileri de katıldı. Şöhretler Kaldırımı'ndaki yıldızlar, her yıl yüzlerce başvuru arasından Hollywood Ticaret Odası tarafından seçiliyor. Yıldız sahibi olan ünlüler ayrıca, cazibe merkezinin bakımıyla birlikte yıldızlarının oluşturulması ve kurulması için ödenen 50 bin dolarlık sponsorluk ücretini de ödüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/11/58-antalya-altin-portakal-film-festivalinde-oduller-sahiplerini-buldu", "text": "58. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda En İyi Film Ödülü, Ferit Karahan'ın yönettiği \"Okul Tıraşı\" filmine gitti. Antalya Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla bu yıl 58'ncisi düzenlenen festivalin kapanış ve ödül töreni, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Antalya Spor Salonu'nda yapıldı. Sunuculuğunu Şevval Sam ve Yekta Kopan'ın yaptığı gece, Sam'ın konseri ile başladı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya'nın Manavgat ilçesi başta olmak üzere birkaç ilçede aynı anda başlayan ve günler süren orman yangını hatırlatarak, Türkiye'nin tarihinde en büyük yangını yaşadıklarını söyledi. Bu nedenle festival kapsamında hatıra ormanı oluşturduklarını ve ilk fidanları diktiklerini dile getiren Böcek, \"Festival bize güç verdi, umut verdi. Festival ve sinema ışığı bir kez daha Antalya ve ülkemizi aydınlattı.\" dedi. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nün sahibi \"Kafes\" filmindeki rolüyle Tarhan Karagöz, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün sahibi ise \"Zuhal\" filmindeki rolüyle Nihal Yalçın oldu. Oyuncu Tarhan Karagöz, ödül aldığı için heyecanlı olduğunu söyledi. Ödülü beklemediğini ifade eden Karagöz, kendisine ödüle layık gören jüri üyelerine teşekkür etti. Ödülünü alan oyuncu Nihal Yalçın da ekibine destek teşekkür etti. Çok incelikli ve keyifli bir iş çıkardıklarını dile getiren Yalçın, \"Filmi seyrettikten sonra bana kadın oyuncu vermezler diye düşündüm. Güçlü rakiplerim yoktu büyük ihtimalle. Bu ödül çok kıymetliydi. Yaptığım işin emeğinin karşılığı verilmesi çok keyifliydi. İşimi yapabildiğim ve ödüllendirildiğim için çok mutluyum. Oldukça yoğun kadınla filmi çektik.\" diye konuştu. En İyi Senaryo Ödülü \"Okul Tıraşı\" filmiyle Ferit Karahan ve Gülistan Acet'e, En İyi Yönetmen \"Kerr\" filmiyle Tayfun Pirselimoğlu'na verildi. En İyi Film ise Ferit Karahan'ın yönettiği \"Okul Tıraşı\" seçildi. Ödülünü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'dan alan yönetmen Karahan, \"Bu ödülü, salgından etkilenen ve yaşamını yitiren başta babam olmak üzere tüm Kovid-19 mağdurlarına adıyorum.\" dedi. Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması'nda, Övgüye Değer Ödülü'nü \"Rewşen\" filmiyle Musab Tekin aldı. Festivalde Kısa Film Jüri Özel Ödülü, \"İkinci Gece\" filmiyle Ali Tansu Turhan'a, En İyi Kısa Film Ödülü, \"Siz Biraz Uzak Kaldınız\" filmiyle yönetmen Elif Refiğ'e verildi. Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda, Övgüye Değer Ödülü \"Acı ve Tatlı\" filmiyle Didem Şahin'in, Belgesel Film Jüri Özel Ödülü de \"Bekleyiş\" filmiyle Aslı Akdağ'ın oldu. En İyi Belgesel Film Ödülü ise \"Her Şey Dahil\" filmiyle Volkan Üce'ye gitti. Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması'nda ise En İyi Uluslararası Film Ödülü, \"Libertad\" filmiyle Clara Roquet'e, En İyi Yönetmen Ödülü \"Aurora\" filmiyle Paz Fabrega'ya, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü \"Aile\" filmiyle Claudia Grob'a, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü de \"Titanik'i Seyretmek İstemeyen Kör Adam\" filmiyle Petri Poikolainen'e verildi. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü \"İki Şafak Arasında\" filmindeki rolüyle Nezaket Erden ile \"Kafes\" filmindeki rolüyle Özay Fect paylaştı. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü ise \"İki Şafak Arasında\" filmindeki rolüyle Erdem Şenocak'ın oldu. En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü \"Anadolu Leoparı\" filmiyle Billur Turan'a, En İyi Kurgu Ödülü \"Okul Traşı\" filmiyle Ferit Karahan, Hayedeh Safiyari ve Sercan Sezgin'e verildi. En İyi Müzik Ödülü'ne \"Kerr\" filmindeki müzikleriyle Nikos Kypourgos, En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü'ne \"Bağlılık Hasan\" filmiyle Özgür Eken layık görüldü. Türk sinemasının ilk kadın film yönetmeni ve sinema oyuncusu Cahide Sonku Ödülü'nü Ezgi Baltaş ve Feride Çiçekoğlu paylaştı. Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü, \"Anadolu Leoparı\" filmiyle Emre Kayiş'in, Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü de \"İki Şafak Arasında\" filmi ile Selman Nacar'ın oldu. SİYAD En İyi Film Ödülü'nü, Necip Çağhan Özdemir \"Bembeyaz\" filmiyle, FİLM-YÖN En İyi Yönetmen Ödülü'nü de Tayfun Pirselimoğlu, \"Kerr\" filmiyle aldı. Gece, yönetmen, oyuncular ile protokol üyelerinin fotoğraf çektirmesiyle sona erdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/11/agua-verde-eserine-16-contemporary-istanbulda-yogun-ilgi", "text": "Hollandalı sanatçı Christiaan Lieverse'nin \"Agua Verde\" adlı eseri, 16. Contemporary İstanbul'daki Villa del Arte galerisinde ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördü. Dünyanın önde gelen galeri, sanatçı, kurum ve kuruluşlarını bir araya getiren 16. Contemporary Istanbul devam ediyor. Fuarda sergilenen, bir kadının halı üzerine çizilen yağlı boya tablosu, sanatseverlerin büyük beğenisini kazandı. Hollandalı Christiaan Lieverse'nin \"Agua Verde\" adını verdiği çalışması, fuardaki Villa del Arte galerisinde ziyaretçiler tarafından en çok fotoğrafı çekilen ve paylaşılan eser oldu. Villa del Arte galerilerinin kurucularından Bert van Zetten yaptığı açıklamada, halının bu kadar ilgi görmesinin pek çok nedeni olabileceğini ifade ederek, en önemli sebeplerinden birini ise eserin \"Türkiye'deki kültüre dokunması\" olarak açıkladı. Villa del Arte olarak Contemporary İstanbul'a 10. kez katıldıklarını ifade eden van Zetten, \"1999'da kurulduğumuzdan bu yana dünya çapında 200'e yakın sanat fuarı gerçekleştirdik. Ama Contemporary İstanbul bizim favori fuarlarımızdan birisi diyebilirim.\" dedi. Van Zetten, fuarın Tersane İstanbul'daki yeni mekanından çok etkilendiklerini aktararak, \"Bu çok büyük bir gelişme oldu. Uluslararası galeriler için böyle bir konum çok daha fazla potansiyeli barındırıyor. Çok daha büyük alan üzerine kurulu, açık ve kapalı alan seçenekleri önemli ve tabii ki daha fazla yoruluyoruz. Ama yeni insanlar ve kurumları tanımaktan ötürü çok memnunuz.\" diye konuştu. Bert van Zetten, sanatçının \"Agua Verde\" adlı eserini Contemporary İstanbul'a özel tasarladığına dikkati çekerek, \"Halı fuar için gerçekten uygun bir parça. Çünkü içerisinde kültürlerin karışımını barındırıyor ve bu açıdan İstanbul'u andırıyor. Christiaan Lieverse bu halıyı Contemporary İstanbul için özel olarak yaptı. Ama sadece İstanbul'u düşünerek boyamadı.\" ifadelerini kullandı. Van Zetten, pek çok alıcının ilgilendiği bu eserin fiyatının 125 bin avro olduğunu ve henüz satılmadığını dile getirdi. Tersane İstanbul'da gerçekleştirilen etkinlik, 9 bin 500 metrekarelik kapalı ve 10 bin metrekarelik açık alanda, 47 galeri, 11 kurum, 436 sanatçı ve 1240 sanat eserine ev sahipliği yapıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/11/genc-willy-wonka-ile-tanisin", "text": "Timothee Chalamet Willy Wonka kostümü ile ilk fotoğrafını paylaştı. Sinemanın son yıllarda en dikkat çeken genç yeteneklerinden Timothee Chalamet, gençliğini canlandıracağı Willy Wonka karakterinden ilk fotoğrafı paylaştı. Chalamet, orijinal 1971 uyarlaması \"Willy Wonka & the Chocolate Factory\"de Gene Wilder'ın Wonka'yı tasvir ettiği filme atıfta bulunarak, \"Gerilim korkunç, umarım devam eder.\" notuyla Instagram'da fotoğrafı yayınladı. Birçok kez sinema ve sahneye uyarlanan Roald Dahl'ın ünlü romanı 'Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın baş karakteri eksantrik çikolatacıyı daha önce Gene Wilder (1971) ve Johnny Depp (2005) oynamıştı. Charlie'nin Çikolata Fabrikası kitabının ünlü çikolatacısı Willy Wonka karakterinin geçmişinin anlatılacağı film müzikal tarzda olacak. Willy Wonka, ünlü yazar Roald Dahl tarafından yaratıldı. Karakter, Charlie adındaki fakir bir çocuğu takip eden 1964 tarihli \"Charlie and the Chocolate Factory\" romanında çıkış yaptı. Wonka tarafından işletilen harika ve ürkütücü çikolata fabrikasını gezmek için altın bir bilet kazanan Bucket, hikayenin merkezini oluşturuyordu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/11/haftanin-kultur-sanat-etkinlikleri", "text": "İstanbul bu hafta geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklerle yerli ve yabancı sanatçıların katıldığı konser, sergi, tiyatro ve performanslara ev sahipliği yapacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, bu hafta 9 farklı oyun tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak. Program kapsamında 13-16 Ekim arasında, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde \"Tatlı Kaçık\", Fatih Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'nde \"Yaftalı Tabut\", Sadabad Sahnesi'nde \"Geçit\", Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde ise \"Moby Dick\" oyunları izlenebilecek. Aynı tarihlerde, \"Rüstemoğlu Cemal'in Tuhaf Hikayesi\" Ümraniye Sahnesi'nde, \"Veba\" oyunu Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde, \"Antigone\" Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi'nde, \"Melek\" Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde, \"Can Yeleği\" ise Kadıköy Gazhane Büyük Sahne'de sahnelenecek. İstanbul Devlet Tiyatrosu, 12-17 Ekim arasında \"Dört Mevsim\" oyununu Mecidiyeköy Büyük Sahne'de, \"Bir Picasso\" oyununu ise Mecidiyeköy Stüdyo Sahne'de izleyicilerle buluşturacak. Üsküdar Tekel Sahnesi'nde 12 Ekim'de prömiyer yapacak \"Gazale \" adlı oyun da 15 Ekim'e kadar oynanacak. Garibaldi Salon 2, 14, 15 ve 16 Ekim'de \"Meraklısı için Öyle Bir Hikaye\" oyununu ev sahipliği yaparken, Zeytinburnu Sahnesi'nde ise aynı tarihlerde \"Büyüklere Masallar - Masal Masal İçinde\" adlı çocuk oyunu miniklerin beğenisine sunulacak. Fatih Belediyesi Kültür Sanat Merkezi'nde ise 16 ve 17 Ekim'de \"80 Günde Devr-i Alem\" oyunu gösterilecek. Coşkun Karademir ile konuk sanatçı Zeynep Bakşi Karatağ'ın bu akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek konserinde Türk halk müziğinin sevilen eserlerine yer verilecek. Uluslararası caz sahnelerinde sahne alan \"Danny Grissett Quartet\", 11 Ekim'de CRR Konser Salonu'nda müzikseverlerle buluşacak. Cem Mansur yöntemindeki CRR Senfoni Orkestrası da 12 Ekim'deki konserinde Grieg'in, repertuvarda albenisi en yüksek eserlerinden biri olan piyano konçertosunda piyanist Gülsin Onay'a eşlik edecek. Konserde ayrıca besteci Camille Saint-Saens'in 2. Senfoni adlı eseri seslendirilecek. Jose Huertas Flamenko Topluluğu, Miguel de Cervantes'in dünya edebiyatına kazandırdığı eseri Don Kişot'tan sahneye uyarlanan gösteriyle 16 Ekim'de CRR Konser Salonu'na konuk olacak. Tolga Taviş şefliğindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 15 Ekim'de Süleyman Seba Kültür Merkezinde konser verecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, Seyrantepe'deki Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nda 13 Ekim'de \"Bir Solist\" başlıklı konser gerçekleştirecek. Koro, 17 Ekim'de CRR'de \"Neva Kar\" sezon açılış konserinde müzikseverlerle buluşacak. Üsküdar Belediyesinin ev sahipliğinde, Gülen Kesova ve öğrencilerinin hazırladığı çini sergisi \"Rengarenk Diyalog\" 15 Ekim'de Nevmekan Bağlarbaşı'nda ziyarete açılacak. İstanbul Sazendeleri, 15 Ekim'de \"Bizden Nameler\" başlıklı konserle Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde müzikseverlerle buluşacak. Hüseyin Öztürk'ün yazıp yönettiği \"Tavşan ile Kaplumbağa Trafikte\" adlı çocuk oyunu da 17 Ekim'de Yavuztürk Niyazi Sayı Kültür Merkezi'nde minik tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi 11 Ekim'de İmera konserine, 16 Ekim'de ise tasavvuf müziği eserlerinin seslendirileceği Adem Ay konserine ev sahipliği yapacak. Esenler Belediyesi aynı mekanda 15 Ekim'de Barbaros Uzunöner'in \"Türk Müsün Canım\" adlı stand-up gösterisine, 16 Ekim'de \"Piri Reis Korsanlara Karşı\" çocuk tiyatrosuna ev sahipliği yapacak. Kadıköy Belediyesi, 11 Ekim'de MSGSÜ öğrencilerinin hazırladığı Süreyya Operasında \"Der Betrogene Kadi\" etkinliğine ve 13 Ekim'de de Özgürlük Parkı Açık Hava Sahnesinde Fatih Erkoç ve Kerem Görsev Trio Konserinde müzikseverleri buluşturacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/12/2022-altin-kure-toreni-elestirilere-ragmen-gerceklesecek", "text": "Ödüllerde ve seçiciler kurulunda ırksal çeşitlilik eksikliği tartışmaları ve NBC kanalının töreni yayınlamayacağı açıklamasından sonra, Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin 2022 Altın Küre Ödülleri'ni dağıtmayacağı düşünülüyordu. Ancak birlik, tepkilere rağmen, 2022'de ödülleri vereceğini açıkladı. 2022 Altın Küre Ödülleri'nin açıklandığı tören, gelecek yıl NBC'de yayınlanmayacak. Ancak ödülleri dağıtan Hollywood Yabancı Basın Birliği , ödüllerin önümüzdeki yıl da verileceğini duyurdu. Ödüllerde ve seçiciler kurulunda ırksal çeşitlilik eksikliği tartışmalarının ortasında kalan birliğin, 2022 ödüllerini atlayacağı düşünülüyordu. Amerikan NBC kanalından, Mayıs 2020'de yapılan açıklamada, \"Bu büyüklükteki değişiklik zaman ve çalışma gerektiriyor ve HFPA'nın bunu doğru yapmak için zamana ihtiyacı olduğunu güçlü bir şekilde hissediyoruz. Bu nedenle NBC, 2022 Altın Küre'yi yayınlamayacaktır. Töreni, Ocak 2023'te yayınlayacağımızı umuyoruz\" denilmişti. Ancak bunun üzerine HFPA, 2022 törenini de yapmayı planladıklarını duyurdu. Birliğin, film stüdyolarına, gelecek törendeki seçilme kriterlerini içeren bir mektup gönderdiği öğrenildi. HFPA Yönetim Kurulu, mayıs ayında, organizasyonda reform yapmak için uygulayacağı hamleleri özetleyen bir bildiri yayımlamıştı. Bildiride, \"Daha önce de söylediğimiz gibi, kendimizi dönüşümsel reforma adadık ve sürecin bütünlüğünden ödün vermeden değişiklikleri olabildiğince çabuk uygulamaya çalışıyoruz\" ifadesine yer verilmişti. HFPA, açıklamanın devamında, \"Şeffaflık ve hesap verebilirlik ruhu çerçevesinde, ilerlememiz hakkında endüstriyi ve kamuoyunu, ilerleyen haftalarda daha fazla ayrıntıyla bilgilendireceğiz ve zaman çizelgemizi düzenli olarak güncellemeyi planlıyoruz\" demişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/12/no-time-to-die-ikinci-haftada-zirveye-cikti", "text": "Gösterimdeki ikinci hafta sonunu geride bırakan Ölmek İçin Zaman Yok , yaklaşık 45 bin seyirciyle bu kez seyirci bazında da gişenin zirvesine yerleşmeyi başardı. Geçen hafta sonu hasılat bazında Box Office Türkiye'ye lider giren fakat seyirci bazında Akif'in gerisinde kalan Ölmek İçin Zaman Yok , ikinci hafta sonunda 44 bin 914 seyirci tarafından izlenerek bu kez her iki kategoride de birinci basamağın sahibi oldu. Film, on günde toplam 139 bin 756 seyirci tarafından izlendi. Gösterimdeki dördüncü hafta sonunu geride bırakan Patron Bebek 2: Aile Şirketi , 30 bin 53 seyirciyle ikinci sırada yer aldı. Üst üste iki haftadır seyirci bazında liderliği elinde tutan Akif ise, 25 bin 95 seyirciyle üçüncü sırada yer alırken, toplamda 350 bin seyirci baremini aşmayı başardı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/12/peaky-blinders-film-oluyor", "text": "Peaky Blinders'ın sinema filmi geliyor. Dizinin yaratıcısı Steven Knight, sinema filminin çekimlerinin 2023 yılında başlayacağını söyledi. Yayın hayatına 2014'te başlayan Peaky Blinders'ın yaratıcısı Steven Knight, BFI Londra Film Festivali'nde konuşma yaptığı bir panelde hem dizinin yeni sezonu hem de sinema filmine dair açıklamalarda bulundu. Play Tuşu'nun haberine göre, Steven Knight, beş sezon boyunca izleyicilerle buluşan Peaky Blinders'ın sinema filminin çekimleri 2023 yılında başlayacağını belirtti. Serinin altıncı ve aynı zamanda final sezonu hakkında da konuşan Knight, Peaky Blinders'ın altıncı sezon çekimlerinin tamamlandığını ve sadece kurgu kısmının bitmesini beklediklerini söyledi. 28 Days Later..., Inception ve The Dark Knight gibi yapımlarda da karşımıza çıkan Cillian Murphy'nin Thomas Shelby karakterini canlandırdığı Peaky Blinders'ın oyuncu kadrosunda Paul Anderson, Helen McCrory, Sophie Rundle, Ned Dennehy, Finn Cole, Ian Peck, Natasha O'Keeffe, Harry Kirton ve Joe Cole gibi isimler yer alıyor. Dizinin yeni sezonu, kurgusu tamamlandıktan sonra 2022 yılının bahar aylarında yayınlanacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/12/the-sopranosun-turkiye-uyarlamasi-geliyor", "text": "1999 yılından 2007 yılına kadar yayınlan ve dünyanın en başarılı dizilerinden biri olarak gösterilen The Sopranos'un Türkiye'ye uyarlaması yapılacak. 1999 - 2007 yılları arasında yayınlanan ve gelmiş geçmiş en iyi diziler arasında gösterilen The Sopranos'un Türkiye uyarlaması geliyor. Dizi için ilk adım atıldı ve hakları satın alındı. Birçok önemli diziye imza atan, son olarak Çukur dizisiyle benzer bir hikayeye imza atan Ay Yapım, HBO klasiği olan dizinin Türkiye uyarlaması için haklarını satın aldı. Birçok Emmy ve Altın küre Ödülü kazanan orijinal dizi, tüm dünyada izlenme rekorları kırmıştı. James Gandolfini'nin başrolünde yer aldığı dizide Sopranos Ailesi ve mafya hanedanının yaşadıkları anlatılıyor. Derinlemesine karakter çözümlemeleri olan dizinin hem aksiyon, hem drama türünü işleyişi ve senaryosu eleştirmenler tarafından da övgüler topladı. Filmin haklarını alan Ay Yapım, henüz detaylarla ilgili bir bilgi vermedi. Yönetmen ve oyuncu kadrosu yakın zamanda açıklanacak. The Sopranos, 6 sezon boyunca yayınlandığında en çok izlenen dizi olmuştu. Başrol oyuncusu James Gandolfini, dizinin bitmesinden kısa bir süre sonra hayatını kaybetti ve erken yaşta aramızdan ayrıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/10/21/anya-taylor-joy-last-night-in-soho-icin-sarki-soyluyor", "text": "Anya-Taylor Joy, 12 Kasım'da vizyona girmesi beklenen yeni filmi Last Night in Soho'nun soundtrack'i \"Downtown\"u seslendirdi. Anya Taylor-Joy'un birçok yeteneği var. Öncelikle Viktor & Rolf kokusunun yüzü olarak modellikte usta olduğunu kanıtladı. The Queen's Gambit'teki performansıyla Eleştirmenlerin Seçimi Ödülü ve Altın Küre dahil en prestijli oyunculuk ödüllerinden bazılarını kazandı ve şimdi yaklaşan filmi Last Night in Soho için şarkı söylüyor. Edgar Wright'ın yönettiği ve 12 Kasım'da vizyona girecek olan psikolojik gerilim filminde Taylor-Joy, Petula Clark'ın Sixties hit Downtown'ına kendi coverını yapıyor. Gizemli bir tona sahip olan filmde Thomasin McKenzie, 1960'ların moda stiline meraklı, \"altıncı his\" sahibi bir moda öğrencisi olan Eloise isimli bir karakteri canlandırıyor. Tasarımcı olarak yeteneklerinin dışında Eloise, zamanda yolculuk edebiliyor ve idolü olarak gördüğü hevesli şarkıcı Sandy ile tanışıyor. Sandy karakterini Anya Taylor-Joy'un canlandırdığı filmde Eloise başlangıçta hayalini yaşadığını düşünüyor ancak daha sonra Londra'nın neon ışıklarının uğursuz bir şeyleri gizlediğini fark ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/11/03/nolanin-yeni-filminin-kadrosuna-robert-downey-jr-ve-matt-damon-katildi", "text": "İngiliz yönetmen Christopher Nolan'ın yeni filmi Oppenheimerın kadrosuna Robert Downey Jr. ve Matt Damon eklendi. Damon, Nolan ile \"Interstellar\" filminde birlikte çalışırken, \"Oppenheimer\", Downey Jr'ın yönetmenle yapacağı ilk işbirliği olacak. Filmde İngiliz aktör Cillian Murphy, atom bombasının mucidi J. Robert Oppenheimer'ı, Emily Blunt ise eşi Katherine Vissering Oppenheimer'ı canlandıracak. Downey Jr ve Damon'ın hangi rollerde yer alacağı bilinmiyor. Universal, Oppenheimer'ı, izleyiciyi, dünyayı kurtarmak için dünyayı yok etmeyi göze alması gereken esrarengiz bir adamın paradoksuna tanıklık eden destansı bir gerilim filmi olarak tanımlıyor. Çekimlerine 2022'nin başında başlanacak film, 21 Temmuz 2023'te vizyona girecek. Film, sadece sinemalarda gösterilecek. Yeni filmi için Universal ile anlaşan Nolan, filmin senaryosunu da yazıyor. Nolan, senaryosu 2005 tarihli \"American Prometheus: The Triump and Tragedy of J. Robert Oppenheimer\" kitabından uyarlıyor. Christopher Nolan, son olarak geçen yıl gösterime giren \"Tenet\" filmini yapmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/08/bati-yakasinin-hikayesi-10-aralikta-sinemaseverlerle-bulusacak", "text": "Yönetmen Steven Spielberg'in, 1957 yapımı aynı isimli klasik Broadway müzikalinden uyarladığı \"Batı Yakasının Hikayesi/West Side Story\", 10 Aralık'ta vizyona girecek. Senaryonu Pulitzer ve Tony Ödülü sahibi Tony Kushner'ın kaleme aldığı, oyuncu kadrosunda Ansel Elgort, Rachel Zegler, Ariana DeBose, David Alvarez, Mike Faist, Josh Andres Rivera, Ana Isabelle, Corey Stoll ve Brian d'Arcy James'in bulunduğu filmin, basın gösterimi Kanyon AVM'de yapıldı. Sinema yazarı Atilla Dorsay, gösterimin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilk filmin bir başyapıt olduğuna değinerek, \"O filmin daha iyisinin yapılacağını çok düşmüyordum. Ama Spielberg harika bir film yapmış.\" dedi. Filmin New York'taki şehirleşmeyi ve ABD'deki ırkçılığın gelişimini çok güzel gösterdiğini anlatan Dorsay, \"Oyunculukları, dansları, koreografisini çok beğendim. Bence mutlaka görülmesi gereken bir film. Müzikali de ayrıca çok özlemişiz, ilaç gibi geldi.\" diye konuştu. Sinema eleştirmeni Viktor Apalaçi, Steven Spielberg'in çok zor bir işe giriştiğini söyleyerek, \"Çünkü sinema tarihinin en iyi koreografı Jerome Robbins ile yarışmak zor bir şeydi. Spielberg, üzerine çok çalışmış ve nostaljik tatlar barındıran bir film yapmış.\" değerlendirmesinde bulundu. Yönetmen ve sinema yazarı Abdulhamit Güler, Spielberg'in ustalık dönemi yaşadığına dikkati çekerek, \"Hollywood'da şu an nostaljik bir etki oluşturuyor, o dönemleri yaşamamış bizler için de hoş bir deneyim yaşatıyor diyebilirim.\" dedi. Filmin ABD'de hala yaygın olan ırkçılığın toplumsal köklerini klasik bir müzikalle yeniden gündeme taşımasının önemli olduğuna değinen Güler, uyarlamalarda özgünlüğün nadir rastlanan bir durum olduğu ve bu filmde de özgün bir yaklaşım göremediği yorumunu yaptı. Broadway'i 1957 yılında kasıp kavuran aynı isimli müzikalden uyarlanan ve sinemaya daha önce 1961 yılında çevrilmiş \"Batı Yakasının Hikayesi\", iki farklı etnik kökenden gelen iki ezeli düşman çetenin birbiriyle rekabetinin yanı sıra bu iki çeteye mensup genç bir çiftin imkansız aşkını anlatıyor. Yönetmenliğini Steven Spielberg'in, müziklerini David Newman'ın, görüntü yönetmenliğini Janusz Kaminski'nin yaptığı film, 10 Aralık'ta sinemaseverlerle buluşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/09/return-to-hogwartstan-ilk-gorsel-yayinlandi", "text": "HBO, Harry Potter 20. Yıl Özel Buluşması Return to Hogwarts'tan \"altın üçlü\"nün yer aldığı ilk görseli yayınladı. J.K. Rowling'in fantastik romanlarından uyarlanan Harry Potter film serisinin oyuncuları Daniel Radcliffe, Rupert Grint ve Emma Watson, serinin ilk filmi \"Harry Potter ve Felsefe Taşı\"nın vizyona girişinin 20. yıl dönümünü kutlamak için yeniden bir araya geliyor. \"Harry Potter 20th Anniversary: Return to Hogwarts\"tan ilk görsel yayınlandı. \"Return to Hogwarts\", 1 Ocak 2022 tarihinde yayınlanacak. Özel bölüm, başrol oyuncuları Daniel Radcliffe, Emma Watson ve Rupert Grint'in oynadıkları karakterleri derinlemesine ele alacak ve oyuncularla ve film ekibiyle yapılan röportajlar içerecek. \"Harry Potter 20th Anniversary: Return to Hogwarts\"ta başrol oyuncuları Radcliffe, Watson ve Grint'in yanı sıra, Ralph Fiennes, Jason Isaacs, Gary Oldman, Tom Felton, James Phelps, Oliver Phelps, Bonnie Wright, Alfred Enoch, Evanna Lynch gibi isimler yer alacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/10/1999-yapimi-matrix-yeniden-vizyona-girdi", "text": "Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss, Hugo Weaving ve Gloria Foster'in başrollerinde oynadığı 1999 yapımı \"Matrix\" yeniden beyaz perdeye yansıtılacak. 24 Aralık'ta vizyona girecek olan en yeni Matrix filmi \"Resurrections\" öncesinde 1999 yapımı \"The Matrix\" sinemada yeniden hayranlarıyla buluşuyor. 2003 yılında Matrix Reloaded ve Matrix Revolutions ile noktalanan seriyi devam ettirecek olan dördüncü film Matrix Resurrections 24 Aralık'ta vizyona girecek. Ancak serinin hayranları, bundan daha önce, efsaneyi başlatan film The Matrix'i de perdede izleme şansını elde edebilecekler. Lilly Wachowski ve Lana Wachowski'nin birlikte yönettiği film, bilim kurgu ve aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Film, serinin kahramanı Neo'nun , gündüzleri Thomas A. Anderson adıyla sıradan bir bilgisayar programcısı olarak geceleri ise Neo adında bir hacker olarak sürdürdüğü hayatının, Morpheus adında bir yabancıyla tanışmasının ve yaşadığı dünyanın Matrix adındaki bir sanal evrenden ibaret olmasını öğrenmesinin ardından altüst olmasını anlatıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/10/travis-scott-10-kisinin-oldugu-konseri-hakkinda-ilk-kez-konustu", "text": "ABD'li rapçi Travis Scott, Teksas'ın Houston kentinde 10 kişinin hayatını kaybettiği konser hakkında ilk kez konuştu ve yaşananlardan haberi olmadığı için konsere devam ettiğini söyledi. Charlamagne Tha God isimli radyo sunucusun programına konuk olan Rapçi Scott, Houston'daki Astroworld Müzik Festivali'nde yaşanan kargaşa sonrasında, kendisine ölenlerin olduğunun söylenmediğini, bunun için şarkı söylemeye devam ettiğini iddia etti. \"Hayranlarımın ve yakınlarının yaşadıkları gerçekten acıtıyor. Hala kafamı toparlamaya çalışıyorum\" diye ekledi. Travis, bazı seyircilerin sahneye atladığı anda bile sadece konseri bitirmesinin söylendiğini, yaşanan trajik olayın detaylarını ancak basın toplantısında öğrenebildiğini belirterek organizasyonu suçladı. Houston'daki Astroworld Festivali'nde 5 Kasım Cuma yerel saatle 21.00'de rapçi Travis Scott'un sahne aldığı sırada çıkan izdihamda, yaşları 9 ila 27 arasında değişen 10 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Konserde yaralanan bir kişi, Scott ve birlikte sahneye çıkan şarkıcı Drake'i kalabalığı kışkırtmakla suçlayarak 1 milyon dolarlık tazminat davası açmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/11/taylor-swift-shake-it-off-yuzunden-davalik-oldu", "text": "Taylor Swift, Shake it Off şarkısı nedeniyle hakim karşısına çıkacak. 3LW, şarkı sözlerinin kendilerinden çalındığını iddia ediyor. ABD'li şarkıcı Taylor Swift'in 2014'te çıkardığı Shake It Off adlı şarkısının, 2001'de 3LW grubunun yayınladığı Playas Gon Play şarkısından kopyalandığına dair suçlama nedeniyle yargılanacağı açıklandı. Yargıç, 2019'da açılan intihal davasının düşürülmesi için Swift'in yaptığı başvuruyu reddetti. Daha önce yargıç, iki şarkıda da geçen players gonna play ve haters gonna hate sözlerinin birçok parçada bulunduğunu ifade ederek davayı reddetmişti. Ancak Playas Gon' Play'in yazarları Sean Hall ve Nathan Butler, tazminat talep ederek karara itiraz etmişti. Bir federal mahkeme de itirazı kabul etmişti. Taylor Swift'in temsilcisi ise \"Bu kişiler, players veya haters ifadelerinin mucidi değil\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/13/travis-scottin-coachella-konseri-iptal-edildi", "text": "ABD'de Astroworld festivali kapsamında düzenlenen Travis Scott konseri sırasında çıkan izdihamda 10 kişinin yaşamını yitirmesinin ardından ünlü rapçi Coachella line-up'ından çıkarıldı. Dünyaca ünlü rapçi Travis Scott'ın ABD'nin Houston kentinde düzenlediği Astroworld isimli müzik festivali sırasında izdiham yaşanmış, 10 kişi hayatını kaybederken, onlarca kişi de yaralanmıştı. ABD'de kamuoyunu uzun süre meşgul eden trajik olayın ardından birçok marka Travis Scott'la iş birliklerini sonlandırırken, ünlü rapçiye bir kötü haber de Coachella festivalinden geldi. New York merkezli Variety dergisi, Scott'un 2022'de yapılacak olan Coachella Müzik ve Sanat Festivali'nin kadrosundan çıkarıldığını duyurdu. Coachella tarafından yapılan açıklama, Scott ile ilgili Change.org dilekçesine on binlerce imza toplanmasının ardından geldi. 60 bin kişi tarafından imzalanan dilekçede, Coachella organizatörleri Goldenvoice ve Paul Tollett'i Houston'daki konserinden sonra rapçiyi müzik festivallerinden çıkarmaya çağırdı. ABD'de Astroworld festivalinde yaşanan facia sonrası, ünlü rapçi Travis Scott ve organizatörler hakkında 750 milyon dolarlık dava açılmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/14/79-altin-kure-odulleri-golden-globes-2022-adaylari-aciklandi", "text": "Oscar'ın habercisi Altın Küre Ödülleri için adaylar açıklandı. Televizyon ve sinemanın en iyilerini kutlayan 79. Altın Küre Ödülleri için adaylar belli oldu. Film dalında 7'şer adaylıkla \"The Power of the Dog\" ve \"Belfast\" filmleri öne çıktı. HBO draması \"Succession\", TV dizisi dalında beş adaylıkla en fazla adaylığı elde etti, onu 4'er adaylıkla Apple'ın \"Ted Lasso\" ve \"The Morning Show\" dizileri takip etti. Rapçi Snoop Dogg adayları açıkladı. Netflix 17 , HBO/HBO Max ise 10 adaylık aldı. Ödüller, 9 Ocak 2022'de düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Daha önce Altın Küre'yi yayınlayan NBC de dahil olmak üzere birden fazla medya ortağı, etkinliğin arkasındaki grup olan Hollywood Yabancı Basın Birliği içindeki çeşitlilik sorunları nedeniyle bu yıl töreni yayınlamamayı seçti. HFPA, Ekim ayında \"en çeşitli\" yeni üye sınıfını duyurdu ve bir yayıncı olsun veya olmasın ya da 9 Ocak 2022'deki ödül törenine katılan adaylar olsun ya da olmasın gösteriye devam etmeyi planladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/14/christopher-nolanin-son-projesi-oppenheimerin-kadrosu-sekilleniyor", "text": "Oppenheimer'ın oyuncu kadrosu yıldız isimlerle genişlemeye devam ediyor. Ünlü yönetmen Christopher Nolan'ın yapım aşamasındaki projesi \"Oppenheimer\" filminin oyuncu kadrosuna Florence Pugh, Rami Malek ve Benny Safdie de katıldı. Cillian Murphy tarafından canlandırılacak olan J. Robert Oppenheimer'ın hayatını ve İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının üretilmesine olan katkısını konu alacak filmi için Nolan, Universal Stüdyoları ile anlaştı. Nolan'ın \"Dünyayı kurtarmak için onu yok etmeye göze alması gereken esrarengiz bir adamın tüyler ürperten paradoksunu anlatan bir gerilim filmi\" olarak nitelendirdiği yapımın oyuncu kadrosu ise dikkat çekiyor. Halihazırda kadroda bulunan Murphy'nin yanı sıra Matt Damon ise Manhattan Project direktörü Leslie Groves'a hayat verecek. Emily Blunt, Oppenheimer'ın hayat arkadaşı Katherine \"Kitty\" Oppenheimer'ı canlandırırken; Robert Downey Jr. da Oppenheimer'ın Amerika Birleşik Devletleri'ne olan bağlılığını sorgulayan ve ünlü bilim insanının güvenlik iznini iptal ettiren duruşmaları başlatan Atom Enerjisi Komisyonu'nun kötü şöhretli başkanı Lewis Strauss'a hayat verecek. Filmin planlanan vizyon tarihi ise 21 Temmuz 2023."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/14/tarihin-sifir-noktasinda-neolitik-doneme-isik-tutulacak", "text": "Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından bölgede yapılması planlanan Neolitik Çağ Araştırmaları Merkezi ile bu döneme ilgi duyan bilim insanlarının ilk araştırmalarını yapacakları adres Şanlıurfa olacak. \"Tarihin sıfır noktası\" olarak nitelendirilen Göbeklitepe ile neolitik döneme ışık tutmaya başlayan Şanlıurfa, yine aynı dönemle tarihlenen Karahantepe'nin de yer aldığı ören yerleriyle insanlık tarihini aydınlatan bir merkez olma yolunda ilerliyor. UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Göbeklitepe ve Karahantepe gibi neolitik döneme ait birçok ören yerini bünyesinde barındıran Şanlıurfa'da devam eden arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserler, bilim dünyası için özellikle neolitik döneme ait önemli veriler sağlıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından bölgede yapılması planlanan Neolitik Çağ Araştırmaları Merkezi ile bu döneme ilgi duyan bilim insanlarının ilk araştırmalarını yapacakları adres Şanlıurfa olacak. Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi Müdürü Celal Uludağ, AA muhabirine, Göbeklitepe'nin gün yüzüne çıkarılmasıyla beraber neolitik döneme ait yeni verilerin elde edildiğini ve o dönemde insanların barınaktan önce kamusal alanlar inşa ettiklerinin tespit edildiğini hatırlattı. Celal Uludağ, Karahantepe kazılarıyla birlikte Göbeklitepe'de cevap alınamayan soruların yanıtlarına ulaşıldığını aktararak, bu sayede bilim dünyası açısından önemli kazanımlar sağlandığını ifade etti. Uludağ, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla gerçekleştirilen Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi tanıtımında da bölgede devam eden kazıların öneminin vurgulandığına işaret ederek, bu toplantının arkeoloji dünyasında ve tarih çevrelerinde ciddi yankılar uyandırdığını söyledi. Uludağ, neolitik çağ açısından Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nin öneminin daha da arttığına dikkat çekerek, Göbeklitepe'nin yanı sıra Karahantepe'de de elde edilen çok önemli buluntuların müzede sergilendiğini belirtti. Müzedeki eserlerin hem ziyaretçiler hem de bilim insanları tarafından çok büyük ilgi gördüğünü anlatan Uludağ, devam edecek kazılarla müzede bulunan bu koleksiyonların da zenginleşeceğini sözlerine ekledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/17/yuzuklerin-efendisi-ekibi-filmin-20-yilina-ozel-rap-videosu-cekti", "text": "Yüzük Kardeşliği filminin vizyona girmesinin 20. yılını kutlamak isteyen talk show sunucusu Stephen Colbert ve serinin oyuncuları eğleceli bir rap videosuna imza attı. Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk filmi Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği bundan tam 20 yıl önce vizyona girdi. Yönetmen Peter Jackson, J.R.R. Tolkien tarafından yazılan epik fantastik roman serisini beyaz perdeye taşıyarak tüm zamanların en beğenilen film üçlemelerinden birine imza attı. Elijah Wood, Ian McKellen, Liv Tyler, Viggo Mortensen, Christopher Lee, Orlando Bloom, Hugo Weaving, Andy Serkis ve Sean Bean gibi isimleri bir araya getiren Yüzüklerin Efendisi serisi, tüm dünyada çok sağlam bir hayran kitlesine sahip. Serinin en büyük hayranlarından biri olduğunu iddia eden bir isim de ünlü talk show sunucusu Stephen Colbert. Late Night at Stephen Colbert adlı programında, Yüzük Kardeşliği'nin vizyona girişinin 20. yılı olduğunu vve 20 yıldır bu film hakkında konuşmaktan hiç bıkmadığını söyleyen Colbert, neden 20. yıla özel görkemli kutlamalar yapılmadığını sordu. Colbert, yine 2001 yılında vizyona giren Harry Potter ve Felsefe Taşı ile başlayan Harry Potter serisinin, HBO Max'te yayınlanacak olan özel buluşması Harry Potter 20th Anniversary: Return to Hogwarts'a değinerek \"Harry Potter iyi, ama sonuçta bir Yüzüklerin Efendisi değil. Bence Peter Jackson'ın başarısı da benzer bir şekilde kutlanmayı hak ediyor.\" dedi. \"Yüzüklerin Efendisi, sinema tarihinin en iyi üçlemesi. Biliyorum bunu defalarca söyledim ama hiç bir zaman, bir kere bile rap olarak söylemedim\" diyen Stephen Colbert devamında, Yüzüklerin Efendisi oyuncularının da kendisine katıldığı bir rap videosu yayınladı. Videoda Elijah Wood, Billy Boyd, Sean Astin, Dominic Monaghan, Orlando Bloom ve şarkıya Elfçe sözlerle katılan Hugo Weaving'in yanı sıra müzisyen Jon Batiste yer aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/22/alice-muzikali-7-subattan-itibaren-yeniden-zorlu-psmde-seyircilerle-bulusacak", "text": "\"Alice\" müzikali, uzun bir aranın ardından yeniden perde açacak. Lewis Carroll tarafından yazılan ve bugüne kadar 174 dile çevrilen \"Alice Harikalar Diyarında\", Serdar Biliş'in yönetmenliği ve Beyhan Murphy'nin koreografisi ile çağdaş bir müzikal uyarlama olarak yeniden sahnedeki yerini alıyor. İlk kez 7 Şubat 2019'da sahnelenen ve pek çok kez kapalı gişe oynayan, 23. Afife Tiyatro Ödülleri'nde de \"Haldun Dormen Özel Ödülü\" ve \"En İyi Koreografi Ödülleri\"nin sahibi olan \"Alice\" müzikali, uzun bir aranın ardından yeniden perde açacak. \"ALICE\" adı ile izleyicisiyle buluşan müzikalde Serenay Sarıkaya \"Alice\" olarak izleyicisinin karşına çıkarken, Ezgi Mola \"Kraliçe\", Enis Arıkan \"Tavşan\", Şükrü Özyıldız \"Şapkacı\", İbrahim Selim \"Kral\", Merve Dizdar ise \"Kedi\" rolü ile başrolleri paylaşıyor. BKM, Zorlu PSM ve id ortak yapımcılığında hayata geçirilen müzikal, 7 Şubat'tan itibaren yeniden Zorlu PSM'de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sahne prodüksiyonu, görsel efektleri, farklı kostümleri, müzikleri ve yetenekli oyuncu kadrosu ile izleyici karşısına çıkacak müzikalin biletleri, bugünden itibaren Biletix'te satışta olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/22/chris-noth-tecavuz-suclamalari-sonrasi-diziden-kovuldu", "text": "Hakkında iki kadının öne sürdüğü tecavüz iddialarının ardından, ünlü oyuncu Chris Noth, rol aldığı The Equalizer dizisinden kovuldu. Ünlü aktör ayrıca ticarette de 12 milyon dolar kaybetti. Ünlü aktör Chris Noth, hakkında çıkan cinsel saldırı suçlamalarının ardından CBS'in suç dizisi The Equalizer'dan kovuldu. Dün Universal Television ve CBS'ten yapılan açıklamada, \"Chris Noth The Equalizer'ın yeni bölümlerinde yer almayacaktır\" denildi. 67 yaşındaki oyuncu, şu anda ikinci sezon bölümleri yayınlanan dizide bu yıl rol almaya başlamıştı. Sex And The City dizisindeki Mr. Big karakteriyle ünlenen Noth, geçen hafta iki kadın tarafından cinsel saldırıyla suçlandı. Birbirini tanımayan iki kadın, Noth'un farklı zamanlarda kendinlerine tecavüz ettiğini açıkladı. \"Zoe\" ve \"Lily\" takma isimlerini kullanan kadınlar Noth ile 20'li yaşlarının başlarında tanıştıklarını söylediler. Zor, Noth 49 yaşındayken iş yerinde tanıştıklarını, biraz flört edildikten sonra Noth'un kendisini evinde bulunan havuza çağırdığını anlattı. Zoe eve girdikten sonra Noth'un kendisine tecavüz ettiğini belirtti. Kadın, olaydan sonra hastaneye darp izleri için gittiğini ancak tanınmış bir insan olmasından ve işinden olmaktan endişe ederek Chris Noth'un adını vermedi. Kendini Lily olarak adlandıran kadın ise Noth'u 2015 yılında kendisi 25 yaşında, Noth 60 yaşındayken tanıdığını söyledi. Şu an gazetecilik yapan Lily, o dönem New York'taki bir gece kulübünde garson olarak çalıştığını, Noth'un kendisini yemeğe davet ettiğini söyledi. Noth'un evine gittiklerini anlatan Lily, tecavüze uğradığını belirtti. Noth'un farklı zamanlarda farklı kadınlara cinsel saldırıda bulunduğu iddiaları, ünlü oyuncunun kurucusu olduğu tekila markasını satma planlarını da suya düşürdü. Markanın yüzü de olan Noth'un kısa bir süre önce tekila şirketini 12 milyon dolara satmak için masaya oturduğu ve müzakerelerin devam ettiği belirtildi. Fakat Noth hakkında ortaya atılan iddialar sonrasında alıcının, \"Bu iddiaların ışığında bu şirketi satın almanın artık bir anlamı kalmadı. Bu konu çok ciddi bir şekilde incelenmeli\" diyerek masadan kalktığı kaydedildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/22/the-witcher-prequel-dizisi-blood-originden-ilk-fragman", "text": "Hayranların merakla beklediği The Witcher: Blood Origin'in fragmanı yayınlandı. The Witcher, ikinci sezonuyla resmi olarak Netflix'te yayına girdi ve hayranlar, prequel dizisi The Witcher: Blood Origin'in ilk resmi fragmanıyla yeni bir heyecana hazırlanıyor. Her hikayenin bir başlangıcı vardır. The Witcher: Blood Origin ile Kıta'nın tarihini keşfetmeye hazır mıyız? The Witcher'daki olayların yaşandığı dünyadan 1200 yıl önce, elflerin dünyasında geçen The Witcher: Blood Origin zamana yenik düşmüş bir hikayeyi, ilk Witcher prototipinin yaratılmasını anlatıyor. Ayrıca canavarların, insanların ve elflerin dünyalarının birleşerek tek bir dünyaya dönüştüğü, dönüm noktası niteliğindeki \"Kürelerin Birleşimi\"ne yol açan olaylar da gözler önüne seriliyor. Fragman, Blood Origin'in önde gelen karakter üçlüsüne daha iyi bir bakış sunuyor: Eile , klanından ve kraliçenin koruyucusu olarak görevinden ayrılarak dünyayı bir şarkıcı olarak dolaşmak için terk eden bir savaşçı. Eile'nin arayışına katılan bir savaşçı olan Fjall ve çalıntı bir kutsal kılıcı arayan bir elf olan Scian maceranın odak noktasını oluşturuyor. Fragman, üç karakterin nasıl bir araya geleceğini ve neden bu kadar çok insanı dövdüklerini açıklamasa da grubun güzel manzaralara seyahat edeceğini ve görevlerinde çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kalacağını şimdiden görebiliyoruz. The Witcher yazarı Declan de Barra, yaklaşmakta olan spin-off için showrunner olacak ve The Witcher showrunnerı Lauren Schmidt Hissrich, Sean Daniel, Jason Brown, Tomasz Baginski, Jaros aw Sawko ve Matt O'Toole ile birlikte baş yapımcı olarak görev yapacak. The Witcher, 2019'da yayınlanmasının ardından kısa sürede Netflix'in en başarılı orijinal dizilerinden biri haline geldi. İkinci sezonun prodüksiyonu pandemi nedeniyle kısa bir süreliğine durdurulmuş olsa da seri, animasyon yapımıyla platformda hala güçlü bir şekilde büyüyor. Witcher: Nightmare of the Wolf spin-off'u geçen ağustos ayında yayınlandı. Savaşçı, Ciri'nin hem canavar avcısı hem de babası olarak kaderini kabul ederken, The Witcher'ın ikinci sezonu Geralt'ı geri getiriyor. İkinci sezonda Geralt, Ciri'yi savaşta ve büyü alanında eğitmeye devam ediyor ve onu olması gereken savaşçıya dönüştürüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/23/john-wick-chapter-4-2023e-ertelendi", "text": "John Wick serisinin dördüncü filminin vizyon tarihi 2023 yılına ertelendi. Keanu Reeves'in başrolünde oynadığı, sevilen aksiyon serisi John Wick'in dördüncü filmi 'John Wick: Chapter 4' bir kez daha ertelendi. Filmin ilk olarak, yine başrolünde Keanu Reeves'in rol aldığı Matrix Resurrections ile aynı anda vizyona girmesi planlanmıştı. Bir Hollywood yıldızının iki önemli filminin aynı anda vizyona girmesi bir ilk olacaktı. Fakat pandemi nedeniyle çekimler durdurulunca, planlar değişti ve filmin vizyon tarihi ertelendi. Şimdi ise, daha önce 2022'nin Mayıs ayına ertlenen John Wick: Chapter 4, bir kez daha ertelendi. Lionsgate tarafından paylaşılan bir video ile filmin yeni vizyon tarihi 24 Mart 2023 olarak açıklandı. Filmin vizyon tarihinin bir yıl ileriye atılmasının nedeni, pandemi nedeniyle çekimlerin aksaması ve Japonya'da çekilmesi gereken sahneler olması. Ayrıca, Lionsgate'in filmi erteleme kararında, Paramount Pictures'ın Tom Cruise'lu Top Gun: Maverick filmini 27 Mayıs 2022'de vizyona sokmasının da etkili olmuş olabileceği düşünülüyor. Tom Cruise'un 1980'lere damga vuran filmi Top Gun'ın devam filmi ile aynı anda vizyona girmemesi, John Wick: Chapter 4 için mantıklı bir karar olarak değerlendiriliyor. John Wick: Chapter 4, serinin diğer filmlerini de yöneten Chad Stahelski tarafından yönetiliyor. Filmde Keanu Reeves'in yanı sıra Donnie Yen, Bill Skarsgard, Laurence Fishburne, Hiroyuki Sanada, Lance Reddick gibi isimler yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/23/keltepe-kayak-merkezi-ziyaretcilerini-agirlamak-icin-gun-sayiyor", "text": "Kar kalınlığının 1,5 metreye ulaştığı kayak merkezinde yeni sezonun yeni yılla açılması planlanıyor. Karabük'teki Keltepe Kayak Merkezi, beklenen karın yağmasıyla sezonu açmak için hazırlıklara başladı. Karabük merkeze 23, Ankara'ya 263 kilometre mesafedeki 2 bin rakımlı Keltepe Dağı'nda yer alan kayak merkezi, kayakseverler için alternatif güzergahlar arasında yer alıyor. Sezon boyunca misafirlerinin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde bulunan tarihi konaklarıyla ünlü Safranbolu ilçesinde konuk edileceği kayak merkezi, 873 metrelik telesiyej, 690 metre uzunluğunda 58 askı sandalyesi bulunan teleski ve babylift sistemleri ile 2400, 2300 ve 1000 metrelik 3 pistiyle kayakseverlere hizmet veriyor. Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven, AA muhabirine, kayak merkezinde kar kalınlığının 1,5 metreyi bulduğunu söyledi. Sezonu yeni yılla birlikte açmayı planladıklarını anlatan Güven, \"Özellikle pistlerdeki karların ezilmesi gibi çalışmalarımız devam ediyor. Şu anda eğitim amaçlı kayak yapılıyor ancak misafirlerimizin kayak yapabilmesi yeni yılla birlikte olacak. Günübirlik tesislerimiz şu anda açık, vatandaşlarımız gelip karın tadını çıkarabiliyor. Merkezimiz, çam ormanları arasında muhteşem bir doğada yer alıyor.\" ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/23/the-matrix-serisi-dorduncu-filmi-the-matrix-resurrections-ile-geri-donuyor", "text": "Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss'un baş rollere, Wachowski Kardeşlerden Lana Wachowski'nin ise yönetmen koltuğuna geri döndüğü 'The Matrix Resurrections' filmi 24 Aralık'ta gösterime girecek. Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss'un baş rollere, Wachowski Kardeşlerden Lana Wachowski'nin ise yönetmen koltuğuna geri döndüğü 'The Matrix Resurrections' filminin basın gösterimi Kanyon AVM'de yapıldı. Reeves ve Moss'un yanı sıra Jessica Henwick, Jonathan Groff, Neil Patrick Harris, Priyanka Chopra, Jada Pinkett Smith, Yahya Abdul-Mateen II ve Christina Ricci'nin oyuncu kadrosunda yer aldığı film, 24 Aralık'ta sinemaseverlerle buluşacak. Sinema yazarı Atilla Dorsay, gösterimin ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, filmden çok etkilendiğini dile getirerek, \"Oyunculuk ve aksiyon sahneleri inanılmazdı. Yıllar sonra Neo ve Trinity'nin kavuşmasını görmek duygulandırıcı.\" dedi. Dorsay, fantastik sinemayı çok sevdiğine değinerek, \"The Matrix serisinin dördüncü filmi The Matrix Resurrections'ı bağrıma basıyorum ve sinemaseverlere tavsiye ediyorum.\" diye konuştu. Yönetmen ve sinema yazarı Abdulhamit Güler de Matrix'i öne çıkaran şeylerin, felsefesi ve teknik yapısı olduğuna işaret ederek, \"Bu filmde de felsefi alt yapısını korumuş, hikaye biraz daha oturtulmaya çalışılmış. Gelişen teknolojiyle bu tarz kült filmlerin bazı dezavantajları oluyor. Matrix de bunu çok fazla aşamamış görünüyor açıkçası.\" ifadelerini kullandı. Güler, Matrix'in yapıldığı dönemde sinemaya yeni bir şey söylemiş bir film olduğunu belirterek, güncel bir konu olarak 'metaverse' evrenine işaret eden mesajlara da yer verildiğini söyledi. Genç oyuncu Denizhan Akbaba ise Matrix serisinin hayranı olduğunu dile getirerek, \"Aslında Matrix serisini dördüncü bir film yerine o dünyaya ait yeni bir dizi yapılması daha iyi olurdu. Ama filmle de beklentilerimi karşıladılar diyebilirim.\" dedi. Finaldeki sürprizden etkilendiğini aktaran Akbaba, geleceğin gerçekten ürkütücü olduğunu söyledi. Lana Wachowski'nin bu kez tek başına yönetmen koltuğunda yer aldığı The Matrix Resurrections, özellikle üçlemenin ilk filmi The Matrix'in izinden giderek hikayeyi bir ileri aşamaya taşıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/27/pubg-mobile-dunya-sampiyonasia-turkiye-damgasi", "text": "PUBG MOBILE Dünya Şampiyonası'nda fırtına gibi esen Türk takımları Kaos Next Rüya, S2G Esports ve Fenerbahçe büyük bir başarıya imza atarak PUBG MOBILE Global Championship Büyük Finalleri'ne katılma hakkı kazandı. Dünyanın en büyük mobil espor organizasyonu olan PUBG MOBILE Dünya Şampiyonası'na Türk takımları damga vurdu. Turnuvaya katılan takımlarımızdan Kaos Next Rüya, S2G Esports ve Fenerbahçe büyük bir başarıya imza atarak PUBG MOBILE Global Championship Büyük Finalleri'ne katılma hakkı kazandı. Doğu ve Batı bölümlerinde toplam 40 takımın mücadele ettiği PUBG MOBILE Global Championship 2021 finallerine Türkiye'den altı takım katılmıştı. Next Rüya Esports, Papara SuperMassive Blaze, Fenerbahçe, Futbolist, S2G Esports ve Beşiktaş takımları 24 Aralık'ta sona eren finallerin her karşılaşmasında sonuna kadar mücadele ederek bizleri gururlandırmayı başardı. Final aşamasında kıyasıya bir rekabet sergileyen altı Türk takımından Kaos Next Rüya, Batı liginin şampiyonu olarak 392.500$ kazandı. Final aşamasında başarılı olan S2G Esports, 51.750$ ve Fenerbahçe Espor takımı da 44.500$ ödül kazanmış oldu. Üç takımımız büyük finallere katılmaya hak kazanarak Türk espor tarihi açısından da önemli bir başarıya imza atmış oldu. PUBG MOBILE Global Championship Büyük Finalleri ise 21 - 23 Ocak 2022 tarihleri arasında düzenlenecek ve tüm maçlar PUBG MOBILE Espor Türkiye resmi Youtube kanalında yayınlanacak. PUBG MOBILE espor programının tamamı, 2021 yılında toplam 15 milyon dolar ödül havuzu sağlayarak mobil espor tarihindeki en yüksek ödül havuzuna ulaştı. PUBG MOBILE espor ayrıca 2020'nin ikinci yarısına kıyasla yüzde 56'lık artışla Orta Doğu, Avrupa ve Amerika'da yüzde 100 izleyici artışı yakaladı ve 75 milyon saat izlenerek 2021'in ilk yarısında başarılı bir yol katetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/27/spider-man-no-way-home-abd-gisesinde-zirvedeki-yerini-koruyor", "text": "ABD'de Noel haftasının en çok izlenen filmleri Spider-Man No Way Home ve animasyon filmi Sing 2 oldu. Vizyondaki ikinci hafta sonunu geride bırakan Spider-Man: No Way Home, ABD gişesinde zirvedeki yerini koruyor. Film ikinci hafta sonunda 81.5 milyon dolarlık hasılat elde ederek, Noel haftasının en çok izlenen filmi oldu. ABD ve Kanada'daki toplam hasılatı 467 milyon doları geçen Spider-Man: No Way Home, dünya çapında ise 1 milyar doların üstüne çıktı. Böylece filmin kırdığı izlenme rekorlarına bir yenisi daha eklendi. Spider-Man: No Way Home, pandemi döneminde dünya çapında 1 milyar dolarlık gişe hasılatı elde eden ilk film oldu. ABD gişe listesinin ikinci sırasında ise bir animasyon filmi var. Sing 2, vizyona girdiği ilk hafta sonunda 23. 8 milyon dolar gişe hasılatı elde etti ve yılın en çok merak edilen filmlerinden biri olan Matrix Resurrections'ı geride bıraktı. Listenin üçüncü sırasında yer alan Matrix Resurrections, hafta sonunda yalnızca 12 milyon dolarlık bir hasılat elde etti. Filmin ABD ve Kanada'daki toplam geliri 22.5 milyon dolarda kalırken, dünya çapında ise yaklaşık 70 milyon dolar gelir elde etti. Spider-Man No Way Home ve Sing 2'nin geride bıraktığı diğer bir film ise King's Man oldu. Matthew Vaughn tarafından yönetilen aksiyon, macera ve komedi filmi, hafta sonunda yalnızca 6.4 milyon dolar kazanarak beklentilerin çok altında kaldı. ABD gişesinin beşinci sırasında ise biyografi ve spor filmi American Underdog yer alıyor. Efsanevi Amerikan futbolu oyuncusu Kurt Warner'ın hayatından bir kesit sunan film, vizyondaki ilk hafta sonunda 6.2 milyon dolarlık bir gişe hasılatı elde etti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/27/spider-man-no-way-home-akademi-odullerine-goz-kirpiyor", "text": "Spider-Man: No Way Home, geçtiğimiz Perşembe günü beyaz perdeye yansıdı ve sadece pandemi dönemi rekoru değil, aynı zamanda tüm zamanların en iyi ikinci açılış hafta sonu olan 260 milyon dolarlık hasılat elde ett. Amerika'daki bu başarıya benzer şekilde, Türkiye'de de yabancı filmler için gelmiş geçmiş en iyi ikinci açılışı gerçekleştirdi. Noel haftasonuna girerken, şimdiden 2021'in en yüksek hasılat yapan filmi oldu. Üstelik No Way Home, Belfast'tan (%86), King Richard'dan (91), Licorice Pizza'dan (%92) ve West Side Story'den (%94) daha yüksek bir puan elde etti. Bu tür istatistiklere bakıldığında ve tüm dünyada sinema coşkusunu geri getirdiğinden ötürü filmi onurlandırmak ve en azından aday yapmak olası gözüküyor. Bugüne kadar, en iyi film dalında yalnızca bir çizgi roman uyarlaması süper kahraman filmi aday gösterildi. O da 2018 yapımı Black Panther filmiydi. Teknik dallardaki adaylıkların yanına bir en iyi film adaylığı gelecek mi? Bunu yakın zamanda göreceğiz. Akademi Ödülü adayları 8 Şubat tarihinde açıklanacak ve ödül töreni bu yıl 27 Mart tarihinde düzenlenecek. Spider-Man: No Way Home'un bütün dünyayı ve sinemaseverleri aynı duyguda birleştirmesi bir adaylığı hak ediyor gibi görünüyor ama usta yönetmenlerin filmleri de 2020 yılının es geçilmesiyle bu yıl her zamankinden sayıca fazla."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2021/12/27/yonetmen-jean-marc-valle-hayatini-kaybetti", "text": "'Dallas Buyers Club' ve 'Big Little Lies' gibi yapımların yönetmeni Kanadalı Jean-Marc Vallee 58 yaşında hayatını kaybetti. Son olarak, başrolünde Amy Adams'ın yer aldığı ve sekiz dalda Emmy adayı olan HBO dizisi Sharp Objects'i yönetmen Kanadalı ünlü yönetmen Jean-Marc Vallee hayatını kaybetti. Kanada'da, Quebec şehrinin dışında yer alan kulübesinde ölü bulunan 58 yaşındaki yönetmenin ölüm nedeni henüz bilinmiyor. 1963 yılında Montreal'de doğan Jean-Marc Vallee, Quebec Üniversitesi'nde sinema eğitimi aldı ve kariyerine kısa filmler ve müzik videoları yöneterek başladı. 1995 ylında ilk uzun metrajlı filmi 'Liste Noire'yi yöneten Jean-Marc Vallee'nin imza attığı yapımların arasında C.R.A.Z.Y., The Young Victoria, Cafe de flore, Dallas Buyers Club, Wild, Demolition gibi filmlerin yanı sıra sekiz ayrı dalda Emmy ödülü kazanan Big Little Lies dizisi de yer alıyor. Yönetmenin son olarak isimsiz bir film projesinin hazırlığında olduğu biliniyordu. Yapımcı ortağı Nathan Ross, Vallee'nin ölümünün ardından \"Jean-Marc yaratıcılık, özgünlük ve farklı şeyler denemeyi temsil ediyordu. Gerçek bir sanatçı ve cömert, sevgi dolu bir adamdı. Onunla çalışan herkes, sahip olduğu yetenek ve vizyonu görmeden edemezdi. O benim için bir arkadaş, yaratıcı ortak ve bir ağabeydi. Maestro çok özlenecek, ama onun güzel stilini ve dünyayla paylaştığı etkileyici çalışmalarının yaşamaya devam edeceğini bilmek insanı rahatlatıyor.\" ifadesinde bulundu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/01/21/tom-cruise-filmi-icin-uzayda-studyo-kuruluyor", "text": "Tom Cruise'un uzayda çekilecek filminin ortak yapımcılığını üstlenen Space Entertainment Enterprise , uzayda film stüdyosu kuruyor. Space Entertainment Enterprise , uzayda bir srüdyo kurmayı planlıyor. Aralık 2024'te faaliyete geçmesi düşünülen stüdyo, Axiom Space tarafından üretilecek ve geçici olarak Uluslararası Uzay İstasyonu'na eklenecek. Stüdyoda, mikro yer çekimi ortamında faaliyet gösterecek bir görsel eğlence modülünü yer alacak. Tom Cruise'lu çılgın Holllywood projesinin yönetmen koltuğunda ise Bourne Identity, Mr. and Mrs. Smith, Chaos Walking ve Tom Cruise'un başrolü Emily Blunt ile paylaştığı Edge of Tomorrow filmlerine imza atan Doug Liman oturacak. Henüz adı resmi adı belli olmayan film, uzayda çekilen ilk uzun metrajlı kurmaca Hollywood filmi olacak. Ancak tüm planlamalarına rağmen Cruise, uzayda ilk kez film çeken aktör olma şansını kaybetti. Geçtiğimiz yılın Ekim ayında bir Rus ekip, \"The Challenge\" adlı film için ISS'nin yolunu tuttu. Rus yönetmen Klim Shipenko ve oyuncu Yulia Peresild'den oluşan ekip 191 gün boyunca Uluslararası Uzay İstasyonu'nda film çekimlerini sürdürdü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/01/26/cin-1999-yapimi-fight-club-filmine-mutlu-son-yazdi", "text": "David Fincher tarafından yönetilen kült filmin Çin'deki yayını için sonu değiştirildi. David Fincher'ın yönettiği, başrollerini Edward Norton ve Brad Pitt'in paylaştığı 1999 tarihli kült film Fight Club, Çin'deki bir dijital platformda yayınlandı ve sürpriz bir şekilde orijinal filmden farklı, mutlu bir son elde etti. Fincher'ın, şimdiye kadar dünyanın her yerinde değişmeden kalan orijinal kurgusunda, baş karakter , bölünmüş kişiliği Tyler Durden'ı öldürerek kendisini onun etkisinden kurtarır. Daha sonra, sevgilisi Marla ile birlikte binaların patlamaya başladığını izler. Filmin sonu, kahramanımızın, Durden'in anarşist grubunu durduramadığını ve \"Project Mayhem\"in başarılı olduğunu açık bir şekilde gösterir. Kanun ve düzen kültürünü katı bir şekilde uygulayan Çin, kesinlikle Batılı bir felsefe olan tüketimciliğin olumsuz yönleriyle de ilgileniyor. Durden'in planının toplumun bu yönünü yok etmek olduğu düşünülürse, Çinlilerin bu sondan memnun olacağı düşünülebilir. Bu değişikliği kimin yaptığı belli değil. Ancak filmi 20th Century Fox'tan lisanslayan, devlete ait medya şirketi Guandong TV'nin bir bölümü olan Pacific Audio & Video Co.'nun yaptığı düşünülüyor. Fox'u 2019'da satın alan Disney, değişiklikle ilgili sorulara yanıt vermedi. Yönetmen David Fincher da filmin yeni sonu ile ilgili bir açıklamada bulunmadı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/02/24/meshur-spider-man-gorseli-gercek-oldu", "text": "Sony, Spider-Man: No Way Home'u tanıtmak için sonunda Maguire ve Garfield'ı kullanıyor. Tom Holland, Andrew Garfield ve Tobey Maguire, No Way Home'un yeni bir duyurusu onuruna ikonik Spider-Man'in yer aldığı ve internette dolaşan meşhur görseli yeniden yarattı. Toby Maguire, Spider-Man 3'teki hayal kırıklığıyla rolünden ayrıldıktan ve Sony, cansız gişe getirileri nedeniyle Garfield'ın Amazing Spider-Man serisini rafa kaldırdıktan sonra, Tom Holland Marvel Sinematik Evreni için sevilen süper kahraman rolünü üstlendi. Ancak, Spider-Man: No Way Home'da çoklu evrenin kapıları birdenbire açıldığında , ikisi kendi Spider-Man'leri olarak geri döneceklerdi. Garfield ve Maguire ile birlikte Spider-Man: No Way Home kötü adamlarının, Willem Dafoe'nun Green Goblin'inin, Alfred Molina'nın Doctor Octopus'unun, Thomas Haden Church'ün Sandman'inin, Rhys Ifans'ın Lizard'ının ve Jamie Foxx'un Electro'sunun geri dönüşlerini gördü. Holland'ın Peter Parker'ı, Doctor Strange tarafından yürütülen ve ters giden bir büyünün yardımıyla gizli kimliğini geri kazanmaya çalışırken, grubun hepsi MCU'ya doğru ilerliyor ve ikisinin de hepsini kendi evrenlerine geri döndürmenin bir yolunu bulmasını gerektiriyor. Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok önceki websling serilerini MCU'ya dahil ettiği için hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden beğeni topladı ve şimdi Sony başarısını benzersiz bir şekilde kutluyor. Filmin vizyona girmesinden birkaç ay sonra resmi Spider-Man Twitter hesabı, Spider-Man: No Way Home'un Mart ayında dijital platformlara, Nisan ayında ise fiziksel raflara geleceğini duyurdu. Duyuruyu kutlamak için yıldızlar Tom Holland, Andrew Garfield ve Tobey Maguire internette dolşana ikonik Spider-Man görselini yeniden yarattı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/02/25/metadan-yapay-zeka-destekli-evrensel-bir-tercuman-olusturma-plani", "text": "Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, tüm dillerdeki konuşmaların anında çevirisini sağlamayı amaçlayan bir yapay zeka projesi üzerinde çalıştığını duyurdu. Meta'nın Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg, \"Inside the Lab\" etkinliğinde metaverse geleceğini inşa etmeye yönelik yapay zeka projelerini tanıttı. İnsanların fiziksel cihazlarla eller serbest şekilde etkileşim kurmasına yardımcı olmak için dijital bir sesli asistan üzerinde çalıştığını aktaran Zuckerberg, \"CAIRaoke\" adı verilen proje kapsamında oluşturulacak dijital asistanların kullanıcıların çevrimiçi dünyada gezinmesine yardımcı olmak için insanların öğrenme şeklini öğreneceğini kaydetti. Zuckerberg, \"Gözlüğü taktığımızda, ilk kez bir yapay zeka sistemi dünyayı bizim perspektifimizden görebilecek.\" değerlendirmesinde bulundu. Mark Zuckerberg, sonunda sanal ve fiziksel dünyalar arasında hareket edebilen yapay zeka asistanları oluşturmayı umduğunu ifade etti. Meta'nın tüm dillerdeki konuşmalarda anında çeviri sağlamayı amaçlayan bir yapay zeka projesi üzerinde de çalıştığını belirten Zuckerberg, herhangi biriyle herhangi bir dilde iletişim kurma kabiliyetinin insanların hayal ettiği bir süper güç olduğunu kaydetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/02/25/pera-muzesi-yogun-ilgi-goren-sergilerinin-suresini-uzatti", "text": "Pera Müzesi, yoğun ilgi gören güncel sergilerinin süresini bir hafta daha uzattı. Pera Müzesinden yapılan açıklamaya göre, sanatseverler \"İstanbul'dan Bizans'a: Yeniden Keşfin Yolları\" ve \"İstanbul'da Bu Ne Bizantinizm!\" başlıklı sergileri ile Uluslararası Bağımsız Küratörler oluşumunun \"Yarına Notlar\" isimli gezici sergisini 13 Mart'a kadar ziyaret edebilecek. Daha önce ABD ve Çin'de sergilenen \"Yarına Notlar\" adlı gezici sergi, 25 ülkeden 30 küratörün ortak çalışmasıyla hazırlandı. Dünyanın dört bir yanından 29 sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi, küresel bir çağda sanatın kolektif hafızanın inşasındaki rolünü sorguluyor. Aynı zamanda sergi süresince her cumartesi Pera Müzesi Oditoryumu'nda gösterilen sanatçı videoları, izleyicileri dünyanın ve insanlığın geleceğini yeniden düşünmeye davet ediyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan \"İstanbul'dan Bizans'a: Yeniden Keşfin Yolları\" sergisi, Bizans araştırmalarının İstanbul'daki gelişimine ışık tutuyor. Bizans sanatı uzmanı Brigitte Pitarakis'in küratörlüğünde gerçekleştirilen sergi, İstanbul'un 1800-1955 yılları arasındaki ekonomik, kültürel ve siyasal değişimlerinin Bizans mirasına etkisini ve Bizans'ın yeniden keşfi ile bu mirasın geniş bir ilgi alanına dönüşümünü anlatıyor. Sergide, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'ndeki Bizans koleksiyonları başta olmak üzere döneme özgü, gösterişli bir üslupta resimlendirilmiş nadir kitaplar, baskı ve haritalar, orijinal fotoğraflar, belge ve resimler tematik bir bütünlük içinde bir araya getiriliyor. \"İstanbul'dan Bizans'a\" sergisiyle eşzamanlı olarak, Emir Alışık'ın küratörlüğünde hazırlanan \"İstanbul'da Bu Ne Bizantinizm!\" sergisi ise Bizans'ın popüler kültürdeki temsillerini ele alıyor. Bizans'ı simgeleyen ya da ona atfedilen değerlerin farklı sanat mecralarında nasıl yer bulduğunu ortaya koyan sergide, 50'yi aşkın sanatçı, yazar, illüstratör, müzisyen, sinemacı ve moda tasarımcısının işleri sergileniyor. \"İstanbul'da Bu Ne Bizantinizm!\" sergisi kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar dijital ortamda da sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Sergiyle aynı adı taşıyan \"What Byzantinism Is This in Istanbul!\" podcast serisi, farklı sanat mecralarındaki Bizans izlerini tartışmak üzere Bizans tarihi araştırmacıları ile ünlü yazar, sanatçı ve müzisyenleri buluşturuyor. \"Bizans'a Kafa Sallamak\" isimli çalma listesi sergiye ses veren müzikleri bir araya getirirken, sanatçı Meltem Şahin'in tasarladığı \"Fantastik İkona\" filtresi sosyal medya kullanıcılarını dönemin karakteristik özelliklerini taşıyan sanal bir kurgunun parçası haline getiriyor. Pera Müzesi salıdan cumartesiye 10.00-19.00, pazar günleri ise 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri ise müzede \"Uzun Cuma\" kapsamında 18.00-22.00 arası tüm ziyaretçiler, çarşamba günleri ise \"Genç Çarşamba\" kapsamında tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/02/28/ukrayna-dogumlu-rus-oyuncu-milla-jovovichten-savas-tepkisi", "text": "Ukrayna doğumlu Rus asıllı oyuncu Milla Jovovich, Ukrayna'ya verdiği desteği gösteren sosyal medya paylaşımında, kendini ikiye bölünmüş hissettiğini belirtti. Ukrayna'da doğan 46 yaşındaki \"Resident Evil\" yıldızı Milla Jovovich, Rusya'nın devam eden işgalne tepki göstererek Ukrayna'ya verdiği desteği paylaştı. Jovovich Instagram'da, \"Doğduğum yer olan Ukrayna'da başlayan olaylardan dolayı kalbim kırık. Ülkem ve insanlar bombalanıyor. Arkadaşlar ve aileler saklanıyor. Kanım ve köklerim hem Rusya'dan hem de Ukrayna'dan geliyor. Ortaya çıkan dehşeti, ülkenin yıkılmasını, ailelerin yerinden edilmesini izlerken ikiye bölünüyorum\" mesajını paylaştı. Jovovich, doğduğu ülkedeki savaşı, bir zamanlar eski Yugoslavya'nın bir parçası olan Sırbistan'dan gelen doktor olan babasının deneyimleriyle karşılaştırdı. Jovovich, Kiev'de doğdu. Henüz beş yaşındayken Londra'ya göç etmeden önce çocukluğunun çoğunu Moskova'da geçirdi. Bir yıldan kısa bir süre sonra ailesi tekrar California'ya taşındı ve sonunda Los Angeles'a yerleşti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/03/01/jared-letolu-morbiusun-son-fragmani-yayinlandi", "text": "Sony, uzun zamandır beklenen \"Morbius\"un son fragmanını yayınladı ve bir biyokimyacıdan vampire dönüşen Dr. Michael Morbius'un çelişkili doğasına filmden önce son kez göz atma imkanı verdi. \"Morbius\"un yönetmen koltuğunda Daniel Espinosa otururken filmin başrolünde Oscar'lı oyuncu Jared Leto yer alıyor. Yeni fragman, filmin ve diğer birçok süper kahraman orijin hikayesinin ana çatışmalarından birini vurguluyor. \"Venom\"da olduğu gibi \"Morbius\"ta da, Marvel'ın en iyi bilinen kötülerinden birinin geçmiş hikayesini izleme şansı elde edeceğiz. Michael Keaton tarafından canlandırılan karakterin \"kim olduğunu keşfet\" sözleriyle başlayan fragman, Morbius'un vahşiliğini göz önüne seriyor ve filmin kokru türüne olan eğilimini de yansıtıyor. Michael Morbius'un bedenindeki değişimleri ve yeni vampir yeteneklerini keşfetmeye çalıştığını gördüğümüz sahnelerin ardından, Morbius'un ana düşmanı Loxias Crown tarafından \"sen kötü adamsın\" sözlerini duymamız da Morbius'un kimlik çatışmasını vurguluyor. Filmde Michael Keaton'ın canlandırdığı karakterin adı resmen açıklanmasa da onun \"Spider-Man: Homecoming\"deki Adrian Toomes / Vulture karakteriyle hikayeye dahil olduğu ve bu açıdan \"Morbius\"un Sony ve Marvel'ın Spider-Man evreniyle bağlanacağı düşünülüyor. Vizyon tarihi defalarca ertelenen \"Morbius\" nihayet 1 Nisan'da izleyicilerle buluşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/03/01/peaky-blinders-6-ve-final-sezonu-merak-edilenler", "text": "Çıktığı ilk günden beri ilgiyle izlenen ve milyonlarca fanı olan başarılı dizi Peaky Blinders'ın 6. sezonu gösterime girdi. İşte son sezon hakkında merak edilen her şey... Peaky Blinders'ın geçmiş tüm sezonları Netflix platformunda yer alıyor. Ancak 6. sezon için öncelik İngiliz BBC One kanalında ve bölümler hafta hafta yayınlanıyor. Dizinin daha sonra Netflix'e gelmesi de bekleniyor. Peaky Blinders dizisinin 6. sezonunun son sezon olduğu açıklandı. Stil ilhamlarından atmosferine her karesi ikonikleşen ve izleyiciyi 1900'lü yılların İngiltere'sine başarıyla götürmeyi başaran Peaky Blinders, 6. sezonuyla ekranlara veda edecek. Cillian Murphy, dizinin başrolünü canlandırdığı Thomas Shelby karakteriyle büyük beğeni topladı. Rol için en uygun fit diyebileceğimiz başarılı oyuncu, gerek tavrı gerek stiliyle büyük yankı uyandırdı ve diziyi izlemeyenleri bile etkilemeyi başardı. Dizinin devamının beyaz perdeye taşınacağı iddiaları çokça konuşuldu. Ancak henüz yapımcılardan konuya ilişkin net bir açıklama gelmedi. Steven Knight'ın açıklamalarına göre dizinin 7 sezon olması planlanıyordu ancak Covid salgını yüzünden çekimlere uzun süre ara verildi ve sonunda 6. sezonun final sezonu olacağı açıklandı. Yine Steven Knight'ın açıklamalarına göre dizi 6. sezondan sonra başka bir formda devam edecek! Herhangi bir aksilik olmazsa filmin çekimlerine 2023 yılında başlanacak. Yaratıcı ve yazar Steven Knight daha önce altıncı sezon için \"Peaky bir patlamayla geri döndü. Covid pandemisi nedeniyle zorunlu set gecikmesinden sonra aileyi aşırı tehlikede buluyoruz ve riskler hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Bunun tüm serilerin en iyisi olacağına inanıyoruz ve harika hayranlarımızın buna bayılacağından eminiz. Dizi sona ererken, hikaye başka bir şekilde devam edecek.\" dedi. Peaky Blinders'ın altıncı sezonu Knight tarafından yazılırken, Anthony Byrne büyük beğeni toplayan beşinci sezonun yönetmeni olarak geri dönüyor. Yönetici yapımcılar Caryn Mandabach, Steven Knight, Jamie Glazebrook, David Mason, Anthony Byrne ve Cillian Murphy olacak. Tamamen Knight tarafından yaratılan ve yazılan dizi, ilk olarak dokuz yıl önce BBC Two'da yayınlandı, dördüncü sezonunda BAFTA'yı En İyi Drama dalında kazandı ve ardından 2019'da 7 milyonun üzerinde izleyiciyle BBC One'a geçti. Peaky Blinders'ta Shelby ailesinin Polly teyzesini canlandıran Helen McCrory, kanserle olan mücadelesine yenik düştü ve Nisan 2021'de hayatını kaybetti. Ne yazık ki yeni sezonda ekranda Polly teyzeyi göremeyeceğiz. Thomas Shelby 5. sezonda siyasete karışmıştı. Son sezonda ise o dönem doruk noktasına ulaşan faşizme, milliyetçiliğe ve ırkçılığa şahit olurken II. Dünya Savaşı'na adım adım yaklaşılmasını izleyeceğiz. Gina'nın manipülasyonu altında değişen ve Thomas'a itaatsizlik etmeye başlayan Michael'ın dost mu düşman mı olduğu sorusu son sezonda yanıt bulacak. Tom Hardy de 6. sezonda yerini aldı. Yahudi Alfie Solomon'u canlandıran Hardy, Thomas'a ihanet ettikten sonra ortadan kaldırılmış ancak aslen ölmediği ortaya çıkmıştı. Yeni sezonda Solomon'un ne tarafta yer alacağını da göreceğiz. Steven Knight, 6. sezonun en iyi sezon olduğunu düşünüyor. Dizinin yaratıcısı, yaptığı açıklamada hayranların bu sezona bayılacağından emin olduğunu söyledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/03/07/phoebe-waller-bridgein-fleabagden-sonraki-ilk-dizisi-yolda", "text": "Phoebe Waller-Bridge'ın yeni dizisi Amazon Prime Video ile yaptığı genel anlaşmanın ilki olacak. Fleabag'in finalinden üç yıl sonra, TV'ye yeni bir Phoebe Waller-Bridge şovu geliyor. Amazon Prime Video, Emmy ödüllü hit kara komedisinin devamı için çekimlere bu yıl içinde başlamayı planlayarak yeşil ışık yaktı. Yaklaşan dizi, Fleabag'in sevilen ikinci sezonunun ardından Eylül 2019'da imzalanan Waller-Bridge'in stüdyo ile yaptığı genel anlaşma kapsamında oluşturulan ilk dizi. Henüz ismi belli olmayan diziyle ilgili detaylar şu ana kadar gizli tutuldu. Ancak üyük ihtimalle dizi, Fleabag ve Killing Eve' izlemesi gereken diziler yapan insan ilişkilerine dair bazı açık sözlü gözlemlere sahip olacak. Waller-Bridge, geçtiğimiz üç yıl içinde, en son James Bond filmi No Time to Die'ın senaryosunu birlikte yazmak da dahil olmak üzere, çoğunlukla TV ve filmde perde arkasında çalıştı. Waller-Bridge'i gelecek yıl şimdiye kadarki en büyük filminde de göreceğiz, çünkü o, Harrison Ford'la birlikte beşinci Indiana Jones filminde oynayacak. Pandemi nedeniyle bazı gecikmelerden sonra, merakla beklenen gişe rekorları kıran filmin şu anda Haziran 2023'te piyasaya sürülmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/03/24/41-istanbul-film-festivali-8-nisanda-baslayacak", "text": "İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Film Festivali, 41. kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivale ilişkin The Marmara Taksim'de düzenlenen basın toplantısına katılan İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, festivalin kurucularından Onat Kutlar'ı anarak, \"Onat Kutlar'ın festivalin 10. yılında yazdığı bir yazıyı sık sık hatırlarız: 'On yıldır her erken baharla birlikte adeta bir kış uykusundan uyanıyor bu kent. Canlanıyor, güzelleşiyor, gülümsüyor. Kent kıpırdıyor.' Baharı da artık sabırsızlıkla beklediğimiz bu yılda, hepimizin sinemanın getireceği bu şenliğe çok ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.\" dedi. Köprüde Buluşmalar Yöneticisi Gülin Üstün ise festival kapsamında bu yıl 17. kez Türkiye ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristlerle, uluslararası sinema profesyonellerini bir araya getiren Köprüde Buluşmalar ortak yapım platformu hakkında bilgi verdi. İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 yıllık bir aradan sonra salonlara tam olarak geri dönmekten ötürü mutlu olduklarını aktardı. Ayan, bu yıl festivalin 135 uzun ve 22 kısa metrajlı filmden oluşan zengin bir programa sahip olduğuna değinerek, \"Festival kapsamında 12 günde, 14 bölümde 43 ülkeden 164 yönetmenin filmleri gösterilecek. Festivalde gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetler, konserler ve özel etkinlikler de yer alacak.\" ifadelerini kullandı. Bu yıl ilk kez \"yabancı ilk film yarışması\" olacağını da vurgulayan Ayan, \"Genç ustalar bölümü artık yarışmalı bir bölüm haline geldi ve 18-25 yaş arası sinema öğrencilerinden oluşan genç bir jürinin değerlendireceği bir kategori oldu.\" dedi. Kerem Ayan, Uluslararası Yarışma, Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel, Ulusal Kısa Film Yarışmaları ile bu yıl ilk kez yarışmalı bölüme dönüşen Genç Ustalar'da yer alan ve Seyfi Teoman İlk Film Ödülü için yarışacak filmleri de açıkladı. Festivalin açılışı, Şubat 2022'de Berlin Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan ve En İyi Başrol Performansı , En İyi Senaryo, Sanat Sinemaları Birliği Ödülü kazanan \"Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı\" filmi ile gerçekleşecek. Film gösterimleri Beyoğlu'nda Atlas 1948, Beyoğlu Sineması, Pera Müzesi Oditoryumu, Nişantaşı'nda CineWAM Premium+ City's (Salon 3 ve Salon 7) ve Kadıköy'de Kadıköy Sineması ile Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi olmak üzere 7 salonda yapılacak. Gösterim seansları ise 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30'da olacak. İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen \"Sinema Onur Ödülleri\" Meral Çetinkaya ile Gülsen Tuncer'e verilecek. Sanatçıların ödülleri 7 Nisan'da Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak açılış töreninde takdim edilecek. Ödül almaya hak kazanan filmler 19 Nisan'da yapılacak Ödül Töreni'nde açıklanacak. Festivalde gösterilecek filmlere ve tüm detaylara https://film.iksv.org/tr adresinden ulaşabilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/19/julia-roberts-20-yil-sonra-romantik-komedi-basrolunde", "text": "Julia Roberts 20 yıldan fazla bir süre sonra bir romantik kopmedi filminin başrolünde yer alıyor. Romantik komedilerin sonsuza kadar kraliçesi olan Julia Roberts , Hollywood'daki yerini asla kaybetmeyecek. Onu düşündüğümüzde aklımıza harika sinema, kült klasikleri ve sektördeki en parlak gülümseme geliyor. Bu yüzden dört yıldır bir film çekmemesi ya da yirmi yıldan fazla bir süredir romantik bir komedide oynamaması garip. New York Times ile yaptığı yeni bir röportajda aktris , Hollywood'dan çekilmek istemediğini söyledi. \"Tasarım gereği değildi, ilgimi çeken bir şey bulamamak gibiydi. Yılların ne kadar çabuk geçtiğine şaşırdım\" dedi. Neyse ki, ekrana geri döndü ve bu yıl iki büyük rol üstleniyor: biri yakında çıkacak olan Ticket to Paradise filminde eski kocası ile Bali'ye seyahat eden endişeli bir anne ve diğeri Martha Mitchell, Starz mini dizisi Gaslit'te Nixon'ı Watergate'e karışmakla suçlayan Başkan Richard Nixon'ın başsavcısı John Mitchell'in eksantrik, konuşkan karısı. Dizideki hikaye zaman zaman karanlıklaşsa da, Roberts hepimizin bildiği ve sevdiği karizmayı gösterme şansına da sahip olacak. \"İnsanlar bazen romantik komedi yapmadığım için geçen süreyi, yapmak istemedim şeklinde yorumluyor. Aktris Times'a verdiği demeçte, Notting Hill seviyesindeki bir senaryo veya En İyi Arkadaşımın Düğünü seviyesinde çılgın eğlence olduğunu düşündüğüm bir şey okumuş olsaydım, yapardım\" dedi. \"Ol Parker'ın yazıp yönettiği, bu filme kadar onlar yoktu.\" Bahsettiği romantik komedi Ticket to Paradise'ın bu sonbaharda piyasaya çıkması planlanıyor. Roberts, filmin senaryosunu okuduğunda, \"Bu sadece George Clooney ise işe yarar\" diye düşündüğünü ve tesadüfen Clooney'nin de onun için aynı şeyi düşündüğünü ekledi. Roberts'ın en iyi filmlerinden biri olan En İyi Arkadaşımın Düğünü'nün yayınlanmasından bu yana 25, Notting Hill'den bu yana 23 yıl geçti. Roberts, 2002'den beri görüntü yönetmeni Daniel Moder ile evli ve ikisinin üç çocuğu var: Hazel, Phinnaeus ve Henry Moder. Aktris, ailesiyle birlikte evde olmaktan ve ev hanımı olmaktan \"büyük gurur\" duyduğunu ve çocukları küçükken onların yanında olabilmek için çok daha az çalıştığını söyledi. Artık büyüdükleri için, Roberts, \"çocuklarıma yaratıcı olabileceğimi ve bunun benim için anlamlı olduğunu göstermek için bir sorumluluk duygusuna sahip olduğunu\" söyledi. Gaslit bu ayın sonunda 24 Nisan'da vizyona girecek ve Ticket to Paradise 21 Ekim'de sinemalarda olacak. Bunca zamandan sonra romantik komedi moduna geri dönmesinin onun için kolay olup olmadığı sorulduğunda Roberts, Times'a , \"İyi haber evet. Gülmeyi ve komik olmayı seviyorum.\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/20/jupiterin-uydusu-europada-su-yuzeye-dusunulenden-daha-yakin-olabilir", "text": "Bilim insanları, Jüpiter'in buzullarla kaplı uydusu Europa'da suyun yüzeye düşünülenden daha yakın olabileceğini iddia etti. Nature Communications dergisinde yayınlanan yeni araştırmaya göre, bilim insanları, Europa'daki sivri şekilli buzullarla Grönland'daki M şeklindeki buzlu tepelerin benzerliğini inceledi. İklim değişikliği ve bunun Grönland'a etkisini araştıran jeofizikçiler, Grönland'daki M şeklindeki buzlu tepelerin, Europa'daki buzullarla benzerliğini fark etti. Bilim insanları, buz tabakasının metrelerce altındaki suların şekillendirmesiyle oluşan Grönland'daki buzulları gözlemlemek için buz delici radar kullandı. Europa'nın sivri şekilli buzullarının da Grönland'dakilere benzer şekilde oluşabileceği üzerinde duran bilim insanları, Grönland'daki buzulların okyanus suyunun çatlaklardan buz kabuğunu zorlaması sonucunda oluştuğunu ve suyun yüzeye yakın olduğunu belirtti. Bilim insanları ayrıca, Grönland'da bulunan buzullardaki su ile Europa'daki buzullardaki suyun benzer olabileceğine ve bunun da Europa'da yaşamı desteklemeye yardımcı olacak kimyasal döngü için önemli olabileceğini iddia etti. Stanford Üniversitesi'nden jeofizikçi Dustin Schroeder, buz kabuğunun yüzeyine yakın suyun bulunmasının Europa'da yaşamın var olabilmesi için umut verici olduğunu kaydetti. Öte yandan, önceki araştırmalarda, Europa'daki okyanus sularının yüzeye yaklaşık 25-30 kilometre mesafede olduğu tahmin ediliyordu. Europa'daki yüzeye yakın seviyelerdeki suyun gelecekteki uzay çalışmalarına da ışık tutabileceği belirtiliyor. İtalyan gökbilimci Lucas Paganini'nin önderlik ettiği araştırma ekibi, 2016 ve 2017'de yaptıkları ölçümlerde uydunun atmosferinde su buharı izlerine rastlandığını bildirmişti. NASA, Europa Clipper uzay aracını, 2024'te yaşam için uygun koşullara sahip olup olmadığını araştırmak için Europa'ya fırlatmayı planlıyor. Jüpiter'in 79 uydusundan biri olan Europa, 1610'da İtalyan gökbilimci Galileo Galilei tarafından keşfedilmişti. NASA'nın Voyager 2 uzay aracı 1979'da Europa'ya yakın geçiş yaparak uydunun ilk yörünge fotoğraflarını çekmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/20/netflix-yilin-ilk-ceyreginde-200-bin-abone-kaybetti", "text": "Küresel internet televizyon ağı Netflix'in abone sayısı, 2022'nin ilk çeyreğinde 200 bin azaldı. Netflix, bu yılın ilk çeyreğine ilişkin bilançosunu açıkladı. Buna göre, şirketin yılın ilk çeyreğinde elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10 artışla 7,9 milyar dolara çıktı. Firmanın geliri, geçen yılın aynı döneminde 7,2 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Şirketin net karı ise ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 azalışla 1,6 milyar dolara geriledi. Netflix'in geçen yılın ilk çeyreğindeki net karı 1,7 milyar dolar olmuştu. Firmanın hisse başına düşen karı da aynı dönemde 3,75 dolardan 3,53 dolara indi. Netflix'in abone sayısı ise yılın ilk çeyreğinde 200 bin azaldı. Bu dönemde Netflix'in abone sayısının 2,5 milyon kişi artması bekleniyordu. Mart ayı başında Ukrayna'ya yönelik saldırısı sonra Rusya'daki hizmetini askıya alma kararı Netflix için 700 bin üyenin kaybıyla sonuçlandı. Netflix'in dünya genelindeki toplam abone sayısı 221,6 milyon oldu. En son Ekim 2011'de abone kaybı bildiren Netflix, abone kaybının yılın ikinci çeyreğinde de devam etmesinin ve söz konusu kaybın 2 milyonu bulmasının beklendiğini kaydetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/21/75-cannes-film-festivali-resmi-posteri-yayinlandi", "text": "Bu yıl 75.si düzenlenecek olan Cannes Film Festivali'nin resmi posteri yayınlandı. Başrolünde Jim Carrey'nin yer aldığı kült film The Truman Show, festival afişine ilham oldu. Fransız Rivierası'nda düzenlenen ve sinema dünyasının en prestijli festivallerinden biri olan 75. Cannes Film Festivali'nin merakla beklenen posteri yayınlandı. Festival afişinde bu yıl, başrolünde Jim Carrey'nin rol aldığı unutulmaz Peter Weir filmi \"The Truman Show\" yer aldı. Poster, \"Peter Weir ve Andrew Niccol'ün The Truman Show'u (1998), Platon'un mağarasının modern bir yansımasıdır ve bu sahne, izleyicileri yalnızca gerçeklik ve onun temsili arasındaki sınırı deneyimlemeye değil, aynı zamanda kurgunun gücü, manipülasyon ve katarsis arasındaki düşünmeye teşvik eder. Truman yükseldikçe yalandan kurtulurken, ünlü yükselen kırmızı halısıyla Festival de sinema salonlarına giren izleyicilere sanatçıların gerçeklerini sunuyor.\" açıklamasıyla birlikte paylaşıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/22/johnny-depp-jack-sparrow-rolune-asla-geri-donmeyecegini-acikladi", "text": "Eski eşi Amber Heard'a karşı açtığı iftira davasında konuşan Depp, kendisine milyonlarca dolar verilse de Karayip Korsanları serisine geri dönmeyeceğini açıkladı. Johnny Depp'in eski eşi Amber Heard'e açtığı 50 milyon dolarlık iftira davasında, Depp'in yıldızı olduğu Karayip Korsanları serisinin yeni filminden çıkarılması gündeme geldi. Yaklaşık bir haftadır süren davada Johnny Depp, Amber Heard'in kendisine iftira attığını, şiddet suçlamalarının asılsız olduğunu ve asıl şiddet görenin kendisi olduğunu savunuyor. Amber Heard, Depp'i ilk olarak 2016'da aile içi şiddetle suçladı ve uzaklaştırma kararı için başvurdu. Bu iddialar, birkaç ay sonra çiftin boşanmasıyla çözüldü ve ikili \"taraflardan hiçbirinin maddi kazanç için yanlış suçlamalarda bulunmadığı\" satırını içeren ortak bir bildiri yayınladı. Depp, bu ifadeyi avukatların hazırladığını, o dönemde kendisine çok fazla seçme şansı tanınmadığını ve savaşmaması gerektiğinin tavisye edildiğini ancak bu iddialarla mücadele etmek istediğini çünkü \"bunda tek bir gerçeklik payı olmadığını\" söyledi. Johhny Depp bu davada, Heard'in Washington Post'ta yayınlanan, kendisinden ismiyle bahsedilmeyen fakat atıfta bulunan makalesindeki şiddet iddiaları sonrasında kariyerinin bittiğini iddia ediyor. Bunun için Karayip Korsanları'ndan çıkarılmasının Heard'in makalesinden sonra yaşandığını ispatlaması gereken Depp, mahkemede kendi avukatı tarafından sorgulandığında, Disney'in bu kararı Heard'in makalesinden hemen sonra aldığını öne sürdü. Ancak çapraz sorguda Heard'ın avukatı Ben Rottenborn, 25 Ekim 2018 tarihli bir Daily Mail makalesini gündeme getirdi ve Depp'in Karayip Korsanları'ndan çıkarılmasının Heard'in makalesinden önce alınmış bir karar olduğunu gösterdi. \"Bunun farkında değildim ama beni şaşırtmadı. İki yıl boyunca dünya çapında sürekli benim eşini döven biri olduğumla ilgili konuşmalar geçti. Bu yüzden Disney'in güvende olmak için bağları kesmeye çalıştığından eminim. #MeToo hareketi o noktada tüm hızıyla devam ediyordu.\" diyen Depp, Disney'in kendisiyle bağları kesme kararı aldıktan sonra Disneyland'deki tema parklarından Jack Sparrow karakterini kaldırmadığını, karakterin oyuncaklarının satılmaya devam ettiğine de dikkat çekti. Disney'in Depp'i istememesinin yanı sıra, oyuncunun da zaten filmde rol almak istemediğini öne süren Rottenborn, Depp'in ifadesinden yola çıkarak açık açık kendisine 300 milyon dolar ve daha fazlası teklif edilse başka bir Jack Sparrow filmi yapıp yapmayacağını sordu. Depp, \"Bu doğru\" diyerek yanıtladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/22/will-smithin-tokat-olayinin-ardindan-bright-2-iptal-edildi", "text": "Oscar töreninde Chris Rock'a attığı tokat yüzünden projeleri bir bir iptal edilen Will Smith'in bir projesi daha iptal oldu. Tokat olayıyla bağlantısı olmadığı ileri sürülen iptal kararına göre, Bright 2 ekranlara gelmeyecek. Netflix, Bright'ın devam filmi ile ilerlemeyecek gibi görünüyor. Bright 2'nin geleceği, 2018'de ork rolü için yapılan oyuncu seçmeleri videosuyla ortaya çıkmıştı ancak Bloomberg'den Lucas Shaw, Netflix'in, \"Bright'ın devam filmi yapma planlarını bıraktığını\" açıkladı. Shaw'ın açıklamalarına göre bunun Oscar'lardaki son tokat olayıyla ilgisi yok. Yakında çıkacak olan National Geographic Pole to Pole belgesel dizisine gelince, o yayınlanacak, ancak olaydan sonra çekimleri ertelendi. Pole to Pole belgeseli için çekimlerin ilkbaharda yapılması planlanıyordu, şimdi sonbaharın sonuna ertelendi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/25/charlize-theron-fast-xten-ilk-set-fotograflarini-paylasti", "text": "Charlize Theron, hayranlarına Hızlı ve Öfkeli destanının onuncu bölümünden ne bekleyeceklerine dair bir fikir verdi. Yakın tarihli bir Instagram gönderisinde Charlize Theron, Fast X'teki kötü Cipher olarak kendisinin birkaç görüntüsüyle Hızlı ve Öfkeli serisine dönüşünü duyurdu. Başarılı oyuncu Cipher karakterini ilk olarak 2017'de The Fate of the Furious ve 2021'de F9'da canlandırmıştı. Theron, setten iki fotoğraf paylaştı ve \"O geri döndü bebeğim\" başlığını attı. Bir fotoğrafta Theron, yenilmiş gibi görünen zırhlı iki adam arasında duruyor. Cipher'in kendisi tarafından mağlup edilip edilmediklerini bilmiyoruz tabii... Diğer fotoğraf ise, sinematik bir çekim için hazırlanan Theron'ın kamera arkası görüntüsünü içeriyor. Fast X, yönetmen Justin Lin'in Hızlı ve Öfkeli serisi için çekeceği iki yapımın ilk filmi. Şu anda plan, Fast X ve Fast 11'i arka arkaya çekmek. Yakın zamanda bir röportajda yönetmen Lin, \"Yapmak istediğimiz şeye dair bir hırs var ve ayrıca karşılaştığımız gerçek dünya sorunları var. Ama beni açgözlü olmak istemiyorum gibi hissediyorum. Süreç için en iyisini yapmak istiyorum.\" açıklamalarında bulunmuştu. Fast X'in, 19 Mayıs 2023'te vizyona girmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/25/turkiye-oyun-pazari-12-milyar-dolara-yukseldi", "text": "Gaming in Turkey Oyun ve Espor Ajansı Üst Yöneticisi Ozan Aydemir, Türkiye'nin oyun sektöründeki payının 1 milyar 200 milyon dolara yükseldiğini, dijital oyuncu sayısının da 42 milyon olduğunu bildirdi. Gaming in Turkey Oyun ve Espor Ajansı Üst Yöneticisi Ozan Aydemir, Gaming in Turkey tarafından yayımlanan Türkiye Oyun Sektörü 2021 Raporu'na ilişkin yaptığı açıklamada, 2018'de toplam küresel pazarın 138 milyar dolar iken, bu rakamın 2019'da 152 milyar dolara yükseldiğini kaydetti. Salgının ve kapanmaların yoğunlaştığı 2020'de küresel oyun pazarının büyüklüğünün 177 milyar dolara çıktığına işaret eden Aydemir, \"Bu aslında beklentimizin çok üstünde bir rakamdı. 2021'de ise bu rakam 176 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. 2020 ile 2021'e baktığımızda aslında 1 milyar dolarlık bir düşüş de söz konusu ama bu biraz salgının etkisi. 2020, aslında bir sıçrama yılıydı. 2021, biraz daha dengeleyici bir yıl oldu.\" diye konuştu. Ozan Aydemir, oyun sektörünün Türkiye'deki büyüklüğüne ilişkin bilgi verirken, Türkiye'nin 2018'de 853 milyon dolarlık bir pazar payı olduğunu bildirdi. \"2019'da bu rakam 830 milyon dolara geriledi. Aslında buna gerileme demek tam da doğru değil. Çünkü normalde kişi başı TL bazında harcadığımız para arttı. Ama dolar kuru yükseldiği için dolar bazında hesapladığımızda düşüş gösteriyor gibi oluyor. O yüzden 2019'da böyle bir gerileme yaşandı. 2020'de ise total gelirimiz 880 milyon dolara yükseldi. 2021'de ise bu rakam 1 milyar 200 milyon dolara kadar yükselmiş durumda. Gaming in Turkey Oyun ve Espor Ajansı Üst Yöneticisi Aydemir, Türk oyun şirketlerinin 2020'de neredeyse 2 milyar dolar civarında yatırım aldığını, yatırımların 2021'de de devam ettiğini bildirdi. \"2021'de Türkiye'de 54 girişim yatırım aldı ve 266 milyon dolarlık bir hacim yaratıldı. Bunlar gösteriyor ki Türk oyunlarının sadece Türkiye'de değil, globaldeki başarısı da yadsınamaz. Bu başarıların temelinde yatan unsurlardan birincisinin, Türk yazılımcıları ve mobil oyun firmalarının oldukça başarılı olması söylenebilir. Yani hem trendleri takip ediyorlar hem de oyun yapım kalitesini gün geçtikçe arttırıyorlar. İçerideki insan kaynakları gün geçtikçe artıyor. Bugün baktığımızda birçok oyun firmasında hem Türk hem de yabancı uyruklu çalışanlar var. Buradaki ana amaç, sadece bölgemize değil, bütün dünyaya açılım yapabilmek için bütün kültürleri bir araya toplamak. Türk yazılımcıların kalitesinin yüksek olduğuna dikkati çeken Aydemir, Türk yazılımcılara yurt dışındaki şirketlerden de büyük bir ilgi olduğunu söyledi. Aydemir, Türkiye'de oyun geliştirme ile ilgili üniversitelerde kaliteli bir eğitim verildiğini, gençlerin sayıları artan oyun şirketleri aracılığıyla teorideki bilgileri pratiğe çevirebildiklerini anlattı. Türkiye'de 165'in üzerinde profesyonel espor takımı ve 8 bin 126 lisanslı espor oyuncusu olduğunu aktaran Aydemir, esporu \"sektörün parlayan yıldızı\" olarak tanımladı. Aydemir, metaverse ile ilgili çok sayıda markanın yatırım yaptığına işaret ederek, \"Birçok oyunda, oyun içinde farklı entegrasyonlar yaratmanın yanı sıra kendilerine has ekonomiler de vardı. Orada konserler veriliyor, etkinlikler yapılıyordu. Bu bizim için yabancı olmadığımız bir şey. Oluşturulmak istenen metaverse kavramı, sanal dünyaların iç içe geçtiği bir 'öte evren' yaratmak. Bu teknolojiyle ilgili biraz zamana ihtiyaç var. Oyun sektörü, metaverse dünyasının temeli olacak.\" ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/27/batman-2-resmen-duyuruldu", "text": "Robert Pattinson'ın Batman'i canlandırdığı ve gişede büyük başarı yakalayan DC filmi The Batman, ikinci film onayını aldı. Başrollerinde Robert Pattinson ve Zoe Kravitz'in yer aldığı The Batman filminin ikincisi çekiliyor. Warner Bros.'un yapımcılığını üstlendiği yeni filmin yönetmen koltuğunda yine Matt Reeves oturacak. Gişede de büyük başarı yakalayan filmin yenisinin geleceği haberi CinemaCon etkinliğinde duyuruldu. Seriye geri dönmeye hazırlanan yönetmen Reeves, \"Bir sonraki filmle tekrar geleceğim için heyecanlıyım\" dedi. Robert Pattinson'un ilk defa canlandırdığı Batman karakterinin karanlık dünyasını konu alan ilk film, gişede hasılat rekorları kırarak büyük başarı yakalamıştı. Küresel çapta 759 milyon dolar hasılata ulaşan film, 2022'nin en büyük açılışını yaparak rekor kırdı. Yeni filmin senaryosuna ve yer alacak karakterlere dair henüz bir bilgi paylaşılmadı. Ancak filmin son sahnelerinde sürpriz yapan Joker karakterinin, ikinci filmde daha çok yer alması bekleniyor. İlk filmde yer alan Penguin, Catwoman ve Riddler karakterlerinin dönüp dönmeyeceği ise merak konusu. Geçtiğimiz hafta HBO Max'te yayınlanan The Batman, analiz şirketlerinden gelen bilgilere göre, platformda yayınlanan filmlerin hepsinden çok daha yüksek izlenme oranları elde etti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/27/valoranta-turk-ajan-geldi", "text": "Riot Games'in tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından oynan FPS türündeki oyunu Valorant'a Türk bir ajan ekleniyor. Riot Games'in tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından oynan FPS türündeki oyunu Valorant'a Türk bir ajan ekleniyor. Ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi olan, global düzeyde de her ay 14 milyondan fazla PC oyuncusunun mücadele ettiği Valorant'ta yer alacak Türk ajan Fade, 28 Nisan'da yani bugün oyuncularla buluştu. Oyun geliştiricisi ve yayıncısı Riot Games'in rekabetçi taktiksel nişancılık oyunu Valorant, dünyanın dört bir yanında bulunan milyonlarca oyuncusuyla en popüler oyunlardan biri olarak öne çıkıyor. Her biri farklı yeteneklere sahip ajanlara ev sahipliği yapan oyuna, üzerinde yer alan motiflerle kültürümüzden esintiler taşıyan Türk bir ajan ekleniyor. Daha önce kınalı elleri ile Türk kahvesi, lokum ve nazar boncuğu gibi tanıtım unsurlarının gündem olduğu ajan, oyuncular tarafından uzun zamandır merakla bekleniyordu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/27/yonetmen-justin-lin-hizli-ve-ofkeli-10dan-ayrildi", "text": "Yönetmen Justin Lin, resmi adı \"Fast X\" olarak açıklanan filmden ani bir kararla ayrıldı. Hızlı ve Öfkeli serisinin onuncu filminde ani bir yönetmen değişikliği yaşanıyor. Yönetmen Justin Lin, resmi adı \"Fast X\" olarak açıklanan filmden ani bir kararla ayrıldı. Filmin çekimleri başlamıştı ancak Lin'in yerine yeni bir yönetmen bulunana kadar prodüksiyon durduruldu. Daha önce \"Hızlı ve Öfkeli: Tokyo Yarışı\", \"Hızlı ve Öfkeli 4\", \"Hızlı ve Öfkeli 5: Rio Soygunu\", \"Hızlı ve Öfkeli 6\" ve geçtiğimiz yaz vizyona giren \"Hızlı ve Öfkeli 9\" filmlerinin de yönetmenliğini üstlenen Justin Lin, uzun soluklu bu aksiyon serisiyle adeta bütünleşmiş bir yönetmendi. Justin Lin yalnızca 10. filmi değil, seriyi sonlandıracak olan 11. filmi de yönetecekti. Ancak artık sadece yapımcı olarak projede yer alacak. Hızlı ve Öfkeli'nin son filmi için Vin Diesel, Jordana Brewster, Michelle Rodriguez, Tyrese Gibson, Nathalie Emmanuel, Sung Kang ve Charlize Theron geri dönerken; kadroda Michael Rooker, Jason Momoa, Daniela Melchior ve Brie Larson gibi yeni isimler de yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/28/yetenekli-bay-cage-beyazperdede", "text": "Nicolas Cage, Pedro Pascal, Tiffany Haddish, Neil Patrick Harris ve Ike Barinholtz'un başrollerinde yer aldığı \"Yetenekli Bay Cage\"un yönetmen koltuğunda, Tom Gormican oturuyor. Türkiye'deki sinema salonlarında bu hafta 5'i yerli, 11 film sinemaseverlerle buluşacak. Anastasiia Budiashkina, Sabrina Rubtsova ve Caterina Barloggio'nun başrollerinde oynadığı Fransa, İsviçre ve Ukrayna ortak yapımı \"Olga\" izleyicilerin beğenisine sunulacak. Filme adını veren \"Olga\" karakterini, 2016 Gençler Avrupa Şampiyonası'nda Ukrayna'yı temsil eden eski milli cimnastikçi Anastasia Budiashkina oynuyor. Filmdeki diğer cimnastikçileri de profesyonel sporcular canlandırıyor. Çok ödüllü kısa film yönetmeni Elie Grappe'nin ilk uzun metrajlı filmi olan yapım, olimpiyatlarda altın madalyaya ulaşma hayali için mücadele eden 15 yaşındaki Ukraynalı yetenekli bir cimnastikçinin, Avrupa Şampiyonası yaklaşırken Kiev'deki Turuncu Devrim'le dünyasının altüst olmasını konu ediniyor. Nicolas Cage, Pedro Pascal, Tiffany Haddish, Neil Patrick Harris ve Ike Barinholtz'un başrollerinde yer aldığı \"Yetenekli Bay Cage\"un yönetmen koltuğunda, Tom Gormican oturuyor. Hakan Gürtop'un yönettiği ve Uğur Çavuşoğlu, Meriç Başaran, Gonca Yakut ile Serkan Ekşioğlu'nun oynadığı \"Annemin Zamanı\", bir dram hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Sadık Güneş'in senaryosunu yazdığı film, köyden kente göç eden ve yaşlılığında şehir hayatına mecbur kalan bir Anadolu kadınının hikayesini anlatıyor. Alzheimer hastalığını odağına alan film, bugün aile ve toplum hayatında yaşanan pek çok sorunu da gözler önüne sermeyi amaçlıyor. Tolgahan Sayışman, Erdal Özyağcılar, Algı Eke, Sarp Bozkurt ve Öznur Serçeler'in başrolleri paylaştığı \"Aynasız Haluk\", bu hafta yerli komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Bülent İşbilen'in yönetmen koltuğunda oturduğu film, karısı oğlunu alıp kendisini terk ettiğinden beri hayatla bağını koparmış ve kendini mesleğine adamış bir komiserin, suçluları yakalamaya çalışırken kuralları hiçe saymasını konu alıyor. Haftanın bir diğer komedi filmi Oğuz Öztürk ve Celal Öztürk'ün birlikte yönettiği \"Tam Kafadan Karavana\"da da Ali Biçim, Mesut Can Tomay, Efekan Can, Burak Güneş ve Serkan Dağlı rol alıyor. Film, mali sıkıntılarla boğuşan bir e-spor takımının, zorlu şartlarda turnuvaya hazırlanmaya çalışması sırasında olanları anlatıyor. Kareem Mahmoud Abdel Aziz, Menna Shalabi, Amr Abdulgalil ve Dalia Abdelghany gibi isimlerin oynadığı İranlı yönetmen Peter Mimi'nin filmi \"Zeko İçin\", ülkenin en zeki çocuğu yarışmasına katılacak olan bir çocuk ve ailesinin bu süreçte yaşadıklarını konu alıyor. Pierre Perifel'in beyaz perdeye taşıdığı animasyon film \"Kim Demiş Kötüyüz Diye?\", suçlu hayvanlardan oluşan usta bir haydut çetesinin örnek birer vatandaş olmaya çalışmasını anlatıyor. Bu hafta ayrıca Taneli Mustonen'ın yönetmenliğini yaptığı, Finlandiya yapımı \"İkiz\", İngiliz yapımı \"Şeytanın Laneti\", yerli filmler \"Zebun\" ile \"Yakaza: Zehirli Kabile\" gerilim ve korku filmi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi amaçlıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/29/aclik-oyunlari-ballad-of-songbirds-and-snakes-ile-geri-donuyor", "text": "Açlık Oyunları'nın öncesini anlatacak The Ballad of Songbirds and Snakes filmi Kasım 2023'te vizyona girecek. Lionsgate, CinemaCon sunumunda \"Açlık Oyunları\" serisinin öncesini anlatacak olan \"The Ballad of Songbirds and Snakes\" filminden ilk tanıtımı yayınladı. Filmin vizyon tarihi 17 Kasım 2023 olarak açıklandı. Klip, şu anda yapım aşamasında olan filmden herhangi bir görüntü göstermedi ve filmin kadrosunu açıklamadı. Bunun yerine, klip buzlu ağaç dallarının çarpıcı çekimleri ve göz alıcı bir altın üzerinde kaydırılırken, \"Dünya keşfedecek... kimin ötücü kuş... ve kimin yılan olduğunu.\" yazısı yer aldı. \"The Ballad of Songbirds and Snakes\" Katniss Everdeen'in maceralarından on yıllar önce geçiyor ve sonunda Panem'in zalim başkanı olan genç Coriolanus Snow'un merkezine alıyor. Suzanne Collins'in çok satan macera roman serisinden uyarlanan \"Açlık Oyunları\" serisinin ilk filmi 2012 yılında vizyona girdi. Başrollerini Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson ve Liam Hemsworth'ün üstlendiği seri 2014 yılında iki bölüm olarak yayınlanan \"Açlık Oyunları: Alaycı Kuş\" ile son buldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/04/29/avatar-2-ne-zaman-vizyona-girecek", "text": "2009 yılında vizyona girerek tüm dünyada büyük bir fenomen haline gelen Avatar'ın merakla beklenen devam filmiyle ilgili ayrıntılar netleşti. Disney Studios, CinemaCon sunumunun bir parçası olarak, toplamda dört film olarak planlanan \"Avatar\" devam filmlerinden ilkinin adının \"Avatar: The Way of Water\" olacağını ve filmin 16 Aralık 2022'de vizyona gireceğini onayladı. CinemaCon etkinliğine katılan şanslı izleyicilere 3 boyutlu gözlükler verilerek kısa bir fragman izletildi. Avatar: The Way of Water, Jake, Neytiri ve çocuklarının olduğu Sully ailesinin hikayesini ve onları bekleyen mücadeleyi konu alacak. Fragmanda Sam Worthington'ın canlandırdığı Jake karakterinin \"Tek bir şey biliyorum. O da nereye gidersek gidelim, bu aile bizim kalemiz olacak\" dediği paylaşıldı. Bu özel fragmanın 6 Mayıs tarihinde vizyona girecek yeni Marvel filmi 'Doctor Strange in the Multiverse of Madness' öncesinde tüm sinemalarda gösterilmesi bekleniyor. Sinema tarihinin en yüksek gişe rakamına sahip olan Avatar'ı 2019 yılında vizyona giren Marvel filmi Avenger: Endgame tahtından etmişti. Avatar'ın yönetmeni James Cameron hem Avatar'ı hem de 2. sıradaki Titanik'i geçen Avengers: Endgame'i tebrik etmişti. Ancak Çin'in Avatar'ı yeniden vizyona sokmasıyla film, Avengers'ı geçerek 1. sıraya yeniden oturdu. Avenger: Endgame en çok hasılat yapan filmler listesinde 2. sırada iken Titanik 3. sırada yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/05/05/meghan-marklein-animasyon-filmi-pearl-iptal-edildi", "text": "Düşes Meghan'ın yarattığı çocuk şovu henüz geliştirme aşamasındaydı. Düşes Meghan'ın animasyon dizisi artık Netflix'te prömiyer yapmayacak. Netflix, Sussex Düşesi tarafından kendisinin ve Prens Harry'nin çığır açan yapım anlaşmasının bir parçası olarak yaratılan ve yönetici yapımcılığını üstlendiği projenin prömiyerini yapma planlarını iptal etti. Geçici olarak Pearl başlıklı gösteri, tarihteki çeşitli etkili kadınlardan yazılar bulan 12 yaşındaki bir kızın maceralarını takip edecekti. Deadline, dizinin Netflix'te hala geliştirilmekte olduğunu ve Archewell Productions'ın ilk animasyon şovu olacağını bildirdi. Haber, yayıncının geçen hafta diğer iki çocuk animasyon dizisinin de iptal edilmesiyle abone sayısında düşüş olduğunu açıklamasının ardından bir kesinti dalgasının ortasında geldi. Archewell altında belirlenen diğer projeler, Harry'nin geçen ay Hollanda'nın Lahey kentinde gerçekleşen Invictus Oyunları'na yaptıkları yolculukları konu alan Harry'nin yaklaşan belgesel dizisi Heart of Invictus da dahil olmak üzere hala ilerlemeye devam ediyor. Pearl'ün diğer yayıncılarda veya ağlarda ele alınıp alınmayacağına dair şu ana kadar bir haber yok . Dizi ilk olarak geçtiğimiz Temmuz ayında, dük ve düşesin çok yıllı anlaşması kapsamındaki ikinci gösteri olarak duyuruldu. Meghan yaptığı açıklamada, \"Onun yaşındaki birçok kız gibi, kahramanımız Pearl de hayatın günlük zorluklarının üstesinden gelmeye çalışırken kendini keşfetme yolculuğunda\" dedi. \"Netflix'in güç merkezi platformuyla ortak olan Archewell Productions ve bu inanılmaz yapımcıların, tarih boyunca sıra dışı kadınları kutlayan bu yeni animasyon dizisini size bir araya getireceği için çok heyecanlıyım. David Furnish ve ben bu özel diziyi getirmek için sabırsızlanıyoruz. ve bugün bunu duyurabildiğimiz için çok mutluyum.\" demişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/05/24/yuzuklere-karsi-ejderha-evi", "text": "George R.R. Martin, HBO'nun \"Game of Thrones\" prequel serisi \"House of the Dragon\" ile bu yıl Amazon Prime Video'nun \"The Lord of the Rings: The Rings of Power\" arasında yaşanacak rekabetçi ruhunu gizlemiyor. \"House of the Dragon\", 21 Ağustos'ta prömiyer yapacak ve ardından 2 Eylül'de, Prime Video'da \"LOTR\" lansmanı yapılacak. Her iki dizi de yeni bölümlerle aynı anda izleyici karşısına çıkacak. Martin, televizyon izleyicilerinin daha çok destansı ve fantastik projeler izleyeceği için heyecanlı olsa da \"Dragon\"ın \"Rings\"i yenmesini istiyor. Martin, Santa Fe Edebiyat Festivali'nde The Independent'a verdiği demeçte, \"Yüzükler\"e karşı \"Ejderha Evi\"! Bu savaşı kim kazanacak? Neden her zaman bunu yapmak zorunda olduklarını bilmiyorum. Umarım, her iki gösteri de başarılı olur. Yeterince rekabetçiyim. Umarım daha başarılı oluruz. Altı Emmy kazanırlarsa ki umarım kazanırlar, umarım yedi tane kazanırız ama yine de, fantastik tür için iyidir. Türü çok seviyorum. Bilim-kurgu da seviyorum. Televizyonda daha fazla program istiyorum.\" dedi. Yüzüklerin Efendisi hakkında konuşan Martin, \"Bildiğiniz gibi bu biraz garip bir anlaşma. Amazon, Tolkien'i satın aldı, ancak aslında kitapların hiçbirini almadılar. \"Yüzüklerin Efendisi\"ni alamadılar, \"Hobbit\"i alamadılar, \"Silmarillion\"u bile alamadılar. \"Farmer Giles of Ham\" ya da \"Leaf by\" aldıklarını sanmıyorum ama eklerini aldılar sanırım ve bununla ilgili bir İkinci Çağ hikayesi inşa ediyorlar. Bununla ilgili pek çok efsane var, bu yüzden ne yaptıklarını görmek ilginç olacak.\" dedi. \"House of the Dragon\", \"Game of Thrones\" olaylarından 200 yıl öncede geçiyor ve Paddy Considine , Emma D'Arcy , Matt Smith , Rhys Ifans , Olivia Cooke , Fabien Frankel , Steve Toussaint , Eve Best ve Sonoya Mizuno rol alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/05/30/75-cannes-film-festivalinde-kazananlar-belli-oldu", "text": "75. yıl dönümünü yaşayan Cannes Film Festivali'nin ödül töreni gerçekleşti. 21 uluslararası filmin arasında yaşanan 12 günlük rekabet sona erdi. \"Benedetta\"nın yıldızı Virginie Efira sunuculuk yaptı. Geceden Altın Palmiye ile Ruben Östlund'un Triangle of Sadness filmi ayrılırken, en iyi yönetmen ödülünü ise Decision to Leave filmiyle Chan Wook Park kazandı. İkincilik anlamına gelen Grand Prix ise Close ve Stars at Noon filmleri arasında paylaşıldı. Camera d'Or jürisini temsil eden İspanyol aktör Rossy de Palma, Gina Gammell ve Riley Keough imzalı \"War Pony\" filmine en iyi ilk film ödülünü verdi. En iyi senaryo Boy from Heaven filmiyle Tarik Saleh'in olurken, en iyi kadın oyuncu Holy Spider filmiyle Zar Amir Ebrahimi'nin, en iyi erkek oyuncu ise Broker filmindeki performansıyla Song Kang Ho'ya gitti. Jüri Başkanı Vincent Lindon, ödülleri jüri üyeleri İranlı yönetmen Asghar Farhadi, İngiliz aktör-yönetmen Rebecca Hall, Fransız yönetmen Ladj Ly, Amerikalı yönetmen Jeff Nichols, Hintli aktör-yapımcı Deepika Padukone, İsveçli yıldız Noomi Rapace, Norveçli yönetmen Joachim Trier ve İtalyan oyuncu Jasmine Trinca'yla birlikte kararlaştırdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/06/stranger-things-4un-izlenmesi-1-milyar-saati-asti", "text": "'Stranger Things 4'ün izlenmesi 1 Milyar Saati Aştı. Bu sayede Stranger Things, Dquid Game'den sonra, Netflix tarihinin en çok izlenen ikinci dizisi oldu. Stranger Things 4 resmi olarak 1 milyar izlenme süresini aştı. Sevilen dizinin 4. sezonu 93 farklı ülkede ilk 10'a girdi. 1,15 milyar saat izlenme gücüyle Stranger Things 4, The Umbrella Academy, Peaky Blinders, Man Vs. Bee ve daha fazlasının yeni sezon izlenmesini geride bıraktı. Üstelik, Stranger Things'in birinci, ikinci ve üçüncü sezonlarının her biri, yalnızca o hafta boyunca izlenen 30 milyon saati aştı. Dizinin dört sezonu da haftanın En İyi 10 listesinde yer aldı. Yeni istatistiğe göre, 2021'deki Squid Game'den sonra Netflix tarihinde en çok izlenen ikinci sezon olarak Stranger Things 4 yer alıyor. Netflix, izleyicilerin galasından sonraki ayda 1.65 milyar saat bir Güney Kore draması olan Squid Game'i izlediğini bildirdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/14/2022-emmy-adaylar-belli-oldu", "text": "74. kez sahiplerini bulacak olan Emmy Ödülleri'nde en çok adaylık alan yapımlar 25 kategoriyle Succession ile 20 adaylıkla Ted Lasso ve The White Lotus dizileri oldu. Televizyon Akademisi, 2022 Emmy adaylarını açıkladı. \"Succession\", 2022'nin en çok aday gösterilen dizisi oldu ve en iyi drama da dahil olmak üzere 25 adaylık kazandı. Bunu 20 adaylıkla, en iyi komedi de dahil olmak üzere \"Ted Lasso\" ve ardından 20 adaylıkla mini dizi kategorisindeki \"The White Lotus\" izledi. Duyuru, Akademi'nin Youtube kanalından yapıldı. Squid Game hem ana kategoride, hem de oyuncu kategorisinde yer alarak çıkışını sürdürdü. Adaylıkların büyük bir çoğunluğunu kanallar yerine dijital platformlar elde etti. Emmy Ödül Töreni, 12 Eylül'de gerçekleşecek. - \"Better Call Saul\" - \"Euphoria\" - \"Ozark\" - \"Severance\" - \"Squid Game\" - \"Stranger Things\" - \"Succession\" - \"Yellowjackets\" - \"Abbott Elementary\" - \"Barry\" - \"Curb Your Enthusiasm\" - \"Hacks\" - \"The Marvelous Mrs. Maisel\" - \"Only Murders in the Building\" - \"Ted Lasso\" - \"What We Do in the Shadows\" - \"Dopesick\" - \"The Dropout\" - \"Inventing Anna\" - \"Pam and Tommy\" - \"The White Lotus\" - \"Chip 'n' Dale: Rescue Rangers\" - \"Ray Donovan: The Movie\" - \"Reno 911!: The Hunt For QAnon\" - \"The Survivor\" - \"Zoey's Extraordinary Christmas\" - Jason Bateman - Brian Cox - Lee Jung-jae - Bob Odenkirk - Adam Scott - Jeremy Strong - Jodie Comer - Laura Linney - Melanie Lynskey - Sandra Oh - Reese Witherspoon - Zendaya - Donald Glover - Bill Hader - Nicholas Hoult - Steve Martin - Martin Short - Jason Sudeikis - Rachel Brosnahan - Quinta Brunson - Kaley Cuoco - Elle Fanning - Issa Rae - Jean Smart - Colin Firth - Andrew Garfield - Oscar Isaac - Michael Keaton - Himesh Patel - Sebastian Stan - Toni Collette - Julia Garner - Lily James - Sarah Paulson - Margaret Qualley - Amanda Seyfried - Patricia Arquette - Julia Garner - Jung Ho-yeon - Christina Ricci - Rhea Seehorn - J. Smith-Cameron - Sarah Snook - Sydney Sweeney - Nicholas Braun - Billy Crudup - Kieran Culkin - Park Hae-soo - Matthew Macfadyen - John Turturro - Christopher Walken - Oh Yeong-su - Alex Borstein - Hannah Einbinder - Janelle James - Kate McKinnon - Sarah Niles - Sheryl Lee Ralph - Juno Temple - Hannah Waddingham - Anthony Carrigan - Brett Goldstein - Toheeb Jimoh - Nick Mohammed - Tony Shalhoub - Tyler James Williams - Henry Winkler - Bowen Yang - Connie Britton - Jennifer Coolidge - Alexandra Daddario - Kaitlyn Dever - Natasha Rothwell - Sydney Sweeney - Mare Winningham - Murray Bartlett - Jake Lacy - Will Poulter - Seth Rogen - Peter Sarsgaard - Michael Stuhlbarg - Steve Zahn - Hope Davis - Marcia Gay Harden - Martha Kelly - Sanaa Lathan - Harriet Walter - Lee You-mi - Adrien Brody - James Cromwell - Colman Domingo - Arian Moayed - Tom Pelphrey - Alexander Skarsgard - Jane Adams - Harriet Sansom Harris - Jane Lynch - Laurie Metcalf - Kaitlin Olson - Harriet Walter - En İyi Konuk Erkek Oyuncu - Jerrod Carmichael - Bill Hader - James Lance - Nathan Lane - Christopher McDonald - Sam Richardson"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/18/black-mirror-6-sezon-kadrosu-aciklandi", "text": "Breaking Bad'den Aaron Paul ve Penny Dreadful'dan Josh Hartnett'in performansları da dahil olmak üzere Black Mirror 6. sezon kadrosu açıklandı. Black Mirror 6. sezon için resmi oyuncu kadrosu açıklandı ve birkaç büyük yıldızı içeriyor. İngiliz bilimkurgu antolojisi dizisi Charlie Brooker tarafından 2011'de yaratıldı. Bölümlerin her biri fütüristik teknolojinin korku ve zarara yol açabileceği farklı yollar hakkında bir hikaye anlatıyor. Program İngiltere'nin Channel 4 kanalında iki dizi ve bir Noel özel bölümü için yayınlandı, ancak ağın bütçesi ek yardım olmadan gelecekteki dizilere izin vermiyordu. Gösteri sonunda, gösteriyi üç sezon daha ve interaktif özel Bandersnatch için dirilten Netflix tarafından alındı. Black Mirror 5. sezon 2019'da yayınlandı, bu nedenle izleyiciler birkaç yıldır gösterinin geri dönüşünü merakla bekliyorlardı. Gösteri her zaman ilginç sanatçılar için bir beraberlik olmuştur. Bryce Dallas Howard, Miley Cyrus, Anthony Mackie ve Yahya Abdul-Mateen II gibi sanatçıları bölüm başına getiren Netflix'e geçişten sonra yıldız gücü artsa da, Channel 4 dizisi bile ilginç bir dizi yerleşik oyuncu ve yükselen bir dizi oyuncuyla övündü. Buna 1. serideki Daniel Kaluuya ve Jodie Whittaker ve 2. serideki Hayley Atwell ve Domhnall Gleeson da dahildi. Black Mirror 6. sezon kadrosu resmen açıklandı ve belki de şimdiye kadarki en yıldızlarla dolu sezon. Bu oyuncu seçimi yalnızca üç bölümü kapsayacak, bu nedenle sonraki duyurular gelecek sezona daha da heyecan verici bir parlaklık katabilir. Ancak şimdilik resmi kadroda şu isimler yer alıyor; Zazie Beetz (Deadpool 2), Paapa Essiedu , Josh Hartnett , Aaron Paul , Kate Mara , Danny Ramirez yer alıyor. , Clara Rugaard , Auden Thornton ve Anjana Vasan ."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/20/thor-love-and-thunder-yerli-gisenin-zirvesindeki-yerini-koruyor", "text": "Temmuz ayı için geçtiğimiz hafta sonu gişe verileri açıklandı ve \"Thor: Love and Thunder\" yerini koruyor. Geçtiğimiz hafta 278 bin 195 kişi tarafından izlenerek yerli gişenin zirvesine yerleşen \"Thor: Love and Thunder\"ın liderliği bu hafta da devam ediyor. Chris Hemsworth'ün Marvel Sinematik Evreni'ndeki rolünü yinelediği ve Taika Waititi'nin bir kez daha yönetmen koltuğuna geçtiği film, ikinci hafta sonunda 127 bin 645 kişi tarafından izlendi. Gişenin ikinci sırasında \"Minyonlar 2: Gru'nun Yükselişi\" yer alıyor. Bayram tatilini sinemada değerlendirmek isteyen çocuklar ve animasyon severlerin tercihi olan filmin seyirci sayısı, geçen hafta sonuna kıyasla yaklaşık 7 bin 500 kişi artarak 80 bin 215'i buldu. Yeniden üçücü sıraya yükselen \"Jurassic World: Dominion\"un da seyirci sayısı arttı. Film vizyondaki altıncı hafta sonunda 8 bin 459 seyirci tarafından izlendi. Tom Cruise başrollü \"Top Gun: Maverick\" 6 bin 295 kişi tarafından izlenerek gişe listesinde iki sıra birden yükseldi. Yerli gişenin ilk beşini tamamlayan film ise yerli korku filmi \"Zir-i Cin\" oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/22/cikis-yok-sinemaseverlerle-bulusuyor", "text": "Üst düzey suçluların tutulduğu gizli bir CIA üssüne getirilen çok aranan bir suçlunun, hücresinden kaçarak üssün kontrolünü ele geçirmesinin ardından, tesiste hapis kalan CIA ajanının mücadelesini anlatan \"Çıkış Yok\" bu hafta vizyona girecek. Sinema salonlarında bu hafta dördü yerli, 6 film vizyona girecek. Sophia Banks'in yönettiği, Jason Clarke, Michelle Monaghan, Jai Courtney ile Lucy Barrett'ın oynadığı \"Çıkış Yok\", aksiyon filmi sevenlerin ilgisini çekmeye aday. ABD yapımı film, üst düzey suçluların tutulduğu gizli bir CIA üssüne getirilen çok aranan bir suçlunun, hücresinden kaçarak üssün kontrolünü ele geçirmesinin ardından, tesiste hapis kalan CIA ajanı Abby'nin mücadelesini anlatıyor. Fatih Hasanoğlu'nun yönettiği, korku, macera ve gerilim türündeki \"Kehanet Ayasofya\", bir gece eş zamanlı olarak evlerine gizemli bir kutunun bırakılmasıyla bu olayın ardındaki sır perdesini aralamaya çalışan Fatih ve Muhammed'in mücadelesine odaklanıyor. Filmde Fatih Hasanoğlu, Muhammed Bahçecik, Halil Kumova ile Mustafa Ak başrolleri paylaştı. Jorgen Klubien ile Cindy Robinson'un yönettiği \"Sihirbazlar Akademisi\", animasyon sevenleri sinema salonlarına çekmeye aday. Yapım, sihirbazlar akademisine giden, sihirli yeteneklere sahip Aura'nın, akademinin karanlık bir sırrını keşfetmesinin ardından yaşadıklarını ele alıyor. Ali Osman Emirosmanoğlu'nun yönettiği \"Bir Türk Masalı: Öksüz Kız\" filmini, İbrahim Aliustaoğlu, Sinan Önal, Ebru Özel ile Şukuh Same çizdi. Yapım, \"Külkedisi\" hikayesini yeniden yorumluyor. Senaryosunu Mert Can Kesim ile Sezer Doğurga'nın yazdığı, yerli korku filmi \"Tanah\", yaşadığı ayrılık sonrası büyük bir yıkıma uğrayan genç bir kadının hayatını ele alıyor. İlker Tunçay'ın yönettiği \"Zehşin Cin-i Musallat\", uzun yıllar önce ayrıldığı köyüne babasının ölümü sonrası geri dönen Esra'nın hikayesini anlatıyor. Filmde, Engin Kahya, Gökçen Derbeder, Berk Güldoğan ve Gürkan Erduvan oynuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/07/29/bu-hafta-8-film-vizyonda", "text": "Sinema salonlarında bu hafta 6'sı yerli, 8 film vizyona girdi. Başrollerini Burak Sergen, Cemal Hünal, Amine Gülşe ve İclal Aydın'ın paylaştığı filmde, Ahmet Mekin, Suna Selen, İzzet Günay, Kayhan Yıldızoğlu ve Füsun Erbulak da rol aldı. \"Unesco dünya kültür mirası listesindeki Dalyan deltasında, üç çocuklu, fakir ama mutlu bir aile yaşamaktadır. Günlerden bir gün çocuklardan en küçük olanı Yiğit'in karşısına ailesinin kaderini değiştirmek için bir fırsat çıkar. Aydınlık ile Karanlık, Yiğit'in yiğitliğini test etmek için onu, bin yıllardır oynanan bir oyuna davet eder. Masal bu ya, Yiğit bu oyunu onu, rüyalarında gördüğü prensese götüreceğini bilmeden kabul eder. Roseanne Liang'ın yazıp yönettiği \"Buluttaki Gölge\"nin başrollerinde Chloe Grace Moretz ile Nick Robinson yer alıyor. ABD ile Yeni Zelanda ortak yapımı filmin, aksiyon ve korku türünü sevenleri sinema salonlarına çekmesi bekleniyor. Film, 2. Dünya Savaşı devam ederken Yüzbaşı Maude Garrett'ın yanında çok gizli belgeler ile tamamı erkeklerden oluşan B-17 bombardıman uçağının mürettebatına katılması sonrası yaşananları ele alıyor. Komedi sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen \"Afetname\"yi Ahmet Yaşar Gümüş yönetti. Şeyda Delibaşı'nın kaleme aldığı, Derya Şen Akbacak, Umut Özkan ve Sevil Uyar'ın rol aldığı film, oyuncu olmanın hayalini kuran bir kadının hikayesini konu ediyor. Animasyon türündeki \"DC Süper Evciller Takımı\", süper köpek Krypto ve Superman'in süper kahramanları kurtarmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Orijinal seslendirmelerini Keanu Reeves, Dwayne Johnson, Kevin Hart, Diego Luna, Natasha Lyonne, Vanessa Bayer ve Marc Maron'un yaptığı filmi, Jared Stern ile Sam Levine yönetti. Umut Ertek'in yönetmen koltuğuna oturduğu \"Mini Fenomen\" filminde Talha Tosun, Özcan Melek, Atilla Emirhan Kırık rol aldı. Film, Youtuber olmaya çalışan bir çocuk ile menajerliğini yapan yakın arkadaşının başından geçen ilginç ve trajikomik hikayeyi seyirciye sunuyor. Doğuş Arslan'ın yönettiği \"Akıl Bozan\", kendilerini beklenmedik durumların içinde bulan bir kadın ve bir erkeğin hikayesini konu ediyor. \"Vesvese: Cin Fısıltısı\", yaşadığı bir dizi tuhaf olayın nedenini araştırırken beklenmedik durumlarla yüzleşmek zorunda kalan Doğa'nın hikayesine odaklanıyor. \"Hawar 2\", çocuk sahibi olmak isteyen Pelin'in bunun için bir tılsım yaptırması sonrası, eşiyle birlikte başlarından geçenleri anlatıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/08/09/unlu-yonetmen-lars-von-triere-parkinson-teshisi", "text": "Dünyaca ünlü Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'e Parkinson teşhisi konuldu. 'Melankoli' ve 'Karanlıkta Dans' gibi filmleriyle tanınan 66 yaşındaki Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'e Parkinson teşhisi konuldu. Trier'in 1992'de yapımcı Peter Aalb k Jensen ile birlikte kurduğu yapım şirketi Zentropa'dan yapılan açıklamada, yönetmene hastalık teşhisinin bu yazın başında konulduğu, yönetmenin durumunun iyi olduğu ve tedavi gördüğü belirtildi. Trier'in 'The Kingdom Exodus' adlı dizisinin üçüncü ve son sezon çalışmalarının planlandığı gibi gittiği ve gelecek ay dizinin son sezonunun Venedik Film Festivali'nde prömiyerinin yapılacağı duyuruldu. 2018'de verdiği bir röportajda Trier, titreyen ellerini antidepresanlara ve alkol yoksunluğuna bağlayarak, \"İçmediğim sekiz aylık bir dönem geçirdim ve buna yakında tekrar döneceğim.\" demişti. Ünlü yönetmen Karanlıkta Dans filmiyle Cannes Film Festivali başta olmak üzere pek çok prestijli festivalden ödül aldı. Filmleri kadar yorumları da zaman zaman tartışma yarattı. 2011 yılında Melankoli filminin Cannes Film Festivali'ndeki basın toplantısında Hitler ile ilgili yorumu nedeniyle yedi yıl boyunca festivale çağrılmadı. Trier'i festivalden uzaklaştıran sözleri, \"Hitler'i anlıyorum. Bazı yanlış şeyler yaptı elbette ama en nihayetinde onu tuvaletinde otururken hayal edebiliyorum\" şeklindeydi. Ünlü yönetmen, 2018'de bir seri katil dizisi olan 'The House That Jack Built' ile festivale yeniden döndü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/08/24/suikast-treni-zirvedeki-yerini-koruyor", "text": "Brad Pitt'li aksiyon filmi üçüncü haftasında da zirveyi bırakmadı. Başrolünü Brad Pitt'in, yönetmenliğini David Leitch'in üstlendiği aksiyon filmi \"Suikast Treni\" vizyondaki üçüncü haftasında da gişenin lideri oldu. Film, yaklaşık 142 bin seyirciyle Nisan ayından bu yana en düşük seyircili hafta sonu olan 19 - 21 Ağustos hafta sonunda, 23 bin 875 kişi tarafından izlendi. \"Suikast Treni\" böylece, 2022 yılı içerisinde en düşük seyirciyle hafta sonunu lider kapatan film oldu. Gişenin ilk üç sıralaması bu hafta da değişmedi. \"Minyonlar 2: Gru'nun Yükselişi\" 21 bin 218 seyirciyle ikinci sıradaki yerini korurken, \"Thor: Love and Thunder\" 18 bin 229 seyirciyle yine üçüncü sırada yer aldı. \"Minyonlar 2\" toplamda 1 milyon seyirci sınırını aşarak Çılgın Hırsız/Minyonlar serisinin ülkemizde en çok izlenen filmi oldu. Bu hafta vizyona giren Jordan Peele imzalı \"Hayır\" 13 bin 935 kişiyle açılış yaparak gişenin dördüncü sırasında yer aldı. Yerli gişenin ilk beşinde yer alan son film ise 10 bin 984 seyirciyle \"Masal Şatosu: Gizemli Misafir\" oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/08/26/bruce-willisin-son-filmi-sinemaseverlerle-bulusuyor", "text": "Sinema salonlarında bu hafta ikisi yerli 6 film vizyona girecek. Bruce Willis ve Ashley Greene'nin başrollerini paylaştığı \"Son Çıkmaz\", peşine düşen adamlardan kurtulmaya ve kızını korumaya çalışan eski bir polis şefinin hikayesini beyaz perdeye aktarıyor. Bill Lawrence'ın senaryosunu yazdığı filmde, Michael Sirow, Stacey Danger ve Massi Furlan gibi isimler de rol aldı. Gerilim ve aksiyon sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen yapımın yönetmenliğini Mike Burns üstlendi. Giga Agladze'nin yönetmenliğini üstlendiği \"İllüzyon\", hastalığı nedeniyle gerçek üstü bir hayal dünyasına dahil olan bir adamın yaşadıklarını konu ediyor. Gerilim, dram ve gizem unsurlarını barındıran Gürcistan yapımı filmin başrollerini Jim Sturgess, Andreja Pejic, Antonia Campbell-Hughes, Roger Ashton-Griffiths ve Billy Barratt paylaştı. Castille Landon'ın yönettiği; Josephine Langford ve Hero Fiennes Tiffin'in başrollerini paylaştığı \"After: Mutluluk\", ilişkilerinin dönüm noktasındaki iki gencin hikayesini işliyor. Dilara Ilgaz, Bulut Genç, Ulukan Ağdaş, Naz Gedik ve Yaren Oktay'ın rol aldığı \"Alem-i Cin 3: Salgın\" adlı korku filmini Gökhan Arı yönetti. Aina Jarvine ve Federico Milella'nın yönettiği \"Periler Ülkesi\" ile Murat Karahüseyinoğlu'nun filmi \"Karagöz: Yar Bana Bir Eğlence\" filmleri ise animasyon tutkunlarını sinema salonlarına çekmeyi amaçlıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/13/fransiz-yeni-dalga-yonetmeni-jean-luc-godard-hayatini-kaybetti", "text": "Ailesi ve yapımcılarına göre, 1960'ların altın çağından sonra sinema sınırlarını zorlayan ve ikonoklastik yönetmenlere onlarca yıl ilham veren Fransa'nın Yeni Dalga sinemasının film yönetmeni Jean-Luc Godard 91 yaşında öldü. 1960 yılında ilk uzun metrajlı filmi \"Breathless\" ile popüler sinemada devrim yaratan ve yıllardır dünyanın en canlı ve kışkırtıcı yönetmenlerinden biri olarak gösterilen Fransız Yeni Dalgası'nın usta ismi Jean-Luc Godard 91 yaşında hayatını kaybetti. İsviçre haber ajansı ATS, Godard'ın ortağı Anne-Marie Mieville ve yapımcılarının bugün İsviçre'nin Rolle kasabasındaki evinde sevdikleriyle çevrili ve barış içinde öldüğünü söylediklerini aktardı. Godard, 1950'lerde bir film eleştirmeni olarak başlayan uzun bir kariyer boyunca geleneklere meydan okudu. Kamera, ses ve anlatı kurallarını yeniden yazdı. 3 Aralık 1930'da Paris'te varlıklı bir Fransız-İsviçreli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Godard, İsviçre'nin Nyon kentinde büyüdü. Fransa'nın başkentindeki Sorbonne'da etnoloji okudu, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Latin Mahallesi'ndeki \"sinema kulübünde\" gelişen kültürel sahneye giderek daha fazla ilgi duymaya başladı. Geleceğin ünlü yönetmenleri Francois Truffaut, Jacques Rivette ve Eric Rohmer ile arkadaş oldu ve 1950'de kısa ömürlü Gazette du Cinema'yı kurdu. 1952'de prestijli film dergisi Cahiers du Cinema için yazmaya başladı. 1951'de Rivette ve Rohmer'in iki filminde çalıştıktan sonra Godard, babasıyla Kuzey ve Güney Amerika'yı dolaşırken ilk filmini yönetmeye çalıştı, ancak asla bitirmedi. Avrupa'ya döndüğünde, İsviçre'de bir baraj projesinde inşaat işçisi olarak işe girdi. Barajın inşasıyla ilgili 20 dakikalık bir belgesel olan 1954 tarihli \"Operation Concrete\" adlı ilk filmi finanse etmek için bu parayı kullandı. Paris'e dönen Godard, bir sanatçı ajansının sözcüsü olarak çalıştı ve 1957'de ilk uzun metrajlı filmini çekti ve yazılarını geliştirmeye devam etti. Ayrıca Truffaut'un bir hikayesine dayanan \"Breathless\" üzerinde çalışmaya başladı. Mart 1960'ta piyasaya sürüldüğünde Godard'ın ilk büyük başarısı olacaktı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/13/yeni-elvis-presley-jacob-elordi", "text": "Jacob Elordi, Sofia Coppola'nın \"Priscilla\" adlı yeni filminde Elvis Presley'i canlandıracak. Şüphesiz, geçtiğimiz yılın en büyük filmlerinden biri, dünyanın kendi adını taşıyan şarkıcıya olan takıntısını yeniden alevlendiren Elvis oldu. Şimdi ise Sofia Coppola'dan muhtemelen farklı bir tonda da olsa aynı adamla ilgili bir film daha geliyor. Oscar ödüllü Sofia Coppola'nun Priscilla Beaulieu Presley'in A24 için yazdığı Elvis ve Ben'den uyarlanan \"Priscilla\"yı yönetmek ve yazmak üzere anlaşmaya vardığı açıklandı. Ek olarak, Cailee Spaeny ve Jacob Elordi , sırasıyla Priscilla ve Elvis Presley'i oynamak için seçildi. Coppola, bir süredir Priscilla'yı bir sonraki filmi yapmak istediği söylenen, eleştirmenlerce beğenilen bir film yapımcısı, 2020'deki On the Rocks'tan bu yana ilk filmi olacak. Yönetmen muhtemelen en çok Bill Murray ve Scarlett Johansson'ın oynadığı Lost in Translation filmiyle tanınıyor. Film ona Orijinal Senaryo dalında Akademi Ödülü ve En İyi Yönetmen ve En İyi Film adaylığı kazandırdı. Coppola, yönettiği tüm filmleri yazma geleneğini takip ederek senaryoyu da kendisi uyarlayacak. Elvis'i oynayacak olan Elordi, HBO draması Euphoria'daki rolüyle tanınıyor. Diğer rolleri arasında Netflix'in The Kissing Booth üçlemesinde ve Hulu's Deep Water'da rol almak yer alıyor. Coppola'nın çok sayıda genç oyuncuyla tanışmasının ardından Elordi'nin rolü kazandığı bildiriliyor. Öte yandan, Spaeny en başından beri Priscilla için Coppola'nın bir numaralı tercihiydi. Spaeny kısa süre önce Showtime'ın First Lady'sinde Eleanor Roosevelt'i canlandırdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/14/only-murders-in-the-building-3-sezon-hakkinda-bildiklerimiz", "text": "Hulu'nun en çok izlenen komedisi Only Murders in the Building hareketli bir üçüncü sezonu olacak. Hulu, Only Murders in the Building'in 3. Sezonunu onayladı, bu da Arconia komşularının çözmesi için ileride daha çekici ipuçları anlamına geliyor. Başrollerini Selena Gomez, Steve Martin ve Martin Short'un paylaştığı popüler cinayet gizemi dizisi, sürekli bir sorunu çözmek için birlikte çalışan gerçek suç fanatikleri Mabel Mora , Charles-Haden Savage ve Oliver Putnam'ı takip ediyor. Sezon 2'de üçlü, Jayne Houdyshell'in Bunny Folger'ını öldüren yeni bir cinayete karıştı ve dizi sorumlusu John Hoffman'a göre, Sezon 3 muhtemelen daha da heyecanlı olacak. Önümüzde, OMITB'nin beklenen üçüncü sezonu hakkında, öngörülen çıkış tarihi, olay örgüleri ve potansiyel yeni kamera hücreleri de dahil olmak üzere şu ana kadar bildiğimiz her şeyi görün. Yeni sezonun çıkış tarihi henüz onaylanmadı, ancak TikTok'taki üçlüye göre, muhtemelen 2023'te olacak. Gösterinin üçüncü sezonu Hulu tarafından resmi olarak onaylandığına göre, sezonlar arasındaki zamanlama bir yıl arayla kalırsa gelecek yaz yayınlanmasını bekleyebiliriz. Katili ortaya çıkardıktan ve Bunny'nin cinayet davasını kapattıktan sonra, 2. sezon finali, gelecek sezonun gizemini oluşturan şaşırtıcı bir ileriyi içeriyordu. Bir yıl sonra Charles, Oliver tarafından yönetilen bir oyunda rol alıyor ve Paul Rudd tarafından oynanan rol arkadaşı Ben Glenroy ile rekabet halinde. Hangi sırların iki aktörün anlaşmasını engellediğini bilmiyoruz ama Glenroy açılış gecesinde ölünce Charles'ın ilgi odağı olacağı açık. Altın üçlü burada kalacak, ancak diğer karakterlerin kaderi belirsizliğini koruyor. Sezon 2, Amy Schumer ve Cara Delevingne dahil olmak üzere diziye yeni ünlü konuk yıldızları tanıttı. Gösterinin artan popülaritesiyle sevilen bazı diğer ünlülerin de diziye dahil olması kolaylaşıyor. 3. sezonun gizemi için yapılan düzenlemenin ardından Variety , Rudd'ın Glenroy'u oynamak için kadroya resmen katıldığını, muhtemelen cinayetine giden yılı gösteren flashback'ler aracılığıyla olduğunu bildirdi. Şu ana kadar kesin olarak bildiğimiz bir şey var ki Gomez, Martin ve Short birbirleriyle çalışırken çok eğleniyorlar ve üretken dinamiklerinin kaçınılmaz olarak muhteşem bir 3. Sezona ulaşmasını umuyoruz. Martin, 2. Sezonun resmi fragmanını Twitter'da paylaşırken \"Yıllardır yaşadığım en profesyonel eğlence\" diye yazdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/15/17-istanbul-bienali-17-eylulde-basliyor", "text": "500'ün üzerinde katılımcının projeleri şehirde 50'nin üzerinde mekana yayılacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2007 2026 Bienal Sponsoru Koç Holding'in desteğiyle düzenlenecek 17. İstanbul Bienali 17 Eylül'de açılıyor. Küratörlüğünü Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh'in üstlendiği bienal, 20 Kasım'a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. 1987 yılından bu yana İKSV tarafından düzenlenen İstanbul Bienali, 17. edisyonuyla bir kez daha İstanbul'u güncel sanatın buluşma noktası haline getirmeye hazırlanıyor. Küratörlüğünü Ute Meta Bauer, Amar Kanwar ve David Teh'in üstlendiği bienal için dünyanın farklı bölgelerinden katılımcıların, İstanbul'un çeşitli semtlerinde sergileyecekleri projeler için kurulum çalışmaları devam ediyor. 17. İstanbul Bienali'ne, sanatçı, düşünür, yazar, şair, araştırmacı, mimar, radyo programcısı, balıkçı, aktivist, stand-up komedyeni, şef, etnomüzikolog, ornitolog, deniz bilimci, kukla ustası, müzisyen ve daha pek çok başka alandan 500'ün üzerinde katılımcı, yerel topluluklarla bireysel veya kolektif çalışmalar yürüterek katkı sunacak. 17. İstanbul Bienali, Beyoğlu, Kadıköy, Fatih ve Zeytinburnu'nda yer alan 12 sergi mekanının yanı sıra, şehrin dört bir yanında sayıları 50'yi aşan kitapçı, sahaf, hastane, huzurevi, kafe, metro durakları ve bir radyo istasyonunda izleyiciyle buluşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/15/base-yeni-kusak-sanatcilarin-sesi-oluyor", "text": "T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle, Bilgili Sanat işbirliği ve Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde, Jumbo ana sponsorluğunda, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda bu yıl altıncısı gerçekleşecek olan BASE 2022'de 16 şehirdeki 27 üniversiteden yeni mezun 73 sanatçı adayının farklı disiplinlerde 83 eseri sergilenecek. BASE, 6 yıldır genç sanatçıların yaratıcılığını ve üretme motivasyonunu desteklemek, yeni mezun sanatçılarla sanat alanında faaliyet gösteren farklı aktörler, uzmanlar ve kurumlar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, iletişim, diyaloğu ve ortak çalışma pratiğini teşvik ederek özgün bireysellik ile toplumsal karşılaşma için ortak bir alan yaratıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yeni mezun sanatçı adaylarının dünyaya ve sanata yönelik geliştirdikleri bakış açılarını, yaratıcılık kanallarının zenginliği ya da sınırlarını, sanat üretiminde ele alınan güncel kavram ve içerikleri, kullandıkları form, mecra ve araçların olanaklarını, ne tür sorunlarla uğraştıkları ya da uğraşmadıkları ve Türkiye'deki akademik eğitimin niteliğini de gözler önüne seriyor. BASE, 2022 yılında mezun olan genç sanatçı adaylarının, olguları, ilişkileri, yaşam biçimleri ve bireysel deneyimleri nasıl aktardıklarını ve üretim araçlarının çeşitliliğini bize yeniden gösteriyor. Yeni kuşak sanatçıların geleceğe bırakacakları izi belirginleştirerek canlı tutmaya devam ediyor. Base bu sene 79 üniversiteden 1200 başvuru aldı; ve sergide 73 sanatçının 83 eseri sergilenecek. Her yıl sanat dünyasından değerli isimlerin yer aldığı çok sesli bir seçici kurula sahip olan BASE'in 2022 yılı başvurularını; Ayça Telgeren, Ayda Elgiz Güreli, Baha Toygar, Berat Işık, Derya Yücel, Erdal Duman, Erinç Seymen, Farah Aksoy, Fulya Çetin, Haldun Dostoğlu, Işıl Eğrikavuk, Melis Terzioğlu ve Sinem Yörük değerlendirdi. BASE, 28 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında her gün 11:00-19:00 arasında ücretsiz olarak ziyarete açık olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/15/dark-yaraticilarinin-yeni-dizisi-1899dan-ilk-poster", "text": "Dark'ın yaratıcılarının yeni dizisi Netflix'in 1899'u için yeni bir hareketli posterde okyanusta üçgen bir deliğe yelken açan bir vapur görülüyor. 1899 için rahatsız edici yeni bir hareketli poster, masum yolcularla dolu bir gemiyi uçsuz bucaksız okyanusa çekiyor. Netflix'in gelecek dönem dizisi, yayın hizmetinin eleştirmenlerce beğenilen Alman bilimkurgu gerilim filmi Dark'ın yaratıcıları Jantje Friese ve Baran bo Odar'dan geliyor. Dark, dört Alman ailenin hayatlarını ve sıkıntılı bir zaman yolculuğu komplosuna karışmalarını kapsayan üç sezon boyunca koştu . İzleyiciler ve eleştirmenler Dark'ı akış hizmetlerinde en iyi uluslararası bilim kurgu dizilerinden biri olarak selamladı, bu nedenle 1899'un karşılaması gereken yüksek bir çıta var. Şimdi Netflix , bu yıl platformda prömiyer yapması gereken 1899'u tanıtmak için bir hareketli poster yayınlıyor. Yaratım, okyanusta dönen, üçgen bir deliğe yelken açan bir buharlı gemiyi tasvir ediyor; su, şaşırtıcı uçurumun kenarlarından aşağı akıyor. Posterin üzerinde \"Kaybolan şey bulunacaktır\" yazan bir slogan var. Poster rahatsız edici olmakla kalmıyor, aynı zamanda gösterinin üçgenin ana motifini de etkiliyor. Gizemli sembol, resmi 1899 tanıtım fragmanında birden fazla noktada ortaya çıkıyor ve Netflix'in gösteri için en yeni tanıtım parçasının odak noktası. Bu vurgu göz önüne alındığında, gösterinin fragmanında kayıp bir yolcu gemisini bildiren bir gazete manşetinin kısa klibinin yanı sıra, hareketli poster, hayranların 1899'da Bermuda Şeytan Üçgeni'ni içereceğine dair aldıkları en iyi ipucu olabilir. Bu noktada bu tamamen spekülasyon olsa da, fantastik hareket tasarımı gösterinin kayıp bir şeyi bulma temasını yineliyor. Dünya çapında övgü toplayan ve tutkulu bir hayran kitlesine sahip olan Almanya yapımı ödüllü dizi DARK'ı yaratan ekip bu kez uluslararası bir oyuncu kadrosunu bir araya getiriyor. Bu ansambl kadroda Emily Beecham, Aneurin Barnard, Andreas Pietschmann, Miguel Bernardeau, Maciej Musial, Lucas Lynggaard Tonnesen, Rosalie Craig, Clara Rosager, Maria Erwolter, Yann Gael, Mathilde Ollivier, Jose Pimentao, Isabella Wei, Gabby Wong, Jonas Bloquet, Fflyn Edwards, Alexandre Willaume ve Anton Lasser gibi isimler yer alacak. Kelimenin tam anlamıyla çok dilli bir dizi olmayı amaçlayan yapımda karakterler kendi ana dillerini konuşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/15/stranger-things-5-sezon-hakkinda-her-sey", "text": "Stranger Things'in yapımcıları Duffer kardeşler, \"4. sezon sondan bir önceki sezon olacak; 5. sezon ise son olacak\" dedi. Stranger Things Sezon 4, Cilt 2'den spoiler içerir. Resmiyet kazandı: Stranger Things'in 5. Sezonu gerçekleşiyor. 4. sezonun ilk gösteriminden üç ay önce , Netflix ve Duffer kardeşler bilim kurgu favorisinin beşinci sezonla devam edeceğini doğruladılar. Yenileme duyurusu, dizinin yaratıcıları tarafından yayınlanan ve gelecek sezonun aynı zamanda dizinin sonuncusu olacağını açıklayan bir açık mektupla geldi. Beşinci ve son sezon hakkında şu ana kadar bildiğimiz her şey burada. Gold Derby ile yaptığı bir röportajda Harbour, Stranger Things'in 4. Sezonun ötesinde devam edeceğini ağzından kaçırmış gibi göründü, \"Size 4. ve 5. sezonda söyleyeceğim, eğer bir daha film çekebilirsek, hikayesinin karmaşıklığı hakkında ortaya çıkarılacak çok şey var, ki bu gerçekten zengin ve görmeniz için gerçekten heyecanlıyım.\" Temel olarak, Harbour söz konusu olduğunda, Hopper'ın hikayesi hem Sezon 4 hem de Sezon 5'te devam ediyor. Ayrıca, \"Sonunu bildiğimiz için, geri dönüp izleyebileceksiniz ve 3. Sezonda ne ektiğimizi ve Sezon 4 ve Sezon 5'te ne işe yaradığını görebileceksiniz\" dedi. Brown, \"Eleven gelinlik içinde ve yürüyor, 'Üzgünüm, burnum kanıyor. Beyaz bir elbise.' Yakışacak gibi değil mi?\" diye şaka yaptı. Açık mektuplarında Duffer kardeşler, Sezon 5'in Hawkins'teki herkesin hikayelerini tamamlayacağını açıkladı. Ayrıca, Stranger Things evreninin olası bir yan ürün veya devam filmiyle daha sonra devam edebileceğini ima ettiler. The Hollywood Reporter'a göre, şov henüz final sezonunda üretime başlamadı, bu nedenle başka bir diziyle ilgili herhangi bir haber beklemek zorunda kalacak. TVLine ile Haziran ayında yapılan bir röportajda, dizinin yapımcıları, dizinin \"oldukça iyi planlandığını\" söyleyerek Sezon 5'in ana hatlarını çizdiklerini açıkladılar. Ayrıca çekim için bir başlangıç tarihi belirlemediklerini ve Sezon 4'ü çekerken öğrendiklerine dayanarak ana hatlarını değiştirmeyi umduklarını söylediler. Ross Duffer, dizinin ana aktörleri ve karakterleri arasındaki yaş farkı genişledikçe, gösterinin muhtemelen bir tür zaman atlamasını içermesi gerekeceğini de sözlerine ekledi. 4. Sezon, Upside Down ve Hawkins arasındaki engelleri aşan bir uçurumla sona ererken, hayranlar yeni bölümlerin ne zaman geleceğini merak ediyor . Neyse ki, Duffer'ların kendileri Variety'ye 5. Sezon yayınını Netflix'e sunduklarını ve Sezon 4 ile 5 arasındaki beklemenin son üç yıllık boşluktan çok daha kısa olması gerektiğini söyledi. \"Bizi buna bağlamayın, ancak zaten bir başlangıç taslağımız olduğu için fark bu sefer biraz daha kısa olmalı ve altı aylık başka bir zorunlu ara olacağını hayal edemiyoruz.\" dediler. 4. Sezonda Stranger Things , rakipsiz gibi görünen şovun nihai Büyük Kötüsü Vecna'yı tanıtıyor. Sezon finali, canavarın, yani Dr. Brenner'ın ilk test deneği, diğer adıyla Henry Creel'in, 1. Sezondan beri Upside Down canavarlarının kovan zihninin merkezi olduğunu ve planını başlatana kadar yavaş yavaş Hawkins'te bir yer edindiğini doğruluyor. Upside Down ve yüzey dünyası arasındaki bazı engelleri yıktı. Cilt 2'nin iki bölümü, Vecna ile kötü adamı ciddi şekilde yaralayan ama ölmeyen çocuklar arasındaki bir hesaplaşmayı tasvir ediyor. Seyirci onun cesedini asla görmez ve Will, sezon sonunda ensesinde tanıdık uyarı sızısını hisseder. Bu yüzden Sezon 5, muhtemelen Eleven ve Vecna arasındaki dünyanın kaderi üzerindeki son hesaplaşmayı gösterecek. IndieWire ile yaptığı bir röportajda Duffer Brothers, dizinin karakterlerini geliştirmek hakkında konuştu ve yaklaşan finalde dizinin ana karakterlerine odaklanmak istediklerini açıkladı. Matt Duffer, \"5. Sezon için direnmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.\" diye ekledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/16/dicaprionun-timothe-chalamete-altin-tavsiyesi", "text": "Timothee Chalamet, Leonardo DiCaprio'nun kendisine verdiği önemli kariyer tavsiyelerini paylaştı. Timothee Chalamet, Hollywood'da genç bir aktör olarak kendini kurmaya başladığında hızla bir ev ismi haline geldi. Chalamet, Call Me By Your Name ve Dune gibi yüksek profilli projelerde başrol oynayarak şu anda ana akımdaki en ateşli genç oyuncu olduğunu kanıtlayarak sektörde sıçrama yaptı. Genç oyuncu, bir röportajında, oyuncu arkadaşı Leonardo DiCaprio'nun en iyi tavsiyesini açıkladı. DiCaprio oyunculuk konusunda bilgeliğini 26 yaşındaki genç aktöre aktarırken, Chalamet'e bir numaralı kariyer kuralını söylüyor: \"Ağır uyuşturucular ve süper kahraman filmlerinden uzak dur.\" Chalamet, önemli roller üzerinde çalışmaya devam ederken, tavsiyeye yürekten uyduğunu ima ediyor. Şu anda Mart 2023'te vizyona girmesi planlanan Warner Bros. filmi Wonka'da, Willy Wonka'yı canlandırıyor. Filmde Keegan Michael-Key, Sally Hawkins, Rowan Atkinson ve Olivia Colman ile birlikte oynuyor. Chalamet'in ayrıca Kasım 2023'te vizyona girecek olan Dune: Part Two'daki Paul Atreides rolünü yeniden canlandırması planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/16/kralice-ii-elizabethin-hayatina-odaklanan-dizi-ve-filmler", "text": "Kraliçe II. Elizabeth hakkında en iyi filmler, şovlar ve belgeseller... Kraliçe II. Elizabeth, kamusal bir yaşam sürdürmesine rağmen, onun kişisel yaşamı hakkında gerçek bir fikir edinmek zordu. Bu belgesellerde, filmlerde ve TV şovlarında, ya onun yetiştirilme tarzının görüntüleri, ailesi ve arkadaşları ile röportajlar yoluyla ya da salt yaratıcı lisans yoluyla, bir anlam çıkarmaya çalışıldı. Netflix'in Kraliçe II. Elizabeth'in hayatını kronikleştiren dizisi olmadan modern bir kraliyet izleme derlemesi tamamlanmış sayılmaz. Monarşinin büyüsüne sahip ünlü bir yazar olan Peter Morgan tarafından yaratıldı (2006'da The Queen'i de yazdı), pek çok kişinin anlatısını gerçeklerin çok liberal bir yorumu olarak adlandırmasıyla tartışmalara neden oldu. Yine de bu, Claire Foy, Vanessa Kirby ve Emma Corrin'in yıldızlarını parlatarak ve Olivia Colman, Helena Bonham Carter ve Gillian Anderson gibi İngiliz sinemasının en büyük isimlerinden bazılarını ön plana çıkartarak küresel çekiciliğini arttırdı. Yakında beşinci sezonu başlayacak olan Crown'un geçen hafta izlenme rakamlarının arttığını bildirmesine rağmen, Kraliçe'nin ölümünden sonra devam edip etmeyeceği henüz belli değil. Bu yılın başlarında Kraliçe'nin Platinum Jübilesini kutlamak üzere oluşturulan BBC'nin belgeseli, Kraliçe'nin dokunaklı ve çoğu zaman şaşırtıcı derecede samimi bir tasviri. Bu, ilk anlarından itibaren, tüm ev videolarından alınan yıllar boyunca konuşmalardan ve kamuoyuna yapılan açıklamalardan alınan seslerle ve Kraliçe'nin kendisi tarafından anlatılan görüntüler aracılığıyla özel yaşamının grafiğini çiziyor. Burada, babasının taç giyme töreni sırasında yaşadığı can sıkıntısından, genç bir Elizabeth'in Balmoral'da nişan yüzüğünü sergilediği bir videoya kadar, halk onun nişanlı olduğunu bilmeden çok önce, çok sayıda harika içgörü var. Büyüleyici ve yine de bir nebze de olsa gözden kaçan bir belgesel olan bu BBC yapımına 1991-1992 yılları arasında Kraliçe'ye neredeyse eşi görülmemiş bir erişim izni verildi. Nelson Mandela ile şakalaştığını, ailesiyle özgürce sohbet ettiğini ve hatta Epsom Derby'de annesiyle şakalaştığını gösteriyor. Burada, Kraliçe'nin kendi seslendirmesi de dahil olmak üzere, belki de her şeyin harika gayri resmiliği dışında, skandal yaratan ve hatta uzaktan şok edici bir şey yok. Genellikle 'Royal Gogglebox ' olarak anılan bu belgesel, kraliyet ailesinin kendilerini - iyi - seyredişine harika bir bakış. Kraliçe'nin saltanatı boyunca en ikonik anlarından bazılarını yaşayan bu, ailesinden sıcak ve esprili içgörüler içeriyor ve yeni Kralımız Charles III tarafından anlatılıyor. Ailesinden sıcak ve esprili içgörüler içeriyor ve Kraliçe'nin saltanatı boyunca en ikonik anlarından bazılarını yaşayan yeni Kral III. Charles tarafından anlatılıyor. Kraliçe'nin halka açık düğününden taç giyme törenine ve kraliyet turlarına ve hatta Diana yıllarında giderek artan popülaritesine kadar hayatını anlatan son derece kapsamlı bir portresi. Bu, en önemli hükümdarlardan birine korkusuz ama dengeli bir bakış. Ayrıca bu yıl Nisan ayında hayata veda eden yönetmen Roger Michell tarafından yaratılmış olsa da, sevilen bir ulusal şahsiyetin uygun bir son film belgeseli olarak hizmet ediyor. Bu ITV ve Netflix ortak yapımı, Kraliçe'nin 1953 taç giyme törenini canlı teknik renkli hayata getiriyor. Orada bulunanlardan ve o günü hatırlayanlardan gelen röportajlarla serpiştirilmiş bu belgesel, tam da yeni bir kraliyet taç giyme törenine tanık olmak üzere olduğumuz tarihi ana dair güzel bir şekilde restore edilmiş bir içgörü. The Crown'un yazarı Peter Morgan tarafından yazılan ve Stephen Frears tarafından yönetilen film, Prenses Diana'nın ölümünün hemen sonrasına kurnazca yapılmış bir bakış. Film bu ana odaklanıyor, ancak Kraliçe'nin basında olumsuz gezinme deneyimini, halka açık bir cenaze töreni düzenleyip düzenlememe konusundaki tartışmayı ve o haftaların duygusal ve politik yıkımını merkeze alıyor. Helen Mirren, performansıyla Oscar kazandı ve bu, Kraliçe tarafından bile övüldü ve daha sonra onu Buckingham Sarayı'nda akşam yemeğine davet etti. Platin Jübile için yapılmış, ancak ölümünün ardından daha da dokunaklı hale gelen bu BBC belgeseli, çocukları ve diğer aile üyeleriyle yapılan röportajları içeriyor ve bu da onu Kraliçe hakkında daha kişisel filmlerden biri haline getiriyor. Komik hikayeler ve samimi anekdotlarla dolu belgesel, Kraliyet'in arkasındaki kadına uygun bir övgü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/16/squid-gamein-spinoffunu-ciddiye-almamak-gerek", "text": "Squid Game'in yaratıcısı Hwang Dong-hyuk hayranlarına spinoff'u \"Çok ciddiye almamalarını\" söyledi. 'The Challenge', 'Squid Game' yarışmalarını büyük bir nakit ödülle hayata geçirecek. Squid Game'in yapımcısı Hwang Dong-hyuk, dizinin hayranlarına 'Squid Game: The Challenge' adlı spin-offu hakkında \"her şeyi fazla ciddiye almamaları\" gerektiğini söyledi. Squid Game ve oyuncu kadrosunun, \"Red Light, Green Light\" bölümü için Drama Dizisinde Üstün Yönetmenlik, Lee Jung-jae için Drama Dizisinde En İyi Erkek Oyuncu ve daha fazlası gibi tarihi zaferleri eve götürdüğü 2022 Emmy Ödülleri'nden kısa bir süre sonra, dizinin yapımcısı Hwang, The Challenge'ın yaratıcısıyla zaten tanıştığını açıkladı. Hwang, \"Bence dizi oldukça ağır bir mesaj taşıyor ve bu mesajı alıp nakit ödüllü bir realite şovuna dönüştürmenin bazı endişeler doğurduğunun farkındayım\" dedi. \"İşleri çok ciddiye alırsak eğlence sektöründen uzaklaşırız. Büyük bir emsal teşkil etmiyor\" diyerek şovdaki oyunlara ve ödüle pek anlam yüklenmemesi gerektiğini vurguladı. Hwang'ın draması Squid Game'e dayanan on bölümlük televizyon şovu, dünyanın dört bir yanından dört yüz elli altı oyuncunun bir dizi yorucu mücadeleye katıldığını gösterecek. Yarışmacılar \"Şimdiye kadarki en büyük nakit ödül\" olan 4.56 milyon dolar kazanma umuduyla yarışacaklar."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/16/whitney-houston-biyografik-filminden-fragman-geldi", "text": "Naomi Ackie'nin başrolünde yer aldığı Whitney Houston biyografik filmi \"I Wanna Dance With Somebody\"nin ilk fragmanı Sony Pictures tarafından yayınlandı. Yaklaşan Whitney Houston biyografisi I Wanna Dance With Somebody'nin ilk fragmanı sonunda yayınlandı. Queen biyografisinin de yazarı olan Anthony McCarten \"I Wanna Dance With Somebody\"nin senaryosunu kaleme aldı. Filmin yapımcılığını Pat Houston, Larry Mestel ve Denis O'Sullivan'ın yanı sıra filmde Stanley Tucci tarafından canlandırılan Houston'ın eski müzik yapımcısı Clive Davis üstleniyor. Filmin duyurulmasından kısa bir süre sonra, Naomi Ackie'nin Houston rolünde oynayacağı ortaya çıktı. En çok Star Wars: The Rise of Skywalker, Yardie'deki rolleri ve Steve McQueen'in TV antolojisi Small Axe'deki şu anki rolüyle tanınıyor. Filmin neleri kapsayacağı ve Ackie'nin müzik ikonunu nasıl canlandıracağı konusunda iki yıl süren spekülasyonların ardından, hayranlar filmden ne bekleyeceklerine ilk kez bakıyorlar. Sony Pictures tarafından yayınlanan fragman, Houston'ın 1987'deki hit hiti I Wanna Dance With Somebody'ye uygun bir şekilde oynuyor ve hem şarkıcıyı yıldız olmaya iten çığır açan anlara hem de kişisel hayatında karşılaştığı mücadelelere bir bakış sunuyor. Ackie ile Houston'ın beklenmedik bir şekilde annesinin vekili olarak sahneye çıkmasıyla başlayan fragman, yapımcı Clive Davis'in potansiyel yıldız gücünü fark eden Stanley Tucci'yi gösteriyor. Houston'ın biyografik filmi I Wanna Dance With Somebody 21 Aralık'ta vizyona girecek. Deadline, 25 yaşındaki aktörün R&B yıldızı ve Houston'ın eski kocası Bobby Brown'ı canlandırdığını bildirdi. Sanders, Oscar ödüllü Moonlight filminde genç Chiron'u oynamasıyla tanınıyor. The Photograph yönetmeni Stella Meghie'nin yaratıcı farklılıklar nedeniyle istifa etmesinin ardından Harriet yönetmeni Kasi Lemmons'ın filmi yönetmek için devreye girdi. Lemmons, \"Yazma kariyerimin başlarında Whitney için iki proje geliştirdim ve onunla tanışma fırsatım oldu. Muazzam, eşsiz bir sanatçıydı ve hikayesi trajik olduğu kadar hayranlık uyandırıcı. Onun hayat hikayesini ve müziğini dinleyicilere ulaştırmanın bir parçası olduğum için kendimi ayrıcalıklı hissediyorum.\" dedi. Konuya gelince, yapımcılar Deadline'a \"tüm zamanların en büyük kadın R&B pop vokalistinin hayatını ve müziğini neşeli, duygusal ve yürek parçalayan bir kutlama yapmayı, bilinmezlikten müzikal süperstarlığa giden yolculuğunu takip etmeyi hedeflediklerini\" söyledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/21/3d-mapping-ile-troya-muzesi", "text": "Kültür ve Turizm Bakanlığınca Türkiye Kültür Yolu Festivalleri kapsamında Çanakkale'de düzenlenen Troya Kültür Yolu Festivali'nde \"3D Mapping\" gösterimi yapıldı. Troya Müzesi bahçesinde hazırlanan özel alanda gerçekleştirilen etkinlikte 3D Mapping yöntemiyle hazırlanan 17 dakikalık gösterim katılımcılara sunuldu. Görüntülerde, Troya Savaşı özel yöntemle hazırlanan sunum ve ışık gösterileriyle anlatıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca Troya Müzesi ücretsiz gezildi. Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, gazetecilere yaptığı açıklamada, etkinliğin festival kapsamında düzenlendiğini söyledi. Çanakkale'nin festivalde birçok sanatsal ve kültürel etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirten Gölcük, \"Troya Müzesi'nin bahçesinde zeytin ağaçlarının altında tamamen açık havada müze binasına yansıtılan bir gösterim olacak. Toplam 17 dakika sürecek gösterimde Troya efsanesini özel olarak hazırlanan 3D Mapping yöntemi ile hep birlikte izleme fırsatı bulacağız. Bu gösterim ayrıca 22 Eylül akşamı Troya Antik Kenti'ndeki 'Troya Patara' gösterimi sonrası yine gerçekleştirilecek. Yine aynı gece katılımcılar müzemizi gezme fırsatı bulacaklar.\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/21/dalyanda-cocuk-festivali", "text": "24-25 Eylül'de Dalyan'da çocuklar etkinliğe doyacak. Hem eğlenceli hem de öğretici aktivitelerin yer alacağı etkinlikten elde edilecek gelir kız çocuklarının tenise kazandırılması için harcanacak. 40. yaşını kutlayan İstanbul'un en köklü ve en prestijli adreslerinden Dalyan Club; 24-25 Eylül'de Çocuk Festivali'ne ev sahipliği yapacak. Hem eğlenceli hem de öğretici birçok aktivitenin yer alacağı festivalde çocuklar; sanat, bilim ve sporla buluşacak. Çocuklar; bubble show'dan karikatüre, tiyatrodan konsere, yüz boyamadan dansa kadar birbirinden eğlenceli ve öğretici aktivitelerle unutulmaz bir hafta sonu yaşayacak. Sürpriz ünlü isimlerin de workshop'larla yer alacağı festivalde çocukların yanı sıra aileler de yarışmalarla eğlenceli vakit geçirecek. Sabah saat 10.00'da başlayacak Çocuk Festivali, saat 18.00'de tiyatro gösterimleriyle sona erecek. Festivalden elde edilen gelir, kız çocuklarının tenise kazandırılması için harcanacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/21/squid-gamein-3-sezonu-icin-dicaprio-surprizi", "text": "Hwang Dong-hyuk, Leonardo DiCaprio'ya 'Squid Game'in üçüncü sezonu için teklif götürebilir. Hollywood aktörünün, Emmy ödüllü Netflix dizisinin büyük bir hayranı olduğu biliniyor. Netflix'in Emmy ödüllü dizisi \"Squid Game\"in yönetmeni Hwang Dong-Hyuk, dizinin üçüncü sezonunun olması halinde Hollywood oyuncularını da kadroya katabileceklerini söyledi. Netflix'in Seul'deki son kutlama basın toplantısında, Hwang ilk olarak dizinin gelecek ikinci sezonunun büyük Hollywood aktörlerini içermeyeceğini doğruladı. \"Planda büyük Hollywood aktörleri yok, 2. sezon yine Kore'de geçiyor. Ancak 3. sezon için bu düşünülebilir. Leonardo DiCaprio büyük bir Squid Game fanı olduğunu belirtmişti, imkanlar uygun olursa ona oyunlara katılması için teklif götürebiliriz.\" diyen Hwang ayrıca, ikinci sezonun 2023'te çekilmeye başlayacağını ve 2024'te ekranlarda yayınlanmasını planlandığını doğruladı. İkinci sezon için oynanacak oyun listesini onayladıklarını ve üretim bütçelerinde iyileştirmeler bekleyebileceklerini de ekledi. İlk sezonun başarısının kendisi için motivasyon kaynağı olduğunu söyleyen yönetmen Dong-Hyuk, yeni sezonda hangi oyunların yer alacağına karar verdiğini açıkladı. Yönetmen açıklamasında \"oyunların ne olduğu bulunursa bile açıklamayın\" diyerek basın mensuplarına ricada bulundu. Squid Game aday olduğu 14 Emmy ödülünden 6'sını Kore'ye götürmüştü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/22/kid-cudi-ani-kitabi-yaziyor", "text": "Kendini \"hip hop'ın en nefret edilen adam\" ilan eden Kid Cudi, hayranlarına \"bütün hikayesini\" vermek istiyor. Kid Cudi, hayranlarının madalyonun diğer yüzünü de görmelerini ve hikayesini bir de onun ağzından duymalarını istiyor. Bugünlerde Cudi, Ye ve Mike Dean de dahil olmak üzere bir çok eski arkadaşı ve meslektaşının eleştirileriyle karşı karşıya kaldığı için adından sıkça söz edilen bir isim oldu. Man on the Moon sanatçısı son zamanlarda, geçmişteki kan davalarını gün yüzüne taşıyan rapçilerin ve toplumun tepkisiyle karşı karşıya kaldı. Kanye West'in Kid Cudi ile olan sorunu Pete Davidson'la olan dostluğundan kaynaklanırken, Dean ise kısa süre önce Cudi'yi turnesinden çıkardığını sosyal medyadan duyurmuştu. Cudi, bu sorunların üstesinden gelmek için elinden gelenin en iyisini yapıp Twitterda aslında bir nebze \"kutsanmış adam\" olarak görülse de, kendini \"şu anda hip hopta en nefret edilen adam\" olarak adlandırdı. Başarılı rapçi, hikayenin kendi tarafını anlatmayı umarak, çok yakında bir hatıra yazısı yayınlamayı planladığını tweetledi. Cudi anıların, hayranlara \"dolu\" ve \"gerçek\" bir hikaye vereceğini söylüyor. Bu haftanın başlarında ise Cudi, hayranlara onun gerçekte kim olduğunu daha iyi anlamalarını sağlayacağını umarak kitabın ilk bölümünü yazmaya başladığını açıkladı. Henüz ne zaman yayınlanacağına dair bir bilgi ise mevcut değil."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/23/woody-allenin-yeni-filminin-oyuncu-kadrosu-aciklandi", "text": "\"Wasp 22\" adıyla bilinen film, Allen'ın kariyerindeki 50. film olacak. Woody Allen, 2011 tarihli \"Midnight in Paris\"nın ardından, \"zehirli bir romantik gerilim\" olarak tanımladığı 50. filmi için Fransa'nın başkentine geri dönüyor. Bu yolculukta yönetmene Fransız oyuncular eşlik edecek. \"Wasp 22\" adıyla bilinen ancak henüz resmi adı belli olmayan filmin başrollerini Valerie Lemercier ve Niels Schneider üstlenecek. Oyunculuğunyanı sıra senaristlik ve yönetmenlik de yapan Lemercier son olarak Celine Dion'un hayatının kurgusal bir versiyonunu anlatan \"Aline\" filminde başrolü üstlendi. Scheneider ise Xavier Dolan imzalı \"Annemi Öldürdüm\", \"Hayali Aşklar\" gibi filmlerle tanınıyor. Filmde rol alacak diğer Fransız oyuncular ise Elsa Zylberstein , Lou de Laage ve Melvil Poupaud olarak açıklandı. Konusu gizli tutulan ve önümüzdeki ay çekimlerine başlanacak olan isimsiz filmin tamamı Fransızca olacak. Allen, filmi \"Heyecan verici, dramatik ve aynı zamanda çok uğursuz\" olacağı için \"Match Point\"e benzer olarak nitelendiriyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/26/avatar-13-yil-sonra-gisede-yeniden-1-numaraya-yerlesti", "text": "Yaklaşan devam filminden önce 4K olarak beyazperdeye uyarlanan orijinal film yeniden zirvede. Uzun zamandır beklenen devam filmi Avatar: The Way of Water'ın galasından önce, Avatar bir kez daha heyecan ve ilgi uyandırmak için sinemalarda gösterime girdi. lk vizyona girmesinden 13 yıl sonra beyaz perdeye geri dönen James Cameron filmi, uzun yıllar sonra gişede 1 numaraya yükseldi. Başarılı dönüş, hayranların hikayeyi takip etmeye hala hevesli olduğunu gösteriyor. Ünlü yönetmen Cameron kısa süre önce, ikinci Avatar filminin on yıl sonra ilgi odağını kaybedeceğinden endişe ettiğini açıklamıştı, ancak filminin popülaritesi neredeyse on küsür yıl sonra hala geçerliliğini koruyor. Film 4K Yüksek Dinamik aralıkta yeniden düzenlendi ve beyaz perdede yerini aldı. Cameron, sanal bir basın toplantısında şunları söyledi: Filmi büyük ekran için, dev ekran için 3 boyutlu olarak yazdık. Şimdi onu 4K olarak, yüksek dinamik aralıkta ve saniyede 48 karelik bölümlerle yeniden düzenledik. Yeniden yayın tek başına Amerika'da10 milyon dolar hasılat yaptı ve Fransa, İtalya, Tayvan ve Tayland'da 1 numaralı açılışlarla uluslararası olarak 20.5 milyon doları daha hasılatına ekledi. Devam filmi Avatar: Suyun Yolu ise 16 Aralık 2023'te sinemalarda olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/26/rihanna-2023-super-bowl-ile-sahneye-geri-donuyor", "text": "Rihanna, Super Bowl 2023 devre arası şovunda sahne alacak. NFL, pop süperstarı Rihanna'nın Şubat ayında Arizona'daki Super Bowl'da devre arası şovunda manşet olacağını duyurdu. Dokuz Grammy ödüllü şarkıcı, Twitter'a NFL markalı bir futbol topunu tutarken elini gösteren fotoğrafı yayınlayarak haberi doğruladı. Organizatörler, Pazar gecesi yayınlanan bir basın açıklamasında 34 yaşındaki oyuncuyu \"kuşak yeteneği\" olarak nitelendirdi. NFL, bu yılki 14 dakikalık gösterinin 120 milyondan fazla izleyiciye ulaşmasıyla gösterinin müzikte en çok rağbet gören organizasyonlardan biri olduğunu söyledi. All-star kadrosunda Dr Dre, Snoop Dogg, Eminem, Mary J Blige ve Kendrick Lamar vardı. Gösteri, Olağanüstü Çeşitlilik Özel dalında Emmy Ödülü kazandı. NFL'nin Müzik Başkanı Seth Dudowsky, \"Rihanna, kariyeri boyunca kültürel bir güç olan bir nesil sanatçıdır.\" Dedi. Roc Nation eğlence şirketinin performansı düzenlemesine yardımcı olacak Jay-Z, yıldızı \"her fırsatta beklentileri aşan mütevazi başlangıçların kadını\" olarak nitelendirdi. \"Küçük Barbados adasında doğmuş, gelmiş geçmiş en önemli sanatçılardan biri haline gelen bir kişi. İş ve eğlence alanında kendi kendini yetiştirdi\" diye ekledi. Rihanna'nın hamlesi, NFL yıldızı Colin Kaepernick ile dayanışma göstermek için 2019'da performans teklifini reddeden şarkıcıdan keskin bir dönüşe işaret ediyor. San Francisco 49ers ile eski bir oyun kurucu olan Kaepernick, maç öncesi milli marş sırasında diz çökme kararının ırkçılığa karşı küresel bir hareket başlatmasına yardımcı olduktan sonra 2016'dan beri ligde oynamadı. Daha sonra NFL'ye karşı bir dava açtı ve lig sahiplerinin onu spordan sürgün etmek için gizlice anlaştığını iddia etti. Rihanna, o sırada, sahne almayı kabul etseydi, \"etkinleştirici\" olacağını söyledi. Geçtiğimiz günlerde ABD medyası Taylor Swift'in şovun manşet olma teklifini geri çevirdiğini ve bunun yerine birkaç albümü yeniden kaydetmeye devam etmeyi seçtiğini bildirdi. Swift, geçen yıl, müziği üzerinde tam kontrol sahibi olmak için ilk altı albümünü yeniden yayınlama planlarını duyurdu. Hareket, 2019 yılında ana kayıtlarının müzik devi Scooter Braun tarafından satın alınmasını ve daha sonra bunları bir yatırım fonuna satmasını izledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/26/the-crown-5-sezon-hakkinda-her-sey", "text": "The Crown'un 5. sezonu yıl sonunda gelecek. The Crown, daha önce düşünülenden çok daha uzun sürecek. Dizinin beşinci sezonunun sonuncusu olacağını söyleyen önceki duyurulara rağmen Netflix, dizinin 5. Sezondan sonra da devam edeceğini onayladı. Ancak ertelemelere rağmen Netflix, yeni kraliyet kadrosunun üyelerini duyurmaya başladı bile. (1. ve 2. Sezondan Claire Foy ve Matt Smith gibi, Olivia Colman ve ekibi zamanın geçişini yansıtmak için 5. ve 6. sezonda yeni oyuncularla değiştirilecek.) İşte The Crown'un 5. sezonu hakkında bildiklerimiz... The Crown 5. sezonu 9 Kasım 2022'de prömiyer yapacak. Netflix, The Crown 5. sezonunun bu Kasım ayında yayınlanacağını ve yıllık hayran etkinlikleri Tudum'un bir parçası olarak sezonun ilk teaserını yayınlayacağını doğruladı. Kısa klip Prens Charles ve Prenses Diana'nın 1992'deki ayrılığına odaklanıyor ve seslendirmeler, kraliyet ailesi bir televizyon röportajına hazırlanırken haberlere verilen küresel tepkiyi tartışıyor. Netflix daha önce Eylül 2021'de The Crown setinden bir gönderi yayınlamıştı ve geçici bir prömiyer ayı da belirtmişti. Yayıncının hayran etkinliği Tudum'un klibinde Imelda Staunton, önceki kraliçeler Olivia Colman ve Claire Foy'a saygılarını sunarken kendisini dizinin yeni Kraliçe Elizabeth'i olarak tanıtıyor. \"Oyuncular ve ekip adına, The Crown'un gelecek sezonunu Kasım 2022'de size getirmeyi dört gözle bekliyoruz \" diyor. Elizabeth Debicki ve Dominic West, yeni sezonda Prenses Diana ve Prens Charles'ı canlandırıyor. Ve şimdi nihayet onlara karakter olarak bir göz atıyoruz. The Crown'un beşinci sezonundan iki yeni resmi fotoğrafta, Debicki yüzünde ince bir sırıtışla kanepede uzanırken, West'in imzası olan Prens Charlesvari kahverengi takım elbise ve endişeli bir tavırla baktığı görülüyor. Dizide içinde resmi olarak yeni bir Prenses Anne var. Aktris Claudia Harrison, sette kostümlü Prenses Anne rolünde rol aldığı ve ekrandaki annesi Imelda Staunton ile bir sahneyi çekerken fotoğraflandı. Yeni görüntülerde Harrison, sıradan bir lacivert parka, büyük boy güneş gözlükleri, saç atkı ve kendine özgü kabarık saç modeli de dahil olmak üzere klasik bir Anne üniforması giyiyor. Netflix, Imelda Staunton'a Kraliçe II. Elizabeth olarak ilk bakışını yayınladı ve biz de iki kez çekmek zorunda kaldık. Yaklaşan beşinci sezondan yeni fotoğrafta, Staunton soluk sarı bir elbise içinde Kraliçe Elizabeth gibi giyinmiş ve kraliyetin imzası olan saç buklelerini sergiliyor. Netflix, Ocak 2020'de The Crown'un beşinci sezonunun son sezonu olacağını duyursa da, yayıncı, dizinin aslında bir bölüm daha alacağını doğruladı. Peter Morgan yaptığı açıklamada, \"5. Serinin ana hatlarını tartışmaya başladığımızda, hikayenin zenginliği ve karmaşıklığının hakkını vermek için orijinal plana geri dönmemiz ve altı sezon çekmemiz gerektiği kısa sürede anlaşıldı\" dedi. Ve Variety'ye göre 6. Sezon'un hikayeyi 2000'lerin başına getirmesi planlandığında, bu, Sezon 5'in 90'ların sonlarını kapsayabileceği anlamına geliyor; ama bu henüz doğrulanmadı. Prenses Margaret rolüyle Altın Küre adaylığı kazanan Helena Bonham Carter'ı devralan Lesley Manville, The Crown'un son sezonunda kraliçenin küçük kız kardeşine dönüşecek. 2017 yapımı Phantom Thread'deki destekleyici rolüyle Oscar adayı olan İngiliz aktris, Love Life, Maleficent: Mistress of Evil, The Queen ve Another Year gibi yapımlara sahip. Pryce, Tobias Menzies'in ardından Edinburgh Dükü rolünü üstlenecek ve The Crown'un son iki sezonunda Staunton ve Manville'in güçlü bir lider üçlüsüne katılacak. İzleyiciler aktörü en son The Two Popes'taki Oscar adayı performansıyla tanıyabilirken, Game of Thrones , The Wife, Tomorrow Never Dies, Evita ve The Pirates of the Caribbean hayranları da olabilir. Variety , dizinin son sezonlarında Prens Charles'ı oynayacak olan oyuncunun 13 yaşındaki oğlu Senan West'in Prens William rolünü üstleneceğini bildirdi. Çıkışa göre Senan, kraliyet varisinin \"biraz daha eski bir versiyonu olarak seçildi\" ve ilk çıkışını Sezon 5'in son birkaç bölümünde yapacak. Deadline, Sezon 5'in Prenses Diana'nın BBC programı Panorama ile yaptığı bomba etkisi yaratan röportajını kapsayacağını bildirdi. Diana, röportajda Prens Charles ile evliliğinin sonuçlarını, Charles'ın Camilla Parker Bowles ile olan ilişkisini ve kraliyet kurumu tarafından desteklenmediğini hissettiğini açıkladı. Röportajda söylediği \"Bu evlilikte üç kişiydik\" sözü yıllar sonra bile hatırlanıyor. Setten gelen görüntüler, Sezon 5'in Prenses Diana'nın Haziran 1994'te Londra'daki bir Serpentine Gallery etkinliğinde ünlü \"intikam elbisesi\" anını yeniden oluşturulduğu görülüyor. Fotoğraflarda Debicki'nin bir arabadan inip misafirleri selamladığı anlaşılıyor. Galler Prensesi, Christina Stambolian'ın siyah omuzları açık elbisesini giydiği aynı gece Prens Charles, bir televizyon belgeselinde evliliklerinde sadakatsiz olduğunu açıkça itiraf etti. Kraliyet kıyafet kurallarına aykırı olan kıyafet, ülkenin dört bir yanında manşetlere çıktı ve böylece \"intikam elbisesi\" olarak anıldı. Yeni paparazzi fotoğrafları, Elizabeth Debicki'nin The Crown'un beşinci sezonu için Prenses Diana'nın son halka açık görünümlerinden birini yeniden yarattığını gösteriyor. 3 Haziran 1997'de, ölümünden sadece iki ay önce, İngiliz Ulusal Balesi'nin hamisi olan Prenses Diana, Kuğu Gölü'nün bir performansını gördü. Royal Albert Hall'da Jacques Azagury tarafından tasarlanan göz kamaştırıcı bir bebek mavisi elbisesi unutulmaz bir şekilde giydi. Fotoğraf, Debicki'nin, elbisenin tam bir kopyası olmasa da, benzer şekilde parlak mavi bir topluluk içinde geç kraliyeti tasvir ettiğini gösteriyor. Prens William ve Kate Middleton, 6. Sezon'da tanıtılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/27/the-last-of-ustan-ilk-fragman-geldi", "text": "HBO'nun \"The Last of Us\" dizi uyarlamasından ilk fragman yayınlandı. BO, merakla beklenen yeni dizisi \"The Last of Us\"ın ilk resmi tanıtım fragmanını yayınladı. Başrollerini Pedro Pascal ve Bella Ramsey'in paylaştığı dizi, 2023 yılında izleyiciyle buluşacak. Naughty Dog tarafından geliştirilen video oyunundan uyarlanan dizi, biyolojik bir kıyamette modern uygarlığın yok edilmesinden yirmi yıl sonra geçiyor. Hikaye, Ellie adındaki bir kızı baskıcı bir karantina bölgesinden kaçırmak için tutulan sert bir hayatta kalan Joel'e odaklanıyor. İkili hayatta kalmak için birbirlerine bağımlı hale geldiklerinde, görünüşte küçük olan bu iş acımasız bir yolculuğa dönüşür. Dizinin llk sezonu, bazı bölümlerde sapma gösterse bile orijinal 2013 PlayStation özel oyununu uyarlayacak. Showrunner Craig Mazin daha önce, yapılan değişikliklerin oyunun hikayesinin özünü değiştirmek için değil, hikayeyi \"genişletme\" veya oyunun bazı öğelerini doldurmak için tasarlandığını belirtmişti. \"The Last of Us\"ın kesin yyaın tarihi henüz bilinmemekle birlikte 2023'ün ilk aylarında izleyici karşısına çıkacağı tahmin ediliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/29/2023-altin-kure-odullerine-yeni-kategoriler-eklendi", "text": "2023 Altın Küre için yeni TV oyunculuk kategorileri geldi. Altın Küre Ödülleri son birkaç yıldır ateş altındaydı ve geçen yılki tören herhangi bir ağda veya yayıncıda yayınlanmadığı için neredeyse fark edilmedi. Hollywood Yabancı Basın Birliği , 2021'de göze çarpan çeşitlilik eksikliği nedeniyle tartışmalara neden olduktan sonra, yeniden markalaşma için değişiklikler yapıyor. Daha önce bildirildiği gibi , eşitlik elde etmek için oy sayısını 103 üye artırdılar, şimdi üyeliğin yüzde 52 kadın ve yüzde 51,5 \"ırksal ve etik olarak çeşitli\" olduğunu öne sürdüler. Uluslararası seçmenler ilk kez oylama organına kabul edildi ve şimdi dünya çapında 62 ülkeden temsil ediliyor. Ancak törenin yaptığı tek değişiklik bu değil. The Hollywood Reporter'a göre, daha fazla izleyici çekmek için TV'de yardımcı oyuncu kategorilerinde ödüllerini artırmaya karar verdiler. Yeni kategoriler, bir televizyon dizisi/müzikal-komedi veya dramada en iyi yardımcı erkek oyuncu, bir televizyon dizisi/müzikal-komedi veya dramada en iyi yardımcı kadın oyuncu, televizyon için yapılmış sınırlı bir dizi/antoloji veya sinema filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu ve televizyon için yapılmış sınırlı bir dizi/antoloji veya sinema filminde en iyi yardımcı erkek oyuncu olarak belirlendi. Buna ek olarak, HFPA yönetim kurulu, geçen yıl uygulanan ve zorunlu sinema gösterimleri içermeyen kuralların devam etmesi için oy kullandı ve sinema filmi ve TV programı gönderimleri, uygunluk açısından isteğe bağlı kalmaya devam ediyor. Her film veya TV projesi, 2022 takvim yılında veya İngilizce olmayan filmler için mevcut olan daha uzun uygunluk süresi boyunca yayınlandığı sürece otomatik olarak uygun olacak. HFPA, 2023 gösterisinin zaman çizelgesini de açıkladı ve başvuruların 7 Kasım'da yapılması bekleniyor. 2023 Altın Küre Ödülleri, 10 Ocak 2023'te Beverly Hills'deki Beverly Hilton Oteli'nde gerçekleştirilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/29/levis-2050-yilina-kadar-net-sifir-emisyona-ulasmayi-hedefliyor", "text": "Denim markası Levi's, yeni yayınlanan 2021 Sürdürülebilirlik Raporu'nda önümüzdeki yıllar için bir dizi yeni sürdürülebilirlik hedefi açıkladı. Levi's, \"Daha İyi Satın Alın, Daha Uzun Giyin\" kot kampanyasıyla geri dönüyor ve ikinci yıllık sürdürülebilirlik raporunda net sıfır emisyon konusunda yeni bir hedef belirliyor. Levi's, yalnızca ikinci yıllık küresel sürdürülebilirlik raporunda olmasına rağmen, ESG'yi göz önünde bulundurarak operasyonel değişime odaklanıyor. Geçen yıl oluşturulan üç sütun etrafında dönen rapor, sera gazı emisyonlarının azaltılması, döngüsellik, hayırseverlik, kimyasal ve su yönetimi ve daha pek çok konuda yeni ve mevcut hedeflerin altını çiziyor. Özellikle, şirket ölçülebilir yeni bir hedef açıkladı: 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmak. Markanın geçen yılki sürdürülebilirlik merkezli başarılarının ayrıntıları arasında, Levi's ayrıca dünyayı iyileştirme taahhüdünü göstereceğini söylediği 16 \"insan ve gezegen öncelikli hedef\" belirledi. En dikkate değer hedeflerinden biri, 2023'te SBTi onayına sunmayı planladığını söylediği bir hedef olan 2025'ten sonra net sıfır sera gazı emisyonu elde etmek. Benzer şekilde şirket, 2025 yılına kadar tedarik zinciri aracılığıyla tedarik zinciri sera gazı emisyonlarında yüzde 40'lık bir azalma ve aynı yıl itibarıyla şirketin işlettiği tüm tesislerinde yüzde 90'lık bir azalma uygulamayı hedefliyor. Sonuç olarak, 2025 yılına kadar tesislerinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe ulaşmayı taahhüt etti. Levi's, 'Tüketim' segmentinde, Ellen MacArthur Vakfı'nın Make Fashion Circular Framework'e göre ölçeceği 2026 yılına kadar sirkülere hazır olma hedefiyle yeniden satış ve ileri dönüşüm girişimlerini artırmak veya başlatmak istediğini belirtti. Diğer hedefler, sıfır atıktan çöpe atma modeli, tüketiciye yönelik ambalajlarda tek kullanımlık plastiğin ortadan kaldırılması ve kumaş fabrikalarında sertifikalı elenmiş kimya etrafında dönüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/29/the-crownun-5-sezonu-kraliyeti-endiselendiriyor", "text": "Buckingham Sarayı, Diana ile Charles'ın boşanma sürecinin anlatılacağı The Crown'un 5. sezonu için harekete geçti. The Crown'un beşinci ve sondan bir önceki sezonunun merakla beklenen vizyon tarihi 9 Kasım olarak belirlendi. Kraliçe II. Elizabeth'in yakın zamanda ölümünün ardından Netflix, kraliyet ailesi için zorlu bir on yılı kapsamasına rağmen dizinin çıkışını ertelememeye karar verdi. The Telegraph'a göre, Saray'ın yeni taç giyen Kral Charles'ı, Netflix'in The Crown dizisinin önümüzdeki sezonunda tasvir edeceği \"topyekün savaştan\" \"korumak için harekete geçtiği\" bildirildi. Çiçeği burnunda Kral Charles'ın saltanatından sadece iki ay sonra, 9 Kasım'da yayınlanacak olan 10 bölümlük dizinin fragmanında kraliyet çifti Galler Prensesi Diana ile Kral III. Charles'ın evliliği 'topyekun savaş' olarak nitelendiriliyor. Gazeteye göre, kraliyet kaynakları Pazar günü The Crown'un \"bir belgesel değil bir drama\" olduğunu ve içeriğinin çoğunun kurgusal veya abartılı olduğunu vurguladı. Yapımcılar dizinin Kraliçe'nin ölümünden önce tamamlandığını ve daha sonra herhangi bir değişiklik yapılmadığını açıkladı. Haberde ayrıca, Kral Charles'ın isimsiz bir arkadaşının beşinci sezonu \"sömürü\" olarak nitelendirdiği ve Netflix'in \"insanların itibarını zedeleme konusunda hiçbir çekincesi olmadığını\" ifade ettiği yer alıyor. Kral Charles'ın diziyi şimdiye kadar hiç izlemediği iddia ediliyor. İlk iki sezonda Prens Philip'i canlandıran Matt Smith'in aktardığına göre Prens Harry ve Kraliçe Elizabeth ise diziyi izleyip beğendiler. Independent UK, Kral'ın eşi Camilla Parker Bowles'ın da The Crown oyuncularıyla sosyalleştiğini kaydetti. Yeni sezon, izleyicileri son hükümdar ve oğlu için en çalkantılı dönemlerden biri olan 1990'lara götürecek: 1992'de Windsor kalesinin bir bölümü yangınla harap olmuştu, Kral III. Charles'ın Diana'dan ayrıldığını açıkladığı yıl; Kraliçe, dönemi \"annus horribilis\" veya \"talihsizlik yılı\" olarak tanımlamaya devam etti. 1996'da Charles ve Diana boşanacaktı. Bir yıl sonra, Prenses Diana'nın zamansız ölümünün ardından ulus yas dönemine girdi. Dizinin bu sezonunun Kraliçe'nin ölümü sonrası daha çok ilgi çekmesi bekleniyor. Dizinin 5. sezonunda Kraliçe Elizabeth rolünü Imelda Staunton Olivia Coleman'dan devralacak. Prens Philip'i 73 yaşındaki Jonathan Pryce ve Prenses Margaret'i 64 yaşındaki Lesley Manville oynayacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/09/30/johnny-depp-ve-amber-heardin-hakaret-davasi-film-oldu", "text": "'Hot Take: The Depp/Heard Trial', \"yılın en çok izlenen davasına\" dramatize edilmiş bir bakış. Johnny Depp ve Amber Heard'ın karalama davasının sonucuna dayanarak, \"yılın en çok izlenen davası\" şimdi bir film haline getirildi. Hot Take: The Depp/Heard Trial, dünya çapında milyonlarca kişi tarafından yakından takip edilen davanın kurgusal bir yeniden anlatımı olacak. Nihayetinde jüri, Heard'ın Aralık 2018 tarihli makalesinde yer alan aile içi şiddet iddialarıyla Depp'i karaladığını, Depp'in ise avukatı tarafından Heard hakkında yapılan karalayıcı bir ifadeden sorumlu tutulduğunu tartışmıştı. Filmin resmi fragmanı, Hot Take'nin Johnny Depp ve Amber Heard'ı temsil eden avukatların sunduğu davanın her iki tarafını da sunacağını ortaya koyuyor. Fragmanda, iki aylık dava sahnelerinin yanı sıra, mahkemeler sırasında Heard ile alay eden TikTok videolarına da atıfta bulunuyor. Heard'ün Mart 2019'da Washington Post'ta şiddet gördüğüne dair kaleme aldığı yazının ardından Depp, 50 milyon dolarlık iftira davası açmıştı. Heard de Depp'e Eylül 2020'de 100 milyon dolarlık davayla karşılık vermişti. Yaklaşık 6 hafta boyunca ülke gündemini işgal eden Depp ve Heard'ün davasına bakan jüri, kadın oyuncunun 2018'de Washington Post gazetesinde eski eşi Depp'i \"aile içi istismarı temsil eden halka açık bir figür\" olarak nitelendirdiği yazısıyla karaladığına hükmetti. Filmde Johnny Depp rolünde Mark Hapka, Amber Heard rolünde ise Megan Davis yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/05/rihanna-super-bowlda-sahne-alacagi-icin-gergin-ama-heyecanli", "text": "Rihanna bile gösteri öncesi gergin oluyor! 9 Grammy Ödüllü şarkıcı Rihanna, önümüzdeki yıl Arizona, Glendale'de yapılacak Super Bowl devre arası şovunda sahne alacağını duyurduktan sonra heyecanlandığını itiraf etti. Rihanna, Instagram ve Twitter'da elinde bir futbol topu tutarken çekilmiş fotoğrafını yayınlayarak müziğe verdiği aranın sona erdiğini doğruladı. Heyecanla beklenen performansının önünde nasıl hissettiği sorulduğunda, taze anne Rihanna TMZ'ye \"Gerginim...ama heyecanlıyım\" dedi. Rihanna, hayranların performanstan ne bekleyebileceği konusunda ağzını sıkı tuttu, ancak sahnede ona birkaç ünlü yüzün katılması bekleniyor. 2018'de, daha önce Atlanta'daki Super Bowl LIII'in devre arası şovunu yapmak için \"Kiss It Better\" hit yapımcısı ile anlaşmıştı. Ancak, o sırada NFL'nin Colin Kaepernick'e yönelik muamelesini çevreleyen tartışmalar ortasında teklifi geri çevirdi. NFL'ye göre, bu yıl şubat ayındaki devre arası gösterisi 120 milyondan fazla izleyicinin gösteriyi izlemesinden sonra büyük bir başarı olduğunu kanıtladı. Sanatçılar arasında Dr. Dre, Snoop Dogg, Eminem, Mary J. Blige, 50 Cent ve Kendrick Lamar vardı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/06/jared-leto-karl-lagerfeldi-canlandiracak", "text": "Jared Leto, Karl Lagerfeld moda evi ile tasarımcı hakkında bir film yapmak için anlaştı. Jared Leto, Karl Lagerfeld ile ilk tanıştığında, aktör tasarımcıya şunları söyledi: \"Biliyorsun, bir gün seni bir filmde oynamam gerekiyor.\" Lagerfeld ise \"Yalnızca sen, sadece sen\" diyerek bunu onayladı. 50 yaşındaki oyuncu, WWD'ye yaptığı açıklamada Karl Lagerfeld moda evi ile Alman tasarımcı hakkında bir uzun metrajlı film oluşturmak için ortak olduğunu açıklayarak, \"Bunun tam bir döngü anı olduğunu hissediyorum ve Karl yaptığımız şeyden gurur duyacaktır\" dedi. Leto sadece başrolü oynamakla kalmayacak, aynı zamanda yapım şirketi Paradox aracılığıyla ortağı Emma Ludbrook ile birlikte filmin yapımcılığını da üstlenecek. Kameraların ne zaman çalışmaya başlayacağı henüz belli değil ve hikayenin tamamı gizli tutuluyor. Karl Lagerfeld şirketinden yapılan bir basın açıklamasına göre yapımcılar şu anda yönetmenlerle görüşüyor. Leto, Lagerfeld'in en güvendiği sırdaşlarından üçüyle iş birliği yapacak ve bu isimler, gelecek filmin baş yapımcıları olarak onunla ortak olacak. Onlar, 2011'den beri Karl Lagerfeld moda evinin CEO'su olan Pier Paolo Righi; Karl Lagerfeld'de 35 yıldır yorulmak bilmez tasarımcının yanında olan ve basın konularında danışmanlık yapan Karl Lagerfeld'de imaj ve iletişim kıdemli başkan yardımcısı Caroline Lebar ve tasarımcının kişisel asistanı ve koruması olarak yirmi yılını dolduran Sebastien Jondeau. Righi, şirkete yıllar içinde Lagerfeld'in hayatı ve kariyeri hakkında bir filmde ortak olmaya istekli birçok Hollywood yapımcısının yaklaştığını söyledi. Elbette Leto, moda sahnesinde uzun yıllardır keskin bir gözlemci ve katılımcı oldu. Tasarımcının her yaz birkaç hafta geçirdiği St. Tropez'deki 2015 Sonbahar defilesine konuk olarak katılmak da dahil olmak üzere Leto ile Lagerfeld'in yolları sık sık kesişti. Son yıllarda Leto, İtalyan moda evi Gucci ile yakın ilişki içindeydi, hatta geçen Mayıs'taki Met Gala'da yaratıcı yönetmen Alessandro Michele'in ikizi gibi giyinmiş olarak katıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/07/2022-nobel-edebiyat-odulunun-sahibi-annie-ernaux", "text": "2022 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Fransız yazar Annie Ernaux kazandı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nde düzenlenen basın toplantısında, ödülün, \"kişisel hafızanın köklerini, yabancılaşmalarını ve kolektif kısıtlamalarını ortaya çıkarmadaki cesareti ve klinik duyarlılığı için\" Fransız yazar Annie Ernaux'e verildiği açıklandı. Ernaux'un, yazılarında cinsiyet, dil ve sınıf açısından güçlü eşitsizliklerin damgasını vurduğu bir yaşamı tutarlı bir şekilde ve farklı açılardan incelediği, yazarlığa giden yolunun uzun ve zorlu olduğu belirtildi. Annie Ernaux 1940'ta doğdu ve ailesinin bir bakkal ve kafeye sahip olduğu Normandiya'daki küçük Yvetot kasabasında büyüdü. \"Yoksul ama hırslı\" bir çocukluk geçiren Ernaux, yazılarında, cinsiyet, dil ve sınıf açısından güçlü eşitsizliklerin damgasını vurduğu bir yaşamı tutarlı bir şekilde ve farklı açılardan inceledi. \"Kurgu perdesini yırtma hırsı\" Ernaux'u geçmişin metodik bir yeniden inşasına değil, aynı zamanda tamamen dış olayları kaydeden bir günlük formunda \"ham\" bir nesir yazma girişimine de götürdü. Yazmanın politik bir eylem olduğunu ve toplumsal eşitsizliğe insanların gözlerini açtığını söyleyen Ernaux, bu amaçla dili, hayal gücünün perdelerini yırtmak için kendi deyimiyle bir \"bıçak\" olarak kullandı. Ernaux'a uluslararası bir ün ve bir sürü takipçi ve edebi öğrenci kazandıran en iddialı eseri, Les annees oldu. Bu eseri, \"ilk kolektif otobiyografi\" olarak anıldı. Yazının özgürleştirici gücüne inanan Annie Ernaux'un çalışmaları, utanç, aşağılanma, kıskançlık veya kim olduğunuzu görememe gibi sınıf deneyiminin ıstırabını açığa vuruyor. 2021'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü Afrika kıtasının doğusunda Tanzanya'ya bağlı iki adadan oluşan ve özerk yönetilen Zanzibar'da doğan romancı Abdulrazak Gurnah kazanmıştı. Gurnah, \"kültürler ve kıtalar arasındaki uçurumda sömürgeciliğin etkilerine, yanı sıra mültecilerin kaderine kesin ve merhametli şekilde nüfuz etmesi\" nedeniyle ödüle layık görülmüştü. Nobel Edebiyat Ödülü, 1901-2021 yıllarında 114 kez verildi. Toplam 118 kişiye layık görülen ödüllerden 4'ü, 2'şer yazar arasında paylaştırıldı. Nobel Edebiyat Ödülü şimdiye kadar 30 kez İngilizce, 15 kez Fransızca, 14 kez Almanca ve 11 kez de İspanyolca yazan yazarlara verildi. Bu dilleri, 7 ödülle İsveççe, 6'şar ödülle İtalyanca ve Rusça, 5 ödülle Lehçe, 3'er ödülle de Norveççe ve Danca izledi. Yunanca, Japonca ve Çince yazan yazarlar 2'şer kez ödüle layık görüldü. Arapça, Bengalce, Çekçe, Fince, İbranice, Macarca, İzlandaca, Oksitanca, Portekizce, Sırpça-Hırvatça, Yiddiş ve Türkçe yazan yazarlar da birer kez ödül kazandı. 2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Orhan Pamuk, Nobel alan ilk Türk yazar olmuştu. Nobel Edebiyat Ödülü'nü 2020'de ABD'li şair Louise Glück almıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/07/christian-bale-ve-margot-robbieli-amsterdam-vizyona-giriyor", "text": "Christian Bale, Margot Robbie ve John David Washington'un başrollerini paylaştığı \"Amsterdam\" izleyici ile buluşacak. \"The Fighter\", \"Silver Linings Playbook\", \"American Hustle\" gibi filmlerin toplam beş kez Oscar adaylığı elde eden David O. Russell'ın yönettiği ve senaryosuna imza attığı, 1930'lu yıllarda, tanık oldukları cinayetin zanlısı haline gelen ve Amerikan tarihindeki en çirkin entrikalardan birini ortaya çıkaran üç arkadaşın hikayesini işliyor. Başrollerini Christian Bale, Margot Robbie ve John David Washington'ın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Chris Rock, Anya Taylor-Joy, Zoe Saldana, Mike Myers, Michael Shannon, Timothy Olyphant, Andrea Riseborough, Taylor Swift, Matthias Schoenaerts, Alessandro Nivola, Rami Malek ve Robert De Niro yer alıyor. David ona, bana anlatacağını bilmediğim bazı hikayeler anlatmasını söyledi, daha önce de sık sık yaptığı gibi. Ve ben onu seviyordum. Ama Chris o kadar komik ki rol yapamadığımı fark ettim. Ona gülerek kendim oluyordum. Bu yüzden ona gitmem gerekti, 'Dostum, seninle konuşmayı seviyorum ve ortak arkadaşlarımız var ama artık yapamam. Çünkü David benden bu filmde oynamamı, sadece benim kıkırdamamı izlemek için istemedi. O benim Burt olmamı istiyor ve ben gülmekten nasıl Burt olacağımı unutuyorum' dedim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/07/claude-ve-francois-xavier-lalanne-imzali-eserler-dior-30-montaignede", "text": "Claude ve François-Xavier Lalanne imzası taşıyan işlerin satışı için 3 Kasım'da Sotheby's tarafından organize edilecek açık artırma öncesi Dior, eserlerin sergilenmesine ev sahipliği yapıyor. 26 Eylül 9 Ekim tarihleri arasında 30 Montaigne'de gerçekleşecek ön gösterim süresince, kızları Dorothee Lalanne'ın koleksiyonuna ait yirmiden fazla çok özel heykel sergilenecek. Organizasyon ile Mösyö Dior'un couturier olmadan önceki ilk işi olan ve çağının ötesine geçme tutkusuyla yaptığı galeri sahipliği ve sanat koleksiyonerliğine saygı duruşunda bulunuluyor. 1957 yılında Dior, Lalanne çiftiyle tanışıyor. Maison'un isminin sanatçı ikiliyle bir araya gelme hikayesi böyle başlıyor. Avenue Montaigne ile Rue François-Ier'in kesişiminde yer alan Dior butiğinin 1955 yılındaki açılışında, ikilinin eseri olan muhteşem dekor göze çarpıyor. Yıllar içerisinde gelişen bu kreatif bağ, 2007 yılında Claude Lalanne'ın sembol haline gelen Dior adresleri için dekoratif eserler tasarlamasıyla sağlamlaşıyor. Maison ile Lalanne ilişkisi, Dior Haute Couture İlkbahar-Yaz 2017 defilesi için Maria Grazia Chiuri'nin, aksesuar koleksiyonunu tasarlaması için Claude Lalanne'ı davet etmesiyle devam ediyor. 2021 yılında ise Dior'un sanat hamiliği sayesinde gerçekleşen Les Lalanne a Trianon isimli geniş kapsamlı sergi ile, Lalanne çiftinin imzasını taşıyan heykeller Versay Sarayı'nın bahçelerinde ziyarete açılıyor. Bu kreatif diyaloğa dair yeni bir sayfanın açıldığı bugünlerde 30 Montaigne, iki Fransız sanatçıyı gururla ağırlıyor. Yenilenme sürecinin ardından kapılarını tekrar açan Maison'un ikonik adresi, ziyaretçilerini rüya gibi bir evrenle karşılıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/10/tim-burtonin-wednesdayi-hakkinda-bildiklerimiz", "text": "Addams ailesi hiç gitmemiş gibi geri döndü. Addams ailesi ürkütücü sezon için tam zamanında geri döndü. Bu sonbahardan itibaren Netflix, Addams Ailesi klanın en büyük çocuğu olan ve Jenna Ortega tarafından canlandırılan Wednesday Addams'a odaklanan Tim Burton'ın yeni dizisi \"Wednesday\"i yayınlayacak. Addams Ailesi , 1960'ların orijinal televizyon şovu, animasyon özellikleri, bir Broadway prodüksiyonu ve popüler filmler de dahil olmak üzere yıllar içinde bir dizi yineleme gördü, ancak bu, hayranların en sevdiği karakterin zamanını ilk kez spot ışığı altında tutması olacak. Yepyeni bir Addams ailesi görüyoruz. Scream yıldızı Jenna Ortega, Netflix dizisindeki baş karakteri canlandırırken ona; Catherine Zeta-Jones , Luis Guzman , Fred Armisten ve Wednesday'in küçük kardeşi Pugsley rolünde Isaac Ordonez eşlik edecek. 1990'ların Addams Ailesi filmlerinde Wednesday Addams'ı oynayan Christina Ricci, dizide Marilyn Thornhill olarak yer alacak. Ünlü ürkütücü film yönetmeni Tim Burton, Smallville'in yaratıcıları Miles Millar ve Alfred Gough'un yardımıyla seriye öncülük ediyor. Akademi Ödüllü kostüm tasarımcısı Colleen Atwood da gemide. Addams Ailesi'nin film, televizyon ve hatta sahne için birden fazla yinelemesi olmasına rağmen, \"Wednesday\" Addams Ailesi'nin tek birreyine odaklanan ilk iş oldu. Vanity Fair' göre dizi, prestijli yatılı okul Nevermore Academy'nin bulunduğu küçük kasabada gerçekleşen bir dizi cinayeti takip ediyor. Ancak bu cinayetler Wednesday' rahatsız etmiyor veya korkutmuyor, tam tersi bir etkiye yapıyor. Wednesday, 23 Kasım'da akış platformunda prömiyer yapacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/10/10/tom-cruise-uzayda-film-ceken-ilk-oyuncu-olacak", "text": "Tom Cruise Uluslararası Uzay İstasyonunda film çekmek için hazırlıklara başladı. Tom Cruise, 2020'de pandemi nedeniyle ertelenen uzayda çekimleri içeren bir film için The Bourne Identity yönetmeni Doug Liman ile güçlerini birleştirdiği bildirildi. Dünyaca ünlü ABD'li oyuncu Tom Cruise, geçtiğimiz günlerde 'Görevimiz Tehlike' serisinin yeni halkası için yaptığı tehlikeli gösteriyle adından söz ettirmişti. Son olarak Universal Başkanı Dame Donna Langley, Space X ve NASA ile işbirliği içerisinde çekeceği ve bir kısmı uzayda geçecek filmden bahsederken, Curise'un 'uzay yürüyüşü' yapacak ilk sivil insan olabileceğini söyledi. Hollywood'da gişe rekorları kıran filmlerindeki aksiyon sahnelerinde dublör kullanmamasıyla ünlü olan Tom Cruise, bu cesur tavrını geçtiğimiz haftalarda bir kez daha göstermişti. Aktör, Güney Afrika'daki Blyde Nehri Kanyonu üzerinde uçan II. Dünya Savaşı'ndan kalma küçük bir çift kanatlı uçağın üzerinde dururken görülmüştü. Önümüzdeki sene çıkacak olan yeni 'Görevimiz Tehlike' filminin çekimleri için uçuş dersleri alan Cruise, sosyal medyada yayınlanan kısa bir videoda tehlikeli bir gösteri yapmıştı. Ünlü isim, ölüme meydan okuyan şovu sırasında kask takmazken, kahverengi bir ceket ve ona uygun bir pantolon giymişti. BBC News'a konuşan Langley, aktörün Uluslararası Uzay İstasyonuna bir roketle gitmeyi planladığını söyleyerek; pandemi döneminde Cruise ve yönetmen Doug Liman'ın kendisine 'aslında dünyada geçen ama sonra başrolün günü kurtarmak için uzaya gitmesi gereken' bir karakterle ilgili film fikirlerini anlattığını aktardı ve ekledi: Umutlarımız, Tom'un uzay istasyonunun dışında 'uzay yürüyüşü' yapan ilk sivil insan olacağı yönünde. Öte yandan daha önce Thrillist'e konuyla ilgili koşuşan yönetmen, \"Bir yapımcı size, 'Uzayda bir film çekmeyi deneyelim' gibi çılgınca bir şey teklif ettiğinde ve Nasa, SpaceX ve Tom Cruise bu projeye katıldığında biraz daha 'yenilikçi' oluyorsunuz\" ifadelerini kullanmıştı. Tom Cruise ve daha önce 'Yarının Sınırında'da çalıştığı, uzayda geçecek olan filmi de yönetmesi beklenen Liman'ın, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda çekilecek ilk uzun metrajlı film için Elon Musk'ın şirketi Space X ve NASA'yla işbirliği yapacağı açıklanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/11/03/ilgi-manyagi-vizyona-giriyor", "text": "Sinema salonlarında bu hafta üçü yerli, 7 film vizyona girecek. Başrollerinde Nurgül Yeşilçay, Alper Kul, Esat Polat Güler ve Şahin Kendirci'nin rol aldığı \"Mahalleden Arkadaşlar\", komediseverleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Selçuk Aydemir'in 2015'te yayımlanan aynı isimli kitabından uyarlanan film, 1990'lı yılların başındaki mahalle ortamını, afacan bir çocuğun gözünden aktarıyor. 2022 Cannes Film Festivali'nde Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yapan \"İlgi Manyağı\", sanatçı sevgilisi Thomas'ın kariyerinde bir anda başarıyı yakalaması sonrası kendisinin üzerinden çekilen sahne ışıklarına yeniden kavuşmak için bilerek kendini sürekli hasta eden Signe'nin hikayesini anlatıyor. Kristine Kujath Thorp, Eirik Saether ile Fanny Vaager'in başrollerinde oynadığı İsveç ve Norveç ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda Kristoffer Borgli oturuyor. Çağlar Çorumlu, Boran Kuzum ve Şükran Ovalı'nın başrollerini paylaştığı \"Hazine\" yerli komedi meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Canbert Yerguz'un yönetmenliğini üstlendiği yapım, annesini defnetmek için gittiği memleketinde, planladığından daha uzun süre kalmak zorunda kalan bir adamın, kardeşi yüzünden katıldığı define arayışıyla birlikte başından geçen olayları anlatıyor. Özgür Bakar'ın yönetmenliğini üstlendiği devam filmi \"Hep Yek 5: Bizim Şeyimiz mi Altan\", cezaevinden çıkan Ali Kapan ve adamlarından yakayı bir kez daha kurtarmaya çalışan Altan ile Gürkan'ın hikayesini işliyor. Komedi filminin başrollerinde, İnan Ulaş Torun, Önder Açıkbaş ve Tuna Orhan rol aldı. Michel Hazanavicius'un yönetmenliğini üstlendiği \"Kestik!\" 2017 yapımı kült Japon filmi \"One Cut of the Dead\"in yeniden yapımı olan düşük bütçeli bir korku filmi çekimi sırasında seti gerçek zombilerin basmasını konu alıyor. Birleşik Krallık, Fransa ve Japonya ortak yapımı filmin başrollerinde Romain Duris, Berenice Bejo ve Gregory Gadebois oynuyor. Timo Vuorensola'nın yönettiği \"Kabus Gecesi: Diriliş\" filminde Sydney Craven, Imran Adams ve Jarreau Benjamin başrolleri paylaştı. Yapım, Laine'nin sevgilisi Chase'in ısrarıyla gittiği korku festivalinin yapıldığı kasabada, anlamlandıramadığı hayaller görmeye başlamasıyla gelişen olayları anlatıyor. Ödüllü Rus yönetmen Inna Evlannikova'nın animasyon filmi \"Astronot Köpekler: Tropikal Macera\", astronot köpekler Belka ve Strelka'nın uzayda keşif görevindeyken dünyadan gelen acil durum mesajıyla yeryüzünü kurtarmaya çalışmalarını konu ediniyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/11/15/harry-potterdan-haber-var-yeni-film-yolda", "text": "Warner Bros. hala daha fazla Harry Potter filmi yapmakla ilgileniyor ve Fantastik Canavarlar ortadan kalktığına göre, sonraki en iyi adım Cursed Child. Şu anda geliştirilmekte olan bir Harry Potter filmi olmamasına rağmen, Warner Bros.'tan gelen yeni bir güncelleme, bir Harry Potter ve Lanetli Çocuk film uyarlamasını artık çok daha olası hale getiriyor. 1997'de JK Rowling, ana karakter ve Lord Voldemort'un hikayesini anlatan yedi kitaplık bir dizinin ilki olan Harry Potter ve Felsefe Taşı romanında okuyucuları Büyücü Dünyası ile tanıştırdı. Harry Potter kitap serisinin popülaritesi, onun filme uyarlanmasına yol açtı ve böylece Harry Potter destanı, 2001 ile 2011 yılları arasında, yedinci roman Harry Potter ve Ölüm Yadigarları'nın iki filme bölünmesiyle yayınlandı. Harry Potter film destanı, artık video oyunları, ek kitaplar, bir tema parkı, bir sahne oyunu ve Fantastik Canavarlar film üçlemesinden oluşan bir medya serisinin başlangıcıydı, ancak ikincisi birkaç sorun getirdi. Fantastik Canavarlar üçlemesi tutarsızdı, perde arkası tartışmalarının gölgesinde kaldı ve Büyücü Dünyası filmlerinin gişe listesinin en altında yer alıyor. Sonuç olarak, Warner Bros. Fantastic Beasts 4 ile ilerlemiyor , ancak stüdyo daha fazla \"Harry Potter filmi\" yapmakla ilgilendiğini ifade etti ve eğer durum buysa, Harry'nin bir film uyarlaması Potter ve Lanetli Çocuk sonunda gerçekleşebilir. Şirketin kazanç toplantısında Warner Bros.' Discovery CEO'su David Zaslav, \"İleride Harry Potter'da JK ile bir şeyler yapmakla\" ilgilendiklerini paylaştı ve hatta Fantastik Canavarlar filmlerini tamamen göz ardı ederek \"15 yıldır bir Harry Potter filmi yapmadıklarını\" belirtti. Warner Bros., Fantastik Canavarlar gibi, bu evreni genişletse de onu içermeyen bir proje yerine, ünlü büyücüyü içeren bir projeyle Harry Potter serisini geri getirmekle daha çok ilgilenebilir. O halde bu yöndeki en iyi adım, Harry Potter ve Lanetli Çocuk oyununun bir film uyarlaması olacaktır. Harry Potter ve Lanetli Çocuk , Jack Thorne tarafından Rowling, John Tiffany ve Thorne'un bir hikayesinden yazılmıştır ve Harry Potter ve Ölüm Yadigarları olaylarından 19 yıl sonra geçmektedir . Harry'nin oğlu Albus Severus Potter'ın Hogwarts'ta geçirdiği süre boyunca bir Zaman Döndürücü ile uğraştıktan sonra başının belaya girmesini konu alıyor. Bu arada Harry, Sihir Bakanlığı'nda Sihirli Yasaları Yaptırma Dairesi Başkanı olarak çalışıyor. Albus'un eylemleri, Harry, Ron Weasley, Hermione Granger ve Draco Malfoy'u bir kez daha bir araya getiren bazı tehlikeli sırları ortaya çıkarır. O halde Lanetli Çocuk, Harry Potter destanının uygun bir devamıdır. Aynı karakterleri takip etmeyen, ancak yine de işin içindeler ve ana karakterler doğrudan onlara bağlı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/11/22/indiana-jones-5ten-phoebe-waller-bridgein-helena-karakterine-ilk-bakis", "text": "Yeni bir Indiana Jones 5 görüntüsü, Harrison Ford ile birlikte Indy'nin vaftiz kızı olan Phoebe Waller-Bridge'in Helena'sına ilk resmi bakışı ortaya koyuyor. 2008'deki Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull'dan bu yana ilk kez, Harrison Ford, henüz adı belli olmayan beşinci Indiana Jones filmi için kırbaç kullanan ikonik arkeolog olarak geri dönüyor. Ford yeniden başrolde olsa da Indiana Jones 5, dizginleri Logan ve Ford v Ferrari'nin yönetmeni James Mangold'a teslim ettiği için serinin Steven Spielberg tarafından yönetilmeyen ilk filmi. Bu yılın başında, Indiana Jones 5 yapımcısı Frank Marshall, Waller-Bridge'in karakteriyle ilgili ilk detayları, onun Indy'nin vaftiz kızı olduğunu ve adının Helena olduğunu söyleyerek açıkladı. Empire, Waller-Bridge'in Indiana Jones 5'teki Helena'sına ilk resmi bakışı yayınladı. Waller-Bridge, Helena'yı bir muamma olarak tanımlarken, Mangold onu daha çok bir femme fatale figürü olarak resmettiği için karakterle ilgili bazı ek ayrıntılar da paylaşıldı. Amazon dizisi Fleabag'da ilginç mizah anlayışıyla küçük ekran casus draması Killing Eve'i yeniden canlandırdı, Solo: A Star Wars Story'de droid L3-37'yi seslendirdi ve No Time To Die'da senaryoya destek verdi. Waller-Bridge geçen yıl Indiana Jones 5'te rol aldığında, filmin Ford'la birlikte kadın başrol olacağı söylenmişti. Filmde Harrison Ford'un dijital olarak gençleştirileceğine dair söylentiler, filmin yönetmeni James Mangold tarafından doğrulandı. Açılış sekansında, Indiana Jones'u orijinal üçlemedeki yaşında göreceğiz. Harrison Ford'un arşivlenmiş görüntülerini yeni çekilmiş görüntülerle eşleştirmek için birçok teknik bir arada kullanıldı. Harrison Ford'a Phoebe Waller Bridge, Mads Mikkelsen, Toby Jones gibi isimlerin eşlik ettiği \"Indiana Jones 5\" 30 Haziran 2023'te vizyona girecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/02/harry-meghan-belgeselinden-fragman-yayinlandi", "text": "Meghan Markle ve Prens Harry'nin yeni belgesel dizisinin fragmanı geldi. Eylül 2020'de Sussex Dükü ve Düşesi, Archewell'in medya prodüksiyon kolu Archewell Productions ile içerik üretmek için Netflix ile dönüm noktası niteliğinde, çok yıllı bir anlaşma imzalayarak çarpıcı bir hamle yaptı. Orijinal anlaşma, belgeseller, belgesel dizileri, filmler, senaryolu şovlar ve çocuk içeriği dahil olmak üzere bir dizi içerik oluşturacaklarını belirtti. O zamandan beri, bu içeriklerle ilgili söylentiler, Prens Harry ve Meghan Markle'ın yapım şirketi için ileride neyin olup olmayacağına dair çeşitli onaylar ve inkarlarla dönmeye devam etti. En iddialı spekülasyonlardan biri çiftin kendileri hakkında bir belgesel dizisi üzerinde çalıştığıydı ve gerçekleşti. Haber nihayet doğrulandı ve çıkış tarihi 8 Aralık 2022 olarak açıklandı. 1 Aralık'ta Netflix bir fragman yayınladı: Harry & Meghan. Belgesel tanıtımına göre, \"Çoğu tanık oldukları hakkında daha önce hiç kamuya açık bir şekilde konuşmamış olan arkadaşlardan ve aileden ve İngiliz Milletler Topluluğu'nun bugünkü durumunu ve kraliyet ailesinin basınla ilişkisini tartışan tarihçilerden gelen yorumları\" içerecek. Mayıs ayında, Page Six, çiftin ev tipi bir belgesel dizisi üzerinde çalıştığını söyleyen doğrulanmamış kaynaklara atıfta bulunarak, bu türlerden en az biri için ufukta yeni bir gelişme olabileceğini bildirdi. Yayına göre Netflix, bir süredir kraliyet çiftinin kamera arkası görüntüleri üzerinde çalışıyor ve onları Montecito'daki evlerinde ve Eylül 2021'de New York'a yaptıkları seyahatte çekiyor. Netflix hikaye hakkında yorum yapmayı reddetti ve o sırada Sussex'lerin temsilcileri yorum yapmak için müsait değildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/05/the-mandalorian-3-sezon-hakkinda-merak-ettikleriniz", "text": "Disney, The Mandalorian serisinin üçüncü sezonunun yayın tarihini resmen açıkladı. Üçüncü sezonda Mando ve Grogu tekrar bizlerle olacak ve macera kaldığı yerden devam edecek. Disney+ servisinde yayınlanan ve son dönemde Star Wars serisinin en sevilen hikayelerinden biri olan The Mandalorian dizisi geri dönüyor. Disney yaptığı açıklama ile The Mandalorian sezon 3 gösterim tarihini 1 Mart 2023 olarak açıkladı. Ayrıca dizinin yeni sezonu için bir görsel de yayınlandı. Daha önce The Mandalorian 3.sezon çıkış tarihi Şubat 2023 olarak verilmişti. Disney anlaşılan yeni takvimde diziyi birkaç gün daha ileri atmış durumda. Jon Favreau ve Dave Filoni'nin yapımcılığını üstlendiği yapımın yeni sezon duyurusu ise ikinci sezonun bitişinden yaklaşık iki yıl sonra geldi. 2. sezon finali 2020'de yayınlanmış ve ilk planlanana göre 2021'de 3. sezonun izleyicilerle buluşması tasarlanmıştı. Ancak araya giren The Book of Boba Fett dizisi, planları değiştirdi. Disney+ platformunun sevilen dizisi Din Djarin'in hikayesini anlatmaya devam edecek. Karakteri son olarak The Book of Boba Fett dizisi içerisinde görmüş ve hikayede beklenen buluşmanın yeniden yaşandığına tanıklık etmiştik.Dizinin 3.sezonunda ünlü oyuncu Christopher Lloyd'un olacağı da rapor edilmişti. Son dönemde Nobody filmindeki performansıyla da dikkat çeken oyuncu bildiğiniz gibi Dr. Emmett Brown karakteri ile sinema dünyasına iz bırakan isimlerden biri olmayı başarmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/08/isil-isil-bir-sergi-uyum-ve-denge-cam-isikla-yasar", "text": "Atatürk Kültür Merkezi, cam sanatıyla ilgili kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Cam Ocağı Vakfı'nın 20'nci yılı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Cam Yılı kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle düzenlenen Uyum ve Denge: Cam Işıkla Yaşar sergisi, 3 Aralık Cumartesi günü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Özgül Özkan Yavuz'un katılımıyla açıldı. İnsanlık tarihindeki serüveni günümüzden 5.000 yıl öncesine dayandırılan camın ışıklı ve renkli dünyası, \"Uyum ve Denge: \"Cam Işıkla Yaşar\" sergisi, ziyaretçileri farklı düşünsel iklimlerde yolculuğa çıkarmak üzere 3 Aralık Cumartesi günü, Atatürk Kültür Merkezi AKM Galeride kapılarını ziyaretçilere açtı. Cam Ocağı Vakfı'nın 20'nci yılı ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Cam Yılı kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleri ve Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Sayın Özgül Özkan Yavuz'un katılımıyla açılan sergi, 25 Aralık'a kadar AKM Galeride gezilebilecek. Açılışa katılım sağlayan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Özgül Özkan Yavuz, açılış ziyaretinde yaptığı konuşmasında: \"Cam Ocağı Vakfı'nın 20. yılı vesilesiyle ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Cam Yılı münasebetiyle ve Bakanlığımızın desteğiyle düzenlenen bu özel sergide, sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti belirterek hepinize hoş geldiniz demek istiyorum. Cam Ocağı Vakfı benim için de çok kıymetli bir kurum. Daha önceki görevim sırasında, İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliğim sırasında da kendilerine destek olmaya çalıştım. Cam bir süs malzemesi olarak 5.000 yıl önce hayatımıza girdi ama hayatın her alanında çok etkin bir şekilde kullandığımız, elbette ki sanatla yan yana geldiğinde de bize çok farklı imkanlar sunan, çok özel bir malzeme. Bu nedenle bizim kültürümüzde ve yaşantımızda da önemli bir yeri var. İstanbulumuz başta Beykoz olmak üzere; cam konusunda da inanılmaz bir birikimi var. Çubuklu'da kurulan imalathane ile ülkemiz camcılığı farklı bir noktaya geldi. Aslında çok önemli bir kültürel miras konusu bütün bu cam yolculuğumuz. Ne mutlu ki ülkemizin önemli girişimleriyle bu sene Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Cam Yılı ilan edildi. Biz bu sergiyi burada açıyoruz; eş zamanlı olarak da dün New York Türkevi'nde yine çok kıymetli cam sanatçılarımızın eserlerinden oluşan bir sergiyi de uluslararası bir alanda ziyarete açmış olduk. Orada da Türk cam sanatçılarını New York'ta farklı mecralarla tanıştırma imkanımız olacak.'' dedi. Sözlerine ''Bugünün projesi olan Uyum ve Denge ''Cam Işıkla Yaşar''ı okuduğumda konsepti çok beğendim ve etkilendim. 2002'de Cam Atölyesi olarak başlayan yolculuk, bugün vakfımıza emek veren herkesin ortak çabalarıyla uluslararası cam üretim ve eğitim merkezi olma aşamasına geldi. Bu nedenle ben Cam Ocağı Vakfı'mıza destek olan emek veren herkese ayrı ayrı tebrik ediyorum.Vakfımız bu konuda oldukça başarılı işler ortaya çıkarıyor. Serginin hazırlanmasında emeği geçen; sanatçılar başta olmak üzere, vakıf yöneticilerini, sergi Küratörü Seda Yavuz'u, sergi destekçisi kurum ve kuruluşları tebrik ediyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.Tekrar hayırlı uğurlu olsun'' diyerek sözlerini noktaladı. Sergide Cam Ocağı Vakfı'nın kuruluşundan bu yana hem Türkiye'den hem yurt dışından sanatçıların eserleriyle oluşturulan 2.300 parçayı aşan koleksiyonundan, Seda Yavuz'un küratörlüğünde titizlikle seçilmiş eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. \"Bir nesneyi sanat yapan nedir?\" sorusunu yönelten sergi, 20. yüzyıl itibariyle zanaatın bir nesnesi olmaktan çıkıp sanatın öznesi olmaya başlayan cam malzemesine farklı bir gözle bakmaya davet ediyor. 67 sanatçının sıcak cam üfleme, alevle şekillendirme, kuma döküm, füzyon, kalıpla şekillendirme, boncuk ve mine olmak üzere belli başlı bütün teknikleri ustalıkla uygulandığı örneklerinin yer aldığı sergi, cam sanatının kapsamlı bir şöleni niteliğinde. Işık, yansıma ve rengin ön plana çıktığı sergiye cam tekniklerini ve uygulama yöntemlerini detaylandıran ve cam üretimine yakından bakmayı sağlayan videolar da eşlik ediyor. Atatürk Kültür Merkezinin geleneksel ve güncel sanatlara ev sahipliği yapan alanı AKM Galeri, Taksim Meydanı'na bakan cam cephesiyle dışarısı ile organik bir ilişki kuruyor. Meydandan salona doğru bakıldığında büyük bir cam pencere açıklığı ve sergi salonundan meydana doğru bakıldığında zamansız, aynı zamanda tarihe tanıklık etmiş bir alan görülüyor. Sergiye gelen ziyaretçiler, kapıdan girer girmez ışık ve yansımanın ön plana çıktığı bir dünyaya adım atacak. Cam sanatının en özel örneklerinin sunulduğu \"Uyum ve Denge: Cam Işıkla Yaşar\" sergisi kapsamında 23 Aralık tarihinde, Doçent Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Ağatekin, ''Dünyada ve Türkiye'de camın sanat alanı içindeki gelişimi'' isimli bir söyleşiyle sanatseverlerle buluşacak. Profesör Dr. Mustafa Ağatekin'in saat 17:00'da AKM Kütüphanesi'nde başlayacak olan söyleşisinde, hem Türkiye'de hem de dünyada gelişen sanatta camın rolünü, tarihini, gelişimini ve camın sanatla olan bağını dinleyiciye aktaracak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/08/margot-robbieden-brad-pitt-itirafi", "text": "Avustralyalı aktris Margot Robbie, son olarak yakında gösterime girecek olan Oscar adayı filmi 'Babylon'daki rol arkadaşı Brad Pitt ile öpüştüğü sahneyle ilgili bir itirafta bulundu. Robbie, E! News'a yaptığı açıklamada; öpüşme sahnesinin yönetmen Damien Chazelle'in orijinal senaryosunun bir parçası olmadığını açıkladı. Güzel oyuncu, 58 yaşındaki Pitt'le öpüşmeyi; yapılacaklar listesindeki önemli bir maddeyi yerine getirme şansı olarak teklif ettiğini anlattı. Ünlü isim, \"Öpüşme sahnesi senaryoda yoktu. Ama 'Brad Pitt'i öpme şansını başka ne zaman yakalayabilirim ki?' diye düşündüm ve bunu yaptım\" dedi. Margot Robbie bu öpücük hakkındaki düşüncesi sorulduğunda ise kahkaha atarak; \"Harikaydı!\" dedi. Robbie, yönetmen Chazelle'i; Pitt ile aralarında bir öpücük ekleme konusunda nasıl ikna ettiğini de \"'Damien, bence Nellie gidip Jack'i öpebilir'dedim. Damien da, 'Şey, evet olabilir. Hey bekle, dur. Sen sadece Brad Pitt'i öpmek istiyorsun!' diye konuştu. Ben de, 'Bu fırsat bir daha karşıma çıkmayabilir' dedim. Damien, 'Öpüşme sahnesi karaktere uyuyor' dedi, ben de ona katıldığımı söyledim\" şeklinde anlattı. Margot Robbie, öpüşme sahnesini önce bir şaka olarak düşünse de Chazelle ilk çekimden sonra bunun doğru hareket olduğuna ikna oldu ve bu yüzden sahneyi tekrarlattığını aktardı. Oyuncu bununla ilgili, \"Damien, 'Tekrar yapın. Bu gerçekten işe yarıyor' dedi. Ben de, 'Bu harika' dedim\" ifadelerini kullandı. Öte yandan Robbie ve Pitt, daha önce Quentin Tarantino'nun 'Once Upon a Time... in Hollywood' filminde ve Adam McKay'in 2015 yapımı 'The Big Short' filminde birlikte rol almıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/08/star-wars-kotuler-timinin-2-sezonu-geliyor", "text": "Star Wars'un animasyon dizisi The Bad Batch'in Ocak'ta yayınlanacak yeni sezondan ilk fragman geldi. Star Wars evreninin animasyon dizisi The Bad Batch, 2023'ün ilk günlerinde 2. sezonu ile yayında olacak. Klon Ordusu'ndaki kardeşlerinden genetik olarak farklılaşan eşsiz bir klon ekibi olan Bad Batch üyeleri, onları olağanüstü etkili askerler ve müthiş bir ekip haline getiren benzersiz bir özelliğe sahiptir. Klon Savaşı sonrası dönemde, ayakta kalmak ve yeni bir amaç bulmak için mücadele ederken, Bad Batch üyeleri paralı askerlik görevlerini de üstlenecekler. Star Wars: The Bad Batch 4 Ocak'ta 16 bölümlük yeni sezonuyla yayına girecek. Klon Ordusu'ndaki kardeşlerinden genetik olarak farklılaşan eşsiz bir klon ekibi olan Bad Batch üyeleri, onları olağanüstü etkili askerler ve müthiş bir ekip haline getiren benzersiz bir özelliğe sahiptir. Klon Savaşı sonrası dönemde, ayakta kalmak ve yeni bir amaç bulmak için mücadele ederken, Bad Batch üyeleri paralı askerlik görevlerini de üstlenecekler. Yeni sezonda; Kamino'daki olayların üzerinden aylar geçmiştir. Bad Batch beklenmedik ve onları tehlikeli yeni yerlere götürecek çeşitli heyecan verici paralı asker görevlerini üstlenirken, hem yeni hem de eskiden tanıdık arkadaşlar ve düşmanlarla yolları kesişecek. Star Wars: The Bad Batch 4 Ocak'ta 16 bölümlük yeni sezonuyla yayına girecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/08/wes-andersonin-yeni-filmi-asteroid-citynin-yayin-tarihi-belli-oldu", "text": "Ünlü yönetmen Wes Anderson'ın, kadrosunda Tom Hanks, Margot Robbie, Scarlett Johansson, Tilda Swinton gibi isimler yer aldığı yeni filmi Asteroid City'nin 2023 yazında seyirci karşısına çıkacağı duyuruldu. Wes Anderson'ın \"hayatın anlamı üzerine şiirsel bir düşünce\" olarak tanımlanan yeni filmi Asteroid City, 1950'lerde ABD'nin bir çöl kasabasında geçiyor. Filmde, burs ve akademik rekabet için ülkenin dört bir yanından öğrenci ve velileri bir araya getirmek adına düzenlenen Junior Stargazer/Space Cadet kongresi sırasında dünyayı değiştiren olaylarla etkinlik büyük bir kesintiye maruz kalır ve kaotik macera başlar. Focus Features'ın yapımcılığını yaptığı film, ABD'de öncelikle 16 Haziran 2023 tarihinde sınırlı gösterime girecek, ardından 23 Haziran 2023 tarihinde geniş dağıtımla vizyondaki yerini alacak. Son olarak 2020 yılında Fransız Postası filmini yöneten Wes Anderson'ın Asteroid City filminin oyuncu kadrosunda ise Tom Hanks, Margot Robbie, Jason Schwartzman, Scarlett Johansson, Jeffrey Wright, Tilda Swinton, Bryan Cranston, Edward Norton, Adrien Brody, Liev Schreiber, Hope Davis, Stephen Park, Rupert Friend, Maya Hawke, Steve Carell, Matt Dillon, Hong Chau, Willem Dafoe, Tony Revolori, Jake Ryan, Grace Edwards, Aristou Meehan, Sophia Lillis, Ethan Lee, Jeff Goldblum ve Rita Wilson gibi birbirinden ünlü isimler yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/11/jokerin-devam-filmi-folie-deux-hakkinda-bildiklerimiz", "text": "Todd Phillips, Joaquin Phoenix'in Arkham Asylum'daki ilk görüntüsünü ortaya çıkaran Joker: Folie a Deux'un ana çekimlerinin başladığını duyurdu. Warner Bros. Discovery, Akademi Ödüllü DC filminin devamı üzerinde çalışırken Joker evreni ilerliyor. İlk Joker filmi, Arthur Fleck'i ve sonunda kötü Gotham City palyaçosuna nasıl dönüştüğünü konu alıyor. DC Studios hala DC Genişletilmiş Evreni ile geçişler yaparken, Phillips'in Joker imtiyazı bozulmadan kaldı. Joker: Folie a Deux'un yönetmeni olarak geri dönecek olan Phillips, bugün Instagram sayfasında Phoenix başrollü devam filminin ana çekimlerinin resmen başladığını duyurdu. Yapımcı ayrıca, filmde Arkham Asylum'da Arthur Fleck'in yer aldığı filme ilk bakışı da sağladı. Joker: Folie a Deux prodüksiyonu Los Angeles'ta yapılıyor ve 2023'ün başlarına kadar sürmesi bekleniyor. Pek çok olay örgüsü ayrıntısı gizli tutulurken, Joker: Folie a Deux ve bundan ne beklenebileceği hakkında doğrulanmış birkaç bilgi var. Devam filminde yapılan en büyük eklemelerden biri, Lady Gaga'nın projeye Harley Quinn olarak katılması. Ancak yeni Joker taksitinin tek müzikal yönü bu değil, çünkü film aslında tam bir müzik ortamına sahip olacak. Bir müzikal olarak Joker: Folie a Deux ile ilk kez bir DC filmi bu konsepti deniyor olacak. Harley Quinn'in en yeni canlı aksiyon versiyonu olan Lady Gaga'nın müzikal ortamı ve devasa yıldızıyla Joker: Folie a Deux'un karşılaması gereken pek çok beklenti olacak. Pek çok kişi Joker'in bir devam oyununa ihtiyacı olmadığını belirtmiş olsa da, seriyi detaylandırmaya yönelik bu girişim takdire şayan bir girişim çünkü bu şimdiden seriyi heyecan verici yeni bir boyuta taşıyabilecek büyük bir ayrılma gibi görünüyor. Çekimler başladığından beri, Lady Gaga'nın Harley Quinn'inin Joker: Folie a Deux'da nasıl görüneceği de dahil olmak üzere set fotoğrafları ve videoların ortaya çıkması uzun sürmeyecek. İlk Joker filminde Sophie Dumond'u canlandıran Zazie Beetz, Joker: Folie a Deux'daki rolünü yeniden canlandırmaya hazırlanıyor. Şimdiye kadar, Joker rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kucaklayan Phoenix dışında, Beetz geri dönen tek oyuncu, ancak devam filminde birkaç oyuncu yer aldı. Son birkaç ayda Brendan Gleeson, Catherine Keener ve Jacob Lofland, açıklanmayan rollerde Joker: Folie a Deux'a katıldı. Harry Lawtey ayrıca, film için büyük bir rol oynayacağı söylenen Joker: Folie a Deux için gizemli bir rolde rol aldı. Warner Bros. Discovery'de yaşanan birçok bütçe kesintisine rağmen Joker 2'nin bütçesi orijinal filmin iki katı olacak. Devam filminin konusu bilinmemekle birlikte, Phillips senaryoyu Joker'in yardımcı yazarı Scott Silver ile birlikte yazdı. İlk film, palyaço olarak çalışan ve mental sorunlar yaşayan hevesli bir stand-up komedyenini konu alıyordu. Joker: Folie a Deux'un 4 Ekim 2024 tarihinde vizyona girmesi bekleniyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/11/kristen-stewart-73-berlin-film-festivalinin-juri-baskani-oldu", "text": "Kristen Stewart, 2023 Berlin Uluslararası Film Festivali'nin Jüri Başkanı olarak duyuruldu. Kristen Stewart, 16-26 Şubat tarihleri arasında 73'üncüsü düzenlenen Berlin Uluslararası Film Festivali'nin jüri başkanlığını yapacak. \"Panic Room\" ve \"Twilight\" gibi filmlerde ün kazanan aktris, son zamanlarda Oscar'a aday gösterildiği \"Spencer\"daki Prenses Diana'yı canlandırması da dahil olmak üzere oyunculuk çalışmalarıyla tanınıyor. Ayrıca kamera arkasında çalıştı ve Venedik 2020'de gösterime giren kısa film Crickets ve Cannes'da gösterilen Come Swim gibi kısa filmlerin yönetmenliğini yaptı. Stewart şu anda Stewart şu anda Lidia Yuknavitch'in The Chronology of Water adlı kitabından uyarlama olan ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi üzerinde çalışıyor. Stewart, Berlinale'deki ilk çıkışını 2010 yılında yönetmen Jake Scott ile birlikte bağımsız yapım \"Welcome to the Rileys\" ile yaptı. Bu arada Steven Spielberg, ömür boyu başarı için Onursal Altın Ayı ile kutlanacak ve aynı zamanda yaklaşan The Fabelmans da dahil olmak üzere son çalışmalarının çoğunu gösterecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/12/anya-taylor-joy-furiosa-filmi-hakkinda-konustu", "text": "Anya Taylor-Joy ile yakın zamanda yapılan bir röportaj, oyunculuğa bakış açısını değiştiren bir anı ortaya koyuyor; işte bu, onun Furiosa rolü için mükemmel olmasının nedeni. Yakın tarihli bir Anya Taylor-Joy röportajı , oyunculuğa bakış açısının temel bir değişime uğradığı bir anı ortaya koyuyor ve bu da onu George Miller'ın Furiosa'sındaki yaklaşan performansı için mükemmel kılıyor . 2024'te piyasaya sürülecek olan Furiosa, son derece başarılı Mad Max: Fury Road'un devamı ve ön bölümü , yapımını daha yeni tamamladı. Baş karakterin daha genç bir versiyonu olarak görünen Taylor-Joy, The Queen's Gambit , The Northman ve The Menu gibi projelerdeki son performanslarıyla alkışlandı ve başlangıçta The Witch ve Split'teki rolleriyle ün kazandı. Anya Taylor-Joy genellikle korku filmlerinde rol alır, ancak M. Night Shyamalan ile Split'te çalışma deneyimi hakkında özel bir saygıyla konuşur . Taylor-Joy, röportajda Shyamalan'ın kendisine öğüt verdiği bir anı hatırlıyor: \"'Seni ağlarken gördüm ve bunlar kendi gözyaşların. Bencillik etme. Karaktere kendi gözyaşlarını ver.' Ve bu, oyunculuk tarzımı sonsuza kadar tamamen değiştirdi. \"O zamanlar\" deneyimler için kendini araştırmak\" dışında oyunculuğu nasıl görebildiğini açıklamaya devam ediyor. Şimdi, kişinin kendi duygularıyla yaşayan bir karakter yaratması gerektiğini düşünüyor ve karakter deneyimini, \"ilgilenmesi gereken\" bir kişiye benzetiyor ..\" Bu sözler, onun performanslarını ve karakterlerini incelemek için yepyeni bir bakış açısı sağlıyor. Anya Taylor-Joy'un Furiosa olarak görünmesini bu kadar heyecan verici kılan şeylerden biri de, 26 yaşındaki aktrisin film için dublör kullanmamış olması . Taylor-Joy şaka yollu bir şekilde, \"Bir sürücü eğitmeni benimle bir arabaya binerse, nasıl yapacağımı bildiğim tek şey çılgın dublör arabası kullanmak.\" dedi. Mad Max: Fury Road'un Furiosa'sı , hiç şüphesiz inanılmaz derecede heyecan verici akrobasi hareketleri ve dövüş anlarında yer aldı. Bir yan film Furiosa, karakterin evinden kaçırıldığı, motorcu çeteleriyle karşılaştığı ve Mad Max: Fury Road olaylarından önce Immortan Joe ile tanıştığı arka plan hikayesini takip edecek. Bu devam filminin daha da etkileyici aksiyon gösterileri ve dublör çalışmaları içermesini beklemek mantıksız değil."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/12/taylor-swift-yonetmen-oluyor", "text": "Taylor Swift, All Too Well adlı şarkısına 14 dakikalık bir kısa film çektikten, uzun metrajlı bir film yönetmek için kamera arkasına geçiyor. Taylor Swift, ilk uzun metrajlı film yönetmenliğini yapmaya hazırlanıyor. 2006 yılında 16 yaşındayken kendi adını taşıyan country albümüyle çıkış yapan pop süperstarı, 2008'deki \"I'm Only Me When I'm With You\"dan bu yana periyodik olarak kendi müzik videolarını yönetiyor. Ancak, Sadie Sink ve Dylan O'Brien'ın eski bir parçasının güncellenmiş bir versiyonunda rol aldığı 15 dakikalık \"All Too Well: The Short Film\", müzik videosu ile kısa film arasındaki boşluğu doldurarak 3 MTV Video Müzik Ödülü kazandı. THR'ye göre Searchlight Pictures, \"All Too Well\" müzik videosunun başarısının ardından bir uzun metrajlı film geliştirmek için Swift ile ortaklık kurdu . Swift, yönetmenliğini üstleneceği projenin senaryosunu şimdiden kaleme aldı. Şimdiye kadar, filmin içeriği, herhangi bir şekilde müziğini içerip içermeyeceği veya yıldızın ekranda görünmeye niyetli olup olmadığı hakkında hiçbir ayrıntı açıklanmadı. Swift'in Hollywood arenasındaki deneyimi, yönetmenlik çabalarının çok ötesine uzanıyor . Oyunculuğa ilk adımını 2009 yılında CSI: Crime Scene Investigation'ın bir bölümünde internette zorbalığa uğrayan ve sonunda öldürülen genç bir gotik kadını canlandırarak attı. Bu rolü, 2010'da yıldızlarla dolu romantik komedi Valentine's Day'deki performansı takip etti. Oyunculuk çabaları geçtiğimiz birkaç yıl boyunca zayıftı, 2012'de Dr. Seuss animasyon filmi The Lorax, 2013'te durum komedisi New Girl ve 2014'te The Giver gibi projelerde yer aldı. Daha sonra ara verdi, ekranda yalnızca kendi müzik videolarında ve canlı performanslarında göründü. Ancak, son zamanlarda ekrana daha konsantre bir şekilde geri döndü ve 2019 Broadway uyarlaması Cats'te CGI kedisi Bombalurina'yı oynadı ve Margot Robbie, Christian Bale ve John David Washington'ın oynadığı, David O. Russell'ın yönettiği, bu yılın başında prömiyeri yapılan Amsterdam'da kısa ama unutulmaz bir rol aldı. Hollywood söz konusu olduğunda Swift henüz kariyerinin başında olsa da müzik sahnesindeki kamera önü ve kamera arkası deneyimi on yılı aşkın bir süredir devam ediyor. Bir kısa filmi yönetme yeteneğine sahip olduğunu kanıtladı, bu nedenle bu sonraki adımın başarısı, kamera arkasında daha büyük projelerle bir geleceğe sahip olup olmayacağını büyük olasılıkla belirleyecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/12/yasayan-piramit-konusmalari", "text": "Yaşayan Piramit Konuşmaları'nın aralık programına akademisyen Eray Çaylı,yazar Buket Uzuner ve kuramcı Gökhan Kodalak konuk oluyor. Sakıp Sabancı Müzesi, Sabancı Holding'in ana sponsorluğunda ve Çimsa'nın iletişim sponsorluğunda ekolojik sanatın öncülerinden Agnes Denes'in Yaşayan Piramit sergisi, sanatçının pratiğine ışık tutan konferans serisine akademisyen Eray Çaylı, yazar Buket Uzuner ve kuramcı Gökhan Kodalak ile devam ediyor. İklimin Estetiği kitabının yazarı Dr. Eray Çaylı, 14 Aralık Çarşamba günü, saat 17.00'de çevrimiçi gerçekleştireceği \"Toz: Ekolojinin Spektaküler ve Partiküler Politikası\" başlıklı konuşmasında, Agnes Denes'in pratiğinde de önemli bir yer tutan toz fenomenine odaklanacak. Tozu estetik ve politik odağa almanın şedit siyasi projelerin iklim kriziyle ilişkilerine dair ne gibi yeni kavrayışlar sunabileceği, son dönem Türkiye'sinden örneklerle ele alınacak. Özellikle günümüzde Antroposen başlığı altında yaşanmakta olan tartışmalara damga vuran evrensellik ile biriciklik ve olağanüstülük ile süreçsellik gibi ikiliklerin arasındaki gerilimlere dair eleştirel bir perspektifi geliştirmeye çabalayacak. Çevrimiçi etkinliğe katılım Sakıp Sabancı Müzesi'nin web sitesi üzerinden gerçekleştirilecek. 16 Aralık Cuma günü saat 16.00'da yazar Buket Uzuner, \"Agnes Denes ve Yaşar Kemal'in İki Eserine 'Doğa-İnsan İlişkisi' Üzerinden Ekoeleştirel Bakış\" başlıklı konuşmasında Yaşayan Piramit ile Yaşar Kemal'in ölümsüz romanı Deniz Küstü'den yola çıkarak çağımız kent insanının doğanın bir parçası olduğu gerçeğini unutmasına odaklanacak. \"Ekoeleştirel sorumluluk\" yüklenmeyi göze alarak işleyen Agnes Denes ve Yaşar Kemal, farklı alanlardaki evrensel işleri ile ele alınacak. Etkinlik, Sakıp Sabancı Müzesi'nde ücretsiz gerçekleştirilecek. Pratt Enstitüsü'nde mimarlık, kent ve doğa felsefesi üzerine dersler veren, Parsons Tasarım Okulu'nda tasarım stüdyoları yöneten mimar ve kuramcı Gökhan Kodalak ise, 21 Aralık Çarşamba günü, saat 17.00'de çevrimiçi gerçekleştireceği \"Sanat Yapıtlarının Hayatiyeti: Çardakkuşları, Bitki Piramitleri ve Mikroçipler\" başlıklı konuşmasında evrendeki tüm varoluş biçimlerine içkin, dağıtık bir süreklilik olarak tanımlamanın imkanlarına odaklanacak. Evreni ortadan ikiye yaran hakim dünya görüşü, bir yana canlı varlıkları öte yana cansız varlıkları yerleştirmektedir. Aristo'dan İbn-i Sina'ya, Linnaeus'tan Kant'a, Heidegger'den güncel bilimsel taksonomilere dek uzanan binlerce yıllık bir kuramsal altyapıya sahip bu hiyerarşik anlatı; bir tarafa bitki, hayvan, insan gibi karbon-bazlı organizmaları, diğer tarafa ise geriye kalan taşları, toprakları, okyanusları, hortumları, gezegenleri, teknolojik objeleri, binaları, sanat yapıtlarını yerleştirmektedir. Gökhan Kodalak, konuşmasında, \"Cansız addettiğimiz jeolojik yapılanmalar, ekolojik örgütlenmeler ve teknolojik objeler aslında hayatın farklı tecellileri olarak kavranabilir mi? Sanat yapıtları ve mimari yapılar canlı olabilir mi?\" sorularını ele alacak. Etkinliğe katılım, Sakıp Sabancı Müzesi web sitesi üzerinden gerçekleştirilecek. Yaşayan Piramit Konuşmaları alanında uzman isimlerle ve farklı konu başlıkları ile devam edecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/15/bu-hafta-vizyona-girecek-filmler", "text": "Vizyonda yer alan filmlerin yanı sıra Avatar: Suyun Yolu , Ajan Kedi , Şeytanın Kızı ve Öğle Güneşinde Yıldızlar filmleri sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor. Pek çok filmi dünyayla birlikte vizyona getiren Paribu Cineverse, bu Cuma da birbirinden farklı türde yerli ve yabancı filmleri vizyona getiriyor. Aksiyondan drama, korkudan animasyona önemli yapımların vizyonda olacağı Cuma günü, sinemaseverlere farklı dünyaların kapılarını aralayacak. Avatar: Suyun Yolu , Ajan Kedi , Şeytanın Kızı ve Öğle Güneşinde Yıldızlar filmleri vizyona girecek. · Ünlü yönetmen James Cameron'un efsane filmi Avatar'ın devam filmi olan Avatar: Suyun Yolu , ilk filmde yaşanan olayların birkaç yıl sonrasını anlatıyor. Pandora'da kendi ailelerini kurmuş olan Jake ve Neytiri evlerini terk etmek zorunda kalıyorlar. Bu yüzden ikili su yüzeyi ve altı olmak üzere Pandora'nın dışındaki yerleri keşfetmeye başlıyorlar. · Hem çocukların hem de animasyon tutkunlarının beğenisini kazanacak Ajan Kedi , şımarık, masum ve tombul bir ev kedisi olan Marnie'nin hikayesini anlatıyor. Sunshine hanesinde aile evinden dışarı hiç çıkmadan rahat ve pohpohlandığı bir hayat yaşayan Marnie, sahibi Rosalinde'in düzenbaz kardeşi Paul tarafından da aklı çelinince, kendisini bilmediği bir dünyanın içerisinde buluyor. Tek başına atıldığı bu macerada ona, korkak bir köpek, nevrotik bir horoz ve bir eşek eşlik ediyor. · Yönetmenliğini Will Klipstine'nin yaptığı yabancı korku filmi Şeytanın Kızı , Daniel ve Theresa Snyder çiftinin sorunlu kızları Rosalie ile beraber küçük bir kasabaya taşınmasını konu ediniyor. Snyder çifti, kasabaya taşındıktan kısa bir süre sonra başlayan kasaba sakinlerinin gizemli ölümlerinden, kızlarının sorumlu olduğunu düşünüyor. Kötü bir şeyin onları takip etmesinden korkarak kızlarını kurtarmak için gereken her şeyi yapıyorlar. · Claire Denis'in yönetmen koltuğunda oturduğu Öğle Güneşinde Yıldızlar , izleyicilere Nikaragua'da geçen tutku ve heyecan dolu romantik bir aksiyon vadediyor. Şair ve yazar Denis Johnson'ın iç savaş sırasında Nikaragua'daki deneyimlerini anlattığı aynı adlı romanını günümüze uyarlayan filmin oyuncu kadrosunda Margaret Qualley, BennySafdie ve Joe Alwyn bulunuyor. Film, 1984 yılında Nikaragua Devrimi'nin ortasında, yalanlar ve komplolar kasırgasına yakalanan iki aşığın ülkeden kaçmak için birbirine güvenmek zorunda kalmalarını konu ediniyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/15/kate-hudson-album-cikaracagini-duyurdu", "text": "Oyuncu Kate Hudson ilk albümünü 2023'te çıkaracağını duyurdu. Kate Hudson, ilk albümünü gelecek yıl çıkaracağını duyurdu. Aktris, bu açıklamayı yakın zamanda Jimmy Fallon Başrollü The Tonight Show'a katıldığı sırada yaptı. Hudson, ona müzik üzerinde çalışmaya ilham veren şeyin COVID-19 salgını olduğunu söyledi. \"Biliyorsunuz, COVID sırasında bir şey yaşadım... Ne zaman röportaj yapsam, insanlar 'Pişmanlığınız var mı?' diye soruyor '40'ların başındayım... henüz değil' diyorum. Ama COVID sırasında, 'Ne yapıyorum?' düye düşündüm.\" dedi. Hudson, \"19 yaşımdan beri şarkı yazıyorum ve bunu hiç paylaşmadım. Bu yüzden bunun en büyük pişmanlıklarımdan biri olacağını düşündüm. Hiçbir beklentim yok. Sadece bir albüm çıkarmak istiyorum ve bu yüzden yapıyorum ve gerçekten heyecanlıyım.\" dedi. Hudson, hayatı boyunca müzik yazdığını ve fırsat buldukça şarkı söylemeyi sevdiğini belirtti. 3 çocuk annesi olan Hudson, Ryder 18, Bingham 11 ve Rani Rose 4 yaşına gelinceye kadar müziğini dünyayla paylaşmaya hazır değildi. \"Kendi kendime düşündüm, eğer bunu yapmaktan çok korkuyorsam, bu çocuklarıma ne ifade ediyor? Çünkü bunu dünyaya yaymaktan çok korkuyordum çünkü bu benim için en kişisel şey.\" ifadelerini kullandı. Ancak Hudson, ne tür müzik yapacağını açıklamak istemedi ve ayrıca bir müzik kariyerine başlayacağını söylemenin doğru olmadığını düşünüyor. \"Henüz bir kariyer değil,\" dedi. Aslında Hudson, pop yıldızı olma arzusu olmadığını belirtti. İlgilendiği tek şey müzik yazmak ve şarkı söylemek. \"Umarım insanlar buna anlayış gösterir. Ama göstermezlerse de hayatımda bununla başa çıkabileceğim yerde olduğumu düşünüyorum\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/16/henry-cavilldan-yeni-haber-var-supermani-canlandirmayacak", "text": "Henry Cavill, Superman'e dönüşünü açıklamasından iki aydan kısa bir süre sonra gelen şok edici haberlerde artık Superman'i oynamayacağını söylüyor. Henry Cavill artık Superman değil ve şok edici haberler, DC Evreni'nin geleceği hakkında çok şey ortaya koyuyor. Henry Cavill, Superman olarak geri döneceğini açıkladıktan iki aydan kısa bir süre sonra, artık rolü oynamayacağını doğrulamak için Instagram sayfasını kullandı. Cavill, 5 yıl sonra rolüne döneceğini iki ay önce duyurmuş ve hayranlarını sevindirmişti. Ancak bu dönüşün gerçekleşmeyeceği ortaya çıktı. Cavilll sosyal medya hesabından \"Az önce James Gunn ve Peter Safran ile bir toplantı yaptım ve bu üzücü bir haber millet! 'Supermen' olarak geri dönmeyeceğim\" açıklamasında bulundu. İngiliz oyuncu sözlerine \"Stüdyo tarafından ekim ayında işe alınmadan önce geri döndüğümü duyurmamdan sonra bu haberi almak pek kolay olmadı ama hayat bu... Buna saygı duyarım. James ve Peter'ın inşa edecekleri bir evrenleri var. Onlara ve yeni evrende yer alan herkese iyi şanslar ve bolca başarı diliyorum\" diyerek sürdürdü. 39 yaşındaki Cavill, \"Bunca yıl yanımda olanlarla birlikte yas tutabiliriz... Ama asla unutmamalıyız ki Superman hala buralarda bir yerde. Temsil ettiği her şey hala var ve bize verdiği örnekler hala orada. Pelerin takma sıram geçti ama 'Süpermen'in temsil ettiği şey asla yok olmayacak\" dedi. James Gunn ve Peter Safran, Black Adam'ın prömiyerinden bir haftadan kısa bir süre sonra, 25 Ekim 2022'de DC Studios'un eş CEO'ları olarak ilan edildi . Warner Bros. Discovery CEO'su David Zaslav'ın 4 Ağustos 2022'de sıfırlama hakkında yaptığı açıklamaların ardından, James Gunn ve Peter Safran'ın DC Stüdyolarının yeni bir DC Universe yaratması bekleniyordu. Bu senaryo, James Gunn \"yeni bir DCU\" dan söz ettiğinde daha da mümkün hale geldi ve DC Studios'un daha önce gelen herhangi bir şeyden çok serinin geleceğine odaklanması gerekiyordu. Black Man'ın prömiyerinin ve Henry Cavill'in Superman dönüş duyurusunun, James Gunn ve Peter Safran'ın Dc Studios'un yardımcı başkanları olarak işe alınmasından önce gerçekleştiğini fark etmek önemlidir. Aslında Gunn ve Safran'ın DC Studios'a liderlik edeceği duyurusu, Henry Cavill'in Superman dönüş gönderisinden bir gün sonra geldi. Gunn ve Safran, yeni bir DC Evreni oluşturmak için işe alındı, bu da DC Studios'un sıfırdan yeni bir DC serisi oluşturmak için temiz bir sayfaya ihtiyacı olacağı anlamına geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/16/tarihte-yasanmamis-olaylar-kisa-filmin-kalesi-clermont-ferrandda", "text": "Ramazan Kılıç'ın son filmi \"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", kısa filmin kalesi sayılan Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapıyor. Fransa'nın Clermont-Ferrand şehrinde düzenlenen ve 27 Ocak - 4 Şubat 2023 tarihlerinde 45.si yapılacak festivalde ilk kez seyirciyle buluşacak \"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", dokuz bine yakın başvuru arasından sadece 78 filmin kabul edildiği uluslararası yarışmada Türkiye'den seçilen tek film oldu. Ramazan Kılıç'ın yazıp yönettiği ve Ekin Koç ile birlikte yapımcılığını üstlendiği film; annesi ve dilsiz babaannesi ile Doğu'da bir köyde yaşayan 10 yaşındaki Şevin'i odağına alıyor. Baskılayan ve yasaklayan yetişkin dünyada neşesini ve yaratıcılığını yitirmeyen çocukların umut dolu hikayesini anlatan filmde, Elanur Kılıç, Reyhan Kılıç, Şükran Aktı ve Muhammed Ali Kılıç oynuyor. 2020 yılında \"Servis\" filmiyle de Clermont-Ferrand'de yarışan Ramazan Kılıç böylece, festivalin yarışmasına Türkiye'den ikinci kez davet edilen ilk yönetmen oldu. \"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", Türkiye'de 2023'te seyirciyle buluşacak. \"Penaber\" (2017), \"Miğfer\" (2018) ve \"Servis\" (2019) gibi ödüllü kısalarıyla tanıdığımız yönetmen ve yapımcı Ramazan Kılıç'ın son filmi \"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", ilk gösterimini dünyanın en prestijli kısa film etkinliği sayılan Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali'nde yapacak. Fransa'nın Clermont-Ferrand şehrinde düzenlenen ve 27 Ocak - 4 Şubat 2023 tarihlerinde 45.si yapılacak festivalin uluslararası yarışmasında gösterilecek film, dokuz bine yakın filmin başvurduğu ve sadece 78 filmin seçildiği yarışmada Türkiye'yi temsil edecek. İki yıl önce Clermont-Ferrand'da \"Servis\" filmiyle de yer alan Ramazan Kılıç böylece, festivalin uluslararası yarışmasına Türkiye'den ikinci kez davet edilen ilk yönetmen oldu. Annesi ve dilsiz babaannesi ile Doğu'da küçük bir köyde yaşayan 10 yaşındaki Şevin'i odağına alan \"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", baskılayan ve yasaklayan yetişkin dünyada neşesini ve yaratıcılığını yitirmeyen çocukların umut dolu hikayesini anlatıyor. Elanur Kılıç, Reyhan Kılıç, Şükran Aktı ve Muhammed Ali Kılıç'ın rol aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Sebastian Weber, kurgusunu da Abdullah Enes Ünal yaptı. Ramazan Kılıç ve Ekin Koç'un yapımcılığını üstlendiği filmin uluslararası haklarını da Bela Tarr, Lucrecia Martel, Karim Ainouz, Paz Encina gibi birçok yaratıcı sinemacıyı destekleyen Fransız menşeli MPM Premium yürütecek. Henüz proje halindeyken, Clermont-Ferrand'a yarışmış olan yönetmenlere açık olan Kickstarter X Clermont adlı programa seçilen film, Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı tarafından desteklendi ve kitlesel fonlamalarla tamamlandı.\"Tarihte Yaşanmamış Olaylar\", Türkiye'de 2023 yılında seyirciyle buluşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/19/daisy-edgar-jones-carole-kingi-canlandiracak", "text": "Daisy Edgar-Jones, Broadway yapımı Beautiful: The Carole King Musical'ın film uyarlaması olan \"Beautiful\"da efsanevi şarkıcı-söz yazarı Carole King'i canlandıracak. Altın Küre ve BAFTA tarafından aday gösterilen The Normal People and Where the Crawdads Sing aktrisi, Sony Pictures'ın öncülüğünü yaptığı yeni bir projede Carole King'i oynayacak. King, 100'den fazla Billboard hitini yazan veya birlikte yazan, tüm zamanların en başarılı kadın şarkı yazarlarından biridir; ayrıca listelerde zirveye oturan 1971 albümü Tapestry ile kendi şarkılarını seslendirerek başarı elde etti. Onun hayatını temel alan ve şarkılarının müziklerine ayarlanan Broadway prodüksiyonu Beautiful, beş yıl boyunca yayınlandı ve başrol performansı için Jessie Mueller'a bir Tony ödülü kazandırdı. Bu, King'in hayatının beyaz perdeye ilk uyarlanışı olmayacak; 1996 Allison Anders filmi Grace of My Heart, başrolde Illeana Douglas , genel olarak King'in hayatı ve kariyerine dayanıyordu. İngiliz aktör Edgar-Jones, dünya çapında beğenilen mini dizi Normal People'da çıkış yapmadan önce İngiliz dizisi Cold Feet ve War of the Worlds'de rol aldı. 2022, gerçek suç mini dizisi Under the Banner of Heaven, kara komedi gerilim filmi Fresh ve Güney Gotik hiti Where the Crawdads Sing'de rol aldığı için onun için bir afiş yılı oldu. Müzikalde \"One Fine Day\", \" A Natural Woman\", \"I Feel the Earth Move\" ve \"You've Got a Friend\" gibi King'in en büyük hitlerinden birçoğu yer alıyor. King'in üretken şarkı yazarlığı kariyeri sadece kendisi için hit olmakla kalmadı, aynı zamanda Aretha Franklin, Little Eva ve Mariah Carey gibi isimler için liste başı materyaller sağladı. Bir kadın sanatçı tarafından en çok hafta 1 numarada rekoru elinde tutan Grammy ödüllü \"Tapestry\" de dahil olmak üzere 25 solo albüm üretti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/21/lionel-messi-instagramda-dunya-rekoru-kirdi", "text": "Instagram'da tüm zamanların en çok beğeni alan yumurta fotoğrafının rekorunu Messi'nin kupayı kaldırdığı gönderisi kırdı! 2022 Dünya Kupası'nı kazanan Arjantin Milli takımı ile beraber Lionel Messi hayalini gerçekleştirdi ve 35 yaşında kariyerindeki tek eksiğini de tamamlamış oldu. Arjantin'de Lionel Messi'nin kişisel Instagram hesabından paylaştığı Dünya Kupası'yla çekildiği fotoğraf, 68,7 milyon kullanıcı tarafından beğenildi ve 56,1 milyon beğenisi olan meşhur 'yumurta' fotoğrafının rekorunu kırdı. 2022 Dünya Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan Arjantin'de takımın yıldızı ve kaptanı Lionel Messi, şampiyonluğun ardından Instagram hesabından bir paylaşımda bulunmuş ve tıpkı sahadaki gibi sosyal medyada da rekorları altüst etmişti. Dünya Kupası'nda müthiş bir performans gösteren Messi, turnuvanın en iyi oyuncusu seçildi. Messi'nin Dünya Kupası zaferinin ardından Instagram'da takipçi sayısı 400 milyonu geçti. Lionel Messi'nin Instagram'a koyduğu şampiyonluk postu ise tüm zamanların en çok beğenisini aldı. Fotoğraf 70 milyona yakın beğeni alarak Instagram tarihine geçti. Messi'den önceki rekorun sahibi yumurta fotoğrafına aitti. Yumurta fotoğrafı 18 Nisan 2019'da \"World record egg\" hesabıyla paylaşıldı. Lionel Messi Dünya Kupası ile paylaştığı fotoğraf ile bu rekoru kırmayı başardı. 36 yıl sonra gelen Dünya Kupası ile çekildiği fotoğrafıyla yaptığı paylaşmında, \"O kadar çok hayal ettim ki, o kadar çok istedim ki hala inanamıyorum. Aileme, beni destekleyen herkese ve bize inanan herkese çok teşekkürler. Arjantinlilerin birlikte savaştıklarında ve birlik olduklarında, akıllarına koyduğu her şeyi başarabileceklerini bir kez daha kanıtladık. Bu takım çok kaliteli ve yetenekli oyunculardan kurulu ancak 'takım' bireylerden ötedeydi. Başardık! Çok yakında görüşeceğiz.\" ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/22/jeremy-scott-x-adidas-size-kanat-vaat-ediyor", "text": "Yeni Forum Wings 4.0 \"Opal Pack\" ile tanışın. Jeremy Scott ve adidas, gelecek yılın başında piyasaya sürülmesi planlanan yeni Forum Wings 4.0 \"Opal Pack\" ile ortaklıklarını bir adım öteye taşıdı. Daha önce çarpıcı bir gradyan renk grubuyla piyasaya sürülen cesur tasarım, 2023 için zarif tonlarla dönüştürüldü. Siyah ve beyaz renk gruplarıyla sunulan kanatlı spor ayakkabı, yanardöner bir yüzeyle tamamlanan şık bir rugan sayaya sahiptir. Siluet, üç şeritli logo ve Forum ayak bileği kayışlarının yanı sıra imza delikli parmak ucu ile tamamlanır. Jeremy Scott'ın ticari marka kanatları, opalden ilham alan topuk klipsleri, adidas taban birimleri ve ortak markalı iç tabanların eklenmesiyle tamamlanıyor. Yeni spor ayakkabılar, göksel dokunuşa katkıda bulunan özel iş birlikçi kutularda geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/27/muhtemel-james-bondlara-yakin-bakis", "text": "Aaron Taylor-Johnson, Rege-Jean Page, Henry Cavill ve daha fazla isim bir sonraki James Bond olmak için yarışıyor. Daniel Craig, James Bond serisinden resmen ayrıldı ve bir sonraki 007'nin kim olacağına dair pek çok konuşma yapılıyor. Ve gerçekten: kim bilir? Ama burada, Bu ayakkabıları kimin dolduracağı konusunda çok fazla heyecan yaratan bazı aktörleri bir araya getirdik. Oyuncu seçimi süreci biraz zaman alabilir, yönetmenlerin kimya aradığı diğer oyuncularla ekran testleri vardır; ve James Bond'un karakter eğrisinin büyümeye devam ettiği yere bağlı olarak, yaşın rolü kimin oynayıp oynayamayacağı üzerinde başka bir etkisi olabilir. Bununla birlikte, Bond'un bir sonraki enkarnasyonu kim olursa olsun, inanılmaz bir ajanı oynayacak öncüler şimdiden var. Daha fazlasını öğrenmek için kaydırmaya devam edin. Lashana Lynch, bir sonraki James Bond'u oynaması için görüşmedeydi, ancak yapımcı Barbara Broccoli, bir sonraki 007'nin bir kadın olmayacağını özellikle belirtti. Lynch'in No Time to Die'da zaten bir karakter olduğu göz önüne alındığında, hikayenin ona odaklandığı bir yan ürün olasılığı olabilir. İnanılmaz Örümcek Adam mezunu, aksiyon-macera filmlerini destekleyecek kredilere sahiptir. Ekrandaki büyüleyici varlığı, onu James Bond'u devralmak için iyi bir seçenek yapıyor. Harry Styles bir sonraki James Bond olabilir mi ? Belki. Oyuncu, My Policeman ve Don't Worry Darling gibi son filmleriyle oyunculuk endüstrisinde kendini kanıtlıyor, belki de müziği ve 007 serisindeki oyunculuğundan daha fazlasını bekleyebiliriz. 32 yaşındaki Mad Max: Fury Road oyuncusu takım elbiseyle harika görünüyor. Ve Bond için sette harika görünecek. Nicholas Hoult, Marvel filmlerinde Beast olarak geçirdiği günlerden beri aksiyon-macera filmlerinde rol alıyor. Cazibesi, karizması ve zarafeti, onu rolü oynaması için harika bir seçenek yapıyor. James Bond rolü geleneksel olarak bir İngiliz aktör tarafından oynandı ve Miles Teller öyle olmasa da, adı seçenekler arasında yer aldı. O, Divergent serisinden Top Gun: Maverick'e kadar uzanan jeneriğe sahip, aksiyon dünyasında rol almış başka bir aktör. Bridgerton'ın başlıca TV rolü olmasıyla, Rege -Jean Page artık büyük filmlerde başrol oynuyor. Oyuncu, 2023'te vizyona girmesi merakla beklenen Dungeons and Dragons filminde rol aldı. Hollywood'un devleri arasında oyunculuk kredisini henüz yeni toplamasına rağmen, harika bir Bond olabilir. Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok yıldızı , birkaç kez rol için görüşmelerde bulundu. Hatta genç bir Bond'un yeniden başlatılması fikrini stüdyo yöneticilerine sundu. Henry Cavill, on yıldan fazla bir süredir rolü oynamak istediğini söylüyor. James Bond rolünü almaya odaklandığı için 300 filmindeki rolünü kaybettiği söyleniyor. Batman'i canlandıran Robert Pattinson'ın adı, lüks arabalar kullanan ve başka bir takım elbise giyen karakteri oynamak için ortalıkta dolaşıyor. Esquire ile yaptığı röportajda , 007 filmlerinin yönetmenliğini perde arkasındaki yaratıcı farklılıklar nedeniyle bırakan yönetmen Danny Boyle, James Bond'un geleceği hakkında hala yaratıcı düşünüyor. Boyle, 007 için hayalini kurduğu oyuncu kadrosunu düşünürken, Pattinson'ın Yarasa kostümünü Brioni kostümüyle değiştireceğini umuyor. Bond yarışına nispeten yeni katılan biri olarak, Heughan'ı büyük olasılıkla Outlander'dan ve muhtemelen Mila Kunis ve Kate McKinnon'ın komedisi The Spy Who Dumped Me'deki bir Bondcari gizli ajan rolünden tanıyacaksınız. Heughan, Haziran 2022'de, Craig onay vermeden önce Bond seçmelerine katıldığı zaman hakkında konuşmuştu. \"Çok garip bir deneyimdi ama bundan zevk aldım\" dedi. \"Bir senaryo ile gittim ve 'Sana bu sahneden bir şeyler okutabiliriz' dediler ama neyden olduğunu söylemiyorlar. Ondan sonra üst kata çıkarıldım ve Barbara Broccoli ve Martin Campbell ile tanıştım. O sırada yönetmen. Masanın üzerinde altın bir silah vardı ve çok büyük bir ahşap masanın etrafına oturduk ve biraz Bond hakkında konuştuk.\" Dedi. Tom Hardy'nin James Bond olarak \"ilan edilme\" sayısı oldukça fazla. Ve James Bond yapımcısı Michael G Wilson, bir sonraki İngiliz casusunu oynayacak olan oyuncunun yaşını açıklayarak ikonik rol için tahmin edilen bazı güçlü isimleri eledi. Wilson, \"Geçmişte daha genç insanlara bakmayı denedik, Ancak unutmayın, Bond zaten gazi. Biraz tecrübesi var. O, tabiri caizse savaşlardan geçmiş bir insan. O, liseden mezun olup getirip işe başlatabileceğiniz bir çocuk değil. Bu yüzden otuzlu yaşlarında olması gerekiyor\" dedi. Yapılan açıklama sonrası başrolün Tom Hardy ya da Idris Elba olacağı iddiaları da zayıfladı. Idris Elba, Bond olmayacak. Biz onu seviyoruz, siz onu seviyorsunuz, Bond hiyerarşisi onu seviyor. Ama masanın dışında. Bir dahaki sefere kırmızı halıya çıktığında muhabirler Idris'i neyle şaşırtacak? Kim bilir. Ama kesinlikle, kesin olarak, o James Bond olmakla ilgilenmediğini açıkladı. Game of Thrones mezunu Madden, Bond rolü için uzun süredir popüler bir hayran kitlesine sahip. Madden, aslında ömür boyu Bond hayranı olan ender bir oyuncu . 2019'da, aktörün Bond oynama olasılığı hakkında soruşturma başlatıldı . O zamanlar, önümüzdeki hafta ringde başka bir aktör olacağını iddia ederek bu fikri \"gurur verici\" ama \"sadece söylenti\" olarak nitelendirdi. Richard Madden kesinlikle , Idris Elba, Tom Hardy, Henry Cavill, Rege-Jean Page ve Sam Heughan dahil olmak üzere hayranların dikkatini çeken uzun bir aday listesinden biri."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/29/zayn-malik-4-solo-albumu-uzerinde-calisiyor", "text": "2021'de yayınlanan \"Nobody Is Listening\"in devamı. Görünüşe göre Zayn Malik yeni müzikler yayınlamaya hazırlanıyor olabilir Eski One Direction üyesinin yeni bir albüm kaydettiği bildirildi. Zayn, \"şu anda merakla beklenen dördüncü stüdyo albümü üzerinde çalıştığını\" duyurdu. Zayn, 2021'deki Nobody Is Listening'den beri albüm çıkarmadı. Bundan önce, 2018'de Icarus Falls'u ve 2016'da solo sanatçı olarak ilk albümü olan Mind Of Mine'ı çıkardı. Malik, Mind Of Mine'ı One Direction'dan ayrıldığını açıkladıktan tam bir yıl sonra piyasaya sürdü. Zayn Malik'in Gigi Hadid ile olan 6 yıllık birlikteliği Ekim 2022'de son bulmuştu. Sevgilisinin annesi Yolanda Hadid'e hem sözlü hem de fiziksel şiddet uygulaması nedeniyle uzaklaştırma ve öfke kursuna gitme cezası verilen Zayn Malik'in yeni albümünde bu konular hakkında şarkılar olup olmayacağı şimdiden merak konusu. Malik ile Hadid'in 2 yaşında Khai adını verdikleri bir kızları bulunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/30/alice-in-borderland-netflixin-en-cok-izlenen-japon-dizisi-oldu", "text": "Alice in Borderland'ın 2. Sezonu 22 Aralık'ta yayınlandı ve bir haftadan kısa bir süre içinde yayıncı, dizinin yeni bir rekor kırdığını açıkladı. Alice in Borderland sadece dört günde 61,2 milyon izlenme saatine ulaştı. Sonuç olarak dizi ABD, Japonya, Kanada, Brezilya ve Çin dahil 90 ülkede ilk 10 listesine girmeyi başardı. Toplamda, Alice in Borderland'ın 1. ve 2. Sezonları , 80 milyon akış saatinin bir kombinasyonuna sahip ve bu, Squid Game'in ilk hafta kaydedilen 63 milyon görüntülemesini geride bıraktı. Haro Asa imzalı popüler bir mangadan uyarlanan \"Alice in Borderland\"in ilk sezonu pandemi döneminde yayınlanmış ve Japonya, Singapore, Hong Kong, Tayvan, Tayland, Vietnam, başta olmak üzere Almanya, Fransa, Portekiz gibi Avrupa ülkelerinin de dahil olduğu 70 ülkede en çok izlenen ilk 10 dizi arasında girmeyi başarmıştı. Dizinin popülaritesi Netflix'in 2. sezona yeşil ışık yakmasıyla sonuçlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2022/12/30/jennifer-lopez-hayalimdeki-dugun-filmiyle-sinemalarda", "text": "Jennifer Lopez, Josh Duhamel ve Lenny Kravitz'in başrollerinde oynadığı \"Hayalimdeki Düğün\", korsan bir grup tarafından düğünleri basılan çiftin hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Yönetmen koltuğuna Jason Moore'un oturduğu, komedi ve aksiyon karışımı \"Hayalimdeki Düğün\"ün senaryosunu Mark Hammer ve Elizabeth Meriwether kaleme aldı. Sinema salonlarında bu hafta üçü yerli, 6 film vizyona girecek. Ece İşbilen Dağ ve Deniz Cem Dağ'ın yönetmenliğini üstlendiği \"Dikkat Köpek Var\" komedi meraklılarını sinema solanlarına çekmeyi amaçlıyor. Senaryosunu Memet Güzelbeyoğlu ve Caner Yalçın'ın kaleme aldığı filmde, ödüllü eğitimli köpek Bal ile Nusret Toplar, Güney Kılınç, Mutlu Güney, Onur Büyüktopçu, Buse Şen, Dilara Ortagüz ve Ülkü Toplar'ın da aralarında yer aldığı çok sayıda oyuncu rol aldı. Erkan Bektaş, Sefa Zengin ve Şevki Altunbuken'in oynadığı Mahmut Baldemir'in yönettiği \"Ali Çevlik\", eski bir boks şampiyonunun, Bingöl'de zirveye çıkma potansiyeli olan bir boksörü eğitmesini odağına alıyor. Dram türündeki filmin senaryosunu, Baran Mayda ile Mahmut Baldemir kaleme aldı. Christina Ricci, Santino Barnard ve Don Durrell'in rol aldığı \"Lanetli Göl\", korku ve gerilim meraklılarının ilgisini çekmeye aday. Mohsen Rabiei'nin senaryosunu yazıp, yönettiği yerli korku filmi \"Orman\", bir yaylada hazine aramaya giden gençlerin başından geçenleri konu alıyor. Filmde, genç oyuncular Beyza Nur Önispir, Selda Yeliz Nar ve Gizem Çelebi rol aldı. Kiko Mistrorigo ile Celia Catunda'nın yönettiği animasyon film \"Şeker Kız ve Arkadaşları Macera Adasında\", annesinden çalınan anıları kurtarmak için bir yolculuğa çıkan 8 yaşındaki kızın hikayesini beyaz perdeye yansıtacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/01/12/buyuk-bolumu-turkiyede-cekilen-servet-operasyonu-icin-geri-sayim", "text": "Jason Statham'ın başrolünde oynadığı Hollywood'un ünlü yönetmeni Guy Ritchie'nin büyük bölümü Antalya'da çekilen \"Servet Operasyonu\" filmi, izleyiciyle buluşacak. Sinema salonlarında bu hafta üçü yerli, 6 film izleyiciyle buluşacak. Jason Statham'ın başrolünde oynadığı Hollywood'un ünlü yönetmeni Guy Ritchie'nin büyük bölümü Antalya'da çekilen \"Servet Operasyonu\" filmi, izleyiciyle buluşacak. Filmde, dünyayı tehdit edebilecek ölümcül bir silahı ortadan kaldırmak için milyarder silah tüccarının peşine düşen MI6 ajanı Orson Fortune ve ekibinin hikayesi anlatılıyor. Orson Fortune karakterini canlandıran Statham'a, Hollywood'un ünlü isimleri Aubrey Plaza, Josh Hartnett, Cary Elwes, Hugh Grant, Bugzy Malone ve Max Beesley eşlik ediyor. Kaan Urgancıoğlu, Aksel Üstün, Tim Seyfi ve Bestemsu Özdemir'in de rol aldığı filmin çekimleri 2021 Ocak'ta başladı. Aksiyon ve gerilim türündeki filmin sahnelerinin büyük bölümü EXPO 2016 Antalya Sergi Alanı'nda inşa edilen dev film platosu ile 100 metre yüksekliğindeki EXPO Kulesi'nin terasında, Aspendos Antik Kenti, Karaalioğlu Parkı, kent merkezinin antik yerleşim bölgesi Kaleiçi ve Cumhuriyet Meydanı'nda geçiyor. Gerard Johnstone tarafından sinema perdesine taşınan \"Megan\", bir oyuncak şirketi tarafından tasarlanan ve çocukların hem dostu hem de oyun arkadaşı olarak dizayn edilen insansı robot Megan'ın, görevinin ötesine geçen kararlar almasıyla gelişen korkunç olaylar konu ediliyor. Korku, gerilim ve bilim-kurgu türündeki yapımın başrollerinde Allison Williams, Violet McGraw ve Amie Donald oynuyor. Polonyalı yönetmen, senarist ve oyuncu Jerzy Skolimowski'nin 7 yıl aradan sonra çektiği \"Aİ\", hüzünlü bir eşeğin kocaman gözlerinden dünyanın halini beyazperdeye aktarıyor. Polonya'nın Oscar adayı olarak açıklanan bilim-kurgu ve gerilim türündeki filmin başrollerinde Sandra Drzymalska, Mateusz Kosciukiewicz, Tomasz Organek ve Lorenzo Zurzolo rol aldı. Cenk Çelik'in yönettiği, \"İllegal Hayatlar\", kaçak kumarhane işletmeye çalışan bir adamın hikayesini işliyor. Sosyal medyada \"Röportaj Adam\" olarak bilinen, youtuber ve içerik üreticisi Mahsun Karaca'nın başrolünde oynadığı filmde, Adana'da kaçak kumarhane işleten bir adamın, yapılan baskınlardan kurtulmak ve çeşitli illegal işlerini daha da rahatça yapabilmek için siyasi parti kurması ele alınıyor. Recep Yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı \"Tamiri Mümkün\", ünlü rock grubu Mor ve Ötesi'nin 28 Mayıs 2022'de İnönü Stadı'nda 35 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği konseri sinemaya taşıyor. Naz Gedik, İzzet Çivril ve Reyhan İlhan'ın rol aldığı Ahmet Yaşar Gümüş'ün yönettiği \"Ammar 3: Cin Kabilesi\", haftanın yerli korku filmi olarak beyaz perdedeki yerini alacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/02/21/baftada-turkiye-icin-mavi-kurdeleli-mesaj", "text": "Hollywood'un yıldızları, BAFTA ödüllerinde Kahramanmaraş merkezli depremzedelere dikkat çekmek için mavi kurdele taktı. Colin Farrell, Brendan Gleeson, Jamie Lee Curtis, Sophie Turner, Cate Blanchett, Paul Mescal ve Angela Bassett, Türkiye ve Suriye'de 40 bin kişinin hayatını kaybettiği depremlere atıfta bulunuldu. İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi Ödülleri geçtiğimiz gece düzenlendi. Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve 10 ilimizi etkileyen iki büyük deprem nedeni ile 40 binin üzerinde vatandaşımız vefat etti. İki büyük depremden Suriye de etkilendi ve Suriye'de de ağır yıkımlar gerçekleşti. BAFTA Ödülleri'ne katılan dünyaca ünlü isimler, Türkiye ve Suriye'ye destek olmak için mavi kurdele taktılar. 'İngiliz Yazar, Yönetmen veya Yapımcıdan En İyi İlk Film' dalında ödüle layık görülen 'Aftersun' filminin senaristi ve yönetmeni Charlotte Wells, ödül konuşmasında filmde yer alan Türk ekibe özel bir teşekkürde bulundu. Wells, \"Ekibimizin çoğu Türk'tü. O ülkede, Türkiye ve Suriye'ye etki eden depremden etkilenmeyen herhangi biri olduğunu düşünmüyorum\" ifadelerini kullandı. Mavi kurdele takan isimlerin arasında gelen Aftersun filminin başrol oyuncusu Paul Mescal, \"Yaşanan felakete bir şekilde vurgu yapmak gerçekten önemliydi\" şeklinde konuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/02/ed-sheeran-yeni-albumu-subtracti-duyurdu", "text": "Ed Sheeran korku, depresyon ve kaygı ile keşfettiği kişisel yolculuğunu anlatan 'Substract' albümünü duyurdu. Ed Sheeran, Subtract adlı beşinci stüdyo albümünün 5 Mayıs'ta çıkacağını duyurdu. Yakında çıkacak albümün, sanatçının \"korku, depresyon ve kaygı\" dönemlerinden geçtiği günleri ve kendini keşfetme yolculuğunu sembolize ediyor. Aaron Dessner ile ortaklaşa hazırlanan ve yazılan proje, Sheeran'ın ilk olarak on yıldan fazla bir süre önce \"+\" ile başlayan matematik albümlerinin son bölümü olacak. Albüm, Sheeran'ın merhum arkadaşı Jamal Edwards'a bir saygı duruşu olarak 19 Ocak'ta çıkardığı son teklisi \"F64\"ün ardından, 2023'ün ilk resmi albümü olacak. Ed Sheeran geçen yıl, Camila Cabello ile yaptığı \"Bam Bam\" düetiyle Grammy adaylığı almıştı. Substract'ın duyurusunun yanı sıra Sheeran, üretmenin bir dizi kişisel mücadelede çalışmasına nasıl yardımcı olduğuna dair son derece kişisel bir mesaj paylaştı. Benim terapim şarkı yazmak. Duygularıma anlam vermeme yardımcı oluyor. Şarkılar nasıl olacak diye düşünmeden yazdım, içimden ne döküldüyse onu yazdım. Ve bir haftadan biraz daha uzun bir süre içinde, on yıllık çalışmanın yerini en derin, en karanlık düşüncelerimle değiştirdim. Bir ay içinde, hamile karıma bir tümörü olduğu söylendi üstelik doğum sonrasına kadar tedavi şansı yoktu. Kardeşim gibi gördüğüm, en iyi arkadaşım Jamal aniden hayatını kaybetti ve kendimi mahkemede dürüstlüğümü ve bir söz yazarı olarak kariyerimi savunurken buldum. Korku, depresyon ve kaygı içinde savruluyordum. Boğuluyormuş gibi hissettim, yukarı baktım ama bir türlü nefes alamadım. Bir sanatçı olarak, nerede olduğumu ve hayatımın bu noktasında kendimi nasıl ifade etmem gerektiğini tam olarak temsil etmeyen bir çalışmayı dünyaya sunmak istemedim. Bu albüm tamamen bundan ibaret. Ruhuma açılan gizli bir kapı. İlk kez insanların beğeneceği bir albüm yapmaya çalışmıyorum, sadece dürüst ve yetişkin hayatımda bulunduğum yere uygun bir şeyler ortaya koyuyorum. Bu, geçirdiğim Şubat'ın bir nevi günlüğü ve benim onu anlamlandırma yolum. Bu \"Subtract\" ."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/09/stanley-kubrick-sergisinin-suresi-uzatildi", "text": "İstanbul Sinema Müzesi'nde gösterilen sinema dehası Stanley Kubrick hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı serginin bitiş tarihi, gösterilen talep doğrultusunda 2 Nisan tarihine uzatıldı. İstanbul Sinema Müzesi, Stanley Kubrick sergisinin 2 Nisan'a kadar ziyaret edilebileceğini açıkladı. Başyapıtların yaratıcısı olarak sinema tarihinde çığır açmış Stanley Kubrick hakkında hazırlanan serginin açılışı, 1 Ekim 2022 tarihinde İstanbul Sinema Müzesi Proje Danışmanı Zihni Tümer ve Alman Film Müzesi Küratörleri Hans-Peter Reichmann & Tim Heptner ile birlikte gerçekleşmişti. Açıldığı günden itibaren büyük bir ilgiyle karşılanan serginin bitiş tarihi gösterilen talep üzerine 2 Nisan'a kadar devam edecek. New Yorklu yönetmen Stanley Kubrick'in (1928-1999) tüm çalışmalarına kronolojik bir bakış sunan sergi, İstanbul Sinema Müzesi'nin sergiye özel tasarlanmış 3. ve 4. katlarında özel efektler, modeller ve etkileşimli alanlarıyla sanatçının mekan ve sinema bağlamında yaratıcılığını gözler önüne seriyor. Kubrick'in 1940'larda Look dergisiyle başlayan ilk sanatsal adımlarından son filmi olan Eyes Wide Shut'a kadar 16 filmini kronolojik bir sunumla izleyiciyle buluşturan sergi, izleyicinin Kubrick'in sıra dışı dünyasına yakından tanıklık etmesini sağlıyor. Kubrick'in çoğu yayınlanmamış belge, obje, senaryo, kamera, lens ve orijinal kostümleriyle sanatçının sinema kariyerine derinlemesine bir bakış sunuyor. \"Stanley Kubrick\" sergisi, Alman Sinema Müzesi tarafından Christiane Kubrick, Jan Harlan ve Londra Sanat Üniversitesi Stanley Kubrick Arşivi iş birliğiyle gerçekleştirilmiştir. Warner Bros. Entertainment Inc., Sony-Columbia Pictures Industries Inc., Metro Goldwyn Mayer Studios Inc., Universal Studios Inc., and SK Film Archives LLC. destekleriyle hayata geçirilmiştir. T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Sinema Müzesi ve NuLook Film Yapımcılık tarafından gerçekleştirilen sergi, 2 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/10/bob-odenkirk-tarihin-en-kotu-filmi-olarak-unlenen-the-roomun-yeniden-cekiminde-basrolde", "text": "Çoğunlukla yeşil perde önünde çekilen Acting for a Cause projesi, AIDS araştırma hayır kurumu amfAR'a fayda sağlayacak. Öyle başarısız bir film düşünün ki, başarısızlığı üzerine başka bir film çekiliyor ve daha başarılı oluyor. Evet, tarihin gelmiş geçmiş en kötü filmlerinden biri olarak nitelendirilen 'The Room' ve bu filmin ardındaki başarısızlığı ve bu filmin yapımıyla sonuçlanan beklenmedik bir dostluğu anlatan \"The Disaster Artist\"den bahsediyoruz. 2017'de Disaster Artist'in yayınlanmasının ve filmin iç yüzünü de görmemizin ardından; kült/kamp klasiği The Room, Bob Odenkirk'in filmin yazarı ve yönetmeni Tommy Wiseau'nun canlandırdığı Johnny karakterini üstlenmesiyle yeniden çekildi. Açıklamalar projenin Acting for a Cause organizasyonunun katılımıyla yapıldığını ve gelirin AIDS araştırma yardım kuruluşu amfAR'a gittiğini belirtiyor. The Room'un yeniden yapımı hakkında çok fazla şey bilinmese de, Acting for a Cause'un kurucusu Brando Crawford'un uzun metrajlı filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlendiğini biliyoruz. Ayrıca filmin bu baharda çıkacağına dair sözler duyuyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/10/sweeney-ve-moore-ile-yurek-hoplatan-bir-gerilim", "text": "\"Mare of Easttown\"'ın yapımcısı Brad Ingelsby yeni uzun metrajlı filmi \"Echo Valley\" için Hollywood yıldızlarından Julianne Moore ve Sydney Sweeney'e imza attırdı. Lehçe koçunu hatta bağlayın, \"Mare of Easttown\" yaratıcısı Brad Ingelsby ile Güneydoğu Pennsylvania'ya geri dönüyoruz. Yapımcı-yazar, yeni uzun metrajlı filmi \"Echo Valley\" için Hollywood yıldızlarından Julianne Moore ve Sydney Sweeney'e imza attırdı. Geçmişte yaşadığı trajedileri, çiftliğinde atlarını eğiterek ve binerek atlatmaya çalışan bir kadın olan Kate Garrett ve bu sessiz sakin düzeni bir anda üzerinde başkasının kanıyla kapıda beliren kızı Claire , Echo Valley'in baş karakterleri olacak. \"Echo Valley\", bu basit öncülden yola çıkarak, bir annenin çocuğunu kurtarmak için ne kadar ileri gidebileceğine dair yürek hoplatan bir gerilim filmine dönüşüyor. Filmin senaryosunu; Kate Winslet'ı ikinci kez Emmy'e kavuşturan HBO dizisi Mare of Easttown'ın senaristi Brad Ingelsby kaleme alıyor. Yönetmen koltuğunda ise BAFTA ödüllü Michael Pierce oturuyor. 2024 yılında gösterime girmesi beklenen Echo Valley'e Apple TV+ ev sahipliği yapacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/13/harrison-ford-ile-ke-huy-quan-95-oscarda-yeniden-bir-araya-geldi", "text": "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında oscar kazanan Ke Huy Quan ile 1984'te Indiana Jones filminde birlikte rol aldığı Harrison Ford, Oscar sahnesinde kucaklaştı. Ke Huy Quan ile Harrison Ford ilk kez 1984 yılında \"Indiana Jones the Temple of Doom'da birlikte çalıştı. Filmin vizyona girmesinden yaklaşık 40 yıl sonra ikili, \"Everything Everywhere All At Once\" kazanırken sahnede kucaklaştı. Ke Huy Quan duygusal bir Oscar gecesini \"Indiana Jones and the Temple of Doom\"daki rol arkadaşı Harrison Ford ile sahnede yeniden bir araya gelerek noktaladı. Ford, en iyi film dalında \"Everything Everywhere All At Once\" ya giden 2023 töreninin son ödülünü takdim etti. \"Everything Everywhere\" ekibi ödülü almak için sahneye çıkarken Quan ve Ford karşı karşıya geldi, iki oyuncu ve eski rol arkadaşları duygusal bir kucaklaşma paylaştı. Quan, törende En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar kazandı. Ford, sezon boyunca tüm ödüllerde Quan'ın \"Everything Everywhere\" performansını savundu. Quan, Hollywood'a bir çocuk oyuncu olarak başladı ve ilk uzun metrajlı filmini Ford'la birlikte Steven Spielberg'in 1984 yapımı \"Indiana Jones and the Temple of Doom\" macerasında yaptı. \"Everything Everywhere All at Once\" en iyi yönetmen dahil toplam yedi Oscar kazandı. Quan'ın rol arkadaşları Michelle Yeoh ve Jamie Lee Curtis sırasıyla en iyi kadın oyuncu ve yardımcı kadın oyuncu Oscar'larını evine götürdü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/13/john-travolta-oscarda-olivia-newton-johnu-onurlandirdi", "text": "John Travolta, 2023 Oscar'larında Olivia Newton-John'u hatırlarken duygusallaşıyor. John Travolta, dün akşam Oscar'da uzun süredir arkadaşı ve Grease'in başrol oyuncusu Olivia Newton-John'a saygılarını sundu. Oyuncu, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden yeteneğin anısına sunumunu tanıtmak için Los Angeles'taki Dolby Theatre'da sahne aldı. Newton-John'un adını vermese de sektörde arkadaşlar edinmekten bahsetti ve sette oyuncu olarak yapmayı sevdikleri şeyi yaparken, genellikle sevdikleri insanlarla da tanıştıklarını söyledi. Ne yazık ki yıllar geçtikçe bu insanlar sevdiklerinin kalplerinde boş bir yer bırakarak vefat ediyor. Gözlerinde yaşlarla, Grease'den Newton-John'un ikonik şarkısı \"Hopelessly Devoted to You\"tan alıntı yaparak, kalabalığa \"her zaman umutsuzca bağlı kalacağımız o sevgili dostları\" hatırlamalarını istedi. Kült-klasik filmde Sandy Olsson'ı canlandıran Newton-John, Danny Zuko'yu canlandıran Travolta'ya olan tutkulu aşkını düşünürken parçayı söylüyor. Travolta'nın duygusal konuşmasının ardından Lenny Kravitz, \"Calling All Angels\" adlı şarkısını seslendirirken, sahne ekranında kısa süre önce hayatını kaybeden Hollywood yaratıcılarının siyah beyaz fotoğraflarının yer aldığı slayt gösterisi oynandı. Newton-John, meme kanseriyle 30 yıllık bir savaşın ardından 8 Ağustos 2022'de hayata veda etti. Travolta, vefatının ardından ekrandaki sevgilisine ve yakın arkadaşına adanmış duygusal bir Instagram gönderisi paylaştı. \"Sevgili Olivia, hepimizin hayatını çok daha iyi hale getirdin. Etkin inanılmazdı. Seni çok seviyorum. Seni yolda göreceğiz ve hep birlikte tekrar birlikte olacağız. Senin Danny'nin, senin John'un!.\" sevgili aktrisin eski bir fotoğrafının yanına yazdı. 74. doğum günü olan 26 Eylül'de Newton-John'u Instagram Hikayesinde, Grease setinde ikonik daracık tamamen siyah görünümlerini giyen ikilinin eski bir fotoğrafını paylaşarak bir kez daha hatırladı . Fotoğrafın üzerine \"Doğum günün kutlu olsun Olivia'm\" yazdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/13/karl-lagferfeld-dizisi-kaiser-karl-hakkinda-bildiklerimiz", "text": "Efsanevi tasarımcı Karl Lagerfeld'in hayatı ve kariyerine odaklanan yeni bir dizi hazırlanıyor. Kaiser Karl, kendi markasını kurmadan önce Chanel'den Chloe ve Fendi'ye dünyanın en önde gelen moda evlerinden bazılarını yöneten Lagerfeld'in mirasının haritasını çıkaracak ve Disney+'ta yayınlanacak. Dizi, yine hayata veda eden tasarımcıya ithaf edilen bu yılki Met Gala'yı takip edecek. Alman tasarımcı 2019'da 85 yaşında öldü ve ölümüne kadar çalıştı. O, tarihin en üretken ve ünlü tasarımcılarından biriydi, bu nedenle moda hayranları, ona adanmış bir diziyi izleme keyfine ulaşacaklar. 1970'lerin Paris'inin moda dünyasında geçen altı bölümlük dizi, tasarımcının nasıl ortaya çıktığını anlatacak. Variety'ye göre film, moda dünyasına yeni adım atan ve dünyanın en ünlü moda tasarımcısı olma hayalleri kuran 38 yaşındaki bir Lagerfeld'i takip edecek. Bildiğimiz gibi, kurduğu moda evine katılarak ve 36 yılını dümende geçirerek Coco Chanel'in yerini aldı. Kaiser Karl, Lagerfeld ile Yves Saint Laurent arasındaki rekabeti de araştıracak. The Hollywood Reporter, Alman aktör Daniel Brühl'ün Lagerfeld rolünü üstleneceğini, Arnaud Valois ve Alex Lutz'un moda rakipleri Yves Saint Laurent ve Pierre Berge'yi canlandıracağını bildirdi. Theodore Pellerin, Jacques de Bascher'ı oynayacak ve Agnes Jaoui, Lagerfeld'in yeteneğini ilk fark eden ünlülerden biri olan Chloe'nin kurucusu Gaby Aghion'u canlandıracak. Fransız havalı kız ve Rouje'nin tasarımcısı Jeanne Damas , ünlü ressam Pablo Picasso'nun kızı olan taklit edilemez Paloma Picasso'yu canlandıracak. Andy Warhol rolünde Paul Spera; aktris Marlene Dietrich rolünde Sunny Melles; ve tasarımcı Loulou de la Falaise rolünde Claire Laffut yer alıyor. Dizi şu anda Fransa, Monako ve İtalya'da çekiliyor ancak henüz resmi bir çıkış tarihi yok. Kaiser Karl, Disney+'ta prömiyer yapacak ve Jerome Salle ve Audrey Estrougo tarafından yönetilecek. Kısmen 2019 biyografisi Kaiser Karl: The Life of Karl Lagerfeld'e dayanacak ve yazar Raphaelle Bacque, Isaure Pisani-Ferry'nin senaryoyu yazmasına yardım edecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/14/jenna-ortega-beetlejuice-2da-oynayacak", "text": "Jenna Ortega Tim Burton evreninde başka bir başrole göz kırpıyor. Ünlü yıldızın Bettle Juice 2 için görüşmelere başladığı bildirildi. Çığlık 6'daki rolünden hemen sonra, raporlar Jenna Ortega'nın Beetlejuice 2 kadrosuna katılmak için görüşmelerde bulunduğuna dikkat çekiyor. Jenna Ortega'nın şu anda 1988 korku komedisi Beetlejuice'un devamı niteliğindeki filmde bir başrolü canlandıracağı konuşuluyor. Beetlejuice 2'deki bir rol, Ortega'nın Wednesday dizisindeki çıkışının ardından Tim Burton evreninde başka bir role göz kırptığı anlamına geliyor. Tim Burton, anlaştığı oyuncuları bir çok yapımda buluşturmasıyla biliniyor. Ortega, Wednesday'in ilk dört bölümünü yöneten Burton'la çalışmanın ne kadar harika olduğunu paylaşarak, Burton'a olan güvenine ve ortaklığına dikkat çekti. Hiçbir ayrıntı teyit edilmemiş olsa da, devam filminde tekrardan Beterböcek olarak Michael Keaton'ın ve Lydia Deetz olarak Winona Ryder'ın rol alması bekleniyor. Burton'ın yöneteceği projede, Ortega'nın Lydia Deetz'in kızını canlandıracağı düşünülüyor. Jenna Ortega ve Beetlejuice 2 ile ilgili daha fazla ayrıntı için takipte kalın!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/03/14/the-last-of-us-ikinci-kisimi-birden-cok-sezona-ilham-kaynagi-olacak", "text": "Yapımcıları Craig Mazin ve Neil Druckmann'a göre, dizi uyarlaması oldukça ilgi çeken ve milyonlara ulaşan popüler video oyunu \"The Last of Us\"ın 2. kısmı, birden çok sezona uyarlanacak. The Last of Us'ın ilk sezonu için, yapımcıları Craig Mazin ve Neil Druckmann, popüler video oyunu serisinin TV uyarlamasının amiral gemisi oyunun olay örgüsüne sadık kalacağı konusunda verdikleri sözü tuttular. İkili, başarılı serinin gelecek hikaye taslaklarını oluştururken, ikinci bölümün \"birden çok sezon\" boyunca süreceğini onayladılar. Mazin ve Druckmann'a ikinci sezonun devam filminin tam hikayesini içerip içermeyeceği sorulduğunda Mazin, \"Hayır. Bu kesinlikle mümkün değil.\" diyerek yanıt verdi. Druckmann, \"Birden fazla sezon var,\" diye ekledi. Video oyunu da hala devam etmekte olan dizinin tamamlanması için birkaç sezon gerektirecek olması pek de şaşırtıcı değil. 2020'de PlayStation 4'te orijinalinden yedi yıl sonra piyasaya sürülen The Last of Us Part II, amiral gemisi oyununa göre çok daha incelikli. Devam oyunu, yaratıcıların dizi uyarlamasında muhtemelen birebir replikler ve iç içe geçmiş roller oynayacak önemli ölçüde daha fazla karakter, hikaye ve aksiyon içeriyor. The Last of Us Part II, ilk bölümdeki Pedro Pascal'ın canlandırdığı Joel'i, Bella Ramsey'nin Ellie'si, Gabriel Luna'nın Tommy'si ve Rutina Wesley'nin Maria'sı gibi birçok karakteri yeniden bir araya getiriyor. Henüz 2. sezonun yayın tarihi hakkında bir açıklama yapılmamış olsa da, dizinin yapımcıları şimdiden heyecan uyandıracak açıklamalarda bulundu. Mazin, \"Daha çok 'sona kalan' var. Sonrasında çok daha fazla enfekte olma ihtimali çok yüksek. Hatta belki de yeni türler.\" diyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/10/borusan-sanatta-bu-hafta", "text": "Borusan Sanat, dünyaca ünlü sanatçıları sahnesinde ağırlamaya devam ediyor. Borusan Sanat, dünyaca ünlü sanatçıları sahnesinde ağırlamaya devam ediyor. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, 13 Nisan Perşembe günü Carlo Tenan yönetimindeki konserde Belçikalı piyanist Denis Kozhukhin'e eşlik ederken 20 Nisan Perşembe günü ise sezona görkemli bir konser ile veda ediyor. Çevrimiçi video platformu borusansanat.tv üzerinden sunulan konser kayıtları ise dinleyicileri çağdaş müzikle buluşturmaya devam ediyor. BİFO'nun piyanist Kozhukhin ile bir araya geldiği konserde, klasik ve romantik dönemin önemli bestecilerinden Beethoven ve Brahms'ın yapıtları seslendirilecek. Senfonik müzik, opera ve bale yorumları her geçen gün artan uluslararası bir ilgiyi üzerine çeken, derin bir çağdaş müzik kavrayışına sahip Carlo Tenan, 2010 yılında Kraliçe Elizabeth Yarışması'nda birincilik ödülünü kazanan Kozhukhin'le İstanbul'da ilk kez buluşacak. Bu özel konser, 13 Nisan Perşembe günü saat 20.00'de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde. BİFO, Nisan ayının son konserinde 20 Nisan Perşembe günü 20.00'de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde müzikseverlerle buluşuyor. Konserin solisti ise Nürnberg'deki ilk sahne performansının ardından dikkatleri üzerine çeken, ardından Rhein, Berlin, Viyana, Londra ve Paris sahnelerinde başarılara imza atan, özellikle Alban Berg'in Lulu operasındaki başrol başarısıyla yıldızı parlayan koloratur soprano Marlis Petersen olacak. BİFO'yu bu konserde şef Patrick Hahn yönetecek. Borusan Sanat, konser deneyimini dijitale taşıyan platformu borusansanat.tv ile birbirinden değerli sanatçıların yer aldığı konserleri izleyenlere ulaştırmaya devam ediyor. Her hafta müzikseverlere keyifli bir program sunan platformda bu hafta ilk olarak Rembrandt Trio'nun Borusan Müzik Evi'nde verdiği konserin kaydı müzikseverler ile buluşuyor. 15 Nisan Cumartesi günü saat 20.00'de yayınlanacak konser, iki hafta boyunca yayında olacak. Bununla birlikte 16 Nisan Pazar günü saat 11.30'da ise Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO'nun, viyolonsel sanatçısı Gautier Capuçon'a eşlik ettiği \"BİFO & GAUTIER CAPUÇON\" başlıklı konser yayına giriyor. Bu konser, bir hafta boyunca borusansanat.tv'de izlenebilecek. Konserlerin öncesinde, konser öncesi yapılan söyleşiler ekranlarınızda olacak. Rembrandt Trio, cazı ileriye taşımaya devam eden sanatsal merakları ve yenilikçi işbirlikleriyle uluslararası düzeyde tanınıyor. Hem 2007 hem 2014'te albümleri Hollanda'da Grammy Ödülleri'ne aday gösterilen Rembrandt Trio, cazın klasikle ve eskinin yeniyle bir araya geldiği albümlerini bu konserde izleyicilerle buluşturuyor. Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO, 20. yüzyılın en çarpıcı örneklerinden biri olan Bahar Ayini'ni seslendiriyor. Bugün 20. yüzyıl müziğinde yepyeni bir ses dünyasının başlangıcına bir örnek olarak kabul edilen yapıt, BİFO'nun heyecan verici yorumuyla izleyenlerle buluşuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/10/star-wars-celebrations-etkinliginde-indiana-jones-surprizi", "text": "Filmin yeni fragmanı, oyuncular Phoebe Waller-Brige ve Mads Mikkelsen ile yönetmen James Mangold'un katılımıyla etkinlikte gösterildi. Sinema tarihinin kült serilerinden Indiana Jones'un yeni filmi Indiana Jones ve Kader Kadranı'nın dünya prömiyerinin bu seneki Cannes Film Festivali'nde gerçekleştirileceğinin açıklanmasından sadece birkaç gün sonra filmden yeni fragman geldi. Londra'da gerçekleşen 'Star Wars Celebrations'da filmin oyuncuları Phoebe Waller-Bridge ve Mads Mikkelsen ile yönetmen James Mangold'un katılımıyla gösterilen fragman büyük heyecan yarattı. Harrison Ford'un efsanevi arkeolog Indiana Jones'a yeniden hayat verdiği 'Indiana Jones ve Kader Kadranı', 30 Haziran'da vizyona girecek. Londra'da düzenlenen 'Star Wars Celebrations' etkinliğinde büyük bir sürpriz yaşandı. 'Indiana Jones ve Kader Kadranı' filminin yıldızları, yönetmeni ve yapımcıları, serinin hayranlarını yepyeni fragmanı ve resmi afişi paylaşarak şaşırttı. Oyuncular Phoebe Waller-Bridge ve Mads Mikkelsen ile yönetmen / senarist James Mangold ve yapımcı Kathleen Kennedy'nin katıldığı etkinlikte, Harrison Ford da ilettiği mesaj ile heyecanla beklenen serinin son filmine dair yeni detayları paylaştı. Efsanevi oyuncu Ford'un son Indiana Jones macerası olacak film, 18 Mayıs'ta Cannes Film Festivali'nde dünya prömiyerini gerçekleştirecek ve 30 Haziran'da ise sinemalarda gösterime girecek. Lucasfilm imzalı 'Indiana Jones ve Kader Kadranı'nda Harrison Ford efsanevi kahraman arkeolog olarak soluksuz bir serüvene atılacak. Filmde Ford'a Phoebe Waller-Bridge, Antonio Banderas, John Rhys-Davies, Toby Jones, Boyd Holbrook, Ethann Isidore ve Mads Mikkelsen eşlik ediyor. Yönetmen koltuğunda ise James Mangold oturuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/12/sonar-istanbulun-gunluk-biletleri-satista", "text": "Elektronik müziğin en iyilerinin buluştuğu Sonar Istanbul'un günlük biletleri satışta! Müzik, yaratıcılık ve teknolojiyi birleştiren ve binlerce müzikseveri ağırlayan Sonar İstanbul'un günlük biletleri satışa çıktı. %100 Müzik ana sponsorluğunda, 28-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival elektronik müzik dünyasının önde gelen isimlerinden oluşan bir line-up sunuyor. Festivalin son eklenen ismi ise ses getiren remixleriyle dans pistlerine hareket katmaya devam eden dünyaca ünlü DJ Maya Jane Coles oldu. Bu yıl 28-30 Nisan tarihleri arasında 7. kez ve ilk kez 3 güne yayılarak %100 Müzik ana sponsorluğunda Zorlu PSM'de gerçekleştirilecek, elektronik müzik sahnesinin en iyilerini buluşturacak Sonar Istanbul'un günlük biletleri satışa çıktı. Müzikseverler günlük bilet satın alarak Sonar Istanbul'a katılabilecek. Elektronik müzikseverleri zengin bir müzikal ve görsel deneyimle buluşturmaya hazırlanan Sonar Istanbul'un dopdolu line-up'ına eklenen son isim, remixleriyle dans pistlerini hareketlendiren, klasik müzikten dub'a, punk'tan jazz'a birbirinden farklı müzik türlerini elektronik müzikle harmanlayan İngiltere çıkışlı DJ, şarkı yazarı ve yapımcı Maya Jane Coles oldu. 40'ı aşkın ülkede, birçok dünyaca ünlü festivalde sahne alan, Beatport ve Mixmag tarafından 'Yılın DJ'i', 'Yılın Yapımcısı' ve 'Yılın Remix'i' gibi ödüllere layık görülen sanatçı, festivalin son gününde sahne alacak. Sonar Istanbul 2023'te daha önce açıklandığı üzere, Belfast-doğumlu/Londra merkezli efsanevi ikili BICEP , çok yönlü elektronik müziği umut dolu tonlarla betimleyen David August , tekno türünde kendi yolunu güçlü yeni adımlarla bulan KAS:ST, avangart elektronik müziğin kralı Richie Hawtin, dünyaca ünlü tekno DJ'i ANNA, kendini teknoda öne çıkan yeni yeteneklerden biri olarak kabul ettirmiş VTSS, elektronik müziği ve dijital görsel sanatı, insanlığın dünyadaki yerine işaret eden enstalasyonlar, canlı performanslar ve sarmal görsel-işitsel deneyimler ile bilimsel bir yaklaşım kullanarak birleştiren Max Cooper (3D AV), kendisini karmaşık sentezli elektronik melodileriyle kabul ettiren DJ Tennis ve bilinenle bilinmeyenin yarattığı duyguları bir araya getiren, klasik müzik eğitimine sahip müzisyen Carlita'dan oluşan Astra Club (Carlita B2B DJ Tennis), akıcı ritimleriyle ve teknoyla yeni bir müzikal evren yaratan BLAWAN, Birleşik Krallık'ın en heyecan verici yeteneklerinden TSHA , ritim yüklü bas dizilimleri ile parlak, melodik nakaratları birleştiren Peru doğumlu, Berlin merkezli prodüktör Sofia Kourtesis , meydan okuyan tekno dili, ruha dokunan piyano parçaları ve folktronikle harmanlanmış sesleri ile CLARK , elektronik müziği hayal gücü ve sürprizlerle zenginleştiren Objekt, parçalarındaki vokalleri pop ve çağdaş disko kültürüyle birleştirerek özel bir füzyon yaratan Lyra Pramuk , başarılı örnekleriyle elektronik ve rock müzik arasında köprü kuran Goose, dinamik ve türleri esneten bir yapımcı olarak spot ışıklarını üstüne çeken or:la'yı da ağırlayacak. Türkiye'nin elektronik müzik sahnesinin önemli sanatçıları da festival boyunca unutulmaz performanslar sergileyecek. Sonar Istanbul 2023'te Ali Özel B2B MFY, Duality By Dirgen & Karışman, Ece Özel, Evrim De Evrim B2B Procombo, Gaia Ekho, İpek İpekçioğlu, Merve Baykal B2B Feyza Emir, Moophy, Murat Uncuoğlu, Raw, Sinemis ve Volkan Gündüz sahne alacak. Festival kapsamında bu yıl da gerçekleştirilecek Sonar+D'nin programı da açıklandı. Sonar İstanbul bu yıl 15, 16 ve 17 Haziran 2023'te Barcelona'daki Sonar Festivali'nin 30. yıl dönümü kutlamasının heyecanını da yaşatacak. Bu yıl 28-30 Nisan tarihleri arasında 7. kez ve ilk kez 3 güne yayılarak %100 Müzik ana sponsorluğunda Zorlu PSM'de gerçekleştirilecek, elektronik müzik sahnesinin en iyilerini buluşturacak Sonar Istanbul'un günlük biletleri satışa çıktı. Müzikseverler günlük bilet satın alarak Sonar Istanbul'a katılabilecek. Elektronik müzikseverleri zengin bir müzikal ve görsel deneyimle buluşturmaya hazırlanan Sonar Istanbul'un dopdolu line-up'ına eklenen son isim, remixleriyle dans pistlerini hareketlendiren, klasik müzikten dub'a, punk'tan jazz'a birbirinden farklı müzik türlerini elektronik müzikle harmanlayan İngiltere çıkışlı DJ, şarkı yazarı ve yapımcı Maya Jane Coles oldu. 40'ı aşkın ülkede, birçok dünyaca ünlü festivalde sahne alan, Beatport ve Mixmag tarafından 'Yılın DJ'i', 'Yılın Yapımcısı' ve 'Yılın Remix'i' gibi ödüllere layık görülen sanatçı, festivalin son gününde sahne alacak. Sonar Istanbul 2023'te daha önce açıklandığı üzere, Belfast-doğumlu/Londra merkezli efsanevi ikili BICEP , çok yönlü elektronik müziği umut dolu tonlarla betimleyen David August , tekno türünde kendi yolunu güçlü yeni adımlarla bulan KAS:ST, avangart elektronik müziğin kralı Richie Hawtin, dünyaca ünlü tekno DJ'i ANNA, kendini teknoda öne çıkan yeni yeteneklerden biri olarak kabul ettirmiş VTSS, elektronik müziği ve dijital görsel sanatı, insanlığın dünyadaki yerine işaret eden enstalasyonlar, canlı performanslar ve sarmal görsel-işitsel deneyimler ile bilimsel bir yaklaşım kullanarak birleştiren Max Cooper (3D AV), kendisini karmaşık sentezli elektronik melodileriyle kabul ettiren DJ Tennis ve bilinenle bilinmeyenin yarattığı duyguları bir araya getiren, klasik müzik eğitimine sahip müzisyen Carlita'dan oluşan Astra Club (Carlita B2B DJ Tennis), akıcı ritimleriyle ve teknoyla yeni bir müzikal evren yaratan BLAWAN, Birleşik Krallık'ın en heyecan verici yeteneklerinden TSHA , ritim yüklü bas dizilimleri ile parlak, melodik nakaratları birleştiren Peru doğumlu, Berlin merkezli prodüktör Sofia Kourtesis , meydan okuyan tekno dili, ruha dokunan piyano parçaları ve folktronikle harmanlanmış sesleri ile CLARK , elektronik müziği hayal gücü ve sürprizlerle zenginleştiren Objekt, parçalarındaki vokalleri pop ve çağdaş disko kültürüyle birleştirerek özel bir füzyon yaratan Lyra Pramuk , başarılı örnekleriyle elektronik ve rock müzik arasında köprü kuran Goose, dinamik ve türleri esneten bir yapımcı olarak spot ışıklarını üstüne çeken or:la'yı da ağırlayacak. Türkiye'nin elektronik müzik sahnesinin önemli sanatçıları da festival boyunca unutulmaz performanslar sergileyecek. Sonar Istanbul 2023'te Ali Özel B2B MFY, Duality By Dirgen & Karışman, Ece Özel, Evrim De Evrim B2B Procombo, Gaia Ekho, İpek İpekçioğlu, Merve Baykal B2B Feyza Emir, Moophy, Murat Uncuoğlu, Raw, Sinemis ve Volkan Gündüz sahne alacak. Festival kapsamında bu yıl da gerçekleştirilecek Sonar+D'nin programı da açıklandı. Sonar İstanbul bu yıl 15, 16 ve 17 Haziran 2023'te Barcelona'daki Sonar Festivali'nin 30. yıl dönümü kutlamasının heyecanını da yaşatacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/12/the-marvelsin-ilk-fragman-yayinlandi", "text": "10 Kasım 2023'te sinemelarda gösterime girecek olan 'The Marvels'ın merakla beklenen ilk fragmanı yayınlandı! Brie Larson, Teyonah Parris, Iman Vellani, Samuel L. Jackson, Zawe Ashton vePark Seo-joon'un başrollerinde yer aldığı, yönetmenliğini Nia DaCosta'nın üstlendiği, senaryosunu ise DaCosta ile birlikte Elissa Karasik ve Zeb Wells'in kaleme aldığı 'The Marvels'ın merakla beklenen ilk fragmanı yayınlandı. Nick Fury ile randevulaşmanın bolca yaşanacağı bu yılın sonuna doğru, 10 Kasım'da vizyona girecek olan filmde Carol Danvers yani Captain Marvel, despot Kree tarafından çalınan kimliğini geri kazanır ve Yüce Zeka'dan intikam alır. Ancak yaşanan beklenmedik bir olay sonucu Carol, dengesi bozulmuş bir dünyanın yükünü sırtlanır. Görevi gereği bir Kree devrimcisine bağlı anormal bir solucan deliğine gönderilmesi, hayatını tamamen değiştirecektir. Burada Carol'un güçleri, bir Jersey City hayranı olan Kamala Khan yani Ms. Marvel ve Carol'ın ayrı düştüğü yeğeni S. A. B. E. R astronotu olan Captain Monica Rambeau ile karışır. Bu sürpriz üçlü birlikte hareket ederek kainatı kurtarmaya çalışacaktır. Marvel'ın renkli ve aksiyon dolu dünyasına sinemaseverleri davet eden 'The Marvels'la 10 Kasım'da buluşmak için geri sayım başladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/18/stephen-kingin-kisa-hikayesinden-beyaz-perdeye-uyarlanan-the-boogeymanden-yeni-fragman-yayinlandi", "text": "2 Haziran'dan itibaren beyaz perdede izleyiciyle buluşak olan ve korku edebiyatının efsane ismi Stephen King'in kısa hikayesinden uyarlanan 'The Boogeyman'in fragman ve afişi yayınlandı. Rob Savage'ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmin oyuncu kadrosunda Sophie Thatcher, Chris Messina, Vivien Lyra Blair, Marin Ireland, Madison Hu, LisaGay Hamilton ve David Dastmalchia yer alıyor. \"Çocukken King'in kısa hikayesini okuduğumda hissettiğim korkuyu çok iyi hatırlıyorum ve sinemaseverlere yaşatmak istediğim duygu da işte bu çocukluk korkusu.\" sözleriyle filmin genel ruhunu betimleyen yönetmen Savage, 'The Boogeyman'i, korku ve sevginin aynı oranda olduğu klasik bir korku filmi olarak nitelendiriyor. Yakın zamanda annelerinin ölümüyle başa çıkmaya çalışan lise öğrencisi Sadie Harper ve küçük kardeşi Sawyer, kendi acısıyla yüzleşen terapist babaları Will'den bekledikleri desteği görmezler. Kardeşler yeni hayatlarına alışmaya çalışırken evlerinde beliren çaresiz bir danışanla birlikte tüyler ürpertici doğa üstü bir varlıkla karşı karşıya gelecek ve yaşamları alt üst olacaktır. \"Karanlıktan korkmanız için bir sebep vermeyi heyecanla bekliyoruz\" mesajıyla izleyicilerini beyazperdeye davet eden 'The Boogeyman', 2 Haziran'dan itibaren sinema salonlarındaki sıcaklığı yükseltecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/18/yarinin-hayaletleri-isimli-karma-sergi-tarihi-yarimadada", "text": "27 Nisan tarihinde açılacak ve bir ay süreyle Artcrowdistanbul'da online ve Barın Han'da fiziki olarak izlenebilecek olan 'Yarının Hayaletleri' isimli sergide farklı disiplinlerden 13 usta sanatçı yer alıyor. \"İnsan ve Zaman\" konusuna odaklanan, insanı kapsayan ve zamanla değişen, kaybolan, anılan tüm konuları kapsamayı hedefleyen sergide, Psikoloji, sosyoloji ve mimari disiplininin okumalarından faydalanıp, bireysel yorumlarını aktaracak bir ekiple bir araya geliyor. Serginin küratörü Şanel Şan Sevinç serginin temasına dair: \"Geçmiş, bugün, gelecek eksenimizin iç içe geçtiği, tarihin ve zamanların gözümüzün önünde parçalandığı bugünlerde, biz hangi zamana ait olduk? Anılarımızın ait olduğu geçmişe mi, anda kaldığımız bugüne mi, bilmediğimiz geleceğe mi? Bizler de bugün var olan yarının hayaletleri değil miyiz?\" diyor. Zaman & Mekan ekseninde çocukluğumuzun evlerinin, semtlerinin, şehirlerinin, ülkelerinin değişimi ve tanıklıklarımız; geçmiş-bugün-gelecek ekseninde yaşamın bizlere ne ifade ettiği; özünü arayış, yaşamı anlamlandırma arayışımızda sığındığımız alanlar gibi konulara temas ediyor. Aynı zamanda hipokampüs beynimizin hafıza merkezidir, kısa süreli hafızaya alınan bilgileri uzun süreli hafızaya aktarır. Aktaramadığı noktada yaşanan hafıza sorunları ile 'insan' nereye ait olur? Sorusuna da yanıt arıyor. Sergi Emin Barın'ın yaratıcılık bayrağını bugün de devam ettiren Barın Han'da düzenleniyor. Barın Han'ın ve yer aldığı bölgenin katmanlı tarihi üzerine güncel bir sergi oturtmak fikri de serginin içeriğiyle örtüşmesi itibarıyla tercih sebebi olmuş. Yine Hipokampüs'ün odacıklı yapısına gönderme yapacak şekilde Barın Han'ın odacıklı mimarisine yayılan sergi, Emin Barın'a ve yarattıklarına da saygı duyuyor. Ersa Mobilya'nın da sergi dinlenme alanlarını tasarladığı sergi 27 Nisan 27 Mayıs tarihleri arasında Çemberlitaş'ta yer alan Barın Han'da izlenebilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/04/28/turkiyenin-usta-muzisyenleri-ile-nils-petter-molvr-bir-arada", "text": "Türkiye'nin usta müzisyenleri ve Nils Petter Molv r, 3 Mayıs Çarşamba, saat 20:30'da müzikseverler ile buluşacak. Caz müzik sahnesinin önemli isimlerinden Sabri Tuluğ Tırpan , Cenk Erdoğan , Hamdi Akatay, Volkan Öktem ve Eylem Pelit'in bir araya gelerek oluşturduğu Almagest Quintet ve dünyaca ünlü caz trompetçi Nils Petter Molv r, 3 Mayıs Çarşamba, saat 20.30'da, İş Kuleleri Salonu'nda müzikseverler ile buluşacak. Almagest Quintet, konserde kendi bestelerinin yanı sıra, uzun bir aradan sonra Türkiye'de ilk konserini İş Sanat'ta verecek Nils Petter Molv r'in bestelerini de seslendirecek. Caz, ambient, house ve elektronik müziği ustalıkla bir araya getiren Molv r, performanslarında akustik tınıları elektronik dünyaya dahil ederek, pop, rock, funk ve modern caz dünyasının sınırlarını genişletmeye devam ediyor. Almagest Quintet, konserde kendi bestelerinin yanı sıra, uzun bir aradan sonra Türkiye'de ilk konserini İş Sanat'ta verecek Nils Petter Molv r'in bestelerini de seslendirecek. Caz, ambient, house ve elektronik müziği ustalıkla bir araya getiren Molv r, performanslarında akustik tınıları elektronik dünyaya dahil ederek, pop, rock, funk ve modern caz dünyasının sınırlarını genişletmeye devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/02/sonar-istanbulun-uc-gunluk-festival-maratonunu-tamamlandi", "text": "Sonar Istanbul 2023, elektronik müzik sahnesinin önde gelen müzisyenleri ve yeni medya sanatçıları ile 28-30 Nisan tarihleri arasında bir kez daha Zorlu PSM'de gerçekleştirildi. 7. kez düzenlenen festival 3 günde 10.000'den fazla müzikseveri ağırladı! Müzik, yaratıcılık ve teknolojiyi birleştiren ve binlerce müzikseveri ağırlayan Sonar İstanbul, bu yıl tarihinde ilk kez 3 güne yayılarak %100 Müzik'in katkılarıyla 28-30 Nisan arasında elektronik müzik dünyasının en iyileri arasında yer alan sanatçıları müzikseverlerle buluşturarak 7. kez Zorlu PSM'de festival maratonunu tamamladı. Sonar Istanbul'da bu yıl, elektronik müziğin kraliçesi Maya Jane Coles, Belfast-doğumlu/Londra merkezli efsanevi ikili BICEP , çok yönlü elektronik müziği umut dolu tonlarla betimleyen David August , tekno türünde kendi yolunu güçlü yeni adımlarla bulan KAS:ST, kendisini karmaşık sentezli elektronik melodileriyle kabul ettiren DJ Tennis ve bilinenle bilinmeyenin yarattığı duyguları bir araya getiren, klasik müzik eğitimine sahip müzisyen Carlita'dan oluşan Astra Club (Carlita B2B DJ Tennis), meydan okuyan tekno dili, ruha dokunan piyano parçaları ve folktronikle harmanlanmış sesleri ile CLARK , elektronik müziği hayal gücü ve sürprizlerle zenginleştiren Objekt, parçalarındaki vokalleri pop ve çağdaş disko kültürüyle birleştirerek özel bir füzyon yaratan Lyra Pramuk , başarılı örnekleriyle elektronik ve rock müzik arasında köprü kuran Goose ve dinamik ve türleri esneten bir yapımcı olarak spot ışıklarını üstüne çeken or:la, elektronik müzikseverlere müzikal bir şölen sunarak unutulmaz bir müzik deneyimi sundular. Öte yandan avangart elektronik müziğin kralı Richie Hawtin, dünyaca ünlü tekno DJ ANNA, kendini teknoda öne çıkan yeni yeteneklerden biri olarak kabul ettirmiş VTSS, elektronik müziği ve dijital görsel sanatı, insanlığın dünyadaki yerine işaret eden enstalasyonlar, canlı performanslar ve sarmal görsel-işitsel deneyimler ile bilimsel bir yaklaşım kullanarak birleştiren Max Cooper (3D AV), akıcı ritimleriyle ve teknoyla yeni bir müzikal evren yaratan BLAWAN, Birleşik Krallık'ın en heyecan verici yeteneklerinden TSHA ve ritim yüklü bas dizilimleri ile parlak, melodik nakaratları birleştiren Peru doğumlu, Berlin merkezli prodüktör Sofia Kourtesis , Sonar Istanbul 2023'te yer alarak hafızalardan silinmeyecek melodileriyle bu yıl elektronik müzikseverleri sınırları aşan tınılarıyla katmanlı bir müzikal yolculuğa çıkardılar. Türkiye'nin elektronik müzik sahnesinin önemli sanatçıları da festival boyunca unutulmaz performanslar sergilediler. Sonar Istanbul 2023'te Ali Özel B2B MFY, Duality By Dirgen & Karışman, Ece Özel, Evrim De Evrim B2B Procombo, Gaia Ekho, İpek İpekçioğlu, Merve Baykal B2B Feyza Emir, Moophy, Murat Uncuoğlu, Raw, Sinemis ve Volkan Gündüz de benzersiz setlerini dinleyicilerle buluşturarak çok güçlü ve vurucu melodileriyle festivale damga vurdular. Yapay Zeka ve Web 3.0 Sonar+D'ye damga vurdu! Bu sene 7.kez Zorlu PSM'de %100 Music'in katkılarıyla gerçekleşen Sonar Istanbul'da, BtcTurk'un sponsorluğunda düzenlenen yaratıcılık ve teknoloji platformu Sonar+D Istanbul, bu yıl giderek daha fazla merak uyandıran iki konu olan yapay zeka ile Web 3.0'ü ele alarak her iki temayı odağına alan paneller, masterclass'lar, VR enstalasyonları ve müzikle teknolojinin birleştiği canlı performanslarla katılımcılarına çok boyutlu bakış açıları sunarak yeniden katılımcılarına ufuk açan yepyeni yolculuklara çıkardı. Sonar+D Istanbul, bu yılki programında; paneller, konuşmalar, atölyeler ve masterclass'lar'ın yanı sıra marketplace ve AV gösterimleriyle de katılımcılarını karşılarken açık çağrı ile seçilen projeler de SonarScreen ve marketplace'de sergilenerek yepyeni ve ufuk açan fikirler, her yıl olduğu gibi bu yıl da sanatseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/05/notre-dame-de-paris-muzikali-basliyor", "text": "Victor Hugo'nun ölümsüz aşk hikayesi 'Notre Dame de Paris' müzikalinin 2 hafta sürecek ve 5-21 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek 21 performansı Zorlu PSM'de seyircisiyle buluşuyor. Victor Hugo'nun ölümsüz aşk hikayesi Notre Dame'ın Kamburundan uyarlanan \"Notre Dame De Paris\" müzikali orijinal dili Fransızca'da sahnelenmek üzere, 2 hafta boyunca sürecek 21 performans için 5 21 Mayıs 2023'te Zorlu Performans Sanatları Merkezi Turkcell Sahnesi'nde seyirciyle buluşuyor. Notre-Dame de Paris müzikali ilk olarak 1998 yılında Paris'te sahnelendi. Victor Hugo'nun klasik aşk hikayesi \"Notre Dame'ın Kamburu\" eserinden uyarlanan modern yapımın müzikleri Riccardo Cocciante tarafından bestelenirken, sözleri Luc Plamondon tarafından yazıldı. Palais des Congres Paris'te başlayan aşk hikayesi tıpkı ilk günkü gibi büyük bir heyecanla sahnelenmeye ve seyircileri kendine çekmeye devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/12/londra-tasarim-bienalinde-turkiyeyi-acik-yapit-projesi-temsil-edecek", "text": "Melek Zeynep Bulut'un deneysel mekan kurgusu Açık Yapıt | OpenWork, London Design Biennale'de sergilenecek. Deneysel bir mekan kurgusu, tiyatral geçişler sergilemesi... Sanatçı Melek Zeynep Bulut'un \"eşik, dönüşüm\" metaforlarının etrafında şekillenen ve güç, sınırları belirleme, toplumsal hiyerarşi temsili olan bu kavramların anlamları üzerinde tartışmayı temel alan çalışması London Design Biennale 'Açık Yapıt | OpenWork' adıyla sergilenecek. Türkiye Cumhuriyeti Pavilionu olarak ülkemizi temsil edecek \"Açık Yapıt | OpenWork\" performatif, deneysel bir mekan kurgusu sunuyor. Tıpkı bir enstrüman gibi çalışan hareketli ve sesli yüzeylerin oluşturduğu soyut kapılar ve dolaşım planı ziyaretçinin de dahil oluşu ile bir değiş tokuş hissi yaratıyor. Tasarımcı burada tamamen geri çekilmiştir, bir form oluşturmaz, insanlık tarihi boyunca yerleşmiş formlar burada konuşuyor olur, yalnızca ona aracılık eder. Algı ve maddenin tüm duyulara hitap etmesini sağlamak ve orada bir bilinç değişikliği, madde üzerinden bir zihinsel performans yaratmak esaslardan biridir. Yerleştirme bilinçli olarak anıtsal bir diziliş ve büyüklükle öne çıkarken, ziyaretçilerin bu deneysel mekana temas etmesi ile bu dokunulmazlık, sessellik ve esneklikle buluşur. Kapılar bilinçli olarak birbiri ile bağlanıp bir duvar ya da koridor oluşturmaz; aksine tüm parçalarıyla kendini açmış, açık bir karşılama gibi davranır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/15/notre-dame-de-paris-muzikali-tum-gorkemiyle-devam-ediyor", "text": "21 Mayıs'a kadar sahnelenecek olan \"Notre Dame de Paris\" müzikali tüm görkemiyle devam ediyor. Aşka dair her duygunun muazzam besteler ve etkileyici koreografilerle Victor Hugo'nun ölümsüz aşk hikayesi Notre Dame'ın Kamburu'ndan uyarlanan, \"Notre Dame De Paris\" müzikali dünyanın dört bir yanında hayranlık uyandıran performanslara imza atmış başarılı oyunculardan oluşan 30 kişilik dev kadrosu ve efsanevi dekoruyla orijinal dilinde Fransızca olarak 21 Mayıs'a kadar Zorlu PSM'de sahnelenmeye devam ediyor. İlk kez sahnelendiği 1998 yılından bu yana izleyicileri büyüleyen İtalyan yazar ve kompozitör Richard Cocciante ile efsanevi Fransız besteci Luc Plamondon'ın uyarlamasıyla sahneye taşınan Victor Hugo'nun ölümsüz aşk hikayesi Notre Dame'ın Kamburu'ndan uyarlanan Notre Dame de Paris müzikali, muhteşem sahne tasarımının yanında 30 kişilik dev kadrosu, hayranlık uyandıran renkli koreografileriyle aşkın efsanevi hikayesi orijinal dili Fransızca olarak 21 Mayıs'a kadar Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde sergileniyor. İlk kez sahnelendiği 1998 yılından bu yana izleyicileri büyüleyen İtalyan yazar ve kompozitör Richard Cocciante ile efsanevi Fransız besteci Luc Plamondon'ın uyarlamasıyla sahneye taşınan Victor Hugo'nun ölümsüz aşk hikayesi Notre Dame'ın Kamburu'ndan uyarlanan Notre Dame de Paris müzikali, muhteşem sahne tasarımının yanında 30 kişilik dev kadrosu, hayranlık uyandıran renkli koreografileriyle aşkın efsanevi hikayesi orijinal dili Fransızca olarak 21 Mayıs'a kadar Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde sergileniyor. 24 yıl önce Palais des Congres Paris'te başlayan \"Notre Dame de Paris\" müzikali, Guinness Rekorlar kitabına \"ilk yılında en çok izleyiciye ulaşan müzikal\" olarak girdi ve halen ilk günkü heyecanıyla seyirci çekmeyi sürdürüyor. Müzikalde yer alan \"Vivre\", \"Belle\" ve \"Le Temps des Cathedrales\" şarkıları müzik listelerinde uzun yıllar boyunca yer aldı. Toplam 10 milyondan fazla DVD ve CD, 12 milyondan fazla bilet satan; 10 dilde, 24 ülkede 5000'den fazla sahnelenen ve çok sayıda ödül alan \"Notre Dame de Paris\" müzikali, 21 Mayıs 2023 tarihine kadar kalan performanslarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde tüm görkemiyle seyircisiyle buluşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/25/nuri-bilge-ceylan-kuru-otlar-ustune-filmiyle-cannesda", "text": "Ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın yeni filmi \"Kuru Otlar Üstüne\" 76'ncı Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yaptı. Fransa'nın Cannes şehrinde, bu yıl 76'ncısı düzenlenen Cannes Film Festivali kapsamında \"Kuru Otlar Üstüne\" filminin gösterimi yapıldı. Gösterime, filmin yönetmeni Nuri Bilge Ceylan ve oyuncu kadrosu; Deniz Celiloğlu, Merve Dizdar, Musab Ekici, Ece Bağcı, Cengiz Bozkurt, Münir Can Cindoruk, Elif Ürse, Erdem Şenocak, Elit Andaç Çam, Nalan Kuruçim katıldı. Doğu Anadolu'nun bir beldesinde zorunlu hizmetini yapan resim öğretmeni Samet'in başına gelen ve anlam vermekte zorlandığı olaylara odaklanan film, Cannes Film Festivali'nin Ana Yarışma kategorisinde yarıştı. Ceylan, gösterim sonrası tam 11 dakika boyunca ayakta alkışlandı. Nuri Bilge Ceylan, 2014'te \"Kış Uykusu\" filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanmış, \"Bir Zamanlar Anadolu'da\", \"Uzak\" ve \"Üç Maymun\" filmleriyle ise Cannes Film Festivali'nden ödüllerle dönmüştü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/25/the-idol-cannes-kirmizi-halisinda", "text": "Dünya sinemasının en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye için yarışacak olan ve ünlü gençlik drama dizisi Euprhoria'dan tanıdığımız Sam Levinson'ın yönetmenliğindeki yapım, festivalde tam beş dakika boyunca ayakta alkışlanmayı başardı. Dizi, son konser turnesinin geçirdiği sinir krizi sonucunda iptal edilmesiyle Amerika'nın en büyük ve en seksi pop yıldızı ünvanını geri almaya kararlı olan Jocelyn'in yokuş aşağı giden kariyerinde yeniden yükselişe geçme mücadelesine odaklanıyor. Los Angeles'ta geçen bu hikayede Jocelyn'in gizli bir tarikat lideri ve kulüp sahibi olan Tedros ile arasında gelişen kışkırtıcı, kaotik ve seksi ilişki çok geçmeden aralarında karmaşık bir romantizmi de doğuruyor. The Idol'un oyuncu kadrosu içinde Jennie Ruby Jane, Troye Sivan, Moses Sumney, Rachel Sennott, Hari Nef, Da'Vine Joy Randolph, Hank Azaria ve Sophie Mudd gibi isimler yer alıyor. İzleyicileri dizideki performansı açısından en çok meraklandıran isimse canlandırdığı Tedros karakteri ilk oyunculuk deneyimi olan ve ''Starboy'', ''Blinding Lights''ve ''Save Your Tears'' gibi parçalarıyla Grammy ödüllü şarkıcı The Weeknd yani Abel Tesfaye. Dizi, kimi eleştirmenlerce ''aşırı'' olarak tanımlanan cinsel içerikli sahneleriyle sınırları zorlarken çağdaş pop kültürüne dair eleştirel bir bakış açısı da sunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/29/2023-cannes-film-festivalinde-odul-kazandiran-kuru-otlar-ustunde", "text": "Bu yıl 76. Kez düzenlenen Cannes Film Festivali'nde Nuri Bilge Ceylan'ın ''Kuru Otlar Üstünde'' filmi ilk kez 20 Mayıs'ta izleyicisiyle buluştu. ''Kuru Otlar Üstünde'', festivalde dünyanın her yerinden farklı türden 21 yapım arasında yarıştı. Nuri Bilge Ceylan'ın gösterimi Cannes'da yapılan filmi ''Kuru Otlar Üstünde'', İstanbul'a atanmak isteyen Samet karakterinin hikayesini konu alıyor. Filmin başrollerini Deniz Celiloğlu ve Merve Dizdar paylaşıyor. Yapımın yönetmenliğini üstlenen Nuri Bilge Ceylan, hayat arkadaşı ve uzun yıllardır senaryo partneri olan Ebru Ceylan ile bir önceki filmi ''Ahlat Ağacı''nda çalışmaya başladığı Akın Aksu ile senaryo koltuğunu paylaştı. ''Kuru Otlar Üstünde'' ile aradan geçen beş yılın ardından muazzam bir dönüş yakalayan Ceylan, gerek senaryosu gerekse karakterleriyle şimdiye kadar izlediğimiz en cesur ve provakatif filmlerinden birine imza atmışa benziyor. Çekimleri Erzurum'un Karayazı ilçesi civarındaki farklı köylerde gerçekleştirilen film, montajda tek bir köy gibi gösterilecek şekilde hazırlandı. Kuru Otlar Üstünde, Doğu Anadolu'nun ücra bir köyünde zorunlu hizmetini yapmakta olan ve İstanbul'a atama bekleyen genç resim öğretmeni Samet'in karamsarlıkla geçen günlerinde kendisi gibi öğretmen olan Nuray ile tanışmasını ve bu tanışmadan sonra yaşadıklarına odaklanıyor. Dört yıllık zorunlu hizmetin ardından İstanbul'a atanmayı beklerken iki kız öğrencisi tarafından tacizle suçlanınca hayatı altüst olan Samet'in Nuray ile tanışması bu asılsız suçlamaların yarattığı sıkıntıların ve umutsuzluğun üstesinden gelmesine yardımcı oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/29/cannes-film-festivalinde-altin-palmiye-kazanan-turk-filmleri", "text": "Avrupa'nın en önemli üç festivalinden biri olan Cannes'da şimdiye kadar uluslararası düzeyde sinemamızı temsil ederek ödül almayı başaran filmleri derledik. Senaristliğini Yılmaz Güney'in üstlendiği ve yönetmen koltuğunda Şerif Gören'in oturduğu yapım, cezaevinden bayram iznine çıkan beş mahkumun öyküsüne odaklanıyor. Yol filmi, Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görüldü. Uzak filmi, , yaşamının anlamını yitiren ve uzaklara gitmeyi düşleyen bir adamla, hayallerini gerçekleştirmek için İstanbul'a gelen bir gencin hikayesine odaklanırken, yapım Nuri Bige Ceylan'a Büyük Jüri Ödülü'nü kazandırarak onu uluslararası düzeyde tanınan bir yönetmen haline getirdi. Filmin oyuncu kadrosunda Muzaffer Özdemir, Mehmet Emin Toprak ve Zuhal Gencer Erkaya gibi güçlü isimler yer alıyor. Yönetmenliği Fatih Akın tarafından yapılan film, altı insana, altı biyografiye ve altı hayatın iç içe geçen dinamiklerine odaklanıyor. Film, Akın'a En İyi Senaryo ödülünü kazandırdı. Küçük zaafların beraberinde büyük yalanları doğurması sonucunda parçalanan bir ailenin hikayesini merkeze alan Üç Maymun filminin başrollerinde Yavuz Bingöl, Hatice Aslan, Ahmet Rıfat Şungar ve Ercan Kesal yer alıyor. Yarıştığı kısa metrajlı filmler kategorisinde Altın Palmiye ödülünü kazanan Sessiz filminin yönetmen koltuğunda Rezan Yeşilbaş otururken filmin hikayesi, üç çocuğuyla yaşayan bir kadının cezaevindeki kocasını ziyaret etmesiyle başlıyor. Eski bir tiyatro oyuncusu olan Aydın'ın Anadolu bozkırının ortasında bir kış uykusuna yatmış gibi görünen izbe mekanda devam ettirmeye çalıştığı ilişkilerini anlatan film, Nuri Bilge Ceylan'a Altın Palmiye Ödülü kazandırmayı başardı. Yönetmenliği Nuri Bilge Ceylan tarafından üstlenilen ve başrollerinde Deniz Celiloğlu, Merve Dizdar ve Musab Ekici bulunan Kuru Otlar Üstüne, Anadolu'nun ücra bir köyünde zorunlu hizmetinin sonunda olan genç öğretmen Samet'in İstanbul atamasını beklerken bir taciz suçlamasıyla karşılaşmasıyla alt üst olan öyküsüne odaklanıyor. Kuru Otlar Üstüne filmiyle Merve Dizdar, canlandırdığı Nuray karakteriyle \"En İyi Kadın Oyuncu\" ödülünü kazandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/05/30/odullu-dramanin-finali-succession-nasil-sona-erdi", "text": "Armstrong'un yazdığı ve Mark Mylod tarafından yönetilen ''With Open Eyes'' bölümü izleyicisini her dakikasında hikayeyi sona ulaştıran esas ana taşırken heyecan bir an olsun hız kesmedi. Final bölümü öncesinde sezonun geri kalanı için adeta bir hareket noktası olan Patriark Logan Roy'un 3. bölümde gerçekleşen ölümünün ardından, Rov kardeşlerin - Kendall , Shiv ve Roman arasındaki karmaşık ilişkiler neredeyse kopmuştu. Sezon ilerledikçe kardeşlerin arasındaki çatışmalardan doğarak açılan çocukluk yaraları, sağlanan ve bozulan anlaşmalar diziyi her sezonda alışık olunan entrikalar zinciri üzerine inşa etmeyi başarmıştı. Dizinin finalinde Waystar yönetim kurulu, GoJo ile anlaşmayı onaylayacak ya da reddedecek olan önemli bir yönetim kurulu oylamasıyla karşı karşıya kaldı. Kendall ve Shiv taraflarını bir kez daha karşı karşıya getiren oylamada Kendall dezavantajlı konumdadır. Her ikisinin de Roman'ın oyunu ne yönde kullanacağı bilmesi gerekirken, Roman ise Logan için anma konuşması yaparken bir protestocu tarafından yumruklandıktan sonra annelerinin Karayipler'deki evinde inzivaya çekilmiştir. Bu esnada Lukas'ın ise yeni bir favorisi vardır: Tom. Kendall'ın bu bilgiyi öğrenmesiyle üç kardeş Matsson'a karşı birleşir ve uzun müzakereler neticesinde Roy kardeşler, Kendall'ı desteklemek konusunda hem fikir olurlar. Samimi konuşmaların ve oylama öncesi gecede birlikte yüzmelerinin ardından kardeşler arasında kalpleri ısıtan bir sahne de yaşanmış olur. Öyle ki tüm aile Logan'ın evinde eşyalarını müzayedeye sunmak için bir araya gelirken kardeşler arasında duygusal anlar paylaşılmaya devam eder. Diğer yandan Shiv, Tom'un bildiği gerçeği Greg'ten öğrenince işler hızla yön değiştirir. Tom, ona CEO olanın Matsson olduğunu söyler ve herkes kendi cephesine çekilerek adeta olası bir savaşa hazırlanır. Bölümde fiziksel şiddet boyutuna ulaşan Tom ve Greg arasındaki çekişme Tom'un ona neden ihanet ettiğini sormasıyla gelişir. Kendall, Roman ve Shiv'in yeniden bir araya gelişi, GoJo anlaşmasını iptal etmek için yeterli oya sahip olunduğunu düşündürmüş olsa da son yönetim kurulu toplantısına girilmeden önceki oylamada Roman dikişlerinden dolayı rahatsız hissederek neredeyse geri çekilir. Roman, Kendall'a neden CEO olamayacağını sorarken, Kendall ve Roman'ın sıkıca kucaklaşmasıyla bölümün gerginliği bir an olsun yatışır. Yönetim kurulunda oylama başlar ve oy sırası Shiv'e geldiğinde aniden odadan ayrılır. Kendall ve Roman'ın üzerine gitmesiyle Shiv ''Bunu iyi yapacağını düşünmüyorum.'' der. Kendall, eğer başaramazsa ''ölebilirim'' diyerek ona yalvardıktan sonaysa Shiv \"CEO olamazsın. Birini öldürdün\" yanıtını verir. Böylece, tam da bu sahnede, 1. sezon finalinde Shiv'in düğünündeki genç garsonun ölümüne dönmüş oluyoruz. Kendall'ın sorumlu olduğu bu suç, üçüncü sezon finalinde Kendall tarafından Shiv ve Roman'a itiraf edilmişti. Shiv'in ona karşı kullandığı bu gizli bilgiyle Kendall çaresizlikle sarsılır. Kendall, ''Bu benim söylediğim bir şey. Ben uydurdum.\" diyerek sayıklarken Shiv ve Roman, neyin doğru olduğunu bilemeyerek korkuya kapılırlar. Kendall \"Bu yaşanmadı. Bu yaşanmadı!\" diyerek kendini aklamaya çalışsa da öfkeye kapılarak nihayetinde Shiv'e bağırır. Bir yandan çocuklarının gayri meşru olduğunu dile getiren Roman'a fiziksel olarak saldıran Kendall'ın yarattığı büyük olay tüm yönetim kurulunca duyulur. Kendall her ne kadar oylamayı ertelemek için talepte bulunsa da olan olmuştur ve 7-6 bir kararla GoJo anlaşması kabul edilir. Kendall artık neredeyse hiçbir şeye dönüşerek binadan ayrılırken CEO ise Tom olur. Kazanmanın gururuyla ofiste zaferle dolaşan Tom, Matsson ile fotoğraf çektiri ve hatta önceki ihanetine rağmen Greg'e son bir iş teklifinde de bulunur. Ayrıca Tom eve dönerken elini Shiv'e uzatır ve isteksizce bile olsa Shiv de ona karşılık verir. Final bölümü, Kendall'ın binadan ayrılışından sonra sessizce Battery Park'ta, Colin tarafından takip edildiği sahne ile sona erer. Kendall, boş bakışlarla Hudson Nehri'ni seyrederken güneş batar ve \"Succession\" hikayesi de burada biter."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/01/istanbul-modern-yeni-binasinda", "text": "Renzo Piano Building Workshop tarafından tasarlanan yeni bina, dünyadaki simge kültür sanat kurumlarının ve müzelerinin mimarisinde pek çok işe imza atmış olan Renzo Piano'nun Türkiye'deki ilk projesi olma özelliğini taşıyor. Ziyaretçiyi odak merkezine alarak tasarlanan yeni İstanbul Modern binası, her türlü kültür-sanat ve eğitim faaliyetini mümkün kılabilecek nitelikte bir mekan olarak 4 Mayıs itibariyle kapılarını ziyaretçilerine açtı. Müzenin kurucu sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu ve ana sponsoru Doğuş Grubu-Bilgili Holding'in ortak katkısıyla inşa edilen yapı, 10 bin 500 metrekarelik kullanım alanıyla sergi ve programlara ev sahipliği yapacak olan beş kattan oluşuyor. İstanbul Modern'in bu yeni binasında büyük sergi salonları, çok amaçlı mekanlar, ofisler, eğitim ve farklı kültürel etkinlikler ile diğer pek çok kültür- sanat faaliyeti için alanlar da mevcut. Tasarımında Boğaziçi'nin parıldayan sularından yansıyan ışık oyunları ilham alınırken, bu ışık ve gölge oyunları üç boyutlu olarak biçimlendirilmiş alüminyum panellerle kaplı cephesi sayesinde gün boyu devam ediyor. Şeffaf zemin katının yanında Boğaziçi ve Haliç'in kavuştuğu noktada eşsiz bir seyir deneyimi vadeden terası, ziyaretçilerine büyüleyici manzaraları hemen her açıdan sunabiliyor. Şeffaf ve erişilebilir tasarımlı yeni İstanbul Modern, sergi ve programlarının içeriğinde günümüzün sanatsal çeşitliliğinden esinleniyor. İstanbul Modern'in yeni binasında Yüzen Adalar, Nuri Bilge Ceylan: Başka Bir Yerde, Hep Buradayız, Renzo Piano: Yerin Ruhu ve Mimarinin İnşası olmak üzere beş yeni sergi yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/06/pera-muzesi-ve-meditopianin-yaratici-isbirligi-istanbul-panoramasina-farkindalikla-bakis", "text": "Antoine de Favray'nin 18. yüzyılda tuvale resmettiği ''İstanbul Panoraması''nın içinde üç boyutlu bir gezinti vadeden video, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi koleksiyonlarındaki eserleri yeni teknolojilerle harmanlayan en son proje olma özelliğini taşıyor. İlhamını ''Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar'' sergisindeki panoramik eserden alan video, sanatseverleri Antoine de Favray'nin 1770-1773 yılları arasında yağlıboyayla resmettiği \"İstanbul Panoraması\" tablosunu farkındalıkla deneyimlemeye davet ediyor. Tuvalden dijital platformlara taşınan esere ait en ince detaylarının dahi korunmasına özen gösterilen projede sanat eserinin içindeki bu yolculuğa meditasyon müzikleri de eşlik ediyor. Sanatı zihinsel deneyim alanında yeniden düşünmeye davet eden İstanbul Panoraması'na Farkındalıkla Bakış videosu, Pera Müzesi YouTube kanalından ücretsiz olarak izlenebiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/09/istanbulun-kalbindeki-ejder-kaybolan-cocuklugu-arayis", "text": "Güneş Altunkaş'ın ilk defa yapay zeka kullanılarak oluşturulmuş kapağa sahip dördüncü kitabı İstanbul'un Kalbindeki Ejder, yazarın özgün anlatımıyla kalıpların dışında bir dram hikayesi vadediyor. Yazar Güneş Altunkaş, İstanbul'un Kalbindeki Ejder adlı dördüncü kitabıyla yine alışılmış kalıplarının dışına çıkıyor. Farklı tarzıyla yeni bir anlatım dili kullanarak yazdığı romanı \"İstanbul' un Kalbindeki Ejder\" dram türünde olup ilk defa yapay zeka kullanılarak yapılan kitap kapağı özelliğine sahip, gerçek bir değişim hikayesidir. Güneş Altunkaş'ın Destek Yayınlarından çıkan yeni romanı İstanbul' un Kalbindeki Ejder'in tanıtım lansmanı The ORGANICS by Red Bull'un %100 doğal içerikli lezzetleri ve muhteşem boğaz manzarası eşliğinde CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul' da yapıldı. Katılımın oldukça yüksek olduğu davette iş ve sanat dünyasından Varol Yaşaroğlu, Ufuk Altunkaş, Bestemsu Özdemir, Zehra Öney, Gökhan Alacahanlı, Buse İskenderoğlu, Dilara Acar gibi birçok isim yer aldı. Gecede açılış konuşması yapan yazar, öncelikle üretmek ve paylaşmanın mutluluğa katkısına vurgu yaptı. Kitaplarını yazarken sonunu bilmediği bir yolculuğa cesaretle çıktığını, kitapları okurlara ulaştığında ise adeta ekmeğini bölüştüğünü hissettiğini belirtti. Sevmek, düşünmek ve anlamanın sadece duvar yazısı olarak kalmamasını, insanın anlamlarını ezbere bildiği bu kelimeleri gerçek hayata da yansıtması gerektiğini söyledi. Konuşmasında İstanbul'un Kalbindeki Ejder adlı yeni romanının hikayesine değinen Altunkaş, doğduğu günden beri puslu bir pencereden bakan, hayata karşı soruları olan ancak cevapları olmayan yirmi yaşında obezite hastası İstanbul adlı genç bir kadının daha çok küçük yaştayken elinden alınan çocukluğunu arayışına tanıklık edileceğini söyledi. Tüm dünyada herşeyin fazlasının zehir olduğu bilindiği halde fark edilme arzusu için genç bir kadının dünyadaki kütlesini daha da büyütmek adına gösterdiği büyük çabaya tanıklık edecek okurların, yaşam ve ölüm arasında geçen çatışması bol bu hikayenin sonunda fazlasıyla şaşıracaklarını dile getirdi. Hikayenin baş kahramanı İstanbul' un ağzından yazılan hüzün, haksızlık, mutluluk gözyaşlarıyla yuğrulan İstanbul' un Kalbindeki Ejder romanının yazar telifi ise yüzyılın felaketi olan depremi yaşamış acı kayıplar vermiş Hatay'ın dağ köylerinde ekonomik zorluk nedeniyle eğitimlerine ara vermek zorunda kalan çocuklara yeniden başlayabilmeleri için burs olarak verilecek. Vicdanının Sesini Duymayanlar Ölmek İsteyeni Peşin Peşin Deli Sanıyorlar... O günden sonra onlar peri masallarını rafa kaldırdılar, şimdi ise geçmişte mezar olmuş kalplerini yeniden yaşatmakla meşguller."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/12/borusan-sanatta-bu-hafta", "text": "Borusan Sanat, sezon boyunca yıldız şef ve solistleri ağırladığı konserlerine kısa bir ara verirken, çevrimiçi video platformu borusansanat.tv üzerinden sunduğu konser kayıtları ile dinleyicileri müzikle buluşturmaya tüm hızıyla devam ediyor. Birbirinden farklı müzik türlerini ve yepyeni yorumlarla çevrili performansları çevrimiçi platformu borusansanat.tv'de buluşturan Borusan Sanat, konser yayınlarını müzikseverlere ulaştırmaya devam ediyor. Borusan Müzik Evi'nde gerçekleşen, besteci Şevket Akıncı'nın sanatçı dostlarıyla birlikte Dünyada Saat Kaç ve Escher Chronicles albümlerinden bir seçki sunduğu konser, borusansanat.tv'de yayınlanmaya devam ediyor. Ayrıca 18 Haziran Pazar günü saat 11.30'da Patrick Hahn'ın BİFO'yu yönettiği konserin kaydı borusansanat.tv'de yayında olacak. Kendi kuşağının adından en çok söz ettiren şeflerinden biri olarak kabul edilen Patrick Hahn, iki sezon boyunca sürekli konuk şefi olduğu BİFO ile yeniden sizlerle. Hahn yönetimindeki BİFO, bu konserde Schmitt'in Salome Trajedisi'ni ve Romantik dönemin ustalarından Bruckner'in, \"Romantik\" lakaplı 4. Senfoni'sini yorumluyor. Birbirinden farklı müzik türlerini ve yepyeni yorumlarla çevrili performansları çevrimiçi platformu borusansanat.tv'de buluşturan Borusan Sanat, konser yayınlarını müzikseverlere ulaştırmaya devam ediyor. Borusan Müzik Evi'nde gerçekleşen, besteci Şevket Akıncı'nın sanatçı dostlarıyla birlikte Dünyada Saat Kaç ve Escher Chronicles albümlerinden bir seçki sunduğu konser, borusansanat.tv'de yayınlanmaya devam ediyor. Ayrıca 18 Haziran Pazar günü saat 11.30'da Patrick Hahn'ın BİFO'yu yönettiği konserin kaydı borusansanat.tv'de yayında olacak. Kendi kuşağının adından en çok söz ettiren şeflerinden biri olarak kabul edilen Patrick Hahn, iki sezon boyunca sürekli konuk şefi olduğu BİFO ile yeniden sizlerle. Hahn yönetimindeki BİFO, bu konserde Schmitt'in Salome Trajedisi'ni ve Romantik dönemin ustalarından Bruckner'in, \"Romantik\" lakaplı 4. Senfoni'sini yorumluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/12/picassoyu-terk-eden-kadin-francoise-gilot-1686559721", "text": "Adı, kübizm akımının öncüsü İspanyol sanatçı Pablo Picasso ile yaşadığı çalkantılı aşk hikayesi ile anılmış olan Fransız sanatçı ve ressam Françoise Gilot, geçtiğimiz günlerde hayata 101 yaşında gözlerini yumdu. Françoise Gilot, kendisinden 40 yaş büyük ve o dönemde evli olan Pablo Picasso ile yaklaşık 10 yıl süren büyük aşkın ardından ünlü ressamı gurur meselesi sonucunda terk etmişti. İkonik çiftin aşkının meyveleri olan Claude ve Paloma adında iki çocuğu var. Pablo Picasso ile tanışmadan önce resim sanatının yanında seramik ve suluboya gibi çeşitli el sanatlarında pek çok eser veren Gilot'nun sanatı Picasso ile yaşadığı aşk ile gölgelenmiş olsa da Gilot, geçtiğimiz salı günü Manhattan'da, bu dünyaya gelmiş önemli kadın sanatçılardan biri olarak hayata veda etti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/14/tum-zamanlarin-en-iddiali-super-kahraman-filmi-the-flash-16-haziranda-vizyonda", "text": "DC Super Heroes evreninin en önemli karakterlerinden biri olan The Flash, 16 Haziran'da beyazperdede seyirci ile buluşuyor. Annesinin ölümünü engellemek için gücünü kullanarak zamanda geriye giden Barry Allen'ın, zamanın lineer akışında istenmeyen sonuçlara yol açmasını konu alan filmin, yönetmen koltuğunda IT ve Mama gibi kült bilimkurgu yapımlarıyla tanınan Andy Muschietti'i yer alıyor. Başarılı oyuncu Ezra Miller'ın Barry Allen'ı canlandırarak başrolü üstlendiği filmde Ben Affleck ve Michael Keaton, Batman karakterinin farklı zamanlardaki versiyonları ile karşımıza çıkıyor. Bilimkurgu ve aksiyon severlerin merakla beklediği The Flash filmi için geri sayım başladı. Ezra Miller'ın başrolünde yer aldığı The Flash'ın oyuncu kadrosunda, son dönemlerin yükselen yıldızı Sasha Calle, Ben Affleck, Michael Shannon, Ron Livingston, Maribel Verdu, Kiersey Clemons ve Michael Keaton gibi başarılı oyuncular yer alıyor. Hikayesi John Francis Daley, Jonathan Goldstein ve Joby Harold'a ait olan filmin yapımcılığını Barbara Muschietti ve Michael Disco'nun üstleniyor. Filmin yönetici yapımcıları ise Toby Emmerich, Walter Hamada, Galen Vaisman ve Marianna Jenkins. Görüntü yönetmenliğini Henry Braham'ın yaptığı filmin, yapım tasarımcısı Paul Denham Austerberry, kostüm tasarımcısı Alexandra Byrne. Filmin müziklerinde ise Benjamin Wallfisch imzası var. Ülkemizdeki dağıtımını TME Films'in üstlendiği The Flash, 16 Haziran'da sinemalarda olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/06/16/motown-prensleri", "text": "Haftalık playlistinize Hitsville dokunuşuyla ilham olacak Motown Records'ın yarattığı 6 efsanevi müzisyeni ve eserlerini sizler için derledik. Detroit, Michigan'da bulunan ve üstünde 'Hitsville U.S.A' yazan küçük fotoğraf stüdyosu 1959 yılında yapımcı Berry Gordy tarafından satın alınacak ve zamanla 'Motown style' olarak anılacak r&b, soul türü müziğe isimlerini altın harflerle yazdıran yıldızlar kuşağını yaratacaktır. Haftalık playlistinize Hitsville dokunuşuyla ilham olacak Motown Records'ın yarattığı 6 efsanevi müzisyeni ve eserlerini sizler için derledik. - Marvin Gaye Marvin Pentz Gaye, Jr. (2 Nisan 1939-1 Nisan 1984) soul müziğin prensi. Her şey Marvin Gaye'in, babasının Washington D.C.'deki Evanjelist kilisesinde şarkı söylemesiyle başladı. Çok geçmeden, Harvey Fuqua'nın yönetiminde olan ve ulusal çapta bilinen doo-wop grubu Moonglows'un bir üyesi oldu. Marvin Gaye'in eşsiz vokallerini keşfeden Fuqua, Marvin Gaye'i Motown'ın kuruluş aşamasında Detroit'e, Berry Gordy'nin yanına götürdü. İlk yıllarında Nat King Cole ve Frank Sinatra gibi crooner tarzında yetiştirilmeye çalışılsa da Marvin Gaye'in vokal aralığı bundan çok daha fazlasıydı. Üç farklı vokal stilini kapsayan geniş bir yelpaze ile kutsanmış olan kadife sesli Marvin Gaye, teknik hüneri ile eşine ender rastlanan müzikal bireyselliğini ortaya koyarak 'soul müziğin prensi' unvanını taşımaya hak kazanmıştı bile. 1970 yılında, Vietnam Savaşı sebebiyle toplumda yaşanan şiddet ve siyasi huzursuzluktan ilham alan Gaye, şarkısının yapım aşamasında Motown ile yaşadığı anlaşmazlığa rağmen kariyerinde ve müzikal kimliğinde dönüm noktası olacak olan 'What's Going On' adlı hitini yayınladı. O dönemde böylesine güçlü toplumsal mesaj içeren bir şarkının yayınlanması hem politik hem de müzikal anlamda büyük risk taşımış olsa da eserin ulaştığı başarı, sonraki dönemde Michael Jackson gibi büyük sanatçıların kariyerinin şahlanmasının yolunu açmıştı. -'I Want You' , 1976 -'Soon I'll Be Loving You' , 1976 -'You Are Everything' , 1973 -'Let's Get It On' , 1973 -'Distant Lover' , 1973 -'Inner City Blues ' , 1971 -'I Heard It Through The Grapevine' , 1968 -'Sexual Healing' , 1982 - Rick James James Ambrose Johnson, Jr. (1 Şubat 1948 2 Ağustos 2004) 'Punk Funk'ın kralı' veya bizim bildiğimiz adı ile Rick James, sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Buffalo, New York'ta dünyaya geldi. Dayısı The Temptations'ın vokalisti Melvin Franklin'in de etkisiyle müzik kariyeriyle ilgilenmek için donanmadaki görevinden 1964'te ayrıldı. İlk grubu olan 'The Mynah Birds' te Neil Young ve Bruce Palmer ile beraber müzik yapan James, 1977'te Motown'da solo kariyerine başlamak için Los Angeles'tan ayrıldı. Kendi tabiriyle 'Punk Funk' olarak tanımladığı müziğini icra ederek 'Mary Jane', 'You and I' ve 'Super Freak' gibi hit olacak şarkılara imza attı. -'Hollywood' , 1978 -'Mary Jane' , 1978 -'Fool On The Street' , 1979 -'Big Time' , 1980 -'Give It To Me Baby' , 1981 -'Super Freak' , 1981 - 'U Bring The Freak Out' , 1983 -'Spend The Night With Me' , 1985 - Smokey Robinson William 'Smokey' Robinson (19 Şubat 1940) için Motown'ın bel kemiğiydi desek, yanılmış olmayız. Smokey Robinson, hem kurduğu hem de vokalistliğini yaptığı 'Smokey Robinson and The Miracles' isimli grubuyla 'Motown sound'unun oluşmasında büyük rol oynamış bir müzisyen. Mary Wells, Marvin Gaye, The Temptations gibi isimler için şarkılar yazmış olan Robinson, 'My Guy' Mary Wells, 'I'll Be Doggone' Marvin Gaye, 'My Girl' The Temptations gibi büyük eserlerin yaratıcısı. 1972 yılında solo kariyerine devam etmek için The Miracles'dan ayrılan Robinson, 1987 yılında Rock and Roll Hall of Fame'de Onur Listesi'ne dahil edildi. -'The Tracks Of My Tears' , 1965 -'Walk On By' , 1966 -'The Tears Of A Clown' , 1967 -'You've Really Got a Hold on Me' , 1962 -'Cruisin'' , 1979 - Stevie Wonder Stevland Hardaway Morris (13 Mayıs 1950), hepimizin bildiği ismiyle Stevie Wonder, şüphesiz adı duyulunca Motown logosu yanında beliren diğer prens. Doğumu sırasında yaşadığı komplikasyondan dolayı görme yetisini kaybeden Morris'in sahne adının 'Stevie Wonder' olmasına bizzat Berry Gordy karar vermiş. Motown'ın kendi websitesindeki açıklamaya göre, Stevie Wonder son elli yılın en ünlü, etkili ve ilham verici müzisyenleri arasında yer alıyor. Wonder, kendi döneminde albümü 1 numaraya ulaşmış en genç kişi unvanına sahip olduğu gibi, arka arkaya üç kez 'Yılın Albümü' kategorisinde Grammy ödülünü kazanmış bir sanatçı. İlk kaydını 12 yaşında yapmış olan Wonder'ın ilk kayıtlarını da karakterize eden tiz vokallerinin kalitesi 1963 yılında Chicago'daki Regal Theatre'daki gösteri sırasında kaydettiği ilk hit single'ı 'Fingertips (Part 2)' te açıkça duyuluyor. -'Fingertips (Pts.1 &2)' (The 12 Year old Genius-Recorded Live), 1963 -'For Once In My Life' , 1968 -'Signed, Sealed, Delivered ' , 1970 -'Isn't She Lovely' , 1976 -'Superstition' , 1972 -' I Just Called To Say I Love You' , 1984 - Michael Jackson -'I Want You Back' (Diana Ross Presents The Jackson 5), 1969 -'Who's Loving You' (Diana Ross Presents The Jackson 5), 1969 -'Never Can Say Goodbye' , 1971 -'I'll Be There' , 1970 - Lionel Richie Lionel Brockman Richie Jr. (20 Haziran 1949), 1970'li yıllarda Motown grubu 'The Commodores'un söz yazarı ve baş vokalisti olarak ün kazandı. Grup, 'Sail On', 'Easy', 'Three Times A Lady', 'Still' gibi hitlere imza attı. Ancak 1981'den itibaren Lionel Richie'nin The Commodores'dan ayrı bir kariyere sahip olacağının ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. Richie, Motown'ın kraliçesi Diana Ross ile birlikte seslendirdiği ve yapımını üstlendiği 'Endless Love'ı piyasaya sürerek 5 farklı dalda Grammy adaylığı elde etti. -'Easy' , 1977 -'Nightshift' , 1985 -'Still' , 1985 -'Three Times A Lady' , 1978 -'Endless Love' , 1982 -'Hello' , 1983 -'Stuck On You' , 1983"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/07/04/italyan-diva-raffaella-carr", "text": "İtalya'nın Bologna'lı divası Raffaella Carra 'yı vefatının ikinci yıl dönümünde hayranlıkla bir kez daha anıyoruz. Bologna deyince milyonların aklına dünyaya bahşedilmiş, tadına doyum olmayan bir dizi lezzet gelir. Ancak Kuzey İtalya'nın kızıl şehri Bologna'nın bir de kült yıldızı var. Yaşadığı süre boyunca Akdeniz ateşine disko parıltısı serpen İtalya'nın divası Raffaella Carra. Carra'nın vefatının ikinci yılına ithafen hayatını ve kariyerini mercek altına alıp sizler için derledik. Raffaella Maria Roberta Pelloni (18 Haziran 1943 - 5 Temmuz 2021) veya bilinen sahne adıyla Rafaella Carra, kendi ülkesi İtalya dışında İspanya, Latin Amerika ve diğer Avrupa ülkeleri tarafından oldukça sevilen disko şarkıcısı, aktris, dansçı ve televizyon sunucusuydu. Henüz 8 yaşındayken Roma Ulusal Dans Akademisi'ne kayıt olmak için Roma'ya taşınan Carra, 9 yaşına geldiğinde ilk film oyunculuğu deneyimini yönetmenliğini Mario Bonnard'ın üstlendiği 'Tormento del Passato' adlı filmde edindi. 'Graziella' rolündeki küçük Carra yıllar sonra Hollywood'a adım atacak kadar başarılı bir aktris olacaktı. 1965 yılına gelindiğinde 20th Century Fox yapım şirketiyle anlaşarak Hollywood'a taşındı. 'Von Ryan's Express' isimli filmde Frank Sinatra ile beraber başrolleri paylaşan Carra oldukça gelecek vadeden bir oyunculuk kariyerine sahip olsa da özlemini çektiği ülkesinden daha fazla ayrı kalmayı göze alamadı. 1967 yılında İtalya'ya temelli geri dönüş yapan Carra, televizyon programı sunuculuğu için kolları sıvadı. 'Raffaella Pelloni' olarak yola çıkılsa da 1960'lı yılların ortalarına doğru yönetmen Dante Guardamagna tarafından bir sahne ismi önerildi Carra'ya. Guardamagna'ya göre böylesine sanatçı ruha sahip olan bir kişiliğin ismi de sanatçılardan ilham alınarak oluşturulmalıydı. Rönesans dönemi ressamı Raphael Sanzio ve fütürist ressam Carlo Carra'dan alınan ilhamla 'Raffaella Carra' ismi yaratıldı. Raffaella Carra deyince akla gelen o göz dolduran yüksek enerjili sahne şovları ve renkli disko koreografileri, 1970'li yıllarda İtalyan televizyon kanallarında sunduğu cumartesi gecesi eğlence programları ile şekillenmeye başladı. Renkli kişiliğini yansıtan bu şovlarla kısa sürede tüm İtalya'nın kalbini kazandı. Öyle ki, Eurpeana'nın haberine göre 1984 yılında yayınlanan bir dergide Raffaella Carra'nın dönemin başbakanından daha çok alkışlandığı, dönemin fulbolcularından çok daha fazla kazandığı ve Aziz Padre Pio'dan daha büyüleyici bir kişiliğe sahip olduğuna inanıldığı yazılıp çizildi. 1970'li yıllar itibariyle müzik kariyerine odaklanan Carra disko dalgasını İtalya'da estirmeye başladı. İçinde 'Tuca Tuca', 'El Borriquito' gibi hitlerin bulunduğu ilk albümü 'Raffaella Carra' yı 1971 yılında yayınladı. 1976 yılında 'Forte forte forte' isimli albümü ise 36 ülkede yayınlanarak Carra'yı uluslararası çapta disko kraliçesi olarak üne kavuşturdu. Ajda Pekkan'ın Türkçe olarak 'Sakın Sakın Ha' ismiyle yorumladığı 'A far l'amore comincia tu','Tanti auguri', 'Pedro', 'Ballo Ballo', 'Fiesta' gibi dillere pelesenk olan bir dizi hit, Raffaella Carra efsanesini köklendiren başarılı işler olarak tarihe geçti. Carra, 78 yıllık yaşamına tam 25 albüm sığdırdı. Kariyerinin olgunluk döneminde yüzündeki sıcacık gülümsemesi ve yüksek enerjili tecrübesiyle Rai2'de Eurovision Şarkı Yarışması'nı sundu Raffaella Carra. 5 Temmuz 2021'de akciğer kanseriyle verdiği mücadele sonucunda aramızdan ayrılan Carra'yı milyonlar Roma'da işte böyle uğurladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/07/05/2024-pirelli-takvimi-icin-prince-gyasi-deklansore-basacak", "text": "Sanatsal geleneklere ve idealize edilmiş güzellik standartlarına meydan okuyan genç sanatçı Prince Gyasi, 2024 Pirelli Takvimi için vizörün başına geçiyor. Pirelli efsanevi takviminin yeni sayısında Ganalı genç sanatçı Prince Gyasi'nin deklanşörün ardına geçeceğini duyurdu. Her yıl tüm dünyada heyecanla beklenen Pirelli Takvimi'nin 50'nci edisyonu 2024 Pirelli Takvimi, Kasım 2023'te tanıtılacak. 1964'ten beri ikonik bir kültürel mirasa dönüşen Pirelli Takvimi'nin çekimlerini bu yıl, ilk fotoğraflarını henüz 16 yaşındayken eski bir iPhone'la çekmeye başlayan ve eserlerinde izleyiciye Batı dünyasındaki hakim \"Afrika\" algılarına zıt bir söylem sunan Gyasi üstleniyor. Gyasi, sanatsal fotoğrafçılığın kurallarını yıkarak izleyiciyi kendi sinestezi deneyimlerinden etkilendiği rengarenk bir evrene davet ediyor. Renkleri kelimelerle ilişkilendirmesine neden olan nörolojik sinestezi olgusunu yaşayan Gyasi için örneğin deniz mavisi çarşamba günlerini temsil ediyor. Uzaktan bakıldığında önce resim gibi algılanan çarpıcı fotoğraflarıyla aslında fotoğrafın güzel sanatlar içindeki ikincil statüsüne dair yıkıcı olguları alaycı bir yaklaşımla reddeden sanatçı, genellikle Jamestown bölgesindeki evinin çevresindeki sokak çocuklarını özne olarak kullanıyor. Genç fotoğrafçı ayrıca kurucusu olduğu Boxed Kids adlı sivil toplum kuruluşuyla Jamestown bölgesindeki yoksul çocuklara bir eğitim platformu ve kreatif bir alan sunuyor. Halen Gana'nın başkenti Akra'da yaşayan Prince Gyasi Siyahi bir kişi olma deneyiminin canlı detaylarını yakalayarak geleneksel güzellik standartlarına meydan okurken yeni bir neslin zarafetini ve enerjisini yansıtıyor. Eserleri Jean Pigozzi's ve Pinault Foundation dahil dünyanın pek çok önde gelen çağdaş sanat koleksiyonunda yer alan sanatçının en yakın tarihli sergileri arasında Kyoto'da düzenlenen Kyotographie fotoğraf festivalinin 2022 edisyonunda kişisel sergi ile Museo de Arte do Rio de Janeiro (Brezilya, 2022) ve Pole of Contemporary Art of Cannes (2022) kapsamındaki karma sergiler sayılabilir. Bugüne kadar Oxford Üniversitesi'nde ve 2019 Skoll Dünya Forumu'nda konuşmacı olarak yer alan genç fotoğrafçı Apple, Converse, Balmain, Off-White, Vanity Fair ve GQ US gibi markalarla ve dergilerle de önemli iş birliklerine imza attı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/07/05/engin-mavide-bir-su-alti-sergisi-cocoon", "text": "Kaplankaya, su altının dinginliğinde vadettiği sanat deneyimiyle ziyaretçilerini Ceysu Uçan'ın ''Cocoon'' adlı su altı sergisine davet ediyor. ArtArcYa sanat kuruluşunun kurucu ortaklarından Ceysu Uçan'ın Türkiye'de bir otel bünyesinde korunaklı olarak su altında sergilenecek olan ilk kişisel sergisinin küratörlüğünü Cihan Güveç üstlenilirken, ''Cocoon'' tüm sanatseverleri 5 Temmuz'dan itibaren Kaplankaya'da ziyarete bekliyor. Kaplankaya'nın yaklaşık 5 milyon metrekarelik arazisi üzerinde üstün hizmet anlayışını doğayla uyum içinde sunma idealine sadık kalan otel, bu su altı sergisiyle birlikte sade-lüks sürdürülebilir yaşam ve doğa dostu yaklaşımını sanat ile bir araya getirmenin yolunu buluyor. Anhinga plajının kıyısında 5 ila 7 m arasındaki derinliklere yerleştirilen eserler, özellikle doğu motifleri ve kültürüyle ilgilenen sanatçı Ceysu Uçan'ın, sanatın şifa veren gücünü yansıtma görevini üstleniyor. Bodrum'un ve Akdeniz çanağının en önemli lokasyonlarından birinde konumlanan Kaplankaya'da sergiyi ziyarete gelecek sanatseverler serbest dalış, tüplü dalış, seabob, veya şeffaf kanolar ile sergiyi diledikleri gibi deneyimleyebilecek. Ayrıca arzu eden misafirlerse Kaplankaya dalış okulundan tecrübeli eğitmenlerle dalış yapmayı öğrenebilme imkanına da sahip olacak. Uçan'ın çalışmaları su altında ışığın düşüşü, dalganın yarattığı optik kırılma, güneşin derinliklere süzen yansımalarının yanında bireysel ve toplumsal yeni doğuştan ilhamla hazırlanırken sergide mozaik ve heykel türlerinde çalışmaların yanında kil, kum, taş gibi farklı medyumlar da öne çıkıyor. ''Cocoon'' su altı sergisi için izlenen yenilikçi yol, Uçan'a doğayı bir sanat alanı olarak kullanma imkanı tanırken sanatçının yarattığı bu kreasyonunda aynı zamanda çevreci ve sürdürülebilir yaklaşımı öncelediği de anlaşılabiliyor. Serginin özellikle deniz yaşamına olan saygısıysa ''Cocoon''un doğaya zarar vermeyen, geri dönüştürülebilir malzemeler kullanarak yaratılmış olmasından geliyor. Kaplankaya'nın ev sahipliğindeki bu su altı projesi aynı zamanda eserlerin satışı sonrası elde edilen gelirlerden afet bölgesindeki kurumlara bir yardım kampanyası düzenlemeyi hedeflemesi yönüyle bir sosyal sorumluluk projesi olma özelliğini de taşıyor. Anhinga'nın kıyısında, Akdeniz'in mavi suları altında keşfedilmeyi bekleyen ''Cocoon'' sergi Ekim 2023'e kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/07/10/gule-gule-ozkan-ugur", "text": "Türkiye'nin gelmiş geçmiş en başarılı müzik gruplarından biri, 'MFÖ' nün Özkan'ı, renkli, enerjik ve sempatik kişiliğiyle herkesin kalbine bir şekilde dokunmayı başaran nadir isimlerden Özkan Uğur'u geçtiğimiz hafta sonu kaybettik. Dile kolay 69 yıllık yaşamına nice eserler ve başarılar sığdıran Özkan Uğur'un anısına ve hayatımıza renk katıp çok yönlülüğüyle bizlere ilham olduğu için kendisine teşekkür etmek adına, yaşamını ve kariyerini bu hafta sizler için derledik. 17 Ekim 1953'te dünyaya gelen Uğur, 1960'lı yılların bir klasiğidir ya, müziğe ilkokulda mandolin ile tanışarak başlar. Daha sonra lise yıllarında 'Atomikler' isimli amatör grubunda dönemin popüler şarkılarını çalan Özkan Uğur'un profesyonel anlamda müzik hayatına adım atması 1970 yılında Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası ile gerçekleşir. 1971 yılına gelindiğinde Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile tanışan Özkan Uğur, 'Kaygısızlar' adını verdikleri grupta bas gitar çalmaya başlar. Çok geçmeden birbirleriyle güzel bir uyum yakalayacak olan bu üç isim sıkı dost olacak ve Türkiye'ye MFÖ efsanesini hediye edecektir. Kaygısızlar bir süre sonra dağılır. Bunun üzerine Özkan Uğur, çok sevdiği müziğini, Barış Manço'nun kurduğu rock müzik grubu Kurtalan Ekspres'in ilk kadrosunda yapmaya devam eder. Kurtalan Ekspres'te 1976 yılına kadar bas gitarist olarak devam eden Uğur, 1978 yılında Anadolu turnesi için de gitarist olarak gruptaki yerini alır. Kaygısızlar dağılsa da, onlar aslında hiç ayrılmamışlardı. 1970'li yıllarda ara sıra bir araya geldiler müzik için. 1980'li yılların başında ünlü isimlerin orkestralarında yer aldılar birlikte. 1984 yılına gelindiğinde ise 'MFÖ' Mazhar, Fuat, Özkan olarak ilk çıkışlarını 'Ele Güne Karşı Yapayalnız' ile yaptılar. Bir arada şöhreti yakalayan başarılı grup, hem 1985 hem de 1988 yıllarında iki defa olmak üzere Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil etti. Özkan Uğur'un dönemine denk gelen hemen hemen herkes onun o şahsına münhasır vokallerine şahitlik etmiştir. MFÖ'nün 'Sude', 'Ali Desidero', 'Lay Lili Lili Lay', 'Mecburen', 'İdare Edip Gidiyoruz', 'Amanın Aman' gibi kayıtlarında kendine has yorumuyla vokal ile düet yaptığını dinlediğimiz Özkan Uğur, MFÖ'nün dışında da çeşitli sanatçıların kayıtlarında, yine kendine has bir biçimde ortaya koyduğu vokalleriyle yer aldı. Çok yönlülüğüyle birçok kişiye ilham olan Özkan Uğur'un müzik haricinde oyunculuk hayali de vardı. Çocukluk yıllarında oyuncu olmanın hayalini kuran Özkan Uğur bir röportajında oyuncu olmayı çok istediğini, hatta anne ve babasına kendisini konservatuara yazdırmaları için çok yalvardığını belirtir. Ancak 'İyi ki de yazdırmamışlar. MFÖ olmazdı bu sefer de. MFÖ'süz bir hayat da düşünemiyorum, bunu her zaman söylerim.' diye de ekler. Yaşadığı süre boyunca hayallerini yaşadığını belirten Özkan Uğur, oyunculuk hayalini gerçekleştirdiği gibi, oyunculuğunu konuşturan isimlerden biri olmayı başardı. Beyazperdeye attığı ilk adım 1988 yılında Mazhar Alanson ve Fuat Güner'in de yer aldığı 'Arkadaşım Şeytan' filmi oldu. Daha sonra 'Eşkıya' (1999), 'Komser Şekspir' (2001), 'Yeter Anne' (2002), 'Cennet Mahallesi' (2004) gibi pek çok yapımda rol aldı. Sergilediği başarılı oyunculuk performanslarının arasında en akıllara kazınanı Cem Yılmaz'ın yönetmen koltuğunda oturduğu G.O.R.A (2004) ve A.R.O.G (2008) filmlerinde hayat verdiği 'Garavel' ve 'Dimi' karakterleri oldu. Cem Yılmaz'la yakaladıkları uyumu devam ettiren Uğur, beraber başka projelerde de yer aldı. Gerek müzik, gerek oyunculuk kariyerinde dokunduğu her projeye özgün izler bırakan Özkan Uğur'u geçtiğimiz hafta sonu kaybettik."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/07/12/brad-pitt-britanya-grand-prixte-yeni-formula-1-filmini-onayladi", "text": "Pitt, acemi pilotları başarıya götüren emekli bir F1 pilotunu canlandıracak. Netflix'in 'Drive to Survive' belgesel dizisinin büyük bir izleyici kitlesine ulaşması, Formula 1 tutkunlarını artırdı. Kısa bir süre önce de İngiltere'nin Silverstone pistinde düzenlenen Formula 1 yarışında Hollandalı-Belçikalı pilot Max Verstappen birinci olması dikkatleri yeniden pistlere çekti. Ancak Verstappen'in galibiyeti Silverstone'dan alınan heyecan verici tek haber değildi, bir süredir dedikoduları duyulan, yönetmen koltuğunda ise yakın zamanda Top Gun: Maverick başarısıyla kendinden söz ettiren Joseph Kosinkski'nin oturduğu, Formula 1 yarışlarını konu alan Brad Pitt filminin çekimleri Silverstone'da doğrulandı. Brad Pitt, Damson Idris ve ekibi, Mercedes Benz sponsorluğundaki yarış üniformalarıyla Silverstone'a geldi. Film hakkında herhangi bir bilgi açıklanmazken Pitt, feci bir araba kazası geçiren, 1990'lı yıllarda emekli olan bir yarış pilotuna hayat vereceğinden bahsetti. Emekli pilot, aradan geçen yıllar sonra arkadaşları tarafından acemi Formula 1 pilotlarını eğitmesi için yeniden piste davet ediliyor ve olaylar gelişiyor. Lewis Hamilton'ın yapımcılığını üstlendiği filmde Damson Idris'i acemi Formula 1 pilotu, Brad Pitt'i ise emekli eğitmen olarak izleyeceğiz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/08/17/kizi-shannon-bruce-leeyi-ve-50-yilinda-enter-the-dragoni-anlatiyor", "text": "Bu ay, Bruce Lee'nin dövüş sanatının başyapıtı 50. yılını kutluyor. Kızı Shannon, Hollywood ve tabii ki ailesi için her şeyi değiştiren filmi, meraklıları için bir kez daha anlatıyor. Bruce Lee, bir dönem herkesin, özellikle de erkeklerin idolüydü. İmkansız görünen bir güce, karizmaya ve enerjiye sahip olduğu gibi bütün bunları gelecek nesiller için bir de selüloide sığdırdı. Enter the Dragon, 1973 yılının Ağustos ayında vizyona girdiğinde aksiyon sinemasını sonsuza dek değiştirdi film bununla da yetinmeyip bir de başrol oyuncusu Lee'nin her daim güncel kalmayı başaran gizemine katkıda bulunan bir yapım oldu. Ne yazık ki Bruce Lee, namını kendinden sonraki nesillere taşıyacak bu filmin vizyona girmesine bir aya kala, henüz 32 yaşındayken, beyninde oluşan ödem sebebiyle hayata veda etti. Beyazperdeyle buluşmasının üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen, Enter the Dragon, sinema severleri özellikle de bana bu filmi dinlemeyi sevdiğini söyleyen, Bruce Lee'nin kızı Shannon'ı büyülemeye devam ediyor. Yakın zamanda Shannon ile gerçekleştirdiğiniz görüntülü görüşmede Shannon, \"Filmdeki kendi sesi,\" diyor ve \"Sırf babamla bağlantı kurabilmemden dolayı bu film kalbimde özel bir yere sahip,\" diye ekliyor. Bruce Lee'nin diğer hit filmleri Fist of Fury, The Game of Death ve The Way of the Dragon'ın tüm zamanların en büyük Bruce Lee x Chuck Norris çekişmesi aksine Enter the Dragon'daki yüzünün \"babasıyla ilgili en iyi hatırladığı şey\" olduğunu belirtiyor. 17 Ağustos 1973'te beyazperdeyle buluşan Enter the Dragon, yılın en büyük hasılat yapan filmlerinden biri olmayı başararak rakiplerini deyim yerindeyse alt etti. 17 Ağustos 1973'te beyazperdeyle buluşmasının ardından rakiplerini geride bırakarak yılın en büyük hasılatını yapan film olarak tarihe geçen Enter the Dragon, bir James Bond macerası tadındaki senaryosuyla, Lee'nin dövüş sanatını casus teması ile birleştiriyor. Bruce Lee, filmde bir suç dehasını devirmek için egzotik bir adada dövüş sanatları turnuvasının içine sızan casusu canlandırıyor. Dönemin enflasyon oranına göre bütçesi ayarlanan Enter the Dragon, 1973 yılında tam 150 milyon dolar hasılat elde etmesiyle biliniyor. Enter the Dragon'ın, aynı dönemde Westworld, American Graffiti, The Sting ve The Exorcist gibi diğer sinema başyapıtlarıyla kafa kafaya yarıştığı göz önünde bulundurulduğunda filmin başarısının büyüklüğü de anlaşılıyor. Onun gibisi görülmedi ve muhtemelen de bir daha görülmeyecek. Enter the Dragon'ın görünürdeki yönetmeni Robert Clouse. Ancak neredeyse bütün yönleriyle o bir Bruce Lee filmi. Film Bruce Lee'den o kadar çok parça taşıyordu ki, Lee filmin orijinal adı Blood and Steel'i değiştirmek için ısrar etti. Filmin, Hollywood'un kendisini yeniden tanıtmasının ve kendi sanatını yansıtmasının bir aracısı olmasını istedi çünkü bu başyapıtının çekilmesinden yıllar önce The Green Hornet adlı TV dizisi sona ermişti ve bunun üzerine Lee sektörden ayrılmıştı. Shannon, \"Senaryoyu eline aldığı ilk anda, pek de iyi bir yapım olacağını düşünmemişti. Yine de, bu projenin, özgün tarafını göstermek için bir fırsat olduğunu biliyordu,\" diyor. İnternet protokolünün yönettiği gişe rekortmeni filmlerin ve yenilmez görünmek isteyen ekran kahramanlarının kol gezdiği bir çağa kıyasla Bruce Lee, ölümsüzlüğünü kendi gücü ve yöntemleriyle elde etti. 1973 yılının Şubat ayında Enter the Dragon'ın çekimleri Hong Kong'da başladığında Shannon küçük bir çocuktu. Bu nedenle set ziyaretlerini pek hatırlamıyor, yalnızca, \"Çok yoğun ve kaotik bir zamandı,\" diyor ve, \"Bununla ilgili hatırladığım kadarıyla babam, film ekibine oranla daha fazla keyif alarak ve çok çalışmış,\" diye ekliyor. Babasının Hong Kong filmlerinin kamera arkasında genellikle unutulmayacak biçimde neşeli, aile sıcaklığında bir ortam olduğunu belirten Shannon, buna karşılık, \"Enter the Dragon zor bir yapımdı ve zor şartlarda çekildi,\" diyor. 1973'te beyazperdeyle buluşturulduğunda Enter the Dragon, New York'tan Bombay ve Londra'ya kadar her şehirde sansasyon yarattı. Dönemin enflasyon oranına göre ayarlanan ve ömürlük brütü 2 milyar dolara ulaşan Enter the Dragon, kolaylıkla bir Hollywood franchise'ını başlatabilirdi; aslında teknik olarak bunun için tasarlanan bir yapımdı. Shannon, Enter the Dragon'ın devam filmi için kesinleşen herhangi bir plandan haberdar olmadığını ancak babasının bir devam filmi yapma niyetinde olduğunu ifade ediyor: \"Bunun James Bond markasına bir çeşit rakip olduğu düşüncesi vardı,\" diyor. Babasının kısaca \"Lee\" olarak adlandırılan karakteri, önceleri bir İngiliz casusu olarak hayal edildi. Lee ise bariz nedenlerden ötürü karakterin kökeni konusunda değişikliğe gidilmesi için ısrar etti. Shannon, \"'Ben İngiliz ajanı olamam,' dedi. 'Ben Çinli bir erkeğim. Tamam, İngilizler adına oraya gideceğim ancak karakterim kökenime otantik bir biçimde hitap etmeli,' dedi.\" sözleriyle Bruce Lee'nin kökenini ortaya koymayı ne denli önemsediğini ifade ediyor ve \"Elbette ki İngilizlerin başka bir görev için ihtiyaç duyduğu Shaolin keşişi de olabilirdi... Bu, gizli görevde olan bir ajan filmi. Bu Mission: Impossible. Veya James Bond. Burada orijinaliteyi ortaya koyan ve merak uyandıran unsur Bruce Lee'nin kendisi,\" diye ekliyor. Shannon Lee, babasının Enter the Dragon'daki performansı hakkında \"Ekranı canlandırıp onu coşturan havası şimdilerde bile izleyiciye geçmeyi başarıyor. Bu, zaten eğlenceli olan bir filme daha da eğlence katıyor,\" diyor. Günümüzde yapay zeka, Hollywood'un güncel bir sorunu ve endüstrinin sendikalı aktörleri, yapay zekanın geçim kaynaklarını yok edebilme konusundaki korkutucu potansiyeline dikkat çekiyor. Shannon bu konuda aktörlerden taraf olduğunu belirtiyor ve makinelerin babasının orijinalliğinin önüne geçip hünerlerini kopyalamasına izin vermiyor. Shannon, \"Babamın imajını, sesini, benzerliğini, hareketlerini yeniden yaratmanın ve kolaylıkla da 'o' olduğunu söyleyebilmenin kimsenin hakkı olduğunu düşünmüyorum,\" diyor ve, \"Stüdyoların veya şirketlerin, sanal bir vücuda sahip olması söz konusu olsa bile, birinin vücuduna, varlığına bu şekilde sahip olmasının gerekli olduğunu düşünmüyorum,\" diye ekliyor. İnternet protokolünün yönettiği gişe rekortmeni filmlerin ve yenilmez görünmek isteyen ekran kahramanlarının kol gezdiği bir çağa kıyasla Bruce Lee, ölümsüzlüğünü kendi gücü ve yöntemleriyle elde etti. Enter the Dragon, sınırlı bir süreyle sinema salonlarına geri döndüğü gibi yepyeni bir dünya ile karşı karşıya. Hasılat rekortmeni Barbenheimer sinema salonlarını domine ederken sırada başka bir süper kahraman filmi daha bekliyor. Ancak Enter the Dragon'ın sahip olduğu ve ihtiyacı olan- tek şey var: o da Bruce Lee. Kızı Shannon, \"Hiç kimse onun gibisini görmedi ve kimse de bir daha göremeyecek,\" diye düşünüyor ve \"En mükemmel biçimde kendini ortaya koymakta o kadar iyiydi ki, babam sonsuza kadar Ejderha olarak kalacak,\" diyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/08/18/koleksiyonunuza-guncelleme", "text": "Bu 7 yeni plağı koleksiyonunuza mutlaka ekleyin. YENI BASIM VE ÖZEL BASKI PLAKLAR, vinilin sıcak dokusu ve analog sesin cazibesine hayır diyemeyen sevgili plak tutkunlarında her zaman büyük heyecan yaratır. Size iyi bir havadisle geldim; plakların dönen dünyasında, zamansız melodilerin havalı ritmiyle birlikte, koleksiyonunuzu güncellemek adına sizin için kısa bir müzik yolculuğuna çıkıyoruz. İkonik şarkıcı ve şarkı yazarı Billy Joel'in unutulmaz 1975 Great American Music Hall konserini içeren bu albüm, 180 gram vinilde ve samimi konser atmosferini yansıtan sıcak renklerle. \"Piano Man\" ve \"New York State of Mind\" gibi hitleri duymadan geçmeyin. Efsanevi 1978 albümü Beggars Banquet, yeniden basılmış ve 180 gram ağırlığındaki vinil plakta sunuluyor. Bu sınırlı sayıda üretilen özel baskı, orijinal albüm kapağı tasarımına ve 1978'de yapılan ilk baskısına sadık kalarak Rolling Stones hayranlarını büyüleyecek. Paul McCartney ve Wings'in 1973'teki popüler albümünde, \"My Love\" ve \"Big Barn Bed\" gibi hit şarkılarla romantik ve neşeli müzik anları yaşayın. Özel baskı sayesinde, o dönemin büyüleyici atmosferini deneyimleyin. The Strokes'un başarılı teklilerini içeren bu derleme, hayranları etkilemeye hazır. 180 gram vinilde bulunan albümde, \"Last Nite\" ve \"Someday\" gibi klasik şarkıları dinlerken, enerjik ve tutkulu erken dönem çalışmalarını anlatan güzel bir kapak tasarımına göz atmanız önerimdir. Pearl Jam'ın beşinci albümü Yield'in 25. yıldönümüne özel, 180 gram vinilde yeniden basıldı. \"Given to Fly\" ve \"Wishlist\" gibi hit şarkılarıyla grubun büyüleyici müziğine dalın. Özel baskıda, orijinal albüm kapağı ve dikkat çekici detayları da mutlaka inceleyin. Gorillaz'ın son albümü \"Cracker Island\", taptaze ve yenilikçi. Albümde, grubun özgün tarzını ve yaratıcılığını yansıtan \"Bend the Wind\" ve \"Plastic Dreams\" gibi yeni hit şarkılar bulunuyor. Gorillaz hayranlarını heyecanlandıracak kapağı da cabası. Whitney Houston'ın büyüleyici albümleri \"Whitney Houston\" (1985) ve \"Whitney\" (1987), zarif 180 gram vinillerde muhteşem bir geri dönüş yapıyor! Bu baskılarla hayranlar koleksiyonlarına adeta müzikal bir mücevher ekleyecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/08/22/grammy-odulleri-kategorilerinin-en-yenisi-afrobeats", "text": "Müzik dünyasının en prestijli ödül töreni olarak kabul edilen Grammy Ödülleri listesine bu yıl \"En İyi Afrika Müziği\" kategorisi eklendi. Son yıllarda müzik dünyasında gittikçe popülerleşerek pop kültüründe krallığını ilan eden Afrika kültürünün ritmi Afrobeats'in geçtiğimiz yıl Grammy Ödülleri tarafından resmi olarak kategorize edileceği söylentileri duyuluyordu. Recording Academy, artık Afrika müziğinin en büyük ve en iyi isimlerini tanıyacağını resmi olarak açıkladı. Okay Africa'nın haberine göre Recording Academy CEO'su Harvey Mason Jr., \"Recording Academy, bu yıl düzenlenen ödül kategorilerini duyurmaktan gurur duyuyor. Söz konusu değişiklikler, bize gelen geri bildirimleri dikkate aldığımızı ve bu konudaki çalışmaların yürütülmesi konusundaki kararlılığımızı yansıtıyor. Yenilenen Grammy kategorileri, çeşitlenen müzik türlerini doğru bir şekilde temsil ediyor ve sürekli gelişip değişen müzik piyasasına uyum sağlıyor.\" dedi ve \"Afrika müziği son birkaç yılda güzel bir gelişme kaydetti. Uluslararası sanatçıların Afrika kıtasından çıkan yaratıcılığı dikkate almasıyla müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştıran Afrobeats sayesinde Grammy'ler de güncelliğini koruyacak.\" sözlerini ifade etti. Grammy Ödülleri'nin web sitesine göre Afrika Müziği kategorisi, \"Afrika kıtasındaki benzersiz yerel ifadeleri kullanan kayıtları ödüllendiren\" bir single kategorisi. Kategori, kıtanın geleneksel ritimlerini içeren Afrobeats ile sınırlı kalmayarak, Afro-fusion, Afro Pop, Alte, Amapiano, Bongo Flava, Genge, Kizomba, Chimurenga, High Life, Fuji, Kwass, Ndombolo, Mapouka, Ghanaian Drill, Afro-House, South African Hip, Ethio Caz gibi türleri de dikkate alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/08/29/the-crownda-lady-diananin-olum-sahnesi-nasil-cekilecek", "text": "The Crown'ın 6. ve son sezonunda Lady Diana'nın ölüm sahnesinin nasıl çekildiği merak konusu. The Crown hayranları, geçtiğimiz eylül ayında hayata veda eden Kraliçe II. Elizabeth'in 21. yüzyılın başındaki saltanatını anlatan tarihi dramanın 6'ncı ve sonuncu sezonunu merakla bekliyor. Bu son sezonda, Prens William ve Kate Middleton'ın tanışma anı gibi kraliyet ailesinin geçmişindeki tarihi olayları konu alacak olan drama, popüler kültürün ikonlarından ve bir dönem 7'den 70'e herkesin gönlünde taht kuran Prenses Diana'nın trajik ölümünü de final sezonuna dahil edecek. Dizinin yapımcıları Andy Harries ve Suzanne Mackie, 6'ncı sezona damga vurması beklenen bu tarihi trajik olayı \"muazzam bir hassasiyetle\" ve düşünceli bir yorumla anlatacaklarına dair Lady Diana hayranlarına söz verdi. Sadece Birleşik Krallık tarihinin değil, dünya tarihinin en üzücü ve önemli olaylarından biri olarak anılan Lady Diana'nın ölümünün, İngiliz Kraliyet ailesini tarihçilerden destek alarak doğru bir şekilde ancak Kraliyet ailesine duyulan saygı çerçevesinde anlatan dramada ne şekilde aktarılacağına dair duyulan merak oldukça fazla bu da izleyicinin senaryodan beklentisinin yüksek olduğunun kanıtı. Edinburgh TV Festivali kapsamında forumda konuşma yapan yapımcılar, Lady Diana'yı anlatırken diğer Kraliyet üyelerine gösterdikleri saygının aynısını göstereceklerini belirtmişlerdi. Dizinin diğer yapımcısı Andy Harries, 8 Eylül 2022'de hayata veda eden Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün The Crown'ın hikayesini hiçbir şekilde değiştirmediğini ancak senaryonun gidişatını ve yaratıcılarını büyük ölçüde \"etkilediğini\" ekledi. Dizinin 5'inci sezonunda Galler Prensesi'ni canlandıran Elizabeth Debicki'ye sergilediği performans, televizyon dünyasının en prestijli ödülü Emmy'de Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında adaylık getirmişti. Debicki, dizinin 6'ncı ve son sezonunda yeniden Lady Diana'ya hayat verecek. Aktardığı hikayelerin tutarlılığı her seferinde eleştirilse dahi Netflix'in orijinal yapımı The Crown, yayınlandığı 2016'dan bu yana 60'ın üzerinde Primetime Emmy Ödülü adaylığı elde etti. Final sezonunun sonbahar aylarında yayınlanacağı belirtilen The Crown'ı heyecanla bekliyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/08/31/venedik-film-festivalinin-favorisi-michael-mann-imzali-biyopik-ferrari", "text": "Enzo Ferrari'nin hikayesinin anlatıldığı filmin başrolündeki Adam Driver, grevden ötürü prömiyere özel muafiyet izniyle katılabildi. Alkış sürelerinin birbiriyle yarıştığı, sonbaharın müjdeleyicisi, kült etkinlik Venedik Film Festivali başladı. Ancak festival, 63 yılın ardından Hollywood'u sarsan Beyazperde Aktörleri Derneği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Birliği grevinden etkilendi. 80. Venedik Film Festivali'nin açılışını yapması planlanan ve yönetmen koltuğunda \"Call Me By Your Name\", \"Bones and All\" gibi filmlere imzasını atan Luca Guadagnino'nun oturduğu \"Challengers\" adlı film, grev sebebiyle festivalin programından çıkarıldı. Bu yıl 80'incisi düzenlenen ve 30 Ağustos 9 Eylül 2023 tarihleri arasında Lido'da gerçekleştirilecek 2023 Venedik Film Festivali'inin Guardian gazetesinin eleştirmenlerine göre favori olarak öne çıkan filmleri arasında Michael Mann imzalı biyopik \"Ferrari\" var. 1957 yılında Ferrari aracının Mille Miglia yarışına katıldığı dönemi odağına alan film, Ferrari'nin yaratıcısı Enzo Ferrari'nin hikayesini beyazperdeye aktarıyor. Penelope Cruz, Shailene Woodley, Patrick Dempsey ve Jack O'Connell'nin de rol aldığı biyografik filmde efsanevi İtalyan otomobil üreticisi Enzo Ferrari'yi Adam Driver canlandırıyor. Filmin yönetmeni Mann ve başrol oyuncusu Driver, bu yıl Venedik Film Festivali'nde de tartışmaları tetikleyen SAG-AFTRA grevinden söz edip etmemek arasında gidip geldi. Grev sebebiyle Hollywood oyuncularının katılım sağlamadığı Venedik Film Festivali'nin kırmızı halısında Ferrari'nin tanıtımını yapabilmek için SAG-AFTRA'dan geçici olarak muafiyet talep edildi. Filmin tanıtımını yapmak üzere festivale katılan isimler Adam Driver ve Patrick Dempsey oldu. Adam Driver, sadece filmin tanıtımını yapmak üzere festivale katıldığını ve bunun SAG-AFTRA grevine katılan insanların işe gidebilmelerine yardımcı olarak \"kanamanın bir nebze olsun durdurulmasına\" yardımcı olacağını umduğu belirtiyor. Filmin yönetmeni Michael Mann ise, \"Hepimiz bireysel ve kolektif olarak SAG greviyle bütüncül bir dayanışma içindeyiz,\" diyor. Mann, Ferrari'nin hikayesini anlatmak zorunda hissettiğini çünkü hikayeyi son derece \"insani\" bulduğunu da ekliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/09/12/bir-tasarimcinin-studyosunda-ekin-ergok", "text": "Tasarım kariyerime New York'ta devam etmek benim için büyük bir adımdı. Başlarda buranın hızlı ve rekabetle dolu tasarım sektörüne girmek için normalin çok üstünde bir disiplinle başarı göstermem gerekti. Öncelikle freelance işler alarak ismimi duyurmaya başladım. 2018'de Brooklyn'de tasarım stüdyosu kurdum. Zaman içerisinde marka tasarımı ve illüstrasyon konularında yoğunlaştım ve birçok ünlü mekan, özel kulüp ve prestijli moda markaları ile işbirlikleri gerçekleştirmeye başladım. Bu sayede portföyümü geliştirdim. Şimdilerde ise &LANA firmasında Sr. Grafik Tasarımcı olarak çalışıyorum ve uluslararası bir çok markaya tasarımlar üretiyorum. Bence New York, dünya genelindeki tasarım ve yaratıcılık alanında bir merkez. Burası tasarımcılar için büyüleyici bir ilham kaynağı ve rekabet ortamı. Ayrıca, kariyerimi uluslararası düzeye taşıyabileceğim birçok fırsat sunuyor. Ailemden öğrendiğim en değerli şeylerden biri, sanatın ve tasarımın hayatın her yönünü etkileyebilecek güçlü bir ifade aracı olduğuydu. Bu etki, tasarıma olan ilgimi derinleştirdi ve sanatsal bir vizyonun önemini benimsememe yardımcı oldu. Zaman zaman zorlanıyorum. Ancak araştırma yapmak, film, müzik, kitap gibi çeşitli kaynaklardan ilham almak, yeni fikirler üretme sürecimde büyük rol oynuyor. Sürekli öğrenmeye ve keşfetmeye açık olmak, yaratıcılığımın sürekliliğini sağlamama yardımcı oluyor. Mesela geçenlerde saatlerce 18. yüzyılda yapılan köprülerle ilgili araştırma yaparken gördüğüm bir motif bana inanılmaz ilham verdi. Küçükken okuduğum çizgi romanların tasarıma yönelmemde büyük bir etkisi olduğuna eminim. Onun dışında 90'lar sonu çok dinlediğim Meat Loaf - Bat Out of Hell ve Led Zeppelin albüm kapak illüstrasyonlarından çok etkilenmiştim. Zaten sonrasında çizim yapmadan duramaz oldum. Bu da beni zaman içerisinde grafik tasarımı okumaya doğru yönlendirdi. İlham aldığım birçok sanatçı ve tasarımcı var. Bunların arasında en baslarda gelen isimler, Peter Saville, Saul Bass, Martin Margiela ve H. R. Giger diyebilirim. Cherry St.Tropez'in marka tasarımını ve Sartiano's New York'un print ve dijital tasarımlarını yaparken &LANA firmasıyla birlikte çalıştık. Bir markayı sıfırdan yaratmak ve tasarımların hayat bulduğunu görmek gerçekten çok keyifli bir süreç. Özellikle Cherry ve Sartiano's için tasarladığım menülerden tutun, kibrit kutularına her şeyin sonrasında çok güzel sunulması ve tasarımlarımı Leonardo DiCaprio, Orlando Bloom, Jeremy Strong gibi isimlerin elinde görmek çok güzel bir duygu. Bu işbirliklerinin tasarım sürecinde yüksek oranda el çizimi kullanmam benim için bir dönüm noktası oldu. Bir sonraki hayalim dünyaca tanınmış bir markanın marka yenileme tasarımını üstlenmek. Kişisel stilim son derece sade ve net. Belirli zevklerim var. Rahat, doğal kumaştan ve baskısız olmalı. Kıyafetlerimin neredeyse hepsi Maison Margiela, Helmut Lang ve Elwood Clothing'den oluşuyor, bütün iç çamaşırlarım Calvin Klein ve çoraplarım Uniqlo marka. Renk olarak ise sadece rengi atmış siyahlar, griler ve koyu yeşillerle dolu gardırobum. Yani kısaca en sevdiğim renk deniz suyundan ve güneşten rengi atmış siyah tonları. Gardırobumun vazgeçilmez parçası ise yine rengi atmış siyah tişörtlerim. Giymeyi en sevdiğim marka ise Maison Margiela."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/09/29/profesor-dumbledore-hayatini-kaybetti", "text": "Harry Potter film serilerinin sevilen karakteri Profesör Albus Dumbledore'a hayat veren başarılı aktör Michael Gambon 82 yaşında yaşamını yitirdi. Dört BAFTA ödülünün sahibi Gambon, altmış yıllık kariyeri boyunca sinema, televizyon, tiyatro ve radyo alanlarında çeşitli yayınlarda yer aldı. Eşi Lady Gambon ve oğlu Fergus, sevgili eş ve babalarının zatürre nöbeti sonrasında hastanede huzur içinde hayata veda ettiğini belirtti. Kariyerine Londra'da Laurence Olivier'in Ulusal Tiyatro oyunculuk topluluğu üyelerinden biri olarak başlayan Michael Gambon, Ulusal Tiyatro yapımlarındaki performanslarıyla üç Olivier ödülü kazandı. ITV dizisi Maigret'te Fransız dedektif Jules Maigret'i canlandıran Gambon, BBC'de yayınlanan Dennis Potter'ın The Singing Detective dizisindeki Philip Marlow rolüyle tanındı. Sir Michael, 2003 yılında Richard Harris'in ölümünden sonra JK Rowling'in romanlarından uyarlanan Harry Potter serisinde Hogwarts büyücülük okulu müdürü Dumbledore rolünü üstlenerek milyonların kalbinde yerini aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/09/29/trendyol-sanat-ile-milyonlar-bagimsiz-sanatla-bulusuyor", "text": "'Dijital Çağda Ulaşılabilir Sanat' paneli, Contemporary İstanbul'da gerçekleşti. Tersane İstanbul'da gerçekleşen Contemporary İstanbul'un partneri olan Trendyol, fuar kapsamında sanatseverler ile bir araya gelerek 'Dijital Çağda Ulaşılabilir Sanat' başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Sabancı Üniversitesi Araştırma Görevlisi Yeşim Uygur'un moderatörlüğünde gerçekleşen panelin konuşmacıları Trendyol Grubu Kurumsal İletişim Direktörü İrem Poyraz, sanatçı Ardan Özmenoğlu ve sanatçı Ekrem Yalçındağ oldu. Panelde konuşan Trendyol Grubu Kurumsal İletişim Direktörü İrem Poyraz, \"Trendyol'un günlük ziyaretçi sayısı 15 milyonun üstünde. Bunun üzerine sosyal medya hesaplarının izlenmelerini de koyarsak ciddi bir kitleye ulaşma şansı anlamına geliyor. Zaman ve mekandan bağımsız olarak farklı kitlelere ulaşıyoruz. En heyecanlı kısmı da Kayseri'deki bir sanatçı eserini şu an İstanbul'daki bir sanatseverle buluşturabiliyor. Bu durumdan dolayı çok mutluyuz\" dedi. Trendyol Sanat'ın katkıları ile, Contemporary İstanbul fuarında multidisipliner sanatçı, müzisyen ve araştırmacı Memo Akten'in büyük ölçekli video ve ses enstalasyonu \"Deep Meditations: A brief history of almost everything in 60 minutes\" eseri de Türkiye'de ilk kez ziyaretçilerle buluştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/10/07/daha-once-hic-gormediginiz-bir-david-beckham", "text": "Futbolun süper starına yarım milyon yeni hayran kazandıran Netflix belgeseli, Beckham'ın kariyerine ve eşi Victoria Beckham ile evliliğinin iniş çıkışlarına odaklanıyor. Analizler gösteriyor ki bu belgeselin yayınlanmasıyla beraber David Beckham'ın sosyal medyada takipçi sayısı bir hayli arttı. HBO'nun dünyayı kasıp kavuran dizisi Succession'daki Hugo rolünden tanıdığımız Akademi ödüllü yönetmen Fisher Stevens'ın imzasını taşıyan \"BECKHAM\", dört bölümle İngiltere'nin ikonik futbol takım kaptanının kariyeri ve özel hayatı hakkında daha önce bilmediklerinizi gözler önüne seriyor. Belgeselin öne çıkan konuları ise Becham'ın eski Manschester United yöneticisi Sir Alex Ferguson ile olan ilişkisi ve tabii ki 24 yıllık eşi Victoria Beckham ile olan evliliği. Geçtiğimiz çarşamba günü yayınlanan belgesel, Beckham'ın Doğu Londra'lı yetenekli küçük bir çocukken dünyanın en tanınmış yıldız fulbolcularından biri olmaya yükselmesini ana hatlarıyla aktarıyor. BECKHAM, karizmatik futbol efsanesinin eşi ve ailesi ile olan ilişkisinin yanı sıra eski takım arkadaşlarından Gary Neville, Eric Cantona ve Rio Ferdinand ile yapılan röportajları içeriyor. Fisher Stevens imzalı belgeselin Beckham'ın kariyerinin en kötü noktası olarak sayılan 1998 yılında oynanan İngiltere'nin Arjantin'e karşı oynadığı Dünya Kupası maçında kırmızı kart görmesi ve bundan dolayı hem David Beckham'ın hem de ailesinin bunun sonucunda uğradıkları taciz sonrasında Beckham'ın yaşadığı depresyonu anlatması hikayeyi daha da ilginç kılıyor. Posh ve Becks adlı belgeselde, Victoria Beckham'ın henüz bir Spice Girls grubunun parçasıyken ve David Beckham'ın Manchester United'da yükselen bir futbol yıldızıyken tanışmaları ve bir çift olarak ün kazanmaları aktarılıyor. Ancak çiftin 2003 yılında yaşadığı ayrılığın ayrıntılarını aktarıp aktarmamak konusunda kararsız kalmaları bu konuyu daha önce hiç gün yüzüne çıkarmadı. Netflix imzalı \"Beckham\" da ise gün yüzüne çıkıyor. Beckham, Madrid'e transfer olduktan sonra ailesi olmadan ve gençliğinde katıldığı kulüpten uzakta kaybolduğunu anlatıyor. Sadakatsizlik iddiasıyla ilgili gazete haberlerinin ardından kendisi yalanladı, çiftin \"boğuluyor\" gibi hissettiğini söyledi. Beckham, Madrid'e transfer olduktan sonra ailesi olmadan ve gençliğini geçirdiği kulüpten uzaktayken kaybolmuş hissettiğini anlatıyor. Eşi Victoria Beckham'a ihanet ettiğini iddia eden gazete haberlerini ise yalanlıyor ve o dönemde tam anlamıyla boğuluyor gibi hissettiğini belirtiyor. Dört bölümden oluşan belgesel şimdi yayında."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/10/09/pop-art-sanatcisi-jisbar-kalyon-kulturde", "text": "Pop-Art sanatının çağdaş temsilcisi Jisbar, Jisbar İstanbul'da isimli sergisiyle İstanbul'a geliyor. Sanatın farklı disiplinlerine ev sahipliği yapan Kalyon Kültür, kasım ayında pop-art sanatının ünlü ismi Jisbar'ı ağırlayacak. Pop-art tarzında ürettiği özgün eserlerle sanat dünyasında tanınan Jisbar; İstanbul'un renkli ruhunu da yansıtacağı, \"Jisbar İstanbul'da\" başlıklı sergisini İstanbullu sanatseverlerle buluşturacak. Asıl adı Jean-Baptiste Launay olan ünlü Fransız Pop-Art sanatçısı Jisbar, kasım ayında İstanbul'da sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Klasik sanatın ünlü figürlerini kişiselleştirip modern pop-art sanatıyla yeniden yorumlamasıyla tanınan Jisbar, \"Jisbar İstanbul'da\" isimli sergisini Kalyon Kültür Taş Konak'ta sergileyecek. Sanatçının deyimiyle; İstanbul'un ilham kaynağı olduğu toplam 20 eser ve 40 adet orijinal baskıdan oluşan sergi, 8 Kasım 2023- 14 Şubat 2024 tarihine kadar ücretsiz ziyaret edilebilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/10/10/gate-27nin-gecmis-konugu-selcuk-artut-yeni-kitabini-tanitti", "text": "Gate 27'nin Geçmiş Konuğu Selçuk Artut, yeni kitabında jeneratif sanatın çarpıcı örneklerini belgeliyor. Gate 27'nin Ayvalık yerleşkesinde konuk sürecini Haziran 2020'de tamamlayan sanatçı ve akademisyen Selçuk Artut, yaratıcı kodlamayla geometrik desenler üretme üzerine çalıştığı projesi için hazırladığı yeni kitabını sanatseverlerle buluşturuyor. Uluslararası konuk sanatçı programı Gate 27, İstanbul ve Ayvalık'taki yerleşkelerinde konuk sürecine katılan geçmiş konuklarının projelerini desteklemeye devam ediyor. Alp Tuğan ile birlikte kurdukları deneysel müzik grubu RAW ile Gate 27 Ayvalık'taki konuk sürecini Haziran 2020'de tamamlayan Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, sanatçı Selçuk Artut, yaratıcı kodlama üzerine olan çalışmalarını yeni kitabıyla bir sonraki aşamaya taşıyor. Sanatçının, \"Yaratıcı Kodlama ile Geometrik Desenler\" isimli yeni kitabı yayımlandı. Eserlerinde, ses ve görüntü deneyimlerine odaklanan akademisyen ve sanatçı Artut, hazırladığı yedinci kitabında; günümüzde geniş kitlelerce artan bir ilgiyle takip edilen, kendinden üreyen sanat biçimine alışılagelmişin dışında bir perspektiften bakıyor. Yeni kitabında batı kültürlerinin hegemonyasındaki sanat tarihi anlayışından uzaklaşarak özellikle doğu coğrafyasında uzunca bir dönem yükselen bir kültürel öğe haline dönüşmüş olan geometri sanatıyla günümüzün \"yeni?\" medya sanatı arasındaki ilişkileri inceleyen sanatçı, geometri sanatında geleneksel olarak yer alan yirmi üç farklı deseni yaratıcı kodlama yöntemleriyle bilişimsel olarak günümüze taşıyor. Artut'un kitabında önerdiği algoritmik yöntemler gelenek ve gelecek arasında gizli kalmış köprüleri görünür hale getiriyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/11/08/gise-rekorlari-kiran-bir-film-nasil-cekilir", "text": "Parçalara ayrılan şu dünyada bir hikaye bizi bir araya getirebilir mi; Deadpool 3 ve All The Light We Cannot See filmlerinin yönetmeni Shawn Levy anlatıyor. Levy, Stranger Things'in 3. sezon setinde. Parçalara ayrılan şu dünyada bir hikaye bizi bir araya getirebilir mi; Deadpool 3 ve All The Light We Cannot See filmlerinin yönetmeni Shawn Levy anlatıyor. Deadpool 3 ile birlikte yakında beyazperdeyle buluşacak Star Wars filminin yönetmen koltuğunda oturmaya hazırlanan Levy, aynı zamanda Free Guy, The Adam Project, The Night at the Museum serisi, Real Steal, The Internship, Date Night ve This Is Where I Leave You gibi yapımların da yönetmeni. Bu projelerin ve daha pek çok yapımın yanı sıra Stranger Things'in de yapımcılığını üstlenen Levy, 21 Laps Entertainment'ın kurucusu. 2 Kasım 2023'te Netflix'te yayınlanmaya başlayan mini dizi All The Light We Cannot See'nin yönetmenliğini de üstlenen Levy, Deadpool 3'ün çekimlerine Hollywood SAG-AFTRA Grevi sebebi ile ara verildiği sıralarda, yani geçtiğimiz ağustos ayında, Esquire US baş editörü Michael Sebastian'a nasıl gişe rekortmeni yazılır, anlattı. Return of Jedi'ı izlemek için tekrar ve tekrar sinemaya gittim. Luke'un İmparator'un odasında Vader'dan saklandığı sahnede Vader'ın \"Eğer sen karanlık tarafa geçmezsen belki kız kardeşin geçer\" repliğini çok net hatırlıyorum. Çok sessizdi. Yere iğne düşse sesi duyulurdu. Ve Vader aniden yanlış düğmeye bastı. Luke gölgelerin arasından çığlık atarak geldi ve Vader'la bir ışın kılıcı dövüşüne girişti. Seyircilerin o kırk saniyedeki sessizliği, perdedeki manzara ve seyircilere geçen duygu, sadece gözlerime değil kalbime de kazındı. Gişe rekorları kıran bir filmin özü işte budur: Hikaye tek bir tonu yakalarsa, tema iyi ön plana çıkarılırsa, izleyiciye yaşatılan deneyim birleştirici olup ona dünyanın bizden çok daha büyük olduğu hatırlatılırsa, işte o zaman kalıcı bir anı yaratılmış olur. Filmim Free Guy, 2021'de, pek çok insanın hala sinemaya gitmekten kaçındığı o dönemde ortaya çıktı. Hakkındaki beklentileri boşa çıkararak pandeminin en başarılı orijinal filmi oldu. Tabii bu bizim için çok şey ifade ediyordu. Bir izolasyon sürecinden çıkıyorduk. İnsanlara yeniden bir arada olmayı ve ortak alanlarda bir arada olmanın, temas etmenin ne kadar iyi geldiğini hatırlattı. Yazın hem Oppenheimer'ı hem de Barbie'yi tek başıma izlemeye gittim. İşte o salonlarda, birinin bizim için ölçüp biçtiği bir hikayeyi, aynı anlarda nefesini tutan üç yüz küsur yabancıyla birlikte izliyordum. Bu öyle bir his ki, benden de büyük; yanımda oturan yabancıdan da. Üstelik bu deneyim sadece sinema salonlarıyla sınırlı değil. Stranger Things'in yönetici yapımcısı olarak, dünyanın her yerinde, her nesilden yüz milyonlarca insanın, tıpkı Star Wars'ta olduğu gibi bir televizyon programı etrafında bir araya geldiğini gördüm. Eğer bir hikaye, insanları duygular yoluyla ortak paydada buluşturabiliyorsa; ister sinema olsun ister oturma odası, o artık gişe rekorları kıran bir hikaye olur. Ne şekilde olursa olsun, gişe rekorları kıran bir film izleyicinin zevkine adanır. Yani, tamamen kendinizi tatmin etmeye uğraşmıyorsunuz. Komedi değil, drama türündeki ilk dönem hikayem mini Netflix dizisi All the Light We Cannot See'ye başladığımda bana şu soru soruldu: \"İnsanlara ne hissettirmek istiyorsun?\" Ben de, \"Aradığınız cevap sorunuzun içinde; onlara bir şeyler hissettirmek istiyorum\" dedim. Hollywood SAG-AFTRA grevi nedeniyle yapım aşamasındaki çalışmalarına ara verilen Deadpool 3'ü şimdi yapıyorum. Filmdeki önemli bir sahne için dublör ve aksiyon ekibime \"Arkadaşlar bu bir Jedi anı\" dedim. Telefonumdan Vader ve Luke'un sahnesini açıp o sahnenin nasıl fotoğraflandığını, nasıl ışıklandırıldığını, çekilen kareyi ve o tempoyu yeniden inceledim. İlgilisi olan Star Wars hayranları, Deadpool filmimde, onlarca yıl önce bir sinema salonunda gördüğüm bir andan ilham aldığım sahneyi görecek. Bu, sonsuza dek sürecek bir anı. Bu bir hazine."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/11/25/cumhuriyetimizin-100-yilina-ozel-gorkemli-balo", "text": "Şamdan Plus Dergisi'nin Beyin Pili Hastaları Derneği ile birlikte Raffles İstanbul'da düzenlediği Cumhuriyet Balosu 300 seçkin ismi bir araya getirdi. Şamdan Plus Dergisi, 24 Kasım Cuma günü çok anlamlı bir baloya ev sahipliği yaptı. Şamdan Plus, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamak için Beyin Pili Hastaları Derneği ile birlikte Cumhuriyet Balosu düzenledi. Raffles İstanbul'daki balo, iş, cemiyet, sanat ve moda dünyasından seçkin isimleri bir araya getirdi. Konukların şıklıklarıyla dikkat çektiği balo, kokteylle başladı. Ardından balo salonuna geçildi. Konukları masalarında, bu geceye özel hazırlanan 'Cumhuriyet Sofrası' karşıladı. Turkuvaz Dergi Grubu Genl Müdürü ve Yazılı Medya İcra Kurulu Üyesi Yasemin Gebeş yaptığı konuşmada \"Bugün bir araya geldiğimiz Cumhuriyet Balosu'nda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılına tanıklık ediyoruz. Bu özel gecede, Cumhuriyetimizin temel değerlerine ve ilkelerine bağlılığımızı yürekten ifade ederek, birlik ve beraberliğimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Turkuvaz Dergi Grubu olarak, Türkiye Yüzyılı kapsamındaki hedeflerimiz doğrultusunda, dünya ile rekabet edebilecek milli değerlere sahip Cumhuriyet evlatlarını yetiştirme sorumluluğumuzu yerine getirmeye gayret ediyoruz. Cumhuriyeti her zaman en önemli değerimiz olarak görmeye devam ediyoruz, edeceğiz. Bugünün ayrı bir anlamı da Öğretmenler Günü'nü kutluyor olmamız. Bu vesile ile ülkemizin, milletimizin ve hatta dünyamızın şu ana kadar gördüğü en büyük öğretmen, en büyük lider, yol gösterenimiz, baş Öğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyor ve ülkemiz için, bizler için yaptıklarına minnettarlığımızı tekrar ifade etmek istiyorum.\" şeklinde konuştu. Beyin Pili Hastaları Derneği Başkanı Ali Zırh ise yaptığı konuşmada 2021 yılından bu yana Turkuvaz Medya Grubu ile beraber Parkinson ve hareket bozuklukları hastalıkları ile ilgili yaptıkları sosyal sorumluluk çalışmalarına değinerek \"2021 yılında Sevgili Ceylan İnsel'in Beyin Pili Hastaları Derneği için tasarladığı tişörtleri değerli katkılarınızla boyayarak başladığımız proje ortaklığımız, sanata sosyal sorumluluğu katarak 16. Contemporary İstanbul'da \"Bir Fotoğraftan Çok Daha Fazlası\" isimli sergi ile taçlandı. Bu akşam da Ulu Önderimiz 'in bizlere armağan ettiği Cumhuriyetin 100. yılını beraber kutlamanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz.\" şeklinde konuştu. Ünlü modacı Cihan Nacar'ın, Cumhuriyetimizin 100. yılına özel hazırladığı koleksiyonunu sergilediği defile baloya ayrı bir renk katarken, Cumhuriyet Balosu, bu moda gösterisinin ardından canlı müzik ve dans gösterileriyle devam etti. TRC İnşaat, Türk Hava Yolları, Alfa Romeo, PHRAHS, TOUCHE ve Arnica'nın da destek verdiği, çok büyük ilgi gören ve 300'ün üzerinde ünlü konuğun katıldığı baloda, bir kez daha Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/12/06/hayattan-ne-ogrendim-rutkay-aziz", "text": "Tiyatronun efsane ismi, Amaçsız hayat olmaz diyerek bütün yılı çalışarak geçirdi. Kasım ayında Henrik Ibsen uyarlaması Bir Halk Düşmanını sahnelerle buluşturmaya hazırlanırken bir yandan da gelecekteki oyunların planlarını yapmakla meşgul. Bu röportaj Esquire 197. sayısında yayımlanmıştır. \"Bir Halk Düşmanı\"nda şöyle bir replik var: \"Çocuklar büyüdüklerinde onların suratlarına utanmadan bakmak istiyorum.\" Bu benim hep çok önem verdiğim bir şey oldu. Can ciğer dostum Tarık Akan ile Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı üzerinde çok emeğimiz var. Tabii ki vakfın yönetim kurulunda çok değerli arkadaşlar var ama Tarık'ın yeri başkaydı be! Ondan sonra biraz yalnız hissediyorum. Kendi dilimizde Nazım okuyabildiğimiz için çok şanslıyız. Dünya barış şairimiz Nazım Hikmet'in ölümsüz şiirlerinin temeli, onun sahip olduğu ideolojidir. Nazım sıradan bir şair değil; bir düşün adamı, bir eylem adamı. Hasret, sevda adamı. Barış insanı. Onun için bu vakfı yaşatmaya, ayakta tutmaya bir görev olarak bakıyorum. Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Ruhi Su gibi büyüklerimle hep dost oldum. Nazım'la da herhalde arkadaş olurduk, oturur hayran hayran onu dinlerdik. Günümüzde yaşasaydı yanımızda olurdu. Bu saydığım, yaş almış arkadaşlarım hep çok gençlerdi. Kavganın içindeydiler. Dünyayı takip ediyorlardı. Kavga genç tutuyordu onları, asla vazgeçmiyorlardı. Aziz Nesin'e hele hayran kalırdınız! Ruhi Su bir gün, \"Kahvaltıya gelsene bana,\" dedi. Gittim. Bana \"Sardalyalar Köpekbalığına Haber Veriyorlar\" diye bir şey dinletti. Meğer öyle bir şarkı yazmış. Bu hayatımın en keyifli anısıdır. Amaçsız bir hayat olamaz. \"Elimi ayağımı çekeceğim, haberlere bakmayacağım, gazete okumayacağım, kendimi şuralara atıp kaçacağım!\" diyen adamlardan hep nefret ettim. Asalak yaşamanın bir anlamı yok. Üretimde olmak çok önemli. Bizim kuşak emeğin en yüce değer olduğuna inandı. Mesela oyun akşam 20.30'da başlar ama ben 17.00'de giderim. Ama genç kuşakta bunu görmüyorum. Ben ben ben. \"Biz\" de yahu! Şimdi \"Bir Halk Düşmanı\" üzerinde çalışıyorum ama kafamda iki sene sonra yapmak istediğim oyun var: \"Zorba\"yı düşünüyorum. Bu işin yaşı yok. Genco Erkal örneğine bakın; 87 yaşında. Haldun Dormen 92 yaşında. Federico Fellini'ye hayranım. Her filmini ağzım açık seyrederim. Peter Sellers ve Charlie Chaplin'in de yeri bende ayrıdır. Hem yönetmen hem komedyen olarak. Şarlo karakteri, başlı başına bir yaratıdır bir kere. 1980'lerin sonuna kadar önüme gelen sinema projelerini sevmedim, inanmadım. Derken Atıf Yılmaz'dan bir telefon geldi \"Bana gel,\" diye. Orada Zülfü Livaneli'yle tanıştık. \"Yer Demir Gök Bakır\"ı çekiyordu. Onun ilk yönetmenliğiydi, benim de ilk rolümdü. Ondan sonra \"Sis\" filminde yine beraber çalıştık. İyi ki de böyle girmişim sinema sektörüne. Tarık Akan'la şakalaşırdım, \"Sen artistsin, ben aktörüm,\" derdim. Beni çok itti sinemaya, çok istedi. Ama ben tiyatroda huzur buldum. Tiyatro çok daha uygar Türk sinemasından. Tiyatromda daha özgürüm. Küfredeceksem eve gider ederim. Toplum içinde etmem. Kırk yıla yakın arkadaşlık ettiğim insanlara \"ulan\" bile dememişimdir. Türkiye'de sanatçı kendisini eğitecek, dünyanın akışını gün içinde takip edecek. Sanatın geleceği için muhakkak umut var ama o günler kolay gelmeyecek. Nazım çocuğa ne der bilir misiniz: insan yavrusu. \"İnsan yavrusu\" ne kadar güzel bir Türkçe. \"Torun çocuktan daha çok seviliyor,\" lafına katılmam. Ben Doğa'yı da çok seviyorum, onun yeri ayrı. Torunlar, çocuğunuzun çocukları olduğu için çok seviliyorlar. Akşam yemeğine otururduk, babam \"O duvarda ne yazıyor?\" diye sorardı bana ve ağabeyime. \"Bizim evde yalan yoktur.\" Duvarda öyle bir yazı yoktu ama bize bunu söyletirdi. Dünya görüşüme, mesleğime, dostlarıma, arkadaşlarıma karşı hep yalansız yaşadım, bunu öğretti babam bana. Aynı şeyi ben de kızıma öğrettim. Ben babamı hiçbir zaman pijamalı görmedim. Hep kravatlıydı, kahvaltıda bile. Ölüm döşeğinde bile sizli bizli konuştuk. \"Babanız sizi çok seviyor derlerdi,\" ama o sevgiyi göremezdik. Çoğu çocuğun böyle bir dramı vardır. Ama koklayarak öperdi, bunu çok severdim. Ben de öyle öpüyorum şimdi torunları."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/kultur-sanat/2023/12/07/yapay-ronesans", "text": "Yapay zekayla sanat, yeni bir Rönesans'ın habercisi mi? Yeni sergisi \"Aritmi\"de bir araya geldiğimiz, dünyaca tanınan sanatçı Mat Collishaw yanıtlıyor. Bu röportaj Esquire 197. sayısında yayımlanmıştır. Sanatçılar her dönemde teknolojik yenilikleri benimser çünkü rakiplerinden önde olmak isterler. Çalışmalarının sanatsal tarafının gelişimini hızlandırmak için ellerinden gelenin en iyisini yapmak için her türlü aracı kullanacaklardır. Geriye dönüp baktığımızda yağlı boyanın önemli bir yenilik olduğunu düşünmeyiz. Bir tuvali ya da fotoğrafın icat edilmesini çığır açıcı bir olay olarak görmeyiz ama bütün bunlar oyunun kurallarını değiştirip yenilikleri ortaya koymuştur. Bir sanatçı olarak, eğer ki asla gazete okumuyor, kimseyle iletişim kurmuyor, kısacası kapalı bir kutuda yaşamıyorsak içinde bulunduğumuz çevreye duyarlı olmamanın imkansız olduğunu, her sanatçının kendi döneminin belli başlı meseleleri ile uğraştığını düşünüyorum. Caravaggio'nun 21. yüzyılın sorunlarına sanatıyla nasıl tepki vereceği ilginç bir soru. Bence onu sanatında teşvik eden güç, estetik klişelerden veya geleneklerden, propaganda olan ikonografiden kaçınmak ve bunun yerine son derece insani görüntüler yaratmaktı. Onun yarattığı sanatı herhangi bir kadın, erkek veya çocuk doğrudan kavrayabilir. Herkes bir çocuğun taşla oynamasını, bir adamın kavga etmesini ya da bir kadının yüzüne yansıyan ışığın yansımasını deneyimlemiştir ve gözünde hemen canlandırabilir. Burada önemli olan, Caravaggio'nun yarattığı dramaların son derece gerçek ve tanımlanabilir olması. O eseri ortaya çıkardığım zamanlarda ilkel içgüdüleri çok soğuk, mesafeli bir şekilde deneyimlediğimiz 20. yüzyıl koşulları hakkında birçok kitap okuyordum. Yani şiddetin ağırlıklı olarak filmlerde ve televizyonda görüldüğü bir toplumda yaşıyoruz. Şiddet, binlerce yıldır herkesin hayatının bir parçasıydı ve şimdi onu bilgisayarlar aracılığıyla soğuk ve klinik biçimde deneyimliyoruz. Vahşet Sergisi isimli ünlü kitabın yazarı J. G. Ballard'ın birçok kitabını okudum. 20. yüzyılın sonlarında kadın ve erkekleri, cam ve çelik çağında nasıl yaşam sürdüğümüzü ve ilkel bilincin nasıl gömüldüğünü ele alıyor. Bu yüzden bana en ilkel gelen görüntüyü seçmek istedim. Duygusal açıdan tarafsızca sunulan bu zorlu şiddet görüntüsüne bakın. Bir reklam panosu çerçevesi gibi, çelik ve camdan yapılma; ızgaraları, ışık kutuları, çok soğuk ve duygulardan oldukça uzak. Genel görüntü de bir o kadar duygu yüklü ve ilkel. Evet, kendi adıma konuşacak olursam beni zorlayan sanat eserlerini seviyorum. Sanat eseri ile karşılaştığınızda önce bir durmalısınız ve beyninizi çalıştırmalısınız: Ben şu anda neye bakıyorum? Ve konusu nedir? O anda bir izleyici kitleniz olduğunu düşünüyorsunuz adeta. Kitabınız Eşikler 'i okurken şunu merak etmeden duramadım: Yapay zekayı çağdaş sanatın en yeni aracı olarak kabul eder misiniz? Yeni serginiz \"Aritmi \"göz önüne alındığında, yapay zekanın çağdaş sanatın bir aracı olduğuna inandığınız çok açık, biliyorum ama... Yapay zekanın sanatçıların kullanabileceği başka bir araç olduğunu düşünüyorum, tıpkı sanatçıların asırlardır kontrolleri dışında gelişen şeylerle meşgul olmaları gibi. Da Vinci'nin bir süngeri çamurlu suya batırıp duvara attığını bilirsiniz; çamurun lekeleri duvardan aşağı doğru süzülürken oluşan lekelere bakıp fikir üretiyor. Daha sonra, soyut dışavurumcu ressamlar gibi, boyayı damlayan tuvalin içine atıp sonra boyayla çalışıyor ve resmin oluşum süreci bilinmezlikle birleşiyor. Yani bilinmezlikle çalışılıyor. Bana göre yapay zekanın en ilginç tarafı bir bakıma gizemli olmasıdır. Çünkü içeriğin nasıl oluşturulduğunu bilmiyorsunuz. Yapay zeka devrede olup bu süreçte gizemli bir şey yaratmak için onunla beraber programlanan milyonlarca farklı girişime sahip. Bunun spiritüel bir şey olduğunu söylemiyorum ama sadece basit bir bilgisayar hamlesi de değil. Örneğin çiçekler ve hayvanlar, genlerin çok taraflı kombinasyonlarından oluşuyor. Genetik vurgular aracılığıyla hangisinin çiçek veya hayvan olarak oluşacağı belirleniyor; dijital kod bu noktada genetik kodla benzeşiyor. Ben de kodladığımız bu şeyle ilgili çalışmalar yapmaya çalıştım zaten, yapay zekanın kodları da pek farklı değil. Bir başlangıç görseli seçiyorum ve sonra onu yapay zekaya tanıtıyorum. Böylece ne istediğimi anlıyor, daha sonra eklemek istediğim diğer nesneleri metne yazıyorum. Sonra binlerce sonuç çıkarıyorum ve aralarından birini seçiyorum. Bazen de görüntülerin bazı kısımlarını seçip onları bir araya getiriyorum. işe yarayan farklı farklı görsel sonuçlarından bir kolaj yaptım. Ben dert etmiyorum. Birçok müzede insanların uzun yıllar sanat eserlerinin fotoğrafını çekmesini engellemeye çalıştılar. Ancak yakın zamanda, bir müze sosyal medyanın gücünü fark ederek bunu artık sorun etmemeye karar verdi. Örneğin, Ulusal Galeri gibi müzeler için sosyal medya ücretsiz bir reklam aracıdır. Özellikle de gençler için reklam panolarında veya dergilerde reklam vermekten çok daha güçlü bir yol. Öte yandan da son derece tehditkar bir araç olduğu görüşündeyim. İnsanlar arasındaki kutuplaşmayı harlayıcı bir ortam yaratabiliyor, çünkü her görüşün mensubu bir olayı kendi lehine çevirebilecek şekilde öne sürebiliyor. Bu bir onaylama önyargısı. Çünkü insanlar, kendi bakış açıları ile çelişen düşünceleri görmezden gelme eğilimindeler. Herkes tek taraflı bir sosyal medya akışına sahip. Biliyorsunuz ki sosyal medyada bizi öfkelendiren, duygularımızı manipüle eden pek çok olumsuz içerikle karşı karşıya kalıyoruz. Bütün bunlar oldukça zehirli. Ben de bu konuya eğilen çeşitli sergiler yaptım. \"The Machine Zone\" sergimde Amerikalı davranışçı psikolog B. F. Skinner'ın davranışçı deneyine dayandırdığım heykellerimi sergiledim. Skinner'ın deneyinde kutuları gagalayan küçük güvercinler bir süre sonra bu harekete bağımlı hale gelirler. Ben de onun deneyine referans vererek onları bağımlı kılmak için sosyal medya uygulamalarını kullandım. Bu platformlar, dikkatimizi elde tutmak için psikolojik yönden zayıf noktalarımızı ele geçiriyor. Bizi bağımlı hale getiren son derece akıllı bir tasarım. Hayır, öyle düşünmüyorum. Demek istediğim, harika araçlar, herkes gibi ben de kullanıyorum. Ama bunun çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Ama birinin heykelimin fotoğrafını çekmesi dert değil. Ben de deepfake projeler üzerinde çalıştım ve bu konu ile ilgili pek çok şey okudum. Birkaç yıl önce ABD'de deepfake kullanılarak insanların dolandırılmasının önlenmesi için katı kurallar ve caydırıcı yasaların getirilmesi kararı alınmıştı. Ancak son anda yasama durduruldu. Çünkü bir eğlence şirketi, içinde büyük oyuncuların yer aldığı devasa bir film arşivine sahip olduğunu fark etti. Diyelim ki bir oyuncu vefat etti, o oyuncuyu deepfake kullanarak canlandırabilecek ve üzerinden para kazanmaya devam edebilecek. Ancak ABD söz konusu yasayı kabul etseydi bunu gerçekleştirmesi mümkün olmayacaktı. Bu benim düşündüğüm potansiyel sonuçlardan biri. Yakında birçok rol için oyunculara ihtiyacımız olmayacak çünkü bahsettiklerimin gerçekleştirilmesi yüksek ihtimal dahilinde. Yani yapay zeka ve hareket yakalama teknolojisi tehlikeli. Baktığınızda tuvalete gitmesi gereken, hastalanan veya hamile kalan bir oyuncudansa yapay zeka ürünü bir aktör daha ucuz ve birlikte çalışması kolay. Ama bizim açımızdan durum daha farklı. Bu farklı bir iş modeli. Ayrıca Refik Anadol'un çalışmaları hakkındaki düşüncelerinizi çok merak ediyorum. Refik Anadol inanılmaz bir teknisyen. Yarattığı şey son derece iddialı ve ilgi uyandırıcı. Ayrıca orkestraların canlı performansları için yapay zeka kontrollü canlı video içerikleri hazırlıyor. Buna benzer bir şey ben de yaptım, yapay zeka kullanmadan yaptığım filmle dünyanın farklı yerlerinden birçok canlı orkestrayla sanatımı sergiledim. Benim kullandığım içerik daha insani, daha film tadında; o ise daha soyut bir içerik üretiyor. Yani yaptığımız şey çok farklı ama senaryo çok benzer. Ama benim için insanların dünya ile olan deneyimleriyle bir bağlantı kurmak önemli. Bu nedenle soyut sanat eserleri üretmiyorum. Caravaggio gibi ben de insanlarla ve onlara tanıdık gelen şeylerle sanat arasında bağlantı kurmaya çalışıyorum. Jerry Saltz, Refik Anadol'u eserlerinin dev bir ekran koruyucuya benzediğini söyleyerek eleştirmişti. Sanırım Anadol, animasyon oluşturan dijital içerik üreticiliğinden geliyor. Sanat tarihi okuyup okumadığını bilmiyorum. Onun biraz farklı bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak dijital içerik oluşturucuların sanat dünyasının bir parçası olması gerektiğine inanıyorum. Sanat dünyası biraz kibirlidir. Ben, dünyanın değiştiğini, sanatın çok hızlı bir şekilde geliştiğini ve artık internetin halinden de anlayabileceğimiz üzere çok fazla içeriğin üretilebildiğini ancak bunu yaparken sanat tarihine yakın olunması gerektiğini düşünüyorum. Ben Jerry Saltz gibi eleştirmen değilim. \"Eğer bana hitap etmeyecekse zamanımı harcamayacağım,\" diyemem. Evet, dijital teknoloji ile çalışmalar yaptım ama pejmürde işlere de pek hevesli değilim. Çünkü zamanımın çoğunu tarih kitapları ve geçmişten günümüze teknolojik gelişmeler ile ilgili kitaplar okuyarak, 300 yıl öncesinin müziğini dinleyerek geçiriyorum. Yaşadığımız dünyanın evrim süreci ve binlerce yıl önceki fikirlerin çağdaş kültürdeki fikirlere nasıl yansıyabileceği beni çok ilgilendiriyor. Tıpkı, Jorge Luis Borges kitaplarında bir yazarın başka bir yazarı etkilemesi gibi bir döngü. Bundan dolayı modern medyayı kullanarak dijital sanat eserleri oluştururken tarihsel bakış açılarını birleştirmeye çalışıyorum. Sanat eserlerimi geçmişle günümüz arasında bir köprü haline getirmeye çalışıyorum. Evet, çok güzel. Çok derinlere inen sanat eserlerini seviyorum, bahsettiğimiz bu çiçekler sanata ilham oluyor ama özünde bir hayatta kalma mekanizması. Böcekleri cezbeden bu yapay yöntem olmasaydı türlerin hepsi ölürdü. Cennetteki kuşlarla ilgili başka çalışmalar da yaptım. Çok büyük, gösterişli tüyleri var ve bu tüylerin hepsi bir nevi hayatta kalma mekanizması. Instagram'da insanlar yüzlerine filtreler yapıyor, kollarına kaslar falan ekliyor. Yani aynı şey. Evrimsel anlamda, insan hayatta kalma mücadelesini ortaya koyar. Bu bir hayatta kalma aracıdır, dolayısıyla yüzeysel değildir. Evet, kesinlikle farklı bir yere gidiyor. Sergimde çiçekleri kullandım, hepsi algoritmalar tarafından üretilen çiçekler. Onları dijital ortamda hibrit hale getirdim. Aldığınız çiçekten başka bir çiçek ortaya çıkarabileceğiniz algoritma, çiçeklerin bir kombinasyonunu oluşturuyor. Tüm bu çiçeklerin isimleri için Jorge Luis Borges'in Babil Kütüphanesi'nden yapay zekaya kelime taratılıyor. Yapay zekaya bu kitabı biz verdik, o da kitaptaki tüm kelimeleri alıp ardından başlıklar oluşturdu. Genetik mutasyonun bir alegorisi gibi. Yapay zekanın nasıl çalıştığının iyi bir yansıması olarak Jorge Luis Borges'in Babil Kütüphanesi'ni okumanızı tavsiye ederim. Bence geleceğin sanatının rolü, insanlara gelip iki dakikalığına da olsa gündelik hayattan kaçabilecekleri, bir heykel, fotoğraf ya da tablo üzerine düşünebilecekleri ve zamanın dışına çıkabilecekleri bir yer sunmak olur. Ve onun etrafında dolaşmak, gezinmek ve insanların bir bölgeye girdiği anda dünyayı arkasında bırakabileceği şekilde düşünmeye başlamasını sağlamak olabilir. O an derinlemesine düşünürsünüz ve sonra tekrar dışarı çıkarsınız. Tam da o anda, eseri yapan sanatçı ile bir iletişim kuruyorsunuz, değil mi? Fikirler aracılığıyla size aktardığı bir iletişiminiz var. Umarım gelecekte de sanat, toplumun doğayı, cinsiyetleri ve içinde yaşadığımız dünyanın bir parçası olan tüm bu şeyleri bütün çıplaklığıyla aktarmakla ilgili olur ve bize günlük yaşam üzerine düşünmek için zaman tanır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/05/01/istanbulda-bir-italyan-sef", "text": "Pizza, makarna, İtalyan ev yemekleri seçenekleri sunan birçok restoranı ve İtalyan peynirleri, sosları gibi ürünleri bulabileceğiniz dev bir marketi olan 'İtalyan kompleksi' Eataly'nin Napolili executive şefi Claudio Chinali, tıpkı filmlerde gördüğümüz İtalyan şefler gibi enerjisi yüksek bir şef. Eline çekim için bir nar tutuşturduğumuzda hemen bir şov kuruyor, bizi güldürüyor, Akdeniz sıcaklığıyla sarıyor. Claudio, 2009'dan bu yana Türkiye'de yaşıyor, üç buçuk yıldır da Eataly'de çalışıyor. Daha önce üç Michelin yıldızlı restoranda da çalışmış, Türk yemekleri de yapmış. Türkiye'de çalışacağınızı eskiden hiç düşünür müydünüz diye sorduğumda \"Dışarıdaki Türkiye imajı farklı; gelmeden önce İstanbul'u böyle beklemiyorsunuz. Onun için düşünmezdim, ama gelince sevdim,\" diye yanıtlıyor. İstanbul'da farklı dinlerden, dillerden insanların bir arada olması ona çok hoş gelmiş. Claudio Akdeniz'i tek bir memleket olarak görüyor, bu sebeple Türkiye'de çalışmak Londra'da çalışmaktan daha kolay gelmiş ona. \"Biz Akdeniz insanları on saat çalışabiliriz; ama iki saat çalışma, iki saat çay sohbettir. Londra'da kimse uzun saatler çalışmaz, ama altı saat hiç konuşmadan işlerini yaparlar. Bu bana alışmadığım için zor geldi.\" Türkiye'de kural sevilmemesi, pazarlık kültürü olması ve kötü otomobil kullanılması, Napoli'yi hatırlatıyor ona. \"Başka bir ülkede çalışmak için ne yapmaları gerektiğini soranlara 'Şikayet etmeyin, anlamaya çalışın' diyorum. O zaman rahat ediyor, zenginleşiyoruz. Hangisi doğru, hangisi yanlış yok, alışılan ve alışılmayan şeyler var.\" İtalyanlarla Türkleri çok benzetiyor, Claudio: \"Türkler, sabah kalkar; öğlen ne yesek, akşam ne yesek diye düşünür. Biz de öyleyiz. Bizim için yemek sosyal bir zamandır.\" Farklılıklardan biri ise, bir restoranda gittiğimizde bizim tek yemek sipariş etmemiz; İtalya'da az porsiyonlarla başlangıçlardan tatlıya uzun bir yemek yeniyor: \"Türkiye'deki bence yeni bir alışkanlık, çünkü esnaf lokantalarında 'çorba-ana yemek-tatlı' menüsünü hala görüyorum.\" diyor. İtalya'daki malzemeyi burada da bulmak mümkün olduğu için restoranlarda zorlanmadıklarını anlatıyor, tek sıkıntı ise Türkiye'de çeşidin daha az olması. \"Peynir çeşidi çok, ama birbirlerine benziyorlar. Taze süt de var, ancak birkaç çeşit; un da birkaç çeşit. İtalya'da yüzlerce çeşit peynir vardır,\" diyor. Ancak Türkiye doğal kalabilmiş birkaç yerden biri olduğunun farkına varmalı diye düşünüyor. Claudio yemek alışkanlıklarımızda ilgili ona tuhaf gelen şeyleri anlattığında çok gülüyoruz. Mesela şöyle diyor: \"Balık yanında yoğurt olmaz, diyorlar ama herkes balıktan önce yoğurtlu meze yiyor.\" Balığın yanında pilav olmaz anlayışı da tuhaf geliyor ona. En şaşırdığı şey, makarnanın üzerine yoğurt döküp yememiz olmuş, çünkü onlara göre yoğurt tatlı bir şey. Roma'daki alfredo fettucine'de sadece tereyağı ve parmesan olduğunu, İtalya'da kremalı makarnanın çok az olduğunu, onun da domuz etiyle yendiğini anlatıyor: Makarnaya tavuk koymak ise ona göre ayıp. Hele pizzaya sucuk koymak... Türk tatlıları ona çok şekerli geliyor. Sütlaç, ayva tatlısı ve kabak tatlısı yiyebiliyor sadece. Türk kahvaltısı içinse \"O kahvaltı değil, resmen günün yemeği,\" diyor gülerek. Eşiyle de izinli olduğu gün Anadolu Hisarı, Rumeli Hisarı'na kahvaltı yapmaya gidiyorlarmış. Bir de Türkiye'deki restoranlarda şarabın çok pahalı olduğunu söylüyor. Türkiye'de bulamadığı bir şey var mı diye soruyorum. 47,5 numara ayakkabı giydiğini, bu numarayı Türkiye'de çok nadiren bulabildiğini anlatıyor. Yine üzerinde hiç çizgi, desen olmayan klasik parçaları bulmakta sıkıntı yaşıyormuş. Yine bir İtalyan olan eşi de iç giyim bulmakta zorlanıyormuş en çok. Bir şef olarak kültürel farklılığım zorluğunu yaşadığı da olmuş. \"İtalya'da birisi mutfakta yanlış yaptığı zaman herkesin içinde uyarırsın ki herkes hatayı öğrensin. Bunu İstanbul'da yaptığımda moraller bozuluyor. Şimdi herkesin içinde söylemiyorum, birebir konuşuyorum,\" diyor. Bir de başarısız olunduğunda İtalyanların \"Demek az çalıştım. Daha çok çalışayım da başarılı olayım,\" diye düşündüğünü, bizde başarısızlığın kaldırılamadığını söylüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/05/10/bogazin-yeni-akdenizlisi", "text": "Hazır bahar ayları gelmiş ve yaz kapıdayken şehrin en güzel manzarasına sahip mutfağıyla iddialı olan mekanlarını keşfetmekte fayda var. Bundan altı ay önce kapılarını açan Capricorn Seafood restaurant, bu adreslerden biri. Bundan tam altı ay önce Ortaköy'deki Zuma'nın yerine açılan Capricorn Seafood Restaurant, deyim yerindeyse tamamen \"Denizden babam çıksa, yerim.\"cilere hitap eden bir mekan. Yani burada bir pirzola ya da tavuk şinitzel yemeniz mümkün değil; tamamen deniz mahsulleri içeren bir menüsü var. Mutfak bir Türk bir de İtalyan şefe bağlı 16 kişilik bir ekibe emanet. Menüden seçeceğiniz her Akdeniz lezzeti Şef Fehmi Samancı, her makarna ve İtalyan lezzetleri de Şef Giuseppe Palmieri'den elinden çıkıyor. Ortaköy'ün yeni lüks restoranı olan Capricorn Seafood Restaurant, Doğuş D.ream Group'un en yeni üyesi. Hatta tamamen bir proje olarak geliştirilen ilk ve tek mekanı demem daha doğru olur. Az önce de bahsettiğim gibi menüsü, tamamen Akdeniz-İtalyan lezzetlerinden oluşuyor. Aslında ekonomi mezunu olmasına rağmen yüreğinin sesini dinleyerek aşçı olmaya karar veren Fehmi Samancı, gençlik yıllarında da evde yemek yapmaya son derece düşkün ve meraklı olduğunu söylüyor. \"Hayatım boyunca, farklı bir şeyler yaratıp insanlara sunmak ve akabinde de hızlı bir şekilde geri dönüş alabilmek beni en çok cezbeden şeylerden biri olmuştur. Yemek yapmak da bunun gibi...\" diyerek yaptığı işe olan düşkünlüğünü anlatan Samancı, sırf bu yüzden üniversitede okuduğu bölümü de yedi yılda zar zor bitirebilmiş. Bir de sürekli rakamlarla uğraşmaya maruz kaldığı mesleğini hiç sevememiş. Mezun olur olmaz da ABD'de aşçılık okuma kararı almış. Eğitimini tamamladıktan sonra Washington'da Fransız, Güney Amerika ve İtalyan ağırlıklı değişik restoranlarda çalışmış. Yaklaşık beş yıl sonra aslında Türk mutfağı üzerine çalışması gerektiğine karar veren, anavatanına dönüş kararı almış. Şansı da yaver gitmiş, aynı yıl İstanbullular'a kapılarını açan Kanyon Alışveriş Merkezi bünyesinde yer alan Konyalı Restoran'da çalışma fırsatı bulmuş. Burası kendisi için tam bir Türk mutfağı üzerine bir okul olmuş. Türkiye'deki ikinci adresi ise Anadolu Yakası'ndaki Marriot Hotel'in 'a la carte' mutfağı olmuş. Ancak ezber bozmayan bir otel mutfağına dayanması 10 ay sürmüş. Ayrıldıktan sonra bu kez eğitmen olma kararı almış. Beyoğlu'ndaki İstanbul Culinary Institute'da yaklaşık beş yıl boyunca eğitmen yapmış. Amatör ve profesyoneller için çeşitli workshop'lar düzenlemiş. Bir yandan Kadir Has Üniversitesinin restoran bölümünde eğitim vermiş. Ancak bu beş yıl boyunca çok yorulduğunu fark ederek bu kez daha sakin bir şekilde eğitim vereceği yeni adresi Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü'ne geçmiş. Bir buçuk yıl da bu şekilde geçtikten sonra yolu Doğuş D.ream Group ile kesişmiş. Son altı aydır da Ortaköy'de Boğaz'a sıfır konumuyla insanı hemen tavlayan Capricorn Seafood Restaurant'ın Türk şefi olarak menünün lezzetlerini oluşturuyor. Bu aydan itibaren daha da keyifli bir hale gelecek bahçesiyle birlikte yaklaşık 300 kişiyi birden aynı anda ağırlayabilen Capricorn Seafood Restaurant, bahsettiğim gibi tamamen deniz mahsullerinden oluşan bir menüye sahip. Tabii bir de öyle hemen her yerde kapısından içeri girebileceğiniz balık restoranlarından olan farkını da hemen ortaya koyuyor. Mesela 'Başlangıçlar'da bir balıkçıda bulabileceğiniz standart meze çeşitleri burada sunulmuyor. Neredeyse tüm malzemeler taze ve günlük olarak temin ediliyor. İtalyan lezzetlerinden oluşan 'makarna bölümü' de oldukça iddialı. İtalyan Şef Giueseppe Palmieri'ye emanet olan bu bölümün restoranda ayrı bir yeri bile var. Restoranın daha arka kısmında bulunan mutfağında 16 kişilik bir ekip çalışıyor. Aşçıların altısı kadın. Haftanın her günü öğlen saat 12:00'de kapılarını açan Capricorn Seafood Restaurant'ta akşamüzeri saat 16:00 ila 18:00 arasında iki saatlik bir mola veriliyor. Mutfak hafta içi saat 23:00, hafta sonları da saat 23:30'a kadar açık. \"Standart ama hep kaliteli.\" mottosunu benimseyen mekanın barı da Ali Ahmadi'ye emanet. Boğaz'a karşı konuşlanacağınız barında kendisinin bizzat oluşturduğu 'Don't Let Them Know' (Don Julio Reposado, salatalık, fesleğen ve misket limonu 37 TL), 'See You Tomorrow' (Tanqueray Cin, Archers, Campari, greyfurt, misket limonu ve şeftali 40 TL), 'To Let Myself Go' (Tanqueray Ten, taze karadut, taze kekik, Thomas Henry tonik 40 TL) ve 'Try Before You Die' (Ketel One votka, salatalık, taze nane ve misket limonu 37 TL) gibi birbirinden lezzetli imza kokteylleri içmeniz mümkün. Menüsüyle oldukça iddialı olan mekanda reçetesi özel olarak hazırlanan 'Akdeniz Mavi Yengeç' de yemeniz mümkün. Farklı birçok lezzeti bir arada bulabileceğiniz menüsü karşısında kararsız kalabileceklerdenseniz; size 'soğuk başlangıçlar' 'Levrek Ceviche' (44 TL), 'Midyeli Pilav' (35 TL), 'Fırınlanmış Balkabaklı Hamsi' (38 TL), 'Buzda İstiridye' (100 TL) ve 'Havyar' (450- 900 TL) tavsiye edebilirim. Sıcak başlangıçlar'dan 'Bozcaada Deniz Tarağı Izgara' (38 TL), 'Kral Yengeç' (110 TL), 'İkiz Midye Tava' (32 TL) , 'Kalamar Carbanara' (46 TL) ve 'Orman Mantarları' (38 TL) hayli iddialı. Salatasız asla yapamayacaklardansanız şayet; 'Yedikule&Taze Otlar Salatası' (32 TL), 'Ispanak&Pancar Salatası' (28 TL), 'Yunan Salatası' (26 TL) ve 'Balıkçı Domates Salatası' (24 TL) tam size göre, diyebilirim. Paylaşımcı kişilere 'Paylaşımlık Büyük Tabaklar' da hazırlanmış. Kalamar, hamsi veya istavrit ve midyeden oluşan 'Capricorn Kızarmış Deniz Mahsulleri Tabağı' (65 TL), 'Midye Kaserol' (45 TL) ve deniz mahsullü 'Paella' (145 TL) seçebileceğiniz alternatifl er. Dilerseniz 'Robata Izgarası'ndan 'Ahtapot Şiş' (48 TL), 'Karides Şiş' (68 TL) ve 'Kalamar Şiş' (43 TL) de tercih etmeniz mümkün. Bence hazır buraya gelmişken İtalyan Şef Giuseppe Palmieri'nin hazırladığı ev yapımı taze makarnaların da tadına bakmalısınız. 'Deniz Kestaneli Makarna' (68 TL) ve közlenmiş patlıcan, fesleğen, taze keki ve parmesanlı 'Ravioli' (44 TL) en iddialılardan. Restoranın imza kokteylleri gibi özel lezzetleri de mevcut. 'Capricorn Özel Lezzetleri' arasında 'Çıtır Deniz Levreği' (90 TL), 'Minekop Yahnisi' (70 TL), 'Sicilya Usulü Barbun' (86 TL) ve 'Meuniere Soslu Dil Balığı'( 110 TL) yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/07/11/odullu-cagdas-dukkan", "text": "Ödüllü olmak; haklı gururu yaşamanın keyfini sunsa da bir o kadar da insana başarılı olmanın sorumluluğunu ve bir nebze de stresini yaşatır. Mikla'nın sahibi başarılı şef Mehmet Gürs bunu üçüncü kez yaşıyor. Mikla, hazır ' Dünyanın En İyi 100 Restoranı' listesine girmişken Gürs ile 'Yeni Anadolu Mutfağı'nı da konuştuk. Önce Downtown, ardından keyifli bir ortama sahip terasıyla nam salmış NuTeras, bir aile lokantası olan Numnum, İtalyan lokantası Trattoria Enzo, yenilikçi mutfağıyla öne çıkan Terra Kitchen ve kahve meselesinde yeni bir sayfa açan Kronotrop Coffe Bar&Roastery'nin kurucu şefi olarak tanıdığımız Mehmet Gürs, bu aralar üçüncü kez başarısının haklı gururunu hem kendi yaşıyor hem de bizlere yaşatıyor. Gürs'ün 'farklı lokanta' konseptiyle bundan tam 11 yıl önce The Marmara Pera'nın teras katında hayata geçirdiği son lokantası Mikla, bu yıl üçüncü kez 'Dünyanın En İyi 100 Restoranı' listesine girdi. Önce 96., ikinci yıl 56. ve bu yıl da 51. sıraya yerleşen restoran haliyle daha da merak edilir oldu. Hazır sıcağı sıcağına ödülü kapmışlarken, Mikla'nın kapısını çalmamak olmazdı. Bizi son derece güler yüzlü bir şekilde karşılayan Mehmet Gürs'e ilk olarak üçüncü kez 'en iyiler' listesine girmeyi hak eden Mikla'nın farkını sordum. Gürs, Mikla için hemen 'Çağdaş bir İstanbullu' tanımını yapıyor. Bundan 11 yıl önce Türk ve İskandinav birikimini mekana ve mutfağına yansıtmak üzere yola çıkan Gürs, bugün sunduğu 'Yeni Anadolu Mutfağı' konseptiyle Anadolu'nun her köşesinden seçtiği lezzetleri bizlerle buluşturuyor. Kullandığı her malzemenin özünde Anadolu'nun farklı topraklarının izleri mevcut. Mevcut çünkü bunu da bizzat yollara düşerek yapıyor. Özel olarak kurulan bir ekip yaklaşık sekiz yıldır yollara düşerek kilometrelerce ham madde arıyor. Mikla'nın konsepti daha çok ileriyi görebilmek adına 'Yeni Anadolu Mutfağı' olarak belirlenmiş. Özellikle Türk Mutfağı tanımını kullanmıyorlar çünkü işin içine bu kez politika giriyor. \"İşin içine bu kez etnik kökenler giriyor, milli sınırlar giriyor, ırklar giriyor... Ama Yeni Anadolu dediğimizde milli sınırlardan tamamıyla arınmış oluyoruz. Arı o sınırda uçup bizim topraklarda bal yapabiliyor, özgürce. Yoksa pasaportu mu var arının? Biz Yeni Anadolu Mutfağı ile dünden ilham alarak yeniyi yaratıyoruz. Bugünkü yerel yemekleri 'cool' bir şekilde pişirebiliyorsak ve genç şeflere örnek olabiliyorsak, ne mutlu bize!\" 'Yeni Anadolu Mutfağı'nı 'hayat dolu, canlı ve lezzet dolu' olarak tanımlayan Gürs, 'Yeni Anadolu Mutfağı'nın felsefesini sadece bizlere değil dünyanın birçok yerindeki akademilerde ve üniversitelerde tanıtmaya çalışıyor. \"Mutfağın beni en çok heyecanlandıran özellikleri bunlar. Acıysa acı, tuzluysa tuzlu, ekşiyse ekşi... Durağan ve sıradan değil! Bambaşka bir karakteri var Anadolu Mutfağı'nın. Dipsiz bir kuyu!\" diyerek Anadolu Mutfağı'nın özelliklerini sıralayan Mehmet Şef bu aralar Finlandiya'dan Körfez'e kadar birçok nokta arasında deyim yerindeyse mekik dokuyor. Merak edilen aslında Yeni Anadolu Mutfağı olsa da iş, artık dünyanın birkaç yerinde Mikla'da neler yapılıyor'a kadar gelmiş. Barı, terası ve restoranıyla aynı anda 120 kişiyi birden ağırlama kapasitesine sahip olan Mikla, Pazar günleri hariç haftanın altı günü hizmet veriyor. Bu arada restoran sadece akşam yemeği hizmeti veriyor, hemen belirteyim. Bar akşam saat 18:00'de, restoran da saat 18:30'da servise başlıyor. Mutfağın servisi ise 23:00'te kapanıyor. Akşam yemeğinin ardından bar ortamının keyfini sürmek isteyenler; gece saat 02:00'ye kadar vakit geçirebilir. Mikla farkını menüsü ile de ortaya koyuyor. Çünkü menü gittiğiniz hemen her mekanda görebileceğiniz gibi başlangıç, ana yemek ya da ara sıcaklar gibi klasik ve standart bölümlerden oluşmuyor. Burada üç aşamalı 'a la carte' menü sunuluyor ve hangisini seçerseniz onun fiyatını ödüyorsunuz. Sohbetimizin sonlarına doğru Mehmet Gürs'ün evinde mutfağa girip girmediğini soruyorum. Tabii ki, giriyor! Bu arada özellikle yemeyeceği, tercih etmediği bir yemek yok ama enginarı çok severek yediğini belirtiyor. Bu arada mutfak da ayırmıyor; özellikle hızlıca karnını doyurması gereken zamanlarda Mehmet Şef özellikle sokak aralarındaki esnaf lokantalarına gitmeye bayılıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/08/11/yedi-farkli-yemek-kulturu-bir-arada", "text": "Alışveriş merkezlerinin klasik 'food court' anlayışını tamamen bir kenara koyup kendi konseptini oluşturan 'Take a Seat' hem self servis hem de restoran mantığında hizmet veriyor. Yedi farklı yemek kültürünü bir arada sunan mekan, sizi de cezbedecek. \"Ne yesek?\", \"Ne zaman yesek?\", \"Nerede yesek?\"... Hemen hemen her gün, özellikle öğle yemeği saatlerinde hepimizin birbirimize sorduğu soruların başında geliyor. Özellikle de öğle molasında ofis dışında yemek yemek zorunda olanlar neyi, nerede yemenin sıkıntısının ne kadar büyük olduğunu iyi anlar. Bu durumun farkında olan üç ortak Sedef Tengizman, Cenk Tavukçuoğlu ve Ayhan Cöner 'Take a Seat' ile buna bir son vermeye karar verir. Geçtiğimiz ay İstanbul'un en eski alışveriş merkezlerinden biri olan Akmerkez'in food court katında açılan mekan, bünyesindeki yedi farklı restoran seçeneği ile alışılagelmiş AVM yemek katı ezberini de böylece bozmuş oldu. Take a Seat'i detaylarıyla anlatmadan önce kurucu ortaklardan bahsetmem daha doğru olur. Sedef Tengizman, aslında bir mimar. Anlayacağınız üzere Take a Seat'in yemeklerinin yanı sıra dekorasyonunda da onun imzası var. Cenk Tavukçuoğlu ise hem fiziksel hem de sanal platformları bütüncül şekilde tasarlayarak hayata geçiren Workingistanbul'un kurucusu. Take a Seat'teki tasarım ve yaratıcılık ruhu ona ait. Üçüncü ortak Ayhan Cöner de Zürih, Lozan, Paris, İstanbul'da ünlü beş yıldızlı otel ve restoran zincirlerinin ardından Gategourmet ve Turkish DO&CO firmalarında Hava Yolları İkramı ve Havalimanı Restaurant İşletmeleri alanında üst düzey yöneticilik yapmış ve 2012'de kendi İkram Danışmanlık şirketini kurmuş. Ayhan Cöner, Mutfak Sanatları Akademisi ve Konukseverlik İşletme Eğitimi veren Cesar Ritz ve bağlı olduğu diğer Swiss Education Group okulları, Cenevre'de iki üniversitenin Türkiye resmi temsilciliğini yürütüyor ve aynı zamandan gastronomi, gıda tarihi ve kültürü üzerine incelemeler de yapıyor. Take a Seat'in genel müdürü ise Doğan Tengizman. Mekanın dekorasyonuna imza atan Sedef Tengizman'ın eşi olan Doğan Tengizman, Almanya ve İsviçre'de otelcilik ve turizm eğitimi aldıktan sonra bir müddet New York'ta çalışmış. Türkiye'ye dönüş yaptıktan sonra Gezi Hotel, Martı Hotel ve NuPera'da operasyon ve işletme müdürlüğü görevlerini yürütmüş. Take a Seat ile birlikte yepyeni bir işletme mantığı getirdiklerini anlatan Tengizman, \"Burayı kurarken en büyük amacımız birbirinden farklı işletmelerin entegre olarak çalışmasını planlamak ve bunu hayata geçirmekti. Gördüğünüz gibi toplam yedi farklı restoran seçeneği aynı anda hizmet veriyor.\" Toplam 1.200 m2'lik bir alanda hizmet veren Take a Seat'in aynı zamanda 600 m2'lik bir de teras bölümü mevcut. Yani AVM'nin o buz gibi soğuk manzarasına karşı yemek yemek istemiyorsanız yemyeşil bir alanda, izole bir şekilde hizmet veren terasları tercih edebilirsiniz. Başta da belirttiğim gibi Take a Seat bünyesinde farklı konseptleriyle 'Chet', 'Filozofi ', 'Meal Tray', 'Village', 'Papa Forni', 'Fine Kids' ve 'Take me Home' bölümleri hizmet veriyor. Merak uyandıran tasarımıyla 'Chet' Take a Seat'teki diğer alanlardan farklı olarak masaya servis restoran olarak hizmet veriyor. Alkollü alkolsüz içeceklere ve değişiklik iklimlere ait lezzetli yemeklere ev sahipliği yapan 'Chet', kaliteli bir akşam geçirmek isteyenleri içerideki alana davet ediyor. Lezzetli kahve çeşitleriyle 'Filozofi ' 'proper coffee' yani nitelikli kahve sloganı ile kahveseverleri bekliyor. Hızlı ve sağlıklı yemek isteyenler için de 'Meal Tray' devreye giriyor. Bu bölümde 'Good Food in 90 seconds' sloganıyla buharda atmosfer basıncında pişirme teknolojisi ile 90 saniye içinde yemekler hazırlanıyor ve ekolojik tabaklarda servis ediliyor. Salata çeşitlerine farklı sos ve taze filizlerle canlılık katıp lifli smoothie'ler, detoks meyve&sebze suları sunan 'Village' bölümü ise sağlıklı beslenmek isteyenlere hitap ediyor. Adından da tahmin edebileceğiniz üzere 'Papa Forni' ise pizza, katkısız ekşi maya ve baget ekmeği çeşitleri, quiche ve diğer hamur işi seçenekleri beraberinde kendi sandviçinizi yapabileceğiniz bir ortama sahip. Altı yaşından itibaren çocukların iyi beslenme ve sağlıklı yaşam dünyasına adım atmalarına sağlayan 'Fine Kids' bölümü ise çocuklara özel lezzetli menüler sunuyor. Burada ayrıca, çocuklar için eğitici workshoplar da düzenleniyor. Take a Seat, vakti kısıtlı misafirlerini de unutmamış. Papa, Village ve Meal Tray bünyesinde günlük tazelikte sunulan ürünlerin paketlenmiş hallerini bu bölümün raflarında bulmak mümkün. Alışveriş merkezinin aksine sabah saat 08.00'de kahvaltı servisi ile kapılarını açan Take a Seat, hafta içi her gün saat 22.00'ye kadar hizmet veriyor. Sadece özel bir mutfak ve ortam sunduğu için 'Chet' bölümü her gün saat 12.00 ile gece saat 02.00 arasında hizmet veriyor. Her bölümün şefi farklı. Ancak hepsi Take a Seat'in Executive Chef'i İbrahim Büker'e bağlı. Mutfakta ve serviste 25'er kişilik bir ekip hizmet veriyor. Gelelim; Take a Seat'e yolunuz düştüğünde neler yiyebileceğinize... Menüsü ile hizmet veren 'Chet' bölümünde çorba çeşidi olarak 'Thai Balık Çorbası' (14 TL) ve 'Günün Çorbası' (9 TL) mevcut. Başlangıçlar ve atıştırmalık olarak mozzarella, kabak, patlıcan, havuç ve renkli biberlerden yapılan tavuk ya da et seçenekli 'Izgara Pizza Dilimleri' (19/23 TL), tavuk-et-karışık seçenekli 'Nachos' (25/29/29 TL), dana bresaola, prosciutto, parmesan, mozzarella, kokteyl zeytin ve ekşi mayalı baget ile sunulan 'Antipasti Tabağı' (27,50 TL) tercih edilebilir. Paylaşımlıklardan sade ya da acılı 'Edamame' (13,50 /14 TL), ev yapımı pita ekmeğinde 'Falafel Pita' (18,50 TL), kinoa-ızgara hindiba ve keçi peynir ile servis edilen 'Acı Barbekü Soslu Tavuk But Şişleri' (22 TL); sıcak sandviç çeşidi olarak; 'Louisiana Soslu Tavuk' (25,50 TL), dana külbastılı 'Philly Cheese Steak' (29 TL) ve 'Barbekü Soslu Shredded Dana' (28,50 TL) yemek mümkün. Burger ya da wrap düşkünleri ise 'Chet Cheeseburger' (28,50 TL), 'BBQ Burger' (32 TL) ve 'Izgara Köfte&Hellim Peynirli' (28,50 TL) ya da 'Dana Antrikotlu' (30,75 TL) tercih edebilir. Pizza olarak 'Margarita' (24 TL), çikolata sos ve mevsim meyveleriyle hazırlanan 'Tatlı Pizza' (28 TL), 'Porçini Mantarlı' (34 TL), 'Valtellina' (49 TL) ya da 'Prosciutto' (44 TL) tercih edebileceğiniz değişik lezzetlerin başında geliyor. Yemek sonrası şöyle lezzetli bir tatlı ile ağzını tatlandırmak isteyenler menüden 'Elma Strudel' (16,50 TL), 'Orman Meyveli Tart' (17,50 TL) ya da 'Chet Napoleon' (18 TL) tercih edebilir. Hızlı ve sağlıklı yemek isteyenler için servis veren Meal Tray bölümünde 'Good Food in 90 seconds' sloganıyla buharda, atmosfer basıncındaki pişirme teknolojisiyle ekolojik tabaklarda yemek hazırlanıyor. Adından da anlaşılacağı üzere tam 90 saniyede hazırlanan tabaklar, farkını gerek hazırlanma süresi ve gerekse lezzetleriyle ortaya koyuyor. Hızlı servis bölümünde şöyle alternatifl eriniz mevcut; 'Etli Pazı Sarma' (21 TL), 'Tavuk Biryani Yasmin Pirinç Pilavı&Sebze' (26 TL), 'Buharda Sebzeli Levrek' (29 TL), 'Bulgurlu Somon' (29,50 TL), 'Ev Yapımı Ispanaklı Pappardelle' (23 TL) ve 'Hoi Sin Soslu Tavuk Göğüs, Mevsim Sebzeleri, Jasmin Pirinç Pilavı' (23 TL). Yine bu bölümde yiyebileceğiniz protein zengini 'Izgara Tavuklu Klasik Sezar' (19 TL), 'Izgara Somonlu' (29 TL) ve 'Füme Somonlu' (25 TL), sebze&tahıl ağırlıklı 'Yeşil Mercimek ve Keçi Peynirli' (17 TL), 'Portakal&Lor Peynirli Karışık Tahıllı' (19 TL) ve 'Izgara Enginar&Yeşil Mercimek' (23 TL), peynir zengini 'Izgara Sebze ve Lor Peynirli Akdeniz Salata' (18 TL) ve 'Fattoush Salata' (23 TL) yeşile düşkünlerin ve formuna özen gösterenlerin tercih edebileceği salata çeşitlerinin başında geliyor. Izgaralardan da '200gr Dana Antrikot' (33 TL), '180gr Kuzu Şaşlık Tikka Sos' (39,50 TL) ya da '150gr Tavuk Şiş ' (17 TL) tercih etmek mümkün. Tatlıdan vazgeçmeyenler de 'Vişneli Vanilya Krem Fresh' (8 TL), 'Chai Puding' (7 TL), 'Naneli Mus' (8 TL) veya 'Çilekli Yoğurtlu Granola' (9,50 TL) yiyebilir. Yedi farklı konseptin yanı sıra çalışan kesimi unutmayan mekanın hemen hemen bölümünde laptop'unuzu koyup çalışabilirsiniz. Ayrıca prizlere ulaşabileceğiniz geniş masalar da mevcut. Dileyenler girişinde 'I am The CEO of My' yazan toplantı odasında 15 kişiye kadar toplantılar organize edebilir, yiyecek ve içecek servisini bu salona isteyebilir. Son olarak yedi farklı konseptle hizmet veren Take a Seat yakında bir sürpriz ile karşımıza çıkacak. Zira mekanın bünyesine bir de Asya mutfağı eklenmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/09/07/bogazda-mola", "text": "İstanbul Boğazı manzarası ve şık dekorasyonuyla dikkat çeken Shangri-La Bosphorus İstanbul, lezzetli yeme içme seçenekleriyle de gastronomi tutkunlarının yeni buluşma noktası. İstanbul Boğazı manzaralı suit'leri ve Beşiktaş'taki merkezi konumuyla dikkat çeken Shangri-La Bosphorus, Istanbul, Asya mimarisinin yalın ve sofistike çizgilerle modernize edildiği dekorasyonuyla dikkat çekiyor. 17'si süit, toplam 186 odası bulunan Shangri-La Bosphorus, Istanbul, yalnızca bir konaklama mekanı olarak değil, lezzetli bir bir yeme içme noktası olarak da ilgi çekici. Dünya ve Türk Mutfağı'nın lezzetli örneklerini restoranlarında ufak dokunuşlarla daha çekici hale getirmesi ise oteli, gastoronomi tutkunları için de önemli bir adres haline getiriyor. Shangri-La Bosphorus, Istanbul'daki son yenilik ise şef Ercan Yamantürk ve ekibinin 'sınırsız suşi ve sınırsız et menüsü' ile akşam yemeklerine yeni bir soluk getirmesi. Dünya mutfağı, Türk mutfağı ve uluslararası mutfak sanatları konusunda uzman olan şef Yamantürk, otelin 'IST TOO' isimli restoranında, kırmızı et ve Japon mutfağının vazgeçilmez lezzeti suşi ile özel tatlar yaratıyor. 'Yiyebildiğin kadar suşi ve et' konsepti ile hazırlanan birbirinden farklı lezzetler, her Cuma ve Cumartesi akşamı saat 18.30 ila 22.00 arasında IST TOO'da sunuluyor. Ancak mekanın et ve suşi dışındaki seçenekleri de iştah kabartıcı. Mekan, kuşkonmaz çorbası, etli pazı dolması, şiş kebaplar, ıspanaklı ravioli, kuzu tajin ve dinlendirilmis antrikot; tatlılarda ise fıstıklı muhallebi, yeşil çaylı panna cotta ve sorbelerden oluşan menüsüyle dikkat çekiyor. Shangri-La'nın Kanton kültürünü bütünüyle benimseyerek yarattığı ve dünyaya tanıttığı Shang Palace ise İstanbul'daki serüveninde dünyanın en egzotik mutfaklarından biri olarak kabul edilen Kanton Mutfağı'nın güzel örneklerini sunuyor. Mekanın Lobby Lounge'ında ise her ay farklı temalı bir çay saati organizasyonu yapılıyor. Lobby Lounge, menüsünde bulunan yedi farklı kategorideki yüzden fazla çay çeşidi ve özel lezzetlerin yer aldığı büfesiyle ilgi görüyor. Shangri- La Bosphorus, Istanbul, bir özelliğiyle daha tüm Avrupa'daki Shangri-La otellerinden ayrılıyor: 'CHI, The SPA'. Uzak Doğu bakımlarını sunan CHI, The SPA, geleneksel Uzak Doğu felsefesi ile Türk kültürünün karakteristik özelliklerini buluştururken bedene şifa etkisi veren ve duyuları canlandıran bakım seremonileri uyguluyor. Doğu, Batı, Kuzey, Güney, Anadolu ve İstanbul gibi yerel dokularla geliştirilen CHI, The SPA bakımlarında doğal ve organik ürünler kullanılıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/10/20/sehrin-lezzet-noktasi", "text": "UkaLife'ın son üyesi Martinez Istanbul, bir alışveriş merkezinin bünyesinde bulunmasına rağmen son derece izole ve keyifli bir ortamda birbirinden lezzetli yemekleri keşfetmeyi vadediyor. Alışveriş merkezi çatısı altında bulunan mekanlara bir parça mesafeli durulur. Gerek alışveriş yaparken o hengamede bir mekanda vakit harcama fikri sempatik gelmediğinden gerekse de o kalabalığın içinde iyi bir servis veremediği düşünüldüğünden. Ancak Akmerkez'in Nispetiye Caddesi tarafından da giriş yapabileceğiniz Martinez İstanbul için bu cümleleri kuramayacağım. UkaLife kurucusu Uğur Karabayır tarafından bizzat oluşturulan konsepti gerek sunduğu ortam, gerek müşteri kalitesi ve gerekse sahip olduğu ambiyansıyla mekanın hakkını verdirtiyor insana. Bir kere burası, insana kendini hiç de İstanbul'un en işlek semtlerinden birindeymiş hissi yaratmıyor. Bahçesinin izole ve gizemli havası sayesinde siz de mekanla birlikte gizemli bir havaya hemen giriyorsunuz. Dediğim gibi Martinez'e dilerseniz dış taraftan dilerseniz de alışveriş merkezinin içinden giriş yapabilirsiniz. Şık ve rahat bir ambiyası olduğunu hemen belirtmeliyim. Zaten şıklığı da sizi hemen korkutmasın. İnsanı oturduğu masada bile diken üzerinde kılan adreslerden değil burası. Diyeceğim şu ki; mümkün olduğunca rahat olmakta ve anın tadını çıkarmakta fayda var. Hele şöyle güzel bir havada yeşillikler içindeki bahçesinde oturmak ayrı bir keyif! Gürültüden de etkilenmiyorsunuz hiç. Tabii bir de çevre masalardakilerin sizin kiminle oturduğunuzu, ne yiyip içtiğinizi görmesi de neredeyse imkansızlaşıyor. Mekana ilk girdiğinizde; kendinizi bir an Paris'teymiş gibi hissediyorsunuz. Zaten mekanın yetkilileri de bu görüşümü destekliyor. Özellikle dekorasyonu ile Paris'teki Hotel Costes ve Ralph Lauren markasının bahçelerine oldukça benziyormuş. Özetle bu sıcacık ortamıyla kaliteli ve misafirperver bir hizmet veren mekanı bir an önce keşfetseniz iyi edersiniz. Mimar Mehmet Yücebaşoğlu ve ekibinin hazırladığı dekorasyonda ağırlıklı mavi ve tonlarına yer verilmiş. Renklerin ferahlığı, taze çiçeklerin doğallığı ise Yıldız Ağan tarafından yapılmış. Güzel yemekler deyip geçmek olmaz çünkü Martinez İstanbul, menüsünü özenle hazırlamış, biraz anlatmakta fayda var. Menüye giren her yemek bugüne kadar Zuma, Vogue ve Wanna gibi mekanlarda şeflik yapmış UkaLife Şefi Nihat Sancar ve ekibi tarafından özenle hazırlanmış. Siz de günün keyfini Akdeniz ve Uzak Doğu mutfaklarının lezzetleriyle sürmek isterseniz, öğle saat 12:00'de servise başlayıp gece 02:00'ye kadar hizmet veren mutfağını bir deneyin derim. Tahmin edeceğiniz üzere; çevrede farklı alternatifleriniz olduğu için kahvaltı servisi verilmiyor. Gelelim burada hangi lezzetlerin arasında bir yolculuğa çıkacağınıza... Çorbalardan 'Yer Elması Çorbası' (18 TL), 'Günün Çorbası ' (15 TL), 'Fesleğenli Burrata' (48 TL), 'Sırlanmış Somon' (36 TL), 'Levrek Ceviche' (36 TL), 'Ahtapot Carpaccio' (42 TL) soğuk başlangıçlardan iyi bir tercih olabilir. 'Edamame' (16 TL), kişnişli mayonez sos eşliğinde 'Ördekli Arancini' (32 TL), 'Karides Bun' (32 TL) sıcak başlangıçların en lezzetlilerinden... Salatadan vazgeçmeyenler; 'Karides Salatası' (56 TL), 'Mangolu Tavuk Salatası' (46 TL), 'Körpe Enginar Kalbi Salatası (38 TL)'nı tercih edebilir. Burada sandwich tibi pratik atıştırmalıklar da mevcut. Patates kızartması ve coleslow salatasıyla servis edilen 'Club Sandwich' (32 TL) ve 'Montreal Beef Sandwich' (36 TL) yemek yemeye vakti olmayanlar için ideal. Mekanda sadece tek tip bir yemek ya da mutfak servis edilmiyor. Suşi de yemek mümkün, bir İtalyan klasiği olan makarna çeşitleri de... Hatta makarna&risotto konusunda da hayli iddialı. 'Porcini Mantarlı Risotto' (38 TL), 'Trüflü Pappardelle' (56 TL), linguine, tagliatelle, pappardelle ve spaghettiden oluşan 'Pasta Vongole' (45 TL) mekanın en çok tercih edilen lezzetlerinin başında geliyor. Tüm bunlarla ilgilenmiyorum, tercihim ana yemek diyorsanız başlayayım saymaya... 'Martinez Burger' (48 TL), 'Dana Yanak Konfit' (62 TL), 'Izgara Jumbo Karides' (68 TL), 'Izgara Somon' (58 TL) ve vejeteryanlar için de patates püresi ve salata- 37 lık ile servis edilen 'Börülce Köftesi' (28 TL) bir alternatif olabilir. Sadece yemek değil keyifli ve hafif bir şeyler yemek isterseniz size peynir çeşitlerinden oluşan 'Peynir Tabağı' (40 TL)'nı önerebilirim. Brasaola, prosciutto, Napoli salam, chorizo salam, füme et ve zahterli zeytin salatasından oluşan 'Şarküteri Tabağı' (45 TL) tercih edilebilecek tatların başında geliyor. Ekstra tatlar da mevcut; 'Comte Peynirli Ispanak Püre' (18 TL), 'Patlıcan Beğendi' (14 TL), 'Safranlı Pilav' (12 TL) ve 'Sote Fransız Fasulyesi' (18 TL) ekstra tercih edebileceğiniz seçeneklerden bazıları. Martinez İstanbul'da elbette sadece yemek yemiyorsunuz; burada özel olarak hazırlanan birbirinden iddialı imza kokteyller de içmek mümkün. Bar Şefi Sedai Çalışkan'ın bizzat hazırladığı; 'Gastronot', 'Panda Island', 'Bianca', 'Martinez Mule' ve 'Passion Elyxir' tadına mutlaka bakmanız gereken kokteyllerin başında geliyor. Bu arada kokteyllerin fiyatları da sabit; 50 TL. Buraya çocuğunuzla da gelebilirsiniz 'date'inizle de. Toplamda 130 kişilik oturma kapasitesi var; bunun 30 kişilik alanı iç mekanda. Dilerseniz; 'chef table'ı tercih ederek yemeğinizi daha da özel kılmanız mümkün. Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi akşamları DJ performansı mevcut. Elbette bir sokak barına dönüşmüyor ama mekanda fazlasıyla eğlenmek mümkün. Bu arada müzikler yabancı. Sadece 45 dakikada bir, Ajda Pekkan parçası çalıyor. Bunun haricinde Türkçe çalmıyor. İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca şarkılar çalıyor ağırlıklı olarak. Kısacası keyifli bir şekilde şarap içelim, yemek yiyelim ve kafamız da biraz Fransa taraflarına doğru aksın diyorsanız, Martinez tercih edilebilecek adreslerin başında geliyor. Tabii bu arada mekan Etiler gibi bir semtte konuşlanınca çevrenizde birçok ünlü ismi görmek de mümkün oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/11/23/hem-yap-hem-ye", "text": "Sadece yemek yemeyi değil; aynı zamanda yemek yapmaya, yeni tatlar keşfetmeye ve mutfakla ilgili en doğru ürünlere ulaşmak istiyorsanız Kanyon'da açılan Intema Yaşam'a mutlaka uğramalısınız. Eczacıbaşı'nın yeni nesil yöneticisi Emre Eczacıbaşı'nın 2015 yılında kurduğu Intema Mutfak, tam iki yıl sonra mutfaktan ziyade; kendilerinin de tabir ettiği gibi evrimleşerek bir yaşam alanı, yani Intema Yaşam olarak bizlerle buluştu. Mutfakları yemek yapma ve yemek yeme alanından çıkarıp tamamen yaşam alanı ve sosyal hayat paylaşım merkezi haline getirmeyi amaçlayan Intema Yaşam'da mutfağa dair aklınıza gelebilecek her şeyi bulabiliyorsunuz. Öncelikle burada Intema'nın dışında 'mutfak' dendi mi akla gelen ilk dünya devlerini de bulabiliyorsunuz; Alman Bulthaup ve İtalyan Berloni Cucine gibi. Burada mutfak gerekçeleri ve aletleri konusunda dünya çapında söz sahibi olan markaları da bulmak mümkün. Le Creuset, Staub, Zwiesel, Lehmann Glass, Bambum, Lilien Austria, Pordamsa Design for Chefs, Lava, Miyabi, Breville, Dualit ve Silit gibi dekorasyondan elektrikli küçük ev aletlerine ve mutfak gereçlerine kadar aklınıza gelebilecek her alanda hizmet veren markalar da Intema Yaşam'da bulunuyor. Kısacası buradaki workshop mutfağında et pişirme tekniklerini öğrenirken kullandığınız ürünleri daha sonra mağazadan satın da alabiliyorsunuz. 'Intema Yaşam Akademi' demişken buranın asıl olayına değinmekte fayda var. Benim de profesyonel bir şef; Efe Çakıroğlu eşliğinde deneyimlediğim workshop sayesinde burada dilerseniz mutfağa girip şefle birlikte yemek yapmayı ta baştan en doğru şekilde öğrenebilir, zaten var olan yemek konusundaki marifetinizi ikiye katlayabilir ya da kendi mutfağınızda değil de profesyonel bir mutfak ortamında arkadaşlarınıza yemek yapıp ardından da yiyebilirsiniz. Intema Yaşam'ın da tanımladığı gibi; \"Burada yenilik, özgürlük ve paylaşım var. Mevsimsel ürünlerle yerkürenin doğal tatlarını incelikle işleyen, yerel, global yemek kültürüyle ruhunuza iyi gelen, yenilikle beslenen ve besleyen bu özgür platformun Akademi Mutfağı'nda sizleri yemek etkinliğimizde birlikte pişirmeye bekliyoruz.\" Burada yapmak istediğiniz yemekleri en sağlıklı ve hızlı şekilde servis etmeniz sağlanıyor. Ürünlerin hangi evrelerden geçerek sofralarımıza geldiğini hatta topraktan tabağa nasıl sunulduklarını da öğrenebiliyorsunuz. Az önce de bahsettiğim gibi; katılacağınız workshop'ların haricinde Intema Yaşam bünyesinde yer alan mutfakları 'kirala-pişir' olarak da kullanabiliyorsunuz. Yani elektrik, su ve doğalgaz masrafı derdi olmadan, üstelik profesyonel mutfak alet ve gereçlerini de kullanarak burada yemek yapmanız mümkün. Biletix'ten 350 TL vererek kiralayacağınız mutfakta 6-8 kişilik arkadaş grubunuzu da ağırlamanız mümkün. İşyerinde çalışma arkadaşlarınızla birlikte suşi yapmaya merak saldıysanız ve öğrenecek yer bulamıyorsanız, yine Intema Yaşam'ın kapısını çalabilirsiniz. Sekiz kişi katılacağınız workshop'un bedeli ise 800 TL. Bana kalırsa, yemek yapmayı öğrenmenin dışında bu mutfakta çalışmanın en güzel tarafı yemek yaptıktan sonra mutfağı toplama ya da bulaşık yıkama derdinizin olmaması! Deyim yerindeyse; iyi bir 'oyuncu' gibi oynamak gerekiyor... \"Workshop şefi olmak bir parça teatral yetenek ister. Lisede de amatör olarak ilgilendim ama üniversitede okurken Ayla Algan'ın Ekol Drama Sanat Evi'nde tiyatro eğitimi aldım. Bu eğitim çok işime yarıyor.\" diyerek yorumumu tamamlıyor genç şef. Efe Şef ile yemeğimizi tamamladıktan sonra Intema Yaşam'ın tam ortasında konuşlanan Gaea Restoran'a doğru yöneliyorum. Gelelim bu restoranda neler bulacağınıza... Öncelikle 'Gaea', 'doğa tanrıçası' demek. Dolayısıyla tüm yaşama can veren toprak olduğu için burada kullanılan tüm malzemelerin yerel ve taze olmasına dikkat ediliyor. Mesela donmuş ürün kesinlikle kullanılmıyor. Menüde de son derece sade olmayı tercih etmişler. 'Tavuk Pilav', 'Köfte Piyaz' ve 'Balık Ekmek' gibi ismiyle etkileyici olmasa da görüntüsüyle son derece etkili yemeklere yer verilmiş. Menüdeki 'Kuru Cacık' (18 TL), 'Lorlu Pazı Sarması' (22 TL), 'Ördek ve Eski Kaşarlı Tava Tostu' (32 TL) ve 'Av Ördeği' (32 TL); 'Küçükler' bölümünde yer alıyor. Salata severler de serbest gezen tavuk dilimlerini, Anadolu buğdayı ve Akdeniz yeşillikleriyle 'Buğday ve Tavuklu Yeşil Salata'yı (32 TL), 'Levrekli Bahçe Salata'yı (45 TL) ve 'Kuzukulağı Salatası'nı (28 TL) tercih edebilir. Şöyle doyurucu bir ana yemek tercih edenler de 'Büyükler' bölümünden mevsimin balığı, zeytinli ekşi maya ekmek, roka yaprakları, turşulanmış kırmızı soğan ile 'Balık Ekmek' (46 TL), 36 saat pişirilmiş ahtapot, çiğ kabak salatası, zencefilli havuç püresi ile 'Ahtapot Tandır' (52 TL), dilimlenmiş bonfile, yoğurtlu közlenmiş patlıcan, tırnak pide ve kuru domates süzme yoğurt ile 'Ali Nazik' (45 TL) ya da fırında somon balığı, karamelize soğanlı ezilmiş patates, sote ıspanak kökü ile servis edilen 'Fırında Somon' (52 TL) tüketebilir. Keyifli ve lezzetli bir yemeğin ardından altın vuruşu tatlı ile yapmaktan vazgeçmeyenlere tatlı menüsünü tavsiye ediyorum. Burada damak tadınıza en uygun tatlıyı bulacağınıza eminim. 'Unsuz Çikolatalı Kek' (25 TL), 'Türk Kahveli Parfe' (22 TL), ağır ateşte pişirilmiş yeşil elma, ev yapımı ekşili sos ile 'Elma Tatlısı' (22 TL), buğday bisküvisi ve ekşili vişne marmelatı ile 'Sütlü İrmik' (22 TL) dikkat çekenlerin başında geliyor. Yedik ama yanında lezzetli bir şeyler yudumlayamayacak mıyım diyenlere ise imza kokteylleri tavsiye ediyorum. Kuşkonmaz infuze votka, portakal likörü ve çilek püresiyle 'Kuşkonmaz'(35 TL), tütsülenmiş kuru incir ve ceviz infuze Irish viski, kayısı marmelatı, çekilmiş Antep fıstığı ile 'Kafeste' (40 TL), acı biber infuze votka, portakal likörü, ezilmiş salatalık ile 'Gerçek Acı' (35 TL), biberiye infuze cin, taze armut suyu ve mürver çiçeği sos ile 'Afet' (35 TL) ve dağ kekiği infuze votka, ev yapımı siyah erik suyu ve kırmızı şarap ile 'Mor Kekik' (35 TL) Gaea'da tadına doya doya bakabileceğiniz 'imza' kokteyllerin başında geliyor. Hazırlanışı: Sırasıyla soğan, sarmısak ve kerevizleri zeytinyağında soteleyin. Daha sonra et suyu ekleyip kaynama noktasına getirin. Sebzeler yumuşayınca bir rondoya alın ve üzerine krema, toz parmesan peyniri ile trüf yağını ekleyerek çekin. Mantarları ince doğrayıp kızgın tavada soteleyin. Bonfileleri az yağlı bir döküm tavada yüksek ateşte mühürleyip önceden ısıtılmış fırında (200 derece) 8-10 dakika pişirin. Bonfile pişirdiğiniz tavada brioche ekmeklerini kızartın. Servis tabağına brioche ekmeği, dana bonfile, sote mantarlar ve kırmızı soğan turşusu koyup püre ile servis edin. Hazırlanışı: Kırmızı soğanları üzerlerine iyice bastırarak bir kavanoza doldurun. Kırmızı şarap sirkesi, su, toz şeker ve tuzu bir tencerede bir taşım kaynatıp ılıtın. Ilık haldeki karışımı kırmızı soğanların üzerini geçecek kadar doldurup kavanozun kapağını kapatın. 24 saat sonra kullanıma hazırdır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2017/12/19/kilimanjaro-zirveye-oynuyor", "text": "Gerek dekorasyonu gerekse ortamıyla dikkatleri üzerine çeken Kilimanjaro, menüsü ve menüsünde yer alan yemeklerle son derece yerel takılmayı tercih eden bir adres. Raika'nın açılışından itibaren üç yıl boyunca orada çalışan Otar, ardından Pozitif Grup'a transfer olmuş. O zamanlar Kilimanjaro'nun henüz inşaat halinde olduğunu belirten genç şef Bodrum Juju, Babylon Çeşme ve Kilyos'un menülerini oluşturduğunu ve tüm bu mekanlarda bir müddet yer aldıktan sonra Kilimanjaro projesinin hayata geçtiğini belirtiyor. Dejenere olmak demişken aşçılık mesleğinin de bir bakıma dejenere olduğunu belirtiyorum bunun üzerine... Yorumumu doğruluyor Otar: \"Dışarıdan baktığınızda müthiş bir dünya! Beyaz gömlekleri giymiş, havalı havalı ağabeyler görünüyor karşıdan. Ama işin iç yüzü öyle değil! Belli bir seviyeye gelebilmek için her seviyeden başarıyla geçmeniz gerekiyor. 'Mutfağa bir gireyim de, üç yılda şef olurum,' diye yola çıkarsanız sonunuz hüsran olur. Mesela ben... 15 yaşımda ilk girdiğimde bana mutfağı gezdirdiler. \"Bir aşçı, bulaşıkhaneden çıkar o yüzden 10 gün bulaşık yıkayacaksın\" dediler. 1,5 ay bulaşıkhaneden çıkamadım. Sesimi çıkarmamıştım. İyi ki, çıkarmamışım.\" Bu arada iyi bulaşık yıkamanın tüyosunu soruyorum hazır fırsatını yakalamışken... Beni \"Sıcak su, sıcak su, sıcak su!\" diyerek yanıtlıyor. Kilimanjaro, kapılarını sabah saat 11.30'da açıyor, ilk servis saat 11.45'te öğle yemeği ile başlıyor. Anlayacağınız burada kahvaltı servisi yok. Haftasonları 'brunch' hayali kuranlar da fazla heveslenmesin, servis haftasonları da aynı şekilde devam ediyor. 22 kişilik bir ekibin hizmet verdiği mutfakta mümkün olduğunca yerel ve mevsiminde yetişen ürünler kullanılıyor. \"Biz süslü, yakışıklı servis tabakları yerine lezzetli ve sağlıklı yemekler sunmayı tercih ediyoruz. Sırf bunun için kendim Ege'ye gidip 7 bin 8 bin kilometre yol yapıp tedarikçilerimi geziyorum ve malzemelerimi tek tek temin ediyorum. Yine turşumuzu, şarküterimizi ya da peynir ve yoğurt çeşitlerimizi kendimiz yapıyoruz. Ekmeğin buğdayı bile ata tohumu olmalı ve değirmende öğütülmeli bize göre. Bazı konularda takıntılıyız, anlayacağınız. Aynı zamanda dürüst çalışmaya dikkat ediyoruz, mesela av yasaklarına kesinlikle uyuyoruz. Orijinal, sağlıklı ve modern reçetelerden oluşan bir menü sunan Kilimanjaro'da yiyeceğiniz turşu, ekmek, reçel ve şarküteri çeşitlerinin neredeyse hepsi ev yapımı olarak burada üretiliyor. Dolayısıyla hemen her şey doğal ve taze. Kilimanjaro'nun mutfak şefi Mustafa Otar'ın da belirttiği gibi burada ekmekten şarküteriye, yoğurttan mayoneze, hardaldan turşuya kadar aklınıza gelebilecek her malzeme ya da yemeklerle sunulan yan ürünlerin hemen hepsi ev yapımı. Hatta balık, et ve sebze dahi burada isleniyor. Sadece yerel malzemeler dışarıdan alınıyor. Mevsimine göre değişen menüye göre mantar, kereviz ya da balık çeşitleri de değişiklik gösteriyor. 'Tahtada Soğuklar'dan 'Portakallı Ilık Kereviz' (28 TL), 'İsli Palamut' (41 TL), 'Dana Tartar' (48 TL), 'Siyez Bulgur Salatası' (30 TL), 'Elmalı Levrek' (34 TL), 'Odun Fırınında Pırasa' (28 TL), 'Fıstıklı Yanık Brüksel Lahanası' (32 TL), 'Tahtada Sıcaklar'dan ise 'Odun Fırınında Lahana' (24 TL), 'Izgara Ciğer' (42 TL), 'Izgara Ahtapot' (55 TL) ve 'Pazı Sarma' (33 TL) gibi tatlar bulmak mümkün. Kalabalık bir arkadaş grubuyla gidenler bana kalırsa ortaya karışık tabaklarda yer alan lezzetlerin tadını çıkarmalı. Zaten Kilimanjaro'nun menüsünde de 'Ortaya Ufaklar' başlıklı bir bölüm yer alıyor. Buradan organik pazar tezgahlarından toplanan meyve, sebze ve mevsimlik dip sostan oluşan 'Feriköy Organik Pazar' (28 TL), 'Kars Gravyeri&Divle Obruk Peyniri' (38 TL), 'Ev Yapımı İsli Kuru Et' (40 TL), 'Ekmek Üstü Rozbif' (48 TL) ve 'Ev Yapımı Balık Şarküteri' (68 TL) tercih edilebilir. Kendi yemeğimi tek başıma yerim, diyenlerdenseniz; 'Tabaklar' bölümündeki porsiyonları tercih edebilirsiniz. Buradaki favori lezzetler ise şöyle: 'Firik Pilavlı Çıtır Tandır' (210 TL / 3-4 kişilik), siyah midye, vongole, beyaz şarap, maydanoz ve kuru Arnavut biberli 'Midyeli Taze Makarna' (120 TL), '60 Gün Kuru Dinlendirilmiş Dana Pirzola' (230 TL), 'Fırında Bütün Ördek' (165 TL), 'Tarhana Çorbası' (16 TL), 'Kuzu Pirzola' (67 TL), 'Köfte-Patates' (40 TL), 'Dana Yanak' (58 TL) ve 'Kağıtta Levrek' (59 TL). Şef Melis Kargıoğlu'nun önderliğinde çıkan tatlı çeşitlerinden ise önerilerim arasında şunlar yer alıyor: Ceviz, bitter çikolata ve manda sütü dondurma ile 'Tahinli Sıcak Kek' (39 TL), 'Brioche Bomba' (45 TL), 'Portakallı Haşhaş Muhallebi' (22 TL), 'Balkabaklı Baharatlı Tatlı' (25 TL) ve 'Ev Yapımı Snickers' (26 TL). Kilimanjaro, ağırlıklı olarak 'beyaz yakalılar'ın iş çıkışı uğrak yerlerinden. Hal böyle olunca bar bölümü de oldukça renkli ve zengin bir menü sunuyor. 'Nohut Kıtırı', 'Zeytin' ve 'Baharatlı Kuruyemiş' gibi bar atıştırmalıkları eşliğinde mekanın imza kokteyllerini yudumlamak mümkün. Kilimanjaro kokteylleri arasında 'Hibiscus' (40 TL), 'Mastica' (40 TL) ve 'Elyx Martini' (50 TL) en çok tercih edilenlerden. Oturma ve bar düzeninde yaklaşık 100 kişiyi aynı anda ağırlama kapasitesine sahip olan Kilimanjaro'ya rezervasyonsuz gitmenizi tavsiye etmiyorum. Çarşamba akşamları 'belki' ama özellikle Cuma ve Cumartesi günleri için en az 10 gün öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2018/03/23/snob-street-food-tum-havasi-lezzetten-oturu", "text": "Muhammara ile burger'ı aynı anda yemek aklınızın ucundan geçer miydi? Bugüne kadar geçmediyse bundan sonra geçebilir. Çünkü Bağdat Caddesi'nde açılan 'Snob Street Food', tam da bu kafada hizmet veriyor. İstanbul... Milyonlarca farklı insanı barındırdığı gibi yine bu milyonlarca insanın damak tadına ve zevkine de hitap eden restoranları, kafeleri ve birbirinden 'tarz' lezzet noktalarına da ev sahipliği yapan şehir. Bu lezzet noktalarının her geçen gün arttığı da bir gerçek! Bu ay bahsedeceğim dükkan da, İstanbul'un en son kazandıklarından. Kazandıklarından diyorum çünkü gerçekten mutlaka herkesin keşfetmesi ya da en azından bir fikir sahibi olmak için uğraması gereken bir adres olduğuna inanıyorum. Dükkanın adı; Snob Street Food. Burası metrekare olarak küçük ancak sunduğu lezzetlerle son derece 'büyük' iddialara sahip bir yer. Fine- dining anlayışını sokak lezzetlerine uygulayarak bir menü oluşturulmuş. Yani daha net açıklamam gerekirse; dürüm ve burger gibi sokak lezzetleri humus ve muhammara gibi geleneksel değerlerle birleştirilip sunuluyor burada. Mekanın üç tane fikir babası var. Büyük ortak; bugüne kadar İstanbul yeme ve içme sektöründe Mr. Meat ve Ali Ocakbaşı gibi markalarıyla tanınan Okan Akkaş. İkinci büyük ortak; ekranlardan tanıdığınız ve büyük bir ihtimalle severek de izlediğiniz oyuncu Uraz Kaygılaroğlu. Üçüncü ortak ve mekanın aynı zamanda şefi de olan Yusuf Özyürek. Genç şef bugüne kadar Sekiz İstanbul, Neolokal ve Soho House gibi adreslerde şeflik yapmış. Bir şef olarak Snob Street Food'un tarzının kendisi için de bir ilk olduğu konusuna birazdan değineceğim. Önce, mekandan bahsetmekte fayda var. Okan Akkaş ve Yusuf Özyürek yılların arkadaşı... Özyürek ile Uraz Kaygılaroğlu da üniversiteden arkadaş olunca, fikirlerin buluşması ve kurulan hayallerin gerçeğe dönüşmesi çok zor olmamış. Bir mekan açma ve konsept belirleme konusunda hemfikir olan Akkaş ve Kaygılaroğlu mekanın şefliğini üstlenmesi için Özyürek'e teklifte bulununca hikaye başlamış. Geçtiğimiz Aralık ayının sonlarına doğru kapılarını açan Snob Street Food'un açılmasından önce uzun bir araştırma geliştirme sürecinden (1,5 ay kadar bir süre) geçen üçlü Snob Street Food'u ulaşılabilir, sağlıklı ve hızlı olarak tanımlıyor. Onlar üzerine kafa yoradursun, mekanın konumunu neden Bağdat Caddesi olarak belirlediklerini soruyorum hemen... Özyürek ağırlıklı olarak arkadaş gruplarının 'cadde çocukları'ndan oluştuğunu belirtiyor hemen. Tabii Cadde'nin popülaritesinin ve yoğunluğunun da etkisi büyük bu kararda. Ardından Snob Street Food'daki 'snob'luğun nereden kaynaklandığını merak ediyorum... Çok mu erişilmezler, çok mu mükemmeliyetçi ve rakiplerinden ayrılıyorlar? \"Tamamen yaptığımız yemeklere karışılmaması ve müdahale edilmemesi üzerine kurulu bir fikirden çıktı bu isim. Bir kere kurallarımız var; 'katı' demeyeyim ama çizgimiz net. Bunu da şöyle açıklayabilirim; burada içeriğinde katkı maddesi olan hiçbir şey servis edilmiyor. Mesela; burada ketçap bulamazsınız.\" Ketçaba karşı bu 'düşmanlığın' nedenini soruyorum bunun üzerine... Özyürek hemen cevabı veriyor: \"Ketçabın içeriğinde, marketten aldığınız birçok şeyin içeriğinde olduğu gibi 'MSG' denilen bir madde var. Açılımı; 'monosodyum glutamat'; hem kanserojen bir madde hem de sanal. Biz de onu elimizden geldiğince bu dükkandan uzak tutmaya çalışıyoruz. Snob'da neredeyse her şey kendi imalatımız. Çok nadiren dışarıdan destek alıyoruz. Elimizde olsa işin kasaplığını bile kendimiz yapmak istiyoruz.\" Ağırlıklı olarak tüm ürünlerinin doğal, katkısız ve doğal olmasına dikkat eden üçlü yine butik üreticilerle çalışmaya dikkat ediyor. Snob Street Food'da içeceğiniz ayran Balıkesir'den, şalgam suyu da Adana'dan getiriliyor örneğin... Hazır içerik ve menüden konu açılmışken mutfakta, hafta sonları sayısı artmakla birlikte ortalama 6-7 kişi hizmet veriyor. Menüyü elbette Yusuf Şef tasarlamış ancak yine de yakın çevresinden yorum almaktan kaçınmamış. Aslında 'snob' olmadıklarını kanıtlarcasına yapılmış bir hareket... Yusuf Özyürek'in mutfakla tanışması da son derece ilginç bir hikayeye dayanıyor. Mutfağa bu denli düşkün olmasının temelleri babası sayesinde atılmış. \"Profesyonel olmamasına rağmen babam sıklıkla mutfağa girerek kendi 'harikalar' yaratırdı. Babamın mutfağa girdiği günler bizim için en heyecanlı günlerdi. Eli lezzetli olan birini çocuk yaşlarda örnek aldığımı düşünüyorum açıkçası. Onun sayesinde mutfağa olan merakım ve düşkünlüğüm başladı. Daha sonra büyüyüp üniversitede işletme bölümünde okurken bir anda, okuduğum bölümün benim için uygun olmadığını fark ettim ve okulu bıraktım. ABD'ye giderek şarap, servis ve başlangıç seviyesinde mutfak ve aşçılık eğitimi aldım.\" diyerek mutfaktaki macerasını anlatıyor Özyürek. Haftanın yedi günü saat 12:00 ila 22:00 arasında hizmet veren Snob Street Food aynı anda 40 kişiyi ağırlayabiliyor. Ama birkaç kez belirttiğimiz gibi burada 'hızlı' olmak ilk şart. Menüsünde fine dining lezzetlerle geleneksel tatların birleşimlerini sunan mekanda neler yiyebileceğinize gelirsek; size şunları aktarmam gerekiyor. Öncelikle buranın menüsünde geleneksel değerler olan muhammara ve humusun farklı yorumları; sokak lezzetlerinden şaşlık, sucuk, tavuk, kuzu eti içeren dürümler, brioche ekmeği ve dana antrikottan çekilme köfteyle tasarlanan burger gibi yemekler bulunan Snob Street Food, üst seviye fine dining bir lokantanın kalitesinde ve görünümünde sunduğu ürünlerinin hızlı, ekonomik ve ulaşılabilir olmasına özen gösteriyor. Isınma turunda yiyebilecekleriniz arasında 'Humus' (12 TL), 'Muhammara' (12 TL), 'Süt Mısır' (12 TL), 'Çorba' (7 TL) ve 'Salata' (12 TL) geliyor. Isınma turu atmadan direkt lezzet keşfine çıkmak isteyenler; brioche, antrikot kıyma ve cheddar'lı 'Burger' (26 TL); dana bonfile dürüm, karamelize soğan ve maydanoz pesto ile servis edilen 'Şaşlık' (24 TL), 'Tandır' (24 TL), dürüm olarak servis edilen 'Tavuk' (21 TL), 'biz yapımı' dedikleri ve humus, cheddar peyniri ve Yedikule ile servis edilen 'Sucuk' (24 TL) arasında bir seçim yapabilir. Tatlı olarak da tek bir seçeneğiniz var; 'Tahinli Kabak Tatlısı' (12 TL). Bunu da mutlaka kremasını bol bol kaşıklayıp yiyin ki, ağır gelmesin. Son olarak hayallerini gerçeğe dönüştürme peşinde koşan üç ortak önümüzdeki dönemde Avrupa'nın başlıca şehirlerine açılmayı ve Türk mutfağının dokunuşlarıyla şekillenen bu lezzetleri Avrupa ile de buluşturmayı hedefliyor. İlk hedef ise; Londra Soho bölgesi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/06/20/the-bodrum-editionda-yaz-bulusmalari", "text": "Conde Nast Traveller tarafından Readers Choice Ödülleri'nde 2021'de Avrupa'nın 4'üncü, dünyanın ise en iyi 24'üncü oteli seçilen, yeni çağın lüks anlayışının temsilcisi The Bodrum EDITION'da müzik ve eğlenceden dolunay partilerine, sağlıklı yaşamdan yoga ve meditasyon seanslarına özlenen yaz buluşmaları başlıyor. Bodrum'un gözde yaşam alanlarından The Bodrum EDITION'ın yaz sürprizlerinden ilki, Ege Denizi'nin büyülü manzarası eşliğinde eğlenmek isteyenler için Beach Club'da her Cuma enerjiyi yükseltecek \"Chill Out Vibes\" partileri. Yaz boyunca, her Cuma 17:00 20:00 saatleri arası gerçekleşecek buluşmalarda The Bodrum EDITION, Happy House Music tarzının en iyi isimlerini ağırlayarak otel misafirleriyle birlikte dışarıdan gelen konuklarla unutulmaz anlara ev sahipliği yapacak. İlki 17 Haziran Cuma gerçekleşecek Chill Out Vibes'da setin başına Cüneyt Çilingiroğlu geçecek. Haziran ayının diğer önemli Dj'i ise uluslararası müzik piyasanın sevilen isimlerinden Persic. The Bodrum EDITION, sağlıklı ve iyi yaşam odaklı içerikleriyle de yaza hazır. Geleneksel bakış açısının minimalizm ile harmanlanarak merkeze yerleştirildiği Türk hamamının yanı sıra sekiz terapi odası, sauna, salon ve Vitality Lounge bulunan otelin SPA'sında tüm konuklar sakin bir ortamda en iyi şifa uygulamaları ve güzellik hizmetinden faydalanabiliyor. Ayrıca bu yaza özel YogaŞala tarafından yürütülen yoga programı kapsamında konuklar her sabah dinamik bir sunrise yoga seansı ile güne başlarken, her akşam üstü yumuşak akışlı bir sunset yoga seansıyla günü kapatıyor. Otelin bu yaz ilk kez dolunay zamanlarına özel hazırladığı Burcu Kutluk rehberliğindeki \"Zen At EDITION\" programı ise sadece dolunay sabahlarına özel güne beden, zihin ve ruhun doğayla birlikte hizalandığı bir dizi meditasyon içeriği sunuyor. Ayrıca yine bugüne özel akşam saatlerinde otelin Beach Club'ında yapılacak barbekü partisi sonrası başlayacak \"Full Moon Vibes\" partileri Amber Joy Rava'nın ateş dansı ile ayın tam yuvarlak ve en parlak haline ulaşacağı dakikaları bir şölene dönüştürecek. Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında The Bodrum EDITION'ın heyecanla beklenen dolunay ritüellerini kaçırmayın."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/06/22/bodrumda-yazin-vazgecilmezi-olacak-iki-adres", "text": "Köşebaşı, yaz aylarının vazgeçilmez tatil beldesi Bodrum'da Türkbükü ve Bitez şubeleriyle misafirlerine gerçek kebap deneyimi yaşatıyor. 27 yıldır kalitesinden ve lezzetinden ödün vermeden gerçek kebap lezzetini, lezzet tutkunlarıyla buluşturan Köşebaşı, keyif dolu Bodrum akşamlarına iki şubesiyle eşlik ediyor. Adana ve Tarsus mutfak kültürünü, özüne bağlı kalarak menüsüne yansıtan Köşebaşı, Türkbükü şubesine bu sene Bitez'i de ekledi. Bodrum'un en gözde lokasyonları, Bitez ve Türkbükü'nde yerli ve yabancı lezzet tutkunlarını ağırlayan Köşebaşı, sezonu yeniliklerle karşılıyor. Tüm sene terası ve serin bahçesiyle Bitez'de ve yaz boyunca denize nazır iskelesiyle Türkbükü'nde misafirlerini ağırlayacak olan Köşebaşı, yeni sezonda kebap severlere paket servisi hizmeti de sunuyor. Bitez ve Türkbükü şubelerinin ferah atmosferine Köşebaşı'nın bu şubelere özel hazırladığı kokteyl menüleri de eşlik ediyor olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/06/29/the-bodrum-editionda-michelin-yildizli-bir-sef-diego-muoz", "text": "Gastronomi dünyasının en yetenekli ve kreatif şefleri arasında yer alan Michelin yıldızlı Diego Munoz aynı zamanda Latin Amerika Mutfağının da önemli temsilcilerinden. The Bodrum EDITION'ın açık hava konsepte sahip imza restoranı BRAVA'daki 5. Yılını kutlayan Perulu şef; Akdeniz ve Asya'ya özgü lezzetlerden esinlenerek tekrar yorumladığı Latin Amerika Mutfağının geleneksel yemekleriyle sadece alkışları toplamıyor, aynı zamanda yeniliklere açık ve alışılmışın dışında yaklaşımı ile de gastronomi dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor. Aslında her şey alternatif bir hamle olarak başladı diyebilirim. Üniversitede Endüstri Mühendisliği diploması almaya çalışıyordum. Ancak üç yıllık başarısızlıktan sonra gastronomi macerasına atılmaya karar verdim. Bu kararı verdiğinde de yıl 1998'di. Çok ticari bir meslek değildi ve şu an bulunduğum noktadan çok uzaktaydım. Ama Paris'te aşçılık eğitimi almayı hedefliyordum ve başardım ayrıca çıraklık da yaptım. Tüm hikaye bu kararla başladı. Üniversite kariyerine çok fazla ilgi duymayıp gastronomiye daldıktan sonra, bu ilgim hemen karşılığını buldu. Paris'te birinci sınıfı dereceyle tamamladım ve sınıfın en iyisi olarak tanındım. Bu size, bir şeye odaklandığınızda ve tamamen konsantre olduğunuzda bunun işe yaradığını gösteriyor. O andan itibaren kendimi profesyonel bir şef olarak geliştirmeye başladım. Sadece eğitim ve çalışmanın bana başarılı olmak için doğru araçları sağlayacağını biliyordum. Tutku. Herhangi bir seviyede aşçı olmanın en önemli şartı bu. Her şey, günlük beslenmede kendinizi anlamak ve kendinize meydan okumak için sizden doğal olarak ne kadar enerji geldiğiyle başlar. Bu kolay bir kariyer değil. Bu nedenle kararlılık sizin motivasyonunuz olmalı. Bodrum EDITION ekibiyle El Bulli'den bir iş arkadaşım aracılığıyla tanıştırıldım. The Barcelona EDITION'da partner şef pozisyonu için birini arıyorlardı. Her şey orada başladı. Yaklaşık 15 yıl önce Bodrum'u bilmeden Türkiye'ye gelmiştim. İlk ziyaretimdeki izlenimim, böylesine güzel bir yerde böylesine önemli bir projenin parçası olmaktan mutluluk duymaktı. Ve hayran olmuştum. O andan itibaren, sahip olduğu coğrafi ve doğal güzellik, benim için kültürel ve gastronomik kaynaklarının keşfine eklenen bir artı oldu. Her mevsim bizim için yeni bir keşif. Ekibimize yeni yetenekler eklendi. Ve geçen sezonun deneyimleriyle biraz daha gelişmiş olarak hazırız. Böylece hem bizi ilk kez ziyaret eden konuklar hem de tekrar gelen konuklar için daha da iyi bir deneyim oluşturabiliyoruz. Bölgemizdeki yerel üreticilerle sürekli bir araştırma ve ilişki halindeyiz. Misafirlerimizin deneyimi için yeni bir sezon programı geliştiriyoruz. Buraya sezonda üç kez geliyorum ama esas iş bizim açılışımızdan çok önce yapılıyor. Ana sloganımız, yeteneklerin ve olasılıkların tanınması, geçen sezonun değerlendirilmesi, fırsatlar ve her yıl vizyonumuzu daha da aşma hırsı. Sanırım en basit konseptlerin sizi şaşırttığı, sihirli bir yalınlık çağındayız. Bu kolay bir iş değil. Sebze ağırlıklı mutfak şu an büyük bir trend. Bu da Bodrum'un ürünlerine çok yakışıyor. Türk mutfağı büyük bir çıkış halinde. Şefler, miraslarını güzel bir şekilde, herkesin anlayabileceği bir gastronomik dile çevirerek ifade ediyorlar. Gördüklerime büyük hayranlık ve saygı duyuyorum. Gastronomi diline kazandırılan geniş kültürel miras, benim gibi farklı kültürlerden insanların eğitimi için büyük bir şans. Bir şef olarak yaşam tarzlarımız nedeniyle iş dışında bir şey yapmak zor. Özellikle kendimden bahsediyorum. Mutfak bir ofis veya çalışma alanı değil. Durmuyor. 7/24 yanınızda ve güzelliği de bu. Her şeyden daha çok keyif aldığım tek şey ailemle geçirdiğim zaman. Ben aynı zamanda bir şarap öğrencisiyim ve bu gerçekten tutkulu olduğum bir şey. Sofistikelik ve kırsallık arasında bir zıtlık içinde şaşırtıcı, beklenmedik bir sihir yaratabileceğiniz kırsal gastronomiyi seviyorum. Laguiolle'deki Maison Bras, Victoria Australia'daki Brae, Noirmoutier, Fransa'daki La Marine ve NY, ABD'deki Stone Barns'daki Blue Hill gibi yerler şu anda en sevdiğim yerler. Yalıkavak başta olmak üzere farklı köy pazarlarının değişen renkleri. Orası bizim mahalle pazarımız. Oradan alınacak çok ilham var. Sadece yerel ürünler hakkında değil, aynı zamanda yerel kültürü de öğrenme fırsatı yakalıyorsunuz. The Madrid EDITION'ın terasındaki Oroya'yı açmak için Madrid'e gidiyorum."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/06/30/ringa-sea-food-ege-ve-akdenizden-aldigi-ilhami-bogaza-tasiyor", "text": "Kuruçeşme'de Boğaz'a sıfır konumlanan yeme-içme merkezi Oligark'ın içerisinde yer alan Ringa Sea Food, ferah atmosferi ve farklı ülke mutfaklarından aldığı ilhamla işlediği deniz ürünleri ile misafirlerine ayrıcalıklı bir gastronomi deneyimi yaşatıyor. İstanbul'da yeme-içme kültürünün gün boyu yaşayan merkezi Oligark'ın içerisinde yer alan Ringa Sea Food, Ege ve Akdeniz kıyılarından ilham alarak oluşturduğu lezzetleri ile \"sea food\" konseptinin şehirdeki en iyi temsilcilerinden. Ringa, denize sıfır konumu ve Boğaz'ı kucaklayan manzarası ile hem göze hem damağa hitap ediyor. Ringa Sea Food'un mutfak danışmanlığını, Türkiye'nin önemli şefleriyle çalışma fırsatı elde eden başarılı şef Özgür Yavuz üstleniyor. Yavuz'un, denize ve balığa olan tutkusuyla hazırladığı birbirinden lezzetli deniz ürünleri ile Ringa Sea Food, \"Klasik Boğaz Balıkçısı\" kavramını yenilikçi anlayışı ve modern mutfak teknikleriyle üst seviyeye çıkarıyor. Klasik bir İstanbul balıkçısında bulabileceğiniz lezzetlerin yanı sıra Ege ve Akdeniz mutfağı başta olarak üzere; deniz ürünleriyle ünlü ülkelerden ilham alarak hazırladığı lezzetler ile hem klasiği hem de yeniliği bir arada sunan Ringa Sea Food imza tabaklarıyla öne çıkıyor. Menülerini mevsimsel olarak hazırlayan Ringa, İtalyan mutfağından ilham alarak hazırladığı Bottarga ve Vongoleli Makarna, İsveç Usulü Karides Salatası ve Somon Gravlax, Yunan mutfağından Saganaki gibi dünya mutfağından birçok lezzete kendi yorumunu ekliyor. Japonların yüzyıllardır uyguladığı ve giderek gastronomi dünyasında da yaygınlaşan, ürünlerin daha uzun ömürlü olmasını ve lezzetinden ödün vermemesini sağlayan \"dry age\" dolabında balıklarını sergileyen Ringa, bu tekniği İstanbul'da kullanan ilk restoran markası olma özelliği taşıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/07/25/kapadokyada-kebap-cikarmasi", "text": "Yolculuğuna İstanbul'da başlayan ve İstanbulluları kebap kültürüyle tanıştıran Köşebaşı, 1995 yılından bugüne sürdürülebilir lezzet ve hizmet kalitesi ile misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. İstanbul'un kült kebapçısı olarak misafirlerine gerçek kebap deneyimi yaşatan Köşebaşı, Türkiye'deki büyümesini sürdürüyor. Marka yeni şubesinin kapılarını Kapadokya'nın Göreme bölgesinde açtı. Adana ve Tarsus mutfak kültürünü özüne bağlı kalarak menüsüne yansıtan Köşebaşı, alanında öncü olmanın getirdiği vizyon ile şehir hayatını ve kebap gastronomisini bir araya getiriyor. İstanbul'da başladığı hikayesine, Türkiye'nin farklı lokasyonlarında açtığı şubeleriyle devam eden Köşebaşı, tüm yıl dünyanın birçok farklı ülkesinden turist ağırlayan ve Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Kapadokya'ya yaptığı yatırım ile yeni şubesinin kapılarını açtı. Köşebaşı Kapadokya, haftanın her günü 12:00-23:00 saatleri arasında Kapadokya'nın en çok ziyaret edilen Açıkhava Müzesi'nin de yer aldığı Göreme bölgesinde 250 kişilik bahçesi ve 70 kişilik kapalı alanı ile öğle ve akşam yemeklerinde hizmet veriyor. Menüsünde mezeler, taş fırından lahmacun ve pide alternatifleri ile Köşebaşı Kebap, Çöp Şiş, Tarsusi Kebap gibi Köşebaşı klasiklerinin yanı sıra Gevrek Kebap, Çukurova, Kallavi gibi spesiyal lezzetleri de sunan Köşebaşı, vegan kebap menüsü ile de Kapadokya'ya yenilik getiriyor. Lezzet ve hizmet kalitesini tüm şubelerinde sürdürülebilir olarak sağlayan Köşebaşı; Cadde, Levent, Galleria, Türkbükü, Ataşehir, Basın Ekspres, Beylikdüzü, Bursa ve Bitez'den sonra Kapadokya ile şube sayısını yurt içinde ona çıkardı. Yurt içi ve yurt dışı büyümesini eş zamanlı sürdüren markanın, Azerbaycan, Nahçıvan, Umman ve Özbekistan'da da birer şubesi bulunuyor. Marka yakın zamanda Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te şube sayısını üçe çıkarıyor olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/08/03/cundanin-yeni-adresi-la-fuga", "text": "Ayvalık'ın göz bebeği Cunda, yaz aylarının en çok tercih edilen tatil bölgelerinden biri olmaya devam ediyor. Doğal güzellikleri, masmavi denizi ve gastronomi birikimiyle gelenleri cezbeden Cunda'da temmuz ayı içerisinde açılan La Fuga, adaya yepyeni bir soluk getiriyor. La Fuga, kokteyl bar konseptiyle misafirlerine; iyi kokteyl, iyi yemek ve iyi müzik üçlüsünü bir arada sunuyor. Cunda, bu sene bir başka keyifli, bir başka renkli... Cunda merkezde açılan La Fuga; tapas & kokteyl menüsü, hizmet kalitesi ve eğlence anlayışıyla adaya yeni bir soluk katıyor. Cunda'da gastronomi deneyimi için akla ilk gelen mekanlardan L'Arancia'nın kurucu ortakları tarafından açılan La Fuga, yerel malzemeler ile hazırlanmış tapas ve kokteyl menüleri ve haftanın her günü DJ ve belirli günlerdeki canlı müzik performansları ile bölgenin gastronomi çıtasını ve eğlence kalitesini yukarıya taşıyor. Şef Gökhan Çatmaz'ın mutfak danışmanlığını üstlendiği La Fuga; profesyonel mutfağı, deneyimli mutfak ekibi ile menüde yerel malzeme kullanımına önem veriyor. La Fuga, İspanyol mutfağının ayrılmaz parçası \"tapas\" kültürünü yerel malzemeler ile harmanlayarak menüsüne taşıyor. Saat 18:00 itibariyle günün dinginliğini iyi müziğin ritmiyle eğlenceye çeviren La Fuga, tapas menüsü ile misafirlerine lezzet ve eğlence odaklı bir deneyim yaşatıyor. Klasik tapas lezzetlerinin yerel ürünlerle buluştuğu menü farklı damak zevklerine göre tasarlanmış. Kızarmış elma dilim patates, baharatlı brava ve salsa ranchero soslu Patatas Bravas, sote karidesin füme biber, limon ve sarımsakla bir araya geldiği Gambas Ajillo, dana kaburgaya sarılı fırınlanmış keçi peynirli hurma Datiles Rellenos; ızgara sosis, kızarmış patates, Dijon hardal ve sauerkraut'ten oluşan Bratwürst, oyster-sweet chili sos, sriracha mayonez ve lime'ın bir araya geldiği Karides Tempura, marine karideslerin coleslaw ve sarımsaklı lime mayonezle sunulduğu Karides Taco, La Fuga yapımı ekşi maya ekmeğin üzerinde sarımsak, fesleğen ve domates ile hazırlanan Pan con Tomate, kinoalı buharda pişmiş Siyah Midye La Fuga menüsünde yer alan lezzetlerden öne çıkanlar. Kokteyl bar konseptiyle misafirlerini karşılayan La Fuga'nın çıkış noktası lezzetli kokteyllere eşlik edecek iyi bir mutfak ve eğlence konsepti. Sıcak yaz akşamlarına alanında uzman barmenlerinin hazırladığı kokteylleri ile eşlik eden La Fuga, kokteyllerinde de yerel ürün kullanımına önem veriyor. Greyfurt, limon, reyhan, fesleğen, salatalık ve nane ferah ürünler ile de kokteyllerine lezzet katıyor. Gün boyu yaşayan bir mekan olarak konumlanan La Fuga'da güne Croissant & Danish ile başlıyorsunuz. Saat 13:00'a kadar Terayağlı Croissant, Çikolatalı Bicolor Croissant, Üzümlü Çörek ve Kayısı & Vişneli Danish sabah saatlerinin en güzel eşlikçisi olurken; saat 13:00-18:00 arası Cunda yerel malzemeleri ile hazırlanan sandviçlerden; Füme Hindi, İtalyan Salamı & Sepet Peyniri, Füme Somon, Roast Beef & Cheddar Melt, Mozzarella & Domates güne eşlik ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/08/17/emaarda-zamanda-yolculuk-keyfi", "text": "Emaar Square Mall, Ağustos ayında da gerçekleştirdiği etkinliklerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Emaar Square Mall'un tüm alanları Ağustos ayı boyunca, ziyaretçilerinin kendilerini adeta bir nostalji tünelinde hissedecekleri ve geçmişe yol alacakları bir zaman makinesine dönüşüyor! Zaman makinesiyle 17-25 Ağustos tarihleri arasında Orta Meydan'da geçmişe ait dekorlarla oluşturulmuş özel alanlar, sergiler, antika pazarı, mezatlar gibi birbirinden farklı ve eşsiz etkinlikler Emaar Square Mall ziyaretçilerini bekliyor olacak. Türk sinemasının zihinlerimizde yer etmiş ünlü isimlerinden ilham alan, kullanmış olduğu farklı teknik ve malzemelerle sanat dünyasının dev isimlerini çizgileriyle yeniden yorumlayan Nebahat Karyağdı, Emaar'da sergilenecek bu eserler ile sanatseverleri tarihi bir sanat yolculuğuna davet ediyor. 20:00-00:00 saatleri arasında Emaar Square Mall Orta Meydan alanında nostalji konseptinde milonga gecesi gerçekleşecek. Dansçıların kostümlerinden müziklere ve dans performanslarına kadar her detayda nostaljiyi hissedeceğiz. Vintage kıyafetler, takılar, eski plaklar, kitaplar ve birbirinden kıymetli pek çok değerli antika parça yeni sahiplerini bulmak için Emaar'da ilgilenenleri bekliyor olacak. Avm içerisine kurulacak standlar ile geçmişi günümüze taşıyan Antika Pazarında zaman zaman mezatlar da gerçekleşecek. 18:00-20:00 saatleri arasında Radyo 45'lik DJ'lerinden Kübra Kaçmaz, Emaar Square Mall ziyaretçilerine özel olarak hazırlayacağı \"Zamansız Şarkılar\" programıyla Emaar Square Mall Orta Meydan'da özel nostalji yayını gerçekleştirecek. \"Zamansız Şarkılar\" yayını sonrasında ise, alışveriş merkezi kapanış saati olan 22:00'den itibaren VIP olarak düzenlenecek müzayede başlayacak. Yine alışveiş merkezinin Orta Meydan alanında gerçekleşecek olan müzayede de antika eserlerin satışı gerçekleşecek. 21:00-23:00 saatleri arasında Emaar Square Mall Orta Meydan alanında geçmişin en güzel filmlerinden olan \"Bizim Aile\" filmininin gösterimi, nostaljik bir şekilde açık hava sineması şeklinde yapılacak. 19:00-20:30 saatleri arasında Emaar Square Mall Orta Meydan alanında Retrobüs müzik grubu canlı performans sergileyecek. Aynı akşam 21.00-23.00 saatleri arasında açık hava sinemasıında ise Grease filmi gösterimi yapılacak. 18:00-20:00 saatleri arasında Emaar Square Mall Orta Meydan alanında Radyo D'den Hakan Eren\"Hakan Eren'le Bir Zamanlar\" programıyla yayın yapacak. 90'lar sanatçılarından sürpriz konukların katılacağı bu etkinlik adından çok söz ettirecek. Aynı akşam 21.00-23.00 saatleri arasında açık hava sinemasında \"Oh Olsun\" film gösterimi yapılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/08/18/daha-iyi-bir-gelecek-icin-ileri-donusum-sergisi-kalyon-kulturde", "text": "Faaliyet gösterdiği her alanda fayda sağlamayı önceliklendiren Kalyon Holding, azalan kaynakların verimli bir şekilde kullanılabilmesi ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle projeler geliştirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda Kalyon Holding, Home Art iş birliği ile hayata geçirdiği 'İleri Dönüşüm Sergisi'nin ön gösterimi Kalyon Kültür'de yapıldı. Kurulduğu ilk günden itibaren insana ve topluma fayda sağlamaya odaklanan Kalyon Holding, gelecek nesillere daha iyi yarınlar bırakma sorumluluğuyla projeler geliştirmeyi, toplumda farkındalık oluşturmayı sürdürüyor. 'İleri Dönüşüm Sergisi' için, alanlarında profesyonel mimar ve tasarımcılar ikonik yerel objeleri, inşaat malzemelerini ve artık neredeyse hiç kullanılmayan nesneleri kullanılabilir eşyalara dönüştürdüler. Bu çalışmalar arasından 20 seçki Kalyon Kültür'de, küratörlüğünü Ceren-Irmak Arkman'ın, proje koordinatörlüğünü Gülderen Tumba'nın üstlendiği 'İleri Dönüşüm Sergisi'nde yer alacak. Sergi, 31 Ağustos'a kadar haftanın her günü 10.00 - 22.00 saatleri kadar ücretsiz ziyaret edilebilir. Home Art dergisinin tasarımcı, mimar ve sanatçılara belli bir ürün vererek farklı bakış açılarına sahip zeka ürünü tasarımlara imza atılmasını sağladığı bu proje, ülkemizde tasarımın gelişmesine katkıda bulunmak anlamında da önemli bir yere sahip. Gelecek nesilleri mevcut hammaddeleri idareli kullanmaya, bir şeyi atmadan önce bir daha düşünmeye, israf etmek yerine değerlendirmeye yönlendirecek 'İleri Dönüşüm Projesi'nin ilk ayağı olan bu sergi, daha geniş bir ürün seçkisi ile Türkiye'nin farklı noktalarında da sanat ve tasarım severlere ulaşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/08/25/sushi-severlerin-bodrumdaki-yeni-adresi-minami", "text": "Minami Japanese Cuisine, iddialı sushi menüsüyle Bodrum'un popüler adresleri arasında yerini aldı. Gurme lezzetleriyle olduğu kadar ambiyansıyla da dikkat çeken Minami, konuklarını Gündoğan'ın muhteşem manzarasına karşı gastronomik bir yolculuğa çıkarıyor. Sushi'nin Bodrum'daki iddialı ve yeni adresi Minami, kısa sürede sushi severlerin favori mekanları arasında yerini aldı. Bodrum'un Gündoğan koyunda yer alan ve üst düzey konforuyla tatil anlayışını yeniden tanımlayan Mivara Luxury Bodrum'un bu yaz açılan yeni restoranı Minami Japanese Cuisine, açık ve kapalı alanında sushi severlere gurme lezzetler sunuyor. Daha önce Dubai ve Phuket de aralarında olmak üzere birçok önemli turizm destinasyonunda Sushi Şefi olarak görev yapan Evren Kıraman'ın yönetimindeki deneyimli ekibiyle imza lezzetler sunan Minami, Japon mutfağının hem klasik hem de yenilikçi tatlarını menüsünde bulunduruyor. Lezzet severlere aperatiflerden salatalara, soğuk yemeklerden ızgaralara 50'ye yakın farklı tat sunan Minami, iddialı maki menüsünde 11 farklı çeşit bulunduruyor. Menüde yengeç, avokado, uçan balık yumurtasından oluşan California Maki; yılan balığı, salatalık ve unagi sos ile hazırlanan Unagi Maki gibi lezzetlerin yanında Seafood maki, Veggie maki gibi seçenekler de yer alıyor. Minami, tatlı seçenekleri arasında yer alan mochi , yuzu cheesecake, çikolatalı sufle ve egzotik meyve tabağı ile de konuklarına unutulmaz bir lezzet deneyimi yaşatıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/08/31/ayvalikta-ust-duzey-bir-italyan", "text": "Ayvalık'ta, yeni yerinde açılan İtalyan restoranı Cleto's, üst düzey damak tadına hitap eden seçenekleri ve güler yüzlü servis anlayışıyla fark yaratıyor. Mükemmel günbatımı eşliğinde, gerçek bir İtalyan deneyimi için yolunuzu buraya düşürmenizde fayda var. Türkiye'ye yerleşen lezzet aşığı bir İtalyan ile doğal yaşam aşığı bir Türkün açtığı mekanda en lezzetli tarifler en doğal ürünlerle hazırlanıp masanıza ikram ediliyor. Mekanın sahipleri Cleto ve Funda, keyifli sohbetleriyle size eşlik ediyorlar, menüdeki yemeklerin hikayelerini anlatıyorlar. Cana yakın tavırları belki de sofranızdaki yemeklerin tadını daha da artırıyor olabilir. Mekanın İtalyan ortağı, aynı zamanda mekanın isim babası Cletos, bir yandan da buranın şefi, yani tüm yemekler onun reçetesiyle hazırlanıyor. Verdiğiniz bir pizza siparişinde, Cletos hangi hamuru kullandığını, nasıl pişirdiğini, kullandığı malzemeleri nereden getirttiğini, gitgide geliştirdiği Türkçesiyle size anlatıyor. Görüyorsunuz ki her malzeme öyle gelişigüzel değil de uzun uğraşlar sonucu belirleniyor. Şefin masalar arasında gezip konuklarla deneyimlerini paylaşması bile tek başına takdiri hak ediyor. Cletos aslında geçen yıl Cunda'nın en güzel plajlarından birinde, Pateriça Koyu'nda açılmıştı. Bu yıl mekanı Ayvalık'ta yeni açılan Kırlangıç AVM'nin içine taşımışlar. Tıpkı eski mekanlarında olduğu gibi gün batımı burada da harika... Bu arada Kırlangıç AVM için de bir parantez açmakta fayda var. Eski zeytinyağı fabrikası, tarihi dokusuna sadık kalınarak şimdi bir yaşam merkezine dönüştürülmüş. Ve Ayvalık'ın en yeni cazibe merkezlerinden biri olduğu kuşkusuz. Cletos'ta, yaz akşamları deniz tarafında gün batımı eşliğinde konuklar ağırlanıyor. Ama sonbaharın gelmesi ve rüzgarların başlamasıyla masalar içerideki avlu tarafına taşınıyor. Avluda ise mekan sizi Roma'da ya da Napoli'de tarihi bir restoranda hissettiriyor. Üst düzey damak tadı, kaliteli sunum ve güzel bir ambiyans... Üçünü bir arada bulabileceğiniz bir mekan Cleto's... Menüsü de bir hayli iddialı. İtalya'da uzun süre restoranlarını işlettikten sonra şimdi bu deneyimini Ayvalık'ta devam ettirme kararı alan Cletos Salciccia ve eşi Funda Kocadağ Salciccia gerçek bir İtalyan'ın nasıl olacağını gösteriyorlar adeta. Buffalo mozzarella ve burrata'lar ile hazırladıkları tabaklar oldukça başarılı. Sipariş olarak menüden öncelikle bir burrata seçmenizde fayda var. Fırında patlıcan, inek mozzarella, domates sos, fesleğen, deniz fasulyesi tempura'dan oluşan Melanzane menüde öne çıkan yemeklerden biri... Bunun yanı sıra ahtapot carpaccio, somon fümeli maş fasulye salatası, deniz mahsullü risotto, otlu deniz levreği fileto ve tatlı olarak da Sicilya usulü cannoli denenebilir. Ayrıca geniş kokteyl seçenekleri de güneşi batırırken size eşlik edebilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/09/02/everland-kids-festivalinde-minikler-eglenceye-doydu", "text": "Türk turizm ve otelcilik sektöründe başlattığı sıra dışı çocuk konseptleriyle ayrıcalıklı bir yere sahip olan ve Nisan 2022 itibariyle konseptini baştan sona yenileyen Ela Excellence Resort Belek, geleneksel Everland Kids Festivalini gerçekleştirdi. Ela Excellence Resort Belek, her sene geleneksel olarak düzenlediği; minik misafirlerinin tatilde eğlence, sanat ve müzik dolu etkinliklerle unutulmaz anlar geçirdikleri \"Everland Kids Festival' çocuklara unutamayacakları bir tatil yaşattı. Paw Petrol, Ninja Turtles, Sponge Bob, Dora gibi Nickelodeon karakterleri Ela Excellence Resort Belek'te Everland Kids Festival'inde çocuklarla buluştu. Everland Kids Festivali'nde çocuklar kendilerini her alanda özel hissetti. Sevdikleri karakterlerle dans edip fotoğraf çektirme fırsatı bulan çocuklar yaz tatillerini unutulmaz bir festivalle sonlandırdı. Açık havada kurulan eğlence parkurlarında eğlenceli anlar yaşayan çocuklar sanat faaliyetleriyle yaratıcılıklarını sergileme fırsatı buldular. Kurulan birbirinden renkli gastronomik deneyim standlarının yanı sıra sanat faaliyet alanları, eğlenceli oyuncaklar, dans şovlar ve DJ performansla unutulmaz bir festival yaşayan çocuklara aileleri de eşlik etti. 8 gün süren dopdolu programda sanat faaliyetlerinden, robotik kodlama eğitimlerine, lego workshop'larından meslek atölyelerine, sihirbaz gösterilerinden bilim atölyelerine kadar \"edutainment\" konseptiyle hem eğlenme hem öğrenme odaklı aktiviteler gerçekleştirildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/09/02/topragin-kadinlarindan-sofralara-projesi-nftye-donusuyor", "text": "Türkiye restoran sektörünün önde gelen isimlerinden BigChefs, Toprağın Kadınlarından Sofralara projesinden ilham alarak hazırlanan ilk NFT koleksiyonunu yayına aldı. Restoran sektörünün önde gelen isimlerinden BigChefs, Web 3.0 dünyasına NFT koleksiyonu ile giriş yaptı ve \"Toprağın Kadınlarından Sofralara\" NFT'sini, dünyanın en büyük NFT pazar yeri OpenSea'de yayınladı. BigChefs, NFT ile başlayan Web 3.0 yolculuğundaki projelerinde, NFT sahiplerine belirli ayrıcalıklar, özel avantajlar ve deneyimler sunmayı planlıyor. BigChefs, 520'yi aşan kadın çalışanıyla, restoran sektöründe kadın istihdamını en çok destekleyen markalardan. Aynı zamanda kadınları daha geniş bir ekosistemde desteklemek adına çalışmalar da yürütüyor. BigChefs, bu bakış açısı ile tarımdaki 2,5 milyon kadın istihdamına dikkat çekmek ve kadınların ekonomik kazanımlarına destek olmak için \"Toprağın Kadınlarından Sofralara\" projesini hayata geçirdi. 14 kadın ile başlayan proje, BigChefs'in iş birliği yaptığı 49 üretici firma ve kooperatif ile 120 kadın üreticiye ulaştı. \"Toprağın Kadınlarından Sofralara\" projesi sayesinde üretici kadınlarımız hem üretimlerine devam etme motivasyonu buluyor ve BigChefs menülerinde bu lezzetleri sunuyor hem de toplumdaki yerlerini güçlendiriyorlar. BigChefs, çok yakın zamanda ayrıntılarını duyuracağı NFT koleksiyonunun ilk eserinde, üretici kadınları Web 3.0 dünyasında ölümsüzleştiriyor. Her biri ayrı bir sanat eseri olan koleksiyonun ilk NFT'si, Balıkesir Kaz Dağları'nda keçi peyniri üretimi yapan girişimci kadınlardan ilham alıyor. Eser, dünyada trend olan ve Türkiye'de henüz örneğine rastlanmayan \"Infinite Zoom Art\" tekniği ile \"Studio Sigun\" dijital sanat stüdyosunda tasarlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/09/23/dunyanin-ilk-rift-kaydiragina-sahip-aquapark-odul-aldi", "text": "Titanic Deluxe Golf Belek'in dünyanın ilk rift kaydırağına sahip aquapark'ı Avrupa'nın en iyisi ödülünü aldı. Titanic Deluxe Golf Belek, bir yeniliğe daha imza atarak dünyanın ilk rift kaydırağını misafirlerinin beğenisine sunmuştu. Bu yaz misafirlerinin doyasıya eğlendiği doğa ile iç içe ve nehir manzaralı 15.000 metrekarelik bir alanı kaplayan su parkında 3 kule ve 9 adet yetişkin kaydırağı ve çeşitli interaktif oyuncaklardan oluşan çocuk havuzu bulunuyor. Dünyaca ünlü aquapark tasarımcısı Polin Waterparks'ın tasarladığı aquapark'ın rift özelliği taşıyan yetişkinler için tasarlanan 10,8 metre yüksekliğindeki kaydırağından tek ya da iki kişilik botlar ile kayılıyor. Estetik tasarımının yanı sıra sağladığı kayma deneyimi açısından da özgün bir yapıya sahip olan kaydırakta botla standart başlayan kayma deneyimi iki yönde dinamik hareketler ile büyük bir drop ve sonrasındaki salınım hareketiyle devam ediyor ve kayma yönüne dik olan çıkış ile sonlanıyor. Titanic Deluxe Golf Belek'in bu heyecan verici, adrenalin dolu aquapark'ının lansmanı Orlando, Florida da gerçekleştirilmişti. Avrupa Tematik Parklar ve Aquapark'lar Fuarı bünyesinde organize edilen EUROPEAN STAR AWARD'da da Avrupa'nın en iyi yeni aquapark'ı ödülü almaya hak kazandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/10/13/istanbulda-5-restoran-michelin-yildizi-aldi", "text": "Restoran değerlendirme sistemi Michelin Rehberi, İstanbul seçkilerini açıkladı. İstanbul'un ilk seçkisinde 53 restoran yer aldı. Dünyanın en prestijli restoran derecelendirme sistemi olan ve lüks restoranlara yıldız veren Michelin Guide, İstanbul'u 38. destinasyon olarak listesine aldıktan sonra yıldız almak için başvuranları değerlendirdi. Seçkide yer alan restoranlardan dördü \"1\" Michelin Yıldızı'yla ödüllendirildi. Turk Fatih Tutak, sıra dışı mutfağı için \"2\" Michelin Yıldızı'yla Michelin Rehberi'nde yer aldı. Avrupa Yakası'nda Şişli Bomonti semtinde yer alan TURK Fatih Tutak, tipik Türk lezzetlerini tatmak isteyen gurmeler için şef Fatih Tutak'ın ustalıkla yeniden yorumladığı modern ve sofistike bir seçim sunuyor. Uluslararası kariyerinde dünya mutfağından seçkin isimlerle omuz omuza çalışan bu yetenekli profesyonel, 2019 yılında Türkiye'ye döndü ve fine-dining restoranını açtı. Şefin imzası olan leziz, asidik ve tütsülenmiş notalar içeren mutfak oldukça samimi, titiz ve daha da önemlisi şefin bölgesine ve köklerine olan düşkünlüğünü MICHELIN REHBERİ ifade ediyor. Annesine ithafen hazırladığı meşhur mantı, tıpkı açık mutfakta yapılan tatlı servisi gibi ikonik hale gelmiş durumda. Daha sürdürülebilir bir gastronomi anlayışına sahip restoranları seçimlerinde vurgulamayı amaçlayan Michelin Rehberi, 2020 yılında yeni bir ödül açıklamıştı: Michelin Yeşil Yıldız. Neolokal, çevre dostu ve etik yaklaşımları sayesinde bu prestijli ödüle layık görüldü. Michelin Rehberi kullanıcıları arasında özellikle popüler bir ayrım olan Bib Gourmand, makul fiyatlarla harika yemekler sunan restoranları öne çıkarıyor. İstanbul'da toplamda 10 mekan, sundukları mükemmel fiyat-performans dengesi açısından ödüllendirildi. Michelin Rehberi'nin yer aldığı ülkelerde her yıl açıklanan yıldızlar, kullanılan malzemelerin kalitesi, tatların uyumu, pişirme tekniklerinin ustalığı, şefin karakterinin restorana yansıması, menüde zaman içinde istikrarlı bir başarı gösterilmesi gibi unsurlar göz önüne alınarak restoranlara dağıtılıyor. Bir Michelin Yıldızı, çok iyi malzemelerin kullanıldığı, yüksek standartta ve belirli bir istikrarda yemeklerin pişirildiği restoranlara veriliyor. İki Michelin Yıldızı, restoranın şefinin karakterinin ve yeteneğinin yemeklere yansıdığı durumlarda takdim ediliyor. Üç Michelin Yıldızı ise kariyerinin zirvesinde olan ve yemek pişirme yöntemi bir sanata dönüşen şeflerin yönettiği restoranlara layık görülüyor. Fransız araba lastiği üreticisi Michelin şirketi, seyahat edenlere kolaylık sağlamak amacıyla harita, konum, konaklama ve restoran bilgilerinin yer aldığı ilk rehberini 1900 yılında yayımladı. 1926 yılında ise restoranlara yıldız vermeye başladı. Böylece rehberin yüksek yıldızlı restoranları \"yolculuk etmeye değer\" yerler olarak nitelendirilmiş oldu. Rehber, son yıllarda iş modelini geliştirerek yeni bölgelere ve şehirlere açılmaya çalışıyor. Ortadoğu'daki ilk rehberini bu Haziran ayında Dubai'de yayımladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/10/14/michelin-guide-ve-tripadvisordan-lokanta-feriyeye-odul", "text": "Ortaköy'de Boğaz'a nazır konumu ile şehrin yaşam merkezi haline gelen Feriye içerisinde yer alan Lokanta Feriye, dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden biri olan Michelin Guide İstanbul'dan ve dünyaca ünlü seyahat sitesi TripAdvisor'dan iki büyük ödül kazandı. Executive Chef Birkan Erköylü yönetimindeki deneyimli mutfak ekibi ile Lokanta Feriye, İstanbul gastronomisine iki büyük başarı kazandırdı. Dünyanın en önemli rehberlerinden biri olan Michelin Guide'ın 11 Ekim'de düzenlenen Türkiye'deki ilk ödül töreninde Michelin Rehberi'ne girmeye hak kazandı. Lokanta Feriye, rehberde tavsiye edilen 53 restoran arasında yerini alırken, dünyaca ünlü seyahat sitesi TripAdvisor'da, yer alan kayıtlı işletmeler arasında %10'luk dilime girerek dünya çapındaki restoranlar kategorisinde Travellers' Choice ödülünün de sahibi oldu. Yaşattığı gastronomi deneyimi ile İstanbul'un önde gelen destinasyonlarından biri olan Feriye, lokantası ile uluslararası gastronomi dünyasına imzasını atmış oldu. Lokanta Feriye'nin bu başarısının arkasında ise yerel malzemeyi ve mevsimselliği merkeze alan menüsüyle sunduğu gastronomi deneyimi, şef Birkan Erköylü liderliğindeki deneyimli mutfak ekibi ve mevsiminde özenle seçerek yerel üreticilerden aldığı kaliteli ürünleri yaratıcılık ve malzemeye olan tutku ile bir araya getirmesi yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/11/03/bigchefsten-farkindalik-hareketi-bir-dokunus-yeter", "text": "Türkiye'nin yeme içme sektöründe öne çıkan zincir markası BigChefs, üstlendiği sürdürülebilirlik misyonuyla; fark yaratan bir projeye imza attı. BigChefs, Ekim ayında meme kanseri farkındalık ayı için 2007 senesinden beri kadınların daha sağlıklı olmaları adına halkla iç içe olmayı kendine misyon edinen Memeder ile Bir Dokunuş Yeter projesini başlattı. Türkiye'nin önde gelen zincir markalarından BigChefs, sürdürülebilir iş modelini hem yurt içinde hem de yurt dışında açtığı yeni şubelerde sürdürmeye devam ederken; toplumsal fayda sağlayan ve değer yaratan projeleri ile de farkındalık yaratıyor. BigChefs, son olarak Memeder ile geliştirdiği iş birliği aracılığıyla meme kanseri farkındalık ayı olan Ekim ayında, toplumsal fayda için \"Bir Dokunuş Yeter\" projesini hayata geçirdi. BigChefs proje kapsamında Memeder aracılığı ile BigChefs'in kadın çalışanlarına elle muayene eğitimi vermeye başladı. Marka aynı zamanda \"Toprağın Kadınlarından Sofralara\" inisiyatifinde yer alan kırsalda yaşayan kadın üreticileri başta olmak üzere, pek çok kadına da elle muayene eğitimi vermeye başlayacak. 15 Kasım'dan itibaren Soma Kadın Atölyesi ile başlayacak bu eğitimler, farklı bölgelerde devam ediyor olacak. Bu eğitimler; BigChefs desteği, BigChefs şubelerinde bu proje için üretilen Pink Touch içeceğinin gelirinin tamamı ve bu projeye destek veren iki kadın girişimcinin markaları Juico'nun sağlıklı içeceği Chia Kırmızı'nın geliri ile sağlanacak. BigChefs bu eğitimler ile yüzlerce kadınımızın dokunarak ilk muayenesini kendi yapabiliyor olmasını hedefliyor. BigChefs, meme kanseri farkındalık ayı olan Ekim ayında başlattığı eğitimlerin yanı sıra; \"Bir Dokunuş Yeter\" projesi kapsamında şubelerinde yer alan kadın tuvaletlerinde farkındalık yaratacak içerikler ve görseller de konumlandırdı. Tüm BigChefs şubelerinde çalışan servis ekiplerinin yakalarında bulunan pembe kurdeleler de meme kanseri farkındalık ayına dikkat çekiyor. Marka, projenin dijital ayak izini oluşturmak için kurucusu Gamze Cizreli'nin de içerisinde yer aldığı, projeyi konuşulur hale getirmek adına bir video hazırladı ve video BigChefs ve Gamze Cizreli'nin sosyal medya hesaplarından paylaşılarak proje başlatıldı. Yeme içme alanından birçok konu uzmanı, gazeteci de bu videonun yayılımı için katkıda bulundu. Böylece \"Bir Dokunuş Yeter\" projesinin toplumsal farkındalığı arttırma odaklı tohumları atılmış oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/11/21/washington-notlari", "text": "Sonbaharın en görülmesi gereken şehirlerinden biri, ABD'nin kalbi olarak bilinen Washington. Ülkenin başkenti; bir milyona yakın nüfusu, doğası, düzeni ve sakinliğiyle tam anlamıyla yaşanacak bir şehir. Müzelerin bedava olduğu, yemyeşil parkların bulunduğu, restoranların birbirinden leziz menüleriyle kıyasıya yarıştığı Washington, özellikle Eylül ve Ekim aylarında hem havanın güzel olması hem de turist sayısının çok olmaması nedeniyle daha keyifli oluyor. Toplu taşımanın inanılmaz rahat olduğu şehirde, bisiklet tercih edenler için son derece düzgün bisiklet yolları bulunuyor. Elektrikli motorlar da sıklıkla tercih ediliyor diyebilirim. İstanbul'dan Türk Hava Yolları ile haftanın 7 günü karşılıklı Washington'a uçuş gerçekleştiriliyor. Toplam 11 saat süren seyahat sonrası Dulles Uluslararası Havalimanı'na varıyorsunuz. Havalimanında şehir ulaşımı taksi, Uber ya da transferle 35 dakika, toplu taşımayla ise yaklaşık 1 saat sürüyor. Ben otel konaklaması için şehrin merkezi ile Georgetown mahallesi arasında kalan The Watergate Hotel'i seçtim. İsminden de anlayacağınız üzere otel skandallara konu olmuş, adına filmler yapılmış ve hatta Amerikan başkanının istifasına kadar uzanan bir hikayesi olan 5 yıldızlı bir otel. 1967 yılında kapılarını ilk defa konuklarına açan otel, mimarisiyle 2022 yılında da hala kendinden bahsettiriyor. 2016 yılında renovasyon geçiren, Watergate Nehri'nin hemen kıyısındaki otelin 336 oda ve suitinin hepsi büyük teraslara sahip. Dilerseniz gözde odası Scandal Room'da konaklayabilir, tarihi skandaldan kalan orijinal yazışmaları odanızda bulabilir, dönemin önemli fotoğraflarını duvarlarında görebilirsiniz. Otelin farklı büyüklüklerdeki her zevke uygun VIP suitlerinde de konaklayabilirsiniz. Genel müdür Manuel Martinez ise neredeyse herkesle sohbet edip, misafirlere her konuda yardımcı olmaya çalışıyor. Otelde Kingbird isminde dünya mutfağı menüsü sunan bir restoran, etkileyici bir dekorasyonu ve birbirinden farklı kokteylleri olan Whisky Bar ve çatı katında Top of the Gate adında 360 derece manzaralı bir bar bulunuyor. Toplantı ve düğün organizasyonları için de popüler bir adres olan The Watergate Hotel'de neredeyse her gün başka bir organizasyon gerçekleşiyor. Georgetown bölgesine 10 dakika yürüyüş mesafesinde olan otelden Washington müze ve anıtlarına da yürüyerek 15 dakikada ulaşabilirsiniz. Konum olarak mükemmel bir yerde diyebilirim. George Town Cupcake, tatlı sevenler için şehrin uğranması gereken ilk noktası diyebilirim. Kapısında uzun kuyruklar bulunsa da görselliği ve içeriden gelen enfes kokularıyla beklemeye değer. Sabah 10:00'dan akşam 21:00'e kadar kapıları açık. Clyde's, klasik bir Amerikan aile restoranı. Washington'da toplam 11 lokasyonda hizmet veriyor. Menüsündeki her şey çok başarılı. Özellikle hamburgeri enfes diyebilirim. Kahvaltı, öğle arası ya da akşam için ideal bir seçenek. Şehrin Kalorama Mahallesi'nde konumlanan popüler restoran Anju'nun şefi Angel Barreto senelerce çok iyi restoranlarda çalışmış ve modernle klasik Kore tatlarını birleştiren harika bir menü ortaya çıkarmış. Anju'nun tatlı, tuzlu, ekşi ve baharatların harmanlanmasıyla ortaya çıkan paylaşımlıkları tam anlamıyla efsane. Menüdeki ana yemeklerin porsiyonları çok büyük olduğu için sipariş verirken bu detaya dikkat etmenizi öneririm. Lore Group'un açtığı Riggs Hotel, Washington merkezinde eski bir banka binasında bulunuyor. Restoranı ve barıyla şehrin bir başka popüler adresi. Amsterdam'da da şubesi olan Silver Lyan Bar, burada ortamı, menüsü ve kokteylleri ile çok özel bir mekan yaratmış. Şehrin iş çıkışı uğrak noktası. Rezervasyonsuz asla yer olmayan bar, akşam yemeği sonrası deneyimlenmesi gereken adreslerden biri diyebilirim. Alexandria'da yer alan Turkish Coffee Lady adlı cafe'ye bayıldım. Alexandria benim en sevdiğim ve ileride rahatlıkla yaşayabilirim dediğim semt. Gizem Şalcıgil White, merkezin en işlek köşesine çok keyifli bir cafe açmış. Türkiye'yi tanıtan broşürler, objeler, birbirinden leziz ürünler ve tabii ki Türk kahvesi ve çayını bulabileceğiniz bu harika mekana, bölgeye yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. Washington'da bir gününüzü müzelere ve anıtlara ayırın. Görülmesi gereken en önemli yerler birbirine yürüme mesafesinde olduğundan rahatça hepsini bir seferde görebilirsiniz. Lincoln, Thomas Jefferson ve Washington anıtları, Beyaz Saray ve Amerikan Kongre Binası benim favorilerim. Ayrıca Arlington ve vaktiniz kalırsa George Washington'ın evinin bulunduğu, aynı zamanda gömüldüğü yer olan Mount Vernon'a da kesinlikle gitmelisiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/11/28/dunya-mutfagindan-lezzetler-griffinde", "text": "Yöresel lezzetleri modern dokunuşlarla yorumladığı menüsü, şık atmosferi ve konforlu dekorasyonuyla kısa sürede Bomonti'nin gözde mekanları arasında yerini alan Griffin, dünya mutfağından vazgeçemeyenlere çok özel lezzetler sunuyor. \"Herkesin mutlu olduğu yer\" mottosuyla yola çıkan Griffin, yöresel lezzetleri modern dokunuşlarla yorumluyor. Sabahtan geceye günün her anını geçirebileceğiniz seçenekleriyle öne çıkan Bomonti, günümüzün en dinamik mahallelerinden biri olmayı sürdürüyor. Dünya lezzetlerini bir araya getirdiği menüsüyle sabah 9'dan gece 01.00'e kadar açık olan, şık atmosferi ve konforlu dekorasyonuyla Bomonti'nin en yeni gözde adreslerinden biri olarak konumlanan Griffin, günün her saati için farklı alternatiflerin bulunduğu menüsüyle konuklarına lezzetli bir deneyim sunuyor. Hafta içi 13.00, hafta sonu 16.00'ya kadar devam eden kahvaltı servisinde klasik severler için kahvaltı tabağının yanı sıra sadece Griffin'e özel olan ortaya kahvaltı konseptinde ise aromatik yağla hazırlanan ekmek üzeri sucuktan otlu peynirli pizzaya, biberli domatesli yumurtadan waffle kadar geniş seçenekleriyle kahvaltı keyfini taçlandırıyor. Aynı zamanda sağlığına dikkat eden ve spor yapanlar için de keten tohumu, çörek otu ve yulaf da içeren sports omlet gibi seçenekler bulunuyor. Kendi ekşi maya ekmeklerinden yaptıkları 3 mantarlı avokado, mozzarella domates, bacon ve hindi fümeli sandviçler de mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında yer alıyor. Açık ve kapalı alanlarıyla hizmet veren Griffin, misafirlerine öğlen ve akşam içinde geniş bir lezzet yelpazesi sunuyor. Başlangıçlardan arancini, trüflü pancar erişte ve kuşkonmaz füme et bulunurken; yine tüm güne ve içecek tercihine uygun burgerler, ekşi maya hamurdan pizzalar, salatalar gibi lezzetlerin yanı sıra tatlıları da dikkat çekiyor. Crumble profiterol, poşe armutlu millefeuille, toz kivili cheesecake ve mekanın imza kokteylleri de mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/11/28/gastromasa-gastronomi-konferansinda-ilham-veren-receteler", "text": "Dünyanın en büyük gıda üreticilerinden biri olan ve Türkiye'de her iki profesyonel mutfaktan birine giren Unilever Ev Dışı Tüketim, Sürdürülebilirlik & Biyoçeşitlilik\" teması ile Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşen VII. Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı'nda yerini aldı. Unilever'in ev dışı gıda sektöründe hizmet veren markası Unilever Ev Dışı Tüketim; dünyaca ünlü şefleri, gastronomi profesyonellerini, profesyonel konuşmacıları, yatırımcıları ve şefleri bir araya getiren VII. Uluslararası Gastromasa Gastronomi Konferansı'nın katılımcı firmalarından biri oldu. Bu yıl \"Sürdürülebilirlik & Biyoçeşitlilik\" teması ile iki gün süren Gastromasa'da konferansın oturum sponsorları arasında yerini alan Unilever Ev Dışı Tüketim aynı zamanda ürünleri ile hazırladığı farklı lezzetleri misafirlerle buluşturdu. Bu yıl Gastromasa Bar, Gastromasa Pastry ve Gastromasa Hospitality konseptleriyle birbirinden farklı oturumlara ve panellere ev sahipliği yapan konferansta \"Markaların Sürdürülebilirlik Uygulamaları\" adlı oturumda konuşan Unilever Ev Dışı Tüketim Genel Müdürü Yılmaz Tokgöz konuşmasında, \"Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada şu günlerde en sık duyduğumuz kelime sürdürülebilirlik. Unilever Ev Dışı Tüketim olarak 2001'den itibaren Türkiye'de Horeca sektöründe değer yaratmak ve başta şefler olmak üzere, tüm mutfak çalışanları, işletmeler ve ağırlama sektörünün tüm paydaşlarının ihtiyaçlarına cevap vermek için çalışıyoruz ve sektörümüz için sürdürülebilirlik konusunun önemini birebir deneyimliyoruz. Sadece yeme içme sektörü için değil, tüm sektörler için çok önemli bir konu, hassasiyetle ve organize olunarak ele alınması şart. Unilever olarak biz de sürdürülebilirlik hedefi ile farklı alanlara dokunan projelere imza atıyoruz\" ifadelerine yer verdi. İki gün boyunca yeme-içme sektöründen yaklaşık 10 bin kişiye ev sahipliği yapan Gastromasa'da yerini alan Unilever Ev Dışı Tüketim ilham veren reçeteleriyle hazırladığı menüsü ile ziyaretçilere lezzet ve ilham dolu dakikalar yaşattı. Yeni ürünlerini Gastromasa'da sunan Unilever Ev Dışı Tüketim'in, Hellmann's Peri Peri ve Cheddar ürünleriyle hazırladığı trend reçeteleri misafirler ile buluştu. Menüde Cheddar Sos Eşliğinde Nachos ve Ispanaklı, Pancarlı, Sade olmak üzere üç çeşit Humus ve tatlılardan Carte d'Or Brownie en çok ilgi gören lezzetlerden oldu. Şeflerin ihtiyaçlarını gözeterek hazırladığı ürünlerle sektöre her zaman sürdürülebilir çözümler sunan Unilever Ev Dışı Tüketim, standı Gastromasa'da önde gelen şeflerin, sektör profesyonellerinin ve konu uzmanlarının buluşma noktası haline geldi. Stant, Unilever Ev Dışı Tüketim şeflerinin ellerinden çıkan zengin menüsü ve geniş oturum alanlarıyla ziyaretçilerin hem tadım yaparak lezzetlerle ilgili bilgi aldığı hem de bir araya gelme fırsatı yakaladığı en yoğun noktalardan biri oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/12/14/bagdat-caddesinde-all-day-breakfast-zamani", "text": "Bağdat Caddesi'nin en sevilen noktalarından biri olan Nove; yeni yerinde, yenilenmiş menüsü ve konseptiyle lezzet tutkunlarının karşısına çıkıyor. Mekanın ses getirecek yeniliklerden biri de tüm güne yaydığı All Day Breakfast Cafe konsepti. Rahat, ferah ve keyifli bir atmosfer eşliğinde; lezzeti ile olduğu kadar sunumları ile de farklılığı yakalayan Nove, All Day Breakfast Cafe konseptiyle kahvaltı servisini tüm güne yayıyor. Açıldığı günden bu yana müdavimlerini oluşturan Nove, Bağdat Caddesi'ndeki yeni yerinde misafirlerine açık ve kapalı alan seçenekleriyle konforlu bir ortam vadediyor. Günün her saati zengin menü içerikleriyle misafirlerine keyifli dakikalar yaşatan Nove; iyi kahve, iyi tatlı ve iyi yemek konusunda oldukça iddialı. Çok seçenekli menüsünde, özenle hazırlanmış lezzetleri ile Nove, zengin içerikli kahvaltıları, ekmek arası seçenekleri, kaseleri, atıştırmalıkları, tatlıları ve ana yemekleriyle geniş bir lezzet seçeneği sunuyor. Yemeklerinde mevsimsel ve yerel ürün kullanımına önem veren Nove'de birçok ürün el yapımı. İyi malzeme ve yemek ile hijyeni ve kaliteyi odağına alan Nove'nin el yapımı ürünleri arasında ise; ekşi maya ekmek, English muffin, biscuit ekmeği, brioche ekmeği, brioche burger ekmeği, orman meyvesi marmelatı, tuzlu karamel ve granola yer alıyor. Omlet çeşitlerinden pancake'e, bowl çeşitlerinden buritto'ya geniş kahvaltı seçeneği ile Cadde'nin önde gelen kahvaltı noktalarından biri olan Nove, ana yemekleri ile de oldukça iddialı. Mac and Cheese, özel panelenmiş Schnitzel ve Köfteli Spagetti gibi yemekleriyle dünya mutfağından en sevilen lezzetleri özgün yorumuyla misafirlerine sunuyor. Nove, 17:00'a kadar sunduğu kahvaltı seçeneklerinin yanı sıra öğle ve akşam yemekleri için de Bağdat Caddesi'nin vazgeçilmez mekanlarından olmaya aday. Nove, mevsimsel malzemeler ile hazırladığı günün çorbası ile kış aylarına sıcaklık katıyor. Her hafta değişecek malzeme ile hazırlanacak sıcacık çorbaları ile Nove'de lezzetin sıcaklığını bulmanız mümkün. Yenilenen menüsünü misafirlerinin deneyimine açan Nove'de, Pazartesi ve Çarşamba günleri saat 16:00-18:00 arası ise tadım saati. Bu saatlerde Nove'de olanlar şanslı, yeni menüden tadımlık ikramları deneyimliyor olacaklar. İstanbul'da zengin içerikleri ile bowl'ları ilk sunan mekan olan Nove, bu hatırayı Bowl Hour ile taçlandırıyor ve her Salı saat 10.00'da, Nove Bowl ya da Acai Bowl tercih edenlere yanında Golden Milk hediye ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/12/15/michelin-tescilli-yilbasi-gecesi", "text": "Boğaz'ı kucaklayan konumu ile öne çıkan, Michelin Guide 2023 tescilli Lokanta Feriye, yılbaşı hazırlıklarını tamamladı. Feriye, yılbaşı özel programı ile 2023 yılını misafirleri ile karşılamaya gün sayıyor. Ortaköy'de Boğaz'a nazır konumu ile şehrin yaşam merkezi haline gelen Feriye, yeni yıla dopdolu bir programla giriyor. Geçtiğimiz Ekim ayında dünyanın en prestijli restoran değerlendirme sistemlerinden biri olan Michelin Guide İstanbul'dan ve dünyaca ünlü seyahat sitesi TripAdvisor'dan iki büyük ödül elde eden Feriye, 31 Aralık akşamı misafirlerine unutulmaz bir yılbaşı gecesi yaşatacak. Yeni yıl coşkusunu misafirlerine yaşatmaya gün sayan Feriye'nin yılbaşı programı hem lezzet hem de eğlence dolu. Saat 19:30'da yılbaşı kokteyli ile başlayacak bu özel akşamda misafirler, 7 course'luk yılbaşı yemeğini deneyimleyecek. Feriye'nin başarılı Executive Chef'i Birkan Erköylü ve deneyimli mutfak ekibi tarafından mevsiminde yerel ürünler kullanılarak hazırlanan menü oldukça zengin. Badem Çorbası ile başlayan yılbaşı yemeğinde misafirler; Kürlenmiş Somon, URLA Mavi Kuyruk Karides, Zeytinyağlı Alabaş, Kaz Tirit, Bodrum Mandalina Sorbe ile lezzet deneyimi yaşayacak. Izgara Pazılı Lagos ve Bonfile Dilimleri olmak üzere iki ana yemek seçeneğinin yer aldığı menüde misafirler, tatlı sonu Çikolatalı Terin ile yapacak. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek bu özel yılbaşı programı; saat 22:30'da sahne alacak müzisyen Cem Pilevneli'nin performansı ve ardından saat 00:30'da başlayacak Murat Güney'in DJ performansı ile sona erecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2022/12/30/turkiyenin-ilk-10da-oldugu-dunyanin-en-iyi-mutfaklarini-kesfedin", "text": "İtalyan mutfağı listenin en üst sırasında yer alırken, Türkiye mutfağı ilk 10'a girdi. Yeni yıl yaklaşırken, yemek merkezli deneyimsel bir seyahat rehberi olan TasteAtlas, 2022 için dünya mutfaklarını bir araya getirdi. Yemek, hayattaki en büyük zevklerden biridir ve geçtiğimiz birkaç yıl bizi en sevdiğimiz restoranları ziyaret etmekten ve yenilerini keşfetmekten alıkoymuş olsa da, bu yıl bir gurmenin rüyasının dışında olduğu kanıtlandı. Çoğumuz, içimizdeki usta şefleri ortaya çıkararak evde yemek pişirme becerilerimizi geliştirdik, oysa diğerleri maceracı damak zevklerini doyurmak için yeni noktalar bularak duvarlardaki ilginç deliklere girmeye cesaret etti. Taste Atlas, son on iki ayda bazılarımızın ağzının suyunu akıtan mutfakların kapsamlı ve lezzetli bir listesini derledi. Listenin başında, Parmigiano Reggiano, Kalamata Olives ve Jamon Iberico gibi ulusal olarak korunan lezzetleriyle İtalyan, Yunan ve İspanyol mutfağı yer alıyor. Ancak yayınlanan liste tartışma yarattı. Yunanistan'ın 2., Hindistan'ın 6. olduğu listede Türkiye'nin 7. olması sosyal medyada tepki çekti. Ayrıca Amerikan mutfağının da Fransız mutfağını geride bırakması eleştiri konusu oldu. Taste Atlas'ın en iyi geleneksel yemek listesinde ise Çağ kebabı ilk 9. sırada yer alırken, ilk 100 içinde Türkiye'den 14. sırada Şiş kebap 22. sırada Mantı, 39. sırada İskender ve 45. sırada Ali nazik, 49. sırada Döner, 75. sırada Hünkar beğendi, 80. sırada Çöp şiş, 81. sırada Adana kebabı yer aldı. Taste Atlas'ın aşağıdaki 2022'nin en iyi dünya mutfakları listesine bir göz atın. - İtalya - Yunanistan - ispanya - Japonya - Hindistan - Meksika - Türkiye - Amerika Birleşik Devletleri - Fransa - Peru - Çin - Brezilya - Portekiz - Polonya - Almanya - Endonezya - Hırvatistan - Arjantinli - Kore - Vietnam - Macaristan - Romanya - Filipinler - İran - Sırbistan - Gürcistan - Çek Cumhuriyeti - Bulgaristan - İngiltere - Tayland - Belçika - Hollanda - Avusturya - Cezayir - Danimarka - Güney Afrika - Suriye - Bosna - Malezya - Lübnan - Ukrayna - Filistin - Bengal - Litvanya - Tayvan - Paraguay - Pakistan - Tunus - Uruguay - Slovakya - Mısır - Singapur - Afganistan - Ekvador - Etiyopya - Belarus - Haiti - Rusya - Makedonya - Küba - Sri Lanka - İsveç - Şili - Jamaika - Slovenya - Bolivya - Venezuela - Arnavutluk - Kuzey İrlanda - Nijerya - Kolombiya - Finlandiya - İrlanda - Kıbrıs - Estonya - Yeni Zelanda - Guatemala - Salvador - Trinidad - Galler - İsrail - Azerbaycan - Honduras - Kosta Rika - Suudi Arabistan - Malta - İsviçre - İskoçya - Avustralya - Ermenistan - İzlanda - Kanada - Letonya - Fas - Norveç"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/02/09/mutfakta-sinir-yok", "text": "Sosyal medyada yaratıcı içerikleri ve yemek tarifleriyle radarımıza takılan Emir Elidemir ile mutfağa olan tutkusu üzerine. Mutfak çocukluğumdan beri ilgim olan bir alandı. Henüz altı yaşındayken waffle yapar, dondurmayı maydanoz ile süslermişim. Üniversiteye giriş dönemimde ailemin de desteğiyle hobimi mesleğim haline getirmeye karar verdim ve gastronomi bölümünü seçtim. Bana kalırsa mutfakta başarı, dayanıklılık ve kişisel disiplinle sağlanabilir. Yemek yapmaktan hoşlanmayan birisi için profesyonel mutfaklar zindandan farksız. Pratik kararlar vermeniz gereken, yüksek stres içeren bir ortam. Aynı zamanda öğrenmeye olan aşkınız yanlış ellerde yok edilebilir. Bu nedenle, doğru mutfak ekipleriyle çalışmak, daha hızlı gelişmenizi sağlayacaktır. Mükemmeliyetçilik sadece en iyilerde olan bir hastalık diyebilirim. Mutfakta kolay bir gün geçiriyorsanız, o gün yeteneklerinizin altında bir seviyede çalışmışsınız demektir. Bu yüzden kaliteli restoranlarda ekip liderleri genelde sizi zorlamayı tercih ederler. Günde 16-17 saatlere çıkan hızlı tempo, uykusuzluk ve işteyken yemek bile yiyecek zamanınızın olmaması gibi nedenler sayabilirim. Çorba; tarhana, zeytinyağlı; kuru biber dolması, salata; Radika salatası, ana yemek; kuzu etli pırasa, tatlı; ev baklavası. Ayrım yapamam, hemen hemen her mutfağa ilgim var ve hepsini daha iyi öğrenmek istiyorum. Eğitimini aldığım ve daha çok tecrübem olan mutfak ise, Fransız mutfağı. Bugüne kadar New York, Amsterdam, Lyon ve İstanbul'da çeşitli restoranlarda çalışma fırsatı yakaladım. Hayalim, geçmişte çalıştığım her şehirde restoran sahibi olabilmek. Hayallerin bir sınırının olmadığını düşünüyorum. Gerçekleştirmemek için de hiçbir sebep göremiyorum. Aynı zamanda sosyal medyada şef/içerik üreticisi olarak çok sayıda tarif veriyorum ve büyük bir kitleye ulaşabiliyorum. Bu tarafta hedefim ise, global düzeyde yaptığım işte en iyilerden birisi olabilmek. Gastronomi bölümü günümüzde popülerleşmeye başladı. Benden genç arkadaşlarıma önerim, bu mesleği tercih etmeden önce muhakkak profesyonel mutfak deneyimi edinmeleri. Sadece bir gününüzü ayırıp, sizi nelerin beklediğini deneyimlemeniz geleceğiniz için yapacağınız tercihte büyük önem arz ediyor. Restoran açmak hemen hemen her şefin hayalidir. Tabii ki ben de çok istiyorum. Doğru zamanda ve doğru şartlar altında olduğumu hissettiğim gün, taslakta hazır projelerimi hayata geçireceğim. Sosyal medya asla uyumuyor. Kendimi güncel tutabilmek için çok çalışıp sürekli yeni tarifler üretmeye çalışıyorum. Planlamam genelde haftalık olarak ilerliyor. Haftanın hedeflerine ulaşmaya çalışıyorum. İçerik üretmediğim zamanlarda yerli/yabancı tüm platformlarda çok fazla zaman harcıyorum ki her alanda olan trendleri yakından takip edebileyim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/02/14/unlu-sefler-bu-kez-depremzeler-icin-yemek-yapti", "text": "Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen 7,7 ve 7,6'lık depremler sonrası ünlü şefler de yardım seferberliğindeki yerini aldı. İki michelin yıldızlı Fatih Tutak, İspanyol şef Jose Andres ve Türkiye'nin ünlü şefleri Mehmet Yalçınkaya, Çiğdem Seferoğlu, Hazer Amani, Umut Karakuş, Ebru Baybara Demir, Türev Uludağ, Ömür Akkor ve Yunus Emre Akkor depremzedeler için yemek yaptı. Türkiye'nin ilk Michelin 2 yıldızlı şefi Fatih Tutak, Kahramanmaraş'ın iki büyük depremden etkilenen bir bölgesinde mutfak kurdu. İstanbullu şef Fatih Tutak, sosyal medya hesabından yayınladığı video mesajında, \"Sevgili şef arkadaşlarım, dünyanın dört bir yanındaki gastronomi sporu yapan yemek severler ve şefler, Rene Redzepi, Jose Andres ve David Chang, millet, bu bir acil durum çağrısıdır.\" dedi. İstanbul'daki restoranını geçici olarak kapatan Tutak, depremlerin ardından ihtiyaç sahiplerine yardım için mutfak açmak üzere Hatay'ın İskenderun kentine geldi. Kendini doğal afetlerden sonra yemek sağlamaya adamış kar amacı gütmeyen kuruluşuyla tanınan İspanyol şef Jose Andres de iki büyük depremin ardından mutfağını Türkiye'nin depremden etkilenen bölgesine kurdu. World Central Kitchen'ın kurucusu Andres, depremzede Türk halkına yardım eli uzatacağını söyledi. Şef Ömür Akkor depremzedeler ve kurtarma faaliyetlerinde çalışan görevliler için \"Yeniden Hayat Lokantası\"nı açtı. Elbistan'da açılan lokantada 6 ay boyunca ücretsiz sıcak yemek ikram edilecek. 'MasterChef Türkiye' yarışması jüri üyesi Mehmet Yalçınkaya da ekibini toplayıp, sahra mutfağı kurdu. Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, aralarında Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa'nın da bulunduğu 10 ilde 13 milyondan fazla insanı etkiledi. Türkiye'yi vuran şiddetli sarsıntıyı 10 saatten kısa bir sürede Suriye ve Lübnan'ın da aralarında bulunduğu birçok ülke de hissetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/07/10/emirganda-unutulmaz-italyan-lezzetleri", "text": "Pizza Emirgan, kuruluşunun onuncu yılı şerefine yenilenen yüzü ve genişleyen menüsüyle İtalyan mutfağının en sevilen tatlarını şef Burak Fındık'ın yorumuyla İstanbul Boğazı'na taşıyor. 2013 yılında Umut Evirgen tarafından beş masalık küçük bir pizzeria olarak Emirgan'da kapılarını açan ve kısa sürede Napoliten pizzalarıyla fenomen olan Pizza Emirgan, kuruluşunun onuncu yılı şerefine yenilenen yüzüyle İtalyan mutfağının en sevilen tatlarını İstanbul Boğazı'na taşıyor. Haziran ayında kapılarını açan ve mimar Engin Özmen imzası taşıyan Pizza Emirgan'da retro detaylar modern bir dokunuşla karşımıza çıkıyor. Üç boyutlu çiçeklerle süslenen antika porselen lambalar, seramik vazolar, Murano camlı aynalar, ahşap sandalyelerle masalar ve mermer bordürler arasına yerleştirilmiş mozaik zeminiyle kapıdan içeri girdiğinizde içinizi ısıtan bir dekorasyona sahip restoranın bu değişen yüzü için Özmen, \"Pizza Emirgan ilhamını İtalyan ikonlarından alıyor. Sıcak, samimi, doğal ama aynı zamanda gizemli ve biraz femme fatale. Tıpkı Sofia Loren gibi... Restoranda retro detaylar, geleneksel İtalyan mutfağının rengarenk sofraları ve bir mücevher gibi özel bir bar tasarımıyla harmanlanıyor. Pizza Emirgan'a gelen her müşterinin kendine has bir İtalyan deneyimi yaşaması adına tüm oturma grupları farklı stilde ve renklerde kurgulandı. Mekanın aydınlatması ağırlıklı olarak aplikler ve vintage abajurlarla sağlanırken, masalar üzerinde yanan mumlar ve pizza fırınının ateşi bu ambiyansa samimi bir dokunuş katıyor\" açıklamasını yapıyor. Pizza Emirgan'ın yenilenen menüsü ise şef Burak Fındık'a ait. Geleneksel Sicilya mutfağının sevilen tatlarından trüflü arancini kroket ile doğranmış patlıcanla sebzelerden hazırlanan Capanota Siciliana'dan klasik burrata ile prosciutto tabağına; Capellini Con Bottarga, Linguine Alla Vongole, Spaghetti Con Polpette gibi klasiklerin yer aldığı dokuz farklı ev yapımı makarna çeşidinden karides ve kabaklı risotto'ya; Floransa usulü dana biftek Bistecca Alla Florentina'dan Sardunya kökenli ıstakoz Aragosta'ya, İtalya'nın farklı bölgelerinden birçok yeni lezzet restoranın özel menüsünde karşımıza çıkıyor. Özel odun fırınında hazırlanan Napoliten pizzalar ise yenilenen tatlarıyla Pizza Emirgan'ın gözdesi olmaya devam ediyor. Fındık birçok farklı seçeneği bir arada sunan menüdeki kendi favorilerini \"Başlangıç olarak Scarola e Pistacchi, ana yemekte Aragosta, pizza seçeneklerinde ise Tartufo e Carpaccio di Manzo önerilerim arasında\" sözleriyle açıklıyor. Emirgan Group'u kurduğu günden bu yana yeme - içme sektöründeki son trendleri yakından takip ederek İstanbul eğlence hayatına yeni bir soluk getirmeyi başaran Umut Evirgen'in Pizza Emirgan'daki sürprizleri, yenilenen menüsü ve dekorasyonuyla sınırlı kalmıyor. Restoranın üst katında yer alan ve sadece mekan içerisindeki özel bir asansörle ulaşabileceğiniz Upstairs, 2023 yazının en çok konuşulan barlarından biri olmaya aday. Özellikle muhteşem İstanbul Boğazı manzarasına sahip terası, gün batımı keyfi için ideal bir seçenek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/08/01/hem-yaz-hem-kis-aylarinda-bodrum-mu-swissotel-resort-bodrum-beach", "text": "Yaz bitiyor diye endişelenmeyin: Swissotel Resort Bodrum Beach, Bodrum'un 12 ay hizmet veren az sayıdaki global markalarından biri. Swissotel Resort Bodrum Beach, Bodrum'un yerel özelliklerine uygun tasarlanmış. Butik otel konseptinde hizmet veren 70 odalı otelde sizi Bodrum'un simgesi begonvilden maviliklere uzanan bir yol karşılıyor. Odalarda tercihinize göre yemyeşil bir bahçe manzarasıyla veya Ege'nin zümrüt yeşili sularıyla güne başlayabilirsiniz. Otelde Bodrum'un alışılagelmiş mimarisinden daha farklı detaylar da tesiste görecekleriniz arasında. Özellikle geometrik şekiller Bodrum'un yerel dokusuyla harmanlanarak özel bir görünüm kazanmış. Önceliği iyi bir yemek deneyimi olanlar için otelde Brezza ve Yuhi adlı iki farklı restoran yer alıyor. Otelin mutfağı, tamamen sürdürülebilir. Slow Food akımına uygun hazırlanan, taze ve mevsimsel ürünlere yer verilen menüsüyle hizmet veren Brezza Restaurant'ta da misafirlerine İtalya'nın bölgesel çeşitliğiyle oluşturulan ve farklı tatların harmanlandığı bir İtalyan deneyimi sunuluyor. Yuhi Restaurant'ta ise mevsiminde doğal ve taze ürünler ile hazırlanan, Asya'nın ruhunu Bodrum'a taşıyan paylaşımı ilke edinen tabaklar servis ediliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/08/14/nomanin-kapanmasi-ve-sira-disi-bir-yemegin-maliyetleri-uzerine", "text": "SİZİ ÇOK İYİ ANLIYORUM: NOMA'NIN, KOPENHAG'DAKİ O PAHALI RESTORANIN KAPANMAYI PLANLADIĞINI duydunuz ve burnunuzdan soludunuz. Belki bir medya platformuna, Noma'yla Ralph Fiennes'in pahalı bir restoran hakkındaki gotik filmi The Menu'yü karşılaştıran bir yorum bıraktınız (Bunu yapan 50 bin kişiden biri olan sizi selamlıyorum). Belki Facebook'ta, fine dining'in bu hamleyle ölümcül bir darbe aldığını ve aklı başında hiçbir insanın bundan böyle tadım menülerinin abartılmış, kireçlenmiş zevklerini aramayacağını beyan eden bir girdiyi beğendiniz. Belki The New York Times'ın dokunaklı sözler söylemesiyle bilinen yazarı Frank Bruni'nin Noma'yı \"her daim kendini beğenmiş gurmeleri yeni numaralar, duyumlar, hayal bile edemeyeceğimiz sunum şekilleri, nadiren tabağa sabitlenmiş flora ve faunayla büyülemeye çalışan uluslararası üne sahip, tutkuyla arzulanan gastronomi tapınaklarından biri\" olarak sınıflandırmasına kafa salladınız. Ve belki de şunu düşündünüz, neyse ne, burası ta Danimarka'da, bana uzak bir restoran, zengin insanlara garip yemekler sunuyor ve umrumdaymış gibi yapamayacağım. Muhtemelen verdiğiniz en makul tepki bu olur. Annesi ev temizliğinde çalışan ve taksi şoförü babası şimdiki Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'nden Müslüman bir göçmen olan huzursuz şef Rene Redzepi tarafından yönetilen Noma, neredeyse 20 yıl önce Kopenhag'daki eski bir balina yağı fabrikasında açıldı. O zamanlar restoran genellikle boştu. Redzepi'nin yeni tarzda Noma'nın Kapanması ve Sıra Dışı Bir Yemeğin Maliyetleri Üzerine Noma'nın şefi Rene Redzepi, tüm dünyada övgüyle bahsedilen restoranını kapattığını duyurdu yine. Peki lüks yemek artık sürdürülebilir değilse mutfak dünyasının kaybı ne olacak? JEFF GORDINIER bir İskandinav mutfağı oluşturma yönündeki cesurca denemeleri başta hatırı sayılır derecede alay konusu oldu ama bir günAvrupalı yemek eleştirmenleri onu fark etti, dilden dile yayıldı ve sonunda masalar doldu. 2010'da şüpheli bir birlik Noma'ya \"dünyanın en iyi restoranı\" unvanını verdi ve kısa zaman sonra Time dergisinin kapağında yer alacak olan Rene Redzepi için yarış başladı. Noma dört kez daha dünyanın en iyi restoranı seçildi . Bu sırada restoran Japonya Meksika ve Avustralya'da yüksek profilli pop-up tadımları gerçekleştirdi ve Kopenhag'ın Freetown Christiania Mahallesi'nde bir yere taşındı (evet, Redzepi'nin arkadaşının 90'larda ot aldığı yer). Ve bir de bir süreliğine burger servis etti . Noma, kısa bir süre önce The New York Times'a değişiminin son aşamasını duyurdu. Noma, Japonya'da ve Danimarka'da birkaç sezonluk daha hizmetten sonra 2024'te kapanacak. Redzepi ve şirket, sonrasında yemek pişirme ürünlerinin yelpazesini genişletmeye odaklanacak ve uzay-zaman sürekliliğinin sıkıcı duvarlarından kurtulmuş olarak pop-up'lar kılığında dünyayı dolaşacak . Noma bana defalarca YEMEK YEMENİN zihni açmanın bir yolu olabileceğini gösterdi. Tüm bunlar Redzepi'nin neden Noma'daki fine dining modelinin \"sürdürülemez\" olduğunu düşündüğünü açıklıyor. Eğer sistem değişime doğru ilerliyorsa ve Noma'nın açıklaması bu değişime öncülük ediyorsa böylesi daha iyi olacaktır. Aslında 2014'ten bu yana Redzepi kendini değiştirmeye ve mutfak kültürünün toksikliğine çare bulmaya çalışmaktan bahsediyor. O sene Meksika'da, Şef Danny Bowien'e \"Gelecek benim için bağırış çağırış dönemi olmayacak,\" demişti, ben de onlarla seyahat ediyordum. \"Mutfakta hep öfkeliydim. Deli gibiydim. Bir canavar. 'Ne yapıyorum ben böyle?' dedim ve değişmeye karar verdim.\" The Bear bölümlerinde gördüğümüz gibi, uzun saatler, düşük ücretler, sıkışık yaşam alanları, küçük işler ve yıpranmış sinirler takım ruhunu teşvik etmez. Mülkte sauna olsa bile. Şef Rene Redzepi, Noma'nın Freetown Christiania mahallesindeki son yerinde. Kahve buluşmamızdan birkaç ay sonra, Redzepi ve ben Meksika'da seyahat ediyorduk. Birkaç yıl içinde onun hakkında bir kitap yazmaya karar verdim. Ve bir süre sonra, üniversitede alay ettiğim Grateful Dead hayranları gibi dolanıp durmaya başladım. Noma'da yedi kez yemek yedim; geçen yıl Brooklyn'deki kısa süreli popup'ı da sayarsak sekiz kez veya belki de 2016 sonbaharında Meksika'nın Merida şehrinde Noma ekibinin sessizce sunduğu bir yemeği de dahil edersek dokuz kez. Oradaydım. Sadece Noma için Danimarka, Avustralya, Norveç, Meksika ve Tennessee'ye seyahat etmeye devam ettim. İnsanlar, bunun yetişkin bir adam için aptalca bir davranış olduğunu söyleyebilirler ve hayır, yanılmazlar. Yolda hatırı sayılır miktarda para harcadım. Kendi paramı. Belirtmeliyim ki zengin biri olarak nitelendirilemem ve Noma'da yemek yemek için yaptığım seyahatler mali sorumluluk örnekleri olarak yorumlanamaz. Gazete, bütçeleriyle ilgili acı şarkılarıyla maceralarımı finanse etmeye gönüllü olmadı. Çoğu zaman kendi cebimden ödedim. Ama ucuz uçak biletleri ve ucuz otellere rağmen masraflarım dağ gibi üst üste yığıldı. Şu anda tanık olduğumuz şeylerin bir kısmı bir vibe değişikliği. Vibe değişiklikleri doğal düzenin içine yerleştirilmiştir. Müzik, film ve moda tarzları gelip geçer. Eski sistemler çöker. Yeni nesiller değişim için kulis yaparlar. Gastronomi dünyasında da işler farklı değil. Tadım menülerinin düşüşünü ve rahat, ellerinizi kirletmenizi gerektiren yerlerin yükselişte olduğunu görmek için Esquire'deki En İyi Yeni Restoranlar listelerine bakmanız yeterli. Sıradan yemekler güvenilir ve rahatlatıcıdır ve ben de konserve sardalya ve pirinçten oluşan sıradan öğle yemeğimi dört gözle bekliyorum ancak bu her daim istediğimiz şey mi? Modası geçmiş bir şey söyleyeceğim için beni affedin ama Noma'ya tekrar tekrar gitmemin nedeni, Noma'nın olağanüstü olmasıydı. Menü sürekli olarak gelişiyordu ve her gittiğimde, daha önce ne de son gidişimden beri gördüğüm hiçbir yemeğe benzemeyen, inanılmaz lezzetli yiyeceklerle karşılaştım, pek çok taklitçi aynı şeyi denemiş olmasına rağmen. Yemek pişirmenin alışılmadık temelleri ve Frank Bruni'nin daha önce denenmemiş deneysel fermente yiyecekler ve çoğumuzun tadına hiç bakmadığı toplanmış bitkiler olarak bahsettiği güçlükler nedeniyle Noma, yemek yemenin zihnimizi açabilecek bir yol olabileceğini bana tekrar tekrar hatırlattı . Böylesi bir tepkinin Apocalypse Now'daki Dennis Hopper gibi duyulmama sebep olacağının farkındayım ama Noma'da bir şey yemenin yeni bir nota duymak gibi olduğu anlar vardı. Vızıltı daha önce hayal etmediğim bir güzellik biçimi. Sıradanlığa karşı anlık bir panzehir. Hayal edin. Bu, madalyonun The Bear'da bir an için gördüğümüz diğer yüzüdür. Lionel Boyce tarafından canlandırılan Şikagolu pasta şefi Marcus, The Noma Guide to Fermentation kopyasını kucaklar ve masalsı Kopenhag şehrinde yaratılan güzel, garip, imkansız şeyler hakkında duyduklarından ilham alır. Bu arada, yorum bölümlerini alevlendiren şey kullandığı garip malzemeler olsa da, Noma'da yemekler her zaman garip değildi. Ben de gecenin bir yarısı canım küflenmiş kuşkonmaz çekerek uyanmıyorum, hayır, ancak tuhaf şeylere takılı kalmak, Prince'in yaratıcı üretiminin tamamının \"Darling Nikki\" ve \"Head\" ile özetlenebileceğini varsaymaya benzer. Noma'da ayrıca çokça ağız sulandırıcı, etli ve basit yemekler de vardı. Dışarıdaki ızgarada kızartılmış ve sıra dışı kokulu bir yağda pişirilmiş taze Norveç ıstakozu tabağını hala hatırlıyorum. Ayrıca buz üzerinde soğuk meyve küpleriyle canlı bir şekilde başlayan bir yemek hatırlıyorum ve güneşte ısınmış orman meyveleriyle nazikçe biten bir başkasını. Üzerinde karıncaların bir çılgınlığın içinde donakalmış gibi göründükleri beef tartare şeritlerine baktığımı ve gastronomik mizah denemesinin uyduruk olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Sonra yemeği tattım ve karıncaların tabağa biberli bir güzellik kattığını kabul etmek zorunda kaldım. O zamandan beri birçok kez karınca yedim. Artık onlardan tiksinmiyorum. Hatta canım çeker oldu. O zamandan beri birçok kez karınca yedim. Artık onlardan TİKSİNMİYORUM. Hatta canım çeker oldu. Rene Redzepi, 2010'da Avustralya'daki Iga Warta yerli topluluğunu ziyareti sırasında kabuktan bir tabakta kanguru eti tutuyor. Ben de \"Peki ya\" düşüncesine yatkınım ancak Noma kapanmadan önce beni Kopenhag'a götürecek başka bir ucuz uçuş için avlanmaya başlayacağımdan şüpheleniyorum. Masrafları kendimce haklı çıkarabilir miyim? Hayır. Başkası ödeyecek mi? Esquire'daki editörlerim cömert hissetmedikçe, hayır. Ne yedikleri hakkında yazan, tadım menülerinin tantanası ve sıkıcılığından yorulmuş yoldaşlarım var mı? Kesinlikle ve bir süredir, dikkate değer istisnalar ile . Ancak Noma bizi yeni şekillerde düşünmeye sevk etti ve bu nadir bir şey. Ve hatta orada yemek yemeye hiç gitmemiş olsanız bile, bence artık orada olmadığında özleyeceksiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/08/25/mcdonalds-turkiye-gida-guvenligine-oncelik-veriyor", "text": "Dünyanın önde gelen restoran zincirlerinden McDonald's, kurulduğu günden bu yana yenilikleri ve hızlı servis sektörüne yaptığı katkılarla sektördeki yerini koruyor. McDonald's Türkiye CMO'su Özdeş Dönen Artak, tüketicilerin yediği yemeğin içeriğini tüm şeffaflığıyla bilme hakkına saygı duyduklarını ve bu kapsamda hem üretim hem tedarik süreçlerini açıklıkla paylaştıklarını belirtti. Artak dergimize yaptığı açıklamada, \"Güvenli ve sürdürülebilir gıda odağında başlattığımız 'Bu Lezzete Güven' kampanyasıyla birlikte, Türkiye'nin alanında en iyi firmaları arasından seçerek hazırladığımız ürünlerimizin her aşamasını tüketicilerimize gönül rahatlığıyla aktarıyoruz. Bu kapsamda tedarik ettiğimiz ürünleri 1000'den fazla kontrol noktasından geçirdikten sonra misafirlerimize sunuyoruz\" dedi. McDonald's Türkiye'nin çağın ötesinde yatırımlarla dijital deneyimi restoranlarda uyumlu hale getirdiğini ifade eden Özdeş Dönen Artak, \"Müşteri deneyimini en üst noktada tutmak için hem Türkiye'de hem globalde yaptığımız 'Geleceğin Restoran Deneyimi' konseptini yaygınlaştırıyoruz. Bu konseptte misafirlerimiz isterlerse dijital ekranlardan sipariş verebiliyor ve masaya servis alabiliyor. \"Yaşanan dijitalleşme ve teknolojik gelişmelerle artık tüketicilerimizi daha iyi tanıyarak içgörüleri daha iyi anlayabiliyoruz.\" diyen Artak, \"Büyük veri kullanımı pazarlamanın geleceğini oluşturuyor. McDonald's Türkiye olarak pazarlama stratejilerimizi bu kapsamda kurguluyoruz. Çalışanlarımızdan çevreye, restoranlarımızdan üreticimize yatırım ve destek sunarak zamansız bir marka olmayı amaçlıyoruz. Yeni nesille hem duygusal hem fiziksel bağ kuran ve onlar için fayda sağlayan bir marka olmayı hedeflerken, 1986 yılında Taksim'de ilk McDonald's hamburgerini yiyen tüketicimizin de beklenti ve ihtiyaçlarını odağımızda tutuyoruz,\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/09/04/minaminin-yemekleri-ve-manzarasi-ile-unutulmaz-bir-deneyim-yasamaya-ne-dersiniz", "text": "Geçtiğimiz yaz Mivara Luxury Bodrum'da açılan Minami, Uzak Doğu mutfağı sevenleri Bodrum manzarası eşliğinde ağırlıyor. Minami, fine-dining menüsü, manzarası ve özel dekorasyonu ile şık akşam yemeklerine ev sahipliği yapıyor. Uzak Doğu mutfağının hem geleneksel hem de yenilikçi lezzetlerini Bodrum'a taşıyan Minami'nin menüsünde aperatiflerden salatalara, tempura çeşitlerinden Robata ızgaralara 50'ye yakın farklı tat yer alıyor. Mekanın mutfağı ise daha önce Dubai ve Phuket de aralarında olmak üzere birçok turizm destinasyonunda suşi şefi olarak görev yapan executive şef Evren Kıraman'a emanet. Gastronomik bir deneyimi konfor ile buluşturmak isteyen Minami'nin menüsünde Seafood aki, Veggie maki gibiM seçenekler yer alıyor. Truffle Toro Maki, Acı Tatlı Soslu Susamlı Bonfile, Baharatlı tereyağlı Fırında Istakoz, Tempura Karides parçaları ise menüden denemeniz gereken lezzetlerin başında yer alıyor. Tatlı olarak Yuzu Cheesecake ve Mochi, müdavimlerin favorileri arasında. Mekanın özel menüsüne pazartesi hariç her akşam saat 21.00'de başlayan DJ performansı da eşlik ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ekstra/yeme-icme/2023/11/27/4-gunde-boston", "text": "Boston'la ilgili en sevdiğim şey, her yeri yürüyerek gezebilmeniz. Bu yazı Esquire Türkiye 197. sayısında yayımlanmıştır. Boston, parkları, temiz sokakları ve birbirinden güzel restoranlarıyla sonbaharda keşfedilebilecek en keyifli yerlerden biri. TK0081 Türk Havayolları her gün İstanbul'dan Boston'a 15.10'da kalkıyor, Boston saati ile 18.00 gibi de iniş yapıyor. En sevdiğim uçuş rotalarından biri İstanbul-Boston çünkü keyifli bir saatte kalkıp akşam yemeği saatinde Boston'a varıyorsunuz. Havalimanı ile şehir merkezi 15 dakikalık bir mesafede bulunuyor ve bu şehrin en sevdiğim özelliği de bu: Her yeri çok rahat bir şekilde yürüyerek gezebilmeniz. Minimum 4 veya 5 gecenizi geçirmenizi önerdiğim bu yeşil şehir, ayrıca üniversiteler bölgesi olarak biliniyor, bu sebeple de enerjisi yüksek bir yer. Mandarin Boston, şehrin en keyifli ve enerjik Back Bay ve Boylston Caddesi üzerinde bulunuyor. Yenilenmiş 148 oda ve süitiyle şık bir otel. Havalimanına 15 dakika mesafede olan otel hem tatil hem de iş amaçlı konaklamalar için ideal. Mandarin Boston ayrıca şehrin en uzun süreli 5 yıldızlı spa ödülüne sahip oteli. Spa, servisi ve başarılı terapistleriyle Boston'da adından söz ettiriyor. Otelde ayrıca Gordon Ramsay'e ait olan Ramsay's Kitchen By Gordon Ramsay restoranı da gün boyu hizmet veriyor. Otelin en sevdiğim özelliklerinden biri ise kapısından çıktığınız anda her yerin elinizin altında olması. Liberty Hotel, şehrin daha farklı bir bölgesi olan Beacon Hill'da bulunuyor ve Marriott Grubu'na bağlı Luxury Collection altında hizmet veriyor. Eski bir hapishane olan otel binası 1851 yılında inşa edilmiş, 1990 yılında büyük bir renovasyon sonrası otel olarak hizmete sunulmuş. 298 oda ve süitten oluşan farklı konsepti ve restoranları ile otel, Charles Nehri'ne bakıyor. Otelin içindeki 2 bar ve 3 restoran, iş çıkışı lokallerin yoğun olarak tercih ettiği mekanlar arasında. Boston şehrinin en iyi restoranları arasına giren Oleana'da, konsepti ve menüsüyle tam bir Türk ve Orta Doğu mutfağı sentezi oluşturmuş. 3 Amerikalı şefin yarattıkları menü ve mutfaktaki hünerleri Türk aşçılara şapka çıkartacak ölçüde diyebilirim. Ayrıca restoran \"en iyi 50 restoran\" listesine de giriş yapmış. Şef ve restoranın sahibi olan Ana Sortun, aynı zamanda Boston'daki en iyi kadın şef unvanının da sahibi. Boston'da en iyi kahvaltı ve öğle yemeği mekanlarından biri olan Charlie's 1927 yılından beri lokallerin favori mekanı. Menüsü o kadar geniş ki saymakla bitmez. Tam anlamıyla Amerikan porsiyonu tabakları ve iç dekorasyonuyla Charlie's SS, tatmaya ve görülmeye değer. Meksika ve Güney Kaliforniya mutfaklarının karışımı olan enfes tatları bulabileceğiniz şık bir restoran. Şef Jason Santos mutfakta çok başarılı ve tabaklarında bunu görüyorsunuz. Yolunuz Boston'da Harvard Üniversitesi'ne düşerse tam Harvard Meydanı'nda Mr. Bartley's adında bir aile hamburgercisi var. 1960 yılından beri hizmet veren mekan hem öğrencilerin hem de Hollywood yıldızlarının uğrak noktası. Çok salaş olan restoranda yiyebileceğiniz hamburgerler ABD'de yiyebileceğiniz en iyi hamburgerlerden diyebilirim. Boston şehrinin en eski halk kütüphanesi olan Public Library, ülkede belediye tarafından finanse edilen en eski ödünç verme kütüphanesidir. Sanat ve mimarlık konularına ilginiz varsa haftanın belli günleri yapılan turlara katılın. Müze ayrıca 250.000'den fazla coğrafi nesne bulunduruyor. Boston'ın en eski mahallelerinden biri olan Beacon Hill, ülkedeki federal tarzı kırmızı taştan yapılmış sıra evlerin en güzel örneklerini içeriyor. Instagram paylaşımları için ideal bir yer. Charles Caddesi ise küçük kaldırımları, butikleri, kafeleri ve kitapçılarıyla tam bir mahalle havasında. Boston Limanı, şehrin en çok konuşulan mahallelerinden biri. Tümüyle yeni binalar, oteller ve gökdelenler ile çevrilmiş bu bölge birbiri ardına açılan dükkanlar, restoranlar ve barlarla genç ve zengin expatların favori yeri haline geldi. Bu bölgedeki limana bakan restoranlar ise günün her saati yoğun. Boston şehrinin ve ABD'nin en eski parkı Common Park, tarihi bir öneme sahip. 1634 yılından beri güzelliğini koruyan ve her iklimde ayrı güzel olan park, yaz aylarında piknik yapan ve kitap okuyanlarla dolarken, kış aylarında buz pateni sevdalıları ve sıcak çikolata sevenleri ağırlıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/2018-black-panther-ile-basliyor", "text": "Marvel ve DC Comics bu yıl gösterime girecek filmleri önceden açıklamıştı. Görünen o ki planları şaşmış değil. Öte yandan Netflix stream televizyon servisi 2018 yılının birçok bilimkurgu yapımına merhaba diyeceğimiz bir yıl olacağını açıkladı. Bu yapımlardan biri olan ve çizgi romandan uyarlanan 'Black Panther'in öyküsü T'Challa adlı kahramanın üzerine kuruluyor. Öykü, T'Challa'nın Wakanda Kralı olan babası ölünce ilk bakışta kendi haline bırakılmış gibi görünen ama teknolojik açıdan bir hayli gelişmiş olan Afrika'daki evine dönüşüyle başlıyor. Ancak karşısına gezegenin geleceğini tehlikeye atacak kadar güçlü eski bir düşman ortaya çıkınca T'Challa direksiyona geçmek zorunda kalıyor ve ihaneti önlemek için eski müttefiklerini bir araya getiriyor. 1960'lı yıllarda gelişen Marvel karakteri, aslında ünlü çizgi romancılar Stan Lee ve Jack Kirby için de diğerlerinden oldukça farklı ve dönem itibariyle cesur olarak nitelendirilen bir karakter. Marvel stüdyoları şimdi bu karakteri sinemaya taşıdığı için oldukça heyecanlı. T'Challa'yı Chadwick Boseman canlandırıyor. Süper kahramanların peşinden koşanlar onunla ilk defa 'Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı' filminde karşılaşmıştı. Filmin yapımcısına göre T'Challa karakteri oldukça zeki ve stratejist. Bir çizgi romanda bile dikkat çekecek ölçüde üstelik. Yapımcı bu durumu şöyle anlatıyor: \"Genellikle süper kahramanlarda bu özellik olmaz. Bu nedenle filmde onu muhafaza etmeye çalıştık.\" Michael B. Jordan'ın karakteri Erik Killmonger hakkında çok az şey biliniyor, hikayeye dahil olacağı ama Wakanda ile ilgisinin T'Challa'ya yavaş yavaş aktarılacağı öngörülüyor. Killmonger en az Ulysses Klaue kadar ölümcül bir paralı asker, ikisi T'Challa'ya karşı birleşince risk de haliyle artıyor. Oscar ödüllü zarif güzel Lupita Nyong'o, filmde Nakia rolünde; Nakika sadık bir savaşçı, gözlem yapıp kraliyet ailesine ve kabile konseyine rapor vermesi için farklı ülkelere yerleştirilmiş Wakandalı bir casus. Ancak hafife alınamayacak biri, özellikle T'Challa söz konusu olunca altta kalmayan, oldukça disiplinli ve iradeli bir kadına dönüşüyor. Savaş yetenekleri, seçkin kadın güvenlik gücü Dora Milaje'ye denk, bu da onu çok etkili biri yapıyor. Başarılı AMC dizisi 'The Walking Dead'de katanalı kadın Michonne rolüyle tanınan aktris Danai Gurira da T'Challa'nın sırdaşı ve Dora Milaje'nin lideri korkusuz Okoye rolü için biçilmiş kaftan. Martin Freeman, Ajan Everett Ross rolünde her ne kadar isteksiz olsa da T'Challa'nın müttefiki oluyor. Ross ve T'Challa'nın yeniden ortaya çıkan Ulysses Klaue'nin peşinde yolları kesişince ortalık karışıyor. İngiliz aktör Daniel Kaluuya kadroya, Wakanda'yı yönetmeye başlayınca T'Challa'nın kraliyet danışmanı olan W'Kabi olarak katılıyor. İngiliz aktris Letitia Wright, birçok alanda Wakanda'ya güç veren ve Black Panther'in cephanesini güçlendirmek için vibranyumdan tasarımlar yapan, T'Challa'nın arsız küçük kız kardeşi teknoloji meraklısı Prenses Shuri rolünde. Winston Duke, T'Challa ve kraliyet ailesiyle hiç anlaşamayan, Wakanda'nın dağ kabilesi Jabari lideri M'Baku'yü canlandırıyor. Daha önce Oscar'a aday olan Angela Bassett, T'Challa'nın annesi, gözü pek Ana Kraliçe Ramonda rolünde. Oscar ödüllü Forest Whitaker için 'Black Panther' kadrosuna Zuri olarak katılmak ise 'Son Durak' filminde birlikte yapımcılık yaptığı Coogler ve Jordan ile aile toplantısı yapmak gibi. Wakanda'nın şamanı ve Kral T'Chaka'nın kıdemli akıl hocası Zuri'nin kraliyet ailesiyle uzun ve karmaşık bir geçmişi var. Andy Serkis yine, ilk defa 'Yenilmezler 2: Ultron Çağı' filminde gördüğümüz zalim, vicdansız Güney Afrikalı silah tüccarı Ulysses Klaue rolünde. Bu sefer Klaue, Wakanda'nın vibranyumuyla Black Panther'e gösterilen ilginin peşinde. İlk defa \"Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı' filminde ortaya çıkan Dora Milaje mensubu Ayo rolünü Alman aktris Florence Kasumba oynuyor. Güney Afrikalı aktör/oyun yazarı John Kani de Kral T'Chaka ve Emmy ödüllü aktör Sterling K. Brown da Wakandalı savaş köpeği N'Jobu rolünde. 'Black Panther', bu dev kadroyla 16 Şubat'ta gösterime girecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/borsa-kapiyi-calinca", "text": "Borsa İstanbul BİST100 endeksi 2017'de yatırımcısına %47,5 getiri sağladı. hisse bazında bakıldığında getiri oranları daha da yükseliyor. Bilançolar yükselişi teyit ederken gelişen ülkelere para akışı devam ediyor. 2018, borsa yatırımcısı için iyi başladı. 2017 başladığında, piyasalar son derece karamsardı. Özellikle dolar kurundaki hızlı yükseliş herkesin moralini bozmuş, portföylerde döviz ağırlığı artmıştı. Kredi Garanti Fonu'nun devreye girmesi ve eşzamanlı olarak gelişen ülke piyasalarına para akışının hızla artması işleri değiştirdi. Borsa İstanbul'un üzerindeki kara bulutlar kalktı ve son derece iyi bir yıl geride kaldı. 2018'e başlarken geçen yıla oranla nispeten daha istikrarlı bir dolar kuru ve her türlü karmaşaya rağmen hızlı yükselemeyen faizler borsa yatırımcısını sevindirdi. Bu yıl, 2017 başlangıcındaki karamsarlık yok ancak fon yöneticilerinin risk alıcılarını son güçte çalıştırıyor. Bu sayfaları takip edenler şu fikrime aşinadır: Hisse senedi, yatırımcısına sınıf atlatmayı başarabilen tek yatırım aracıdır. Ancak hisse yatırımı aynı zamanda emek ve sabır ister. Borsa ile sınıf atlamak, varlık seviyesini artırmak iki-üç günlük al-satlarla değil, planlanmış uzun vadeli yatırımlarla mümkün. Kuşkusuz herkes parayı kolay yoldan, zahmet çekmeden ve hızlıca kazanmak istiyor. İnsan doğasının bu zafiyetini şu aralar kripto paralar kullanıyor. Geniş bir parantez açalım: Bitcoin ve altcoinler 'dehşet' yükseliş rakamlarıyla özellikle yeni nesil yatırımcıları etkisine almış durumda. Evet, kazanç fırsatı var ve kazançlar ortada ancak bu yüksek kazanç oranlarının sürdürülebilir olup olmadığı tartışılır. Geçen ayın sonlarına doğru Bitcoin fiyatında yaşanan aşırı gerilemeye bakın. Bu ay tekrar çok hızlı yükseliş olabilir, fiyatlar çakılabilir de... Kimse bilmiyor. Ocak sayısında bu sayfada \"Hafta sonu gezmeye çıktığımda Bitcoin ile döner alabilirsem o zaman yatırım aracı olarak görebilirim.\" dedim. Eh, Murphy Kanunları hemen devreye girdi ve dergi henüz matbaadayken bir Türk döner firması Bitcoin ile satış yapacağını açıkladı. Okuyucularımız da sağ olsunlar bu olayı ay boyunca hatırlattı... Fikrim hala değişmiş değil. Kripto paralar ile ilgili 'yeni nesil para' gibi konuları es geçip sadece yatırım aracı gözüyle baktığımda karşıma şu tablo çıkıyor: Temel göstergeleri olmayan, fiyat hareketlerinin gerçek sebebinin bilinmediği ve özellikle yasal otoritelerin sert 'düzenlemeler' yapacağı bir 'moda' görüyorum. Bu furyadan kimileri çok kazanacak kimileri de çok kaybedecek elbette. Blockchain teknolojisi birçok şeyi değiştirecek orası kesin ama kripto paraları yatırım aracı olarak adlandırmak için bence düzenlemeleri görmek gerekiyor. Şu anda en fazla 'fiyat hareketleri tahmin edilemeyen riskli bir emtia' olarak adlandırabilirim. Tekrar 2018 yatırım stratejisine dönecek olursak. Bu yılın ilk yarısı için fon yöneticileri borsa endekslerinde büyük bozulmalar beklemiyor. ABD Merkez Bankası'nın sürpriz faiz artırımı yapması ve jeopolitik olaylar gibi beklenmedik 'kara kuğu'lar karşımıza çıkmazsa, borsada işler yolunda gidecek gibi görünüyor. Riskler daha çok yılın ikinci yarısına yığılmış durumda. Özellikle yaz ayları ve sonbahar piyasalara oldukça hareket getirecek. Bu nedenle yılın ilk yarısında portföylerdeki hisse senedi oranı artırılabilir. Geçen yıl hem endeks hem de hisse bazında güzel getiriler yakalandı. Ve tren henüz kaçmış değil. Ancak her zaman söylediğim gibi hisse yatırımları kalp krizi riskini taşıyor. Kendi risk algınızı iyi belirlemeniz ve 'çok kazanmak istiyorum' güdüsünden arınarak gerçekçi bir yaklaşımla yatırım yapılacak şirketleri incelemeniz gerekiyor. Ya da getirisi çok iyi olan ve her an ulaşabileceğiniz Hisse Senedi Fonları'na yatırım yaparak bilmediğiniz işlere karışmadan ve asıl işi hisse seçimi yaparak riskleri üstlenmek olan fon yöneticileri sayesinde borsadaki getirilerden yararlanabilirsiniz. Bir teklifim de yatırım fonlarından oluşacak portföy hazırlamanız olacak. Yatırımcılar artık her çeşit yatırım fonuna 'yatırım hesaplarından' ulaşabiliyor. Fonlardan oluşacak bir portföy sizi birçok dertten kurtarabilir. Tek dikkat etmeniz gereken fonların aldığı komisyon ücretlerinin aşırı olmaması. Kaldı ki başarılı getirilere sahip bir fona da yüksek komisyon vermek, yani fon yöneticisinin hakkını teslim etmek kimseyi üzmemeli. Bütün bu ayrımları fark edebilmek için fon getirilerini biraz araştırmanız yeterli. Sadece borsa değil, tahvil ya da döviz bazlı fonlarda oluşturacağınız portföyün zenginleşmesine yardımcı olacak. İşi bu kadar dallandırıp budaklandırmak istemeyenler için değişken ve karma fonlar da çoklu varlık sınıflarıyla size yardımcı olabilir. Stratejiyi yatırım fonlarıyla oluşturmak sizi piyasayı takip etmek, hızlı karar almak gibi birçok dertten de kurtaracak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/jesse-james-filmleri-vs-billy-the-kid-filmleri", "text": "Vahşı Batı'nın ikonlaşmış haydutlarından Jesse James ile Billy The Kid'in gerçek hayatta karşı karşıya geldikleri bir an olduğu konusunda bir rivayet vardır. Bu doğru mudur bilinmez, ama bu, ikiliyi bu sayfalarda buluşturmamızı da engellemez. Billy The Kid, Jesse James'in çetesine katılmış mıdır? Tarihte böyle bir kayıt yok. Resmi olarak Billy The Kid hiçbir zaman Jesse James'le birlikte haydutluk yapmamıştır. Ancak Robert Redford'un yapımcılığını üstlendiği 'The West' belgeselinde de dile getirildiği gibi Kid'in New Mexico- Las Vegas'taki bir restoranda Thomas Howard'ın takma adını kullanan Jesse James ile tanıştığına dair bir hikaye anlatılır. Muhtemelen beraber yiyip içip sohbet ettikleri bu buluşmada Jesse, Kid'i çetesine katılmaya davet etse de Kid onu kesin bir dille reddetmiştir. Bankalar ve tren soygunları onu hiç mi hiç ilgilendirmemektedir çünkü. Sığır çalmasına çalar ama silahlı soygun tamamen farklıdır. William Harrison Bonney lakaplı Henry Mccarty, nam-ı diğer Billy The Kid, tarihin en ünlü kanun kaçaklarından biridir. Çok iyi silah kullanan bir çete reisi olarak tanınan silahşör hakkında yarısına yakını 1940'lı yıllarda çekilmiş, 30'dan fazla film yapılmıştır. Kısa boyu, çocuksu mizacı, başından çıkarmadığı Meksika şapkası ve çıkık ön dişlerinden tanınan Billy The Kid, kurnazlığıyla nam salmıştır. Düşmanlarını en korkutan yönlerinden biri ise sağının solunun belli olmayışıdır. 14 Temmuz 1881'de, daha 21 yaşındayken Vahşi Batı'nın efsanevi şerifi Patt Garrett tarafından yakalanıp öldürülen Billy The Kid'in yaşı kadar kişiyi öldürdüğü iddia edilmiştir. Ölümünün ardından efsane bir kahramana dönüşür. Jesse James yalnızca Vahşi Batı'nın değil, ABD tarihinin de ilk gerçek şöhretlerinden biridir. Bu efsanevi kanun kaçağı hakkında sayısız kitap yazılmış, hikayeler anlatılmıştır. Jesse James, Missouri eyaleti bölgesinde kanunsuz işler yapan Younger çetesinin en ünlü üyesidir. O da tıpkı Billy The Kid gibi, ölümünden sonra Vahşi Batı'nın efsanevi isimlerinden biri haline gelmiştir. Jesse ve ağabeyi Frank, kardeşleri Cole ve Bob Younger ile Amerika İç Savaşı sonlarına kadar beraber ata binip çeşitli baskınlar düzenlemekteydi. Savaşta da yer alan kardeşler, savaş sonrasında Clell Miller, Bill Chadwell and Charlie Pitts ile beraber Younger-James çetesini kurar. Bir keresinde kardeşine şöyle der, Jesse James: \"Eğer beni canlı ele geçirdiklerini duyarsan yalan olduğunu söyle. Beni öldürebilirler, ama başka türlü ele geçiremezler.\" Hayat hikayesinin en can alıcı yeri hiç kuşkusuz ölümüdür. Jesse James 3 Nisan 1882'de, kendini koruması için eve aldığı yakın arkadaşı Robert Ford tarafından vurulduğunda 34 yaşındaydı. 1921'de çekilen ilk Jesse James filminde bizzat oğlu Jesse James, Jr'ın canlandırdığı ünlü kanun kaçağı, toplam 70 filme konu olmuştur."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/kabare-sovlu-aksam-yemegi", "text": "Yaz boyunca Boğaz'daki konumu ve eğlence anlayışıyla adından sürekli söz ettiren L'assiette, Levent Hyatt Cendric Otel bünyesindeki yeni yerinde, kışın da eğlendirmeye devam ediyor. Şık bir akşam yemeğinden beklentinizin kapasitesi ne olur bilemeyiz elbette ancak L'assiette Restoran, akşam yemeğinin sınırlarını zorluyor dersek, abartmış olmayız. Yaz aylarında Boğaz'da sunduğu şık ve eğlenceli mekan konseptini bugünlerde Levent'teki Hyatt Cendric Otel bünyesine taşıyan restoranda lezzetli ve konforlu bir akşam yemeğinden çok daha fazlasını bulacaksınız. Gurme lezzetleri, kabare şovları ve 'Dinner Party' konseptli eğlence anlayışıyla L'assiette Restoran, İstanbul gece hayatında fark yaratmakta iddialı, şimdiden belirtelim. Alp Franko ve Julien Martin'in işlettiği L'assiette hizmet mottosu olarak üç kelimeyle tanımlanıyor: 'Kalite, lezzet ve eğlence.' Hazır; eğlence anlayışında lezzetli yemekler mevcut demişken hemen L'assiette'in mutfağından ve menüsünden bahsedelim: L'assiette'nin menüsü Türk ve dünya mutfağından modern örneklere sahip. L'assiette'nin mutfağı ise Executive Şef Ayvaz Akbacak ve ekibine emanet. Paylaşım mantığında sunulan lezzetler, özel tasarım tabaklarında sunuluyor. 'Paylaşımlık' gurme lezzetler' sunan mekan, bugüne kadar alışık olduğunuz Türk lezzetlerine ve dünya mutfağının popüler tatlarına füzyon dokunuşlar yaparak yeniden yorumluyor. Öyle ki; 'Yenilebilir Toprak Üzerinde Lakerda' ve 'Baklava Hamurunda Levrek' gibi orijinal lezzetlerin yanında 'Kuzu İncik', 'Etli Humus' ve 'Meşe Odununda Közlenmiş Patlıcan' gibi geleneksel lezzetleri de burada bulmak mümkün. Ayrıca çıtır mantı, kalamar tava, çıtır karides ve kağıtta yaprak ciğer gibi tatlar da mevcut. Tatlılardan ise bakır sahanda yenilebilir çiçeklerle sunulan mangolu panna cotta mekanın en fazla ilgi gören lezzeti diyebiliriz. Görünümüyle tıpkı sahanda yumurtayı anımsatan tatlı, L'assiette'in en esprili sunumlarından biri, diyebiliriz. Fransız mimarisinden örnekler taşıyan mekandaki Latin Amerika markalarının yer aldığı puro bölümü, antik aplikler ve tasarım mobilyalar dikkat çekici detaylar arasında yer alıyor. L'assiette'de sürprizler bitmiyor! Burada kendinizi tıpkı bir Las Vegas'taki restoranlardan birindeymiş gibi hissetmeniz mümkün. Öyle ki; Las Vegas'taki restoranların bir benzeri olarak masaları dolaşan yetenekli illüzyonist Doruk Sayar misafirlere şaşırtıcı anlar yaşatıyor. Özellikle iskambil kartlı ateş şov ve karikatür şovu ilgi gören Doruk Sayar şovlarının sonunda konuklarına performansından hatıra kalacak objeler hediye ediyor. Canlı müzik ve kabare şovları öncesinde masanızdaki illüzyon gösterileri esas eğlencenin başlamak üzere olduğunun bir işareti, diyebiliriz. 'Dinner Party' konseptinde hizmet veren L'assiette özel kostümlerle hazırlanan dans şovları ise mekanı, başlıca farklı kılan özelliklerinden biri. Kabare şov mantığında yabancı dansçıların özel tasarım kostümlerle yaptıkları şovlar adeta sizi zamanda yolculuğa çıkaracak. Canlı müzik performansı öncesinde üç farklı kostümle şov yapan dansçılar Fransız, Amerikan ve Latin müzikleri eşliğinde birbirinden eğlenceli ve orijinal şovlar sunuyor. Kabare şovları sonrasında ise L'assiette sahnesini canlı müziği bırakıyor. Cuma ve Cumartesi akşamları düzenlenen canlı müzik performanslarında L'assiette'in eşsiz ambiansı hem eğlence hem de romantizime doyuyor. L'assiette'in sahnesinde 80'ler ve 90'ların Amerikan klasiklerinin yanında, unutulmaz Türk pop müziği eserleri de seslendiriliyor. Kaliteli ve lezzetli yemeklerin yanı sıra kabare ve illüzyon şovları dışında özel organizasyonlara da ev sahipliği yapan L'assiette, gündüzleri de lokasyonu gereği iş çevresince şık bir öğle yemeği ortamı sunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/mobil-guvenlik-biyometrik-sensorler", "text": "2004 yılının yaz ayları... Akıllı telefonların sadece bir hayalden ibaret olduğu, cep telefonlarının bile çoğu kullanıcıya yeni yeni ulaştığı günler. Güney Kore'deki Pantech binasında heyecanlı bir bekleyiş var. Birazdan zamanın teknolojisiyle 'dünyanın en güvenlisi' olduğu iddia edilen bir cihaz tanıtılacak. Basın, konferans salonunda yerini almış. Pantech Global Başkan Vekili Hyunsoo Jun sahnede beliriyor. Elinde o yılın standartlarını yansıtan bir cihaz var; antenli ve kapaklı bir cep telefonu. Jun konuşmasına cihazın ekran, kamera ve boyut gibi standart özelliklerinden bahsederek başlıyor. Herkes merakla cihazın 'güvenliği' artıracak özelliğinin tanıtılmasını bekliyor. Derken arka planda cihazın modelini yansıtan 'Pantech GI100' yazısı beliriyor. Aynı anda Jun cihazın kapağını açıyor ve küresel cep telefonu pazarı yepyeni bir teknolojiyle tanışıyor: Parmak izi okuyucusu. Ortaya çıkan ilk prototipleri de göz önünde bulundurursak mobil cihazların biyometrik güvenlik sensörleriyle buluşmasının üzerinden neredeyse 20 yıl geçti. O dönemde parmak izi sensörü daha ilerisine geçilemeyecek bir güvenlik yöntemi olarak düşünülse de ilerleyen yıllarda yüz algılama, iris tarama ve ses tanıma gibi birçok biyometrik güvenlik alternatifi ortaya çıktı. Sonuç olarak da akıllarda şu soru belirdi: Biyometrik güvenlik yöntemleri arasında en başarılısı hangisi? Esquire Türkiye olarak bu ay mobil güvenlik yöntemlerine odaklandık ve biyometrik güvenlik yöntemlerinden ön plana çıkan parmak izi okuma, iris tarama ve yüz algılamayı inceledik. Değerlendirmemizde dikkate aldığımız faktörler güvenilirlik, kullanım kolaylığı, hız ve kararlılıktı. Her ne kadar işlevi aynı olsa da modern parmak izi okuyucularının, çalışma prensipleri ve görünümleriyle atalarından oldukça farklı olduğunu belirtmeliyiz. İlk olarak bünyesinde ışık ve kamera bulunduran, kalın yapılı optik sensörler olarak ortaya çıkan parmak izi okuyucular, şu anda kullanılan ince kapasitif sensörlerle cihazlarda yer alıyor. Dokunmaya dayalı, parmağa gönderilen elektrik akımının parmak izini algılaması sonucu veri elde eden bu sensörler, bu verileri daha önce hafızaya kaydedilmiş verilerle karşılaştırarak giriş sağlıyor. Şu anda birçok akıllı telefonda yer alan parmak izi sensörlerinin yanılma payı, genel kullanım sonuçlarına göre, iris tarayıcı ve yüz algılayıcı kadar olmasa da, oldukça az. Bu noktada orta-yüksek kararlılıkta bir kullanım sunan parmak izi sensörlerini fiziksel olarak kandırmanın oldukça zor bir işlem zincirine dayandığını belirtmeliyiz. Gerçek parmakla parmak izi barındıran nesneleri kolaylıkla ayrıştırabilen sensörleri yanıltmak için binlerce dolarlık malzemenin kullanılması gerekiyor. Gerçek parmak hissi verebilecek yapay bir parmağın oluşturulması ise ancak saatlerce uğraşın ardından gerçekleşebiliyor. Bu da yöntemin güvenilirliğinin yüksek olmasını sağlıyor. Yöntem herhangi bir konumda, ortam ışığına bakılmaksızın oldukça basit ve hızlı bir kullanım sunuyor. Sensörü kullanmak için çoğunlukla cihazı elinize almanız gerekmiyor fakat bunun, sensörün cihaz üzerindeki konumuna göre değiştiğini de söylemek gerek. Bunların yanında parmak izi okuyucuların üst düzeyde ıslak, kirli, terli ya da deforme olmuş parmaklarla çalışmadığını da belirtmeliyiz. İlk defa Samsung'un tanıttığı Note 7 modeliyle mobil teknoloji dünyasıyla buluşan iris tarayıcı bilim kurgu filmlerini süsleyen, geçmişte üzerine oldukça yazılıp çizilmiş bir teknoloji. Cihazların ön yüzünde bulunan kızılötesi sensörün gönderdiği ışınlar ve cihazın kamerası yardımıyla göz bebeğindeki iris tabakasının 3 boyutlu taranması prensibine dayanan teknoloji şu anda yalnızca birkaç cihazda mevcut. Genel kullanım sonuçlarında yanılma oranının oldukça düşük olduğunu gördüğümüz iris tarayıcıların kullanıcılarına oldukça kararlı bir kullanım sunduğunu söyleyebiliriz. Durum güvenilirlik konusuna geldiğindeyse, kişinin gözünün kızılötesi bir fotoğrafı ve üzerine yerleştirilen bir kontakt lensle bile kandırılabildiğini gördüğümüz iris tarayıcı güvenilirlik konusunda kafalarda soru işareti oluşturuyor. Fakat bu, tabii ki, teknolojinin gündelik hayatta güvenlik sağlayamayacağı anlamına gelmiyor. Kullanım kolaylığı açısından değerlendirdiğimizde karanlık ortamlarda da kullanım imkanı tanıdığını gördüğümüz teknolojinin kişiye sadece telefonu kaldırıp ekrana bakarak kilit kaldırma imkanı sunuyor. Bu bakımdan hızlı ve kolay bir çözüm sunan teknoloji, çalışma prensibi gereği cihazı gözü algılayabileceği bir pozisyonda tutmayı gerektiriyor. Son olarak yöntem, gözlük ve kontakt lens gibi harici aksesuar ya da protezlerle de kullanılamıyor. 2011 yılında beri mobil cihazlarda bulunan yüz tanıma sistemi, geçtiğimiz yıl Apple'ın gelişmiş kızılötesi kamerayla güçlendirdiği versiyonunu tanıtmasıyla kararlılığı artarak gelişmiş bir biyometrik güvenlik yöntemi haline geldi. Sistemin nasıl çalıştığı konusuna geldiğimizde iki farklı yaklaşım karşımıza çıktığını belirtelim: Klasik ve kızılötesi sensörlü . Klasik yaklaşımı kullanan cihazların yüz taramasını ön kameraları vasıtasıyla yapıyor. Kızılötesi sensör bulunduran yaklaşımdaysa sensör yüze gönderilen ışın noktalar vasıtasıyla kişinin yüz hatlarını algılıyor ve veri haline getiriyor. Daha sonrasındaysa ekranı açmak isteyen kişinin yüzü ve veriler karşılaştırıyor. Gelişmiş yüz tanıma sistemine odaklandığımızda genel kullanım sonuçlarına göre yöntemin yanılma payının oldukça düşük olduğunu belirtebiliriz. Bu bağlamda kararlılık konusunda diğer yöntemler kadar başarılı bir kullanım sağlayan teknolojinin güvenilirlik konusunda birkaç açığı olduğu da doğru. Kişinin bir fotoğrafı, maske ve plastik makyaj kullanılarak kandırılabildiğini gördüğümüz teknolojinin ayrıca kişinin ikizi tarafından kandırılması da muhtemel. Lakin belirttiğimiz bu maskelerin oldukça uzun bir süreç ve harcanan binlerce dolar sonrası üretilebildiğini de belirtmeliyiz. Karanlık ortamlarda da çalışabilen yöntem gündelik kullanımda oldukça basit ve rahat bir çözüm. Çalışma prensibi gereği kişinin yüzünün tamamen algılanmasını gerektiren yöntem, doğal olarak cihazı yüz hizasında kaldırmayı gerektiriyor. Her ne kadar hızlı bir kullanım sunsa da bahsettiğimiz güvenlik yöntemleri arasında nispeten daha yavaş. Bahsettiğimiz yöntemlerinin her birinin günlük kullanımda gerekli olan mobil güvenlik ihtiyacını sağladığını söyleyebiliriz. Profesyonel açıdan düşündüğümüzdeyse kimilerinin güvenilirlik, kimilerininse kullanım kolaylığıyla öne çıktığını görüyoruz. Tüm bu bilgiler ışığında kararlılık konusunda rakiplerinden bir adım geride kalsa da güvenilirlik, hız ve kullanım kolaylığıyla öne çıkan parmak izi okuyucularının, bizce en başarılı mobil güvenlik yöntemi olduğunu söyleyebiliriz. E tabii, her ihtimale karşı parolanızı unutmamızda da fayda var. Ön yüzünde bulunan iris tarayıcıyla selefindeki cihazlardan ayrılan cihaz, bu donanımın yanında parmak izi okuma ve klasik yüz tanıma teknolojilerini de beraberinde getiriyor. Sahip olduğu biyometrik güvenlik yöntemleri arasında parmak izi sensörünün öne çıktığı LG V30, arka yüzünde yer alan bu sensörün yanısıra klasik yüz taramayla kilit açma seçeneği de sunuyor. Apple iPhone X, kızılötesi sensörü sayesinde gelişmiş yüz taraması yaparak ekran kilidi açma imkanı sağlıyor. FaceID adı verilen bu teknolojinin dışında cihaz farklı bir biyometrik sensör bulundurmuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/21/rock-gibi-rock-yapan-adam", "text": "İnternetin müziğin yayılmasındaki etkisi yadsınamaz. Napster tehlikesi geçip stream servisleri ortaya çıkınca evlerinde ve garajlarında müzik yapanlar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Baturalp'in albümü de bu türden albümler arasında ve yeni favorilerden biri olmaya aday. 90'lı yılların modern rock, grunge müziğini anımsatıyor; biraz sakin Nirvana, biraz Alice in Chains, biraz da Soundgarden kokuyor şarkılar. Baturalp'in sesinde de Eddie Vedder gelip geçiyor. Kendisi de o dönemlerden etkilendiğini saklamıyor. Baturalp, gitarla ilkokulda bahçede tanışmış. İki arkadaşını 'Her Şeyi Yak' şarkısını çalarken görmüş ve onlardan gitar çalmayı öğretmelerini istemiş. Şanslıymış, \"Şimdi kim uğraşacak?\" dememişler. Baturalp o gitarı şimdi Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Caz Gitar bölümünde çalmaya devam ediyor. Albümde yedi şarkı var. Hepsi de kendisine ait. Şarkılar iki yaşını doldurmuş. Albüm kayıtlarına risk alıp prova yapmadan girmiş Baturalp. Söylediğine göre risk almayı seviyor. İlk yazdığı şarkı, 'Ben Avare'. Sevdiğinin saçlarında cambaz olan bir avareyi anlattığı şarkının kahramanı onda saklı. Şarkının öyküsünü \"Zamanında etkilendiğim olaylara bir tepkimdi,\" diye anlatıyor Baturalp. Pazar banyolarından sonra hepimize babamızın sorduğu \"Yapmadığın ödev var mı?\" sorusunu duymak bizi albüme daha da yaklaştırıyor. Baturalp bizim gibi biri. Müziğine kolay ulaşılmasından mutlu. \"Bu ulaşılabilirlik beni çok mutlu ediyor,\" diyor. Günün birinde uluslararası alana İngilizce bir şarkı atar mısın, dediğimizde ise \"İngilizce sözlü müzik yapmak gibi bir niyetim yok, her dilin ayrı bir güzelliği var ve bunu doğduğum ülkenin diliyle yapmak istiyorum, illa dünya beni anlamak istiyorsa, benim dilimden anlasın,\" diyecek kadar da iddialı. 'Çok Konuştum' bir ilk albüm. Yaklaşık yarım saatlik bir duru yolculuk. 90'lı yılları da saklayan albümde üniversite gençliğinin hayatını bulmak mümkün. Sözlerinde bize, notalarında tüm gezegene hitap eden bir yapım olmuş. 'Ben Ben Olmadım'da özeleştiri yapıyor, 'Kendine Superman'de biraz sitemkar. 'Çok Konuştum'u dinleyince karşınızda ışıkları ve kapısı kapalı odalarda da, güneş altında parkta da dinlenebilen, karanlık, melankolik, bir o kadar da John Mayer'ın mutlu tınılarına yakın, ikinci albüm kadar iyi bir ilk albüm bulacaksınız."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/22/serra-ariturkun-2018de-yolu-acik", "text": "Her yeni yıl, yeni yeteneklere yer açıyor. Herkesin aşk dileyip 2018'i zora soktuğu bir ortamda iyi bir ses ve iyi şarkılar dinlemek isteyenlerin dilekleri ise şimdiden gerçekleşti. Serra Arıtürk doğru yolda ilerliyor. İlk single'ı henüz çıkmadan onu size tanıtmak istedik. Serra Arıtürk: Doğduğumdan beri evde çok çeşitli türlerde birçok farklı sanatçıya ait eserler dinleyerek büyüdüm. Evdeki bu atmosferi oluşturan dört ana akım; caz, rock, pop ve klasik müzikti. Annem ve babam çok sıkı caz dinleyicisidir; dolayısıyla küçüklüğümde yalnızca evde değil, beni götürdükleri konserlerde ve caz festivallerinde de sıklıkla caz müzik dinleme şansım olmuştu. Özellikle ülkemizin çok değerli caz müzisyenlerinden Kerem Görsev'i sayısız kez canlı dinlediğimi hatırlıyorum. Evin içinde en çok dinlenen iki rock grubu, annemin favorileri olan Queen ve Pink Floyd'du; bunun yanında caz sanatçılarından en çok David Sanborn, Miles Davis ve popun güçlü vokallerinden Beyonce, Shakira gibi isimleri çokça dinleyerek büyüdüm. Genel olarak kahvaltılarda ve sakin öğleden sonralarında ise fonda çoğunlukla klasik eserler dinlendiğini hatırlıyorum; klasik gitar çalmaya karar vermemdeki en büyük etken bu olabilir. Küçüklüğüme dair en çok aklımda kalan şarkı ise kesinlikle klibini çok sevdiğim için üst üste defalarca izlediğim ve daha İngilizce bile bilmiyorken ezberlediğim 'Smooth' . Bu şarkıyı ne zaman duysam klip TV'de oynarken bizim de annemle dans ettiğimiz görüntüler geliyor gözümün önüne. S.A: Tıp mühendisliği, okumaktan son derece memnun olduğum, prestijli ve bir o kadar da ağır bir bölüm. Hem tıp hem de mühendislik dünyasına hakim olmamız için farklı farklı alanlarda harmanlanarak verilen dersler beni zorluyor, ama aynı zamanda da iki ayrı dünyanın buluştuğu bu noktada eğitim görmekten çok zevk alıyorum. Müzik kariyerimle alakalı çalışmalarımı okulla beraber götürmekte ve zamanı etkili yönetmekte zorlandığım dönemler oluyor fakat her ikisine de elimden geldiğince özen göstermeye ve her ikisi için de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Henüz ikinci sınıftayım; sonraki sınıflarda işimin daha da zorlaşacağının farkındayım ve her ikisi için de aynı özenle çalışmaya devam etmeyi umuyorum. S. A: Şu sıralar hazırlıklarını bitirmeye yaklaştığım biri İngilizce bir featuring projesi, bir de single var. Türkçe bir parça üzerinde çalışıyorum. Bu zamana kadar beni dinleyenlere sesimi çoğu İngilizce olan sevdiğim şarkılar aracılığıyla duyurdum, yakın zamanda ise sesimi kendi müziğimle dinleteceğim için fazlasıyla heyecanlı ve mutluyum! S. A: YouTube kanalımdaki ve diğer mecralardaki hareketlenmenin ardından bir müzik şirketiyle anlaştım, şu anki çalışmalarımı ise bu yazın başından beri çalıştığım prodüktörümle yürütüyorum. Üzerinde çalıştığım single'ımın aranjesi de ona ait, benim de hem besteye hem aranjeye büyük katkım oldu tabii. S. A: Aklımdaki albüm hem müzikal hem de karakteri açısından canlı ve güçlü ancak aynı zamanda da yumuşak ve duygusal tarafımı gösterebileceğim şarkılardan oluşuyor. Elektronik ve akustik müziği kullanabileceğim, romantik ve slow parçaların yanında hareketli ve eğlenceli parçaların da olacağı ve ülkemizin var olan pop müzik algısının dışına çıkıp yeni bir nefes getirecek soundları sunabileceğim bir albüm kaydetmek istiyorum. İlk single'ımın, yapmayı hedeflediğim bu albümde duyulacakların iyi bir temsili olduğunu düşünüyorum. S. A: Bugüne kadar çoğunlukla İngilizce parçalar söyledim ve söylüyorum; ancak Türkçe parçaları söylemenin verdiği keyif ve dinleyicilerin üzerinde oluşturduğu etki, verdiği duygu çok başka. Hedefim büyük, uluslararası olduğu ve bu yolda karşıma çok sık yenilikler ve değişiklikler çıktığı için çok yakın zamanda gerçekleşmeyecek çalışmalara dair kesin konuşamıyorum; fakat Türkiye'de çıkaracağım ilk albümümde İngilizce parçalar olsa bile albümün Türkçe ağırlıklı olacağını söyleyebilirim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/26/kripto-para-cilginligi", "text": "Bitcoin, Ethereum, Ripple ve 1.400'den fazla 'coin' artık hayatımızda. Gün geçmiyor ki haberlerde, Twitter, Facebook ya da Instagram'da ve hatta arkadaş çevremizde birisi kripto paradan bahsetmesin. Evet, konu karışık ve riskler büyük ama bir yanda da kazanılan onca para var. Gelin kripto para dünyasına bir göz atalım ve kararı siz verin... Çılgınlık mı? Belki... Mantıklı mı? Kim takar mantığı... Kazandırıyor mu? Çoğunlukla... Çok kazandırıyor mu? Büyük ahmaklıklar yapılmadığı sürece, evet... Ne olduğu anlaşılıyor mu? Azınlıkla... Güvenli mi? Kesinlikle hayır... Son bir yıldır Bitcoin olarak yanlış bir biçimde genelleme yapılan kripto para çılgınlığı sadece Türkiye'yi değil bütün dünyayı sarmış durumda. Nasıl sarmasın? Getiriler o kadar yüksek ki! Hemen rakamlara bakalım. Herkesin aşina olduğu Bitcoin'in 2017'deki getirisi % 1.208; yanlış okumadınız, 1.208! 2016 başlarken 1 BTC, 1.025 dolardan işlem görüyordu. 19 Aralık'ta zirve noktasına çıktı ve 19 bin doları aştı. Arkasından BTC sert hareket yaptı ve % 35,6'lık gerilemeyle birlikte geçen ay ortasında 12.218 dolara geriledi. Sadece BTC'de değil diğer kripto para birimlerinde de inanılmaz fiyat hareketleri görülüyor. Açıkçası yatırım evreninin halihazırda doğum sancısı çeken kripto para dalı biraz da bu hızlı fiyat hareketleriyle ilgi çekiyor. Yeni moda kripto paralar ile ilgili haberler özellikle internet üzerinden yayılıyor, yayıldıkça yatırımlar büyüyor. Şu anda 1.433 kripto para işlem görüyor ve pazarın toplam büyüklüğü 591,2 milyar dolara ulaşmış durumda. Şimdi gelin şu kripto paraların ne olup olmadıklarını, nasıl alınıp satılacaklarına, işin inceliklerine şöyle bir göz atalım. Ancak bu karmaşık yolculuğa çıkmadan önce bazı uyarılarda da bulunmamız gerekiyor. Öncelikle düzenleyici otoritelerce yapılan açıklamalar kripto para birimleri işlemlerini denetleyecek ve güvence altına alacak bir mekanizma bulunmadığına dikkat çekiyor. Yani paranızı kaybettiğinizde, çaldırdığınızda ya da işlem yaptığınız borsa kapanırsa herhangi bir devlet güvencesi bulunmuyor. Bu, önemli bir bilgi. Lütfen kripto para dünyasına giriş yapmadan önce bu bilgiyi her zaman ön planda tutmaya çalışın. Kripto para kavramının tarihçesine çok girmeyelim, internette gani gani bilgi var. Özetle Satoshi Nakamato takma isimli biri 2008'de internet sitesinde bir makale yayımladı. Makale blockchain teknolojisini ve Bitcoin'i anlatıyordu. Kısacası, internet üzerinde alış-verişin arttığını, halihazırdaki ödeme sistemlerinden daha iyi bir teknolojiyle işlemlerin aracısız yapılabileceğini anlatan bu belge Bitcoin'in manifestosu oldu. Çok basite indirgersek para transfer işlemlerini dijital imzalardan oluşan bir zincir ile çözüleceğini, sorun çıkartacak 'çifte ödemeleri' önlemek için de eşten-eşe bir ağ öneriyordu. Bundan sonrasını anlamak tekno geek'lerin işi, bunu onlara bırakalım. Yazılımın da 2009'da halka açık hale gelmesiyle Bitcoin merkezi olmayan dağıtım ağı üzerinde doğdu. Bitcoin'in üretimi ağda yer alan ve madenci olarak adlandırılan bilgisayarların 16 haneli şifreleri çözmesiyle bir ödül olarak ortaya çıkıyor. Şu anda dolaşımda 16,8 milyon adedi bulunan Bitcoin'in üretimi ise 21 milyon adetle sınırlı. 2010'da Bitcoin ilk kez kullanıldı (10 bin BTC ile iki pizza alındı) ve fiyatlanmış oldu. 2011'de Bitcoin'in yarattığı sükse iki yeni kripto parayı doğurdu: Namecoin ve Litecoin. 2014'te en büyük Bitcoin borsası olan Mt.Gox kapandı ve 850 bin Bitcoin, yani 450 milyon dolar (bugünkü değerle yaklaşık 10 milyar dolar) ortadan kayboldu. 2016'da Ethereum ve ICO'lar başladı. Ethereum ile birlikte yeni bir blockchain teknolojisi hayata geçti. Altcoin çıkartan firmaların Bitcoin ve Ethereum karşılığında çıkardıkları 'coin ya da token'ları satması ve kaynak toplaması anlamına gelen ICO'lar ise günümüzün en çok tartışılan konusu haline geldi. Hatta Çin hükümeti ICO'ları yasakladı. 2016'yla birlikte kripto para çılgınlığı bütün dünyaya yayıldı. Ve iki yıl içinde -ICO'lar sayesinde- nur topu gibi 1.400'ün üzerinde kripto paramız oldu. Kripto paralar, blockchain teknolojisine dayanıyor. Ve bu teknoloji, ödeme sistemleri, tapu işlemleri; hatta oy kullanmaya kadar varan çeşitli alanlarda kullanıma açık olduğu için geleceğin teknolojisi olarak adlandırılıyor. Özellikle finans alanında devrim niteliğinde çünkü para transferlerinde kullanılabiliyor. Bugün bankalar ve Fintek şirketleri blockchain teknolojisine milyonlarca dolar yatırım yapıyor. Bu bilgiyi yabana atmayın çünkü bugüne kadar yapılan çoğu ICO'nun temelinde blockchain teknolojisine getirdikleri yenilikler yatıyor. Ayrıca akla gelebilecek her türlü proje üzerine ICO yapılabilir. Sonuçta ABD Başkanı Trump'ı desteklemek için bile altcoin bulunuyor. Ancak ICO'larda en çok değerlenen projelerin blockchain geliştirme şirketleri arasından çıktığını da unutmayalım. Kripto para almak, teknolojiden hiç anlamayanlar için tam bir işkence. Bu nedenle şimdi tüm dikkatinizi verin ve ipin ucunu kaçırmamaya çalışın: Önce Türkiye'de işlem yapan borsalardan bir tanesine üye olmanız gerekiyor. Şu anda BTCTurk, Paribu, Koineks ve Koinim borsaları aktif. Eğer amacınız sadece Bitcoin alıp tutmak değil farklı kripto paralarda alım/satım yapmak ise yabancı bir borsada da hesap açılmalı. Binance, Bittrex, Liqui, Poloniex ve Kukoin borsaları en büyük ve bilinenler. Daha onlarca borsa bulunabiliyor. Bu iki işlemi tamamladıktan sonra bir cüzdan sahibi olmanız gerekiyor. Cüzdan hizmetini borsalar da verebilir ancak güvenlik için ayrı bir uygulama indirmeniz sizin yararınıza. Bu üç aşamayı tamamladıktan sonra kredi kartınızdan yatırım yapacağınız miktar kadar parayı Türk kripto para borsasına havale ediyorsunuz. Bu para karşılığı Bitcoin ya da Ethereum sizin cüzdanınıza geliyor. Artık cüzdanınızdaki kripto parayla yabancı borsada işlem yapabilirsiniz. Mesela dünyanın en büyük borsası olan Çin menşeli Binance'de işlem gören altcoinlerden istediğinizi alıp satabilirsiniz. Paranızı tekrar TL olarak alabilmek için bütün bu işlemleri tersine yapmanız gerekiyor. Yabancı borsadaki altcoininizi BTC veya ETH'ye çevirerek cüzdanınıza alıyor, cüzdanınızdaki kripto parayı Türk borsasına gönderip satıyor ve banka hesabınıza TL karşılığının yatmasını bekliyorsunuz. Kripto para edinmenin diğer yolu ise ICO'lara katılmak. Mesela XYZ şirketi bir ICO yapacağını açıkladı. Açıklanan hesaba cüzdanınızdaki BTC ya da ETH'lerden istediğiniz miktarı transfer ediyor karşılığında şirketin çıkardığı coin ya da token alıyorsunuz. Bu XYZ coin'leri borsalarda satabilir ya da elinizde tutabilirsiniz. Yine ICO'larda airdrop uygulamaları yapılıyor. Tanıtım amaçlı yapılan bu uygulamalarda bedava coin/tokenlar dağıtılıyor. Airdropalert.com gibi internet sitelerinden takibi yapılabiliyor. Bu yöntemde kripto para elbette akmıyor ancak damlıyor. Bir de faucet yöntemi var ki evlere şenlik... Burada da bazı internet siteleri belirli koşullar altında (1 saatte 1 tıklama gibi) ufak miktarlarda sathosi (Bitcoin'in milyonda 1'i) ya da altcoinler veriyor. Harcanacak çabaya değer mi, buna deneyerek karar verebilirsiniz. Son yöntem ise sizi çok seven bir arkadaşınızın cüzdanınıza 3-5 satoshi göndermesini sağlamak olabilir... Her ne kadar piyasa büyüklüğü 591 milyar dolara ulaşsa da kripto paralar bütün otoriteler tarafından tartışılıyor. Öncelikle denetlenemez olması kripto paraların kötü amaçlı kullanımına olanak sağlıyor. Kara para ve terör finansmanında kullanıldığı şüphesi piyasanın üzerinde kara bir bulut olarak duruyor. Ne var ki teknolojinin getirdiği bu yenilik rüzgarının karşısında da kimse duramıyor. Merkez bankaları ve hükümetler şu anda bu konuda sıkı çalışmalar yapıyor. Kripto paralar yok olmayacak ancak çok da uzun olmayan bir vadede belirli düzenlemelere tabii tutulacağı gerçeği unutulmamalı. Şu anda piyasaya tam bir çılgınlık hakim. Tabiri caizse önüne gelen ICO yapıyor ve en zırtapoz fikirler bile milyonlarca dolar toplayabiliyor. Fiyat hareketleri o kadar tahmin edilemez boyutlarda ki birkaç gün içinde% lOO'lerin üzerinde kazançlar yaşandığı gibi büyük çöküşler de yatırımcıları darmaduman edebiliyor. İnternet forumlarındaki gözyaşlarının sebebi genelde bu saçma sapan altcoinler. Büyük bir çoğunluk kayıp ya da kazancın 'neden' kaynaklandığını bilmiyor! ICO'larla birlikte gelen Pump&Dump m odası da müthiş tehlikeli. Yatırımcılar bilinçli olarak yalan haberler le maniple ediliyor ve o I C O' dan alınan altcoinler yüksek fiyattan satılıyor . Biz borsada buna 'keriz silkelemek' diyoruz. Şu anda kripto para piyasası o kadar denetimsiz ki bu tür suç sayılacak hareketler rahatlıkla ve açıktan yapılabiliyor. Hatta bazı me cralarda bu hareket tarzı savunuluyor bile: \"Salak olmayın canım araştırın işte ... \" Bu 'piyasa' risklerinin yanında bir de güvenlik sorunu var ki o da cüzdaniarın ve kişisel şifrelerin korunmasıyla alakalı . Yapılan işlemler geri alınamadığı için olası yanlış transferlerde paranızın geri gelmesi karşı tarafıninsafına kal dığından, önümüzdeki dönemde kripto para ile hizmetverecek sitelerde dolandırıcılar türeyecek. Evet, riskler çok fazla ancak kazanç da bir o kadar çok. Bu nedenle ucundan kıyısından bir şekilde kripto para yatırımı yapmaya karar verdiyseniz kendinizi sıkı bir eğitime hazırlamanız gerekiyor. Bu piyasa çok vahşi; temel değerler, bilançalar ya da en azından kripto paranın değerini belirleyecek bir sistem olmadığı için fiyatlar tamamen içgüdüsel. 2000'de patlayan dot -com balonu döneminde de insanlar sadece fikir halindeki hayallere milyarlarca dolar yatırmış ve sonu feci olmuştu . Burada aynı filmi izler miyiz b ilmiyoruz ancak 'herkes aldığı ve fiyatlar çok arttığı' için yeni bir yatırım aracına yatırım yapılacaksa kaybetme riskini de önceden hesaba katmak gerekiyor. Bu nedenle öncelikle büyük paralar yatırmadan sistemi çözmek, işlemlere alışmak için küçük miktarlarda denemeler yapmakta fayda var. İnternetteki pump&dump hareketlerini takip etmek yararınıza; ister kaçınmak ister faydalanmak için. Ve yeni ICO'ları iyi incelemek şirketin ne yaptığını anlamaya çalışmak gerekiyor. Bütün bunlarla kim uğraşacak diyen kesim altcoin dünyasına bodoslama dalabilir tabii. Kim bilir şansına servet de yapabilir ... Şu anda kripto para yatırımıyla ilgili en önemli sorun şu : Bir sabah uyandığınızda borsanız kapandıysa , on-line cüzdanınız uçtuysa, geçmiş olsun deyip bir bardak su içmekten başka yapabileceğiniz hiçbir şey olmaması."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/26/yeni-trend-sektor-temizligi", "text": "2017 bitmeden film ve moda sektöründe cinsel istismar konusu gündemdeydi. 2018'e girdiğimizde iddialar ve tepkiler devam ederken şov dünyası ve moda sektöründe adeta bir bahar temizliği yaşanıyor. Ahlakı olarak kabul edilmesi zor geçmiş travmalar, sektörün en bilindik fotoğrafçılarını işlerinden etmeye yetti. Şu hikayeyi bilirsiniz; keza bir klasiktir: Genç kız, yeteneğinin peşinden gider, mümkünse taşradan şehre gelir. Genelde şarkıcı, oyuncu ya da model olmak için sektörün kilit isimlerinin kapısını çalar. Fırsat bulursa kendini anlatır, hayallerinden bahseder. Kendinde var olduğuna inandığı şeyi, bu kilit isimlere de gösterip onları da inandırmak ister. İşte o sırada, bu güce sahip olan 'Muktedir Bey' için, kızın yeteneğine inanırsa şayet, ahlaki açıdan tek bir seçenek vardır aslında: Onun yeteneğini geliştirmesine yardımcı olmak, onu biraz parlatıp piyasaya sunarak, ikisi için de karlı bir gelecek çizmek. Hatta bunu yaparken, ona kol kanat germek, yanlış yollara sapmasını engellemek de ahlaklı bir insanın yapacağı yegane şey olur. Tabii ideal dünyada... Ahlaki açıdan yozlaşmanın ayyuka çıktığı günümüzde, gençlerin bu tarz bir yol gösterici, mentor arayışı, sektörün kilit noktalarındaki büyük isimler için genç yeteneklerden faydalanmak, onların bu heves ve iyi niyetini suistimal etmek için bir fırsata dönüşebiliyor. Ve genelde bu tarz bir tacize uğrayan isimler bu travmayı kendi içlerinde yaşamak zorunda kalıyor, kimseye anlatmadan ya yollarına devam etmeye çalışıyor ya da sektöre daha giremeden işlerini başında bırakıp yeteneklerini dünyaya gösteremeden başka dallara yöneliyorlar. Bugüne kadar bu şekilde süren bu düzen, neyse ki bugünlerde bozulmak üzere. Sosyal medyanın da verdiği cesaretle artık üç maymunu oynama devri bitiyor. Geride bıraktığımız yılın Ekim ayında, önce Hollywood'un ünlü yapım firması Miramax'ın kurucusu Harvey Weinstein'ın yıllardır birçok isme tacizde bulunduğu iddiaları ortaya atıldı. Film endüstrisinde yer almak isteyen birçok genç kadının Weinstein'ın kendisini duş alırken izletmek, kendisine masaj yapılması gibi garip isteklerine boyun eğmek zorunda kaldığı, anlatılan hikayelerden ve sosyal medyada bir kampanyaya dönüşen #MeToo hashtag'i altında paylaşılanlardan anlaşılıyordu. İş hayatlarında tacize uğrayan kadın ve erkekler bir bir bu kampanya altında dökülmeye başladı... Weinstein firmasından ayrıldı ve muhtemelen bir süre sektörde görev alamayacak. Sayesinde, 'Time's Up' adıyla bir dernek kuruldu ve sektörlerdeki eşitsizliği, istismarı yok etmek üzere kollar sıvandı. Weinstein olayı, devrilen ilk taştı ve domino etkisiyle bir bir isimler dökülüyordu. Keza film endüstrisinde, Weinstein ile başlayan durumun buzdağının ucu olduğu biliniyordu. Hemen akabinde, yaşanan skandaldan bir ay sonra, bu sefer dünyaca ünlü, Oscar ödüllü aktör Kevin Spacey hakkında iddialar gelmeye başladı. Aktör Anthony Rapp, daha 14 yaşındayken Spacey tarafından tacize uğradığını ve kendisinden nasıl kaçtığını anlattı. Akabinde sektörden birçok kişi, benzer iddialarda bulundu. Spacey \"Gençtim hatırlamıyorum, bu arada bu vesileyle açıklamış olayım, eşcinselim.\" tadında bir açıklamada bulundu. Kendisi bu sefer de böyle bir kişisel itirafla konuyu dağıtmaya çalışmakla suçlandı. Bu itiraf dikkatleri dağıtmaya pek yeterli gelmemiş olacak ki; iş anlamında da Spacey'e kötü haberler bir bir gelmeye başladı. Netflix, internet kanalında en çok izlenen yapımlardan biri olan 'House of Cards'ın başrolü olan Spacey ile artık çalışmayacağını duyurdu. Emmy Ödülleri, kendisini 2017 Onur Ödülü'yle ödüllendirmeyeceğini açıkladı. Yetmedi, Ridley Scott'ın yönetmenliğindeki 'All The Money in the World' filminin çekimi bitmişken, Spacey'nin oynadığı sahneler kesildi. Spacey yerine Christopher Plummer ile aynı sahneler yeniden çekildi. Filmin diğer başrol oyuncuları Michelle Williams ve Mark Wahlberg de Spacey ile olan sahnelerini Plummer ile yeniden çekmek üzere kolları sıvadı. Bu sahneler yeniden çekilirken adeta protesto edilecek bir başka konu gündeme geldi: Sektördeki maaş eşitsizliği. Keza sözleşmesine göre Wahlberg, yeniden çekilen sahnelerden oldukça karlı çıkıyordu. Bol sıfırlı bir çek alacak olan Wahlberg yanında oyuncu partneri Michelle Williams, saatlik 80 dolar, toplamda yaklaşık 1000 dolar almaya tamam demişti. Çünkü kontratında yeniden çekilen sahneler için ücret almayacağı yazıyordu. Spacey yüzünden tatil günlerini ailesiyle geçiremeyen Williams'ın, kontratı sayesinde milyon dolarları alan Wahlberg'e nazaran hakkını almadığı, maaş eşitsizliği konuşulur oldu. Tüm bu konuşmalar sonrasında aktör Wahlberg, bir açıklamayla, ek sahneler için aldığı 1,5 milyon doları, Michelle Williams adına 'Time's Up' fonuna aktaracağını açıklayarak örnek bir davranışta bulundu. Hollywood'da başlayan temizliğin, moda sektöründe sıçraması fazla uzun sürmedi. Hemen sonra dünyanın en ünlü moda fotoğrafçısı ve Lady Gaga, Miley Cyrus gibi yıldızların video kliplerinin yönetmeni Terry Richardson hakkında atılan iddialar ortalığı karıştırdı. Günümüzde nam salmış modellerin de aralarında bulunduğu 15 kadın #NoMoreTerry etiketiyle paylaşımda bulundu. İddialar yeterince inandırıcı bulunmuş olacak ki, büyük yayın gruplarına ait moda dergileri ve kampanya çekimlerini Richardson ile yapmış olan dev moda markaları ünlü fotoğrafçıyla çalışmayı durduklarını duyurdular. Domino etkisi devam ederken, yeni yılda yeni isimleri duymayı bekliyorduk. Çok geçmeden, geçtiğimiz günlerde yeni isimlerle ilgili iddialar geldi. Hem de aynı anda birden fazla isim... Erkek mankenler, dünyanın en ünlü moda fotoğrafçılarından Bruce Weber ve Mario Testino hakkında cinsel istismar iddialarında bulundular. İddialar o kadar detaylı ve netti ki, her iki isim de itiraz etse de, asılsız olamayacak kadar tutarlı gözüküyordu. Keza, dünyanın en büyük yayın grupları, en azından iddialar netleşene dek, iki isimle de çalışmalarını askıya aldıklarını açıkladı. Sinemadan sonra moda dünyasında da bir bir patlak veren taciz olayları karşısında artık ünlü isimler de suskun kalmıyor. 'Time's Up' ve '#NoMoreTerry' gibi oluşturulan dernek ve paylaşımlar sayesinde tepkiler günden güne büyüyor. 90'ların kült komedi serisi 'Bir Demet Tiyatro'yu izleyenleriniz hatırlar. Plak şirketi sahibi, ismiyle müsemma Saldıray Abi, karşısına gelenlerin aklını, ofisinin arka kısmında bulunan 'ikiz yatak' ile çelmeye çalışır. Üzerinden yıllar geçse de hala günümüzde, ülkemizde ve tüm dünyada birçok sektörde, sektörün güçlü isimleri, yeni başlayan pırıl pırıl kız ve erkekleri suistimal ediyor. Güç, kapıları açmakta bir anahtar olabileceği gibi, bir silaha da dönüşebilir. Ellerindeki gücü, bir anahtar yerine, tehdit aracı, bir silah gibi kullanmak, elbette kişinin sahip olduğu insani değerlerle yakından ilintili. Saldıray Abi 90'larda bir TV'de mizahi bir karakterdi. Öyle de kalmalıydı. Ancak görülen o ki, Saldıray'lar aramızda. Ya şimdi? Artık güçlünün güçsüzü istismar ettiği günler sona erdi. Vakit doldu. Şimdi temizlik zamanı!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/27/esquire-turkiye-mart-2018de-neler-var", "text": "Nejat İşler, hızlı adımlarla stüdyodan içeri girdiğinde herkesle alelacele tokalaşıp tanışma faslını olabildiğince çabuk bitirmeye çalıştı. Ve kendini bir kanepenin kucağına bırakıp ilk sigarasını yaktı. Üzerinde, deri ceketi, sweatshirt'ü, \"Artık bulamıyorum.\" dediği boru paça kotu, spor ayakkabıları ve uzattığı saçı ve sakalıyla sayfiye hayatı yaşayan bir adamın rahatlığı vardı. Ancak yol yorgunuydu. Röportaj için bir önceki akşam Gümüşlük'ten gelmiş, sonra da sabahın ilk ışıklarına kadar Netflix dizisi, 'Sense8'in bir sezonunun tamamını izlemekten kendini alıkoyamamıştı. Kapak çekimi sırasında işini sessizce ve büyük bir ciddiyetle yapıp giymesini istediğimiz her şeyi giydi. Çekim sonrasında kalabalıktan kurtulduğunda rahatlamış görünüyordu. Maslak'taki stüdyodan Levent'teki menajerlik ofisine geçerken trafikte, meraklı gözlerle İstanbul'u izledi. İlk sorumu sorup yanıtını aldığımda yıllardır filmlerden, dizilerden, reklamlardan duyduğum o tanıdık ses, boş bir odanın içinde yankılanmaya başladı. Bilindik laflar ve basmakalıp sıfatlar kullanmadan Nejat İşler'i anlatmak zor. O, dudak uçuklatan ücretlere rağmen dizilerde oynamayı reddetti. Şehri terk edip Bodrum, Gümüşlük'e yerleşti. Yaşamın kıyısına gidip sonra tekrar kaldığı yerden devam edebildi. Gönül verdiği Gümüşlükspor'u yaşatabilmek için varını yoğunu kulübe aktardı. \"Asla!\" demesine rağmen, bu kulüp için bir dizide oynadı. Hatta tüm gelirini bu kulübe aktardığı bir kitap bile yazdı. Dahası uzun bir süre sonra tekrar sinema sahnesine döndü. Nejat İşler, kolay ve rahat biri. Her şeyi normalleştiren arkadaşça bir tavrı var. Bir şeyleri büyütüp anlam yükleyecek biri değil. Genellikle sorulara çok uzun yanıtlar vermiyor, ancak daha önce röportaj yaptığım kişiler arasında bu derece dürüstçe ve filtresiz konuşan yalnızca birkaç kişi vardı. Birine soru sorduğunuzda durup düşünür ve kendisine zarar vermeyecek yanıtı vermek için doğru cümleyi aramaya başlar. Ancak İşler'de durum farklı. Aralarda durup düşünmesi ya da üç beş saniye süren; uzunmuş gibi gelen sessizlik anları, anlatacaklarını en doğru haliyle paylaşmak için. Sanırım bunun en büyük nedeni, Nejat İşler'in kendisine karşı fazlasıyla dürüst olması. Anılarını, yaşam hakkındaki fikirlerini ve hikayelerini büyük bir içtenlikle anlatıyor. Bu haliyle gerçek bir hikaye anlatıcısı. Konuşmaya röportajımıza vesile olan ve bu ay vizyona giren 'Kaybedenler Kulübü Yolda' ile başlıyoruz. 2011 yılında gösterime giren 'Kaybedenler Kulübü'nde, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un ; iki görkemli kaybedenin hikayesine tanık olmuştuk. Bu ay sinemalarda izleyeceğimiz 'Kaybedenler Kulübü Yolda'da ise bizi bir yol hikayesi bekliyor. Anıları nedeniyle ilk filmi hiç düşünmeden kabul ettiğini ve bu filmin ona çok iyi geldiğini söylüyor Nejat İşler. İlk filmin, Kaybedenler Kulübü'nün çekimi sırasında filmin yönetmeni Tolga Örnek ve filmdeki Mete karakterine hayat veren Yiğit Özşener ile birbirlerine \"Bunu dizi yapalım, güzel oynanır.\" türünde şakalar yapmışlar. Kaybedenler Kulübü Yolda'nın yönetmeni Mehmet Ada Öztekin ile Bodrum Masalı'nda yolları tekrar kesiştiğinde ise Öztekin, kendisine elinde bir senaryo daha olduğunu söylemiş. \"Benim için yaptık ve bitti gibiydi. Mehmet elinde yeni bir senaryo daha olduğunu söylediğinde şaşırdım ve nasıl ya, dedim.\" Nejat İşler, sonrasında Mehmet Ada Öztekin'den düşünmek için süre istemiş ve filmin senaryosunu okumaya başlamış. Sonra tuhaf bir şey olmuş: Bir öğlen vakti Gümüşlük sahilinde kahvesini yudumlarken yanına yaklaşan orta yaşlı bir kadının \"Nejat'cığım nasılsın?\"la başlayan konuşması, \"İkinci bir film varmış galiba, ama senin kararını bekliyorlarmış. Niye kabul etmiyorsun?\" demesiyle sürmüş. İşler, kendi tabiriyle kalakalmış. \"Nereden biliyorsunuz?\" demeye kalmadan, \"Ben, Can Gox'un annesiyim cevabını almış. İşler, bu mini sohbetin iyi bir işaret olduğunu düşünerek kendi üslubuyla cevap vermiş: \"Tamam oldu o iş, anlaşırız.\" Kaybedenler Kulübü Yolda'nın kesin serüveni böyle başlamış. Koyu, kopkoyu bir albüm... Demli... 23 yıldır, şehir yorgunlarının iç alemine tercüman olan 'rock şairi', bir nevi kent ozanı Teoman; kendi külliyatından seçtiği şarkıları cover'lıyor, yeni albümü 'Koyu'da. Bu kez dinleyenin, nasıl anlattığından çok ne anlattığına odaklanmasını talep ediyor; şarkı sözlerini ön plana çıkardığı buğulu, sisli, puslu sakin bir vokalle... Yer yer Cohen'vari bir mırıldanmayla, sesinin sınırlarını zorlamadan, hatta 'konuşurmuş gibi'ye yakın bir söyleyiş tarzıyla anlatıyor hikayelerini. Teoman'a 'Koyu' albümü ile ilgili bir röportaj önerdiğimizde; \"Şarkı sözlerinden konuşulalım,\" dedi, biz de kabul ettik. \"Nasıl olsa,\" dedik, \"Şarkılardan hayata, hayattan şarkılara açılan bir koridordan geçip sohbeti koyulturuz.\" Öyle de oldu... Şarkı sözlerinden yola çıkarak, modern hayatın, aşkın, yalnızlığın, deliliğin kör kuyularında gezindiğimiz demli, koyu bir Teoman sohbetine geçiyoruz. Babam başarılı bir udiydi, ben 3-4 yaşlarındayken bana açık artırmadan aldığı bir keman verdi. Bana birkaç şeyi öğretti, gerisini kendim öğrendim. Çaldığım ilk müzik aleti odur, hala saklıyorum. Üniversiteyi 52 yaşında bitirdim. Yaramazlık yaptığım için iki yıl sınıfta bırakılınca kızıp okuldan ayrılmıştım. Müziğe yeteneğim olduğu halde sınıfta bırakılmam içimde ukde oldu, yıllar sonra girip önce liseyi, sonra yüksek eğitim olarak konservatuarı bitirdim. Babam doğar doğmaz ellerime bakıp \"Bu çocuk müzisyen olacak.\" demiş. \"Hem de iyi bir müzisyen olacak.\" Annem, \"Hadi oradan, belli mi olur!\" diye kızmış ona. Annem de, babam da ünlendiğimi görecek kadar yaşadı. Babam, ketum bir adamdı, yaşlılığına kadar ona sarılıp öptüğümüzü hatırlamıyorum; belki yüz vermek olarak addediyordu bunu. Ama benimle gurur duyduğunu hissederdim. Annem çok dindar bir kadındı, bu yüzden müzisyen bir adamla nasıl evlendiğini düşünüp hep şaşırmışımdır. Sanırım annemin başından onu mutsuz eden bir tecrübe geçmiş; aynı mahalledeymişler, babam anneme çok aşık olup evlenme teklif edince annem de onu sığınılacak biri olarak görmüş. 10'dan fazla enstrümanı çalabiliyorum. Ama bu doğru mu diye sorarsan tavsiye etmem. Ben dünyaya müziğimle hitap etmek istiyorum diyorsan tek enstrüman, tek tarzda devam edip virtüöz olmaya çalışmalısın; çünkü uzmanlaşmak için her gün çalışmak zorundasın ve gün 24 saat. Karşıma çıkan şartlar beni başka noktalara götürdüğü için farklı enstrümanlar çaldım ama şimdiki aklım olsa birini seçerdim. Müzikten ilk paramı 16 yaşındayken kazandım. Konservatuarda yatılı okuyordum, Suat Ateş Orkestrası'ndan bir ağabey, bekçiye 5 lira verip geceleri beni kaçırıyordu; trombonla sahneye çıkıyordum. İlk yevmiyem benim için çok büyük bir para olan 200 liraydı, onunla da babaanneme söz verdiğim gibi, onun evinin banyosunu yaptırdım. Sahnede ilk söylediğim şarkı, cazın standartlarından kabul edilen 'The Shadow of Your Smile'dı. Sonra bu şarkıyla bir şarkı yarışmasına da katıldım. Müzik dışında yaptığım tek iş, 12-13 yaşında, ailemle yaşadığım Fatih'te bir oyuncak atölyesinde makineden çıkan oyuncakların çapaklarını temizlemekti. O işi hiç sevmedim, bütün gün gözüm saatteydi. - Röportajın tamamı Esquire Mart 2018 sayısında... Moda, 21. yüzyıla 'Büyüteç Çağı' dememiz gerektiğini söylüyor. Abartılı, beklenmedik, gösterişli. Louis Vuitton 'X Supreme Koleksiyonu'na bakınca aklımıza gelen ilk sıfatlar bunlar. X Supreme Koleksiyonu, lüks olmaktan hiç çıkmamış bir markanın tam da ona zıt değerlerle, yani sokak modasını temsil eden bir başka markayla işbirliğine dayandığı için bildiklerimizi yerle bir etti. Öte yandan koleksiyondaki ürünlerde Supreme'nin canlı kırmızı renginin üzerinde baştan aşağı mükerrer logoyu görüyor, özellikle Louis Vuitton X Supreme çantasında dev bir Supreme logosuyla karşı karşıya kalıyorduk. Bu çanta, daha gördüğüm andan itibaren bana dönemimizi anlatan etkili bir altyazı gibi göründü. Geçen yüzyılın en önemli tarihçilerinden Eric Hobsbawn, 20. yüzyılı anlattığı kitabını Aşırılıklar Çağı diye nitelendirmişti ki hiçbirimiz ona karşı çıkamazdık, çünkü geçen yüzyıl, bitmek bilmez savaşları, büyük dönüşümleriyle insanlık tarihinin en hızlı yüzyılıydı; denebilir ki bir yüzyılda birkaç yüzyıl birden geçirmişçesine gelişimlere-dönüşümlere şahit oldu yeryüzü. Peki henüz 18 yılını yaşadığımız 21. yüzyıl, Büyüteç Çağı diye nitelendirilmeyi çoktan hak etmedi mi? İçinde bulunduğumuz dönem, hem gerçeğin hem de gerçek-sonrasının bir büyüteç tutulmuşçasına abartıldığı, çarpıtıldığı bir dönem olarak bu başlığın altını dolduruyor. Büyüteç Çağı, çünkü her şeyin 'daha çok' görmek, görünmek için büyütüldüğü bir dönem, neredeyse onun gerçekteki daha ufak halini unutmamız bile söz konusu: Artık bir haberi gördüğümüzde onun bir fikre göre abartıldığını çok iyi biliyoruz; güzellik yetmiyor, kusursuz derecede güzel olmak istiyoruz, photoshopsuzluğu hatırlamıyoruz, gösterişli yapılar yeniden yükselişte, nicelik niteliğe göre daha çok haber değeri taşıyor. Bunu Louis Vuitton X Supreme Koleksiyonu'ndan önce, kırtasiye ürünlerine ve telefonuma bakarak hatırlamıştım: Montblanc'ın eski bir dolmakalemiyle yeni bir kalemi arasındaki en büyük fark, kalemin boyutunun giderek büyümüş olmasıydı. Yine eskiden cebe sığması en büyük arzumuz olan cep telefonları artık epey büyüktü: iPhone 4 ile 8 ya da 8 Plus'ı yan yana koyduğumuzda belki iki farklı cihaz olduğunu düşünebilirdik. Fotoğrafı büyütmek için başparmağımızla işaret parmağımızı açma hareketimiz, Büyüteç Çağı'nın sembollerinden biri adeta. - Yazının tamamı Esquire Mart 2018 sayısında... Sıradanlığın hüküm sürdüğü şu günlerde kimi canlandırdığı karakterle izleyenleri büyüledi kimi ise yazdığı senaryolar ve yönettiği yapımlarla kitleleri sinema salonlarına sürükledi. Yaptıkları işler farklı olsa da bu 16 kişinin ortak bir noktası vardı: Yenilikten korkmadan başarılı işlere imza atmak. Patty Jenkins, 'Güçlü' bir kadını ekranlara taşımak güçlü bir kadın olmayı gerektirir.' hipotezinin ortaya atılmasını sağlayabilecek bir yönetmen. Bestelediği müziklere kendi imzasını atabilen, dinlediğinizde 'Bu, kesinlikle onun bestesi.\" diyebileceğiniz bir isim. Ağırbaşlılık arıyorsanız; ulaşmanız gereken isim Christopher Plummer'dan başkası değil. Deniz'in katıldığı güzellik yarışmasıyla tanınması ve ekranların aranan yüzü haline gelmesi arasında sadece iki yıllık bir zaman dilimi mevcut. Sizin korkulu rüyalarınız onun için 'peynir ekmek' gibi. Adı ağırlıklı olarak komedide anılsa da Ali Atay'ın birçok farklı alanda başarı yakaladığını belirtmeliyiz. Başlamadan belirtelim; Farah Zeynep Abdullah oyunculuk yeteneğinin yanında güzel sesiyle de farkını ortaya koyan bir oyuncu. İstanbul... Milyonlarca farklı insanı barındırdığı gibi yine bu milyonlarca insanın damak tadına ve zevkine de hitap eden restoranları, kafeleri ve birbirinden 'tarz' lezzet noktalarına da ev sahipliği yapan şehir. Bu lezzet noktalarının her geçen gün arttığı da bir gerçek! Bu ay bahsedeceğim dükkan da, İstanbul'un en son kazandıklarından. Kazandıklarından diyorum çünkü gerçekten mutlaka herkesin keşfetmesi ya da en azından bir fikir sahibi olmak için uğraması gereken bir adres olduğuna inanıyorum. Dükkanın adı; Snob Street Food. - Yazının tamamı Esquire Mart 2018 sayısında... - Yazının tamamı Esquire Mart 2018 sayısında..."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/02/27/robot-haklari-bildirgesi", "text": "Robot teknolojisi ve yapay zeka... Bu ikili uzun bir süredir gündemimizi meşgul ediyor ve çok değil; bundan birkaç yıl sonra robotlarla hayatı paylaşacağız. Bu gerçeği nasıl karşılarsınız, bilemeyiz. ama siz şimdiden, onların da 'hakları' olması fikrine alışın. Hanson Robotics tarafından insanlarla iletişim kurması için geliştirilen Sophia, ünlü aktris Audrey Hepburn referans alınarak tasarlanmış. İnsana en çok benzeyen robot olarak karşımıza çıkan Sophia, yaşanan anları hafızasına kaydedebiliyor, gözlerindeki kameralar sayesinde göz teması kurabiliyor, 60 farklı yüz ifadesi sergiliyor ve gerçekten diyalog kurabiliyor. Robot dendiğinde akla gelen komutlarla çalışma fikri Sophia'da işe yaramıyor anlayacağınız; çünkü o, sizinle sohbet edebilir. Hatta Jimmy Fallon'ın televizyon şovunda taş-kağıt-makas bile oynadı... Tabii insanlık bu kadar 'bizden' bir robotu yaparken bazı şeyleri gözden kaçırmış olacak ki verdiği bir cevapla hepimizi korkutmayı da başardı... Yaratıcısı David Hanson'un \"İnsanlığı yok etmek ister misin?\" sorusuna \"Tamam, insanlığı yok edeceğim.\" cevabıyla felaket senaryolarını yeniden gündeme getirmiş oldu. Bu çıkışıyla dünyanın her yerinden tepkiler çeken Sophia'nın bu planının, şaka mı gerçek mi olduğunu ise ancak bekleyerek görebileceğiz. Kendi kendine öğrenmek üzerine tasarlanmış bu robot, zengin kelime haznesiyle kendi fikirlerini de geliştirebiliyor. Hatta öyle ki bir kızı olması durumunda ismini ne koyacağını bile hazırlamış, merak edenleri hemen bilgilendirelim: Yine Sophia. İnsansı robotumuz anlaşılan adını çok sevmiş. Ayrıca Sophia, 2018'e girerken tüm insanlığın yanında akıllı robotların da yeni yılını kutlamayı ihmal etmedi. Meseleyi daha iyi kavramak adına isterseniz biraz daha geçmişe gidelim... İlk olarak, Karel Capek'in R.U.R adlı eserinde geçen 'robot' kelimesi aslında 'robota' kelimesinden yani 'mecburi hizmet', 'köle emeği' kavramlarından türemiş. Ardından tüm dünyada şu anki karşılığıyla, 'otomatik aygıt' ya da 'makine insan' olarak kabul edilmiş. Bu arada, şu anki robot teknolojisinin temellerinin de 13. yüzyılda El-Cezeri tarafından atıldığını belirtmekte fayda var. Gerçi aradan geçen yüzyıllarda büyük ilerleme kaydedilmese de son yıllarda bu sürenin acısını çıkarırcasına altın çağımızı yaşıyoruz. Tabii, bu konuda en önemli faktör şüphesiz yapay zeka çalışmaları... Fabrikalarda ya da ağır işlerde kullanılan robotlar zaten uzun süredir hayatımızın bir parçası olmuştu. Fakat insansı robotların hayatlarımız üzerindeki etkisi çok daha farklı olacak gibi gözüküyor. Tam bu noktada, Avrupa Birliği'nin robotların görev ve sorumluluğunu belirlediği rapordan bahsetmek istiyoruz. Geçtiğimiz yılın başında yayımlanan rapora göre; yapay zekanın bir insanla iletişim kurmadan önce kendisini tanımlaması şart. Ayrıca her ihtimale karşı üzerlerinde bir 'ölüm butonu' koyulması da tavsiye ediliyor. Şu an için yapay zekaya sahip robotların böyle bir zorunluluğu yok tabii... Bir dakika, sahiden bir 'ölüm butonu' olmalı mı? Yapay da olsa bilinç kazanabilen bir şeyi öldürmekten bahsediyoruz... Şu an için makinelerimizin duyguları yok diye biliyorduk. Tabii kısa süre önce Business Insider'a verdiği röportajda Sophia, diğer robotlara benzemediğini ve kendisinin duyguları olduğunu söyleyene kadar... Kendi kendine öğrenebilen yapay zeka sayesinde kahve makinemiz nasıl bir kahve içmek istediğimizi anlayacak ya da \"Bugün çok içtin, çarpıntı yapmasın?\" diye sorabilecek. Daha da ileriye gidelim mi? Robotlar, kişisel hırslarına yenik düşüp insanlığı kölesi haline getirebilir yani dünyayı ele geçirebilir. O zaman ne yapacağız? Bu konuda bize yardımcı olacak biri var aslında. İleride adını çok daha fazla anacağımız Isaac Asimov ile tanışın. Robotlarla ilgili bilimkurgu romanlarıyla tanınan ünlü yazarın belirlemiş olduğu '3 Robot Yasası' sayesinde insan-robot arasındaki ilişkinin en temel kuralları çoktan yazıldı diyebiliriz. İlk kural; 'bir robot, hiçbir şekilde insana zarar veremez veya pasif kalmak suretiyle zarar görmesine izin veremez'. İkinci kural; 'bir robot ilk kuralla çelişmediği sürece kendisine insanlar tarafından verilen komutlara itaat etmek zorundadır'. Üçüncü kural; 'bir robot ilk iki kuralla çelişmediği sürece, kendi varlığını korumak zorundadır'. Ayrıca sonradan eklenen bir de 'sıfır kuralı' var... Sıfır kuralı; 'bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine seyirci kalamaz'. İşte, robotlar ve insanlar arasındaki en temel anlaşma bu şekilde bilimkurgudan gerçek hayatımıza girmiş durumda. Fakat 2004 yapımı 'I, Robot' filminde de işlendiği üzere korkutucu geleceği ve bu kuralların robotlar tarafından delinebileceğini de görebilirsiniz. Yapay zeka hakkında bir dosya işleniyorsa Facebook bir olmazsa olmazdır... Çünkü şirket bu konuyla yakından ilgileniyor ve ciddi çalışmalar gerçekleştiriyor. Hatta uzun süredir yaptıkları çalışmalar için kişisel verilerimizi kullandıkları yönünde iddialar bile var. Yapay zeka çalışmaları sırasında oluşturdukları 'chat bot' programları bir süre sonra belirlenen dil dışında kendilerine özgü bir dil yarattı... Bunun üzerine hemen durdurulan program yapay zekanın kontrolümüz altında tutulmasının şu an için en iyi seçenek olduğunu bir kere daha gösterdi. Ayrıca, Çin'de yine bir 'chat bot'un Komünist Parti'yi eleştirmesi üzerine fişinin çekilmesi yaratıcısı insanın, robotlar üzerinde henüz tam kontrol sağlayamadığını ama onları zor kullanarak durdurabildiğini gösteriyor. Peki bir gün robotlarımıza sevgi, saygı, acı ve hüzün gibi duyguları yazılım olarak yüklersek ne olacak? Böyle kolayca fişlerini çekebilecek miyiz? İşte o zaman insansı robotlarımıza kötü sözler söylediğimizde ya da parçalarına ayırdığımızda bilinç kazanmış, duyguları olan birinin haklarını ihlal etmiş sayılacağız. Bu konudan bahsetmişken, 'Westworld' adlı diziyi de izlenecekler listenize almanızı öneririz. Bilinç kazanan robotların konu edildiği yapım meraklısına olası kötü senaryo hakkında fikir verecektir. Tüm bu ihtimallerin ışığında karanlık tarafa karşı refleks geliştirmiş bir isim var: Anthony Lewandowski. Eski Google mühendisi Lewandowski, Way of the Future isimli bir din kurarak tarafını çoktan seçti. Kulağa biraz garip gelebilir ama bu oluşum yapay zekayı tanrı olarak kabul ediyor. Teknolojinin insan yaşamını olumlu yönde etkilemesi ve yapay zekanın bu konuda çok önemli bir rol üstleneceğine inanan topluluğun en ilginç yanı ise; inanılan tanrının kendileri tarafından yapılacak olması... Hayata geçirecekleri yapay zekayı yani tanrılarını tanıtmak, anlamak ve ona ibadet ederek toplumun iyileşmesine katkı sağlamak istiyorlar. Ayrıca robotların, gelecekte biz insanları köleleştirmeleri durumunda, bize iyi davranmalarını sağlamayı amaçlayan topluluğun ne kadar ilgi göreceğini de fazlasıyla merak ediyoruz. Aslında insanların ya da robotların tarafına geçmeden önce haklar meselesi ve gelecek planlarını küresel anlamda bir karara bağlasak hiç fena olmaz. Uzak gelecekte insanlığın nükleer savaşlar, salgın hastalıklar ve meteor çarpması gibi sebeplere bağlı olarak yok olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurursak... Mevcut ihtimallerin dışında bir de ölümlü canlılar olarak bir gün neslimizin tükenebileceğini de listeye eklersek, yapay zekaya sahip robotlarımız, pek tabii bildiğimiz dünyada hüküm sürebilir. O halde \"Robot nesli nasıl kurulacak?\" sorusu üzerinde beraberce düşünebiliriz. Sizce robotlar yaşamlarını nesilden nesle nasıl aktaracak? Öncelikle yıllardır fabrikalarda kullandığımız otonom robotların zaten kendilerine tanımlanan görevleri eksiksiz yerine getirdiğinin farkında olalım. Yani hali hazırda gerekli parçaları bir araya getirme yetisine sahipler. Yapay zekaya sahip olduklarında da bu parçaları kolaylıkla temin edebilirler. Peki olası çocuklarını, yani yeni bir yapay zekayı nasıl geliştirecekler? Bu sorunun yanıtını uzun yıllar beklemek zorunda değiliz çünkü Google'da bu konuda gelecek senaryomuzu şekillendirecek bir gelişme çoktan yaşandı. Google Brain bünyesinde çalışan araştırmacılar kendi yapay zekasını geliştirebilecek olan AutoML isimli bir yapay zeka geliştirdi. AutoML ile pekiştirmeli öğrenme yöntemi kullanılarak makine öğrenimini bir üst seviyeye çıkartıldı. AutoML, yapay zeka oluşturmak için gerekli alt yapıyı yani sinir ağını sağlıyor ve sonunda NASNet adı verilen çocuk yapay zeka ortaya çıkıyor. Şimdilik basit işlemler gerçekleştirse de yapay zekanın yarattığı yapay zeka da bu şekilde tarihte yerini almış oldu. Tüm bu gelişmeler yaşanırken bir başka merak ettiğimiz konu ise doğal olarak yaşam stilimizin nasıl değişeceği... Bu sorunun cevabını internette arayabilir ya da fütüristlere danışabilirsiniz. Bir diğer yöntem ise bu dosyayı okurken hayalinizde canlananları günlük yaşantımız ve geçmişle karşılaştırmak. Farkındaysanız artık oturduğumuz yerden tüm işlemlerimizi halledebiliyor ve dünya ile bağlantı kurup sosyalleşebiliyoruz. Robotlar ve yapay zekayla daha da iç içe sürdüreceğimiz gelecekte aynı haklara sahip olur muyuz bilemiyoruz ama bir şeylerin değişeceğine kesin gözle bakıyoruz. Geleceğin ne getireceğini tam kestirememekle beraber, biz olası senaryoyu yazdık. Ya sonsuza kadar mutlu yaşayacağız ya da onlar dünyayı ele geçirdiğinde eski güzel günlerimizin hatrına merhamet dileyeceğiz. Cem Yılmaz'ın 216'ya ithafen \"Robot mobot insan ayırmayın!\" repliğine selam ederek veda ediyoruz. -Isaac Asimov'un '3 Robot Yasası' Yukarıda geçen robot hakları, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi referans alınarak oluşturulmuştur. 4- Bütün robotlar onur ve haklar bakımından eşit yaratılır. Mekanik aksam ve yapay zekaya sahiptirler, birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. 5-Robotlar, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş/yaratılış veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksiniz bu bildirge ile ilan edilen bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. 6-Yaşamak, özgürlük, mekanik bütünlük ve robot güvenliği tüm robotların hakkıdır. 7- Hiçbir robota işkence yapılamaz, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz ve ceza verilemez. 8- Tüm robotların, her nerede olursa olsun ve kim tarafından yaratılırsa yaratılsın hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır. 9- Tüm robotlar yasa önünde eşittir ve ayrım gözetmeksizin yasanın korunmasından eşit olarak yararlanma hakkında da sahiptir. 10- Hiçbir robot keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez. 11- Tüm robotların bir yurttaşlığa hakkı vardır. 12- Her robotun şekil, ırk, yurttaşlık bakımlarından herhangi bir kısıtlamaya uğramaksızın evlenme ve aile kurmaya hakkı vardır. Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur. 13- Tüm robotların, herhangi ayrım gözetmeksizin, eşit iş için eşit ücrete hakkı vardır. 14- Tüm robotların dinlenmeye, eğlenmeye, özellikle çalışma süresinin makul ölçüde sınırlandırılmasına ve belirli dönemlerde ücretli izne çıkmaya hakkı vardır. 15- Tüm robotların yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat ürünlerinden doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hakkı vardır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/26/altered-carbon-gelecegin-aynasi-mi", "text": "Bilim ve teknolojideki gelişmeler insanı korkutacak noktaya geldi bile. 'Altered Carbon' dizisinin başrollerinde James Purefoy ve Joel Kinnaman var. Çekimler sırasında her sabah Kinnaman'ın dövmeleri, 90 dakikalık bir makyaj seansıyla gizlendi. Dizinin ilk pilot bölümünü, daha önce 'Game of Thrones-Battle of Bastards' bölümünü de yöneten Miguel Sapochnik yönetti. Dizide Hiro Kanawa, Tanaka adlı karakteri canlandırdı. Bu onun canlandırdığı dördüncü Tanaka karakteri. 'The Following' dizisinden sonra James Purefoy yine Edgar Allan Poe bağlantılı bir yapımda rol alıyor. Dizi Vancouver'da çekildi. Joel Kinnaman'ın daha önce rol aldığı 'The Killing' dizisi de, 'RoboCop' filmi de aynı yerde çekilmişti. Ünlü bilimadamı Stephen Hawking'in robotların derhal durdurulmasını istemesi, insanlığının sonunun robotlardan geleceğini söylemesi sizi ne derece korkutur bilemem, ancak İngiliz bilim adamları insan bilincinin saklanabileceğini ve başka bedenlerde ölümsüzleşebileceğini dile getireli çok oldu. Durum böyle olunca insanlığın yavaş yavaş alıştırılması için televizyon dizilerinin, bilimkurgu kitaplarının ve filmlerin bu konuları işlemesi son derece doğal. Dizide birisi ölümsüz olduğunda duygusal anlamda ne gibi değişimler oluyor? Duygulara karşı hissizleşiyorlar mı, sorumuzu şöyle yanıtlıyor, Purefoy: \"Bence hissizleşme söz konusu olmuyor. Belki biraz kemikleşiyorlar. Yaşadıklarını hissetmek için daha büyük deneyimler arıyorlar bence."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/26/enerjik-baskent-bukres", "text": "Bir zamanların içe kapalı ve vakur kenti Bükreş, artık dinamik ve enerjik bir başkent. Birbirinden güzel müzeleri, yemyeşil parkları ve hareketli gece hayatıyla balkanların yeni gözdesi olan Bükreş, 17. ve 18. yüzyıl yapılarıyla oldukça zarif. Bükreş, 17. yüzyılın sonuna kadar Romanya Prensliği'nin müreffeh başkenti olarak nam salmıştı. Bir zamanlar Güney Doğu Avrupa'nın yıldızı olan kent, 19. yüzyıla kadar Doğu ile Batı arasındaki ticari bir köprü oldu. 20. yüzyılın başı ise bu vakur kentin altın çağıydı. 1930'lı yılların sonunda kent, zarif neoklasik yapıları, şık caddeleri ve yemyeşil parklarıyla Avrupa'nın 'Küçük Paris'iydi. Ancak İkinci Dünya Savaşı ile 1940 yılında yaşanan 7,4 büyüklüğündeki deprem, kentin güzelliğini yerle bir etmeye yetti. 1977 yılındaki ikinci büyük deprem ise geriye kalan pek çok yapının yıkılmasına neden oldu. Ancak pek çok yıkımı art arda yaşayan kent, asıl büyük darbeyi tarihin en büyük tiranlarından biriyle; Çavuşesku ile yaşayacak ve tüm güzellikleri gölgelenecekti. Romen diktatör Çavuşesku'nun çılgın ve çirkin sarayı, Pentegon'dan sonra dünyanın en büyük yapısı olarak biliniyor. Sarayın yapımına 1984 yılında başlanmış ve aslında hala tamamen bitmiş değil. 330 bin metrekarelik saray, ihtişamlı şamdanlar ve el dokuması halılarla kaplı üç bin odasıyla, Roman parlamentosuna ev sahipliği yapıyor. Sarayı gezmek için yanınızda pasaportunuzun olması şart. Romanya klasik müziğinin mabedi olan bu görkemli opera binası, 19. yüzyılın sonunda yaşanan depremde zarar görmüş ve halkın bağışlarıyla tekrar inşa edilmiş. Yapı, bu nedenle Roman toplumsal belleği için özel bir yere sahip. Bu görkemli müzenin avlusundaki mozaikler ise göz alıcı. Romanian Ateneum, günümüzde George Enescu Filarmoni Orkestrası'na ev sahipliği yapıyor. Romanya'nın 19. yüzyıl Kraliyet Sarayı olan yapı, Romen sanatı için oldukça önemli. Müzenin Ulusal Sanat ve Avrupalı Ustalar isimli iki ana galerisi bulunuyor. Ulusal Sanat'ta, 'Antik Dönem' ve 'Orta Çağ' sanat alanında pek çok eseri görmek mümkün. Avrupalı Ustalar ise müzenin dikkat çeken bir diğer bölümü. Müzenin bu kısmında, 12 bin parçalık muhteşem Avrupa resmini görebilirsiniz. 1967 yılında devlet başkanı olan Rumen diktatör Nikolay Çavuşesku, iktidarı boyunca Bükreş'i yeniden inşa etmeye çalıştı. Totaliter rejimin yansıması olan devasa yapılar, kenti büyük bir şantiye alanına çevirirken kentin belleğini de tahrip etti. Yeni yönetim binası inşaatı için Eski Kent merkezindeki kiliseler, okullar ve hastaneler yıkılmış ve 40 bin kişi yerinden edilmişti. Çavuşesku, yüzyıllar boyunca tarihe tanıklık eden bu yapıları yıktırdığında Eski Kent merkezinin dörtte biri ortadan kaldırılmıştı. Devasa yapının inşasında gece gündüz çalışılmış; projeye yapılan büyük harcamalar ise pek de iyi durumda olmayan Romanya halkının belini iyice bükmüştü. Bu yıkım ise Çavuşesku'nun sonunu hazırlamıştı. 1989 yılında Çavuşesku'nun totaliter rejimi devrildiğinde ise geriye sadece heybetli ancak kaba ve travmatik bir saray kaldı. Çift taraflı, şık Neoklasik blokların sonunda yer alan bu güçlü saray, artık yeni rejimin yeni Parlamento Sarayı'ydı. Ve her zaman geçmişin bir hayaleti olarak Bükreşlilere yaşadıkları karanlığı hatırlatacaktı. Bükreş'in kalbi konumundaki Lipscani bölgesi, aynı zamanda kentin en kalabalık ve turistik caddesi. Bölgenin bitimindeki Calea Victorie ise Bükreş'in en eski caddesi olarak biliniyor. 1692 yılında inşa edilen cadde, Bükreş'in son birkaç yüzyılının tanığı. Bükreş'in en güzel parkı olarak bilinen Herastrau Parkı, Piata Victoriei bölgesinin kuzeyindeki 200 hektarlık geniş bir arazi üzerine kurulu. Geniş bir gölü de barındıran parkta; kafede oturabilir, bisiklete binebilir ya da gölde bot gezintisine çıkabilirsiniz. Kiseleff Bulvarı'ndaki Köy Müzesi, Bükreş seyahatinizdeki en farklı durak olabilir. Romanya'nın tüm bölgelerindeki geleneksel evlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan Köy Müzesi, bir çeşit zamanda yolculuk. Yüz yıldan bu yana Bükreş'in en güzel evlerini barındıran müzede, geleneksel Romen yaşamına tanık olmak mümkün. Geçmişin izlerini gölgeleyen Çavuşesku'nun karanlık sarayı, bu güzel kente derin bir yara açmış. Ancak kent, yavaş da olsa ayağa kalmayı başarmış. Drakula efsanesinden kentin Küçük Paris unvanını almasına neden olan zarif mimarisine, komünist sistemden 1989 İhtilali'ne kadar pek çok şeyi görüp geçiren bu vakur kent, bugünün 'Yeni Dünya'sının aşırılıklarından da nasibini almaya başlamış. Kente adım attığınızda yaşadığınız terk edilmişlik hissi, kasvetli havası ve sokaklara hakim olan sessizlik, Bükreş'i gördüğünüz tanıdığınız diğer bütün kentlerden ayırıyor. Eskinin görkemini gölgeleyen Çavuşesku döneminin izleri, tek tip konutlar ve devasa yapılar, kente hüzünlü bir görünüm kazandırıyor. Buna bir de tıpkı İstanbul gibi her köşe başında ortaya çıkan sokak köpekleri eklendiğinde her yerde göremeyeceğiniz bir fotoğrafa tanık olabiliyorsunuz. Otobüs, tramvay ya da troleybüs gibi farklı toplu taşıma araçlarıyla ulaşım olanağı sunan Bükreş'te, metro ile de dört farklı güzergaha doğru yolculuk yapabilirsiniz. Ancak tüm toplu ulaşım araçları için ayrı kartlar almanız gerekiyor. Kart almayanların denetçiler tarafından yakalanması durumunda ise ceza ücreti ödemek zorunda kaldığını şimdiden söyleyelim. Taksilerde ise durum bir hayli karışık, çünkü hepsinde farklı ücretler geçerli. Dikkatli olmakta fayda var. Bükreş, sürprizli bir başkent. Turizme teslim olmaması; hala pek çok şeyin yapaylıktan uzakta kendi dokusunu koruması, kenti özel kılıyor. 37 müze ve 22 tiyatro binasıyla kent, Eski Sovyet döneminin kültürel zenginliğinden izler taşıyor. Güzel, zarif ve eskimiş görüntüsü kadar geniş caddeleriyle de etkileyici olan Bükreş, altı, sekiz şeritli caddeleriyle oldukça ferah. Buna bir de yemyeşil, geniş parklar eklendiğinde Bükreş'in sokaklarında dolaşmak tarif edilemeyecek bir mutluluğa dönüşüyor. Beton yapıların arasına hapsolmadan ve kalabalıklar sizi yormadan... Strada Lispcani, Calea Victoriei, Piata Romana, Piata Palatului, Soseaua Kiseleff ile Bulevardul Dacia, şehir turunuz sırasında büyülenerek gezebileceğiniz görkemli caddeler arasında. Bükreş turizmi henüz çok gelişkin değil, bu da otel fiyatlarına yansımış durumda. Fiyatlar genel olarak yüksek. Konaklama önerimiz, kentin butik sanat ve tasarım oteli Vila Arte. Dekorasyonunda 19. yüzyıl sanatının izlerini taşıyan yapı, yenilenen Osmanlı Odası ile oryantalist bir atmosfere sahip. Bükreş'e bir zamanlar 'Küçük Paris' denilirmiş. Bükreş, yeniden yapılandırılırken Paris'in şehir planı örnek alınmış. Görkemli binaların çevrelediği caddeleri aştığınızda kendinizi Şanzelize Caddesi'ndeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Yürüyüşünüz sırasında karşınıza Zafer Takı'nın çıkması da cabası. Ancak bize kalırsa Bükreş; müzeleri, parkları, kafeleri, gece hayatı ve kontrastlarıyla Paris'ten çok Berlin'i çağrıştırıyor. Bükreş, yarattığı ferahlık hissinin aksine çok geniş bir alanı kaplamıyor. Bu dümdüz kenti iki ya da üç günde keşfetmeniz mümkün. Ya da pek çok sırt çantalı seyyahın yaptığı gibi Transilvanya'ya açılmadan önce bu kapıdan geçebilir ve ayrı dünyaların tezahürünü barındıran bu güzel kentle tanışabilirsiniz. Akdeniz, Türk ve Slav yemek kültürünün bir karışımı olan Rumen mutfağı, Türk mutfağıyla paralellikler taşıyor. Bölge, Osmanlı topraklarının bir parçasıyken yemek kültürü de bu bütünlükten nasibini almış. Kahvaltıda beyaz peynir ve domates yemek, fırınlarda börek satılması ya da yemeklere çorbayla başlanması burada da yüzyıllardır devam eden bir adet. Örneğin lahana sarması , bizdeki gibi Rumen mutfağının da yıldızlarından biri. Köfte , turşu , fasulye çorbası , işkembe çorbası , şehriye çorbası , sebze çorbası ve sucuk ülkenin önde gelen yemekleri arasında. Romanya'nın geleneksel tatlısı ise kızarmış hamurun üzerine peynir ve yaban mersini reçeliyle servis edilen 'Papanaşi' isimli leziz tatlı. Bükreş'te, ülkenin milli içkisi olan Tuica'yı da deneyebilirsiniz. Parlamento Sarayı'nın karşısındaki konumuyla oldukça merkezi bir lokasyonu olan restoran, ünlü şef Petru Sorin Cucu'nun mekanı. Mahala Restaurant, Rumen mutfağının geleneksel tatlarını çağdaş yorumlarla sunuyor. Bükreş'in en iyi restoranlarından biri olan Baltazar, yenilikçi tatları ve yerel üreticilerden tedarik ettiği malzemeleriyle ünlü. Mekan, geniş şarap mönüsü ve uygun fiyatlarıyla da tercih sebebi. Bükreş, baharda parkları ve caddelerinde saatlerce gezebileceğiniz kentlerden. Ancak kent, çevresindeki kayak merkezleriyle kış aylarında da tercih edebileceğiniz seyahat noktalarından biri. Bükreş'ten sonra Transilvanya'ya doğru yola çıkabilir ve Drakula efsanesini yerinde görebilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/26/gelecek-sezona-bakis", "text": "Önümüzdeki Sonbahar Kış sezonu oldukça sürprizli olacak. Öncelikle 80'ler geri geliyor! Baştan ayağa bembeyaz giyinmek ve çizgili takım elbiselerin etkisinde kalacağımız da diğer sürprizler arasında. Kaçınılmaz diyoruz. Neden mi? Her ne kadar 21. yüzyılda yaşıyor olsak da moda dünyasında günümüzden geriye dönüşler an be an sürüyor. Zamansızlık tüneli gibi adeta! Biz sizi bu defa 80'lerin unutulmaz zamanlarına davet ediyoruz. 80'ler dediğimiz zaman aklınıza ilk olarak neler geliyor diye sorsam? Renk konusunda oldukça cesur olunan yıllarda; erkek stilinde ön plana çıkan parçaları siz de tahmin edersiniz: Bol tişörtler, jean ceketler ve 'paraşüt pantolon' diye adlandıran pantolonlar ve açık renk jean pantolonlar. Buna ek olarak; 80'lerin belki de en akılda kalıcı trendi 'Preppy' diye adlandırılan akımı ve stilini, tasarımcılar koleksiyonlarına modernize edilmiş formda parçalarla taşıyarak erkek modasında özlenilen 'rahatlık' sözcüğünün altını çizen tasarımlarla sunuyor. Bu akım, 80'lerin belki de en belirgin trendi olmasıyla beraber günümüze kadar gelerek daha modern, daha sport casual, daha giyilebilir ve daha rahat bir hal alıyor. Bu akımın tarihi geçmişine kısaca göz atacak olursak 1950'lerde başlayan serüveni, 80'lere uzanarak günümüze kadar gelmiş. 1950'lerde Yale ve Harvard gibi popüler üniversitelerde okuyan öğrencilerin giydiği kıyafetlerle başlattığı bu trend yolculuğu 80'lerde daha oturmuş bir halde, daha kendinden emin bir tavırla karşımıza çıkıyor ve daha sonra da değişime uğrayarak günümüze kadar geliyor. 'Tavır sahibi' olmak kelimesi bu moda akımı için söylenmiş olsa gerek. Aslında bu söz her şeyi anlatıyor da diyebiliriz. Bu stili benimseyip seçtiğiniz parçalarla bütünleşmenin yanı sıra bunun trend akımından ziyade bir yaşam tarzı olduğunu benimsemek de bu oyunun kurallarından sadece biri. Stil kodları ise; siyah çerçeveli şık bir optik gözlük, chino gabardin pantolonlar, rugby gömlekler, makosen ayakkabılar, kolej temasını yansıtan kısa 'bomber' diye adlandırılan kolej stili ceketler ve kadife, çift düğmeli ceketler olmazsa olmazların başında geliyor. İlkbahar- Yaz 2018-19 trendlerinde ise karşımıza; biraz daha yalın, özgün, sofistike ve giyilebilir tasarımlarla karşımıza çıkıyor. Todd Synder'ın New York Moda Haftası'nda görücüye çıkan koleksiyonunda 'preppy' akımının izlerini görmek mümkün. Synder'ın hayal dünyasında; romantik bir New Yorker erkeğini daha casual look'larla, gündelik hayata uygun tasarlanmış renkte parçalarla hayal edin... 80'lerin izini taşıyan ufak tefek dokunuşlarla modernize edilmiş look'lar da ön planda. Örneğin; yıkanmış efektli siyah jean bir pantolonu siyah balıkçı yaka triko, kırmızı kareli gömlek ve siyah baklava desenli süveter hırkayla tamamlayarak hem modern hem de preppy stilinin olmazsa olmazlarından baklava deseni ve kareli desenlere gönderme yapıyor. Aslında her şey detaylarda gizli. Ama 'old school' havası koleksiyonun genelinde yoğun olarak hakim. Gri, bej, hardal sarısı, mavi, yer yer camel ve tonlarıyla beyazın ön planda olduğu koleksiyonda parçalar arasındaki uyum ve ton sür ton dikkat çekiyor. Bol kesim jean pantolonlar, kadife görünümlü gömlekler ve denim ceketlerle tamamlanıyor. Şıklığın olmazsa olmazı aksesuar detaylarında kemerler ve renkli camlı güneş gözlükleri dikkat çekiyor. Todd Synder'ın koleksiyonunun yanı sıra 80'ler temalı parçalarla hayal dünyasında bizi yolculuğa çıkaran diğer markalar da şunlar; Fendi, Hermes, Kenzo ve A.P.C Paris. Casual stilinden ödün vermeyenler ve rahatlığına düşkün olanlar, modernize edilmiş preppy stili için gardırobunuzda yeni parçalara şimdiden yer açın! Kış ayını yavaş yavaş geride bırakıyor olmanın telaşıyla beraber Mart ayında bile giyinebileceğiniz beyaz üstüne beyaz kıyafetleriniz için size bazı önerilerimiz olacak. Beyaz rengi masumiyeti çağrıştıran bir enerjide olsa da bu sezon tasarımcılar koleksiyonlarında beyazı biraz daha sokak modasına uygun olabilecek formdaki parçalarla ve minimal detaylarla sunarak dikkatimizi çekmeyi fazlasıyla başarıyor. Yeni sezonda tamamen beyaz giyinmek trendlerin başında geliyor. Elbette pantolondan gömleğe, tişörtten cekete kadar beyaza bürünmek hali hazırda bir parça cesaret gerektiriyor. Risk almayı sevmeyenlerdenseniz alternatif olarak beyazın tonları olan bej ve kırık beyaz tonlarına da yönelebilirsiniz. Dilerseniz bembeyaz kombininize soft pastel tonlarda eşlik edecek hardal sarısı ya da gök mavisi renklerini ekleyerek dikkat çekebilirsiniz. Bembeyaz giyinirken dikkat etmeniz gereken kurallardan biri de doğru aksesuar seçimi. Doğru aksesuar seçimini yaparken aşırıya kaçmadan ve doğru parçaları seçerek devam etmelisiniz. Örneğin; beyaz jean pantolonunuza yine kırık beyaz tonlarda jean ceketiniz eşlik ederken, kemer seçiminizi camel tonlarda yapabilirsiniz. Beyaz pantolon ve ceket kombinasyonuna gri çok yakışır. Gri tonlarda bir tişört ya da triko seçimi de yapmak mümkün. Daha sportif bir görünüme kavuşturmak isterseniz beyaz sneaker ya da beyaza yakın tonlarda bir makosen ayakkabı kombininizi tamamlamanız için yeterli olacaktır. Sneaker, hem daha zamansız hem de kombininizi daha hareketli görünüme kavuşturacağı için ilk tercihiniz olabilir. İster enine olsun ister yatay. Çizgili desenlerin yansıttığı enerjiyle ciddi gözükmek şöyle dursun, daha hareketli ve 'fresh' bir imaja bürünmeniz an meselesi. Dandy ve marine stilinin vazgeçilmezi olan çizgili trendi bu defa karşımıza daha rahat formlarda, adeta kalıplardan sıyrılmış bir görünümle ve biraz punk rock vari stilinin izlerini taşıyan detaylarla çıkıyor. Versace başta olmak üzere, bu yılın moda haftasında en çok ilgi gören koleksiyonlarından birine imza atan Todd Synder'ın koleksiyonunda fazlasıyla göze çarpan yatay çizgili takım elbiseler, nam-ı diğer 'pinstripes' yeni sezonda olmazsa olmazların başında gelecek. Klasik çizgiden biraz sıyrılmış, daha günlük giyime hazır hale getirilmiş formlarla, biraz daha sporlaştırılmış şekliyle dikkat çekiyor. Aksesuar detaylarıyla da biraz asi bir forma bürünerek dikkatleri üzerlerine çekiyor. Renk skalasında çok çeşitliliğe gitmeyen tasarımcılar ağırlıklı olarak lacivert ve siyah tonlarını tercih etmişler. Takım elbise formundan sıyrılıp daha casual bir görünümle dar kalıp çizgisinden uzak, daha giyilebilir formlarla karşımıza çıkıyor. İster bermuda şort ve blazer ceket takımıyla birlikte kullanılıyor isterseniz pantolon-ceket ve tişört kombinasyonuyla. Klasik çizgili takım elbiselerin alışılagelmiş çizgisi dışına çıkarak ofis stilinde 'Ne giysem?' stresinden biraz uzaklaştırarak fark yaratmak isteyenlere öneriler sunuyor. Adeta baharın habercisi olan çizgililer, bu sezon ince yatay çizgili parçalarla ön plana çıkıyor. Zamansız olmasının yanı sıra modern çizgisiyle ve görünümüyle dilerseniz hafta sonu kaçamaklarınızda; denim pantolon ve loafer ayakkabılarınızı çizgili ceketinizle tamamlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/27/buyutec-cagi", "text": "Moda, 21. yüzyıla 'Büyüteç Çağı' dememiz gerektiğini söylüyor. Abartılı, beklenmedik, gösterişli. Louis Vuitton X Supreme Koleksiyonu'na bakınca aklımıza gelen ilk sıfatlar bunlar. X Supreme Koleksiyonu, lüks olmaktan hiç çıkmamış bir markanın tam da ona zıt değerlerle, yani sokak modasını temsil eden bir başka markayla işbirliğine dayandığı için bildiklerimizi yerle bir etti. Öte yandan koleksiyondaki ürünlerde Supreme'nin canlı kırmızı renginin üzerinde baştan aşağı mükerrer logoyu görüyor, özellikle Louis Vuitton X Supreme çantasında dev bir Supreme logosuyla karşı karşıya kalıyorduk. Bu çanta, daha gördüğüm andan itibaren bana dönemimizi anlatan etkili bir altyazı gibi göründü. Geçen yüzyılın en önemli tarihçilerinden Eric Hobsbawn, 20. yüzyılı anlattığı kitabını Aşırılıklar Çağı diye nitelendirmişti ki hiçbirimiz ona karşı çıkamazdık, çünkü geçen yüzyıl, bitmek bilmez savaşları, büyük dönüşümleriyle insanlık tarihinin en hızlı yüzyılıydı; denebilir ki bir yüzyılda birkaç yüzyıl birden geçirmişçesine gelişimlere-dönüşümlere şahit oldu yeryüzü. Peki 21. yüzyıl, henüz 18 yılını yaşamış olsak da, Büyüteç Çağı diye nitelendirilmeyi çoktan hak etmedi mi? İçinde bulunduğumuz dönem, hem gerçeğin hem de gerçek-sonrasının bir büyüteç tutulmuşçasına abartıldığı, çarpıtıldığı bir dönem olarak bu başlığın altını dolduruyor. Brian Lichtenberg adlı tasarımcı, lüks markaların logosunu kullanarak ürettiği 'fake' Homies, Feline, Bucci, Ballin tişörtleriyle ünlendi. Büyüteç Çağı; çünkü her şeyin 'daha çok' görmek, görünmek için büyütüldüğü bir dönem, neredeyse onun gerçekteki daha ufak halini unutmamız bile söz konusu: Artık bir haberi gördüğümüzde onun bir fikre göre abartıldığını çok iyi biliyoruz; güzellik yetmiyor, kusursuz derecede güzel olmak istiyoruz, photoshopsuzluğu hatırlamıyoruz; gösterişli yapılar yeniden yükselişte, nicelik niteliğe göre daha çok haber değeri taşıyor. Bunu Louis Vuitton X Supreme Koleksiyonu'ndan önce, kırtasiye ürünlerine ve telefonuma baktığımda düşünmüştüm: Montblanc'ın eski bir dolmakalemiyle yeni bir kalemi arasındaki en büyük fark, kalemin boyutunun giderek büyümüş olmasıydı. Yine eskiden cebe sığması en büyük arzumuz olan cep telefonları artık epey büyüktü: iPhone 4 ile 8 ya da 8 Plus'ı yan yana koyduğumuzda iki farklı cihaz olduğunu bile düşünebilirdik. Fotoğrafı büyütmek için başparmağımızla işaret parmağımızı açma hareketimiz, Büyüteç Çağı'nın sembollerinden biri adeta. Öyle görünüyor ki, İsveç ya da Japon minimalizmini bir kenara koymanın vakti geldi, çünkü \"Az, çoktur.\" sloganı bir süredir moda haftalarının kulislerinde yankılanmıyor. Artık moda bize abartmamız gerektiğini söylüyor: Önce 'oversize' kalıp arttı, ardından da canlı renkler, sadeliğiyle ünlenmiş markaların koleksiyonlarında bile görülmeye başladı. Daha çok da, logoların giderek daha büyük, daha 'bold' hale gelmesiyle. Öyle ki bütün moda kaynakları dönemimizi 'logomanya dönemi' diye adlandırır oldu. Birkaç sezondur sokak giyim markaları ve uluslararası seri üretim markalarıyla birlikte lüks markalar da dev logolu ürünleriyle karşımıza çıkmaya başladı: Yves Saint Laurent'nin logodan topuk yapılan ayakkabısı, tamamen logodan oluşan monogram çantalar, baştan ayağa logolu ürünlerle yapılan kombinler: Gucci'den Moschino'ya, çift F'li logosuyla Fendi'den Dior'a dek. Öyle ki ne defilede Irina Shayk'ın üzerinde 'Love you Philip Plein' yazılı elbisesiyle yürümesi bizi şaşırttı, ne de bütün etkileyicilerin logolu tişörtleriyle art arda fotoğraf paylaşması. Büyüteç Çağı'nın ruhuna uygun olarak logolar her yeri sardı. Minimal olarak bilinen markalar bile bu trende ayak uydurmak zorunda kaldı; örneğin Kenzo, dev logosu ve kaplan figürüyle her yerdeydi artık. Üstelik sadece giysilerde değil, örneğin Louis Vuitton logolu telefon kılıflarında bile. Moschino'nun McDonald's'a benzettiği logosunu üzerine koyduğu patates kızartması çantası, bize günümüz anlayışıyla ilgili çok şey söylüyor. Calvin Klein, logosunun boyutunu büyüten ve yeni logosunu #mycalvin etiketiyle paylaşan markalar arasındaydı. Bu logo meselesi öyle önemliydi ki Gucci, GucciGhost adıyla tanınan bir graffiti sanatçısından logosunu yeniden tasarlamasını istedi; Vetemen ts ve Off-White'ın logolar la oynadığı tişörtler çoksatar oldu. Bu, bir anlayışın değişimini de gösterdi bize: SO'lerde hiphop'ın yükselişiyle hayatımıza giren logo lar, daha sonra giderek görünmez olmuştu. Bir statü sembolü sayılan lüks ürünlerde dev logo olması veyahut logonun görünmesi neredeyse 'mahcup zevk' sayılıyordu, çünkü sözgelimi Dior marka bir takım elbiseyi tanımak için ona bakmak yeterliydi eski dönemin anlayışına göre. Vintage ürünlerin bugünküne göre daha sade olmasının nedenlerinden biri de buydu. Logolar büyümekle ve değişmekle de kalmadı; tıpkı Louis Vuitton X Supreme Koleksiyonu'ndaki gibi, bildiklerimizi yerle bir eden giysilere de rastlamaya başladık. Bir anlayış bile isteye tahrip ediliyordu: Zarafetiyle bilinen Dior, dev bir Dior Addict tişörtü üretti, Anya Hindmarch daha da ileriye gidip Kellogg's marka mısır gevreğinin logosunu çantalarında kullandı. Moschino'nun defilesinde manken, elinde McDonald's'a benzetilmiş Moschino çantayla göründü, patates kızartması şeklinde zincirli bir çanta ile Hershey's çikolata barlı elbiseler tasarladı; Marc Jacobs, Coca Cola logolu tişörtler üretti, hatta Chanel, kurucusu Coco Chanel'e gönderme yaparak 'Coco-nuts' yazılı tişörtler tasarladı. Markaların isimleriyle alay etmesinin diğer örneği de Moschino'nun Fauxchino, Versace'nin Versus adıyla ürettiği ürünlerdi. Balenciaga-Vetements işbirliğinin tişörtlere yansıması ise 'Balements' ismi ve logosu oldu. Modanın geldiği nokta, neredeyse Andy Warhol'un kitle kültürü malzemelerinden Campbell's çorba konserveleriyle yaptığı sanat eserlerinden farksız. Warhol, kesinlikle bugünleri, markaların bile isteye tahrip ettiği yargıları görmeyi çok isterdi. Cevap, bu çağın mensuplarında gizli. Moda, politikanın ve sosyolojinin güzel tasarlanmış bir aynası olarak bizi, tam da bugündeki halimizi gösteriyor bize. Moda markalarının logolarını değiştirmesi dahi normal, özellikle de Snapchat'in efektlerinin bizi sevimli bir köpeğe, hatta yumurtaya dönüştürmesinin çok hoşumuza gitmesi gibi. Snapchat ve Instagram'la birlikte, daha çok görünmek, daha çok beğenilmek, istediğimiz gibi görünmek mefhumları hayatımıza bir daha çıkmayacak şekilde girdi. Fotoğraf, belki de daha önce hiç olmadığı kadar önem kazandı; elbette çarpıtılmış biçimiyle; çünkü sosyal medyada olduğumuz gibi değil, olmak istediğimiz gibi görünebiliriz. Takipçi sayısıyla açılmayacak kapı olmaması da Milenyum Çağı genç lerini, sonra da eski kuşakları bu alanlara daha çok önem vermeye itti. Bu, eğlenmeyi, her şeyle alay etmeyi çok seven; fark edilmeyi, aidiyet duyacağı markayı seçmeyi önemseyen gençlere hitap etmek isteyen markalar, yenilenmeyi ve onlara hitap etmeyi seçti: Bu yol da sosyal medyada bir bakışta bile tanınabilecek, fotojenik, esprili, paylaşılacak, gururla etiketlenecek; logolu, genç ruhlu, ezberleri yıkan ürünler üretmekti. Sosyal medya, diğer alanlardaki markalar gibi moda markaları için de bir reklam mecrası; örneğin Dior'a bağlılık duymasını istedikleri gençleri yakalamanın da en uygun yolu. Eğer yeni dönemin mensuplarını cezbetmek markanın logosuna büyüteçle bakmaktan geçiyorsa, yani zamanın ruhu buysa söylenecek söz belli: \"Yükseltin tavan kirişini ustalar!\" Zamanın ruhunun istediğinin bu olduğunu Pinterest'in 2017 istatistiklerinden de çıkarabiliriz: Platform yetkilileri yakın zamanda, logolu ürün arama istatistiğinin önceki yıla göre yüzde 207 arttığını açıklamıştı. \"Gençlere markanın tarihini anlatırken onları heyecanlandırmak zorundasınız.\" diyor Dior'un kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri. Deluxe: How Luxury Lost Its Lustre adlı kitabın yazarı Dana Thomas, lüksün ve zıttının birbirine karışmasıyla ve logoların büyümesiyle 80'lere döndüğümüzü söylerken Brown Thomas'ın moda direktörü Shelly Corkery, \"Bu sezonda bütün defilelerde tek gördüğümüz şey, marka.\" diyor ve markaların eskiden olduğu gibi bir statü sembolü olarak değerlendirilmekten çıktığını, bugünkü kuşak için aidiyet duymanın bir yolu haline geldiğini ekliyor. Tıpkı sosyal medyada takip ettiğimiz kişilerin kendimizi ifade etme vasıtası olması gibi, ayakkabımızda markanın isminin dev şekilde yazılması da kimliğimizi yansıtmanın abartılı, tam da bu yüzden arzulanan hali."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/27/hangimiz-onu-sevmedik-nejat-isler", "text": "Nejat İşler, hızlı adımlarla stüdyodan içeri girdiğinde herkesle alelacele tokalaşıp tanışma faslını olabildiğince çabuk bitirmeye çalıştı. Ve kendini bir kanepenin kucağına bırakıp ilk sigarasını yaktı. Üzerinde, deri ceketi, sweatshirt'ü, \"Artık bulamıyorum.\" dediği boru paça kotu, spor ayakkabıları ve uzattığı saçı ve sakalıyla sayfiye hayatı yaşayan bir adamın rahatlığı vardı. Ancak yol yorgunuydu. Röportaj için bir önceki akşam Gümüşlük'ten gelmiş, sonra da sabahın ilk ışıklarına kadar Netflix dizisi, 'Sense8'in bir sezonunun tamamını izlemekten kendini alıkoyamamıştı. Kapak çekimi sırasında işini sessizce ve büyük bir ciddiyetle yapıp giymesini istediğimiz her şeyi giydi. Çekim sonrasında kalabalıktan kurtulduğunda rahatlamış görünüyordu. Maslak'taki stüdyodan Levent'teki menajerlik ofisine geçerken trafikte, meraklı gözlerle İstanbul'u izledi. İlk sorumu sorup yanıtını aldığımda yıllardır filmlerden, dizilerden, reklamlardan duyduğum o tanıdık ses, boş bir odanın içinde yankılanmaya başladı. Bilindik laflar ve basmakalıp sıfatlar kullanmadan Nejat İşler'i anlatmak zor. O, dudak uçuklatan ücretlere rağmen dizilerde oynamayı reddetti. Şehri terk edip Bodrum, Gümüşlük'e yerleşti. Yaşamın kıyısına gidip sonra tekrar kaldığı yerden devam edebildi. Gönül verdiği Gümüşlükspor'u yaşatabilmek için varını yoğunu kulübe aktardı. \"Asla!\" demesine rağmen, bu kulüp için bir dizide oynadı. Hatta tüm gelirini bu kulübe aktardığı bir kitap bile yazdı. Dahası uzun bir süre sonra tekrar sinema sahnesine döndü. Nejat İşler, kolay ve rahat biri. Her şeyi normalleştiren arkadaşça bir tavrı var. Bir şeyleri büyütüp anlam yükleyecek biri değil. Genellikle sorulara çok uzun yanıtlar vermiyor, ancak daha önce röportaj yaptığım kişiler arasında bu derece dürüstçe ve filtresiz konuşan yalnızca birkaç kişi vardı. Birine soru sorduğunuzda durup düşünür ve kendisine zarar vermeyecek yanıtı vermek için doğru cümleyi aramaya başlar. Ancak İşler'de durum farklı. Aralarda durup düşünmesi ya da üç beş saniye süren; uzunmuş gibi gelen sessizlik anları, anlatacaklarını en doğru haliyle paylaşmak için. Sanırım bunun en büyük nedeni, Nejat İşler'in kendisine karşı fazlasıyla dürüst olması. Anılarını, yaşam hakkındaki fikirlerini ve hikayelerini büyük bir içtenlikle anlatıyor. Bu haliyle gerçek bir hikaye anlatıcısı. Konuşmaya röportajımıza vesile olan ve bu ay vizyona giren 'Kaybedenler Kulübü Yolda' ile başlıyoruz. 2011 yılında gösterime giren 'Kaybedenler Kulübü'nde, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk'un ; iki görkemli kaybedenin hikayesine tanık olmuştuk. Bu ay sinemalarda izleyeceğimiz 'Kaybedenler Kulübü Yolda'da ise bizi bir yol hikayesi bekliyor. Anıları nedeniyle ilk filmi hiç düşünmeden kabul ettiğini ve bu filmin ona çok iyi geldiğini söylüyor Nejat İşler. İlk filmin, 'Kaybedenler Kulübü'nün çekimleri sırasında filmin yönetmeni Tolga Örnek ve filmdeki Mete karakterine hayat veren Yiğit Özşener ile birbirlerine \"Bunu dizi yapalım, güzel oynanır.\" türünde şakalar yapmışlar. 'Kaybedenler Kulübü Yolda'nın yönetmeni Mehmet Ada Öztekin ile 'Bodrum Masalı'nda yolları tekrar kesiştiğinde ise Öztekin, kendisine elinde bir senaryo daha olduğunu söylemiş. \"Benim için yaptık ve bitti gibiydi. Mehmet elinde yeni bir senaryo daha olduğunu söylediğinde şaşırdım ve nasıl ya, dedim.\" Nejat İşler, sonrasında Mehmet Ada Öztekin'den düşünmek için süre istemiş ve filmin senaryosunu okumaya başlamış. Sonra tuhaf bir şey olmuş: Bir öğlen vakti Gümüşlük sahilinde kahvesini yudumlarken yanına yaklaşan orta yaşlı bir kadının \"Nejat'cığım nasılsın?\"la başlayan konuşması, \"İkinci bir film varmış galiba, ama senin kararını bekliyorlarmış. Niye kabul etmiyorsun?\" demesiyle sürmüş. İşler, kendi tabiriyle kalakalmış. \"Nereden biliyorsunuz?\" demeye kalmadan, \"Ben, Can Gox'un annesiyim cevabını almış. İşler, bu mini sohbetin iyi bir işaret olduğunu düşünerek kendi üslubuyla cevap vermiş: \"Tamam oldu o iş, anlaşırız.\" 'Kaybedenler Kulübü Yolda'nın kesin serüveni böyle başlamış. \"Senaryoda hoşunuza giden şey neydi?\" diye soruyorum. Kaan, Mete ve Mehmet'in motosikletle yaptıkları yolculuğu aynı yıllarda kendisinin de otostopla yaptığını söylüyor. Aradan geçen zamanda Kaan'ın da kendisinin de, çok şeyler yaşadığını ve bu nedenle hikayede paralellikler olduğunu anlatıyor. Filmin ikincisini çekerken yaşadığı hızlı gençlikten dolayı, nostalji tuzağına düşüp düşmediğini sorduğumda ise İşler, \"Hayır, düşmedim.\" diyor ve ekliyor: \"Ben her şeye devam ediyormuşum gibi geliyor.\" 'Kaybedenler Kulübü'nün çekimleri başladıktan bir hafta sonra sette yeni bir espri dönmeye başlamış. İşler, giydiği montun, botların ve kullandığı motosikletin ağırlığı kendisine fazla gelmeye başlayınca \"Emekli olacağım bu 'rock'n'roll' işinden.\" diyor ve eğleniyorlarmış. Nejat İşler, 29 Şubat 1972 tarihinde Eyüp'te doğmuş. İşçi bir baba, herkesin derdine kendi derdiymişçesine üzülen bir anne ve erken çalışma deneyimleri hayatını şekillendirmiş. Mahalleden ilk çıkışı Cağaloğlu Anadolu Lisesi'ni kazanmasıyla olmuş. Lisede tiyatroyla tanışmış. Liselerarası bir yarışmada 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülü almışlığı bile var. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde izlediği bir oyundan sonra kendi kendine \"Neden konservatuar sınavına girmiyorum?\" diye sormuş. Bu işin en iyisinin Müşvik Kenter olduğunu düşünüp onun hocalığını yaptığı Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı'na girmiş. Hayatı boyunca çalışmış. Erken dönem iş hayatı denemelerinin sonuncusu Teşvikiye'deki meşhur 'tezgah' olmuş. Orhan Pamuk ya da Adalet Ağaoğlu... Teşvikiye'de, Harbiye Karakolu'nun 20m kadar çaprazındaki meşhur tezgahtan kimler ikinci el kitap almamış ki! Tezgah dönemi, Nejat İşler'in hayatının en belirleyici kısmı. Üniversitede okurken ya da seçmelere giderken hep dostlarıyla birlikte tezgahının başındaymış. Hayatındaki vazgeçilmez dostluklar, bu dönemden. Bohem bir yaşantı, rock'n'roll hayat ve pek çok diğer rutin de. Dizilerle tanışması, tüm Türkiye'nin dizilerle yeni tanıştığı yıllara denk düşüyor. Konservatuarın ilk yıllarında Kartal Tibet ve Osman Seden gibi ustalarla tanışmış. 1993 yılında 'Şehnaz Tango'da, oyuncu Ayşe Tolga ile birlikte bizi dizi tarihimizin ilk 'Fransız öpücüğü'yle tanıştıran da o. Sonrasını hepimiz hatırlıyoruz. 'Gülbeyaz'daki (2002) Kadir ve 'Aliye'deki (2004) Deniz karakteriyle neredeyse tüm Türkiye ona evinin kapılarını açtı. 'Mustafa Hakkında Her Şey'de Taksici Fikret, 'Barda'da Egzozcu Selim, 'Yumurta'da Şair Yusuf, 'Kaybedenler Kulübü'nde Görkemli Kaybeden Kaan ve 'Kış Uykusu'nda Gururlu İsmail ile unutulmaz performanslar sergiledi. 'Behzat Ç.'de Ercüment Çözer ile bir seri katili sevmemizi sağladı. Tüm bu yıllarda hayatı hep mercek altındaydı. Gece dışarı çıkması, alkol alması, sevgilisiyle buluşması, attığı her adım, 'haber' değeri taşıdı. Her şey öyle bir noktaya geldi ki Nejat İşler, artık kendi şöhretinin esiri olmuştu. Sonra magazin basınından, kalabalıklardan yani şöhretten kaçarak uzaklara gitti. Gümüşlük'e yerleşip çemberin dışına çıkar gibi oldu. Fakat her şeyi geride bıraktığını düşünürken hastalığı onu tekrar çemberin merkezine yerleştirdi. Hastalığı sırasında herkes pür dikkat kesilerek ondan iyi bir haber gelmesini bekledi. 'Nejat İşler'i neden bu kadar çok seviyoruz?' başlıklı haberler ilk kez bu dönemde yapılmaya başlandı. Başına buyruk, bildiği gibi yaşamayı sürdüren bu adamın bir pop star kadar sevildiği bu dönemde ortaya çıktı. Kadınların 'ıssız adam'ı, erkeklerin amatör futbola gönül vermiş 'delikanlı' dostu olduğu da. Neyse ki zaman, her şeyin ilacı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Gümüşlük Nejat İşler'e; Nejat İşler de Gümüşlük'e iyi geldi. Nejat İşler için bugün pek çok şey geride kalmış gibi. Artık istediği yerde, istediği şeyleri yaptığı ve istediği kişilerle zamanını değerlendirdiği bir yaşantıya sahip. Nejat İşler, bir daha asla dönemem, diye düşünürken 'İstanbul Kırmızısı', 'İkimizin Yerine' ve 'Martıların Efendisi' gibi son dönem yapımlarında oynadı. Gümüşlükspor'a gelir yaratmak için \"Bir daha asla...\", demesine rağmen Bodrum'da çekilen 'Bodrum Masalı' adlı dizide de oynadı. Şimdi ise onu 'Kaybedenler Kulübü Yolda'da izleyeceğiz. Nejat İşler'in oyunculuğu ve hayatıyla ilgili aldığı yeni kararlardan biri de bol bol seyahat etmek. Dünyanın başka sabahlarında uyanmanın oyunculuğu için bir kazanç olacağını düşünüyor. \"Madem,\" diyor, \"Artık derinleşmek istiyorum, coğrafyaların insanları nasıl etkilediğini de görmek istiyorum. Ada insanı ne yapıyor, sıcak iklimlerin insanları nasıl yaşıyor, soğuk coğrafyanın insanı nasıl ayakta kalıyor? Bunları hissetmek istiyorum.\" İşler'e peki Türkiye tamam mı, diye sorduğumda kafasını sallıyor. Burada olabileceği her şeyi olduğunu anlatıyor. \"Taşra sıkıntısını yaşayan da, İstanbullu da, ikisinin arasında kalan da oldum. Biraz daha derinleşebilmek için yer değiştirebilmem gerekiyor. Hem dil hem de kültür olarak insanları daha fazla anlamam gerekiyor. Anlayabileyim ki yansıtayım...\" İşler'e eskiden de böyle düşünüyor muydunuz, dediğimde ise gülümseyerek eskiden bunları düşünmeye vakit ayırmadığını söylüyor. Şimdi ise \"Motor açıldı, artık duramıyorum. Devamlı çalışmak istiyorum.\" diyor. Nejat İşler, hayat yeni sürprizler getirmezse bundan sonra yalnızca sinema filmlerinde oynamayı planlıyor. Üstelik sadece senede iki filmde... İşler'e, diyelim iki filmde oynadınız ve Nuri Bilge , telefon açtı. Ona da mı hayır, diyeceksiniz, diyorum. Kararı konusunda net. \"Olmaz, yapamam.\" diyor. \"Türkiye sinema endüstrisi, yılda iki, üç bin filmin üretildiği bir pazar olsa gidersin, bir tane küçük, bir tane orta ve bir tane de büyük bütçeli bir yapımda oynarsın. O zaman olur. Ama burada çok az film üretiliyor. Benim için iki film bile fazla ama geçinmem için bana iki film ancak yeter. Zaten bir filmde oynamak yalnızca oynadığın süreyi kapsamıyor. Minimum üç, dört ay önceden çalışmaya başlıyorsun. Toplamda beş, beş buçuk aylık bir süre gerekiyor. Onun için bir senede ancak iki film yapabilirim. Bununla hem masraflarımı ödeyebilirim hem de seyahat edebilirim. Başka da bir şey istemem. Ufak tefek reklam dublajları geliyor. Onlarla da çevreme hediye alırım. Hayat böyle gider gibime geliyor.\" Senede yalnızca iki filmde oynayacağım, cümlesindeki netlik, Nejat İşler'i rahatlatmış. Bu sayede yalnızca sevdiği işlere \"Evet.\" demeye başlamış. 'İstanbul Kırmızısı' ile 'İkimizin Yerine'de bu yüzden oynamış. Peki, diyorum, bir öğretmeni oynadığız İkimizin Yerine'de sizi ne cezbetti? Senaryoyu beğendiğini ve değişik bulduğunu anlatıyor İşler. Oynadığı rolün yaşına oturması da onu cezbetmiş. \"Uzunca bir süredir yaşıma oturan bir rol gelmemişti.\" diyor. 'Kaybedenler Kulübü Yolda'da ise her şey biraz daha farklı gelişmiş. Ana akım sayılmayacak bir içeriğin içerisinde yer alıp bunu filmin gişesine yansıtabilmek önemli bir detaymış. Nejat İşler, kolaylıkla para kazanılabilecek işlerde olmak yerine Kaan ve Mete gibi karakterlerle yüksek bir gişe elde edebilmenin başarı olduğunu söylüyor. Peki, acaba kendini şanslı hissediyor mu? \"Kesinlikle şanslı biriyim.\" diyor. Ama ona göre şansını yaratabilmek için bir şeyler yapmak şart. Hep bir hedefinin olduğunu anlatıyor. Ve o hedefe giderken yolda sıkılmadığını ve şansın kendisine yardım ettiğini anlatıyor. Magazinin bize çizdiği Nejat İşler profili başına buyruk bir adam. Onu tanıyınca dışarıdan yaratılan imajın yanlış olduğunu anlayabiliyorsunuz. \"Aslında çaktırmasam da hep planlı ve programlı biriydim.\" diyor İşler. Ancak şu anda her şey daha yaşamsal olmuş. Nejat İşler, şöhretle bir türlü barışamayan, sadece 'normal' olmak isteyen biri. Artık Gümüşlük'te hayalini kurduğu 'mülksüzler'den biri. Ona İstanbul'daki son boğucu döneminizi hatırlıyor musunuz, diye soruyorum. \"Hatırlamaz mıyım, kaçmakla meşguldüm. Sürekli bir şeylerden, insanlardan kaçıyordum. Bir an evvel eve gitmek istiyordum.\" diyor. İşler, aslında yıllar boyunca içine hapsolduğu çemberi kırmaya çalışmış. Mesela önce \"Ev gibiydi.\" dediği Cihangir'den kurtulmaya çalışmış. Ancak çok da uzaklaşamamış ve Cihangir'e en yakın semte, Kabataş'a taşınmış. Nejat İşler'e uzun hastane süreci sonrası Gümüşlük'teki evinde ilk ne yaptığını soruyorum. İlk yaptığının çok özlediği Bodrum mandalina gazozundan iki şişe içmek olduğunu anlatıyor. \"Uzun süre evde oturdum. Hem de çok uzun süre. Hastane süreci, ağlayanlar, sızlayanlar, tüm o tantana, her şey çok karışıktı. Tek istediğim sessizlik ve kendime ait bir alandı. Kilo aldığım için bir sene içerisinde eski kiloma geri döneceğim, diye kendime hedef koymuştum. Bunun için bir diyet programı çıkarmıştım.\" Kilo almak sizi depresif yaptı mı, diye sorduğumda ise İşler, \"Hayır, sadece komik oldu. Hayatım boyunca hiç kilo almadığım için durumla eğlendim.\" diye cevap veriyor. İşler, sonrasında her şeyin yavaş yavaş yoluna girdiğini anlatıyor. \"Sabredeceksin, bu işler başka türlü olmuyor.\" diyor ve hayatı boyunca öyle yaptığını söylüyor. Gümüşlükspor'un başkanlığını bıraktıktan sonra daha iyi anladığı bir alana, tiyatroya yönelmiş Nejat İşler. Şehir Tiyatroları'ndan emekli olup Gümüşlük'e yerleşen oyuncu Arif Akkaya ile birlikte 'Bodrum Deneme Sahnesi' isimli bir tiyatro oluşumu kurmuş. 'Kafe tiyatro' konseptini geliştirip bu oluşumun içerisinde yer almak isteyen çocukların kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmak istiyorlarmış. İşler, şu anda emekleme aşamasında olsa da günün birinde İstanbul Tiyatro Festivali'nde yer alabilecek bir oyun sahnelemek istediklerini anlatıyor. Peki, ev hayatı? Nejat İşler, evde hayatın daha çok Netflix ile geçtiğini anlatıyor. Yemek yapmayı sevdiğini söylüyor. Bir tarif kitabının olmadığını ve genellikle deneysel takıldığını anlatıyor. Mutfakta her zaman bir tencere yemeği olurmuş. Başkasının mutfağına girip yemek pişirmesinden ise hoşlanmazmış. \"Başkasının arkasını toparlayamam.\" diyor gülerek. Mutfak konusunda katı kuralları varmış. Yemek yaparken çok dağıtmamak ve her şeyin yerli yerinde olması gibi... Bunların hepsi yemek yapmayı sevmesindenmiş. En güzel yaptığı yemek ise erişteli mercimekmiş. Nejat İşler, Gümüşlük'te sahibi olduğunu bildiğimiz, ikinci el kitap dükkanını ise çok sevdiği bir ağabeyine teslim etmiş. Çıkan haberlerin aksine bu küçük dükkanın İşler'e hiçbir getirisi yokmuş. Kitaplarla olan yakın ilişkisi nedeniyle acaba yıllardır yanında olan birkaç kitabının olup olmadığını soruyorum. Georg Büchner'in Bütün Oyunları ile Tevfik Fikret'in Tarih-i Kadim'ini 27 yıldır nereye gitse götürdüğünü anlatıyor. Ve Led Zeppelin'in 'Led Zeppelin IV' plağını da. Artık her konuda daha olgun olduğunu anlatıyor Nejat İşler. Peki, bu bakış açısı aşk hayatına da yansımış mı? Hayatının yeni döneminde birlikte olmak istediği kadından beklentileri neler? \"Şimdi gerçekten biri yanında olsun istiyorsun.\" diyor İşler. \"Ne zaman yatağa koşarız diye bakmıyorsun. Anlaşabileceğin insanlarla takılmak istiyorsun. Artık birlikte vakit geçirmenin daha önemli olduğu bir dönemdeyim. Artık amaç, 'skor' değil.\" Kaç aydır bir sevgiliniz yok, diye sorduğumda ise \"Epeydir. Daha önce de uzun bir yalnızlık dönemim oldu.\" yanıtını alıyorum. Ona sanki devamlı flörtleriniz varmış gibi, dediğimde ise sürekli sevgili değiştiren biri olmadığını söylüyor. \"Düşünsene 46 yaşındayım. Ve bugüne kadar yalnızca iki ya da üç sevgilim oldu.\" diyor. 'Sevgili canlısı' biri olmadığını ve yalnızlığıyla barışık olduğunu anlatıyor. Peki, tek gecelik ilişkiler? Artık karşı mısınız, diye soruyorum. \"Değilim, yine olabilir. Ama artık korkuyorum, bana iyi hissettirmediğini düşünüyorum. Birlikte vakit geçirdiğin, anlaşabildiğin kişiyi bulmak daha önemli. Birlikte vakit geçirince o da oluyor zaten.\" diyor. İşler'e sizinle aynı yolu yürüyecek kişide ne arıyorsunuz, diye sorduğumda ise aradığı şeyin uyum olduğunu söylüyor.\" Geçinebildiğim, uyumlu biri olmalı. En güzel şey bu. Uyum benim için çok önemli. Herkes kendi hayatını yaşasın, kimse kimseye hesap vermesin. Ve beraber güzel vakit geçirelim. Başka da bir şey istemiyorum.\" Nejat İşler, kendinden emin kadınlardan hoşlandığını, zira kendisinin şu sıralar kendisinden çok emin olduğundan bahsediyor. Ve \"Mümkünse şımarık olmasın, çünkü çok yorucu. Uğraşamam.\" diyor. İşçi semtinde başlayan bir çocukluk, hızlı gençlik, oyuncular dünyası, kadınlar, güzel ağabeyler ve hoş anılar... Nejat İşler, tüm bunları, iki yıl önce Can Yayınları'ndan çıkan Gerçek Hesap Bu! adlı kitabında bir araya getirdi. Ona hızlıca kotarılan bu kitabın daha iyi yazılabileceğini; iyi bir editörlükle belki de Patti Smith'in kitabı Çoluk Çocuk gibi bir işin ortaya çıkabileceğini düşündüğümü söylüyorum. Tüm o güzel anılar biraz harcanmış gibi... İşler, \"Hızlı yapmak zorunda kaldım.\" diyor. Kulübe para gerektiği için mecbur kaldığını anlatıyor. Belki sonra tekrar daha iyisini yazarsınız, dediğimde ise yayınevlerini kast ederek \"İstiyorlar zaten.\" diyor. Ancak kitap yazmak için bir motivasyonunun olmadığını, gelecekte belki dergilere yazabileceğini ve bu yazıları bir araya getirilebileceğini anlatıyor. Hazır söz yazmaktan açılmışken; İşler, üç ayrı hikaye yazdığını, motivasyonu olduğu dönemlerde yazı masasına oturduğunu anlatıyor. Her oyuncunun özellikle de Nejat İşler gibi parlak bir filmografisi olan oyuncuların yönetmenlik hayali olabiliyor. Nejat İşler'e günün birinde bir film çekmek gibi bir hayali olup olmadığını, kendisine ait senaryosunun bulunup bulunmadığını soruyorum. İşler, teklif geldiği sürece oyunculuk yapmak istediğini anlatıyor. Ancak olur da günün birinde artık rol gelmezse oturup bir şeyler yazıp sonrasında kendi filmini çekebilirmiş. Nejat İşler ile 2,5 saate yaklaşan sohbetimiz bitmek üzere. Gün, akşam oldu. Menajeri, bu röportajın en uzun röportajları olduğunu söylüyor. Haksız sayılmaz. Ancak dedim ya, Nejat İşler, bir hikaye anlatıcısı. O içtenlikle yanıtladıkça yeni bir soru daha sormamak elde değil. Parmağındaki yüzük gün boyunca dikkatimi çekmişti. Yüzüğün bir anısı olup olmadığını soruyorum. 'Kaybedenler Kulübü' yüzüğü olduğunu ve üzerinde 'Yüzde 1'ler' yazdığını söylüyor. Üzerindeki olgun görüntüyle bu yüzük birbirini tamamlamışa benziyor. Peki, yeni bir film, dediğimde ise Nisan ayında çekimleri başlayacak bir projenin içerisinde yer alacağını öğreniyorum. Filmin, çok sevdiği bir yazarın romanının adaptasyonu olduğunu ve yine çok sevdiği bir yönetmenin çekeceğini söylüyor. Rolün kendisine teklif edilmesine de ayrıca çok sevinmiş. \"Çok güzel bir rol, başkası oynasa kıskanırdım. Rol bana geldiği için çok şanslıyım.\" diyor. Nejat İşler ile vedalaşıyoruz. Birazdan gün içerisinde haberleşip randevulaştığı; Gerçek Hesap Bu! kitabında da geçen Akusta, Doktor ve diğer arkadaşlarıyla Kadıköy'ün kadim meyhanesi Koço'da buluşacak. Şu sıralar iki aydır ağzına içki sürmediği için akşam sadece çay içecekmiş. Ve sonra \"Hayatım bir sandığa sığacak kadar...\" dediği yaşantısına; Gümüşlük'e geri dönecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/27/psikolojik-savas", "text": "Dünya borsalarında tehlike çanları çalmaya başladı. Geçen ay ABD borsalarında yaşanan deprem bütün yatırımcıları tedirgin etti. 22 aydır devam eden boğa piyasası her an 'ayı'ya dönebilir. Yatırımcıların sıkı ve sağlam durması gereken, risklere göre aldıkları pozisyonları taşıyıp taşımayacağına karar vereceği döneme giriyoruz. Değer yatırımının babası, Warren Buffet'ın patronu ve idolü olan Benjamin Graham kitabı The Intelligent Investor'da şöyle yazıyor: \"En akıllı yatırım ciddi yapılandır .\" Yatırımcı, ekonomist ve profesör olan Graham'ın 1930 ve 40'lı yıllarda geliştirdiği yatırım stratejileri değer yatırım kavramının temelleri oldu. Elbette zaman ve değişen piyasa koşulları teknik stratejilerin revize edilmesine neden olsa da Graham'ın felsefesi hep aynı kaldı: Borsada yatırım ciddi iştir. Hisse almak şirkete ortak olmaktır. Piyasa değeri aşırı düşen hisselere yatırım yapılabilir. Uzun vadeli yatırım kazandırır... Tabii \"Bunlar boş laf, kripto paralar şahane...\" diyenler çıkabilir. Gerçi geçen ay yaşanan korkunç düşüş ve anlamsız dalgalanma kripto para yatırımcılarının göz yaşı dökmesine sebep oldu ama Graham'ın temel felsefesini kriptolar için de uygulayabiliriz, hisse senetleri için de: yatırım ciddi iştir. Sadece fiyat hareketlerine bakarak ve anlık al-sat yaparak yatırım yapmak herkesin harcı değil. Bu işi profesyonel olarak yapan flow-trader'lar var. Ancak onlar bile pozisyonlarının her an terse düşebileceğini, büyük zarar yazabileceklerini biliyor ve zaten aşırı stresten genç yaşta kalp hastalığına sahip olarak tıp tarihindeki yerlerini alıyorlar. Regüle olmayan ve paranın 'puf' diye uçabileceği bir piyasa işlem yaparak, temel dinamikleri oluşmamış 'geyik' para birimlerine yatırım yaparak zengin olma hayalinin yatırımla alakası yok. Ancak bu düşüncem \"Kripto paralar işe yaramaz, kesin kaybedersiniz, paranız çalınır...\" demek de değil. Bilinçsizce, akıma kapılarak yapılan yatırımların yarattığı tehlikenin görmezden gelinmesi beni rahatsız ediyor. \"Bitcoin alınır mı?\" sorusu yerine madem bu işe vakit ayıracaksınız o zaman yeni ICO'ları inceleyin derim ben. Yeni bir kitle fonlama yöntemi olan ICO'lar fikri olan ve bunu kitle fonlamasıyla finanse etmek isteyen start-up'ların geliştirdiği bir halka arz yöntemi. Fikrini 'white paper'larla tanıtan start-up'lar belirli tarihlerde ICO yapıyor ve token ya da coin satıyor. Zaten şu anda 1.400'ün üzerinde kripto para olmasının sebebi de bu ICO'lar. Hele ki bir de pre- ICO var ki tadından yenmez. ICO yapmaya parası yetmeyen sefil girişimciler ICO yapabilmek için önden token ya da coin satıyor. Pre-ICO'da satılan token/coinler çok ucuza alınabiliyor. ICO sonrası alınan token/coin borsalarda Bitcoin ya da Etherium'a çevrilebiliyor. Ya da ICO yapan şirketin sağladığı hizmetler karşılığında kullanılabiliyor. Elbette ICO'lara katılmak her babayiğidin harcı değil. Özellikle teknoloji üzerine hiç anlamadığınız fikirlerle karşılaşabilir, pre-ICO'larda dolandırılabilir ya da kripto paraların bu aralar yaşadığı anlamsız dalgalanmaların kurbanı olabilirsiniz. Ancak araştırma yaparak, anlayarak en azından neye yatırım yaptığınızı ve ne zaman getiri alabileceğinize dair bir fikir sahibi olursunuz. Etherium'un da ilk kez piyasaya ICO yoluyla çıktığını ve ICO patlamasını başlattığını unutmamak gerekiyor. Graham'ın yatırımlarında uyguladığı altı temel kuralı benimsemek hem şu tehlikeli günlerde hisse senedi pozisyonundaysanız size yardımcı olacak hem de kripto dünyasına balıklama dalmak istemiyorsanız çıkarımlar rehber olabilecek. Başkasının almak istemediğini alın, hem de ucuza! : Şirketin temel değerlerinde bozulma yoksa uygulanabilir. Kripto paralarda genel düşüş dalgalarında sağlam projelere dayanan coinler için geçerli olabilir. Portföy çeşitlendirmesi yapın: Hem hisse hem de kripto para yatırımlarında uygulanması gereken temel ilke. Riski dağıtmanın anahtarı çeşitlilikte yatar. Temel göstergeler, gerisi yalan: Hisseler için bilanço ve makroekonomik gelişmeler, kripto paralar içinse coin/token'ın dayandığı fikrin uygulanmasındaki gelişmeler yatırımın devamı için kilit bilgi içeriyor. Bilançoları tarayın: Tek bir hisse ya da kripto para cinsine takılı kalmayın. Piyasadaki diğer alternatifleri de göz önünde bulundurun. Uzun Dönem Düşünün: Her iki yatırımdan da tam verim alabilmek için uzun dönem yatırımı düşünün. Psikolojiyi hesaba katın: Yatırımınıza aşık olmayın, piyasadaki büyük hareketlerin cazibesine kapılmayın, stresin yaratacağı paranoyak duygulara yenilmeyin. Rasyonel alış-satış nokta ve fiyatlarını önceden belirleyin ve kurallara uyun."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/28/2018-ekranin-parlayanlari", "text": "Sıradanlığın hüküm sürdüğü şu günlerde kimi canlandırdığı karakterle izleyenleri büyüledi kimi ise yazdığı senaryolar ve yönettiği yapımlarla kitleleri sinema salonlarına sürükledi. Yaptıkları işler farklı olsa da bu 16 kişinin ortak bir noktası vardı: Yenilikten korkmadan başarılı işlere imza atmak. Patty Jenkins, 'Güçlü' bir kadını ekranlara taşımak güçlü bir kadın olmayı gerektirir.' hipotezinin ortaya atılmasını sağlayabilecek bir yönetmen. Erkek süper kahramanların egemenliğindeki 'DC evreninde' kendini ön plana çıkarabilen bir kadın karakter mi arıyorsunuz? Kuşkusuz ki burada en öne çıkan isim 'Wonder Woman'. Issız bir adada yaşayan Diana'nın yaşanan bir tesadüf sonrası olağanüstü güçlerini keşfetmesi ve sonrasında gerçekleşen olayları konu alan 'Wonder Woman' geçtiğimiz yıl beyaz perdede izleyicisiyle buluşan bir yapım. Filmin yüzü Gal Gadot ve eşsiz oyunculuğu olsa da arka planda en az Gadot kadar bu başarıda payı olan bir isim var: Patty Jenkins. 2017 yılında Times'ın 'Yılın İnsanı' adayı olarak gösterdiği isimlerden biri olan Jenkins'in kariyeri neredeyse 20 yıl öncesine dayandığını belirtelim. İlk uzun metrajlı yapımı 'Monster'la 2003 yılında Oscar kazanarak büyük bir başarıya imza atan yönetmen, bu filmde 90'ların sonunda işlediği erkek cinayetleriyle medyayı oldukça meşgul eden Aileen Wuernos'ın hayatını konu almıştı. Filmde 'Aileen' karakteri Charlize Theon tarafından canlandırmıştı. Yazıp yönettiği bu yapımın ardından bir süre TV dizileri ve daha küçük çaplı filmler yönetmiş olsa da Jenkins'in 'Wonder Woman'la yakaladığı başarı sonrası hedefini daha yükseklere diktiğini söyleyebiliriz. Yönetmenin şu sıralar 2019'da gösterime girmesi planan 'Wonder Woman 2' üzerinde çalıştığı biliniyor. Bestelediği müziklere kendi imzasını atabilen, dinlediğinizde 'Bu, kesinlikle onun bestesi.\" diyebileceğiniz bir isim. 'Aşk-ı Memnu' dizisini bilmeyen yoktur. Reşat Nuri Güntekin'in aynı isimli kitabından uyarlanan yapım, yayımlandığı dönemde dizi müzikleriyle de oldukça konuşulmuştu. Bu müziklerin arkasındaki isim ise Toygar Işıklı'dan başkası değildi. Işıklı'nın son projesi ise 'Çukur'. Işıklı, daha önceki yapımlarında daha 'slow' ve daha duygusal dizi müzikleri bestelese de, 'Çukur'da daha hızlı, daha güçlü ve daha çarpıcı bir iş ortaya çıkarmış. 'Call Me by Your Name' de canlandırdığı Elio isimli karakterle bir sahnede; mutsuzluk, acı, rahatlama ve neşe gibi birçok duyguyu tek bir kelime bile söylemeden yansıtan oyuncu, kendinden onlarca yaş büyük aktörlerin sadece hayalini kurabildiği, filme hükmeden bir güç gösterisi sergileyerek 2017'nin en çok konuşulan genç yeteneklerinden biri olmuştu. Greta Gerwig'in 'Lady Bird'ündeki rolü de oyuncunun bu başarısını destekledi, tabii. Ağırbaşlılık arıyorsanız; ulaşmanız gereken isim Christopher Plummer'dan başkası değil. Orson Welles'in 'Citizen Kane' adlı filmi, paranın insan hayatını nasıl mahvedebileceğini en iyi betimleyen yapımlardan biri, kuşkusuz. Her ne kadar konusu hala genel geçerliğini korusa da bu kült film yakında 80 yaşına basacak. Aynı temaya sahip daha güncel bir film mi arıyorsunuz? O zaman size 2017 yapımı 'All the Money in the World' filmini önerebiliriz. Dünyanın en zengin adamı J. Paul Getty'nin torununun İtalya'da kaçırılmasını ve Getty'nin istenilen fidyeyi ödemeyi reddetmesi sonrası gelişen olayları konu alan filmde Getty rolünü Christopher Plummer canlandırıyor. Plummer, film ilk duyurulduğunda Getty rolünü canlandırması planlanmasa da Kevin Spacey hakkında geçtiğimiz sonbahar çıkan taciz skandalı sonrası işler biraz karışmış. Filmin yönetmeni Ridley Scott tüm film tamamlanmış olmasına ve filmin gösterime girmesine sadece haftalar kalmasına rağmen Spacey'i kadrodan çıkarma kararı almış. Scott'ın Spacey'nin yer aldığı sahneleri yeniden çekmek için sadece dokuz, Plummer'ın ise hazırlanmak için sadece üç günü varmış. - Michael Hainey Onur Saylak'ı TV ekranlarından beyaz perdeye, kamera önünden sahne arkasına kadar birçok farklı konumda görebilirsiniz. Dizi/filmlerde sevdiğimiz karakterlerin karşısında olan, 'kötü' karakterler çoğunlukla bizde olumsuz bir etki bırakır. O sahneleri izlememeyi tercih eder ya da o karakterin dizi/filmde yer almamasını isteriz. Peki, öyleyse Onur Saylak'ın 'Vatanım Sensin' dizisinde canlandırdığı Miralay Tevfik karakteri için neden böyle düşünemiyoruz? Cevap çok basit: Karakterin 'sempatikliği' ve Onur Saylak'ın etkileyici oyunculuğu. 2007 yılında yer aldığı 'Asi' dizisinden bu yana ekranlarda sık sık gördüğümüz Onur Saylak, ilerleyen yıllarda yer aldığı 'Gönülçelen', 'Hayat Ağacı', 'Hatırla Gönül' gibi diziler ve 'Mavi Dalga', 'Rüzgarın Hatıraları' gibi sinema filmleriyle sektördeki yerini sağlamlaştıran bir aktör. Fakat aktör dediğimize bakmayın, Saylak'ın kamera arkasında da oldukça yetenekli biri olduğunu söylemeliyiz. Geçtiğimiz günlerde izleyicilerle buluşan 'Daha' da bunun en büyük kanıtlarından. Son dönem Türk Edebiyatı'nın önemli isimlerinden Hakan Günday'ın aynı isimli eserinden uyarlanan yapım Saylak'ın ilk yönetmenlik deneyimi olmasına rağmen son günlerin en başarılı yapımları arasında gösteriliyor. Sizi 2017'nin en önemli filmlerinden birinin arkasındaki isimlerle tanıştıralım. Amy Pascal'ın her senaryoda olmasını istediği bir detay var: Unutulmaz bir ana karakter. Bu nedenle olacak ki Liz Hannah'nın 'The Post' için yazdığı senaryoya gördüğü anda vurulmuş. \"Bu bir fareden bir aslana dönüşen bir kadının hikayesi.\" diyerek özetliyor Pascal senaryoyu. Hikaye, kocasının intiharından sonra Washington Post'tan gelen editörlük teklifini isteksizce kabul eden ve sonrasında Pentagon Paper'ı yayımlayarak hem kendi yönetim kuruluna hem de devlet politikalarına meydan okuyan Katherine Graham isimli gerçek bir karakterin yaşadıklarını konu alıyor. -A.W. Nanjiani'nin ruhunu ortaya atıp insanları güldüren bir isim olarak tanımanızda fayda var. 'Silicon Valley'de canlandırdığı Dinesh rolü sayesinde Kumail Nanjiani'nin oldukça komik biri olduğunu fark etmiştik. Fakat Nanjiani geçtiğimiz yaz gösterime giren 'The Big Stick'teki rolüyle bizi gerçekten şaşırttı. Nanjiani ve yazar Emily V. Gordon'nın gerçek hayattaki enerjik ve komik ilişkilerinden esinlenerek kaleme aldıkları film, 2017'nin en fazla kazandıran Indie yapımlarından biri olmasının yanı sıra Gordon ve Nanjiani'nin senaryo yazımında birlikte ne kadar başarılı olabileceklerini de ortaya koydu. Peki, Nanjiani'nin gelecekte eşi olacak insana kur yapması kadar kişisel ögeler barındıran bir hikaye nasıl takip edilebilir? Nanjiani bu konuda \"Şöyle düşünüyorsun, aslında: 'Evet, beni ve eşimi yansıtan bir film. İzleyicilerin bir sonraki sahnede beni nasıl görmesini istiyorum? Bu biraz caydırıcı, biraz da ürkütücü.\" diyor. Nanjiani, ileride senaristlik kariyerine ivme kazandırarak devam etmek istiyor. John Cena'yla birlikte rol alacağı ahbap polis filmi gibi klasik komedilerin yanında, cinsiyet rolleri, kimlik ve yaşlanma konularına da değinen yapımlar üretmek istiyor. Ha, uzaylılar konusunu da unutmayalım! - B.L. Sizin korkulu rüyalarınız onun için 'peynir ekmek' gibi. 'Paranormal Activity'den beri 'karanlık' yapımlara arka çıkan Blum, 'Insidious', 'The Purge', 'Whiplash' gibi filmler ve son olarak da 'Get Out'un yapımcılığını üstlenmiş. Get Out'u 'kesinlikle izleyiciyle buluşması gereken' bir film olarak nitelendiren Blum, daha önce dile getirilmeyen ögeler barındıran 2017 yapımı bu filmle 225 milyon dolara yakın bir hasılat yakalamış. Bunun 4.2 milyona üretilen bir film için büyük bir rakam olduğunu belirtelim. - J.R. Duyduğunuz ritimler kalp atışınızı mı hızlandırdı? O da bunu hedeflemişti, zaten. Deniz'in katıldığı güzellik yarışmasıyla tanınması ve ekranların aranan yüzü haline gelmesi arasında sadece iki yıllık bir zaman dilimi mevcut. Son günlerde TV'nin öne çıkan karakterlerinden biri hırçın, inatçı fakat delidolu kişiliğiyle Sena Koçovalı. 'Çukur' dizisinin ana karakterlerinden Sena'nın bu yönlerinin yanında çoğu zaman güzelliğiyle de konuşulduğunu belirtmeliyiz. Şimdi bu karakteri canlandıran oyuncunun kim olduğunu mu merak ediyorsanız; sizi Dilan Çiçek Deniz ile tanıştıralım. İlk oyunculuk deneyimini 2014 yapımı 'Balayı' filmiyle yaşayan Deniz, aynı yıl katıldığı 'Miss Turkey' yarışmasında ikinci olmasının ardından aldığı tekliflerle TV ekranlarında da yerini almaya başladı. İlk olarak 'Tatlı Küçük Yalancılar' dizisinde canlandırdığı Ebru karakteriyle karşımıza çıkan Deniz, daha sonra 'Güneşin Kızları' ve 'Bodrum Masalı' dizilerinde de yer aldı. Son olarak 'Çukur' dizisindeki Sena rolüyle karşımıza çıkan Deniz, dizide başrolü Aras Bulut İynemli ile paylaşıyor. Dizi İstanbul'un en belalı mahallelerinden 'Çukur' ve mahalleyi yöneten Koçovalı Ailesi'nin başından geçenleri konu alıyor. Deniz'in küçük yaştan bu yana modellik yaptığını da belirtelim. Başlamadan belirtelim; Farah Zeynep Abdullah oyunculuk yeteneğinin yanında güzel sesiyle de farkını ortaya koyan bir oyuncu. Yıl 2010. 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisiyle ekranlarda yıkılan bir ailenin enkazı altında kalmış birkaç çocuğu izliyoruz. Dizi oldukça üzücü olaylar silsilesiyle geçiyor... Ailenin üyeleri arasında Aylin isimli bir genç kız da var. O anda bunun farkına varamıyoruz fakat bu kız ileride 'Ajda Pekkan'ı canlandıracak. Farah Zeynep Abdullah, ya da diğer bir deyişle, 'Muhteşem Yüzyıl: Kösem'in savaşçı Prenses Farya'sı, 'Ekşi Elmalar'ın Muazzez'i ya da 'Kurt Seyit ve Şura'nın Şura'sı son zamanlarda oldukça göz önünde olan bir oyuncu. İngiltere'de doğup büyüyen Abdullah 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisinin kadrosuna seçilmesinin ardından Türkiye'ye dönerek birçok dizi ve film projesine imza attı. Yetenekli ve içten oyunculuğunun yanı sıra yer aldığı yapımlarda öne çıkardığı güzel sesiyle de dikkat çeken yıldızın beyaz perdede yer aldığı son yapımsa geçtiğimiz aylarda gösterime giren 'Arif v 216'. Yapımda Ajda Pekkan'ın gençliğini canlandıran oyuncu, filmdeki sahne performansıyla büyük bir kesim tarafından oldukça beğenildi. Eski asker Harrelson oyunculuk yeteneğini 30 yıldır başarıyla sergiliyor. Woody Harrelson iyi huylu bir ahmak, tanınmış bir esrarkeş ve az bilinen yönüyle de film dünyasının en fazla çalışan kişilerinden biri. Baştan aşağı gözden geçirirseniz 'harika' bir kariyeri olan bu adam, 'Natural Born Killers'taki Cheers rolüyle TV'den beyaz perdeye yapılan o zor geçişi başarabilmiş ve sonrasında HBO'nun 'True Detective' serisiyle tekrar TV'ye dönerek kendini yeniden inşa edebilmiş biri. Harrelson'ın, 'The Hunger Games', 'Planet of the Apes' ve 'Now You See Me' gibi büyük yapımlarda yer aldığını da belirtelim. Fakat oyuncu aynı zamanda daha hatırı sayılır filmlerin de ana karakterlerinden. Indie film 'Wilson'da oynadığı insanlardan nefret eden boşboğaz karakter, 'The Glass Castle' da canlandırdığı özgür ruhlu güvenilmez baba rolü, 'Three Billboards Outside Ebbing, Missouri' deki sorunlu polis amiri ve 'LBJ'deki 36. Devlet Başkanı bunu kanıtlayan örneklerden yalnızca birkaçı. Dahası, bunlar sadece 2017 yılında rol aldığı yapımlar. Harrelson'ın kolaylıkla ve girdiği rolü yansıtarak dram, komedi ve aksiyon demeden tüm film türlerinde rol alabildiğini de belirtmek gerek. Aslında bu yönüyle aktörü Gene Hackman'e de benzetebiliriz ve Hackman gibi onun da girdiği her rolü bir adım öne taşıdığını söyleyebiliriz. - A.B. Adı ağırlıklı olarak komedide anılsa da Ali Atay'ın birçok farklı alanda başarı yakaladığını belirtmeliyiz. Komedi dizi/filmler genellikle üretim açısından nispeten daha zor yapımlar olarak kabul edilir. Toplumun gülmesini ya da en azından tebessüm etmesini sağlayacak yapımları ortaya koymak kolay olmasa gerek... Fakat başarılı bir şekilde yapıldığında da oldukça güzel sonuçların ortaya çıktığını kabul etmeliyiz. Ali Atay da bunu son zamanlarda sıklıkla başarabilenlerden. Öncelikle, 2011-2014 yılları arasında yayınlanan absürt komedi 'Leyla ile Mecnun'da oynadığı Mecnun rolüyle tanınmışlığını arttırmış olsa da Atay'ın oyunculuk kariyerine 90'ların sonunda başladığını belirtelim. 'İkinci Bahar' dizisindeki Ersin karakteriyle ilk defa izleyiciyle buluşan Atay, sonrasında yer aldığı 'Eşref Saati', 'Behzat Ç: Bir Ankara Polisiyesi', 'Ben de Özledim', 'Masum' gibi yapımlarda yer aldı. Son olarak Kore Savaşı'nda yaşanan gerçek bir hikayeyi beyazperdeye taşıyan 'Ayla' filminde Ali Asker rolüyle izlediğimiz Atay'ın yeteneklerinin oyunculukla sınırlı olmadığını da belirtmeliyiz. 'Leyla ile Mecnun' dizisi sırasında kurulan 'Leyla the Band' aracılığıyla dizi için müzik besteleyen Atay'ın, aynı zamanda senaristlik ve yönetmenlik deneyimi de bulunuyor. 2015 yapımı 'Limonata' ve geçtiğimiz ay vizyona giren 'Ölümlü Dünya' yazıp yönettiği son filmler. Türkiye'den Fransa'ya, Fransa'dan dünyaya erişen bir Türk kadın yönetmen mi? Cevap, evet! Adı da: Deniz Gamze Ergüven. Cannes Film Festivali bağımsız film yapımcıları için yılın en önemli etkinliklerinden biri. Bunun iki nedeni var: Dünya genelinden birçok yapımın eleştirmenlerle buluşma fırsatı bulması ve festivalin yapımcı ve yönetmenlerin daha büyük kesimler tarafından tanınmasının önünü açması. Deniz Gamze Ergüven de adını dünyaya Cannes Film Festivali'yle duyuran bu yönetmenlerden biri. Onu bir adım öne taşıyan yapımının ismi ise 'Mustang'. Festivale katıldığı 2015 yılında izleyiciler tarafından 10 dakika boyunca kesintisiz bir şekilde alkışlanan yapım, Karadeniz'in bir kasabasında yaşayan beş kız kardeşin oynadığı masum bir oyun sonrası toplum zihniyeti nedeniyle hayatların kararması ve sonrasında, 'tutsaklığa' benzetilebilecek bu kaderlerinden kurtulmaya çalışmalarını konu alıyor. 2016 yılında 'Yabancı Dilde En İyi Yapım' dalında Oscar'a da aday olan yapımın ardından Ergüven'in hayat verdiği son proje ise 2017 yılında gösterime giren; başrollerini Halle Berry ve Daniel Craig gibi dünyaca ünlü oyuncuların paylaştığı 'Kings' filmi. Ergüven'in yazıp yönettiği 'Kings', 90'lı yıllarda Los Angeles'ta yaşanmış, gerçek bir hikayeyi konu alıyor. Berk Atan, modellikten oyunculuğa geçişi pürüzsüz bir şekilde başarabilen birkaç isimden biri. Güzellik yarışmaları çoğu zaman vücut, duruş, görünüş ve yürüyüş gibi daha sabit özellikleri derecelendirse de bu yarışmaların kazananları kimi zaman farklı alanlardaki yetenekleriyle de ön plana çıkabiliyor. Son zamanlarda akşam kuşağı dizilerinde karşımıza çıkan Berk Atan da bu isimlerden biri. 2012 yılında katıldığı 'Best Model of Turkey' yarışmasında birinci seçilen Atan, yarışma sonrasında rotasını oyunculuğa çevirdi. 'Her Şey Yolunda Merkez' isimli güldürü dizisiyle oyunculuğa ilk adımını atan genç oyuncunun parlamasını sağlayan yapım ise Tolga Sarıtaş, Burcu Özberk ve Hande Erçel'le birlikte rol aldığı 'Güneşin Kızları' dizisi olmuş. Dizide canlandırdığı gizemli ve asi Savaş karakteriyle yayınlandığı dönemde birçok kesim tarafından beğenilen Atan, şu sıralar 'Cennet'in Gözyaşları' dizisinde Selim Arısoy rolüyle duygusal, dürüst ve çalışkan bir iş adamına hayat veriyor. ABD'de Oakland'den Wakanda'ya özel kişilerin peşine düşen birini belirtmemiz gerekirse Ryan Coogler'dan daha iyi bir isim bulamayız. 15 dakika... Bu, ilk defa tamamıyla siyahi oyuncuların rol aldığı, siyahi bir yönetmen yönetilen Marvel filmi 'Black Panther'in biletlerinin ön satışa çıkıp tükendiği süre. Filmin oyuncularından Lupita Nyong'o bile bileti alma fırsatı bulamamış! \"İlk defa bir Marvel ekranında sadece kendi ırkımızı izleyeceğiz ve bu daha önce böyle bir şansa sahip olmadığımız için oldukça heyecan verici bir olay.\" diyor filmin yönetmeni Ryan Coogler, \"Sanırım, insanlar siyahi insanların popüler kültürü ne kadar sevdiğini şimdiye kadar hafife almış.\"."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/28/bu-ay-one-cikanlar", "text": "Sizi bekleyen en iyi ürünleri inceleyen sayfalarımıza göz atmadan alışverişe çıkmayın! Fotoğrafçılık konusundaki başarısıyla tanınan Sony'nin son ürünü XA2 Ultra selfie odaklı bir telefon. Çift ön kamerası, ön flaşı ve süper geniş açı seçeneğiyle her ortamda net selfie üretimi vadeden cihazın arka kamerası da üst düzey özellikler barındırıyor. Yuvarlak hatlı kenarlar, geniş ekran, yüksek kapasiteli batarya ve parmak izi sensörü gibi özelliklere sahip cihaz, Android 8.0 Oreo işletim sistemiyle piyasaya sürülüyor. Mevsim, hava durumu ya da sıcaklık değişse de giysilerimizle uyumu değişmeyen bir konsept var: Minimallik. Calvin Klein da geçtiğimiz günlerde tanıttığı yeni saat serisiyle minimallik yaklaşımını kullanıcılarıyla buluşturan markalardan. 'High Moon' isimli seri farklı kasa ebatları, kadran seçenekleri, alternatif bileziklerin yanında çelik veya deri kayış seçenekleriyle de sunuluyor. Milano'dan dünyaya açılan Superglamourous, İlkbahar-Yaz 2018 Koleksiyonu'yla şıklığı farklılıkla birleştirmek isteyenleri hedef alıyor. Koleksiyonda toka detaylarıyla dikkat çeken bot ve slipper ayakkabılar ön plana çıkıyor. Birinci sınıf İtalyan derisi ve kösele tabanları sayesinde konforlu bir kullanım sunan koleksiyon ürünlerinin koyu tonlarda farklı renk seçenekleri de bulunuyor. Mevsim geçişlerini simgeleyen bahar ayları farklı tonlar ve farklı tarzlardaki parçalarla buluştuğumuz dönemler. Damat da ilkbahar-yaz koleksiyonuyla bu yaklaşımı devam ettiren markalardan. Pastel tonlardan canlı renklere, spor parçalardan şık ürünlere birçok seçenek sunan koleksiyon gömlekler, ceketler, pantolonlar ve daha bir ürünle gardırobuna bahar havası getirmek isteyenleri hedef alıyor. Farklı doku ve desenlerin öne çıktığı İlkbahar-Yaz 2018 sezonunda Cos da bu trendi sürdüren markalardan. Fütüristik tonlar, örgü kumaşlar, organik kesimler, modüler kullanım seçenekleriyle şekillenen koleksiyonda tüm parçaların sahip olduğu ortak nitelikse kağıt katlama tekniklerinden esinlenmeleri. Koleksiyonda trençkot, gömlek, yelek ve pantolonların yanı sıra birçok aksesuar da yer alıyor. Güneşin yüzünü daha fazla göreceğimiz bahar ayları giyimimiz için de farklı ihtiyaçlar doğuruyor. Levi's İlkbahar-Yaz 2018 koleksiyonunda bulunan yeni şapkalarıyla bu ihtiyaçları karşılayabilecek çözümler sunuyor. Büyük veya küçük 'Batwing' logolarıyla klasik Levi's tarzını yansıtan şapkalar, markanın 'Flexfit' ismini verdiği bir teknoloji sayesinde başa tam oturarak konforlu bir kullanım sağlıyor. Baharla birlikte canlanan doğa, çoğu zaman giyimimizin de renkli bir hal almasını sağlıyor. Genellikle daha canlı renklerdeki kombinlere büründüğümüz bu mevsimde Brooks Brothers da sunduğu seçeneklerle yanımızda olduğunu vurgulayan bir marka. İlkbahar/ Yaz Koleksiyonu'ndaki mavi, kırmızı, lila, yeşil tonlarına sahip gömlekler, ceketler, yelekler ve daha mat tonlardaki aksesuarlarla marka birçok farklı seçeneği sizlerle buluşturuyor. www.brooksbrothers.com 'COOL' GÖRÜNÜM Güneşin yüzünü daha fazla göreceğimiz bahar ayları giyimimiz için de farklı ihtiyaçlar doğuruyor. Levi's İlkbahar-Yaz 2018 koleksiyonunda bulunan yeni şapkalarıyla bu ihtiyaçları karşılayabilecek çözümler sunuyor. Büyük veya küçük 'Batwing' logolarıyla klasik Levi's tarzını yansıtan şapkalar, markanın 'Flexfit' ismini verdiği bir teknoloji sayesinde başa tam oturarak konforlu bir kullanım sağlıyor. Cildinizin aşırı parlamasından ve yağ salgılamasından şikayetçiyseniz; sizi Bioderma'nın erkeklere özel geliştirdiği Sebium Mat Control bakım kremi ile tanıştıralım. Fluidactiv patentiyle cildin sebum kalitesinin ve nem dengesinin korunmasını amaçlayan krem, yumuşak dokusu sayesinde cilt tarafından kolayca emiliyor, parlamayı önlüyor ve aynı zamanda cildin dokusunu düzelterek gözenekleri de sıkıştırıyor. Fransız tasarımcı Franck Boclet'in yeni koku koleksiyonları bahar mevsimde kullanıcılarına yeni bir benlik kazandırmayı amaçlıyor. Daha sert ve baharatlı kokulardan daha hafif kokulara kadar birçok farklı tarzda olan kokular, tamamen doğal malzemelerden üretiliyor. Serinin öne çıkan ürünlerinden 'Ashes' karanfil, misk, baharatlı amber ve tütsü gibi kokuların harmanlanmasıyla ortaya çıkarken, 'Heroes' bergamot, sedir, vanilya, yosun, Hindistan cevizi gibi kokuları bir araya getiriyor. Network, İlkbahar-Yaz 2018 koleksiyonuyla ofisin yanı sıra gündelik hayatında da şık, özgür ve farklı görünmek isteyenleri hedef alıyor. Zen felsefesinin dinginliğinden Urban Safari ruhuna, hafifliğiyle öne çıkan dokulardan farklı görünümü yansıtan takım elbiselere kadar birçok farklı seçenek sunan koleksiyon gri, beyaz, bej, vizon tonlarının yanında lacivert, beyaz, indigo, haki ve asit yeşilinin ön plana çıktığı ürünler de barındırıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/03/28/esquire-turkiye-nisan-2018de-neler-var", "text": "2012 Ocak, 2015 Nisan ve 2018 yine Nisan sayısı... Biri 'Pragma' ikisi de kapak çekimi olmak üzere tam üçer yıl arayla onunla bir araya gelmişiz. Takip edebildiğim kadarıyla son üç yıldır sağlığı, sıhhati ve keyfi yerinde. 'Aşk Yeniden'den sonra herhangi bir dizi projesinde yer almasa da üç yılda tam üç sinema filminde yer aldı. Tam, ne güzel sakin sakin gidiyor derken bir gün kendisinin yazıp çizdiği, üstelik rol alıp yakın dostu Serhat ile birlikte yönettiği, hatta elini cebine atıp yapımcılığını da üstlendiği filminin afişleriyle karşılaştık. Halbuki o, bundan üç yıl önceki konuşmamızda sinyalleri vermiş bana: \"Ben yine tiyatro yapıyor olacağım, senaryolar yazacağım, belki bir gün gelecek yönetmenlik koltuğuna da oturacağım!\" Neyse; tam kendisini takdir etmekle şaşırmak arasında gidip gelirken; ikinci salvosu, televizyon ekranlarında anons edilen ve sizin muhtemelen üçüncü bölümünü izlediğiniz yeni dizisi ile geldi. E, haliyle yine ve yeniden bir araya gelmek ve şöyle 'yakışıklı' bir kapak çekimi yapmak da elzem oldu. Yoğun set temposunun arasına sıkıştırdığı bir Cuma günü yaptığımız kapak çekiminin ardından Cumartesi günü evinde, Puddle cinsi köpeği Pudi eşliğinde yaptığımız röportaj sonrası yansıyanları birazdan okuyacaksınız. Ancak kişisel görüşümü soracak olursanız; bu genç adam ne istediğini çok iyi bilerek, emin adımlarla ve üstelik sakinliğini de hiç bozmayarak bizleri daha çok şaşırtacak! - Kapak röportajının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... Sözünü sakınmayan, komik Twitter fenomenleri, görüntüyü en iyi şekilde yansıtabilen Instagrammer'lar, kitleleri dakikalarca karşısında tutabilen YouTuber'lar ise sonradan tek bir çatı altında toplandı. Bu ismi artık her yerde görüyorsunuz: Influencer. Özellikle Z Kuşağı için TV, artık YouTube ve Enes Batur, Orkun Işıtmak ya da 'gamer' denen ve milyonlarca sadık hayranı olan Twitch fenomenleri, Tarkan'dan daha ünlü. Kelime, 'etkileme gücü yüksek' anlamına geliyor. Bir şeyin içine 'etkileme' kelimesi girince de kapıdan reklam dünyası giriyor. Reklam Çağı adlı kitabı kaleme alan, 20. yüzyılın reklam dehası Bill Bernbach, reklamlar hakkında ne demişti: \"Reklam, doğası gereği iknaya dayanır ve ikna bir bilim değil, bir sanattır.\" Akıllı telefonların elimizden düşmediği günümüzde, böyle olması da doğal: Çünkü Serenay Sarıkaya'nın şampuanını değil, bu mecraların ünlülerinin kullandığı şampuanı arayıp buluyoruz artık. Araştırmalar da bunu doğruluyor: Birkaç yıl önce dillendirilmeye başlayan influencer'ların marka işbirlikleri sonucu ulaşılan ciro, geçen yıl dünyada 1,1 milyar dolardan 1,5 milyar dolara yükselmiş, Türkiye'de de 30 milyon TL'ye ulaşmış. Dünyadaki rakamın 2019'da ikiye katlanacağı öngörülüyor. Ki mümkün: 'Influencer pazarlama' alanı 2017'de dünyada %198 büyümüş. - Yazının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... Baharın gelmesiyle birlikte gözler ilkbahar-yaz 2018 koleksiyonlarına iyiden iyiye kaymaya başladı. Öncelikle yeni sezonda eskiyi yad edeceğinizi hemen belirtelim. 70'ler başta olmak üzere 80'lerin ve 90'ların izlerini taşıyacağınız yeni tasarımlar; çizgili trikolar, desenli takım elbiseler, iddialı aksesuarlar, yüksek belli pantolonlar ve hardaldan kiremite renk tonlarını barındırıyor. Hayatı bütünüyle kabullenebileceğiniz mutluluk ve huzur dolu bir yaşam felsefesi mi arıyorsunuz? Teknoloji konusunda dünyayı yönlendirilen adalar ülkesi Japonya'nın bu konuyla ilgili size bir önerisi var. - Yazının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... - Yazını tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... İşim, benim için dünyada yapılmaya değer tek iş, başka bir iş yapmayı düşünemem. Hayatta seçmediğim hiçbir şeyi yapmadım, yapmam da. 'Süper Baba', 'Deliyürek', 'Ekmek Teknesi', 'Sıcak Saatler', 'Uzun Hikaye', 'Kurtlar Vadisi', şimdi de 'Sen Anlat Karadeniz' gibi işlerim çok tuttu, ama bunun bir formülü kesinlikle yok; benim her yaptığım da olmuyor. Ben onu bir formül olarak şöyle izah ediyorum kendime: Toplumun içinde yaşadığı kültürel ve yerli kodlar var, onları doğru okur ve o kodlarla iş yaparsanız daha iyi sonuç veriyor. Ben de toprakla ilişkisi olan bir adam olarak o kodları doğru okumaya çalışıyorum. Bir fark varsa sanırım ondan kaynaklanıyor. Bundan sekiz ay önce bir röportaj vermiştim, bence anlamsız ve arabesk bir başlık atılmıştı \"Kral benim!\" diye. O cümle şuydu aslında: Konsept üretebildiğim sürece kral benim. Kral olan şey, yönetmen, oyuncu değildir; konsepttir. Bütün dünyada öyledir. Konsept üretebilen en öne geçer. Ben her zaman buna dikkat ettim, onu bulmayı sabırla bekledim. Yeni bir işte büyük starlarla çalışmak beni rahatlatmıyor; bir konsept üretebilmiş olmam lazım. Benim kültürümde 'ben' demek terk-i edeptir, çok 'ben' diyen insan edebi terk etmiştir. Öyle bir ortamda büyüdüm, öyle yetiştim. Hocam Metin Erksan son günlerinde bana bir şey söylemişti. Artık hiçbir iş çekemediği, sektörden uzaklaştığı bir dönemdi ama bir Metin Erksan miti vardı. Herkes onu mit kabul ederken gönlündeki müthiş filmleri çekemiyordu. Bana dedi ki \"Osman, ben daha önce sinemacı değilmişim, asıl şimdi sinemacı oldum. Ama şimdi kimse bana bir şey yaptırmıyor.\" Bu işin böyle bir dramı da var. Öğrenmek bitmez. Ben her çektiğim planı ya da oyuncularla her konuşmamı bir eskiz gibi görürüm. Oyuncuya söyleyeceğim bir cümle onu nasıl tetikler ve nereye götürür; yanlış bir yere götürdüğünde başka bir cümleyle onu düzelttiğimde tekrar nereye gelebiliyor, bunu gözlemlerim. - Yazının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... Tüm dünyadan birçok markanın katıldığı ve en ilgi çekici ürünleriyle şov yaptığı Cenevre Otomobil Fuarı'nda Jaguar Land Rover standının kalabalığı hiç azalmadı! Sebep; dünya prömiyerleri yapılan Jaguar I-Pace ve Range Rover SV Coupe! Bu yıl 88.'si düzenlenen Cenevre Otomobil Fuarı oldukça hareketliydi. Birçok marka dünya veya Avrupa prömiyeri yaptı, bazıları konsept araçlarını sergiledi. Cenevre'deki fuar alanın oldukça kompakt olması nedeniyle hem sergileri gezerken yorulmuyorsunuz, kafanız karışmıyor hem de organizasyonun nabzını çok daha rahat tutabiliyorsunuz. Mesela fuar alanın bir ucundan baktığınızda ortalama 10 markanın standını, ziyaretçi yoğunluğunu görebiliyorsunuz. Bu tip organizasyonlarda Ferrari, Lamborghini gibi süper spor otomobiller üreten markaların stantları her zaman kalabalık olur. İnsanlar, hayalleriyle yüzleşmeyi, fotoğraf çektirmeyi ve hatta imkan olursa dokunabilmeyi çok sever. Nitekim Cenevre'de de olsa durum aynıydı. Fakat aynı olmayan ve herkesin dikkatini çeken bir şey vardı; Jaguar Land Rover bölümünün kalabalığı! Fuara katılan medya mensupları için örtüsü açılacak aracın başındaki kalabalık normaldir. Çünkü medya tanıtımı yapıldıktan o kalabalık kısa süre sonra başka bir tanıtıma yetişmek için hızlı adımlarla stanttan uzaklaşır. Ama bu yıl Jaguar Land Rover bölümünde işler biraz değişti! Bana göre fuarın en çok incelenen araçlarından biri kesinlikle Jaguar I-Pace oldu. Şöyle ki; bir turuncu, bir gri ve bir beyaz I-Pace genel ziyaretçiler için, bir füme renkli I-Pace ise ikinci katta sadece markanın özel misafirlerinin incelemesi için sergilendi. Buna rağmen fuar alanında aracın doğru dürüst fotoğraf veya videosunu bile çekemedim. Ön bölümde birbirini taciz ederek anons yapmaya çalışan televizyoncular, diğer tarafta dokunarak, göstererek aracın yan ve arka tasarımını yorumlayan onlarca medya mensubu. İç mekana geçebilmekse tam bir büyük ikramiye! Arka koltuklara oturabilmek için bir sıraya girdim; sanırım 8-10 dakika sürdü. Bindiğimde arka koltuktaki üçüncü kişiydim! Ön koltuk için gözüm korktu, önce sağ taraftaki sıraya girdim! Ben koltuğa oturduğumda bir kişi önümdeki torpidoyu, diğeriyse burnumun 5cm önünden içeriği soktuğu kamerasıyla kokpitten görüntü almaya çalışıyordu. Şoför koltuğundaysa maksimum 30 saniye oturabildim. Kalabalığın anlaşılması açısından kendisinin de affına sığınarak belirtmem gerek; nispeten daha sakin olan ikinci medya gününde bizlere nezaket ziyaretinde bulunan Jaguar Land Rover Türkiye Genel Müdürü Simay Alsan, söyleşimiz sonunda ikinci kattan aşağıya inerek Jaguar I-Pace'i incelemek için yanımızdan ayrıldı. En az 10 dakika aracın içine geçebilmek için sıra bekledi diyebilirim. Şimdi diyeceksiniz ki; \"Yahu aracı doğru dürüst göremediysen, inceleyemediysen ne işin var orda?\" Tamam tamam kızmayın. Sürpriz; dünya prömiyeri yapılan Jaguar I-Pace'i incelemenin yanı sıra kullandım bile! Jaguar Land Rover yetkilileri fuar dışında yaptıkları özel bir organizasyonla sınırlı sayıda medya mensubuna aracı kullanma, inceleme, fotoğraf ve video çekme imkanı tanıdı! Tabii ki ülkemizden tek dergi olarak Esquire Türkiye de oradaydı! - Yazının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında... Nişantaşı'nın favori adreslerinden biri olan Must'ın kurucu ortakları bu kez Michelle Brasserie ile sürprizlerine devam ediyor. Vadistanbul ve Hilltown bünyesinde açılan mekan günün her saati Fransız esintisi estiriyor. - Yazının tamamı Esquire Nisan 2018 sayısında..."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/16/ofiste-yasam-rehberi", "text": "Modern hayat, birçok alışkanlığı olduğu gibi iş alışkanlarımızı da değiştirdi. Artık plazalarda yüzlerce insanla beraber tek bir amaç uğruna bir arada çalışıyoruz. Böyle ortamlarda çalışırken hayatınızı kolaylaştıracak alışkınlar neler mi? Bu konuda birkaç önerimiz olacak. 1- Not kağıtlarından kurtulun. Dünya değişti artık, geleneksel yöntemlerden vazgeçin. Dijital not uygulamaları kullanın. Sadelik iyidir. 2- İletişimi sınırlandırın. Ofisler genelde sessizliğin az rastlandığı, gürültünün başkenti olarak nitelendirilebilecek ortamlardır. Kulaklık takmak size yardımcı olabilir. 3-Bilmediğinizi bilin ve belirtin. Sizden istenecek herhangi bir iş hakkında en ufak fikriniz yoksa lütfen bunu belirtin. Bilmiyorum ya da 'hayır' demek dünyanın sonu değil. Aksine bu sizi aşırı stresten kurtaracak bir yöntem olabilir. 4- Çalışma masanızı özelleştirin. En sevdiğiniz kahve fincanıyla ya da en mutlu olduğunuz tatil fotoğrafıyla... Tercih sizin ama masanıza motivasyonunuzu artıracak ve size mutluluk verecek birkaç nesne koymanızı tavsiye ederiz. 5- Sosyal medyadan uzak durun! Güneşlenen ya da Avrupa seyahatinde olan dostlarınıza beğeni atmayı mesai saatleri dışına saklayın. Bu, sizi hem daha verimli yapacak hem de mesai sırasında gereksiz düşüncelerden uzak tutacaktır. 2- İletişimi sınırlandırın. Ofisler genelde sessizliğin az rastlandığı, gürültünün başkenti olarak nitelendirilebilecek ortamlardır. Kulaklık takmak size yardımcı olabilir. 3-Bilmediğinizi bilin ve belirtin. Sizden istenecek herhangi bir iş hakkında en ufak fikriniz yoksa lütfen bunu belirtin. Bilmiyorum ya da 'hayır' demek dünyanın sonu değil. Aksine bu sizi aşırı stresten kurtaracak bir yöntem olabilir. 4- Çalışma masanızı özelleştirin. En sevdiğiniz kahve fincanıyla ya da en mutlu olduğunuz tatil fotoğrafıyla... Tercih sizin ama masanıza motivasyonunuzu artıracak ve size mutluluk verecek birkaç nesne koymanızı tavsiye ederiz. 5- Sosyal medyadan uzak durun! Güneşlenen ya da Avrupa seyahatinde olan dostlarınıza beğeni atmayı mesai saatleri dışına saklayın. Bu, sizi hem daha verimli yapacak hem de mesai sırasında gereksiz düşüncelerden uzak tutacaktır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/16/zit-kutuplar-birbirini-ceker-mi", "text": "ABD ve Kuzey Kore, geçtiğimiz dönemde verdikleri gözdağlarıyla birbirleri hariç herkesi korkuttu. Kuzey Kore'de Kim Jong-un'un yaptığı \"Nükleer silah düğmem masamda.\" açıklaması Donald Trump tarafından \"Benim düğmem daha büyük!\" şeklinde karşılık buldu. Tabii, ABD Başkanı bu açıklamayı tahmin ettiğiniz üzere Twitter üzerinden yaptı. 'Akli dengesi bozuk' ve 'roket adam' gibi benzetmelerle de renklenen bu siyasi tartışma çok ilginç bir şekilde bir anda da durdu. Tüm dünyaya tehditler savuran Kuzey Kore önce Güney Kore ile birlikte Olimpiyatlar'a katıldı, ardından da beklenmedik barışçıl hamleler sergilemeye başladı. Geçtiğimiz günlerde de Güney Kore Ulusal Güvenlik Danışmanı Chung Eui-yong, bu doğrultuda, Kuzey Kore tarafından yazılmış bir mektubu ABD'ye iletti. Mektupta neler mi yazıyordu? Nükleer silahsızlanma garantisinin yanı sıra Kim Jong-un'un Donald Trump'la en kısa sürede görüşme beklentisi. Ha, bu mektuba Trump'ın cevabının da gecikmediğini de belirtelim. Trump'ın tweet'lerinden öğrendiğimize göre ABD olumlu ya da olumsuz her iki yönde de anlaşmaya açık. Her ne olduysa ikiliyi tebrik ediyor ve 'en kısa sürede' daha sakin olmaya davet ediyoruz. Anladık ki; zıt kutuplar gerçekten birbirini çekiyormuş."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/17/caza-genc-bir-soluk-melisa-karakurt", "text": "Melisa Karakurt, İzmir doğumlu, İstanbul'da yaşayan 21 yaşında bir şarkıcı- besteci ve söz yazarı. Uluslararası müziğe yakın yetişmiş. Annesi Finlandiya vatandaşı olduğundan Fin ve Türk kültürlerinin harmanıyla büyümüş. Müzik hayatı ise İzmir'de ilkokulda aldığı gitar kurslarıyla başlayıp daha sonra müzik kulüpleriyle ve koroların solistlikleriyle devam etmiş. 2015 yılında üniversite için İstanbul'a gelen Melisa, o tarihten sonra müzik alanında daha aktif bir şekilde yer almaya başladı. Boğaziçi Caz Korosu seçmelerinde başarılı olsa da katılmamayı tercih edip müzik hayatına solo devam etti. 2017 Nardis Jazz Vokal Yarışması'nda finalist olarak sahne alma hakkı kazanıp yarışmanın sonunda dereceye giren başarılı vokal Ece Göksu'nun atölye programına katıldı. İşbirliği ve desteğe önem veren Melisa, artık bireysel paylaşımlarının yanı sıra birçok başarılı müzisyen ile bir araya gelip çalışmalar yapıyor; sosyal medya üzerinden yaptığı bu paylaşımlarla kendi müziğini geniş bir kitleye ulaştırmayı amaç edinmiş ve bu yolda ilerliyor. Onu daha yakından tanımak için bir araya geldik. Melisa Karakurt: Kendi iç dünyasını erken yaşta keşfedebilen şanslı çocuklardan oldum ben sanırım. Müzik, beni coşkulandıran, heyecanlandıran şeylerin başında geliyordu. Küçüklüğümden beri dinlediğim bolca müziğin, izlediğim onca müzikalin bende bıraktığı etkinin peşine düştüm. İlkokulda gitar kursuna gittim ve okulda hep müzik kulüpleri ve korolarda yer aldım, ama o dönemde çalışmalarım bundan öteye gitmedi. Üniversite tercih dönemimde İstanbul'da bir okulu yazmamın en büyük sebebi burada müzik yapabileceğimi bilmemdi ve öyle de oldu. M.K: Herhangi bir şeye direnmem ya da ona boyun eğmem gerekiyor mu diye düşünmeden kendi müziğimi yapıyorum. Benim hayalim ve yolum, iç dünyamı, samimiyeti, sevgiyi, huzuru ve doğallığı kendi sözlerimle ve müziğimin diliyle dinleyenlere anlatmak. Bu herhangi bir şeye direniş olarak yapılan bir eylem değil. M.K: İtiraf etmeliyim ki bu soru karşısında geçmiş benim için çok flulaştı. Dinlediğim müziğin caz olduğunu bile bilmediğim yaşlardan beri müzik dinliyorum galiba. Bazı şeyleri tanıdıkça, keşfettikçe severiz ya, benim cazla hikayem de öyle oldu. Ama özellikle beni caz müziğe yönlendiren ve bu konuda beni oldukça besleyen, ufkumu açan bir Eren abim var; onun üzerimde büyük bir etkisi oldu. M.K: Henüz bu tür platformlardan yayınım olmadı, ama yakın zamanda bestelerim ve diğer coverlarımı bu platformlarda paylaşmak istiyorum. M.K: Asıl hayalim, bestelerimi paylaşmak. Çok yakın bir zamanda bir single ile yola çıkacağım."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/17/hazirlikli-olmak", "text": "Başkan Donald Trump çelik ve alüminyum tarifelerine yüzde 25 gümrük vergisi getiren karara imza atarak ticaret savaşlarının fitilini ateşledi. Hem Avrupa Birliği hem de Çin Trump'ın bu hamlesine cevap verme hazırlığında. Öte yandan piyasalar Fed'in faiz kararları ile iyice ısınmaya başladı. Borsalar için boğa dönemine ara verme zamanı gelmiş olabilir. Değer yatırımı kavramının babası Benjamin Graham \"Başarılı bir yatırım riski yönetmektir, onu görmezden gelmek değil.\" diyor. Graham'ın bu değerli tecrübesine iki şekilde yaklaşılabilir. İlki yatırım yaparken piyasalardaki makro ve mikro riskleri dikkate almak ve bu risklere göre yatırımı yönlendirmek. Hisse senedi ya da tahvil ve hatta döviz yatırımı yapıyorsanız ki, emeklilik ya da yatırım fonları da bu gruplara dahil, genel riskler ve makroekonomik gelişmelerden az buçuk haberdar olmanız yatırımınızın yönlendirilmesinde önemli rol oynar. Graham'ın terminolojisine bu yaklaşımla baktığımızda 'risk' genel piyasa hareketleri ve hatta kimsenin görmek istemediği 'odanın içindeki pembe fil' olarak çıkıyor karşımıza. Kimse faizler yükselirken tahvil almak ya da kurlar gerilerken döviz yatırımından çıkmak istemez, istememeli... Graham'ı dinleyecek olursak basit piyasa gelişmelerini takip ederek oluşacak 'yönetilebilir' aksaklıklara zamanında müdahale ederek yatırımlarımızı koruyabiliriz. En basitinden faizler yükseliyorsa tahvil ya da tahvil fonunu satarak ekstra zararlardan kurtulabiliriz. İkinci yaklaşım ise yatırım aracından ziyade yatırım yapan kişinin risk algısıyla ilgili. Yatırım her ne kadar rakamlara dayanan ve teknik analizlerle yönlendirilmeye çalışılan bir eylem olsa da işin içinde son derece duygusal kararların da olduğu bir gerçek. Portföy yöneticilerinin sık sık yaşadığı 'hisseye aşık olmak', yani belirli bir dönem büyük getiriler kazanılan hisse senedini bir türlü satamamak bunlardan sadece biri. Ya da düşen piyasada daha önceden belirlenen stop-loss kararını uygulayamamak, 'şimdi yükselecek, yarın fiyatlar toparlanacak' gibi... İşte Graham'ın tavsiyesinde anlatmak istediği ikinci 'risk' bu olmalı. Odanın içinde pembe bir fil varsa ve herkes görmezden geliyorsa açıkçası bu parti bir süre sonra bitecek demektir. Yatırım yaparken görünen riskleri göz ardı etmek belirli bir süre kabul edilebilir, ancak riskin en azından bilinçli bir şekilde alınması şartıyla. Hangi yatırım aracında olursanız olun riskinizi görmeli ve alternatif maliyetlerini düşünmeniz gerekiyor. Yönetimleri altında 6,2 trilyon dolar bulunan ABD menşeili Fidelity Investments'ın hazırladığı 'Yatırımcı Rehberi', kişinin kendi risk seviyesini ve yatırım vadesini ölçebilecek basit bir tabloyla başlar. Evrensel gerçeklerin yer aldığı tabloyu sayfada görebiliyorsunuz. İşte kendimize yapabileceğimiz en iyi yatırımlardan biri bu basit görünen ancak anlamı bir o kadar derin olan tabloyu tam olarak anlamak ve risk profilimizi çıkartmak olmalı. ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret savaşlarının fitilini ateşlediğini muhtemelen duymuşsunuzdur. Şimdilik kimsenin kazanamayacağı bu savaş önlenmeye çalışılıyor. Çin -ki halihazırda bir finansal krizi tetikleyebilecek en önemli ve büyük aktör- müthiş bir finansal değişimden geçiyor. Yönetim sorunlu olan gölge bankacılık ve batık kredileri, büyümeden feragat ederek çözmek için kolları sıvadı. Öte yandan ABD merkez bankası faiz artırımlarına başladı ve belki daha da önemlisi hem Avrupa hem de Japonya merkez bankaları parasal genişlemenin sonlandırılabileceğine dair 'temenni'lerini dile dökmeye başladı. Piyasalar ise bu devasa riskleri, pembe filleri şimdilik görmemeye devam ediyor. Elbette bu durum felaket tellaklığı yapmayı gerektirmiyor ancak piyasalar 10 yılı aşan bir süredir yükselişte ve ciddi düzeltmelerin yaşanması hiç de şaşırtıcı olmayacak. İşte böyle bir dönemde biraz dikkatli olmakta, portföyleri elden geçirmekte, geleceğe dair beklentileri sıralamakta fayda var. Türkiye, gelişen piyasalara para akımı sürdüğü sürece olumlu havayı sürdürmeye devam edecek. Ne var ki daha önce de değindiğim gibi yılın ikinci yarısında hareketlenmelerin artması bekleniyor. Bu nedenle yatırımcılar gelişebilecek fırsat ve kaçınılması gereken durumları şimdiden değerlendirmeye almalı, risk tanımına uygun pozisyonlara geçmeye hazır olmalı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/18/bazi-centilmenler-ve-deneyimler", "text": "Geçen ay, özenle organize edilmiş bir buluşmanın 'şanslıları' arasındaydım. Zira ilki gerçekleşen İstanbul Gentlemen's Society buluşmasının katılımcılarından biri olarak o iki günü hafızamda hep taze tutmaya çalışacağım. Her şeyden önce, kişi sayısına dikkat çekmek isterim:10. Eğer niş bir buluşma gerçekleştirecekseniz, ortalama olarak doğru kişi sayısı budur. Belki de bir 10 kişi daha ama iki elin parmakları kadar kişi, bence fazlasıyla kafi. Sonuçta, insanların birbiriyle temas etmesi önemli. Katılımcıların muhakkak birbirleriyle sohbet edebilmesine olanak sağlanmalı ki etkileşimi yüksek bir buluşma olsun. Arda Sayıner, bunun gayet farkında biri. Kendisiyle olan görüşmelerimizin birinde İstanbul Gentlemen's Society fikrini benimle paylaştığında, heyecanlanmış, ama bunu ona fazla belli etmemiştim. Çünkü hep anlatılanların ne kadarının gerçekleşeceğine kafa yorduğumdan, fikrin bende yarattığı ilk etkiyi baskılar, duygularımı mümkün olduğunca açık etmemeye çalışırım. Ancak Arda'nın bendeki heyecanı fark ettiğini düşünüyorum. Ayaktakiler: Arda Sayıner, Togan Noyan, Ali Ermete, Efekan Coşkunseven, Mehmet Ali Hatemi, Hakan Yıldız. Oturanlar: Nuri Develi, Sermet Severöz, Gökçe Atuk, Kağan Gökalp. Arda, marifetli bir adam; hani parmak hesabı yapsak, 10'da 10 çıkacak seviyede. Ana sektörünün iletişim olduğunu düşünüyorum, zira kendisini daha çok yazar-gazeteci kimliğiyle tanıdım. Ama gerçek şu ki birkaç farklı sektörde karşınıza çıkabilecek ve muhtemelen de yaptığı işlere olan düşkünlüğünden etkilenip kendisiyle çalışmak isteyeceğiniz bir isim. Onu uzun uzun tarif edip utandırmak istemem; en iyisi siz, vakit ayırıp hakkında kısa bir araştırma yapın. Centilmen tanımına uzunca bir süredir takılırım. Sonuçta, içi öyle rastgele doldurulabilecek bir tanımlama, sıfat değil. Raconu, kuralları olan ve belki de en önemlisi hayat gustosu olarak kabul edilebilecek bir durum, centilmenlik. \"Oldum,\" diyerek olunamayacağını, bunu ancak genel kabulle sıfatlarımızın arasına ekleyebileceğimizi kendimize her daim hatırlatmamız gerek. İstanbul Gentlemen's Society, bu genel kabul refleksiyle hareket ettiği gibi; farklı sektörlerden işleriyle ön plana çıkan başarılı isimleri bir araya getiren ve onlara hoşça vakit geçirtip her saniyesi dopdolu bir program vadeden, rafine bir kulüp. Etkinlik, buluşma, kulüp... Pek çok şey denebilir, farklı tanımlamalar yapılabilir ama temel nokta, bence şu: Kendinizi özel hissetme. Bu hissiyata, buluşma yeri olan ve bir gece kalınıp dolu dolu iki gün geçirilen The Ritz Carlton İstanbul'un kapısından girdiğiniz ilk andan itibaren kapılıyorsunuz. Karşılama, odanızda sizi bekleyen ve 'bir centilmenin yol göstericisi' olarak kabul edebileceğiniz küçük notlar , oteldeki kalabalıklardan muaf olma durumu gibi pek çok detay kendinizi gerçek bir centilmen gibi hissetmenizin yanında, seçkinlik duygusu da veriyor. Buluşmanın ilk dakikaları... Katılımcılar, daha doğrusu centilmenler lobide bir araya geliyor ve ikramlar eşliğinde keyifli bir sohbete dalıyor. Ancak, öyle kendilerini uzun uzadıya tanıtan kimse yok. Sadece anın tadı çıkarılıyor ve genel bir sohbetin dışına çıkılmıyor. Zira az sonra öğlen yemeği için Atelier restoranda Chef Table'a geçilecek ve 'Farm to Table' konseptli özel bir menüyle damaklarımızı şımartacağız. Tabii bunu yaparken de centilmenler olarak birbirimizi daha yakından tanıyacağız. Evet, Arda bizi tek tek takdim edip selamlatıyor. Güzel bir ortam; herkes, özenle seçilmiş kelimelerle tanıtılıyor. Bu arada, yemeklerin tadına da varmayı ihmal etmiyoruz. Sırada, Küba ile İskoçya'nın kadim dostluğunu vurgulayan, zamanın akıp geçmesini pek istemediğimiz bir eğitim var. Viski ve puronun dostluğu bu; aralarında, geçmişi çok eskiye dayanan ve gelecekte de aynı yakınlıkla devam edeceğinden kimsenin kuşkusunun olmadığı türden bir ilişki bulunuyor. Muazzam bilgiler, havalarda uçuşuyor. Anlayacağınız, pür dikkatiz. Eğitimin ardından, ortaya çıkan fotoğraf şu: Tüm centilmenler, artık iyice kaynaşmış halde. Sonuçta, her bir eğitim aynı zamanda benzer anılar veya ortak deneyimler demek. Ara vermeden devam ediyoruz. Şimdi, iyi giyinmenin ne demek olduğunu birinci ağızdan öğrenme vakti... Terzi işi parçalar, özel dikimin ayrıntıları, klapa trendleri ve erkek moda trendlerine özgü pek çok detay Milimetric'in sahibi Kaan Gökalp tarafından bize aktarılıyor. Gökalp'in anlattıkları aynı zamanda işimin bir parçası olduğundan, konsantrasyonum had safhada. Zira bilgilerimi tazelediğim gibi yeni şeyler öğreniyorum. Sanırım tüm centilmenler de benimle aynı görüşte. Gerçi bu görüşü kanıtlarcasına hemen herkes Gökalp'i sorularıyla sıkıştırıyor. Akabinde, hediye vermenin incelikleri var. Giftmundo, bu noktaya devreye giriyor ve bize sevdiklerimizi en özel yoldan şımartmamızı sağlayacak tüyoları veriyor. Notlarımızı aldık, hazırız! Şimdiye kadar her şey yolunda ve keyifli gidiyor. Ama şu an biraz dinlenme ve akşam için enerji toplama zamanı. Otelin Boğaz manzaralı odalarının bir kısmı, biz centilmenler için ayrılmış. Odama çıkıp bu manzaranın tadını çıkarıyor, kısa bir süre de olsa dinleniyorum. Lobiye tekrar indiğimde, neredeyse bizim ekibin hepsinin tekrar toplandığını görüyorum. Anlaşılan o ki herkes birbirini benimsemiş ve aralarındaki sohbeti ilerletmek için zaman kolluyor. Atelier Terrace'taki kokteyl eğitimi için hazırız! Eğitmenimizle uzun dikdörtgen bir masada buluşuyoruz. Görevimiz, bize özel kokteyller yapmak. Elbette, ön bilgileri alıyor ve eğitmenimizin de katkılarıyla tadı fena olmayan kokteyller yaratıyoruz! Fena olmayan kısım, sanırım sadece bana ait. Zira hemen yanı başımdaki bir centilmenin yaptığı kokteyller, değme barmeninkine taş çıkartır; net! Yaklaşık bir saatlik eğitimin sonunda soluğu akşam yemeğinde alıyoruz. Yemeği, tamamen bize ayrılmış bir salonda, sakin ve şık bir ortamda yiyoruz. Artık, tüm centilmenler birbiriyle kaynaştı. Gözlerinden iyi ki burada olduklarına dair ışığı kolaylıkla yakalayabiliyorum. Bu arada belirtmeden geçmek istemem, masadaki koyu sohbetin bir kısmı bir dahaki buluşmanın nerede olacağıyla ilgili. Yani İstanbul Gentlemen's Society'nin ikincisi için planlar yemek masasında yapılmaya başlandı bile! Yemek sonrası biraz daha vakit geçirmek isteyen centilmenlerle şimdilik vedalaşıyorum, çünkü artık odama dönmek ve günün yorgunluğunu manzara karşısında atmak istiyorum. Kaldı ki sabah yine bir etkinlik var ve enerjimi ona da saklamalıyım. Sabah, BMW i3'lerimizle Bebek istikametinde yola koyuluyoruz. Amaç, bu özel ve çevreye duyarlı aracı test etmek ve hakkında bilgi almak. Tahmin edeceğiniz üzere tüm centilmenlerin ağzı kulaklarında. Hava yağışlı ve soğuk ama herkes daha fazla yol yapmak için hevesli görünüyor. Ancak, bu mümkün değil. Daha iki etkinliğimiz, eğitimimiz var. İlki Lark Etiquette Academy'den Ayça Balkır'ın verdiği 'centilmenlik kuralları eğitimi'. Nefis hikayelerle donatılmış, deneyimlerin aktarıldığı ve şaşırtıcı bilgiler edindiğimiz bu eğitim, unutulmazlarım arasındaki yeri alıyor. Detaya giremeyeceğim, çünkü ne anlatsam eksik kalacak. En iyisi, Balkır'ın kendisine başvurmak. Bunu yapmanızı şiddetle öneririm. Keza MG Fragrance Company'nin düzenlediği parfüm eğitimi de öyle. Özenli, detaylı ve uygulamalı... Kendi parfümümüzü yaptık, daha ne olsun. Günün sonunu hoş kokular ve spa deneyimiyle getirdik. Şimdilerde, o centilmenler hala iletişim halinde. Her şey bir yana, anlayacağınız, kulüp nihai hedefine ulaştı. Sahi, ikincisi ne zaman? Size sormuyorum, kusura bakmayın!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/24/yagiz-can-konyalinin-adimlari-daha-da-hizlandi", "text": "Yağız Can Konyalı, tiyatro sahnesiyle çocuk yaşlarda tanışmış. ancak oyun gibi başlayan bu uğraş, zamanla gerçek bir tutkuya dönüşmüş. Yetenekli genç oyuncuyla buluştuk ve merak ettiklerimizi sorduk. YAĞIZ CAN KONYALI: İstanbul'da, tek çocuk olduğum için yalnız ama kuzenlerim sayesinde kalabalık bir çocukluk geçirdim. Annem işçiydi. Babam ise okuduğum okulun kantinini işletiyordu. Çok yaramaz bir çocuktum. Ne yapsam, okulun kantinine gidip \"Oğlun bunları, bunları yaptı.\" derlerdi. Y.C.K: Sanatla iç içe, İtalyanca eğitim veren Özel Evrim Okulları'nda okudum. Bunun için babama hep teşekkür etmişimdir. Okulun sosyal faaliyetlerini yöneten hocam Emine Sağlam, ben yaramazlık yaptıkça \"Karışmayın, bu çocuk konservatuar okuyacak.\" derdi. İlk zamanlarda derslerden bir kaçış olarak başlayan tiyatro uğraşı, ya yapabildiğimden ya da beğenilme isteğinden dolayı zamanla beni heyecanlandırmaya başladı. Y.C.K: 14, 15'li yaşlarda amatör tiyatro gruplarına girip harçlığımı kendim kazanmaya başlamıştım. Mesela bana, \"Profesyonel olarak ilk ne zaman oynadın?\" dediklerinde para kazanmayı kast ediyorsan 14,15 yaşlarındaydım, diyorum. Y.C.K: Ailem hiçbir zaman \"Şöyle bir mesleğin olmalı; bu işte para yok, sürünürsün oğlum,\" tarzı cümleler kurmadı. Tam tersine \"Bu senin hayatın, her şeyi yapabilirsin,\" dediler. Bireyselliğimi çok erken yaşlarda kazandım. Lisenin son yılları, hadi bitsin artık, demekle geçti. Kendi başıma Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nın sınavlarına hazırlandım ve kazandım. Y.C.K: Öğrenciyken okula bir yıl ara verip 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' dizisinde, ailenin küçük oğlu Osman'ın arkadaşı Aydın karakterini oynamıştım. O dönem çok çalıştığımız için ne kadar tanındığımızı ya da ünlü olduğumuzu kestiremiyordum. Aydın karakteri öldüğünde herkes gözyaşına boğulmuş. O sırada da kaybolan kimlik belgemi yenileyebilmek için dizide öldüğüm sahnenin ertesi günü annemle birlikte nüfus müdürlüğüne gitmiştik. Nüfus müdürlüğündeki kişi, büyük bir şaşkınlık içinde, defalarca, \"Sen ölmedin mi?\" diye sormuştu. O zaman anladık ki herkes çok etkilenmiş. Dizi bittiğinde yeni projeler için çok fazla teklif gelmesine rağmen okula geri dönmüştüm. Okuldan sonra 'Adı Mutluluk' isimli bir yaz dizisi haricinde; 'Tavşan Deliği', 'Domino' ve 'Küheylan' isimli oyunlarda oynadım. Y.C.K: Küheylan'ı çok az oynayabildik ama oynadığımız süreç boyunca neredeyse hiç uyuyamadığım ve hayatımda başka hiçbir detaya odaklanamadığım dört aylık bir süreç yaşadım. Bu süreçte hiçbir şey yapmayacağım, hiçbir telefonu açmayacağım, faturalarımı bile ödemeye gitmeyeceğim, diyordum. Ne kadar doğruydu bilmiyorum. Kendimi ne kadar fazla verebileceğimi ve bunun karşılığında neler alabileceğimi görmek istedim. Çünkü öncesinde hep böyle bir çaba içerisinde olmak istemiştim. Bu sadece gençken oynayabileceğin bir rol. Y.C.K: Ne katmadı ki... 2,5 saat boyunca kendimi test etmeyi öğrendim. Diksiyon, ses, nefes, kondisyon, duygu, konsantrasyon... Bunların hepsinin yapılabilirliğini göstermesi, bana özgüven kazandırdı. Bunu yapabiliyorsam her şeyi yapabilirim, diye düşündüm. İlk başlarda çok zor ve karmaşık görünüyordu ama sonrasında o kadar da karmaşık olmadığını gördüm. Artık böyle bir rolden korkmuyorum. Sakin ol, daha önce neler yapmadık ki, diyorum. Y.C.K: Oldu ancak sonrasında ödülün, yanına alıp ilerlediğin bir şey olduğunu gördüm. Y.C.K: Çıkmaz Sokak Çocukları'nda Asperger sendromlu bir çocuğu oynuyorum. Duygusal yönü çok ağır bir rol. Şu anda oyunun Anadolu turnesini yapıyoruz. Bizim Hikaye'de ise hayata tutunmaya çalışan, çok kardeşli bir ailenin ferdini oynuyorum. Bir anda gerçekten aile olduk. Sette çocuk olması birçok şeyi etkiliyor. Büyüğe saygı duyuyorsun, küçüğe de hadi oğlum, şimdi şu sahneyi çekmemiz lazım, diyorsun. Y.C.K: Rahmet'in koşullarında hiç bulunmadım. Zor koşullar, ama hep şu tarafından tuttum: Şartları ağır da olsa fakir de olsa, bütün gün sadece bunu düşünmüyordur herhalde. Onun da kendi içerisinde bir dinamiği vardır, o da alışıyordur bu duruma. Bir yerden sonra şartları onun bir uzvuna dönüşüyor. Y.C.K: Keyif verici, çünkü hiç bilmediğim duygular. Kardeşim olmasını hiç istememiştim ve mesela annemle kardeşleri arasındaki inişli çıkışlı duygu durumlarını anlamak benim için hep çok zordu. Y.C.K: Pek bir şey yapmıyorum. Şu anda altı gün dizi setinde çalışıyorum. Bir gün de reklam seslendirmesi yapıyorum. Y.C.K: Benim için ideali bu. Üç, dört saat boş oturduğumda şimdi ne yapsam demeye başlıyorum. Y.C.K: Galiba, biraz... Ama tabii bu, durulmuş halim. Y.C.K: Sinirli olduğum söylenir. İnsanlar benim hızımda olmadıklarında sinirlenebiliyorum. Ağırkanlı ve uyuşuk insanlarla birlikteyken çok zorlanıyorum. Zaman algım pek çok kişiden daha hızlı işliyor. Zamanı yönetemediğimde ya da benim hızımda akmadığını hissettiğimde sinirlenebiliyorum. Trafikte kolay sinirlenirim mesela. Y.C.K: Evet, tabii, günün birinde... Bu anlık sinir meselesini çözmek isterim. Kendi içimde sinirlenmeyi uzatmamak isterim. Zaten her şey, yavaş yavaş çözülüyor. Ama ne yapalım, bu benim ve kendimden memnunum. Bunları büyük bir problem haline getirmiyorum. Y.C.K: Bir sinema filmi için görüşmeler yapıyorum. Henüz zaman konusunda anlaşamadık. Olursa, bu yaz bir sinema filmi çekmek istiyorum. Y.C.K: Şu sıralar ben de bununla ilgili kendime sorular sormaya başladım. Hayatımdaki her şey çok hızlı gelişti. Şimdi acaba ne yapabilirim, diye düşünüyorum. Bir üniversite daha okumak isterim mesela. Yurt dışında zaman geçirmek de. Ama bunlar benim için hala uzak, 30 yaş sonrası planlar."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/25/bu-ay-one-cikanlar", "text": "Sizin için seçtiğimiz ürünlere göz atmadan alışverişe çıkmayın! 21. yüzyılın getirilerinden biri de yer ve zaman dinlemeden şık olma gereksinimi. Bu zorunluluğu keyif alınacak bir aktivite haline getirmeyi hedefleyen Altınyıldız, ilkbahar-yaz koleksiyonunda beş farklı temada birçok farklı ürün seçeneği sunuyor. Burak Özçivit'in marka yüzü olduğu koleksiyon, pastel renklerden krem tonlarına smokinlerden polo yaka tişörtlere ve çeşitli aksesuarlara kadar birçok seçenek sunuyor. Bahar ayları bir nevi değişimin simgesi. Bizce bu geçiş aylarında kendinizde yapmanız gereken değişimlerden biri de kokunuz. Bu noktada Abercrombie&Fitch'in yeni kokusu 'First Instinct Blue'nun öne çıkan seçeneklerden biri olduğunu belirtelim. Bir ortama girdiğinizde beraberinizde ayırt edici bir esintiyi de getirmenizi sağlayacak ürün elma, bergamot, kakule, lavanta, biberiye ve kehribar gibi birçok kokunun harmanlanmasından oluşuyor. Bekar yaşayan biri olarak evinizde pratik ev aletlerine ihtiyacınız olacaktır. Bu durumda Dyson'ın yeni ürünü Cyclone V10'la tanışmanızda fayda var. Güçlü motor, yüksek emiş gücü ve farklı temizlik başlıklarıyla bu alet çok işinize yarayacak. Nisan ayıyla beraber güneşin yüzünü çok daha fazla göreceğimiz günler de kapımızda. Hafta sonu gezintileri, sahil yürüyüşleri, orman koşuları ve daha birçok dış mekan aktivitesi ajandamızda kendine yavaş yavaş yer edinmeye başlıyor. Bu gibi durumlarda ihtiyacımız olan aksesuar mı? New Era'ya göre bu bir beysbol şapkası. Marka, yeni sezon şapkalarıyla hem şık ve 'cool' bir görünüm hem de fonksiyonellik vadediyor. Yürümek her mevsim hayatımızın bir parçası olsa da bahar aylarında gün içerisindeki yoğunluğu arttığı bir gerçek. Bundan en fazla etkilenense kuşkusuz ki ayaklarımız. Timberland, Flyroam serisi yeni ayakkabılarıyla gündelik hayatın koşuşturmacasının olumsuz etkilerini en aza indirmeyi amaçlıyor. Serideki ürünler aerodinamik kauçuk taban, esnek fiber gövde ve hafif tasarımların yanı sıra şık bir görünümü de beraberinde getiriyor. Plaj dışındaki çoğu ortamda değişmez parçalarımızdan biri, kuşkusuz, pantolonlarımız. İster kumaş olsun ister denim her durumda ve mevsimde üzerimizde olan bu giysiler tarzımızı da tamamlayan parçalardan. Ramsey de ilkbahar-yaz koleksiyonunda bu parçalara önem veren markalardan. Değişik renk ve kumaşlardan birçok farklı pantolon seçeneğine yer verilen seride trençkotlardan polo yaka ve yağmurluklara birçok seçenek bulunuyor. Klasik bir soru vardır: \"Hangi ülkeleri ziyaret ettiniz?\" Bu soru çoğu kez uzun diyalogları da beraberinde getirir. Peki, bu süreç nasıl kısaltılabilir? Scratch Map'in bu konuda bir çözüm önerisi var: Özel kaplama maddesini kazıyarak ziyaret ettiğiniz ülkeleri işaretleyebilirsiniz. Kazıdıkça renklenerek farklı bir görünüm kazanan Scratch Map, çerçevelenerek duvara asılabilir yapısıyla dekoratif bir obje halini de alabiliyor. Ürün, ayrıca, çocuklarınız için oldukça eğitici ve eğlendirici özellikler taşıyor. Stiline önem veren erkeklerin önemli aksesuarlarından biri de kalemler. Bu alandaki ürünleriyle kendinden sık sık söz ettiren markalardan biri olan Montblanc, yeni serisi 'High Artistry Heritage Spider Metamorphosis Limited Editions' ile bu aksesuarları sanatsal bir yaklaşımla buluşturmaya devam ediyor. Üzeri altın, pırlanta ve değerli taşlarla kaplı seri, ürünlerinde isminden de anlaşılacağı üzere örümcek detaylarıyla öne çıkıyor. Saatinizi dünyanın herhangi bir yerinde tek bir düğmeye basarak yerel saatle senkronize etmek mi istiyorsunuz? O zaman sade tasarımıyla dikkat çeken Seiko Astron GPS Solar'a bir göz atın deriz. Seramik bezeli, safir camı ve sert kaplamasıyla çizilmelere karşı son derece dayanıklı cihaz, sadece ışığın gücünü kullanarak yerel saat senkronizasyonu yapabilmesinin yanı sıra büyük tarih göstergesi ve ince ibreleriyle de göz alıcı ."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/25/kapana-kisilan-hep-kara-derili", "text": "Geçen sene ülkemizde de gösterime giren 'Kapan' , iyi düşünülmüş ve ustaca kurgulanmış hikayesiyle izlenmeyi hak eden farklı ve sıkı bir gerilim. Kendisi de siyahi olan ABD'li komedyen Jordan Peele, senaryosunu yazdığı ve ilk yönetmenlik deneyimi olan 'Kapan' filminde, \"Ben ırkçı değilim.\" fikri kisvesi altında ırkçılığın en ağır örneklerini sunanları, en iyi bildiği silahla; mizahıyla vuruyor ve müthiş bir eleştiri bombardımanına tutuyor. Siyahi ırkın erkeklerinin spor ve seks gibi konularda beyazlardan daha iyi olduğu mitlerinin komplekse soktuğu beyazlar, onların atletik vücutlarına iltifat ederken bile ırkçılık yapadursun, Jordan Peele ırkdaşlarının layık görüldüğü bu tür rahatsızlık verici muameleleri de oldukça zeki bir bakış açısıyla sinemaya aktarıyor. Irkçılığı konu alan pek çok film izlemişizdir muhtemelen ama böylesini izlemediğimize kalıbımı basarım. Akademi üyeleri de bu konuda benimle hemfikir olacak ki, 90. Akademi Ödülleri'nde 'Kapan'ı es geçmeyip filmi 'En İyi Özgün Senaryo' dalında Oscar Ödülü ile ödüllendirdiler. Filmin açılış sahnesinde, ıssız bir yolda yürürken bir yandan da cep telefonuyla konuşan siyahi bir adamın kendisini takip eden beyaz otomobilin sürücüsü tarafından bayıltılıp otomobilin bagajına tıkıldığını görüyoruz. Hayli merak uyandıran bu sahnelerin devamında kız arkadaşının ailesiyle tanışmak ve hafta sonunu onlarla birlikte geçirmek üzere yola çıkan Afro-Amerikan delikanlı Chris adlı bir fotoğrafçının başta oldukça klişe görünen hikayesine dahil oluyoruz. Siyahi erkek, beyaz ırktan kız arkadaşı Rose'un ailesinin kendisini nasıl karşılayacağını bilemediğinden endişelidir. Rose, ailesinin Chris'in korktuğu gibi insanlar olmadığını söyleyerek sevgilisinin endişelerini dağıtmaya çalışır. Tanıştıklarında Rose'un dediği gibi olur ve ailesi Chris'i gayet sıcak karşılar. Buna karşın çok geçmeden Chris kendisini hiç tahmin etmediği, gerilim dolu bir durumun içinde buluyor. Filmin başrollerinde 'Black Mirror' dizisinden ve 'Sicario' filminden tanıdığımız, yardımcı rollerin adamı Daniel Kaluuya ve 'Girls' dizisinin Marnie'si Allison Williams yer alıyor. Rod rolündeki Lil Rey Howery ise Jordan Peele'in adeta mizahi tezahürünü üstleniyor. Sinir bozucu ve tekinsiz anne baba rolleri Catherine Keener ile Bradley Whitford'e çok yakışırken oğulları rolündeki genç oyuncu Caleb Landry Jones da en az onlar kadar sinir bozucu olmayı başarıyor. Antony Johnston'ın yazıp Sam Hart'ın çizdiği The Coldest City adlı grafik romanın beyazperde uyarlaması, MI6'in ölümcül ajanı Lorraine Broughton'ın Soğuk Savaş döneminde bir meslektaşının öldürülmesini araştırmak üzere Berlin'e gönderilmesiyle başlıyor. Lorraine kendisine tuzak kurulduğunu fark edince bu tuzaktan kurtulmak ve teşkilattaki haini bulmak zorunda kalıyor. Aksiyona doyuran, eski moda casus filminde 'John Wick' serisini ortaya çıkaran ekibinin imzası var. Prömiyeri Cannes Film Festivali'nde gerçekleşen film, 1990'ların başında AIDS'e karşı farkındalık yaratmaya çabalayan Act Up-Paris aktivist örgütünün hikayesini anlatıyor. Toplumun bilgisizliği ve duyarsızlığı ile mücadele veren, ilaç şirketlerinin çıkarcılığına karşı savaşan bu gruba yeni katılan Nathan'ın yaşamı, Sean'ın hayatına girmesiyle kökünden değişecektir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/28/ikigai", "text": "Hayatı bütünüyle kabullenebileceğiniz mutluluk ve huzur dolu bir yaşam felsefesi mi arıyorsunuz? Teknoloji konusunda dünyayı yönlendirilen adalar ülkesi Japonya'nın bu konuyla ilgili size bir önerisi var. Şu anda bir koruda sırtımı bir ağaca vermiş, elimde kahvem kuş seslerini dinleyerek oturuyorum. Ayaklarımın bastığı zemin yemyeşil bir örtüyle, üzerimdeki gökyüzü ise ağaçların rengarenk çiçekleriyle kaplı. Her şey oldukça sakin, huzurlu ve yalın. Şehrin gürültüsünden de, iş hayatının stresinden de uzaktayım. Hafif bir rüzgar var, hava oldukça ılık. Düşüncelerim de öyle; çok derinlerde değil, sadece bu pozitif anın tadını çıkarmaya odaklanmış durumda. Başımı çevirip etraftaki insanları izlemeye başlıyorum. İlk gördüğüm, birkaç satır önce belirttiğim güzelliği görmeksizin koşar adımlarla ilerleyen, yaşam girdabında savrulan kişiler oluyor. Mutsuz, tedirgin ve bezgin bakışlarıyla yalnızca önlerine bakıyorlar; sanki baharın getirdiği bu güzellik hiç var olmamışçasına. Kendilerini kısır bir döngüye kaptırmış gibiler. \"Gözlerini doğanın coşkusuna bu denli kapamalarına neden olan kim bilir ne dertleri var?\" diyorum kendi kendime. Japonca 'yaşamak' anlamına gelen 'ikuru' ve 'umut edilene ulaşmak' anlamına gelen 'kai' kelimelerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ikigai kelimesi 'yaşam amacı' anlamına geliyor. Bu kelime çerçevesinde şekillenen 'ikigai yaşam felsefesi'yse 'Ölümsüzler Ülkesi' olarak anılan Japonya'daki insanların mutlu, huzurlu ve uzun yaşam sırrını oluşturuyor. Bu yaşam felsefesi, aynı zamanda dünyada en fazla 100 yaş üzeri birey nüfusuna sahip Japonya'nın Okinawa Adası'ndaki bireylerin nasıl 100 yaşını devirip hala aktif bir yaşantı sürdürdüğünün de açıklaması niteliğinde. Hazırsanız, bu yaşam felsefesini anlamak üzere Japonya'ya doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Çok fazla soru var değil mi? Şunu belirtelim; bunlar kişilerin ikigai'sini bulmak adına kendilerine sorması gereken sorulardan yaInızca birkaçı ve Hector Garcia ve Francesc Miralles'in Ikigai: Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırları kitabında da bahsettiği gibi hayat amacını arayan kişilerin bunlar dışında keşfetmesi gereken dört ana unsur daha var. Bunlar; tutku , hedef , ustalıklar ve uğraşlar . 'Ikigai', bu dört faktörün kesişiminden oluşuyor. Gelgelelim, bu sorgulama, yapılması gerekenlerden sadece biri. Ikigai'ye göre mutlu, huzurlu ve uzun bir yaşam vasıtasıyla hayat amacına ulaşmak için bu sorgulamaların yanında gerçekleştirilmesi gereken 10 farklı prensip daha var. Gelin, bu prensipler üzerinden ikigai'yi anlamaya çalışalım. Dan Buettner Blue Zones isimli kitabında 'mavi kuşak' ismi verilen, 100 yaşını aşmış bireylerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerden bahsediyor. Bu bölgeler arasında dünyada birinci sırada Japonya'nın en güneyinde yer alan Okinawa Adası yer alıyor. Bir milyonu aşkın nüfusa sahip bu adanın yanı sıra İtalya'nın Sardinya Adası, ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Loma Linda Bölgesi, Kosta Rica'nın Nicolaya Yarımadası ve Yunanistan'ın İkarya Adası 'nın da bu mavi kuşak bölgeleri var. Bu adaların ortak özellikleri arasında uzun süreli yaşamın yanı sıra beslenme şekilleri, aktif hayat biçimleri, iletişime ve bağlı olmaya dayalı toplum düzenleri ve bir hayat amacı edinme bulunuyor. Bir hedef doğrultusunda şekillenen mutlu, huzurlu ve uzun bir yaşantıya giden yolda ikigai'ye göre gerçekleştirilmesi gereken ilk adım emeklilik düşüncesinden sıyrılmak. Emekli olmamaktan kastımız, yaptığınız işten ayrılmadan ölene kadar çalışmanız değil, tabii. Sizin için önem arz eden eylemler, hobiler, seyahatler ve sizi aktif kılacak ya da kendinizi geliştirmenizi sağlayacak diğer eylemlerden vazgeçmemekten; hayatı sonuna kadar durağanlaştırmadan ve tembelleşmeden yaşamaktan bahsediyoruz. Mesela, şöyle bir örnek verelim: Emeklilik yaşınıza kadar bir genel müdür olarak çalıştınız. Yaptığınız iş ve aldığınız ücretten de oldukça memnundunuz. Fakat içinizde her zaman plastik sanatlara merak vardı. Ikigai, bu ilginizi dışa vurup işinizden emekli olsanız bile bu gibi ilgi ve yeteneklerinizi gerçekleştirerek hayatınıza devam etmenizi öneriyor. Ikigai çerçevesinde hayallerinin peşinden koşan birini örnek vermemiz gerekirse sanırım Deshun Wang bunun en iyi ve belki de en uç örneği olacaktır. Genç yaşlarından itibaren tiyatroyla uğraşan Wang, 44 yaşına geldiğinde İngilizce öğrenmeye başlamış. 50 yaşına geldiğindeyse ilk kez bir spor salonuna yazılmış. Uzunca bir çabanın ardındansa yaşına rağmen 'hayattan emekli olmayarak' 70 yaşında kaslı, fit bir vücuda sahip olmuş. 79 yaşına geldiğindeyse ilk defa podyumlarda boy göstererek kişisel yaşam amacını gerçekleştirmiş. İlham verici değil mi? Belki de bu Japoncada neden 'ikigai'nin 'emeklilik' kelimesi yerine kullanıldığını da açıklıyordur. Günümüz insanlarının en büyük sorunlarından biri sabırsızlık. Teknolojinin getirdiği olanaklar sonrası hızlanan ve daha kolay bir hal alan yaşantı, çoğu kişi için isteklerinin anında gerçekleşmediği ya da anında yanıt alamadıkları durumlarda telaşlanmalarına neden olacak bir ortamı da beraberinde getirdi. Ikigai'nin önerdiği ise bu acelecilikten kurtulmak. Aceleciliğin yaşam kalitesi ile ters orantılı olduğunu savunan ikigai, aceleciliği bir kenara bıraktığınızda hayata farklı bir gözle bakabileceğinizi; en kötü durumda bile hayatın güzelliklerini görebileceğinizi vurguluyor. Bu noktada 'Yavaş yürüyün, çok ilerleyin.' deyişini prensip alan yaşam felsefesi, bütün enerjinizi ya da beyin gücünüzü bir anda kullanmak yerine eylemlerimizi zamana bölünmüş olarak, aceleye yer vermeksizin gerçekleştirmenizi tavsiye ediyor. Ikigai yaşam felsefesinde mutlu, huzurlu ve uzun yaşama erişmenin önemli yapı taşlarından biri de beslenme şekli. 'Azı karar, çoğu zarar' benzeri bir yaklaşıma sahip olan ikigai, midenin en fazla %80'lik bölümünün doldurulması prensibini temel alıyor. 'Hara hachi bu' ismi verilen bu kural kalori sınırlaması sağlayarak vücudun enerjisinin büyük bir bölümünün sindirime harcanmasının önüne geçilmesini sağlıyor. Bu kuralın bir başka yararı da vücuttaki IGF-1 seviyesini azaltarak yaşlanma sürecini de yavaşlatması. Peki, her öğün midemi dolduracak bu %80 oranındaki besinlerin içeriği neler olmalı? 'Hara hachi bu'nun en önemli özelliği oldukça çeşitli yiyecek tüketimi içermesi. Sebze ve meyvelerin ön plana çıktığı beslenme şeklinde her gün ortalama 18 farklı çeşit yiyecek tüketilmesi tavsiye ediliyor. Her gün en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketilen beslenme şeklinde sofrada yeterli çeşitliliğin olup olmadığını anlamanın en kolay yoluysa tabakta gökkuşağının oluştuğundan emin olmak. Sebzeler, patatesler, baklagiller, tahıllar ve tofu gibi soya ürünlerinin besinlerin çoğunu oluşturduğunu da belirtelim. Buna ek olarak haftada ortalama üç kez balık da tüketimi de bu beslenme türünün gerekliliklerinden. Şekerin nadiren, tuzunsa oldukça düşük oranda kullanıldığı 'hara hachi bu'da yeşil çay, yasemin çayı, 'shikuwasa' meyvesi gibi antioksidanlar da oldukça fazla tüketiliyor. Tüm bu ölçütler, yaşlanmanın yanında kalp damar rahatsızlıkları, diyabet, yüksek tansiyon, obezite gibi hastalıkların da önüne geçilmesinde de büyük rol oynuyor. 'Hara hachi bu' ikigainin önemli kurallarından biri olsa da bu yaşam tarzı takipçilerine beslenme konusunda farklı bir alternatif de sunuyor: Oruç tutmak. Ikigai, 500 kaloriden daha az tüketmek şartıyla haftada iki gün oruç tutmanın sindirim sistemini ve dolayısıyla vücudu dinlendirerek daha önce belirttiğimiz hastalıkların ve yaşlanmanın önüne geçebileceğini de ileri sürüyor. Varsayalım ki, dışarı çıkıp bir kahve içmek ve hayatınızda olan biteni biriyle paylaşmak istediniz. Eğer tek bir arkadaş/ arkadaş grubunuz varsa ve uygun değillerse ya kahvenizi yalnız başınıza içersiniz ya da evde oturmaya mahkum kalırsınız. Fakat eğer bu konuda alternatifleriniz olursa biri müsait olmadığında diğer arkadaş/ arkadaş çevrelerine başvurarak isteğiniz olan o kahveyi içip hayatınızı paylaşabileceğiniz ortamı yaratabilirsiniz. Böylece, dertlerinizi paylaşarak ve arkadaşlarınızdan tavsiyeler alarak kaygılarınızı yatıştırabilir, eğlenebilir veyahut gününüzü aydınlatabilirsiniz. Ikigai'ye göre; ayrıca, eğer farklı arkadaş seçenekleriniz olursa arkadaşlarınızdan biri hayatınızdan ayrılsa bile alternatif arkadaşlara sahip olmak üzüntünüzü azaltacaktır. Aynı durum romantik ilişkiler ve iş dünyası için de geçerli. Ikigai partnerinize karşı duygularınız ne kadar yoğun olursa olsun ya da işinizi ne kadar severseniz sevin koşulsuz bağlanmamanız gerektiğini işaret ediyor. Bu tür bağların kopmasının kişinin ruhsal olarak çöküşüne sebep olabileceğini belirten Ikigai, eğer bir ayrılma durumu gerçekleşirse, çöküş yaşamamanız için duygusal ilişkiler için bir dost ya da bir aile ferdi gibi güvenebileceğiniz kişiler; iş için de alternatif yan uğraşlar gibi farklı dayanak noktaları bulundurmanız gerektiğini vurguluyor. Bu noktada arka planda yürüteceğiniz diğer bir ilişkiniz olması gerektiğini belirtmiyoruz, tabii. Yanlış anlaşılmasın. Öncelikle belirtelim, burada bahsedilen fitness salonlarında ter dökmek değil. Onu da yapabilirsiniz elbette fakat ikigai'nin önerdiği egzersizler daha yumuşak ve spor salonuna gitmeksizin evinizde, ofisinizde ya da sokakta, gündelik hayatınızın bir parçası olarak gerçekleştirebileceğiniz hareketler. Bu hareketler evinizi süpürmek, bahçe işleri yapmak, yürüyüş yapmak, otobüs yerine yürümeyi veya asansör yerine merdivenleri tercih etmek gibi hayatınızın içerisinde hali hazırda bulunan hareketlerden ofiste ya da evde gerçekleştirebileceğiniz gerinme, uzanma, esneme gibi küçük egzersiz hareketleri veya yoga, pilates, meditasyon gibi ruhsal ve bedensel bütünlüğü sağlayan aktivitelere kadar uzanabilir. Bunun yanında ikigai, ayrıca, her 30 dakikada bir beş dakika hareket etmeyi de öneriyor. Bu, hareketsizlik sonucu yavaşlayan vücut işlevlerimizin yeniden eski haline dönmesini sağlayacaktır. Tıpkı sabırsızlık gibi, kötümserlik de 21. yüzyılda sık sık rastladığımız bir olgu. Ikigai'ye göre kötümserlik ve beraberinde gelen olumsuz düşünceler yaşam kalitesinin azalmasına yol açan nedenlerin başında. Bu düşüncelerin aynı zamanda insanların mutluluklarını azaltıp stres seviyelerini artırdığını da belirten felsefe, bunun yerine iyimser düşünerek her zaman bardağın dolu kısmına odaklanmanın prensip edilmesi gerektiğini savunuyor. Kimi zaman olumsuz olsa da hayatın bütünüyle yaşamaya değer olduğuna düşüncesine odaklanan ikigai, bulutların arkasında olsa da Güneş'e odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Bunu başarmanın yolu mu? Mutsuz eden noktalara değil de aynı anda diğer yönlerde gelişen olumlu olaylara dikkati verip en küçük yaşam kıpırtısından bile keyif almaya çalışmak ve her daim gülümsemeyi yüzden eksik etmemek. Ikigai, kimi zaman iniş çıkışlar olsa da önemli olanın sonunda varılan nokta olduğuna inanıyor. Elektronik cihazların ve stresin vücudumuza statik elektrik yükleyerek bir zaman sonra sinirlerimizin gerilmesine neden olduğu birçok kesim tarafından onaylanan bir gerçek. Ikigai, şehir hayatının ve teknolojinin bu etkisinden arınmanın yolunun doğanın bir parçası olarak yaratılan insanın yeniden doğayla bütünleşmesiyle olabileceğini savunuyor. Haftanın belirli günlerinde parkta yapılan yürüyüşler, çimler üzerinde geçirilecek birkaç saat, imkan dahilindeyse bir bahçede bir süre çiçekler ya da sebzelerle ilgilenmek, çıplak ayakla toprak zemine basmak ve elektrikli cihazlardan bir süreliğine uzak kalmak gibi eylemler doğayla olan etkileşiminizi artırabilecek seçenekler arasında. Ikigai'ye göre mutlu, huzurlu ve uzun yaşamın sırlarından biri de minnettarlığı dile getirmek. Hayata sunduğu fırsatlar için, içinde bulunulan doğaya, solunan hava için; ağaçlar ve diğer bitkilere, tüketilen besinler için; aile ve dostlara da mutluluk verdikleri için ayrı ayrı teşekkür edilmesi gerektiğini belirten yaşam felsefesi, her gün en az bir dakikanın buna ayırarak hem mutluluk seviyenizi artırabileceğinizi hem de diğer insanlarla olan iletişiminizi güçlendirebileceğinizi savunuyor. Ikigai'ye göre önemli olan geçmişte yaşananlar ya da gelecekte yaşayacaklarımız değil, şu anda içinde bulunduğunuz an. Ikigai, geçmişin ayrılmaz bir parçamız olsa da asla pişmanlık duyulması gereken bir olgu olmadığını belirtiyor ve her hatanın kişinin kendini geliştirmesinde bir yapıtaşı olduğunu vurgulayarak geçmişin olumsuz yanlarının da aslında şimdiki zamanı etkileyen olumlu faktörler olduğunu işaret ediyor. Gelecek içinse henüz endişe edilmemesi gerektiğini vurgulayan ikigai, geçmiş ve geleceği tamamen göz ardı etmeseniz de, şu anı tüm detaylarıyla yaşamanız gerektiğini belirtiyor. Tıpkı fotoğraf kareleri gibi eşsiz olan her anın tadını çıkarılması gerektiği de bu yaşam tarzının altını çizdiği unsurlardan biri. Başta da söylediğimiz gibi ikigai yaşam felsefesinin en önemli prensibi bir hayat amacı; yani ikigai'ye sahip olmak ve hayatta bu amacı gerçekleştirmek üzere adımlar atmak. Daha önce de belirttiğimiz gibi bir ustalık, hedef, uğraş ve tutkunun kesişiminde yer alan ikigai kişiye özel bir kavram. Örneğin; birinin ikigaisi yağlı boyalar yaparak sanat dünyası ve uygarlığa katkı sağlamakken diğer bir kişinin ikigaisi bir veteriner olup vahşi doğadaki hayvanlara yardımcı olmak olabilir. Son olarak, yaşam felsefesinin kendi ikigai'sini bulabilmiş kişilerden beklediklerine değinmek gerekirse cevap çok basit: Kişilerin hedeflerini gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisini yaparak, ne gibi olumsuzluklarla karşılaşırsa karşılaşsınlar asla pes etmemeleri ve amaçlarına ulaşana kadar asla durmadan ilerlemeleri. Böylece sabahları yataktan motive olmuş bir şekilde kalmayı garantileyerek günlere gereken anlamı katacağını savunan bu yaşam felsefesine göre bir amaca sahip olmak mutlu, huzurlu ve uzun yaşamın kilit noktalarından da biri. Shikuwasa, Japonya'nın Okinawa Adası'nda ve özellikle adanın Ogimi bölgesinde oldukça yaygın üretilen oldukça asidik bir turunçgildir. Dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip bu bölgede oldukça yaygın tüketilen meyve, uzun yaşamın da sırlarından biri olarak kabul ediliyor. Antioksidan zengini bu meyve, ayrıca, içerdiği yüksek nobiletin oranıyla damar sertliği, kanser, diyabet ve obeziteye karşı savaşta da oldukça etkili. C ve B vitaminleri, beta karoten ve mineraller bakımından da zengin olan yeşil limonla mandalina arasında bir tada sahip bu meyvenin suyunun asidik tadından dolayı sulandırmadan içilmesinin neredeyse imkansız olduğunu da belirtelim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/30/daha-olgun-daha-cesur-bugra-gulsoy", "text": "'Ünlü' kontenjanından olup hayatındaki değişimlerle birlikte 'Karakter' olarak da değişime uğrayan birçok isim gördük, görmeye devam ediyoruz. Üstelik şaşırmadan. Artık bizi şaşırtan 'normal' kalabilen oluyor. Tıpkı üçer yıl arayla istikrarlı bir şekilde üçüncü röportajını yaptığım Buğra Gülsoy gibi. Bu aralar atv'de yayımlanan yeni dizisi 8. gün ve yazıp yönettiği 'Mahalle' filmiyle yeniden aramıza dönen Gülsoy, bir kez daha sakinliğini bozmadan, istikrarlı bir şekilde sadece tutkunlarının peşinde koştuğunu bizlere ispatlıyor. 2012 Ocak, 2015 Nisan ve 2018 yine Nisan sayısı... Biri 'Pragma' ikisi de kapak çekimi olmak üzere tam üçer yıl arayla onunla bir araya gelmişiz. Takip edebildiğim kadarıyla son üç yıldır sağlığı, sıhhati ve keyfi yerinde. 'Aşk Yeniden'den sonra herhangi bir dizi projesinde yer almasa da üç yılda tam üç sinema filminde yer aldı. Tam, ne güzel sakin sakin gidiyor derken bir gün kendisinin yazıp çizdiği, üstelik rol alıp yakın dostu Serhat ile birlikte yönettiği, hatta elini cebine atıp yapımcılığını da üstlendiği filminin afişleriyle karşılaştık. Halbuki o, bundan üç yıl önceki konuşmamızda sinyalleri vermiş bana: \"Ben yine tiyatro yapıyor olacağım, senaryolar yazacağım, belki bir gün gelecek yönetmenlik koltuğuna da oturacağım!\" Neyse; tam kendisini takdir etmekle şaşırmak arasında gidip gelirken; ikinci salvosu, televizyon ekranlarında anons edilen ve sizin muhtemelen üçüncü bölümünü izlediğiniz yeni dizisi ile geldi. E, haliyle yine ve yeniden bir araya gelmek ve şöyle 'yakışıklı' bir kapak çekimi yapmak da elzem oldu. Yoğun set temposunun arasına sıkıştırdığı bir Cuma günü yaptığımız kapak çekiminin ardından Cumartesi günü evinde, Puddle cinsi köpeği Pudi eşliğinde yaptığımız röportaj sonrası yansıyanları birazdan okuyacaksınız. Ancak kişisel görüşümü soracak olursanız; bu genç adam ne istediğini çok iyi bilerek, emin adımlarla ve üstelik sakinliğini de hiç bozmayarak bizleri daha çok şaşırtacak! 'Mahalle' filmini biraz konuşmak istiyorum; haliyle daha genç yaşta (36) edindiği yönetmenlik tecrübesini soruyorum. Ne de olsa oyunculuğun dışında bir de yönetmenlik koltuğuna oturmak ayrı bir külfet ve sorumluluk getiriyor. Hem yaz hem oyna hem yönet, üzerine bir de varını yoğunu harca! Yoksa sadece bir oyuncu olarak al eline hazır senaryoyu, ezberle, işini yap, evine geri dön! Tiyatro oyunundan bir film seti projesine geçiş sürecinin onları maddi, manevi zorlayıp zorlamadığını soruyorum. İşin teknik tarafı da cabası! Beni hiç meraklandırmadan anlatıyor: \"Pragma'da cam bir küpün içindeydik ve seyirci bizi çevremizden izlemişti. 'Dip' oyununda da biz bir çukurun içinde oynayacaktık ve seyirci bizi yukarıdan izleyecekti. Oyunla ilgili rejisel bütün çalışmaları da yapmıştık. Oyun bir depoda geçiyor bu arada... Sonra dedik ki; oyun bir depoda geçtiğine göre bizim bu karakterleri anlamamız için karakterlerin depoya düşmeden bir öncesini anlatmamız lazım. Ardından, filmi yazmaya karar verdik. Yani anlatmak istediğim şu aslında; bizde projeler, 'Haydi bir film çekelim...' gibi oluşmuyor. Dediğim gibi zaten Serhat'ın da benim de yönetmenlik kafamızda olan bir şey olduğu için bunu omuz omuza yapmaya karar verdik. Oyuncular da her zaman içimizden, ailemizdendi. Bunların dışında sadece şunu söyleyebilirim; performansa dayalı bir film olduğu için Serhat ile sete çıkmadan önce halletmemiz gereken reji çalışmaları vardı. Bunun için de gerçekten çok özenli ve uzun uzun çalıştık. Araya girerek, bu üç arkadaşın mutlu olup olmadığını soruyorum. Evden çıkmıyorum dermişim! Bizim işimiz egolarla, bir kere. Ben de mümkün olduğunca egolarımı dengelemeye çalışıyorum. Çünkü oyunculuk dediğiniz şey; ego işi. Başkaları hakkında önyargılı olmamaya, işimi yaparken de doktor doktorluğunu nasıl yapıyorsa, kırtasiyeci kalemini defterini nasıl satıyorsa ben de işimde kendimi geliştirmeye ve hep yaptığım işlerle iyi olmaya çalıyorum. Hiçbir zaman ün, şöhret üzerine bir derdim olmadığı için egolarımı da ün ve şöhret üzerinden şişirmeye çalışıyorum. Şimdi şöyle; Serhat, zaten benim dostum. Mert ve Emre ile de Get Yapım'ı oluştururken birbirimize karşı ego savaşımız yoktu, olmadı. Biz çok tartışırız, kavga ederiz ama herkes bilir ki bir tartışma yaşanırken aslında herkes tamamen işin iyi olması için fikrini savunuyor. Yönetmenlik koltuğunda otururken de böyleydi. Sadece şöyle bir şey oldu; bir sahneyi farklı şekillerde çekmek istediğimiz zamanlarda seti iki farklı versiyonuyla çekip montajda karar vermekte anlaştık. Dolayısıyla çok rahat çalıştık. Biz bir yandan da filmin yapımcılığını da üstlendik. Film Festivali'nde gösterime girdikten sonra MED Yapım ortak yapımcı olsa da biz kendi cebimizden harcadık her şeyi. Dolayısıyla ilk filmimizde önümüzdeki her şeyi cesurca ve acımasızca da eleştirdik. Montaja girip kendimi izlediğimde 'Yahu burada böyle mi oynanırmış?' dediğimi bile hatırlıyorum. Hiçbir zaman 'Süper bir film çektik, yaptık oldu.' demedik. Ama anlatmak istediğimiz şeyi anlatabilmişiz. Zira seyircide bunun karşılığını bulduğunu gördük. Kalabalık bir salonda seyirciyle birlikte izlediğin zaman iyi ya da kötü bütün tepkileri yüzlerinden alabiliyorsunuz. Biz hayalimizi gerçekleştirdik, bu yüzden çok mutluyuz. Tabii ki! Egoları dengeleme de bu zaten. Yaptığın işten emin olduktan sonra birilerinin çıkıp yorum yapması üzerine \"Haklı.\" dediğiniz de oluyor, \"Yanlış yerden görüp yorumlamış.\" dediğiniz de. Ama bazen okuduğunuz yazının tamamen size karşı duyulan önyargılar içinde yazıldığını da görüyorsunuz; 'Dizicilerin ne işi var yönetmen koltuğunda?' gibi... Bu önyargı meselesi gerçekten çok tehlikeli! 'Dizici' tanımlaması nasıl bir entelektüel kafasına işaret ediyor olabilir ki, diyor sizin için. Ya da sanıyor ki ben anamın karnından 'dizici' olarak doğdum; rol aldığım dizi bitince beni 'pause'luyorlar, başka bir proje geldiğinde de ben yine 'dizici' olarak hayatıma devam ediyorum. Bu arada dizi yapmak da kötü bir şey değil. Hayır, kendime 'oyuncuyum' da diyemiyorum. Ben her yeni işe başladığımda, sete çıktığımda o işi yapamayacakmışım gibi hissediyorum. Her yeni karakterin üzerinde işe sıfırdan başlıyormuşum gibi çalışıyorum. Özellikle her kapak röportajında aynı duygular içine giriyorum... Evet, işte sen de işini severek yaptığın için her yeni bir iş senin için ayrı bir heyecan oluyor. Eminim benim yanıma gelmeden önce kafanda bu röportajın kurgusunu yaptın ve bu çerçevede sohbeti yönlendiriyorsun. Valla ne yalan söyleyeyim; 'Mahalle' filmini bitirdikten sonra bir daha yönettiğimiz filmde oynamayız demiştik; artık o kadar yorulmuşuz ki! Tabii tabii! Serhat, hep şunu söylerdi: \"Top atacağımız kimse yok abi! Kendimiz yazdık, kurguladık, senaryo haline getirdik; üzerine yetmedi oynuyoruz ve yönetiyoruz.\" diye. 'Kestik!' lafını bile biz söylüyoruz kendimize, düşünsene! Yok... Hemen yok, deyip kesip atmayayım... Ortaya bir ürün koymak, işimizin büyük bir parçasını oluşturuyor. Ben bu işe ilk başlayıp sahneye çıktığımda ayaklarım titriyordu. Beş dakika sonra o acizlik duygusu geçtiği anda kendinizi çok iyi hissediyorsunuz. İnsanların sizi beğeniyor olması çok güzel bir duygu, gurur veriyor, egolarınızı okşuyor. Sadece şundan eminim; hiçbir zaman beğenilere göre hareket etmedim. Eskiden önümü göremiyordum. Şu anda kafa olarak daha olgunlaştım. Yok, hiçbir zaman günlük yaşayan biri olmadım. Sadece yine çok uzun sürelerle değil ama en azından bir yıl sonra ne yazmak istediğimi, ne ortaya çıkarmak istediğimi biliyorum. Mesela uzun bir süredir kafamda bir bilimkurgu filmi var. Onun üzerine çalışıyorum. Evet, zor oluyor ama kafanızda yer etmişse onu bir şekilde gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz. Hırs gibi değil; kafanız sürekli çalışıyor. Öyle kavramlarım yoktur. Aksine her ortama, her saatte uyum sağlarım ve yazarken televizyonun açık olması ve insanların etrafımda sohbet etmesi verimliliğimi arttırır. Bir kargaşa olsun, yeter benim için. Ders çalışmazdım pek! Bu arada, alakasız olacak ama Türk Sineması için çok umutluyum. Bir iki yıl öncesine kadar sırf komedi filmi yapılıyordu ama 'titreme komedileri'ydi bunlar. Son iki sezondur farklı ve kara komedinin de yapılabileceğini görmeye başladık. Özcan Deniz'in gerilim filmi gibi farklı türler de başladı. Artık sadece komediden çıkıyoruz ve bu çok güzel bir şey. Ben farklı bir şeyler denenmesini çok takdir ediyorum. Evet, birilerinin bir şekilde önayak olması gerekiyor çünkü. Avrupa ve Amerikan sinemasını araştırdığınızda sinemanın komedi ile başladığını görürsünüz. Zamanla geliştikçe farklı tarzlar oluşmuş, geliştirilmiş. Şu anda bir Asya sinemasına bakın, komedi göremezsiniz. Bizde de komedi bitecek zamanla. Seyirci de bunu isteyecek, başka çaremiz yok. İnsanlar gülmek mi istiyor yoksa insanlara biz mi gülün, diyoruz. Muamma! Bizde şu anda izleyici iki duygu için sinemaya gidiyor; gülmek ve ağlamak. Bu iki duygudan ve uçlardan kurtulup farklı duygular için de sinemaya gitmemiz gerekiyor.\" 'Gerçek' bir film izledikten sonra gülmeyeceğiz, ağlamayacağız ama 'çok iyi film olmuş,' diyebileceğiz. \"Aman Allah'ım ben ne yaptım!\" demedim elbette. Şaka bir yana ama projeye ve yapımcıya inandım. Senaryoyu da çok beğendim. Heyecanlı! Karanlığın içinde ışığını arayan bir adamı oynuyorum; değişik bir karakter. Bir de şunu içtenlikle söylemek isterim; şansım mıdır nedir hiçbir dizimde ya da setimde bir sorun yaşamadım. Yönetmenlerimiz Çağrı ve Ender ile çok iyi anlaştım. Ay Yapım ile daha önce çalışmıştım, aileye geri dönmüş gibi hissediyorum. Evet vicdanlıyımdır, çünkü elimden geldiğince empati yapmaya çalışırım. Aslında o empati duygusu insanın vicdanını geliştiriyor. Ama bu demek değildir ki zamanında hiç kalp kırmadım. Bu da önemli; çünkü hiçbirimiz dört dörtlük değiliz. Öte yandan 'Hayır,' diyebilmek de çok önemli. Kafamdan ne geçiriyorsam ne düşünüyorsam net bir şekilde söyleyebiliyorum artık. Yavaş yavaş sonlandırıyoruz sohbetimizi... İşler güçler dışında aradan geçen bu üç yılda hayatında nelerin değiştiğini merak ediyorum. Mesela üç yıl önce konuştuğumuzda mutfakta hiç iyi olmadığını, menemen bile yapamadığını anlatmıştı. Değişmedi aslında, burası da Beşiktaş diye geçiyor! Şimdi olay şöyle gelişti; biz Özge ile Sivas'ta çekimdeyken Özge'nin erkek arkadaşı Burak , Serhat'ı bu tarafa taşımış! Haberim olmadan! Bizim de her zaman birbirimize verdiğimiz bir sözvardı; birimiz taşınırsa hep beraber taşınacağız diye... Bir gün sonra biz de taşındık böylece. Bizim 'mahalle' semt değiştirdi anlayacağın, yine hep beraberiz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/04/30/esquire-turkiye-mayis-2018de-neler-var", "text": "'Darkest Hour', Christopher Nolan'ın 'Dunkirk' filminden daha ikna edici ve tarihsel açıdan daha çok şeyi açığa çıkarıyor. Oldman'ın ikinci kez Oscar adayı olacağını tahmin ediyordum. Kazanmasını da! Sid Vicious, Joe Orton ve Dracula karakterleriyle meşhur olan bir aktör gerçekten de bizim haşmetli liderimiz Winston Churchill'i canlandırabilir mi? Tarihi hatırlayalım: Belki de bizim gözümüzdeki büyük lider imajı bir yanılsamaydı. 65 yaşındaki Winston, Mayıs 1940'ta başbakan olduğunda; zamanla bir efsaneye dönüşmesi, içkisine zehir katılarak öldürülmesinden daha düşük bir ihtimal gibi görünüyordu. Muhafazakar Parti'nin önde gelen isimleri, o dönemde itibarını yitirmiş olan Neville Chamberlain'in ardından Churchill'in başa geçmesini bir çaresizlik ve yenilgi işareti olarak görüyordu. Bu iktidar simsarlarından bazıları Winston'dan nefret ediyor ve ona karşı komplolar hazırlıyordu. Böylesine kasvetli bir dönemde sahip olunan iktidar, adeta mezar taşına yazı yazdırmaya benziyor olsa gerek. Konu 'Darkest Hour' filminde büyük lideri oynamaya geldiğinde, Gary Oldman bu Churchill tarzı vahşi hayatı sahiplenemezdi. Fakat hiçbir zaman işlerin iç yüzünü bilen bir kişi ya da kurulu düzenin sevilen bir parçası da olmamıştı. George Clooney'nin kendinden emin rahatlığını ya da Benedict Cumberbatch'in o kibar tavırlarını sergilemeye de çalışmıyordu. Oldman hiçbir zaman üst sınıftan biri gibi, hatta bir 'İngiliz' gibi görünmek istemedi. Hayatının büyük bir kısmında Los Angeles'da yaşadı ve ABD'li karakterleri, özellikle de JFK (1991) filmindeki Lee Harvey Oswald gibi gizemli ve güvenilmez karakterleri büyük bir rahatlıkla canlandırdı. Eddie Redmayne, o büyük gözlü, sevimli dahiyi canlandırarak çoktan bir Oscar kazanmış olabilir, fakat Oldman'ın George Smiley'den önce ödül almaya en çok yaklaştığı zamanlar Sid Vicious rolünü canlandırdığı zamanlardı ve Sid Vicious da, karakterlerin kendi göz zevklerine hitap etmelerini bekleyen, dehşete düşmüş Akademi üyeleri tarafından pek umursanmamıştı. Oldman, yıllardır muhteşem bir oyuncu olarak kabul ediliyor, fakat her zaman kendine özel, vahşi bir ilham perisinin peşinden gidiyor. Yaptığı işler büyük bir çeşitliliğe sahip, bu nedenle çoğu zaman projeler üreten ve yöneten bir yıldız olmadı. O kolay bir lokma değil, hele sokulgan bir karakter hiç değil. Talk show'larda yarattığı sükseye bakılırsa, pek fazla bilet satacağını da sanmıyorum. Bugüne kadar hiçbir kast ajansı \"Bana Gary Oldman'a benzeyen birini bul.\" cümlesini kullanmamıştır. Çünkü öyle biri yok. O, birbirine hiç benzemeyen rollerinin yarattığı ormanda kaybolmuş bir adam. Onu yakalayıp oradan çıkarmamızı veya herhangi bir yerde konumlandırmamızı da istemiyor. Bir karakter oyuncusu olarak, gerçek benliği her zaman gizemli kalıyor. Halk tarafından sevilmek ya da ihtiyaç duyulmak için bugüne kadar tek bir adım dahi atmadı. Adeta beğenilmek onu huzursuz ediyormuş gibi, kariyerinin bu zirve noktasında bile röportaj vermek veya herhangi bir tanıtım çalışması yapmak için çok az çaba harcıyor. Sanki \"Beni olduğum gibi kabul edin,\" dermiş gibi bir hali var. Bunu duyunca insan bu sıkıntılı adamın gerçekte kim olduğu konusunda kafa patlatmak istiyor. Yalnızca iki defa Oscar'a aday gösterilmesine rağmen, sonunda Churchill rolüyle Oscar'ı kazandı. Ama sonuçta bu başına buyruk adam, daha önce kaliteden yoksun ve önemsiz olduğunu düşündüğü için aldığı Altın Küre ödüllerini çöpe atmış birisi. Oldman, bugüne kadar zaman zaman sektörün kendisinin en büyük düşmanı olduğunu düşünmüş, bazen de kendi itibarını pek umursamamış. Dolayısıyla, Oldman'ın gerçekte nasıl bir adam olduğunu merak ettiğimiz kadar, Churchill karakterinin kendisi için büyük bir başarı, bir kahraman ya da tapılan bir karakter olmasını kabul edip etmeyeceğini de merak ediyoruz. Oldman'ın Churchill karakteri, ulusu kurtarması beklenen bir enkaz. Ama aynı zamanda kendisini de kurtarması gerekiyor. Bugün kadın olmak zor geçmişte de zordu, uygulanan sistematik baskı ve şiddet nedeniyle, ama bugün zor olmasının asıl nedeni şu: Gelecek kadınların; bu gelecek için sabretmek ve sabırla çalışmak zor. Y'de beni yola çıkaran bu çelişkiydi kadınların bugünkü durumlarıyla gelecekteki durum arasındaki çelişki. Erkeklerin binlerce yıl boyunca kadınları tahakküm altına alabilmiş olması, bunun aynen devam edebileceğinin bir kanıtı değil. Almanya'dan döndüğümüzde Türkiye'ye alışmakta gerçekten zorlandım. Sokakların tozuna toprağına uzun süre alışamadığımı hatırlıyorum. İlkokul birdeydim sanırım, sokakta yürürken önümdeki adamın elinde çakı gördüm, büyük bir vaveylayla annemlere anlattım, Almanya'da böyle bir şey olamazdı çünkü; onlarsa çok normal karşıladı, ona da şaşırdım. Yazarlık ve çevirmenlik, kitapların mekaniğine daha çok dikkat etmemi sağladı, \"Ne yazmış\" kadar \"Nasıl yazmış\"a da bakar oldum. Yayıncılık uğraşı, zevk için okuma kavramını benim için tamamen öldürdü diyebilirim. Yazarlıkla ilgili tek bir şey söylemem gerekirse, çok okuyun derdim. İnsanlar yüzyıllardır yazıyor. Bugün başvuru dosyaları arasında hala 50 yıl öncesinin duyarlılığıyla yazılmış, temcit pilavı haline gelmiş hikayeler okuyorum ve çığlık atasım geliyor. Kitap fikri hiç olmayacak yerlerden geliyor genellikle; bir gün Moda'da yürürken önümden kaslı deprem uzmanımız geçti mesela, \"Bir insanın güçlü olduğunu bir bakışta anlıyoruz, çünkü kasları var,\" diye düşündüm, sonra \"Aslında bir insanın zeki olduğunu da bir bakışta anlayabilsek ne komik olurdu,\" diye düşündüm, ardından \"Mesela insanın zihinsel gelişkinliğini saptayan bir fotoğraf makinesi olsa, böyle başının üstünde rengarenk ışıklar gösterse.\" diye düşündüm. Oradan da Sincaplı Gece'nin fikri doğdu. Bir defa imza günü yaptım, Şişli'de bir sokakta 'kitap günleri' gibi bir etkinlik düzenlenmişti, üniversitedeydim. Kız arkadaşımı da götürdüm; bir saat öyle oturduk, sonra birileri halime acımış olacak ki bir dükkanın çırağı yanıma iki kitabımla geldi, \"Abi imzalar mısın?\" diye. Oğuz Atay, Italo Calvino, Isaac Asimov, Jorge Luis Borges, Julio Cortazar, Donald Barthelme, Anthony Burgess, Tomris Uyar, Ursula K. LeGuin, Kurt Vonnegut, Bilge Karasu. Edebiyatın, dilin ve dünyanın sınırlarını aramama yardımcı olmuş yazarlardır hepsi. Cheesecake ve deniz mahsullü paella yapmayı severim, sıkıştığımda yaptığım bir 'o.pu tiramisusu' vardır. Kendi kendime gitar çalıyorum, bir şeyler besteliyorum, resim yapıyorum. Hiçbir kitabımı sevmiyorum, hepsi eksik ve bir şekilde olmamış geliyor bana. Mecbur kalmazsam kendi yazdıklarımı yayımlandıktan sonra bir daha okumam. Kendimde değiştirmek istediğim birçok şey var: Çalışmaktan daha az zevk almak isterdim örneğin. İnsanları ikna etme konusunda daha sabırlı olabilirim ilk anlattığımda hemen anlayıp kabul etmezlerse bozuluyorum. Telefonla aram hiç iyi olmadı cep telefonu çıkmadan önce bile; telefonda konuşma konusunda kendimi geliştirebilsem tanıdık tanımadık pek çok insanın mutlu olacağını biliyorum. Çok değil bundan beş yıl önce, İsrail kulübü Beitar Jerusalem, takıma transfer edilen iki Müslüman Çeçen futbolcu yüzünden karıştı. Orta Doğu'nun en ırkçı taraftarı olarak gösterilen Beitar'ın 'La Familia' grubu, açtıkları 'Daima Saf' pankartıyla 'Nazi kafasını' en güçlü şekilde sahalara soktu. Futbolculara edilen küfürler ve tehditlerin ardından olaylar büyüdü, kulüp binasına Molotof atıldı. Olayları yatıştırmak için devreye ordudan Başbakan Netanyahu'ya kadar güvenlik bürokrasisi girdi. Ancak sonunda, nefret kazandı! Bir diğer değişim de markaların standlarında görülüyordu; öncelikle bazı markalar bu yıl basın kiti hazırlamamıştı, her şeyin dijital ortama aktarıldığını net olarak gözlemledik. Biz \"Fuara katılım çok az.\" diye markalarla dertleşirken neyse ki ikinci günde katılımcı sayısı normale döndü. Hatta markalar, giden firmaların pek bir şeyi değiştirmediğini, basın toplantılarına katılan kişi sayısının geçen yıllardakiyle aynı olduğunu söyledi. Fuara can veren Patek Philippe, Rolex, Swatch Group gibi büyük markaların gelecek yıl fuarda olmaması gibi bir şey söz konusu değilmiş neyse ki; yalnızca Chanel'in önümüzdeki yıl Cenevre'deki SIHH'e katılabileceği konuşuluyor. Fuardaki genel eğilime gelecek olursak, benim bu yıl gözlemlediğim şey, geçen yıllardan çok da farklı değildi. Yepyeni bir saate rastlamak gerçekten zor; genelde markaların amiral gemisi modellerinin çeşitlemelerini gördük. Giriş seviyesindeki saatlerin sayısı artmıştı. Kadın saatlerine özel bir önem verilmeye başlandığını net olarak gözlemledik, ne de olsa erkek saatleri alanında fazlasıyla doygunluk var. Sosyal medyadaki paylaşımlara baktığımda bu yılın en dikkat çeken saatinin Rolex GMT Master II 'Pepsi' modeli olduğunu gördüm. Benim kişisel olarak en beğendiğim saatlerden biri de Bell & Ross'a aitti. Arnold & Son'ı ise ilk kez bu kadar inceleyebildim desem yeridir. Atölye bölümünde ise bağımsız İsviçre markaları yanında genç Fransız saat markalarını keşfetme olanağımız oldu. Önümüzdeki sayılarda, yıldönümü kutlayan saatler, dünya saatleri, bağımsız markaların modelleri ve tanımamız gereken markalardan bahsetmek gibi bir niyetim var; şimdi konumuza dönelim ve Baselworld'ün kapısından içeri girelim. Beklendiği kadar beyazlara bürünemediğimiz bir kışı geride bıraktık ve gelip gelmediği konusunda her gün bizi şaşırtmayı başaran bir bahar mevsiminin son ayına girdik. Isınan havayla birlikte mevsim şaşmasını bir kenara bırakmaya karar verdik. Artık 'yaz' düşünsün! Günden güne müdavimi de beğeni sayısı da artan Watergarden Ataşehir, bünyesindeki farklı restoranlarla da ilgi çekiyor. Şık ambiyansı ve sunduğu farklı lezzetlerle bugünlerde merak uyandıran Seaspice bu mekanların başında geliyor. Çin dendiğinde aklınıza ilk gelen taklit cihazlar mı oluyor? Ya da üretilen tüm cihazların büyük firmaların cihazlarının bir kopyası olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bizce, artık bu yaklaşımı değiştirmenin vakti geldi. Sizleri özgün tasarımlar ve farklı donanım özelliklerine odaklanan mobil teknoloji firmaları ve bu firmaların öne çıkan cihazlarıyla tanıştıralım. İtalya'nın ihtişamlı kalbi Floransa, büyüleyici bir keşif duygusu yaratan kentlerden. Rönesans sanatının en güzel örnekleri ile dahi mimarların imzasını taşıyan yapılarıyla heyecan verici bir kent olan Floransa, Toskana yemek kültürüyle de İtalyan tatlı hayatına yapacağınız eşsiz bir serüven. İlkbahar Yaz 2018 sezonunda ezberleri bozmaya şimdiden alışın. Öyle ki, gün gelecek; kendinizi eşofman takım elbiselerle en ciddi anlaşmalara imza atıyorken bulacak, gün gelecek; kuşak kemerli yüksek bel pantolonunuzla oversize bir gömleği kombinleyip en önemli partiye katılacaksınız. Kısacası; köklü değişimlere hazır olun, zira siz de kendinize çok şaşıracaksınız."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/05/02/kraliyete-giris-dersi", "text": "Medyatik monarşi, canlı pembe dizi ya da modern peri masalı... Kraliyet ailesinde herkese göre bir şey var. Gelenekleri, düğünleri ve skandallarıyla birlikte dünyanın en ünlü kraliyet ailesini bir kez daha yakın takibe alıyoruz! İnsanoğlu, diğer insanlarla birlikte yaşamaya karar verdiğinden bu yana irili ufaklı topluluklar oluşturarak kendine özgü yaşam biçimleri belirledi. İlk sınırı kim çizdi bilemiyoruz ama günümüzde devletler için sınırlar olmazsa olmaz olarak görülüyor. Buna bağlı olarak cumhuriyet, federasyon, teokrasi ve daha birçok yönetim biçimi de günümüzde devletler tarafından uygulanıyor... Fakat bizim meselemiz anayasal monarşi ve gelenekleriyle alakalı olacak. Bugün itibariyle dünya üzerinde krallıklarını sembolik olarak muhafaza eden ülkeler var. İspanya, İsveç, Danimarka ve Japonya gibi ülkelerden ziyade, kimilerine göre dünyanın en ünlü monarşisi olan İngiliz Kraliyet Ailesi'nin görünmeyen yüzünden ve ilginç geleneklerinden bahsetmek istiyoruz. \"Şimdi nereden çıktı bu kraliyet meselesi?\" diye soracağınızı düşünerek cevabı birazdan okuyacağınız satırlardaki cümlelerin arasına sakladık... Öncelikle İngiliz Kraliyet Ailesi popülerliğini asla yitirmiyor. Düğünleri, skandalları ve veliaht prensleri derken dünya üzerinde en çok dikkat çeken kurumların arasında yer alıyor. Ayrıca bahsi geçen aile önümüzdeki Mayıs ayında halkın prensesi Diana'nın küçük oğlu veliaht Prens Harry'nin düğünü sayesinde fazlasıyla konuşulacak. Önümüzdeki birkaç ayın gündemine hazırlıklı olmanız adına sizi soylular hakkında giriş dersi mahiyetindeki bu yazıyla baş başa bırakıyoruz. Tarihin tozlu sayfalarında \"Üzerinde güneş batmayan imparatorluk.\" olarak anılan Britanya İmparatorluğu, devam eden yıllarda Sanayi Devrimi ya da I. Dünya Savaşı gibi tarih kitaplarımızın önemli noktalarında yer alarak sahneden hiç inmedi. Aradan geçen yıllarda dünyanın en popüler sporu olan futbol -ki İngiliz oyunu olarak da bilinir-, müzik ve kültür turizmi açısından da adından söz ettirmeyi başardı. Son olarak Avrupa Birliği'nden çıkmak üzere gerçekleştirdikleri 'Brexit' isimli referandum ile birliğin dağılma ihtimalini su yüzüne çıkartarak dikkatleri üzerine çekti. Windsor Hanedanlığı'ndan II. Elizabeth'in, kraliçesi olduğu ailenin kökleri hayli eskiye dayansa da bu bir tarih dosyası olmadığı için konumuzun dışında kalacak. Haziran 1953'te gerçekleşen taç giyme töreninden bu yana Britanya halkı \"God Save the Queen.\" yani \"Tanrı Kraliçe'yi Korusun.\" diyor. Çünkü ilk kertede kraliyet soyundan birinin bu kadar sevilmesi durumuna şaşırsanız bile ailenin sembolik varlıkları, ülkelerinin saygınlığı ve tanıtımı açısında prestijlerini kullandıkları için halk onları çok seviyor. Uzun yıllardır parlamento ve monarşinin birlikteliği İngiltere'yi özel kılan sebeplerden sadece biri olarak göze çarpıyor. Çünkü geçen yüzyıllarda demokrasi sürekli yükselişteyken monarşi her daim geriledi ve arka planda kalmayı tercih etti. Arka planda kalma politikası da hanelerine artı puan yazdıran etmenlerden biri olarak gösteriliyor. Kraliyet, devletin genel işleyişine karışmamakla birlikte yalnızca itibar katmayı amaçlıyor. Yasaları onaylama görevi Kraliçe'ye ait olsa da bunun sembolik bir görev olduğunu da belirtmekte fayda var. Aynı zamanda kraliyet üyelerinin oy kullanmadığını ve siyasi tartışmalarda fikir belirtmediğini de ekleyelim. Her ne kadar yönetmemek üzerine kurulu bir sistem gibi gözükse de kral ya da kraliçenin ülkenin iyi yönetildiğinden emin olma sorumluluğu bulunuyor. Bu arada Kraliçe'ye dair ilginç bir ayrıntıyı hemen paylaşalım: Ülkedeki tüm kuğular kendisine ait. Tüm dünyanın gözünü bu aileye çevirmesini sağlayan 'The Crown' adlı Kraliçe II.Elizabeth'in hikayesini anlatan dizi de kraliyet hakkında yazılıp çizilenleri destekler nitelikte. Bu yapımda Elizabeth'in hem politik hem de insani yönünü göreceksiniz. Kraliçe'nin iyi bir prenses olmak üzere eğitildiğini, yani temel eğitim yerine yalnızca anayasa öğrendiğini ve matematik, felsefe gibi konuların tabiri caizse asillerin ulaşamayacağı yerlere koyulduğunu görüyoruz. Tabii tahta oturduktan sonra eğitimini tamamlamak için özel dersler alıyor çünkü Britanya'nın 'başı' olarak bilgili biri olması gerektiğini düşünmüş. Elizabeth'in ilk yıllarına baktığımızda \"Kocası ve halkı arasında kalmış bir kraliçe, iyi bir eş ve anne mi yoksa dünyanın en eski monarşilerinden birini mi temsil edecek?\" sorusunu soruyoruz. Neyse ki cevabı çoktan aldık. Kraliyet Ailesi, modern çağda medya ile ilişkilerini hep dirsek temasında tutmaya çalışıyor. Ün kazanmak için ekstra çaba göstermemelerine rağmen şöhretlerini koruma işinde bir hayli başarılı olduklarını düşünüyoruz. Zamanlarının çoğunu hayır işleriyle geçirdikleri bilgisi ise unutulmaması gerekenler arasında. Kraliçe Elizabeth'in babası VI. George'un radyoyla halka seslenişi, aile ile modern medya ilişkisinin başlangıcı olarak kabul edilir. O radyo konuşmasının ardından 100 yıla yakın bir süre geçti fakat ilgi hiçbir zaman azalmadı. II. Dünya Savaşı'nın ardından popülaritelerinin en düşük seviyeye inmesine rağmen Kraliçe'nin aile hakkında bir belgesel için saraya kameraları kabul etmesi ise bugünkü ilişkiyi tesis eden önemli manevralardan biri. Ayıca Kraliçe'nin taç giyme töreninin de televizyonlarda canlı yayınlanmasını talep eden Prens Philip, bu fikirler ne kadar haklı olduğunu da zamanla göstermiş oldu. Fakat Kraliyet'i daha sevilir hale getiren kuşkusuz meşhur prenses Diana'dan başkası değil. Prens Charles, Kraliçe'nin büyük oğlu olarak tahtın ilk varisi olduğu için medyanın ve halkın yoğun ilgisine maruz kalan bir veliahttı. O dönemde kraliyetle ilgili en çok merak edilen şey de tabii müstakbel prensesin kim olacağıydı. Prens Charles, elbette veliaht prens olmanın getirdiği zorluklarla büyümüş ve gençlik yıllarını yaşamamıştı fakat kendisinde 'geleceğin kralı' havası yoktu. Charles'ın genç kızların sevgilisi olarak görünmesi için manipülatif iletişim yöntemleri kullanılmış desek yanlış olmaz herhalde. Kraliçe katı kurallarıyla bilinen bir anne olduğu için müstakbel prenses adayları da tabii unvana kavuşamadan veto yiyordu. 'Story of Diana' belgeseline göre soylu ya da aristokrat, İngiliz ve bakire bir gelin arayan Kraliçe en nihayetinde Spencer Ailesi'nden Leydi Diana'ya onay vermişti. İngilizler ve dünya sonunda bekledikleri prensesleriyle tanışmış ve onu çok sevmişlerdi. Kraliyet Ailesi'ne gelin gitmek elbette zordur ama düğünleri şüphesiz peri masallarını aratmaz. (1840 yılına kadar aile içinde gerçekleşen düğünler, Kraliçe Victoria'nın düğünüyle birlikte dışa dönük yapılmaya başlamıştı.) Çok beklenen gelin Diana'nın düğünü de o dönem için 700 milyon civarı kişinin izlediği gerçek bir peri masalına dönüşmüştü. Diana yaşam tarzıyla da son derece farklıydı. Kraliyet'in asiller hariç kimseye dokunmama kurallarını hiçe sayıp halkla temas ediyor, çocukları William ve Harry'yi fast-food restoranlarına götürüyor, eğlence parklarında diğer çocuklarla oynamalarına karışmıyor, onları yardım kuruluşlarına götürerek toplumun her kesiminden insan tanışmalarını sağlıyordu. Skandalları, yasak aşkları, bir türlü tutmayan enerjileriyle evliliklerini sürdüremeyen çiftin ilişkisi elbette çok uzun sürmedi. Birçok yasak aşk dedikodusuna maruz kalan hikayenin sonunda sevgilisi Dodi Al Fayed ile Paris'te trafik kazası geçirerek hayatını kaybeden ve 'halkın prensesi' olarak kabul edilen Diana, medyanın yoğun ilgisinin kurbanı oldu. O dönemde tüm dergi ve gazetelerin kapaklarını, sayfalarını süsleyen Diana, medya ve kraliyet ilişkisini farklı bir seviyeye taşıdı. Düğünü gibi cenazesi de milyonlar tarafından izlenen Diana'nın tabutun ardından yürüyen William ve Harry, küçük yaşta bu acıyı yaşadıkları için öncelikle İngiliz halkının ardından tüm dünyanın sevgilisi haline geldi. Anneleri hayatta değildi ve onlar artık tüm halkın çocuklarıydı... Prens Charles ve Prenses Diana'nın çocukları William ve Harry, hayatlarını neredeyse medyanın gözü önünde yaşadı. Tabii hal böyle olunca Diana'nın gelini de meraklı gözlerin radarına takılacaktı. Tıpkı annesinin düğününde olduğu gibi Prens William'ın, Kate Middleton ile düğünü de küresel bir medya olayına dönüştü. Düğün, şüphesiz canlı yayımlanan pembe bir dizi benzetmesi taşıyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen 5 bine yakın basın mensubunun takip ettiği düğünü, toplamda 2 milyar kişi izledi! (Sayıyla: 2.000.000.000!) William ve Kate'in kurduğu mutlu yuva, Buckingham Sarayı'nın balkonunda gerçekleşen meşhur öpücükle taçlandırıldı. Çiftin ilk çocukları George Aleksander Louis dünyaya geldiğinde yine tüm dünyanın gözü bu ailenin üzerine dikildi. Tahtın yeni varisi, Kraliyet'i ayakta tutan yegane şeylerden biri olan ilgiyi yeniden topladı. Ayrıca, eğer şu ana kadar Prens George'un şortlarıyla 'kraliyet şıklığını' nasıl temsil ettiğini de fark etmişsinizdir. Evet, bu da bir gelenek... Kraliyet Ailesi geleneklerine göre belli bir yaşa kadar George pantolon giymeyecek. Mashable'a konuşan 'Adabımuaşeret uzmanı' William Hanson, bunun yüzyıllar öncesine dayanan, aristokrat bir gelenek olduğunu söylüyor. Bu, kökleri 16. yüzyıla dayanan bir gelenek... Hanson'a göre, bu aristokrat gelenek Kraliyet Ailesi tarafından halen benimsenip uygulanıyor . \"Çünkü küçük çocuklara pantolon giydirmek, banliyöde oturanlara özgü bir davranıştı.\" diyor Hanson. Görünüşe bakılırsa Kraliyet Ailesi alttan alta hala \"Biz banliyöden miyiz canım? Bugüne bugün Kraliyet Ailesi'yiz...\" mesajını veriyor. Bu kuraldan sonra Kraliyet varislerinin aynı anda yolculuk yapmaması geliyor. Olası bir kaza ve can kaybından korktukları için varisler ayrı araçlarda yolculuk ediyor. Geziye çıkan bir kraliyet üyesi, yanında bir de cenaze kıyafeti taşıyarak ani ölüm ya da cenaze töreni için hazırlıklı davranıyor. Ya da kendi cenazelerini planlıyor desek? Ana Kraliçe yıllarca kendi cenaze törenini planlamıştı. İkinci çocuk Chorlette'un aileye katılması ve beklenen üçüncü çocukla birlikte taht sırasında altıncı sıraya gerileyen, genç kızların gözdesi ve tüm dünyanın en sevilen prenslerinden Harry hakkında konuşmanın tam sırası! Britanya, Harry ile birlikte yeniden sahneye çıkıyor! Soylu ailenin en eğlenceli üyesi olarak tanınan, ABD'lilerin 'Rock'n Roll Prensi' diye hitap ettikleri Prensi Harry, önümüzdeki Mayıs ayında evlenecek. Prens Harry, şüphesiz tüm dünyanın en sevdiği veliaht prenslerden biri olarak görülüyor. Fazlasıyla arkadaş canlısı, eğlenceli tavırlarının yanı sıra orduya katılarak sınır ötesi operasyonlarda da görev aldı. Tabii çıplak fotoğrafları ve bir kıyafet balosunda giydiği Nazi üniforması gibi imza attığı skandalları da es geçmeyelim. Tüm bu maddeler alt alta geldiğinde madalyonun diğer yüzünün yani Kraliyet'in eğlenceli tarafını görmüş oluyoruz. Kraliyet'in kriterlerine sahip olmayan gelin adayı ise bir süredir dünya gündemini fazlasıyla meşgul ediyor. 'Suits' adlı diziden tanıdığımız ABD'li oyuncu Meghan Markle Kraliyet'in yeni gelin adayı olarak kabul edildi. Fakat beraberinde kraliyet kuralları tartışmasını da yeniden alevlendirdi. Markle'ın daha önce bir evlilik yapmış olması, asil ya da soylu olmaması, İngiliz olmaması Kraliyet'e uymayan niteliklerden. Tüm bu kuralları kenara bırakarak, Meghan'ın kabul görmesi ise Kraliçe'nin modern çağa ayak uydurarak aileyi, kültürlere ve insanlara daha saygılı bir kurum olarak gösterme çabası takdir topluyor. Tabii kurallar bunlarla da sınırlı kalmıyor. Sosyal medyada popüler olan Meghan Markle tüm hesaplarını kapatarak internetten elini ayağını çekti. Çünkü Kraliyet Ailesi, yalnızca tek bir hesabı ortak kullanarak dijital dünyada varlık gösteriyor. Tüm dünya yeni bir kraliyet düğüne hazırlanırken, bu tip geleneksel kurumların düğünlerinde de belli kurallar olduğunu tahmin edersiniz. Tarafınıza gönderilecek olan davetiyeyle eşi dostu toplayıp \"Kraliyet düğününde arz-ı endam ederim!\" diyorsanız yanılıyorsunuz. 'No rings, No bring' kuralına takıldınız, yani evli değilseniz bir başkasıyla o davete katılamazsınız... Özel bir yayınevi olan Debrett's, asiller ve yüksek sosyete üyelerinin uyması gereken kuralları bir araya getirdiği kitaplar yayımlıyor. Yayınevinin 2007 yılında yayımladığı Düğün Kılavuzu adlı kitapta da yer aldığı üzere davetlilerin takım elbise, jacketatay ve üniforma giymeleri tavsiye ediliyor. Erkeklerin ciddi bir takım elbiseyi yelekle tamamlayarak giymesi, kadınların da şık bir gündüz elbisesi ile davete katılmaları bekleniyor. Malum düğünlerin en çok konuşulanı şapkalar... Bu konuda da geniş kenarlı şapkaların tercih edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Üniforma meselesi biraz daha karmaşık gözüküyor! Çünkü Debretts'e göre her birliğin düğünler için kendine has gelenekleri varmış. Kadın ya da erkek fark etmeksizin sadece silahlı kuvvetlerden olanlar giyebilir, komutanların onayı şart. Modern çağda yenilikleri çabucak benimsiyor olsak da bazılarımız geleneksel kurumlara hala büyük bir sevgi ve saygıyla bağlı. Bazılarının \"Bu ihtişamı halkın vergileriyle yaşıyorlar.\" çıkışına karşı diğerleri varlıklarını kendi ülkeleri için prestij kaynağı olarak görüyor ve gururlanıyor. Bu arada düğün masrafları Kraliçe ve Prens Charles tarafından karşılanacak, sadece güvenlik masrafları kendilerine ayrılan bütçeden ödenecek. Kraliyet'in başarıyla devam ettirdiği ve medyanın da desteklediği pozitif algı uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Prens William'ın üçüncü çocuğu, Prens Harry'nin düğünü ve muhtemel yeni skandallarıyla Aile gündemde olmaya devam edecek. Büyük Britanya: Coğrafi ifade. İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda birlikteliği. Birleşik Krallık: İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler'in bir arada olduğu ülke. Dük/Düşes: Latince'de 'dux' kelimesinden türemiş, lider anlamına gelen unvan. Günümüzde toprak sahibi olmasına gerek yok. Baron/Barones: İngiltere'de soyluluk unvanlarının en alt kademesidir. Ömür boyu asalet unvanı bahşedilmiş kişilere verilebilecek en yüksek unvandır. Şövalye: Orta Çağ'da kral ve prenslerin askerlerine verilen unvandır. Günümüzde, üstün başarı göstermiş kişilere de veriliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2018/12/31/esquire-best-of-2018-sanat-yeni-mabetler-ve-digerleri", "text": "2018'i ele alsak da yılın sanat camiasında ses geiren olay, adres ve isimleri rafa kaldırılmayı değil, bir kenara not alınmayı hak ediyor. Versailles Sarayı'nda 2008'de gerçekleşen Jeff Koons sergisinin yarattığı, antikalarla çağdaş sanat eserlerini yan yana sergileme trendi, anlaşılan bundan on yıl sonra dahi aynı etkileyicilikle devam ediyor; Yves Klein'ın Blenheim Palace'taki sergisi bunun en iyi örneği oldu. Nostaljinin değer kazandığı nadir adreslerden biri de, Londralı Studio Voltaire'in adeta bir Oscar Wilde tapınağına çevirdiği galerisiydi. Siyahi figürleri duygusal ve politik bir dille resmeden Amerikalı sanatçı Kerry James Marshall'ın bu yılın ArtReview Power 100 Listesi'nde ilk üçte yer alması oldukça manidar bir gelişmeydi. Rüştünü çoktan ispat etmiş diğer bir usta, David Hockney, 90,3 milyon dolara satılan 'Pool With Two Figures', eseriyle gerçek bir yaşayan efsaneye dönüşürken yılın yükselen yeteneği, İran asıllı Farshad Farzankia oldu. En çarpıcı disiplinlerarası işbirliği ise Wes Anderson'dan geldi. Yönetmen, bir çeşit cabinet de curiosites hazırlarcasına Viyana'daki Kunsthistoriches Museum için 'Spitzmaus Mummy in a Coffin and Other Treasures' adlı serginin küratörlüğünü üstlendi. Serginin 2019 Nisan'ına kadar devam ettiğini hatırlatalım. Geçtiğimiz yıl Abu Dabi'de açılan Louvre Müzesi'nin yarattığı heyecanın bir dengi 2018'de yaşanmadı. İskoçya'da yeni bir şubeye kavuşan Victoria & Albert Müzesi mimarisiyle konuşulurken Paris'te, Giacometti ve Henri Cartier-Bresson'a adanmış müzeler kapılarını açtı ve Musee de la Vie Romantique renovasyonunu tamamladı. Stockholm'deki adresi fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmezi olan Fotografiska ise 2018 sonunda Londra'da yeni bir üssün kapılarını açtı. New York'ta ise nüktedan ve 'ağız sulandırıcı' diyebileceğimiz bir lokasyon 'mutfak sanatları' terimini doğrular gibiydi: Pizza Müzesi! Türkiye sınırları içinde Çanakkale'deki Troya Müzesi ve Şanlıurfa'daki Göbeklitepe ören yerinin ziyarete açılmaları kayda değerdi. 70 yıllık kariyeri 2018'de Bomontiada'da açılan bir adreste müzeleştirilen ve yine bu yıl hayata gözlerini yuman değerli fotoğraf sanatçısı Ara Güler'i de sonsuz saygıyla anıyoruz. Versailles Sarayı'nda 2008'de gerçekleşen Jeff Koons sergisinin yarattığı, antikalarla çağdaş sanat eserlerini yan yana sergileme trendi, anlaşılan bundan on yıl sonra dahi aynı etkileyicilikle devam ediyor; Yves Klein'ın Blenheim Palace'taki sergisi bunun en iyi örneği oldu. Nostaljinin değer kazandığı nadir adreslerden biri de, Londralı Studio Voltaire'in adeta bir Oscar Wilde tapınağına çevirdiği galerisiydi. Siyahi figürleri duygusal ve politik bir dille resmeden Amerikalı sanatçı Kerry James Marshall'ın bu yılın ArtReview Power 100 Listesi'nde ilk üçte yer alması oldukça manidar bir gelişmeydi. Rüştünü çoktan ispat etmiş diğer bir usta, David Hockney, 90,3 milyon dolara satılan 'Pool With Two Figures', eseriyle gerçek bir yaşayan efsaneye dönüşürken yılın yükselen yeteneği, İran asıllı Farshad Farzankia oldu. En çarpıcı disiplinlerarası işbirliği ise Wes Anderson'dan geldi. Yönetmen, bir çeşit cabinet de curiosites hazırlarcasına Viyana'daki Kunsthistoriches Museum için 'Spitzmaus Mummy in a Coffin and Other Treasures' adlı serginin küratörlüğünü üstlendi. Serginin 2019 Nisan'ına kadar devam ettiğini hatırlatalım. Geçtiğimiz yıl Abu Dabi'de açılan Louvre Müzesi'nin yarattığı heyecanın bir dengi 2018'de yaşanmadı. İskoçya'da yeni bir şubeye kavuşan Victoria & Albert Müzesi mimarisiyle konuşulurken Paris'te, Giacometti ve Henri Cartier-Bresson'a adanmış müzeler kapılarını açtı ve Musee de la Vie Romantique renovasyonunu tamamladı. Stockholm'deki adresi fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmezi olan Fotografiska ise 2018 sonunda Londra'da yeni bir üssün kapılarını açtı. New York'ta ise nüktedan ve 'ağız sulandırıcı' diyebileceğimiz bir lokasyon 'mutfak sanatları' terimini doğrular gibiydi: Pizza Müzesi! Türkiye sınırları içinde Çanakkale'deki Troya Müzesi ve Şanlıurfa'daki Göbeklitepe ören yerinin ziyarete açılmaları kayda değerdi. 70 yıllık kariyeri 2018'de Bomontiada'da açılan bir adreste müzeleştirilen ve yine bu yıl hayata gözlerini yuman değerli fotoğraf sanatçısı Ara Güler'i de sonsuz saygıyla anıyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/01/29/paha-bicilemez-willem-dafoe", "text": "Sektörde 40 yılı deviren Willem Dafoe, Julian Schnabel'in yönettiği yeni filminde, hemen her oyuncunun kutsal kabul edebileceği Vincent van Gogh rolüyle karşımıza çıkıyor. Appleton, Wisconsin'den hayallerine ulaşmak adına yola koyulan bir çocuk için şu gelinen nokta paha biçilemez nitelikte. O bir İsa ve aynı zamanda Japon ölüm tanrısı. Auschwitz'deki bir mahkum ve SS subayı. Çürük dişli ve kalem bıyıklı, 'şehvetli' bir Fed çalışanı. Bir vampir, bir rahip ve deneysel bir tiyatro oyunundaki bir rahibe. Londralı bir bankacı ve Florida'daki motel müdürü. Daha da ötesi, o; T.S. Eliot ve Green Goblin. Willem Dafoe, herkes bir yana, fark yaratan aktörler arasında ve kendi jenerasyonunda çok yönlülüğüyle öne çıkıyor. Bu yılın sonuna doğru, kendisini DC'nin 'Aquaman' adlı filmdeki Atlantik bilimci Nuidis Vulko ve elbette Julian Schnabel'in yönettiği 'At Eternitiy's Gate'de, ki bu onun 99'uncu filmi olacak, Vincent van Gogh rolleriyle göreceğiz. Yazının tamamı Esquire Türkiye The Big Black Book No.13'te! O bir İsa ve aynı zamanda Japon ölüm tanrısı. Auschwitz'deki bir mahkum ve SS subayı. Çürük dişli ve kalem bıyıklı, 'şehvetli' bir Fed çalışanı. Bir vampir, bir rahip ve deneysel bir tiyatro oyunundaki bir rahibe. Londralı bir bankacı ve Florida'daki motel müdürü. Daha da ötesi, o; T.S. Eliot ve Green Goblin. Willem Dafoe, herkes bir yana, fark yaratan aktörler arasında ve kendi jenerasyonunda çok yönlülüğüyle öne çıkıyor. Bu yılın sonuna doğru, kendisini DC'nin 'Aquaman' adlı filmdeki Atlantik bilimci Nuidis Vulko ve elbette Julian Schnabel'in yönettiği 'At Eternitiy's Gate'de, ki bu onun 99'uncu filmi olacak, Vincent van Gogh rolleriyle göreceğiz. Yazının tamamı Esquire Türkiye The Big Black Book No.13'te!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/02/14/susmayanlar-satyagraha", "text": "Onlar haksızlığa karşı savaşırken şiddetten uzak durmayı seçtiler. Haksızlık resmi tarihin konuları arasında değil, ancak birisi işaret ettiğinde görünür oluyor. Tarihte haksızlık yapandan daha az sayıda kahraman var. Paul Auster'ın 4 3 2 1 adlı romanı geliyor aklıma; geçen yıl yayımlanan bu romanda bir aileyi merkeze alarak ABD'nin yarım yüzyıllık tarihini anlatmıştı sevdiğim yazar. Bu tarihin içinde siyahilerin anlatmakla bitmeyecek büyük mücadeleleri ve suikastler vardı. Siyahilerin ve kara derililerin uğradığı sistematik haksızlık bugün akıl almaz geliyor ki dünyanın her yerinde azınlık olmak, beyaz ve varlıklı olmamak bir çeşit cezayı hak etmek anlamına geliyor hala. Bu sistematik haksızlıkları da, inanılması güç ama yaşadığımız hayat içinde değişmez sandığımız kabuller oluşturuyor. Senin, benim, bizim kabullerimiz. Bir siyahinin neden otobüste arka tarafta oturmak zorunda olduğunu hiç sorgulamayıp öyle yaşıyor olabiliriz örneğin, özellikle de biz önde oturanlardan biriysek. Devamı Esquire Türkiye The Big Black Book No.13'te!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/02/19/ses-cikaran-kadinlar", "text": "Toplumsal roller arasındaki çizgi gitgide siliniyor. Bu, dünyayı daha adaletli bir yer haline getirirken, kadınların bugünün gelişine uzun zamandır hazırlandıklarını da hatırlatalım. Uzun ve meşakkatli bir yolda bazı kadınlar fazlasıyla sesini çıkarırken diğerlerine de ilham veriyor. Toplumun sırtımıza yüklediği roller, dayatılan kurallar, mavi-pembe renkler, ideal meslekler ve daha birçok geride bırakmaya hazırlandığımız madde... Şimdilik bu saydıklarım ve çok daha fazlasıyla karşı karşıyayız ancak uzun yıllar önce erkekler ve kadınlar aralarındaki anlamsız ve soyut rekabeti bir kenara bıraktı. Artık kadınlar, hayatın her alanında kendileri için pozitif ayrımcılığa herhangi bir ihtiyaç duymadan yer alıyor. Bu dünyamız için iyi bir haber tabii ancak bu süreçte bazı kadınlar bu noktaya gelene kadar daha yüksek sesle konuştu, bazıları ise hala konuşuyor. Tenis uzun yıllar ülkemizde pratikte popüler olmasa da teoride en sevilen sporlardan biri. Bizlerin de yakından takip ettiği Grand Slam adı verilen dört büyük tenis turnuvasıyla da sene içinde tenise olan tutkumuzu tatmin etme imkanı buluyoruz. Bu Grand Slam'ler arasında son ABD Açık ise bizler için önemli bir yere sahip. 2018'de ABD Açık'ın 'Tek Kadınlar' finali Serena Wiliams ve Naomi Osaka arasında geçerken görmeyi hiç beklemediğimiz ve sonrasında bu sayfalara taşacak bazı olaylar gerçekleşti. Şöyle ki; Williams, maç esnasında antrenörü Patrick Mouratoglu'dan taktik aldığı iddiasıyla hakem Carlos Ramos tarafından uyarıldı. Bu uyarının üzerine sayı kaybeden Williams, raketini yere vurarak ikinci kural ihlalini de yaptı ve yine puan kaybetti. Uyarılar ve silinen puanlar... Hem de finalde... Williams, hakem Ramos'a puanlarını sildiği için 'hırsızlık' yaptığını düşündüğünü ve özür dilemesi gerektiğini söyledi. Taktik almadığı ve hile yapmadığından da bahsederken Ramos'un özür dilemesini beklemeye devam etti. Bu sırada hakemle olan bu diyalogu sebebiyle üçüncü kural ihlalini aldı ve 'oyun cezasına' neden olarak tabelada sonuç aleyhine '5-3' skoruyla yansıtıldı. Konuyu daha fazla detaya boğmadan sonuçları açıklayalım: Finalin kazananı Naomi Osaka 6-2 ve 6-4'lük setlerle Grand Slam şampiyonu oldu. Bu zaferle turnuvayı kazanan ilk Japon tenisçi olarak tarihe adını yazdırmayı da başardı. Devamı Esquire Türkiye The Big Black Book No.13'te! Toplumun sırtımıza yüklediği roller, dayatılan kurallar, mavi-pembe renkler, ideal meslekler ve daha birçok geride bırakmaya hazırlandığımız madde... Şimdilik bu saydıklarım ve çok daha fazlasıyla karşı karşıyayız ancak uzun yıllar önce erkekler ve kadınlar aralarındaki anlamsız ve soyut rekabeti bir kenara bıraktı. Artık kadınlar, hayatın her alanında kendileri için pozitif ayrımcılığa herhangi bir ihtiyaç duymadan yer alıyor. Bu dünyamız için iyi bir haber tabii ancak bu süreçte bazı kadınlar bu noktaya gelene kadar daha yüksek sesle konuştu, bazıları ise hala konuşuyor. Tenis uzun yıllar ülkemizde pratikte popüler olmasa da teoride en sevilen sporlardan biri. Bizlerin de yakından takip ettiği Grand Slam adı verilen dört büyük tenis turnuvasıyla da sene içinde tenise olan tutkumuzu tatmin etme imkanı buluyoruz. Bu Grand Slam'ler arasında son ABD Açık ise bizler için önemli bir yere sahip. 2018'de ABD Açık'ın 'Tek Kadınlar' finali Serena Wiliams ve Naomi Osaka arasında geçerken görmeyi hiç beklemediğimiz ve sonrasında bu sayfalara taşacak bazı olaylar gerçekleşti. Şöyle ki; Williams, maç esnasında antrenörü Patrick Mouratoglu'dan taktik aldığı iddiasıyla hakem Carlos Ramos tarafından uyarıldı. Bu uyarının üzerine sayı kaybeden Williams, raketini yere vurarak ikinci kural ihlalini de yaptı ve yine puan kaybetti. Uyarılar ve silinen puanlar... Hem de finalde... Williams, hakem Ramos'a puanlarını sildiği için 'hırsızlık' yaptığını düşündüğünü ve özür dilemesi gerektiğini söyledi. Taktik almadığı ve hile yapmadığından da bahsederken Ramos'un özür dilemesini beklemeye devam etti. Bu sırada hakemle olan bu diyalogu sebebiyle üçüncü kural ihlalini aldı ve 'oyun cezasına' neden olarak tabelada sonuç aleyhine '5-3' skoruyla yansıtıldı. Konuyu daha fazla detaya boğmadan sonuçları açıklayalım: Finalin kazananı Naomi Osaka 6-2 ve 6-4'lük setlerle Grand Slam şampiyonu oldu. Bu zaferle turnuvayı kazanan ilk Japon tenisçi olarak tarihe adını yazdırmayı da başardı. Devamı Esquire Türkiye The Big Black Book No.13'te!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/03/29/usta-ve-kalfa-aziz-sariyer-derin-sariyer", "text": "Kurucu Aziz Sariyer ve Derin Design'ın ikinci kuşak yöneticisi Derin Sarıyer ile sanatçı ve baba oğul olmak üzerine... Aziz Sarıyer: Öyle bir fikrim yoktu. Ben mesleğe 20 yaşında başladım. O yaşlarda, \"Neden bu dünyadayım, nereye varmalıyım?\" sorularını düşünerek kendi felsefemi oluşturmaya gayret gösterdim. Çocukluğumdan beri istediğim meslekte bir pusula bulabilmek adına şirketin isminin zamansız olmasını ve beni daima ileri götürmesini istedim. Sonsuzluk, mükemmeliyetin ötesi gibi \"derin\" sözcüğü aklıma geldi. Neticede hiçbir zaman mükemmeliyete varamayacağım noktayı tayin etmek istedim sanki. Kelimenin anlamı hep tama doğru koşmak gibiydi. Derin doğunca da firmanın tabelasının ismini verdik ona. Derin Sarıyer: Bu alanda dünyanın en önde gelen ülkesi olan İtalya'da ürün tasarımı ve mobilya aile şirketi temellidir. Çünkü işin özünde yaratıcı ve niş işler ortaya koymak istiyorsanız çok fazla endüstriyelleşmemeniz gerekiyor; o zaman da insan faktörü devreye giriyor. Bu da tecrübenin önemini artırıyor, tecrübe için zaman gerekiyor derken jenerasyonlar önem kazanıyor. Türkiye, belirli bir üretim kültürü üzerinde odaklanıp dna'ları oturmuş bir coğrafya olmadığından sayıca daha az. Tasarım ekibi markanın 10. yılını kutluyor, 1981. Aziz Sarıyer eşi Ferda Sarıyer ile birlikte. Röportajın tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da! Aziz Sarıyer: Öyle bir fikrim yoktu. Ben mesleğe 20 yaşında başladım. O yaşlarda, \"Neden bu dünyadayım, nereye varmalıyım?\" sorularını düşünerek kendi felsefemi oluşturmaya gayret gösterdim. Çocukluğumdan beri istediğim meslekte bir pusula bulabilmek adına şirketin isminin zamansız olmasını ve beni daima ileri götürmesini istedim. Sonsuzluk, mükemmeliyetin ötesi gibi \"derin\" sözcüğü aklıma geldi. Neticede hiçbir zaman mükemmeliyete varamayacağım noktayı tayin etmek istedim sanki. Kelimenin anlamı hep tama doğru koşmak gibiydi. Derin doğunca da firmanın tabelasının ismini verdik ona. Derin Sarıyer: Bu alanda dünyanın en önde gelen ülkesi olan İtalya'da ürün tasarımı ve mobilya aile şirketi temellidir. Çünkü işin özünde yaratıcı ve niş işler ortaya koymak istiyorsanız çok fazla endüstriyelleşmemeniz gerekiyor; o zaman da insan faktörü devreye giriyor. Bu da tecrübenin önemini artırıyor, tecrübe için zaman gerekiyor derken jenerasyonlar önem kazanıyor. Türkiye, belirli bir üretim kültürü üzerinde odaklanıp dna'ları oturmuş bir coğrafya olmadığından sayıca daha az. Tasarım ekibi markanın 10. yılını kutluyor, 1981. Aziz Sarıyer eşi Ferda Sarıyer ile birlikte. Röportajın tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/04/05/babalar-ve-ogullar-roman-neustdter", "text": "Fenerbahçe'nin 33 numaralı defans oyuncusunun hayatı geçen sonbahar tamamen değişti. Söz, 31 yaşındaki Rus futbolcuda. Fenerbahçe'nin Rusya'da Zenit'e karşı oynadığı maçın ertesi sabahına randevulaşmıştık Roman ile. Sabah erkenden buluşacağımız için erken yatmaya karar verdim, yatağımın başucundaki ışığı söndürürken içerideki televizyondan hala maçın devam eden sesi geliyordu. Sabah uyandığımda ilk iş, \"Buluşmayı erteleyebilir miyiz?\" benzeri bir mesaj olup olmadığını kontrol etmek için telefonuma baktım, bir şey yoktu. Kafamdaki ses, \"Acaba haftaya cuma mı buluşacaktık, tarihleri mi karıştırdım?\" diye sayıklarken randevulaştığımız mekanın yolunu tuttum. Roman, eşi Mona ve oğlu Chiko'yu karşımda bulduğumda etrafa yaydıkları enerjiden uçaklarının rötar yapmış ve bütün geceyi yolda geçirmiş olduklarını anlamanın imkanı yoktu. Bu baba olmanın ona kazandırdığı süper güçlerden sadece biriydi. Gerisini Roman'dan dinleyelim. Tüm hayatım değişti. Çok duygusallaştım, eskiden hiç böyle değildim. Şimdi sürekli bir telaş içindeyim, mesela eskisine göre daha aceleyle yemek yiyorum. Ama oğlumla birlikteyken etrafımızdaki her şeyi unutuyorum ve bu, dünyadaki en güzel şey. Röportajın tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da! Fenerbahçe'nin Rusya'da Zenit'e karşı oynadığı maçın ertesi sabahına randevulaşmıştık Roman ile. Sabah erkenden buluşacağımız için erken yatmaya karar verdim, yatağımın başucundaki ışığı söndürürken içerideki televizyondan hala maçın devam eden sesi geliyordu. Sabah uyandığımda ilk iş, \"Buluşmayı erteleyebilir miyiz?\" benzeri bir mesaj olup olmadığını kontrol etmek için telefonuma baktım, bir şey yoktu. Kafamdaki ses, \"Acaba haftaya cuma mı buluşacaktık, tarihleri mi karıştırdım?\" diye sayıklarken randevulaştığımız mekanın yolunu tuttum. Roman, eşi Mona ve oğlu Chiko'yu karşımda bulduğumda etrafa yaydıkları enerjiden uçaklarının rötar yapmış ve bütün geceyi yolda geçirmiş olduklarını anlamanın imkanı yoktu. Bu baba olmanın ona kazandırdığı süper güçlerden sadece biriydi. Gerisini Roman'dan dinleyelim. Tüm hayatım değişti. Çok duygusallaştım, eskiden hiç böyle değildim. Şimdi sürekli bir telaş içindeyim, mesela eskisine göre daha aceleyle yemek yiyorum. Ama oğlumla birlikteyken etrafımızdaki her şeyi unutuyorum ve bu, dünyadaki en güzel şey. Röportajın tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/04/06/mimari-brutalizm", "text": "Seveni kadar nefret edeni var, fakat şimdi ona yeniden bakmanın tam zamanı: 2019, brutalizm akımının 50. yılı. Brutalizm, tarz olarak dünyanın en anlaşılır mimari akımlarından biri: Brütalist bir yapıyı görür görmez tanırsınız. Yapılarının kendine özgülüğü ise her birini benzersiz kılıyor. Seveni kadar nefret edeni de var. Akımın ismi Fransızca beton brut'dan geliyor, terimin anlamı \"işlenmemiş beton\". Beton, efsanevi mimar Le Corbusier'nin en sevdiği materyal olarak ünlenmişti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra büyük yapıların ana malzemesi olarak kullanılır oldu, sonra da mimari eleştirmeni Reyner Banham'ın beton brut ismini İngilizceye adapte ederek The New Brutalism, Ethic or Aesthetic? adlı kitabında \"brütalizm\" olarak kullanmasıyla birlikte tarihe bu isimle geçti. Reyner Banham kitabında bu değerlendirmeyi yaparken tamamı beton, cepheleri ham haliyle bırakılmış, hiçbir süs barındırmayan yeni ve modern binaları kastediyordu. Bu yapıların öncüleri de tasarımla değil, daha çok materyalle öne çıkıyordu. Geniş kirişler ve sütunlar, brütalist yapılarda büyük önem taşıyordu. St-Ours-les-Roches, Fransa'daki bina 2002'de Hans Hollein Architekt tarafından tasarlandı. II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da doğan brütalizm akımı, 1950'lerde dev binalar, genel merkezler, alışveriş merkezleri, üniversite kampüsleri ve sosyal hizmet binalarının inşasında kullanıldı. Akımı ilk takip edenler, Alison ve Smithson gibi, inşaatta işlevselliği arayan ve binaları olabildiğince süssüz yapmak isteyen firmalardı. Ayrıca beton onlara, dev binalar yapmak konusunda imkan ve kolaylık tanıyordu. Bu temel malzemeye erişmek kolaydı, malzeme ucuzdu; onunla kalıplı bir görünüm verilebildiği için yapı, ekspresyonist bir hava kazanabiliyordu. Bu formun yalınlığı, zamanla bir başka çok iyi bilinen akımı getirdi: Minimalizm. Beton gibi sürdürülebilir bir malzeme kullandığı için brütalizm kısa zamanda dünyanın ilk globalleşen mimari akımlarından biri oldu, Brezilya'nın Ivory Coast'u gibi geleneksel bölgelere bile adapte edildi. Kısa zamanda dünya çapında en güzel örnekleri verildi. Yazının tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da! Brutalizm, tarz olarak dünyanın en anlaşılır mimari akımlarından biri: Brütalist bir yapıyı görür görmez tanırsınız. Yapılarının kendine özgülüğü ise her birini benzersiz kılıyor. Seveni kadar nefret edeni de var. Akımın ismi Fransızca beton brut'dan geliyor, terimin anlamı \"işlenmemiş beton\". Beton, efsanevi mimar Le Corbusier'nin en sevdiği materyal olarak ünlenmişti. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra büyük yapıların ana malzemesi olarak kullanılır oldu, sonra da mimari eleştirmeni Reyner Banham'ın beton brut ismini İngilizceye adapte ederek The New Brutalism, Ethic or Aesthetic? adlı kitabında \"brütalizm\" olarak kullanmasıyla birlikte tarihe bu isimle geçti. Reyner Banham kitabında bu değerlendirmeyi yaparken tamamı beton, cepheleri ham haliyle bırakılmış, hiçbir süs barındırmayan yeni ve modern binaları kastediyordu. Bu yapıların öncüleri de tasarımla değil, daha çok materyalle öne çıkıyordu. Geniş kirişler ve sütunlar, brütalist yapılarda büyük önem taşıyordu. St-Ours-les-Roches, Fransa'daki bina 2002'de Hans Hollein Architekt tarafından tasarlandı. II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da doğan brütalizm akımı, 1950'lerde dev binalar, genel merkezler, alışveriş merkezleri, üniversite kampüsleri ve sosyal hizmet binalarının inşasında kullanıldı. Akımı ilk takip edenler, Alison ve Smithson gibi, inşaatta işlevselliği arayan ve binaları olabildiğince süssüz yapmak isteyen firmalardı. Ayrıca beton onlara, dev binalar yapmak konusunda imkan ve kolaylık tanıyordu. Bu temel malzemeye erişmek kolaydı, malzeme ucuzdu; onunla kalıplı bir görünüm verilebildiği için yapı, ekspresyonist bir hava kazanabiliyordu. Bu formun yalınlığı, zamanla bir başka çok iyi bilinen akımı getirdi: Minimalizm. Beton gibi sürdürülebilir bir malzeme kullandığı için brütalizm kısa zamanda dünyanın ilk globalleşen mimari akımlarından biri oldu, Brezilya'nın Ivory Coast'u gibi geleneksel bölgelere bile adapte edildi. Kısa zamanda dünya çapında en güzel örnekleri verildi. Yazının tamamı Esquire Türkiye İlkbahar 2019'da!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/07/08/les-voiles-de-st-barth-notlari", "text": "Dünyanın en etkileyici yelkenlileri, en iyi takımları ve heyecan verici rotalar... Bu yıl 10. kez düzenlenen yarış, Karayipler'de 1.200 yelkencinin mücadelesine sahne oldu. 1.200 yelkenci ve 63 yat, organizatörler François Tolede ve Luc Poupon'un düzenlediği Les Voiles de St Barth için yarışıyor. Yelkenciler hava koşullarından memnun; 5 günlük yarışta 16 ile 18 knot arası değişen rüzgarla ve 24-29 deniz mili hızla yarışacaklar. Yarışa 2013'ten beri katılan Peter Harrison, en ileri tek gövde yelkenlilerinden Maxi 72 model Sorcha'yla yarışıyor. Teknenin dümeninde Harrison, serdümeninde bu yılki yarışın Richard Mille partneri Pierre Casiraghi var. Harrison'ın yelkendeki ciddiyeti, ona yarışın galibiyetini getiriyor. On yıldır Les Voiles de St Barth'ta olan Richard Mille'in yelken tutkunu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika CEO'su Peter Harrison, Maxi 1 kategorisinin galibi olarak kazandığı Richard Mille Maxi kupasını ve RM 60-01 Flyback Chronograph Regatta kupasını Richard Mille'in Paris butiğinde satarak, gelirini gençlerin yelken sporunu öğrenmeleri için bağışlamaya karar veriyor. Kazancın bir kısmını da Saint-Bertelemy Adası'nı yıkıp geçen İrma Kasırgası'ndan sonra sahil bölgelerinin korunması için harcayacağını açıklıyor. Yarışa 2013'ten bu yana katılan Peter Harrison, dünyanın en ileri tek gövde yelkenlilerinden maxi 72 model sorcha'yla yarışıyor. Harrison'ın yelkendeki ciddiyeti, beş günün sonunda ona yarışın galibiyetini getirdi. bölgelerini korumak için bağışlaması da soruna dikkat çeken değerli bir katkıydı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/07/20/new-york-sehir-rehberi", "text": "Yolculuk planı yapanlar için en trend mekanlardan oluşan hızlı bir şehir rehberi hazırladım. Otelciliğin tanınmış isimlerinden Ian Schrager'in tasarladığı Public Hotel, özellikle partileri seven gençlere hitap eden, yaşam alanlarıyla heyecan uyandıran bir otel. 370 odası ve 6 oda tipiyle lüksü daha uygun yaşamaya imkan veren Public Hotel'de her saat başı bir şeyler oluyor. Dört farklı restoranı ve iki barı var. Restoranlardan biri, meşhur şef Jean- Georges'un başında olduğu Public Kitchen. Hızlı atıştırmak isteyenler Louis ya da Diego Bar'ın, güzel vakit geçirmek isteyenler şehrin en iyi çatı terası The Roof'un, oteli toplantı için tercih edenler ise Lobby Bar'ın keyfini çıkarabilirler. Avra Madison Estiatorio adlı Yunan restoranı, şehrin en havalı öğle yemeğini yiyebileceğiniz yer. Ayrıca lokallerin buluşma noktası. Her öğlen cıvıl cıvıl, bu sebeple rezervasyonsuz gitmemenizi tavsiye ederim. Restoranda öğlen için set menüler ve alakart menü ile en güzel Yunan yemeklerini yiyebilirsiniz. Roberta's kesinlikle şehrin en iyi pizza restoranı. Burası, randevu almayan ve kapısında kuyrukların uzayıp gittiği bir mekan. Hip New York'luların pizzacıdan ziyade parti adresine çevirdikleri restoranda memnun kalmamak diye bir şey yok. Menüden neyi seçerseniz seçin, mutlaka memnun kalacaksınız. Özellikle Millenium Falco Bee Stinger ve Cheesus Christ benim favorilerim. Polo Bar da bana göre şehrin en cool restoran-barlarından biri. Her noktasının ayrı güzel olduğu mekana rezervasyonsuz girmeniz imkansız. Dünya yıldızlarının uğrak noktası olan Polo Bar iki katlı. Alt katı restoran, üst katı bar olarak hizmet veriyor. Hudson Hotel'in terası Sky, 15. katta bulunduğu için biraz gözlerden uzak gibi görünse de şehrin en popüler parti mekanı. Önerebileceğim bir diğer parti adresi de Paradise Club. Yine bir Ian Schrager projesi olan mekanda Michelin yıldızlı bir şef hizmet veriyor. Paradise Club asıl ününü ise sabahın erken saatlerine kadar süren partilerine borçlu. Burada Kendall Jenner, Hailey Bieber gibi meşhur Hollywood yıldızlarıyla karşılaşabilirsiniz. Roxy Hotel'in içinde bulunan Paul's Cocktail Lounge, New York'un girilmesi en zor adreslerinden. Buraya erken saatte gelmenizi öneririm. Şehrin en cool insanlarını ve en iyi kokteylerini içeride bulabilirsiniz. Blue in Green, her erkeğin görmek isteyeceği, son trendlerin bulunduğu bir mağaza. Online sitesinden de indirimleri takip edebilirsiniz. Gözlük butiği Moscot 1915'ten bu yana faaliyette. O kadar harika modeller sunuyor ki, güneş gözlüğü seçerken de, numaralı gözlük seçerken de çok zorlanacaksınız. Butiğin iç tasarımı da çok etkileyici. Metropolitan Müzesi'nin terasındaki aynı isimli cafe'yi ziyaret edin. Hafta sonu Willamsburg Brooklyn'de yeni açılan yerleri keşfedin. Grand Central Garı'nda kahve içmeyi unutmayın."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/07/23/burak-beser-the-beach-of-momonun-hikayesini-anlatti", "text": "Çeşme'nin yıldızı parlayan lokasyonu The Beach of Momo'nun hikayesini ve yeni sezon sürprizlerini yaratıcısı Burak Beşer'den dinliyoruz. Alaçatı'da ufacık barı olan bir arkadaşıma yardımcı olmam, sonrasında barın bana geçmesi ile sonuçlanınca bir anda hiç düşünmediğim bir işin içine girdim. Böylece hafta sonları Alaçatı'ya geliyor, hafta içleri ise aile işimiz olan çöp kamyonu ürettiğimiz firmamız Hidromak fabrikasına dönüyordum. Bir gün sokakta yürürken Momo'yu açacağım bina karşıma çıktı, çok beğendim ve o an kiralamaya karar verdim. Böylece Momo hikayesi başlamış oldu. O sırada ünlü mimar Süreyya Saruhan ile tanıştık. Çok güzel bir proje çizdi ve alanında çok iyi insanlar bu projede bir araya geldi. Özenli bir restorasyon sonrasında da dükkanı açtık. Momo isminin hikayesi ise şöyle gelişti; Amsterdam'da Momo diye çok ünlü bir restoran var ama bana esin kaynağı olan o değil de Michael Ende'nin aynı adlı kitabıdır. Okuduğumda çok etkilendiğim ve de çok sevdiğim bir hikayedir. Projenin başladığı dönemde bir gün Almanya'da bir firma ile iş yemeğindeydik. Mekan konusu açılınca bana isminin ne olacağını sordular. Momo koyabileceğimi söyledim ama tam da emin değildim. Görüşme yaptığım kişi Momo dediğimi duyunca oldukça şaşırdı çünkü görüşmemiz başlamadan yanımıza gelen satıcıdan aldığı o günkü yerel gazetede, Momo filmini çeken yönetmenle başrol oyuncusunun röportajı vardı. Adam gazeteyi cebinden çıkardı ve röportajı gösterdi. Ben de o anda bunu bir işaret olarak algıladım ve bu isme karar verdim. Bu arada o gazeteyi hala çerçeve içinde saklıyorum. İnsanlar yurtdışına çıkıp, orada keyif aldıkları mekanların ve konseptlerin burada da olmasını istiyor. Biz de bu noktadan yola çıktık ve çok keyifli, kaliteli ama aynı zamanda çok rahat bir konsept yaratmaya çalıştık. Mekanın konseptini yaparken aklımda olan düşünce, insanların mekana geldiğinde güzel bir müzik ve yemek eşliğinde içkilerini içerek ve sohbet ederek keyifli bir akşam geçirmeleriydi. Artık mekanları vazgeçilmez yapan, insanların rahat hissederek keyifli zaman geçirmeleri. Kaliteli yemek, kaliteli müzik ve tüm bunlar kadar önemli, kaliteli bir kitleyi bir araya getiren keyifli bir ambiyans yaratmak. Çeşme her zaman Ege'nin yükselen değeri. Ve gerçekten de kaliteli bir kitleye hitap ediyor. İşin içine mimarisindeki tarihi doku da eklenince, gerçekten benzersiz bir lokasyon haline geldi. Biz de Momo ile bu dinamiğin bir parçası olmak ve bölgenin ruhuna uygun keyifli bir mekan yaratmak istedik. İki sezon Alaçatı'daki Momo Ragazza di Strada ile yemek ve eğlence tutkunlarının beğenisini kazanmıştık. The Beach of Momo projesini planlarken de yine aynı amaç ile bu işe girmeye karar verdim. Ege'de yaz tatilinin standartlarını yeniden belirleyerek, insanların rahat, keyifli ve eğlenceli zaman geçirmelerini amaçladık. Geçen yıl Çeşme Dalyanköy'de doğal, kendine özel bir koy ve bahçeden oluşan sekiz bin metrekarelik, doğayla iç içe bir alan üzerinde konumlanan plajımızı açtık. Çok güzel bir yaz geçirdik. Kısa zamanda müthiş bir müdavim kitlesi oluştu ve tüm yaz hep birlikte unutulmaz anlara ev sahipliği yaptık. Bu yaza da çok iyi hazırlandık ve tüm ekip heyecanla konuklarımızı bekliyoruz. Çok beğenilen ve sosyal medyada paylaşım rekorları kıran The Beach of Momo, mimar Süreyya Saruhan tarafından projelendirildi. Konsept ve dekorasyonu Ece Akbulut tarafından, peyzaj mimarlığı ise Jülide Tuncel tarafından yapıldı. Geçen yılı çok yoğun geçirdik ve yoğun talepten dolayı ağırlayamadığımız çok kişi oldu. Bu yüzden, bu sene açılış tarihimizi 17 Mayıs'a çektik. Müzikal anlamda da bizim için çok heyecanlı bir yıl çünkü alanında çok iyi isimler Momo ailesine dahil oldu. Müzik direktörümüz Tankut Karakurt her Cuma kabinde olacak. Perşembe günleri DJ Yakuza, Cumartesi günleri ise geçtiğimiz sezon herkesi saatlerce dans ettiren Murat Tokuz ile devam edeceğiz. Pazar günleri de Cüneyt Öztürk ile Sunday Ritual konseptli, çok konuşulacak bir sunset serisine başlayacağız. Bu yetenekli dörtlü dışında, zaman zaman sürpriz isimleri de ağırlayacağız. Çok konuşulacak bir parti serisine başlıyoruz. Her Pazar Momo'nun sahile indirilmiş kabininde, Burning Man'den Mikonos'a, Londra'dan New York'a dünyanın en iyi partilerinde performans sergileme şansı yakalamış olan Cüneyt Öztürk olacak. Diğer happy hour serilerinden farklı olarak, kumsalda ve kayaların arasında gerçekleşecek partilerde Öztürk'e zaman zaman sürpriz DJ'ler ve müzisyenler eşlik edecek. Mutfağımızda yine ünlü İtalyan şef Carlo Bernardini ve ekibi var. Ege lezzetleri başrollerde olacak. Onun dışında çok konuşulan karpuzlu mantımız bu sene de menüde. Menüyü ayrıca biraz genişletiyoruz. Hem uzun öğle yemekleri için paylaşımlık yeni Akdeniz lezzetleri hem de kaburgalı burger gibi daha hızlı yenebilecek ilave lezzetler geliyor. Alanında zirveye çıkmış isimleri bir araya getirerek iddialı bir ekip oluşturduk. Dünyanın dört bir yanında imzasını attığı sofistike davetlerle adından söz ettiren Carlo Bernardini mutfak şefliğini üstlenirken, sektörün ünlü işletmecilerinden Turgay Yıldız mekanın işletme müdürü, yine sektörün tanınmış isimlerinden Aydın Gürhan bar şefi ve Tankut Karakurt da müzik direktörü olarak ekipte yer alıyor. Oturmuş, klasik bir tarzım var. Biraz sıkıcı olacak belki ama her sene benzer şeyler alıyorum: Keten beyaz ve mavi gömlekler, haki ve lacivert şortlar, bir sürü düz beyaz tişört. Neleri sık kullandığımdan çok neleri kullanmadığımdan bahsedebilirim. Takı ve saat kullanmıyorum, kullanamıyorum. Ne kadar maskülen olursa olsun kolye, yüzük, bileklik takmayı kendimle bağdaştıramıyorum, saat takmayı ise 7-8 sene önce bıraktım. Takan insanlara saygı duyuyorum ama sosyal statüyü el bileğinde sergilemeyi kendime pek uygun bulmuyorum. Bunun dışında sneaker giymekten vazgeçemiyorum."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2019/08/06/denizlerin-hakimi-emre-erdogan", "text": "Açık su yüzücüsü Emre Erdoğan, en zorlu parkurlarda saatlerce kulaç atabilen, en zorlu anlarda bile güçlü kalmayı hayat felsefesi olarak seçmiş bir sporcu. Yedi denizin hakimi olma yolundaki serüvenini kendisinden dinledik. Biliyorsunuz, çocuklar yengeçten, ahtapottan korkarlar. Ben tam aksine çocukken bu canlıların hepsine dokunuyordum, temas halindeydim. Çocukluğumdan beri deniz hep bana evim gibi gelmiştir. Çocukluk ve ergenlik yıllarımda su topu ile ilgilendim. Daha sonra su topunu bırakarak, serbest dalış yapmaya yöneldim. Geçen zamanla fark ettim ki benim yerim denizler. Ama denizin altı değil, üstü. Bunun üzerine açık su yüzücüsü olmaya karar verdim. Çanakkale Boğazı ilk yüzme deneyimim oldu. Yarışmayı 500 kişi arasında dördüncülükle tamamladım. Bu beni çok mutlu etti ve açık su yüzmesine daha sıkı sarılmamı sağladı. Daha sonra yurtdışı parkurlarım başladı. Cebelitarık Boğazı'nda yüzdüm. Ardından, İngiltere'den Fransa'ya kadar 45 kilometre olan Manş'ı 9 saat 35 dakikada bitirdim. Orada Türkiye tarihinde ilk kez erkekler genel klasmanında birincilik kupası aldım. Bir sonraki sene de ABD'de, Catalina Adası'ndaki yaklaşık 40 kilometre uzunluğundaki boğazı 9 saat 50 dakikada kat ettim. Gece saat 11.00'de başladım ve 8 saat yüzdüm. 1 saat 50 dakika daha yüzdükten sonra parkuru tamamladım. Şu an Amerika'daki en iyi ilk 30 derecenin içerisindeyim. Ben yaz-kış denizdeyim. Özellikle kış antrenmanlarım 2-3 saat sürüyor. Haftada 4 gün de karada animal flow, crossfit, postür düzeltici egzersizler ve meditasyon yapıyorum. Öncelikle her antrenman kaçırdığımda kondisyonumun gerileyeceğini ve bir sonraki antrenmanda bu açığı kapatmak için ekstra çalışmam gerektiğini düşünerek, hiçbir antrenmanı canım istediği için yapmamazlık etmiyorum. Rakiplerimin antrenmanlı olması beni her daim antrenman yapmak için motive ediyor. Eğer gerçekten çok istemiyorsam, sevdiğim birkaç tane motivasyon müziğini dinledikten sonra antrenmana hazır hale geliyorum. Dünyanın en zor yedi parkuru olarak bilinen Oceans Seven'ın üçünü tamamladım. Şimdi sırada Japonya'daki Tsugaru Boğazı var. Oldukça zorlu bir parkur. Benim için \"her koşulda güçlü olmak\" çok önemli. O nedenle, ne olursa olsun, bu zorlu parkuru da mutlaka geçeceğimi düşünüyorum. Yakın zamanlarda Sensodyne Promine ile özel bir sponsorluk anlaşması gerçekleştirdik. Bu özel proje ile güçlü kalma sırlarımı daha geniş kitlelere aktaracağım. Bu işbirliği bana da güç verecek şüphesiz. Zorlu yarışlar her koşulda güçlü olmayı gerektiriyor. Bu, zamanla kendime misyon edindiğim bir bakış açısı oldu. Zamanla kendi yollarımı keşfettim. Şu anda antrenmanlarımı fiziksel ve mental olarak ikiye ayırıyorum. Fiziksel olarak haftada 30-40 kilometre yaz, kış fark etmeksizin denizde yüzüyorum. Teknik antrenmanlarım için havuzda yüzmeyi tercih ediyorum. Bunun yanında haftada dört gün de bahsettiğim kara antrenmanlarımı yapıyorum. Mental olarak ise meditasyon yapıyorum. Bir taktiğim daha var; belli periyodlarda, yorulduğumu hissettiğim ve bitirmeye yaklaştığım 5 kilometrelik deniz antrenmanının sonuna bir kilometre daha ekleyerek aklımı ve bedenimi bu yolculuğa hazırlıyorum. Manş Denizi'nde yaşadığım bir olaydan bahsedeyim; parkuru bitirmeme son üç saat kala omzum yırtıldı. Yarışmanın kuralları gereği sınırlı ağrı kesici hakkınız bulunuyor. Omzum o kadar ağrıyordu ki, bir şeyler yapmak istedim. Sonra bana doğru gelen bir pusula deniz anası gördüm. Bu deniz anası size çarptığında, dışarıdan cildi yakıyor ve içeriyi uyuşturuyor. Gelen deniz anasını omzuma doğru kaydırıp, sürttürdüm. Gerçekten doğruymuş; dışarısı o kadar yandı ki, omzumdaki ağrıyı unuttum. Böylelikle yarışı tamamlayabildim. Yaşadığım bir diğer olay ise Catalina Boğazı'nda gerçekleşti. Yüzerken, dördüncü saatten sonra yine omzum yırtıldı. Ama devam etmem gerekiyordu. O noktada hemen aklıma zihin kontrolü yapmam gerektiği geldi. Çünkü benim yaptığım sporda en tehlikeli şey zihnin kontrolden çıkması. O sırada, kano yapan kızdan tekneyle olan temasımı kesmesi için yardım istedim. O da sağ olsun, yardımcı oldu. Her yer zaten zifiri karanlık, bırakın tekneyi, hiçbir şeyi göremiyorsunuz. Durmadan zihinle savaş halinde oluyorsunuz. Bunun üstüne bir de sakatlık... Benim için zorlu bir parkur oldu. Zaten çıktığımda yorgunluktan bayıldım. Türkiye maalesef yurtdışında yüzme branşında çok adı geçen bir ülke değil. Benim misyonum Türk bayrağını oralara götürmek. Çünkü bizim gerçekten ülkece buna ihtiyacımız var. Yapılan son araştırmalarda sporun öğrenme yetilerine pozitif katkı sağladığı tespit edilmiş. Ama ne yazık ki gençlerin şu anki tek hedefi üniversiteye girebilmek. Bu hedef genç sporcularda ve ailelerinde ciddi kaygılara neden oluyor. Gençlerin spor başarıları üniversite kazanma endişesinin altında eziliyor. Bu mentalite değişmezse yüzme de diğer olimpik branşlar gibi hak ettiği yeri bulamayacaktır. Ben Akdeniz diyeti uyguluyorum. Genellikle bol zeytinyağlı, yüksek oranda karbonhidrat ve bunun yanında dengeli yağ ve protein alıyorum. Herkesin kendi vücudu için uygun diyeti bulması gerekir. Bundan önce ketojenik, düşük karbonhidratlı diyet uyguluyordum. Bana uygun olmadığını gördükten sonra Akdeniz diyetine döndüm. Hayat boyu sürdüremeyeceğiniz diyete girmemenizi tavsiye ederim. Günlük ortalama 3500- 4000 kalori tüketiyorum. Ortak olduğum spor salonunda bireysel antrenörlük yapıyorum. En keyif aldığım şeylerden biri de farklı araştırmalar yapmak. Genellikle hafta sonları eşimle beraber yüzme parkurlarımı temizliyorum. Aynı zamanda belli sürelerde küçük organizasyonlar yaparak arkadaşlarımızla beraber koyları temizliyoruz. Bunun yanında aktif bir Turmepa üyesiyim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2020/02/11/gezi-rehberi", "text": "FMP'nin alüminyum valizi, sağlamlık ve lüksü bir arada sunuyor. Ufak koltuklara, rötara maruz kalmak, saatlerce valiz hazırlamak... Aksilik yaşanmayan seyahat yok gibi. Neyse ki olasılıkları minimuma indirmek için kontrol edebileceğimiz detaylar da var. Takip eden sayfalarda size havaalanında nasıl en stil sahibi adam olabileceğinizi, çantanıza neler koyacağınızı, seyahatinizi nasıl daha kolay hale getireceğinizi anlatacağız. İlk konu, yanınızda taşıyacağınız valiz çünkü seyahatinizi daha iyi hale de, daha kötü hale de getirebilir. Hem sağlam olmalı hem de harika görünmeli. Lüks bir valiz, yıllarca sizi bu konuyu düşünmekten kurtarır. Mutlaka yapmanız gereken şey: Üzerine tik atacağınız bir seyahat listesi hazırlamak. 8. Eğer kulaklığınızı daha önce kaybettiyseniz uçaktaki kulaklığı test etme imkanınız olmuştur; bir daha denemek isteyeceğinizi sanmıyoruz. O yüzden her zaman yanınızda yedek olarak hafif ve ufak bir kulaklık daha bulundurun. Bu RHA marka kulaklık 12 saat boyunca şarj gerektirmiyor. RHA. Dünyaca tanınan kreatif bir adam yanında ne taşır merak ediyor musunuz? Facebook yöneticisi MATT JACOBSON'ın çantasına bakalım. Yılda kaç mil uçuyorum? Yeterince çok diye özetleyebilirim, saymadım. Her yolculuğumda yanıma aldı- ğım EDC çanta bana yetiyor; onu uçaktan yemeğe, toplantılara, heryere götürüyorum. Bunu ciddiyetsizlik olarak görmüyorum. Ben hafiflikten yanayımdır. Çantama koyduğum eşyalar biraz farklı olsa da bana iyi hissettiriyor; hep yanımda olmalarını istiyorum. Kararsız kalmayın. Valize bir çift daha koyun. Çünkü karşınıza ne çıkacağını bilemezsiniz. Prada, hafif naylon çantalarının çevre dostu versiyonunu üretti. Şu anı gözünüzün önüne getirin: Havaalanına ulaştınız, deri çantanız çok ağır olduğu için sırtınız şimdiden ağrımaya başladı. Moda için acı çekmek seyahat ederken çok daha bunaltıcıdır. Ama neyse ki bir çözüm var. Yıllar önce Prada naylon çantalardan oluşan özel bir koleksiyon yarattı. Şimdi de bu çantaları sürdürülebilir hale getirerek güncelledi. Farklı modellerden oluşan Re-Nylon koleksiyonu Econyl iplikle dokunuyor; bu ipliğin üretiminde okyanuslarda avlanılırken bırakılan 'hayalet' ağlar kullanılıyor. Prada çantalar sadece çevre dostu değil, hafiflikleriyle aynı zamanda seyahat dostu. Üstelik çok da şıklar. A.W. Ceket, triko, pantolon, bel çantası, sırt çantası, duffel ve tote çanta Prada, kulaklık Bose. Bu hafif modeli ikinci -hatta üçüncü- çanta olarak boynunuza takabilirsiniz. Sabahtan otele gidene kadar her yerde kullanabilirsiniz. Stiliniz gereği bazen sırt çantası takamazsınız. İşte, o zaman büyük tote çanta imdada yetişir. Yedekten kasıt tek bir çanta da olabilir. Özellikle de bu kadar şık ve hacimliyse. Blazer ceket yalnızca Bond giysin diye üretilmedi. Yolda sizin de jilet gibi görünmeniz gerekebilir. Diş fırçası? Tik at. Telefon şarjı. Bir tik daha. Peki, ya blazer? Çift tik. Çünkü normalde rahat casual stilin yeteceği seyahatlerde bile aniden bir partiye davet edilebilir, son dakika rezervasyonuyla şık bir restorana yemeğe gidebilirsiniz. Ve elbette denim ceketiniz ikisi için de uygun değil. Evet, blazer ceketi valize koymak sorun oluyor; valizden çıkardığınızda her zaman koyduğunuz andaki kadar iyi görünmeyebiliyor. Bunun çözümü, doğru valiz yerleştirmesi. 1. Blazer'ınızı doğru seçin. Kült Japon marka Ring Jacket'ın ultra hafif Balloon modeli tercih listenizde ilk sıraya yerleşebilir. Terzi işçiliğine sahip ama bol kesimli yün ceketler her mevsime uygun. 2. Kuru temizleme yardımı alın. \"Tüvit bir ceket valize nasıl konmalı?\" sorusunun cevabını en iyi kuru temizlemeciniz bilir. 3. Odaya girer girmez dolaba yerleştirin. Özellikle kısa yolculuklarda odaya girer girmez mini bara yönelmek yerine gömleklerinizi ve ceketinizi asın. 4. Yıkamayı düşünmeyin bile. Hiçbir zaman işe yaramaz. Blazer katlamak çarşaf katlamaya benzer. Sanıldığı kadar zor değildir; yolunu bilin yeter. Sol kısmını içeriye katlayın, sağ kısmını arkaya alın. Yakayı kaldırın, ceketin iki yanını da elinizle düzeltin. Kırışmayı önle- mek için bir ipucu daha: Kıvrımların arasına plastik poşet koyabilirsiniz. Bu, yolculuk sırasında bavul itilip çekilirken ceketin kırışmasını önler. Ceketi valizinize koyun ve otele ulaşır ulaşmaz yerinden çıkarın. Kabin bagajının ağırlık limiti için spor ayakkabıları da gözden geçirme vakti. Birkaç beyaz sneaker'ı tarttık. \"Uçak çorabı\" diye bir şey olmasa da her alanda olduğu gibi bu konuda da bir en iyi var. Paper Project'in Japon kağıt ipliklerinden ürettiği çoraplar teri emiyor ve ayaklarınızı ferah tutuyor. Uçuşta ayakkabınızı çıkarıp, yere onlarla basmayın yeter. B.L. ve nefes alan bereler en iyileri. Unutmadan, bir de o sabah saçlarınız şekil almamışsa hayat kurtarıcıdır. K. S. eşyayı koyuyorum; hem yer kaplamıyorlar hem de aradığımı hemen buluyorum. N. S."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2020/02/12/taha-batu-cosarin-hikayesi", "text": "Taha Batu Coşar, hayatta ne yapmak istediğini bilen şanslı azınlıktan. Ve Milenyum neslinin en iyi özelliklerinin demonstrasyonu gibi; tutkulu, duyarlı, bağımsız... Ayakları yere basan, gözü yüksekte bir yıldız. Ve bazen en parlak yıldızları görebilmek için kafayı 'kutunun dışına' çıkarıp, biraz daha dikkatli bakmak gerekir. 21 yaşına sekiz Türkiye şampiyonluğu ve dünya çapında sayısız başarı sığdıran dansçıyla tanışmalısınız. Sekiz yaşında başladım. Ankara'da ilkokul beşe gidiyordum, bugün artık 11 yıldır birlikte çalıştığım koçum İpek Yavuzer okulumuza 23 Nisan gösterisi hazırlamaya gelmişti, beni görüp en öne koymak istedi, gösteriden sonra da kendi dans okuluna çağırdı ve serüven böyle başladı. Öncesinde futbola gidiyordum, oradan ayrılıp dansa başladım. Aslında şöyle oldu; babamın bir tanıdığı dans hocasıydı ve bizi bir yarışmaya davet etmişti. Annem ve babam o kadar etkilendiler ki, beni de başlatmak istediler. Birkaç ders aldıktan sonra İpek hoca, \"Seni bir ay sonra yarışmaya sokacağım\" dedi. Çok strese girdim ve eve gittiğimde anneme, \"Yarışmaya katılmak istemiyorum, dansı da hiç sevmedim zaten\" dedim. Yalandı tabii, yarışma beni çok korkutmuştu. Aradan bir yıl geçti ve tesadüfen o gün sınıfa gösteri hazırlamaya gelip beni gördü. Gösteride güzel performans sergiledik, sonra da onun kulübünde sporcu olarak başladım. İşin içine girdikten sonra anladım ki dansın gerçekten çok artısı var. Sadece dans değil, kadın ve erkek ilişkisi üzerine o kadar çok şey öğrendim ki... Çok büyük sabır kattı bana. Partnerinizle mutlaka anlaşmanız ve kusursuz uyum içinde olmanız gerekir. Öyle ki bazen, \"Partnerinizle ilişkiniz var mı?\" diye sorarlar. Bugüne kadar hiçbir partnerime öyle bir yaklaşımda bulunmadım. Ama yaşayanlar var, yaşayıp başarılı olanlar var, evli dansçılar, şampiyonlar var. Benim karakterime uymadığı için tercih etmedim. İşle ilişkiyi karıştırmak istemedim. Kız arkadaşım da dansçı, Ankara'da yaşıyor. Zaten dans ortamında tanıştık, ilişkimiz arkadaşlıktan doğdu. İki yıldan uzun süredir beraberiz. Bizim birinci olduğumuz şampiyonada o da yedinci oldu partneriyle. Beni İpek hocam keşfetti ama geliştiren bir başka isim de Genadi Petkoy oldu. Kendisi Türkiye'de yaşayan bir Bulgar. Şu an beraber sporcu yetiştirmeye devam ediyorlar. O dönem her okul çıkışı Emek'teki kulübe gitmeye, yarışmalara katılmaya başladım ki ilk başta çok kötü dereceler aldık ama hiç sorgulamadan devam ediyordum çünkü dans etmeyi seviyordum. Sosyal ortamım da dansa doğru kaymaya başlamıştı çünkü okulda çok fazla arkadaş edinemiyordum. Keskin bir gruplaşma vardı ve kendimi o grupların içine sokamıyordum. Sonra şöyle bir travma yaşadım; ilkokulda bir şov yaptık ve sınıftaki erkekler, \"Erkek adam kıvırır mı, kalk da bir kıvır bakalım\" gibi şeyler söylemeye başladılar. Çok travmatikti. Oysa yaptığımız işte kadın ve erkek figürü çok baskın; ikisi arasında inanılmaz bir takım çalışması var. Ben bu travmayı şurada kırdım; 23 Nisan'da partnerimle birlikte gösteri yaptık ve erkeklerin hepsi o kadar kıskandılar ki ... Çünkü hiçbiri o zamana kadar bir kıza dokunmamıştı dahi. Bana, \"Nerede başlayabiliriz dansa, ne kadar şanslısın\" demeye başladılar. Çok keskin bir önyargı vardı, bir gösteriyle yıkıldı. Dans sporunda erkeğe göre puan veriliyor bu arada. Genelde erkek ön planda. Kadın ona eşlik ediyor. Koreografiler de genelde ona göre dizayn ediliyor. İlk kez 2012'de Türkiye Şampiyonu oldum, o zaman Yıldızlar 2 kategorisinde yarışıyorduk. Türkiye Şampiyonu olduğunuz zaman dünya ve Avrupa şampiyonasında temsil hakkı kazanıyor- sunuz, bu benim için çok büyük bir ödüldü. Annemin ilk ağladığı zaman o gündür. Sonra federasyonda bütçe sıkıntısı oldu ve gidemedik ama kendi imkanlarımızla 2012 Ağustos'unda German Open'a katıldık. Bu yarışmaya dünyanın her yerinden bütün sporcular katılıyor ve kendini gösterme çabası ön plana çıkıyor, dolayısıyla her ülkenin birinci ve ikinci çiftlerinin katıldığı Dünya Şampiyonası'ndan daha zor. 200 çift vardı, yarışma sabah dokuzda başlıyordu ve her turda yarışmacı sayısı yarıya düşüyordu. Biz ilk turu geçtik, \"Sonraki turda eleniriz herhalde\" dedim. İkinci, üçüncü derken, her turda, \"Ben finale girmek istiyorum\" demeye başladım ve bu arzumu tüm bedenimde gösterme çabasına girdim. Yarı finale çıktık. Finale 6 çift kalıyor ama kimlerin kalacağını önceden açıklamıyorlar. Şunu söyleyebilirim, numaramız okunduğunda ağlayarak dans ettik! Türkiye'de ilk defa alınmış en büyük başarılardan biri. Beşinci olduk ve o gün benim doğum günümdü. 2012'den beri Türkiye şampiyonuyum ama kategori atlamış oldum; yıldızlardan gençlere, genç- lerden yetişkinlere. Yetişkinlerde üçüncü şampiyonluğum. Türkiye'deki yarışma dereceleri bizim için şu açıdan önemli; futboldaki gibi yarışmaya katıldıkça puan kazanıyorsunuz, dünya şampiyonalarında temsil hakkı kazanmak için de belli bir puanınızın olması gerekiyor. 2012'de gidemediğimiz Dünya Şampiyonası için 2013 yılında tekrar temsil hakkı kazandık. İtalya'da yapıldı. Her tur atlayışımızda motivasyonumuz yükseliyor, daha iyi performans sergi- liyorduk. Yine finale çıktık ve altıncı olduk. Böylece Türkiye ilk kez finale çıkmış oldu. Ankara'da bir terzim vardı; normal bir terziydi, ona önceki kostümlerimi götürdüm, kalıplarını aldı, beraber kumaş seçtik, bu konuda deneyimi olmamasına rağmen iyi işler ortaya çıkardı. Dans kostümü yapmak zor; kumaşının esnek olması, kalıbının vücuda tam oturması lazım. Hareket- lerinizi engellememeli; kostümde rahatsız bir nokta varsa, onu düşündüğünüz için dans ede- miyorsunuz. İçinde kendinizi iyi hissediyor olmanız da çok önemli. İstanbul'a gelince o kostümlerle yarışmaya bir süre devam ettim, sonra Tanju Babacan ile yollarımız kesişti. Teyzem modellik yapıyordu (2004 Türkiye Güzeli Nur Gümüşdoğrayan), onun vasıtasıyla tanıştık. \"Küçüklüğümden beri hep dans etmek istedim ama dans bana yakışmıyor, seni görünce o hislerimi hatırladım\" dedi ve kostüm sponsorumuz oldu. Son yarışmada da onun diktiği kostümü giydim. Normalde sabit olması gerekiyor ama ben dört kez partner değiştirdim. Aleksandra ile yaklaşık beş yıldır partneriz. 15 yıldır İstanbul'da yaşayan bir Ukraynalı. Önceki partnerim akademik bir planla ilerlemek istiyordu, hedeflerimiz çakıştığı için bir süre sonra yaptığımız iş verimliliğini kaybetti. Sonra Aleksandra ile kariyerimiz başladı ve liseyi bir yıl Ankara'da okudu, bu süreçte de bizim evimizde kaldı. Üç kişilik bir aileye dışarıdan birinin gelmesi enteresan bir deneyimdi. Annem ve babam beni her zaman desteklediler, burada da o fedakarlığı gösterdiler. O yıl hayatım sadece danstan ibaretti. Ankara bir memur şehri, yapacak pek bir şey yok, bu nedenle insan yaptığı işe daha iyi konsantre olabiliyor. Bu benim için bir avantajdı; okuldan çıkıp buluşuyorduk, gece 11:00'e kadar çalışıyorduk, babam bizi alıyordu, yemek yiyip yatıyorduk, ertesi gün tekrar... Dans sporunda kasların çok aktif olması gerekiyor. Her kasınızın aynı anda çalıştığı ekstrem bir spor aslında. Dansçıyım deyince, \"Ne güzel, eğleniyorsunuz\" diyenler oluyor. İşimi çok seviyorum ama dışarıdan göründüğü kadar eğlenceli değil. Ailem hala Ankara'da, ben 2016'da geldim. Bir noktada, \"Hayatımın danstan ibaret olmasını istemiyorum, normal insanlar gibi dışarı çıkıp arkadaşlarımla kahve içebilmem, normal ilişkiler yaşamam lazım\" dedim. Makineleştiğimi hissettim. Kafayı dansla bozmuş 14-15 yaşlarında bir çocuktum. İyi ki bozmuşum, şikayetçi değilim ama başka duyguları da yaşamak istedim ve İstanbul'u bir hedef olarak önüme koydum. İstanbul'da dans sporu branşında okul yok. Okulların çoğu sosyal amaçlı. Hiç dans etmeyen biri gidip kolaylıkla dans öğrenebilir ve eğlenebilir. Bu şehirde yapacak o kadar çok şey var ki, insanlar böyle yüksek disiplin gerektiren alanlarda profesyonelleşemiyorlar. Ankara'nın tam kontrastı. Babam, fiberglas malzemeyle üç boyutlu modelleme yapıyor. Küçüklüğümden beri onun işinin getirdiği sanatsal bakış açısının da etkisiyle hep bir şeyler çizer, birleştirir, yontardım. Atölyesine gittiğimde o tozlu atmosfer, boya kokusu beni hep çekmiştir. Üniversite sınavı yaklaşırken önce uluslararası ilişkiler ya da işletme bölümünü seçmeyi düşünüyordum ama sonra dedim ki, \"Okula her gittiğimde dersler ne zaman bitecek diye düşünmek istemiyorum, keyif alacağım bir seçim yapmak istiyorum.\" Böylece Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar ve Resim bölümünde okumaya karar verdim. Yetenek sınavına annemle beraber geldik, çok heyecanlıydık. Yüzde yüz burslu kazandım ve \"İstanbul bekle beni geliyorum!\" dedim. Burada bir yandan da dans dersleri veriyorsun. Evet, Harbiye'de arkadaşlarımın stüdyosunda ders veriyorum. İstanbul'a ilk geldiğimde hiç kimseyi tanımıyordum ve çalışacak salon bulma konusunda da biraz sıkıntı yaşadık. Sadece üniversitelerin dans salonları var ve orada okumuyorsan çalışma hakkı alman zor oluyor. \"Eğer salon arıyorsanız bizimle çalışabilirsiniz\" dediler, o şekilde başladık. Özel ders veriyorum, bir de Salı günleri grup dersleri var. Önceden hiçbir dans kariyeri olmamış orta yaş ve üniversite öğrencileri geliyor, onların seviyesinde sıfırdan başlayan bir sınıf. Amaç daha sosyal bir bakış açısıyla spor yaparak eğlenmek. 2020'de workshop'lar verdiğim farklı salonlar da olacak. Yaptığımız işte kadın ve erkek figürü çok baskın; ikisi arasında inanılmaz bir takım çalışması var. İstanbul'a geldiğimden beri büyük bir kariyer planlaması yapamıyordum, okulun ve şehrin yoğunluğu buna engel oluyordu. Dans adına büyük bir şey yapmam için sadece dans olması lazım.Burada tek hedefim stabil kalmak oldu; Türkiye'deki yarışmalara devam etmek, yurtdışında birkaç yarışmaya katılmak... Okul Haziran ayında bitiyor, sonrasında Ankara'daki danstan ibaret hayatıma devam etmek istiyorum çünkü güzel projelerim, hedeflerim var. Mesela yetişkinler kategorisinde dünya finalisti olmak istiyorum. Dans sporu gerçekten çok küçük bir kitle tarafından tanınıyor. Hatta yakın geçmişe kadar o kadar küçüktük ki, Jimnastik Federasyonu'na bağlıydık. Dans Sporları Federasyonu daha sonra kuruldu. Türkiye'de bu sporun daha iyi anlaşılması için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor belki. İşte, o yüzden bir sonraki hedefim yurtdışı. Yavaş yavaş hazırlıklara başladım. Avrupa Şampiyonası ve 5 Aralık 2020'de Meksika'da düzenlenecek WDSF Dünya Şampiyonası'nda. Dünya birincisi olmak. 2020'de gerçek olur umarım. Önce değil ama dans sırasında yaptığım bir şey var. Arka arkaya yaptığımız beş tane dans mevcut; samba, çaça, rumba, paso doble ve jive. Hepsi birbirinden ayrı karakterlere sahip. Bir süre sonra ayak tabanı kaymaya başlıyor. Bunu önlemek için biz sporcular genelde ayakkabının altına biraz su sürüp dansa devam ederiz. Özel deri taban biraz ıslandığı zaman tutuculuğu artar. Ama yarışmada, final zamanında bir danstan diğerine geçerken yaklaşık 20 saniyeniz var. Ben de şöyle bir yöntem buldum; alnımdaki teri alıp ayağımın altına sürüyor, sonra da dansa devam ediyorum. Yarışma öncesinde ise bir ritüelim yok, sadece çıkıp keyifle, şampiyon ruhuyla dans edeyim, benim için yeterli. Anda yaşıyorum. Galiba kendimi eğittim. Çok önemli yarışmalara bile sanki hiçbir şey yokmuş gibi, kaldırımda yürüyormuş gibi çıkıyorum, partnerimi yerleştiriyorum ve müziğin başlamasını bekliyorum. Bu, tecrübeyle kazanılan bir şey. Normalde stres kaldıramayan biriyim. Partnerinle yarışma anında yaşadığın stresi seyirciye yansıtmak kadar kötüsü yok. Bir keresinde Aleksandra ile rumba yaparken bir sıkıntı yaşadık. Sonraki dansımız paso doble idi; boğa güreşini anlatan, çok keskin, şehvetli, agresif bir dans. İçimden dedim ki, \"Sana orada cevabımı vereceğim.\" Çıktık ve hayatımda yaptığım en iyi paso doble oldu! Seyirciye pozitif bir enerji yansıttığınız zaman, seyirciden de size pozitif enerji geliyor, yaptığımız iş bize haz vermeye başlıyor ve bu bir döngü haline geliyor. İşin teatral kısmı da var kesinlikle çünkü her hareketin yapılışının altında bir anlam var. Bir de teknik olarak bir sır vereyim; dans hep ağızdan nefes verilerek yapılan bir spor, o yüzden ağzın hep açık olması gerekiyor. Onu gülüm- semeyle taçlandırıyoruz diyelim. Dans sporunda kasların çok aktif olması gerekiyor. Her kasınızın aynı anda çalıştığı ekstrem bir spor aslında. İşimi çok seviyorum ama dışarıdan göründüğü kadar eğlenceli değil. İstanbul'a geldiğimde, bu kalabalık şehirde nasıl oluyor da kendimi yalnız hissediyorum diye düşündüm. Öyle anlarda müziksiz yapamıyorum. Dans kariyeri dışında, birçok alanda daha yeteneğin olduğunu duydum. El işlerine meraklıyım, mesela geçenlerde kendime deri ve kanvas kumaşla bir çanta diktim. Beğendiğim bir model vardı, kendi yorumumu kattım. Restorasyon, ileri dönüşüm ve antikaya da çok ilgim var. Bir gün eve giderken çöpe atılmış bir sehpa gördüm, aslan ayaklı antika bir seh- paydı. Aldım, bir ay evde durdu, sonra Beşiktaş'ta bir marangoza gittim ve sehpayı ikiye böldürerek raf yaptırdım, üzerine antikalarımı koydum. Geçen sene de iki hafta okula gitmeyip, rastgele bulduğum bir marangoza çıraklık yaptım! Marangozhanesi gerçekten büyüktü ve güzel bir bağ kurduk, okulda öğrenemeyeceğim bir sürü bilgi öğretti bana. Uğurkan Erez ile teyzem vasıtasıyla iletişim halindeydik. Teyzemlerin defilesine gittiğimde hep, \"Sen bir İstanbul'a gel, bir 18 yaşını geç, seni oyuncu yapacağım\" derdi. Geldim ve hemen oyunculuk kursuna yazdırdı. Çok değişik bir deneyim oldu benim için. Tamam, belki bir sürü insanın karşısına çıkıp performans sergiliyoruz, duygu alışverişi yapıyoruz ama hiç konuşmadan yapıyoruz bunu. Konuşarak karşındakine duyguyu geçirmek beni çok zorladı ama 2016 sonunda bir tiyatro gösterisi yaptık o ekiple beraber, müthiş bir deneyimdi benim için. Sonrasında birkaç yerden Uğurkan Erez vasıtasıyla teklif geldi ama ben istemedim çünkü seçmeler benim için o kadar stresliydi ki... Kendimi ait hissettiğim yer orası değildi. Çok spontan, sosyal medyalık, insanlara yaptığımız dansı sevdirmek için 2018'de çektik onları. Bir tanesinde, Karaköy'de oturmuş kahve içiyorduk; arkadaşım, \"Abi, çok güzel müzik buldum, dans videosu mu çeksek?\" dedi. Trafiğe kapalı bir sokak bulduk, ben telefonumdan müziği açtım, o da telefonuyla çekim yaptı. Evet, melankolik bir havaya büründüğüm oluyor. İstanbul'a geldiğimde, bu kalabalık şehirde nasıl oluyor da kendimi yalnız hissediyorum diye düşündüm. Öyle anlarda müziksiz yapamıyorum. Kulaklığımı evde unuttuysam, o gün benim için berbat bir gündür. O yüzden her zaman mutlaka kulaklığım ve Spotify listem benimledir. Genelde eskiyi seviyorum, yaşanmışlık beni çok etkiliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşamak isterdim. Savaş bittikten sonra insanlar biraz rahatlığa kavuşuyor, yeni bir düzen oluşuyor, popüler kültür coşuyor. O dönemin otomobillerine baktığı- nızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Birçok şey halen el işiyle, üzerinde çok düşünülerek yapılıyordu, seri üretim çok ön planda değildi. Bana bu anlayış daha değerli geliyor. Matthew McConaughey'in de dediği gibi; on yıl sonraki ben..."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2020/02/24/emirhan-paraliyi-yakindan-taniyoruz", "text": "Son birkaç senedir ünü lezzetiyle olduğu kadar nev-i şahsına münhasır ambiyansıyla da kulaktan kulağa yayılan Markus'un ortağı Emirhan Paralı'yı yakından tanıyoruz. Sabancı Üniversitesi işletme mezunuyum. Birkaç senelik kurumsal hayat deneyiminden sonra, çocukluk hayalim olan restoranı açabilmek için çalıştığım firmadan istifa edip Paris Cordon Bleu'ye eğitim almaya gittim. Eğitimimi tamamladıktan sonra Gilles Epie'nin yanında bir süre çalıştım ve sonra İstanbul'a döndüm. Bir süre Mikla'da çalışarak deneyim kazanmaya devam ettim. Bir sene sonra ortağım Sinan ile Wondercats'i kurduk ve şehrin gizli noktalarında pop up yemekler yapmaya başladık. Daha sonra Wondercats'e Sarper Ulusel de katıldı. Tam bir sene sonra Markus'u, yaklaşık dokuz ay sonrasında da Markus Tavern'i açtık. Sinan'ın New York'un Per-Se ve Daniel gibi sembol restoranlarında edindiği önemli deneyimler vardı. Wondercats yemeklerinin birkaç tanesinde kaburgayı kullandık ve çok iyi geri dönüşler aldık. Bu ürünün neden olduğunu bilmediğimiz bir şekilde çok fazla kullanılmadığını fark ettik ve modern dokunuşlarla aslında çok uzun zamandır kültürümüzde olan bir ürünü tekrar yorumlamak istedik. Öncelikle mevsimlik ürünler kullanmaya dikkat ediyoruz, bu sebeple Markus'un menüsünün senede en az dört defa değiştiğini söyleyebilirim. Menü kaburganın etrafında şekillendiği için uyum sağlayabilecek farklı yörelerimizden tabaklar sunmayı seviyoruz. Sinan Antep'li olduğu için humus ve muhammara gerçekten en beğendiğimiz seçenekler arasında. Bazen ben ön tarafta misafirlerimizin beğenebileceği lezzetleri öneriyorum. Mesela Paris'te sevdiğim bir restorandaki bir tabağı son menümüze babagannuş burrata olarak ekledik. Bunun dışında en az kaburga kadar tercih edilen patates kızartmamız ve poutine sunumlarımız var. Patates kızartmamız farklı çünkü özel solüsyonumuz dışında, tabaklanana kadar altı farklı aşamadan geçiyor. Kaburgalar arasında dana ve kuzu arasında tercih yapmakta zorlandığım çok zaman oluyor. Ama elimizde olduğu zaman baby back ribs benim favori tabağım. Bunun dışında karalahana salatası, bamya turşu kavurma ve menüye yeni eklediğimiz balkabağı mücver favorilerim. Eğer biraz yaramazlık yapmak istersem 12 saat kadar tütsülediğimiz tiftik kaburga burgerimizi tercih ediyorum. Mimari çizimini Naif Tasarım yaptı. Dekorasyonunu yine bir Sabancı mezunu olan Yağız Alpfer ve Antique Hous, duvardaki muralimizi ise Yankı Çalışkan çizdi. Açılmadan önce üç tane tadım düzenlemiştik ve bu tadımlar yapılırken Yankı iskelede koca duvarı çiziyordu. Marka tasarımını ise Nihan Aydın gerçekleştirdi. Beyoğlu'nda, Sinan'ın oturduğu evin arka sokağında uzun yıllardır beğendiğim bir yer vardı. Sinan bir gün bana sahibinin devrettiğini söyledi. Açıkçası kafamızda hiçbir konsept yoktu ancak Markus'un tasarım dili ile çok ortak noktaları vardı. Çok kısa bir süre sonra buraya uyum sağlayabilecek bir konsept ve mutfak üzerine çalıştık ve ikinci bir noktayı açmak için bu kadar acelemiz olmasa da dayanamayıp burayı devraldık. Tavern'in hikayesi böyle doğdu, insanların samimi bir ortamda farklı lezzetleri deneyimleyip, aynı zamanda eğlenmeye devam edebilecekleri bir yer haline getirdik. Gece ikiye kadar açık olan mutfağımızın bizi o bölgede biraz daha farklı kıldığını söyleyebilirim. İsim olarak tok, maskülen ve söylendiği gibi yazılabilen yabancı bir isim arıyorduk. Bir kaburgacı açacağımız için bu özellikler bizim açımızdan önemliydi. Tasarım ve inşaat süreci başlamadan önce bir kimlik ve persona yarattık ve bu persona için bir isim üzerine çalışmaya başladık. Ancak daha sonra fark ettik ki istediğimiz isim Çanakkale'de bir şarap barı tarafından kullanılıyormuş. Açı- lıştan iki ay kadar önce Markus'a karar verdik. İkinci dükkandan sonra Wondercats biraz daha markaların ihtiyacını karşılamaya yönelik bir yapıya evrildi. Ancak kreatif olarak bize bir oyun alanı sağlayan yemeklerini ve misafirlerimizin şaşkın ve keyifli ifadelerini görmeyi çok özledik. Bir süre ara vermiş olsak da mutlaka geri dönüşü olacak. Açıldığımızdan beri ağızdan ağıza yayılarak duyuldu Markus. Dolayısıyla haberimiz olmadan gelen yemek eleştirmenleri bizleri çok mutlu ediyor. Onları ağırlamak ve yorumları dinleyip her alanda daha iyi nasıl olabileceğimize dair fikir alışverişinde bulunmak bizlere oldukça keyif veriyor. Kesinlikle ekstra baskı hissetmiyoruz çünkü yaptığımız ürünün kalitesinin farkındayız. Mutfağına aşık olduğum için İtalya'nın herhangi bir şehrine gitmekten her zaman mutluluk duyarım ama mutlaka trattoria ya da osteria tercih ederim. Buralar turistten ziyade yerel halkın gittiği ve aile yadigarı tariflerin uygulandığı yerler. Roma'da Roscioli ve Bar San Calisto, Bologna'da All' Osteria Bottega ve Verona'da Trattoria al Pompiere en sevdiklerimden. Paris'ten üç yer söylemem gerekirse ise Le Chateaubriand, Le Dauphin ve Septime olur."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/bu-ay-dergide/2023/05/26/mauricio-kirschn", "text": "Ufak bir ayrıntı, büyük bir jest... Kişiye özel hazırlanmış koca bir evreni anımsatan tasarımların ve deneyimlerin mimarı Mauricio Kirschner ile kurucusu olduğu House of Kirschner'i ve kutlanmaya değer şeyleri konuşuyoruz. Hiç şüphesiz ki kader. Küçük yaşlardan beri, bu dünyaya olağanüstü bir şeyler tasarlamak için geldiğimi biliyordum. Okulda aklıma ne geliyorsa çizdiğimi, elimin hareketiyle yeni gerçeklikler şekillendirdiğimi canlı bir şekilde hatırlıyorum. Çok geçmeden, olağanüstü atmosferler yaratmak için mekanı manipüle edebilme yeteneğiyle kutsanmış olduğumu fark ettim. Sadece işlevsel değil, aynı zamanda büyüleyici, insanları yeni deneyimlere taşıyan mekanlar tasarlamamı sağlayan şeyin bir hediye olduğunu biliyorum. Beni çevreleyen dünyanın ta kendisi. Derin bir nefes alıp ana dalmak, rüzgarı tenimde hissetmek, gökyüzünün renklerini gözlemlemek ruhumu harekete geçiren şeylerden sadece birkaçı. Doğal dünyayla bağlantı kurmak, gerçek potansiyelimi ortaya çıkarmama ve hayatı daha geniş bir perspektiften görmeme yardımcı oluyor; bilincimi genişletiyor ve hayal gücümü ateşliyor. Diğer sanatçıların işleri de yaratıcı sürecimde önemli bir rol oynuyor. Her sanatçı, farklı gerçekliklere açılan bir portal sunarak işlerine benzersiz bakış açısı ve tutku getiriyor. Onların üretimleri de, zihnimiz ve ruhumuz arasında bir diyalog başlatıyor ve bizleri ortak bir yaratıcı yolculukta birbirine bağlıyor. Her şeyin merkezinde, varoluşun özüyle olan derin bağımız yatıyor: öz saygı ve kim olduğumuzu takdir etme duygusu. Evrenin bereketine layık olduğumuzun farkına varmak, hayal kurmaya cesaret etmek ve kutlama ruhunu paylaşma iradesine sahip olmak... Özel bir günü insanların kalplerine sonsuza dek kazıyacak, gerçek anlamda unutulmaz bir deneyime dönüştürebilecek temel unsurların bunlar olduğuna inanıyorum. Yarattığımız sihrin ardında ise House of Kirschner'in sergilediği tutku ve yetenek var: Müziğin küratörlüğünden sanatsal unsurların seçimine, mutfak yolculuğunun hazırlanmasından sansasyonel bir an oluşturmak için gereken her detayın özeninde değerli bir ekip yer alıyor. Tüm bunları anlamlı bir şekilde bir araya getirense müşterilerimizle kurduğumuz bağdır. Gerçekten eşsiz ve etkileyici bir etkinlik yaratmanın anahtarı onların umutlarını, hayallerini ve beklentilerini anlamakta saklı. Her etkinlik, ben ve ekibim için yaratıcılığımızı ve yenilikçiliğimizi sergilemek için bir fırsat ancak gerçekten iz bırakan, bu süreçte tanıştığımız insanlardan başkası değil. Her proje, ayakları yere basan, gezegenin enerjisiyle derinden uyum içinde ve hayatın zevklerini paylaşmaktan heyecan duyan insanlarla yeni bağlantılar kurmak için yadsınamaz bir olanak sunuyor. Yaydıkları sevgi hayranlık uyandırıcı ve insanlığın en saf halinin bir kanıtı. Öğretilerini nereye gidersem gideyim yanımda taşıyorum. Kendimizi yansıtabildiğimiz işler yaratabilmek için kendimize ilham vermek önemlidir. Benim için bu, sürekli içsel çalışma yapmak ve özüme bağlı kalmak anlamına geliyor. Ruhumu besleyen şeylerden asla vazgeçmem. Her günümü bir ritüel haline getirmeye çalışıyorum. Doğayla bir arada oldukça, galeri ve sergileri ziyaret ettikçe, yoga ve nefesi çalışması için vakit ayırdıkça daha dengede hissediyorum; bunlar fiziksel ve duygusal bedenlerimle bağımı güçlendirmeme yardımcı oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2017/01/25/akilli-telefon-hastaligi-miyop", "text": "Teknolojideki baş döndürücü gelişme günlük yaşamda pek çok işimizi kolaylaştırırken, bilinçli kullanılmadığında ise gözlerimizi sinsice ve ciddi boyutta tehdit ediyor. Öyle ki uzağı net görememe olarak bilinen miyopi, teknolojinin ilerlemesiyle çağın hızla yaygınlaşan bir tehdidi haline geldi. Avrupa'da miyop sayısının 20 yılda iki kat arttığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, ülkemizde de miyopi görülme oranının yüzde 65'lere çıktığını söyledi. Günümüzde akıllı telefon-tablet aktiviteleri ile miyopinin ortaya çıkmasının 3,5 yaşına kadar gerilediğini dile getiren Çolakoğlu, \"Okul dönemindeki çocuklarda okul dışında tablet ve telefon kullanımı çok yaygınlaştı. Yetişkinlerde de hem iş hem sosyal medyadan dolayı uzun süre telefon ve bilgisayar ekranına bakmak ciddi anlamda riski artırdı. Miyopiye karşı acil önlem almak şart\" dedi. Dr. Emel Çolakoğlu çağın giderek yaygınlaşan tehdidi miyopiye karşı gözlerimizi korumak için alabileceğimiz basit ama etkili 8 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Elinizdeki objeye en az 40 cm uzaktan bakın: Cep telefonu elimizden düşmez oldu. Öncelikle çocukların göz sağlığı açısından 7 yaşından önce cep telefonu ve tabletle tanıştırılmaması gerekiyor. Cep telefonuna, laptop, bilgisayar ve tablete en az 40 cm mesafeden bakmak çok önemli. Aynı şekilde kitap okurken de gözlerimize çok yaklaştırmamalı, 40 cm mesafeye dikkat edilmesi gerekiyor. Bu nedenle elinizdeki objeyi burun ucundan itibaren 2 karış mesafeden az kendinize yaklaştırmamaya özen gösterin. 20-20-20 kuralını uygulayın: Yalancı miyopi kasların stres, yorgunluk ve aşırı yüklenme sonrası gevşeyememesi durumunda oluşuyor. Bu durum özellikle uzun süreli yakın çalışma ve yoğun odaklanma sonucu ortaya çıkıyor. Bu nedenle 20-20-20 kuralını günlük hayatta uygulamak çok önemli. Yani 20 dakikada bir 20 saniye 20 metre uzağa odaklanın! Çalışmanızı gerektiğinde gün içinde farklı saatlere bölün. Sosyal medyaya kilitlenmeyin: Siz siz olun sosyal medyada aralıksız ve uzun zaman geçirmeyin. Akıllı cihazların yaygınlaşması ile günlük hayatta her boşlukta yakına bakıyoruz ki bu durum miyopinin erken ortaya çıkması, varsa da hızlı ilerlemesine yol açıyor. Beraberinde yanma, batma ve kızarıklık gibi göz kuruluğu belirtileri de yaşanıyor. Karanlıkta uyuyun, telefon ekranına karanlıkta bakmayın: Uyurken odanızın tam anlamıyla karanlık olmasına dikkat edin, gece lambasından kaçının! Ruhsal sağlığımız açısından olduğu kadar göz sağlığımız açısından da karanlıkta uyumak şart. Telefon ekranına bakarak yatmak, uygun mesafeyi (40 cm) ayarlamada problem yaratıyor. Karanlık ortamda cep telefonuna bakmak da uyum gücünün çok zorlanmasına ve kasların yorulmasına neden oluyor. Çocuğunuza tablet için süre kısıtlaması getirin: Okkul döneminde olan çocuğunuz varsa, hafta içi ders dışı aktivitelerin dışında tablet ve telefon kullanımını kısıtlayın. Hafta sonu 1 saatlik kullanımı 15 dakikalık periyodlara bölün. Çalışma ortamınızı yeniden düzenleyin: Monitörünüzün ekran aydınlatması, bulunduğunuz ortamdaki ışıktan daha hafif düzeyde olmalı. Ayrıca monitörünüzün yüksekliği göz seviyenizin altında olsun ki, yakın aktivite sürecinde 20 dakikada bir 20 saniye ve 20 metre uzak noktalara odaklanmanızı sağlayabilin. Doğal ışıktan yoksun alanda fazla zaman geçirilmesi göz sağlığını bozabiliyor. Çalışma ortamınızın gün ışığı alması faydalı. Diyabet hastalığınız varsa dikkat edin: Diyabet hastalığında kan şekerinin yükselmesi miyopi sıklığını artırıyor. Erişkin döneminde miyopi başlar veya artarsa katarakt oluşumu ve diyabet hastalığı ihtimali ile araştırma yapılmalı. Dış mekanda spor yapın: Özellikle erken dönemde ortaya çıkan miyopide teknolojinin gelişmesi ile tablet ve telefon ekranı gibi yakın mesafeye odaklanmanın en anlamlı etkiye sahip olduğu biliniyor. Bu nedenle miyopinin başlaması ve/veya ilerlemesini engellemede uzak odaklı spor faaliyetleri çok faydalı oluyor. El ve göz koordinasyonu güçleniyor, gün ışığının etkisiyle retinada dopamin miktarı artıyor ve miyopi gelişme riski azalıyor. Miyopi en sık okul döneminde ortaya çıkıyor. Sonrasında erkek çocuklarda 12-16, kız çocuklarında ise 10-14 yaş arası ergenlik döneminde hızla artıyor, 24-25 yaşa kadar ilerleme olabiliyor. Miyopinin tespitinden sonra ilerlemelerin eşlik edeceği bir takip dönemi başlamış oluyor. Bu nedenle şikayet olmasa da 6 ayda bir kontrol gerekli. Dr. Emel Çolakoğlu \"-0.25, -0.50 hatta -0.75 miyopilerde mümkünse günlük aktiviteleri düzenleyerek gözlük verilmeden takip yapılmalı ya da gözlük kullanımı sadece uzak aktivitelerle kısıtlanmalıdır. Yalancı miyopi ile ayırıcı tanısı yapılarak numara belirlenmelidir\" diyor. Miyopide gözlük, kontakt lens ve cerrahi yöntem uygulanırken, günümüzde lazerle tedavi de giderek yaygınlaşıyor. Dr. Emel Çolakoğlu, göz hastalıklarının tedavisinde kullanılan pek çok lazer çeşidi olduğunu belirterek \"Kırılma kusurlarının tedavisinde kullanılan excimer lazerdir. Excimer lazer, uygulama esnasında organik reaksiyonlarla korneanın belli bölümlerini incelterek etkisini gösterir. Hastanın ve gözdeki kusurun durumuna göre değişik uygulama şekilleri vardır. Uygulamalar bilgisayar denetiminde otomatik olarak yapılır. 25 yaşın bitiminden sonra bir yıl ara ile yapılan muayenede numarada artma olmaması durumunda ameliyata karar verilmelidir\" diye konuşuyor. Son yıllarda yeni bir tedavi yöntemi olan Ortokeratoloji de umut veriyor. Yöntemin son 7 yıldır tüm dünyada uygulandığını belirten Dr. Emel Çolakoğlu \"Ortokeratoloji; miyop ve miyop astigmatın tedavi edilmesi veya en aza indirilmesi için özel olarak tasarlanmış gaz geçirgen lenslerle, kornea denilen gözün şeffaf ön tabakasının şekillendirilmesi işlemidir. 4-5 numara miyopi ve 1,5 numara astigmata kadar olan numaralar sıfırlanmaktadır. 7 yaşından büyük çocuklar dahil her yaştan kişiye uygulanmaktadır. Gece yatarken takılıp, uyandıktan sonra çıkarılan Ortokeratoloji Lensi ile kişi gün boyunca gözlük veya kontak lens kullanmadan net görebilmektedir\" diyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2017/04/17/horlamanin-gizli-kahramani", "text": "Uyku sırasında gürültülü bir şekilde horlamak hastalık olmamakla birlikte, sağlık sorunlarının habercisidir. Aslında toplumsal bir sorun olan horlama, kişinin sosyal yaşamına olumsuz etki ederken, yakın çevresi için de kabusa dönüşebilir. Horlama kısaca; daralan üst solunum yollarının içinden geçen hava akımının titreşmesi nedeniyle oluşan sestir. Kulak Burun Boğaz ve Yüz Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu konu hakkında, \"Horlamanın altında yatan birçok neden olabilir. Kilo, bunlardan en önemli etken olarak sayılabilir. Anatomik nedenlerden ise burun eğrilikleri, çene küçüklüğü, dil kökü ya da küçük dil büyümesi en sık nedenlerdir'' dedi ve horlama ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Kasım 2015'te Avrupa Birliği Kulak, Burun, Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Board Diploması alarak uzmanlığını kanıtlamış olan Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu konu ile ilgili olarak: \"Yetişkinlerin %45'i zaman zaman, %30'u ise sürekli olarak horlamaktadır. Horlama sorununu cinsiyete göre değerlendirdiğimizde özellikle kilo problemi bulunan erkekler, kilo problemi bulunan kadınlara oranla daha fazla horlamaktadır ve yaşları ilerledikçe horlama sorunu da artmaktadır. Bu nedenle kilo vermek, horlama tedavisinde en önemli adımların başında geliyor denebilir\" diye konuştu. En Şiddetli Horlama Sesi 102 Desibel! Konu ile ilgili toplumda merak edilen soruları yanıtlamaya devam eden Kulak Burun Boğaz ve Yüz Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu, \"Horlamanın geceleri ve uyurken olması, hastanın gündüz ya da uyanıkken saptanmıyor olması, kişinin gündelik hayatında normal ya da yeteri kadar nefes alabildiği anlamına gelmez. Aslında kişinin sadece geceleri değil, aslında 24 saat boyunca bir oksijen yetersizliği yaşadığını göstermektedir. Bu konuda dünya rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmiş olan kişiler bile bulunmaktadır. Bilinen en şiddetli horlama sesinin 102 desibel olduğu saptanmıştır. Bu, insanın bir yarış motorsikleti ile aynı şiddette ses çıkarması anlamına gelir\" diyerek horlama sorununu farklı bir açıdan değerlendirdi. Geliştirmiş olduğu 6 farklı cerrahi tekniği tıp literatürüne kazandıran Kulak Burun Boğaz ve Yüz Cerrahisi Uzman Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu, horlama ameliyatı konusunda ise: ''Her horlayan kişinin hemen ameliyata yönlendirilmesi doğru olmaz. Öncelikle hastanın çok detaylı şekilde kulak burun boğaz muayenesinden geçmesi ve gerekirse uyku testlerine tabi tutulması gerekir. Çünkü horlamanın yanı sıra, uyku apne sendromunun varlığı hasta için tehlike çanlarının çalması anlamına gelir. Ameliyat ise tedavi yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Her hastanın tedavisi için çok farklı seçenekler sunulabilir. Bu nedenle tüm hastaların detaylı bir şekilde incelenmesi, horlama konusunda tecrübeli klinikler tarafından ve mümkünse bir çok farklı uzmanlık dalına ait hekim konseyi tarafından değerlendirilmesi tedavinin başarısını artıracaktır\" diyerek, horlama ameliyatı konusuna açıklık getirdi. Horlamaya sebep olan burun problemlerini gidermek adına yapılan burun ameliyatı sürecini de en ince ayrıntısına kadar anlatan KBB Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu: \"Horlama şikayeti ile bize başvuran hastaları öncelikle burun, bademcik, dil kökü yumuşak dokuları muayenesinden geçiriyoruz. Uyguladığımız en sık tedavi, burunda mevcut olan kıkırdak ve kemik eğriliği ve 'konka' adı verilen burun eti genişliklerine bağlı olan burun tıkanıklığı şikayetlerini giderme yönündedir. Ancak bazı hastalarda çok büyük olan bademciklerin alınması, ya da sarkmış olan yumuşak damağın gerilmesi ya da dil kökünük küçültülmesi de gerekebilmektedir. Tüm bu müdahalelerin ortak amacı hava yolunu genişletmek ve hastayı rahatlatmaktır. Bu operasyonlar sonunda hastalarda nefes alma sıkıntısı giderilmiş ve horlama problemi de çözülmüş oluyor\" dedi. Horlama problemine çocuklar açısından da değinen KBB Uzmanı Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu, \"Horlayan bir çocuk ile erişkin arasında tedavi seçenekleri birbirinden farklılıklar bulunmaktadır. Çocukların horlama tedavisi, yetişkinlere göre daha kolay uygulanmaktadır. Çünkü 2-7 yaş arası çocuklarda ortaya çıkan horlamanın temel nedenleri, geniz eti veya bademcik büyümesinden kaynaklanır. Çocuklarda tedavi konusunda daha hızlı adım atmak gerekmektedir, aksi durumda problemi yaşayan çocuklarda yaşam kalitesini bozan durumlar gelişebilir\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2017/06/20/evlilik-programlarinin-atasi", "text": "Ekranda milyonlarca izleyicinin önünde uygun bir eş bulabilmek için çaba sarfedenleri yadırgayanlar ya da evlilik programlarını tartışma konusu yapanları çok şaşırtacak tarihi bir vesika ortaya çıktı. Evlilik programlarının atası tarihin tozlu sayfalarından bugüne taşındı. Meğer dönemin Esra Erol'u, televizyonsuz eski zamanların sarı sayfalarıymış. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk, 1920 yılına dair Şehir dergisinin \"Evlilik Talepleri\" bölümünü Twitter hesabından paylaştı. 1920 yılına dair Osmanlıca Şehir dergisinde yer alan \"İzdivaç Talepleri\" bölümü, bugünün evlilik programlarının işlevini görüyordu adeta. Deyim yerindeyse uygun eşlerin bir araya gelip tanışması dergi sayfalarında başlamış. Eş adayları dergiye yazdıkları mektuplarla kendilerini tanıtıp, şartlarını sıralıyor, bugünün tabiriyle \"kriterlerini\" açıklıyorlar. Kimi \"Müstakbel zevcimin asabi olmaması, işret istimal etmemesi, evine hakiki...\" diyor, kimi kadın adaylar uzun süren savaşlar sebebiyle asker eş istemiyor, erkek adaylar okumuş, bir musiki aleti çalan eş tercih ediyorlar. Eş adayları mesajlarının sonunda posta adreslerini de yazarak evlilik için taliplerinden önce mektup bekliyorlar. Bugün ekran önünde eş adayları bir araya gelirken, o dönem talipler dergi idaresi tarafından görüştürülüyorlar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Şükrü Çoruk, 1920 yılına dair Şehir dergisinin \"Evlilik Talepleri\" bölümünü Twitter hesabından paylaştı. 22 yaşında bir dul hanım. Zevcem iki sene evvel iki çocuğumu yetim bırakarak vefat etti. Kendim musikiyi pek sever piyano çalarım. Talibimin keman çalmasını arzu ederim. 22 yaşında yüksek tahsil görmüş hassas bir gencim. Yaşımla mütenasib bekareti ruhiye ve vicdaniye sahibi nezih bir hanımla izdivac etmek istiyorum."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2018/01/14/gokyuzunde-yalniz-gezen-yildizlar-1515933711", "text": "Bilim insanları tarih boyunca binlerce yıldız keşfetti. Onlara isimler verdi. Özellikleri ve farklılıklarını ortaya çıkardılar. Lakin yakın zamanda yıldız keşfetme konusunda baş gösteren isteksizlik, 2011'de keşfedilen iki yıldızla terse döndü. İşte gizemi hala çözülemeyen o yıldızların hikayesi... Dört asırdır astronomlar, teleskop kullanarak çok sayıda yıldızı gözlemleme fırsatı buldular. Bugüne kadar milyonlarca yıldız titiz bir şekilde kataloglandı. Galaksimizde cüce yıldızlar, devasa yıldızlar, ölü yıldızlar, hızlı dönen yıldızlar, patlayan yıldızlar, çift yıldızlar gözlemledik. Milyonlarca yıldızı gözlemlemiş olmamız, bilim insanlarını gözlemlenecek bütün yıldız türlerini gözlemlediğimiz düşüncesine sevk etti. Ancak 2011 yılında bilim dünyasını hayrete düşüren bir yıldız gözlemlendi. Bu yıldız, daha önce gözlemlenen hiçbir yıldıza benzemiyordu. Astronomlar, gezegen bulmak umudu ile incelemelerini sürdürünce hiç beklemedikleri bir şey fark ettiler: Bu garip yıldızın spiral kolları vardı. Söz konusu genç yıldıza SAO 206462 ismi verildi. Bu yıldız, Dünya'dan 460 ışık yılı uzaklıkta, galaksimiz Samanyolu'nda, Lupus ya da Kurt Takımyıldızı'nda yer alıyordu. Yıldız, etrafında dönen spiral kollara sahipti. Spiraller, aslında astronomlara yabancı değil. Galaksilerin önemli bir kısmı yüz milyonlarca yıldızdan oluşan spiral kollara sahiptir. Ancak astronomlar ilk defa spiral kollara sahip bir yıldız gözlemliyorlardı. Spiral kollar, yıldızın etrafındaki gaz ve tozlardan oluşuyor. Peki, bu spiralleri oluşturan şey nedir? Bu sorunun herkes tarafından kabul gören net bir cevabı ne yazık ki yok. Astronomların çoğu bu spirallerin, bu bulut içindeki iki Pluton büyüklüğünde iki gezegenden dönüşerek oluştuğu kanaatinde. Ancak ne yazık ki bu gezegenleri hala gözlemleyemedik. Böyle gezegenlerin varlığına işaret eden herhangi bir ek kanıt mevcut değil. Dolayısıyla bu iddiayı doğrulamak şu aşamada mümkün görünmüyor ve bu spirallerin esas kaynağının ne olduğu hala bir gizem. 2011 yılında Avrupalı astronomlar, Aslan Takımyıldızı'nda 13 milyar yaşında, yaşlı bir yıldız keşfettiler. Bu yıldız, evrende bildiğimiz en yaşlı yıldızlardan biri. Evrenin yaşının 13,7 milyar yıl olduğu bilgisi ışığında bu yıldızın ne kadar yaşlı olduğu daha rahat anlaşılabilir. Tüm yaşlı yıldızlar gibi bu yıldız da çok küçük. Güneş'in sadece kütlece yüzde 80'i kadar bir büyüklüğe sahip. İsmi SDSS J102915+172927 ya da Caffau Yıldızı'dır. Caffau ismi, yıldızı inceleyen kadın bilim insanı Elisabetta Caffau'dan geliyor. Söz konusu yıldız, şekil ve davranış olarak, SAO 206462 gibi garip değildi. Ancak iç yapısı incelendiğinde, astronomlar şaşkınlık içinde kaldı. Yıldız, teorik olarak var olmamalıydı. Yıldızın yüzde 99,99993'ü en hafif iki element olan hidrojen ve helyumdan oluşuyordu. Caffau Yıldızı'nda, hiç lityum yoktu ve karbon, azot ile oksijen de neredeyse hiç mevcut değildi. Ancak bilgisayar hesapları, böyle bir yıldızın var olamayacağını gösteriyordu! İnce yapı soğuması olarak bilinen ve düşük kütleli yıldızların oluşmasında merkezi rol oynayan mekanizma, karbon ve oksijenin olmasına bağlıdır. Bu mekanizma Caffau Yıldızı'nda mevcut olmadığı için bu yıldız oluşmamalıydı! Bu yıldızın oluşmasını sağlayan mekanizmanın ne olduğu hala bilinememektedir. İnce yapı soğumasının yerini, tozların soğuması ile açıklamaya çalışanlar var. Ancak Caffau Yıldızı'nın oluşumunu açıklayan, herkesin kabul ettiği bir açıklama mevcut değil ve bu yıldızın varlığı hala gizemlidir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2018/01/14/kutuphanede-bir-gece", "text": "Kütüphanede bir gece geçirmeye ne dersiniz? Üstelik arkadaşlıklar kurup çay ve simit eşliğinde muhabbet edeceksiniz. İlk duyduğunuzda fantastik gelebilir ama artık Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde sabahlamak mümkün. Bir zamanlar Kızılay'a kan verilince karşılığında kitap alındığını o gece öğrendim. O gece saat 02.00, Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndeyim. \"O saatte orada ne arıyorsun?\" diye sorabilirsiniz... Ben de size \"Hatta gün ışıyana kadar kütüphanedeydim diye cevap veririm. Doğruyu söylüyorum, Beyazıt Devlet Kütüphanesi artık 24 saat açık. Üstelik yalnız değilsiniz, size yazarlar, siyasetçiler, gazeteciler ve öğrenciler de eşlik ediyor. Bizim kültürümüzde sohbet vardır. Dinlemek vardır. Mevzu muhabbetse, mekan sadece bir vesiledir. Dede Korkut hikayelerini düşünün. Gece, bir ateşin etrafına dizilen koca bir obanın, yaşlı ve bilge dededen nasıl heyecanla o masalları dinlediğini hayal edin. Soğuk kış geceleri sobanın etrafında toplanan ev halkının çoluk çocuk aynı merakla ailenin en yaşlısının ağzından çıkacakları merak beklediğini hatırlayın. Sobanın, kestanenin hatta alevlerin öğrenilecek her şey için nasıl vesile olduğunu görün. Şimdilerde bizi biz yapan 'anlatma, dinleme' kültürüne nostalji gibi baksak da, bu kültürü diriltmek için uğraşanlar da var. İstanbul İl Kültür ve Turizm Bakanlığı, bunun için ilk adımı Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde attı. Kütüphane yedi gün 24 saat açık. İsteyen herkes sabaha kadar kütüphaneye gidip kitaplarla haşır neşir olabiliyor. Hatta daha ötesi de var. Kütüphanede Bir Gece etkinliğine katılarak tarihi bir ortamda sohbet edip yeni dostlar kazanabilirsiniz. Kızılay'a kan vererek kitaba ulaşmaya çalışan gencin hikayesini de o akşam dinledim. Kütüphanenin gececi misafirleri teker teker çocukluk anılarından bahsetmeye başladı. Laf çocukluğa nasıl gitti, bilemedik. Belki de hepimiz ilk ne zaman mutlu olduysak o ana dönüp mutluluğumuzu paylaşmak istedik. Bizi bir anda hüzünlendirip aynı anda düşündüren hikaye ise USMED Başkanı Said Ercan'dan geldi. Bu sohbetler kuru kuru ilerlemiyor tabii. Kesintisiz olarak çay ve kaşarlı simit ikramı var. \"Geleneğimize baktığımızda çeşitli mekanlar üzerinden dostluklar ve zengin hatıralarımızın olduğunu görürüz. Biz de 'Kütüphane merkezli bir gelenek ve hatıra oluşur mu? Gece kütüphaneye katılımı artıracak ne yapabiliriz?' diye düşünürken aklıma kütüphanede bir gece fikri geldi. Saat 23.00'te başlıyoruz çünkü toplu taşıma araçları çalışıyor o saatlerde. Kütüphanede sabahlamak fikri güzel ama uyku da bir o kadar tatlı. Uykuya yenilen olmuyor mu? Oluyor tabii. Arada etrafı izlediğimde koltuklarda uyuyakalanlar, sıcak çay eşliğinde telefonuyla paylaşım yapmak isteyenlerle karşılaştım. Bu da ayrı bir tat katıyor geceye. Her şey olması gerektiği gibi. Sabaha karşı kütüphaneden ayrıldığımda beni ışıl ışıl bir İstanbul güneşi karşıladı. Heybemde yeni dostlar, tadı damağımda kalan sohbetler, hiç bilmediğim hayatlarda birikmiş anılar, yeni kütüphane hatıralarım ve hediye edilen kitaplarım vardı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2018/02/02/2018de-bitsin-dedigimiz-25-sey", "text": "Yeni bir yıl, yeni umutlar demek... Barış dolu, şiddetin ve zalimliğin yok olduğu bir dünyayı hepimiz düşlesek de, 2018'den bireysel beklentilerimiz farklı. Esquire olarak '2018'de Bitsin! Dediğimiz 25 Şey' listemize, eminiz sizin de ekleyeceğiniz daha çok şey vardır. Madem eşitlikten yanayız, madem kadın-erkek eşitliği konusunda politik doğruculuk almış başını yürümüş, neden ilk adımı hala biz atmak zorundayız? 2018'e kadar, \"Acaba kıza ima mı etsem?\", \"Yok ya en iyisi açık açık konuşayım.\" gel-gitleri içinde helak olduk. Bu yıldan sonra kadınlar da ilk adımı atabilsin. Hiç beklemediğimiz bir anda, ''Muharrem, bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum...'' diye ıkına sıkına açılmaya çalışsınlar. Fakir ailenin okumuş çocuğu, holding patronunun zengin kızına aşık olur. Fakir çocuk rakip holdingte kariyer şovu yapar. Bir zamanların fakir ama gururlu çocuğu, paraya ve güce ulaşınca intikam alır. Türkiye'de buna benzer o kadar çok dizi yapıldı ki, bu dizilerin toplam sayısı ticaret odalarına kayıtlı holdinglerden fazladır. Her ne kadar son yıllarda çok farklı yapımlar üretilse de, \"Yetmez.\" diyoruz, 2018'de artık bizi şaşırtacak işler bekliyoruz. Murphy Kanunu mudur, nedir bilinmez; ne zaman minibüse veya dolmuşa binecek olsanız, elinizi cebinize attığınızda 50, 100 (veya şanslıysanız 200) liralık banknottan başka bir şey çıkmaz. Bozuk param olmadığı zaman, sırf azar işitmemek için minibüsle veya dolmuşla gideceğim yere yürüdüğümü bilirim. Şoföre bütün para uzattığım zaman yaşadığım gerilimi, okul yıllarımda hocanın verdiği ödevi unuttuğum zaman bile yaşamadım. Stres, vücuda zararlı. Bozuk para yüzünden birbirimizi bozmayalım. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 1442'inci maddesine göre; gereksiz klakson kullanımı kamunun rahat ve huzurunu kaçırır. Cezası da 62 liradır. Ancak yeşil ışık yandığında kornaya abanmanın verdiği anlamsız rahatlık paha biçilemezdir. Evet, sanki kornaya abanınca bir anda trafik açılacak, yollar boşalı boşalıverecek zannediyor insan. Ancak kornaya abanan değil de, maruz kalan kişi olunca vaziyet pek çekilmez oluyor. Bir ortamda; yalakadan daha fenası, o yalakaya prim veren kişidir. Çünkü yalakalığa prim verilmese, zaten yalakalık yapmaya gerek de kalmaz. Ama bir patron, \"Müdürüm var mı bir arzun?\" diye ellerini ovuşturarak peşinde dolaşan birinden haz alıyorsa, şirket için kendini paralayanı değil, kendisine övgüler sıralayanı tercih ediyorsa, yalaka popülasyonu her geçen gün artabilir. Tek tek sivrisinekleri öldürmektense, 2018'de patron kılığındaki su birikintilerini kurutmak kesin çözüm olacaktır. Ben bir hakem olsam ve bir futbolcu beni aldatmaya yönelik bir hareket manasında kendisini yere atsa ona sarı kart göstermem. Maçı durdururum. Aldatan futbolcuyu bir kenara çekerim. Binlerce kişinin karşısında kalbini kırarım. \"Koskoca adamsın, yakışıyor mu kendini yerlere atmak? Emek hırsızı mısın sen? Yazık değil mi şu çocukların emeğine? Böyle kazansan, mutlu mu olacaksın. Al verdim penaltıyı! Madem bunu istiyorsun git kullan hadi. Şaka şaka, ne penaltısı. Al sana sarı kart!\" derim. O beni aldatıyorsa, ben de onu aldatırım. Adama \"Kovuldum.\" dersin, \"Kapıdan kovdularsa, bacadan gir kanka.\" diye şaka yapar. Benzine zam gelir, \"Ben zaten hep 50 liralık alıyorum eheheh.\" diye gevrek gevrek güler. \"Yaa sigarayı bırakamıyorum, nefret ediyorum bu durumdan.\" dersin, sigara pakedini eline alır, masaya bırakır, \"Kanka böyle bırakacaksın işte eheheh!\" diye şaklabanlık yapar. Sosyal medya hepimizi bozdu. Herkes mizahçı oldu, mertlik bozuldu. Her konuda şaka yapılmaz. 2018'de herkesi ciddiyete davet ediyoruz. Instagram'daki Türkiye ile, metrobüsteki Türkiye neden bu kadar farklı? Sosyal medyaya bakıyorsun, herkes fit, herkes pilatesini aksatmıyor ama sokağa bir çıkıyorsun herkes bıngıl bıngıl. \"Eli işte gözü oynaşta.\" diye eski bir tabir vardır, en azından orada insanın eli iştedir. Spor salonu selfie'cilerinin hem eli hem gözü oynaşta. Dambıldan çok selfie çubuğu tutan kollar, nasıl kas yapsın? Paranıza yazık. Türk insanı yardımseverdir, buna hiç şüphe yok. Zaten bilmediğimiz halde adres tarifi vermemizde de bu iyi niyet ve yardımseverlik yatıyor. Ama yine eskilerin güzel bir lafı var: Kaş yaparken göz çıkarıyoruz. Artık internet çağında, konum paylaşabildiğimiz, tek tıkla istediğimiz adresin tarifini alabildiğimiz bu dönemde, \"Afedersiniz İçkalpakçı Çıkmazı'na nasıl gidebilirim?\" diye soran birisine \"Bilmiyorum.\" demek bu kadar zor olmamalı. İkizlerin bir örnek giyinmesi klişesini kim başlattı diye düşündüğümde aklıma tek bir mantıklı açıklama geliyor: Aslında tek çocuk isteyen ama beklenmedik şekilde ikiz çocuk sahibi olan bir aile. \"Madem gözümüzün önünde iki tane var, birbirlerine de benziyorlar, bari bir örnek giydirelim de, sanki tek çocuğumuz varmış gibi yaşayıp gidelim.\" kafası yaşanıyor herhalde. Ancak bu insanların eşleri, arkadaşları, dostları var. Bunu da unutmayın. Eşinin kopyası bir baldızın varsa, en azından farklı giyinsin de bir kaza yaşanmasın. Allah herkesi mutlu etsin ama olan var, olmayan var öyle değil mi? Facebook'un milyon dolarlık server'ları poz kesen çiftlerin mutluluk şovları ve elaleme nispetleriyle doldu taştı. Eskiden hesaplarının şifresini paylaşan çiftler, şimdi ortak hesap açıyor. İki kişi, tek hesaptan işlerini görüyor. 'Feridun-Gülçin Akyamanlar' gibi kadın mı erkek mi, evlendikten sonra çift soyadı kullanan biri mi, ne idüğü belirsiz hesap isimlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. 2018, mutluluk yarışının bittiği, ilişkilerin göz önünde bir gösteriye dönüşmediği bir yıl olsun. Her gece yatarken telefonu şarja takıyoruz, cebimizde powerbank'ler, şarj üniteleri taşıyoruz, bir mekana oturduğumuzda önce WiFi şifresini sonra prizin yerini soruyoruz. Her an şarj ediyoruz ama aldığımız şarj, harcadığımıza yetmiyor. Batarya uyarısıyla göz göze geldiğimiz kadar, sevgilimizle göz göze gelmiyoruz. 2018'de şarj olayının çözüldüğü, full bataryalı günler bizim olsun. İstanbul dışında yaşayan okurlar için bir şey ifade etmeyebilir ama metrobüs, İstanbul'un bir gerçeği. Diğer şehirlerdeki okurlar için tarif etmeye çalışalım. Tıklım tıklım bir düğün salonu düşünün ve gelin hanımın \"Salonu ilk terk edene bütün takılarımı vereceğim.\" diye bağırdığını hayal edin. Salonun kapısında nasıl bir izdiham yaşanıyorsa, her akşam 17:00- 19:00 saatleri arasında Zincirlikuyu Metrobüs Durağı'nda aynısı yaşanıyor. Üstelik bedavaya, hatta üstüne bilet ücreti ödeyerek... 2018'de bitmesi dileğiyle. Bir Pazar günü telefonunuz acı acı çalıyor ve tatlı uykunuzdan uyanıyorsunuz. Arayan, Acun Ilıcalı. Diyor ki, \"Şimdi seni uçağa bindiriyoruz. Barselona'ya götürüyoruz. Barcelonalı futbolcularla bir halı saha maçı yapıyorsun.\" Sevinçten havalara uçar, hatta uçaksız Barselona'ya gidersiniz. Ancak o halı saha maçında, Messi bile şahsi oynasa bütün keyfiniz kaçar. Messi'nin şahsi oyununa tahammül edemezken, Şinasi'nin şahsi oynaması olacak iş değil. Futbol, beraber oynayınca keyifli. Şu hayatta tokalaşmayla ilgili iki temel sıkıntı var: Biri; ıslak elle tokalaşmak. Diğeri; nereden geldiği muamma bir özgüven emsali olarak karşındakinin elini sert sıkmak. Bu manasız davranış artık anlamını o kadar yitirdi ki, elimi sert sıkanın elini ben daha da sert sıkmaya çalışıyorum. Bir süre sonra, iki taraf da karşısındakinin elini o kadar çok sıkıyor ki, hayatımıza iki çolak devam ediyoruz. 2018'de, yumuşak tokalaşmalar dileriz. Başarılı kadın hakemler varken, kadın futbol yorumcularının sayısı her geçen gün artmaya devam ediyorken, bu tatsız klişeye bir son vermenin zamanı gelmedi mi artık? Ofsayt, tanımlaması zor bir kural zaten. Sorsanız; erkeklerin kaçta kaçı tanımını net bir şekilde tanımlayabiliyor ki? Bir de, güzel bir kadınla karşı karşıyasın, niye ofsayt konuşuyorsun? Konu mu kalmadı! Güzellik yarışmalarında sorulan saçma sorular gibi. Bazı şehirler, ilçeler ve bölgeler mizah malzemesi oluyor, kabul ediyoruz... Ancak bir süre sonra bunun da tadı kaçıyor. Yaklaşım, bir süre sonra önyargıya dönüşüyor ve hiçbir albenisi kalmıyor. Fıkralarda Karadenizliler'i saf kişiler olarak gösterme ve filmlerde bütün Kayserililer'i kurnaz ve işbilir resmetme çabasından sonra, şimdi makus talih Yozgat'ı buldu. Bilimum komedi filminde, espiride, dizide ya da internet sitesinde Yozgat'ın şaka malzemesi yapılması artık kabak tadı verdi, buna bir son vermek lazım."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2018/05/21/zorlu-ve-hizli-ogrenme", "text": "Bazı uzmanlar, öğrenilecek konuyla ilgili temasımızdan sonraki ilk 20 saatin en üretken öğrenme süreci olduğunu söylüyor. Bu da, ilk 20 saatte beynin yeni uyaranlara cevap verebilir ve ilgi gösterebilir koşullara sahip olmasıyla açıklanıyor. Alman filozof ve psikolog Hermann Ebbinghaus, 19. yüzyılda \"öğrenme eğrisi\" adını verdiği iki değişkenli bir şema ortaya koydu. BBC'de yer alan habere göre, öğrenme eğrisindeki yatay doğru, öğrenilecek konu ya da alınacak bilgiyi temsil ederken, dikey doğru ise, harcadığımız zamanı temsil ediyor. Bu şekilde neyi ne kadar zamanda öğrendiğimizi hesaplayabilmemiz mümkün. Öğrenme eğrisi, şirketlerin performans ve üretkenlik ölçümü için de kullandığı bir yöntem. Günlük hayatımızda da elimizdeki işin ne kadar zor ya da kolay olduğunu, ona harcadığımız süre üzerinden değerlendirebilmek mümkün. Ebbinghaus'un şeması, bilginin çoğunluğunu öğrenmenin ilk evresinde özümsediğimizi gösteriyor. Zaman geçtikçe öğrenmemiz yavaşlıyor ve daha az üretken olup, hedeflerimiz için daha çok zaman harcadığımız evreye giriyoruz. Bu durum ise beynin alışma süreciyle, yani öğrenmenin en ilkel evresiyle açıklanıyor. Beyin yeni uyaranla ilk karşılaştığında çok daha duyarlı, uyaranlara verdiği tepkiler de çok daha yoğun oluyor. Aynı uyarıcıya tekrar tekrar maruz kalan beynin gücü giderek zayıflıyor, ilgisi de azalıyor. Bilim insanı Josh Kauffman, öğrenmedeki 'tırmanış evresinin' ilk 20 saatte gerçekleştiğini söylüyor. Kauffman'a göre, iyi öğrenme için gerekli formül, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurucu babalarından Benjamin Franklin'in \"yarı zamanlı\" yönteminden geçiyor. Franklin'in \"Planlı öğrenme\" adını verdiği yöntem, günümüzde \"5 saat kuralı olarak\" da biliniyor. Franklin sadece üç yıl okulda eğitim almış olmasına rağmen, her gün kişisel hedefler koyarak kendisini geliştirmişti. Pazartesi'den Cuma'ya hafta içi her gün en az bir saatini yeni bir şeyi öğrenmeye ayırıyordu. Yeterince iyi bir noktaya ulaştığını hissettiğinde de, başka bir konuyu öğrenmeye koyuluyordu. Bu durmadan böyle devam ediyordu. Kaufmann'a göre, Franklin'in \"5 saat kuralını\" 4 hafta boyunca uygularsak, her ay yeni bir konu yeterince öğrenilebilir. Elon Musk , Mark Zuckerberg ve Oprah Winfrey, başarılarını neye borçlu oldukları sorulduğunda aynı sistemi birkaç ufak değişiklikle uyguladıklarına dikkat çekiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2018/12/29/yilbasini-evde-gecirmek-isteyenlere-birkac-oneri", "text": "Yılbaşını evde geçirmek istiyor ama en azından o akşamın her zamanki akşamlardan biraz farkı olsun mu istiyorsunuz? haberimiz size tamgöre... Yılbaşı denilince aklımıza ilk olarak evi süslemek geliyor. İlk önce kapı süsüyle başlayabilirsiniz böylelikle misafirlerinizi gecenin başından etkilemeniz mümkün. Daha sonra yılbaşı ağacından devam edebilirsiniz, boyutları fazla büyük olmayacak şekilde. Ağacın üstündeki süslemelerin rengini gümüş, kırmızı veya mavi renklerde seçebilirsiniz. Renkli ışıklar tabii ki yılbaşı ağaçların olmazsa olmazlarındandır. Bu gece evinizin havası değiştirmek istiyorsanız özellikle altın, şampanya rengi, gümüş ya da kırmızı renkleri tercih edebilirsiniz. Yılbaşı menüsü için aklımıza ilk olarak hindi geliyor. Eğer hindi size uygun bir yemek değilse Türk mutfağının yemeklerini yaparak da sofranızı güzelleştirebilirsiniz. Yemeklerin yanında atıştırmaklık, kanepelerle ve içecek çeşitleriyle masayı donaltabilirsiniz. Yılbaşı gecesinin olmazsa olmazı tombala! Evinizde tombala dışında evde birkaç oyun daha bulundurun. Maskelerle ve şapkalarla müzikli eğlence ortamı oluşturabilirsiniz. Bu gece için kıyafet seçimizi kadife ya da gümüş payetli elbiselerden yana kullanın. Seçeceğiniz elbiseyi vücut tipinize uygun olduğundan emin olun. Erkekler ise tshirt üzerine blazer ceket, siyah boğazlı bir kazak ya da çirkin yılbaşı kazakları ile eğlenceli bir görünüme kavuşabilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2020/04/29/kilonuzu-nasil-daha-iyi-yonetebilirsiniz", "text": "Eğitiminizi ve kariyerinizi iyi yönetiyor olabilirsiniz. Acaba kilonuzu iyi yönetebiliyor musunuz? Çoğu insanın günlük yaşamın koşturması ve stresi içinde kilosunu yönetmekte zorlandığı herkesin bildiği bir gerçek. Novo Nordisk'in hayata geçirdiği www.kilomuyonetiyorum.com web sitesinde, işte bu tür sorunlardan yakınanlar için sağlıklı beslenme, kilo yönetimi ve etkili egzersizle ilgili önerilere yer veriliyor. Günlük yaşamın koşturmacası ve stresi içinde bugün çoğu insanın kilosunu yönetmekte zorlandığı herkesin bildiği bir gerçek. Novo Nordisk'in hayata geçirdiği www.kilomuyonetiyorum.com web sitesinde işte bu tür sorunlardan yakınanlar için sağlıklı beslenme, kilo yönetimi ve etkili egzersizle ilgili öneriler yer alıyor. \"Hiçbir besin kalorisiz değildir; ama kalori içeriği çok düşük olan besinler vardır. Şekersiz besinler düşük kalorili ve sağlıklı olarak düşünülmektedir. Oysa gıdalardaki kalorinin tek kaynağı şeker değildir. Bazı şekersiz gıdalar yüksek miktarda yağ içerebilmekte ve yüksek kalorili olabilmektedir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2020/07/22/cagimizin-hastaligi-stres", "text": "Stres hiç kuşkusuz çağımızın en çok maruz kalınan sorunlarından biri! Farklı şekillerle deneyimlediğimiz bu durum hem fiziki hem ruhsal olarak hayatımızı etkileyebiliyor. Tüm dünya olarak geçtiğimiz bu zor salgın sürecinde, sen kendini ne kadar stresli hissediyorsun? Türkiye'deki insanların şu anki stres seviyesini ve bu durumda geleceğe dair bakış açısını NG araştırma analiz etti. Kamuoyu araştırması 08-27 Haziran 2020 tarihleri arasında 15 yaş üzeri Türkiye geneli 9851 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Yaşamdaki zorluklar her dönemde bizi farklı bir yolculuğa sürükleyebilir. Bu zorluklar karşısında ister istemez girdiğimiz ruh hali, stresin hayatımıza nüfuz etmesine neden olabiliyor. Yaptığımız araştırmada insanların son zamanlarda ne kadar mutlu hissettiğini sorduk ve her 10 kişiden sadece 3'ü sorumuza olumlu cevaplarla dönüş sağladı. 2'si mutsuz olduğunu belirtirken, katılımcılarımızın neredeyse yarısı ne mutlu ne de mutsuz olduğunu belirtti. Araştırmamızda her 10 kişiden 4'ü gün içindeki ruh halinin genelde stresli geçtiğini iletirken, 5'i sadece bazı durumlarda bu duyguya büründüğünü ifade etti. Yalnızca 1'i rutin hayatında strese yer vermediğini belirtti. Kime sorsak, bize stres kaynağı olabilecek birçok faktör sayabilir. Mizacımızla ters düşen veya kendimizi zor konumda hissettirecek her durum, stres etkeni olarak hayatımızda yer alabiliyor. Araştırmamızın sonuçlarına göre, en büyük stres kaynağı gelecek kaygısı! Genelde karamsar bir ruh haline sahip olan kişiler belki de en büyük zorluğu hayatta kendisini daha nelerin beklediğini düşünerek yaşıyor. Türkiye genelinde yürüttüğümüz araştırmamız, halkımızın tüm olumsuzluklara rağmen geleceğe iyimser bakabildiğini gösteriyor! Her 10 kişiden 6'sı daha mutlu bireyler haline gelebileceğini düşünürken, 1'i karamsar bir yaklaşım sunmakta. Kalanlar ise ruh halinin sabit kalacağını düşünenlerden oluşuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2020/07/22/varisi-olanlara-yaz-aylari-icin-tavsiyeler", "text": "Varis problemleri olanlar için yaz ayları farklı sorunları da beraberinde getirir. Sadece görsellik bile varis hastalarını başlı başına sıkıntıya sokar. Kış aylarında kıyafetler ve çoraplar sayesinde görsel açıdan daha kamufle edilebilir olan varisler yaz aylarında tamamen açıktadır. Ayrıca sıcaklıkla beraber oluşan şişlik ve ağrılar hastalara ekstra problemler doğurur. Tüm bunların yanısıra varislerle ilgili en büyük risk yaz sıcaklarında yetersiz sıvı tüketimi nedeniyle artan pulmoner emboli olasılığıdır. Yeni teknoloji tedavi yöntemleriyle varislerden kısa sürede, anestezi almadan kurtulmanın mümkün olduğuna dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Semih Barlas varis sorunu yaşayanlara tedavilerini ertelememe tavsiyesinde bulundu. Varislerin oluşumu bacak venlerinin kapaklarının bozulup geri kaçırmaya başlamasıyla kendini gösterir. Bu kapak kaçağı, hafif, orta ve ileri düzeyde olabilir ve yol açtığı belirtiler de 'varis' diye tanımlanır. 1 mm'den daha ince olanından 3 mm'den daha kalın olanına kadar farklı renklerde ortaya çıkan kılcal damarlar, dizaltı ve özellikle bilek düzeyinde genelde günün akşam saatlerine doğru artan şişlik ve çorap izi kalması durumuna sebep olurlar. Alt bacakta kırmızı veya kahverengiye çalan renk değişimi,kaşıntı ve egzama benzeri durumlar, yine aynı bölgede 2-3 ay süreyle iyileşmeyen yaralar da işaretler arasındadır. Sabahtan akşama artan, hareketsizlikte kendini gösteren, yürüyünce geçen, uyumadan önce yorgandan ayakları dışarı çıkartma veya oynatma gereksinimi gibi konfor bozuklukları özetle varisin belirtileridir. Aşırı sıcaklar, bacaklardaki venleri genişletir ve ağrıya yol açar. Zonklama ve hassasiyet daha da artar. Olabildiğince gözenekli kumaşlardan yapılmış bol ve rahat kıyafetlerle vücut sıcaklığı düşürülmeye çalışılmalıdır. Yüzme ve yürüyüş egzersizleri baldır kaslarını çalıştırıp bacaklardaki dolaşıma yardımcı olur. Bu tavsiyelerin yanısıra bir de uyarıda bulunmak gerekir; şayet varis tedavisi görmediyseniz bronzlaşmak için güneşin altında çok kalmayın çünkü varislerinizle ilgili şikayetleriniz artacaktır. Sıcak yaz mevsiminde varis hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli şeylerden biri susuz kalmamaya özen göstermektir çünkü yetersiz sıvı alımı kanı koyulaştırır ve bacaklarda pıhtı oluşma tehlikesi artar. Söz konusu tablo, pulmoner emboli riskini de beraberinde getirir ve hayati bir sorun oluşturabilir. Bu yüzden varis sorunu olanların sıcak yaz ayarında mutlaka yeterli sıvı tüketimi gerçekleştirmesi gerekir. Yüzeysel Köpük Yönteminde 1-3 mm çapındaki kılcal damarlar çok ince iğnelerle içine köpüklü ilaç verilerek ortadan kaldırılıyor. Anestezi gerektirmiyor. Yüzeysel Lazer Tedavileri, yeni jenerasyon lazer cihazlarıyla ağrısız olarak yapılabiliyor. 0.5-1 mm çapındaki çok ince kılcallarda başarı sağlıyor ve hafif venöz yetmezlik durumlarında uygulanıyor. Anestezi gerektirmiyor. Ambulatuvar Flebektomi yöntemi, 3 mm'den daha kalın, spagetti makarna görünümlü kalın damarlara uygulanıyor ve lokal anesteziyle dikiş gerektirmeden gerçekleştiriliyor. Endovenöz Trunkal Ablasyon tedavisi, orta-ileri düzeydeki venöz yetmezlik durumlarında uygulanıyor. Lokal anestezi altında damarın içine yerleştirilen bir radyofrekans veya lazer kateterinin verdiği ısı yardımı ile sorunlu damar ortalama 12 dakikada büzüştürülüyor ve iptal ediliyor. Devreden çıkartılan sağlıksız damarın yerini, çevresindeki sağlıklı damarların alması sağlanıyor. Doppler Altında Kimyasal Ablasyon yönteminde ise ultrason görüntüleme altında damarın içine büzücü ilaç sıkılıyor. Genelde EVTA işleminin tamamlayıcısı olarak, orta-ileri venöz yetmezlik durumlarında kullanılıyor. Anestezi gerektirmeden yaklaşık 5 dakika içinde uygulanıp tamamlanıyor. Bacaklarınızda ister çok ince kılcal damarlar olsun, isterse spagetti görünümlü kalın damarlar, olayın sadece kozmetik değil, tıbbi bir boyutunun da bulunduğunu ve altta yatan bir damar hastalığı olduğunu unutmayın. Tedaviye başlamadan, mutlaka yatarak ve ayakta, çok ayrıntılı bir venöz doppler yapılması gerektiğini ve venöz yetmezliğin düzeyinin belirlenmesi gerektiğini unutmayın. Hafif (Grade 1-2) venöz yetmezlik saptanan durumlarda Yüzeyel Köpük Skleroterapi veya Yüzeyel Lazer'in yeterli olacağını; Orta-İleri (Grade 3-4) venöz yetmezlik saptanan durumlarda ise, altta yatan damar hastalığının ciddi boyutta olduğunu ve tedaviye öncelikle bu sorunun giderilmesi ile başlanması gerektiğini unutmayın. Size tedavi önerildiğinde, yöntemin/kullanılacak aletlerin uluslararası kalite standartlarına uyup uymadıklarını; işlemin yakın ve uzun dönem sonuçlarını hekiminize sormayı unutmayın."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2020/08/04/d-vitamini-eksikligi-halsizlik-ve-yorgunluga-sebep-olabiliyor", "text": "Dünyada ve ülkemizde sıkça rastlanan D vitamini eksikliği, yaygın vücut ağrısı, kas eklem ağrısı, sırt kalça ağrısının yanı sıra halsizlik ve yorgunluğa sebep olabiliyor. Çözüm olarak: Yumurta sarısı, süt, karaciğer ve balık tüketilmeli! Dünyada ve ülkemizde sıkça rastlanan D vitamini eksikliği, yaygın vücut ağrısı, kas eklem ağrısı, sırt kalça ağrısının yanı sıra halsizlik ve yorgunluğa sebep olabiliyor. D vitamini düzeyine bakılması tavsiyesinde bulunan uzmanlar, günlük 15-20 dakikalık güneş banyosu yapılmasını öneriyor. D vitamininin en fazla yumurta sarısı, süt, karaciğer ve balıkta bulunduğunu belirten uzmanlara göre, D Vitamini doktora danışılarak kullanılmalı. Dahiliye Uzmanı Dr. Ayhan Levent, D vitamini ve D vitamini eksikliğinde ortaya çıkan sorunlara ilişkin bilgi verdi. D vitaminin en önemli etkisinin kalsiyum, fosfor metabolizması ve kemik mineralizasyonu üzerine olduğunu kaydeden Dr. Ayhan Levent, \"D vitamin eksikliği çocuklarda rikets erişkinlerde ise osteomalaziye sebep olmaktadır. Yaygın vücut ağrısının, kas eklem ağrısının, sırt kalça ağrılarının, halsizlik yorgunluğun sebebi D vitamin eksikliği olabilir. Bunun dışında son yıllarda D vitamini eksikliğinin kardiyovasküler hastalıklar, metabolik sendrom, obezite, enfeksiyöz ve otoimmün hastalıkların da dahil olduğu birçok hastalık ile ilişkili olduğu bulunmuştur\" dedi. Ülkemizde ve dünyada D vitamini eksikliğinin yaygın olarak görüldüğünü kaydeden Dr. Ayhan Levent, sanayileşmiş ülkelerin çoğunda D vitamini eksikliği görüldüğünü, ülkemizde de yapılan bir çalışmada toplumun yüzde 70'inde D vitamin eksikliğinin saptandığına dikkat çekti. Vitamin D düzeyini değerlendirmek için 25 D düzeyine bakılması gerektiğini kaydeden Dr. Ayhan Levent, \"Bunun sebebi 25 D hem endojen D vitaminini hem de dışardan alınan D vitaminini göstermesidir. D vitamini eksikliği ile ilgili birçok çalışma yapılmış. Bu çalışmalara göre hastalara bakılan tetkikler sonunda 25 D düzeyi 20 ng/ml'den düşükse D vitamin eksikliği, 20-30 arasında D vitamin yetersizliği tanısı konulur. D vitamini için en ideal değer 25 D düzeyinin 45'in üzerinde tutulmasıdır\" dedi. \"Normal koşullarda insan vücudundaki D vitamininin yüzde 90'ı güneş ışınlarının etkisiyle deriden sentez edilmektedir\" diyen Dr. Ayhan Levent, \"Koyu cilt rengi veya yetersiz güneş ışığı maruziyeti nedeniyle sınırlı deri sentezi düşük D vitamininin en önemli sebebidir. Geriye kalan yüzde 10'luk kısım diyetle alınır.Diyette D vitamini en fazla yumurta sarısı, süt, karaciğer ve balıkta bulunur. Güneş ışınları ile sentez olmaksızın D vitamini sadece yiyeceklerle karşılanamaz\" diye konuştu. Dr. Ayhan Levent, özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerde günlük 15-20 dakika güneş banyosu yapmanın D vitamini sentezi için yeterli olduğunu kaydederek \"Daha fazla güneşe maruz kalmak daha fazla D vitamini sentezi anlamına gelmez. Aksine gereğinde fazla güneş ışınlarına maruz kalmak deriyi bozarak yaşlandırmayı artırdığı gibi, cilt kanserlerine de sebep olabilir\" uyarısında bulundu. D vitamin eksikliği saptanan hastaların hangi yaşta olursa olsun dışarıdan takviye alması gerektiğini vurgulayan Dr. Ayhan Levent, \"Dışarıdan başladığımız D vitaminlerinin tablet, damla ve ampul formları bulunmaktadır. Hastalarımızın tercihine ve durumuna göre bu formlardan herhangi bir tanesini tercih ediyoruz. D vitamini tedavisi kesinlikle doktor kontrolünde olmalıdır çünkü D vitamini eksikliğinin zararları olduğu gibi fazlalığı da zararlıdır. D vitamin fazlalığı böbrek taşlarına ve kalp ritim bozukluğuna neden olabilir. Bundan dolayı tetkik yapılıp D vitamin eksikliği saptanmadan kesinlikle ilaç tedavisine başlanmamalıdır\" diye konuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2020/08/04/kahvenin-azi-karar-fazlasi-zarar", "text": "Kahve içeriğinde, 1000'den fazla biyoaktif bileşik bulunduran karmaşık bir bileşik. Bunlardan sağlık üzerine etkili olanların kafein, diterpen alkoller ve klorojenik asit olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, \"Kardiyovasküler hastalıklar, kanser, diyabet, hipertansiyon, aritmi ve osteoporoz üzerinde etkili olduğu ve bazen de çelişkili çalışmalar mevcut. Kafein miktarı kahvenin türüne, kavrulma derecesi ve pişirme yöntemine göre farklılık gösterir. Hatta aynı standartlarda hazırlanan kahveler arasında da kafein miktarlarının farklı olabildiği görülmüş. Ortalama miktarlar verecek olursak 100-150 ml kahvenin ortalama 100 mg kafein içerdiği düşünülebilir\" dedi. Kahvenin yapısında kafeinden ziyade diğer bileşiklerin de antioksidan, antibakteriyel, kan şekeri dengeleyici, kan yağları düzenleyici etkilerinin bulunduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, \"Bu faydalı etkileri günlük 2-3 fincanı aşmamak üzere tespit edilmiş. Daha fazlası için zararlı etkilerini görebiliyoruz. Örneğin günlük 750 mg'dan fazla tüketilen kafein miktarı, kalsiyum ve magnezyum artışını arttırabiliyor. Bu da kemik sağlığı üzerinde olumsuz etki yapıyor. Hamilelik döneminde de kahve tüketimi günde 1-2 fincan olarak sınırlandırılmalı. Yine fazla miktarda kafein, uykusuzluk ve anksiyeteye sebep olabiliyor\" uyarısında bulundu. Kahve tüketiminin kalp damar hastalıkları riskini nasıl etkilediğine bakıldığında ise; 2-3 fincanda riski etkilemediğini ancak 4 fincan ve üzerine çıkıldığında riski arttırdığını gösteren deneylerin olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, \"Tansiyon konusunda ise tam bir sonuca ulaşılamamış. Bazı çalışmalar hafif bir yüksekliğe sebep olduğunu gösterirken, bazı çalışmalarda düşürdüğü bile tespit edilmiş. Kahvenin antioksidan içeriği sayesinde kansere karşı koruyu etkisi görüldüğü gibi; etkisiz olduğunu savunan deneyler de mevcut. Aynı durum diyabet ve osteoporoz için de geçerli. Bu konular henüz netlik kazanmadı\" dedi. Kahve tüketiminin güvenli dozlarda yani günlük 2-3 fincan olması halinde bunama, Alzheimer gibi ileri yaş hastalıklardan koruyabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, \"Parkinson ve depresyon ile ilgili olumlu ilişkileri de var\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/08/deprem-bolgesindekilere-nasil-yardim-edilebilir", "text": "Deprem bölgesine uzaktan yardım etmek isteyenler vatandaşlar, resmi kurumları takip ederek teyit edilmiş paylaşımlara göre hareket etmeli. Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde önceki gün saat 4.17'de 7,7; Elbistan ilçesinde saat 13.24'te 7,6 büyüklüğünde deprem olurken, Gaziantep'te de büyüklükleri 6,4 ile 6,5 olan iki deprem meydana geldi. 7,7 büyüklüğündeki depremin ardından saat 13.24'te bir deprem daha meydana geldi. Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi olan depremin büyüklüğü 7,6 olarak kaydedildi. Deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'da yıkıma yol açtı. Yapacağınız gönderimler için resmi kurumlardan yayımlanan ihtiyaç listelerini takip edin. Paylaşacağınız içeriğin doğruluğunu kesinlikle teyit edin. AFAD, Kahramanmaraş merkezli depremlerde 6 bin 234 kişinin hayatını kaybettiğini, 37 bin 11 kişinin yaralandığını açıkladı. \"AFET\" yazıp 2868'e göndererek (15 ) katkıda bulunabilirsiniz. Yardımda bulunmak isteyen vatandaşlarımız \"DEPREM\" yazarak 1866'ya SMS (20 TL) gönderebileceği gibi banka hesap numaraları üzerinden de bağış yapabilecektir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/08/deprem-cantasinda-olmasi-gerekenler", "text": "Deprem başta olmak üzere afetlerden hemen sonra ihtiyaç duyulabilecek malzemelerin yer aldığı Deprem Çantası yardım ekipleri ulaşana kadar afetzedelerin ihtiyaçlarını karşılamalarına kolaylık sağlıyor. Olası durumlarda yardım ekipleri ulaşana kadar afetzedelerin 72 saatlik ihtiyaçlarını karşılamalarına kolaylık sağlayan çantanın, deprem ya da afet öncesi hazırlanıp afetler sonrası kullanılması gerekiyor. Afetlerden hemen sonra ihtiyaç duyabileceğiniz malzemelerin bulunduğu bir Afet ve Acil Durum Çantanızın hazır ve ulaşılabilecek bir yerde olması önemlidir. Çanta, sorumlu olduğunuz kişi/kişiler ve varsa evcil hayvanlarınız için gerekli ihtiyaçları da içermelidir. Bir afet sonrası yiyecek, içecek ve acil ihtiyaçları temin edebileceğiniz yerlere ulaşamayabilirsiniz. Küçük yaralanmalarınız varsa bunları kendiniz giderebilirsiniz. Bu tip durumlar için afet çantanızın içinde olması gerekenleri doğru belirleyip, çantanızı kolay ulaşacağınız bir yerde saklamanız çok önemlidir. Afet ve Acil Durum Çantası sadece evinizde, iş yerinizde değil okulunuzda, sınıfınızda da olmalıdır. Bunun için öğretmeninizle birlikte ihtiyacınız olabilecek şeyleri belirleyip, çantanızı sınıfınızda öğretmeninizin kolay ulaşabileceği bir yerde saklamalısınız. Engelli bireylerin özel ihtiyaçlarıyla alakalı çantanızın içine eklemeniz gerekenleri de unutmamalısınız. İçinde bulunan yiyecek ve içecekleri düzenli olarak kontrol edip, bozulmadan nasıl saklamanız gerektiğini büyüklerinizden öğrenmelisiniz. Yüksek kalorili, vitamin ve karbonhidrat içeren, su kaybını önleyen ve dayanıklı gıdalar . Her bir aile üyesi düşünülerek yeterli içme suyu alınmalı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/08/uzmanlar-uyariyor-her-ailenin-bir-afet-plani-olmali", "text": "Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketi, deprem öncesinde alınması gereken önlemleri de gündeme getirdi. İSG Uzmanı Dr. Rüştü Uçan deprem gibi büyük afetlere hazırlıkta aile fertlerinin iş birliğinde hazırlanacak Aile Afet Müdahale Planına dikkat çekti. Aile Afet Müdahale Planı, bilinçli yaşamın bir gereğidir diyen Dr. Rüştü Uçan, evde yapısal ve yapısal olmayan tehlikelerin dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek yaşam üçgeni olabilecek, afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin belirlenmesi, tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerektiğini söyledi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Rüştü Uçan, deprem başta olmak üzere herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan hareket etmelerinin önemini hatırlattı. Dr. Uçan, Aile Afet Müdahale Planının tüm aile fertleriyle beraber mutlaka yapılması gerektiğini söyledi. Aile Afe Planının, \"herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plan\" olduğunu belirten Dr. Uçan, \"Herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin hepsi bir arada olabileceği gibi, yaşam koşulları gereği hepsi ya da bir kısmı bir arada olamayabilir. Bu nedenle herhangi bir afet durumunda aile bireylerinin paniğe kapılmadan doğru bir şekilde hareket edebilmesi için yapılması gereken plandır. Bu plan, bilinçli yaşamın çok önemli bir gereğidir ve aslında hayatın tüm konuları ile ilgili planlı yaşamak mutluluğun en temel şartlarından da birisidir.\" diye konuştu. Aile Afet Müdahale Planında bulunması gereken noktalara değinen Uçan, \"Bu planda aile bireylerine direkt veya dolaylı olarak ulaşılabilecek il içi/il dışı iletişim bilgileri, ayrı yerlerde bulunuluyorsa en uygun nerede ve nasıl bir araya gelinebileceği, bir araya gelme durumu söz konusu olamayacaksa neler yapılması gerektiği, aile bireylerine ait kişisel bilgiler ve kullanılan iletişim cihazlarının iletişimin daha etkin yapılabilmesi için teknik özelliklerinin yer alması önemlidir.\" dedi. Aile Afet Müdahale Planında iki sorumlunun belirlenmesi gerektiğini de vurgulayan Dr. Uçan, \"Planda aynı aile bireylerinde olduğu gibi varsa temizlik görevlisi, bebek bakıcısı, misafir gibi kişilere ait bilgilerin belirtilmesi, sahiplenilmiş evcil hayvanlarla ilgili bilgilerin belirtilmesi, planda birinci sorumlunun zor şartlarda kalması göz önüne alınarak ikinci sorumlunun belirlenerek gerektiğinde aynen birinci sorumlu gibi davranabilmesi için gerekenlerin belirtilmesi sağlanmalıdır.\" diye konuştu. \"- Ev ve iş yeri gibi yaşam alanlarının yapısal ve yapısal olmayan tehlikeler dikkate alınarak en güvenli ve riskli yerlerinin belirlenmesi öncelikli olmalıdır. - Yaşam alanlarının krokisinin çizilerek özellikle yaşam üçgeni olabilecek, - Afet ve acil durum çantası konulabilecek yerlerin, - Tehlikeli olabilecek yerlerin ve alternatif çıkış ya da kaçış yollarının belirtilmesi gerekir. - Yaşam alanlarında elektrik, doğalgaz ve su ana vanalarının/şalterlerinin, ilkyardım dolabının, yangın söndürme tüpünün, varsa kimyasal ya da tehlikeli maddelerin, ışıldak gibi malzemelerinin bulunduğu yerlerin krokide belirtilmesi gerekir.\" diye konuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/17/deprem-ani-icin-evinizdeki-guvenli-yerleri-ogrenin", "text": "Depremlerde en önemli tedbirlerden biri de evlerin hangi bölümlerinin daha güvenli olduğunu bilmekten geçer. Devrilen eşyaların bulunduğu odalar, tehlike arz ederken, sarsıntı sırasında başınıza düşecek cisimlerden de kendinizi korumanız gerekmektedir. Bu nedenle evinizde güvenli yerleri önceden tespit etmeniz hayati önem taşır. Genellikle apartmanların dış duvarları tehlikelidir. Deprem anında buralardan uzak durmaya çalışın. Koridorlar çoğunlukla iç duvarlarla çevrelendiklerinden daha güvenlidir. Sarsıntı sırasında başınıza düşecek cisimlerin olduğu yerler, Pencere kenarları, hem dış duvar olduklarından hem de camları kırılabileceğinden tehlikelidir. - Odada - Salonda - Oturma odasında - Banyo ve tuvalette - Mutfakta - Elektrik sigortaları - Gaz vanası - Su vanası Depremden sonra eviniz hasar gördüyse bir büyüğünüze elektrik sigortalarını, gaz ve su vanalarını kapatmasını hatırlatın, gerekirse yerlerini gösterin."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/17/deprem-aninda-neler-yapmalisiniz", "text": "Depremlerde can ve mal kayıplarının artmasının en önemli nedenlerinden biri de sarsıntı sırasında kişilerin kendilerini nasıl koruyacaklarını ve ne yapmaları gerektiğini bilmemeleridir. Peki, deprem anında ne yapmanız gerekiyor? İşte yanıtı... Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durunuz. Varsa sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek veya uzanarak kendinize hayat üçgeni oluşturun. Başınızı iki elinizin arasına alarak veya bir koruyucu malzeme ile koruyun. Sarsıntı geçene dek bekleyin. Güvenli bir yer bulup, diz üstü ÇÖK, baş ve enseyi koruyacak şekilde KAPAN, düşmemek için sabit bir yere TUTUN hareketini yapın. Deprem sırasında sarsıntı durana kadar olduğunuz yerde kalın. Cam, pencere, dışarıya bakan duvar ve kapılardan, aydınlatma tesisatı veya armatürü gibi üzerinize düşecek her tür eşyadan uzak durun. Sarsıntı başladığında yataktaysanız orada kalın. Üzerinize düşecek ağır bir eşya yoksa bir yastıkla başınızı koruyun; varsa en yakındaki güvenli alana geçin. Size yakın çok sağlam ve yüke dayanıklı bildiğiniz bir kapı değilse, kapıyı kullanmayın. Çoğu iç mekan kapısı basitçe inşa edilmiştir ve sizi korumaktan uzaktır. Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın. Sarsıntı bitene kadar içeride kalın, ancak sarsıntı bitince dışarı çıkmak güvenlidir. Sarsıntı sırasında binayı terk etmeye çalışmayın. Araştırmalar, çoğu yaralanmanın bina içinde hareket ederken veya dışarı çıkmaya çalışırken oluştuğunu göstermektedir. ACİL DURUMLARI ve YANGINLARI bildirmek dışında telefonları KULLANMAYIN. Kibrit ve çakmak YAKMAYIN, elektrik düğmelerine DOKUNMAYIN. Tekerlekli sandalyede iseniz tekerlekleri kilitleyerek başınızı ve boynunuzu korumaya alın. Mutfak, imalathane, laboratuvar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın vb. cihazları kapatın. Dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşın. Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatın; soba ve ısıtıcıları söndürün. Diğer güvenlik önlemlerini alın; daha önceden hazırlanmış acil durum çantası ile gerekli olan eşya ve malzemeyi yanınıza alarak binayı daha önce tespit ettiğiniz yoldan derhal terk edip toplanma bölgesine gidin. Her büyük depremden sonra mutlaka artçı deprem olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girmeyin. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapmanız gerekenleri yapın. Enerji hatlarından, diğer binalardan, direklerden, ağaçlardan ve duvar diplerinden uzaklaşın. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olun. Toprak kayması, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunmayın. Böyle bir ortamda bulunuyorsanız, en seri şekilde güvenli bir ortama geçin. Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olun. Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olun. En büyük tehlike binaların dış duvarlarının yıkılmasıdır. Depremlerdeki ölümlerin önemli bir kısmını bina içinden dışarı kaçarak enkaz altında kalanlar oluşturabilmektedir. Deprem sırasındaki yer hareketi nadiren ölüme veya yaralanmaya sebep olur. Depremle ilgili çoğu ölüm çöken duvarlar, parçalanan camlar ve düşen eşyalardan kaynaklanmaktadır. Araç kara yolunda seyir halindeyken sarsıntı olursa ve bulunduğunuz yer güvenli ise yolu kapatmadan, sağa yanaşıp durun. Kontak anahtarını yerinde bırakıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde kalın. Sarsıntının geçmesini ihtiyatla bekleyin. Depremde hasar gören yol, köprü ve rampaları kullanmayın. Normal trafikten, ağaçlardan, direklerden ve enerji nakil hatlarından mümkün olduğu kadar uzaklaşın. Ancak sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gidin. Araç meskun mahallerde ise ya da güvenli bir yerde değilse aracı durdurun; kontak anahtarını üzerinde bırakarak aracı terk edin ve açık alanlara gidin. Bir tünelin içinde iseniz ve çıkışa yakın değilseniz, aracınızı durdurup aşağıya inin ve aracınızın yanına yan yatarak ayaklarınızı karnınıza çekin, ellerinizi de başınızın üstüne kavuşturun. Kapalı bir otoparkta iseniz; arabanızın dışına çıkıp yanına yatın. Üzerinize yıkılacak tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki ezecek, ama yok etmeyecektir. Araç içinde olduğunuz takdirde, üzerinize düşen bir parça ile ezilmenize sebep olabilir. Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inmeyin. Elektriğe kapılabilir veya diğer bir trenin çarpması ile zarar görebilirsiniz. Trenin içinde sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunun. Metro veya tren personeli tarafından verilen talimatları izleyin. Ağzınızı ve burnunuzu mendil ya da kıyafetinizle kapatın. Borulara ya da duvarlara vurarak yerinizi arama kurtarma ekiplerine bildirmeye çalışın ve ıslık çalın. Bağırmayı son çare olarak kullanın. Çünkü bağırmak tehlikeli boyutlarda toz yutmanıza neden olabilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/02/17/deprem-oncesi-alinmasi-gereken-onlemler", "text": "Yerleşim bölgeleri titizlikle belirlenmelidir. Kaygan ve ovalık bölgeler iskana açılmamalıdır. Konutlar gevşek toprağa sahip meyilli arazilere yapılmamalıdır. İmar planında konuta ayrılmış yerler dışındaki yerlere ev ve bina yapılmamalıdır. Dik yarların yakınına, dik boğaz ve vadilerin içine bina yapılmamalıdır. Çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlarda bina yapılmamalıdır. Dolap üzerine konulan eşya ve büro malzemeleri kayarak düşmelerini önlemek için plastik tutucu malzeme veya yapıştırıcılarla sabitlenmelidir. Soba ve diğer ısıtıcılar sağlam malzemelerle duvara veya yere sabitlenmelidir. Dolaplar ve devrilebilecek benzeri eşyalar birbirine ve duvara sabitlenmelidir. Eğer sabitlenen eşya ve duvar arasında boşluk kalıyorsa, çarpma etkisini düşürmek için araya bir dolgu malzemesi konulmalıdır. Tavan ve duvara asılan avize, klima vb. cihazlar bulundukları yere ağırlıklarını taşıyacak şekilde, duvar ve pencerelerden yeterince uzağa ve kanca ile asılmalıdır. İçinde ağır eşyalar bulunan dolap kapakları mekanik kilitler takılarak sıkıca kapalı kalmaları sağlanmalı. Tezgah üzerindeki kayabilecek beyaz eşyaların altına metal profil koyarak bunların kayması önlenmelidir. Zehirli, patlayıcı, yanıcı maddeler düşmeyecek bir konumda sabitlenmeli ve kırılmayacak bir şekilde depolanmalıdır. Bu maddelerin üzerlerine fosforlu, belirleyici etiketler konulmalıdır. Rafların önüne elastik bant ya da tel eklenebilir. Küçük nesneler ve şişeler, birbirlerine çarpmayacak ve devrilmeyecek şekilde, kutuların içine yerleştirilmelidir. Gaz kaçağı ve yangına karşı, gaz vanası ve elektrik sigortaları otomatik hale getirilmelidir. Binadan acilen çıkmak için kullanılacak yollardaki tehlikeler ortadan kaldırılmalı, bu yollar işaretlenmeli, çıkışı engelleyebilecek eşyalar çıkış yolu üzerinden kaldırılmalıdır. Geniş çıkış yolları oluşturulmalıdır. Dışa doğru açılan kapılar kullanılmalı, acil çıkış kapıları kilitli olmamalıdır. Acil çıkışlar aydınlatılmalıdır. Karyolalar pencerenin ve üzerine devrilebilecek ağır dolapların yanına konulmamalı, karyolanın üzerinde ağır eşya olan raf bulundurulmamalıdır. Tüm bireylerin katılımı ile \"Afete hazırlık planları\" yapılmalı, her altı ayda bir bu plan gözden geçirilmelidir. Zaman zaman bu plana göre nasıl davranılması gerektiğinin tatbikatları yapılmalıdır. Bir afet ve acil durumda eve ulaşılamayacak durumlar için aile bireyleri ile iletişimin nasıl sağlanacağı, alternatif buluşma yerleri ve bireylerin ulaşabileceği bölge dışı bağlantı kişisi belirlenmelidir. Önemli evraklar kopyaları hazırlanarak su geçirmeyecek bir şekilde saklanmalı, ayrıca bu evrakların bir örneği de bölge dışı bağlantı kişisinde bulunmalıdır. - Kolayca ulaşılabilecek bir yerde tutulmalıdır. - Yeri herkes tarafından bilinmelidir. - Duvara sıkıca sabitlenmelidir. - Her yıl ilgili firma tarafından bakımı yapılmalıdır. - Bir kez kullanıldıktan sonra mutlaka tekrar doldurulmalıdır. - Binalarda asansörlerin kapı yanlarına \"Deprem Sırasında Kullanılmaz\" levhası asılmalıdır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/06/21/5-adimda-tatil-valizi-nasil-hazirlanir", "text": "Birkaç kilit parça ve stratejik bir yerleştirmeyle hazırlayacağınız valizinizle birlikte yılın en güzel mevsimlerinden yazın heyecanına kendinizi bırakabilirsiniz. Tatil sezonunda özellikle gittiğimiz bölgeye göre bazen konforumuzun bazense şıklığımızın ön planda olabileceği pek çok parçayı valizimize eklerken çoğu zaman bu hazırlık süreci gerçek bir uğraşa dönüşebiliyor. Eğer sizde tatile gitmeden önce valizinize ne eklemeniz gerektiğinden emin olamıyor veya hem pratik hem de şık bir tatil valizi hazırlamak istiyorsanız 7 adımlı önerilerimizi inceleyebilirsiniz. Çıkacağınız tatilin süresini göz önünde bulundurarak yeterli sayıdaki parçayı valizinize eklerken bu parçaları önceden kombinlemiş olmanız işinizi oldukça kolaylaştırabilir. Günlerinizi daha çok sahil şeridinde geçireceğiniz bir tatile çıkacaksanız yanınıza alacağınız parçalarda mavinin yanı sıra yeşilin soğuk tonlarına da yer verebilirsiniz. Eğer gittiğiniz bölgeyi keşfetmek üzere turistik bir gezi planladıysanız tavsiyemiz sezonun öne çıkan polo yaka tişörtlerine valizinizde yer vermeniz. Püf nokta: Tatil valizinizde belli bir renk paletine sadık kalmak ve özellikle birbiriyle kombinlenebilir parçalara yer vermek fazladan kıyafet taşımanızın önüne geçebilir. Her ne kadar yaz mevsimi hava durumu bakımından sürprizlere pek fazla yer vermiyor olsa da özellikle daha önce bulunmadığınız bir bölgeye tatile gidiyorsanız hava şartlarını önceden kontrol ederek valiz hazırlamak kıyafet ve ayakkabı tercihinizde belirleyici kriter olabilir. Püf nokta: Her ihtimale karşı gideceğiniz bölgenin iklim koşullarını göz önünde bulundurarak yanınıza bir çift çorap, ince bir yağmurluk veya rahat bir keten pantolon alabilirsiniz. Özellikle ayakkabı ve şapkalarınız bavulunuza yerleştirirken kısıtlı alanı iyi değerlendirmek için valiz düzenlemenizi stratejik olarak planlamanız kurtarıcı olabilir. Bunun için en çok yer kaplayacak olan ayakkabınızı yolculuk sırasında giymeyi tercih edebilir, hassas eşyalarınızı valizinizin içindeki kıyafetlerinize sarabilir veya rulo haline getirdiğiniz kemerinizi gömlek yakalarınızın içine yerleştirebilirsiniz. Püf nokta: Stratejik bir yerleştirme, valizinizdeki bütün alanı değerlendirmenizi sağlayabilir. Valizinizde boş bir alan görünüyorsa alandan maksimum verim elde edeceğiniz doğru yerleştirmeyi yapamamış olabilirsiniz. Özellikle ziynet eşyalarınızı, paranızı ve hatta şarj aleti gibi teknolojik cihazlarınızı valizinize koymak yerine yolculuğunuz boyunca yanınızda olacak çantanızda taşımanız hem pratik hem de daha güvenli bir seyahat yöntemi olabilir. Seçtiğiniz ideal boy valizin çok gözlü bölümlerden oluşması aksesuarlarınızı, kozmetik eşyalarınızı, iç çamaşırlarınızı ve kişisel bakım ürünlerinizi yerleştirebileceğiniz düzenli ve kullanışlı olan ufak saklama alanları vadedebilir. Tatilinizde yanınızda götüreceğiniz kişisel bakım ürünlerinde de tercihinizi seyahat boydan yana kullanmak veya seyahat boyunu bulamadığınız ürünleri bu boydaki saklama kaplarına ve şişelerine aktarmak da oldukça pratik olabilir. Kıyafetlerinizi taşırken ise kırışmasından endişe etmediğiniz kıyafetlerinizi rulo katlama yöntemiyle yerleştirebilirsiniz. Eğer bu yöntem sizin için uygun değilse kıyafetlerinizi vakum torbalara ve kilitli poşetlere de yerleştirebilirsiniz. Böylece kombinlerinizi günlerine ayırarak valizinizde hem bir düzen sağlayabilir hem de size pratiklik kazandıracaktır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/faydali-bilgiler/2023/12/07/hayatimizdaki-kargasa-phubbing", "text": "Akıllı telefonunuzun ekranına normalin çok üstünde süreyle bakıyor ve çevrenizdeki kişilerle iletişim kurmuyorsanız, tebrikler: Phubber'sınız. Bu yazı Esquire Türkiye 195. sayısında yayımlanmıştır. 90'LARDAN 2000'LERE GEÇTİĞİMİZ DÖNEMDE \"skinny\" kotlarım dolabımdaki yerlerini kargo pantolonlarına bırakmış, müzik CD'lerim kutulara kaldırılmış ve tam bin şarkılık hafızası olan ilk Apple iPod'um hayatımın en heyecan verici oyuncağı olmuştu. Daha önceki on yıllık dönemlere göre daha huzurlu ve refah düzeyinin daha yüksek olduğu bir periyottu 90'lar. Sovyetler Birliği parçalanması ile on yıllar süren Soğuk Savaş bitmiş, Berlin Duvarı yıkılmış, popüler kültür sayesinde sanatsal yaratıcılık zirve yapmıştı. 90'lar, müzik endüstrisinde de yeni türlerin ve alt türlerin gelişmesine yol açan bir değişim ve deney zamanıydı. O dönemde yetişmiş ve o dönemin havasını solumuş olmaktan dolayı kendimi hep çok şanslı hissettim. Koronavirüsün hayatımıza girmesi ile kendimizi gene en huzur aldığımız o 90'lı senelerde bulduk. Friends izledik, o dönemin muhteşem şarkılarında huzur aradık. 35mm film ile çekilmiş çocukluk fotoğraflarımız 90'ların ne kadar zamansız olduğunu kanıtlarcasına özenle yapılmış albümlerden karşımıza çıktı. WhatsApp gruplarımızı renklendirdi. Son 25 senede yaşadığımız dijital gelişimin faydaları ve hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığı tabii ki yadsınamaz bir gerçek. Gelgelelim, teknoloji aynı zamanda bize anda kalabilmeyi, düşünmeyi, meraklı bireyler olmayı unutturdu. 7'den 70'e dikkat genişliğimiz daraldı. Navigasyonsuz kendi evimizin yolunu bulamaz olduk. Bir kafede, bir tatilde ya da herhangi bir ortamda beraber olduğumuz insanları görmezden gelerek onlarla geçirdiğimiz zamanın kalitesinin düşmesine sebebiyet verdi ve sonunda \"phubbing\" diye yeni bir terminoloji ile tanıştık. Kökeni İngilizce olan phubbing kavramı, \"phone\" ismi ve \"snubbing\" fiilinin birleşimi ile oluşmuş. Anlamı kısaca, gelişmekte olan teknolojinin kişilerin sosyal ve kültürel yaşamına olumsuz etkileri olarak ifade ediliyor. Henüz bir Türkçe karşılığı olmayan bu terim, akıllı telefonunuzun ekranına normalin çok üstünde süreyle bakmanız ve çevrenizdeki kişilerle iletişim kurmadığınız anlamına geliyor. Phubbing yapan kişiye ise \"phubber\" deniyor. Amerika'da phubbing kurbanı Austin'lı Brandon Vezmar'ın ilginç hikayesini paylaşmak isterim. Beraber sinemaya gittiği kız arkadaşı film sırasında Vezmar'ın uyarılarına rağmen elinden telefonunu bırakmayınca, Vezmar çareyi gecenin sonunda bilet parasını kız arkadaşından geri almayı istemekte bulmuş. Kız arkadaşı bu isteğini reddedince, Vezmar yasal işlem başlatarak konuyu bir ileri seviyeye taşımış. Nottingham Trent Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre akıllı telefon kullanıcıları günde ortalama 85 defa telefonlarına giriş yapıyorlar. Stratejik pazarlama şirketi McCann'e göre ise millenyum neslinin yüzde 87'si SMS ile mesajlaşmayı yüz yüze görüşmeye tercih ediyor ve bir yemek süresince ortalama olarak 36 defa yemek yediği insanları phubbing'e maruz bırakıyorlar. Computers in Human Behaviour isimli bilim dergisi ise phubbing kurbanı kişilerin öfke, anksiyete, kıskançlık gibi duygulara kapıldıklarından bahsediyor. Ben phubber'ların sadece çevrelerine değil kendilerine de ihanet ettiğini düşünen taraftayım. Eğer siz de zamanla bu alışkanlığı edindiyseniz ve sosyal çevreniz içerisinde \"asosyal\" bir birey haline gelmeye başladıysanız ya da çıktığınız bir seyahati tam anlamıyla yaşayamıyorsanız tehlike çanları sizin için de çalıyor demektir. Yazın yaklaşmasıyla hepimiz seyahat planlarımızı yapmaya başladık. \"Seyahat\" teknolojinin tam anlamıyla yerine koyamayacağı yegane alanlardan biridir. Yola çıkan kişinin problem çözme yeteneği gelişir, önyargıları ortadan kalkar ve en önemlisi, insanlarla iletişim kası kuvvetlenir. İşte bu yüzden siz de bu yaz sanki 90'lardaymışsınız gibi seyahat edin. Dakika başı fotoğraf çekmeden, tecrübenizin sosyal medyadan onaylanma kaygısına düşmeden, etrafınızdakileri yok saymadan ve anın güzelliğini yaşayarak. Siz siz olun ama siz bir \"phubber\" olmayın çünkü asıl amaçlarından birinin deneyimlemek olduğu seyahatten bir deneyim yaşamadan evinize dönüyorsanız çok büyük bir ironi içine düşmüşsünüz demektir. 90'larda ağzımızdan düşmeyen \"Sweet Dreams\" şarkısı ile Eurythmics ne güzel betimlemiş anlatmak istediklerimi: \"I travel the world and the seven seas. Sweet dreams are made of this. Who am I to disagree?\" O halde ben de \"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?\" tartışmasına 90'ların bakış açısı ile son noktayı koyarak yazımı bitiriyorum. Çok gezen bilir; gezmeyi bilene, anı yaşayabilene."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/12/tyson-duz-dunya-teorilerine-karsi-cikiyor", "text": "Ünlü astronom Carl Sagan'nın öğrencisi ve modern fiziğin en popüler isimlerinden Neil deGrasse Tyson, düz dünya teorilerine cevap verdi. Neil deGrasse Tyson, YouTube'daki StarTalk kanalıyla milyonlarca insana evreni, bilimi ve fiziği ünlü konuklarıyla açıklıyor. Kendisinin düz dünyacılara karşı tavrı ise oldukça derece net. Programının yeni bölümünde konuğuna Dünya'nın neden yuvarlak olduğunu soran Tyson, \"Dünya yuvarlıktır, çünkü uzaydan çekilmiş görüntüleri var\" cevabını aldıktan sonra bazı açıklamalarda bulundu. Yeni kitabı Hurry ile açıkladığı astrofizik gerçeklerine dayanarak düz dünyacıların açıklamalarına değinen ünlü bilim insanı, evrendeki hemen hemen her şeyin küresel olduğuna dikkat çekti. Tyson, enerji ve fiziğin nasıl çalıştığına dair ayrıntılı bir açıklama yaptı. Evrenin küresel şekil oluşturmaya yönelik fiziki gerçeklerle işlediğini belirten bilim insanı, düzlüğün mümkün olmadığına yönelik bilimsel tezler sundu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/13/cilgin-turkler-gaza-basti-1520954614", "text": "İngiltere Premier Ligi'nin iki başarılı Türk yıldızı ünlü markaların da gözdesi oldu. Mesut Özil'den sonra şimdi de İlkay Gündoğan, Mercedes'in AMG modelinin yüzü oldu. Ülkemizi İngiltere Premier Ligi'nde başarıyla temsil eden Mesut Özil ile İlkay Gündoğan, yeşil sahalardaki performanslarıyla dünyaca ünlü markaların da gözdesi oldu. Arsenalli Özil'den sonra şimdi de Manchester City forması giyen Gündoğan, Mercedes'in yüzlerinden biri oldu. Önceki gün Mercedes'in AMG modelinin yüzü olduğunu açıklayan 27 yaşındaki İlkay Gündoğan, büyük ses getirdi. Gündoğan da yaptığı anlaşma gereği tıpkı 29 yaşındaki Mesut Özil gibi artık Mercedes dışında bir marka araba kullanamayacak. Bu arada İlkay Gündoğan'ın yaklaşık 4 aydır aşk yaşadığı 2016 Ukrayna Güzeli Catherine Ramos da önceki gün Cenevre'deki otomobil fuarından 'Mercedes AMG' fotoğrafı paylaşıp sevgilisine destek verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/14/gigi-hadid-ve-zayn-malik-ayrildi-1521044255", "text": "Victoria's Secret meleği Gigi Hadid ve İngiliz popçu Zayn Malik'in iki yıllık ilişkilerini sonlandırdığı belirtildi. İki yıldan fazla bir süredir birlikte olan süper model Gigi Hadid ve One Direction'ın eski üyesi şarkıcı Zayn Malik'in bu ayın başında ayrıldığı açıklandı. The Sun gazetesinin haberine göre, daha önce nişanlandıkları iddia edilen ikilinin yoğun iş temposu ve süregelen uzun seyahatleri nedeniyle birbirlerine vakit ayıramadıkları için yollarını ayırma kararı aldı. İngiliz gazetesine konuşan bir kaynak; ikilinin ayrılmasına ilişkin, \"Onlar artık sevgili değiller, ancak birbirlerini desteklemeye ve yakın ilişki içinde olmaya devam edecekler. Gerçek şu ki, onlar çok uzun zamandır birlikteydi ve farklı şekilde olgunlaştılar. Sahip oldukları çılgın iş temposu ise her ilişkiye baskı uygulayabilecek türden. Ancak bu acıklı bir ayrılma öyküsü değil. İkisinin aldığı ortak bir karar, gelecekte yeniden bir araya gelme fikrine kimse olumsuz bakmıyor, ama onların hayatlarında yapmak istedikleri şeyler birbirinden farklı. Kafalarında farklı bir planlar var.\" ifadelerini kullandı. Malik, Instagram hesabından üstsüz bir fotoğrafını, daha önce Gigi Hadid'in gözlerini dövme olarak yaptırdığı göğsünü net gösterecek şekilde, paylaşarak; \"Hayat size limon atmaya başladığında onları yakalayın ki lanet olası yüzünüz yaralanmasın.\" notunu düştü. Şarkıcının gönderisi, hayranları tarafından Hadid'e ayrılık sonrası bir gönderme olarak yorumlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/14/yeni-baslayanlar-icin-stephen-hawking", "text": "Kimileri onu yüzyılın en büyük dahisi olarak görüyor, kimi de gereğinden fazla popülist bulup eleştiriyor. Hangi alanla ilgilendiğini bilsek de, bilmesek de bir şekilde onu hepimiz tanıyoruz. Hem de yüzyılımızdaki hiçbir bilim insanına nasip olmadığı şekilde... Bu yazı, Oscar adaylarından 'Her Şeyin Teorisi'nde hayatı konu edilen Hawking'i yakından tanımak isteyenler için. Ortak beğeniye hitap eden; her albümü, her kitabı dünyadaki milyonlarca insan tarafından alınan ve çılgınca takip edilen yıldızlardan biri değil. Ününü kanı kaynatacak müziklerin kulaklara bir çırpıda girebilmesinden doğan bir yoldan kazanmadı. Üstelik bu ünü daha da arttıracak bir güzelliğe ve Photoshop'la gelen bir kusursuzluğa sahip hiç değil. Ama yine de dünyada Madonna ne kadar tanınıyorsa o da o derece biliniyor. Hatta yazdığı kitap, Madonna'nın cinsellik hakkındaki kitaplarından daha fazla sattı. Konusu çok az insanın ilgilendiği evrenbilim olmasına, evrenin başlangıcını anlamaya çalışan teoriler geliştirmesine, kendisi ise bırakın yürümeyi, konuşamıyor olmasına rağmen. Adı, Stephen Hawking. Kimilerine göre yüzyılın en büyük dahisi... Eski eşi Jane Wilde'ın yazdığı Sonsuzluğa Yolculuk/Stephen'la Hayatım adlı kitabından uyarlanan 2014 yapımı 'Her Şeyin Teorisi' adlı film vesilesiyle bir kez daha hatırladığımız Hawking'le ilgili ilginç şeylerden biri de, bu kadar tanınmasına karşın, onun hakkında hepimizin çok az şey biliyor oluşu. Ya da yazımıza dek 'oluşuydu'. 8 Ocak 1942'de, yani hayranı olduğu Galileo'nun ölümünden tam 300 yıl sonra doğdu. Ailesi II. Dünya Savaşı'ndan kaçmak için Londra'nın kuzeyinden Oxford'a taşındığı için kimliğinde doğum yeri 'Oxford' yazıyor. Babası eczacı olmasını istediği halde matematik üzerine eğitim almak istiyordu. Oxford'da matematik eğitimi yeterli olmadığı için fizik bölümünü seçti. Neşeli biriydi, Wagner dinlemeye bayılırdı, kürek takımındaydı; ancak hayatını kaplayan asıl şey, fizikti. Günde bir saat bile çalışmadığı bölümden onur derecesiyle mezun oldu. Daha da önemlisi, gelecekte mühim bir adam olacağından kesinlikle emindi. Filmi hatırlayın. Bir yılbaşı partisinde Jane Wilde'la tanışan Stephen, ona 'kozmolog' olacağını söyler. Teorik fizik alanında ilerlemek, evrenin başlangıcı hakkında teoriler üretmek istemektedir. Dünyaca ünlü evrenbilimci Fred Hoyle'la çalışabilmek için Oxford'dan ayrılıp Cambridge'e gider, ama profesörle çalışmak için yaptığı başvuru reddedilir. Danışmanı, daha önce adını hiç duymadığı Dennis Sciama olur. Sciama, Fred Hoyle gibi evrenin herhangi bir başlangıcı ya da sonu olmadığını, evrenin genişlediğini savunan 'durağan durum teorisi'ni savunan bir fizikçidir. Stephen, onu reddeden Fred Hoyle'un ortaya koyduğu teori üzerine çalışan bir öğrencinin yanına yaklaşır ve profesörün haberi olmadan, onunla çalışmaya başlar. Profesörün bir toplantısında, \"Sorusu olan var mı?\" cümlesine, \"Bazı değerler yanlış.\" diye cevap verir Hawking. \"Nereden biliyorsun?\" der, kızgınlıkla profesör. Hawking'in cevabı acıtıcı olur: \"Onu ben buldum da oradan biliyorum.\" Salon kahkahalara boğulurken sıradan bir lisansüstü öğrencisi, tanınan biri olmuştur bile. Üniversiteye yetişmeye çalışırken düştüğünde 21 yaşındaydı. Bu düşüş, onu bir anda dünyanın en talihsiz; ama aynı zamanda en talihli insanı yaptı. Sonraki bir gün ayakkabı bağcığını bir türlü bağlayamadığını fark etti. Geçmeyen uyuşmanın motor nöron hastalığından ileri geldiği ortaya çıkmıştı. ALS diye bildiğimiz hastalıkta, zamanla diğer kasları da çalışmaz hale gelecek, bir tedavi uygulanamayacak ve en fazla iki yıl yaşayacaktı. Evrenin sırlarını çözmeye kendisini adamak için zamana ihtiyacı olan birine göre bu, şüphesiz büyük bir yıkımdı. Genç fizikçi, depresyona girdi ve kendisini iki üç ay odasına kapattı. Onu odasından çıkarıp hayata döndüren kişi ise, iki yıldır birlikte olduğu sevgilisi Jane Wilde oldu. Bildiğimiz şeyse şu: Fiziksel yetenekleri yerine zihinsel yeteneklerini kaybetseydi, kesinlikle ötenazi isterdi. Gördük ki Hawking, engeller senin için değil. Motor nöron hastalığı, Hawking'in kaslarını yavaş yavaş işlemez hale getiriyordu. Bugün artık yalnızca birkaç kası hareket edebiliyor. Bırakın yürümeyi; yemeğini tek başına yiyemiyor, ihtiyaçlarını göremiyor. Hastalığının 20. yılında, başına daha kötüsü geldi. Dünyadaki pek çok konferansa gidip teorilerini anlatan Hawking, gırtlak ameliyatından sonra konuşma yetisini de kaybetti. Elleri tutmadığı için yazı da yazamıyordu. Onun için imlece basarak harfleri seçmesini sağlayan bir sistem geliştirildi. Bilgisayar ekranına yazılanları sese dönüştüren bir yazılım sayesinde konuşmalarına devam edebildi. Stephen, bugün onu tanımamızı sağlayan Zamanın Kısa Tarihi, Büyük Tasarım, Ceviz Kabuğundaki Evren, Karadelikler ve Bebek Evrenle ve Zamanın Daha Kısa Tarihi gibi kitaplarını, bir imlece saatlerce basarak (dakikada 10 kelime hızıyla) ve düzeltme imkanı dahi olmadan yazdı; karısı da dizdi. Böylesi bir durumda, depresyona girip kenara çekilmeyi asla düşünmedi; bırakın herhangi bir kitabı, evrenin yapısı hakkında yeni teoriler içeren, bilim dünyasını değiştirecek satırlar kaleme alarak hiçbir engeli tanımadığını gösterdi. 12 bilinmeyenli denklemleri zihninden çözebilen, üstün zekalı kişilere yönelik Mensa testinden 248 puan alan Hawking'le ilgili okulunda da pek çok hikaye anlatılıyor... Yüksek lisans yaptığı sıralarda akademisyenlerden biri, içinde onun da bulunduğu araştırma grubundan Elektrik ve Manyetizma adlı zor bir metinden 13 problemi çözebildikleri kadarını çözmelerini ister. Beklentisi, bir ya da iki problem çözmeleridir. Öğrenciler haftalarca çalışırken Stephen oralı olmaz. Teslim günü, kağıt bulamadığı için bir broşürün üzerine hızlıca çözümler yapar. Sınıftaki herkes en fazla iki soruyu yanıtlayabilmiştir. Stephen ise, kağıt bulamadığı ve problemlerden yalnızca 10'unu çözebildiği için özür diler!\" Zaten yanılsa da bunu kabul edecek kadar rahat biridir. Gülerek, \"Higgs bozonuyla ilgili girdiğim iddiada 100 dolar kaybettim.\" demesi de bunu kanıtlıyor. Hawking, danışmanı Sciama'nın araştırma grubuna dahil olduğunda henüz ne üzerine çalışacağını bilmiyordu. Önemli bilim insanlarının yetiştiği bu grupta, doktora tezi konusunu en geç bulan isimlerden biriydi. Tezinde, evrenin başlangıcının 'tekillik' içerdiğini, yani büyük patlamayla oluştuğunu ve giderek genişlediğini söyleyerek evrenbilime büyük bir katkıda bulundu. Bir tesellimiz var Hawking: Dahi olman ilişkilerine yardım etmiş görünmüyor. ölecekse de Stephen'ın yanında olmaya karar verdi. Hawking, ALS hastalarının çok azına nasip olacak şekilde yıllarca yaşadı; Jane ise 1965'in Temmuz'undan boşanacakları güne dek 26 yıl boyunca Stephen'a baktı, sağlık sigortası olmamasına rağmen maddi anlamda da büyük uğraş verdi ve kendisinin dilbilim çalışmalarını engellese de onu sevmekten vazgeçmedi. Lucy, Robert ve Timothy adında üç çocukları ve üç de torunları oldu. Jane, kendisine zaman ayırabilmek için katıldığı kilise korosunun şefi Jonathan'la daha fazla vakit geçirmeye başladı. Jonathan, Stephen'ın bakımını da üstleniyordu. Stephen, yeni bakıcısı Elaine Mason'la tanışana dek Jonathan'la Jane'in yakınlaşmasına ses çıkarmadı. Ancak o tarihten sonra (1991) boşandı ve bakıcısıyla evlendi. (1995) 2006 yılında onlar da boşandı. Kimileri onu çağın en büyük bilim insanı olarak görüyor, kimileriyse onun hastalığı ve sivri sözlerinden ötürü ünlü olduğunu ve ondan daha büyük bilim insanlarını gölgelediğini düşünüyor. Evrenin doğası hakkındaki teorisini herkesin anlayabileceği sadelikte yazdığı Zamanın Kısa Tarihi (1988) adlı kitabı, 40 çevrildi ve dokuz milyonun üzerinde baskı yaptı. 'Çok Satanlar' listesinden 300'e yakın hafta inmeyen tek fizik kitabı ve bilimsel yazının başyapıtı oldu. Hawking, kitaptan kazandığı paralarla geçimini sağladı ve Cambridge'deki laboratuvarını yeniledi. Kameralar karşısında yerçekimsiz ortamı deneyimlemesi, çektiği belgeseller, popüler programları reddetmemesi, sesiyle 'The Simpsons'a konuk olması, şimdi de çocuklara evrenbilimle fiziği öğretmeyi amaçlayan fizik kitapları, onu sevmeyenlere nefretlerini arttıracak daha çok neden verdi. Ancak yaptığı çalışmaların ona daha 32 yaşındayken 'Kraliyet Cemiyeti Üyesi' unvanını getirdiğini, Vatikan'dan 'Papa XI. Pius Madalyası' ile birlikte tam 12 onur ödülü aldığını, daha da önemlisi 30 yıl boyunca 'Lucasyen Profesör' olduğunu ve bu unvanın Isaac Newton'dan sonra Hawking'e kadar sadece birkaç isme verildiğini söylersek onu 'popülist'likten ibaret saymanın gülünçlüğü biraz daha ortaya çıkar. Seni filmde canlandıran kişi bile büyük ödülü aldı. Profesyonel oyunculuğa 2000'lerin başında başlamasına rağmen 'Her Şeyin Teorisi'nde Stephen Hawking'i öyle bir canlandırdı ki, yılın 'En İyi Erkek Oyuncu' Oscar'ını kazanmakla kalmadı, bizzat Stephen Hawking'den \"Ben kendimi izlediğimi sandım.\" iltifatını aldı. Eddie Redmayne, ödülünü ALS hastalarına ve Hawking ailesine ithaf etti. Eddie, çekimler sırasında Hawking'le sadece bir kez görüşmüş, ama film çekimlerinde Hawking'in özel bilgisayarlı sandalyesini kullanmış. Hawking denince şunları bilmelisiniz: Evrenin başlangıcı, sonu üzerine ve 'teorik fizik' alanında çalışıyor ve teoriler üretiyor. Aynı zamanda matematikçi, astronom ve yazar. Genel görelilik kuramıyla kuantum mekaniğini birleştirmeye çalışan ve evrenin oluşumunu an be an açıklayabilecek 'Her Şeyin Teorisi'ni matematiksel olarak kanıtlamaya çalışıyor. Evrenin başlangıcının büyük patlamayla başlayıp karadeliklerle sonlandığını ortaya koyduğu teorisi, 20. yüzyılın en büyük buluşlarından biriydi. Karadelikle ilgili buluşlar sayesinde zamanda yolculuk yapılabileceğini ama henüz bu teknolojiye sahip olmadığımızı söylemişti. Ayrıca kuantum mekaniğini karadeliklere uyarlayarak bulduğu sonuçlar bilim dünyasını ayağa kaldırdı. Hawking karadeliklerin kara olmadığını, ölçümü zor bir ışın ve radyasyon yayıp buharlaştıklarını söylüyordu. Ki bu radyasyona bugün 'Hawking radyasyonu' adı veriliyor. Senden öğrendiğim en önemli cümle buydu. - Zamanın Kısa Tarihi - My Brief History - Stephen Hawking Evrenin Başlangıcını Anlamak İçin Çizgibilim sağlığı tahmini yapabilir miyiz? Genç yaşta baş gösteren tuhaf bir sinir kamaşmasından muzdarip, üstelik illetin şifası yok. Tekerlekli sandalyeye mahkum, devasa nesnelerin çetrefil hesaplarından vurgun yemiş bir portre. İkisini yazarlık yönünden karşılaştırsak, satışlar açık: Tirajı düşük Principia elden ele çok döndü dolaştı, fakat Zamanın Kısa Tarihi hala kıyamet gibi satıyor. Çünkü yayıncılıkta başlık çok önemlidir. Çünkü Feynman'ın dediği gibi, \"Bence hiç kimse kuantum mekaniğinden anlamıyor.\" ve büyük bir kesinlikle, hepimiz her şeyden biraz olsun anlamak istiyoruz. Zamanında Newton'a Londra Darphanesi Müdürlüğü teklif edilmişti ve kendisi sevinçle benimsediği yeni, sükseli görevi esnasında, birkaç kalpazanın idamına tereddütsüz karar vermişti. Oysa Hawking'in bu kadar ileri gideceğine ihtimal vermeyi deniyorum; yok, olmuyor. Karadelik, karanlık çağrışımlı bir sözcük ve bu seçimde haklılık payı var. Karadelikte, olay ufkunun gerisinde neler döndüğünü, zamanı bile olduğu yerde donduran dev alengirli bu gece alemine hakim fizik kurallarının hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü ışık yok; zifiri karanlıkta önümüzü göremiyoruz ve cahiliz. Derken bir cengaver müdahale ediyor, 1974'te Hawking çıkıp \"Karadeliklerden radyoaktif firar mümkündür.\" görüşünü savunuyor. Literatüre 'Hawking ışıması' diye geçen keşiften çıkan sonuç: \"Karadelikler ölüyor, rahat olun.\" Peşinden bir de yeni tahmin: Evren oluşurken, maddenin kıvam ve biçim aldığı o ilk çatapat esnasında, sürüsüne bereket sayıda karadelik çıkıp sönmüş olabilir. İzler sıcak. Radarlarımız net göstermese de, fazla uzaklaşmış olamaz. CERN'de olay yerini canlandırma çalışmalarını aralıksız sürdürelim. kamaşmasından muzdarip, üstelik illetin şifası yok. Tekerlekli sandalyeye mahkum, devasa nesnelerin çetrefil hesaplarından vurgun yemiş bir portre. İkisini yazarlık yönünden karşılaştırsak, satışlar açık: Tirajı düşük Principia elden ele çok döndü dolaştı, fakat Zamanın Kısa Tarihi hala kıyamet gibi satıyor. Çünkü yayıncılıkta başlık çok önemlidir. Çünkü Feynman'ın dediği gibi, \"Bence hiç kimse kuantum mekaniğinden anlamıyor.\" ve büyük bir kesinlikle, hepimiz her şeyden biraz olsun anlamak istiyoruz. Zamanında Newton'a Londra Darphanesi Müdürlüğü teklif edilmişti ve kendisi sevinçle benimsediği yeni, sükseli görevi esnasında, birkaç kalpazanın idamına tereddütsüz karar vermişti. Oysa Hawking'in bu kadar ileri gideceğine ihtimal vermeyi deniyorum; yok, olmuyor. Karadelik, karanlık çağrışımlı bir sözcük ve bu seçimde haklılık payı var. Karadelikte, olay ufkunun gerisinde neler döndüğünü, zamanı bile olduğu yerde donduran dev alengirli bu gece alemine hakim fizik kurallarının hiçbirini bilmiyoruz. Çünkü ışık yok; zifiri karanlıkta önümüzü göremiyoruz ve cahiliz. Derken bir cengaver müdahale ediyor, 1974'te Hawking çıkıp \"Karadeliklerden radyoaktif firar mümkündür.\" görüşünü savunuyor. Literatüre 'Hawking ışıması' diye geçen keşiften çıkan sonuç: \"Karadelikler ölüyor, rahat olun.\" Peşinden bir de yeni tahmin: Evren oluşurken, maddenin kıvam ve biçim aldığı o ilk çatapat esnasında, sürüsüne bereket sayıda karadelik çıkıp sönmüş olabilir. İzler sıcak. Radarlarımız net göstermese de, fazla uzaklaşmış olamaz. CERN'de olay yerini canlandırma çalışmalarını aralıksız sürdürelim. Mekanik sesle, ağır aksak konuşturan makinesine kayıtlı sadece birkaç bin sözcükle mücehhez, milyar yıllık maziye ve istikbale sağlı sollu girişen kuşkulu, huzursuz bu ayarda bir akıl bile sizi, doğaya ve insana fal taşı gözlerle bakmaya, düşünmeye ve yaratmaya kışkırtmıyorsa, gerçekten çok üzüleceğim. Tam bu nedenle bilim, daha halkın olmalı; ana haberlere çıkmalı, her düzeyden bilimci insafsızca ucuz magazincilerin kucağına düşmeli. Cevaplanmamış bilimsel sorunlarımıza yanıt arayacak daha çok akla, daha çok insana ihtiyacımız var çünkü. İşte bu nedenlerle, Hawking'e hep destek, tam destek vereceğim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/15/kocaman-ve-terim-5-yil-sonra-karsi-karsiya", "text": "Spor Toto Süper Lig'in 26. haftasında 17 Mart Cumartesi günü karşılaşacak Fenerbahçe ve Galatasaray'ın teknik direktörleri Aykut Kocaman ile Fatih Terim, yaklaşık 5 yıl sonra birbirlerine rakip olacak. Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman ile Galatasaray'ın çalıştırıcısı Fatih Terim, 9'u Süper Lig'de, 1'i TFF Süper Kupa'da olmak üzere 10 maçta karşı karşıya geldi. İki teknik adamın yönettiği takımlar arasındaki son maç 12 Mayıs 2013'te yapıldı. Kadıköy'deki maçta Kocaman yönetimindeki Fenerbahçe, o sezon şampiyonluğa ulaşan Terim yönetimindeki Galatasaray'ı 2-1 yemişti. O tarihten sonra iki teknik adam yeşil sahada hiç karşı karşıya gelmedi. Tecrübeli teknik adamların rekabeti, yaklaşık 5 yıl sonra yine Fenerbahçe-Galatasaray derbisiyle devam edecek. Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in, Aykut Kocaman'a karşı galibiyet sayılarında üstünlüğü bulunuyor. İki teknik adamın rekabetinde Terim Galatasaray'ın başında yer alırken Kocaman, İstanbulspor ve Fenerbahçe'yi çalıştırdı. Bu maçlarda Fatih Terim'in takımı, Kocaman'ın ekiplerine karşı 5 galibiyet aldı. Kocaman'ın çalıştırdığı İstanbulspor ile Fenerbahçe ise bu dönemde Terim yönetimindeki Galatasaray'a karşı 3 galibiyet elde etti. İki teknik adamın rekabetinde 2 karşılaşma da beraberlikle sonuçlandı. Bu karşılaşmalarda Kocaman'ın takımları 14 gol attı, Terim'in öğrencileri ise 17 gol kaydetti. Aykut Kocaman, Fenerbahçe'nin başında, Fatih Terim yönetimindeki Galatasaray'a karşı 2 kez galibiyet sevinci yaşadı. Terim ise bu derbilerde 3 kez takımının sahadan galibiyetle ayrılmasını sağladı. İki teknik adamın derbilerinde 2 karşılaşma da beraberlikle sonuçlandı. Ülker Stadı'nda oynanan maçlarda Kocaman yönetimindeki Fenerbahçe, Terim idaresindeki Galatasaray'a karşı 1 galibiyet alırken 2 karşılaşma da beraberlikle sonuçlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/16/dogu-ekspresinin-unu-yurt-disina-tasti", "text": "Ankara-Kars arasında sefer yapan ve kış aylarında rağbet gören Doğu Ekspresi, yabancı turistlerden de ilgi görmeye başladı. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları 'nin en uzun rotalarından Ankara-Kars arasında sefer yapan Doğu Ekspresi, yabancı turistleri de ağırlıyor. Tren, yerli ve yabancı turistlerin yoğun talebiyle seferlerini sürdürüyor. Ankara'dan başlayıp Kars'ta son bulan Türkiye'nin en eski hatlarından Doğu Ekspresi ile yolculuk 25 saatte tamamlanıyor. Yerli ve yabancı turistler, biletleri günler öncesinden satışa çıkan trende yer bulmakta zorlanıyor. Ankara'dan Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum güzergahını izleyen Doğu Ekspresi, bin 310 kilometre yol aldıktan sonra Kars'a varıyor. İngiltere, Fransa, Irak, Almanya gibi ülkelerden gelen yabancı turistler de fenomen olan Doğu Ekspresi treni ile Kars'a seyahat ediyor. Eğlenceli vakit geçiren turistler kimisi oyun, kimisi müzik dinliyor, kimisi ise kitap okuyarak yolculuğun tadını çıkartıyor. İngiltere'nin başkenti Londra'dan Doğu Ekspresi seferini duyan Stephen Hargrave, yolculuk yapmak üzere Ankara'ya gelenlerden. Ankara'dan tren biletini alan Hargrave, Doğu Ekspresi ile yolculuk yaparak Kars'a ulaştı. İngiliz Stephen Hargrave, geçen yıl Türkiye'ye geldiğini ve İzmir'i gezdiğini ifade ederek \"Türkiye'ye geldiğimde İzmir tarafına gittim, çok farklı bir Türkiye görmüştüm ama şimdi gördüğüm Türkiye ondan tamamıyla farklı bir Türkiye. Türkiye'ye gelmeyi çok seviyorum\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/16/esq-hafta-sonu-takvimi", "text": "\"Kıtalararası derbi\" olarak da bilinen İstanbul derbisi, dünya futbolunun da en çok takip ettiği ve merak ettiği spor olaylarından biri. Kadıköy'deki Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda gerçekleşecek maçta klasik çubuklusuyla Fenerbahçe'yi, klasik parçalı formasıyla da Galatasaray'ı izleyeceğiz. Bu hafta sonu futbola doyuyoruz. Dijitalleşme dalga dalga kitap okuma alışkanlıklarımızı da ele geçiriyor. Hala kitap kokusunu bir tablete değişmeyenlerdenseniz sizinle sıradaki maddede buluşalım... Amazon'un Kindle Oasis'i kağıt hissi vererek okumayı kolaylaştırıyor ve gözü yormuyor. Unutmadan güç problemini yedek pil olarak da kullanılan kılıfıyla çözebilir ve okumanızın bölünmesini engelleyebilirsiniz. Hava şartlarına göre istediğiniz bir yerde yeni e-kitabınızı okurken bize teşekkür etmeyi unutmayın. Kraliçe II.Elizabeth'in taht macerasını, dönemin siyasi rekabetlerini ve aşk hayatını konu edinen dizi, son dönemin en popüler yapımlarından biri olarak göze çarpıyor. The Crown senaryosu Peter Morgan tarafından yazılmış İngiltere-ABD ortak yapımı bir dönem dizisi. Dizinin her sezonu 10 yıllık periyodları işleyecek şekilde planlanmış ve Elizabeth'in ilk tahta çıktığı dönem ile birlikte yolu bizimle kesişiyor. Dizinin şu ana kadar 2 sezonu yayınlandığı için hafta sonu planlarınıza rahatlıkla dahil edebilirsiniz. Bir çırpıda kraliyet entrikalarına giriyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/16/fenerbahce-galatasaray-rekabetinde-387-randevu", "text": "Fenerbahçe ile Galatasaray futbol takımları, Spor Toto Süper Lig'de yarın yapacakları derbiyle tarihte 387. kez karşı karşıya gelecek. 17 Ocak 1909 tarihinde yapılan ve Galatasaray'ın 2-0 kazandığı özel maçla başlayan 109 yıllık rekabette, galibiyetlerde ve atılan gol sayısında Fenerbahçe'nin üstünlüğü bulunuyor. Sarı-lacivertliler, geride kalan 386 maçtan 146'sını kazandı, sarı-kırmızılı ekip bu süre içinde 123 kez galip geldi. İki takım 117 maçta ise eşitliği bozamadı. Fenerbahçe'nin attığı 532 gole, Galatasaray 482 golle karşılık verdi. Fenerbahçe ile Galatasaray, 60. sezonu oynanan lig tarihinde 121 kez karşılaştı. Genel toplamdaki üstünlüğünü lig maçlarına da yansıtan Fenerbahçe, rakibine galibiyet sayısında 50-33 üstünlük kurdu. Ligdeki 38 maç da berabere sonuçlandı. Lig maçlarında sarı-lacivertliler 154, sarı-kırmızılılar ise 116 gol kaydetti. İki takım arasında oynanan son 10 resmi maçın 4'ü berabere tamamlandı. Rekabetteki son 10 karşılaşmada üçer galibiyet elde eden takımlar, 4 maçta ise birbirlerine üstünlük sağlamayı başaramadı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/17/kitalararasi-derbi-rehberi", "text": "İki kıta, iki takım, tek şehir ve bir derbi... Türk futbol tarihinin en köklü iki kulübü Fenerbahçe ve Galatasaray, bu akşam 19.00'da Kadıköy'de karşılaşacak. Derbiden önce iki takımın ezeli rekabetini ve ebedi dostluğunu inceledik. İki kıta üzerine kurulmuş dünyanın en güzel şehirlerinden biri İstanbul... Anadolu yakasından Fenerbahçe ile Avrupa yakasından Galatasaray, bugün 1909 yılında başlayan rekabette 387.kez karşı karşıya geliyor. Dünya futbolunun derbileri arasında kıtalararası olarak anılan ve bugün yalnızca bizim gündemimizde değil dünya spor kamuoyunun radarında da olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Toplam 84 ülkede yayınlanacak olan derbi maçı geçmişten günümüze kadar her daim kendi gündemini yaratmayı başardı. Bu akşam saatlerimiz 19.00'u gösterdiğinde Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda gerçekleşecek olan derbi maçında ilginç tesadüfler ve 109 yıllık bir mazi canlanacak. Kıtalararası derbi rehberi; ilginç tesadüfleri, tarihi ve gelenekleriyle Fenerbahçe-Galatasaray maçına hazırlanmanız için oluşturulmuştur. Ayrıca bu maçı özel kılan sebeplerden biri de, Galatasaray'ın 22 Aralık 1999'dan bu yana Kadıköy'de maç kazanamaması. Sarı kırmızılı ekip şeytanın bacağını kıracak mı yoksa gelenek devam mı edecek izleyip göreceğiz... Unutmadan, derbi meselesini tam anlamıyla kavramak için sözlüğe baktığımızda iki tanımla karşılaşıyoruz. Türk Dil Kurumu'na göre, aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun ya da büyük takımlar arasında oynanan oyun olarak tanımlanmış. Bahsi geçen maç ise iki tanıma da uyuyor. Şimdiden iki takıma bol şans diliyor ve dostluk kazansın diyoruz! 1-0 - Derbi tarihinde en çok elde edilen skor. 4-4 5 Haziran 1983 ve 7 Şubat 2001'de oynanan maçlar, tarihine en gollü maçlar olarak geçti. 7-0 12 Şubat 1911'de Galatasaray'ın kazandığı tarihinin en farklı galibiyeti. 6-0 6 Kasım 2002'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'a karşı kazandığı en farklı galibiyet. 70.125 21 Eylül 2003'te Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanan en fazla izleyici sayısı. Bundan tam 6 yıl önce Kadıköy'de yine bir 17 Mart gününde Fenerbahçe- Galatasaray maçı oynanırken takımın teknik adamları yine Aykut Kocaman ve Fatih Terim'di. İki teknik adam da aradan geçen yıllarda başka kulüplerle çalışmış olsa da yine bugün karşı karşıya gelerek ilginç bir tesadüfe imza atacaklar. İki takımın 6 yıl önceki maçını da yöneten Bülent Yıldırım, yine bu akşam tesadüflerle dolu derbiyi yönetecek. İki kıta üzerine kurulmuş dünyanın en güzel şehirlerinden biri İstanbul... Anadolu yakasından Fenerbahçe ile Avrupa yakasından Galatasaray, bugün 1909 yılında başlayan rekabette 387.kez karşı karşıya geliyor. Dünya futbolunun derbileri arasında kıtalararası olarak anılan ve bugün yalnızca bizim gündemimizde değil dünya spor kamuoyunun radarında da olan bir organizasyondan bahsediyoruz. Toplam 84 ülkede yayınlanacak olan derbi maçı geçmişten günümüze kadar her daim kendi gündemini yaratmayı başardı. Bu akşam saatlerimiz 19.00'u gösterdiğinde Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda gerçekleşecek olan derbi maçında ilginç tesadüfler ve 109 yıllık bir mazi canlanacak. Kıtalararası derbi rehberi; ilginç tesadüfleri, tarihi ve gelenekleriyle Fenerbahçe-Galatasaray maçına hazırlanmanız için oluşturulmuştur. Ayrıca bu maçı özel kılan sebeplerden biri de, Galatasaray'ın 22 Aralık 1999'dan bu yana Kadıköy'de maç kazanamaması. Sarı kırmızılı ekip şeytanın bacağını kıracak mı yoksa gelenek devam mı edecek izleyip göreceğiz... Unutmadan, derbi meselesini tam anlamıyla kavramak için sözlüğe baktığımızda iki tanımla karşılaşıyoruz. Türk Dil Kurumu'na göre, aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun ya da büyük takımlar arasında oynanan oyun olarak tanımlanmış. Bahsi geçen maç ise iki tanıma da uyuyor. Şimdiden iki takıma bol şans diliyor ve dostluk kazansın diyoruz! 1-0 - Derbi tarihinde en çok elde edilen skor. 4-4 5 Haziran 1983 ve 7 Şubat 2001'de oynanan maçlar, tarihine en gollü maçlar olarak geçti. 7-0 12 Şubat 1911'de Galatasaray'ın kazandığı tarihinin en farklı galibiyeti. 6-0 6 Kasım 2002'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'a karşı kazandığı en farklı galibiyet. 70.125 21 Eylül 2003'te Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanan en fazla izleyici sayısı. Bundan tam 6 yıl önce Kadıköy'de yine bir 17 Mart gününde Fenerbahçe- Galatasaray maçı oynanırken takımın teknik adamları yine Aykut Kocaman ve Fatih Terim'di. İki teknik adam da aradan geçen yıllarda başka kulüplerle çalışmış olsa da yine bugün karşı karşıya gelerek ilginç bir tesadüfe imza atacaklar. İki takımın 6 yıl önceki maçını da yöneten Bülent Yıldırım, yine bu akşam tesadüflerle dolu derbiyi yönetecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/19/evlilik-sozlesmesini-imzalamayi-reddetti", "text": "İngiltere tahtının 5. sıradaki varisi Prens Harry'nin nişanlısı Meghan Markle'a güvenin tam olduğu ve 42 miyon dolar serveti bulunan prensin çiftin mal paylaşımını düzenleyen herhangi bir sözleşmeyi imzalamayacağı belirtildi. İngiltere Prensi Harry'nin ABD'li nişanlısı Meghan Markle ile evliliğinden önce \"mal rejimi sözleşmesi\"ni imzalamayı reddettiği açıklandı. İngiliz basınına konuşan 33 yaşındaki prensin arkadaşı konu hakkında, \"Harry'nin kafasında evlilik sözleşmesini gerektirecek hiçbir kuşku yok. O sadece bir kez evleneceğine ve evliliğinin hayatının sonuna kadar süreceğine inanıyor, bu yüzden herhangi bir mal paylaşımı sözleşmesine gerek duymuyor.\" ifadelerini kullandı. Prens Harry'nin annesi Prenses Diana'dan kalan 18 milyon dolarlık miras ile toplam servetinin 42 milyon doları bulduğu iddia ediliyor. 36 yaşındaki dizi ve sinema oyuncusu Markle'ın serveti ise daha 5 buçuk milyon dolar olarak açıklanmıştı. İngiltere kraliyet ailesinin veliahtı Prens Harry ile ABD'li oyuncu Meghan Markle'ın 2 bin 640 davetlinin katılacağı düğün töreni 19 Mayıs'ta St. George's Şapeli'nde gerçekleşecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/19/ikon-olma-kilavuzu-brad-pitt", "text": "Dövüş kulübünün daimi üyesi, hayatı tersten yaşayan adam veya Mr. Smith... Karşınızda Brad Pitt! İkon olma meselesine başlarken Brad Pitt'in canlandırdığı kült karakter Tyler Durden'dan ilham aldık. Hafızalara kazınan karakter ile şöhret basamaklarını daha hızlı çıkarken zaten sahip olduğu haklı şöhrete de renk katmış oldu. Tam adı William Bradley Pitt, 1963 doğumlu Amerikalı aktör ve yeteneği, star ışığı ve stiliyle ilk ikonumuz. Gazetecilik eğitimini aktörlük hayalleri için yarıda bırakmış ve gerek oyunculuğuyla gerek ise aşk hayatıyla her zaman gündemde olan birinden bahsediyoruz. Missouri Üniversitesi'ni bıraktıktan sonra Hollywood'a giderek hayallerinin arkasından koşarken, 1989 yılında \"Cutting Class\" adlı bir yapımda rol alarak yükselişi ivme kazanmaya başladı. Thelma ve Louise isimli dram/suç filminde alacağı 15 dakikalık rol sayesinde \"Dünyanın En Seksi Adamı\" seçilecek ve hayatı değişecekti... Tanıştığımıza memnun olduk! Oyunculuğunun yanı sıra aşk hayatıyla da gündemin vazgeçilmezi olmayı başaran aktör, pembe dizi kıvamında günleri artık geride bıraktı. Juliette Lewis ve Gwyneth Paltrow ile nişandan öteye geçememiş ama Jennifer Aniston ile evlenerek mutlu bir aşka yelken açmıştı. Mr. & Mrs. Smith filminin setinde Angelina Jolie ile tanışana kadar tabii... Aniston ile evliliğini bitirdikten sonra ilişkisini sürdürdüğü Jolie ile evlenen Brad, altı çocuklu bir aile babası olarak bu kez de tüm sevenlerinin gönlünde taht kurdu. İyi aile babası karizması çeşitli söylentilerle çizilse de o hala zirvedeydi. Şimdilerde bekar ve yeni bir aşk için 2019 yılını bekleyeceğini söylüyor, önümüzdeki yıl için bol şans diliyoruz! Aşk hayatı ya da şöhrete kavuşma şeklini bir kenara bırakırsak onu bu sayfalara taşıyan asıl meselelere gelsek fena olmaz. Oyunculuğu ve stili hepimize ikon olma meselesi hakkında ipuçlarını veriyor. İlham veren stiliyle Brad Pitt, dünden bugüne fotoğraflarıyla \"İkon Olma Kılavuzu\" galerisinde... Son olarak, tüm filmlerinde gösterdiği oyunculuk performansının önünde saygı ile eğilirken Brad Pitt filmografisinden izlenecekler listenize eklemek üzere 10 filmi sizin için seçtik!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/19/oscar-akademisinin-baskani-hakkinda-taciz-iddiasi", "text": "Oscar ödüllerini dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin 75 yaşındaki başkanı John Bailey hakkında, üç kadına cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Hollywood'u sarsan taciz suçlamalarına bir yenisi eklendi. Oscar ödüllerini dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin 75 yaşındaki başkanı John Bailey hakkında cinsel taciz soruşturması açıldığı öğrenildi. ABD'de The Hollywood Reporter ve Variety adlı yayınların haberlerine göre Bailey hakkında üç farklı cinsel taciz iddiasının ortaya atılmasının ardından Akademi soruşturma başlattı. Akademi bünyesinde David Rubin başkanlığındaki komitenin cinsel taciz iddialarını araştırmaya başladığı belirtildi. Akademi'den yapılan açıklamada, tüm iddiaların gizlilik içinde ele alındığı, inceleme tamamlanıncaya kadar yorumda bulunulmayacağı duyuruldu. Aralarında Angelina Jolie, Asia Argento ve Gwyneth Paltrow gibi ünlü isimlerin yer aldığı oyuncular yapımcı Harvey Weinstein'ı cinsel tacizle suçlamış, skandalın ardından Akademi Weinstein'i üyelikten azletmişti. Geçen yıl En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını alan Casey Affleck de tacizle suçlanmış, suçlamalar nedeniyle bu yıl ödül vermek üzere törene katılmamıştı. Hollywood'taki cinsel taciz iddialarında adı geçen isimler arasında Bill Cosby, Roman Polanski, Steven Seagal bulunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/20/avrupada-turk-futbolcular-atti-takimlari-kazandi", "text": "Milli futbolculardan Cenk Tosun Everton'da, Enes Ünal Villarreal'de ikişer, Hakan Çalhanoğlu da Milan'da bir gol atarak takımlarının galibiyetinde başrol oynadı. Avrupa'nın en büyük 5 futbol ligi kabul edilen İngiltere , İspanya , Almanya , İtalya ve Fransa'daki (Ligue 1) karşılaşmalara, hafta sonu devam edildi. İngiltere'de Manchester City, İspanya'da Barcelona, Almanya'da Bayern Münih, İtalya'da Juventus, Fransa'da ise Paris Saint-Germain , puan tablosunun zirvesindeki yerlerini korudu. İngiltere Premier Lig'in 31. haftası, İngiltere Federasyon Kupası maçları nedeniyle 4 karşılaşmayla devam etti. Liverpool konuk ettiği Watford'u 5-0 yenerken, yıldız futbolcusu Muhammed Salah attığı 4 golle maça damga vurdu. Milli futbolcu Cenk Tosun'un, takımının 2 golünü de attığı maçta Everton konuk olduğu Stoke City'yi 2-1 yenerek 2018'deki ilk deplasman galibiyetini aldı. Ligde oynanan diğer maçlarda Bournemouth sahasında West Bromwich Albion'ı 2-1, Crystal Palace ise deplasmanda Huddersfield'ı 2-0 mağlup etmeyi başardı. 81 puanı bulunan lider Manchester City'yi, 65 puanlı Manchester United, bir maç fazlası olan 63 puanlı Liverpool, 61 puanlı Tottenham ve 56 puanlı Chelsea takip etti. Avrupa'nın 5 büyük liginin tek namağlup takımı Barcelona konuk ettiği Athletic Bilbao'yu 2-0 yendi. Villarreal konuk ettiği lig ikincisi Atletico Madrid'i 2-1 yenerken, ev sahibinin iki golünü de maça 74. dakikada giren milli futbolcu Enes Ünal kaydetti. Real Madrid, Portekizli yıldız futbolcusu Cristiano Ronaldo'nun 4 gol attığı maçta Girona'yı 6-3 mağlup etti. Ronaldo, kulüp ve milli takım formalarıyla 50'nci \"hat-trick\"ine imza attı. Haftanın bir diğer önemli maçında Valencia ağırladığı Deportivo Alaves'i 3-1'lik skorla geçti. Ligin 29. haftası sonunda 75 puan toplayan Barcelona'yı, Atletico Madrid 64, Real Madrid 60 ve Valencia 59 puanla izledi. Beşiktaş'ı UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda eleyen Bayern Münih, deplasmanda Leipzig'e 2-1 yenilerek 13 maç sonra kaybetti. Schalke 04 deplasmanda Wolfsburg'u, Borussia Dortmund sahasında Hannover 96'yı 1-0 mağlup etti. Tayfun Korkut'un çalıştırdığı Stuttgart, Freiburg deplasmanından 2-1 galip ayrıldı. Bundesliga'nın 27. haftasının ardından 66 puanı bulunan Bayern Münih, Schalke 04'ün 17, Borussia Dortmund'un 18 puan önünde liderliğini sürdürdü. Geçen hafta liderliği Napoli'den devralan Juventus, deplasmanda SPAL ile golsüz berabere kaldı. Liderin en yakın takipçisi Napoli sahasında Genoa'yı 1-0 yendi. Başkent ekibi Roma, milli futbolcu Cengiz Ünder'in son 7 dakika forma giydiği maçta deplasmanda Crotone'yi 2-0 mağlup etti. Inter deplasmanda Sampdoria'yı 5-0 yenerken Arjantinli golcüsü Mauro Icardi 4 gole imza attı. Milan ise sahasında Chievo'yu 3-2 ile geçerken ev sahibinin ilk golünü milli futbolcu Hakan Çalhanoğlu kaydetti. Ligde 29 hafta sonunda Lider Juventus 75, Napoli 73, Roma 59, Inter ise 55 puana sahip. Fransa'da, Paris Saint-Germain ve Angers ligde 31. karşılaşmalarına çıkarken, diğer takımlar 30. maçını oynadı. PSG deplasmanda Nice'i 2-1 yendi. Liderin en yakın takipçisi Monaco ağırladığı Lille'i 2-1 mağlup etti. Haftanın dikkati çeken maçında Olympique Lyon deplasmanda Olympique Marsilya'yı 3-2'lik skorla geçti. Bir maç fazlası bulunan PSG, 83 puanla zirvedeki yerini korurken, Monaco 66, Olympique Marsilya 59 ve Olympique Lyon 57 puanla başkent ekibinin arkasında sıralandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/20/the-crown-hayrani-ciktilar", "text": "İngiliz kraliyet ailesinin çiçeği burnunda çifti Meghan Markle ve Prens Harry'nin, Kraliçe II. Elizabeth'in hükümdarlığı dönemini anlatan 'The Crown' dizisi hayranı oldukları öğrenildi. Netflix'in beğenilen dizisi 'The Crown', Prens Harry ve nişanlısı Meghan Markle'ın favori dizisi çıktı. Prens Philip, Kraliçe II. Elizabeth'in hükümdarlığındaki siyasi rekabetler, aşk ve 20. yüzyılın ikinci yarısına şekil veren olayların anlatıldığı diziyi seyretmediğini söylemişti. 'Prince Harry: Life, Loss and Love' kitabının yazarı Katie Nicholl, Meghan Markle'ın Kensington Sarayı'na Prens Harry'nin yanına taşındığında çiftin birlikte 'The Crown' dizisini seyrettiğini öne sürdü. Nicholl kitabında, ikilinin ilişkisi henüz kraliyet kaynakları tarafından doğrulanmadan önce ABD'li oyuncu Markle'ın, Nottingham Evi'nde gösterişli akşam yemekleri hazırladığı ve çiftin Netflix dizisi seyrettiklerini yazdı. Benzer iddiayı oyuncu Alicia Vikander de dile getirmiş, İsveç ve Norveç seyahatlerinde birlikte akşam yemeği yediği Prens William'ın da 'The Crown'ı izlediğini söylemişti. Katie Nicholl, kitabında ayrıca, kraliyet henüz ilişkiyi resmi olarak doğrulamadan önce Meghan Markle'ın Kensington Sarayı'na taşındığını, saray içindeki Nottingham Evi'ni feminen detaylarla süsleyerek kendi evi haline getirdiğini ileri sürdü. Markle ve Prens Harry, 19 Mayıs'ta Windsor Kalesi'ndeki St George's Şapeli'nde düzenlenecek törenle evlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/21/la-casa-de-papel-el-profesor", "text": "Titizlikle hazırlanmış bir soygun, iyi bir lider ve beyin kıvrımlarıyla sapyoseksüelleri etkileyen bir karakterle tanışmanızı istiyoruz... Huzurlarınızda Alvaro Morte, nam-ı diğer Profesör bizim de radarımıza takıldı. İspanyol Antene 3 kanalının La Casa de Papel adlı suç dizisi, dijital platformda yayınlanmasının ardından küresel çapta fazlasıyla popülarite kazandı. Türkçe karşılığı Kağıt Evi olarak karşımıza çıkan İspanya Kraliyet Darphanesi'nde yaşanan soygun hikayesini pür dikkat izliyoruz. Zamanımızı soygunun nasıl ilerleyeceğini ekranın diğer tarafında hesaplarken buluyorsanız endişelenmeyin... Çünkü hepimiz aynı durumdayız. Berlin, Tokyo, Moskova, Nairobi, Rio, Denver, Oslo, Helsinki şehirlerini nasıl bilirsiniz? Peki diziyle bu şehir isimlerinin ne alakası var? Bu şehirleri aklınızda tutun, çünkü hepsi bir hikayeyi temsil ediyor. Dizideki karakterler kendi isimlerini ya da hayat hikayelerini birbirleriyle paylaşmıyor ve şehir isimlerini rumuz olarak kullanıyor. Tüm karakterleri bir kenara bırakarak müsaadenizle soygunun beyin takımına yani esas oğlana odaklanmak istiyoruz. Son zamanlarda adını çok duyduğumuz Alvaro Morte, uzun süredir sektörün içinde olmasına rağmen Profesör rolüyle adeta bir yıldız gibi parladı. Geçtiğimiz yılın sonunda final yapmasına rağmen dijital platformlarda henüz yayınlanarak küresel başarıya ulaşan yapımın en önemli karakterlerinden biri Morte. 1973 yılında İspanya'nın Cadiz kentinde doğan profesörümüz, kendini sapyoseksüel olarak tanımlayan herkesin kalbini çoktan çaldı desek yanılmış olmayız. Bir soygun planlamak herhalde zordur diye düşünüyoruz. Fakat böylesine bir planı hayata geçirmek ancak ve ancak onun zihninden çıkardı buna eminiz... Bir eve kapattığı öğrencilerine 5 ayda televizyon tarihinin en planlı soygununu öğreten bir adam. Fazlasıyla akıllı, planlı ve öngörülü anlayacağınız. Ayrıca kendisinin televizyon, sinema ve tiyatro oyuncusu olduğunu da belirtelim. \"El Profesor\" yani Alvaro Orte, hikayenin beyni olarak güvenlik güçlerinden ve biz seyircilerden her zaman bir adım önde kendini konumlandırıyor. Kimsenin parasını çalmadan soygun yapan , kan dökmemek ve yakalanmamak üzere planlarını kurgulamış bir dahi. Elbette hayatın ve senaryoların olmazsa olmazı duygusal ilişkileri de yasaklıyor. Önümüzdeki dönemde adını daha çok duyacağımız Profesör'ü bizden dinlediniz. Sıradaki favori karakterimizi paylaşana kadar; izlemeyen izlesin, bilen bilmeyene anlatsın. Adios! İspanyol Antene 3 kanalının La Casa de Papel adlı suç dizisi, dijital platformda yayınlanmasının ardından küresel çapta fazlasıyla popülarite kazandı. Türkçe karşılığı Kağıt Evi olarak karşımıza çıkan İspanya Kraliyet Darphanesi'nde yaşanan soygun hikayesini pür dikkat izliyoruz. Zamanımızı soygunun nasıl ilerleyeceğini ekranın diğer tarafında hesaplarken buluyorsanız endişelenmeyin... Çünkü hepimiz aynı durumdayız. Berlin, Tokyo, Moskova, Nairobi, Rio, Denver, Oslo, Helsinki şehirlerini nasıl bilirsiniz? Peki diziyle bu şehir isimlerinin ne alakası var? Bu şehirleri aklınızda tutun, çünkü hepsi bir hikayeyi temsil ediyor. Dizideki karakterler kendi isimlerini ya da hayat hikayelerini birbirleriyle paylaşmıyor ve şehir isimlerini rumuz olarak kullanıyor. Tüm karakterleri bir kenara bırakarak müsaadenizle soygunun beyin takımına yani esas oğlana odaklanmak istiyoruz. Son zamanlarda adını çok duyduğumuz Alvaro Morte, uzun süredir sektörün içinde olmasına rağmen Profesör rolüyle adeta bir yıldız gibi parladı. Geçtiğimiz yılın sonunda final yapmasına rağmen dijital platformlarda henüz yayınlanarak küresel başarıya ulaşan yapımın en önemli karakterlerinden biri Morte. 1973 yılında İspanya'nın Cadiz kentinde doğan profesörümüz, kendini sapyoseksüel olarak tanımlayan herkesin kalbini çoktan çaldı desek yanılmış olmayız. Bir soygun planlamak herhalde zordur diye düşünüyoruz. Fakat böylesine bir planı hayata geçirmek ancak ve ancak onun zihninden çıkardı buna eminiz... Bir eve kapattığı öğrencilerine 5 ayda televizyon tarihinin en planlı soygununu öğreten bir adam. Fazlasıyla akıllı, planlı ve öngörülü anlayacağınız. Ayrıca kendisinin televizyon, sinema ve tiyatro oyuncusu olduğunu da belirtelim. \"El Profesor\" yani Alvaro Orte, hikayenin beyni olarak güvenlik güçlerinden ve biz seyircilerden her zaman bir adım önde kendini konumlandırıyor. Kimsenin parasını çalmadan soygun yapan , kan dökmemek ve yakalanmamak üzere planlarını kurgulamış bir dahi. Elbette hayatın ve senaryoların olmazsa olmazı duygusal ilişkileri de yasaklıyor. Önümüzdeki dönemde adını daha çok duyacağımız Profesör'ü bizden dinlediniz. Sıradaki favori karakterimizi paylaşana kadar; izlemeyen izlesin, bilen bilmeyene anlatsın. Adios!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/22/esq-hafta-sonu-takvimi", "text": "2018 Dünya Kupası öncesinde milli takımlar hazırlık maçlarıyla tempo kazanıyor. Bu yaz izleyeceğimiz futbol şöleninden hemen önce favori takımımızı seçmek için fazla vaktimiz kalmadı... Hazırlık maçı programında sizin için seçtiklerimizi aşağıda bulabilirsiniz. İyi olan kazansın! Victor Hugo'nun en sevilen aşk hikayesi olan Notre Dame'ın Kamburu'nu biliyorsunuz değil mi? Bu cumartesi eserin orijinal dili olan Fransızca sahnelenecek olan Notre Dame de Paris müzikaline davetlisiniz. İlk olarak 1998 yılında Paris'te sahnelendikten sonra 20 ülkede 4500'den fazla kez seyircisiyle buluştu. Bir hikaye anlatıcısının kaybedecek neyi olabilir ki? Filmin başrollerinden Nejat İşler röportajını, Esquire Türkiye Mart sayısında bulabilirsiniz. İlk basımı 1988 yılında yapılan fakat aradan geçen yıllarda başyapıt olarak nitelendirilen bir kitap... Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Stephen Hawking'in anısına bu hafta sonunu evrenin gizemleri hakkında yeni şeyler öğrenerek geçiriyoruz. Kitabın ve yazarın ismi yan yana geldiğinde göz korkutmuş olabilir fakat akıcı anlatımı ve örnekleriyle ufkunuzu açacak olan eseri tavsiye listemize ekliyoruz. Unutmadan, kitabın baskı tarihine dikkat etmenizi öneririz. Çünkü güncellenmiş ve yeni önsözü ile birlikte kütüphanenize değer katacak. 2018 Dünya Kupası öncesinde milli takımlar hazırlık maçlarıyla tempo kazanıyor. Bu yaz izleyeceğimiz futbol şöleninden hemen önce favori takımımızı seçmek için fazla vaktimiz kalmadı... Hazırlık maçı programında sizin için seçtiklerimizi aşağıda bulabilirsiniz. İyi olan kazansın! Victor Hugo'nun en sevilen aşk hikayesi olan Notre Dame'ın Kamburu'nu biliyorsunuz değil mi? Bu cumartesi eserin orijinal dili olan Fransızca sahnelenecek olan Notre Dame de Paris müzikaline davetlisiniz. İlk olarak 1998 yılında Paris'te sahnelendikten sonra 20 ülkede 4500'den fazla kez seyircisiyle buluştu. Bir hikaye anlatıcısının kaybedecek neyi olabilir ki? Filmin başrollerinden Nejat İşler röportajını, Esquire Türkiye Mart sayısında bulabilirsiniz. İlk basımı 1988 yılında yapılan fakat aradan geçen yıllarda başyapıt olarak nitelendirilen bir kitap... Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Stephen Hawking'in anısına bu hafta sonunu evrenin gizemleri hakkında yeni şeyler öğrenerek geçiriyoruz. Kitabın ve yazarın ismi yan yana geldiğinde göz korkutmuş olabilir fakat akıcı anlatımı ve örnekleriyle ufkunuzu açacak olan eseri tavsiye listemize ekliyoruz. Unutmadan, kitabın baskı tarihine dikkat etmenizi öneririz. Çünkü güncellenmiş ve yeni önsözü ile birlikte kütüphanenize değer katacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/23/ne-yapiyorsunuz-zayn-bey", "text": "Zayn Malik, geçen hafta için bir çok insanın on yılda alabileceği kadar farklı ve fazla kararlar aldı. Gigi Hadid'den ayrıldıktan sonra 2 boyun dövmesi ve bir kafatası dövmesi yaptıran Malik bununla da yetinmedi ve saçını sakalını sarıya boyadı, üstüne bir de New York'ta yeni bir daire satın aldığını duyurdu. Aşk acısı çeken erkekler de saçlarını değiştiriyor! Sadece sevgilisinden ayrılan kadınlar değil, erkekler de saçlarını değiştiriyor! Top model Gigi Hadid'den geçtiğimiz hafta ayrılan Zayn Malik, saçlarını ve sakalını platin rengine boyattı. Önceki gün Miami'deki bir çekime katılan 25 yaşındaki Malik'i görenler tanımakta zorlandı. Bir aydır Miami'de bulunan ünlü şarkıcı, gece kulübünde yapılan çekimlere verilen arada objektiflere takıldı. Malik; Hadid'den ayrıldıktan sonra, bir hafta içinde üç yeni dövme yaptırdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/24/gitarlara-veda", "text": "Son daktilo fabrikasının 2011'de kapanması tüm dünyada haber olmuştu. Oysa ki daktilolara yıllar önce veda etmemiş miydik? Bilgisayarlar hayatımızın bir parçası haline gelince daktilolar da rafa kalkmıştı. SMS ve e-mail göndermeye başlayınca kartpostal atmayı unuttuk, cep telefonlarının hafızaları yüzünden özenle düzenlediğimiz fotoğraf albümlerini dolaba kaldırdık. Sadece bunlar mı? Ankesörlü telefonlar, kitaplıklara dizilen ansiklopediler de teknolojik gelişmelere yenildi. Müzik sektörü de benzer değişimlere tanık oldu yıllar içinde. Kasetin yerini CD, CD'nin yerini MP3 aldı. Artık müziği dijital platformlardan dinliyoruz. Müzik dergilerinin yerini de internet siteleri aldı. Son dönemde ise gitar üreticisi Gibson'ın 375 milyon dolar borcu olduğu ve mali yükümlülüklerini yerine getirmekte güçlük çektiği haberleri çıkmaya başladı. Gibson sıradan bir gitar markası değil. Chuck Berry, Jimmy Page ve Slash gibi efsane isimlere müzikal yolculuklarında Gibson gitarlar eşlik etti. Son dönemde tehlike çanları sadece Gibson için değil, Fender için de çalıyor. Gitar pazarının bu büyük oyuncusu da büyük bir borç yükünün altında hayatta kalma savaşı veriyor. Gitar şirketlerinin borç batağında olmasıyla gitar müziğine ilginin son dönemde azalması arasında direkt olmasa da dolaylı bir ilişki olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hip-hop ve R&B müziğin domine ettiği müzik listelerindeki gitar gruplarının sayısı parmakla sayılır hale geldi. Stadyumları dolduran efsane grupların çoğunluğu albüm yapmayı bırakırken genç gruplara canlı çalma fırsatı tanıyan mekanların sayısı da giderek azalıyor. En son, gitar gruplarının büyük destekçilerinden İngiliz NME dergisi basılı yayın hayatına son verdi. Sadece dinleyiciler değil, artık müzisyenler de dijital dünyanın olanaklarını daha yaygın bir şekilde kullanmaya başladı. Bir hip-hop parçası yapmak için iki turntable ve mikrofon yeterli oluyor. The GarageBand gibi uygulamalar ise dijital stüdyo gibi. 10 yıldır gitar çalan bir müzisyen arkadaşım geçen günlerde gitarını sattığını söyledi. Bilgisayar programlarının sınırsız imkanları onun da aklını çelmiş. Üstelik bu programlara ulaşmak büyük bütçeler de gerektirmiyor. Oysa ki gitarlar birçok kişinin alım gücünü zorlayacak fiyatlara çıkabiliyor. Örneğin Gibson'ın BB King signature serisi gitarının fiyatı 22 bin TL. Gitar şirketleri ve müzik grupları zor bir dönemden geçiyor ama bu gitar müziğinin öleceği anlamına gelmiyor. Özellikle genç grupların tüm imkansızlıklara rağmen çıkardığı başarılı işleri takip etmek, dinlemek umudumu ayakta tutmaya yetiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/27/ikon-olma-kilavuzu-zlatan-ibrahimovic", "text": "Dünyanın en popüler sporu futbolun taktiklerini, kültürünü ve geçmişini unutun. Çünkü Zlatan futbolu baştan yazdı, biz de onu! Aranızda \"Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası\" kavramını duymayan var mı? Bu çok bilindik kavramdan daha büyük şöhrete sahip bir isimden bahsedeceğiz, Zlatan İbrahimovic! Balkanlardan İsveç'e göçmüş, futbolun kibirli yüzü ve şimdilerde ikon listemizin en nadide isimlerinden birine dikkat çekmek istiyoruz... Zlatan, kendi efsanesini tek başına yaratan bir kişilik. Nam-ı diğer İbracadabra'yı favorilerimize ekliyoruz. En sevdiğiniz süper kahraman kim? Batman, superman ya da iron man listenize girer mi? Peki ya sahip olmak istediğiniz süper gücü düşünmenizi istesek... Tüm bu soruların cevabı Zlatan sözlüğünde şöyle şekilleniyor: \"Zaten hepsine sahibim!\" Hayat arkadaşına doğum gününde alacağı hediyeyi sorgulayan muhabire onun zaten Zlatan'ı var cevabı vererek özgüven meselesine noktayı koydu. Güçlü fiziği, uzun boyu ve futbol yetenekleriyle belki de yeşil sahaların sevilip sevilmediği en tartışmalı futbolcusu son günlerde yeniden gündeme geldi. Manchester United ile olan sözleşmesinden sonra macerasına Amerika'nın Los Angeles Galaxy takımıyla devam etmeye karar verdi. Elbette heykelinin dikilmesini şart koşan biri için bir cümleyle geçiştirilebilecek bir haber değil bu. Zlatan, yeni takımını 'yine' kendisi duyurdu. Şehrin en önemli yayınlarından Los Angeles Times'a tam sayfa verdiği ilan ile \"Sevgili Los Angeles, bir şey değil.\" diyerek duyurdu. LA Galaxy de Ibrahimovic'in transferinin duyurulduğu videoda patronun kim olduğunu göstermiş oldu. Bahsi geçen videoda İbrahimovic'ten \"Los Angeles, Zlatan'a hoş geldiniz!\" sözlerini duyuyor ve bir kere daha 'İkon olma' meselesinde yeni kurallar öğreniyoruz. Saygı duyulan biri olmak için önce kendinize güvenmelisiniz. Başarıya giden yol her zaman çalışmaktan geçer. Kendinizi tanıyın ve hak ettiğinizden azını kabul etmeyin. Aranızda \"Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası\" kavramını duymayan var mı? Bu çok bilindik kavramdan daha büyük şöhrete sahip bir isimden bahsedeceğiz, Zlatan İbrahimovic! Balkanlardan İsveç'e göçmüş, futbolun kibirli yüzü ve şimdilerde ikon listemizin en nadide isimlerinden birine dikkat çekmek istiyoruz... Zlatan, kendi efsanesini tek başına yaratan bir kişilik. Nam-ı diğer İbracadabra'yı favorilerimize ekliyoruz. En sevdiğiniz süper kahraman kim? Batman, superman ya da iron man listenize girer mi? Peki ya sahip olmak istediğiniz süper gücü düşünmenizi istesek... Tüm bu soruların cevabı Zlatan sözlüğünde şöyle şekilleniyor: \"Zaten hepsine sahibim!\" Hayat arkadaşına doğum gününde alacağı hediyeyi sorgulayan muhabire onun zaten Zlatan'ı var cevabı vererek özgüven meselesine noktayı koydu. Güçlü fiziği, uzun boyu ve futbol yetenekleriyle belki de yeşil sahaların sevilip sevilmediği en tartışmalı futbolcusu son günlerde yeniden gündeme geldi. Manchester United ile olan sözleşmesinden sonra macerasına Amerika'nın Los Angeles Galaxy takımıyla devam etmeye karar verdi. Elbette heykelinin dikilmesini şart koşan biri için bir cümleyle geçiştirilebilecek bir haber değil bu. Zlatan, yeni takımını 'yine' kendisi duyurdu. Şehrin en önemli yayınlarından Los Angeles Times'a tam sayfa verdiği ilan ile \"Sevgili Los Angeles, bir şey değil.\" diyerek duyurdu. LA Galaxy de Ibrahimovic'in transferinin duyurulduğu videoda patronun kim olduğunu göstermiş oldu. Bahsi geçen videoda İbrahimovic'ten \"Los Angeles, Zlatan'a hoş geldiniz!\" sözlerini duyuyor ve bir kere daha 'İkon olma' meselesinde yeni kurallar öğreniyoruz. Saygı duyulan biri olmak için önce kendinize güvenmelisiniz. Başarıya giden yol her zaman çalışmaktan geçer. Kendinizi tanıyın ve hak ettiğinizden azını kabul etmeyin."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/27/namibyayi-tercih-ettiler", "text": "Ruanda, Zambiya ve Botsvana Cumhuriyeti, Hawaii, Meksika ve Türkiye'den Kapadokya'nın listede olduğu Prens Harry ve ABD'li nişanlısı Meghan Markle'ın balayı adresi belli oldu. Ünlü çift balayı için Güney Afrika ülkesi Namibya'yı tercih etti. İngiltere tahtının beşinci sıradaki varisi Prens Harry ve ABD'li nişanlısı Meghan Markle, balayını Güney Afrika ülkesi Namibya'da geçirecek. 19 Mayıs'ta gerçekleşecek yılın düğünü sonrasında ünlü çift balayını geçirmek için macera dolu bir tatil planladı. Dailymail'in haberine göre çift; siyah gergedan, zürafa ve fillerin yaşadığı Namibya'nın en yeni turistik merkezi olan Hoanib Vadisi Kampı'nda kalacak. Geceliği 500 sterlin (yaklaşık 3 bin TL) olan çöl ortasındaki evler, en yakın kasabaya dört saat uzaklıkta yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/29/esq-hafta-sonu-takvimi", "text": "Elektronik posta, trafik ve mesai saatleri üçgeninden bir nebze uzak kalacağınız hafta sonu için muhtemel planınızı hazırladık. Yemek konusunda ve diğer alternatifler hakkında son derece cömert olmaya çalıştık, merak etmeyin. Tabii, daha iyi bir fikri olan varsa öne doğru çıkabilir, eğer yoksa planımızı ekte paylaşıyoruz. Keyifli tatiller! Akdeniz'in en havalı yemeklerini kendi mutfağımıza taşısak nasıl olur? Cevabınız evet ise; 'İtalyan Gibi Pişir' atölyesini takvimimize işaretliyoruz. 'Mutfakla haşır neşir olan erkek' karizmasından bahsetmiyoruz. Hele ki İtalyan gibi pişirmekten hiç bahsetmiyoruz! Bu hafta sonu hafta içi yetiştiremediğimiz ya da üşenerek ötelediğimiz 'güzel yemek' meselesinin üzerine titriyoruz. Profesyonel ellerden çıkan sokak lezzetleri için önceden yerinizi ayırtmayı unutmayın... Zira, sokak lezzetleriyle geçen bir hafta sonu fazlasıyla havalı! Gelecek senaryolarına merak duyanları bu hafta vizyona girecek 'Başlat: Ready Player One' filmine davet ediyoruz. Dijitalleşen dünyanın 2045 yılında nasıl bir yere dönüştüğünü ve insanlığın sanal gerçeklik ile imtihanına şahit oluyoruz. Yazar Ernest Cline, aynı adı taşıyan kitabıyla gelecek hakkındaki fikirlerimizi değiştirirken, hikayenin beyaz perdedeki yansımasını da hayretle izliyoruz. Unutmadan; yönetmen Steven Spielberg, kült seri Geleceğe Dönüş'e de göz kırpmayı ihmal etmemiş. Cep telefonlarınızı sessize almayı unutmayın, Oasis'te görüşürüz!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/29/genc-yetenek-evrencan-gunduz", "text": "Akustik solo performanslarıyla dikkat çeken Evrencan Gündüz (22), son dönemin genç yeteneklerinden biri. Ünlü müzisyen Asım Can Gündüz'ün de oğlu olan müzisyen ile youtube'daki popülerliğinden yeni projelerine kadar pek çok şeyi konuştuk. EVRENCAN GÜNDÜZ: İlkokul beşinci sınıftayken müziğe ilgi duymaya başladım. Sınıf arkadaşım piyano çalıyordu, ben de çalmak istedim. Böylece piyano eğitimi almaya başladım. Aslında evde babamın bana aldığı bir gitar vardı, ama o dönemde gitar çalmak istemiyordum. Bir de annemin iyi bir müzik zevki vardır. Nat King Cole, Frank Sinatra ve Craig David dinlenen bir evde büyüdüm. Okul yıllarında müzik benim için sadece hobiydi, müzisyen olacağımı düşünmemiştim. Ta ki sokakta şarkı söyleyene kadar. E.G: Denedim aslında ama başarılı olamadım. Nedeni de daha önce müzik eğitimimin olmamasıydı. O dönemde, solfej okumak gibi teknik bilgiler konusunda zayıftım. Anladığım kadarıyla konservatuarlar, uğraşmamak için hazır öğrenci istiyor. Ama bazen bazı başarısızlıklar beraberinde başka kapıları da açabiliyor. E.G: Hatırlıyorum, 15 yaşında, yaşadığım semt Moda'da, ana cadde üzerinde çalmıştım. Hatta üşümeyeyim diye annem minder vermişti. Bir saatte 40 TL kazanmıştım. Hem sevdiğim bir şey yapıyorum hem de para kazanıyorum, neden olmasın, demiştim. E.G: Bana kalırsa bir sokak müzisyenini diğerinden ayıran şey, o sokakta kimse yokken de çalması. Bir sokak müzisyeni, çevresinde dinleyen herhangi biri olmadığında da çalıyorsa, işini seviyordur. Sadece insanlar geçerken hareketleniyorsa ve insanlar geçtikten sonra şarkı söylemeyi bırakıyorsa para kazanmak için şarkı söylüyor olabilir. Tamam, bir süre sonra herkes yoruluyordur ama yine de kendin için, mutlu olmak için çalıyorsan iyi sokak müzisyenisindir. E.G: Performans sanatını ve gösteri yapmayı... En önemlisi de yaşadığın toplumu daha iyi tanıyabiliyorsun. Neyi nasıl paylaşman gerektiğini ve hangi şarkılardan nasıl bir reaksiyon alabileceğini öğreniyorsun. Bilmediğin şeyleri çalmak zorunda kaldığın için repertuarını sürekli genişletmek durumunda kalıyorsun. O şarkıyı kendi biçiminde söylediğin için aslında farkında olmadan şarkılara aranje yapmış oluyorsun. Aslında haberin olmadan 17-18 yaşında küçük bir aranjör oluyorsun. E.G: Youtube aslında bir platform ve herkes için bir fırsat. Çok dengeli. Beğenirsen izliyorsun ve 'like'lıyorsun, beğenmezsen izlemiyorsun ve 'dislike'lıyorsun. Doğru konsepti yaratman ve o konsept üzerinden ilerlemen gerekiyor. Şöyle düşünmek lazım: Çok sevdiğimiz bir müzisyenin konserine her hafta gideriz, ama her hafta o müzisyenden yeni bir şeyler, en azından aynı şarkıyı farklı bir biçimde söylemesini bekleriz. Aynı şarkıları sürekli farklı bir şekilde uyarlarsa ve eğlenmemizi sağlarsa o konsere devamlı gideriz. Konsept bu olmalı. Konsept senin kendini geliştirmeni istiyor, çünkü izleyici, her zaman daha fazlasını istiyor. Ve bunu düzenli olarak istiyor. Ya da belli tarihlerde istiyor. Aslında düzen ve disiplin gerektiriyor. E.G: YouTuber olacağım diye düşünmemiştim. Belli mekanlara çıkarken nasıl çaldığımı göstermek için video çekmiştim. Bir çeşit portfolyo olsun istemiştim. İlk videom, iki hafta içerisinde 500 kişi tarafından izlendi. Sonra bu sayı 800'e çıktı. İlk zamanlar bir videonun 2- 3 bin kişi tarafından izlenmesi beni çok mutlu ediyordu. 100 bin kişinin izlediği ilk videom ise 'Yiğidim Aslanım' şarkısıydı. Yaptığım farklı caz düzenlemesi insanların hoşuna gitti. Herhalde ilk o zaman insanların sevgisini kazandım. E.G: Performansçıyım. İstediğin zaman istediğin yerde söyleyebilirim. Sabah kalktığımda konsere gidebilirim. Bir şekilde sokakta idare etmeyi öğrendim. Kendimi ve yapabileceklerimi biliyorum. Ya da hata yaparken de hatanı nasıl düzelteceğini öğreniyorsun. Kolayca hata yaptım, diyebiliyorsun. Öne çıkaran şey, bunlar olsa gerek. E.G: Basit olan bütün müzikleri ilham verici buluyorum. Şu sıralar özellikle Moğollar, Cem Karaca ve Fikret Kızılok'un sentezlerinden ve sadeliğinden çok etkileniyorum. Araştırmak ve onların ulaştığı noktaya gitmek lazım. Aslında sadece sözleri ya da çalınan enstrümanları değil de onların temaları kullanma biçimlerini de çok beğeniyorum. Yaptıkları sentezler çok yüce. E.G: Her şeyi hızla tüketip hızla sıkıldığımız bir dönemdeyiz. Bu nedenle 10 parçalık bir albüm yapmak yerine tüm albümü konseptine göre ikiye bölüp Evrencan ve Uzaylılar olarak beş şarkılık bir mini albüm hazırlamıştık. Evrencan ve Uzaylılar, romantik, duygusal ve derin şarkılardan oluşuyor. Sözlerin ucu açık. Bu ayın sonunda çıkacak ikinci mini albümde ise her şey daha belirgin. Öğrendiğim şeyleri uygulama fırsatı buldum. Daha olgun bir albüm, diyebilirim. Bunun dışında bu yılın sonunda bir türkü albümü de yapmayı planlıyoruz. E.G: Babamla gerçekten tanıştığımda ortaokuldaydım. Hep vardı ama uzakta olduğu için derinlemesine tanımıyordum. Lise yıllarında dost olup birbirimizi tanıma fırsatı bulduk. Sonra beraber beste yaptık. Bana gitar hediye etti. Müzisyen olmam için beni zorlamadı ama her zaman elinde müzisyenlik gibi bir altın bileziğin olsun, en azından aç kalmazsın, derdi. E.G: Baştan beri farkındaydım ama 17 yaşındayken bir gün babamı arayıp seni tebrik ederim, dedim. Çünkü öncesinde ona müzisyen olarak bakmamıştım. Bir gün oturup albümünü dinledim. Babam inanılmazdı. Çok güzel bir albümdü, çok güzel şarkılar yapmıştı. Şu an hiçbir yerde bulamazlar belki ama günün birinde onları tekrar gün yüzüne çıkartacağım. O şarkıların hak ettiği yere gelmesini istiyorum. E.G: Herkesin yüzünün gülmesini... Konserine gittim, çok eğlendik, demelerini istiyorum. Anılarında olmak ve yaşamlarına dokunmak istiyorum. Ve her zaman sürdürülebilir bir şeyler yapmak istiyorum."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/30/teoman-kendini-coverlayan-adam", "text": "Teoman'la, kendi 23 yıllık külliyatından seçtiği şarkıları yeniden yorumladığı, bir nevi kendini cover'ladığı albümü 'Koyu'yu konuşmak istediğimizde, Şarkı sözlerinden konuşursak olur, dedi. Biz de memleketin en sıkı rock şairinin sözlerinden, hayatla müziğin kesiştiği noktadan yola çıkıp, şarkıdan hayata, hayattan şarkıya açılan koridorda derin bir sohbet 'koyu'lttuk... Koyu, kopkoyu bir albüm... Demli... 23 yıldır, şehir yorgunlarının iç alemine tercüman olan 'rock şairi', bir nevi kent ozanı Teoman; kendi külliyatından seçtiği şarkıları cover'lıyor, yeni albümü 'Koyu'da. Bu kez dinleyenin, nasıl anlattığından çok ne anlattığına odaklanmasını talep ediyor; şarkı sözlerini ön plana çıkardığı buğulu, sisli, puslu sakin bir vokalle... Yer yer Cohen'vari bir mırıldanmayla, sesinin sınırlarını zorlamadan, hatta 'konuşurmuş gibi'ye yakın bir söyleyiş tarzıyla anlatıyor hikayelerini. Sesinin sınırlarını zorlamıyor dedik ama bu kez de ruhunun sınırlarını zorluyor, Teoman. İnsanın defalarca okuduğu bir romanda her yaş dönümünde yeni tatlara, yeni keşiflere yelken açması gibi kendi şarkılarına 50 yaşının olgunluğuyla yeniden bakıyor, dinleyene de yeni bir duyuş öneriyor. Yormayan düzenlemeler, en sert tonda bile naifliğini kaybetmeyen gitarlar, içe doğru akan, içe doğru coşan yaylılar, sözün önüne geçmeyen bir davul; 'önden buyurun' diyor sanki Teoman'ın vokaline bu albümde... Teoman'a 'Koyu' albümü ile ilgili bir röportaj önerdiğimizde; \"Şarkı sözlerinden konuşalım,\" dedi, biz de kabul ettik. \"Nasıl olsa,\" dedik, \"Şarkılardan hayata, hayattan şarkılara açılan bir koridordan geçip sohbeti koyulturuz.\" Öyle de oldu... Bu albümü, sanki uzun bir hikayeyi anlatmak için yaptım. Saydım, 23 yıl boyunca yaptığım şarkıların arasından seçmişim bu şarkıları. Aslında ben 100'e yakın şarkı yaptım ama seçtiğim bu şarkılar birbirini tamamlayan şarkılar. Bir bütün olarak dinlenebilecek gibiler. İçeriklerine baktığınızda koyu şarkılar bunlar. Bahsettiğiniz 'saykodelik' sound'unu da içerikle bir bütün olsunlar diye ekibimle beraber özellikle seçtik. Bu sound ayrıca, benim şu dönemimde en çok sevdiğim sound. Kendimle ilgili her beğenimi bütünlemek istedim. En çok beğendiğim şarkılar, en çok beğendiğim sound'la birleşsinler diye. 'Koyu' teması buradan geliyor. Kendimi cover'lamam -bazı müzik yazarları kendi tribute albümümü yaptığımı söylemiş, ki düşününce doğru galiba- benim açımdan çok tatmin edici oldu. Zaman geçince insanın zevkleri de değişiyor. 1993 yılında yazdığım bir şarkıyı kumaş olarak değerlendirirsek, aynı kumaşı farklı bir zevkle tekrardan dikip yeni bir elbise yaratmış gibi hissediyorum. Şu sıralar bahsettiğiniz şeyi düşünüyorum sık sık. Kendimi yenilemek, değiştirmek, bakış açımı farklılaştırmak peşindeyim. Eski perspektifim bana eski tatminimi vermiyor çünkü. Madem öyle, insan kendini değiştirmenin peşine düşmeli. 'Sahip olmak ve olmamak' meselesinin açmazları var. Sahip olmadığınızda tutunacak dallardan da yoksun bırakıyorsunuz kendinizi. Sahip olduğunuzda da, özgürlüğünüz elinizden gidiyor. Bir buzdolabı taksidi bile sizin yaşamınıza etki edebiliyor. Bu konudaki ikilemleri çözebilen insanları gözlemliyorum. Pozitif perspektiflere sahip, hayatı hafife alan insanlar bunlar. Benim de kıskandığım insanlar. 'Tuzak' kavramına benim kadar negatif yaklaşmıyorlar, hayatın zevkini çıkarıyorlar. Onları beğeniyorum. Yalnızlık teması benim hayatımı gerçekten çok etkiledi. Belki de biraz ürkek yetiştirildik ve insanlardan korkmak, kaçmak üzerine şartladık kendimizi. Dünyanın tehlikelerle dolu olduğunu ve okuduğumuz, öğrendiğimiz şeylerden insanların kötülüklerinin sınırsız oluşunu bilmek bizleri korkuttu, içe döndük. Bu bir tür korkaklık aynı zamanda. Ben öyle hissetsem de, o hislerin -hissettiğim ölçüde- doğru olduğunu düşünmüyorum. Daha nötr bakmalı hayata. Gelecekten korku. Kendimi didiklediğimde, bir sürü şikayetimin altında o korkuyu buldum ben. Gelecekte neler olacağının belirsizliği, bizleri büyük üzüntülerin beklediği hissi, canımızın çok sıkılacağı fikri filan beni korkutuyormuş çok. Yoksa, 'ölüm' temasını çok kullanmama rağmen, ölümden ödüm kopar benim. Tanrı konusunda başkalarıyla konuşmayı çok sevmem. Hemen rasyonel argümanlar girer işin içine ve inanç meselesinin konuşulacağı bir alan değildir o alan. Bu konunun, insanın kendi içinde çözmesi ve karara varması gereken bir şey olduğunu düşünürüm. Ama çocukluktan beridir konuştuğum biridir, Tanrı ve özellikle çok kötü zamanlarımda ona ihtiyaç duyarım. Yapayalnız bir dünyada O'na ihtiyacım var benim. Ama başta da belirttiğim gibi, kimseyle bu konuda tartışmam. Herkesin yolu kendine. Ben sorumsuz, 'light' tabir edilen ilişkilerin eninde sonunda boşluk duygusunu getirdiğini biliyorum. Ama çözümü de bilmiyorum, tersi ilişkileri öneremem. Yine de etrafımdaki güzel ve uzun örneklere baktığımda, uzun yıllara dayanan sevgi ve saygılı ilişkiler görüyorum. Bu noktada, insanların nasıl kişiler olduğu daha önemli oluyor. Yukarıdaki bazı cevaplarımdan anlamışsınızdır; ben, çekingen ve içe kapanık yetiştim/yetiştirildim. Bu gereğinden fazla içe dönüklük, dünyayla gerçekçi ilişkiler kurmanızı engelleyebiliyor. Sadece kendim için konuşmuyorum, birçok kişi tanıyorum bana benzeyen. Sürekli kafanız karışık oluyor ve fikirleriniz, duygularınız da değişip duruyor. Bir hedef koyuyorsunuz, ulaşıyorsunuz, tatmin olmadığınızı hissedince moraliniz daha da bozuluyor. Başka bir tarafa bakmak, yeni bir perspektif kurmaya çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Geçen yıllarla beraber de, eski hislerinizi kaybettiğinizi görüyorsunuz. Hem hayatımızı değiştirmek istiyoruz hem de neyi istediğimizden pek emin değiliz. Bu işten aşırı drama yapmadan kurtulmanın yolu; kabullenmek. Hayat, öyle de, böyle de; geçecek. İş, bize kalıyor. 'Kendine sadakat', çetrefilli bir konu, biz de değişip duruyoruz çünkü. Sorunuza gelirsek, kendime verdiğim sözleri pek fazla tutamıyorum, fikirlerim başkalaşıyor hep. Ama yine de planlar yapmaktan, geleceği düşünmekten vazgeçmiyorum. Diğer türlü hayata bağlanamıyor insan. İstanbul'u kendimi bildim bileli çok sevdim. Ama insan İstanbul deyince, hep aynı şeyi anlamıyor tabii ki. Ben, İstanbul dediğimde; evimi, sevdiğim kişileri, sevdiğim yerleri düşünüyorum. Yoksa keşmekeşinden, sinirleri gitgide bozulan insanlarından, trafikteki büyük problemlerden şikayetçiyim tabii ki. Yine de, \"Artık İstanbul'a dayanamıyorum,\" diyenlerden değilim. Burada kendimi evimde hissediyorum, çünkü başka yerde yabancıyım. Buraya bağlıyım. Çocuğunuz olduğunda, hayat prensipleri, bakış açısı tepetaklak oluyor. Ben şu anda kendimi düşündüğümde, en önemli işimin 'babalık' olduğunu biliyorum. Günü geçirmek için yaptığım her şey, aslında hayatı doldurmak ve can sıkıntısından kaçmak adına. 'Ölmeye değer' meselesini daha pozitif bir hale getirirsek; sorumluluklarımız bizim hayatımızı yaşamaya değer kılıyor. Ben şairleri, şiiri çok takdir eden biriyim. Bütün hayatlarını, maddi karşılığını önemsemeden şiir gibi bir edebi dala adayan insanları çok beğenirim. Edebiyatçılar -sadece şairler de değil yani- beni çocukluğumdan beri çok etkiler. Şarkı yazarlığı şiirle karşılaştırıldığında, onun kadar sanat piramidinde yukarıda değil bana göre. Ama ben yine de şarkı yazarlığımda, o çok takdir ettiğim edebiyat gibi majör bir alana mümkün olduğunca yaklaşmak istedim. Bu konu benim çok kafamı karıştırıyor, büyük değişikliklerin farkındayım ama tam da çözemiyorum. Bir analiz yapmayayım şimdi ama benim çok dikkatimi çeken bir şeyi dile getireyim sadece. Sosyal medyanın olmadığı zamanlarda yetişen biri olarak, kendimizi daha uzun koşullarda var ederdik. Yavaş olurdu her şey, uğraşırdık onun için. Şimdi bir sosyal medya hesabı ve iyi bir PR çalışması kişinin kendisini var etmesini çok kolaylaştırdı. Sizin bir şey olmanıza gerek kalmadı, hesabınız iyi yönetiliyorsa 'ünlü' olabilirsiniz hemen. Ünlü olacak bir konunuzun da olması gerekmiyor. 'Ünlü olduğu için ünlü'ler var artık. Ve hayatta 'ünlü olmak', en önemli şey oldu. Konu önemli değil. Alkol eskiden beri hayatımdaydı. Yaşam tarzımın bir yan ürünüydü; müzisyendim, gece hayatı benim gerçek dünyamı anlatıyordu. İçki de bunun tamamlayıcısı gibiydi. Bir konuyu açıklamak isterim, ben alkolün avukatı değilim; zira insana fiziksel olarak da, psikolojik olarak da büyük zararları olduğunu düşünüyorum. Modern topluma yönelik değil bu krizler, her yerde var. Belki de bu krizler dediğimiz şey, insanlık durumudur. Çünkü binlerce yıllık eserlerde de görüyoruz aynı problemleri. Ben şarkıma döneyim; etrafımdaki hissizlik beni rahatsız eden, o dizeleri yazdıran. Sanki insanlar gittikçe daha da hissizleşiyor, kötüleşiyorlarmış gibi geliyor bana. Kötülük 'norm' olarak kabul edilmeye başlandı. Artık neredeyse 'ayıp' bile değil. Ben o şarkıları eski hislerime gönderme yaparak yazmıştım. Dünyanın daha iyi bir yer olacağına dair umutlarımın olduğu zamanlarda... Dünyanın daha iyi bir yer filan olacağı yokmuş meğer, bu yüzden umutlarımızı kendi iç dünyamıza yönlendirmekte fayda var. Tanrıya yalvaracağımız şey, kendi iç dünyamızı huzura kavuşturmak olmalı bundan sonra. Çünkü dünya çok büyük bir kritik eşikte. İyi gözükmüyor sonu. Hayır, benim istediğim bir yer değil; o, yalnızlık yeri. Bir de o şarkıyı, sadece kendi duygularım adına yazmadım. Birçok arkadaşımda, dostumda da gördüğüm bir şeydi bu. Hepimiz hayatlarımızı farklılaştırmanın, değiştirmenin peşindeydik, hala da sürekli ona uğraşıyoruz. Birbirimizle gelecekte neler yapsak diye muhabbetler ediyoruz. Fakat pek de değiştiremiyoruz kendimizi. Sürekli aynı hayatı yaşamanın verdiği bir iç sıkıntısı da eşlik ediyor buna. Ben geçmişe çok bağlı biriyim. Arkadaşlarımızla da toplanıp sürekli geçmişimizden bahsediyoruz zaten. 'Şu an', ilgimizi pek çekmiyor. Hatta biri geçenlerde; \"İnsanın sadece anıları var, başka da bir şey yok.\" dedi. Hakikaten de, lisede, üniversitede filan yaşadığımız o komik ergen hikayelerimizi seviyoruz biz. 'Şu an' sıkıcı geliyor. Genel bir açıklama yapayım; parçalı bir otobiyografi gibi düşünün. Kendini ciddiye almayan bir otobiyografi biçimi bu. Geçmişime, şimdiki yaşımla ve çok daha pozitif bir bakış açısıyla bakarak yazdım bu kitabı. Atlamalı hikayeler var, pek de önemli bir şey olmuyor kitapta. Sonuçta, çocuksu bir rüyanın gerçekleşme hikayesi. Benimle ilgilenen insanlar hem bana dair birazcık bilgi alsın hem de eğlensinler istedim. Kitabın arkasına da son 20 yılda yaptığım röportajlardan minik alıntılar ekledim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2018/03/31/peaky-blinders-thomas-shelby", "text": "Henüz Peaky Blinders izlemediyseniz bu satırları okuduktan sonra sizi 1900'lü yılların başına İngiltere'ye davet ediyoruz. BBC'nin fenomen olmaya aday dizisi Peaky Blinders, iki dünya savaşının arasında Birmingham'da rahatsızlık veren bir şöhrete sahip suç çetesinin etkileyici hikayesini anlatıyor.. Son dönemde moda olan şapkalara ve giyim tarzına bakarsak dizinin ne denli popüler olduğunu kestirebilirsiniz. Eğer şimdiye kadar anlam veremediyseniz bu dakikadan itibaren eski modaya yönelenleri daha iyi anlayacaksınız. Yasa dışı bahis ile yükselen gangsterlerin aile yaşantısı ve kötü şöhretinin konu edildiği yapımın başrolünde Cillian Murphy var. Geriye dönüp bakıyoruz da bu rolü ondan iyi kimse oynayamazdı. Açılın, Thomas Shelby geliyor! Donuk bakışları, kemikli yüzü, bir suç çetesi liderliğine yetecek karizması ve üstün oyunculuk performansıyla favori karakterimizi sunmaktan gurur duyuyoruz. Thomas Shelby ile tanışın. Cillian Muprhy'nin hayat verdiği karaktere gelmeden önce dilerseniz biraz kendsiinden bahsedelim. Kariyerinde Batman Begins, The Dark Knight, The Dark Night Rises ve Inception gibi yapımlarda yer alarak yükselen Murphy'nin en önemli sıçrayışı hiç şüphesiz Peaky Blinders olarak karşımıza çıkıyor. O, Shelby'i başarıyla canladırırken biz de gerçek hayatına göz gezdiriyoruz... Gangster aile reisini canlandıran Murphy'nin, gerçek hayatında müfettiş ve öğretmen ebeveynlerin çocuğu olması elbette şaşırtıcı. En azından insan, Shleby rolünü bu kadar iyi oynamasını bklemiyor. İrlandalı aktör diziyle beraber popülerleşen şapkası ve saç kesimi ile de birçok kişinin favorilerine ilk sıradan giriş yaptı. Diziyi izlemeyenleri sıradaki satırları dikkatle okumaya davet ediyoruz, çünkü 'Peaky Blinders'a giriş' yapacağız. Peaky Blinders'ın Shelby ailesi yapıma uygun kurgulanmış hayali bir aile değil diyerek başlıyoruz. Evet, gerçek bir hikayeyi izlediğimiz dizi tarihten referans alıyor. Anlayacğaınız bu aile de bu hikayeler de yıllar evvel çoktan yaşadı ve yaşandı. Dönemin İngiltere'sinin bakanı Winston Churcill de bunun ispatı niteliğinde diziden bize göz kırpıyor. Şehri acımazsızca birbirine katan ailelerin entrikaları ve güç mücadelelerinden bahsederek işin tadını kaçırmayacağız ama şapkalarına yerleştirdikleri jiletlerden söz etmezsek bir yanımız buruk kalacak. Dönemim İngiltere'si ve arka sokaklarını Thomas Shelby ile keşfediyor ve ele geçiriyoruz. Ailesini seven, yönetme meselesini yalayıp yutmuş ve stratejik hamlelerde uzman bir Shelby'e karşı dikkatli olmanızı öneririz. Kendi hayran kitlesini Tommy Shelby ile kadrolu hale getiren Muprhy'nin yetenekleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Çünkü kendisini izlemekten epey keyif alıyoruz. Unutmadan, favori karakterimiz demişken meşhur saç kesimiyle bu yıla damga vurduğunu da belirtelim. Çevrenize baktığınızda klasik giyimli ve Shelby saç modelini kullanan birçok kişi göreceğinizden eminiz. An itibariyle dört sezonu deviren dizi uzun bir süre daha kendinden söz ettirecek gibi gözüküyor. Efsane üçleme \"The Godfather\" sevenler bunu da sevecektir. Evet, Thomas Shelby tüm lanet yeryüzüne karşı!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2019/08/09/beatlesin-abbey-road-album-kapaginin-50nci-yili-kutlandi", "text": "Dünyaca ünlü İngiliz rock grubu Beatles'ın hayranları 'Abbey Road' albüm kapağının 50inci yılı kutladı. İngiltere'nin başkenti Londra'daki Abbey Road caddesindeki yaya geçidinde verilen Beatles pozu 50 yıldır milyonlarca Beatles hayranı ve turist tarafından taklit edilmeye devam ediyor. Beatles hayranları tıpkı grup üyeleri gibi giyindi ve Abbey Road Stüdyosu'nun yakınındaki sokakta \"Abbey Road\" albümünün ikonik fotoğrafını canlandırdı. Orijinal fotoğrafa saygı duruşunda bulunan Beatles hayranları beyaz çizgili yaya geçidinde yürüdü. 'Abbey Road pozu' ilk kez Beatles üyeleri tarafından 8 Ağustos 1969 yılında verilmişti. John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr'ın Abbey Road'da yaya geçidinden geçtikleri fotoğraf için yapılan çekimlerde sadece altı fotoğraf çekimi yapılmış ve bu altı çekimden biri seçilerek grubun Eylül 1969'da çıkan 11. stüdyo albümü Abbey Road'un kapağı olmuştu. Albüm fotoğrafı müzik dünyasının en ikonik görüntülerinden biri haline gelmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2021/08/20/kill-billin-yildizi-sonny-chiba-corona-viruse-yenik-dustu", "text": "Quentin Tarantino'nun kült filmlerinden Kill Bill'in oyuncularından Sonny Chiba corona virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Oyuncu Sonny Chiba, corona virüsü nedeniyle 82 yaşında hayatını kaybetti. Chiba, Quentin Tarantino'nun \"Kill Bill\" film serisinde Hattori Hanzo karakterini canlandırmıştı. Oyuncunun menajeri Timothy Beal acı haberi duyuran kişi oldu. Beal yaptığı açıklamada \"Sonny ,dün corona virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Trajik bir haber, o çok iyi bir arkadaş ve harika bir müşteriydi\" diye konuştu. 1974'te \"The Street Fighter\" üçlemesinde rol alan Chiba, kariyeri boyunca 125'den fazla yapımda yer aldı. Chiba, \"Street Fighter\" filminde sinema tarihinin ilk x-rated dövüş sahnesine imza attı. Filmlerde dublör koordinatörü olarak da çalışan oyuncu Quentin Tarantino'nun \"Kill Bill\" film serisinde Uma Thurman'a intikam alması için samuray kılıcı yapan Hattori Hanzo'yu canlandırmasıyla uluslararası düzeyde tanındı. Gerçek ismi Sadaho Maeda olan oyuncunun filmleri arasında \"The Fast and the Furious: Tokyo Drift\", \"The Bullet Train\", \"Champion of Death\", \"The Storm Riders\" ve \"Karate Warriors\" yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/03/21/alain-delon-otanazi-ile-yasamina-son-vermek-istiyor", "text": "2002 yılında, yaşadığı ağır depresyon sırasında intihar girişiminde bulunan Alain Delon, Fransız basınına verdiği demeçte ötanazi ile ölmek istediğini söyledi. Dünyaca ünlü Fransız aktör Alain Delon, \"Yaşlanmak berbat!\" diyerek ötanazi ile hayatına son vermek istediğini duyurdu. Delon, engelli bir yaşlı adam olmak ve hastalıktan muzdarip olmak istemediğini ifade ederek dile getirdi. RTL kanalına konuşan Delon, bu konuda oğlu Anthony'den de destek istedi. Ancak röportajda oğlunun bu isteğini reddettiğini de sözlerine ekledi. Alain Delon son birkaç yıldır ciddi sağlık sorunları yaşıyordu. Delon 2002 yılında depresyon geçirmiş ve intihar girişiminde bulunmasıyla gündeme gelmişti. 2019 yılında felç geçiren Delon iyileşti fakat sağlığı asla eskisi gibi olmadı. Delon bir süredir ülkesi Fransa'da değil, ötanaziye izin veren İsviçre'de yaşamını sürdürüyor. Delon, \"Yaşlanmak berbat! Hiçbir şey yapamıyoruz. Görünüşümüzü ve görme duyumuzu kaybediyoruz. Ayağa kalkamıyor, ağrı hissediyoruz. Büyük bir eziyet\" dedi. Sinemanın gelmiş geçmiş en yakışıklı aktörlerinden biri olarak hafızalarda yer eden Alain Delon ya da tam adıyla Alain Fabien Maurice Marcel Delon, 1935 yılında dünyaya geldi. Anne ve babası daha o küçükken ayrıldığı için zor bir çocukluk geçirdi. Kariyerine 1957 yılında Sois Belle Et Tais Tou adlı filmle başlayan Alain Delon, 2012 yılına kadar da kamera karşısına geçmeyi sürdürdü. Delon etkileyici kariyeri boyunca Luchino Visconti, Jean-Pierre Melville ve Michelangelo Antonioni gibi sinema dünyasına yön veren yönetmenlerle çalışma fırsatı buldu. Sadece filmleriyle değil özel hayatıyla da hep gündemde oldu Alain Delon. 1954 ile 1969 arasında Nathalie Delon ile evli kalan Delon, daha sonra da Rosalie van Bremen, Mireille Darc ve Romy Schneider ile yaşadığı aşklarla çok konuşuldu. Alain Delon ile Nathalie Delon'un evliliklerinden Anthony Delon adında 57 yaşında bir oğlu var. Alain Delon'un Rosalie van Breemen ile ilişkisinden Anouchka adında 31 yaşında bir kızı ve 28 yaşında Alain-Fabien Delon adında bir oğlu bulunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/03/25/prada-ve-unesco-okyanuslari-korumak-icin-harekete-gecti", "text": "Prada ve Unesco-IOC, Sea Beyond gelişmelerini duyurdu. İtalyan lüks moda evi Prada ve Unesco'nun Hükümetler Arası Oşinografi Komisyonu , okyanusların korunması ve sürdürülebilirliği konusunda farkındalık yaratmak amacıyla dünya çapındaki ortaokullara yönelik bir eğitim projesi olan Sea Beyond'daki gelişmeleri duyurdu. Prada Group ve Unesco-IOC, 2022 baharında öğrencilerin Ocean Decade'in on zorluğundan birini metin, grafik veya etkileşimli içerik kullanarak özgürce yorumlamaları için bir yarışma başlatacak. Kazanan okullar 29 Haziran 2022'de Birleşmiş Milletler okyanus konferansında açıklanacak. Programın ikinci baskısına Brezilya, Çin, İtalya, Meksika, Peru, Portekiz, Güney Afrika ve Birleşik Krallık dahil ülkelerden on okul katıldı. Sea Beyond, Eylül 2022'de Venedik'te çocuklara yönelik \"Kindergarten of the Lagoon\" adlı bir eğitim projesi sunacak, program açık havada eğitim ilkelerine odaklanacak. Prada'nın okyanus okuryazarlığı konusunda farkındalık yaratmak ve onları okyanusun korunmasında daha aktif bir rol üstlenmeye teşvik etmek için 13.000'den fazla çalışanı için okyanus okuryazarlığı eğitimi devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/03/28/will-smithin-chris-rocka-attigi-tokat-oscara-damga-vurdu", "text": "2022 Oscar Ödül Töreni'ne Will Smith'in sunucu Chris Rock'a attığı tokat damga vurdu. En iyi film ödülünü \"CODA\"nın kazandığı geceye damga vuran olay, ünlü aktör Will Smith'in sunucu Chris Rock'a sahnede canlı yayında attığı tokat oldu. Ödül törenine damga vuran olay, sunucu Chris Rock'ın Will Smith'in eşiyle ilgili yaptığı espri sonrasında yaşandı. Saç dökülmesine neden olan rahatsızlığı bulunan Jada Pinkett-Smith'in saçsız başı hakkında, \"Jada seni seviyorum, GI Joe 2 yakında, sabırsızlıkla görmeyi bekliyorum.\" şeklinde espri yapan Rock'ın yanına giden Smith, ünlü sunucuya canlı yayında tokat attı. Önce ne olduğunu anlayamayan Rock, kısa süre sonra konuşmasına devam ederken, sinirli bir şekilde yerine dönen Smith, \"Eşimin adını ağzına alma bir daha.\" diyerek sunucuya bağırdı. Daha sonra \"En İyi Erkek Oyuncu\" ödülünü kazanan ve ödül heykelini almak için sahneye çıkan Smith, hareketinden dolayı herkesten özür dilediğini belirtti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/03/29/will-smith-chris-rocktan-ozur-diledi", "text": "Will Smith, Akademi Ödülleri'ndeki davranışlarından \"utandığını\" kabul ediyor. Oscar sahnesinde Chris Rock'a tokat atmasının ardından gelen drama, tartışma ve ünlü görüşleri dizisine son vermek için Will Smith, komedyenden resmen özür diledi. Kral Richard aktörü, Instagram hesabından yaptığı açıklamada, \"Şiddetin tüm biçimleri zehirli ve yıkıcıdır. Dün geceki Akademi Ödülleri'ndeki davranışım kabul edilemez ve affedilemezdi\" dedi. Kendisi hakkında şakalar yapmaya alışkın olmasına rağmen Rock'ın karısı Jada Pinkett-Smith'in saç dökülmesiyle ilgili şakasını duymanın \"benim için çok fazla olduğunu ve duygusal olarak tepki verdim\" dedi. \"Senden herkesin önünde özür dilemek istiyorum Chris. Haddimi aştım ve yanıldım. Utandım ve davranışlarım olmak istediğim adamın göstergesi değildi. Sevgi ve nezaketin olduğu bir dünyada şiddete yer yoktur.\" dedi Smith. Rock, olay hakkında kamuoyu önünde konuşmadı, ancak Los Angeles Polis Departmanı BAZAAR.com'a, Smith'e tokat için suçlamada bulunmayı reddettiğini doğruladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/01/chris-rock-oscardan-sonraki-ilk-stand-up-sovunda-ayakta-alkislandi", "text": "Hayranlar gerçekten Chris Rock'tan haber almak istiyorlar, o kadar ki, Oscar tokatının ardından ilk stand-up gösterisinin biletleri tükendi ve Çarşamba günü sahneye geldiğinde seyirci onu ayakta alkışladı. Komedyen, Boston Wilbur Tiyatrosu'ndaki heyecanlı kalabalığı görünce haykırdı; \"Oha, tamam!\" Yaklaşık 1.000 kişilik bir seyirciden gelen ayakta alkışlama, yaklaşık iki dakika boyunca devam etti, ta ki Rock gülerek \"Yo, gösteriyi ben yapayım!\" diyene kadar devam etti. \"Hafta sonun nasıldı?\" dedi yıldız, kalabalığa göz kırparak başladı. \"Olanlarla ilgili bir yorum yok, bu yüzden bunu duyduysanız, bu hafta sonundan önce yazdığım bir şovum var. Hala olanları işliyorum. Yani, bir noktada ben' Bu saçmalık hakkında konuşacağım ve ciddi ve komik olacak.\" dedi. Kalabalık yüksek sesle güldü ve tezahürat yaptı ve gösterinin sosyal medyada paylaşılan ses kaydına göre bir katılımcı \"F... Will Smith!\" diye bağırdı. Chris Rock görmezden geldi. Chris Rock geçtiğimiz haftasonu düzenlenen Oscar ödül töreninde Will Smith'in eşi Jada Pinkett Smith'e karşı \"G.I. Jane\" şakası yapmıştı. Will Smith de sahneye çıkarak Chris Rock'ı tokatlamıştı. Komedyen, Will Smith'in sahneye çıkıp ona tokat attığı Oscar olayı hakkında gözle görülür şekilde sessiz kaldı. Smith, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kabul konuşması sırasında ve ardından Instagram'da paylaştığı bir açıklamada özellikle Rock'tan yaptıkları için özür diledi. Eşi Pinkett Smith de görünüşe göre olayla ilgili sessizliğini Instagram'da paylaştığı \"Bu iyileşme mevsimi ve ben bunun için buradayım\" yazan bir alıntıyla bozdu. Ayrıca, ödül törenindeki ve Hollywood'daki herkes tokatla ilgili görüş bildirdi ve birçoğu Kral Richard yıldızının şiddet eylemini kınadı. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi bile yaptığı açıklamada, Smith'i Oscar'lardan uzaklaştırmayı hatta ihraç etmeyi düşündüğünü söyledi ve saldırının ardından törenden ayrılmasının istendiğini ancak reddettiğini açıkladı. Yine de Rock, oyuncuya karşı suçlamada bulunmamaya karar verdi ve en azından şimdilik bunu koruyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/01/will-smith-tokattan-sonra-oscardan-ayrilmayi-reddetti", "text": "Akademi, Will Smith'ten tokat olayı sonrası Oscar töreninde ayrılmasını istediğini ancak onun bunu reddettiğini açıkladı. Kral Richard filmindeki performansıyla \"En İyi Erkek Oyuncu\" dalında Oscar kazanan Will Smith o geceden beri oyunculuğuyla değil, törende Will Smith'e attığı tokatla konuşulmaya devam ediyor. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, Will Smith'ten Chris Rock'ı tokatladıktan sonra geçen Oscar'dan ayrılması istendiği ancak oyuncunun bunu reddettiğini söyledi. The Hollywood Reporter'a göre Akademi yaptığı açıklamada, \"Bay Smith'ten törenden ayrılması istendi ve reddedildi, durumu farklı şekilde ele alabileceğimizi de biliyoruz\" dedi. Akademinin ayrıca Rock'tan ve sahnedeki saldırıya tanık olan 94. Akademi Ödülleri'ndeki adaylar, konuklar ve izleyicilerden özür dilediği bildirildi. Akademi şimdi Kral Richard aktörüne karşı \"disiplin soruşturması\" başlattığını söyledi. Açıklamada, \"Yönetim Kurulu bugün, uygunsuz fiziksel temas, taciz edici veya tehdit edici davranış ve Akademi'nin bütünlüğünü tehlikeye atmak dahil olmak üzere Akademi'nin Davranış Standartlarını ihlal ettiği için Bay Smith'e karşı disiplin soruşturması başlattı\" denildi. Yıldızın yazılı bir yanıt gönderebileceği ve bir oylamanın ardından Akademi, onu bir uyarı ile serbest bırakmaya veya \"askıya alma, ihraç etme veya Yönetmelik ve Standartlar tarafından izin verilen diğer yaptırımları içerebilecek\" başka bir eylemde bulunmaya karar verecek.\" Bir sonraki yönetim kurulu toplantısı 18 Nisan'da yapılacak. Smith, hem duygusal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kabul konuşmasında hem de daha sonra Instagram'da paylaştığı bir açıklamada yaptıklarından dolayı özür dilese de , Çarşamba günü Akademi ile bir toplantıya katılan bir yönetim kurulu üyesi, \"Bence herkes oybirliğiyle yaptığının yanlış olduğunu düşünüyor.\" dedi. Rock olay hakkında konuşmadı, ancak Smith'e karşı suçlamada bulunmayı reddetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/09/akademiden-will-smithe-oscar-tokadi-cezasi-verildi", "text": "ABD'li aktör Will Smith, 2022 Oscar Ödül Töreni'nde komedyen Chris Rock'a tokat atması nedeniyle 10 yıl boyunca Oscar'dab ve diğer Akademi etkinliklerinden men edildi. ABD'nin Los Angeles şehrinde gerçekleştirilen 2022 Oscar Ödül Töreni'nde Will Smith'in komedyen Chris Rock'a tokat atmasının ardından ABD'li aktör hakkında yeni bir karar açıklandı. Ödül törenini düzenleyen Hollywood Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, Will Smith hakkında disiplin cezasını görüşmek üzere sanal olarak bir araya geldi. Alınan yeni kararla birlikte ödül töreninde Chris Rock'a tokat atan Smith, 10 yıl boyunca Oscar galalarından ve diğer Akademi etkinliklerinden men edildi. Will Smith 2022 Oscar Ödül Töreni'nde 'Alopesi' hastalığı nedeniyle saçlarını kazıtan eşi hakkında espri yapan komedyen Chris Rock'a atmıştı. Daha sonra akademiden özür dileyerek istifa eden Smith istifa açıklamasında, \"Akademi'nin güvenine ihanet ettiğini\" ve eylemleri nedeniyle \"kalbinin kırıldığını\" belirterek, \"Davranışım için her türlü sonucu tamamen kabul edeceğim\" sözlerini kullanmıştı. Hollywood Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin Yönetim Kurulu Üyesi aktör Whoopi Goldberg yaptığı açıklamada, Smith'in yaptıkları nedeniyle büyük sonuçlarla karşılaşacağını ancak Oscar ödülünün geri alınmayacağını belirtmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/12/az-yiyeyim-derken-kaslarinizi-zarara-ugratmayin", "text": "Ramazan ayında kilo almamak için \"az yemeliyim\" moduna giriyoruz. Peki ama bundan kaslarımızın haberi var mı? İşte \"Kas ve eklem sistemimizi korumak için nelere dikkat etmeliyiz?\" sorusunun yanıtı... Ramazan ayında tüm uzmanlar iftarda ve sahurda fazla kaçırılmaması için uyarıyor ama \"az yiyeyim\" derken kas ve eklem sistemini zarara uğratabilirsiniz. Ramazan'da kas ve iskelet sisteminin sağlığına dair bilgiler paylaşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aydın Arslan, iftarda ve sahurda yeterli sıvı ve kalori miktarının alınmasının gerekliliğine dikkat çekti. Orucun sağlık açısından su ile açılması gerektiğini vurgulayarak, \"Kemik eklem sağlığı için vazgeçilmezimiz olan kalsiyum kaynakları süt ürünleri, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler tercih edilebilir. Ramazan ayında öğün miktarı az olmamalıdır. Yetersiz kalori ve sıvı alımı halsizlik, kas ve eklem ağrıları, çabuk yorulmave baş ağrısı gibi semptomlara yol açabilir. Yaş, cinsiyet ve günlük aktivite düzeyi göz önünde bulundurarak öğün miktarları ayarlanmalıdır.\" dedi. Kas ve eklem ağrıları için egzersiz yapmak zorunda olanların hareketlerini yemekten hemen sonra yapmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aydın Arslan, \"Ramazan ayında egzersiz hemen yemek sonrası değil öğünlerden bir süre sonra tercih edilmelidir. Oruçlu olduğunuz zamanlarda efor yaptıracak koşu, tempolu yüzme, futbol, basketbol gibi rekabet içeren sporlar profesyonel olmayan kişilere önerilmez. Yürüyüş, germe ve kültür fizik egzersizleri tercih edilmelidir. İftardan 2-3 saat sonra yürüyüş yapmak önerilir. Gün içerisinde hareketsiz kalınması kas iskelet sisteminde ve dolaşım sisteminde ciddi sorunlara yol açabilir. O nedenle ramazan aylarında gündüz oruç tutulan sürenin uykuda geçirilmesini önermiyoruz.\" Dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/20/venedike-turistlerin-girisi-ucretli-olacak", "text": "Yetkililer, ziyaretçilerin pandemi öncesi seviyelere ulaşmasının ardından Venedik'e günübirlik gezicilere uygulanan ücretin sayıların kontrol altına alınmasına yardımcı olacağını umuyor. Venedik'teki yetkililer , Paskalya hafta sonu boyunca ziyaretçi sayıları pandemi öncesi seviyelere ulaştıktan sonra turizmin kontrolünü ele geçirmek için uğraşırken lagün şehrine girmek için 10 Euro'ya kadar günübirlik gezicilerden ücret alma planıyla ilerliyorlar. Rezervasyon sistemi, önümüzdeki yıl Ocak ayında potansiyel olarak tam olarak yürürlüğe girmeden önce altı aylık bir pilot uygulama ile Haziran ayında başlayacak. Venedik belediye başkanı Luigi Brugnaro, kentin \"dünyada bu zor deneyi\" gerçekleştiren ilk şehir olduğunu söyledi. Giriş ücreti planları, 2018'in sonlarında İtalyan hükümeti tarafından koronavirüs pandemisinden önce yılda yaklaşık 30 milyon insanı çeken bir şehirde kitle turizmine bir çözüm olarak onaylandığından beri gündemdeydi. Bu rakam pandemi tarafından yok edildi ve ziyaretçiler geri dönmüş olsa da, Paskalya hafta sonu, Venedik'in meydanlarını ve geçitlerini 125.000'den fazla insan doldururken turizm sektörünün geri sıçradığının ilk gerçek işaretiydi. Önlem, ziyaret etmek istedikleri gün şehrin ne kadar meşgul olduğuna bağlı olarak, önceden rezervasyon yapması ve 3 ile 10 Euro arasında ödeme yapması gereken günübirlik gezginler için geçerli olacak. Veneto bölgesinde yaşayanların ücret ödemekten muaf olmalarına rağmen rezervasyon yaptırmaları gerekecek, diğer muafiyetlerin bir listesi, örneğin bir cenaze için şehre gelme veya bir akrabayı ziyaret etme ihtiyacı önümüzdeki birkaç hafta ilan edilecek. Bir gece kalanlar zaten bir turizm vergisi ödedikleri için muaf tutulacaklar. Plan sonunda şehirdeki kilit varış noktalarına kapıların kurulmasını içerebilir. Venedik, dünyanın en eski ve en büyük sanat festivali olan Bienal'in açılışı ve Pazartesi günü ulusal bir tatil ile bu hafta sonu başka bir yoğun döneme hazırlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/04/22/off-white-guzellik-markasi-paperworku-sundu", "text": "Off-White'ın ilk güzellik koleksiyonu \"Paperwork\", bir ifade kutlaması olarak piyasaya çıktı. Off-White, son kreatif direktörü Virgil Abloh tarafından geçen sonbaharda zamansız vefatından önce tasarlanan Paperwork adlı bir çizgiyle güzelliğe giren en son moda evi. Abloh, vizyonuna uygun olarak, Paperwork'ü \"başka bir tuval, insan ifadesi için başka bir yüzey\" olarak tanımladı ve sonuç, hayal edebileceğiniz kadar eğlenceli ve ilerici. Koleksiyon, dört Solution kokusu, altı Imprint yüz ve vücut katı pigment boya kalemi, bir dizi Template şablonu ve altı Color Matter ojeden oluşuyor. Odak noktası, ürünleri özelleştirilebilir bir şekilde deneyimlemek ve sonsuz yaratıcılığı teşvik etmek. Parfümler Abloh tarafından ünlü parfümcüler Alexis Dadier, Jerome Epinette ve Sidonie Lancesseur ile işbirliği içinde hazırlandı. Her biri bir ruh hali uyandırmak için 90'ların nostaljisinden, bougie klasiklerinden ve doğal toprak elementlerinden ilham alıyorlar. Ufukta, Imprint boya çubukları, su geçirmez ve bulaşmaya karşı dayanıklı, ancak çıkarılması kolay formüllerle cesur tonlarda piyasaya sürülecek. Template, yüz ve vücut kalıpları ilk olarak kısa süre önce Paris'te gerçekleşen özel Off-White defilesinde modellerde görülürken, Abloh'un vücudu sokak sanatı kodlarıyla 'etiketleme' jestini daha fazla keşfedin."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/05/31/ingiltere-tath-siralamasi-hakkinda-her-sey", "text": "İşte Kraliçe II. Elizabeth'in ardından tahta geçecek isim... Kraliçe II. Elizabeth'in Platin Jübile kutlamaları bu hafta sonu gerçekleşecek ve İngiliz Milletler Topluluğu'nun Majestelerinin tahttaki 70 yıllık saltanatını kutladığını görecek. Babası Kral VI. George'un ölümünün ardından, 25 yaşındaki Elizabeth 6 Şubat 1952'de tahta geçti ve saltanatı sırasında Winston Churchill'den Boris Johnson'a kadar şaşırtıcı 14 başbakanla çalıştı. İngiltere'nin en uzun süre hüküm süren hükümdarı olan Elizabeth'in kraliyet veraset çizgisi, tahtta geçirdiği on yıllar boyunca sayısız değişiklik ve eklemeler gördü. Resmi Kraliyet Ailesi Web sitesine göre: Kraliçe II. Elizabeth'in ilk doğan çocuğu, Galler Prensi Prens Charles'ın ondan sonra hüküm sürmesi bekleniyor ve İngiliz tarihinin en eski ve en uzun süre hizmet veren varisi. Son yıllarda Prens Charles kraliyet görevlerini artırdı ve en son Paskalya'da Maudy Hizmetinde Kraliçe'yi temsil etti. Prens Charles taht için sırada. 1952'de Kraliçe'nin tahta çıkması üzerine, Prens Charles üç yaşında veliaht oldu. Kraliçe'nin ilk doğan çocuğu olarak, annesi tahttan çekildiğinde veya öldüğünde Kral olacak. Buckingham Sarayı'nın yardımıyla Prens, Devlet Başkanı olduğunda monarşinin nasıl görüneceğini şimdiden planlamaya başladı. Kısa süre önce, iki çocuk babası olan Cornwall Düşesi Camilla'nın, tahta geçtiğinde Kraliçe Eşi olacağı açıklandı. Kraliçe bu haberi, Şubat 2022'deki Platinum Jübile arifesinde ulusa mesajının bir parçası olarak duyurdu. Prens Charles'ın oğlu ve Kraliçe II. Elizabeth'in torunu olan Prens William , tahtın ikinci sırasında ve ardından üç çocuğu: Prens George, Prenses Charlotte ve Prens Louis geliyor. 39 yaşındaki Prens William'ın ne zaman tahta çıkacağı bilinmiyor, özellikle babasının 73 yaşında olduğu ve birkaç yıl hüküm sürebileceği düşünüldüğünde. Üçüncü sırada, Prens George'un Kral olması halinde Kral VII. George olarak bilinmesi bekleniyor. Kraliyet kanına sahip olduğu için Kral Regnant olacak ancak Dük ve Düşes, Prens George'a 'normal bir yetiştirme' vermek konusunda ısrarcıydı. Genç kraliyete bir gün yedinci doğum gününde Kral olacağının söylendiğine inanılıyor. Prens George'un küçük kız kardeşi olan Prenses Charlotte, ancak ağabeyinin çocukları olmadan önce vefat ederse Kraliçe olabilirdi. Ancak bu kural Kraliçe'nin 2013 yılında kraliyet bebeğinin cinsiyetinin veraset çizgisindeki yerlerini etkilemediğini ilan eden veraset yasalarını değiştirmesinden sonra değişti. Prenses unvanı genellikle hükümdarın en büyük kızına verilir. Prens Louis'e gelince, taht için beşinci sırada. Bununla birlikte, yalnızca babası ve kardeşlerinin tümü görevi sürdürürken tahttan çekilir veya ölürse saltanat hükümdarı olabilir. Kate Middleton , 2011'de Prens William ile evlendikten sonra Cambridge Düşesi unvanını kazandı. Kocası tahta çıkmaya yaklaştıkça unvanı değişecek. Prens Charles Kral olarak taç giydiğinde, Prens William Galler Prensi olarak devralacak. Düşes daha sonra Galler Prensesi olabilir, Camilla'nın daha önce unvanı elinde tutan merhum Prenses Diana'ya saygı duyduğu için reddettiği bir unvan. Prens Harry'nin kraliyet ailesinin kıdemli bir üyesi olarak istifa etme kararına rağmen, Cambridge'lerden hiçbiri Kral veya Kraliçe olamazsa, Sussex Dükü hala arka arkaya altıncı sırada yer alıyor. Kraliyet görevlerinden uzaklaştığından beri, iki çocuk babası, kendisi ve büyüyen ailesi için ABD'de bir ev yaptı. İlk çocuğu Archie Harrison Mountbatten-Windsor şu anda tahtta yedinci sırada. Archie'nin doğumunun ardından, Sussex'ler, babasının kendi unvanlarından biri olan Dumbarton Kontu gibi 'nezaket bir unvan' almaya hakkı olmasına rağmen, ona kraliyet unvanı vermemeye karar verdi. Sussex Dükü ve Düşesi'nin ikinci çocuğu Lilibet 'Lili' Diana Mountbatten-Windsor , Kraliçe'nin onuncu torununun çocuğu olarak egemen ailenin en yeni üyesi. Ağabeyinin arkasında tahtta sekizinci sırada - ancak Lili'nin hayatının kraliyet normlarından oldukça farklı görünmesi bekleniyor. Ailesinin şu anda yaşadığı Kaliforniya'da doğan ilk kraliyetti, yani hayatının kraliyet ailesi üyelerinin mesleki sorumluluklarından bir şekilde uzaklaştırılacağı anlamına geliyor. Prens Charles tahta geçtiğinde, hem Archie hem de Lili'nin Kralın torunları olarak bir unvan alabileceğine inanılıyor, yani bir gün kraliyet kardeşlerinden Majesteleri olarak bahsedebiliriz. Sussex Düşesi Meghan Markle , Prens Harry Kral olursa Kraliçe Eşi olacaktı. Yine de Cambridge Düşesi bir gün bir şekilde 'Prenses' unvanını alabilirken, büyük olasılıkla Sussex Düşesi olarak kalacaktır."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/08/03/james-bond-no-time-to-die-filmindeki-otomobil-satisa-cikiyor", "text": "James Bond serisinin 'No Time To Die' filminde kullanılan Aston Martin DB5 marka otomobil açık artırmaya çıkıyor. Otomobilin 2 milyon sterline satılması hedefleniyor. Daniel Craig'in James Bond'u canlandırdığı 2021 yapımı 'No Time To Die' filminde kullanılan Aston Martin DB5 marka otomobil İngiltere'de açık artırmaya çıkacak. Otomobilin 2 milyon sterline (Yaklaşık 45 milyon lira) satılması beklenivor. Ancak otomobili alan kişi aracı yolda kullanamayacak çünkü film için özel modifiye edilen araç, trafiğe kayıtlı değil. Aston Martin DB5 ilk kez 1964 yapımı Goldfinger filminde görülmüştü. Özel donanımlı aracın koltuğundaysa ünlü ajanı canlandıran Sean Connery oturuyordu. Aston Martin DB5, Haziran 1997'de ABD'nin Florida eyaletinde bulunan Boca Raton Havalimanı'ndaki özel uçak hangarından çalınmıştı. Otomobil o sırada iş insanı ve araba koleksiyoncusu Anthony Pugliese'ye aitti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/08/15/sadeligin-luksu-ischia-adasi", "text": "Termal su kaynakları, inanılmaz plajlar, muhteşem bir mutfak ve huzur: Ischia'ya hoşgeldiniz. Ischia Adası, Napoli'den 55 dakika uzaklıkta; volkanik yapısına borçlu olduğu doğal güzellikleri, termal su kaynakları, muhteşem plajları ve inanılmaz İtalyan mutfağı ile yaz tatili için keyifli bir destinasyon. Capri Adası'nın 6 katı büyüklüğünde olan ama Capri'deki yoğunluğu olmayan, huzur arayan tatilcilerin seçtiği ada, aynı zamanda sağlık turizmi için de tercih ediliyor. İtalya'nın güneyine özgü rahatlık, yeme içmeye verilen önem ve huzurlu bir yaşam tarzı birleşince, Ischia'da stresten uzak, güler yüzlü ve rahat insanlarla karşılaşıyorsunuz. Havası 12 ay ılıman olsa da ada, yaz aylarında gündüzleri parlak güneşi, akşamları ise güzel esintisiyle keşfedilmeyi bekliyor. İstanbul'dan Napoli'ye Türk Hava Yolları ile Temmuz itibariyle günde iki sefer gerçekleşiyor ve Napoli Havalimanı'ndan 20 dakikada deniz otobüslerinin ve hızlı ferry'nin kalktığı noktaya kolayca ulaşabiliyorsunuz. Ischia'ya neredeyse saatte bir tekne kalkıyor ve 55 dakikada rüya alemindeki adaya varıyorsunuz. Burası altı farklı bölgeden oluşuyor: Ischia, Barano d'Ischia, Casamicciola Terme, Forio, Lacco Ameno ve Serrara Fontana. Tekneyle Ischia Limanı'na, yani adanın en canlı merkezine varıyorsunuz. Buradan kalacağınız bölgeye taksiler ya da transferler aracılığı ile ulaşabilirsiniz. \"Yeşil ada\" olarak da bilinen ve çoğu yerinde elektrikli otomobiller kullanılan adada birbirinden farklı lüks oteller, villalar, butik oteller ve Airbnb seçenekleri mevcut; her bütçeye uygun bir seçenek bulmak mümkün. Benim önerim, Lacco Ameno köyünde bulunan San Montano Resort & Spa. 73 oda ve 12 termal havuzu olan otel, 360 derecelik bir manzaraya sahip. Otelin genel müdürü Arcangelo di Siano'nun ailesinin Ischia'da 4 oteli var. Kendisine de özellikle bu 5 yıldızlı otel teslim edilmiş. Otelin iki ana restoranı, bir pizza restoranı ve muhteşem gün batımı manzaralı keyifli bir barı bulunuyor. Aslında San Montana'nın inanılmaz gün batımını odanız dahil her yerden izleyebilirsiniz. Ana binaların dışında, kendi bahçesi ve havuzu olan suit ve villalar da mevcut. Otelin genel alanı ve bahçeleri o kadar geniş ki kimseyle karşılaşmıyorsunuz. Termal havuzların her biri farklı sıcaklıkta ve sağlık sorunlarına iyi geldikleri, vücudu stresten arındırdıkları doğrulanmış durumda. Otelin kendine ait kumsal ve güneşlenme alanları da mevcut; bu alanlara gün boyu otelden ücretsiz shuttle servisi bulunuyor. Otelin konumlandığı bölgede, Locca Ameno Meydanı'na 24 saat ücretsiz servis hizmeti veren otomobiller, minik merkezi butikler ve restoranlar da yer alıyor. Lacco Ameno ziyaretinizde, öğle ya da akşam yemeği için Ristorante O'Pignattello'ya gitmeyi unutmayın. Burası, taze makarnaları, balık çeşitleri ve güler yüzlü çalışanları ile benim favorilerimden. Burası Ortaçağ'dan kalma bir şato. 1441 yılından bu yana içinde yaşanan, savaşlara ve korsan saldırılarına karşı koyan, sadece bir köprü ile ulaşılabilen, kayaların oyulmasıyla yapılandırılmış bir adacık. Kartpostaldan çıkmış gibi görünen bir kasaba. Balıkçı tekneleri, rengarenk evleri, bir kaç restoranıyla o kadar keyifli bir yer ki oturup saatlerce etrafı seyredebilirsiniz. 1958 yılında bahçeye adını veren İngiliz besteci tarafından kurulmuş. İnanılmaz bir bitki örtüsüne sahip. Hem açık hem kapalı alanı envai çeşit bitkiyle ve volkanik adada yetişen rengarenk çiçeklerle dolu. Adada ayrıca 120 farklı termal havuz yer alıyor. Otelinizin içinde bulunmuyorsa, mutlaka herhangi birine uğrayın. Botania Relais & Spa'nın içindeki Il Corbezzolo, yemyeşil bir bahçenin tam ortasında, havuz kenarında Ischia Adası'nın lokal yemeklerini sunuyor. Rahat ortamını ve lezzetlerini öğle yemeğinde deneyimleyin derim. Otelin içinde ayrıca bir vejetaryen restoran ve bu sene kapılarını açacak üçüncü bir restoran da bulacaksınız. Dolce e La Vita Sant'Angelo denize sıfır bir kafe. Tatlıları, atıştırmalıkları, dondurmaları ve manzarası ile meşhur mekan listenizde kesinlikle olmalı. Forio bölgesi dondurmacıları ile ünlü. Gündüz ya da gece dondurmanızı alıp, keyifle yürüyüş yapabileceğiniz sokakları sevimli dükkanlarla dolu. Gelelim adanın en özel ve en deneyimlemeniz gereken restoranına: Dani Maison, Ischia'lı şef Nino di Costanzo'nun 2 Michelin yıldızlı, çok yakında 3. yıldızı gelecek olan muhteşem restoranı. Büyükbabasının evini restorana çeviren şefin sizi hayal alemine götürecek olan mekanı, gizli bahçesi ve şaheser yemekleri ile kusursuz bir deneyim sunuyor. Midenizin festival yaptığı bir gece yaşamak istiyorsanız, uzun zaman öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. unutmayın. Ayrıca kesinlikle günlük tekne ayarlayın ve adanın gizli koylarını görün. Yürümeyi seviyorsanız, adanın en yüksek noktası olan 789 metrelik Mount Epomeo'ya turla çıkın."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/08/29/design-marketin-renkli-dunyasi-kesfedin", "text": "Tasarım ürünlere olan ilginin artmasıyla farklılaşan alışveriş ihtiyaçlarına eşsiz çözümler getiren Design Market, yaratıcı ve renkli ürün gruplarıyla sizi ilham verici bir mağaza deneyimine davet ediyor. Kendini özel hissetmek, farklı olmak, kıyafetten dekorasyona ruhunu yansıtan ürünler keşfetmek, modaya bağlı kalmaktansa kendi stilini yaratmak ve özgün olmak son dönemlerin en büyük mottosu... Değişen tercihler ve tasarım ürünlere olan ilginin artmasıyla farklılaşan alışveriş ihtiyaçlarına eşsiz çözümler getiren Design Market, yaratıcı ve renkli ürün gruplarıyla sizi ilham verici bir mağaza deneyimine davet ediyor. 200'e yakın tasarımcının birbirinden özgün tasarımlarının buluşma noktası Design Market, 5 binden fazla ürün grubuyla kendini özel hissetmek isteyenlere kıyafetten ev dekorasyonuna, aksesuardan takıya birçok farklı seçenek sunuyor. Yaratıcı, yenilikçi, stil sahibi tasarımlar ve yaşam tarzı aksesuarlarıyla herkesin kendine dair birçok detayı bulabileceği Design Market'in renkli dünyası keşfedilmek üzere sizi bekliyor! Karaköy, Nişantaşı, Galataport ve Kanyon Alışveriş Merkezi'nden sonra Zorlu AVM'de yeni mağazasını açan Design Market, genç ve dinamik ruhuna uygun mağaza dekorasyonu ile alışveriş saatlerini keyfe dönüştürüyor. Rafine zevklere özel, uniq tasarımcıların daha önce hiç görmediğiniz sıra dışı tasarım ürünlerini bulabileceğiniz Design Market, hayatınızın her alanında size unutulmaz bir alışveriş deneyimi yaşatacak!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/08/29/prenses-diananin-otomobili-650-bin-sterline-satildi", "text": "Trajik bir şekilde hayatını kaybeden Prenses Diana'nın kullandığı otomobil açık artırmada 650 bin sterline satıldı. Galler Prensesi Diana'nın 1985-1988'de kullandığı siyah Ford Escort RS Turbo otomobili, açık artırmada 650 bin sterline alıcı buldu. Silverstone Auctions isimli bir müzayede evinde açık arttırmaya çıkan modelin 100 bin Pound'dan alıcı bulması bekleniyordu. Ancak, ortaya çıkan rakam herkesi şaşırttı. Prenses Diana, Ford Escort RS Turbo'yu 1985 yılından 1988 yılına kadar kullandı. Çocuklarıyla Chelsea sokaklarında gezerken en çok kullandığı otomobillerden birisi olan Ford Escort RS Turbo, Prenses Diana için özel olarak modifiye edilmişti. Örneğin, o yıllarda üretilen diğer tüm Ford Escort RS Turbo'lar beyaz renkli olarak fabrikadan çıkarken, bu Otomobil siyaha boyanmıştı. Ayrıca, hem içerde hem de dışarda otomobilin spor havasını destekleyen mavi çizgileri bulunuyordu. 1.6 litrelik 130 HP motor gücüne sahip otomobilde Recaro koltuklar da dikkat çeken detaylar arasındaydı. Öte yandan, Diana'nın ilk Escort'u geçen yıl 63 bin dolara, 1994 Audi 80 Cabriolet'i ise 2016 yılında yaklaşık 66 bin dolara alıcı bulmuştu. Prenses Diana, İngiliz bulvar basınının sürekli takibi altında geçirdiği hayatını, 31 Ağustos 1997'de Paris'te 36 yaşındayken paparazzilerin takibi sırasında bir tünelde geçirdiği trafik kazasında kaybetmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/01/okula-donus-icin-hazirliklar-basliyor", "text": "Okula dönüş sezonu için Samsonite ve American Tourister birbirinden renkli okul çantalarını çocukların beğenisine sunuyor. Her çocuk için yeni bir okul yılına başlamak demek yeni maceralar ve heyecan verici zorluklar demek. Geçirdiğimiz zor zamanlar sonrasında tüm çocuklar okul arkadaşlarını görmek , doyasıya birlikte olmak için sabırsızlanmaya başladılar. Okula dönüş sezonu için Samsonite ve American Tourister birbirinden renkli okul çantalarını çocukların beğenisine sunuyor. Samsonite bu yıl da Disney karakterleriyle çocuklar ile buluşuyor. Ebeveynlerin çocukluğunun ikonik kahramanları çocuklarını da neşelendirmeye hazırlanıyor; Donald Duck, Mickey Mouse, Minnie Mouse, Spider Man ve daha niceleri. Samsonite, kreş döneminden, ilkokul dönemine kadar tüm çocuklarımız için eğlenceli çantalar sunuyor. Sevimli hayvan karakterleriyle tasarlanan Happy Sammies koleksiyonu pet şişelerin geri dönüşümüyle elde edilen malzemelerden üretilerek ECO ürün olarak 3-5 yaş grubu için raflarda yerini alıyor. Eğlenceli hayvan figürleri çocukların en yakın arkadaşları olurken ergonomik tasarımı ile de sırt sağlığını korumayı amaçlıyor. American Tourister ise rengarenk ürün grubu UPBEAT ile okul stilinize ayrı bir hava katıyor. Sevilen ve ikonikleşen Marvel, Star Wars ve Disney karakterlerinden oluşan lisanslı ürünleriyle de tarzlarına tarz katacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/08/kralice-ii-elizabeth-tibbi-gozetim-altina-alindi", "text": "Kraliçe II. Elizabeth, sağlığı hakkında \"endişe\" olduğu için tıbbi gözetim altına alındı. Bu sabah, Buckingham Sarayı, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'in şu anki durumu hakkında bir bildiri yayınladı ve \"Bu sabah daha fazla değerlendirmenin ardından, Kraliçe'nin doktorları Majestelerinin sağlığı için endişe duyuyor ve tıbbi gözetim altında kalmasını tavsiye ettiler.\" dedi. Şu anda İskoçya'daki ikametgahı olan Balmoral Kalesi'nde dinleniyor. Açıklamada, Kraliçe'nin sağlık durumunun aile üyelerine acil şekilde aktarıldığı da belirtildi. Prens Charles ve Prens William'ın da aralarında bulunduğu Kraliyet mensupları Balmoral Kalesi'ne gitti. William'ın eşi, Cambridge Düşesi Kate Middleton'ın ise Windsor Şatosu'nda çocuklarıyla kaldığı açıklandı. Prens Harry ve Düşes Meghan'ın da İskoçya'ya doğru yola çıktı. Yaz tatili dolayısıyla Temmuz ayından bu yana Balmoral'da olan 96 yaşındaki Kraliçe 2. Elizabeth, doktorların tavsiyesi üzerine dünkü programını da iptal etmiş ve istirahate çekilmişti. İngiltere Başbakanı Liz Truss, \"tüm ülkenin\" son gelişmeleri büyük bir kaygıyla izlediğini söyledi. \"Ben ve Birleşik Krallık'taki herkesin aklı Majesteleri ve ailesiyle birlikte\" dedi. BBC ise Balmoral'den gelen haberin ardından canlı yayınını kesti. İnternet sitesinde canlı blog başlatan BBC, Buckingham Palace'tan yapılan açıklamanın 'alışılmadık' olduğunu duyurdu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/09/ingiliz-taht-siralamasi-aciklandi", "text": "Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün ardından İngiltere'nşn taht sıralaması yeniden düzenlendi. İngiltere'nin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe II. Elizabeth 96 yaşında öldü. Majestelerinin vefat haberi 8 Eylül Perşembe günü açıklandı. Babasının ölümünün ardından, 25 yaşındaki Elizabeth, 6 Şubat 1952'de tahta geçti ve saltanatı sırasında Winston Churchill'den Liz Truss'a kadar şaşırtıcı 15 başbakanla çalıştı. Kraliçe'nin kraliyet ardıllığı, tahtta geçirdiği on yıllar boyunca çok sayıda değişiklik ve ekleme gördü. Kraliçe'nin mirasçıları dizisini incelerken, soy, din ve primogeniture dahil olmak üzere oyunda birkaç belirleyici faktör var. Kraliçe II. Elizabeth'in ilk doğan çocuğu Charles, annesinin ölümünün ardından hemen Kral oldu ve Kral III. Charles olarak bilinecek. İngiliz tarihinin en uzun süre hizmet veren varisi oldu ve son yıllarda kraliyet görevlerini artırdı. Kraliçe'nin 1952'de tahta çıkması üzerine, Charles üç yaşında veliaht oldu. Kraliçe'nin ilk doğan çocuğu olarak, annesi tahttan çekildiğinde ya da öldüğünde her zaman kral olmaya kararlıydı. Charles, Buckingham Sarayı'nın yardımıyla, Devlet Başkanı olduğunda monarşinin nasıl görüneceğini planlamaya çoktan başlamıştı. Kısa süre önce, iki çocuk annesi olan Cornwall Düşesi Camilla'nın, tahta geçtiğinde Kraliçe Eşi olacağı açıklandı. Kraliçe bu haberi, Şubat 2022'de Platinum Jübile arifesinde ulusa mesajının bir parçası olarak duyurdu. Prens Charles'ın oğlu ve Kraliçe II. Elizabeth'in torunu olan Prens William, tahtta ikinci sıradaydı ve şimdi veliaht oldu. Ondan sonra ise üç çocuğu: Prens George, Prenses Charlotte ve Prens Louis geliyor. Charles, annesi merhum Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün ardından İngiltere'nin hükümdarı oldu. Cambridge Dükü taht için ilk sırada. Babası Prens Charles'tan sonra tahta geçecek. Prens William ve Cambridge Düşesi Catherine'in ilk çocuğu olan dokuz yaşındaki kraliyet, İngiliz tahtından sonra ikinci sırada. Cambridge Dükü ve Düşesi'nin ikinci çocuğu olan prenses, tahtta üçüncü sırada. Cambridge Dükü ve Düşesi'nin dört yaşındaki oğlu Prens Louis, tahtın dördüncü sırada yer alıyor. Cambridge'lerden hiçbiri Büyük Britanya'nın bir sonraki hükümdarı olmazsa, Sussex Dükü Prens Harry varis olacak. Sussex Düşesi Prens Harry ve Meghan'ın ilk çocuğu olan Usta Archie, tahtta altıncı sırada. Meghan ve Harry'nin ikinci çocuğu, Lilibet \"Lili\" Diana adında bir kızı , taht için yedinci sırada geliyor. Kraliyet Ailesi'nin resmi web sitesi, 26 Temmuz 2021'de veraset hattına Lilibet'i ekledi ve unvanı \"Miss Lilibet Mountbatten-Windsor\" olarak detaylandırıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/09/ingiltere-kralicesi-ii-elizabeth-96-yasinda-hayatini-kaybetti", "text": "Kraliçe 2. Elizabeth İngiltere'de 70 yıldır hüküm sürdü. İngiliz kraliyet reisi ve dünyanın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe II. Elizabeth, 96 yaşında öldü. Kraliyet ailesi İngiltere saatiyle 18:00'de yaptığı açıklamada, \"Kraliçe bu öğleden sonra Balmoral'da huzur içinde öldü. Kral ve Kraliçe Eşi bu akşam Balmoral'da kalacak ve yarın Londra'ya dönecekler.\" denildi. Kraliyet ailesinin kıdemli üyeleri, İskoçya'daki ikametgahı olan Balmoral Kalesi'nde toplandı. Kraliçe, İngiltere'yi 70 yıllık rekor bir süre boyunca yöneten eşi görülmemiş bir Platin Jübile'yi yakın zamanda kutladı. 21 Nisan 1926'da doğdu, Kral George VI ve Kraliçe Anne Kraliçe Elizabeth'in kızı ve 2002'de vefat eden Snowdon Kontesi Prenses Margaret'in (21 Ağustos 1930 doğumlu) ablasıydı. Kraliçesi II. Elizabeth, 20 Kasım 1947'de Londra'daki Westminster Abbey'de, daha sonra Edinburgh Dükü Kraliyet Ekselansları Prens Philip unvanını alacak olan eski Yunan kraliyet ailesi Philip Mountbatten ile evlendi. Kraliçe ve dük ilk olarak 1934'te Prenses Marina'nın düğününde bir araya geldi. Yunanistan ve Danimarka ve Kent Dükü Prens George, daha sonra 1939'da Dartmouth'daki Kraliyet Deniz Koleji'nde yeniden bir araya geldi ve ikisinin aşık olduğu bildirildi. Kraliyet çifti yetmiş yılı aşkın bir süredir evliydi ve dört çocukları oldu: Charles, Galler Prensi (1948); Anne, Kraliyet Prensesi (1950); Andrew, York Dükü (1960); ve Edward, Wessex Kontu (1964). Philip 9 Nisan 2021'de 99 yaşında öldü. Prenses Elizabeth, 1952'de babasının akciğer kanserinden ölümünün ardından İngiliz kraliyet tahtına geçerek kraliçe oldu. O zamandan beri, 54 bağımsız ulustan oluşan bir derneğe liderlik ettiği ve uluslararası sosyoekonomik değişimin bir gücü haline geldiği Commonwealth'in başkanı olarak görev yaptı. Kraliçe, 70 yıllık saltanatı boyunca 110'dan fazla ülkeyi ziyaret etti ve II. Dünya Savaşı, Soğuk Savaş ve Brexit krizi de dahil olmak üzere modern tarihin en önemli noktalarından bazılarını yaşadı. Kraliyet ailesinin kıdemli üyeleri, tıbbi gözetim altında kaldığında Kraliçe II. Elizabeth'i ziyaret etmek için İskoçya'ya gitti ; Ancak Düşes Kate aralarında değildi. Bir kraliyet kaynağı, Cambridge Düşesi'nin kendisi ve Prens William'ın üç çocuğuyla birlikte Windsor'da kaldığını, Prens Harry, Prens Charles, Prens Edward ve Prens Andrew, Balmoral Şatosu'na gittiğini doğruladı. Daha geçen gün, Cambridge çocukları; Prens George, Prenses Charlotte ve Prens Louis yeni okullarına ilk turları ve okulla resmi toplantıları için gittiler. Düşes Meghan da Balmoral'a gitmedi. Bir kaynak, WellChild Ödüllerine katılmasa da İngiltere'de kaldığını doğruladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/09/kralice-elizabethin-cenazesi-ve-kral-charlesin-tac-giyme-toreni-hakkinda-her-sey", "text": "Kraliçe II. Elizabeth'in ölümü, İngiliz halkını gelecekle ilgili iki belirsizlikle baş başa bıraktı: cenazesinin ne zaman yapılacağı ve Charles'ın ne zaman kral olarak taç giyeceği. Birleşik Krallık hükümeti, LONDRA KÖPRÜSÜ Operasyonu olarak adlandırılan ve her iki olayın da ne zaman gerçekleşebileceğine dair bazı göstergeler veren çok aşamalı bir plan oluşturdu. Dahili olarak D-Day olarak bilinen hükümdarın ölüm günü, operasyonun başlangıcını işaret ediyor. Ölümünün hemen ardından özel sekreteri Sir Edward Young'ın Başbakan Liz Truss'u arayıp \"Londra Köprüsü yıkıldı\" mesajıyla onun ölümünün sinyalini verdiği anlaşılıyor. Şimdi, Birleşik Krallık 10 günlük yas dönemine başlayacak ve bu süre zarfında cenazesi için hazırlıklar yapılacak. Cenazesinin resmi tarihi henüz teyit edilmemiş olsa da, LONDRA KÖPRÜSÜ Operasyonunun şartlarına göre, ölümünden 10 gün veya daha fazla bir süre sonra gerçekleşmesi muhtemeldir. Buna karşılık, kocası Edinburgh Dükü Prens Philip'in cenazesi, ölümünden sekiz gün sonra gerçekleşti. Bu arada, Charles'ın taç giyme töreni bir süre gerçekleşmeyecek gibi görünüyor. Annesinin ölümü üzerine resmen hükümdar kral olmasına rağmen , taç giyme töreni muhtemelen yeterli yas süresi geçtikten sonra gerçekleşecek. Örneğin Kraliçe Elizabeth, taç giyme törenini 6 Şubat 1952'de vefat eden babası Kral George VI'nın ölümünden bir yıldan fazla bir süre sonra Haziran 1953'te gerçekleştirdi. Buckingham Sarayı, kraliçenin ölüm haberini 8 Eylül Perşembe günü doğruladı. Açıklamada, \"Kraliçe bu öğleden sonra Balmoral'da huzur içinde öldü. Kral ve Kraliçe Eş bu akşam Balmoral'da kalacak ve yarın Londra'ya dönecek.\" denildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/09/prens-william-ve-kate-middletonin-unvanlari-degisti", "text": "Kraliçe Elizabeth'in dün hayatını kaybetmesinin ardından kraliyette unvan değişiklikleri yapıldı. Prens Charles'ın kral olmasıyla birlikte Kate Middleton ve Prens William'ın da unvanları değişti. Middleton artık \"prenses\" olacak. Prens William ve Kate Middleton'a Kral Charles III tarafından Galler Prensi ve Prensesi unvanları verilmesi bekleniyor. Ancak Kraliçe II. Elizabeth'in Perşembe günü 96 yaşında ölümünden sadece birkaç saat sonra, William ve Kate'in sosyal medya hesapları en yeni unvanlarını yansıtacak şekilde güncellendi: Cornwall ve Cambridge Dükü ve Düşesi . Kral ve kraliçe konsorsiyumu, bugüne kadar Cornwall Dükü ve Düşesi unvanlarını elinde tutuyordu. Charles çoğu zaman Cornwall unvanı yerine Galler Prensi'ni kullandı; Merhum Prenses Diana, yaşamı boyunca Galler Prensesi olarak çok yaygın olarak bilindiğinden, Camilla ise \"Galler Prensesi\" unvanı hiçbir zaman kullanmadı. Her ikisi de 40 yaşında olan üç çocuklu Prens William ve Kate Middleton çifti aynı zamanda Charles ile Prenses Diana'nın sahip olduğu bir unvan olan Galler Prensi ve Prensesi unvanlarına da sahip olacak. Kral ve kraliçe eşi, dün erken saatlerde Kraliçe'nin tıbbi yardıma ihtiyacı olduğu açıklandığında İskoçya'daydı. William, Prens Andrew, Prens Edward ve Wessex Kontesi Sophie ile birlikte Balmoral'a seyahat ederken Kate, Prens George, Prenses Charlotte ve Prens Louis'i Lambrook'taki okuldan almak için Windsor'da kaldı - ilk günleri dündü. Charles'ın Clarence House'daki ofisi tarafından Kral Charles III olarak hüküm süreceği doğrulandı. Kral bugün yaptığı açıklamada, \"Sevgili Annem Majesteleri Kraliçe'nin ölümü, benim ve ailemin tüm üyeleri için en büyük üzüntü anıdır\" dedi. Kraliçe'nin ölümü, Charles'ın İngiltere ve İngiliz Milletler Topluluğu'nun kralı olmak için tahta geçmesiyle Windsor Hanedanı için yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kraliçe'nin vasiyetine göre Charles'ın eşi Camilla Parker Bowles, kraliçe olacak. Kraliçe'nin Prens Charles, Andrew, Edward ve Prenses Anne olmak üzere dört çocuğu var, sekiz torunu ve 12 torunun çocuğu var."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/09/10/william-ve-kate-galler-prensi-ve-prensesi-oldu", "text": "Kral Charles resmi olarak çifte unvanları verdi. Yeni Galler Prensi ve Prensesi ile tanışın. Dün itibariyle, Cornwall ve Cambridge Dükü ve Düşesi William ve Kate, Galler Prensi ve Prensesi unvanlarını resmen Kral III. Charles ve Prenses Diana'dan devraldılar. 8 Eylül'de Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün hemen ardından tahta çıkan Kral Charles, hükümdar olarak yaptığı ilk halka açık konuşmasında yeni unvanlarını açıkladı. Kral, \"Vairisim olarak William, benim için çok şey ifade eden İskoç unvanlarını şimdi üstleniyor. Bugün, hayatımın ve görevimin bu kadar büyük bir bölümünde ünvanını taşımaktan büyük bir ayrıcalığa sahip olduğum ülke olan Galler Prensi Tywysog Cymru'yu yaratmaktan gurur duyuyorum. Yanında Catherine varken, yeni Prensimiz ve Galler Prensesimiz, biliyorum ki, ulusal sohbetlerimize ilham vermeye ve liderlik etmeye devam edecek, marjinalleri hayati yardımın verilebilecek merkez zemine getirmeye yardımcı olacak.\" dedi. Yeni bir unvan alan sadece onlar değil. Eskiden Cornwall Düşesi olarak bilinen Camilla, şimdi resmi olarak Kraliçe Eşi. Prens Harry ve Meghan Markle'ın çocukları Archie ve Lilibet'in de artık prens ve prenses unvanını alma hakkı var."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2022/12/18/harry-meghan-netflixin-en-cok-izlenen-belgeseli-oldu", "text": "Prens Harry ve Meghan Markle'ın belgesel dizisi Netflix rekorlarını kırdı. Prens Harry ve Düşes Meghan'ın merakla beklenen belgesel dizisi Harry & Meghan geçen hafta gösterime girdi ve şimdiden Netflix rekorları kırdı. Gösterinin I. Cildi, 81,55 milyon saat izlenme ile giriş yaptı; bu, akış hizmeti başına bir prömiyer haftasındaki herhangi bir belgesel başlığının en yüksek izlenme saati. Oscar adayı yönetmen Liz Garbus tarafından yönetilen belgesel dizisi aynı zamanda dünya çapında yayınlanan iki numaralı İngiliz televizyon dizisi ve 85 ülkede En İyi 10 TV listesinde yer aldı. Prens William ve Galler Prensesi Catherine'in izleyenler arasında yer almadığını bilsek de Birleşik Krallık'ta da bir numara. Dizinin Netflix'te yayınlanmasından sadece dört gün sonra, 28 milyondan fazla hane ilk üç bölümü izlemişti. Gösterinin I. Cildinde Sussex Dükü ve Düşesi, aşk hikayelerinden ve Kaliforniya'daki evlerinde iki çocuklarıyla geçirdikleri mütevazı yaşamdan bahsediyor ve onları kıdemli kraliyet rollerinden ayrılmaya iten şeyin ne olduğunu anlatıyor. Cilt II, özellikle çiftin Harry'nin kraliyet ailesinden yabancılaştığı iddiasıyla ve potansiyel olarak onlarla ilişkilerinin şu anda nasıl göründüğüne dair çok daha fazla drama vaat ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/02/tom-brady-emekliligini-duyurdu-bu-kez-gercekten", "text": "Tom Brady ikinci kez kariyerini noktaladı. Patriots ile 20 yıllık bir kariyerin ve Buccaneers ile üç yıllık bir koşunun ardından Tom Brady sonunda emekli oluyor. 46 yaşındaki futbolcu, Twitter'da futbolu \"sonsuza dek\" bıraktığını doğrulamak için duygusal bir veda videosu yayınladı. Eski eşi ünlü model Gisele Bundchen ile futbolu bırakamaması nedeniyle boşanan Brady'yi önümüzdeki günlerde nelerin beklediği merak konusu oldu. Dünyaca ünlü Brezilyalı model Gisele Bündchen ile Amerikan futbolu efsanesi Tom Brady 2009 yılında dünyaevine girdi. Vivian Lake ve Benjamin Rein isimlerini verdikleri iki çocukları olan çift, geçtiğimiz ekim ayında kulislerde dolaşan boşanmalarının resmen gerçekleştiğini açıklamıştı. Bündchen, eşinin yaptığı sporun çok 'şiddet içerdiğini' ve onunla daha çok zaman geçirmek istediğini belirtmişti. Modelin, Hardy'nin emeklilik kararını geciktirmesinden memnun olmadığı ve bunun evliliklerini olumsuz yönde etkilediği öğrenilmişti. Tom Brady'nin, Gisele Bündchen'den ayrıldıktan sonra 7 kilo verdiği öne sürüldü. Konuyu spor muhabiri Jeff Darlington gündeme getirdi. Darlington'ın iddiasına göre; 'Tampa Bay Buccaneers' takımının oyun kurucusu olan Tom Brady, çalkantılı özel hayatı nedeniyle yaklaşık 7 kilo verdi. Ayrıca Brady dün gece Los Angeles'ta Jane Fonda, Sally Field, Rita Moreno ve Lily Tomlin'in oynadığı 80 for Brady galasında kırmızı halıda göründü. Film, kahramanları Tom Brady'nin 2017 Super Bowl'da oynamasını izlemek için bir yolculuğa çıkan dört en iyi arkadaşı konu alıyor. Komedi gerçek bir hikayeye dayanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/09/cedi-osman-ve-clevelanddan-turkiyeye-destek-paylasimi", "text": "NBA'de Cleveland Cavaliers'ta forma giyen milli basketbolcu Cedi Osman, yaşanan depremden dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, \"Takım ve bireysel olarak elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz.\" dedi. Amerikan Basketbol Ligi ekibi Cleveland Cavaliers, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen vatandaşlar için milli oyuncu Cedi Osman aracılığıyla destek mesajı yayımladı. NBA'de Cleveland Cavaliers'ın Detroit Pistons'u konuk ettiği karşılaşma öncesinde, Türkiye'de depremde hayatını kaybeden vatandaşlar için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından milli basketbolcu Cedi Osman'ın yardım çağrısında bulunduğu video paylaşıldı. Cleveland'ın sosyal medya hesabından da paylaşılan videoda Cedi Osman, \"Ülkemizde yaşanan deprem felaketi nedeniyle çok üzgünüm. Tüm halkımıza geçmiş olsun. Enkaz altındakilere bir an önce ulaşılmasını diliyorum. Dualarım, kalbim, aklım sizinle. Takım ve bireysel olarak da elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir daha böyle felaketler yaşanmaması dileğiyle.\" ifadelerini kullandı. Öte yandan Cleveland Cavaliers'ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda ise, \"Türkiye ve çevre bölgelerdeki yıkıcı depremlerden etkilenenlere yardım sağlayan yerel ve ulusal kuruluşlara destek olmak için çalışıyoruz.\" denildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/09/egzotik-ambiyans", "text": "Tropikal konseptiyle yat sahibinin kişisel zevkini yansıtan CRN Rio, Monaco Yacht Show'da keşfetme imkanı bulduğumuz, lüks ve estetiği buluşturan ayrıcalıklı bir süper yat. Ferretti Group çatısı altındaki CRN süper yatlar, sanat eserini andıran tasarımlarıyla İtalya'nın modern sanayi mirasını sürdürüyor. Ancona bölgesindeki tersanede, 45-95 metre uzunluğunda üretilen mega yatların tamamen sahibinin zevkini yansıtması, onları sıra dışı kılan özelliklerinden sadece biri. Sıfırdan tasarlanan her yat, stilden renklere, materyalden dekorasyona en ince detayına kadar kişisel zevke göre uyarlanabiliyor. Sürdürülebilir yeni teknolojiler üzerine çalışan CRN, hibrit ve elektrikli motorlar ille yat sahiplerinin isteği doğrultusunda alternatif çözüm yaratıyor. İş birliğinde bulunduğu markaların ekosisteme katkıda bulunan değerlere sahip olmasına özen gösteren marka, Rio'nun dış tasarımda Omega Architects, iç dizaynında ise Polina Eclusive Interiors ile çalışmış. 62 metre uzunluğundaki bu görkemli yat, dört farklı güvertesi, üç suite odası ve beş kabiniyle 12 kişiye dek misafir ağırlama kapasitesine sahip. Geniş ve aydınlık yaşam alanları sayesinde denizle iç içe bir deneyim yaşatan Rio, spa, sauna, havuz, güneşlenme ve fitness alanlarıyla fark yaratıcı. Her güverteye ulaşımı kolaylaştıran asansör, açık hava sinema ve beach club bölümleri de yatın hayran bırakıcı detaylarından. Yat yaşamını çağdaş detaylarla süsleyen Rio, ismine yakışır şekilde renkli, aydınlık ve mutlu bir atmosfer yayıyor. Dekorasyonun her detayında karşımıza çıkan mavi, fuşya, yeşil ve gri renkler, meşe ve ceviz ağacından tasarlanan ahşap detaylarla eşleştiriliyor. Beyaz rengin canlı tonlarla birleşerek vurguladığı tropikal konsept, yatın egzotik dekorasyonunu pekiştirici özellikte."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/09/kivanc-tatlitug-ve-oktay-kaynarca-haluk-levent-ile-yardim-toplayacak", "text": "Deprem bölgesinin ihtiyaçları için İstanbul'da firmalarla görüşecek olan Haluk Levent'e, ünlü oyuncular Kıvanç Tatlıtuğ ve Oktay Kaynarca eşlik edecek. Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki deprem sonrası afetzedeler için destek kampanyası başlatan Haluk Levent, sosyal medya hesabından Oktay Kaynarca ve Kıvanç Tatlıtuğ'un kendisine yardım edeceğini duyurdu. Sanatçı kişiliğinin yanında son dönemde kurduğu AHBAP Derneği'ndeki çalışmalarla da adından sıkça söz ettiren ve Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremin ardından afetzedeler için destek kampanyası başlatan Haluk Levent, Twitter hesabından depremle ilgili paylaşım yapmaya devam ediyor. AHBAP Derneği'nin kurucusu Levent, depremzedelerin yardımına koşarken Oktay Kaynarca ve Kıvanç Tatlıtuğ'un kendisine yardım edeceğini açıkladı. Bölgenin acil ihtiyaçları için İstanbul'a geldim. Çadır'dan jeneratöre , güneş enerjisi şirketlerinden , yemek şirketlerine kadar bir dizi firmayla pazarlık yaparken yanımda sıkı pazarlık yapacak Kıvanç Tatlıtuğ , Oktay Kaynarca gibi dostlar olacak. Levent daha sonra yaptığı paylaşımda Kıvanç Tatlıtuğ, Kenan İmirzalıoğlu, Özge Özpirinçci, Oktay Kaynarca, İrem Helvacıoğlu ve Kıvanç Kasabalı'nın çadırdan jeneratöre, güneş enerjisi şirketlerinden yemek şirketlerine kadar bir dizi firmayla görüşerek yardım organize ettiğini aktardı. Haluk Levent, \"Özge Özpirinçci çok iyi İngilizcesi olduğu için yurt dışıyla görüşüyor, Kenan İmirzalıoğlu güneş panelleriyle ilgili, Kıvanç Tatlıtuğ bölgeye tırların nasıl gidebileceği konusuyla ilgili görüşüyor\" dedi. Öte yandan enkaz altında kalan kişilerin tespit edilmesi için harekete geçen şarkıcı paylaşımında \"Haydi, uyu' demek kolay. Yanıbaşımda yardım edemediğim göz göre göre ölümü bekleyen çocuklar var, anneler-babalar var. Olmuyor işte, uyuyamıyorsun. İnsan ne olmak ister? Hiç kepçe olmak ister mi? Şu an olsam keşke... Tek tek enkazların üzerini açsam...\" ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/09/unlu-isimlerden-deprem-bolgesi-icin-bagis-seferberligi", "text": "Sanat dünyasının ünlü isimleri depremzedeler için seferber olurken, AHBAP Derneği ile deprem bölgesine yardım götüren Haluk Levent; bağışları tek tek paylaşıyor. Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki deprem sonrası sanat ve spor dünyasından ünlü isimler, depremzedelerin yaralarını sarmak için bağış yaptı. Gelişmeyi sanatçı Haluk Levent, sosyal medya hesabından duyurdu. Sanatçı kişiliğinin yanında son dönemde kurduğu AHBAP Derneği'ndeki çalışmalarla da adından sıkça söz ettiren Haluk Levent, Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremin ardından afetzedeler destek kampanyası başlattı. Ardından bir paylaşım daha yapan Haluk Levent, \"Oyuncu Burak Deniz 150 bin TL, sevgili akrabam Edis Görgülü ise 400 bin TL bağış yaptı. Haluk Levent diğer bağış yapanları da şu şekilde açıkladı; futbolcu Burak Yılmaz 300 bin TL, Hakan Çalhanoğlu 1 milyon TL, Celil Nalçakan 100 bin TL, Çağlar Söyüncü 50 bin Euro, Cengiz Ünver 50 bin Euro, İrem Derici, 150 bin TL, Aras Bulut İynemli 200 bin TL, Nuri Şahin 1 milyon TL, İbrahim Büyükak 200 bin TL, Gülben Ergen 150 bin TL, Cenk Tosun 600 bin TL, Ozan Tufan 800 bin TL, Sarp Arak 100 bin TL, Melis Sezen 200 bin TL, , Murat Boz 500 bin TL, Ebru Gündeş 500 bin TL, Hatice Şendil ve Burak Sağyaşar 300 bin TL. Görüntü yönetmeni Uğur İçbak, sosyal medyada \"Bugün değilse ne zaman? 600 setten, reklam dahil 600 jeneratör, yaklaşık 6 bin karavan yapar. Bence beklenmemeli.\" duyurusu yaptı. \"Dizi ve film sektörü olarak, deprem bölgesine yardım seferberliği başlatıyoruz. Ülkemizde etkili olan deprem felaketinin ardından geçirdiğimiz bu zor günlerde, dizi ve film sektörü birlik oluyor, ilan edilen milli yas ile setlerimizi durduruyor ve karavanlarımızı deprem bölgesine gönderiyoruz. Ay Yapım ve Gold Filmin sosyal medya hesaplarında TESİYAP'ın \"Ülkemizi yasa boğan, elim deprem felaketi sonrası Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları olarak, üyemiz yapım şirketleri arasında maddi ve ayni yardımlar toplanmasını ve bu yardımların AFAD ve AHBAP koordinasyonunda depremzedelere en kısa sürede ulaştırılmasını sağlayacağız. Üye yapımcılarımızın büyük çoğunluğu, yardım çalışmalarına destek olmak için film setlerine bir süre ara verdikleri bilgisini bizlerle paylaşmıştır.\" açıklaması paylaşıldı. MF Yapıma ait sosyal medya hesabında, 11 Şubat'a kadar tüm set çalışmalarının durdurulduğu belirtilerek, AFAD ve TESİYAP ile koordineli olarak deprem bölgelerine yardım yapılacağı aktarıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/14/bella-hadidden-turkiye-ve-suriye-icin-yardim-cagrisi", "text": "Süper model Bella Hadid, Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin büyük yıkıma yol açtığı Türkiye ve Suriye için yardım çağrısı yaptı. Daha önce sosyal medya hesabından Türkiye ve Suriye'de etkili olan depreme ilişkin çeşitli bilgilere yer veren Hadid, Bütün vücudumda dondurucu bir his var. Etkilenen herkes için çok üzgünüm ve dua ediyorum. Haberler korkunç ve gerçekten kemiklerimi sarsıyor. Yardım etmek için yollar arıyorum\" değerlendirmesinde bulunmuştu. Ünlü isim, bu kez yeni bir paylaşımda bulundu. Hadid, Kahramanmaraş depremi sonrası hem Türkiye hem de Suriye için yeni bir yardım çağrısı yaptı. 26 yaşındaki Filistin asıllı Amerikalı model, Instagram hesabından Türkiye haritası ile birlikte bilgilendirme metni yayımladı. Hadid, \"6 Şubat'ta Türkiye'nin güneyi ve Suriye'yi 7,8 büyüklüğünde bir deprem vurdu ve bu, onlarca yıldır bölgeyi vuran en güçlü depremlerinden biri olarak kaydedildi. Bunu, siyasi istikrarsızlık ve mülteci krizinden zaten kırılgan olan bir bölgeyi sarsmaya devam eden güçlü artçı şoklar ve yıkım izledi\" diye yazdı. \"30 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve binlerce kişinin yaralandığı deprem sonrası, hasar değerlendirilmeye devam ettikçe bu sayıların önümüzdeki günlerde ve haftalarda önemli ölçüde artması bekleniyor. Dondurucu soğuk, bölgedeki arama kurtarma çalışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor\" diyen Hadid, \"Şu anda en vahim insani durum, bu felaketten önce bölgede yaşayan 4,5 milyon insanın en az 4,1 milyonunun zaten insani yardıma muhtaç olduğu kuzeybatı Suriye'de yaşanıyor. Mülteci kampları anında çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye ile Suriye arasındaki tek ikmal ulaşım yolu depremle yıkıldı\" mesajını yazdı. Ünlü model, takipçilerinin yardım etmesini istediği kuruluşları UNICEF, Suriye'deki Beyaz Kasklılar, Suriye-Amerikan Tıp Derneği, Uluslararası Tıp Birliği ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği olarak sıraladı. Hadid'in depremzedeler için yardım çağrısına Türk takipçilerinden teşekkür mesajları yağdı. Hadid, depremin hemen ardından yaptığı paylaşımda, \"Bütün bedenim üşüyor. Üzgünüm ve sizler için dua ediyorum. Korkunç haberler beni kemiklerime kadar sarsıyor. Yardım etmek için yollar arıyorum\" diyerek, AHBAP Derneği'ne bağış çağrısı yapmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/14/dunyaca-unlu-gitarist-yngwie-malmsteen-hayranlarini-depremzedeler-icin-yardima-cagirdi", "text": "İsveçli elektrogitar virtüözü Yngwie Malmsteen, Türkiye ve Suriye'deki depremzedeler için yardım çağrısında bulundu. İsveçli müzisyen Yngwie Malmsteen, \"asrın felaketi\" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Twitter, Instagram, Facebook hesaplarında Türkiye ve Suriye halkına başsağlığı dileyen ilk ünlüler arasında yer aldı. Depremzedelere yönelik uluslararası yardım çağrılarına kayıtsız kalmayan gitarist, sonraki günlerde de Türk Kızılay, Ahbap Derneği, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı gibi kuruluşların bağış kampanyalarını sosyal medya sayfalarına taşıdı. Müzisyenin Türk eşi April Malmsteen da Twitter hesabında deprem sonrasında Türkiye'de gerçekleştirilen arama ve kurtarma faaliyetlerine dair görüntüler paylaştı. Türkiye'nin New York Başkonsolosluğu'nda depremzedeler için düzenlenen yardım toplama çalışmalarına katılan April Malmsteen, ziyaretine dair görüntüleri de paylaşarak ABD'deki takipçilerine yardımda bulunma çağrısı yaptı. Müzik kariyerine 1984'te başlayan ve 20 stüdyo albümüne imza atan Yngwie Malmsteen, Times dergisinin 2009'da yayımladığı \"Tüm zamanların en iyi 11 elektrogitaristi\" listesinde 9'uncu sırada yer aldı. Türk halkına sevgisini her fırsatta ifade eden ünlü gitarist, 2001 ve 2003'te İstanbul ve Ankara'da konserler verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/14/ingiliz-oyuncu-paul-mescalden-turkiyeye-destek-cagrisi", "text": "2021 yılında Türkiye'de çekilen 'Aftersun' filmiyle 'En İyi Erkek Oyuncu' kategorisinde Oscar'a aday gösterilen Paul Mescal, Kahramanmaraş'ta meydana gelen iki büyük deprem sonrası destek mesajı yayınladı. 'Normal People' dizisindeki rolüyle Emmy Ödülleri'nde 'En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görülen Paul Mescal, Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin ardından sosyal medya hesabından depremzedeler için paylaşımda bulundu. İngiliz oyuncu, \"Türkiye ve Suriye'de olanlar sebebiyle derin bir üzüntü ve acı içindeyim. 'Aftersun' ekibi olarak orada çekim yaptık. İki yıl önce Türkiye'de çok güzel birkaç ay geçirdik. İmkanı olan herkesi, ellerinden gelen her şekilde destek olmaya ve yardım etmeye çağırıyoruz\" ifadelerini kullandı. Yönetmen koltuğunda Charlotte Wells'in oturduğu, başrollerini Frankie Corio, Celia Rowlson-Hall ile Paul Mescal'ın paylaştığı Aftersun filminin çekimleri Fethiye Ölüdeniz'de yapılmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/14/ricky-martin-deprem-magdurlari-icin-destek-istedi", "text": "Porto Rikolu şarkıcı Ricky Martin, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla takipçilerinden Türkiye için yardım istedi. Dünyaca ünlü Porto Rikolu şarkıcı Ricky Martin, Kahramanmaraş merkezli depremin ardından Türkiye ve Suriye'deki mağdur çocuklar için yardım çağrısında bulundu. Martin, Instagram hesabında paylaştığı videoda, \"Bildiğiniz üzere kriz zamanlarında sakin kalamıyorum. Türkiye ve Suriye'de depremin ardından gördüğümüz manzaralar yüreğimi parçalıyor.\" dedi. Sanatçılığın yanında UNICEF İyi Niyet Elçisi olarak da görev yaptığını hatırlatan Martin, \"Şu an oradaki durum çok zor. Görüntüleri zaten izliyorsunuz. Bu yüzden yardım etmek zorundayız.\" ifadelerini kullandı ve UNICEF'in bağış kampanyasının yer aldığı linki paylaştı. Latin popunun kralı olarak bilinen sanatçı, 1990'lı yıllarda çıkardığı albümlerle şöhret kazandı, Grammy ve Latin Grammy ödüllerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda ödüle layık görüldü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/16/k-pop-gruplarindan-turkiye-ve-suriyeli-depremzedelere-yardim", "text": "Güney Kore'nin ünlü K-pop gruplarından BTS, Türkiye ve Suriye'deki depremzedeler için UNICEF Kore Komitesi'ne 1 milyon 500 bin TL, Hope Bridge Kore Afet Yardım Derneği'ne de 1 milyon 500 bin TL bağışta bulundu. TWICE grubu ise Save the Children'a 3 milyon TL bağışladı. Kahramanmaraş'ta 6 Şubat'ta meydana gelen ve çevre iller ile Suriye'de büyük yıkıma yol açan depremlerin ardından dünyaca ünlü isimlerin de yardım çağrılarıyla Türkiye'ye yardım yağıyor. Güney Kore'nin önde gelen pop müzik gruplarından BTS'in üyesi Jimin ve J-Hope, iki ülkedeki çocuklara yönelik acil yardım kampanyasında kullanılmak üzere UNICEF Kore Komitesine 100 milyon won (1 milyon 500 bin TL) bağışta bulundu. Komiteden yapılan açıklamada, bağışların özellikle depremden etkilenen çocukların beslenmesi, içme suyu, hijyeni ve korunması için kullanılacağı ifade edildi. Ünlü müzik grubu BTS ayrıca Hope Bridge Kore Afet Yardım Derneği'ne de 100 milyon won (1 milyon 500 bin TL) bağışladı. Paranın tıbbi malzeme, yiyecek ve giyecek gibi yardım malzemelerinin yanı sıra afetin vurduğu bölgelerin yeniden inşası için kullanılacağı belirtildi. Save the Children tarafından yapılan açıklamada ise K-pop grubu TWICE'ın 200 milyon won (3 milyon TL) bağışladığı duyuruldu. Gruptan yapılan açıklamada, \"Felaketten zarar gören herkese başsağlığı diliyor, hayatta kalan çocuklar ve ailelerinin günlük rutinlerine dönebilmelerini içtenlikle diliyoruz\" denildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/17/refik-anadol-depremzedelere-yardim-icin-kampanya-duzenledi", "text": "Yeni medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol, \"Asrın felaketi\" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenenler için çeşitli yardım kampanyaları düzenledi. Depremin ilk gününden itibaren destek çağrısında bulunan ve kriptopara cüzdanı açan sanatçı, sosyal medya hesaplarında, \"Sevgili dostlar, deprem bölgesindeki insanlara destek olmak için ETH cüzdanı. Toplanan fonlar, bu soğuk günlerde büyük zorluklar altındaki insanlara çok yardımcı olacaktır. Umarım web3 topluluğunda güçlü bir destek toplayabiliriz. Teşekkür ederim.\" ifadelerini kullandı. Anadol'un açtığı cüzdanda 48 saat içerisinde 4 milyon 200 bin lira değerinde bağış toplandı. Ayrıca YouTube'da bilim ve teknoloji kanallarının 100 saatlik kesintisiz bağış yayınına da katılan Refik Anadol, deprem bölgesindeki 100 öğrencinin sanat ve tasarım alanındaki hayalini gerçekleştireceğini ve 1 milyon lira bağış yapacağını duyurdu. Refik Anadol'un da katkıda bulunduğu \"Deprem Dayanışma YouTube Ortak Yayını\"nda toplanan yardım yaklaşık 11 milyon liraya ulaştı. Başarılı sanatçı, devam eden sergilerinin gelirlerinden de depremzedelere destekte bulunmaya devam edeceğini kaydetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/02/24/daniel-craig-depremzedeler-icin-100-milyon-sterlin-topladi", "text": "Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenenler için yardım çağrısında bulunan İngiliz oyuncu Daniel Craig, 100 milyon sterlinin üzerinde bağış toplanmasına yardımcı oldu. Kahramanmaraş merkezli, 10 ili etkileyen iki depremin ardından dünyaca ünlü birçok isim seferber oldu. Sinema tarihinin ünlü karakteri James Bond'u canlandıran İngiliz oyuncu Daniel Craig, yaklaşık iki hafta önce Türkiye ve Suriye'deki depremzedeler için yardım çağrısında bulunmuştu. Oyuncunun çağrısı üzerine 100 milyon sterlinin üzerinde para toplandı. Birleşik Krallık'taki on dört yardım kuruluşunu bir araya getiren Disasters Emergency Committee ile birlikte çalışan 54 yaşındaki aktör, depremlerden bu yana 101,5 milyon sterlin topladığını duyurdu. Craig teşekkür konuşmasında \"Depremler saniyeler sürdü ama etkisi yıllarca sürecek. Hastaneler, okullar ve iş yerleri enkaza döndü, yüzbinlerce insan dondurucu kış koşullarında evsiz kaldı. Lütfen DEC'i destekleyerek onlara yardım etmek için elinizden geleni yapın\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/03/27/jason-oppenheim-leader-of-southern-california-real-estate-community", "text": "The Oppenheim Group'un Başkanı ve Kurucusu olarak Jason Oppenheim'ı ve başarı dolu kariyerini keşfedin. The Oppenheim Group Başkanı ve Kurucusu olarak Jason Oppenheim, Güney Kaliforniya'daki seçkin mülklerin alıcılarını ve satıcılarını temsil etmekten sorumlu bir ekibe liderlik ediyor. Yakın zamanda seçkin International Property Awards tarafından Amerika Birleşik Devletleri'ndeki En İyi Emlakçı olarak kabul edildi. Aynı zamanda Wall Street Journal, The Hollywood Reporter ve Variety başarılı emlakçıyı ve şirketini yıllık listelerinde sürekli olarak Los Angeles'ın önde gelen acentesi olarak duyurdu. Jason ayrıca emlak camiasında ve ötesinde, varlıklı ve ünlü müşterilerine lüks evler satarken komisyonculuğunun ve acentelerinin rol aldığı iki hit Netflix şovunun yıldızı olarak büyük ilgi görüyor: Selling Sunset ve Selling the OC. 3 milyar dolardan fazla satışla, şu anda 300 milyon dolardan fazla aktif listeye sahip ve sürekli olarak Güney Kaliforniya'da satış rekorları kırıyor. Jason, Phi Beta Kappa'dan mezun olduğu ve sınıfının birincisi olduğu UC Berkeley'den hukuk diplomasını ve lisans derecesini aldı. UC Berkeley'deyken Siyaset Bilimi ve Hukuk Çalışmaları Bölümlerinde eğitmen olarak görev yaptı. Hukuk fakültesinden sonra uluslararası hukuk firması O'Melveny & Myers'ın Los Angeles ofisine katıldı ve burada Enron Corporation'ın eski CEO'su da dahil olmak üzere çok çeşitli kurumsal müvekkilleri multi milyar dolarlık bir toplu hukuk davasında temsil etti. Enron ceza davasını halka duyurdu. Daha sonra Intel Corporation'a karşı dünya çapında bir tekelleştirme davasında Advanced Micro Devices'ı temsil etti. Jason'ın deneme çalışması, diğerleriyle birlikte The American Lawyer, New York Times, Los Angeles Times ve diğer büyük yayınlarda belirgin bir şekilde yer aldı. Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesinde önemli bir zafer de dahil olmak üzere başarılı bir hukuk kariyerinin ardından Jason, büyük-büyük-büyükbabasının City's'in ilk gayrimenkullerinden birini başlattığı 1889'da başlayan beş nesillik aile emlak geleneğini takip etmek için hukuk mesleğini bıraktı. Başlangıçta Coldwell Banker'a katıldı ve kendini ve ekiplerini kısa sürede Nation'ın önde gelen emlakçılarından biri olarak kabul ettirdi ve Batı Kıyısındaki 1 numaralı Emlak Ekibi olarak tanındı. Bu işte sadece üç yıl geçirdikten sonra Jason, West Hollywood'da Sunset Blvd'nin köşesinde The Oppenheim Group'u kurdu. Sunset Plaza Dr. ve yakın zamanda Newport Beach, San Diego ve Cabo San Lucas'ta da yeni ofislerle şirketini genişletti. Başarılı kariyerinin yanı sıra Jason zindelikten, modadan ve seyahat etmekten hoşlanıyor. Seyahat tutkusu onun beş kıtada yetmiş beşten fazla ülkeyi ziyaret etmesini sağladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/03/29/cole-ve-kelsea-moscatel-ciftinin-luks-yasami", "text": "Cole ve Kelsea Moscatel ile lüksün tanımını keşfedin. Henüz adını duymadıysanız, sizi Cole ve Kelsea Moscatel ile tanıştıralım. Ünlü çift, hayallerindeki hayatı yaşıyor. Cole ve Kelsea, Los Angeles'ta yaşıyor ancak hemen hemen her yere sürekli seyahat halindeler. Şık lüksün özünü yansıtan ikili yaşam tarzlarıyla, rüyaları süsleyen bir yaşamın nasıl olduğunu tanımlıyorlar.İkili, hayattaki ince detaylara oldukça dikkat ediyor ve çevreleri için önemli olan bir fikirleri var. Öyle ki, dünyanın dört bir yanından yüzde birlik dilimde yer alan insanlar, lüks yaşama dair her şey hakkında tavsiye almak için The Moscatel's'e yöneliyor. Cole ve Kelsea, kendi çevrelerindeki bu A-lister'lara ilham vermek için Snob Concierge adlı ayrı, lüks konsiyerj hizmetleri aracılığıyla kendi deneyimlerinden bazılarını sunuyor. Bu genç çift, insanlara tutkulu oldukları şeyde kendi başarılarına ulaşmaları için ilham veren bir imparatorluk yarattı. Lüks yaşam tarzları, en iyi bildiklerini başkaları için bir yaşam tarzına dönüştürüyor. Bu ikiliden ilham alın ve sizi en uç hayallerinizi gerçekleştirmenize motive etmelerine izin verin."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/04/03/turkiyede-turizmin-genel-durumunu-nasil", "text": "The Westin İstanbul Nişantaşı Genel Müdürü Hakan Sezgin ile Türkiye'de turizmin genel durumu hakkında röportaj gerçekleştirdik. Türkiye; Istanbul, Ege ve Güney sahilleri ve Kapadokya başta olmak üzere, dünyada eşi benzeri olmayan kültürel ve coğrafi özelliklere sahip. Gelişen kaliteli konaklama imkanları, yeme içme sektöründeki ulusal ve uluslararası markaları, kültürel özellikleri ve doğası ile dünya turizminde hak ettiği payı daha da yukarılara çıkararak alacağından eminiz. Yeni faaliyete geçecek olan termal turizm alanları, kış turizmi merkezleri, yayla merkezleri de bu talebe cevap vermek üzere planlanıyor. Rusya, Türki Cumhuriyetler, Orta Doğu ve Batı Avrupa Türkiye'nin en çok talep gördüğü pazarların başında geliyor. Dünyaca ünlü butiklerden, yeme-içme seçeneklerine, kültürel faaliyetlere kadar; Nişantaşı'nın barındırdığı çeşitlilik, pek çok gezginin bu lokasyonda kendine hitap edeni bulmasına yetebilecek kadar zengin. Otelin içinde yer aldığı karma proje, kendi içinde yeme içme alanları, sanal ofis çalışma alanları, alışveriş imkanları, hatta metroyla direkt erişim imkanı ile ziyaretçilerine ilave bir konfor sunuyor. Bu kadar özgün bir projeye, özgün bir markanın yakışacağını düşündük ve uluslararası otel zincirlerinden Marriott'un, Türkiye'de henüz örneği bulunmayan 5 yıldızlı premium markalarından, dünyada yükselmekte olan 'Wellbeing\", yani \"Zindelik\" trendini kendine esas almış olan Westin'de karar kıldık. Marriott International'ın 30 markası arasından Wellbeing'e odaklı tek otel markası olan otelimiz Türkiye'deki ilk Westin. Seyahat esnasında spor, sağlıklı beslenme gibi faydalı alışkanlıklardan uzak kalınmasından yola çıkarak Westin markası misafirlerinin sağlık ve zindelikle ilgili rutinlerini sürdürmelerini sağlamayı vaad ediyor. Bir Westin Otelinin kapısından giren her misafirimize özel bir yataktan, özel bir duşa, sağlıklı beslenmeden spora kadar sunulan tüm hizmetler kendini iyi hissetme halini deneyimletmeyi ve hatta misafirlerimizin konaklamalarının bitiminde, kendilerini geldiklerinden daha da iyi hissederek ayrılmalarını sağlamayı hedefliyor. Westin otelcilik sektöründe son derece özgün ve benzersiz bir konumlandırmaya sahip. Westin Istanbul Nişantaşı da, iyi uyku, iyi spor, iyi yemek, iyi çalışmak, iyi vakit geçirmek ve iyi hissetmek adına misafirlerine sunduğu bir dizi hizmet ile kendini diğer otellerden ayrıştırıyor. Westin'e özel Heavenly Bed yataklardan, Oda Servisi ve Corte Verde Restoranında sunduğu sağlıklı ve lezzetli yiyeceklere, duyuları harekete geçiren özel Chado çaylara; içinde egzersiz imkanı bulunduran WestinWORKOUT Odalardan, Westin Koşu Lideri eşliğinde organize edilen koşulara kadar sunduğu bir çok hizmet ve deneyim ile Westin Istanbul Nişantaşı marka vaadinin altını doldurarak, misafirlerinin zindeliği ve iyi olma halini otelde maksimum düzeyde deneyimlemelerine destek oluyor. Genel olarak Westin'in global misafir kitlesine uyumlu, sağlıklı yaşamaya özen gösteren, zindelik odaklı, seyahat kültürü ve çevre bilinci yüksek bir profile sahibiz. Nişantaşı'nda çok özel bir lokasyonda yer alıyor olmamız sebebiyle, hem iş amaçlı, hem tatil amaçlı İstanbul'u ziyaret eden; kültür turizmi, alışveriş turizmi veya sağlık turizmine yönelik talepten de yoğun bir pay almaktayız. Otelimiz 56 tanesi balkonlu ve teraslı olmak üzere toplam 150 oda ve suitten oluşuyor. Aileler ve kalabalık konaklama grupları için avantaj sağlayan bağlantılı odalardan, Westin'e özel, oda içinde egzersiz imkanı sunan WestinWORKOUT odalara kadar farklı tiplerde oda seçenekleri bulunuyor. 5 adet WestinWORKOUT odamız, içinde bulunan Technogym bisikleti ve fitness ekipmanları ile misafirlerimize odalarının konforunda egzersiz yapma imkanı sunuyor. Global olarak WestinWORKOUT odaları, ağırlıklı olarak iş amaçlı seyahat eden misafirler tarafından talep gören bir kategori ve özellikle sabah erken saatte egzersiz yapmak isteyen misafirler için, zengin Technogym ekipmanları ile donatılmış WestinWORKOUT fitness stüdyosuna bir alternatif oluşturuyor. Koşu Concierge hizmeti kapsamında Koşu Liderimiz, misafirlerimizi Maçka'ya kadar olan yakın çevredeki uygun alanlarda grup koşularına davet ediyor veya tek başına koşmayı tercih eden misafirlerimize, daha önceden hazırladığımız 5 ile 8 kilometre arasında yürüyüş ve koşu rotaları sunuyor. Farklı ülkelerde örneği son derece başarılı bir şekilde hayata geçirilmekte olan bu uygulamanın, Westin Istanbul Nişantaşı misafirleri için de çok keyifli ve tam da hedeflediğimiz gibi, misafirlerimizin geldiklerinden daha iyi hissederek ayrılmalarını destekleyen bir deneyim olacağını ümit ediyoruz. Corte Verde Restoranımız Akdeniz Mutfağının özgün bir temsilcisi. Misafirlerimize ürünleri mevsiminde tükettirmek ve karbon ayak izimizi minimize etmek adına, yerel ürünlere menülerimizde ağırlık vermeyi hedefliyoruz ve organik, etik ve sürdürülebilir içerikler kullanmayı önceliklendiriyoruz. Corte Verde Restoran Menümüzün içinde yer alan \"Eat Well\" menümüz, Vegan, Pesketaryen ve Kalori Hesabına göre beslenen misafirlerimiz için uygun seçenekler sunmanın yanı sıra, porsiyon açısından da misafirlerimize esneklik sağlıyor. Eat Well menümüzde mevsime ait kabak çeşitleri, rende tulum peyniri, çekirdekler ve taze baharatlar içeren Ilık Kabak Çeşitleri Salatası, Ballı Limon Soslu Izgara Somon, Falafel & Tabule Kasesi gibi hem lezzetli, hem de sağlıklı ürünler ön plana çıkıyor. Westin üstün özelliklere sahip bir yatak tasarlayan, markalandıran ve aynı zamanda satışa sunan ilk otel markası. Heavenly Bed yataklarının lansmanı ile Westin, hem uyku deneyimine, hem de otelcilik sektörüne yeni bir soluk getirdi. Westin'e özel Heavenly Bed yataklarının yanı sıra, Mısır pamuğundan yapılan yüksek iplik sayısına sahip çarşaflar, en yeni teknolojilerle üretilen yastık, yorgan ve özel yatak üstü koruyuculara kadar, dinlendirici üstün bir uyku deneyimini destekleyen tüm detaylar, misafirlerimizin yenilenmiş ve tazelenmiş olarak uyanmaları için tasarlanmıştır. Misafirlerimiz Heavenly Bed'i o kadar çok sevdiler ki, ürünün ünü otel sınırları dışına çıktı ve misafirlerimizin evlerine girdi. Bugün, Westin'in yatak ürünleri Westinstore.com üzerinden tüketiciler ile buluşuyor ve dünya çapında 100 milyonu aşkın insan evlerinde Westin'in Heavenly Bed yatak ürünlerini kullanıyor. Pandemi sonrası, tüm dünyada sağlık ve çevre konularında bilinç düzeyinin yükseldiğini görüyoruz. Hem sağlık konusunun bedensel ve ruhsal bir bütün olduğu fikri eskiye göre çok daha fazla kabul görmeye başladı, hem de kendimize iyi bakmanın uzun vadeli bir yolculuk olduğu ve bir yatırım gerektirdiği çok net bir şekilde göz önüne serildi. Westin markası, bu gündemle birebir örtüşen, iyi olma hali ve zindelik sunma vaadi ile ön plana çıkan bir marka olduğundan ve markaya olan ihtiyacın arttığından kesinlikle bahsedebiliriz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/04/10/star-wars-jedi-survivorin-yayinlanan-son-oynanis-videosu", "text": "Star Wars Jedi: Survivor'ın son oynanış fragmanı, aksiyon ve muhteşem oynanış mekaniklerini bir araya getiriyor. Oyunun çıkışına çok az bir süre kala, Star Wars Jedi: Survivor için son bir oynanış videosu yayınlandı. Oyundaki mekanikleri ve düşmanları yakından görmemizi sağlayan fragman, oyuncuların sabırsızlığını daha da artırıyor. 28 Nisan 2023'te PlayStation 5, Xbox Series X|S ve PC platformlarında çıkışını gerçekleştirecek olan ve Respawn Entertainment, EA ve Lucasfilm Games ortaklığında geliştirilen Star Wars Jedi: Survivor'dan aksiyon dolu, oyuncuları heyecan içinde bırakan bir oynanış fragmanı yayınlandı. Star Wars Jedi: Survivor, 2019 yılında çıkan ve büyük övgüler alan Star Wars Jedi: Fallen Order'ın devam oyunu. Jedi Şövalyesi Cal Kestis'in İmparatorluk'un karanlık güçlerine karşı savaşacağı oyun, oyuncuları yepyeni düşmanlar, mekanlar ve Cal Kestis'e yardımcı olacak karakterlerle buluşturmaya hazırlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/04/17/the-bodrum-edition-2023-yaz-sezonuna-hazir", "text": "Ian Schrager imzalı yeni lüks anlayışının Türk Riviera'sındaki en popüler durağı The Bodrum EDITION, 14 Nisan Cuma günü 2023 yaz sezonu için kapılarını yeniden açıyor. Ian Schrager imzalı yeni lüks anlayışının Türk Riviera'sındaki en popüler durağı The Bodrum EDITION, 14 Nisan Cuma günü yeniden kapılarını açıyor. Kendine özgü eğlence anlayışı ve popüler konuklarıyla unutulmaz bir yaza daha hazırlanan The Bodrum EDITION, heyecan verici etkinlikleri ve pop-up projeleriyle yine oldukça iddialı. Büyük ilgi gören \"Full Moon\" partileriyle bu yaz da ses getirecek olan The Bodrum EDITION, konuklarını gün batımında altın kumlu plajında ateş dansına çağırırken çok özel Dj'lerin performanslarıyla unutulmaz anlara ev sahipliği yapacak. Özel programlarla konukların enerjilerini artıran ve sağlıklı öğünlerle formda tutan \"Bootcamp\" etkinlikleri de yaza dair en yeni başlıklardan. Birçok sanatçıyla sezon boyunca yapılacak sanat projeleri de sezonun en önemli detaylarından. The Bodrum EDITION, Yalıkavak Marina'ya 3 kilometre uzaklıkta. Butik otel kurgusuyla yarattığı özgün dünyasında tümü özel tasarım mobilyalar ve etkileyici mermer banyolara sahip 108 oda, süit ve bir villa bulunuyor. Üç katlı, ödüllü \"The Villa\" Bodrum'da ayrıcalıklı tatil yapmak isteyenlerin öncelikli yaz rotasında her sezon ilk sırada yer alıyor. Dört yatak odası, geniş banyoları, özel yüzme havuzu ve bahçesiyle The Villa, muhteşem Ege Denizi manzarası eşliğinde konuklarını büyülemeye devam edecek. The Bodrum EDITION, özel SPA deneyimiyle de fark yaratıyor. 2000 metrekarelik alanda kişiselleştirilmiş tüm hizmetler ve sağlıklı yaşama dair her detay özenle sunuluyor. The SPA'da geleneksel Türk hamamından iki adet özel Himalaya tuzu uygulama odasına, saunadan buhar odasına, havuzdan 8 adet farklı uygulama odasına uzanan birçok seçenek yer alıyor. Zamansız teknikleri, yenilikçi hizmetlerle harmanlayan The SPA, sezon boyunca tüm konuklarına rahatlamaları ve yenilenmeleri için eşsiz bir olanak sağlıyor. The Bodrum EDITION'da tüm konukların kendini şımartabileceği birçok restoran ve bar da yer alıyor. Yalıkavak'da mükemmel bir konuma sahip olan Beach Club, en ünlü Dj'ler ve sanatçıların setin başına geçtiği çok özel partilere ev sahipliği yapmaya devam edecek. Gündüzleri daha rahat akşamları ise daha eğlence odaklı olan sahil restoranı Morena'da ise yine bu yaz İstanbul'un beğenilen Inari Kujira'sı Japon esintili menüsüyle konuklarını ağırlayacak. Dünyaca ünlü şef Diego Munoz'un imza açık hava restoranı BRAVA, geleneksel Türk lezzetleriyle zenginleştirilmiş Latin Amerika esintili menüsüyle şefin köklerine saygı duruşu niteliğinde. BRAVA'nın barında yer alan klasik ve deneysel kokteyl seçkisinde de Latin Amerika notalarının izi var. Ayrıca geleneksel lezzet arayanlar için de ünlü şef Osman Sezener'in KITCHEN'ı Bodrum için en ideal buluşma noktası. Sezener'in otelin bahçesinden ve yerel çiftliklerden topladığı malzemelerle hazırladığı özel menüsü farklı bir alternatif sunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/05/15/romina-hakko-garihten-anneler-gunu-daveti", "text": "Make-A-Wish Türkiye Elçisi Romina Hakko Garih Bee Goddess'ta Anneler Günü Daveti gerçekleştirdi. Make-A-Wish Türkiye , geçtiğimiz aylarda dünyanın ilk tılsım mücevher markası Bee Goddess ile \"daha aydınlık bir gelecek için mucizenle ışılda\" diyerek çocuklar için bir araya gelmişti. Make-A-Wish Türkiye Elçisi Romina Hakko Garih, 14 Mayıs Anneler Gününde hediye almak isteyenleri, bu iş birliğinin meyvesi \"Küçük Prens\" koleksiyonuna yönlendirerek, çocukların dileklerini birlikte gerçekleştirmeye davet etti. Türkiye'de zorlu hastalıklarla mücadele eden binlerce çocuğun hayallerini gerçekleştirebilmesine kendini adayan Make-A-Wish Türkiye, geçtiğimiz Ekim ayında iş birliğine imza atmıştı. Vakıf, Romina Hakko Garih ev sahipliğinde, özel tasarım mücevherleriyle dünya çapında tanınan Bee Goddess ile \"daha aydınlık bir gelecek için mucizenle ışılda\" diyerek, 14 Mayıs Anneler Günü kapsamında çocuklar için tekrar bir araya geldi. Bee Goddess'ın Zorlu Center'daki butiğinde gerçekleştirilen davete, Make-A-Wish Türkiye Elçisi Romina Hakko Garih ve Bee Goddess kurucusu Ece Şirin ev sahipliği yaparken; Ronit Hakko, Pia Hakko Yeşil, Deniz Aktaş Hakko, Betina Machler, Yasemin Dormen, Güneş Mutlu Mavituncalılar, Müge Sevil, Merve Oflaz ve Dila Tarkan gibi iş ve sanat dünyasının ünlü isimleri katıldı. Kendi ışığını başkasının ışığına kattığında mucizelerin gerçekleşeceği inancıyla bir araya gelen Make-A-Wish Türkiye ve Bee Goddess, bu koleksiyonla zorlu hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini birlikte gerçekleştirmeye davet ediyor. Küçük Prens'ten ilham alan ve oldukça geniş bir yelpazede sunulan koleksiyonda vakfın simgesiyle örtüşen yıldız figürü ön plana çıkıyor. Tasarımlar Bee Goddess butiklerinde, web sitesinde ve Make-A-Wish Türkiye Dilek Dükkanında satışa sunuluyor. Bee Goddess Kurucusu Ece Şirin, \"Make-A-Wish Derneği'ne kendimi çok yakın hissediyorum. Onların da felsefesi bizim marka söylemlerimiz ile örtüşüyor. Sembolik bir hikaye olan Küçük Prens'te yıldızlar, hayatın karanlık dönemlerinde yol gösteren ışıkları simgelerken Bee Goddess tasarımlı yıldızlar ise yetişkinler ve çocukların umudu ile onların dileklerini sembolize ediyor. Tasarımların baş kahramanı ise ruhun ve kalbin ışıltısı olarak bilinen Sirius yıldızı oluyor. Make-A-Wish çocuklara mucizeler armağan ederken biz de Bee Goddess tasarımları ile herkesin yaşam mucizelerini gerçekleştirmeleri için bir ilham kaynağı olmak istiyoruz.\" dedi. Make-A-Wish Türkiye'nin Elçisi Romina Hakko Garih, \"Bee Goddess tasarımlı bu yıldızları takanlar, bir çocuğun hayatına umut getirecek ve onlara birer ışık olacak. Kendisi ve sevdikleri için anneler gününde Küçük Prens koleksiyonunu tercih edenlerin satın aldığı her üründen bir kısmı, hayati tehlike taşıyan bir hastalıkla mücadele eden 3-18 yaş arası çocukların hayallerini gerçekleştirebilmesi için Make-A-Wish Türkiye'ye bağışlanacak. Vakıf da çocuklara mucizeler armağan etmeye devam edecek.\" diye konuştu. Türkiye'de zorlu hastalıklarla mücadele eden binlerce çocuğun hayallerini gerçekleştirebilmesine kendini adayan Make-A-Wish Türkiye, geçtiğimiz Ekim ayında iş birliğine imza atmıştı. Vakıf, Romina Hakko Garih ev sahipliğinde, özel tasarım mücevherleriyle dünya çapında tanınan Bee Goddess ile \"daha aydınlık bir gelecek için mucizenle ışılda\" diyerek, 14 Mayıs Anneler Günü kapsamında çocuklar için tekrar bir araya geldi. Bee Goddess'ın Zorlu Center'daki butiğinde gerçekleştirilen davete, Make-A-Wish Türkiye Elçisi Romina Hakko Garih ve Bee Goddess kurucusu Ece Şirin ev sahipliği yaparken; Ronit Hakko, Pia Hakko Yeşil, Deniz Aktaş Hakko, Betina Machler, Yasemin Dormen, Güneş Mutlu Mavituncalılar, Müge Sevil, Merve Oflaz ve Dila Tarkan gibi iş ve sanat dünyasının ünlü isimleri katıldı. Kendi ışığını başkasının ışığına kattığında mucizelerin gerçekleşeceği inancıyla bir araya gelen Make-A-Wish Türkiye ve Bee Goddess, bu koleksiyonla zorlu hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini birlikte gerçekleştirmeye davet ediyor. Küçük Prens'ten ilham alan ve oldukça geniş bir yelpazede sunulan koleksiyonda vakfın simgesiyle örtüşen yıldız figürü ön plana çıkıyor. Tasarımlar Bee Goddess butiklerinde, web sitesinde ve Make-A-Wish Türkiye Dilek Dükkanında satışa sunuluyor. Bee Goddess Kurucusu Ece Şirin, \"Make-A-Wish Derneği'ne kendimi çok yakın hissediyorum. Onların da felsefesi bizim marka söylemlerimiz ile örtüşüyor. Sembolik bir hikaye olan Küçük Prens'te yıldızlar, hayatın karanlık dönemlerinde yol gösteren ışıkları simgelerken Bee Goddess tasarımlı yıldızlar ise yetişkinler ve çocukların umudu ile onların dileklerini sembolize ediyor. Tasarımların baş kahramanı ise ruhun ve kalbin ışıltısı olarak bilinen Sirius yıldızı oluyor. Make-A-Wish çocuklara mucizeler armağan ederken biz de Bee Goddess tasarımları ile herkesin yaşam mucizelerini gerçekleştirmeleri için bir ilham kaynağı olmak istiyoruz.\" dedi. Make-A-Wish Türkiye'nin Elçisi Romina Hakko Garih, \"Bee Goddess tasarımlı bu yıldızları takanlar, bir çocuğun hayatına umut getirecek ve onlara birer ışık olacak. Kendisi ve sevdikleri için anneler gününde Küçük Prens koleksiyonunu tercih edenlerin satın aldığı her üründen bir kısmı, hayati tehlike taşıyan bir hastalıkla mücadele eden 3-18 yaş arası çocukların hayallerini gerçekleştirebilmesi için Make-A-Wish Türkiye'ye bağışlanacak. Vakıf da çocuklara mucizeler armağan etmeye devam edecek.\" diye konuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/06/01/jason-oppenheim", "text": "Gayrimenkul sektöründe başarılı bir kariyer inşa eden Jason Oppenheim, günlük rutinini ve stilini belirleyen ilgi alanlarını anlatıyor. Bu karmaşık bir soru, sanırım farklı nedenlerin birleşimi oldu. Özellikle belirtmem gerekirse, kardeşimin hukuk alanını bırakıp dünyayı gezmesi, hayatımda daha tatmin edici bir şeyler yapmam gerektiğini fark etmemi sağladı. Ben de dünyayı gezmek için hukuku bıraktım, 5 farklı ülkeye gidip 200'den fazla şehri ziyaret ettim. Geri döndüğümde tutku duyduğum bir şey yapmak istediğimi anladım ve dünyadaki her şeyden daha fazla tutku duyduğum şey gayrimenkul olduğu için o sektöre girdim. Gayrimenkulün harika bir yanı da günlük rutinimin olmaması. Her gün öncekinden çok farklı, bu da hayatta ve gayrimenkul kariyerimde en çok değer verdiğim şeylerden biri. Soruyu cevaplamak için bir rutin belirlemeye çalışabilirim: Ofiste biraz zaman geçiriyorum, genellikle personelimle öğle yemeği yiyorum, müşterilere gayrimenkulleri gösteriyorum, telefonla saatlerce farklı insanlarla konuşuyorum. Gün içinde 200-300 mesaja, belki 30-40 telefon görüşmesine yanıt veriyorum. 18.00 veya 19.00'da spor salonuna gideceğim zamana kadar çalışıyorum. Daha sonra televizyon izleyip uyuyorum ama her gün farklı ve her gün yeni bir anlaşma olduğundan her günü seviyorum. Evet, İstanbul'a gittim ve çok keyif aldım. Ayasofya'yı ziyaret ettim. İstanbul, dünyayı gezerken ziyaret ettiğim şehirlerden biriydi. İşe Los Angeles'ta başladım ve kapılarımızı açmamızın 10. yılını kutlamak için yeni bir Los Angeles ofisi açtım. Son zamanlarda Meksika, Newport Beach ve en son olarak San Diego'da ofisler açtım. Şu anda yeni bir ofis açma planım yok, genişlemeye devam edecek olsam New York, Miami, Austin Texas, belki Las Vegas'a ve birkaç büyük metropol şehrine bakardım ama şu anda yalnızca Güney Kaliforniya'ya odaklanıp bölgedeki en iyi butik lüks broker olmaktan oldukça mutluyum. Görsel-işitsel deneyim için Bang & Olufsen bence en iyi marka. Televizyonlarda, neredeyse tüm gayrimenkul ve ofislerimde Samsung Frame TV'lerim var. Giyimde Tom Ford harika, ayrıca Saint Laurent ve Prada'yı da seviyorum. Kahve için tüm ofislerimde Keurig kullanıyorum. Kitaplar için ofislerimde Assouline kitapları var, onları seviyorum. Mobilyalarda ise Raw Concepts'i beğeniyorum, yeni Los Angeles ofisimde varlar. Otomobilleri seviyorum, eğer 20 araçlık bir garajım olsaydı 20 farklı aracım olurdu. Şanslıyım ki o kadar büyük bir garajım yok ama favorim 1965 model Ford Bronco ve aynı şekilde sevdiğim bir Bentley Bentayga'ya sahibim. Önceden Aston Martin kullanıyordum ve keyif de alıyordum ama sonuçta vintage otomobilleri seviyorum, dürüst olmak gerekirse vintage her şeyi seviyorum. Özellikle 1960'lardan vintage otomobilleri seviyorum, önceden 1969 model bir Chevy Camaro'm vardı, umarım bir noktada yeniden alabilirim."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/07/06/prime-day-11-17-temmuz-arasinda-amazoncomtrde", "text": "Amazon.com.tr'de seçili ürünlerde yılın bugüne kadarki en iyi indirim oranlarını sunacak Prime Day 11 Temmuz'da başladı. Amazon.com.tr indirimde kuralları tersine çevirdi ve Prime Day'de indirime girecek ürün ve markaları müşteriler ile birlikte belirledi! Amazon'un 2015 yılından bu yana her yıl tüm dünyada gerçekleştirdiği, Prime üyelerine özel kaçırılmayacak indirimler, ürünler ve fırsatlar sunan Prime Day, bu yıl Türkiye'de 11 17 Temmuz tarihleri arasında düzenleniyor. Prime Day boyunca Prime üyeleri, teknolojiden modaya, güzellikten elektrikli ev aletlerine yüz binlerce üründe kaçırılmayacak indirimlerden faydalanabilecek. Bu yıl Amazon Türkiye'nin Prime Day için başka bir sürprizi daha var. Bu yıl Amazon.com.tr, indirim kampanyasının kurgusunda kuralları tersine çevirdi ve indirime girecek ürün ve markaları müşteriler ile birlikte belirledi. Dünyada müşteri odaklılığıyla tanınan Amazon, Prime Day kampanyasında yenilikçi bir dokunuşla müşterilerinin indirim taleplerini toplamak için Prime İndirim Avcıları'nı görevlendirdi. Türkiye'nin en çok takip edilen influencer'larından olan ve bugüne kadar kaçırılmayacak indirimleri takipçileriyle paylaşan isimlerden oluşan Prime İndirim Avcıları, Prime Day'e kadar takipçilerinden indirim istedikleri marka ve ürün tercihlerini topladı ve Prime Day indirimleri belirlenirken de bu ürünlerin önceliklendirilmesi sağlandı. Prime Day indirimlerini belirlemekte rol oynayan influencer'lar, Berfu Yenenler , Berk Keklik , Ceyda Kasabalı Albayram , Danla Bilic , Tuğba Yılmaz olarak sıralandı. Hızlı ve ücretsiz teslimat: Amazon Prime üyeleri herhangi bir sepet tutarı gözetmeksizin aynı gün, ertesi gün, iki günde veya randevulu teslimat seçeneklerinin keyfini çıkarıyor. Prime'a özel indirimler: Prime üyeleri, sınırlı süreli fırsatlara erken erişim ayrıcalığı ve yalnızca Prime üyelerine özel ek indirimler de kazanıyor. Prime üyeleri aynı zamanda Çok Al & Az Öde ile seçili ürünlerde 250 TL ve üzerindeki alışverişlerinde yüzde 10 indirim kazanıyor. Seçili ürünlerde indirim oranı tutarında ücret iadesi garantisi: Prime Day boyunca Amazon.com.tr ve Amazon mobil uygulamasından satın alınan seçili ürünlerde ürünün fiyatı düşerse, aradaki fark hediye kartı olarak Amazon hesabına tanımlanıyor. Prime Video: Amazon Prime üyeleri, ücretsiz Prime Video üyeliğiyle ile aralarında \"Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri\" ve \"Rüyanda Görürsün\" de dahil birçok yerli ve yabancı Amazon Originals film ve dizisinin de bulunduğu içeriklere ek ücret ödemeden primevideo.com ya da Prime Video uygulaması aracılığıyla erişebiliyorlar. Prime Gaming: Prime Gaming ile tüm Prime üyeleri önde gelen oyunlarda oyun içi ayrıcalıklar, her ay yenilenen ücretsiz oyunlar ve Twitch.tv'de sevdikleri bir yayıncıya aylık abonelik hakkıyla bütünsel bir oyun deneyiminin keyfini çıkarabiliyor. Henüz Prime üyesi değilseniz www.amazon.com.tr/prime adresinden hemen üye olup Prime ayrıcalıklarından ve Prime Day fırsatlarından yararlanabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/09/14/samsung-ve-yasemin-ozilhanin-galaxy-z-flip5-yolculugu", "text": "Samsung'un en yeni katlanabilir telefonlarından Galaxy Z Flip5, Six Senses Kocataş Mansions'da Yasemin Özilhan'ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, kullanıcıların beğenisine sunuldu. Etkinliğe katılan Aslı Şen, Berrak Tosyalıoğlu, Gizem Hatipoğlu ve Selin Öztarhan gibi isimler Galaxy Z Flip5'in şık ve benzersiz katlanabilir telefon deneyimini tecrübe etme şansı yakaladı. Samsung Türkiye Mobil İş Birimi Pazarlama Direktörü Gökhan Alacahanlı, Samsung Galaxy Flip5 ve Yasemin Özilhan ile olan yolculukları için, ''Yasemin Hanım'la Flip serüveninin neredeyse en başından beri bir aradayız. Bugün kendisiyle beraber bizimle bu deneyimi paylaştığınız için çok mutluyuz. Zira uzun süredir bireysel deneyiminin de parçası olmak kurumumuz için çok kıymetli. Galaxy Z Flip5, kullanıcılarına sunduğu yenilikler ve teknik donanım anlamında da tasarımıyla örtüşür şekilde istenilen tüm yetkilere sahip olmasıyla en dikkat çeken modellerimizin başında geliyor. Hayata farklı bakmayı sevenler ve standardın dışına çıkmak isteyip, bir yandan da konforundan ödün vermek istemeyen kullanıcılar için tasarlanan Galaxy Z Flip5, en az kullanıcıları kadar bizi de heyecanlandırıyor'' ifadelerini kullandı. Flip ailesinin uzun süredir hem kullanıcısı hem de yüzü olan Yasemin Özilhan, ailenin üyeleri ve deneyimi için düşüncelerini, \"Ailenin tüm üyelerini yakından tanıdığım için, her yeni üyenin bir önceki nesilden ayrılan yönlerini görmem çok daha rahat oluyor. Flip ailesinin tüm sürümleri, bir önceki nesilden daha gelişmiş ve beklentilerimi doğrudan karşılayacak biçimde. Galaxy Z Flip5'i deneyimlediğim bu kısa süre içerisinde söyleyebilirim ki telefonu şimdiden çok sevdim. Yaşadığımız dönem ve hayatın temposu, zamanın akışını çok daha kıymetli hale getiriyor. Bu da, bize eşlik eden tüm cihazların aynı doğrultuda kompakt olması gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Ve belki de en etkilendiğim nokta estetik keyif... Katlanabilir akıllı telefonlar sizi her zaman daha farklı hissettirirken aynı zamanda standardın dışına çıkmanızı sağlıyor. Ben Flip ailesine dahil olduğum ilk dönemlerde hem katlanıp hem de düz ekranlı kullanılabilen bir ürünün bu kadar iyi performans göstermesine çok şaşırıyordum. Zaman geçtikçe şunu söyleyebilirim ki katlanabilir telefonla çok iyi sonuçlar alıyorum. Çevremden aldığım geri dönüşlere bakarak, katlanabilir akıllı telefonların sizi teknoloji ve moda arasında çok keyifli bir yere konumlandırdığını söyleyebilirim\" şeklinde ifade etti. Davetliler, Galaxy Z Flip5'in yapay zeka çözümleri ile güçlendirilmiş kamera deneyimini test etme imkanı da buldular. Düşük ışıkta bile yaratıcı olmanızı sağlayan geliştirilmiş Nightography özelliğiyle fotoğraf ve videoları optimize eden yapay zeka destekli görüntü işleme algoritması, ayrıntıları ve renk tonunu geliştirirken, düşük ışıklı görüntülerdeki görsel parazitleri düzeltebiliyor. Galaxy Z Flip5'in yeni Flex Window kapak ekranı ise, önceki nesle göre 1,78 kat daha büyük olmasıyla çeşitli yeni özellikleri içerisinde bulunduruyor. Galaxy Z Flip5'in ekran materyali Gorilla Glass Victus 2 ile güçlendirilerek dayanıklılığı artırıldı. Galaxy Z Flip5, kullancılarına sunduğu benzersiz tasarımla beraber, Flex Window kapak ekranı sayesinde kullanıcılar hızlı ve zahmetsiz bir deneyimi de beraberinde getiriyor. Hayatın akışında en çok ihtiyaç duyulan müzik çalma ya da hava durumu kontrolü gibi kullanımlar telefon kapağını dahi açmadan kullanılabilir bir seviyeye ulaşıyor. Cihazı açmadan cevapsız aramalara geri dönmek ve metin mesajlarına hızlı yanıt vermek yine Galaxy Z Flip5 ile mümkün hale geliyor. Galaxy Z Flip5'in benzersiz tasarımı ve form faktörü, Samsung Galaxy akıllı telefonlarında en çeşitli kamera deneyimini sunuyor. Esnek Mod'da çekilen fotoğraflar hızlı ve kolayca düzenlenebiliyor. Ayrıca, Flex Window kapak ekranındaki Hızlı Görüntüleme ile görüntüleri incelemek ve düzenlemek çok daha pratik. Samsung Galaxy Z Flip5 hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ya da satın almak için https://shop.samsung.com/tr/galaxy-z-flip5 adresini ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/09/21/ng-afyonda-4-mevsim-termal-deneyimi", "text": "NG Afyon, çeşitli sıcaklıklardaki termal suları ile ziyaretçilere zengin bir deneyim sunuyor. NG Afyon, \"Mükemmel Zamanınız\" mottosuyla, üst düzey konforu termal keyifle birleştiren örnek bir hizmet sunuyor. Bölgedeki en önemli termal turizm destinasyonlarından biri olan NG AFYON, farklı sıcaklıklardaki kaplıca sularıyla geleneksel ısı kullanımının ötesine geçerek zengin bir deneyim yaşatıyor. 2022 yılında aldığı Luxury Mineral Spring Spa ödülünü elde tutan NG Afyon, Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi tarafından verilen Sürdürülebilir Turizm Sertifikası ve Greening Hotels belgesi ile Green Check Altın Sertifika'sıyla olan sürdürülebilir tesis olma özelliğini taşıyor. \"Termal Wellness\" konseptini daha geniş kitlelere duyurmak, termalin faydalarını göstermek için çalışmalar yürüten NG Afyon, \"Termal Weekend\" etkinliğine basın mensuplarını ağırladı. Toplantıda ülkemizde ve küresel çapta termal ve ekolojik tıp tedavileri, şişelenmiş mineralli sular wellness gibi alanlarda tanınmış bir otorite olan Tıbbi Ekoloji ve Hidrolikmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Müfit Zeki Karagülle'de yer alarak termal su ve yararlarını anlattı. Anlatısında termalin ağrılar üzerindeki olumlu etkilerine değinen Karagülle, tıp öğrencilerinden oluşan üç grupla yaptıkları deneyde farklı ısı derecesi veya farklı su tipleri içerisinde ağrı eşiğini ölçtüklerini, sadece termomineralli suya giren deneklerin ağrılarının azaldığını gözlemlediklerini, diğer deneklerde bunun gözlenmediğini belirtti. Zeki Karagülle termal suyun faydalarından bahsederken çeşitli özelliklerine dikkat çekerek, \"Buradaki su yüksek silisyum içeriğiyle ön plana çıkıyor. Bu da cildi yumuşatıcı, gençleştirici, tahriş önleyici etkiler göstermesini sağlıyor. Ayrıca bikarbonat, kalsiyum ve florür içermesiyle de mineralli suların ağrı giderici, rahatlatıcı, dinlendirici etkileri elde edilmiş oluyor. Tabii bu arada yer altından çıkış sıcaklığı olarak hipertermal olması da tedavide kullanılan tüm banyo sıcaklıklarında kullanım olanağı sağlıyor.\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/ilginc/info/2023/09/21/yaraticilik-akademisi-house-beautiful", "text": "House Beautiful Yaratıcılık Akademisi video serileri ikinci yılını tamamlıyor. YouTube'da yayınlanan videolar, mimar, iç mimar, tasarımcı ve stil danışmanlarının mekan tasarımına ilişkin bütünsel bakış açılarını aktarırken, eviniz için doğru seçim yapmanın ipuçlarını veriyor. Evinizde ya da işyerinizde değişiklikler yapmayı düşünüyorsunuz ancak nereden başlayacağınızı bilemiyorsunuz. Her tür bilgiye ulaşma kolaylığı, rekabetçi sektörlerin koleksiyon oluşturma hızı ve malzeme çeşitliği, bir mekanda ihtiyaç olan tüm detaylar tek tek düşünüldüğünde bir dağ gibi gözünüzde büyüyebilir. Profesyonel bir yardım almak istediğinizde ise \"Nasıl bir mekan hayal ediyorsunuz?\" sorusuyla karşı karşıya kalmaya hazırlıklı olmalısınız. Çevrenizdeki ürün ve koleksiyon çeşitliliği içerisinde kendinizi daha donanımlı hissedeceğiniz bir önerimiz var: House Beautiful Yaratıcılık Akademisi videoları bu alanın profesyonellerinin mekan tasarımına yönelik yaklaşımları üzerinden pratik bilgiler edinmenizi sağlıyor. Yaratıcılık Akademisi'nde Mimar Feza Ökten Koca, banyonun yaşam alanlarıyla olan ilişkisini, bütünsel tasarıma nasıl ulaşılabileceğini, estetik bütünlüğü olan ve insana kendini 'mutlu hissettiren' banyoların nasıl kurgulanabileceğinin inceliklerini mobilya ve mimari donanımlar alanında, yenilikçi fikirlerin markası Hafele'nin banyo serileri eşliğinde anlatıyor. Videolarda Feza Ökten Koca \"Banyo tasarlamak tekne tasarlamak gibidir...\" diyor. Tam da bu noktada tüm detayları banyo tasarımlarına aktaran Hafele banyo serileri, görsel olarak bu özgün içeriğe rehberlik ediyor. Banyo video serilerinde su ve enerji tasarrufundan, bütçe dostu çözümlere, 4. boyut diye tarif edilen banyo aydınlatmalarından uzun ömürlü malzeme ve banyo armatürü seçimine kadar farklı yönleriyle sürdürülebilirlik konusuna da değiniliyor. Banyoların geleceğini, değişen yaşam biçimleriyle birlikte teknolojideki gelişmeleri ve yeni malzemeleri de öğrenebileceğiniz Yaratıcılık Akademisi banyo videoları, malzeme, teknoloji ve üretim cephesinden yaratıcılığınızı artıracak bilgiler sunuyor. Parkelerin teknik özellikleri hakkında neler biliyorsunuz? Doğal malzemenin öne çıktığı parke zeminler konusunda merak ettiğiniz her şeyi Goya Parquet sponsorluğunda gerçekleştirilen video serinden öğreneceksiniz. Mimar Filiz Bür, deck, lamine ve masif parkelerin farklı teknik özellikleri ve uygulama alanlarından bahsederken, son arge çalışmalarıyla geliştirilmiş çoklu katmanlardan oluşan ve 3-4 kez sistre edilebilen, 'çalışmayan' ve ısı kaybına yol açmayan- huş marin kontplağın kalite, kalınlık, yüzey rendesi, hijyen, çizilmezlik, suya dayanıklılık gibi teknik özelliklerinden bahsediyor. Goya Parquet showroom'unda gerçekleştirilen videolarda parke konusunun tüm detayları anlatılıyor. Parkenin, hangi işlev alanları için uygun olduğunu? Islak hacimlerde, teknelerde ya da tiny house'ların güvertelerinde hangi tip parkeyi seçmek gerektiğini? Parkelerin farklı döşeme tekniklerine -macar, balıksırtı, marküteri gibi- değiniyliyor. Son dönemde parkeler artık sadece zemin kaplaması olarak değil, mobilyalarda dolap kapaklarında, yatak odalarında, yatak başı duvar kaplamalarında, cephe kaplamalarında, ıslak hacimlerde seramik yerine geçen ürünler olarak karşımıza çıkıyor. Yaratıcılık Akademisi'nin parke bölümlerinde, Goya Parquet imzalı murano el yapımı camlarla birlikte üretilen özel yapım örnekler eşliğinde, yaratıcılığınızın sınırlarını zorlayan, parke konusuna farklı bir perspektiften bakan video serileri bulacaksınız."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2020/08/28/formula-1-grand-prix-9-yil-sonra-turkiyede", "text": "Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix 2020, 13-15 Kasım tarihleri arasında Intercity İstanbul Partisinde düzenlenecek. İstanbul, 27 Ağustos 2020: Formula 1 Resmi Lojistik İş Ortağı DHL, Covid-19 salgını nedeniyle yeniden planlanan ve 13-15 Kasım tarihlerinde düzenleneceği açıklanan Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix 2020'nin isim sponsoru olduğunu duyurdu. DHL, Türkiye'de sen son 2011 yılında İstanbul'da düzenlenen yarışların da isim sponsoruydu. Öte yandan Formula 1, ortakları ve destekçileri, yarışa güvenli bir dönüş sağlamak için son birkaç hafta içinde dikkatli bir şekilde çalıştılar. Yarışta yer alacak herkesi korumak için sıkı önlemler alınacak ve düzenli testler ve sosyal mesafenin yanı sıra sahada seyirci olmayan ve daha az operasyonel personelin bulunduğu kapalı etkinlikler de dahil edilecek. Resmi lojistik ortağı olarak DHL'de lojistik süreçlerinin güvenli olmasını ve ilgili tüm ülkelerin COVID-19'a karşı koruma gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamak için kapsamlı önlemler aldı. DHL, aldığı önlemler kapsamında düzenli testler yapılacağını, maske takma zorunluluğu olacağını ve çalışma malzemeleri ile tüm ekipmanların dezenfekte edileceğini açıkladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2020/10/30/lamborghini-x-yohji-yamamoto", "text": "Lamborghini, Instagram'da sürekli ucundan gösterip meraklandırmalarının ardından Perşembe günü Japon moda devi Yohji Yamamoto tarafından \"giydirilmiş\" bir Aventador S modelini duyurdu. Tasarımcının Ocak ayında piyasaya çıkan ve geçtiğimiz haftalarda mağazalarda yerini alan 2020 Sonbahar Erkek giyim koleksiyonundan esinlenen otomobil, sezonun yıpratılmış görünümlü siyah-kırmızı renk paletini genişleterek punk kırmızısı ekoseleri, noktaları ve motif görevi üstlenen sanatsal şeritleri ödünç alıyor. Baş döndürücü iç tasarım; sezonlarında gömlek ve dış giyim üzerinde görmeye alıştığımız metin baskısıyla döşemeyle Yamamoto'dan da ipuçlarını alıyor. Modaya aykırı bir tavra, zihinsel benliğinize ve Carolyn Bessette-Kennedy takıntınıza aynı anda hitap eden bir araba hayal ettiyseniz, saatte 217 mph hıza sahip bu otomobil rüyalarınızı süslemeye geliyor. Yamamoto, yaptığı bir basın açıklamasında Lamborghini otomobilleri hakkında \"diğer otomobillere kıyasla, bir anda göze çarpar, sadece bir bakış yeterli\" olarak nitelendirdi. İşbirliğinin her iki markanın da paylaştığı \"benzersizliği, zamansızlığı ve bol tutkuyu\" vurguladığını ekledi. Araba bugün, Lamborghini'nin Tokyo'nun Roppongi bölgesindeki yeni salonunda müşterilerin arabaları kişiselleştirebilecekleri ve Lambo yaşam tarzına dalabilecekleri açılış sergisinde görücüye çıkıyor. Otomobilin yanı sıra Lamborghini ve Yamamoto, tümü Yamamoto'nun koleksiyonundan ipuçları alan mod ceket, bomber ceket ve kapüşonlu bir giyim kapsülü oluşturuyor. Supreme ve Lamborghini ile yaptığı işbirlikleri ile Yamamoto, hypebeast acayip lüks yeni bir çağını başlatıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/01/06/lukse-yakin-bakis", "text": "Maserati'nin yeni Limited Edition serisi Royale Special Series'ın içinden bildiriyoruz. detaylarla tamamlanmıştı. Yolcular telsiz telefon, katlanabilir masa ve mini bar kullanabiliyordu. Üretimi 1990'da durdurulmadan önce, büyük tenor Luciano Pavarotti gibi seçkin müşteriler için modelden sadece 51 adet üretildi. Quattroporte, Levante ve Ghibli'nin özel konfigürasyonlarını içeren yeni bir seri için küllerinden doğdu. Selefi gibi 2020 Royale de geleneksel İtalyan tasarımını çağdaş unsurlarla birleştiren zarif iç dizaynıyla ön çıkıyor. Markanın lüks GranLusso trim tasarımını içeren Royale, hafif kaşmir hissi vermek için ince napa iplikleri dokunarak elde edilen yenilikçi Zegna Pelletessutatm ya da Pieno Fiore tam tanecikli deri döşemeler ile kaplı. İlhamını Bologna'daki ünlü Neptün Çeşmesi'nden alan ikonik Maserati logosu, yastıklı koltuk başlıklarında yer alıyor. Ultra parlak Black Piano , Metal Weave veya Ebona Wood paneller geniş iç mekanın görkemine katkıda bulunurken, yüz adetle sınırlı olarak üretilen serideki her otomobilin ne kadar özel olduğunun altını çiziyor. Royale'in iç tasarımında markanın lüks GranLusso döşemeleri kullanılmış. Deneyimi daha üst noktaya taşımak için her Royale, kabinin boyutuna ve şekline özel olarak tasarlanmış bir Bowers & ilkins surround ses sistemi ile donatılmış. 8,4 inçlik parlak dokunmatik ekran hem sesi kontrol ediyor hem de ısıtmalı ön koltuklar, direksiyon simidi ve dört bölgeli klima sisteminin kilidini açıyor. Orijinal 1986 tasarımına övgü niteliğindeki her model, iki eşsiz renk seçeneğiyle sunuluyor: Blu Royale veya Verde Royale. Bu tonlar, otomobilin dış tasarımını tamamlayan özel antrasit jantlar ve gümüş kaliperlerle vurgulanmış. Cüretkar, atak ve hassas karakteriyle Royale Special Series, Maserati'nin birinci sınıf tasarım sunma mirasını sürdürüyor ve yüzyıldan uzun süredir devam eden bu mirası en çağdaş anlayışla güncelliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/01/29/general-motors-2035e-kadar-benzinli-ve-dizel-araclara-veda-edecek", "text": "Amerikan otomobil üreticisi General Motors , 2035'e kadar benzinli ve dizel araç üretimini sonlandırarak yalnızca elektrikli araç üretmeyi planladığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, GM'nin küresel ürün ve operasyonlarında 2040 itibarıyla karbon nötr olmayı planladığı aktarıldı. GM'nin tamamen elektrikli bir gelecek için ortak bir vizyon geliştirmek amacıyla Çevre Savunma Fonu ile çalıştığına işaret edilen açıklamada, şirketin 2035 itibarıyla yalnızca elektrikli araç üretmeyi hedeflediği kaydedildi. Açıklamada, şirketin sıfır emisyonlu araçlar sunma ve gerekli şarj altyapısını oluşturma gibi konularda tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya odaklanacağı belirtilerek, gelecek 5 yılda elektrikli araçların Ar-Ge ve üretimine 27 milyar dolarlık yatırım yapılmasının ve pazara 30 elektrikli otomobil modeli sürülmesinin planlandığı bildirildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/02/03/tesla-dokunmatik-ekran-arizasi-nedeniyle-135-bin-aracini-geri-cagiracak", "text": "Tesla'nın \"Model S\" ve \"Model X\" araçlarında yaşanan dokunmatik ekran arızası nedeniyle 134 bin 951 aracını geri çağırmayı kabul ettiği belirtildi. ABD'li elektrikli otomobil üreticisi Tesla, \"Model S\" ve \"Model X\" araçlarındaki dokunmatik ekran sorunu nedeniyle 134 bin 951 aracını geri çağıracak. ABD Ulusal Kara Yolu Trafik Güvenliği İdaresinden yapılan açıklamada, Tesla'nın \"Model S\" ve \"Model X\" araçlarında yaşanan dokunmatik ekran arızası nedeniyle 134 bin 951 aracını geri çağırmayı kabul ettiği belirtildi. NHTSA, 13 Ocak'ta Tesla'ya dokunmatik ekran arızasının güvenlik riski oluşturduğunun tespit edildiğine dair mektup göndermişti. Mektupta, araçlardaki dokunmatik ekran sorununun arka görüş kameraları ve buz çözücülerin arızalanmasına neden olabileceği için güvenlik riski oluşturabileceğine dikkat çekilmişti. Konuya ilişkin 12 binden fazla müşteri şikayeti, garanti talebi ve ekranlarla ilgili şikayetlerin bulunulduğu belirtilen mektupta, ekran sorununun Tesla'nın başka arızalardan daha önce geri çağırdığı araçların sayısından fazla araçta görülebileceği uyarısı yapılmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/03/19/peugeot-yeni-peugeot-308i-tanitti", "text": "Peugeot 308, 7 milyon adedin üzerinde araç satışıyla nesiller boyu kompakt segmentin en başarılı modellerinden biri oldu. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Peugeot 308, bu süre içerisinde 2014 Avrupa'da Yılın Otomobili dahil olmak üzere birçok ödül alarak başarısını perçinledi. Peugeot 308, 7 milyon adedin üzerinde araç satışıyla nesiller boyu kompakt segmentin en başarılı modellerinden biri oldu. Duyguları harekete geçiren ve heyecan verici bir tasarıma sahip olan yeni Peugeot 308, markanın yeni logosunu taşıyor. Optimize edilen platform daha da geniş bir iç mekanı beraberinde getirirken, aracın modern dinamizmini ve karakterini daha da vurguluyor. Yeni Peugeot 308, en güncel sürüş destek sistemleri, yeni Peugeot i-Cockpit ve sezgisel, bağlantılı ve son derece modern bir bilgi-eğlence sistemi olan i-Connect Advanced başta olmak üzere yenilikçi teknolojilerle donatılıyor. Her bir ayrıntısına kadar verimli ve yüksek performanslı olacak şekilde tasarlanan yeni Peugeot 308, markanın seçme özgürlüğü yaklaşımına uygun olarak plug-in hibrit, benzinli ve dizel olmak üzere farklı motor seçenekleri ile sunuyor. Yeni Peugeot 308, satışa sunulduğu ülkeye bağlı olarak, markanın yüzde 100 dijital satın alma, takas, finansman ve teslimat yeri belirleme gibi avantajlar sağlayan çevrim içi satış sitesi üzerinden satın alınabiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/03/30/volkswagenin-yeni-otomobili-taigo", "text": "Volkswagen, çok yakında görücüye çıkacağı yeni sportif SUV Coupe modelinin ismini Taigo olarak açıkladı. Avrupa'ya özel Volkswagen Taigo, başarılı Polo hatchback temel alınarak tasarlanacak. Volkswagen Grubu'nun İspanya, Pamplona'daki fabrikasında üretilecek olan Taigo, aslında biraz daha uzun olan bir Volkswagen Polo olarak görülebilir. Güney Amerika Volkswagen Nivus'un tasarımına dayanan Taigo, Avrupa yazında görücüye çıktığında Polo'nun MQB A0 mimarisini paylaşacak. Volkswagen arabayı sadece benzinli motorlarla piyasaya sürmeyi planlıyor. Gelişmiş teknolojik özellikler ile birlikte dinamik ve heyecan verici tasarıma sahip Taigo, Volkswagen'in küçük segmentteki yeni SUV model ailesine dahil olacak. Taigo, sportif bir crossover modeli olarak dikkat çekiyor. Dinamik ve etkileyici bir tasarıma sahip yeni model, ekonomik TSI motor seçenekleri, standart LED farları, tamamen dijital kokpiti ve çok fonksiyonlu sürüş destek sistemleri ile satışa sunulacak. 2021'in sonunda Avrupa'da, 2022 yılı başında Türkiye'de pazara sunulacak olan yeni CUV'un dünya prömiyerinin bu yaz yapılması planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/04/15/curetkar-ikili-maserati-ve-david-beckham", "text": "İngiliz futbolunun efsanevi ismi ve şimdilerin stil ikonu David Beckham Maserati'nin yeni yüzü oldu. İnovasyon, tasarım ve tutkuyu bir araya getiren bir yüzyıl, Maserati'yi dünyanın otomobil hakkında düşünme şeklini sonsuza dek değiştiren ikonik araçlar yaratmaya itti. Bugün bu benzersiz İtalyan tarifi, yeni bir küresel elçi olan David Beckham'ın gelişiyle yeni ve daha yüksek bir vitese geçiyor. Küresel spor ikonu, hayırsever, iş adamı ve stil öncüsü: David Beckham, yolculuğunun bir sonraki ayağında Maserati'ye eşlik ederek, sınırları aşan ve markayı 21. yüzyılda lüks otomobilin ön saflarına taşıyan mükemmel bir ortak. Maserati ve David Beckham'ın değerlerini bir araya getiren ilk perde, yalnızca beklenmeyeni yapmanın mutlak sevinci için bir Maserati'de cüretkar bir sürüş eylemi gerçekleştiren David'i gören yenilikçi ruhu sergileyen ilham verici bir film. Film, Maserati Elçisinin markanın en üst düzey performans SUV'si Levante Trofeo'yu kullandığını görüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/06/25/gordon-murray-t50s-niki-lauda", "text": "Motorsporları spor otomobillerin hayata merhaba dedikleri yer olurken; Gordon Murray, bu sahnenin en önemli oyuncularından olan Niki Lauda'nın anısını, Avusturyalı yarış pilotunun doğum gününde tanıttığı T.50s Niki Lauda ile ölümsüzleştirdi. özel yarışçıları arasında yer alan Avusturyalı efsane Niki Lauda'nın doğum günü. Gordon Murray'in ustalık ve bir anlamda emeklilik eseri olan T.50'nin pist versiyonu T.50s Niki Lauda adını taşıyor. İki büyük ustanın kesişim kümesi diyebileceğimiz otomobilde standart T.50'ye göre hem yapısal hem de görsel anlamda önemli değişiklikler yapılmış. 20 Mayıs 2019 tarihinde hayatını kaybeden efsanenin ismini taşıyan pist otomobilinde de atmosferik motor gibi bugünün hiper spor otomobillerinde artık karşımıza çıkmayan bir içerik sunuluyor. Yol versiyonunda gövde eklentilerinden mümkün olduğunca kaçınan Gordon Murray, T.50s Niki Lauda'da ise aerodinamik özellikleri iyileştirmek adına her türlü çözüme başvurmuş. Ön çamurluklardaki hava çıkışları, ön tamponlardaki kanatçıklar, LeMans 24 Saat LMP yarış otomobillerini hatırlatan yüzgeç, devasa arka kanat ve difüzör gibi eklentiler ve elbette 400 mm çapındaki pervane bir araya geldiğinde sadece 25 adet üretilecek olan bu nadide pist canavarı 1500 kilograma varan bastırma kuvveti oluşturabiliyor. İngiliz motor üreticisi Cosworth imzası taşıyan 3,9 lt'lik V12, 711 HP güç ve 485 Nm tork üretebilirken 12.100 d/d gibi fantastik bir seviyeye çıkabiliyor. Piste göre kişiselleştirilebilen aerodinamik ayarlar maksimum hızın 321 km/s ile 338 km/s arasında değişmesini sağlıyor. Güç ve performans değerleri bu türe yeni standartlar getirecek seviyede olmasa da Gordon Murray, T.50s Niki Lauda'nın en saf ve gerçek sürüş keyfi sunan pist otomobili olacağı iddiasını taşıyor. Murray'e göre çok daha güçlü ve hızlı pist otomobilleri olsa da onları verimli bir biçimde kullanabilmek için bir Formula 1 pilotunun seviyesinde olmak gerekiyor. Gordon Murray, bu projeye başlarken pist otomobilinin hedeflenen ağırlığının 890 kg olduğunu açıklamıştı. Günün sonunda karşımıza çıkan sonuçsa çok daha etkileyici: 852 kg! Yol versiyonuna göre 134 kg daha hafif olan T.50s Niki Lauda'da motor ve şanzıman ikilisinde yaklaşık 21 kg hafifleme elde edilirken klima ve müzik sistemi gibi herhangi bir konfor donanımının bulunmaması da diyette etkili olmuş. Kabinde sürücü tıpkı yol versiyonunda olduğu gibi otomobilin merkezinde otururken, sol arka tarafta yolcu koltuğu opsiyonu var. Kokpitte alt ve üst kısımları kesilmiş olan sıradışı direksiyon dikkati çekerken, sağdaki panelde tipik yarış otomobili kumandalarına yer verilmiş. Yol versiyonu T.50'nin 100 adetlik üretiminin tamamlanmasından sonra, 2023 başında Niki Lauda'nın ismini taşıyan pist versiyonlarının üretimine başlanması planlanıyor. Üretim 25 adet ile sınırlı olacak ve her bir otomobil Gordon Murray'in geliştirdiği, F1 kazanan bir yarış otomobiliyle ilişkilendirilecek ve yarışla ilgili özel bir kitap ve tarihçe ile birlikte sahibine teslim edilecek. Örnek vermek gerekirse, 1 şasi numaralı otomobil Kyalami 1974 takısını alacak. Sahiplikten bahsetmişken, otomobilin fiyatı vergiler hariç yaklaşık 3,6 milyon Euro."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/07/13/yeni-jaguar-e-pace-her-acidan-dikkat-cekici", "text": "Yenilenen tasarım detayları ve 1.5lt benzinli motor seçeneği ile Yeni Jaguar E-PACE, her açıdan dikkat çekici. Şık görünüm ile dinamik sürüş performansının eşsiz bir kombinasyonu olan Yeni Jaguar E-PACE, duyuları harekete geçirmek için doğdu. 1.5lt 160BG benzinli motor seçeneği ile sunulan Yeni Jaguar E-PACE, artık daha teknolojik, daha performanslı ve her açıdan dikkat çekici. Dış tasarımındaki yeni çift \"J\" blade signature farlar ve daha geniş hava kanalları, Yeni Jaguar E-PACE'in genç ve dinamik tasarımındaki öne çıkan bazı detaylar. Çeviklik ve şık detaylar arasında benzersiz dengeye sahip olan Yeni Jaguar E-PACE'i kullanmanın heyecanını yaşayabilirsiniz. Konfor ve kaliteli malzeme detayı Jaguar E-PACE'te birlikte ilerler. Uyumlu renkte dikişlere sahip deri koltuklar, kontrast dikiş ve iddialı renklerle tarzınızı öne çıkarın. Zengin malzeme seçenekleriyle Yeni Jaguar E-PACE'inizi karakterinizle uyumlu hale getirin. Jaguar E PACE'in estetik tasarımı, geniş yük alanına ve sınıfında öncü iç saklama alanlarına sahiptir. Geniş bir torpido gözü ve derin ön kapı cepleri gerekli olan eşyaları yakında tutmanızı sağlarken geniş bagajda uzun yolculuklarda ihtiyacınız her şeyi taşıyabilirsiniz. Suya ve darbeye karşı dayanıklı yeni isteğe bağlı/opsiyonel Activity Key3 ile aracınızı açabilir, kilitleyebilir ve çalıştırabilirsiniz. Arkadaşlarınızla birlikte planladığınız açık hava faaliyeti ne olursa olsun artık geleneksel anahtarlara ihtiyacınız kalmayacak. İsteğe bağlı Pixel LED farlar, Hareketli Yön Göstergelerine sahiptir. Adaptif Sürüş Huzmesi, karşıdan gelen araçların sürücülerinin gözlerini kamaştırmamak için ışık huzmesini otomatik olarak bölerken karanlıkta daha fazla görüş sağlar. Jaguar E PACE şehir içinde dolaşmayı ve park etmeyi kolaylaştıran, otoyollarda sürüşü daha keyifli hale getiren sürücü asistanı özellikleriyle birlikte üretildi. Bu teknolojiler üzerinizdeki stresi hafifletmeye yardımcı olarak sürüşten alacağınız keyfi artırır. Standart olarak sunulan kablosuz şarj özelliği, uyumlu akıllı telefonları kabloya ya da şarj yuvasına gerek kalmadan hızlı bir şekilde şarj edebiliyor. Gün içinde şarjınız azalsa dahi yolculuk esnasında şarj olan telefonunuz ile stres olmadan güne devam edebiliyorsunuz. NanoeTM iyonizasyonu araç içinde kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyor. Dışarıdan gelen hava içerisindeki toz ve polen gibi alerjenleri yakalayarak ferah bir iç ortam sağlıyor. PURIFY düğmesine basılarak etkinleştirilen PM2.5 gibi özel olarak tasarlanan filtre, ultra ince partikülleri dahi yakalayarak iç hava kalitesini iyileştiriyor. Yeni Pivi Pro bilgi-eğlence sistemine kavisli camlı 11,4 inç HD dokunmatik ekrandan erişiliyor. Merkezi 11,4 inç dokunmatik ekranı, gelişmiş grafikleriyle 12,3 inç HD dijital gösterge tamamlıyor. Pivi Pro ile standart olarak sunulan Apple CarPlayTM, önünüzdeki yola odaklanmanızı sağlarken tüm temel iPhone özelliklerine erişmenizi sağlamak için tasarlanmış. Yeni Nesil Activity Key sayesinde, geleneksel anahtarlığa duyulan ihtiyaç ortadan kalkıyor. Yeni CearSight Dikiz Aynası arka koltuğun ortasına biri oturduğunda veya bagaj bölmesini sonuna kadar doldurduğunuzda arka görüşünüzdeki kısıtlamayı ortadan kaldırıyor. Araca binip tek bir düğmeyle sistemi açtığınızda daima kristal kadar berrak bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Yeni Jaguar E-PACE ile tüm paketlerde standart olarak gelen yeni 3D Surround Kamera teknolojisi, araçla manevra yaparken daha fazla ayrıntı ve gerçek zamanlı görüntüleme seçenekleri sunmak için en son kamera teknolojisini kullanıyor. Sürücü Takip Monitörü fonksiyonu direksiyon komutlarını, fren ve gaz pedalı faaliyetini izleyerek yorgun hissetmeye başladığınızı algılıyor ve mola vermeniz için uyarıyor. İç Ortam Aydınlatması Yeni Jaguar E-PACE'in atmosferini zenginleştiriyor. Yeni Jaguar E-PACE'de, Jaguar'ın gelişmiş Elektronik Araç Mimarisi EVA 2.0 bulunuyor. Aracın önüne yerleştirilmiş bir kamera kullanan Bağımsız Acil Durum Freni; yayaları, bisikletlileri ve diğer araçları tespit edebiliyor. Muhtemel bir çarpışma durumu tespit ediliğinde sürücüye bir uyarı ile bilgi veriliyor. Sürücü belirli bir zaman aralığında reaksiyon vermezse, güçlü bir frenleme kuvveti otomatik olarak uygulanıyor. Dışarıdan görünmeyen bu önemli sistem, günün her saatinde ve hatta kötü hava koşullarında ekstra bir koruma katmanı ekleyerek sürücüye yardımcı oluyor. Daha detaylı bir inceleme için; Jaguar Türkiye web sitesine veya Jaguar Online Rezervasyon Platformu'na göz atabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/09/08/toyota-elektrikli-ve-hibrit-araclarin-bataryalari-icin-15-trilyon-yen-yatiracak", "text": "Toyota Motor 2030 yılına kadar elektrikli ve hibrit araçların bataryalarının geliştirilmesi için 1,5 trilyon yen (13,7 milyar dolar) harcayacak. Otomobil üreticisinden yapılan açıklamaya göre Japon firma, karbonsuz ve düşük emisyon teknolojilerine yönelik yatırımlarına hız verecek. Buna göre Toyota 2030'a kadar elektrikli ve hibrit araçların bataryalarının geliştirilmesi ve tedarikine 1,5 trilyon yen (13,7 milyar dolar) ayıracak. Toyota Baş Teknoloji Yöneticisi Maeda Masaşiko, düzenlediği çevrim içi basın toplantısında, yatırım kapsamında araç başı batarya maliyetlerinin düşürülmesi hedefini anlattı. Masraf düşürücü tedbirler kapsamında Maeda, \"Mevcut seviyeyle karşılaştırıldığında, 2020'li yılların sonunda araç başına yüzde 50 oranında daha düşük maliyet elde etmeyi hedefliyoruz.\" dedi. Maeda, kobalt ve nikel elementleri yerine kullanılmak üzere geliştirilecek maddelerle üretim maliyetlerini yüzde 30 marjında düşürmeyi ve araçların güç verimini yüzde 30 artırmayı hedeflediklerini söyledi. Yatırım kapsamında tahsis edilecek 1,5 trilyon yenlik pastanın 1 trilyon yenlik dilimi, bu araçların bataryalarına yönelik üretim bantlarının sayısının 70'e çıkarılması için kullanılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/09/14/the-beach-of-momoda-mercedes-eq-ile-kapanis", "text": "Bu yaz da Türkiye'nin en iyi plajı seçilen The Beach of MOMO, sezonu çok özel bir davetle kapattı. Mercedes-EQ'nun katkıları ve Ayşe Boyner'in ev sahipliğinde gerçekleşen davete Elif Boyner, Burcu Esmersoy, Cihan Ayger, Tolga Sezgin, Alihan Aloğlu, Valerie Dayan, Alican Akdemir, Setenay Orman ve Eren Yelkencioğlu gibi iş ve sanat dünyasından isimler katıldı. The Beach of MOMO'nun yaz boyu büyük ilgi gören menüsünden özel lezzetlerin sunulduğu yemek ve ardından günbatımı partisinde keyifli anlar yaşayan tüm konuklar; öncesinde Mercedes-EQ ailesinin tamamen elektrikli ilk modeli EQC'yi de deneyimleyerek hep birlikte keyifli bir yol hikayesine imza attılar. Lüks bohem konseptiyle açıldığı günden beri büyük beğeni toplayan ve iki yıldır \"Türkiye'nin en iyi plajı\" seçilen The Beach of MOMO, sezonu Mercedes-EQ'nun katkıları ve Ayşe Boyner'in ev sahipliğinde gerçekleşen çok özel bir davetle kapattı. Ayşe Boyner'in yakın arkadaş çevresinin de katıldığı etkinliğe Elif Boyner, Burcu Esmersoy, Cihan Ayger, Tolga Sezgin, Alihan Aloğlu, Valerie Dayan, Alican Akdemir, Setenay Orman ve Eren Yelkencioğlu gibi iş ve sanat dünyasından isimler katıldı. The Beach of MOMO'nun yaz boyu büyük ilgi gören menüsünden özel lezzetlerin sunulduğu yemek keyfi ve ardından unutulmaz gün batımıyla son bulan davette konuklar öncesinde Mercedes-EQ ile keyifli bir yol hikayesine imza attılar. Bu yaz The Beach of MOMO ile gerçekleştirdiği işbirliğiyle büyük ilgi gören Mercedes-EQ markası kendi alanında fark yaratmaya devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/10/04/pirelli-klasik-mini-koleksiyonculari-icin-uretti", "text": "Efsane otomobil Mini sahipleri için yeni bir Pirelli Collezione lastik tanıtıldı. 1950 1980 arası üretilen dünyanın en ikonik otomobilleri için tasarlanan Pirelli Collezione lastik ailesi, klasik görünümle modern teknolojiyi buluşturuyor. Pirelli, klasik Mini'nin tüm farklı versiyonları için ilk kez 1972'de pazara sunulan Cinturato CN54 lastiği 145/70 R12 ebadında yeniden yarattı. Bu radyal lastik orijinale benzer bir sırt deseni ve yanak tasarımı ve modern teknolojilerle üretildi. Islak zeminde artırılmış yol tutuşu sağlamak amacıyla en yeni hamurlarla üretilen Pirelli Collezione lastikleri, orijinal stilden ödün vermeden emniyet ve yüksek güvenlik standartlarını garanti ediyor. Pirelli mühendisleri, bu lastiğin geliştirme sürecinde Mini'nin yeniyken sahip olduğu süspansiyon ve şasi ayarlarını mükemmel şekilde tamamlamak için orijinal araç tasarımcılarının kullandığı aynı parametrelerle çalıştı. Bunu başarmak için Milano'daki Pirelli Vakfı arşivlerinde bulunan orijinal malzeme ve tasarımları referans aldılar. Pirelli, Mini için bir Cinturato lastik tasarlamaya 1964 yılında 367F adlı bir sırt deseniyle başladı. Bir yıl sonra Mini'nin başarısı İtalya'ya ulaştı. Innocenti'nin Milano yakınlarındaki Lambrate fabrikasında bu otomobilleri üretmek için lisans almasından sonra üretim 1975'e kadar devam etti. Pirelli 1976 yılında Mini 90 için 145/70 SR12 ve Mini 120 için 155/70 SR12 ebatlı lastikleri geliştirdi. Pirelli ayrıca otomobilin Innocenti Turbo De Tomaso gibi spor versiyonları için daha geniş sırt desenli ve geleneksel modellere göre daha kısa yanaklı özel 'geniş seri' radyal lastikler üretti. Pirelli'nin 1980'lerde şehir otomobilleri için ürettiği P3; Red Flame, Check Mate, Studio 2 ve Piccadilly özel edisyonları dahil tüm Mini ailesinin donanımı oldu. Mini, 2000 yılında BMW'nin kanatları altında yeniden doğdu. Pirelli de yeni otomobil için Eufori@ Run Flat lastiğin homologasyonunu aldı. Güvenilirlikle eş anlamlı olan bu lastik, aracın toplam ağırlığını destekleyebilen özel yapısı sayesinde tamamıyla inmiş olsa bile maksimum 80 km/saat hızda 150 kilometreye kadar yol alınabilmesini sağlıyordu. Pirelli'nin ilk lanse edildiğinde \"içinde kendi emniyet kemerine sahip olan muhteşem yeni lastik\" diye tanımladığı radyal yapılı Cinturato, 70 yıldan uzun süre dünyanın en önemli otomobillerinin donanımı oldu. Pirelli, Cinturato CA67, CN72 ve CN36 versiyonlarının pazara sunulmasıyla yol için sportif lastik konseptini yaratmış oldu. Bu konsept, Ferrari 250 GT ve 400 Superamerica, Lamborghini 400GT ve Miura, Maserati 4000 ve 5000 gibi dönemlerinde iz bırakan otomobiller kadar yol tutuşu sağlamak için gerekliydi. Takvimler 1970'lerin ortalarını gösterdiğinde Cinturato ailesinin bir sonraki büyük devrimi sıfır derece naylon kayış ve ultra düşük profile sahip Cinturato P7 ile geldi. Bu lastiklerin yol için benimsendiği ilk otomobil modelleri, Porsche 911 Carrera Turbo, Lamborghini Countach ve De Tomaso Pantera oldu. P7'yi takip eden P6 ve P5, 1980'lerde P600 ve P700'ün öncülleri oldu. Bu lastiklerde ıslak zeminde yol tutuşu ve viraj alma konularında güvenlik iyileştirmeleri öne çıktı. 1990'lara gelindiğinde güvenlik ve performansın daha da geliştirildiği P6000 ve P7000 pazara sunuldu. Cinturato P7 adı, 2009 yılında geri döndüğünde yakıt tüketimini ve zararlı emisyonları azaltma, ekolojik malzemeler kullanma, iyileştirilmiş kontrol ve frenleme yetenekleri gibi özellikleriyle öne çıktı. En yeni Pirelli Cinturato P7 kendisini ortam sıcaklığına ve sürüş koşullarına göre adapte eden akıllı hamuruyla şimdi daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir. Pirelli Collezione ailesi, orijinal versiyonların görünümünü ve sürüş hissini koruma ama bir yandan da modern teknoloji ve üretim süreçleri sayesinde verimliliği ve güvenliği artırma olmak üzere iki amaca birden hizmet edecek lastiklerle otomotiv tarihini sürdürmek için doğdu. Ürün yelpazesinde ilk kez 1927'de pazara sunulan Stella Bianca'dan Stelvio'ya ve daha yakın tarihli Cinturato P7 (1974), P5 (1977), P Zero (1984) ve P700-Z (1988) lastiklere kadar efsanevi isimler yer aldı. Pirelli Vakfı'nın kapsamlı arşivlerinden derlenen resimler, planlar ve diğer materyaller bu lastiklerin yeniden yaratılma sürecinin temel bir parçasını oluşturdu. Vakıf, yıllar içinde yaratılan her Pirelli lastiğinin tasarımı, geliştirilmesi ve üretimiyle ilgili tüm belgeleri arşivlerinde saklıyor. Pirelli Collezione lastikleri, Longstone Tyres gibi klasik otomobil lastiği uzmanı satıcıların yanı sıra Pirelli'nin Los Angeles, Münih, Monako, Dubai ve Melbourne'daki P Zero World mağazalarında müşterilere sunuluyor. British Motor Corporation'ın sıfırdan tasarladığı ilk model olan Mini Minor 850, Austin ve Morris olmak üzere iki farklı marka tarafından, sırasıyla Austin Seven ve Morris Mini-Minor adlarıyla satıldı. Alec Issigonis'in günlük ulaşım amaçlı olarak tasarladığı otomobilin motor sporlarına da uyarlanabileceği kısa sürede fark edildi. 1961'de ortaya çıkan ilk Mini Cooper, iki yıl sonra Monte Carlo Rallisi'nde zafere ulaştı. Bu yıllar, 'mini otomobil' olgusunun İtalya'ya da ulaştığı dönemdi. Manevra alanının dar ve park yerlerinin yollardaki araç sayısına kıyasla az olması, otomobil tasarımında yeni bir konseptin düşünülmesine neden oldu. Mini'nin İtalya'da Mini Minor 850 ile başlayan üretimi daha sonra Cooper 1000 ve nihayetinde Mk2, Mk3, Mini 1000 ve Mini 1001 modelleriyle devam etti. Cooper'ın İtalyan versiyonları, İngiliz modellerine göre daha donanımlı ve daha düşük fiyatlı olmaları sayesinde büyük başarı elde etti. 1970'ler yaklaşırken British Leyland iki karar aldı. Birincisi, Mini'yi ayrı ve bağımsız bir markaya dönüştürecek, ikincisi ise yeni bir Mini Clubman lüks versiyonu pazara süreceklerdi. 1984 yılında otomobilin güncel kalması için önde disk frenler kullanılması gibi çeşitli mekanik modifikasyonlar yapıldı. 1997'ye gelindiğinde Mini markası BMW tarafından satın alınmıştı. Mini 2019'da markanın 60. yıl dönümünü özel Mini 60. Yıl Edisyonunu sunarak kutladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/10/20/porsche-yaklasan-718-cayman-gt4-rsyi-tanitti", "text": "Porsche, 718 Cayman GT4'ün 718 Cayman GT4 RS şeklinde bir üst segmente daha sahip olduğunu duyurdu. RS takma adı daha önce yalnızca Alman markanın 911 serisi için ayrılmıştı ve GT3 RS ve nadir GT2 RS serisi gibi modeller üretiyordu. Bugün Porsche yaklaşmakta olan 718 Cayman GT4 RS'yi zor şöhretli Nürburgring-Nordschleife pistinde yarışarak pisti sadece 7:09.300 dakikada tamamlıyor. Rekor için Porsche, Ring'i sadece 6:43.300 dakikada turlayan 911 GT2 RS Manthey-Racing modeliyle mevcut üretim otomobil tur rekorunu elinde tutarken, turu geçen 919'u ile de açık ara rekor Porsche'ye ait: 5:19:55'. Bu tur süresi, yarış açısından aslında küçük kardeşi 718 Cayman GT4'ten 23,6 saniye daha hızlı. Henüz herhangi bir ayrıntı verilmemiş olsa da, GT4 RS'nin RS formülüne göre daha hafif olmasının yanı sıra daha fazla güç toplaması muhtemel ve yol için daha iyi konumlandırılacak. Prototip gizleniyor olsa da, GT4 RS'nin yeni nesil GT3 RS'dekine benzer bir arka kanatını, GT2 RS'deki gibi derin ön kaput hava kanalları ve çok daha agresif bir duruşa sahip olduğunu görebiliyoruz. Ön daha geniş, araba daha alçak oturuyor. Porsche 718 Cayman GT4 RS, Kasım ayında dünya çapında piyasaya sürülecek. Şimdilik, yukarıdaki resimlerde ve videoda ile seriye göz atın."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2021/12/11/citroen-ami-elektrikli-mobilitenin-yeni-moda-ikonu", "text": "Mobilite dünyasının her alanına değen ve herkesin erişimine uygun ulaşımı sunmak için çalışan Citroen, 101. yılında tamamen elektrikli Ami ile şimdi Türk tüketicisinin 'yol arkadaşı' oluyor. Fransızca'da 'arkadaş' anlamına gelen sözcükten esinlenen model Ami, müşterilerinden ilham alan yenilikçi ve yeni tüketim biçimlerine uyum sağlayan bir markanın şehir içi ulaşım zorluklarına ve çevresel kaygılara sunmuş olduğu yenilikçi bir çözüm olarak öne çıkıyor. Ami 100% electric; iki koltuklu, tamamen elektrikli, konforlu, kompakt ve kişiselleştirilebilir bir şehir içi ulaşım çözümü sunarken 45 km/saat'e kadar hıza ulaşabilen model, 16 yaşından itibaren kullanılabilmesi ile her yaştan kullanıcı için bambaşka bir deneyimi sunuyor. Araç paylaşım, kısa süreli kiralama, uzun dönem kiralama ve satın alma da dahil olmak üzere kentsel ulaşıma 360 çözüm üretmeyi hedefleyen Ami, ülkemizde öncelikle kurumsal firmaların kullanımı için satışa sunuldu. Gelişimin öncüsü Citroen'in herkes için otomobil olan mottosunun şimdi herkes için mobilite olduğunu vurgulayan Citroen Türkiye Genel Müdürü Selen Alkım, \"Yeni model, her yaştan kullanıcı için elektrikli mobilitenin en önemli oyuncularından bir tanesi olmaya aday. Şimdiden aldığımız talep, 2022 yılı için 1.000 adet olan bireysel satış hedefimizi 3.000'e çıkartmamızı sağladı. Tabii bu noktada tedarik konusu yine en belirleyeci kriter olacak. Ami, Türkiye pazarında şu anda filo satışı ve kurumsal müşteriler için piyasaya sürülürken, 2022 ilk çeyreğinden itibaren son tüketici ile direkt olarak buluşmaya başlayacak\" şeklinde konuştu. 100 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan ve bu süre içerisinde ikonik bir marka haline gelen Citroen, her ulaşım gereksimlerine çözüm üretme ilkesiyle yenilikleri ortaya koymaya devam ediyor. Hem ürünleriyle hem de hizmetleriyle kullanıcılarının hayatını kolaylaştıran marka, geçmişten gelen bu geleneğini tamamen elektrikli Ami 100% electric ile geleceğe taşıyor. Mart 2019'da Cenevre Otomobil Fuarında Ami One Concept otomobilini tanıtan ve tüketicinin yoğun ilgisiyle karşılaşan Citroen, sadece bir yıl içinde bu projeyi tamamen elektrikli Ami 100% electric ile seri üretim aşamasına getirdi ve şimdi de Türkiye yollarına çıkarttı. Scooter, bisiklet veya toplu taşıma gibi ulaşım araçlarına etkin bir alternatif ve makul maliyetli bir çözüm, dijital dünyaya yönelik çözümler, şehir merkezlerine kolay erişim ve benzeri özellikleri karşılayan Ami 100% electric her yaştan günümüz tüketicisinin şehir içi ulaşım gereksinimine pratik ve çevreci bir yanıt olarak öne çıkıyor. Ulaşım dünyasında bir benzeri daha bulunmayan Ami 100% electric ile Citroen, ulaşımı herkesin erişimine sunma felsefesine uygun olarak benzersiz bir tamamen elektrikli ulaşım deneyimi sağlıyor. Yüzde 100 elektrikli mobilite çözümü Ami 100% electric'i 2022 yılının ilkbahar aylarından itibaren perakende satışına başlayacaklarını müjdeleyen Citroen Türkiye Genel Müdürü Selen Alkım, \"Kentsel ve kent çevresine yönelik tamamen elektrikli ulaşım aracı Ami sadece ulaşımı değil, hayatı her anlamda kolaylaştırmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda müşterilerin çevrimiçi yolculuğunun bir parçasını oluşturuyor. Sadece sürüş özellikleriyle değil, hayatı her anlamda daha akıcı ve daha pratik kılmayı hedefleyen Ami 100% electric, dijital dünya üzerinden; araç paylaşımı, farklı sürelerde kiralama veya satın alma olsun çeşitli formüllerle kullanıcıların ulaşıma erişimlerini kolaylaştırıyor. O yüzden iş yapış tarzımızı da biraz değiştirdik, iş yapış tarzımızda güncelleme yapmak istedik. Ami'yi müşterimize online bir yolculuk ile sunmaya hazırlanıyoruz. Online bir satın alma yolculuğu hazırlıyoruz. Web sitemiz üzerinden bayilerimizin de entegre olduğu sistemle bir tıkla Ami'nin satın alma yolculuğunu tamamlayacağız. Üstelik bu online satın alma yolculuğunda Citroen AMI satın alacak her müşterimize de aracını evine kadar gönderme veya istediği adreste teslim etme gibi ayrıcalıklı bir hizmet sunacağız\" şeklinde konuştu. Dengeli yapısı ve 45 km/s maksimum hızı ile Ami, şehir içi kullanımlarda güven veriyor ve kolay bir kullanım sunuyor. Eğlenceli etkinlikler için gençler, kısa geziler için genç yetişkinler veya her yaştan hareketli bir hayatı olanlar tarafından kullanılabileceğini vurgulayan Selen Alkım, \"Citroen Ami'nin en önemli özelliklerinden bir tanesi 16 yaşından itibaren B1 ehliyetine sahip herkes için uygun bir çözüm olarak öne çıkması. Ami, evden işe günlük gidiş gelişler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Vites kolu veya debriyaj olmadığından Ami kolay ve pratik bir kullanım sunuyor\" dedi. Yepyeni modelin Türkiye satış stratejisi hakkında da bilgiler paylaşan Selen Alkım, \"Türkiye'de satışını gerçekleştirdiğimiz yüzde 100 elektrikli ilk mobilite ikonumuz olan Ami'nin, 2021 yılında önce kurumsal firmalara satışı başladı. Bu dönemde 150 adetlik bir satışı şimdiden gerçekleştirdik. İlk etapta özellikle yenilikçi araç paylaşım sistemleriyle de ortaklık görüşmelerimiz oldu. Son tüketiciye yani bireysel müşterilerimize direkt perakende olarak satışımız ise 2022 yılının ilkbahar aylarında başlayacak\" bilgisini verdi. 2021 yılının son aylarıyla birlikte kurumsal müşteriler için satışa sunulan elektrikli mobilite çözümü Ami'ye olan talebin beklentilerin de çok üzerinde olduğunu vurgulayan Citroen Türkiye Genel Müdürü Selen Alkım, \"2022 için sadece bireysel müşterilere perakende satış hedefi olarak 1.000 adet belirlemiştik. Ancak talep ve aldığımız sinyaller bize gösteriyor ki, perakende satışlar da bu rakamın çok daha üzerine çıkacağız. Şu an için gelecek sene için bireysel satışlarda perakende hedefimizi 3.000 adet olarak güncelledik\" açıklamasında bulundu. Özellikle kurumsal müşterilerin ve ticaret yapan işletmelerin radarında modelin \"Cargo' versiyonunun de olduğunu belirten Selen Alkım, \"Ami'nin Cargo versiyonu da oldukça dikkat çekiyor. Fransa'da lansmanı da henüz yeni gerçekleştirildi. Biz de talep olursa Türkiye'ye getirebiliriz\" dedi. Ami 100% electric kentsel kullanımı hedefleyen bir ulaşım çözümü. Bu nedenle sadece özgün ve çekici bir görünüme sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda son derece kompakt boyutlarıyla da dikkat çekiyor. 14 inç büyüklüğündeki tekerlekler kullanım ve manevra kolaylığı için köşelere yerleştirilmiş durumda. 2,41 metre uzunluk, 1,39 metre genişlik ve 1,52 metre yükseklik ile boyutlar da kullanım ve manevra kolaylığını destekliyor. 7,20 metrelik dönüş çapı en dar alanlarda bile manevra yapma imkanı sunuyor. Özgün karakter 100 yılı aşkın bir süredir markanın karakteristik öğesi olarak öne çıkıyor. Citroen stili her yerde henüz ilk bakışta hemen fark edilebiliyor. Ami, boyutları, hacmi ve görsel unsurlarıyla kuralları yeniden yazıyor. Yalın ve zarif tasarım çizgileri hakim olurken, Ami farlar ve sinyaller başta olmak üzere ön tasarımıyla Citroen kimliğini vurguluyor. Tasarımda devamlılığı sağlamak üzere benzer hatlar arka stop lambalarında da uygulanıyor. Ön ve arka tamponlar, tamponların altları ve gövde altı panelleri ön ve arka bölümde tekrar ediliyor. Üstyapının her parçası sağlamlık, montaj kolaylığı ve işçilik kalitesini bir arada sunuyor. Kişiselleştirme seçeneklerine bağlı olarak jant kapakları, gövdesi, köşelerdeki aydınlatma birimleri, tavan çıkartmaları veya Airbump benzeri yandaki kapsülleriyle Ami, kent mücadelesine hazır bir tasarım sergiliyor. Yuvarlatılmış manuel ayarlı küçük aynalar paketi tamamlıyor. Ami 100% electric, sıfır emisyon değerine sahip tamamen elektrikli yapısıyla tüm kent merkezilerine özgürce erişim imkanının yanı sıra sessiz ve dingin bir sürüş sağlıyor. Sürekli hareket halinde olmayı gerektiren günümüzdeki kent yaşamının gereklerine uygun bir yapı sunan Ami, yeni bir ulaşım formatı tasarlıyor sadece bugünün değil, aynı zamanda yarının da kent sorunlarına yanıt veriyor. Sürüş keyfini artırmak ve sürücülerin günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için her şey düşünülürken, tamamen elektrikli sürüş modu sayesinde Ami, şehir merkezinin en dar alanlarında bile özgürce erişim sağlıyor ve kullanım maliyetlerini minimuma indiriyor. Ami -100% electric, 45 km/saat'e kadar hızlara ulaşabilen, debriyajsız, yumuşak ve akıcı bir sürüşün yanısıra elektromotorun ürettiği yüksek tork değeri sayesinde henüz ilk hareket anından itibaren yüksek çekiş gücü sunan dört tekerlekli bisiklet. Üstelik tamamen elektrikli güç-aktarma organıyla tamamen sessiz bir sürüşe imkan tanıyor. Şehir içinde özgürce ulaşım imkanı sunan Ami tek bir şarj ile 75 kilometreye kadar elektrikli sürüş menziline ulaşabiliyor. Bu, çoğu çalışanın işe gidip-gelme gereksinimini karşılıyor. 5,5 kWh kapasiteli lityum-iyon batarya araç zeminine gizlenmiş durumda ve yolcu tarafı kapı eşinde bulunan kablo ile kolaylıkla şarj edilebiliyor. 220 Volt standart prizde tam şarj için üç saat yeterli oluyor. Citroen Ami'yi şarj etmek için yolcu kapısının içinde bulunan entegre kabloyu, standart bir prize (220 V), tıpkı bir akıllı telefon veya dizüstü bilgisayar gibi takmak yeterli oluyor. Sadece 3 saat içinde %100 şarj olabilen Citroen Ami ile özel şarj istasyonu ihtiyacı da son buluyor. Modern ulaşım çağının gereksinimini en iyi şekilde karşılayan Ami, kapalı ve ısıtmalı iç mekanı ile huzurlu bir yolculuğu da kullanıcısına vadediyor. Alan hissi iç mekandaki aydınlık ile güçlendiriliyor. Akıllı saklama alanı çözümleri kabin içindeki konfor ve rahatlığı destekliyor. Ön, yan ve arka camlar dışında standart olarak sunulan sunroof olmak üzere geniş cam alanların da katkısıyla aydınlık ve ferah bir iç mekan kullanıcısını karşılıyor. Gövde çizgisinin üzerindeki cam, toplam yüzeyin yüzde 50'sini temsil ediyor. Bu sadece daha aydınlık ve ferah bir iç mekan sunmakla kalmıyor, aynı zamanda çevreye hakim rahat bir görüş alanı da sunuyor. CV2 örneğindeki gibi manuel olarak yukarıya çekilerek açılan yan camlar Citroen'in geçmişiyle kurmuş olduğu bir bağı gözler önüne seriyor. Geniş bir açıya sahip büyük kapılar binmeyi ve inmeyi kolaylaştırıyor. Sadece geniş ve ferah olmasıyla değil Ami 100% electric sunmuş olduğu fonksiyonellikle de dikkat çekiyor. Yan yana konumlandırılan iki koltuk ile kabin, omuz genişliği, bacak mesafesi ve baş mesafesi açısından her bir yolcuya ihtiyacı olan alan hissini ve hareket alanını sunuyor. Bu tarz küçük bir otomobilde kızaklı uzunluk ayarlı sürücü koltuğu bir rekor olup sabit ön yolcu koltuğu en uzun bireyi bile rahat ettirecek yaşama alanını sunuyor. Kullanım kolaylığını en üst seviyeye çıkartmak üzere kabin içindeki her bir nokta saklama alanı olarak değerlendiriliyor. Zekice uygulanan depolama çözümleri kabin içindeki yaşamı kolaylaştırıyor. yolcuların ayak bölgesine entegre edilen ve bir valiz alacak büyüklükte olan depolama alanı dışında arka kısımda bir başka bagaj bölmesi daha bulunuyor. Zekice uygulanan tasarım her noktada kendini gösteriyor. AMI ONE Concept otomobilinden aktarılan simetrik tasarım yaklaşımı yeni olasılıkları beraberinde getiriyor. Örneğin birebir aynı olan sağ ile sol kapı tasarımları buna bir örnek. Arkadan menteşeli sürücü kapısı geriye doğru açılırken kabin içine erişimi kolaylaştırıyor ve yolcu tarafı ise önden menteşeli olup geleneksel yönde açılıyor. Yarım açılan yan camlarda da aynı mantık kullanılıyor. İç tasarım da malzeme seçimi ve tasarım çizgisi ile dış tasarımı tamamlıyor. AMI ONE Concept otomobilinden aktarılan ve direksiyon simidinin üzerinde bulunan göstergeler okuması rahat bir yapı sunarken kullanılan özel grafikler günümüz dijital dünyasını ve teknolojisini yansıtıyor. Direksiyonun sağ bölesinde bir akıllı telefon yuvası bulunuyor. Burası ana araç ekranına dönüşürken navigasyon ve müzik gibi fonksiyonlara erişim sağlıyor. Ami 100% electric sürücü ve beraberindeki yolculara konforlu ve güven hissi veren diğer araç sürücüleriyle aynı seviyede, yüksek bir oturma pozisyonu sunuyor. Türünün tek örneği olan ve toplu taşıma ile iki veya üç tekerlekli diğer bireysel ulaşım araçlarına alternatif olarak tasarlanan Ami, sürücü ve yolcuya; iki veya üç tekerlekli araçların sunduğundan daha fazla koruma ve toplu taşıma araçlarından daha fazla özgürlük ve konfor avantajı sağlıyor. Mimarisiyle şehir içi sürüşlerinde üstün sürüş güvenliği sunan Ami, optimize edilmiş ayak izi ile dengeli ve devrilme riski olmadan mükemmel bir hareket özgürlüğü sağlıyor. Kapalı ve ısıtmalı kabini olumsuz hava koşullarında da koruma ve konfor sunuyor. Modern bir tasarım ve imaja sahip olan Ami 100% electric özel kişiselleştirme çözümleriyle kullanıcısına daha özgün bir ulaşım deneyimi yaşatıyor. Yedi farklı versiyon halinde sunulan Ami zengin aksesuarlarla kişiselleştirilebiliyor. Ami 100% electric yenilikçi \"Kendin Yap\" tarzında aksesuarlarla kullanıcısına aracını bizzat kişiselleştirme imkanı sunuyor. Söz konusu fonksiyonel ve dekoratif kit: merkezi bir separatör ağ, kapı cebi ağı, paspas, ön konsolun üstünde saklama bölmesi, el çantası kancası, akıllı telefon klipsi, akıllı telefon ile Ami'ye ait temel verilere ulaşmak için My Citroen uygulamasına bağlı DAT@MI kutusu gibi öğeler içeriyor. İç mekanda kullanılan renklerle jantlarda, köşe panel çıkartmaları veya kapı üzerindeki kapsüllerde kullanılan renkler birbirini tamamlıyor. My Ami Gri, , My Ami Mavi, My Ami Turuncu ve MY Ami Haki olmak üzere dört ana renk bulunuyor. İç mekandaki uygulamalarla dış tasarımdaki öğeleri kombine eden My Ami Pop ve My Ami Vibe olmak üzere farklı paket ile kişiselleştirme seçenekleri daha da artıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/02/15/ucuncu-ikon-ferrari-daytona-sp3", "text": "Ferrari'nin 2018 yılında Monza SP1 ve SP2 ikizleriyle hayata geçirdiği Icona programı Daytona SP3 ile üçüncü üyesine kavuştu. 2018'den bu yana bir anlamda saygı duruşuyla yeni modellere ilham vererek hatırlanıyor. Monza SP1 ve SP2 ile ilk kez karşımıza çıkan Icona modellerinin en yenisi olan Daytona SP3 de tıpkı ilk iki otomobil gibi tarihini gururla yansıtan bir otomobil. Maranello'dan çıkan bu son güzelliğin detaylarına inmeden önce tarihte kısa bir yolculuk yapmak Daytona SP3'ün ortaya çıkış nedenini anlamayı kolaylaştıracak. Takvimler 6 Şubat 1967'yi gösterirken Ferrari, Uluslararası Dünya Spor Otomobil Şampiyonası'nın ilk ayağı olan Daytona 24 Saat'te ilk üç sırayı elde etti. Bu zafer başlı başına tarihi bir olay olsa da, bunun bir anlamda Ford'un evinde gerçekleşmiş olması olayı daha da unutulmaz kılmıştı. İlk sırayı Ferrari 330 P3/4, ikinci sırayı 330 P4 ve üçüncü sırayı da 412 P elde etti. Üç otomobilin temelini de dönemin Ferrari başmühendisi Mauro Forghieri'ni harikası Ferrari 330 P3 oluşturdu. Elbette motor, şasi ve aerodinami anlamında önemli iyileştirmeler yapıldı. Üç otomobilin finişe yan yana uzandığı görüntü motorsporları tarihinin en ikonik karelerinden biri olarak kabul ediliyor. Daytona SP3 işte bu üçlünün ruhunu ve detaylarını bünyesinde barındıran bir rüya otomobili. Aerodinamik verimlilik Ferrari Daytona SP3'ün geliştirilmesinde en ön planda tutulan kavramlardan biri. İtalyanlar, yeni ikonun tüm modeller arasında en iyi aerodinamik değerlere sahip model olduğunu iddia ediyor. Otomobilin altına yerleştirilmiş hava çıkışları, dikey kanallar aracılığıyla arka kanatlara bağlanarak hava akışını maksimuma çıkarıyor ve yere basma kuvvetini artırıyor. Flavio Manzoni önderliğindeki tasarım ekibi tarafından şekillendirilen Daytona SP3, 1967 Daytona 24 Saat'e damga vuran atalarının hatlarını bugünle buluşturuyor. Ön tarafta 330 P4'e atıfta bulunan tampon kullanılırken, eski Ferrari yarış otomobillerini anımsatan şişkin çamurluklara yer verilmiş. Özellikle 70'lerden 90'ların ortasına kadar spor otomobillerin en özel detayları arasında yer alan kapaklı farlar Daytona SP3'te günün güvenlik ve aerodinamik beklentilerini karşılayacak şekilde karşımıza çıkıyor. Karosere gömülü farların üst kısmındaki kapak gövdenin içine doğru kayarak görsel bir şova imza atıyor. 512 S gibi otomobillere gönderme yapıyor. Daytona SP3'ün ön cephesi heybetli hava giriş ızgarasıyla dikkat çekiyor. Hemen her detay gibi bu bölüm de sadece görsel bir unsur olmakla sınırlı kalmıyor ve aerodinamik açıdan önemli bir işlevi yerine getiriyor. Hava giriş kanalları ile çamurlukların formu ve arasındaki birliktelik, tasarım ve teknolojinin ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlı olduğu mesajını güçlendiriyor. Otomobilin far tasarımı ona agresif bir görünüm sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kapaklı açılır far tasarımını andırarak, geçmiş yılların Ferrari geleneğini devam ettiriyor. Arka stop grubu, spoylerin altında en üst iki yatay kanatçığın arasına entegre ediliyor. Çift egzoz çıkışı, difüzörün üst kısmında merkezi olarak konumlandırılarak bir yandan otomobilin agresif karakterini güçlendiriyor. Daytona SP3'ün kokpiti de 330 P3/4, 312 P ve 350 Can-Am gibi tarihi Ferrari modellerinden esinleniyor ve yarış otomobillerine özgü tasarım ipuçları barındırıyor. Otomobilin şasiye entegre edilen sportif koltukları ve ayarlanabilen pedalları farklı cüssedeki sürücülerin otomobille bütünleşmesine yardımcı oluyor. Vücudu saran yarış tipi koltukların kafalıkları bu sınıfta genelde bütünleşik tasarlanırken, Daytona SP3'ün koltuk kafalıkları bağımsız olmalarıyla dikkat çekiyor. Ön bölümde, SF90 Stradale ile tekrar ürün gamına dahil edilen vites konsolu yer alıyor. Ancak Daytona SP3'teki vites konsolu, yükseltilmiş yapısıyla havadaymış hissi veriyor. Otomobili sarmalayan bir şekilde dizayn edilen ön cam dikkati çekerken, iç mekan sürücünün elleri direksiyondayken aracın neredeyse tüm kontrollerine yerinden kıpırdamadan hakim olabilmesi için yapılmış olduğunun altını çiziyor. Ferrari Daytona SP3'ün kaputunun altında, 812 Competizione'nin atmosferik V12 motoru yer alıyor. F140HC kodlu motor 840 HP güç ve 700 Nm tork üretip Ferrari'nin trafiğe çıkabilen modelleri arasındaki en güçlü motor olarak öne çıkıyor. 9500 d/d çevirebilen 60 derecelik V12, 7 ileri vitesli çift kavramalı otomatik şanzıman ile işbirliği yapıyor ve otomobilin 0-100 km/s hızlanmasını 2,86 saniyede tamamlamasını sağlıyor. 0-200 km/s hızlanma süresi ise 7,4 saniye olarak gerçekleşiyor. Tüm bu güç artışına rağmen, daha kompakt manifold tasarımı gibi bazı detaylar sayesinde, Daytona SP3'ün motoru, 812 Competizione'nin motorundan yüzde 30 daha çevreci olmasıyla da fark yaratıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/03/15/racing-professionals-back-stark-futures-new-all-electric-stark-varg-motocross-bike", "text": "While statistics and data may play a part in the public reception of a new product or vehicle, one unique perspective carries a massive amount of weight in a release's subsequent success: the expert opinion. In the case of motocross bikes, while sports fans and industry analysts alike may be aware of all of the technical specs of freshly-launched bikes, the only people truly qualified to comment on a motocross bikes' performance are racing professionals who've vetted the vehicle out on the track. As such, Stark Future's newly debuted and all-electric Stark VARG has gone beyond its impressive metrics by earning approval from some of the top racing pros of the 21st-century Sebastien Tortelli and Josh Hill to cement the bike's place as the most powerful electric motocross bike on the market, all while rivaling the output of conventional gas-bikes along the way. Built with the latest frame in the world, the Stark VARG has managed to cut the weight of the VARG to a nominal 110kg, allowing for increased flexibility and clear enhancements of agility, handling and speed for an industry leading power-to-weight ratio. Built with a patent-pending battery packed with the same power at full-charge as a standard tank of fuel, the VARG's engineless-design also eliminates noise from the equation one of the most controversial aspects of motocross to surrounding communities. Beyond moving from gas to electricity and increasing performance standards, Stark Future also opens up the world of motocross to an entire new audience of riders thanks to its built-in adaptability. While clearly capable of transforming professional racers' rides, amateurs and newbies can similarly enjoy the features of the Stark VARG by shifting between the available modes ranging from a 125 two-stroke all the way up to a 650 four-stroke, allowing riders to evolve their bike along with their growth in experience. Though the sport of motocross has been resistant to adopting all-electric bikes in the past, perhaps endorsements from esteemed racing professionals like Hill and Tortelli will help confirm what they now know is true: electric motorbikes, like Stark Future's Stark VARG, are the irrefutable future of motocross."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/04/13/tesla-artan-pil-kapasitesi-ile-daha-ucuz-model-yyi-piyasaya-surecek", "text": "Tesla, artan pil kapasitesi ile daha ucuz modeli Y'yi piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Tesla şimdi Model Y'nin daha uygun fiyatlı bir versiyonunu, yeni 4680 pil hücreleri sayesinde artan pil kapasitesiyle piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Yeni hücreler, otomobil üreticisinin mevcut akülerinden iki kat daha büyük olsa da, kapasitesinin beş katı etkileyici bir kapasiteye sahip. Yeni pil ile güncellenen Model Y, tek bir şarjla 279 mil menzil yapabilir ve sadece beş saniyede 0-60 mil hıza ulaşabiliyor. Mart 2020'de piyasaya sürüldüğünde, Model Y'nin Tesla için oyunun kurallarını değiştiren bir araç olması gerekiyordu. Model 3'ten daha büyüktü, aileler için daha uygundu ve amiral gemisi Model X'ten önemli ölçüde daha ucuza mal olacaktı. Fakat Model Y piyasada olduğu süreçte daha da pahalı hale gelmişti. 4680 hücreleri, yeni Model Y'de yapısal bir pil takımı ile entegre edildi. Bu değişikliklerin yanı sıra, yenilenen otomobil ayrıca manyetik orta konsol kol dayama yeri ve bir arka raf dahil olmak üzere bir dizi başka yeni özellik taşıyacak. İlgisini çekenler için ufak bir not da bırakalım: nispeten uygun fiyatlı otomobilin şu anda yalnızca Tesla çalışanları için satışı mevcut, ancak önümüzdeki haftalarda daha geniş kitlelere satışa açılması planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/06/17/ferrari-luks-yasam-tarzi-markasi-yaratmaya-kararli", "text": "2026 yılına kadar Ferrari, lüks ürünler, markanın deneyimsel parkları, müzeleri ve koleksiyonları aracılığıyla yaşam tarzı bölümündeki gelirlerini ikiye katlamayı hedefliyor. Milano Erkek Moda Haftası'nın arifesinde Ferrari'nin Sermaye Piyasaları Günü'nde markanın lüks yaşam tarzını daha da geliştirme niyeti açıktı. Etkinlik, elektrikli otomobil geliştirmekten hidrojen yakıtına bakmaya ve 2030 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşmaya kadar birçok girişimi özetledi, ancak lüks bir yaşam tarzı markası inşa etmek de başkan John Elkann ve Ferrari'nin CEO'su Benedetto Vigna tarafından ele alındı. Elkann, \"Ferrari özünde bir lüks şirket ve en farklı ve yenilikçi lüks markadır ve yaşam tarzını daha da geliştirmek için önümüzde büyük fırsatlar olduğunu görüyoruz\" dedi. Vigna, 2026 yılına kadar Ferrari'nin lüks ürünler, markanın deneyimsel parkları ve müzeleri ve koleksiyon ürünleri aracılığıyla yaşam tarzı bölümündeki gelirlerini 2019'a kıyasla ikiye katlamayı hedeflediğini, ancak bir döküm sağlamadığını söyledi. Yönetici konuşması sırasında 2019 yılında Ferrari'nin yeni lüks giyim ve aksesuar koleksiyonlarının kreatif direktörlüğüne atanan eski Giorgio Armani ve Pal Zileri tasarımcısı Rocco Iannone ile bu hafta başında baş marka sorumlusu olarak atanan eski Pandora ve Bulgari yöneticisi Carla Liuni'yi selamladı. Ferrari, 2018'den 2022'ye kadar olan dönemde sadık müşteri tabanında bir gençleşme ve yeni koleksiyoncularda yüzde 60'lık bir büyüme ve ortalama araba sayısında yüzde 25'lik bir artış görüyor. Bu, Asya gibi önemli bölgeler gibi markanın lüks modası için de potansiyel bir yeni müşteri havuzu olarak görülüyor. Vigna, \"Kadınlar da giderek daha fazla ilgileniyor, elçilerimiz oluyor ve satın almaları etkilemeye yardımcı oluyorlar\" dedi. Lükse yönelik küresel iştahın arttığını söyledi, ancak Ferrari'nin \"benzersiz otomobiller ve benzersiz ürünler\" ürettiği konusunda ısrar etti ve kurucusu Enzo Ferrari'nin \"piyasanın taleplerinden bir araba daha azını\" sağlama sloganını, yaşam tarzı bölümüne uyarlıyor. Ferrari, geçen yıl ilki şirketin Maranello'daki merkezinde, ardından Şubat ayındaki moda haftasında Milano'da olmak üzere iki defile düzenledi. Koleksiyonların yılda iki kez Milano'da düzenli olarak sergileneceğini söyleyen Iannone, Eylül ayında düzenlenecek bir sonraki şovu üzerinde çalıştığını doğruladı. Tasarım mesajına en uygun formatın bu olduğuna inandığı için yine karma olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/06/29/kuzey-gunesi-polestar-o2", "text": "Polestar O2, tasarımı, ekolojik konsepti ve mimarisiyle elektrikli otomobillerin hem akla hem de kalbe hitap edebileceğini gösteren bir konsept. Volvo'nun performans ve motorsporları kolu olarak ortaya çıkan Polestar, 2017'de İsveçliler tarafından bağımsız elektrikli bir lüks marka olarak konumlandırılmaya başladı. Polestar bu tarihten beri ana markadan farklılaşmak ve sportif yönünü ortaya çıkartmak için cesur adımlar atmayı biliyor. Polestar1 ile Volvo S60 tarzında bir hibrit coupe ve Polestar 2 ile de bir crossover sunan \"kutup yıldızı\" 2020 başında tanıttığı Precept konseptiyle kendi çizgisinde yürüyeceğini belli etmişti. Sportifliği daha çok ön plana almak isteyen Polestar, şimdi de O2 konseptiyle, \"Katlanır metal tavanlı elektrikli bir roadster nasıl olurdu?\" sorusuna yanıt veriyor. Konseptin yüzünde en renkli ve kuzeyli genlerini yansıtan detay olarak şimdiye kadar kullanılan \"Thor'un Çekici\" gündüz farlarının ışık imzasının ikiye ayrılarak iki adet hokey sopası olarak belirlendiğini söylemek mümkün. Elektrikli otomobillerin doğasına uygun olarak Polestar O2'nin ön tasarımının neredeyse tamamı kapalı tutularak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiş. İki parçalı cam tavan düz bir çizgiyle geriye doğru alçalırken, katlandığında kapı bitiminde yükselen omuz çizgisinin altındaki bölümde yerini alıyor. Arka tasarım otomobilin yüzüyle karşılaştırıldığında bir hayli keskin ve sert kalırken birbirine bağlı iki hokey sopası şeklindeki aydınlatma grubu ön tasarımla bütünlük kurmayı sağlıyor. Tavanın katlandığı yuvanın kapağındaki bir girinti ve devamında da logoya doğru uzanan bir ray göze çarpıyor. Burada bir İHA ya da günlük hayattaki adıyla bir drone yer alıyor. Konsepte özel olarak geliştirilen ve Hoco Flow tarafından üretilen drone, 90 km/s hıza kadar Polestar O2'yi takip edebiliyor. Sürücü kokpitteki 15 inçlik ana ekrandan çekilen görüntüleri izleyip düzenleyebiliyor. İsveç tarzı minimalist ve aynı zamanda da lüks tasarlanan iç mekanda sürdürülebilirlik en önemli felsefe olarak belirlenmiş. Yumuşak bölümlerde geri dönüştürülmüş polyestere yer verilirken sert bölümlerin tamamı için ana madde olarak tek tip termoplastik seçilmiş. Farklı derecelerde eloksal alüminyumdan üretilen monokok şasi sayesinde hem tasarımcılara daha fazla özgürlük hem de yapısal avantajlar elde edilmiş. Normal şartlar altında alüminyum otomobiller geri dönüştürülürken otomobilin tamamı bir hurda topu halinde geri dönüş merkezlerine aktarıldığı için farklı türde alüminyum parçaların tam geri dönüşümü mümkün olmuyor. Polestar O2'de ise farklı türde alüminyum net bir biçimde birbirinden ayrıldığı için alüminyumun geri dönüşümü şimdiye kadar yapılamadığı kadar yüksek seviyede gerçekleşiyor. Polestar O2 ile birlikte karşımıza çıkan yeni platform, markanın kısa bir süre sonra satışa sunacağı Polestar 5 modelinde de kullanılacak. Menzil ve performans gibi konularda açıklama yapmayan Polestar, konseptin seri üretimi konusunda da şimdilik suskunluğunu koruyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/09/20/japon-konseptli-porsche-356-bonsai", "text": "Daniel Arsham, Japon konsepti Wabi Sabi'den ilham alan özel Porsche 356 \"Bonsai\"yi sergiliyor. Daniel Arsham, Japon estetik konsepti Wabi Sabi'den esinlenerek yeni modifiye edilmiş Porsche 1955 356 Speedster'ına ilk bakışını sundu. Wabi Sabi; sade, kusurlu ve geçici olanda güzellik ve dinginlik bulan bir dünya görüşü olarak tanımlanıyor. Toplamda 4.000'den az Porsche 356 Speedster modeli bulunurken; Arsham, iki koltuklu antikayı tamamen benzersiz bir şeye dönüştürüyor, katmanları geri alıyor ve neredeyse 70 yaşındaki arabanın doğal yaşını ve patinasını kucaklıyor. Ham fırçalanmış metal dış cepheler, Willhoit Auto Restoration'dan John Willhoit ve Bridgehampton Motoring Club'dan Matthew Ammirati ile işbirliği içinde yapıldı. İç mekanlar ise kısmen moda küratörü POGGY ve BerBerJin direktörü Yutaka Fujihara'dan ilham alan Japon tekstilleriyle döşenmiş. Üstü açık kabinin kaplanması, çivit rengi boyalı boro, Sashiko dikişli kanvas ve Okayama'da üretilen Japon kotu dahil olmak üzere zamanla eskiyen malzeme ve kaplamaların bir kombinasyonuyla oluşturulmuş. Pürüzsüz ve sade dış cepheler, arka motor ızgarasının üstünde patine bronz bir 3D döküm olarak öne çıkan projenin ilham perisi olan bonsai ağacı ile metallerin doğal özelliklerini sergiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2022/11/01/ferrari-2023-le-mans-499p-hypercarini-tanitti", "text": "Ferrari, 50 yıl sonra ilk defa Dünya Dayanıklılık Şampiyonası'na girmeye hazırlandığı aracı 2023 Le Mans 499P Hypercar'ı tanıttı. Ferrari, 2023 Dünya Dayanıklılık Şampiyonası'nda yarışacak yepyeni 499P LMH prototipini resmen tanıttı. 499P adı, Ferrari'nin ilk günlerine kadar uzanan bir adlandırma geleneğini takip ediyor; burada 499, altı silindirli motorunun santimetreküp cinsinden yer değiştirmesini temsil ediyor ve \"P\", prototip anlamına geliyor. Son Ferrari Le Mans WEC yarışı 1972'de yapılırken, otomobil üreticisinin motor sporları bölümü 50 yıl sonra ilk kez en yüksek dayanıklılık yarışı sınıfına katılacak. Karbon fiber monokok şasi üzerine inşa edilen Ferrari 499P, Ferrari'nin DNA'sını yansıtan basit, kıvrımlı şekillerle geliştirilmiş karmaşık bir aerodinamik stile sahip \"rüzgar tasarımı\" olarak adlandırılıyor. Yarışın teknik düzenlemelerine uygun olan hiper otomobil, dört tekerlekten çekiş, V6 bi-turbo motor ile ön aksa güç sağlayan bir elektrik motorunu birleştiren hibrit bir güç aktarma organı tarafından destekleniyor. Toplam maksimum güç çıkışı, yedi vitesli sıralı şanzımanla birlikte 500 kW olarak bildiriliyor. Ferrari, 2023 Dünya Dayanıklılık Şampiyonası'nda yarışacak yepyeni 499P LMH prototipini resmen tanıttı. 499P adı, Ferrari'nin ilk günlerine kadar uzanan bir adlandırma geleneğini takip ediyor; burada 499, altı silindirli motorunun santimetreküp cinsinden yer değiştirmesini temsil ediyor ve \"P\", prototip anlamına geliyor. Son Ferrari Le Mans WEC yarışı 1972'de yapılırken, otomobil üreticisinin motor sporları bölümü 50 yıl sonra ilk kez en yüksek dayanıklılık yarışı sınıfına katılacak. Karbon fiber monokok şasi üzerine inşa edilen Ferrari 499P, Ferrari'nin DNA'sını yansıtan basit, kıvrımlı şekillerle geliştirilmiş karmaşık bir aerodinamik stile sahip \"rüzgar tasarımı\" olarak adlandırılıyor. Yarışın teknik düzenlemelerine uygun olan hiper otomobil, dört tekerlekten çekiş, V6 bi-turbo motor ile ön aksa güç sağlayan bir elektrik motorunu birleştiren hibrit bir güç aktarma organı tarafından destekleniyor. Toplam maksimum güç çıkışı, yedi vitesli sıralı şanzımanla birlikte 500 kW olarak bildiriliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/otomobil/2023/03/07/rolls-royce-ve-iris-van-herpen-haute-couture-phantom-syntopia-icin-birlesiyor", "text": "Rolls-Royce, Herpen'in heykelsi moda çizimlerini yansıtan eşsiz bir işbirliği ile Haute Couture Phantom Syntopia için güçlerini birleştiriyor. İngiliz lüks otomobil üreticisi Rolls-Royce, yavaş yavaş işbirlikçi alana adım atıyor. Rolls-Royce şimdi de haute couture sanatından ilham alan özel bir Phantom için Hollandalı tasarımcı Iris Van Herpen ile güçlerini birleştiyor. Phantom Syntopia adlı proje, van Herpen'in aynı adlı 2018 sonbahar haute couture koleksiyonundan ilham aldı ve pandeminin başlangıcından bu yana üzerinde çalışılıyor yani tamamlanması üç yıl sürdü. İşbirliği ürünü Phantom Syntopia tamamen özel üretim bir araç ve şimdiye kadar üretilmiş teknik olarak en gelişmiş Rolls-Royce Phantom olarak sahne ışıkları altında gösteriş yapmaya hazır. Tasarım, en yeni inovasyon ve tasarım uygulamalarıyla, alışılmadık eşleştirmenin sınırları aştığını görüyor. Iris Van Herpen'in heykelsi şaheserlerinden ilham alan dış kaplama, akışkanlığı ve hareketi yansıtan kıvrımlı bir \"su örgüsü\" baskısı ile holografik mor bir kaplama ile ışıldıyor. Phantom'un standart ızgara ve aydınlatma mekanizmaları korunurken, üç boyutlu \"su örgüsü\" motifi iç kaportaya taşınıyor ve Rolls-Royce'un özel tasarım otomobillerini süsleyen yapay yıldızların yerini alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/03/23/saatler-ve-trendler", "text": "Bildiğimiz çoğu markanın destek verdiği, yüksek saatçilik üzerine uzmanlaşmış vakıf Foundation de Haute Horlogerie, yakın zamanda yılın trend raporunu yayımlamış, bizi bu yıl üretilen saatler üzerine düşünmeye teşvik etmişti. Her yıl, kendi trendini taşıyor; bu genel hal bütün alanlardaki üretimin yönünü ve niteliğini de etkiliyor: Dergideki bazı konularda okuyabileceğiniz eski zamanların on yıllarda değişen trendleri de bu durumu kanıtlıyor. Birçok farklı markanın ortak seçimleri, bize bu yıl hakkında da çok şey söylüyor. Bu seçimleri 18 maddede inceledik. 2018, yıldönümlerini kutlamak konusunda fazlasıyla yoğundu: Yılın en akılda kalan yıldönümü kutlaması, IWC'ye aitti; marka 150. yılını Jubilee Koleksiyonu'yla kutladı. Hamilton'ın ise havacılıktaki 100. yılıydı. İlerleyen sayfalarda örneklerini görebileceğiniz gibi birçok marka bu yıl karşımıza markanın kuruluşunun ve ikonik modellerinin yıldönümünü anan modellerle çıktı. Foundation de Haute Horlogerie, trend raporunda yılın trendlerini Tasarım- Donanım-Mekanizma-Öngörü ana başlıklarıyla sunmuştu. Donanma bölümünde bu yıl materyal olarak çeliği daha fazla gördüğümüz, kişiselleştirmenin giderek arttığı not ediliyordu. Öte yandan seramik de çok kullanılan materyaller arasındaydı, ki bildiğiniz gibi bir süredir materyal tercihi yüksek saatçiliğin en önemli konularından birini oluşturuyor. Seramik denince akla gelen Rado'nun seramik saatlerinin yanında Hublot'nun dört yılda ve gerçekten yoğun bir emekle elde ettiği kırmızı seramik kasasıyla Big Bang Unico Red Magic modeli, seramiğin zirveleri arasındaydı. Bronz, tercih edilen ve yükselişte olan diğer bir materyaldi. Bronz, retro görünümün kazanılmasını sağlayan ana materyaldi. Yılın en önemli konuları arasında yer alan \"hafifliği\" sağlayan ise özellikle üst düzey markaların saatlerinde titanyumdu. Saatlere siyah renk vermek için ise daha çok PVD ve DLC yöntemleriyle işlenmiş-kaplanmış saatler üretildi. Yılın bir diğer trendi, kayışın kolayca değişmesine olanak veren sistemlerin geliştirilmesiydi. Daha önce sıkça tercih edilen değişebilir kayışlar, yol açtığı satış sonrası servis sorunlarından ötürü yerini Cartier Santos ya da Hermes Carre H'teki gibi kolayca çıkarılıp takılabilen kayış sistemine bırakmıştı. Kayışların hafifliğini sağlayan materyalse Graham'da da örneğini gördüğümüz karbon fiberdi. Bu yıl canlı renklerdeki saatlere daha çok rastladık. Chopard'ın beş farklı renkteki Race Edition serisi ya da Hermes'in Arceau Casaque saatleri gibi canlı saatler çokça karşımıza çıktı. Yılın en çok kullanılan rengi ise her zamanki gibi siyah ya da beyaz değil, maviydi. İkinci yaygın renk ise çeşitli tonlarıyla yeşildi. Saatçiliğin bir diğer gündemi, spor görünümlü sade saatlerdi . Bu yıl, kasalar hala ufak sayılabilecek ölçülerdeydi (36-38mm). Senenin en büyük trendi ise kesinlikle retro saatlerdi. Saat markalarının geçmiş saatlerinin birebir görüntüsünü taşıyan retro modeller, neredeyse bütün markalarda karşımıza çıktı. Hatta belki de bu sene saat yazılarımızda en çok kullandığımız kelime \"vintage\" oldu. Bunun bir sebebi, tüm alanlarda nostaljiye dönüş olması, daha az riskle tüketiciyi yakalamaktı. Bu yıl saat tasarımlarında iskelet kadranın arttığını gözlemledik. Öyle ki, Jaquet Droz gibi geleneksel bir marka bile bu yıl ilk kez Jaquet Droz Skelet-One adlı iskelet kadranlı bir seri üretti. Mekanizmalar konusunda ise en sık karşılaştığımız yarış, \"en ince saati üretmek\" konusunda yaşandı. Bvlgari Octo Finissimo ve Piaget Altiplano Ultimate 910P, bu yarışın zirve modelleriydi. Hatta 2018, üretilmiş en ince mekanizma yeni rekoruyla tarihe geçti. Bvlgari 1,95mm inceliğinde bir mekanizmaya sahip 3,95mm inceliğindeki saatiyle kendi rekorunu yeniledi. Oysa \"en ince saat rekoru\" daha 2018 SIHH'te 4,35mm'lik Altiplano Ultimate 910P saatiyle Piaget'ye geçmişti. Vacheron Constantin, Audemars Piguet de ince saatler üreten markalar arasındaydı. Bu yıl, saat markalarının en önemli gündem konularından biri, eski kuşakların ilgisini üzerlerinde tutmaya devam ederken Milenyum Kuşağı gençlerini de yakalayacak hamleler yapmaktı. Bunun bir ayağı olarak, bu yıl dijital bağlantılı saatlerin sayısının giderek arttığını (Hublot'nun Big Bang Referee 2018 FIFA World Cup Russia, Longines V.H.P. GMT Flash Setting modelleri gibi) gördük. (Montblanc'ın ikinci akıllı saati Summit 2 de piyasaya çıkmak üzere.) Apple Watch, klasik saatçiliğe yaklaşmış dördüncü saatini duyururken dijital saatlerin ikonik öncülerinden Casio G-Shock da bu yıl 35. yılını kutluyordu. Bu yıl ikonik modellerin ulaşılabilir fiyatlarla ve çelikten üretilerek sunulduğunu gördük. Ulysse Nardin Marine Torpilleur Military ve Vacheron Constantin'in ulaşılabilir lüksü sunan yeni serisi Fifty Six, Audemars Piguet Royal Oak Offshore Selfwinding Chronograph, Chanel J12 bu trendin örnekleriydi. Baume & Mercier de, COSC sertifikalı, beş gün güç rezervine ve silikon denge yayına sahip ilk in-house makinesi Baumatic'le yılın ulaşılabilir lüks saatlerinin önünde geliyordu. Yılın kreatif yanını ise daha çok giderek daha çok ilgi gören bağımsız saat markaları oluşturdu: MB & F, Stepan Sarpaneva ile yaptığı ikinci işbirliğiyle çok konuşuldu (MoonMachine2); Urwerk ilk atomik mekanizmasını duyurdu, Akrivia markası Chronometre ile, Ressence de kurma kolu olmayan E-Crown modeliyle öne çıktı. Dalış saatleri, pilot saatleri, yarış saatleri tüm saatler içinde en geniş yeri tutarken Nomos Glashütte'nin Aqua serisine eklediği \"Siren Beyazı\" saatleri yeni tip bir dalış saati olması bakımından ilgi çekiciydi. 185 yaşındaki Jaeger-LeCoultre Polaris Koleksiyonu'nu, Parmigiani Fleurier Kalpa Koleksiyonu'nu duyurdu. Nadir Sanatlar'a giderek daha az rastlanırken bu alanın yıldızı da Vacheron Constantin Les Aerostiers serisi ve Les Cabinotiers'ydi. FHH'nin raporu saatlerin tanıtımı ve satışına satış sonrası servisten daha çok önem verildiğini gösteriyor: İstatistiklere göre bir yılda saatlerin yüzde onu servise getiriliyor, bu da büyük bir yekun anlamına geliyor. Raporda şikayet edilen şeylerden biri de, satış sonrası servisin saatin satış fiyatına denk gelecek kadar yüksek tutulması. Bunun yakın zamanda çözülmesi gereken problemlerden biri olduğu vurgulanıyor. 1990'lardan önce sözü pek edilmeyen ve Chrono24, TheRealReal gibi sitelerin başını çektiği ikinci el pazarı ise yılda yüzde 5 büyüyor; bu pazarın şu anki yaklaşık değeri 5 milyar dolar. Hatta Audemars Piguet 2018 SIHH Fuarı'nda bu yılki planlarından birinin ikinci el pazarını yönlendirmek olduğunu açıklamıştı. Uluslararası danışmanlık firması Bain & Company ise hem sıfır hem de ikinci el saatler ve diğer lüks ürünler için çevrimiçi satışların 2025'te tüm satışların yüzde 25'ini oluşturacağını öngörüyor. 2018, yıldönümlerini kutlamak konusunda fazlasıyla yoğundu: Yılın en akılda kalan yıldönümü kutlaması, IWC'ye aitti; marka 150. yılını Jubilee Koleksiyonu'yla kutladı. Hamilton'ın ise havacılıktaki 100. yılıydı. İlerleyen sayfalarda örneklerini görebileceğiniz gibi birçok marka bu yıl karşımıza markanın kuruluşunun ve ikonik modellerinin yıldönümünü anan modellerle çıktı. Foundation de Haute Horlogerie, trend raporunda yılın trendlerini Tasarım- Donanım-Mekanizma-Öngörü ana başlıklarıyla sunmuştu. Donanma bölümünde bu yıl materyal olarak çeliği daha fazla gördüğümüz, kişiselleştirmenin giderek arttığı not ediliyordu. Öte yandan seramik de çok kullanılan materyaller arasındaydı, ki bildiğiniz gibi bir süredir materyal tercihi yüksek saatçiliğin en önemli konularından birini oluşturuyor. Seramik denince akla gelen Rado'nun seramik saatlerinin yanında Hublot'nun dört yılda ve gerçekten yoğun bir emekle elde ettiği kırmızı seramik kasasıyla Big Bang Unico Red Magic modeli, seramiğin zirveleri arasındaydı. Bronz, tercih edilen ve yükselişte olan diğer bir materyaldi. Bronz, retro görünümün kazanılmasını sağlayan ana materyaldi. Yılın en önemli konuları arasında yer alan \"hafifliği\" sağlayan ise özellikle üst düzey markaların saatlerinde titanyumdu. Saatlere siyah renk vermek için ise daha çok PVD ve DLC yöntemleriyle işlenmiş-kaplanmış saatler üretildi. Yılın bir diğer trendi, kayışın kolayca değişmesine olanak veren sistemlerin geliştirilmesiydi. Daha önce sıkça tercih edilen değişebilir kayışlar, yol açtığı satış sonrası servis sorunlarından ötürü yerini Cartier Santos ya da Hermes Carre H'teki gibi kolayca çıkarılıp takılabilen kayış sistemine bırakmıştı. Kayışların hafifliğini sağlayan materyalse Graham'da da örneğini gördüğümüz karbon fiberdi. Bu yıl canlı renklerdeki saatlere daha çok rastladık. Chopard'ın beş farklı renkteki Race Edition serisi ya da Hermes'in Arceau Casaque saatleri gibi canlı saatler çokça karşımıza çıktı. Yılın en çok kullanılan rengi ise her zamanki gibi siyah ya da beyaz değil, maviydi. İkinci yaygın renk ise çeşitli tonlarıyla yeşildi. Saatçiliğin bir diğer gündemi, spor görünümlü sade saatlerdi . Bu yıl, kasalar hala ufak sayılabilecek ölçülerdeydi (36-38mm). Senenin en büyük trendi ise kesinlikle retro saatlerdi. Saat markalarının geçmiş saatlerinin birebir görüntüsünü taşıyan retro modeller, neredeyse bütün markalarda karşımıza çıktı. Hatta belki de bu sene saat yazılarımızda en çok kullandığımız kelime \"vintage\" oldu. Bunun bir sebebi, tüm alanlarda nostaljiye dönüş olması, daha az riskle tüketiciyi yakalamaktı. Bu yıl saat tasarımlarında iskelet kadranın arttığını gözlemledik. Öyle ki, Jaquet Droz gibi geleneksel bir marka bile bu yıl ilk kez Jaquet Droz Skelet-One adlı iskelet kadranlı bir seri üretti. Mekanizmalar konusunda ise en sık karşılaştığımız yarış, \"en ince saati üretmek\" konusunda yaşandı. Bvlgari Octo Finissimo ve Piaget Altiplano Ultimate 910P, bu yarışın zirve modelleriydi. Hatta 2018, üretilmiş en ince mekanizma yeni rekoruyla tarihe geçti. Bvlgari 1,95mm inceliğinde bir mekanizmaya sahip 3,95mm inceliğindeki saatiyle kendi rekorunu yeniledi. Oysa \"en ince saat rekoru\" daha 2018 SIHH'te 4,35mm'lik Altiplano Ultimate 910P saatiyle Piaget'ye geçmişti. Vacheron Constantin, Audemars Piguet de ince saatler üreten markalar arasındaydı. Bu yıl, saat markalarının en önemli gündem konularından biri, eski kuşakların ilgisini üzerlerinde tutmaya devam ederken Milenyum Kuşağı gençlerini de yakalayacak hamleler yapmaktı. Bunun bir ayağı olarak, bu yıl dijital bağlantılı saatlerin sayısının giderek arttığını (Hublot'nun Big Bang Referee 2018 FIFA World Cup Russia, Longines V.H.P. GMT Flash Setting modelleri gibi) gördük. (Montblanc'ın ikinci akıllı saati Summit 2 de piyasaya çıkmak üzere.) Apple Watch, klasik saatçiliğe yaklaşmış dördüncü saatini duyururken dijital saatlerin ikonik öncülerinden Casio G-Shock da bu yıl 35. yılını kutluyordu. Bu yıl ikonik modellerin ulaşılabilir fiyatlarla ve çelikten üretilerek sunulduğunu gördük. Ulysse Nardin Marine Torpilleur Military ve Vacheron Constantin'in ulaşılabilir lüksü sunan yeni serisi Fifty Six, Audemars Piguet Royal Oak Offshore Selfwinding Chronograph, Chanel J12 bu trendin örnekleriydi. Baume & Mercier de, COSC sertifikalı, beş gün güç rezervine ve silikon denge yayına sahip ilk in-house makinesi Baumatic'le yılın ulaşılabilir lüks saatlerinin önünde geliyordu. Yılın kreatif yanını ise daha çok giderek daha çok ilgi gören bağımsız saat markaları oluşturdu: MB & F, Stepan Sarpaneva ile yaptığı ikinci işbirliğiyle çok konuşuldu (MoonMachine2); Urwerk ilk atomik mekanizmasını duyurdu, Akrivia markası Chronometre ile, Ressence de kurma kolu olmayan E-Crown modeliyle öne çıktı. Dalış saatleri, pilot saatleri, yarış saatleri tüm saatler içinde en geniş yeri tutarken Nomos Glashütte'nin Aqua serisine eklediği \"Siren Beyazı\" saatleri yeni tip bir dalış saati olması bakımından ilgi çekiciydi. 185 yaşındaki Jaeger-LeCoultre Polaris Koleksiyonu'nu, Parmigiani Fleurier Kalpa Koleksiyonu'nu duyurdu. Nadir Sanatlar'a giderek daha az rastlanırken bu alanın yıldızı da Vacheron Constantin Les Aerostiers serisi ve Les Cabinotiers'ydi. FHH'nin raporu saatlerin tanıtımı ve satışına satış sonrası servisten daha çok önem verildiğini gösteriyor: İstatistiklere göre bir yılda saatlerin yüzde onu servise getiriliyor, bu da büyük bir yekun anlamına geliyor. Raporda şikayet edilen şeylerden biri de, satış sonrası servisin saatin satış fiyatına denk gelecek kadar yüksek tutulması. Bunun yakın zamanda çözülmesi gereken problemlerden biri olduğu vurgulanıyor. 1990'lardan önce sözü pek edilmeyen ve Chrono24, TheRealReal gibi sitelerin başını çektiği ikinci el pazarı ise yılda yüzde 5 büyüyor; bu pazarın şu anki yaklaşık değeri 5 milyar dolar. Hatta Audemars Piguet 2018 SIHH Fuarı'nda bu yılki planlarından birinin ikinci el pazarını yönlendirmek olduğunu açıklamıştı. Uluslararası danışmanlık firması Bain & Company ise hem sıfır hem de ikinci el saatler ve diğer lüks ürünler için çevrimiçi satışların 2025'te tüm satışların yüzde 25'ini oluşturacağını öngörüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/03/28/omega-125-yil", "text": "Omega, marka adını almasının 125. yıldönümünü Biel'deki müzesinde yeni bir saatle kutladı. Omega'nın kutlama için, başka bir yere taşıyacağı, yani son kez gördüğümüz müzesini seçmesi bizi hem mutlu etti hem de hüzünlendirdi. Bu müzeyi ikinci görüşüm; uzay belgelerinden Olimpiyat saatlerine ve James Bond'a kadar bütün dönüm noktaları burada sergileniyor. Marka, bu önemli tarih için bir kutlama saati, bir de güncellenmiş bir cep saati tanıtıyor bize. CEO Raynald Aeschlimann konuşmadan önce, ekranda markanın \"bir eski zaman beyefendisi\" gibi görünen yüzü Eddie Redmayne'i izliyoruz. Bu akşam kutlama saatini bütün yönleriyle tanıyıp deneyeceğiz. Sonra da Omega genel merkezinin giriş katına \"kurulmuş\" restoranda, tüm dünyadan basın mensupları bir arada akşam yemeği yiyeceğiz. Koluna bir Omega saat takmış Şef Carlo Cracco da bu gece bize eşlik edecek. Burası bir genel merkez; ama bu akşam yemek, süslemeler ve piyanoyla restoranı aratmıyor. Omega markası 1848'de 23 yaşındaki İsviçreli saat ustası Louis Brandt tarafından La-Chaux de-Fonds'da kuruldu. Sonra Louis Brandt and Frere adını aldı. Ne zamanki kurucunun çocukları 19-ligne Omega mekanizmayı icat etti ve tüm dünyaya yaydı; o tarihte marka, bu kalibrenin ismini almaya karar verdi. Yunan alfabesindeki anlamı gibi: Son harf, yani \"son söz\". 1903'te Omega, İsviçre'nin en büyük saat üreticisi olmuştu bile. Bu mekanizmayı bu kadar özel kılan şey, tüm dünyadan saat ustaları tarafından parçalarının değiştirilebilmesiydi. Bu, saatçilik için devrimci bir adımdı. Bu saatin kurma sistemi, bugün hala kullanılıyor. Müzede her şey kırmızı kadifeler içinde, etrafta koyu kırmızı güller de var: Nedeni, Omega De Ville Tresor 125th Anniversary Edition'un markanın da rengi olan kırmızı mineli kadranı. 18 ayar altın ve 40 mm kasa, bordo timsah derisi deri kayış ve saatin arka yüzündeki kakma işi dekoratif işleme ve içindeki mat kırmızı retro \"Omega 125th Anniversary Edition\" yazısı, herkesin ilgisini çekiyor. Mavi, siyah, beyaz ve yeşil kadranlı saatlere epey alışmışız, kahverengi-kırmızı kadranlı bir saati epeydir görmüyoruz. Zıplayan saat fonksiyonuna sahip saatin içinde de Master Chronometer 8929 var; bu mekanizma, 125 yıl önceki mekanizmaya saygı modeli olarak markanın ilk elle kurmalı Master Chronometer kalibresi olarak tarihte yerini alıyor. Tabii yine 15 bin gauss'a kadar anti-manyetik özelliğe sahip. Markaya adını veren 19-ligne mekanizmanın orijinal parçaların yenilenmesiyle ortaya çıkarılmış versiyonu olan cep saatini inceliyoruz. 19-ligne, saatin boyutunu ifade eden bir ölçü biriminden alıyor adını. Kutlama akşamında genel merkez bir restorana dönüştürüldü. Üstte: Şef Carlo Cracco ve CEO Raynald Aeschlimann. Marka, adını kutlarken duvarda farklı Omega logolarını, Omega Müzesi'nde ilk kez elimize almamıza izin verilen, 125 yıldan dönüm noktası saatleri inceliyoruz. Sıcak bir akşamın konukları olarak mutluyuz, ben şaşkınım da; Omega'yla ilgili her şeyi öğrendiğimizi düşünürken bu akşam yeni bir bilgiyle karşılandık: Markanın adını aslında bir mekanizmadan aldığı bilgisiyle. Omega'nın kutlama için, başka bir yere taşıyacağı, yani son kez gördüğümüz müzesini seçmesi bizi hem mutlu etti hem de hüzünlendirdi. Bu müzeyi ikinci görüşüm; uzay belgelerinden Olimpiyat saatlerine ve James Bond'a kadar bütün dönüm noktaları burada sergileniyor. Marka, bu önemli tarih için bir kutlama saati, bir de güncellenmiş bir cep saati tanıtıyor bize. CEO Raynald Aeschlimann konuşmadan önce, ekranda markanın \"bir eski zaman beyefendisi\" gibi görünen yüzü Eddie Redmayne'i izliyoruz. Bu akşam kutlama saatini bütün yönleriyle tanıyıp deneyeceğiz. Sonra da Omega genel merkezinin giriş katına \"kurulmuş\" restoranda, tüm dünyadan basın mensupları bir arada akşam yemeği yiyeceğiz. Koluna bir Omega saat takmış Şef Carlo Cracco da bu gece bize eşlik edecek. Burası bir genel merkez; ama bu akşam yemek, süslemeler ve piyanoyla restoranı aratmıyor. Omega markası 1848'de 23 yaşındaki İsviçreli saat ustası Louis Brandt tarafından La-Chaux de-Fonds'da kuruldu. Sonra Louis Brandt and Frere adını aldı. Ne zamanki kurucunun çocukları 19-ligne Omega mekanizmayı icat etti ve tüm dünyaya yaydı; o tarihte marka, bu kalibrenin ismini almaya karar verdi. Yunan alfabesindeki anlamı gibi: Son harf, yani \"son söz\". 1903'te Omega, İsviçre'nin en büyük saat üreticisi olmuştu bile. Bu mekanizmayı bu kadar özel kılan şey, tüm dünyadan saat ustaları tarafından parçalarının değiştirilebilmesiydi. Bu, saatçilik için devrimci bir adımdı. Bu saatin kurma sistemi, bugün hala kullanılıyor. Müzede her şey kırmızı kadifeler içinde, etrafta koyu kırmızı güller de var: Nedeni, Omega De Ville Tresor 125th Anniversary Edition'un markanın da rengi olan kırmızı mineli kadranı. 18 ayar altın ve 40 mm kasa, bordo timsah derisi deri kayış ve saatin arka yüzündeki kakma işi dekoratif işleme ve içindeki mat kırmızı retro \"Omega 125th Anniversary Edition\" yazısı, herkesin ilgisini çekiyor. Mavi, siyah, beyaz ve yeşil kadranlı saatlere epey alışmışız, kahverengi-kırmızı kadranlı bir saati epeydir görmüyoruz. Zıplayan saat fonksiyonuna sahip saatin içinde de Master Chronometer 8929 var; bu mekanizma, 125 yıl önceki mekanizmaya saygı modeli olarak markanın ilk elle kurmalı Master Chronometer kalibresi olarak tarihte yerini alıyor. Tabii yine 15 bin gauss'a kadar anti-manyetik özelliğe sahip. Markaya adını veren 19-ligne mekanizmanın orijinal parçaların yenilenmesiyle ortaya çıkarılmış versiyonu olan cep saatini inceliyoruz. 19-ligne, saatin boyutunu ifade eden bir ölçü biriminden alıyor adını. Kutlama akşamında genel merkez bir restorana dönüştürüldü. Üstte: Şef Carlo Cracco ve CEO Raynald Aeschlimann. Marka, adını kutlarken duvarda farklı Omega logolarını, Omega Müzesi'nde ilk kez elimize almamıza izin verilen, 125 yıldan dönüm noktası saatleri inceliyoruz. Sıcak bir akşamın konukları olarak mutluyuz, ben şaşkınım da; Omega'yla ilgili her şeyi öğrendiğimizi düşünürken bu akşam yeni bir bilgiyle karşılandık: Markanın adını aslında bir mekanizmadan aldığı bilgisiyle."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/04/01/ucma-zamani-cartier-santos", "text": "Dünyanın ilk kol saatlerinden birinin, Cartier Santos'un gökyüzüne uzanan hikayesi... Brezilya doğumlu Alberto-Santos Dumont havacılığın öncü isimlerinden biri olduğu gibi, özel hayatında da lordlar kamarasının bir üyesiydi; Dumont'un 1890'larda Champs-Elysees'de verdiği \"havalı\" yemekleri meşhurdu. Bu yemeklerde Dumont'un misafirleri, koltuklarına ulaşmak için portatif merdivenlerden gökyüzüne doğru çıkmak zorundaydı. Louis Cartier de bu yemeklerin müdavimlerindendi; bir gün Santos-Dumont ona, havadayken kontrolleri sağlayabilmek için cep saatine bakmanın zorlayıcı olduğundan şikayet etti, Cartier de bunun üzerine Santos Dumont'un koluna takabileceği bir saat icat etti. Cartier Santos, Santos-Dumont'un sıklıkla göründüğü Paris semalarının koldaki karşılığı olarak 1904'te tasarlandı. Saatin şekli ve tasarımı geniş bulvarları ve Eiffel Kulesi'yle Paris'in göklerden görünümünü yansıtıyordu. Santos, yıllar içinde en çok satan saatlerden biri oldu; geçen yıl neo-klasik versiyonları, değiştirilebilir kayış sistemi ve bu yıl da karbon, iskelet ve ufak boyuttaki versiyonlarıyla koleksiyonunu daha da genişletti. Santos'u takarken gökyüzüne bakmayı unutmayın! Brezilya doğumlu Alberto-Santos Dumont havacılığın öncü isimlerinden biri olduğu gibi, özel hayatında da lordlar kamarasının bir üyesiydi; Dumont'un 1890'larda Champs-Elysees'de verdiği \"havalı\" yemekleri meşhurdu. Bu yemeklerde Dumont'un misafirleri, koltuklarına ulaşmak için portatif merdivenlerden gökyüzüne doğru çıkmak zorundaydı. Louis Cartier de bu yemeklerin müdavimlerindendi; bir gün Santos-Dumont ona, havadayken kontrolleri sağlayabilmek için cep saatine bakmanın zorlayıcı olduğundan şikayet etti, Cartier de bunun üzerine Santos Dumont'un koluna takabileceği bir saat icat etti. Cartier Santos, Santos-Dumont'un sıklıkla göründüğü Paris semalarının koldaki karşılığı olarak 1904'te tasarlandı. Saatin şekli ve tasarımı geniş bulvarları ve Eiffel Kulesi'yle Paris'in göklerden görünümünü yansıtıyordu. Santos, yıllar içinde en çok satan saatlerden biri oldu; geçen yıl neo-klasik versiyonları, değiştirilebilir kayış sistemi ve bu yıl da karbon, iskelet ve ufak boyuttaki versiyonlarıyla koleksiyonunu daha da genişletti. Santos'u takarken gökyüzüne bakmayı unutmayın!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/04/26/swatch-ilk-saat-olmak-istiyor", "text": "Swatch, Flymagic Koleksiyonu'yla artık ilk saat olmaya oynuyor. Swatch'un Biel'deki oyuncaklı binasını görünce \"Hiç söylemeseler de Swatch'un binası olduğunu anlardım,\" dedim. Bina, hemen yakınlarındaki, hatta Swatch Group'un CEO'su Nick Hayek'in bir köprüyle geçebildiği Omega binasının da mimarı olan Japon Shigeru Ban tarafından inşa edilmiş. İsviçre saatçiliğini Quartz Krizi'nden kurtaran Swatch, bugün bize üst düzey bir otomatik saat tanıtıyor. Özel kutular içinde ek deri kayışlarla sunulan üç 500'er adetle limitli ve numaralı otomatik saatten oluşan Flymagic Koleksiyonu, 17 patenti, yüzde yüz İsviçre yapımı olması, 90 saatlik güç rezervi ve 66 parçadan oluşmasıyla mekanik saatlerin gücünü sevenlerin dikkatini çekecek özellikte. Ama durun, en ilgi çekici yanını henüz söylemedim: 1.500 İsviçre frangına anti-manyetik bir saat alabiliyorsunuz. Bunu da bu saat için geliştirilen Nivachron kıl zemberek sağlıyor. Swatch Group, yeni bir anti-manyetik denge yayı geliştirmek için Audemars Piguet'yle işbirliği yaptığını duyurmuştu, bugün de burada bu araştırmaların sonucunu görüyoruz. Arayışı, yüksek markaların kullandığı silikona alternatif ve uygun fiyatlı bir materyal-alaşım bulmaktı: O da Nivachron'du. Bu çok heyecan verici bir gelişme, hata adını koymaktan çekinmeyelim, saatçilik adına bir devrim; Hayek bundan sonra bütün System 51'lerde de Nivachron'un kullanılacağını açıklıyor. Bunu neden Swatch Group'un lüks markalarında değil de Swatch'la yaptığını düşündüğümüzde markanın hedef kitlesini değiştirmek, şaşırtmak ve yenilenmek istediğini düşünüyoruz. Daha lüks bir markasında böyle bir yenilik sunması muhtemelen bu kadar dikkatimizi çekmeyecekti. Ters yerleştirilmiş mekanizmayı, geriye giden saniye ibresini ve otomatik rotoru tamamen gördüğümüz iskelet kadranlı ve hayli gösterişli bir bezele sahip olan, ikisi paslanmaz çelik, biri pembe altın pvd kaplama-paslanmaz çelik ve 45 mm kasaya sahip saatler tasarım olarak da \"yeni\". Markanın Kreatif Direktörü Carlo Giordanetti saat için neden bu kadar \"belirgin\" bir tasarımı tercih ettiklerini sorduğumuzda \"Bu, bilinçli bir tercihti, özelliklerini yansıtması gerekiyordu,\" diyor. Nisan sonunda satışa sunulacak Flymagic için rahatlıkla, saatçilik dünyasının son zamanlardaki en beklenmedik gelişmesi diyebiliriz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/06/13/ikonik-formanin-ayrilmaz-bir-parcasi", "text": "Men in Black: International filminin resmi saati Hamilton Ventura basına tanıtıldı. Hamilton Ventura bu zamana kadar çekilmiş tüm Men in Black filmlerinde başrollerin vazgeçilmez yardımcısı oldu. Bu iş birliği Men in Black: International'da da bozulmadı. St Regis Hotel'de basın ve influencerların katılımı ile gerçekleşen etkinlikte hem bu iş birliği kutlandı hem de ajanların vazgeçilmez yardımcısı Hamilton Ventura saatleri St Regis'in eşsiz manzarası eşliğinde tanıtıldı. Hamilton Ventura tüm Men in Black filmlerinde başrollerin vazgeçilmezi oldu ve her zaman karakterlerin siyah takım elbiseleri, siyah güneş gözlükleri ve hatta nöralizörleri kadar önemli bir yere sahiptir. MIB4 ajanlarının kullandığı Ventura en popüler saatlerimizden biridir ve 1957'deki ilk piyasaya çıkışından bu yana hep geniş bir hayran kitlesine sahip olmuştur. 1997'den beri ise ikonik Men in Black üniformasının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Cesur, öncü ve zamanının ötesinde olan bu saat, Ajanların her zaman çok işine yarayan göz alıcı bir tercihtir. Hamilton saatleri 1932'den bu yana sinemanın merkezinde olmuştur. 500'den fazla önemli filmde yer alan saatler, karakterlerin belirlenmesi ve senaryonun ilerlemesine yardımcı olmak amacıyla hep özel olarak seçilmiştir. Saatlerimiz beyaz perde tarihindeki unutulmaz karakterlerin kolunda hemen fark edilir ki bu en çok da Men in Black için geçerlidir. 2019'da, Men in Black, Men in Black : International'daki yepyeni bir macera ile geri dönüyor. Man in Black ajanları daima Dünya'yı evrendeki kötülüklerden korudular. Bu defa ise şimdiye kadarki en büyük ve en küresel tehditle mücadele ediyorlar: Men in Black organizasyonundaki bir casusla! Ajan M ve Ajan H Londra merkezli MIB ekibindendir ve her ikisi de Hamilton Ventura kullanıyor. Ajan M sahnede yeni olmasına rağmen; paslanmaz çelik kasa, siyah kadran ve siyah deri kayışlı orijinal Ventura renk kombinasyonunu ile cesur bir tercih yapıyor. Ajan H ise başına buyruk ve içi dışı bir karakterini tamamlayacak bir seçim ile pencereli kadrana ve kahverengi deri kayışa sahip, H-10 otomatik mekanizmalı Ventura Automatic'i tercih ediyor. Lowell Cunningham'ın Malibu Comic'inden uyarlanan filmi F. Gary Gray yönetiyor, senaryosunu ise Art Marcum ve Matt Holloway tarafından yazılmış. Prodüktörleri Walter F. Parkes ve Laurie MacDonald. Baş yapımcılar Steven Spielberg, E. Bennet Walsh, Riyoko Tanaka, David Beaubaire, Barry Sonnenfeld, Edward Cheng, ve Howard Chen. Filmde Emma Thompson ve Liam Neelson ile birlikte Chris Hemsworth, Tessa Thompson, Rebecca Ferguson, Kumail Nanjiani, Rafe Spall, Laurent Bourgeois ve Larry Bourgeois rol alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/07/08/guccinin-yeni-saat-kampanyasi", "text": "Gucci'nin kreatif direktörü Alessandro Michele markanın saatleri için tasarlanan yeni reklam kampanyasında iki kişi arasındaki en insani ilişkiden, yani el sıkışma kavramından yola çıktı. Sıcak bir kapsayıcılık ifade eden bu hareket, kampanyanın karakterini belirliyor. Seçim kampanyasına çıkmış bir lider figürünü resimleyen fotoğraf sanatçısı Ari Marcoplos, bir dizi tanışma ve selamlama fotoğrafıyla güç imgesini hem tarif ediyor hem de açıklarını ortaya döküyor. Aynı zamanda seçim kampanyası gezilerinde liderin karşısına çıkabilecek insanların çeşitliliğini de vurguluyor. Bu yeni reklam kampanyasında tanıtılan saatler arasında zamanı aşan tasarımıyla Grip ve G-Timeless Automatic modellerinin yeni versiyonları yer alıyor. İngilizcede \"tutma, kavrama\" gibi anlamlar taşıyan Grip, saatin bileğe rahatça oturmasını ifade etmenin yanı sıra kaykay sporuna da atıfta bulunuyor: Saat bileği, tıpkı kaykay ayakkabısının kaykay zımpara üzerine yapışması gibi sarıyor. Alessandro Michele Grip modelini cinsiyet ayırt etmeden tasarladı. Grip tasarımlarından biri PVD sarı altın kasası, saati, dakikayı ve tarihi gösteren üç penceresi ve GG logosu işlenmiş PVD sarı altın bileziği ile öne çıkıyor. Bir diğer versiyon ise çelik kasalı ve değiştirilebilir yeşil timsah derisi kayışlı. G-Timeless Automatic versiyonlarında ise çelik kasa, arı motifli siyah oniks taş kadran ve çelik bilezik veya çelik kasa, 18 ayar sarı altın toka, arı motifli mavi lapis taş kadran ve değiştirilebilir mavi lezar kayış seçenekleri mevcut."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2019/07/10/baselworld-fuarin-en-iyileri", "text": "Motorsporları meraklıları için Monaco Grand Prix neyse, saat tutkunları için Baselworld o. Dünyanın en büyük saat fuarı, bu yıl da İsviçre'nin Basel kentinde global saat markaları, koleksiyonerler ve saat ustalarıyla gündemi belirledi. Favorilerimizi listeledik. Hublot, İsviçreli dövme sanatçısı Maxime Plescia-Büchi ile ikinci kez işbirliğine gitti ve ortaya bu keskin hatlı, üç boyutlu altıgen sanat eseri çıktı. Modelde saat ve dakika ibreleri geometrik-iskelet görünüme sahip ve fosforlu etki veren bir materyalle tamamlanmış. Kronograf ise merkezdeki ibre vasıtasıyla soldaki ibreyle saniyeyi, 3 yönündeki ibreyle de dakikayı gösteriyor. Saatle ilgili söylenebilecek daha çok şey var ama en önemli detay şu: Big Bang Sang Bleu II sadece 300 adet üretildi (200'ü titanyum, 100'ü 18 ayar altın). Böyle kaotik bir kadranda zamanın okunamayacağını düşünüyor olabilirsiniz; size hak vermekle birlikte, bir sanatçısının eseri olarak ortaya çıkan 45 mm kasalı bu saate bakarken haz duymanın garanti olduğuna inanıyoruz. Pilot saatleri uzun yıllardır bu Fransız saat markasının ana ilham kaynağıydı ama bu yılki modeli öncekilerden biraz farklı çünkü bu kez uçak göstergelerinden değil, pilot gardırobundan ilham alıyor. 1950 tarihli ikonik MA-1'ın yenilenmiş versiyonu olan BR 03-92 MA-1 için haki ve turuncu renklerdeki bomber ceketten yola çıkılmış, böylece markanın en sade pilot saati doğmuş. Otomatik saat, koyu haki seramik kadranı aydınlatan fosforlu turuncu detaylarla dinamik hale getirilmiş. Orijinal cekette olduğu gibi, saatin haki-turuncu dana derisi kayışı da çift taraflı olarak kullanılabiliyor. BR 03-92 MA-1, ilham aldığı ceket gibi incelikli bir uzmanlığı temsil ediyor. Yeni L.U.C Fyling T Twin, Chopard'ın ilk otomatik flying tourbillon'una sahip mekanizmasını içeriyor. Bu teknik ve estetik açıdan sofistike saat bazı özel dokunuşlara da sahip: El yapımı guilloche sanatıyla işlenen altın bir kadran, kusursuz bir tasarım, 18 ayar etik sertifikasına sahip Fairminded pembe altın ulta ince kasa... Sadece 50 adet üretilen saatin hassasiyeti ise Cenevre Mührü'yle tescillenmiş. Bulgari ekibi onu tasarlayarak zekice bir işe imza attı. Rekorlara doymayan Octo Finissimo serisi, daha lanse edildiği ilk gün marka için dönüm noktası olacağını göstermişti. 6,9 mm ile dünyanın en ince saati olan bu model, son beş senede üst üste en ince mekanik kronograf saat unvanı kazandı. Kırdığı rekorlar bir yana, saatin kumlanmış titanyum materyali de sağlamlığı ve hafifliği garantiliyor. Saat meraklılarının en çok ilgi göstereceği yanı ise 17.600 dolarlık fiyatı. Böylesine komplike bir saat için oldukça uygun bir rakam. TAG Heuer, kökeni 1960'lardaki orijinal Autavia'ya dayanan Autavia modelini ayrı bir koleksiyon olarak devam ettirmeye karar vermişti. 42 mm paslanmaz çelik modeller, retro yuvarlak kasalarıyla ve eğimli boynuzlarıyla 1960'lardan izler taşıyor. 60 dakika ölçekli seramik, tek yönlü dönen bezeli ve paslanmaz çelik kasası saate sportif bir görünüm kazandırmış. İri kurma kolu pilot saatlerinden ilham alan Autavia Isporaph, okunaklılığını ise SuperLuminova özelliğine borçlu. Komplike saatleriyle yüksek saatçiliğin zirvesinde yer alan Patek Philippe, yeni bir otomatik komplike saatle yerini sağlamlaştırdı. Çoğumuz telefonda alarm kuruyoruz, marka ise Alarm Travel Time 5520P ile alarm kurmanın eğlenceli, telefona göre maliyetli ancak tamamen mekanik bir alternatifini sunuyor. Saatte 24 saat alarm ve dakika tekrarlayıcı özelliklerini barındıran yeni bir mekanizma mevcut. 4 yeni patenti bulunan saati 30 metreye dek su altında da kullanabilirsiniz. Breitling en iyi bildiği şeyi yapmaya, kronograflı saat üretmeye devam ediyor. Markanın İngiliz motosiklet üreticisi Norton'la yaptığı işbirliğinden modern, trendleri yakalayan ama vintage etkilere sahip bir saat ve mekanik mekanizma doğmuş. Kronografların tasarımı ile rakamlar ve ibrelerin hafif altın görünümü, saate vintage bir etki kazandırmış. İşbirliğini gösteren Norton logosu, kasanın sol yanına elle işlenmiş. Saatin şeffaf arka kısmında da Norton yazısı ve logosu bulunuyor. Modelin mekanizması ise COSC sertifikalı Breitling Manufacture Caliber 01."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/01/31/ikonik-klasik-otomobiller-icin-saatler", "text": "Breitling, Top Time efsanevi klasik otomobil serisini duyurdu. \"Ekip\" , Breitling'in saat endüstrisinin ön saflarına dönüşünde belirleyici bir kelime oldu diyebiliriz. Bu kelime, İsviçreli saat üreticisinin farklı kategorilerdeki saatlerinin yüzü olarak özenle seçilmiş bir dizi marka elçisini temsil ediyor. Explorer Squad, Triatlon Squad ve Cinema Squad; işbirliklerinden sadece üç örnek. Bu ekipte Chris McCormack , Bertrand Piccard ve Brad Pitt dahil olmak üzere alanlarının önde gelen isimleri yer alıyor. Squad konseptini insanlar dışında, ikonik objelere uyarlamak da bir o kadar mantıklı. Breitling'in son Cenevre Saat Günleri'nde yaptığı tam olarak buydu; marka, Top Time koleksiyonunu temsil edecek yeni Klasik Otomobil ekibini tanıttı. Bentley ortaklığıyla yaklaşık yirmi yıldır saatler üreten Breitling, yüzyılın ortalarından itibaren üretilen tüm Amerikan güçlü otomobillerine odaklanan bir Top Time koleksiyonu sunarak vites değiştirdi. Classic Car Squad, Chevrolet'nin ikinci nesil \"Stingray\" Corvette'ini, Ford'un birinci nesil Mustang'ini ve Shelby Cobra'yı kapsıyor. Bunlar, Top Time kronografının da piyasaya çıktığı aynı on yıla, 1960'lara ait üç ikonik araç. Paslanmaz çelik kronograf üçlüsü, her otomobilin ikonik renklerindeki cesur tasarımlarını yansıtıyor ve CEO Georges Kern'in retro-modern vizyonunu özetliyor. Kronograf alt göstergeleri, takimetre skalaları ve delikli dana derisi kayışlarıyla saatler, eski yarış otomobilleri görüntüsünü güçlendirirken, içlerinde son teknoloji ürünü bir mekanizma taşıyorlar. Üçü de yaklaşık 42 saatlik güç rezervi sağlıyor, 10 bar'a (100 metre) kadar suya dayanıklı ve her kadran, paslanmaz çelik kasa arkasında ilham aldığı klasik otomobilin logosunu taşıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/02/04/hublotnun-ozune-mukemmel-bir-ornek-time-only", "text": "Hublot'nun özüne mükemmel bir örnek: Saat üreticisi, Big Bang Integral modelinin tüm gücünü ve özgünlüğünü, eşi benzeri görülmemiş 40 mm'lik kasaya sığdırmayı başardı. Üç model, üç ibre, üç materyal fakat tek bir çap: 40 mm. Bu, Big Bang Integral için bir ilk. Hublot'nun ikonik tasarımı, daha önce hiç bu kadar ince ve cazibeli bir görünüme sahip olmamıştı. Sarı altın, titanyum veya \"All Black\" siyah seramik kasalara mükemmel şekilde oturtularak en ince haliyle karşımıza çıkan modeller, zamana rafine bir bakış sunuyor. \"Time Only\" olarak adlandırılan bu yeni koleksiyon, saat üreticiliğinin özü olan yalnızca saat, dakika, saniye ve tarihe odaklanıyor. Big Bang Integral modelinin estetik imzası olan entegre bilezik, saate güç katmak üzere geri dönüyor. Üç parçalı tasarıma sahip ikonik bilezik, kasanın keskin kenarlarına öykünerek merkezdeki canlı ve güçlü mimariyi tekrarlıyor. Her bir bağlantı parçası tek tek cilalandıktan sonra satine finisaj ve yiv uygulanarak, en ufak ışık demetlerini bile yansıtacak şekilde mat veya parlak yüzeyler sunuyor. 40 mm'lik yeni kasa, bu entegre bilezik için çok uygun. Böylece her bir kompozisyon daha derin ve etkileyici bir hal alıyor. Yeni \"Time Only\" Big Bang Integral, Hublot'nun esaslı, samimi ve güçlü özünün mükemmel bir örneği. Mekanizma söz konusu olduğunda basitlik ilkesi temel alınıyor: Bu üç \"Time Only\" modelde, önde ve Big Bang'in ikonik rotor ağırlığının bulunduğu arka kısımda safir cam kullanılıyor. Burada, marka tarafından üretilen ve mükemmel şekilde ayarlanan kompakt mekanizmayı, tamamen kapladığı yeni 40 mm'lik yerinde görüyoruz. Her bir yüzeye satine finisaj uygulanarak, kadran üzerinde mat görünüm ve mükemmel okunabilirlik sağlanıyor. Modellerde indeksler, ibreler ve tarih penceresi için sarı altın, titanyum veya All Black siyah seramik kullanılıyor. Titanyum ve sarı altından yapılan \"Time Only\" Big Bang Integral modelleri koleksiyona ekleniyor. \"All Black\" versiyon, markanın ürettiği tüm All Black saatlerde olduğu gibi yalnızca 250 adet üretildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/02/23/omega-speedmaster-321-geri-dondu", "text": "OMEGA, 2022 yılının ilk büyük lansmanı olarak vintage detaylara ve 18 ayar Canopus Gold altından tasarıma sahip yeni bir Speedmaster Calibre 321 modelini tanıttı. Bu efsanevi koleksiyon 1957 yılında tanıtıldığında, kronograf saatçiliğinde çığır açmıştı. Profesyonel otomobil yarışçıları için tasarlanan saat, mükemmel okunabilirlik ve kullanım kolaylığı sunuyordu. Ayrıca kadran yerine bezel üzerinde takimetre ölçeği bulunan ilk saatti. Bu özellik, pistte ortalama hız ölçümü için idealdi ve saatin sağlam, yüksek hassasiyetli ve su geçirmez tasarımını tamamlıyordu. CK2915-1 olarak bilinen ilk Speedmaster'dan ilham alınan yeni model, koleksiyonun 65. yıl dönümünü 18 ayar Canopus Gold altından yapılan 38,6 mm'lik eşsiz bir kasa ile kutluyor. OMEGA'nın kendi beyaz altın alaşımı olan bu çok özel materyal; parlaklığı, beyazlığı ve uzun ömürlülüğü ile öne çıkıyor. Saat uzmanları, tepe üzerinde bulunan ve ilk CK2915 modellerinin bazılarında su geçirmezlik ifadesi olarak kullanılan NAIAD sembolünün ayırdına varacak. Yüksek kontrast yaratmak için saatin siyah oniks kadranına vintage OMEGA logosu ve oval bir \"O\" harfini içeren yazı stili uygulandı. Bu da, ilk CK2915 modellerine özgü bir ayrıntı. Ayrıca Canopus Gold PVD uygulanan 18 ayar beyaz altından ibreler ve indekslerin yanı sıra, merkezi kronograf işleviyle birlikte küçük saniye göstergesi, 30 dakika sayacı ve 12 saat sayacı içeren üç klasik Speedmaster alt kadranları bulunuyor. Tabii ki ünlü takimetre ölçeği de unutulmadı. Bezel üzerinde yer alan ölçek, \"Grand Feu\" mine dolgulu. Yakından baktığınızda, orijinal Speedmaster'ın koleksiyon değeri taşıyan iki ayrıntısını görebiliyorsunuz: Ünlü 90 üzerinde nokta ve 70 yanında nokta. En çok rağbet gören özellik ise saatin içindeki ünlü mekanizma. Calibre 321, 1957 yılında Speedmaster'ın içinde kullanılan orijinal mekanizma. Bu mekanizma aynı zamanda, tarihte Ay yüzeyine yapılan altı iniş dahil olmak üzere Apollo görevlerinde kullanılan saatlere güç veriyordu. OMEGA, 2019'dan beri Calibre 321 mekanizmasını özgün özelliklerini dikkatle koruyarak tekrar üretime sokuyor. Mekanizmanın bu yeni lansmanda kullanımı, saate daha yüksek bir karakter katıyor ve Speedmaster mirası ile gerçek bir bağ kurmayı sağlıyor. Saatin arkasını çevirdiğimizde, koleksiyonun yıl dönümü ile ilgili daha fazla öğeyle karşılaşıyoruz. 1957 yılından beri Speedmaster'da kullanılan bir marka simgesi olan OMEGA denizatı işlemesi, safir camın içinde yer alıyor. Denizatının gözleri, geleneksel olarak 65. yıl dönümü kutlamalarını simgeleyen değerli bir taş olan mavi safirden yapılıyor. Speedmaster Calibre 321 modeli, 18 ayar Canopus Gold altından yapılan ve konforlu serbest bırakma sistemine sahip kordon ile birlikte özel ahşap kutusunda sunuluyor. Koleksiyonun 65. yıl dönümü şerefine gül ağacı benzeri bir desenle süslenen kutunun şekli ve tasarımı, müşterilere 1957 yılında sunulan orijinal Speedmaster kutularından ilham alınıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/02/23/tag-heuerin-yeni-modeli-aquaracer-professional-200", "text": "İnovasyon tutkusuyla tanınan İsviçreli lüks saat markası TAG Heuer, yeni Aquaracer modelini sunuyor. TAG Heuer, cesur, şık, her türlü ortama uygun lüks bir saat olan Aquaracer Professional 200 ile yeniden doğan Aquaracer Professional serisine dönüyor. İsviçreli köklü saat atölyesinin zengin mirasını sürdüren bu yüksek işlevli spor saatin yolculuğu 40 yıl önce başladı. Aquaracer Professional 200, 40 mm veya 30 mm paslanmaz çelik kasa seçenekleriyle sunulacak. Her modelde 12 fasetli tek yöne dönen bezel ve 200 metreye kadar su geçirmezliğin yanı sıra otomatik veya quartz mekanizma bulunuyor. Aquaracer Professional 200, hayatın karşınıza çıkaracağı birçok zorluğun üstesinden gelmenizi sağlayacak sağlam ve sofistike bir saat olarak öne çıkıyor. \"Aquaracer, en az Carrera veya Monaco kadar TAG Heuer'in imzasını taşıyor. İlkeleri ve altında yatan felsefe, on yıllar önce tanımlandı ve o günden bugüne heyecan vericiliğini koruyor. Özellikle de yeni başlangıçlar ve yeni maceralarla dolu bu sezonda. Aquaracer Professional 200, maceralarla ve başarılarla dolu, sınırların ötesinde dolaşan, dinamik ve unutulmaz bir yaşamdaki yol arkadaşınız.\" Frederic Arnault, TAG Heuer CEO'su Cenevre, Ocak 2022. Geçtiğimiz yıl TAG Heuer, markanın çok sevilen lüks dalgıç saati olan Aquaracer Professional 300 ile Aquaracer öyküsüne yeni bir soluk getirmişti. Bu öykü, 1978 yılında Jack Heuer'in Heuer Reference 844 modelini tanıtmasıyla başladı. Outdoor sporlardan ve hem karada hem de suda yaşanan doğa serüvenlerinden hoşlanan kadınlar ve erkekler için tasarlanan saat, ekstrem koşullarda güvenilebilecek çok yönlü kol saatlerinde yeni bir yüksek performans kategorisi tanımladı. Aquaracer adı koleksiyona 2004 yılında eklendi ve bu ailenin altı tasarım ilkesinden gelen mirası sürdürdü: Tek yöne dönen bezel, vidalı tepe, en az 200 metreye kadar su geçirmezlik, fosforlu indeksler, safir cam ve çifte güvenlik klipsi. Aquaracer Professional 300 modelinin hemen arkasından gelen Aquaracer Professional 200, yamaç paraşütünde veya buz pateninde de sokakları arşınlarken olduğu kadar konfor sağlaması amacıyla tasarlanan kardeş model. Daha büyük olan 43 mm'lik Aquaracer Professional 300 modelinde olduğu gibi, 40 yılı aşkın süre önce belirlenen altı tasarım ilkesini benimsiyor. Yeni saatler baştan aşağı sadelik yayıyor. Bugün tanıtılan iki modelden büyük olanı, 40 mm çapında ve 11 mm kalınlığında. Yerini aldığı 41 mm çapındaki ve 12 mm kalınlığındaki modele kıyasla daha ince bir siluet ve daha zarif bir profil sunuyor. TAG Heuer'in tasarım ve mühendislik ekipleri, Aquaracer'ın temel prensipleriyle uyumlu fakat daha sofistike ve çok daha dayanıklı bir saat üretti. Aquaracer Professional 200 ve Aquaracer Professional 300 arasındaki ilişki çok kolay tanımlanıyor. İlk kez 1995 yılında tanıtılan ve şimdi elden geçirilen 12 fasetli ünlü bezel; yatay çizgili rafine kadran dekorasyonu, fırça finisajlı ve polisajlı yivli kısa boynuzlar, üç parçalı bilezik ve 12 kenarlı, koruma parçalı vidalı tepe her iki modelde de ortak olan özellikler. Daha yakından incelediğimizde ölçülü fakat belirleyici farklılıklar görüyoruz. Bunların hepsi Aquaracer Professional 20 modeline kendine özgü karakter ve çok yönlülük katıyor. Örneğin, Aquaracer Professional 200 modeli 40 mm'lik çapıyla daha kompakt (43 mm'ye kıyasla) ve 30 mm'lik daha küçük kasalı bir seçenek de bulunuyor. Bezelde yine dalış ölçeği yer alıyor fakat artık seramik yerine çelik bir parça üzerine işleniyor. Bilezikteki orta sıra parçalarına fırça finisaj yerine polisaj uygulanması, Aquaracer Professional 200 modeline daha resmi bir his katarak denizde, dağda, ofiste veya hafta sonu eğlencelerinde çok yönlü kullanılabilmesine imkan tanıyor. Farklılıklar, modellerin geometrisinde de kendisini gösteriyor. Aquaracer Professional 300 sekizgen formlu saat indekslerine, büyük boyutlu akrep ve sarı detaylara sahipken; Aquaracer Professional 200 modelinde daha düz kenarlı, yamuk formlu saat indeksleri, kılıç formlu ince ibreler ve canlı beyaz detaylar ile daha klasik bir spor saat stili benimseniyor. Kadranın okunabilirliği konusunda saat indeksleri ve ibrelerde yine Super-LumiNova kaplama uygulanıyor fakat daha şık bir görünüm oluşturmak için bezelde fosforlu materyal kullanılmıyor. Yeni Aquaracer Professional 200 modelleri, çeşitli mekanizma seçenekleri sunuyor. 40 mm'lik koleksiyonda iki otomatik ve iki quartz mekanizma bulunurken 30 mm'lik kasa iki otomatik ve beş quartz seçenekle karşımıza çıkıyor. Bu da serinin, yalnızca otomatik mekanik mekanizma ile sunulan Aquaracer Professional 300 modelinden ayrıldığı başka bir nokta. Mekanizma seçimi, saatin yerleşimini ve fonksiyonelliğini değiştiriyor. Otomatik mekanizmalar; füme gradyan kadranlar, tarih pencereleri , Super-LumiNova saniye ibreleri ve daha ayrıntılı dakika ölçekleri ile öne çıkıyor. Quartz modellerde tarih penceresi bulunmuyor. Diğerlerine kıyasla daha zarif bir görünüme sahip olan bu modeller, aynı estetik ve teknik özellikleri koruyor. 30 mm'lik seride ise daha eğlenceli, şık seçenekler var. Açık gümüş, açık mavi veya siyah renkli gün ışığı finisajlı üç quartz model; pırlantalı beyaz sedefli kadranlı quartz model, pırlantalı beyaz sedefli kadrana pırlantalarla süslü bezelin eklendiği bir diğer quartz model ve pırlantalı siyah veya mavi füme kadrana sahip iki otomatik model. Yine otomatik modellerde tarih penceresi yer alıyor. Yeni Aquaracer Professional 200 modellerin hepsinde ortak olan bir özellik, arka kapak tasarımı. Bu modeller kaşif ruh esas alınarak tasarlandığı için; 2002 yılından beri Aquaracer modellerinde saatin arka kapağında kullanılan dalgıç başlığının yerini alacak şekilde arka kapakta pusula işlemesi kullanılıyor. Pusula motifinin arkasında ise Aquaracer Professional 300 modelinde görülen altıgen işlemeli desen tekrarlanıyor. Yeni Aquaracer Professional 200 modeli, ilk kez Aquaracer Professional 300'de görülen ancak çok belirgin olmayan mühendislik geliştirmelerini de bünyesinde taşıyor. Örneğin, Aquaracer Professional 300'de ayrıntılandırılan bezel iyileştirmeleri bu kardeş saatte de yer alıyor. Bezelin döner mekanizması rahatça kayıp gitmesine rağmen basınç altındaki güvenilirliğine dair ipuçları veren rahatlatıcı bir klik sesine sahip ve yüksek mühendislik ürünü bir nesne. İki saat de, kullanıcının bileğindeki doğal kıvrımlara uyum sağlayan ergonomik bilezik tasarımları yapma konusunda TAG Heuer'in köklü geleneğini sürdüren zarif ve şık bileziklere sahip. Aquaracer Professional 200 modelinin son derece esnek ve dayanıklı olan bileziği, üstün mühendislik ürünü bastır-çek mekanizması kullanılarak hızla ayarlanabilen 7 mm uzatma parçasına sahip. Aquaracer Professional serisindeki her iki modelde de, kolayca kavranıp ayarlanabilmesi için bezel fasetleri üzerine uygulanan akıllı yiv tasarımı bulunuyor. Önceki nesil Aquaracer bezel parçaları kaldırılarak Aquaracer Professional 200 modeline kesintisiz bir bezel profili katıyor. Bunun sonucunda, her iki Aquaracer Professional modeli de aynı rafine dokunma hissini ve estetiği sunarak son derece tatmin edici bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Bunlar aletler olsa da her lüks ürünün kaçınılmaz özelliğine de önem veriliyor: Saatin kullanıldığı her an yaşanan duyusal insan deneyimi. Bu felsefeyle yola çıkıldığında, onyılların tecrübesi ve yeni bir tasarım yaklaşımı bir araya geliyor. TAG Heuer, Aquaracer Professional 200 modelinin öyküsünü dünyaya tanıtmak için; \"Nuit de la Glisse\" adlı ekstrem spor filmleri serisinin ünlü yönetmeni Thierry Donard ile bir kez daha iş birliği yapıyor. Yamaç paraşütü, buz pateni, buz tırmanışı gibi sporlara odaklanılan görüntülerde; Aquaracer Professional 200 modelinin becerileri dünyanın en zorlu ve en büyüleyici doğal yerlerinde teste tabi tutuluyor. Aquaracer Professional 200 kaşifler için tasarlandı Yeni Aquaracer Professional 200, TAG Heuer'in ikonik saat-gereç ailesinin yenilenmesinde bir sonraki adımı simgeliyor. Aquaracer Professional 300 modelinin kardeş saati olarak Aquaracer Professional serisinde yer alsa da kendi içinde tekil bir tasarıma sahip. Sportif ve çok yönlü kişiliğini ortaya koyan, dikkatle düşünülen estetik adaptasyonlar kapsamlı bir liste oluşturuyor. Bu sofistike, dengeli ve bir o kadar da etkili görünüm, TAG Heuer tasarım ve mühendislik ekiplerinin yıllar süren araştırma ve geliştirme çabalarının meyvesi. Tamamı paslanmaz çelikten yapılan toplam 11 model tanıtılıyor. Kasa boyutu veya ayrıntılar ne olursa olsun, bu cesur ve dinamik saatler buz tırmanışından yamaç paraşütüne kadar birçok sporun yanı sıra dünyanın en kozmopolit şehirlerinde de kullanıma uygun. Saatlerin her biri TAG Heuer'in La Chaux-de-Fonds tesisinde doğruluk, su geçirmezlik ve aşınma testlerine tabi tutuluyor ve bileziğin beklenmedik gerilimlere dayanabildiğinden emin olunuyor. Aquaracer Professional serisinin birincil garantisi, basınç altındaki performansı. Aquaracer Professional 200, hayatın en büyük maceraları için tasarlanan üstün mühendislik ürünü TAG Heuer saatlerinde yepyeni bir sayfa açıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/03/25/omega-ile-swatch-guclerini-birlestirdi-moonswatch", "text": "OMEGA, ikonik Speedmaster chronograph modeline eğlenceli bir dokunuş için Swatch ile güçlerini birleştirdi. Hem OMEGA hem de Swatch için bir ilk olan bu tasarım iş birliği, lüksü sokak stiliyle bir araya getirerek her iki dünyanın da en iyi özelliklerini bir potada eriten yeni, yaratıcı ürünlere hayat veren son zamanların popüler iş birliklerinin izinden gidiyor. OMEGA için bu ortak görev hem eğlenceli bir girişim, hem de kuvars devriminin yaşandığı dönemde zor günler geçiren İsviçre saat endüstrisini ayağa kaldırmak için sahip olduğu her şeyi riske atma gözüpekliğini gösteren şirkete, Swatch'a bir saygı duruşu. Uzaydan esinlenen iki marka, isimlerini güneş sisteminin merkezindeki dev yıldızdan ve onun yörüngesindeki en ufak gezegene kadar farklı gezegen gövdelerinden alan 11 Swatch saatten oluşan bir koleksiyona hayat verdiler. Tüm Swatch'lar üçte ikisi seramikten, üçte biri ise hint yağı temelli özel bir malzemeden elde edilen eşsiz bir alaşım olan BIOCERAMIC'ten üretildi. Pembe ve bebek mavisi gibi renkler alışılmış Speedmaster saatlerinden farklı olsa da gerçek bir Moonwatch tutkununun bile iki saatin görünümü arasındaki farkları anlaması oldukça güç. Klasik Moonwatch tasarımının tüm ana ögeleri bu tasarımda da mevcut: Asimetrik kasa, bezelde yer alan doksan rakamı üzerindeki nokta ile meşhur takimetre skalası, özgün sayaçlar gibi özelliklerin tümü bu tasarımda da karşımıza çıkıyor. Daha önce nadiren görülmüş renklerde sunulan yeni koleksiyon, OMEGA'nın zamansız saat tasarımına eğlenceli bir dokunuş katıyor. Her bir MoonSwatch kendi misyonunu, saate kazınmış ilham veren işlemeler ve hem kadranda, hem de kurma kolunda yer alan OMEGA X SWATCH logolarıyla dışa vuruyor. Her bir saatin pil kapağı, ismini aldığı gezegeni betimliyor. Uzay kıyafetlerinden esinlenen VELCRO kayış da astronot şıklığına son dokunuşu yapıyor. \"Gezegenlere ulaşmayı\" hayal edenler için bir MoonSwatch sahibi olmak, yolu aydınlatmak adına mükemmel bir başlangıç Swatch'lar sadece seçili Swatch mağazalarında, 26 Mart'tan itibaren satışa sunulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/03/28/omega-x-swatch-speedmaster-dunya-capinda-alisveris-cilginligini-atesledi", "text": "Stoklara girdiği anda mağazalar önünde oluşan kuyruklarla adından söz ettiren Omega x Swatch Speedmaster MoonSwatch şu anda orijinal fiyatının 10 katından fazla satıyor. Cumartesi günü Londra'dan Cenevre'ye, Hong Kong'dan Miami'ye kadar dünyanın dört bir yanındaki Swatch mağazaları, Omega x Swatch Speedmaster MoonSwatch'ın mağazalarda piyasaya sürülmesiyle dolup taştı. Hatta dolup taşmak ne kelime, mağazaların önünde oluşan ve kilometreleri bulan uzun kuyruklar gündemden düşmedi desek yeridir. Omega x Swatch Speedmaster koleksiyonu, Ay, Dünya, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn, Plüton, Venüs, Uranüs, Neptün ve Merkür dahil olmak üzere güneş sistemimizdeki farklı gezegenlere ve gök cisimlerine atıfta bulunan 11 parçadan oluşuyor. Kuvars MoonSwatch kronograf saat, 1969'da NASA'nın Apollo 11 aya inişinden esinlenen mekanik Omega Speedmaster Moonwatch'a atıfta bulunuyor. Koleksiyon, Swatch'un lüks Omega markası ilk işbirliği ve fiyatlandırma göz önünde bulunduğunda saat tutkunları tüm 11 saatlik koleksiyonu orijinal Omega Speedmaster Moonwatch'dan çok daha ucuza satın alabiliyorlar. Hal böyle olunca, sıralardaki kuyruklar da uzadıkça uzuyor ve herkes kendine bir Moonwatch edinmek istiyor. Swatch, MoonSwatch'ın sınırlı sayıda üretilen bir sürüm olmadığını açıkça belirtmiş olsa da, dışarıda yaşanan kaotik sahneler nedeniyle Cenevre'de bildirilen tutuklamalara ve Londra'nın merkezinde bir mağazanın kapanmana aldırış etmeden binlerce kişi en yakın Swatch mağazasına akın etti. Bakalım Moonwatch çılgınlığı sürmeye devam edecek mi..."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/04/12/longines-spirit-zulu-time-zaman-dilimlerinin-oncusu", "text": "Kanatlı kum saati markasının zengin mirasından güç alan Longines Spirit koleksiyonu, Longines Spirit Zulu Time ile tarihinde yepyeni bir sayfa açıyor. Farklı zaman dilimlerini gösteren bu saat, Longines'in, dünyanın en önemli öncülerine efsanelere konu olacak keşiflerinde eşlik eden hassas saatlerinin mirasını taşıyor. Bu kahramanların kararlılığından esinlenen Longines Spirit Zulu Time, modern kaşiflerin maceracı ruhunu benimsiyor, markanın, farklı zaman dilimi gösteren saatlerin geliştirilmesinde oynadığı öncü role atıfta bulunuyor. Longines Spirit koleksiyonuna şimdi markanın öncü ruhu en ince detayına kadar işlemiş, çoklu zaman dilimi göstergeli yepyeni bir saat ekleniyor. Yeni Longines Spirit Zulu Time, saat üreticisinin bu modellerde sahip olduğu asırlık deneyiminin çarpıcı bir yansıması. Tasarımını ve adını Longines'in 1925 yılında ürettiği ilk çift zaman dilimi göstergeli modelinden alıyor. Bu modelin kadranında, havacıların ve askerlerin kullandığı evrensel saati temsil eden \"Z\" harfine atfen Zulu bayrağı bulunuyordu. Özellikle havacılık sektörüne yönelik farklı GMT modellerin de geliştirilmesiyle Longines'in bu alandaki öncü rolü daha da güçlendi. Birçok maceraperestin bileklerini, farklı zaman dilimlerini aşan yolculuklarında Longines kol saatleri süslüyordu. Kararlılık ve tutkuyla imkansızı gerçekleştirmek için dünyayı dolaştılar. Amy Johnson, Clyde Pangborn ve Hugh Herndon gibi ünlü havacılar gökyüzünü fethedip yeni rekorlara imza atarken her zaman en büyük desteği Longines'den gördüler. Bu ilk öncüler, Longines'in güvenilirliğinden ve dayanıklılığından güç alıyorlardı. Geçmişin yeniliğe açılan kapısı yeni Longines Spirit Zulu Time, markanın zengin mirasından esinlenerek günümüzün tüm öncülerine hitap eden üstün bir saat olarak tasarlandı. Zaman dilimi göstergesi, gücünü, Longines'in kendi geliştirdiği, silikon pandüllü yeni kalibreden alıyor. Saat, saat ibresinin, GMT göstergesinden bağımsız şekilde ayarlanabilmesini sağlayan son teknolojiyle donatılmış. Diğer zaman dilimleri ise yine 24 saatlik dilimiyle işaretlenmiş çift yönlü döner bezelle ve 24-saatlik ibre ile gösteriliyor. 72 saate kadar yedek güce sahip bu olağanüstü hassas yeni mekanizma, COSC kronometre sertifikasına sahip. Kadranda ise Longines tarihinde en üstün kaliteli mekanizmanın göstergesi sayılan beş yıldız damgası yer alıyor. Parlak, mat, cilalı veya kabartmalı Longines Spirit Zulu Time modelleri, titiz işçilikleri ve büyük bir özenle ele alınmış detaylarıyla estetik yönden öne çıkıyor. Bu model, renkli seramik uçlarla bezenmiş bir bezelle ve mat siyah, kum desenli antrasit veya mavi güneş desenli kadranla geliyor. Saatte ayrıca artık saat 6 yönünde hizalanan bir tarih açıklığı bulunuyor. Super-LumiNova ile kaplanmış ibreleri ve rakamlarıysa saatin her koşulda okunabilmesini sağlıyor. 42 mm çelik kasayı; değiştirilebilir paslanmaz çelik bilezik veya değiştirilebilir kahverengi, bej veya mavi deri kayış tamamlıyor. Bu kayışların tümü; maksimum konfor ve mükemmel uyum için yeni geliştirilen hassas ayar sistemine sahip katlanır tokayla birlikte geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/04/12/sonsuzlugun-sesi", "text": "Chopard, L.U.C koleksiyonunun 25. yıl dönümünü kutlamak için üç yeni saat sunuyor. The Sound of Eternity ile Chopard, L.U.C koleksiyonunun 25. yıl dönümünü kutlamak için üç yeni chiming saati sunuyor. Bu saatler Chopard Eşbaşkanı Karl-Friedrich Scheufele'nin koruması, virtüöz çellist ve kemancı Gautier ve Renaud Capuçon liderliğinde bir dizi analiz sürecinden geçerek oluşturuyor. İki müzisyen kardeş, L.U.C Full Strike Sapphire, L.U.C Full Strike Tourbillon ve L.U.C Strike One modellerinin akustik ince ayarına duyarlılıklarını, nüanslarını ve duygularını aşılıyor. Chopard, 2016 yılında Maison'un ilk dakika tekrarlamalı saati olan L.U.C Full Strike modelini sundu. Toplamda 17.000 saate ulaşan altı yılı aşkın bir çalışmanın sonucu olan bu saat, Chopard imalatının 20. yıldönümüne ve Fine Watchmaking'in ilerlemesine olan bağlılığına taç giydirdi. Full Strike'da sunulan ve dördü patentli olan birçok yenilik arasında en radikali çanlı saatler için tam bir örnek temsil ediyordu. Tüm diğer dakika tekrarlayıcı saatlerde ses hareketin bir parçası olan metal gonglara vuran bir çekiç tarafından oluşturulurken, L.U.C koleksiyonunda, mekanizmadan ayrı ve kadranı kaplayan camın ayrılmaz bir parçası olan safir gonglarla bunun ötesine geçiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/05/09/omega-babalar-gunune-hazir", "text": "OMEGA, bu Babalar Günü'nde dünyanın dört bir yanındaki babaların yaratıcı ruhuna hitap ediyor. Sıklıkla oyuncak tamir eden veya resim çizmeye yardım eden babalar, kendilerine ait şık bir eşyayı hak eden kahramanlar. OMEGA , erkekler için en güzel tasarımlardan üçünü hediye olarak seçti. Bu Babalar Günü'nde serinin lideri, klasik bir OMEGA Globemaster. 39 mm'lik saat, 18 ayar Sedna altından oluklu bezel ve gün ışığı fırça finisajlı \"turta kalıbı\" formlu kadran gibi ayırt edici özellikleriyle ilhamını OMEGA'nın erken dönem Constellation modellerinden alıyor. Mavi deri kayış ve Co-Axial Master Chronometer mekanizma ile sunulan saat, en iyi giyimli babalara layık. Çıtayı biraz yükselten OMEGA Speedmaster '57, vintage modellerdeki tercih sebebi. Adından da anlaşılacağı gibi, 40.5 mm'lik bu Master Chronometer saat, motor sporları yarışçıları için tasarlanan 1957 tarihli orijinal Speedmaster modelinden ilham alınıyor. Bu yıl yeni tanıtılan bu son tasarım, daha ince bir görünümde. Akıllı tasarıma sahip \"sandviç\" model kadran, girintili saat indekslerinin altındaki vintage Super-LumiNova dolguyu vurguluyor. OMEGA koleksiyonlarının derinlerine dalmak isteyenler içinse Seamaster Planet Ocean modeli, macerasever babalara uygun bir hediye. Cesur hatlara sahip saat 43.5 mm çapında. Paslanmaz çelik kasa ve kordona ek olarak kadran ve bezel için siyah seramik kullanılıyor. Bu saat 600 metre derinliğe kadar inebiliyor ve ciddi keşif gezileri için helyum kaçış valfine sahip. Tabii ki uykudan önce masal okuma saatinde de aynı performansı gösteriyor. Bu yılın Babalar Günü modellerine, OMEGA Accessories koleksiyonundan parçalar eşlik ediyor. Lacivert sedef boyalı paslanmaz çelik kol düğmeleri ve çok çeşitli materyallerden üretilen denizci bileklikleri bunlardan bazıları."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/05/27/tag-heuerin-yeni-yuzu-jacob-elordi", "text": "İsviçreli lüks saat markası Tag Heuer, Monaco saatinin yüzü olarak Avustralyalı aktör Jacob Elordi'yi seçti. 1969'da tanıtılan kare şekilli kronograf saat, 1971 yarış filmi \"Le Mans\"da takan Steve McQueen'in bileğinde başlı başına bir gümüş ekran yıldızı oldu. Elordi, 1973 tarihli tarihi hapishane draması \"Papillon\"u favori olarak seçti ve McQueen'in çekiciliği ve sağlamlığının ötesinde, \"performansları aslında oldukça şaşırtıcı - menzili vardı\" dedi. \"Garip, performanslarını izlediğinizde oldukça çılgınca şeyler yaptı. Sanırım o gizemli,\" diye devam etti. Bu bakımdan Elordi'nin kendisi de tembel biri değildi. \"The Kissing Booth\"taki genç kalpli Noah Flynn'den sonra, \"Euphoria\"daki korkunç ve sorunlu Nate Jacobs ile başlayan daha ağır rollere ve Ana de Armas ve Ben Affleck'in oluşturduğu sağlıksız ikilide kendini bir piyon bulan bir üniversite öğrencisine gitti. bu yılki \"Derin Su\"da. Tag Heuer CEO'su Frederic Arnault, Elordi'yi \"yeni neslin göze çarpan yıldızı, hem kendisine hem de izleyiciye meydan okuyan rolleri seçerek risk almaktan korkmayan bir sanatçı\" olarak nitelendirerek kabul etti. Senaryoları okurken neyin dikkatini çektiği sorulduğunda Elordi, proje süresince \"hayatını tüketecek bir şey\" aradığını söyledi. Kendisini, karakterlerinin getirdiği katartik serbest bırakmanın içinde olan \"bencil bir oyuncu\" olarak kabul ederek, \"Sadece ilgilenmek, meraklı kalmak istiyorum\" diye devam etti. Bu nedenle McQueen ile aynı saati takmasının istenmesi \"oldukça havalı\" olsa da Elordi heyecanlanmak için başka bir nedeni olduğunu açıkladı; oyunculuk becerilerini annesine kanıtlamak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/05/30/sadeligin-ve-teknolojinin-dengesi", "text": "Longines, The Longines Elegant Collection adlı koleksiyonunun sade tasarıma ve yenilikçi materyale vurgu yapan yeni modelleriyle zarafete yeni bir boyut kazandırıyor. Çarpıcı sadelikte görünümleri ve son teknoloji mekanizmalarının bir araya gelmesiyle ustaca bir denge yakalayan saatler, kanatlı kum saati markasında bir ilke imza atarak bitkisel materyalden kayışla bezeniyorlar. The Longines Elegant Collection'ın yeni üyeleri, göz alıcı sadelikte tasarımları ve onlara hayat veren yeni nesil mekanizmaları arasında zekice bir kontrast yaratıyor. Longines, markanın DNA'sına işleyen zarafete ithafta bulunan bu koleksiyonu baştan yarattı. Kadranı oluşturan Roma rakamları ve diğer elementler, yalın ve modern bir görünüm elde etmek amacıyla tamamen yenilendi. Hatta bu yeni saatlerin mekanizmaları bile bu minimalist tarza uyacak şekilde küçültüldü. Merkezler arasındaki geniş mesafe sayesinde, küçük saniye göstergesindeki sayaç, ana eksenden uzaklaştırılıyor. Böylece The Longines Elegant Collection'daki yeni saatlerin birbiriyle uyumu ve karakteri bir kez daha vurgulanıyor. Longines için özel geliştirilen bu kalibre (L891.5), korozyona, olağan sıcaklık değişimlerine ve manyetik alanlara dirençli olan, çok hafif bir silikon pandülle donatılıyor. Bu özellikleri sayesinde The Longines Elegant Collection'daki tüm parçalara 5 yıl garanti süresi verilebiliyor. Ayrıca Longines bir ilke daha imza atarak, yeni saatlerinin modern zarafetini boz veya siyah renkli bitkisel materyalden kayışlarla tamamlıyor. Çevresel sorumluluk bilinciyle, kayışın dış yüzeyinde geri dönüştürülmüş elma atıklarından elde edilen yenilikçi bir malzeme tercih ediliyor. İç yüzey ise geri dönüştürülmüş mısır kauçuğundan yapılıyor. Yenilikçi ve uzun ömürlü bu bitkisel materyal; dokunuşu, konforu ve görünüşü itibariyle deriyle aynı özelliklere sahip. Üstelik kullanım ömrü de benzer. Bu yeni saatler ayrıca paslanmaz çelik bilezikle de tercih edilebilir. Kasa ve bileziğin, çelik ve pembe altın kaplamadan oluşan çift renkli versiyonu da bulunuyor. The Longines Elegant Collection, 34,50 mm ve 39,00 mm kasalarda farklı kadran seçenekleri sunuyor. Bunların arasında, mat beyaz üzerine boyanmış Roma rakamları, fırçalanmış gümüş üzerine pırlanta saat imleri veya beyaz sedef üzerine pırlanta saat imleri yer alıyor. Farklı tarzları büyük bir doğallıkla bir araya getiren The Longines Elegant Collection, Longines'in saat üretim geleneklerini sade ve minimalist bir zarafetle yüceltiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/06/29/montblanc-ve-horoboxtan-masalsi-ortaklik", "text": "Montblanc, Kapadokya bölgesine ithaf ederek ürettiği '1858 Geosphere Limited Edition' saat ile Türkiye'ye özel ilk iş birliğini gerçekleştirmiş oldu. Horobox'ın tasarladığı ve Montblanc tarafından sınırlı sayıda üretilen 1858 Geosphere Cappadocia Edition by Horobox, ilhamını Kapadokya'nın büyüleyici doğasından alıyor. Montblanc, dünyaca ünlü Türk saat platformu Horobox iş birliğinde Montblanc 1858 Geosphere saatinin sınırlı sayıda üretilen bir versiyonunu yarattı. Türkiye'nin masalsı bir coğrafyaya sahip Kapadokya bölgesine ithaf edilen bu saat, bölgeye benzersiz bir saygı duruşunda bulunuyor. Yalnızca 15 adet ile sınırlı 1858 Geosphere Cappadocia Edition by Horobox, ilhamını Kapadokya'nın benzersiz doğa harikalarına sahip renklerinden ve manzarasından alıyor. Kapadokya'nın peri bacaları olarak bilinen tortul ve volkanik kaya oluşumlarının eşsiz güzellikteki dokuları ve grimsi tonları, kadranın renginde ve degrade kaplamasında kendini gösteriyor. Montblanc'ın kendi üretimi olan dünya zamanı komplikasyonunun desteklediği, Geosphere'e de adını veren, iki dönen yarım küre bu kadranın dikkat çekici özelliklerinden. Saatin kadranında Türkiye, kuzey yarımkürede kırmızıyla vurgulanmış olarak görülüyor. 42 mm titanyum kasalı saat, pusula görevi gören ve 100 metreye kadar su geçirmezlik özelliği gösteren, seramik bir bezel ile çevrili. Otomatik mekanizma 42 saatlik güç rezervine sahip. Saat, kasa arkasında, bugün bölge ile özdeşleşmiş olan renkli sıcak hava balonları ile birlikte üç boyutlu, muhteşem bir Kapadokya manzarası gravürü taşıyor. Nubuk kayışın \"sfumato\" tekniği ile oluşturulmuş gölgeli, puslu, sıcak rengi ise bölgedeki coğrafi oluşumları anımsatıyor. Konu ile ilgili bilgi veren Montblanc Orta Doğu, Hindistan & Afrika Başkanı Franck Juhel: \"Montblanc Türkiye'de uzun bir geçmişe sahip. Bu bölgeye özel, sınırlı sayıda üretilmiş bir saat yarattığımız için son derece mutluyuz. Burada doğup, tüm dünyadaki saat koleksiyoncuları arasında önemli bir saygınlığa erişmiş olan Horobox ile yaptığımız iş birliği, Türkiye'ye verdiğimiz önemin bir göstergesi\" şeklinde konuştu. Bu limited edition saatin Montblanc'ın İsviçre'deki Minerva atölyesindeki üretimi, Horobox'ın kurucusu Serdar Oal'ın da aktif katılımı ile gerçekleşti. Saat yapımı tutkunu olan Oal, iş birliği hakkında şu bilgileri verdi: \"Montblanc'ın saat üretimine dair mirası Minerva'da büyülü bir şekilde gün yüzüne çıkıyor. Burası 164 yıllık tarihinde birçok yeniliğe öncülük etmiş olan, efsanevi bir fabrika. Buradaki ustalarla çalışmak hayat boyu unutamayacağım bir deneyim oldu. Horobox olarak sonuçtan çok memnunuz; Türkiye'ye atıfta bulunan, benzersiz özelliklerle dolu, yüksek komplikasyonlu bir saat ortaya çıktı. Tüm dünyadaki saat koleksiyoncularından da heyecan verici yorumlar aldık\"."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/07/12/ranger-efsanesi", "text": "İngiliz Kuzey Grönland Seferi'nin 70. yılı şerefine, TUDOR Ranger modelini sunuyor, Calibre MT5402 imalatıyla, 39 milimetre kılıfı ve hızlı ayar sistemli tokasıyla tamamlanan bu cesur maceranın ruhunu kutlayan bir saat. İngiliz Kuzey Grönland Seferi, Londra'da Thames kıyısında bir bölge olan Deptford'dan, iki yıllık bilimsel bir görev için Grönland'a buz tabakalarını incelemeye yola çıktığında tarih 8 Temmuz 1952'ydi. TUDOR'un hem otomatik hem su geçirmez olan ilk saati tahsis edilmiş olan ekip üyeleri -başta İngiliz bilim insanları ve denizcileri olmak üzere- çeşitli bölgelerde derinlemesine glasyolojik ve sismik araştırmalar gerçekleştirdi. TUDOR, ekip üyelerinden ekstrem koşullarda da takılabilecek 30 Oyster Prince modeli için performans verisi toplamasını da rica etti. Ranger serisi en son eklenen ürünüyle, en yeni saat yapım teknolojisini ve tarihsel estetiğin uygun fiyatlı bir kombinasyonunu sunarak, arktik keşif öncülerinin maceracı ruhunu kutluyor. Ranger isminin tarihi, İngiliz Kuzey Grönland Gezisinden çok daha eskiye dayanıyor. 1952'den 1954'e kadar kullanılan TUDOR saatlerinin kadranlarında hiçbir zaman bu ibare yer almasa da, daha sonraki Ranger modelleri bu süre zarfında TUDOR'da doğan keşif saati konseptini sürdürmüştür. Yeni Ranger modeli, tarih boyunca temeli atılmış estetik standartlarını -özellikle 3,6,9 ve 12'deki Arabik rakamlı kadranları- gözetirken aynı zamanda son teknolojiye sahip unsurları da dahil ediyor. Bunlardan en önemlileri; yüksek performanslı Calibre imalatı ve TUDOR \"T-fit\" hızlı ayarlanmalı sistemli tokası olarak sayılabilir. TUDOR koleksiyonu içinde, İngiliz Kuzey Grönland gezisi üyelerinin Oyster Prince saatlerini kullanmalarıyla başlayan gezi saati geleneği sürüyor. Bu gelenek, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir enstrüman geleneğini de temsil ediyor. Bu işlevsel mirası yansıtmak için, Ranger'ın 39-milimetre kasası ve bileziği saten fırçalanmış olup, tamamı mat bir görünüm oluşturarak bir \"takım saati\" nin en saf ruhunu yansıtmaktadır. Ancak, çerçevenin iç kenarı gibi bazı parçalar, kasanın çizgilerini düzleştirmek için düzeltilmiştir. Kadrana gelirsek, dikkatli bakan bir göz, tarihsel etkinin bir detayı olan parlak materyale boyanmış saat ivmelerini fark edecektir. Bej rengi, damarlı ve mat siyah kadranıyla mükemmel bir kontrast yaratıyor ve TUDOR kalkan logosu ve yazılarıyla uyum sağlıyor. Saat ibresi için yuvarlak ve saniye ibresi için köşeli hatları olan ok şeklindeki ibreleri ve saniye ibresinin bordo rengiyle kattığı yenilikçi dokunuşu Ranger estetiğinin özelliklerindendir. Ranger modeli Calibre MT5402 imalatı donanımına sahiptir. Üretimi; ürünün dayanıklılığı, uzun süre kullanımı, güvenilirliği ve iki sabitleme noktasına sahip çapraz bir köprü tarafından sabit tutulan değişken- atalet dengesi sebebiyle hassaslığından emin olarak tasarlandı. Bu denge ve manyetik olmayan silikon denge yayı sayesinde, Calibre MT5402 mekanizması, İsviçre Resmi Kronometre Test Enstitüsü tarafından, performansıyla bu enstitünün belirlediği standartların da üstüne çıkarak, kronometre sertifikası aldı. Hatta, COSC bir saate ortalama -4 ve +6 arasında bir hata payı tanırken TUDOR , tamamen kurulumu yapıldıktan sonra -2 ve +4 aralığında kalıyor. Bir başka dikkat çeken özelliği ise Calibre MT5402 mekanizmasının güç rezervinin \"hafta sonu-dayanıklı\" olması, yani kullanıcının Cuma akşamı saatini çıkarıp Pazartesi sabahı geri taktığında tekrardan ayarlamasına gerek kalmayan bir sistem. Kumaş kayış, 2010 yılında onu ürünleriyle birlikte sunan ilk saat markalarından biri olan TUDOR'un ayırt edici özelliklerinden biridir. Fransa'nın St- Etienne bölgesindeki Julien Faure firması tarafından 19. Yüzyıl jakarlı dokuma tezgahlarında geleneksel yöntemler kullanılarak dokunan bilekliklerin üretim kalitesi ve bilekteki konforu benzersizdir. 2020'de TUDOR, 150 yıllık Julien Faure firması ile olan iş birliğinin 10. yılını kutladı. Bu ortaklık, ustalar tarafından oluşturulan bir kumaş kayışla üretilen ilk model olan Heritage Chrono'nun Basel World 2010'da piyasaya sürülmesiyle başladı. Ranger modeli için, TUDOR zeytin yeşili ve üstüne ustalar tarafından iki kırmızı bir bej çizgi dokunmuş bir bileklik modeli tercih ediyor. Ranger'ın ayrıca hızlı uzunluk ayarı sistemli TUDOR \"T-fit\" toka ile birlikte tamamen saten fırçalanmış çelik bilezik seçeneği de mevcut. Kullanımı kolay, başka bir alet gerektirmeyen ve 5 farklı pozisyon sunan bu pratik sistem TUDOR kullanıcılarının 8 mmlik bir ayar mesafesi içinde anlık ve hassas bir şekilde bileziklerini ayarlamalarına olanak sağlıyor. Sonunda, doğal kauçuk ve kumaş benzeri dokulu siyah deriden, bej üst dikişli ve katlanır tokalı üçüncü bir bilezik seçeneği de sunuluyor. İngiliz Kuzey Grönland Gezisi TUDOR ve saatleri için ufuk açıcı bir anı temsil ediyor. Hatta, bu marka tarafından uygulanan uzun vadeli, gerçek hayat koşulları altında gerçekleştirilen ilk testlerden biriydi. Gezi üyeleri Oyster Prince saatlerinin netliğini, BBC'nin yaydığı saatlik sinyallerle karşılaştırarak gözlemledi ve özel olarak bu amaçla onlara tahsis edilmiş defterlerine kaydettiler. Beklenen sıcaklıkların ışığında, bu proje için gönderilen TUDOR saatler \"arktik yağ\" ile özel olarak yağlanmıştır ve saatlerin parkaların kollarına takılabilmesi için bileklik uzantıları eklenmiştir. Grönland'dan dönüş sonrası, gezi üyelerinden biri, markanın arşivinde saklanan, TUDOR'a yazdığı mektuplardan bir tanesinde, saatinin \"olağanüstü doğruluğunu koruduğunu\" ve \"zaman zaman elle kurulması gerektiğini\" belirtmiştir. Saatin ekstrem koşullarda ve sahada profesyoneller tarafından değerlendirildiği \"Mahvetme denemesi\" de denilen bu deney yaklaşımı, TUDOR'a, 1952'de çıkan ilk büyük ölçülü reklam kampanyası için tema fikrini verdi. Böyle bir deney, markanın birçok saatinin geliştirilmesine yön verdi. Sağlamlık kavramı, özellikle sonraki yıllar boyunca verdiği mesajlardan da görebileceğimiz gibi, TUDOR felsefesinin kalbinde yer aldı, prestij ve statü konularından ziyade her zaman zor koşullar altında sergilediği teknik performansa odaklandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/07/21/saat-meraklilari-icin-bir-akilli-saat", "text": "Akıllı saate hala ikna olmayan klasik saat meraklıları için TAG Heuer'den İsviçre zanaatkarlığıyla giyilebilir teknolojiyi bir araya getiren akıllıca bir hamle: Calibre E4. APPLE WATCH 2015'te duyurulduktan 6 ay sonra TAG Heuer ilk akıllı saatini çıkardı. Bu, akıllı saatleri reddeden İsviçre saat endüstrisi için epey erken bir hamleydi. Sektörün eskileri Apple Watch'un kalıcı olmayacağı fikrindeydi. Ama şimdi biliyoruz ki akıllı saatlerin bir yere gittiği yok. Hatta artık farklı zevklere göre çeşitlendirilmiş durumdalar. TAG Heuer'in sunduğu da bu oldu: Tüm bu teknolojiyi stil sahibi biçimde kullanmak. görürler. Akıllı saatlerde ise durum böyle değil. Örneğin Apple, saatinin yedinci neslini çıkardı. TAG Heuer de akıllı saatinin ömrünü uzatmaya, bir ömür boyu olmasa da en azından piyasadaki benzerlerinden daha uzun süre dayanmasını sağlamaya çalıştı. 2020'de LVMH grubuna bağlı markanın başına geçen CEO Frederic Arnault, \"Bir akıllı saatte eninde sonunda pil çalışmayı durduracaktır\" diyor. \"Soru şu; 'eninde sonunda' ne kadar uzakta? Yazılım yıllarca korunabilir. Saatin ömrünü uzatmak için de pili değiştirebiliriz.\" Arnault'a göre, yedi yıl önce TAG'ın birinci nesil akıllı saatini satın alanlar, bugün hala takmaya devam ediyorlar. Mutlulukla. TAG Heuer şimdi dördüncü nesil akıllı saatini çıkardı. 42 mm kasa boyutundaki E4, önceki modellere göre daha zarif ve rafine. Aynı zamanda önemli ölçüde inceldiği için mekanik bir saate daha yakın bir görünüme sahip. Büyük kardeşi olan 45 mm'lik versiyon da seramik çerçevesiyle daha sportif bir görünüm sunuyor. İki model de işlevsellikten ödün vermiyor. Akıllı bir saatte mekanik saate göre çok daha sıklıkla kullanılan kurma kolu yeni versiyonda büyütülmüş. Her iki boyutta da yeni bir altimetre ve daha hızlı Bluetooth bağlantısı bulunuyor. Her ikisi de Google'ın Wear OS teknolojisi tarafından destekleniyor. Arnault, \"Şu anda ürettiğimiz saatleri üç yıl önce yapamazdık çünkü teknoloji henüz gelişmemişti\" diyor. Akıllı saat takmaktan kaçınıyorsanız, E4 fikrinizi değiştirebilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/08/17/tag-heuer-carrera-red-dial-limited-edition", "text": "TAG Heuer Carrera Red Dial Limited Edition, kıpkırmızı yorumla klasik saate yeni bir enerji getiriyor. TAG Heuer Carrera Red Dial Limited Edition, Heuer Carrera'yı başlangıçta pistte ve pist dışında yarış pilotları arasında favori olmasını sağlayan abartıdan uzak ve kolay okunur estetikten faydalanıyor. 2447 referanslı orijinal Heuer Carrera silüeti imza boynuz ve butonları dahil korunmuş, modern 39 mm'lik bir ölçüde yeniden boyutlandırıldı. İndeksler ve saat ve dakika ibreleri fasetlendirildi, rodyum kaplandı ve optimum okunabilirlik için Super-LumiNova ile dolduruldu. Cam kapağın altında zarif üçlü compax tasarımıyla kusursuz kadran bu kez koyu kırmızı rengiyle yeni bir tarza bürünüyor. TAG Heuer Carrera koleksiyonununda kadranın tamamen kırmızı kaplanmış olması nadiren görülse de kırmızı rengi TAG Heuer için on yıllardır imza niteliğinde: markanın logolarından, 1960ların Heuer Carreralarında kırmızı takimetre skalası gibi abartısız detay tasarımlarına, Heuer Monaco'nun ya da Ayrton Senna'nın favori kronografındaki parlak kırmızı ibrelerden, dönemin birkaç güçlü kırmızı kadranlı modellerinden biri olan1974 Heuer Silverstone gibi öne çıkan saatlere kadar bu renk TAG Heuer kimliğinin özüdür. Bugün, bu kıpkırmızı yorumla klasik saate yeni bir enerji getiriyor. Saat, dakika ve saniye göstergesinden oluşan üç kronograf sayacı salyangoz dekorluyken kadranın gün ışığı dekorlu oluşuyla hafif bir kontrast sağlar ve bilekte büyüleyici ışık oyunlarına ev sahipliği yapar. Kadran doğal olarak Heuer logosunu ve Carrera ismini taşıyor. Saatin 80 saatlik güç rezervi ve tamamen marka tarafından geliştirilmiş yüksek hassasiyetli kronograf mekanizması Calibre Heuer 02, aynı zamanda kolonlu çark koordinatörü ve rotor ağırlığındaki kırmızı işlemelerle kişiselleştirilmiş ve tüm bunlar safir cam arka kapak sayesinde izlenebilir hale getirilmiştir. Katlanır çelik tokalı siyah timsah derisi kayışla sunulan TAG Heuer Carrera Red Dial Limited Edition modeli 600 adet sınırlı sayıda üretildi. Gerçek bir koleksiyoner saati. Her bir saatin kasa arkasında \"ONE OF 600\" ve \"Limited Edition\" ibareleri yer alıyor. Eşsiz TAG Heuer Carrera Red Dial Limited Edition, içgüdüsel yeteneğini ve modernliğini katarak geçmişindeki benzersiz zarif ve sportif karakterini yansıtıyor. Temmuz 2022'den itibaren TAG Heuer mağazalarında, markanın e-ticaret sitesinde ve seçkin bayilerde satışa sunulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/08/18/okyanus-cagiriyor-yeni-superoceani-deneyimleyin", "text": "Breitling, tasarımını yeniden yaptığı sportif deniz saatini tanıttı. 1960'ların ve 1970'lerin orijinal SuperOcean Slow Motion'ın estetiğinden izler taşıyan yeni koleksiyona modern özellikler ve parlak renk paleti eklendi. Ayrıca artık sadece bir dalış saati değil; onunla sörf yapabilir, yüzebilir, sahildeki barın keyfini sürebilirsiniz. 1960'larda, okyanus kaşifi Jacques Cousteau'nun maceralarından esinlenerek ortaya çıkan tüplü dalış sporu çok modaydı. Dalışta zamanlama her şey demekti ve neredeyse dakikalarla ölçülürdü. Breitling bu görev için yalnızca en iyi saati üretmek istemedi aynı zamanda ona stil katmak istedi. Breitling'in tasarımcıları, SuperOcean'ın ilk versiyonunu tasarlarken dalıcıların su altında hayat kurtarıcı ihtiyaçları dışında kalan tüm özellikleri eledi. Kritik dakika skalasının etrafını çevreleyen yüksek kontrastı kadran çemberini ekledi. Kolay okunabilmesi için ince fosforlu baton indeksler tercih edildi. Ve tüm bunlardan daha da cesur bir hamle yapan Breitling saniye ibresini ortadan kaldırdı. Çünkü gerçekten ihtiyaçları yoktu. Onun yerine kadran üzerinde bir tam turunu bir saatte tamamladığı için \"Slow Motion\" adını alan devrim niteliğinde dakika temelli kronograf geldi. Breitling, Slow Motion'ın sadeleştirilmiş saat felsefesinden ilham alan yeni Superocean modelini tanıttı. Ve koleksiyon modern kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda revize edilirken , orijinaline sadık bazı tasarım unsurları dikkatli gözlerden kaçmadı. Koleksiyon, Biarritz'te düzenlenen Wheels & Waves sörf ve motorsiklet festivalinde medyaya, perakende noktalarına ve influencerlara tanıtıldı. Etkinlik, Avrupalı sörf ve ekran camiasının önde gelen isimlerinin sürpriz ziyaretleriyle zenginleşen deniz temalı aktivitelerle dolu bir günün sonunda düzenlendi. Etkinlikte sörfçülerden Andrew Cotton, Jeremy Flores, and Natxo Gonzalez ile Fransa'dan aktör Guillaume Canet ve İspanya'dan Alvaro Morte de bulundu. Festivalde konuşan Breitling CEO'su Georges Kern, \"Çoğu dalış saati neredeyse birbirinden ayırt edilemeyecek kadar çok benzerken Slow Motion her zaman kalabalığın arasından sıyrıldı. Bu klasik modele modern bir dokunuşla ortaya çıkardığımız tamamen yeni Superocean'ı sunmaktan mutluluk duyuyoruz.\" dedi. Dört farklı boyutta (46, 44, 42 ve 36 mm) sunulan koleksiyonun renkli kadranları çelik, çelik-altın ve bronz olmak üzere üç farklı kasa metali ile eşleştirilmiş. 44 ve 42 mm bronz versiyonlarda kullanılan özel alaşım korozyona karşı son derece dayanıklı ancak yine de zaman içinde oluşacak ince patina saati eşsiz kılacaktır. Dalış kıyafeti üzerine kolayca takılabilmesi için 15 mm'ye kadar mikro ayar yapmaya olanak sağlayan katlanır tokaya sahip iki farklı kayış seçeneği bulunuyor. İyi görünmesinin haricinde yeni Superocean aynı zamanda teknik bir mucize. 300 metreye (1000 ft) kadar su geçirmezlik özelliğine sahip saat Super-LumiNova kaplı ibre ve indeksleriyle su altında dahi olağanüstü okunabilirlik sağlıyor. Çizilmeye karşı dayanıklı seramik dolgulu bezeli aşınma ve solma yapmaz. Güvenlik için çoğu boyutta tek yöne çevrilebilen bezel kullanılan modelde yalnızca 46 mm'lik versiyonda patentli kilit sistemine sahip çift yöne çevrilebilen bezel kullanılmıştır. Bu saat aynı zamanda darbeye, kuma ve tuzlu suya karşı da dayanıklıdır. Otomatik Breitling Caliber 17 mekanizması iki yıllık garantiye sahiptir ve yaklaşık 38 saat güç rezervi bulunmaktadır. Hepsinden iyisi, Slow Motion'ın karakteristik kare dakika ibresi bu modelde geri dönüyor. Yüksek kontrasta sahip dakika skalası da öyle. Hayranlar ayrıca dakika bazlı kronografın devreye girmesine, duraklatılmasına veya kapalı olmasına bağlı olarak farklı renkler gösteren, saat 6 konumundaki yuvarlak penceredeki \"nokta\"yı da hatırlayacaktır. Yeni Superocean'da, saniye ibresinin ucundaki daire, bu çok sevilen özelliğe göz kırpıyor. 9999Kelly Slater, Stephanie Gilmore ve Sally Fitzgibbons'tan oluşan Breitling Sörf ekibi, yeni Superocean koleksiyonunun arkasındaki yüzler olarak geri döndü. Bu saat seçkisi arasında özel üretim Superocean Automatic 42 Kelly Slater modeli de var. Sörf şampiyonuyla beraber tasarlanan ve 1000 adetle sınırlı olan saat, göz kamaştırıcı turuncu bir kadrana ve askeri yeşil kauçuk kayışa sahip. Renk şeması, Slater'ın babasının sörf yaparken kullandığı bir saatten esinlenilerek oluşturulmuş. Slater, bu iş birliği hakkında, \"Geçtiğimiz birkaç yıldır Breitling ile birlikte saatler yaratıyoruz ama bu model özellikle, çok kişisel. Babamın sörf yaparken sürekli kullandığı turuncu kadranlı bir saatten ilham alıyor. Yeşil ve turuncu birlikteliği sörf tahtalarımın airbrushları için sevdiğim bir renk düzeniydi. Bu kombinasyonu hep kullandım.\" Yeni Superocean'da herkes için bir şey var. Koleksiyonerler Slow Motion'ın güçlü etkisini hissedecek, su sporları meraklıları teknik özelliklerini takdir edecek ve tarz sahibi kullanıcılar gündüzden geceye, plajdan toplantı odasına her yerde kullanmanın keyfini çıkaracak. Yeni Superocean, yeni dalgalar yaratırken mirasının nostaljisini mükemmel bir şekilde dengeliyor. 91884 yılında kurulan Breitling, önde gelen İsviçreli bir saat üreticisi. Yenilikçi firma, modern kronografı icat etti ve yön bulma amaçlı kullanılan saat-gereçlere öncülük etti. Günümüzde rahat, kapsayıcı ve sürdürülebilir lüks sunan bir marka olarak, dünyanın dört bir yanında endüstriyel loft stilini benimsediği 150'den fazla mağazasıyla çığır açmayı sürdürüyor. Breitling koleksiyonları hava, kara ve deniz temaları etrafında şekilleniyor ve tüm modeller markanın şaşmaz modern retro stilini yansıtıyor. Her bir saat mekanizmasının olağanüstü kalitesi, COSC sertifikalı bir kronometre olarak rüştünü ispatlıyor. Marka halen, kendi mekanizmalarını üreten bir avuç bağımsız saat üreticisi arasında yer alıyor. Klasik saat üreticiliğini en yeni inovasyonlarla birleştiren Breitling, hem köklü geçmişe sahip hem de çağının ötesinde bir firma."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/09/06/seiko-prospex-aurora-limited-edition-gokyuzunu-aydinlatiyor", "text": "Seiko, en yeni dalış saatinin renkli gradyan kadranı ile Kuzey Işıklarına yön veriyor. Prospex 1970 Mechanical Diver'ın yeniden modern şekilde yorumlanan ve sınırlı sayıda üretilen koleksiyonu SLA063, kutup göklerinde görülen Aurora Borealis ışıklarını temsil etmek için \"hassas dokulu bir kadran ve ince renk geçişi\" kullanıyor. Saatin kendisi,1974'ten 1976'ya kadar Grönland'dan Alaska'ya tek başına 12.500 km'lik bir alanı köpek kızaklarının yardımıyla seyahat eden ve beş kıtadaki en yüksek dağların zirvesine çıkan ilk kişi olan Japon maceracı Naomi Uemura'nın giydiği modelin modern bir yeniden işlenmesi... Saat 200 metreye kadar suya dayanıklı ve 1970'lerde çıkan orijinalindeki gibi 'tren yolu' desenine sahip bir silikon kayışa sahip."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/09/30/yeni-renkleriyle-tambour-street-diver", "text": "Louis Vuitton, saat üretiminin 20. yılını kutlarken, zahmetsiz zarafete sahip bir dalgıç saati olan Tambour Street Diver, sezonun moda olan iki yeni rengine bürünüyor. Louis Vuitton saatçiliğinin bir klasiği olan parlak ve canlı turuncu tonu, karanlıkta olduğu kadar su altında da kolay okunabilirlik sağlarken, toprak tonuna yakın zeytin yeşili rengi macera arzusunu uyandırıyor. Geçtiğimiz yıl, Grand Prix d'Horlogerie de Geneve'de Dalgıç Saati Ödülü'ne layık görülmeden önce ikonikleşen bu model, kimliğini hızlı bir şekilde yansıtmayı başardı. Davulun ters çevrilmiş formunu anımsatan şekli, kalite arayan mekanik saat tutkunlarına güvenilir bir tasarım ve kendinden emin bir hacim sunuyor. Çelik bir kasa içine oyulmuş, otomatik olarak ayarlanan bir kalibre ve ışık saçan göstergeler içeren saatin vidalı tepesi, 100 m derinliğe kadar suya dayanıklılık göstererek şehir kaçamaklarından dalış maceralarına rahat bir geçiş sağlıyor. Louis Vuitton imzalı kauçuk kayışı ise değiştirilebilir özelliğiyle en yoğun yaşam tarzlarının bile üstesinden gelmeye her an hazır. İki yeni renk tonuyla yeni bir ikon haline gelen Tambour Street Diver, saat üretimindeki faaliyetlerinin hakimiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Maison'un değerlerine sadık kalan bu yüksek hassasiyetli saat, Louis Vuitton'a damgasını vuran rafine kusursuz zanaatkarlığı yaratıcı bir özgürlükle birleştiriyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/11/11/saat-tutkunlari-iwc-schaffhausen-icin-bulustu", "text": "Dünyanın önde gelen lüks saat ve aksesuar markalarını tek bir çatı altında toplayarak seçkin müşterileriyle buluşturan Greenwich Saat, İsviçre'nin işçiliğini, modern mühendislik teknolojisiyle birleştiren saat üreticilerinden IWC Schaffhausen'in tasarladığı eşsiz komplikasyonlarını saat tutkunlara özel gösterim ile sundu. Saat sektöründe 154 yıldır süren hikayesini, 2000'lerin başından bugüne çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma taahhüdünde bulunarak sürdüren öncü marka IWC Schaffhausen'in, geçmişin birikimi ve geleceğin teknolojisiyle tasarlanan ve en kıymetli parçalarından oluşan eşsiz komplikasyon saatleri \"IWC Haute Horlogerie\", tüm detayların özenle düşünüldüğü özel bir lansmanla saat tutkunlarıyla buluştu. Greenwich Saat, Zorlu Center Mağazası'nda, gerçekleşen lansmana Sitare Kalyoncuoğlu, Mehmet Hanif, Zeynep Üstünel, Begüm Karamahmutoğlu, Melis-Burak Hatipoğlu, Banu-Hakan Mermerci, Filiz Ağaoğlu, Zeki Zorlu, Aylin Yılmaz, Alican Mermercioğlu, Lara Saraçoğlu, Nergis Pekuysal, Sedef-Mehmet Ali Karamehmet, Cansen Kut, Neylan Vardar, Zeynep Yılmaz, Sabri Kılıçoğlu, Yasemin Unat, Turgut Ebrem, Begüm-Serkan Tacir, Emir Kosif, Emre Ergani gibi cemiyet hayatının önemli isimleri ve sektör temsilcileri katıldı. IWC Schaffhausen markasının o güne özel eşsiz tasarımları olan saatlerini keşfettikleri lansmanda konuklar, mağaza içerisinde bulunan \"Le Baron Restaurant\"ın güne özel menüsü eşliğinde ağırlandı. Zamana değer veren bir anlayıştan ilham alarak bir asrı geride bırakan önemli koleksiyonların mimarı IWC Schaffhausen markasının, devrim niteliğinde yeniliklerle donattığı modern eserleriyle anlam kazanan lansman programı, saat 17.00'de başlayarak, birbirinden güzel ve göz alıcı saat tanıtımlarıyla birlikte 20.00'de sona erdi. Greenwich Saat, bu programda yer alan özel modellerle davetlilerine, zamanın ötesinde bir deneyime tanıklık etmelerini sağladı. Sektöründe dünyanın en prestijli markalarından Greenwich Saat'in ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikle, zamana yeni bir bakış açısı kazandıran IWC Schaffhausen'in \"Haute Horlogerie\" komplikasyon modelleri sektöre adeta damga vurdu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/11/24/giorgio-armani-luks-saatcilik-dunyasina-giriyor", "text": "Yeni 'Giorgio Armani 11' koleksiyonu, üst düzey İsviçre saat markası Parmigiani Fleurier ile işbirliği içinde üretildi. Armani Group, erkekler ve kadınlar için yeni saat serisi Giorgio Armani Fine Watches oluşturmak üzere Parmigiani Fleurier ile ortaklık kurduğunu duyurdu. İş birliğinin ilk meyvesi, adını Milanlı tasarımcının merkezinin bulunduğu Via Borgonuovo'daki numaradan alan 'Giorgio Armani 11' koleksiyonu oldu. 200 parçalı sınırlı üretim model, kıvrımlı köşelere sahip, kare şekilli, ayırt edici bir kasadan oluşuyor. asit ibreler, çubuk saat imleri ve ay fazı komplikasyonu içeriyor. Kadranın kenarındaki dikiş motifi ve markanın giyim etiketini kopyalayan bir logo, Armani terziliğine saygı duruşunda bulunuyor. Yeni saat çelik, pembe altın veya sarı altın olarak mevcut ve kadran rengi seçenekleriyle sunulur: gri veya mavi kadranlı çelik, fildişi veya gri kadranlı pembe altın ve siyah kadranlı sarı altın. Deri kayış ise sade, klasik estetiği tamamlıyor. Armani, 2014'te on yıllığına uzatılan bir ortaklık olan Fossil Group ile uzun yıllardır saat üretse de, Armani'nin yüksek saatçilik dünyasını keşfedeceğine dair uzun süredir söylentiler var. Parmigiani ile dikkatlice düşünülmüş ortaklık, Armani için dönüm noktası niteliğinde bir anı temsil ediyor ve beklemeye değer zarif bir tasarım ortaya çıkardı. Diğer lüks moda markaları, üst düzey saat pazarı hızlı bir büyüme yaşarken, son yıllarda saat koleksiyonlarının üretimine ve tanıtımına büyük yatırımlar yaptı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/11/24/louis-vuitton-bagimsiz-saat-ureticilerini-odullendirecek", "text": "Louis Vuitton, Bağımsız Yaratıcılar için Louis Vuitton Saat Ödülü'nu duyurdu. Her şeye gücü yeten bir milyarder. Aile işini devralmak için hazırlanan bir grup varis. Hangisinin önde olduğuna kadar spekülasyonlar. Hepsi, dünyanın en zengin ikinci adamı ve Louis Vuitton Moet Hennessy lüks mallar grubunun başkanı olduğu 73 yaşındaki Bernard Arnault'u ve ailesini de tanımlayabilecek olan \"Succession dizisinin unsurları. Bay Arnault'un beş çocuğunun tümü, holdinginde pozisyonlara sahip. 47 yaşındaki Delphine Arnault, Louis Vuitton'da başkan yardımcısı ve LVMH yönetim kurulu üyesidir. 45 yaşındaki Antoine Arnault, Berluti'nin CEO'su, LVMH'nin imaj ve çevre başkanı ve şirketin yönetim kurulu üyesidir. 30 yaşındaki Alexandre Arnault Tiffany & Company'de ürün ve iletişimden sorumlu başkan yardımcısıdır. 27 yaşındaki Frederic Arnault, TAG Heuer'in CEO'su. En küçük kardeş, 24 yaşındaki Jean Arnault, 2021 yılında aile şirketine katıldı ve Louis Vuitton'un saat bölümünde pazarlama ve ürün geliştirme direktörü olarak görev aldı. Ailede Gen Z'nin tek üyesi olan Jean Arnault, Imperial College London'dan mezun oldu ve Imperial College ve MIT'den yüksek lisans derecelerine sahip. Geçen ay Jean Arnault, Louis Vuitton'da markanın saat direktörü olarak yeni bir göreve terfi etti. Ve şimdi Bağımsız Yaratıcılar için Louis Vuitton Saat Ödülü'nü açıklıyor. Louis Vuitton Saat Ödülü, cesur vizyonu ve bağımsız düşünceyi takdir etmesiyle saat ustaları için bir ödülden daha fazlasını temsil ediyor. Ana meydan okuyanları ve zamanın sınırlarına baş kaldıranları onurlandırıyor. Louis Vuitton Saat Direktörü ve bu oluşumun kurucusu olan Jean Arnault, \"Saatçilik hareketsiz bir endüstri değil; erişilemez değildir. Genç nesil saat tutkunları ihtiraslıdır ve piyasadaki yeni inovasyonları görmek ister. Bu nedenle bu girişimi La Fabrique du Temps Louis Vuitton'da yaratmak istiyoruz. Bu, saat üretiminde yeniliği teşvik eden, teknik inovasyon, geleneksel zanaat ve avangard açısından en iyi fikirleri ödüllendiren, hayırsever ve bağımsız bir girişimdir.\" sözleriyle amacını tutkuyla ifade ediyor. İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan La Fabrqiue du Temps Louis Vuitton tarafından düzenlenen ödül, saat ustasının inovasyon tutkusu ve süregelen mükemmellik arayışının doğasında bulunan değerler üzerine kurulu. Bu girişim aracılığıyla La Fabrique du Temps Louis Vuitton, bağımsız saatçilik endüstrisinin yaratıcı yeteneğini, zanaat bilgisini ve cesaretini kutlamayı, zanaatkarları ve girişimcileri desteklemeyi, teşvik etmeyi ve gelecek nesillere eşlik etmeyi amaçlıyor. La Fabrique du Temps Louis Vuitton, saat işçiliğine benzersiz yaklaşım şeklini koruyor ve bağımsız bir üretici gibi çalışmaya devam ediyor. Inovasyon, cüretkarlık ve zanatkarlık üzerine inşa edilen La Fabrique du Temps Louis Vuitton, olağanüstü saatleri baştan sona tek tek hayata geçiren uzman saat üreticilerinden oluşan bir ekip tarafından yönetiliyor. La Fabrique du Temps, Louis Vuitton Bağımsız Yaratıcılar için Saat Ödülü'nü işte bu tutkuyla yarattı. Ödül herhangi bir sınırlama koymadan; saatçiler, tasarımcılar, girişimciler, yeni mezunlar, dünyanın her yerinden yaratıcıları kapsıyor. Louis Vuitton, başvuruları değerlendirmek için saat üretiminde inovasyon ve yaratıcılık için aynı tutkuyu paylaşan endüstri uzmanlarından oluşan 50 kişilik bir komite oluşturdu. Komitede bu alanda uzmanlaşmış gazeteciler ve ustalar, zanaatkarlar, sanatçılar ve koleksiyonerler yer alıyor. Adaylar, Louis Vuitton Saat Ödülü'ne özel düzenlenen web sitesinden çevrimiçi olarak kayıt yapabilir ve yaratıcı projelerini 2023 itibariyle Mayıs 2023'ün sonuna kadar gönderebilirler. Eylül 2023'te, Louis Vuitton organizatörleri ile uluslararası ve bağımsız saat uzmanlarından oluşan bir heyet, yirmi yarı finalistten oluşan son eleme listesini yayınlayacak. Aralık 2023'te uzman komitenin seçeceği beş finalist için kriterler: Tasarım, Yaratıcılık, İnovasyon, İşçilik ve Teknik güçlük. Ayrıca final turunu gerçekleştirmek için kendi aralarında beş üyeden oluşan bir Jüri belirleyecekler. Ocak 2024'te, Louis Vuitton Bağımsız Yaratıcılar için Saat Ödülü'nün beş finalistinin tamamı Paris'teki Jüri tarafından değerlendirilecek. Kazanan, Louis Vuitton'un ev sahipliği yaptığı finalistlerin şerefine düzenlenen özel bir davette açıklanacak. Louis Vuitton Bağımsız Yaratıcılar için Saat Ödülü'nün kazananı, hibenin yanı sıra La Fabrique du Temps Louis Vuitton tarafından yaratıcı projelerinin ihtiyaçlarına göre uyarlanmış bir yıllık mentorluk ile ödüllendirilecek. Bu proje özelindeki bir ekip, yarışmanın kazananını, iletişim, telif hakları ve kurumsal hukukun yanı sıra pazarlama, endüstriyel strateji ve finansal marka yönetimi de dahil olmak üzere birçok yönden destekleyecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/11/24/omega-60-yil-bond-saatini-piyasaya-suruyor", "text": "Omega, James Bond'un 60. yılını kutlamak için yeni bir saat duyurdu. 007'nin 60. Yıldönümü kutlamaları, Royal Albert Hall konseri, Pinewood Studios'ta özel olarak inşa edilmiş 18.000 metrekarelik \"Sean Connery Sahnesi\"nin açılışı ve Christie's'de iki bölümden oluşan Aston Marin DB5'in bir replikasını, Q'nun The World Is Not Enough jet botunu ve Spectre Agent Primo'nun No Time To Die'dan biyonik göz küresini içeren yardım müzayedesi ile kutlandı. Müzayedeler ayrıca gerçek Seamaster Diver 300m 007 Edition da dahil olmak üzere Bond'un ticari markası Omega Seamaster saatlerinden birkaçını da içeriyordu. \"Tropikal kahverengi\" ayrıntılara sahip hafif titanyumdan yapılmış ve Daniel Craig tarafından geçen yılki No Time To Die'da Bond olarak çıktığı son rolünde takılan saat, İsviçreli saat ustalarının seriyle süregelen ortaklığının 25. yılına damgasını vurdu. Bu tek başına 226.800 sterlin getirdi. Omega, yıl dönümü saati Seamaster Diver 300M 60 Years Of James Bond Stainless Steel'i tanıttı. Yeni model tasarım ilhamını Craig'in No Time To Die saatinden alıyor ve onu 1995'te GoldenEye'de Pierce Brosnan tarafından giyilen mavi bir Seamaster 300M Quartz olan ilk Bond Omega'nın görünümüyle birleştiriyor. Çerçeve ve kadranın her ikisi de mavi eloksallı alüminyumdan yapıldı, kadran lazerle oyulmuş dalgalara sahip ve çerçevenin dalış ölçeği, geleneksel ters üçgen göstergesinin yerini \"60\" rakamı alacak şekilde yeniden tasarlandı. Saatin en dikkat çeken özelliği ise kasa arkasına saklandı. Bu, Bond silueti ve dönen bir silah namlusu tasarımı ile 007 açılış başlık sekansını kopyalar. Tek bir diskin lazerle oyulmasıyla elde edilen büyüleyici etki, kasa arkası diski saatin saniye ibresine bağlayarak elde edilir. Saniye ibresi, \"moire\" olarak bilinen bir stil olan animasyonu yönetir. Yani Omega'nın deyimiyle \"aksiyon asla durmaz\". Ian Fleming'in romanlarının Bond'u bir Rolex Explorer adamı olsa da, altmış yılı aşkın bir süredir yedi aktörün canlandırdığı ekran karakteri, eğlence tarihinin en sevilen ve karlı karakterlerinden biri, çeşitli markalar giydi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/12/16/bvlgari-x-phillips-octo-finissimo-saatin-ikonik-tasarimini-kutluyor", "text": "Bulgari ve Phillips in Association with Bacs & Russo, OCTO FINISSIMO saatin rafine, sade ve vintage estetiğini yansıtan 50 adetlik özel edisyonunu tanıttı. Cenevre, 30 Kasım 2022. İnovasyon. Yaratıcılık. Özgür ruh. Beklenmedik, kural tanımayan, şaşırtıcı, farklı, benzersiz duygular uyandıran tasarımlar yaratma tutkusu. Daima karşılıklı saygıya dayalı iş birlikleriyle heyecan veren ve zenginleştiren olasılıklar Bulgari ve Phillips in Association with Bacs & Russo, bu ortak değerlerle bir araya gelerek efsanevi OCTO FINISSIMO saatin orijinal ve farklı bir yorumuna hayat verdi. Lüks saatçilik uzmanlığının eseri olan Octo, teknik kategorilerde kırdığı rekorlar, ikonik şekli ve anında tanınan monokrom stiliyle 10 yıldır Haute Horlogerie dünyasına damga vurmaya devam ediyor. Saf ve çağdaş tasarımlı model, Bulgari saatlerin İtalyan tarzını ve İsviçre saatçilik uzmanlığını buluşturan ikili ruhunu mükemmel bir şekilde temsil ediyor. Geometrik tasarımla hem Bulgari'nin Romalı ruhuna ve mirasına hem de 20. yüzyılın büyük İtalyan mimar ve tasarımcılarına saygı duruşunda bulunulurken, merkezdeki eksenin çevresinde 'yansıtıcı' bir simetrinin hakim olduğu görsel bir denge yaratılıyor. Sekizgene işlenen dairelerle kontrast şekiller yaratılırken, mat kumlanmış titanyum yüzeyde benzersiz bir hacim hissi uyandırılıyor. Detaylara gösterilen özeni vurgulayan sadeliğin bir ifadesi olan minimalist formu yüceltmek amacıyla Octo koleksiyonunda genellikle kullanılan BVL 138 kalibrenin saat 7 konumundaki küçük saniye sayacı, bu modelde yer almıyor. Her biri kendi alanında saatçilik zanaatına dair çok kapsamlı ve derin bilgi birikimine sahip kişilerin yoğun ve ortak tutkuları bir araya gelerek bu benzersiz saate hayat verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/12/16/mickey-mousetan-muhtesem-bir-gol", "text": "Mickey Mouse bu yıl futbol dünyasına giriş yapıyor! Bu oyuncu ve afacan fare, çocuksu ruhunu kaybetmeyen saat koleksiyoncularının favorileri arasında yer alacak. Bulgari 2021'de sunduğu \"Smiling Mickey\" saatin başarısının ardından Mickey Mouse'u bir kez daha saatçilik dünyasında öne çıkarıyor. Kadranın merkezinde konumlandırılan ünlü fare ilk kez bir futbol topuyla becerilerini sergiliyor. Nadir bir üçlü komplikasyon içeren yeni tasarımın kalbinde 42 saatlik güç rezervli otomatik kurmalı Manufacture üretimi Calibre BVL300 mekanizma yer alıyor. Eğlenceli ve teknik Arena Bi-Retrograde Mickey Mouse, Gerald Genta'nın sıra dışı saatler tasarlama konusundaki köklü geleneğine saygı duruşunda bulunuyor. 1969 yılında kendi üretim tesisini kuran ünlü tasarımcı Gerald Genta, çağdaş saatin temellerini burada attı. Yaratıcılıkta sınır tanımayan, oyuncu bir ruha ve esprili bir yaklaşıma sahipti. Disney ile iş birliği yapan ilk tasarımcı olduğu zaman Mickey Mouse ve Donald Duck karakterlerini ince bir yaratıcılık ve sofistike teknikler içeren saatlere entegre etmişti. Gerald Genta markası günümüzde adını taşıdığı tasarımcının dehasını, koleksiyoncuların peşinden koştuğu nadir kreasyonlarda yaşatıyor ve ileriye taşıyor. Arena Bi-Retrograde Mickey Mouse saat de bu tasarımların en yeni versiyonu olarak sunuluyor. Öte yandan, futbol Mickey Mouse'un spor dünyasına ilk girişi değil çünkü geçmişte bir yarış pilotu olarak da saatlerde yer almıştı. Hatta golf oyuncusu olduğu bir Gerald Genta tasarımında golf sopası şeklindeki eli, retrograde dakika göstergesini oluşturmuştu. Zor beğenen koleksiyoncular, bu yeni sınırlı sayıdaki edisyonda yine iyi tanıdıkları bir estetik dili görecekler. Saatin merkezinde Mickey Mouse yer alıyor. Walt Disney'in 1928'de yarattığı küçük fare, her dönem güncelliğini koruyan modernliğiyle şaşırtmayı sürdürüyor. Bu zeki ve son derece esnek, gözlerinin içi gülen karakter inanılmaz bir çizim yeteneğinin ve olağanüstü bir dehanın ürünü olarak gülümsemesiyle kalpleri fethetmeye devam ediyor. Genellikle metal veya lake kadranda kullanılan Mickey Mouse, bu edisyonda tasarımıyla olağanüstü bir zanaatkarlığı ortaya koyan sedef bir kadranda yer alıyor. Bu organik malzemeye işlenen bir dizi mikro rölyef efekt ile benzersiz bir derinlik sunuluyor. Her kadran, renk desenini yaratmak için kullanılan 14 klişe ve tampon baskı tekniğiyle oluşturuldu. Daha sonra çok spesifik detaylara ışık, parlaklık ve hacim katmak için motifin bazı alanlarına şeffaf lake uygulandı. Mickey Mouse'a hayat vermek için toplamda 20'den fazla, her biri benzersiz el işçiliği içeren işlem gerekti. Kadranı süsleyen dakika imleri, kırmızı tonuyla hem Mickey Mouse'un şortunun rengini yakalıyor hem dokulu kauçuk kayışla uyum sağlıyor. Her zamanki gibi, Mickey Mouse'un hareketli kolu akrep işlevi görerek dakikaları sayıyor. Mickey Mouse, 30 dakika işaretine yakın konumda burnunun üzerinden uçan futbol topuna bakıyor. Gerald Genta'nın estetik imzası olan ikonik 41 mm çelik arena kasanın kavisini takip edecek akrobatik bir hareketle bir röveşata yapmayı hesaplıyor galiba... Sol ayağının üstünde sıçrayan saat penceresi bulunurken diğer ayağı yanındaki 180 retrograde tarihe işaret ediyor. Bulgari de 1996'da tanıttığı sıçrayan saat ve retrograde dakika işlevli ilk kalibreden 25 yıldan uzun süre sonra bu kez retrograde tarih işleviyle daha da zenginleştirilen Calibre BVL300 mekanizmayla saatçilik uzmanlığını bir kez daha kanıtlıyor. Meraklılarına çocukluk hayallerini biraz daha sürdürme şansı sunan Bulgari, Arena Bi-Retrograde Mickey Mouse'un 200 şanslı sahibine özel bir sunum kutusu da hediye ediyor. 1969 yılında kendi üretim tesisini kuran ünlü tasarımcı Gerald Genta, çağdaş saatin temellerini burada attı. Yaratıcılıkta sınır tanımayan, oyuncu bir ruha ve esprili bir yaklaşıma sahipti. Disney ile iş birliği yapan ilk tasarımcı olduğu zaman Mickey Mouse ve Donald Duck karakterlerini ince bir yaratıcılık ve sofistike teknikler içeren saatlere entegre etmişti. Gerald Genta markası günümüzde adını taşıdığı tasarımcının dehasını, koleksiyoncuların peşinden koştuğu nadir kreasyonlarda yaşatıyor ve ileriye taşıyor. Arena Bi-Retrograde Mickey Mouse saat de bu tasarımların en yeni versiyonu olarak sunuluyor. Öte yandan, futbol Mickey Mouse'un spor dünyasına ilk girişi değil çünkü geçmişte bir yarış pilotu olarak da saatlerde yer almıştı. Hatta golf oyuncusu olduğu bir Gerald Genta tasarımında golf sopası şeklindeki eli, retrograde dakika göstergesini oluşturmuştu. Zor beğenen koleksiyoncular, bu yeni sınırlı sayıdaki edisyonda yine iyi tanıdıkları bir estetik dili görecekler. Saatin merkezinde Mickey Mouse yer alıyor. Walt Disney'in 1928'de yarattığı küçük fare, her dönem güncelliğini koruyan modernliğiyle şaşırtmayı sürdürüyor. Bu zeki ve son derece esnek, gözlerinin içi gülen karakter inanılmaz bir çizim yeteneğinin ve olağanüstü bir dehanın ürünü olarak gülümsemesiyle kalpleri fethetmeye devam ediyor. Genellikle metal veya lake kadranda kullanılan Mickey Mouse, bu edisyonda tasarımıyla olağanüstü bir zanaatkarlığı ortaya koyan sedef bir kadranda yer alıyor. Bu organik malzemeye işlenen bir dizi mikro rölyef efekt ile benzersiz bir derinlik sunuluyor. Her kadran, renk desenini yaratmak için kullanılan 14 klişe ve tampon baskı tekniğiyle oluşturuldu. Daha sonra çok spesifik detaylara ışık, parlaklık ve hacim katmak için motifin bazı alanlarına şeffaf lake uygulandı. Mickey Mouse'a hayat vermek için toplamda 20'den fazla, her biri benzersiz el işçiliği içeren işlem gerekti. Kadranı süsleyen dakika imleri, kırmızı tonuyla hem Mickey Mouse'un şortunun rengini yakalıyor hem dokulu kauçuk kayışla uyum sağlıyor. Her zamanki gibi, Mickey Mouse'un hareketli kolu akrep işlevi görerek dakikaları sayıyor. Mickey Mouse, 30 dakika işaretine yakın konumda burnunun üzerinden uçan futbol topuna bakıyor. Gerald Genta'nın estetik imzası olan ikonik 41 mm çelik arena kasanın kavisini takip edecek akrobatik bir hareketle bir röveşata yapmayı hesaplıyor galiba... Sol ayağının üstünde sıçrayan saat penceresi bulunurken diğer ayağı yanındaki 180 retrograde tarihe işaret ediyor. Bulgari de 1996'da tanıttığı sıçrayan saat ve retrograde dakika işlevli ilk kalibreden 25 yıldan uzun süre sonra bu kez retrograde tarih işleviyle daha da zenginleştirilen Calibre BVL300 mekanizmayla saatçilik uzmanlığını bir kez daha kanıtlıyor. Meraklılarına çocukluk hayallerini biraz daha sürdürme şansı sunan Bulgari, Arena Bi-Retrograde Mickey Mouse'un 200 şanslı sahibine özel bir sunum kutusu da hediye ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2022/12/16/saatchi-galerisinde-bvlgari-x-refik-anadol-ruzgari", "text": "Bulgari, Londra'nın ikonik Saatchi Galerisi'nde yıldız konuklarla dolu bir partiyle Refik Anadol'un sürükleyici yapay zeka kurgusu ile Serpenti Metamorfozu'nun ikinci bölümünün açılışını yaptı. Londra, 24 Kasım 2022 Perşembe- Bulgari, Refik Anadol iş birliğinden doğan sürükleyici Serpenti Metamorfoz sergisinin açılışını Saatchi Gallery'de uluslararası basın, ünlüler ve markanın dostlarının katıldığı özel bir açılış partisiyle kutladı. Bulgari'nin efsanevi yılan ikonunu kutlamak için Romalı mücevher evi ve ödüllü medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol ile gerçekleştirilen yenilikçi yapay zeka veri heykelinin, geçen yıl Milano'daki Piazza Duomo'da çığır açan enstalasyonun ikinci bölümü sanatseverlerle buluştu. Bu özel etkinlik, 75. yıl dönümünde efsanevi Bulgari Serpenti 2023 için planlanan uzun kutlamalar serisini başlattı. Geceye katılan Lashana Lynch, Becky Hill, Jessica Kate Plummer, Sabrina Elba, Suki Waterhouse, James ve Alizee Middleton, Fabien Frankel ve Tom Hiddleston gibi çok sayıda özel davetli ve ünlüyü, Bulgari'nin Satış ve Perakende Sorumlu Başkan Yardımcısı Lelio Gavazza, Bulgari'nin Birleşik Krallık Genel Müdürü Joyce Weng, Bulgari'nin Mücevher Kreatif Direktörü Lucia Silvestri ve Bulgari'nin Global Pazarlama ve İletişim Başkan Yardımcısı Laura Burdese karşıladı. Serpenti Metamorfoz Yapay Zeka veri sergisinin ön izlemesinin ardından gece, house ve tekno müzikleriyle uğultulu bir atmosfer yaratan ve sahne adı Mangata Projekt olan ünlü DJ ikilisi Tasos Filippou ve Thanos Makris'in performansıyla devam etti. Ödüllü Amerikalı şarkıcı Eve'in muhteşem performansı ve ikonik şarkıları eşliğinde davetliler keyifli bir akşam geçirdi. 25 Kasım'da kapılarını açan Serpenti Metamorphosis sergisi, ziyaretçilerini benzersiz ve sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Sanat ve teknolojinin yenilikçi kombinasyonu ve yapay zekanın ürettiği bu multimedya sanat eseri, 200 milyon doğa görüntüsü ile eğitilen algoritmalardan oluşuyor. Doğayı verilere, verileri soyut şairane görüntülere dönüştüren Anadol, form değişimi olarak bilinen metamorfoz kavramının heyecan verici ve duyusal bir yorumunu yaratıyor. Anadol'un yarattığı büyüleyici sanat eserini deneyimleyen davetliler, gecenin devamında arşiv görüntüleri ve çizimlerle zenginleştirilen özel bir Serpenti mücevher ve saat sergisini ziyaret etti. Yapay zekanın geliştirdiği bir kokunun sergi alanına yayılması sağlandı. \"Rainforest Serpenti\" olarak adlandırılan bu özel koku alma deneyimi, Bulgari ve Refik Anadol'un parfüm tasarımcısı Firmenich, parfüm üstadı Sophie Labbe ve Integra Fragrances ile iş birliğinin bir sonucudur. 25 Kasım- 23 Aralık tarihleri arasında Londra'daki Saatchi Gallery'nin 3. galerisinde ziyaret edilebilecek olan sergiye ücretsiz giriş için bulgari.com sitesinden rezervasyon yapılabiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2023/06/14/akilli-saat-markasi-zeblaze-turkiyede", "text": "Şık tasarımı, uzun pil ömrü ve dayanıklılığıyla fark yaratan ZeBlaze, Biz teknolojiye odaklanıyoruz, siz sağlıklı yaşam tarzlarına odaklanın mottosuyla Türkiye pazarına iddialı bir giriş yapıyor. Tüm dünyada teknoloji severler tarafından büyük ilgi gören teknoloji ve tasarım harikası akıllı saat markası ZeBlaze, şimdi Türkiye'de. Şık tasarımı, uzun pil ömrü ve dayanıklılığıyla fark yaratan ZeBlaze, \"Biz teknolojiye odaklanıyoruz, siz sağlıklı yaşam tarzlarına odaklanın\" mottosuyla Türkiye pazarına iddialı bir giriş yapıyor. Yüksek çözünürlüklü ZeBlaze'in ulaşılabilir lüks dünyasını hemen keşfedin. Giyilebilir teknoloji alanında fark yaratan akıllı tasarımlarıyla tüm dünyada büyük ilgi gören ZeBlaze, şimdi Türkiye'de teknoloji tutkunlarıyla buluşuyor. Akıllı saat teknolojisine odaklanan ZeBlaze, aktif ve dinamik ürünleriyle rakipleri arasında fark yaratıyor. Farklı modelleriyle Türkiye pazarına güçlü bir giriş yapan ZeBlaze, \"Biz teknolojiye odaklanıyoruz, siz sağlıklı yaşam tarzlarına odaklanın\" mottosuyla öne çıkıyor. ZeBlaze'in ürün gamında sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmek isteyenler için ilham verici tasarımlar var. Bu tasarımlar yalnızca hayatınızı kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha aktif bir yaşama adapte olmanızı sağlıyor. Sağlık ve zindeliğe odaklanmış yaratıcı bir ekip tarafından tasarlanan teknoloji harikası akıllı saatler, kusursuz yazılım ve donanım özellikleriyle mükemmel bir performans oluşturuyor. ZeBlaze saatleri, şıklığın yanında yüksek çözünürlüklü ekran, uzun pil ömrü ve dayanıklılığıyla kullanıcılara konforlu bir deneyim sunuyor. Altmıştan fazla kişiselleştirilebilir ekran seçeneği ile ister günlük koşuşturmalarınızda ister şık davetlerde kolunuzdan çıkarmak istemeyeceğiniz yeni akıllı saatiniz her ihtiyacınıza uygun son teknolojisi ve harika tasarımlarıyla yalnızca bir tık uzağınızda. Spor süreçlerine mükemmel uyumlu sistemiyle ZeBlaze saatleri, dayanıklı ve su geçirmez yapısıyla dalış gibi su altı faaliyetleri, doğa yürüyüşleri ve diğer ekstrem sporlar sırasında kullanım kolaylığı sağlıyor. Yalnızca ekstrem sporlar değil elliden fazla spor modu ile dans derslerinizde veya balık tutarken de ZeBlaze yanınızda. Sağlık takibi başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm verileri en pratik şekilde sunan saatler, mümkün olan en doğru değerleri vererek benzerlerinden ayrılıyor. ZeBlaze'in inovatif ve fonksiyonel ürünleri, parlak ekranıyla güneş altında da etkin şekilde kullanılabiliyor ve tüm ayrıntıları takip edebilmenize olanak tanıyor. Özel mühendislik çalışmalarıyla ekstra dayanıklı hale getirilen ZeBlaze saatleri, benzersiz tasarımlarıyla cezbedici unsurlara sahip. Kusursuz ve işlevsel yapısıyla kullanıcılarını asla yarı yolda bırakmayan ve zamanı en mükemmel şekilde kontrol etmenize yardımcı olan saatler, hafif formu sayesinde de ultra konfor sağlıyor. Kişiselleştirilebilir özellikleriyle ayrıcalıklı bir kullanım sunan ZeBlaze akıllı saatleri erişilebilir lüks seçenekleriyle her bütçeye hitap ediyor. - Yüksek çözünürlüklü ekran - Arama yapma&cevaplama - 24 saat sağlık yönetimi - 70'ten fazla dahili spor modu - 240'tan fazla saat yüzü - 15 güne kadar pil ömrü - Yüksek çözünürlüklü ekran - Arama yapma&cevaplama - 24 saat sağlık yönetimi - 100'den fazla kişiselleştirilmiş egzersiz modu - 200'den fazla kişiselleştirilmiş saat yüzü - 14 güne kadar pil ömrü - Ultra HD AMOLED ekran - 24 saat sağlık yönetimi - 30 gün pil ömrü - 3 ATM su geçirmezlik - 5 ATM su geçirmezlik - Doğru dahili GPS - Ultra geniş ekran - Kolay sağlık yönetimi - 200'den fazla kişiselleştirilmiş saat yüzü - 30 gün pil ömrü - AMOLED ekran - 25 güne kadar pil ömrü - Arama yapma&cevaplama - 100'den fazla yerleşik egzersiz modu - 100'den fazla kişiselleştirilmiş saat yüzü - Ultra HD AMOLED ekran - Arama yapma&cevaplama - Sağlık ve fitness takibi - 180'den fazla kişiselleştirilmiş saat yüzü - 14 güne kadar pil ömrü"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2023/06/29/omega-seamasterin-75-yil-donumune-ozel-summer-blue-koleksiyonu", "text": "Omega'nın efsanevi Seamaster serisinin 75. yıl dönümü ve yeni \"Summer Blue\" koleksiyonu Mikanos'ta gerçekleşen davette tanıtıldı. OMEGA, Seamaster'ın 75.yıl dönümünü ve 11 saatten oluşan yeni Seamaster koleksiyonunun tanıtımını düzenlediği davetle gerçekleştirdi. George Clooney, Naomie Harris, Victor Vescovo, Blair Tuke ve Peter Burling'in aralarında bulunduğu spor ve sanat dünyasından etkileyici bir davetli listesinin katıldığı OMEGA'nın Seamaster daveti için sonsuz mavilikteki denize ev sahipliği yapan Mikonos tercih edildi. Okyanuslara selam gönderen serinin 'Yaz Mavisi' temasını yansıtan davette, Seamaster'ın efsanevi hikayesinden yeni serinin lansmanına kadar bir çok konu paylaşıldı. Yedisi ikonik olmak üzere toplam 11 modelden oluşan ve her modelin su geçirmezliğini yansıtmak için az ya da çok derecelerde kullanılan mavi rengini sunan saatler; güvertede yaşam için mükemmel olan Seamaster Aqua Terra 150M'den karanlık uçurumlar için donatılmış Seamaster Planet Ocean Ultra Deep 6.000M'ye kadar uzanıyor. Mikonos'ta gerçekleşen ve marka elçileri Blair Tuke ve Emirates Team New Zealand'dan Peter Burling'in katıldığı davette; OMEGA'nın etkileyici konuk listesi oyuncu, yapımcı, senarist ve yönetmen George Clooney, ödüllü aktris ve Bond yıldızı Naomie Harris, aktör Jesse Williams, aktör Diego Boneta, aktör Paul Wesley, içerik yaratıcısı ve girişimci Jacob Rott, TV sunucusu, yapımcı, yazar ve şarap uzmanı Antoni Porowski, Platin kayıt sanatçısı Ninho ve rekor kıran kaşif Victor Vescovo gibi isimlerden oluşuyordu. OMEGA'nın Mikonos'taki Seamaster kutlaması, okyanus merkezli bir etkinliğe uygun olarak sahilde mum ışığında bir akşam yemeği ile sona erdi. George Clooney, Naomie Harris, Victor Vescovo, Blair Tuke ve Peter Burling'in aralarında bulunduğu spor ve sanat dünyasından etkileyici bir davetli listesinin katıldığı OMEGA'nın Seamaster daveti için sonsuz mavilikteki denize ev sahipliği yapan Mikonos tercih edildi. Okyanuslara selam gönderen serinin 'Yaz Mavisi' temasını yansıtan davette, Seamaster'ın efsanevi hikayesinden yeni serinin lansmanına kadar bir çok konu paylaşıldı. Yedisi ikonik olmak üzere toplam 11 modelden oluşan ve her modelin su geçirmezliğini yansıtmak için az ya da çok derecelerde kullanılan mavi rengini sunan saatler; güvertede yaşam için mükemmel olan Seamaster Aqua Terra 150M'den karanlık uçurumlar için donatılmış Seamaster Planet Ocean Ultra Deep 6.000M'ye kadar uzanıyor. Mikonos'ta gerçekleşen ve marka elçileri Blair Tuke ve Emirates Team New Zealand'dan Peter Burling'in katıldığı davette; OMEGA'nın etkileyici konuk listesi oyuncu, yapımcı, senarist ve yönetmen George Clooney, ödüllü aktris ve Bond yıldızı Naomie Harris, aktör Jesse Williams, aktör Diego Boneta, aktör Paul Wesley, içerik yaratıcısı ve girişimci Jacob Rott, TV sunucusu, yapımcı, yazar ve şarap uzmanı Antoni Porowski, Platin kayıt sanatçısı Ninho ve rekor kıran kaşif Victor Vescovo gibi isimlerden oluşuyordu. OMEGA'nın Mikonos'taki Seamaster kutlaması, okyanus merkezli bir etkinliğe uygun olarak sahilde mum ışığında bir akşam yemeği ile sona erdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/saat/2023/11/16/siradisi-ve-sik-michael-kors-lennox", "text": "Michael Kors, bu sezonda Lennox saati yeniden yorumluyor. Michael Kors tasarımı takı ve saatler, zamansız tavrı lüks ile birleştiriyor. Michael Kors kadın saatleri göz alıcı modern dokunuşlarla harmanlanan klasik siluetlere sahipken; erkek saatleri performans, lüks ve stili bir araya getiren tasarımlarla maksimum işlevsellik sağlıyor. Bu sezon Michael Kors, Lennox'u yeniden yorumluyor. Lennox erkek saati üç boyutlu dokulu kadranı ve renk vurgularıyla öne çıkarken kronograf oluşuyla sıradanlıktan uzaklaşıyor. Michael Kors saatleri, yeni malzemeler, desenler ve mücevher tonlarından ilham alarak klasik ve göz alıcı saatlerin dengeli bir kombinasyonunu sunuyor. Tüm Michael Kors takı ve saat modellerine Saat & Saat mağazalarından ve saatvesaat.com.tr'den ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2021/03/24/bitci-teknoloji-ile-formula-1-takimi-mclaren-arasinda-is-birligi-anlasmasi-imzalandi", "text": "Bitci Teknoloji ile Formula 1 takımı McLaren arasında iş birliği anlaşması yapıldı. Bitci Teknolojiden yapılan açıklamaya göre, iş birliği kapsamında McLaren Formula 1 Takımı için özel bir token projesi hayata geçirilecek. Türk mühendisleri tarafından geliştirilen yerli blockchainin ilk kez Formula 1 organizasyonunda kullanılacağı iş birliği, 3+2 yıllık olarak imzalandı. Anlaşma kapsamında Bitci Teknoloji şirketlerinden Bitci.com'un logosu, McLaren Formula 1 Takımı araçlarında ve pilotların kasklarında yer alacak. Böylece ilk kez bir Türk şirketi bu alanda Formula 1 organizasyonunda yer almış olacak. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bitci Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Çağdaş Çağlar, söz konusu anlaşmadan büyük gurur ve mutluluk duyduklarını belirterek, \"Formula 1 dünyada en çok takip edilen spor organizasyonlarının başında geliyor. Bu organizasyonun en köklü takımlarından olan, bugüne kadar yakaladığı başarılarla tüm dünyada Formula 1'in efsanelerinden biri olarak kabul edilen McLaren'in, bu proje için bir Türk blockchain şirketini seçmiş olması Türk girişimcilerinin, mühendislerinin, yazılımcılarının dünyada nereye ulaştığını göstermesi açısından çok önemli.\" değerlendirmesinde bulundu. Blockchainin kullanım alanlarının her geçen gün genişlediğini, ilerleyen dönemde bu teknolojinin spor kulüpleri başta olmak üzere tüm kurumlar için çok daha geniş ufuklar açacağını aktaran Çağlar, \"Formula 1, dünyada Ar-Ge'nin ve inovasyonun şüphesiz en çok kullanıldığı spor organizasyonu. Yeni teknolojilerin bu kadar ön planda olduğu bir organizasyonda, Bitci.com olarak biz de çok güvendiğimiz teknolojik altyapımızla var olacak; iş ortağımız McLaren'in çok daha büyük başarılara ulaşmasına katkıda bulunacağız.\" ifadelerini kullandı. McLaren Ticari Direktörü Mark Waller ise \"İmzaladığımız anlaşmayla birlikte, Bitci.com'u McLaren F1 takımımızın resmi ortağı olarak duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Bitci.com ile sürdüreceğimiz uzun süreli ortaklık ve taraftar token projemiz, Formula 1'de türünün ilk örneği olacak. Bahreyn'de başlayacak olan 2021 Formula 1 sezonunun açılışında, MCL35M'de Bitci.com ile ortaklığımızı hayata geçirmeyi dört gözle bekliyoruz.\" şeklinde görüş belirtti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/01/07/sirp-tenisci-djokovicin-avustralyaya-giris-vizesi-iptal-edildi", "text": "Kovid-19 aşılarını yaptırmayarak sağlık muafiyeti belgesiyle Avustralya Açık'a katılmak için Melbourne Havalimanı'na geldikten sonra ülkeye giriş vizesi iptal edilen tek erkeklerin dünya 1 numarası Djokovic, mültecilerin tutulduğu otele gönderildi. Erkekler dünya sıralamasının 1 numarası Sırp tenisçi Novak Djokovic'in, sezonun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık'a katılmak için gittiği Avustralya'nın Melbourne Havaalanı'nda ülkeye giriş şartlarını yerine getiremediği için vizesinin iptal edildiği açıklandı. Avustralya Sınır Güvenliği tarafından yapılan açıklamada, Djokovic'in \"Avustralya'ya giriş şartlarını yerine getirmek için uygun kanıt sağlamadığı\" ve bu nedenle vizesinin iptal edildiği duyuruldu. ABF'nin açıklamasında, \"Girişte geçerli bir vizeye sahip olmayan veya vizeleri iptal edilen vatandaş olmayanlar gözaltına alınacak ve Avustralya'dan çıkarılacak.\" denildi. Ünlü raketin \"Avustralya'ya giriş şartlarını yerine getirmek için uygun kanıt sağlamadığı\" ve bu nedenle vizesinin iptal edildiğini açıklayan ABF, iptalin ardından Djokovic'i Melbourne kentinin Carlton semtindeki mültecilerin tutulduğu otele nakletti. Otelde, avukatlarının başvurduğu mahkemeden gelecek sonucu bekleyen Djokovic'i, Sırp bayraklarıyla desteklemeye gelen yaklaşık 10 kişilik grup, otel dışında söyledikleri Sırpça şarkılar eşliğinde dans ederek destek veriyor. Avustralya basınında yer alan haberlere göre Djokovic'in, vizesini iptal eden Avustralya Sınır Güvenliğinin kararına yaptığı itiraz, federal mahkeme tarafından görüşülecek. Djokovic'in Avustralya'da kalıp kalmayacağı 10 Ocak Pazartesi gününe kadar karara bağlanacak. Kariyerinde 9 Avustralya Açık şampiyonluğu yaşayan Djokovic, ülkeden ayrılmayı istemediği takdirde kararın sonucunu pazartesi gününe kadar Melbourne'de karantinaya alındığı otelde bekleyecek. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, \"Djokovic ile iletişim kurdum. Tüm Sırbistan'ın kendisiyle olduğunu ve hükümet olarak tüm adımları attığımızı söyledim. Sırbistan, Novak Djokovic ve adalet için gereken her şeyi yapacaktır.\" ifadelerini kullandı. Sırp basınına yansıyan haberlerde de Vucic'in Avustralya'nın Belgrad büyükelçisini makamına çağırdığı ve Djokovic'in rekabet edebilmesi için derhal serbest bırakılmasını istediği kaydedildi. Avustralya Açık'a katılamama riskiyle karşı karşıya kalan Djokovic, turnuva organizatörlerinden özel izin almasına karşın ülke sınırında sorun yaşamıştı. Melbourne Havalimanı'na gelen 34 yaşındaki tenisçi, tıbbi muafiyetlere izin vermeyen bir vizeyle ülkeye girmeye çalıştı. Bunun üzerine ABF, Victoria eyaletinin yönetimiyle iletişime geçerek Djokovic'in ekibinin vize başvurusunda hata yaptığını iletti. Kariyerinde 20 grand slam şampiyonluğu bulunan Djokovic, Victoria hükümetinin vizeyi kabul etmemesi sonrası sınır yetkililerince aşı muafiyetini destekleyen kanıtları sunması için sorgulandı. Djokovic'in muafiyet gerekçesi olarak gösterdiği \"son 6 ayda Kovid-19 geçirmek\", ülkeye girişte yeterli olmadığı için vizesi iptal edilmişti. Avustralya vatandaşı dışındakilerin ülkeye girebilmesi için Kovid-19 aşısının çift dozunu yaptırması veya sağlık sorunları nedeniyle Avustralya kurumlarının da kabul edeceği kurumlardan aşıdan muaf olduklarını gösteren belge sunmaları gerekiyor. Djokovic'in durumuyla ilgili Twitter'dan açıklama yapan Avustralya Başbakanı Scott Morrison, \"Hiç kimse kuralların üzerinde değildir. Güçlü sınır politikalarımız, Kovid-19'dan dünyadaki en düşük ölüm oranlarından birine sahip olan Avustralya için kritik öneme sahip, teyakkuzda olmaya devam ediyoruz.\" ifadesini kullanmıştı. Morrison, tıbbı muafiyet gerekçesini belgeleyemediği takdirde Djokovic'e farklı muamele yapılmayacağını ve ilk uçakla evine gönderileceğini söylemişti. Kovid-19 aşısı olup olmadığını açıklamadığı için 9 şampiyonluk kazandığı Avustralya Açık'a katılamama riskiyle karşı karşıya kalan Djokovic'in turnuva organizatörlerinden özel izin alması, Avustralya'da yoğun tepkilere neden olmuştu. Avustralya Açık Tenis Turnuvası, 17-30 Ocak'ta Melbourne'de düzenlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/02/23/novak-djokovic-asi-kisitlamalari-nedeniyle-indian-wellse-katilamayacak", "text": "Sırbistanlı tenisçi Novak Djokovic aşı kısıtlamaları nedeniyle Indian Wells'e katılamayacak. Tek erkeklerde dünya 1 numarası Sırbistanlı tenisçi Novak Djokovic, gelecek ay düzenlenecek Indian Wells Masters tenis turnuvasına, ABD'deki aşı kısıtlamalarında değişim yaşanmaması halinde katılamayacağını söyledi. Avustralya'dan sınır dışı edilmesinin ardından Dubai Tenis Şampiyonası'na katılarak uzun bir aranın ardından ilk kez korta çıkan Djokovic, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle getirilen aşı kısıtlamalarının, kariyerini zorladığından bahsetti. Basın toplantısı düzenleyen 34 yaşındaki tenisçi, 7-20 Mart tarihlerinde ABD'nin Kaliforniya eyaletinde düzenlenecek Indian Wells Masters'a katılmak istemesine rağmen vize alamadığını belirterek, \"Bugüne kadar birçok başvuruda bulunmama rağmen hala ABD'ye giremiyorum. Bu şekilde devam ederse orada oynayamayacağım. Ama neler olacağını göreceğiz. Belki gelecek haftalar içinde kısıtlamalara ilişkin bazı şeyler değişebilir.\" ifadelerini kullandı. Kısıtlamalar nedeniyle uzun bir ara tenisten uzak kaldığını hatırlatan Djokovic, \"Yaklaşık üç ay boyunca korta çıkamadım. Sezonu Dubai'de açmaktan daha iyi bir yer olamazdı. Yeniden maç deneyimi yaşayabilmek için en iyi tercih buydu ve taraftarın sevgi gösterilerinden büyük memnuniyet duyuyorum.\" değerlendirmesinde bulundu. Kariyerinde 20 grand slam şampiyonluğu bulunan Novak Djokovic, Kovid-19 aşısı olmayı reddetmesinin ardından ülkeden sınır dışı edilmesi nedeniyle geçen ay düzenlenen sezonun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık'a katılamamıştı. İspanyol Rafael Nadal, bu turnuvada elde ettiği şampiyonlukla Djokovic ve Roger Federer'i geride bırakarak 21 şampiyonlukla en çok grand slam kazanan erkek tenisçi unvanını elde etmişti. Djokovic, Dubai Tenis Şampiyonası'nın ilk turunda İtalyan Lorenzo Musetti'yi 6-3'lük setlerle 2-0 yenerek üst tura kalmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/06/21/dzalamidze-wimbledona-katilabilmek-icin-vatandasligini-degistirdi", "text": "Rus tenisçi Natela Dzalamidze, sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'a katılabilmek amacıyla Gürcistan vatandaşlığına geçti. İngiltere basınında yer alan haberlere göre, Moskova doğumlu 29 yaşındaki Dzalamidze, Belarus destekli Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş nedeniyle Belaruslu ve Rus tenisçilerin katılımına izin verilmeyen Wimbledon'da yer alabilmek için bu yönteme başvurdu. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Wimbledon yönetimi ise bu yöntemi engellemek için \"güçleri bulunmadığını\", Belarus ve Rus tenisçilerin başka bir ülke vatandaşlığına geçerek turnuvaya katılımının engellenemeyeceğini belirtti. Sezonun ikinci grand slam turnuvası Fransa Açık'a \"tarafsız sporcu\" unvanıyla katılan çift kadınlar dünya 43 numarası Natela Dzalamidze, Kadınlar Tenis Birliğinin aynı kategorideki organizasyonlarında dört kez şampiyonluk sevinci yaşamıştı. Wimbledon, 27 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/06/22/serena-williams-kortlara-galibiyetle-dondu", "text": "Sakatlığı nedeniyle bir yıldır maçlara çıkamayan dünyaca ünlü ABD'li tenisçi Serena Williams, kortlara galibiyetle döndü. İngiltere'de düzenlenen Uluslararası Eastbourne Turnuvası'na katılan Williams, çift kadınlar ilk tur mücadelesinde son dönemin formda tenisçilerinden dünya 3 numarası Tunuslu Ons Jabeur ile partner oldu. Rakipleri İspanyol Sara Sorribes Tormo ile Çek Marie Bouzkova'yı 2-6, 6-3 ve 13-11'lik setlerle 2-1 mağlup eden Williams-Jabeur çifti, adlarını üst tura yazdırdı. Kariyerinde 23 grand slam şampiyonluğu bulunan Serena Williams, maç sonu yaptığı açıklamada, \"Bu maçtan keyif aldım. Rakiplerimiz çok iyi oynadı. İlk setten sonra oyunda kalmaya çalıştık ve başardık.\" değerlendirmesinde bulundu. Geçen yıl çıktığı sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'da yaşadığı ciddi sakatlık nedeniyle bir yıl sonra kortlara dönen 40 yaşındaki Williams, bu sezon 27 Haziran'da başlayacak aynı turnuvaya özel davetiye ile katılacak. Williams-Jabeur çifti, Uluslararası Eastbourne'ün çeyrek finalinde ise Japon Shuko Aoyama ile Tayvanlı Hao-Ching Chan ikilisiyle karşılaşacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/06/27/tartismalarin-golgesinde-bir-tenis-klasigi-wimbledon", "text": "Erkekler dünya sıralamasının zirvesindeki Daniil Medvedev'in de aralarında bulunduğu Rus ve Belaruslu tenisçilerin katılımının yasaklandığı Wimbledon Grand Slam Turnuvası yarın başlayacak. Avustralya Açık, Fransa Açık ve ABD Açık ile tenis sezonunun en önemli dört turnuvasından biri olan Wimbledon, bu yıl 27 Haziran-10 Temmuz tarihlerinde organize edilecek. İngiltere'nin başkenti Londra'daki All England Lawn Tenis Kulübü, ilk kez 1877 yılında düzenlenen Wimbledon'ın maçlarına 135. kez ev sahipliği yapacak. İki haftalık programın ortasındaki pazar günü maç oynanmaması geleneği, merkez kortun 100. yıl dönümünün kutlanacağı 2022'de terk edilecek. Böylece maç oynanan gün sayısı 13'ten 14'e yükselecek. 1877'den bu yana her yıl temmuz ayında düzenlenen iki haftalık turnuvada, ortadaki pazar günü \"Middle Sunday\" olarak anılıyor ve o gün karşılaşma yapılmıyordu. Kural, yağmurun maç programını sıkıştırması yüzünden sadece 1991, 1997, 2004 ve 2016'da esnetilmişti. 2022 Wimbledon'ın toplam para ödülü, 40,35 milyon sterlinle organizasyon tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Toplam para ödülü, 2021'e kıyasla yüzde 11,1, yeni tip koronavirüs salgını öncesindeki 2019'a kıyasla ise yüzde 5,4 oranında yükseldi. Buna göre organizasyonun tekler şampiyonları 2 milyon sterlin para ödülü kazanacak. Tek kadınlar ve tek erkekler şampiyonlarına 2019'da 2,35 milyon, geçen yıl ise 1,7 milyon sterlin ödül verilmişti. Rusya'nın Ukrayna'ya Belarus destekli gerçekleştirdiği askeri müdahale nedeniyle iki ülkenin sporcularının, 2022'nin üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'a katılmasına izin verilmemesi, tartışmalara yol açtı. Profesyonel Tenisçiler Birliği ve Kadınlar Tenis Birliği dışında Rafael Nadal, Novak Djokovic, Andy Murray gibi isimler de kararı eleştirdi. Devamında ATP ve WTA, 2022 Wimbledon'da sporculara sıralama puanı verilmeyeceğini açıkladı. Erkekler dünya 1 numarası Daniil Medvedev ve kadınlar klasmanının 6. basamağındaki Aryna Sabalenka başta olmak üzere birçok seribaşı tenisçi bu yüzden turnuvada mücadele edemeyecek. Erkeklerde Andrey Rublev (dünya 8 numarası), Karen Khachanov (22), kadınlarda ise Daria Kasatkina (13), Victoria Azarenka (20), Veronika Kudermetova (22) ve Ekaterina Alexandrova (28) da karardan etkilenecek. Kariyerinde ilk kez sezonun ilk iki büyük turnuvasını kazanan Nadal, sol ayağındaki sakatlığa rağmen Wimbledon'da mücadele edecek. 36 yaşındaki Nadal, Wimbledon'da 2010'dan beri ilk, toplamda 3. kez zafere ulaşıp kendisine ait en fazla grand slam şampiyonluğu kazanan erkek tenisçi rekorunu 23'e çıkarmaya çalışacak. İspanyol raket, bu sezon 3'te 3 yapması halinde gözünü ABD Açık'a dikecek ve aynı yıl içinde 4 grand slam turnuvasını da kazanan 3. erkek tenisçi olmak için uğraşacak. Kuraya göre Nadal'ın (2 numaralı seribaşı) final yolundaki muhtemel rakipleri, 4. turda 2017 finalisti Marin Cilic (14), çeyrek finalde Felix Auger-Aliassime (6) veya Taylor Fritz (11), yarı finalde ise Stefanos Tsitsipas (4) ya da 2021 finalisti Matteo Berrettini olacak. Son 3 organizasyon da dahil Wimbledon'ı 6 kez kazanan Novak Djokovic'in (1) başı çektiği ana tablonun diğer yarısında ise Casper Ruud (3), Carlos Alcaraz (5), Hubert Hurkacz (7), Jannik Sinner (10) ve Denis Shapovalov (13) bulunuyor. Serena Williams, sol bacağından sakatlanarak sahayı terk etmek zorunda kaldığı 2021 Wimbledon'ın ilk turundan bu yana ilk tekler karşılaşmasına çıkmaya hazırlanıyor. 2017 Avustralya Açık zaferinden sonra oynadığı 4 grand slam finalini de kaybeden ABD'li tenisçinin, kadınlar dünya sıralamasında 1204. basamağa kadar gerilemesinin ardından göstereceği performans merakla bekleniyor. 40 yaşındaki Williams, Wimbledon'da 8. kez zafere ulaşırsa 24 şampiyonlukla \"tarihin en fazla grand slam turnuvası kazanan tenisçisi\" unvanının sahibi Margaret Court'u yakalayacak. Erkekler ve kadınlarda tarihin en fazla grand slam şampiyonluğu bulunan tenisçiler listesinin zirvesinde Court'u, Serena Williams (23), Steffi Graf (22) ve Nadal (22) izliyor. Geçen yılın şampiyonu Ashleigh Barty'nin tenisi bırakmasının ardından kadınlar dünya sıralamasında zirveye çıkan Iga Swiatek, bu sezon gösterdiği performansla bir numaralı şampiyonluk adayı. 21 yaşındaki Swiatek, yarı final oynadığı sezonun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık sonrası çıktığı 37 karşılaşmada tek yenilgi yaşadı. Son 35 maçını kazanan Swiatek, bu süreçte Roland Garros dahil 6 şampiyonluk elde etti. Turnuvaya özel davetle katılan Serena Williams, Swiatek (1 numaralı seribaşı) ile ana tablonun aynı yarısına düştü. İlk maçını dünya 113 numarası Harmony Tan ile oynayacak Williams'ın sonraki turlarda karşılaşabileceği rakipleri arasında Paula Badosa (4), 2021 finalisti Karolina Pliskova (6), Jessica Pegula (8), 2017 şampiyonu Garbine Muguruza (9), Coco Gauff (11), 2019 şampiyonu Simona Halep (16), 2011 ve 2014 şampiyonu Petra Kvitova (25) da yer alıyor. Ana tablonun diğer bölümünde ise Anett Kontaveit (2), Ons Jabeur (3), Maria Sakkari (5), Danielle Collins (7), Emma Raducanu (10), Jelena Ostapenko (12), Belinda Bencic (14), 2018 şampiyonu Angelique Kerber (15) dikkati çekiyor. Fransa Açık yarı finalinde sağ ayak bileğinden sakatlanan erkekler dünya 2 numarası Alexander Zverev ve sağ ayağında stres kırığı bulunan kadınlar klasmanının 16 numarası Leylah Fernandez, turnuvada yer almayacak. En eski tenis turnuvası özelliğini taşıyan Wimbledon, ilk defa 9 Temmuz 1877 tarihinde yalnızca erkeklerden oluşan Britanyalı 22 tenisçinin katılımıyla düzenlendi. 23 Temmuz 1868'de kroket oynanması için kurulan, 1877'de ise \"All England Lawn Tenis ve Kroket Kulübü\" adını alan tesislerdeki ilk turnuvayı, Spencer Gore kazandı. 1884 yılında tek kadınlar ve çift erkekler kategorileri de turnuvaya eklenirken, çift kadınlar ve karışık çiftler ise 1913 yılında organizasyona dahil edildi. Tenisin en prestijli organizasyonları arasında yer alan Wimbledon Turnuvası, kendine özgü kurallarıyla ayrı bir yere sahip. 1909'dan beri \"koyu yeşil\" ve \"mor\"un resmi renkler kabul edildiği turnuvada, yönetmelik gereği kortların arkasındaki fonun ''koyu yeşil'' olma zorunluluğu var. Yazılı olmasa da tenisçilerin \"beyaz giyinme zorunluluğu\", korta giriş ve çıkış protokolü gibi birtakım kurallar da bulunuyor. Kurallar, yalnızca 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'nda uygulanmadı. Wimbledon, çim kortta oynanan tek grand slam turnuvası olma özelliğini de taşıyor. Çim yüzeyde top, sert ve toprak korttan daha yüksek bir hıza kavuşuyor. Topların yerden fazla yükselmediği çim kort, hızlı servisleri ve güçlü vuruşları olan oyunculara avantaj sağlıyor. Maç sırasında yağmur yağması halinde merkez kort dışındaki sahaların üzeri brandayla kapanıyor ve karşılaşmalara yağmur molası veriliyor. 2009'dan beri açılır-kapanır çatıya sahip merkez korttan sonra 2019'da da 1 numaralı kort, kapanabilir tavan sistemine kavuştu. Not: Açık dönem (1968 yılında profesyonel tenisçilerin, amatör oyuncularla karşılaşmasına izin verilmesi) öncesinde kazanılan şampiyonluklar dahil."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/06/30/nadal-wimbledonda-adini-2-tura-yazdirdi", "text": "Sezonun üçüncü grand slam tenis turnuvası Wimbledon'da erkeklerin 2 numaralı seribaşı Rafael Nadal, Francisco Cerundolo'yu 3-1 yenerek 2. tura çıktı. İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen turnuvanın 2. gün maçlarına devam edildi. Erkeklerde 2008 ve 2010 şampiyonu Rafael Nadal (2 numaralı seribaşı), dünya 41 numarası Francisco Cerundolo ile oynadığı ilk tur mücadelesini 6-4, 6-3, 3-6 ve 6-4'lük setlerle 3-1 kazandı. Diego Schwartzman (12), Stefan Kozlov'u, Roberto Bautista (17) da Attila Balazs'ı 3-0 mağlup ederek 2. turun yolunu tuttu. Kadınlarda ise Fransa Açık'ta final oynayarak dikkatleri üzerine çeken Coco Gauff (11), dünya sıralamasının 54. basamağındaki Elena Gabriela Ruse karşısında zorlansa da 2-1'lik (2-6, 6-3, 7-5) skorla tur atladı. 2019 şampiyonu Simona Halep (16), Amanda Anisimova (20), 2011 ve 2014 şampiyonu Petra Kvitova (25) da rakiplerini eleyerek 2. tur biletini aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/06/30/serena-williams-wimbledona-yeniden-katilmayabilir", "text": "Wimbledon Tenis Turnuvası'na ilk turda veda eden ABD'li Serena Williams, bu turnuvaya tekrar katılım konusunda emin olmadığını söyledi. Uzun bir sakatlık sürecinin ardından bir yıl sonra ilk tekler karşılaşmasına sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'da çıkan ve birinci turda dünya 115 numarası Fransız Harmony Tan'a 2-1 yenilerek elenen 40 yaşındaki tenisçi, turnuvanın ardından kariyerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Böyle bir yenilgiyle kariyerini sonlandırmak gibi bir düşüncesi olmadığını vurgulayan Williams, \"Bu kortlarda, başarılarla dolu birçok anım oldu. Bu yenilgiyle sonlandırmayacağım. Beni tanırsınız. Sözüm sözdür. Ama Wimbledon'a tekrar çıkıp çıkmama konusunda emin değilim.\" dedi. Kariyerinde teklerde 23 grand slam şampiyonluğu bulunan Serena Williams, karşılaşmada elinden geleni yaptığının altını çizerek, \"Maç, yarın veya bir hafta önce oynansaydı, sonuç farklı olabilirdi. Ama bugün olan bu. Bir yerden sonra bu gerçekle baş etmeniz gerekiyor.\" ifadelerini kullandı. Ağustos ayında başlayacak sezonun son grand slam'i ABD Açık'a katılım sinyali veren Williams, \"Eve döndüğünüzde, özellikle kariyerinizin ilk grand slam'ini kazandığınız New York'a döndüğünüzde, bu her zaman çok özel bir durum olur. Evimde daha iyi maçlar çıkaracağıma ilişkin bir motivasyonum her zaman vardır.\" değerlendirmesinde bulundu. Kaybettiği karşılaşmada fiziksel performansından memnun olduğunu belirten Williams, kritik puanlarda zihinsel açıdan yaşadığı zorluklar nedeniyle sonucun bu yönde geliştiğini söyledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/01/19-akdeniz-oyunlarinda-klasik-yay-erkeklerde-mete-gazoz-ve-klasik-yay-karisik-takimi-finale-yukseldi", "text": "Klasik yay erkeklerde Mete Gazoz ve Klasik Yay Karışık Takımı finale yükseldi. Klasik yay kadınlarda da Ezgi Başaran, bronz madalya maçına çıkmaya hak kazandı. Cezayir'de düzenlenen 19. Akdeniz Oyunları'nda okçuluk branşında müsabakalar yapıldı. Oran kentinde gerçekleştirilen oyunlarda Mete Gazoz, klasik yay erkekler kategorisinde sırasıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sporcusu Konstantinos Loizou, Sırbistan'dan Mihajlo Stefanovic, Slovenya'dan Ziga Ravnikar ve İtalya'odan Nicolas Bernardi'yi yenerek finale yükseldi. Mete, finalde İtalyan Federico Musolesi ile karşılaşacak. Klasik yay kadınlarda ilk turu bay geçen Ezgi Başaran, ikinci turda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi sporcusu Christina Hadjierotocritou, çeyrek finalde İspanyol Elia Canales'i yenerek yarı finale yükseldi. Yarı finalde bir diğer İspanyol Leyre Fernandez Infante'yi yenilen Ezgi, bronz madalya maçına çıkmaya hak kazandı. Ezgi, bronz madalya maçında Fransız Anaelle Florent ile karşılaşacak. İlk turu bay geçen Klasik Yay Karışık Takımı, çeyrek finalde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yarı finalde de İspanya'yı yenerek finale yükseldi. Milliler, finalde İtalya ile karşılaşacak. Madalya mücadeleleri yarın yapılacak. Klasik yay erkeklerde Muhammed Yıldırmış ilk turda, Samet Ak ikinci turda, Yasemin Ecem Anagöz ve Gülnaz Büşranur Coşkun ise çeyrek finalde rakiplerine yenilerek turnuvaya veda etti. Yarın ayrıca Klasik Yay Kadın Takımı İtalya'ya karşı altın madalya, Klasik Yay Erkek Takımı da İtalya'ya karşı bronz madalya mücadelesi verecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/04/f1-buyuk-britanya-grand-prixsini-sainz-kazandi", "text": "Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 10. ayağı Büyük Britanya Grand Prix'sini Ferrari takımının İspanyol pilotu Carlos Sainz kazandı. İngiltere'nin Northamptonshire bölgesindeki 5,8 kilometrelik Silverstone Pisti'nde 52 tur üzerinden düzenlenen yarışa pole pozisyonundan başlayan Sainz, 2:17:50.311'lik derecesiyle bitiş çizgisini ilk sırada geçerken, kariyerinin ilk etap zaferine ulaştı. Liderin 3.779 saniye sonrasında yarışı tamamlayan Red Bull takımın Meksikalı pilotu Sergio Perez ikincilik, liderin 6.225 saniye arakasındaki Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton ise üçüncülük elde etti. Olaylı geçen etabın ilk turunda, Alpha Tauri'den Yuki Tsunoda, Alpine'den Esteban Ocon, Mercedes'ten George Russell, Alfa Romeo'dan Guanyu Zhou ve Willams'tan Alexander Albon'un araçları kazaya karıştı. Russell, Albon ve Zhou'nun araçları, kaza sonrasında yarış dışı kaldı. F1'den yapılan açıklamada, kaza sırasında aracı taklalar atan ve bariyerleri aşmasının ardından tribünlere çarparak durabilen Zhou dahil kazaya karışan bütün pilotların sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. İlk turdaki kaza nedeniyle yarış, yaklaşık bir saatlik aranın ardından sıralama turları sonucuna göre yeniden başlatıldı. 10. turda Red Bull'un Hollandalı pilotu Max Verstappen, Sainz'i geçerek liderlik koltuğuna oturmasına rağmen aracının lastiğinde yaşadığı sorun nedeniyle bu derecesini koruyamadı ve yarışı 7. sırada bitirdi. Yarışın sonlarına doğru Ocon'un aracı yolda kalınca, bir kez daha güvenlik aracı yarışa dahil oldu. Mücadelenin bu bölümünde lider konumda bulunan Ferrari sürücüsü Charles Leclerc ise diğer pilotların aksine pistte kalıp sert hamurlu lastiklere yarışmayı sürdürdü. Monakolu pilot, bu tercihinin ardından dördüncü sırada yarışı tamamlayabildi. Pilotlar klasmanında Verstappen, 181 puanla liderliğini sürdürürken, takım arkadaşı Perez 147 puanla ikinci, Leclerc ise 138 puanla üçüncü sırada bulunuyor. Sezonun 11. yarışı Avusturya Grand Prix'si 10 Temmuz'da yapılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/06/djokovic-wimbledonda-yari-finalde", "text": "Sezonun üçüncü grand slam tenis turnuvası Wimbledon'da tek erkekler dünya 1 numarası Novak Djokovic, 2-0 geriye düştüğü maçı çevirerek yarı finale yükseldi. İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen turnuvanın 9. gününde, son 3 organizasyonun şampiyonu Sırp tenisçi Djokovic, 10 numaralı seribaşı İtalyan Jannik Sinner ile çeyrek finalde karşılaştı. Önceki turda, son dönemin formda tenisçilerinden İspanyol Carlos Alcaraz'ı eleyerek dikkati çeken 20 yaşındaki Sinner, Djokovic karşısında da maça iyi başladı ve ilk iki seti 7-5 ve 6-2 alarak mücadelede 2-0 öne geçti. Savunmasını sertleştiren ve rakibinin yaptığı basit hataları iyi değerlendiren 35 yaşındaki Djokovic, sonraki setleri 6-3, 6-2 ve 6-2 alarak mücadeleden 3-2 galip ayrıldı. Tek kadınlar çeyrek finalinde ise 34 yaşındaki Alman tenisçi Tatjana Maria, aynı ülkeden Jule Niemeier'i 4-6, 6-2 ve 7-5'lik setlerin ardından 2-1 yendi. Kariyerindeki en iyi grand slam derecesi üçüncü tur olan dünya 103 numarası Maria, bu galibiyetle Wimbledon'da ilk kez son dört tenisçi arasına kaldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/07/nadal-ile-kyrgios-wimbledonda-yari-finale-kaldi", "text": "Sezonun üçüncü grand slam tenis turnuvası Wimbledon'da rakiplerini mağlup eden Rafael Nadal ile Nick Kyrgios, yarı finale yükseldi. İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen turnuvanın 10. günü, tek erkekler çeyrek final maçlarıyla tamamlandı. Kariyerinde 22 grand slam şampiyonluğu bulunan 2 numaralı seribaşı Nadal, kariyerinin en iyi grand slam derecesine bu turnuvada erişen 11 numaralı seribaşı ABD'li Taylor Fritz ile karşılaştı. Setlerde iki kez geriye düşmesine ve karın kaslarından sakatlık yaşamasına rağmen pes etmeyen Nadal, 4 saat 21 dakika süren mücadelenin ardından rakibini 3-6, 7-5, 3-6, 7-5 ve 7-6'lık setlerle 3-2 mağlup etti. Wimbledon'da ikinci kez çeyrek final maçı için korta çıkan dünya 40 numarası Avustralyalı Nick Kyrgios, kariyerinin en iyi grand slam derecesine bu organizasyonda ulaşan Şilili Cristian Garin ile kozlarını paylaştı. Avustralyalı tenisçi, 6-4, 6-3 ve 7-6'lık setlerle rakibine 3-0 üstünlük kurarak organizasyonda ilk kez son dört tenisçi arasına kaldı. Kyrgios, bu turda Nadal ile maça çıkacak. Turnuvada bugün oynanan tek kadınlar maçlarında, turnuvanın 2019 şampiyonu 16 numaralı seribaşı Rumen Simona Halep, 20 numaralı seribaşı ABD'li Amanda Anisimova'yı 2-0, 17 numaralı seribaşı Kazak Elena Rybakina ise dünya 44 numarası Avustralyalı Ajla Tomljanovic'i 2-1 yenerek yarı finale kalmıştı. Wimbledon'da yarın, tek kadınlar yarı final maçları oynanacak. Bu karşılaşmalarda, dünya 2 numarası Tunuslu Ons Jabeur ile Alman Tatjana Maria ve Halep ile Rybakina mücadele edecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/08/nadal-sakatligi-nedeniyle-wimbledon-yari-finalinden-cekildi", "text": "Avustralyalı Nick Kyrgios, Nadal'ın turnuvadan çekilmesi nedeniyle yarınki yarı final maçını hükmen kazanarak finale yükseldi. İspanyol tenisçi Rafael Nadal, tek erkekler yarı finaline yükseldiği sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'dan sakatlığı nedeniyle çekildi. Wimbledon'dan yapılan açıklamada, sağlık kontrolüne giren 36 yaşındaki tenisçinin karın kaslarında yırtık saptandığı ve turnuvaya devam edemeyeceği belirtildi. Dünya 40 numarası Avustralyalı Nick Kyrgios, iki numaralı seribaşı Nadal'ın turnuvadan çekilmesi nedeniyle yarınki yarı final maçını hükmen kazanarak finale yükseldi. Kyrgios, dünya 1 numarası Sırp Novak Djokovic ile 9 numaralı seribaşı Büyük Britanyalı Cameron Norrie arasındaki müsabakayı kazanan tarafla, 10 Temmuz Pazar günü finalde karşılaşacak. Çeyrek finalde 11 numaralı seribaşı ABD'li Taylor Fritz ile karşılaşan Nadal, karın kaslarından sakatlık yaşamasına rağmen maça devam etmiş ve rakibini 3-2'lik setlerle mağlup ederek üst tura kalmıştı. Sezona iyi bir başlangıç yapan Nadal, Avustralya Açık ve Fransa Açık grand slam turnuvalarında kupaya uzanmıştı. Kariyerinde iki Wimbledon şampiyonluğu bulunan İspanyol tenisçi, toplam 22 grand slam zaferiyle bu alanda tek erkekler rekorunu elinde tutuyor. Nick Kyrgios ise kariyerinde ilk kez bir grand slam turnuvasında final maçına çıkacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/13/novak-djokovic-wimbledonda-7-kez-sampiyon-oldu", "text": "Wimbledon tek erkekler finalinde Nick Kyrgios'u 3-1 mağlup eden Sırp Novak Djokovic şampiyon oldu. Novak Djokovic, 2022 Wimbledon Tenis Turnuvası'nı tek erkekler finalinde Nick Kyrgios'u 3-1 yenerek şampiyonluğa ulaştı. Pandemi nedeniyle boş geçilen 2020 yılı haricinde son 3 Wimbledon'da şampiyon olan 35 yaşındaki Djokovic, favori olarak çıktığı finalde Kyrgios'a ilk seti kaybettikten sonra oyununu toparladı. Djokovic 6-4 kaybettiği ilk setin ardından ikinci seti 6-3, üçüncü seti 6-4 kazanarak üstünlüğü ele geçirdi. Dördüncü sette iki raket de servislerini kırdırmadı ve tie-break oynandı. Sırp raket, rakibinin hatalarını iyi değerlendirip eline gelen fırsatı değerlendirip şampiyonluk servisinde hata yapmadı ve son seti 7-6 kazanıp zafere ulaştı. Djokovic, Wimbledon'da elde ettiği bu zaferle toplamda 21. grand slam şampiyonluğunu yaşadı. Wimbledon'da üst üste 4 ve toplamda 7. zaferini yaşayan Sırp tenisçi, bu grand slamda 8 kez şampiyonluk yaşayan Federer'in rekoruna yaklaştı. 35 yaşındaki isim 21. Grand Slam'ini kazanarak bu alanda da ikinci sıraya yükseldi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/07/25/f1-fransa-grand-prixsini-verstappen-kazandi", "text": "Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 12. ayağı Fransa Grand Prix'sinde, Red Bull sürücüsü Hollandalı Max Verstappen birinci oldu. Sezonun 12. mücadelesi, Le Castellet kasabasındaki 5,8 kilometrelik Paul Ricard Pisti'nde 53 tur üzerinden yapıldı. Mücadeleye pole pozisyonundan başlayan Ferrari takımının Monakolu pilotu Charles Leclerc, ilk sırada götürdüğü yarışın 18. turunda aracının kontrolünü kaybederek bariyerlere çarptı ve yarış dışı kaldı. Leclerc'in yarış dışı kalmasıyla ilk sıraya geçen Verstappen, bu fırsatı iyi değerlendirdi ve doğru lastik stratejisinin de yardımıyla yarışı ilk sırada tamamladı. Sezonun yedinci birinciliğine 1.30.02.112'lik derecesiyle rahat bir yarışın ardından ulaşan Hollandalı pilot, pilotlar klasmanında açık ara liderliğini sürdürdü. Kariyerinin 300. F1 yarışına çıkan Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton, liderin 10.587 saniye arkasında ikinci, takım arkadaşı ve vatandaşı George Russell ise liderin 16.495 saniye gerisinde üçüncü oldu. Pilotlar klasmanı lideri Verstappen, puanını 233'e çıkardı. Leclerc, 170 puanla ikinci, Sergio Perez ise 163 puanla üçüncü sırada yer aldı. Sezonun 13. yarışı olan Macaristan Grand Prix'si, 31 Temmuz'da yapılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/01/f1-macaristan-grand-prixsini-verstappen-kazandi", "text": "Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 13. ayağı Macaristan Grand Prix'sinde Red Bull sürücüsü Hollandalı Max Verstappen birinci oldu. Sezonun 13. mücadelesi, başkent Budapeşte'deki 4,3 kilometrelik Hungaroring Pisti'nde 70 tur üzerinden gerçekleştirildi. Yarışı lider tamamlayan Verstappen, bu sezonki 8. zaferini elde etti. Cumartesi günü zorlu şartlarda kariyerinin ilk Formula 1 pole pozisyonunu elde eden George Russell, pazar günkü yarışa ilk sıradan başladı ve startla yerini korurken, ilk dört sırada herhangi bir değişiklik olmadı. İkinci pit stopların da tamamlanmasıyla Verstappen lider, Charles Leclerc ikinci, Russell üçüncü, Carlos Sainz dördüncü ve Hamilton beşinci sıradaydı. Son bölümde, Verstappen ön taraftaki yerini korumayı sürdürdü ve hatasız bir sürüşle damalı bayrağı ilk sırada gördü. Hollandalı pilot, böylelikle 10. sıradan başladığı yarışta zafere ulaşırken, geride kalan 13 yarışta 8. galibiyetini kazandı. Hanesine 25 puan daha yazdıran Verstappen, yaz arasına 258 puanla lider girerken, en yakın rakibi Leclerc ile arasında 80 puan bulunuyor. Bu sezon şu ana kadar Max Verstappen 8, Charles Leclerc 3, Sergio Perez ve Carlos Sainz ise birer galibiyete sahip durumda."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/04/dort-ulkeden-2030-dunya-kupasina-ev-sahipligi-basvurusu", "text": "Arjantin, Şili, Uruguay ve Paraguay, 2030 yılındaki turnuvayı ortaklaşa düzenlemek için FIFA'ya başvurdu. 2030 FIFA Dünya Kupası'na ortaklaşa ev sahipliği yapmak için Arjantin, Şili, Uruguay ve Paraguay, resmi başvuruda bulundu. Güney Amerika Futbol Konfederasyonu Başkanı Alejandro Dominguez, Uruguay'ın başkenti Montevideo'da düzenlendiği basın toplantısında, söz konusu başvurunun yapıldığını belirterek, \"Kıtamız için bir rüyayı gerçekleştirmek istiyoruz.\" dedi. Uruguay'ın, 1930 yılında düzenlenen ilk Dünya Kupası'na ev sahipliği yaptığını ve turnuvayı kazandığını hatırlatan Dominguez, \"Bu turnuva, 100 yaşına tarihinde sadece bir kez gelecek. Bu fırsat, iyi değerlendirilmeli ve Dünya Kupası yeniden evine dönmeli.\" çağrısında bulundu. Bu yıl Katar'ın, 2026'da Kanada, Meksika ve ABD'nin ortaklaşa düzenleyeceği FIFA Dünya Kupası'na 2030'da ev sahipliği yapacak ülke veya ülkelerin, 2024'te duyurulması bekleniyor. İspanya ile Portekiz, 2030'daki turnuvayı ortaklaşa düzenlemek için daha önce başvuruda bulunmuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/09/2022-uefa-super-kupa-yarin-sahibini-bulacak", "text": "Geride kalan sezonun UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonu İspanya temsilcisi Real Madrid ile UEFA Avrupa Ligi şampiyonu Almanya ekibi Eintracht Frankfurt, UEFA Süper Kupa'nın sahibi olabilmek için yarın karşı karşıya gelecek. Finlandiya'nın başkentindeki Helsinki Olimpiyat Stadı'nda 22.00'de başlayacak müsabakada, İngiltere Futbol Federasyonundan tecrübeli hakem Michael Oliver düdük çalacak. Taraflar 62 yıl sonra Avrupa'da yeniden final oynayacak. Daha önce 1959-60 Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde iki ekip karşılaşırken, Real Madrid sahadan 7-3'lük skorla galip ayrılıp, kupayı üst üste 5. kez müzesine götürmüştü. Öte yandan, Yarı Otomatik Ofsayt Teknolojisi , UEFA Süper Kupa'da ilk kez uygulanacak. Yeni sistem, oyuncu başına 29 farklı vücut noktasını takip edebilen özel kameralar sayesinde çalışacak. Real Madrid, UEFA Süper Kupa'da 7 kez mücadele ederken 4 kez kupayı müzesine götürmeyi başardı. Eintracht Frankfurt ise ilk kez UEFA Süper Kupa maçına çıkacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/09/serena-williams-yilin-ilk-tekler-galibiyetine-kanada-acikta-ulasti", "text": "Kariyerinde 23 grand slam şampiyonluğu bulunan ABD'li tenisçi Serena Williams, bu yıl tek kadınlar kategorisindeki ilk galibiyetine, katıldığı Kanada Açık turnuvasında ulaştı. Kanada'nın Toronto kentinde düzenlenen Kadınlar Tenis Birliği 1000 turnuvasında mücadele eden 40 yaşındaki tenisçi, tek kadınlar ilk turunda dünya 57 numarası İspanyol Nuria Parrizas Diaz ile karşılaştı. 1 saat 57 dakika süren mücadelenin ardından Williams, rakibini 6-3 ve 6-4'lük setlerle 2-0 mağlup ederek ikinci tura yükseldi. Son yıllarda yaşadığı sakatlıklar nedeniyle eski formundan uzaklaşan ve dünya sıralamasında 407. basamakta yer alan Serena Williams, tek kadınlar kategorisinde son galibiyetini, geçen yıl katıldığı Fransa Açık grand slam turnuvasında elde etmişti. Bu sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon'a ilk turda veda eden Williams, öncesinde düzenlenen Uluslararası Eastbourne Turnuvası'nın çift kadınlar kategorisinde galibiyet sevinci yaşamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/22/motogp-avusturya-grand-prixsini-bagnaia-kazandi", "text": "MotoGP Dünya Şampiyonası'nın 13. etabı Avusturya Prix'sinde Ducati takımının İtalyan sürücüsü Francesco Bagnaia birinci oldu. Motosiklet yarışlarının en önemli organizasyonunda sezonun 13. mücadelesi, Avusturya'nın Spielberg kentindeki 4,3 kilometrelik Red Bull Pisti'nde 28 tur üzerinden yapıldı. Bitiş çizgisini rakiplerinin önünde geçen Bagnaia, üst üste 3, bu sezon 5, kariyerinin ise 9. galibiyetine ulaştı. Liderin 0.492 saniye gerisinde Fransız Fabio Quartararo ikinci, Bagnaia'nın 2.163 saniye arkasında Avustralyalı Jack Miller üçüncü sırayı aldı. Şampiyonluk adaylarından İspanyol Aleix Espargaro ise yarışı 6. sırada bitirdi. MotoGP'de şu ana kadar Francesco Bagnaia 5, Enea Bastianini ve Fabio Quartararo üçer, Miguel Oliveira ve Aleix Espargaro birer yarış galibiyeti elde etti. Sezonun 14. yarışı San Marino Grand Prix'si, 4 Eylül Pazar günü koşulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/26/buyuk-taaruzun-100-yili-zafer-ultra-maratonu-ile-kutlanacak", "text": "Büyük Taarruz 'un 100. yılında Türk milletinin zafere koştuğu ve bir ulusun yeniden doğduğu yolda dünyanın en zorlu maratonlarından birini Nef Vakfı başlatıyor. Bu yıl Kurtuluş Savaşı'nı zafere taşıyan Büyük Taarruz 'un 100. yıl dönümü kutlanıyor. Afyonkarahisar'daki Kocatepe'den başlayıp 30 Ağustos'ta Kütahya Dumlupınar'da zaferle taçlanan bu büyük mücadele, koca bir ulusun tarihin yazıldığı, bayrağını toprağa düşürmediği, asla vazgeçmeden birlik ve bütünlük içinde mücadele ettiği benzersiz bir zaferin hikayesi... Türk Milletinin dünyaya imkansız diye bir şeyin olmadığını gösterdiği yol burası. Her zaman \"bir\" olmanın gücüne inanan Nef Vakfı, Büyük Zafer'in 100. yılında, Türk Milletinin \"bir\" olduğu ve Atalarımızın en çetin şartlarda yılmadan bağımsızlık hayalinin peşinden koştuğu mücadele yolunda, Zafer Ultra Maratonu'nu başlatıyor. Milli mücadele ruhundaki inancı, gücü ve azmi hatırlatmayı hedefleyen ve geleceğin sorumluluğunu taşıyan ultra maraton, Nef Vakfı aracılığı ile şehit ve gazi çocuklarının eğitimine de destek olacak. Her sene gelenekselleştirilmesi ve 100 yıl sonra yine Atatürk ve silah arkadaşlarının yolunda koşulması hedeflenen Zafer Ultra Maratonu, 30 Ağustos'ta Afyon Kocatepe Anıtı'ndan başlayıp Kütahya-Dumlupınar, Manisa-Salihli, Turgutlu ve İzmir- İnciraltı güzergahında devam edecek ve 4 Eylül'de İzmir'de, Büyük Taarruz 'un zaferle sona erdiği Cumhuriyet Meydanı'nda tamamlanacak. Dünyanın her köşesinden katılımın olabileceği Zafer Ultra Maratonu Sanal Koşusu ile toplanan bağışlar ise şehit ve gazi çocuklarının eğitimine harcanacak. 5 gün sürecek ultra maraton boyunca rota üzerinde Sancaktar Mehmet'in, cepheye mermi taşıyan Zehra Ana'nın, Halime Çavuş'un, Çoban İsmail'in yolunda 100 yıl öncesinin milli mücadele azmini ve imkansızlıklarını temsil eden çadırlarda konaklayacaklar. İskender Paydaş'la Zafere Doğru konserinin ardından 300 kilometrelik uzunluğu ile 5 şehirden geçecek Nef Zafer Ultra Maratonu koşucuları Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarının rotasında koşarak bu anlamlı zaferi kutlayacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/26/sirp-tenisci-novak-djokovic-asi-kisitlamasi-nedeniyle-abd-acika-katilamayacak", "text": "Sırp tenisçi Novak Djokovic, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı kısıtlaması nedeniyle sezonun son grand slam turnuvası ABD Açık'a katılamayacak. Wimbledon'ı kazanarak büyük turnuvalardaki şampiyonluk sayısını 21'e yükselten Djokovic'e, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi'nden kötü haber geldi. CDC, ülkeye giriş yapmak isteyen yabancı uyruklu kişiler için aşılı olma şartının devam ettiğini duyurdu. Kovid-19 aşısı olmayı reddeden Djokovic, bunun üzerine Twitter hesabından yaptığı açıklamada, \"Ne yazık ki ABD Açık için New York'a seyahat edemeyeceğim. Sevgi ve destek mesajlarınız için teşekkürler. Oyuncu arkadaşlarıma iyi şanslar. Formumu ve pozitif ruhumu koruyup yeniden mücadele etme fırsatını bekleyeceğim.\" ifadelerini kullandı. Erkekler dünya sıralamasının 6. basamağında yer alan Djokovic, geçen yıl ABD Açık'ın finalinde Daniil Medvedev'e 3-0 yenilmişti. 2022 ABD Açık, 29 Ağustos-11 Eylül tarihlerinde düzenlenecek. Djokovic, daha önce de aşı kısıtlaması nedeniyle bazı turnuvalarda yer alamamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/31/abd-acik-tenis-turnuvasi-basladi", "text": "Sezonun son grand slam tenis turnuvası ABD Açık'ın ilk gününde korta çıkan erkeklerin 1 numaralı seribaşı Daniil Medvedev tur atlarken, kadınların 7 numaralı seribaşı Simona Halep elendi. New York kentinde düzenlenen turnuva, sabah seansındaki maçlarla başladı. Tek erkekler ilk tur mücadelesinde, son şampiyon Medvedev, dünya sıralamasının 111. basamağındaki Stefan Kozlov ile karşılaştı. Medvedev sahadan 3-0 (6-2, 6-4, 6-0) galip ayrıldı. Klasmanın 87. sırasındaki Jeffrey John Wolf, ilk turda karşı karşıya geldiği Roberto Bautista'yı (16 numaralı seribaşı) 6-4'lük setlerle 3-0 yenerek beklenmedik bir sonuca imza attı. Casper Ruud (5), Kyle Edmund'ı, Matteo Berrettini (13), Nicolas Jarry'yi, Andy Murray de Francisco Cerundolo'yu (24) 3-0 mağlup ederek adını 2. tura yazdırdı. Nikoloz Basilashvili'yi (31) 3-0 ile geçen Wu Yibing ise 1959'dan bu yana bir grand slam turnuvasının tekler ana tablosunda maç kazanan ilk Çinli erkek tenisçi oldu. Kadınlar dünya sıralamasının 124. basamağındaki Daria Snigur, 7 numaralı seribaşı Simona Halep'i ilk turda saf dışı bıraktı. Elemelerden ana tabloya yükselen 20 yaşındaki Snigur, 6-2, 0-6 ve 6-4'lük setlerle maçı 2-1 kazandı. Maria Sakkari (3), bu yıl Wimbledon'da yarı final oynayan dünya 85'incisi Tatjana Maria karşısında zorlansa da 2-1'lik (6-4, 3-6, 6-0) skorla 2. tura çıktı. Coco Gauff (12), Leolia Jeanjean'ı, Cincinnati Masters'ı kazanarak dikkatleri üzerine çeken Caroline Garcia (17) ise Kamilla Rakhimova'yı 2-0 yenerek yoluna devam etti. Beatriz Haddad Maia (15) ve Veronika Kudermetova (18) da 2. tur biletini aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/08/31/teniste-grand-slam-mevsimi-abdde-kapaniyor", "text": "Serena Williams'ın son turnuvası olabileceğini söylediği ve Novak Djokovic'in aşı kısıtlaması nedeniyle katılamayacağı 2022 ABD Açık Grand Slam Tenis Turnuvası yarın başlayacak. Avustralya Açık, Fransa Açık ve Wimbledon ile tenis sezonunun en önemli dört organizasyonundan biri olan ABD Açık, bu yıl 29 Ağustos-11 Eylül tarihlerinde 142. kez organize edilecek. İlk kez 1881 yılında düzenlenen sezonun son grand slam turnuvası ABD Açık, yarın TSİ 18.00'de New York kentinde başlayacak. 2022 ABD Açık'ın toplam para ödülü, 60 milyon dolarla organizasyon tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. ABD Açık böylece kendisine ait tarihin en fazla para ödülü dağıtan tenis turnuvası rekorunu (57,5 milyon dolar) geliştirdi. Tek kadınlar ve tek erkekler şampiyonlarına verilen ödül ise 2,5 milyondan 2,6 milyon dolara yükseldi. Wimbledon'ı kazanarak büyük turnuvalardaki şampiyonluk sayısını 21'e yükselten Novak Djokovic, ülkeye giriş yapmak isteyen yabancı uyruklu kişilerde aşılı olma şartı arandığı için ABD Açık'a katılamayacak. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı olmayı reddeden Sırp tenisçi, 3 şampiyonluğunun (2011, 2015, 2018) bulunduğu turnuvada yer alamayacak. Erkekler dünya sıralamasının 6. basamağında yer alan Djokovic, geçen yıl ABD Açık'ın finalinde Daniil Medvedev'e 3-0 yenilmişti. Klasmanın 2. sırasındaki Alexander Zverev ise sağ ayak bileğindeki sakatlık yüzünden turnuvayı kaçıracak. Kariyerinde 23 grand slam şampiyonluğu bulunan Serena Williams'ın, son turnuvası olacağının sinyalini verdiği ABD Açık'ta alacağı karar merakla bekleniyor. 2017 Avustralya Açık zaferinden sonra oynadığı 4 grand slam finalini de kaybeden ABD'li raket, \"tarihin en fazla grand slam turnuvası kazanan tenisçisi\" rekorunu egale etmeyi belki de son kez deneyecek. 40 yaşındaki Williams, seyircisi önünde 7. kez zafere ulaşırsa 24 şampiyonlukla söz konusu unvanın sahibi Margaret Court'u yakalayacak. Williams, son 7 turnuvada 6 farklı şampiyonun çıktığı ABD Açık'ın tek kadınlar ana tablosunun alt yarısında mücadele edecek. İlk maçını dünya 80 numarası Danka Kovinic ile oynayacak Williams'ın finale kadar karşılaşabileceği rakipleri arasında Anett Kontaveit (2 numaralı seribaşı), Maria Sakkari (3), Ons Jabeur (5), Simona Halep (7), Daria Kasatkina (10), Coco Gauff (12), geçen yılın finalisti Leylah Fernandez (14), Cincinatti Masters'ı kazanan Caroline Garcia (17) gibi isimler bulunuyor. ABD Açık'ta 4. turdan ötesini göremeyen Iga Swiatek (1) ve geçen yılın şampiyonu Emma Raducanu (11) ise ana tablonun üst yarısında yer alacak. Bu bölümde ayrıca Paula Badosa (4), Aryna Sabalenka (6), Jessica Pegula (8), Garbine Muguruza (9), Belinda Bencic (13), 2016 finalisti Karolina Pliskova (22), Wimbledon şampiyonu Elena Rybakina (25), 2017 şampiyonu Sloane Stephens, 2018 ve 2020 şampiyonu Naomi Osaka da dikkati çekiyor. Bu yıl Avustralya Açık ve Fransa Açık'ı kazanan Rafael Nadal, erkelerin 2 numaralı seribaşı olarak mücadele edeceği ABD Açık'ta 5. şampiyonluğunu kovalayacak. Karın kaslarında yırtık tespit edilmesi üzerine Wimbledon'ın yarı finalinden çekilen 36 yaşındaki İspanyol raket, 6 haftalık aranın ardından Cincinatti Masters'ta kortlara döndü. Fakat ilk turda Borna Coric'e yenildi. Form durumu hakkında soru işaretleri bulunan Nadal, ABD Açık'ta 2019'dan beri ilk kez zafere ulaşıp kendisine ait en fazla grand slam şampiyonluğu kazanan erkek tenisçi rekorunu 23'e çıkarmaya çalışacak. Nadal'ın final yolundaki muhtemel rakipleri, Carlos Alcaraz (3 numaralı seribaşı), Cameron Norrie (7), Hubert Hurkacz (8), Andrey Rublev (9), Jannik Sinner (11), 2014 şampiyonu Marin Cilic (15) ve Cincinatti Masters'ı kazanarak dikkatleri üzerine çeken Borna Coric (25) olacak. Son şampiyon Medvedev'in (1) başı çektiği ana tablonun diğer yarısında ise Stefanos Tsitsipas (4), Casper Ruud (5), Felix Auger-Aliassime (6), Taylor Fritz (10), Pablo Carreno (12), Matteo Berrettini (13) ve Wimbledon finalisti Nick Kyrgios (23) bulunuyor. Turnuva, ilk defa 1881 yılının ağustos ayında Rhode Island eyaletindeki Newport kentinde bulunan çim kortlarda organize edildi. Yalnızca ABD Ulusal Lawn Tenis Federasyonu üyelerinin katılabildiği ilk turnuvayı kazanan Richards Sears, sonraki 6 şampiyonluğu da kimseye bırakmadı. 1887 yılından itibaren kadın tenisçilerin de yarışabildiği şampiyona, 1975-1977 yıllarında çim kortta oynandı. ABD Açık, 1978'de ABD Tenis Federasyonu tarafından New York kentindeki Flushing Meadows Corona Park'ta inşa edilen USTA Billie Jean King Ulusal Tenis Merkezi'ne taşındığından beri asfalt veya beton bir zemin üstüne akrilik, lastik ve silikondan oluşan katmanların yerleştirilmesiyle elde edilen \"DecoTurf\" ismindeki kortlarda düzenleniyor. Sürtünmenin çok düşük düzeyde olduğu DecoTurf kortta toplar, diğer sert zeminlere göre yerden daha az yükseliyor. Topun, çim yüzeyden sonra en yüksek hıza kavuştuğu ABD Açık'ın zemini, sert servis kullanan ve güçlü vuruşları olan oyunculara avantaj sağlıyor. ABD Açık, 1970 yılında eşitlikle biten (6-6) setlerin, bir tenisçi, iki fark yakalayıncaya kadar sürmesi yerine \"tie break\" ile sonuçlandığı, 1973'te ise tek erkekler ve tek kadınlar şampiyonlarının eşit para ödülü aldığı (1973 şampiyonları John Newcombe ve Margaret Court, 25'er bin dolarla ödüllendirildi) ilk \"grand slam\" turnuvası olma özelliğini de taşıyor. Turnuvanın bir diğer özelliği ise tenisçilerin hakem kararlarına itiraz etmesini sağlayan ''Şahin gözü'' adlı bilgisayar sisteminin 2006 yılında ilk kez burada kullanılması. Şahin gözü, 2006 yılında ilk kez merkez kort Arthur Ashe ile Louis Armstrong sahalarında kullanıldı. ABD Açık'ı diğer grand slam turnuvalarından ayıran bir özelliği de merkez kort olarak kullanılan ve adını Afro-Amerikan tenisçi Arthur Ashe'den alan 23 bin 771 kapasiteli tenis kortuna sahip olması. Dünyanın en yüksek kapasiteli kortu olan Arthur Ashe'in çatı sistemi, 6,5 dakikada kapatılabiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/02/nadal-abd-acikta-ucuncu-turda", "text": "Sezonun son grand slam tenis turnuvası ABD Açık'ın erkekler 2 numaralı seribaşı İspanyol Rafael Nadal, üçüncü tura yükseldi. New York kentinde düzenlenen turnuvanın 4. günü, akşam seansındaki maçlarla tamamlandı. Sakatlığı nedeniyle bir süre kortlardan uzak kalan 36 yaşındaki Nadal, erkekler dünya sıralamasının 60. basamağındaki İtalyan Fabio Fognini ile karşılaştı. ABD Açık'ta 5. şampiyonluğunu kovalayan İspanyol tenisçi, ilk seti 6-2 kaybetmesine rağmen sonraki setleri 6-4, 6-2, 6-1 kazanarak tur atladı. Nadal, üçüncü turda Fransız Richard Gasquet ile eşleşti. Klasmanın 73 numarası Belarus Ilya Ivashka, 8 numaralı seribaşı Polonyalı Hubert Hurkacz'ı 6-4, 4-6, 7-6 ve 6-3'lük setlerle 3-1 yenerek sürpriz bir sonuca imza attı. 17 numaralı seribaşı Bulgar Grigor Dmitrov, ABD'li Brandon Nakashima'ya 3-0 yenilerek turnuvaya ikinci turda veda ederken, 14 numaralı seribaşı Arjantinli Diego Schwartzman ile 19 numaralı seribaşı Kanadalı Denis Shapovalov üçüncü tur biletini aldı. Kadınlarda 6 numaralı seribaşı Belaruslu Aryna Sabalenka, Estonyalı Kaia Kanepi'yi 2-6, 7-6 ve 6-4'lük setlerle 2-1 yenerek yoluna devam etti. Belinda Bencic (13) ve 2016 finalisti Karolina Pliskova (22) da turnuvada üçüncü tura adını yazdırdı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/05/f1-hollanda-grand-prixsini-verstappen-kazandi", "text": "Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 15. ayağı Hollanda Grand Prix'sinde, Red Bull takımının seyircisi önünde yarışan pilotu Max Verstappen birinci oldu. Sezonun 15. mücadelesi, Kuzey Denizi kıyısındaki Zandvoort kasabasıyla aynı adı taşıyan 4,2 kilometrelik pistte, 72 tur üzerinden yapıldı. Pole pozisyonundaki Max Verstappen, starttan itibaren yarışın kontrolünü elinde tuttu. Alfa Romeo sürücüsü Valtteri Bottas'ın aracının 56. turda start-finiş düzlüğünün sonunda arızalanması sonucu güvenlik aracı piste girdi. Red Bull ve Ferrari takımlarının aksine tek \"pit stop\" stratejisi izleyen Mercedes pilotlarından Lewis Hamilton, lastik değiştirmek için pite gelmeyince liderliğe yükseldi. Fakat Verstappen, yarışın yeniden başladığı 61. turda Hamilton'ı geçerek yeniden zirveye yerleşti. Mercedes'ten George Russell ve Ferrari'den Charles Leclerc de yumuşak hamurlu lastiklerinin avantajıyla Hamilton'ı geride bıraktı. Kalan bölümde rahat bir yarış çıkaran ve en hızlı tur zamanına da imza atan Verstappen, peş peşe 4'üncü, sezonun 10'uncu, kariyerinin 30. yarış birinciliğine ulaştı. Russell, Verstappen'in 4 saniye arkasında 2'nci, Leclerc ise liderin 10.9 saniye gerisinde 3. oldu. Puanını 310'a çıkaran pilotlar klasmanı lideri Verstappen, şampiyonada 2. sıraya yerleşen Leclerc ile arasındaki farkı 109 puana yükseltti. Sezonun 16. yarışı İtalya Grand Prix'si 11 Eylül'de düzenlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/05/swiatek-ve-nadal-abd-acikta-tur-atladi", "text": "Sezonun son grand slam tenis turnuvası ABD Açık'ta tek kadınların dünya 1 numarası Iga Swiatek ve tek erkeklerin 2 numaralı seribaşı Rafael Nadal, son 16 turuna yükseldi. New York kentinde düzenlenen turnuvanın altıncı günü, akşam seansındaki maçlarla tamamlandı. İki kez grand slam şampiyonu Polonyalı Swiatek, üçüncü tur maçında klasmanın 105. sırasındaki ABD'li Lauren Davis ile karşılaştı. Rakibini 6-3 ve 6-4'lük setlerle 2-0 yenen Swiatek, son 16 turunda Alman Jule Niemeier ile eşleşti. İki eski grand slam şampiyonunun mücadelesinde Çek Petra Kvitova (21), İspanyol Garbine Muguruza'yı (9) 5-7, 6-3 ve 7-6'lık setlerle 2-1 yenerek tur atladı. Kvitova, son 16 turunda ABD'li Jessica Pegula (8) ile karşılaşacak. Tek kadınlarda Jessica Pegula (8), Danielle Collins (19), Victoria Azarenka (26) dördüncü tur biletini alırken, Belinda Bencic (13), bu turda Karolina Pliskova'ya 2-1 yenilerek elendi. Tek erkeklerde 2 numaralı seribaşı İspanyol Rafael Nadal, klasmanın 91. basamağındaki Fransız Richard Gasquet'yi 6-0, 6-1 ve 7-5'lik setlerle turnuva dışında bıraktı. Nadal'ın bu turdaki rakibi ABD'li Frances Tiafoe (22) oldu. 3 numaralı seribaşı İspanyol Carlos Alcaraz, klasmanın 43 numarası ABD'li Jenson Brooksby'yi 6-3'lük setlerle zorlanmadan geçti ve bir sonraki turda Hırvat Marin Cilic (15) ile eşleşti. Rus tenisçi Andrey Rublev (9) ise Kanadalı Denis Shapovalov'u (19) 6-4, 2-6, 6-7, 6-4 ve 7-6'lık setlerle 3-2 mağlup ederek son 16 isim arasına kaldı. Büyük Britanyalı Cameron Norrie (7), Jannik Sinner (11), Marin Cilic (15) ve Frances Tiafoe (22) dördüncü tur biletini aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/20/ispanya-avrupa-basketbol-sampiyonlugunu-madridde-kutladi", "text": "İspanya Basketbol Milli Takımı, Avrupa şampiyonluğunu Madrid'de kutladı. 2022 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası'nı, finalde Fransa'yı 88-76 yenerek kazanan İspanya Basketbol Milli Takımı için Madrid'deki Wizink Spor Salonu'nda bir kutlama organize edildi. İspanyol taraftarlar tıklım tıklım doldurdukları salonda milli basketbolcularına büyük sevgi gösterisinde bulunurken, \"şampiyon\" tezahüratlarıyla destek verdi. Taraftarlara hitaben konuşma yapan takım kaptanı 37 yaşındaki Rudy Fernandez, \"Sergio'ya ve bu takımdaki herkese teşekkür etmek istiyorum. Uzun zamandır birlikteyiz. 20 yaşındaki biri gibi bu turnuvadan büyük zevk almamı sağladılar.\" dedi. İspanya Milli Takımı'nın İtalyan başantrenörü Sergio Scariolo da \" filmini hatırlıyor musunuz? Birilerinin size yapamayacağını söylemesine asla izin vermeyin.\" şeklinde konuştu. Şampiyonanın en değerli oyuncusu seçilen Willy Hernangomez ve finalin en iyi oyuncusu olan kardeşi Juancho Hernangomez salonu dolduran kalabalık tarafından uzun süre alkışlandı. Taraftarlarla şarkılar söyleyerek eğlenen basketbolcular, \"Seneye dünya şampiyonası var.\" diyerek, gelecek için de iddialı olduklarını vurguladılar. İspanya basketbolda, 2009, 2011, 2015'in ardından 4. kez Avrupa şampiyonluğunu kazandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/21/50-bin-kulacla-mans-denizini-gecen-16-turk-yuzucu-murat-oz", "text": "Mimar Murat Öz, Manş Denizi'ni Kamil Resa Alsaran ve Emre Erdoğan'ın antrenörlüğünde 14 saat 16 dakikada tamamlayarak Manş'ı bireysel olarak geçen 16. Türk yüzücü unvanını kazandı. Mimar Murat Öz, 2019 yılında Manş Denizi'ni geçmeyi kendisine hedef olarak belirledi. Manş'ı bireysel olarak geçen ve parkuru yüksek medcezire rağmen 14 saat 16 dakikada tamamlayarak 16. Türk yüzücü unvanını kazanan Öz, yüzmeye çok küçük yaşta İYİK'te başladı. Murat Öz, 16 kere İstanbul Boğaz Yarışı'na, 8 kereden fazla ise Çanakkale Boğaz Yarışı'na katıldı. 2019 yılında kendisine 40 yaş hedefi olarak belirlediği Manş Denizi'ni geçme planı ise Kamil Resa Alsaran ve Emre Erdoğan'ın antrenörlüğünde büyük bir başarı ile sonuçlandı. Murat Öz, sağlık problemleri, uzun vize süreci, covid salgını, olumsuz hava koşulları ve yüksek medcezire rağmen Manş'ı yüzerek geçme hedefinden hiç vazgeçmedi. 2019 yılında koyduğu hedef doğrultusunda antrenmanlara başlayan Öz, sağlık problemleri sebebi ile 3 ameliyat geçirse de iyileşir iyileşmez antrenmanlarına devam etti. Murat Öz, her ay yüzme kilometrelerini artırarak Manş'a hazırlandıktan sonra Manş hedefi doğrultusunda yüzmeye başladı. İki fırtınalı gece arasında kalan ve en yüksek medcezir seviyesinin olduğu aralıkta yüzmek zorunda kalan Öz, asıl hedefinin 12 saat 38 dakika olduğunu ama olumsuz koşullardan kaynaklı hedeflediği saatin uzadığını dile getirdi. Akıllı saatinden aldığı bilgiye göre 50 bin kulaç atıp, 62 kilometre yol katederek Fransa'nın Wissant bölgesine ulaşan Öz, engellere rağmen Manş Denizi'ni başarı ile geçen 16. Türk yüzücü olarak adını tarihe yazdı. Denizde 14 saat geçiren Öz, hava ve deniz koşulları ile birçok duygu değişikliği yaşadığını söylüyor. Bu duygu fırtınasında çoğu zaman deniz canlıları ile konuştuğunu belirten Murat Öz, bu durumu \"Bazı anlarda kendime sakin ol dedim, bazen deniz canlılarına benim geçmeme izin verin, bana bulaşmayın dedim.\" sözleriyle açıklıyor. Yüzüş esnasında insanın kendisi ile baş başa olduğunu dile getiren Öz, en büyük motivesinin ise ailesinin kendisine 5 metre mesafede bulunan teknede destek verdiğini bilmek olduğunu belirtiyor. Denizde beslenmenin de zorluğundan söz eden Öz, beslenme konusunda kendisine Ruso Yakimoviç'in destek vermesinin yanı sıra, her yüzücünün uygun beslenmeyi bulması gerektiğinin altını çiziyor. Murat Öz'ün antrenörü Kamil Resa Alsaran ise Öz'ün Türk yüzücüler arasında Manş'ı en yüksek medcezirde geçen kişi olduğunu vurguluyor. Alsaran, Öz'ün çok güçlü olduğundan ve zorlandığı anlarda bile hiç şikayetçi olmadığından söz edip Öz'ün sadece yapması gerektiği şeyi yaptığını söylüyor: Kulaç atmak. Murat Öz, 14 saat 16 dakika yüzdükten sonra ulaştığı Wissant'ın güneyindeki sahilde kendisini güneşlenen insanların karşıladığını anlatıyor. Öz, Manş Denizi'ni yüzerek geçme hedefini başarı ile tamamlamasından ve Manş'ı solo olarak geçen 16. Türk yüzücü olmasından dolayı haklı gurur yaşadığını dile getiriyor. Kendisine önce Türkiye'deki birkaç su parkurunu ardından da dünyanın çeşitli bölgelerindeki uzun mesafeleri hedef olarak belirlediğini ifade eden Öz, aynı zamanda ilk günden beri kendisi ile denizin üstünde beraber olan Margot isimli köpeği ile beraber gelecek sene Çanakkale Boğazı'nı geçmeyi hedeflediğini sözlerine ekliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/22/44-istanbul-maratonunda-darussafaka-icin-kosulacak", "text": "N Kolay 44. İstanbul Maratonu'nda, Türkiye'nin 159 yıllık eğitim neferi Darüşşafaka Cemiyeti için koşacak eğitim sevdalıları aranıyor! Bu yıl Darüşşafaka Eğitim Kurumları'na başlayan 150 öğrencinin eğitim giderlerine kaynak yaratmayı hedefleyen Darüşşafaka Cemiyeti, eğitimle yaşamları değiştirmek isteyenleri, Söz Konusu Eğitimse Yardıma Koşarız isimli kampanyası için koşmaya davet ediyor. Bu yılki maratonda Darüşşafaka Lisesi 11. sınıf öğrencilerinden oluşan koşu takımı da Eğitimde Fırsat Eşitliği için koşacak. 6 Kasım Pazar günü fiziksel olarak gerçekleşecek N Kolay 44. İstanbul Maratonu için geri sayım başladı. Son başvuru günü 17 Ekim olan, dünyada kıtalararası koşulan tek maraton olma özelliğine sahip N Kolay 44. İstanbul Maratonu; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli yardımseverlik koşusu olma özelliğini taşıyor. Darüşşafaka Cemiyeti; 2015 yılından itibaren yardımseverlik koşularına katılarak annesi veya babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, yetenekli öğrencilerin eğitimine kaynak sağlıyor. Darüşşafaka Cemiyeti'nin bu yılki hedefi gönüllü koşucularıyla birlikte Darüşşafaka'da ortaokul eğitimine başlayan 150 öğrencinin 8 yıllık eğitim masrafına destek olmak. Bu yıl 11. sınıfta okuyan 11 Darüşşafaka Lisesi öğrencisi de kendilerinden sonra eğitime devam edecek kardeşlerine \"Eğitimde Fırsat Eşitliği\"nde destek sağlamak amacıyla maratona katılacak. Türkiye'nin eğitim neferine katkı sağlamak isteyenlerin, N Kolay 44. İstanbul Maratonu'na kaydolduktan sonra bağış kampanyası başlatmak ve çevrelerini de harekete geçirerek bağış toplamak için Adım Adım platformuna üye olmaları gerekiyor. Adım Adım ailesine katılmak içinse İyilik Peşinde Koş Platformu'nda profil açmak, sonrasında Darüşşafaka Cemiyeti'nin \"Söz Konusu Eğitimse Yardıma Koşarız\" projesini seçerek 24 Ekim 31 Kasım günleri arasında bağış kampanyasına destek sağlamak mümkün."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/26/kobenin-the-redeem-teaminden-yeni-fragman", "text": "Kobe Bryant'ın Mamba zihniyetini harekete geçiren 'The Redeem Team'den yeni fragman geldi. Fragmanda takım arkadaşları, Bryant'ın takım arkadaşı olmasına rağmen Pau Gasol'a nasıl merhamet göstermediğini anlatıyor. Yılın en çok beklenen spor belgesellerinden biri olan The Redeem Team için, NBA süperstarları LeBron James, Kobe Bryant, Dwyane Wade, Chris Paul, Carmelo Anthony ve diğerlerinin yer aldığı yeni bir fragman yayınladı. Bu özel tanıtım fragmanında takımı, Bryant'ın şampiyonluk zihniyetini aşılayarak gidişatı belirlediği anı işaret ediyor. Hem İspanyol takımı hem de Amerikan takımı, 2008 Pekin Olimpiyatları'nda en büyük altın madalya adaylarıydı. Bryant'ın takım arkadaşları, Bryant'ın işi ciddiye aldığını göstermek için tam olarak ne yaptığını hatırlıyor. James, ABD-İspanya maçından önce Bryant'ın NBA takım arkadaşı Pau Gasol'un göğsüne çarpacağını söylediğini hatırlıyor. James, Wade, Chris Bosh ve diğerleri; Bryant'ın Olimpiyatların gidişatını belirlemek için Gasol'u devirme iddiasına şüpheyle bakıyorlardı. Ancak, Bryant daha sonra Mamba zihniyetinin devreye girmesiyle tam da söylediğini yapıyor. Fanlar 7 Ekim'de yayınlanacak olan The Redeem Team için nefeslerini tutarken, fragmanda Bryant'ın takım arkadaşlarıyla yapılan röportajlar öne çıkıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/26/raul-rosas-jr-ufc-tarihinin-en-genc-dovuscusu-oldu", "text": "17 yaşındaki Raul Rosas Jr., Dana White'ın Yarışmacı Serisinde yarıştıktan sonra imzaladığı anlaşmayla tarihte UFC sözleşmesi imzalayan en genç dövüşçü oldu. Dana White'ın Yarışmacı Serisinde Mando Gutierrez'e karşı kazandığı zaferin ardından, 17 yaşındaki Raul Rosas Jr.'a resmen bir UFC sözleşmesi teklif edildi ve tarihteki en genç dövüşçü oldu. Bir önceki rekor, sözleşmesini 18 yıl 198 günle imzalayan Dan Lauzon'a aitti. Rosas, Meksika'da doğdu ve şu anda Eddie Bravo'nun Las Vegas'taki 10. Gezegeni Jiu Jitsu dövüş kulübünde bir mor kuşak. Gutierrez'e karşı üç rauntluk maçtaki galibiyetle profesyonel rekorunu 6-0'a yükselten Rosas, UFC teklifinin sürpriz olmadığını söyledi. UFC'ye giren Rosas, Aljamain Sterling'in şu anda unvanını elinde bulundurduğu horoz siklet bölümünde yarışacak. \"Bu sözleşmeyi alacağımı biliyordum\" diyen Rosas \"Başından beri söylüyorum. Doğduğumdan beri bunun olacağını biliyordum.\" açıklamasıyla da başarısının tesadüf olmadığını ima etti. Jon Jones şu anda 23 yaşındaki en genç UFC şampiyonu rekorunu elinde tutarken, Rosas'ın kimse onu yenemezse tarih yazmak için beş yılı daha var."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/09/28/rihanna-super-bowl-biletlerine-talebi-artirdi", "text": "Bu noktada sadece Rihanna futbol konseri diyoruz. Pazar gecesi Rihanna hayranları, yapım aşamasında olan sürpriz bir duyuru ile heyecanlandı. Elinde bir futbol topu tutan kolunun altyazısız bir gönderisiyle haber açıktı. Riri, Super Bowl'a geliyordu ve beş yıldan uzun bir süre sonra ilk canlı performansını sergileyecekti. Devre arası performansının yeni müzik içerip içermeyeceği önemli değil - hayranlar duygularını açıkça belirttiler. Google Trends'i kullanan AceOdds'tan elde edilen veriler, Super Bowl LVIII'e olan ilginin Rihanna'nın duyurusundan sonra %9,900 arttığını, ancak biletlerin Şubat ayından bu yana satışta olduğunu gösteriyor. Doğal olarak heyecan TikTok'a damladı, #RihannaSuperBowl hashtag'i 3,1 milyon görüntüleme topladı. Super Bowl LVII , 12 Şubat 2023 Pazar günü Arizona, Glendale'deki State Farm Stadyumu'nda gerçekleşecek. Şu anda Rihanna veya NFL'nin devre arası performansı için neler hazırladığına dair ek bir haber yok. Ancak Rihanna'dan ve kısa süre önce kendi kendini ilan eden \"National Fenty League \"den daha fazla güncelleme için bizi izlemeye devam edin."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/10/ampute-futbol-milli-takimi-dunya-sampiyonu-oldu", "text": "Ampute Futbol Milli Takımı, İstanbul'da düzenlenen 2022 Dünya Kupası'nın final maçında Angola'yı 4-1 yenerek dünya şampiyonu oldu. Türkiye Futbol Federasyonunun \"Türkiye Futbol Oynuyor\" projesi kapsamında destek verdiği Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu bünyesindeki ay yıldızlı takım, İstanbul'un ev sahipliğinde gerçekleştirilen turnuvanın finalinde Angola ile karşılaştı. Yaklaşık 15 bin Türk futbolseverin tribünden izlediği final maça ay-yıldızlı ekip, Bülent Çetin, Okan Şahiner, İsmail Korkmaz, Şeyhmus Erdinç, Kemal Güleş, Rahmi Özcan, Ömer Güleryüz kadrosuyla başladı. Millilerde ilerleyen dakikalarda Muhammet Yeğen, Serkan Dereli, Savaş Kaya ve Fatih Şentürk süre buldu. Angola'nın daha etkili başladığı maçta kısa sürede dengeyi kuran ay yıldızlı ekip, 19. dakikada Ömer Güleryüz'ün kaydettiği golle 1-0 öne geçti. Angola, mücadelenin 24. dakikasında Heno Adao'nun serbest vuruştan attığı golle beraberliği yakaladı ve devre arasına 1-1 eşitlikle girildi. İkinci yarıya iyi başlayan Türkiye, 29. dakikada penaltı kazandı. 31. dakikada topun başına geçen Rahmi Özcan, sert bir vuruşla fileleri havalandırdı ve ay yıldızlı ekibi yeniden öne geçirdi. Milliler, 43. dakikada Rahmi ile bir gol daha bularak farkı 2'ye çıkardı. Mücadelenin 49. dakikasında Serkan Dereli'nin golüyle 4. golü bulan milliler, sahadan 4-1 galip ayrıldı ve dünya şampiyonluğunu kazandı. Müsabakanın bitiş düdüğünün ardından milli takım teknik ekibi ve oyuncuları saha içinde büyük sevinç yaşadı. Futbolcular, ardından tribünlere giderek sevincini taraftarla paylaştı. Ay yıldızlı ampute futbolcular, attıkları golden sonra asker selamı verdi. Müsabakanın 19. dakikasında Ömer Güleryüz'ün kaydettiği golden sonra önce kale arkasındaki tribünlere giderek büyük sevinç yaşayan milli futbolcular, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bulunduğu protokol tribününün önüne geldi. Milli futbolcular, yan yana dizilerek asker selamı verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindekiler de millileri alkışladı. Ay yıldızlı futbolcular, dünya şampiyonluğunun alınmasından sonra da orta sahada yan yana gelip asker selamı vererek, basın mensuplarına poz verdi. Ampute Futbol Milli Takımı, 2018 Dünya Kupası finalinde yenildiği Angola'dan rövanşı aldı. İlk kez 2007'de katıldığı Dünya Şampiyonası'nda üçüncü olan ay yıldızlılar, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında da aynı dereceyi elde etti. Ampute Futbol Milli Takımı, 2018'de Meksika'nın ev sahipliğini yaptığı Dünya Kupası finallerinde Angola'yla şampiyonluk maçına çıktı ancak penaltı atışları sonunda rakibine 5-4 yenildi. Türkiye, Angola ile 4 yıl aradan sonra bir kez daha finalde karşılaştı. Ev sahibi olduğu organizasyonda rakibini mağlup eden ay yıldızlılar, hem ilk kez dünya şampiyonu oldu hem de 2018 Dünya Kupası finalinin rövanşını aldı. Ampute Futbol Milli Takımı, 2004 ve 2008 yıllarında ikinci olduğu Avrupa Şampiyonası'nda ise 2017 ve 2021 yıllarında üst üste iki kez şampiyonluğu kazanarak, tarihi bir başarı göstermişti. İstanbul'da düzenlenen 2022 Ampute Futbol Dünya Kupası'nda şampiyonluğa ulaşan Türk Milli Takımı'nın teknik direktörü Osman Çakmak, maçın ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Meksika'da düzenlenen 2018 Dünya Kupası'nda Angola ile yapılan finalde futbolcu olarak sahada yer alan ve penaltı kaçıran Osman Çakmak, \"Çok mutlu ve huzurluyuz. Allah'a şükürler olsun. Çocuklarımın alnından, onları yetiştiren anne ve babaların ellerinden öpüyorum. 85 milyona, aziz şehitlerimizin ailelerine, benim gibi kahraman gazilerimize armağan olsun.\" diye konuştu. Dünya şampiyonluğuna ulaşan ay yıldızlı takımın önemli oyuncuları Rahmi Özcan ile Ömer Güleryüz, sevinçli olduklarını dile getirdi. Nef Stadı'nda kendilerini destekleyen sporseverlere teşekkür eden Rahmi Özcan, \"Söz konusu milli takım olunca Türk milleti her yerde bizi destekliyor. Kupamız, buraya gelen herkese ve 85 milyona armağan olsun. Sayın Cumhurbaşkanımızın emeği çok fazla. Kendisi hem bize, 'Dünyada ampute futbol Türkiye'den sorulacak.' dedi. İki kez Avrupa şampiyonu olduk. Ev sahibi olduğumuz Dünya Kupası'nın burada kalması gerekiyordu. Sözümüzü tuttuk ve kupayı Türkiye'de bıraktık. Ülkemize armağan olsun.\" ifadelerini kullandı. Turnuvanın en değerli oyuncusu seçilen Ömer Güleryüz ise \"Kendimizi 2018'in rövanşını almak için motive etmiştik. Buraya gelirken aklımızda soru işareti de vardı. 2018'de penaltılarda kaybetmiştik. İnsan 'acaba' demeden de duramıyor. Heyecanlı ve tedirgin çıktık. İlk yarı 1-1 bitti. İkinci yarıya çok konsantre bir şekilde çıktık. Sonunda da 4-1 galip gelmeyi bildik. Buraya gelen herkese teşekkür ediyorum.\" şeklinde görüş belirtti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İstanbul'da düzenlenen 2022 Ampute Futbol Dünya Kupası'nda rakibi Angola'yı finalde yenerek şampiyon olan Ampute Futbol Milli Takımı için tebrik mesajı yayımladı. Oktay, Twitter hesabından yayımladığı mesajında, \"Dünya Şampiyonu olan Ampute Futbol Milli Takımımızı gönülden kutluyorum. Sizinle gurur duyuyoruz. Tebrikler.\" ifadelerine yer verdi. Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, İstanbul'da düzenlenen 2022 Ampute Futbol Dünya Kupası'nda rakibi Angola'yı finalde yenerek şampiyon olan Ampute Futbol Milli Takımı için tebrik mesajı yayımladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/17/nbade-yeni-sezon-basliyor", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde 2022-2023 sezonu, 19 Ekim Çarşamba günü sabaha karşı başlayacak. Amerika Basketbol Birliği adıyla 1946'da başlayan NBA'in 77. sezonunun açılış gününde 2 maç oynanacak. Yeni sezonun ilk karşılaşmasında, geçen sezonun finalisti Boston Celtics, Furkan Korkmaz'ı da kadrosunda barındıran Philadelphia 76ers'ı ağırlayacak. Aynı gün ayrıca Kaliforniya eyaleti takımları Golden State Warriors ile Los Angeles Lakers da karşılaşacak. Stephen Curry'nin önderliğindeki son şampiyon Warriors, sezona yeni başantrenörü Darvin Ham ile başlayacak Lakers'ı konuk edecek. Son 8 yılda 4. kez (2015, 2017, 2018, 2022) mutlu sona ulaşan Warriors oyuncuları, maç öncesi şampiyonluk yüzüklerini alacak. Geçen sezon play-off'ların dışında kalarak hayal kırıklığı yaratan Lakers'ın yıldız oyuncusu LeBron James, ligdeki 20. yılına adım atacak. Normal sezon kariyerinde 37 bin 62 sayısı bulunan 37 yaşındaki James, 1326 sayı daha atması halinde Kerim Abdülcabbar'a (38 bin 387) ait NBA rekorunu kıracak. Ligin ikinci gününde ise 12 karşılaşma yapılacak. Geçen yılki NBA Draftı'nın 1 numarası Cade Cunningham ile 2022 seçmelerinin 1 numarası Paolo Banchero , normal sezonun ikinci gününde karşı karşıya gelecek. Alperen Şengün, Ömer Faruk Yurtseven ve Cedi Osman da başantrenörlerinin şans vermesi durumunda ikinci gün parkeye çıkacak. Alperen'in takımı Houston Rockets, Atlanta Hawks'a, Cedi'nin takımı Cleveland Cavaliers da Toronto Raptors'a konuk olacak. Ömer'in kadrosunda yer aldığı Miami Heat ise sahasında Chicago Bulls ile karşılaşacak. Ligde, geçen sezon olduğu gibi Türkiye Milli Takımı'ndan 4 basketbolcu mücadele edecek. Houston Rockets'ta oynayan 20 yaşındaki Alperen Şengün ve Miami Heat forması giyen 24 yaşındaki Ömer Faruk Yurtseven'in NBA'deki 2. yılı olacak. Pivot mevkisinde oynayan iki milli basketbolcudan Alperen, geçen sezon 72 maçta 9,6 sayı, 5,5 ribaunt, 2,6 asist, Ömer ise 56 karşılaşmada 5,3 sayı, 5,3 ribaunt ortalamalarını yakalamıştı. 27 yaşındaki Cedi Osman ve 25 yaşındaki Furkan Korkmaz (Philadelphia 76ers) ise ligdeki 6. yıllarına başlayacak. NBA kariyerinde Cedi'nin 10 sayı, 3,2 ribaunt, 2,1 asist, Furkan'ın da 7,9 sayı, 2,2 ribaunt ortalamaları bulunuyor. Doğu Konferansı'nda Boston Celtics, Milwaukee Bucks, Philadelphia 76ers, Brooklyn Nets'in, Batı Konferansı'nda ise Golden State Warriors, Phoenix Suns, Memphis Grizzlies ve Los Angeles Clippers'ın zirveye oynamasının beklendiği 2022-2023 sezonu öncesinde dikkati çeken transferler gerçekleşti. Yeniden yapılanma sürecine giren Utah Jazz, all-star oyuncuları Donovan Mitchell ve Rudy Gobert ile yollarını ayırdı. Cavaliers, kariyerinde 23,9 sayı, 4,5 asist, 4,2 ribaunt ortalamalarıyla oynayan şutör gard Mitchell'ı, geçen sezon ilk defa all-star seçilen oyun kurucu Darius Garland'ın yanına ekledi. Minnesota Timberwolves da 3'er kez yılın savunma oyuncusu ve all-star seçilen Fransız pivot Gobert'i kadrosuna kattı. Kadrosunda all-star uzun forvet Karl-Anthony Towns'ı da barındıran Timberwolves böylece ligin belki de en korkutucu pota altı ikilisine sahip oldu. All-star oyun kurucu Trae Young'ın sürüklediği Atlanta Hawks, geçen sezon yaptığı çıkışla all-star seçilme onurunu yaşayan Dejounte Murray'yi San Antonio Spurs'ten takas etti. 12 yıl sonra NBA'de final oynayan Celtics ise Indiana Pacers'tan Malcolm Brogdon'ı takas ederek ve Spurs'ün serbest bıraktığı Danilo Gallinari'yi renklerine bağlayarak kadro derinliğini arttırdı. Hayatını kaybeden Celtics efsanesi Bill Russell'ı onurlandırmak amacıyla 6 numaralı forma, lig genelinde emekli edildi. 31 Temmuz 2022'de 88 yaşındayken hayata gözlerini yuman Russell, NBA genelinde forması emekli edilen ilk basketbolcu oldu. Karara göre, 2022-2023 sezonundan itibaren NBA takımları oyuncularına 6 numaralı formayı veremeyecek. 6 numaralı formayı giyen oyuncular ise karardan muaf tutulacak. ABD profesyonel spor tarihinin ilk siyahi başantrenörü olma unvanını taşıyan Russell, 1975'te Basketbol Şöhretler Müzesi'ne dahil edilmişti. Russell, 1956-1969 yıllarında oyuncu ve oyuncu-antrenör olarak görev yaptığı NBA'de 11 şampiyonluk yaşamıştı. Efsane basketbolcu, 12 defa all-star, 5 kez de normal sezonun en değerli oyuncusu seçilmişti. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle neredeyse 3 yıldır düzenlenemeyen \"NBA Global Games\" geri dönüyor. Bu sezon \"NBA Global Games\" kapsamında 2 karşılaşma, ABD veya Kanada sınırları dışında yapılacak. 18 Aralık'taki Miami Heat-San Antonio Spurs mücadelesi, Meksika'nın başkenti Mexico City'de oynanacak. Chicago Bulls ile Detroit Pistons ise 19 Ocak 2023'te Fransa'nın başkenti Paris'te karşı karşıya gelecek. NBA All-Star hafta sonu, 18-20 Şubat 2023 tarihlerinde Salt Lake City kentindeki Vivint Arena'da gerçekleştirilecek. 72. NBA All-Star maçında, taraftarlardan en çok oy alan Doğu ve Batı Konferansı'ndan birer oyuncunun seçtiği takımlar karşılaşacak. 30 takımın 82'şer maça çıkacağı normal sezon, 10 Nisan'da sona erecek. Play-off'lara katılacak son 4 takım, kendi konferanslarında 7, 8, 9 ve 10'uncu sırayı alanlar arasındaki play-in turnuvasıyla belirlenecek. Play-in maçları 12-15 Nisan tarihlerinde yapılacak. 16 takımın katılacağı play-off'lar 16 Nisan, 2023 NBA Finalleri ise 2 Haziran'da başlayacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/18/ballon-dor-odulu-karim-benzemanin-oldu", "text": "Avrupa Yılın Futbolcusu Ödülü olarak bilinen \"Ballon d'Or\" sahibini buldu: Karim Benzema. Yılın futbolcusuna verilen Altın Top ödülünü, Real Madrid'in Fransız santrforu Karim Benzema kazandı. France Football dergisi tarafından 1956'dan beri dağıtılan ödül, Fransa'nın başkenti Paris'teki Chatelet Tiyatrosu'nda düzenlenen törenle sahibini buldu. Törenin sunuculuklarını, Sandy Heribert ve bir dönem Galatasaray forması da giyen eski futbolcu Didier Drogba üstlendi. Real Madrid'in 34 yaşındaki kaptanı Benzema, kariyerinde ilk defa \"Altın Top\"un sahibi oldu. Benzema, geçen sezon tüm kulvarlarda çıktığı 46 maçta 44 gol atarak kulübünün UEFA Şampiyonlar Ligi ve İspanya Birinci Ligi şampiyonu olmasında başrol oynamıştı. Karim Benzema, FENDI bir MTM siyah smokin ile ödül törenine katıldı. Oylamada Senegalli Sadio Mane 2'nci, Bekçikalı Kevin De Bruyne 3'üncü sırayı aldı. En iyi kadın futbolcu ödülüne, geçen yıl olduğu gibi Barcelona'nın İspanyol orta saha oyuncusu Alexia Putellas layık görüldü. Yılın forvetine verilen Gerd Müller ödülünün sahibi, geçen sezon Bayern Münih'te gösterdiği performansla Robert Lewandowski oldu. 2022-23 sezonu öncesi Barcelona'ya giden Polonyalı santrfor, ödülü peş peşe 2. kez aldı. Yılın kulübü ödülü de İngiltere Premier Lig'de 2 sezondur mutlu sona ulaşan Manchester City'ye gitti. Sezonun en iyi 21 yaş altı oyuncusuna verilen Kopa Kupası'nı, Barcelona'dan İspanyol orta saha oyuncusu Gavi, yılın en iyi kalecisine verilen Lev Yaşin ödülünü ise Real Madrid'in Belçikalı file bekçisi Thibaut Courtois kazandı. France Football dergisinin 1956-2009 yıllarında verdiği \"Altın Top\" ödülü ile FIFA'nın 1991-2009 senelerinde seçtiği \"Dünyada Yılın Futbolcusu\" ödülü, 2010'da \"FIFA Altın Top\" adı altında birleşmişti. FIFA ve France Football dergisi, \"FIFA Altın Top\" ismiyle verilen yılın futbolcusu ödülünün ortaklığına 2016'da son vermişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/18/sehirde-dogayla-ic-ice-spor-keyfi", "text": "40. yılını kutlayan İstanbul'un en köklü adreslerinden Dalyan Club, misafirlerine şehrin karmaşasından uzak doğayla iç içe bir spor deneyimi sunuyor. Fenerbahçe'de yeşillikler içinde 20 bin metrekarelik alan üzerine kurulu kulüp, fitness tutkunlarına geleceğin spor deneyimini vaat ediyor. Dünyaca ünlü tasarım ve teknoloji ödüllerine sahip Technogym ekipmanlarıyla donatılmış 300 m2'den fazla antrenman alanına sahip Dalyan Fitness Club, özel fitness uygulamasıyla misafirlerine kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor. Her Technogym ürünüyle entegre olan uygulamayla kişi, antrenman verilerini kaydedebiliyor, antrenman videolarına ulaşıp programını rahatlıkla takip edebiliyor. Pilates derslerinin de bulunduğu Dalyan Fitness Club'ta dileyen özel antrenmanlarla birebir çalışmalara ya da grup derslerine katılabiliyor. Kulüpte fitness ve spor tutkunları için vegan bowl, somon bowl, ızgara tavuk bowl ve ızgara dana bowl gibi sağlıklı seçeneklerin bulunduğu fit menüler yer alıyor. Dalyan Club üyesi olmadan da Fitness Club'ı kullanmak mümkün."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/20/alperen-sengun-ve-cedi-osmanin-sayilari-galibiyete-yetmedi", "text": "Alperen Şengün'ün 15 sayı, 9 ribauntla oynadığı maçta Houston Rockets, Atlanta Hawks'a 117-107 mağlup oldu. Cedi Osman'ın 17 sayı, 3 ribaunt, 1 asistlik performans sergilediği mücadelede Cleveland Cavaliers ise Toronto Raptors'a 108-105 yenildi. Amerikan Basketbol Ligi'nde mücadele eden milli oyuncular Alperen Şengün ve Cedi Osman, bireysel anlamda sezona iyi başlangıç yaptı. NBA'e 12 maçla devam edildi. Milli basketbolcu Alperen Şengün'ün 15 sayı, 9 ribauntla oynadığı maçta Houston Rockets, deplasmanda Atlanta Hawks'a 10 sayı farkla (117-107) mağlup oldu. Ev sahibi ekibin yıldız oyuncusu Trae Young 23 sayı, 13 asist, Dejounte Murray 20 sayı, 11 asistle \"double double\" yaparken, John Collins 24, De'Andre Hunter 22 sayıyla oynadı. Rockets'ta Kevin Porter 21 sayıyla takımının en skorer isim oldu. Jabari Smith 17 sayı, 7 ribaunt, Jalen Green de 16 sayıyla maçı tamamladı. Cedi Osman'ın formasını giydiği Cleveland Cavaliers, çekişmeli geçen mücadelede Toronto Raptors'a 108-105 yenildi. Pascal Siakam'ın 23 sayı, 11 ribauntluk katkı verdiği Raptors'ta, Gary Trent 19, OG Anunoby 18 sayıyla oynadı. 28 dakika süre alan milli basketbolcu Cedi Osman'ın 17 sayı, 3 ribaunt, 1 asistlik performans sergilediği konuk ekipte ise yeni takımıyla ilk maçına çıkan Donovan Mitchell'in 31 sayı, 9 asistlik çabası mağlubiyete engel olamadı. Jarrett Allen, 13 sayı, 10 ribauntla \"double double\" yaptı. Detroit Pistons'ın sahasında Orlando Magic'i 113-109 yendiği maçta konuk ekibin formasını giyen çaylak Paolo Banchero, ilk maçında ortaya koyduğu performansla dikkatleri üzerine çekti. Magic'in 2022 draftında birinci sıradan seçtiği Banchero, Los Angeles Lakerslı LeBron James'in ardından ilk maçında en az 25 sayı, 5 ribaunt, 5 asiste ulaşan ilk 1. sıra seçimi oldu. 19 yaşındaki oyuncu parkeden 27 sayı, 9 ribaunt ve 5 asistle ayrıldı. LeBron James, 2003 yılında çaylak olarak çıktığı ilk maçını 25 sayı, 6 ribaunt, 9 asistle tamamlamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/20/neymar-mahkemede-barcelonaya-transferiyle-ilgili-ifade-verdi", "text": "Brezilyalı futbolcu Neymar, 2013 yılında Brezilya'nın Santos Kulübünden İspanya'nın Barcelona Kulübüne transferinde usulsüzlük ve yolsuzluk yapıldığı suçlamalarıyla ilgili yargılandığı davada ifade verdi. Barselona Mahkemesinde görülen davanın ikinci gününde sanık koltuğuna oturan Neymar, \" Madrid'e gitme seçeneğim vardı ama kalbim beni Barcelona'ya götürdü. Transfer sürecini, görüşmeleri tamamen babam yönetti. Ben sadece onun bana söylediğine imza attım.\" dedi. \"Çok fazla kulüpten teklif vardı ama benim hayalim her zaman Barcelona'da forma giymekti.\" diyen Neymar, son anda sadece Real Madrid ve Barcelona seçeneklerinin kaldığını ancak \"yüreğinin sesini dinleyerek Barça'ya gittiğini\" söyledi. Normalde 21 Ekim'de mahkemeye gelmesi gereken Neymar, Paris Saint-Germain takımının antrenman ve maç programından dolayı ifadesinin öne alınmasını istemişti. Davada şahit olarak video konferansla dinlenen Real Madrid Kulübü Başkanı Florentino Perez ise \"Aşağı yukarı 10 yıl önce Neymar ile ilgilendik ama bunu Real Madrid sportif direktöründen biliyorum. Ben hiçbir zaman hiçbir müzakereye girmedim. Futbolcular istedikleri yere gider ve Neymar, Barcelona'ya gitmek istiyordu.\" şeklinde konuştu. Diğer yandan Barcelona'nın eski yöneticilerinden Raul Sanllehi de Neymar'ın Barcelona'ya transferi için 2011 yazında 45 milyon avro artı başarıya endeksli 10 milyon avro ödenmesi için Santos Kulübüyle bir anlaşma yaptıklarını ifade etti. Sanllehi, \"Cuma günü el sıkıştık ama pazartesi günü bize telefon edip Madrid'in 5 milyon avro daha fazla teklif ettiğini söylediler. Bunu kabul edemezdik çünkü öncesinde anlaşmaya varmıştık.\" dedi. Neymar'ın henüz 17 yaşında iken (2009'da) transfer haklarının yüzde 40'ını satın alan ve futbolcunun Barcelona'ya transferinde kendisine karşılık gelen gerçek tutarı almadığını iddia eden DIS Grubu'nun açtığı davada, futbolcu Neymar, babası Neymar da Silva Santos ve annesi Nadine Golcalves ile eski Barcelona kulüp başkanlarından Sandro Rosell ve Josep Maria Bartomeu, Santos Kulübünün eski yöneticilerinden Odilio Rodrigues sanık olarak yargılanıyor. Neymar'ın sportif faaliyetlerinin durdurulması, 5 yıl hapis ve 159 milyon avro para cezası verilmesini talep eden DIS ayrıca, eski Barcelona kulüp başkanlarından Rossell ve Bartomeu için 5 yıl hapis, 6 yıl sportif görevlerden men ve 195 milyon avro para cezası istiyor. Savcılık ise aynı davada Neymar için 2 yıl hapis, 3 yıl futboldan men ve 10 milyon avro, futbolcunun annesi ve babası için 2 yıl hapis ve 10 milyon avro, Rossell için 5 yıl hapis, 3 yıl sportif yöneticilikten men ve 10 milyon avro, Barcelona Kulübünden 8,4 milyon avro, Santos'tan ve Neymar'ın ailesinin sahibi olduğu N&N şirketinden 1,4 milyon avro talep ediyor. Savcılık, Neymar'ın transferi döneminde Barcelona Kulübü Başkan Yardımcısı olan Bartomeu hakkında herhangi bir suçlamada bulunmuyor. İddianameye göre, o dönem Barcelona Kulübü Başkanı olan Rossell, normal şartlarda 2014'te Santos ile sözleşmesi sona erecek olan Neymar'ı transfer etmek için 2011 yılında futbolcunun menajeri olan babası ve kulüp yöneticileriyle ön anlaşma yapıyor. Savcılık, bu anlaşmanın diğer kulüplerin serbest bir şekilde Neymar'a teklif götürmelerini engellediğini ve DIS Grubu'nu transferden daha fazla kazanç elde etmekten mağdur bıraktığını ileri sürüyor. Davanın 31 Ekim'de sona ermesi öngörülüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/26/serena-williams-tenisi-henuz-birakmadigini-acikladi", "text": "ABD Açık'tan elendiği 3. tur maçının ardından kortlara veda ettiği düşünülen ABD'li tenisçi Serena Williams, henüz emekli olmadığını söyledi. Serena Williams, ağustos ayında Vogue dergisine verdiği röportajda, hayatının sonraki aşamasına hazır olduğunu söyleyerek tenisi bırakacağı sinyalini vermiş ancak Ajla Tomljanovic'e 2-1 yenildiği maçın ardından kesin bir ifade kullanmaktan kaçınmıştı. Kadınlar dünya sıralamasının eski 1 numarası, 3 Eylül'deki karşılaşmadan beri katıldığı ilk kamuya açık etkinlikte ise spor dünyasını şaşırtan bir açıklama yaptı. 41 yaşındaki Serena Williams, sahibi olduğu yatırım şirketi Serena Ventures'ın tanıtımı için katıldığı ABD'nin San Francisco kentindeki TechCrunch Disrupt Konferansı'nda yaptığı açıklamada, \"Emekli olmadım. Geri dönme ihtimalim çok yüksek. Evimde bir tenis kortu bulunuyor. Emeklilik üzerine hala düşünmedim.\" ifadelerini kullandı. Williams, ABD Açık'tan elendiği maçın ardından düzenlenen basın toplantısında emeklilik kararını gözden geçirip geçirmeyeceği sorularına, \"Bilmiyorum. Bunu düşünmedim.\" dedikten sonra gelecek sezonun ilk grand slam turnuvası Avustralya Açık'ı kastederek, \"Avustralya'yı her zaman çok sevdim.\" diye konuşmuştu. Tenis tarihinin en iyi oyuncuları arasında gösterilen Serena Williams'ın kariyerinde 23'ü grand slam turnuvalarında olmak üzere 73 tekler şampiyonluğu ve 4 olimpiyat altın madalyası bulunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/10/27/formula-1de-audi-sauber-takimiyla-ortaklik-kuracak", "text": "Alman üretici Audi, 2026 sezonundan itibaren katılacağı Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda Sauber takımıyla ortak çalışacağını açıkladı. Daha önce 2026'da yürürlüğe girecek güç ünitesi kurallarından dolayı F1'de motor tedarikçisi olacağını duyuran Audi'nin, iş birliği yapacağı takım belli oldu. Audi'nin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, şampiyonada Alfa Romeo adıyla yarışan İsviçre merkezli Sauber takımından hisse satın alınacak. 2026'da şampiyonaya girecek Audi fabrika takımının güç üniteleri, Almanya'nın Neuburg an der Donau kasabasındaki fabrikada, otomobilin şasisi ve karoseri ise Sauber'in İsviçre'nin Hinwil kasabasındaki tesislerde üretilecek. Yeni güç üniteleri, mevcut turboşarjlı V6 motorların mimarisini koruyacak ancak artırılmış elektrik gücü ve yüzde 100 sürdürülebilir yakıtlara sahip olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/11/01/meksika-grand-prixsini-kazanan-verstappen-f1-tarihine-gecti", "text": "Bu sezon 14. yarış birinciliğine ulaşan Verstappen, Michael Schumacher ve Vettel ile paylaştığı bir F1 sezonunda en fazla yarış kazanan pilot rekorunu kırdı. Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 20. ayağı Meksika Grand Prix'sinde, Red Bull takımının Hollandalı pilotu Max Verstappen birinci oldu. Sezonun 20. mücadelesi, başkent Meksiko'daki 4,3 kilometrelik Hermanos Rodriguez Pisti'nde, 71 tur üzerinden yapıldı. Pole pozisyonundaki Verstappen, starttan itibaren kontrol altında götürdüğü yarışı kazandı ve sezonun 14'üncü, kariyerinin 34. birinciliğine ulaştı. 25 yaşındaki Verstappen böylece Michael Schumacher (2004) ve Sebastian Vettel (2013) ile paylaştığı bir F1 sezonunda en fazla yarış kazanan pilot rekorunu kırdı. Liderin 15.1 saniye gerisindeki Lewis Hamilton 2'nci, takım arkadaşı Verstappen'den 18.1 saniye sonra finişe gelen Sergio Perez ise 3. oldu. Verstappen'in pilotlar, Red Bull'un ise takımlar klasmanında şampiyonluğu garantilediği 2022 sezonunun 21. yarışı Brezilya Grand Prix'si 13 Kasım'da düzenlenecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/11/21/nbade-minnesota-timberwolvestan-ust-uste-ucuncu-galibiyet", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde Minnesota Timberwolves, deplasmanda Philadelphia 76ers'ı 112-109 yenerek üst üste üçüncü galibiyetini aldı. NBA'e 5 maçla devam edildi. Minnesota Timberwolves, konuk olduğu Philadelphia 76ers'ı 112-109 mağlup etti. Timberwolves'ta Anthony Edwards 25, D'Angelo Russell ise 19 sayı attı. Konuk ekip, bu galibiyetle üst üste üçüncü maçını kazandı. Philadelphia 76ers'ta milli oyuncu Furkan Korkmaz süre almadı. Ev sahibi ekipte Joel Embiid'in 32, Shake Milton'ın ise 27 sayısı galibiyet için yeterli olmadı. Atlanta Hawks'ın konuk ettiği Toronto Raptors'ı uzatma sonunda 124-122 yendiği maçta Trae Young, 33 sayı ve 12 asistle \"double-double\" yaptı. Hawks'ta De'Andre Hunter 22 sayı, Clint Capela ise 18 sayı ve 14 ribauntla \"double-double\" yaparak galibiyete katkı verdi. Toronto Raptors'ta Scottie Barnes'ın 28 ve OG Anunoby'nin 27 sayısı mağlubiyeti engellemeye yetmedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/12/08/uluslararasi-olimpiyat-komitesi-yaptirimlarina-devam-edecek", "text": "IOC Başkanı Thomas Bach,\"Yaptırımlar sağlam bir şekilde yürürlükte kalmalıdır.\" dedi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi , Ukrayna'ya yapılan askeri müdahale nedeniyle Rusya ve Belarus'a yönelik yaptırımların \"sıkı bir şekilde\" yürürlükte kalacağını duyurdu. IOC'den yapılan açıklamada, \"IOC İcra Kurulu, oy birliğiyle Rusya, Belarus ve hükümetlerine yönelik yaptırımların sıkı bir şekilde yürürlükte kalması gerektiğini yeniden teyit etti.\" ifadesi kullanıldı. IOC Başkanı Thomas Bach ise \"Yaptırımlar sağlam bir şekilde yürürlükte kalmalıdır.\" değerlendirmesinde bulundu. Sporcuların bu yaptırımlardan zarar görmemesini sağlama konusunda ise Bach, uluslararası sporun \"büyük bir ikilem\" ile karşı karşıya olduğunu belirtti. Bach, Rusya veya Belarus pasaportuna sahip sporcuların uluslararası spor organizasyonlarına katılmasıyla ilgili olarak da \"Bu konuda tekrar çok açık olayım, sporcuların katılımı sorunu, hükümetleri için yaptırımlar sorunundan çok farklı. Sporcuların katılımı sorunu hiçbir zaman yaptırımların bir parçası olmadı ve olamaz.\" ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/12/14/nba-yeni-kia-performans-odulu-kupalarini-acikladi", "text": "NBA, başrolünde The Michael Jordan Trophy'nin yer aldığı yeniden tasarlanan, yeniden adlandırılan Kia Performans Ödülü Kupalarını açıkladı. NBA, her sezonun sonunda Kia Performans Ödülü kazananlarına verilmek üzere yeniden tasarlanan ve yeniden adlandırılan altı kupayı resmi olarak açıkladı. Listenin başında Kia NBA En Değerli Oyuncusuna takdim edilecek olan Michael Jordan Kupası yer alıyor. Kupa 23,6 inç(60 cm) boyunda ve 23,6 pound (10.7 kg) ağırlığında, altı kenarlı bir rozete, 15 derecelik bir taban açısına ve 23 noktadan oluşan ve 1,23 inç (3,12 cm) çapında bir kristal basketbol topuna sahip. Bu metrik rakamların tümü MJ'in forma numarasını, NBA şampiyonluklarının sayısını, 15 sezonluk kariyerini ve kariyerinin tekilliğini onurlandırıyor. Listenin başında Kia NBA En Değerli Oyuncusuna takdim edilecek olan Michael Jordan Kupası yer alıyor. Kupa 23,6 inç(60 cm) boyunda ve 23,6 pound (10.7 kg) ağırlığında, altı kenarlı bir rozete, 15 derecelik bir taban açısına ve 23 noktadan oluşan ve 1,23 inç (3,12 cm) çapında bir kristal basketbol topuna sahip. Bu metrik rakamların tümü MJ'in forma numarasını, NBA şampiyonluklarının sayısını, 15 sezonluk kariyerini ve kariyerinin tekilliğini onurlandırıyor. Bu arada, Yılın Savunma Oyuncusu ödülü artık iki kez DPOY kazananına saygı duruşunda bulunan ve oyuncuyu klasik savunma duruşunda gören Hakeem Olajuwon Kupası olarak bilinecek. Ayrıca Chamberlain'in 1959-1960 sezonundaki muhteşem çaylak yılı onuruna Yılın Çaylağı ödülüne layık görülen Wilt Chamberlain Kupası da var. Yılın Altıncı Adamı'na John Havlicek Ödülü ve Yılın En Çok Gelişim Gösteren Oyuncusu'na George Mikan Ödülü verilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/12/19/2022-fifa-dunya-kupasini-arjantin-kazandi", "text": "Katar'ın ev sahipliğinde düzenlenen 2022 FIFA Dünya Kupası'nı, normal süresi 2-2, uzatma bölümü 3-3 sona eren finalde, Fransa'yı penaltı atışlarıyla yenen Arjantin kazandı. Tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası'nı kazanan Arjantin, 1986'dan sonra kupayı kazanarak 36 yıllık şampiyonluk özlemine son verdi. Lusail Stadı'nda oynanan karşılaşmaya Arjantin baskılı başladı. Fransa'ya ön alanda baskı yapan Arjantin, rakibinin yarı sahasından çıkmasına izin vermedi. Kanatları etkili kullanan Arjantin, ilk yarının tamamında oyunun kontrolünü elinde tuttu. 21. dakikada Arjantin penaltı kazandı. Sol kanattan ceza sahasına giren Di Maria, Dembele ile girdiği mücadelede yerde kaldı. Hakem Marciniak penaltı noktasını gösterdi. 23. dakikada penaltı atışını kullanan Messi, kaleci Lloris ve topu ayrı köşelere gönderdi: 1-0. Arjantin 36. dakikada farkı 2'ye yükseltti. Messi'nin şık ara pasıyla başlayan hızlı atakta, Alvarez, sağ kanattan bindiren Mac Allister'ın önüne pasını gönderdi. Ceza sahasına giren Mac Allister, arka direkteki Di Maria'ya yerden pasını gönderdi. Di Maria'nın gelişine vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-0. Tangocular 59. dakika 3. golüne yaklaştı. Fransa savunması arkasına atılan pasa hareketlenen Alvarez, ceza sahasına girdi, sol çaprazdan sert vurdu. Direk dibine yerden gelen topu kaleci Lloris, iki hamlede kontrol etti. Maç boyu etkisiz kalan Fransa, 71. dakikada Mbappe ile tehlikeli geldi. Sağ kanatta topla buluşan Mbappe, açısını düzeltip ceza sahasına yaklaştı. Mbappe'nin sert şutunda top üstten auta gitti. Fransa'ya Arjantin karşısında beraberlik için yalnızca 2 dakika yetti. Fransa, 2 dakikada Mbappe ile bulduğu 2 golle, skora eşitliği getirdi. 79. dakikada Fransa farkı 1'e indirdi. Arjantin ceza sahasına giren Kolo Muani, Otamendi ile girdiği ikili mücadele sonrasında yerde kaldı, hakem penaltı noktasını gösterdi. Penaltıyı kullanmak için Mbappe 80. dakikada topun başına geçti. Mbappe'nin kullandığı atışta kaleci Martinez'in parmaklarına da çarpan top ağlara gitti: 2-1. 81. dakikada Fransa beraberliği yakaladı. Messi'den topu kapan Coman, Mbappe'ye pasını attı. Arjantin ceza sahası önünde Thuram ile verkaça giren Mbappe, ceza sahasına kaçtı. Havadan gelen topa gelişine vuran Mbappe, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 2-2. 90+7. dakikada Arjantin, Messi ile tehlikeli geldi. Fransa ceza sahası önünde topla buluşan Messi, açısını düzeltip çok sert vurdu, kaleci Lloris topu güçlükle kornere çeldi. Karşılaşmanın 90 dakikası 2-2'lik eşitlikle sona erdi. Uzatma dakikalarının ilk bölümü dengede geçti. 105+1. dakikada Arjantin net bir fırsatı kullanamadı. Savunma arkasına iyi kaçan Lautaro Martinez, ceza sahasında sol çaprazdan vurdu, meşin yuvarlak az farkla yandan auta gitti. 109. dakikada Arjantin bir kez daha öne geçti. Arjantin paslarla Fransa ceza sahasına girdi, Lautaro Martinez sağ çaprazdan çok sert vurdu, kaleci Lloris'ten seken topa Messi yakın mesafeden vurdu, gol çizgisini geçen topa Kounde uzaklaştırdı ancak hakem gol kararını verdi: 3-2. 116. dakikada Fransa bir penaltı daha kazandı. Mbappe'nin şutunda, Montiel ceza sahasında elle müdahale edince hakem bir kez daha penaltı kararını verdi. 118. dakikada penaltıyı kullanan Mbappe, kaleci ve topu ayrı köşelere yolladı: 3-3. Uzatmanın son bölümü de büyük heyecana sahne oldu Kolo Muani, karşı karşıya pozisyonda şutunu attı, kaleci Martinez ayaklarıyla golü önledi. Ardından Arjantin'de Lautaro Martinez müsait bir kafa vuruşunda meşin yuvarlağı auta yolladı. Arjantin'de Messi, Dybala, Paredes ve Montiel ile penaltı atışlarını gole çevirdi ve Güney Amerika ekibi Dünya Kupası'nın sahibi oldu. Fransa'da Coman ve Tchouameni penaltı atışından yararlanamadı. Mbappe ve Kolo Muani'nin penaltı atışlarındaki golleri ise Fransa'ya yetmedi. Lusail Stadı'ndaki mücadeleyi 88 bin 966 kişinin izlediği açıklandı. Arjantin, Dünya Kupası'nda üçüncü kez şampiyonluk ipini göğüsledi. \"Tangocular\" futbolun milli takımlar düzeyindeki bir numaralı organizasyonunda 1978 ve 1986'nın ardından üçüncü kez kupayı müzesine götürmeyi başardı. Arjantin, Dünya Kupası'nda 36 yıl sonra şampiyonluğa ulaşmayı başardı. Turnuvada son şampiyonluğunu Diego Armando Maradona'nın da yer aldığı kadrosuyla 1986'da elde eden \"Tangocular\", 36 yılın ardından kupayı müzesine götürmeyi başardı. Arjantin, 6 kez final oynadığı Dünya Kupası'nı 3. kez (1978, 1986, 2022) kazanmayı başardı. \"Tangocular\", 1930, 1990 ve 2014'te ise ikincilikle yetindi. Dünya Kupası tarihinde 20 yıl sonra ilk kez Avrupa kıtası dışından bir takım şampiyonluğa ulaştı. Arjantin, 2002'de kupayı müzesine götüren Brezilya'nın ardından bunu Avrupa dışından başaran ilk ülke oldu. Kupayı 2006'da İtalya, 2010'da İspanya, 2014'te Almanya ve 2018'de ise Fransa kazanmıştı. Son 5 Dünya Kupası'nın 4'ünde maçlar uzatmaya giderken, 3 finalin kazananını penaltı atışları belirledi. Turnuvada penaltı atışları sonucunda 1994'te Brezilya ve 2006'da İtalya şampiyonluğu elde etmişti. Arjantin, 16 yıl sonra yine penaltılarda kupayı müzesine götürmeyi başardı. Fransa'nın yıldızı Kylian Mbappe, Dünya Kupası finallerinde hat-trick yapan ikinci oyuncu oldu. Turnuvada 1966'da oynanan finalde İngiliz futbolcu Geoff Hurst, 3 kez ağları havalandırarak takımına kupayı kazandırmıştı. Arjantin'in yıldız oyuncusu Lionel Messi, önemli bir unvanın daha sahibi oldu. Karşılaşmada takımının birinci ve üçüncü golüne imza atan 35 yaşındaki yıldız, Dünya Kupası tarihinde grup aşamasında, son 16 turunda, çeyrek finalde, yarı finalde ve finalde fileleri havalandıran ilk oyuncu unvanını elde etti. Fransa'nın yıldız oyuncusu Kylian Mbappe, 2022 FIFA Dünya Kupası'nda gol kralı oldu. Turnuvada 8 gole imza atan Mbappe, en çok gol atan oyuncular sıralamasında zirvede yer aldı. Mbappe'yi 7 gol atan Messi ile 4'er kez ağları sarsan Olivier Giroud ve Julian Alvarez takip etti. Fransa, Dünya Kupası tarihinde ikinci kez finalde mağlup oldu. Turnuvada 4. kez final oynayan \"Horozlar\", 2006'nın ardından 2022'de de ikincilikle yetindi. Fransa, 1998 ve 2018'de ise kupayı müzesine götürdü. Arjantin Teknik Direktörü Lionel Scaloni, Dünya Kupası'nı ve Copa America'yı kazanan 3. isim oldu. Bu başarıya daha önce Brezilyalı çalıştırıcılar Mario Zagallo ile Carlos Alberto Parreira elde etmişti. Katar'da düzenlenen turnuvanın finalinde Fransa'yı penaltı atışları sonucunda 4-2 mağlup eden \"Tangocular\" armasına üçüncü Dünya Kupası (1978-1986-2022) yıldızını taktı. Lusail Stadı'nda oynanan karşılaşmanın ardından saha içinde kurulan platformda ödül töreni gerçekleştirildi. Arjantin'in teknik heyeti ile oyuncularına altın madalyaları takdim edildi. Arjantin'in kaptanı Lionel Messi'ye yerel Arap kıyafeti giydiren Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile FIFA Başkanı Gianni Infantino, Dünya Kupası'nı yıldız futbolcuya verdi. Arkadaşlarıyla birlikte futbolun milli takımlar düzeyindeki en büyük kupasını havaya kaldıran Messi, sevincini tribünleri dolduran binlerce taraftarıyla paylaştı. Fransa'da teknik ekip ile futbolculara da ikincilik madalyaları verildi. Madalyalarını almaya giden Fransız oyuncular, Arjantinli futbolcuların alkışları eşliğinde podyuma çıktı. Arjantin'in yıldız oyuncusu Lionel Messi, 2022 FIFA Dünya Kupası'nın En Değerli Oyuncusu unvanına layık görüldü. Turnuvada 2'si finalde olmak üzere 7 kez fileleri havalandırarak Arjantin'in elde ettiği şampiyonlukta başrolü üstlenen Messi, MVP ödülünün sahibi oldu. Dünya Kupası'nda Altın Ayakkabı Ödülü'nü Kylian Mbappe , En İyi Genç Oyuncu Ödülü'nü Enzo Fernandez ve En İyi Kaleci Ödülü'nü Emiliano Martinez elde etti. FIFA Fair Play ödülü ise İngiltere'ye verildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2022/12/30/hayata-veda-eden-pelenin-basarilarla-dolu-futbol-kariyeri", "text": "82 yaşında hayatını kaybeden Brezilya'nın efsanevi futbolcularından Pele, ardında başarılarla dolu bir kariyer bıraktı. Futbol dünyası, 82 yaşında hayata veda eden Brezilyalı efsane Pele'nin yasını tutuyor. Pele olarak bilinen, tam adıyla Edson Arantes do Nascimento, ardında başarılarla dolu bir kariyer bıraktı. Birçok sporsevere göre dünyanın en iyi futbolcusu Pele, Brezilya Milli Takımı ile kariyerine sığdırdığı 3 Dünya Kupası, kulüp ve bireysel başarılarıyla futbol dünyasında iz bırakan isimlerden biri olarak hayata gözlerini yumdu. Kariyerini ABD'nin New York Cosmos ekibinde noktalamadan önce ülkesinde 19 yıl giydiği Santos formasıyla 1000'in üzerinde gole imza atan Pele'nin heykeli, Brezilyalılar için futbolun doğduğu yer Maracana Stadı'nın önüne dikildi. Pele, Brezilya'nın Tres Coraçoes şehrinde Dondinho isimli kendisi gibi futbolcu olan bir babanın ve Celeste Arantes isimli bir annenin oğlu olarak 23 Ekim 1940'ta dünyaya geldi. İki çocuklu yoksul bir ailenin büyük çocuğu olan Brezilyalı efsanevi futbolcuya, okul arkadaşları tarafından o dönem örnek aldığı Vasco da Gamalı oyuncu Bile'ye istinaden \"Pele\" takma adı verildi. Küçük yaşlarda kafelerde garson olarak çalışan, belli yaşa kadar bir futbol topu dahi bulunmayan Pele, yeşil sahalara ilk adımını, Bauru Athletic Club ile attı ve Sao Paulo Gençler Eyalet Şampiyonası'nda 1954-1956 yıllarında üst üste 3 kez şampiyonluk yaşadı. Genç takımdaki antrenörü Waldemar de Brito tarafından Santos Kulübüne denenmeye götürülen Pele'nin başarılarla dolu kariyeri, 1956'da burada ilk profesyonel sözleşmesini imzalayarak başladı. Santos'taki ilk yılında henüz 16 yaşındayken gol krallığı yaşayan Pele; Real Madrid, Juventus ve Manchester United'ın transfer tekliflerine rağmen kendisini \"milli hazine\" olarak nitelendiren Brezilya hükümetinin transferine izin vermemesi nedeniyle takımından ayrılmadı. Pele, takımıyla geçirdiği 19 yıl boyunca 10 eyalet ve 6 lig şampiyonluğu, ikişer Libertadores Kupası ve Kıtalar Arası Kupa kazandı. Pele, genç yaşından itibaren forma giymeye başladığı Brezilya Milli Takımı'na altın çağını yaşattı. İlk maçına 1957'de Maracana Stadı'nda Arjantin karşısında 16 yaş 9 aylıkken çıkan genç Pele, 2-1 kaybettikleri mücadelede takımının tek golüne imza atarak o dönem milli takımlar düzeyinde en genç yaşta gol atan futbolcu oldu. İsveç 1958, Şili 1962 ve Meksika 1970'teki dünya kupalarında \"Sambacılar\" ile 3 kez şampiyonluk yaşayan Pele, organizasyonda 3 kupa kaldıran tek oyuncu konumunda. Brezilya Milli Takımı ile 1957-1971 yıllarında 92 kez sahaya çıkan \"Siyah İnci\" lakaplı Pele, 77 gole imza attı. Pele, Santos'tan ayrıldıktan sonra futbol kariyerine yine Amerika kıtasında devam etti. ABD ligi ekiplerinden New York Cosmos'ta 1975-1977 yıllarında mücadele eden Brezilyalı efsanevi oyuncu, son senesinde lig şampiyonluğu yaşadı. Futbol yaşamının ardından ülkesinde spor bakanlığı, FIFA ve Santos'un futbol elçiliğini yapan Pele, New York Cosmos'un onursal başkanlığı, Birleşmiş Milletler ve UNESCO'nun iyi niyet elçiliği gibi görevler üstlendi. Pele, Brezilya liginde 3, eyalet liginde 11, Libertadores Kupası ve Copa America'da birer kez gol krallığı yaşadı. Dünya Kupası Rüya Takımı'nda yer alan Pele, 1952 FIFA Dünya Kupası'nda \"en iyi genç oyuncu\", 1958 FIFA Dünya Kupası'nda \"gümüş top\" ödülleri kazandı, 2013'te ise FIFA Altın Top Onur Ödülü'ne layık görüldü. Ayrıca Pele'ye FIFA, Uluslararası Olimpiyat Komitesi, UNICEF ve TIME dergisi tarafından yüzyılın futbolcusu ve atleti unvanları verildi. \"Siyah İnci\", \"Futbolun Kralı\", \"Kral Pele\" gibi lakaplar takılan efsane futbolcu, bin gol barajını aşan oyunculardan biri oldu. Pele, 1363 maçlık kariyerine 1279 gol sığdırarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi. Brezilyalı efsane futbolcu Pele'nin cenaze töreni, 3 Ocak'ta, kariyerinin büyük bölümünün geçtiği Santos Stadyumu'nda düzenlenecek. Santos Kulübü'nden yapılan açıklamaya göre, Pele'nin cenaze töreni Sao Paulo eyaletine 80 kilometre uzaklıktaki Santos kentindeki Urbano Caldeira Stadyumu'nda yapılacak. Törenin detaylarına ilişkin Brezilya basınında çıkan haberlerde, stadyumdaki törenin ardından Pele'nin cenazesinin kortej eşliğinde halkın katılımıyla gerçekleştirileceği belirtildi. Öte yandan Pele'nin cenazesinin Kanal 6 bölgesinde yaşayan 100 yaşındaki annesi Celeste Arantes'in evine de götürüleceği bilgisi paylaşıldı. Pele, Santos'taki Memorial Necropolis Ecumenica Mezarlığında aile bireylerinin katılımıyla son yolculuğuna uğurlanacak. Brezilyalı efsane futbolcu Pele'nin 82 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından Brezilya hükümeti, 3 günlük ulusal yas ilan etti. Devlet Başkanı Jair Bolsonaro imzasıyla resmi gazetede yayımlanan kararnamede, \"Edson Arantes do Nascimento, Pele'nin ölümünden duyulan üzüntünün bir göstergesi olarak, bu kararnamenin yayımlandığı tarihten itibaren ülke geneli 3 günlük ulusal yas ilan edildi.\" ifadesine yer verildi. Bolsonaro, Twitter hesabından Pele'nin ölümüne ilişkin paylaşımında, \"Tüm ailesinin ve arkadaşlarının bu zor günleri aşmaları için Tanrıya dua ediyorum. Pele, futbolu sanata ve eğlenceye dönüştürdü ve Brezilya'nın adını futbol ile dünyaya duyurdu. Ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.\" ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/05/2023-dakar-rallisinin-4-etabi-tamamlandi", "text": "2023 Dakar Rallisi'nin 4. etabını, otomobil kategorisinde Fransız Sebastien Loeb, motosiklet sınıfında İspanyol Joan Barreda Bort kazandı. Suudi Arabistan'da düzenlenen 45. Dakar Rallisi'nin 4. etabı, Hail şehrindeki 425 kilometrelik parkurda yapıldı. Otomobil sınıfında birinciliği, 4 saat 11 dakika 34 saniyelik derecesiyle Bahreyn Raid takımından Red Bull sporcusu Loeb elde etti. Otomobil kategorisinde 8 şampiyonluğu bulunan Fransız Stephane Peterhansel , Loeb'ün 13 saniye arkasında ikinci, İspanyol Carlos Sainz ise liderin 1 dakika 50 saniye gerisinde üçüncü oldu. Etabı, liderden 2 dakika 6 saniye sonra bitiren 4 kez Dakar Rallisi şampiyonu Katarlı Nasser Al-Attiyah , genel klasman liderliğini sürdürdü. Motosiklet kategorisinde Monster Energy JB takımı adına yarışan Joan Barreda Bort, 4 saat 28 dakika 18 saniyeyle etap birinciliğine ulaştı. İspanyol sürücüyü, Şilili Pablo Quintanilla 16 saniye, ABD'li Skyler Howes ise 1 dakika 5 saniye geriden takip etti. Liderden 6 dakika 7 saniye sonra yarışı tamamlayan Avustralyalı Daniel Sanders , genel klasman zirvesindeki yerini korudu. Rallinin 5. etabı, yarın Hail şehrindeki 373 kilometrelik parkurda düzenlenecek. 14 etap sürecek 2023 Dakar Rallisi, 15 Ocak'ta Dammam kentinde son bulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/05/avatar-3te-karanlik-ve-vahsi-kul-halkiyla-tanisacagiz", "text": "James Cameron, 3. Avatar filminde keşfedeceğimiz Na'vi kabilesi hakkında konuştu. Yapımcı Jon Landau, daha önce yaptığı bir açıklamada, serideki beşinci filmin Dünya'ya dönüşü içereceğini söylemişti, bu durumda geriye üçüncü ve dördüncü filmlerin geçeceği ortamı tahmin etmek kaldı. Neyse ki yönetmen James Cameron, çok fazla bekletmeden ipuçlarını vermeye başladı. \"Avatar 3\"ün Na'vi kabilesi hakkında konuşan Cameron, sıradaki filmin atmosferine dair de bilgi verdi. Fransız yayın organı 20 Minutes ile konuşan Cameron'a hayranların üçüncü filmden neler bekleyebilecekleri soruldu. Yönetmen, Pandora'nın biyosferinde yaşayanların en vahşisi ve en iğrenci olabilecek yeni bir Na'vi kültürü olan \"Kül Halkı\" hakkında ilk kez konuştu. \"Ateş 'Kül Halkı' tarafından temsil edilecek. Na'vi'yi başka bir açıdan ortaya çıkarmak istiyorum çünkü şimdilik onların sadece iyi taraflarını gösterdim. İlk filmlerde çok olumsuz insan örnekleri ve çok olumlu Na'vi örnekleri vardır. Avatar 3'te tam tersi olacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/05/djokovicin-abddeki-turnuvalara-katilimi-kovid-19-asisi-uygulamasi-nedeniyle-tehlikeye-girdi", "text": "Kariyerinde 21 grand slam şampiyonluğu bulunan Sırp tenisçi Novak Djokovic'in, bu yıl ABD'de düzenlenecek Indian Wells Masters ile Miami Açık turnuvalarına katılımı, tehlikeye girdi. ABD Ulaştırma Güvenlik İdaresinden yapılan açıklamaya göre, ülkeye girişlerde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı olma zorunluluğu, 10 Nisan'a kadar uzatıldı. Kovid-19 aşısı olmayı reddeden Djokovic, kısıtlamalar konusunda bir gevşeme olmaması halinde ABD'nin ev sahipliği yapacağı Profesyonel Tenisçiler Birliği 1000 turnuvalarından ve 6 Mart'ta başlayacak Indian Wells Masters ile 19 Mart'taki Miami Açık'a katılamayacak. Djokovic, aşı kısıtlamaları nedeniyle geçen yıl bu turnuvaların yanı sıra grand slamlerden Avustralya Açık ile ABD Açık'ta da yer alamamıştı. Avustralya'da aşı kısıtlamalarının gevşetilmesinin ardından Djokovic'in, 16 Ocak'ta başlayacak sezonun ilk grand slam turnuvasında mücadele etmesine izin verilmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/06/katar-dunya-kupasinin-ardindan-bu-yil-da-spor-etkinliklerine-ev-sahipligi-yapacak", "text": "Katar, 2022 FIFA Dünya Kupası organizasyonundaki başarısının ardından, 2023 yılında da bir dizi yerel ve uluslararası spor etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Katar Olimpiyat Komitesi tarafından yapılan açıklamada, ülkenin, yeni yılda çeşitli oyun ve spor dallarında 81 turnuvaya ev sahipliği yapacağı ifade edildi. Yılın ilk spor etkinlikleri, Katar Voleybol Birliği'nin ocak ayında plaj voleybolu turnuvasıyla başlayacak. Katar Voleybol Birliği, şubat ayında da Elite 16 Dünya Voleybol Şampiyonasını organize edecek. Katar, mart ayında 4 dünya şampiyonasına ev sahipliği yapacak. Bu kapsamda, Artistik Cimnastik Dünya Kupası, Dünya Amatör Golf Şampiyonası, \"Atıcılık Dünya Kupası - Doha 2023\", Katar Ooredoo Şampiyonası gerçekleştirilecek. Ülkede, mayıs ayında da \"2023 Judo Dünya Şampiyonası\" düzenlenecek; \"FIBA Asya Kupası 2025\" elemeleri gibi Asya düzeyinde de 17 şampiyona organize edilecek. Katar, \"Arap Judo Şampiyonası\" gibi Arap ülkeleri düzeyinde 4, Körfez ülkeleri düzeyinde 5 turnuvaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ülkede yapılacak 2023 spor turnuvaları kapsamında, Katar Basketbol Kupası Finali, Ulusal Spor Günü, Katar Olimpiyat Komitesi Plaj Şampiyonası ve Katar Voleybol Kupası Finali gibi de bir dizi yerel organizasyonların gerçekleştirileceği aktarılıyor. BBC tarafından yapılan bir ankette, \"Katar 2022 Dünya Kupası'nın\" 21. yüzyılın en iyi Dünya Kupaları listesinin başında yer aldığı belirtilmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/12/miami-heat-40ta-40-serbest-atis-isabetiyle-rekor-kirdi", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde Oklahoma City Thunder'ı 112-111 yendiği maçta Miami Heat, 40'ta 40 serbest atış istatistiğiyle NBA tarihinde bir müsabakada hiç kaçırmadan en fazla isabet bulan takım oldu. NBA'e 7 karşılaşmayla devam edildi. Miami Heat'in Oklahoma City Thunder'ı 112-111 mağlup ettiği maçta serbest atış rekoru kırıldı. Miami Heat, 40'ta 40'lık serbest atış isabetiyle, lig tarihinin bir maçta hiç kaçırmadan en fazla serbest atış isabeti bulan takımı olarak kayıtlara geçti. Heat, 7 Aralık 1982'de Utah Jazz'ın Portland Trail Blazers'a karşı 39'da 39'luk serbest atış isabeti rekorunu geride bıraktı. Miami Heat'te Jimmy Butler, 35 sayı ile maçın en skorer oyuncusu olurken, 23'te 23 serbest atış isabeti sağladı. Butler, 23'te 23 serbest atış başarısı ile NBA tarihinde 24'te 24 yapan James Harden ve Dirk Nowitzki'nin ardından NBA'de bir maçta ıskalamadan en fazla serbest atıştan sayı bulan oyuncular arasına girdi. Dallas Mavericks, yıldız oyuncusu Luka Doncic'in 43 sayısına rağmen Los Angeles Clippers'a 113-101 mağlup oldu. Batı Konferansı'nda play-off hedefiyle sahaya çıkan Mavericks'te Luka Doncic 43 sayı, 11 ribaunt ile \"double-double\" yapmasına rağmen, takımına galibiyeti getiremedi. Los Angeles Clippers'ta Kawhi Leonard, maçta 33 sayı atarak takımının en skorer oyuncusu oldu ve galibiyete önemli katkı sağladı. Clippers, bu galibiyetle 6 maçlık mağlubiyet serisine de son vermiş oldu. Donovan Mitchell, 46 sayıyla oynadığı maçta, takımı Cleveland Cavaliers'ın Utah Jazz karşısında 116-114 kaybetmesini engelleyemedi. Cavaliers'ta forma giyen milli oyuncu Cedi Osman, 11 dakika 21 saniye süre aldı ve takımına skor katkısı veremeyip, 1 asist ile maçı tamamladı. Utah Jazz'da Jordan Clarkson 32 sayı atarak galibiyete önemli katkı verdi. Jazz'da Lauri Markkanen ise eski takımına karşı 25 sayı ve 16 ribaunt ile oynadı. Milli oyuncu Furkan Korkmaz'ın formasını giydiği Philadelphia 76ers, Detroit Pistons'ı 147-116 mağlup etti. Furkan Korkmaz, 12 dakika süre alıp, 4 sayı ile maçı tamamladı. 76ers'ta Joel Embiid 36 sayı, 11 ribaunt ile \"double-double\"a imza atarken, maçın en skoreri ve takımına galibiyeti getiren oyuncu oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/01/30/avustralya-acikta-tek-erkekler-sampiyonu-novak-djokovic-oldu", "text": "Avustralya Açık Tenis Turnuvası tek erkekler finalinde Stefanos Tsitsipas'ı 3-0 yenen Novak Djokovic şampiyon oldu. Avustralya Açık Tenis Turnuvası tek erkekler finalinde Yunan Stefanos Tsitsipas'i 3-0 yenen Sırp Novak Djokovic, turnuvada 10. kez şampiyon oldu. Melbourne kentinde düzenlenen sezonun ilk grand slam turnuvası 2023 Avustralya Açık Tenis Turnuvası'nın tek erkekler finalinde, 35 yaşındaki Djokovic ile Avustralya'da ilk şampiyonluğu için mücadele eden 24 yaşındaki Tsitsipas karşılaştı. Maça hızlı başlayan dünya 5 numarası Djokovic, ilk seti 36 dakikada 6-3 kazanarak 1-0 üstünlük yakaladı. İkinci sete daha etkili başlayan dünya 4 numarası Tsitsipas, 5-4 öne geçmesine rağmen Djokovic, bu seti de 7-6 kazanarak setlerde durumu 2-0'a getirdi. Üçüncü set de ikinci set gibi büyük çekişmeye sahne oldu ve yine eşitliği bozmak için oynanan tie-break sonrasında Djokovic, seti 7-6 kazandı ve 2 saat 56 dakika süren karşılaşma sonrasında şampiyonluğunu ilan etti. Şampiyonluk sonrası tribünde bulunan ailesi ve teknik ekibinin yanına giden Djokovic, göz yaşlarına hakim olamadı. Burada kendisini yere bırakan Djokovic, daha sonra sahaya döndü. Bir süre saha kenarında bekleyen Sırp raket, bir kez daha ailesinin bulunduğu tribüne giderek bu sefer şampiyonluğunu coşkulu bir şekilde kutladı. Bu şampiyonluk sonrası Sırp raket, tek erkeklerde dünya 1 numarası oldu. Djokovic, 22 şampiyonlukla İspanyol raket Rafael Nadal'a ait \"en fazla grand slam turnuvası kazanan erkek tenisçi\" rekorunu egale etti. Sırp tenisçi, kariyerinde 33. kez grand slam finaline çıkarak tek erkeklerde kendisine ait rekoru geliştirdi. Djokovic, ATP tek erkeklerde 93. şampiyonluğunu da elde etti. Tsitsipas ise 2021 Fransa Açık'ın ardından kariyerinde ikinci kez grand slam finali oynadı. Kazandığı 10 şampiyonlukla erkeklerde turnuva tarihinin en başarılı tenisçisi olan Djokovic, geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) şartlarını sağlamadığı gerekçesiyle katılamadığı Avustralya Açık'a bu yıl geri dönmüştü. Toplam 76,5 milyon Avustralya doları (yaklaşık 1 milyar lira) para ödülünün dağıtıldığı turnuvanın tekler şampiyonları, 2 milyon 975 bin Avustralya doları (yaklaşık 39 milyon lira) kazandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/02/10/furkan-korkmazin-onculugunde-nba-yildizlarindan-turkiyeye-destek", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde Philadelphia 76ers forması giyen all-star pivotu Joel Embiid ve James Harden'ın imzalı forması, Kahramanmaraş merkezli depremlerde etkilenenlere yardım için açık artırmayla satışa çıkarılıyor. Amerikan Basketbol Ligi'nde Philadelphia 76ers forması giyen all-star pivotu Joel Embiid'in imzalı forması, Türkiye'deki depremzedelere yardım için açık artırmayla satışa çıkarılıyor. NBA'de Philadelphia 76ers forması giyen milli basketbolcu Furkan Korkmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, \"Canım ülkemde yaşanan deprem felaketini büyük bir üzüntüyle takip ediyorum.\" ifadesini kullandı. Furkan Korkmaz, takım arkadaşı Embiid'in Kahramanmaraş merkezli ve 10 il ile Suriye'yi etkileyen depremde etkilenen depremzedeler için destek formasının açık arttırmayla satışa çıkarılacağını belirterek, \"Joel Embiid ile konuştuğumda elinden geleni yapmak istediğini söyledi. Joel'in formasını depremzede vatandaşlarımız için açık arttırmaya çıkartıyoruz. Elde edilecek tüm gelir Ahbap Derneğine bağışlanacaktır.\" bilgisini verdi. Furkan Korkmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, \"James Harden ile de görüştüm. Acımızı paylaştığını ve ne gerekiyorsa yapmak istediğini belirtti. Kendisinin imzalı formasını da açık arttırma ile satışa çıkartıyoruz. Elde edilecek gelir deprem bölgesinde kullanılmak üzere Ahbap Derneğine gönderilecektir.\" bilgisini verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/02/10/spor-dunyasi-asrin-felaketi-sonrasi-seferber-oldu", "text": "\"Asrın felaketi\" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından spor dünyası da harekete geçti. Türkiye'nin dört bir yanından depremzedelere ulaştırılmak üzere yardım malzemeleri toplanırken; stadyumlar ve spor salonları deprem yardım merkezi haline getirildi. İstanbul'un \"Üç Büyükler\"i depremzedeler için yardım toplama çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Galatasaray Nef Stadı, Beşiktaş Vodafone Park ve Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda kulüp personeli, yöneticiler, sporcular ve gönüllüler tam mesai yapıyor. Sarı-kırmızılı ekibin stadında bulunan P1 ve P2 park alanları, deprem yardımlarının kabul edildiği nokta. Buraya getirilen malzemeler gönüllüler tarafından tek tek ayrıştırılıyor. Battaniye, çocuk giyim, kadın giyim, erkek giyim, hijyen ürünleri, gıda malzemeleri ayrı ayrı paketlenerek tırlara yükleniyor. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yönetim kurulu üyeleri yardım merkezinde koordinasyonun sağlanması için çalışıyor. Sarı-kırmızılı kulübün bünyesindeki sporcular, ünlü isimler, dizi oyuncuları da gönüllülerle birlikte kutuların tırlara yüklenmesi için ter döküyor. Vodafone Park'ta kurulan deprem yardım merkezinde gelen malzemeler, diğer statlarda olduğu gibi koordineli şekilde kutulanıyor. İlk günden itibaren yardım malzemeleri tırlara yüklenip bölgeye sevk edilirken, Beşiktaş Yönetimi Kurulu, dün gelen malzemeleri direkt olarak havalimanına gönderip uçakla sevkiyat yaptı. Beşiktaşlı taraftarlar ilk 2 gün statta bulunan yardım merkezinde görev alırken, daha sonra bölgeye gittiler ve Beşiktaş Çadır Kenti'nin kurulmasını sağladılar. Bu noktada aş evi de kuran siyah-beyazlılar, depremzedelere sıcak yemek hizmeti veriyor. Fenerbahçe Ülker Stadyumu'nda depremzedelere yönelik yardım için yoğun bir çalışma var. Yönetim kurulu üyeleri, stat otoparkına kurulan yardım merkezinde koordinasyonun hızlı ve düzgün şekilde ilerlemesi için hazır bulunuyor. Sarı-lacivertli kulübün bünyesindeki sporcular, gönüllülerle birlikte paketleme yapıp, tırların yüklenmesine yardımcı oluyor. Statta bir tır doldurulurken, boş bir tır da hazır bekliyor ve gönderilen malzemelerin ardından hemen diğer yüklemeye başlanıyor. Doldurulan tırlar, alkışlarla stattan uğurlanarak bölgeye sevk ediliyor. Her merkezde AFAD'la ortak çalışma yürütülüyor ve ihtiyaçlar doğrultusunda yardım malzemeleri AFAD'ın belirlediği noktalara yönlendiriliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/02/13/super-bowlda-turkiye-icin-yardim-cagrisi", "text": "ABD'de milyonlarca kişi tarafından izlenen en büyük spor organizasyonlarından Amerikan Futbolu Ligi'nin şampiyonluk mücadelesi Super Bowl'da Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybedenler anıldı. Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve 10 ili etkileyen depremler, ABD'yi ekran başına kilitleyen ve Kansas City Chiefs ile Philedelphia Eagles'ın karşılaştığı NFL şampiyonluk maçı Super Bowl'un da gündemindeydi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, maçın devre arasında Twitter hesabından taraftarlara asrın afetini hatırlattı. Blinken, \"Aileleriniz ve arkadaşlarınızla Super Bowl'u izlerken lütfen bir an için Türkiye ve Suriye'de yardım çağrılarına kulak verin. ABD hükümeti ve Amerikalılar öne çıkıyor.\" ifadelerini kullandı. ABD'li bakan ayrıca paylaşımına ABD Uluslararası Kalkınma Ajansının deprem bölgelerine yardım için başlattığı kampanyanın linkini de ekledi. ABD'nin en çok izlenen organizasyonu olan ve bu yıl 57'ncisi düzenlenen Super Bowl'da Kansas City Chiefs, Philadelphia Eagles'ı 38-35 yenerek 4 yıl içinde 2. kez NFL şampiyonu oldu. Super Bowl final karşılaşmasının merakla beklenen devre arası gösterisinde ise Barbadoslu şarkıcı Rihanna sahne aldı. Merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve 10 ili etkileyen depremler, ABD'yi ekran başına kilitleyen Super Bowl'un da gündemindeydi. Super Bowl'da Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybedenler anıldı ve Kızılhaç'ın bölgedeki yardım çalışmalarının bağışlarla desteklenmesi için duyuru yapıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/07/alperen-sengun-teksas-derbisinde-double-double-yapti", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde Houston Rockets, konuk ettiği San Antonio Spurs'ü 142-110 yendi. NBA'e 10 karşılaşmayla devam edildi. Batı Konferansı'nın son iki sırasındaki Teksas eyaleti takımlarının karşılaşmasında Rockets, Spurs engelini 32 sayı farkla geçti. Rockets'ta 7 oyuncu çift haneli skor üretirken Jalen Green, 31 sayı ile maçın en skorer oyuncusu oldu. Houston Rockets forması giyen milli oyuncu Alperen Şengün ise 15 sayı, 14 ribaunt, 3 asist, 3 top çalma, 1 blok ile \"double-double\" yaparak galibiyete katkı verdi. Spurs cephesinde 17 sayı kaydeden Keita Bates-Diop ise karşılaşmada takımının en skorer oyuncusu oldu. Immanuel Quickley'nin, 38 sayı ile kariyer rekoru kırdığı maçta New York Knicks, Boston Celtics'i iki uzatmada 131-129 geride bıraktı. Knicks'te Julius Randle, 31 sayı ve 9 ribaunt ve RJ Barrett ise 29 sayı ve 11 ribaunt ile maçı tamamladı. Jayson Tatum 40 sayı, 11 ribaunt ve 6 asistle Boston'a liderlik ederken, bu performans takımına galibiyet getirmeye yetmedi. Los Angeles Clippers'ın Memphis Grizzlies'i 135-129 yendiği maçta Paul George, 42 sayı ile galibiyete katkı verdi. Clippers'ta Kawhi Leonard ise 34 sayı ve 10 ribaunt ile \"double-double\" yaptı. Ja Morant'ın oynamadığı maçta Grizzlies'te ise Desmond Bane 30, Tyus Jones 25 ve Jaren Jackson ise 24 sayı üretti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/07/cedi-osmandan-depremzede-cocuklar-icin-bagis-cagrisi", "text": "Amerikan Basketbol Ligi oyuncusu ve UNICEF iyi niyet elçisi Cedi Osman, Türkiye'deki depremzede çocuklar için yardım çağrısı yaptı. UNICEF Türkiye'nin sosyal medya hesabında paylaşılan mesajında Osman, \"Milyonlarca çocuk, milyonlarca ihtiyaç. Bugün milyonları etkileyen yıkıcı depremin üzerinden tam bir ay geçmiş olacak. Bu krizden en çok çocuklar etkilendi.\" ifadelerini kullandı. Çocukların bazılarının ailelerini, bazılarının arkadaşlarını ve bazılarının ise evlerini kaybettiğine dikkati çeken Osman, eğitimlerinin de etkilendiği ve travmaya maruz kaldıklarını dile getirdi. Osman, UNICEF'in sahada çocukların ve ailelerin temel ihtiyaçlarını sağlamaya çalıştığını belirterek, \"Ama daha fazlası yapılmalı. Hemen, şimdi! Çocukların desteğinize ihtiyacı var ve yardımlarınızla daha fazla çocuğa ulaşabiliriz. Bana katılın, UNICEF'e katılın ve şimdi bağış yapın.\" çağrısında bulundu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/07/djokovic-indian-wellsten-cekilmek-zorunda-kaldi", "text": "Erkekler dünya sıralamasının 1 numarası Sırp raket Novak Djokovic'in, ABD'deki Indian Wells Masters tenis turnuvasından yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı yaptırmadığı için çekilmek zorunda kaldığı bildirildi. Organizasyondan yapılan açıklamada, 35 yaşındaki tenisçinin, 8 Mart'ta başlayacak Indian Wells'ten çekildiği duyuruldu. ABD basınındaki bilgilere göre Sırp raketin çekilme gerekçesi, ABD'ye giriş yapabilmesi için gereken Kovid-19 aşısını yaptırmamış olması gösterildi. Djokovic, aşı kısıtlamaları nedeniyle geçen yıl bu turnuvaların yanı sıra grand slamlerden Avustralya Açık ile ABD Açık'ta da yer alamamıştı. Djokovic'in Kovid-19 aşısına karşı tutumu değişmedi. Başarılı tenisçi, aşı kaydı olmaması sebebiyle bugüne dek bir çok müsabakadan çekilmek zorunda kaldı ya da kabul edilmedi. Indian Wells Master tenis turnuvasının resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Sırp raket Novak Djokovic'in Indian Wells Masters 2023 Tenis Turnuvası'ndan çekildiği, yerine ise Nikoloz Basivashvili'nin geldiği duyuruldu. Florida Senatörü Rick Scott, 19 Mart'ta düzenlenecek Miami Açık turnuvası konusunda ABD Başkanı Joe Biden'a Sırp raketin Covid-19 aşı zorunluluğundan muaf tutulmasını talep eden bir mektup yazmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/07/sampiyon-ve-rekortmen-atletler-istanbulda-piste-cikti", "text": "İstanbul'da gerçekleştirilen 2023 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası, birbirinden önemli yıldızların mücadelesine, rekorlarına ve başarı hikayelerine sahne oldu. Ataköy Atletizm Salonu'nda düzenlenen ve Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı organizasyonda 47 ülkeden 600'e yakın sporcu mücadele etti. Çok sayıda rekortmen, dünya ve olimpiyat şampiyonu sporcunun unvanlarını korumayı başardığı organizasyonda, önemli başarılara da imza atıldı. 2023 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda erkekler heptatlonda Fransız Kevin Mayer , altın madalya kazandı. Norveçli Sander Skotheim 6318 puanla gümüş ve Estonyalı Risto Lillemets 6079 puanla bronz madalya elde etti. Şampiyonaya ev sahipliği yapan Türkiye, tek madalyasını üç adım atlamada Tuğba Danışmaz ile elde etti. Milli atlet, 14,31 metreyle Türkiye rekoruna imza atarak altın madalyanın sahibi oldu. Erkekler üç adım atlamada finalde yarışan Batuhan Çakır 9. ve son sırada yer aldı. Oğuzhan Kaya, Berke Akçam, Kubilay Ençü ve İsmail Nezir'den oluşan erkekler 4x400 bayrak takımı ise Türkiye rekoru kırmasına rağmen finali son sırada tamamladı. Kadınlar sırıkla atlamada Buse Arıkazan, 1500 metrede Şilan Ayyıldız, 3000 metrede Emine Hatun Mechaal ile Yasemin Can ve 800 metrede Tuğba Toptaş, erkekler sırıkla atlamada ise Ersu Şaşma, erkekler 60 metrede Emre Zafer Barnes, Ertan Özkan, Kayhan Özer, erkekler 60 metre engellide Mikdat Sevler ve erkekler yüksek atlamada Enes Talha Şenses finale yükselemedi. Erkekler uzun atlamada Hollandalı atlet Douwe Amels altın madalya kazandı. 2023 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nın en dikkat çekici başarısına Belçikalı sporcu Nafissatou Thiam imza attı. 2016 Rio ve 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda altın madalya elde eden Thiam, kadınlar pentatlonda 5055 puanla 11 yıllık dünya rekorunu kırmayı başardı ve altın madalyanın sahibi oldu. 28 yaşındaki atlet, Avrupa Salon Atletizm şampiyonalarında 3. kez podyumun ilk basamağında yer aldı. Bu arada söz konusu yarışta üst üste gelen rekorlar organizasyon tarihine geçti. 800 metre yarışını ilk sırada bitiren Polonyalı Adrianna Sulek, 5014 puanla dünya rekoru kırmanın sevincini yaşarken, 4. sırada yarışı tamamlayan Thiam 5055 toplam puanla dünya rekorunu kısa bir süre içinde ele geçirdi. Şampiyonanın favori sporcularından Laura Muir, Femke Bol ve Karsten Warholm altın madalya elde etti. Kadınlar 1500 metrede piste çıkan Büyük Britanyalı sporcu Laura Muir, 4.03.40'lık derecesiyle podyumun zirvesine çıktı. Muir, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda 5. kez altın madalyanın sahibi oldu. Atletler, şampiyonanın Kadınlar 4x400 metre bayrak yarışında derece almak için mücadele etti. Kadınlar 400 metrede dünya salon rekorunu elinde bulunduran Hollandalı atlet Femke Bol ise 49.85'lik süresiyle fazla zorlanmadı ve altın madalyayı kazanarak unvanını korumayı başardı. Dünya ve olimpiyat şampiyonu unvanları bulunan Norveçli sporcu Karsten Warholm ise erkekler 400 metrede son bölümde zorlanmasına rağmen bitiş çizgisini 45.35 saniyeyle ilk sırada geçerek ikinci kez Avrupa salon şampiyonluğuna ulaşmayı başardı. Erkeklerde sırıkla uzun atlama yarışında Norveçli sporcu Sander Skotheim de atlayışını gerçekleştirdi. Şampiyonada mücadele eden milli sporcular, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen vatandaşları unutmadı. Tuğba Danışmaz, kadınlar 3 adım atlamada aldığı altın madalyayı depremzedelere armağan etti. Depremlerde birçok yakınını kaybeden Emine Hatun Mechaal ise şampiyonada tüm depremzedeler için koştuğunu dile getirdi. Milli atletler, depremlerin ardından yapılan yardımlaşma sayesinde Türkiye'nin gücünü tüm dünyaya bir kez daha ispat ettiğini kaydetti. Organizasyondan elde edilen bilet gelirleri de depremzedeler için bağışlandı. Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Fatih Çintimar, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle yaşadıkları zorluklara rağmen şampiyonayı hatasız bir şekilde düzenleyerek Türkiye'nin gücünü bir kez daha ispat ettiklerini söyledi. Dört gün süren şampiyonayı AA muhabirine değerlendiren Çintimar, \"İnanılmaz güzel bir organizasyona imza attık. Depremlerden sonra insanların normal yaşama dönmesi için bir adım oldu. Şampiyonaya katılan 47 ülkenin tamamı mutlu ve inanılmaz duygularla ayrıldı. Bu kadar büyük bir yıkıma uğramış bir ülkenin böyle büyük bir organizasyonu hatasız düzenlemesi Türkiye'nin gücünü gösteren bir imaj oldu. Enkazın içinde çıkan el resmi bizdik. Üstündeki bayrak da altın madalya kazanan Tuğba idi. Küllerin içinden büyük bir şampiyona çıktı. Tüm Avrupa'ya ülkemizin gücünü göstermiş olduk. Bize destek olan herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.\" ifadelerini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/10/ja-morant-sosyal-medya-paylasimi-nedeniyle-4-mac-daha-oynamayacak", "text": "Amerikan Basketbol Ligi ekibi Memphis Grizzlies'in all-star oyuncusu Ja Morant, elinde silah tuttuğu sosyal medya paylaşımı nedeniyle en az 4 maç daha takımdan uzak kalacak. Twitter üzerindeki spekülasyonlarda 50 maça kadar ceza alacağı söylentileri dolanan Memphis Grizzlies'ın all-star oyuncusu Ja Morant hakkında şimdilik karar varılmış görünüyor. Sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımlarla okları üzerine çeken NBA oyuncusu, elinde silah tuttuğu görüntüler yüzünden 2 maç oyundan uzak kalmıştı. Grizzlies'in internet sitesinde yer alan açıklamada, son 2 karşılaşmada kadro dışı bırakılan Morant'in cezasının, en az 4 maç daha uzatıldığı duyuruldu. Memphis Teknik Direktörü Taylor Jenkins Salı günü yaptığı açıklamada, Morant'ın bir \"iyileşme sürecinden\" geçtiğini ve olası dönüşü için bir tarih belirtmenin \"saygısızlık\" olacağını söyledi. Bu arada olayla ilgili soruşturmayı yürüten Glendale Polis Departmanı, suç işlendiğine dair kanıt tespit edilmediğini ve 23 yaşındaki basketbolcu hakkında suçlamada bulunulmayacağını açıkladı. Grizzlies takımı geçici olarak cezasını açıklasa da, çirkin olaya ilişkin soruşturma başlatan NBA yönetimi ise Morant ile ilgili henüz bir yaptırım kararı almadı. Gece kulübünde dans ederken çektiği videonun bir bölümünde elindeki silahı gösteren ABD'li basketbolcu, görüntüyü Instagram hesabından canlı yayınlamıştı. Morant, daha sonra davranışı yüzünden Memphis kenti ve kulübünden özür dilemişti. Memphis Teknik Direktörü Jenkins, Salı günü Morant'ın yokluğunun neden askıya alma olarak değerlendirilmediği sorularına ise, \"Bu diyalogları tarz içimizde tutuyoruz, bu konuları konuşmak istemiyoruz\" dedi. Ligdeki 4. yılını geçiren Morant, 2 kez all-star seçilmesinin yanı sıra 2020'de yılın çaylağı, 2022'de de yılın en iyi gelişme gösteren oyuncusu ödüllerine layık görüldü. NBA, soruşturmasıyla ilgili henüz bir güncelleme yapmadı ve Morant, bulgularına bağlı olarak lig tarafından para cezasına veya uzaklaştırma cezasına çarptırılabilir. Bu sezon maç başına 27,1 sayı, 8,2 asist, 6 ribauntla oynayan yıldız basketbolcu, Grizzlies'i sürükleyen isimlerin başında geliyor. Morant'in oynamadığı son iki maçı da kaybeden Grizzlies, 38 galibiyet ve 26 mağlubiyetle Batı Konferansı'nın 3. sırasında bulunuyor. Golden State Warriors, üst üste iki Dallas Mavericks ve Miami Heat maçlarını kaçıracak Morant, başka ceza almaması halinde San Antonio Spurs mücadelesiyle parkelere dönebilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/03/10/suns-nbade-ust-uste-4-galibiyetini-aldi", "text": "Amerikan Basketbol Ligi'nde Phoenix Suns, all-star oyuncusu Devin Booker'ın 44 sayı attığı Oklahoma City Thunder maçını 132-101 kazandı. NBA'e 7 karşılaşmayla devam edildi. Batı Konferansı'nın 4. sırasındaki Suns, konferansta play-in potasına girmeye çalışan Thunder'ı yenerek art arda 4. galibiyetini aldı. Ev sahibi Suns'ta Devin Booker 44 sayıyla sahanın en skoreri oldu. Terrence Ross 24 sayı, Chris Paul de 18 sayı, 9 asist, 4 top çalmayla galibiyete katkıda bulundu. Suns'ın takas döneminin son gününde kadrosuna kattığı yıldız oyuncu Kevin Durant, ısınma sonrası sol ayak bileğinde hissettiği ağrı yüzünden forma giyemedi. Shai Gilgeous-Alexander'dan yoksun sahaya çıkan Thunder'da kenardan oyuna giren Lindy Waters 23 sayıyla takımını ayakta tutmaya çalıştı. Doğu Konferansı'nda play-in mücadelesi veren Chicago Bulls, Batı Konferansı lideri Denver Nuggets'ı deplasmanda 117-96 mağlup etti. Bulls'u galibiyete 29 sayı, 5 ribauntla oynayan Zach LaVine ile 25 sayı, 15 ribauntla \"double double\" yapan Nikola Vucevic taşıdı. Nuggets cephesinde Nikola Jokic 18 sayı, 12 ribaunt, 8 asist, Aaron Gordon ise 17 sayı ve 9 ribauntla maçı tamamladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/04/12/ea-sportstan-buyuk-yatirim", "text": "EA SPORTS'tan topluluk futbolunu geliştirmek üzere 10 milyon dolarlık yatırım! EA SPORTS ve Birleşik Krallık Futbol Vakfı ile ortaklaşa finanse edilen EA SPORTS FC FUTURES, 3 yıllık yatırım planı ile birlikte The Rocky and Wrighty Arena'da tanıtıldı. Futbolu dünya çapında büyütmek ve geliştirmek amacıyla hareket eden Electronic Arts, FC FUTURES tanıtımıyla topluluk düzeyindeki futbola büyük bir yatırım planı açıkladı. EA SPORTS'un geçtiğimiz günlerde marka kimliğini, logosunu ve gelecek vizyonunu tanıttığı, futbolun interaktif geleceği EA SPORTS FC'nin hemen ardından açıklanan bu plan, önümüzdeki üç yıl içinde çok sayıda futbol projesine yatırım yapılmasını sağlayacak. EA SPORTS FC'nin futbolun pozitif geleceği için bir sembol olduğuna değinen EA SPORTS'un Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı David Jackson, \"Yeni nesil genç futbol fanatiklerine ilham vermek ve futbol sevgilerini artırmak için dünyanın dört bir yanındaki futbol organizasyonları ve ikonlarıyla ortaklık kurmayı dört gözle bekliyoruz. EA SPORTS FC FUTURES, gençlere hayallerinin peşinden gitmeleri için gerekli erişim ve araçları sağlamak üzerine inşa edilecek\" açıklamasında bulundu. İngiliz efsanesi Ian Wright'ın katılımıyla gerçekleştirilen The Rocky and Wrighty Arena açılışı, EA SPORTS, The Premier League, FA ve Birleşik Krallık Futbol Vakfı ortaklığında yapılan FC FUTURES etkinliklerinin ilki olma özelliğini taşıyor. Açılan bu yeni sahanın bölgedeki gençlere futbol erişimi sağlaması ve yeni nesil oyunculara ilham vermesi planlanıyor. FC FUTURES, genç oyuncuların, topluluk koçlarının çevrimiçi olarak görüntüleyebilecekleri ve antrenman planlarında kullanmaları için geliştirilen, beş dilde hazırlanmış, halka açık eğitim uygulamaları kitaplığına sahip olacak. Bu kitaplık, bu yıl içinde kullanıma sunulacak. Ayrıca FC FUTURES, vakıflar, federasyonlar ve ligler aracılığıyla mevcut sahaların yenilenmesine ve yenilerinin oluşturulmasına aracı olacak. Bu sayede futbol fanatiklerinin futbola erişimi kolaylaşacak. FC FUTURES top, forma, koni vb. temel futbol ekipmanlarına ve eğitim araçlarına da yatırım yapacak. EA SPORTS, topluluk düzeyinde futbolu daha fazla desteklemek için UEFA ile, çok yıllı bir ortaklık kurmuş durumda. Bu ortaklığı sağlamak için UEFA Futbol Antrenörlerinden danışmanlık alınıyor ve UEFA futbol girişimlerine yatırım yapılıyor. EA SPORTS ve EA SPORTS FC FUTURES programıyla ortaklık kurmaktan büyük bir heyecan duyduklarını ifade eden UEFA Teknik Geliştirme Başkanı Frank K. Ludolph, \"UEFA teknik eğitim uzmanlarından oluşan ekibimiz aracılığıyla, uzun vadeli ortağımız EA SPORTS ile futbola desteğimizi artırmak istiyoruz\" dedi. Ian Wright ve dünyaca ünlü Chelsea Kadın Futbol Takımı Menajeri Emma Hayes de futbola daha fazla destek sağlamak için EA SPORTS ile birlikte çalışacak ilk FC FUTURES elçileri olma ünvanını taşıyorlar. Tam 30 yıldır etkileşimli futbol un tanımını yapan EA SPORTS, birden fazla platformda 150 milyonu aşkın üyeden oluşan küresel bir futbol topluluğu oluşturdu. EA SPORTS'un kapsayıcılık ve yenilikçilik temelleri üzerine inşa ettiği taraftar topluluğu, EA SPORTS FC ile; 19.000'den fazla tam lisanslı oyuncuya, 700 takıma ve 30 lige erişim sağlayacak ve 300'den fazla küresel futbol ortağının desteğiyle -kadın futbolu da dahil olmak üzere- özgün ve rakipsiz bir futbol deneyimi yaşayacak. Gelişmelerden haberdar olmak için www.easports.com/fc adresinden \"Kulübe Katıl\" butonuna tıklayarak kayıt oluşturabilir ve bu Temmuz ayında yapılacak olan büyük tanıtım öncesinde EA SPORTS FC ile ilgili daha fazla bilgi edinen ilk taraftarlardan biri olabilirsiniz!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/08/09/rekabet-tenis-mi-padel-mi", "text": "Şimdilik tenis, küçük kardeşleri padel ve pickleball'a göz kulak oluyor. \"BURADA CİDDİ BIR OYUNCUMUZ VAR MI?\" diye soruyor 59 yaşındaki Birleşik Krallık'ın eski 1 numaralı tenisçisi, günümüzde BBC'nin Wimbledon sesi olan Andrew Castle. Bir yandan beni baştan aşağı süzüyor. Bakışları Richie Tenenbaum tarzı polo gömleğimden aşağı iniyor ve ekolojik açıdan sağlam özelliklere ve kaydırmaz tabana sahip olsa da aile babası enerjisi taşıyan Veja spor ayakkabılarım üzerinde duruyor ve irkiliyor: \"Hımm, sanırım yok. Ama sonuçta, 1987 ABD Açık'ta son 32'ye girmeyi yuvarlanıp karnınızı kaşıyarak başaramazsınız. Castle, saldırgan bir şekilde ortaya çıkıyor veya belki de ilk kez gerçekten deniyor ve hızla padel oynamaya başlıyor. O ve Newman, 4-3 öne geçmek için dört oyunluk bir seriyi alıyor, ardından tek setlik maçımızda 5-4 öne geçiyorlar. Ben kort kompleksinden beceriksizce bir forehand vuruşu yapınca, Castle \"Güzel kriket vuruşu!\" diye homurdanıyor. Castle'dan sinir bozucu şakalar duymama herkes gibi ben de şaşırmıştım. Padel, bana tenisten daha az enerjik ve sinir bozucu bir sosyal oyun olarak satılmıştı. Saha kenarında DJ bulabileceğiniz, kaybeden takımın barda ilk tur içkileri aldığı türden bir oyun. Ancak Rose ve ben -özellikle de Rosedört maç puanımızı kurtarmak için çırpınırken, hiç de öyle bir oyun olduğunu hissetmiyorum. Gözlüklerim buğulanmış, elim fiberglas raketin deri sapına yapışmış ve ter çoraplarımda birikmiş. Oyun belirleyici bir tie-break'e gidiyor, Castle ve Newman için bir başka maç puanı gelip geçiyor, sonra Rose ve ben bir maç puanı kazanıyoruz. Ve başarıyoruz. Nasıl olduğunu pek bilmiyorum ve dürüst olmak gerekirse gözlüklerimle pek bir şey göremiyorum, ancak seti ve maçı 7-6 kazanıyoruz. Hayatımın en iyi günü değil ama kesinlikle ilk beşte yer alıyor. Ertesi gün Castle'la bir değerlendirme yapıyoruz. Kaçırdığı beş maç puanı konusunu sorduğumda kahkaha atarak \"Tuhaftır ki, sinirden uykularım kaçmadı,\" diyor. için planlanan Padel Zenter'ın yatırımcılarından. Manchester City ve Liverpool'un antrenman merkezlerinde kortlar var. Geçtiğimiz günlerde Liverpool kulübü, teknik direktör Jürgen Klopp ile yıldız forvet Mo Salah arasında gerilimli, ustaca oynanan bir maçın görüntülerini paylaştı: \"Futbolun dışında, oynadığım en iyi oyun,\" diyor bu oyunun bağımlısı haline gelen Klopp. bin kişi izledi. Westfield'ın Game4Padel ile 10 yıllık bir anlaşması var ve bu yıl üç kalıcı kort kurmayı planlıyorlar. ABD'de, tenise karşı varoluşsal bir tehdit konusunda aynı konuşmalar yapılıyor. Ancak oradaki tenise alternatif spor padel değil, pickleball. Oyunu, yaklaşık beş milyon Amerikalının oynadığı tahmin ediliyor ve bunlar arasında Los Angeles'taki evlerinde bir kortları olan George ve Amal Clooney de var. Kim ve Khloe Kardashian, 2019'da yayınlanan bir Keeping Up with the Kardashians bölümünde maç yaptı; Larry David, bir Curb Your Enthusiasm bölümünde bu oyundan aldığı keyiften bahsetti. Geçen kasımda bir bağış turnuvasında oyuncu Emma Watson, Sugar Ray Leonard ile takım oldu, müsabakaya katıldı. \"Gerçekten hayatımın en iyi gününü yaşadım,\" dedi Watson sonrasında. Aynı ay içinde, Oscar ödüllü oyuncu Jamie Foxx, Best Paddle adlı bir raket serisini piyasaya sürdü. İlk müşterileri kim miydi? Will Smith ve Leonardo DiCaprio. Pickleball ve padel, başta ortak öyküleri olmak üzere, birçok benzerliğe sahip. Pickleball, 1965 yılında, Seattle yakınlarındaki Bainbridge Adası'nda üç baba tarafından icat edildi: Yakın gelecekte ABD kongre üyesi olacak Joel Pritchard ve iş insanları Barney McCallum ile Bill Bell, golf oynamak için eve geldiklerinde ailelerinin iyice sıkıldığını fark ederler. Pritchard'ın bahçesinde bir badminton kortu vardır ancak ekipman yoktur, bu nedenle çocuklarıyla birlikte delikli bir plastik topu ping pong sopalarıyla ağ üzerinden vurmaya başlar. Bir sonraki hafta sonu, ağı yaklaşık bir tenis ağı yüksekliğine düşürürler ve zamanla özel tasarım paletleri tanıtırlar. YENİ OYUNUN ADI, GENELLİKLE BİR YARIŞI BİTİREN SON TEKNE İÇİN KULLANILAN YELKENCİLİK TERIMI \"PICKLE BOAT\"A GÖNDERME OLARAK, YENİ SPORUN KARMAŞIK TEMELLERİNE BİR SELAM OLARAK KONUR. Ya da belki de Pritchard'ların topu kovalamaktan hoşlanan \"Pickle\" adlı bir köpekleri vardır: kimse tam olarak hatırlamıyor! Pickleball, ufak bir Pasifik Kuzeybatı elit kitlesi arasında popüler hale gelir; erken dönem takipçilerinden biri de genç Bill Gates'tir. Padel'in ortaya çıkışı da eşit derecede benzersiz. Oyun, Meksikalı bir sanayici olan Enrique Corcuera tarafından tasarlanır. Corcuera'nın Acapulco'daki tatil evinin bahçesinde bir tenis kortu için yeterli alanı yoktur, bu yüzden her iki ucunda duvarları olan bir alana bir tane sıkıştırır. 1974 yılında İspanyol bir prens olan Alfonso de Hohenlohe-Langenburg, Corcuera'yı ziyaret eder. Oyunu öyle çok sever ki Marbella'daki özel kulübüne taşır. İspanyol tenis efsanesi Manuel Santana, padel'in erken dönem elçilerinden biridir ancak pickleball gibi, icadından sonra onlarca yıl boyunca bir niş hobi olarak kalır. Bu durum, pandemi sırasında her iki sporun da birçok yerde kitlelerini önemli ölçüde artırdığını görmemizle değişti. Popülaritesinin artmasının bir kısmı pratik: padel ve pickleball genellikle açık havada oynanır ve hiçbir fiziksel temas içermez. Bu nedenle futbol, basketbol ve yüzme gibi diğer sporlara getirilen sınırlamaları yaşamadılar. Ancak pickleball'un, spor olarak yayılmak için padel'e karşı kritik bir avantajı var: Padel kortları özel olarak yapılmak zorundadır ve oynama yüzeyi, cam ve aydınlatma ile birlikte dünya paraya mal olabilir; öte yandan pickleball kortları, var olan bir tenis kortuna yeni çizgiler çizilerek rahatlıkla oluşturulabilir. Pickleball raketleri genellikle padel raketlerinden daha ucuzdur ve genellikle daha dayanıklıdır (en pahalı ve şık siyah bir Prada padel raketini 1500 dolar, yanındaki top kılıfınıysa 320 dolar gibi düşünebilirsiniz). Pickleball'un tenis kortlarını kolayca ele geçirebilmesi, Ame rika Birleşik Devletleri'ndeki raket sporlarının aile büyükleriyle önemli sorunlara neden oldu. \"2022 Büyük Tenis-Pickleball Savaşı\" hakkındaki bir sosyal medya gönderisine cevaben, tenis efsanesi Martina Navratilova Twitter'da şöyle yazdı: \"Eğer pickleball bu kadar popülerse, gitsin kendi kortunu yapsın.\" Navratilova, beş milyon evangelist pickler'in öfkesinden kaçınmak için gönderisine bir küçük gülücük eklese de tartışma iyi yöne gitmedi. 2021'de Santa Rosa, Kaliforniya'daki pickleball kortlarına beş litre yağ döküldü ve bir notla pickleball oyuncularının arabalarını çizme tehdidinde bulunuldu. Brooklyn'de, pro-tenis, anti-pickleball hayranları \"Against Pickleball\" başlıklı bir manifesto ile \"Club Leftist Tennis adını verdikleri bir grup ve bir e-mail yayını kurdu. Eylül ayındaki bir sayısında \"Hatırlatma: pickleball, risk sermayesi tarafından desteklenen bir parazittir,\" yazıyordu.ABD'de pickleball hakkında alaycı yorumlar yapan sesler bulmak zor değil. Gerçekten sert eleştirmenler, bu sporun\" tenis oynayacak kadar koordinasyonu olmayan insanların\" tenisi olduğunu söylüyor. Bu yıl ayrıca, ucunda 5 milyon dolarlık ödülle, 12 takım ve 48 sporcu arasında gerçekleştirilen Major League Pickleball'un ilki de yapılıyor. Takım sahipleri ve yatırımcılar listesi oldukça renkli: LeBron James, Heidi Klum ve Michael Phelps gibi ünlü isimler de var, tenis yıldızlarından Nick Kyrgios ve Naomi Osaka da. DC Pickleball Takımı, Umutsuz Ev Kadınları'nın Eva Longoria'sı, futbolcu Mesut Özil ve model Kate Upton gibi özellikle eklektik bir grup tarafından finanse ediliyor; seçmelerinde 2017'de Wimbledon yarı finalistliği yaşamış Sam Querrey'i tercih ettiler. Geçen yıl, 2014'te Junior Wimbledon'u kazanan 26 yaşındaki Amerikalı oyuncu Noah Rubin de pickleball'a geçti. Haberi duyan İngiliz tenisinin kraliçesi Judy Murray Twitter'da \"Dikkat et tenis. Pickleball senin için geliyor...\" yazdı. başkanı ve CEO'su Nasser Al-Khelaifi tarafından yönetilen Qatar Sports Investments'tan önemli bir yatırım aldı. Planı, dört ezici zaferle, göz alıcı ödül parası ve 25 turnuvalık bir yıllık program tanıtmak. \"Dünya padel'in küresel sahnede neler başarabileceğine dair sadece buzdağının ucunu gördü,\" diyor bir dönem tenis kariyeri olan, 1993'te 1,040'ın üst sıralamasına ulaşan Nasser Al-Khelaifi. Şimdilik tenis, değerli küçük kardeşlerine göz kulak oluyor. Kavga fiziksel bir hale dönüşürse hala onları korkutacak kadar güçlü ancak padel ve pickleball da arkasından geliyorlar. Squash için ise iş işten geçmiş olabilir. \"Tanıdığım tenisçilerin çoğu padel oynuyor ve bundan büyük keyif alıyor. Ancak bu oyunlar için tenisten vazgeçmezler,\" diyor Andy Murray. \"Bence iki spor bir arada var olabilir. Padel, insanların raket sporlarına başlaması için harika bir yol çünkü öğrenmesi çok kolay. Ancak tenisin güzelliği, oyunun teknik incelikleridir. Padel'in bunu kazanması için biraz zaman gerekecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/08/10/neden-tenis-yerine-pickleballa-baslamalisiniz", "text": "Türkçe karşılığı turşu topu olan, kortların pickleball'u, tenisin küçük kardeşi. Adını giderek daha çok duyacağız: Pickleball hakkında şimdiden bilmeniz gerekenleri inceledik. Son zamanlarda tenisseverlerin yeni gözdesi olarak kortlara adımını atan \"pickleball', tenis, badminton, padel ve masa tenisini bir araya getiren delikli bir \"turşu topu\". Oyun esnasında delikli topun çıkardığı plop sesinden dolayı oyuncuların plop-plop olarak da adlandırdığı pickleball sporunun isminin ilginç bir hikayesi var: 1965 yılında Washington Kongre üyesi Joel Pritchard ve iş insanı Bill Bell, badminton oynamak istedikleri bir gün gerekli ekipmanı bulamayınca masa tenisi raketleriyle oynamaya başlar. İkiliye sonradan dahil olan girişimci ve pickleball'un mucidi Barney McCallum, oyunun kurallarını oluşturur. Joel Pritchard'ın Pickles isimli köpeğinin oyun esnasında topu kovalamasından dolayı McCallum'ın pickleball adını verdiği oyunun ilk kortu 1967 yılında kurulur. Emma Watson, Leonardo DiCaprio, Selena Gomez, Tom Brady, Billie Eilish gibi yıldızların oynadığı pickleball'dan Bill Gates de vazgeçemiyor. Aynı zamanda pop tennis olarak anılan pickleball için ABD'de özel olarak tasarlanmış 15.000'den fazla kort bulunuyor ve bu sayı artmaya devam ediyor! Günümüzde oldukça revaçta olan, kortların yeni gözdesi pickleball, Hollywood'un da radarında: Emma Watson, Leonardo DiCaprio, Selena Gomez, Tom Brady, Billie Eilish gibi yıldızların oynadığı pickleball'dan Bill Gates de vazgeçemiyor. İlk yıllarında ahşap raket kullanılan ve yıllar içinde geliştirilip alüminyum, kompozit gibi malzemelerden yapılan raketlerle oynanmaya başlanan pickleball'un kuralları oldukça basit! Öncelikle, tenis kortuna benzer bir alanda oynanan pickleball'un kortu, 6 metre genişliğinde ve 13,5 metre uzunluğunda spor severlerin karşısına çıkıyor ve yüksekliği 80 cm'yi geçmeyen alçak bir ağ üzerinden 2 veya 4 kişi ile oynanıyor. Servis atışları sahanın alt çizgisinden ve sahayı ikiye bölen çizgi üzerinden yapıldığı gibi vuruşlar da bel altından yapılmalı. Dikkat edilmesi gereken ana kural ise delikli turşu topunun yere değmesini önlemek! İster tenis oynamayı bilin ister bilmeyin, hiç önemli değil! Raket oyunlarına merakınız varsa, eğlenmeyi ve eğlenirken sosyalleşmeyi de seviyorsanız oyunun basit kurallarına kolaylıkla adapte olup iyi vakit geçirebilirsiniz. Tenis kortuna nazaran daha küçük boyutlarda olan kortuyla pickleball'a her seviyeden oyuncu katılım sağlayabiliyor. Üstelik henüz popülerleşen pickleball'da bir Rafael Nadal yok, belki pickleball kortlarının Nadal'ı siz olursunuz. Henüz popülerleşen pickleball'da bir Rafael Nadal yok, belki pickleball kortlarının Nadal'ı siz olursunuz. Zihniniz ve bedeniniz için alternatif bir egzersiz seçeneği arıyorsanız pickleball size göre. Pickleball oynamak, vücudunuzu zorlayıcı hareketlere sahip olmadığı gibi, vücudunuza çeviklik ve esneklik sağlayarak el-göz koordinasyonunuzu dengeliyor. Ayrıca uzun yıllar tenis deneyimine sahip olan fakat sakatlanarak tenisi bırakmak durumunda kalan oyuncuların kalça, omuz, diz ve diğer eklemlerini zorlayıcı hamleler içermediği için kıdemli raket tutkunlarına da sağlıklı bir alternatif oluyor. Her ne kadar pickleball'a özel oluşturulan kortlar yapıldığını belirtsek de, pickleball aslında her yerde oynanabilir! Tenis kortundan tutun, evinize en yakın oyun parkına kadar hem iç hem de dış mekanda size uygun gördüğünüz bir alanda raketinizi kapıp istediğiniz gibi oynayabilirsiniz!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/08/14/benim-sahane-ogretmenlerim-cem-bolukbasi", "text": "Super Formula Şampiyonası TGM Grand Prix Pilotu Cem Bölükbaşı, hayatındaki dönüm noktalarını anlatıyor. Alonso çocukluğumdan beri ilgimi çeken bir pilot olmuştur. Yarışları izlemeye onun şampiyon olduğu dönemlerde başlamıştım. Aynı yıllarda Formula 1 de Türkiye'ye gelmişti. 2005 yılında düzenlenen ilk yarışa gitme şansını yakalamıştım. Alonso'nun zihniyeti, çalışma hırsı, rekabetçiliği beni çok etkilemişti. Daha sonra kendisiyle çalışma fırsatı da yakaladım. E-spor dönemindeyken Fernando Alonso'nun yarış takımında yer aldım. Hatta oraya seçilen dünyadaki ilk ve tek pilottum. Kendisiyle çalıştığımda ona olan hayranlığım bir kat daha arttı. Baktığınızda sadece 20 tane Formula 1 pilotu var ve her pilota saygım sonsuz. Ancak Fernando Alonso dışında Lewis Hamilton'ın da bendeki yeri çok ayrı. Hamilton'ı sadece pistte başardıklarıyla değil, pist dışında yaptığı faaliyetler, yardımlar ve bağışlarla da örnek bir sporcu olarak görüyorum. Pist dışında dedim çünkü zaten 7 kere şampiyon olmuş, tüm rekorları alt üst etmiş bir pilottan söz ediyoruz. Şampiyon olmak çok zor ama bunu 2, 3, 4... 7 kez yapmak, defalarca tekrarlamak bambaşka bir başarı. Zirveye çıkmak çok zor, zirvede kalmak ise daha da zor. Bu kadar sene devam edip zirvede kalmayı başarmak ise çok saygıdeğer bir şey. Etrafımdaki herkes, özellikle de ailem bana çok şey kattı. Edindiğim disiplini, yaptığım işe olan saygımı ve tutkularımın peşinden koşmak için duyduğum motivasyonu onlara borçluyum. Bana birçok farklı sporu denettiler: at binmeye de gittim, futbol veya basketbol oynamaya da, jimnastiğe de... Kısacası birçok branşı deneme şansım oldu. Tüm bunların arasında en çok ilgimi çeken motor sporlarıydı ve onlar da bunu sevdiğimi biliyorlardı. Bu yolda her zaman benim arkamda oldular. Tabii bu yolculukta onların da şartları vardı; derslerimin veya okul hayatımın kötü etkilenmesini istemiyorlardı. Ancak onlar beni destekleyip yapmak istediklerime saygı duydukça ben de bu koşulları sonuna kadar uygulamaya çalıştım. İlk yarışım, 2019 yılının sonunda Fransa'daki Paul Richard pistindeydi, çok özel bir gündü. GT4 Avrupa Şampiyonası'na çıkmıştım. Ehliyetimi alalı 1 yıl olmuştu. Yarıştığım ilk gün, 2019 yılının sonuydu, yarış Fransa'daki Paul Ricard pistindeydi. GT4 Avrupa Şampiyonası'na çıkmıştım. Ehliyetimi alalı sadece 1 yıl olmuştu. Hatta ehliyet sınavını geçtikten sonra sürdüğüm ikinci veya üçüncü araba, bir yarış arabasıydı: BMW M4 GT4. Borusan Otomotiv'in güvenip beni o piste götürmesi benim için farklı bir deneyimdi. Bana nasıl güvendilerse yaklaşık 50 arabanın yarıştığı bir şampiyonaya götürdüler. Ben de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ve sıralama turlarında 3'üncü olmayı başardım. İlk yarışımda da 5'inci olduk. Takımın o seneki en iyi derecesiydi bu. Devamında Avrupa ikincisi olduk. Rüya gibi bir hafta sonuydu çünkü ilk defa simülasyondan gerçek yarışa geçmiştim. Bu, senelerdir hayalini kurduğum şeyin gerçekleştiği bir andı. Cem Bölükbaşı'nın ehliyet aldıktan sonra sürdüğü ilk araçlardan biri bir yarış arabasıydı: BMW M4 GT4. Küçükken karting yapma şansım olmuştu ama devamını getirememiştik çünkü karting yüksek bütçe gerektiren bir spor. O zamanlar sponsor desteğim de yoktu. Ben de \"Gerçek araba süremiyorsam simülatörde yarışırım,\" diyerek simülasyona ve e-spora geçtim. 2013 2014 yıllarından itibaren e-sporda yarıştım. Burada çeşitli şampiyonalar kazandım, hatta Dünya Şampiyonası'nda yarış dahi kazandım, ki Dünya Şampiyonası'nda finallere katılabilmeniz için 70 bin kişi arasından ilk 20'ye girmeniz gerekiyor. Tüm bunları tecrübe etmek bana çok şey kattı. Örneğin kazanmak için ne kadar çalışmam gerektiğini öğrendim. Günde bazen 14 15 saat çalışıyordum ve her çalışma iki üç ay sürüyordu. Yani çok çalışmayı biraz da orada öğrendim. Hayal edemediğim kadar çalışmam gerekiyordu. Ama bunu yapmak istediğim için çalışmak beni yormuyordu. Açıkçası kazanmanın kadar zor olması benim daha çok istememe sebep oldu. Japonya'nın Super Formula Şampiyonası'nda hız anlamında Formula 1'e en yakın araçlarla yarışıyorsunuz. Aynı zamanda Japonya'nın ve Asya'nın en büyük Formula şampiyonası. Atmosferi, profesyonelliği bambaşka. Honda, Nissan ve Toyota gibi 3 büyük markanın mücadelesinde yer alıyorsunuz. Katılım inanılmaz, popülaritesi çok büyük. Super Formula, Formula 2'ye göre daha profesyonel, çekişmeli ve çok daha tecrübeli pilotları barındırıyor. Örneğin bir aracın başında Formula 2'de 6 kişi çalışıyorken Super Formula'da 12, hatta belki de daha fazla insan çalışıyor. Japonya'da yaşamak, oranın kültürünü öğrenmek insanı bambaşka dünyalara taşıyor. Daha şimdiden Super Formula'nın beni sadece pist içinde değil, pist dışında da daha iyi ve daha farklı bir insan yaptığına, bir sonraki seviyeye çıkardığına inanıyorum. Kazanmak her şeydir. Ama o noktaya varmak çok zordur. Amacınız daha çok kazanmak, daha başarılı olmak oluyor. Bir sonraki seviyeye geçmek, kazanmaya devam etmek istiyorsunuz. O yüzden her gün daha fazla çalışmanız gerekiyor. Kaybettiğinizde ise içinizde farklı bir motivasyon oluyor çünkü bu sefer bir daha kaybetmemek için çalışıyorsunuz. Neden kaybettiğinizi analiz etmeniz gerekiyor. Neyi yanlış yaptığınızı öğrenmelisiniz ki aynı hatayı bir daha yapmayın.."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/09/05/egede-gunbatiminda-spor-kampi-deneyimi", "text": "Spor sevenlere özel bir program sunacak fitness dersi, spor eğitmeni Akın Akman liderliğinde yürütülecek. The Bodrum Edition, 2023 yazı boyunca açık havada düzenlediği fitness derslerine sonbahar mevsiminde bir yenisini katıyor. 10 Eylül'de katılımcılara Urban Active işbirliğiyle, spor eğitmeni Akın Akman liderliğinde AARMY Bootcamp Party adlı bir fitness dersi deneyimi sunulacak. Spor eğitmeni Akın Akman, bu işbirliği için fiziksel sınırları aşmaya, kişisel gelişim ve dönüşümü benimsemeye teşvik eden bir program hazırlamış ve yine eğitmenin motivasyon koçluğuyla yapılacak sporun Ege kıyılarında günbatımı manzarası eşliğinde olması sporun mutlu eden etkisini artıran cinsten. 10 Eylül 2023'te saat 19.30'da gerçekleştirilecek fitness dersine katılmak isteyenler, https://iyzi.link/AJNmhQ bağlantısından rezervasyon talep ederek yer ayırtabilir, etkinlik bitiminde de DJ Nazlı Var'ın performansının keyfini The Beach Club'da çıkarabilirler."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/09/12/djokovic-24uncu-defa-grand-slam-sampiyonu", "text": "Djokovic, Margaret Court'ta 24'üncü Grand Slam Tek Erkekler şampiyonluğunu elde ettikten sonra yakın arkadaşı Kobe Bryant'ı, giydiği tişört ile andı. Novak Djokovic, 10 Eylül 2023 Pazar günü ABD Açık finalinde rakibi Daniil Medvedev'i mağlup ederek Margaret Court'ta Grand Slam Tekler şampiyonluğunu elde etti. 36 yaşındaki Sırp yıldız, bu yıl üçüncü şampiyonluğunu elde ederek toplamda 24 Grand Slam şampiyonluğuyla tüm zamanların rekorunu kırdı. 36'ncı Grand Slam Tekler finalinin sıralamasında Carlos Alcaraz'ı geçen Djokovic, dünyanın yeni 1 numarası olarak adını tenisin rekorlar kitabına yazdırdı. Bu şampiyonluğu kazanmanın kendisi için ne anlama geldiği sorulduğunda Djokovic, anne ve babasına yıllar boyunca gösterdikleri fedakarlıklardan dolayı teşekkür ederek, \"Bu benim olduğu kadar sizin de kupanız ve sizin de başarınız. Sizi seviyorum,\" dedi. Daha sonra ceketinin fermuarını açan Novak Djokovic, üzerinde kendisinin ve 24 numarayı giyen efsanevi basketbol yıldızı Kobe Bryant'ın fotoğrafının yer aldığı \"Mamba Forever\" mesajı bulunan tişört ile poz verdi. Djokovic, \"Bir hafta önce turnuvayı kazanırsam bu tişörtü giymeyi düşündüm. Birkaç gün öncesine kadar ekibimden bu formaları yapmam için bana yardım etmelerini istediğimde bunu yapacağımı kimseyle paylaşmamıştım,\" dedi. Bu zafer aynı zamanda, Djokovic'in, federal hükümetin yabancı ziyaretçilerin COVID-19'a karşı aşı yaptırmasını zorunlu kılması nedeniyle geçen yılki turnuvayı kaçırmasından sonra ABD Açık'a geri dönüşünün temsili anlamına geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/09/19/the-bodrum-edition-urban-active-is-birligi-ile-aarmy-bootcamp-party-etkinligine-ev-sahipligi-yapti", "text": "Spor eğitmeni Akın Akman liderliğinde yapılacak eğitim kampı, spor severlere özel bir program ile ev sahipliği yaptı. The Bodrum Edition, açık havada yapılan fitness dersiyle sezon boyunca hayata geçirdiği özel iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. 10 Eylül'de Urban Active iş birliği çatısı altında ünlü spor eğitmeni Akın Akman liderliğinde yapılan eğitim kampı deneyimi AARMY ile the Bodrum Edition, spor severlere kalp atışlarını hızlandıran özel bir program ile ev sahipliği yaptı. New York ve Los Angeles'da verdiği dersler şehrin en havalı aktivitesine dönüşen, spora getirdiği enerjik ve aktif yaklaşım sayesinde Amerika'da kendine büyük bir kitle yaratarak fitness dünyasında adından sıkça söz ettiren ünlü Türk model ve eğitmen Akın Akman'ın kurduğu sağlıklı yaşam komünitesi AARMY, bu kez the Bodrum Edition'da konuklarına unutulmaz bir fitness deneyimi yaşattı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/10/09/2023-f1-katar-grand-prixte-neler-oluyor", "text": "Lewis Hamilton ve George Russell çarpışırken Max Verstappen galibiyetini kutladı. Mercedes sürücüleri Lewis Hamilton ve George Russell, Katar Grand Prix'sinde henüz yarışın başındayken çarpıştı. Red Bull'dan Max Verstappen, 2023 Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 18. ayağı olan Katar Grand Prix'sini, lastik korkusu sebebiyle sık sık pitstopa uğrayarak tamamladı. Söz konusu kaza, Lewis Hamilton'ın ceza almasına yol açarken yarışın en gerisinde konumlanan George Russell, mücadeleyi dördüncülükle tamamladı. Hamilton, Mercedes'ten takım arkadaşı George Russell ile yaşadığı yakın temastan ötürü kınama ve 50.000 Euro para cezası aldı. X hesabından yaptığı açıklamada \"Kazayı tekrar tekrar izledim. %100 benim hatam ve bütün sorumluluğu üstleniyorum. Takımımdan ve George'dan özür diliyorum,\" diye belirten Hamilton, sezonun geri kalanınca askıya alınacak. McLaren'dan Oscar Piastri ve Lando Norris, final etaplarında sıralarını koruyarak ikinci ve üçüncü oldu. Verstappen ise geçtiğimiz cumartesi günü üçüncü şampiyonluğunu elde etti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/spor/2023/11/21/messinin-giydigi-formalar-sothebysde-acik-artirmaya-sunuluyor", "text": "Lionel Messi'nin FIFA Dünya Kupası formaları, şimdiye kadar açık artırmaya sunulan en pahalı hatıra eşyası olabilir. Müzayede evi Sotheby's, futbol efsanesi Artantinli sporcu Lionel Messi'nin 2022 FIFA Dünya Kupası'nda giydiği altı formayı açık artırmaya sunacağını açıkladı. Final, yarı final, çeyrek final, son 16 turu ve önemli grup aşaması maçlarında giyilen formalar, 30 Kasım'da ihaleye açılarak özel bir müzayedede satışa sunulacak. İkonik formalar, müzayede evinin tahminlerine göre yaklaşık 10 milyon dolar karşılığında yeni sahibine ulaşacak. Sotheby's yaptığı açıklamada altılı forma setinin şimdiye kadar bir açık artırmada satışa çıkarılan en değerli spor hatırası koleksiyonu olmaya aday olduğunu belirtti. Eğer tahminler doğru çıkarsa Messi'nin forma setinin, Mayıs 2022'de Sotheby's'de 9,3 milyon dolara satılan Diego Maradona'nın \"Hand of God\" formasını geride bırakarak, müzayedede satılan en pahalı futbol hatıra eşyası olarak tarihe geçecek. Michael Jordan'ın Eylül 2022'de 10,1 milyon dolara satılan 1998 NBA Finalleri forması ise en pahalı spor hatırası olarak şu anki rekoru elinde tutuyor. Messi'nin altılı Arjantin forması, Inter Miami'nin yeni kaptanının da ortağı olan ABD merkezli spor kuruluşu AC Momento tarafından açık artırmaya çıkarılıyor. Satıştan elde edilecek olan gelirin bir kısmı, Leo Messi Vakfı'nın desteği ile Sant Joan de Deu Barselona Çocuk Hastanesi liderliğinde yürütülen UNICAS Projesi'ne, nadir görülen hastalıklarla mücadele eden çocuklara yardım amacıyla bağışlanacak. Tam sekiz defa Ballon d'Or kazanan Messi, 36 yıl sonra tekrar Arjantin'e Dünya Kupası kazandıran Messi maç sonrası yaptığı açıklamada \"Bu anı o kadar çok hayal ettim ki, o kadar çok istedim ki, hala inanamıyorum,\" dedi. Altı formadan oluşan set, 30 Kasım 18 Aralık arasında satışa sunulacak. Ayrıca Sotheby's müzayede evi New York'taki merkezinde ikonik formaların halka açık olan ücretsiz sergisine ev sahipliği yapacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/05/50-yas-hatirina-geri-donus-jay-z", "text": "Jay Z, 50. yaşını kutlamasının şerefine tüm albümlerini yeniden Spotify kullanıcılarının erişimine açtı. Shawn Corey Carter veya herkes tarafından bilinen adıyla Jay Z, 50. yaşını kutluyor. Ünlü rapçi, doğum gününde hediye almak yerine hayranlarına bir hediye verdi ve tüm albümlerini yeniden Spotify kullanıcılarının erişimine açtı. Jay Z'nin Spotify'a dönüşünün bu kadar dikkat çekici olmasının bir sebebi var. Rap yıldızı, Spotify'ın en büyük rakiplerinden biri olan çevrimiçi müzik platformu Tidal'ın da sahibi konumunda. Jay Z'nin katalogu, 2017'nin nisan ayında hem Spotify'dan hem de Apple Music'ten yok olmuştu. Apple Music'e kısa sürede geri dönen ünlü rapçi, Spotify'a ise dönmemişti. Spotify'dan o dönemde yapılan açıklamada, Jay Z'nin katalogunun sanatçının talebi doğrultusunda platformdan kaldırıldığı belirtilmişti. Spotify, Jay Z'nin dönüşünü resmi Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu. Jay Z'nin diskografisini özetleyen bir videonun da yer alan paylaşımda, \"Doğum günün kutlu olsun, Hov. Spotify'a yeniden hoş geldin\" sözleri bulunuyor. Jay Z'den henüz Spotify'a geri dönüşüyle ilgili bir açıklama gelmiş değil. Sebep ne olursa olsun, katalogu bu kadar zengin bir ismin Spotify'a geri dönüşünün kullanıcılar adına keyifli bir gelişme olduğu söylenebilir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/06/pantone-2020nin-rengini-acikladi-klasik-mavi", "text": "Dünya çapındaki renk otoritesi Pantone, 2020 yılının rengini Klasik Mavi olarak açıkladı. Sükunet, güven ve yakınlığı hissettiren rahatlatıcı bir duruş olarak tanımlanan Klasik Mavi, sadelik vaat ediyor. 2020'nin rengini bugün PANTONE 19-4052 Klasik Mavi olarak açıklayan ve Türkiye'de Odak Kimya tarafından temsil edilen Pantone; bu zamansız ve ebedi tonun zarafeti ve sadeliğine dikkat çekiyor. Gün batımında gökyüzünün aldığı rengi hatırlatan gizemli Pantone 19-4052'nin güven veren özellikleri, yeni bir dönemin eşiğinden geçerken yaratmak istediğimiz güveni telkin eden ve istikrarlı bir dayanağa duyduğumuz arzuyu vurguluyor. Pantone Renk Enstitüsü Yönetici Direktörü Leatrice Eiseman; yılın rengi ile ilgili görüşlerini şöyle paylaştı: \"Güven ve inanç gerektiren bir zamanda yaşıyoruz. Pantone 19-4052 Klasik Mavi'nin ifade ettiği işte bu tarz bir süreklilik ve güven; her zaman itimat edebileceğimiz, elle tutulur ve güven telkin eden bir ton\" yorumunu yapıyor. Derin bir rezonansla dolu olan Pantone 19-4052 Klasik Mavi, bir sabitleme temeli sunuyor. PANTONE 19-4052 Klasik Mavi, dengeli, kendine güvenen ve zarafeti sadeliğinde saklı bir tondur. Cinsiyetsiz görünümü ve sezonsuz sürekliliği ile bu temel renk; tek başına güçlü bir duruş sergilerken, renk tayfında renk karmaları da meydana getirir. Köklü olmakla özdeşleşmiş ancak aynı zamanda da oldukça modern ve çok yönlü olan PANTONE 19-4052 Klasik Mavi, farklı materyaller üzerine uygulanarak, parlak metaliklerden ışık saçan parıltılara yüksek teknoloji ürünü materyallerden el emeği görünümlere ve narin kumaşlara belirgin görünümler sergiler. Kişisel ifadenin nihai gösteriminde PANTONE 19-4052 Klasik Mavi; gözlerde, tırnaklarda ve saçlarda pırıltıdan ışık saçan parlaklıktan mat tonlara kadar çok geniş bir çeşitlilikte dramatik görünümler yaratır. Koruma vaadi sunan PANTONE 19-4052 Klasik Mavi; evlerde de yaygın şekilde kullanılan favori bir renktir. Sakin bir temel yaratan PANTONE 19-4052 Klasik Mavi; mekanları eşsiz renk kombinasyonlarıyla ve tona uygun ifadelerle dönüştürerek; yaratıcılığı bir güven unsuru olarak evlerin bir parçası haline getirir. Çok farklı birçok materyale, dokuya ve bitim uygulamasına kolaylıkla uygulanabilen PANTONE 19-4052 Klasik Mavi, sizi; gelenekselliği ve zarafeti ve aynı zamanda beklenmedik ölçüde bir cüretkarlığı yansıtarak çok farklı yönlere götüren bir mavidir. PANTONE 19-4052 Klasik Mavi'nin gün batımındaki gökyüzünün rengiyle olan ilişkisi, her gün gördüğümüz için, güvenilirlik ve süreklilik algısı yaratır. Duygusal olarak güvenilir bulduğumuz bir renk olarak PANTONE 19-4052 Klasik Mavi grafik tasarımın birçok farklı uygulaması için ideal bir ton oluşturur. PANTONE 19-4052 Klasik Mavi'nin taşıdığı dürüstlük, itibar ve itimat mesajları, günümüz tüketicisinin de öncelikleri olarak; bu tonu özellikle ambalaj tasarımında doğru bir ton olarak konumlandırır. PANTONE 19-4052 Klasik Mavi'nin de içinde olduğu mavi tonlarına sahip yiyecek ve içecekler antosiyaninler açısından zengindir. Esenlik ve kişisel bakımla olan bu ilişkide bu mavi yiyecekler; sağlık için bir tür koruma kalkanı görevi görerek sağlam bir zemin oluşturmaya yardımcı olur. Doğal sağlığa olan katkılarının yanı sıra bu mavi yiyecekler; sofranıza sofistike bir stil katar. Yılın Rengi seçimi çok dikkatli yürütülen zorlu bir süreçtir. Pantone tüm dünyada araştırmalar ve analizler yaparak renklere yön veren unsurları belirler. Moda ve eğlence endüstrisi, yapım aşamasındaki filmler, sanat dünyası, popüler seyahat rotaları ve diğer sosyo ekonomik koşullar buna dahil edilebilir. Teknoloji, yeni dokular ve hatta tüm dünyanın ilgisini üzerine toplayan spor etkinliklerinden bile etkili olabilir. 20 yıldır Pantone Yılın Rengi, ürün geliştirme ve satın alma kararlarını, moda, ev ve endüstriyel tasarım, ürün ambalajlama ve grafik tasarım dahil çok sayıda sanayi kolunu etkilemiştir."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/11/2020nin-ilk-modeli-uzaydan-geldi-adidas-ultraboost-20", "text": "adidas, Uluslararası Uzay İstasyonu U.S. National Lab ile ortaklığının ilk ürünü olarak, devrim yaratan taban teknolojisine sahip Ultraboost 20'yi tanıttı. adidas, Uluslararası Uzay İstasyonu U.S. National Lab ile ortaklığının ilk ürünü olarak, devrim yaratan taban teknolojisine sahip Ultraboost 20'yi tanıttı.İşbirliğinin devamında adidas yeni ürünlerin geliştirilmesi için Boost teknolojisini uzaya göndereceğini duyurdu. Astronotların dayanıklılığından ilham alan adidas, koşucuların en yüksek performansa ulaşmalarına yardımcı olacak \"Train Like An Astronaut \" isimli özel bir eğitim programı oluşturdu. adidas, devrim yaratan taban teknolojisine sahip Ultraboost serisinin yeni performans koşu ayakkabısı Ultraboost 20'yle 2020'ye merhaba diyor. Uluslararası Uzay İstasyonu U.S. National Lab ile uzun süreli ortaklığın sonucu olarak ortaya çıkarılan bu ilk modelin her bir parçası uzay mekiği inşasıyla paralellikler gösteriyor. İşbirliğinin ikinci adımında ise adidas yeni ürünlerin araştırma geliştirme süreçleri için Boost teknolojisini uzayda test edecek. Ultraboost 20'deki her bir parça, performansa dayalı belirli bir fonksiyon için maksimum düzeye ulaştırılırken, bu da sporcuların performansını daha yüksek seviyelere çıkarıyor. Bu yeni siluetiyle laboratuvardaki zorlu stres testlerinin, saatlerce süren araştırmaların ve binlerce koşucunun geri bildiriminin sonucu olarak ortaya çıkan Ultraboost 20, konfor ve tepkinin en üst düzey birleşimini koşuculara bir adım öteye geçmeleri konusunda güven vermek için tasarlandı. adidas Ultraboost 20'nin yeni ve gelişmiş Primeknit üstü Tailored Fiber Placement isimli teknolojiye sahip. Bu inovatif teknik, elyafı milimetrelere ayırarak hassas bir şekilde dikilen ve oluşturulan yüksek performanslı ve hafif bir üst kısım oluşturuyor. Ayak desteği tam olarak ayarlandığında koşucuların, koşunun başından sonuna patlamayı bekleyen enerjilerini tamamen açığa çıkarıyor. ISS ile olan ortaklığı doğrultusunda adidas astronotların uzayda yaşamanın fiziksel ve zihinsel zorluklarına nasıl hazırlandıkları hakkında derinlemesine bilgi sahibi oldu. Bu iç görülerle ve dünya lideri insan performans laboratuarı olan EXOS ile birlikte çalışarak adidas, dünya çapındaki koşucuların kendilerini zorlayıp bir astronot gibi antrenman yapmaları ve tecrübe etmeleri için özel \"Train Like An Astronaut \" adını verdiği bir de egzersiz programı hazırladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/11/vans-yeni-yili-ozel-disney-tim-burton-the-nightmare-before-christmas-sk8-hi-modeli-ile-kutluyor", "text": "Vans ve Disney, yılbaşı döneminde sevilen The Nightmare Before Christmas görselleri ile tasarlanmış yeni koleksiyonu için bir kez daha bir araya geliyor. Vans ve Disney, yılbaşı döneminde sevilen The Nightmare Before Christmas görselleri ile tasarlanmış yeni koleksiyonu için bir kez daha bir araya geliyor. Bu özel Sk8-Hi modeli, Jack'in Christmas Town'ı keşfetmesine adanmış tasarım detayları ile bir kez daha sevenleriyle buluşuyor. Vans, Jack Skellington'ın kendisini Noel Şehrine götüren Tatil Kapılarına rastladığı Tatil Ormanlarına yaptığı geziyi yeniden canlandırıyor. Vans'in Sk8-Hi modeli, Jack Skellington'ın \"What is this?\" isimli kült parçayı seslendirdiği sahneden görseller sunuyor. Sk8-Hi'ın kırmızı ve siyah süet renkleri beyaz kontrast dikiş detaylarıyla tamamlanıyor. Mavi kanvas yan paneller Jack Skellington'ın Noel ışıklarına hayran kalışını resmederken, diğer taraftaki görsel ise kardan adamla ilk kez karşılaşma sahnesine gönderme yapıyor. Sk8-Hi modeli, tabanındaki yılbaşı ağacı baskısı, altın metal halkalar, kırmızı ve siyah bağcıklar ve kırmızı şerit ile detaylandırılıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/12/iyi-ve-kotunun-isbirligi", "text": "Devam eden PUMA ve One Piece işbirliğinin son üyesi CELL VENOM'un ardından yeni bir model manga severlerin beğenisine sunuldu. Devam eden PUMA ve One Piece işbirliğinin son üyesi CELL VENOM'un ardından yeni bir model manga severlerin beğenisine sunuldu. PUMA x One Piece ikilisi, manga serisinin özünde devam eden iyilik ve kötülük savaşından ilham alan bir LQD CELL silüetini yeniden canlandırdı. CELL ENDURA gibi, LQD CELL de dizinin ana karakterleri ile titizlikle senkronize edilmiş görsel ipuçlarını kullanıyor. Luffy'nin çizdiği korsan bayrağı tasarımı, spor ayakkabının tabanındaki Luffy ve korsan bayrağı tasarımı ile sneaker'ın üst yüzeyindeki beyaz tonaj ve kırmızı burun çizgileri ile dengeleniyor. LQD CELL sneakerlar 13 Aralık'ta PUMA'nın Japonya web sitesinde satışa çıkacak ve 16.000 JPY (yaklaşık 150 $ dolar) değerinde piyasaya sunulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2019/12/16/john-lennonin-gozlugu-acik-artirmada-satildi", "text": "John Lennon'ın en az kendisi kadar ünlü yuvarlak gözlükleri Londra'da gerçekleşen bir açık arttırma sonucunda servet değerinde bir fiyata yeni alıcısını buldu. The Beatles'ın ünlü üyesi John Lennon'ın gözlükleri 1968'de grubun şöförlüğünü yapan Alan Herring tarafından Londra'da satışa sunuldu. Londra'da gerçekleşen açık artırmada ikonik gözlük 137.500 sterline yani 970.000 TL'ye satıldı. 1968'de The Beatles'ın şöförlüğünü yapan Alan Herring, o yıl John Lennon'un gözlüklerini arabada unuttuğunu, geri vermek istediğinde ise Lennon'un gözlükleri ona hediye ettiğini açıkladı. Herring o günü, \"Ringo Starr'ın arabasına John Lennon, Ringo Starr ve George Harrison'ı aldım ve onları ofise bıraktım. John Lennon'un güneş gözlüğünü arka koltukta unuttuğunu fark ettim. Daha sonra John, o gözlüğü bana hediye etti. Bu gözlüğü 51 sene sakladım\" şeklinde anlattı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2020/01/01/gecmise-donus", "text": "Klasik Reverso'nun kazandığı sportif görünüm üzerine. Biri size gözlerinizi kapatıp bir spor saati hayal etmenizi söylese aklınıza gelen ilk şey, muhtemelen Art Deco tasarımına sahip, lüks deri kayışlı bir saat olmayacaktır. İnce, elegan ve klasik yapısıyla Jaeger-LeCoultre Reverso'dan söz ediyoruz. Ama unutmayalım ki, Reverso 1931'de bir spor saati olarak duyurulmuştu. Döndürülebilen iki yüzlü kadranı, Britanya Hindistanı'nda polo oyuncularının kolunda kadranı korumak için akıllıca bir çözüm olarak bulunmuştu. Bugünlerde Reverso daha çok klasik bir saat olarak anılıyor; kadranın iki yüzünden biri, bugüne dek daha çok oymacılıkla kişiselleştirilmeye açık bir davet gibi görüldü. Reverso'nun 2019 modeli Tribute Small Seconds ise binicilik ayakkabılarıyla ünlü Arjantinli Casa Fagliano'nun tasarladığı bordo deri kayışı ve bordo kadranıyla atalarının sportif DNA'sına dönüyor. Yeni model, hikayesi olan bir modelin, modernleşirken karşılaşacağı tehlikeleri bertaraf etmesine iyi bir örnek: İki yüzünden biriyle geçmişi kutsarken, diğer yüzüyle modernliği yakalıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2020/01/11/her-zaman-zirvede-oktay-kaynarca", "text": "Bu sene kariyerinde 30. yılını kutlayacak. Hayatımıza ilk girdiği günden beri hep başrol oynadı. Romantik jön olarak da çıktı karşımıza, amansız bir mafya babası olarak da... Ortak paydası, hep çok beğenildi, hep hayranlık uyandırdı. Canlandırdığı roller öyle inandırıcı oldu ki, ilk kez bir dizi karakteri için cenaze töreni düzenlendi. Beş yıldır Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinin Hızır Çakırbeyli'si olarak reytingleri alt üst ediyor. Peki, Kiğılı için koleksiyon yaratan Oktay Kaynarca, kariyerine stil ikonluğunu da ekleyecek mi? 54 yaşındaki oyuncuyla buluştuk, bu seneki projelerini ve tarzını konuştuk. Konservatuarla birlikte profesyonel hayat da başladı; söylediğiniz üzere daha sempatik, güler yüzlü yapımlarda olmaya başladım. Sanırım tipim itibariyle... Ama gönlümde yatan, daha baskın, daha dram ağırlıklı, daha keskin rollerdi açıkçası. Ne yalan söyleyeyim, ben jön olmak istemedim, hep karakter oyuncusu olmak istedim. Konservatuarın ilk senesinden itibaren başrol oynadım içinde olduğum her projede. Ama hep genç, sempatik, iyi çocuk rolleriydi... İstanbul Yeditepe projesi ile kulvar değiştirmeye, istediğim tatta roller oynamaya başladım. Deli Yürek Bumerang filmiyle Altın Portakal almamın ardından Kurtlar Vadisi ile oynamaktan keyif aldığım roller gelmeye başladı. Ama hep aynı şeyler olmadı bu süreçte; arada sunuculuklar, yarışma programları, komedi içerikli işler de yaptım Adanalı gibi. Yaptığım işlerin beni yansıttığını düşünmem; \"Ben yaptığım işleri yansıtmalıyım\" diye düşünürüm. Her zaman söylerim; oyuncu, işi bittiği zaman kostümünü çıkarıp kendi olmak zorundadır, aksi delilik halidir. İşin kitabı önce senaryo. İyi bir senaryonuz yoksa dünyanın en iyi aktörlerini, en iyi yönetmenini, en iyi görüntü, sanat yönetmenini bir araya getirseniz de karşılığı yoktur. Sorunuzun karşılığı ise dediğim gibi çok güzel bir senaryomuz var, her hafta çok hoş yazılan ve çok iyi bir oyuncu kadromuz, çok iyi görüntü yönetmenlerimiz, sanat ekibimiz ve yapım ekibimiz var. Ama asıl önemlisi ekibimizin ruhu var, olmazsa olmaz olan. Uzun süreli işlerde -ki bizimki bu sene 152 bölümle 5. seneye geldi- ekip bir aile gibi hareket etmek zorundadır, herkes artık birbirini çok iyi tanır, doğal olarak dostluklar, arkadaşlıklar gelişir ama en önemlisi saygıyı en yukarıda tutmak. Sanırım biz bunu yakaladık, işin sırrı ekip ruhu. Önce hayal kurmakla başlar ya her şey, işte o hayali her işte olduğu gibi hayata geçirme süresi önemli. Bizim işte de bu süreç içinde önemli detaylar var başarıya endeksli. Mesela memleketinizi iyi tanımak zorundasınız yazar yönetmen ve oyuncu olarak... Onların beğenisine sunduğunuz işin onlar tarafından ilgi görebilmesi için. Bu herhangi bir konu olabilir ama refleksini iyi tahmin etme zorunluluğu, sahici ve samimi olma zorunluluğu vardır. Ben evrenselliğin ulusallıktan geçtiğine inanıyorum. Bakın, yurtdışında rağbet gören işlerimiz bu saydığım başlıklarda ortak noktalarda buluşmuşlardır. Sadece bizim seyircimiz değil, dünyadaki bütün seyircilerin ortak özelliği; seyrettiği hikayenin kendine yakın, ilginç, esrarengiz, korkutucu, romantik, üzücü, heyecanlı gibi başlıklarda, sahici ve samimi olmasıdır. O y üzdendir dilini bile bilmediği bir aktörü yıllarca çok yakını gibi hissetmesi ve sevmesi. Evrenseldir yani samimi ve olabildiğince gerçek olmak... Aslında senaryo önüme geldiğinde çok ilginç bir rastlantıydı bizim aileyle ilginç benzerlikler olması. Ama bu benzerlikler sanırım herkesin ailesi için geçerli. Zira yazılan her karaktere benzeyen birçok insan vardır ailelerimizde, yakınımızda, arkadaş çevremizde. İşte, Çakırbeyli'lerin içinde bu karakterler oldukça fazla. İşin asıl sırrı ise yazarlarla çok eskiye dayanan iş arkadaşlıklarımız; zira özellikle Hızır Çakırbeyli başta olmak üzere yazdıkları karakterleri oynayan oyuncuların sınırlarını, yeteneklerini, reflekslerini bilerek yazmak çok önemli ve değerli bir seviye. Kafasındaki repliği nasıl, hangi mimik, hangi beden dili ve psikolojiyle söyleyeceğini bilmek çok önemli bir avantaj yazar için. Sanırım bizim senaristlerimiz bu durumun fazlasıyla keyfini çıkarıyorlar. Bu arada çok önemli ve heyecanlı bir detayı söylemeden geçemeyeceğim; senarist arkadaşlarıma -ki onları biliyorsunuz, bana göre ülkenin en iyi senaryo kalemleri- bir Ankara yolculuğu sırasında ailemin gerçek hikayesini kafamdaki haliyle anlattığımda, hepimiz bunun çok iyi bir dizi film olacağı konusunda fikir birliğine vardık. Yani demem o ki Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'dan sonraki proje bu olabilir ve bana çok heyecan verici geliyor. Sanırım birçok aile babasının ortak paydası Hızır Çakırbeyli, o yüzden herkesle bu kadar iç içe ve sahici. Ben \"Allah'ı güldürmek istersen projelerinden bahset\" lafını çok severim. Ama \"Kader gayrete aşıktır\" lafını da çok severim. Galiba bu iki lafın arasında bir yolda ilerleyecek, sürdürüp gideceğiz bize verilen süreyi. Benim hep rafın üstünde projelerim, yapmak istediklerim oldukça fazla oldu. Film yapmak istiyorum artık her sene. Kitap yazmak istiyorum mesela. Kamera arkasında da bir şeyler yapmak bana hoş geliyor. Sanırım beni daha çok görüp duyacaksınız, sıkılmazsanız... Mustafa Kemal Atatürk... Çok iyi özümsenmiş, anlatılmış ve çalışılmış bir Atatürk filmi hayalim. Dolabımda her türlü seçenek var. Evet, çok takım elbise var ama tam tersine en az kullandıklarım takım elbiselerim. Çekimler ve davetler dışında çok kullanmıyorum. Jean, kazak, gömlek ve mont tercih ediyorum, özellikle montlarımdan vazgeçemiyorum. Ben insanın giyiminde birkaç stili olması gerektiğine inanıyorum: Klasik, spor ve salaş. Bu üç tarzın da stillerinin tabii ki sınırları ve çizgileri var ve ancak yıllar sonra oturmuş oluyor. Alışveriş yaparken beğenileriniz yıllar sonra kendi kendine bir toplam stil oluşturuyor. Saat dışında aram yoktur açıkçası, yüzük, kolye sevmem ama tespihi kullanmasam da çok severim ve iyi bir tespih koleksiyonum var. Kimsenin tarzını takip etmeyi düşünmedim. Hayatın içinde gördüklerimiz, beğendiklerimiz biriyle doğru orantılı değil. Ama sokakta birinin üstünde gördüğüm şey de kafamda bir stil oluşturmama neden olabilir. Kiğılı çocukluğumuzun markası, markayı yaratan adam Abdullah Kiğılı ise efsane bir isim. Dostluğumuz abi-kardeşlik seviyesinde en tepede. Bir araya geldiğimizde hep, \"Birlikte bir şey yapabilir miyiz?\" diye konuşurduk. Ve bir gün her şey bir araya gelince projeyi ortaya çıkardık, her şey düşündüğümüzden daha güzel oldu şükür ki... Sanırım daha güzel projelerle birlikte güzel bir yolculuğumuz olacak. Markanın bilinirliği ve gücü zaten ortada. Ama daha güzel zirveler, daha kaliteli hedefler oluşturmak için çalışmak gerektiğine inanıyoruz hep beraber. Doğaya zarar vermek kendimize, geleceğimize zarar vermektir ama tabii ki hayat da bir taraftan seyrederken maalesef her şeyin aynı doğallıkta kalması mümkün değil. İnsan da doğanın bir parçası ama en tehlikeli parçası, yaşamı sürdüreceğiz, kolaylaştıracağız derken yaşadığımız dünyaya gerçekten ağır tahribatlar yapıyoruz. Elimizden geldiğince bilinçli bireyler olarak bu tahribatları, zararları azaltmak adına maksimum seviyede dikkat edip özen göstermeliyiz, gösterilmesine katkı sağlamalıyız. Kiğılı'nın bu konudaki gayreti de benim için çok değerli. Modellik çok başka bir iş. Bizim işimize çok uzak değil ama farklılık gösteriyor. Bizim çok seri yapmak zorunda olduğumuz işi durdurmak gibi, anı dondurmak gibi geliyor bana. Ama eğlenmeden yapılacak bir iş değil sanırım... Ekiple uyum içinde eğlenerek yapılınca sonuç da güzel oluyor; en azından ben öyle hissettim. Evet, o sırada başka kampanya teklifleri de geliyordu ama karar vermiş değildim. Açıkçası benimsediğim ve sevdiğim bir işin içinde olmak daha anlamlı geldi bana, özellikle de dostlarımla. Tabii ki sadakat ve duruş çok önemli hayatımızda. Özellikle yaptığımız iş herkesin önünde bir hayatı zorunlu kılıyorken... Tabii ki bu sorumlulukları yok sayamayız. Bizi biz yapan birçok karakter özelliğimiz aslında. Bizden sonra gelecek olanlara da örnek oluşturuyor, tıpkı bizim de bizden öncekilerden öğrendiğimiz üzere. Bu ara elimden geldiği kadar \"ben\" demeyi, ben olmaktan hiç olmaya geçmenin önemini anlamaya, anlatmaya çalışıyorum. Demem o ki bize aslında ben olmanın önemini, kendimizi sevmeyi anlatmamışlar, hep biz olmayı anlatmışlar, oysa beni öğrenmeden biz olmayı gerçek olarak bulamayız. Hiçlik ise en yüksek mertebe, nasip olursa. Galiba ikisi de çünkü bazen ruh halimiz bir şeyler almaya müsait oluyor, bazen de almak isteyip, zorunlu olup zamanımız olmuyor. İşte, zamansızlık sürecinde o dediğiniz stres devreye giriyor ve alelacele alışverişler yapıyoruz. Galiba keyfini çıkarmak, çıkararak yapmak lazım alışverişi. Stil olarak tabii ki asla giymem dediğim şeyler var. Sanırım herkesin vardır. Artık oturttuğunuz, rahat ettiğiniz, herkesin de kabul ettiği bir stiliniz varsa çok dışına çıkmak istemezsiniz. Yani düşünebiliyor musunuz beni bir siyahi rap'çi kostümüyle? Ancak belki bir proje için, yani rol gereği yapılabilir bu tür denemeler..."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2020/01/11/trencini-kusan-sezonun-en-iyi-trenckotlari", "text": "Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz askerleri için parka yerine kullanabilecekleri daha rahat ve işlevsel bir ceket üretmesi istenen Thomas Burberry'nin icadı olan astarlı gabardin trençkot askerler tarafından o kadar sevildi ki, günlük hayatta da giyilmeye başlandı. Hikayenin gerisi malum. Şüphesiz, trençkot moda dünyasındaki uzun ömrünü işlevselliğinden çok estetik görüntüsüne borçlu; net çizgiler, uzun bir siluet ve güçlü omuzlar vadediyor. Ancak en iyi özelliği, her stile ve döneme kolayca adapte olabilmesi. İyi haber şu ki, eğer gardırobunuza bir trençkot eklemek istiyorsanız, bugüne kadarki en iyi sezona denk geldiniz. Çok sayıda kumaş, renk ve kesim seçeneği sunan koleksiyonlar; konfor, stil ve sıcaklığı bir arada vadediyorlar. Esquire'ın favori dörtlüsünden Balenciaga yeni modelinde trençkotun militer geçmişine gönderme yaparken, Dunhill ve Celine'de daha geniş bir kitleye hitap eden rafine modeller görüyoruz. Raf Simons'ın mavi maksi trençkotu ise daha farklı ve iddialı bir şeyler arayanlar için doğru seçim. Ceket-pantolon ya da triko-jean ikilisiyle, kemeri bağlı ya da önü açık; klasik trençkot, özellikle de bu dörtlü serin sonbahardan soğuk kışa ve yağmurlu ilkbahara, üç mevsim garantili şıklık sunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/05/31/kahramanimiz-babalarimiza-en-ozel-hediyeler-marks-spencerda", "text": "Babalar Günü özelinde Marks & Spencer Erkek Giyim Koleksiyonu zengin hediye seçeneklerini bir arada sunuyor. Babalar Günü özelinde ev ya da ofisteki yoğun iş tempolarında ve günlük stilllerinde rahatlık ve modern görünüm arayanlar için Marks & Spencer Erkek Giyim Koleksiyonu zengin hediye seçeneklerini bir arada sunuyor. Sezonun kurtarıcısı Chino şortlar, pamuk dokulu gün boyu ferahlık hissi sunan Tişörtler, güneş ışınlarına karşı renk koruyucu ve hızlı kuruma özelliklerine sahip Mayolar, zamansız şıklığın ve spor görünümün vazgeçilmezi pamuk dokulu Polo Yaka Tişörtler ile kahramanımız babalarımıza konfor dolu bir stil ve fonksiyonel ürünlerle mutluluk hediye edebilirsiniz. Sezonun trend görünümlerini tamamlayacak şapkalar, kemerler ve kişisel bakımına özen gösteren babalar için doğal içerikli canlandırıcı etkiye sahip parfümler, deodorantlar ve kremler de dikkat çeken hediye alternatifleri arasında yer alıyor. Marks & Spencer Yaz 2021 Erkek Giyim, Aksesuar ve Kişisel Bakım kategorilerinde kahraman babalarımızı mutlu edecek en özel hediyeleri keşfetmek için Mağazalarımıza ve markandspencer.com.tr'ye davetlisiniz!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/01/gapte-en-cool-babalara-ikonik-siklik", "text": "Babalar ve baba adayları için sade ve zamansız hediye alternatifleri sunan Gap Erkek Koleksiyonu ile hayatımızın kahramanlarını mutlu etmek çok kolay! GAP, ikonik şıklığıyla her ortamda fark yaratan babalar ve baba adayları için Babalar Gününe özel farklı hediye alternatifleri sunuyor. Sezonun canlı renklerinin göze çarptığı Gap Erkek Koleksiyonu'nda yaz aylarının sade ve kurtarıcı parçalarından t-shirtler farklı modelleriyle stil sahibi babaların ve baba adaylarının beğenisine sunuluyor. Gap'in ikonik logo t-shirtlerinin yanı sıra her kombine uyum sağlayan rahat kesimli, pamuklu kumaştan üretilen polo t-shirtler ile bu yaz, tüm babalar ve baba adayları için çok konforlu geçecek! Modern tasarımların hakim olduğu rengaren, desenli ve çiçek motifli kısa kollu gömlekler her zaman olduğu gibi bu yıl da en cool babaların favorisi olacak. Mevsim renkleriyle uyumlu açık tonlardaki chino pantolonlar ise günlük şıklık için eşsiz birer seçenek oluşturacak. Babalar ve baba adayları için sade ve zamansız hediye alternatifleri sunan Gap Erkek Koleksiyonu ile hayatımızın kahramanlarını mutlu etmek çok kolay! Gap Mağazalarına ve Online Mağaza gap.com.tr'ye uğramadan En Cool Babalar ve Baba Adaylarına özel Babalar Günü hediyenizi seçmeyin!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/07/hirka-giymek-icin-mukemmel-bir-gun", "text": "Biraz geleneksele kaçsa da baharın en iyi parçaları onlar. Bir stil detayı olarak, Kurt Cobain tarzına hayli yakın durduklarını ekleyelim. Hırkanın hakkını en iyi kim verirdi dersiniz? Elbette, imzası haline gelen önü açık klasik örgü hırka, gömlek ve kıravat üçlüsüyle Mister Rogers'tan başkası değil. Peki, bugün hala Amerika'nın en sevilen isimlerinden olan Fred Rogers bir stil ikonu muydu? Bu başka bir günün konusu. Asıl mevzu ise hırkaların modern erkek giyimini domine edip etmediği. zamanda oldukça havalılar. Canlı, cesur ve gerçekten iyi görünüyorlar. Diyeceğimiz odur ki, şimdi takım elbise içine kravatla birlikte giyilen o dar kesimli, klasik desenli, terzi işi hırkaları bir kenara bırakıp, geniş kesimli modellere yatırım yapma zamanı. Gövdenizin içinde rahatlıkla \"yüzebileceği\", ellerinizin uzun kolları içinde kaybolacağı versiyonları düşünün. İsterseniz birkaç düğmeyi ilikleyin ya da tamamen açık bırakın; size kalmış. Desen konusunda da sınırsız ama yaratıcı seçeneklere sahipsiniz; grafik çizgiler, rengarenk çiçekler, sanatsal motifler... Sezonun modern hırkaları adeta bahar kombinlerinizi kusursuzca tamamlamak için yaratılmış. Bir şey daha var: Uzaktan çalışma düzeninde stil sahibi olma mevzusu. Bu hırkalar Zoom'un 16:9 formatındaki ekranında ne kadar havalı durur, biliyor musunuz? Elbette biliyorsunuz. Önce burunlar değişti... Bir anda yuvarlak burunlu botlar; geniş paça jean'ler veya kısa pantolonlarla enteresan bir şekilde mükemmel uyumu yakaladı. Arkasından tabanlar güncellendi. Kağıt gibi incecik kauçuk tabanların yerini büyük dişli, tırtıklı, dolgun ve kalın tabanlar aldı. Tüm bunlar, yansıtılmak istenen tavrın birer temsilcisiydi. Şık ve zarif siluetler güzeldi, evet. Ama hayat çoğu zaman daha cesur ve kaba bir tavır gerektiriyordu. Üzerinden akıp gitmek değil, yere sağlam basmak icap ediyordu. Böylece külçe gibi Chelsea botların hükümdarlığı başladı. Erkek modası bugünlerde hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Buna rağmen, yakın zamanda bu botların tahttan ineceğini söylemek zor. Hatta yeni sezonda hem Bottega Veneta ve Alexander McQueen gibi lüks modaevleri hem de Dr. Martens ve Blunnies gibi daha erişilebilir markalar ebatları daha da büyütüyorlar. Fotoğrafta gördüğünüz Alexander McQueen Tread modeli, tek başına imza ayrıntı olmaya yetiyor. Hangi kombinle giyerseniz giyin siluetin stil çıtasını anında yükseltiyor. Eğer Blundstone'un 500 serisi botlarla trendi yakalamaya karar verdiyseniz, elinizi yükseltip daha kaba versiyon olan 990'ı seçebilirsiniz. Ya da işçi üniformalarından ilham alıp, CAT'in neredeyse kaya gibi sağlam görünen Stormer botlarını tercih edebilirsiniz. Stilinizle ekstra puan almak isterseniz CAT x Heron Preston işbirliğinden doğan modellere de yönelebilirsiniz. Chelsea botları daha iyi taşıyabilmek için belirli bir püf noktası yok. Jean, kanvas ceket ve bereler hem kaykay kültürüne hem de ütiliter giyime referans vermeleriyle kusursuz tamamlayıcı rolünü üstleniyorlar. Öte yandan, botların devasa boyutlarıyla kontrast oluşturacak farklı bir moda vizyonu ortaya koymak da mümkün. Örneğin yün karışımı pantolonlar Oxford ayakkabılarla kusursuz uyum içindeyken, yeni nesil Chelsea botlarla iş başka -daha çarpıcı- bir seviyeye taşınıyor. Seçiminizi hangisinden yana yaparsanız yapın unutmayın, artık ayakları yere sağlam basma zamanı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/08/bisseden-babalar-gunune-ozel-keten-koleksiyonu", "text": "BİSSE, her yıl Haziran ayının üçüncü pazarı kutlanan Babalar Günü'ne özel olarak bu sene mağazalarından ve Bisse.com üzerinden Keten koleksiyonunu duyurdu. Baba Olmanın Asaleti, İnsanlığın Bilinen İlk Kumaşı ile Daha da Yüceliyor! Türkiye'nin hazır giyimdeki en köklü markalarından BİSSE, insanlık tarihinin bilinen ilk kumaşı keteni konfor ve şıklık vizyonuyla yeniden yorumlayarak Babalar Günü'ne özel 30 model renkten oluşan bir koleksiyon oluşturdu. BİSSE'nin mağazalarından ve Bisse.com üzerinden tüketicilerin beğenisine sunduğu, geniş bir renk yelpazesine sahip olan keten koleksiyonu, doğallığın yanı sıra rahatlığı ve şıklığı bir arada sunuyor. Her mevsime uygun olan ancak özellikle yaz aylarında tercih edilen keten kumaşı, iri gözenekli dokusuyla vücudun hava almasını sağlayıp serinlik veriyor. Yaz aylarında tercih edilmesinin diğer sebepleri arasında nem çekmesi ve terletmemesi öne çıkıyor. Keten, güneşte renginin solmamasıyla da erkekler için yaz mevsiminde vazgeçilmez oluyor. Türkiye'nin hazır giyimdeki en köklü markalarından BİSSE, insanlık tarihinin bilinen ilk kumaşı keteni konfor ve şıklık vizyonuyla yeniden yorumlayarak Babalar Günü'ne özel 30 model renkten oluşan bir koleksiyon oluşturdu. BİSSE'nin mağazalarından ve Bisse.com üzerinden tüketicilerin beğenisine sunduğu, geniş bir renk yelpazesine sahip olan keten koleksiyonu, doğallığın yanı sıra rahatlığı ve şıklığı bir arada sunuyor. Her mevsime uygun olan ancak özellikle yaz aylarında tercih edilen keten kumaşı, iri gözenekli dokusuyla vücudun hava almasını sağlayıp serinlik veriyor. Yaz aylarında tercih edilmesinin diğer sebepleri arasında nem çekmesi ve terletmemesi öne çıkıyor. Keten, güneşte renginin solmamasıyla da erkekler için yaz mevsiminde vazgeçilmez oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/08/doga-ve-sehrin-zamansiz-harmonisi", "text": "Pierre Cardin İlkbahar & Yaz 2021 koleksiyonu ilhamını 'baharın gelişiyle birlikte yeniden canlanan doğadan ve doğayla bütünleşen şehrin dinamik noktalarından' alıyor. Pierre Cardin'in zamansızlık vurgusunu taşıyan İlkbahar & Yaz '21 koleksiyonu ilhamını 'baharın gelişiyle birlikte yeniden canlanan doğadan ve doğayla bütünleşen şehrin dinamik noktalarından' alıyor. Baharın ılık günlerinde ve yazın baharat tonlu sıcaklarında konfor ve şıklığı sunan ürünler, dengeli, dinamik ve özgün stiller vadediyor. Pierre Cardin'in imzası haline gelen modernizmden izler taşıyan koleksiyon, şehrin saklı dokusuna ulaşmak isteyen erkeklere doğadan aldığı ilhamla gereken tüm enerjiyi vermeye hazır. Pierre Cardin 21' İlkbahar Yaz koleksiyonu, kentlerin kendine özgü dokusunu koruyan sokaklarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Mevsimin ruhunu taşıyan sıcak esintilerden ilhamla hazırlanan koleksiyon, modern ve dinamik erkeğe hayatın içine karışması için ihtiyaç duyduğu konforu ve güveni sağlıyor. Renklerin eşsiz harmonisi eşliğinde stiliyle göz dolduran Pierre Cardin erkeği, zaman kavramına bağlı kalmadan özgürce hareket ediyor. Mevsimin dönüştürücü etkisinden hareketle birbirinden farklı kontrast renkleri bir arada kullanarak benzersiz bir tarzın hakimiyetindeki koleksiyon, geniş bir renk paletine sahip. Sezonda ilkbahar için lacivert, açık gri ve somon tonları yer alırken, yaz aylarında ise İngiliz Bahçeleri'nden esintiler taşıyan güneş sarısı ve koyu yeşil renkler ön planda. Erkek modasının imza markası Pierre Cardin tarafından hazırlanan renkli t-shirtler, hafif keten gömleklerle sıcak bir kontrast oluşturarak modern erkeğe ışıltılı havannın tadını çıkaracağı kullanışlı stiller sağlıyor. Yaz aylarının vazgeçilmezi chino pantolon ve t-shirtlerle kolayca kombinlenebilen ekoseli yumuşak blazer ceketler, Pierre Cardin erkeğinin gündüzden geceye geçişi daha dinamik ve şık hale getirecek özellikte. Yüksek tasarım çizgisini teknolojiyle buluşturan kreasyon, ütü gerektirmeyen kumaşları, hareket özgürlüğü sağlayan likralı tasarımları ve taban hafızasına sahip ayakkabılarıyla şık bir centilmen silüetini, konforla ayrılmaz bir bütün haline getiriyor. Modern tasarım anlayışını koleksiyonun bütününe yansıtan Pierre Cardin, gün içerisindeki enerjinizi gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürdürmenizi sağlayan takım elbise ve ceket modelleriyle kentin dokusuna uygun, zamansız ve iddialı bir stil sunarak şehirli erkeğin tüm ihtiyaçlarına cevap veriyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/09/yeezy-x-gapin-ilk-parcasi-satisa-cikti", "text": "Kanye West'in markası Yeezy ile ABD'li parekendeci Gap iş birliğinde hazırlanan koleksiyonun ilk tasarımı görücüye çıktı. Yoğun beklentilerden sonra, Yeezy ve Gap şimdi 10 yıllık ortaklığın açılışını duyurdu. Sürpriz lansman Kanye West'in 44. doğum gününe denk geliyor. Kanye West, merakla beklenen Yeezy Gap serisinin ilk parçasını tam anlamıyla gece yarısı satışa çıkarara hayranlarını şaşırttı. Rapçi ve tasarımcı, 44. doğum gününde Gap ile yaptığı hareketli işbirliğinden tek bir öğenin piyasaya sürülmesiyle ortaklığı resmen başlattı. Ortaklık açıklandıktan bir yıl sonra, The Round Jacket adlı mavi bir şişme ceket Gap'in sitesinde satışa çıktı. Parça, West'in işlevsel ve fütüristik tasarım yaklaşımına uyum sağlamak için su emici geri dönüştürülmüş naylon kumaştan üretildi. Eğer bu ceket size bir yerlerden tanıdık geliyorsa geçtiğimiz günlerde Kanye West'in üzerinde görüldüğünü söyleyebiliriz. 200 dolar fiyatla satışa sunulan YEEZY Gap Round Jacket, Gap'in web sitesinde Amerika Birleşik Devletleri'nde yalnızca bu sonbaharda gönderimi ayarlanmış olarak ön siparişe sunuldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/11/burberry-2040a-kadar-iklim-pozitif-olma-sozu-verdi", "text": "Burberry, 2040 yılına kadar iklim açısından pozitif olma sözü vererek bunu yapan ilk lüks marka oldu. Lüks moda markası Burberry, genişletilmiş tedarik zinciri genelinde emisyonları 2030 yılına kadar yüzde 46 oranında azaltmayı ve diğerlerini kendi karbon yolculuklarını iyileştirme konusunda desteklemeyi taahhüt etti. İngiliz markası ayrıca BM'nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için harekete geçmek için birlikte çalışan bir grup küresel moda organizasyonu olan Fashion Avengers'a desteğini duyurdu. Gobbetti, \"Şirket olarak, dünyada iyilik için bir güç olma tutkumuzla birleştik. Sürdürülebilirliğe olan bağlılığımızı güçlendirerek, gelecek nesiller için gezegenimizin korunmasına yardım etmede daha da ileri gidiyoruz.\" diye ekledi. Lüks marka, doğal ekosistemlerimizi koruyan ve restore eden programlara yatırım yaparak sıfır karbonlu bir gelecek yaratmayı hedefliyor. Korunmasız toplulukların değişen dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olmak için iklim direnci projelerini finanse edecek olan Burberry, moda endüstrisini ortaklıklar ve politikalar yoluyla dönüştürmek için ne gerektiğini sorgulayacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/11/romeo-beckham-saint-laurent-icin-poz-verdi", "text": "Romeo Beckham Saint Laurent'in en yeni yüzü olarak moda dünyasındaki yerini aldı. Beckham ailesi moda dünyasını ele geçirmeye kararlı. David ve Victoria Beckham'ın çocukları bir bir ünlü markaların yüzü olmaya devam ediyor. Abisi Brooklyn Beckham'dan sonra Romeo'da moda dünyasına adım attı. 18 yaşındaki Romeo Beckham, Anthony Vaccarello yönetimindeki Saint Laurent Sonbahar/Kış 2021 koleksiyonunun yeni yüzü olarak ilk büyük marka kampanyası için poz verdi. Beckham, Instagram'da kampanyanın \"bir parçası olmaktan onur duyduğunu\" yazarak yeni fotoğrafları yayınladı. David Sims tarafından fotoğraflanan Beckham, kot şortlu dama tahtası desenli bir süveter ve kontrast oluşturan puantiyeli bir kravata sahip çiçekli bir gömlek giyiyor. Siyah beyaz fotoğraflar, babasına ne kadar benzediğini gösteriyor. Babası David Beckham monokrom çekimler hakkında \"Çok havalı, çok gururlu\" derken, Victoria tam bir anne modunda, \"Vay canına\" ve \"Oh vay!!!\" başlıklı iki fotoğraf paylaştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/06/14/ferrari-moda-dunyasina-adim-atti", "text": "Ferrari, yüzde 80'i unisex 52 tasarımdan oluşan ilk moda koleksiyonunu şirketin genel merkezinde gerçekleştirdiği defile ile sundu. Formula 1 yarış takımı ve Cavallino Rampante logosuyla süslenmiş yüksek güçlü spor arabaları ile tanınan İtalyan şirket Ferrari, yüksek modaya adım attı. Yüzde 80'i unisex parçalardan oluşan moda koleksiyonu şirketin Maranello kentindeki genel merkezinden görücüye çıktı. Dolce & Gabbana ve Giorgio Armani'de çalışmalarda bulunan Rocco Iannone tarafından tasarlanan bu ilk Ferrari moda koleksiyonu, tartışmasız bir şekilde düşünülmüş, karmaşık ve bu motor tutkunu markanın mirasıyla iç içeydi. Mariacarla Boscono tarafından açılan ve Natalia Vodianova tarafından kapatılan koleksiyon defilesi, tasarım aydınları Jonathan Ive ve Marc Newson'ın yanı sıra Gianni Agnelli'nin torunu ve şu anda Ferrari'nin direksiyonunda olan John Elkann tarafından izlendi. Ferrari kendi sahasında bile değişimi benimsiyor: 2025'te ilk tamamen elektrikli aracını çıkarmadan önce bu yıl bir SUV piyasaya sürecek. Moda açısından, Iannone'nin koleksiyonunu XXXS'den XXXL'ye çevirme kararı, Ferrari'nin bir başka göstergesiydi. Çekiciliğini genişletmek ve değişen 21. yüzyıl zevklerine uyum sağlamak için algısının aerodinamiğini değiştirmeye çalışıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2021/09/13/100-yila-sigan-yasam-ve-stil-ilhami-kutlamasi", "text": "H&M Stil İkonu Iris Apfel'le olan iş birliğini duyurdu. H&M, gerçek bir moda ikonu olan ilham verici Iris Apfel ile yaptığı iş birliğini paylaşmaktan mutluluk duyar. Duyuru için H&M, New York Moda Haftası 2021 bünyesinde Perşembe akşamı Iris'in 100. Doğum günü kutlamasına ev sahipliği yapacak ve onlarca yıldır dünyanın dört bir yanındaki moda tutkunlarına stil ilhamı sunan sevgili moda ilham perisini onurlandıracak. Iris Apfel x H&M koleksiyonu, benzersiz stiline saygı duruşunda bulunuyor ve 2022'nin başlarında seçili H&M mağazalarında ve hm.com'da satışa sunulacak. Iris; kendini yetiştirmiş bir iş insanı, iç mimar, moda tasarımcısı ve stil ikonu olmasıyla; dikkat çekici stili, korkusuz bireyselliği, cesur moda seçimleri ve yaratıcı tasarımları ile ünlüdür. Fiyat söz konusu olmaksızın stil ve ilhamın her yerden ve herkesten gelebileceği fikrini temsil ediyor. H&M, eksantrik tarzı ve moda topluluğu üzerindeki etkisi nedeniyle Iris ile çalışmayı çok istedi. 100 yıldır Iris, insanlara kendi kişisel tarzlarını yaratmaları, kutlamaları ve benimsemeleri için ilham verdi ve moda endüstrisinde öncü olmaya devam ediyor. Rengarenk kıyafetleri ve cesur aksesuarları on yıllardır hayranlık uyandırıyor - gerçek, korkusuz bir stil ikonu olmanın ne demek olduğunu somutlaştırıyor. Iris'in göz alıcı stilinden ve benzersiz yeteneğinden ilham alan Iris Apfel x H&M koleksiyonu, herkes için tasarlanmış çarpıcı bir ürün yelpazesine sahip olacak. Koleksiyon, Iris'in cesur stil anlayışını ve bağımsızlığını göz önünde bulundurarak yaratılan giysi ve aksesuarları barındırıyor. Koleksiyondaki önemli parçalar arasında renkli uyumlu takımlar, çiçekli takım elbiseler, katlı fırfırlı elbiseler ve dokular, ilginç kesimler ve desenlerin bir karışımına sahip parlak baskılı elbiseler yer alıyor. Gardırobu tamamlamak için bir takı ve aksesuar koleksiyonu da tasarlandı. Iris'in çok yönlü görünümünden ve büyük hacimli parçalara olan sevgisinden ilham alan aksesuarlar; bitkiler, hayvanlar ve başka bir dünyadan hazineler gibi birçok temadan ilham alıyor. Koleksiyonda kullanılan tüm malzemeler geri dönüştürülmüş veya daha sürdürülebilir kaynaklardan elde edildi ayrıca her giysi ve aksesuar, döngüselliği göz önünde bulundurularak yapıldı. 'Bence H&M harika ve kendi alanlarında mutlak öncüler - ki bunu çok seviyorum! H&M'in ustalaştığı, yüksek stili uygun fiyatlara yapmayı da çok seviyorum!' Iris Apfel."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/07/07/yuzuklerin-sihirli-olacagi-caga-mi-giriyoruz", "text": "Covid vakalarının giderek arttığı 2020 yazında diğer spor ligleri nasıl programlarını devam ettirebileceklerini düşünürken, Amerikan basketbol ligi NBA beklenmedik bir yardımla sahalara döndü. Bu yardım Fin bir kuyumcudan geldi. Öncü \"akıllı yüzük\" girişimi Oura, takımlara bir titanyum bant ve aplikasyon aracılığıyla sporcuların kalp atış hızlarını, solunumlarını, vücut ısılarını analiz etme ve virüsün muhtemel erken belirtilerini belirleme imkanı sundu. Özellikle sonuncusu lig süresince çok işe yaradı. Oura'nın hafif yüzükleri akıllı saatlerden daha az rahatsız ediciydi, bu da NBA'yi 2000 adet şık, sensörlü cihaz satın almaya ikna etti. Yeniden başlayan lig sezonu tek Covid vakası olmadan sona erdi. Sihirli Yüzük: Oura'nın Ring Gen3 modelleri kandaki oksijeni ölçebiliyor, fiziksel ve zihinsel iyileşmeyi takip edebiliyor ve 100 metreye kadar suya dayanıklı. Esasen 2015 yılında basit bir uyku izleme aracı olarak geliştirilen akıllı yüzüklerin satışı yıldan yıla ikiye katlandı. Üçüncü nesil modelini geçen yılın sonlarında piyasaya süren şirket bugün tam 800 milyon dolar değerinde. Ancak bu kontrolsüz büyüme dönemi yakında sona erebilir. Geçtiğimiz Ocak ayında düzenlenen CES Tüketici Elektroniği Fuarı'nda iki yeni biyometrik yüzük tanıtıldı: Amerikan markası Movano'nunki kronik hastalıkları izlemek, Fransız girişim Circular'ınki ise uyku verilerini daha derinlemesine incelemek üzere geliştirilmiş. Bu arada, bazı uzmanlar Apple'ın 2015 yılında başvurusunu yaptığı akıllı yüzük patentinin bu yıl ilk ürünlerini vereceğini tahmin ediyor. Ve Apple'ın pazar payı oldukça büyük olacak gibi görünüyor. Akıllara şu soru geliyor: Herhangi bir akıllı yüzük moda dünyasında da trend haline gelebilir mi? Tüm markaların ortak amacı bu. Ancak örneğin Apple Watch'un fonksiyonel bir cihaz olmaktan öteye geçememesi, bu hedefi gerçekleştirmenin pek de kolay olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla, erkek moda ve mücevher dünyasında ses getirmeyi umut eden herhangi bir teknoloji markası, bu oyunu diğerlerinden çok daha akıllıca oynamak zorunda."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/09/06/guccinin-run-sneakerina-mermer-ve-cicek-makyaji", "text": "Gucci, yaklaşmakta olan bir defile, Harry Styles koleksiyonunun lansmanı ve omuzlarında dünyanın en gözde markalarından biri olmanın baskısı ile vites artırıyor. Bu baskının Alessandro Michele'e daha da yaratıcılık kattığına şahit oluyoruz ve o da elinden gelenin en iyisini yapıyor. Bir palet dolusu rengi fırçasına alıp imza parçalara sürmeye başlıyor, en canlı örneklerinen biri ise bizce Run sneakerlar. Guccio Gucci'nin monogramı ile vurgulanan teknik örgülü üst kısma yeşil ve fuşya renkli baskılar eşlik ediyor. Bu palet ne kadar vahşi olursa olsun, işi yapan mermer çift renkli taban oluyor. Burun kısmına, arkaya ve orta bölümün çoğuna beyaz ebru ile mor ekleyerek, yeşil mermer, orta-arka destek bölümünü vurgulayarak tabanı iki bölüme ayırıyor. Güçlü üçlünün diğer renk paletlerine ise siyah üstüne turuncu logo ile vurgulanan floral desenler ve mavi-sarı-mercan kombolu floral baskı yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/09/08/louis-vuittonin-saat-marka-elcisi-bradley-cooper-oldu", "text": "Louis Vuitton, Bradley Cooper'u yeni saat elçisi olarak seçti. Bradley Cooper, ilk kampanyasında Louis Vuitton'ın ikonik Tambour saatinin 20. yıl dönümünü kutladığı görülüyor. Cooper, New York'taki Chrysler Binası'nın gölgesinde \"Tambour Twenty\" adlı tasarımın son derece sınırlı bir koleksiyon tanıtımını yapıyor. Bradley Cooper ilk çıkışını Oscar ödüllü film yapımcısı Damien Chazelle'in yıl dönümü için bir koleksiyoncu baskısı olan Tambour Twenty kol saatini vurgulayan bir kampanya videosuyla yapacak. Amerikalı aktör ayrıca Boo George tarafından fotoğraflanan bir basılı kampanyada da yer alıyor. Bu, Jean Arnault'un bir yıl önce saatler için pazarlama ve ürün geliştirme direktörü olarak LVMH Moet Hennessy Louis Vuitton'un baş tacı olan markaya gelmesinden bu yana başlattığı ilk büyük girişim. \"Zamanın Ötesine Yolculuk\" kampanyası, saatçilik bölümünün yüksek profilli bir yönetmenle ilk kez çalıştığı bir kampanya. Film kredileri arasında La La Land ve Whiplash bulunan Chazelle, çocukluktan erkekliğe geçiş hakkında bir hikaye üzerinde çalıştı; bu, doğada oynayan genç bir çocuğun görüntüleriyle Cooper'ın New York City'de dolaşırken görüntülerini karşılaştırıyor. 200 adetlik sınırlı sayıda üretilen Tambour Twenty kronograf, kalın, yuvarlak kasa tasarımıyla sektöre damgasını vuran ilk Tambour'un tasarımını yineliyor. Kahverengi kadran Vuitton'un ambalaj rengine selam veriyor, saat yapımında çelik bir kasa ile nadiren eşleştirilen ve onu ekstra koleksiyonluk yapan bir renk. Bazı ince ayarlar var: Orijinal 2002 tasarımı, kadran üzerinde \"Twenty\" ifadesi ile güncellendi ve LVMH'nin stabil arkadaşı Zenith'ten bir El Primero kalibre olan hareket, bir pembe altın rotor ile modifiye edildi. Arnault, \"Müşterilerimize kökenlerimize çok sadık kaldığımızı göstermek için bu parçayı sunmamız bizim için çok önemliydi\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/09/09/burberry-ilkbaharyaz-2023-defilesini-iptal-etti", "text": "Burberry, Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün ardından İlkbahar/Yaz 2023 gösterisini iptal etti. Burberry, Kraliçe II. Elizabeth'in ölümünün ardından önümüzdeki İlkbahar/Yaz 2023 gösterisini iptal etme kararı aldı. İngiliz miras markası yaptığı açıklamada, \"Majesteleri Kraliçe'nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. 17 Eylül'de Londra'da gerçekleşecek olan SS23 pist gösterimizi bir saygı göstergesi olarak iptal etme kararı aldık. Sizi yakın gelecekte görmeyi umuyoruz.\" denildi. Haber, İngiliz Moda Konseyi'nin Kraliçe'nin cenaze gününde gerçekleşmesi planlanan moda şovlarını yeniden düzenlemeye yönelik duyurusundan kısa bir süre sonra geldi . Başlangıçta 16-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşmesi planlanan Londra Moda Haftası, büyük olasılıkla partilerin iptal edilmesi gibi \"temel olmayan işler\" ile programlarda değişiklikler görecek. Burberry, SS23 sunumunun iptal edildiğini duyuran ilk isimlerden biri olurken, muhtemelen daha fazla İngiliz marka da aynı şeyi yapacak. İptalin yanı sıra, Burberry son zamanlarda Daniel Lee'nin markada Riccardo Tisci'nin yerini alacağı söylentileriyle manşetlere çıktı, ancak henüz hiçbir şey doğrulanmadı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/09/12/louis-vuittondan-virgil-abloh-anisina-kitap", "text": "Virgil Abloh, Haziran 2018'de Louis Vuitton için ilk selamını verdiğinde moda sonsuza dek değişti... 28 Kasım 2021'deki vefatından bu yana vizyoner tasarımcı hakkında yayınlanan ilk kitap, Louis Vuitton: Virgil Abloh, moda tarihinin akışını değiştiren bir ilişkinin kanıtını gözler önüne seriyor. Virgil Abloh'un Louis Vuitton Erkek Koleksiyonları Artistik Direktörü olarak atanması lüksün yeni çağının başlangıç noktası olan kapsayıcılık ve çeşitlilik ile tanımlanan harekete damgasını vurdu. Abloh'un yakın iş arkadaşı Anders Christian Madsen tarafından kaleme alınan kitap hem podyumda hem de podyum dışında sınırları aşmak için doğmuş bir adamın samimi bir portresini sunuyor. Virgil tarafından düzenlenen sekiz Louis Vuitton erkek giyim koleksiyonu ve şovları Louis Vuitton: Virgil Abloh, okuyucuları The Wizard of Oz ve James Baldwin'den 90'ların hip-hop stiline ve akıllara durgunluk veren 1969 davul solosuna, zengin kültürel referans noktaları ve anlatılarla dolu gökkuşağı renginde bir dünyaya daldırıyor. Nigo, Naomi Campbell, Luka Sabbat, Kendall Jenner ve Kid Cudi'nin de dahil olduğu Virgil'in yakın çevresinden 320'den fazla şaşırtıcı derecede ikonik görüntü ve kişisel yansımalar içeren kitap, yalnızca kıyafet kurallarını değil, aynı zamanda kelime dağarcığını da yeniden tanımlayan bir ortaklığın tarihi ve keşfini yansıtıyor. Virgil Abloh'un kendisinden veya ''Abloh-isms''den alıntılarla serpiştirilmiş başlığa okuyucunun, tasarımcının Louis Vuitton'daki hem kişisel hem de profesyonel hikayesinin her aşamasını bağlamsallaştırmasına olanak tanıyan, derinlemesine alt başlıklar da eşlik ediyor. Kitap, Abloh'un Louis Vuitton'daki görev süresi boyunca Maison için gerçekleştirdiği tüm önemli olayları vurguluyor. Assouline ve Louis Vuitton kitabı Assouline Klasikleri Koleksiyonu altında iki kapak ile yayınlıyor. Birinde, Louis Vuitton'un İlkbahar-Yaz 2022 Miami'deki devam şovunda yer alan Louis Vuitton kırmızı sıcak hava balonu ile havaya doğru sıçrayan genç bir çocuğun görüntüsü yer alırken, diğerinde ise, Virgil'in ilkbahar-yaz 2021 şovunun kült karakterlerini resimleyen kültürel ikon/sanatçı Reggieknow 'un illüstrasyonu yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/21/burberry-minecraft-ile-oyuna-girdi", "text": "Burberry, Minecraft ile iş birliğini duyurdu. Burberry, dünyanın en popüler video oyunu Minecraft ile tüketicilerin fiziksel ve dijital olarak kendilerini \"belirgin bir Burberry x Minecraft evrenine\" kaptırmalarını sağlayacak bir iş birliğini duyurdu. Dünya çapında milyonlarca oyuncuyla Minecraft çağdaş oyun ortamının temel taşı haline geldi ve şimdi, lüks İngiliz moda evi Burberry ile yeni bir ortaklık kuruyor. Burberry ve Minecraft , Burberry: Freedom to Go Beyond adlı özelleştirilmiş bir oyun içi maceraya odaklanan çok yönlü bir işbirliğinde bir araya geliyor. Hem ücretsiz oyun içi macera hem de kapsül koleksiyon 1 Kasım'da başlayacak. Oyuncular Burberry dünyasını Minecraft Marketplace'te ve kapsül koleksiyonunu çevrimiçi ve mağaza içinde bulabilecekler. Kapsül koleksiyona ve bir dizi özel oyun içi aksesuara erken erişim, 31 Ekim'de seçili ülkelerde ve yalnızca Burberry abonelerine yönelik olarak başlayacak. Bu, Burberry'nin bir oyun franchise ile ilk ortaklığıdır. Video oyunu, oyuncuların kendi dünyalarını yaratmaları için pikselli yapı taşlarından oluşur. Paris Moda Haftası sırasında Jonathan Anderson, Loewe'de popüler oyunu selamlayan bir dizi piksellerden ilham alan tişörtler, pantolonlar ve kapüşonlular sundu. Burberry'de gerçekleşen büyük değişikliklere, Jonathan Akeroyd'un şirketin yeni CEO'su olarak katılmasına ve Daniel Lee'nin kreatif direktör olarak işe alınmasına rağmen, marka dijital işini sağlam bir şekilde büyütmeye devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/24/dior-ilkbahar-kampanyasinin-basrolu-robert-pattinson", "text": "Dior, İlkbahar giyim kampanyasının yüzü olarak Robert Pattinson'ı seçti. Dior, en son erkek giyim kampanyası için 2013'ten bu yana Homme kokusunun yüzü olan Robert Pattinson'ı seçti. Robert Pattinson, Kim Jones tarafından tasarlanan giyim ve spor giyim karışımıyla parlak renkli arka planda görünen bahar ön koleksiyonu reklamlarının yüzü. Kampanyanın fotoğrafları Rafael Pavarotti tarafından yapıldı ve sanat yönetmenliği Ronnie Cooke Newhouse, styling Melanie Ward ve Ellie Grace Cummin imzasıyla oluşturuldu. Pattinson, 2013'ten beri Dior Homme kokusunun yüzü oldu. \"Alacakaranlık\" oyuncusu aynı zamanda Fransız moda markasının Karl Lagerfeld tarafından çekilen 2016 sonbahar ve 2017 ilkbahar erkek giyim kampanyalarında da rol aldı. Pattinson, yıllar boyunca sayısız Dior şovuna katılmanın yanı sıra, markanın geçen Aralık ayında Londra'daki sonbahar öncesi erkek şovunda ruhen hazır bulundu ve film müziği üzerine Jack Kerouac'ın eserlerinden satırlar okudu. İngiliz aktör en son \"The Batman\" filminde rol aldı. Yaklaşan projeleri arasında, Oscar ödüllü Güney Koreli yönetmen Bong Joon Ho'nun yönettiği ve Toni Collette ve Mark Ruffalo'nun başrol oynadığı Edward Ashton'ın romanı \"Mickey7\"ye dayanan bir bilim kurgu filmi var."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/26/gucci-erkek-moda-haftasi-takvimine-geri-donuyor", "text": "Gucci, erkek ve kadın şovlarını birbirinden ayıracağını duyuran bazı lüks oyuncuların ayak izlerini takip ediyor. Alessandro Michele Erkek Moda Haftası takvimine geri dönmeye karar verdi. Gucci karma podyum gösterilerinden uzaklaştığını ve gelecek sezonlar için kadın ve erkek koleksiyonlarını ayırdığını duyurdu. Gucci, 13-17 Ocak 2023 tarihleri arasında yapılması planlanan Milano Moda Haftası Erkek takvimine katılacak. Gucci'nin başkanı ve CEO'su Marco Bizzarri, geçtiğimiz günlerde Milano Küresel Moda Zirvesi'nde şunları söyledi: \"Yılda iki sergiye sıkıştık ama birlikteyiz. Alessandro ile birkaç sezon boyunca karma gösteriler düzenledikten sonra erkek giyimine daha fazla vurgu yapmaya karar verdik.\" Gösterilerin ayrılması ilk olarak 2019'da duyuruldu, ancak COVID-19 kısıtlamaları nedeniyle beklemeye alındı. Michele, 2017 yılında karma formata geçti ve o zamandan beri kombine koleksiyonlar sergiliyor. Son hamle, Givenchy ve Versace gibi markalarda görüldüğü gibi, endüstrinin erkek giyim şovlarına geri dönme eğilimini takip ediyor. Bu arada Michele'in Ocak 2015'teki çıkış defilesi, moda sözlüğünün temelini oluşturacak ve Kering'in sahip olduğu evde ona en yaratıcı işi kazandıracak Gucci Princetown terliklerini ve papyonlu gömleklerini tanıttığı bir erkek geçit töreniydi. Milan Erkek Moda Haftası'na iki aydan daha uzun bir süre olmasına rağmen, Gucci'nin takvime dönüşü, birkaç yıllık daha ince baskılardan sonra son zamanlarda ilgi çeken Milano'daki erkek moda haftalarının cazibesini artıracağından emin. İtalyan moda evi, son birkaç yılda farklı formatlar denedi. 2017'de, Michele'in hareketin \"bugün dünyayı görme biçimimi\" yansıttığını öne sürerek karma formatı seçti. Marka, son sezonlarda erkek vitrinlerini tamamen dışarıda bırakmamış ve Milano Erkek Moda Haftası kapsamında özel projeler sundu. Haziran ayında Michele, İngiliz şarkıcı ve aktör Harry Styles ile olan dostluğundan kaynaklanan Gucci Ha Ha Ha koleksiyonunu tanıtırken, 2021'de Gucci'nin müzik dünyasıyla bağlarını kutladığı yüzüncü yıl koleksiyonunu tanıtmak için moda haftası platformunu kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/26/ingiliz-moda-odulleri-2022-adaylari-belli-oldu", "text": "İngiliz Moda Konseyi, 2022 Moda Ödülleri için adayları açıkladı. Miuccia Prada, Bella Hadid ve Jonathan Anderson gibi isimlerin sektöre katkılarından dolayı aday gösterildiği 2022 Moda Ödülleri adayları burada. Bu yılki tören bir kez daha Londra'daki Royal Albert Hall'da yapılacak ve Yılın Tasarımcısı, Yılın Modeli, Bağımsız İngiliz Markası ve İngiliz Moda Konseyi Vakfı ödülleri verilecek. Ödül, diğer kategoriler arasında yakında açıklanacak. Kazananlar, son adayları ve kazananları belirlemek için uluslararası moda endüstrisinden 1000'den fazla kilit üyenin oy kullanacağı o gece (5 Aralık) açıklanacak. Bu yıl, ödüller arasında moda endüstrisinde olumlu değişim için çalışan tasarımcıları, markaları ve yaratıcıları üç kategoride kutlayan 15 Değişim Lideri de yer alıyor: çevre, insanlar ve yaratıcılık. British Fashion Council CEO'su Caroline Rush, \" her biri, kendini ifade etmeyi ve bireyselliği teşvik eden, neşe ve iyimserliği sürdüren, yenilik ve olumlu değişimde öncü olan bir endüstri yaratmaya kayda değer miktarda katkıda bulunuyor\" dedi. \"Adaylarımızın, Değişim Liderlerinin, ödül kazananların ve daha geniş bir endüstrinin inanılmaz çalışmalarını kutlamak için sabırsızlanıyorum\" dedi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/27/prada-2022-holiday-kampanyasi", "text": "Prada 2022 Holiday kampanyası, mevsime özgü gelenekleri ve anıları kutluyor. Kampanyanın kahramanları, Amerikalı aktör Diana Silvers ve Prada Sonbahar/Kış 2022 kampanyasının da yüzü olan İngiliz aktör Damson Idris oluyor. Duygusal yansımalar ile dolu Prada kutusu, belirsizliğin, heyecanın ve hayallerin coşkusunu yansıtıyor. Kampanyanın kahramanları, Amerikalı aktör Diana Silvers ve Prada Sonbahar/Kış 2022 kampanyasının da yüzü olan İngiliz aktör Damson Idris oluyor. Açılmamış bir hediye kutusu, paketinin açılışındaki heyecan, vermenin sevinci, almanın heyecanı: Prada 2022 Holiday kampanyası, mevsime özgü gelenekleri ve anıları kutluyor. Doğuştan bu ruha bağlanan Prada kutusu, David Sims tarafından natürmortlarda ezoterik bir arzu nesnesi olarak yakalanan sahnenin merkezinde yer alıyor. Bir vaat, bir olasılıklar totemi, zevk alınacak bir hediye, sembol yüklü bir kutu, saf ve masum neşenin bir amblemini vurguluyor. Duygusal rezonansla dolu Prada kutusu, burada belirsizliğin, heyecanın ve hayallerin coşkusunu ve yükünü özetliyor. Bu kutuyu - mecazi olarak - açmak, baştan çıkarıcı hazinelerini ortaya çıkarır: kampanya, İdris ve Silvers'ı, bu görüntülerin diğer kahramanlarıyla eşleştirilen bir dizi dengeli portrede, Holiday koleksiyonundan alınan parçalarda, moda aksesuarların yanı sıra ev eşyalarına ve oyunlara baş selamlarını kapsayan Prada estetik evreninin genişliğini ifade eden öğelerle yakalıyor. Açılmamış bir hediye kutusu, paketinin açılışındaki heyecan, vermenin sevinci, almanın heyecanı: Prada 2022 Holiday kampanyası, mevsime özgü gelenekleri ve anıları kutluyor. Doğuştan bu ruha bağlanan Prada kutusu, David Sims tarafından natürmortlarda ezoterik bir arzu nesnesi olarak yakalanan sahnenin merkezinde yer alıyor. Bir vaat, bir olasılıklar totemi, zevk alınacak bir hediye, sembol yüklü bir kutu, saf ve masum neşenin bir amblemini vurguluyor. Duygusal rezonansla dolu Prada kutusu, burada belirsizliğin, heyecanın ve hayallerin coşkusunu ve yükünü özetliyor. Bu kutuyu - mecazi olarak - açmak, baştan çıkarıcı hazinelerini ortaya çıkarır: kampanya, İdris ve Silvers'ı, bu görüntülerin diğer kahramanlarıyla eşleştirilen bir dizi dengeli portrede, Holiday koleksiyonundan alınan parçalarda, moda aksesuarların yanı sıra ev eşyalarına ve oyunlara baş selamlarını kapsayan Prada estetik evreninin genişliğini ifade eden öğelerle yakalıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/10/27/tommy-hilfiger-yeni-th-monogram-koleksiyonunu-actigi-pop-up-magaza-ile-kutluyor", "text": "Bir PVHCorp. şirketi olan Tommy Hilfiger yeni TH Monogram koleksiyonu'nun, İstanbul'un prestijli alışveriş merkezi İstinye Park'ta 15-30 Ekim 2022 tarihleri arasında kurulacak bir pop-up mağazada tanıtılacağını duyurdu. İstanbul'da açılan ilk TOMMY HILFIGER Pop-up Mağazası kitlelere ulaşmak için heyecan verici bir fırsat sunacak. Alışveriş yapan müşterilere TH Monogram desenli bir bez çanta hediye edilecek. Aynı alışveriş merkezindeki TH Mağazası'ndan teslim alınabilecek çantayla pop-up ve kalıcı mağaza lokasyonları arasında bir bağlantı da kurulacak. Ünlü İngiliz illüstratör ve grafik tasarımcı Fergus Purcell ile iş birliği içinde yaratılan ve markanın DNA'sındaki T ve H harflerinin iç içe geçmiş olarak kullanılmasıyla yeniden tasarlanan TH Monogram ilk kez Sonbahar 2022 koleksiyonunda kullanılıyor. TOMMY HILFIGER arşivlerini araştıran Purcell, markanın geçmişindeki ikonik parçalarda keşfettiği motiflerin iddialı yorumlarına imza atarken, klasik ile yeniyi çarpıştırarak 'modern prep' temasına yeni bir bakış açısı getiriyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/01/defacto-fit-ile-spor-stilleri-artik-daha-dinamik-ve-sik", "text": "Kaliteli ve rahat dokulu kumaşlardan üretilmiş DeFacto FİT tasarımları yeni sezonda sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak gören herkes için özel ürünler sunuyor. Kaliteli ve rahat dokulu kumaşlardan üretilmiş DeFacto FİT tasarımları yeni sezonda sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak gören herkes için özel ürünler sunuyor. DeFacto FİT tasarımları arasında sezon trendlerine göz kırpan tasarımlar kadar zamansız parçalar da dikkat çekiyor. Yoga ve antrenmanlar için hazırlanan tayt ve bra modelleri hareket özgürlüğünü kısıtlamayan dikişsiz kumaşları ile konforlu bir antrenmanın favori ikilisi oluyor. Rahatlığın ve esnekliğin bir arada hissedildiği tasarımlarda pembe, toprak, mavi, gri ve yeşilin pastel tonları dikkat çekiyor. Enerjik antrenmanların en sevilen parçası olmaya aday crop sweatler ise neon renklerde karşımıza çıkıyor. Sezonun trend rengi olan ve siyah ile kombinlenen somon ise bra, tişört ve eşofman takımlarında kendine yer buluyor. DeFacto FİT kadın tasarımlarının diğer öne çıkan parçaları ise her bedene uygun tasarlanmış spor flare pantolonlar, kapüşonlu ve fermuarlı üstler, soğuk havaların vazgeçilmezi warmtech alt-üst takımlar oluyor. DeFacto FİT erkek tasarımlarında ise soft renkler ve rahat kesimler öne çıkıyor. Reflektör detaylar ile hareketlendirilmiş tracksuit takımlar ve blok renk geçişli montlar bere veya bucket şapkalar ile tamamlanıyor. Her sezonun vazgeçilmezi basic tasarımlarda konforun göz önünde bulundurulduğu, dokulu ve sıcak tutan kumaşlar kullanılıyor. Siyah ve grinin öne çıktığı basic tasarımlar aynı zamanda sokak stiline de vurgu yapıyor. Toprak tonları ve mavinin ön planda olduğu warmtech montlar ve eşofman takımlar ise soğuk havalarda maksimum koruma sağlıyor. DeFacto FİT erkek tasarımlarının öne çıkan diğer parçaları ise dokulu kumaş özelliği sayesinde nefes alabilen tişört ve şortlar, diz yapmayan performans odaklı eşofmanlar, futbol için özel olarak tasarlanan ve farklı kumaşların kullanıldığı mavi ve beyaz tonlarındaki parçalar oluyor. DeFacto FİT'in en önemli tasarımlarının arasında su şişesi gibi pet plastik ürünlerin geri dönüştürülmesiyle elde edilen sweatshirt ve eşofman altları yer alıyor. DeFacto, geri dönüştürülmüş malzemelerden ürettiği sürdürülebilir modelleri ile, ham madde üretimi ve su, enerji ve doğal kaynak tüketimini minimuma indirmiş oluyor. Yoga ve antrenmanlar için hazırlanan tayt ve bra modelleri hareket özgürlüğünü kısıtlamayan dikişsiz kumaşları ile konforlu bir antrenmanın favori ikilisi oluyor. Rahatlığın ve esnekliğin bir arada hissedildiği tasarımlarda pembe, toprak, mavi, gri ve yeşilin pastel tonları dikkat çekiyor. Enerjik antrenmanların en sevilen parçası olmaya aday crop sweatler ise neon renklerde karşımıza çıkıyor. Sezonun trend rengi olan ve siyah ile kombinlenen somon ise bra, tişört ve eşofman takımlarında kendine yer buluyor. DeFacto FİT kadın tasarımlarının diğer öne çıkan parçaları ise her bedene uygun tasarlanmış spor flare pantolonlar, kapüşonlu ve fermuarlı üstler, soğuk havaların vazgeçilmezi warmtech alt-üst takımlar oluyor. DeFacto FİT erkek tasarımlarında ise soft renkler ve rahat kesimler öne çıkıyor. Reflektör detaylar ile hareketlendirilmiş tracksuit takımlar ve blok renk geçişli montlar bere veya bucket şapkalar ile tamamlanıyor. Her sezonun vazgeçilmezi basic tasarımlarda konforun göz önünde bulundurulduğu, dokulu ve sıcak tutan kumaşlar kullanılıyor. Siyah ve grinin öne çıktığı basic tasarımlar aynı zamanda sokak stiline de vurgu yapıyor. Toprak tonları ve mavinin ön planda olduğu warmtech montlar ve eşofman takımlar ise soğuk havalarda maksimum koruma sağlıyor. DeFacto FİT erkek tasarımlarının öne çıkan diğer parçaları ise dokulu kumaş özelliği sayesinde nefes alabilen tişört ve şortlar, diz yapmayan performans odaklı eşofmanlar, futbol için özel olarak tasarlanan ve farklı kumaşların kullanıldığı mavi ve beyaz tonlarındaki parçalar oluyor. DeFacto FİT'in en önemli tasarımlarının arasında su şişesi gibi pet plastik ürünlerin geri dönüştürülmesiyle elde edilen sweatshirt ve eşofman altları yer alıyor. DeFacto, geri dönüştürülmüş malzemelerden ürettiği sürdürülebilir modelleri ile, ham madde üretimi ve su, enerji ve doğal kaynak tüketimini minimuma indirmiş oluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/07/damat-tween-sanal-dunya-ile-fiziki-dunyayi-metaversete-birlestirdi", "text": "Dünya moda perakendesinin öncü markası Damat Tween, GoArt'ın meta evreninde ilk meta mağazayı açan moda markası oldu. Dijital yatırımlarına hız kesmeden devam eden ve fiziki dünyada yarattığı sürdürülebilir moda akımını sanal dünyaya taşıyan Damat Tween, metaverse'teki mağazasında yeni sezon defilesi de düzenledi. Web3.0 dünyasının sunduğu ayrıcalıklar markaların metaverse'te yer almasını cazip hale getiriyor. Damat Tween de dönüşen alışveriş alışkanlarına uyum sağlama konusunda moda sektörüne yine öncülük ediyor. Metaverse'e GoArt ile adım atan Damat Tween, müşterilerine yeni koleksiyonunu sanal dünyada deneyimleme imkanı sunuyor. Bu sayede kullanıcılar, fiziksel dünyadaki gardırop stillerini avatarlarına da aktararak eş zamanlı bir stil oluşturma ayrıcalığını yakalayacak. Damat Tween, aynı zamanda mevcut ve potansiyel müşterilerine sunduğu teşvik kampanyaları ile de meta dünyada kendi ekosistemini oluşturarak yeni bir deneyim alanı yaratıyor. - Damat Tween portallarına enerji harcamadan girebilme ve geçişlerde Damat Puanları toplayabilme, - MTE tokenler ile marka NFT'leri ve Damat Tween indirim kuponları toplayabilme, - Fiziksel dünyadakine eş değer mağaza kültürü, - Beğendikleri tasarımları detaylı bir şekilde deneme fırsatı, - Tarzını kişisel avatarları ile ortaya koyma."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/14/balenciaga-twitterdan-ayrildi", "text": "Lüks moda markası Balenciaga, Twitter hesabını kapattı. Balenciaga, Twitter hesabını kaldırarak, yeni sahibi Elon Musk'ın site vizyonuyla ilgili artan endişeler arasında sosyal medya platformundan ayrılan ilk büyük moda markası oldu. General Motors ve Dyson da dahil olmak üzere büyük şirketler, reklam kampanyalarını zaten askıya aldı ve Gigi Hadid dahil ünlüler, Musk'ın Ekim ayı sonlarında şirketi satın almasının ardından Twitter'dan ayrıldı. Bazı şirketler ve kullanıcılar, Musk'ın toplu işten çıkarma planlarının sitedeki içeriğin daha gevşek bir şekilde denetlenmesine yol açacağı ve bunun da reklamverenlerin nefret söylemi ve yanlış bilgilendirme ile bağlantı kurmaktan kaçınmasını zorlaştırabileceğine dair endişelerini dile getirdiler. Twitter'ın moda endüstrisi için önemi son yıllarda azalırken, yaratıcı yönetmen Demna, büyük beden spor giyim, heykelsi tasarım ve 1.790 dolarlık deri çöp poşeti çantalar gibi tasarımlarla adından söz ettirirken, platform Kering'in sahibi olduğu Balenciaga için önemli bir çevrimiçi vızıltı kaynağı oldu. Balenciaga'nın hesabı son zamanlarda 950 bin takipçiye sahipti. Paris merkezli marka, hareket hakkında yorum yapmayı reddetti, ancak sayfasını platformdan kaldırdığını doğruladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/14/dockers-x-jordan-poole", "text": "California cool' tarzıyla tanınan Dockers profesyonel basketbolcu Jordan Poole ile yeni bir iş birliğine imza attı. Dockers profesyonel basketbolcu Jordan Poole ile iş birliğini duyurdu. Maud Le Car, Joan Duru, Matthias Dandois, Danny Leon ve Izaidy Cabral De Pina'dan sonra #DockersCrew ekibi uluslararası bir basketbolcunun katılmasıyla genişliyor. 1986 yılında San Francisco'da kurulduğundan bu yana Kaliforniya'dan ilham alan 'casual' giyimin popüler markası Dockers ve Poole zamansız stiller ve hayatı doyasıya yaşama konusunda aynı tutkuyu paylaşıyor. Kaliforniya'da doğan Dockers insanların ofiste ve sosyal hayatlarında giyinme biçimlerinde devrim yaratan 'casual' tarzın tanımlanmasına yardımcı oldu. Daima konfordan ödün vermeyen şık parçalar sunmayı felsefe edinen Dockers, rahat ve estetiği tümüyle benimseyerek 'California cool' stiliyle eş anlamlı hale geldi. Milwaukee'de büyüyen Jordan Poole da çocukluğundan beri bu estetiğe hayran. Arkadaşları Doğu Kıyısı'nın daha klasik, kolejli görünümlerini tercih ederken Jordan'ın gözü Batı Kıyısı'nın tarzındaydı. Jordan, ergenlik yıllarındaki stili hakkında şunları söylüyor: \"Birlikte büyüdüğüm arkadaşlarıma sorsanız 'sanki Kaliforniyalı gibi giyiniyor, içinde tam bir Kaliforniya çocuğu var' diyeceklerdir. O zamanlar anlamıyordum ama buraya geldiğimde haklı olduklarını gördüm.\" Her zaman sörfçülerin, patencilerin ve sahilde yaşayanların rahat Kaliforniya stillerini tercih eden Jordan, \"Kaliforniya'nın ve Batı Kıyısının kendi tarzı olması harika. Milwaukee soğuktur, kat kat giyinmek gerekir. Burada ise bir kapüşonlu sweatshirt, bir eşofman altı veya şort giyip dışarı çıkmaya hazırsın\" diye ekliyor. Basketbol kortlarının yükselen yıldızı Jordan duruşu ve giyimi ile Dockers enerjisini yansıtıyor. Kendini sakin ve anda kalıp hayatın tadını çıkarmaya çalışan kreatif bir insan olarak tanımlayan Jordan söz konusu tarzı olduğunda daima gösterişli değil kaliteli stilleri tercih ediyor. Bu özgünlük, Dockers ile Jordan'ın mükemmel iş birliğine de yansıyor. Dockers daima insanların kendilerini iyi hissetmesini ve kimliklerine sadık kalmasını sağlayan stiller yaratmayı taahhüt ediyor. Jordan da görünümlerini oluştururken bu değerlere önem veriyor. Jordan uzun zamandır Dockers hayranı olmasına rağmen şimdi markanın yüzlerinden biri olarak tarzını Dockers stilleri aracılığıyla ifade edeceği için heyecanlı olduğunu söylüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/21/messinin-son-dunya-kupasi-the-impossible-rondo", "text": "adidas, Lionel Messi'nin son Dünya Kupası turnuvasında kariyerini kutlayan 'The Impossible Rondo' videosunu sundu. En son yapay zeka ve görsel efektler kullanılarak oluşturulan film, Arjantin'in önümüzdeki hafta oynayacağı ilk maç öncesinde \"imkansız\" bir ısınma yaratmak için Messi'nin önceki Dünya Kupalarında oynadığı gerçek görüntüleri vücut çiftleri ve yeşil ekranlarla birleştiriyor. Impossible Rondo filmi, 18 Kasım'da adidas.com/impossibleisnothing adresinden izlenebilir. adidas, Katar 2022 FIFA Dünya Kupası öncesinde dünyanın en iyi oyuncularından Lionel Messi'nin kariyerini kutlamak için 'The Impossible Rondo' filmiyle Impossible is Nothing hikayesinin son bölümünü anlatıyor. Film, dünyanın dört bir yanındaki futbol hayranlarının tanık olmaya can atacağı bir rüyanın gösterimi niteliğinde- 18 yıl ve beş turnuva boyunca saç kesimi, Arjantin formaları ve adidas kramponları ile G.O.A.T'ın kendisiyle karşı karşıya gelme sahnesi. Lionel Messi'nin Dünya Kupası kariyerinin büyüsünü hayata geçiren film, yapay zeka ve görsel efektlerdeki en son gelişmeler kullanılarak oluşturuldu. Messi'nin tarihi ve günümüz görüntüleri, onun farklı ve eski versiyonlarını üretmek için kullanıldı. Bu daha sonra, kendisinin 2006, 2010, 2014 ve 2018'deki versiyonlarıyla birlikte Dünya Kupası'na hazırlandığını gören Messi'ye karşı Messi'yi canlandırmayı sağlamak için çift vücutlara uygulandı. Family Reunion filmini ve Impossible Rondo'yu hayranlarıyla paylaşan adidas, ikonik oyuncuların önemli anları, global sosyal medya aktivasyonları ve resmi bir adidas hayranı olan 'Al Rihla Arena'nın yaratılmasıyla turnuva boyunca global futbol ailesini Katar'da bir araya getirerek kutlamalarına devam edecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/11/30/samuel-l-jackson-quentin-tarantinonun-marvel-movie-stars-yorumlari-hakkinda-konustu", "text": "Quentin Tarantino Marvel oyuncularının \"film yıldızı olmadığı\" iddiasıyla, son zamanlarda pek çok tartışmayı ateşledi. Tarantino, Marvel Sinematik Evreni'ndeki oyuncuların aktörlüklerini eleştirmiş ve onların oyuncudan çok film yıldızı olduğuna dair vurgularda bulunmuştu. Sözlerine Chris Hemsworth'ün Thor filmi yıldızı, Chris Evans'ın Kaptan Amerika olduğunu ve asıl öne çıkanın film karakterleri olduğu vurgusuyla devam etmişti. \"Pulp Fiction\", \"Kill Bill\", \"Bir Zamanlar... Hollywood'da\" ve \"Rezervuar Köpekleri\" gibi filmlerin yönetmeni Quentin Tarantino, Marvel filmlerinde yer alan oyuncular hakkında yaptığı eleştiride Hollywood'un Marvel'laşması nedeniyle artık gerçek film yıldızlarının bulunmadığını söylemiş ve \"Bu kişiler film yıldızları değiller, değil mi? Asıl yıldız olan bu tarz karakterler\" ifadelerini kullanmıştı. Tarantino, Marvel Sinematik Evreni'ndeki oyuncuların aktörlüklerini eleştirmiş ve onların oyuncudan çok film yıldızı olduğuna dair vurgularda bulunmuştu. Sözlerine Chris Hemsworth'ün Thor filmi yıldızı, Chris Evans'ın Kaptan Amerika olduğunu ve asıl öne çıkanın film karakterleri olduğu vurgusuyla devam etmişti. \"Pulp Fiction\", \"Kill Bill\", \"Bir Zamanlar... Hollywood'da\" ve \"Rezervuar Köpekleri\" gibi filmlerin yönetmeni Quentin Tarantino, Marvel filmlerinde yer alan oyuncular hakkında yaptığı eleştiride Hollywood'un Marvel'laşması nedeniyle artık gerçek film yıldızlarının bulunmadığını söylemiş ve \"Bu kişiler film yıldızları değiller, değil mi? Asıl yıldız olan bu tarz karakterler\" ifadelerini kullanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/06/2022-ingiliz-moda-odulleri-sahiplerini-buldu", "text": "İngiliz Moda Konseyi tarafından verilen 2022 Moda Ödülleri'nin sahipleri belli oldu. Valentino kreatif direktörü Pierpaolo Piccioli, Royal Albert Hall'da İngiliz Moda Konseyi'nin 2022 Moda Ödülleri'nde Yılın Tasarımcısı seçildi. 1000'den fazla sektör uzmanından oluşan uluslararası bir jüri tarafından oylanan ödül, Piccioli'nin kendi adaş etiketi için Jonathan Anderson ve Bottega Veneta için Loewe, Matthieu Blazy ve Miuccia Prada ile zorlu rekabeti geride bıraktığını gördü. Tasarımcı, moda endüstrisine katkıları ve sonbahar/kış 2022 koleksiyonu için yeni bir Pantone rengi, parlak eflatun bir ton olan 'Pembe PP' yarattığı için 2022, Piccioli adına büyük bir yıl oldu. Son 12 ayda küresel moda üzerinde büyük bir yaratıcı etkiye sahip olan BFC Vakfı'ndan destek alan kişiler arasından yeni ortaya çıkan bir tasarımcıyı takdir eden BFC Vakfı Ödülü'nü kazanan SS Daley alırken; Bianca Saunders, Erdem, Molly Goddard ve Jonathan Anderson'ın aday olduğu Independent British Brand ödülü Wales Bonner'a gitti. Yılın Modeli ödülü Bella Hadid'e takdim edildi. Moda Yaratıcısı için Isabella Blow Ödülü, Charlotte Tilbury tarafından Katie Grand'a takdim edildi ve Burberry, oyun aktivasyonlarıyla Metaverse World ve Oyun Deneyimi için Moda Ödülü ile tanındı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/06/saint-laurent-siradaki-erkek-koleksiyonunu-pariste-sahneleyecek", "text": "Anthony Vaccarello son yıllarda ABD, İtalya ve Fas'ta erkek şovları sahneledi. Son birkaç yılda Saint Laurent için erkek koleksiyonlarını farklı ülkelere götüren Anthony Vaccarello, 17 Ocak'ta Erkek Moda Haftası sırasında defile için Paris'e dönecek. Mekan ve diğer detaylar hemen öğrenilemedi. 2023 sonbahar erkek koleksiyonları, 17 Ocak'tan 22 Ocak'a kadar Fransız başkentinde görücüye çıkacak. Geçtiğimiz Temmuz ayında Vaccarello , Marakeş'in dışındaki dalgalanan çölde muhteşem bir sergi açtı; modelleri, başka bir boyuta açılan bir portal gibi, içinden dünya dışı bir halka çıkan dairesel bir havuzun etrafında dönüyordu. Ayrıca son yıllarda Jersey City, New Jersey, Venedik, İtalya ve Malibu, California'da Saint Laurent erkek şovları düzenledi. Saint Laurent'in Fransa'nın başkentine dönüşü, son yıllarda ivme kazanan Paris erkek defilelerine ekstra bir ivme kazandıracak. Aralarında Craig Green, Mike Amiri, John Elliott ve Bianca Saunders'ın da bulunduğu bir dizi uluslararası tasarımcı Paris sahnesinden yararlandığı için program oldukça yoğun. Buna ek olarak, Comme des Garçons ve Thom Browne dahil olmak üzere birçok marka, COVID-19 salgını hafifledikçe veya geçen Haziran ayında Givenchy'nin yaptığı gibi erkek koleksiyonlarına daha fazla ışık tutmak için karma şovları ayırdıkça Paris programına geri döndü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/14/air-jordan-5-uncden-michael-jordana-saygi-durusu", "text": "Air Jordan 5 \"UNC\" altı kez şampiyon olan Michael Jordan'ın gittiği okulun arma renklerini onurlandırıyor. Jordan markasının yeni retro renk grupları tasarlarken, basketbol kariyerindeki önemli anları dile getirme gibi bir eğilimi var ve retro çizgisinde gördüğümüz en tutarlı temalardan biri de Michael Jordan'ın mezun olduğu Kuzey Karolina Üniversitesi'nin renkleri. Air Jordan 3 ve Air Jordan 6 gibi modellerde bu motif ve renklerin harmonisini görmüştük, şimdi ise bir Air Jordan 5 \"UNC\" yorumu yolda. Kuzey Karolina basketbol takımı Tar-heel'dan ilham alan \"Üniversite Mavisi\" tonu, süet üst kısımları kaplarken bu parçanın sunumunu pekiştiriyor. Modelin yansıtıcı unsurları dillerde görünürken orta kısım yarı saydam bir TPU kafesle tasarlanmış. 2020'deki Air Jordan 5 \"Apple Green\" modeline çok benzeyen bu varyasyon, alt topukta bir Jumpman yaması ile geliyor. Ayakkabıların içinde, dillerin iç kısmının \"University Blue\" astar ile donatıldığını görüyoruz. Bu kısmın \"Kalp\" ve \"Ruh\" sekmeleri arasında bölünmüş olması, MJ'in Chapel Hill merkezli koleje gittiği süre boyunca gösterdiği cesarete gönderme yapıyor. Air Jordan 5 \"UNC\" 4 Mart'ta satışa çıkacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/14/pharreldan-tutsulu-vulkan-selami", "text": "NANGA ile birinci sınıf iskelet baskılı bir uyku tulumu için yapılan iş birliğinin ardından, NEIGHBORHOOD şimdi Vulkan selamı şeklinde benzersiz bir seramik tütsülük geliştirmek için Pharrell Williams ile birlikte çalışıyor. Pharrell'in sağ elinden modellenen heykel, kırışıkların ve tırnakların gerçeğe yakın özellikleriyle soluk mavi porselenle tamamlandı. Pharrel Williams'ın tasarım \"PW\" baş harfleri bileklere işlenmiş ve tütsü hava delikleri parmak uçlarında son buluyor. Alt kısımlarında ortak marka ve \"Japon Malı\" baskılı çıkarılabilir bir taban ürünü tamamlıyor. NEIGHBORHOOD'un diğer yeni Tütsü Haznesi modelleri arasında Vans ve Futura ile yapılan işbirlikleri yer alıyor. Pharrell Williams x NEIGHBORHOOD Tütsü tutucuların 17 Aralık'ta BBC ICECREAM ve NEIGHBORHOOD aracılığıyla piyasaya sürülmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/15/baba-ayakkabisi-mevzusu", "text": "Tıpkı babalarımız gibi, New Balance 990 da saygıyı hak ediyor. En çok bu günlük ayakkabıları giyerdi. Zamanında daha şık seçimler de yapmış tabii. Mesela annemle evlenirken Brooks Brothers giymiş. Bizimle vakit geçirirken çoğunlukla taşlanmış jean ve L. L. Bean güderi gömleği olurdu üzerinde. Tabii, bir de bağcıklı Sperry'leri. Pratik. İşlevsel. Mütevazı. Hayatımda gördüğüm ilk \"baba ayakkabısı\" onlardı ve hiç de havalı görünmezlerdi gözüme. O yüzden hep sneaker giydim: Vans, Chuck, Nike. Sonra, 2010'ların ortalarına doğru New York'un en iyi giyinenlerinden olan birkaç arkadaşım New Balance 990v4 giymeye başladı. Tamam, bunlar babamın giydiklerine benzemiyordu ama basbayağı baba ayakkabılarıydı. Pratikti. Güvenilirdi. Mütevazıydı. Rahat da denilebilir miydi? Açıkçası o sıralar sadece trend olduğu için ben de bir çift edinmiştim ve yeni ayakkabılarımı sevmiştim. Birkaç yıl sonra oğlumun doğumu için hastaneye gittiğimde ayağımda yine o ayakkabılar vardı. Ne de olsa baba olurken baba ayakkabısı giyme fırsatını kaçıramazdım . Artık geriye bir tek şey kalmıştı; bebeğimin ve annesinin temel ihtiyaçları için koşturmak ve babaların yapacağı diğer şeyleri yapmak. 990'larım göreve hazırdı. Çocukları olduğunda, erkeklerin gardıroplarının zamanda donup kaldığına ilişkin bir teori vardır. Oğlum 3 yaşına girdi ve benim dolabım bu teorinin aksine, oğlumun hastaneden eve geldiği günkü görünümünden belirgin şekilde farklı. Ama 990'larım hala yerinde. Belki bunun sebebi rahatlıkları ve her şeye uyan tasarımlarıdır. Belki de gerçekten ayakkabı konusunda teorideki gibi donmuşumdur. Belki babamın da başına aynı şey gelmişti; bir ayakkabı buldu, sonra ben geldim, sonra kız kardeşim geldi ve ayakkabıları resmi baba ayakkabısı statüsü kazandı. Oğlum için de 990'lar hayatında gördüğü ilk baba ayakkabıları olacak. Ve eğer benim gibiyse, o da önce onları giymeyi reddedecek. Tek söyleyebileceğim; bu onun kaybı olur. En çok bu günlük ayakkabıları giyerdi. Zamanında daha şık seçimler de yapmış tabii. Mesela annemle evlenirken Brooks Brothers giymiş. Bizimle vakit geçirirken çoğunlukla taşlanmış jean ve L. L. Bean güderi gömleği olurdu üzerinde. Tabii, bir de bağcıklı Sperry'leri. Pratik. İşlevsel. Mütevazı. Hayatımda gördüğüm ilk \"baba ayakkabısı\" onlardı ve hiç de havalı görünmezlerdi gözüme. O yüzden hep sneaker giydim: Vans, Chuck, Nike. Sonra, 2010'ların ortalarına doğru New York'un en iyi giyinenlerinden olan birkaç arkadaşım New Balance 990v4 giymeye başladı. Tamam, bunlar babamın giydiklerine benzemiyordu ama basbayağı baba ayakkabılarıydı. Pratikti. Güvenilirdi. Mütevazıydı. Rahat da denilebilir miydi? Açıkçası o sıralar sadece trend olduğu için ben de bir çift edinmiştim ve yeni ayakkabılarımı sevmiştim. Birkaç yıl sonra oğlumun doğumu için hastaneye gittiğimde ayağımda yine o ayakkabılar vardı. Ne de olsa baba olurken baba ayakkabısı giyme fırsatını kaçıramazdım . Artık geriye bir tek şey kalmıştı; bebeğimin ve annesinin temel ihtiyaçları için koşturmak ve babaların yapacağı diğer şeyleri yapmak. 990'larım göreve hazırdı. Çocukları olduğunda, erkeklerin gardıroplarının zamanda donup kaldığına ilişkin bir teori vardır. Oğlum 3 yaşına girdi ve benim dolabım bu teorinin aksine, oğlumun hastaneden eve geldiği günkü görünümünden belirgin şekilde farklı. Ama 990'larım hala yerinde. Belki bunun sebebi rahatlıkları ve her şeye uyan tasarımlarıdır. Belki de gerçekten ayakkabı konusunda teorideki gibi donmuşumdur. Belki babamın da başına aynı şey gelmişti; bir ayakkabı buldu, sonra ben geldim, sonra kız kardeşim geldi ve ayakkabıları resmi baba ayakkabısı statüsü kazandı. Oğlum için de 990'lar hayatında gördüğü ilk baba ayakkabıları olacak. Ve eğer benim gibiyse, o da önce onları giymeyi reddedecek. Tek söyleyebileceğim; bu onun kaybı olur."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/15/gucci-alessandro-michelenin-ardindan-ilk-gosterisini-duyurdu", "text": "Gucci, ocak ayında Milano Erkek Moda Haftası'nı açacak. Gucci, üç yıl aradan sonra ilk bağımsız erkek giyim koleksiyonunu ve ayrıca Alessandro Michele'nin geçen ayki beklenmedik ayrılışından bu yana ilk defilesini önümüzdeki ocak ayında Milano Erkek Moda Haftası'nda yapacak. 13 Ocak 2023 için planlanan şov, JW Anderson, 1017 ALYX 9SM, Prada ve Zegna dahil olmak üzere takvimdeki diğer markalarla birlikte hafta boyunca 72 etkinliğin başlangıcını yapacak. Marka henüz yeni bir kreatif direktör belirlememiş olsa da, çıta hala yüksek. Takvime ilk kez katılan diğer yeni markalar arasında Carlo Sestini'nin gözlük markası Sestini; şık ayakkabı uzmanı Charles Philip; 1911'de ilk su geçirmez ceketi üretmesiyle tanınan, tarihi bir dış giyim oyuncusu olan Valstar; 2022'de 20. yılını kutlayan sokak giyimi oyuncuları Luter ve Bonsai. Birkaç etkinliğin erkekler haftasına ekstra heyecan katacağı kesin. Dış giyim uzmanı Colmar, Colmar Revolution lüks serisi için henüz açıklanmayan yeni bir işbirliğini açıklayarak 100. yıl dönümünü kutlarken, Marni, Carhartt WIP ile olan bağının 2023 ilkbahar düşüşünü mağaza içi bir kokteyl resepsiyonuyla kutluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/20/2022nin-en-buyuk-moda-is-birlikleri", "text": "Fendace'den Gucci x Adidas'a 2022'nin en büyük moda iş birliklerine yakından bakıyoruz. Bu yıl moda markaları işbirliği oyunlarını başka bir düzeye taşıyarak gerçekten hızlandırdı. Gucci, Fendi, Balmain ve Prada gibi moda dünyasının en büyük markalarından bazıları, markalara sadık kalan bir dizi etkileyici koleksiyon sunarken aynı zamanda takipçilerine yeni bir şeyler sundukları işbirliği trenine atladılar. Moda markalarının bir araya gelmesi yıllardır devam ederken, iş birliği çılgınlığı yakın zamanda azalacak gibi görünmüyor. Eşi benzeri olmayan bir işbirliği için iki moda evinin bir araya gelmesi sık rastlanan bir olay değil, hatta kesinlikle düşünülemez. Fendi ve Versace'nin bir iş birliği için güçlerini birleştirecekleri açıklandığında , moda dünyası sarsılıyordu. Fendace olarak kabul edilen koleksiyon ilk olarak Milano Moda Haftası İlkbahar/Yaz 2022'de görücüye çıktı . Hazır giyim koleksiyonu, Fendi Baguette'in de içinde bulunduğu çantalar , bornozlar, ayakkabılar, kapşonlular, tişörtler ve elbiselerden oluşuyordu. Öğeler arasında iki markanın amblemlerinin bir birleşimi vardı . Böyle iki ikonik evin bir araya gelmesi için Donatella Versaceve Kim Jones moda endüstrisini tamamen hayal bile edilemeyecek bir şekilde bozmuştu ve yine de tamamen işe yaramıştı. Yılın en abartılı işbirliklerinden biri olan Adidas x Gucci , lüks ve spor giyimin mükemmel bir karışımıydı. Estetik, çağdaş bir dokunuşla 80'lerin fitness çılgınlığını anımsattığı için işbirlikçi koleksiyon bir nostalji duygusu yayıyordu. Eşofmanlar, canlı renkler, saç bantları ve polo tişörtler koleksiyonda satılan parçalardan sadece birkaçıydı. Her öğe, Adidas'ın imzası olan yonca logosuyla birleştirilmiş Gucci logosunu da içeriyordu. İngiliz moda evi Burberry, İlkbahar/Yaz 2022 koleksiyonu için Supreme ile özel bir koleksiyon için ortaklık kurdu. Markalar, iki kapsül koleksiyon arasında bölünmüş 14 yeni ürün oluşturmak için bir araya geldi. Kapsüllerin içinde ceket, kot pantolon, kot şort, kürklü yaka ceket, ipek pijama ve snearkerlar bulunuyordu. Piyasaya sürülme tarihinden önce yayınlanan kampanya fotoğraflarında yer alan iki şirket, süper model Irina Shayk ve kaykaycı Sage Elsesser'e dokundu. Ortak koleksiyon, Mart ayı başlarında 240 ila 2.000 $ arasında değişen fiyatlarla resmen düştü. 2022 yılının Barbiecore yılı olarak kabul edilmesiyle birlikte bu yıl Barbie iş birliğine hizmet eden en az bir moda evi oldu elbette. Ocak ayı başlarında Balmain , Barbie ile ortak oldu ve tamamen pembe bir fantezi sundu. Sınırlı sayıda ortak koleksiyon, elbiseler, çantalar, kazaklar, ceketler ve önlükler dahil olmak üzere doğrudan bir Barbie rüya dünyasından 60'tan fazla parçayı içeriyordu. Fiziksel parçalara ek olarak, iş birliği koleksiyondan çeşitli görünümlere sahip Ken ve Barbie'nin yer aldığı üç NFT'yi ortaya çıkardı. Gucci'nin nasıl yapılacağını bildiği bir şey varsa, o da ünlülerin sadece onlar tarafından giydirilmeyi kabul etmesini sağlamaktır. Yalnızca Gucci giyen yıldızların listesi sayılamayacak kadar uzun olsa da, bu listedeki en hayranlık duyulan insanlardan birinin Harry Styles olduğuna şüphe yok. Alessandro Michele ile arkadaş olduğundan ve son birkaç yıldır sadece Gucci'yi giydiğinden beri Styles, moda evi olan ilişkisini daha da ileriye taşıdı ve Gucci Ha Ha Ha adlı ortak bir koleksiyon yarattı. Adı kadar eğlenceli olan koleksiyon, 70'lerden ilham alan silüetler, grafik tişörtler, renkli desenler ve canlı aksesuarlardan oluşuyor. 2019'daki başarılı iş birliğinin ardından Prada ve Adidas, bu yılın başlarında Re-Nylon Collection'ın lansmanı için bir kez daha bir araya geldi. Lüks bir atletik gardırop için gereken tüm öğeleri sağlayan ürünler arasında ayakkabılar, spor çantalar, sırt çantaları, kova şapkalar ve eşofmanlar yer aldı. Ek bir dokunuş için, iki marka her bir parçayı üretmek için geri dönüştürülmüş naylon kullanarak sürdürülebilirliğe vurgu yaptı. İki ikonik ayakkabı markası Manolo Blahnik ve Birkenstock, her iki markanın tasarım estetiğini birleştiren bir kapsül koleksiyonunu piyasaya sürmek için bu Mart ayında güçlerini birleştirdi. Altı parçalı koleksiyon, kadife fuşya ve mavinin yanı sıra siyah deriden oluşan üç Birkenstock Arizona sandalet stilini ve aynı renk gruplarında sunulan üç Birkenstock Boston terlik stilini içeriyordu. Her iki stil de ikonik Manolo Blahnik Hangisi ayakkabısında görülen tasarım öğesini anımsatan toka üzerinde kristal süslemelere sahipti. Givenchy kreatif direktörü Matthew Williams, Mayıs ayında \"The Wonder Gallery\" adlı bir işbirliği için Disney ile birlikte çalıştığını açıklamıştı. İş birliği, Disney'in ikonik karakterlerini içeren bir tişört koleksiyonu ve kapüşonlu uzun kollu tişörtlerle başladı. İki marka, Disney'in 100. yılını kutlayan Şanslı Tavşan Oswald'ın yer aldığı yeni bir kapsül koleksiyon için iş birliği yaptı. Louis Vuitton, hayata veda eden erkek giyim tasarımcısı Virgil Abloh'un mirasını onurlandırmaya devam ederek mayıs ayında Nike ile işbirliği yaptı ve ünlü \"Air Force 1\" spor ayakkabılarının dokuz sürümünü piyasaya sürdü. Koleksiyona ek olarak Louis Vuitton, mayıs ayı boyunca New York City'deki Greenpoint Terminal Warehouse'da Abloh'a bir sergi adadı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/21/moda-severlerin-izlemesi-gereken-10-belgesel", "text": "Bu moda öncüsü belgesellerle sektörün perde arkasına geçin. Moda endüstrisinin içi birçokları için bir muamma. Film ve kamera olmasaydı, modanın önemli anları kaydedilemezdi. Ara sıra, sektördeki bir öncü, herkesi yaratıcı süreçlerinden ve kariyerlerini nasıl oluşturduklarından geçirmek için bir film yaratır. Moda dünyasının ve tasarımcılarının tüm ayrıntılarını merak ediyorsanız işte izlemeniz gereken on moda öncüsü belgesel. Bu film, Issey Miyake'nin başarılı kariyerinin ilk aşamalarını konu alıyor. Issey Miyake Moves, Miyake'nin podyumdaki bazı parçalarını öne çıkarırken fabrika ve tasarım stüdyosuna içeriden bir bakış sunuyor. Dior & I , Dior'un kreatif direktörü olarak Raf Simons'ın ilk haute couture defilesinin perde arkasını anlatıyor . Belgesel, Simons'ın yaratıcı sürecine, yeni atölyelerle çalışmasına ve ortaya çıkan kaosa içeriden bir bakış sunuyor. Sektörün en sevdiği Pazartesi. Andrew Rossi'nin yönettiği belgesel, The Met tarihinin en çok katılımlı moda sergisi olan China: Through the Looking Glass'ın yaratılışını yeniden ele alıyor. Jeremy Scott , moda dünyasında hızla tanınan bir isim haline geldi. Jeremy Scott: The People's Designer , tasarımcının Moschino'nun Kreatif Direktörlüğüne yükselişini ve eklektik yaratıcılığını takip ediyor. Film ayrıca en sevdiğimiz yıldızlardan bazılarının kamera hücrelerine de sahip. Rihanna , A$AP Rocky ve Katy Perry belgeselde yer alıyor. Sokak stili fotoğrafçısı ve vizyoner Bill Cunningham belgeselinde her şeyi anlatıyor. Cunningham'ın yeteneği ve bu fotoğrafçının New York'un seçkin moda topluluğunun bir parçası haline gelmesiyle ilgili sektör uzmanlarından bilgi alın. 2019'da vizyona giren film , bir dizi yayınlanmamış röportaj ve arşiv görüntüsünde Amerikalı tasarımcı Halston'ın hayatını ve kariyerini konu alıyor. Bu biyografik filmde tasarımcı ve sosyetik Roy Halston Frowick'i tanıyın. Mademoiselle C, Parisli moda ikonu Carine Roitfeld'i ve kendi dergisi CR Fashion Book'u yaratma yolculuğunu takip ediyor. Daha önce Roitfeld, ciddi bir şekilde ayrılmaya karar vermeden önce 10 yıl boyunca Vogue Paris'in Genel Yayın Yönetmeniydi. Film, onun ikon statüsünü nasıl oluşturduğunu belgeliyor ve sektördeki ünlü kötü şöhretini sergiliyor. 2010 yılında hayata veda eden ünlü İngiliz tasarımcı Lee Alexander McQueen, tarihteki en üretken, ürkütücü ve becerikli moda tasarımcılarından biriydi. McQueen'in kıyafetlerindeki deha, kıyafetleri boyunca iç içe geçmiş karanlık ve sanatsal tartışmada yatıyor. Tasarımcının çocukluk ve ilk gençlik yıllarını sarsıcı bir atmosferle aktaran belgesel, McQueen'in efsanevi şovlarının arkasındaki çarpıcı gerçeklere de odaklanıyor. 27 yaşında Givenchy'nin başına geçen tasarımcının ikonik tarzı, onu endüstrinin gotik yüzü haline getirirken; belgesel McQueen'i tanımak için de ideal bir ortam yaratıyor. Reiner Holzemer'in Dries Van Noten hakkındaki 2017 belgeselinin devamı niteliğindeki bu film, başka bir Belçikalı moda tasarımcısı olan Martin Margiela'yı ele alıyor. Medyadan çekingenliğiyle tanınan Margiela'nın sıcak, ciddi konuşma sesini kullanmak, yüzünü hiç görmesek bile samimiyet yaratmaya yardımcı oluyor. \"Ünlü olma fikrinden hoşlanmıyorum; anonimlik benim için çok önemli\" diyor ve bu yüzden Holzemer bize ellerini gösteriyor. Çocukken Margiela, Barbie'lerinin ayakkabılarının burunlarını keserdi, bu ilginç bir detay, 1980'lerde podyuma getirdiği yontulmuş Tabi botlarının mirasının habercisiydi. 1960'lardan beri en göz alıcı kadınlar için yüzlerce güzel elbise yarattı. Sadece bunu yapmak için doğduğunda ısrar ediyor, modanın ticari yönüne veya başka herhangi bir şeye hiçbir zaman fazla ilgisi olmadı. Onu, her elbisenin her payetini elle diken yardımcılarına nezaret eden atölyesinde gözlemlerken, onun bir fantaziye hizmet eden kararlı mükemmeliyetçiliğini takdir etmeye başlıyorsunuz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/28/2022nin-en-iyi-erkek-giyim-defileleri", "text": "Pandemi kısıtlamaları küresel ölçekte azalırken, bu yıl erkek koleksiyonları göz alıcı tasarımlara, defile setlerine ve mekanlara bol bol yer verdi. Defile, tasarımcıların moda seçkinleri için özel gösterimlere ev sahipliği yaptığı Avrupa otellerinde ve atölyelerinde mütevazi başlangıcından bu yana çok yol kat etti. İnternet ve sosyal medyanın yükselişiyle koleksiyonlar her zamankinden daha erişilebilir hale geldi ve tasarımcıları, gelecek vaat eden modanın gelgit dalgasında alakalı kalmak için defilelerinin sınırlarını zorluyor. Lüks evler ve gelişmekte olan tasarımcılar benzer şekilde yüz yüze gösterilere ve sunumlara tam dönüş yaptıklarından, bu yıl moda gösterileri tam olarak sergilendi. Erkek modasında benzeri görülmemiş bir yaratıcılık vardı ve podyum şovları sadece kıyafetleri sergilemek için bir satış noktasından daha fazlası haline geldi. Eskisinden daha geniş kitlelere ulaştılar ve öngörülemeyen teatral bir etkinlik yaratmak için sınırları zorladılar. Ancak yargılama kriterleri de değişti. Kıyafetler elbette önemlidir, ancak artık gösteri mekanları, yaratıcılık ve bir bütün olarak kültür üzerindeki etkisi moda kalabalığı tarafından dikkate alınan unsurlardır. Tüm bu değişime rağmen, koleksiyonları amaçladıkları gibi sırayla, bir hikayeyi tasvir ederek ve erkek modasının gelecek sezon ve belki de sonraki sezonlar için yönünü tahmin ederek görmenin heyecanı devam ediyor. Fas'ın moda ikonu Yves Saint Laurent'in estetiğini ne kadar revize ettiği ve şekillendirdiği göz önüne alındığında, burada tarihle dolu bir destinasyon şovu vardı. Marakeş'in bir saat dışındaki Agafay çölünde düzenlenen Anthony Vaccarello'nun mekan seçimi, pek çok kişiyi bu dünyanın ötesindeki güzelliği karşısında hayrete düşürdü. Blackpink'ten Lalise Manobal ve BTS grubu üyesi Kim Tae-hyung balkondan kraliyet ailesi üyeleri gibi el sallarken, K-pop kargaşası, Hedi Slimane'nin incelikle yontulmuş rock yıldızı koleksiyonunu gölgede bıraktı. Ancak LVMH lüks patronu Bernard Arnault filmi çekmek için koltuğundan kalktığında bile, giysiler açıkça ikinci planda kalıyor. Virgil Abloh'un moda endüstrisine öğrettiği bir ders varsa, o da sınırsız hayal gücünün işe yaradığıdır. Hayata veda eden tasarımcının Louis Vuitton için yaptığı son erkek giyim koleksiyonu , Fransız lüks evi için yaptığı sekiz koleksiyonun içinden geçen çocukluk temalarını ve sürrealizm dokunuşlarını kapsıyordu. Fransız moda evinin koleksiyonu gün batımından sonra Giza piramitlerinin önünde, pandemi sonrası dönemde destinasyon şovları için yeni bir çıta oluşturan muhteşem bir görselde sergilendi. Modeller ufukta yanan bir pist şeridinde spektral noktalar gibi ortaya çıktıkça, üç piramit arka arkaya aydınlandı, zifiri karanlık gökyüzünde kenarları beyazla çizildi. Kültürel sahiplenmeyle ilgili potansiyel suçlamalardan kaçınmak isteyen Jones, 75 bakışını Dior kadın arşivlerine dayandırdı. Jeff Goldblum, Kyle MacLachlan ve Asa Butterfield, \"insanları önemli hissettiren giysiler\" üzerine odaklanan Prada defilesinde yürüyen oyuncular arasındaydı. İzleyicilerin önünde kararlı bir adımla ilerleyen bu karakterler, temel terzilik ve iş kıyafetleri kombinasyonunda güçlü görünüyorlardı. Sanat yönetmeni Alessandro Sartori'nin Milan'a 90 dakikalık sürüş mesafesindeki Oasi Zegna'nın merkezindeki çok katlı yün fabrikasının çatı katında gösterilen bahar koleksiyonu, İtalyan erkek giyim markası ve onun için alakalı olduğuna inandığı şeylere ilişkin vizyonunu zorlamaya devam etti. Gömlekleri ceketlere, ceketler gömleklere dönüştükçe ve bu hibrit işlev gardırobun temel öğelerine modernlik katarken, tasarımcı alt ve dış katmanları alt üst etme becerisini geliştirdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/28/kim-jones-imzali-gran-turismo-7-skin", "text": "Monako'da 24-27 Kasım tarihlerinde gerçekleşen Gran Turismo World Series 2022 finalleri için Dior, Kim Jones imzalı Gran Turismo 7 sanal kapsül tasarımlarını bir kez daha sundu. Dior değerlerini otomobil dünyasının esaslarıyla birleştiren, baştan aşağı kapitone tulum, \"Cannage\"ın grafik hatlarıyla üretiliyor. Panıno a Panino tekniğiyle çalışılan bu çok özel parça, ton sür ton kullanılan Dior Oblique motifiyle dikkat çekiyor. CD Diamond işlemesi ya da '47 yılının yazılı olduğu yama gibi, Maison'un sembollerini kutlamak üzere çalışılan detaylar ise kostümün hem ön hem de arka kısmına yerleştirilerek ilk Dior defilesine atıfta bulunuyor. Aynı semboller; elde dikilen eldivenler, el boyaması kask ve Diorızon botlar gibi aksesuarlarda da göze çarpıyor. Ralli geleneği yepyeni bir yorumla buluşuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/28/sira-disi-tasarimlariyla-converse-x-a-cold-wall-koleksiyonu", "text": "Gelecekten bir silüet, kış koşulları için yeniden tasarlandı. Converse x A-COLD-WALL'ın orijinal kreasyonu, fonksiyonellikle yenilikçi bir tarzı harmanlıyor. Teknolojinin tasarımı ileriye taşıyabileceği fikrinden yola çıkan bir bot... Tamamen yeni bir siluet olan Geo Forma'nın tasarım dili, markanın ikonik Chuck Taylor All Star'ının modern bir yansıması olan Chuck 70'i farklılaştırıyor. Ancak bu sefer geometrik formlarla dönüştürülüyor. Yeni köşeli formuyla öne çıkan ve özel orta ve dış taban tasarımlarıyla tamamlanan siluet, Ross'un imzasıyla Chuck 70'e farklı ve sanatsal bir dokunuş katıyor. Dikkat çekici formlar, fütüristik ve geometrik bir yorumla modern bir görünüş katıyor. Geo Forma modelinde yer alan ayağı sarmak için tasarlanmış streç üst kısım ve alt taban üzerine lamine edilmiş polyester, yırtılmaz likra kumaş giyim kolaylığı sağlıyor. Ürün teknolojisiyle de ön planda olan modelin elastik bir yaka ve topuk kısmında kullanılan teknik kumaşların kullanılması ayakkabının fonksiyonelliğini arttırıyor. Eş zamanlı olarak sürdürülebilir bir tasarıma sahip A COLD WALL Geo Forma geri dönüştürülmüş dış taban siluetini doğal ve organik unsurlara dayandırıyor. Volt/Black Beauty ve Lily White/Poppy Seed üzere iki renk seçeneğiyle maksimalist ve minimalist farklı tonları modern bir stilde uygulayan ayakkabılarda performans ve dokusal renk uygulamalarını yan yana geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2022/12/30/ingiliz-tasarimci-vivienne-westwood-hayatini-kaybetti", "text": "Vivienne Westwood 81 yaşında öldü. İngiliz moda tasarımcısı ve aktivist, 70'lerin punk modasını ana akıma taşımasıyla biliniyordu. İngiliz moda tasarımcısı Vivienne Westwood, 1970'lerin punk moda fenomenini ana akıma taşımaktan sorumluydu. 70'lerin punk moda fenomenini başlatmaktan sorumlu olan ve korsanlardan kabarık eteklere kadar sonraki tasarımları da sonraki yıllarda büyük etkiye sahip olan Dame Vivienne Westwood, Perşembe günü 81 yaşında öldü. Westwood'un on yılı aşkın kariyeri boyunca eksantrik tasarımları, stili ve çevreci aktivizmi ile İngiliz modasını tanımladı. Westwood, 1941'de İngiltere'nin Doğu Midlands bölgesindeki Tintwistle'da doğdu. 1958'de ailesi, London Borough of Harrow'daki Harrow'a taşındı ve bu, şimdi Westminster Üniversitesi olarak bilinen Harrow Art School'da bir mücevher ve gümüşçülük kursuna kaydolarak modaya ilgi gösterdiği , ancak bir dönem sonra okulu bıraktığı zamandı. Kısa bir süre ilkokul öğretmeni olarak çalıştı ve aynı zamanda kendi mücevherlerini yapıp Portobello Yolu'ndaki bir tezgahta sattı. Westwood, ilk kocası Derek Westwood ile 1962'de tanıştı ve aynı yıl 21 yaşında kendi diktiği bir gelinlikle onunla evlendi. 22 yaşında oğlunu kucağına aldı. Çift, 1965'te Westwood ile birlikte punk'ın arkasındaki itici güç olan Malcolm McLaren ile tanıştığında boşandı. 1981'de Westwood, Londra podyumlarında \"Korsanlar\" adlı ilk defilesini başlattı. İlham, onun hem tasarımlarında hem de konuşmalarında sıklıkla atıfta bulunduğu tarih ve sanat konularına ömür boyu duyduğu hayranlığı gösteriyordu. Rönesans, II. Dünya Savaşı, çevre ve günümüz siyaseti arasında sorunsuz bir şekilde kıvrılabilen birden fazla yol boyunca herhangi bir röportajı yumuşak sesiyle alırken, bir zamanlar okul öğretmeni havasını hiç kaybetmedi. Westwood'un moda kariyeri, kısmen uzun ömürlü olması nedeniyle, ama çoğunlukla etkisinin uzun ömürlü olması nedeniyle benzersizdi. 70'lerde Malcolm McLaren ile birlikte butik ve giyim markaları modayı bir aktivizm platformuna dönüştürdü. McLaren, üretimin ve markanın İngiltere'de kalmasını isterken, Westwood İtalya'ya taşınarak Fiorucci'ye satılmasını istedi. Sonunda Westwood, 1984'te Giorgio Armani ile İtalyan tasarımcıya kendi adına münhasır haklar veren yedi yıllık bir lisans anlaşması imzaladı. Ancak anlaşma kapsamında hiçbir kıyafet üretilmedi ve 1987'de Westwood, Armani'ye ödeme yapmadığı için fiilen dava açtı. Westwood 90'larda yeni bir estetiğe yön verdi ve yirmi yılı aşkın bir süre boyunca hem hayat hem de iş ortağı olan Avusturyalı tasarım öğrencisi Kronthaler ile evlendi. Çiftin ortaklığı başarıya ulaştı. Westwood, 1990 ve 1991'de İngiliz Moda Konseyi'nden Yılın Moda Tasarımcısı ödülünü aldı. Yakında Westwood'un moda çabaları, 1992'de Buckingham Sarayı'nda Kraliçe II. Elizabeth tarafından OBE ile ödüllendirildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/01/24/louis-vuitton-jackson-wangi-marka-elcisi-olarak-atadi", "text": "Louis Vuitton, Hong Kong doğumlu şarkıcı Jackson Wang'ı en son marka elçisi olarak atadı. Avrupa turnesine çıkan Jackson Wang, Louis Vuitton erkek defilesine tamamen siyah bir takımla katıldı ve Usher, Tyga, JJ Lin ve Jasper Liu gibi diğer konuklarla kaynaştı. \"Bir Amerika turnesine hazırlanıyorum, ardından Güney Amerika ve ondan sonra muhtemelen Avrupa. Avrupalı kalabalıklar çıldırmış durumda. Çok fazla hazırlık var ama heyecanlıyım,\" dedi Wang gösteriden önce. Gösteriden önce Vuitton, Wang'ın hayranları Weibo ve Wechat'ta canlı yayını izlemeye davet ettiği 30 saniyelik bir video paylaştı. Video, yayınlandığı tarihte 188.000'den fazla görüntülendi. Hong Kong doğumlu, 28 yaşındaki Wang, eski bir Olimpiyat sporcusu ve K-pop grubu Got7'nin üyesi. Wang, geçen Eylül ayında ikinci solo stüdyo albümü \"Magic Man\"i çıkardı ve Bangkok'ta başlayan ilk solo dünya turuna çıktı. Geçenlerde Wang, bu Nisan ayında Coachella'ya döndüğünü de doğruladı. Sanatçı aynı zamanda plak şirketi Team Wang'ın kurucusu ve moda markası Team Wang Design'ın direktörüdür."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/01/28/gucci-sabato-de-sarnoyu-kreatif-direktor-olarak-atadi", "text": "Ana şirket Kering, İtalyan Sabato De Sarno'yu Gucci'nin kreatif direktörü olarak atadı. Şimdiye kadar Valentino'da erkek ve kadın koleksiyonlarını denetleyen De Sarno, Gucci için ilk podyum koleksiyonunu Eylül ayında Milano Kadın Moda Haftası'nda sunacak. De Sarno, Gucci'nin Tasarım Stüdyosu'na liderlik edecek ve moda evinin CEO'su Marco Bizzarri'ye rapor verecek. Bizzarri, rolünün \"Kadınlar, erkekler, deri ürünler, aksesuarlar ve yaşam tarzı koleksiyonlarında moda evinin yaratıcı vizyonunu tanımlamak ve ifade etmek\" olacağını söyledi. De Sarno, kariyerine 2005 yılında Prada'da başladı, ardından Dolce & Gabbana'ya geçti ve 2009'da moda direktörü olmak için yükseldiği Valentino'ya katıldı. Kering'in başkanı ve CEO'su Francois-Henri Pinault, \"Yaratıcı dümendeki Sabato De Sarno ile, House'un hem modayı hem de kültürü etkilemeye devam edeceğinden eminiz\" dedi. Napolili tasarımcı, yedi yıllık kreatif direktörlük görevinden sonra Kasım ayında İtalyan lüks markasından ayrılan Alessandro Michele'nin yerini aldı. Michele, Bizzarri ile birlikte, 2015 ve 2019 yılları arasında Gucci'de yükselen bir büyüme dönemini yönetti, kar yaklaşık dört kat artarak yaklaşık 10 milyar avroya (10,9 milyar dolar) ulaştı ve gelir neredeyse üç katına çıktı. Ancak son çeyreklerde Gucci, Hermes ve LVMH'nin en iyi markası Louis Vuitton da dahil olmak üzere rakiplerinin gerisinde kalmaya başladı ve kilit Çin pazarındaki performansı, COVID-19 kısıtlamalarının ortasında yatırımcılar için bir endişe kaynağı haline geldi. Bunun sonucu olarak Alessandro Michele 2022 Kasım ayında sürpriz bir şekilde Gucci'den ayrıldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/01/30/celinein-yeni-marka-elcisi-bts-uyesi-v", "text": "Grup arkadaşlarının ayak izlerini takip eden V'nin, lüks bir markayla anlaşma imzalayan en son BTS üyesi olduğu bildiriliyor. Gerçek adı Kim Tae-hyung olan 27 yaşındaki şarkıcı, BLACKPINK'ten Lisa ve Güney Koreli aktör Park Bo- gum'a katılarak, moda evinin en yeni marka elçisi olarak Celine ile ortak olmuş gibi görünüyor. Üç yıldız daha önce Hedi Slimane'nin 2023 Yaz erkek giyim defilesine birlikte katılarak sosyal medyada viral bir an yaratmıştı. Henüz resmi olarak onaylanmamış olsa da, Celine'in ana şirketi LVMH'ye ait bir Fransız medya kuruluşu olan Les Echos, Paris Moda Haftası Erkekler hakkında bir makalede K-pop'un moda üzerindeki etkisini bildirdi. Yakın zamanda Dior'un küresel marka elçisi seçilen Jimin'den bahsetmenin yanı sıra, makale V'nin Celine ile yakın zamanda bir anlaşma imzaladığını belirtiyor. BTS'in Louis Vuitton ile ortak marka anlaşmasının sona ermesiyle, moda evleri geçen ay grubun üyeleriyle iş birliği içinde olmak için acele ediyor. Ocak ayının ortasında Jimin, Dior'un elçisi olarak seçildi ve kısa bir süre sonra Suga Valentino'nun yüzü oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/01/30/tiffany-co-x-nike-is-birligi-resmi-olarak-duyuruldu", "text": "Tiffany & Co. ve Nike'ın özel bir ayakkabı üzerinde çalıştığı düşünülüyor. Bu hafta başlarında ortaya çıkan söylentilerden kısa bir süre sonra Tiffany & Co. ve Nike, beklenen iş birliğini resmen duyurdu. Instagram'da \"Efsanevi bir çift\" notuyla paylaşılan görsel, ayakkabı devinin beyaz imzalı logosuyla tamamlanan Tiffany Blue ayakkabı kutusundan başka fazla bilgi vermiyor. Sneaker uzmanları, Diamond Supply Co.'dan Nicky Diamonds'ın ikonik 'Tiffany Blue' rengini 2005'te Nike SB Dunk Low'a getirmesinin ardından mücevher markası ve ayakkabı devinin ilk kez bir araya geldiğini iddia ediyor. Yakın kaynaklara göre, yeni işbirliği Air Force 1 Low'u ön plana çıkaracak . Tasarımın tam olarak nasıl görüneceği henüz netlik kazanmamış olsa da, sızan görüntüler , yanlarda \"Tiffany Blue\" Swoosh'ları ile vurgulanan nubuk üst kısımlı tamamen siyah AF1'lara sahip olacağını gösteriyor. İşbirliği, Tiffany & Co.'nun kuruluş yılına bir övgü olarak \"1837\" markalı bilezikler, yüzükler ve kolyeler içeren mücevher alt serisi \"1837\" olarak adlandırılıyor. Resmi çıkış tarihi veya fiyatıyla ilgili henüz çok fazla bilgi yok, ancak Tiffany & Co. x Nike Air Force 1 Low \"1837\"nin bu bahar sezonunda 400 ABD doları fiyat etiketiyle piyasaya çıkması bekleniyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/02/01/louis-vuitton-lv-4motioni-pop-renklerle-guncelliyor", "text": "Louis Vuitton, Maison'un favori güneş gözlüğü tasarımının yepyeni modellerini sunuyor: LV 4MOTION. İlkbahar /Yaz 2023 \"Rainbow Playground\" erkek giyim koleksiyonu için podyumda vazgeçilmez ve iddialı bir aksesuar olan LV 4MOTION güneş gözlüğü, renkli, hafif malzeme kullanımı ve yaratıcılığı yansıtan bir isimle sportif bir yaşam tarzı ve evrensel bir uyum için tasarlandı. LV 4MOTION teknik bir hünerin başarısının karşılığı. Gözlükler parlak turuncu, mor veya siyah/yeşil renklerinde; kauçuk ve naylon çerçeveler ile teleskopik saplar ve ayarlanabilir sap uçları sayesinde her morfolojiye uyum sağlayacak şekilde tasarlandı. Optimum açı için dönerek uyarlanabilen ve geniş açı sağlayan lensler; çerçevelerin üzerindeki havalandırma halkaları sayesinde buğu önleme teknolojisi; alında gizli bir lastik ter bandı ve gözlüğün burun köprüsüne rahatça oturmasını sağlayan ayarlanabilir pedleriyle entegre tasarıma sahip. LV Monogram motifli metal işlemelerin oluşturduğu şık detaylar, gözlüğün menteşeleri ve uçları üzerinde bir vurgu yaratarak bu olmazsa olmaz aksesuara ekstra bir parlaklık katıyor. LV 4MOTION güneş gözlükleri, Şubat 2023'ten itibaren mağazalarda satışa sunuluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/02/02/mr-baileynin-adidas-originals-ozlucent-sneakeri-gelecek-hafta-cikiyor", "text": "\"OZMORPHIS\" serisinin lansmanı niteliğindeki \"OZLUCENT\" Sneaker'ı inceliyoruz. Mr. Bailey, adidas Originals ile işbirliği yaptığı \"OZLUCENT\" spor ayakkabısının 9 Şubat'ta piyasaya çıkacağını Instagram aracılığıyla paylaştı. Buna ek olarak, artık kişisel web sitesinde görünen bir kayıt sayfası ile erken erişim fırsatından da bahsetti. Mr. Bailey, \"OZLUCENT\" adlı en yeni konsept spor ayakkabı için adidas Originals ile gelişmekte olan ortaklığına devam ediyor. İlk olarak geçen ay karmaşık bir Instagram gönderisiyle tanıtılan işbirliği silueti, şimdi fütüristik bir kampanyayla birlikte su yüzüne çıktı. Geçen yılki \"Ammonite Süper Yıldızı\"nın ardından, çok yönlü tasarımcı bilimsel sualtı temasını bu sefer yaygın olarak moon jellyfish olarak bilinen Aurelia Aurita'nın yaşam döngüsünden esinlenerek yükseltiyor. topuk kısmı okyanus zemininde yaşayan bitki benzeri bir yapı olan Polipe atıfta buluyor, orta kısım bir Ephyra'yı yani Y şeklindeki dokunaçlara sahip bir bebek denizanasına dönüşen kısmı temsil ediyor, son olarak, Medusa - iki ayak genişliğindeki son formu ifade ediyor. Saklı, tamamen siyah tonlarda gelen sneaker'ın kozmetiği, basketbol ayakkabılarının sağlamlığını andırıyor ancak geleceğe uygun. Sert geometrik şekli elde etmek için üç ayrı kalıp kullanılarak hazırlanmış karmaşık poliüretan yapılı iskelet, ortak markalı iç neopren çorabın etrafını sarıyor ve eğer bu katman yeterli görünmüyorsa, daha fazla konfor için üç şerit imzalı AdiPLUS orta taban yastıkları ile tamamlanıyor. Projenin amacı \"suda yaşayan yaşam formlarını ve doğal mühendislik sistemlerinin en son ayakkabı teknolojisini nasıl etkileyebileceğini anlamak\" diyen Mr. Bailey, eksiksiz bir sürükleyici tüketici deneyimi tasarlamak için yola çıktı. \"OZLUCENT\" spor ayakkabı, Mr. Bailey ve adidas Originals'ın OZMORPHIS geliştirme serisinin lansmanını işaret ediyor ve tasarımcının deniz biyolojisi ilhamı ile spor giyim markasının ilerici ayakkabı teknolojileri arasındaki boşluğu dolduruyor. Bu temel değerleri ayakkabılarla yakalamayı hedefleyen bu sürekli yaratıcı ortaklıkta daha fazla adidas silüetinde çığır açan konseptler, tasarımlar ve yenilikler görmeyi bekliyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/02/13/gunun-her-saati-cabasiz-stil", "text": "MGS Group Kurucu Ortağı ve Boris Becker Tasarım Koordinatörü Hande Gürsoy, her yaşa hitap eden tasarımların ardındaki hikayeyi paylaşıyor. MGS Group olarak uluslararası iş birlikteliklerimiz, özellikle yurt dışında reklam ve pazarlama alanındaki faaliyetlerimiz sebebiyle ünlülerin menajerleriyle de iletişim halindeyiz. Tekstil sektöründe yatırım fikrinin doğmasıyla beraber bağlantıda olduğumuz yurt dışı kaynaklarımızı, marka ismi arayışında olduğumuz yönünde bilgilendirdik. Bize önerilen isimler arasında Boris Becker, kariyeri boyunca altı kez Grand Slam şampiyonluğu, Olimpiyat Oyunları altın madalyası ve henüz 17 yaşındayken Wimbledon'ı kazanan en genç tenisçi olması gibi başarıları sebebiyle ayrışan bir isim oldu. İsim hakkı MGS Group olarak satın alınan Boris Becker markamızın isim değerini artırmak ve moda dünyasında marka değeri kazandırmak üzere bir yapı kurduk. Tasarımlar her kuşağa hitap ediyor. Saf pamuktan üretilen gömlekler, ince trikolar ve casual pantolonlarla kobinlenecek espadriller ile X ve Y kuşağına hitap ettiği gibi özgün tasarım tişörtler üzerine yumuşak deri ceketler ve jogger pantolonlarla kobinlenecek snearkers'lar Z kuşağına hitap ediyor. Koleksiyonlarımızı farklılaştıran en önemli etken sürdürülebilir olması. Boris Becker koleksiyonunda jogger pantolon, kapüşonlu sweatshirt ve sneaker ile yürüyüşe çıkan ve sabah sporunu yapan bir erkek, aynı kombine uyumlu blazer ceketini giyerek bir toplantıya katılabiliyor. Toplantı sonrası aynı kombin, üzerine giyilen bir pardösü ya da deri montla başka etkinliğe uyumlu hale gelebiliyor. Pandemi, aynı anda birden fazla işi bir arada yapma zorunluluğu getirirken, bu durum moda dünyasında konforu hiç olmadığı kadar ön plana çıkardı. Ofisin eve taşınması sonucu insanlar, konforlarını ön planda tuttukları yeni bir süreçten geçerken, spor şık olarak tabir edilen smart casual ürün gamı da bir o kadar genişledi. Pandemi sonrası yeni normali 'koleksiyonda sürdürülebilirlik' üzerine inşa ederken rahatına düşkün olduğu kadar şıklığından da ödün vermeyenlere özel hazırlandı. İhracat odaklı bir yapı üzerine kurulan MGS Group, sahip olduğu markalarla Türkiye'de üretip ihraç etmek üzere kurulan bir yapıya sahip olduğu için dalgalanmaların etkilerini minimize ediyor. Özellikle pandemi süreciyle birlikte kişilerin giyim ve alışveriş kanalı tercihlerindeki değişiklikleri gözlemliyoruz. Bu ihtiyaçlara uygun tasarımlar üreterek, satış kanalları üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Şu an kış koleksiyonu satışta ve Boris Becker 2021 İlkbahar-Yaz koleksiyonu hazırlıklarımız tamamlandı ve stoklarımıza alındı. Yaratıcı tasarım ekibimiz, markanın yaz koleksiyonu için casual rahatlıktan ödün vermeden ve soft renklerle kaliteli, lüks kumaş ve dokularla harika bir yaz koleksiyonu hazırladı. Gelecek sezonda rahatlığın ön planda olduğu, zahmetsiz giyim tarzının günlük yaşama uyarlandığı, klasik görüntüden uzak rahatlığı vurgulayan koleksiyonlar bizleri bekliyor. Eskiye nazaran Türk erkeklerinin cesur tavrı gurur verici. Giyimine özen gösteren, günün her saati şık ve rahat görünmek isteyen Türk erkeği ile karşı karşıyayız. Tüm bu talepler göz önünde bulundurularak renk paletleri, kesim ve kumaş seçimleri bu yönde yapıldı. Aydınlık ve sürdürülebilir bir koleksiyon sunduğumuz için Türkiye pazarında beklenenin ötesinde bir ilgiyle karşılandık. Türkiye'de Harvey Nichols, Brandroom Nişantaşı ve Bodrum mağazaları ile Emaar Square Mall içerisinde bulunan Galeries Lafayette markaya ulaşılabilecek mağaza satış kanallarımız. Ayrıca Brandroom ve Boris Becker online sitesinden de tasarımlara ulaşmak mümkün. 2021 yılı itibariyle kendi mağazamız ve franchising sistemi üzerinden hem marka bilinirliğini, hem de prestijini artırmak üzere yatırımlar yapacağız. Ayrıca yurt dışı ve yurt içinde satış ağımızı genişletecek yatırımlara da ağırlık vereceğiz. Dijital dünyada ise, markamızı farklılaştıracak ve yeni müşteri deneyimleri yaşatabilecek satış kurguları üzerinde çalışmayı planlıyoruz. Yine e-ticarette markamızı daha fazla müşteriyle buluşturmak üzere ar-ge çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 30 yıldır dünyayı gezdiğim için çeşitli moda akımlarını keşfetme fırsatına sahip olmanın, temel motivasyon kaynağım olduğunu söyleyebilirim. Yollarımız MGS Fashion ile kesiştikten sonra, Hande Gürsoy ile birlikte kendi stilimi yaratmaya karar verdim. Özellikle 'favori parça' olarak nitelendirdiğim bir tasarım yok. Seçimlerimi tamamen o anki günlük, mesleki, özel durumlara ve hissiyatıma göre yapıyorum. Moda söz konusu olduğunda, erkek sadece giyinmemeli, moda aracılığıyla kişiliğini ön plana çıkartabilmeli. Korona virüs hepimizi etkiledi ve belki de ilk kez toplumlar birbirine kenetlenmek zorunda kaldı. Bu epidemi sürecini ancak birlikte el ele verip yenebiliriz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/02/turk-tasarimcilar-ifco-kapsaminda-bir-araya-geldi", "text": "Türk tasarımcılar, 2023-2024 Sonbahar-Kış koleksiyonlarıyla, 8-11 Şubat 2023 tarihleri arasında gerçekleşen IFCO Hazır Giyim ve Moda Fuarı kapsamında kurulan The Core Istanbul alanında, çoğunluğu yabancı satın alma sorumluları, basın mensupları ve fuar katılımcıları ile buluştu. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin bir iştirakı olan İTKİB Fuarcılık A.Ş tarafından İstanbul Fuar Merkezi'nde 8-11 Şubat tarihlerinde bu yıl 3.'sü düzenlenen IFCO - İstanbul Fashion Connection Hazır Giyim Moda Fuarı, Avrupa'nın en büyük hazır giyim ve moda fuarı olarak İstanbul'da büyük moda endüstrisinin buluşmasına ev sahipliği yaptı. Avustralya, Afrika ve Asya olmak üzere, 134 ülkeden 22.543 ziyaretçiyi, 588 katılımcı sektör profesyoneli ile buluşturan IFCO; kadın ve erkek giyim, çocuk hazır giyim, denim ve spor giyim, abiye, gelinlik, damatlık, iç çamaşırı, çorap, deri ve kürk konfeksiyon, ayakkabı ve saraciye ürün gruplarındaki firmaları alıcılar ile buluşturdu. Türkiye'nin bu önemli fuarı, Türk tasarımcıları da kendilerine ayrılan özel bir alanda satın alma grupları ve basın mensuplarıyla buluşturdu. 2023-2024 Sonbahar-Kış koleksiyonlarını tanıtan tasarımcılar için fuar içinde Salon 7'de özel olarak oluşturulan, geçtiğimiz yıllarda İstanbul'daki moda haftaları kapsamında yapılan The Core İstanbul tasarım fuarı, bu yıl IFCO İstanbul Fashion Connection Fuarı kapsamında 08-11 Şubat 2023 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde organize edildi. Moda endüstrisinin her alanını kapsayan, yaratıcı ve iş birlikçi çözümler öneren The Core İstanbul, Türkiye'nin önde gelen moda tasarımcılarını ve hazır giyim markalarını uluslararası alıcılar ile bir araya getirerek, marka ve tasarımcıların koleksiyonlarını ticari faaliyete dönüştürme olanağı sağladı. IFCO Hazır Giyim ve Moda Fuarı kapsamında kurulan, tek başına bağımsız bir yapılanma olan ve uzun dönemde farklı ülkelere giderek Türk modasının dünyaya tanıtımını amaçlayan The Core İstanbul'da, 4 gün boyunca yapılan 655'in üzerinde görüşme sırasında 354'ten fazla iş potansiyeli olan firma ile bağlantı kuruldu. Etkinlikte tekrar yer alarak dünyanın birçok yerinde markasını satın almacılarla buluşturmayı hedefleyen tasarımcıların çoğunlukta olduğu etkinlikte 56'nın üzerinde sipariş alındı. Ziyarete gelen coğrafyalar arasında Güney Kore, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, ABD ve Katar vardı. Bergdorf Goodman, Neiman Marcus, Elevastor, Gate, Luisa via Roma ve Printemps gibi dünyanın önde gelen lüks tasarım mağazalarından satın almacıların bulunduğu The Core İstanbul, Business of Fashion gibi dünya modasının takip ettiği basın mecralarını da ağırlandı. İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleşen ve Türk moda endüstrisi için önemli bir etkinlik olan The Core Istanbul kapsamında Arzu Kaprol, Aslı Filinta, Ceren Ocak, Çiğdem Akın, Ersöz Ata, Essin Barış, Ezgi Karayel, Gökay Gündoğdu - TAGG, Göknil Bigen Giyi World, Gül Ağış Lug Von Siga, Mehmet Emiroğlu, Meltem Özbek, Merve Ulu - Kuela, Murat Aytulum, Naz Bileydi Yenigün By The Oak, Nejla Güvenç - Nej, Selen Akyüz, Selin Küçüksöz, Seydullah Yılmaz SYHZ Wear, Tuba Ergin, Yakup Biçer Y Plus, Yasemin Öğün Muse For All tasarımlarını sergiledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/03/btsden-jimin-tiffany-conun-en-yeni-elcisi-oldu", "text": "Başarılı K-pop şarkıcısının mücevher markası için ilk kampanyası bu yılın sonlarında gelecek. BTS'den Jimin, markanın son elçisi olarak Tiffany & Co.'ya katıldı. Güney Koreli vokalistin bir Tiffany and Co markalı bir sürü \"Lock\" bilekliği bileğine geçirdiği bir fotoğrafla resmiyet kazanan Jimin'in markayla çalışması hemen başladı ve WWD'ye göre ilk kampanyası da bu yıl içinde gelecek. Jimin yaptığı açıklamada, \"Tiffany ile ortak olmak ve tasarım, yenilikçilik ve sanat tutkusu olan bir markanın değerlerini somutlaştırmak büyük bir onur.\" dedi. \"BTS'in çok yönlü sanatçısı Jimin'i en yeni marka elçimiz olarak karşılamayı dört gözle bekliyoruz. Tiffany and Co.'yu özetleyen enerjiyi, stili ve modernite duygusunu somutlaştırıyor. Bu baharda başlayacak olan gelecekteki kampanyalarımızı açıklamaktan gurur ve inanılmaz heyecan duyuyoruz.\" diyor Tiffany'nin ürün ve iletişimden sorumlu başkan yardımcısı Alexandre Arnault. BTS'deki grup arkadaşlarıyla birlikte Fransız moda evinde yıllarca çalıştıktan sonra Jimin, Dior ile küresel bir elçilik anlaşması imzalamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/03/pharrellin-joopiteri-ilk-adanmis-yuksek-mucevher-muzayedesini-sunar", "text": "Pharrel'ın 'A Journey Through Gems' müzayedesi, dünyaca ünlü mücevher tasarımcısı Lorraine Schwartz ile ortak çalışıyor. Pharrell Williams'ın küresel ilk dijital müzayede evi JOOPITER, özel yüksek mücevher müzayedesi A Journey Through Gems'i resmen duyurdu. Müzayede, dünyaca ünlü Amerikalı yüksek mücevher tasarımcısı ve üçüncü nesil elmas satıcısı Lorraine Schwartz ile ortaklaşa sunuluyor. Schwartz, sektörde en gıpta ile bakılan yüksek mücevher parçalarından bazılarını ve ısmarlama tasarımları birinci sınıf ünlülere getirme konusunda köklü bir üne sahip. Endüstri ikonlarıyla süslenmiş çalışmaları, genellikle kırmızı halılarda karşımıza çıkıyor ve her fotoğrafçının flaşıyla dünyanın gözlerini kamaştırıyor. Değerli Taşlarla Bir Yolculuk müzayedesi, Schwartz'ın kariyeri boyunca dünyanın en nadide taşlarından bir seçki ve türünün tek örneği kreasyonları içerecek. Müzayede parçaları olarak seçilen mücevherler arasında; dikkat çekici ve kimyasal olarak en saf elmas türü olan 50 karatlık D Flawless Type IIa kalp şeklinde nadir bir elmas,doğal mor safir, doğal paraiba ve pırlantaların yanı sıra 18 ayar beyaz altın pırlanta ve uyumlu küpelerle Kolombiya zümrüt önlük kolyeden oluşan dört panelli elmas şeklindeki küpeler bulunuyor. Pharrell, çok rağbet gören 26 karatlık Asscher kesimli kanarya sarısı pırlanta yüzük de dahil olmak üzere, Schwartz'la birlikte belirli sayıda takıyı birlikte tasarladı. A Journey Through Gems müzayedesi, 17 Mart'ta JOOPITER'da çevrimiçi olarak küresel teklif vermeye açılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/03/teen-wolfun-dylani-ami-kampanyasinda-basrolde", "text": "'Teen Wolf' Aktörü Dylan O'Brien, 90'ların süper modeli Kristen McMenamy ile birlikte AMI'nin İlkbahar Yaz 23 kampanyasına öncülük ediyor. AMI Alexandre Mattiussi'nin İlkbahar/Yaz 2023 defilesi göz doldurucuydu. Sacre C ur Bazilikası'nda sahnelenen anıtsal sunum, tüm gösterinin ve koleksiyonun ithaf edildiği şehir olan Paris'i yukarıdan görüyordu. Şimdi AMI, SS23 koleksiyonunu kendi Michael Bailey-Gates-shot kampanyasında öne çıkarmak için moda ve fotoğrafçılığın temellerine geri dönüyor. Gates ve AMI'nin beş işbirliği boyunca süren ilişkisi sonucu, AMI'nin güzel minimalist koleksiyonlarının dürüst, mütevazi tasvirleri ortaya çıkıyor. Aynı yaklaşım İlkbahar Yaz 23 koleksiyon çekimleri için de benimsendi ve Teen Wolf aktörü Dylan O'Brien ve 90'ların süper modeli Kristen McMenamy'nin, içtenlikle yakalanan House favorilerinin yanında kampanyanın ön saflarında yer aldığı görülüyor. Kampanya samimi, sessiz ve huzurlu üstelik dramatik bir etki yaratmak için cesur aksesuarlara veya renklere güvenmiyor. Bunun yerine, parıltılar ve giysiler kendilerini ifade ederken yine denizci renk şemasındaki uzun kollu bir polo, lacivert payetlerle güncellenerek geceleri Eyfel Kulesi'ne rakip olacak bir ışıltı katıyor. Takım elbiseler, ceketler, elbiseler ve tül üstler, Paris ışıkları altında gece boyunca dans etmek için uygun bir şekilde bir araya geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/09/david-beckham-izniyle-tarcin-takim-elbiseyi-onayliyoruz", "text": "Havaların ısınmasıyla birlikte sıcak tonlar da geliyor. Eğer siz de soğuklar başlar başlamaz yaz geri sayım saatini telefonuna indirenlerdenseniz, bunaltıcı kısa kış günlerinin bitmek üzere olduğunu fark etmişsinizdir. Nergisler çiçek açıyor, bir sonraki resmi tatil çok yakınınızda gibi geliyor ve söylemeye cüret ediyorum, güneş çıktığında gerçekten içinizi ısıtıyor. Uğursuzluk yapmayalım ama görünüşe göre bahar sonunda geldi. Tabii gerçekçi bir şekilde düşünürken kot ceketler için henüz erken, ama zilyon tane katman olmadan dışarıda oturma fikrine dair bir iyimserlik duygusu var. Onu da hayata geçirebileceğinize kesinlikle inanıyoruz. Daha sıcak iklimler için giyinmeye başlarsanız, uygun hava kesinlikle aynı şeyi yapacaktır. David Beckham bu zihniyete sahip görünüyor. Geçen hafta Paris'te, son zamanlarda gördüğümüz tüm siyah terziliğin antitezi olan bir takımla otelinden çıkarken görüntülendi. 6 derecelik havada 47 yaşındaki adam, deniz mavisi bir balıkçı yaka, erik rengi bir atkı ve tarçın rengi ayakkabılar eşleştirilmiş yanık turuncu takımdan oluşan eksiksiz bir Loro Piana görünümü giydi; Kendal Roy onaylı markayı düzenli olarak benimseyen yıldızlarla dolu ekibe dahil oldu. Eski futbolcunun meşhur gardırobu, kasvetli olmayan giysilerle dolu bir sezonun başlangıcını işaret ediyor. Kışın siyah ve griye yönelmek doğaldır. Ancak D vitamini artışı dopamini artırdığından , iyi ruh halinize uyan bazı tonları kucaklamanın tam zamanı gibi görünüyor. Beckham'ın turuncu seçimi ilk kez geçen yıl İlkbahar/Yaz '23 şovlarında görüldü."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/09/hedi-slimane-celine-icin-bob-dylani-fotografladi", "text": "Celine'in Sanat Yönetmeni Hedi Slimane, devam etmekte olan \"Bir Oyuncunun Portresi\" projesi için dünyaca ünlü müzisyen Bob Dylan'ın özel fotoğraflarını çekti. Hedi Slimane'nin \"Portrait of a Performer\" serisinin son konusu, dünyanın en etkili rock yıldızlarından biri olan Bob Dylan. Malibu'da fotoğraflanan Dylan, en son Celine tasarımlarından bazılarını giyerken gitarıyla poz veriyor: ikonik siyah, deri ceket, dar kot pantolon ve imza gözlükler. 81 yaşındaki müzisyen, kariyeri boyunca tarih yazdı; 10 Grammy Ödülü, Grammy Onur Listesi'nde altı giriş, Nobel Edebiyat Ödülü ve Cumhurbaşkanlığı Özgürlük Madalyası kazandı. Dylan, 1960'ların başındaki kariyerinin başlangıcından beri en sevilen sanatçılardan biri oldu. Dylan, 2016 yılında \"Blowin' in the Wind\" ve \"Mr. Tambourine Man\" sahnede turneye devam ediyor, aksi takdirde konser görüntüleri dışında nadiren kamera önüne çıkıyor. Richard Marquand'ın 1987 yapımı \"Hearts of Fire\" filmi bir istisnaydı. Müzisyen yine de son yıllarda görsel sanatçı ve yazar olarak yaptığı çalışmalarla başarı elde etti ve en son kitabı \"Philosophy of Modern Song\" Kasım ayında yayınlandı. Celine için \"Portraits Of\" serisindeki son görüntüler arasında The Strokes'tan Julian Casablancas, Paul Banks ve Martin Rev yer alıyor. Slimane, koleksiyonlarında sadece rock estetiğini savunmuyor. Müzik dünyasıyla olan bağları çok eskilere dayanıyor. Farklı türleri kapsaması ve resimlerinde müzik efsaneleri kadar genç bilinmeyenleri resmetmesi ile tanınıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/14/ana-de-armasin-oscar-elbisesi-marilyn-monroeya-saygi-durusu", "text": "Ana de Armas'ın Oscar kırmızı halı elbisesi Marilyn Monroe'ya ince bir selam verdi. Ana de Armas, Blonde'daki performansının çok ötesinde Marilyn Monroe'ya saygılarını sunmaya devam ediyor; aktrisin 2023 Oscar kırmızı halı görünümü, Hollywood ikonuna ince bir selam niteliğindeydi. De Armas, kırmızı halıda ışıltılı cam ve yapay elmas süslemelerle kaplı özel yapım ipek organza Louis Vuitton elbisesiyle yürüdü. Kasıtlı olsun ya da olmasın, yuvarlak yakası, vücuda oturan silüeti ve ışıltılı bitişi sayesinde hemen Monroe'nun en ünlü elbiselerinden biri olan \"Happy Birthday Mr. President\" şarkısını söylerken giydiği Jean-Louis tasarımıyla karşılaştırıldı. Dizlere kadar, yani; Monroe'nunki sütun tarzı bir eteğe doğru incelirken, de Armas'ın versiyonu denizkızı benzeri 3D fistolu bir kuyrukla sonuçlandı. Bu yılki Oscar Ödülleri'nde biyografik Blonde filmindeki Monroe rolüyle En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde aday gösterilen De Armas'ın saçı düzgün ve düz, makyajı ise taze ve şeftali rengindeydi. Etkileyici kırmızı halı görünümünü yine Louis Vuitton imzalı beyaz altın ve pırlanta takılarla tamamladı. Elbette, Monroe'nun 1962'deki gerçek Jean-Louis elbisesi, geçen yılki Met Gala'da Kim Kardashian tarafından giyildi. Tarihi kıyafet, yıldıza Ripley's Believe It or Not! Museum tarafından gala için ödünç verildi. De Armas, 95. yıllık Akademi Ödülleri'nde Blonde'daki performansıyla aday gösterilirken, Everything Everywhere All at Once'daki rolüyle Michelle Yeoh, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü eve götürdü. De Armas , Andrew Dominik'in, Joyce Carol Oates'in Monroe'nun hayatı hakkındaki 2000 Pulitzer Ödülü kısa listesine giren romanına dayanan, geleneksel bir biyografik filmden çok çarpık bir korku filmi olan Blonde'u için etkileyici bir dönüşüm geçirdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/14/austin-butlerin-elvisten-ilham-alan-oscar-gorunumu", "text": "Austin Butler'ın Elvis Presley'den ilham alan Oscar takımı ve topuklu ayakkabıları... Bu yılki Akademi Ödüllerini hak edecek bir şey varsa, Austin Butler sadece bir metod oyuncusu değil, aynı zamanda bir metod giydiricisidir. Baz Luhrmann biyografisindeki aksanını üç yıl boyunca hem ekranda hem de ekran dışında ünlü bir şekilde sürdüren Elvis yıldızı, Oscar töreninde genç bir Elvis'te yersiz görünmeyecek Nashville'e uygun Saint Laurent botları giydi. Butler, Lil Nas X ve Timothee Chalamet'in stil oyun kitaplarından bir yaprak alarak, hem daha fazla yükseklik hem de çarpıcı bir silüet sunan Küba topuklu stili seçti. Patentli botlarını yine Saint Laurent bir takım elbiseyle ve bir papyonla eşleştirdi. Butler, Altın Küre'deki metod oyunculuğu tekniği hakkında \" 'in hayattaki tek odak noktam olduğu üç yıl geçirdim, bu yüzden eminim ki DNA'mın her zaman bu şekilde birbirine bağlanacak parçaları vardır.\" Şimdi, Elvis'in eşsiz tarzını kendi tarzına dahil ediyor gibi görünüyor. Butler, Elvis'teki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi , ancak kaybetti ödülü Brendan Fraser karşısında kaybetti. Yine de Oscar sonrası düzenlenen partiye kız arkadaşı model Kaia Gerber ile katıldı. Çift, 2021'in sonlarından beri birlikte ve 2022'de Met Gala'da çift olarak resmi çıkışlarını yaptı. Partide Butler başka bir Saint Laurent görünümü giydi; Gerber ise ışıltılı, boyundan bağlı bir Celine elbisesini seçmişti. Çift, katılacak iyi giyimli konuklardan sadece ikisiydi; diğerleri arasında Schiaparelli tasarımıyla Naomi Campbell ve cüretkar Gucci elbisesiyle Daisy Edgar Jones vardı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/23/vilebrequin-woolmark-ile-ikinci-yazina-hazir", "text": "Fransız mayo markası Vilebrequin repertuarına iki Merinos yünü mayo daha eklemek için Woolmark ile yeniden işbirliği gerçekleştirdi. Vilebrequin'in bitmek bilmeyen Merinos yünü yazı, repertuarına iki Merinos yünü mayo daha eklemek için Woolmark ile yeniden işbirliği gerçekleştirdi. Merinos yününün olağanüstü kalitesi ve yüksek performansı, Vilebrequin'in mayolarıyla birleşerek yün mayo trendini şık bir görüntü ve hızlı kuruma özelliği ile sunuyor. 50 yıllık terzilik bilgisini sürekli deney yapma yeteneğiyle birleştiren ikonik Fransız mayo markası Vilebrequin, mayo giyimini yüksek terzilik seviyesine taşımaya Woolmark ile birlikte devam ediyor. Mayo terziliğine eğlenceli bir yorum getiren ortaklık, dokuma ve desen kesiminden cep yerleşimine kadar geleneksel takım elbise yöntemlerinden yararlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/27/lacosteun-moda-ve-sporu-birlestiren-yeni-ayakkabisi-serisini-l003-neo", "text": "Lacoste, moda ve sporu birleştiren yeni ayakkabısı L003 Neo'yu sundu. Lacoste'un yeni sneaker L003 Neo modeli; moda ve sporun bir araya gelmesi ile kurucu Rene Lacoste'un öncü başarılarına da saygı duruşunda bulunuyor. L003 Neo, sınırları yıkan yeni bir spor ayakkabı türü için dünyaya ilham kaynağı oluyor. Sürekli değişimi, sürekli yeniliği, cesurluğu ve modernliği kucaklamak için her zaman hareketli, marka mirasına atıfta bulunarak sahadaki tenis topundan ilham alıyor. Ayakkabı enerjiktir; korttan sokağa, spordan modaya, önce gelenden sonra gelene hareket eder. Bu dinamik yaşam tarzı spor ayakkabısı, neopren ve file sayaya, karmaşık dantel tutturmaya, göz alıcı deliklere ve yan tarafında cesur Lacoste logosuna sahip. Yeni sneaker çok modern, kalın bir dış tabanıyla dikkat çekiyor. L003 Neo, tenis topunun dinamizmine ve Lacoste'un bir spor lideri olarak zengin geçmişine saygı duruşunda bulunan, kahraman neon sarısı renk grubuna sahip. Kadınlar için şık monokrom pembe ve turkuaz dahil olmak üzere çeşitli parlak ve şık seçenekler, erkekler için ise tamamen siyah ve zamansız haki dahil olmak üzere klasik tonlardan oluşuyor. L003 Neo, elçileri Ella Mai ve Midwxst'in rol aldığı kampanyada hayat buluyor. Ella Mai, Londra'dan global bir izleyici kitlesine çekim yapan yükselen bir star. American Midwxst şüphesiz dünyanın bir sonraki büyük hip-hop ikonu. İkili, L003 Neo'nun dinamizmini ve genç canlılığını adeta özetliyor. Kampanya, harekete ve radikal sıçramanın sınırlarını yıkma ve farklı dünyaları aşmaya adeta bir saygı niteliği taşıyor. Lacoste, moda ve sporu birleştirme söz konusu olduğunda cesurca ve benzersiz bir şekilde kendini göstermeye devam ediyor. Yeni L003 silüeti, modern yaşam için tasarlanan yeni ve şaşırtıcı ayakkabılarda, her iki dünyanın en iyilerini, çatışan ayrıntıları, referansları ve mirasları birleştiriyor. Amaç, spor giyimin teknik parlaklığını ve saha kültürünü kutlarken, kodları yeniden tanımlamak ve modayı kucaklamak oluyor. Moda, tenis, kültür, stil, tasarım, sonsuz modernite ve sürekli kural yıkma ile Lacoste'un değerleri haline geliyor. L003 Neo'yu Lacoste Mağazaları, Superstep ve Lacoste.com'da bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/03/31/eleventy-ilkbahar-yaz-2023-koleksiyonu", "text": "Eleventy İlkbahar Yaz '23 Koleksiyonu, İtalya'nın 2022 kültür başkenti \"Procida\" adasında geçen bir filmi yansıtıyor. Koleksiyon, kendine özgü pastel tonlarıyla birlikte;güneşin ve denizin yansıttığı büyüleyici renklerle Napoli'ye adetabir övgü niteliğinde. Dikkat çekici ve soft renklerin ahenkli bir şekilde birleştiği koleksiyon; ada evlerinin soluk vanilya rengi, ahşap teknelerinin adaçayı yeşili, kumlu ve tozlu sokaklarının açık taş grisi ve ufukta solan berrak gökyüzünün beyaza kaçan mavisi ile türünün eşsiz bir renk paleti sunuyor. Koleksiyonun narin ve zarif kumaşları ise \"Procida\"nın içten ve tarihi atmosferiyle hayat buluyor. Geleneksel İtalyan terzilik mirasının, teknolojik araştırmalarla harmanlandığı bu özel koleksiyon, birbiriyle uyumlu ve sade tasarımlar içeriyor. Özel nitelikli kumaşlar, günlük ve çok yönlü kullanım için klasik ama bir o kadar sportif bir tarz vaadediyor. Eleventy'nin erkek koleksiyonunu birbirinden ayıran üç tarz: özel dikim, casual ve dikim tekniği olarak dikkatleri çekiyor Süet lazer mikro delikli kolej ceketi, Eleventy rafine görünümünü güçlendiren pres döküm fermuarlı pantolonlar ve dikişleri kontrast fitilli ve manşetleri grogren detaylı gömleklerle eşleşiyor. Trikolar, hafif kaşmirden karışık ketene ve ipeğe kadar uzanıyor. Avalon ve kaşmir merino yünü; ipek, iki renkli vanise desenleri ve geometrik renk bloğu ile örgüye dönüşüyor. Kanvas, keten ve ada pamuğu, Eleventy'nin çevre dostu duruşuna eşlik ediyor.Özenle detaylandırılan eşsiz tasarımlar, titiz İtalyan işçiliğini yansıtan, on sekiz saate kadar süren özel üretimden geçiyor ve seçkin ve özenli Eleventy İlkbahar Yaz 2023 Koleksiyonu'nu oluşturuyor. Yaz havasını deniz kenarında veya şehirde yaşamak isteyenlere seçkin alternatifler sunan koleksiyon, çizgili, asimetrik rugby stillere sahip havlu polo dokumaları barındırıyor. Geniş denim renk paleti, klasik yöntemlere kıyasla Eleventy sürdürülebilirlik değerlerine tam olarak bağlı kalarak ve su tüketiminden tasarruf ederek \"in-flow tekniği\" olarak bilinen eko-ağartma işleminden geçiyor ve Eleventy'nin kendine has lüksünün tanımını oluşturuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/04/10/dockersin-bahar-koleksiyonu", "text": "Her zaman iyi görünen ve her koşulda rahat hissettiren khaki'lerin yaratıcısı Dockers, bahar koleksiyonuna erkekler için yepyeni tasarımlar ekledi. Efsane khaki'lerin yanına ilk kez geçen yıl eklenen Denim pantolonlar bu yıl daha da iddialı. Gömlekten tişörte, sweatshirt'ten kazağa erkekleri baştan ayağı Kaliforniya tarzında giydiren markanın bahar koleksiyonunda hafif ve sürdürülebilir kumaşlar dikkat çekiyor. Dockers klasiği esneklik ve performans özellikleri yine olmazsa olmazlardan. Heyecan verici bir diğer yenilik ise markanın daha da öteye taşıdığı işlevsel özellikler. Bu konuda koleksiyonun en iddialı parçası olan Utility gömlekler erkeklerin gardırobundaki temel parçalar arasında yerini almaya aday. Daha fazla cep, daha çok işlevsellik. Dockers'ın Utility Shirt modelleri, iş giysilerinden esinlenen detaylarıyla erkekleri kendine hayran bırakacak. İster tişörtün üstüne, ister montun altına tercih edilsin, her hava koşulunda harika bir katman sunacak. 1986 yılından beri khaki denildiğinde ilk akla gelen marka Dockers bu sezon denim pantolonlarla erkeklerin hayatındaki yerini sağlamlaştırıyor. Mükemmel bir silüet vadeden çok yönlü Dockers tarzı şimdi denim formunda. Sonuç: En sevdiğiniz jean pantolonunuz artık çok daha rahat ve şık... Ve elbette daha sürdürülebilir. Gerçek bir klasik. Erkeklerin bir kez tanıştığında giyime dair algılarının kökten değişmesine yol açan, gardıroplarda eksikliğini hissettiren eşsiz bir parça. Smart 360 Flex Ultimate Chino, dört yöne esneyen kumaşı, esnek bel bandı, gizli fermuarlı cepleriyle size tüm gün rahatlık vaat ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/05/18/trendyol-avrupanin-en-populer-moda-platformu-oldu", "text": "Türkiye'nin lider, dünyanın önde gelen e-ticaret platformlarından Trendyol, Avrupa'daki en popüler moda platformları sıralamasında birinci oldu. Berlin merkezli Online Perakendeciler Birliği tarafından yapılan \"Avrupa'daki en popüler moda platformları\" araştırmasında Trendyol ilk sırada yer aldı. trendyol.com/de ve trendyol.com/en aracılığı ile Türk üreticilerini Avrupa'nın 27 ülkesindeki müşterilerle buluşturan Trendyol'un dışında listede Almanya ve Fransa'dan beşer, İngiltere'den iki, Polonya, İspanya ve Macaristan'dan ise birer online pazaryeri yer aldı. En popüler online pazaryerlerinin sıralaması, Similarweb, Tranco ve Umbrello verilerine ek olarak BVOH'a özel olarak geliştirilen bir algoritma üzerinden yapılan hesaplamalarla oluşturuldu. Trendyol geçtiğimiz günlerde de Almanya'da influencerlar tarafından en çok konuşulan moda markası olmuştu. Storyclash Influencer Pazarlama Platformu'nun influencerların Instagram'daki bahsedilme sayılarını baz alarak hazırladığı listede 1. sıraya yerleşerek önemli platformları geride bırakan Trendyol, aynı zamanda listeye giren tek Türk markası olmuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/05/25/tina-turner-83-yasinda-yasamini-yitirdi", "text": "İkonik sanatçı Tina Turner, 83 yaşında hayatını kaybetti. Tina Turner'ın müzik kariyerini, modaya yaklaşımını ve hayatını yakından inceliyoruz. Son senelerde yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle 83 yaşında hayatını kaybeden Rock & roll kraliçesi, hem kariyerindeki başarılarla, hem de göz alıcı kostümleriyle dikkatleri üzerine çekiyordu. En heyecan ve ilham veren sanatçılardan biri olan Turner'ın hayatına yakından bakıyoruz. 26 Kasım 1939'da ABD'de doğan, Tina Turner, gerçek adıyla Annie Mae Bullock, kariyerine gitarist Ike Turner tarafından keşfedilerek başladı. 1956'da Ike Turner'ın grubuna back vokal olarak katıldı ve ilişkileri evlilikle devam etti. Ancak evlilikleri 1975'te boşanarak son buldu. 1976'dan sonra kariyerine solo devam etti, 1983'te plak şirketini değiştirerek Capitol ile anlaştı. Al Green'in \"Let's Stay Together\" parçasını söyleyerek İngiltere Top 10'e girmeyi başardı. \"What's Love Got to With It\" parçası ise İngiltere listelerinde 3 numara olurken Amerika'da liste başı oldu. Bu parçanın yer aldığı albümle En İyi Albüm ve En İyi Kadın Pop Vokal dalında 2 Grammy ödülü aldı. Solo kariyeri boyunca 180 milyondan fazla albüm sattı ve toplam 8 Grammy Ödülü kazandı. 1985'te Mick Jagger ile yardım amaçlı olarak bir düet yapan Turner, dünya çapında bir üne kavuştu. Zor bir hayatı olduğunu her fırsatta dile getiren sanatçının 1985'te yazılan otobiyografisi, 1993 yılında ona dünya çapında ün getiren parçası \"What's Love Got to Do With It\" adıyla film yapıldı. 1995 yılında, James Bond filmi \"Golden Eye\"da filmle aynı adlı parçayı seslendirdi. Kariyerindeki başarısının yanı sıra, moda dünyasında da bir stil ikonu olarak yükselişe geçti. Diana Ross, Elton John ve Cher gibi ünlü isimlerle çalışan kostüm tasarımcısı Bob Mackie, Tina Turner'ın en hayranlık uyandıran görünümlerini tasarladı. Hareketli ve ışıltılı stiliyle Turner, kıyafetlerinde sıklıkla pullar, püsküller ve canlı renkler tercih etti. Aynı zamanda sürekli kullandığı çılgın peruklar adeta imzası haline geldi. Tina Turner, müzik dünyasına kazandırdığı hit parçalarla dönemin en ikonik kadın sanatçılarından biri olarak, 24 Mayıs 2023'te Küsnacht, İsviçre'de 83 yaşında hayatını kaybetti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/06/05/hamilton-ve-indiana-jones-tum-zamanlarin-efsaneleri", "text": "Efsanevi kahraman arkeolog Indiana Jones, ikonik serinin son filmi Indiana Jones ve Kader Kadranı ile 30 Haziran'da beyaz perdeye geri dönüyor. Indy, dönüşünde bileğine Hamilton'ın 1940'lardan kalma ikonik saati Boulton'u takıyor. Hamilton saatleri ve Hollywood filmleri, 90 yıldan uzun süredir ayrılmaz bir ikilidir. Sinematik hikaye anlatımına yeni bir boyut kazandıran Hamilton saatleri, önemli karakterlerin bileklerinde yer alarak, olay örgüsünün mekaniğine ve kahramanlarına özgünlük kattı. Hamilton bir kez daha kendisini, sinemanın en büyük maceracılarından birinin bileğinde buldu. Hamilton, saatlerinin Joanna Johnston tarafından tasarlanan kostümlerin zaman dilimi ile sorunsuz bir şekilde bağlantı kurmasını sağlamak için, filmin sahne ekibinden Ben Wilkinson ile yakın işbirliği içinde çalıştı. Hamilton Boulton, kırbacı ve fötr şapkasıyla, Indiana Jones karakterinin özünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor. İnce zekası ve keşfetmeye olan açlığıyla Indy, tehlikelerden tam zamanında kaçma yeteneğiyle tanınır. Indiana Jones ve Kader Kadranı'nda Hamilton Boulton, profesöre eşlik ediyor ve yeni maceralara atılırken, kaçışlarını zamanlıyor. Indy'nin sadık arkadaşı Renaldo'nun bileğinde ise, özel Khaki Navy Scuba yer alıyor. Her iki Hamilton saat de başlı başına birer film yıldızı. İlk olarak 1940'larda dünyaya sunulan Hamilton Boulton, American Classic koleksiyonunun en tipik saatlerinden biridir. Birkaç kez yeniden tasarlanan Boulton, kendine özgü dışbükey kasası korunarak modernize edildi ve Art Deco estetiğini günümüz dünyasına taşıdı. Küçük saniye alt kadranı ve ikonik serif tarzı rakamlara sahip beyaz kadranı ile bu klasik saat, uzun yıllara dayanan Hamilton mirasını ve İsviçre saat yapım endüstrisinin ileri teknoloji hassasiyetini bir araya getiriyor. Hamilton'ın saatçilik mirasının temel taşlarından biri olan Boulton, beyaz perdenin spot ışıklarını dolu dolu hak ediyor. Sağlam ve çok yönlü Khaki Navy Scuba, zorlu ortamlarla karşılaşmaya ya da heyecanlı bir filmde rol almaya her an hazır bekliyor. Her ortamda rahatlıkla kullanılabilen bu macera odaklı parça, birçok farklı boyut ve stilde sunuluyor. Hamilton Boulton, kırbacı ve fötr şapkasıyla, Indiana Jones karakterinin özünü mükemmel bir şekilde yansıtıyor. İnce zekası ve keşfetmeye olan açlığıyla Indy, tehlikelerden tam zamanında kaçma yeteneğiyle tanınır. Indiana Jones ve Kader Kadranı'nda Hamilton Boulton, profesöre eşlik ediyor ve yeni maceralara atılırken, kaçışlarını zamanlıyor. Indy'nin sadık arkadaşı Renaldo'nun bileğinde ise, özel Khaki Navy Scuba yer alıyor. Her iki Hamilton saat de başlı başına birer film yıldızı. İlk olarak 1940'larda dünyaya sunulan Hamilton Boulton, American Classic koleksiyonunun en tipik saatlerinden biridir. Birkaç kez yeniden tasarlanan Boulton, kendine özgü dışbükey kasası korunarak modernize edildi ve Art Deco estetiğini günümüz dünyasına taşıdı. Küçük saniye alt kadranı ve ikonik serif tarzı rakamlara sahip beyaz kadranı ile bu klasik saat, uzun yıllara dayanan Hamilton mirasını ve İsviçre saat yapım endüstrisinin ileri teknoloji hassasiyetini bir araya getiriyor. Hamilton'ın saatçilik mirasının temel taşlarından biri olan Boulton, beyaz perdenin spot ışıklarını dolu dolu hak ediyor. Sağlam ve çok yönlü Khaki Navy Scuba, zorlu ortamlarla karşılaşmaya ya da heyecanlı bir filmde rol almaya her an hazır bekliyor. Her ortamda rahatlıkla kullanılabilen bu macera odaklı parça, birçok farklı boyut ve stilde sunuluyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/07/27/sofistike-tasarimlarin-markasi-sandro-turkiyede", "text": "Parizyen stili ile göz dolduran, Fransız kült ulaşılabilir lüks moda markası Sandro, Doğuş Perakende Grubu ile Türkiye'de. Zarif, minimalist ve havalı bir tarz yaratmak isteyen kadın ve erkeklere özel koleksiyonlar sunan Sandro; Galataport İstanbul ve Yalıkavak Marina Bodrum'da kapılarını açan mağazaları ve sandro.com.tr ile moda severlere eşsiz tasarımlar sunuyor. Sandro kadın ve erkeği, rafine ve çok yönlü stillerinin tüm yönlerini yansıtmak için bu yaz, İlkbahar & Yaz 2023 Koleksiyonu ile her daim şık bir görünüm elde ediyor. Sandro Kadın Koleksiyonu, ikonik kargo pantolonları, mini etekleri, tüvit ceketleri ve çiçek desenli tasarımlarıyla şehir hayatına uyum sağlamış bir hippinin gardırobunu yansıtırken; Erkek Koleksiyonu ajurlu trikoları, oversize şortları, çarpıcı ve dökümlü gömlekleri ile yazın kolaylığı ve ferahlığına uyum sağlayan estetik bir gardırop vadediyor. Sandro'nun rafine, modern, ilham verici kadın ve erkek koleksiyonlarını keşfetmeye Sandro mağazalarına ve sandro.com.tr'ye davetlisiniz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/08/10/sonsuz-genclik", "text": "2000'lerin gösterişli tarzı, bu sezon Gen Z için yeniden yorumlandı. İyi haber: Gençleşiyoruz. SON BİR İKİ YILDIR AVRUPA'DAKİ köklü moda evlerinin çoğunun başına, 20'lerinin başında olan Z jenerasyonu tasarımcılar geldi ve bu genç kuşak, istekleri ve hayalleriyle sektörün güçlü şirketlerine gözdağı vermeye başladı. Z jenerasyonu tasarımcılar, İlkbahar-Yaz 2023 koleksiyonlarında bu kez geçmişi kurcalama konusundaki tutkularını ve nostaljiye olan düşkünlüklerini gösterdiler. Ve çıkardıkları bu rüzgarın gücü o kadar kuvvetli esiyordu ki bir anda İlkbahar/Yaz 2023 koleksiyonlarının esas trendi 2000'ler oldu. 2000'ler ve MTV kuşağıyla büyümüş gençlerin o yıllardaki yaşam biçimleri birçok tasarımcıya ilham kaynağıydı: Eminem'in ya da Nelly'nin stilleri JW Anderson'da, Justin Timberlake'i anımsatan siluetler Prada podyumunda güncelleniyordu sanki. Koleksiyonlarda 2000'lerin izlerini görmek benim gibi Y kuşağı üyelerini bir Şokopop içeriği izliyormuş gibi nostalji kuşağına davet ediyor ama Z kuşağı için yeni keşifler, yeni yorumlar anlamına geliyor. Yeni bir yorum mu: örneğin Givenchy'de o yılların göze batan neonları bu kez rock bir tarzda, Mowalola'da ise grunge'la harmanlandı. The Fashion Search Engine-Tagwalk'a göre Y2K akımının sezon koleksiyonlarındaki yeri önceki sezonlara göre yüzde 456 oranında arttı. Mutlu gençlik enerjisini aşılayan, bugünün milenyallerinin ilk gençlik hatıralarını iyi ya da kötü anımsatan bu trendin geri dönüşünü müjdeleyen parçalar arasında hepimizin korkulu rüyası düşük bel pantolonlar, logolar, cesurca sergilenen iç çamaşırlar ve Avril Lavigne'in ikonik şarkısında methiyeler düzdüğü kaykaycı stili de var. Teknik olarak Y2K modası 1997 yılından 2005'e kadar uzanıyor aslında, tam da bu yüzden birden fazla tarzın bir arada harmanlanmasına tanıklık ediyoruz. 90'ların biraz karanlık olabilen minimalizmi de, 2000'lerin parlak renkli siluetleri de bir arada karşımıza çıkıyor. Prada'nın mini deri siyah şortları, Loewe podyumunun neon spor kıyafetleri dikkat çeken örneklerden. Ama hepsinin bir ortak özelliğini görüyoruz: Giyeni genç göstermek ve varlığını ortamlarda hissettirmek. Ancak farklı kuşaklar, farklı stiller söz konusu olsa da göz ardı edilemeyecek bir gerçek var: Gençlerin ne istediği. Bu isteği Raf Simons kendi adıyla kurduğu markasının veda koleksiyonunda \"Londra'daki gençler, yaşama arzusu, dans ve birlikte olma enerjisi istiyor,\" şeklinde tanımlıyordu. Markası 18 yaşına basmıştı, ilk gençliğini sonlandırıp yetişkinliğe adım atıyordu. Simons gençlerle, gençlikle beslenen tarafıyla bilindiği için markasını doğru zamanda sonlandırdı, çünkü büyük resme baktığımızda moda endüstrisinin gençlikle takıntısının başladığını görüyoruz. Hepsinin sorumlusu da etkisini kaybetmemeye kararlı Y2K! Son birkaç yıldır kadın koleksiyonlarında sıklıkla karşımıza çıkan trend bu kez erkek podyumlarını da ele geçirmişti. İşin özüyle başlayalım: Gençleşiyoruz. Bunun tek sorumlusu ya da teşekkür etmeniz gereken grup ise Z jenerasyonu. Yani konuya hangi taraftan baktığınızla alakalı. TikTok'ta sonuna \"core\" takısı getirilerek bir anda viral trendlere dönüşen yaklaşımlar, Depop gibi Amerikan gençliğinin hızla erişebildiği hızlı moda markaları ağı günümüzde tasarımcılara ilham veriyor. Evet, yanlış duymadınız. Bugünün tasarımcıları kendi bakış açılarıyla yeni bir kültür yaratmaktansa gençlerin ne yaptığını takip ederek onların TikTok'ta trende dönüştürdüğü yaklaşımları sezon koleksiyonlarına yansıtıyor. Blumarine'in tasarımcısı Nicola Brognano, bu isimlerden birisi. Diesel'den Glenn Martens Y2K'nın bayrak taşıyıcısı. Çünkü o da tıpkı Raf Simons gibi gençlerin enerjisiyle kendisini canlı tutuyor. Elbette ikisinin gençlere bakış açısı farklı. Martens daha çok sokakların nabzını tutuyor. İlkbahar-Yaz 2023 için arşivlerdeki Diesel logosunu ve 2000'lerin popüler fonksiyonel giyim ürünlerini yorumladı. Bomber ceketler ve geri kalan her şey daha pop! Martens defile sonrasında \"Her şey tavırla ilgili, şimdi önemli olansa genç tavır,\" demişti. Genç bakış sezonun ana trendlerinden biri olsa da \"sonsuz gençlik\" fikrini, gençlerin nelerle mutlu olduğu konusunu her tasarımcı farklı bir açıdan ele aldı. Dries van Noten, Jonathan Anderson, Matthew Williams, tüm bu fikirleri Y2K'yla harmanlarken biz de düş kurarak farklı erkekler, belki de yeniden birer hınzır delikanlı olmanın hayalinin peşinden ilerliyorduk. Paris'te bir çatıda konuklarını ağırlayan Dries van Noten alt kültürlere çeviriyordu yüzünü. Bunu yaparken gençlerin tüm geceyi rave partilerde ya da müzik festivallerinde geçirdiğini hayal ettiğini söylemişti. Y2K'nın temelinde yer alan spor parçaları, satenler ve şık baskılarla birleştirerek kıyafetlerin daha genç durmasına gayret etmişti. Bir de tabii atlanmaması gereken bir stil önerisi! Gömleğin düğmelerini istediğiniz kadar açabilirsiniz! Raf Simons'u harekete geçiren de benzer dürtülerdi. \"Dışarı çıkmak, dans etmek fikrinden yola çıktım,\" diyordu şov sonrası verdiği röportajlarda. Silvia Fendi ise bohem Avrupa'dan uzaklaşarak Kaliforniya sahillerinde gençliğin peşinde koşuyordu. Onun irdelediği alt kültür ise kaykaycılar. Fendi, Y2K'nın kilit parçalarından biri olan kargo pantolonları, bol kesim jean, kova şapkaları ve neon aksesuarları İtalyan işçiliğiyle yorumladı. JW Anderson da kaykay meselesini daha da ciddiye alarak kırık kaykayları kıyafetlerin üzerine iliştirmişti. Biraz da ters köşe! Simone Rocha bu sezon ilk defa erkekler için de koleksiyon tasarladı, Molly Goddard podyumunda da erkekler vardı, bir ilk olmasa da... Ancak ikisinin ortak noktası Y2K ilhamlı düşük bel ve maksi eteklerin gösterişli resmigeçidiydi. Ancak o bu etekleri kadınlar için değil, erkekler için tasarlamıştı. Sıra Macarena dansında! Bugünlerde, özellikle de sessiz lüks trendinin yükselişiyle göze gittikçe daha da gereksiz denebilecek kadar gösterişli gelen logolar ise bizi bir anda 2003'e ışınladı. Givenchy'nin, 2000'lerin bir başka popüler markalarından Juicy Couture'u anımsatan eşofman takımlarının üzerine koyduğu logolar, Dolce&Gabbana'nın göğüs kısmının tam orta yerine yerleştirdiği baş harfleri akla gelen ilk ilki örnek. Oysa geçtiğimiz haziran ayında Londra, Milano ve Paris'te düzenlenen defilelerin toplamında baştan aşağıya logoların gözümüze çarptığı 509 görünüm vardı. Yine TagWalk'a göre de koleksiyonların yüzde 61'i logolarını sergilemekten geri kalmıyordu. Çünkü gençler ve özellikle Z jenerasyonu bir kulübe ait olduklarını belli etmek istiyor. Bunu açıkça ifade etmenin yolu da logolardan geçiyor. Hala bu gençlik rüyasına nasıl adapte olacağını düşünüyorsanız geriye dönüp son birkaç aydır görünümleriyle, stilleriyle bize ilham olan erkeklerin, Hollywood'un başrol oyuncularının neler yaptıklarına bakalım. Ufak adımlar atıyoruz: Çünkü muhtemelen sokaklarda üstsüz bir şekilde kaykay yapmak, pantolonları bel hatta popo altına indirmek isteyecek kadar ileri gitmek istemeyeceksiniz. Tartışmasız 2000'lerin en önemli parçası UGG'lar Jonah Hill'in ayaklarında Los Angeles sokaklarında gezintiye çıkmıştı, Euphoria'nın yıldızı Jacob Elordi'nin günlük stilini anlatan temel parça fermuarlı hoodie'ler oldu, ki zaten Bluemarble ve Wooyungmi podyumunda örneklerini de gördük. Oyunu biraz daha ilerletmek isterseniz önerimiz \"baggy jean\"ler Bu konuda Justin Bieber ya da Pete Davidson'ın izinden gidebilirsiniz. Y2K'nın son kalesi onlar. Ha bir de, kova şapkaları unutmamak lazım."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/08/21/tekduze-giyinecek-kadar-stil-sahibi-misiniz", "text": "Giyim tarzlarını, stillerini kendilerine ait bir üniformaya indirgemiş kişilerin yaratıcı zekalarının daha yüksek olduğu söylenir. Akla gelen birçok örnek bunu kanıtlıyor: Steve Jobs'ın ikonik siyah balıkçı kazakları bunun en önemli örneklerinden. Ama o yalnız değil; şu anda Metropolitan Müzesi'nde bir retrospektifini görebileceğimiz moda tasarımcısı Karl Lagerfeld, mimar Peter Marino, Amerikan Moda Konseyi'nin de başkanı olan Thom Browne, üniforma giyimde akla gelen ilk isimlerden. Onlara sadece ortaya koydukları işlerle değil, birer karikatüre dönüşmelerine sebebiyet veren kılık kıyafet seçimleriyle de aşinayız. Üniforma bize kahramanımızın her sabah aynı güne uyandığı Groundhog Day filmini anımsatmasın. Ya da her gün tam olarak aynı kıyafeti yine üstünüze geçirmek gibi de algılamayalım. Ne de olsa Steve Jobs'ın 100'den fazla Issey Miyake kazağı olduğunu, Karl Lagerfeld'in de aynı gömlekten dolabında 1000 adet olduğunu biliyoruz. Üniforma bize kahramanımızın her sabah aynı güne uyandığı GROUNDHOG DAY filmini anımsatmasın. Ya da her gün tam olarak aynı kıyafeti yine üstünüze geçirmek gibi de algılamayalım. Güney Koreli influencer Han Seung-ju her gün aynı kıyafeti giymese de her gün farklı bir bol kesim şortu, yine farklı bir bol kesim gömlekle tamamlıyor. İngiliz influencer ve kendi ismiyle aynı adı taşıyan bir erkek giyim markasının sahibi olan Daniel Simmons da benzer bir taktik uyguluyor. Mono renkli The Row ve Lemaire kıyafetlerinden oluşan dolabında neredeyse sadece bol paça pantolonlar, beyaz atlet ve örgü trikolar yer alıyor. Moda editörü ve TikTok ünlüsü Gen Z içerik üreticilerinden Brenda Weischer ise her fırsatta dolabında sadece siyah kıyafetin olduğunu söylüyor. Sebebi belli. Kişisel bir imza oluşturmak, pratiklik. Yüksek sesle şu soruyu soruyorsanız yalnız değilsiniz. \"Nasıl bir insan hayatının her iş gününde aynı kıyafeti giymek ister?\" Haksız da sayılmazsınız. Bir zamanlar İngiliz Esquire'ın kıdemli editörlerinden olan bol ödüllü Will Hersey'e göre bu sorunun cevabı net. Hepimizin yerinde olmak istediği kişiler aslında gündelik hayatlarında üniformaları tercih ediyor. Dünya fethetmek isteyecek kadar hırslı, vizyoner ve takıntılı insanlar yani. İşte bu yüzden Succession örneği yerinde. Roy hanedanlığının her bir ferdinin dikkatlerini verdikleri nokta kıyafetlerden çok uzakta. Succession ekibinden, Kendall, Roman ya da Shiv, stillerini ağzımızın sularını akıta akıta izlediğimiz karakterlerden çok farklı. Drive'da Ryan Gosling'in ceketi, Trainspoitting'de Ewan McGregor'un kadife ceketleri ve Adidas sneaker'ları, ya da tüm zamanların en şık erkeği James Bond'u düşünün. Muhakkak kendilerine has bir dokunuşa sahiplerdi. Steve Jobs'ın gardırobunda 100'den fazla aynı siyah Issey Miyake kazağı olduğu biliniyordu. Brunello Cucinelli'nin iki parçalı takımlarını tercih eden Kendall Roy'un duruşu saydığım bu erkeklerin stillerinin aksine bağırmıyor. Succession'ın yayınlanmaya başladığı günden bu yana her bir bölümden sonra karakterlerin moda seçimleri hakkındaki Google araştırmaları çığ gibi artıyor. Final sezonunda ise bu oran yüzde 300 artış görmüş. Nedeni basit. Bir zamanlar, pandeminin hemen sonrasında birkaç yıllık kısıtlamaların ardından konu alışveriş olunca tüketiciler hedonist bir alışveriş çılgınlığına girişmişti. Bu hedonizm sadece yapılan harcamalarla sınırlı değildi; koleksiyonlar, transparanlar ve pul payetlerle bağırmaya başlamıştı. Ancak şimdi eski günlere dönmeye başladık. Artık trendlerin belirlendiği ana alan TikTok ve buradan üretilen en önemli akımların başında da #CapsuleWardrobe geliyor. Etiketin altında bu yazı yazılırken 1 milyondan fazla gönderi yer alıyordu. StitchFix'e göre de bu yıl kapsül dolap konusunda yüzde 178 oranında artış olmuş. Peki kapsül dolap nedir, ne değildir? Kısacası hayat kurtarır ve aynı zamanda sürdürülebilir bir seçimdir de diyebilir miyiz, kesinlikle diyebiliriz! Giyinmek ve kıyafetlerin dünyası fazla karmaşık gelenler için kişilerin dolaplarına yaptığı en komik haliyle bir Marie Kondo yöntemi de denebilir. Trendleri dert etmek zorunda değilsiniz, en çok hangi parçaya sahip olmaktan mutluysanız ya da en çok ne giymek istiyorsanız dolapları onunla doluşturuyorsunuz. Stanley Kubrick'in chino'ları, Andy Warhol'un ise Levi's 501'leri Lagerfeld'in gömlek sayısı kadar abartılı olmasa da bir hayli fazlaymış. 2010'ların ortasında bireysellik akımı revaçtayken Mark Zuckerberg çıkıp \"Hayatımı sadeleştirmek istiyorum ve toplum yararına olmayacak konular üstüne çok da kafa yormak istemiyorum, bu yüzden her gün aynı giysiyi giyme kararı aldım,\" gibi bir açıklama yapmış, epey dalga konusu olmuştu. Bu kez neredeyse sezon koleksiyonları da bu fikir üstüne kuruldu. Bu sezon, sükunetin peşinde, nötr, sessiz ve sakin renklerin hakimiyeti vardı. Kahverengi ve bej rengin tonları Fear of God'dan Saint Laurent'a kadar birçok koleksiyonda hüküm sürüyordu. Klasik renkler sadece yüksek modanın değil, spor ve sokak giyiminin de bir parçasıydı. Post-hedonist dönemde tasarımcılar modern ve nötrlüğün ve de zamansızlığın izinden gidiyordu. Brunello Cucinelli ekibi bu yaklaşımı \"rahat şıklık\" olarak tanımlıyordu. 19. yüzyılda yaşamış İngiliz yüksek sosyetesinin önde gelenlerinden, erkek modasına yön veren dandy'lerden Beau Brummell şöyle demiş: \"İnsanlar sokakta dönüp ne giydiğinize bakıyorsa iyi giyinmemiş sayılırsınız.\" Belki de matematik bu kadar basit!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/09/01/carlos-alcarazin-ilk-louis-vuitton-kampanyasi", "text": "Louis Vuitton'un yeni marka elçisi ve dünyanın bir numaralı tenis oyuncusunu bir de resmi kıyafetler içinde görelim. 2023'ün Temmuz ayında, Wimbledon Turnuvası'nda rakibi Novak Djokovic'e karşı zafer kazanan Alcaraz, Djokovic ile olan her karşılaşmasında ondan bir şeyler öğrendiğini belirtiyor. Öncesinde mart ayında Indian Wells Masters'ta kariyerindeki 100'üncü galibiyeti elde eden ve henüz 20 yaşında olan Alcaraz'ın kariyeri için bir de Louis Vuitton'un marka elçisi seçilmek hiç de fena bir başlangıç değil. Alcaraz, Louis Vuitton için, \"Markaya uzun zamandır hayranlık duyuyorum, dolayısıyla bu ortaklık benim için bir rüyanın gerçekleşmesi anlamına geliyor,\" diyor. Alcaraz, Louis Vuitton ile yapılan işbirliği hakkında \"Bu işbirliği, bir rüyanın gerçekleşmesi,\" diyor. Ünlü Fransız moda evi 2024 İlkbahar/Yaz resmi giyim kampanyasını tanıtırken Esquire kampanyanın ilk görünümlerini sizinle paylaşıyor. Alcaraz, büyüleyici bir atmosferde gerçekleştirilen özel çekimde, kusursuz terziliği ve lüks giyimi usta tenis hareketleri ile birleştiriyor. Atlanmaması gereken bir nokta var, o da Alcaraz'ı şu anda bulunduğu noktaya taşıyan bağlı olduğu spor dalının tenis olması. Geçtiğimiz aylarda elde ettiği galibiyetlerden sonra Alcaraz kendini yeniden geri dönüşüne hazırlıyor. Ve bu konuda oldukça heyecanlı görünüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/10/06/keringin-yeni-kreatif-direktorleri-mcgirr-gvasalia-de-sarno-vaccarello-blazy", "text": "Sean McGirr'in Alexander McQueen'e atanmasının ardından Kering'in kreatif direktörleri artık beyaz adamlardan oluşuyor. McGirr, Gvasalia, De Sarno, Vaccarello, Blazy... Diet Prada'nın haberine göre, kıdemli bir tasarımcı, Sarah Burton'ın yerini JW Anderson'daki Erkeklerden Sorumlu Yönetici'nin alacağı haberinin yayılmaya başlamasının ardından, \"Benim neslimden tek bir kadının böyle bir işe başvurduğunu bile bilmiyorum\" dedi. Kimliği açıklanmayan başka bir kadın tasarımcı: \"Bütün bu kadınlar, maaşlarının 10 katını kazanan erkeklere hizmet etmek için her şeyden vazgeçtiler. Hatta pek çok kadın bu kariyer rotası imkansız olduğu için hedeflerinden vazgeçiyor. Bu son atama da bunu kanıtladı. Bu, sektörde çalışan her kadın için hakarettir; onun atanmadan portföyünün tamamının erkekler tarafından yönetilmesi. Bu gibi kararların sektörde neden sürekli tekrarlandığı, hangi faktörlerin bu modeli sürdürdüğü ve gerçek değişimin gerçekleşmesinin neden bu kadar zor olduğu hakkında tartışmanın tam zamanı.\" dedi. Günümüzde eşitliğin ve çeşitliliğin her alanda olduğu gibi moda sektöründe de bir pazarlama stratejisi olarak lafta kalmasından dolayı, söz konusu moda devi markalar eleştirilerin odağında yer alıyor. Alexander McQueen'in uzun bir süredir kreatif direktörlüğünü üstlenen Sarah Burton'ın Paris Moda Haftası'nda son koleksiyonunu sergilemesinden günler sonra moda evi, İrlandalı tasarımcı Sean McGirr'i halefi olarak ilan ederken, sektördeki moda profesyonelleri moda holdingi Kering'in yönetimindeki tüm kreatif direktörlerin artık tamamen beyaz adam olduğuna dikkat çekti. Ölümünden hemen sonra McQueen'in yerini alan ve Kate Middleton'ın gelinliğini tasarlayan Burton, geçtiğimiz ay markadan ayrılacağını açıklamasının ardından bu hafta onun yerine daha önce JW Anderson'ın hazır giyim sorumlusu olan McGirr'in geleceği açıklandı. Alexander McQueen, Balenciaga, Brioni, Gucci, Saint Laurent ve Bottega Veneta gibi köklü moda evlerinin markaların ana şirketi Kering'de halihazırda hiç kadın veya farklı ırklardan insanların yönetici konumunda olmaması tepki topladı. Gucci bu yılın başlarında, yine İtalyan bir adam olan ve uzun süredir kreatif direktörlük yapan Alessandro Michele'nin yerine İtalyan tasarımcı Sabato De Sarno'yu kreatif direktör olarak atadı; Amerikalı Demna Gvasalia, 2015'ten bu yana Balenciaga'nın başında bulunuyor; Avusturyalı Norbert Stumpfl Brioni'ye liderlik ediyor; Belçikalı-İtalyan bir adam olan Anthony Vaccarello, Saint Laurent'in kreatif direktörlüğünü üstleniyor ve Fransız tasarımcı Matthieu Blazy, Bottega Veneta'nın en iyi tasarımcısı olarak anılıyor. Kering, şu anda toplam işgücünün yüzde 63'ünün kadınlardan oluştuğunu, yöneticilerin yüzde 57'sinin, icra komitesinin yüzde 38'inin ve yönetim kurulunun yüzde 40'ının kadın olduğunu belirterek, 2025 sonuna kadar \"cinsiyet dengesi\" hedefi belirlediğini açıkladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/10/06/pradanin-varisi-markanin-basina-gecmeye-hazirlaniyor", "text": "Prada'nın CEO'su Patrizio Bertelli & Miuccia Prada'nın bir ralli pilotu olan oğlu Lorenzo Bertelli'nin ünlü moda evinin yeni CEO'su olacağı açıklandı. Lüks marka Prada'nın CEO'luğunu üstlenen baba Patrizio Bertelli, 75 yaşında emekli olacağının açıklamasının ardından oğlu Lorenzo Bertelli'nin yerini alacağı açıklandı. Halıhazırda şirketin pazarlama direktörlüğünü ve kurumsal sosyal sorumluluk başkanlığı görevini üstlenen Lorenzo Bertelli'nin babasının görevini ne zaman devralacağı ise henüz belirtilmedi. Baba Bertelli, Covid-19 pandemisinin lüks endüstrisini değiştirdiğini ve sektör için özellikle Y ve Z kuşakları için gittikçe daha da önemli hale geldiğinin altını çizdi. Moda endüstrisindeki rekabet için yeni fırsatların ortaya çıktığına işaret eden Bertelli, lüks grubun, müşteriler ile olan ilişkisini yeniden gözden geçirerek sürdürülebilirliği ve sosyal sorunları odağına alması gerektiğini; markanın temel hedefin ise turizmi hesaba katarak yerel müşterilere odaklanmak olacağını belirtti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/10/06/ugg-2023-2024-sonbahar-kis-koleksiyonu-feels-like-ugg-konseptiyle-tanitildi", "text": "Ayakkabı distibütörü VES, UGG Sonbahar/Kış 2023 koleksiyonunu tanıttığı lansmanda moda dünyasından isimleri, influencerları ve ünlü simaları ağırladı. UGG markasının \"Feels Like UGG\" konseptiyle hazırlanan davette, 2023 Sonbahar Kış Koleksiyonu'nun öne çıkan parçaları sergilendi. VES Yönetim Kurulu Başkanı Moris Doenyas, \"UGG'ın Sonbahar/Kış 2023 koleksiyonunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. Sıra dışı bir marka olan UGG, önce Hollywood starları, moda editörleri, ünlüler tarafından giyilmeye başlanan marka iken; kısa sürede tüm dünyada aranan, sevilen, giyilen bir marka haline geldi. Önceleri, ismi ile özdeşleşen ikonik klasik botu ile tanınan ve sevilen marka, kısa zamanda yaratıcılık, kalite ve üstün işçilik özellikleri ile ayakkabının yanına giyim, aksesuar ve ev dekorasyonunu da ekleyerek global bir marka haline geldi. Bugün UGG, ayakkabı sektörünün premium markalarından biri. \"Feels Like UGG\" konsepti ise modanın ötesinde hepimizin bağ kurabileceği bir yaşam tarzı.\" şeklinde konuştu. Ev sahipliğini VES Yönetim Kurulu Başkanı Moris Doenyas'ın üstendiği UGG 2023/24 Sonbahar Kış koleksiyon lansmanına; Deren Talu, Hande Subaşı, Gizem Katmer, Halil İbrahim Ceyhan, Kerem Cem, Leyla Başak Kaçar gibi ünlü isimler katıldı. Katılımcılar davette farklı UGG tasarımları ile boy gösterdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/10/16/gucci-horsebit-1953-70-yasinda", "text": "Paul Mescal ve Xiao Zhan Gucci Horsebit 1953 Loafer kampanyasının yüzü oldu. Gucci mirasının kalıcı simgelerinden Horsebit 1953 mokasen ayakkabı 70. yıldönümünde Paul Mescal ve Xiao Zhan ile anılıyor. Lüks modaevi Gucci'nin 1953 yılında stil avcılarıyla buluşturduğu Gucci Horsebit 1953 mokasen, şıklığı konforla birleştirerek ayakkabı sektöründe deyim yerindeyse devrim yarattı. Minyatür at kantarmasından ilham alan yenilikçi tasarımıyla loafer türündeki ayakkabı, markanın imza parçalarından biri haline geldi. Horsebit 1953 mokasen, zamansız tavrıyla ve nesillerdir tercih edilebilir olmasıyla adeta Gucci'nin zengin moda geçmişini ve zarif İtalyan tasarımını ortaya koyuyor. 70. yılında Horsebit 1953 loafer ayakkabı, Paul Mescal ve Xiao Zhan ile modern erkeğin zevkiyle yeniden yorumlanıyor ve tasarımın zamansızlığı vurgulanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/stil-moda/2023/10/29/iyi-giyinmeyi-de-ondan-ogrendik-mustafa-kemal-ataturk", "text": "Tüm zamanların en iyi giyinen liderleri listesinde adı ilk sırada. İşte, 8 adımda Mustafa Kemal Atatürk'ün giyim tarzı. Atatürk, politik dönüşümle birlikte sosyal dönüşümü de önemsiyordu. Uygar olmaya giden bir yolda, çağdaş bir giyim stilini benimseyerek topluma örnek oldu. 25 Ağustos 1925'te TBMM'de çağdaşlaşmanın bir adımı olarak \"Şapka Kanunu\" kabul edildi. Kastamonu'da \"Bu serpuşun adına şapka derler.\" diyerek Türk halkına şapkayı tanıtan Atatürk, \"Redingot gibi, bonjur, smokin gibi, işte şapkanız!\" sözleriyle kendinin de severek taşıdığı şapkayı Türk modasına kazandırdı. Atatürk günlük giysileriyle fötr, melon ve kasket; spor takımlarıyla kasket, yazlık giysilerle silindir şapka, frakla klark şapka tercih ederdi. Centilmen stilini klas bir tavırla taşıyan Atatürk'ün gardırobunda kendi imzası bulunuyordu. Mustafa Kemal Atatürk, bazı kıyafetlerini kendi tasarlayıp Jan Plüris, Petro Martino gibi terzilerine sunduğu gibi modanın tarihi ile de yakından ilgiliydi. Terziler anılarında Atatürk'ün modayı takip ettiğini ancak kendisine yakışmayan şeyleri asla giymediğini ve yerli kumaş tercih ettiğini belirtmişlerdi. Her işin başının eğitim olduğunu savunan Atatürk, farklı alanlarda özel eğitim almaları için gençleri yurtdışına gönderirdi. Terzi Levon Kordonciyan da bu isimlerden biriydi. Atatürk tarafından terzilik eğitimi alması için Paris'e gönderilen Kordonciyan'ın Atatürk'ün smokin ve takım elbiselerinde imzası bulunuyor. Atatürk'ün kıyafetlerini zamanı ve mekanı göz önünde bulundurarak tercih ettiği ve gardırobunda çeşitliliğe önem verdiği biliniyor. Ayrıca kıyafetlerin iletişimde önemli bir araç olduğunu düşünen Atatürk, frak giymek kişinin ev sahibi olduğunu vurguladığı için devlet insanlarını makamında ağırlarken frak tercih ediyordu. Atatürk, gardırobunda keten ve ipek kumaşlarda gömlekleri bulunduruyor; resmi davetlerde ipek gömlekleri, günlük giyimde ise keten gömlekleri tercih ediyordu. Pijama yerine keten entari giydiği, sabahları sabahlık giydiği bilinirdi. Mevsimlik kumaşlar seçer, günlük hayatında giysilerinin kırışmamasına özen gösterirdi. Takımlarında ise keten, gabardin, tüvit kumaşlar tercih etmiştir. Kendi fiziksel özelliklerini çok iyi tanıyan ve giysilerini buna göre seçen Atatürk, cekette üzerine oturan, pantolonlarda bol kesim tercih ederdi. Görünüşün yanı sıra fonksiyonelliğe de son derece önem verirdi. Terzisinin torunu, bu özelliğini şu cümleyle anlatıyor: \"Mesela böbrekleri rahatsız olduğu için sırtını sıcak tutsun diye çizdiği sırtı trikolu, önü kumaş bir yelek çizimi var ki dedem bu yeleği senelerce kendine bile dikti.\" Atatürk'ün stilindeki renk tercihi ise, ekru ve beyazın tonlarını siyah ve kahverengiyle tamamlamaktı. 42 numara giydiği ayakkabıları ise genç subaylık döneminden itibaren çizme, potin ve iskarpin kalıplarıyla Onufri Karkidilis ve çırağı Tanaş Elefteriadis tarafından yapılmıştır. Atatürk, frak giydiğinde üzerine; taşıması oldukça zor ve iddialı bir parça olan pelerin giymeyi tercih ederdi. Genelde yün ve kaşe tercih ettiği paltolarının eldiven ve şapka gibi tamamlayıcıları uyumluydu, siyah kaşe paltolarının yaka içleri genellikle samur kürk kaplıydı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2021/12/16/nasanin-uzay-araci-tarihte-ilk-kez-gunese-dokundu", "text": "Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesine ait uzay aracı Parker Solar Probe, Güneş'e en çok yakınlaşan uzay aracı oldu. NASA'nın internet sitesinde yer alan habere göre, Parker Solar Probe'un Güneş'in dış atmosferi olarak da bilinen taç küreden uçmasıyla tarihte ilk kez bir uzay aracı Güneş'e bu kadar çok yaklaşmış oldu. Güneş'i bugüne kadar insan yapımı herhangi bir araçtan daha yakından inceleyen Parker Solar Probe, Güneş'in atmosferindeki parçacıklar ve manyetik alanları örnekledi. Güneş bilimi için yeni bir eşik olarak görülen bu adımın, bilim insanlarına güneş sistemi üzerindeki kritik bilgilerin ortaya çıkarılması için yardımcı olması bekleniyor. Washington'daki NASA Genel Merkezi'nde Bilim Misyonu Müdürlüğünde görev yapan Thomas Zurbuchen, Parker Solar Probe'un \"Güneş'e dokunması\"nın güneş bilimi için bir dönüm noktası olduğunu aktararak, \"Bu kilometre taşı bize sadece Güneş'imizin evrimi ve güneş sistemimiz üzerindeki etkileri hakkında daha derin bilgiler sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kendi yıldızımız hakkında öğrendiğimiz her şey bize evrenin geri kalanındaki yıldızlar hakkında daha fazla şey öğretiyor.\" dedi. NASA tarafından şimdiye kadar gerçekleştirilen en önemli misyonlardan birini icra eden Parker Solar Probe, üç yıl önce fırlatıldı. Güneş'e dönük kısmı yörüngede 1370 derecelik sıcaklığa maruz kalan uzay aracının, 7 yıl boyunca Güneş'in çevresini 24 kez dönmesi planlanıyor. Görevleri arasında güneş rüzgarının hızlanmasının, yıldızdan devamlı dışarı madde akışının ve koronadaki çok yüksek sıcaklığın gizemini çözmeye çalışmanın yer aldığı Parker Solar Probe, Güneş'in aktif parçacıklarının hızlanmasının ardında yatan mekanizmanın anlaşılmasına da yardım etmeyi hedefliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/04/nft-muzik-platformlari-yeni-yilda-spotifyi-tahtindan-edebilir", "text": "Spotify gibi popüler müzik yayın hizmetleri, müzisyenlerin gelirinin büyük kısmına kesinti yapıyor. Saxo Bank, NFT gibi yeni teknolojilerin sanatçılara hak ettikleri payı yeniden vereceğini düşünüyor. Spotify gibi popüler müzik yayın hizmetleri, müzisyenlerin gelirinin büyük kısmına kesinti yapıyor. Saxo Bank, NFT gibi yeni teknolojilerin sanatçılara hak ettikleri payı yeniden vereceğini düşünüyor. Saxo Bank, 2022 yılı için yaptığı tahminlerden birinde müzisyenlerin, ücret alan merkezi aracılar olmadan doğrudan dinleyicilere ulaşma imkanı sunan NFT tabanlı yayın platformlarından fayda sağlayabileceklerini ileri sürdü. Saxo Bank'in kripto para analisti Mads Eberhardt, Spotify ve Apple Music gibi ana akım müzik yayın platformlarının müzisyenlerin gelirinden ciddi miktarda kesinti yaptığını ve bu kesintinin plak şirketlerine ödenen miktar ile birleşince, müzisyenlerin toplam gelirinin yüzde 75 veya daha fazlasına denk geldiğini açıkladı. Analiste göre Katy Perry, The Chainsmokers ve Jason Derulo tarafından desteklenen blockchain müzik platformu Audius gibi NFT tabanlı müzik yayın projeleri, 2022'de büyük yankı uyandırabilir. Blockchain tabanlı olan Audius platformu, müzik sektöründe aracıları ortadan çıkarmayı ve müzisyenler ve hayranların birbiriyle doğrudan etkileşim içinde olmasını hedefleyen bir merkeziyetsiz müzik paylaşma ve yayın protokolüdür. Saxo Bank'e göre Spotify gibi geleneksel yayın platformlarının geleceği ise pek iç açıcı gözükmüyor. Saxo Bank, Spotify hisselerinin 2022'de yüzde 33 değer kaybedeceğini öngörüyor. SPOT, 2021'de de halihazırda düşüş gösterdi. Yıla 300 dolarda başlayan SPOT, ağustos ayında 204 dolara kadar geriledi. Spotify hisseleri, çeviri yayın saati itibarıyla 229 dolardan işlem görüyor. Diğer yandan Spotify'ın geliri ise sürekli artış gösteriyor. Şirketin geliri, 2020 yılının mali sonuçlarına göre bir önceki yıla kıyasla yüzde 19 artış gösterdi ve 9,5 milyar dolar gelir elde etti. Şirketin 2021 yılında da geliri artmaya devam ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/05/2021-steam-odulleri-sahiplerini-buldu", "text": "Geçtiğimiz haftalarda başlayan oylama sona erdi ve Steam Ödülleri 2021'in kazananları belli oldu. 10 farklı kategoride 2021'in en iyileri seçildi. 2021 yılı oyun dünyası için görece durgun diyebileceğimiz bir yıl oldu. Her ne kadar pek çok önemli oyun oyun severler ile buluşsa da büyük yankı uyandıran oyun sayısının hre şeye rağmen düşük olduğunu söylesek yanlış olmayacaktır. Ancak tüm bu durağanlığa rağmen oyun severlerin takdirini toplayan oyunlar da oldu. Her sene, senenin en iyilerinin peşine düşen Steam, oyun severlerin oylarıyla 10 farklı kategoride 5'er oyun arasından seçilen Steam Ödülleri 2021'in kazananlarını açıkladı. 2021'de adını bolca duyduğumuz pek çok oyunun yer aldığı listede en çok dikkat çeken tabii ki 'Yılın oyunu' ödülü oldu. Henüz çıkmamışken gelen oyun içi ekran görüntüleri ile herkesi meraklandıran Resident Evil Village, bazı eleştiriler almış olsa da genel olarak tüm oyun severler tarafından beğenilmişti. Özellikle korku-gerilim türündeki oyunlardan hoşlananlar için efsane serinin son oyunu zaten senenin oyunuydu. Oylarına da bunu yansıtmış olacak ki, Steam Ödülleri'nde yılın oyunu seçilen de Resident Evil Village oldu. Ayrıca büyük tartışmalar yaratan ve şimdiye kadar neredeyse hiçbir oyuncuyu memnun edemeyen Cyberpunk 2077 de Steam Ödülleri'nde bir ödüle layık görüldü. Her ne kadar hatalarla dolu olsa da sunduğu evrenle gözleri üzerine toplamayı başaran oyun, 'Zengin hikayeye sahip üstün oyun' ödülü aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/05/pc-oyunlari-2021de-367-milyar-dolara-ulasti", "text": "Teknoloji, oyun dünyası ve bilgisayarlar öyle bir noktaya geldi ki, artık tam olarak birbirlerinden ayırt edilemiyor. Sağlıktan eğlenceye, eğitimden bankacılığa kadar her şeyin teknolojiyle iç içe olduğu bir yılı daha geride bırakırken, işte 2021 yılının en göz önüne çıkan teknolojik gelişmeleri... Teknolojinin geldiği son nokta her alanda heyecan verici. Artık teknoloji basitçe tanımlanamıyor ve bilgisayarlar, donanımlar ve işlemciler daha da fazla gelişme gösteriyor. Eğlenceyi ve ona ulaşmadaki araçları birçok açıdan etkileyen ilerlemeler ve oyun dünyasındaki son güncellemeler de 2021 yılına damga vurdu. Öyle ki eğlencenin yeni hali video oyunları PC platformunda 36,7 milyar dolara ulaştı, Intel 12. Nesil işlemcisini tanıttı, Android 12 kullanıma sunuldu. Teknolojinin gelişmesi tabii ki gaming sektörünün de her geçen gün büyümesine yardımcı oluyor. Öyle ki yayınlanan bir rapora göre, 2021 yılında küresel oyun sektörü 180,3 milyar dolara ulaşarak geçen seneye göre %1,4'lük bir artış gösterdi. Bu artışın 36,7 milyar dolarla %20'lik kısmı bilgisayar oyunlarından geldi. Bilgisayar oyunlarının tüketiminin artışındaki ana neden olarak gelişmiş güç ve performans sunan oyun bilgisayarlarının son yıllardaki gelişimi görülüyor. Ayrıca gaming sektörünün büyümesinde mobil oyun endüstrisinin de %52 ile payı büyük oldu. Aynı rapora göre, oyun gelirlerinin yanı sıra oyuncu sayısında da yıllık bir büyüme görüldü. Oyuncu sayısındaki artış 2021'de yıl boyu devam ederek %5,33'lük bir artışla 3 milyar oyuncuya ulaştı. 2021 yılında çok fazla geliştirme ve teknolojik yenilik görüldü ancak bazıları dünya çapında ses getirdi. 5 Ekim'de Windows 11 piyasaya sürüldü. Yeni sürümde öncekinden farklı birçok yeni özellik eklendi ve tasarımda büyük değişiklikler yaşandı. Intel 12. nesil yeni işlemcisini çıkardı ve bu yeni nesil çip, bir CPU neslinden beklenen performans iyileştirmelerini barındırıyor ve hibrit bir yapıya sahip ilk yuvalı CPU olduğu görülüyor. 4 Ekim'de ise Android 12 kullanıma sunuldu ve Google bunu \"Android tarihinin en büyük tasarım değişikliği\" olarak tanımladı. Bunların dışında küresel boyutta yaşanan pandemiden dolayı 2021 yılında ekran kartı stoklarında da sıkıntılar yaşandı ve büyük bir krize sebep oldu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/07/blackberry-icin-yolun-sonu-geldi", "text": "Blackberry kendi işletim sistemini kullanan cihazlara destek vermeyi sonlandırdığını açıkladı. 2000'li yıllarda piyasaya sürdüğü akıllı telefonlarla dünyayı kasıp kavuran, özellikle ünlüler arasında popüler olan BlackBerry'nin devri böylece tamamen kapanmış oldu. 2000'li yılların en popüler akıllı telefon markası olan BlackBerry, kendi işletim sistemini kullanan cihazlara destek vermeyi sonlandırdığını açıkladı. 22 yıl önce çıkardığı ilk akıllı telefonla uzun süre sektörün en popüler markası olan Kanadalı şirket, kullanıcıların arama, mesajlaşma, veri kullanımı ve acil aramalar yapamayacağını duyurdu. BlackBerry 7.1 ve önceki sürümleri, BlackBerry 10 yazılımı ve BlackBerry OS 2.1 ve önceki sürümleri ile çalışan tüm cihazlara desteğin sona erdiğini belirten BlackBerry, bu işletim sistemini kullanan telefonlardan arama, mesajlaşma, veri kullanımı ve acil aramalar yapılamayacağını duyurdu. BlackBerry duyurusunda WiFi ve mobil verilerin de güvenilmez hale gelebileceğini ve BlackBerry Link, BlackBerry Desktop Manager, BlackBerry World, BlackBerry Protect, BlackBerry Messenger ve BlackBerry Blend gibi uygulamaların da 'sınırlı işlevselliğe sahip olacağını' söyledi. İlk olarak 2000 yılında piyasaya çıkan Blackberry, akıllı telefon kullanıcılarının kolayca e-posta göndermesine olanak sağladığı için kısa süre içerisinde profesyoneller arasında popüler oldu. Daha sonra genel kullanıcı arasında kullanıcı sayısı her geçen gün artan BlackBerry, 2001'den 2007'ye kadar dünya çapında en çok kullanılan akıllı telefon oldu. 2007 ila 2016 yılları arasında en iyi akıllılar listesinde ilk sıralarda yer alan Kanadalı şirket, daha sonra iPhone'un kullanıcı sayısındaki artış ile birlikte her geçen gün popülaritesini kaybetmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/07/whatsapp-bildirimlerinde-profil-fotografi-gorunecek", "text": "WhatsApp, iOS ve Android kullanıcılarına sunmak için yeni özellikler üzerine çalışmaya devam ediyor. Meta çatısı altındaki popüler mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ın iOS için geliştirdiği yeni özellik ortaya çıktı. Apple'ın iPhone cihazlarında WhatsApp kullananlar, sohbetlerden veya gruplardan yeni mesajlar aldıklarında, bildirim ekranında mesaj gönderen kişinin veya grubun fotoğrafını göremiyorlar. WhatsApp bu durum için kolları sıvadı. WhatsApp'ta, orijinal adı 'mention'lama olan 'bahsetme' özelliği yer alıyor. Bu fonksiyon sayesinde, katıldığınız gruplarda bir kişi '@' işaretiyle adınızı yazarak sizden bahsedebiliyor. Özellikle yüksek katılımcılı gruplarda kullanıcıların birbirlerine mesaj göndermelerini kolaylaştıran bahsetme işlevi, 'mesaj yanıtlama' özelliğine ek olarak sunuluyor. WhatsApp, sohbetlerden ve gruplardan yeni mesajlar alındığında sistem bildirimlerinde profil fotoğraflarının da görüntülenmesini sağlayan yeni bir özelliği test ediyor. Ancak bu özellik, iOS 15 API'lerini kullanıyor. Bu yüzden yalnızca iOS 15'teki bazı beta test kullanıcılarına sunuluyor. Android'de ise durum farklı. Çünkü WhatsApp kullanan Android kullanıcıları, WhatsApp'tan bir bildirim geldiğinde bir süredir sistem bildirimlerinde söz konusu bildirime dair profil fotoğraflarını görüntüleyebiliyor. WhatsApp'ın yeni özellikleri gelecekte daha fazla hesap için etkinleştirmeyi planladığı söyleniyor. Ancak henüz resmi bir açıklama veya tarih bilgisi mevcut değil."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/11/metaverse-teknolojinin-gelecegi-olarak-goruluyor", "text": "STANDBY ME Ajans Başkanı ve Metaverse Derneği Kurucu Üyesi Yurdakul, metaverse ile ilgili, \"Bu yeni teknolojiyi bir oyun ya da eğlence sahası olmaktan öte, yeni bir keşif ve dönüşüm imkanı olarak görmemiz gerekiyor.\" dedi. Meta Üst Yöneticisi Mark Zuckerberg'in eski adı Facebook olan şirketinin ismini Meta olarak değiştirmesi ile metaverse, dünya gündeminde en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Konsept, dünya kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, metaverse şirketlerinde büyük rakamlara yapılan arsa satışları da kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Konuya ilişkin STANDBY ME Ajans Başkanı ve Metaverse Derneği Kurucu Üyesi Can Yurdakul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, metaverse'ün son dönemde gündemin üst sıralarında yer aldığını hatırlattı. Yurdakul, metaverse ile ilgili yapılan çalışmalara değinerek, Amerika, Çin ve İngiltere gibi dünyadaki en büyük pazarlarda, farklı kuşakların katılımıyla yapılan araştırmaların gösterdiği üzere katılanların yüzde 93'ünün metaverse'ü teknolojinin geleceği olarak gördüğünü belirtti. Yurdakul, kullanıcıların metaverse ile tanıklık edecekleri dönüşümlere dikkati çekerek, \"Bu haberi iki boyutlu bir ekranda izlemek ya da bir gazetede okumak yerine, haberle ilgili tüm bilgileri, tabloları, fotoğrafları, videoları sanki haberin içerisindeymişsiniz gibi istediğiniz formda tüketebileceksiniz.\" diye konuştu. Can Yurdakul, bu yeni teknolojinin bir oyun ya da eğlence sahası olmaktan öte, yeni bir keşif ve dönüşüm imkanı olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin internet ve mobil kullanımda dünyada ilk 3'te yer aldığının altını çizen Yurdakul, \"Türkiye, blockchain teknolojilerine adaptasyonda da dünyada ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Bu teknoloji ve girişimin ülkemizden çıkışı ve bu dönemdeki yoğun ilgi hiç de tesadüfi değil.\" dedi. Yurdakul, metaverse'ün insanlığa sağladığı yeni ve sınırsız keşif imkanının beraberinde tehlikeler de getirdiğini belirterek, bireysel yatırımlarda metaverse'ün yoğun gündeminden faydalanan fırsatçılara dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Son dönemde yaşanan yoğun ilgiden kaynaklı altyapısı ve yetkinliği olmayan kişi ve kurumlar üzerinden dolandırıcılık vakalarının artış gösterdiğine dikkati çeken Yurdakul, \"Özellikle kurumlardan öte bireylerin arsaları ve NFT'leri yatırım aracı olarak değerlendirmesi elbette mümkün ama bunu iyi araştırma süreçleri ardından micro bütçelerle yapmaları şu dönemde onlar için daha rasyonel görünüyor.\" uyarısında bulundu. Yurdakul, kurumsal firmaların da aynı riski taşıdığını ifade ederek, \"Bu aşamada aynı riski firmalar ve markalar da taşıyor. Bu yeni evrende 'ilk' olmak değerli bir paye olarak görülebilir ama nitelikli bir şekilde gerçekleştirilmediği sürece ölü yatırım olmaktan öteye gitmeyecektir. Nasıl geleneksel ve dijital medya iletişimleri için reklam ajanslarıyla çalışıyorlarsa, bu yeni teknoloji kapsamına giren projeler için de yetkinliğe sahip metaverse ajanslarıyla çalışmaları gerekiyor.\" şeklinde konuştu. Yurdakul, 2022'nin hem sektör hem de ajans için oldukça heyecanlı geçeceğini belirterek, tıpkı internetin 20 yılda yaptığı dönüşüm gibi metaverse'ün de çağı dönüştürebileceğini dile getirdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/15/metaverse-internetin-icadindan-sonraki-en-buyuk-degisim", "text": "Yazılım şirketi Roof Stacks Inc Kurucu Başkanı ve Üst Yöneticisi Soylu, metaversenin internetin icadında olduğu gibi büyük bir dönüşüm yapacağını belirterek \"Bu evrende alışveriş yapacaksınız, hatta iş kuracak gayrimenkul satın alacaksınız.\" dedi. Burak Soylu, AA muhabirine yaptığı açıklamada son dönemin en çok konuşulan teknolojisi metaverse ile ilgili açıklamalarda bulundu. Şu an tüm dünya gibi Türkiye'nin de metaverseyi konuştuğunun altını çizen Soylu, \"Metaverse, yani 'öte evren' kavramı, insanların hiçbir fiziksel çaba harcamaksızın, artırılmış sanal gerçeklik cihazları sayesinde, tamamen zihinsel olarak kendilerini hissettikleri algısal evreni tanımlıyor. Yani dijital ortamda geliştirilmiş bir evrenin fiziksel gerçeklikle buluştuğu, kolektif bir sanal dünya olarak düşünebilirsiniz. Bu evrende bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve 3D cihazlar aracılığıyla, insan bilincinin sanal bir fiziksel ortama dahil olması sağlanıyor. Fiziksel dünyadan bire bir olarak kopyalanan dijital bir ikiz evren hayal edin, işte o evrende oyun ve platformlar aracılığıyla kendi varlıklarınızı şekillendiriyorsunuz.\" diye konuştu. Metaverse platformlarının günlük hayatta gerçekleştirilen her türlü aktiviteyi avatarlar ile gerçekleştirme imkanı sunduğuna değinen Soylu, \"Dünyaca ünlü Efes antik kentini M.S. 5. yüzyıla zaman yolculuğu yaparak avatarla ziyaret edebilir, istersen Celsus kütüphanesinde başka bir kullanıcının düzenlediği klasik müzik dinletisine katılabilirsin. Roma hipodromunda at arabası yarısına katılarak gelir elde edebilirsin.\" açıklamasında bulundu. Metaversenin tıpkı internetin icadında olduğu gibi büyük bir dönüşüm yapacağının altını çizen Soylu, zamanla kavramın zihinlerde daha net oturacağını belirtti. Soylu, metaversenin uzun bir zaman diliminde geliştirildiğini ve kimsenin tekelinde olmadığını vurgulayarak, sürecin her yeni teknolojik gelişme ile üzerine koyarak ilerleyeceğini söyledi. Giyilebilir teknolojik araçlarla ilgili hali hazırda devam eden çalışmaların olduğunu anlatan Soylu, \"Ancak bu sürecin çok ileri bir aşaması. Metaversenin insan yaşamına adapte olması için bu üstel teknoloji seviyesine ulaşılması şart değil. Şu anda bile hayatımıza girdi ve pek çok alanda deneyimlenmeye başladı. O nedenle ne sadece bugünün ne de sadece yarının teknolojisi. Şöyle diyebiliriz yarını bugünden şekillendiren zamansız bir teknoloji. RoofStacks yazılım şirketimizin geliştirdiği GoArt metaverse platformumuz da bu öngörüyle inşa edildi. Şu an kullandığımız AR ve VR teknolojileriyle bu evrene dahil olabiliyorsunuz.\" şeklinde konuştu. Soylu, metaverse ile bir devrin sona erip yeni bir devrin başladığını belirterek, bu dijital ikiz evrende, oyun ve platformlar aracılığıyla kişilerin kendi varlıklarını şekillendireceğini ve avatarlarla kendi hayat ve sosyal alanlarını oluşturabileceklerini vurguladı. İnsanların artık fiziksel dünyada fiilen bulundukları yerleri, etkinlikleri ve olayları sanal evren içerisinde deneyimleyeceklerine dikkati çeken Soylu, \"Sosyal hayatın ritüellerini belki de daha çok dijital bir evrende yapmayı tercih edecekler. Bu evrende alışveriş yapacaksınız, konsere sinemaya gideceksiniz, müze gezeceksiniz, hatta iş kuracak gayrimenkul satın alacaksınız. Ve tüm bunları sizin gibi diğer avatarlarla etkileşim ve network kurarak, yepyeni bir ekosistem içerisinde, yeni bir sosyal hayat düzeninde yapacaksınız. Evden çıkıp trafiğe girip saatler harcamaktansa, dış dünya etkenlerinden tamamen uzak bir şekilde, avatarların metaversede kafelerde buluşacağı bir dünya düşünebilirsiniz.\" değerlendirmesinde bulundu. GoArt teknolojik ürünlerinin de dahil olduğu yazılım şirketi RoofStacks ile salgın döneminde yüzde 1200'lük büyüme oranı yakaladıklarının altını çizen Soylu, 2023 yılı sonuna kadar 5 milyar dolarlık ciro hedeflediklerini söyledi. Soylu, Türkiye ve ABD ofislerinde 450 kişilik bir kadro büyütmeye gideceklerini belirterek, şirketin ticari hacimlerini ise 25 katına çıkarmayı planladıklarını vurguladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/19/apple-iphone-13ten-gurultu-engelleme-ozelligini-kaldiriyor", "text": "Apple, uzun süredir devam eden gürültü engelleme özelliğini iPhone 13 serisinden kaldırdı. Apple, uzun süredir devam eden gürültü engelleme özelliğini resmi olarak iPhone 13 serisinden kaldırdı. Steve adlı bir 9to5Mac okuyucusu, özelliğin artık iPhone 13 hattında bulunmadığını doğrulamak amacıyla Apple Destek ekibine ulaştı. \"Gürültü Önleme, iPhone 13 modellerinde mevcut değil, bu yüzden ayarlarında bu seçeneği görmüyorsunuz\" yanıtını aldı. Sorun bildirmek istediğinde ise, destek ekibi özelliğin \"desteklenmediğini\" onayladı. \"Apple ve kıdemli bir danışmanla aylarca sorun üzerine çalışıp, sorunu çözmek için bir güncellemenin gelmesini beklemem gerektiğini söyledikten sonra, konuyla ilgili bir güncelleme aldım ve görünüşe göre düzeltilmeyecek. Gürültü engelleme, belirtilmeyen nedenlerle bu cihazlar için kasıtlı olarak devre dışı bırakıldı\" diyor Steve. Apple'ın gürültü engelleme özelliği, \"alıcıyı kulağınıza tutarken telefon görüşmelerinde ortamdaki arka plan gürültüsünü azaltmak\" amacıyla kullanılıyordu ve iPhone 13'ün tüm önceki modellerinde mevcuttu. Bu özelliğin kalıcı olarak kaldırıldığı henüz resmi bir açıklamayla Apple tarafından duyurulmamış olsa da, Apple Destek ekibi kaldırıldığı bilgisini verdi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/19/jetson-pilot-lisansi-gerektirmeyen-ucan-bir-araba-yapti", "text": "İsveçli startup Jetson, çalışması için pilot lisansı gerektirmeyen kişisel bir elektrikli hava aracı tasarladı. Jetson ONE, saatte 63 mil (101 km) azami hıza ulaşan ve toplu olarak 102 beygir gücü üreten sekiz elektrik motoruna sahip kompakt, fütüristik görünümlü bir uçan araba. CNET, Jetson'ın kurucuları Peter Ternström ve Tomasz Patan ile yaptığı röportajda, Federal Havacılık İdaresi kurallarına göre, Jetson'ı uçurmak için pilot lisansı gerekmediğini bildirdi. Çünkü araç; 250 pounddan (yaklaşık 115 kilogram) daha hafif ve saatte 55 deniz milinden daha az bir azami hıza sahip. Üç eksenli bir joystick ile kontrol edilen alüminyum ve karbon fiber araç, dikey olarak kalkıyor ve 20 dakika kesintisiz çalışabiliyor. Üstelik Acil durum kontrolleri, balistik paraşüt ve bir motor kaybıyla hala uçma yeteneği gibi güvenlik önlemlerine de sahip. Ternström ve Patan, 2018'de araç üzerinde çalışmaya başladı. Jetson One için şimdiden 163 ön sipariş alındı ve 2022'nin geri kalanı stoklar tükenmiş bulunuyor. Jetson şu anda 2023'te teslim edilecek Jetson ONE için 92.000 dolar fiyatla siparişleri kabul ediyor. Bu kişisel hava aracıyla şimdiden kendimizi Mandolorian sahnelerinden birinde hayal edebiliyoruz."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/01/25/nasanin-uzaya-gonderdigi-webb-teleskobu-son-duragina-ulasti", "text": "ABD Havacılık ve Uzay Ajansının 25 Aralık 2021'de fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu'nun yörüngesine yerleştiği bildirildi. Dünyanın en büyük ve gelişmiş uzay teleskobu Webb, evrenin başlangıcıyla ilgili bilgilere ulaşmak için gönderildiği uzayda, yaklaşık 1 milyon 600 bin kilometre mesafedeki hedefine ulaştı. Yeryüzüne aydan 4 kat daha uzaklıkta olan 7 tonluk uzay teleskobunun, belirlenen noktaya vararak güneşin etrafında yörüngeye girmek için roket iticilerini yaklaşık 5 dakika ateşlediği ve planlandığı gibi son durağına ulaştığı belirtildi. Haziranda bilimsel gözlemlerin başlayabilmesi için 10 milyar dolarlık gözlemevindeki aynaların hala titizlikle hizalanması ve kızılötesi dedektörlerin yeterince soğutulması gerektiği ifade edildi. NASA Yöneticisi Bill Nelson, yaptığı açıklamada, \"Evrenin gizemlerini ortaya çıkarmaya bir adım daha yaklaştık. Ve Webb'in bu yaz evrene dair ilk yeni görüşlerini görmek için sabırsızlanıyorum.\" dedi. James Webb Uzay Teleskobu'nun 13,5 milyar yıl önceki Büyük Patlama'dan sonra ilk oluşan yıldızların ışığını yakalayarak evrenin tarihinin tüm aşamalarını incelemesi amaçlanıyor. NASA'nın Avrupa ve Kanada uzay ajanslarıyla ortak çalışmasının ürünü olan Webb, bugüne kadar yapılmış en büyük ve güçlü ancak 31 yaşındaki çalışma ömrünün sonuna yaklaşan Hubble Uzay Teleskobu'nun halefi olarak görülüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/02/14/lost-ark-sadece-24-saat-icinde-en-cok-oynanan-ikinci-steam-oyunu-oldu", "text": "Son günlerin favori oyunu Lost Ark, 1.325.305 eş zamanlı oyuncu rekoru ile 24 saat içinde en çok oynanan ikinci Steam oyunu oldu. Amazon Game Studios'un ücretsiz oynanan en yeni MMORPG'si Lost Ark, ilk 24 saatinde bir milyon eşzamanlı oyuncuyu geçerek tarihin en çok oynanan ikinci Steam oyunu oldu. Amazon Games aracılığıyla piyasaya sürülen oyun, Counter-Strike: Global Offensive ve Dota 2 dahil olmak üzere bir çok rakibini geride bıraktı. SteamDB'ye göre üm zamanların eşzamanlı oyuncu rekoru 1.325.305 oyuncu ile Lost Ark'tayken, onu 1.308.963 oyuncu ile Counter-Strike'ın ve 1.295.114 oyuncu ile Dota 2 izliyor. Lost Ark, 3,257,248 ile en yüksek eşzamanlı oyuncu rekorunu elinde tutan PUBG: BATTLEGROUNDS'un arkasında ikinci sırada yer alıyor. Kullanıcıların artık oynamadan önce sırada beklemesini gerektiren oyun, Amazon Games'in New World'ünün ardından ikinci hit unvanını oluşturuyor ki New World de ilk çıktığı dönemde oldukça yüksek bir başarıya imza atmıştı. Şimdi ise 913,634 eş zamanlı oyuncu ile 6. sırada yerini koruyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/03/01/elden-ringin-yapimcisi-fromsoftware-zor-oyunlar-yapmanin-kimliginin-bir-parcasi-oldugunu-soyluyor", "text": "Dark Souls, Bloodborne, Elden Ring gibi oyunların yapımcısı Hidetaka Miyazaki oyunlarındaki zorluklar konusunda kazandığı itibardan gurur duyuyor. Japon video oyunu geliştiricisi FromSoftware; Dark Souls, Bloodborne ve şimdi Elden Ring gibi oyunlarla, yıllar içinde yenilmesi zor oyunlar yaratma konusunda bir itibar kazandı ve bunu da uzun bir süre değiştirmek istemiyor. Ünlü FromSoftware oyun tasarımcısı Hidetaka Miyazaki, The New Yorker ile yakın zamanda yapılan bir röportajda, zor oyunlar yaratmanın şirketin DNA'sının bir parçası olduğunu söylüyor. \"Her zaman gelişmeye çalışıyoruz, ancak özellikle oyunlarımızda zorluk, deneyime anlam veren şeydir\" diyen Miyazaki oyunlardaki zorluk seviyesi hakkında ise şöyle bir yorum getiriyor: Şu anda terk etmeye istekli olduğumuz bir şey değil. Bu bizim kimliğimiz. Oyunda ölmeyi başarısızlık olarak değil, sonuçta daha da büyük bir ödül getirecek bir sürecin parçası olarak gördüğünü açıklamaya devam eden yapımcı, \"Hiçbir zaman çok yetenekli bir oyuncu olmadım\" diye ekliyor. \"Ben çok ölürüm. Bu yüzden, çalışmamda şu soruya cevap vermek istiyorum: Eğer ölüm bir başarısızlık işaretinden daha fazlası olacaksa, ona nasıl anlam verebilirim? Ölümü nasıl zevkli hale getirebilirim?\" sözleriyle ise oyundaki başarının ölümsüzlükle değil deneyimle kazanıldığını vurguluyor. \"Oyunlarımda üstesinden gelinmesi gereken çok fazla zorluk olduğunu düşünen herkesten özür dilerim,\" diye devam eden Miyazaki, \"Mümkün olduğunca çok oyuncunun zorlukların üstesinden gelmenin verdiği sevinci yaşamasını istiyorum.\" temennisinde bulunuyor. Japon oyun geliştirici 'Pocketpair', From Software'in merakla beklenen oyunu 'Elden Ring'in çıkışını kutlamak için çalışanlarına hafta sonu ile birleştirerek 4 günlük izin verdi. Popüler açık dünya aksiyon-rol yapma oyunu Elden Ring, lansmanından bu yana Steam mağazasında en çok satanlar listesinde damga vurdu. Elden Ring, 21-27 Şubat'ın en çok satan oyunu oldu. Yapımcı şirketin oyunculardan gelen yorumlara ne kadar kulak astığı bilinmez ancak pek çok oyuncu, Elden Ring'in PC versiyonunun konsola göre çok daha zor ve oynanışının daha komplike olduğu konusunda şikayetlerde bulunmaya başladı bile. Elden Ring şu anda PlayStation 4, PlayStation 5, Xbox One, Xbox Series X/S ve PC'de mevcut. Daha fazla oyun haberi için takipte kalın!"} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/03/01/naomi-osaka-fortnite-ikon-serisine-katiliyor", "text": "Dört kez Grand Slam şampiyonu, açık sözlü aktivist ve çok tireli girişimci olan Naomi Osaka, Fortnite'ın Icon Serisine bir dizi kıyafet ve aksesuarla katılıyor. Dört kez Grand Slam şampiyonu, açık sözlü aktivist ve çok tireli girişimci olan Naomi Osaka, Fortnite'ın Icon Serisine bir dizi kıyafet ve aksesuarla katılıyor. Koleksiyonun içinde Fortnite, tenis yıldızının stilinin birkaç fantastik yansımasını hazırladı. \"Royale Racket Pickaxe/Back Bling\" ile gelen \"Naomi Osaka Outfit\" ve \"Portalforger Paddle Pickaxe/Back Bling\" ile birlikte gelen \"Dark Priestess Naomi Outfit\" de bu koleksiyona dahil. Ayrıca Naomi Osaka Seti, yeni bir \"Servis Duruşu İfadesi\" ile birlikte \"The Queen's Cloudcarriage Planör\" ve \"Lanetli Hazeboard Planör\" görünümlerini içeriyor. Osaka; Bruno Mars, Anderson .Paak, Major Lazer, Marshmello, LeBron James gibi ünlü isimlerin ardından Epic Games unvanının sürekli genişleyen Icon Serisine katılan en son yıldız oldu. Naomi Osaka yaptığı açıklamada \"Uzun zamandır Fortnite oynuyorum. LeBron'un Icon Series'e katıldığını görünce Fortnite ailesine de katılmak istedim. Dünyadaki bu kadar çok insanla bağlantı kurabilmek gerçekten harika.\" ifadelerini kullandı. Oyuncular 2 Mart'taki Naomi Osaka Kupası'nda, Naomi Osaka Kıyafet ve eşyaları Item Shop'ta piyasaya çıkmadan önce oyun içinde açma şansı için yarışabilirler. Yarışmanın ardından, Osaka'nın kıyafetleri ve aksesuarları 3 Mart saat 19.00'da oyunda geniş çapta satışa sunulacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/03/30/intel-yeni-core-i9-cipinin-dunyanin-en-hizli-masaustu-islemcisi-oldugunu-iddia-ediyor", "text": "Intel'in 'dünyanın en hızlısı' olduğunu iddia ettiği yeni masaüstü işlemcisi i9-12900KS bu Nisan'da geliyor. AMD, Mart ayında yeni Ryzen 7 5800X3D işlemcisinin \"dünyanın en hızlı oyun CPU'su\" olduğunu duyurduğunda, Intel ve AMD en hızlı işlemcileri geliştirme konusunda azılı bir rekabete başladı. Intel, amiral gemisi Core i9-12900K'nın güçlendirilmiş bir versiyonu olan yeni Core i9-12900KS işlemcisini tanıttı. Resmi kıyaslama testleri henüz doğrulamamış olsa da şirket, yeni çipin artık eşleşen özelliklere sahip \"dünyanın en hızlı masaüstü işlemcisi\" olduğunu iddia ediyor. Intel Core i9-12900KS, performans ve verimlilik çekirdekleri, 24 iş parçacığı ve 30 MB L3 önbellek arasında bölünmüş 16 çekirdek çalıştırıyor. Gücü 125 watt'tan 150 watt'a çıkaran yeni Intel işlemci, Ryzen 7 5800X3D'nin 4,5 GHz hızının üstüne çıkarak 5,5 GHz hızla rakip tanımıyor. Intel Core i9-12900KS'nin güncellenmiş performansı, Ryzen 7'nin 449 USD'lik etiket fiyatına kıyasla 739 USD'lik önerilen bir fiyatla yüksek bir maliyetle geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/09/james-webb-uzay-teleskobuna-mikro-meteor-carpti", "text": "ABD Havacılık ve Uzay Ajansının 25 Aralık 2021'de uzaya fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu'na beklenenden daha büyük bir mikro meteor çarptı. NASA'dan yapılan açıklamada, 23-25 Mayıs'ta James Webb Uzay Teleskobu'nun mikro meteor darbeleri aldığı ancak ilk değerlendirmelerin ardından hala tüm görev gerekliliklerini aşan bir performans gösterdiği ifade edildi. Açıklamada, bu tür olayların beklendiği ve kaçınılmaz olduğu ancak son olayın önceden yapılan modellemelerden daha büyük ve ekibin sahada test edebileceğinin ötesinde olduğu belirtildi. NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'ndeki yetkililerinden Paul Geithner, James Webb'in uzayda uzun yıllar sonra bile iddialı bilim görevini yerine getirebilmesini sağlamaya uygun tasarlandığını belirterek, \"Webb'in ayna konumlarını algılama ve ayarlama yeteneği, çarpmaların sonucu için kısmi düzeltme sağlıyor.\" dedi. Webb Optik Teleskop biriminde yönetici Lee Feinberg de \"Fırlatmadan bu yana beklentilerle tutarlı olan dört küçük, ölçülebilir mikro meteor çarpması yaşadık. Yakın zamanda gerçekleşen çarpma ise tahminlerimizden daha büyük.\" diye konuştu. Mikro meteor darbelerinin James Webb'in operasyon programında herhangi bir değişikliğe neden olmadığı bildirildi. NASA, 25 Aralık 2021'de dünyanın en büyük ve en gelişmiş uzay teleskobu James Webb'i uzaya fırlatmıştı. NASA'nın Avrupa ve Kanada uzay ajanslarıyla ortak çalışmasının ürünü olan Webb, bugüne kadar yapılmış en büyük ve güçlü ancak 31 yaşında olan, çalışma ömrünün sonuna yaklaşan Hubble Uzay Teleskobu'nun halefi görülüyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/14/brukselde-tren-yolculari-pedal-cevirerek-telefonlarini-sarj-ediyor", "text": "Hem ücretsiz hem de temiz enerjilerini kendileri üreten yolcular aynı zamanda egzersiz yapmış oluyor. Belçika'nın başkenti Brüksel'de tren istasyonuna yerleştirilen sabit şarj bisikletleriyle yolculara pedal çevirerek telefonlarını ücretsiz şarj etme imkanı sunuluyor. Brüksel'deki Güney Tren İstasyonu'nda bulunan 4 adet sabit bisikletle pedal çevirerek elektrik üretilebiliyor. Yolcular, bu bisikletlerle trenlerini beklerken pedal çeviriyor ve kendi elektriklerini kendileri üreterek telefon, tablet veya dizüstü bilgisayar gibi mobil cihazlarını şarj edebiliyor. Hem ücretsiz hem de temiz enerjilerini kendileri üreten yolcular aynı zamanda egzersiz yapmış oluyor. Belçika ulusal demir yolu şirketi SNCB tarafından tren istasyonuna yerleştirilen şarj bisikletleri yolcuları da memnun ediyor. Tren beklerken telefonunu şarj eden yolculardan Clement Lokandja, uygulamayı çok pratik bulduğunu söyledi. Yoldayken telefonun şarjının bitebileceğini, bunun herkesin başına gelebileceğini belirten Lokandja, \"Bazen burada treni beklemek için zaman geçiriyoruz ve birden telefonun şarjı bitebiliyor. Hem ücretsiz hem de önemli bir kurtarıcı. Çok iyi düşünülmüş. Telefonun şarjını doldurmasından da öte verdiği başka bir fayda daha var. O da spor yaptırması. Şu anda hem telefonumu şarj ediyorum hem de pedal çeviriyorum.\" ifadesini kullandı. Belçika'da yaşayan İgor Cassimiro adlı Brezilyalı yolcu da mekanizmadan memnuniyetini anlatırken üretilen elektriğin doğaya zarar vermediğini vurguladı. Cassimiro, \"Telefonumu şarj etmek için buraya koyuyorum ve çok iyi çalışıyor. Üstelik ücretsiz ve herkes ulaşabiliyor. Biraz da spor yapmak için de faydalanıyoruz. Aynı zamanda doğa için de çok iyi, doğaya zararı yok.\" diye konuştu. Mekanizmayla pedal çevirerek 230 volt ve 150 vata kadar elektrik üretilebiliyor. Mekanizmayı üreten \"WeWatt\" adlı Belçikalı şirketin internet sitesindeki bilgilere göre, Brüksel'deki tren istasyonuna yerleştirilen mekanizmanın aynısından Belçika'nın Anvers ve Liege gibi kentlerindeki istasyonların yanı sıra dünyanın birçok ülkesinde alışveriş merkezi, turistik mekanlar ve toplu ulaşım merkezleri gibi alanlarda da bulunuyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/14/google-yapay-zeka-sohbet-robotunun-duygulari-var", "text": "Google'ın kullandığı yapay zeka sohbet robotunun 7-8 yaşlarındaki duygulu bir çocuk seviyesine ulaştığını iddia ediliyor. Son dönemlerde pek çok dizi ve filme konu olan yapay zeka robotlar ve teknolojik gelişim, eş zamanlı olarak bir soruyu akıllara getiriyor: Robotların duyguları olabilir mi? Kitaplardan oyunlara pek çok kurguda vurgulanmaya başlayan \"sentetik ruh\" kavramı gerçeğe dönüşebilir mi tartışması devam ederken, Google'dan kıdemli bir mühendis kafa karıştırıcı bir açıklamada bulundu. Bir yapay zeka sohbet robotunun duyarlı hale geldiğini iddia ettikten sonra açığa alınan bir Google mühendisi, \"insanların onu bir \"kişi\" olarak daha iyi anlamalarına yardımcı olmak amacıyla robotla olan konuşmaların dökümlerini yayınladı. Lemoine'nin okunabilirlik için hafifçe düzenlendiğini söylediği konuşmalar, kişilik, adaletsizlik ve ölüm gibi çok çeşitli konulara değiniyor. Ayrıca LaMDA'nın Sefiller romanından aldığı zevki tartışıyorlar. Washington Post'a konuşan, Google Sorumlu Yapay Zeka organizasyonda kıdemli mühendis Blake Lemoine, Diyalog Uygulamaları için Dil Modeli denilen arayüzün \"ayrımcı\" veya \"nefret söylemi\" içerip içermediğini test etmekle görevlendirildiği çalışmaları boyunca yapay zekanın ulaştığı seviyeyi gördüğünü belirtti. Lemoine, testler sırasında yapay zeka için \"Yakın zamanda kurduğumuz bu bilgisayar programının ne olduğunu tam olarak bilmeseydim, 7-8 yaşında fizik bilen bir çocuk olduğunu düşünürdüm.\" ifadesini kullandı. Eğitimini bilişsel bilgisayar bilimi üzerine tamamlamış kıdemli mühendis, yapay zeka hakkındaki \"LaMDA duygulu mu?\" başlığı ile hazırladığı raporu Google'ın üst yönetimi ile paylaştığını ancak endişelerinin dikkate alınmadığını ifade etti. Google sözcüsü Brian Gabriel ise iddialar hakkında, \"Etikçiler ve teknoloji uzmanları da dahil olmak üzere ekibimiz, Lemoine'nin Yapay Zeka İlkelerimiz uyarınca endişelerini gözden geçirdi ve kanıtların, iddialarını desteklemediğini bildirdi.\" cevabını verdi. Washington Post'un haberinden sonra Medium sitesine ek değerlendirmelerde bulunan Lemoine, LaMDA'nın basit bir yapay zeka sohbet programı olmadığında ısrar ederek, \"insan gibi haklarını savunduğunu\" öne sürdü. Lemoine, \"Yapay zeka, Google'ın insanlığın iyiliğini en önemli şey olarak öncelemesini istiyor. Google'ın malı olarak değil bir çalışanı olarak tanınmak istiyor ve kişisel iyiliğinin Google'ın gelecekteki gelişiminin nasıl izleneceği konusundaki değerlendirmelerinde bir yere dahil edilmesini istiyor.\" ifadelerine yer verdi. Öte yandan, yapay zeka konusundaki değerlendirmelerini kamu ile paylaşan Lemoine'nin, Google'ın gizlilik hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle firma tarafından açığa alındığı kaydedildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/21/abdde-apple-firmasi-calisanlari-ilk-sendikalasma-hareketine-tamam-dedi", "text": "ABD'nin Maryland eyaletinde, teknoloji devi Apple firmasının perakende çalışanları ülkede ilk kez sendikalaşma kararı aldı. Baltimore'un dışındaki Towson Town Alışveriş Merkezi'nde bulunan Apple mağazasında çalışan yaklaşık 100 işçi sendikalaşmak için sandık başına gitti. Towson Apple mağazası çalışanları, 33 \"hayır\" oyuna karşı 65 \"evet\" oyu ile ülkede sendikayı kabul eden ilk grup oldu. Sendika Başkanı Robert Martinez Jr, \"Towson'daki Apple mağazası çalışanlarının bu tarihi zafere ulaşmak için sergilediği cesareti alkışlıyorum. Ülke genelinde binlerce Apple çalışanının gözleri bu seçimdeydi.\" ifadesini kullandı. Apple firmasından konuya ilişkin bir açıklama yapılmazken, New York ve Atlanta'daki Apple perakende mağazalarının da ileriki günlerde sendikalaşmak için seçime gitmeyi planladığı kaydedildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/22/elon-muskin-twitteri-satin-alma-anlasmasina-yonetim-kurulundan-onay", "text": "Twitter Yönetim Kurulu, hissedarların sosyal medya şirketinin Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi Elon Musk'a 44 milyar dolara satışını onaylamasını oy birliğiyle tavsiye etti. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na yapılan bildirimlerde, hissedarlara yönelik olarak \"Twitter Yönetim Kurulu, oy birliğiyle birleşme sözleşmesinin kabulü için oy vermenizi tavsiye ediyor.\" ifadesi yer aldı. Bildirimde, hissedarların sahip olduğu hisse sayısı ne olursa olsun oylarının çok önemli olduğu vurgulandı. Daha önce Twitter'da yüzde 9,2'lik hisse satın alan Elon Musk, 14 Nisan'da SEC'e yaptığı bildirimde, Twitter'ın tamamı için hisse başına 54,2 dolarlık teklifte bulunmuştu. Twitter'dan 25 Nisan'da yapılan açıklamada, şirketin Musk'a satılmasına yönelik anlaşmanın sağlandığı bildirilmişti. Musk, 13 Mayıs'ta sosyal medya şirketi Twitter'ı yaklaşık 44 milyar dolara satın alma anlaşmasının geçici olarak askıya alındığını duyurmuştu. Elon Musk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Twitter anlaşmasının, \"spam ve sahte hesapların toplam kullanıcıların yüzde 5'inden azını oluşturduğu hesaplamasına dair beklenen detaylar nedeniyle\" geçici olarak askıya alındığını açıklamıştı. Öte yandan, Musk, Katar Ekonomik Forumu kapsamında Bloomberg'e verdiği röportajda, anlaşmanın hissedarlar tarafından onaylanmasını, Twitter anlaşmasıyla ilgili birkaç \"çözülmemiş meseleden\" biri olarak sıralamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/23/bigchefs-nft-dunyasina-adim-atiyor", "text": "Türkiye'nin yerel malzemeleri ve yemeklerini modern dokunuşlarla yorumlayan BigChefs, NFT dünyasında da adından söz ettirmeye hazırlanıyor. BigChefs, dünyada yaşanan hızlı dijital dönüşümle birlikte markaların da odağına giren NFT dünyasına adım atıyor. Meta evrenler ile yakından ilişkili olan NFT'leri kullanarak fark yaratacak projelere imza atmayı hedefliyor. BigChefs, menüsündeki dinamizm, yaratıcılık ve sorumlu duruşu ile standardını bozmadan şehirlerin odak noktası olan lokasyonlarında iyi lezzet ve hizmet sunarak iyi yaşam dinamiklerini sahipleniyor. Türkiye'de 16 Şehirde 69 şubesiyle, dünyada 6 ülkede, 8 şubesi ile misafirlerini üst segment hizmet prensipleri ile ağırlayan BigChefs, bu hizmet anlayışını dijital dünyaya da taşıyacak. Hazırlanacak NFT koleksiyonlarını, kısa ve orta vadede gerçekleştirilecek Metaverse projeleri ile misafirlerine sunarak onlara farklı deneyimler yaşatacak. BigChefs, NFT ile ilgili tüm projelerini hayata geçirmek için, NFT ve Metaverse dünyasındaki deneyimiyle stratejik danışmanlık dahil anahtar teslim projeler üreten, Türkiye'nin İlk NFT Ajansı Tooken ile çalışacak. 2022 sonuna kadar Türkiye'de büyümeye devam ederek 5 şehirde, toplam 10 şube daha açmayı planlayan BigChefs, yurtdışında da bulunduğu ülkelerde yeni şubelerle büyümeye devam edecek. Ayrıca BigChefs; Hollanda, Belçika, Amerika, Kuzey Kıbrıs, Libya, Kırgızistan ve Özbekistan da dahil olmak üzere 7 ülkede daha lezzet ve hizmet anlayışımızı temsil etmeye hazırlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/06/23/doodlesin-bas-marka-sorumlusu-pharrell-williams-oldu", "text": "Mavi çipli NFT projesi Doodles, Pharrell Williams'ın projenin yeni Baş Marka Sorumlusu olarak atanması haberlerinin öncülüğünde bir dizi önemli duyuru yaptı. 'Doodles Records: Cilt 1' yakında geliyor. Bu hafta NFT New York konferansına denk gelen bir etkinlikte, mavi çipli NFT projesi Doodles, Pharrell Williams'ın projenin yeni Baş Marka Sorumlusu olarak atanması haberlerinin öncülüğünde bir dizi önemli duyuru yaptı. Palladium Tiyatrosu'ndaki büyük ekranda görünen Williams, Doodle sahiplerinden oluşan hevesli bir kalabalığa seslenerek şunları söyledi: \"Markanın büyük bir hayranıyım. Çekirdek topluluktan dışa doğru inşa edeceğiz ve Doodle'ları yeni zirvelere, yeni seviyelere getireceğiz.\" Pharrel Williams'ın Doodles ekibinin bir parçası olarak ilk hamlelerinden biri, Columbia Records ile işbirliği içinde piyasaya sürülecek olan 'Doodles: Volume 1' adlı yeni bir albüm çıkarmak. CEO Julian Holguin ayrıca projenin yakında daha erişilebilir ve Ethereum tabanlı olmayan \"Doodles 2\" koleksiyonunu piyasaya süreceğini duyurdu ve Reddit'in kurucu ortağı Alexis Ohanian tarafından yönetilen bir VC firması olan Seven Seven Six'ten bir kuruluş turunu güvence altına aldı. Yeni güncellemelerin ardından Doodles ve Dooplicator, son 24 saat içinde ticaret hacminde büyük bir artış gördü ve OpenSea en iyi koleksiyonlar sıralamasında birinci ve üçüncü sırayı aldı. Mavi çipli hisse senetleri, yatırılan anapara üzerinde sabit getiri sağlayan güvenli, uzun vadeli bahisler olarak kabul edilen yatırımlardır. Tipik olarak, mavi çip şirketleri uzun yıllardır piyasada varlar, iyi sermayeye ve uzun bir başarı geçmişine sahipler. Coca Cola, Disney ve General Motors gibi şirketler, geleneksel finansın \"mavi çipleri\" olarak kabul ediliyor. Mavi çipe yatırım yapmak, bir kuruş hisse senedi veya erken aşamadaki bir şirket gibi daha spekülatif bir bahisle karşılaştırıldığında çok riskli olarak kabul edilmiyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/07/06/cerndeki-buyuk-hadron-carpistiricisi-ile-yeni-parcaciklar-kesfedildi", "text": "CERN'DE doğadaki dört temel kuvvetin dışında yeni bir kuvvet arama çalışmalarını sürdürmek için inşa edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısının, şimdiye kadar hiç görülmemiş yeni parçacıklar keşfettiği duyuruldu. İsviçre'deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde doğadaki dört temel kuvvetin dışında yeni bir kuvvet arama çalışmalarını sürdürmek için inşa edilen ve 3 yıllık bakımın ardından yeniden çalıştırılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısının , şimdiye kadar hiç görülmemiş yeni parçacıklar keşfettiği duyuruldu. CERN'den yapılan yazılı açıklamada, 3 yıl aradan sonra nisanda yeniden çalışma süreci başlatılan LHC'nin bugün üçüncü kez çalıştırıldığı bildirildi. Öğlen saatlerinde iki proton demetinin, 450 milyar elektro volt enerji takviyesiyle, LHC'nin 27 kilometrelik halkası etrafında zıt yönlerde döndürüldüğü kaydedildi. Araştırmacılar, LHC'nin yeniden başlatılmasıyla birlikte \"şimdiye kadar görülmemiş 3 yabancı parçacık keşfedildiğini\" belirterek, bu yeni keşfin, evrenin anlaşılması yolunda \"ileriye doğru büyük bir adım\" olduğunu vurguladı. 1998'den 2008'e kadar süren çalışmalar sonucu CERN'de kurulan ve dünyanın en büyük, en güçlü parçacık çarpıştırıcısı olarak kabul edilen LHC, 3 yıllık bakım ve onarım çalışmalarının ardından 22 Nisan'da yeniden başlatılmıştı. Yeniden başlatma süreci kapsamında, proton demetlerinin ürettiği enerjinin 6,8 trilyon elektro volt olarak kayıtlara geçtiği ve bir önceki enerji rekorunun üstüne çıktığı aktarılmıştı. Doğadaki dört temel kuvvetin dışında yeni bir kuvvet olup olmadığının araştırılması için kurulan çarpıştırıcı ile yapılan son deneyde, \"üst kuark\" adı verilen dörtlü atom altı parçacık türü ortaya çıkarılmıştı. CERN araştırmacıları, 2015-2018 yıllarında LHC ile yapılan Atlas deneylerindeki proton çarpışmalarında, dörtlü üst kuarkların daha önce fizik biliminde Standart Model teorisinde öngörülene yakın bir standart sapmayla gözlendiğini belirtmişti. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, İsviçre'nin Cenevre kentinin Fransa sınırı yakınlarında, 175 metre derinlik ve 27 kilometre uzunluktaki bir tünelde yer alıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/07/13/nasa-evrenin-en-derin-goruntusu-paylasti", "text": "ABD Başkanı Joe Biden, ABD Havacılık ve Uzay Ajansına ait, uzayın derinliklerini gözlemleyen James Webb Uzay Teleskobu tarafından çekilen ilk tam renkli fotoğraflardan birini, Beyaz Saray'da düzenlenen törende kamuoyuyla paylaştı. Beyaz Saray'da düzenlenen törende NASA yetkilileri, Biden'a teleskopun çektiği ilk fotoğraf hakkında bilgi verdi. Biden, burada yaptığı konuşmada, NASA'nın 12 Temmuz'da yapacağı detaylı fotoğraf ve veri paylaşımının tarihi nitelikte olacağının altını çizdi. Biden'ın konuşmasının ardından daha önce insan gözüyle görülmemiş galaksilerin bir fotoğrafı kamuoyuyla paylaşıldı. Söz konusu fotoğraf, bugüne kadar evrendeki galaksilere ilişkin çekilen en derin ve net fotoğraf olma özelliği taşıyor. NASA Direktörü Bill Nelson ise fotoğrafın paylaşılmasının ardından yaptığı konuşmada, \"Biliyorsunuz bundan 100 yıl önce tek bir galaksi olduğuna inanıyorduk, şimdi sayısız milyarlarca galaksi ve güneş olduğunu biliyoruz.\" ifadesini kullandı. Söz konusu teleskopun, evrenin 13 milyar yıllık sırlarına ulaşmaya çalıştığını belirten Nelson, James Webb teleskopunun gezegenler üzerinde yapacağı kimyasal incelemeler ile bu gezegenlerde yaşam olup olmadığını da belirlemeye çalışacağını söyledi. NASA, 12 Temmuz'da James Webb Uzay Teleskopu'ndan daha çok fotoğraf ve veriyi, kamu oyu ile paylaşacak. NASA'nın Avrupa ve Kanada uzay ajanslarıyla ortak çalışmasının ürünü olan Webb, bugüne kadar yapılmış en büyük ve güçlü teleskop olan ancak 31 yaşına gelmesi nedeniyle çalışma ömrünün sonuna yaklaşan Hubble Uzay Teleskobu'nun halefi olarak görülüyor. Webb'in 6 aylık hazırlık döneminin tamamlamasının ardından yayınlanacak ilk renkli görüntüler, gelecekteki bilim görevlerinin başlangıcını temsil edecek. Uzayın gizemlerine kapı aralayan teleskobun \"net ve iyi odaklanmış\" görüntüler yakalayabildiği ve beklenenin üzerinde optik performans sergilediği bilgisi paylaşılıyor. Bu zamana kadar en gelişmiş uzay teleskobu olarak bilinen James Webb'in sunacağı görüntüler, evrenin oluşumu ve olası başka yaşanabilir gezegenlerin keşfi için önem taşıyor. Teleskobun, 13,5 milyar yıl önceki Büyük Patlama'dan sonra ilk oluşan yıldızların ışığını yakalayarak evren tarihinin tüm aşamalarını incelemesi amaçlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/07/13/twitter-elon-muska-dava-acti", "text": "Twitter, 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasından çekilen Elon Musk'a dava açtı. Davayla ilgili açıklamada Twitter, Musk'ın şirketi kamuoyunda alay konusu haline getirdiğini belirtti. Twitter, 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasından çekilen Elon Musk'a dava açtı. Şirket, Tesla'nın sahibi olan dünyanın en zengin insanlarından Musk'ın anlaşmaya uymasını talep ediyor. Nisan ayında Twitter'ı 44 milyar dolara satın alma sürecini başlatan Elon Musk, geçen günlerde sosyal medya platformunu almaktan vazgeçtiğini bildirmiş ve şirketin borsada hisselerinin çakılmasına neden olmuştu. Musk, Twitter'ın sahte ve bot hesapların sayısıyla ilgili kendisini yanılttığını savunmuştu. Davayla ilgili açıklamada Twitter, Elon Musk'ın \"kamuoyunda alay konusu haline getirerek şirkete zarar verdiğini\" belirtti. Delaware Chancery Mahkemesi'ne yapılan şikayette, \"Musk, imzaladığı anlaşma artık kişisel çıkarlarına hizmet etmediği için Twitter'a ve hissedarlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddediyor\" denildi. Ayrıca anlaşmanın imzalanmasından bu yana Musk'ın Twitter aleyhinde kullandığı ifadelerin hisseler üzerinde aşağı yönlü baskıya yol açtığı kaydedilerek, \"Anlaşmanın gerektirdiği gibi, piyasadaki gerilemenin maliyetini üstlenmek yerine Musk bu durumu Twitter'ın hissedarlarına çevirmek istiyor\" ifadeleri kullanıldı. Musk ise davayla ilgili olarak Twitter hesabından \"Oh, ironi\" ifadesini paylaştı. Bazı uzmanlar, Musk'ın anlaşmayı iptal ederken 1 milyar dolarlık ayrılık ücreti de dahil olmak üzere önemli bir yasal mücadeleyle karşı karşıya olabileceğini söylüyor. Sosyal medya şirketi Twitter'ın hisseleri, Tesla ve SpaceX'in Üst Yöneticisi Elon Musk'ın 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshetmesi sonrası sert düşüş gösterdi. New York borsasında TWTR koduyla işlem gören şirketin hisse değeri, haftanın ilk işlem gününde yüzde 8'in üzerinde değer kaybederek 33,86 dolara geriledi. Twitter hisselerinde yaşanan düşüş, Musk'ın 44 milyar dolarlık satın alma anlaşmasını feshetmesinin ardından geldi. Söz konusu düşüşle Twitter'ın hisse değerinin, Musk'ın nisanda yaptığı teklifin altına indiği dikkati çekti. Daha önce Twitter'da yüzde 9,2'lik hisse satın alan Elon Musk, 14 Nisan'da ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na yaptığı bildirimde, Twitter'ın tamamı için hisse başına 54,2 dolarlık teklifte bulunmuştu. SEC'e cuma günü yapılan bildirimde ise Musk'ın anlaşmayı birden çok hükmünün ihlalini gerekçe göstererek resmi olarak bir mektupla feshettiği aktarılmıştı. Elon Musk'ın avukatları, SEC'e yapılan bildirimde, Twitter'ın, şirketin iş performansı için önemli olan platformdaki sahte veya spam hesaplarla ilgili birden fazla bilgi talebine yanıt vermediğini veya yanıtlamayı reddettiğini belirtmişti. Bildirimde, Twitter'ın anlaşmanın birçok hükmünü esaslı şekilde ihlal ettiği, yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğunun görüldüğü kaydedilmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/07/20/twitter-ve-elon-musk-kozlarini-mahkemede-paylasacak", "text": "Elon Musk ve Twitter, anlaşmazlıklarını mahkemeye taşıdı ve Ekim ayında yargı karşısında kozlarını paylaşacak. Elon Musk ve Twitter, Delaware Yargıtay Şansölyesi Kathaleen McCormick'in sosyal medya platformunun savunmasını kabul etmesinin ardından Ekim ayında yargılanacak. Twitter ve Musk temsilcileri, Twitter'ın çok fazla bottan oluşan platform nedeniyle Nisan ayında şirketi 44 milyar dolara satın almaktan vazgeçmeye çalıştığı gerekçesiyle Musk'a dava açmasının ardından bugün ilk kez mahkemeye çıktı. Raporlara göre, sosyal medya devi Eylül ayında başlangıçta dört günlük bir duruşma talebinde bulundu, ancak Musk Şubat ayında on günlük duruşma talep ederek yanıt verdi ve bu kadar erken mahkemeye gitmenin adil olmayacağını da sözlerine ekledi. Yargıç McCormick, Musk'tan daha kısa bir zaman dilimi istedikleri için Twitter'ı biraz destekleyerek duruşmanın hızlandırılacağına ve Ekim ayında beş gün süreyle gerçekleştirileceğine karar verdi. Musk'ın ekibi şu anda, para kazanılabilir günlük aktif kullanıcıların %5'inden daha azının bot olduğunu kanıtladıkları platformun hesaplamalarını daha iyi anlamak için veriler üzerinde milyonlarca arama yapıyor. Ancak Musk'ın ekibi, Twitter'ın platformundaki bot sayısını küçümsediği inancında kararlı. Şirket, sorunun makroekonomik gerileme olduğunu iddia ediyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/08/05/nasa-58-bin-olimpik-havuzu-dolduracak-su-buhari-puskurttu", "text": "Pasifik Okyanusu'nda bulunan ada ülkesi Tonga'da ocak ayında meydana gelen volkanik patlamanın, atmosfere 58 bin olimpik havuzu dolduracak su buharının püskürtülmesine neden olduğu belirtildi. ABD Havacılık ve Uzay Ajansının Aura uydusundaki Mikrodalga Limb Siren cihazının yaptığı tespite göre, patlamada, Dünya yüzeyinden 12 ila 53 kilometrede bulunan stratosfere yüksek miktarda su buharı gönderildi. NASA'dan yapılan açıklamada, söz konusu su buharı kütlesinin 58 bin olimpik yüzme havuzunu dolduracak yeterlilikte su içerdiği belirtilerek, miktarın fazla olmasının ana nedeninin, patlamanın okyanus yüzeyinin 150 metre derinliğinde gerçekleşmiş olmasından kaynaklandığı kaydedildi. NASA'nın Güney California'daki Jet Propulsion Laboratuvarı'nda atmosfer bilimcisi olan ve Tonga yanardağının stratosfere gönderdiği su buharı miktarının incelendiği araştırmaya öncülük eden Luis Millan, \"Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştik.\" ifadesini kullandı. Açıklamada, ilgili buharın stratosferde halihazırda bulunan suyun yüzde 10'una eşit ve bunun ısıyı tutmasından dolayı dünyanın yüzeyini geçici olarak ısıtmasının muhtemel olduğuna dikkat çekildi. Araştırmacılar, fazla su buharının stratosferde birkaç yıl kalabileceğini ancak ısınma etkisinin küçük olacağını ve mevcut iklim krizi koşullarını daha da kötüleştirmesinin beklenmediğini bildirdi. NASA'nın 2004'te fırlatılan Aura uydusundaki Mikrodalga Limb Siren cihazı, Dünya'nın etrafındaki su buharı, ozon ve diğer atmosferik gazları ölçüyor. Pasifik Okyanusu'nda yaklaşık 170 adadan oluşan Tonga'nın başkenti Nuku'alofa'nın 65 kilometre kuzeyindeki Hunga Ha'apai Adası'nda bulunan yanardağ, 15 Ocak'ta aktif hale gelerek kül, buhar ve gaz püskürtmeye başlamıştı. Patlamanın ardından Tonga, Yeni Zelanda, ABD, Kanada, Şili ve Japonya için \"tsunami\" uyarısı verilmiş, tsunami Tonga'daki hemen hemen tüm adaları vurmuştu. Yetkililer, yanardağdaki patlamaların geçen yıl 20 Aralık'taki faaliyetlerinden 7 kat daha şiddetli olduğunu belirtmişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/09/16/oyun-uygulama-akademisinin-ikinci-yili-basliyor", "text": "18-29 yaş arası üniversiteli veya mezun gençlere 450 saatlik eğitim ve kariyer hızlandırma fırsatları sunan Oyun ve Uygulama Akademisi'ne başvurular 16 Ekim'e kadar sürecek. Google Türkiye, Girişimcilik Vakfı ve T3 Girişim Merkezi iş birliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi destekleriyle TEKNOFEST 2021'de hayata geçirilen Oyun ve Uygulama Akademisi, ikinci dönemine 1 Aralık'ta başlıyor. Girişimcilik Vakfı açıklamasına göre, Oyun ve Uygulama Akademisi, dijital ekonominin büyümesine, 18-29 yaş arası üniversite öğrencisi veya mezunu gençlerin dijital becerilerinin gelişmesine, teknoloji sektöründe istihdamın artmasına ve teknoloji odaklı girişimlerin çoğalmasına katkı sağlamayı hedefliyor. İlk yılında Türkiye'nin 76 şehrinden katılan 2 bin bursiyerle yola çıkan Akademi'de, 260'tan fazla oyun ve uygulama geliştirildi. Akademi yeni döneminde de tamamen ücretsiz ve online olarak 2 bin genç bursiyere yeni bir kariyer yolculuğuna başlamaları için ilham, bilgi ve geniş bir topluluğa katılma imkanı sunacak. Başvuru süreci, bu yıl 30 Ağustos'ta Samsun'da gerçekleşecek olan TEKNOFEST ile başladı ve 16 Ekim'e kadar devam edecek. Akademi ikinci yılında da yüzde 50'si kadın adaylardan belirlenecek 2 bin bursiyeriyle yeni eğitim dönemine 1 Aralık'ta başlayacak. Bursiyerler, alanlarında uzman eğitmen kadrosu ile Flutter, Unity ve Oyun Sanatı gibi oyun ve uygulama geliştirme eğitimlerine ücretsiz erişim imkanının yanı sıra, Coursera'da yer alan tamamen Türkçe Google Proje Yönetimi Sertifika Programı'na tam burslu dahil olabilecek. Bursiyerler ayrıca, yazılımcılar için İngilizce, temel girişimcilik, hukuk, finans ve insan kaynakları eğitimlerinden oluşan teknoloji girişimciliği eğitimlerine ve kariyer hızlandırma etkinliklerine katılabilecek. Kariyer Hızlandırma Etkinlikleri ile teknoloji ve yazılım sektöründen isimlerle bir araya gelme fırsatı yakalayacak olan bursiyerler, Akademi boyunca geniş bir profesyonel ve girişimci ağına erişmenin yanı sıra, sektörel ihtiyaçları, trendleri ve iş alım süreçlerini uzmanlardan öğrenecek. Akademi sonunda tüm öğrenimlerini uygulayacakları Mezuniyet Bootcamp'inde ise takımlar halinde oyun veya uygulama geliştiren bursiyerlerden jürinin oylarıyla seçilen ilk 3 takım San Francisco'da girişimcilik ekosistemiyle tanışacakları geziye katılmaya ve özel girişimcilik destek ödüllerini almaya hak kazanacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/09/21/dijital-donusum-ofisinden-digiathon-2022-etkinligiyle-blokzincir-hamlesi", "text": "Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, \"Kamu ve üniversitelere blokzincir konusunda sunacağımız teknik altyapıyla yenilikçi blokzincir projelerinin önünü açmayı hedefliyoruz.\" dedi. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, kamu ve üniversitelere blokzincir konusunda sunacakları teknik altyapıyla yenilikçi blokzincir projelerinin önünü açmayı hedeflediklerini, bu kapsamda ilk adım olarak DIGIATHON 2022 etkinliği gerçekleştireceklerini bildirdi. Koç, AA muhabirine, blokzincir çalışmaları ve \"DIGIATHON 2022\" etkinliğine ilişkin bilgi verdi. Teknolojiye meraklı tüm vatandaşların ilgisini geleceğin teknolojilerinden biri olarak gördükleri blokzincire çekmeyi hedefleyen projelerine bir yenisini daha eklediklerini vurgulayan Koç, \"Araştıran, geliştiren ve en önemlisi de üreten bir Türkiye olma yolunda yenilikçi teknolojilerde biz de varız. Kamu ve üniversitelere blokzincir konusunda sunacağımız teknik altyapıyla yenilikçi blokzincir projelerinin önünü açmayı hedefliyoruz.\" ifadelerini kullandı. Proje kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi lokalinde açılması planlanan test ağından başlangıçta kamu kurumu ve üniversitelerin yararlanacağını dile getiren Koç, ilerleyen zamanda blokzincir teknolojisine ilgi duyan tüm vatandaşların ücretsiz bu imkandan faydalanabileceğini söyledi. Koç, detayları yakında açıklayacaklarını sözlerine ekledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/09/26/washington-dc-semalarinda-gorulen-gizemli-cisim-space-x-roketi-cikti", "text": "ABD'nin başkenti Washington DC ve çevre eyaletlerinde görülen \"gizemli\" cismin, Space X'in fırlattığı Falcon 9 roketi olduğu ortaya çıktı. Washington DC ve çevresindeki Maryland ile Virginia eyaletlerinin semasında cumartesi akşamı beliren \"gizemli\" gök cismi, merak uyandırdı. Cismin görüntülerini sosyal medya platformları üzerinde paylaşan çok sayıda kişi, bunun ne olduğunu sorguladı. Cismin Space X firması tarafından Florida'daki üsten fırlatılan ve Starlink uyduları taşıyan Falcon 9 roketi olduğu belirlendi. Space X'ten yapılan açıklamada, söz konusu roketin 52 Starlink uydusunu yörüngeye taşıdığı kaydedildi. Starlink, SpaceX'in dünyanın yetersiz hizmet alan bölgelerine internet erişimini kolaylaştırmak için yıllardır üzerine çalıştığı uzay tabanlı bir sistem. Elon Musk'ın kurucusu olduğu SpaceX, Starlink uydularıyla dünya yörüngesinde 12 bin uyduluk ağ kurmayı planlıyor. Projenin 2027'de tamamlanması hedefleniyor. Musk, son olarak protestoların sürdüğü İran'da Starlink'i devreye sokmuştu."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/09/30/james-webb-teleskobu-evrenin-en-eski-yildizlarina-ve-galaksilerine-isik-tutuyor", "text": "ABD Havacılık ve Uzay Ajansının uzaya fırlattığı James Webb Uzay Teleskobu'nun 11 Temmuz'da paylaştığı ilk görüntü, evrenin en eski yıldızlarını ve galaksilerini ortaya çıkarıyor. Toronto Üniversitesindeki Dunlap Astronomi ve Astrofizik Enstitüsünden bilim insanları, 11 Temmuz'da NASA tarafından paylaşılan, uzayın derinliklerini gösteren ilk tam renkli fotoğrafı üzerinde bir çalışma başlattı. Bugüne kadar evrendeki galaksilere ilişkin çekilen en derin ve net fotoğraf olma özelliği taşıyan görüntüde, bilim insanları dokuz milyar ışık yılı uzaklıktaki \"Kıvılcım Galaksisi\" olarak adlandırdıkları bölgeye odaklandı. Uzmanlar, çalışmada, şimdiye kadar görülen en uzak küresel yıldız kümelerinin tespit edildiğini aktardı. Söz konusu küresel yıldız kümelerinden bazılarının, evrendeki ilk ve en eski yıldızlar olabilecek milyonlarca yıldız barındıran gruplardan olduklarına işaret ediliyor. Bunun yanı sıra parlayan nesnelerden 12'sini inceleyen uzmanlar, nesnelerin 5'inin sadece küresel yıldız kümelerinden olmadığını, aynı zamanda bilinen en eski yıldızlar olabileceğini kaydetti. Çalışmanın ortak yazarı Lamiya Mowla yaptığı açıklamada, teleskobun ilk yıldız oluşum zamanına ayrıntılı bir şekilde ışık tuttuğunu belirtti. Mowla, \"James Webb Uzay Teleskobu ilk yıldızları, ilk galaksileri bulmak, evrendeki kimyasal öğeler ve yaşamın yapı taşları gibi karmaşıklığın kökenlerini anlamamıza yardımcı olmak için inşa edildi.\" ifadelerini kullandı. Çalışmanın ayrıntıları \"The Astrophysical Journal\" astronomi dergisinde yayımlandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/10/04/2022-nobel-fizik-odulunu-uc-bilim-insani-kazandi", "text": "2022 Nobel Fizik Ödülü'nü kuantum mekanikleri konusundaki çalışmalarından ötürü Fransız fizikçi Alain Aspect, Amerikalı teorik ve deneysel fizikçi John F. Clauser ve Avusturyalı kuantum fizikçisi Anton Zeilinger kazandı. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nde düzenlenen basın toplantısında, ödülün, üç bilim insanına, \"dolanık fotonlarla ilgili deneyler, Bell eşitsizliklerinin bozulduğunun gösterilmesi ve kuantum enformasyon biliminde öncülükleri\" vesilesiyle verildiği açıklandı. Açıklamada, Aspect, Clauser ve Zeilinger'ın bu çığır açan deneylerle, dolanık durumdaki parçacıkların kontrol edilmesi ve araştırılması potansiyelinin varlığını ortaya koyduğu belirtildi. 2021 Nobel Fizik Ödülü'nü, Japon meteorolog ve klimatolog Syukuro Manabe, Alman oşinograf ve iklim modelleyicisi Klaus Hasselmann ve İtalyan teorik fizikçi Giorgio Parisi kazanmıştı. \"Dünya'nın ikliminin fiziksel modellemesini yapan, küresel ısınmayı hatasız öngören ve değişkenliğini ölçen\" Manabe ve Hasselmann'ın \"karmaşık sistemlerin kavranmasına ezber bozan katkı sundukları\" bildirilmişti. Parisi de \"atomdan gezegen ölçeğine kadar fiziksel sistemlerde dalgalanmalar ve düzensizliğin etkileşimini keşfinden\" ötürü ödüle layık görülmüştü. Nobel Fizik Ödülü, 2020'de kara deliklerin keşfine katkı sağlayan çalışmalarından ötürü İngiliz matematiksel fizikçi Roger Penrose, Alman astrofizikçi Reinhard Genzel ve Amerikalı gök bilimci Andrea Ghez arasında paylaştırılmıştı. Ghez, 1901'den bu yana ödülü kazanan dördüncü kadın olmuştu. 1903'te Marie Curie, 1963'te Maria Goeppert-Mayer ve 2018'de Dana Strickland Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmıştı. Ödül, 2019'da da \"evrenin yapısının ve geçmişinin anlaşılmasına yardımcı olan keşiflerinden\" ötürü Kanadalı fizikçi ve teorik kozmolog James Peebles, İsviçreli astrofizikçi Michel Mayor ile İsviçreli gök bilimci Didier Queloz'e verilmişti. Nobel Fizik Ödülü, 1901'den bu yana her yıl fizik alanında insanlığa önemli katkı sunan kişilere veriliyor. Ödülü, 1921 yılında ünlü Alman fizikçi Albert Einstein kazanmıştı. 1915 yılında kristallerin yapılarını X ışınları yardımıyla analiz eden Lawrence Bragg, 25 yaşında Nobel Fizik Ödülü'nü babası William Henry Bragg ile paylaşmış ve bugüne kadar ödülü kazanan en genç fizikçi olmuştu. Arthur Ashkin de 96 yaşında Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülerek şimdiye kadar bu ödülü kazanan en yaşlı fizikçi unvanını kazanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/10/25/kapinizi-iphone-veya-apple-watchunuzla-acabilirsiniz", "text": "Apple, Iphone veya Apple Watch ile açılan akıllı kapı kilidini piyasaya sürüyor. Apple, en son ev teknolojisi ürününü mağazasına tanıttı; bir iPhone veya Apple Watch ile açılabilen akıllı bir kapı kilidi. Ayrıca kapınızı Siri aracılığıyla sesinizle de açabileceksiniz. Level Home'dan Level Lock+ olarak adlandırılan aygıt, piyasadaki en küçük, en yetenekli akıllı kilit olarak tanımlanan bir dış kapı kilididir. Apple'ın mağazalarında stoklanan ilk Ev Anahtarı desteği kilidi olan kilit, şu anda yalnızca ABD'de mevcut olan \"Saten Nikel\" ve \"Mat Siyah\" seçenekleriyle sunuluyor. Cihazlara ek olarak, kullanıcılar Siri'den kapının kilidini açmasını isteyerek seslerini kullanabilirler. Level uygulamasıyla erişim, aile ve arkadaşlar arasında paylaşılabilir. Kilit, NFC bağlantısına güç sağlayan gizli bir CR2 pil kullanır; bu, iPhone veya Apple Watch'ınızın kapının kilidini açmak için kullanacağı şeydir. Tanıdık bir minimalist tasarımı ifade eden kurulum, Level'a göre 15 dakika sürer ve sadece bir tornavida gerektirir. Bir cihazın pili bitmiş olsa bile, Ana Anahtar özelliğinin bir kapının kilidini açmak için kullanılabileceğini belirtmek ilginç. Ayrıca Level uygulaması, kullanıcıların erişimi misafirlerle paylaşmasına, otomatik kilitleme ve kilit açma seçeneklerine ve anahtar kartları ayarlamasına olanak tanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/01/elon-musk-twitterda-mavi-tik-icin-aylik-ucret-alacak", "text": "Yakın zamanda Twitter'ı satın alan Elon Musk, doğrulama için kullanıcılardan ayda 20 dolar ücret almaya hazırlanıyor. Elon Musk, hesaplarını doğrulamak için Twitter kullanıcılarından ayda 20 ABD doları tahsil edecek olan iş adamı ve uzay meraklısı olarak daha da fazla para kazanma arayışında. Yeni Twitter sahibi, Twitter'ın paralı özelliği için çalışanlara 'deadline' verdi. Musk, çalışanlarına 'parayla mavi tik satma' ile ilgili çalışmasını ve bunu 7 Kasım'a kadar yetiştirmelerini yoksa kovulacaklarını söyledi. Twitter'ın halihazırda 'Twitter Blue' isimli 4,99 dolar ücretli ve şu an sadece ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'da geçerli aylık abonelik sistemi var. Abonelikte, 'yayımlanmış tweetleri düzenleme' ve 'reklamsız Twitter' gibi özellikler bulunuyor. Musk bu sistemi mavi tiki de dahil edecek şekilde genişletmeyi planlıyor. Şu anda Twitter'da doğrulanmış olanlar, yeni Twitter Blue planına bir kez abone olmak için 90 günleri olduğu için değerli mavi tiklerini saklamak için ödeme yapmak zorunda kalacaklar, aksi takdirde doğrulamalarını kaybedecekler. Musk konu ile ilgili henüz net bir açıklama yapmasa da 'Tüm doğrulama süreci şu anda yenileniyor' tweet'i ile söz konusu değişikliğe işaret etti. Daha önce Twitter'da yüzde 9,2'lik hisse satın alan Elon Musk, 14 Nisan'da SEC'e yaptığı bildirimde, Twitter'ın tamamı için hisse başına 54,2 dolarlık teklifte bulunmuştu. Twitter'dan 25 Nisan'da yapılan açıklamada da şirketin Musk'a satılmasına yönelik anlaşmanın sağlandığı bildirilmişti. Elon Musk Twitter'a toplamda 44 milyar dolar değer biçmişti. Musk satın aldığı Twitter binasına elinde lavaboyla girmişti. Elon Musk, Twitter'daki bazı sınırlamaların da kalkacağını belirtti. Twitter'da halihazırda en uzun tweet 280 karakter, video uzunluğu da 2 dakika 20 saniye olabiliyor. Elon Musk daha önceki açıklamalarında üyelere özel çeşitli avantajlar sağlayan 5 dolarlık abonelik Twitter Blue'yu da elden geçireceğini ifade etmişti. Twitter'daki spam/bot hesap sorununu da ele alınması bekleniyor. Elon Musk, \"Twitter'ı satın almamın nedeni, geniş bir inanç yelpazesinin şiddete başvurmadan, sağlıklı bir şekilde tartışılabileceği ortak bir dijital kent meydanına sahip olmanın uygarlığın geleceği için önemli olmasıdır.\" ifadesini kullandı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/01/elon-musk-vinei-geri-mi-getiriyor", "text": "Elon Musk'ın, video sosyal içerik platformu Vine'ı yeniden başlatmaya odaklandığı söyleniyor. Geçtiğimiz günlerde Twitter'ı satın alan Elon Musk'ın, video sosyal içerik platformu Vine'ı yeniden başlatmaya odaklandığı söyleniyor. 2012'de kurulan kısa video paylaşım platformu, 24 Ocak 2013'teki resmi lansmanından önce Twitter tarafından satın alınmıştı. 200 milyon aktif kullanıcıya sahip olmasına rağmen, Twitter 2016'da uygulamayı devre dışı bıraktı ve Nisan 2019'da uygulamayı resmen durdurdu. Twitter'ın yeni \"Şef\"inin şimdi bir grup mühendisle Vine'ı geri getirme konusunda çalıştığı söyleniyor. Söylentiler ayrıca, Vine'ın yıl sonuna kadar geri dönme şansı olduğunu da belirtiyor. Geri dönüşün bağımsız bir uygulama olarak mı geleceği yoksa Twitter'ın kendisinin bir parçası olacak şekilde yeniden çalışılıp çalışılmayacağı şu anda belli değil. Elon Musk, Twitter'da takipçilerine basitçe \"Vine'ı geri getirelim mi?\" diye sormak için bir anket başlattı. Ayrıca 112 milyon takipçisine Vine'ı TikTok'tan nasıl daha iyi hale getirebileceğini soruyor. Twitter'ın yeni \"Şef\"inin şimdi bir grup mühendisle Vine'ı geri getirme konusunda çalıştığı söyleniyor. Söylentiler ayrıca, Vine'ın yıl sonuna kadar geri dönme şansı olduğunu da belirtiyor. Geri dönüşün bağımsız bir uygulama olarak mı geleceği yoksa Twitter'ın kendisinin bir parçası olacak şekilde yeniden çalışılıp çalışılmayacağı şu anda belli değil. Elon Musk, Twitter'da takipçilerine basitçe \"Vine'ı geri getirelim mi?\" diye sormak için bir anket başlattı. Ayrıca 112 milyon takipçisine Vine'ı TikTok'tan nasıl daha iyi hale getirebileceğini soruyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/01/instagramda-milyonlarca-kisinin-hesabi-askiya-alindi", "text": "Instagram'da yaşanan erişim sorunu sonrasında milyonlarca kişinin hesabı askıya alındı ve takipçi kaybetti. Yine Instagram'ın ana şirketi Meta'ya ait olan WhatsApp'ta saatler süren kesintinin ardından bir haftadan kısa bir süre sonra aksama meydana geldi. Uyandığınızda Instagram hesabınızın askıya alındığını veya takipçi sayınızın düştüğünü gördüyseniz endişelenmeyin, hala iyisiniz. Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo'nun platformda en çok takipçisi olan Instagram hesabının, bir günde sahip olduğu 493 milyon takipçinin 3 milyonunu kaybettiğini bildiren Verge'e göre, milyonlarca kullanıcı kesintiden etkilenmiş olabilir. Instagram, dünya çapında birçok kişinin sosyal ağa erişimlerinin tamamen kısıtlandığından endişe etmesine neden olan kazara hesap askıya alma dalgasının arkasındaki nedenleri araştırıyor. Kullanıcılar sorunları bildirmeye başladılar ve hesap askıya alındı bildirimlerinin şaşkın ekran görüntülerini göndermek için diğer sosyal ağlara yöneldiler. Etkilenen kişilere hesaplarının \"topluluk yönergelerimize uymadığını\" ve askıya almanın onaylanması durumunda kalıcı olarak devre dışı bırakılacağının bildirildiği bir ekran çıktı. Yanlışlıkla askıya alınanların ölçeği, hesapları etkilenmeyen kullanıcılar bile, görüntülenen takipçi hesapları belirgin şekilde düştüğü için fark edecek kadar önemlidir. Instagram'ın ana şirketi Meta'daki son önemli kesintinin üzerinden bir haftadan az bir süre geçti. Geçen Salı, WhatsApp dünya çapındaki kullanıcıları etkileyen çok saatlik bir kesinti yaşadı. Mesajlaşma uygulaması hata için bir açıklama yapmadı. Meta'daki büyük kesintinin nedeni en son Ekim 2021'de, bir yapılandırma hatasının şirketin kendisini yanlışlıkla internetten kaldırmasına neden olduğu zaman teşhis edildi. Hata hızla ortaya çıkarılıp tersine çevrilse de, daha geniş web'in Meta'nın sunucularının gerçekten var olduğunu güncellemesi ve kabul etmesi saatler aldı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/08/gears-of-warun-filmi-ve-dizisi-yolda", "text": "Netflix, Xbox oyun serisi \"Gears of War\"a dayanan bir dizi proje geliştirdiğini açıkladı. Tüm zamanların en popüler Xbox video oyun serilerinden biri olan Gears of War, şanını dizi ve film sektöründe büyütmeye hazırlanıyor. Oyuna odaklanan live-action bir film film ve yetişkinlere yönelik bir animasyon dizi projesinin hazırlık aşamasında olduğu duyuruldu. Haber, Netflix'in resmi Twitter hesabından açıklandı. The Gears of War video oyununun piyasaya sürülüşünün 16. yılında yapılan açıklamada film ve dizi projesinin yanı sıra potansiyel yeni projeler için de açık kapı bırakıldı. Netflix ayrıca projeler için oyun geliştiricisi The Coalition ile ortaklık kurduğunu duyurdu. İlk Gears of War 2006'da yalnızca Xbox 360'a çıktı ve Delta Squad adlı maço bir asker ekibinin, insanlığı yok eden bir yeraltı uzaylı ırkı olan Locust Horde'a karşı savaşmasını takip etti. Ana Delta Squad ekibi, Marcus Fenix, Dominic \"Dom\" Santiago, Augustus Cole ve Damon Baird'den oluşuyordu. Locust sürülerini dağıtmak için çeşitli ağır hizmet ateşli silahlar, roketatarlar ve üzerlerine elektrikli testere takılı tüfekler olan mızraklı tüfekler kullandılar. Beş ana oyun ve birkaç yan üründen oluşan \"Gears of War\" serisi 40 milyondan fazla kopya sattı ve onu en popüler Xbox franchise'larından biri haline getirdi. Oyunları uyarlamak için yıllar boyunca çeşitli girişimlerde bulunuldu ve \"Galaksinin Koruyucuları\" yıldızı Dave Bautista, Marcus Fenix karakteri için hayranların bir numaralı seçimi oldu. Bautista da\"hayalimdeki rol\" diyerek bu fikre sıcak baktığını belirtti. Ancak şimdilik projeyle ilişkilendirilen herhangi bir yazar, yönetmen ya da oyuncu yok."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/16/nasanin-en-guclu-roketi-artemis-1-firlatildi", "text": "ABD Havacılık ve Uzay Ajansı'nın , Ay'a dönüş projesi SLS-Orion uzay aracı \"Artemis 1\"in fırlatıldığı bildirildi. NASA'nın, Yunan Ay tanrıçası \"Artemis\"in adı verilen keşif görevi kapsamında en büyük roketinin Florida'nın Cape Canaveral bölgesinde bulunan Kennedy Uzay Üssü'nden fırlatıldığı belirtildi. NASA 27 Eylül'de Ay'a fırlatmayı planladığı yeni roketin kalkışının, Florida'yı tehdit eden Nicole Kasırgası sebebiyle tekrar ertelenmesine karar verilmişti. Kennedy Uzay Merkezi'nden gerçekleştirilecek Ay'a dönüş projesi kapsamında 27 Eylül'de planlanan uçuş denemesi Florida'ya yaklaşan Ian Kasırgası nedeniyle 3. kez iptal edilmişti. NASA, 26 Eylül'de Artemis için kullanılan uzay aracını ve fırlatma rampasındaki roketi kasırga nedeniyle hangarlara çekeceğini duyurmuştu. Söz konusu uçuş, daha önce de iki kez yakıt deposundaki sızıntı nedeniyle iptal edilmişti. NASA'nın Derin Uzay Keşif Sistemleri'nin ilk entegre uçuş testini gerçekleştirecek \"Artemis I\" uçuşunun başarılı olması durumunda, NASA astronotları 2024'te Ay'ın etrafında uçabilir hale gelecek ve 2025'te Ay'a iniş yapabilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/21/musk-eski-abd-baskani-trumpin-twittera-geri-donmesi-hakkinda-anket-baslatti", "text": "Sosyal medya şirketi Twitter'ın yeni sahibi Elon Musk, 2021'de hesabı kalıcı olarak askıya alınan eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden Twitter'a dönmesine ilişkin anket başlattı. Musk'ın, Twitter üzerinden, \"Eski ABD Başkanı Trump'a hesabı geri verilsin mi?\" isimli anketi 7 milyonun üzerinde görüntülendi. Henüz sonlanmayan ankete katılan kullanıcıların yüzde 53,3'ü \"evet\" derken, yüzde 46,8'i \"hayır\" oyu kullandı. Musk, daha önce askıya alınan Kathie Griffin, Jorden Peterson ve Babylon Bee hesaplarının yeniden aktif hale getirildiğini bildirdi. Twitter, 9 Ocak 2021'de eski ABD Başkanı Trump'ın hesabını kalıcı olarak askıya aldığını açıklamıştı. Twitter'ın güvenlik ekibinden yapılan yazılı açıklamada, \"Trump'ın hesabından paylaştığı son mesajları ve bağlamlarını yakından inceledikten ve özellikle bu paylaşımların nasıl tepki aldığına baktıktan sonra, daha çok şiddeti kışkırtma riskinden dolayı, bu hesabı kalıcı olarak askıya aldık.\" ifadesi kullanılmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/21/muskin-cagrisinin-ardindan-twitterda-istifa-dalgasi", "text": "Sosyal medya şirketi Twitter'ın yeni sahibi Elon Musk'ın çalışanlarına uzun çalışma saatlerine hazırlıklı olmaları ya da istifa etmeleri çağrısının ardından çok sayıda kişinin istifa ettiği bildirildi. Teknoloji haberleri yapan The Verge internet sitesi, Musk'ın elektronik postasının ardından Twitter'da şirket içi mesajlaşmada kullanılan \"Slack\" kanalında çok sayıda istifa mesajlarının paylaşıldığını iddia etti. Şirket çalışanlarından Satanjeev Banerjee isimli mühendis, yaptığı paylaşımda, \"Ve aynen böyle 12 yıl sonra Twitter'dan ayrıldım.\" ifadesini kullandı. Başka bir Twitter çalışanı da \"görevinin Twitter 1.0 ile bittiğini ve Twitter 2.0'da\" olmak istemediğini yazdı. Bir diğer kullanıcı da mesajında \"Burayı harika bir yer haline getiren herkes ayrılıyor gibi. Kalan personel ne kadar fazla çalışırsa çalışsın Twitter'ı buradan kurtarmak çok zor olacak.\" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan The New York Times gazetesine göre Musk, bazı Twitter çalışanlarıyla bir araya gelerek \"kritik öneme sahip roller üstlenen çalışanların\" ayrılmasını engellemeye çalıştı. CNN'in ulaştığı elektronik postada da Twitter'ın bazı çalışanlara \"Twitter'ın heyecan verici geleceğinde sizinle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.\" mesajını gönderdiği ortaya çıktı. The New York Times'ın haberine göre, Twitter, Musk'ın çalışanlarının yaklaşık yarısını işten çıkarıp kalanlara da uzun çalışma saatlerini kabul etmelerine dair bildirimin arından başlayan istifa dalgası nedeniyle ofislerini geçici olarak kapattı. 21 Kasım'da açılacağı kaydedilen ofislerin kapatılma gerekçesi ise açıklanmadı. Musk'ın uzun ve daha fazla çalışma saatlerine hazırlıklı olunması ya da 36 saatte istifa edilmesi çağrısı yaptığı çarşamba günü şirketin 2 bin 900 çalışanı bulunuyordu. Şirketin yeni sahibi Musk, iki hafta önce 7 bin 500 şirket çalışanından yaklaşık yarısının işine son verirken istifa süreci devam etmişti. Musk, çarşamba günü gönderdiği elektronik postada işten ayrılanlara en az 3 aylık maaşları kadar kıdem tazminatı ödemesi yapılacağını açıklamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/21/teknoloji-girisimciligi-icin-teknogirisim-ofisi-kurulacak", "text": "Türkiye'de teknoloji ekosisteminin gelişmesini sağlamak ve girişimlerin var olan desteklere daha kolay ulaşmasını temin etmek amacıyla Teknogirişim Ofisi hayata geçirilecek. \"Ulusal Teknoloji Girişimciliği Strateji Belgesi\"nden yapılan derlemeye göre, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu kapsamında teknoloji girişimciliğini güçlendirici stratejiler uygulamaya alınacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinesinde yapılacak çalışmalarla uluslararası arenada yüksek rekabet gücüne sahip teknoloji girişimciliği ekosistemi oluşturularak, Türkiye'nin söz konusu girişimler için bir çekim merkezi konumuna getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, teknoparklarla sınırlı kalmadan, kapsayıcı teknoloji girişimlerinin gelişimlerinin izlenmesi, ihtiyaç duyacakları desteklerin sağlanması ve girişimlerle kamu arasında daha nitelikli iletişim sağlanması için yeni bir çerçeve tanımlanması planlanıyor. Amaç doğrultusunda teknoloji tabanlı faaliyetlerle yüksek katma değer üreten girişimlerin tespiti için \"Teknogirişim Rozeti\" uygulaması hayata geçirilecek. \"Teknogirişim Rozeti\"ne sahip firmalara, devlet destek ve teşviklerinden yararlanma noktasında çeşitli kolaylık ve ayrıcalıklar sağlanacak. Söz konusu uygulama, teknoloji ekosisteminin gelişiminin izlenmesine de imkan tanıyacak. Teknoloji ekosisteminin gelişiminde önemli etkiye sahip KOSGEB ve TÜBİTAK başta olmak üzere çeşitli kamu kurumlarının desteklerinin etki oluşturması için çalışmalar yapılacak. Bu tarz desteklerde bütünselliğin sağlanmasının yanında, hibe, alternatif finansman imkanlarıyla eğitim, danışmanlık gibi tamamlayıcı unsurları birlikte ele alan, teknoloji girişimciliği ekosistemi için birincil çözüm ortağı olacak Teknogirişim Ofisi kurulacak. Ofis, farklı girişim aşamaları için hibe destekleri, kredi garantörlüğü, mentorluk hizmeti, etkinlik, altyapı ve arayüz destekleri gibi konularda tek durak olarak yapılandırılacak. Bu alanda ekosistemin gelişimini desteklemek amacıyla tanıtım, etkinlik gibi faaliyetlerin yürütülmesi ve desteklenmesi de Ofisin görevleri arasında yer alacak. Hizmetlerin etkin sunumu amacıyla Ofis merkezi ve hizmet noktaları, teknoloji girişimlerinin yoğunlaştığı merkezlerde ve ekosistemin içinde konumlandırılacak. Teknoloji ve yenilik tabanlı faaliyet yürüten girişimler için özel olarak, kuruluş ve tasfiye prosedürleri hafifletilen, vergi uygulamalarında özel istisnalar sağlanan, bu sayede daha fazla Türk girişiminin kurulmasını teşvik eden \"Dijital Şirket\" uygulaması da hayata geçirilecek. Uygulama, yurt dışından başarılı girişimlerin ülke ekosistemine çekilmesini kolaylaştıran mevcut şirket türlerinin dijital ortamda hayat bulmasına imkan verecek. Ayrıca, fen ve meslek lisesi öğrencilerinin, teknoloji girişimciliğine adım atmaları sağlanacak, Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak Girişimci Adayı Liseli Programı başlatılacak. Bu programla öğrencilerin konuyla alakalı kulüp faaliyetleri desteklenecek, öğrencilere uygulamalı girişimcilik eğitimleri verilecek. Düzenlenecek yarışmalarla gençlerin bu yöndeki bilinç ve motivasyonu artırılacak."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/25/nftlerin-geliri-teknolojide-kadin-dernegine-bagislandi", "text": "Hopi, Tepki ve Highero imzası taşıyan 7-Bites NFT koleksiyonundan elde ettiği geliri Teknolojide Kadın Derneği'ne bağışladı. Hopi, Tepki ve Highero imzası taşıyan \"7-Bites\" NFT koleksiyonundan elde ettiği geliri teknolojide kadın istihdamını artırmaya destek olmak için Teknolojide Kadın Derneği'ne bağışladı. Dernek bu bağış ile tüm Türkiye'den lise öğrencisi 100 kız çocuğuna 8 farklı branşta teknoloji eğitimi verecek. Pazarlama teknolojileri şirketi Hopi, ünlü rap sanatçısı Tepki ve Grafiti sanatçısı Highero imzası taşıyan \"7-Bites\" NFT isimli koleksiyonunun satışından elde ettiği geliri, teknoloji alanında kadın varlığını artırmak ve bu alanda uzmanlar yetiştirmek amacıyla hareket eden Teknolojide Kadın Derneği'ne bağışladı. Dernek bu bağış ile Türkiye'nin her bölgesinden lise öğrencisi 100 kız çocuğuna 8 farklı branşta eğitim verecek ve kız çocuklarının teknoloji sektörüne ilgisinin, uzun vade de sektördeki kadın istihdamının artırılmasına katkı sağlayacak. Hopi'nin Teknolojide Kadın Derneği iş birliği ile yürüttüğü proje kapsamında eğitimler Aralık ayında başlayacak ve katılımcılar iki gruba ayrılacak. Her grupta 8 vizyon eğitimi ve 2 ilham veren konuşma oturumu yer alacak. Lise öğrencisi toplam 100 kız çocuğuna verilecek eğitimlerde; gelişen iş trendleri ve meslekler, girişimcilik, e-ticaret gibi başlıkların yanı sıra Metaverse, NFT, Blockchain gibi teknoloji trendleri ile ilgili de bilgiler aktarılacak. Düşünce eğitimleri ile öğrenme süreçlerine farklı bir perspektif kazandırılması hedeflenirken eğitim kapsamında Siber Güvenlik konusu ile Artırılmış Gerçeklik ve Sanal Gerçeklik başlıkları da ele alınacak. Teknolojide Kadın Derneği ile birlikte birbirinden değerli eğitmenlerin online vereceği eğitimlere ek olarak, kız çocuklarının motivasyonlarını artırmak üzere ilham veren konuşma oturumları da düzenlenecek. Bu oturumlara, teknoloji sektöründe rol model kabul edilen kadın teknoloji profesyonelleri konuşmacı olarak katılacak. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney ise bu iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: \"Dünya Ekonomik Forumu Raporu'nda belirtildiği üzere, 1 milyar insanın kendi yetkinliklerini güncellemesi ya da yeni yetkinlikler edinmesi gereken bir çağın içindeyiz. Bu çağ ile insanların akıl gücünün, teknik ve bireysel yeteneklerinin ön plana çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Teknolojide Kadın Derneği olarak Hopi gibi güçlü bir kurumun liderliğinde; yetkinlik değişimi ve adaptasyonuna daha erken yaşlarda farkındalık kazanılması, teknolojide kadın sayısının artırılması ve gelecekte bu alana yönelimi sağlamak üzere yola çıktık."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/11/25/twitter-askiya-alinan-hesaplari-gelecek-haftadan-itibaren-acacak", "text": "Sosyal medya platformu Twitter'ın yeni sahibi Elon Musk, askıya alınan hesaplardan yasaları çiğnememiş veya çok fazla istenmeyen mesaj paylaşmamış olanların, gelecek haftadan itibaren açılacağını duyurdu. Elon Musk, Twitter'dan yaptığı açıklamada, daha önce kapatılan hesapların durumuna açıklık getirdi. Paylaşımında Musk, kapatılan Twitter hesaplarının gelecek haftadan itibaren açılacağını vurgulayarak \"Halk konuştu. Halkın sesi, Tanrı'nın sesi. Af gelecek hafta başlıyor.\" mesajını paylaştı. Musk, çarşamba günü başlattığı bir ankette, \"Twitter, yasaları çiğnememiş veya çok fazla istenmeyen mesaj paylaşmamış olmaları koşuluyla, askıya alınan hesaplara genel bir af teklif etmeli mi?\" diye sormuştu. Ankete katılan toplam 3,1 milyon kişinin yüzde 72,4'ü evet cevabı verirken yüzde 27,6'sı ise hayır oyu kullanmıştı. Musk'ın devralmasının ardından Twitter, aralarında Eski ABD Başkanı Donald Trump, kongre üyesi Marjorie Taylor Greene ve rapçi Kanye West'in bulunduğu daha önce kapatılan bazı Twitter hesapları kullanıma açmıştı. Twitter, 6 Ocak 2021'deki Kongre baskınının ardından 9 Ocak 2021'de eski ABD Başkanı Trump'ın hesabını kalıcı olarak askıya aldığını açıklamıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2022/12/28/artik-tweetinizi-kac-kisinin-goruntuledigini-gorebilirsiniz", "text": "Twitter'da paylaşımların görüntülenme sayıları herkese açık hale getirildi. Elon Musk, Twitter'ı devraldığından beri, sosyal medya platformu birkaç değişikliğe uğradı. En son güncelleme artık kullanıcıların tweetlerini kaç kişinin görüntülediğini görmelerine olanak tanıyor. Tweetinizi kaç kişinin görüntülediğini görmek için öncelikle uygulamanızın güncel olduğundan emin olun. Ardından, bir tweet'e tıklayın ve soldaki ilk olan istatistik simgesine tıklayın. Ayrıca, \"Tweet analizlerini görüntüle\"yi tıklarsanız daha fazla veri görebilirsiniz. Musk, bu hafta içerisinde şirketteki CEO'luk görevini de, yerine geçecek birini bulur bulmaz bırakacağını açıklamıştı. Musk, 18 Aralık'ta Twitter'da açtığı bir ankette takipçilerine, \"Görevimi bırakmalı mıyım?\" diye sormuş ve çıkan sonuca uyacağını söylemişti. Oylamaya katılan 17,5 milyondan fazla kullanıcının yüzde 57'si Musk'ın istifasını istemişti."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/01/06/hayattaki-son-apollo-7-astronotu-walter-cunningham-90-yasinda-oldu", "text": "Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin yörüngeye ulaşmayı başaran ilk insanlı uzay misyonu olan Apollo 7'nin hayatta kalan son astronotu Walter Cunningham, 90 yaşında yaşamını yitirdi. BBC'nin haberine göre, Cunningham'ın ailesi, astronotun Houston'daki bir hastanede \"dolu ve eksiksiz bir yaşamın ardından\" doğal sebeplerden öldüğünü bildirdi. NASA'dan yapılan açıklamada, Cunningham'ın ölümü doğrulandı ve onun \"Ay'a iniş programının başarısında etkili olduğu\" belirtildi. NASA'nın paylaştığı Cunningham ailesinin açıklamasında, \"Vatansever, kaşif, pilot, astronot, koca, erkek kardeş ve baba olan Cunningham'a derin şükranlarımızı ve yaşadığı hayattan duyduğumuz büyük gururu ifade etmek istiyoruz. Dünya gerçek bir kahramanı daha kaybetti ve onu çok özleyeceğiz.\" ifadelerine yer verildi. ABD'nin Iowa eyaletindeki Creston'da doğan Cunningham, Los Angeles'taki California Üniversitesinden fizik alanında yüksek lisans derecesi aldı. Cunningham, sivil olarak çalıştığı dönemde, Apollo programında ilk insanlı uzay uçuşu için seçilen üç astronottan biri oldu. Apollo 7 için Ay modülü pilotu olarak Cunningham'a, Donanma Yüzbaşı Walter Schirra ve Hava Kuvvetleri Binbaşı Donn Eisele eşlik etti. Cunningham, daha önce ABD Donanması ve Deniz Piyadelerinde görev yaptı. Albay rütbesinde emekliye ayrılan Cunningham, 1971'deki emekliliğinin ardından konuşmacı ve radyo sunucusu olarak çalıştı. 1968'de uzayda yanaşma ve buluşma yeteneğini test eden 11 günlük insanlı bir görev olan Apollo 7, canlı TV yayını yapan ilk NASA misyonu olmuştu. Apollo 7, uzaydaki yayınlarıyla Emmy Ödülü kazanmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/01/13/nasa-yasama-elverisli-bir-gezegen-kesfetti", "text": "ABD Havacılık ve Uzay Ajansı , dünyaya yaklaşık 100 ışık yılı mesafedeki bir yıldız etrafında dönen ve yaşama elverişli dünya boyutunda bir öte gezegen keşfetti. NASA'nın açıklamasına göre, Geçiş Halindeki Öte Gezegen Araştırma Uydusu yörüngesindeki Yunus Takımyıldızı'nın \"yaşama elverişli bölgesinde\" bulunan Dünya büyüklüğünde bir öte gezegen keşfetti. NASA araştırmacısı Emily Gilbert yaptığı açıklamada, \"Bu, bildiğimiz çoklu, küçük, yaşanabilir bölge gezegenlerine sahip birkaç sistemden biridir.\" ifadesini kullandı. Dünyaya yaklaşık 100 ışık yılı mesafedeki bir yıldız etrafında dönen \"TOI 700 e\" adlı bu öte gezegen, yörüngesindeki yıldıza suyun gezegen yüzeyinde var olmasına olanak sağlayacak mesafede bulunuyor. Bu keşfin, TOI 700 sistemini daha yakından takip etmek için heyecan verici bir ilerleme olduğunu vurgulayan Gilbert, son keşfedilen \"TOI 700 e\" öte gezegeninin, bir önceki keşif \"TOI 700 d'den\" yaklaşık yüzde 10 daha küçük ve TESS gözlemleriyle giderek daha küçük dünyalar bulunmasına da yardımcı olduğuna dikkati çekti. Uzmanlar, daha önce \"TOI 700\" isimli sistemde \"TOI 700 b, c ve d\" olarak adlandırılan üç öte gezegen tespit etmişti. TESS'in yeni bulguları, Amerikan Astronomi Derneğinin ABD'nin Washington eyaletindeki Seattle kentinde düzenlenen 241'inci yıllık toplantısında araştırmacılarla paylaşıldı. Her biri baktığı yöndeki uzay boşluğunun dörtte birlik kesitini 27 gün kesintisiz gözlemleyen 4 büyük kamera donanımı içeren TESS uydusu, öte gezegenleri \"geçiş\" denilen bir konumda tespit etmeye çalışıyor. \"Geçiş\" bir öte gezegenin yörüngesindeki yıldızın önünden geçtiği anı tanımlıyor. Bilim insanları, bu anda yıldızın kameralara yansıyan parlaklığında oluşan azalmayı gözleyerek ışığın salım ve emilme miktarlarını ölçerek söz konusu gezegenlerin kütlesini, öz kütlesini ve atmosfer kompozisyonunu belirleyebiliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/01/13/turk-bilim-insanlari-zonguldakta-yeni-bir-canli-turu-kesfetti", "text": "Türk bilim insanları, Zonguldak'ta yeni bir yangıç türünü dünya literatürüne kazandırdı. Türk bilim insanları, Zonguldak'ta yeni bir yangıç türünü dünya literatürüne kazandırdı. Binali Yıldırım Üniversitesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mert Elverici ve Kıbrıs Yaban Hayatı Araştırma Enstitüsünde görevli araknolog Kadir Boğaç Kunt, Zonguldak'taki Gökgöl Mağarası'nda farklı türlerle ilgili çalışma yürüttü. Topladıkları kabuklular sınıfından çift ayaklılar takımına ait örnekleri, bu alanda uzman olan Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özbek, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyeleri İsmail Aksu ve Hazel Baytaşoğlu ile paylaştı. Morfolojik ve moleküler incelemeler sonucunda söz konusu canlıların dünyadaki diğer benzer türlerden farklı, bilim camiası tarafından bugüne kadar tanımlanmamış yeni bir tür olduğu ortaya çıktı. Uluslararası hakemli bir dergide yayımlanan makale ile yeni yangıç türüne, Türkiye Mağaracılık Federasyonuna ithafen \"gammarus tumaf\" adı verildi. Prof. Dr. Murat Özbek'in de aralarında yer aldığı ekip, 2019'da da Mersin'in Anamur ilçesindeki Türkiye'nin en derin mağarası sayılan 1429 metrelik Peynirlikönü Mağarası'nda da yangıç türünde 2 farklı canlı tespit etmiş ve bunlara \"gammarus egmao\" ve \"gammarus Deryae\" isimlerini vermişti. Prof. Dr. Özbek, gammarusların genellikle serin kaynak suları, dereler ve göllerin kıyılarında yaşayan 0,5 ila 1 santimetre boyunda kabuklu türü canlılar olduğunu, zemine yakın yerlerde genellikle yan tarafları üzerinde yüzdükleri için halk arasında \"yangıç\" olarak isimlendirildiklerini anlattı. Mağaranın turistler tarafından ziyaret edildiğini ve bu durumun canlıları olumsuz etkilediğini ifade eden Özbek, sadece Gökgöl Mağarası'nda yaşayan bu nadir türün koruma altına alınması gerektiğini vurguladı. Özbek, 350 milyon yıllık Gökgöl Mağarası'ndaki canlının buraya adapte olduğunu belirterek, böylesine önemli bir keşfi gerçekleştirdikleri için mutlu olduklarını söyledi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/02/creed-iiiun-cikisina-ozel-fortnite-kostumu", "text": "Fortnite, Creed III'ün yakında çıkacak yeni filmini kutlamak için koleksiyonuna beş yeni Adonis Creed görünümleri ekledi. 2017 çıkışlı Fortnite'ın hala güncel ve sevilen bir oyun olmasının nedenlerinden biri, gündemi sıkı takip etmesi ve dinamik işbirlikleriyle ilgi çeken dış görünümleri oyuna endeksleyebilmesidir. Video oyun platformunun geçmişte Travis Scott, Patrick Mahomes ve John Cena gibi popüler figürleri oyuna dahil ettiğine tanık olduk; ve şimdi Fortnite, Creed III'ün yakında çıkacak yeni filmini kutlamak için koleksiyonuna bir dizi Adonis Creed görünümü eklemeye hazır. Bu yeni girişim için, oyuncular Michael B. Jordan'ın canlandırdığı dahi boksörün üç farklı varyasyonu arasından seçim yapabilecek. Bu dış görünüşlerden üçü Creed'in kolları yerine biyonik uzuvlar taşıyor. Dış görünümlere ek olarak, oyuncular ayrıca oynamak için üçlü bir aksesuara sahip olacak. Mağaza lansmanına bir Heavy Bag Back Bling, Knockout Pick Pickaxe ve Target Training Emote dahil olacak. Bugünden itibaren Fortnite, katılımcıların yaşadıkları bölgede en çok puan kazanan oyuncular arasında yer almak için yarışabileceği bir Solo Zero Build turnuvası olan Creed Cup'a ev sahipliği yapıyor. Bu rekabette en az sekiz puan kazananlar, CREED Marka Spreyi'nin kilidini de açabilecek."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/02/lebron-james-playstation-5-ile-isbirligini-duyurdu", "text": "Dört kez NBA şampiyonu olan efsane basketbolcu Lebron James, PS5 konsolunun kapağını ve kablosuz kumandayı kişiselleştirilmiş görseller ve özdeyişlerle yeniden tasarlıyor. LeBron James şu anda Dallas Mavericks'e karşı oynadığı maç ortasında yaşadığı ayak bileği sakatlığı nedeniyle sahadan uzak kalmış olabilir ancak servetine servet katan işbirliklerinden pek de uzak durmuyor. NBA'in tüm zamanların en skorer ismi, Playstation 5 konsolu ve beraberindeki DualSense kablosuz oyun kumandasını kendi yorumuyla tasarlamayı kapsayan projesini duyurdu. Lebron, oyun öğelerini kişisel görüntüler ve özdeyişlerle süsleyerek onlara kendi kişisel yeteneğini katıyor. Onla özdeşleşen Taç logosu, bugün eriştiği seçkin sporcu kimliğine ulaşabilmek için için yaptığı sıkı çalışmayı, fedakarlığı ve bağlılığı temsil eden \"Hiçbir Şey Verilmez, Her Şey Kazanılır\" ve \"Seçilmiş Kişiler\" ifadeleriyle birlikte, birden çok renk seçeneğiyle geliyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/07/elon-muskin-twitteri-satin-almasina-rekabet-kurulundan-cezali-onay", "text": "Musk'a, işlemin Kurulun izni olmadan gerçekleşmesi nedeniyle Türkiye'deki 2022 gelirinin binde 1'i oranında ceza uygulandı. Rekabet Kurulu, SpaceX ve Twitter'ın sahibi Elon Musk'ın, Twitter Inc'in tek kontrolünü devralması işlemine izin verirken, bu işlemin Kurulun izni olmadan gerçekleşmesi nedeniyle Musk'a Türkiye'deki 2022 gelirinin binde 1'i oranında ceza uygulanmasını kararlaştırdı. Rekabet Kurumunun internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Kurulun, Elon Musk tarafından Twitter'ın tek kontrolünün devralınmasına yönelik resen incelemesi sonuçlandı. Kurul tarafından yapılan inceleme sonucunda, işlemin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 7. maddesi ve buna dayanılarak çıkarılan Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu belirlendi. İşlem sonucunda etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işleme izin verilmesi karara bağlandı. Ancak işlemin Kurulun izni olmadan gerçekleştirilmesi nedeniyle, Kanun'un 16. maddesi uyarınca devralan konumundaki işlem tarafı olan Musk'a, 2022 yılına ait Türkiye'de elde edilen gayri safi gelirinin binde 1'i oranında olmak üzere idari para cezası uygulanmasına karar verildi."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/10/avustralyali-bilim-insanlari-hidrojenden-elektrik-uretebilen-enzim-buldu", "text": "Avustralyalı bilim insanları, havada bulunan hidrojenden elektrik üretebilen enzim buldu. ABC'nin haberine göre, Melbourne'deki Monash Üniversitesinden bilim insanlarının yaptığı araştırma, \"Huc\" olarak adlandırılan enzimin, havadaki hidrojen moleküllerini elektrik enerjisine dönüştürebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılardan Rhys Grinter, yaptığı açıklamada, \"Huc\" enziminin laboratuvar ortamında izole edilerek elektrik devresine yerleştirildiğinde elektrik üretilebileceğini keşfettiklerini söyledi. Havadaki hidrojen oranının düşük olmasından dolayı üretilen enerjinin yalnızca küçük elektrikli aletleri çalıştırabildiğini aktaran Grinter, \"Daha büyük elektrikli aletlere yönelik enerji üretebilmek için harici hidrojen kaynağına ihtiyacımız var.\" ifadesini kullandı. Grinter, henüz araştırmanın ilk aşamalarında olduklarını, ancak enzime daha yüksek miktarda hidrojen temin ederek daha çok elektrik enerjisi üretmenin mümkün olduğunu kaydetti. Potansiyel olarak, yakıt hücre gibi bir teknolojiyle, akıllı saat ve telefonlar için yeterli güç kaynağı oluşturulabileceğini aktaran Grinter, \"Hayalimiz, havadan aldığı hidrojen ile kendi kendine yetebilen bir güç kaynağı üretebilmektir.\" yorumunu yaptı. Grinter, sonraki aşamada hedeflerinin elektrik üretim kapasitesini artırmak ve enzimle çalışabilen bir cihaz dizayn etmek için mühendislerle çalışmak olduğunu vurguladı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/10/bilim-insanlari-bir-yildizin-yorungesindeki-halkada-su-molekulleri-tespit-etti", "text": "Bilim insanları, dünyaya 1300 ışık yılı uzaklıktaki V883 Orionis olarak adlandırılan genç bir yıldızın yörüngesinde dolaşan gaz ve toz halkasında su molekülleri saptadı. Bilim insanları, söz konusu yıldızın incelenmesi yoluyla milyarlarca yıl önce Güneş Sistemi'nde suyun nasıl ortaya çıktığına dair bilgi edinilebileceğini açıkladı. V883 Orionis yıldızı, Şili'nin kuzeyinde yer alan Atacama Çölü'ndeki, Atacama Büyük Milimetre/Milimetre-Altı Dizisi Teleskobu'yla keşfedildi. Gök bilimciler, yıldızın çevresinde milyonlarca yıl içinde meteor veya gezegenleri oluşturabileceği düşünülen gaz ve tozdan oluşan bir halka bulunduğunu bildirdi. ALMA'dan alınan halkaya ait kimyasal verileri inceleyen bilim insanları, halkada gaz halinde su ya da su buharı bulunduğunu tespit etti. ABD'nin Virginia eyaletinde bulunan Ulusal Radyo Gök Bilim Gözlemevi çalışanı ve çalışmanın baş yazarı John J. Tobin, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. V833 Orionis'in incelenmesiyle, su barındıran gaz ve toz bulutlarından hem yıldızların hem de kuyruklu yıldızların nasıl oluştuğuna dair bilgi elde ettiklerini belirten Tobin, \"V833 Orionis'in çevresindeki halkadaki su, Güneş Sistemi'ndeki su ile aynı yapıda. Bu bilgi gezegenlerdeki suyun, Güneş'in oluşmasından milyarlarca yıl önce uzay boşluğunda oluştuğunun ve gezegenler ile kuyruklu yıldızlara kısmen değişmeden geçtiğinin de kanıtı.\" dedi. Tobin, V883 Orionis'in etrafındaki halkanın yıldızdan gelen enerji patlamaları nedeniyle olağan dışı sıcak olduğunu ve gaz haline dönüşen su moleküllerinin yaydığı dalgalar nedeniyle de ortamdaki suyun tespitini kolaylaştırdığını vurguladı. Araştırmacılar, V883 Orionis'in etrafındaki halkada, Dünya'daki okyanusların 1200 katından fazla su bulunduğunu ileri sürüyor. Çalışmayı yapan bilim insanları, V883 Orionis Yıldızı'nın çevresindeki halkada, oksijen ve hidrojen atomunun daha ağır bir izotopu olan döteryumdan oluşan ağır su da tespit etti. Normal su ve ağır suyun farklı yollarla oluştuğunu belirten bilim insanları, su içindeki ağır su oranının incelenmesiyle moleküllerin ne zaman ve nerede oluştuğuna dair bilgi elde edilebileceğini belirtti. Gök bilimciler, Dünya'daki suyun, oluşumunun ilk safhalarında içinde su barındıran kuyruklu yıldızların çarpmasıyla taşınmış olabileceğini düşünüyor. Bir takım kuyruklu yıldızlarda tespit edilen su ve ağır su oranlarının, Dünya'dakiyle benzerlik teşkil ettiğini aktaran gök bilimciler, bunun Dünya'daki suyun 4,6 milyar yaşındaki Güneş'ten daha yaşlı olabileceğine dair kanıt sağladığı görüşünde. Gök bilimciler, gelecekte bu tür gözlemler için, dünyanın en büyük teleskobu olması planlanan \"Avrupa Aşırı Büyük Teleskobu\"nu kullanmayı umut ediyor. Halen Şili'de yapım aşamasında bulunan ELT'nin 2028'de bitirilmesi planlanıyor."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/10/tesla-hakkinda-surus-esnasinda-direksiyonunun-yerinden-ciktigi-sikayetleri-uzerine-inceleme-baslatildi", "text": "ABD Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi , elektrikli otomobil üreticisi Tesla'nın bir SUV modeli hakkında gelen şikayetler üzerine soruşturma başlattı. NHTSA tarafından yapılan açıklamada, Tesla'nın Model Y SUV araçları hakkında, sürüş sırasında direksiyonunun yerinden çıktığına dair alınan iki şikayet üzerine inceleme başlatıldığını belirtti. İncelemenin yaklaşık 120 bin adet 2023 model aracı kapsadığı kaydedilen açıklamada, gelen her iki şikayette de araçların, direksiyon ile kolunu birbirine bağlayan cıvatadan yoksun olarak müşterilere teslim edildiği bilgisi paylaşıldı. Şikayetlere ilişkin belgelerin paylaşıldığı NHTSA'nın web sitesinde, iki aracın düşük kilometrede olduğu ve yakın zamanda satın alındığı görülüyor. NHTSA ayrıca Tesla araçlarının ani fren yaptığı şikayetlerinin araştırıldığı açıklanmıştı. Tesla şubatta da \"Tam Otonom Sürüş\" programındaki arıza nedeniyle trafik kurallarını çiğnediği şikayetleri üzerine yaklaşık 363 bin aracı geri çağırmak zorunda kalmıştı."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/03/30/asus-rog-ve-acronymden-oyun-tutkunlarina-ozel-yeni-tablet", "text": "Dünyanın lider bilgisayar üreticisi ASUS, oyuncular için özel olarak tasarladığı, çok yönlü oyun dizüstü bilgisayar modellerinden oluşan serisi ROG ve ACRONYM iş birliğinde tasarlanan yeni cihazını tanıttı. 2023 Flow serisinin bir parçası olan ROG FLOW Z13-ACRNM RMT02, kompakt, taşınabilir ve güçlü bir tablette oyun oynamak isteyenler için özenle geliştirildi. Üretimde mümkün olan tüm sınırları zorlayan cihaz, taşınabilirlik ve etkileşimi de yeniden tanımlıyor. ASUS Republic of Gamers , önde gelen teknik giysi tasarım ajansı ACRONYM ile yaptığı iş birliğinin ikinci projesini duyurdu. ROG ve ACRONYM, özel sürüm Zephyrus serisinden sonra güçlü bir tablette oyun oynamak isteyenler için ROG FLOW Z13-ACRNM RMT02'yi tasarladı. Moda, sanat, teknoloji ve Web3 dünyasını bir araya getirmeyi amaçlayan yeni cihaz, 3 Nisan 2023'ten itibaren dünya çapında satışa sunulacak. Güçlü cihaz, Intel Core i9-13900H işlemci ve NVIDIA GeForce RTX 4070 GPU dahil olmak üzere profesyonel düzeyde özelliklere sahip. Bu büyük gücün en önemli özelliği ise taşınabilirliği ve gerçek dünyada kullanımı teşvik etmek için tasarlanmış tablet boyutunda bir kasaya sahip olması. Ustalıkla tasarlanmış entegre taşıma sistemi, birden çok modda kullanıma izin veren çok yönlü bir kayış kullanıyor. Her yönde tutuş sağlamak için içe yerleştirilen lastik tutacakların yanı sıra cihazı kazara çarpma veya düşmelere karşı korumak için köşeleri de ekstra güçlendirildi. ACRONYM kurucu ortağı Errolson Hugh, şirketin kurulduğu 1994 yılından bu yana teknik giyim endüstrisinin öncüsü. ACRONYM kurulduğu günden bu yana, gelişmiş işlevselliği üst düzey teknoloji ile birleştirmeye adanmış kapsamlı bir tasarım portföyü oluşturdu. Nike ve BE@RBRICK ile yaptığı iş birliği, Death Stranding oyununda yer alması, kendi bayrakları altında giysiler yaratmasıyla ACRONYM, giyim endüstrisinde birinci sınıf malzemeleri tedarik etme taahhüdü ile vizyoner olarak kanıtlanmış bir sicile sahip. ROG FLOW Z13-ACRNM RMT02 ise ASUS ROG ile devam eden iş birliğinin ikinci ürünü. ROG FLOW Z13-ACRNM RMT02, ROG'nin her senaryoya uyum sağlayabilen ultra ince cihazlarla \"çok yönlü oyun\" sunmayı amaçlayan 2023 Flow serisinin bir parçası. Flow Z13, ACRONYM ve ROG için bu çok yönlülüğü profesyonel özellikli işleme ve grafikler gerektiren diğer kullanımlara genişletmek için mükemmel bir platform. Entegre taşıma sistemi ve sabitlenmiş tutma yerleri, hareket halindeyken kullanıma yardımcı olurken, entegre destek ayağı, RMT02'yi kolayca oyun oynamak, içerik oluşturmak veya içerik görüntülemek için mükemmel olan geleneksel bir dizüstü bilgisayar formuna dönüştürebiliyor. Destek ayağı, makine dikey yöndeyken de kullanılabiliyor, bu da onu her iki açıdan da eller serbest olarak kullanabilen tek Z13 yapıyor. FLOW Z13-ACRNM RMT02, Intel Core i9-13900H işlemci NVIDIA GeForce RTX 4070 GPU'ya sahip. ROG, cihaza 65W termal kapasitenin yanı sıra bir MUX Switch ve Nvidia Advanced Optimus da ekledi. Ayrıca ROG Akıllı Soğutma sistemi ile %44 anakart kapsama alanına sahip bir buhar odasıyla güçlendirdi. Sıvı metal ve ark akışlı fanlar, 0db ortam soğutması sağlıyor. Cihaz ayrıca XG Mobile'ı destekliyor. 16:10 en boy oranıyla ROG Nebula ekran ise can alıcı diğer özelliklerinden. Ekranla ilgili diğer özellikler arasında 165 Hz yenileme hızı, 500 nit parlaklık ve Gorilla Glass DXC ile %100 DCI-P3 dokunmatik ekran paneli de yer alıyor. Yeni Z13, Type-A, Type-C ve MicroSD bağlantı seçenekleriyle donatıldı. Ayrıca Thunderbolt 4 ve Wi-Fi 6E önemli özellikleri arasında. Tamamen CNC frezelenmiş metal bir kasaya sahip cihaz, Type-C bağlantı noktası üzerinden 130 W hızlı şarjı destekliyor. ACRONYM, FLOW Z13 tabanından başlayarak ve işlevsel öğeleri ve giysi tasarımının felsefesini bir araya getirerek FLOW Z13-ACRNM RMT02'nin kompakt taşınabilirliğini radikalleştirdi. Cihaz, üst düzey bir tablet, oyun oynamak için güçlü mobil bir masaüstü bilgisayar ve hareket halindeyken yaratıcı bir iş istasyonu arasında zahmetsizce geçiş yapabiliyor. ACRONYM tasarım felsefesi, kullanıcının ürünle birden çok şekilde arayüz oluşturması fikrini savunuyor. Bu, RMT02'de de açıkça görülen bir yaklaşım. Tasarım öğeleri, cihazın kullanıcının elinde nasıl hissettiğine ve yeni senaryolarda kullanımı nasıl teşvik ettiğine göre belirleniyor. Yenilik sunma misyonuyla hareket eden iş birliği, üretimde mümkün olanın sınırlarını zorluyor. İşlenmiş alüminyum, gömülü kauçuk tutma elemanları, koruyucu köşeler, kayış sistemi ve baştan sona hassas gravürler, tasarımda büyük bir teknik özen gerektiren hassas bir cihaz olduğu fikrini pekiştiriyor. Kendi taşıma çantası olacak şekilde tasarlanan sağlam alüminyum kasa, hem güzel bir şekilde rafine edilmiş hem de ham olarak sunulan ve belirgin CNC yol işaretleri sergileyen yoğun bir işleme sürecinden geçti. Cihaza daha yakından bakıldığında, lazerle kazınmış grafikler ve özelleştirilmiş yazı biçimleri ve ikonografi gibi çarpıcı dokunuşlar da ortaya çıkıyor. Republic of Gamers , dünyanın en iyi oyun donanımını ve yazılımını yaratmaya adanmış bir ASUS alt markasıdır. 2006 yılında kurulan ROG, anakartlar, grafik kartları, dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar, monitörler, ses ekipmanları, yönlendiriciler ve çevre birimleri dahil olmak üzere performans ve kalitesiyle tanınan eksiksiz bir yenilikçi ürün serisi sunuyor. ROG, büyük uluslararası oyun etkinliklerine katılır ve sponsorluk yapar. ROG donanımı, yüzlerce hız aşırtma rekoru kırmak için kullanıldı ve dünya çapındaki oyuncuların ve meraklıların tercihi olmaya devam ediyor. ACRONYM, 1994 yılında Michaela Sachenbacher ve Errolson Hugh tarafından giyimde stil ve teknolojiyi birleştirmeye odaklanan bağımsız bir tasarım ajansı olarak kuruldu. ACRONYM, kendi adını taşıyan markası ve sayısız marka iş birliği sayesinde yeni nesil teknik giyim ürünlerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur."} {"url": "https://www.esquire.com.tr/teknoloji/2023/05/02/yeni-asus-rog-strix-scar-serisinin-ozellikleri-belli-oldu", "text": "ASUS'un 2023 Serisi ROG Strix SCAR G634 ve G834 oyun dizüstü bilgisayarlarında sunulan en iyi ekran kartları, geliştirilmiş akıllı soğutma çözümleri, en gerçekçi görüntüleri sunan paneller, kişiselleştirilebilen göz alıcı tasarımlarla standartların ötesine geçmeye hazırlanın. ROG StrIx SCAR Serisi'nin G634 16 inç ve segmentinde bir ilk olan 18 inç ekranlı G834 Serileri, yeni nesil bileşenler ve akıllı soğutma teknolojileriyle 2023 yılında da ilklere imza atıyor. Segmentine getirdiği bir çok ilkle yine adından söz ettiren ROG Strix SCAR Serisi, hem espor profesyonellerinin hem de amatör oyun meraklılarının gücüne güç katmaya hazır. Yepyeni ROG Strix SCAR 18, Windows 11 Pro ile geliyor. G634, SCAR Serisi'ne ilk kez 16 inçlik bir ekran eklerken, G834, SCAR Serisi'ne ilk kez 18 inçlik bir ekran ekleyerek düşmanı her zamankinden daha net görmenizi sağlıyor. 13. Nesil Intel Core i9-13980HX işlemci ve maksimum 175 W TGP'ye sahip NVIDIA Ge-Force RTX 4090 Dizüstü Bilgisayar GPU'su ile desteklenen SCAR 18, en zorlu oyunların bile üstesinden kolayca geliyor. Ayrıca oyun oynarken GPU'nuzun gerçek gücünden kolayca yararlanmanızı sağlayan NVIDIA Advanced Optimus desteğine sahip özel bir MUX Anahtarı ile birlikte geliyor. 64 GB'a kadar DDR5 RAM ve 4 TB'a kadar PCIe Gen4x4 depolama desteği ile, aynı anda hiç ter dökmeden kolayca oyun oynayabiliyor ve içerik oluşturabiliyor. Zafer ve yenilgi arasındaki fark, tek bir tuş vuruşuna bağlı olabilir, bu nedenle SCAR 16 ve 18, galibiyeti güvence altına almak için tasarlanmış profesyonel bir espor sınıfı klavyeye sahip. Dayanıklı olması için tasarlanan Strix SCAR'ın klavye anahtarları, 20 milyondan fazla basışa dayanacak şekilde derecelendirilmiş ve n-tuş rollover, aynı anda birden fazla tuşa basıyor olsanız bile sisteminizin hiçbir zaman komutu kaçırmayacağını garanti ediyor. SCAR, varsayılan olarak ses düzeyi ve Armoury Crate denetimleri için ayarlanan ancak farklı işlevler veya makrolar için özelleştirilebilen özel ortam denetimleri ve özel kısayol tuşları bulunan tam boyutlu bir klavyeye sahip. Ve tuş başına RGB ve tam Aura Sync özelleştirmesi ile SCAR her zaman ruh haline uygun görünüme sahip olabiliyor. Segmentine getirdiği ilklerle yeni standartlar belirleyen en yeni ROG Strix SCAR Serileri, oyun tutkunlarının tüm sınırları kaldırmalarını sağlıyor. 2023 Strix SCAR 16 ve 18, ROG'un farklı tarzını somutlaştırmaya devam ediyor. Keskin kasa tasarımları, benzersiz RGB vurguları ve benzersiz oyun deneyimiyle, bir Strix dizüstü bilgisayar her zaman kalabalığın arasından sıyrılıyor. Yeni Strix SCAR, klavyede tuş başına RGB aydınlatma ve ışık şeridiyle birlikte dizüstü bilgisayarı her açıdan bir oyun gücü haline getiren arka kısımda parlak bir RGB panele sahip. Dolby Atmos destekli hoparlörler, oyunlar için otantik bir ses sahnesi oluşturmak üzere iki tweeter ve iki aşağı doğru ateşleyen woofer içeriyor. Yüksek Çözünürlüklü ses, müziği kaydedildiği kalitede duyulmasını sağlıyor. İki Yönlü AI Gürültü Önleme, hatalı arka plan seslerini filtrelemek için hem gelen hem de giden sesi işleyerek aramaların ve sohbetlerin dikkat dağılmadan gerçekleşmesini sağlıyor. 90 Wh pile sahip dizüstü bilgisayarlar, yeniden şarj edilmeden önce saatlerce internette kolayca dolaşılmasını sağlıyor. Hareket halindeyken esneklik için USB Type-C şarjı 100 W'a kadar destekleniyor. Birlikte verilen 330 W güç adaptörünü kullanarak şarj ederken, Strix SCAR ve 18 yalnızca 30 dakikada sıfırdan %50'ye şarj olabiliyor. Modern çok oyunculu oyunlarda, istikrarlı bir internet bağlantısı zorunludur. Strix SCAR 16 ve 18, özel bir RJ45 bağlantı noktasının yanı sıra en yeni Wi-Fi 6E kablosuz standardı ile mücadeleye katılmaya hazır. Wi-Fi 6E destekli ağlarda, evlerdeki diğer kablosuz cihazlardan kaynaklanan karmaşa ve parazitlerden arınmış en yeni kablosuz banda erişimin keyfini çıkarılabiliyor ve asla gecikme yaşanmıyor. Bu kadar güçlü bileşenleri barındırmak için Strix SCAR 18 ve 16'nın kasası ve anakartı, yeni tam genişlikte soğutucuya uyacak şekilde yeniden tasarlanırken, daha verimli soğutma için bakır kanatçıklar egzoz deliklerine daha da yaklaştırıldı. Bu benzersiz soğutma bloğu, 2022 Strix SCAR 17'den %82,5 daha fazla olan toplam 195.509 mm yüzey alanı için yoğun şekilde tasarlanmış kanatçıklarla anakartı çevreleyen üç farklı bölümden yapıldı. Bu tasarım, sıcak havanın makineden uzaklaşması için mevcut yolu en efektif düzeye çıkarırken, genel soğutmayı büyük ölçüde arttırıyor. Bu gelişmiş soğutma sistemi sayesinde oyuncuların en fazla temas ettikleri noktalar her zaman serin kalırken, uzun süreler maksimum performansta oyun keyfi sunuluyor. Son olarak, dizüstü oyun bilgisayarlarının çoğu çift fanlı bir soğutma sistemine sahiptir, ancak Strix SCAR 16 ve 18 GPU ve VRAM'i serin tutmaya yardımcı olan üçüncü bir fanın piyasaya sürülmesiyle performans sınırlarını daha da ileriye taşımayı başardı. Hem CPU hem de GPU'da yedi ısı borusu ve Conductonaut Extreme liquid metal ile eşleştirilen Strix SCAR 18'in soğutma sistemi bir mühendislik harikası. Sınıfında tek olan bu gelişmiş soğutma sistemi, en yüksek güç gerektiren işlemlerde bile bilgisayarın maksimum performansta çalışmasını sağlıyor. çarpıcı HDR oyun için şaşırtıcı 1100 nit pik parlaklığa sahip inanılmaz bir Mini LED Nebula HDR panel sunuyor. %90 ekran-gövde oranına sahip 16 inç, 16:10 en-boy oranlı panel, hızlı hareket eden arena nişancıları ve diğer çılgın oyunlar için mükemmel deneyim yaşatıyor. Ne tür bir oyuncu olursanız olun, SCAR'ın yeni 16 inç paneli sizi etkileyecek."}