{"url": "https://www.murekkephaber.com/14-uluslararasi-istanbul-opera-festivali-basliyor/15437/", "text": "Gala Konser ve 4 büyük opera eserinin sahneye taşınacağı 14. Uluslararası İstanbul Opera Festivali'nin açılışı; 10 Haziran Cumartesi akşamı düzenlenecek GALA KONSER ile olacak. Konser; aryalardan napolitenlere, türkülerden şarkılara ünlü bestecilerin eserlerinden seçkin örneklerinin yer aldığı zengin bir programla AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda seslendirilecek. Ünlü solist sanatçılara Orkestra Şefi Murat Kodallı yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşlik edecek. 14. Uluslararası İstanbul Opera Festivali 12-13 Haziran, Pazartesi, Salı akşamları klasikleşen bir festival geleneği olarak, düzenlendiği ilk günden beri sahnelenen Wolfgang Amadeus Mozart'ın SARAYDAN KIZ KAÇIRMA operası ile devam edecek. Türk-Osmanlı kültür ve sanatından etkilenilerek 16. yüzyılda Batı Avrupa'da ortaya çıkan Turquerie akımının en güzel örneklerinden biri olan ve Mozart'ın Mehter Marşı ritimlerinden esinlenerek bestelediği, Rejisör Caner Akın'ın sahneye koyduğu eser, klasik haline sadık kalınarak, aylardır dünya gündemini oluşturan salgına da göndermelerin yapıldığı farklı bir reji anlayışı ile AKM Tiyatro Salonu'nda, iki temsil ile seyirci karşısında olacak. Solistler Ufuk Toker Belmonte rolünü, Kenan Dağaşan ve Umut Tingür Osmin rolünü, Ceren Aydın ve Evren Işık Yasemin Konstanze rolünü, Ayşenur Ayyıldız Haksoy ve Ecem A. Yazoğlu Blond rolünü, Serkan Bodur, Berk Dalkılıç Pedrillo rolünü, Selim Borak Selim Paşa rolünü, Yusuf Eren Maden ve Ali Ada Peker ise Çocuk rolünü dönüşümlü olarak canlandıracaklar. Orkestra Şefi Zdravko Lazarov yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nın ve Koro Şefi Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu'nun eşlik edeceği SARAY'DAN KIZ KAÇIRMA operası'nın koreografisini Tan Sağtürk üstleniyor. FESTİVALE İLK KEZ KATILAN İZMİR DOB BİR OPERA ŞAHESERİ İLE SAHNEDE OLACAKFransız yazar Alexandre Dumas'ın ünlü eseri Kamelyalı Kadın romanından esinlenerek oluşturulan, bestesi Giuseppe Verdi'ye, librettosu Francesco Maria Piave ait olan ve izleyicilere eşsiz bir opera ziyafeti sunacak LA TRAVIATA operası, aşkı için büyük acılar çeken ve fedakarlık yapan eserin baş kahramanı Violetta Valery'nin dram dolu ve ilgi çekici hayatını 15 Haziran Perşembe akşamı AKM Türk Telekom Opera Salonu'na taşıyacak. Orkestra Şefi Tulio Gagliardo yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşliğinde festivale ilk kez katılan İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek eserde Violetta Eylem Demirhan Duru, Alfredo Germont Levent Gündüz, Giorgio Germont Cengiz Sayın, Flora Melisa Özdemir, Annina Eda Çapanoğlu, Gastone Burak Dabakoğlu, Marki Cihan Özmen, Baron Nejad Beğde, Doktor Chirstopher Gagliardo, Komisyoner Başak Ünal ve Giuseppe Muzaffer Soydan tarafından canlandırılacak. Ünlü rejisör Carlos Vilan'ın sahneye koyduğu, eserde Koro Şefi Orhan Öner Özcan yönetimindeki İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu da sahnede olacak. ANKARA DOB FESTİVALE BU YIL SAHNELEDİĞİ VE ÇOK BEĞENİLEN PRÖMİYER ESERİ İLE KATILIYOR. Festivalin devamında; 18 Haziran, Pazar akşamı İtalyan besteci Umberto Giordano'nun önemli eserlerinden olan ve Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin sahneye koyduğu, rejisörlüğünü ve dramaturjisini Rejisör Recep Ayyılmaz'ın üstlendiği ANDREA CHENIER operası, Fransız İhtilali döneminde idealleri uğruna genç yaşta ölüme mahkum edilen şairin kısa yaşam öyküsünü döneme uygun dekor ve kostümlerle AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda sanatseverlerin beğenisine sunacak. Dünya sahnelerinde pek çok opera evinde sahneye çıkan ünlü İtalyan tenor Ivan Defabiani'nin başrolde şair Andrea Chenier'i seslendireceği eserde diğer solist sanatçılar; Kamil Kaplan Carlo Gerard, Seda Aracı Ayazlı Maddalena de Coigny, Ferda Yetişer Bersi, Selva Erdener La Contessa dİ Coigny, Emin Özdemir Fileville, Emre Uluocak Mathieu, Haser Tek Abbe, Mehmet Kavil Incredible, Yiğitcan Tatlıoğlu, Roucher, Kemal Badem Schmidt, H. Zeliha Tunçyürek Vecchia, E. Kaan Çelikcan Fouquier, Batuhan Karatay Dumas, Mahir Kat Il Maestro dİ Casa rollerinde sahnede olacak. İdealleri uğruna genç yaşta ölüme mahkum edilen şair Andrea Chenier'in yaşamından kesitlerin anlatıldığı, koreografisi Özge Ay'a ait operada Orkestra Şefi Raoul Grüneis yönetimindeki Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve Koro Şefi Maurizio Preziosi yönetimindeki Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu solistlere eşlik edecek. FESTİVAL İHTİŞAMLI AİDA OPERASI İLE SON BULUYOR. Festivalin kapanışı AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda 22 Haziran Perşembe akşamı, Ankara ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüklerinin ortak sahneleyecekleri İtalyan bestecisi Giuseppe Verdi'nin ünlü operası AİDA ile yapılıyor. Solistleri, korosu ve dansçılarıyla sanatçıların sahnede kalabalık bir kadro ile aynı anda sahnede olacağı görkemli rejisi ile kapanışa damgasını vuracak eseri ünlü İtalyan rejisör Vincenzo Grisostomi Travaglini sahneye koyuyor. Orkestra Şefi İbrahim Yazıcı yönetiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve Koro Şefi Paolo VILLA yönetimindeki Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu eşliğinde solist sanatçılar; Evren Ekşi Aida, Efe Kışlalı Radames, Jaklin Çarkçı Amneris, Murat Güney Amonasro, Gökhan Ürben Ramfis, Göktuğ Alpyaşar Il Re Delle' Egitto, Serkan Bodur Un Messaggero, Ayşenur Ayyıldız Haksoy Sacerdotessa rollerinde seyirci karşısında olacak. Muhteşem müzik, dans, dekor ve kostümlerle Antik Mısırı sahneye taşıyan ve Romalı komutan Radames ile tutsak Habeş Prensesi Aida'nın imkansız aşkının anlatıldığı ve MDTİst dansçılarının da sahnede olacağı Aida operasının koreografisi ise Sergei Terechenko imzası taşıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/2024-alma-adaylari-aciklandi/16410/", "text": "2024 ALMA ödülleri için 68 ülkeden toplam 245 aday gösterildi. Ödülün sahibi 9 Nisan 2024'te Bologna Çocuk Kitapları Fuarı sırasında duyurulacak. ALMA, ünlü yazar Astrid Lindgren anısına Swedish Arts Council tarafından her yıl verilen bir ödül. ALMA ödülünün, Astrid Lindgren gibi hayal gücü, cesaret, saygı, empati ve sınırları aşan bir sanat görüşüne sahip kimselere verileceğini duyuruyor konsey. ALMA'nın sahibi SEK 5,000,000 ($513,000) para ödülüne layık görülüyor. Bu da İsveç'in çocuk edebiyatını ne kadar ciddiye aldığının bir kanıtı olarak gösteriliyor. ALMA çocuk kitabı yazar ve çizerlerinin yanı sıra kurumlara da verilebiliyor. Çocuk edebiyatı için çok çaba göstermiş ve ülkesinde çocuk edebiyatını ileriye taşımış kurumlar ödüle aday olabiliyor. Türkiye'nin 2024 adayları da çocuk edebiyatı için böyle üstün çalışmalar sergileyen üç kurum oldu. Türkiye'den aday gösterilen üç kurum,"} {"url": "https://www.murekkephaber.com/29-ekim-de-hangi-sanatci-nerede-sahne-alacak/16340/", "text": "Zeynep Bastık, Antalya Finike Meydanı'nda; Oğuzhan Koç, Bolu Demokrasi Meydanı'nda; Emir Can İğrek, İzmir Torbalı Belediyesi 7 Eylül Stadyumu'nda, Gülben Ergen Kumluca Belediyesi Cumhuriyet Meydanı'nda ve Simge, Bilecik Cumhuriyet Meydanı'nda on binlerce kişiyle birlikte Cumhuriyet coşkusuna ortak olacak. Ece Seçkin ve İrem Derici ise iki gece üst üste konser verecek. Ece Seçkin cumartesi akşamı İzmir, Menderes 19 Stadyumu'nda, pazar Bodrum'da Belediye Meydanı'nda sevenleriyle buluşuyor İrem Derici ise Antalya'da Noel Baba Meydanı'nda ve Manisa Saruhanlı Belediyesi'nin organize ettiği konserlerde sahne alacak. Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlamalarında ünlü isimler Türkiye'nin dört bir yanında sahne alıyor. 28 ve 29 Ekim'de meydanlarda ve stadyumlarda kurulan sahnelerde halka bütünleşen yıldızlar unutulmayacak gecelere imza atacaklar."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/a-murder-at-the-end-of-the-world-dizisinin-gosterim-tarihi-belli-oldu/16166/", "text": "Fragmanı yayınlandığı andan itibaren büyük merak uyandıran 'A Murder at the End of the World'için geri sayım başladı. 14 Kasım'dan itibaren Disney+'ta diziseverlerle buluşacak 7 bölümden oluşan mini dizi, fantastik-gizem türünde ödüllü ve çok beğenilen dizi 'The OA'in arkasındaki ekibin imzasını taşıyor. 'A Murder at the End of the World', Darby Hart adındaki Z kuşağı amatör dedektif ve teknoloji meraklısı genç bir kadını merkezine alıyor. Darby ve diğer sekiz misafir, inzivaya çekilmiş bir milyader tarafından uzak ve göz kamaştırıcı bir yerdeki inzivaya katılmaya davet edilir. Diğer konuklardan birinin ölü bulunması bu inzivayı kabusa çevirecektir. Darby, katilin başka birini öldürmesinden önce, birbirleriyle çatışan çıkarlar karmaşasında kendini bulur ve bunun bir cinayet olduğunu kanıtlamak için tüm becerilerini kullanmak zorunda kalır. Corrin ile Owen'a Harris Dickinson, Brit Marling, Alice Braga, Joan Chen, Raul Esparza, Jermaine Fowler, Ryan J. Haddad, Pegah Ferydoni, Javed Khan, Louis Cancelmi, Edoardo Ballerini, Britian Seibert, Christopher Gurr, Kellan Tetlow, Daniel Olson ve Neal Huff'ın eşlik ettiği 'A Murder at the End of the World'ün yaratıcı koltuğunda ise 'The OA'yi de yaratan Marling ile birlikte Zal Batmanglij oturuyor. Çekimleri İzlanda'nın büyüleyici coğrafyasında ve New Jersey ile Utah'da gerçekleşen mini dizinin ilk iki bölümü 14 Kasım'da yayınlanırken, devamı her hafta Salı günü izleyicilerle buluşmaya devam edecek. Son yılların yükselen yıldızlarından Emma Corrin ile Clive Owen'ı buluşturan, yayınlandığı dönem çok konuşulan 'The OA' dizisinin yaratıcılarının imzasını taşıyan 'A Murder at the End of the World', 14 Kasım'dan itibaren sadece Disney+'ta seyredilebilecek. 7 bölümden oluşan mini dizi, izleyicileri izole bir inziva kampındaki cinayet gizeminin kalbine sürükleyecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/adem-sozuer-bengi-semerci-ve-alin-tasciyan-ile-suc-ve-ceza-film-festivali-ni-konustuk/16476/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, festival direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci ve sinema eleşrirmeni Alin Taşçıyan ile festivali konuştuk. Adalet temasıyla her yıl düzenlenen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin 13'ncüsü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleşen açılış töreniyle başladı. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Uluslararası suç ve ceza film festivali başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, festival direktörü Prof. Dr. Bengi Semerci ve sinema eleşrirmeni Alin Taşçıyan ile festivali konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ahmet-ferit-e-mektuplar-yakin-donem-turkiye-tarihini-aydinlatiyor/16456/", "text": "VakıfBank Kültür Yayınları Ahmet Ferit'e Mektuplar adlı kitabı okurlarıyla buluşturuyor. Türk düşünce tarihinin değerli iki ismi, iki dost, Yusuf Akçura ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk İçişleri Bakanı Ahmet Ferit Tek'in 31 yıllık mektuplaşmaları, 2. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e dönemin politik ve düşünsel iklimine dair ipuçları sunuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/altan-celem-yayin-akisi-isimli-sergisini-anlatti/16385/", "text": "Yayın Akışı, aslında daha önce açtığım Günlüklerin devamında şekillenen bir proje. Günlüklerde ele aldığım şehir, şehirde insan ve gündelik hayata dair kesitler zaman algısını akış kavramı üzerinden ele alıyordu. Burada akış şehir hayatı içerisinde hızla akan bir zaman algısı yaratırken, pandemi döneminde durum tamamen tersine dönüyor. Evlerine kapanan insanlar durağan ve iş, eğitim, sosyalleşme, zaman öldürme ve daha birçok farklı sebepten dolayı ekran başına odaklı bir yaşam şekline dönüyor. Akmayan bir zamanın metaforu olarak televizyon yayın akışını sağlayan bir öğe olarak bu sergide öne çıkıyor. Sıradan bir an olması fikri öne çıkıyor burada. Günlük hayatın akışı içerisinde herkesin karşılaşabileceği, yaşayabileceği ya da içinde bulunabileceği anlar seçmeye, yakalamaya çalışıyorum. İnsanın ya da insanların doğal, yalın ve içinde bulunduğumuz zamanı hissedebileceğimiz bir enstantane duygusu. Bu fikre odaklandığınızda çevrenizde bununla ilgili malzemelere, kaynaklara ulaşmak zor olmuyor. Üretim disiplininin oluşması, bence zamanla şekillenen bir süreç. Günlük anlayışı ile resme yaklaşmak, beni motive eden konularla ilişkimi bir süreklilik içerisinde yönetebilmemi sağlıyor. Gündelik hayata dair gözlemler de bulunmak, bunlarla ilgili görsel notlar almak, biriktirmek, katmanlar oluşturmak şeklinde... Bence bu bir tercih değil, doğal bir süreç... Üretim disiplini gibi kendinizi ifade etme biçiminde yapınıza, kimliğinize uygun, uyumlu şekilde oluşuyor. Ben de kendimi en rahat ifade edebildiğim tavırda resim yapmaya çalışıyorum diyebilirim. Sergideki resimlerimde; kapanma döneminde oluşan duygu halini hissedebileceğimiz atmosferi yakalamaya çalıştığımı söyleyebilirim. Bu duyguyu resme bakan kişiye hissettirebilecek unsurları kullanmaya özen gösteriyorum. Ekranları karşısında donmuş insanlar, akışın yayınla sınırlı olduğu bir süreç... Belki de benzer mekanlarda, benzer yayınları izleyen, benzer duygular içerisinde olan ama bunun farkında olmayan insanlar. Resimlerin bu şekilde birbirleriyle etkileşimde olabileceği gibi, resimler bu unsurlar aracılığıyla resme bakan ve bu süreci yaşamış kişilerle de etkileşime geçebilir. Sanırım sanat yaklaşımım için; birçok ilham veren kişi ve anların bütününden oluşan bir süreç diyebiliriz. Demin bahsettiğim kendini ifade etme meselesi, zamanla sizinle beraber evrilen, dönüşen bir süreç. Maruz kaldığımız her şey toplumsal, kişisel veya daha farklı bir düzeyde üretiminizde bir etki yapıyor ve süreç böyle şekilleniyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/anadolu-ortacagi-nin-buyulu-kenti-ani-ye-sanal-yolculuk/15508/", "text": "Anadolu'nun ortaçağından kalma, zengin bir kültürel mirasa ev sahipliği yapan ve 2016'dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Ani kentinin çok katmanlı tarihini tüm boyutlarıyla ele alan Ani Mobil Uygulaması, 8 Haziran'da İstanbul, Postane'de gerçekleştirilen toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Yaz-kış ziyaretçi akınına uğrayan Ani Arkeolojik Alanı için üç dilde hazırlanan mobil uygulama, Ani ile tanışmak isteyenler için bir sanal rehber olma özelliği taşıyor. Anadolu Kültür'ün, Ani Arkeoloji Alanı'nın korunması ve tanıtılmasına yönelik yaklaşık on yıldır yürüttüğü çalışmaların son çıktısı olan proje, dört yıllık bir zaman diliminde geliştirildi. Portekiz merkezli Calouste Gulbenkian Vakfı ve ABD merkezli Dünya Anıtlar Fonu tarafından desteklenen projeye katkı sunanlar arasında Kültürel Mirası Koruma Derneği'nden İsmail Yavuz Özkaya, mimarlık tarihi uzmanı Armen Kazaryan ve Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü'nün eski direktörü Carsten Paludan-Müller ile birlikte Türkiye, Ermenistan, Rusya, Makedonya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Norveç'ten uzmanlar yer alıyor. Proje ortaklarından, Kültürel Mirası Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Dünya Anıtlar Fonu program yöneticisi Hung-hsi Chao, HAYCAR Mimar ve Mühendisler Dayanışma Derneği'nden Alin Pontioğlu, proje koordinatörü Çağla Parlak ve Anadolu Kültür Direktörü Asena Günal lansmana katılarak uygulama ve süreç hakkında bilgiler paylaştı. Kültürel mirasın yorumlanmasında en iyi örneklerden biriAnadolu Kültür ile birlikte Ani Arkeoloji Alanı'nın önemli yapılarının korunması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Dünya Anıtlar Fonu program yöneticisi Hung-hsi Chao, alana yönelik koruma çalışmalarının yakın dönemde tamamlanmasının beklendiğini aktardı. Chao, koruma çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın yorumlanmasının da önemli olduğuna değinerek, Ani Mobil Uygulaması'nın kültürel mirası yorumlama konusunda en iyi yaklaşımlardan birine sahip olduğunu ifade etti. Masalsı geçmişi ile Ani, bugün bulunduğu coğrafyada hala canlı bir varlık diyen Kültürel Mirası Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Ani'nin geçmişte olduğu gibi bugün de içinde bulunduğu coğrafyadaki tüm toplumları bir araya getirme ve buluşturma işlevini sürdürdüğüne dikkat çekti. HAYCAR Mimar ve Mühendisler Dayanışma Derneği'nden Alin Pontioğlu ise, Ani Mobil Uygulama projesi kapsamında farklı tarihlerde Erivan, Kars ve İstanbul'da üç ayrı çalıştay düzenlendiğini ve her bir çalıştayda uygulamanın yazılımından yapıların mimari özellikleri ve tarihçelerine geniş bir çerçevede belirlenen başlıklarda farklı disiplinlerin iş birliğinden yararlanıldığını aktardı. Ani'nin Dünya Mirası Listesi'ne girmesine katkıda bulunan projeUygulamanın tanıtıldığı toplantıda söz alan Anadolu Kültür Direktörü Asena Günal, Anadolu Kültür'ün Ani üzerine en yeni projesi olan mobil uygulama ile Ani Arkeolojik Alanı ve çevresinin kültürel mirasını daha geniş bir çevreye tanıtmayı amaçladıklarını belirtti. Anadolu Kültür'ün kuruculuğunu ve yönetim kurulu başkanlığını üstlenen Osman Kavala'nın, Ani'nin 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmesinde önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Günal, 2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü'ne layık görülen Kavala'nın Ani'deki koruma çalışmalarına katkıda bulunmak için uluslararası uzmanlarla ve uzman kuruluşlarla işbirliklerini geliştirmeye önemli bir emek sarf ettiğini ifade etti. Türkiye'deki ilk örnekProjede yer alan bilgi ve kaynaklara, çevrimdışıyken de uygulamadan kolayca erişim sağlanabildiğini belirten proje koordinatörü Çağla Parlak ise, Ani uygulamasının Türkiye'deki bir kültürel miras alanı için geliştirilen ilk mobil uygulama olduğunu ifade etti. Parlak, bu sayede kültürel mirasın uzun vadeli ve kolayca erişilebilir kaydının mümkün kılındığına ve bu mirasın gelecek nesiller için korunacağına işaret etti. Projenin eğitim ve farkındalık çerçevesinde de bir misyonu yerine getirmeyi amaçladığını belirten Parlak, Mobil uygulama, farklı deneyimler sunarak Ani'nin daha iyi anlaşılmasına destek oluyor. Bir kültürel miras ve tarih eğitim aracı olarak hizmet eden uygulama, sesli rehberlik, tarihi fotoğraflar, testler gibi multimedya içerikler aracılığıyla kullanıcıları tarih, sanat, mimari ve gelenekler hakkında bilgilenmeye teşvik ediyor. Mobil uygulamada neler var?Üç dilde hazırlanan uygulama, Ani ve çevresine ait bilgileri, Tarihçe, Mimari, Sanat Tarihi ve Koruma Çalışmaları başlıkları altında kullanıcıya sunuyor. Farklı yapıların Ani içindeki konumları temel alınarak oluşturulan dört ana rota ise Ani Arkeolojik Alanı'nı belli temalar üzerinden ziyaret etme ve deneyimleme olanağı sağlıyor. Kullanıcılar tercih ettikleri yapıları seçerek kendi güzergahlarını da oluşturabiliyor. Tarihi ve mimari metinlerin daha rahat anlaşılması için mimari terimlerin anlamlarını içeren bir sözlük, daha kapsamlı araştırmalara ışık tutacak bir kaynakça ve Ani konusunda bilgisini ölçmek isteyen kullanıcılar için hazırlanan mini bilgi yarışması bölümü de sunulan içerikler arasında yer alıyor. Sanal rehber ayrıca ziyaret saatleri, ulaşım, erişebilirlik gibi pratik bilgileri de içeriyor. Seslendirmeler ise gezi deneyimine farklı bir boyut daha katıyor ve yine üç dilde, Türkçe, Ermenice, İngilizce olarak dinlenebiliyor. Ani'nin çok katmanlı tarihini, Türkçede Mahir Günşiray, Şenay Gürler, Tilbe Saran ve Görkem Yeltan, Ermenicede Dr. Elmon Hançer, İngilizcede ise Dr. Christina Maranci, Veronica Kalas ve Robert Dulgarian seslendirdi. Anadolu Kültür tarafından Ani Arkeolojik Alanı'nı tüm boyutlarıyla tanıtmak üzere hazırlanan Ani Mobil Uygulaması, İstanbul'da yapılan lansmanla kamuoyuna tanıtıldı. Türkiye, Ermenistan, ABD ve Avrupa'dan farklı disiplinlerden uzmanların katkı sunduğu uygulama App Store ve Google Play Store'dan ücretsiz indirilebiliyor. Üç dilde geliştirilen proje, Türkiye'de bir kültürel miras alanı için hazırlanan ilk mobil uygulama olma özelliğini taşıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/andy-warhol-un-125-eseri-istanbul-lale-muzesi-nde/16294/", "text": "Amerikalı ressam, grafik tasarımcı ve film yapımcısı olan Andy Warhol, yaratıcı eserleri ve benzersiz tarzıyla sanat dünyasında ve popüler kültürde unutulmaz izler bırakmış; çağdaş sanatın dönüm noktalarından biri olmuştur. Pop Art akımının önde gelen temsilcilerinden olan Warhol, sanat dünyasına getirdiği radikal yaklaşımlarla tanınıyor. 1928 yılında Pittsburgh doğan Andy Warhol, Slovak göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Sanat kariyerine ticari illüstrasyonlar yaparak başlayan Warhol, zamanla modern sanat dünyasının en renkli ve çarpıcı figürlerinden biri olmuştur. Warhol kariyerine ticari illüstratör ve reklam dünyasında grafik tasarımcı olarak başlamış ancak, kısa sürede sanat dünyasının sınırlarını zorlayacak benzersiz bir yaklaşımla farkını ortaya koymuştur. New York'a taşınarak 1950'lerin ortalarından itibaren sanat dünyasında adını duyurmaya başlamıştır. Sanatının temelini, Amerikan tüketim kültürünün etkileyici ve sıradan nesnelerini sergilemek oluşturmuştur. Warhol'un sanatında tekrar ve yeniden üretim önemli bir rol oynar. Örneğin, Marilyn Monroe, Campbell çorbası kutusu ve Coca-Cola şişesi gibi popüler nesneleri ve ünlüleri yineleyerek onları sıradanlaştırırken aynı zamanda onları sanat eserine dönüştürmüştür. Sanatında parlak renkler ve basit kompozisyonlar kullanarak estetik algıları sorgulamış ve popüler kültürü sanatın bir parçası haline getirmiştir. Warhol'un stili, çağdaş toplumun görsel diliyle iletişim kurmayı amaçlamıştır. Reklam dünyasının, ünlülerin ve tüketim kültürünün etkisi altında olan Warhol, bu görsel dilin bir parçası haline gelmiş ve onu sanatına dahil etmiştir. Sanat eserlerinde sık sık günlük yaşamdan nesneleri ve ünlü simgeleri kullanması, sanatın elit bir sınıfın ayrıcalığı olmaktan çıkarak geniş halk kitlelerine ulaşmasına katkı sağlamıştır. Warhol'un ilham kaynakları arasında Amerikan tüketim kültürü, ünlüler, gazete başlıkları ve Hollywood yıldızları yer alır. Biletleri Biletix ve Passo üzerinden satılan sergi, Emirgan, İstanbul Lale Müzesi'nde haftanın 7 günü saat 10:00-21:00 arasında ziyarete açık olacak. Yirminci yüzyıl çağdaş sanatının en etkin isimlerinden ve Pop-art hareketinin öncüsü Andy Warhol'un 125 eserinin yer aldığı Andy Warhol-İstanbul Sergisi'nin resmi açılışı İstanbul Lale Müzesi'nde yapıldı. Sergi 30 Mart 2024 tarihine kadar gezilebilecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/anqi-asya-ulkelerinin-renkli-gorsel-kulturu-beni-cok-etkiledi/16103/", "text": "Merhaba, ben ANQI. Mitlerle günümüzü bir araya getirdiğim çok katmanlı ve çekici görsel hikayeler anlatmaya çalışan, annesi Tayvanlı babası Türk bir çağdaş sanatçıyım. Türkiye, Tayvan ve Kuzey Amerika'da eğitim gördüm ve yaşadım. Fiziksel malzemeleri ve dijital araçları bir arada kullandığım, renkli, eğlenceli ve dışavurumcu bir tarzım var. Kişisel mitolojimi, Asya kültürünü, popüler kültür ve psikanalitik öğeleri sentezleyerek resim ve heykellerimi üretiyor, plastik dilin yardımıyla hikayeler anlatıyorum. Çocukluğumu geçirdiğim Tayvan'ın renkli görsel kültürü, resimlerimdeki canlı renk paletini etkilemiş. Ayrıca Asya sanatının illüstratif, iki boyutlu, siyah kontürlü çizim tarzı ve kaligrafik etkiler de çalışmalarımda görülüyor. Babamın görevi nedeniyle çocukluğumun bir kısmını geçirdiğim Tayvan'ın başkenti Taipei'de ilkokula başladım. Çince bilmediğim için Çince yazı karakterlerini resim gibi algılayıp çiziyordum başlarda. Geleneksel Çin resim teknikleriyle resim yapan babamın el yapımı kağıt, doğal fırça ve mineral boyalarıyla çizimler yaparak küçük yaşta resimle tanıştım. Ayrıca, Taipei'deki okulda işlenen ders konularını, öyküleri resimlememiz de isteniyordu. Okuldan eve geldiğimde, annemle babamı sıkıştırarak bana çizim öğretmelerini istiyordum. Yetenekli Tayvanlı sınıf arkadaşlarımın çizdiği resimlere çok özeniyordum. Hayatım boyunca da bir nehir gibi içimde akan, bu görsel özlemi takip ettim. Lisansta burslu olarak Bilkent ve Amerika'da UCLA'de okudum, ardından yüksek lisansta yine burslu olarak Yale Üniversitesi'ne gittim. Oradayken Yale Graduate School fotoğraf yarışmasında ikincilik ödülü kazandım. New York'ta karakalem desen ve akrilik ağırlıklı resim eğitimi aldım, ESMOD Uluslararası Moda Akademisi'nde de moda tasarım ve illüstrasyon eğitimlerine katıldım. Eserlerimde, hikaye anlatıcılığı, dinamik renkler, teknik çeşitlilik, dışavurumcu tarz, kültürel öğeler ve popüler kültür ön plana çıkıyor. Kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, bireyleşme, özgünlük, aidiyet gibi temaları, merak uyandıran, hafif ürkütücü, eğlenceli, izleyiciyle bağ kuran bir tarzda işliyorum. Asya köklerimden etkilenerek yarattığım, canlı renkleri, sade formu, eğlenceli varlığıyla ilgi çeken Hiromita, çağımıza özgün bir karakter. Vahşi bir yüz ifadesi olmakla beraber izleyiciyle yakın ilişki kurabilen çocuksu bir çağrışımı olan, kedi formunda, kaplan ruhlu bir varlık. Hiromita karakterinin kökeni çocukluğuma ve kendini farklı hisseden çocuk ve yetişkinlere dair cesaret verici bir karakter yaratmak istememe dayanıyor. 7 yaşımda ailemle Taipei'ye taşındığımızda Çince öğrenirken çizgi romanlardakirengarenk ve sevimli karakterlerden çok etkilenmiştim. Farklı bir kültüre alışma sürecimi hızlandırmışlardı bana arkadaşlık ederek. Pandemi sürecinde, giderek yalnızlaştığımız ve dijitalleşen dünyanın etkisiyle, dijital bir çizim ve ardından NFT olarak doğdu Hiromita. Sanal bir varlıkken gerçek bir varlık olmaya çalışan, sevimli ama özgün vahşi doğasını da koruyan bir kedi olarak ortaya çıktı. Çin'de çatılara konulan ve evi koruduğuna inanılan ejder, kaplan gibi heykelleri biliyordum, ama sadece bir bölgede, çatılara kedi heykelcikleri konulduğunu öğrendiğimde, Hiromita'nın tohumları da atılmış oldu. Çin'in Yünnan bölgesinde çatılara konan kutsal, kaplan ruhlu kedi heykellerinden esinlendim Hiromita'nın formunu yaratırken. İnanışa göre, bu kedi heykelleri, kötülükleri kocaman ürkütücü ağızlarıyla çiğniyor, hane halkını koruyorlar. İçleri boş ve arkalarındaki minik delikten de eve sevgi ve bereket salıyorlar. Çatıda; yağmurda soğukta hayaletlere, kötü ruhlara karşı ayakta bekliyorlar. Çatıdaki Kaplan adı verilen, korkunç dişleriyle hayaletleri yediği ve bereket getirdiği söylenen bu geleneksel heykelleri yeniden yorumladım. Damdan aşağı indiğini, hayatımıza girdiğini, bize arkadaşlık ettiğini düşledim. Günümüz insanın içindeki boşluğu yiyen ve birbirimizle bağ kurmayı hatırlatan bir karakter olarak Hiromita ortaya çıktı. Vahşi bir yüz ifadesi olmakla beraber izleyiciyle yakın ilişki kurabilen çocuksu bir çağrışımı var. Kabul edilmek, sevilmek için kendini değiştirmiyor Hiromita. Olduğu gibi, kendine ait bir kiremit kedisi. Bize de bireyleşme yolculuğumuzda özgün ifademizi bulmamızı ve onu yaşamımızı hatırlatıyor. Ürkütücü dişleriyle modern hayatımızın oluşturduğu içsel boşluğu yiyip bitiren, sevgiyi ve bağ kurmayı geri veren bir karakter. Hiromita karakteri aracılığıyla izleyicileri, başkalarının kabulüne boyun eğmeden kendi bireyliklerini benimsemeye ve kendi benzersizliklerini kutlamaya davet etmek istiyorum. Hiromita eserlerimde tekrarlayan çehre ve kompozisyon kabul görmek için kendini şekilden şekle sokmamayı, değişken renk ve malzeme kullanımı ise kendini dürüstçe, farklılıklarıyla paylaşmayı ve kendine ait olmayı temsil ediyor. Hiromita serisi, renkli, eğlenceli, dışarıda kalmayıp dahil olmak isteyen bir karakterle aslında ait olamamanın, dışarıda kalmanın acısını sorguluyor. Aidiyetsizlik ve ilişkilerdeki kopukluk çağımızın en büyük sorunlarından. Hiromita karakteri, bir iyileşme sancısı, kendini kaybetmeden, 'aşırı uyumlanmadan' diğerleriyle bütünleşme özlemimiz. Bunu, izleyiciyle bağ kurarak, keyifli bir şekilde yapıyor. Bunun dışında, ruhumuzu besleyen mitolojileri, efsaneleri, bizden büyük sezgisel, metaforik hikayeleri kaybettiğimiz bir çağdayız. Modern psikolojinin zihinlerimize baktığı rasyonel mercek yerine, analitik psikolojinin psişeyi bütün hale getirmeye çalışan, bilinç dışı ve bilinç arasında metaforlarla ve sembollerle ilişki kurmayı anlatan anlatısını çekici buluyorum. Postmodernizmle beraber çokseslilik, çok anlamlılık arttı. Hiromita da, yarı Tayvanlı yarı Türk bir sanatçının çocukken başka bir ülkeye alışma hikayesinden, kültürel kimliğini inşa çabasından ilham aldı. Günümüzde, kim olduğumuzu bulmaya çalışırken, bize dayatılan yapay kabilelere, kimliklere, sınıflandırmalara maruz kalıyoruz. Neyi seveceğimizi, neye tepki göstermemiz gerektiğini, bir şeye karşı çıkarsak bile nasıl karşı çıkmamız gerektiğini dayatan bir dünyadayız. Sevgi, kabul, bir kabileye ait olmak için kendimizden, özgün benliğimizden uzaklaşıyoruz. Bu yaşadığımız kendimize yabancılaşma hissini bile sömüren, bize spiritüel anlatılarla kimlik sunan, yani yaşadığımız her deneyimin metalaşıp bize ürün olarak sunulduğu, karmakarışık bir çağdayız. Hiromita, bütün bu karmaşada, kendine ait olmanın, kendine sadık kalarak başkalarıyla bağ kurmanın ve kendine özgü yolda ilerleyip bireyleşmenin izini sürüyor. Bunu yaparken de modern psikolojiden değil, insan ruhuna daha farklı bakan bakış açılarından ilham alıyor. Arketipsel psikoloji kurucusu James Hillman, antik Yunan felsefesine, özellikle filozof Plato'ya dayandırdığı görüşlerinde, her insanın dünyaya, kendine özgün bir imgeyle, bir amaçla dünyaya geldiğinden bahseder. Plato, Daimon / ruhsal çağrı diyor bu varlığa. Hiromita, bize özgün ve biricik olan arzuyu ve yaratıcılığı gerçekleştirebilmeyi görselleştiriyor. Özgün varoluşumuzu yaşamamız için bir hatırlatıcı, bir dost. Bir modern zaman Daimon'ı. Kendi özgün potansiyelimize, kişisel mitolojimizde varacağımız yere varmamız için bize eşlik eden bir varlık Hiromita. Hiromita'nın hayattaki bize özgün ifademizi bulma konusundaki hikayesinin sadece sözde kalmadığını, kendisinin de bir fikir aşamasından, dijital resme / NFT'ye, ardından fiziksel resim ve en son da heykele dönüşümünde görüyoruz. Hiromita'nın dijital resimden karışık teknik resim ve heykele dönüşümü, Plato'nun Daimon teorisiyle uyumlu derinlemesine sembolik bir yolculuk. Daimon veya içsel rehberimiz, bizi özgün ve özgünlük yolculuğunda yönlendiren bir içsel kuvvet. Hiromita bu kavramı somutlaştırıyor. Dijital haliyle, Hiromita yeni doğmuş bir Daimon'u temsil ediyor. - gerçekleştirilmeyi bekleyen bir fikir, ruhani bir varlık. Hiromita'nın dijital hali, özgün benliğini keşfetme yolculuğunun başlangıcını simgeliyor. Daimon teorisi, ruhun nihayetinde bizi en özgün benliğimize yönlendirdiğini önerdiği gibi, Hiromita'nın heykele geçişi, gerçek doğasını kucaklamasını temsil ediyor. Üç boyutlu şekli, Daimon teorisi tarafından teşvik edilen varoluşumuzdaki imgeyi gerçekleştirmektir. Resimdeki gibi bir illüzyon yoktur heykel formunda. Kendi gibidir. Neyse o olabilmiştir. İzleyiciye şimdiye kadar her formunda keyifli bir deneyim sunduğunu gördüm. Resim ve heykellere dokunduklarında kendi içsel daimonlarını hatırlamalarını umuyorum. Resimlerde kullandığım renk ve dokularda, gelişigüzel, dışavurumcu, boyaların çatladığı bir tarz var. Özellikle aşırı düzenli olmasını istemiyorum Hiromita'nın. Yeri geldiğinde sünger taşı, iplikler, kumlar, simler var resimlerde. Amacım malzemesi ve renk kullanımıyla izleyicinin biraz zaman geçirmesi, kusurlu olanla, mükemmel olmayanla, farklı olanla, benzersiz olanla bağ kurmaya izin vermesi. Resim ve heykellerde sakladığım kadim Çince, Tayvan'da kullanılan geleneksel Çince ve kadınlara özgü tek yazı olan nüshu'dan kelimeleri fark edip anlamlarını bulmak için keşif ve merak duygularının uyanacağını da hayal ediyorum. Gerek fiziksel malzemeler gerekse dijital teknikleri kullandığım, melez bir yöntem geliştirdim zaman içerisinde. Fiziksel olarak ürettiğim parçaları dijital olarak birleştiriyor, dijital ürettiklerimi fiziksel hale getirdikten sonra manipüle etmeye devam ediyorum. Yıllar içerisinde çeşitli kağıt parçalarına çizdiğim çizim ve eskizleri tarayıp yeniden bir araya getirmeyi sıklıkla yapıyorum. Parçalayıp bütünleştirmeyi seviyorum. Olanak sağladıkları tesadüfler ve maddenin hafızası nedeniyle boya, kumaş, mürekkep, tozlar, ipler, anlamlı bir insan dokunuşunu, dokunsal bir deneyimi mümkün kılıyor. Dijital teknikler ise, hem farklı perspektifleri bir araya getirmemi kolaylaştırıyor, hem de getirdiği olanaklar ve solmayan capcanlı renkleriyle hayal gücümün sınırlarını genişletiyor. Anlatmak istediğim çok katmanlı, canlı anlatılar için, fiziksel ve dijital olanın bana sağladığı çeşitlilikten ve sentezlerinden yararlanmaya devam edeceğim. Asya ülkelerinin renkli görsel kültürü, çocukluğumdan beri beni çok etkiledi. Rengarenk ambalajlar, çizgi romanlar, anime karakterlerle dolu canlı bir görsel kültüre sahip Taipei'de yaşamış olmam görsel hafızama canlı imgeler kazıdı. Çalışmalarımdaki canlı renk paletinde 90'lardaki küreselleşen Asya görsel kültürünün büyük etkisi var. Ayrıca Asya sanatının iki boyutlu, illüstratif, kalın siyah kontür çizgileri de resimlerimde sık sık karşınıza çıkabilir. Çinceyi Japonca'dan Çinceye çevrilmiş mangalardan öğrendim. Hiromita serimde çocukluğumda maruz kaldığım manga estetiğinden izler görülebilir. Çin kültüründeki wamao / kiremit kedisi heykellerinin Hiromita'ya ilham vermesi de Asya kültürünün anlatılarıma nasıl girdiğinin bir örneği olabilir. Ayrıca resimlerimin kompozisyonlarında, Geleneksel Çin resim sanatı kompozisyonlarının etkisi bulunmakta. Geçen sene düzenlenen 17. Contemporary Istanbul'da sergilenen Ethereal Sensations serimde Çin manzara resimlerinde olduğu gibi ortadan dağ gibi yükselen dikey biçimler ağırlıklıydı. Özetle, eserlerimin, gerek renk, gerek kompozisyon gerekse arka plan hikayelerinde, Asya kültürünün etkilerini görebilirsiniz. Bu çok güzel bir soru. Çağımızın retinal alışkanlıklarına uygun canlı renk kullanımı, eserlerimin fark edilmesine, izleyiciyle kolay bağ kurmasına sebep oluyor. Bu bağ kurulduktan sonra ise, malzeme sayesinde yakaladığım doku çeşitliliği, izleyicinin eserle daha fazla haşır neşir olmasını sağlıyor diye gözlemliyorum. Kullandığım renklerin mutlu ettiğini, olumlu duygular yarattığını söyleyen çok kişi oldu. Ürkütücü dişler, kocaman bir ağza rağmen, patlayan canlı renkler olunca sanırım, insanlar tam da gerilimle keyfin arasında bir yerde deneyimliyor eserlerimi. Heykellerimde de mat dokulu ama canlı renkler kullandım. İnsan tenine benzer dokuyla kontrast olarak insan tenine veya kedi tüyüne uymayan bu canlı yeri geldiğinde neon renkler acaba insanlarda nasıl bir etki uyandıracak, Contemporary'de gözlemleyeceğim. CoolWallet x HIROMITA by Melek Anqi NFT koleksiyonu, sanat, kültür, finans ve teknoloji dünyalarını bir araya getiren heyecan verici bir işbirliği oldu. Kredi kartı büyüklüğündeki dünyanın ilk soğuk mobil donanım cüzdanını yaratan CoolBitX, yeni sıcak dijital cüzdanı CoolWallet HOT'ın tanıtım kampanyasını Hiromita'yla oluşturduğu özel bir NFT koleksiyonuyla duyurdu. HIROMITA NFT'sine sahip olmak, özgün bir sanat eserine sahip olmanın yanı sıra, CoolWallet'in özel Discord'una ve tüm CoolBitX etkinliklerine katılım imkanı ve diğer özel avantajlar elde etmelerine olanak tanıdı. Bu ekosistem, topluluk üyeleri arasında daha derin bağlantılar ve müşteri bağlılığı oluşturan çeşitli etkileşimlere ve deneyimlere olanak sağlayacak ve bu da nihayetinde markanın kripto varlıkların kitlesel olarak benimsenmesi vizyonuna katkıda bulunacak. \"CoolWallet x HIROMITA by ANQI\" NFT koleksiyonunda CoolWallet kullanıcılarının kazanabileceği, satabileceği veya hediye edebileceği toplam 10 benzersiz HIROMITA sanat eseri var. HIROMITA NFTsine sahip olan kullanıcılar hem bir NFT sanat eserine, hem de bu NFT'ye tanımlanmış ayrıcalıklara sahip oluyor. Her HIROMITA NFT, başlığı tarafından yansıtılan, Wholehearted, Passion, Clarity, Joy, vb. gibi farklı bir temayı işliyor. Hayatlarında bu temanın bir hatırlatıcısı olmasının yanı sıra, her bir HIROMITA NFT, CoolWallet kullanıcıları için bahsettiğim gibi özel avantajlar sağlıyor. CoolWallet x HIROMITA NFT koleksiyonu sayesinde, dünyanın çeşitli yerlerinde Hiromita koleksiyonerleri oldu. Hiromita'nın hikayesini, verdiği mesajı markanın düzenlediği çevrimiçi toplantılarda anlatma fırsatı buldum. Çin Yeni Yılında markanın kullanıcıları farklı Hiromita'lardan kendi hayatları için diledikleri özellikleri getiren Hiromita'yı NFT koleksiyonlarına katma fırsatı buldular. Kültür endüstrisinin yönlendirmelerinin beğenileri şekillendirdiği, sanatın metalaştığı bir süreçteyiz. Bir sanat izleyicisi olarak ise neyi beğenip beğenmediğimizi kendimiz belirleyebilmek için sanat okuryazarlığı edinmek, sanatla kendi özgün ilişkimizi kurmak önemli. Bir sanatçı olarak bu süreci doğru okumaya, sanatımı insanlara ulaştırmak için hem çağın getirdiği teknolojileri kullanmaya, hem de Hiromita karakterimi de bir marka olmasa da bir marka gibi tanıtmaya çalışıyorum. Hikaye anlatıcılığı, görsel çekicilik, sanatçının kültürel kimliği, kullanılan malzemeler hepsi bir bütün olarak ele alınmalı artık. Çağdaş sanat, yerleşik sanat eseri kavramını yıkıyor, sanatın, sanat eserinin başka türlü de olabileceğini öneriyor. Bir anlamda, çağdaş sanatçı, nesneyi aşarak, özne ve nesne arasındaki tüm bağlamı bozarak sanat eseri oluşturuyor. Ben de gerek Hiromita gerekse fizi-dijital soyut serilerimle giderek daha katmanlı okumalara fırsat verecek ve kalıcı olacak çağdaş sanat eserleri üretebilmeyi umuyorum. Ekranlarımız bu kadar parlak, instagram akış sayfamız bu kadar renkliyken sanatın bundan etkilenmemesi de olası değil. Dijital sanat, renklerin kalitesini arttırdı, capcanlı, solmayan renkler, geçişler var. Yapay zeka ile hayal gücünün sınırları zorlanıyor. Şu aralar yaşadığımız büyülenmenin geçici olabileceğini, dijitali ve yapay zekayı de içine alan sanat eserleri, eninde sonunda, içerik ve bağlam uyumu olunca ve insana dair, gerçeğe dair bir duygu veya deneyim geçirince kalıcı olacaktır, diye düşünüyorum. Son olarak, Türkiye'de bu fazla takip edilmese de Asya sanatının ve Asya sanat pazarının yükselişe geçtiğini görüyorum. Son yıllarda Asyalı sanatçılar, giderek daha fazla uluslararası varlık göstermekte ve dünya çapında koleksiyonerlerin ilgisini çekmekteler. Modern ve Çağdaş Asya Sanatı'na sadeceAsyalı koleksiyonerlerle sınırlı olmayan, Amerika ve Avrupa da dahil olmak üzere artan bir küresel bir talep bulunuyor. Çağdaş Asya Sanatı'na olan ilgi son yıllarda küresel düzeyde arttı. Bölgede düzenlenen bienal, sergi, sanat fuarları ve ünlü müzayede ve galerilerin Asya şubeleri, Asya bölgesinin uluslararası sanat piyasasındaki görünürlüğünü artırdı. Artprice Çağdaş Sanat Raporu'na göre, 2021'de Çin, Hong Kong ve Taiwan, küresel sanat pazarının yüzde 40'ını oluşturdu. Asya sanat pazarı, hem Asyalı hem de Asyalı olmayan sanatçılar için önemli hale geldi. Son 20 yıldır Asyalı sanatçılara olan ilgi giderek artsa da henüz keşfedilecek, eserleri değer kazanacak pek çok sanatçı bulunmakta. Batı sanat pazarına göre Asya sanat pazarı ekonomik açıdan daha ulaşılabilir durumda olduğu için, koleksiyonerlik için ideal zaman olduğu düşünülüyor. Bu durum Asya sanatına yatırımı koleksiyonerler için daha çekici hale getiriyor ve Çağdaş Asya Sanat pazarını dünyadaki en heyecanlı sanat pazarlarından biri kılıyor. Küresel sanat piyasasında, sadece Asyalı sanatçıların eserlerinin değil, Asyalı koleksiyonerlerin de etkisinin de etkisinin arttığı görülüyor. Bölge ekonomisinin güçlenmesiyle beraber, Asyalı koleksiyonerlerin alım gücü artış gösterdi. Ünlü üç müzayede şirketi Sotheby's, Christie's, and Phillips'in 2020 satışlarının üçte birini Asyalı müşteriler oluşturdu. Ayrıca zenginleşen Asyalı ülke koleksiyonerleri, sadece Asya'da değil, küresel trendlere ve odaklanılan sanatçılara da yön vermeye başladı. Ben de önümüzdeki yıllarda sanatsal çalışmalarımı daha çok doğu Asya ülkelerinde sergilemeyi, oradaki fuar ve sergilere öncelik vermeyi planlıyorum. Sanatseverlere ise Contemporary Istanbul ve diğer fuarlar sayesinde Türkiye'ye gelen Asyalı sanatçıların eserlerine bir de bu yönden bakmalarını öneriyorum."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ara-guler-arsivinden-ayvalik-fotograflari-gun-yuzune-cikiyor/16314/", "text": "Türkiye'de kültür ve sanat alanında uzun soluklu çok sayıda kurumun kurucusu ve destekçisi olan Doğuş Grubu'nun, Ara Güler ile iş birliği sonucu 2016 yılında hayata geçirdiği Ara Güler Müzesi'nin yeni sergisi Ayvalık-İstanbul kapılarını ziyaretçilere açtı. Ara Güler Müzesi ve Ayvalık Belediyesi iş birliği ile gerçekleşen Ayvalık-İstanbul sergisi, Ara Güler'in az bilinen ya da bugüne kadar yayımlanmamış Ayvalık fotoğrafları yanı sıra kendisiyle özdeşleşen İstanbul şehrine ait renkli fotoğraflarla birlikte toplam 36 adet kareyi bir araya getiriyor. Ayvalık, Ara Güler'in uzun yıllar yaz aylarını geçirdiği, hem tatil yapıp hem çalışmalarını sürdürdüğü bir yer. Ara Güler, en önemli röportajlarından biri olan ve günümüzde UNESCO Dünya Miras Listesi'nde Aphrodisias Arkeolojik Alanı olarak tescilli Geyre köyüne gidiş hikayesini aktardığı metni Ayvalık'ta kaleme aldı. Bununla birlikte Yeryüzünde Yedi İz kitabında yayımlanan Salvador Dali, Marc Chagall ve Bertrand Russell portrelerini nasıl çektiğini anlattığı hikayeleri de yine burada yazdı. Sergide yer alan Ayvalık ve çevresinden manzaraları içeren fotoğraflar, Ara Güler'in yıllar içerisinde Ayvalık'ta geçirdiği zamanlara tanıklık ediyor. Ara Güler Müzesi'nin yeni sergisi Ayvalık- İstanbul, 19 Ekim-19 Kasım 2023 tarihleri arasında, Ayvalık Kırlangıç Yaşam Merkezi'nde ziyaret edilebilir. Ara Güler Müzesi ve Ayvalık Belediyesi iş birliği ile hazırlanan ''Ayvalık-İstanbul'' sergisi, Ayvalık Kırlangıç Yaşam Merkezi'nde kapılarını ziyaretçilerine açtı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ara-guler-in-izmir-ve-istanbul-fotograflari-izmir-de-sergileniyor/16386/", "text": "Ara Güler Müzesi, büyük usta Ara Güler'in 45 adet siyah/beyaz fotoğrafını Uluslararası EgeArt 10. Sanat Günleri kapsamında Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi ana salonunda İzmirlilerle buluşuyor. Ara Güler Müzesi ve Ege Üniversitesi iş birliği ile gerçekleşen fotoğraf sergisi 6 Kasım 1 Aralık tarihleri arasında Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde ziyaret edilebilir. Türkiye'nin uluslararası standartlara sahip ve bir sanatçıya ithaf edilen ilk ve tek fotoğraf müzesi olan Ara Güler Müzesi İstanbul bomontiada'da büyük ustanın eserlerini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Müzenin çeşitli illerde bulunan sanat kurumları, müzeler ve yerel yönetimlerle de iş birlikleri bulunuyor. Farklı iş birlikleriyle Ara Güler'in arşivindeki birbirinden değerli fotoğraf ve belgeyi geniş kitlelere ulaştırmak hedefiyle çok sayıda sergi ve etkinlikler düzenleniyor. Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen Uluslararası EgeArt 10. Sanat Günleri Cumhuriyet'in 100. Yılına özel olarak Vefa teması ile sanatseverlere kapılarını açtı. Ara Güler'in arşivinden İzmir ve İstanbul fotoğraflarının yer aldığı Uluslararası EgeArt 10. Sanat Günleri'ndeki Ara Güler sergisi 6 Kasım- 1 Aralık tarihleri arasında ziyarete açık olacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/arap-kadri-ve-tarzan-filminden-ilk-bilgiler-geldi/16490/", "text": "'Arap Kadri ve Tarzan' filminin fragmanı yayınlandı. Ahmet Mümtaz Taylan, Necip Memili, Zeynep Çamcı, Yalçın Hafızoğlu, Melis İşiten, Birgül Ulusoy, Taner Turan, Cem Zeynel Kılıç, Hira Koyuncuoğlu, Eda Özel, Yaşar Karakulak, Neslihan Yeldan ve Sinan Bengier'in rol aldığı 'Arap Kadri ve Tarzan'ın fragmanı karikatür kahramanlarının sinemaya uyarlanmış hali izleyici üzerinde heyecan yarattı. 70 ve 80'li yıllarda Fırt Dergisi'nde yayınlanan Tekin Aral'ın yazdığı, Latif Demirci'nin çizgileriyle hayat verdiği 'Arap Kadri ve Tarzan efsanesinin yeniden doğarak, sinemaya uyarlandığı film, 15 Aralık'tan itibaren beyazperdedeki yerini alacak. Volkan Öge ve Ömer Fikret Şen'in senaryosunu yazdığı, Emre Kavuk'un yönetmen koltuğunda oturduğu film için 1.5 yıl ön hazırlık yapıldı. Filmde, ormanda yaşayan halk, susuzlukla birlikte dayanılmaz bir sorun içindedirler. Bunun için çözüm arayan Tarzan ile çözüm aramayan Arap Kadri, liderlik çatışması içindedir. Komik bir hikaye serisine dayanan 'Arap Kadri ve Tarzan'ın filminde de Arap Kadri özgürlüğüne düşkün, kural tanımaz bir tavırdadır. Şehir yaşamından bıkmış ve ormanın derinliklerinde yaşamayı tercih eden bu renkli karakter, karşılaştığı düzenli yaşama da müdahale etmiştir. Ormanın hakimi olarak kabul edilen Tarzan'ın kurduğu bu düzenli yaşam, artık baştan sona değişmiştir. Arap Kadri'nin uyumsuzluğu, ormanın huzurunu kaçırır ve bu durum Tarzan ile Arap Kadri arasında sorunlara neden olur. İkisi arasında başlayan bu ilginç çatışma, sinema izleyicisine doğa ve şehir yaşamının çarpıcı bir karşılaştırmasını, hem komik hem de düşündürücü bir hikaye olarak sunuyor. Volkan Öge ve Ömer Fikret Şen'in senaryosunu yazdığı, Emre Kavuk'un yönetmen koltuğunda oturduğu film için 1.5 yıl ön hazırlık yapıldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/aslan-hurkus-3-anka-adasi-ilk-haftaya-rekorla-basladi/16488/", "text": "Bu yıl vizyona giren TRT ortak yapımı dokuzuncu animasyon film olan ASLAN HÜRKUŞ 3: ANKA ADASI, vizyondaki ilk haftasında gişedeki animasyon filmleri geride bırakarak birinci oldu. 10 Kasım'da vizyona giren film, toplam 261 bin 841 seyirciye ulaşarak serinin en iyi açılış haftası sonucuna ulaşan filmi oldu. İlk iki sinema filmiyle hem küçüklerden hem de büyüklerden tam not alan serinin yeni filminde de göklerdeki macera hız kesmeden devam ediyor. TRT ortak yapımı ASLAN HÜRKUŞ 3: ANKA ADASI, TRT Çocuk bünyesindeki psikolog, pedagog ve içerik editörleri tarafından detaylı bir değerlendirme sürecinden geçti. Eğlence, dostluk ve heyecan dolu film, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A. Ş. teknik danışmanlık desteğiyle hazırlandı. Film, okul çağındaki çocuklara havacılığı sevdirmek, onları gelişen milli teknoloji hakkında bilgilendirmek, takım ruhu ve dostluk kazanımlarıyla buluşturmayı hedefliyor. Yapımcılığını Murat Kaya'nın, yönetmenliğini H. Sinan Güngör, Halil Öztürk ve Semih Turalı'nın üstlendiği filmin müziklerini ise ilk filmde olduğu gibi Ferman Akgül hazırladı. Filmin konusuANKA, bilimsel çalışmalar yapan Fikret adlı bir bilim insanıyla Ege Bölgesi'ndeki bir adada görevdedir. Yanında teknik işleri halleden, tesiste bir nevi otomasyon kolu olarak kullanılan on beş drone vardır. ANKA ve Fikret'in yürüttüğü çalışmalar adaya bir gök taşının düşmesiyle alt üst olur. Gök taşının yaydığı manyetik alan sayesinde drone'lar canlanır ve tüm drone'lar ANKA'ya karşı cephe alır. Drone'ların lideri Yusufçuk, ANKA dahil tüm uçan araçları kendi emrine almak ister ve diğerlerine ANKA'yı yakalaması için emir verir. Onlardan kaçarken hasar gören ANKA'nın imdadına Aslan, HÜRKUŞ, Mehmet, Eren ve Zeynep yetişir. Bir grup çocuğun, bir bilim insanı ve iki uçan aracın, drone'ları durdurmak için öncelikle iş birliği yapmayı öğrenmeleri gerekir. TRT Çocuk'un mucit kahramanı Aslan'ın animasyon türündeki üçüncü sinema filmi olan TRT ortak yapımı ASLAN HÜRKUŞ 3: ANKA ADASI, vizyondaki ilk yedi gününde toplam 261 bin 841 seyirciye ulaşarak serinin en iyi açılış haftası sonucuna ulaşan filmi oldu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/attila-ilhan-edebiyat-odulleri-sahiplerini-buldi/16378/", "text": "Attila İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı'nca düzenlenen ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından desteklenen Attila İlhan Edebiyat Ödülleri'nin bu yılki sahipleri, 40. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı kapsamında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen törenle ödüllerine kavuştu. Tören Attila İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı tarafından hazırlanan Attila İlhan'ın roman, şiir ve genel olarak edebiyata dair fikirlerini içeren video gösterimi ile başladı. Şiir Seçici Kurul Başkanı Metin Celal'in açılış konuşmasının ardından ödül takdimine geçildi. Kerem Eksen: Edebiyat eseri için birilerinin vakit ayırabiliyor olması çok değerliTörende, 2023 Attila İlhan Roman Ödülü, Yapı Kredi Yayınları'nın yayımladığı Ölümden Uzak Bir Yer romanıyla Kerem Eksen'e verildi. Kerem Eksen ödülünü teslim alırken duygularını şu sözlerle ifade etti: Zor bir dönemde yaşıyoruz. Ülke olarak ve dünyaca bunaltıcı zamanlardan geçiyoruz. Sonu da ne zaman gelecek bilmiyorum. 'Piyasa' denilen şeyin her şeye egemen olduğu bir zamanda piyasada dolaşım değeri olmayan böyle bir edebiyat eseri için birilerinin vakit ayırabiliyor olması, bunu daha iyi yapabilmek için çaba gösteriyor olması bence çok değerli. Bunun Attila İlhan adına verilen bir ödül olması beni özellikle mutlu ediyor. Benim edebiyatla tanışmamda ve gelişimimde etkisi olmuş bir yazar ve şairdir Attila İlhan. Bu kitap bir baba oğulun hikayesini anlatıyor. Oğlum olmasaydı belki bu kitap da olmazdı. O sebeple bu kitabı oğluma ithaf ediyorum. 2023 Attila İlhan İlk Roman Vakıf Özel Teşvik Ödülü'nün sahibi ise Everest Yayınları'ndan çıkan Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler romanıyla Devrim Koçak oldu. Koçak, ödülü teslim alırken şunları söyledi: Vakıf yönetim kuruluna, İş Bankası Kültür Yayınları'na ve bu anlamlı ödüllerin hazırlanmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Şiir Ödülü Yavaş Yavaş BilemiyorumaYapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Yavaş Yavaş Bilemiyorum kitabıyla, 2023 Attila İlhan Şiir Ödülü'ne değer görülen Süreyya Berfe, rahatsızlığı sebebiyle törene katılamadı. Berfe'nin yerine törene katılan ve ödülü teslim alan Yapı Kredi Yayınları editörü Murat Yalçın ödülü alırken Bu kitabın hazırlanma aşamasında Süreyya Berfe ile randevulaşır ve belirlenen saatte telefonla görüşürdük. Bu görüşmelerde Berfe, bana bu kitapta yer alan şiirleri sesli olarak okur, dikte ettirir, ben de yazardım. Bu kitap böyle ortaya çıkmıştır. Kitabın içindeki şiirler Berfe'nin sesinden hala kulaklarımdadır. Onun adına bu ödülü almaktan çok mutluyum ifadelerini kullandı. Törende, 2023 Attila İlhan İlk Şiir Kitabı Vakıf Özel Teşvik Ödülü ise Pikaresk Yayınları tarafından yayımlanan Şiir Mayasıdır Uzakların kitabıyla Zeynep Tiryaki'ye verildi. Zeynep Tiryaki ödülü alırken Anadolu'da yetişmiş bir kadın olarak Cumhuriyetimizin 100. Yılında bu ödülü alıyor olmak benim için gurur verici. Ben bu kitabı bir toprak gibi bereketli olan anneme ithaf etmek istiyorum. Adımın şiirlerini zevkle okuduğum ve eserlerinden çok şey öğrendiğim Attila İlhan ismini taşıyan böyle bir ödülle anılmasından dolayı çok mutluyum. dedi. 2023 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri Doğan Hızlan'ın onursal başkanlığında düzenlendi. Mehmet Eroğlu'nun başkanlığındaki Attila İlhan Roman Ödülü Seçici Kurulu'nda Deniz Yüce Başarır, Faruk Şuyun, Seval Şahin ve aileyi temsilen Ali Cem İlhan yer aldı. Metin Celal'in başkanlığındaki Attila İlhan Şiir Ödülü Seçici Kurulu'nda ise A. Ali Ural, Adnan Özer, Tuğrul Tanyol ve aileyi temsilen Kerem Alışık yer aldı. Attila İlhan Edebiyat ÖdülleriAttila İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı, düzenlediği Edebiyat Ödülleri ile rahmetli Attila İlhan'ın her eserinde yansımaları bulunan 'ulusal kültür bileşimini gerçekleştirme' misyonuna layık olacak eserlerin desteklenmesini hedefliyor. Bunun yanı sıra Attila İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı bu ödüller aracılığıyla, rahmetli Attila İlhan'ın hayattayken yaptığı gibi, ilk kitapları yayımlanan genç yazarları teşvik etmeyi amaçlıyor. 2023 Attila İlhan Edebiyat Ödülleri, 40. İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı kapsamında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen törenle sahiplerine teslim edildi."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ayna-ayna-mubi-de-gosterilecek/16471/", "text": "2022'de Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde prömiyerini yaparak burada Jüri Özel Ödülü ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazanan, İstanbul, Gezici Festival, Nürnberg, İzmir, Ayvalık, Engelsiz Filmler festivallerinde büyük ilgi uyandıran AYNA AYNA, festivaller ve özel gösterimlerin ardından MUBI'nin kasım seçkisinde seyirciyle buluşuyor. Kısa filmleri ve belgeselleriyle İstanbul'un perdeye nadiren yansıyan köşelerini, gözardı edilen hikayelerini özgün bir sinemasal dille anlatan Belmin Söylemez, Şimdiki Zaman (2012) adlı ilk uzun metrajından neredeyse on yıl sonra, yine İstanbul'u ve günümüze has duyguları incelikle işleyen bir filmle karşımızda. Bugünün Türkiye'sine ve hakikate, özellikle de kadınların mücadelesine sıkı sıkıya bağlı olan AYNA AYNA, 42. İstanbul Film Festivali'nde Belmin Söylemez'e En İyi Yönetmen ödülünü getirirken, En İyi Kadın Oyuncu ödülü de filmin üç başrolü Manolya Maya, Şenay Aydın ve Laçin Ceylan arasında paylaşıldı. İstemediği bir bölümü okumak için yurtta kalırken oyuncu olma hayalleri kuran Aylin, bir türlü bitiremediği Frida'ya Mektuplar oyununu kamuya açık alanlarda prova etmeye devam eden Frida ve tiyatrosunu ayakta tutmak için mücadele eden tanınmış oyuncu Lale... Üç kadının da yolu Lale'nin tiyatro kursunda kesişir. Üzerlerindeki baskı arttıkça üç kadın da aynı ikilemle karşı karşıya kalır: vazgeçmek veya hayalleri uğruna mücadele etmek. Üçü de İstanbul'un sokaklarını hem benzer hem de kendilerine ait duygularla arşınlarlar. Birbirlerinden güç bulan üç kadının hikayesi AYNA AYNA, 24 Kasım'dan itibaren sadece MUBI'de. Belmin Söylemez'in yönetmenliğini yaptığı ve senaryosunu Haşmet Topaloğlu'yla birlikte yazdığı AYNA AYNA, şehrin girdabında savrulan üç kadının kesişen hikayesini ve İstanbul'u odağına alıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/balina-kapali-gise-sahnelenmeye-devam-ediyor/16500/", "text": "Zorlu PSM, Craft Tiyatro ve Free Stage ortak yapımcılığı ile Samuel D. Hunter'ın aynı isimli oyunundan uyarlanarak ilk kez Türkiye tiyatro sahnesine taşınan oyun tiyatroseverlerle buluşmaya devam ediyor. Enis Arıkan, Şebnem Bozoklu, Yağız Can Konyalı, Helin Kandemir ve Emine Evirgen'in büyüleyici performansıyla Kasım ve Aralık aylarında da temsillerine devam ediyor. İbrahim Çiçek'in yönettiği ve Enis Arıkan, Şebnem Bozoklu, Yağız Can Konyalı, Helin Kandemir ve Emine Evirgen'in performanslarıyla bir baba-kızın çok geç kaldıkları küçük bir kavuşma hikayesinin anlatıldığı Balina oyunu, Kia, URBAN Care, Estee Lauder ve Art de Huile'in katkılarıyla gösterimlerine devam ediyor. Her temsili dakikalarca ayakta alkışlanan ve büyük beğeni toplayan Balina oyunu, sezon boyunca Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi'nde tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek. Türkiye'de ilk defa tiyatro sahnesine taşınan, İbrahim Çiçek'in yönetmenliğinde, Enis Arıkan, Şebnem Bozoklu, Yağız Can Konyalı, Helin Kandemir ve Emine Evirgen'in rol aldığı Balina oyunu, etkileyici hikayesiyle tiyatroseverler tarafından yoğun ilgi görüyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/bathonea-antik-kenti-gun-yuzune-cikmaya-devam-ediyor/15710/", "text": "Dünyanın En Önemli Arkeolojik Keşiflerinin İlk On Listesinde de yer alan ve 2009'dan bu yana kazı çalışmalarına devam edilen Bathonea Antik Kenti kazıları iki yıldır devam ediyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/beyoglu-kultur-yolu-festivali-nde-dun-mariinsky-ruzgari-esti/16224/", "text": "T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen, dünyanın en uzun süreli festivalleri arasında yer alan, 100 günde 11 ilde gerçekleştirilen Türkiye Kültür Yolu Festivalleri'nin en özel duraklarından biri olan Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nde dün gece Mariinsky rüzgarı esti. DÜNYACA ÜNLÜ ORKESTRA VE EFSANEVİ ŞEF VALERY GERGIEV AKM'YE KONUK OLDU240 yıllık köklü tarihi ile dünyanın en önde gelen sanat kurumlarından biri olan, Mariinsky Orkestrası T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığının davetlisi olarak geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye geldi. Efsanevi şef Valery Gergiev'in yönetimindeki orkestra, 8 Ekim'de Antalya Aspendos Antik Tiyatrosu, 10 Ekim'de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile birlikte CSO Ada Ankara'da ve 11 Ekim'de Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında İstanbul AKM Türk Telekom Opera Salonunda konser verdi. Binlerce kişiden oluşan dev sanatçı kadrosu ile dünyanın en büyük opera ve bale oluşumlarından biri olan Mariinsky Theatre'ın ödüllü orkestrası, AKM seyircisi tarafından ayakta alkışlandı. Tchaikovsky'nin Fındıkkıran Bale Süitleri'nden seçmeler ve 6. Senfoni'nin seslendirildiği konserde, Valery Gergiev'in özel isteği üzerine 6. Senfoni, 6 Şubat'ta yaşadığımız depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın anısına ithaf edildi. Beninli şarkıcı Angelique Kidjo, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nde Beninli şarkıcı Angelique Kidjo da önceki akşam Beyoğlu Kültür Yolu Festivali çatısı altındaki 5. İstanbul Uluslararası Halk Müzikleri Festivali'nde AKM Tiyatro Salonu'nda müzikseverlerle buluştu. Konserine 'Crosseyed and Painless' şarkısıyla başlayan Kidjo, \"Buraya yeniden gelmekten çok mutluyum. Sabah çok iyi bir Türk kahvaltısı yaptım. İstanbul'da dolaştım, çok beğendim. Bu harika şehri keşfettim\" dedi. Kidjo, yaklaşık bir buçuk saat sahnede kaldı ve tüm şarkılarında dans etti. Festival kapsamında aynı saatlerde Galataport İstanbul'da Göksel sahnedeydi. Grand Pera Emek Sahnesi'nde ise Kent Şarkıları konseri vardı. PERA MÜZESİ'NDE DÖRT SERGİ BİRDEN Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin en dikkat çeken noktalarından birisi de Pera Müzesi. Festival ziyaretçileri Pera Müzesi'nde dört sergiyi birden gezebiliyor. 'Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar', 'Ağırlık ve Ölçü Sanatı', 'Kahve Molası: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Kahvenin Serüveni' ve 'Osman Hamdi Bey' sergisi Pera Müzesi'nde sergilenmeye devam ediyor. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali tüm hızıyla devam ediyor. Önceki akşam dünyaca ünlü Mariinsky Orkestrası ve Beninli şarkıcı Angelique Kidjo AKM'de, sanatçı Göksel ise Galataport İstanbul'da konser verdi."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/bihter-filminin-galasi-sait-halim-pasa-yalisi-nda-yapildi/16460/", "text": "Prime Video, Türk Original filmi Bihter'in galasını 15 Kasım Çarşamba günü Sait Halim Paşa'da ihtişamlı bir davetle gerçekleştirdi. Halit Ziya Uşaklıgil'in unutulmaz Aşk-ı Memnu eserinin yeniden yorumu olan ve güçlü kadrosunda Farah Zeynep Abdullah, Boran Kuzum, Osman Sonant, Hande Ataizi, Helin Kandemir, Nezaket Erden, Lorin Merhart, Mert Can Tekin, Mert İnce, Ebru Özkan ve Tilbe Saran'ın yer aldığı Bihter, 16 Kasım Perşembe günü sadece Prime Video'da yayınlanmaya başlıyor.15 Kasım Çarşamba günü Yeniköy'deki Sait Halim Paşa Yalısı'nda keyifli bir kokteyl davetinin ardından Bihter filminin özel gösterimi, Prime Video'dan Alptuğ Çopuroğlu'nun konuşmasıyla başladı. Film gösterimi sonrası gerçekleşen canlı müzik performansının yer aldığı after party ile devam eden geceye filmin oyuncularının yanı sıra aralarında Anıl Altan, Burak Yörük, Çağlar Ertuğrul, Cemal Can Canseven, Danla Biliç, Hivda Zizan Alp, Mina Ceran, Pelin Akil, Tuana Yücel, Yağız Can Konyalı, Yasemin Kay Allen, Zeynep Beşerler'in bulunduğu ünlü oyuncu, müzisyen, önde gelen medya mensupları ve influencerlar katıldı. Filmin başrol oyuncusu Farah Zeynep Abdullah; Çok keyifli bir film sürecinin ardından içimize sinen bir filme imza attık, izleyenlerin de beğeneceğini umuyoruz, sözleriyle heyecanını dile getirdi. Bihter'in hayatı, annesinin hataları ve bu yüzden maruz kaldığı imalı bakışlar tarafından gölgelenmiştir. Görkemini kaybetmiş bir hayat sürmeye pek bir itirazı yokken zengin Adnan Bey'in evlilik teklifini, dönüşmekten korktuğu annesinden kurtulmak için kabul eder. Fakat annesine karşı duyduğu hırs, fark etmeden kendisinin de aynı hataları yapmasına neden olur. Güçlü, para sahibi ve arzulanan bir kadın olmanın ne demek olduğunu keşfettikçe; dönüşeceği hal Bihter'e zor günler yaşatacaktır. Yönetmenliğini Mehmet Binay ve Caner Alper'in üstlendiği, senaryosunu Merve Göntem'in kaleme aldığı, Timur Savcı ve Cemal Okan'ın yapımcılığıyla TAFF Pictures imzalı film; tutku, sadakatsizlik, cesaret ve korkaklık sebebiyle büyük bir felakete sürüklenen eşsiz bir hikaye sunuyor. Prime Video'da 16 Kasım'da yayına giren Bihter filminin galası, Sait Halim Paşa Yalısı'nda ünlü isimlerin katılımıyla gerçekleşti."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/bilgin-aygul-artcontact-istanbul-42-ulkeden-1500-sanatciyi-agirlayacak/15409/", "text": "ArtContact İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı, 1-4 Haziran tarihleri arasında üçüncü kez sanatseverlerle buluşuyor. Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşecek fuar, sanatı tabana yaymak ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamayı hedefliyor. ArtContact İstanbul bu yıl 100'e yakın katılımcı, 42 ülkeden 1500'e yakın sanatçının 5000'i aşkın eseriyle sanatseverlerle buluşacak. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta ArtContact İstanbul'u düzenleyen Atis Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Bilgin Aygül ile bir söyleşi gerçekleştirdik. ARTCONTACT İstanbul sanatçı, galerici ve koleksiyoner üçleminde gerçekleşecek bir organizasyondur. Sanatsal malzeme üreten firmalar, eğitim kuruluşları, sanatsal yayınlar, yerel yönetimler, inisiyatifler, sanatla ilgili projeler, sivil toplum örgütleri ve fuarın diğer katılımcıları sanatseverlerle buluşacak. Fuarda 4 gün boyunca paneller, workshoplar, canlı performanslar ve dinletiler ziyaretçilerimizi bekliyor olacak. ArtContact İstanbul bu yıl 100'e yakın katılımcı, 42 ülkeden 1500'e yakın sanatçının 5000'i aşkın eseriyle sanatseverlerle buluşacak. Fuarda Cumhuriyetimizin 100. yılı ile ilgili Estonyalı heykeltıraş Kirill Grekov tarafından 3 haftadır çalışması yapılan ve fuar ile birlikte tamamlanacak olan Türk kadınını konu alan Cumhuriyetin Yeni Yıldızı adlı heykel ziyaretçilerimizi karşılayacak. 200'ü aşkın yurtdışından gelecek sanatçı ve Türkiye'nin önde gelen sanatçıları eserlerini sergileyecekler. Rus sanat akademisi madalyalı ve Rus resim ekolünün en parlak sanatçılarından Aleksandr Shadryn, Kazakistan'dan Murat Bekeyev, İranlı sanatçı Firoozeh Aklaghi gibi Uluslararası ünlü isimler fuarda yer alacak. Bulgaristan, İran, Özbekistan, Kazakistan, Ukrayna, Estonya, Belarus, Kore ve Fransa'dan çok sayıda sanatçı, galerileriyle aramızda olacak. ARTCONTACT İstanbul kamusal alanda sanat mottosuyla sanatın daha ulaşılabilir olması ve piyasaların oluşması konusunda öncü bir rol oynaması ile uluslararası bir organizasyondur. Sanatın birleştirici gücüyle sadece galeri ve alıcıyı bir araya getiren değil, sanata ilgi duyan dünyanın her noktasından ziyaretçiyi sanat üzerine iletişim kurabildiği ve yeni projeler konuşup üretebildiği bir zeminde buluşturuyor. Türkiye'nin önde gelen galerilerinin çatısı altında birçok sanatçı fuara katılıyor. Sevindirici olan bir konu da genç sanatçıların yoğun ilgi göstermiş olması. Elbette ki İstanbul sanatın kalbinin attığı merkezlerden biri. Her ne kadar ArtAnkara ile Ankara'nın en büyük sanat etkinliğini gerçekleştiriyor olsak da kardeş bir çağdaş sanat fuarını İstanbul'da gerçekleştirmeyi sanat dünyasına bir hizmet olarak gördük. ARTCONTACT İstanbul daha uluslararası boyutta olmakla birlikte kamusal alanda sanat fikrimizi daha da geliştirdiğimiz bir fuardır. Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi, eserlerin sergilenmesine çok uygun bir alt yapıya sahip olmasıyla, Marmaray, metro, deniz otobüsü duraklarına yürüme mesafesinde kolay ulaşılabilir olmasıyla hedeflerimize çok uygun bir lokasyondur. Sanat piyasalarının güçlendirilmesi, yeni aktörlerin sanat piyasalarına katılımı, genç sanatçıların öneminin artırılması, sanatın daha ulaşılabilir ve paylaşılabilir olması fuarın önemli hedeflerindendir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/bir-halk-dusman-8-kasim-da-promiyer-yapiyor/16295/", "text": "Dünyada çevre kirliliği konusunda yazılmış ilk tiyatro oyunu olma özelliği taşıyan Bir Halk Düşmanı, 8 Kasım'da prömiyer yapıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/birinci-cuma-siiri-ilk-kez-attila-ilhan-in-kendi-sesinden-yayinlandi/16206/", "text": "Attila İlhan'ın vefat yıldönümü sebebiyle Attila İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı tarafından Birinci Cuma şiiri ilk kez Attila İlhan'ın kendi sesinden yayınlandı. 1925 yılında Menemen'de dünyaya gelen Attila İlhan; şiirleri, romanları, öyküleri, denemeleri ve senaryoları ile Türk edebiyatında derin izler bırakarak 10 Ekim 2005 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. İlhan'ın kendi sesinden şiirleri de şiirseverler tarafından internet ortamında beğeniyle dinlenmektedir. İlk olarak Ben Sana Mecburum isimli şiir albümüyle şiirlerini seslendiren İlhan, daha sonra Ne Kadınlar Sevdim isimli ikinci albümünü piyasaya çıkarmıştı. Vefatından hemen sonra da son albümü An Gelir şiirseverlerle buluştu. Yıllar sonra, vefatının on sekizinci yıldönümünde Attila İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı tarafından Attila İlhan'ın kitaplarında yer alan ancak kendi sesinden ilk kez dinleyeceğiniz Birinci Cuma şiiri yayınlandı. Attila İlhan tarafından şiirin ilk yazıldığı orijinal kağıdın da yer aldığı bir klip ile yayınlanan eserde Birinci Cuma isimli şiiri ilk kez Attila İlhan'ın kendi sesinden dinliyoruz. Yağmur Kaçağı isimli kitapta yer alan şiirin, vefatının üzerinden geçen on sekiz senenin ardından vefat yıldönümünde Attila İlhan'ın sesinden ilk kez duyulması, edebiyatseverleri heyecanlandıracak gibi duruyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/bodrum-bale-festivali-20-yasinda/15734/", "text": "Türkiye'nin ilk ve tek bale festivali olan ve sanatseverlerin yoğun ilgisi ve katılımıyla yirmi yıldır sanatseverin karşısında olan Uluslararası Bodrum Bale Festivali bu yıl da muhteşem performanslar, yabancı konuk dansçı ve topluluklarla kutlamaya hazırlanıyor. 20. Uluslararası Bodrum Bale Festivali 5-17 Ağustos tarihlerinde Bodrum Kalesi, Kuzey Hendeği'nde balenin zarafetini ve dansın ateşini sahneye taşıyacak. Ankara, İzmir ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüklerinin bale toplulukları tarafından sahnelenecek üç büyük bale eseri ile festivale Hindistan ve İspanya'dan katılan dans topluluklarının etnik ve modern dans performansları Bodrum Kalesinde sanatseverlerin karşısında olacak. Festivalin açılışı 5 Ağustos akşamı, Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek Harem ile yapılacak. Klasik Türk Müziği eşliğinde muhteşem kostümleri ve dansları ile Merih Çimenciler'in yönetmenliğindeki iki perdelik eser kudüm, ney, keman, kanun ve piyanonun eşliğindeki müziklerle Dede Efendi ve Hacı Arif Bey'in en güzel klasik besteleri eşliğinde sahnelenecek. Osmanlı-Türk kültürünün bale ile anlatıldığı ve dünyanın birçok sahnesinde seyirciyle buluşan, ülkemizde gittiği tüm illerde sanatseverlerin yoğun ilgisi ile karşılanan Harem balesinin dekor ve kostümü Alexander Vasilliev'e, ışık tasarımı Tahsin Çetin'e ait. Eser, Kemal adlı bir delikanlının Valide Sultan'a getirdiği bir mesajla başlar. Aşk, sevgi, fedakarlık, entrika ve iktidar mücadeleleri ile örülü bir Topkapı Saray hareminin hikayesidir bu. 8 Ağustos Salı akşamı güzel çingene kızı \"Esmeralda\" ile kambur kilise zangocu \"Quasimodo\"nun ölümsüz aşkları İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından bale adımlarıyla sahneye taşınacak. Victor Hugo'nun aynı adlı eserinden esinlenerek müzikleri Cesare Pugni'ye, müzik düzenlemeleri Bujor Hoinic'e ait olan \"Notre Dame'ın Kamburu\" balesinin koreografisi ile librettosu G. Armağan Davran ve A. Volkan Ersoy imzası taşıyor. Eserde olaylar Esmeralda'ya büyük hayranlık besleyen ancak tüm çabalarına rağmen onu katedralin papazının entrikalarından koruyamayan, Notre Dame Kilisesinin kambur zangocu Quasimodo'nun gözünden sahneye aktarılıyor. Dekorundan kostümlerine kadar tamamen yerli prodüksiyon olan eserin dekor tasarımı Çağda Çitkaya, kostüm tasarımı Gülay Korkut, ışık tasarımı Fuat Gök, video prodüksiyonu ise Ahmet Şeren'e ait. 11 Ağustos Cuma akşamı ilk kez Bodrumlu sanatseverlerin karşısında olacak Navdhara Hindistan Dans Tiyatrosu A Passage to Bollywood adlı performanslarını sahneleyecek. Geleneksel Hint müzikleri ve modern Bollywood şarkıları ile sahnede adeta bir Bollywood filmi hissi yaratmak üzere antik Hint dansı, yoga, meditasyon gibi yerli figürler ile güçlü batılı dans teknikleri birleştiriliyor. A Passage to Bollywood koreograf Ashley Lobo tarafından sahneye aktarılıyor. Bodrum Kalesinde Hint rüzgarı estirecek olan ve tiyatro, aksiyon, romantizm ile dansın bir arada deneyimlendiği eser daha önce turneye çıktığı İsrail, Bahreyn, Güney Afrika, Kanada, Tayvan, Meksika, Çin, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri gibi dünyanın birçok ülkesinde seyirci tarafından büyük ilgi görmüştür. 13 Ağustos Pazar akşamı, İspanyol Flamenko Dans Topluluğunun sergileyeceği Woman By Aaron Vivancos adlı eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Kadınların tarihsel gücünün ana motif olarak kullanıldığı, sembol ve kültürel bir öge olarak kadınlık konusundan yola çıkılarak; şefkat, cesaret, güç, sevgi, umut ve neşeyi sahneye taşıyan performansın koreografisi Aaron Vivancos'a, müzikleri Aaron Vivancos ve Gonzalo Garcia'a ait. Bodrum Kalesinde muhteşem müzik, dans ve kostümleriyle Flamenko ateşini yakacak olan bu performansın dramaturjisi Pilar G. Almansa'ya, kostüm tasarımı ise flamenko modasını özel ve zarif tasarımlarıyla yaşatan ünlü isim ALVARNO'ya, ışık tasarımı ise UEFA Şampiyonlar Ligi de dahil olmak üzere birçok etkinliğin zengin atmosferine imza atan Jorge Elbal' e ait. Miguel de Cervantes'in aynı adlı romanından hareketle koreografisini Marius Petipa'nın üstlendiği, Ayşem Sunal Savaşkurt'un düzenleyip sahneye koyduğu eserin müzikleri Ludwig Minkus'a ait. Orta Çağ şövalye hikayelerine saplantı derecesinde meraklı olan Don Kişot'un, gezgin bir şövalye olmaya karar vererek, yaveri Sancho Panza ile yola çıkmasıyla başlayan eserde, Don Kişot'un aşkını kazanmayı hayal ettiği Dulcinea ile yaptığı yolculuklar ve başından geçenler anlatılıyor. Eserin dekor tasarımı İsmail Dede'ye, kostüm tasarımı Gizem Betil'e, ışık tasarımı Önder Arık'a ait. Don Kişot balesi 16 ve 17 Ağustos'ta Bodrum Kalesinde sanatseverlerle buluşacak. Festivalde yer alan etkinlikler Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği'nde saat 21.30'da başlayacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/britney-spears-in-kitabindan-ne-kadar-para-kazanacak/16342/", "text": "Britney Spears, anı kitabı en çok satan ünlü isim olarak şimdiden tarihe geçti. Peki Spears The Woman in Me adlı kitabından ne kadar para kazanacak?41 yaşındaki Amerikalı şarkıcının kitabı 24 Ekim'de piyasaya çıktı. Kitap, satışa çıkmasından saatler sonra tarihin en çok satan ünlü anı kitabı oldu. TMZ'nin haberine göre Spears, kitap anlaşmasında 12,5 milyon dolara imza attı. Bunun yanı sıra satış gelirinden de yüzde 25 alması, anlaşma dahilinde. Yayınevi henüz satış karından Spears'a ödeme yapmadı. NTV'de yer alan habere göre kitap piyasaya çıkmadan önce, ön siparişte de rekor kırmış, en çok ön sipariş verilen kitap olmuştu. Yayınevi yöneticisi Cade Hudson, ön siparişte dokuz milyon kopyanın satıldığını açıklamıştı. Böylece Britney Spears'ın anı kitabı, Prens Harry'nin ön siparişte üç milyon satan \"Spare\" kitabını katlayarak, kurgu olmayan kitaplar arasında tüm zamanların en çok ön sipariş verileni olmuştu. Spears, kitap satışındaki rekor haberini dün, \"Oluyor. Kitabım tarihin en çok satan ünlü anı kitabı oluyor ve sadece bir günde. Destek veren tüm hayranlarıma teşekkür ederim. Hepinizi seviyorum\" sözleriyle sosyal medyada paylaştı. Britney Spears'ın anılarını topladığı \"Woman In Me\" şarkıcının şöhret, kariyer, annelik, özgürlük konularına odaklanıyor. Anı kitabı en çok satan ünlü isim olarak şimdiden tarihe geçen Britney Spears'ın kitap anlaşmasından kazancı belli oldu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/britney-spears-in-kitabini-filme-uyarlamaya-talip-olan-brad-pitt-e-tepki/16498/", "text": "Britney Spears'ın hayatını anlattığı anı kitabı \"The Woman in Me\"nin beyazperdeye taşınması için çalışmalar başladı. 24 Ekim'de raflardaki yerini alan ve Spears'ın dikkat çeken söylemleriyle gündemden düşmeyen kitabın sinemaya aktarılması için pek çok ünlü isim talip oldu. NTV'de yer alan habere göre filmin telif hakları için Margot Robbie, Brad Pitt, Reese Witherspoon ve Shonda Rhimes gibi isimlerin teklif verdiği öğrenildi. Ancak Plan B Entertainment adlı prodüksiyon şirketi olan Brad Pitt'in film için girişimde bulunduğu haberleri, sosyal medyada tepkilere yol açtı. Pitt'in teklifi sonrası X platformunda eleştirilerini dile getirenler, ünlü oyuncunun \"tacize uğramış bir kadınla ilgili bir hikayenin yapımcılığını üstlenmesinin\" riyakarlık olacağını dile getirdi. Pitt'i, bazı Angelina Jolie hayranları da eleştirdi. Bir sosyal medya kullanıcısı, \"Mağdur kadınların biyografileri senin toplum gözündeki imajını onarmanın bir aracı değil\" yorumunu yazdı. Bir başka kullanıcı da \"Brad Pitt'in kadınların sömürülmesi ve taciz edilmesiyle ilgili hikayelerde adını sürekli ortaya atması benim için apayrı bir kötülük türü\" ifadesini kullandı. ABD merkezli medya şirketi The Ankler geçen hafta Spears'ın, kitabının başarısını \"çevreleyen medya çılgınlığı\" ve gelen \"tepkilerden bunalması\" sonucu ekibinin, pop yıldızının \"nefes alacak zamanı olana kadar hakların nereye gideceğiyle ilgili önemli kararlar vermeyi ertelediğini\" bildirmişti. Page Six'in haberine göre Spears'ın, \"o ruh halinde hissetmediği\" için adı açıklanmayan bir yapımcıyla yapacağı görüşmeyi \"son anda\" ertelediği anlaşılıyor. Öte yandan 41 yaşındaki pop müzik ikonu Britneyv Spears; şöhret, kariyer, annelik, özgürlük konularına odaklandığı \"The Woman in Me\" adlı kitabının ardından daha söyleyecek çok sözü olduğunu ifade ederek ikinci kitabı da çkaracağını açıklamıştı. Şarkıcı, geçtiğimiz haftalarda yaptığı sosyal medya paylaşımında, Mizah her şeyin ilacıdır! Oynamaya devam et\" diyen ünlü şarkıcı, \"İkinci cilt gelecek yıl çıkacak. Hazır olun!\" ifadesini kullanmıştı. Britney Spears'ın çok ses getieren anı kitabının sinemaya uyarlanması için teklif veren isimler arasında yer alan Brad Pitt, tepki çekti. Filmin yapımcılığını üstlenmeye talip olan ünlü oyuncuya, \"kadınların sömürülmesi ve taciz edilmesiyle ilgili hikayelerde adının geçtiği\" yönünde eleştiriler yapıldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/burcu-ozer-katmer-burgazada-halki-farkliliklariyla-biz-olabilen-bir-halk/15325/", "text": "Yıllardır kadınlarla çalışıyorum. Birlikte olduğumuz her alanda, yalnız olmadığımızı her fark ettiğimizde nasıl bir güç ve umut doğduğuna şahit oluyorum. Bir gün Kadınlara umut verecek, yalnız olmadıklarını hissettirecek bir hikaye yazmak istiyorum. dedim ve yola koyuldum. Hikaye tamamen bir kurgu. Elbette bizzat deneyimlediğim ve şahit olduğum birçok hikayenin yazma sürecime etkisi olmuştur ancak olayların ve karakterlerin gerçek hayatta birebir karşılığı yok. Kendine Ait'in ana karakteri, ülkeden ülkeye göçerken kendinden de göçmüş, hiçbir yere ve hiç kimseye ait hissetmemiş bir kadın. Hikaye ilerlerken, bir uyanışa, bir zirve anına tanık oluyoruz ve tam o anda karakterimiz onca zaman bir yerlere ait olmak için gizlediği doğasına sahip çıkmayı seçiyor. Önce kendine ait olduğunu keşfediyor. Bu nedenle kitabın isminin ''Kendine Ait'' olmasını istedim. Burgazada, yaklaşık bir buçuk kilometrekare alanda yirmi etnik grubun bir arada huzurla yaşayabildiği bir yer olması anlamında önemli bir metafor. Burgazada halkı, birbirlerinin farklılıklarına saygı duyabilen, farklılıklarıyla ''biz'' olabilen bir halk. Yıllar boyu kendini hiçbir yere ait hissetmemiş olan karakterimiz de orada kendine bir yer bulabildiğini, oranın bir parçası olabildiğini hissediyor. Kendini ilk kez ''yuvada'' hissettiğini söylüyor. Öncelikle bizden önce yaşayan kadınların hikayelerinin de bizim hikayemizin bir parçası olduğunu vurgulamak istedim. Bunun yanında, kadınlar olarak hikayelerimiz farklı gözükse de hislerimizin, yaralarımızın, özlemlerimizin ortak olduğunu, bireyleşme yolculuklarımızda ilerlerken birbirimizin elini tutabileceğimize işaret etmeyi hedefledim. 42 yaşın astrolojik karşılığı, karakterin yaşına karar verdikten sonra karşılaştığım bir bilgiydi. İncelediğim astroloji kaynaklarına göre, 42 yaşında, aydınlanma, uyanış, özgürleşme ve özünü keşfetmeyi temsil eden gezegen Uranüs, doğduğumuz andaki konumunun tam karşıt noktasına geliyordu. Uranüs transitiyle hayatımızda eskiyen ve işlevselliğini yitirmiş olan yapıların ani kopmalarla sona ermesinin muhtemel olduğunu gördüm. Bu dönem, orta yaş krizi olarak adlandırdığımız dönemle de eşleşiyordu. Çevremdeki birçok insanın da o dönemde benzer şeyler yaşadığına şahit olmak çok dikkat çekiciydi. Bu nedenle bu bilgiyi kullanmaya karar verdim. Evet, amacım kadınların ve erkeklerin okurken kendi bireyleşme yolculuğundan izler bulabileceği bir kadın hikayesi yazmaktı. Kabilesini Arayan Kadınlar podcast serisine devam etmeyi planlıyorum. Kırklı yaşlarda yaşanan dönüşümlerle ilgili bir podcast serisi yapma niyetim de var, gelecek günlerde üzerinde çalışmayı hedefliyorum."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/cagan-irmak-kitap-yazdim-gelin-imzalayayim-demekten-utaniyorum/16280/", "text": "Edebiyata hakkını verememekten korktuğu için yıllarca cesaret edemediği işe nihayet soyunan Çağan Irmak, Doğan Kitap'tan yayımlanan ilk öykü kitabı Gözümden Deliler Taştı'nın heyecanını yaşıyor. Doğup büyüdüğü toprakların, Ege'nin 'eksantrik karakterlerini' anlattığı matrak, dokunaklı, bazen buruk ama hep mutlu sonla biten öyküler kaleme alan Irmak, en çok istediği şeyin bu öykülerle insanlara iyi gelmek, onlara dünyanın derdinden kaçıp sığınacak bir liman vermek olduğunu ifade ediyor. Yazarken de okurken de hep edebiyata sığındığını söyleyen Çağan Irmak, kitabı yazmaya başlamasını Benim edebiyata bir borcum var, onun bana kattıklarını ben nasıl geri verebilirim diye düşünüp yola çıktım, sözleriyle anlatıyor. Öykülerini perdeye taşımak gibi bir niyeti olmadığını söyleyen Irmak Keşke başka birisi yapsa, ben seyretsem, diye de ekliyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/can-bonomo-dan-yeni-tekli-araba/16473/", "text": "Söz ve müziği Can Bonomo'nun kendisine ait olan Araba şarkısının düzenlemesi Kaan Arslan ve can bonomo ortak imzası taşıyor. Kayıt, mix ve mastering çalışmalarının tamamının Kaan Arslan tarafından gerçekleştirildiği Araba şarkısının lirik video çalışması Doğukan Aksoy tarafından yapıldı. Rock müziğin başarılı ismi Can Bonomo, Araba isimli yeni teklisini 17 Kasım tarihinde yayınladı. Söz ve müziği Can Bonomo'nun kendisine ait olan Araba şarkısının düzenlemesi Kaan Arslan ve can bonomo ortak imzası taşıyor. Kayıt, mix ve mastering çalışmalarının tamamının Kaan Arslan tarafından gerçekleştirildiği Araba şarkısının lirik video çalışması Doğukan Aksoy tarafından yapıldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/cirkin-oyununun-promiyeri-iksv-tiyatro-festivali-nde-yapilacak/16357/", "text": "Mekana özel yepyeni bir deneyim olarak tasarlanan, Firuze Engin'in kaleme aldığı ve Güray Dinçol'un yönettiği, Nihal Yalçın ile Onur Berk Arslanoğlu'nu buluşturan Çirkin; seyirciyle ilk kez 2 Kasım'da buluşacak. İKSV Tiyatro Festivali kapsamında prömiyer yapacak olan oyun; festival sonrasında haftada iki kez Beyoğlu Hope Alkazar'da sahnelenmeye devam edecek. Tiyatro ve dijital enstalasyonu buluşturan Çirkin; Anadolu masallarına dayanan gerçek üstü bir ihanet hikayesini anlatıyor. Birçok farklı teatral stilden esinlenen oyunculuk yapısı ve reji biçimini çağdaş tiyatro enstrümanları ile buluşturan oyun, masalsı ve mitik evrenini teknolojinin olanaklarıyla birleştiren özgün bir sahne dili yaratıyor. Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu aracılığıyla destekleniyor Kaleidoscope Fonu Dönüşüm Geliştirme Ödülü alan Çirkin'de yer alan her sahne için özel bir immersive sekans tasarlanıyor. Oyunun Konusu:Bin yıllardır yaşayan, çirkin bir mahluk olan Şiva, kendisiyle birlikte lanetlenerek ölümsüzlük cezasına çarptırılan tavuk ile beraber geçmiş ve bugün arasında gezinmektedir. Zamanın dışına atılmış bu iki karakterin didişmeleri bir yandan sahnedeki anlatı evreninde gerçekleşirken bir yandan da duvarlardaki etkileşimli görüntü evreninde hikayenin geçmişine ait parçalar canlanır. Tiyatro ve dijital enstalasyonun bir araya geldiği Çirkin oyununun prömiyeri İKSV Tiyatro Festivali kapsamında 2 Kasım Perşembe günü Hope Alkazar'da gerçekleşecek. Tiyatro dünyasına yepyeni bir deneyim alanı sunacak oyunda seyirci de kendini dijital görsel uygulamaların içinde bulacak. Nihal Yalçın ve Onur Berk Arslanoğlu'nun yer aldığı Çirkin, haftada iki kez Beyoğlu Hope Alkazar'da sahnelenecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/daire-sanat-acik-atolye-sanatci-programi-beyza-dilem-topdal-ozkan-isik/16489/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Beyza Dilem Topdal ve Özkan Işık ile konuştuk. Daire Sanat'ın, 2019 yılında başlattığı Açık Atölye sanatçı Programına, 25 Eylül - 25 Aralık 2023 tarihleri arasında sanatçılar Beyza Dilem Topdal ve Özkan Işık konuk oluyor. Sanatçılar, Daire Sanat'ta iki farklı bölümde kendi atölye ortamlarını kurup üç ay boyunca projelerini bu çalışma ortamında sürdürecekler. Sanatçılar proje çalışmalarını atölyelerin ziyarete açık olduğu günlerde de izleyici ile etkileşime geçerek devam ettirecekler. Konuk sanatçı programına Beyza Dilem Topdal Leziz Antroposen Ziyafeti adlı proje ile katılırken, Özkan Işık ise Damat Bohçası adlı projesi üzerinde çalışacak. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Beyza Dilem Topdal ve Özkan Işık ile konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/damla-kunc-kocman-ayni-ben-degilim-kitabini-anlatti/16443/", "text": "Mürekkep Söyleşilerde bu hafta Damla Kunç Koçman ile Aynı Ben Değilim kitabını konuştuk. Yazar, eğitmen ve profesyonel koç Damla Kunç Koçman'ın Aynı Ben Değilim adlı yeni kitabı okurlarla buluştu. Toplumun farklı kesimlerden gelen ve ileri yaşında hayatını değiştiren kişilerin çarpıcı ve ilham veren hayat hikayelerini anlatan Aynı Ben Değilim, Eksik Parça Yayınları'ndan çıktı. Yaşadığımız hayata mahkum olmadığımızı, büyük ya da küçük hayat değişikliklerinin her yaşta mümkün olduğunu düşünen Damla Kunç Koçman, bunun kanıtı niteliğindeki 12 gerçek değişim hikayesini bir araya getiriyor. Mürekkep Söyleşilerde bu hafta damla kunç koçman ile Aynı Ben Değilim kitabını konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/dans-adrenalin-ilk-kez-sahnelenecek/16345/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi - Modern Dans Topluluğu MDTistanbul, beş parçadan oluşan Dans Adrenalin adlı programıyla 2023-2024 sanat sezonuna başlıyor. Programda; önceki sezonlarda MDTistanbul ile çalışmış Koreli koreograf Dong Kyu Kim'in yeni parçası Seni Görüyorum, MDTistanbul sanatçılarından Alper Marangoz'un yeni çalışması Bahar ve değişen kastıyla tekrar sergilenecek olan Koz adlı çalışması, topluluğun yeni koreograflarından Ferhat Güneş'in RE-Side adlı kısa filminin sahne uyarlaması olan RESIDE/Düşler 3Kere Görülmeli ve tanınmış birçok dans topluluğunun koreograflığını sürdüren, İhsan Rüstem'in Anikka adlı yeni çalışması yer alıyor. Işık tasarımını Taner Aydın'ın, kostüm ve dekor tasarımını Olcay Engin Kaymaz'ın üstlendiği Dans Adrenalin, 4 Kasım 2023 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi - Tiyatro Sahnesi'ndeki prömiyerinden sonra, 15-24 Kasım tarihlerinde Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, 28 Kasım AKM Tiyatro Sahnesi, 2 Aralık Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası ve 12 Aralık'ta yeniden AKM Tiyatro Sahnesi'nde seyirciyle buluşacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/deniz-yuce-basarir-podcast-in-karsiligi-hala-turkiye-de-yok/15546/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta deneyimli yayıncı Deniz Yüce Başarır ile yeni podcast serisi Elim Kalem de Tutar Kadeh de'yi konuştuk. Ben Okurum isimli podcast serisiyle hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaşan Deniz Yüce Başarır, Mey|Diageo'nun destekleriyle hazırlanan Elim Kalem de Tutar Kadeh de isimli yeni podcast serisiyle dinleyicilerin karşısında. Başarır yeni seride, edebiyatımızın genç kadın yazarlarını ağırlıyor. Şu ana kadar yedi bölüm yayınlanan seri Nermin Yıldırım ile başlarken Sinem Sal, Sezen Ünlüönen, Irmak Zileli, Pelin Buzluk gibi yazarları konuk etti. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta deneyimli yayıncı Deniz Yüce Başarır ile yeni podcast serisi Elim Kalem de Tutar Kadeh de'yi konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/diyarbakir-da-gezilecek-yerler/15647/", "text": "Mürekkep Seyahat'in bu bölümünde Diyarbakır'ı gezdik ve Diyarbakır'da gezilecek yerleri derledik. Diyarbakır, Türkiye'nin en önemli şehirleri arasında yer alıyor. Tarihi yapısı, kültürü, konumu Diyarbakır'ı geçmişten bugüne hep önemli kılmış. Pek çok devlet ve milletin egemenlik sahasına giren Diyarbakır, haliyle de farklı kültürleri harmanlayarak günümüze zengin bir birikimle gelmiş. Hal böyle olunca Diyarbakır'da gezilecek yerler denilince karşımıza pek çok yapı ve alan çıkıyor. Mürekkep Seyahat'in bu bölümünde Diyarbakır'ı gezdik ve Diyarbakır'da gezilecek yerleri derledik. Aslında Diyarbakır Arkeoloji Müzesi, her ne kadar mimari yapısı ile doyurucu bir manzara sunsa da maalesef ki içindeki eserler beni çok da mutlu etmedi. Yine de müzede görülmeye değer pek çok eser ziyaretçileri bekliyor. Müzede Tunç, Urartu, Asur, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı devirlerine ait eserler ve ayrıca Amida baskılı Artuklu dönemi sikkeleri ile etnografik eserlerden bir koleksiyonu görebilirsiniz. Bahçedeki halen kullanılan 130 yıllık Aslanlı Çeşme'de yine oldukça ilgi çekici. Müze, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olduğu için müzeye Müzekart ile giriş yapabiliyorsunuz. Ziyaret saatleri bence oldukça iyi ayarlanmış. Sabah 08.30 ile akşam 20.00 arasında müzeyi gezebiliyorsunuz. Bu arada müzede yaşadığım bir olayı da anlatmak isterim. Bir karı-koca müzeyi geziyordu. Kadın önde olduğu için eşi ona Orada görülecek ilginç bir şey var mı? diye sordu. Kadın da, Hayır, aşkım sadece taş! dedi. Halbuki o taşlar tarihteki ilk tarım aletleriydi. Son olarak aslında Diyarbakır Arkeoloji Müzesi kompleks bir yapı. İçerisinde farklı yapılar da bulunuyor. Saint George Kilisesi de yine yapılardan bir tanesi. Diyarbakır'ın farklı noktalarında farklı hanlar bulunuyor. Hasan Paşa Hanı da bunlardan bir tanesi. Aslında Hasan Paşa Hanı gezilmesi gereken yerlerden ziyade, karnınızı doyurmanız gereken yerlerden biri çünkü Hasan Paşa Hanı kahvaltısı ile ünlü. Hanın içerisinde pek çok kahvaltıcı bulunuyor. Özellikle balkon kısmındaki mekanlardan birini tercih edebilirsiniz. Ürünler oldukça taze ve doyurucu. Kişi başı ortalama fiyat 200 TL (Temmuz 2023). Ben hafta içi ve sabah erken gitmeme rağmen oldukça kalabalıktı. Sıra beklememek için erken gitmenizde fayda var. Bu arada hanın 1500'lü yıllarda Osmanlılar tarafından yaptırıldığını da belirtelim. Diyarbakır denilince akla ilk gelen yerlerden biri On Gözlü Köprü. Haliyle Diyarbakır'da gezilecek yerler listemizde de bu harika köprü buşunuyor. Aslında bu köprü Diyarbakırlıların sosyalleştikleri bir yaşam alanı. Diyarbakırlılar özellikle sıcak yaz akşamlarında buraya geliyorlar. Köprünün gerçek adı Dicle Köprüsü. Dicle Nehri üzerine yapıldığı için ilk olarak bu ad verilmiş. On tane gözü olduğu için de halk arasında On Gözlü Köprü olarak yaygınlaşmış. Köprünün kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmese de 1064-65 yılları arasında yapıldığı sanılıyor. Köprünün etrafında Dicle Nehri boyunca uzanan kafeler bulunuyor. Yılın her mevsimi burada vakit geçirebilirsiniz. Diyarbakır'a gelip Diyarbakır Ulu Camii'yi görmemek olmaz. Diyarbakır Ulu Camii, Diyarbakır'ın bir başka simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Caminin ana yapısı ilk olarak kilise olarak faaliyete başlıyor. Müslüman Araplar kiliseyi camiye çeviriyor. Cami imamıyla konuştuğumda kendisi bana bu yapının binlerce yıldır ibadet mekanı olarak kullanıldığını anlattı. Kiliseden önce burada farklı dinlerin ibadet mekanı varmış. Caminin içerisinde halıların altında Hz. Musa'nın ibadet ettiğine inanılan bir bölüm bile bulunuyor. Camide görülmesi gereken ayrıntılardan biri de bahçede yer alan ve El Cezeri tarafından yapılan güneş saati de var. Bu saati de mutlaka görmelisiniz. Son olarak Diyarbakır Ulu Camii, 5. Harem-i şerif olarak kabul ediliyor. Diyarbakır'da yer alan ünlü hanlardan biri de Sülüklü Han. Bahçesinde yer alan kuyuda bulunan ve tedavi amaçlı sülüklerden dolayı Sülüklü Han adı halk arasında yerleşmiş. 1600'lü yıllarda yaptırılan han, günümüzde bir işletme olarak hizmet veriyor. Geziniz sırasında küçük bir mola vermek isterseniz buraya gelip Türk kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Bu arada Sülüklü Han'da Süryani şarapları da bulunuyor. Diyarbakır'da gezilecek yerlerden bir diğeri Hevsel Bahçeleri. Dicle Nehri boyunca uzanan bahçelerin tarihi 8 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Diyarbakır surları ve Diyarbakır Kalesi'nin olduğu noktadan bahçeleri seyredebilirsiniz. Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO tarafından koruma altında olduğunu da belirtmeliyim. Ayrıca Diyarbakır Arkeoloji Müzesi'nin kafesi de bu bahçeleri seyretmek için oldukça iyi bir nokta. Bu minare Şeyh Mutahhar Camii'nin minaresi olmakla birlikte, minarenin mimari yapısından dolayı minare halk arasında daha popüler hale gelmiş. Minare, adından da anlaşılacağı gibi insan büyüklüğünde dört tane ayaktan oluşuyor. Bu minarenin Anadolu sınırlarında başka bir örneği bulunmuyor. Diyarbakır gezinizde Dört Ayaklı Minare'yi listenize eklemeyi unutmayın. Benim Diyarbakır'da en keyif aldığım yerlerden biri Diyarbakır Kültürevi oldu. Daracık sokakların tam ortasında bulunan bu yer, özellikle canlı müzikleri ile ilgi çekiyor. Diyarbakır surların tarihi oldukça geçmişe uzanıyor. Surların dokuz bin yıl önce inşa edildiği düşünülüyor. Çin Seddi'nden sonra dünyadaki en uzun surlar Diyarbakır surları. Surlar tıpkı Hevsel Bahçeleri'nde olduğu gibi UNESCO tarafından korunuyor. Bu arada Diyarbakır surları, Diyarbakırlılar için bir başka yaşam alanı. İnsanlar özellikle akşam vakti surların etrafında ya da surların üzerinde vakit geçiriyorlar. Ayrıca surlarda çeşitli sanatsal etkinlikler de düzenleniyor. - Diyarbakır'ı gezmek için bence iki gün hayli hayli yeterli. - Genellikle gezilecek yerler birbirine çok yakın. Yürüyerek gezebilirsiniz. Ben merkeze en uzak olan On Gözlü Köprü'ye bile yürüyerek gittim. Yaklaşık 30 dakika sürdü. - Diyarbakır oldukça güvenli bir şehir. Aklınızda soru işareti bulunmasın. - Şehir içi minibüs ücretleri 10 TL (Temmuz 2023) - Yazın gidiyorsanız korkunç bir sıcaklığa karşı hazır olun."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/don-kisot-balesi-yeniden-sahnede/15199/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Miguel de Cervantes'in aynı ismi taşıyan romanından seçilmiş bazı bölümlerden esinlenilerek bale sahnesine taşınan Don Kişot balesini, 19 Nisan akşamı AKM Türk Telekom Opera Salonu'nun muhteşem atmosferinde gerçekleştirdiği temsille yeniden seyircisi ile buluşturdu. Ludwig Minkus'un bestesiyle Marius Petipa tarafından ilk kez 1869 yılında Moskova'da Bolşoy İmparatorluk Tiyatrosu'nda sahnelenen eser, müziklerindeki melodi zenginliği, İspanyol kültürünün renkli ve heyecan verici etkisinin uyumlu birlikteliği ile klasik bale dünyasının en pırıltılı ve ihtişamlı eserlerinden biridir. Yüksek seviyedeki bale tekniğiyle dünyaca ünlü toplulukların repertuvarlarında değişmez bir yeri olan ve baleseverlerin yoğun ilgisini çeken Don Kişot'u Ayşem Sunal Savaşkurt sahneye koyuyor. Orkestra şefliğini Roberto Gianola'nın, Dekor Tasarımını İsmail Dede'nin, Kostüm Tasarımını Gizem Betil'in, Işık Tasarımını ise Önder Arık'ın yaptığı eserde Kitri'yi Berfu Elmas, Basillio'yu Çağatay Özmen, Don Kişot'u Alkış Peker, Sancho Panza'yı Ürün İndere, Gamache'ı M. K. Onur Tunay, Lorenzo'yu Kerem Kuraner, Espada'yı M. Nuri Arkan, Mecedes'i Melike Manav, İki Arkadaş'ı Merve Topaldemir ve Zeynep Güçoğlu, Rüya Kraliçesi'ni Berin Kocabaşoğlu, Amor'u Ayça Anıl, Çeribaşı'nı Can Bezirganoğlu, Çingene Kadın'ı Zuhal Karaca ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları dans ettiler. Sanatseverlerin ayakta alkışladığı Don Kişot, 20 Nisan akşamı ve Mayıs ayında gerçekleşecek iki temsil ile yeniden AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda izleyicilerle buluşacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/dua-lipa-houdini-ile-geri-dondu/16436/", "text": "Dua Lipa, 2020'deki büyük başarısı Future Nostalgia albümünün ardından yeni bir dönemin başlangıcını müjdeleyen ve merakla beklenen parçası \"Houdini\" ile geri döndü. Parça, resmi müzik videosuyla birlikte yayınlandı.\"Houdini\", Dua'nın yaklaşmakta olan yepyeni projesine giden yolu açan anlatı akışını başlatıyor. Dua, \"Houdini\"nin \"gecenin sonuna yaklaştığı ve biraz terlediğiniz ama partinin bitmesini istemediğiniz sabah saat 4 hissini temsil ettiğini\" belirtiyor., Manu Cossu'nun görüntü yönetmeni Andre Chemetoff ile birlikte yönettiği Houdini resmi müzik videosunda Dua'nın prova sonrası bir dans salonunda floresan ışıklar altında koreografisini gözden geçirdiği görülüyor. Işıklar odanın aynalarına yansıyor ve enerji artmaya başladıkça optik bir yanılsama yaratıyor. Dua, \"Bu parça bekar hayatımın en hafif ve özgür kısımlarını temsil ediyor\" diyor. 'Houdini' oldukça alaycı bir çalışma; birisinin gerçekten benim için uğraşmaya değer olup olmadığı ya da sonunda onu hayalet olarak görüp görmeyeceğim fikrini araştırıyor. Bir şeyin seni nereye götüreceğini asla bilemezsin, hayatın yolunuza çıkardığı her şeye açık olmanın güzelliği budur. Bu meydan okuyan mutluluk duygusunu hayranlarımla paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.''Houdini'' Dua Lipa tarafından, Caroline Ailin, Danny L. Harle, Tobias Jesso Jr. ve proje boyunca çekirdek işbirlikçi olarak görev yapan Tame Impala'dan Kevin Parker tarafından yazıldı ve prodüktör koltuğunda Parker ve Harle oturuyor. Dua, ''Bu albümün büyük bir kısmı, mutlak kaosun yaşandığı o neşeli anlarda ve sonuç ne olursa olsun dünyayı nasıl hafiflik ve iyimserlikle döndürdüğüm o anlarda yazıldı.'' diyor. Dua Lipa, 2020'deki büyük başarısı Future Nostalgia albümünün ardından yeni bir dönemin başlangıcını müjdeleyen ve merakla beklenen parçası \"Houdini\" ile geri döndü."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/dune-2-nin-vizyon-tarihi-yine-degisti/16483/", "text": "Yönetmen koltuğunda Denis Villeneuve'ün oturduğu, \"Dune: Çöl Gezegeni\"nin devam filmi Hollywood'daki grev nedeniyle ertelenmiş ve filmin 15 Mart 2024'te vizyon gireceği açıklanmıştı. Ünlü yazar Frank Herbert'ün aynı isimli bilim kurgu-fantezi eserinden uyarlanan filmin vizyon tarihi yine değişti. Başrollerinde Timothee Chalamat ile Zendaya'nın yer aldığı dune 2 filmi, 1 Mart 2024'te izleyiciyle buluşacak. NTV'de yer alan habere göre Frank Herbert'in aynı adlı klasik bilimkurgu kitabından uyarlanan filmde Timothee Chalamet, yeniden Paul Atreides'i canlandırırken, kendisine yeni filmde Austin Butler, Lea Seydoux, Souheila Yacoub, Florence Pugh da katılıyor. Ayrıca ilk filmde olduğu gibi ikinci filmde de Zendaya, Rebecca Ferguson, Javier Bardem, Josh Brolin, Stellan Skarsgard, Dave Bautista, Charlotte Rampling ve Stephen McKinley Henderson de yer alacak. Ayrıca ilk filmde olduğu gibi ikinci filmde de Zendaya, Rebecca Ferguson, Javier Bardem, Josh Brolin, Stellan Skarsgard, Dave Bautista, Charlotte Rampling ve Stephen McKinley Henderson de yer alacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/dunyaca-unlu-opera-sanatcisi-pervin-chakar-istanbul-da-konser-verdi/16499/", "text": "Dünyaca ünlü soprano Pervin Chakar, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası'nda dinleyicileriyle buluştu. Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, dün akşam ünlü opera sanatçısı Pervin Chakar'ın konserine ev sahipliği yaptı. Dünyanın en önemli operalarında sahneye çıkan ve pek çok uluslararası ödülün de sahibi olan Pervin Chakar'ın piyanist Paolo Villa ile birlikte verdiği konsere opera severler yoğun ilgi gösterdi. Pervin Chakar, günler öncesinden biletleri tükenen Bir Opera Gecesi'nde Almanca, Çekçe, İtalyanca, Fransızca ve Kürtçe seslendirdiği eserlerle kendisini dinlemeye gelenlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası, dün akşam ünlü opera sanatçısı Pervin Chakar'ın konserine ev sahipliği yaptı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/efes-deneyim-muzesi-ziyaretcilerini-antik-caga-goturuyor/16446/", "text": "İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunan ve Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Efes Antik Kenti, yepyeni bir müzecilik anlayışı ile ziyaretçilerine Antik Kent'in altın çağını bizzat yaşatmaya başladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un ekim ayı başında açılışını yaptığı Efes Deneyim Müzesi, ziyaretçilerine \"immersive\" teknolojilerle Antik Efes'te günlük hayatı, mimariyi ve sanatı kişisel olarak deneyimletiyor. Immersive teknolojiler, izleyicileri zengin ve kapsayıcı bir işitsel ve görsel tecrübenin içine alıyor, anlattığı hikayeleri gerçekmiş gibi yaşatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde, DEM Müzecilik tarafından geliştirilen ve işletilen Efes Deneyim Müzesi, Efes Antik Kentinin içinde, ünlü Antik Tiyatro'nın hemen karşısında yer alıyor. Üç ayrı salonda Efes'in kuruluşunun, büyüyerek Roma'nın en kudretli şehri haline gelmesinin ve tarih sahnesinden silinmesinin hikayesi etkileyici görsel ve işitsel şovlarla anlatılıyor. Efes'in altın çağını yeniden yaşatıyorAralarında Türkiye'nin ve dünyanın en önde gelen şirketlerinden ve akademik kurumlarından mimarların, küratörlerin, tasarımcıların, sanatçıların, teknoloji uzmanlarının, tarihçilerin ve arkeologların olduğu geniş bir ekibin tasarladığı müze, ziyaretçilere Efes'in altın çağındaki gündelik hayatı, ticareti, sanatı ve mimariyi yaşatıyor. Müze, tarihsel hikayenin ileri teknolojiyle bir araya gelerek oluşturduğu özgün anlatısıyla da dünyada sayılı öncü örnekler arasında yer alıyor. Ziyaretçiler, müzenin üç farklı salonunda Androklos'dan Kleopatra'ya, Markus Antonius'tan Artemis'e şehrin ünlü simalarıyla tanışıyor. Tapınakları ziyaret ediyor, pazar yerlerini geziyor, Arcadian yolundan yürüyebiliyor ve Teras Evler'deki hayatı tecrübe edebiliyor. Dünyanın önde gelen tasarım ve teknoloji şirketleriyle işbirliğiEfes Deneyim Müzesi'nin 'immersive' hikaye anlatımı üzerine kurulu kreatif konsepti, işitsel ve görsel teknolojilerde 30 yıla yakın bir tecrübe ile kurulan Dem Müzecilik tarafından dünyanın önde gelen mimari, görsel tasarım ve teknoloji şirketleriyle işbirliği içinde geliştirildi. Dem Müzecilik, müzeyi tüm unsurlarıyla birlikte bir yıl gibi kısa bir sürede inşa ederek tamamladı. Müzede ziyaretçileri karşılayan seslerin tasarımı ve prodüksiyonu dört farklı bestecinin parçaları kullanılarak müze için özel olarak üretildi. Efes'in hikayesi, Türkçe'de ünlü sanatçılar Selçuk Yöntem ve Gülen Karaman tarafından, İngilizce'de ise ünlü İngiliz sanatçılar David Schofield ve Olivia Williams tarafından seslendirildi. Efes Deneyim Müzesi, haftanın yedi günü 08:00 - 17:30 saatleri arasında 16 farklı dil seçeneğiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Efes Antik Kenti içinde Ağustos ayında açılan Efes Deneyim Müzesi, ziyaretçilerine Efes'in altın çağını bizzat deneyimletiyor. Efes Deneyim Müzesi, dünyada yeni trend olan deneyim müzeciliğinin Türkiye'de ilk kez uygulanan başarılı bir örneği olarak öne çıkıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/efes-kultur-yolu-festivali-nde-onemli-kultur-sanat-etkinlikleri/16327/", "text": "Efes Kültür Yolu Festivali'nin ana üssü, Nisan ayında açılan İzmir Kültür Sanat Fabrikası olacak. 140 yıllık tarihi ile endüstri mirasının önemli öğelerinden biri olan İzmir Alsancak Tekel Fabrikası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen aslına uygun restorasyon, renovasyon ve yeniden inşa çalışmalarının ardından İzmir Kültür Sanat Fabrikası olarak yeniden hayat bulmuştu. 140 yıllık geçmişi olan fabrikanın 2000'li yıllardan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmesinden sonra kültür ve sanata üreten bir fabrika haline getirilmesi projesi bir yılda tamamlandı. 17 dönümlük bir arazi içinde 9 bin metrekarelik açık alan ve yeşil alanı olan, 20 bin metrekare kapalı alana sahip İzmir Kültür Sanat Fabrikası Efes Kültür Yolu Festivali'nin en özel etkinliklerine, açık hava konserlerine, söyleşilere ve sergilere ev sahipliği yapacak. GENÇ YETENEKLERDENAŞIK VEYSEL'E SAYGI DURUŞUBu sergilerden biri de Aşık Veysel'in vefatının 50. yılı anısına düzenlenen Genç Sanat:9. Güncel Sanat Proje Yarışması Sergisi... Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü tarafından görsel sanatlar alanında yetişen genç sanatçıları desteklemek amacıyla başlatılan yarışmanın Aşık Veysel temalı sergisi sanatseverlerle buluşacak. Sergide, yarışma sonucunda seçilen video, fotoğraf, yerleştirme, yeni medya, grafik, resim, seramik, baskı, heykel ve karışık teknik gibi görsel sanatın tüm ifade biçimlerinde üretilmiş toplam 30 eser yer alacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Açık Hava Sahnesi'nde, 1920'lerden Günümüze Kadın Kıyafetleri Sergisi, Ali Congun, Okan Cabalar ve Large L Stand Up Gösterilerinin yanı sıra Nilgün Belgün'le Aşk ve Komedi gösterisi de olacak. İZMİR'E ÇAĞDAŞ SANAT ÇIKARMASI: UZAK/YAKINTürkiye'deki güncel sanat üretimini erişilebilir kılarak geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflerken, bir yandan da güncel sanatın dijital arşivini tutmayı misyon edinen Kolekta, yeni sergiler dizisi 'Uzak Yakın' ile İzmir'de ilk kez efes kültür yolu festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak. 'Uzak Yakın Sergileri', çağdaş sanat alanında üretim yapan sanatçıların erişilebilirliğini ve etkileşimini güçlendirmek için İstanbul dışına taşan sanat platformlarına bir yenisi olarak ekleniyor. Uzak Yakın Sergileri Vol. I İzmir, çağdaş sanat alanında üretim yapan 100'e yakın sanatçının eserlerinden oluşan bir seçkiyle İzmir'de sanatseverlerle buluşacak. Uzak Yakın Vol. I İzmir, 28 Ekim-28 Kasım 2023 tarihleri arasında 'İzmir Resim ve Heykel Müzesi Kültürpark Sanat Galerisi' ile 'İzmir Resim ve Heykel Müzesi Sanat ve Tarih Galerisi' olmak üzere 2 mekanda ziyaretçilerini ağırlayacak. GASTRONOMİ ŞÖLENİ YAŞANACAK Dünyaca ünlü restoran değerlendirme sistemi Michelin tarafından 2023 yılında İstanbul ve Bodrum ile birlikte Türkiye rehberine dahil edilen İzmir'in, gastronomik zenginlikleri de festivalde ele alınacak. Kültür Park İzmir Gastronomi Alanı'nda, 29 Ekim'in İzinde Büyük İzmir Kültür Sofrası, İzmir'in Sofralarında Çiçekler Açar, Saraylardan İzmir'e/Bir Tatlı Şerbet Sunumu, Latife Hanım'ın Mutfağı'ndan Gazi Mustafa Kemal'in Damağına İzmir Sofrası, Üniversiteliler Arası Yemek Yarışması/ Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Sevdiği Yemekler, Yerel Yemek Yarışması/ Nine Bana Öğretsene, Bir Ağız Tadı Hiyakesi; Şambali, Deniz'den Ne Çıkarsa, Sefarad Lezzetlerinin İzmir'e Armağanı; Boyoz, Bağırsak Taze Kokoreç, Bağırmasak Yeme De Geç etkinlikleri olacak. Festival kapsamında düzenlenecek Ege'nin İnci Tanesi İzmir Gastronomisi paneli Bilge Keykubat, Ahmet Güzelyağdoken, Nedim Atilla, Berrin Rasuli katılımıyla gerçekleşecek. İZMİR'DEKİ KÜLTÜR KURUMLARI FESTİVAL ÇATISI ALTINDA İzmir'deki Arkas Sanat, Folkart Galeri gibi kültür kurumları da festival kapsamına girerek, bir anlamda festival boyunca tek çatı altında toplandı. Cumhuriyet devrimleriyle eğitim almış, sanat çalışmalarını bu devrimlerin ışığıyla şekillendirilmiş ilk kuşak olarak tarihsel bir öneme sahip olan iki değerli sanatçının; Nejad Devrim ve Mübin Orhon'un, eserlerinden oluşan İki İmge Yolcusu/Nejad Devrim, Mübin Orhon Sergisi festival boyunca ve sonrasında 18 Şubat'a kadar Arkas Sanat Merkezi'nde ziyaret edilebilecek. Küratörlüğünü Necmi Sönmez'in üstlendiği sergi, bu iki sanatçının olgunluk dönemi eserlerini ilk kez eş zamanlı bir süreçte inceliyor. ATATÜRK'ÜN YAYIMLANMAMIŞ 150 FOTOĞRAFI Folkart Galeri'de sergilenecek Karanlıkta Akan Akan Bir Yıldız Mustafa Kemal Atatürk Sergisi festivalin en özel rotalarından biri. Sergi, Efes Kültür Yolu Festivali ile başlayacak, festival süresince ve sonrasında Nisan 2024'e kadar ziyaret edilebilecek. Nazım Hikmet'in Kuvayi Milliye Destanı'ndaki unutulmayan bir dizesinden ilham alınan ve hazırlanışı yedi yıl süren; Proje Direktörlüğü'nü Folkart Gallery Genel Koordinatörü Fahri Özdemir'in yaptığı sergi Cumhuriyetimizin 100. Yılı'na bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Sergide, Büyük Dahi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye'de ilk kez kamuoyu ile paylaşılan 150 adet yayımlanmamış fotoğrafıyla birlikte, Atatürk'ün kullandığı, bilinmeyen birçok obje de bulunuyor. Bu objeler arasında Atatürk'ün sigara tabakaları, bastonu, kravatı gibi örnekler yer alıyor. Atatürk'ün bazı kişilere imzaladığı fotoğraflarla birlikte yerli ve yabancı fotoğrafçıların çektiği fotoğraflar, serginin dikkat çekici bölümünü oluşturuyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün özel yazışmalarının orijinalleri, el yazması mektupları, madalyalar, en kritik anlardaki telgrafları serginin bir başka dikkat çekici unsurları arasında. Sergide, Atatürk'ün kendi el yazmaları, annesi Zübeyde Hanım'ın mektubu, Atatürk ile ilgili dönem afişleri, belgeler ve birçok dönemsel gazete ve dergi örnekleri, yüz yıl önce kullanılan Cumhuriyet ve Atatürk için üretilmiş çok özel objeler yer alıyor. TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALLERİ KLASİKLERİ Kültür Yolu Festivalleri'nin vazgeçilmezi Refik Anadol'un Rönesans Rüyaları Dijital Sergisi Tarihi Alsancak Tren Garı eski gişelerde, Bir Hayalin İnşası Dijital Sergisi Cumhuriyet Meydanı'nda, Eksizden Piksele Dijital Sergisi İzmir İktisat Kongre Merkezi fuayede ziyaretçilerle buluşacak. Garip Ay ile Ebru Mapping Performansı her akşam İzmir Atatürk Müzesi'nde ziyaretçilerini bekliyor olacak. İKİ DEV KURUM 100. YIL İÇİN BİR ARAYA GELİYOR Festivalin ilk gecesi olan 28 Ekim'de, Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamak için İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu özel bir konserle sanatseverlerle buluşacak. Bu özel konserde, Şef Tolga Taviş yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve Koro Şefi Ahmet Kahyaoğlu tarafından geceye hazırlanan İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu; Türkiye Cumhuriyeti'nin yüksek sanat alanındaki yüz yıllık mirasını hatırlatmak amacıyla Bornova Kültür ve Sanat Merkezi Necdet Aydın Sahnesi'nde izleyicilereçok özel bir program sunacak. 3 Kasım'da, Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından Kamelyalı Kadın balesi, 4 Kasım'da, Şef Hasan Niyazi Tura yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Ege Senfonisi konseri, 5 Kasım'da ise, Türk halk müziğinin sevilen solistleri Nilgün Kızılcı ve İsmail Altunsaray ile Şef Eray İnal yönetiminde Senfoni ile Neşet Ertaş Türküleri, Efes Kültür Yolu Festivali kapsamında izleyici ile buluşacak. TÜRKAN ŞORAY VE EDİZ HUN'LA BULUŞMA Efes Kültür Yolu Festivali söyleşileriyle de halkla buluşacak. Sinemanın usta iki ismi Türkan Şoray-Ediz Hun söyleşisi Efes Kültür Yol Festivali'nin özel buluşmalarından biri olacak. Resimden tarihe, tiyatrodan arkeolojiye geniş bir çerçevede gerçekleşecek söyleşiler festival boyunca çeşitli mekanlarda sürecek. SAHNEDE USTA İSİMLER VE EFSANELERLE SOHBET Usta oyuncu Ali Poyrazoğlu İmdat Türküsü oyunuyla Bornova Kültür ve Sanat Merkezi'nde sahnede olacak. Bornova Kültür Sanat Merkezi, Martı, Vişne Bahçesi, Hey Gidi Günler, Abur Cubur Show Doğan&Onur, Usta 2. Abdülhamid Han oyunlarına da ev sahipliği yapacak. İzmir Devlet Tiyatroları Konak Sahnesi'nde ise Annemin Son Çılgınlıkları, Siyahlı Kadın, Annapurna, Bir Düş Gibi oyunları sahnelenecek. Hisar Camii'nde ise Fatih Çıtlak Hoca ve Tasavvuf, İrfan ve Meydan Meşkleri Topluluğu'nun etkinlikleri olacak. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin olmazsa olmazı çocuk etkinlikleri de Efes Kültür Yolu'nda yer alacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Turgut Pura Vakfı Atölyesi, Gündoğdu Meydanı çocuklar için hazırlanan atölye, yarışma ve tiyatro oyunlarıyla renklenecek. 3 Kasım'da, Antalya Devlet Opera ve Balesi tarafından Kamelyalı Kadın balesi, 4 Kasım'da, Şef Hasan Niyazi Tura yönetimindeki İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, Ege Senfonisi konseri, 5 Kasım'da ise, Türk halk müziğinin sevilen solistleri Nilgün Kızılcı ve İsmail Altunsaray ile Şef Eray İnal yönetiminde Senfoni ile Neşet Ertaş Türküleri, Efes Kültür Yolu Festivali kapsamında izleyici ile buluşacak. TÜRKAN ŞORAY VE EDİZ HUN'LA BULUŞMA Efes Kültür Yolu Festivali söyleşileriyle de halkla buluşacak. Sinemanın usta iki ismi Türkan Şoray-Ediz Hun söyleşisi Efes Kültür Yol Festivali'nin özel buluşmalarından biri olacak. Resimden tarihe, tiyatrodan arkeolojiye geniş bir çerçevede gerçekleşecek söyleşiler festival boyunca çeşitli mekanlarda sürecek. SAHNEDE USTA İSİMLER VE EFSANELERLE SOHBET Usta oyuncu Ali Poyrazoğlu İmdat Türküsü oyunuyla Bornova Kültür ve Sanat Merkezi'nde sahnede olacak. Bornova Kültür Sanat Merkezi, Martı, Vişne Bahçesi, Hey Gidi Günler, Abur Cubur Show Doğan&Onur, Usta 2. Abdülhamid Han oyunlarına da ev sahipliği yapacak. İzmir Devlet Tiyatroları Konak Sahnesi'nde ise Annemin Son Çılgınlıkları, Siyahlı Kadın, Annapurna, Bir Düş Gibi oyunları sahnelenecek. Hisar Camii'nde ise Fatih Çıtlak Hoca ve Tasavvuf, İrfan ve Meydan Meşkleri Topluluğu'nun etkinlikleri olacak. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin olmazsa olmazı çocuk etkinlikleri de Efes Kültür Yolu'nda yer alacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası, Turgut Pura Vakfı Atölyesi, Gündoğdu Meydanı çocuklar için hazırlanan atölye, yarışma ve tiyatro oyunlarıyla renklenecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ejderha-dovmeli-kiz-dizi-oluyor/16360/", "text": "İlk olarak Mayıs 2020'de geliştirilme aşamasında olduğu \"Ejderha Dövmeli Kız\" dizisi için hazırlıklar başladı. Uyarlamanın başyazarı açıklandı. Larsson'un Milenyum romanları dünyasında ortaya çıkacak olan \"Ejderha Dövmeli Kız\" uyarlamasında başyazar koltuğuna Veena Sud geçti. Variety'nin haberine göre; Stieg Larsson tarafından kaleme alınan \"Ejderha Dövmeli Kız\" serisinin dizisinin yapımcılığı için Left Bank Pictures ile anlaşıldı. Hollywood uyarlaması \"Ejderha Dövmeli Kız\"ı ise David Fincher yönetmişti. Bu filmde Salander rolündeki Rooney Mara'ya Daniel Craig eşlik etmişti. Dördüncü kitap \"Örümcek Ağındaki Kız\"a dayanan devam filminde ise Salander rolünü Claire Foy devralmıştı. Stieg Larsson tarafından kaleme alınan ve daha önce birkaç kez beyaz perdeye uyarlanan \"Ejderha Dövmeli Kız\" serisi şimdi de dizi oluyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/emre-yuksel-den-daha-iyi-bir-dunya-icin-distopik-izdusumler-sergisi/16303/", "text": "Emre Yüksel, genç bir sanatçı olarak 21. yüzyılın neredeyse yeni gerçekliği olarak tanımlanan transhüman ve posthüman kavramlarını incelemeye, araştırmaya yönelir ve görsel hafızasında yarattığı yeni insan formatlarını tuvallerinde belirlediği yaşam alanlarında yaşatmaya yönelir. Organ nakilleri gibi, insan bedeninin daha mükemmel olduğu varsayılan biyolojik parçalar, protezler ve yapay olanın tanımlanamayan biçimleriyle yer değiştirmesiyle daha güçlü, daha hızlı, daha zeki, kısacası normal insan türünden çok daha üstün olduğunu belirleyen figüratif anlatımıyla, kendi yaşam alanları içinde tasarlar. Tarihin içinde, bilimsel olarak Daha İyi Bir Yaşamın kaynağını arayan uygarlıklar arasında öncü olarak kabul edilen Mısır piramitlerinin yapıldığı yılların boşluklarla çevreli alanlarında dolaşan transhüman ve posthüman tipolojilerini resimler. Prof. Dr. Kıymet GirayEmre Yüksel, 1996 yılında Hatay, İskenderun'da doğdu. İskenderun Anadolu Lisesi'ni bitirdi. Lisans eğitimini 2014-2018 yılları arasında, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde; lisansüstü eğitimini 2019-2022 yılları arasında, Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Anasanat Dalı'nda tamamladı. Çalışmalarının temelini, trans-hümanizm ve post-hümanizm distopyaları oluşturmaktadır. Emre Yüksel, Daha İyi Bir Dünya İçin Distopik İzdüşümler Resim Sergisi, Ziraat Bankası'nın Tunalı Hilmi Caddesi No:104 Kat: -1 Kavaklıdere-Çankaya/Ankara adresinde bulunan Kuğulu Sanat Galerisi'nde, 23 Ekim 17 Kasım 2023 tarihleri arasında Pazar-Pazartesi ve resmi tatil günleri hariç her gün 10.00 - 19.00 saatleri arasında görülebilir. Daha İyi Bir Dünya İçin Distopik İzdüşümler Resim Sergisi, Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi'nde 23 Ekim Pazartesi günü ziyarete açılacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ertegun-un-mirasindan-hareketle-ayrimciliga-karsi-caz/16221/", "text": "Ortak değerlere sahip kurum ve toplulukları bir araya getirmek amacıyla Bozcaada Caz Festivali'nin kurucu ekipleri 3dots ve Fermente'nin yeni yaratıcı girişimi olarak hayata geçirilen KEŞİF, farklı disiplinlerin ve seslerin birlikte soru sorduğu ve keşfetmenin enerjisiyle yüklü sürdürülebilir topluluklarla program ve projeler geliştirmeyi hedefleyen yaratıcı bir alan olarak ilk projesi Caz ile Köprü Kuru 18-27 Ekim tarihleri arasında Müze Gazhane'de gerçekleştirmeye hazırlanıyor. U. S. Mission to Türkiye Hibe Programı desteğiyle hayata geçirilen Caz ile Köprü Kur projesi, müziğin kültürler ve kuşaklar arasında iletişim kurmanın en dolaysız araçlarından biri olması fikrinden yola çıkıyor. Zuhal Müzik'in de enstrüman desteği sağladığı proje aynı zamanda caz aracılığıyla ifade özgürlüğünü ve kültürel diyaloğu sağlamlaştırmayı, genç sanatçıların ve öğrencilerin bir araya geldiği bir caz topluluğu oluşturmayı ve Türkiye ile ABD arasındaki kültürel diplomasi tarihini caz müziği bağlamında inceleyerek iki ülke arasındaki tarihsel ilişkiye farklı bir gözle bakmayı amaçlıyor. Ertegün'ün mirasından hareketle ayrımcılığa karşı CazTürkiye ve ABD arasında, caz müziğinin benzersiz dilini kullanarak köprüler kurma heyecanını taşıyan \"Caz ile Köprü Kur\" projesi kapsamında, caz müziği bağlamında Türkiye ile ABD arasındaki kültürel diplomasi tarihini inceleyen ve dönemi belgeleyen fotoğraflardan oluşan bir arşiv sergisi ziyaretçilerin katılımına açılacak. Proje ile aynı adı taşıyan serginin yanı sıra 1940'larda Türkiye'nin Washington Büyükelçisi olarak görev yapan ve cazı bir ifade biçimi olmasının yanı sıra kültürel diplomasi aracı olarak da kullanan Münir Ertegün ve oğulları Nesuhi Ertegün ile Atlantic Records kurucusu Ahmet Ertegün'ün hikayesine odaklanan ve yönetmenliğini Ümran Safter'in üstlendiği, \"Kapıyı Açık Bırak\" belgesel film gösterimi proje kapsamında izleyicilerle buluşacak. 18-27 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek projenin son iki gününde ise müzik alanında üreten 25 yaş altı öğrenci ve/veya müzisyenlere yönelik atölye çalışması düzenlenecek. 26-27 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek ve yürütücülüğünü Selen Gülün ile Ben Zwerin'in üstleneceği atölye çalışmasında caz ve doğaçlama müziğin nasıl bir ifade aracı haline geldiği ve buna bağlı olarak ifade özgürlüğünün nasıl bir kanıtı olduğu konularına odaklanılacak. Bozcaada Caz Festivali'nin kurucu ekipleri 3dots ve Fermente tarafından, ortak değerlere sahip kurum ve toplulukları bir araya getirmek amacıyla tasarlanan yeni yaratıcı girişim KEŞİF, U. S. Mission to Türkiye Hibe Programı kapsamında hayata geçirdiği projesi \"Caz ile Köprü Kur\"u 18-27 Ekim tarihleri arasında Müze Gazhane ev sahipliğinde gerçekleştirmeye hazırlanıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/evrim-altug-milliyet-sanat-in-50-yilini-anlatti/15585/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Evrim Altuğ ile Türkiye'nin Sanat Hafızası kitabını ve Milliyet Sanat'ın 50 yılını konuştuk. İlk olarak 29 Eylül 1972'de yayın hayatına başlayan Milliyet Sanat, bugün yarım asırlık bir sanat dergisi. Dergi aslında sadece kendi sürecine değil, aynı zamanda Türkiye'nin de sanat dönüşümüne ayna tutuyor. Derginin 50. yılı dolayısıyla \"Türkiye'nin Sanat Hafızası\" bir kitap yayımlandı. Evrim Altuğ'un kaleme aldığı Türkiye'nin Sanat Hafızası, yarım asırdır Türkiye'nin ve dünyanın kültür sanat gündeminin nabzını tutan Milliyet Sanat'ın geride bıraktığı ilk 50 yıla mercek tutuyor. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta evrim altuğ ile Türkiye'nin Sanat Hafızası kitabını ve Milliyet Sanat'ın 50 yılını konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/fairfly-25-ekim-de-kadikoy-boa-sahne-de/16304/", "text": "Kendi işinizi kurmak, kaderinizin kontrolünü elinizde tutmanıza gerçekten izin veriyor mu? Arkadaşlık ve iş el ele gider mi? Katalan oyun yazarı Joan Yago'nun ekibi La Calorica ile kaleme aldığı Mark Levitas'ın yönettiği ve Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ ve Barış Gönenen rol aldığı Fairfly, kendi şirketini kurmaya götüren motivasyonları sorguluyor ve bir iş projesinin ilk hayaliyle gerçeklik arasındaki boşluğu bolca mizahla ortaya koyuyor. İşsiz kalmak üzere olan dört beyaz yakalının hikayesin anlatan, günümüz iş dünyasındaki acımasız rekabete ve girişimcilik kültürüne ironik bir bakış açısı getiren Fairfly, 25 Ekim Çarşamba 20.30'da Kadıköy Boa Sahne'de sahnelenecek. Otuzlu yaşlarındaki dört beyaz yakalı arkadaş, çalıştıkları şirketteki idari kesintiler nedeniyle işlerinin tehdit altında olduğunu görüyor. İlk iş, işlerini savunmak için savaşmak oluyor ancak daha sonra yıllar önce sahip oldukları parlak fikri gerçeğe dönüştürmeyi teklif ediyorlar. Yazarımız Joan Yago, karakterleri ve izleyicileri 5 yıllık bir fikir geliştirme sürecine taşıyor. Yago'nun neoliberal söylem, başarı ve çok para kazanma takıntısı hakkında dramla komediyi harmanladığı Fairfly, aynı zamanda girişimcilik balonunun, yeni başlayanların ve önerdiğimiz şey ile yaptığımız şey arasındaki mesafenin sert eleştirisi."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/faust-operasi-akm-de-ilk-kez-sahnelenecek/16146/", "text": "Alman yazar J. W. Goethe'nin aynı adlı eserinden uyarlanan, Fransız besteci Charles-François Gounod'nun başyapıtı Faust operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneleniyor. Beyoğlu Kültür Yolu etkinlikleri kapsamında, 9 Ekim'de ve sonrasında ise 21 Ekim 2023'de Atatürk Kültür Merkezi - Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnelenecek olan Faust operası, görkemli rejisi ve prodüksiyonu ile dikkat çekiyor. Goethe'nin edebiyat, politika ve doğa bilimleri üzerine yazdığı tüm eserlerinin bir özeti olarak kabul edilen Faustun librettosu, Jules Paul Barbier ile Michel Florentin Carre tarafından kaleme alınmış. Sezon içinde de sanatseverler ile buluşacak olan eserde Faust rolünü Caner Akın, Berk Dalkılıç, Erdem Erdoğan ve Hüseyin Likos, Mephistophelesrolünü Zafer Erdaş, Tuncay Kurtoğlu, Gökhan Ürben, Marguerite rolünü Ayten Telek, Gülbin Günay, Dilruba Bilgi, Valentin rolünü Caner Akgün, Alper Göçeri, Burak Kul, Siebel rolünü Asude Karayavuz, Ayçin Sürücüer, E. Tuğba Tekışık, Wagner rolünü Çağdaş Bektaş, Burak Kul, Marthe rolünü Neslişah Pekin, Nursel D. Yazgan dönüşümlü olarak üstleniyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/faust-operasi-butun-gorkemiyle-akm-de-ilk-kez-sahnelendi/16205/", "text": "Alman yazar J. W. Goethe'nin aynı adlı eserinden uyarlanan, Fransız besteci Charles-François Gounod'nun başyapıtı Faust operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelendi. Eser sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü. Beyoğlu Kültür Yolu etkinlikleri kapsamında, Atatürk Kültür Merkezi - Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnelenen Faust operası, görkemli rejisi ve prodüksiyonu ile dikkat çekti. Goethe'nin edebiyat, politika ve doğa bilimleri üzerine yazdığı tüm eserlerinin bir özeti olarak kabul edilen Faustun librettosu, Jules Paul Barbier ile Michel Florentin Carre tarafından kaleme alınmış. Temsilde Faust rolünü Hüseyin Likos, Marguerite rolünü Ayten Telek Mephistophelesrolünü Gökhan Ürben, Valentin rolünü Alper Göçeri, Siebel rolünü E. Tuğba Tekışık, Wagner rolünü Burak Kul, Marthe rolünü Neslişah Pekin üstlendi. Eser, 21 Ekim 2023 Cumartesi günü tekrar, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Sahnesi'nde sanatseverler ile buluşacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/galerist-te-merve-iseri-sergisi-sonsuzda-birlesme/16370/", "text": "Galerist, 2023 yılını Merve İşeri'nin galerideki ilk kişisel sergisi 'Sonsuzda Birleşme' ile kapatmaya hazırlanıyor; Canan Batur'un küratörlüğünü üstlendiği sergi, 9 Kasım ile 16 Aralık 2023 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor. Serginin başlığı, etimolojik olarak kaynaşmayı, kavuşturmayı ve aynı zamanda ittifakı irdeliyor. İşeri, doğa ve insan arasındaki ayrışmanın muğlaklığını, topraklanma, kök salma, ev ve aidiyet hislerini araştırırken, kozmik tozdan gelip kozmik toza döneceğimizi hatırlatıyor, hasar görmüş bağları yeniden kurmaya ve toplu yaşamı kutlamaya davet ediyor. Hissedilen, ilahi ancak gözle görülemeyen bağlantılar, İşeri'nin tuvallerinde adeta bir ana dil ve işbirlikçi olarak yer alıyor, sanatçının bu sinestezik yaklaşımı, takımyıldız haritalarından yola çıkarak irdelediği sezgisel çağrışımlarla, ses ve video enstalasyonu olarak sergide karşımıza çıkıyor. İşeri'nin besteci Heloise Tunstall-Behrens ile ortaklaşa ürettiği 'Yıldız Kümelerinin Sesleri' başlıklı ses yerleştirmesi, mekanda yön hissiyatına alan açıyor; sergide ses notasyonlarının perküsif tınıları ile yıldız takımlarını sezgisel olarak yorumluyor. 'Yörüngeler' isimli video eser ise suyla birleşimi, insanın ötesinde bir algının mümkünlüğünü, eğrileştirilmiş bütünlüğümüzü ele alıyor. İnsan olmanın, sosyal bir varlık olarak hareketimizin ve yaşayışımızın farklı perspektiflerde yansımalarını sorguluyor. Kozmik bağlantıları, denizden karaya, karadan gökyüzüne doğru irdeleyen İşeri, sergi boyunca yerleştirilmiş toprak küreler ve yıldız haritalarından yola çıkarak ürettiği sezgisel konstellasyonlar ile samimi ve içsel bir deneyim sunuyor. Merve İşeri, alkemik birleşimin, simgesel ve fiziksel olarak yerini organik şekillere, alışılagelmeyen kurgusal dillere, üstüste binen sürreal formlara ve renklere verdiği 'Sonsuzda Birleşme' sergisi ile izleyiciyi gökyüzünden ve yeryüzünden referanslarla akustik, sezgisel ve dokunsal algıları hissetmeye ve derinleştirmeye çağırıyor. Hissedilen, ilahi ancak gözle görülemeyen bağlantılar, İşeri'nin tuvallerinde adeta bir ana dil ve işbirlikçi olarak yer alıyor, sanatçının bu sinestezik yaklaşımı, takımyıldız haritalarından yola çıkarak irdelediği sezgisel çağrışımlarla, ses ve video enstalasyonu olarak sergide karşımıza çıkıyor. İşeri'nin besteci Heloise Tunstall-Behrens ile ortaklaşa ürettiği 'Yıldız Kümelerinin Sesleri' başlıklı ses yerleştirmesi, mekanda yön hissiyatına alan açıyor; sergide ses notasyonlarının perküsif tınıları ile yıldız takımlarını sezgisel olarak yorumluyor. 'Yörüngeler' isimli video eser ise suyla birleşimi, insanın ötesinde bir algının mümkünlüğünü, eğrileştirilmiş bütünlüğümüzü ele alıyor. İnsan olmanın, sosyal bir varlık olarak hareketimizin ve yaşayışımızın farklı perspektiflerde yansımalarını sorguluyor. Kozmik bağlantıları, denizden karaya, karadan gökyüzüne doğru irdeleyen İşeri, sergi boyunca yerleştirilmiş toprak küreler ve yıldız haritalarından yola çıkarak ürettiği sezgisel konstellasyonlar ile samimi ve içsel bir deneyim sunuyor. Merve İşeri, alkemik birleşimin, simgesel ve fiziksel olarak yerini organik şekillere, alışılagelmeyen kurgusal dillere, üstüste binen sürreal formlara ve renklere verdiği 'Sonsuzda Birleşme' sergisi ile izleyiciyi gökyüzünden ve yeryüzünden referanslarla akustik, sezgisel ve dokunsal algıları hissetmeye ve derinleştirmeye çağırıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/giuseppe-verdi-nin-falstaff-operasi-akm-de-sahnelenecek/15314/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi'nin son başyapıtı olan, bir insanlık komedyası Falstaff operasını sahneliyor. Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnelenecek olan eser, 13-27-31 Mayıs 2023 tarihlerinde sanatseverler ile buluşacak. William Shakespeare'in Windsor'un Şen Kadınları ve IV. Henry oyunlarından uyarlanarak hazırlanmış olan eserin, librettosu Arrigo Boito'ya ait. Falstaffın, Verdi tarafından bestelenmek istenmesinin en büyük nedenlerinden birinin, Shakespeare'e olan hayranlığı olduğu bilinmektedir. Verdi, birçok dramatik ve trajik opera bestesinin ardından, bu gülünç, muzip ve nükteli opera eserinini bestelerken büyük bir keyif aldığından bahsetmiştir. İtalyanca seslendirilecek olan eserin rejisörü Renato Bonajuto. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı Tolga Atalay Ün yönetiyor. Dekor tasarımı Efter Tunç'a, kostüm tasarımı Ayşegül Alev'e, ışık tasarımı ise Yakup Çartık'a ait. Eserin koro şefi ise Paolo Villa.14. yy'da İngiltere'sinde geçen eserde, Shakespeare'in yarattığı en eğlenceli karakterlerden biri olan şişman çapkın Falstaff'ın, aynı anda evli ve iki iyi dost olan Alice Ford'u ve Meg Page'i baştan çıkarmaya çalışması ile başlayan zincirleme olaylar anlatılıyor. Bu insanlık komedyasında; aşk, para, hırs, entrikalar... kısaca tüm beşeri duyguların yaşandığı bir karmaşanın sonunda, budalalarla dolu olan bu dünyada, her şeyin bir şakadan ibaret olduğu vurgulanır. Eserde; Işık Belen, Cengiz Sayın, Caner Akgün, Alper Göçeri, Murat Güney, Berk Dalkılıç, Ufuk Toker, Çağrı Köktekin, Anıl Önder, Hazal Ata, Can Reha Gün, Bahadır Özkoca, Göktuğ Alpaşar, Erdem Sakarya, Ali Haydar Taş, Şebnem A. Kışlalı, Sevim Ateş, Dilruba Bilgi, Özgecan Gençer, İpek Zehra Evre, Deniz Likos, Ayçin Sürücüer, Nesrin Gönüldağ, Barbora F. Hitay, Elif Tuğba Tekışık dönüşümlü olarak rol alıyorlar. Giuseppe Verdi'nin son başyapıtı, Falstaff operası AKM'de sahnelenenecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/gotik-korku-efsanesi-dracula-gorkemli-bir-muzikalle-sahneye-tasiniyor/16475/", "text": "Bram Stoker'ın klasik eseri Dracula'nın görkemli hikayesi sahne sanatlarıyla bir araya geliyor. İlk kez dinleyici karşısına çıkacak müzikleriyle tarifsiz bir seyir zevki yaşatacak Dracula müzikali, Kumbara Görsel Sanatlar prodüksiyonu ile Türkiye'de sahneleniyor. 7 ve 8 Aralık'ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu, 12 Aralık'ta İstanbul Kozzy Gönül Ülkü- Gazanfer Özcan Sahnesi ve 18 Aralık'ta Eskişehir Yunus Emre Kültür Merkezi'nde sahnelenecek müzikalin biletleri satışa çıktı. İzleyiciyle buluşmak için gün sayan müzikalin konusuysa şöyle: Yazarın deyimiyle \"Ölü Olmayan\" hayatını yeniden canlandıran orta çağ asilzadesi Dracula'nın Mina'ya olan aşkıyla yeni soylu bir yaşam kurmak ve bir hipnoz sonucu kendi sonunu hazırlayan kaderinin planı, iyilikle kötülüğün amansız savaşı. Bram Stoker'ın klasik eseri Dracula'nın görkemli hikayesini seyirciyle ilk kez buluşacak müzikler ve birbirinden ilginç performanslarla sahneye taşıyan Dracula müzikali, aralık ayında İzmir, İstanbul ve Eskişehir'de."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/gulten-akin-siirleri-tuyap-kitap-fuarinda/16328/", "text": "Gösteri, 30 Ekim 2023 Pazartesi günü saat 16.30'da TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Interexpo Salonu'nda gerçekleştirilecek.40. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı kapsamında sahnelenecek İstanbul Şiirle Buluşuyor, repertuvar oyunlarımızın yanında şair-şiir eşleşmesi üzerinden geliştirilen yeni ve farklı bir etkinlik konseptini seyircinin ilgisine sunuyor. Seyirci, bir yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkanları kullanılarak, Gülten Akın'ın şiir evreninin içerisinde oluşturulan bir mekanda etkinliğin konuğu olacak. Gülten Akın'ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu'nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Gösterinin yönetmeni Emre Koyuncuoğlu, Gülten Akın'ın şiirlerini nasıl ele aldığını şöyle anlatıyor:Şiir sahnelemek, oyun sahnelemekten çok farklı. Her şair bir dil üretiyor ve de bu dil ile bir estetik form. Öncelikle bu formla, üç boyutlu performatif bir gerçeklikte nasıl bir estetik oluşturabilir, bunu düşündüm. Aynı zamanda Gülten Akın şiirindeki samimiyet ve yalınlığı da aklımda tutarak. Gülten Akın'ın şiirleri; içerden bize konuşan biri gibi. Bizimle öyle bir yakınlık kuruyor ki; kelimeleri içinize işliyor, ezgisi kulağınıza takılıyor, oluşturduğu imgeler vicdanınızdaki sızı olarak bedeninize bir kez daha yayılıyor. Bir yandan da, şairin yüreğinin gür ve bir o kadar da incelikli sesinin yarattığı derin imgeler kararlılığınızı size hatırlatıyor. Karanlıkları bize anlatırken dilinde yarattığı ani geçişlerle o karanlıklar bir anda mizahi bir gerçekliğe ve sizi gülümseten bir algıya dönüşüyor. Ona öğretilen dişilikle, içinde yaşayan dişiyi barıştıran, coşkulu olgunluğu özellikle bana, bir kadın rejisöre buradan, bu topraklardan konuşan feminist bir bakışı öneriyor. Öncelikli olarak bu verileri kafamda sadeleştirerek oyuncu arkadaşlarımın önerileriyle birlikte Gülten Akın şiirinin bir tonunu yakaladığımızı düşünüyorum. Müziğini Salih Korkut Peker'in, sahne-kostüm tasarımını Ahsen Nur Yaman'ın, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu'nun, canlı müziğini Aydın Yıldız, Altuğ Kutluğ'un yaptığı etkinlikte Göksel Arslan ve Asrın Gurur Kuyucak asistan olarak görev alıyor. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 40. Kez Kitapseverlerle BuluşacakTüyap Fuar ve Kongre Merkezi'nde 28 Ekim 5 Kasım 2023 tarihleri arasında gerçekleşecek olan fuar, yurt içi ve yurt dışından birbirinden değerli yayınevlerini, yazarları ve okurları ağırlayacak, yüzlerce kültür etkinliğine ve imza gününe ev sahipliği yapacak. İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor kapsamında Gülten Akın şiirlerinden yola çıkarak Emre Koyuncuoğlu'nun uyarlayıp yönettiği Ben Nergisten Sorumluyum etkinliğini kitapseverlerle buluşturuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/guncel-polonya-sinemasi-istanbul-da/16445/", "text": "Güncel Polonya Sineması gösterim programı 21-30 Kasım tarihlerinde Salt Beyoğlu'ndaki Açık Sinema'da. Sekiz filmlik seçkiye, Varşova Film Okulu ile Krzysztof Kieslowski Film Okulu'ndan kısalar eşlik ediyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/gunes-ozgec-ten-olmuyor-yayinda/16474/", "text": "Güneş Özgeç ilk üç şarkısını akustik biçimde, müzisyen arkadaşlarının da katkısıyla düzenlemişti. Temmuz 2021'de yayınladığı ''Bence Gerçek Hepsi'' ile başlayan süreçte, şarkının tüm aranje, enstrumanlar ve tüm prodüksiyonunu tek başına yapmaya başlayarak kendince büyük bir adım attı ve yepyeni bir yola çıkmış oldu. Ardından ''Düş'', ''hiç?'', ''Gezdir Beni'', ''Öpüşünle Boynumdan'' ve ''toksik'' ve ''Olmuyor''u da aynı biçimde, tamamen kendi düzenledi. Kendi şarkıları dışında Kalben'in Ocak 2022'de yayınlanan Eski Dünyanın Yangını isimli albümünde yer alan Karasinek Senfonisi ve Kedi adlı şarkıların ise aranje ve prodüksiyonunu yaptı. 2023'te de farklı sanatçılar için de aranje ve prodüksiyon, film müziği bestecilik ve prodüktörlük çalışmalarını da sürdürmektedir. Dünyada kadın+'lar müzik sektörünün %3'lük bir bölümünü kapsıyor. Güneş bu konuya dikkat çekmenin, kendini bu alanda var etmek isteyen kadın+'lar cesaret vereceğine ve bu yüzdeyi arttıracağına inanıyor, bu yönde paylaşımlara özen gösteriyor. Şarkılarını tekliler halinde yayınlayan Güneş, 2024 baharında yayınlamayı planladığı ilk albümü için çalışmalarını sürdürüyor. Güneş Özgeç ilk üç şarkısını akustik biçimde, müzisyen arkadaşlarının da katkısıyla düzenlemişti. Temmuz 2021'de yayınladığı ''Bence Gerçek Hepsi'' ile başlayan süreçte, şarkının tüm aranje, enstrumanlar ve tüm prodüksiyonunu tek başına yapmaya başlayarak kendince büyük bir adım attı ve yepyeni bir yola çıkmış oldu. Ardından ''Düş'', ''hiç?'', ''Gezdir Beni'', ''Öpüşünle Boynumdan'' ve ''toksik'' ve ''Olmuyor''u da aynı biçimde, tamamen kendi düzenledi. Kendi şarkıları dışında Kalben'in Ocak 2022'de yayınlanan Eski Dünyanın Yangını isimli albümünde yer alan Karasinek Senfonisi ve Kedi adlı şarkıların ise aranje ve prodüksiyonunu yaptı. 2023'te de farklı sanatçılar için de aranje ve prodüksiyon, film müziği bestecilik ve prodüktörlük çalışmalarını da sürdürmektedir. Dünyada kadın+'lar müzik sektörünün %3'lük bir bölümünü kapsıyor. Güneş bu konuya dikkat çekmenin, kendini bu alanda var etmek isteyen kadın+'lar cesaret vereceğine ve bu yüzdeyi arttıracağına inanıyor, bu yönde paylaşımlara özen gösteriyor. Şarkılarını tekliler halinde yayınlayan Güneş, 2024 baharında yayınlamayı planladığı ilk albümü için çalışmalarını sürdürüyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/hakan-emre-unal-n-olcak-bu-yusuf-umut-un-hali-ni-anlatti/15868/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Hakan Emre Ünal ile N'Olcak Bu Yusuf Umut'un Hali'ni konuştuk. Alis Çalışkan ve Hakan Emre Ünal tarafından kaleme alınan ve yine Hakan Emre Ünal'ın muhteşem oyunculuğu ile seyirci ile buluşan N'Olcak Bu Yusuf Umut'un Hali, Yusuf Umut'un varoluş sancısına odaklanıyor. Oyunda Hakan Emre Ünal, seyircileri 90 dakika boyunca Yusuf Umut ekseninde büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. tiyatro hemhal yapımı olan oyunun yönetmen koltuğunda, topluluğun Sevgili Arsız Ölüm Dirmit isimli oyunundan da tanıdığımız Nezaket Erden oturuyor. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Hakan Emre Ünal ile N'Olcak Bu Yusuf Umut'un Hali'ni konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/halikarnas-balikcisi-50-olum-yildonumunde-anilacak/16150/", "text": "Bodrum Deniz Müzesi, 100. Yıl Cumhuriyet Etkinlikleri kapsamında çizer, çevirmen, yazar, rehber, tarihçi kimlikleriyle ülkemize zengin bir miras bırakmış Halikarnas Balıkçısı'nı 50. Ölüm Yıldönümünde bir dizi etkinlikle anacak. Halikarnas Balıkçısı'na ait kişisel eşyaların, arşiv malzemesinin olduğu, kızı İsmet Kabaağaçlı Noonan'a ait özel koleksiyonu sergileyen ve Prof. Şadan Gökovalı ve koleksiyoncular tarafından son senelerde yapılan hibelerle hatırı sayılır bir Halikarnas Balıkçısı koleksiyonu ve arşivine sahip olmuş Bodrum Deniz Müzesi, Bilgi Yayınevinin iş birliğinde 13-14 ve 15 Ekim'de sunumlar, atölyeler, kent turları, belgesel gösterimi, Zülfü Livaneli ile söyleşi ve yayın dünyasına kazandırılan yeni çocuk kitabının tanıtım ve imza gününü içeren dolu dolu bir etkinlik programı paylaştı. 13-14 ve 15 Ekim 2023 Halikarnas Balıkçısı'nın 50. Ölüm Yıldönümüne özel hazırlanan program şu şekilde;13 Ekim 2023, Cuma10.00 Mezarı Başında Anma Programı-Gönültepe, Gümbet Mahallesi 11.00 Çocuk Atölyesi \"Mumlu Çini Kazıma Tekniği Atölyesi\"14.00 Kent Turu Halikarnas Balıkçısı'nın Bitki Mirası\"18.00 Belgesel Gösterimi \"Merhaba Merakkis14 Ekim 2023, Cumartesi10.00 Kent Turu Halikarnas Balıkçısı'nın Bitki Mirası13.30 Yetişkin Atölyesi İllüstrasyona Merhaba: Halikarnas Balıkçısı ile Pastiş Resimleme Atölyesi Ömer Durmaz16.00 Sunum \"Taşlaşmış kurular arasında bir Balıkçı\" Dr. Cengiz Çevik18.00 Bilgi Yayınevi Mavi Sürgün Özel Baskı Tanıtımı ve Söyleşi-Zülfü Livaneli Katılımıyla15 Ekim 2023, Pazar16.00 Kitap Tanıtımı ve İmza Halikarnas Balıkçısı İle Yolculuklar, Büyülü Pusula Ömer Ünal-OASIS Alışveriş ve Kültür MerkeziTüm etkinliklerin ücretsiz olarak gerçekleştirileceği program, 13 Ekim Cuma günü saat 10.00'da Halikarnas Balıkçısı'nın anıt mezarının bulunduğu Gönültepe'de, Bodrum Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından organize edilen anma töreniyle başlayacak. Ardından saat 11.00'de Bodrum Deniz Müzesinde çocuklara yönelik olarak hazırlanmış Mumlu Çini Kazıma Tekniği Atölyesi atölyesi devam edecek. Halikarnas Balıkçısı'nın çizim tekniklerinden biri olan mumlanmış kağıt üzerine mürekkep kazıma tekniğinin tanınacağı çocuk atölyesine 7-11/12-18 yaş aralığındaki tüm çocuk ve gençler katılabilecek. Balıkçı'nın bu teknikle çalıştığı resimlemelerinden seçilen eserler, müze uzmanı eşliğinde tanıtılacak, yorumlanacak ve kağıtlara uygulanacak. Okul saatlerine denk gelen ve 60 dakika sürecek atölye için öğrencileri ile katılmak isteyen okulların müze yönetimi ile iletişime geçmesi gerekecek. Halikarnas Balıkçısı'nın botanik bilgisiyle kente kattıkları üzerinden kentteki mirasının izi 13 Ekim Cuma günü saat 14.00'te yeniden keşfedilecek. Halikarnas Balıkçısı'nın diktiği, günümüzde hala yaşayan ağaçların görüleceği; Bodrum'a getirdiği ve ektiği diğer bitkilerin görülüp tanınacağı kent turuna hem yetişkinler hem de çocuklar katılabilecek. Doğayla ve kentle uyumlanmaya Balıkçı'nın izinde bir tık daha yaklaşılacak olan kent turu etkinliği ücretsiz olacak. 120 dakika sürecek olan kent turu 14 Ekim Cumartesi günü saat 10.00'da yeniden tekrar edilecek. Eğitimci Hatice Orman rehberliğinde gerçekleşecek kent turu için için buluşma yeri Bodrum Deniz Müzesi olacak. Kontenjanın sınırlı olduğu kent turuna katılım göstermek için 444 00 48-4225 numaralı müze iletişim hattından ön kayıt yaptırılması gerekiyor. Merhaba Merakkis Bodrum Deniz Müzesinde İkinci GösterimdeYapımcılığını ve yönetmenliğini Özgür Kıyat'ın üstlendiği, Halikarnas Balıkçısı'nın 50. ölüm yıldönümü anısına hazırlanan Merhaba Merakkis belgeselinin ikinci gösterimi 13 Ekim Cuma günü saat 18.00'de Bodrum Deniz Müzesinde gerçekleşecek. Halikarnas Balıkçısı hayranlığıyla, Bodrum ve Bodrum kültürüne olan ilgisi ve sevgisiyle tanınan, genç yaşında Cevat Şakir'le yolu kesişen, izini süren, hatta çevreci yönünden etkilenerek Balıkçı'nın 100 yıl önce Bodrum'la buluşturduğu Bella Sombra ağacını İtalya'dan getirtip Gönül Tepesindeki mezarı başına diken sanatçı, uzun yıllardır özenle biriktirdiği Halikarnas Balıkçısı hikayelerini Merhaba Merakkis isimli belgeselinde buluşturdu. Merhaba Merakkis Cevat Şakir'in Halikarnas Balıkçısı'na dönüştüğü yolculuğu zarif ve akıcı bir üslupla izleyiciye aktaracak. Katılımcılar, belgeselde Bodrum'da verdiği konserlerle ve bestelediği Aksona Zeybeği ile tanınan Özgür Kıyat'ın besteleri de dinleme fırsatı bulacak. Etkinliklerin ikinci günü olan 14 Ekim Cumartesi günü saat 13.30'da Balıkçı'nın meşhur merhabasıyla yola koyulacak resimleme atölyesinde, Balıkçı'nın sıkça kullandığı resim teknikleri üzerinden Bodrum çevresini eksene alan bir illüstrasyon çalışması yapılacak. 16 yaş ve üstü bireylerin katılım gösterebileceği atölyeden önce; akademisyen, araştırmacı yazar, müze müdürü, koleksiyoncu Ömer Durmaz, Cevat Şakir'in ressamlığı ve resimleme tekniğiyle ilgili bilgi verecek; pastiş eser üretimini anlatacak. Sınırlı kontenjanı olan atölyede, Cevat Şakir'in kullandığı mumlu mürekkep kazıma tekniğiyle Halikarnas'ın mitolojik hikayelerine, deniz kültürüne, doğasına ve beldelerine yönelik vinyetler oluşturulacak. Ücretsiz gerçekleşecek atölye katılım için ön kayıt yaptırılması gerekecek.14 Ekim Cumartesi günü saat 16.00'da Dr. Cengiz Çevik tarafından Taşlaşmış Kurular Arasında Bir Balıkçı sunumu Bodrum Deniz Müzesi'nde gerçekleşecek. Sunumda, her zaman taşlaşmış kurular arasında genç, coşkulu ve insan kalmayı başaran Balıkçı'nın yaşamı ve düşüncelerine bir yolculuk yapılacak. Bilgi Yayınevi'nden Mavi Sürgüne Özel Baskı Tanıtım ve SöyleşiBilgi Yayınevi, aramızdan ayrılışının 50. yıldönümünde Halikarnas Balıkçısı anısına, onun Cevat Şakir Kabaağaçlı'dan Halikarnas Balıkçısı'na dönüşmesinin hikayesini anlatan Mavi Sürgün kitabının ciltli, numaralandırılmış özel baskısını yaptı. Bu özel baskıya yazdığı sunuşla katkıda bulunan değerli sanatçımız Zülfü Livaneli ile bu baskının editörlüğünü üstlenen Özge İpek Esen, 14 Ekim 2023 Cumartesi günü saat 18.00'de Bodrum Deniz Müzesinde Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Sürgün kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirecek. Ayrıca Bilgi Yayınevi tarafından programa özel mini kitap formatında basılan Halikarnas Balıkçısı Denizin Çağırışı kitabı etkinliklere katılanlara armağan edilecek. Bodrum Deniz Müzesinin Yeni Yayını: Halikarnas Balıkçısı İle Yolculuklar, Büyülü PusulaBodrum Deniz Müzesi Yayınları'nın beşinci yayını ve yayınevinin ilk çocuk kitabı olarak okuyucuyla buluşacak olan Halikarnas Balıkçısı İle Yolculuklar, Büyülü Pusula kitabının tanıtımı ve imza günü 15 Ekim 2023 Pazar günü saat 16.00'da OASIS Alışveriş ve Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek. Türk fantastik çocuk edebiyatına birçok eser kazandırmış, çeşitli ödüller almış kitabın yazarı Ömer Ünal ile hem sohbet etmek hem de yeni yayını incelemek isteyen tüm kitapseverler tanıtım gününe davet ediliyor. Ücretsiz olarak gerçekleşecek tüm etkinliklerin duyuruları ve ayrıntıları için Bodrum Deniz Müzesi sosyal medya hesapları ve web sitesi takip edilebiliyor. Ayrıca 444 00 48-4225 müze iletişim hattından müze ile iletişime geçilerek ön kayıtlar oluşturulabiliyor. Bodrum Deniz Müzesi, Halikarnas Balıkçısı'nı 50. ölüm yıldönümünde bir dizi etkinlikle anacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/halikarnas-balikcisi-olumunun-50-yilinda-denizin-uzerinde-anilacak/16367/", "text": "3-16 Kasım 2023 tarihleri arasında Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran'ın eş sanat yönetmenliğinde düzenlenen 1. Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali, cumhuriyetimizin 100. yılında, bu toprakların yüzyıllık zenginliğini, tiyatro, müzik, dans, edebiyat, sinema, resim, heykel ve mimarinin harmanlandığı dopdolu programıyla Bodrum'a taşıyacak. 1. Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali'nin en sıradışı etkinliği ise, cumhuriyet tarihinin ilk yelkenli okul gemisi STS Bodrum'da gerçekleşecek okuma tiyatrosu olacak. Festivalin yüzen sahnesi STS Bodrum, Bodrum'un simgesi haline gelen ve 13 Ekim 1973'te aramızdan ayrılan Halikarnas Balıkçısı'nın ölümünün 50. yılında, birbirinden önemli tiyatro sanatçılarını Mavi Sürgünden bölümler okumak üzere ağırlayacak. 5 Kasım'da Mustafa Alabora ve Deniz Çakır; 6 Kasım'da Derya Alabora ve Kaan Çakır; 7 Kasım'da Esra Akkaya ve Kaya Akkaya; 8 Kasım'da Gülbin Yeşil ve Renan Bilek; 9 Kasım'da Aslı Kobanbay ve Kerem Kobanbay; 10 Kasım'da Yonca Şahinbaş ve Koray Şahinbaş; 11 Kasım'da ise Berna Laçin ve Mustafa Avkıran'ın yer alacağı etkinlik her akşam 17.30'da başlayacak. Etkinliği muhteşem sesi ve şarkılarıyla daha da etkileyici hale getirecek Jehan Barbur'a, gitarıyla Özkan Demir eşlik edecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/harput-kalesi-kazilarinda-bes-bin-yillik-tarih-gun-yuzune-cikiyor/15722/", "text": "Binlerce yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadolu, tarihsel servetiyle tüm dünyanın odağında olmayı sürdürüyor. Eti Bakır, Samsun İkiztepe Höyüğü'nün ardından bu kez de Harput kazılarına sponsor oldu. Doğu Anadolu'nun en kapsamlı arkeolojik kazısı olan Harput Kalesi kazılarında beş bin yıllık kültürün izleri aranıyor. Elazığ'ın yeraltı değerlerinin gün yüzüne çıkarılmasının önemine dikkat çeken Harput İç Kale Kazı Başkanı, Prof. Dr. İsmail Aytaç Harput Kalesi kazılarıyla ilgili şunları söyledi: Harput, M. Ö. 3000'lerden başlayıp, M. S. 1900'lere kadar kesintisiz olarak süren yaklaşık 5.000 yıllık yerleşime sahip. Harput'ta yaşamın başladığı nokta olarak bilinen kale; sadece bölgesel olarak değil, bilinenlerin ötesinde çok sayıda kültürel varlığı barındıran toplumsal bir yapı aynı zamanda. Döneminin garnizonu olan kale, gizli geçitleri, zindanları, surları, inanç merkeziyle henüz ortaya çıkmamış birçok tarihi içinde barındırıyor. Harput Kalesi gibi önemli miraslarımızı koruma altına almak, tarihsel değerlerimizi topluma kazandırmak gibi önemli bir çalışmayı üstlenen Eti Bakır'a teşekkür ediyoruz. Bu destekler sayesinde Harput Kalesi'nin UNESCO Asıl Listesi'ne girmesini, Türkiye'nin bu çok önemli değerinin kültür tarihinde hak ettiği yere kavuşmasını istiyoruz dedi. İlk yerleşim izlerinin milattan önce 3000 yılına kadar uzandığı Elazığ'daki Harput Kalesi kazılarında Anadolu'nun gizli kalmış tarihine ışık tutan çalışmalar sürüyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/hivda-zizan-alp-askin-nadir-olmasi-en-sagliklisi/16485/", "text": "Şimdilerde Fazilet Yalnız Değildir adlı tek kişilik tiyatro oyunu ile sevenleri ile buluşan Hivda Zizan Alp, aşk hakkında da düşüncelerini paylaştı. Tiyatronun ona neler hissettirdiğini de anlatan başarılı oyuncu Başıma bir kere geldi. Sanırım nadir olması en sağlıklısı. Herkesin yaşaması gereken bir his; ama hiçbir aşk sadece mutluluk barındırmıyor içinde. Hayat tüm duyguların başa baş gittiği bir maraton. Bunu kabul ederek aşık olursak aşk çok kıymetli. Bazı üzüntüler, karmaşalar zaman içinde çok değerli anılara dönebiliyor, bu bile yeter. Aşkın kaosundan kurtulup süreğen bir sevgi bağına geçmekse, insanın kendini sevmesinden başlar bence dedi. Fazilet Yalnız Değildir oyunu ile ilgili de konuşan oyuncu Evet, sezonu daha doyamadan kapatmıştım ve ikinci sezonun ilk oyununu 12 Ekim'de oynadım; pek de özlemişim. Fazilet iki çocuk annesi, geçimini merdiven temizliğinden kazanan genç bir kadın. Sosyoekonomik olarak yeryüzünde durduğu nokta onu çoğu açıdan insanların gözünde talihsiz, görünmez, değersiz yapıyor; ama kader bu ya, görünmez merdiven temizlikçisi Fazilet, cinayet şüphesiyle kendini bir gündüz kuşağı programında bulunca işler değişiyor! Bu değişim, Fazilet'in bugüne kadar içinde tuttuklarını artık duymamıza neden oluyor. Mutlaka onu dinlemelisiniz! açıklamasında bulundu. Fi, Sefirin Kızı, Camdaki Kız, Kendi Düşen Ağlamaz gibi yapımlarda izlediğimiz Hivda Zizan Alp MAG Kasım sayısına konuk oldu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/house-of-the-dragon-in-2-sezon-cikis-tarihi-belli-oldu/16380/", "text": "Game of Thrones spinoff'u House of the Dragon, tüm dünyada yoğun ilgiyle karşılanmış ve ikinci sezon onayı almıştı. Yazar George R. R. Martin'in ünlü fantastik dünyasından uyarlanan dizinin 2024 yazının ilk aylarında izleyiciyle buluşacağı açıklandı. 2. sezon çekimleri biten dizide Matt Smith, Olivia Cooke, Emma D'Arcy, Eve Best, Steve Toussaint, Fabien Frankel, Ewan Mitchell, Tom Glynn-Carney, Sonoya Mizuno ve Rhys Ifans gibi isimler rol alıyor. NTV'de yer alan habere göre George R. R. Martin'in Fire & Blood filminden uyarlanan dizi, Game of Thrones olaylarından 200 yıl öncesini konu alıyor ve House Targaryen'in hikayesini anlatıyor. House of the Dragon'un 10 bölümlük ilk sezonu, HBO'ya toplam 20 milyon dolara mal oldu. Bu sayı, Game of Thrones dizisinin her bir sezonu içinse ortalama 100 milyon dolardı. Game of Thrones ilk çıktığında bölüm başına ortalama maliyet 6 milyon dolarken, son sezonda bu sayı 15 milyon dolara çıkmıştı. 2. sezon çekimleri biten dizide Matt Smith, Olivia Cooke, Emma D'Arcy, Eve Best, Steve Toussaint, Fabien Frankel, Ewan Mitchell, Tom Glynn-Carney, Sonoya Mizuno ve Rhys Ifans gibi isimler rol alıyor. NTV'de yer alan habere göre George R. R. Martin'in Fire & Blood filminden uyarlanan dizi, Game of Thrones olaylarından 200 yıl öncesini konu alıyor ve House Targaryen'in hikayesini anlatıyor. House of the Dragon'un 10 bölümlük ilk sezonu, HBO'ya toplam 20 milyon dolara mal oldu. Bu sayı, Game of Thrones dizisinin her bir sezonu içinse ortalama 100 milyon dolardı. Game of Thrones ilk çıktığında bölüm başına ortalama maliyet 6 milyon dolarken, son sezonda bu sayı 15 milyon dolara çıkmıştı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-hangi-oyunlar-var/16318/", "text": "Bu hafta tiyatroseverleri, Carlo Goldoni'den Moliere'e, Alexander Galin'den Lot Vekemans'a klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. Bu hafta; İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Zehir, Oscar, Geçit, Godot Geldi, Yaftalı Tabut, Çingene Boksör, Gidiş Dönüş Moskova adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak. Bu Haftanın Programı (25-28 Ekim 2023)İKİ EFENDİNİN UŞAĞIPantolone, kızı Dottore'yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone'nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi'nin bu törene gelmesiyle işler karışır. Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte'nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino'nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni'nin yazdığı Aslı Öngören'in yönettiği oyunda, Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde. TARTUFFEZengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli'nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz. Moliere'in yazdığı, Orhan Veli Kanık'ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde. ZEHİRGeçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir. Lot Vekemans'ın yazdığı Şaban Ol'un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde. OSCARChristian Jacqueline'e aşıktır, Colette ise Oscar'a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard'dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard'a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir. Claude Magnier'in yazdığı, Asude Zeybekoğlu'nun çevirdiği, Ersin Umulu'nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi'nde. GEÇİTÇıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir. Miodrag Bulatovic'in yazdığı, Sevgi Soysal'ın çevirdiği, Ragıp Yavuz'un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde. YAFTALI TABUTAdına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye'nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı'nın hikayesi. 1920'lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor. Bilgesu Erenus'un yazdığı Yelda Baskın'ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi'nde. ÇİNGENE BOKSÖR1920'lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann'ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans'ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya'sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkum edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü... Rike Reiniger'in yazdığı Cafer Alpsolay'ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne'de. GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA Eşinin ölümünden sonra Moskova'da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin'in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır. Alexander Galin'in yazdığı, Hale Kuntay'ın çevirdiği, Engin Gürmen'in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Ekim 2023 tarihinde Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi'nde. Bu hafta; İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Zehir, Oscar, Geçit, Godot Geldi, Yaftalı Tabut, Çingene Boksör, Gidiş Dönüş Moskova adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak. Bu Haftanın Programı (25-28 Ekim 2023)İKİ EFENDİNİN UŞAĞIPantolone, kızı Dottore'yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone'nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi'nin bu törene gelmesiyle işler karışır. Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte'nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino'nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni'nin yazdığı Aslı Öngören'in yönettiği oyunda, Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde. TARTUFFEZengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli'nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz. Moliere'in yazdığı, Orhan Veli Kanık'ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde. ZEHİRGeçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir. Lot Vekemans'ın yazdığı Şaban Ol'un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde. OSCARChristian Jacqueline'e aşıktır, Colette ise Oscar'a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard'dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard'a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir. Claude Magnier'in yazdığı, Asude Zeybekoğlu'nun çevirdiği, Ersin Umulu'nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi'nde. GEÇİTÇıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir. Miodrag Bulatovic'in yazdığı, Sevgi Soysal'ın çevirdiği, Ragıp Yavuz'un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde. YAFTALI TABUTAdına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye'nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı'nın hikayesi. 1920'lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor. Bilgesu Erenus'un yazdığı Yelda Baskın'ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi'nde. ÇİNGENE BOKSÖR1920'lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann'ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans'ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya'sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahkum edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü... Rike Reiniger'in yazdığı Cafer Alpsolay'ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 25-28 Ekim 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne'de. GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA Eşinin ölümünden sonra Moskova'da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin'in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır. Alexander Galin'in yazdığı, Hale Kuntay'ın çevirdiği, Engin Gürmen'in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Ekim 2023 tarihinde Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi'nde."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ibb-sehir-tiyatrolarinda-bu-hafta-hangi-oyunlar-var/16389/", "text": "Bu hafta tiyatroseverleri, Moliere'den Anton Çehov'a, Suat Derviş'ten Yiğit Sertdemir'e klasik ve çağdaş yazarların eserlerinin ön planda olduğu zengin bir repertuvar bekliyor. Bu hafta; Sivrisinekler, Fosforlu Cevriye, Gül'e Ağıt, Tartuffe, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Yaftalı Tabut, Kuğunun Şarkısı, Öldün, Duydun Mu? adlı oyunları seyirciyle buluşacak. Bu Haftanın Programı (8-11 Kasım 2023)SİVRİSİNEKLER Alice, Cenevre'de Higgs Bozonu'nun varlığını kanıtlamak için yapılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood'un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne'de. FOSFORLU CEVRİYEAnne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için icra-i sanat eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye'nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona siz diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkumudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir insan olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır. Oyunda 1930-40'lı yılların İstanbul'u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor. Suat Derviş, 60'lı yılların başında Türkiye'ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. Fosforlu Cevriye romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım'ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir müzikal olarak oyunlaştırıldığını görmekti... Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi... Gülriz Hanım'ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları'nda sahnelemekti... Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi... kalbimizde iz bırakan Suat Derviş'e, Reşat Fuat Baraner'e, Nazım Hikmet'e ve Gülriz Sururi'ye sevgiyle... Suat Derviş'in yazdığı, Gülriz Sururi'nin uyarladığı, Yelda Baskın'ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Direnç Dedeoğlu, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 9-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde. GÜL'E AĞITOyun, 2004 yılında kendi ailesi tarafından öldürülerek Türkiye'de işlenen töre cinayetlerinin simgesi haline gelen Güldünya'nın hikayesi ekseninde namus, töre ve ahlak kavramlarını sorguluyor. Deniz Altun'un yazdığı Özgür Kaymak'ın yönettiği oyunda Aslı Nimet Altaylar, Ayşem Yağmur Ulusoy, Can Tarakçı, Cüneyt Arda Pamuk, Çağrı Büyüksayar, Fahri Kıncır, Gülsün Odabaş, Hikmet Körmükçü, İskender Bağcılar, Murat Üzen, Tarık Köksal, Tarık Şerbetçioğlu, Uğur Dilbaz, Uğurtan Atakan, Yasemin Güvenç rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde. TARTUFFEZengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli'nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz. Moliere'in yazdığı, Orhan Veli Kanık'ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde. CADI KAZANIYıl 1692... ABD'de Salem kasabası... Cadılıkla suçlanan insanlar... Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler... Çıkarları için 'liste'lerce insanları ölüme sürükleyen 'insan'lar... İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan 'baştakiler' ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk... Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller'ın, 1952'de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu'ndan seyircilerini selamlıyor. Arthur Miller'ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol'un çevirdiği, Yiğit Sertdemir'in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi'nde. YATAK ODASI KOMEDİSİOyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor. Alan Ayckbourn'un yazdığı, Mert Dilek'in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde. YAFTALI TABUTAdına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye'nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı'nın hikayesi. 1920'lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor. Bilgesu Erenus'un yazdığı Yelda Baskın'ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde. KUĞUNUN ŞARKISIAnton Çehov'un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı'nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz. Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov'un anılarında yeniden canlanan Shakespeare'nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor. Bora Seçkin'in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi'nde. ÖLDÜN, DUYDUN MU?İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir'in yazdığı Burçak Çöllü'nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 11 Kasım 2023 tarihinde Beylikdüzü Yakuplu Rasim Öztekin Sahnesi'nde. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Kasım ayının yeni haftasında 9 oyunla seyirci karşısına çıkıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ibb-sehir-tiyatrolarindan-ben-medea-degilim-oyunu/16480/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Allison Gregory'nin yazdığı, Yeşim Gökçe'nin çevirdiği, Hülya Karakaş'ın yönettiği Ben Medea Değilim'i seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 22 Kasım 2023 Çarşamba günü 20.30'da Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde ilk gösterimini yapıyor. Ben Medea Değilim oyununda yakın geçmişte katil sıfatı yakıştırılan bir Kadın'ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Oyunun yönetmeni Hülya Karakaş, Ben Medea Değilim'in hikayesini şöyle anlatıyor:Bir kadın tiyatroya oyun seyretmeye gelir. Hangi oyun oynuyor, kim oynuyor, merak bile etmemiştir. Öylesine, kafasını boşaltmak, hayattan kısa bir zaman dilimi çalmak niyetiyle gelmiştir çok sevdiği tiyatroya. Oyun başlamak üzereyken tiyatrodan içeri girer ve seyredeceği oyunun MEDEA olduğunu öğrenir. Ne hayatta ne tiyatroda istediği yeri bulamamış kadın birdenbire sahnede kendini ikili bir kurgunun içinde bulur. İstediği, hayal ettiği yer kendine sunulandan çok farklıdır. MEDEA'nın trajedisiyle örtüşen hikayesini anlatırken bir taraftan da MEDEA gibi olmadığını kanıtlamak için çabalar. Her kadın bir MEDEA mıdır? Her kadının içinde MEDEA'cı bir öz var mıdır; buna ancak kadının hikayesini dinledikten sonra karar verecektir seyirci. Kadının, seyirci olarak geldiği tiyatronun oyuncusu olması bir rastlantı mıdır?Dramaturgisini Gökhan Aktemur'un, müziğini Deniz Noyan'ın, dekor ve kostüm tasarımını Almila Altunsoy'un, ışık tasarımını Özcan Çelik'in, efekt tasarımını Nesin Coşkuner ve Arıkan Demir'in, hareket düzenini Yasemin Gezgin Yavuzcan'ın yaptığı, fotoğraflarını Nesrin Kadıoğlu'nun çektiği oyunda; Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Tarihin En Eski Şarkılarından Biri Oyunda SeslendiriliyorYaşadığın sürece parla/ Tasayı at bir kenara/ Yaşam ancak kısa bir süreliğine var/ Ve bu sürenin de bir sonu var... demiş Tralleis'li Seikilos... 1882-83 yıllarında Aydın'ın Tralleis antik kentinde İzmir Aydın tren yolu inşaası sırasında bulunan ve MS 2. yüzyıla ait olduğu sanılan bir eski gömüt taşından alınma şarkısının günümüze ulaşması, şarkının Bizans dönemine kadar kullanılmış olan Antik Yunan müziksel işaretlemeleriyle yazılması sayesinde olmuştur. Daha önce de buna benzer gömüt taşlarında kompozisyonlar bulunmuş olsa da Seikilos'un Şarkısı müziksel olarak tamamı yorumlanan ilk yapıttır. Gömüt taşı 1966 yılından beri Danimarka müzesinde sergilenmektedir. Oyun, 22-25 Kasım, 29 Kasım-2 Aralık 2023 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde. Oyun, 22 Kasım 2023 Çarşamba günü 20.30'da Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde ilk gösterimini yapıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/idob-yeni-sezonu-gorkemli-bir-gece-ile-acti/16115/", "text": "Biletlerin satışa çıkar çıkmaz tükendiği ''Sezon Açılış Gecesi''nde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi, solistleri, solist dansçıları, orkestrası, korosu ve 'Modern Dans Topluluğu İstanbul' Projesi dansçılarıyla bir bütün olarak sanatseverlerle buluştu. L. van Beethoven, W. A. Mozart, V. Bellini, G. Verdi, P. İ. Çaykovski, G. Donizetti, P. Mascagni, C. Gounod, G. Puccini ve G. Bizet gibi bestecilerin dünya opera repertuvarındaki başyapıtlarından seçkiler; L. Minkus ve A. Adam'ın unutulmaz bale eserlerinden çarpıcı bölümler, gecenin satırbaşlarını oluşturdu. Orkestra şefliğini İbrahim Yazıcı'nın, koro şefliğini Volkan Akkoç'un yaptığı Sezon Açılış Gecesinde;Fidelio, Don Giovanni, I Puritani, Il Trovatore, Yevgeni Onegin, Lucia di Lammermoor, Otello, Cavalleria Rusticana, Aida, Nabucco, Faust, La Boheme, Carmen operalarından ve Giselle, La Bayadere ve Don Kişot balelerinden seçkiler sanatseverler tarafından büyük beğeni ile izlendi. Bu özel gece; 30 Eylül akşamı Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin açılış etkinliği olarak bir kez daha Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sanatseverler ile buluşacak. 29 Eylül akşamı ise, bu gecenin opera repertuvarının sunulacağı Sezon Açılış Konseri, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde izlenebilecek. İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2023 2024 sanat sezonuna, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda gerçekleşen ve çok seçkin bir repertuvarın sunulduğu Sezon Açılış Gecesi ile başladı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/idso-andreas-ottensamer-ve-daniel-lozakovich-i-agirladi/16484/", "text": "Geçtiğimiz sezonun en sevilen konuk sanatçılarından Andreas Ottensamer, bir kez daha İDSO'ya konuk oldu. Avusturyalı şef Andreas Ottensamer yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, AKM Türk Telekom Opera Salonu'nda sahnede genç ve yetenekli kemancı Daniel Lozakovich'i ağırladı. Birbirinden özel iki sanatçının İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri'ne konuk olduğu program tam anlamıyla bir Jean Sibelius gecesine dönüştü. Stradivari'nin 1713 yapımı Ex-Sancy kemanı ile çalan Daniel Lozakovich, Finlandiya'nın sesini en estetik şekilde duyurarak yepyeni ve yerel renklerle dolu bir lisan yaratan J. Sibelius'un keman konçertolarından Re minör Op. 47'yi seslendirdi. Konserin ikinci bölümünde ise kendine has buluşları ve çığır yaratan eserleriyle klasik dönemden romantik döneme arasında, bir köprü kuran Beethoven'ın 2. Senfonisi sanatseverlerle buluştu. Andreas Ottensamer 24 Kasım ve 1 Aralık'ta da IDSO'yu Yönetecek 2021 yılı itibariyle solistlik kariyerinin yanında şeflik kariyerini de sürdürmeye başlayan Andreas Ottensamer, 2 konserle daha klasik müzikseverlerle buluşmaya devam edecek. Avusturyalı şef Andreas Ottensamer yönetimindeki İDSO, 24 Kasım'da kariyerini genç yaşta aldığı prestijli ödüllerle donatmış olan Dmitry Shishkin'e ve 1 Aralık'ta günümüzün en parlak viyolonsel sanatçılarından Maximilian Hornung'a eşlik edecek. Andreas Ottensamer 24 Kasım ve 1 Aralık'ta da IDSO'yu Yönetecek 2021 yılı itibariyle solistlik kariyerinin yanında şeflik kariyerini de sürdürmeye başlayan Andreas Ottensamer, 2 konserle daha klasik müzikseverlerle buluşmaya devam edecek. Avusturyalı şef Andreas Ottensamer yönetimindeki İDSO, 24 Kasım'da kariyerini genç yaşta aldığı prestijli ödüllerle donatmış olan Dmitry Shishkin'e ve 1 Aralık'ta günümüzün en parlak viyolonsel sanatçılarından Maximilian Hornung'a eşlik edecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/iki-bin-yillik-sokaklarda-yolculuk/16281/", "text": "Marmaray kazılarında ortaya çıkan tarihi kalıntıların sergileneceği Sarayburnu Arkeopark, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü çalışmalar kapsamında İstanbullularla buluşmaya hazırlanıyor. İBB, Sarayburnu Parkı'nı yenilerken 2009 ve 2011 Marmaray kazılarında çıkarılan özgün eserler ile Arkeopark'ın da düzenlenmesini sağlıyor. İSTANBUL'UN BİNLERCE YILLIK İZLERİ SARAYBURNU ARKEOPARK'TAKazılarda, Sirkeci İstasyonu 'Doğu Şaftı'ndaki 'Büyük Halka'da çıkarılan Bizans Dönemi kalıntılarının ilk katmanında, 4.-5. yüzyıl Geç Roma Dönemi'ne ait buluntulara rastlandı. 4 sıra harçlı tuğla sırasının altında kaba yontu taş bir duvar ve hemen altından başlayan düzgün kesme taşlardan oluşturulmuş 5 sıra taş ve 2 sıra ahşap hatıl bulundu. Bu buluntuların yanı sıra 2.-3. yüzyıl Erken Roma Dönemi'ne ait kesme taş sıralı bir duvar yer alıyor. ROMA DÖNEMİ KALINTILARIRoma ve Bizans Dönemi'ne ait bir yaşam kesitinin olduğu kalıntılar içerisinde; sokak kesiti, dış ve iç duvarlar, sütunlu cepheler, su kanalları, döşeme taşları, kuyu ve süs havuzu gibi yapılar gün yüzüne çıkarıldı. İBB Yeşil Alan ve Tesisler Yapım Şube Müdür Yardımcısı Okan Yılmaz, arkeologlarla birlikte çalışmaları yürüttüklerini belirterek İBB'nin kurul onaylı projede Marmaray çalışmaları esnasında taşınan kalıntıları, yerlerinden alarak ilk çıktıkları şekliyle bir araya getirildiğini paylaştı. Yılmaz, Parkın peyzaj kısmı tamamlanarak halka açılacak. Burada çıkarılan çalışmaları da ziyaretçilerin seyredebileceği arkeoloji öğrencilerinin burada gelip çalışmalara iştirak edebileceği şekilde devam edecek. Burada, o dönemin yaşantısını yansıtacak bir çalışma olacak. Sarayburnu Arkeopark, İstanbul'un sayısız kültür hazineleri arasında yerini alacak dedi. Marmaray kazılarında ortaya çıkan Bizans Dönemi kalıntıları, İBB'nin yenilediği Sarayburnu Parkı'nın 2. etabında sergilenecek. İstanbullular yaklaşık 2 bin yaşındaki Roma ev ve sokak kalıntıları arasında gezintiye çıkacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/iki-kiz-kardesin-carpici-hikayesi-sivrisinekler/16395/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Lucy Kirkwood'un yazdığı, Ekin Tunçay Turan'ın çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği Sivrisinekler'i seyirciyle buluşturuyor. İki kız kardeşin çarpıcı hikayesini konu alan oyun, 8 Kasım 2023 Çarşamba günü 20.30'da Müze Gazhane Meydan Sahnesi'nde ilk gösterimini yapıyor. Alice, Cenevre'de Higgs Bozonu'nun varlığını kanıtlamak için yapılan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Oyunun yönetmeni Ali Gökmen Altuğ, Sivrisinekler'i neden yönetmek istediğini şöyle anlatıyor:Lucy Kirkwood'un 2017 yılında yazdığı, Ekin Tuncay Turan tarafından dilimize çevrilen Sivrisinekler oyunu; hem sahip olduğu güçlü, çok boyutlu ve zengin yapısı, hem de öznel tercihlerle, okuduğum ilk andan itibaren hayran olduğum ve kalbimin hızlı çarpmasına sebep olan bir metin... Öznel tercih penceresinden baktığımızda; oyunun konusunun ve karakterlerinin doğrudan fizikle ilgili olması, -mühendislik geçmişi olan fizik öğretmeni bir babanın, fen-matematik bölümü mezunu bir oğlu olarak-, metne ilk görüşte aşık olmama yetti diyebilirim. Ayşin Atav 11 Yıl Sonra Sahnelere Geri DönüyorİBB Şehir Tiyatroları'nda ilk kez sahnelediğimiz Sivrisinekler oyununda yer alan usta oyuncu Ayşin Atav ile birlikte çifte heyecan yaşıyoruz. Şehir Tiyatroları'nda oynadığı onlarca oyunun ardından emekli olan sanatçı, 11 yıl sonra Sivrisinekler oyunuyla yeniden sahnede. Dramaturgisini Özge Ökten Yılmaz'ın, dekor ve ışık tasarımını Cem Yılmazer'in, kostüm tasarımını Gamze Kuş'un, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz'ın, video- görsel tasarımını Enes Altuğ Avşar'ın yaptığı, fotoğraflarını Nesrin Kadıoğlu'nun çektiği oyunda; Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 8-11 Kasım, 15-18 Kasım 2023 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne'de. Lucy Kirkwood'un yazdığı, Ekin Tunçay Turan'ın çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği Sivrisinekler'i seyirciyle buluşuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ikonik-hbo-yapimlari-prime-video-da-yayinlanacak/16163/", "text": "Prime Video, HBO'nun öne çıkan ve çok izlenen yapımlarını izleyici ile buluşturuyor. Euphoria15 Eylül 2023 9 Prime Time Emmy ödülü sahibi, Euphoria, gençlerin karmaşık dünyasını çarpıcı bir şekilde işlemektedir. Bu dizi, gençlik, bağımlılık, cinsellik ve kimlik gibi hassas konuları cesurca ve samimiyetle ele alarak, izleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Dizinin başrollerini Rue Bennet rolünde Zendaya, Jules Vaughn rolünde Hunter Schafer, Maddy Perez rolünde Alexa Demie paylaşıyor. Pretty Little Liars1 Kasım 2023 Alison'un gizemli ölümünün ardından geride kalan dört arkadaşı Spencer, Hanna, Aria ve Emily'nin, A takma adlı birinden gelen tehdit mesajlarını ve Alison'ın ölümünün ardındaki gizemi anlatan 7 sezonluk dizinin başrollerini Troian Bellisario, Ashley Benson, Lucy Hale, Shay Mitchell ve Sasha Pieterse paylaşıyor. Kızlar, en karanlık sırlarını ifşa etmekle tehdit eden kimliği belirsiz bir düşmana karşı bir araya gelirken, aynı zamanda en iyi arkadaşlarının kaybolmasını da araştırırlar. Çernobil, 1986 yılında Sovyetler Birliği'nde yaşanan korkunç nükleer felaketi anlatan mini dizinin yaratıcılığını Craig Mazin'in üstleniyor. Dizinin başrollerini Lyudmilla Ignatenko rolünde Jessie Buckley, Valery Legasov rolünde Jared Harris ve Boris Shcherbina rolünde Stellan Skarsgard'ın paylaşıyor. Çernobil felaketinin ardındaki acımasız gerçekleri hatırlatan dizide felaketin çevresel ve insanlık üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Jesse Armstrong tarafından yaratılan Emmy, Altın Küre ve BAFTA ödüllü Succession, New York'ta yaşayan, dünyanın en büyük medya şirketlerinden birini yöneten Logan Roy ve dört çocuğu, Kendall, Roman, Shiv ve Connor'ın hikayesini para, güç, siyaset ve aile değerleri çerçevesinde anlatmaktadır. Başrollerinde Brian Cox, Jeremy Strong, Sarah Snook, Kieran Culkin, Alan Ruck ve Matthew Macfadyen gibi isimlerin yer aldığı dört sezonluk dizi, Roy ailesinin reisi Logan Roy'un sağlığının tehlikeye girmesiyle, dört çocuğunun şirket yönetimi için mücadelesini konu alıyor. Çernobil, 1986 yılında Sovyetler Birliği'nde yaşanan korkunç nükleer felaketi anlatan mini dizinin yaratıcılığını Craig Mazin'in üstleniyor. Dizinin başrollerini Lyudmilla Ignatenko rolünde Jessie Buckley, Valery Legasov rolünde Jared Harris ve Boris Shcherbina rolünde Stellan Skarsgard'ın paylaşıyor. Çernobil felaketinin ardındaki acımasız gerçekleri hatırlatan dizide felaketin çevresel ve insanlık üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Jesse Armstrong tarafından yaratılan Emmy, Altın Küre ve BAFTA ödüllü Succession, New York'ta yaşayan, dünyanın en büyük medya şirketlerinden birini yöneten Logan Roy ve dört çocuğu, Kendall, Roman, Shiv ve Connor'ın hikayesini para, güç, siyaset ve aile değerleri çerçevesinde anlatmaktadır. Başrollerinde Brian Cox, Jeremy Strong, Sarah Snook, Kieran Culkin, Alan Ruck ve Matthew Macfadyen gibi isimlerin yer aldığı dört sezonluk dizi, Roy ailesinin reisi Logan Roy'un sağlığının tehlikeye girmesiyle, dört çocuğunun şirket yönetimi için mücadelesini konu alıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ilk-tango-bestecimiz-necip-celal-andel-crr-de-anilacak/16364/", "text": "Avrupa'nın özgün tango topluluğu Band-O-Neon ve Gran Orquesta Tipica de Tango, 6 Kasım Pazartesi akşamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Mazi Kalbimde Bir Yaradır başlıklı konser verecek. İlk tango bestecimiz Necip Celal Andel'in anılacağı konserde, Andel'in tüm tangolarının yanı sıra en meşhur Arjantin tangolarından eserler icra edilecek. Şarkılara dansların da eşlik edeceği konser saat 20.00'de başlayacak. Doktor, besteci ve akademisyen Ertuğrul Sevsay yönetimindeki Avrupa'nın yegane özgün tango topluluğu Band-O-Neon uzun bir aranın ardından 6 Kasım akşamı yeniden CRR Konser Salonu'nda sanatseverlerle buluşacak. Orkestra bu özel tango akşamında, bestelediği tango türü eserlerle müziğimizin uluslararası alanda tanınmasına katkı sağlayan Cumhuriyet dönemi bestecisi Necip Celal Andel'i eserleriyle anacak. Mazi Kalbimde Bir Yaradır başlıklı konserin solistleri; Besra Alaca Pummer, Seçil İlker, Ali Pınar, Bahar Sarıboğa ve Tanju Yıldırım olacak. Konserde danslarıyla Mariano lince Navone & Annatina Luck ikilisi danslarıyla eserlere eşlik edecek. Band-O-Neon kemanlarda Roland Herret, Andreas Siles Mellinger, Engin Yafet ve Esen Kıvrak; viyolonselde Konstantin Zelenin; kontrbasta Viktor Vörös; bandoneonlarda Ertuğrul Sevsay, Carlos Gustavo Battistessa ve Ortaç Aydınoğlu; piyanoda Yu Chen ve gitarda Timotej Kosovinc Zupancic ile William Marcil- Bouchard'dan oluşuyor. Tango müziğinin eşsiz örneklerini içeren konser programı şu şekilde: Açıış Feliciano Latasa'nın \"Gran Hotel Victoria\" adlı eseriyle yapılacak. Ardından, Necdet Rüştü Efe'nin sözlerini yazdığı, Necip Celal Andel'in bestelediği \"Mazi\" adlı parça icra edilecek. Program Andel'in \"Ayrılık\", \"Damla Damla\", \"Suna\", \"Özleyiş\", \"Yıllar\", \"Bir An İçin\", \"Benim Şarkım\", \"Kimse Sevgimi Bilmez\", \"Günler\" ve \"Geçmiş Zaman Olur ki\" adlı eserleriyle devam edecek. Programda ayrıca, Arjantin tango müziğine ait Osvaldo Fresedo'nun \"El Once\", Juan Caldarella ve Alejandro Scarpino'nun \"Canaro en Paris\", Juan de Dios Filiberto'nun \"El Panuelito\", Eduardo Arolas'ın \"Comme Il Faut\" ve Jose Luis Padula'nın \"9 de Julio\" adlı eserleri de yer alacak. Konser, Gerardo Matos Rodriguez'in klasikleşmiş eseri \"La Cumparsita\" ile son bulacak. Saat 20.00'de başlayacak konser öncesi CRR fuayesinde, Viyana Müzik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertuğrul Sevsay Cumhuriyetimizin Müziği: Tangolarımız ve Necip Celal Andel başlıklı söyleşi gerçekleştirecek. İlk tango bestecimiz Necip Celal Andel'in anılacağı konserde, Andel'in tüm tangolarının yanı sıra en meşhur Arjantin tangolarından eserler icra edilecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/iron-maiden-grubunun-solisti-bruce-dickinson-istanbul-da-konser-verecek/16405/", "text": "KüçükÇiftlik Park, önemli bir konsere daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 2024'te çıkaracağı yeni solo albümü The Mandrake Project'in müjdesiyle müzik dünyasını adeta ateşe veren Bruce Dickinson, albümün Avrupa turnesinin finalini 19 Temmuz 2024 Cuma akşamı KüçükÇiftlik Park'ta yapacak. İlk Türkiye konserinde alanı dolduracak binlerce hayranına eşsiz bir metal deneyimi vadeden Bruce Dickinson, yeni albümün ilk single çalışması Afterglow of Ragnarok'u 1 Aralık'ta dinleyicileriyle paylaşacak. Yalnızca albümün müziğini değil aynı zamanda temelini oluşturan ilgi çekici anlatıyı da tanıtan dramatik ve destansı single, sekiz sayfalık bir çizgi romanla birlikte koleksiyonluk bir vinil olarak piyasaya sürülecek. Single aynı zamanda, ilk kez 2015 yılında Iron Maiden'ın The Book Of Souls albümünde yer alan If Eternity Should Fail şarkısının Dickinson tarafından kaydedilen orijinal solo demo versiyonunu da içeriyor. Bu parçayla projenin tonunu belirlemek önemliydi. Adına yakışır şekilde, ağır bir şarkı ve onu yönlendiren harika bir riff var... Ama aynı zamanda nakaratta, albümün geri kalanının getirdiği ışığı ve gölgeyi gösteren gerçek bir melodi de var, diyen Bruce Dickinson Ve videoyu görene kadar bekleyin! diye ekleyerek hayranlarının heyecanını ikiye katlıyor. The Mandrake Project turnesinde Bruce Dickinson'a gitarda Roy Z, davulda Dave Moreno, basgitarda Tanya O'Callaghan ve klavyede Mistheria'dan oluşan olağanüstü grubu eşlik edecek. Dickinson ve grubu, bir heavy metal şölenine dönüşecek İstanbul konserinde yeni ve eski şarkıların bir arada yer aldığı muhteşem bir set-list çalacak. Iron Maiden grubunun solisti Bruce Dickinson, 2024'te çıkaracağı yepyeni solo albümü The Mandrake Project'in Avrupa turnesi kapsamında Türkiye'ye geliyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/is-sanat-100-yil-gala-konseri-ile-sezonu-acti/16372/", "text": "İş Sanat, 100. Yıl Gala Konseri ile 2 Kasım Perşembe akşamı konser salonunun kapılarını seyircisine açtı. Orkestra şefi Tolga Atalay Ün yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve dünyaca ünlü tenor Murat Karahan'ın yer aldığı Cumhuriyet'in 100. yılına özel hazırlanan konser, Karahan'ın seslendirdiği Giacomo Puccini'nin unutulmaz eseri Turandot Operası'nın ünlü aryası Nessun Dorma ile başladı. Yaklaşık iki saat süren konserde Karahan O Sole Mio dan Kimseye Etmem Şikayet ve İzmir'in Kavaklarına uzanan zengin bir repertuarla unutulmaz bir performansa imza attı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ise Sevil Berberi Uvertürü, Manon Lescaut Operası'ndan Intermezzo ile birlikte Ferit Tüzün'ün ve Turgay Erdener'in orkestra eserlerini de seslendirdiler. Biletleri satışa çıktığı gün tükenen konserde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Murat Karahan dakikalarca ayakta alkışlandı. İş Sanat, 100. Yıl Gala Konseri ile 2 Kasım Perşembe akşamı konser salonunun kapılarını seyircisine açtı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/is-sanat-kibele-sanat-galerisi-nde-berna-turemen-retrospektif-i/16413/", "text": "İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, yeni sergi sezonuna çağdaş Türk resim sanatının önemli temsilcilerinden Berna Türemen'in Retrospektif başlıklı sergisi ile başladı. Türemen'in kedili motifleri ve kainatın senfonisinin peşine düştüğü eserleri 18 Aralık'a kadar her gün Kibele Sanat Galerisi'nde ücretsiz izlenebilir. Bugüne kadar eleştirmenler, akademisyenler, bilim insanları ve farklı disiplinlere ait sanatçıların yapıtları üzerine pek çok yazı kaleme aldığı Berna Türemen'in naiflik ve nahiflik temelli yapıtlarının ana özelliğini yaşama bakışı ve biçimsel yaklaşımı oluşturuyor. Eleştirmen ve yazar Gültekin Elibal, Türemen hakkındaki Hiç kuşkusuz Berna, 'altın yürekli' bir anlatı dünyasının sanatçısı... Diğer bir deyişle, gerçeği halk gözüyle resimleyen sanatçılar kesiminden sayılmalıdır. sözleriyle Paris'in Sacre-Coeur naif ressamlarına gönderme yapıyor. Türemen hakkındaki 'naiflik' ortak görüşünün metaforik bir anlam taşıdığı bilinirken, gerçek ile hesaplaşmaya sokulmuş bir güç gibi görülüyor ve yapıtlarının içinde sokaktaki pratik ile karşılaşarak kontrast halinde hesaplaşma gücünü oluşturuyor. Berna Türemen'in kedili kompozisyonlarında motifin resme dolaysız girişi, içerik sorununa farklı bir boyut getiriyor ve motifin kişiselleştirilme ölçütlerine vurulduğu metaforik bir düzeyin algılanması öngörülüyor. Yazarlar, eleştirmenler, sanat tarihçileri Türemen'in kedi figürünü kendisiyle özdeşleştirip kedilerin naifliğini kullanarak, çevresinde gelişen her olaya simgesel bir tırmık izi bırakmayı denemesi görüşünde birleşiyor. Türemen'in döneminin pek çok usta sanatçısını etkilediği eserleri, 18 Aralık'a kadar her gün Kibele Sanat Galerisi'nde ücretsiz izlenebilir. Kibele Sanat Galerisi, her gün 09.00 19.00 arasında ücretsiz ziyaret edilebilir. Türemen'in kedili motifleri ve kainatın senfonisinin peşine düştüğü eserleri 18 Aralık'a kadar her gün Kibele Sanat Galerisi'nde ücretsiz izlenebilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ismet-degirmenci-nin-bul-beni-baslikli-yeni-kisisel-sergisi-acildi/16470/", "text": "Türkiye'nin sanat ortamına 2020 yılında dahil olan ve 2022'den bu yana Gümüşsuyu'ndaki fiziksel mekanında plastik sanatlara kucak açan Brieflyart, İsmet Değirmenci'nin Bul Beni başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatını insan-doğa ilişkileri üzerine yoğunlaştıran İsmet Değirmenci, Bul Beni sergisinde ada metaforlarıyla sorguladığı yaşamı; kendini bulma, uzaklaşma, yeni bir yer ve yaratma kavramları üzerinden ele alarak içinde bulunduğumuz distopik düzene karşı bir ütopya olarak yeniden oluşturuyor. 16. yüzyılda dünya keşiflerine katılan haritacı ressamların uzun yolculukları boyunca sevgilileri için çizdikleri olmayan adalar gibi, sanatçı da kendi düş adalarını çiziyor. Önceki sergilerinde olduğu gibi Bul Benide de insanın yaşamsal döngüsü içinde hem kendisinin hem de bütünün parçalarıyla sürekli bir devinim içinde olduğu düşüncesine yoğunlaşan İsmet Değirmenci, akış, oluş ve yürüyüş felsefesinden hareketle her seferinde yeni malzemeler aracılığıyla doğada olma halini, doğayla uyumlu ve barışçıl bir deneyimi sanatseverlerle paylaşıyor. Serginin bir bölümünde Değirmenci'nin, Alain de Botton'ın Romantik Hareket ve Nikos Temelis'in Arayış kitaplarının sayfalarına çizdiği ada resimleri yer alıyor. Diğer bölümde ise izleyicileri, sanatçının kağıt üzerine çini mürekkebi kullanarak yaptığı yalnızlık haritaları resimleri ve pişmiş topraktan oluşan Göç Portreleri başlıklı büst serisi bekliyor. Sergi için hazırlanan katalogda ise Emre Zeytinoğlu'nun yazısı yer alıyor. Bul Beni, 16 Kasım 10 Aralık 2023 tarihlerinde salı-cumartesi günleri 11.00 19.00; pazar günleri 13.00 19.00 saatleri arasında Brieflyart'ta ziyaret edilebilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-da-iskandinav-ruzgari/16487/", "text": "1988 yılında kurulan Norveç merkezli Jo Stromgren Kompani, İskandinavya'nın en etkileyici bağımsız grupları arasında yer alıyor. 60'tan fazla ülkeyi kapsayan turneleri ve yılda 150'ye yakın performansıyla tanınan grup, dans ve tiyatronun karanlık, siyasi alt metinlerle harmanlandığı özgün ve fiziksel mizahıyla ünlü. Jo Stromgren Kompani, enerjik üç koreografinin bir araya geldiği \"Made in Oslo\" adlı programıyla 21-22 Kasım'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda İstanbullularla buluşacak. Saat 20.00'de başlayacak gösteri arasız 60 dakika sürüyor.\"Made in Oslo\" adlı program, \"Gone\" (2015), \"The Ring\" (2014) ve \"Kvart\" (2007) eserlerini içeriyor. Her bir eser, çağdaş yaşamın farklı yönlerini ele alarak izleyicilere benzersiz bir deneyim sunmayı hedefliyor. Hüzün ve nostaljinin ilişkisine odaklanan Gone, hayatın dönüm noktalarını, saldırganlık ve inkar süreçlerini işliyor. The Ring 1930'ların Fransız müziği eşliğinde, dünyanın en eski sembollerinden biri olan yüzüğün hikayesini anlatıyor. Sahne üzerinde nadiren görülen bir dans türünü keşfeden Kvartta ise, dansçıların hareketlerinin kare yün bir battaniye üzerinde gerçekleştiği bir performans sergileniyor. Jo Stromgren Kompani'nin \"Made in Oslo\" programı, 21-22 Kasım'da CRR'de izlenebilir. İskandinavya'nın en başarılı bağımsız gruplarından Jo Stromgren Kompani, büyüleyici performans serisi Made in Oslo ile 21-22 Kasım'da CRR'de sanatseverlerle buluşuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-daki-muzeler/15687/", "text": "İstanbul, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehir olup, birçok müze ve galeriye ev sahipliği yapmaktadır. Bu makalede, İstanbul'daki müzeler hakkında ayrıntılı bilgiler sunulacak ve bu önemli turistik mekanların neler sunduğu keşfedilecektir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, şehirdeki en etkileyici müzelerden biridir. Topkapı Sarayı yakınlarında bulunan bu müze kompleksi, binlerce yıl öncesine uzanan bir arkeolojik hazinenin sergilendiği üç farklı bölümden oluşmaktadır. Ziyaretçiler, Asur, Babil, Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait eserleri görebilir ve dünyaca ünlü İskender Lahdi gibi eşsiz parçaların yanında hayranlıkla dolaşabilir. Ayasofya Müzesi, İstanbul'un sembol yapılarından biridir ve Bizans dönemine ait muhteşem bir yapıdır. İlk olarak kilise olarak inşa edilen ve daha sonra camiye dönüştürülen Ayasofya, günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Ziyaretçiler, içerideki etkileyici mozaikleri, freskleri ve tarihi eserleri keşfederken, bu bin yıllık yapının büyüleyici atmosferine kapılacaklardır. Modern sanata ilgi duyanlar için İstanbul Modern Sanat Müzesi kaçırılmaması gereken bir durak olacaktır. Karaköy Limanı'nda yer alan bu müze, Türk ve yabancı sanatçıların çağdaş eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Sergilerin yanı sıra atölye çalışmaları, konferanslar ve film gösterimleri gibi etkinlikler de düzenlenmektedir. Burada, sanatın gücünü deneyimleyerek yaratıcılık dolu bir atmosferin içinde kaybolabilirsiniz. İstanbul'da gezip görülecek diğer önemli müzeler arasında Topkapı Sarayı Müzesi, Rahmi Koç Müzesi, Pera Müzesi ve İstanbul Deniz Müzesi sayılabilir. Her biri benzersiz bir deneyim sunan bu müzeler, ziyaretçilere eşsiz bir kültürel yolculuk yaşatmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, İstanbul'daki müzeler tarih, sanat ve kültür meraklıları için birer hazinedir. Bu müzelerde gezerken şaşırtıcı detayları keşfedebilir, geçmişin izlerini takip edebilir ve İstanbul'un zengin mirasını daha yakından tanıyabilirsiniz. Şehrin bu göz kamaştırıcı müze koleksiyonu, herkesi etkileyici bir yolculuğa çıkarmak için bekliyor. İstanbul, tarihi zenginlikleriyle ünlü bir şehirdir ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kalbi olarak kabul edilir. Bu büyüleyici şehirdeki tarih müzeleri, ziyaretçilere geçmişe dönük bir yolculuk yapma fırsatı sunuyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun izlerini sürmek ve bu önemli döneme tanıklık etmek isteyenler için ideal bir seçenek olan İstanbul'daki tarih müzeleri, benzersiz bir deneyim sunuyor. Topkapı Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezi yönetimini barındıran ve hükümetin kararlarının alındığı yerdir. Saray, muhteşem mimarisi ve etkileyici koleksiyonlarıyla ziyaretçilerini büyülemektedir. Burada, sultanların kullandığı eşyalar, paha biçilmez mücevherler ve sanatsal eserler sergilenmektedir. Topkapı Sarayı'ndaki gezinti, Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişamını hissetmenizi sağlayacak. Bir diğer önemli durak ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri'dir. Bu müze kompleksi, Osmanlı İmparatorluğu'nun öncesinden günümüze uzanan birçok eserin sergilendiği bölümleriyle dikkat çekmektedir. Sergilenen eserler arasında Osmanlı dönemine ait değerli objeler, heykeller ve mozaikler bulunmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, zengin koleksiyonuyla geçmişi anlamak isteyenlere benzersiz bir deneyim sunmaktadır. Bunların yanı sıra, İstanbul'da bulunan Türk ve İslam Eserleri Müzesi de Osmanlı İmparatorluğu'nun izlerini taşımaktadır. Bu müze, Osmanlı dönemine ait önemli sanat eserlerini barındırmaktadır. Ziyaretçiler, bu müzede Osmanlı minyatürleri, el yazmaları, hat sanatı örnekleri ve değerli eşyaları görebilirler. Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun estetik ve kültürel mirasını keşfetmek isteyenler için mükemmel bir duraktır. İstanbul'daki tarih müzeleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun görkemli geçmişine ışık tutan nadide eserlerle doludur. Bu müzelerde yapılan gezi, hem tarihe olan ilginizi tatmin edecek hem de sizi Osmanlı İmparatorluğu'nun büyüleyici dünyasına götürecektir. İstanbul'u ziyaret eden herkese, bu tarih müzelerini keşfetme fırsatını en içten şekilde tavsiye ediyoruz. İstanbul, çağdaş sanatın merkezi olarak kabul edilen bir şehirdir. Bu büyüleyici metropol, zengin kültürel geçmişiyle birlikte çağdaş sanatın gelişimi için de bir cazibe merkezi haline gelmiştir. İstanbul'da birçok çağdaş sanat müzesi bulunmaktadır ve bu müzeler, yerel ve uluslararası sanatçıların eserlerini sergileyerek ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunmaktadır. İstanbul Modern, şehirdeki çağdaş sanat müzelerinin önde gelen isimlerinden biridir. Bu müze, modern sanatın çeşitli disiplinlerini kapsayan geniş bir koleksiyona sahiptir. Resim, heykel, fotoğraf, video ve enstalasyon gibi farklı sanat formlarının sergilendiği İstanbul Modern, Türk ve uluslararası sanatçıları bir araya getirerek etkileyici bir platform sunmaktadır. Borusan Contemporary ise İstanbul'daki çağdaş sanatın önemli mekanlarından biridir. Müze, çağdaş sanatın sınırlarını zorlayan eserlere ev sahipliği yapar. İnteraktif enstalasyonlar, medya sanatı ve deneysel projeler, Borusan Contemporary'nin kalbinde yer alır. Bu müze, çağdaş sanatın yenilikçi ve ilham verici yönlerini keşfetmek isteyen ziyaretçilere sanatsal bir yolculuk sunar. Pera Müzesi, İstanbul'daki diğer önemli çağdaş sanat müzelerinden biridir. Bu müze, 19. ve 20. yüzyıllara ait Türk resim sanatının önemli eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca uluslararası sanatçıların sergilerine de ev sahipliği yaparak küresel bir sanat perspektifi sunar. Pera Müzesi, sanat tarihine ilgi duyan herkes için önemli bir durak olup, zengin koleksiyonuyla dikkat çeker. İstanbul'da bulunan bu çağdaş sanat müzeleri, sanatseverlere güncel sanatın nabzını tutma fırsatı sunar. Ziyaretçiler, çeşitlilik ve yenilik arayan bir atmosferde yaratıcılığı keşfedebilir ve modern sanatın büyüleyici dünyasına adım atabilir. İstanbul'un kültürel zenginlikleriyle birleşen bu müzeler, şehrin çağdaş sanat sahnesinin canlılığını ortaya koyar ve benzersiz bir deneyim sunar. Görkemli tarihi geçmişiyle birlikte İstanbul, çağdaş sanatın merkezi olarak öne çıkan bir şehirdir. Bu müzeler, sanatseverlere farklı sanat formlarını keşfetme imkanı sunarken aynı zamanda İstanbul'un kültürel mirasını da yansıtır. İstanbul'daki çağdaş sanat müzeleri, modern sanatın evrensel dilini anlatan, ilham verici ve etkileyici birer mekan olarak sanatseverleri bekliyor. İstanbul, tarihi ve kültürel mirasıyla ön plana çıkan bir şehir olmasının yanı sıra bilimi ve teknolojiyi de destekleyen birçok mekana ev sahipliği yapmaktadır. Bu makalede, İstanbul'da bulunan bazı özel bilim ve teknoloji müzelerini keşfedeceğiz. Bu mekanlar, ziyaretçilerine eğitici ve ilham verici deneyimler sunarak bilimsel keşiflere kapı aralamaktadır. Biri İstanbul'daki en popüler bilim müzelerinden biri olan Rahmi M. Koç Müzesi'dir. Bu müze, farklı dönemlere ait nadir bulunan antik teknolojik eserlerden modern icatlara kadar geniş bir koleksiyona sahiptir. Ziyaretçiler, gemi modelleri, otomobiller, trenler ve uçaklar gibi ilgi çekici sergilere tanık olabilirler. Böylece, geçmişten günümüze teknolojinin nasıl geliştiği hakkında büyüleyici bir yolculuğa çıkarlar. Bunun yanı sıra İstanbul Bilim Merkezi, meraklıları için benzersiz bir deneyim sunmaktadır. Bu interaktif müze, ziyaretçilere bilimin temel prensiplerini keşfetme fırsatı verir. Ellerini kullanarak deneyler yapabilir, fiziksel ve kimyasal olayları deneyimleyebilir ve doğa üzerine etkileşimli sergilerde keyifli vakit geçirebilirsiniz. İstanbul Bilim Merkezi, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artırmak için tasarlanmış etkileyici bir mekandır. Ayrıca, Türkiye'nin en büyük havacılık ve uzay temasına sahip olan İstanbul Uzay ve Havacılık Müzesi de ziyaret edilmeye değer bir yerdir. Bu müze, havacılık tarihinden uzay yolculuklarına kadar geniş bir yelpazede eserleri barındırır. Ziyaretçiler burada, gerçek boyutlarda uçakları görebilir, astronot kostümlerini deneyebilir ve uzaya seyahatle ilgili ilginç bilgilere erişebilirler. İstanbul'daki bu bilim ve teknoloji müzeleri, insanları bilimin heyecan verici dünyasına çeken mekanlar olarak öne çıkıyor. Eğitici sergiler, interaktif deneyimler ve ilham verici koleksiyonlar ile ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyorlar. İstanbul'u ziyaret eden herkes, bu bilime adanmış mekanları keşfederek meraklarını giderme ve öğrenme fırsatı buluyor. İstanbul, geçmişteki denizcilik ve deniz kültürüyle zengin bir bağa sahip olan eşsiz bir şehirdir. Bu büyülü şehirde, denizcilik tarihine yolculuk yapabileceğiniz birçok benzersiz deniz müzesi bulunmaktadır. Bu müzeler, ziyaretçilere denizciliğin köklü geçmişini ve önemli deniz keşiflerini anlatarak onları hayal güçlerinin derinliklerine sürüklemeyi hedeflemektedir. İstanbul'daki ilk duraklarınızdan biri Deniz Müzesi olmalıdır. Bu müze, Osmanlı İmparatorluğu'nun denizcilik mirasını sergilemektedir. İhtişamlı gemi modelleri, antik deniz haritaları ve eski döneme ait navigasyon araçları bu koleksiyonun parçasıdır. Burada, Osmanlı donanmasının zaferlerine şahitlik edebilir ve geçmişteki deniz savaşlarının izlerini takip edebilirsiniz. Bir sonraki durağınız Denizcilik Müzesi olabilir. Bu müze, Türk denizciliğinin önemli bir temsilcisidir ve hem yerli hem de yabancı ziyaretçiler için büyük bir ilgi odağıdır. Denizcilik endüstrisine ait geniş bir koleksiyon sunan müze, eşsiz deniz araçları, denizcilerin günlük yaşamlarından kesitler ve deniz keşiflerinin izlerini içermektedir. Müzenin interaktif bölümleri, ziyaretçilere denizcilik deneyimini tam anlamıyla yaşama fırsatı sunmaktadır. Bu yolculuğun son durağı ise Rahmi M. Koç Müzesi olmalıdır. Bu müze, geniş bir sanayi ve ulaşım koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Denizcilik tarihini gözler önüne seren büyüleyici bir deniz galerisi bulunmaktadır. Burada, geçmişte kullanılan gemi motorları, yelkenli tekneler ve deniz araştırmalarına ait benzersiz eserler yer almaktadır. Ayrıca, müzenin gemi simülasyonu alanında gemi kaptanı hissiyatını yaşayabilirsiniz. İstanbul'daki bu deniz müzeleri, ziyaretçileri denizcilik tarihine götürerek büyüleyici bir deneyim sunmaktadır. Her bir müze, benzersiz parçalarıyla geçmişi canlandırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferleriyle başlayarak Türk denizciliğinin gelişimini takip edebilir ve denizcilerin hayatlarına dair ayrıntıları keşfedebilirsiniz. İstanbul'daki bu deniz müzeleri, tarih severler, denizcilik tutkunları ve meraklı gezginler için kaçırılmayacak bir deneyim sunmaktadır. İstanbul, zengin tarihiyle ve kültürel çeşitliliğiyle bilinen büyüleyici bir şehirdir. Bu büyüklükteki bir metropolde, mitoloji ve arkeoloji tutkunlarının kalplerini heyecanlandıracak birçok müze bulunmaktadır. İstanbul'un arkeoloji müzeleri, geçmişin izlerini koruyan değerli eserlerle dolu olanaklar sunar. Bu makalede, size bu müzelerin bazılarını tanıtacak ve mistik dünyalarına adım atmanızı sağlayacak önemli ayrıntıları aktaracağım. İlk durağımız İstanbul Arkeoloji Müzesi olmalı. 19. yüzyılda kurulan bu müze, Türkiye'nin en eski arkeoloji müzelerinden biridir. Büyüklüğü ve zengin koleksiyonuyla dikkat çeken bu mekan, Eski Doğu'dan Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanan birçok eseri barındırır. Yüzlerce heykel, mozaik, seramik ve yazılı belge burada sergilenerek ziyaretçilere dokunulabilir bir tarih deneyimi yaşatır. Bir başka ilgi çekici nokta ise Topkapı Sarayı Arkeoloji Müzesi'dir. Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezi olan Topkapı Sarayı, muhteşem sarayın içindeki arkeoloji müzesi ile dikkat çeker. Bu müze, Hristiyanlık, İslam ve antik çağların izlerini taşıyan önemli eserlere ev sahipliği yapar. Birçok kıymetli nesne, Osmanlı İmparatorluğu'nun zengin kültür mirasını yansıtarak ziyaretçilere büyülü bir yolculuk sunar. Son olarak, Sultanahmet Meydanı'nda bulunan İstanbul Mozaik Müzesi'ni ziyaret etmek de unutulmaz anılar sağlayacaktır. Bu müze, Bizans dönemine ait muhteşem mozaikleri sergiler. Canlı renkleri ve detaylarıyla göz alıcı olan bu mozaikler, antik dünyanın büyüsünü hissettirir. Ziyaretçiler, tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar uzanan bir mozaik koleksiyonuyla etkileyici bir yolculuğa çıkar. İstanbul'un arkeoloji müzeleri, tarih meraklılarının hayallerini süsleyen bir hazine sandığı gibidir. Mitoloji ve arkeoloji tutkunları için bu müzeler, geçmişe doğru bir adım atmalarını sağlayacak benzersiz deneyimler sunar. Bu müzelere gittiğinizde, İstanbul'un köklü geçmişinin büyüsüne kapılacak ve mistik dünyalara adım atarak tarihle iç içe bir keşfe çıkacaksınız. İstanbul, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü bir şehir olmasının yanı sıra doğal güzelliklere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu büyüleyici şehir, botanik bahçeleri ve doğa müzeleriyle göz kamaştıran bir doğal mirasa sahiptir. İstanbul'un bu eşsiz doğal hazineleri, ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunar ve doğa severler için cennet gibi bir ortamdır. İstanbul'daki botanik bahçeleri, bitki çeşitliliği açısından büyüleyicidir. Şehrin farklı bölgelerinde yer alan bu bahçeler, yüzlerce türden oluşan renkli ve egzotik bitkilerle doludur. Her mevsimde farklı bir atmosfer sunan botanik bahçeleri, muhteşem çiçek açan ağaçları, yemyeşil çimenleri ve etkileyici peyzaj düzenlemeleriyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakır. Bu bahçelerde yürümek, doğanın huzur verici enerjisini hissetmek ve fotoğraf tutkunları için benzersiz kareler yakalamak mümkündür. Doğa müzeleri ise İstanbul'da keşfedilmeyi bekleyen başka bir doğal hazine sunar. Bu müzeler, ilginç sergileri ve interaktif etkinlikleriyle ziyaretçilere doğayı daha yakından tanıma fırsatı verir. İstanbul'daki doğa müzelerinde, çeşitli ekosistemlerin canlıları, fosiller, mineral ve taş örnekleri gibi doğaya dair birçok şaşırtıcı obje sergilenmektedir. Aynı zamanda, buralarda düzenlenen eğitici seminerler ve atölyeler sayesinde doğa hakkında daha fazla bilgi edinmek ve doğa koruma konusunda farkındalık kazanmak da mümkündür. İstanbul'un botanik bahçeleri ve doğa müzeleri, sadece doğa severler için değil, aynı zamanda tüm ziyaretçiler için keyifli bir deneyim sunar. Bu yerler, şehrin yoğunluğundan kaçmak isteyenlere nefes alma fırsatı verir ve doğanın sunduğu huzur ve güzellikleri keşfetmelerine olanak sağlar. Sonuç olarak, İstanbul'un botanik bahçeleri ve doğa müzeleri, şehrin doğal hazinelerini ortaya koyan önemli noktalardır. Bu alanlar, ziyaretçilere doğayla iç içe bir deneyim sunarak şehrin kaotik atmosferinden uzaklaşmalarını sağlar. İstanbul'a seyahat eden herkesin bu doğal güzellikleri keşfetmesi ve şehrin doğal mirasının tadını çıkarması tavsiye edilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-nden-cumhuriyet-in-100-yili-konseri/16308/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Cumhuriyet'in 100. Yılında, 29 Ekim 2023 akşamı, Atatürk Kültür Merkezi-Türk Telekom Opera Salonu'nda, sanatseverlerle buluşuyo. Cumhuriyet'in yetiştirdiği bestecilerin eserlerinden oluşan seçkin konser programı ile, Cumhuriyet'in 100. yılını marşlarla, türkülerle birlikte sanatseverler ile beraber büyük bir coşkuyla kutlanacak olan konser programında; Besteciler; Osman Zeki Üngör, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Turgay Erdener, Nevit Kodallı, Muammer Sun, Cemal Reşit Rey, Ferit Tüzün, Musa Süreyya, Ahmet Cemalettin Çinkılıç, Felix Körling, Faik Canselen, Necil Kazım Akses, Hakan Ali Toker, İlker Kömürcü'nün bestelediği marşlar ve türküler yer alıyor. Bu konsere özel, bir ilk de yaşanacak; İstanbul Devlet Opera ve Balesi, sanatseverleri beraberce müzik yapmaya davet ediyor. Konserin ikinci yarısında herkesin hafızasına yer etmiş olan; Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa, Gençlik Marşı, Vatan Marşı, İleri Marşı, Sakarya Marşı, Yaşa Mustafa Kemal Paşa, 10. Yıl Marşı, 50. Yıl Marşı ve yeni bestelenmiş 100. Yıl Marşıları sanatseverler ile birlikte seslendirilecek. Konser başlamadan yaklaşık 1 saat önce, salona gelecek olan seyirciler, koro şefi Volkan Akkoç ile birlikte marşlara çalışma imkanı bulabilecekler. Konserde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrasını İbrahim Yazıcı, Korosunu ise Volkan Akkoç yönetiyor. Solistler Ceren Aydın, Serkan Bodur, Emre Güngör, Elif Tuğba Tekışık ve solist dansçı İlke Kodal sahnede olacak. Konserde, seyircilerin de katılımı ile bir ilk yaşanacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-sezonu-aciyor/16045/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 2023 2024 sanat sezonuna, 27 Eylül akşamı, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nun etkileyici atmosferinde çok seçkin bir repertuvardan oluşan Sezon Açılış Gecesi ile başlıyor. Biletlerin satışa çıkar çıkmaz tükendiği \"Sezon Açılış Gecesi\", 30 Eylül akşamı Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin açılış etkinliği olarak bir kez daha Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu'nda sanatseverler ile buluşacak. İstanbul Devlet Opera ve Balesi yeni sezonu muhteşem bir gece ile açıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-devlet-opera-ve-balesinin-muzikli-cocuk-oyunu-hayal-promiyer-yapti/16258/", "text": "Çağrı Köktekin'in metnini yazıp sahneye koyduğu Çocuk Oyunu Hayalde, Herşey hayal etmekle başlar sözünden yola çıkarak ; çocukların sınırların ötesinde hayal kurma gücü ile neler başarabilecekleri, hedeflerine ulaşma konusunda nasıl etkili olabileceği, hayalle gerçek arasında bir yolculuk ile konu ediliyor. Oyunun ana karakteri ''HAYAL'', doğum gününde dedesinin hediye ettiği bir kolye ile uzun zamandır görmek içinhayalini kurduğu odaya girmeyi başarır. Koleksiyoner dedesinin Hayal'e hazırladığı bir sürpriz ile cesaretlenip hayallerine yolculuğa çıkar. Hayallerinde, ünlü besteciler, şarkıcılar, balerinler, dahiler, aşçılar, orkestra şefleri ile dostluk kurar. Mozart, Minkus, Rossini, Beethoven ve Carl Orff gibi bestecilerle kurduğu masalsı dostluk cesaretini arttırır. Öğrendiği tüm bilgiler ışığında artık gerçek bir konser salonuna gidip, konser dinlemek, bale veya opera izlemek ve elinden hiç düşürmediği not defterine notlar almaktır sıradaki hayali... Ona HAYAL adını koyan muzip dedesinin, Hayal'e son bir sürprizi daha vardır... Oyunda; İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, Çocuk Korosu ve Çocuk Balesi sahnedeydi. Bir taraftan da, opera bestecilerininvideo destekli oyuna eşliği ve seyircinin de sahneye interaktif katılımı ile hayalle gerçek arasındaki yolculuk, minik izleyicilere sunuldu. Dekor tasarımı Ferhat Karakaya'ya, kostüm tasarımı Gizem Betil'e, ışık tasarımı Taner Aydın'a, koreografisi Çiğdem Erkaya Öztürk'e, çocuk korosu dans devinimi Çağrı Köktekin'e ait olan oyunun çocuk korosu şefleri Volkan Akkoç ve Çağrı Köktekin. Oyundaki şarkı sözleri uyarlamaları ise Gökçegün Ersoy tarafından yapıldı. Uzun süre ayakta alkışlanan oyunda; Hayal rolünde; Busegül Yalçın; Anneanne rolünde; Özlem Abacı, Büyükbaba rolünde; Erdem Sakarya, Pizza Dilimi Adam rolünde; Anıl Önder piyanoda Simten Şenpolat eşliğinde sahnedeydi. Oyun, 22 Ekim 2023'de, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde tekrar sahnelenecek. İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleştirdiği müzikli çocuk oyunu Hayalin prömiyeri, minik izleyicilerden yoğun ilgi gördü."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-kitap-fuari-icin-geri-sayim-yasasin-cumhuriyet/16222/", "text": "Ülkemizin en köklü edebiyat buluşması olan Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından 1982'den bu yana 40 yıldır düzenleniyor. Fuar, bu seneye dek 15 bin yayınevi ve sivil toplum kuruluşunu 12 milyondan fazla okur ile bir araya getirdi. Yüzlerce yayınevinin ve binlerce yazarın okurlarla buluştuğu, 1987 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın ilk onur yazarı seçilerek başlanan ve her yıl değerli edebiyat insanlarının onurlandırdığı fuarın bu yılki Onur Yazarı TÜYAP Kültür Fuarları Danışma Kurulu tarafından, Türkiye'de iletişim bilimlerinin oluşumuna katkı veren öncü isimlerden, yazar, çevirmen, hukukçu, sosyolog, siyaset ve iletişim bilimci gibi birçok unvana sahip Prof. Dr. Nermin Abadan Unat olarak belirlendi. Fuar süresince Unat'ın yaşamı ve eserleri üzerine, kendisinin de katılımıyla çeşitli panel ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıca yazarın yaşamına ve eserlerine odaklanan bir anı kitabı da okurlarla buluşacak. Fuarın Ana Teması ise Cumhuriyetimizin 100. Yılı dolayısıyla Yaşasın Cumhuriyet olarak belirlendi. Temaya ilişkin olarak, 100. Yıl Etkinlikleri kapsamında, Cumhuriyetin Yüzyılı Edebiyatı konu başlığı altında, yüzyılın şiiri, öyküsü, çocuk ve gençlik edebiyatı, romanı, denemesi eleştirisi ve yayıncılığı ile ilgili de ilgi çekici söyleşiler gerçekleşecek, birbirinden değerli yazarlar okurlarla bir araya gelerek, fikirlerini paylaşacaklar. Uluslararası Yayıncılar Birliği IPA Başkanı Karine Pansa da açılış törenine katılacak ve ardından da Yayıncılıkta Gelişmeler konulu bir söyleşide konuşmacı olarak yer alacak. 400'den fazla kültür etkinliği düzenlenecekYurt içi ve yurt dışından birbirinden değerli yayınevlerini, yazarları ve okurları ağırlayacak olan İstanbul Kitap Fuarı, 10 salon ve toplam 40 bin metrekarelik alanda kurulacak. Fuara yurt içi ve yurt dışından 998 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak, 400'den fazla kültür etkinliği ve 2000'den fazla yazar imza günü düzenleyecek. Fuara 500 binin üzerinde ziyaretçinin yoğun ilgisi bekleniyor. İllüstratörler Yayıncılar ile Buluşuyor 1 Kasım Çarşamba Günü 'İllüstratör ve Yayıncı Buluşması' gerçekleştirilecek olup, buluşma tüm çocuk ve gençlik yayıncıları ile illüstratörlerin katılımına açık olacaktır. Etkinlik kapsamında, yayınevi yetkilileri ile illüstratörlerin bir araya geleceği ikili görüşmelerde illüstratörler portfolyolarını doğrudan yayıncılara sunabilecek, işlerini tanıtma fırsatı yakalayabilecekler. Yurt dışından yayınevleri katılıyorFuar kapsamında, 28-31 Ekim tarihleri arasında açık olacak uluslararası salonda bu sene yurt dışından Kuzey Makedonya, Almanya, Çin, Romanya ve İran'dan yayınevleri yer alacaklar. Bu yayınevleri uluslararası salonda yer alacak olan söyleşi alanında düzenleyecekleri söyleşiler ile ilgili ülkelerdeki yayıncılık pazarının durumu hakkında bilgiler paylaşacaklar. Odak pazar ülkesi Hindistan olduTÜYAP Fuarlar Yapım A. Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, edebiyat dünyamızda uluslararası buluşma olanakları yaratan İstanbul Kitap Fuarı'nda 2023 için Hindistanın odak pazar ülkesi olarak belirlendiğini söyledi. Buna ilişkin olarak Hindistan'dan gelecek olan yayınevlerini Fuarda ağırlamaya hazırlandıklarını belirten Ersözlü, Buna ek olarak, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yürütülen ve kısa adı 'TEDA' olan 'Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Dışa Açılımını Destekleme Projesi' kapsamında 15 farklı ülkeden gelecek yayıncılar, katılımcı yayınevleri temsilcileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirecek, telif alışverişinde bulunacak. 29 Ekim 2023 Pazar günü Hindistan'dan gelecek yayınevleri ile Türk yayıncıların yer alacağı bir panel gerçekleşecek, panelde iki ülke arasındaki telif alışverişinin arttırılmasına yönelik fikirler paylaşılacak. diye konuştu. Girişin öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engellilere ücretsiz olduğu fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuar, 5 Kasım 2023 Pazar akşamı 19.00'da sona erecek. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle kırkıncı yılında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde 28 Ekim-5 Kasım 2023 tarihleri arasında okurlar ile buluşmak için gün sayıyor. Fuarın Onur Yazarı Nermin Abadan Unat olurken, Ana Teması ise Yaşasın Cumhuriyet oldu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/istanbul-un-renkli-dunyasi-bu-sergide-jisbar-istanbul-da/16397/", "text": "Günümüz kültür ve sanat üretiminin geçmişle kurduğu bağlarla beslenen, genç bir toplumsal buluşma mekanı olan Kalyon Kültür; sanatın farklı disiplinlerindeki etkinliklere ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Kalyon Kültür şimdi de klasik sanatın ünlü figürlerini kişiselleştirip, modern pop-art sanatıyla yeniden yorumlamasıyla tanınan Jisbar'ı ağırlıyor. İstanbul'un eşsiz atmosferinin ve renkli dünyasının yansıtıldığı 'Jisbar İstanbul'da' sergisinin 7 Kasım Salı günü gerçekleşen açılışına sanatseverler yoğun ilgi gösterdi. MotoGP Dünya Şampiyonu olan Fabio Quartararo, WeatherTech SportsCar Racing şampiyonu Pipo Derani ve ünlü Formula 1 sürücüsü Ayrton Senna gibi isimler onuruna yarış arabası ile kask üzerine eserler çalışan Jisbar'ın, sergide yine kask üzerine canlı performans sergilemesi de davetlilerin beğenisini topladı. İlk defa geldiğim İstanbul'dan adeta büyülendim Jisbar daha önce, Leonardo da Vinci'nin ölümünün 500. yıldönümü anma töreninde yeniden yorumladığı Mona Lisa tablosunun özgün bir versiyonunu uzaya göndererek dikkatleri üzerine çekmişti. Kalyon Kültür'deki Jisbar İstanbul'da isimli sergisi vesilesiyle Türk sanatseverler ile ilk kez buluşan Jisbar, duygularını dile getirirken; Bu benim İstanbul'a ilk gelişim. Eserlerimi yaparken İstanbul'u fazlaca araştırdım. İstanbul, baş döndüren güzelliğe ve büyüleyici bir mistik atmosfere sahip. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her karış toprağında bir hazine saklı bu şehir, beni çok etkiledi. Kendimi bu kentin zengin tarihi ve görkemli atmosferine kaptırdığımda, zihnimde yeni imgeler belirdi. Doğu ve Batı dünyasının birleştiği, eski yeni birçok eserin ihtişamla yükseldiği, nefis manzaraların iç içe geçtiği bu şehirden, paletimin etkilenmemesi imkansızdı. İstanbul'a olan sevgi ve hayranlığımı ancak bir sergi ile ifade edebilirdim. Umarım eserlerim benim ruhuma işlediği gibi bu sergiyi ziyaret eden herkese de ilham kaynağı olabilir dedi. 'Jisbar İstanbul'da' sergisi; Jisbar'ın eserleri, orijinal baskıları ve sürprizleri ile 8 Kasım 2023-14 Şubat 2024 tarihleri arasında, Kalyon Kültür Taş Konak'ta olacak. Asıl adı Jean-Baptiste Launay olan ünlü Fransız Pop Art sanatçısı Jisbar, Kalyon Kültür Taş Konak'ta ilk kez İstanbullu sanatseverlerle bir araya geldi. İstanbul'un ilham kaynağı olduğu toplam 20 eser ve 40 adet orijinal baskı eserden oluşan 'Jisbar İstanbul'da' sergisi 8 Kasım 2023- 14 Şubat 2024 tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/italyan-kultur-merkezinde-pietro-canonica-ve-ataturk-calistayi/16358/", "text": "Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı kutlamaları kapsamında İtalya-Türkiye kültürel ilişkilerine bir retrospektif yaparak genç cumhuriyetin ilk yıllarına dönen İtalyan Kültür Merkezi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında İtalyan varlığına odaklanan Pietro Canonica ve Atatürk çalıştayını düzenliyor. Ankara Etnografya Müzesi önündeki meydanda yer alan atlı Atatürk heykeli (1927) ve Zafer Meydanı'ndaki mareşal üniformalı Atatürk heykeli (1927); İstanbul'da Taksim Meydanı'nda, Levanten mimar Giulio Mongeri ile birlikte imza attığı Cumhuriyet Anıtı (1928) ve İzmir'de Cumhuriyet Meydanı'ndaki atlı Atatürk heykeli (1932) olmak üzere ülkemizin en bilinen Atatürk heykellerinden dördü, Canonica'nın imzasını taşıyor. İtalyan Kültür Merkezi'nin, İtalya Büyükelçiliği ve Roma Belediyesi işbirliğiyle düzenlediği Pietro Canonica ve Atatürk çalıştayı, 3 Kasım 2023 Cuma günü İtalyan Kültür Merkezi'nde yer alan Casa di Italia Tiyatrosu'nda gerçekleşecek. Pietro Canonica tarafından yaratılan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında bizzat Atatürk tarafından sipariş edilen bu eserlerin tarihine ve gerçekleştirilmesine odaklanan çalıştayda Türkiye'den ve İtalya'dan alanında uzman isimler, heykeltıraşın eserlerini o yılların Türk kültürel panoramasındaki etkisiyle belirlenen kentsel, mimari ve sanatsal bakış açısından çeşitli yönleriyle ele alacaklar. Pietro Canonica ve Atatürk çalıştayı saat 10.00'da İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, Roma Belediyesi Kültür Müsteşarı Miguel Gotor ve İstanbul İtalyan Kültür Merkezi Müdürü Salvatore Schirmo'nun açılış konuşmalarıyla başlayacak. Çalıştayın 10.45'te başlayıp Levanten Kültür Mirası Vakfı'ndan Luis Miguel Selvelli'nin moderatörülüğünde gerçekleşecek ilk bölümünde Carla Scicchitano, İlber Ortaylı, Silvia Pedone, Luca Orlandi ve Aylin Tekiner konuşmacı olarak yer alacak. Saat 14.30'da gerçekleşecek ikinci oturumda ise İstanbul Üniversitesi'nden Baha Tanman moderatörlüğünde Francesco Pongiluppi, Mevlüt Çelebi, Özlem İnay Erten, Davide Deriu, Burcu Pelvanoğlu, Luca J. Senatore, Marco Carpiceci ve Fabio Colonnese bir araya gelecek. Konuşmaların İtalyanca ve Türkçe simultane tercümeyle gerçekleştirileceği çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından Luca Orlandi ve Burcu Pelvanoğlu rehberliğinde Taksim Cumhuriyet Anıtı'na yapılacak turla sona erecek. 3 Kasım 2023 Cuma gün boyunca İtalyan Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek olan Pietro Canonica ve Atatürk çalıştayı, kayıt gerekmeksizin ücretsiz olarak herkesin katılımına açık. İtalyan Kültür Merkezi, Cumhuriyet'in 100. yılı etkinlikleri kapsamında İtalya Büyükelçiliği ve Roma Belediyesi işbirliğiyle, Atatürk'ün en ünlü heykellerinden bazılarına imza atan İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarındaki çalışmalarına odaklanan bir çalıştay düzenliyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/izmir-icin-kitap-vakti/16320/", "text": "İZKİTAP; en seçkin kültür yayınevleri, eğitim yayınları, sahaflar ve müzayedeler, uluslararası konuk yazarlar ve sergilerle de kitapseverlere kültür şöleni sunacak. 28 Ekim 5 Kasım 2023 tarihleri arasında yapılacak fuar kapsamında; Cumhuriyetimizin 100. yılına adanmış tarihsel, kültürel birikimimizi yansıtan, ilham verici hikayeleri ve derin anlamlarıyla özel parçaların yer aldığı 100. Yıl Özel Müzayedesi düzenlenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ ve SNS Fuarcılık iş birliği ile fuarizmir'de gerçekleştirilecek İZKİTAP - İzmir Kitap Fuarı, kitapseverlerle buluşmak için gün sayıyor. 28 Ekim 2023 günü kapılarını açacak İZKİTAP'ta 86 söyleşi, 700'ü aşkın imza etkinliği düzenlenirken birbirinden değerli yüzlerce yazar, çizer, gazeteci, akademisyen okurlarıyla buluşacak. Cumhuriyetimizin 100. Yılına özel Cumhuriyet temalı birçok söyleşi de yazar, gazeteci, düşünür ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirilecek. İZKİTAP; en seçkin kültür yayınevleri, eğitim yayınları, sahaflar ve müzayedeler, uluslararası konuk yazarlar ve sergilerle de kitapseverlere kültür şöleni sunacak. 100. Yıl Özel MüzayedesiFuarda; 100. Yıl Özel Müzayedesi de düzenlenecek. Müzayedede aralarında, Mustafa Kemal Atatürk'ün ıslak imzasını taşıyan mebus defteri, Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevinde eşi Piraye'ye yaptığı Nazım, Bursa, Zevcem Pirayem yazılı ahşap kalemlik, 1954 yılına ait İzmir'de Alınteri, Boyozcu, Kordon 1954 ıslak imzalı Ara Güler kaşeli fotoğraf, İzmir'in işgali sırasında ilk kurşunu sıkarak direnişi başlatan Gazeteci Hasan Tahsin'in de yer aldığı gazeteci, yazar, milletvekili Ahmed Rasim'e ithaflı ıslak imzalı fotoğrafın da olduğu birçok özel parça yer alıyor. Cumhuriyetimizin 100. yılına adanmış tarihsel, kültürel birikimimizi yansıtan, ilham verici hikayeleri ve derin anlamlarıyla özel parçaların yer aldığı 100. Yıl Özel Müzayedesi düzenlenecek. Müzayede 5 Kasım Pazar günü saat 15:00'te B Hol Fuaye Alanı'nda gerçekleştirilecek. Ayrıca, 3 Kasım Cuma saat 18:00'de, 4 Kasım Cumartesi saat 15:00'te de eşsiz eserlerin yer aldığı farklı müzayedeler de gerçekleştirilecek. Fuarın Onur Konuğu Birhan KeskinİZELMAN A. Ş. ve KOSGEB desteğiyle yazar ve yayıncılarla kitapseverleri bir araya getirecek, sektörü buluşturacak İZKİTAP - İzmir Kitap Fuarı'nın Onur Konuğu ise şair ve yazar Birhan Keskin. Fuarda Keskin'in, yaşamı ve eserleri üzerine, kendisinin de katılımıyla söyleşi düzenlenecek. Fuarda, Ayşe Kulin, Mert Arık, Şermin Yaşar, Şükrü Erbaş, Timur Soykan, Umut Sarıkaya gibi birbirinden değerli yüzlerce yazar, şair, çizer, imza günleri ve söyleşilerle okurlarıyla bir araya gelecek. Dünya çapında çok satanlar arasında yer alan, dizi ve filmi de yapılan Japon manga serisi Orange eserlerinin yaratıcısı Ichigo Takano da imza etkinliğiyle İzmir Kitap Fuarı'nda yer alacak. Takano, Bu benim Türkiye'deki ilk imza günüm. Bu değerli fırsatı elde ettiğim için çok heyecanlıyım. Bu aynı zamanda benim yurt dışındaki ilk imza günüm. Eserlerimin Japonya'dan çok uzaklardaki kişilere ulaşmasından ve oralarda eserlerimi okuyan kişilerin olmasından dolayı çok mutluyum. Umarım imza gününde hepinizle iyi vakit geçirebilirim. Hepinizle buluşmayı dört gözle bekliyorum diyerek okurlarına mesaj gönderdi. Takano'nun imza günü ise 4 Kasım Cumartesi saat 14:00'te gerçekleştirilecek. Fuara ulaşımı kolaylaştırmak için ek seferler, okullardan servislerİzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmirlilerin fuaizmir'e ulaşımını kolaylaştırmak için İZKİTAP'a özel ulaşım hatları oluşturdu. 92 numaralı Üçyol Metro-Fuar İzmir, 610 numaralı Gaziemir Semt Garajı-Fuar İzmir, 650 numaralı Fahrettin Altay-Fuar İzmir ve 540 numaralı Lozan Meydanı-Fuar İzmir hatları dışında, Bornova Metro İstasyonu ile Şirinyer İZBAN aktarmadan fuarizmir'e düzenli seferler olacak. Okullardan da öğrencilerin İZKİTAP'a kolay ulaşımı için servisler kaldırılacak. Yıl içerisinde 30'un üzerinde fuar ve etkinliğe, yerli yabancı binlerce katılımcı ile ziyaretçiye ev sahipliği yapan fuarizmir, açık ve kapalı sergi alanları, seminer salonları, kafe alanları, 2 bin 500 araç kapasiteli ücretsiz otoparkı, servis olanakları ve sahip olduğu pek çok imkan ile yayıncılık sektörünün tüm bileşenleri, sivil toplum kuruluşları ve kitapseverleri 28 Ekim - 5 Kasım 2023 tarihlerinde ağırlayacak. Fuarı, 9 gün boyunca 10 binlerce kitapseverin ziyaret etmesi bekleniyor. İZKİTAP 2. İzmir Kitap Fuarı, 28 Ekim günü yapılacak açılış için gün sayıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/julide-zeynep-gunce-den-yeni-sergi-piece-of-mind/16438/", "text": "Sanat ve tasarımın birleştiği bir platform oluşturma vizyonuyla Esin Sözer Kalender ve Yasin Kalender tarafından hayata geçirilen Goba Art & Design, Jülide Zeynep Günce'nin yeni sergisi 'Piece of Mind'a ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Jülide Zeynep Günce'nin yeni sergisinin yaratımında, ilhamı Spinoza. Sanatçı, bireyin tekil olarak karmaşık düşünme sistemini değerlendirirken aslında toplum ile kurulan ilişkileri inceliyor ve parçadan bütüne sürecin hayatlarımıza olan etkisini gözler önüne seriyor. Sergide tuval üzeri akrilik ve karışık teknik uygulanarak yapılan on beş eser sergilenecek. Her bir eser, evrenin bir parçası olduğumuza ve yaşamın bütününü etkilediğimize dair vurgularda bulunuyor. Sergide yer alan eserler, var oluştan bu yana insan, içsel hesaplaşmaların ve kişisel hırsların hüküm sürdüğü, her bireyin sınırlayıcı düşünce yapısından arındığı takdirde özgürleşebileceğini ve tüm benlikleriyle huzura ulaşılabileceği mesajını veriyor. Julide Zeynep Günce'nin 'kendini bilme isteği' duygusundan yola çıkarak, içinde derin anlamlar ve barışçıl mesajlar barındırdığı 'Piece Of Mind' sergisi, sizleri bakış açınızı değiştirecek bir dünyaya davet ediyor. Günce'nin sergisi 02-25 Aralık tarihleri arasında Goba Art & Design Beyoğlu'nda Pazar günü hariç her gün 12.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kalben-den-dinlenme-rekoru/16479/", "text": "Kalben'in Yara şarkısı online müzik dinleme platformu olan Spotify'da 100 milyonu aşkını dinleyiciye ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Şarkıcı, söz yazarı ve hikaye anlatıcı Kalben'in Sonsuza Kadar albümünde yer alan Yara isimli şarkısı şimdiye kadar 100 milyon 160 bin kez dinlenerek sanatçının klasikleşen şarkıları arasında adını bir kez daha altın harflerle yazdırdı. Türkiye'nin dört bir yanı ve yurtdışında verdiği konserlere hız kesmeden devam eden ve son olarak Hoş Bir Seda etiketiyle yayınlanan \"Çek \" isimli tekli çalışmasının klibini sevenleriyle buluşturan Kalben, en yeni parçasının stüdyo çalışmalarına da devam ediyor. Şarkıcı, söz yazarı ve hikaye anlatıcı Kalben'in Sonsuza Kadar albümünde yer alan Yara isimli şarkısı şimdiye kadar 100 milyon 160 bin kez dinlenerek sanatçının klasikleşen şarkıları arasında adını bir kez daha altın harflerle yazdırdı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kalbi-uzaklarda-olan-bir-antik-kent-pergamon/16135/", "text": "Ülkemizin hemen her köşesinde çeşitli uygarlıklardan kalma antik kentler bulunuyor. Bu kentlerin kimisi çeşitli kazı çalışmalarıyla eski şaşalı günlerine kavuşsa da kimileri için durum pek de parlak değil. İzmir'in Bergama ilçesinde bulunan ilkçağ kenti pergamon hem şanslı olanlardan hem de epey şanssız olanlardan bir tanesi. Şanslı çünkü kazı çalışmaları büyük oranda tamamlanmış. Şanssız çünkü buradaki pek çok eser kazı sırasında Almanya'ya götürülmüş. Günümüz için bile oldukça modern olan Pergamon'un hikayesi, Büyük İskender'e kadar uzanıyor. Dünyanın pek çok kentini ele geçiren İskender için sıra MÖ 300'lü yıllarda Pergamon'a gelmiştir. Şehri ele geçiren İskender, şehri yönetme görevini karısı ve çocuğuna verir. Büyük İskender'in ölümüyle kent çeşitli hanedan ve kişilerin yönetiminde kalır. 3. Attalos erkek bir çocuğa sahip olmadığı için bir vasiyet bırakır. Vasiyete göre kent Roma İmparatorluğu'na yönetimine geçecektir. Roma İmparatorluğu himayesinde uzun yıllar kalan kent, yine imparatorluğun Asya Eyaleti'nin bir başkenti de olur. Kent 716'da bir süre Araplar tarafından işgal edilmiş, 1301 yılında Osman Gazi'nin General Musollon komutasındaki Bizans ordusunu yenmesinden sonra Bergama, Karesi Beyi Aclan Bey'in idaresine girdi. Aclan Bey'in ölümünden sonra yerine geçen büyük oğlu Demirhan Bey'in kötü yönetimi sonucu Bergama 1317 tarihinde Osmanlı yönetimine girmiştir. Hakim bir tepeye kurulan Pergamon, oldukça geniş bir alana yayılmış durumda. Kentin bölümleri şöyle: Aşağı Kent, Roma Kenti, Zeus Sunağı, Gymnasion, Demeter Tapınağı. Bu bölüm, genellikle evlerin yer aldığı bölüm olarak biliniyor. Ayrıca Pergamon'un en büyük yapısı olarak da bilinen Kızıl Avlu bu bölümde ziyaretçileri bekliyor. Orta Kent'te yer alan yapıların çoğunluğu maalesef ki günümüze ulaşmamış. Orta Kent'te doğrudan devlet yönetimiyle ilgili olmayan yapılar, gençler için spor alanları, halka açık tapınaklar bulunuyordu. Yine burada eskiden bulunan Asklepios Tapınağı'nın yerinde yeller esiyor. Yapıdan sadece temeller günümüze ulaşabilmiş. Günümüzde kentin bu bölümü tamamen yok olmuş. Eskiden burada bir tiyatronun olduğu biliniyor olup tiyatrodan geriye sadece kemerler kalmış durumda. Batı'nın sömürü anlayışı ve yöneticilerin tarihi miraslara yeterince sahip çıkmaması sonucu pek çok eserimiz, bu topraklardan yani ait oldukları yerlerden alınarak farklı ülkelere götürülmüş. İşte o eserlerden bir tanesi de muhteşem güzelliği ile Zeus Sunağı. Sunak, eskiden Pergamon'un en özel bölümlerinden bir tanesiymiş. Günümüzde Pergamon'da sunaktan geriye sadece temelleri yer alıyor. Sunak bütün görkemiyle Almanya'da sergileniyor. Türkiye, Almanya'da bulunan Bergama Müzesi'nde sergilenen Zeus Sunağı'nın Türkiye'ye, yani ait olduğu topraklara getirilmesi için günümüzde yoğun çaba harcıyor. İzmir ve Bergama Belediyeleri, özellikle 90'lardan günümüze kadar yoğun bir hukuki çaba sarf ettiler. Günümüzde de içerisinde akademisyenlerin olduğu gönüllü gruplar hukuki çabalarını sürdürüyorlar. Almanya bütün bu süreçte üç maymunu oynuyor. Hukuki çevreler ise olaya daha farklı bakıyor ve tarihi eserlerin her ne sebeple olursa olsun satılamayacağını ve dolayısıyla böyle bir satış varsa bu satışın geçersiz olduğunu belirtiyor. Günümüzde bir umut kıvılcımı olsa da görkemli Zeus Sunağı'nın ait olduğu topraklara getirilmesi şu aşamada oldukça zor görünüyor. Günümüzde dünyada iki tane bergama müzesi bulunuyor. İlki bizim ülkemizde, İzmir'in Bergama ilçesinde yer alıyor. Bu müzede Pergamon'dan çıkan tarihi eserler sergileniyor. Bir diğer Bergama Müzesi ise Almanya'nın Berlin şehrinde yer alıyor. Bu müzede ise Almanların Bergama'dan götürdükleri Bergama Zeus Sunağı ve Milet'ten götürülen çeşitli eserler sergileniyor. Bu müzenin ilginç bir başka özelliği ise Almanya'da en çok ziyaret edilen müze olduğu biliniyor. Eğer ki Zeus Sunağı ve Türkiye'den götürülen eserler geri alınabilirse bu ziyaretçiler bu eserleri bizzat ait oldukları coğrafyada gezecekler."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kandilli-nevmekan-nerede/16013/", "text": "İstanbul boğazının en güzel yapılarından biri daha Üsküdar Belediyesi tarafından günümüze kazandırıldı. Bir dönemin sembol yapılarından olan 180 yıllık Kandilli Glavany Köşkü metruk halden İstanbul'un en gözde kütüphanesine dönüştü. Nevmekan Kandilli Nevmekanların sonuncusu. Köşk, Osmanlı Bankası'nın kurucusu David Glavany tarafından 1893 tarihinde Kandilli'de İstanbul boğazının en güzel göründüğü, eşsiz manzaralı sırtına inşa ettirilmişti. Yıllar içersinde yıkılmak üzere metruk bir yapıya dönüşen Glavany köşkü Üsküdar Belediyesi tarafından bugün Nevmekan Kandilli olarak tekrar hayata döndürüldü. 180 yıllık Kandilli Glavany Köşkü metruk halden İstanbul'un en gözde kütüphanesine dönüştü."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kartal-kadin-siiri-festivali-ne-ev-sahipligi-yapti/16276/", "text": "Bu yıl 7. Düzenlenen Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiir Festivalinde kadınlar şiirlerle anlatıldı. Festivalin tanıtım toplantısı Kartal'da gerçekleşti. Toplantıya Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, Kartal Belediye Başkan yardımcısı Adem Uçar, Kültür İşleri Müdürü Umut Veli Develi, Basın İşleri Müdürü Hüseyin Güler, Festival Direktörü Op. Dr. Hilal Karahan, organizasyon komitesinden Dilruba Nuray Erenler ile yurt dışı ve yurt içinden gelen şairler katıldı. FeminİSTANBUL Direktörü Op. Dr. Hilal Karahan, festivale katılan şairleri tanıttığı konuşmasında, kadınların dünyanın her yerinde aynı şekilde ezildiğini ve sorunlarının hep birbirine benzer olduğunu belirtti. Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ise yaptığı konuşmada festivale ev sahipliği yapmaktan ve katkı sunmaktan dolayı büyük onur duydukların belirtti. Kahvaltıya çok sayıda basın mensubunun yanı sıra şairlerden Cornelia Manikowsky, Donya Mirzaei, Galvarino Orellana, Fatima Chbibane, Hale Zare Neirizi, Muniam Alfaker, Rana Zare, Ali Mustafa, Aslıhan Tüylüoğlu, Aydan Yalçın, Dilek Özkan, Dilruba Nuray Erenler, Ertuğrul Özüaydın, Fatma Aras, Hilal Karahan, İsmail Biçer, Muhsine Arda, Mustafa Köz, Nalan Çelik, Niyazi Yaşar, Sema Güler, Seval Arslan, Süreyya Akçay katıldı. Neşeli bir havada geçen kahvaltı öğlene dek sürdü. FeminİSTANBUL Açılış Programı Kozyatağı Kültür Merkezi'nde Gerçekleşti VII. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali'nin açılış programı 5 Ekim 2023 tarihinde, Kozyatağı Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Programda şairler şiirlerini okudular. Ardından klinik psikolog Tülay Aydın Türkmen, Yakınına Karşı Ölümcül Eyleme Geçmiş Yetişkin Kadınların Ruhsallıklarının İlk Nesneyle Kurdukları İlişki Bağlamında Rorschach Testi ile İncelenmesi isimli uzmanlık tezi çalışması süresince karşılaştığı 68 kadının hikayesinde benzer olan meselelere ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. FeminİSTANBUL Onur Ödülü Töreni ve Grup Samida Konseri Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde GerçekleştiFestivalin ikinci gününde basın mensupları, yurt dışı ve yurt içinden gelen şairlerin katıldığı etkinliğe halktan da büyük ilgi vardı. AGON dans gösterisiyle başlayan program Roman dansı koreografisinin performansı ile renkli ve neşeli karelere sahne oldu. Cumhuriyetin İlk Yüzyılında Kadın ve ŞiirFeminİSTANBUL Uluslararası Kadın Şiiri Festivali Direktörü, WFP Kıtalararası Direktörü ve WPM Türkiye Üyesi Op. Dr. Hilal Karahan, festival Onur ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, Bildiğiniz gibi her yıl bir manifestoyla yola çıkıyoruz. Bu yıl, Cumhuriyetin İlk Yüzyılında Kadın ve Şiir diyor ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılını kutluyoruz. FeminİSTANBUL'da bu sene Cumhuriyet'in 100. yılında kadını ve şiiri odağımıza aldık. Bu yüzyılda kadına karşı olan tutum ve davranışların değişimine, şiir ile farkındalık yaratma arzusundayız. Bilimde, sanatta, ekonomide, siyasette, sporda hep bu bilinçle, kız kardeşliğin gücüyle hareket ediyoruz. Bu kazanımları korumak, geliştirmek ve genişletmek için şimdi daha da kararlıyız dedi. Onur Ödülleri Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ve Hemşire Şeyma Alakuş'a verildiFeminİSTANBUL'un bu yılki Onur Ödüllleri Türkiye Felsefe Kurumu'nun başkanı, Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve İnsan Hakları Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmakta olan sayın Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremde Gaziantep İnayet Topçuoğlu hastanesinde görevli olan ve depremin olduğu esnada kendi canını hiçe sayarak hasta çocukların odasına koşup onları dışarı çıkarmak için büyük bir mücadele veren Hemşire Şeyma Alakuş'a verildi. Prof. Dr. Kuçuradi'ye onur ödülünü Kartal belediye Başkanı Gökhan Yüksel takdim etti. Kuçuradi, Feminist İstanbul Ekibine bana bu ödülü verdiği için, burada bulunan şair dostlara ve hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. dedi. Hemşire Şeyma Alakuş'a onur ödülünü, 2018 yılında ödülü almış olan Zeynep Altıok Akatlı takdim etti. Ödül töreninin ardından yabancı şairler şiirlerini okudu. Gecede Grup Samida birbirinden çok sevilen şarkılarını seslendirdi. 7. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali 5-8 Ekim 2023 tarihinde Kartal Belediyesi ve UNESCO'ya bağlı organizasyonlar olan Dünya Şiir Festivali, Dünya Şiir Hareketi desteğiyle gerçekleşti. Her yaştan dinleyicinin katıldığı festival büyük ilgi gördü."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kayip-rihtim-aylik-oyku-seckisi-nde-bu-ay-evliya-celebi-var/16092/", "text": "Kayıp Rıhtım tarafından yayına hazırlanan Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi 14. yılını kutluyor. Seçki'nin yıldönümü özel sayısı odağına ünlü seyyah Evliya Çelebiyi alıyor.160. defa dijital dünyada okurla buluşan kayıp rıhtım Aylık Öykü Seçkisi, yeni sayısında Evliya Çelebi'nin sınır tanımayan anlatılarına bir tür saygı duruşunda bulunuyor. Bu özel sayıda Çelebi bazen bir bilimkurgu hikayesinde, bazen bir alternatif tarih anlatısında, bazen de bilinen sınırların çok ötesindeki kozmik maceralara dahil oluyor. Toplamda 18 öyküden oluşan Evliya Çelebi sayısı için özel olarak tasarlanan kapak illüstrasyonu iseYağmur Candar imzasını taşıyor. İlki 2009 yazında yayınlayan, o tarihten beri de düzenli olarak tematik formatta okurların karşısına çıkanKayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi, Türkiye'nin dijital hikaye hafızasına katkılar sunmayı sürdürüyor. Bugüne dek yüzlerce yazarı on binlerce okurla bir araya getiren e-dergi yayın serüvenini hız kesmeden devam edecek. Seçki, kasım ayında yayınlanacak yeni sayısında Ahtapot teması ile geri dönecek. Temaya uyan ve 30 Ekim 2023 tarihine adresine gönderilen öyküler gelecek sayı için değerlendirilecek. Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi 14. yaşını Evliya Çelebi temalı özel sayısı ile kutluyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kerem-yilmazer-mezari-basinda-anildi/16502/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın usta sanatçısı kerem yılmazer için, vefatının 20. yıl dönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında bir anma töreni düzenlendi. Anma törenine, Kerem Yılmazer'in eşi Göksel Kortay, sanatçının dostları ve Şehir Tiyatroları çalışanları katıldı. Kerem Yılmazer, 20 Kasım 2003 günü İstanbul'da yaşanan terör saldırılarında hayatını kaybetmişti. Anma törenine, Kerem Yılmazer'in eşi Göksel Kortay, sanatçının dostları ve Şehir Tiyatroları çalışanları katıldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kurtalan-ekspresi-dogu-ekspresi-ne-alternatif-mi-yoksa-sadece-bir-tren-yolculugu-mu/15607/", "text": "Doğu Ekspresi henüz popüler değilken ve yer bulmanın oldukça kolay olduğu bir dönemde Doğu Ekspresi'nde seyahat etmiştim. Yıl, sanıyorum 2017 idi. Kars'ın harika mimarisi, yol boyunca gördüğüm muhteşem manzara beni kendine hayran bırakmıştı. Yine bu sayfada da bu seyahati uzun uzun anlatmıştım. Yaklaşık 6 yıl sonra bir yolculuğa daha çıktım. Aslında bu yolculuktaki hedefim Doğu Ekpresi'ne alternatif bulabilir miyim? sorusuna cevap aramaktı. Cevabı buldum ama sonuç pek de istediğim gibi değildi. Bilindiği gibi Cumhuriyet'in ilk yıllarında pek çok ana hat tren güzergahı vatandaşların hizmetine sunulmuş. Bunlardan en uzun olanları Doğu Ekspresi, Van Gölü Ekspresi ve Kurtalan Ekspresi. Özellikle bu üç ana hat her gün binlerce yolcu taşıyor doğu ile batı arasında. Yol uzun olunca haliyle trende geçirilen süre de artıyor. Bu hatların ortalama süresi 26 saat. Doğu Ekspresi'nde daha önce seyahat ettiğim için geri kalan iki hattan birini denemek istedim. Van Gölü Ekspresi haftada iki gün sefer yapıyor. Bu yüzden yataklı vagonda yer bulmam mümkün olmadı. Ben de haliyle yönümü Kurtalan Ekspresi'ne çevirdim. Bundan 79 yıl önce faaliyetlerine başlamış Kurtalan Ekspresi. Günümüzde kurtalan ekspresi adını kullansak da aslında tam adı Güney Kurtalan Ekspresi. Yolculuk, Siirt'in Kurtalan ilçesinde başlıyor ve Ankara'da son buluyor. Diyarbakır, Batman, Elazığ, Malatya ve Kayseri dahil olmak üzere toplam 69 durağa yolcu taşıyor Kurtalan Ekspresi. Kurtalan Ekspresi macerama başlamadan önce Kurtalan Ekspresi ile ilgili önemli bir detayı aktarmak isterim. Barış Manço'nun kurucusu olduğu ve ülkemizin kült rock gruplarından Kurtalan Ekspres, sondaki iyelik düşürerek adını bu hattan almış. Haydarpaşa Garı'nın kapalı olmadığı o zamanlarda bu hat, İstanbul-Kurtalan arasında seferlerini sürdürüyormuş. Her ne kadar bu adın konulmasını Barış Manço teklif etse de yine bir dönem bu adı değiştirmeyi teklif etmiş. Grup üyeleri bu fikre sıcak bakmamış ve Kurtalan Ekspres adıyla 1972 yılından bu güne kadar aynı isimle devam etmişler. Diğer ana hatlarda olduğu gibi Kurtalan Ekspresi'nde de pulman, örtülü kuşetli, yataklı ve yemekli olmak üzere dört vagon tipi bulunuyor. Pulman tipi, otobüs koltuğu şeklinde olan tren vagonu için kullanılıyor. Bu vagon genellikle kısa aralıklı seyahatler için tercih ediliyor. Örtülü kuşetli bir kompartımanı dört kişinin kullandığı ve koltukların açılarak yatak yapıldığı vagon tipine verilen isim. Yataklı vagon ise iki kişilik kompartımanların dahil olduğu vagon tipi. Yataklı vagon, diğer iki vagon tipine göre çok daha konforlu. Zaten en az 26 saat süren bir yolculuk için de en iyi alternatif. Yataklı vagonlarda temiz çarşaf, terlik, havlu ve minik ikramlar veriliyor. Ayrıca bu vagon tipinde her bir kompartımanın içinde lavabo ve ayna bulunuyor. Bu arada telefonlarınızı şarj etmeniz için de bir priz var. Yine yataklı vagondaki kompartımanlarda mini buzdolapları da yolcuların hizmetine sunuluyor. Hangi vagon tipi olursa olsun vagonun her iki tarafında tuvaletler bulunuyor. Dünyanın pek çok yerinde tren rotaları gezginler için büyük bir nimet. Gezginler, cazip fiyatlara muhteşem rotaların tadını çıkarıyor. Bizde aslında tren uzun yıllar sadece ulaşım aracıydı. Doğu Ekspresi'nin keşfedilmesi ile birlikte gezginler trenlere ilgi göstermeye başladı. Hatta öyle bir ilgiyle karşılaşıldı ki TCDD Turistik Doğu Ekspresi adıyla yeni tren seferleri ekledi. Tabii, bu bile çözüm olmadı. Hala Doğu Ekspresi'ne yer bulmak her babayiğidin harcı değil. İşte böyle bir ortamda yeni bir tren rotasını deneyimlemek için yola koyuldum. Sadece trenle de yetinmeyip bir gezi güzergahı oluşturdum. İlk olarak Van'a uçakla gittim. Bitlis, Muş ve Diyarbakır'ı otostop ya da minibüslerle gezdikten sonra Batman'a uğradım. Son durağım da Kurtalan oldu. Buradan da trenle Ankara'ya yolculuğum başladı. Kurtalan Ekspresi sabah 09.30'da yola çıkıyor ve yaklaşık 26 sonra Ankara'ya ulaşıyor. Özellikle il merkezlerinde yaklaşık 10 dakika mola veriyor. En uzun mola yeri Malatya. Ben daha fazla yer görmek amacıyla daha erken saatte başladığı için Kurtalan'ı tercih ettim. Ankara- Kurtalan arası da denenebilir. Gelelim sorumuzun cevabına. Öncelikle Kurtalan Ekspresi maalesef ki bir Doğu Ekspresi değil. Doğal güzellik anlamında Doğu Ekspresi'nin tadını vermiyor. Yol boyunca görebildiğiniz tek şey geniş düzlükler. Zaten geçen şehirlerin hepsi de oldukça düz şehirler. Ben yaz mevsiminde gittiğim için bol bol arpa ve buğday tarlalarını izledim. Doğu Ekspresi'nde geçtiğiniz tüneller bile sizi heyecanlandırırken bu hatta tünel bile görmeniz çok zor. Ayrıca Doğu Ekspresi'nde seyahat edenlerin çoğu gezginlerden oluşuyor. Kurtalan Ekspresi halen birinci işlevi yani ulaşım hizmeti ile faaliyetlerini sürdürüyor. Bu yüzden burada renkli görüntüleri göremiyorsunuz. Bu sorunun cevabını vermek oldukça güç. Eğer ki Doğu Ekspresi'nin denemişseniz yeni bir mecera için bence bu hattı deneyebilirsiniz. Bunun yanında bu hat sizin ilk tren geziniz olacaksa bence doğru tercih değil. Tabii, burada mevsim de önemli. Yazın sadece çorak tarlalar olduğu için manzara anlamında çok seçenek yok. Belki kışın gidilse çok daha ilgi çekici olabilir. - Ben yaz döneminde bu hattı kullanmama rağmen klimalar oldukça iyi alışıyordu. - Trende otel terliği veriliyor. Kendi terliğinizi getirseniz çok daha rahat edersiniz. - Çarşaflar oldukça temizdi. Yedek çarşaf getirmenize gerek yok. - Yemekli vagondaki yemekler çok kötü. Ben köfte pilav yedim ve her ikisi de ömrümde yediğim en kötü şeylerdi. Trene binmeden market alışverişi yapmanızda fayda var. Zaten yemekli vagonda pek de seçenek yok. - Telefonda %90 oranında çekiyor ve şarj sıkıntısı olmuyor. - Tuvaletler oldukça temiz ve tuvalet kağıdı var. - Eğer ki baştan başa bir tur düşünüyorsanız kesinlikle yataklı vagonu tercih etmelisiniz. Benim Kurtalan Ekspresi hakkında görüşlerim böyleydi. Sorularınız yorumlarınız varsa yorum bölümüne yazabilirsiniz."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/kus-ucusu-nun-yeni-sezon-tarihi-belli-oldu/16455/", "text": "Kuş Uçuşu, kaldığı yerden devam etmek üzere geri dönüyor. Aslanların dünyasındaki görünmezliğinden faydalanarak en tepeye kadar uçan Aslı, aynı yükseklikte süzülmeye devam edebilecek mi? Başrollerini Birce Akalay, Miray Daner ve İbrahim Çelikkol'un paylaştığı Kuş Uçuşu'nun ilk sezonunda yaşanan fırtınanın yıkımına uğrayan her şey yeni baştan inşa ediliyor. Büyük bir hırsla istediklerini nihayet avuçlarının içine alan Aslı, hayallerini kurduğu koltuğu doldurmanın gereklilikleri ve beraberinde gelen gerçek sorumluluklar ile yüzleşiyor. Tahtını tecrübesiz bir kuşa kaybeden Lale ise sahip olduğu gücün ardında kaybettiklerini Kenan'ın da desteğiyle yeniden aramaya başlıyor ve hikaye bambaşka yerlere uzanıyor. Ormanın değişmez kanunlarını baştan yazan Kuş Uçuşu, yeni sezonuyla 14 Aralık'ta tüm dünyayla aynı anda Netflix'te yayınlanacak. Kuş Uçuşu 2. Sezon Hakkında: Ormanda yaşayan aslanlarla onlar tarafından görmezden gelinen avcı kuşun amansız mücadelesini anlatan Kuş Uçuşu, dünyada hala karar verici pozisyonlarda duran önceki kuşakla, yetişmekte olan yeni kuşağın çarpışmasını gözler önüne seriyor. İlk sezonunu Aslı'nın Lale'yi yerinden ederek zafere ulaşmasıyla sonlandıran dizi, yeni sezonunda Aslı ve Lale'nin kıran kırana çekişmelere sahne olan medya sektöründe ayakta kalma savaşına odaklanıyor. Aslan sürüsünün bir parçası olmaya çalışan Aslı için işler daha da zor bir hal alırken Lale, tutkularını kaybetmenin acısıyla kabuğuna çekilip kendini evine hapsediyor. İlk sezonda yaşananların ardından ikilinin mücadelesi ve kuşaklar arasındaki savaş tüm hızıyla devam ediyor. Ormanın değişmez kanunlarını baştan yazan Kuş Uçuşu, yeni sezonuyla 14 Aralık'ta tüm dünyayla aynı anda Netflix'te yayınlanacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/la-mov-compania-de-danza-istanbul-da-sahne-alacak/16243/", "text": "2008 yılında modern dansın öncülerinden Maurice Bejart'ın öğrencisi olan Lyon Operası'nın ünlü solist dansçısı Victor Jimenez tarafından kurulan La Mov, kısa süre içerisinde modern dansın uluslararası yüzü haline geldi. Topluluk yenilikçi yaklaşımı, dinamik sahne performansları ve uluslararası başarılarıyla tanınıyor. La Mov, 12'den fazla geniş formatlı prodüksiyonla, klasik eserlerin yanı sıra Rodovalho, Francisco Lorenzo gibi çağdaş koreografların eserlerini de başarıyla sahneye taşıdı. Amerika Birleşik Devletleri'nden İtalya'ya, İngiltere'den Almanya'ya kadar birçok uluslararası sahnede izleyici karşısına çıkan topluluk, kendi ana vatanı olan İspanya'da da sayısız prestijli sahnede performans sergiledi. Dansın YıldızlarıBu özel performansta, sahneye çıkacak olan dansçılar Imanol Lopez, Paula Rodriguez, Daniel Romance, Maria Bosch, Fermin Lopez, Ainhoa Fernandez, Leyre Domingo ve Pilar Miguel yenilikçi ve dinamik yorumlarıyla dans dünyasında sınırları zorlamaya devam ediyor. Modern dansın zirvesinde yer alan topluluk La Mov Compania de Danza, 19-20 Ekim tarihlerinde saat 20.00'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda dansseverlerle buluşuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/loki-ikinci-sezonu-ile-geri-dondu/16178/", "text": "Uzay ve zaman arası çıktığı yolculukta kendini büyük tehlikelerle karşı karşıya bulan Loki, 2. sezonuyla bugünden itibaren Disney+'taki yerini aldı. Michael Waldron'un yaratıcısı olduğu ve Marvel Studios'un imza yapımlarından olan 'Loki', yeni sezonunun ilk bölümüyle bugün izleyicilerle buluşuyor. Şok edici sezon finalinin ardından dizi, Loki'nin kendisini Zaman Değişim Otoritesi'nin ruhu için verilen bir savaşta bulmasıyla kaldığı yerden devam ediyor. Loki, Mobius, Hunter ve B-15'le birlikte yeni ve geri dönen karakterlerden oluşan bir ekiple beraber birlikte yola çıkıyor. Loki, Sylvie'yi, Yargıç Renslayer'ı, Bayan Minutes'i ve özgür irade ile görkemli bir amaca sahip olmanın ne anlama geldiğine dair gerçeği bulmak için sürekli genişleyen ve giderek tehlikeli hale gelen çoklu evrende yol alıyor. Tom Hiddleston'ın yeniden Loki olarak karşımıza çıktığı dizide oyuncuya Sophia Di Martino, Gugu Mbatha-Raw, Wunmi Mosaku, Eugene Cordero, Rafael Casal, Tara Strong, Kate Dickie, Liz Carr, Neil Ellice, Jonathan Majors, Ke Huy Quan ve Owen Wilson eşlik ediyor. 6 bölümden oluşan dizinin 2. sezonunun yönetmenliğini Justin Benson ile Aaron Moorhead, Dan DeLeeuw ve Kasra Farahani üstleniyor. Marvel evreninin en ünlü kahramanlarından olan Loki, heyecan dolu hikayesine kaldığı yerden devam ediyor. 'Avengers: Endgame'de yaşananların sonrasını anlatan dizi, 2. sezonunun ilk bölümüyle bugünden itibaren Disney+'ta izlenebiliyor. Tom Hiddleston'ın ikonik Fesatlık Tanrısı Loki'nin maceralarının anlatıldığı dizi, her cuma yeni bölümleriyle seyircilerle buluşmaya devam edecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/luka-gitme-ya-da-kalma-metaforu-seyyahlik-duygumla-oruntulu/16335/", "text": "Anadolu'nun kültürel değerlerini eserlerine yansıtan sanatçı ve öğretim üyesi LUKA, yirmi beşinci kişisel sergisiyle Troya efsanesini Kanada'nın Ontario eyaletinde yer alan London kentine taşıdı! Aynı zamanda Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Lütfü Kaplanoğlu London Art Space'te açılan Troy sergisindeki eserleriyle sanatseverleri, Homeros döneminden kalan bu muhteşem Anadolu antik kentinin aşk ve savaşla iç içe geçmiş ruhunu yeniden keşfetmeye davet ediyor. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta LUKA ile Troy sergisini konuştuk.\"Troy\" sergisi, Troya efsanesinin yanı sıra Anadolu coğrafyasına ve kültürüne bir saygı ifadesi sunuyor. Anadolu'nun sizde ve eserlerinizde nasıl bir yansıması var? Anadolu, içinde farkındalığı olan ve bu kültürü yaşayan bir sanatçının duyarsız ve kayıtsız kalamayacağı müthiş bir coğrafya. Her zerresi farklı bir hikaye barındırıyor. Bu sebeple çocukluğumu da kapsayan bütün hayat dönemlerimde ilham kaynağımdır. 1994'ten günümüze halk inanışlarından hikayelerine, efsanelerinden kurgan ve ören yerlerine kadar her zerresi odağımı oluşturuyor. 1994 1997 yılları arası halk inanışları üzerine odaklanmışken 1997 - 2019 arası bütün araştırmalarım ve resim çalışmalarım Anadolu'yu kapsayan kültürü betimlemekle geçti. 2019 sonrasında ise yine Anadolu'yu içeren ama daha çok insana odaklanan bir serüven gelişti. Bu serüvenlerin her aşamasında Anadolu'nun kültürel tabakalarını yan yana, üst üste ya da iç içe geçmiş, birbirinden ayrılmaz bir şekilde betimledim. Troya sergisinin tanıtım metninde gitme, varma arzusu ile kalma noktasında verdiğiniz mücadelenin metaforundan bahsetmişsiniz. Nereye gitmekten ve nerede kalmaktan söz ediyorsunuz? Bu ikilem sanatçı kimliğinize çelişki yaratmıyor mu? Gitme ya da kalma metaforu aslında keşif duygusu veya seyyahlık duygumla örüntülenmiş girift bir yapıyı barındırıyor. Keşfetme duygusu üretme dürtüsünü tetikliyor ve bu döngünün oluşturduğu enerji daha çok yeri gezmeyi, tanımayı ve paylaşmayı sağlıyor. Anadolu görmesini bilen için sürekli bir sürprizdir. Karşımıza çıkan her imge zengin metaforlarlarla dolu olması sebebiyle bir yerlere bir şekilde taşınıyor. Kaldığınızda daha fazla yük ve sorumluluk katarken, gittiğinizde ise uzaktan baktığınız için geniş planı, bütünü görmenizi sağlıyor ve bu durum hayranlığınızı artırıyor. Bu gidişin aslında kendinden ya da duyarsızlıklardan kaçma biçiminden kaynaklı olduğunu söyleyebilirim. Anadolu'daki her ören yerinin ve kültürünün tanınması yabancıların keşfiyle olmuştur. Yani biz keşfetme arzusundan uzağız. Yabancı birinin çektiği bir görsel ya da yazdığı yazıyla farkındalığımız artıyor. Bu sebeple ne şekilde olursa olsun uzaklaşarak bakmanın gerekliliğine inanıyorum. Serginin manifestosunun uyandırdığı merak; serginin düzenlendiği London Art Space'in Troya temasını nasıl bir ortamda sunduğuna götürüyor. Metninize ithafen Troya'nın dirilişini nasıl bir ortamda kutluyorsunuz? Sergi mekanını göremeyenler için mekanın atmosferini aktarabilir misiniz? Serginin düzenlendiği alan belkide London kentinin en eski yapılarından biridir. Aynı zamanda Anadolu'nun geleneksel yapılarının sıcaklığını barındırıyor. Eserlerimin içeriğine uygun ve o sıcaklığı barındıran mekan bu yüzden tercih edildi. Sergiyi gezen kişilere özellikle Troyaların çeşitliliğini, Anadolu'nun kültürel katmanlarını hissettirebildiğimiz için alt metinler ve merak uyandıran sorularla doluyorlar. Gerçekleştirdiğim projeler, Anadolu'ya haranlığın izlerini taşıyorErzurum Gravürleri, Ani Harabeleri, Ahlat Gravürleri, İstanbul'un kültürel mirası gibi çok sayıda projeye imza attınız. Bu projelerin kapsamı ve etki alanından bahseder misiniz? Bu projelerin hepsi Anadolu'ya olan hayranlığın izleridir. Saydığınız her şehirde kültürel envanterler yerinde görüldü ve eskizler, görüntüler alınarak gravür olarak betimlendiler. Bu çalışmalardan kitap, makaleler, sempozyum sunumları, patentler ve kataloglar yayınlandı. Mesela Erzurum gravürleri sergisinin etkisiyle eski evler belediye tarafından satın alınarak asli unsurlarıyla kültürel misyonlarına döndürüldü. Gravürlerinizde çok renkli ve çok parçalı yapılar ve genel olarak tek baskılar göze çarpıyor. Bunlar gravür sanatının daha kapsamlı biricik boyutta ele alındığı izlenimi veriyor. Gravür sanatı ile ilgili bu anlamda özel bir uğraşınız var mı? Yapmış olduğum ulusal ve uluslararası etkinlikler nedeniyle gravürlerle yapılabilecek bütün teknikleri öğrendim. Bazı teknikleri baskıresim derslerini aldığım öğrenciliğimde düşünerek keşfetmiştim. Çok parçalı gravürler daha o dönemde başlamıştı. Sorunuza cevap olarak şunu söyleyebilirim ki gravürün çok parçalı yapısını Anadolu'nun katmanlı yapısıyla bağdaştırdığım için kullansam da eserin yeganeliği beni daha tatmin ettiği için edisyon olarak çoğunlukla tek baskıda bırakıyorum. Günlerce kalıp oyup yegane baskı almak her ne kadar zor olsa da ekonomik yönüne odaklanmadığımdan umursamıyorum. Bu yüzden de kendi koleksiyonumu özellikle koruyorum. Resimlerinizde doğa, insan ve hayvan figürlerine rastlıyoruz. Ama en dikkat çeken ortaklık çok katmanlı zeminler kullanmanız. Anadolu teması odağında çalışan biri olarak çalışmalarınızı bu coğrafyanın çok kimlikli, çok kültürlü bütünleşik yapısına gönderme olarak değerlendirebilir miyiz? Eserlerime kaynaklık eden her imge ya da malzeme bilincin ürünü olarak yer alıyor. İç içe geçmeler, katmanlar, çeşitlilikler ya da figürler bu mantığın bir parçası elbette. Ama burada en önemli vurgum hepsinin bir aradalığıyla oluşturduğu güç. Bu gücün farkındalığında olan bir sanatçı olarak çok kimlikliliği değerlendiriyorum. Paylaşmak önümdeki tüm engelleri ortadan kaldırıyorSanat dünyasında önemli bir yere sahip olduğunuz gibi Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Bölümü Başkanlığı görevini de yürütmektesiniz. Bu yoğun tempo ile nasıl başa çıkıyorsunuz? Motivaston ve ilham kaynağınız nedir?Bu tamamen zaman yönetimimle alakalı bir durum. Hangi işi hangi anda ve hangi pratiklerle yapacağımı bilmekle alakalı. tecrübe arttıkça alternatifler de gelişiyor ve artıyor. Bu sebeple derslerimi de yapıyorum, akademik görevlerimi de sürdürüyorum, eserlerimi de üretiyorum. Bilgimi, tecrübemi ve yeteneklerimi çevremdeki kişilerle paylaştıkça da çoğalıyorum. Yani paylaşmak önümdeki tüm engelleri ortadan kaldırıyor. Bu sebeple hayatımda istediğim bütün ideallerimi yaşıyorum. İnsan enerjidir. Eğer bu enerjinin farkındaysanız başarıya ulaşırsınız. Şuan misafir öğretim üyesi olarak Kanada'nın, London, Ontario'daki IVEY Business School'dasınız. Kanada'da geçirdiğiniz bu dönemde, yerel sanat ortamını Türkiye ile karşılaştırmak için farklılıklar veya benzerlikler gözlemlediniz mi? Toplum olarak çok üretken, çok zeki ve çözümcül olduğumuzun farkındaydım ama Kanada ile aramızda bu kadar açık ara fark olduğuna şahit olmamıştım. Sanatın yoğun düşünceyle alakasını kabul ettiğimizde pratik ve alternatif çözümler varsa çeşitlilikler de artıyor. Sorgulamayan ve hazır yaşama pratiğine alışmış bir toplumu, Türkiye ile karşılaştırmak imkansız gibi bir şey. Türkiye, birçok alanda Kanada'dan meraklı ve sorgulayıcı diye düşünüyorum. Göçmenlik müessesesinin buraların enerjisini diri tuttuğunu gözlemliyorum. Sadece ülkemizin sanatçılarının kültür politikası olarak buralarda yer alırlarsa büyük farklılıklar yaşayacağına inanıyorum. Yürüttüğünüz projelerde sanatçılar, akademisyenler ve genç yeteneklerle bir araya geldiğinizi biliyoruz. Bu tür işbirliklerinin sanat topluluğuna ve genç yeteneklere katkısı nedir? Aslında en önemsediğim bir konuyu sorduğunuz. Ülkemizin genç yetenekleri... Ülkemiz potansiyel genç sanatçı potansiyeline sahip ama bu gençler ne yazık ki doğru projelerle desteklenmiyor. Dijital sanatlarda dünyaya açılan ve dünyada önemli yer edinen dijital sanatçılar, çağdaş ya da klasik alanlarda neden yer alamıyor konusunu çözmek gerektiğine inanıyorum. Sınırlı sayıda açıklanan devlet destekli hibeler, doğru projelerle özel sanatçı programlarında kullanılırsa; hem ülkeye, hem de gençlerin kendi bireysel gelişimlerine katkı sunacağını öngörüyorum. Yapmış olduğum devlet destekli projelerde sanatını geliştirmek isteyen yüzlerce gençle tanıştım ve onları sürece dahil ettim. Sadece sınırlı bir zaman dilimi bu gençlerin yetişmesi için yeterli değil maalesef. Gençlerin özgüvenlerini sağlamak ve arkalarında durmak gerekiyor. Bu gücü hissettiklerinde eminim ülkemizde sanat turizmi ciddi manada önemsenecektir. Sanat projelerine devam edecek misiniz? Yoksa daha çok eser üretim sürecinde mi kalacaksınız?Sanat varsa bireysel ya da kitlesel projeler de vardır. açıklanan proje gördüğümüzde ekibimizle hemen başvuru yapıyoruz. Ama maalesef yeni proje artık çıkmıyor. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta LUKA ile Troy sergisini konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/luz-casal-istanbul-da-konser-verecek/16503/", "text": "Pedro Almodovar'ın 'Yüksek Topuklar' filminin unutulmaz sesi Luz Casal, 2023 yılında yayınladığı, 11 şarkıdan oluşan ve klasik enstrümantasyonlar ile farklı ve beklenmedik soundların bir arada sunulduğu bir albüm olarak tanımladığı son albümü Las Ventanas de mi Alma ile birlikte 40 yılı aşkın kariyerinin en güzel şarkılarını 30 Kasım'da İş Sanat'ta seslendirmeye hazırlanıyor. Unutulmaz Pedro Almodovar filmi 'Yüksek Topuklar' için kaydettiği Augustin Lara klasiği 'Piensa En Mi ' şarkısıyla Türkiye'de de çok sevilen, 'La Pasion' ile yine platin plak satışlarını geride bırakan Luz Casal, Best Of albüm çalışması 'Un Ramo De Rosas ' ile de en çok satanlar arasına girmişti. 'Gracias A la Vida', 'Historia De Un Amor', 'Amado Mio' gibi klasik şarkılara getirdiği yorumlarla tüm dünya'da müzikseverlerin hayranlığını kazanan Luz Casal, 2017 yılında Dalida'nın en güzel şarkılarını derlediği Luz Casal Chante Dalida albümünü yayınladı. Luz Casal, ertesi yıl hayranları tarafından büyük bir beğeni ile karşılanan ve müzik eleştirmenleri tarafından hakkında övgüyle söz edilen albümü Que corra el aireyi müzikseverlerle buluşturdu. 2019'da Morna şarkısını yayınlayan sanatçı, Mayıs 2022'de Galiçya Kraliyet Filarmoni Orkestrası eşliğinde kariyerinin en özel şarkılarını seslendirdiği repertuvarı ile CD ve DVD olarak yayınlanan Solo esta Noche canlı konser kaydı ve son olarak arzu, endişe ve hayata dair tüm duyguları güçlü bir şekilde yansıtıyor dediği son albümü Las Ventanas de mi Alma yı dinleyici ile buluşturdu. Luz Casal, 2023 yılında yayınladığı, 11 şarkıdan oluşan ve klasik enstrümantasyonlar ile farklı ve beklenmedik soundların bir arada sunulduğu bir albüm olarak tanımladığı son albümü Las Ventanas de mi Alma ile birlikte 40 yılı aşkın kariyerinin en güzel şarkılarını 30 Kasım'da İş Sanat'ta seslendirmeye hazırlanıyor. Pedro Almodovar'ın 'Yüksek Topuklar' filminin unutulmaz sesi Luz Casal, 2023 yılında yayınladığı, 11 şarkıdan oluşan ve klasik enstrümantasyonlar ile farklı ve beklenmedik soundların bir arada sunulduğu bir albüm olarak tanımladığı son albümü Las Ventanas de mi Alma ile birlikte 40 yılı aşkın kariyerinin en güzel şarkılarını 30 Kasım'da İş Sanat'ta seslendirmeye hazırlanıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/mahsun-j-dizisinin-cekimleri-basladi/16486/", "text": "Toplam sekiz bölümden oluşacak dizide Röportaj Adam lakabıyla tanınan, sosyal medyada paylaştığı videolarla milyonlara ulaşan ve son olarak İllegal Hayatlar filmiyle gişede büyük başarı elde eden Mahsun Karaca, başkarakter Mahsun'u canlandırıyor. Kimsenin hayatından memnun olmadığı bir dünyada para için kimin, neyi, ne kadar yapabileceğini sorgulayan bir modern zaman hikayesi olan Mahsun J., mutluluğu kovalayan kalabalıklar içinde Mahsun ve yakın arkadaşı Leyla'nın sıra dışı ve mizah dolu hikayesini izleyiciyle buluşturacak. Gibi ve Dünya Bu'nun yönetmeninden yepyeni bir komediYönetmen koltuğunda Gibi dizisinin ilk iki sezonunu ve Dünya Bu dizisini yöneten Ömer Sinir'in oturduğu Mahsun J. nin senaryosunda ise Öğünç Ersöz imzası bulunuyor. Mahsun J.'nin kadrosunda Mahsun Karaca'nın yanı sıra; Eda Akalın, Mehtap Özdemir, Engin Yüksel, Tuğçe Yolcu, Yosi Mizrahi, Ayça Damgacı, Fikret Urucu yer alıyor. GAİN'de izleyiciyle buluşacak olan BKM Mutfak yapımı Mahsun J. dizisinin çekimleri 17 Kasım itibarıyla başladı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/manisa-nin-peribacalari-kuladokya/16230/", "text": "Hepimiz Kapadokya'nın büyüleyici güzelliğini biliriz. Her yıl sadece Türkiye'den değil, dünyanın farklı ülkelerinden de binlerce turistin ziyaret ettiği bir destinasyon Kapadokya. Şimdilerde bölgeye has festivallerle de ününü iyice katladı. Peki, Kapadokya'yı özel kılan nedir? Tabii ki de muhteşem güzellikteki peribacaları. Bu coğrafi şekilleri sadece Kapadokya'ya has zannetsek de aslında öyle değil. Hem Türkiye'nin değişik yerlerinde hem de dünyanın farklı ülkelerinde peribacalarına rastlamak mümkün. Ben bu şekillere Kapadokya haricinde Van'da ve İran'ın Kandovan şehrinde rastladım. Tam görülmesi gereken bütün peribacalarını gördüm derken karşıma bir tane daha çıktı: Manisa'nın Kula ilçesinde yer alan ve kuladokya olarak bilinen peri bacaları. Coğrafi şekil olarak bakıldığında peribacaları aslında bir ortak çabanın ürünü. Yağmur, kar, sel ve rüzgar el ele vererek bu coğrafi şekli oluşturuyor. Tabii, yumuşak bir zemin ve sert bir yüzey de bu denklemde olmazsa olmazlar arasında yer alıyor. Genellikle volkanik arazilerde görülen peribacaları şu şekilde oluşuyor: Zemindeki tüf zamanla aşınıyor, yüzeyde kalan sert tabaka ise sabit kalıyor ve ortada muhteşem güzelliği ile peribacaları kalıyor. Tabii, bahsettiğimiz süreç dünden bugüne bir süreç değil, binlerce yıllık bir zaman dilimini kapsıyor. İran'daki peri bacaları hakkında yazdığım yazıya yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz haftalarda Ege'nin sakin şehri Manisa'ya bir seyahat yaptık. Şehre karşı aslında ilk başta ön yargılarım vardı. Manisa, benim için İzmir'e giderken mesafe ölçmek için bir göstergeydi ancak. Bir gün olsun Acaba Manisa'da ne vardır, Manisa'da gezilecek yerler nereler? sorusu aklıma gelmedi. Ta ki arkadaşım, Hafta sonu Manisa'ya gidelim! diyene kadar. Manisa'da gördüm ki bu şehir hiç de öyle ara durak değil. Hem insanları ile hem de görülmeye değer yerleriyle gezginlerin mutlaka rotalarına eklemeleri gereken bir yer. Manisa gezimiz sırasında beni en çok şaşırtan şeylerden biri bölge halkının Kuladokya olarak isimlendirdiği peribacaları oldu. Kula'nın tarihi evleri ile başladığımız gezide sıra Kuladokya'ya gelince düştük yollara. Kula merkeze yaklaşık olarak 15 km uzaklıkta olan Kula Peribacaları, her ne kadar oldukça sınırlı bir alanı kapsasa da yine de görenleri büyülemeye yetiyor. Kapadokya'dan çok daha genç olan Kula Peribacaları, belki de binlerce yıl sonra çok daha genişleyecek ve turizm için oldukça verimli bir hale gelecek. Bilindiği gibi ülkemizde belli coğrafyalarda zamanın bir yerinde faaliyete geçmiş bazı volkanlar bulunuyor. Erciyes Dağı, Nemrut Dağı, Tendürek Dağı gibi volkanik araziler ülkemizdeki en popüler sönmüş volkanlar arasında yer alıyor. Aslında çok bilinmese de Kula'da da sönmüş irili ufaklı çeşitli volkanlar bulunuyor. İşte Kula'daki bu volkanik oluşum Kuladokya'nın oluşumunu sağlayan başlıca sebep olarak gösteriliyor. Kolay aşınabilen volkanik araziler, sel suları ve rüzgar yardımıyla kolayca peribacalarına dönüşüyor. Bu doğal güzelliği korumak için Milli Parklar Genel Müdürlüğü devreye girmiş ve bölgeyi kula peri bacaları Tabiat Anıtı olarak adlandırmış ve 1. Derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı ilan etmiş. Haliyle özellikle insan eliyle oluşabilecek tahribatın da önüne geçilmiş. Gördüğüm kadarıyla Kuladokya'da iyi de bir çevre düzenlemesi yapılmış. Seyir terasları, kamelyalar ve banklar yerli yerinde. Giriş kapısının hemen yanına bir çeşme konulmuş ve araba park etmek için de uygun alanlar yapılmış. Bu arada giriş ücreti alınmadığını da belirtmiş olayım. Az önce de belirttiğim gibi Kuladokya kilometrelerce uzanan bir bölge değil. Bu yüzden uzun uzun vakit ayırmaya gerek yok. Birkaç saatlik bir zaman hayli hayli yetecektir. Bu arada sadece Kuladokya'yı gezmek yerine Manisa'da görülecek farklı yerleri de ekleyerek gezinizi daha zengin hale getirebilirsiniz. Bunun için birkaç rota önerebilirim. Sardes, Yunus Emre Türbesi, Kula, Kuladokya sıralaması ile harika bir gün geçirmek mümkün. Ulubey Kanyonu, Kuladokya, Kula sıralaması ile de yine harika bir rota izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/meghan-markle-in-dizisi-the-suits-yeniden-cekilecek/16246/", "text": "2020'de İngiltere'deki kraliyet görevlerini bırakarak ABD'ye taşınan Prens Harry ve Meghan Markle çifti her ne kadar kraliyet ailesinden ayrılmış olsa da gündemde kalmayı başarıyor. Markle, 2016 yılında Prens Harry ile görüşmeye başladığı esnada Suits adlı dizide rol alıyordu. Variety'nin haberine göre, The Suits dünyasını konu alan yeni bir dizi için çalışmalar başladı. Dizinin hangi zaman dilimini konu alacağı veya kimlerin başrolde olacağı bilinmiyor. Dizisinin yaratıcısı Aaron Korsch, yeni karakterlerle bir dizi çekileceğinin sinyallarini verdi. EN ÇOK İZLENEN DİZİ OLDUYeni dizinin son dönemde izlenmesinin artması ve 12 hafta boyunca en çok izlenen dizi olması sebebiyle bu kararın verildiği düşünülüyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/milli-reasurans-sanat-galerisi-nde-sezonun-ilk-sergisi-bir-sans-daha-var-mi/16375/", "text": "Melike Bayık'ın küratörlüğünde hazırlanan sezonun ilk sergisinde Mehmet Ali Boran, Antonio Cosentino, Memed Erdener, Yunus Emre Erdoğan, Kaan Fıçıcı, Şifa Girinci, Rana Kellleci, Melike Koçak, Aytekin Olgunsoy, Sümer Sayın, Egemen Tuncer ve Seçil Yaylalı'nın eserleri yer alıyor. 8 Kasım 2023 tarihinde açılacak sergi, 10 Şubat 2024 tarihine kadar Milli Reasürans Sanat Galeri'nde izlenebilecek. Resim, heykel, fotoğraf, video gibi farklı disiplinlerde işler üreten sanatçıların bir araya geldiği sergi, bir taraftan kişisel ve kolektif belleğin birbirini beslediği ortaklığa dikkat çekerken, diğer taraftan da güvence, aidiyet, gelenek gibi kavramlarla diyalog halinde, galerinin köklü geçmişiyle bir köprü kurmaya çalışıyor. Sezonun ikinci sergisi Lale Çavuldur'un Milli Reasürans Sanat Galerisi için ürettiği işlerinden oluşuyor. Heykel, desen ve buluntu malzemelerin yer alacağı sergi 22 Şubat-13 Nisan 2024 tarihleri arasında izlenebilecek. Sezonun son sergisi ise Hasan Deniz'in son birkaç yıldır ürettiği fotografik görüntülerden oluşacak. Hareketli veya basılı görsellerin yoğunlukta olduğu sergi, 30 Nisan 2024 tarihinde açılacak ve 14 Haziran 2024 tarihine kadar görülebilecek. Milli Reasürans Sanat Galerisi 2023-2024 yılı sezonunu Bir şans daha var mı? adlı ilk sergisi ile karşılamaya hazırlanıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/milli-yas-sebebiyle-kultur-sanat-etkinlikleri-iptal-edildi/16286/", "text": "Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, \"İsrail tarafından Gazze'de sivil halkın bulunduğu hastaneye yapılan saldırıda yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesi sebebiyle ilan edilen 3 günlük milli yas sebebiyle Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından 18-20 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan bütün temsiller iptal edilmiştir.\" açıklamasını yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İBB-Kültür ve Kültür AŞ imzalı açıklamada, \"Gazze'de birçok sivilin ölümüne sebep olan insanlık dışı saldırılar nedeniyle 18-19-20 Ekim tarihlerinde İBB Kültür mekanlarımızda düzenleyeceğimiz konserlerimiz ileri bir tarihe ertelenmiştir.\" ifadesi kullanıldı. Enka Sanat'ta bugün \"Cumhuriyet Turnesi: Ayşedeniz\" ve 20 Ekim'de düzenlenecek Güvenç Dağüstün ve Burçin Büke konseri de ileri bir tarihe ertelendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İBB-Kültür ve Kültür AŞ imzalı açıklamada, \"Gazze'de birçok sivilin ölümüne sebep olan insanlık dışı saldırılar nedeniyle 18-19-20 Ekim tarihlerinde İBB Kültür mekanlarımızda düzenleyeceğimiz konserlerimiz ileri bir tarihe ertelenmiştir.\" ifadesi kullanıldı. Enka Sanat'ta bugün \"Cumhuriyet Turnesi: Ayşedeniz\" ve 20 Ekim'de düzenlenecek Güvenç Dağüstün ve Burçin Büke konseri de ileri bir tarihe ertelendi."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/mujde-uzman-karakterimden-inanilmaz-seyler-ogreniyorum/16423/", "text": "Kızılcık Şerbeti'nin başarılı oyuncuları, Brand Week Istanbul sahnesinde Ali Sunal moderatörlüğünde keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. Oyuncular dizinin kendi önyargılarını nasıl yıktığını ve hikayenin dönüştürücü etkisini anlattı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/mustafa-ve-ovul-avkiran-bodrum-tiyatro-festivali-ni-anlatti/16334/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Mustafa ve Övül Avkıran ile Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali'ni konuştuk. Bodrum'un yepyeni festivali Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali için geri sayım başladı. Cumhuriyetimizin 100. yılında, bu toprakların yüzyıllık zenginliğini tiyatro, müzik, dans, edebiyat, sinema, resim, heykel ve mimarinin harmanlandığı programıyla Bodrum'a taşımaya hazırlanan 1. Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali, 3-16 Kasım tarihleri arasında bu yıl ilk kez gerçekleşecek. Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran'ın eş sanat yönetmenliğinde düzenlenen festival, 7'si yabancı olmak üzere Türkiye, Almanya, Belçika, Fransa ve Yunanistan'dan 23 farklı prodüksiyona ev sahipliği yapacak. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Mustafa ve Övül Avkıran ile Uluslararası Bodrum Tiyatro Festivali'ni konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/muzeler-kenti-eskisehir-e-modern-muze-odunpazari-modern-muze/15737/", "text": "Modern sanatın kendisine bir alan bulduğu modern sanat müzesi sayısı ülkemizde bir elin parmağını geçmiyor. İstanbul gibi büyük bir şehirde bile sayıları son derece az. İstanbul Modern, Salt Beyoğlu ve Galata, Pera Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi aklıma ilk gelenler. Güçlü aile ve holdinglerin yatırımlarıyla varlıklarını sürdüren bu kuruluşlar, hem sanatı yönlendiriyor hem de sanatçılara üretim alanı açıyor. Sahip oldukları kompleks yapıları ile de sanatseverlere muazzam bir deneyim sunuyor. Sergi alanları, başlı başına mimari yapıları, kafe ve restoran bölümleri, mağazaları bu yapıları ayrıcalıklı kılıyor. Ankara'daki CerModern, Bayburt'taki Baksı Müzesi gibi kuruluşları saymazsak Anadolu maalesef bu anlamda oldukça şansız. Bırakın kompleks bir modern sanat mekanını birçok şehirde sergi mekanı bile bulunmuyor. Bu illerde yaşayan sanatseverler de belediyelerin kültür merkezlerinde çoğu zaman niteliksiz sanat yapıtlarına mahkum ediliyor. Geçen ay ziyaret ettiğim Eskişehir'deki Odunpazarı Modern Müze, umutlarımı oldukça yeşerten bir modern sanat müzesi oldu. Müzede yaklaşık olarak üç saat geçirdim ve gerçekten de müzeye hayran kaldım. Farklı sektörlerde faaliyetleri bulunan Polimeks şirketinin kurucusu Erol Tabanca tarafından 2019 yılında hayata geçirilmiş Odunpazarı Modern Müze. Yani bu anlamda henüz çiçeği burnunda bir modern sanat müzesinden bahsediyoruz. Eskişehir'in tarihi ilçesi Odunpazarı'nda konumlanan müze, günümüzde Odunpazarı Modern Sanat Vakfı çatısı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Odunpazarı Modern Sanat Vakfı'nın mütevelli heyetinde ise oldukça tanıdık isimler var. Erol Tabanca, Prof. Dr. Nabi Avcı, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Bülent Eczacıbaşı, Firuzhan Kanatlı, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Hüsnü Özyeğin, Güler Sabancı, Cem Siyahi, Erol Tabanca, Rana Erkan Tabanca, Sinan Tara, Mustafa Taviloğlu gibi tanınmış isimler Odunpazarı Modern Sanat Vakfı'nın bizzat yönetiminde bulunuyor. Müze binası, bir modern sanat müzesine yakışır bir şekilde inşa edilmiş. Bina, hem oldukça modern hem de işlevsel. Müzenin inşasında dünyanın farklı yerlerinde inşa ettikleri yapılarla ünlü olan Kengo Kuma isimli mimarlık ofisi var. Japon mimar ve profesör Kengo Kuma tarafından kurulan bu ofisin temel mimarlık anlayışı, beton yerine ahşabı tercih etmesi. Sanıyorum Odunpazarı Modern Sanat Vakfı'nın bu mimarlık ofisini tercih etmesinin de temel nedeni bu. Müzenin temel anlayışı sürdürülebilirlik üzerine kurulmuş. Bu arada Kengo Kuma ve ekibi müze binasını inşa etmek için aceleci davranmamış. Eskişehir'de bir süre araştırma ve inceleme yapan ekip, tam da mimari anlayışlarına uygun olan bir şey öğrenmiş: Odunpazarı'nın bu isimle anılmasının sebebi burada eskiden bir odun pazarının bulunmasıdır. Bu bilgiyle yola çıkan ekip, yaklaşık 1,5 yıllık bir sürede müzenin inşaatını tamamlamış. Çam ağaçları kullanılarak inşa edilen müze binasında Osmanlı kubbe mimarisi yöntemi denenmiş. Ayrıca Japon mimarisinden izler bulmak da bu binada mümkün. Sürdürülebilirlik hem Odunpazarı Modern Müze'nin hem de Kengo Kuma'nın oldukça önemsedikleri bir ayrıntı olduğu için de binada kullanılan çam ağaçları, Rusya'daki endüstriyel çam ağaçlarının ömrünü dolduranlarından seçilmiş. Yani lafta değil, icraatta bir sürdürülebilirlikten bahsediyoruz. 2019 yılında açılan Odunpazarı Modern Müze'nin ilk sergisi Vuslat adıyla sanatseverleri selamladı. Hem müzenin kuruluşunu hem de bu ilk sergiyi o tarihlerde Mürekkep Haber'de duyurmuştuk. Kelime anlamı kavuşmak olan Vuslat sergisinde Erol Tabanca'nın 2000'lerin başından beri oluşturduğu koleksiyondan bir seçkinin yer alıyordu. 1950 sonrasından günümüze, Türkiyeli ve uluslararası sanatçıların işlerinden örnekler yine ziyaretçilere sunulmuştu. Tabii ki sergiler Vuslat ile sınırlı kalmadı. 10 Eylül 2019 7 Aralık 2019 tarihleri arasında Marshmallow Laser Feast, 3 Ocak 2020 1 Şubat 2020 tarihleri arasında Üçüncü Yer, 15 Şubat 2020 12 Nisan 2020 arasında Karina Smigla-Bobinski'nin ADA'sı, 11 Ağustos 12 Temmuz 2021 arasında Günün Sonunda, 10 Aralık 2021 31 Temmuz 2022 arasında Maziye Bakma Mevzu Derin, 7 Eylül 2022 18 Temmuz 2023 tarihleri arasında da Yas ve Haz sergileri sanatseverlerin yoğun ilgisi ile karşılaştı. Müzenin yeni sergisinin 24 Ağustos 2023 28 Temmuz 2024 arasındaki İki Güneş Altında isimli karma sergi olduğunu da belirtelim. Bu arada sadece süreli sergiler değil aynı zamanda çeşitli sanatçıların mekanı özel kalıcı yerleşimleri de bu sergilerin paralelinde sergileniyor. Bu anlamda en dikkat çekici eser, Tanabe Chikuunsai'nin bambu eseri. Japonya'nın en tanınmış bambu sanatçısı ailelerinden birinin dördüncü kuşağından olan Tanabe Chikuunsai IV büyük boyutlu ve mekana özgü çalışmalarıyla bilinir. Akademik heykel eğitimi ve aileden edindiği zanaatkarlığıyla geleneksel bambuları çağdaş bir anlayış ve forma uyarlayan sanatçı, malzemesinin sınırlarını estetik ve direnç açısından zorlar. Chikuunsai IV, doğanın hareketlerini ve formlarını yansıtan işlerinde günümüz insanının doğayla ilişkisini sorgular. Kullandığı organik malzeme izleyiciye Asya mitolojisinin derinlikli hikayelerini hatırlatır, adeta masalın içine davet eder. Heykellerinde yüzlerce yıllık Japon kültürünün inceliklerini en sade haliyle karşımızda buluruz. Sanatçı, OMM'a özel yerleştirmesinde doğada bulunan beş ana unsuru tema olarak kullanmıştır. Su, ateş, hava, toprak ve insan. - Müze binası Odunpazarı'nın tam kalbinde yer alıyor. Müze, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'nin komşusu. - Diğer bütün müzelerde olduğu gibi pazartesi günleri ziyaretçi kabul edilmiyor. - Müzenin butik bir oteli ve bir de restoranı bulunuyor. - Tam bilet 60 TL iken indirimli bilet 40 TL. - Müze bünyesinde otopark bulunmuyor. - Müzede Müzekart geçerli değil."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/nevra-serezli-ve-nedim-saban-veda-oyununu-anlatti/16019/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Nevra Serezli ve Nedim Saban ile Veda oyununu konuştuk. Nedim Saban'ın yönetimindeki Tiyatrokare, Ayşe Kulin'in çok sevilen, çok okunan romanı Vedayı sahneye taşıyor. Cumhuriyetin kurulduğu ilk günlerin getirdiği değişim sancılarının getirdiği gerilimli atmosferde geçen oyun, yazarın son Osmanlı nazırı olan dedesinin hayat hikayesini konu alıyor. Arka planda ise dönemin olayları ve bir çağın değişiminde yaşanan acılar, umutlar, belirsizlikler ve kuşak çatışmaları anlatılıyor. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta nevra serezli ve Nedim Saban ile Veda oyununu konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/new-york-metropolitan-muzesi-nde-sergilenen-sonsuzluk-kapilari-side-antik-kent-te-sergileniyor/16383/", "text": "Hakan Yılmaz ve Seyd Ahmet'in dünyanın farklı yerlerinde ve dönemlerinde üretilmiş çini örneklerinin kolajlanmasıyla hazırladıkları 'Gate of Eternity/Sonsuzluk Kapıları' isimli NFT sergisi New York'un ardından Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Side Antik Tiyatro'da sergileniyor. İki sanatçının bu eseri geçtiğimiz hafta Cumhuriyet'in 100. Yılı kutlamaları kapsamında New York The Metropolitan Museum of Art'da sergilenmişti. Sanatçılar Hakan Yılmaz ve Seyd Ahmet tarafından dünyanın farklı yerlerinde ve dönemlerinde üretilmiş çini örneklerinin kolajlanmasından doğan Gate of Eternity/Sonsuzluk Kapıları başlıklı NFT sergisi; kökleri Mezopotamya'ya uzanan, Osmanlı tezhiplerinde ve çinilerinde görülen, sonsuzu hedef alan, sınırlandırılmamış kompozisyon anlayışının teknoloji ile buluştuğu yerden doğan Gate of Eternity, koleksiyonu iç içe geçmiş sürekli bir döngü içinde devinen motifleri ile sonsuzluğun kapılarını aralıyor. Hakan Yılmaz ve Seyid Ahmet bu koleksiyon için, devlet müzesinden özel izinle kronolojik şekilde benzersiz çini motiflerinin fotoğraflarını alarak, onları 4K olarak anime ettiler. 50 eşsiz parçadan oluşan koleksiyon içinde çeşitli algoritmalar ile kolajlandığı bu çalışmalar, geleneksel sanatların zamansızlığını sanal dünyada gözler önüne sererken blockchain üzerinde saklanarak korunuyor. Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin son durağı Antalya'da sergiler dikkat çekiyor. Geçtiğimiz hafta New York Metropolitan Müzesi'nde sergilenen 'Gate of Eternity/Sonsuzluk Kapıları' NFT sergisi Side Antik Kent'te yerini aldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/nihal-yalcin-ben-bu-ise-asigim-provada-onu-anladim/16403/", "text": "Prömiyerini 27. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Hope Alkazar'da yapan Çirkin oyununda seyirci, hikayeyi 20 projektörün yerleştirildiği bir salonda, xtopia tarafından hayata geçirilen dijital atmosferin içinde izliyor. Immersive tasarım yöntemiyle mekana göre kurgulanan oyun, her cuma ve cumartesi Hope Alkazar'da sahnelenmeye devam ediyor. Çirkinde, Nihal Yalçın ve Onur Berk Arslanoğlu birlikte rol alıyor. Ben neden oyunculuk yapıyorum? sorusunun cevabını provalarda bulduğunu söyleyen Nihal Yalçın Ben bu işe aşığım, provada onu anladım. Dizideki hal çok yorucu, çok sıkışık, çok hızlı olmak zorunda. Detaylar en başta bir kurulurken konuşulur ama sonra reytinge bakan, seyircinin karakteri sevip sevmemesi ile doğru orantılı hikayeler ortaya çıkar. Ama burada, ben seyircinin karşısına geçmeden önceki kısımla çok ilgileniyorum. İnanılmaz bir şey prova, diye anlatıyor. Kişinin kendisini çok önemsemesinin ve fazla ciddiyetin insanı katılaştırdığını düşünen Yalçın Benim hayatta birlikte olmaktan en keyif aldığım insanlar kendiyle dalga geçen insanlar. İnsanın kendiyle dalga geçebilmesi, bir hatasını eğlenerek göstermesi bence müthiş bir özellik, diyor. Berker Güven'le mutlu bir ilişki sürdüren başarılı oyuncu, herkesin kendileriyle ilgili bir fikir beyan etmesi konusunda ise En başından beri o kadar ilgilenmiyorum ki insanların benim ilişkimle ilgili ne düşündükleriyle, benim yaşımla, onun yaşıyla. Bu konuşma isteğini anlamıyorum, başkalarının hayatıyla ilgili, yorumunu yapıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/niloya-dan-yeni-gosteri-muzik-kutusu/16137/", "text": "YouTube'da 5 buçuk milyona yaklaşan abone sayısı ile Niloya, TRT Çocuk ekranlarında her gün yayınlanan bölümleriyle büyük beğeni topluyor. Eğlendirirken öğreten çizgi kahraman, şimdilerde bambaşka bir maceraya çıkmaya hazırlanıyor. Çizgi Kahraman, özel bir kadro tarafından hazırlanan eğlenceli şarkıları ve göz alıcı dekoruyla çocuklara muhteşem bir zaman dilimi vadeden yeni müzikali Müzik Kutusu ile şehrine geliyor. Türkiye'nin birçok iline konuk olacak niloya ve arkadaşları; doğru beslenme, kişisel bakım, çevre ve hayvan sevgisi konularında çocuklara eğitici ve öğretici mesajlar verirken, eğlenceli bir zaman dilimi sunuyor. Bu kapsamda çizgi kahramanlar; 7 Ekim Cumartesi günü saat 14.00'da Ankara 4 Mevsim Tiyatro Salonu'nda yeni müzikali ile izleyicilerin karşısına çıkacak. Ses Nereden Geliyor?Çocukların psikolojik gelişimini olumlu yönde etkilemek ve katkıda bulunmak amacı ile senaryosu psikologlar ve pedagogların görüşleri ile hazırlanan Niloya, müzikaliyle hayranlarını keyif dolu bir hikayeye çıkarıyor. Arkadaşı Mete ile gizemli bir ses duyan Niloya sesin nasıl ve nerden geldiğinin peşine düşer. Buldukları eski bir radyodur. Sonrasında babasına ait olduğunu öğrendiği radyoyu bıraktığı yerde bulamaz. Niloya karşılaştığı meraklı kargalardan yardım ister; kukla oynatıcısında gördüğü başka bir radyo kafasını karıştırır. Uzun ve sürprizli bu serüvende Mete, Murat, baba, Tospik, Bay vakvak ve Kargalar Niloya'nın yol arkadaşları olacaktır. Ekranların sevilen çizgi film kahramanı Niloya, yepyeni bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Çizgi kahraman en yakın arkadaşları Mete ve Tospik'le beraber hafızalara kazınan şarkıları ve eşsiz sahne gösterileri eşliğinde sahneleyecekleri yeni müzikali Müzik Kutusu ile şehir şehir gezerek minik dostları ile buluşmaya geliyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/nsync-grubu-20-yil-sonra-troller-hep-beraber-ile-bir-arada/16407/", "text": "Ünlü nsync grubunun üyeleri, yıllar sonra ilk kez bir araya gelerek \"Troller Hep Beraber\" sinema filmi için stüdyoya girdi ve Better Place adlı yeni şarkılarıyla hayranlarını sevindiren bir dönüş yaptı. DreamWorks Animation yapımı olan Troller serisinin hem müzik danışmanlığını üstlenen hem de Çalı karakterini seslendiren Justin Timberlake, yeni Troller Hep Beraber filminde de popüler eski ve yeni pop şarkılarla izleyenlere eğlenceli bir seyir keyfi sunacak. Yeni filmde Çalı'nın, dört erkek kardeşi Floyd, John Dory, Spruce ve Clay ile bir zamanlar popüler erkek müzik grubu BroZone'un bir üyesi olduğu ortaya çıkar. Floyd'un yeteneksiz iki pop yıldızı tarafından kaçırılması üzerine kardeşler onu kurtarmak için bir araya gelmeli ve mükemmel aile ahengini yakalamalıdırlar. Tıpkı filmdeki gibi gerçek hayatta da Justin Timberlake eski grup üyeleri Joey Fatone, Lance Bass, JC Chasez ve Chris Kirkpatrick ile bir araya geldi. İzleyiciler filmi izlerken çok renkli bir müzikal yolculuğa çıkmakla kalmayacak, aynı zamanda NSYNC'in 20 yıl aradan sonra birlikte yaptığı ilk şarkı olan Better Place'i de dinleme fırsatı bulacak.\"Troller Hep Beraber\" filmi, 10 Kasım'da sinemalarda sevenleriyle buluşuyor. Yeni filmde Çalı'nın, dört erkek kardeşi Floyd, John Dory, Spruce ve Clay ile bir zamanlar popüler erkek müzik grubu BroZone'un bir üyesi olduğu ortaya çıkar. Floyd'un yeteneksiz iki pop yıldızı tarafından kaçırılması üzerine kardeşler onu kurtarmak için bir araya gelmeli ve mükemmel aile ahengini yakalamalıdırlar. Tıpkı filmdeki gibi gerçek hayatta da Justin Timberlake eski grup üyeleri Joey Fatone, Lance Bass, JC Chasez ve Chris Kirkpatrick ile bir araya geldi. İzleyiciler filmi izlerken çok renkli bir müzikal yolculuğa çıkmakla kalmayacak, aynı zamanda NSYNC'in 20 yıl aradan sonra birlikte yaptığı ilk şarkı olan Better Place'i de dinleme fırsatı bulacak.\"Troller Hep Beraber\" filmi, 10 Kasım'da sinemalarda sevenleriyle buluşuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/o-eski-halimden-eser-yok-simdi-hasankeyf/15590/", "text": "Antik bir kent düşünün: İlk insan buraya ne zaman gelmiş, bilinmesin. Yapılan arkeolojik kazılarda 12 bin yıl öncesine ait buluntular bulunsun. İslam orduları, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler, Safeviler, Osmanlılar... Buraya yerleşen her uygarlık kendisinden bir iz bıraksın ve ortaya tam anlamıyla bir tarih mirası çıksın. Diyelim ki bu antik kent ilk olarak 12 bin yıl önce kuruldu. 12 bin yıl sonra bu miras hayat bulduğu Dicle'nin suları altında kalsın. Doğru bildiniz Hasankeyf'ten bahsediyorum. Yıllardır görmek istediğim bir yerdir Hasankeyf. Bu yıldı, önümüzdeki yıldı derken görmek 2023 yılına nasip oldu. Telefonda konuştuğum arkadaşım Hasankeyf'i nasıl buldun? diye sorduğunda tereddüt ederek Bilmem, sanki biraz ruhsuzdu. yanıtını verdim. Arkadaşım ise Sen bir de eski halini görecektin! dedi biraz üzgün bir sesle. Sonra Hasankeyf'in eski fotoğrafları ile kendi çektiğim fotoğrafları karşılaştırdım. Hasankeyf'ten geriye sadece beton kalmıştı; dümdüz beton. Bugün Batman ilimizin 2021 sayımlarına göre yaklaşık 8 bin nüfuslu bir ilçesi olan Hasankeyf, tarihi antik döneme kadar uzanan bir kent. Dicle Nehri'nin kenarına bir yaşam alanı olarak kurulan bu kent, konumu nedeniyle tarih boyunca hep stratejik bir öneme sahip olmuş. Buradaki kale, böylesi bir stratejik kenti ve Roma İmparatorluğu'nun güneydoğu sınırlarını Sasanilere karşı korumak amacıyla Roma İmparatoru II. Constantius tarafınfan inşa ettirilmiş. Kent, uzun yıllar Süryanilik için önemli bir merkez olmuş. İslamiyet yayılınca İslam orduların fetih rotasına Hasankeyf de dahil edilmiş ve yaklaşık olarak 10 yıl halifelik yapan 2. Halife Hz. Ömer zamanında bu kent fethedilmiş. Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler gibi çeşitli Arap devletleri burada egemenlik sürmüş. Böylesi önemli bir kent 11. yüzyıl sonrası Artukluların eline geçmiş ve hatta Artukluların da yaklaşık 100 yıl boyunca başkentliğini yapmış. Bu yüzyıl Hasankeyf'in en parlak dönemi olarak da kayıtlara geçmiş. Çeşitli topluluklarca ele geçirilen Hasankeyf'in egemenlik sırası 13. yüzyılda Eyyübilere geçmiş. Tabii, her gelen uygarlık bu kente bir şey katmamış, Moğallar gibi bazıları da şehri yağmalayarak tahrip etmiş. Akkoyunlular, Safeviler derken kent 16. yüzyılda Osmanlı sınırlarına dahil olmuş. GAP'ın temel hedefleri; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek, yöre halkının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmek, bu Bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını gidermek, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam olanaklarını artırarak ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine katkıda bulunmaktır. Bugüne kadar yayınlanan 2008-2012, 2014-2018, 2021-2023 GAP Eylem Planları'na bakıldığında aslında devlet nezdinde GAP başarıya ulaşmış. Hayvancılığın gelişmesi, organik tarıma yönlendirme, yeni üniversiteler ve yurtlar, kamu hastaneleri, kültür merkezleri, sulama projeleri, doğalgaz erişimi GİBİ çeşitli başlıklarda devlet tarafından milyarlarca lira GAP bölgesine destek sağlanmış. Hasankeyf'in su altında kalıp etrafının da beton ile doldurulmasının sebebi GAP. Dicle Nehri üzerine inşa edilen ve 19 Mayıs 2020 tarihinde açılışı yapılan Ilısu Barajı, Türkiye'nin dördüncü büyük barajı. Baraj suları 2019 yılında yükselmeye başladığında Hasankeyf de serin sulara gömüldü. Projenin yapım sürecinde pek çok çevreci kitlesel eylemler yoluyla tepki gösterse de devletin siyasi kademeleri bu tepkilere kulak tıkadı. Bölgede bazı taşınmazlar sular altında kalırken bazı eserlerin sergilenmesi için de Hasankeyf'in betonları arasına bir müze binası inşa edildi. Yaklaşık 7 yılda tamamlanan müzede Hasankeyf kazılarının yanı sıra Batman, Mardin, Siirt ve Diyarbakır'daki 20 kadar kurtarma kazısından çıkarılan eserler ile satın alma hibe yoluyla Batman, Diyarbakır ve Mardin müzelerine kazandırılan eserlerin Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Demir, Ortaçağ, Roma, Artuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 1466 eserin yer aldığı müzenin en zengin koleksiyonunu arkeolojik, sikke ve etnoğrafik eserler eserler sergileniyor. Hasankeyf'te bir tarihi alanın yok edilmesi bir yana, müze binası ve eserlerin sergilenme biçimi oldukça bence oldukça modern. Türkiye barındırdığı tarihi eserlerden dolayı doğal olarak müzecilik anlamında oldukça iyi bir yerde. Dolayısıyla Hasankeyf Müzesi de bu anlamda iyi bir örnek. Hasankeyf'te pek çok tarihi yapı su altında kalsa da bazı dev eserler de su altında kalmaktan kurtarıldı. Bunlardan bir tanesi de Zeynel Bey Türbesi. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın 1473'te Otlukbeli Savaşı'nda ölen oğlu Zeynel Bey için yaptırılan bu türbe, oluşturulan özel bir taşıma sistemiyle yaklaşık 2 km kadar taşınarak zarar görmesi engellendi. Hasankeyf'in bugünlerde o eski halinden eser olmasa da yine de gittiğinizde sizi karşılayacak bir çarşısı bulunuyor. Çeşitli mağazalar, kafeler, restoranlar sizi Hasankeyf'in hüznü ile karşılıyor. Bu arada Hasankeyf'te Ilısu Barajı'nın üzerinde tur tekneleri de bulunuyor. Yaklaşık 40 dakika süren bu tekne gezilerinde etrafı gezebiliyorsunuz."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/opera-odulleri-sahiplerini-buldu/15547/", "text": "Opera dünyasının en önemli ve saygın ödüllerinden biri olan 'Semiha Berksoy Opera Ödülleri' 2023 yılında KadiköyBelediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilen törenle birlikte sahiplerini buldu.19 Haziran 2023 tarihinde Kadiköy'de yer alan Süreyya Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilen davetle birlikte sanat camiasının önemli simaları bir araya gelme fırsatı yakaladı. Gelenekselleşen ve aynı zamanda bir ilk olan opera ödülleri bu yıl da sahiplerini bulurken, gerçekleştirilen ödül töreni büyük ses getirdi. Seçici Kurulu, Zeliha Berksoy'un başkanlığında, Devlet Sanatçısı Orkestra Şefi Gürer Aykal, Devlet Opera ve Balesi önceki Genel Müdürlerinden Remzi Buharalı, İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü soprano Aytül Büyüksaraç, İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından soprano Ayşe Sezerman ve bariton Cem Şenler, Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası solo çellisti Erdoğan Davran ve dramaturg Serdar Ongurlar'ın katılımıyla; 24 Mayıs 2023 Çarşambagünü İstanbul'da toplanarak, ödül alan kurum ve kişileri belirledi. Seçici Kurulun görüş alışverişinde bulunarak oybirliğiyle sonuca varılan Semiha Berksoy Opera Vakfı 2023 Ödülleri'nin dağılımı ise şu şekilde oldu: Vakıf Kurumsal Ödülleri o Semiha Berksoy Özel Ödülü 15 yıldır opera dünyasına birçok yıldız kazandıran ve operamıza katkıda bulunan İZMİR ULUSAL GENÇ SOLİST ŞAN YARIŞMASI'NA, Vakıf Başarı ve Saygı Ödülleri o Vakıf Özel Onur Ödülü, Opera sanatımıza büyük katkıları bulunan Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçılarından soprano Sayın NİLGÜN AKKERMAN'Ao Ahmed Adnan Saygun Ödülü de yazdığı müziklerle hepimizin büyük beğenisini kazanan besteci TURGAY ERDENER'E, 2022 2023 Sanat Sezonu Kurumsal Vakıf Başarı Ödüllerio En İyi Opera Orkestra Şefi Ödülü şef CAN OKAN'A, o Ferhan Onat Onur Ödülü ve En İyi Kadın Opera Sanatçısı Ödülü İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nden soprano HANDE SONER ÜRBEN'E o Mustafa İktu Onur Ödülü ve En İyi Erkek Opera Sanatçısı Ödülü İzmir Devlet Opera ve Balesi'nden tenor ERDEM ERDOĞAN'A verildi. Semiha Berksoy Opera Vakfı'nın 2023 ödülleri hakkında konuşan Vakfın Mütevelli Heyet Başkanı Zeliha Berksoy, duygularını şu şekilde dile getirdi: Türk Operasının kilometre taşlarından biri olan değerli büyüğümüz Semiha Berksoy adına kurulan, yapmış olduğu seçkin çalışmaların yanı sıra adına opera ödülleri verilen SEMİHA BERKSOY OPERA VAKFI'nın, 2009 yılından bu yana sunduğu ödüller, sanat dünyamızda büyük bir isteklendirme oluşturmaktadır. Bugüne değin ödül almış sanatçılar ve kurumlar, ulu önder Atatürk'ün kurduğu Türk Operasına emek verenler, anlamlı; anlamlı olduğu kadar da bugünden yarına bir köprü görevi görmektedir. Yıkılması güç, sağlam köprüler çoğaldığı sürece, Türk Operasının Dünya Opera arenasında kalıcı bir yere sahip olacağı da kuşku götürmez bir gerçektir. Bu nedenle Türk operalarının daha çok sahnelendiği ve daha çok yazıldığı sezonları görmek, buna tanık olmak, geçmişte opera sanatımıza hizmet edenlerin ruhlarını ışıklandıracaktır. Tıpkı adına verilen ödülleri ruhunda hissettiğine inandığımız 'melek' olarak adlandırdığımız Semiha Berksoy gibi. Ödül alan tüm sanatçıları ve kurumları kutluyorum ve öncelikle Seçici Kurulumuza ve bugüne değin emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Konuyla ilgili bir açıklamada bulunan Semiha Berksoy Opera Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Zeliha Berksoy duygularını şöyle dile getirdi: Ödül töreni sonrası yapılacak olan konserde, ödül alan sanatçılardan soprano Hande Soner Ürben, tenor Burak Dabakoğlu ve tenor Erdem Erdoğan opera dünyamızın seçkin yapıtlarından aryalar seslendirecek. Sanatçılara piyanoda İstanbul Devlet Opera ve Balesi korrepetitörü piyanist FügenYiğitgil eşlik edecek. Denizbank'ın sponsorluğunda Kadiköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde, Semiha Berksoy'un Sahne Sanatları Bayramı olarak adlandırdığı ödül töreninin gerçekleşmesininardından, soprano Hande Soner Ürben, tenor Burak Dabakoğlu ve tenor Erdem Erdoğan opera dünyamızın seçkin yapıtlarından aryalar seslendirerek, unutulmaz bir performansa imza atmayı başardılar. Semiha Berksoy Opera Vakfı 2023 ödül töreni gerçekleşti."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/oscar-odulleri-nin-sunucusu-jimmy-kimmel-oldu/16463/", "text": "Amerika'nın ünlü talk şov yıldızı Jimmy Kimmel dördüncü kez Oscar sahnesine dönüyor. Kimmel'ın gelecek yıl 96'ncısı düzenlenecek olan Oscar ödüllerinde sunuculuk yapacağı açıklandı. Duyurunun yapılmasının ardından Kimmel \"Hep Oscar Ödülleri'ni dördüncü kez sunmanın hayalini kurmuştum\" diyerek espri yaptı. NTV'de yer alan habere göre geçtiğimiz yıl \"Her Şey Her Yerde Aynı Anda\" filminin 7 ödül kazandığı gecede unutulmaz anlar yaşandı. Rihanna'nın ilk Oscar performansı, Jimmy Kimmel'ın Will Smith'in tokatına yaptığı gönderme ve daha birçok unutulmaz an geceye damga vurdu.2022 Oscar Ödülleri ise üç yılın ardından ilk kez sunuculu olarak gerçekleştirilmiş ve jimmy kimmel törenin sunucusu olmuştu. Oscar Ödülleri'nde oyuncu Will Smith'in sahneye çıkıp komedyen Chris Rock'a tokat atması büyük yankı uyandırmıştı. Gelecek yıl 96'ncısı düzenlecek olan Oscar Ödülleri'nin sunucusu ABD'li ünlü talk şov sunucusu Jimmy Kimmel oldu. Oscar Ödülleri 10 Mart 2024'te sahiplerini bulacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/outlander-yedinci-sezonu-ile-geri-donuyor/16453/", "text": "Diana Gabaldon'ın aynı isimli çok satan kitabından uyarlanan Outlander, yedinci sezonuyla izleyicisinin karşısına çıkıyor. Her çarşamba saat 20.00'de yeni bölümleriyle D-Smart 16 no'lu DiziSmart Premium kanalıve D-Smart GO'da izlenebiliyor. Caitriona Balfe ve Sam Heughan'ın başrollerini paylaştığı dizide, 1940'lı yıllarda yaşarken gizemli bir şekilde 200 yıl geçmişe yolculuk yapan Claire Randall'ın bilimkurgu, tarih, macera ve aşk dolu hikayesi anlatılıyor. İlk altı sezonunda tam 4 kez Emmy ödüllerine aday gösterilen dizi, tüm sezonlarıyla 83 dalda ödüle aday gösterildi ve toplam 34 ödül kazandı. Outlander artık her Çarşamba 20.00'de, televizyonda ilk kez D-Smart ve D-Smart GO'da izleyicisiyle buluşuyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ovul-avkiran-ve-mustafa-avkiran-uzun-bir-aradan-sonra-istanbul-da-sahnede/16310/", "text": "90'lı yıllardan bu yana hem Türkiye hem de Avrupa sahnelerinde yönetmen olarak pek çok oyun sahneye koyan Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran, yeni projeleriyle İstanbul sahnelerine yeniden dönüyor. Yönetmenliğini üstlendikleri, geçtiğimiz sezon Berlin'de ilk kez sahnelenen yeni oyunları 'NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var' 30 Ekim akşamı Duru Tiyatro - Watergarden Performans Sahnesi'nde Türkiye prömiyerini yapacak. 2004 yılında 14. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivalinde ilk kez oynanan, 2013 yılına kadar yurtiçi ve yurtdışında önemli festivallerde övgüler toplayan 'ashura' oyunu ise Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılında yeniden doğduğu topraklara dönüyor. Oyun yıllar sonra ilk kez 31 Ekim akşamı DasDas'ta tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.'NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var', doksanlı yılların sonunda ırkçı eylemlerine başlayan ve 2000 yılı itibarıyla on bir yıl boyunca Almanya'nın farklı yerlerinde cinayetler işleyen, bombalı saldırılar gerçekleştiren NSU üçlüsünün cani eylemleri üzerinden hala günümüzde de var olan kurumsal ırkçılığa ve ayrımcılığa ayna tutacak. 2009 yılında Ufuk Güldü tarafından kurulan Theater 28'in ev sahibi olduğu Ballhaus Prinzenalle Berlin'de 23 Eylül 2022 tarihinde ilk kez oynanan, Tuğsal Moğul'un yazdığı Övül & Mustafa Avkıran'ın sahnelediği ve Saliha Kerkhoff'un dramaturgisini üstlendiği oyunda, Freya Kreutzkam, Lukas David Schmidt, Jonas Broxtermann oyuncu olarak yer alıyor. Oyun Türkçe altyazı ile oynanacak. Adı insanlık tarihi kadar eski 'ashura'; yüzlerce yıldır, Anadolu toprakları üzerinde homojen bir toplum yaratma adına oradan oraya savrulan, zorunlu olarak göç ettirilen insanları, sürgüne zorlanan mültecilerin göç yollarını, göç yollarında 12 dilde söylenen şarkılarla anlatıyor. Üç dine ait şarkıların metnini oluşturduğu 'ashura', zorunlu göç, kimlik, aidiyet, dil, dilsizlik gibi temalar içerir. Müzisyen, şarkıcı ve oyuncuların birlikte yer aldığı 'ashura'da Mustafa Avkıran ile Övül Avkıran, yüzlerce yılda oluşan sözlü miras ile resmi tarih bilgisini müzik-tiyatro tanımı içinde yeniden sorguluyor. Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran'ın yönetmenliğini üstlendikleri iki oyun Ekim ayında İstanbullu tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz sezon Berlin'de prömiyerini yapan 'NSU-Kurbanlar Arasında Almanlar da Var' oyunu İstanbul'da ilk kez sahnelenirken, 'ashura' oyunu ise yıllardan sonra doğdu topraklara geri dönüyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/pazarlama-sektorunun-onde-gelen-isimleri-metubiz-marketing-school-da/16296/", "text": "Katılımcılara, pazarlama dünyasının nabzını tutma ve uzmanlardan sorular sorma şansı sunan bu etkinlik için başvurular şimdi açıldı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/prof-dr-sevil-atasoy-dan-yeni-kitap-kusursuz-casus-yoktur/16218/", "text": "Dünyaca ünlü adli bilimler uzmanı ve kriminolog Prof. Dr. Sevil Atasoy, casusların gizemli dünyasını, istihbarat yöntemlerini ve nasıl yakalandıklarını aydınlatıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/rahmi-m-koc-muzesi-nde-yeni-sergi-karanin-bittigi-mavi/16348/", "text": "Türkiye'nin ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi, sanat hayatında yarım asra yaklaşan usta karikatürist ve ressam Haslet Soyöz'ün Karanın Bittiği Mavi isimli yeni sergisine ev sahipliği yapıyor. 26 Ekim'de ziyarete açılan sergide; yolcu gemilerinden geleneksel balıkçı teknelerine, modern transatlantiklerden yük gemilerine kadar Soyöz'ün resim sanatının inceliklerini ustalıkla tuvale yansıttığı 26 yağlı boya eser bulunuyor. Soyöz, çoğu İngiltere, Hollanda, Fransa, Almanya ve Norveç gibi belli başlı Avrupa tersanelerinde inşa edildikten sonra Türk karasularında hizmet veren gemileri bir araya getirerek denizcilik tarihine ışık tutuyor. Sergide, Rahmi M. Koç Müzesi'nde görülebilen, çalışır durumdaki Liman 2 römorkörünün de yağlı boya tablosu yer alıyor. Karadeniz, Yalova, Gemlik, Gülcemal... Soyöz, 2020-2022 yılları arasında resmettiği deniz taşıtlarının yer aldığı sergiye ilişkin Karikatürist kimliğimin yanı sıra yaklaşık 25 yıldır resim yapıyorum. Resimlerimde daha çok denizi betimlemeyi seviyorum çünkü çocukluğumdan bu yana denize bir hayli ilgi duyuyorum. Rahmi M. Koç Müzesi'nde açtığım ilk sergimin üzerinden 20 yıl geçti. Müzenin kıymetli ziyaretçileriyle buluşan 'Karanın Bittiği Mavi' isimli altıncı sergim için de önceki sergilerimde olduğu gibi aylar süren bir araştırma süreci geçirdim. Tüm sanatseverleri karanın bittiği yerde maviyi keşfetmeye davet ediyorum diye konuştu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/ryan-gosling-ve-emily-blunt-tan-yeni-film-dublor/16478/", "text": "Suikast Treni, Deadpool 2, Sarışın Bomba ve Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw'ın başarılı yönetmeni ve John Wick, Önemsiz Biri ve Vahşi Gece'nin yapımcısı nam salan, kendisi de eski bir dublör olan yönetmen David Leitch'in, şimdiye kadarki en kişisel filmi. Komik, sürükleyici, yıldızlarla dolu heyecan verici bir film olan Dublör, aksiyon filmlerine ve onları yapan ama çoğu zaman değerleri yeterince anlaşılmayan çalışkan dublör ve kamera arkası ekibine adanmış bir aşk mektubu. Oscar adayı Ryan Gosling ile Altın Küre ödüllü Emily Blunt'ı başrole taşıyan filmde, fiziksel ve zihinsel sağlığına odaklanmak için bir yıl önce işi bırakmış, ancak eski sevgilisi Jody Moreno tarafından yönetilen yüksek bütçeli bir stüdyo filminin yıldızının kaybolmasıyla tekrar göreve çağrılan Colt Seavers'i izliyoruz. Filmde acımasız yapımcı Gale, yıldız Tom Ryder'ın kaybolmasını stüdyo ve medyadan gizlemeye çalışırken, Colt, Jody'yi geri kazanmak için filmin en çılgın aksiyon sahnelerini gerçekleştirir. Ancak kayıp yıldızın etrafındaki gizem derinleştikçe, Colt kendini bir dublörün yüzleştiği herhangi bir tehlikeden çok daha karanlık bir suç komplosunun içinde bulacak.1980'lerin popüler TV dizisinden ilham alınan Dublör filminde ayrıca Winston Duke ve Oscar Ödülü adayı Stephanie Hsu oynuyor. Hobbs & Shaw'un senaristi Drew Pearce tarafından kaleme alınan Dublör filminin yapımcılığını, 87North şirketi adına Kelly McCormick ve David Leitch, Entertainment 360 adına ise Ryan Gosling ve Guymon Casady üstleniyor. Filmin idari yapımcılığı, Drew Pearce, Entertainment 360'dan Geoff Shaevitz ve orijinal Fall Guy televizyon dizisinin yaratıcısı Glen A. Larson tarafından yapılıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/sahsiyet-bes-yil-aradan-sonra-geri-donuyor/16362/", "text": "Onur Saylak'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, senaryosunu usta yazar Hakan Günday'ın kaleme aldığı Ay Yapım imzalı Şahsiyet, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri'nde Haluk Bilginer'e En İyi Erkek Oyuncu Performansı ödülünü getirmiş, başarısıyla adını tüm dünyaya duyurmuştu. Türk dizi tarihine adını altın harflerle yazdıran kült dizinin yeni sezonu 13 Kasım'da GAİN'de yayınlanmaya başlıyor. İlk sezonda oyuncu kadrosunda yer alan Haluk Bilginer, Şebnem Bozoklu, Recep Usta ve Necip Memili gibi oyunculara bu sezon sürpriz isimler katılıyor. Genişleyen oyuncu kadrosunda usta oyuncu Erdal Özyağcılar'ın yanı sıra İlker Aksum, Nergis Öztürk, Şehsuvar Aktaş, Nihal Koldaş, Eda Şölenci, Ayşen İnci, Burhan Öçal, Ömer Duran, Erkan Taşdöğen, Feridun Koç ve Salih Usta gibi başarılı isimler yer alıyor. Ayrıca Füsun Erbulak, Nurseli İdiz ve İzzet Günay gibi duayen isimler de uzun bir aranın ardından Şahsiyet'in yeni sezonunda izleyiciyle buluşuyor. Cansu Dere ise dizinin bu sezonuna konuk oyuncu olarak katılıyor. İntikamın gölgesinde bir hesaplaşma serüveniİzleyicileri ekran başına kilitleyen Agah Beyoğlu'nun sürükleyici hikayesi, bu sezon daha da heyecanlı ve şahsi bir hal alıyor. İlk sezonda Alzheimer teşhisi alan ve unutmayı hesaplaşma için adeta bir fırsata çeviren emekli adliye katibi Agah Beyoğlu, yeni sezonda kendisini bireysel bir hesaplaşmanın ortasında buluyor. İntikamın gölgesinde, insan doğasının karmaşıklığı ve hafıza üzerinden adalet arayışının masaya yatırıldığı yeni sezon ilk iki bölümüyle 13 Kasım'da GAİN'de başlıyor. Başrolünde Haluk Bilginer'in yer aldığı polisiye-drama Şahsiyet dizisi, 5 yıl aradan sonra GAİN'deki ikinci sezonuyla geri dönüyor. Şahsiyet'in 10 bölümlük ikinci sezonunun ilk iki bölümü 13 Kasım'da yayınlanacak. Sürükleyici hikayesi ve güçlü kadrosuyla izleyicileri büyülemeye hazırlanan dizi, yeni sezonunda herkesi nefes kesen şahsi bir serüvene davet ediyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/sahsiyet-ii-fasil-in-ilk-2-bolumu-yayinlandi/16435/", "text": "Onur Saylak'ın yönetmen koltuğunda oturduğu, senaryosunu usta yazar Hakan Günday'ın kaleme aldığı Ay Yapım imzalı Şahsiyet, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri'nde Haluk Bilginer'e En İyi Erkek Oyuncu Performansı ödülünü getirmiş, başarısıyla adını tüm dünyaya duyurmuştu. Hollywood'da prömiyeri gerçekleştirilen ilk yerli yapım olma özelliğini taşıyan ve geçtiğimiz günlerde Türkiye'de yine bir ilke imza atılarak, Uniq İstanbul Expo'da sanatsal deneyim tasarımı kurgusunda yapılan görkemli galasıyla çok konuşulan Şahsiyet II. Fasıl'ın ilk 2 bölümü bugün itibarıyla GAİN'de yayında. Bu sezon daha da genişleyen kadroya birbirinden sürpriz isimler katıldıŞahsiyet II. Fasıl'da genişleyen oyuncu kadrosunda usta oyuncular Haluk Bilginer ve Erdal Özyağcılar'ın yanı sıra Cansu Dere, Şebnem Bozoklu, İlker Aksum, Nergis Öztürk, Recep Usta, Eda Şölenci, Necip Memili, Şehsuvar Aktaş, Nihal Koldaş, Ayşen İnci, Burhan Öçal, Ömer Duran, Erkan Taşdöğen, Feridun Koç, Okan Selvi ve Salih Usta gibi başarılı isimler yer alıyor. Ayrıca Deniz Gökçer, Füsun Erbulak, Nurseli İdiz ve İzzet Günay gibi duayen isimler de uzun bir aranın ardından Şahsiyet II. Fasıl'da izleyiciyle buluşuyor. Şahsi bir meselenin orta yerinde şahsiyetini arayan bir Agah Beyoğlu... İzleyicileri ekran başına kilitleyen Agah Beyoğlu'nun sürükleyici hikayesi, bu sezon daha da heyecanlı ve şahsi bir hal alıyor. İlk sezonda Alzheimer teşhisi konan ve unutmayı hesaplaşma için adeta bir fırsata çeviren emekli adliye katibi Agah Beyoğlu, yeni sezonda kendisini bireysel bir hesaplaşmanın orta yerinde şahsiyetinin peşine düşmüş buluyor. Güçlü senaryosu ve dev oyuncu kadrosuyla hafızalara kazınan, Türk dizi tarihine adını altın harflerle yazdıran Şahsiyet, beş yıl aradan sonra II. Fasıl'ıyla geri döndü. Başrolünde Emmy Ödüllü Haluk Bilginer ile Erdal Özyağcılar'ın yer aldığı Şahsiyet II. Fasıl ilk 2 bölümüyle GAİN'de yayınlandı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/saraydan-kiz-kacirma-operasi-ilk-kez-sureyya-opera-sahnesi-nde-sahnelenecek/15017/", "text": "Sahnelendiği ilk günden beri kapalı gişe oynayan Saraydan Kız Kaçırma operası, 25 - 28 Mart ve 4 - 7 Nisan 2023 tarihlerinde, ilk kez Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nda sanatseverlerle buluşacak. İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sahneleyeceği, Wolfgang Amadeus Mozart'ın bestelediği Saraydan Kız Kaçırma operası, klasik haline sadık kalınarak, farklı bir reji anlayışı ile sahneleniyor. Rejisör Caner Akın'ın sahneye koyduğu eserde, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nı Zdravko Lazarov ve Murat Kodallı dönüşümlü yönetiyor. Eserin dekor ve kostüm tasarımı Olcay Engin Kaymaz'a, ışık tasarımı ise Taner Aydın'a ait. Paolo Villa'nın koro şefliğini üstlendiği eserin koreografisi ise Tan Sağtürk'e ait. Eserde, klasik konunun en önemli unsurlarından biri olan Türklerin kin tutmak yerine merhamete önem vermesi vurgulanıyor. Eserde ayrıca, yaşanmış 1918 İspanyol Gribi salgını da konu ediliyor. Tarih tekerrürden ibarettir sözünün başka bir kanıtı gibi, İspanyol Gribi'nde ve son senelerde dünya gündemine damga vuran salgında yaşanan paralellikler işleniyor. Temsillerde dönüşümlü olarak; Erdem Erdoğan ve Ufuk Toker Belmonte; Kenan Dağaşan, Tuncay Kurtoğlu, Umut Tingür Osmin; Ceren Aydın, Hale Soner Kekeç, Evren Işık Yasemin Konstanze; Bezmi Hazal Ekşi, Ayşenur Ayyıldız Haksoy, Ecem A. Yazoğlu Blonde; Serkan Bodur, Berk Dalkılıç, Berk Özbek Pedrillo; Selim Borak, Alper Saldıran Selim Paşa; rolünde sahnede olacaklar. Eserde, klasik konunun en önemli unsurlarından biri olan Türklerin kin tutmak yerine merhamete önem vermesi vurgulanıyor. Eserde ayrıca, yaşanmış 1918 İspanyol Gribi salgını da konu ediliyor. Tarih tekerrürden ibarettir sözünün başka bir kanıtı gibi, İspanyol Gribi'nde ve son senelerde dünya gündemine damga vuran salgında yaşanan paralellikler işleniyor. Temsillerde dönüşümlü olarak; Erdem Erdoğan ve Ufuk Toker Belmonte; Kenan Dağaşan, Tuncay Kurtoğlu, Umut Tingür Osmin; Ceren Aydın, Hale Soner Kekeç, Evren Işık Yasemin Konstanze; Bezmi Hazal Ekşi, Ayşenur Ayyıldız Haksoy, Ecem A. Yazoğlu Blonde; Serkan Bodur, Berk Dalkılıç, Berk Özbek Pedrillo; Selim Borak, Alper Saldıran Selim Paşa; rolünde sahnede olacaklar."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/senay-lambaoglu-ndan-siginak-albumu/16481/", "text": "Müzik dünyasında üretkenliği ile dikkat çeken Şenay Lambaoğlu yolculuğunu yeni müzikal arayışlarla zenginleştirmeyi sürdürüyor. Güçlü sözleri ve etkileyici melodileriyle kadın hikayelerinden yola çıkarak bestelediği şarkılarıyla dinleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Sanatçı, 'Sözleri Şahsi' isimli parçasında bir yandan içsel bir hesaplaşmayı anlatırken bir yandan da hayatı sorguluyor. Vokalin büyüsü ve yaratılan elektronik dünyanın cezbedici dokusu ise dinleyenlere eşsiz bir deneyim sunuyor. Şarkının söz ve müziği Şenay Lambaoğlu'na; düzenlemesi ise başarılı aranjör Genco Arı imzası taşıyor. Dünyaca ünlü ses mühendislerinin tercih ettiği Toft mixing console ile kaydedilen Sözleri Şahsinin ses yolculuğuna Looptrotter Monster Compressor ve Looptrotter Saturator eşlik ediyor. Şarkının kapak fotoğrafı Muhsin Akgün, tasarımı ise Melek Bocoğlu tarafından hazırlandı. Şenay Lambaoğlu yeni teklisini dinleyicileri ile buluştururken son albümü 'Sığınak'ı da LP olarak yayınlamanın heyecanını yaşıyor. Parçalarını sıcağı sıcağına dinleyicileriyle paylaşmaya özen gösterdiğini dile getiren Şenay Lambaoğlu'nun Sığınak adını verdiği 6. albümü, geçtiğimiz günlerde Ada Müzik etiketiyle LP formatında müzikseverler ile buluştu. Parçalarını sıcağı sıcağına dinleyicileriyle paylaşmaya özen gösterdiğini dile getiren Şenay Lambaoğlu'nun Sığınak adını verdiği 6. albümü, geçtiğimiz günlerde Ada Müzik etiketiyle LP formatında müzikseverler ile buluştu."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/son-the-beatles-sarkisi-now-and-then-yayinda/16373/", "text": "John Lennon tarafından yazılmış; Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Starr dokunuşlarıyla şekil almış ve 40 yıl sonra Paul ve Ringo tarafından final haline getirilmiş son the beatles şarkısı Now and Then yayında. Hikayesi John Lennon'ın 1970 yılında New York'daki evinde kaydettiği bir demo kayıt ile başlayan Now and Then, Beatles üyelerinin tümünün kayıt sürecinde yer aldığı son şarkı olarak saklı bir tarihi gün yüzüne çıkarıyor. 40 yıl sonra Paul ve Ringo tarafından final haline getirilmiş son The Beatles şarkısı Now and Then yayında."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/steve-coleman-crr-de-konser-verecek/16406/", "text": "Coleman'ın sanatı, Afrika ritimleri ve melodilerini, modern cazın özgür ruhu ile birleştiriyor. Eski kültürlerin derinliklerinden süzülüp gelen ve Von Freeman ile Sam Rivers gibi ustalardan aldığı ilhamla yoğrulan ses, Coleman'ın Batı Afrika müziğine olan ilgisi ile şekilleniyor. Coleman, bu etkileri M-Base konsepti altında toplayarak, doğaçlama cazın sınırlarını zorlayan yenilikçi ve dinamik bir tarz geliştirdi. Coleman'ın, müziksel bir dil olarak M-Base'i tanımladığı, 1980'lerde Graham Haynes ile birlikte yürüttüğü sokak orkestrasından gelişen ve sonrasında Steve Coleman and Five Elements olarak evrilen efsanevi topluluğunun yankıları, Motherland Pulse, On The Edge Of Tomorrow ve World Expansion gibi albümlerinde kendini gösterdi. Bu albümler, Afro-Amerikan müziğinin erken dönem formlarını yeniden tanımlarken, melodik genişlemelere de yer vermiş, bu sayede Coleman'ın müziğinde sınırsız yaratıcılığın kapılarını aralamıştır. Cazın dahiyane çocuğu olarak görülen Coleman, müziğini sürekli evrimleştirerek Afrika, Asya ve Latin kültürlerinin melodik, ritmik ve yapısal bileşenleri ile bezemekte, bilgelikle harmanladığı doğa, metafizik ve bilim ilhamlarıyla müzikseverleri kozmik bir keşfe çıkarmaktadır. Reflex ile sahneye çıkan Coleman, cazın bu etkileyici ve dönüştürücü gücünü yaşamak isteyen herkesi, bu özel akşamda, müziğin transandantal sınırlarını zorlayan bir yolculuğa davet ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu, 17 Kasım Cuma akşamı saat 20.00'de, çağdaş caz müziğinin öncü isimlerinden Steve Coleman ve üçlüsü Reflex'i ağırlıyor. Amerikan modern cazının sınırlarını zorlayan alto saksafoncu, besteci ve müzik teorisyeni Steve Coleman'a; bas gitarda Rich Brown, davulda Sean Rickman eşlik edecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/suc-ve-ceza-film-festivali-torenle-basladi/16472/", "text": "Bu yıl film gösterimleri her yıl olduğu gibi Türk ve Dünya sinemasından seçilmiş, ana temaları adalet olan filmlerden oluşuyor. Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması'nda 9 film yarışacak. Yine Türk ve Dünya sinemasından seçilmiş, ana temaları adalet olan filmler Altın Terazi Kısa Metraj Kurmaca Film Yarışması'nda yerini bulacak. Bu bölümde 10 film yarışacak. Bu kategoride 10 kısa metraj belgesel film gösterime girecek ve yarışacak. 'Adalet Terazisi' yine izleyiciye ulaşacak. 'Adalet Terazisi' bölümünde dünya sinemasının seçkin örneklerinden 14 film yer alıyor. 18-22 Kasım 2023 tarihlerinde endüstrideki gelişmelerin tanıtıldığı, tartışıldığı, iletişim toplantılarının yapıldığı VisionIST 5'nci yılında Beyoğlu Metrohan'da gerçekleşecek. Toplam 21 etkinliğin olacağı programa katılım için festivalin web sayfası olan icapff. com adresinden akreditasyon formu doldurulması yeterlidir. Bu yıl, Beyoğlu Atlas 1948 Sineması, İBB Beyoğlu Sineması ve Kadıköy Sineması olmak üzere 3 sinemada gösterime girecek olan 13. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin yarışma kategorilerindeki jüri üyeleri açıklandı. 13. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, Altın Terazi Kısa Metraj Kurmaca Film Yarışması Jürisi başkanlığını, Julie Rousson yapacak. Lalehan Öcal ve Serdar Örçin diğer jüri üyeleri olarak en iyi kısa filmi belirleyecek. 13. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Altın Terazi Kısa Metraj Kurmaca Film Yarışması'nda yarışacak olan kısa filmler; İrem Akbal, Maxine Williamson ve Kasım Ördek'ten oluşan ön jüri tarafından seçildi. Altın Terazi Kısa Metraj Belgesel Film Yarışması'nın jüri başkanlığını Enis Rıza Sakızlı üstlendi. Diğer jüri üyeleri ise; Aslı Akdağ ve Yorgos Zois'den oluşuyor. Filmler; Ayşegül Selenga, Farhad Eyvazi ve Muhammed Beyazdağ'ın ön jüriliğinde seçildi. 13. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması SİYAD jürisi; Aslı Ildır, Rıza Oylum ve Sezen Sayınalp'den oluştu. Ayrıca öğrenci jürisinde; Günsu Akçatepe, Merve Baba, Tulya Tuana Diplomat, İrem Varol ve Mert Baran Yeşilbahçe yer alıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/summart-sanat-merkezi-nde-sanayi-den-manzaralar-sergisi/16248/", "text": "Sanayi'den Manzaralar Sergisi, nazlı pektaş küratörlüğünde atölyeleri bu bölgede yer alan sanatçılardan Mahmut Aydın, Can Aytekin, Mahmut Celayir, Antonio Cosentino, Ahmet Elhan, Leyla Emadi, İnci Furni, Aynur Önürmen, İrfan Önürmen, Kemal Seyhan Rüçhan Şahinoğlu ve Demet Yalçınkaya'nın serginin kavramsal çerçevesine uygun olarak üretilmiş eserlerini kapsayan bir seçki. Seyrantepe Sanayi Mahallesi, İstanbul'da yaşayan ve üreten sanatçıların atölyeleri için farklı nedenlerle seçtikleri bir bölge. Sergitamamen Seyrantepe Sanayi Mahallesi'nde atölyesi olan sanatçılardan ilham alıyor ve başlangıç- oluşum- üretim amacını düşününce Summart'ınbu bölgedeki varlığı da serginin anlamına anlam katıyor. Sergisinin çıkış noktası Nazlı Pektaş'ın, Ahmet Elhan ve Rüçhan Şahinoğlu'nun daveti ile Seyrantepe Sanayi'deki atölyelerine gitmesi olur. Pektaş, atölyeye girdiği o anda burada üretilen işlerle bir sergi yapmalıyız der, sıcağı sıcağına düşüncesini sanatçı dostları ile paylaşır. Böylece ilhamını, atölyeleri sanayi bölgesinde yer alan sanatçılardan alan serginin temeli atılmış olur. Serginin merkezine aldığı konular, sanatçılar ve Summart'ın sanayi bölgesinin içinde bir galeri olarak varlığı ile birleşince Sanayi'den ManzaralarSergisi zorunlu olmadıkça gitmediğimiz bir yeri sanatseverlere izlemeye çağırıyor. Nazlı Pektaş'ın burada manzara benim metaforumdur dediği manzara, sergideki işlerde hem kendisini olarak varlık gösterirken hem de güçlü bir metafor olarak karşımıza çıkıyor. Seyrantepe Sanayi Sitesi'nde atölyesi olan on iki sanatçının atölyelerinin pencerelerinden, sokaklarından, sokak isimlerinden, kapılarının önünden, çalışan işçilerden, etraflarındaki mukavva, kağıt depolarından, atık malzemelerden, farklı mekanlardan, çocuk işçilerden etkilenerek ürettikleri işlerle Sanayi'den Manzaralar sergisi izleyiciye sanatçının yaşadığı, ürettiği yerin eserlerine etkisi üzerine çok önemli bir seçki sunuyor. Yine Pektaş'ınSanatçıların sanayi bölgesinin sokaklarından, derinlerinden, duvarlarından, kokusundan, sesinden, bağırsaklarından, gökyüzünden, sakladıklarından / gösterdiklerinden, biriktirdiklerinden / püskürttüklerinden ve içinden / dışından, kendilerinde kalanı gösterdikleri bir sergidir şeklinde yorumladığı Sanayi'den Manzaralar için üretilen işlerin pek çoğu sanatçıların atölyelerinin bulunduğu yere ve oradaki üretime, biriktirme/saklama ve atmaya odaklanırken bazıları da atölyenin kendisine/içine odaklanıyor. Sergi kapsamda Mahmut Aydın, oluklu mukavvanın sıradanlığını İzleradlı heykeline dahil ediyor. Can Aytekin Saksılar enstalasyonunda renkli perforje saksıları kullanarak malzemenin tarih içindeki dönüşümüne öneri getiriyor. Demet Yalçınkaya Yerli Yerinde isimli resmi ile depoya işaret diyor. Burası sanayi atıklarının toplanıp başka bir şeye dönüştürülmesi ve yeni ekonomi yaratması için oluşturulmuş bu yer. Toplanan her şey burada saklanıyor. Aynı atölyeyi paylaşan Mahmut Celayir'de Toplayıcılar adlı eserinde de manzara ile bağını coğrafya ile olan derdine bağlıyor. Antonio Cosentino fotoğraf, resim ve küçük heykelleriyle olağan, günlük, samimi içine sızan mahalleyi yansıtmış. Ahmet Elhan'ın Ne içinde, ne büsbütün dışında isimli mekan yerleştirmesi aslında atölyesinin penceresinden çekilmiş fotoğraf. Leyla Emadi, RANİSTAN! yazısıyla kentinbelleksizleştirme sebebini duvara yazmış. İnci Furuni Yıldız Sokakadlı eserinde sanayide atölyesinin bulunduğu bir sokağı adı olmasının dışında, inşaat alanlarında sıkça karşımıza çıkan trapez saçtan yapılmışbölen, engelleyen malzemeyi kullanarak gönderme yapmış. Aynur Önürmen heykelleri sanayideki atık süngerlerden oluşuyor. İrfan Önürmen Çırak isimli yerleştirmesi ile çocuk işçi ve emek sömürüsünü buluntu nesneler eşliğinde veriyor. Kemal Seyhan'ın yapıtlarından oluşanDallas isimli duvarda sanayide birikmiş yığılmış, toplanmış buluntulara kendi eserleri eşlik ediyor. Rüçhan Sarıoğlu Dışarıda isimli resimleri adresini bilmediğimiz, tanıdık ama yabancı yerler. Nazlı Pektaş küratörlüğündeki Sanayiden Manzaralar sanatçıların sanayi bölgesini üretim yeri olarak seçme sebebinden başlayarak, bölgenin tarihine, bugününe, içinde yaşayan, çalışan, emek veren tüm sanayi bölgesi manzaralarına ışık tutuyor.5 Ekim - 30 Kasım 2023 tarihleri arasında Summart'ta ziyaret edilebilir. Sanayiden Manzaralar sergi kataloğu kaynak olarak kullanılmıştır."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/surdisinin-en-buyuk-mozaik-muzesi-zeytinburnu-mozaik-muzesi/16267/", "text": "2015 yılında Eski Zeytinburnu Belediye Başkanlık Binası'nda başlayan restorasyon çalışmaları sırasında Geç Roma Erken Bizans dönemine ait mozaik yapısı keşfedildi. Büyük ölçüde sağlam olarak ortaya çıkarılan mozaik figürlerinin bina dışına doğru devam ettiği düşünülerek 2019 yılında çalışmalar bina dışına yani otopark olarak kullanılan alanda da devam etti. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü Başkanlığı ve Zeytinburnu Belediye Başkanlığı finansman ve teknik desteğiyle gerçekleşen kazıda 190 metrekarelik tarihi mozaiğin bütününe ulaşıldı. Büyük bir titizlikle yapılan çalışmalar sonucunda 2021 yılında alanda; bir sandık tipi mezar, mermer bir lahit ve iskeletler bulundu. Lahit içerisinden çıkan kemiklerin yaşı karbon 14 testi ile belirlendi. TÜBİTAK incelemelerine göre lahit mezarda bulunan 2 iskeletin birinin 1.750 yıllık diğerinin ise 1.775 yıllık olduğunu belirtti. Lahit mezardaki kişilerin 4. ve 5. yüzyıl tarihleri arasında yaşadıkları, kadının 30 - 40 erkeğin ise 40 - 50 yaşlarında olduğu belirtilirken erkeğin kaburgasında bir kırık ve romatizmal hastalığı olduğu raporlandı. İstanbul'un tarihi için yeni bir tanık olmak üzere koruma altına alınan mekan, Mozaik Müzesi'ne dönüştürüldü. Mimari projesi Celalettin Çelik'e sergi projesi ise Müze ve Sergi İşleri'ne ait müzenin çalışmaları tamamlandı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü ve İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü'ne bağlı uzmanlarca yapılan tüm çalışmalar sonucunda kazılarda ortaya çıkan mozaik, lahit ve çıkan objelerin bir kısmı müzede sergilenecek. Ziyaretçiler; mozaik döşemeyi oluşturan tesseralar, mozaik parçaları, mozaikli yapıya ait bir kısım tuğla malzeme ve keramikleri sergide görebilme imkanı bulacak. DNA testleri Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde devam eden iskeletler ise süreç tamamlandığında müze alanında sergilenecek. Kazlıçeşme Sanat'ta 17 Ekim Salı günü, saat 11.00'de TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un katılımlarıyla yapılacak törende; Zeytinburnu Mozaik Müzesi, 'Fahreddin Paşa, Medine Müdafii' Sergisi, sosyal tesis Mozaik Kafe Restoran'ın da açılışı gerçekleştirilecek. Zeytinburnu Mozaik Müzesi, 17 Ekim'de Kazlıçeşme Sanat'da açılıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/tarihin-ilk-komik-operasi-la-serva-padrona-all-saints-moda-kilisesi-nde-sahnelenecek/15327/", "text": "Barok dönemin en önemli İtalyan bestecilerinden Giovanni Battista Pergolesi'nin bestelediği, 'komik opera' türünün tarihteki ilk örneği olan La Serva Padrona, 18 Mayıs ve 1 Haziran'da All Saints Moda Kilisesi'nde sahnelenecek. Performansların biletleri Türkiye'nin lider online etkinlik biletleme platformu Biletinial üzerinden satışa sunuldu. Devrimciliğiyle opera tarihinde fırtınalar koparmış La Serva Padrona, kuruculuğunu Cihan Uçan'ın yaptığı, Türkiye'nin ilk oda operası olma özelliğini taşıyan Brooklyn Chamber Opera tarafından Karyatid Sahne ortaklığıyla seyirciyle buluşuyor. Eser, uzun ve ciddi operalar arasında insanların kafasını dağıtmasını sağlayan ve eğlendiren ilk opera örneği olarak kabul ediliyor ve günümüzde dünyanın prestijli opera salonlarında sahnelenmeye devam ediyor. Türkiye'nin ilk oda operası olma özelliğini taşıyan Brooklyn Chamber Opera tarafından sahnelenen 'komik opera' La Serva Padrona, All Saints Moda Kilisesi'nde seyirci karşısına çıkıyor. 18 Mayıs ve 1 Haziran'da gerçekleşecek performansların biletleri satışa çıktı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/terzi-3-sezonuyla-final-yapiyor/16351/", "text": "İlk iki sezonuyla çok sevilen Terzi, etkileyici bir final için geri dönüyor. Çağatay Ulusoy'a Salih Bademci, Şifanur Gül, Olgun Şimşek, Ece Sükan ve Evrim Alasya gibi isimlerin eşlik ettiği, yeni bölümleriyle heyecanı zirveye çıkaran üçüncü sezonda, karakterler arasındaki ilişkiler dönüm noktasına ulaşıyor ve bugüne dek çözümlenemeyen sorular nihayet yanıtlanıyor.3 Kasım'da yayınlanacak olan serinin en çarpıcı ve final sezonu, izleyenleri Peyami, Dimitri ve Esvet arasındaki aşk üçgeninin içine son kez ve en nefes kesici haliyle çekmek için geliyor. Terzi 3. Sezon Hakkında: Uzun bir yolculuktan evine dönen Peyami'nin Esvet'e karşı hisleri giderek yoğunlaşır. Bu oyuna bir son vermeli ve Dimitri'ye tüm gerçekleri anlatmalıdır. Fakat yaşanan talihsiz olaylar Peyami ve Esvet'in planlarını alt üst edecektir. Netflix, Terzi'nin üçüncü sezon fragmanını paylaştı."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/the-bear-ucuncu-sezon-icin-onay-aldi/16396/", "text": "İlk sezonuyla büyük başarı yakalayan ve senenin en çok konuşulan işlerinden birine dönüşen, ikinci sezonuyla ise kültürel bir fenomene dönüşen 'The Bear', izleyicilerine özlem duygusu çok yaşatmayacak. Dizi, 3'üncü sezonuyla seyircilerle buluşmaya devam edecek. Christopher Storer'ın yaratıcı koltuğunda oturduğu ve 13 dalda Emmy Ödülü'ne aday gösterilmiş, başrol oyuncusu Jeremy Allen White'a Altın Küre Ödülü kazandırmış dizi son sezonunda, izleyicileri kirli sandviç lokantalarını bir sonraki aşamaya geçirip güzel bir mekana dönüştürmeye çalışırken kendi dönüşüm hikayelerini izlediğimiz mutfak ekibiyle bizi yolculuğa çıkarmıştı. Her biri geçmişle yüzleşmek ve gelecekte kim olmak istediklerini hesaba katmaya çalışırken onlara Olivia Colman, Jamie Lee Curtis, Sarah Paulson, Bob Odenkirk, Gillian Jacobs, Will Poulter, Jon Bernthal, Molly Gordon ve Joel McHale gibi yıldız isimler de eşlik etmişti. Olivia Colman'dan Jamie Lee Curtis'e, Bob Odenkirk'ten Sarah Paulson'a yıldız isimlerin konuk oyuncu olarak yer aldıkları 2. sezonunun ardından 'The Bear' cephesinden müjdeli haber geldi. Başrol oyuncusu Jeremy Allen White'a Altın Küre Ödülü kazandıran dizi, 3'üncü sezonuyla geri dönecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/the-marvels-filmi-marvel-tarihinin-en-kotu-gise-acilisini-yapti/16449/", "text": "Brie Larson'ın Captain Marvel rolüyle geri döndüğü the marvels filmi vizyona girdiği ilk haftada 47 milyon dolar hasılat elde etti. 300 milyon dolarlık bütçe ile çekilen film her ne kadar ABD gişesinin zirvesinde olsa da Marvel tarihinin en kötü gişe açılışını yaparak The Incredible Hulk (2008) filminin rekorunu kırdı. Son dönemde Marvel filmlerinin gişede beklentiyi karşılayamaması süper kahraman filmlerinin gişede giderek güç kaybettiğinin sinyallerini veriyor. Son dönemde Marvel filmlerinin gişede beklentiyi karşılayamaması süper kahraman filmlerinin gişede giderek güç kaybettiğinin sinyallerini veriyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/the-wall-art-gallery-de-devingen-karakter-sergisi/16251/", "text": "The Wall Art Gallery, yeni sanat sezonuna Devingen Karakter başlıklı karma sergi ile merhaba diyor. Sergi, adını yaşadığı deneyimlerle birlikte dönüşüme uğrayan öykü karakterleri ile sanatçıların pratiğinde yer yer farklı hal ve biçimlerde sürekli beliren karakterler arasındaki benzerlikten alıyor. Küratörlüğünü İpek Yeğinsü'nün üstlendiği sergide Ahmet Aydın Atmaca, Alp İşmen, Başak Doğan Kademoğlu, Baysan Yüksel, Evren Erol, Hemad Javadzade, İlsu Aslan, Khayyam Zidane, Leyla Pekmen, Pınar Birim, Samuel Zealey ve Suzan Batu'nun, resimden seramiğe, heykelden tekstile uzanan farklı tekniklerdeki çalışmaları yer alıyor. Küratör MetniDevingen karakter, deneyimlerinin etkisiyle bir öykünün başından sonuna kadar dönüşüme uğrar. Yeni değerler benimser, yeni bakış açıları edinir ve asla yerinde saymaz. Geçirdiği değişim, onunla özdeşim kuran okuyucuyu da esinler; çünkü her birimiz istikrarın sağladığı güven kadar gelişimin heyecanını da arzularız. Zaten en büyük ikilemlerimiz, alışkanlıklarımızla bizi onlardan vazgeçmeye zorlayan hayallerimiz arasındaki gerilime dayanmaz mı? Sergide, her bir sanatçının pratiğinde zaman zaman tekrar eden ancak asla aynı kalmayan karakterlerle karşılaşırız. İçinde bulundukları durumlar, hatta büründükleri biçimler bile sürekli değişir; her şeye rağmen izleyici, onların hep aynı kişi olduğunu sezinleyecektir. Serüveni boyunca kendine yabancılaşan, belki de kendini isteyerek kaybeden ve defalarca yeniden bulan o devingen karakter, sanatçının ta kendisidir. Sergi Tarihleri: 11 Ekim-18 KasımZiyaret Saatleri: Pazar günleri hariç her gün 11.00-19.00 saatleri arasında görülebilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/tiyatroya-giderken-ne-giyilir/15679/", "text": "Bir tiyatro gösterisine katılmak istediğinizde, kendinizi nasıl giyeceğinize karar vermek önemlidir. İyi bir izlenim yaratmak ve olaya uyum sağlamak için doğru kıyafet seçimi yapmak gerekmektedir. Tiyatroda giyim tarzı, olayın niteliğine ve mekana bağlı olarak değişebilir. Eğer resmi veya galaya benzer bir etkinliğe katılıyorsanız, biraz daha şık ve zarif bir görünüm tercih edebilirsiniz. Kadınlar için, şık bir elbise veya takım elbise, erkekler için ise takım elbise veya ceket-pantolon kombinasyonu uygun olacaktır. Bu tarz etkinlikler için aksesuarlar da önemlidir; şık bir çanta, zarif bir kolye veya küpe ile görünümünüzü tamamlayabilirsiniz. Daha rahat bir tiyatro deneyimi için, smart casual tarzı tercih edebilirsiniz. Kadınlar için, güzel bir bluz veya gömlek ile pantolon veya etek kombinleyebilirsiniz. Erkekler içinse, bir gömlek veya polo üzerine pantolon ve hafif bir ceket tercih edilebilir. Bu tarz bir giyim, hem şık hem de rahat hissetmenizi sağlayacaktır. Ancak bazı durumlarda, tiyatroya daha rahat bir şekilde katılmak isteyebilirsiniz. Bu durumlarda, casual giyim tercih edebilirsiniz. Rahat bir pantolon veya etek üzerine bir tişört veya bluz kombinleyebilirsiniz. Ayakkabı seçimi de önemlidir; rahat ve şık bir çift ayakkabı ile tarzınızı tamamlayabilirsiniz. Unutmayın ki, tiyatroya giderken konfor da önemlidir. Dolayısıyla, seçtiğiniz kıyafetlerle hem stil sahibi olmalı hem de rahat hissetmelisiniz. Ayrıca, hava koşullarına da dikkat etmek önemlidir. Soğuk bir gece için hafif bir ceket veya şal almanız gerekebilir. Sonuç olarak, tiyatroda giyim tarzınızı olaya uyum sağlayacak şekilde belirlemelisiniz. İster resmi bir etkinlik olsun isterse daha rahat bir gece, kendinizi iyi hissetmeniz ve konforlu bir deneyim yaşamanız önemlidir. Tarzınıza özen gösterirken, tiyatro atmosferinin keyfini çıkarabileceğiniz bir kıyafet seçimi yapmanızı öneririm. Tiyatro, kendine özgü atmosferi ve etkileyici sahnesiyle büyüleyici bir sanat formudur. Bir tiyatro oyununa katılmak veya izlemek için doğru kıyafetlerle giyinmek önemlidir. Doğru giyinme, hem konforunuzu sağlar hem de sizinle aynı seviyede olan diğer seyircilerle uyumlu bir görünüm sunmanızı sağlar. İşte tiyatroya gitmek için pratik giyim tüyoları:1. Rahatlık Öncelikli Olmalı: Tiyatro salonları genellikle uzun süre oturma gerektiren yerlerdir, bu yüzden rahat bir kıyafet seçimi yapmak önemlidir. Rahat kesimli pantolonlar, etekler veya elbiseler tercih edebilirsiniz. Ayrıca, esnek kumaşlardan yapılmış ve vücudu sıkmayan giysiler tercih etmek de önemlidir.2. Hava Koşullarını Dikkate Alın: Tiyatro mekanları genellikle iyi bir iklim kontrolüne sahiptir, ancak dışarıdaki hava koşullarını göz önünde bulundurmanızda fayda vardır. Soğuk bir gecede tiyatroya gidiyorsanız, hafif bir ceket veya şal alarak kendinizi sıcak tutabilirsiniz. Sıcak havalarda ise ince ve nefes alabilen kumaşlar tercih ederek terlemeyi önleyebilirsiniz.3. Tarzınızı Yansıtın: Tiyatro, kendinizi ifade edebileceğiniz bir ortamdır. Bu nedenle, kıyafet seçiminde kendi tarzınızı yansıtmaktan çekinmeyin. Kendinizi özgün hissettiğiniz ve rahat ettiğiniz giysileri tercih edin. Örneğin, renkli aksesuarlar veya ilginç desenlere sahip giysilerle tarzınızı vurgulayabilirsiniz.4. Ayakkabı Seçimi: Tiyatroda uzun süre ayakta durmanız gerekebilir, bu nedenle rahat ayakkabılar tercih etmek önemlidir. Topuklu ayakkabılar yerine düz veya dolgu topuklu ayakkabıları tercih edebilirsiniz. Hem konforlu hem de şık bir görünüm elde etmek için, ayakkabılarınızı kıyafetinize uygun olarak seçmeye özen gösterin.5. Minimal Aksesuarlar: Tiyatroda fazla abartılı aksesuarlardan kaçınmak en iyisidir. Basit ve zarif takılar tercih ederek kıyafetinize hoş bir detay ekleyebilirsiniz. Fazla gürültülü takılar veya büyük çantalar seyirciler arasında dikkat dağıtıcı olabilir. Tiyatro deneyiminizi unutulmaz kılmak için doğru giyinmek önemlidir. Rahatlık ve tarzınızı yansıtan giysiler seçerek kendinizi iyi hissedebilir ve diğer seyircilerle uyumlu bir görünüm sunabilirsiniz. Tiyatroda keyifli bir deneyim yaşamak için bu pratik giyim tüyolarını göz önünde bulundurun. Klasik tiyatro, yüzyıllardır estetik ve zarafetin bir simgesi olmuştur. Bu tiyatro tarzı, sahnede yapılacak her performans için özel bir atmosfer yaratırken, aynı zamanda seyircileri de büyülemeyi amaçlar. Kostümler, dekorasyonlar ve oyuncuların tarzı, klasik tiyatronun başarısını belirleyen önemli unsurlardır. Klasik tiyatro modasında, eleganlık ve zerafet en üst düzeyde değerlidir. Oyuncuların kostümleri, dönemin otoritesini yansıtmalı ve karakterlerin kişilikleriyle uyumlu olmalıdır. Bu nedenle, tasarımcılar detaylara özen gösterirken, kaliteli kumaşlar ve zarif kesimler tercih ederler. Kadın oyuncular genellikle uzun, uçuş uçuş etekler veya taşlı elbiseler giyerken, erkek oyuncular şık takım elbiseler veya fraklar tercih ederler. Her iki cinsiyet için de gösterişli aksesuarlar, sahnedeki şıklığı tamamlamak için kullanılır. Klasik tiyatro modası, bu tarzın ruhunu korurken modern dokunuşlarla da güncellenmiştir. Güçlü renkler, zengin desenler ve özgün detaylar, kostümlere canlılık katar. Aynı zamanda, oyuncuların rahat hareket edebilmeleri için esneklik sağlayan modern kumaşlar kullanılır. Bu, performans sırasında sahnede daha fazla özgürlük hissi yaşanmasını ve oyuncuların karakterleriyle bütünleşmesini sağlar. Klasik tiyatro modasının etkisi sadece sahnede değil, günlük hayatta da hissedilir. Bu tarzdaki giysiler, özel davetlerde veya resmi etkinliklerde zarafet arayanların tercihidir. Örneğin, bir kokteyl partisinde şıklığınızı ön plana çıkarmak isterseniz, klasik tiyatro modasından ilham alabilirsiniz. Dikkat çekici bir elbise, uyumlu aksesuarlar ve güvenle adımlarınızı attığınız yüksek topuklu ayakkabılar, size elegan bir görünüm kazandırır. Sonuç olarak, klasik tiyatro modası, konuşma tarzına uygun bir şekilde ifade edecek olursak, her dönemde geçerli olan zamansız bir tarzdır. Elegan ve zerafet dolu kostümleri ile bu moda akımları, sahnedeki performansları büyüleyici bir deneyime dönüştürür. Klasik tiyatro modasına ilham veren tarzları günlük hayatınıza uyarlayarak, siz de etkileyici ve zarif bir görünüm elde edebilirsiniz. Tiyatro performanslarında sahne üzerinde doğru ayakkabı seçimi, aktörlerin başarısını etkileyen önemli bir faktördür. Birinin doğru ayakkabıları seçmesi, performansın akışını ve karakterin doğal bir şekilde hareket etmesini sağlayabilir. Bu nedenle, tiyatro oyuncularının sahneye çıkarken dikkatlice düşünmeleri gereken bir konudur. Birincil olarak, tiyatro ayakkabılarının rahat olması çok önemlidir. Aktörler sahnedeyken uzun süre ayakta dururlar ve farklı pozisyonlara geçerler. Rahatsız bir ayakkabı, performansın kalitesini ve enerjisini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu yüzden, doğru uyum sağlayan, ayakları sıkmayan ve ayağı destekleyen bir ayakkabı seçmek önemlidir. Ayrıca, tiyatro ayakkabıları sessiz olmalıdır. Sahne üzerinde yürüyüşler ve hareketler sessizce yapılmalıdır, böylece izleyiciler performansa odaklanabilir. Gürültülü veya kaygan tabanlı ayakkabılar dikkati dağıtabilir ve sahnedeki diğer oyuncuları etkileyebilir. Bu nedenle, yumuşak tabanlı ve kaymayan bir ayakkabı seçmek, performansın fark edilmez ve profesyonel görünmesini sağlar. Ayrıca, kostümle uyumlu olan ayakkabılar tercih edilmelidir. Sahne tasarımıyla uyumlu renk ve tarzda ayakkabılar, karakterin bütünlüğünü ve inandırıcılığını artırır. Ayakkabılar, karakterin kişiliğiyle de uyumlu olmalıdır. Örneğin, bir karakterin güçlü ve kararlı bir sahne varlığı varsa, bu özelliği yansıtan sağlam ve heybetli bir ayakkabı seçilebilir. Son olarak, tiyatroda kullanılan ayakkabıların dayanıklı olması önemlidir. Tiyatro performansları sık sık tekrarlanır ve uzun süre devam edebilir. Ayakkabılar, bu yoğun tempoya dayanabilecek kalitede olmalıdır. Yüksek kaliteli malzemelerden yapılmış ve sağlam dikişlere sahip ayakkabılar, oyuncuların onları uzun süre kullanmasına olanak tanır. Tiyatroda doğru ayakkabı seçimi, performansın temel unsurlarından biridir. Rahatlık, sessizlik, uyumluluk ve dayanıklılık, doğru ayakkabının sahnede başarılı bir performans için gerekliliğini vurgular. Aktörler, karakterlerine ve sahnedeki varlıklarına uygun ayakkabıyı seçerken, performansın kalitesini ve izleyicilerin deneyimini olumlu yönde etkiler. Tiyatro, insanları farklı dünyalara götüren büyülü bir deneyim sunar. Sahnedeki oyuncuların performansını izlerken gerçeklikten uzaklaşır ve bir hikayenin içine dalabiliriz. Ancak tiyatroya gitmek için doğru kıyafetleri seçmek önemlidir, özellikle de hava durumu değişkenlik gösteriyorsa. Bir tiyatro etkinliğine katılacaksanız, hava durumunu göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Eğer yaz aylarında güneşli bir günse, hafif ve serinletici kıyafetler tercih etmek önemlidir. Rahat bir elbise veya şort ile salaş bir tişört kombini, sıcaklığın tadını çıkarmak için mükemmeldir. Ayrıca, açık renkli ve nefes alabilen kumaşlar tercih ederek serin kalabilirsiniz. Unutmayın ki kapalı mekanlarda sıcaklık daha da yükselebilir, bu nedenle giysilerinizi tiyatro salonunda rahat hissetmenizi sağlayacak şekilde ayarlamak önemlidir. Öte yandan, kış aylarında ya da serin havalarda tiyatroya gitmeyi düşünüyorsanız, katmanlı giyinmek önem kazanır. Hafif bir ceket veya hırka giyerek iç mekanda sıcak kalabilirsiniz. Ayrıca, rahat bir ayakkabı seçimi de uzun süre ayakta durmanız gereken tiyatro etkinliklerinde önemlidir. Tarzınıza uygun şık ve konforlu ayakkabılar tercih edebilirsiniz. Hava durumu değişken olduğunda, özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, yanınıza bir şemsiye veya hafif bir yağmurluk almak da akıllıca olacaktır. Bu sayede beklenmedik yağmur ya da soğuk havadan etkilenmezsiniz ve tiyatro keyfiniz bölünmez. Sonuç olarak, tiyatroya gitmek için kıyafet seçimi yaparken hava durumunu dikkate almak önemlidir. Hem yaz hem de kış aylarında, rahatlık ve tarzı bir araya getiren giysiler tercih etmek, tiyatro deneyiminizi en üst düzeye çıkarmanıza yardımcı olacaktır. Her sezon için uygun kıyafetleri seçerek, hava koşullarına uyum sağlarken sahnedeki büyüyü de kaçırmamış olursunuz. Tiyatro, seyircilerine unutulmaz deneyimler sunan özel bir sanat formudur. Oyunun etkileyici atmosferini tamamlayan unsurlardan biri de izleyicilerin giyimi ve kıyafet seçimidir. Tiyatroda dikkat edilmesi gereken kıyafet kuralları, hem saygılı bir tutumu yansıtmak hem de diğer seyircileri rahatsız etmemek için önemlidir. İlk olarak, tiyatroya giderken rahat ve uygun kıyafetler tercih etmek önemlidir. Bu, şık olmanın yanı sıra rahatlık sağlar ve oyun boyunca hareket etme ihtiyacınız olduğunda sizi kısıtlamaz. Spor ayakkabılar veya düşük topuklu ayakkabılar gibi rahat ayakkabılar tercih edebilirsiniz. Ayrıca, dikkat çekici ve abartılı kıyafetlerden kaçınmak da önemlidir. Seyirciler arasında çok fazla ilgi çeken kıyafetler, diğer izleyicilerin dikkatini dağıtabilir ve oyunun odak noktasını bozabilir. Bunun yerine, zarif ve sade bir tarzı tercih ederek, oyunun asıl yıldızları olan oyunculara saygı göstermiş olursunuz. Tiyatroda, cep telefonu kullanımı da hoş karşılanmaz. Diğer seyircileri rahatsız edebilir ve oyunun atmosferini bozabilir. Bu nedenle, oyun boyunca cep telefonunu sessize almanız veya tamamen kapatmanız önemlidir. Acil durumlarda bile, telefonunuzu sessiz bir şekilde kullanmak için oyun aralarını tercih etmelisiniz. Son olarak, parfüm veya kolonye gibi yoğun kokulu ürünleri aşırıya kaçmadan kullanmanız önemlidir. Tiyatro salonu sıkışık olabilir ve bazı insanlarda güçlü kokuların baş ağrısı, alerji veya rahatsızlık hissi yaratabileceğini unutmayın. Hafif bir koku tercih ederek, diğer seyircilere hoş bir deneyim yaşatmış olursunuz. Tiyatroda dikkat edilmesi gereken kıyafet kuralları, saygı, uyum ve odaklanma açısından önemlidir. Rahat ve uygun kıyafetler seçerek, oyunun keyfini çıkarırken diğer izleyicileri de düşünmüş olursunuz. Unutmayın ki, tiyatro deneyimi herkes için daha keyifli hale gelirken bu kurallara dikkat etmek, ortak bir kültürel anlayışı yansıtır ve tiyatronun büyüsünü bozmaz. Tiyatro, estetik, performans ve izleyicileri büyüleme sanatının mükemmel bir bileşimidir. Sahnedeki oyuncuların gösterilerindeki ihtişam, kostümleriyle desteklenir ve bu da moda dünyası için ilham kaynağı oluşturur. Tiyatro kombinleri, içerdikleri moda trendleriyle dikkat çekerken aynı zamanda sahnedeki büyülü atmosferi günlük hayata taşımayı amaçlar. Bu sezon tiyatro kombinlerinde, cesur renkler ve dramatik detaylar ön plandadır. Canlı kırmızılar, derin morlar ve parlak altınlar, sahnede olduğu gibi sokak modasında da büyük bir etki yaratmaktadır. Parlak renklerle birlikte, şık tasarımlarla süslenmiş pelerinler ve tüller gibi dramatik detaylar da görünümünüzü öne çıkaracak. Tiyatro kombinlerinde vintage parçalar da sıklıkla tercih edilir. Eskitilmiş dantel elbiseler, baskılı gömlekler ve retro tarzdaki etekler, geçmişin büyüsünü günümüze taşır. Bu parçaların modern kesimlerle birleştirilmesi, zamansız bir tarz yaratmanıza yardımcı olur. Aksesuarlar tiyatro kombinlerinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Büyük, gösterişli küpeler, taşlı bilezikler ve tüylü şapkalar, stilinizi tamamlayacak unsurlardır. Aynı zamanda maskeler, tiyatro atmosferini yansıtırken gizemli bir hava katar. Tiyatro kombinleri oluştururken dikkat etmeniz gereken noktalardan biri de mekanik hareketlere uygunluğudur. Rahatlık ve esneklik, sahne üzerindeki performansa uyum sağlamak için önemlidir. Bu nedenle, elastik kumaşlar ve rahat kesimler tercih ederek hem şık hem de hareket özgürlüğü sunan kombinler oluşturabilirsiniz. Sonuç olarak, tiyatro kombinleri, moda trendlerinden ilham alarak günlük hayatta büyülü bir atmosfer yaratmanıza olanak tanır. Cesur renkler, dramatik detaylar ve vintage parçalarla tarzınızı ifade edebilir, aksesuarlarla görünümünüzü tamamlayabilirsiniz. Tiyatronun büyüsünü günlük hayata taşıyarak her gün kendinizi sahnede gibi hissedebilirsiniz."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/turk-edebiyatinin-onemli-isimleri-15-itef-i-anlatti/16073/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Ayfer Tunç, Mine Söğüt, Gonca Özmen, Nermin Yıldırım, Doğu Yücel ve Mehmet Fırat Pürselim ile 15. İTEF'i konuştuk. 2009'dan beri çeşitli temalarla edebiyatseverleri bir araya getiren, Türkiye'nin ilk uluslararası edebiyat festivali İTEF 15. yılını kutluyor. Festival bu yıl \"Yeryüzü Edebiyatı\" teması ile okurlarla buluşacak. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Ayfer Tunç, Mine Söğüt, Gonca Özmen, Nermin Yıldırım, Doğu Yücel ve Mehmet Fırat Pürselim ile 15. İTEF'i konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/turkiye-gazeteciler-cemiyeti-nden-100-yil-sergileri/16300/", "text": "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Cumhuriyet'in 100. Kuruluş yıl dönümü nedeniyle TGC Basın Müzesi'nde iki sergi düzenliyor. Türkiye'de Basın ve Düşünceyi İfade Özgürlüğü Görsel Sanatlar Sergisi 2 ve Ulusal ve Yerel Basında Cumhuriyet Bayramı Sergisi 26 Ekim 2023 Perşembe günü gazeteciler ve sanatseverlerle buluşacak. Türkiye'de Basın ve Düşünceyi İfade Özgürlüğü Görsel Sanatlar Sergisi'nde sanatçıların resim, seramik, heykel ve kolajdan oluşan eserleri sergilenecek. Küratörlüğünü Fatma Batukan Belge'nin üstlendiği sergi Murat Erdin, Aybeniz Ece Uçan, Cihan Oğuz, Erol Aktı, Esin Yolçınar ve Öznur Oğraş Çolak'tan oluşan TGC Kültür Sanat Komisyonu tarafından düzenleniyor. Sergi de Coşkun Sami, Deniz Turan, Didem Medine İnci Aydın, Ebru Zarakolu, Ekrem Kahraman, Elhan Ergin, Emine Şenses, Ercan Akyol, Ercan Ayçiçek, Fatma Batukan Belge, Günay Atalayer, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Gürsel Bektaş, Hicabi Demirci, Huri Aykut Ülker, İnsel İnal, Maryam Salahi, Mehdi Reyhani, Mehmet Aksoy, Musa Kart, Nihal Gündüz, Nihal Sarıoğlu, Öznur Oğraş Çolak, Perincan Yalnızcık, Pınar Güzelgün Hangün, Sema Çulam, Tan Oral, Turhan Selçuk, Tülin Onat, Yonca Saraçoğlu, Zehra Çobanlı, Zeynep Soref ve Zuhal Bilginalp eserleri yer alacak. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Bakırköy Belediyesi ile birlikte de Ulusal ve Yerel Basında Cumhuriyet Bayramı Sergisi hazırladı. TGC Basın Müzesi ve Bakırköy Belediyesi Sanat Danışmanı A. İlhan Gülek arşivinden yararlanılarak hazırlanan Ulusal ve Yerel Basında Cumhuriyet Bayramı Sergisi'nde son 100 yılda yayınlanan gazetelerin birinci sayfaları yer alıyor. Her iki sergi de 24 Kasım 2023 tarihine kadar TGC Basın Müzesi'nde görülebilir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Cumhuriyet'in 100. yılını iki sergi ile kutluyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/uluslararasi-kadin-oyun-yazarlari-tiyatro-festivali-seyirci-ile-bulusuyor/16448/", "text": "Devlet Tiyatroları tarafından ilki geçen yıl düzenlenen \"Uluslararası Kadın Oyun Yazarları Tiyatro Festivali bu yıl da seyircisiyle buluşmaya hazırlanıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/unlu-komedyenler-istanbul-komedi-festivali-nde-sahne-alacak/16309/", "text": "Festival çocuklar için de birbirinden eğlenceli ve öğretici tiyatro oyunlarına, atölyelere ev sahipliği yapacak; Türkçe Benim Evim Kelimeler Adası, Bully Bully, Ceko ile Pepo İki Bavul Dolusu, Nasreddin Hoca kaçırılmaması gereken etkinlikler arasında. BKM Mutfak Çarşı ve BKM Mutfak Kadıköy ise, İstabul Komedi Festivali boyunca yerli ve yabancı stand-up gösterilerine ev sahipliği yapacak. Festival çocuklar için de birbirinden eğlenceli ve öğretici tiyatro oyunlarına, atölyelere ev sahipliği yapacak; Türkçe Benim Evim Kelimeler Adası, Bully Bully, Ceko ile Pepo İki Bavul Dolusu, Nasreddin Hoca kaçırılmaması gereken etkinlikler arasında. BKM Mutfak Çarşı ve BKM Mutfak Kadıköy ise, İstabul Komedi Festivali boyunca yerli ve yabancı stand-up gösterilerine ev sahipliği yapacak."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/unlu-operalar-efes-antik-kentinde-sahnelenecek/15573/", "text": "Muhteşem bir opera ve bale şölenine hazırlanan 6. Uluslararası efes opera ve Bale Festivali, Devlet Opera ve Balesi Müdürlüklerinin sahneleyeceği 5 eser ile Efes Antik Tiyatrosu'nda iki hafta boyunca seyirciler ile buluşacak. AÇILIŞ UYUYAN GÜZEL BALESİ İLE OLACAK6. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 7 Temmuz Cuma akşamı, ünlü Rus Besteci Çaykovski'nin şaheseri Uyuyan Güzel balesinin prömiyeri ile açılacak. Kötü kalpli büyücü Carabosse tarafından 100 yıl boyunca uyutulan prensesin hikayesi İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından iki perde olarak sahnelenecek. Orkestra Şefi Roberto Gianola yönetimindeki İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve İzmir Devlet Opera ve Balesi Bale Topluluğu sanatseverleri büyülü bir yolculuğa çıkaracak. Koreografisi ve librettosu ünlü Fransız koreograf MariusPetipa'ya ait olan eserin rejisi ve düzenlemesi Ayşem Sunal Savaşkurt imzası taşıyor. Eserin başrollerini Prenses Aurora rolünde Burcu Olguner ile Prens Florimund rolünde Çağın H. Özideş paylaşırken Carabosse rolünü Selahattin Erkan, Leylak Perisi rolünü ise Cansu Polat canlandıracak. GÜZEL CARMEN'İN ÖYKÜSÜ BALE ADIMLARIYLA SAHNEDE OLACAK10 Temmuz Pazartesi akşamı, festivale ilk kez katılan Samsun Devlet Opera ve Balesi tarafından iki perde olarak sahnelenecek Carmen balesi sanatseverlerin karşısında olacak. Bestesi Georges Bizet'ye, koreografisi ve librettosu Carlos Vilan'a, müzik düzenlemeleri Tulio Gagliardo'ya ait olan eser, İspanya'nın Sevilla kentinde bir tütün fabrikasında çalışan asi ve güzel Carmen'in, Don Jose ve Escamillo ile yaşadığı gelgitli ve kural tanımaz aşk ilişkisini sahneye taşıyacak. Orkestra şefi Tulio Gagliardo yönetimindeki İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası Samsun Devlet Opera ve BalesiBale Topluluğuna eşlik edecek. EFES ANTİK KENTİ'NDE CARMINA BURANA YANKILANACAK13 Temmuz Perşembe akşamı, Alman Besteci Carl Orff'un en çok bilinen ve sevilen eseri Carmina Burana sahne kantatı seslendirilecek. Carl Orff tarafından Münih yakınlarındaki bir manastırda bulunan 200 kadar şiir ve şarkıdan esinlenerek oluşturulan Carmina Burana eserinde İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrasını Orkestra Şefi Vladimir Lungu, İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosunu Koro Şefi Orhan Öner Özcan yönetecek. Solistler soprano Ayşe Şenogul, tenor Erdem Erdoğan, baritonNejad Beğde'ye Koro, Çocuk Korosu ve Orkestra Sanatçılarının eşlik edeceği bu muhteşem eser Efes Antik Kentinin tarihi sütunlarında yankılanacak. ÜNLÜ BİR MÜZİKALLE FESTİVAL DEVAM EDECEKFestival 16 Temmuz Pazar akşamı, Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konulacak Damdaki Kemancı müzikali ile devam edecek. Seyircileri 1905 çarlık Rusyasına, gelenek ve devrim arasında sıkışmış Anatevka köyü sakinlerinin dünyasına götürecek 2 perdelik ünlü müzikalin müzikleri Jerry Bock'a, rejisi Volkan Severcan'a, koreografisi Serbülent Biçer ve Özgür Adam İnanç'a ait. Orkestra Şefi Aytuğ Ülgen yönetimindeki Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve takviye olarak İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestra Sanatçıları ile Koro Şefi Anıl Aydın yönetimindeki Mersin Devlet Opera ve Balesi Korosu, Solist Sanatçılara ve Mersin DOB Bale Topluluğuna eşlik edecek. FESTİVALİN KAPANIŞI ETKİLEYİCİ BİR OPERA ESERİYLE YAPILACAKFestival, 21 Temmuz Cuma akşamı Gaetano Donizetti'nin üç perdelik trajik operası Lucia di Lammermoor operası ile sona erecek. Sir Walter Scott'un Lamermoor Gelini adlı tarihi romanından uyarlanan eserin Rejisörlüğünü Carlos Vilanyaparken Orkestra şefliğini Tulio Gagliardo üstlenecek. 6. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali'nde yer alan etkinlikler Efes Antik Tiyatrosu'nda saat 21.00'de başlayacak. Devlet Opera ve Balesi'nin seçkin eserlerinin sanatseverlerin beğenisine sunulacağı 6. Uluslararası Efes Opera ve Bale Festivali, 7-21 Temmuz tarihlerinde sanatın ve kültürün beşiği Efes Antik kentinde başlıyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/yeni-metin-tiyatro-festivali-12-kez-duzenleniyor/16432/", "text": "Bu sene festival, uluslararası yapısının altını çizerek Sınırlar Ötesi Tiyatro kapsamında Türk yazar ve yönetmenlerle yurt dışından gelen sanatçıları buluşturduğu bir alan yaratıyor. Festival, yurt dışından birçok oyun yazarı ve yönetmenin katıldığı söyleşiler, yeni oyunlar, performanslar, atölyeler ve okuma tiyatroları aracılığıyla hem alanında yeni tartışmaların ve fikir alışverişlerinin kapısını aralıyor hem de uluslararası tiyatro sahnelerini birbirine bağlıyor. T. C Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Müdürlüğü'nün Sınırlar Ötesi Tiyatro kapsamında verdiği destekle gerçekleşen festivalin uluslararası bağlarını güçlendiren partnerleri arasında Danimarka Konsolosluğu ve Danimarka Kültür Enstitüsü Türkiye, Norveç Büyükelçiliği, İsveç Başkonsolosluğu ve İsveç Sanat Konseyi, British Council ve Portekiz Camoes Enstitüsü yer alıyor. Nordik Fokus başlığı altında Danimarka, Norveç ve İsveç'ten gelen yazar ve yönetmenlerin etkinlikleri geçen seneden beri sürdürülebilir bir yapıda devam ediyor. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi - Visit İstanbul da festivalin destekçileri arasında yer alıyor. Festivalin yurt dışından gelen yazar ve yönetmenlerinin verdiği atölyelerin sponsorluğunu ise Mey Diageo üstleniyor. Her sene Yeni Metin Atölyelerinde yazılan oyunlar arasından seçilen Senenin Oyunu ödül sponsorluğunu ise Free Stage PPA yapıyor. Ayrıca The Jungle Projesi başlığıyla Good Chance Theatre ile GalataPerform işbirliğinde gelen The Jungle oyun okuması ve söyleşisi de British Council Creative Collaborations desteğiyle festivale dahil oluyor. Festivalin mekan destekçileri arasında Akbank Sanat, Dasdas, Kadir Has Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi BAU PERA, Salt Galata, Postane Galata, Hope Alkazar, Balat Monologlar Müzesi ve Sendika Beyoğlu bulunuyor. Festivale oyun yazarlarının yeni metinlerinin oyun okumalarını sahnelemek üzere dahil olan ve kapılarını açan Beyoğlu Sahneleri arasında Asmalı Sahne, Bahçe Galata, BeReZe Gösteri Evi, Kumbaracı50, Taksim Ara Sahne ve Tatavla Sahne var. 2003 yılında Galata'da Büyük Hendek Caddesinde bir apartmanın birinci katında, Yeşim Özsoy tarafından kurulan GalataPerform kuruluşundan beri oyunlar, projeler, festivaller ve atölyeler yoluyla Türk tiyatrosunda yenilikçi ve çağdaş bir alan yaratıyor. 2002 senesinde Yeşim Özsoy tarafından Ve Diğer Şeyler Topluluğu olarak kurulan tiyatro, Galata'daki mekanına geçmeden önce ve geçtikten sonra bu isim altında Ev Kakofonik Bir Oyun, Aksak İstanbul Hikayeleri, Noter, Playback, 3. Evren gibi oyunlarla sahnelerde ve kendi mekanında yer aldı ve ağırlıkla Yeşim Özsoy'un yazdığı yönettiği oyunları sahneledi. Yeni metinler, disiplinlerarasılık ve yeni teknolojiler üzerine yoğunlaşan tiyatro, GalataPerform'da Görünürlük Projesi (2004-2012), Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi, Festivali ve Atölyeleri gibi pek çok proje, oyun ve etkinliğe imza attı. 2006 senesinde Ceren Ercan, Mark Levitas, Dilek Altuntaş ve Yeşim Özsoy'un girişimiyle oluşturulan Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesiyle GalataPerform çatısı altında yeni yazarlar ve yönetmenlerin tiyatromuza kazandırıldığı bir denklem yaratıldı. Proje halen devam etmekte ve alana tiyatrocular kazandırmanın yanı sıra yeni ve çağdaş tiyatro konusunda tartışma alanı yaratmakta. Proje kapsamında 20'ye yakın farklı ülkeden 60'dan fazla yazar yönetmen İstanbul'a geldi, etkinliklerle tanıtıldı, atölyelerle Türk yazarlarla buluştu. Festivaller ve oyun okumaları yoluyla 100'e yakın yeni metin Türkiye tiyatrosuna kazandırıldı. 2020'de Galata'daki mekanlarından çıkan tiyatro, alanında yeni oyunlar, atölyeler ve yayınlar için bir dijital platform olan YeniPerform'u kurdu. Halen Yeni Metin Tiyatro Festivali, uluslararası etkinlikler, oyunlar ve atölyeler yoluyla seyircisine farklı platformlarda ulaşmaya devam ediyor. GalataPerform'un Beyoğlu'nda kurulmuş olan bir tiyatro olması sebebiyle bu sene festival etkinlikleri özellikle Beyoğlu'ndaki sahnelerde ve mekanlarda gerçekleşiyor olacak. Davetlilerin katılımıyla 17 Kasım Cuma günü Postane Galata'da gerçekleşecek olan Yeni Metin Tiyatro Festivali 12 lansmanında festivalin programı paylaşılacak ve GalataPerform'un 20. senesini kutlamak amacıyla hazırlanan tanıtım videosu gösterilecek. Geceye kokteyl ve müzikler eşliğinde devam edilecek. Her yıl farklı bir tema etrafında şekillenen festivalin bu yılki teması Gerçek olarak belirlendi. Festival, izleyicilere gerçekliğin farklı yönlerini çeşitli şekillerde ifade eden oyunlarla tanışma fırsatı sunacak. İklim krizi gerçeğiyle yoğrulan ve aynı zamanda dijitalleşme çağında, fiziksel dünyadan farklı sanal dünyalarla tanıştığımız, nesnel gerçekliğin gün be gün kaygan bir zeminde kaybolduğu, dünya dengelerinin, kişisel hayatların dinamiklerinin bu gerçeklik kurgularından etkilenip şekillendiği günümüzde festivalin teması tüm bu sorular ve sorunlar etrafında şekilleniyor. Oyunlar, oyun okumaları, atölyeler, söyleşiler, panel ve performanslar DasDas, Hope Alkazar, Akbank Sanat, Postane Galata, Vacilando Cafe, Bahçe Galata, Balat Monologlar Müzesi, Kadir Has Üniversitesi, Asmalı Sahne, BeReZe Gösteri Evi, Kumbaracı50, Bahçeşehir Üniversitesi BAU Pera Sahnesi, Taksim Ara Sahne, Tatavla Sahne ve Atlas 1498 Sahnesinde gerçekleşecek. Her sene Yeni Metin Atölyelerinden çıkan Yeni Yazarların Oyun Okumaları ve Söyleşileri bu sene de programın odağında yer alıyor. Atölyeler kapsamında Gerçek temasıyla yazılan oyunlardan seçilen yazarlar arasında Ülkünur Aslan, Doğukan Korkmaz, Mehmet Salih, Deniz Sevilay Bulut, Sena Işıldar, Gülperi Karademir yer alıyor. Beyoğlu'nun 6 sahnesi; Asmalı Sahne, BeReZe Gösteri Evi, Tatavla Sahne, Bahçe Galata, Kumbaracı50 ve Taksim Ara Sahne ev sahipliğinde yer alacak oyunların okumalarının ertesinde yazarlar ve yönetmenlerle söyleşi gerçekleşecek. Her sene festival için seçilen metinler arasından belirlenen Senenin Oyunu Ödülü bu yıl genç yazar ve oyuncu Serkan Nejdet Sadıkoğlu'nun yazdığı Yangın Yeri adlı oyuna verilecek. Akbank Sanat Sahnesinde Ayşe Draz'ın yönettiği oyun okumasının ardından yazara ödülü takdim edilecek. Senenin Oyunu okuması ve ödülünü Free Stage PPA yapımı destekliyor. Yeni Metin Tiyatro Festivali 12, Simon McBurney'nin Genel Sanat Yönetmeni olduğu dünyaca ünlü tiyatro Theatre Complicite'nin iklim kriziyle ilgili oyunu Can I Live film gösterimiyle 24 Kasım'da açılıyor. Hikayesini sözlü anlatım, rap, tiyatro, animasyon ve bilimsel gerçeklerle dokuyan Fehinti Balogun'un iklim felaketi ile ilgili performansını içeren \"Can I Live\" adlı dijital oyunun film gösterimi sonrasında Ferdi Çetin moderatörlüğünde Postane Galata'da konuyla ilgili bir sohbet gerçekleşecek. Festivalin buluşma noktası olan Galata'nın vegan/vejeteryan kafesi Vacilando Cafe'de, Yeni Metin Festivali 10 kapsamında okuması yapılan ve Habitus kitabevinden basılan Turizm oyununun yazarı Tiago Correia'nın katılımıyla hem imza günü ve kitap lansmanı gerçekleşecek hem de Porto'nun A Turma Tiyatrosu ile GalataPerform arasında gerçekleşen Yazar Misafir Programı kapsamında gelen oyuncu ve yazar Antonio Parra ve Tiago Correia ile bir söyleşi yapılacak. GalataPerfom ve Good Chance Theatre işbirliği ile gerçekleşecek olan The Jungle oyunun okuması festival kapsamında yer alıyor. Londra ve New York sahnelerinde büyük başarı kaydeden Good Chance Theatre'ın The Jungle adlı oyununun başrol oyuncusu Suriye kökenli İngiliz oyuncu Ammar Haj Ahmad devised theatre konusuna giriş niteliğinde vereceği oyunculuk atölyesine katılan oyuncular arasından seçilen oyuncular The Jungle oyun okumasında yer alma şansına sahip olacaklar. Atölye çalışmalarına Kadir Has Üniversitesi Tiyatrosu öğrencileri ile göçmen ve Türk kökenli profesyonel oyuncuların da aralarında bulunduğu 20'nin üzerinde sanatçı katılacak. İstanbul'daki hem Türk hem de göçmen topluluklara ulaşılmasına önem verilen atölye, erişilebilir ve ücretsiz olacak. Atölye sonrasında oyun okuması için seçilen oyuncularla birlikte provalar başlayacak ve The Jungle oyun okuması DasDas Açık Sahnede seyirciyle buluşacak. Oyunun okuma olarak Yeni Metin Tiyatro Festivali'nde yer almasının yanı sıra yaratıcıları da İstanbul'a geliyor. The Jungleın yazarlarından ve Good Chance'in sanat direktörlerinden biri olan Joe Robertson ile tiyatronun yönetici direktörü Naomi Webb'in oyun okumasından sonra bir seyirci söyleşisi ve soru-cevap için katılımı olacak. Oyun Okuması ayrıca dijital olarak izlenebilecek. The Jungle Projesi kapsamındaki tüm etkinlikler British Council'ın Yaratıcı İş Birlikleri Hibe Programı kapsamında desteklenmektedir. Ekim 2022 tarihinden beri GalataPerform bünyesinde sahne alan Fairfly oyunu Yeni Metin Tiyatro Festivali 12 kapsamında Katalan oyun yazarı Joan Yago'nun katılımıyla 28 Kasım Salı günü Atlas 1948 Sahnesi'nde yer alacak. Oyun sonrası gerçekleşecek kokteyl eşliğinde Joan Yago, Habitus yayınlarından çıkan oyunun kitabını imzalamak için izleyicilerle buluşuyor olacak. Danimarka Kültür Enstitüsü Türkiye, Danimarka Başkonsolosluğu, Norveç Büyükelçiliği, İsveç Başkonsolosluğu, İsveç Sanat Konseyi değerli destekleriyle GalataPerform I Yeni Metin Tiyatro Festivali arasındaki işbirliği uzun süredir sürdürülebilirlik esasına dayanarak Nordic Focus / Nordik Fokus başlığı altında devam ediyor. Yeni oyunlara olan ilgiyi canlı tutan festivalin bu özel başlığı altında, İskandinav oyun yazarlarının yazdığı özgün oyunlar Türkçeye çevrilerek Türkiyeli yönetmenler tarafından oyun okuması olarak yönetilecek. Danimarkalı yazar ve yönetmen fixy+foxy tiyatrosunun Genel Sanat Yönetmeni Tue Biering tarafından yazılan Rocky! Kaybedenin Dönüşü adlı oyununu Noyan Ayturan, Norveçli oyun yazarı Kristofer Blindheim Gronskag tarafından yazılan Mesafe'yi Yelda Baskın, Danimarkalı oyun yazarı Marie Bjorn tarafından yazılan Kıyamet adlı oyunu Okan Urun, İsveçli oyun yazarı ve Riksteatern Tiyatrosunun Sanat Yönetmenlerinden Malin Axelsson tarafından yazılan Müdür'ü Mert Öner yönetecek. Oyunlar festivalin son günü olan 3 Aralık Pazar günü Dasdas İstanbul'un Açık Sahnesinde olacak. Tüm oyunlardan sonra misafir yazarlarla söyleşiler gerçekleşecek. Ayrıca Hope Alkazar'da gelen konukların düzenleyeceği atölyeler ve BauPera'da da tüm misafir yazarlarla birlikte Nordik Fokus - Yeni Gerçeklikler başlıklı bir panel gerçekleşecek. Katılımcılar her bir yazar ile ayrı bir tanışma atölyesine katılma fırsatı yakalayabilecek. Yeni Gerçeklikler perspektifinde yazarların oyunlarıyla bağlantılı olarak Festival Direktörü Yeşim Özsoy ile Atölye ve Proje Direktörü Ferdi Çetin moderasyonunda bir panel gerçekleşecek. Habitus Yayınevi tarafından tüm oyunlar Nordik Oyunlar başlığı altında toplu olarak basılacak. Festivalin en biricik performansı GalataPerform'un Kuledibi'ndeki 17 sene boyunca ikamet edip 2020'de ayrıldığı evinin önünde başlayacak. Tepebaşı Dram Tiyatrosu, Elhamra Tiyatrosu, Naum Tiyatrosu, Venüs Tiyatrosu, Küçük Sahne'nin bir zamanlar yer aldığı lokasyonlar bir rehber eşliğinde ziyaret edilecek. Katılımcılar İstanbul'un sahne tarihini solurken, audio kulaklık ile oyuna dahil olan yazarların yazdığı hikayeleri dinleyecekler. Kayıp Sahnelerin yolculuğunda seyirciyi sürprizler de bekliyor. 24 Kasım - 4 Aralık tarihleri arasında zengin bir programla sınırlar ötesi tiyatro deneyimleri sunan Festivale tüm tiyatro severleri ve sahne sanatları ile ilgilenen herkesi davet ediyoruz. Yeni Metin Tiyatro Festivali'nde kimi etkinlikler biletli, kimi etkinlikler de ücretsiz olarak gerçekleşecek. Tüm program ücretli ve ücretsiz etkinlikleriyle tiyatrolar. com üzerinden takip edilebilecek. Ayrıca festivalle ilgili bilgilere galataperform. com ve GalataPerform sosyal medya hesaplarından ulaşabilir."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/yeni-metin-tiyatro-festivali-nin-programinda-neler-var-yesim-ozsoy-anlatti/16491/", "text": "GalataPerform tarafından 2012 yılından bu yana düzenlenen, yeni oyun yazarlarını keşfetmeyi amaçlayan, tiyatroda yenilikçi, özgün ve cesur bir alan açan Yeni Metin Tiyatro Festivali, bu yıl 12. kez, 24 Kasım - 4 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek. . Bu sene festival, uluslararası yapısının altını çizerek Sınırlar Ötesi Tiyatro kapsamında Türk yazar ve yönetmenlerle yurt dışından gelen sanatçıları buluşturduğu bir alan yaratıyor. Festival, yurt dışından birçok oyun yazarı ve yönetmenin katıldığı söyleşiler, yeni oyunlar, performanslar, atölyeler ve okuma tiyatroları aracılığıyla hem alanında yeni tartışmaların ve fikir alışverişlerinin kapısını aralıyor hem de uluslararası tiyatro sahnelerini birbirine bağlıyor. Mürekkep Söyleşiler'in bu bölümünde Galataperform'un kurucusu Yeşim Özoy ile Yeni Metin Tiyatro Festivali'ni konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/yeni-mezun-sanatcilarin-yapitlarini-base-de-sergileyecek/16425/", "text": "Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını ve üretme motivasyonlarını desteklemek, onların sanat profesyonelleri ve sanat izleyicileri ile diyaloglarını geliştirmek misyonuyla 7 yıldır düzenlenen BASE bu yıl 2023 mezunu olan sanatçıların eserlerini bir araya getirecek. T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla; Bilgili Sanat işbirliği ve Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde, Trendyol Sanat ana sponsorluğunda; Jumbo, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi ve TEB Özel Bankacılık eş sponsorluğunda bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan BASE, her yıl olduğu gibi bu yıl da yeni nesil sanatçıların dünyaya ve sanata bakış açılarını gözler önüne serecek. Her yıl sanat dünyasından değerli isimlerin yer aldığı çok sesli bir seçici kurula sahip olan BASE'in 2023 yılı başvurularını; Ahmet Doğu İpek, Alp Sime, Belkıs Balpınar, Derya Yücel, Ebru Nalan Sülün, Erkan Özgen, Erol Tabanca, Günnur Özsoy, Mehtap Baydu, Misal Adnan Yıldız, Neriman Polat, Ömer Özyürek, Selen Sarıoğlu Süloş, Tayfun Erdoğmuş, Volkan Aslan ve Yasemin Özcan değerlendirdi. BASE'in küratörü Derya Yücel, Türkiye'nin ortak mezuniyet sergisi BASE'in bu yılki teması olan 'GERÇEKLİĞİN İÇİNDE, DÜŞLERİN KIYISINDA'yı şu şekilde anlatıyor:Sanat, doğuşundan itibaren hem gerçeklik hem de hayal gücünden referans alan bir olgudur. Dünyayla derin temas aracılığıyla kendi alternatif gerçekliğini ortaya koyan sanat, aynı zamanda düşsel bir boyut da üretir. Sanat yapıtının gerçeklikle olan ilişkisi, içinde üretildiği toplumsal, kültürel ve ekonomik koşullara bağlı olarak değişkenlik gösterir. Sanatsal üretime zemin hazırlayan itkinin kaynağı ister toplumsal ister bireysel olsun sanat, karmaşık ve sonsuz bir gerçeklik sistemi içerisinde yaşamın yaratıcılıkla yorumlanmasıdır. Dolayısıyla sanat imgesiyle gerçeklik arasında görece olarak bulanık hale gelebilecek ama ortadan kalkması mümkün olmayan kopmaz bir bağ vardır. Günümüz sanatçıları, gözlemleme, benzetme, aktarma ya da kurgu ve metafor yoluyla içinde yaşadıkları gerçekliğe dair yorumlarını üretimlerine yansıtmaktadır. Sanatçılar, gerçekliği yadsıyarak çarpıtabilir, bilinçli olarak bu olgudan uzaklaşabilir, onu aşmaya, reddetmeye ya da kırmaya çalışabilir. Sanatçılar, kendi gerçeklik tasarılarını yani düşlerini yapıtları aracılığıyla paylaşır. Gerçekliğin İçinde, Düşlerin Kıyısında başlığı, BASE 2023 seçkisinde yer alan yeni mezun genç sanatçıların gerçeklik ve düşlere dair yorumlarını bir araya getiriyor. Sergi, sanatçıların duygu, düşünce ve hayallerini barındıran bir sahne ortaya çıkartırken, yaşamdaki karşılığının ötesinde tasarlanan gerçeklik ve düşler arasındaki bağlara, umutsuzluk ve umutlarına dair çok sesli yolculuklarındaki farklılık ve ortaklıklara da işaret ediyor. BASE, 13 Aralık-17 Aralık tarihleri arasında her gün 11:00-19:00 arasında ücretsiz olarak ziyarete açık olacak. Türkiye'nin dört bir yanından yeni mezun sanatçıların yapıtlarını aynı çatı altında sanatseverlerle buluşturan BASE'in 7. edisyonu 13-17 Aralık tarihleri arasında Bilgili Sanat işbirliğiyle, Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde gerçekleşecek."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/yunanistan-sinemasi-gunleri-ikinci-kez-istanbul-da/16462/", "text": "Yunanistan'dan EMEIS Kültür Kolektifi ve Türkiye'den istos film ile istos yayın'ın ortaklığında yapılacak Yunanistan Sineması Günleri, 21-26 Kasım 2023 tarihlerinde Pera Müzesi'nde gerçekleşecek. Tüm gösterimlerin ücretsiz olacağı etkinlikte 60'lardan 90'lara uzanan bir zaman diliminden toplam 24 film, restore edilmiş kopyalarıyla Türkiye'de ilk kez seyirciyle buluşacak. Jules Dassin'in bir bodrum katında gizlice çektiği ve Melina Mercouri, Mikis Theodorakis, Lillian Hellman, Arthur Miller gibi isimleri buluşturan sıradışı filmi Prova (The Rehearsal, 1988) ile açılışını yapacak etkinlikte, Theo Angelopoulos'un Yeni Yunanistan Sineması'nın zirvesi kabul edilen dört saatlik epik başyapıtı Kumpanya (The Travelling Players, 1975), Dimos Avdeliodis'in Berlin'den ödüllü etkileyici büyüme filmi Yaralı Ağaç (The Tree We Hurt, 1986) gibi klasikler de gösterilecek. Bu yıl, kolektif hafıza, insan hakları, göç ve diaspora temalarına odaklanan Yunanistan Sineması Günleri, Megara (1972), Son Durak Kreuzberg (Last Stop Kreuzberg, 1975) ve Makedon Düğünü (Macedonian Wedding, 1960) gibi Yunanistan belgesel sinemasının dönüm noktası olmuş örneklerini de bir araya getiriyor."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/yusuf-taktak-baska-zaman-baska-mekan-sergisini-anlatti/16129/", "text": "Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta Yusuf Taktak ile Başka Zaman Başka Mekan başlıklı kişisel sergisini konuştuk. Yusuf Taktak'ın tuval resimleriyle birlikte, kutuların içine karışık teknikle yaptığı son dönem çalışmalarının yer aldığı Başka Zaman Başka Mekan başlıklı kişisel sergisi 14 Eylül'de Brieflyart Galeri'de açıldı. Son aylarda ülkemizde yaşanan doğal afetlerin etkisinin de eserlere yansıdığı sergi, 15 Ekim 2023 tarihine kadar Brieflyart'ta ziyarete açık olacak. Mürekkep Söyleşiler'de bu hafta yusuf taktak ile Başka Zaman Başka Mekan başlıklı kişisel sergisini konuştuk."} {"url": "https://www.murekkephaber.com/zeki-demirkubuz-un-son-filmi-hayat-ertelendi/16501/", "text": "Sinemaseverler tarafından uzun zamandır merakla beklenen, Zeki Demirkubuz imzalı \"Hayat\" filmi, geçtiğimiz hafta Filmekimi'nde prömiyer yapmıştı.\"ESKİ FİLMLERİM KADAR KARANLIK DEĞİL\"Kadıköy Sineması'ndaki gösterimin ardından uzun bir aradan sonra film çekmiş olmasının heyecanını anlatan Demirkubuz, \"Yaşam insanı yumuşatıyor, Hayat'ın eski filmlerimdeki kadar karanlık olmadığına katılıyorum. Bence bu iyi bir şey, sürekli aynı adam olarak kendini tekrarladığında sıkılıyorsun. Döneklik olmadıktan sonra, inkar olmadıktan sonra yaşamının değişimine inanmak lazım, ona biraz karşılık vermek lazım. Benimki galiba öyle oluyor\" demişti.15 ARALIK'TA VİZYONDANTV'de yer alan habere göre Başrollerini Miray Daner ve Burak Dakak'ın paylaştığı, kadrosunda; Cem Davran, Umut Kurt, Melis Birkan, Osman Alkaş, Ozan Dağara, Doğu Demirkol, Kayhan Açıkgöz, Muttalip Müjdeci, Seyit Nizam Yılmaz, Berfun Başel, Hande Özen, Özlem Türkad ve Caner Cindoruk'un bulunduğu \"Hayat\" filmi, 1 Aralık'ta vizyona girecekti. Ancak film ertelendi. Sosyal medya hesabından \"Hayat\" filminin afişini paylaşan Demirkubuz, yeni vizyon tarihinin 15 Aralık olacağını duyurdu. Zeki Demirkubuz'un yeni filmi \"Hayat\"ın prömiyeri, Filmekimi'nde yapılmıştı. Başrollerini Miray Daner ve Burak Dakak'ın paylaştığı 1 Aralık'ta vizyona girmesi beklenen film ertelendi."}