{"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/30lu-yaslardan-itibaren-duzenli-yaptirilmasi-gereken-kontroll", "text": "Ayrıca kadınlar için jinekolojik muayene, meme kanseri taraması ve PAP Smear testi de düzenli olarak yapılmalıdır. Erkekler için ise testislerdeki kitleler, prostat ve kolon kanseri riskleri açısından düzenli kontrol önerilir. Sağlık kontrolleri, hemen her yaş için büyük önem taşır. Bununla birlikte belli bir yaştan sonra ortaya çıkan hastalıkların erken teşhis edilmesi de tedavi süreci için kıymetlidir. Özellikle kalp hastalıkları, kanser, diyabet, osteoporoz ve tiroid problemleri gibi sağlık sorunları, 30'lu yaşlarda başlayabileceği için düzenli kontroller erken teşhis sağlar. Belli bir yaştan sonra kilo vermek de zorlaşacağı için vücut kitle endeksi hesaplaması da yaptırarak daha rahat bir hayat sürebilirsiniz. Kan basıncı yüksekliği, hipertansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyorken, yüksek kolesterol seviyesi de kalp hastalıkları ve inme riskini artırabilir. Kan şekeri yüksekliği ise diyabet gibi ciddi bir hastalığa neden olabilir. Bununla birlikte vücut kitle indeksi, obezite riskini belirlemek için kullanılır. Bu sebeple testlerin düzenli olarak yapılması, sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir. Kalp ve damar hastalığı taramaları arasında EKG, egzersiz stres testi ve kardiyak risk faktörler testi bulunur. Özellikle 30'lu yaşlarda yapılması gereken bu taramalar, hayati önem taşır. EKG testi, kalbin elektriksel aktivitesini ölçerek kalp ritim bozukluklarının tespit edilmesini sağlar. Ayrıca eforlu EKG testine de girebilirsiniz. Egzersiz stres testi, kalp kasının ne kadar iyi çalıştığını ve kalp hastalığı riskinin ne kadar yüksek olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Bununla birlikte kardiyak risk faktörler testi de kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri düzeyleri gibi faktörlerin ölçülmesini içerir. Bu sebeple bahsi geçen taramaların yapılması son derece önemlidir. Hepatit B ve C testleri, karaciğer enfeksiyonlarının varlığını ve enfeksiyonun yayılıp yayılmadığını tespit etmek için yapılır. Bağışıklık için son derece önemli olan bu testlerin sürekli olarak yaptırılması gerekir. HIV enfeksiyonunun varlığını belirlemek için yapılan enfeksiyon testi de vücuttaki bakteri, virüs veya mantar enfeksiyonlarının varlığını tespit etmek için önemli testlerdir. Testlerin yapılması, özellikle kan ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların erken teşhis edilerek tedavi sürecinin başlaması adına önem taşır. Göz taraması ve kontrollerinin yapılması, hemen her yaştan insanı ilgilendiren bir konudur. Genetik faktörler veya dış etkenler, göz sağlığı üzerinde etkili olabilir. Ayrıca belli bir yaştan sonra da uzağı, yakını ya da boyutları yanlış görme gibi problemler oluşabilir. Göz sağlığınızı korumak için düzenli olarak göz doktoru kontrolüne gidebilirsiniz. Genel sağlığı korumak için diş sağlığına önem verilmesi gerekir. Düzenli diş hekimi kontrolü ve diş eti sağlığının takibi, erken teşhis için büyük önem taşır. Ayrıca dişlerin günde en az iki kez fırçalanması, diş ipi kullanımı ve düzenli diş temizliği de diş sağlığı için gerekli olan uygulamalardır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/40-yas-hayatinizda-neleri-degistir", "text": "Ancak bir d Nü n n! Gen ß ve kannImnIznIn deli aktnInünI ynIllarda ne kadar Nüeyin tam anlamnIyla farknInda, bilincinde olabiliyorduk ki? Veya neler hakknInda bilgi sahibiydik? Bir de Nüimdiki halinize baknIn. Daha bilgili ve daha g ßl s n z. Detaylara taknIlmaynIn! KusurlarnImnIz 20 Aoli yaNülarnImnIzda da bizimleydi, 40 ve sonrasnI zamanlarda da. Sahi, insan olmak bu denüil midir? Gelin, biraz bardanünIn dolu tarafnIna bakalnIm! a nk bardanünIn ßonüu ister inannIn ister inanmaynIn hala dopdolu ve hayat dolu! 40 yaNü sendromu bireylerin 40 yaNü snInnIrnIna geldiklerinde veya onu ge ßtiklerinde belirli koNüullarnI karNünIlayamadnIklarnI, artnIk yeterince iyi veya gen ß olmadnIklarnI kannIsnIyla girdikleri depresif durumdur. Bu ruh hali zaman zaman daha Nüiddetli ge ßebildinüinden tnIpknI saynIsnIz yaNü grubundan insannIn t rl sebeplerden t r baNüvurdunüu gibi bu kiNüilerin de psikolojik destek almaynI denüerlendirmesi faydalnI olabilir. 40 yaNü daha ßok bilgi, daha ßok tecr be demektir! Ama bunlarnIn da tesinde asnIl nemli olannIn ne oldunüuna duyulan merak ve hayata dair farknIndalnIklarnIn derinleNütinüi bir ger ßeklik de var! niNüte o baNüka hi ßbir yaNü grubunda yok! Bu farknIndalnIk, sadeleNüme ve olgunlaNümaynI beraberinde getirirken, kiNüilere yepyeni ufuklar a ßabiliyor ve yeni ilgi alanlarnInnIn kapnIlarnInnI aralayabiliyor. YaNü bir saynIdnIr. YaNünIn anlamnI ise tamamen sizin baknINü a ßnInnIza g re denüiNüir. Peki, sizin i ßin 40 yaNü daha ileride olmak mnI yoksa dezavantajlnI durumda olmak mnI demektir? Bu kararnI ancak siz verebilirsiniz. Ancak ßonüu birey adnIna bu ileride olmaktan baNüka bir Nüey denüildir. SaynIlar hayatnImnIznIn bir par ßasnI ve yaNüadnInünImnIz s reyi tannImlamak adnIna da onlara ihtiya ß duyuyoruz. Hepsi bu. 20 Aoli yaNülarnInda bir kadnIn mnI yoksa 40 AolarnInda bir kadnIn mnI kendinden daha emin bir duruNü sergiler dersiniz? Tabii ki de 40 AolarnInda bir kadnIn! a nk o artnIk yeterli g ce de, zg vene de sahiptir. 20 Aoli yaNülarnIn sundunüu taNülnI yollarnI ge ßmekle kalmaynIp 30 AolarnIn engin okyanuslarnInnI, boyu aNüan dalgalarnInnI da ßoktan aNümnINütnIr. Olgunlukluk ve zg ven onun y z nde bir g neNü gibi parlar. OlgunlaNüma ka ßnInnIlmazdnIr! Bu da hatalarnI kabul etmek adnIna daha iyi bir baknINü a ßnIsnI getirir. Bu sayede gereksiz tatsnIzlnIklara mahal vermeyen, y ce g n ll , daha asil biri olup ßnIkarsnInnIz. Ezg ven ve devamnInda zsaygnI A Hala 40 AolnI yaNülar k t diye d Nü nenlerimiz var mnI? CevabnIn haynIr oldunüunu duyar gibiyiz! EzsaygnInnIn kazannIldnInünI ve i ßselleNütirildinüi bir yaNü grubudur 40 AolnI yaNülar. Kendimiz varsak bizim i ßin de bir d nya vardnIr. Bu y zden ge ßip giden gen ßlik ynIllarnInda kuvvetle muhtemel hen z sahip olamadnInünImnIz daha y ksek bir bilin ß d zeyi s z konusudur. Elbette her yaNü gibi bu yaNü grubunun da negatif yanlarnI var. HastalnIklar adnIna nispeten daha hassas olabildinüimiz bir d nem baNülar. Fakat y ksek zsaygnImnIz ve kendimizi daha odak almamnIz sayesinde her Nüey adnIna daha dirayetli oluruz! Siz yeter ki hastalnIklarnIn gelip ge ßici olduklarnInnI ve sanülnIklnI bir zihin yapnIsnIyla herNüeyi aNüabilecenüinizi unutmaynIn. Yeni ufuklar, yeni baNülangnI ßlardnIr! Peki, i ßinizde neler var s yleyin haydi? Ne bekliyorsunuz? O resim kursuna gidin, i ßinizde kalan o niversite diplomasnInnI alnIn, dans enüitimi alnIn, yeni yerler g r n ve yeni dostluklarnIn temellerini atnIn. Ge ß kalmak yalnnIzca bir d Nü ncedir. BaNülamak i ßin ise her sabah g neNüe bakan bir pencereden g ky z ne g l msemek yeterlidir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/alternatif-tip-ile-kendinizi-yeniley", "text": "Hayatın koşuşturmacası ve stresinde hepimiz biraz yorgun düşebiliyoruz. Yaş faktörü fark etmeksizin ufak bazı işlem veya tedavilere ihtiyaç duyabiliyoruz. Alternatif yöntemler günümüzde yalnızca tedavi olmanın da ötesinde, artık keyif, yaşam kalitesi gibi unsurlarla da bağdaştırılabiliyor. İmkanlar müsaade ettiğinde neden bu güzel yöntemlerden kendimizi mahrum bırakalım, öyle değil mi? İster bazı genetik rahatsızlıklar ister ileriki yaşlarda ortaya çıkabilen durumlar, isterse stres kaynaklı boyun ve sırt bölgesi ağrıları... Konu sizin için her ne ise okumaya devam edin çünkü bugün hep birlikte hayatımızda güneşi doğurup tazeleneceğiz! Bakalım, sizin için en doğru yol hangisi olacak. Hazırsanız, alternatif tıp yöntemleri hakkında biraz daha derinleşmeye başlayalım. Ülkemizde 2014 yılında yayımlanan 29158 sayılı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile Türkiye'de uygulanmasına izin verilen GETAT yöntemleri; stres, travmatik semptomlar, yaş alma etkileri, kalıtsal rahatsızlıklar, bedensel rahatsızlıklar, fiziksel ağrılar gibi saymakla bitmeyen pek çok konu için sıklıkla kullanılıyor. Alternatif yöntemler ise kendi içinde 8 temel grupta ayrışıyor. Bu gruplarsa farklı talep veya isteğe bağlı olarak pek çok kişinin beklediğinden daha etkin sonuçlar veriyor. Şimdi sizden ricamız; durumuzu veya talebinizi bir düşünün ve arkanıza yaslanın. Çünkü sizin adınıza en ideal yöntem için 8 alternatif tıp metodunu aşağıda sıralayacağız. Geleneksel Çin Tıbbı olarak bilinen ve filmlerde veya televizyonda da sıkça karşımıza çıkabilen qi kavramıyla bağdaşan alternatif yöntemdir. Hayati enerjiyi vurgulayan qi kavramı, çeşitli organlar ve bu organların sistem dengesindeki tıkanıklıkları veya bozuklukları rahatsızlık olarak tanımlar. Bu uygulamalarda, doğru noktalara basınç uygulanarak, vücudun ve iç organların enerji seviyeleri düzenlenir. Masaj gibi uygulanan bu uygulamayla çok iyi sonuç alan pek çok kişi olduğunu söylemekte yarar var. Tüm bu yöntemlerin haricinde hipnoz uygulamasının da bu başlık altında yer aldığını görüyoruz. Hipnoz daha çok travmaya dayalı rahatsızlıklar, tikler, kasılmalar gibi pek çok tipte rahatsızlık için kullanılıyor. Fakat bunun çok da ötesinde hipnoz; zihni olumlu olana programlama, hedeflere ulaşma adına çalışma performansını yükseltmede oldukça başarılı bir yöntemdir. Eğer yukarıda saydığımız alanlar size yakın geldiyse, aradığınız ışık kesinlikle bu başlıkta yer alan alternatif tıp yöntemlerinden birinde olabilir! Doğanın şifası kime iyi gelmez ki? Midemiz ağrıdığında nane-limon çayı, uykular kaçınca ıhlamur, stres olunca papatya çayı... Tabii bu saydıklarımız uzun zamandır günlük hayata yerleşmiş çözümler. Bunların ötesinde biyolojik tedavi dediğimizde; doğanın mucizevi elinin bitkisel ürünler, vitaminler, diyet takviyeleriyle beraber bize destek verdiği bir yöntemden bahsediyoruz. Eğer ağrılarınız veya stres, kaygı gibi aşamadığınız durumlarınız söz konusuysa bu metot sizin hayatınızdaki güneşin doğmasına yardımcı olabilir! Vücudun bir veya birkaç bölgesinin hareket ettirilmesine dayanan bu tedavi yöntemi, pek çok danışanda pozitif sonuçlara sebep olabiliyor. Vücudumuzun içinde ve dışındaki enerjiye odaklanan bu metot; vücutta yer alan enerji akışını düzenleyerek kişiye dinçlik, rahatlık kazandırır. Reiki, qi gong en yaygın kullanılan yöntemlerdendir. Geleneksel Çin tıbbına dayanan bir uygulama olan bu yöntemle siz de ışıl ışıl parlayın! Köken olarak Latinceden gelen acus ve yine Latincedeki pungere kelimelerinin birleşiminden meydana gelen akupunktur; iğneleri vücudun hayat enerjisinin aktığı doğru noktalara yerleştirerek kişiyi daha dinç hale getirmeye veya mustarip olduğu durumu düzeltmeye odaklanır. Manuel iğneleme, elektriksel stimülasyon, ısı ile yakma, basınç veya lazer yöntemleriyle uygulanabilen bir tedavidir. Bazı ilaçların bitki esansları, vitaminler yoluyla cilde enjekte edilerek verilmesine dayanan yöntemdir. Cilt gençleştirme, bölgesel zayıflama, saç kaybı gibi durumların yanı sıra; depresyonda bile kullanıldığı görülür. Her ne olursa olsun, insan bir noktada kendini şımartmak adına da istiyor bu işlemleri değil mi? Biraz yenilenmeyi kim istemez ki? Bu işlemler görsel olarak bizlere iyi geliyor ancak bunun çok ötesinde vücuda ihtiyaç duyduğu vitamin, metabolizma değerleri ve sağlık durumunu da sağladığını unutmamak gerek."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/anti-aging-beslenme-ile-saglikli-yaslar-al", "text": "Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Sizin için yemek nedir? Doymak ya da keyif almanın ötesinde, kendinizi nasıl beslemeyi tercih ediyorsunuz? Bu soruya önem veriyoruz çünkü beslenme biçiminiz hayata bakışınıza dair ipuçları barındırır. Soruyu cevaplamadan önce anti-aging beslenme disiplinine bir göz atmanızı tavsiye ediyoruz. Anti-aging ifadesi yaşlanma karşıtı anlamına gelir ve bu beslenme biçiminin temeli cilt sağlığının korunmasına dayanır. Cildimizdeki hücreler zamanla kendini yenilemeyi bırakır ve biz de cildimiz kırıştığı için yaşlandığımızı düşünürüz. Ancak cildimizin kırışması bizi yaşlı yapmaz. Anti-aging beslenme biçiminin de amacı bizi gençleştirmek değil, deri hücrelerinizin yenilenmesine yardımcı olarak cilt sağlığınızı korumaktır. Anti-aging beslenme cilt sağlığına iyi gelen besinlerle beslenme anlamına gelir. Beslenmede yapılan doğru değişiklikler uzun vadede daha parlak, renk eşitliği olan ve kırışık görünümü en aza inmiş bir cilt vaat eder. Anti aging beslenme sayesinde cilt dokusu yenilenip güçlenir. Antioksidan bakımından zengin içeriğe sahip besinlerin sofralarda daha fazla yer almasıyla anti aging beslenmeye kapıları aralayabilirsiniz. Sağlıklı yaş almak için beslenme düzeninizi değiştirmekten fazlasına da ihtiyaç duyabilirsiniz. Beslenmeyi stres yönetimi ve düzenli bir uyku programı ile desteklemeniz de gerekir. Gün içerisinde yapılacak basit egzersizler ve bol su tüketimi yaşlanmaya karşı koruma kalkanı oluşturmak mümkün. Dirençli ve elastik bir cilt için öncelikle kolajen içeren yiyecekleri ihmal etmemek gerekir. Kolajen cilt bariyerini yenilemenin dışında kas ve kemik yapısının direncini de artırır. Yaş ilerledikçe vücutta azalan kolajen, ciltteki sarkma ve kırışmalara neden olur. Vücudunuzun sahip olduğu doğal kolajen kadar olmasa da dışarıdan alacağınız takviyelerle de vücudunuzdaki kolajen miktarını artırabilirsiniz. Bu noktada balık ve sığır eti en güçlü kolajen kaynakları arasındadır. Kemik suyu ve tavuk eti de kolajen bakımından zengin besinler arasında yer alır. Hayvansal gıdalar aynı zamanda A vitamini açısından zengin olduğundan anti aging beslenme diyetlerinde bulunması önerilir. A vitamini cilt hücrelerinin her gün yenilenmesini ve UV ışınları nedeniyle ciltte oluşan hasarın önlenmesini sağlar. Koyu yeşil sebzelerden ve yumurta sarısından A vitamini desteği alabilirsiniz. Kırmızı et ya da beyaz etle aranız iyi değilse mor renkli meyveleri tercih edebilirsiniz. Yaban mersini, vişne, böğürtlen, çilek ve ahududu kolajen deposu olarak anılır. Aynı desteği turunçgillerden de temin edebilirsiniz. Güçlü bir antioksidan olan C vitamini, cildin zaman içinde ürettiği serbest radikallerle savaşarak cildi onarır. C vitaminini E vitamini ve çinko ile destekleyebilirsiniz. C ve E vitamini cildin ve saçların kurumasını engeller. Bitter çikolata, avokado, fındık yaş almaya hazırlanırken sizi güçlendiren pek çok besinden sadece birkaçı arasında yer alır. Bu besinleri tüketmek kadar dengeli ve çeşitli tüketmek de istenen sonuca hızlı ulaşmanızı sağlar. Tabağınızda ne kadar çok renge yer verirseniz beslenmeniz o kadar iyi demektir. Anti-aging beslenme tarzının kısa vadede en belirgin faydası ciltte ve saçlarda gözlenir. Araştırmalar tüketilen yiyeceklerin ilk yansıdığı bölgenin cilt yüzeyi olduğunu söylüyor. Ciltteki parlaklık aynı anda saçlara da kendini gösterir. Saç diplerinde oluşan kepeklenmeler ve ciltte ortaya çıkan kuruluk hızlı bir biçimde iyileşir. Özellikle göz kenarlarınızda oluşmaya başlayan kaz ayağından ve derin kırışıklıklardan rahatsızsanız bu beslenme biçimi ile kırışıklıklarınızda toparlanma sağlayabilirsiniz. Aynı zamanda damarlarınız temizlendiği için kan akışınız da dengeye girer. Anti-aging beslenme uzun vadede sizi depresif ruh halinden korur. Magnezyum içerikli besinler tüketildiğinden stres hormonunuz kontrol altına alınır. Magnezyumun genel anlamda sakinleştirici bir yanı da bulunur. Zaman içerisinde uykunuz düzene girer, sedef gibi cilt hastalıklarınız varsa iyileşmenize fayda sağlar. Fark etmesek de vücudumuzda gizli iltihaplanmalar ortaya çıkabilir. DNA dokusuna zarar veren iltihaplanmalar doku ölümlerini beraberinde getirir. Uzun vadede anti-aging beslenme ise vücuttaki iltihaplanmaları engelliyor. Omega-3 yönünden zengin olan balık, fındık, chia tohumu ve yumurta tüketerek kronik iltihaplanmaları engelleyebilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli bir diyet programı uygulayarak sağlıklı yaşlar alabilirsiniz. Vücut enerjik bir dış görünüm kazanırken içten de sağlıklı organlara sahip olmak size kendinizi daha iyi hissettirir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/aralikli-oruc-size-uygun-", "text": "zaman dilimlerinde yemek tüketmeden vücudunuzu dinlendirebilirsiniz. Bununla birlikte herkesin bünyesi farklı olduğu için aralıklı oruç, belli kişiler tarafından yapılabilirken bazı insanlara da uygun olmayabiliyor. Aralıklı oruç, diğer beslenme türlerinin aksine kalori kontrol etmek için değil, yiyeceklerin tüketildiği zaman aralığını kontrol etmek için yapılıyor. Bu beslenme türünü uygulayan kişiler, ne yeneceğinden öte ne zaman yenilebileceği üzerinde duruyor. Aralıklı oruç yöntemi, kilo verme isteğinin yanı sıra bedeni dinlendirmek, yağ yakımını hızlandırmak ve daha sağlıklı bir hale gelmek için de tercih ediliyor. Bununla birlikte aralıklı oruç yöntemi 3 farklı şekilde kullanılıyor. Temel mantığı aynı olan bu yöntemlerin aç kalma süreleri farklılık gösteriyor. Sağlıklı yaşamak için uygulanan yöntemlerin başında gelen aralıklı oruç, doğru bir şekilde yapılmadığında olumsuz etkiler sunabiliyor. Aralıklı oruç zararları; yaş, sağlık durumu ya da yaşam tarzlarına bağlı olarak değişiklik gösterebiliyor. Aralıklı oruç, belli zamanlarda beslenmeniz üzerine kurulu olduğu için yetersiz besin alımında konsantrasyonun azalmasına ya da ruh durumunun olumsuz etkilenmesine sebebiyet verebiliyor. Bununla birlikte doğru bir şekilde uygulanmayan aralıklı oruç, kadınlar üzerinde hormonal dengesizliklere de yol açabiliyor. Aralıklı oruç, farklı aç kalma ve beslenme zamanları sunuyor. Bu sayede size en uygun olan yöntemi deneyimleyebilirsiniz. Bu diyet yönteminde 16 saat aç kalıp geri kalan 8 saat içinde yemek yiyebilirsiniz. Örnek vermek gerekirse 12.00 ile 20.00 saatleri arasında yemek tüketip geri kalan sürelerde yemek yememeniz gerekiyor. Aralıklı oruç 16 8, en sık kullanılan yöntemlerden biri arasında bulunuyor. tüketeceğiniz 2 günün ard arda olmamasına da önem vermelisiniz. Aralıklı oruç çeşitleri arasında bulunan ye dur ye tipi, haftada 1 ya da en fazla 2 kez 24 saat boyunca besin tüketilmeyen bir yöntem. Bu seçenekte akşam yemeğinden diğer akşam öğününe kadar yemek yenmiyor. Aralıklı oruç yapmak için öncelikle diyetisyen ya da doktorunuzla görüşebilirsiniz. Bu yöntem, şeker ya da tansiyon gibi sağlıksal bir problemi olmayan kişiler tarafından tercih edilebiliyor. Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmenizi sağlayan bu yöntem; şeker hastalığı, kan şekeri problemi, düşük tansiyonu ya da yeme bozukluğu olanlar tarafından tercih edilmemeli. Ayrıca beden kitle indeksi 18.5 ve altında olan kişiler de aralıklı oruç diyetine başvurmamalı. Aralıklı oruç diyet listesinde yeterli ve dengeli besinler bulunması gerekiyor. Listede mutlaka günlük ihtiyacınız kadar protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral gibi besin gruplarının olması önemli. Bu sayede yiyecek tükettiğiniz süreçte vücudun ihtiyacı olan enerjiyi rahatlıkla sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/arkadaslarla-vakit-gecirmek-akil-sagliginiz-icin-neden-onemlid", "text": "Arkadaşlarla vakit geçirmek, insanların psikolojik olarak iyi hissetmelerine ve sosyal bağlarını güçlendirmelerine yardımcı olur. Bu sebeple sevdiğiniz insanlarla temas halinde olmanın birçok faydası bulunur. Yıllar geçtikçe insanlarda iş ya da insan ilişkileri gibi pek çok konu stres yaratabilir. Ortaya çıkan bu stres, sağlık sorunlarına yol açabilir. Ancak, arkadaşlarla zaman geçirdiğinizde stres seviyesi azalır ve dolayısıyla sağlık sorunlarına karşı koruma sağlanmış olur. Arkadaşlık ilişkileri, gün içindeki stresten uzaklaşmanıza ve tabiri mümkünse kafa dağıtmanıza yardımcı olabilir. Sosyal bağların güçlendirilmesi, sağlıklı bir yaşam sürdürmenin anahtarlarından biri olduğu için yaşam kalitesini artırır. Arkadaşlarla yapılan aktiviteler, özellikle belli bir yaştan sonra hayatınızı ve kararlarınızı paylaşma yönüne evrildiği için oldukça değerlidir. Dolayısıyla iş stresinden uzaklaşıp tiyatro ve sinema gibi etkinliklere sevdiğiniz insanlarla gitmek, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlara karşı koymak için de destek sağlıyor diyebiliriz. Arkadaşlarla vakit geçirmek ve hislerinizi paylaşmak, stresi azaltan başlıca etkenler arasında yer alır. Bu durum kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve diğer sağlık sorunları riskini de aza indirir. Bu sebeple arkadaşlarınızla yediğiniz bir yemek ya da akşam oturmaları, stres yönetimi açısından da önemli bir detaydır. Arkadaşlık ilişkileri geliştikçe kendimizi daha rahat bir şekilde ifade etme, etkili iletişim ve empati kurma, işbirliği ve takım çalışması yapma gibi sosyal becerileri de geliştiririz. Oldukça önemli olan sosyal beceriler; iş ve kişisel yaşamda başarılı olmak için gerekli olan etkenler arasında yer alır. Ayrıca yaş grupları, kültürleri ve yaşam tarzları farklı olan insanlarla da zaman geçirerek kültürlerarası becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Bu sayede tanıştığınız kişilerin yeme içme kültürlerini ya da müzik zevklerini öğrenerek de dünya görüşünüzü zenginleştirebilirsiniz. Sonuç olarak arkadaşlarla vakit geçirmek, sosyal becerilerinizin gelişmesine destek olur ve iş yaşamında da başarılı olmanıza katkıda bulunur. Arkadaşlarla vakit geçirmek, sosyal izolasyon ve yalnızlık riskini azalttığı için korkularınızı da azaltır. Bu durum, depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarının riskinin azalmasına da yardımcı olur. Ayrıca arkadaşlık ilişkilerinin yalnızlık üzerinde olumlu etkileri bulunur. Bireylerin kendilerini daha bağlı ve desteklenmiş hissetmelerinin yanı sıra sosyal bağlarının güçlenmesi, stresin azalması ve öz saygının artması, arkadaşlık bağlarının güçlenmesiyle doğru orantılıdır. Arkadaşlarınızla yaptığınız aktiviteler ve sosyal bağlarınızı güçlendirmek, akıl sağlığınızı iyileştirmek için son derece önemlidir. Bu sebeple arkadaşlarınızla birlikte hafta sonlarında ve boş zamanlarınızda doğada vakit geçirerek, kültürel aktivitelere katılarak ya da meditasyon yaparak eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Hem şehrin gürültüsünden uzaklaşmak hem de kötü enerjiyi atmak için doğada arkadaşlarınızla birlikte vakit geçirebilirsiniz. Dostlarınızla muhabbet edip; işten, ilişkilerinizden ya da dünya görüşünüzden bahsederek paylaşımda bulunmak için kamp yapma, dağ evine gitme ya da yürüyüş yapma gibi etkinliklere katılabilirsiniz. Arkadaşlarınızla birlikte tiyatro, sinema, sergi ya da konser gibi kültürel aktivitelere katılarak iş hayatının yorgunluğunu atabilirsiniz. Bu tarz aktiviteler, günlük kaygılarınızdan ve olumsuz düşüncelerinizden uzaklaşmanız için son derece önemlidir. Egzersiz ya da meditasyon yapmak, günlük stresi azaltarak beyinde endorfin üretimini artırır ve rahatlamanızı sağlar. Bu sebeple özellikle aynı hisleri paylaştığınız arkadaşlarınızla iç dünyanızı besleyecek aktivitelere yönelebilirsiniz. Ev, her insanın kendini en rahat hissettiği yerlerden birisi olduğu için arkadaşlarınızı kendi evinize davet ederek zevklerinizi ve hayatınızı onlara gösterebilirsiniz. Bu durum daha samimi bir hava oluşturacağı için psikolojik olarak da rahatlamanızı sağlar."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/bagisiklik-sistemini-guclendirmenin-psikolojiye-etki", "text": "Bağışıklık sistemini güçlendirmek, sağlığımızı korumak için önemli bir adımdır. Ancak bu süreç, sadece fiziksel sağlığımızı değil aynı zamanda psikolojik sağlığımızı da derinden etkiler! Günümüzde bağışıklık sistemi ile psikoloji arasındaki ilişki giderek daha fazla ilgi çekmeye başladı. Bilim insanları, zihinsel durumumuzun bağışıklık sistemimizin performansını nasıl etkilediğini anlamak için çeşitli araştırmalar yapıyor. Stres, kaygı, pozitif düşünce ve diğer duygusal faktörlerin, bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri gün geçtikçe daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başladı. Bu yazımızda, bağışıklık sistemi ve psikoloji arasındaki karmaşık ilişkiyi keşfedecek ve zihinsel sağlığımızı güçlendirmenin nasıl bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini inceleyeceğiz. Kendi içsel gücümüzü keşfederken sağlığımızı desteklemenin önemini vurgulayarak, mutlu bir zihin ve güçlü bir bedenin ahenk içinde nasıl çalıştığına ışık tutacağız. Gelin, o halde başlayalım! Günümüzde sağlıklı bir yaşam sürdürmenin anahtarlarından biri, bağışıklık sistemimizin güçlü olmasıdır. Bağışıklık sistemi, vücudumuzu enfeksiyonlara, hastalıklara ve diğer zararlı maddelere karşı koruyan karmaşık bir savunma mekanizmasıdır. Ancak sadece beslenme ve egzersiz gibi fiziksel faktörler değil aynı zamanda psikolojik durumumuz da bağışıklık sistemimizi etkileyebilir. Günümüzün hızlı tempolu yaşamında, stres kaçınılmaz bir durumdur. İş, aile, finansal sorunlar ve diğer günlük yaşam zorlukları, insanları sık sık stres altına sokar. Ancak uzun süreli ve kronik stres, bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Stresli durumlar, kortizol adı verilen stres hormonunun salınımına yol açar ve bu, bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltabilir. Sonuç olarak bağışıklık sistemi zayıflar ve hastalıklara karşı savunmasız hale geliriz. Stresli zamanlarda psikolojik sağlığımız da etkilenir. Kaygı, depresyon ve uyku sorunları, uzun süreli stresin yaygın sonuçlarıdır. Bu durum, bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini artırır. Dolayısıyla stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek ve duygusal iyi oluşumuzu korumak, bağışıklık sistemi için önemli bir faktördür. Pozitif düşünce, olumlu duyguları kucaklamak ve olumsuz düşünceleri olumluya çevirmek anlamına gelir. Bu, genel psikolojik sağlık için büyük öneme sahiptir. Ancak bağışıklık sistemimiz üzerinde de güçlü bir etkisi vardır. Pozitif düşüncelere sahip olmak, stres hormonlarının düzeyini azaltabilir ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir. Araştırmalar, pozitif düşünce ve duyguların bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkisi olduğunu göstermektedir. Günlük hayatımızda daha fazla neşe ve memnuniyet hissetmek, bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırabilir ve enfeksiyonlarla savaşma kapasitemizi güçlendirebilir. Pozitif düşünce gücü, stresle başa çıkmak için etkili bir strateji olabilir. Olumsuz durumlarla karşılaştığımızda, olumlu bir bakış açısı benimsemek, stres düzeyimizi azaltabilir ve dolayısıyla bağışıklık sistemimizin güçlenmesine katkıda bulunabilir. Özetle, bağışıklık sistemi ve psikoloji arasındaki ilişki aslında oldukça karmaşıktır. Stresin bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkisi, psikolojik sağlığımızı da olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak olumlu düşünme ve stres yönetimi gibi psikolojik faktörler, bağışıklık sistemi için koruyucu bir rol oynayabilir. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için hem bedensel hem de zihinsel sağlığımıza önem vermemiz gerektiğini unutmamalıyız."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/bagisiklik-sisteminizi-guclendiren-yiyecekl", "text": "Bağışıklık sistemi, vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan karmaşık bir savunma mekanizmasıdır. Günlük olarak doğru besinleri yiyerek bağışıklık sistemini güçlendirebilir, enfeksiyonlardan korunabilir ve sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz. Bağışıklık sistemi güçlendirmek için doğru besinlerin tercih edilmesi gerekir. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek, dengeli ve çeşitli beslenme düzeni gerektirir. Protein, C vitamini, Omega-3, antioksidan ve E vitamini gibi içeriklere sahip besinler, bağışıklık sistemi üzerinde oldukça etkilidir. Sağlıklı bir hayat için yeşil çay ve bitter çikolata gibi pek çok yönden etkili besinleri de tüketmelisiniz. İsterseniz bu içeriklere bir de yakından bakalım. Omega-3 yağ asitleri, B ve D vitamini açısından zengin olan balık, kalp sağlığına katkı sağlar. Temel protein kaynakları arasında yer alması nedeniyle beyin fonksiyonlarını geliştirir ve enfeksiyonlarla mücadele eder. Düşük yağlı bir protein kaynağı olan tavuk da bağışıklık sistemi düşüklüğü yaşayan kişilerin yemesi gereken besinler arasındadır. Çinko içeren tavuk, selenyum ve fosfor gibi mineralleri de barındırır. Beyin fonksiyonları üzerinde önemli bir etkiye sahip olan yumurta ise çocukların ve yetişkinlerin mutlaka tüketmesi gereken önemli bir besindir. Yeşil yapraklı sebzeler, demir açısından zengindir. Vücut, enfeksiyonlara karşı mücadele etmek için demire ihtiyaç duyar. Demir eksikliği, bağışıklık sistemi fonksiyonunu zayıflatarak enfeksiyon riskini artırabilir. Bu sebeple ıspanak, pazı, nane ve maydanoz gibi sebzelerin mutlaka rutin beslenmeye eklenmesi gerekir. Bağışıklık sistemini güçlendiren şeyler arasında, sağlıklı atıştırmalıklar da yer alır. Badem, ay çekirdeği ve ceviz gibi kuruyemişler, antioksidanlar açısından zengindir. Antioksidanlar, serbest radikaller gibi zararlı maddelerin neden olduğu hücre hasarını önler ve bağışıklık sistemi sağlığına katkıda bulunur. Günlük beslenmemizin önemli bir parçası olan süt ürünleri; protein, kalsiyum, fosfor ve B12 vitamini gibi birçok faydalı besin maddesi içerir. Düzenli olarak tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendiren içerikler arasında yer alan süt, yoğurt ve peynir, sağlıklı bir bağırsak florası oluşturur. Turunçgiller, C vitamini açısından zengin kaynaklardır. Bağışıklık sistemini güçlendiren meyveler arasında yer alan portakal, greyfurt ve mandalina, antioksidan özellikleri sayesinde serbest radikallerle savaşarak hücrelerimizi korur. Turunçgillerin düzenli tüketimi, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı da koruma sağlar. Kakao, yüksek oranda antioksidan içerir. Yüksek kakao seviyesine sahip olan bitter çikolatalar, bağışıklık sistemi hücrelerinin fonksiyonlarını artırarak enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Bitter çikolata tüketmek, stresin azalmasında da etkilir. Stres, bağışıklık sistemini zayıflattığı için hastalıklara karşı direncimizi de azaltır. Yeşil çay da sağlığımız için oldukça önemli antioksidanlar arasında yer alır. Yeşil çayda bulunan L-theanine, amino asit içerdiği için stresi azaltarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklık sistemini güçlendiren doğal besinler arasında yer alan sarımsak ve soğan, kokusuyla mest etmese de sağlığımız üzerinde söz sahibidir. Her iki besin de yüksek miktarda antioksidan ve antienflamatuar içerir. Bu bileşikler, vücuttaki serbest radikallerle savaşır ve iltihaplanmayı azaltır. Bazı baharatlar, sağlık açısından fayda sağlar. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasını destekleyen ve vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan baharatlar arasında; zencefil, kırmızı biber ve zerdeçal yer alır. Zencefil, özellikle soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı koyan bir etkiye sahiptir. Kırmızı biber ise metabolizmayı hızlandırarak bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur. Zerdeçalın içerdiği kurkumin ise vücudu enfeksiyonlara karşı korur."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/bahar-aylarinda-cildiniz-icin-tercih-edebileceginiz-yagl", "text": "Bahar aylarında cilt dokusunu korumak ve değişen hava koşulları nedeniyle gerilmesini azaltmak için vitamin ve mineral yönünden zengin içeriğe sahip; hindistan cevizi, susam ve kenevir tohumu yağı gibi içerikleri kullanabilirsiniz. Ayrıca her mevsim kullanılabilen zeytinyağı ve argan yağı da son derece kurtarıcı. Bahar aylarında; eller, yüz ya da dudak gibi hassas bölgelerde kuruma ve pul pul dökülme gibi durumlar görülebilir. Bu durumda da cildinizi nemlendirip kuruluğunu giderecek yağlara başvurabilirsiniz. Eğer cildiniz kuruysa bakım için esansiyel veya içinde katkı maddesi bulunmayan bakım ürünlerini tercih edebilirsiniz. Cildinize takviyede bulunacak faydalı yağlar arasında hindistan cevizi, okaliptus ya da jojoba yağı bulunuyor. Bahar başlangıcında değişen hava sıcaklığı nedeniyle vücudun nem oranı düşer.. Bu durum da derinin kurumasına neden oluyor. Bu sebeple bu havalarda vücut nemlendirme yağları kullanmak oldukça iyi bir seçenek. Bahsi geçen yağlar arasında shea yağı, zeytinyağı, hindistan cevizi yağı gibi yağlar yer alıyor. Bu yağlar cildin nemini koruyup cildin kurumasını önlüyor. Ayrıca, bu yağlar ciltteki çatlakların da önüne geçiyor. Özellikle bu aylarda cildi nemlendiren yağları kullandığınızda ciltteki sıkıntılar da azalıyor. Bununla birlikte cildiniz çok kuruysa, bu yağları cilt bakımınızına da dahil edebilirsiniz. Avokado yağı, E vitamini ve monosodyum glutatyon gibi antioksidanlar bulunan bir yağ. Bu sebeple avokado yağı, cilt sağlığı için oldukça yararlı. Bahsi geçen yağ, ciltteki ince çizgileri ve kırışıklıkları azaltmaya yardımcı oluyor. Ayrıca, cildin nemini koruyup kurumasını da önlüyor. Avokado yağı, cildin elastikiyetini artırmaya ve ciltteki çatlakları azaltmaya da imkan tanıyor. Aynı zamanda saç ve saç derisi için de son derece yararlı. Saç derisinin nemli kalmasını sağlayan ürün, saçların kurumasını önlüyor. Pek çok faydası olan içerik, saçların parlaklığını da artırmaya yardımcı. Bununla birlikte avokado yağı, besin değeri yüksek bir ürün olarak bol miktarda omega-3 yağ asitlerine sahip. Bu sebeple avokado yağı, vücut sağlığı için oldukça önemli bir içerik. Faydalı yağlar listesinde yer alan zeytinyağının içinde bol miktarda antioksidan bulunuyor. Antioksidanlar, vücutta oluşan serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltmaya yardımcı. Bu nedenle zeytinyağı, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bununla birlikte zeytinyağı; kalp sağlığını koruyor, tansiyonu düzenliyor ve kolesterol seviyesini düşürüyor. Ayrıca bahsi geçen yağ, cildin nemini koruyup kurumasını da önlüyor. Hindistan cevizi yağı, yüksek ısı işlemlerinde kullanılabilecek bir yağ. Ürün, yüksek ısı dayanıklılığı sebebiyle pişirme işlemlerinde diğer yağlardan daha uygun bir seçenek. Hindistan cevizi yağının içinde bol miktarda omega-3 yağ asitleri bulunuyor. Bu nedenle, vücut sağlığı için de son derece yararlı. Örneğin, hindistan cevizi yağı kalp sağlığını ve tansiyonu düzenliyor. Ayrıca, beyin sağlığı ve hafıza üzerinde de oldukça etkili bir ürün. En faydalı bitkisel yağlar arasında yer alan Ghee, katkısız bir yağ. Ghee, tereyağının aksine içindeki proteinden arındırılmış olarak sunuluyor. Bu nedenle, tereyağından daha uzun süre tazeliğini koruyabiliyor. Ayrıca daha yüksek ısıda pişirme işlemlerine de uygun. Ghee; vücut, kalp ve tansiyon üzerinde olumlu etkilere sahip. Ayrıca cildin nem dengesini koruyarak kurumasının da önüne geçiyor. Bahsi geçen yağı, saç bakımı yapmak için de tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/basit-denge-egzersizleri-ile-guclenme-zama", "text": "Bazen vücudumuz ruhumuza yetişemeyebilir. Biz oradan oraya koşturmak, hop oturup hop kalkmak isteriz ancak vücudumuz bize ayak uyduramayabilir. Vücudumuz yaşlandığı için bunu yaşadığımızı düşünürüz ancak bu tam olarak doğru değil. Bedenimiz bizimle beraber her yaşta değişebilir ve değişen bedenimizi tanımak dengemizi güçlendirir. Denge, uzayda kapladığımız yeri algılayarak vücudumuzu istediğimiz biçimde tutmamızı sağlayan biyolojik bir mekanizmadır. Dengede durmak birçok farklı sistemin bir arada çalışması ile mümkündür. Dengenizi korumak aslında vücudunuza vücudunuzu tanıtmaktır. Bunun için ise gün içinde yapabileceğiniz basit egzersizler yeterlidir. Bu egzersizleri alışkanlık haline getirdiğinizde vücudunuz size daha çok ayak uyduracak ve bu sayede siz de daha özgürce hareket edebileceksiniz. Denge egzersizlerine başlamadan önce gelişiminizi görmeniz ve motivasyonunuz için küçük bir öneri: Sağ ya da sol yanınızda tutunacak bir yer bulun. Gözlerinizi kapatın ve tek ayağınızı kaldırın. Kaç saniye boyunca dengeniz bozulmadan bu pozisyonda kaldığınızı not edin. Belli bir süre boyunca egzersizlere devam ettiğinizde, bu sürenin de arttığını göreceksiniz. Denge egzersizlerine iyi bir başlangıç için öncelikle, vücut ve göz koordinasyonunu sağlamanız gerekir. Masa, sandalye gibi destek alabileceğiniz sağlam bir şeyin yanına geçin. İki ayağınızı yan yana sabitleyin ve gözlerinizi karşıya doğru odaklayın. 30 saniye boyunca gözlerinizi ve vücudunuzu hiç kıpırdatmadan bu pozisyonu koruyun. 3 kez bu pozisyonu tekrar edin. Denge sorunları yaşadığınız anlar oluyor ise bu egzersize masa ya da benzeri bir eşyaya tutunarak da başlayabilirsiniz. Hedefimiz, herhangi bir destek almadan, bu pozisyonu 3 kez 30'ar saniye şeklinde tekrarlamak. Bu hedefi gerçekleştirdiğinizde sırada benzer bir duruşu ilk olarak yarı tandem pozisyonunda, daha sonra da tandem pozisyonunda yapmak var. Yarı tandem pozisyonu bir ayağınızın parmaklarının diğer ayağınızın kemeri hizasına gelecek şekilde yerleştirilmesi iken; tandem pozisyonu ise bir ayağınızın parmaklarının diğer ayağınızın topuğuna değecek şekilde yerleştirilmesidir. İki ayağınız yerde iken yaptığınız denge egzersizlerinden sonra, tek bacak duruşlarına geçebiliriz. Masa, sandalye gibi destek alabileceğiniz bir eşyanın yanına geçin. Bir elinizle destek alırken diğer elinizi belinize yerleştirin. Tek ayağınızı dizden bükerek yukarı kaldırın. Gözlerinizi karşıya odaklayın. 5 saniye dengede durun ve sonrasında ayağınız yere değmeden, kaldırıp indirin. Bu harekete dört tekrar ile başlamanız yeterli. Daha sonra aynı hareketi diğer bacağınızı kaldırarak gerçekleştirin. Bu hareketi desteksiz ve tek seferde 10 kez yapacak şekilde her gün birer tane arttırarak devam edebilirsiniz. Benzer bir pozisyonu, bacağınızı kırmadan öne ve arkaya sallayarak deneyin. Hareket süresince, vücudunuzun dengesinin sabit kalmasına, bacağınızı kırmamaya ve ayağınızı yere değdirmemeye dikkat edin. Bu hareketi, desteksiz bir şekilde ve her bir bacak için on kez tekrarlayana kadar geliştirin. Bu kez, ellerinizi destekten kaldırın. Yukarıda olan bacağınızı kaldırdığınızda bacağınızı sıra ile saat 12, 3, 5 ve 9 yönlerinde açın. Hareketi yaparken, vücudunuzun düz bir pozisyonda olmasına, gözleriniz karşıda kalmasına dikkat edin. Her bir bacak için üçer tekrar ile başlayabilirsiniz. Öne doğru 90 derece eğilirken tek bacağınızı geriye doğru 90 derece kaldırın. Gözlerinizi ileride bir hedefe odaklayıp, düz bir şekilde 10 saniye boyunca bekleyin. Her bir bacak için 5 tekrar ile başlayabilirsiniz. Ayaklarınızı kalça genişliğinde açın. Önce sol bacağınızı öne doğru kaldırıp, sağ ayağınız ile zemini kavrayın. Sırtınızı dik, kollarınızı da öne doğru düz bir şekilde açın. Bakışlarınızı ileri bir noktaya sabitleyin. Sağ bacağınızın üzerinde dik bir şekilde dengenizi bozmayacak seviyeye kadar çömelip, aynı biçimde kalkın. Hareketi yaptıkça çömelme seviyenizi düşürebilirsiniz. Her bir bacak için 3 tekrar ile başlayabilirsiniz. Şimdi başta yaptığını şekilde, gözleriniz kapalı ve tek ayağınız havada iken kaç saniye dengede kaldığınıza yeniden bakın. Gelişme var değil mi? Daha dengeli bir hayata hoş geldiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/cildimizi-tehlikeli-gunes-isinlarindan-korumanin-yolla", "text": "Güneş hayatın kaynağıdır. Ancak ne yazık ki ozon tabakasının tahribatı, Güneşin zararlı ışınlarının bizlerin sağlığında olumsuz etki yaratmasına neden oluyor. Güneş ışınları tehlikeli yanlara sahipken D vitamini bakımından yararlı olabilen bir kaynaktır. Tehlikeli güneş ışınları ciltte pek çok rahatsızlıklara sebep olduğundan Güneşten doğru faydalanmak, zararlı Güneş ışınlarından korunmak özellikle en sıcak aylarda oldukça önem kazanıyor. Peki Güneş ışınlarının zararları neler? Bu tehlikeli ışınlardan nasıl korunuruz? Gelin, konuya beraber ışık tutalım! Zararlı Güneş ışınları cildin erken yaşlanması ve deri ile ilgili çeşitli rahatsızlıkların ana faktörüdür. Cilt kanseri de bu hastalıklardan başlıcasıdır. Güneşten yayılan ultraviyole ışınlarına yoğun şekilde maruz kalmak, cildin erken yaşlanmasına neden olurken, bu gibi durumların pek çoğu 20'li yaşların başında etkisini gösterir. Bunun dışında bir başka zararlı faktör ise; Güneş ışınlarının ciltteki kırışıklıkları tetiklemesidir. Zararlı UV ışınları pek çok çizginin yüzde beklenenden erken yaşta ve yoğun bir şekilde ortaya çıkmasına neden olur. Cilt korumasının etkilenmesi ise UV ışınlarının ortaya koyduğu bir başka zararlı etki. Tahrip olan cilt, koruma özelliğini yitirdiğinde büyük problem teşkil eden enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Zararlı Güneş ışınlarından korunmak çok önemlidir. Çünkü cildimiz bizim en temel giysimizdir. Bu giysinin koruyuculuğunu muhafaza etmek, kalitesinin iyi kalmasını sağlamak bizi pek çok açıdan iyi durumda tutacaktır. Cilt temelli hastalıkların pek çoğu UV ışınlarından kaynaklanır. Kanser oluşumunun önüne geçmek ve cildin sağlığını korumak adına, zararlı güneş ışınlarından korunmak oldukça önemlidir. Doğru beslenme Güneşten korunmanın doğal yollarından biridir. Vitamin odaklı beslenmek, vücudun ve bilhassa cildin ihtiyaç duyduğu miktarda besin değerlerinin karşılanması, güneşten korunmak adına etkili bir çözümdür. Aşağıda sıraladığımız bu 3 vitamin cildi ve bünyeyi Güneşin zararlı ışınlarından koruma özelliğine sahip. Bağışıklık sistemini güçlendiren bu vitamin, bitkisel yağlar aracılığıyla elde edilebilir. Avokado, Ayçiçek yağı, ceviz gibi besinlerde yer alır. Narenciye meyvelerinde sıkça yer alan C Vitamini; portakal, limon, turunç gibi besin kaynaklarında sıkça yer alır. Bunun dışında çilek, kiraz, biber, patates ve rezenede de bolca bulunur. Güneş ışınlarının zararlarını en çok gördüğümüz zaman dilimi saat 11:00-16:00 arasıdır diyebiliriz. Bu zaman aralığında Güneşten korunmak adına mümkün olduğunca Güneş altında bulunmamak, her birimiz için daha güvenli olacaktır. Bunun yanı sıra Güneş altında geçirilen sürenin -risk saatleri dışında olmak kaydıyla- 20-30 dakikayı aşmaması gerektiği de uzmanlar tarafından dile getirilmektedir. Şunu vurgulamakta yarar vardır ki, Güneş ışınlarının zararlarından korunmanın en etkili yolu doğru giysi seçimidir. Güneş kremlerinden dahi daha iyi koruduğu kanıtlanan doğru giysiler, olası deri rahatsızlıkları veya UV ışınlarından kaynaklı Güneş yanıklarının oluşumunu önleyecektir. Güneş ışığını soğuran kıyafetler yerine çoğunlukla açık renk ve beyaz tonların tercih edilmesi, özellikle sıcak aylarda konfor sağlayacaktır. Güneşten korunmak için doğal yollar arasında bunu ilk sırada örnek olarak gösterebiliriz. Herkesin yaz günlerinde ihtiyacı olan ürünlerden olan Güneş kremleri, özellikle günümüz dünyasında olmazsa olmaz koruyucularımızdan bir tanesi haline geldi. Herkesin cilt tipine uygun olarak seçilmesi önerilen Güneş kremlerinin yüksek faktörlü ve güvenilir markalardan yana seçilmesi çok önemlidir. Ayrıyeten, Güneşten koruma kremlerini dışarıdayken değil, dışarı çıkmadan önce sürülmesi gerekir. Çoğunlukla Güneşe maruz kaldığımız anlarda açık havada sürdüğümüz kremler, koruyuculuk adına kapsamlı bir fayda sağlamaz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/cocuk-ve-bebekle-tatile-giderken-yaniniza-almaniz-gerekenl", "text": "Çocuk ya da bebekle tatile çıkarken yanınızda muhakkak bazı eşyaların bulunması gerekiyor. Tatilin eğlenceli ve aksamadan geçmesi, çocuğunuzun rahat etmesi için üzerinize büyük sorumluluk düşüyor. Bu sebeple yola eksiksiz çıkabilmeniz adına yazıdaki ayrıntılara dikkat edebilirsiniz. Çorap, UV korumalı şapka, ayakkabı ya da terlik gibi önemli aksesuarlar. Çocuklar için özel güneş kremi, bebek mayosu, havlu, battaniye. Acıktığında tüketebileceği bisküvi ya da meyve ezmeleri gibi besinler. Okuduğunuz ihtiyaçlar dışında sizin için önemli olan ayrıntıları da gözden geçirmeniz gerekir. Bebeklerin keyifli bir tatil yapabilmesi için bebeğinize uygun, rahatsız etmeyen ve güneşten koruyan bir mayo tercih edebilirsiniz. Çocuklar özellikle sudan çıktıktan sonra üşüyüp hasta olmamaları ve ıslak kalmamaları için onların boyutunda özel havluyu yanınıza almayı unutmayın. Bebeklerle tatile çıkıldığında özellikle kilitli buzdolabı poşetleri son derece işe yarıyor. Bu kilitli poşetlerin içine çocukların bezini, güneş kremini ya da kıyafetlerini ayırarak koyabilirsiniz. Bu sayede kirli ya da ıslak kıyafetleri temizleriyle karıştırmamış olursunuz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bebeklerin güneşten korunması için belli başlı eşyalara ihtiyaç var. Bebeklerin ya da çocukların teni son derece narin olduğu için güneşe fazla maruz kalmak ciltlerinde yanıklara neden olabilir. Bu sebeple aşağıda bulunan materyalleri mutlaka edinmelisiniz. Çocuğunuzu denize sokacağınız zamandüz modellerden daha ziyade gölgelikli bebek simidini tercih edebilirsiniz. Bu sayede bebeğiniz güneşin zararlarını almadan suyun keyfini çıkarabilir. Bebeklerin yaz aylarında UV korumalı şapka takması son derece önemli. Bu sayede yüzlerine direkt gelen güneş ışınından da korunmuş olurlar. Bebek için güneş kremi, tatil çantasının olmazsa olmazı diyebiliriz. Yetişkinlerin sürdüğü güneş kremleri çocukların teni için uygun olmayabilir. Bu sebeple özellikle çocuk ve bebeklere özel üretilmiş olan güneş kremlerinden satın almanız son derece önemli. Yaz aylarında mevsim geçişlerinden, güneşten ya da mikrop kapmaktan dolayı çocuklar sık sık hasta olabiliyor. Bu sebeple yanınızda çocuğu kontrol edecek materyaller de bulunmalı. Ayrıca cildini korumak ve iyileştirmek içinde birçok malzemeye ihtiyacınız olacak. Bebekle tatil listesi hazırlarken ilk sıraya sinek kovucu solüsyonları koyabilirsiniz. Sivrisinekler, çocukları fazla ısırdığı için bitkisel içeriğe sahip solüsyonları çocuğunuza sıkarak ısırılmasını ve tüm tatil boyunca kaşınmalarını engelleyebilirsiniz. Çocuklar yaz aylarında pek çok farklı sebepten dolayı ateşlenebilir ve hasta olabilirler. Bu sebeple kuşkuya düşmemek için yanınıza ateş ölçer almayı ihmal etmemelisiniz. Bu sayede her kuşkuya düştüğünüzde çocuğunuzun ateşini ölçebilirsiniz. Bebekle tatile giderken alınması gerekenler arasında ilk sırada doktorunuz tarafından bebeğinize verilmiş olan ilaçlar yer alıyor. Çocuğunuzun herhangi bir rahatsızlığı varsa ilaçlarını muhakkak yanınızda bulundurmalısınız. Ayrıca ateş, ishal ya da midesi için de uygun olan ilaçları yanınızda taşımanız son derece önemli."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/cocuklarinizla-kaliteli-ve-keyifli-zaman-gecirmeniz-icin-oneril", "text": "Çocuğunuzla kaliteli vakit geçirmek hem sizin için hem de evlatlarınız için oldukça önemli bir süreç. Kaliteli ve keyifli zaman geçirmek isteyen ve çalışan ebeveynler, hafta içinde ya da sonunda çocuklarıyla farklı etkinlikler yapabiliyor. Bu etkinlikler, çocuğunuzun ilgi alanlarına ya da paylaşmak istediğiniz bilgiye göre değişiklik gösteriyor. Ebeveyn ile kaliteli zaman geçiren çocuklar; fiziksel, duygusal ve sosyal gelişim yönünden daha güçlü oluyor ve bu süreç bireyin geleceği üzerinde de etkili oluyor. Çocukla zaman geçirdiğiniz zamanlarda, kaliteli ve her iki taraf için de keyifli bir aktivite yapmaya dikkat edebilirsiniz. Ebeveynlerin iş ve ev hayatıyla ilgilenirken çocuklarını unutmaları, onların dünyayı deneyimleme ve anlama konusunda eksik kalmalarına sebebiyet veriyor. Çocuğunuzla geçireceğiniz zamanı verimli kullanmaya gayret edebilir, onunla oyunlar oynayabilirsiniz. Ayrıca öğrenmek istediği konularda ya da sizin aktarmak istediğiniz noktalarda çocuğunuzla keyifli sohbetler edebilirsiniz. Bu durum, birey olma sürecinde de evladınıza büyük katkı sağlıyor ve ilerisi için önem arz ediyor. Çocuk aktiviteleri yaparken hem sizin hem de evlatlarınızın keyifli vakit geçirmesine dikkat etmeniz son derece önemli. Karşılıklı duygu alışverişinde bulunulması ve aynı etkinliklerle ilgilenilmesi, dikkat edeceğiniz ayrıntılar arasında yer alıyor. Çocuğunuzla birlikte keşfederken mutlu olmak için bu isteğe hizmet eden oyunları alabilirsiniz. Ayrıca sizin de gerçekten keyif alacağınız aktivitelere odaklanarak çocuğunuza gerçek hissinizi yansıtabilirsiniz. Yukarıda yer alan aktiviteler dışında pek çok etkinlik de mevcut. Bu etkinlikler arasından zevkinize ve şartlarınıza uygun olan bir aktiviteyi seçerek ailecek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Çocukların gözde mekanları arasında yer alan parklar hem aileyle eğlenceli vakit geçirmek hem de çocukların hayal gücünü ve kas yapısını güçlendirmek için önemli. Bu sebeple çocuğunuzla birlikte eğlenirken bir yandan da paylaşım içinde bulunmak istiyorsanız parkları tercih edebilirsiniz. Çocuklarla vakit geçirmek için sıcak soğuk oyununu da tercih edebilirsiniz. Bu sayede bir yandan eğlenirken bir yandan da çocuğunuzun yakınlık uzaklık algısını geliştirerek kaliteli vakit geçirebilirsiniz. Bahsi geçen oyun, çocuğunuzla iletişiminizin güçlenmesine de yardımcı olacağı için pek çok aileye keyif veriyor. Evde çocuk aktiviteleri oldukça fazla. Örneğin çocuğunuzla mutfakta farklı tarifler deneyerek eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Bu sayede evladınızın el becerisinin gelişmesine ve öğrenme sürecine katkıda bulunursunuz. Çocuk gelişimi açısından önemli bir yere sahip olan resim, müzik ve spor gibi aktiviteler, çocukların hayal dünyasını genişletiyor. Sanat ve sporla ilgilenen çocuklar, yeni fikirler bulma ve yaratma konusunda da oldukça istekli oluyor. Ebeveynler, çalışma hayatı içinde kendisine ve çocuğuna aynı anda zaman ayıramayabiliyor. Bu süreçte sağlıklı kalmak ve kaliteli vakit geçirmek için çocuğunuzla birlikte spor yapabilirsiniz. Spor, çocukların vücut gelişimi üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu için sağlıklı büyümelerine ve birlikte kaliteli vakit geçirmenize imkan tanır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/colyak-hastaligi-nedir-colyak-hastalari-nasil-beslenmelid", "text": "Çölyak hastalığı, ince bağırsağın gluten adı verilen bir proteine karşı verdiği tepkidir. Bu tepki, ince bağırsağın villus adı verilen küçük parmak benzeri yapılarını tahrip ederek besin emilimini bozar. Bu nedenle çölyak hastaları, gluten içeren gıdalardan kaçınmak durumunda kalır. Her geçen gün daha çok görülen çölyak hastalığı, gluten içeren gıdalardan kaçınarak bir hayat sürmeyi gerektirebilir. Tedavi edilmediği veya doğru beslenilmediği zaman ciddi sağlık sorunlarına yol açan hastalık, ince bağırsakta iltihaplanma oluştuğunda belirti gösterir. Yetişkinlerde çölyak hastalığı belirtileri arasında; ciltte kaşıntılı döküntüler, yorgunluk, halsizlik, anemi, adet bozuklukları ve kemik erimesi gibi belirtiler görülebilir. Bebeklerde çölyak hastalığı belirtileri arasında ise büyüme geriliği, diş minesi kusurları, karın ağrısı, kusma ve ishal bulunur. Hastalığın getirdiği olumsuz etkiler, diğer sindirim sistemi rahatsızlıklarının belirtileriyle benzerlik gösterebilir. Bu sebeple çölyak hastalığı olduğunu anlayabilmek için genellikle kan testi, doku örneği alma ve bağırsak endoskopisi gibi testler yapılır. Hamilelik sırasında yüksek düzeyde gluten tüketimi de çölyak hastalığı riskini artırabilir. Ayrıca çölyak hastalığından korunmak için gluten içeren gıdalardan kaçınmak ve gluten alımını sınırlamak önemlidir. Çölyak hastalığı tedavisi tam anlamıyla bulunmamakla birlikte, hastalık kontrol altına alınabilir. Bunun için de gluten barındırmayan besinlerden yemeniz son derece önem arz eder. Çölyak hastalığı diyet listesinde gluten içeren gıdaların olmaması gerekir. Bu sebeple buğday, arpa ve çavdar gibi tahılları içeren yiyeceklerden tamamen kaçınmalısınız. Ayrıca gluten içeren gıda katkı maddeleri, soslar ve işlenmiş gıdalar da göz önünde bulundurulmalıdır. Glutensiz diyetlerle çölyak hastalarının çoğu semptomları kontrol altına alınabilir. Ancak bazı durumlarda glutensiz diyet yeterli olmayabilir ve ek tedaviler gerekebilir. Örneğin bazı hastalarda vitamin veya mineral eksiklikleri görülür. Bu nedenle eksiklikleri gidermek için ilaç takviyesi veya diğer tedaviler gerekebilir. Çölyak hastalığı beslenme programında mutlaka gluten içermeyen yiyecekler bulunmalıdır. Çölyak hastalarının diyetlerinde tam tahılların yerine alternatif besinler tercih edebilirsiniz. Mısır, pirinç, patates, kinoa ya da yulaf kepeği gibi glutensiz tahıllar ve unlar uygun olacaktır. Bununla birlikte sağlıklı yağlar, omega-3 yağ asitleri ve lif açısından zengin besinler de dahil edilmelidir. İçinde gluten bulunmayan besinler, çölyak hastalığı olan kişiler için uygundur. Yeterli miktarda lif, vitamin ve mineral almak için takviye gıdalar veya multivitaminler de kullanabilir. Ayrıca diyet programına meyve, sebze, et, balık, fasulye, mercimek, yoğurt ve peynir gibi glutensiz protein kaynaklarını da ekleyebilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için yukarıdaki besinlerin gluten içermeyen alternatiflerini deneyebilirsiniz. Çölyak hastalığı, genel olarak hayatınızı etkileyeceği için psikolojiniz üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir. Bu sebeple profesyonellerden gerekli desteği alabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/d-vitamini-nedir-ve-hangi-besinlerde-bulun", "text": "D vitaminine hepimizin ihtiyacı olduğunu ve temel kaynağın da güneş olduğunu pek çoğumuz biliyoruz. Bu yazıda bu vitamini daha yakından tanıyacağız. Sağlıklı hamilelik için gereklidir bir vitamindir. Kanseri önlemede etkili bir destekçidir. D vitamini eksikliği, yeteri kadar Güneşe maruz kalınmadığında, vücuttaki yağ oranı yüksek olduğunda karşılaşılması oldukça muhtemel bir durumdur. Bu faktörlerin de dışında, koyu tenli bireylerin daha az Güneş ışınına ihtiyaç duydukları düşünülür. Ancak koyu tenli kişiler de açık tenliler kadar güneş ışınından yararlanmadıklarında bu vitaminin eksikliğini yaşayabilirler. Başlıca faktörlerin yanı sıra yaşam biçimi ve meslek gruplarına göre alınan D vitamini miktarı değişkenlik gösteriyor. Uzmanlara göre; gece çalışanların D vitaminlerinden daha az yararlandığını görülüyorken, gündüz ve açık havaya daha yakın olarak çalışan kişilerin D vitamini seviyelerinin daha iyi durumda olduğunu fark ediyoruz. İleriki yaşlarda cildin incelmesi de D vitamini ihtiyacını artırmaktadır. Bu nedenle ileriki yaşlarda bu vitaminin daha fazla alınması gerekir., Vücuttaki D vitamini düzeyinin en iyi göstergesi, 25-hidroksi vitamin D olarak bilinir. Çünkü D vitamini kan dolaşımında en çok bu formda karşımıza çıkmaktadır. 25-hidroksivitamin D, ciltte üretilen ve yiyeceklerle alınan D vitamini miktarını en iyi yansıtan formdur. Kemik sağlığıyla ilk anlamda belirti gösteren D vitamini eksikliği, kemiklerde gerçekleşen ağrı olarak kendini gösterir. Bu aşamada doktorunuz ile görüştükten sonra gerekli testleri yaptırarak D vitamini seviyenizin ne olduğu hakkında bilgi alabilirsiniz. Sizi daha iyi bilgilendirmek adına, uzman doktor bilgileri ışığında edindiğimiz bilgilere istinaden, D vitamini eksiklik seviyelerini aşağıda sıraladık. D vitamini pek çok gıdadan edinebileceğimiz bir vitamindir. D vitaminleri bakımından zengin gıdaları aşağıdaki listede bulabilirsiniz. D vitaminlerine dair önemli detayları sizlerle paylaştık. Sağlığınız için Güneş ile yeteri kadar yakın olmanızı, gerekli besinleri tüketmenizi öneriyor ve sağlık dolu günler diliyoruz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/daha-hafif-ve-saglikli-hissetmek-icin-beslenme-onerile", "text": "Evde olmaması gereken zararlı yiyecekler genellikle işlenmiş, yüksek kalorili, şekerli veya yağlı gıdalardır. Bu yiyecekler, sağlıksız bir beslenme alışkanlığına yol açar. Ayrıca kilo alımı, kalp hastalığı, diyabet ve diğer sağlık sorunlarına da neden olabilir. Sağlıksız gıdalar, gün içindeki enerjinizi ve mutluluğunuzu etkiler. Yukarıda bahsettiğimiz yiyecek kategorileri yerine taze meyve sebze, tam tahıllı ürünler, sağlıklı yağlar ve proteinlerden oluşan bir günlük diyet oluşturmak kendimizi daha hafif hissetmemize yardımcı olacaktır. Trans yağlar, hidrojenasyon adı verilen bir işlemle bitkisel yağların sıvı hale getirilmesi demektir. Bu yağlar, yüksek sıcaklıklara dayanıklı oldukları için yiyeceklerin daha uzun süre bozulmadan saklanabilmesini sağlar. Özellikle hazır gıda, atıştırmalık ve fast food yiyeceklerin üretiminde sıklıkla kullanılır. Bununla birlikte trans yağların tüketimi; kalp, obezite, diyabet, karaciğer ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi birçok sağlık sorununa neden olabilir. Sağlıklı yağlar arasında yer alan zeytinyağı, avokado, hindistan cevizi ve keten tohumu yağı gibi vücüdunuza faydalı olan yağlardan faydalanabilirsiniz. Yemek yaparken mümkün olduğunca trans yağ kullanmadan, fakat sağlıklı yağları da hayatınızdan çıkarmadan çok daha sağlıklı yemekler yapabilirsiniz. Mevsimi geçmiş konserve gıdaların tüketimi, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu tarz konserve gıdalar, teneffüs yolu enfeksiyonlarına ve gıda zehirlenmesine neden olabilir. Konserve gıdalarda oluşabilecek bakteriler, besinlerin yeterli sıcaklıkta sterilize edilmediği veya saklama koşullarının uygun olmadığı durumlarda gerçekleşebilir. Ayrıca konserve gıda saklama koşullarını da dikkatli bir şekilde takip edip uygulayabilirsiniz. Konserve gıdaların açıldıktan sonra hemen tüketilmesi, yüksek sıcaklıklardan ve nemden uzak bir yerde saklanması önemlidir. Cips, kraker, bisküvi, çikolata ve şekerleme gibi abur cubur gıdalar, genellikle yüksek kalorilidir ve şeker içerir. Bu tür gıdaların düzenli tüketimi; kilo alımına, insülin direncine ve diğer sağlık sorunlarına neden olur. Zararlı yiyecekler listesinin başında gelen şekerli gıdalar, uzun iyileşme süreleri bulunan hastalıklara yol açar. Kimyasal maddelerin kullanıldığı ürünler; gıdaların rengini, kokusunu, lezzetini, dokusunu ve raf ömrünü değiştirir. Gıdalara katılan bu kimyasal maddeler arasında koruyucular, renklendiriciler, tatlandırıcılar, emülgatörler ve antioksidanlar yer alır. Ayrıca bu maddelerin kullanımı, gıdalarda bulunan doğal bileşenlerin azalmasına neden olur. Bu durum bazı insanlar için alerjik reaksiyonları da beraberinde getirir. Yüksek miktarda kimyasal maddelerle işlenmiş gıdalar tüketildiğinde; obezite, kalp hastalıkları, diyabet ve kanser gibi ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Gıdaların üretildikten sonra dayanıklı olması ve uzun süre saklanması için kullanılan maddeler; lezzet, renk ve koku gibi özelliklerin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca tercih edilen maddeler, besin değerini de düşürerek sağlık açısından olumsuz bir etki yaratır. Koruyucu olarak kullanılan nitrit ve nitratlar, mide kanseri gibi ciddi hastalıklara neden olabilir. Bununla birlikte bazı tatlandırıcılar ve renklendiriciler ise hiperaktivite, astım, alerjik reaksiyon ve hatta kanser gibi çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir. Zararlı olan yiyecekler yerine, besin değeri yüksek ve gün içinde enerji sağlayan ürünleri tercih edebilirsiniz. Bu besinler arasında; taze sebzeler, meyveler, tam tahıllılar, protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve su yer alır. Bu gıdalar vücuda zararlı olan işlenmiş gıdaların yerine tüketilebilir. Ayrıca taze ve doğal gıdaların tüketilmesi, sağlıklı bir yaşam tarzı için de önemli ve gereklidir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/demansi-olan-kisilerle-etkili-iletis", "text": "Demans belirli bir hastalık değildir, daha ziyade günlük aktiviteleri engelleyen hatırlama, düşünme veya karar verme yeteneğinin bozulması gibi belirtiler için kullanılan genel bir ifadedir. Alzheimer hastalığı demansın en yaygın türüdür. Çoğunlukla ileri yaşlardaki yetişkinleri etkilese de normal yaşlanmanın bir parçası değildir. Akıl yürütme, yargılama ve problem çözmede zorlanma, Görmede yaşa bağlı tipik değişikliklerin ötesinde görsel algı bozukluğu. İletişim iki yönlü bir süreçtir. Demansı olan biriyle iletişim kuran biri olarak muhtemelen daha dikkatli dinlemeyi öğrenmeniz gerekecek. Yüz ifadeleri ve beden dili gibi sözlü olmayan mesajların daha fazla farkında olmamız gerekebilir. Konuşma esnasında gülümsemek, koluna dokunmak ya da elini tutmak iletişimini güçlendirmede yardımcı olacaktır. Demansı olan insanlar sosyal becerilerini koruma eğilimindedir ve genellikle birlikte gülmekten mutluluk duyarlar. Demans, kişinin iletişim şeklini kademeli olarak etkiler. Akılcı fikirler sunma ve akıl yürütme yetenekleri değişir. Ailenizden birinde demans varsa ya da demanslı biriyle iletişim halindeyseniz, konuşmakta zorluk çektiklerini fark edebilirsiniz. Çoğunlukla sohbeti başlatan kişi olmanız gerekebilir. Bilgileri işleme yetenekleri zayıfladığı için yanıt vermekte gecikebilirler. Demanslı kişilerle konuşurken kısa cümleler kullanarak net ve yavaş konuşun. Konuşurken aynı seviyede, yüz yüze olmaya ve göz teması kurmaya çalışın. Cevap vermeleri için onlara zaman verin, çünkü cevaplarını hızlandırmaya çalışırsanız kendilerini baskı altında hissedebilirler. Sorunuza cevap vermeseler veya bağlam dışı cevap vermiş gibi görünseler bile söylediklerini kabul edin, onları duyduğunuzu gösterin ve cevapları hakkında daha fazla şey söylemeye teşvik edin. Basit, cevaplanabilir sorular sorun. Sorularınızı teker teker sorun; evet veya hayır şeklinde cevaplayacakları sorular sormak işinizi kolaylaştıracaktır. Açık uçlu sorular sormaktan veya çok fazla seçenek vermekten kaçının. Örneğin, Beyaz gömleğini mi yoksa mavi gömleğini mi giymek istersin? şeklinde soru sorabilirsiniz. Daha da iyisi ona seçenekleri gösterin. Görsel ipuçları da sorunuzu netleştirmeye yardımcı olur ve yanıtını yönlendirebilir. Demanslı birçok insan 45 dakika önce ne olduğunu hatırlamayabilir, ancak 45 yıl önceki hayatlarını net bir şekilde hatırlayabilirler. Bu nedenle, kişiye öğle yemeğinde ne yediğini sormak gibi kısa süreli belleğe dayanan sorular sormak yerine, uzak geçmişi hakkında genel sorular sormayı deneyin. Bu bilgilerin akılda tutulması daha olasıdır. Demansı olan kişiler çoğu zaman gerçeği karıştırırlar ve gerçekte hiç olmamış şeyleri hatırlayabilirler. Onları yanlış olduklarına ikna etmeye çalışmaktan kaçının. Asıl olan o andaki duygularına odaklanarak sözlü ve fiziksel rahatlıkları sağlamak, destek ifadeleriyle yanıt vermek. Onları istemeden ürkütürsek bu onların dövüş ya da kaç tepkisini tetikleyebilir ve çatışmaya neden olabilir. Kişi üzgünse, duygularını ifade etmesine izin verin. Onlara ihtiyaç duydukları zamanı tanıyın ve endişelerini göz ardı etmemeye çalışın. Bazen yapılacak en iyi şey sadece dinlemek ve orada olduğunuzu göstermektir. Önce bir doktora danışın. Davranış sorunlarının altında yatan tıbbi bir neden olabilir. Belki de kişi acı çekiyor veya ilaçlardan olumsuz bir yan etki yaşıyor olabilir. Davranışı kontrol etmeye değil, davranışa uyum sağlamaya çalışın. Örneğin, kişi yerde uyumak konusunda ısrar ederse, onu daha rahat ettirmek için yere yatak serebilisiniz. , Davranışlarınızı veya fiziksel çevrenizi değiştirebileceğinizi unutmayın. Kendi davranışınızı değiştirmek, genellikle sevdiklerinizin davranışında da değişikliğe neden olur. Demansı olan kişiler genellikle ne istediklerini veya neye ihtiyaç duyduklarını söyleyemezler. Mesela her gün dolaptan tüm kıyafetleri çıkarmak gibi bir şey yapabilir. Kişinin bu davranışında meşgul ve üretken olma ihtiyacını karşılaması çok muhtemeldir. Daima, kişinin davranışlarıyla karşılamaya çalıştığı ihtiyacı düşünün ve mümkün olduğunda, o ihtiyaçları karşılamaya çalışın. Bugün işe yarayan yarın yaramayabilir. Sorun yaratan davranışları ve hastalık sürecinin doğal ilerleyişini etkileyen çok sayıda faktör, bugün etkili olan çözümlerin yarın değiştirilmesi gerekebileceği veya artık hiç çalışmayabileceği anlamına gelebilir. Zor davranışları yönetmenin anahtarı, belirli bir konuyu ele alma stratejilerinizde yaratıcı ve esnek olmaktır. Demansı olan bireylerle yaşamanın zorlukları herkese göre değişkenlik gösterebilir. Zaman zaman öfkelenebilir ya da üzülebilirsiniz. Bunlar çok normal ve bu duyguları yaşadığınız için kendinizi suçlu hissetmemelisiniz. Sorumluluğunuzu paylaşmak adına destek isteyerek kendinize alanlar yaratabilirsiniz. Mental olarak çok zorlandığınızı düşünüyorsanız bir uzmandan yardım alabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/deprem-cantasinda-bulunmasi-gerekenl", "text": "Deprem çantası, yardım ekipleri olduğunuz konuma ulaşana dek acil ihtiyaçlarınızı karşılamanızı sağlar. Bu çantanın içinde, hayatta kalmanızı sağlayacak besinler ve önemli evraklarınızın olması önemlidir. Özellikle ülkemizde son dönemde yaşadığımız büyük depremler, bizlere her an hazırlıklı olmamız gerektiğini gösterdi. Bu sebeple ihtiyaç duyulan malzemelerin bulunduğu bir acil durum çantasının, hazır ve ulaşılabilecek bir yerde olmasının önemini de anlamış olduk. Bu sebeple deprem çantası, sorumlu olduğunuz kişilerin ve evcil hayvanlarınızın gerekli ihtiyaçları da içermelidir. Deprem olduktan sonra; evde, okulda ya da ofisteyken yiyecek, içecek ve acil ihtiyaçları temin edebileceğiniz alanlara ulaşamayabilirsiniz. Deprem çantası, küçük yaralanmalar varsa onları gidermek ve belirli bir süre hayatta kalabilmek için sıvı ve yiyecek gibi temel eşyaların yanı sıra hayati önem taşıyan başka gereçleri de kapsar. Bu sebeple deprem çantasında bulunması gerekenleri doğru bir şekilde belirlemelisiniz. Ayrıca bu çantayı ya da çantaları, kolay ulaşabileceğiniz bir yerde saklamanız gerekir. Evinizin yanı sıra okul ve iş yeri gibi zaman geçirdiğiniz yerlerde de olmalıdır. Yukarıdaki önemli belgelerin fotokopilerinin yanı sıra çantada mutlaka belli başlı kıyafetlerin olması da gerekir. Ülkemizde yaşanılan büyük deprem kış ayında olduğu için enkaz altında kalan kişileri soğuktan dolayı da kaybettik. Bu sebeple çantada iklime uygun giysiler, çorap ve yağmurluk da bulunmalıdır. Ayrıca iç çamaşırı da eklemelisiniz. Deprem çantası, enkazda kaldığınız süre boyunca hayatta kalmanıza ve yaralarınızı iyileştirmenize imkan tanıdığı gibi enkazdan kurtulmanız için de çare olabilir. Bu sebeple çantanın içine çakı, düdük ve küçük makas gibi gereçleri de ekleyebilirsiniz. Ayrıca kağıt, kalem, pilli radyo, el feneri ve dayanıklı yedek piller de çantanın içinde mutlaka olmalıdır. AFAD'ın belirlediği bu yiyecek, içecek ve malzemeleri edinerek sıklıkla bulunduğunuz ortamlara koymanız son derece önemlidir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/down-sendromlu-insanlarin-muhtesem-yanla", "text": "Down sendromlu bireylerin hayatlarının şekillenmesi için eğitime, aile desteğine, sevgisine ve ekstra terapilere ihtiyaç duyuluyor. Down sendromu davranış özellikleri arasında ilk sıralarda yer alan iletişim de oldukça önemli. Bu aşamada down sendromuna sahip çocuklar zamanla; kendilerine özgü gelişim, yetenek ve kişilik becerileri geliştiriyor. Down sendromu özellikleri arasında özgün tavırlara sahip olmaları da yer alıyor. Kromozom anomalisi olarak tanımlanan bu sendrom, bireyin 21. kromozom çiftinde fazladan 1 kromozomun oluşmasıyla meydana geliyor. Bu sebeple down sendromuna sahip bir bireyin vücudunda 21. kromozomdan 2 adet değil 3 tane yer alıyor. Yaşam boyunca devam eden sendrom, doğru çalışmalar sayesinde sağlıklı ve aktif bir hayata dönüşebiliyor. Bunlar down sendromu fiziksel özellikleri arasında yer alıyor. Ayrıca sendroma sahip kişilerin farklı komplikasyonları da bulunuyor. Bunlar arasında kalp defektleri, sindirim sistemi defektleri, immün rahatsızlıklar, uyku apnesi, obezite, omurga problemleri, lösemi ve demans gibi rahatsızlıklar yer alıyor. Down sendromuna sahip kişiler, içten ve samimi tavırlarıyla insanlar tarafından seviliyor. Çevresiyle iyi ilişki kurabilen bireyler, genellikle güler yüzlü ve paylaşımcı tavırlara da sahip. Down sendromlu bireylerin özellikleri arasında paylaşımcı ve sempatik olmaları da yer alıyor. Sendroma sahip bireyler, çevresiyle iyi iletişim kurabiliyor. Son derece saf duygulara sahip olan kişiler, zarar görme düşüncesine daha az kapıldıkları için herkese aynı samimiyetle yaklaşabiliyor. Ayrıca sendroma sahip çocuklar, evcil hayvanlarla da sağlam bir bağ kurabiliyor. Down sendromuna sahip kişiler, farklı alanlarda kendilerini geliştirmeyi sevdikleri için sosyal aktivitelere katılmaya da bayılıyor. Bu nedenle isteğe bağlı olarak çocuğunuzu, arzu ettiği spor branşına da rahatlıkla yönlendirebilirsiniz. Bu sayede arkadaşlarıyla zaman geçirirken bir yandan da yeni bir hobi edinebilir. Kendini geliştirmeyi seven down sendromlu çocuklara gerekli desteğin verilmesi, hayatlarını değiştirmeye de imkan sağlayabilir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/ev-konforunda-aktif-bir-yas", "text": "Fiziksel olarak aktif olmak, iyi yaşam için gerekli adımlardan bir tanesi. Sağlığımızı korumak ve geliştirmek için mümkün olduğunca hareket etmek oldukça önemli. Öncelikle kas, kemik ve eklem sağlığımız için gerekli olan hareketli yaşam aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlenmesi, zinde kalmak ve mental sağlık için de fayda sağlıyor. Bunlarla birlikte hareketli yaşam tarzı kan şekerini düzenlenmesi ve kalp sağlığının korunması gibi kronik hastalıklar için de faydalı. Vücudunuzun fazla hareketsiz kaldığını günlük hayatınızda fark edebilirsiniz. Bir şeye ulaşmak için uzanırken, eğilirken, çömelirken ya da merdivenden inip çıkarken rahatsızlık hissediyorsanız biraz hareketlenmenin zamanı gelmiş demektir. Fiziksel aktiviteyi artırmak için yürüyüş, pilates, yüzme ya da fitness gibi seçenekler her zaman mevcut, ancak bunlar için ayıracak zaman ya da devamlılık için motivasyon bulamıyorsanız daha basit ama etkili, evde yapabileceğiniz egzersizler de var. Fiziksel aktivite ya da egzersiz gibi kavramlar söylendiğinde aklınıza nabzın hızlanması, terlemek ya da ağırlık kaldırmak geliyor olabilir. Aslında nabzınızı çok fazla yükseltmeden ya da terlemeden de vücudunuzu hareketlendirebilirsiniz. Egzersizleri evde yaptığınızda bir yere gidip gelmek zorunda olmadığınız için zamandan tasarruf etmek, herhangi bir spor salonu üyeliği için ücret ödememek ve COVID-19 gibi salgın dönemlerinde hastalık risklerinden korunmak gibi avantajları da var. Egzersizleri düzenli yapmanın daha fazla fayda sağlayacağını unutmayalım. Birazdan anlatacağımız egzersizleri günde 5 dakikanızı bile ayırarak yapabilirsiniz. Belki daha sonra bu süre sizin için yeterli gelmeyecek ve faydasını da gördükçe süreyi uzatmak isteyeceksiniz. Yürümek, basit ve pratik aktivitelerden biri. Ev içinde de bu egzersizi rahatlıkla yapabilirsiniz. Eviniz genişse koridorda ya da odalar arasında gidip gelerek yapabilir, değilse olduğunuz yerde adımlayarak ya da ileri geri hareket ederek yapabilirsiniz. Yürüyüş egzersizinin süresini kendiniz belirleyebilirsiniz. Bacaklarınızı ve karın bölgenizi güçlendirmek için 'sandalye squat'ı yapabilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken kullanacağınız sandalyenin size uygun olması. Oturduğunuzda ayaklarınızın yere değmesi ve dizlerinizin 90 derece yani tam dik bir açıda olması hareket için uygun. Bu hareketi yaparken zorlanıyorsanız kenarlarından tutunacağınız bir sandalye tercih edebilirsiniz. İki ayağınızın üzerine eşit ağırlık vererek ayağa kalkıp tekrar sandalyeye oturarak bu hareketi yapabilirsiniz. 3 set halinde 8 tekrar yaparak harekete başlayabilirsiniz. Dilerseniz daha sonra diğer hareketlerle birlikte yapacağınız kombinasyonlarla set sayısını artırabilirsiniz. Yeni başlayanlar bu egzersizi kolayca yapabilir ve bu harekette kendinizi geliştirdiğinizi düşündüğünüzde sandalyesiz yapmaya başlayabilirsiniz. Masa başı çalışmak, bilgisayar ve telefon ekranlarına uzun süre bakmak, çanta taşımak ve benzeri durumlar boyun ve omuzların uzun süre hareketsiz kalmasına ve buna bağlı olarak da ağrımasına neden olabilir. Bu sorunu gidermek için belli aralıklarla hem de oturduğunuz yerden boynunuzu ve omuzlarınızı hareket ettirebilirsiniz. Önce boynunuzu, omuzlarınızı kasmadan ve serbest bırakarak omuzlarınıza yaklaştırın. Bunu sırayla hem sağ hem de sol taraf için yapın. Daha sonra kafanızı ön taraftan sağ ve sol omuzlarınıza doğru yaklaştırarak yarım daire çizin. Aynı hareketi daha sonra arka taraftan yarım daire çizerek yapın. Bu hareketin ardından omuzlara geçelim. Omuzlarınızla arkadan öne ve önden arkaya doğru daireler çizin. Son olarak da omuzlarınızı kafanıza doğru yaklaştırarak yukarı kaldırın ve aşağı indirin. Bu serinin tamamını 8'er kere ve 3 set halinde yapabilirsiniz. Omurga sağlığımız vücudumuzun genelini doğrudan etkilediği için oldukça önemli. İngilizce'de roll up-roll down denilen omurgayı aşağı yukarı hareket ettirerek yapılan ve oldukça rahatlatan bu hareketi dikkatli bir şekilde yapmanız önemli. Bu hareketi ayakta ya da oturarak yapabilirsiniz. Öncelikle hareketi çok yavaş bir şekilde yapmaya özen gösterin. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta ise ilk haretin kafayla başlıyor olması ve son hareketin kafayla bitiyor olması. Kafanızdan başlayarak bütün omurga kemiklerinizi sanki tek tek hareket ettiriyormuşsunuz gibi öne doğru eğilin. Omuzlarınızı kasmayın ve kafanızı taşımayın, serbest bırakın. Aynı yavaşlıkta yine omurga kemiklerinizi tek tek hareket ettiriyormuşsunuz gibi kendinizi yukarı kaldırın. Ayaktaysanız kendinizi aşağı bırakana kadar, oturuyorsanız da gövdeniz bacaklarınıza değene kadar yapmaya çalışın. Kendinizi zorlamayın, hareketi nereye kadar yapabiliyorsanız oraya kadar yapabilirsiniz. Bu hareketin tekrar sayısını kendiniz belirleyebilirsiniz. Birkaç kere yapmanız bile omurgalarınızı rahatlatacaktır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/evde-sac-boyamanin-puf-noktala", "text": "Pek çoğumuz saç boyama işlemini, evde kendimiz halletmeyi tercih edebiliyor ve bunu daha pratik buluyoruz. Kuaföre gitmeden evde kendi işimizi kendimiz görmek daha cazip olsa da bazı noktalarda saç boyarken zorlanabiliyor veya yanlış uygulamalar yapabiliyoruz. Bugün, evde saç boyamanın püf noktalarına değinirken, saç tipleri için hangi boya uygun gibi sorulara da yanıt bulacağız. için, ürünün içinde küllü renklerin bulunmadığı boya seçeneklerine göz atabilirsiniz. Ayrıca üretilme amacı beyazları tam anlamıyla kapatmak olan boyalardan da satın alabilirsiniz. Ana tonlar olan kahve, kızıl ve sarı, her zaman en popüler saç renkleri olarak ön plana çıkıyor. Bu tonlar, her şeyden önce kişilerin orijinal saç rengiyle örtüştüğünde veya gerektiği gibi boyandığında doğru bir sonuç veriyor. Küllü ve soğuk kahve tonları, son yılların en göz alıcı trendleri arasında yer alıyor. Upuzun bir ton yelpazesinden bahsediyoruz ne de olsa. Bu kapsayıcı ve fresh tonlar, pek çok kadının favori seçimlerinden. Bazı renkler, buğday ve esmer tenli kadınlara çok uygunken, bazı kahve ve küllü kahve renkleri ise beyaz tenli kişilere çok iyi gidiyor. Bu sebeple boya alırken saç ve ten renginizi baş faktör olarak düşünebilirsiniz. Kızıl ve kahve arasında kalan bu tonlar, yakıştı mı tam yakışıyor! Yeni saç trendleri arasında görmeye alıştığımız bu bronz saç rengi, son yıllarda pek çok ünlü isimden de aşina olduğumuz bir moda. Ah o bakır tonları... Hele bir de doğru kesimden yana tercihte bulunursanız yüz hatları ve ten rengi sayesinde bir başka ışıldıyor. Yine ünlü simalardan alışa geldiğimiz bakır saç rengi; Meryem Uzerli ve Elçin Sangu gibi yıldız isimlerle daha da popülerlik kazanıyor. Evde saç boyarken dikkat etmeniz gereken noktalar elbette mevcut. Doğru boyayı satın alsanız bile boyayı kutudaki talimatlara göre uygulamak ve doğru bekleme süresince saçta kalmasına izin vermek önemli. Boyamadan önce saç uzunluğuna ve gürlüğüne uygun miktarda boya satın almanız gerekiyor. Saçınızın hacmine göre bir kutu yeterli gelmeyebilir. Bundan ötürü aynı markanın aynı tonundan seçmek kaydıyla birden fazla kutu alarak sıkıntı yaşamadan boya işlemine geçebilirsiniz. Saç boyama rutini oturdukça alacağınız kutu sayısına da aşina olacaksınız. Boyanın alerjik olup olmadığını anlamak için vücudun hassas noktalarına çok hafif uygulayıp 2 saat bekleyebilirsiniz. Doğru saç boyama tekniğinin yanı sıra boyanın bünyenize zarar vermemesi de son derece önemli. Saçlar ince, kalın ve orta olmak üzere üç farklı hacme sahip. Saç tipinize göre doğru boyayı seçerseniz, saçlarınızın yıpranmasını engellersiniz. Saçlarınızı her boyadığınızda bir ton açık boya seçip, gitgide daha açığına geçmenin daha sağlıklı bir seçim olduğu da pek çok kuaför ve saç uzmanı tarafından dile getiriliyor. İnce telli saçlara, koyu renk, Orta telli saçlara, istenilen renk, Kalın telli saçlara ise açık renk veriyor. Evde saç boyarken dikkat etmeniz gereken en önemli kalemlerden biri de saçınızdaki beyazların kapanmasını ve ton farkını önlemek. Bunu önlemek için size koyu renkli saç boyalarını tavsiye ediyoruz. Açık renk boyalar, beyaz kısımlarda parlayarak ciddi bir ton farkı olmasına sebep oluyor. Bununla birlikte küllü renkler, saçlardaki beyazların kapanmasını zorluyor. Bu sebeple daha çok kahve tonlarına ya da kızıllık ihtiva eden renklere yönelebilirsiniz. Deneyebileceğiniz bir diğer yöntem de saçınızın tamamını açıcı ile aynı renge getirmek ve ardından boyama işlemini gerçekleştirmek. Her işi uzmanı daha iyi yapıyor, bu bir gerçek! Çoğu kişi, saç boyasını dengeli miktarda dağıtma konusunda sorun yaşıyor. Bu da boyanın doğru uygulanmamasına, saçların yıpranmasına ve istenen rengin elde edilememesine yol açıyor. Öyle ki, saç içerisinde dengesiz dağılan boyanın saçta ton farklılıklarına sebep olduğu bile sık rastlanan bir durum. Bu işi yapacaksak mutlaka bir dostumuz veya eşimizden destek alarak, ikinci bir gözün gözetiminde boyama işlemini yapabiliriz.."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/fiziksel-denge-ve-faydalari-ned", "text": "Fiziksel denge, bireylerin vücut ağırlığını kontrol edebilme yetisi adına bedenin çeşitli pozisyon ve koşullarda istikrarlı bir şekilde durabilme gücünü ifade eden kavramdır. Vücuttaki kaslar, eklem sistemi, iç kulak yani dengeyi temsil eden alan, ve görsel algı ile sinir sistemi arasındaki etkileşimlerle bu güç sağlanır. İnsanlar için fiziksel denge oldukça önemli olup sayısız rutin eylem, spor ve yaşam kalitesi tamamen bu denge kabiliyetine bağlıdır. Pekala yaş ilerledikçe denge ve koordinasyon sağlama becerisinde azalmalar gözlenebilir. Yaş artışı ile beraber, kas kütlesi ve kemik yoğunluğu azalabilir, eklem esnekliği de buna bağlı olarak düşebilir. İç kulak sağlığında bozulmalar da gerçekleşebilir. Bu yüzden ileriki yaşlarda denge sorunları daha sık görülebildiğini söylemek mümkün. Ancak düzenli egzersiz ve denge geliştirme aktiviteleri denge gücünü artırabilir. Kas ve İskelet Sistemi için Olumlu Etkisi: Dengeyi geliştirmek suretiyle kas gücünü artırabilir ve kemik sağlığını olumlu yönde koruyabilir. Zihinsel Sağlık Açısından Dengeye Faydalar: Denge egzersizleri bu alanda zihinsel sağlığı iyileştirebilir ve stresi gözle görülür derecede azaltabilir. Düşme Riskinin Aşağı Çekilmesi: İyi bir denge, düşme riskini azaltır ve bu da ciddi yaralanmaları engeller. İleriki yaşlarda dikkat edilmesi gereken bu konu aynı zamanda yaşam kalitesiyle de oldukça ilgilidir. Kronik Hastalıklarda Dengenin Önemi: Denge egzersizleri yine kronik hastalıkların yönetimine yardımcı olabilmektedir. Örneğin, Parkinson hastalığı gibi denge sorunlarına yol açan durumlarda elle tutulur sonuçlar alan pek çok birey olduğunu söylememiz mümkün olacaktır. Denge yetinizi geliştirmek ve bu gelişimi sürdürmek için düzenli fiziksel aktivite ve de denge egzersizleri yapmanız yararlı olabilir. Ayriyeten beslenme ve uyku gibi diğer sağlık faktörlerine dikkat etmek de dengeyi olumlu yönde destekleyecektir. Bir fizyoterapist veya egzersiz uzmanının rehberliği ise denge gücünüzü artırma, denge bozukluğu durumunun üstesinden gelme sürecinizi çok daha etkili hale getirebilir. Kulaktan dolma ve güvenilirliğinden emin olunmayan kişilerin bilgilendirmelerinden ziyade hekim ve bu alanlardaki uzmanlara danışmanızı öneririz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/goz-alti-isik-dolgusu-ned", "text": "Göz altı ışık dolgusu, estetik bir prosedürdür. Göz altındaki koyu halkaları, şiş görünümü ve ince çizgileri hafifletmek amacıyla uygulanır. Cildin en ince derilerinden biri olan göz altı bölgesi; yaşlanma, yorgunluk, genetik faktörler ve stres gibi etkenler nedeniyle hoş olmayan görüntüler yaratabilir. Işık dolgusu, hyaluronik asit kullanılarak gerçekleştirilir. Hyaluronik asit, ciltte nem tutma yeteneğine sahip bir moleküldür. Cildin dolgun görünmesini sağlar. Gözaltı ışık dolgusu; cildi nemlendirir, dolgunlaştırır ve genç bir görünüm sağlar. İşlem, lokal anestezi veya topikal anestezik kremler kullanılarak gerçekleştirilir. Hızlı bir iyileşme süreci olsa da İşlem sonrasında hafif kızarıklık, şişlik veya morluklar görülebilir. Belirtiler birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur. Gözaltı dolgusu; koyu halka, şiş görünüm, ince çizgi ve çukur görüntüsünü hafifletmek, cildin genç ve canlı görünmesini sağlamak amacıyla yapılır. Göz altı bölgesi, cildin en ince ve hassas bölgelerinden biri olarak bilinir. Yaşlanma, genetik faktörler, yorgunluk ve uyku eksikliği bu bölgede olumsuz durumlar yaratır. Göz ışık dolgusu, sorunları çözmek ve hafifletmek için tercih edilir. Göz altı ışık dolgusu işlemi genellikle 15 ila 30 dakika arasında sürer. İşlem sonrasında hafif kızarıklık, şişlik ve morluklar görülebilir. Belirtiler genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. İyileşme süreci kişinin tenine göre değişir. İşlemi gerçekleştirecek uzmanın, deneyimli ve güvenilir biri olduğuna emin olmalısınız. İşlem sonrası uzmanın verdiği talimatlara uygun şekilde davranarak en iyi sonuçları alabilirsiniz. Dolgu, genellikle güvenli bir işlem olarak kabul edilir. İşlem, her tıbbi prosedür gibi potansiyel riskler taşıyabilir. Göz altı ışık dolgusunun zararları ve yan etkileri teninize göre değişebilir. İşlem sonrasında genel olarak geçici yan etkiler ortaya çıkar. Işık dolgusunun zararlarından kaçınmak için steril bir ortamda deneyimli uzmanlara işlem yaptırmalısınız. Nadiren de olsa enjeksiyonların yapıldığı bölgelerde dokuların harap olması riski bulunur. Uygulamayı gerçekleştiren uzmanın yetkinliği riski azaltır. Göz altı ışık dolgusu yaptıranların bazılarında işlem sonrası komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle işlemi gerçekleştiren uzmana herhangi bir komplikasyon belirtisi olduğunda hemen bildirmelisiniz. Işık dolgusu, göz altı morlukları ve koyu halkaları olan kişiler için uygundur. Ayrıca göz altı torbalarının yok edilmesinde de tercih edilir. İşlem, ince çizgi ve çukurları doldurarak daha genç bir görüntü yaratır. Dolgu, göz altında nem kaybı olan kişiler tarafından da tercih edilir. Genç ve enerjik bir görünüm elde etmek isteyen kişiler de göz altı ışık dolgusu işlemine başvurabilir. İşlem yaptırmak istiyorsanız, işinde uzman bir kişiyle görüşebilirsiniz. Uzman kişinin cilt yapısı, sağlık geçmişi ve beklentilerine göre en uygun tedavi planını belirlemek için değerlendirme yapar."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/gunluk-tutmanin-ruh-sagligina-etkile", "text": "Günlük tutmak, içsel deneyimleri ifade etmek ve desteklemek için değerli bir pratiktir. Gün içinde yaşadıklarınızı ve hislerinizi kaleme alarak farkındalığınızı artırabilirsiniz. Günlük tutmanın faydaları arasında aşağıdaki başlıklar yer alır. Günümüzün hızlı ve stresli yapısında, duygusal dengeyi korumak ve zihni sakinleştirmek için günlük yazma ritüeline başlayabilirsiniz. Pek çok insan, stresle baş etmeye çalışır. İş, aile, sosyal sorumluluklar ve kişisel zorluklar arasında denge kurmak zaman zaman zorlayıcı olabilir. Neyse ki günlük tutmak bu stresi azaltmanın etkili bir yoludur. Günlük yazmayı duygusal rahatlama deposu olarak düşünebiliriz. İç dünyamızdaki duyguları, düşünceleri ve endişeleri kağıda dökmek bizi rahatlatır. Yazmak, duygusal yüklerden kurtulmanın yanı sıra zihnimizdeki düşünceleri organize etmeye ve daha iyi anlamaya yardımcı olur. Olaylar arasındaki bağlantıları görmek ve duygusal tepkilerimizi anlamak, stresle başa çıkmak için önemli bir adımdır. Günlük tutarak içinizdeki duyguları ifade edebilirsiniz. Bu sayede sakin, odaklanmış ve dengeli bir zihne sahip olabilirsiniz. Günlük yazmak, belleği güçlendiren etkili hafıza tekniklerinden biridir. Aynı zamanda yeni öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesine ve anıların uzun süreli hafızada kalmasına yardımcı olur. Dolayısıyla günlük yazmak, hafıza üzerinde olumlu etkileri olan bir ritüel olarak değerlendirilebilir. Yazma eylemi, beyindeki düşüncelerin düzenlenmesine ve işlenmesine yardımcı olur. Günlük, yaşadığınız duyguları ve düşünceleri ifade ederken içsel dünyanıza derinlemesine yolculuk yapmanızı sağlar. İç sesinizi duymak, içsel deneyimlerinize anlam vermek ve kendinizi daha iyi anlamak için önemlidir. Bu keşif süreci, öz farkındalığınızı artırarak kişisel gelişiminize katkıda bulunur. Sözcüklerin büyülü dünyasında gezinirken, içsel dünyanızı canlandıran bir deneyim yaşayabilirsiniz. Günlük tutmak, hayal gücünüzü tetikleyerek düşüncelerinizi ve duygularınızı ifade ederken aynı zamanda farklı yollar görebilmenizi de sağlar. Kendi dünyanızı canlandırarak yaratıcılığınızı besleyip geliştirebilirsiniz. Hayal gücünüzü serbest bırakmak ve kendi öykülerinizi oluşturmak, ruhunuzu besleyen bir süreçtir. Zihni dolduran düşünceleri kağıda dökerek zihninizi boşaltabilirsiniz. Bu da uyku kalitesini artırmaya yardımcı olur. Günlük, zihni meşgul eden düşünceleri ve endişeleri yazarak rahatlamanızı sağlar. Olumlu duyguları vurgulamak için de kullanılabilir. Bu durum, huzurlu ve dinlendirici bir uyku deneyimi yaşamanıza fırsat verir. Bağışıklık sistemi, bizleri hastalıklara karşı koruyan savunma mekanizmasıdır. Günlük tutmak, ilginç bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir. Bu eylem, stresi azaltmanın yanı sıra olumlu duyguları ve memnuniyeti vurgulamanızı sağlar. Günlük yazmak, stres seviyelerini düşürerek bağışıklık sisteminin daha etkili çalışmasını destekler. İletişim, insanlar arasındaki ilişkilerin temel taşıdır. Etkili iletişim becerileri, sosyal etkileşimlerde büyük öneme sahiptir. Gün içinde yaşanılan olayları yazmak, iletişim becerilerini geliştirmek için önemlidir. Günlük yazmak, düşünceleri ve duyguları açıkça ifade etmeyi öğrenmek için etkili bir yoldur. Aynı zamanda günlük yazmak, kendi iç dünyanızı anlamanıza ve diğer insanlarla daha empatik bir iletişim kurmanıza yardımcı olur."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/ileri-yastaki-hamileliklerde-dikkat-edilmesi-gerekenl", "text": "İleri yaştaki hamileliklerde daha dikkatli ve özenli bir bakıma ihtiyaç vardır. Gebelik öncesi, gebelik sırası ve doğum sonrası dönemlerinde doktorlarının önerilerine uymak ve sağlıklı yaşam tarzı tercihleri yapmak, bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine yardımcı olacaktır. İleri yaştaki hamileliklerde anne adayının ve bebeğin sağlığı için dikkatli olunması gereken durumlar arasında; düşük riski, kromozom anomalileri, gebelik diyabeti, yüksek tansiyon, plasenta previa veya erken doğum riski mevcuttur. Kadınların doğurganlık kapasitesi yaşla birlikte azaldığı için 35 yaşından sonra hamile kalmak zorlaşabilir. Çünkü yumurta rezervi azalır ve bu durum da yumurtlama işlemini daha az verimli hale getirir. Bu sebeple düşük riski, yüksek tansiyon ve gebelik diyabeti riski de meydana gelebilir. İleri yaş gebelikte uzman doktor eşliğinde süreci ilerletmek çok daha verimli olacaktır. Sağlıklı beslenmek, gebelik durumu olmadığında da sağlığınız için önemlidir. Bununla birlikte ileri yaştaki hamilelikte dikkat edilmesi gerekenler arasında sağlıklı beslenme de büyük bir paya sahiptir. Daha rahat doğum yapmak için protein, demir ve D vitamini alımına dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca bebeğin omurgasının doğru şekilde oluşması için folik asit içeren yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve tahıllar da tercih edilmelidir. Bununla birlikte sıvı tüketimi de önemlidir. Fiziksel aktiviteler, gebeler için önem taşır. Özellikle ileri yaşta hamilelik süreci yaşayan kişilerin yürüyüş, hamilelik yogası ve yüzme gibi sporları yapması önerilir. Hamilelik süreci boyunca uzman doktorlar eşliğinde hareket etmek hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı açısından son derece önemlidir. İleri yaş gebelik riskleri, doktor kontrollerini doğru şekilde sürdürerek en aza indirilebilir. İleri yaş gebelikte dikkat edilmesi gerekenleri hem bebeğin hem de annenin durumuna göre belirleyebilirsiniz. Örneğin annede hamilelik diyabeti varsa bu durum bebeğin büyümesini etkileyebilir. Bu sebeple annenin kan şekeri seviyelerinin kontrol altında tutulması gerekir. Ayrıca ileri yaşta hamilelikte erken doğum riski daha yüksektir. Erken doğumun belirtileri arasında karın ağrısı, sırt ağrısı, pelvik baskı, vajinal kanama ve sulu akıntı yer alır. Tedavisi ise bebeğin gelişimi için gerekli ilaçlar ve cerrahi müdahaleyi içerebilir. İleri yaştaki hamileliklerde, normal ya da sezaryen doğum seçenekleri arasında doktorun önerileri doğrultusunda karar verilmelidir. Ayrıca doğum yeri seçiminde de doktorun önerileri dikkate alınmalıdır. Hamilelik dönemi, birçok fiziksel ve duygusal değişiklikle birlikte gelir ve bu değişiklikler stres seviyesini artırabilir. Stres sürecini yönetmek için yoga, meditasyon, hafif egzersizler, masaj ve yürüyüş gibi tekniklere başvurabilirsiniz. Aile ve iş hayatı dengesinin gebelik sürecinde korunabilmesi için anne adaylarının kendilerine zaman ayırması gerekir. Bu süreçte iş yeri ile zorlandığınız konular hakkında açıkça konuşabilirsiniz. Partnerinizle de konuşarak, ev işleri ve bebek bakımı konusunda yardımlaşma planları yapabilirsiniz. Doğum sonrası dönemde anne olan kişinin bedeni, hormonlar ve duygusal durumlar açısından birçok değişiklikle karşı karşıya kalır. Bu sebeple kişilerin doğum sonrası bakımına özen gösterilmelidir. Ayrıca ileri yaşta hamile kalan kişiler, destek alarak ve kendilerine zaman ayırarak da duygusal ve bedensel rahatlama yaşayabilirler."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/is-hayatina-geri-donmek-isteyen-anneler-ne-yapma", "text": "Günümüzdeki çalışan anneler, çocuklarına bakmak ve onların büyümesine destek olmak için çalışma hayatından ayrılabiliyor. Bununla birlikte çocuklar büyüdüğünde ve anneler kendine daha fazla zaman ayırabilecek duruma geldiğinde, iş hayatına geri dönmek isteyebiliyorlar. İş hayatına geri dönmek, ara vermiş bir kişi için yeni bir başlangıç olabilir. Ayrıca yeniden iş hayatına başlamak kendine güveni de artırabilir. Ancak iş arama süreci ve çocuk bakımı gibi zorluklar da karşılaşılan problemler arasında yer alır. Aile ve iş hayatını dengede tutmak için zaman yönetimi oldukça önemlidir. Hem anne hem de babanın çocuklarına zaman ayırabilmesi için ev işleri ve kişisel ihtiyaçlar arasında denge kurması gerekir. Bununla birlikte ebeveynler işteyken çocuk bakımını üstlenecek bir yardımcı da bulunmalıdır. Çalışan anneler, iş ve aile hayatını dengeye sokmak için strese kapılabilir. Bu gibi durumlarda bireylerin kendisine zaman ayırması, dinlenmesi ve günlük rutinden çıkarak zihin olarak rahatlamaları son derece işe yarayacaktır. Bununla birlikte bedenen ve ruhen rahatlamak için yoga, meditasyon, spor veya hobilerle ilgilenmeyi deneyebilirsiniz. Çalışan anneler, çocuklarıyla zaman geçirmek için farklı alternatifler deneyebilir. Örneğin, iş yerinizle konuşarak zaman konusunda size esneklik sağlamaları için izin isteyebilirsiniz. Bununla birlikte eşinizle evdeki işleri belli bir sistematiğe oturtarak kendinize ve çocuğunuza zaman ayırabilirsiniz. Bu aşamada çalışan anne desteği son derece önemlidir. Çocuğunuz belli bir yaşa geldiyse ve kreş ya da okula gidiyorsa, akşam saatlerinde birlikte zaman geçirebilirsiniz. Belli bir yaşa gelen çocuklar, gündüz saatlerinde kendi yaşıtlarıyla sosyalleşme şansı elde edeceği için işiniz çok daha kolay olacaktır. Annelerin iş hayatına geri dönmesi hem heyecan verici hem de zorlu bir deneyim olabilir. Belli bir yaşa kadar çocuklarını büyütmüş olan kişiler, çalışma hayatından uzun bir süre ayrı kaldığı için güven ve motivasyona ihtiyaç duyabilir. Motivasyon ve güven duygusu, işinize yeniden adapte olmak için önemlidir. Güven kazanmak için öncelikle kendi yeteneklerinize odaklanabilir, kariyerinizde edindiğiniz beceri ve deneyimleri hatırlayarak iş hayatına geri dönmek için hazır olduğunuzu kendinize hatırlatabilirsiniz. Belli bir süre iş hayatından uzak kalan anneler belli bir zaman sonra işe başladığından dolayı sorumlulukları daha fazla artabilir. Bununla birlikte tekrar iş hayatına başlamak, farklı konulara yöneldikleri için keyif de verebilir. Bu süreçte tekrar işe başlayan kişilerin aileleri, çalışan annelere yardım ettiklerinde uyum süreci de hızlanmış olur. İş hayatına geri dönmek isteyen anneler, planlı bir şekilde hareket ettiğinde pek çok konuda düzene kavuşabilir. İş hayatına dönmek isteyen anneler, aşağıda sıraladığımız 5 konuya dikkat edebilir. İş hayatına geri dönmek isteyen anneler, süreci planlı ve organize bir şekilde ele alarak başarılı olabilir. Yeniden işe başlamak, sosyalleşme açısından da keyifli bir süreçtir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/istanbulda-veganlarin-vazgecilmez-mekanla", "text": "gitmediklerinizi deneyebilir, yeni tadacağınız ürünlerin keyfini çıkarabilirsiniz. düşük olmasını sağlıyor. Kalp hastalıkları, hipertansiyon ve felç gibi hastalıklar, hepsini organik besin üreten kişilerden temin ediyor. Restorana geldiğinizde, mevsiminde çıkan besinlerden oluşan kahvaltının tadına doyamayacaksınız. Ayrıca restoranın öğle ve akşam yemeklerini de deneyebilirsiniz. sahip. İstanbul vegan restoranlar arasında en eskilerinden biri olan Parsifal, ve tok bir şekilde ayrılmasını sağlıyor. şaraplı balkabağı çorbasından yılbaşı kurabiyesine kadar birçok ürün bulunuyor. Bu sebeple tuzlu besinlerin yanı sıra içecek ve tatlı siparişi de verebilirsiniz. kalan poşetlerin kullanılmadığı bu işletme, geri dönüşüme oldukça önem veriyor. Sağlıklı ve vegan yiyecekler sunan bu restorana öğle saatlerinde de gelebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/japonlarin-uzun-yasam-sirla", "text": "Dünya üzerinde en uzun yaşayan insanlar Japonya'nın güneyindeki Okinawa adasında bulunuyor. Bu adanın Kitanakagusuku köyünde, ortalama yaşam süresi 89 yıl. Japonlar, yaşları önemli olmadan aktif bir hayat sürüyor. Bu sebeple her zaman dinç kalan bu kişiler, deniz ürünleri ağırlıklı beslendiği için de her daim zinde oluyor. Dünya üzerinde 100 yıldan fazla yaşayan kişilere süper asırlık ismi veriliyor. Süper asırlık unvanı ise her zaman bir başka japona devrediliyor. İkigai, japonların uzun ve mutlu bir şekilde yaşamasını hedefleyen felsefe. Japonlar, kalabalığa ve yoğun mesai sistemine rağmen uzun süre hayatta kalabiliyor. Bunun sebebi ise Japonların ikigai felsefesi. Bahsi geçen felsefe, direkt olarak başka bir dile çevrilmese de yaşam boyunca mutluluğu bulma fikri etrafında şekilleniyor. Kısaca bu felsefe, birçok insan için sabah kalktıkları anda onlara güne devam etme gücü veren şey olarak da biliniyor. İkigai kelimesi, yaşam ile değer ya da önem kelimelerinin birleşiminden meydana geliyor. İki, yaşam demekken gai ise değer ya da önem anlamında kullanılıyor. Bu felsefenin ne olduğunu bilmek yeterli değil. Aynı zamanda harekete geçmeniz de gerekiyor. İkigai, batıda dört çemberli Venn diyagramı ile ilişkilendiriliyor. Diyagram; yapmayı sevdikleriniz, yaparken başarılı olduklarınız, dünyanın ihtiyacı olan ve size para kazandıran başlıkları altında dörde ayrılıyor. Japonlar ise bu diyagramın içinde bulunan iş hayatını ayrı tutuyor. Victor Frankl tarafından kurulmuş bir psikoloji ekolü olan logoterapi, toplama kampında geçirdiği süre zarfında yaşadıklarından ortaya çıkıyor. Frankl, hastalarına niçin intihar etmediklerini sorarak nevrozların üstesinden gelerek hayatlarını tekrar keşfetmelerine yardımcı oluyor. Japonların da benimsediği bu terapi şekli, insanların zincirlerini kırıp hayatları boyunca karşılaştıkları her türlü zorluğu yenmelerine imkan sağlıyor. Morita terapi de logoterapinin çıktığı yıllarda Shoma Morita tarafından ekol haline getiriliyor. Morita aynı zamanda Zen budisti olduğu için de hastaların duygularını kontrol etmeye odaklı tedavilere sahip. Bu terapiye göre hastalar hem duygularını kabul ediyor hem de yeni duygular yaratmayı amaçlıyor. Bu terapi şekli, semptomları ortadan kaldırmaktan ziyade yeni kaygıların ve korkuların kabul edilmesini ve onları serbest bırakmanızı öğütlüyor. Japonların uzun yaşam sırları arasında mavi bölge olarak bilinen alanlar da mevcut. Bu bölgeler; Yunanistan'da Ikaria Adası, Japonya'da Okinawa Adası, İtalya'da Sardinya Adası, Amerika'da Loma Linda kasabası ve Kosta Rika'da Nicoya Yarımadası olarak biliniyor. Bu bölgede konaklayan insanlar, sağlıklı ve güçlü bir hayata sahip. Japonya'da bulunan Okinawa adasında yaşayan insanların uzun ömürlü olmasında, yaşam biçimleri son derece önemli. Bu bölgede yaşayan insanlar, hayatın içinde ve hiçbir şeyden uzak durmadan hayatlarını sürdürüyorlar. Adada yaşayan herkes son derece dinç. Bölgedeki insanların öncelikle beslenme alışkanlıkları arasında deniz ürünü, sebze, meyve, soya veya bitkisel çaylar mevcut. Okinawa'da yaşayan insanlar, fazla kilodan hoşlanmıyor. Buradaki halk, ruhlarını beslemeyi ve maneviyatlarını sağlam tutmayı daha çok seviyor. Uzun yaşamanın sırrı denildiğinde öncelikle beslenme ve sürekli aktif olma akla geliyor. Bununla birlikte her anın keyfini çıkarmak, geleceği ve geçmişi düşünmeden o günü yaşamak da son derece önemli. Bu sebeple yaşadığınız süre boyunca yapmayı en çok sevdiğiniz aktivitelere yönelmeli, vücudunuza ve ruhunuzu iyi bakmalısınız. Japonlar, bedenleri kadar ruhlarına da önem veriyor."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/kaslarimizi-guclendiren-magnezyumunyararla", "text": "Magnezyum vücudumuzda en bol miktarda bulunan 4. mineraldir. Vücudumuzun kendi kimyasının önemli bir parçası olan bu mineral; enerji üretimi, kan basıncını düzenlemek, sinir sinyallerinin iletimi gibi pek çok önemli işte kilit rol oynuyor. Bedenimizde 3000'den fazla işlevi bulunan magnezyum hepimizin bünyesi için olmazsa olmaz minerallerden. Özellikle içinde bulunduğumuz sıcak yaz aylarında magnezyumun dışarıdan vücuda alınması ve doğru magnezyum düzeyinin korunması çok daha önemli bir hal alıyor. Kas sağlığımızı doğrudan ilgilendiren magnezyumun faydalarına daha yakından bakalım haydi! Magnezyum sağlıklı bir bedende kilit rol oynayan, hem dışarıdan alınabilen hem de vücut tarafından üretilen başlıca minerallerden bir tanesidir. Kasların doğru ve etkin çalışması, yeterli kanın pompalanarak kaslara ulaşması, kan basıncının ideal seviyede durması ve sinir sisteminin doğru çalışması adına magnezyum olmazsa olmazdır. Müshil etkisine sahip olan magnezyumdur. Bağırsakların çok etkin çalışmadığı durumlarda takviye anlamında başvurulabilir. Ancak uyarmakta yarar var ki, fazla kullanımı ishale ve başka sağlık sorunlarına yol açabilir. Damar içi uygulamada kullanılan magnezyum tipidir. Ağız yolu ile alınmaz. Cilt yolu ile emilebilirliği söz konusudur. Banyo tuzlarında ve kozmetik ürünlerde yoğun miktarda yer alır. Glisin, bilindik bir sakinleşticidir. Bu tip magnezyum; kas ağrıları ve romatizmal sancılar için oldukça faydalıdır. Sindirmesi oldukça hızlıdır. En yaygın olarak kullanılan magnezyum tipidir diyebiliriz. Dışkı gevşetici etkiye sahip olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu form ve biçimdeki magnezyum pek çok takviye ilaçta bulunur. Vücuda magnezyum iletmek adına en bilindik ve güvenilir seçenek olduğunu söyleyebiliriz. Magnezyum her şeyden önce kas ve bilişsel sağlığı doğrudan etkiler. Bir insan zindeyse onun magnezyum düzeyinin yüksek veya en azından ideal seviyede olduğunu bilmelisiniz. Çünkü magnezyum istenen seviyede olduğunda kişilerin enerji seviyesi ve dinçlik hissiyatı da doğru oranda artar. Magnezyum takviyesi doktorunuzun söylediği ve tavsiye ettiği biçimde alınmalıdır. Bunun dışında herkesin magnezyum ihtiyacı birinden farklı olduğundan magnezyumun faydalı bir etki bırakması adına, tüm bireylerin ilk etapta genel bir tarama yaptırması yerinde olacaktır. Ardından durum tespitiyle beraber kişinin ne kadar magnezyuma ihtiyaç duyduğuna bağlı olarak aile hekiminin veya doktorun tavsiye ettiği ölçüde magnezyum takviyesi alması doğru olacaktır. Ağız yoluyla alınan ve en yaygın olarak kullanılan magnezyum tipi; magnezyum sitrat genel olarak en çok önerilen magnezyum takviyesidir. Halsiz ve yorgun hissedenler, kas ağrıları/krampları çekenler ve bunun dışında kabızlık sorunu yaşayan herkes bu gruba dahildir. Kas ve sinir sistemiyle olduğu kadar sindirim sistemiyle de bağlantılı olan bu mineral; iştahsızlık ve yeme bozukluğu, bulantı gibi şikayetlere sahip bireyler tarafından alınması elzemdir diyebiliriz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/kemikleriniz-de-sizin-kadar-guclu-ols", "text": "Her yaşınızda dolu dolu bir hayat yaşamanız mümkün. Ruhum nerelere gidiyor ama bedenim bana yetişmiyor diyorsanız, bedeninizin temel taşına, kemik sağlığınıza yakından bakalım. Bunun için önce kemik yapısını tanıyalım. Kemik; kalsiyum, çinko, fosfor ve magnezyum bileşenlerinden oluşan bir materyaldir. Güçlü ve esnek bir yapıya sahip olması oldukça önemli olan kemikler vücudun iskelet sistemini oluşturur. İnsan yaşamında hayati bir role sahip olan kemikler, kas ve organların zarar görmesini engelleyerek darbeyi emer. Kemik dokumuzun en hızlı geliştiği süreç çocukluk ve ergenlik dönemidir. 18-35 yaş arasında ise kemik kütlemiz gelişimini neredeyse tamamlanır. 35-60 yaş döneminde ise yaşlanmaya başlar. Evet, hepimizi telaşlandıran bir durum ama hemen korkmanıza gerek yok. Yetişkinlik döneminde elbette biraz kemik kaybı yaşayabiliyoruz. Ancak bu büyük bir sorun değil. Ayrıca, tedbir alarak bu kaybı da azaltabiliriz. Şöyle ki, yetişkinlik döneminde yıllık ortalama %2 oranında kemik kaybını vitamin takviyesi ile %1-1.5 bandına indirebilirsiniz. Kemikleriniz için yapabileceklerinizi tek cümleyle açıklayacak olsaydık iyi yaşayın derdik. Çünkü siz ne kadar iyi olursanız kemikleriniz de o kadar iyi olur. Kemik sağlığınız için öncelikli yapılacaklar listesinde, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, alkol-sigara gibi alışkanlıkları terk etmek yatıyor. Yani siz kendinize iyi bakacaksınız ki vücudunuz da size iyi baksın. Örneğin sabahları ya da akşam üstü mümkünse açık havada yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin. Ciğerlerinize temiz havayı çekin, etrafınızdaki ağaçlara bakarak ruhunuzu dinlendirin, kendinize yürüyüş hedefleri belirleyerek motivasyonunuzu artırın. Bu sayede egzersiz yapan kemiklerinizi de güçlendirmiş olun. Kemik gelişimi için en önemli iki unsur kalsiyum ve D vitaminidir. Eğer çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince kalsiyum almışsanız, zaten kemikleriniz açısından daha şanslısınız demektir. Bunun için bir ölçüm yaptırıp gerekirse kalsiyum takviyesi alabilirsiniz. Bu takviyeyi de illa ilaç yolu ile almak zorunda değilsiniz. Kalsiyumu süt ve süt ürünlerinden alabileceğiniz gibi, balık, tahıl ürünleri, kabuklu kuruyemiş, kuru meyveler gibi seçenekleri de düşünebilirsiniz. Yürüyüşleriniz sırasında bir avuç kuruyemiş-kuru meyve molası verebilirsiniz mesela. D vitamini almak ise özellikle yetişkinlik döneminde kemikler için daha da faydalıdır. D vitaminin sihri, kemik onarımı için gereken besin kaynağı olmasıdır. Osteoporoz hastalığının temel nedeni de D vitamini eksikliğidir. Peki D vitamini nerede bulunur? Bu sorunun cevabını çoğunuz biliyorsunuzdur. Tabii ki güneşte! Güneşten D vitamini almak için saatlerce güneşin altında kalmanıza gerek yok, hatta bu sakıncalı bile olabilir. Ellerinizin, kollarınızın ve yüzünüzün 10-15 dakika güneşte kalması yeterli olacaktır. E siz zaten yürüyüşlere çıkmaya karar verdiyseniz, D vitaminini de almış oluyorsunuz. Ben daha fazlasını yapmak istiyorum, ne yapmalıyım derseniz de size C ve K vitaminlerini almayı, magnezyum, fosfor ve manganez mineralleri takviyesi yapmayı önerebiliriz. Aslında her yaşta sizi güçlü kılacak şey, bedeninize ve ruhunuza iyi gelen bir yaşam tarzı benimsemektir. Vücudunuzun ihtiyaçlarınıza uygun beslenmek ve hareket alışkanlığına sahip olmak daha genç hissetmenizi, daha genç kalmanızı sağlar. Genelde gençliği yaşla tanımlamaya alışkınız ancak genç kalmak hayat enerjimizin ne kadar yüksek olduğu ile ilgilidir. Kemiklerinizi güçlendirerek hareket alanınızı artırabilir, istediklerinizi yapmak için daha çok cesaret kazanabilir, geleceğe ve hayata daha pozitif bakabilirsiniz. Kemik sağlığınıza, yani bedeninize yaptığınız yatırım özgüveninizi de artırır. Ormanlarda training ekiplerine katılmak, o hep ertelediğiniz likya yürüyüşüne çıkmak için neden geç olsun ki? Bunların hepsi mümkün."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/kendimizi-iyi-hissetmek-icin-rutine-bagli-kalmanin-faydala", "text": "Günümüzde yoğun tempolu yaşamımızın içerisinde, kendimize zaman ayırarak iyi hissetmek belki de en önemli şey. Bu durumu başarmanın yollarından biri de rutine bağlı kalmaktır. Kendimize bir rutin oluşturarak disiplin ve istikrarı hayatımıza dahil ettiğimizde, birçok fayda elde edebiliriz. İşte rutine bağlı kalmanın kendimizi iyi hissetmemiz için sağladığı bazı faydalar! Rutinle senkronize kalmak, disiplin ve istikrarı hayatımıza getirir. Günlük rutinler içerisinde; her gün aynı saatte uyanmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek gibi alışkanlıklarımızı sürdürmek disiplinimizi güçlendirir ve hedeflerimize ulaşmamızı kolaylaştırır. İstikrarlı bir şekilde rutinlerimize bağlı kalmak, yaşamımızda tutarlılık sağlar ve kendimize olan güvenimizi artırır. Böylece, hayatta daha başarılı oluruz. Günlük rutinler, hayatımızı düzenlemek ve iyileştirmek için güçlü bir araçtır. Bir rutin oluşturarak zamanı daha verimli bir şekilde kullanabilir, görevleri planlayabilir ve önceliklerinizi belirleyebilirsiniz. Mesela günün erken saatlerinde meditasyon yapmak veya günlük hedeflerinizi yazılı olarak belirlemek gibi faaliyetler, gününüzü daha dengeli ve verimli bir şekilde geçirmenize yardımcı olabilir. Ayrıca günlük rutinleriniz aracılığıyla yeni hobiler edinebilir, kendinizi geliştirebilir ve kişisel hedeflerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Rutinde olmak zaman yönetimi becerilerinizi geliştirir ve dolayısıyla verimliliğinizi artırır. İş hayatında, belirli saatlerde çalışmak, görevleri önceliklendirmek ve zamanınızı daha etkili bir şekilde planlamak sizi daha başarılı kılar. Aynı şekilde özel hayatınızda da rutinlere sadık kalmak; aile, arkadaşlar ve hobiler için zaman ayırmanızı kolaylaştırır. Daha dengeli bir yaşam sürmek, iş-yaşam dengesini sağlamak ve stresi azaltmak için rutinlerin gücünden faydalanabilirsiniz. Aslında en nihayetinde rutin düzeni, hayatın her alanında sağlam bir denge oturtmakla ilgili olup, gerçekleştirdiğimiz her eylemde bu dengenin getirdiği; mental, sosyal, fiziksel ve mesleki avantajlardan yararlanmaktır. Özellikle stresli zamanlarda, belirli bir rutine sahip olmak bizi rahatlatır ve güvende hissettirir. Rutinler daima bizi sakinleştirir, stresimizi azaltır ve endişelerimizi hafifletir. Örneğin, düzenli olarak yoga yapmak, kitap okumak veya doğa yürüyüşleri gibi aktivitelere zaman ayırmak, stres seviyelerini düşürerek duygusal dengeyi sağlamada yardımcı olur. Rutinler, zihinsel sağlığımızı güçlendirir, odaklanmayı artırır ve pozitif düşünce süreçlerini teşvik eder. Rutin faydalarının bu denli güçlü olmasının nedeni tekrardır. Sabah rutini ise bu günlük tekrarların en güçlü olanlarındandır. Haydi, şimdi sıra sizde!"} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/kolesterolu-dengeleyen-en-saglikli-besinler-hangilerid", "text": "GAznAzmAzzde saAlAaklAa bir yaAam sAzrdAzrmek ve kalp damar hastalAaklarAa riskini azaltmak iA in kolesterol dAzAAzren yiyecekleri tercih etmek oldukA a Aknemli. SaAlAaklAa bir yaAam iA in doAru besinleri dengeli tAzketerek kolesterol dAzzeyinizi kontrol altAanda tutabilirsiniz. Bu makalede kolesterol dengeleyen besinleri keAfedeceksiniz! Dengeli bir beslenme ve aktif bir yaAam tarzAa da kolesterol yAknetimi adAana kilit bir konu baAlAaAAadAar. SaAlAaklAa besinlere ek olarak; dAzzenli egzersiz yapmak, sigara iA memek ve stresten uzak durmak da kalp saAlAaAAanAazAa korumanAaza yardAamcAa olur. DoAru besinleri tAzketerek kolesterol seviyelerinizi kontrol altAanda tutabilir ve saAlAaklAa bir yaAam sAzrdAzrebilirsiniz. AAaAAadaki besin gruplarAanAa dAzzgAzn bir Aekilde yemeye Akzen gAkstererek saAlAaklAa ve uzun bir AkmAzr tecrAzbe edebilirsiniz. Dengeli bir kolesterol seviyesi iA in yukarAada belirtilen besin gruplarAanAa beslenme programAanAaza ekleyerek saAlAaAAanAazAa destekleyebilirsiniz. Posa oranAa yAzksek meyve ve sebzeler, antioksidanlar ve lifler aA AasAandan zengindir. Antioksidanlar, vAzcuttaki serbest radikallerle savaAarak kolesterol birikimini azaltmaya yardAamcAa olur. AynAa zamanda lifli yapAalarAa sayesinde sindirimi dAzzenler ve kolesterol emilimini kontrol altAana alAar. TAzrk mutfaAAanda bol miktarda sebze kullanAalAar. Azellikle salata ve yemeklerde A eAitli sebzeleri tercih edebilirsiniz. ZeytinyaAAa, tekli doymamAaA yaAlar aA AasAandan zengin olup LDL kolesterolAzn dAzAmesine yardAamcAa olur. TAzrk mutfaAAanda zeytinyaAAa, salata soslarAandan yemek piAirmeye kadar geniA bir kullanAam alanAana sahiptir. DiAer saAlAaklAa bitkisel yaAlar arasAanda kanola ve fAandAak yaAAa da bulunur. Bitkisel proteinleri sofranAaza dAEhil ederek saAlAaklAa bir beslenme programAa oluAturabilirsiniz. Yemeklerde kullanAalan bu bitkisel protein kaynaklarAa saAlAak aA AasAandan Aknemli besin maddeleri saAlayarak dengeli bir yaAamAa destekler. Tuz, yiyeceklere lezzet katan bir bileAendir. Bununla birlikte fazla miktarda tuz tAzketmek, saAlAak sorunlarAana neden olabilir. Fazla tuz tAzketmek, normal kolesterol deAerlerini yAzkseltebilir ve yAzksek tansiyona sebep olabilir. AyrAaca yemeklerinize karabiber, kimyon, kekik ya da reyhan gibi baharatlar ekleyerek tuz tAzketimini en aza indirebilirsiniz. YAzksek lif iA eriAiyle bilinen yulaf ve kepekli tahAallar, kolesterol dAzzeyinizi dAzAAzrmede etkilidir. Lifli gAadalar sindirim sistemini destekler ve LDL kolesterolAz azaltAar. Bu sebeple kahvaltAalAak gevrekler, yulaf ezmesi ve kepekli ekmek gibi tahAallAa AzrAznler sAaklAakla tAzketilmelidir. Kolesterol yAzkselten yiyecekler yerine vAzcudunuzun zinde ve saAlAaklAa kalmasAana hizmet eden besinleri tercih etmelisiniz. Badem, ceviz, fAandAak gibi yemiAler, lif ve antioksidan bakAamAandan zengindir. AyrAaca chia ve keten gibi tohumlarla saAlAaklAa yaAlar da aynAa vazifeyi yerine getirir. Bu besinler, kolesterol seviyelerini dAzAAzrerek kalp saAlAaAAanAa destekler. Bununla birlikte doAru bir oranda kullanAalmalarAa da Aknemlidir. Aeker ve kolesterol yAzksekliAi ne yazAak ki birbiriyle doAru orantAaya sahiptir. Aekerin fazla tAzketimi, yAzksek kolesterol seviyelerine ve diAer saAlAak sorunlarAana yol aA abilir. HazAar gAadalar, doAal tatlandAarAacAalar ya da fazla meyve tAzketimi LDL kolesterolAzn yAzkselmesine sebep olabilir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/laktoz-intoleransi-olanlara-dusuk-laktozlu-peynirl", "text": "Laktoz, süt ve sütten elde edilen besinlerde bulunuyor. Bu sebeple dondurma yada peynir çeşitlerinde bulunan bu şeker türü, intoleransı olan kişilerde rahatsızlığa sebep olabiliyor. Laktoz intoleransı olan kişiler, düşük laktozlu peynirlerden tüketebiliyor. Laktoz, süt ve süt ürünlerinde bulunan bir şeker türü. İnsanların birçoğu laktozu sindiremediği için süt ürünlerini tükettikten sonra sindirim sorunu yaşayabiliyor. Bu sebeple insanlarda laktoza karşı intolerans olabiliyor. Laktoz intoleransı, laktozu sindirme yeteneğinin azalmasından kaynaklanıyor. Laktoz intoleransı olan kişiler, laktoz sindirme enzimi laktazın eksikliğinden dolayı süt ürünlerini tüketirken sindirim sorunları yaşayabiliyor. Bu sorunlar arasında karın ağrısı, kabızlık ve ishal gibi semptomlar bulunuyor. Laktoz intoleransı genel olarak ileri yaşlarda ortaya çıkıyor. Bununla birlikte bazı insanlarda doğuştan laktaz enzim eksikliği de bulunuyor. Bu sebeple intoleransı olan kişilerin laktoz içeren besinleri tüketmemesi öneriliyor. Yetişkinlerde laktoz intoleransı belirtileri arasında karın ağrısı bulunuyor. Aynı durum çocuklarda da görülüyor. Bu ağrı, laktozun sindirilememesi sonucunda karında gaz birikmesinden dolayı meydana geliyor. Ayrıca laktoz tüketen kişilerde yine laktaz adı verilen enzimin, ince bağırsakta üretilmemesi sonucunda ishal yada kabızlık gibi belirtiler gözlenebiliyor. Bununla birlikte laktoz intoleransı, kusma ve mide bulantısı gibi belirtiler de gösterebiliyor. Bahsi geçen peynir türlerinin az miktarda tüketilmesi, intoleransı olan kişiler tarafından sıkıntıya yol açmıyor. Bununla birlikte markalar tarafından intoleransı olan kişilere özel laktozsuz peynir türleri de üretiliyor. Peynirlerin laktoz oranları, üretim şekillerine göre değişiklik gösteriyor. Laktoz açısından yüksek olan peynirler arasında krem peyniri, yumuşak peynirler, mozzarella ve süzme peynir gibi türler yer alıyor. İçerisinde yüksek laktoz bulunan peynirler de 12 gramdan daha az laktoz içerdikleri için küçük porsiyonlar halinde tüketildiklerinde semptomlara sebep olmayabiliyor. Ancak siz yine de laktoza karşı intoleransınız varsa özel üretilen peynirlerden ya da sert peynirlerden faydalanabilirsiniz. Laktoz intoleransı olan kişiler, süt ve süt ürünleri kullanmak istediklerinde bazı ürünleri kullanabiliyor. Bunların arasında sütün çalkalanarak elde edildiği tereyağı geliyor. Tereyağı yapılırken sıvı kısım işlem esnasında ayrılıyor ve neredeyse %80'i yağ kalıyor. Bu sebeple laktozdan da ayrılmış oluyor. Bu sebeple 100 gram tereyağında sadece 0,1 gram laktoz mevcut. Ayrıca parmesan ve gravyer gibi peynirlerin yanı sıra probiyotik yoğurdu da belli miktarlarda tüketebilirsiniz. Düşük laktoza sahip besinler arasında kefir ve kaymak da yer alıyor. Laktoz intoleransı olan bir bünyeye sahipseniz yukarıda sayılan düşük laktozlu ürünlerden belli miktarlarda tüketebilirsiniz. Bununla birlikte laktozsuz süt, peynir ya da yoğurt gibi ürünleri de deneyebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/masa-basi-agrilarindan-kurtulmak-icin-yo", "text": "daha ßok verim alabilir hem de kendinizi daha sanülnIklnI ve zinde hissedebilirsiniz. farknIndalnInünInnI ilke edinen yoga, beden esneklinüi ve g c n artnIrnIcnI etkiye sahip. hareketler i ßeren egzersizler, her zaman iNüe yarar diyebiliriz! esler, sizi daha iyi hissettiren k ß k egzersizler arasnInda. hareket ettirmek de beynimize iyi gelen bir baNüka g z egzersiz y ntemi. Basit g r nen bir germe hareketi, d zenli yapnIldnInünInda her zaman NüifalnI oluyor. hareketleriyle siz de iNü ve enüitim hayatnInnIza Nüifa katabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/menopoz-hazirlik-sureci-nasil-olmalid", "text": "Menopoz dönemi her yaşın getirdiği dönemlerden bir tanesidir ve doğal bir süreçtir. Bu dönemde kadınların yumurtalıklarındaki folikül miktarı azaldığından östrojen üretimi kesilir. Buna bağlı olarak yumurtalıklarda küçülme durumu meydana gelir. Menopoz yaşı dünya genelinde 45-55 yaş aralığıdır. Bunun haricinde gerçekleştirilen uzman çalışmaları ise Türkiye'de ortalama menopoz yaşının 46-48 olduğunu gösteriyor. Bu dönem de her dönem gibi bazı yan etkilerle kendini gösterir. Gelin, gerçekleşmesi muhtemel olabilen ve oldukça doğal olan bu etkilere bir göz gezdirelim. Osteoporozdan korunmak için günlük 1500 mg kalsiyum almaya dikkat edebilirsiniz. E vitamini ile sıcak basmaları ve halsizliğin önüne geçebilirsiniz. D vitaminine daha fazla ihtiyaç duyabilirsiniz. Yüksek tuz alımından kaçınılmalı ve tuz tüketiminizi kısıtlamalısınız. Düzenli egzersiz yapmanız da menopoz döneminde oldukça önemlidir. Sıkça görülen sıcak basmalarına karşı hafif ve kat kat giyinmek vücudun yaşadığı değişken hallere uyum sağlamamıza yardımcı olacaktır. Baharat ve kafeini azaltmak, sigara ve alkolden uzak durmak ise yine hormon dengelerini olumlu yönde etkileyecektir. Düzenli cinsel ilişki ise atrofiden korunmak adına önemli bir başka nokta. Cinsel birleşme esnasında oluşması mümkün olabilen ağrılar içinse rahatlatıcı yağlar uzmanlar tarafından güvenle önerilmektedir. Menopoz doğal bir süreç. Bu sürecin de her yaşın getirdiği süreçler gibi içerisinde bir bilgelik saklı olduğunu vurgulamak isteriz. Nitekim, her yaş grubunda iyi hissetmenin önemini anladığımız bazı dönemler oluyor. Menopoz döneminden sonra sağlık ve hayat kalitesini artıran pek çok kadının varlığı da su götürmez bir gerçek. Bu kişiler her dönemin bir güzelliği olduğunu fiziksel ve mental anlamda bizlere kanıtlıyor. Bazen olumsuz gibi görünen birtakım dönemler çok büyük faydalara ve fark yaratımlarına evirilebiliyor. Siz de pekala o kadınlardan biri olabilirsiniz. Yeter ki, yaşamı sevelim ve sağlıklı kalmak adına güzel yaşayalım, öyle değil mi? Yaşınız her ne olursa olsun, her anı doyasıya yaşadığınız rengarenk bir yaşam diliyoruz hepinize."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/mevsim-gecislerinde-bagisikliginizi-guclendiren-besinl", "text": "Mevsim geçişleri sağlık adına en kritik aylardır diyebiliriz. Bu aylarda vücut yeni hava koşullarına adapte olmaya çalışır. Bir de üzerine giyim-kuşam değişiklikleri, aktiviteler, iş ve özel yaşam akışındaki hareketlilik de eklenince elbette bağışıklık sistemimiz bu değişime ayak uyduramayabiliyor. Gelin bugün, bağışıklık sistemimizi nasıl koruyabiliriz, bağışıklık sistemini güçlendiren besinler neler gibi pek çok konuya birlikte göz atalım! Bağışıklığın zayıflaması; vücudumuzun bizi handikaplı denebilecek koşul ve durumlara karşı koruma gücünün düşmesi demektir. Haliyle bu durum da hastalıklara karşı daha açık ve kolay bir hedef olmamız anlamına geliyor. Mevsim geçişleri vücudun adaptasyon seviyesini test eder. Adapte olmaya çalışan vücut, çalışma şeklini değiştirir. Vücut ısısı, dış mekan ısısı ve mevsim şartlarına göre düzenlendiğinden; bu alışma sürecinde daha savunmasız hale gelebiliriz. Bağışıklık sistemini güçlendiren meyvelerin başta geleni kuşkusuz Portakal! Portakal özellikle kahvaltılarda sıvı olarak tüketmeye aşina olduğumuz bir meyve. Suyu elbette çok şifalı. Ancak posası bambaşka bir sağlık değeri sunuyor! Portakalı posalı bir şekilde sıvı veya katı olarak tüketmeniz çok daha etkili olacaktır. Bağışıklık sistemini destekleyen sebzelerin başlıcalarından ıspanakla devam edelim. Ispanak yalnızca Temel Reyis'in değil, hepimizin güç kaynağı! Kansolojen etkinin baş düşmanı olan ıspanak; vücudu kanser hücrelerine ve türlü çeşitte zayıflamalara karşı korur. Demir ve pek çok mineral bakımından zengindir, içinde sayısız vitamin bulunur. Bağışıklık güçlendirmede bir numaralı besinlerden biridir. Omega 3 oranını yoğun ve doğal yolla elde etmenin en ideal yollarından biri balık tüketmektir. Balık tüketerek siz de bağışıklığınızı, konsantrasyon gücünüzü; kısacası hem bedensel hem de bilişsel sisteminizi etkili bir şekilde destekleyebilirsiniz. Yumurtanın genelde sarısı daha favoridir ama aslında beyazını sarısından ayırmadan tüketmek en doğru olandır! Yumurta, bir canlının yetişmesi için bütün değerlere sahiptir. Protein bakımından zengin yumurta, bağışıklık sisteminizin ihtiyaç duyduğu sayısız unsuru sunar."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/mevsimlerin-duygu-durumumuza-etkisini-nasil-yonetebilir", "text": "İlkbahar, çiçeklerin açtığı ve bahar kokularının penceremizden usulca içeri süzüldüğü bir mevsim. Bundan ötürü güzel hisler yaşamak kaçınılmaz tabii ki! Çünkü görsel anlamda daha renkli, canlı ve hayat dolu bir manzara söz konusu. En azından çoğumuz için. Bir yandan uzayan günler pekala bize daha canlı bir rutin yaşama şansı veriyor ve bu sayede daha çok hayata karıştığımız döneme adım atıyoruz. Yaz mevsimi daha çok sosyallik, daha çok deniz-güneş-kum, daha çok konser demek! Dost meclisleri ile yapılan mangal partilerini de es geçmeyelim tabii! Pozitif enerji muhabbet ortamının verdiği güçle artarken, aktiviteleri paylaşacak daha çok insan bulabiliyor olmak hepimize iyi geliyor. Hele bir de en sevdiklerimiz bizimle ise, daha ne olsun! Kabul, sonbahar biraz hüzünlü. Sonbaharın insan yaşamına etkileri arasında melankoli en bilindik olanı. Ancak bu hüznün sebebi aslında yaprakların sararması veya yaz tatilinin bitmesinden ibaret değil! Mevsim geçişlerinin ötesinde Kuzey Avrupalı insanları bir düşünün. Her birinin daha sakin, daha nötr durduğunu fark edeceksiniz. Ancak daha güney bölgelerde yaşayan milletlerin ise parti, siesta gibi pek çok hayatın içinden kavramlarla içli dışlı olduğunu göreceksiniz. Bunun sebebi tamamen mevsim değişikliklerinin ve şartlarının insan kimyasını etkilemesi. Mevsimler, doğanın döngüsünü takip eden, değişken hava koşullarıyla birlikte gelen belirli zaman dilimleridir. Her mevsimin kendine özgü bir havası, renkleri ve hatta enerjisi vardır değil mi? Kışın soğuğu ve karanlığı çoğumuzda bir hüzün hissi yaratabilir. Kısalan günler, azalan güneş ışığı ve soğuk hava, duygusal iyilik üzerinde olumsuz bir etki yapabilir. Bu durum, mevsimsel duygusal dalgalanmalar olarak adlandırılan bir fenomendir. Kış mevsiminde artan melatonin ve azalan serotonin seviyeleri, enerji eksikliği, yorgunluk, motivasyon kaybı ve hüzün gibi belirtilere yol açabilir. Kışın soğuğunda da duygusal iyilik sağlamak mümkündür. Egzersiz yapmak, doğal ışık almak, sağlıklı beslenmek ve sosyal etkinliklere katılmak gibi aktiviteler, kış aylarında duygusal sağlığımızı destekleyebilir. Mevsimsel duygusal dalgalanmaların nedenleri karmaşıktır ve nedeni bilinse de detaylara bakmak istediğimizde tam olarak anlaşılamayan bir konudur. Bununla birlikte, mevsimlerin doğrudan beyin kimyasını etkilediği ve bu nedenle duygusal durumu etkilediği de bilinen bir başka gerçektir. Bununla başa çıkmak için ise bazı önlemler almak mümkün. Öncelikle, duygusal değişimlerin farkında olmak ve kendimize karşı nazik olmak önemlidir. Dışarıda zaman geçirmek, doğal ışık almak ve düzenli egzersiz yapmak, duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca sağlıklı bir diyet, düzenli uyku ve stres yönetimi teknikleri de duygusal sağlığı destekler. Mevsimlerin üstümüzdeki etkilerine baktığımızda; insanların mevsim değişikliklerinden etkilenebileceği ve hemen hemen her bireyin duygusal iyilik veya rahatsızlık hissedebilmesinin mümkün olduğunu görüyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar, mevsimsel değişikliklerin psikolojik sağlığımızı etkileyebileceğini gösteriyor. Kışın soğuğunda duygusal iyilik, bazı insanlar için ilginç bir olgudur. Tespitler, soğuk hava koşullarının vücudumuzdaki serotonin seviyelerini etkileyebileceğini gösteriyor. Serotonin, beyindeki bir nörotransmitterdir ve duygusal durumumuz, mutluluk ve zindelik gibi faktörlerle ilişkilidir. Kış aylarında azalan güneş ışığı, serotonin seviyelerinin düşmesine ve bazı insanlarda mevsimsel duygusal bozukluk adı verilen bir durumun ortaya çıkmasına neden olabilir. Ancak bazı insanlar, soğuk hava ve kış atmosferinin getirdiği değişikliklerden olumlu etkilenerek kendilerini daha iyi hissedebilirler. Değişken bir durum olduğunu söylemek gerekir. Doğal ışığa maruz kalmaya çalışmak, güneşli havalarda dışarı çıkmak veya yapay ışık tedavisi gibi yöntemlerle güneş ışığından daha fazla faydalanmak da yardımcı olabilir. Ek olarak; sosyal etkileşimlere önem vermek, stres yönetimi tekniklerini kullanmak, sağlıklı bir beslenme düzeni takip etmek ve uyku düzenine dikkat etmek de duygusal dengeyi korumada etkili bir destekçi olabilir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/modunuzu-yukseltecek-gunluk-10-rut", "text": "Her günümüzü enerji dolu ve motive bir şekilde geçirmek, sağlıklı bir yaşam tarzının en temel taşlarından biridir. Sabah rutinleri, günümüzü nasıl başlattığımızın ve akşam rutinleri de nasıl sonlandırdığımızın önemli bir parçasıdır. Bu yazıda güne enerji dolu başlamanızı ve mutlu bir şekilde tamamlamanızı sağlayacak sabah ve akşam rutinlerine göz atacağız. Güne iyi bir başlangıç yapmanın en etkili yollarından biri, günün ilk ışığıyla uyanmaktır! Doğal aydınlanmanın etkisiyle uyanmak, vücudun biyolojik saatini düzenler ve gün boyunca daha enerjik ve canlı hissetmenizi sağlar. Sabahları yataktan hemen kalkmak da oldukça önemlidir. Uyanır uyanmaz yataktan çıkmak, tembelliğin sinsi tuzağına düşmeden güne motive bir şekilde başlamanızı sağlar. 5'e kadar saymak ve ardından kalkmak gibi ufak telkinleri uygulamaya başladığınızda bunu yapmak daha kolay olacaktır. Güne enerji dolu bir başlangıç yapmak için kahvaltı kesinlikle atlanmamalıdır. Sağlıklı ve besleyici bir kahvaltı, metabolizmanızı hızlandırır ve gün boyunca sizi tok tutarak atıştırmalıklardan mümkün mertebe kaçınmanızı sağlar. Yulaf ezmesi, meyve, yoğurt veya tam tahıllı ekmek gibi besleyici seçeneklerle güne başlamak, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlar. Sabahları hafif bir egzersiz yapmak, vücudu canlandırır ve zihni tazelemeye yardımcı olur. Yoga ve esneme egzersizleri, güne esnek ve enerjik bir şekilde başlamanızı sağlar. Kısa bir yoga seansı veya esneme rutini, gün içinde daha odaklı ve üretken olmanıza yardımcı olur. Gününüzü hem daha verimli hem de çok daha organize geçirmek için yapılacaklar listesi oluşturmak işlevsel olabilir. Sabahları günlük görevlerinizi ve hedeflerinizi belirleyerek, zamanınızı daha etkili bir şekilde yönetebilir ve stresten olabildiğince uzak durabilirsiniz. Yapılacaklar listesi, hayatınıza düzen getirir ve hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardımcı olur. Bu sayede artan öz saygı, öz şefkat ve özgüven duygularını da unutmamak gerek. Öğle saatlerinde canlılığınızı korumak ve motivasyonunuzu yükseltmek için kısa molalar alabilirsiniz. Öğle yemeğinden sonra taze havada yürümek, kısa bir meditasyon yapmak veya derin nefes almak, enerjinizi artırarak günün ikinci yarısında daha etkili olmanıza yardımcı olur. Denemeye değer, inanın! Doğayla bağlantı kurmak, zihni her daim sakinleştirir ve stresi azaltır. Gün içerisindeki yoğunluğun arasında taze havada yürümek, zihni dinlendirmek ve yenilenmek için harika bir yoldur! Parkta yürüyüş yapmak veya çevrenizdeki doğal alanlarda zaman geçirmek, günün stresinden uzaklaşmanızı ve neyin daha önemli olduğunun farkındalığına varmanızı sağlar. Günün stresinden arınmak için kısa bir zihinsel mola almak oldukça önemlidir, hatta günümüz şartları düşünüldüğünde elzemdir de. Meditasyon ve derin nefes egzersizleri, zihni sakinleştirir ve odaklanmayı artırır. Kısa bir meditasyon seansı, zihinsel açıklığı sağlayarak gün içinde daha rahat ve huzurlu olmanızı sağlar. Gün içinde en azından 5-10 dakikalık boşluklar yaratmanın bile çok büyük yararlar sağladığını kendiniz göreceksiniz. Öğle yemeği, günün ortasında enerjinizi korumanızı sağlar. Dengeli ve besleyici bir öğle yemeği seçerek kan şekeri seviyenizi dengeleyebilir ve günün geri kalanında daha iyi performans gösterebilirsiniz. Sebze, protein ve sağlıklı yağlar içeren bir öğle yemeği, sizi enerji dolu tutar ve mutlu, verimli bir gün geçirmenizin önünü açar. Yaratıcılığı destekleyen sanatsal ve el becerisi aktiviteleri, zihni dinlendirir ve stresi azaltır. Boş zamanlarınızda el işi yapmak, resim çizmek veya enstrüman çalmak, yaratıcılığınızı geliştirir ve iç huzura kavuşmanıza yardımcı olur. Bir şeyler üretmenin dayanılmaz hazzını saymıyoruz bile! Akşamları huzurlu ve rahatlatıcı bir rutin uygulamak günün stresini azaltır ve iyi bir gece uykusu için hazırlanmanızı sağlar. Akşam rutininizde telefonunuzdan uzak durmak, iş bildirimlerini sabaha saklama disiplinine sahip olmak gibi prensipler size çok iyi gelecektir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/muzikle-yolculuga-cikarak-gun-boyu-pozitif-kal", "text": "Müziğin insan üzerindeki etkisini yadsımamız mümkün değildir. Kötü geçen bir günün ardından sevdiğiniz bir müziği dinleyerek huzur bulabilirsiniz. Duygularınızı ifade etmek için de müzik dilini kullanabilirsiniz. Depresyon, kaygı ve stresle başa çıkmak için etkili bir araç kullanmak isterseniz müzik, en yakın dostunuz olur. Yoğun iş temposu içinde verimliliğinizi artırmak için müziği kullanabilirsiniz. Özellikle tekrarlanan görevlerde müzik, monotonluğun sıkıcılığını kırarak çalışma motivasyonunuzu yükseltir. Ritmik melodiler, odaklanma ve konsantrasyonu artırarak performansınızı yükseltir. Yoğun ve stresli bir hayatın içinde olan insanlar için müzik, büyük bir rahatlama kaynağıdır. Huzurlu ve melodik bir müzik, stres hormonlarının salınımını azaltırken, gevşeme ve rahatlama hissi verir. Özellikle yoga ve meditasyon gibi ruhsal çalışmalarda müziğin tedavi edici etkilerini deneyimleyebilirsiniz. Müziğin ritmik yapısı, vücut hareketlerimizi düzenleyerek denge ve koordinasyon sağlar. Dans etmek ve müzik eşliğinde egzersiz yapmak, enerji harcamanızı artırır. Enerji harcadıkça zayıflama süreci desteklenir. Aynı zamanda müziğin dengeli bir etkisi vardır ve içsel dengeyi sağlamak için kullanılabilir. Uykusuzluk ve uyku bozukluklarından muzdaripseniz, müziği rutininizin bir parçası haline getirebilirsiniz. Sakin ve melodik müzik, uyku kalitenizi artırarak daha derin bir uyku çekmenize yardımcı olur. Yavaş tempolu melodiler, beyin dalgalarını yavaşlatarak huzurlu bir uykuya dalmanızı sağlar. Spor ve egzersiz yaparken müziği tercih ederek hareketlerinizi keyifle yapabilirsiniz. Müzik ritmi, spor performansınızı artırırken zamanın daha hızlı geçmesini sağlar. Böylece egzersizi daha düzenli ve etkili bir şekilde yapabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/nabiz-farkliliklarinda-nasil-aksiyon-almak-gerek", "text": "Nabız seviyesindeki dengesizlik ileriki yaşlarda yaşanması muhtemel bir durumdur. Farklı nabız seviyelerinde neler yapılacağı ise çoğu zaman kafa karışıklığına sebep olabiliyor. Yüksek nabızlarda yapılması gereken işlemler zaman zaman tam tersi durumlarda uygulandığında mevcut durumu yaşayan kişi adına hayati risk oluşturabiliyor. Gelin, bugün işin doğrusunu öğrenelim! Nabız farklılıklarında nasıl aksiyon almak gerektiğini sizler için tüm detaylarıyla sıraladık. Nabız ölçümünün ilk adımında nabız bölgelerine elimizi götürerek birinci ve ikinci parmak uçlarımızı yavaşça bastırarak nabız dalgasını aramaya koyulmalıyız. Nabzı hissettiğimiz zaman düzenli veya düzensiz olma durumuna dikkat etmemiz gerekiyor. Normal şartlarda nabız seviyesinin eşit aralıklarda sürmesine dikkat etmek gerekir. Dengesiz bir durum fark edildiğinde mutlaka ona göre aksiyon planı oluşturulmalıdır. Yetişkin bireylerde ideal nabız aralığı 60-100 arasında olmalıdır. Sporcularda ise bu seyir 45 ila 60 seviyesine kadar düşüyor ve onlar adına normal kabul ediliyor. Kalp atış hızı ne kadar düşükse, bu bireyler için o kadar iyi kabul ediliyor. Yeteri miktarda kan pompalanmamasından ötürü oluşan nabız düşüklüğü, nabzın 40'ın altında olduğu durumları kapsar. Kalp sorunları veya vücutta bulunması gereken mineral ve besin değerlerinin yetersizliği bu duruma sebep olabiliyor. Sporcular adına da bir noktadan sonra tehlike arz edebilen nabız düşüklüğüne gelindiğinde doğru müdahale kritik önem teşkil ediyor! Peki, nabız düşüklüğünde ne zaman daha büyük bir tehlike söz konusudur? Uzmanların görüşlerine göre nabız yetişkinlerde 40'ın altına düştüğünde tehlikeli olabiliyor. Ancak 60'ın altına düşen nabız bir takım belirtiler gösterdiğinde de yine olumsuz bir durumdan bahsetmek mümkün. Kalbin hızlı atmasından kaynaklı olarak tehlikeli olabilen nabız yüksekliği, kalbin fazla çalışması ve gereğinden fazla enerji sarf etmesi yüzünden gerçekleşen durumdur. Tansiyon düşüklüğü veya baygınlık gibi durumlarına sebebiyet verebildiği için, doğru müdahalenin önemi uzmanlar tarafından önemle vurgulanıyor. Nabız yüksekliğinin nedenlerine baktığımızda; anksiyete, dengesiz ruh hali, duygusal değişimler, panik, kaygı, korku, depar atma, spor, koşu, zorlayıcı fiziksel aktiviteler, sigara, alkol kullanımı, düzensiz yaşam biçimi ve uykusuzluk gibi faktörlerin sıralandığını görüyoruz. Nabzın dinlenme halindeyken 85 ve üzeri seviyelerde hissedildiği durumlarda, nabız yüksekliğinin tehlikeli sayıldığını söylemek mümkündür. Yüksek nabızlarda doğru adımlar izlenmeli ve yapılan tüm işlemler bilinçli bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Öncelikle nefes alım ritminin istenen seviyelere geri getirilmesi gerektiğini belirtmek faydalı olacaktır. Uzmanların verdiği bilgiler ışığında söylemek mümkün ki; nabız yükselmesinde su içmek, derin nefesler alıp vermek ve dinlendirici bir pozisyonda sabit durmak nabız farklılıklarında alınan aksiyonlar içerisinde işe yarayan başlıca adımlardır. Nabzın düşük olduğu durumlarda ise nabız ve kalp sağlığı için yararlı olan sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Öte yandan izlenen adımların yeterli gelmediği noktada, nabız düşüklüğü yaşayan bireyler adına en kesin çözümün kalp pili olduğu uzmanlar tarafından vurgulanmaktadır. Muz, kabak çekirdeği, yulaf ezmesi, fıstık ezmesi, bitter çikolata, yeşil yapraklı sebzeler, çiğ kuruyemişler ve yoğurdun nabız adına olumlu etkiye sahip olduğu biliniyor. Son olarak vurgulamakta yarar var ki; bu ve bunun gibi durumlarda doğru müdahale oldukça önemli ve bu nedenle mutlaka uzman görüşü ışığında hareket etmemiz gerekiyor. Nabız yüksekliği veya düşüklüğü yaşadığınız durumlarda hekim görüşüne başvurmak hem durumun doğru anlaşılması hem de daha kolay çözülmesi adına her yaştan kişiler için önemli."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/ne-kadar-kafein-cok-fazlad", "text": "Fazla kafein tüketimi her yaştan birey için zararlı olabiliyor. Özellikle günümüzde kahve dükkanlarının yaygınlaşmasıyla daha çok tüketir hale geldiğimiz kahve, pek çoğumuzun tüketirken tabiri caizse ayarı kaçırmaya müsait olabildiği bir keyif içeceği haline geldi. Peki, kafeini çok kaçırdığımızda neler olur? Çarpıntı ve kötü hissetme halinin yüksek ihtimalle başımıza geleceğini birçoğumuz biliyoruz. Peki, vücudumuz bize bu hissiyatla ne anlatmak istiyor? Gelin, konuyu biraz daha detaylandıralım! Yapılan pek çok çalışmaya göre günlük tüketime uygun olan kafein miktarı yetişkinlerde 300 mg ölçüsünü geçmemeli. 300 mg'a baktığımızda ise 3-4 fincan kahve veya 5-6 büyük bardak çaya denk düşüyor. Bu miktarın üzerine çıktığımızda vücudumuz adına iyi bir şey yapmadığımızı vurgulamakta yarar var! Gelin, daha bilinçli olmak adına kendimize bir söz verelim. Kafeinli ürünleri daha kararında ve alışkanlık amaçlı değil, keyif amaçlı olarak tüketelim! Cevabınız evet ise okumaya devam edin. Çünkü size bunu nasıl yapacağınıza dair önemli detaylar veriyor olacağız. Günlük bazda baktığımızda tüketmemiz gereken kafein miktarını belirlemek için önce hangi içeceklerde ne kadar kafein olduğunu bilmeliyiz değil mi? Bakalım hemen hemen hepimizin gözdesi çay-kahve çeşitlerinde ne kadarlık bir kafein miktarı söz konusu. Buna göre; eğer 475 ml vanilya aromalı latteden bahsediyorsak, ortalama bir kahve fincanında 170 mg kafein bulunur. Hiç de az değil! Bunun haricinde filtre kahveye baktığımızda, 360 mg ölçüsünde bir kafein düzeyi olduğunu görüyoruz. Özetle günde birden fazla filtre kahve içmek hiç sağlıklı değil, sizin anlayacağınız. Bir fincan çayda yaklaşık 24 mg kafein bulunur. Aynı zamanda tein içermesi açısından da uyarıcı bir yönü bulunan çay, yapılan araştırmalara göre günde 5-6 fincanı geçmemelidir. Ancak belirtmekte yarar var ki 5-6 fincan yetişkinler adına üst sınırdır. Kimimiz pekala kafein açısından daha duyarlı ve hassas olabiliriz. Bu yüzden siyah çay kafein miktarı az diye düşünmemenizi öneririz. Ölçülü tüketilen çayın tadı her zaman başka olur değil mi? Aşırıya kaçmak bize daha çok keyif vermeyecek! Unutmayın, kendinize bir söz verdiniz. Türk kahvesindeki kafein miktarı ortalama olarak 65 mg olarak biliniyor. 300 mg'lık kafein alım üst sınırını geçmek için ise günde 2 adet Türk kahvesi tüketmeniz yeterlidir. Aman dikkat! Türk kahvesini günde bir kereyi geçmeyecek şekilde, sizin adınıza en keyifli vakti seçerek tüketmeye dikkat edin. Hepimiz biliyoruz ki gün uzun. Çay veya başka kafein içeren besinleri de tüketmek istemeniz olası. Kafein fazla alındığında uykusuzluk, kalp çarpıntısı, mide bulantısı gibi etkiler ortaya çıkabilir. Bunların da ötesinde iştah eksikliğine ve devamında istenmeyen türden kilo kayıplarına sebep olabilir. Kararında tüketmek bu anlamda sağlığımız için daha iyi bir seçenekten çok, olmazsa olmaz türden bir gereklilik diyebiliriz. Kafein bağımlılığı; baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk, konsantrasyonda eksiklik, ülser başlangıcı, iş gücü kaybı, motivasyon eksikliği ve depresyon olarak kendini gösterebiliyor. Bu ve bunun gibi ciddi tanılar için yine de bir doktora görünmek ve uzman görüşü almak en doğrusu olacaktır. yapılmış bir bitki çayı gibi daha sağlıklı seçimlerle kafein bağımlılığının önüne geçebilir, yaşanması olası negatif durumları bertaraf edebiliriz. Kafeini doğru alırsak; konsantrasyon ve ruh halimizde olumlu bir etki yaratabilir! Ancak fazla alınması durumunda sinirli, asabi, uykusuz, huzursuz bir insan olup çıkıveririz. Bunun devamında ise kalp, bağırsak ve sinir sisteminde zor durumlar yaşamamız pek mümkün! Siz siz olun, kafeinin bir keyif aracı olduğunun farkında olun ve onu zorunlu alışkanlık haline getirmeyin diyor, sağlık dolu günler diliyoruz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/neden-herkes-terapiden-yararlanabil", "text": "Terapi herkes için faydalı olabilen ve pek çok çeşide sahip oluşuyla, birçok durumu özel olarak çözümleyebilen bilimsel bir metottur. Buna göre uzmanların da söylediği gibi; Kendine yardımcı olmak isteyen herkes terapiye gidebilir. İleriki yaşlarda terapinin işe yaramayacağı üzerine bir umutsuzluk yaşanabilmesinin yanı sıra geç kalmışlık hissi gibi sebepler süreci en başlarda zorlaştırabiliyor. Ancak geç kalmak oldukça göreceli bir kavram, değil mi? Önce kendinize şunu sorun: Ben daha iyi hissetmek istiyor muyum? Cevabınız evet ise inanın işe yarayacaktır! Peki, terapi kavramına daha yakından baktığımızda ne gibi unsurlar öne çıkıyor? Terapiye neden gitmek gerekir? Peki ya, terapi çeşitleri neler ve bu kategoriler hangi tür durumları kapsıyor? Konuya ilişkin tüm detaylar için okumaya devam edin! Attığınız adımların işe yarar çözümler sunacağına inanıyor musunuz? Eğer bu soruları kolayca evet! şeklinde yanıtladıysanız tebrikler! Çünkü artık yeni bir sizi keşfetmeye hazırsınız! çok kişinin sıkça tercih ettiği ve büyük değişimler yakaladığı bir terapi yöntemi olduğunu söylememiz gerek. olmayan meditasyon ekolünden size en uygununu seçerek daha iyi hissetmek adına sayısız kapıyı aralayabileceksiniz. Bazen sorunlar veya çatışmalar tek kişiden ibaret olmayabiliyor. Aile, arkadaşlıklar veya evlilikler fark etmeksizin sayısız alandaki grup terapileri çok büyük farklar yaratabiliyor. Aile veya grup içindeki kişilerin bakış açıları, tecrübeleri ve onlara özgü durumlara filtresiz ve tarafsız bir biçimde ışık tutabilen grup terapileri, size başka bir pencereden bakmak adına büyük fırsatlar yaratabiliyor. Yüzleşme elbette zordur. Ancak çözüm üretmek kadar büyük bir gücün önünü açar! Bu sayede çözüm gücünün yine sizden geldiğini fark ederek, hayatınızın devamındaki problemleri daha kolay çözme yetisinde olursunuz. Duygular bazen çok zorlayıcı olabilse de onları kontrol altına almak o kadar zor değil aslında! Doğru terapi yöntemi ile size en uygun anahtarı seçtikten sonra yeni bir size uzanan tüm güzel duyguların yolu açılacaktır. kadar küçük olursa olsun, katettiğiniz mesafenin farkında olun ve bunun için kendinizi kutlayın. Başka bir siz yok! Sizin hikayeniz ve başarılarınız da tıpkı size özel. Tekrarlanamaz veya kopyalanamaz. Bireysel iyileşme kolektif adına da çok önemli bir adımdır! Unutmamak gerekir ki bir tohum tek başına bir ağaç ediyorken, bir çuval tohum ile koskoca bir orman hayat bulur. Bugün kendiniz için atacağınız adım başkalarına da ışık olacaktır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/orta-ve-ileri-yasta-vucutta-olusabilecek-yaglanmalar-nasil-onlen", "text": "Yaşımız ilerledikçe vücudumuz da bazı davranış farklılıkları gösterir. Özellikle fiziksel enerji harcama konusunda erken yaşlarımıza göre daha az faaliyet göstermemiz nedeniyle uyku, yeme ve egzersiz düzenlerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. En şikayetçi olduğumuz konuların başında bu yaş aralığında vücudumuzda oluşan yağlanma durumudur. Yaş almanın iyi yanları gibi pek çok dikkat edilmesi gereken yanları da elbette mevcut. Peki, ileriki yaşlarda alınması muhtemel kiloların yanı sıra bedenimizde gerçekleşen yağ birikimini nasıl kontrol altına alabiliriz? Gelin, daha fit bir hayatın kapılarını sizler için aralayalım! Hayatımızın belirli bir noktasında, bir gün bir bakmışız birçok insanın karşılaştığı bir sorunla karşı karşıyayız! Bu durum sizin de tahmin edebileceğiniz gibi fazla vücut yağlarımızdır. Konuya daha detaylı baktığımızda, orta ve ileri yaşlarda yağlanmanın nedenlerinin çeşitli faktörlere dayandığını görebiliriz. Bunlar; hormonal değişiklikler, metabolizmanın yavaşlaması, düşük fiziksel aktivite seviyesi ve yanlış beslenme alışkanlıkları gibi maddeler halinde karşımıza çıkar. Yağ yakan spor hareketleri de yağ yakıcı diyet işlevi üstlenen sağlıklı beslenme kadar önemlidir. Bakalım, yağ yakımını hızlandıran egzersizler listemizde neler var! Kardiyo egzersizleri, kalp ve solunum sistemi sağlığını korumaya yardımcı olurken yağ yakımını da destekler. Bu egzersizler arasında yürüyüş, koşu, bisiklet sürme, yüzme ve dans etme gibi aktiviteler yer alır. Günde 30 dakika kardiyo egzersizi yapmak, yağ yakımını sağlamak ve vücut yağ oranını azaltmak için etkili bir yöntemdir. Şimdi sizin için en doğru kardiyoyu seçmenin tam sırası! Ağırlık antrenmanları, en çok yağ yakan hareketleri barındıran antrenman programları arasında yer alıyor. Yağ yakımını desteklemek için işlevsel bir egzersiz türü olan ağırlık antrenmanları; ağırlık kaldırma, kettlebell egzersizleri ve direnç bantları ile yapılan egzersizler gibi alanlara ayrılıyor. Ağırlık antrenmanları, metabolizmanın hızlanmasına, kas kütlesinin çoğalması nedeniyle de yağ yakımının artmasına yardımcı olur. Ancak bunu yaparken mutlaka dengeli ve kendi bünyenize uygun bir egzersiz programı izlemenizde fayda olacaktır. Yüksek yoğunluklu interval antrenmanları, kısa süreli ama yüksek yoğunluklu egzersizlerin ardından dinlenme dönemleri verilmesiyle yapılan bir egzersiz türüdür. Bu egzersizler, kısa sürede yoğun bir antrenman yaparak metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını arttırır. Yağ yakıcı hareketlerin sıkça yer aldığı bu antrenman tipi ileriki yaş grubunda yer alan kişilerce de çok popüler diyebiliriz. Beslenme, yağlanmanın önlenmesinde önemli bir rol oynar. Düşük kalorili ve dengeli bir diyet uygulamak, vücut ağırlığının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. İyi bir diyet, yeterli miktarda protein, sağlıklı yağlar ve kompleks karbonhidratlar içermelidir. Ayrıca, işlenmiş gıdalar ve şekerli içeceklerden kaçınmak, taze sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller gibi besinler tüketmek de yağlanmanın önlenmesine yardımcı olur. Yeterli su içmek de, vücut sağlığınızı korumanın yanı sıra tokluk hissi yaratmak için önemlidir. Günlük hayatta uygulanabilecek yağlanma önleme taktikleri arasında yemek porsiyonlarının kontrol altında tutulması, atıştırmalık olarak sağlıklı seçenekler tercih etmek, yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durmak ve fiziksel aktiviteyi artırmak yer alır. Unutmayın, en iyi yağ yakan diyet doğru beslenme ve spor ile desteklenen fizyolojik aksiyonlardır! Ayrıca yeterli uyku almak ve stresi yönetmek de yağlanmanın önlenmesine yardımcı olur. Uyku eksikliği, vücudunuzun leptin hormonu üretimini azaltarak açlık hissi yaratır ve metabolizma hızını düşürür. Stres ise kortizol hormonu üretimini arttırarak vücudunuzun yağ depolama eğilimini artırabilir. Orta ve ileri yaşlarda yağlanmanın en yaygın sonuçları arasında diyabet, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, inme, kanser ve uyku apnesi yer alır. Yağlanma, karın bölgesinde depolandığında daha da riskli hale gelir, çünkü iç organların çevresinde birikerek organ fonksiyonlarını etkileyebilir. Buna ek olarak, eklem sorunları, sırt ağrısı, hareketlilik problemleri ve solunum problemleri gibi fiziksel kısıtlamalara neden olabilir. Psikolojik olarak, yağlanma obeziteye neden olabileceği için, insanların kendilerine güvenini, depresyon riskini ve hatta sosyal izolasyonu ciddi şekilde tetikleyebilir. Yeterli miktarda su tüketmek, metabolizmanın düzenli çalışmasına yardımcı olabilir ve açlık hissini azaltabilir. Sağlıklı bir diyet uygulamak, yağlanmayı önlemede önemlidir. Günde 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün tüketmek, sağlıklı yağlar, kompleks karbonhidratlar ve yeterli miktarda protein içermesi gereken bir diyet programı oluşturmak faydalı olabilir. Düzenli egzersiz yapmak, kas kütlesini artırarak metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını yükseltir. En az 30 dakikalık egzersiz seansları haftada en az 5 gün yapılmalıdır. Stresten kaçınmak veya stres yönetimi teknikleri kullanmak, kortizol hormonu üretimini azaltarak yağ depolama eğilimini azaltabilir. Uyku düzenini korumak, metabolizmayı düzenlemeye yardımcı olur ve açlık hissini aşağı çekerek, diyet programının sürdürülmesini kolaylaştırır. Yağlanmayı önleyen diğer bir faktör, alkollü içeceklerin tüketimini azaltmaktır. Alkol, karaciğer fonksiyonlarını etkileyebilir ve yağ depolama eğilimini yükseltebilir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/orta-ve-ileri-yasta-vucutta-olusabilecek-yaglanmalar-nasil-onlenir", "text": "Yaşımız ilerledikçe vücudumuz da bazı davranış farklılıkları gösterir. Özellikle fiziksel enerji harcama konusunda erken yaşlarımıza göre daha az faaliyet göstermemiz nedeniyle uyku, yeme ve egzersiz düzenlerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekir. En şikayetçi olduğumuz konuların başında bu yaş aralığında vücudumuzda oluşan yağlanma durumudur. Yaş almanın iyi yanları gibi pek çok dikkat edilmesi gereken yanları da elbette mevcut. Peki, ileriki yaşlarda alınması muhtemel kiloların yanı sıra bedenimizde gerçekleşen yağ birikimini nasıl kontrol altına alabiliriz? Gelin, daha fit bir hayatın kapılarını sizler için aralayalım! Hayatımızın belirli bir noktasında, bir gün bir bakmışız birçok insanın karşılaştığı bir sorunla karşı karşıyayız! Bu durum sizin de tahmin edebileceğiniz gibi fazla vücut yağlarımızdır. Konuya daha detaylı baktığımızda, orta ve ileri yaşlarda yağlanmanın nedenlerinin çeşitli faktörlere dayandığını görebiliriz. Bunlar; hormonal değişiklikler, metabolizmanın yavaşlaması, düşük fiziksel aktivite seviyesi ve yanlış beslenme alışkanlıkları gibi maddeler halinde karşımıza çıkar. Yağ yakan spor hareketleri de yağ yakıcı diyet işlevi üstlenen sağlıklı beslenme kadar önemlidir. Bakalım, yağ yakımını hızlandıran egzersizler listemizde neler var! Kardiyo egzersizleri, kalp ve solunum sistemi sağlığını korumaya yardımcı olurken yağ yakımını da destekler. Bu egzersizler arasında yürüyüş, koşu, bisiklet sürme, yüzme ve dans etme gibi aktiviteler yer alır. Günde 30 dakika kardiyo egzersizi yapmak, yağ yakımını sağlamak ve vücut yağ oranını azaltmak için etkili bir yöntemdir. Şimdi sizin için en doğru kardiyoyu seçmenin tam sırası! Ağırlık antrenmanları, en çok yağ yakan hareketleri barındıran antrenman programları arasında yer alıyor. Yağ yakımını desteklemek için işlevsel bir egzersiz türü olan ağırlık antrenmanları; ağırlık kaldırma, kettlebell egzersizleri ve direnç bantları ile yapılan egzersizler gibi alanlara ayrılıyor. Ağırlık antrenmanları, metabolizmanın hızlanmasına, kas kütlesinin çoğalması nedeniyle de yağ yakımının artmasına yardımcı olur. Ancak bunu yaparken mutlaka dengeli ve kendi bünyenize uygun bir egzersiz programı izlemenizde fayda olacaktır. Yüksek yoğunluklu interval antrenmanları, kısa süreli ama yüksek yoğunluklu egzersizlerin ardından dinlenme dönemleri verilmesiyle yapılan bir egzersiz türüdür. Bu egzersizler, kısa sürede yoğun bir antrenman yaparak metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını arttırır. Yağ yakıcı hareketlerin sıkça yer aldığı bu antrenman tipi ileriki yaş grubunda yer alan kişilerce de çok popüler diyebiliriz. Beslenme, yağlanmanın önlenmesinde önemli bir rol oynar. Düşük kalorili ve dengeli bir diyet uygulamak, vücut ağırlığının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. İyi bir diyet, yeterli miktarda protein, sağlıklı yağlar ve kompleks karbonhidratlar içermelidir. Ayrıca, işlenmiş gıdalar ve şekerli içeceklerden kaçınmak, taze sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller gibi besinler tüketmek de yağlanmanın önlenmesine yardımcı olur. Yeterli su içmek de, vücut sağlığınızı korumanın yanı sıra tokluk hissi yaratmak için önemlidir. Günlük hayatta uygulanabilecek yağlanma önleme taktikleri arasında yemek porsiyonlarının kontrol altında tutulması, atıştırmalık olarak sağlıklı seçenekler tercih etmek, yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durmak ve fiziksel aktiviteyi artırmak yer alır. Unutmayın, en iyi yağ yakan diyet doğru beslenme ve spor ile desteklenen fizyolojik aksiyonlardır! Ayrıca yeterli uyku almak ve stresi yönetmek de yağlanmanın önlenmesine yardımcı olur. Uyku eksikliği, vücudunuzun leptin hormonu üretimini azaltarak açlık hissi yaratır ve metabolizma hızını düşürür. Stres ise kortizol hormonu üretimini arttırarak vücudunuzun yağ depolama eğilimini artırabilir. Orta ve ileri yaşlarda yağlanmanın en yaygın sonuçları arasında diyabet, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, inme, kanser ve uyku apnesi yer alır. Yağlanma, karın bölgesinde depolandığında daha da riskli hale gelir, çünkü iç organların çevresinde birikerek organ fonksiyonlarını etkileyebilir. Buna ek olarak, eklem sorunları, sırt ağrısı, hareketlilik problemleri ve solunum problemleri gibi fiziksel kısıtlamalara neden olabilir. Psikolojik olarak, yağlanma obeziteye neden olabileceği için, insanların kendilerine güvenini, depresyon riskini ve hatta sosyal izolasyonu ciddi şekilde tetikleyebilir. Yeterli miktarda su tüketmek, metabolizmanın düzenli çalışmasına yardımcı olabilir ve açlık hissini azaltabilir. Sağlıklı bir diyet uygulamak, yağlanmayı önlemede önemlidir. Günde 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün tüketmek, sağlıklı yağlar, kompleks karbonhidratlar ve yeterli miktarda protein içermesi gereken bir diyet programı oluşturmak faydalı olabilir. Düzenli egzersiz yapmak, kas kütlesini artırarak metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını yükseltir. En az 30 dakikalık egzersiz seansları haftada en az 5 gün yapılmalıdır. Stresten kaçınmak veya stres yönetimi teknikleri kullanmak, kortizol hormonu üretimini azaltarak yağ depolama eğilimini azaltabilir. Uyku düzenini korumak, metabolizmayı düzenlemeye yardımcı olur ve açlık hissini aşağı çekerek, diyet programının sürdürülmesini kolaylaştırır. Yağlanmayı önleyen diğer bir faktör, alkollü içeceklerin tüketimini azaltmaktır. Alkol, karaciğer fonksiyonlarını etkileyebilir ve yağ depolama eğilimini yükseltebilir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/pelvik-taban-sagligi-neden-onemlid", "text": "Pelvik taban, pelvis yani leğen kemiğinin iç kısmını örten ve leğen kemiği içinde bulunan idrar torbası, yumurtalık, rahim ve kalın bağırsağın son bölümü olan rektumun normal görevlerini yapabilmesi için destek oluşturan bağ ve kas dokusundan oluşan tabakadır. Pelvik taban kasları sürekli çalışarak mesaneyi, bağırsakları, rektumu ve cinsel organları destekler. Bu çok yönlü kas grubu birçok önemli işlevi yerine getirir: Tuvalet ihtiyacı duyduğunuzda mesane ve rektumun kasılmasına ve gevşemesine yardımcı olur. Aynı zamanda bunlar cinsel ilişki sırasında da kullanılan kaslardır. Pelvik kaslar çok gevşek veya çok sıkı olduğunda bazı problemler ortaya çıkabilir. Zayıf veya hasarlı pelvik taban kasları, uterus, mesane ve bağırsağın basınç ve dolgunluk hissi ile ilgili bir durum olan idrar kaçağına, bağırsak sızıntısına ve pelvik organ sarkmasına neden olabilir. Bu kaslar çok sıkıysa gevşemesi zor olabilir. Bu da bağırsak hareketlerinin zorlanmasıyla kabızlığa, eksik mesane boşalmasına, idrar yaparken yanmaya, zayıf idrar akışına veya cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir. Hamilelik ve doğum, kronik öksürük, kronik kabızlık, tuvalet yaparken sürekli ıkınma, ameliyat veya hastalıktan kaynaklanan sinir hasarı dahil olmak üzere pelvise baskı yapan her şey pelvik taban bozukluğuna yol açabilir. Kadınların neredeyse dörtte biri pelvik taban bozukluklarıyla karşı karşıyadır ve bu sorunların görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. Erkekler de pelvik taban bozukluklarından muzdarip olabilir. Erkeklerde travma, nörolojik hastalıklar, prostat büyümesi, pelvik cerrahi, enfeksiyonlar ve hatta prostat kanseri gibi durumlar için radyasyon tedavileri sonucunda pelvik taban bozuklukları gelişebilir. Aslında başarılı bir şekilde tedavi edilebilen yaygın tıbbi durumdur. Milyonlarca insanın pelvik sağlık sorunları olduğu halde çok azı tedavi görüyor ve yaşam kalitelerinden ödün veriyor. Bağ dokusu bozuklukları, steroid bağımlılığı, çoklu doğum, pelvik radyasyon öyküsü ve pelvik cerrahi öyküsü olanlar gibi bazı insanlar pelvik taban bozuklukları için daha yüksek risk altındadır. Yüksek riskli hastalar, iyi bir pelvik taban sağlığını korumak için erken değerlendirmeden geçmelidir. Genellikle utanç ya da semptomlarının sadece normal yaşlanma sürecinin bir parçası olduğuna inandığı için çoğu insan sessizce acı çekmeyi tercih edebiliyor. Pelvik taban problemlerinden herhangi birine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ilk yapmanız gereken doktor kontrolünden geçmek. Pelvik taban kas grubunu kapsayan herhangi bir problem için uygulanan tedavi yöntemleri arasında yaşam tarzı değişiklikleri, cerrahi olmayan tedaviler, cerrahi tedaviler ve kombine tedaviler bulunuyor. Kalp hastalıkları, obezite ve diyabeti önlemek için iyi egzersiz yapıp iyi beslenmemiz gerektiği gibi, yaşam boyunca pelvik sağlığımızı iyileştirmek için de bir şeyler yapabiliriz. Burada amacımız mesane ve bağırsak kontrolü gibi kronik sorunlardan kaçınmak için güçlü bir pelvik taban sağlamak. Pelvik kaslarınız eğer gevşek ise Kegel egzersizlerini günlük rutininizin bir parçası haline getirebilirsiniz. Meditasyon veya bir rehber eşliğinde gevşeme, aşırı gergin pelvik kaslarını rahatlatmaya yardımcı olabilir. Bol sıvı ve lifli besinler tüketip aynı zamanda düzenli egzersiz yaparak kabızlığın önüne geçebilirsiniz. Kafein, alkol ve yapay tatlandırıcıların alımını azaltmalısınız. Beslenme tarzı değişiklikleri, bağırsak sızıntılarına veya ağrılı kabızlığa yardımcı olabilecek dışkı kıvamını iyileştirebilir. Vücudunuz için ideal kilonuzu korumak pelvik sağlığınız için de faydalı olacaktır. Uzun süre tuvalette kalmaktan kaçınmalısınız. Pelvik taban bölgesindeki kasları gevşetmek için ılık banyo ve yoga yapabilirsiniz. Organ sarkmasına neden olabileceği için ağır kaldırmaktan kaçınmalısınız. Sigara tüketiyorsanız bırakmanız genel sağlığınız için faydalı olacağı gibi pelvik sağlığınız için de faydalı olacaktır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/psikolojik-ilk-yardim-nedir-neden-onemlid", "text": "psikolojik ilk yardım, bireylerin hayatında son derece önemlidir. Bu yardımın amacı, sorun yaşayan kişilere destek olmak, onları anlamak ve uygun bir şekilde yönlendirmek için gereken bilgi ve becerileri sağlamaktır. hayatlarına geri dönmelerine yardımcı olabilir. Toplumun birbirine destek olması için önemli bir araç olan bu yardım türü, sağlıklı bir ortamın sağlanmasına ve insanların stresli durumlarla başa çıkmasına da destek olur. Bu sebeple bireysel ve toplum açısından oldukça önemlidir. Psikolojik ilk yardım, kişinin stresli veya travmatik bir durumla karşılaştığında verilmesi gereken acil bir destek olarak adlandırılabilir. Bu destek, olayın hemen ardından verildiğinde daha etkili olacaktır. Psikolojik ilk yardım ne zaman verilir diye düşünüyorsanız aşağıdaki başlıklara göz atarak bilgi alabilirsiniz. yetkilileri psikolojik ilk yardım desteği sağlayarak mağdurun duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Herhangi bir kişi, şiddetli bir olaya şahit olduğunda ya da kaza geçirdiğinde yaşadıkları olayın etkileri uzun sürebilir. Bu durum da bireyin uzman yardımına ihtiyaç duyduğunu gösterir. Bu tür durumlarda psikolojik ilk yardım alarak duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Zorlu yaşam olaylarından etkilenen insanlara destek sağlamak için kullanılan bu yaklaşım, kişilerin zorlu yaşam olaylarından kurtulmalarına yardımcı olur. Ayrıca kişilerin iyileşmelerine destek vermek için bir dizi teknik bulunur. Psikolojik ilk yardım temel ilkeleri sırasıyla; izlemek, dinlemek ve bağlantı kurmaktır. Acil durumlarda başvurulan psikolojik ilk yardım, kişilerin maruz kaldığı durumlar için duygusal desteği sağlamak adına tercih edilen bir yaklaşımdır. Bu süreç içinde öncelikle güvenliği sağlamalısınız. İnsanlar, kendilerini güvende hissetmedikleri sürece destek almaları pek de mümkün olmayabilir. Bu süreç içinde insanlarla doğru ve açık bir şekilde iletişim kurarak ne yapılması gerektiğini ve ne beklediklerini de net bir şekilde öğrenebilirsiniz. Bununla birlikte deprem, sel ya da yangın gibi acil durumlar yaşayan kişilerle empati kurarak destek sağlayabilirsiniz. Psikolojik ilk yardım özelliklerini bilmek, acil veya stresli durumlarda insanların yaşadıkları duygusal sarsıntıların azaltılmasına ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur. Ayrıca travma sonrası stres bozukluğu gibi daha ciddi durumların önlenmesine destek olacağı için de oldukça önemlidir. Bu sebeple psikolojik yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz kişilerle empati kurarak iletişime geçmeniz çok daha doğru olacaktır. İnsanlarla doğru bir şekilde iletişim kurmak, etkili bir şekilde dinlemek ve empati kurmak, psikolojik ilk yardım için de önemlidir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/saglik-icin-5-android-mobil-uygulama", "text": "Ayrıca uygulamaları indirebileceğiniz mağazada egzersiz, beslenme, uyku izleme, için kullanılan mobil uygulamaların birçoğu ücretsizdir ve kolayca indirilebilir. uygulamalar arasında en çok bilineni de MyTherapy'dir. testlerini ve randevularını takip etmelerine yardımcı olur. Magnify uygulamaları, kullanıcıların nesneleri daha iyi görmelerini sağlar. kişilerin telefonlarını hızlı bir şekilde kullanmalarını sağlar. sistemi için tercih edilebilir. Uygulama genellikle; cihazların yerini belirlemek, önlemleri almak için son derece idealdir. yardımcı olur. Uygulamayı kullanmak için kayıtlı hesabınıza giriş yapmanız gerekir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/saglikli-besin-icerigine-sahip-akdeniz-diyeti-ve-faydala", "text": "konuya ışık tutacak başlıkların yer alacağı yazımıza geçelim! zeytinyağından karşılanmasına dayanıyor. Akdeniz diyeti; bitkisel gıdaların, Akdeniz diyeti; orta seviyede balık ve deniz mahsullerinin tüketilmesini kapsıyor. Süt ürünleri de ayrıyeten bu beslenme tipinin gıdaları arasında yerini alıyor. Herkes için uygunluk gösteren Akdeniz diyeti; kalp hastaları, obezite, tip 2 diyabet, olarak sindirim sistemini düzenliyor ve kabızlık sorununun önüne geçiyor. zeytinyağından dolayı kalp ve damar sağlığına iyi geliyor. Depresyonu önleyen Akdeniz diyeti stres oranını da düşürüyor. Sağlıklı kilo verme sürecini destekliyor ve hızlandırıyor. Yaşam süresini uzatan diyet, hayat kalitesini artırıyor. gereken altın kuralları da altta bulabilirsiniz. Günde 3 ana öğünün yanına 1-2 ara öğün eklenmesi mümkün. Haftada en az 2-3 kez balık tüketilmeli. Pişirme yöntemi adına kızartma şeklinden kaçınılmalı. Kırmızı et tüketimi minimum seviyede tutulmalı. Günde ortalama 2-3 litre su tüketilmeli. tam buğday unlu ekmeklerden karbonhidrat ihtiyacı karşılanmalı. uygun ve faydalı hem de lezzetli yapan özellikler adına da bunları söyleyebiliriz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/saglikli-ve-mutlu-yaslilik-icin-oneril", "text": "Ama yine deli cümleler duyar gibiyiz! Elbette olacaktır. İnsanoğlu güzel hatıraları hep özler. Onlar geride kaldıkça üzerine şiirsel bir hüzün giyer ve bunu içten içe sever de. Fakat her birimizin düştüğü asıl yanılgı şu; geçmişteki güzel günleri yeniden yaşama ümidi veya o günlerin tekrar gelip çatması hayali. Ancak yine hayatın kendisine baktığımızda size tek bir kelime söylememiz yeterli aslında. Yeni! Hayat ve doğa değişim üzerine kurulu bir düzen. Hiçbir zaman bitmiş bir anının güzelliğine fazla sığınmamalı insan. Çünkü bu yapıldığında hissiyat olarak bilinçsiz bir biçimde o günlerin sona erdiğini düşünür ve bir daha gelmesi için umut adı altında muhtaçlık hissine bürünürüz. Yeniden uyanıyoruz her gün. Her yeni yılda yeni tecrübeler ediniyoruz. Hayatın getirileri ve verdiği dersler daima farklı. Yaş alırken değişen rakamların da ötesinde, güzel anılar ve tanıdığımız insanlar da daima yenileniyor. Öyleyse sizce de yaş almak halen kötü bir şey mi? Yeni, yeni, yeni... Her gün yeni bir şans, yeni bir potansiyel barındırıyor. İster inanın ister inanmayın ama ne başarının yaşı var ne de aşkın! Ne milyoner olmanın yaşı var ne de çocuk sahibi olmanın. Bunun gibi örneklere haberlerde, sosyal medyada ve televizyonda yıllardır rastlıyoruz. Elon Musk hayallerini kurduğu Space X adlı şirket için bir ömür adadı. Orta yaşlarında biri olarak şu an dünyanın en zengin insanlarından olmasının yanı sıra pek çok sektörde kural koyan konumunda. Yeni doğan oğlunu saymıyoruz bile. Peki onu başarıya götüren neydi? Konunun yaşla ilgili olmadığı kesin. Ünlü şarkıcı ve şimdilerde kadın girişimci Rihanna, 30'undan sonra bebek sahibi oldu. Ünlü milyarder 20'li yaşlarının başında şiddete maruz kalmış ve yaşadıkları yüzünden sessiz sedasız pek çok depresyon yaşamıştı. Sayısız ilişki ve az bilinen hüzünlü şarkılarının ardından şu an 30'larının başında ve bir oğlu var. Aşka ve anneliğe geç kaldığını düşündü mü sizce? Röportajlarından da bildiğimiz üzere; hayır! Şu anda 20'li yaşlarından daha özgüvenli ve mutlu olduğunun da altını çizmek isteriz. Örnekler uzar gider... Biz en popüler isimlerden iki adet örnek vererek kapıyı sizin için aralamak istedik. Eğer internette biraz bakınırsanız 30 veya 40'lı değil, 50'sinden sonra da YouTube mecrası sayesinde on binlerce dolar aylık kazanç elde eden pek çok sosyal medya kullanıcısı olduğunu göreceksiniz. Veya basit bir haber bülteninde, 50 yaşından sonra çocuk sahibi olan bir annenin mutluluğunu... Ona da umut yok demişlerdi değil mi sahi? Bu saydığımız örneklerin her birinin ortak noktası yine kalplerini ve hayatlarını yeniye açmış olmalarıdır."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/saglikli-yasam-tarzi-degisiklikleri-neleri-kaps", "text": "Sağlıklı yaşam; fiziksel ve zihinsel sağlığın yanı sıra sosyal refahın üst düzeyde olduğu bir yaşam tarzını da ifade eder. Bu durumu yaratmak için düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı beslenmek, günlük stresi yönetmek, yeterli uyku ya da kötü alışkanlıklardan kaçınmak gibi faktörleri göz önüne alabilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek için imkanlarınız doğrultusunda yaşam kalitenizi artırabilirsiniz. Hayat tarzınızda yaptığınız pek çok aktivite; stres, kaygı ve depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Sağlıklı bir hayat sürerek, iş ve sosyal hayatınızı olumlu yönde değiştirebilirsiniz. Fiziksel ve zihinsel sağlığınızı iyileştirmek için aşağıda sıraladığımız alışkanlıkları değerlendirebilirsiniz. Sağlıklı yaşam ve beslenme arasındaki ilişki; vücudun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri doğru miktarda ve doğru dengede almanızı gerektirir. Sağlıklı bir beslenme programı yaparak doğru miktarda protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve su ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Vücudun farklı işlevleri için gerekli olan beslenme şekli; kas gelişimi, enerji alımı ve hormonlar adına önemlidir. Sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek, vücudun sağlıklı bir şekilde çalışmasına yardımcı olurken aynı zamanda da zihinsel sağlık üzerinde destek olur. Sağlıklı bir hayata sahip olmak için vücudun hareket halinde olması son derece önemlidir. İşteyken bile koltuğunuzdan kalkıp içecek almak, öğle aralarında yürüyüş yapmak ya da iş öncesinde ve sonrasında spor yapmak, bedensel ve zihinsel sağlığınızı doğru yönde etkileyen kriterler arasındadır. Meditasyon, zihnin odaklanmasını ve rahatlamasını sağlar. Bununla birlikte stresi azaltarak zihinsel netliği artırmak için de meditasyon yapabilirsiniz. Ayrıca kalp hastalığı, yüksek tansiyon, depresyon, kaygı ve diğer durumları da iyileştirici etkiye sahiptir. Günün yorgunluğunu atmak ve berrak bir zihinle ertesi güne başlamak için uyku düzeni oldukça önemlidir. Ayrıca bedenin sağlıklı olması için de yeterince uyku almanız gerekir. Sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitede bulunarak, meditasyon yaparak ya da uyuyarak stresi azaltabilirsiniz. Bu sayede yüksek tansiyon, kalp hastalığı, depresyon, anksiyete, uyku ve sindirim sorunları gibi sağlık sorunlarından da uzak durmuş olursunuz. Alkol, sigara ya da yanlış beslenme gibi zararlı alışkanlıklar, sağlıklı yaşamı etkileyen olumsuz etkenler arasında yer alır. Bu alışkanlıklar, düzgün düşünme ya da vücut sağlığını negatif etkiler. Bu tarz alışkanlıklardan uzaklaşmak için daha fazla yürüyüşe çıkabilir, sevdiğiniz aktiviteleri yapabilir ya da destek alabilirsiniz. Hayatınızdaki kişinin yaşam tarzınızı desteklemesi, sevdiğiniz insan tarafından kabul edilme duygusunu da yaşatır. Bu sebeple partnerinizle birlikte sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmek adına alışkanlıklarınızı birlikte değiştirerek birbirinize destek olabilirsiniz. Hayatınızı değiştirmek için sağlıklı yaşam programını partnerinizle birlikte yapabilirsiniz. Tek başınıza değişiklik yapmak, sevdiğiniz insanın size destek vermesinden çok daha zor olacağı için ortak bir plan yaparak ilerleyebilirsiniz. Sağlıklı yaşam etkinliklerini hayatınızdaki kişiyle birlikte kararlaştırarak aynı yönde karar verebilirsiniz. Bu sayede ortak sevdiğiniz aktivitelere ve beslenme düzenine ayak uydurabilir ve düşündüğünüzden çok daha kolay bir şekilde sağlıklı hayata geçiş yapabilirsiniz. İş hayatı, sosyal yaşam, aile ya da kendinize vakit ayırma gibi etkenler, zamanın belli bir kısmını aldığı için partnerinizle birlikte ortak bir zaman belirleyerek spora gidebilir ya da meditasyon gibi etkinliklere katılabilirsiniz. Uzun zamandır sürdürülen hayat tarzını değiştirmek, başta zor gelse de sevdiğiniz insanların sizi motive etmesi ve sizin de onlara motive edici yaklaşımlarınız, sağlıklı bir yaşam sürmek için gereklidir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/siddetsiz-iletisim-ve-iliskilerimize-olumlu-etkile", "text": "Günlük yaşamın karmaşıklığı içinde sağlıklı ilişkiler kurmak ve sürdürmek her zamankinden daha önemli hale geldi. Şiddetsiz İletişim ve İlişkilerimize Olumlu Etkileri başlıklı bu yazıda, şiddetsiz iletişim kavramını anlayacak ve neden önemli olduğunu göreceksiniz. Şiddetsiz iletişim, kaba veya kırıcı dil kullanmaktan kaçınarak, karşınızdaki kişiye saygı göstermeyi ve empati yapmayı amaçlayan bir iletişim biçimidir. Bu yaklaşım, insanlar arasındaki çatışmaları azaltmaya ve daha sağlam ilişkiler kurmaya yardımcı olur. Şiddetsiz iletişim, açık iletişim kurarak güvenli bir paylaşım ortamı yaratmayı ve dolayısıyla da duygusal bağlar kurabilmeyi teşvik eder. Kişi duygularını ifade ederken Ben bu şekilde hissediyorum şeklinde kendi hislerine odaklanabilir, suçlamalardan kaçınabilir ve anlayışlı bir tutum sergileyebilir. İletişimde açık olmak, dinlemek ve anlamaya çalışmak da şiddetsiz iletişimin temel unsurlarındandır. Şiddetsiz iletişim, çatışmaların azalmasına, anlayışın artmasına ve insanlar arasındaki bağların güçlenmesine katkı sağlar. Aynı zamanda, kişinin duygusal zekasını geliştirmesine yardımcı olur. İletişim, empati ile yakından ilişkilidir. Empati, karşınızdaki kişinin duygularını anlamaya ve paylaşmaya çalışma yeteneğidir. İnsanlar arasındaki bağı derinleştirir ve anlayışlı ilişkilerin temelini oluşturur. Duygusal zeka; duyguları anlama, yönetme ve kendini başkalarının yerine koyabilme becerisini ifade eder. Şiddetsiz iletişim kurmak amaçlı geliştirilen davranışlar duygusal zekayı güçlendirir. Bu da kişilerin daha olumlu ve sağlıklı ilişkiler kurmalarını kolaylaştırır. Şiddetsiz iletişim sadece kişisel ilişkilere değil, aynı zamanda iş yaşamına da katkı sağlar. İş yerinde saygılı ve açık bir iletişim, ekip çalışmasını güçlendirir, çatışmaları azaltır ve verimliliği artırır. Sorun yaşandığında bunu başlangıçta açık ve net bir şekilde ifade etmek ileride oluşabilecek büyük sorunların önüne geçer. Aile içi iletişimde şiddetsiz iletişim, aile üyeleri arasındaki bağı güçlendirir. Aile fertleri arasında saygı ve anlayış temelinde iletişim kurmak, aile ilişkilerini daha sağlam hale getirir. Sonuç olarak, şiddetsiz iletişim, insan ilişkilerini geliştirmek ve daha sağlıklı, daha mutlu bir yaşam sürmek için önemli bir araçtır. Daha bilinçli ve şiddetsiz iletişim kurarak, çatışmaları azaltabilir, empatiyi geliştirebilir ve duygusal zekanızı artırabilirsiniz. Şiddetsiz iletişim, sadece bir iletişim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam dili olarak kabul edilmelidir. Unutmayın, sağlam ilişkilerin temeli, sevgi ve anlayışla dolu bir iletişimdir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/sirt-agrilarinin-psikolojik-nedenle", "text": "Bedenimizde oluşan bazı sağlık sorunları bize kendimize nasıl davrandığımız ile ilgili bir şeyler anlatmak ister. Kulak vermeye korksak ve görmezden gelsek dahi bu bir gerçektir. Psikolojik sırt ağrısı da bu anlamda karşımıza çıkabilen bir sağlık sorunu. Sırt ağrılarının psikolojimiz hakkında bize söylemek istediği çok şey var! İnsan, depresif veya mutsuz olduğunda daha az hareket eder ve hayatın içine daha az dahil olur. Bu anlamda kişilerin hareketsiz kaldığı gerçeğinin daha çok uzun süreler yatar pozisyonda olmak ya da oturmak ile ilişkili olduğunu da hesaba katmalıyız. Uzun süreler sabit pozisyonda kalmak sırt ağrılarının en büyük sebepleri arasında yer alıyor. Çünkü kişinin isteksizliği ve demoralize halde olması, bir eylemde bulunmak adına ona bir sebep veremez hale geliyor. Bu noktada kesin bir şekilde sırt ağrısının duygusal nedenlerine bakmamız gerek. Desteksiz kalmak pek çok zorlukla baş başa kalmak demek. Destek görseniz dahi bunu hissetmeniz de pekala mümkün bu arada! İnsanın beklentileri veya hak ettiği şeylere endeksli durumu ne yazık ki bazen hüsran ile sonuçlanabiliyor. Hele bir de süregelen birçok beklenmedik durumun birikmesinden bahsediyorsak konu daha çetin bir hale gelebiliyor. Değersizlik hissi ise konunun odak noktası niteliğindeki sonuçlarından bir diğeri. Maddi sıkıntılar, yetersizlik hissinden muzdarip olmamıza neden olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde paylaşılamaz olması da kişiyi epey zorlayabiliyor. Ben yeterli miyim? sorusunu kendinize sormak zorunda da değilsiniz. Buna dair kafanızda en ufak bir kuşkunuz varsa veya soru karşısında yüzünüz düşüyorsa, bu konudan yana irili ufaklı negatif bir durum yaşadığınızı bilmelisiniz. Bunu anormal karşılamamalı, hayatın içerisinde her şeyin bulunduğunu kendinize daha sık hatırlatmalısınız. Strese bağlı sırt ağrısı, vücudun kendini kasmasına, sinirsel anlamda dengesiz bir sistem bütününe sahip olmamıza, uykusuzluğa, beslenmede dengesizliklere ve kötü alışkanlıklara dek uzanma ihtimali olan bir konudur. Bazen hayatta kafamıza taktığımız konularla başa çıkamamak kendimizi iyi hissetmediğimiz fizyolojik sorunlar doğurabilir. Anlayacağınız duygularımız ve düşüncelerimiz, sağlığımız oluveriyor ve muhteşem bir özen gerektiriyor. Strese bağlı sırt ağrısı belirtileri; mantıklı olmayan düşünceler, vesvese ve paranoya gibi bir sebepler sınıfına dahildir. Konu böyle olunca bizi uç noktalara iten bu durum; duruş bozuklukları, güvende hissetmemekten dolayı uzun süreli kendi kabuğumuzda kalma, tv izlemek, dizi izlemek, saatlerce sadece sosyal medyaya bakmak gibi pasif kalınan eylemlerle sınırlı kalmamıza neden oluyor. Günün sonunda kişi yanlış düşünce sistemleri yüzünden hayat akışını sağlıksız hale getirmiş oluyor. Bu da mantık dışı her düşüncenin manipülatif anlamda ne kadar etkili ve zararlı olabileceğini gözler önüne seriyor. Bir tür anksiyete sırt ağrısı haline gelen stres, kaygı, öz güvensizlik gibi duyguların da işin içinde olmasıyla kişi zihninde kurmaca düşüncelerin hallaç pamuğuna dönüşmesi yüzünden mantıklı düşünemez hale gelebiliyor. Önemli olan şey günün sonunda yine farkındalık! Bazen herkesi duyan kulaklar, kendini duymaz. Her şeyi gören göz, kendini göremez. O noktada açık olmak ve olduğu gibi kabul etmek kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden. Elimizde olanı yüceltmek değil midir zaten mutluluğun ve sıhhatin anahtarı? Şükretmek her zaman güzel şeyleri doğurur. Çünkü bizi olumluya sevk eder. Güzel şeylerin güneş gibi pencerenize doğduğu güzel günleriniz olsun. Unutmayın, her yaşta her şey mümkün. Bugünkü size iyi bakın. O sizin şimdiye kadarki en iyi versiyonunuz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/sonbaharda-yapilacak-4-tat", "text": "- Elmaları rendeleyin, üzerine toz şeker ve limon suyunu ekleyip karıştırın. Karışımı ocakta kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Ardından soğumaya bırakın. - Tereyağı malzemesini oda sıcaklığında yumuşatın. Üzerine sütü ekleyip karıştırın. - Unu ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun. Bu sayede kıvamın tam istediğimiz gibi olmasını sağlamış oluyoruz. - Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizde açın. İçine elmalı harçtan koyup kapatın. - Fırın tepsisine kurabiyeleri yerleştirin ve önceden ısıtılmış 180 C fırında üzeri hafifçe kızarana kadar pişirin. Nefis kokular gelmeye başladı bile değil mi? - Üzeri kızarmaya başladığında nefis eserimiz servise hazır olacak! - Havuçları rendeleyin, üzerine şeker ekleyip karıştırın. Bir süre bekleyerek havuçların suyunun çıkmasını sağlayın. - Yumurtaları çırpın, sıvı yağ ekleyip karıştırın. - Rendelenmiş havuçları ekleyin ve karıştırın. - Un, kabartma tozu ve tarçını ekleyip homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın. - Hamuru yağlanmış kek kalıbına dökün, önceden ısıtılmış 170 C fırında kürdan temiz çıkana kadar pişirin. Burada kıstas tam olarak bu olacaktır. İşte hazır! - Balkabağı püresini bir tencerede ısıtın, içine şekeri ekleyip karıştırın. Soğumaya bırakın. - Yumurtaları çırpın, sütü ekleyip karıştırın. - Balkabağı püresini ekleyin ve karıştırın. - Tarçın, zencefil ve yenibaharı ekleyip homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın. - Karışımı yağlanmış fırın kabına dökün, önceden ısıtılmış 180 C fırında üzeri kızarana kadar pişirin. - Unu geniş bir kaba alın, ortasını havuz gibi açıp mayayı ekleyin. - Sıvı yağ, süt, su, toz şeker ve tuzu ekleyip yoğurun. - Hamuru örtüp mayalanmaya bırakın, yaklaşık olarak iki katına çıkana kadar bekleyin. - Mayalanan hamuru tezgah üzerinde açın, iç harcı olarak tarçın, toz şeker ve cevizi serpiştirin. - Hamuru rulo şeklinde sarın ve dilimleyip yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Üzerini örtüp tekrar mayalanmaya bırakın. - Mayalanan çörekleri önceden ısıtılmış 180 C fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Aradığınız her bir tarifin keyifle hazırlanabileceğini umuyoruz. Bu dört lezzetli sonbahar tarifi sayesinde mutfağınızda harika anlar yaşayabilir, sevdiklerinize unutulmaz tatlar sunabilirsiniz. E o zaman şimdiden ellerinize sağlık!"} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/stres-kaynakli-mide-agrisina-ne-iyi-gel", "text": "Yukarıdaki yöntemler, stres kaynaklı mide ağrısını hafifletmede etkilidir. Ayrıca stresten uzak durmak için stres yönetimi tekniklerini de uygulayabilirsiniz. Sağlıklı bir beslenme düzeni sürdürmek ve düzenli uyku da stresten kaynaklanan mide ağrısını azaltır. Stres, iş ya da insani ilişkilerden dolayı modern yaşamın bir gerçeği haline geldi. Birçok insanın günlük yaşamlarında karşılaştığı bu sorun, farklı yöntemlerle azaltılabilir. Bununla birlikte stresin fiziksel etkileri bazen rahatsız edici olabilir. Stres, vücutta bir dizi fizyolojik tepkiye neden olduğu için mideyi etkileyebilir. Genellikle karın bölgesinde bir rahatsızlık, gerginlik veya ağrı şeklinde kendini gösteren rahatsızlık, kişiye göre farklılık gösterebilir. Kimi insanda mide bulantısı, hazımsızlık, şişkinlik veya ishal gibi belirtiler de görülür. Stresten kaynaklı mide ağrısı nasıl geçer diye düşünüyorsanız egzersiz, yoga veya meditasyon yapabilirsiniz. Ayrıca derin nefes alarak vücudunuzu rahatlatabilir ve stres seviyenizi azaltabilirsiniz. Yukarıdaki tavsiyelerin yanı sıra bir uzmana danışmak da sorunu kesin bir şekilde çözmenin yolu olabilir. Strese bağlı mide ağrısı ilaçları, doktor tarafından tavsiye edildiğinde uzun süreli bir rahatlama sağlar. Strese bağlı mide ağrısı nasıl geçer diye düşünüyorsanız beslenme konusunda da değişiklikler yapmanız gerekir. Beslenme alışkanlıkları, stres kaynaklı mide ağrısının yönetiminde önemli bir rol oynar. Peki stres kaynaklı mide ağrısına ne iyi gelir? Aşağıdaki besinleri tüketerek rahatsızlığınızı hafifletebilirsiniz. Zencefil: Sindirim sisteminin rahatlamasına yardımcı olur. Ayrıca zencefil, mide ağrısını hafifleten antienflamatuar özelliklere sahiptir. Taze zencefil çayı içmek veya yemeklerinizde zencefil kullanmak stres kaynaklı mide ağrısını hafifletebilir. Muz: Yüksek miktarda potasyum içeren bu mucizevi meyve, sindirim sistemini yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Stresli olduğunuzda muz yiyerek mide ağrısını azaltabilirsiniz. Stresten uzak durmak için stres yönetimi tekniklerini uygulamak, sağlıklı bir beslenme düzeni sürdürmek ve düzenli uykumak önemlidir. Ayrıca uzun süreli ve şiddetli mide ağrısı çekiyorsanız sağlık uzmanlarına mutlaka danışmalısınız. Mide ağrısından korunmak için günlük rutinlerinizi doğru belirlemeniz gerekir. Gün içinde tüketilen besinler, iş ya da sosyal yaşam, üzerinizde stres yaratıyor olabilir. Bu sebeple aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz. Ağrının kaynağı stres ise düzenli olarak stresle başa çıkma tekniklerini uygulayabilirsiniz. Bu teknikler arasında bulunan spor ve meditasyon, bedeninize ve kendinize odaklanmanıza fırsat verir. Ayrıca hobilerle uğraşmak ve sakinleştirici bir aktiviteyle zaman geçirmek de stres seviyesini azaltır. Sağlıklı bir beslenme düzeni de sindirim sistemi sağlığını destekler. Baharatlı, yağlı ve aşırı asidik yiyeceklerden kaçınarak mide ağrısını en aza indirebilirsiniz. Bu konuda test yaptırarak hangi besinlerin ağrıya sebebiyet verdiğini bulabilirsiniz. Son olarak yeterli ve kaliteli uyku, stresi azaltmanın yanı sıra genel sağlığınızı da destekler. Uyku düzeninize dikkat ederek stres kaynaklı mide ağrısını önleyebilirsiniz. İnsanlar arasında yaygın olan bu sorun, doğru yöntemlerle kontrol altına alınabildiği için yukarıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz. Bununla birlikte işin uzmanlarına danışmayı da unutmayın!"} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/stresi-azaltacak-yiyecekl", "text": "Yukarıda yer alan yiyeceklerin içlerinde omega-3, magnezyum ve L-Theanine bulunur. Bu durum da beyindeki stres oluşumunu azaltır. Örneğin stresi azaltan yiyecekler arasında yer alan somon, sardalye ve ton balığı gibi yağlı balıklar, omega-3 yağ asitleri açısından son derece zengindir. Omega-3 yağ asitleri, stresi azaltarak beyindeki kimyasalların dengesini koruyabildiği için önerilir. Bununla birlikte muz, stresin azalmasına yardımcı olan triptofan adlı amino asit ve magnezyum açısından zengin olduğundan dolayı beyindeki mutluluk hormonu olan serotonin üretimini artırır. kaygı ve stresi azaltmak için doğru beslenmek son derece önemli bir rol oynar. Passiflora, doğal bir antidepresan rolü görür. Diğer adıyla çarkıfelek çiçeği olarak bilinen bu doğal antidepresan, sakinleştirici özellikleri sayesinde stres, kaygı ve depresyon gibi sağlık sorunlarını iyileştirici etkiye sahiptir. Pasifloranın içeriğinde yer alan flavonoidler, karbonhidratlar ve alkaloidler sakinleştirici bir etki yaratır. Passifloranın incarnata adlı türü ise içeriğinde bulunan harmolin ve harmolit alkaloidleri sayesinde serotonin ve norepinefrin gibi beyindeki nörotransmiterlerin salınımını artırıp ruh halinin iyileşmesine yardımcı olur. Bu bitki, uyku kalitesini artırmaya ve uykusuzlukla mücadele etmeye de destek sağlar. Bu sebeple pasifloranın zihinsel sağlık sorunlarına karşı koruyucu bir etkisi de bulunur. Bu besin, genellikle passiflora çayı şeklinde alınır. Çay seçeneğinin yanı sıra kapsül ve ekstre formu da mevcuttur. Tabii ki bu tarz içerikleri tüketmeden önce doktorunuza başvurmanızı da tavsiye ederiz. Stresi azaltan yiyecekler tüketmek istiyorsanız; omega-3, magnezyum, antioksidan ve L-Theanine açısından zengin besinleri tercih edin. Stresin azalmasını sağlayan yiyeceklerin hemen hepsi, sağlıklı bir yaşam sürmeniz için de tüketilmelidir. Ayrıca bu besinler, sağlıklı bir diyet için de etkilidir. Stresi azaltmak için magnezyum içeren yiyecekler de tüketmelisiniz. Stresi azaltan magnezyum, kas ve sinir fonksiyonlarını da düzenliyor ve kemik sağlığını destekler. Ayrıca kalp ritmini düzenleyip kan şekeri düzeylerini de kontrol eder. Magnezyum içeren yiyecekler arasında; badem, ıspanak, fındık, tam buğday, kabak çekirdeği, yoğurt, avokado, muz ve yulaf da yer alır. Zencefil, kortizol hormonunu düzenlediği için sinir sistemi üzerinde de yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Bu sebeple zencefil çayı içebilir ya da yemeklerinize ekleyebilirsiniz. Zencefili çiğ olarak da tüketebilirsiniz. Yeşil çay yapraklarında doğal olarak bulunan L-Theanine, stresin azalmasına katkı sağlar. Ayrıca bu içerik, beyindeki nörotransmitterlerin düzenlenmesine de destek verdiği için sinir sistemini yatıştırır. Bu nedenle L-Theanine, stres ve anksiyete ile mücadelede faydalı bir içeriktir."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/tasarruf-nasil-yapil", "text": "Tasarruf, özellikle günümüz dünyasında ekonomik anlamda olmazsa olmaz gereksinimlerden biri haline geldi. Ekonomideki dalgalanmalar yüzünden her birimiz özellikle son 3 yıldır tasarrufun, para biriktirmenin ve harcama dengesinin önemini dramatik bir şekilde fark ettik. Bugün tasarruf kavramı ve Nasıl tasarruf yapılır? sorusu üzerinde durarak günlük hayatımıza, uzun vadedeki planlarımız adına nasıl uygun zemin hazırlayabileceğimize bakacağız. Genel olarak baktığımızda tasarrufu temel olarak uygulamak oldukça kolay olacaktır. Evde tasarruf etme yöntemleri konuya ilişkin ilk adımı atacağımız unsur olabilir. Tasarruf yapmanın yollarından en kilit olanı israfı önlemek. Evdeki yemekler arttığında, yemek veya malzemeleri başka sofralarda değerlendirmek bütçenize destek olacaktır. gibi başlangıç adımları gelen su ve elektrik faturalarının düşmesine yardımcı olacaktır. Bilinen adımların yanı sıra çok bilinmeyen bazı yollarla da tasarruf etmeniz mümkün. Bu yollar biraz detay gibi görünse de oldukça işlevseller. Su arıtma cihazı kullanarak, musluk suyunu içilebilir su haline getirin. En başta ödediğiniz miktar sizi düşündürse de kısa ve uzun vadede çok büyük tasarruf etmenizin yolunu açacak. Enerji verimliliği sağlayan elektronik aletler ve aydınlatma sistemleri kullanın. Bina yalıtımınızda enerji verimliliğine yönelik teknolojileri tercih edin. Pencerelerinizde iki ya da üç katlı cam kullanın. Odalarınızı gün ışığından en iyi faydalanabileceğiniz şekilde kullanın. Kış aylarında binalarınızın kapılarını açık bırakmayın ve kullanmadığınız odaları düşük ısıda tutun. Sıcak su deponuzu ve borularınızı yalıtım malzemesiyle kaplatın. Güneş enerjisi kullanan sıcak su sistemini tercih edin. Mutfakta kullandığınız buzdolabı, bulaşık makinesi gibi gereçlerin daha verimli çalışabilmeleri için temiz tutmaya özen gösterin. Buzluktan çıkardığınız yemeklerinizi pişirmeden önce çözülmesini bekleyin. Sıcak yemeği buzdolabına hemen koymayın. Yemeğinizi soğutmadan dolaba koymanız hem dolabınızın daha fazla enerji harcamasına hem de yemekte bakteri üretilmesine sebep olur. Fırın yemekleriniz için seramik veya cam malzeme tercih etmeniz halinde fırınınızın ısısını 20 C azaltın. Bu malzemeler ısıyı diğer malzemelerden daha iyi ilettiği için aynı sonucu verecektir. Isının boşa gitmesini engelleyebilmek için tencere ve tavanızın genişliğinin ocağınızla aynı boyutta olmasına dikkat edin. Yemek yaparken kullandığınız kapların kapağını kapalı tutun. Yemekleri fırınınızın üst raflarına koyun. Böylece, pişirme sürenizi yüzde 20 azaltın. Fırında pişen yemeği sürekli fırının kapağını açarak kontrol etmeyin, fırının lambasını kullanın. Çünkü fırınınızın kapağını her açtığınızda ısı enerjisinin büyük bir bölümünü kaybedersiniz. Elektrik, su ve doğal gaz giderlerini inceleyin, fazla gelen faturaların zaman aralığında neler yaptığınızı tespit edin. Eğlence ve keyif üzerine yapılan giderlere sınır çizin. Daha sık toplu taşıma kullanarak taşıt maliyetini en aza çekin. Gıda alışverişlerinizi inceleyin. Her ay ihtiyaç olan malzemeleri belirleyin, önceliğinize sadık kalın. Yatırımlara önem verin, para piyasalarını takipte kalın."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/ucretsiz-psikolog-destegi-nasil-alin", "text": "Psikolojik destek, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesi için önemli bir yatırımdır. Düzenli olarak destek almak, zihinsel ve duygusal olarak korunmanıza ve güçlenmenize yardımcı olur. Ücretsiz psikolojik destek; stres ve kaygı yönetimi, kendinizi keşfetme, ilişki yönetimi ve duygusal destek için önemlidir. Psikolojik danışmanlık merkezleri de belirli dönemler için ücretsiz hizmet verir. Bununla birlikte ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti veren kurumlar arasında sağlık bakanlıkları, belediyeler ve halk sağlığı merkezleri yer alır. Bu kurumlarla iletişime geçerek ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetlerinin mevcut olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Ücretsiz psikologlar; kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ya da internet aracılığıyla hizmet verebilir. Ücretsiz olarak hizmet almak için bu kurumlara başvuruda bulunabilirsiniz. Ayrıca deprem döneminde de olduğu gibi pek çok psikolog, belirli dönemlerde ücretsiz psikolojik destek sunar. Bu sebeple ücretsiz destek alabileceğiniz özel kurumlarla da iletişime geçebilirsiniz. Yukarıdaki kurumlara başvuran kişiler psikolojik destek alabilir. Devlet hastanesi ücretsiz psikolog hizmetinden faydalanmak için randevu alarak kolaylıkla terapiye başlayabilirsiniz. Yaşadığınız şehrin belediyesinden psikolojik destek almak için resmi internet sitesi üzerinden ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi alabilirsiniz. Belediyeler, vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için birçok hizmet sunar ve bunlar arasında ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmetleri de mevcuttur. Belediyelerin sağladığı bu hizmetler sayesinde vatandaşlar, psikolojik sorunlarıyla ilgili yardım talep edebilir. Bazı belediyeler, psikolojik destek hizmetlerinden yararlanmanız için bazı belgelerin hazırlanmasını isteyebilir. Bu belgeler arasında; kimlik kartı, ikametgah belgesi, sağlık raporu gibi belgeler olabilir. görüşme neticesinde psikiyatrist, sizi psikoloğa yönlendiriyorsa, devlet hastanesinden terapi desteği alabilirsiniz. yardımcı olur. Kuruma başvuran tüm bireyler, öncelikle başvurduğu psikososyal destek uygulayıcısı tarafından sorunun öğrenilmesi için ilk görüşmeye alınır. Bu görüşme sonucunda, kişiye ve soruna göre karar verilir ve uygun bulunması halinde randevu programı belirlenir. Bu uygulamalar için herhangi bir ücret de talep edilmez. Ücretsiz psikolojik destek alabileceğiniz yerlerden birisi de Sağlık Bakanlığı'nın 2011 yılında uygulamaya başladığı Toplum Psikiyatri Merkezi'dir. Şizofreni, bipolar ya da psikiyatrik bozukluklar için hizmet veren bu birimlerden ücretsiz olarak hizmet alabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/vejetaryen-beslenmenin-yararla", "text": "Vejetaryen beslenme, bitkisel ürün tüketen kişilerin beslenme şekline verilen ad. Vejetaryen beslenme tarzını seçmiş kişiler, et dışında isteğe bağlı olarak yumurta, süt ya da bal gibi hayvansal gıda tüketebiliyor. Bununla birlikte haddinden fazla yemek yemenin vücutta yarattığı zararlar pek çok kişi tarafından konuşuluyor. Ağırlıklı olarak bitki temelli beslenen kişiler kardiyovasküler hastalıklara karşı daha dirençli oluyor. Bununla birlikte yapılan araştırmalar neticesinde kardiyometabolik riskler, obezite ve tip iki diyabet gibi sorunlar da et tüketmediğinizde azalıyor. Vejetaryen beslenme, et ve hayvan dokusu yemeden bitki tüketiminin artması diyebiliriz. Bununla birlikte vejetaryen beslenme diyetinde süt ve yumurta gibi hayvansal gıdalar tüketebiliyorsunuz. dengeli bir şekilde vejetaryen besinler tüketmek istiyorsanız meyvelerden, baklagillerden, tohumlardan, taze ve pişmiş sebzelerden faydalanabilirsiniz. Vejetaryen beslenme, kalp sağlığı ve kilo kaybı gibi pek çok faydaya da sahip. Vejetaryen beslenme listesi yaparken öncelikle hayvansal gıdaların çoğunun yenilmemesiyle ilgili sağlıksal bir sorununuzun olup olmadığını araştırmalısınız. Ardından düşük kalorili ancak vitamin, mineral ve antioksidan yönünden zengin olan besinleri tercih edebilirsiniz. Damak zevkinize göre seçeceğiniz bu yiyecekler arasında yumurta, süt ya da bal gibi hayvansal gıdalar yer alabiliyor. Bu sebeple içinde et dokusu bulunmayan her ürünü yiyebilirsiniz. Vejetaryen beslenmenin faydaları arasında ilk sırada gün içinde kendinizi hafif hissetmek gelebilir. Bitki, tahıl ya da meyve gibi ürünler, vücudunuzu daha az yoracağından gün içinde şişkinlik ya da mide sıkıntısı yaşamazsınız. Sağlıklı ve iyi planlanmış bir vejetaryen diyet, kilo kontrolü ve kalp sağlığı üzerinde de etkili oluyor. Ayrıca vejetaryen beslenme şekli, doğaya, canlıya ve çevreye karşı da son derece saygılı bir çözüm. Vejetaryen beslenme ve sağlık üzerine etkileri yıllardır konuşulan bir konu. Bununla birlikte vejetaryen beslenme diyetinin, diyabetten kalp sağlığına kadar pek çok hastalıkta da yarar sağladığını da biliyoruz. Sürdürülebilir ve uzun vadede yarar sağlayan bu beslenme tipi, fiziksel sağlığın dışında psikolojik olarak da insanları olumlu etkiliyor. Vejetaryen beslenmeye başladıysanız süt ve ürünlerini tüketebilirsiniz. Bununla birlikte hayvansal gıdalardan olabildiğince uzak durmak istiyorsanız kalsiyum kaynakları olan badem, susam ve tahin gibi ürünlerden de faydalanabilirsiniz. Ayrıca hayvansal gıda tüketmediğiniz sürede çinko için baklagiller, soya ürünleri ya da tahıllardan yiyebilirsiniz. Vejeteryan beslenme faydaları arasında belki de insanların en çok bildiği konu, sağlıklı ve dengeli kilo verimi. Vejetaryen tipi beslenirken sebze, baklagil ya da tahıl yediğiniz için sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz. Bu süreçte ilk olarak karbonhidrat tüketimini dengelemeye çalışabilirsiniz. Vejetaryen beslenme tipine geçtiğinizde, kilo vermek için dengeli bir besin alımına dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu konuda önemli olan, verdiniz kilolardan daha çok vücudunuzun hafif ve sağlıklı olması. Vejetaryen ya da vegan olan kişiler, dünyadaki hayvan popülasyonu üzerinde son derece etkili. Tüketimin durmaksızın arttığı bu günlerde talepten çok daha fazla hayvan kesiliyor. Kesilen etlerin bir çoğu zamanda yenmediği için atılabiliyor. Bu sebeple uygulanan düzen, sürdürülebilir bir geleceği yansıtmıyor. Çevreye ve hayvanlara saygılı, sürdürülebilir bir gelecek için et tüketimi azaltılmalı. Bununla birlikte yapılan araştırmalar sonucunda, hayvansal temelli beslenme ve üretimin küresel ısınma ve sürdürülebilir çevre üzerinde de olumsuz etkilerinin olduğu biliniyor. Bu sebeple uzun vadede vejetaryen ve vegan beslenme şeklinin artması, sürdürülebilir bir çevre için son derece önemli."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/yapraklarin-dustugu-mevsimde-modunuzuyukseltecek-10-muhtesem-fik", "text": "Sonbaharın sıcak renk paleti, evinizi veya çalışma alanınızı yeniden dekore etmek için mükemmeldir. Kırmızı, turuncu ve sarı tonlarını mobilyalarınıza veya aksesuarlara ekleyerek, mekanınıza sonbaharın sıcaklığını getirebilirsiniz. Dilerseniz ikinci el ürünlere göz atabilir, evinize nostaljik dokunuşlar yapabilirsiniz. Kabanlar, hırkalar ve botlar sonbaharın vazgeçilmezleridir. Gardrobunuzu sonbaharın trendlerine uygun hale getirerek, hem şık hem de sıcak tutacak giysilerle dolu bir gardırop oluşturabilirsiniz. Kabak çorbası, elma tartı, tarçınlı kurabiyeler... Sonbaharın lezzetleriyle mutfağınızda yaratıcı olun. Yemek yapmayı sevenler için sonbaharda yapılacak yemekler gerçek bir keyif kaynağı olabilir. Rüzgarların estiği sonbahar günlerinde sıcak çikolata, baharatlı latte veya ballı çay gibi içeceklerle içinizi ısıtın. Sonbaharın doğal güzellikleriyle dolu parklarda veya ormanlarda keyifli yürüyüşlere çıkın. Renkli yaprakların altında yürümek, ruhunuzu canlandırabilir. Sonbahar doğanın renk cümbüşünü fotoğraflamak için harika bir fırsattır. Fotoğraf makinenizi alın ve dökülen yaprakların ve sonbahar manzaralarının tadını çıkarın. İstanbul gibi büyük şehirlerde sonbahar sanat etkinlikleri ve festivalleri hiç bitmez. Bu etkinliklere katılarak sanatın ve kültürün tadını çıkarabilirsiniz. Soğuk sonbahar akşamlarında ailece evde oyunlar oynamak hep beraber eğlenmenin yanı sıra kişiler arasındaki duygusal bağları da güçlendirebilir. Monopoly, Scrabble veya birlikte bir yapboz yapmak en kolay ve eğlenceli seçeneklerdendir. Kış gelmeden önce okumak istediğiniz kitap listesini oluşturun. Sıcak battaniyenin altında iyi bir kitapla vakit geçirmek sonbaharın keyfini çıkarmak için harika bir yol olabilir. Arkadaşlarınızla sonbaharda yapılacak aktiviteleri planlayın. Piknikler, kamp gezileri veya sadece bir kahve içmek için buluşmak, bu mevsimi daha da özel kılabilir. İstanbul'da yaşıyorsanız, sonbahardaki etkinlikleri buradan takip edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/yaslilikta-dans-etmenin-faydalari-nelerd", "text": "Dans bedenin gıdası diyebiliriz. Dans etmek hem bedensel aktivite anlamında hem de kafa dağıtmak ve sosyalleşme açısından kişisel gelişimi de destekleyici bir etkiye sahip. Hangi yaşta olursak olalım bir yanımız hep hareket ve canlılık ister. Bundan ötürü günümüzde dans kursları ve sanat merkezleri artık daha ileriki yaşlardan öğrencilere de ev sahipliği yapıyor. Bugün ileriki yaşlarda icra edilen dans sanatının ne denli büyük faydalara sahip olduğundan bahsedeceğiz. Dans etmek bir bedensel aktivite olmanın yanı sıra kişiye ruhsal, psikolojik ve sosyal anlamda da büyük katkılar sağlayan bir hobi. Yaşlılık döneminde yapılan dans egzersizleri kişilerin bu yaş gruplarında karşılaşması muhtemel pek çok rahatsızlığın önüne geçiyor. Parkinson rahatsızlığının tedavisinde sıkça kullanılan ve popüler çözümlerden biri olan dans, aynı zamanda yaşlılık döneminin de sosyal, hareketli ve aktif geçirilebileceğini kanıtlıyor. Kasları güçlendiren ve kemikleri daha sağlıklı hale getiren dans hobisi, ileriki yaşlarda oluşabilen kas ve sinir sistemi rahatsızlıklarını da büyük ölçüde önlüyor. Psikolojik faktörlere baktığımızda ise içe kapanıklık, depresyon, mutsuzluk, asabilik ve isteksizlik gibi yaşlılık döneminde sıkça karşılaşılabilen durumları önemli seviyelerde aşağı çekiyor. İleriki yaşlarda sağlıklı yaşlanma kavramının en iyi temsilcilerinden olan dans sanatının pek çok dalı mevcut. Dolayısıyla bizlere neredeyse sınırsız bir seçim hakkı tanıyor. Latin ezgilerinden başlayıp, klasik sound'ların bizi şık salonlara götürdüğü dans tiplerinden tutun, tropik adalara kadar seyahat edebildiğimiz dans sanatı bizi nereye götürmüyor ki? Gelin, dans sanatının bizlere sunduğu sayısız dalların yaşlılık dönemi adına en popüler olanlarını aşağıda sıralayalım! Ah o salonlar, o müzik ve yaş aldıktan sonra insanın üzerine tam oturan şık takım ve tuvaletler... Hem asaletin hem de sağlığın en büyük temsilcilerinden bir tanesi vals dansı. Kim demiş yaşlılar bale yapamaz diye! Sadece bir uyarlama gerekliydi ve birkaç düzenlemenin ardından görebileceğiniz en asil balerin ve baletler dünya çapında pek çok dans akademisinde yerini aldı bile. Bu dans türü hareket kabiliyeti diğer yaşlılara göre daha kısıtlı olan bireyler içindir. Büyük farklar yaratabilen bu dans dalı terapilerde sıkça başvurulan ve sosyal ve bilişsel anlamda gözle görülür farklar ortaya koyan bir dans türü. Dans etmek Alzheimer ve demans gibi rahatsızlıklarda sinir sistemini, bilişsel sistemi doğrudan destekleyen bir etkiye sahip. Doktorların ve fizyoterapistlerin sıkça önerdiği dans hobisi; motor becerileri geliştirdiğinden hafızayı da etkin olarak kullanmaya imkan tanırken beden kontrolünü de daha sıkı tutmaya yardımcı oluyor."} {"url": "https://heryasta.org/butunsel-saglik/yesil-cay-ve-kahve-arasindaki-farkl", "text": "Yeşil çay ve kahve, içmesi son derece zevkli içecekler arasında. Ayrıca her iki içecek de insan vücuduna son derece faydalı. Vücudumuza pek çok yönden yararı bulunan yeşil çay ve kahvenin antioksidan özelliği tartışılmaz bir konu. İnsanlar, bahsi geçen içecekleri özellikle sabah saatlerinde tüketiyor. Bu sayede vücutta bulunan yağların yakımı da hızlanmış oluyor. Kahvenin ve yeşil çayın içinde kafein bulunuyor. Bu sebeple her iki içeceği de gün içinde belli oranlarda içmek oldukça önemli. Kafein; kahve, çay, kola barındıran içecekler ya da çikolatada mevcut. Günlük kafein alımı, kişinin bünyesine göre değişiklik gösterebiliyor. Kafein ihtiyacı; tüketim sıklığı, alınan miktar, fiziksel koşullar ve vücut ağırlığı gibi pek çok faktörü kapsıyor. Kafeinin günlük olarak 300 mg tüketilmesi gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında kahve ve yeşil çayın bu seviyelerde kullanılması, yararlı maddeleri almanıza fırsat veriyor. Yeşil çayın sunduğu bu faydalar, Yeşil çay sağlıklı mı? sorusuna da cevap veriyor. Düzenli ve dengeli kullanım sonunda; mikropsuz, odaklanmış, sağlıklı ve az yağa sahip bir bedene kavuşabilirsiniz. Günlük ders çalışmak ya da işlerine odaklanmak isteyen kişilerden, şeker hastalarına kadar pek çok kişiye olumlu etki yapan yeşil çayı, günlük olarak doğru dozda tüketebilirsiniz. Kahve sayesinde tip 2 diyabetten korunabilirsiniz. Sıralanan faydalar, birçok kahve türünde aynı etkiyi gösteriyor. Bu sebeple gün içinde sevdiğiniz kahve türünü yeterli dozda tüketerek aynı faydaları alabilirsiniz. Bu sebeple Türk kahvesinin faydaları da benzer özelliklere sahip. Metabolizmayı hızlandıran Türk kahvesi, kolay nefes almayı sağlayarak ağrı kesici etkisi de yaratıyor. Kahve, yeşil çaya oranla daha fazla kafein içerir. Bu sebeple gün içinde yeşil çaya nazaran daha az dikkatli tüketilmesi gerekir. Ayrıca, her iki içecek de güne başlarken tercih ettiğinizde yağ yakımı sağlıyor. Bu sebeple yeşil çay zayıflatır mı diye düşünmenize gerek kalmıyor. Sabahları yeşil çay içemiyorsanız, gün içinde ya da yemekten sonra da tercih edebilirsiniz. İçecek, her zaman yapıcı etkilere sahip. Kahve kafein içerdiği için güne sağlam başlamak ya da yorgunluğu alması için fazla tercih ediliyor. Ayrıca yeşil çay ve kahvenin içerdiği kafein, ruh halini iyileştirerek, depresyon riskini düşürüyor. Ayrıca antrenman isteğini artırarak sporun etkilerini de çoğaltıyor. Yeşil çay, kulağa daha sağlıklı gibi gelse de her iki içeceğin de birbirinden üstün faydaları bulunuyor. Bu faydalar, çalışma azminden kalp sağlığına kadar pek çok alanda etkili. Bu sebeple gün içinde kendinizi daha iyi hissederek işlerinize odaklanmak istiyorsanız muhteşem tada sahip olan kahveyi ve yeşil çayı sevdiğiniz şekillerde tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/genel/dil-temizligi-ned", "text": "Dilimiz vA cudumuz iA in oldukA a A nemli bir organdA r ve A oAzu zaman etkisi hafife alA nA r. En sevdiAziniz yemeklerin lezzetlerini tatmamA za yardA mcA olan birincil rolA nA n A tesinde, genel saAzlA AzA mA z hakkA nda A nemli bilgileri beynimize ileten sessiz bir haberci gA revi gA rA r. Dil saAzlA AzA sA klA kla gA zden kaA A rA lan bir konudur ancak saAzlA AzA mA z hakkA nda hayati ipuA larA sunabilir. Bu yazA mA zda dil saAzlA AzA nA n derinliklerine inerek, dil ve vA cut arasA ndaki bA yA leyici baAzlantA larA ke zfedeceAziz. A yleyse aAzzA mA zdaki bu kA A A k ama gA A lA kasA n sakladA AzA sA rlarA aA A Aza A A karA rken birlikte bir ke zif yolculuAzuna A A kalA m. Etkili bir dil temizliAzi iA in di zlerinizi fA rA alarken dilinizi de tamamen dA zarA ya uzatarak fA rA alayabilir, bu sayede yiyecek artA klarA nA n siz farkA nda olmadan aAzzA nA za yerle zmesini A nleyebilirsiniz. Dilinizi temizlemek iA in kullandA AzA nA z fA rA anA n ucundaki kA llarA n yumu zak olmasA dilinize zarar vermemesi iA in A nemlidir. Dil temizleme A rA nleri arasA nda; A zel A retilmi z eczane A rA nleri, evde kullandA AzA nA z metal ka zA k ve A e zitli doAzal malzemeler bulunur. Bu A rA nleri eczanenize danA zabilir ve di z bakA m A rA nleri satan maAzazalardan temin edebilirsiniz. Dil temizliAzi, aAzA zda biriken bakterilerin ve yiyecek artA klarA nA n uzakla ztA rA lmasA nA saAzlar. Dil A zerinde biriken bakteriler ve artA klar; di z A A rA AzA , di z eti hastalA klarA ve kA tA aAzA z kokusu gibi problemlere neden olabilir. Dil temizliAzi yaparak bu sorunlarA n riskini azaltA p aAzA z saAzlA AzA nA zA iyile ztirebilirsiniz. AAzA z saAzlA AzA , genel saAzlA AzA nA zla baAzlantA lA dA r. Bakteri birikimi ve enfeksiyonlar, aAzA zdan vA cuda yayA labilir ve genel saAzlA k sorunlarA na yol aA abilir. Dil temizliAzi, aAzA zda bakteri ve enfeksiyon olasA lA AzA nA azaltA r ve saAzlA AzA nA zA olumlu yA nde destekler. SaAzlA klA bir aAzA za ve temiz kokan bir nefese sahip olmak A zgA veni artA rA r. Kendinizi aAzA z saAzlA AzA konusunda gA vende hissetmek daha kolay sosyalle zmenizi de saAzlar. Dil temizliAzi, kA tA aAzA z kokusunu A nlemek ve aAzA z saAzlA AzA nA korumak iA in A nemli bir adA mdA r. Bu i zlemi yaparken dil kA kA temizliAzi de yapmalA sA nA z. Bu sayede aAzA z kokusuna yol aA an etkilerden kurtulabilirsiniz. Dil A zerinde biriken bakteriler ve kalA ntA lar, tat alma duyusunu etkileyebilir. Dil temizliAzi yaparak aAzzA nA zA temiz tutabilir ve tat alma duyunuzun daha i zlevsel olmasA nA saAzlayabilirsiniz. Bu da yiyecekleri ve iA eceklerin tadA nA daha iyi almanA za ve ya zamdan daha fazla zevk almanA za yardA mcA olur. Bu i zlemi evdeki malzemeler sayesinde kolaylA kla yapabilirsiniz. Ka zA kla dil temizliAzi, oldukA a kolay ve maliyetsiz bir i zlem olduAzu iA in son derece idealdir. Dil A zerinde biriken bakteri plaAzA ve kalA ntA lar, enfeksiyon riskini artA rabilir. Bu sebeple dilin dA zenli olarak temizlenmesi, aAzA zda bulunan zararlA mikroorganizmalarA n ve enfeksiyon riskinin azalmasA na yardA mcA olur. Dil temizliAzi, aAzA z saAzlA AzA nA iyile ztirdiAzi iA in baAzA zA klA k sisteminin desteklenmesine de yardA mcA olur. Tat alma duyusunun dA zgA n A alA zmasA na katkA da bulunan aAzA z temizliAzi, sindirim sistemi A zerinde de A nemli bir etkiye sahiptir."} {"url": "https://heryasta.org/genel/ileriki-yaslarda-olusan-agrilar-ve-hareket-kisitliligina-coz", "text": "Öncelikle aktif bir yaşam tarzı benimsemek hareket kısıtlılığı için akla gelen ilk çözümdür diyebiliriz. Sosyal ve keyifli bir hayat için tercih edeceğiniz aktiviteler, sürekli dinamik kalmanızı ve keyifli bir yaşam tarzı oluşturmanızı sağlar. Hem dinamik hayat tarzınızın içinde hobilerinize odaklanır hem de yeni insanlar tanıyarak hayatınıza renk katabilirsiniz. Sosyal etkinliklerin yanı sıra stres yönetimi yapmak, ilaçlarınızı zamanında kullanmak ve sağlık kontrollerinizi düzgünce takip etmek de her zaman çok önemlidir. Bireysel sağlık koşullarınıza uygun çözümler ve destekler bulmak için her zaman öncelikli olarak sağlık uzmanınıza danışabilirsiniz. Osteoartrit: Eklem dejenerasyonu yani eklemlerdeki kıkırdak dokunun aşınması ve yıpranması sonucu ortaya çıkan durum. Romatoid Artrit: Otoimmün bir hastalıktır ve iltihaplanmaya neden olur. Bu hastalık; şişlik, ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Kemik yoğunluğu kaybı: Yaşın ilerlemesi ile kemiklerin yoğunluğu azalabilir. Bu durum osteoporoz adı verilen bir duruma yol açabilir. Osteoporoz, kemiklerin kırılgan ve kırılmaya daha yatkın hale gelmesine neden olur. Travma ve yaralanma: Yaş ilerlediğinde beklenmedik durumlarda yaşanabilecek travma ve yaralanma durumları. Yukarıdaki durumlar haricinde de farklı nedenlerden vücudunuzun belirli yerlerinde ağrılar oluşabilir. Bu sebeple düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırarak ağrılarınızın nedenlerini anlayabilir ve yaşanmasının önüne geçebilirsiniz. Pilates ve yoga, her yaştan yapılabilecek keyifli spor aktiviteleri arasında yer alır. Spor yapmak sağlıklı olduğu gibi hareket kısıtlılığıyla başa çıkmak için de oldukça önemlidir. Yavaş ve kontrollü hareketlerle yapılan yoga; kasları güçlendirir ve esnekliği artırır. Pilates de vücudun merkezini güçlendirerek duruş ve esnekliği artırır. Yaşlılar için pilates; vücut merkezini güçlendirmek, duruşu iyileştirmek ve vücudu dengelemek için önemlidir. Yoga ise yavaş ve kontrollü hareketler, nefes çalışmaları ve meditasyon tekniklerine odaklanarak hem fiziksel hem mental olarak rahatlamanızı sağlar. Pilates son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz bir egzersiz haline geldi. Peki, birden fazla çeşidi olmasının yanı sıra son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz aletli pilates nedir? Aletli Pilates, geleneksel yöntemlerin aksine özel tasarlanmış ekipmanlar kullanılarak gerçekleştirilen bir yöntemdir. Aletli pilates, etkili bir egzersiz yöntemidir. Peki aletli pilates faydaları arasında neler bulunur? Bu yöntem vücutta kuvvet, esneklik ve dengeyi artırır. Ayrıca postürü iyileştirir ve vücut farkındalığınızı artırır. Egzersiz, kasları dengeli bir şekilde çalıştırırken eklem stresini de azaltır. Yoga ve pilates egzersizleri sırasında uzman bir rehber eşliğinde egzersiz yapabilirsiniz. Bu sayede doğru formu ve tekniği öğrenerek sakatlanma riskini de azaltabilirsiniz. Ayrıca sınırlarınızı tanımalı, nefes kontrolü yapmalı, esneme ve ısınmaya dikkat etmelisiniz. Yoga ve pilates sırasında doğru ekipmanları kullanmak da oldukça önemlidir. Bunun yanı sıra dinlenmeye de önem vermelisiniz. Vücudu aşırı zorlamak sakatlanmalara yol açabilir. Pilates egzersizleri; merkezi güçlendirme, duruş düzeltme ve esneklik sağlama gibi günlük hayatımızı doğrudan etkileyen faydalara odaklanır. Yoga ise esnekliği artırırken bir yandan da kasları güçlendirir ve stresinizi azaltır. Pilates ve yoga yaşlılara; güç, denge ve koordinasyon kazandırırken kaslarının esnemesine de destek verir."} {"url": "https://heryasta.org/genel/mevsim-degisikliklerinin-duygusaldalgalanmalar-uzerindeki-etkisi-ned", "text": "Mevsimlerin dönüşümü, doğanın büyüleyici bir gösterisidir; her mevsimin kendine özgü güzellikleri vardır. Ancak, bu mevsim değişiklikleri sadece doğanın dönüşümüyle sınırlı değildir. Aynı zamanda insanların duygusal durumları üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Bu yazıda, mevsim değişikliklerinin duygusal dalgalanmalar üzerindeki etkisini inceleyeceğiz ve bu dönemde ruh sağlığını korumanın yollarını keşfedeceğiz. Mevsimlerin değişmesi, biyolojik düzenimizi de etkileyebilir. Özellikle kış aylarında daha kısa günler ve az güneş ışığına maruz kalmak, bazı kişilerde mevsimsel duygusal bozukluklarına yol açabilir. Araştırmalar, güneş ışığının eksikliğinin serotonin seviyelerini düşürebileceğini göstermektedir. Serotonin, mutluluk ve zevk hissiyle ilişkilendirilir ve bu nedenle düşük seviyeleri halsizlik ve enerjisizlik gibi hislere neden olur. Bu durum, mevsim değişikliği halsizliği olarak adlandırılır. Güneş ışığına maruz kalmak, vücudumuzun serotonin üretimini artırabilir. Bu nedenle, mevsim değişikliklerinde dışarıda daha fazla zaman geçirmek ve güneş ışığını almak, duygusal dengeyi korumak için oldukça önemlidir. Mevsim değişiklikleri, günlerin uzunluğunu ve kısalığını etkileyebilir. Özellikle kış aylarında, daha karanlık günler, melatonin adı verilen uyku hormonunun üretimini artırabilir. Bu nedenle, düzenli bir uyku alışkanlığına sahip olmak ve yeterince uyumak, mevsim değişikliği halsizliği ve duygusal dalgalanmalarla başa çıkmada yardımcı olabilir. etkileyebilir. Bu nedenle, mevsim değişikliklerinde dengeli beslenme programına dikkat etmek önemlidir. Mevsimlerin dönüşümü, bazı insanlarda psikolojik değişimlere neden olabilir. Özellikle sonbahar aylarında, mevsimsel duygusal bozukluk denilen bir durum ortaya çıkabilir. Bu durum, kış depresyonu olarak da adlandırılır ve depresyon belirtileriyle karakterizedir. SAD, kış aylarında düşük enerji seviyeleri, artan iştah ve depresif duygularla kendini gösterir. Bu durum, güneş ışığına maruz kalmanın azalmasıyla ilişkilendirilir ve tedavi edilmesi gerekebilir. Ayrıca, mevsim değişiklikleri yeni bir mevsime geçişle tetiklenen depresyon ve kaygı bozukluklarına da neden olabilir. Örneğin, yazdan sonbahara geçiş, bazı insanlarda endişe ve hüzün duygularını artırabilir. Mevsim değişiklikleri, motivasyon seviyelerimizi de etkileyebilir. Özellikle kış aylarında, soğuk hava ve karanlık günler, enerji seviyelerini düşürebilir. Bu nedenle, mevsim geçişlerinde motivasyonu korumak için fiziksel aktivitelere ve olumlu aktivitelere de zaman ayırmak önemlidir. Mevsim değişiklikleri duygusal dalgalanmalara neden olabilir, ancak bu etkileri azaltmak ve ruh sağlığını korumak mümkündür. Düzenli fiziksel aktivite, endorfin salgılanmasını teşvik edebilir ve ruh halini iyileştirebilir. Her mevsimde açık hava aktivitelerine zaman ayırmak, duygusal dengeyi destekleyebilir. Mevsim meyve ve sebzelerini tüketmek, vücudu gerekli vitamin ve minerallerle besler. Aynı zamanda Omega-3 yağ asitleri içeren somon gibi yiyecekleri eklemek de duygusal dengeyi destekleyebilir. Yoga ve meditasyon gibi rahatlama teknikleri, stresi azaltabilir ve duygusal engeyi sağlamaya yardımcı olabilir. Bu teknikler, mevsim değişiklikleri sırasında zihni sakinleştirmek için etkili bir yol olabilir. Eğer mevsim değişiklikleri duygusal sağlığınızı olumsuz etkiliyorsa, profesyonel psikolojik destek almak önemlidir. Bir uzman, duygusal dalgalanmaları yönetmek için size rehberlik edebilir. Sonuç olarak, mevsim değişiklikleri doğanın büyüleyici bir gösterisi olabilir, ancak duygusal sağlığımızı da etkileyebilir. Bu nedenle, mevsim değişikliklerinin duygusal dalgalanmalar üzerindeki etkisini anlamak ve ruh sağlığımızı korumak için gerekli önlemleri almak önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, rahatlama teknikleri ve gerektiğinde profesyonel destek, duygusal dengeyi desteklemek için kullanabileceğimiz araçlardır."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/2022-yili-kultur-baskenti-bursanin-gorulmesi-gereken-tarihi-yapila", "text": "Bursa, ülkemiz tarihi mirasının temel taşlarından bir tanesi. Yıllar boyu Osmanlı'ya başkentlik yapan ve bunun da ötesinde sayısız medeniyetin izlerini barındıran Bursa, anlata anlata bitiremeyeceğimiz türden bir kültür mirası. Bugün elimizden geldiğince güzeller güzeli Bursa'nın en can alıcı noktalarına mercek tutmaya çalışacağız. O halde biletlerimiz hazırsa, Bursa turumuz başlıyor! Şehir merkezinde yer bulunan Hisar bölgesi bize buranın tarihi hakkında kesin kanıtlar sunuyor. Milattan önce 2500-2700 yıllarını işaret eden bulgular, Bursa il sınırları içinde kalan eski uygarlık bölgelerinin 8500 yıl öncesine kadar uzandığı ortaya koyuyor. Bursa, Milattan önce 4. yüzyılda Bitinya Devleti kurulana dek, çok sayıda koloni ve uygarlığa ev sahipliği yapan köklü bir şehir. Apamea eski adıyla geçen Mudanya kentinin kuruluşunun MÖ 10. yüzyıla dayandığı ön görülürken Uluabat Gölü'nün hemen üstünde yer alan Gölyazı'nın da MÖ 6. yüzyıldan önce kurulduğu düşünülüyor. Sultan 2. Murat tarafından yaptırılan bu camii; medrese, hamam, imaret, çeşme gibi bölgelerden oluşuyor. İşçiliği ve girişte bizi karşılayan tüm detaylarıyla kendine hayran bırakan bir eser Muradiye Külliyesi. Süsleme sanatının farkını ortaya koyduğu ve en üst seviye nakkaşlık sanatının icra edildiği tarihi yapılardan bir tanesine geldi sıra. Yeşil Külliye ve diğer adıyla, Yeşil Camii Külliyesi; adını camii, kütüphane gibi bölgelerinde yer alan eşsiz çini sanatlarından alıyor. Yolunuz Bursa'ya düşerse öncelik listesinde olmayı hak eden bir yapı. Bursa'nın tarihini dolu dolu yansıtan bir başka kültür değerimiz ise Hüdavendigar Külliyesi. Gezdiğiniz ve gördüğünüz her kısmıyla sizi içine alıp tarihini adeta sizlerle paylaşan bir değer. Bursa tarihinin size kucak açtığı ve görseliyle hikaye anlatıcılığı yaptığı bir başka yapı ise Yıldırım Külliyesi. Her külliye gibi burası da kendine has notalar barındırıyor. Özenle düşünülmüş ve sanatlaştırılmış bu yapı Bursa'da gezilecek yerler listemizde kendine kolayca yer buldu. Bursa'nın en ünlü yapılarından biri olan Bursa Ulu Camii, şehrin simge yapılarından. Osmanlı Devleti'nde 1. Beyazid döneminde, 1396-1400 yılları arasında inşa edilen Bursa Ulu Camii, Bursa kent merkezinde yer alan Atatürk Caddesi üzerinde bulunuyor. Kolay erişilebilirliği ve sunduğu tarihiyle turumuzun olmazsa olmazlarından bir tanesi. Kilise camii kategorisine giren bu yapı, çok eskilere dayanan tarihiyle Bursa'da gezilecek yerler arasında. Farklı tarih, din ve kültürlerin etkilerini yansıtan eserlerden. Kültür başkenti Bursa, pek çok dinden izler taşıyor. Asırlar boyu sayısız medeniyeti bünyesinde barındırdığından, bu şehir çok sesli bir tarih de sunuyor. Bu yüzden 2022 Kültür Başkenti Bursa için gerçekleştirdiğimiz bu turda, sizler için Bursa'nın en önemli dini yapılarını da not düşmek istedik. 2. Selim zamanında İspanya'dan kovulan sefarad yahudileri tarafından inşa edilen bu eser, kovulan, sürgün edilen anlamına gelen geruş kelimesinden adını alıyor. Dünya çapında duvarlarına ilk kez resim yapılan kilise unvanını taşıyan bu eseri görmemek olmaz! Bursa; tarihin devleştiği ve taşı-toprağıyla bize bu yurdun sayısız hikayesini tok sesle anlatan bir ata toprağı. Bizden söylemesi, Bursa'dan ayrılmadan önce son olarak bu 5 harika lokasyonu da Bursa'da görülecek yerler listenizde sıraya alın! Türk Dünyası başkenti Bursa medeniyetlerin buluştuğu ve tarihe tanıklık ettiğimiz bir ülke mirasımız. Tarihin ve sanatın buluştuğu ve ete-kemiğe büründüğü bu güzel şehirde unutulmaz anılar yaşayacağınıza eminiz."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/adim-adim-kesfedin-istanbulun-yokussuz-yuruyus-rotala", "text": "Tepeleriyle ünlü bu güzide şehrin her tarafının denizlerle çevrili olması, engebeli yolların bir noktada düzlüklere varması için adeta belirlenmiş sınırlar gibi. Bizlere hem muhteşem deniz manzaraları hem upuzun ve dümdüz yürüyüş alanları sunan İstanbul sahillerinin her biri kendi başına bir gezi rotası. Biraz daha iç kesimlerde ise ağaçların arasında dolaşırken oksijene doyacağınız orman rotalarına ulaşabilirsiniz. Yürüyüş yapmak hem keyifli hem de sağlık açısından birçok faydası olan bir aktivite. Hayatınıza sadece yürüyüş ekleyerek bile sağlığınız adına önemli farklar yaratabilirsiniz. Yürüyüş yapmak ideal kilonuzu korumanıza ve eğer fazla kilonuz varsa kilo vermenize yardımcı olur. Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, inme, kanser ve tip 2 diyabet gibi çeşitli kronik hastalıkların önlenmesinde veya yönetilmesinde yardımcıdır. Kalp damar sisteminizin sağlıklı bir şekilde çalışmasına katkı sağlar. Kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendirir. Kas dayanıklılığınızı geliştirir. Daha enerjik hissetmenizi sağlar. Hafızanızı geliştirir. Zihninizi sakinleştirir ve uyku hijyeninize katkı sunar. Dengenizi ve koordinasyonunuzu geliştirir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Stresi ve gerginliği azaltır. Yürüyüş yapmanın hem bedenimize hem de zihnimize iyi gelen, üstelik herhangi bir ekipmana ihtiyaç duymadan yapabileceğimiz en keyifli aktivitelerden biri olduğunda hemfikiriz artık. Tek başınıza, ailenizle ya da dostlarınızla planlayabileceğiniz yürüyüş rotalarınızı da birer hafta sonu rutini haline getirebilirsiniz. Şimdi sizlere fikir verebilecek birkaç yürüyüş rotasından bahsedeceğiz. 1937 yılında Atatürk tarafından ağaçlandırılması sağlanan orman Bakırköy'e bağlı Şenlikköy ve Basınköy mahalleleri arasında yer alıyor. Otoparkı ve çocuk parkı bulunan Atatürk Ormanı aynı zamanda Florya Sahili'ne de çok yakın. Parkın içinde herhangi bir yeme içme alanı bulunmuyor. Yürüyüşten sonra sahil tarafına geçip deniz manzarası eşliğinde kahvaltı yapabileceğiniz ya da yemek yiyebileceğiniz restoranlar mevcut. Adile Sultan Korusu olarak da bilinen Validebağ Korusu Anadolu Yakası'nın en büyük ikinci yeşil alanı. Kadıköy Koşuyolu ve Üsküdar Altunizade semtleri arasında yer alıyor. Kendine ait otoparkı bulunmayan korunun etrafında park edilecek alanlar ve özel otoparklar bulunuyor. Validebağ Korusu'ndaki yürüyüşünüzün ardından Hababam Sınıfı filmlerinin çekildiği Adile Sultan Kasrı'nı da ziyaret edebilirsiniz. Avrupa Yakası'nın kuzeyinde yer alan Belgrad Ormanı o kadar büyük ki her bir bölgesi farklı bir günde yürüyüş için planlanabilir. Bu kadar geniş bir ormanlık alanda engebeli kısımlar da bulunuyor, ancak yürüyüş ve bisiklet için özel alanlar da hazırlanmış. Örneğin, Neşet Suyu Yürüyüş Parkuru bunlardan biri. Belgrad Ormanı'nın ana girişi olan Bahçeköy'e otobüsle ulaşılabiliyor. Ormanın derinliklerini keşfetmek isterseniz özel araç gerekli. Haftasonları piknik yapmak için gelenlerin de olmasıyla yoğunluk yaşanabileceği için sabah saatlerinde yürüyüşünüzü planlayabilirsiniz. Anadolu Yakası'nın henüz herkes tarafından keşfedilmemiş alanlarından olan Saklı Göl, etrafında rahatça tur atabileceğiniz büyüklükte. Yol üstünde hafif eğilimli alanlar olsa da yürüyüş için rahat bir parkur. Aynı zamanda göl manzarasına karşı kahvaltı yapabileceğiniz ya da yemek yiyebileceğiniz bir restoran da mevcut. Yazının başında da vurguladığımız gibi İstanbul'un sahil kenarları oldukça yürümeye elverişli ve hoş manzaralı yerler. Anadolu Yakası'nda Kadıköy'den Pendik'e kadar uzanan sahil boyu bazı yerlerde kesintiye uğrasa da Caddebostan, Maltepe ve Pendik'te uzun yürüyüşler yapabileceğiniz sahil şeridine ulaşım da oldukça rahat. Marmaray Metro hattı da bu sahil boyunca uzanıyor. İstanbul'un en turistik semtlerinden biri olan Balat'ın sahil tarafı yürümek için keyifli bir rota. Bir tarafta Haliç manzarası bir tarafta tarihi evler olan bu rotayı tamamladıktan sonra, Balat'ın şirin kafelerinden birinde kahvenizi yudumlayarak yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Arnavutköy, Bebek ve Rumeli Hisarı hattındaki boğaz manzaralı yürüyüş rotasında hızınızı kesmemek için fotoğraf çekme kısmını sona saklayabilirsiniz. Bu güzel manzarada biraz zor olsa da yürüyüş sonrasında soluklanabileceğiniz çok fazla kafe ve restoran alternatifi mevcut."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/baharda-kapadok", "text": "Kapadokya, Türkiye'de bulunan benzersiz turistik bölgelerden biri. Bölge; yeraltı şehirleri, peri bacaları, volkanik koni şeklindeki doğal oluşumlarıyla yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi çekiyor. Bununla birlikte Kapadokya, kabarcıklı lav tüfünden oluşan benzersiz doğal güzelliklere de sahip. Görülmeye ve yaşamaya değer yerler arasında; sıcak hava balonu turları, yeraltı şehirleri, doğal oluşumların yer aldığı yürüyüş rotaları, peri bacalarının içinde bulunan tarihi evler ve kiliseler bulunuyor. Kapadokya, Türkiye'nin en popüler turistik destinasyonları arasında yer alıyor. Bu sayede yıl boyunca ziyaretçiler tarafından yoğun bir şekilde ziyaret ediliyor. Bölge, bahar aylarında rahatlıkla gezebileceğiniz bir yer. Bununla birlikte Kapadokya'nın büyülü güzelliği, ağaçları ve doğası insanları etkiliyor. Kapadokya, otel açısından da geniş seçeneklere sahip. Bu sebeple bölgede istediğiniz konumda bütçenize ve isteklerinize uygun olan yerde kalabilirsiniz. Kapadokya tatil rotası yapmadan önce yukarıda yer alan başlıklara göre kendinize keyifli bir yol haritası çıkarabilirsiniz. Kapadokya'nın benzersiz doğal güzelliklerini, tarihi yerleşim alanlarını ve kültürel mirasını deneyimlemek için başlıklara bakarak harika fırsatlar edinebilirsiniz. Yukarıda bulunan yerler, Ürgüp'te keşfetmek için harika bir başlangıç noktası. Ürgüp; Kapadokya'nın tarihi yapılarını, kiliseleri, manastırları ve doğal güzelliklerini keşfetmek için harika fırsatlar sunuyor. Avanos'ta gezilecek yerler arasında bulunan yukarıdaki konumlar, şehir ve bölge hakkında daha detaylı bilgiye ulaşmanıza ve kültürünü tanımanıza yardımcı olacağı için önemli konumlar. Nevşehir, tarihi yerler açısından son derece donanımlı bir şehir olduğu için ziyaretçiler, her gününü dolu dolu geçirebiliyor. Burası, birçok medeniyetin yaşadığı bir yer olduğu için yıllar içinde farklı isimlerle anılmış ve son olarak Göreme ismini almış. Göreme'nin eski isimleri arasında Matiana, Korama, Maccan ve Avcılar da bulunuyor. Nevşehir'in merkezinde birçok yeraltı şehri de yer alıyor. Farklı dinlere ve toplumlara ev sahipliği yapmış olan bu topraklar, toplumların geçmişlerini de gün yüzüne çıkarıyor. Ayrıca Nevşehir'deki tarihi yerleri gezmek için müze kart edinebilirsiniz. Bu sayede pek çok yere ücretsiz bir şekilde girebilir, bölgenin tarihini yakından görebilirsiniz. Merkezde gezilecek yerleri bitirdikten sonra çevrede bulunan yeraltı şehirlerini de ziyaret ederek deneyiminizi zirveye çıkarabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/baharin-keyfini-cikarabileceginiz-tren-rotala", "text": "Bahar ayları, doğanın güzelliğine doyabileceğiniz mükemmel dönemlerden birisi. Ağaçların birbirinden çeşitli tonlardaki rengiyle büyülü bir ortamın oluşmasına imkan tanıyan bahar ayları, tren rotaları oluşturmanız için de doğru bir dönem. Havanın heyecan dolu bahar kokularının hisedildiği bu dönemde romantik bir tren gezisine çıkabilirsiniz. Trenle gidilecek tatil yerleri seçerken trenle seyahat edebileceğiniz konumlara bakarak benzersiz bir rota çizebilirsiniz. Tren yolculuğu, otomobil veya uçak yolculuğuna göre daha az stresli olmasının yanı sıra keyifli ve oldukça konforlu bir seçenek. Ayrıca tren, yolculuk sırasında görülecek manzaralar nedeniyle eşsiz bir deneyim yaşamanıza da olanak tanıyor. Çevre dostu tren sayesinde unutulmaz bir seyahat deneyimi yaşayabilirsiniz. Biletinizi yerel istasyonlardan ya da internet üzerinden rahatlıkla satın alabilirsiniz. Trenle yolculuğa çıkarken yataklı ya da sadece koltuk gibi ayrıntıları da düşünmelisiniz. Hızlı tren olmadan uzun mesafede yer alan bir şehre gidecekseniz yataklı ve odalı seçeneklerden faydalanarak ev konforunda seyahat edebilirsiniz. Bahsi geçen hizmeti alabilmek için tren rotalarına göz atabilirsiniz. Tren yolculuğu için mükemmel bir dönem olan bahar ayları arkadaşlarınızla ya da partnerinizle unutulmaz bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Tren tatili yaparak yorulmadan farklı yerlere gitmek için aşağıdaki tren gezi rotaları arasından istediğiniz şehre ve rotaya karar verebilirsiniz. Bahar aylarında benzersiz bir yolculuk deneyimi yaşamak için satılan ekspresler arasından tercihte bulunabilirsiniz. Güney Kurtalan Ekspresi, Türkiye'nin batısında, Ankara ve Diyarbakır arasında seyahat eden bir hat. Kurtalan Ekspresi'ne binip tren yolculuğu yaptığınız sırada, Ankara'nın bozkırlarını ve güzel doğal manzaraları izleyebilirsiniz. Kara ve deniz manzarasının yanı sıra, Türkiye'nin doğusunda yer alan kültürel zenginlikleri de keşfetmenizi sağlayan hat, Türkiye'de yapılması gereken tren yolculukları arasında popüler bir yere sahip. Göller Ekspresi, Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Kars ve Tatvan arasında seyahat eden bir hat diyebiliriz. Göller Ekspresi sayesinde bahar aylarında göllerin, dağların ve ormanların manzarasını izleyebilirsiniz. Göller Ekspresi, Türkiye'nin doğusunda yer alan güzel doğal alanları keşfetmeniz için de harika bir seçenek sunuyor. Bahsi geçen tren yolculuğu, Türkiye'nin doğusunda yer alan kültürel zenginlikleri keşfetmeniz için de uygun. Göller Ekspresi, doğa sevdalıları için Türkiye'de yapılması gereken tren yolculukları arasında var olan popüler bir seçenek. Tren rotaları, Türkiye'de doğayı ve güzellikleri keşfetmeniz için büyük bir fırsat. Özellikle bahar aylarında üşümeden ve yorulmadan yapabileceğiniz tren seyahati sayesinde Van Gölü'nün benzersiz güzelliğini izleyebilirsiniz. Bahsi geçen ekspres, Türkiye'nin doğusunda yer alan güzel doğal alanları ve kültürel zenginlikleri keşfetmeniz için de harika bir seçenek sunuyor. Bu tren yolculuğu sırasında, Van Gölü'nün yanı sıra Türkiye'nin doğusunda bulunan diğer göl ve dağların manzarasını da izleyebilirsiniz. Van Gölü Ekspresi, gezginler için Türkiye'de yapılması gereken tren yolculukları arasında bulunuyor. Batı Karadeniz Bölgesi'nde yer alan tren rotası, Zonguldak ve Karabük arasında hareket ediyor. Tren, benzersiz Karadeniz coğrafyasının manzarasını izlemenize olanak tanıyor. Ayrıca bahar aylarında ormanların rengi değişirken görülebilecek manzaralar sunan tren rotası, Karadeniz sahilinde yer alan kasaba ve kentlerin güzelliğini de gözler önüne seriyor."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/cebeciden-kizilaya-yurum", "text": "Bana kalırsa yürümek iyi gelir insana her koşulda ve her şartta. Yürümenin faydaları bilimsel olarak da kanıtlanmış bir durum üstelik. Örneğin, nörobilimci Shane O'Mara, yürümenin mutluluğu arttırdığı ve bizi mental olarak daha sağlıklı kişiler haline getirdiği görüşünde. Sadece bu da değil, yürümek aynı zamanda spritüel de eylemdir. Werner Herzog, Buzda Yürüyüş kitabında, Paris'te yaşayan yakın arkadaşı Lotte Eisner'ın hastalandığını öğrenince, alışılmadık bir işe kalkışıp Münih'ten Paris'e doğru yürümeye karar verir. Herzog, şayet Münih'ten Paris'e doğru yürümeyi başarırsa, arkadaşı Lotte Eisner'in hayatta kalacağına inanır mesela. Dolayısıyla hangi saiklerle yapılırsa yapılsın, yürümenin insanın ruhuna ve zihnine iyi geldiği gayet açık. Türkiye özelinde konuşacak olursak, Ankara memleketin yürüyüş dostu kentlerinin başında geliyor. Ankara, özellikle Cumhuriyet'in ilanından sonra büyük bulvarları, geniş kaldırımları ve çok daha önemlisi neredeyse tek hat üzerinden genişleyen şehir planlamasıyla yürümenin elverişli olduğu nadir illerimizden birisi. Ankara sokaklarını arşınlamaya alışkın olanların en sevdiği rotaların başındaysa Cebeci-Kızılay arası geliyor. Burası, özellikle Mülkiye, İLEF ya da Ankara Hukuk'ta okuyanların çok iyi bildiği bir hat. Cebeci'den Kızılay'a yürümenin ilginç, mistik bir yanı var hiç kuşkusuz. Yürüme hızına bağlı olarak 20 dakika süren bu yürüyüş rotasında herhangi bir yere sapmadan istenilen yere ulaşılabilir. Yürüyüş rotasında önemli tarihi mekanların önünden geçmek de mümkündür. Üstelik yolun ortasına denk gelen Kurtuluş Parkı bir anda sizi binaların arasından çekip dev kestane ağaçlarının ortasına bırakır. Kurtuluş Parkı'na gelmeden Ankara'nın eski mekanlarından Bale Kundura vardır. Dükkanı 54 yıldır burada asılı olan Nurettin Cebeci her daim takım elbiseli ve cilalı ayakkabılarıyla caddenin şüphesiz en eski ve en şık esnaflarından biridir. Yolun biraz aşağındaysa Foto Naci. 1958 yılında Naci Ertem tarafından açılan Foto Naci aynı zamanda ünlülerin fotoğrafçısı olarak da bilinir. Ankara'dan çıkan bir çok isim buraya uğramış, başta Reha Muhtar olmak üzere birçok sanatçının vesikalık ve mezuniyet fotoğrafı bu dükkanda çekilmiştir. TED Koleji'nden mezun olan her öğrenci mezuniyet fotoğrafı da yıllardır Foto Naci'de çektirilir, dükkanın vitrininde geçen yılların nişanesi olarak durur. Dolayısıyla, madem yolunuz buraya düştü, vesikalık ihtiyacınız da var. Foto Naci, sizi beş dakikada film artistleri gibi bir portrenizi çekebilir. Vesikalık da Reha Muhtar gibi çıkmak isteyenler de olabilir elbette. Foto Naci sihirli objektifiyle sizi kolaylıkla Reha Muhtar haline getirebilir. Cebeci-Kızılay, güzergahın en güzel duraklarından biri; az evvel bahsettiğimiz Kurtuluş Parkı'dır. 80'li yılların başında açılan Kurtuluş Parkı büyük ağaçları, çimenleri ve havuzuyla hem yürüyüş yapmak hem de dinlenmek için birebirdir. Sonbaharda yapraklar yavaş yavaş sararmaya başlamış, havaların soğumasıyla herkes evlerine doğru çekilmişken, etrafta yürüyüş yapmanın kıymeti çok ayrıdır. Bahar ve yaz aylarında ise, curcunası, kaykaycıları, etrafa yayılan iğde kokuları ve yosun kaplı havuzun başında çay içenleriyle Cebeci'nin kurtarılmış bölgelerinden biridir. Kurtuluş Parkı içerisinde sadece yürümek değil, bir ağacın gölgesinde sessizce bankta oturmak da iyi gelir insana. Burası sadece yürüyüş için değil, aynı zamanda spor yapmak için de elverişli bir yerdir. Ankara, biraz da memur kenti olduğu için tüm ciddiyetiyle takım elbisesini bile çıkarmadan, spor aletlerinin başında günlük spor ihtiyacını karşılayanları görebilirsiniz. Takım elbiseli fitnessçıları geride bıraktıktan sonra, banklarda oturup, çekirdek, cep telefonu kapları ve sadece etrafı izlemek için o an orada oturanları görebilirsiniz. Parkta aynı zamanda Selim Turan'ın Sarı Kız Heykeli de mevcuttur. Ankara'da son zamanlarda esrarlı biçimde kaybolan heykeller hatırlanınca, Selim Turan'ın heykelini neden bu kadar yükseğe yaptığı daha iyi anlaşılır belki. Foto Naci'den, Bale Kundura'dan ve Kurtuluş Parkı'ndan sonra ufuk çizgisinde Kızılay belirmeye başlar. Özellikle, binaların pencerelerine asılmış devasa İngilizce kurs ilanı yazılı tabelalarını görmeye başladıysanız, Kızılay'a gelmiş bulunmaktasınızdır. Bence soluğu çok vakit kaybetmeden Mülkiyeliler Birliği'nde alabilirsiniz. Orada dinlemek size iyi gelecektir. Cebeci Kızılay hattında yürümenin bir çok faydası vardır. Bu hat üzerinde yürürken, kafada birikmiş sorulara yanıt bulabilir ya da artık kafaya takmayı bırakabilirsiniz. Bundan başka, hiçbir şey düşünmeden, kafaya takmadan sadece bu hat üzerinde, zamanı yavaşlatarak etrafı izleyerek, mevsim geçişlerini yakalayarak varılmak istenilen istikamete gidersiniz. Ankara'da yaşıyorsanız, bence hayatınızda bir kez bile olsa bu hat üzerinde yürüyüş yapmalısınız. Muhakkak iyi gelecektir."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/istanbulda-gezilecek-en-guzel-5-sah", "text": "İstanbul tarihin ve medeniyetlerin şehri, bunu hepimiz biliyoruz. Ancak trafiğin ve insanın çok olduğu bu şehirde zaman zaman hepimiz uzaklaşmak, huzur bulmak da istiyoruz. Sahiller ise bu konuda oldukça işe yarar. Özellikle pandemi döneminden sonra hepimiz açık havada bulunmanın önemini çok iyi anladık. Kendimizi sahillere attığımız ve tatlı meltemin tadını sevdiklerimizle beraber çıkardığımız bu aylarda, istanbul'un güzel sahillerinden bahsetmesek olmazdı! Yalnızca mimari, tarih ve sanat değil, sahiller hakkında da oldukça iddialı bir şehir İstanbul. Bugün İstanbul'da gezebileceğiniz ve atmosferiyle adeta kendinizi yenilenmiş gibi hissedeceğiniz 5 sahilden bahsedeceğiz. Turistlerin, sporcuların, nefes almak isteyen herkesin favorilerinden olan Beykoz Sahilinden başlayalım haydi! Tatlı bir kasaba olan Beykoz'da yaklaşık 800 hane bulunuyor. Burada yaşayanlar ise genel olarak odunculuk, bahçıvanlık ve balıkçılıkla uğraşıyorlar. Pazarıyla da meşhur olan bu tatlı kasaba hem İstanbulluların hem de turistlerin sık sık uğradığı ve uğramaktan keyif aldığı bir İstanbul Sahili. Aurasıyla farklılaşan ve Pazar ürünleriyle sofralara lezzet katan bir semttir Beykoz. Avrupa yakasının göz bebeği Beşiktaş Sahili herkesin ilgisini çekmeye tek başına yeter de artar diyoruz. Turistlerin de ayrıca yoğun ziyaret akınıyla karşılaşan Beşiktaş sahili, pek çok cafe-restoran alternatifiyle sosyalleşmek adına bizi çok destekliyor. Kıyı şeridi küçük bir alanda yer alan Beşiktaş Sahili, hayat dolu atmosferiyle en güzel buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Hızını alamayanlara ise ek tavsiyemiz şu; Ortaköy Camiine kadar ilerleyin ve o eşsiz manzarayı mümkünse hem gece hem de gündüz tecrübe edin! Harika boğaz manzarasının efsanevi derecede leziz restoranlarla taçlandığı Kireçburnu Sahili insanda şiirsel bir şeyler uyandırıyor. İlham perileri size bir süredir uğramıyorsa emin olun her biri o sırada Kireçburnu Sahilindedir. Huzurlu manzaraya karşı bir şeyler yemek ise sevdiklerinizle başta basit gibi görünen fakat aslında eşsiz anılar biriktirmenizi sağlayacak. Ancak sizi uyaralım; burası oldukça rağbet gören bir sahil. Dolayısıyla restoranlara baştan ulaşıp rezervasyon yaptırmanız daha yerinde olacaktır. Bize teşekkür ettiğinizi şimdiden duyar gibiyiz! Deniz kokusunun ve pazar sabahlarının popüler adresi Bostancı Sahili... Kadıköy ve Anadolu yakasında yer alan, herkesin çimlerde keyifli vakit geçirdiği bu sahil, zaman zaman yunusların bile uğrak noktası desek? Geniş bir alana yayılan Bostancı Sahili, bir termos kahve, favori kitabınızla harika bir terapiye dönüşüyor. İster arkadaşlarınızla cumartesi akşamını gitar ezgileriyle taçlandırın isterse sporunuzu dilediğinizce yapın. Bu sahil cidden motivasyon anlamında İstanbullulara çok şey katıyor! Unutmadan; yoga severler için de harika bir yenilenme vadeden bir sahildir kendisi... Sakinlik arıyorsanız, biraz düşünmek istiyorsanız veya yalnızca açık havada mindful bir meditasyon gerçekleştirmek istiyorsanız sahilinizi buldunuz bile! Bebek'te üç-beş tur atmayan veya atıp da bundan keyif almayan var mıdır? Hiç sanmıyoruz! Bebek Sahili; nezih atmosferi ve sosyalleşmek, spor yapmak, yürüyüş yapmak gibi pek çok alandan farklı aktiviteler adına uygun bir sahildir. Arkadaşlarla birlikte keyif kahvesi içmek cumartesileri pek çok kişinin yapmaktan hoşlandığı bir aktivite. Sahil şeridinde sıklıkla yer alan cafe ve restoranlarla dolgun bir seçenek yelpazesi sunan Bebek Sahili, geniş denebilecek bir alanda ferah bir atmosfer vadediyor. İster Pazar sabahları sporun tadını çıkarın ve doyasıya ter atın isterse en değerlilerinizle günü güzel bir yemek veya kahveyle taçlandırın. Bebek Sahili hemen hemen her aktivite için uygunluğuyla öne çıkıyor."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/mardinde-bahar-gezi", "text": "Mardin, tarihi yapısı ve sahip olduğu benzersiz mimarisiyle pek çok gezginin ilgisini çekiyor. Şehirde dokusuyla merak uyandıran birçok kale, han, manastır, kervansaray ve kilise yer alıyor. Güneydoğunun tarihini ve kültürünü tam anlamıyla sunan şehir, büyüleyici güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Mardin, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alıyor. Şehir; Diyarbakır, Batman, Siirt ve Şanlıurfa gibi tarihi ve doğal güzelliğiyle ünlü şehirlere de komşu konumunda. Mardin, güneydoğuda yer almasına rağmen Akdeniz ve karasal iklim arasında bir havaya sahip. Şehrin kuzey bölgesinde bulunan dağlar, şehrin iklimi üzerinde son derece etkili. Mardin, yaz aylarında oldukça sıcak ve kurak bir havaya sahip olduğu için özellikle bahar dönemlerinde keyifle gezilebilecek bir şehir. Bu sebeple şehrin tarihi konumlarını gezebilmek için bahar aylarını tercih edebilirsiniz. Şehre gittiğinizde aşağıda yer alan Mardin gezilecek yerler listesindeki konumlara giderek şehir hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Mutlaka görmeniz gereken Mardin gezilecek yerler listesindeki konumlarla ilgili detaylı bilgiye de aşağıdaki başlıklara göz atarak ulaşabilirsiniz. Mardin'de yer alan Ulu Camii, Anadolu'nun en eski camisi olarak biliniyor. Mardin gezi planı yaparken burayı ilk sıraya yerleştirebilirsiniz. 12. yüzyılda inşa edilen cami, Selçuklu dönemine ait bir yapı. Kesme taştan yapılmış olan mimarinin içerisinde süslemelerle bezenmiş mozaikler de yer alıyor. Ayrıca cami, Mardin'in tarihi ve kültürel zenginliğini de yansıtıyor. Bölgedeki en önemli tarihi ve kültürel yerlerden biri olan kilise, 4. yüzyılda Bizans döneminde inşa ediliyor. Kilisenin Süryani topluluğu tarafından ibadet yeri olarak kullanıldığına inanılıyor. Dara, Mardin ilinin yakınında yer alan bir antik kent. Bizans döneminde kurulan antik kent; Roma, Bizans ve Pers İmparatorlukları dönemlerinde önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Birçok farklı kültüre eşlik eden bu yeri de gezebilirsiniz. Mardin'in tarihi yerleri arasında bulunan Bakırcılar Çarşısı, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden bu yana bakır işleme ve satışın yapıldığı önemli bir yer. 14. yüzyılda inşa edilen medrese, bölgedeki Selçuk dönemi mimarisinin önemli örneklerinden biri. Medrese; zengin süslemeleri, iç içe geçmiş seramik ve taş işçiliği gibi ayrıntıları ile de göz kamaştırıyor. Mardin, farklı kültürden toplumlara ev sahipliği yaptığı için birbirinden lezzetli yemeklere sahip. Mardin yemekleri arasında yer alan benzersiz lezzetleri şöyle sayabiliriz. Genellikle et, sebze ve baharat gibi malzemelerle yapılan çorba, özellikle bağışıklığınızın düştüğü dönemlerde enerji veriyor. Bu çorba, Mardin ve çevresinde yerel lezzetler arasında yer alıyor. Arap mutfağının önemli yemekleri arasında yer alan kibbe, genellikle et ve bulgur unu kullanılarak hazırlanıyor. Dibek kahvesi, Mardin lezzetleri arasında yer almasının yanı sıra kuvvetli bir lezzete sahip olduğu için son derece beğenilerek tüketilen bir içecek. Mardin'e özgü yemeklerden biri olan ikbebet; et, pirinç ve sebzeler kullanılarak hazırlanan ve baharatlarla tatlandırılan yöresel lezzetler arasında bulunuyor. Mardin gezisi sonrasında yaşadığınız şehre dönerken, bölgedeki anılarınızı pekiştirecek ürünlerden satın alabilirsiniz. Mardin'den dönerken hem kendinize hem de sevdiklerinize almak için şehre özgü el sanatlarından ve eski evlerin bulunduğu duvar resimlerinden tercih edebilirsiniz. Ayrıca lokum, kahve ya da kumaş gibi farklı türdeki hediyelikleri de tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/masallari-andiran-guzellikleriyle-gitmeniz-gereken-sonbahar-sehirle", "text": "Safranbolu, tarihi taş evleri, dar sokakları ve sonbaharda rengarenk yapraklarıyla büyüleyici bir sonbahar destinasyonudur. Burada sonbaharın tadını çıkarırken, Safranbolu'nun UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi evlerini keşfetmek unutulmaz bir deneyim olacaktır. Abant, muhteşem göl manzarası ve çevresini saran ormanlarıyla ünlüdür. Sonbaharda bu bölge, ağaçların altına serpilmiş renkli yapraklarla kaplanır. Yürüyüş yapmak ve temiz havanın tadını çıkarmak için mükemmel bir yerdir. Eğer sonbaharda İstanbul yakınlarında balayına çıkmak isterseniz sonbahar manzarasıyla romantik bir tatil geçirebilirsiniz. Bursa, tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle ünlüdür. Sonbaharda Bursa'da dolaşırken, tarihi Osmanlı yapılara ve şehri çevreleyen yeşil dağlara hayran kalacaksınız. Sonbahar rotanıza Bursa'nın köylerini de ekleyebilirsiniz. Bolu, yemyeşil ormanları ve Abant Gölü ile ünlüdür. Sonbaharın gelmesiyle bu bölge, renkli ağaçlarla süslenir. Yürüyüş yaparken kuş sesleri size eşlik eder ve doğanın tadını sonuna kadar çıkarmanızı sağlar. Japonya'nın Kyoto şehri sonbaharın başlangıcında kırmızı yapraklarıyla ünlüdür. Burada sonbaharın tadını çıkarırken, tarihi tapınakları ve bahçeleri keşfedebilirsiniz. Vermont, Amerika Birleşik Devletleri'nde sonbaharın en güzel yaşandığı bölgelerden biridir. Renkli ağaçlarla kaplı tepeler ve köyler, bu bölgeyi sonbahar tatili için mükemmel bir seçenek haline getirir. Barselona, sonbaharda hala sıcak ve güneşli günler sunar. Bu şehirde sonbaharın tadını çıkarırken, ünlü mimari eserleri, plajları ve lezzetli yemekleri deneyebilirsiniz. Bu sonbahar, doğanın muhteşem güzelliklerini keşfetmek için bu şehirlerden birini seçin. Türkiye'de veya yurt dışında, sonbaharın büyüleyici atmosferini yaşamak için kendinize bir güzellik yapın."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/ozleyenlere-eski-istanbulda-bir-pazar-gu", "text": "Pazar günlerinin hayalini kurarak geçirdiğimiz haftamızın nihayet sonuna gelmişizdir. Birçoğumuz, ortak tatil günü olan pazar günü için hafta boyunca neler yapacağını düşünür. İşe ya da günlük rutinlerimize dönmeden önceki son değerli özgürlük günümüzü boşa harcamadığımızdan emin olmak için yapacak bir şeyler bulmak oldukça değerli. Pazar günü yapılacak şeyleri düşünmek bazen zor olabilir. Yapılacak pek çok farklı aktiviteyi önceki haftalarda yapmış ve sanki geri pek bir şey kalmamış gibi hissediyor olabiliriz. Birkaç haftanın da öncesine; birkaç yıl, hatta birkaç on yıl geriye gidip eski İstanbulluların pazar günleri neler yaptığından ilham alalım dedik. Günümüzde sınırları Kocaeli'den Tekirdağ'a uzanan İstanbul'un, çok değil daha 100 yıl öncesine kadar merkezi Eminönü, Beyoğlu ve Üsküdar bölgesi ile sınırlıydı. Ortaköy, Florya, Bebek ya da Beykoz şehrin dışı sayılırdı. Şimdi ise İstanbul'un her ilçesi ya da semti neredeyse ayrı bir şehir merkezi. Pazar aktivitemizin odağını eski İstanbul'a çevirdiğimiz için sınırlarımızı da şu an Fatih ilçesine bağlı olan Eminönü bölgesi ile Beyoğlu ve Üsküdar ilçeleri olarak belirliyoruz. Şehrin gürültüsünü karşılaştıracak olsak şimdikiyle yarışamazdı belki ama İstanbul'un curcunası hiçbir zaman eksik olmadı. İnsanlar da her zaman kendilerini ait hissettikleri doğaya, yeşile kaçma dürtüsüyle hareket ettiler. Gülhane Parkı da şehrin içinde kocaman ağaçlarıyla, rengarenk çiçekleri ve cıvıltılı kuşlarıyla ziyaretçilerini ağırladı. Üstelik o zamanlarda festival alanı gibi insanların eğlenebilecekleri aktiviteler de parkta yer alırmış. Hayvanların hapsedilmesini desteklemesek de bir zamanlar Gülhane Parkı'nda bir hayvanat bahçesi de yer alıyordu. Üstelik parkta Barış Manço, Cem Karaca gibi Türkiye müzik tarihine damga vurmuş isimlerin de konser verdiği bir konser alanı da bulunuyordu. Şimdilerde yine benzer şekilde parkın daha keyifli hale gelmesi için çalışmalar yapılıyor. Konser ve söyleşi gibi etkinlikler tekrar düzenlenmeye başladı. Büyükşehir Belediyesi'nin internet sitesi ya da sosyal medya hesaplarını takip ederek etkinlikler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Yürüyüş alanları, çocukların rahatça oynayacağı parklar ve belediyeye ait restoran ve kafeler bulunuyor. Bir diğer restoran ise İstiklal Caddesi'nin Taksim girişinde, Fransız Kültür Merkezi'nin hemen karşısında yer alan Hacı Baba Lokantası. 1921 yılında Hüsn-ü Tabiat adıyla konuklarını ağırlamaya başlamış. 1950 yılına kadar da bu isimle devam etmiş. Üç farklı yemek salonu olan Hacı Baba Lokantası'nın en çok tercih edilen yemekleri ise kuzu tandır, patlıcanlı hünkar kebap, beğendili kebap ve dana kapama. Bahsedeceğimiz son restoran ise Develi Lokantası. İlk şubesi 1912'de Gaziantep'te açılan lokantanın sahibi Develi ailesi bir süre sonra İstanbul'a taşınmış ve işlerini büyütmeye karar vermiş. 1966 yılında Samatya'ya yerleşerek burada hizmet vermeye başlamışlar. Yemeklerinde kullandıkları malzemelerin tamamı yöresel: Yağ Urfa'dan, bulgur ve salça Antep'ten, biber Maraş'tan... Fıstıklı kebap, yuvalama ve simit kebabı Develi Lokantası'nın spesiyalleri. Kurucuları Antepli olunca baklavasız bir kapanış da düşünülemez tabii. Hamam kültürü günümüzde yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuş olsa da Osmanlı'dan günümüze ulaşmış ve özellikle kadınlar için bir sosyal aktivite olarak günlük yaşamda varlığını sürdürmüştür. Bayram hamamı, gelin hamamı gibi özel günlerin dışında kadınların toplanıp eğlendikleri, sohbet ettikleri ve aynı zamanda temizlendikleri sosyal aktivitelerden biridir. Mahalle kültürünün yaşadığı bölgelerde de hala devam ediyor. Kadın arkadaşlarınızla böyle bir hafta sonu planı yapmak isterseniz gidebileceğiniz tarihi dokusunu koruyan hamamları şu şekilde sıralayabiliriz: Cağaloğlu Hamamı, Çemberlitaş Hamamı, Mihrimah Sultan Hamamı, Hürrem Sultan Hamamı, Galatasaray Hamamı, Süleymaniye Hamamı, Kocamustafapaşa Hamamı, Üsküdar Şifa Hamamı. İstanbul halkının denize girmeye başlaması ve plaj kültürünün oluşması sonraki dönemlerde ortaya çıkmıştır. Rusya'daki devrimden kaçan Beyaz Ruslar Florya'dan başlayarak tüm İstanbul'da deniz hamamı adı verilen plaj alışkanlığını başlatmışlardır. Menekşe Plajı, Caddebostan Plajı, Salacak ve Küçüksu Plajları ile Boğaz'da halk plajları da bu dönemden itibaren ortaya çıkmaya başlamış ve İstanbulluların pazar günü aktivitelerinden biri haline gelmeye başlamıştır."} {"url": "https://heryasta.org/gezi-rehberi/tatil-icin-hangisi-size-uygun-tura-katilmak-yada-kendin-planlam", "text": "Hayatı boyunca mutluluğu arayıp duran insanoğluna verilmiş en büyük nimetlerden biri de seyahat etmek değil midir? Tatiller ve özellikle yaz tatili hepimiz için oldukça özel zamanlardır. Bu süre zarfında sevdiklerimizle olup güzel zamanların tadına varmak isteriz. Akıllarda tatile çıkmadan hemen önce sıkça düşünülen bir soru vardır. Bu soru tabii ki kuşkusuz; Acaba tatil planını biz mi belirlesek yoksa bir tur firmasıyla mı yola çıksak? ikilemidir. Bu hususta insanların ikiye ayrıldığını söylemek mümkündür. Tur insanları ve özgür ruhlar. Peki, siz hangisisiniz? Gelin, yazımızdan bunu birlikte öğrenelim! Tatilimizi kendimiz planlayacaksak kesinlikle çok iyi plan insanları olmalıyız değil mi? Bir tatili kendi insiyatifimizle baştan sona, tüm detaylarıyla planlamak ve acele etmemek plan yapmanın en önemli koşuludur. Planlı olmanın yanı sıra plan alternatiflerini çok tutmak da bir başka önemli nokta. Bu sayede oluşabilecek olası aksiliklerin tatilinizi zorlaştırmasına izin vermemiş olursunuz. Gönlünüzce yaptığınız planlar yalnızca sizin istek ve hedeflerinizi baz aldığından size kendinizi çok iyi hissettirebilir. Tura katılmak da bir başka tatil yapma biçimidir. Tur şirketleri pek çok konu hakkında müşterilerine kolaylık sağladıkları için oldukça cazip birer seçenek olabiliyorlar. Vize, evrak ve başvuru gibi işlemlerde tur firmaları sayesinde daha az çaba harcayarak, gerekli ücret karşılığında süreci emin ellere bırakabilirsiniz. Planlama ve bütçe kurma açısından vaktiniz yoksa veya plan insanı değilseniz bir tur şirketi ile tatil yapmak sizin adınıza daha cazip bir seçenecek olabilir. Bunun haricinde bazı tur etkinliklerinin tam anlamıyla ihtiyacınıza cevap vermesi ihtimali de söz konusu olabilir. Farz edelim ki tur firmasıyla anlaştık ve o harika turu bulduk. Ne gibi faydalar ve avantajlar bizi bekliyor? Gelin, konunun detayına inelim! Planlama ciddi bir mesaidir! Günlük hayatın içerisinde buna vakit ayırmak zorlaşabilir. Kaldı ki, her insan iyi planlama yapmalı diye bir kıstas da yok öyle değil mi? Rahat etmek ve yalnızca tatile odaklanmak en doğal hakkınız. Bırakın, plan önünüze hazır gelsin, siz de keşfetmenin keyfine sevdiklerinizle beraber doyasıya varın. En önemli yerler hemen hemen herkesin ilgisini çeker. Turla tatile çıkmak ah keşke! deme ihtimalini göze almak istemeyenlerin öne çıkan tercihidir. Tur firmaları her zaman en doğru ve popüler lokasyonları öncelik olarak listeye eklerler. Zaman yönetimi konusu bazen yeni yerler gezerken zorlayıcı olabiliyor. Yeni yerler bizi öyle büyülüyor ki aynı lokasyonda takılıp kalabiliyor ve zamanı doğru yönetemeyebiliyoruz. Tur firmalarıyla çıkılan seyahatlerde böyle bir sıkıntı yaşanmasının önüne geçebilirsiniz. Bireysel seyahatler özgürlük tanır. Keyfinizin götürdüğü yere gitmenin avantajları da oldukça cezbedicidir. Bakalım, bireysel bir seyahate çıktığımızı düşününce bizi ne gibi güzel detaylar bekliyor! Plansız olmanın bir avantajı da kendimizi spontane planların macerasına bırakıp gençlik enerjisiyle kuşlar gibi özgür hissedebilmemizdir. Tur firmalarının bulduğu otel ve kalacak yerler fiyata dahil olduğundan bu bazı durumlarda biraz tuzluya gelebiliyor. Tatil planlama sırasında bundan ötürü lokasyonu sizin belirlemeniz daha avantajlı olabiliyor. Bu sayede harcamak istediğiniz parayı daha farklı alanlara yönlendirebiliyorsunuz da. Kendi bütçeniz, kendi tatiliniz! Sizin planladığınız bir tatili tabii ki de sizin bütçeniz finanse edecek ve harita biraz da buna göre çizilecektir. Ekstra fiyatlara mal olabilen ek varış noktaları ve ilginizi çekmemesi muhtemel yerler aradan çıkarıldığında parasal anlamda daha büyük bir avantaj elde edebilirsiniz. Paranızı daha çok ilginizi çeken başka destinasyonlar veya alışverişler için harcamak sizi çok daha mutlu edebilir!"} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/parkinsona-egzersizle-dur-", "text": "Parkinson 200 yıldır tanımlanan bir hastalık olsa da, dünya gündemine Geleceğe Dönüş filmiyle ünlenen Michael J. Fox'un çalışmalarıyla girdi. Hareketleri kısıtlayan, iletişim kayıplarına yol açan hastalık, yaşam kalitesini düşürerek Titrek felç olarak da tanımlanıyor. Hastalığın tıp literatürüne girişinin 200'üncü yılında Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği hastalara yönelik bir egzersiz videosu hazırladı. Hareketlerde yavaşlamayla seyreden ve kendini gösteren hastalığın tedavisinde ilaçlar kadar egzersizler de önemli rol tutuyor. Parkinsonlu hastalar için egzersiz yürüme, denge, esneklik ve kavrama gücünün devamlılığını sağlıyor. Haftada en az 2 buçuk saat egzersiz yaşam kalitesinin yükselmesi açısından da önemli. Düzenli egzersizlerin zihinsel gelişimin sağlanmasında da rolü var. Yorgunluk, ruh hali, uyku problemlerinin giderilmesine yardımcı oluyor, dopamin salgılanmasını sağlıyor. Doktorların gözetiminde verilen egzersizler yanında düzenli yürüyüş, ağırlık ve kardiyo egzersizleri de ilerleme sağlıyor. Derneğin hazırladığı video başlangıç aşamasında fikir vermeyi ve gelişme sağlamayı hedefliyor."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/pozitif-bir-hayata-dogru-kucuk-adiml", "text": "A oAzumuzun evde vakit geA irdiAzi, alA zkanlA klarA mA zA n deAzi ztiAzi bu bir yA lda bazen olumlu hissetmek de motivasyon bulmak da zor oluyor. Kendimizi yormadan ama kA A A k adA mlar atarak, olumsuz dA zA ncelerin etkisini azaltabilir, hayat kalitemizi, A evre ve ili zkilerimizi dA zenleyebiliriz. Bazen kA A A k olumsuzluklar bile motivasyon kaybA na neden olabiliyor. Yeni kararlar almak ama o kararlara yeterince uyamamak gibi. BunlarA dA zA nmek, ba zarA sA z hissetmek, yeni zeyler deneme konusunda giderek daha A ekingen olmamA za neden oluyor. a sOlumlu dA zA nmeye ba zlayalA ma demek kli ze gibi gelse de bakA z aA A sA nA deAzi ztirmeye yarayan bir iki ufak alA zkanlA k deAzi zikliAziyle daha pozitif olmanA z mA mkA n. A A nkA pozitif olmak da A Azrenilebilen bir zey. Bazen insan ya zadA klarA kar zA sA nda sorgulamaya girerek kendini sA rekli a sNedena sorusunu sorarken bulabiliyor. Elbette neyin nasA l olduAzunu A Azrenmek, sorunu tespit edip ona gA re A nlem almak A nemli. Ancak bu soruyu sA rekli sormak da bir sA re sonra ba zka sorular sormanA za engel oluyor. Sorunun ne olduAzunu A A zdA kten sonra a sNedena demeyi bA rakA n. Sizi bir sonraki adA ma ta zA yacak sorularA bulun. a sNeden tembel olduma , a sneden hata yaptA ma demek yerine, a sBu hatadan ne A Azrendima , a sNasA l daha verimli olabilirima demek, sizi bir sonraki adA ma ta zA r. Sakinle zmeyi ve a sA nA mA ze bakalA ma demeyi ba zarmak iA in kendinize bir sA re tanA yA n ve o sA renin bitiminde ya zadA AzA nA z olayA a sNedena diye sorgulamayA bA rakA n. A nsan elbette hayatA ndaki herkesi seA emez ancak sizi negatif etkileyen insanlarla ili zkilerinizi sA nA rlayA n. A nce kendinize a sA evremde beni olumsuz etkileyen insanlar var mA ?a diye sorun. OnlarA n moralini dA zeltmek iA in harcadA AzA nA z enerji kendinize ayA rdA AzA nA z zamanA n da azalmasA na neden oluyor. Bu insanlarla tamamen gA rA zmeyi bA rakmanA z gerekmez ancak geA irdiAziniz zamanA kA sA tladA AzA nA zda bile A zerinizdeki olumsuzluk hissinin azaldA AzA nA gA receksiniz. Bir sA re sonra sizi yoracak, hevesinizi kA racak bA yA k hedefler yerine kA A A k hedeflerle ilerleyenlerin daha hA zlA yol aldA AzA nA ara ztA rmalar ortaya koyuyor. BA yA k hedefler uzun vadede motivasyonu azalttA AzA iA in zararlA . HA zlA gitmek yerine yava z yava z ilerlemeye alA zA n. BA ylece hedefinize ula zamadA AzA nA zda ya zadA AzA nA z hayal kA rA klA AzA nA n da azalmasA nA saAzlarsA nA z. Mesela her gA n 7 bin adA m atma hedefiniz varsa, bunu bazA gA nler ev egzersizleriyle deAzi ztirin. Bu egzersizleri de basit tutun. BA ylece bazA gA nler yA rA mek, bazA gA nler evde egzersiz yapmak sizin dA zenli egzersiz halinde olmanA zA saAzladA AzA gibi, motivasyonunuzu da korumanA za yardA mcA olur. Bir sA re sonra sizi yoracak, hevesinizi kA racak bA yA k hedefler yerine kA A A k hedeflerle ilerleyenlerin daha hA zlA yol aldA AzA nA ara ztA rmalar ortaya koyuyor. Tav zanla kaplumbaAza hikayesini unutmayA n. Bazen insan A nA nde bir sorun olmasa da motivasyon bulmakta zorlanabilir. Bu durumda iA inizden bir zey yapmak gelmiyorsa, kendinizi rahat bA rakA n. SA rekli a sYapamA yoruma demek yerine, a sYapmA yorum, biraz dinleneceAzima deyin. O sA renin sonunda elinizdeki i zi bitirmek iA in kendinize yarA m saat sA re verin. YarA m saatte daha verimli A alA ztA AzA nA zA gA receksiniz. Pek A ok bilim insanA ve ara ztA rmacA 5 dakika mola, 25 dakika i z mantA AzA na dayanan Pomedo metoduyla A alA zA yor. A alA zA rken bir taraftan ba zka zeylerle ilgilenmek yerine, A nce ba zka zeylere olan ilginizi tatmin edip sonra sadece A alA zmaya konsantre olmak, sizi a sYapamA yoruma hissinden koruyacaktA r. Arkada zlara hediye edilecek bir tepsi kurabiye, annesi A alA zan bir A ocuAza yarA m gA n bakma, derdi olan bir arkada zA nA zA dinleme, bir yemek masasA etrafA nda toplanmak. Basit sandA AzA mA z zeyler hem bize hem ba zkalarA na pozitif hisler katA yor. Bu hislerin A oAzalmasA sevgi baAzlarA nA n gA A lenmesi, A evrenize deAzer verdiAzinizi gA stermesi ve ili zkilerin daha sorunsuz ilerlemesi iA in A nemli. Ara ara gA lA mseniz gerektiAzini de unutmayA n. Bazen sadece gA lA msemek olumlu hisleri de beraberinde getiriyor. NasA l sevdiAziniz insanlara A zen ve zefkat gA steriyorsunuz, kendinize de gA sterin. Gergin olduAzunuz gA nlerde ho zunuza gidecek zeyleri arttA rA n. A yi uyumak iA in dinlendirici bir mA zik aA A n, beslenmenizi ihmal etmeyin. UnutmayA n ki dA zenli beslenmi z, iyi dinlenmi z bir vA cut hayata olumlu bakmakta daha az zorlanA r. Ara sA ra arkada zA nA zla konu zur gibi kendinizle konu zun. a sBugA n A ok gA zel i zler yaptA na , a sbugA n A ok yoruldun, biraz dinlenmen gerekiyora gibi motivasyon cA mleleri kullanA n. Ruh saAzlA AzA danA zmanA Erin Parisi a sKendimiz iA in bir ba zkasA na olacaAzA mA zdan genellikle daha yakA nA z, bu yA zden kendinizle en iyi arkada zA nA z gibi konu zuna diyor. Kendinize gA ne ba zlama rutinleri olu zturun. SabahlarA nasA l geA irdiAziniz gA nA nA zA de etkileyecektir. Sabah erken kalkA yorsanA z, iki dakika pencereyi aA arak derin derin nefes alA n. Bir bardak su iA in. Elinize hemen cep telefonu almayA n ya da televizyonu aA mayA n. VA cudunuzun yeni gA ne alA zmasA nA ve saAzlA klA ba zlamasA nA saAzlayacak alA zkanlA klar edinin. Her gA n cep telefonunda oyun oynamadan uyuyamA yor musunuz? Bu alA zkanlA AzA nA zA iyi bir alA zkanlA kla deAzi ztirin. Mesela geceleri uyurken podcast ya mA zik dinlemeye alA zA n. Oyunu gA n iA inde oynayabileceAziniz bir ba zka saate A ekin. Abur cubur seviyorsanA z, bunu her gA n ak zamlarA yapmak yerine haftada ya da 15 gA nde bir sevdiklerinizle a sAbur Cubur Ak zamA a dA zenleyin. Hem saAzlA ksA z beslenmenizi kA sA tlayA n, hem ondan aldA AzA nA z zevki daha A zel hale getirecek bir organizasyona A evirin. SA rekli olumlu kelimeler kullanmak ya zadA klarA nA z da olumsuz hale getirir. Ba zkalarA nA n sizi algA lama biA imi de buna gA re zekillenir. Uzmanlar a sStresi azaltmanA n en bA yA k yollarA ndan biri sA zlera diyor. O yA zden kelimelerinizi seA erken dikkatli olun, a sBugA n A ok stresli ve me zgulA ma demek yerine, a sBugA n A A zmem gereken i zler biraz daha fazlaa deyin. Bu hem durumu normalle ztirmenizi, hem de gA zA nA zde bA yA tmemenizi saAzlar."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/saglikli-bir-hayat-icin-iyi-uykul", "text": "Tatlı uykular! Dünyanın her yerinde geçerli bir temenni. İyi bir uyku uyumak, ertesi güne hazır uyanmayı da beraberinde getiriyor, bünyeyi güçlendiriyor. Günümüzde şehirlerin daha aydınlık hale gelmesi, telefon ve televizyon ekranlarından sıkça mavi ışığa maruz kalmak uyku sürelerini ve kalitesini olumsuz etkilese de uykusuzluğun olumsuz etkileri konusunda artan bilinçle, uykuya verdiğimiz önem de giderek arttı. Uzmanlar sık sık günde 8 saat uyumamız gerektiğini, daha az uykunun uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyler. Bu tavsiye nereden kaynaklanıyor? Dünya çapında yapılan araştırmalar, az uyuyanların da çok uyuyanların da hastalıklara açık olduğunu ortaya koyuyor. Büyüme hormonunun salgılanabilmesi için çocukların gecede en az 11 saat uyuması gerekiyor. Yeni doğmuş bebeklerde bu süre 18 saat. Yine de ideal uyku süresi insandan insana değişebiliyor ve bu uzmanların henüz çözemediği bir gizem. Ancak bu gizeme rağmen, 8 saat ortalama kabul ediliyor. Az uyku beraberinde kalp hastalıkları, obezite, diyabet, yüksek tansiyon sorunlarını getiriyor. Uyku eksikliğinde bağışıklık sistemi baskılanıyor ve enfeksiyonlara açık hale geliyor. Yeterli uyuyamayan insanların bir diğer sorunu da vücutlarında yüksek düzeyde açlık duygusuyla ortaya çıkan grelin hormonu. Obezite riskine neden olan bu hormon, yeme bozukluklarını da beraberinde getiriyor. İdeal bir uyku vücudun gün içinde zihinde biriktirdiği toksik çöpleri yakmasını sağlıyor. Uykuya daldıktan sonra her biri 60 ile 100 dakika süren uyku aşama döngülerine giriyoruz. Her evre uyku sonrasında vücudumuzdaki süreçlerde farklı bir role işaret ediyor. Her döngünün ilk evresi uyku ile uyanıklık arasında uyuşukluk. Bu süreçte nefes alma yavaşlıyor, kaslar gevşiyor ve kalp atış hızı düşüyor. İkinci evre biraz daha derin bir uyku. Uyanık hissedebilirsiniz ancak pek çok gece uykudasınızdır ve bunun farkında değilsinizdir. Üçüncü evre derin uyku. Bu döngüde uyanmak çok zordur çünkü vücudumuzdaki faaliyet en aza inmiştir. İkinci ve üçüncü evreler birlikte yavaş dalga uykusu olarak biliniyor ve bu sürede rüya görülmüyor. Derin uykudan sonra ikinci evreye bir kaç dakika için geri dönüyoruz ve sonra REM olarak bilinen rüya uykusuna giriyoruz. Bu sırada rüya görüyoruz. Bütün bir uyku döngüsünde insan birden üçe kadar bütün evrelerden geçiyor sonra kısa süreliğine ikinci evrede kalıyor ve ardından REM uykusuna dalıyor. Geç döngülerin daha uzun REM süreleri oluyor ve uykuyu kesmek REM'i etkiliyor. Uzmanlar, uyku süresi kadar uyku zamanının da önemli olduğunu vurguluyor. Geç saatlere kadar uyanık almak ve sosyal faaliyetlere katılmak aynı uyku süresinde bile uykudan alınan verimi etkiliyor. Hafta içi daha az uyuyup bu açığı hafta sonu kapatmaya çalışmak da uykunun kalitesini bozuyor. İnsanların elektrik icat edilmeden ve yaygınlaşmadan iki parçalı uyku uyuduğu bilinen bir gerçek. Hemen güneş battıktan sonra başlayan ilk uykudan sonra, gece yarısı uyanmak, işlerin bir kısmını halletmek ve sonrasında sabaha kadar ikinci uykuya geçmek 100 öncesine kadar normal kabul ediliyordu. İki parçalı uyku günümüzde çok yabancı bir kavram olsa da, 1850'li yıllara kadar çok yaygındı. Günümüzde iki parçalı uyku çok yabancı bir kavram. Üstelik uykuya dalma saati de giderek gece yarısına doğru ilerliyor. Uzmanlar, uyku saatinin giderek ertelenmesinin uyku kalitesini düşürdüğünde hem fikir. Daha uzun saatler uyanık kalma fikri cazip gelse de, beynin uykuya duyduğu ihtiyaç azalmadığı için bu durum sağlığı olumsuz etkiliyor. Bu ayrım insanlık tarihi kadar eski. Bazı insanları gece uyanık kalmaya meyilliyken, bazı insanlar sabahın ilk ışıklarıyla uyanmayı seviyor. Buna karşılık çoğunluk erken kalkmayı gece geç yatmaya tercih ediyor. Yine de vücudu daha erken uyumaya alıştırmak mümkün. Erken uyumak melatonin hormonunu doğru salgılamayı ve gün ışığından tam olarak faydalanmayı da kolaylaştırıyor."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/simdi-yurumek-zama", "text": "Doğayla başbaşa kalmak, şehirden, virüs endişesinden, kalabalık ortamlardan uzaklaşmak bu dönemde en çok ihtiyaç duyulanlar arasında. Türkiye doğasıyla dünyaca ünlü bir coğrafya ve yürüyüş güzergahlarıyla tatili birleştirmek son yıllarda giderek yükselen bir eğilim. Bu eğilim bu dönemle birleşince, farklı yaş gruplarının rahatlıkla yürüyebileceği rotaları derledik. Korona virüsün ortaya çıkmasıyla beraber dünyada tatil eğilimleri de değişti, alternatif tatiller moda oldu. Doğada daha çok zaman geçirme arzusu çadırını yanına alıp tatile çıkanları, yürüyüş rotaları boyunca konaklayanları beraberinde getirdi. Türkiye yürüyüş güzergahları açısından şanslı bir ülke. Hemen her bölgeye uygun güzergahlar var. Kimileri profesyonel sporcular için uygun olsa da, her yaş grubuna uygun, rahatlıkla yürünebilecek güzergahlar da mevcut. Tatil rotalarının yeniden hesaplandığı bu dönemde hangi alternatiflere bakmalıyız sorusunu sorduk. Muğla Fethiye ile Antalya Konyaaltı arasında uzanan 509 kilometrelik rota, dünyanın en uzun 10 trekking parkurundan biri. Likya yolu bir zamanlar kervanların geçtiği, göçlerin yapıldığı bir güzergah. Türkiye'nin uluslararası işaret sistemiyle belirlenen ilk uzun yürüyüş rotası olmak özelliğini de taşıyor. Eski 18 Likya kenti içinden geçen güzergah Take Yarımadası'nı kendilerine yurt edinen Anadolu'nun en eski halklarından Likyalılar'ın izini sürüyor. Rotada yalnızca tarih yok, Ölüdeniz, Kabak Koyu, Yediburunlar, Patara, Kalkan, Kaş, Demre, Finike, Adrasan, Çıralı gibi önemli turizm merkezleri de var. Üstelik bu rota yılın 11 ayı yürünebilir. Pürenli Yaylası hem Ankara hem İstanbul'a yakınlığıyla öne çıkıyor. Düzce'nin Gölyaka ilçesine bağlı yaylada, bin 400 metre yükseklikte gençlik kampları da bulunuyor. Küçük bir göleti, tahta kulübeleri olan yaylada yürümek için birden fazla seçenek var. İster durup doğayı dinlemek, ister yürüyerek stres atmak için ideal. Türkiye'nin önemli yürüyüş kulvarlarından olan Ballıkayalar Milli Parkı'nda her seviyeye uygun parkur var. Kolay orta ve orta zor derecelerinde yürümek isteyenlere uygun parkta tırmanma yapılabilen küçük bir kanyon da var. Doğasının güzelliğiyle öne çıkan Ballıkayalar Milli Parkı'nda kuş gözlemi de yapabilirsiniz. Antikçağlardan bu yana önemli bir yerleşim yeri olan, Pabuç ve Kazan dereleri arasındaki Kıyıköy, İstanbul'a 164 km uzaklıkta. Bir yanda Longoz Ormanları bulunan, bir yanda Türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan rotada Cenevizli korsanların gemilerini saklamak için kullandıkları koyları ve mağaraları da görebilirsiniz. Karadeniz manzaralı falezleriyle fotoğraf çekmek isteyenlere de hitap ediyor. Orta seviyede zorluğu olan bir güzergah. Bursa-Nilüfer Belediyesi'nin 'Doğa, Tarih ve Kültür Rotaları Projesi' kapsamında hayata geçen Mysia Yolları arasında 27 farklı doğa yürüyüşü, 18 bisiklet ve 5 tane de atlı yürüyüş parkuru var. Parkurlar 4 ile 30 kilometre arasında değişiyor. Misi'den Dağyenice Göleti'ne uzanan rota ise 10 kilometre uzunluğunda ve güzergah boyunca meyve bahçeleri, tarlalar ve çam ormanları var. Ankara Güdül sınırlarındaki Sorgun Göleti Tabiat Parkı, kamp kurmak isteyenlerin, doğa yürüyüşçülerinin ve fotoğraf tutkunlarının ilgi odağı. Uzun süreli yürüyüşler kadar, kısa süreli yürüyüşlere de uygun mekanda ormanı da, göl etrafını da yürüyerek kat etmek mümkün. Sorgun Göleti Tabiat Parkı'ndan başlayıp Benli Yaylası'na uzanan yaklaşık 31 km'lik parkursa diğer bir seçenek. Hitit Yolu, Anadolu'nun erken tarihine tanıklık etmek isteyenler için ideal bir rota. Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva üçgenindeki Hitit Yolu, alternatif güzergahlarla birlikte toplam 385 kilometreye ulaşan 17 parkurdan oluşuyor. Boğazkale-Hattuşa-Şapinuva, Alacahöyük-Alaca-Şapinuva ve Boğazkale-Alacahöyük bölgeleri ana rotalar. Alaca Çayı Vadisi ve İncesu Kanyonu ise alternatif rotalar. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hattuşa Antik Kenti'nde güneşin batışını izlemek ve Alacahöyük'te tarihin katmanlarını keşfetmek de parkurun güzelliklerinden. Milyonlarca yıl önce Erciyes ve Hasan Dağı volkanlarından fışkıran lav ve küllerin soğuması sonucu ilginç yeryüzü şekillerinin meydana geldiği Kapadokya bölgesi, derin tüf vadileri, peri bacaları ve insanlığa mesken olmuş kaya yerleşimleriyle biliniyor. Sürekli bir devinim ve değişim içerisindeki coğrafyanın oluşturduğu vadiler, Kapadokya yürüyüş parkurlarının omurgasını oluşturuyor. Nevşehir, Kayseri ve Aksaray il sınırlarına yayılan Kapadokya bölgesinde Ihlara, Soğanlı, Güvercin, Aşıklar, Kızılçukur, Gül, Bal, Zemi, Keşişler, Devrent, Avla vadilerinde yürüyüş yapmak mümkün. Unesco Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve eski konaklarıyla ünlü Safranbolu'ya sadece 40 kilometre mesafedeki Yenice Ormanları, Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından Avrupa'nın 100, Türkiye'nin ise dokuz sıcak noktasından biri olarak belirlendi. Yemyeşil vadilerin, yalçın zirvelerin, suyun ve nemin yarattığı zengin bitki çeşitliliğinin yansıması olan anıt ağaçlar, bu doğa harikasının en değerli hazineleri olarak dikkat çekiyor. Yenice Ormanları Doğa Yürüyüş Parkurları 210 kilometre boyunca işaretlenen yol üzerindeki 21 parkurdan oluşuyor. Günübirlik, kısa ve uzun yürüyüşler yapılabilir. Ayrıca 292 kilometrelik dağ bisikleti rotası mevcut. Mitolojik efsaneleri kadar, derin kanyonları, uçsuz bucaksız çam ormanları, rengarenk giysili tahtacı Türkmenler'in yaşadığı köyleriyle de sıra dışı bir tabiat alanı Kazdağları Milli Parkı. Balıkesir'in Edremit ilçesinde. 21 bin hektarlık alanda 77'si sadece Türkiye'de 29'u dünyada sadece bu alanda yetişen bitki bulunuyor. Ciple geçilebilen dağyolu, Sarıkız'ın zirvesine kadar uzanıyor. Milli park sınırlarında belirli başlı iki parkur olmakla birlikte, işaretlenmemiş alanlardan tercihe göre yeni parkurlar çıkarmak mümkün. Sahaya, Milli Parklar'ın sertifikalandırdığı alan kılavuzları olmadan yürüyüşçü alınmıyor. Şehirden uzaklaşamayanlara da yürünecek parkur lazım. İnsaflı parkurların başında İstanbul'daki Belgrad Ormanları geliyor. Ormanın içinden geçen bu parkurda her yaş gurubu yürüyebilir, koşabilir, sakin sakin dolaşabilir. Parkurun uzunluğu 6.200 metre. Yol üstünde sizi yönlendiren uyarılar var. Yol doğal kiremit tozu ve irmiğinden oluşan özel bir karışımla kaplanmış. Onun için belli bir esnekliğe sahip. Bu da kas zedelenmelerini engelliyor. Ormanda 75 çeşit kuş türü var. Onların ötüşleri yürüyüşçülere eşlik ediyor. Aladağlar'ın, kendine özgü eşsiz bir doğası var. Derin vadilere, eşsiz zirvelere, dik ve sarp buzul kayalıklarına, mağaralara, görkemli kanyonlara, yüksek platolara, ormanlara, şelalelere sahip. Kaya pınarları, debisi ve düşüş yüksekliği bakımından Türkiye'nin en büyük ve ilgi çekici takım şelaleleri görenleri hayran bırakıyor. Aladağlar Milli Parkı, Kayseri, Niğde ve Adana illeri dahilinde kalan 54. bin hektarlık bir alanı kapsıyor. Rakım 730'dan başlayarak 3.756 metreye kadar çıkıyor. Kolay, orta ve zor olmak üzere herkese uygun yürüyüş rotalarına sahip."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/sinsi-ve-yavas-kirilganlik-sendro", "text": "Her yeni sene, bir önceki seneye göre daha çabuk yorulduğunuzu; daha çabuk hastalandığınızı, hayata karışma motivasyonunuzda kayıp olduğunu hissediyorsanız, sağlığınız için doğru yatırımları yapmıyor olabilirsiniz. Genelde yaşlılık ile ilişkilendirilse de, 40'lı yaşlarını süren insanlarda ilk belirtilerini veren ve vücudun yaşlanma hızının yükseldiğine işaret eden Kırılganlık Sendromu, tüm bu şikayetlerin nedeni olabilir. Vücudun yaşlanma; yüksek toksisite düzeyi, yetersiz/yanlış beslenme, hareketsizlik ve yoğun stres gibi çoklu faktörlerle hastalıklara karşı normale göre çok daha kırılgan hale gelmesi durumudur. Bütünsel bir sendrom olan Kırılganlık Sendromu bir başka deyişle, vücuttaki metabolik enerjinin ve bilişsel rezervlerin tükenmesi halidir. Öyle ki Kırılganlık Sendromu'ndan muzdarip kişiler, kısa bir yatak istirahati ile geçebilecek basit bir soğuk algınlığı ya da kas zedelenmesini bile zorlukla atlatabilirler. Kaynağı belli olmayan; teşhis edilmesi güç şikayetlerle kendini gösteren bu sendromun bir diğer belirtileri de, kronik yorgunluk, iştahsızlık ve motivasyon düşüklüğü. Yaşla beraber görünür hale geldiği için akla ilk olarak yaşlanma faktörüyle gelen, yıllarca yaşlılıkla ilişkilendirilen bu belirtilerin, aslında çoklu faktörlerle meydana gelen bir sendrom olması tıp dünyası için çok eski bir keşif değil. Ancak bilimsel araştırmalar, Kırılganlık Sendromu'nun altında yatan esas tetikleyicilerin hareketsiz bir yaşam tarzı; özellikle üst bedende yoğunlaşan yağlanma ve düzensiz uyku döngüleri olduğunu ortaya koyuyor. Kırılganlık Sendromu'nu ortaya çıkaran en güçlü nedenlerden biri elbette vücuttaki kas kütlesinin kademeli olarak azalması. İşte tam da bu nedenle, kadınlar ilerleyen yaşla birlikte erkeklere göre çok daha kırılgan olabiliyorlar. Çünkü ortalama bir kadının vücudu %25 oranında kas dokudan oluşurken, erkek bedeninde bu oranın %40 civarında olduğu düşünülüyor. Zaman içinde, kas dokularında yaşanan kayıplar sonucunda kadınların kas-yağ-kemik dengesi de erkeklere oranla daha çabuk bozuluyor. Yine kadınların doğurgan olmasını sağlayan östrojen ve progesteron gibi hormonlar da uzun vadede kırılganlık eğilimine katkıda bulunabiliyor. Özellikle birden fazla doğum yapan kadınlarda, vücutlarındaki mineral depolarının boşalmasından ötürü kemik ve eklem kırılganlığına erkeklere oranla daha sık rastlanabiliyor. Kırılganlık deyince akla ilk kemikler gelse de bahsettiğimiz kırılganlık, tam olarak kemik kırılganlığı değil. Vücudun geneline yayılan bir problem olan Kırılganlık Sendromu'nu okumak her zaman çok kolay olmayabiliyor. Bu yüzden şu belirtileri bilmek, vücudunuzu gözlemleme noktasında size yardımcı olabilir. -Kısa süre önce çok rahatça kat edilen yürüyüş mesafeleri gözde büyümeye başlamışsa, -Normal boyutlardaki porsiyonlar bile kişiye fazla gelmeye başladıysa ve yemeklerden sonra sık sık hazımsızlık çekiliyorsa, -Yürüyüş ve hareket etme hızında hissedilir bir yavaşlama gözlemleniyorsa ve denge sorunları yaşanıyorsa, -Yakın aralıklarla eklem ve kas sakatlıkları yaşanmaya başladıysa, -Sosyal aktivitelere ve günlük işlere katılım hissedilir şekilde azaldıysa, -Dikkat ve zihinsel performans gerektiren işler eskisine oranla çok daha zor geliyorsa ve bu işlerden kaçınılma eğilimi baş gösterdiyse, -Vücutta kaynağı belli olmayan değişken karakterli ağrılar gözlemleniyorsa, -Uyku süresi uzun olsa bile sabahları yataktan yorgun şekilde kalkılıyorsa Kırılganlık Sendromu'nun varlığından söz edilebilir. Uzmanlara göre Kırılganlık Sendromu ile başa çıkmak ancak bütünsel bir bakış açısı ile mümkün. Yani yukarıda saydığımız belirtilerden birkaçını gösterenlerin, vücutlarında işleyen biyolojik saati yavaşlatmak için beslenmeden egzersize; zihinsel gelişimden uyku rutinine kadar birçok alanda cesur adımlar atmaları gerekiyor. Öncelikle işlenmiş gıda, trans yağ, hayvansal protein ve rafine şeker tüketimini minimuma indirmek gerekiyor. Çünkü bu tarz besinler, vücutta 'kronik enflamasyon'a yani içsel doku hasarına neden olabiliyor. Öyle ki dışarıdan çok sağlıklı görünen bireyler bile uzun süre kronik enflamasyona maruz kaldıklarında, vücutlarındaki oksijen kapasitesi düşüyor ve hatta yumuşak dokularında telafisi mümkün olmayan hasarlar meydana gelebiliyor. İşte bu yüzden mevsiminde yetişen sebze / meyve; bakliyatlar; zeytinyağı, turşu / kefir / ev yoğurdu gibi probiyotik içeriği yüksek besinler ve tabii ki doğal koşullarda üretilmiş balık tüketmek, vücudu içten içe tüketen bu sinsi yangını söndürmeye yardımcı oluyor. Yine doğru beslenme yaklaşımının yanı sıra aktif bir yaşam ve doğru egzersiz rutini ile ilerlemek de Kırılganlık Sendromu'nun en büyük düşmanlarından. Özellikle açık havada yapılan orta tempolu yürüyüşler; reformer pilates ve yoga gibi kontrollü ve kas esnekliğini arttıran egzersizler ve elbette vücuttaki tüm kasları çalıştırmasının yanında stres hormonu kortizol seviyesini de ciddi oranda düşüren yüzme gibi antrenmanları haftada 2-3 defa uygulamak kırılganlık belirtilerini kolayca bertaraf etmenizi sağlayabilir. Kırılganlık Sendromu'nun yarattığı mental sorunlarla başa çıkmak içinse egzersiz topları veya özel ekipmanlarla uygulanan koordinasyon egzersizleri; eşli danslar ve resim / müzikal enstrüman çalma gibi sanatsal etkinlikler öneriliyor. Ayrıca ev koşullarında kolayca uygulanabilen ve konsantrasyon seviyesine önemli katkılarda bulunan boyama kitleri de 70 yaş üstü bireylere sıkça önerilen çözümler arasında."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/sosyal-medya-detoksu-zihninizi-yeniliy", "text": "Akıllı telefonların hayatımızı çok kolaylaştırdığı inkar edilemez bir gerçek. Araştırmalar 4 milyara yakın insanın sosyal medya kullanıcısı olduğunu ortaya koyuyor. Telefonlar sayesinde alışverişten sosyalleşmeye, eğitimden spora, haberden müziğe birbirinden farklı pek çok alana erişebiliyor, çok kısa sürede işimizi hallediyoruz. Bu kolaylık alışkanlıklarımızı hızla değiştirdi, yaşam pratiklerimiz üzerinde etkili oldu. Zaman zaman bundan şikayet etsek de, çoğumuz bu konforu terk etmekte zorlanıyoruz. Ancak, akıllı telefonların hayatımıza soktuğu olumlu özelliklerin yanında bir de sosyal medya bağımlılığı var ki, önümüzdeki yıllarda önemli bir sorun olarak karşımıza çıkması kaçınılmaz. Farketmekte zorlansak da telefon hayatımızda büyük bir yer kaplamaya başladı. Dikkatsizlikler ve unutkanlıklar yaşıyorsanız, yaşanan olayları telefondan takip ediyorsanız, bir zamanlar nasıl vakit geçiriyordum sorusunu sormaya başladıysanız, sosyal medya detoksuna ihtiyacınız olabilir. Sosyal medya bağımlılığı ya da bir diğer ismiyle telefon bağımlılığı yalnızca psikolojik bir sorun değil. Aşırı ekrana bakma alışkanlığından kaynaklanan fiziksel sorunlar da sağlığı tehdit edecek nitelikte. Ekran karşısında geçen zamanın ekran ışığına maruz kalmadan geçen zamandan uzun olması, boyun ağrılarından göz bozukluklarına, uyku sorunlarından mimik kayıplarına, bunalım hissine, depresyona, kronik yorgunluğa, omurga eğriliğine, sisli beyin sendromuna varan sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Migren, obezite, enfeksiyona meyil, anksiyete, davranış bozuklukları, çarpıntı, intihar meyli gibi ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşma ihtimaliniz de artıyor. Beyin kimyamızın ürettiği endorfin ve dopamin eğlence, ödül ve başarıyla daha hızlı salgılanıyor. Bağımlılığın bilimsel nedeni de bu. Beyin dalgalarımız, ekran ışığı, hissedilen anlık keyiflenme ya da üzüntü bileşenleri bir araya gelince aklımız karışıyor. Adeta sosyal medyada yaşanılan iniş çıkışları bir oyun gibi algılıyoruz. Belki farkında bile olmadan sürekli bunlarla beslenen bir açlık yaratmış oluyoruz. Önce bu sorunun sizde olup olmadığını anlamak için, telefonunuzdan günlük ekran sürenizi öğrenmelisiniz. Bu oran sizi şok edebilir. Pek çok insan ekran karşısında zannettiğinin iki ya da üç katı vakit geçiriyor. Sonra kendinize bir zaman belirleyip dijital denge ayarlarından bu zamanı kısıtlayın. Asıl kritik olan süreç, telefonunuzu elinizden bırakmanızla başlıyor. İlk başta bir boşluk hissedebilir, artan zamanı değerlendirmek konusunda zorlanabilirsiniz. Bir yedek liste oluşturarak işe başlayın. Ne zamandır ertelediğiniz işler telefonla aranıza mesafe koymak için önemli bir bahane olacak. Gün içinde ne kadar telefonla vakit geçirirseniz geçirin, geceleri özellikle yatakta telefon kullanmak kadar vücudu yoran başka bir aktivite yok. Hem telefon ışığının gözlere verdiği zarar, hem sürekli zihnin zinde olmasının getirdiği kalitesiz uyku bedeni yıpratıyor. Sosyal medya detoksu yaparken telefonu özellikle gece belli bir saatten sonra bırakmak ve yatağa girmeden 2 saat önce bunu gerçekleştirmek çok önemli. Telefonu akşamları mutlaka bırakmayı adet edinin. Vaktinizi telefonsuz geçirmeye odaklanın ve gayret gösterin. Bunu sürdürülebilir kılmak için gayret edin. Gün içinde sosyal medyada geçirdiğiniz süre değişse de, akşamları telefonla aranıza mesafe koymayı bir rutin haline getirmeye çalışın."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/su-kenari-yuruyus-rotala", "text": "Karadeniz e k y s olan ve Bulgaristan s n r nda yer alan neada Longozu, mevsimsel su basar ormanlar , tatl su g lleri, k y kumullar , batakl klar n birlikte bulundu u ender bir eko sistem. stanbul a yak nl yla da g n birlik gitmek isteyenlerin tercihi olan park, pek ok y r y parkuruna sahip. neada ile Hamam G l aras nda kalan parkur en uzun parkur. D n yolunda Dupnisa Ma aras n gezebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/tarifi-ve-tarihiyle-asu", "text": "Aşure denilince akla yalnızca bir yiyecek gelmiyor, bolluğu, bereketi, kavuşmayı, kaynaşmayı hatırlatan bir kültürel unsur aynı zamanda. Birbirinden uzak coğrafyalarda bile farklı şekillerde pişiyor, insanları bir sofra çevresinde buluşturuyor. Hicri takvime göre Muharrem Ayı'nın 10'uncu günü kaynamaya başlıyor aşure kazanları. Bu tarihin özel bir anlamı var. Öncelikle Muharrem ayı, savaşmanın, küslüğün yasak olduğu, Zilkade, Zilhicce ve Recep ayıyla birlikte haram aylardan biri. Bu aylar boyunca küslerin barışması, kavgaların büyümemesi tavsiye ediliyor, savaşlara ara veriliyor. Ayrıca Muharrem ayında önemli olayların gerçekleştiği de biliniyor. Metin And, Kazvini'nin Acayibü'l-Mahlukat kitabına dayanarak Aşure günü de olan onuncu gün için şu olayları sıralıyor: Hz. Adem'in pişmanlığı; Hz İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa'nın doğuşu; Hz. İbrahim'in atıldığı ateşin Allah'ın buyruğuyla soğuması; Hz. Yakub'un, oğlu Hz. Yusuf için ağlamaktan kör olan gözlerinin açılması; Hz. Yusuf'un tutukluluktan özgürlüğe kavuşması; Hz. Süleyman'ın tılsımlı yüzüğünü bulunca krallığının ululanması; Hz. Yunus'un dua ve öğütleriyle Ninova kentinin kurtuluşu; Hz. Eyyub'un iyileşmesi; Hz. Yahya'nın doğuşu; Hz. Zekeriyya'nın çocuğu olsun diye ettiği duanın kabul edilmesi; Hz. Musa'nın kutsal Tuva vadisinde ateş ağacını görüşü; Hz. Musa ve kavminin Mısır'dan ayrılışı. Bunun gibi Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuşması, Hz. Nuh'un Cudi dağına varışı... İslam tarihinin en üzücü olaylarından Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesi de 10 Muharrem'de gerçekleşiyor. Bütün bu olayların ardından feraha varmak için hazırlanan aşa verilen isimse Aşure. Evliya Çelebi eş anlamlısı olarak Karış Katış diyor, Farsça'da katmak, karıştırmaktan gelen Aşur fiiliyle adlandırılıyor. Aşurenin her yöreye özgü bir tarifi var. Bazı yörelerde içine börülce, mısır gibi bakliyatlar konulurken, bazı yörelerde nohut dışında bir bakliyat konulmuyor. Aşureye özel sürahiler bulunuyor, bunlarla aşure pişirilen evde önce misafirlere, sonra ev sakinlerine servis yapılıyordu. Osmanlı döneminde saray ve konaklarda pişirilen aşureler ise önce padişaha ve saray efradına sunulur, sonra ilmiye ve mülkiye ricalinin konaklarına gönderilir ve bütün İstanbul halkına dağıtılırdı. Bir tür muhallebi kıvamında hazırlanan ve süzülen bu aşureye, piştikten sonra bademşekeri ve çikolata dahil edilirdi. Saray aşurelerinin en ünlüsünü, Sultan Mahmud II'nin zevcesi, Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın hazırlattığı bilinir. Bir gece öncesinden buğday, fasulye ve nohut ayrı ayrı ıslatılır. Buğday iyice piştikten sonra ayrı ayrı pişirilmiş nohut ve fasulye de katılarak bir süre daha kaynatılır. Şeker ve yıkanmış üzüm ilave edilir. Küçük doğranmış incir, kayısı eklenir. Beş dakika daha pişirdikten sonra karanfil karışıma dahil edilir. Pişen aşure sıcak sıcak kaselere alınır. Üzeri ceviz ve tarçın ile süslenir. Bazı yörelerde aşureye bakla, börülce, mısır katılıyor, süslemek için nar ve susam kullanılıyor. Yine bazı yörelerde aşure pekmezle tadlandırılırken, bazı yörelerde süt ekleniyor. Aşure için hazırlanan buğday arttığında keşkek de yapılıyor. Aşure çorbası da aşure piştiğinde yapılan bir diğer tarif. Nohut ve fasulyeyi bir gece önceden ıslatalım. Bir tencereye eti ve tuzu koyup kaynatalım. Pişme tamamlanmak üzere iken etin üzerine buğdayı koyup kaynatalım. Yarı pişmiş hale geldiğinde önce nohutu ardından fasulyeyi ekleyelim. En son pirinci ekleyelim ve kaynatalım. Suyu iyice azaldığında sütü ilave edip biraz daha su ekleyerek bir taşım daha kaynatalım. Cevizi iri parçalar halinde dövelim ve aşureye ilave edelim. Ayrı bir yerde tereyağını eritelim ve rendelenmiş soğanlarla baharatları tereyağında kızdıralım. Servise almadan önce bu tereyağlı baharatlı sosu ekleyelim."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/tarihi-degistiren-kesifl", "text": "1986 yılında Şanlıurfa'da tarlasını süren Şavvak Yıldız bulduğu heykeli Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'ne teslim etmese, bugün Tarihin sıfır noktası olarak nitelenen Göbeklitepe'den haberimiz olmayabilirdi. Göbeklitepe'nin keşfi, insan medeniyetinin 12 bin önceye çekerek, dünya tarihinin en büyük keşifleri arasına girdi, UNESCO Kültür Mirası listesine alındı. Türkiye birbirinden farklı çağlarda, birbirinden farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bir ülke. Ege'den Doğu Anadolu'ya kadar farklı coğrafyalara yayılan ver her biri başka önem taşıyan bu kültür miraslarının kendileri kadar ortaya çıkış hikayeleri de anlatılmaya devam ediyor. Köy antik kentin içinde yaşamakta, evlerin tavanında antik kentin sütunları kullanılmakta, çocuklar sütun başları arasında oynamaktadır. Ara Güler'in keşfi dünyada büyük ses getirir. İngiltere'de yayınlanan Architectural Review dergisi Aphrodisias'ın fotoğraflarını yayınlar ve hikaye giderek ünlenir. İstanbul farklı dönemlerde farklı kültürlere ev sahipliği yapan, tarihiyle sık sık şaşırtan bir şehir. Her dönemde önemini koruyan şehrin görkemli tarihi şaşırtmaya devam ediyor. Marmaray kazıları sırasında ortaya çıkan bulgular da bu şaşkınlığın bir parçası. Ulaşım sorunun çözülmesi için başlatılan Marmaray projesi sırasında, antik dünyanın en bilinen limanlarından biri Theodosius Limanı ortaya çıkartıldı. Keşifte 5 ile 10. yüzyıllar arasındaki zaman dilimine tarihlenen 36 adet batık gemi kalıntısının oldukça iyi korunmuş halde günümüze ulaşmaları ayrıca buluşu önemli hale getirdi. 2150 m rakımda, dağlar arasında gizlenmiş anıtsal heykeller, kabartmalar 2 bin yıl boyunca pek fazla insanın dikkatini çekmedi. Adıyaman'ın Kahta ilçesinde, 2150 m yüksekliğindeki Nemrut Dağı ve yamaçlarındaki heykeller tarihin önemli sırlarını taşıyor. Kommagene Kralı I. Antiochos'un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı bu mezar anıt, devasa heykelleriyle yüzyıllar boyunca yaşamaya devam etti. Keşfiyse ancak 1881 yılında mümkün oldu. Burayı görüp merak eden Alman demiryolu mühendisi Karl Sester konu hakkında mektuplar yazar. Berlin'deki Prusya Bilimler Akademisi'ne ulaşan mektupla, akademi arkeolog Otto Puchstein'ı Sester'le buluşması ve daha detaylı bir araştırma yapması için gönderir. İki kişilik bu ekip, Fırat Nehri boyunca keşfe çıkar. Puchstein önce çözemediği yazıların üzerinde 1 yıl kadar çalıştıktan sonra, kitabelerin Kommagene Krallığına ait olduğunu keşfeder. Keşif Helenistik dünyanın en önemli keşfi olarak kabul edilir."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/turkiyede-somestr-icin-kar-rotala", "text": "Kışın tatil yapılmaz mı? Türkiye'de kış turizmini öyle keyifli hale getiren yerler var ki, bu soruya Hayır demek büyük haksızlık olur. Kışın akla ilk kayak merkezleri gelse de, kış tatili sevenler için Türkiye'de tarihi, mimari özellikleri ve doğal güzellikleriyle pek çok seçenek var. Kış mevsiminin tadını çıkarmak, sömestri değerlendirmek ve farklı zamanlarda ziyaret ettiğiniz yerleri bambaşka haliyle görmek için tatil alternatiflerini sıraladık. Van kışın ayrı bir güzelliğe bürünen şehirlerden. Tarihi milattan önceki dönemlere dayanan şehirde, arkeolojik açıdan önemli noktaları gezebilir, Van Gölü'nün muhteşem manzarası karşısında yürüyüş yapabilirsiniz. Bir zamanlar Urartu medeniyetinin başkenti olan şehire gitmek için Van Gölü Ekpresi'ni kullanırsanız, tren yolculuğunun da keyfini çıkarabilirsiniz. Tren yolculuğu Anadolu'nun farklı noktalarındaki kış manzaralarına tanıklık etme fırsatı sunuyor. Tabii Van denilince akla dünyaca ünlenmiş kahvaltısı da geliyor. Trenle gidilebilecek ve kışın bütün güzelliklerini yaşayabileceğiniz bir diğer nokta da Kars. Popüler kış destinasyonlarından biri olan Kars, özellikle kış mevsiminde doğal güzelliği ve mimarisiyle öne çıkıyor. Rus mimarisinin ilginç örneklerini görebileceğiniz şehir, donan Çıldır Gölü, Ani Harabeleri'yle de turistlerin ilgisini çekiyor. Kars'ın meşhur gravyer peyniri ve kaz eti de ziyaretçilerin ilk tattığı şeyler arasında. Yine trenle ulaşılabilecek bir diğer şehir de Eskişehir. Ortasından geçen Porsuk Çayı'yla bambaşka bir atmosfere sahip olan şehir hafta sonu ziyaretleri için de uygun bir lokasyon. Öğrencilerin enerjisiyle durmadan yaşayan Eskişehir'de Porsuk Çayı'nın kıyısında uzun yürüyüşler yapabilir, Odunpazarı'nın tarihi dokusunda çayınızı içebilir, Eskişehir'in meşhur lezzeti çiğ börek yiyebilirsiniz. Doğayla başbaşa kalmak, kışı kartpostal manzarası gibi bir yerde yaşamak istiyorsanız, ideal adrest Abant. Sakinliği, göl manzaraları, şömineli mekanlarıyla Abant kış turizmi denilince akla ilk gelen yerlerden. Çam ağaçları arasında tertemiz bir havada yapılan yürüyüşler hem sağlığa iyi geliyor hem keyifli zaman geçirme garantisi veriyor. Türkiye'nin müze şehirleri arasında sayılan Safranbolu, tarihi mimarisini en iyi koruyan yerlerden biri. Sokaklarında geçmişe yolculuk yapabilir, Hıdırlık Tepesi'ne çıkarak kar manzarası altındaki şehri buradan seyredebilirsiniz. Yüz yıllık konaklar ve hanlar arasında Safranbolu tarihe yolculuk yapmanızı sağlayacak bir yer. Kapadokya'nın yazı ayrı güzel, kışı ayrı. Kışın karlar altındayken, Kapadokya büyüleyici kar manzaralarına ev sahipliği yapıyor. Sabah erken saatlerde havalanan balonlar, yılkı atları, peribacaları, yer altı şehirleri, vadileriyle Kapadokya zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir yer. Kış soğuğunda sıcak bir alternatif arayanlar için Pamukkale Travertenleri iyi bir alternatif. Yaz kış 36 derece olan Kleopatra Havuzu, termal sular hem tarihi hem şifasıyla meraklıları cezbediyor. Bu havuz milattan önce 2. yüzyılda kurulan Hierapolis kentinden kalma. Bu havuz milattan sonra 7. yüzyılda bir deprem sonucu oluşan çukurluğun içinde civarda bol bol bulunan termal suyun dolmasıyla oluşmuş. Deprem sırasında çevrede ne kadar sütun ne kadar heykel varsa da havuza dolmuş. Siz de bu özel, tarih kokan havuzu deneyimlemek istiyorsanız bu kış rotanız Denizli olabilir. Kuzeyinde Sapanca Gölü, güneyinde Kartepe ile Maşukiye İstanbul'dan kaçmak isteyenlere muhteşem bir doğa vadediyor. Güne, ormanın ve akan suların içinde yapacağınız bir kahvaltı ile başlayıp sonra etrafı keşife çıkabilirsiniz. Rotanızı Kartepe'ye çevirip kayak yapabilirsiniz. Kayak yorgunluğunu ve günü sonlandırmak için de Maşukiye'nin en meşhuru güveçte alabalık deneyebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/yasli-ve-ofkes", "text": "Belli ki ya l birisi bizi i eri a r yordu. Biz de Amca hava ok g zel sen d ar gelsene dedik. Adam g ld . Reddedemeyece imiz bir ses tonuyla Siz gelin hele , dedi. Merakla girdik i eri. Amca y zden ibaretti. zeri yorganlar ve battaniyelerle kapal yd , b t n v cudu fel liydi. stelik k rd . nanamad k. nanamad m z gibi k m ldayamad k da. Adam g lerek yan na a rd . Anlam t a k nl m z . Hal hat r sormaya ba lad . Sohbet her ne kadar enerjik olsa da bizde enerji falan kalmam t . Bir de adam n bizi teselli ediyor olmas ok fenayd . Bize uzun uzun ocuklar n n torunlar n n al maya gitti ini, durumun g r nd kadar fena olmad n , ony llard r bu halde oldu unu ve buna al t n , mutlu oldu unu anlatt ve Gidin dedi. Gidemeyi imizi anlam ve z lm t . Seni b yle nas l b rak r gideriz demeye yeltendim. Ama diyemedim. Adam n aylard r y llard r ya ad na kim olarak m dahale edecektim? Dahas yarg lay p korumaya kalk acakt m? Sonra da arkada lar ma bir macera olarak anlatmak zere olay yerinden uzakla acakt m. Ve amca hayat na d necekti. Gidip ocuklar n bulmaya kalk mak da sa mal k olacakt . Akl m za gelen b t n her ey sa ma geldi bize. Nitekim k s k s gittik. G r nt Almodovar filmi gibiydi. Devasa bir ad rda k lm , battaniyeler alt nda ezilmi , ok, ok ya l ve fel li bir amca. Bu g r nt yle beraber de erlendirmesi zor, tuhaf ama sahici bir tatl huzur , g steri siz bir bilgelik vard adamda. Ve enteresan olan berrak bir T rk e, al an bir ak l hatta nefis bir mizah duygusu e lik ediyordu huzuruna. Alayl bir ses tonuyla Ne sand n z? , Hadi anac m hadi gibi ince n kteler i itmi tik. Harikulade bir g n ge irdik. Ara ara amcam z -amcam z olmu tu bile- nedense konu tuk. Aya m z asla ekmiyordu amcaya bakmak zere d nmeye. Ka yoktu tabii. Eninde sonunda d necektik. G zlerimize inanamad k. ad r n i inde 20 ki i kadar kalabal k bir aile, amcan n zerinde tepinen tane k k ocuk vard . Ve amca k k r k k rd . Nas l g zel g l yordu, nas l mutluydu. Biz a z m z a k kalakald k. Amcan n o lu, yan ma gelip amcan n bizi anlatt n yeme e beklediklerini zaten, hatta bizim i in yeme i geciktirdiklerini s yleyip sofray kurdular. Amca me guld , bizimle g nd zki kadar ok ilgilenmedi. Ama biz onunla ok ilgilendik tabii. G nd z -biraz utanarak- ac m t k, ak am - ok utanarak- hayranl k duyuyorduk. Harikulade bir ak am yeme i yedik. Sohbet ettik. Amca sohbetlerin bir o una girdi. G l ms yordu. ok sahici g l ms yordu. Hep beraber, her ya tan ve kalabal k bir ekilde huzur i inde ya aman n resmini yapm lard . stelik bir de fakir ama ne eli durumu eklenmi ti ki i in en tatl k sm oydu. Bu ara t rmay okudu umdan beri bu hikaye d n p duruyor kafamda. Amca bir tek kere olsun botoks yapt rmam , krem kullanmam t . Ama ok g zel g r n yordu. Amcan n bak m ve bak c dolu bir hayat yoktu. Ama bir i i yar m b rak l yor gibi de de ildi. Amcan n yan nda ya t arkada lar , e i yoktu. Ya na yak n kimse bile yoktu. Hatta g nd zleri yan nda kimse yoktu. Ama yaln z birisi olmaya ok uzakt . Ya l l n reddetmiyor, n ne gelene Ka ya nda g steriyorum? diye sormuyordu. Hatta muhtemelen bu soruyu hayat nda hi sormam t . fkesiz, huysuz olmad gibi ok e lenceliydi. Hi yle bulundu u duruma isyan eder gibi g r nm yordu. l m bekler gibi bir hali de yoktu. ok konu maya merakl de ildi. Ama konu tu mu asla tekrara d meyen ve muhakkak dinleten bir yan vard . Bu bile kli elerin tamam n yerle bir etmeye yeterliydi. Ve ya l ayr mc l n rtmeye, g r nmez k lmaya yarayan o plastik h rmetten de eser yoktu ortal kta. Amca elbette bir pozitif ayr mc l k g r yordu. O haldeki herkes en vicdans z ortamda bile pozitif ayr mc l k g r r. Ama insan n insana zaten g stermekle y k ml oldu u sayg n n d nda ili kilerinde bir tek ey yoktu. O lum, k z m, tepinmeyin dedenizin zerinde d zeyinde bile m dahale yoktu. ocuklar da durmas gereken yerleri biliyordu. Yahut ben konudan o kadar etkilenmi tim ki her ey g z me m kemmel g r n yordu. B y k ehir hayat nda bunun ne kadar imkans z oldu unun fark nday m. B y k ehirlerin genellikle ocuklar, ya l lar, engelliler yokmu gibi dizayn edilmi oldu unun da fark nday m. Sosyal rg tlenmede bir ok yap n n ocuklar yahut ya l lar g z n nden ekmeye d n k olmas da cesaretimi bir miktar k r yor. Lakin son y llarda konuya artan ilgiyle beraber bir de i me umudunun belirdi ini de g r yorum. Bu y zden AgeSA n n ara t rmas n ve o ara t rma zerinden yap lacak ileti imi hepimiz i in ok umut verici buluyorum."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/yaslilik-ve-yaslanma-uzerine-bir-haf", "text": "Her Yaşta Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda giderek daha da önem kazanacak gündem maddelerinden birini, yaş alma pratiklerini odağına alıyor. Yaşlanma ve yaşlılık hayatın önemli bir parçası. Bu dönemi sağlıklı, sosyal, güvence altında yaşamak herkesin hakkı. Yaşlılar Haftası yaşlılık ve yaşlı sağlığı konularında farkındalık yaratmak amacıyla 18 24 Mart tarihleri arasında kutlanıyor. Sağlıktan sosyal güvenliğe, çevreye, iş olanaklarına, sosyal kültürel faaliyetlere, aile hayatına kadar toplumun tüm yönlerini etkileyen bu sürecin yönetilmesi, daha iyi ve kaliteli bir yaşam sağlanabilmesi, bu konuda bilinç oluşturulmasıyla mümkün. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusumuz, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi oldu. Bu kesimin toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 9,1. Aynı rakam, 2014 yılında yüzde 8 idi. 5 yılda yüzde 22 artış söz konusu. Bu nüfusun yüzde 44'ünü erkekler, yüzde 56'sını kadınlar oluşturuyor. Dünyada ise yaşlı nüfusun 1 milyarı aştığı ve bunun 700 milyondan fazlasının, gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı tahmin ediliyor. Agesa'nın katkılarıyla hazırlanan; Yaşama Dair Vakıf ve Akdeniz Gerontoloji Ana Bilimdalı işbirliğiyle gerçekleştirilen Türkiye'de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri araştırması, Türkiye'nin yaşlanma konusunda hazırlıksız olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma verilerine göre, Türkiye'de yaşlanma ve yaşlılık algısı negatif. Yaşlılar evde daha çok vakit geçiriyor, sosyal hayata daha az katılma fırsatı buluyor, yaşlılar da yaşlanmaya yönelik negatif algıyı paylaşıyor. Pandemi sürecinin ortaya çıkmasıyla beraber, Türkiye'deki mevcut algının kırılmasına dair çalışmalar arttı, bilinç oluştu. Yaşlanma konusunda ayrımcılık en çok kafa karıştıran konuların başında. Yaş ayrımcılığı nasıl olur sorusu sıklıkla soruluyor. Oysa, diğer ismiyle ageizm dünyada en çok karşılaşılan ayrımcılık türlerinden biri. Temel anlamı şu: Birini yaşından ötürü sistematik ya da istemsizce aşağılamak. Üç kategoride ele alınıyor: Yaşlı bireylere, yaşlanma sürecine ve yaşlılığa karşı oluşmuş ön yargılı yaklaşımlar; yaşlı bireylere karşı ayrımcı tavırlar ve yaşlı bireyler hakkındaki kalıplaşmış algıları destekleyen kurumsal uygulamalar ve politikalar olarak sınıflandırılır. Tavırlarımızdan, dilimize kadar uzanan geniş bir yelpazede kendini gösteriyor. Kullandığımız deyimler bazen farkında varmadan karşı tarafı incitebiliyor. AgeSA tarafından gerçekleştirilen kampanya bu soruna vurgu yapıyordu. İlham veren pek çok hikaye var. Güney Kore'nin moda ikonu Choi Soon Hwa, hayatını belgesellere adayan ve bu konuda çığır açan David Attenborough, 60'lı yaşlarından sonra yazdığı kitaplarla kendine bir yer edinen siyasetçi Cahit Kayra, görmeyi yeniden öğrenen, bu konudaki deneyimlerini okuruyla paylaşan John Berger, yaptığı icatlarla dünyanın ilgisi çeken Hasan Kum ve daha niceleri."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/yeme-bozukluklarini-ogrenel", "text": "Gündelik hayatın stresi pek çok insanı farklı etkiliyor. Kimi zaman öğün atlıyoruz, kimi zaman ihtiyacımız olmadığı kadar çok yiyoruz. Beslenme alışkanlıklarını da etkileyen bu davranışlar, bir süre sonra kilo sorunu ve bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla karşımıza çıkabiliyor. Yaşadığımız stresler, yoğun dönemler yeme içme alışkanlıklarımızı da etkiliyor, kimi zaman bozuyor. Aşırı yemek yeme ya da vücudu aç bırakma gibi davranışlarsa, uzmanlarca Yeme bozukluğu olarak niteleniyor. Bu sorun yalnızca kilo alma/verme dengesini bozmuyor aynı zamanda psikolojik yönden de insanları etkilediği için bu anlamda da destek almayı gerektiriyor. En sık görülen yeme bozuklukları arasında 5 tip hastalık sayılıyor. Anoreksiya Nervoza, Bulimia Nervoza, Tıkınırcasına Yeme Sendromu, Gece Yemek Yeme Sendromu, Bigoreksiya bu beş hastalık. Hastalıklar farklı görülse de sonuçları bağışıklık sisteminin çökmesine kadar vahim olabiliyor. Zayıf olmasına karşılık kendini kilolu zanneden insanlarda görülür. Mükemmel olma motivasyonuyla iştah kesilir, yemekten suçluluk duyulur, kimi zaman yemek yememeye giden aşırı davranışlar görülür. Sürekli kilo verme endişesi taşıyan insanlar zaman içinde vitamin kaybı ve bağışıklık sisteminde zayıflama sorunuyla karşı karşıya gelir. Gıda alımı yok denilecek kadar azdır ve verilen kiloların geri alınması için uzun bir tedavi prosedürü gerekir. Yine kilo takıntısıyla ortaya çıkan bu rahatsızlıkta yemek Anoreksiya Nervoza'nın aksine, çok yemek tüketilir. Öğünlerini abartılı bir şekilde yiyen bu insanlar yedikten sonra pişmanlık duyar ve kusma ya da aç kalma gibi yollara başvurur. Zamanla mide ve bağırsak sorunları yaşamaya başlarlar. Kilo alamazlar ve yedikleri besinleri sindiremedikleri için sürekli yorgunluk hissi yaşarlar. Morali bozulduğunda ya da mutlu olduğunda durdurulamaz şekilde yemek yiyen bu insanlar, yediklerinden duydukları pişmanlıkla yeniden yemek yemeye yönelir. Kiloları hızla artan ve obezite, kalp hastalıkları, şeker gibi sorunlarla uğraşan bu insanlar yemek atağı yaşadıkları dönemlerde çok fazla yemek yiyebilir. Öğün kontrolünde zorluk yaşadıkları için kilo vermekte de zorlanırlar. Uykudan önce yemek yemeyi alışkanlık haline getiren insanlar, akşam öğünleri sonrasına bir ya da iki öğün ekleyebilir. Gece sindirim sorunları yaşayan ve obeziteye davetiye çıkaran bu hastalar, genellikle gün içinde az yemek yer. Düzensiz beslenme sonucunda gece uykuları da bozulur ve ruhi sorunlar da yaşayabilirler. Genelde sporcularda görülür. Ne yaparsa yapsın yeterli kasa sahip olmadığını düşünen hastalar günün en az 5 saatini spora ayırır ve protein ağırlıklı yiyecekler tüketir. Protein tozu tüketimine de yönelen kişiler, bir uzman eşliğinde beslenmediklerinde ciddi sağlık sorunları yaşarlar. Bu yaşam biçimini uzun süre devam ettiremedikleri için kas kütlelerinin yağa dönüşmesi en önemli sorunların başında gelir. Yeme bozukluğunun belirtileri arasında aşırı miktarda ve kısa sürede verilen kilolar, kalori hesabı yapma, ciddi değerde vitamin kaybı, kilo alma ya da vermenin kaygıya yola açması, acı çekecek kadar spor yapma alışkanlığı, kusmaya bağlı mide problemlerinin yaşanması yer alır. Yeme bozuklukları tedavi edilirken, psikolog ve diyetisyen eşliğinde ilerlemek, ilerlemenin hızlı ve sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Tedavide öncelikle kilo dengesi sağlanır. Psikolog ve diyetisyen eşliğinde duygusal boşluğun doldurulması ve sağlıklı bir yolda ilerlemesi hedeflenir. Bulimianın ilerlediği hastalara ilaç desteği verilir. İlaçla beraber hastanın stresten uzak kalması sağlanır. Hasar görmüş dokuların canlanması için çalışılır. Tıkınırcasına yemek yeme hastalarına ise; düzenli ve ölçülü beslenme programı uygulanır. Stresle başa çıkma duygusu aşılanır. Aynı zamanda yeme bozukluğuna bağlı gelişen hastalıkların da dikkatle gözlenmesi gerekir. Vücut direncinin azalması, anemi, ağız içi yaraları ve diş çürümesi, kas ve kemiklerde zayıflık, kusmaya bağlı mide sorunları, sindirim sisteminin çökmesi, kabızlık, düşük tansiyon bu sorunlar arasında sayılabilir."} {"url": "https://heryasta.org/heryasta/yeni-normal-iklim-degisikli", "text": "Dünya kaynakların kötü kullanılması, sera gazları ve bilinçsiz tüketim yüzünden ekolojik krizle karşı karşıya. Normalde dünyadaki yaşamımızı sağlayan sera gazları sanayi devriminin ardından hızla artarak sıcaklığın da artışına neden oldu. Fosil yakıtların kullanımının artmasıyla beraber karbondioksit oranınında da artış yaşandı. Ormansızlaşma ve arazi kullanımındaki dengesizlik de kaynaklarımızın hızla tükenmesine yol açıyor. Atmosferdeki sera gazlarının oranı, 1750'li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrasında artarken, karbondioksit oranı %40'lık bir artış göstererek 280 ppm'den 394 ppm'e ulaştı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'ne göre insan faaliyetlerinin atmosferde yarattığı etkinin sonucunda küresel ortalama sıcaklıklarda artış yaşanıyor. İklim değişikliği sadece sıcaklıklardaki artışlardan anlamıyoruz. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan toplulukları da ciddi risk altında. Sıcaklıklardaki artışın azami 2 C ile sınırlandırılması, iklim değişikliğinin etkilerini de sınırlandırabilecek bir adım. Bu hedefi tutturmak için atmosferdeki CO2 oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerekiyor. İklim değişikliğine uyum için bazı adımlar atılıyor. Güney Kore'nin Jeju Adası'ndaki çiftçiler artan hava sıcaklıklarıyla beraber daha önce bölgede yetişmeyen, kahve çekirdeği, papaya, hindistan cevizi, şeker kamışı ve avokado gibi mahsuller ekmeye başladı. İngiltere'nin başkenti Londra'da da Thames nehrinin taşma ihtimaline karşı bariyerler yükseltildi. Birleşmiş Milletler de, küresel olarak sıcaklık artışının önüne geçmek için önlemler almasının yanı sıra iklim değişikliği stratejisini de uygulamaya koyuyor. Bireysel olarak yapabileceklerimizin başında kırmızı et ve süt ürünleri tüketiminden kaçınmak geliyor. Oxford Üniversitesi'nin araştırmasına göre bu ürünlerin tüketimini kısarak, bireysel olarak gıdalar üzerindeki karbon ayak izlerini üçte iki oranında azaltabilirsiniz. Dana eti ve kuzu eti, besi hayvanlarının sindirim sistemleri, güçlü bir sera gazı olan, metan gazı ürettiği için çevreye en çok zararı olan yiyeceklerin başında geliyor. Yerli üretim gıdaların daha çok tüketmek ve yiyecek atıklarını azaltmak da yapabileceklerimiz arasında. Farklı yerlerden gelen gıdalar tedarik aşamasında yakıt tüketimine neden oluyor. -Daha az kırmızı et, süt, peynir ve tereyağı satın alıp daha çok yerli üretim gıdalar tüketin, gıda atıklarını azaltın -Seyahat yöntemlerinizi değiştirin. Elektrikle çalışan otomobiller kullanın ama kısa mesafeyse yürüyün veya bisiklete binin. Uçaklar yerine trenleri, otobüsleri kullanın. -İş için seyahat etmek yerine, video konferansla iletişim sağlayın. -Yıkanan çamaşırları kurutma makinesine atmayın, çamaşır ipinde kurutun. -Evlerinize yalıtım sistemi kurun. -Elektronik aletleri alırken enerji tasarruflu olanları tercih edin. Her tüketim ürününde düşük karbon talebinde bulunun."} {"url": "https://heryasta.org/kesfet/16-yasimin-ilk-gu", "text": "İlk iş makyaj aynasını çıkarıp yüzüme baktım. Ardından instagramı açtım, dosta muhabbet, düşmana nispet temalı, bol filtreli selfilerime bakarak aynada gördüğümü teyit ettim. Sonuç: Beden yaşı olarak, olduğumdan en az 10 yaş gencim. Zihin yaşım ise 5. Eh, bence ideal yaştayım. 4 yıl önce emekli oldum. Bir süre sonra tası tarağı toplayıp Karaburun'da bir köye yerleştim. 2 yıl önce hayvan damı üzerinde tek göz odadan oluşan taş bir ev aldım. Tamiratı hiç bitmeyen, eğitici, öğretici bir ev. Seviyorum 100 kusur yaşındaki bu keratayı ama kendim 100, o 200 yaşına gelmeden onu biraz daha gençleştirmem gerekiyor. Mordoğan ve Karaburun çevresinde tanıştığım en iyi doğa yürüyüşçüleri, zeytin üreticileri 70 plus. Yokuşa vurduğumuzda gerçek yaşlarımız kabak gibi ortaya çıkıyor. Ben 70 üstü kuşağın arkasında dili bir karış dışarıda nal toplayanların yaşındayım. Çünkü yaşlanmak nasıl vakit alıyorsa gençleşmek de öyle, vakit alıyor. Çaba ve istikrar şart. Emeklilik öncesine bakıyorum. Bedenen gerçekte olduğumdan en az 20 yaş yaşlı, zihnen yazık, ölmüş de gömeni yok denilecek haldeydim. Ayakta çürüyordum. Bunu çok net görüyordum ama şikayet ettiğim tüm alışkanlıklarımı, mekanları, ilişkileri aynen veya daha beter hale getirerek koruyordum, her günün bir önceki günün daha beter bir tekrarı olmasını garantileyecek ne varsa yapıyordum. Aslında ben neydim, nasıl bir cevherdim ama işte, çok meşguldüm, vaktim yoktu, enerjim hiç yoktu, her şeye yorgundum. Şimdi neysem, onun tam tersi, kendi kendimin zıddıydım. Peki ne oldu? Esasen iki önemli şey. Önce yürümeye başladım. Sonra çiçeklere baktım. Gerisi çorap söküğüdür zaten.... Aslına bakılırsa emekliliğimden 4 yıl sonra, geçen hafta, 9 Eylül 2019 günü Ayça telefonda yazar mısın diye sorduğunda da İstanbul'daydım, yaşlanma, kibarcası yaş alma ve zaman konularında derin sorgulamalar yapmak için olabilecek en saçma bir yerde ve yine çok meşguldüm. Tapu Dairesi, Vergi İdaresi ve Banka üçgeninde, koşturup duruyordum. Bankanın bir bölmesinde ev kredisini kapatan son imzaları attık... Böylece İstanbul ile aramdaki son bağ da kopmuş oldu. 16 yaşında, elimde erguvan renkli bir bavul, Boğaziçi Üniversitesi Kız Yurdu'na adım attığım günden beri ilk kez, İstanbul'da mekansız kaldım. Türkçesi, artık benim diyebileceğim, yurt aidatı, çuvalla kira, bavulla kredi ödemek zorunda olduğum bir yer kalmadı İstanbul'da. Hayır, bu bende hüzün, burukluk filan yaratmadı. Aksine, yeniden özgür ve yeniden 16 yaşımda hissettim. Nerede kalacağım? Orada burada. İstanbul'a gelince ne yapacağım? Avarelik, seyyahlık. İyi de para? Olduğu kadar harcarım. Zaman? Bol. Bildiğin 16 yaş kafası. Kafa böyle. Peki ayaklar? Ne yapıyorum, nasıl yapıyorum. Anlatacaksam ayaklardan başlamalıyım. Veya çiçeklerden. Veya köyden."} {"url": "https://heryasta.org/kesfet/aylak-gezi-rehberi-istiklal-caddesi-gala", "text": "Taksim Anıtı'ndan başlayıp Galata Kulesi'nde biten bir rota 2 kilometre demek. Hızlıysanız 25 dakikada yürürsünüz ama yavaş olun, dünyanın en işlek tarihi caddelerinden birindesiniz. Taksim adını su ihtiyacını karşılamak için inşa edilen su deposundan alıyor. Pera bölgesine suları taksim eden meydan, semte de ismini vermiş. Önceleri bir caddesi olmayan, Galata'ya inen irili ufaklı sokaklardan oluşan mahalle, ortasına açılan caddeyle beraber bir anda şehrin en önemli semtlerinden biri haline gelmiş. İstiklal Caddesi'ne geldiniz, sizi ilk karşılayan meydanın ortasında yer alan Cumhuriyet Anıtı. İtalyan sanatçı Pietro Canonica tarafından yapılan anıt heykel meydanı dört yola ayırıyor. Bir taraftan Beşiktaş'a, bir taraftan Harbiye'ye, bir taraftan Cihangir'e, bir taraftan Galata'ya iniyorsunuz. Ne yönü seçerseniz seçin güzergahınız eğlenceli olacak. Diğer yollara sapmadan önce İstiklal Caddesi'nin hep önünden geçip çok dikkat etmediğiniz yerlerine odaklanın. Bir kere 19. yüzyıla damgasını vuran pasaj mimarisinin en canlı örneklerine burada rastlamak mümkün. Suriye Pasajı, Halep Pasajı, Afrika Pasajı, Avrupa Pasajı, Aznavur Pasajı, Atlas Pasajı... İrili ufaklı bu pasajların bazıları zamanın etkilerine yenilse ve restorasyon beklese de, çoğu gezilebilecek durumda. Listenizin ilk sırasında bu olsun, Atlas Pasajı, Avrupa Pasajı hem mimarisiyle etkileyici, hem de ilginç dükkanlara ev sahipliği yapıyor. Atlas pasajına vardıysanız, zaten caddenin ilk bölümünü bitirdiniz demektir. Galatasaray'a vardığınızda da lisenin karşısındaki binaya çevirin yönünüzü: Galatasaray Postahanesi. 1875'te yapılan bina günümüzde müze olarak kullanılıyor. Burayı aklınızda tutun, şimdi de Galatasaray Meydanı'ndan Tophane'ye doğru inen yokuşa dönün. Burada da sizi Türvak Sinema, Tiyatro Müzesi ve Sanat Kitaplığı karşılayacak. Türk sinema ve tiyatro tarihini merak edenler için arşiv büyük bir hazine. Yüzlerce filmin afişi, fotoğrafları, bilgileri, filmlerde kullanılan obje ve kıyafetler... Yeşilçam'ın membaına düşmüş gibi olacaksınız. Yolu yarıladım, yoruldum, biraz dinleneyim derseniz, size iki alternatif sunalım. Birincisi Hazzopulo Pasajı. Burada çay, kahve gönlünüze göre dinlenebilirsiniz. İkincisi Şişhane, Tepebaşı. Burası bir zamanlar Tepebaşı Tiyatrosu'nun bulunduğu yer. Haliç'e bakan manzarasıyla biraz soluklanmak için iyi bir durak. Buraya kadar geldiyseniz, Pera Palas'ın önünden geçmeyi de ihmal etmeyin. Atatürk de dahil yerli yabancı bir çok önemli misafiri ağırlayan otelin Agatha Christie romanlarına ilham olduğunu da ekleyelim. Meşrutiyet Caddesi'ndeki bir diğer durak Pera Müzesi. Yalnızca koleksiyonundaki Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi eserini görmek için bile uğranır. Tepebaşı'ndan yine yukarı kıvrılırsanız Asmalımescit'ten geçer, bir zamanlar ressamların atölyelerinin bulunduğu bu tarihi bölgeden tekrar İstiklal'e bağlanırsınız. Yavaş yavaş Galata Meydanı'na doğru inerken Galata Mevlevihanesi'nde durun. Geniş ve sessiz bahçesi, içinde yer alan müzesiyle burası da dinlenmek için ideal bir durak. Tabii öncesinde tarihi Tünel binasına da mutlaka bir göz atıp, Avrupa'nın en eski ikinci, Türkiye'nin ilk metrosunu görmeyi ihmal etmeyin. Galata Mevlevihanesi'nin tarihiyse 1492'ye kadar uzanıyor. Bünyesinde Divan Edebiyatı Müzesi'nin koleksiyonu da var. Orhan Veli ile başladık, onunla bitirelim. Şairin şiirlerinde sıkça geçen Yüksek Kaldırım Galata'dan Karaköy'e inen yol. Buraya geldiğinizde herkesi yaptığını yapın, Galata Kulesi'nin altında oturun. İstanbul'un yedi tepesinin yedisini de göreceğiniz, şehrin en eski anıt yapılarından Galata Kulesi'ndesiniz. Düşünün sizden evvel buradan milyonlarca insan geçmiş, O hep burada. Yürüdüğünüz sokaklar yüzlerce yıllık. Gölgesinde dinlendiğiniz binaların sizden önce kimleri kimleri ağırladı. Bu bilgiyle, Karaköy'den denize bakmayı, gönlünüz çekerse bir balık yemeyi hak ettiniz, afiyet olsun."} {"url": "https://heryasta.org/kesfet/aylak-gezi-rehberi-sirkeci-dura", "text": "İstanbul büyük ve alternatifleri çok. Bu insanın önüne her gün düşen yüzlerce alternatif içinde birini seçmek de her zaman kolay değil. Bu yüzden tavsiyemiz açık: Basit iyidir. Güzergahımız Sirkeci ve Sultanahmet arasını kapsıyor. İster Eminönü'nden başlayıp Tahtakale, Marpuçcular, Mercan yokuşunu dolana dolana gelirsiniz, ister Sirkeci'de iner, buradan yolculuğunuza başlarsınız. Sirkeci Garı'nın tarihi önemi malum, İstanbul'un Avrupa'ya ilk bağlandığı nokta. Bunun yanında yüzyıllar içinde popülerliğini kaybetmediği için halen gözde merkezlerden biri. Buradan çıkıp pek çok alternatife yönelmeniz mümkün. Mesela Ankara Caddesi boyunca yürüyüp kırtasiye malzemelerini inceleyebilir, kitapçıları karıştırabilir, caddeyi kesen Nuruosmaniye boyunca yürüyerek Nuruosmaniye Camii'nin içinden geçip Kapalıçarşı'ya kavuşabilirsiniz. Bu cepte. Şimdi size daha sakin bir alternatif sunalım. Sirkeci Garı'nı arkanıza alıp Gülhane Parkı'na yürüyün. Gülhane Parkı şehrin halen en oyuncaklı yerlerinden biri. Burada mevsim ne olursa olsun, botanik çeşitliliği içinde insanın sıkılması imkansız. Üstelik parka hakim kuşlara dikkat kesilirseniz içinde papağanları görebilir, eğer bir küçük dürbün bulundurursanız kuş gözlemciliğine ufak bir giriş yapabilirsiniz. Parkta mini piknikler yapmak da mümkün, çay kahve alıp banklarda oturmak da. Burası kitap okuyanların, göğe bakanların, yürüyüş yapanların, turistlerin buluşma noktası. Parkta geçirilen zaman tamamen keyfe tabi. Ancak park dışına çıkarsanız Arkeoloji Müzesi'ne gitmek şansınız da var ki, aylaklık için ideal mekanlardan biri de burası. İnsan Müze Kartı sadece bu müzenin bahçesinde oturmak için alabilir. Müze bahçesi de bir açık hava müzesi olduğu için burada oturmak, vakit geçirmek, çalışmak, kitap okumak, müzik dinlemek çok dinlendirici. Zaten Arkeoloji Müzesi'yle başlayan güzergah İstanbul'un müzeler cenneti. Eğer günü kültür turizmine ayırdıysanız, her birine yetmese de güzel bir tur yapabilirsiniz. Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı, İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı birbirine kapı komşusu. Ama bu yazı ideal aylaklık güzergahları üzerine kurulu olduğundan, size Caferağa Medresesi'ni önerecek. Buranın bahçesine uğrarsanız, istediğiniz kadar oturmanız, yan tarafta işleyen atölyelere göz atmanız, dışarıda akan şehri içerde unutmanız olası. Son durak olarak Topkapı Sarayı'nı yan tarafınızda bırakıp kendinizi yokuş aşağı salarak Cankurtaran Meydanı'na varmanızı tavsiye etmek bir nevi görev. Türk sinemasının en büyük isimlerinden rahmetli Erol Taş'ın kahvesi burada. Cankurtaran sokakları da Sultanahmet'in aşağıları da yavaş değişen bir zamanın mirasçısı olduğundan, hayat buralarda da sakin akıyor. Kahvede oturdunuz, çayınızı içtiniz, belki sur dışına çıkıp Sarayburnu'nun denizine kavuştunuz... Az bütçe, az yorgunlukla aylak bir günü hakkıyla bitirdiniz demektir. Önünüzdeki maçlara bakın."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/bitkilerinizi-kompost-ile-buyut", "text": "Kompost yapma, yapraklar ve yiyecek artıkları gibi organik maddelerin, toprağı ve bitkileri zenginleştirebilecek değerli bir gübreye dönüştürülmesinin doğal bir sürecidir. Canlılığını kaybeden her şey sonunda doğada ayrışır. Kompostlama, bakteriler, mantarlar ve diğer ayrıştırmaya yardımcı organizmaların işlerini yapmaları için ideal bir ortam sağlayarak süreci hızlandırır. Ortaya çıkan ve genellikle verimli bahçe toprağı gibi görünen ayrışmış maddeye de kompost denir. Çiftçiler tarafından siyah altın olarak adlandırılan kompost, besin açısından zengindir ve saksı bitkilerinde, bahçecilikte veya tarımda kullanılabilir. Kompost yapmak başta zor ve karmaşık bir işlem gibi görünse de aslında çok kolay! İhtiyacınız olan malzemeler; organik atıklar, bir tutam toprak ve su. Organik atıklar, meyve ve sebzelerden geriye kalan her şey anlamına geliyor. Salata yaparken kullanmadığınız maydanoz sapları, kahve telvesi ya da patates kabukları... Bu atıkları, çöplerinizde ayırarak farklı bir kapta ya da poşette topladıktan sonra yapmanız gereken diğer malzemelerle birleştirip humus kıvamında bir yapıya dönüşmesini beklemek. Organik atıkları biriktirmenin uzun süreceğini düşünüyorsanız bozulmalarını engellemek için buzlukta saklayabilirsiniz. Kompostunuza ne koyabileceğiniz, bir şekilde ne tür bir kompost elde etmek istediğinize bağlı, ancak her durumda yine bazı genel kurallar geçerli. Tüm kompostlanabilir malzemeler, değişen oranlarda ya karbon ya da nitrojen bazlıdır. Sağlıklı bir kompost yığınının sırrı, bu iki unsur arasında işleyen bir denge sağlamaktır. Karbon bakımından zengin maddeler: Dallar, gövdeler, kuru yapraklar, kabuklar, ağaç parçaları, ağaç kabuğu tozu veya mısır sapları, kahve filtreleri, kahve telvesi, kozalaklı iğneler, yumurta kabukları, saman, odun külü. Azot veya protein açısından zengin maddeler: Yemek artıkları, yeşil çim parçaları, mutfak atıkları ve yeşil yapraklar. Karbonca zengin madde kompostun hafif, kabarık gövdesini verirken azot veya protein açısından zengin madde, enzim yapmak için hammadde sağlar. Sağlıklı bir kompost yığını nitrojenden çok daha fazla karbona sahip olmalıdır. Basit bir kural, üçte biri yeşil ve üçte ikisi kahverengi malzemeleri kullanmaktır. Kahverengi malzemelerin hacmi, oksijenin orada yaşayan organizmalara nüfuz etmesine ve beslenmesine izin verir. Kendi kompostunuzu yapmak için, öncelikle ne kadar yapacağınızı belirlemeniz gerekiyor. Ne kadar ihtiyacınızın olduğu ve ne kadar alanınızın olduğu önemli. Öncelikle kompost yapacağınız miktar kadar gıda atığını biriktirmiş olmalısınız. Kompostlama sürecini hızlandırmak için organik atıkları daha küçük boyutlarda doğrayabilirsiniz. Kompost yığınınız çok ıslak görünüyorsa ve kokuyorsa, daha fazla kahverengi yani azottan zengin madde ekleyin veya daha sık havalandırın. Aşırı kahverengi ve kuru görünüyorsa, biraz nemli hale getirmek için yeşil maddeler ve su ekleyin. Nemli bir sünger kıvamına gelmesi için yığının üzerine düzenli olarak su serpin. Çok fazla su eklemeyin, aksi takdirde yığınınızdaki mikroorganizmalar sudan boğulacaktır. Bu durumda, yığınınız kompost olmak yerine çürür. Malzemelerin uygun şekilde ayrıştığından emin olmak için yığınınızın sıcaklığını takip edin. İdeal olan, elinizi yığının ortasına uzattığınızda sıcak hissediyor olmanız. Süreç boyunca, haftada bir çevirip karıştırarak yığına oksijen sağlamalısınız. Kompostu çevirmek için en iyi zaman, yığının merkezinin ısındığı veya bir termometre ile ölçüyorsanız 55 ila 65 C arasında bir değer gösterdiği zamandır. Yığını karıştırmak, daha hızlı olgunlaşmasına yardımcı olacak, malzemenin kurumasını ve koku oluşturmasını önleyecektir. Kompost artık ısı yaymayıp kuru, kahverengi ve ufalanan hale geldiğinde, tamamen hazır demektir. Her ekim zamanının başında saksılarınıza ya da bahçenize kompostunuzu ekleyebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/buyuk-cesaret-haldun-dorm", "text": "Haldun Dormen, 1940'lı yıllardan bu yana tiyatronun oyunculuk ve yönetmenlik alanlarında etkin rol alıyor. Ayrıca bu usta isim, güldürü ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmeni. Türk tiyatrosuna kattığı yeniliklerle tanınan isim pek çok kişinin de hayatına dokunmuş. Haldun Dormen, 1955 yılında Dormen Tiyatrosu'nu kuruyor. Dormen, 1961 yılında Türkiye'de sahnelenen ilk batılı müzikal olan Sokak Kızı İrma'yı yönetiyor. Ardından 1980'li yıllarda Egemen Bostancı'nın yapımcılığını üstlendiği Hisseli Harikalar Kumpanyası ve Şen Sazın Bülbülleri gibi birbirinden harika müzikalleri seyirciyle buluşturuyor. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda 1985 yılında sahneye koyduğu Lüküs Hayat müzikali ise 30 yıl boyunca aralıksız devam ediyor. Öyle ki seyirciler bu müzikale bilet bulamıyor. Türkiye'nin ilk opereti olan Lüküs Hayat, genellikle ve çoğunlukla kapalı gişe olarak devam ediyor. Haldun Dormen, Türk tiyatrosu için birbirinden değerli girişimlere her zaman adım attığı için tiyatro camiası için çok önemli bir figür. Bu sebeple Haldun Dormen ve kendisinin tiyatro macerası yeni bir belgeselle Netflix'te seyirciyle buluşuyor. Belgeselin adı ise Haldun Dormen'in sahneye çıkan kişileri hep Yaparsın şekerim! sözüyle cesaretlendirmesi. Bu belgeselin en önemli yanı ise genç kuşaklara platform üzerinden Dormen'i ve onun Türk tiyatrosuna katkılarını anlatmak. Netflix'te Türk tiyatrosu adına ilk olarak Metin Akpınar'ın belgeseli yayınlandığı için Dormen'in hayatı da ikinci belgesel olarak izleyiciye sunuluyor. Bu sebeple ileride Türk tiyatrosuna gönül vermiş pek çok ismin belgeseli yapılabilir gibi görünüyor. Belgesel, tahmin edileceği gibi Dormen'in çocukluğundan başlıyor. Ardından kendisinin tiyatro kariyerini, tanıklıklara ve eldeki belgelere dayandırarak bizlere aktarıyor. haldun Dormen 94 yaşında olduğundan kendisinin hayatını izlemek, Türk tiyatro tarihinin de detaylı bir şekilde öğrenilmesine imkan sağlıyor. Haldun Dormen, hayatının büyük bir kısmında sevdiği işi yaptığı için belgeselde de hala ne kadar yaşam dolu ve enerjik olduğunu görebilirsiniz. Belgeseli bu gözle izlediğinizde hayattaki en önemli şeylerden birinin tutkuyla bağlı olduğun işi yapmak olduğunu anlıyorsunuz. Belgeselde Dormen'in hayatındaki önemli yerleri görebilirsiniz. Kendisinin başarılarına, başarısızlıklarına, aşklara, ayrılıklara ve mücadeleye tanık olabilirsiniz. Haldun Dormen'in sahneye getirdiği yenilikleri kendisi ve diğer tanıkların eşliğinde Yaparsın Şekerim! belgeselinde izliyoruz. Salih GÜney'in daha çok sinemadan bildiğimiz tiyatro yıllarını bile belgeselin içinde izlemek mümkün. Daha önce de dediğimiz gibi Haldun Dormen'in hayatını incelemek Türk tiyatrosunun bir kısmını öğrenmenize yardımcı oluyor. Ayrıca belgeselde Altan Erbulak'ı tiyatroya kazandıran kişinin usta sanatçı olduğunu da belgeselin içinde bulabilirsiniz. Ayrıca Melih Kibar ve Çiğdem Talu'nun bestelerinin Hisseli Harikalar Kumpanyası müzikali için yazıldığını ve Kenterlerle nasıl sahnelerini paylaştıklarını da bu harika belgeselde görüyoruz. Bununla birlikte Haldun Dormen'in kitaplarında da hayatından kesitler bulmak mümkün. Anılar, Yaşlanmaya Vaktim Yok ve Nerede Kalmıştık adlı kitaplar, usta tiyatrocunun dünyasını birinci elden anlatıyor. Dormen'in başarılarla dolu hayatını izlerken Yaparsın Şekerim sözünün alt metnini de görüyorsunuz. Dormen, insanların içindeki tiyatrocuya seslenerek onları yüreklendirmek için bu naif ve eğlenceli sözü karşısındakine söyleyiveriyor. Bu sayede insanlar çok daha rahat bir şekilde sahne deneyimi yaşıyor. Düşünsenize Haldun Dormen size Yaparsın şekerim! diyor. Dormen'in hayatında kendini bildiğinden beri tiyatro yapma ve dünyayı değiştirme düşüncesi onu bu kadar büyük bir sanatçı haline getiriyor. Bu arzusunu babasına 24 yaşında yazdığı mektupta da net bir şekilde söylüyor. Haldun Dormen henüz yolun başındayken mektupta bu idealinin peşinden gideceğini babasına net bir şekilde söylüyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/buyuk-cesaret-latife-tek", "text": "Kalemi ile Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş Latife Tekin'in yazarlık yolculuğu plansızca girilen bir patika gibi başlamış. Kendi deyimiyle; yazar olmaya çalışmamış yazarlık başına gelmiş. 1983 yılında ilk kitabı Sevgili Arsız Ölüm yayımlandığında 26 yaşında yaşında olan Tekin'in hayatı 31 Aralık 1957'de Kayseri'nin Bünyan ilçesine bağlı Karacafenk Köyü'nde başladı. 1966 yılında ailesiyle birlikte İstanbul, Beşiktaş'ta gecekondu mahallelerinden birine yerleştiler. Hayatındaki bu büyük değişiklikle birlikte yeni yaşamına adapte olmaya çalışan Latife Tekin, ilk ve orta öğrenimine İstanbul'da devam etti ve 7 kardeşin arasında liseyi bitirebilen tek çocuk oldu. Lise yıllarında politik hareketlere katıldı. Bu yıllardan itibaren İstanbul'un fabrika bölgelerinde ve gecekondu mahallelerinde çalıştı. 1974'te Beşiktaş Kız Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1976-1977 yılları arasında İstanbul Telefon Başmüdürlüğü'nde memur olarak çalıştı. Doğum nedeniyle işinden ayrıldı ve geri dönmedi. Yazarlık kariyeri de bu noktadan sonra başladı. Hayatın dertlerine ve sıkıntılarına yazarak direnmeye çalıştığını ifade eden Tekin'in romanları da yoksulluk ve göç temaları çerçevesinde şekillendi. 1997 yılında Bodrum'un Gümüşlük beldesine yerleşti, Farklı disiplinlerden kişiler ve kuruluşların buluşmaları ihtiyacı doğmasıyla, sekizi de Türkiye'den, on üçü Ortadoğu ülkelerinden olmak üzere yirmi bir yaratıcı profesyonelle Gümüşlük Akademisi'nin kurulmasına öncülük etti. 1997 yılından bu yana da Gümüşlük'te yaşayan yazarın romanları ile birlikte deneme, senaryo ve anı-öykü türünde de eserleri vardır. 1984 yılında beyaz perdeye aktarılan Atıf Yılmaz'ın yönettiği, senaryosunu Latife Tekin'in yazdığı Bir Yudum Sevgi adlı film, 1984 Antalya Film Festivali'nde Altın Portakal, 1986 Uluslararası İstanbul Sinema Günleri'nde En İyi Film ödüllerini aldı. 2004 yılında yayımlanan Unutma Bahçesi adlı romanı 2006 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'nü kazandı. 1995 yılında kurulan vakfın resmi adı, Gümüşlük Akademisi Sanat, Kültür, Ekoloji ve Bilimsel Araştırmalar Merkezi Vakfı. İnsana, topluma, doğaya, sanata ilişkin yeni düşünceleri buluşturmak, yeni bir dünyanın olanaklarını araştırmak, çeşitli deneyimlerin ve duyarlılıkların aktarılması ve paylaşılmasına olanak sağlamak vakfın kendi anlatımıyla başlıca varlık nedenidir. Akademide resim, heykel, seramik gibi çalışma alanlarına ilişkin atölyeler; edebiyat, felsefe ve bilim çalışmaları için salonlar ve kitaplık; konaklama için stüdyo evler; yemek-içmek için lokal; tiyatro, müzik sinema gösterimleri ve toplu çalışmalar için 450 kişilik bir amfitiyatro yer almaktadır. Akademide her sene yeniden belirlenen bir ana tema üzerinden çalışma programları hazırlanır. Bu programlar, Gümüşlük Akademisi Vakfı'nın yanı sıra, ülkeden ve dünyadan davet edilen, alanında yetkin kişilerle vakfa başvuran ve projesi danışma kurulunca uygun görülen kişiler tarafından yürütülür."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/cocugunuza-okuma-aliskanligi-kazandiracak-5-yont", "text": "Kitap okuma alışkanlığı, çocukların öğrenme alışkanlıklarını kazanmalarına yardımcı olur. Kitapları okuma ve araştırma alışkanlığı, çocukların sürekli olarak bilgi edinme isteklerini ve meraklarını canlı tutar. Bu alışkanlık, çocukların okul başarısını artırır ve yaşamları boyunca sürekli öğrenmeye devam etmelerini sağlar. Çocukların okuma alışkanlığını kazanması, onların bireysel gelişimlerine olumlu katkı sağlar. Okumak bilgi edinmenin yanı sıra çocukların hayal güçlerini de geliştirir. Bununla birlikte dil becerilerini artırır ve empati yeteneklerini güçlendirir. Okuma rutinleri oluştururken çocuğun ilgi alanlarını ve yaşını göz önünde bulundurmalısınız. Ayrıca okuma deneyimini eğlenceli hale getirmek gibi yöntemler, çocukları okumaya teşvik eder. Erken yaşlarda kitaplarla tanışmak çocukların okuma alışkanlığı kazanmaları ve bilişsel gelişimlerini desteklemeleri açısından son derece önemlidir. Çocuklar, okumaya başladıkları ilk yıllarda dil becerilerini geliştirir. Bununla birlikte kelime dağarcıkları zenginleşir ve hayal güçleri gelişir. Bu sebeple çocuklarınızı erken yaşlarda kitaplarla tanıştırmak için çaba sarf etmek, onların gelecekte başarılı okuyucular olmalarını sağlayacak bir adımdır. Çocuğunuzun erken yaşlarda kitaplarla tanışmasını sağlamak için düzenli kitap okuma rutinleri oluşturabilirsiniz. Her gün belirli bir saatte kitap okumak çocuğunuzun okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olur. Erken yaşlardaki çocuklar genellikle görsel olarak etkileyici kitaplara ilgi duyarlar. Renkli ve büyük resimler içeren kitaplar, çocuğunuzun dikkatini çeker ve onları kitap okumaya teşvik eder. Çocuğunuzun ilgi alanlarına ve yaşına uygun kitaplar seçmek onun okumaya olan ilgisini artırır. Okuma materyalleri arasında; çocuk edebiyatı, hikaye kitapları, resimli kitaplar ve çizgi romanlar gibi farklı türler yer alır. Yaş ve ilgi alanına göre kitap okuma alışkanlığı kazanmak çocukların kişisel gelişimlerine de katkı sağlar. Kitap okuma deneyimini eğlenceli hale getirerek çocuğunuzun kitaplara olan ilgisini artırabilirsiniz. Okumanın zorunluluk değil keyif aktivitesi olduğunu anlatmak için hikaye karakterlerini canlandırabilirsiniz. Ayrıca ses tonunuzu değiştirip farklı sesler çıkarabilir veya çocuğunuzun interaktif olarak katılabileceği sorular sorabilirsiniz. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için onlarla birlikte kitap okuma etkinlikleri düzenleyebilirsiniz. Kitap okuma etkinlikleri, çocuklara yeni hikayeler keşfetme, hayal güçlerini kullanma ve dil becerilerini geliştirme fırsatı sunar. Ailenizle birlikte bir kitap kulübü oluşturarak beraber okuyabilirsiniz. Çocuklarınıza okumayı sevdirmenin ve okuma alışkanlığı kazandırmanın önemli bir yolu, onlarla okumakla ilgili sohbetler etmekten geçer. Bu şekilde çocuklarınızın kitap okumayla ilgili düşüncelerini, fikirlerini ve duygularını paylaşma yolu bulabilirsiniz. Aynı zamanda çocuklarınızın okuma deneyimlerini daha anlamlı ve değerli hale getirebilirsiniz. Ayrıca onların okumaya olan ilgilerini artırabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/cocuklara-kanat-geren-koruncuk-vakfi-neler-yapiy", "text": "Koruncuk Vakfı, eğitime erişimleri risk altında olan çocukların haklarının bilincinde bireyler olarak toplum içinde yer almaları adına üstün hizmetler sunuyor. Vakıf; önleyici, koruyucu ve iyileştirici hizmet modellerine sahip olduğu için çocukların kendilerini ifade edebilen ve güçlü bireyler olmasına destek veriyor. Vakıf, 20'den fazla sosyal güvenlik kurumunun üye olduğu Çocuk ve Haklarını Koruma Platformu'nun kurucu üyesi. Ayrıca çocuk vakıfları arasında yer alan Koruncuk Vakfı, 18 yaşını doldurmuş gençlere de sosyo-ekonomik destekler sağlamaya devam ediyor. Vakfın bulunduğu Koruncukköyler'de eğitim alan 10 ila 18 yaş arasındaki dezavantajlı çocuklar, akademik başarı ön koşulu olmadan ortaokuldan üniversite eğitimine kadar ücretsiz barınma ve bakım hizmetine sahip oluyor. Vakfa kayıtlı çocukların iyi halinin devam etmesi için vakıf genelinde anne baba ve kardeş ilişkileri güçlendiriliyor. Ayrıca eğitim alan çocukların ailelerinin ebeveynlik becerilerinin gelişmesi için bahsi geçen ailelere psiko-sosyal destek de sağlanıyor. Koruncuk Vakfı; Koruncukköy, gündüz bakımevi ve savunuculuk gibi faaliyet alanlarına sahip. Koruncukköy'ler çocukların eğitim ve yaşam kalitesini yükseltmek için sosyal ve psikolojik eğitimlerinin yanı sıra rehberlik ve kariyer danışmanlığı da sunuyor. Gündüz bakımevi, uzman öğretmenler eşliğinde çocukları ilkokula özenle hazırlıyor. Savunuculuk birimi ise çocuğa karşı şiddeti önlemek amacıyla çalışıyor. Vakfın sunduğu çocuk köyü projesi kapsamında çocuklar, okula gitmek üzere sabah servislere bindirilerek devam etikleri çevredeki okullarına bırakılıyor. Okul sonrasında ise çocuklar, ders çalışmak üzere onlara eşlik eden öğretmenleriyle Etüt Merkezi'ne gidiyor. Ayrıca burada belli bir program dahilinde çocuklar; spor, görsel sanatlar, müzik, zeka oyunları ve bilgisayar kullanımı gibi dersler de alıyor. Ayrıca dersler bittikten sonra tüm çocuklar birlikte yemeklerini yiyorlar. Hafta sonlarında etüt saatleri dışında ilgi alanlarına göre yönlendirilen çocuklar, Koruncuk Vakfı bağışı yapan kişilerin destekleri sayesinde tiyatro, sinema, konser, müze gezileri ve sportif faaliyetler gibi pek çok alanla ilgileniyor. Vakfın aktif projeleri arasında El Ver Yuva Olsun, Aileyi Destekleyerek Çocuğu Güçlendiriyoruz ve Aileye Dönüş bulunuyor. Bolluca Koruncuk Vakfı ve Koruncuk Vakfı Urla'da çocuklar, kendilerini ifade edebilen bireyler olarak hayata atılmaları için eğitim alıyor. Koruncuk Vakfı, 1979'dan bu yana hakları risk altında olan çocukların mutlu ve güvenli bir geleceğe sahip olması için önleyici ve iyileştirici pek çok çalışma yürütüyor. Koruncuk Vakfı, aileye dönüş projesi kapsamında, kurum bakımındaki çocukların ekonomik destekle aile yanına dönüş süreçlerini güçlendiriyor. Ayrıca bu proje, ailelerin ekonomik destek haricindeki ihtiyaçlarını daha iyi anlamak amacıyla da faaliyetlerini sürdürüyor. Proje, aile yanına dönüşü risksiz olan çocukları, kalıcı bir şekilde ailesiyle buluşturmak için son derece uygun. Vakıf, istismar geçmişi olan çocuklara yönelik bir rehabilitasyon birimine sahip. Bu kapsamda Korumak Vakfı nitelikli bir psiko-sosyal destek vererek çocukların gelecekleri için 2. Şans Projesi'ni hayata geçiriyor. Proje kapsamında Koruncukköy Bolluca'da yaşayan bireylere ve onlarla çalışan personellere sosyal, psikolojik ve fiziki şartlarını iyileştirmek amacıyla gerekli rehabilitasyon ve iyileştirme çalışmaları ile destek veriliyor. Aileyi Destekleyerek Çocuğu Güçlendiriyoruz projesi kapsamında hayata geçirilen çalışma, koruma altındaki çocukların ailelerine dönüş sürecinin iyileştirilmesini amaçlıyor. Bu sayede aileler birçok yönden desteklemiş iyileştiriliyor ve çocuklar da aileleri ile yaşayabiliyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/dil-ne-zaman-ve-nasil-ogrenil", "text": "Hayat bir öğrenme yolculuğu. Bu yolculuk süresince yeni bir dil öğrenme maceramız okul dersleriyle başlıyor. Bazıları için okul hayatı bittiğinde dil öğrenme macerası da sonlanabiliyor. Dil öğrenme süreçlerinde herkesin öğrenme metodu ve öğrenme süresi de farklılık gösterebilir. Eğer yeni bir dil öğrenmek istiyorsanız ancak önyargılarınız varsa alternatif öğrenme yöntemlerinin her birini denemenizi öneririz. Kendinize uygun öğrenme şeklini bulduğunuzda ise yeni bir dil öğrenme konusundaki endişelerinizden kurtulduğunuzu fark edeceksiniz. Sadece her bir yönteme biraz şans vermeniz gerekiyor. İnsanlık artık hiç olmadığı kadar birbirine bağlı ve sürekli iletişim halinde olan bir dönemde. Yeni bir dil öğrenmek, özellikle de İngilizce gibi herkesin ortak kullandığı bir dil ya da İspanyolca gibi birden fazla ülkenin ana dili olan bir dil, dünyanın her yerinden insanlarla daha hızlı ve daha anlamlı iletişim kurabilme kapısını açıyor. Bu aynı zamanda yeni bir kültür ve yeni bir edebiyat tanımanızı da sağlıyor. Yeni kültürler hakkında ne kadar çok şey öğrenirseniz, dünyaya o kadar farklı perspektiflerden bakabilirsiniz. Ek olarak yeni bir dil öğrenirken beyin, kelimeleri bir araya getirerek doğru ve anlamlı cümleler oluşturmaya çalışır. Bu işlem beyni uyarır ve yaratıcılığı arttırır. Dil öğrenmenin sosyal açıdan faydaları olduğu gibi fizyolojik faydaları da var. Zihinsel aktiviteyi arttırır, hafızayı ve özgüveni geliştirir. Yeni bir kelime bilgisi ve sözlük kuralları öğreneceğiniz için beyniniz yeni dilin yapısına ayak uydurmaya ve yeni kalıpları almaya çalışırken tıpkı spor yaparak kaslarınızı çalıştırıyormuşsunuz gibi çalışır ve gelişir. Dil öğrenmeyi beyin için bir egzersiz olarak düşünebilirsiniz. Hepsi bu kadar da değil; yeni bir dil edinmek aynı zamanda bilişsel gerilemeyi ve zihinsel yorgunluğu önlemeye yardımcı olur. Son araştırmalar, çok dil bilen yetişkinlerin, Alzheimer ve demansın ilk belirtilerini, tek dil bilenlere kıyasla daha geç bir yaşta yaşadıklarını gösteriyor. Bilişsel yaşlanmada iki dilliliğin etkisi üzerine yapılan son araştırma, cinsiyetleri, etnik kökenleri ve meslekleri ne olursa olsun birden fazla dil konuşan kişilerin, yalnızca bir dil konuşanlara göre dört buçuk daha geç bilişsel gerilemenin başladığını ortaya koyuyor. Bu da ikinci bir dil bilmenin beyni daha dinç tuttuğunu net bir şekilde gösteriyor. Araştırmalar, herhangi bir yaştaki herkesin yeni bir dil öğrenebileceğini gösteriyor. Yani yeni bir dil öğrenmek için hiçbir zaman geç değil! Kaynaklara ulaşmanın kolaylığı ve teknolojik araçların da gelişmesiyle dil öğrenme yöntemleri artık çok daha geniş kapsamlı ve yaygın. Çevrimiçi eğitim seçenekleri de bir hayli fazla. Herhangi bir kurs almak için koltuğunuzdan kalmanıza bile gerek yok. Dil öğrenmek için birbirinden farklı pek çok yöntem olduğundan ve herkesin kendine uygun olanı bulması gerektiğinden bahsetmiştik. Şimdi de bu yöntemlerden biraz bahsedeceğiz. Dil öğrenmenin en keyifli yollarından biri sanıyoruz ki filmlerden ve dizilerden yararlanmak. Youtube ve Netflix gibi dijital platformların ulaşımının kolaylığı ve altyazı seçeneklerinin olması bu yöntemin cazibesini artırıyor. Bir videoyu hem Türkçe hem de orjinal dilinde altyazılı izleyerek öncesinde diyalogları anlamak sonrasında öğrendiğiniz dilin telaffuzunu ve cümle yapılarını anlamak için bir yöntem olarak değerlendirilebilir. Öğrendiğiniz dildeki şarkıları dinlemek, ezberlemeye çalışmak ve sözlerin anlamlarını öğrenmek de başka bir yöntem. Spotify ya da Youtube'daki karaoke özelliğini kullanarak şarkıyı dinlerken aynı zamanda sözlerini de okuyabilirsiniz. Öğrendiğiniz dili konuşmaya çalışmak hem bilgilerinizi kalıcı hale getirecek hem de sizi bir adım öne taşıyacak. Free4talk ve Tandem gibi ücretsiz uygulamaları kullanarak konuşma pratikleri yapabilirsiniz. Yazarak öğrenenlerdenseniz not defterlerinizi hazırlayın. Kelime öğrendikçe defterinize notlar alarak yeni kelimelerle ilgili cümleler yazarak ve geriye dönük tekrarlar yaparak kelime hazneninizi geliştirebilirsiniz. Benzer şekilde çalışma kartları hazırlayarak birbiri ile ilişkili kelimeleri aynı kartlara yazıp bir grup kelimeyi birlikte öğrenmeye çalışabilirsiniz. Kullandığınız uygulamaların ya da teknolojik aletlerinizin dilini değiştirerek öğrendiğiniz dilde daha fazla kelimeye maruz kalarak öğrenme hızınızı artırabilirsiniz. Gününüzün belli zamanlarını öğrendiğiniz dilde düşünmeye çalışarak ayırabilirsiniz. Bu pratiği yapmak konuşurken çeviri yapmanızın önüne geçerek doğal bir şekilde konuşmanızı kolaylaştıracak. Eğer imkanınız varsa öğrendiğiniz dilin konuşulduğu ülkelere seyahat etmeniz size pek çok açıdan fayda sağlayacaktır. Bir yandan dilde kendinizi geliştirirken kültür hakkında bilgi sahibi olabilir, yeni insanlar tanıyabilirsiniz. Dil öğrenmek deyince pek çok kişinin aklına yeni bir dili anadili gibi konuşmak geliyor ve bu uzun bir süreç olduğu için korkutucu olabiliyor. Anadiliniz gibi bilmek zorunda değilsiniz, süreçten keyif almaya odaklanırsanız ilk adımı çok daha kolay atabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/emeklilik-hobile", "text": "c Emeklilik dönemi boş zamanımızın çok olduğu ve canımızın zaman zaman bundan kaynaklı olarak sıkılabildiği bir dönem. Boş zamanlarımıza renk katmak kesinlikle sahip olduğumuz zamanı en iyi şekilde değerlendirmemizin yanı sıra hayatımıza da tat katar. Bugün hayatımıza en kolay ve etkili yoldan keyif katacak, yaşamın içerisinde bize şevk verecek hobilerden bahsedeceğiz. Biraz yağlı boya ve tuvalin iyi gelmeyeceği can sıkıntısı yoktur. Bir dünyaya kendi ellerinizle hayat vermekten farksız olan bu hobi yalnızca emeklilik döneminde değil, her yaştan bireyin stres atmak, hayata bir es vermek ve biraz olsun huzur bulmak için tercih ettiği sanat dallarından. Gönüllü olunan işler kesinlikle yaşam sevinci verir insana. Siz de sizin için en uygun alanı hassasiyetleriniz, ilgi alanlarınız gibi faktörler doğrultusunda seçerek o konuda topluma katma değer sağlayabilirsiniz. Amatör veya profesyonel olarak icra etmenin neredeyse aynı hazzı verdiği sayılı hobilerden bir tanesidir. Üstelik günümüzde akıllı telefonların performansı düşünüldüğünde makine kullanmaya ihtiyaç duymama ihtimaliniz de yüksek. Ancak bizden bir tavsiyedir ki; yarı profesyonel bir makine, başlangıç seviyesinde size daha büyük bir heyecan verecektir. Merceği çevirirkenki o mutluluk, güzel bir kareyi kendi fotoğraf makinenizle yakalamanın verdiği o gurur yaşamaya değer! Emeklilik dönemi hobilerinden bir diğeri ise Ebru Sanatı. Ebru; boyaların suda ahenkle dans ettiği ve eğitimi göründüğü kadar zahmetli olmayan bir resim sanat dalı. Kendi evinizdeki tablolara hayat vermek harika olmaz mıydı? Ebru hemen hemen her evin dokusu ve tarzıyla uyuşabilen bir stile sahip. Eşiniz sizin eserinizi evin duvarlarında gördüğünde çok gururlanacak, emin olabilirsiniz! İster balkon ister bahçe... peyzaj hem görsellik algısını kuvvetlendirir hem de toprakla uğraşmaktan kaynaklı olarak kişiye hafiflik enerjisi sağlar. Aynı anda elektrik atmak ve adeta bir sanat yapmak oldukça cazip bir seçenek olmaz mıydı? Toprakla uğraşmak günümüzde eskisinden farklı olarak yaşı olmayan ve gitgide popülerleşen bir hobi iken, daha çok bilgiye ulaşmanız da mümkün. Masa oyunları şen şakrak vakit geçirmenin en güzel yollarından. Sevdiklerinizle paylaştığınız kahkahalar ve muzip anlar her yaşta olduğu gibi emeklilik döneminde de oldukça besleyici. Ayrıyeten zeka, odaklanma ve hafıza anlamında da sizi daha güçlü tutacak bulmaca, sudoku gibi oyunlar da yine bu sınıf içerisinde yer alıyor. Okey, tavla, satranç, dama, tabu veya pişti... hangisini seçerseniz seçin, bu hobiyi birlikte paylaşacağınız dostlarınızın olması size çok iyi gelecek. Bir şeyler yazmak zamansız bir uğraştır. Herkes okur ancak herkes yazmakla içli dışlı değildir. Yazmak bazen bir tecrübenin aktarılması bazense olumlu hissiyatlar uyandırmak, değer katmak içindir. Tecrübenin daha iyi yazdırdığı düşünüldüğünde, belki de tam da zamanıdır? Eğer anlatacak bir hikayem var veya kağıda dökmek istediğim parlak ilhamlarım var diyorsanız, ışığınızla etrafınızı aydınlatmak için daha harika bir zaman diliminde olamazdınız! Emeklilik dönemi hobilerinden bir başkası da spor. Ancak bu başlığın ucu bir hayli açık. Size neyin iyi geldiği sorusuyla başlamak yerinde olacaktır. Yürümek sinir sistemine oldukça faydalı mesela. Yürümeyi sever misiniz? Yoksa bisiklet aşığı mısınız? Bu sıcak yaz günlerinde güvenli saatlerde denize girip yüzmek belki de sizin için en güzel emeklilik hobilerinden biri olacaktır. Bunların dışında daha nadide sporlara da yönelebilirsiniz pekala... Tırmanış, doğa yürüyüşü, binicilik bunlardan en popülerleri. Salon sporları da bir başka alternatifler arasında. Bowling, bilardo gibi sporlar el-göz koordinasyonu ve motor becerileri desteklerken sizi oldukça eğlendirecektir. Bunun yanı sıra yine dostlarla paylaşım halinde olmaktan ötürü bu sporlar size birliktelik hissi vererek, hayatın içinde olduğunuzu hissettirecek."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/etkinlikleri-takip-edebileceginiz-web-siteleri-onerile", "text": "Özellikle pandemi döneminin ardından küresel anlamda her birimiz sosyal olmanın, hayatın içinde yer almanın anlamını daha iyi anlamış olduk. Halihazırda pek çoğumuz kültür-sanat etkinlikleriyle zaten içli dışlı iken özellikle son aylarda artık daha da ilgili hale geldik. Bugün 3 büyük şehrimizi de kapsayan kültür-sanat faaliyetlerini düşündüğümüzde, bu birbirinden renkli aktiviteleri hangi portal veya platform üzerinden takip edebileceğimize odaklanacağız. Konser etkinlikleri, tiyatro etkinlikleri, şehir etkinlikleri ve çok daha fazlası için okumaya devam etmenizi öneririz. Haydi o zaman; kağıt kalemler hazırsa Türkiye'nin en nitelikli etkinlik platformlarından oluşan listemize start'ı verelim! Her şehirde birbirinden renkli etkinlikler bulunuyor. Buna göre sizler için konser, şehir etkinlikleri ve tiyatro programları gibi pek çok etkinliği bulabileceğiniz etkinlik platformlarını altta sıraladık. Kültür ve sanata dair her aktivitenin bir arada bulunduğu, İstanbul'un adeta bir kültür cümbüşü sunduğunu gözler önüne seren harika bir vakıf platformu burası. Bu portal üzerinden şehrinizde yer alacak a'dan z'ye her etkinliği takip edebilirsiniz. Yine bir başka İstanbul etkinlik platformu olan İstanbul. Net. Tr ; bize pek çok İstanbul etkinliği adına kolay erişim ve takip imkanı sunuyor. Birbirinden keyifli İstanbul şehir etkinlikleri bu platformda! Instagram'cılara özel olarak İzmir Etkinlik'in meşhur sosyal medya hesabını da listemize ekledik. İzmir'in online etkinlik dergisi diyebileceğimiz platform, şehir etkinlikleri adına oldukça geniş bir yelpaze sunuyor! Türkiye genelinde sayısız şehir etkinliğini buradan takip etmenizi öneririz! Tiyatro sanattır, sanatsa hepimizin can damarıdır. Fena mı olurdu ailemiz veya en değerli dostlarımızla şöyle güzel bir tiyatroya gitmek? Hele bir de bunu alışkanlık, rutin ve hatta bir tür ritüel haline getirmek? Cevabınız evet ise işte karşınızda ihtiyacınız olan liste! Birbirinden güzel tiyatro etkinlikleri için aşağıdaki harika platformları tarayıcınızda yıldızlamanızı öneririz. Ve son olarak içindeki gençlik enerjisi bitmek bilmeyenlere özel; konser etkinliklerini takip etmek adına en iyi başlıca platformları sizler için aşağıda sıraladık. Bu platformlar üzerinden online olarak şehrinizde yer alan tüm konser etkinliklerinden haberdar olabilir ve eğlencenin, müziğin tadına doyasıya varabilirsiniz. Şimdiden teşekkür ettiğinizi duyar gibiyiz... İçinizdeki güzel enerjinin daim olmasını diler; kültür, sanat, müzik ve etkinlik dolu cıvıl cıvıl bir sonbahar dileriz hepinize."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/evde-kis-keyfi-yaparken-okuyabileceginiz10-romantik-kit", "text": "Kış mevsimi geldiğinde, sıcacık battaniyenin altında bir fincan çay eşliğinde romantik bir hikayeye dalmanın keyfi başka hiçbir şeye benzemez. Soğuk hava, evde geçirilen saatleri daha da değerli kılar. İşte size kışın evde keyifle okuyabileceğiniz 10 romantik kitap. Her romantik kitap listesinin vazgeçilmezi, Jane Austen'ın klasik eseri Aşk ve Gurur ile başlıyoruz. Bu kitap, gurur ve aşk arasındaki ince çizgiyi anlatırken sizi 19. yüzyıl İngiltere'sine götürecek. Tolstoy'un büyüleyici eseri Anna Karenina, bir aşk hikayesi etrafında dönüyor, ancak aynı zamanda Rus toplumunun karakter analizini de sunuyor. Karakterlerin iç dünyalarını keşfederken romantizmin derinliklerine dalabilirsiniz. Jane Eyre, güçlü bir kadın karakterin yaşadığı aşkı ve zorlukları anlatan etkileyici bir eserdir. Bir kadının aşk ve özgürlük arayışının hikayesi ilginizi çekiyorsa doğru yerdesiniz. Nicholas Sparks'ın en sevilen romantik kitapları arasında bulunan bu eser, unutulmaz bir aşk hikayesini anlatır. Duygusal romantik kitaplar arayışındaysanız, bu kitabı tercih edebilirsiniz. Bu başyapıt, aşkın zamanla nasıl değişebileceğini ve aşkın aile bağlarını nasıl etkilediğini ele alır. Marquez'in büyüleyici anlatımı sizi başka bir yüzyıla götürecek. Düşündürücü ve dokunaklı bir aşk hikayesi olan bu roman, aşkın ne kadar güçlü ve kalıcı olabileceğini gösterirken zor koşullarla başa çıkma yolunu da açar. Size güç verecek bir hikaye duymak istiyorsanız bu kitap tam size göre. Bir aşk hikayesi ve duygusal bir yolculuk olan bu kitap, romantizmin gücünü ve hayatın sürprizlerini anlatır. Sürprizler ilginizi çekiyorsa bu kitaba mutlaka göz atın. McEwan'ın ustalıkla kaleme aldığı bu roman, aşkın ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını konu alır. Aşk üzerine düşünmek için harika bir rehberdir. Tarihi bir aşk hikayesi arayışındaysanız, Lisa Kleypas'ın eseri sizi 19. yüzyıl Londra'sına götürecek. Aşkın zamanla nasıl değiştiğini ve dönüştüğünü bu harika kitapla keşfedebilirsiniz. Bu genç yetişkin romanı, genç bir çiftin sıcacık ve dokunaklı hikayesini anlatır. Klasik aşk hikayelerinden farklı bir bakış açısı sunan bu kitap ilişkilere başka bir gözle bakmanızı sağlayacak. Bu romantik kitaplar, kışın evde geçirilen zamanı daha da özel kılmanıza yardımcı olacak. En iyi aşk kitapları ve en güzel aşk roman kitapları arasından seçilmiş bu eserlerle duygusal bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Soğuk kış günlerinde kendinize sıcak hikayeler hediye edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/evde-yogurt-yapmanin-puf-noktala", "text": "Yoğurt, besin değeri yüksek yiyecekler arasında yer alıyor. Canlı laktik asit bakterileri içeren bu fermente süt ürününün pek çok faydası da mevcut. Rutin tüketimde sağlık üzerinde olumlu etkileri olan yoğurdu hazır olarak alabildiğiniz gibi evde de kısa sürede hazırlayabilirsiniz. Yoğurt yapımı esnasında dikkat etmeniz gereken belli başlı püf noktalar bulunuyor. Evde yoğurt yapmak oldukça kolay bir süreç olmakla birlikte kaymaklı, kıvamlı ve leziz bir yoğurt yapmak için aşağıdaki aşamaları takip edebilirsiniz. İlk olarak bir tencere içine sütü doldurup ocağı orta derecede ısıtmanız gerekiyor. Süt ısıtılırken yoğurt mayasını hazırlayabilirsiniz. Bunun için bir kaşık yoğurt mayasını birkaç kaşık sıcak süt ile karıştırıp mayanın etkinleşmesini sağlayabilirsiniz. Süt kaynamaya başladığında hazırladığınız yoğurt mayasını ekleyip iyice karıştırabilirsiniz. Ardından sütün altını kısıp yoğurt mayasının iyice çözülmesini beklemeniz gerekiyor. Maya çözüldükten sonra sütü ocaktan alıp soğumaya bırakabilirsiniz. Yoğurt mayasının çözülmesini beklerken yoğurdu yapacağınız kabı hazırlamalısınız. Kullanacağınız kabın içine bir kaç kaşık sıcak su ekleyip iyice silebilirsiniz. Bu aşama, kabın içinde bakteri oluşmasını önlediği için son derece önemli. Yoğurt mayası çözülmüş ve süt soğumuşsa hazırladığınız kaba sütü doldurup kapatabilirsiniz. Yoğurt kabını kalorifer yanı gibi sıcak bir alanda 8 ila 12 saat arasında bekletebilirsiniz. Bu süre zarfında maya, sütü fermente ederek yoğurdun oluşmasını sağlıyor. Ayrıca yoğurdu hazırladığınız kabın etrafını örtülerle sarıp havayla temasını da kesmelisiniz. Evde yoğurt yapmanın püf noktalarını takip ederek kolaylıkla lezzetli yoğurtlar hazırlayabilirsiniz. Ayrıca süt seçimi, yoğurt mayası ve kabın doğru kullanımı da yoğurdun kalitesi üzerinde oldukça etkili oluyor. Ev yapımı yoğurt faydaları arasında sağlık, lezzet ve düşük maliyet gibi başlıklar yer alıyor. Ayrıca kendi hazırladığınız yoğurdu istediğiniz yoğunluğa ve tada göre düzenleyebilirsiniz. Yoğurt, sağlık üzerindeki etkileri sebebiyle tüketilmesi gereken önemli besinler arasında yer alıyor. Bu sebeple bahsi geçen besini evde çok daha doğal ve katkı maddesiz olarak yapabilirsiniz. Ev yapımı yoğurtlar yüksek miktarda probiyotik barındırdığı için bağırsak hareketlerini düzenleyip ishal ve kabız gibi sorunlar yaşanmasının önüne geçiyor. Evde yoğurt yapılışı esnasında yiyeceğin istediğiniz gibi kaliteli ve besin değeri yüksek olmasını istiyorsanız dikkat etmeniz gereken aşamalar bulunuyor. Evde yoğurt yapımıyla ilgileniyorsanız öncelikle süt seçimine dikkat etmeniz gerekiyor. Taze ve doğal bir süt tercih ederek; lezzetli, kaymağı olan ve yoğurt bir yoğurt elde edebilirsiniz. Yoğurt yapmak için kullanacağınız sütü doğru şekilde kaynatmanız son derece önemli. Orta ateşte yavaşça kaynayan sütten elde edilen yoğurt, çok daha leziz ve düzgün formlu oluyor. Evde yoğurt yapmak için hazırladığınız yoğurt mayasını belli bir sıcaklığa sahip olan süte eklemeniz gerekiyor. Herkesin yanlış bildiği soğutma işlemi, yoğurdun tutmamasına ve istediğiniz sonucu alamamanıza sebebiyet vereceği için bu yöntemi tercih etmelisiniz. Evde yoğurt mayası yapma sürecinde en önemli ayrıntılardan birisi de kabın düzgün şekilde hazırlanması diyebiliriz. Evde sürekli yoğurt hazırlamayı düşünüyorsanız kendinize belli bir yoğurt kabı edinebilirsiniz. Bu kap, cam olabileceği gibi herhangi bir tencerenizi de tercih edebilirsiniz. Yapılan yoğurt bu temiz kaba konulduktan sonra kapak yardımıyla havayla temasını kesmeniz gerekiyor. Yapım aşamasında olan yoğurt kabının havayla temasını tam anlamıyla kesmek ve sıcaklık sağlamak için kabın etrafını örtülerle de sarabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/hafizayi-guclendiren-oyunl", "text": "Zihni sürekli dinamik tutmak son derece önemli. İnsan doğduğu anda öğrenme sürecine başlıyor. Duyularla algılanan pek çok unsur, hafızada yer alabiliyor. Ayrıca deneyimlerin bazıları da unutulup gidebiliyor. Bu sebeple hafızayı güçlendirmek ve zeka seviyesini artırmak için beyin geliştiren oyunlara yönelebilirsiniz. Hafızanızı ve dikkatinizi eğitmek için farklı oyunlar deneyimleyebilirsiniz. Zeka geliştirici oyunlar, eğlenirken bir yandan da beyninizi zinde tutmanıza yardımcı oluyor. Sıkılmadan beyin egzersizi yapmanıza imkan sağlayan oyunları gün içinde oynayabilirsiniz. Dikkat dağınıklığını ortadan kaldıran oyunların hafıza güçlenmesi konusunda büyük bir etkisi oluyor. Keyifli zaman geçirmenizi sağlayacak hafıza güçlendirici oyunların bazılarını sizler için sıraladık. Bu etkinliklerden kendinize en uygun olanını seçerek eğlenmeye ve odaklanma kabiliyetinizi artırmaya başlayabilirsiniz. Hafıza oyunu, günlük ve iş hayatınızda da yardımcı olabilir. Özellikle iş yerinde dikkat dağınıklığı problemi yaşadığınızda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Hafıza, yaş ilerledikçe yavaşlayabilir. Bu sebeple dikkatiniz iyi ve doğal beslenmenin yanı sıra oyunlarla ve bulmacalarda sürekli dinç tutularak güçlendirilebilir. Beyin geliştiren oyunlar arasında mobil uygulamalar da yer alıyor. Eskiden hafıza güçlendirmek için gazete ve oyun paketlerinden yardım alırken artık mobil uygulamalar sayesinde her yerde egzersiz yapabiliyoruz. Pek çok kişi tarafından merak edilen hafıza nasıl güçlendirilir sorusunun cevabı aslında son derece basit. Zihninizi, gün içinde oynadığınız ve keyif aldığınız oyunlarla dinç tutabilirsiniz. Telefonunuzdan ya da gazetelerden edindiğiniz bulmacaları çözebilirsiniz. Ayrıca daha önce deneyimlemediğiniz oyunları öğrenmeye çalışarak zekanızı güçlendirebilirsiniz. Bu sayede dikkat ve konsantrasyon bakımından gelişim sağlamış olursunuz. Ayrıca hafızanızı güçlendirmek için düzenli olarak spor yapabilir ve düzenli beslenebilirsiniz. Hayatınıza kattığınız bu tarz iyileşmeler de hafıza üzerinde olumlu etki yaratıyor. Hafıza geliştirici oyunlar, zihninizi ve bilişsel yeteneklerinizi geliştirmenize ve eğitmenize yardımcı olabilir. Bahsi geçen oyunlar, zeka üzerindeki geliştirici özellikleriyle birlikte koruyucu özelliklere de sahip. Alzheimer gibi hastalıklara yakalanmamak için de hafıza oyunları ve beyin egzersizleri yapmanız son derece önemli. Hafıza güçlendiren oyunları her gün belli bir süre oynayarak kalite zaman geçirirken bir yandan da geleceğinize yatırım yapabilirsiniz. Hafıza, koordinasyon ve bilişsel sürecinizi oyunları oynayarak kontrol altında tutabilir, işinizde çok daha başarılı olabilirsiniz. Ayrıca alıştığınız oyunları değiştirip farklı hafıza güçlendirici oyunları deneyimlemeye başladığınızda zihninizi dinç tutmuş olursunuz. Günlük hayatta kullanılan çeşitli bilişsel beceriler için özel olarak beyin egzersiz oyunlarını tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/her-yasta-fonu-aciklan", "text": "Türkiye'nin en kapsamlı yaşlılık araştırmasına verdiği destekle yaşlanma ve yaşlı hakları konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen AgeSa Hayat ve Emeklilik Her Yaşta projesinin ardından, Her Yaşta Fonu ile sivil toplum kuruluşlarına destek olmayı sürdürüyor. Yaşlılık alanında çalışmalar yapan ya da toplumsal cinsiyet, sağlık, engellilik, eğitim gibi alanlarda biriktirmiş olduğu tecrübeyi yaşlılarla genişletmeyi hedefleyen sivil toplum kuruluşlarına yönelik hazırlanan Her Yaşta Fonu kapsamında 4 STK'nın 5 farklı projesine hibe desteği sağlanacak. Seçilen STK'ların oluşturdukları projelerle, Türkiye'de yaşlanma ve yaş ayrımcılığı konusunda yapılan çalışmaların şekillenmesinde itici bir güç oluşturulması hedefleniyor. Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği tarafından sunulan proje 30 tıp, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümünden öğrenciyle yürütülecek. Toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması için çalışmalar yapan Bir İZ Derneği, başta kadınlar, mülteciler, çoçuklar ve yaşlılar olmak üzere bireyi güçlendirmeyi merkeze alan projeler gerçekleştiriyor. Bir İZ Derneği, bu destekle 65 yaş üstü toplam 60 kişinin öz yaşam hikayelerini anlatı yolu ile kayıt altına alarak, psikososyal iyilik hallerini güçlendirmek amacıyla İZ Bırakıyoruz projesini hayata geçirecek. Proje kapsamında 6 otobiyografik röportaj, 3 grup çalışması ve 30 öğrencinin gerçekleştirdiği görüşmelerin değerlendirildiği altı süpervizyon toplantısı düzenlenecek. Bir İZ Derneği, proje için oluşturulacak internet sitesi ve hazırlanacak raporu ve hazırlanan hikayelerle proje bulgularını daha geniş bir kitleyle paylaşacak. Hayat Boyu Hayat Dolu Derneği tarafından yürütülen proje 60'lı yaşlardan itibaren hayat kalitesini çok etkileyen demansı anlamak üzere yola çıkıyor. Dernek, yaşlanmakta olan kişilerin günlük yaşam kalitelerini artıracak bilişsel ve psikososyal yöntemleri hayata geçirmek, aktif yaşlanma sürecine destek olmak ve bu sürece katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını yürütüyor. Sağlanan hibe desteği ile Demans Simülatörü: Demansı Anlamanın İnteraktif Yolu projesi hayata geçirilecek. Proje kapsamında derneğin çalışmaları arasında yer alan Demans Simülatörü uygulaması ile ilgili bir eğitim modülü hazırlanacak ve bir ölçme değerlendirme sistemi oluşturulacak. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji bölümü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencilerinden oluşan toplam 100 öğrenci ile gerçekleştirilecek simulasyon çalışması ile demanstan en çok etkilenen yaşlı bireylerin gereksinimleri ve ihtiyaçları karşılanacak, yaşam kalitelerini artıracak etkin çözümlere ve uygulamalara katkıda bulunacak. Türkiye Alzheimer Derneği hasta yakınlarının yaşadığı süreçlere odaklanacak. Dernek, Alzheimer hastalığı ve bakımı konusunda insanların bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve bu hastalıktan muzdarip kişi ve ailelerin yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çalışmalar yürütüyor. Fon desteğiyle Alzheimer Hastalarına Bakım Veren Kadınların Sertifikalı Eğitimi projesi yürütülecek. Proje ile bakım veren kadınların akrabalarına bakarken edindikleri becerilerin tasdiklenmesi, belgelendirilmesi sağlanacak; demans mağduru ailelerin sorunlarını ele almak üzere kampanya ve bilinçlendirme çalışması yapılacak. Proje, toplumda yaygın olan sosyal damgalamayla mücadele etme hedefi de taşıyor. Yaşlanma Çalışmaları Derneği odağına hem yaşlılara yönelik şiddet ve ihlalleri; hem de yaşlı dostu mekanları alıyor. SENEX, insan haklarına özenli, toplumsal cinsiyeti önceleyen bir yaklaşımla; öğrenme programları, akademik çalışmalar, bilimsel araştırmalar, sanat faaliyetleri ve izleme çalışmalarına odaklanıyor. Fon kapsamında SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak projesine ve Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesine hibe desteği verilecek. SOLIS-e: Yaş Dostu Mekanları ve Hak Temelli Hizmetleri Planlamak kapsamında, hak temelli yaş dostu çevrelerin ve hizmetlerin nasıl oluşturulabileceği sorusu merkeze alınıyor. Bu konuda bilgilendirici ve yaratıcı eğitimleri içeren bir öğrenme programı hazırlanacak, açık kaynak bir internet sitesi kurulacak. İnternet sitesi veri okuryazarlığı, toplumsal cinsiyet, yaş ayrımcılığı, yaş dostu çevre ve hizmetler yaratmak, kapsayıcılık ve katılım başlıklarında 5 ana modülden oluşacak. SOLIS-e öğrenme programı; yaş dostu çevre geliştirilmesi konusunda çalışan, yerel yönetimler, özel sektör, sivil toplum örgütleri ve araştırmacılar gibi konuyla ilgili kişilere iki dönemde sunulacak. Ocak 2021'de başlayan Senex İzleme: Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi projesi ise yaşlılara yönelik şiddet, istismar, ihmal, ihlal ve ayrımcılıkla ilgili izleme ve raporlama çalışmaları yapacak. Proje kapsamında yaşlı anahtar kelimesi ile medyada yer alan haberler günlük olarak taranarak, ihmal, şiddet, istismar, hak ihlali ve ayrımcılık vakaları düzenli olarak arşivlenecek. Türkçe ve İngilizce olmak üzere toplam 24 adet aylık izleme raporu, 6 aylık ve 12 aylık olmak üzere toplamda 2 tane genişletilmiş izleme raporu yayınlayacak. Konuyla ilgili farkındalık yaratmak amacıyla yerel yönetimlere ve ilgili kurumlara yönelik 2 adet atölye çalışması gerçekleştirecek."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/hikayeleriyle-yagmurlu-gunlerde-icinizi-isitacak-5-kit", "text": "Yağmur ve kitaplar... Bunun kadar harika bir ikili bulan varsa lütfen bizimle paylaşsın! Bugün size battaniyeniz yanınızda, elinizde kahveniz, okurken son derece keyif alacağınız kitap önerileriyle gelmek istedik. Yağmurlu bahar aylarında ev aktivitelerinin önemi artıyor ve insan biraz daha rahat ve kendi kabuğunda olacağı şeyler yapmak istiyor öyle değil mi? Gelin, lafı uzatmayalım ve sizler için derlediğimiz ve kült hale gelmiş harika kitap önerilerine bir göz atalım! William Shakespeare'in ikonik imzasını taşıyan ve trajedi ve komedi arasında gidip gelen bir başka tiyatroya uyarlanan eseri de Kış Masalı adlı kitaptır. Kızını öldürten bir adamın yıllar sonra öldüğünü sandığı kızıyla karşılaşıp, kendi büyük hatasıyla yüzleşmesini konu alır. Bu yüzleşme ise bağışlanma ile son bulur. Hayatının hatasını yapan adam, eninde sonunda onunla yüzleşecektir ve yıllarca tuttuğu yas, yerini buruk ve ağır bir teselliye bırakacaktır. Bu eser kesinlikle tipik bir Shakespeare eseri, dolayısıyla bizlere anlatacak çok derin bir hikayesi ve kusursuzca ilmek ilmek örülmüş bir olay örgüsü barındırıyor. Bizden söylemesi; nasıl bitirdiğinizi anlamayacaksınız! O bir başucu kitabı. Bir teselli kaynağı. Bazense sığınılan bir tenteden farksız. Tabi ki Küçük Prens kitabından bahsediyoruz... Her yaştan kişinin tekrar tekrar okuduğu ve içerisinde bir çocuğun fantastik serüveninde yaşadığı tecrübelerin penceresinden baktıran bir kitap Küçük Prens. İnce ruhların özellikle sıkı bağlar kurduğu bu eser, kesinlikle okurken huzur bulacağınız bir yapıt. romanlara ilginiz varsa, hala düşündüğünüz kabahat!"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/hobisini-isine-donusturen-basarili-kadinl", "text": "Bilkent Üniversitesi'nde mimarlık eğitimi alan İrem Çağıl, daha sonra bir de üzerine Milano'da grafik tasarım yüksek lisansı yaparak tasarımcı olma yolunda kendini geliştirmeye çalışan genç bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. İstanbul'da çalışmaya başlayan İrem, bu sistemin kendisine uygun olmadığını fark ettiğinde işinden ayrılıp bir yolculuğa çıkıyor. İstanbul'dan Barselona'ya kadar süren 4000 kilometrelik bisiklet yolculuğu! Çıktığı bu yolculuğun ardından hayatta gerçekten yapmak istediği şeyin farkına varan genç kadın, 20'li yaşlarındayken okuduğu ve hayatına yön vermeye çalıştığı kitapların Türkçe basımlarının olmadığını görüp bu konu özelinde bir yayınevi kurmaya karar veriyor ve 2012 yaılında, 30 yaşındayken ekoloji ve doğa temalı kitapların yayınlandığı Sekiz Sinek Yayınevi'ni kuruyor. Sonrasında ise kendi hayatına da doğayla iç içe devam etme kararı alarak eşiyle ve çocuğuyla Güney Ege'de bir köye yerleşiyor. 1968 yılında Ankara'da dünyaya Fem Güçlütürk, Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra bir süre Turizm sektöründe çalışıyor. Sonrasında 90'lı yılların ünlü gece kulüplerinden Pasha'da ve Alarko'da çalışmaya devam ediyor. Alarko'nun ardından Berna Sağlam ile birlikte kurmuş olduğu Bernaylafem şirketinden ayrılıp kendi macerasına atılıyor. Aldığı evin balkonunda duran ve hayatında hiç görmediğini söylediği bitkilerin sahibi olduğunda, bitkilerle derin bağlar kurmaya başlıyor. 2014 yılında Labofem Bitki Atölyesi'ni kuran Güçlütürk, önceleri evden ve internet satışları ile başlıyor. Hayatını da işiyle birlikte değiştirerek Muğla'ya taşınıyor ve bitkilerle iç içe bir yaşama geçiş yapıyor. Muğla'da 2 dönümlük arazisindeki evinde kendine meyve ağaçları, su bitkileri ve süs bitkileriyle mini bir botanik bahçesi yaratarak burayı hem ev hem işyeri olarak kullanıyor. Şehir hayatından köy hayatına geçiş yapan kadınların ardından Adana'da bir köyde yaşarken New York Avrasya Film Festivali'nde Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı ödülünü alan Ümmiye Koçak'ın hayatına bakalım. 1957 yılında Adana'da Çelemli Köyü'nde 10 çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya gelen Ümmiye Koçak, okula gitmeyi çok istemesine rağmen ailesi tarafında ilkokuldan sonra okula gönderilmiyor. Kitap okumayı çok seven küçük Ümmiye okuduğu kitaplarla kendi kendini geliştiriyor ve ilk hikayesini 13 yaşındayken yazıyor. Evliliğiyle birlikte Mersin Arslanköy'e taşınan Koçak, köydeki kadınların yaşadığı sorunları tüm dünyaya anlatmak için 2001 yılında Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğunu kuruyor. İlk oyunları ise Remzi Özçelik'in Taş Bademler adlı oyunu oluyor. Ümmiye Koçak'ın ödüllerle dolu hayatı bu noktadan itibaren başlıyor. Hasret Çiçekler adlı oyunu ile birlikte 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nde sahne alıyor. Bugüne kadar 17 tiyatro oyunu yazan Koçak, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile yaklaşık 30 bin kez sahneye çıkmış ve oyunlarını Türkiye'nin dört bir yanında 70 bine yakın kişi izlemiştir. Tarlada çalışarak kazandığı paraları biriktirip kadına karşı şiddet sorununu konu alan Yün Bebek filmini yazıp yönetiyor. 2012 yılında, 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde galası yapılan film, Ümmiye Koçak'a New York Avrasya Film Festivali'ndeki ödülünü kazandırıyor. 2017 yılında ise Real Madridli yıldız futbolcu Cristiano Ronaldo'nun rol aldığı Türk Telekom'un reklam filminin yönetiyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/ileriki-yaslarda-yasam-enerjinizi-yukseltecek-hobil", "text": "Hobiler her yaştan bireylerin hayatına tat katan ve onu çok daha anlamlı hale getiren aktivitelerdir. Mutluluk hepimizin kendisinin yaratabileceği bir şeydir değil mi? Gelin, bugün mutluluk için harekete geçelim! Haydi, biraz ileriki yaşlarda hayata yepyeni renkler katan, birbirinden keyifli hobilerden bahsedelim! Hareket her zaman mutluluk verir! Neden mi? Çünkü spor yapmak vücudumuzda mutluluk hormonlarının daha çok salgılanmasına neden olur. Bu sayede her yaştan insan spor yaptığında hem mental hem de fiziksel anlamda daha dinç ve pozitif hisseder. Sabah koşularından gün batımı yürüyüşlerine, fitness'tan temel ev egzersizlerine dek uzanan pek çok egzersiz stili olduğu düşünüldüğünde, şüphesiz siz de kendinize en uygun olanını bulmakta hiç zorlanmayacaksınız. Yoga ve meditasyon ise bir başka pozitif enerji deposu hobilerden. Aynı anda zihinsel tazelik sağlarken, bedene esneklik ve dinçlik veren zihin-beden aktiviteleri özellikle son yıllarda çok popüler. Her yaştan insanları birleştirebilen yoga ve meditasyon gibi aktiviteler yeni topluluklara dahil olmanın da bir sebebi haline gelerek yepyeni dostlukların temelini atabiliyor. Bahçe, yeşil, toprak kokusu ve huzur... Bunu kim sevmez ki? Hele biraz daha işin detaylarına indiğinizde çiçeklerin ve bitkilerin dilinden anlayan bir insan olup çıkıveriyorsunuz! Bahçe işleri ve toprakla temas etmek her zaman negatif enerjiyi atmak konusunda bir numaralı tavsiye olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, toprağa daha yakın olmak için fazladan bir nedenimiz daha var aslında; kendimizi daha iyi ve enerjik hissetmek. El-göz koordinasyonu geliştirme anlamında son derece faydalı olan ve hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kişileri işe yarar hissettiren güzel sanat aktiviteleri ileriki yaşların vazgeçilmezi. Ancak şunu da belirtelim ki, artık gençler de örgü, tığ, kanaviçe gibi ince işçilik gerektiren hobilerle daha içli dışlı. Boyama yapmak, resim yapmak ve çizim yapmaksa yine bu alanda karşımıza çıkan keyifli hobilerden. Yemek yapmak ve mutfakta yeni lezzetler denemek insana hayat veriyor! İnsan hem maharetlerini sergilemenin verdiği özgüvenle mutlu oluyor hem de yaptığı lezzetlerle karınları doyan sevdiklerinin tatlı sözlerini işitip mutlu yüzlerini görünce huzurlanıyor! Gezi ve tarih kulüpleri insana yeni ufuklar açar. İleriki yaşlar veya gençlik fark etmeksizin başka insanların ve zamanların dünyasına yolculuk etmek paha biçilmez bir deneyimdir. Bu kulüplerde ortak noktalarda buluşacağınız harika arkadaşlıklar kurabilirsiniz ve yepyeni maceralara atılabilirsiniz. Okumak ve yazmak zihni dinginleştirir. İnsana bilişsel anlamda güç sağlayan kitap okuma ve yazma gibi aktiviteler, hayal gücünü canlı tutar. Bu sayede kendinizi her daim mutlu ve hayatın içinde hissedersiniz. Müzik ruhun gıdası, bunu hepimiz biliyoruz. Peki, biraz yemek yapmaya ne dersiniz? Evet, yeni bir enstrüman çalmaktan bahsediyoruz! Müzik aleti çalma aynı anda zihinsel ve fiziksel anlamda sizi güçlendirebilecek nadir aktivitelerden. 7'den 70'e sayısız insanın hayatının bir noktasında yöneldiği müzik aletleri aynı zamanda terapi yöntemi olarak da tercih ediliyor. Yabancı dil öğrenmek; hafıza, dikkat, öğrenme becerisi gibi zihinsel özellikleri güçlü tutmak için idealdir. Aynı zamanda yeni bir dil öğrenmek özgüveninizi artırır. Biraz olsun beceriniz veya ilginiz varsa mutlaka bu alana da yönelmelisiniz! Sevdiklerimizle sosyalleşmek paha biçilmez. Çeşitli etkinlikler sayesinde en sevdiğimiz insanlarla bir araya gelip yepyeni deneyimler edinebiliyoruz. Festivaller, sergiler, söyleşiler, konserler ve daha nicesi... Hayatın bir rengi sevdikleriniz ise diğer rengi de kuşkusuz yeni tecrübeler ve anılar. O zaman ne diyoruz? Daha çok hayat, daha çok renk!"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/kahve-posasini-nasil-degerlendirebilirsin", "text": "Bu yöntemleri denemeden önce kahve posasının tamamen soğuk ve kuru olmasına dikkat etmelisiniz. Kahve telvesini kullanırken dikkatli olmalı ve pratik bir şekilde değerlendirmelisiniz. Kahve posası, doğal bir cilt peelingi olarak kullanılabilir. Kahve telvesi peelingi, duş sırasında ıslak cilde uygulanır. Ayrıca ölü derilerden arınabilir ve cildinizi pürüzsüzleştirebilirsiniz. Kahve telvesinin cilde faydaları arasında kan dolaşımı artırma da yer alır. Kahve telvesini kullanırken, cilt tipinize ve alerjik reaksiyonlara dikkat etmelisiniz. Kahve telvesi, güçlü antioksidanlar içerir. Bu antioksidanlar, ciltteki serbest radikallerle savaşır ve hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatır. Antioksidanlar, cildinizi dış etkenlere karşı da korur. Cildin gençlik ve parlaklık kazanmasına yardımcı olur. Kahve telvesinin yüze faydaları arasında göz altı morluklarının yok edilmesi de yer alır. Soğumuş kahve telvesini göz altı bölgenize uygulayarak koyu halkaların görünümünü azaltabilirsiniz. Anti-inflamatuar özellikleri sayesinde şişlikleri azaltır ve cilt tonunun eşitlenmesine katkıda bulunur. Kahve posası, doğal temizlik malzemesi olarak oldukça etkili ve çevre dostu bir seçenektir. Kahvenin içinde bulunan enzimler, harika bir yağ çözücüdür. Yağlı yüzeyleri temizlemek için bir avuç dolusu kahve posasını bir damla deterjanla karıştırarak kullanabilirsiniz. Yağlı yüzeyleri bu karışımla ovalayarak temizleyebilirsiniz. Kahve posası geri dönüşümü yaparken telveyi eski çoraplarınızın içine doldurarak doğal temizlik süngerleri yaratabilirsiniz. Bu süngerleri; banyo, mutfak ve diğer yüzeylerde kullanabilirsiniz. Telve, yanmış lekeleri ve inatçı kirleri çıkarmak için de tercih edilir. Kahve telvesinin hafif törpüleyici etkisi, zorlu lekelerin çıkmasına olanak tanır. Ayrıca evinize güzel bir koku yaymak için de telveyi tercih edebilirsiniz. Kuru kahve posasını küçük bir kaba koyarak evinize hoş bir koku yayılmasını sağlayabilirsiniz. Kahve telvesi faydaları arasında yaratıcı fikirler de yer alır. Kuru kahve posasını ufak kumaş torbalara koyarak doğal bir koku torbası yapabilirsiniz. Güzel kokusuyla ortamı güzelleştiren telveyi dolap ve çekmecelerde kullanabilirsiniz. Bu sayede eşyalarınıza ve evinize hoş bir koku yayılmasını sağlayabilirsiniz. Kahve posası, doğal bir pire kovucu olarak kullanılabilir. Evcil hayvanınızın tüylerine kuru kahve telvesi sürerek pirelerden uzak tutabilirsiniz. Tüylerine yayarak hafifçe masaj yapabilirsiniz. Bu işlem, pirelerin evcil hayvanlara yaklaşmasını engeller. Ancak evcil hayvanınızın göz ve burun çevresine kahve posası sürmemeye özen gösterin. Telveyi evcil hayvanınızın yatağına sererek pireleri uzaklaştırabilirsiniz. Uygulama yapmadan önce veterinere danışmanızı öneririz. Evcil dostunuzun cildini tahriş etmemek için dikkatlice uygulama yapmalısınız. Bununla birlikte kullanacağınız kahvenin kafein içermemesi gerekir. Kafein, evcil hayvanlar için toksik etki yaratabilir."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/kendine-saglikli-bir-odul-ver-evde-deneyebileceginiz-5-saglikli-yemek-tari", "text": "Yemek yemeyi hepimiz çok seviyoruz. Özellikle yeni tarifleri kendi mutfağımızda denemek birçoğumuzun en sevdiği aktiviteler arasında yer alıyor. Kendi mutfağımızda pişen o enfes tariflerin daha sağlıklı ve güvenilir olduğu da bir gerçek. Bugün size denerken keyif alacağınız, hem sağlıklı hem de bir o kadar lezzetli tariflerle geldik. Kağıt kalemleriniz hazırsa en popüler sağlıklı yemek tarifleri arasında kendine yer bulan enfes lezzet aktörleriyle dolu listemize birlikte göz atalım. Kabak spagetti, son zamanlarda sağlıklı ve hafif bir yemek seçeneği olarak popüler hale geldi. Spagetti makarnasının yerine en gözde alternatiflerden olan ve ince dilimlenmiş kabaklarla yapılan bu spagetti şimdiden herkesin yeni favori sağlıklı yemek alternatifi oldu bile! Özellikle kolay ve sağlıklı yemek tarifleri arasında sağlıklı atıştırmalık olma yönünde de öne çıkan Avakado kase tarifi, sağlıklı atıştırmalık akımında oldukça popüler. Bu tarif, avokadonun içini çıkararak bir kase haline getirilmesi ve istediğiniz malzemelerle dilediğinizce doldurulmasıyla yapılır. E, hadi başlayalım o halde! Guacamole sos, Meksika mutfağından bir lezzetli sos seçeneğidir. Hem sağlıklı hem de lezzetli olan bu sos, evde kolayca yapılabilen tariflerin yer aldığı listemize bonus olarak sizler için eklendi! Bu enfes sosu hangi yemekte kullanacağınız ise tamamen size kalmış. Hadi, tarife geçelim! Tatlısız olur mu hiç? Evde sağlıklı yemek tarifleri veriyorken elbette tatlı bir alternatifi de listemize dahil etmek istedik. Kuru meyveli granola barlar, hem sağlıklı hem de lezzetli atıştırmalıklardır. Evde yapması oldukça kolay olan bu enfes bar tarifi, farklı kuru meyvelerle de yapılabiliyor. Yaratıcı olmaktan çekinmeyin! Hadi o zaman, yaptığımız eğlenceli yemek ve atıştırmalık tarifleri arasına bir yenisini daha ekleyelim!"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/kucuk-dokunuslarla-buyuk-degisim-yaratan-dekorasyon-fikirle", "text": "Hepimiz hayatA n ritmi ve en stresli gA nlerimizden sonra dahi eve geldiAzimizde hissettiAzimiz o huzuru biliriz. Evimiz kendimizi en rahat hissettiAzimiz ki zisel alanlarA mA z ve bu alanlar hayattaki pek A ok A nemli ve stresli dA nemin merkezinde yer alA yor. Bu nedenle ki zisel alanlarA nA zA n size rahatlA k vermesi, desteklenmesi ve pozitif duygusal enerji saAzlamasA A ok A nemlidir. Evinizin dekorasyonunu ruhunuza en iyi gelecek zekilde, A ok kA A A k dokunu zlarla dA zenleyebilir ya da deAzi ztirebilirsiniz. Hanenizin gA rA nA mA nA ve hissini kA sa sA rede deAzi ztirerek yenilemek iA in birbirinden gA zel yA ntemler bulunuyor. Bu yA ntemler arasA ndan zevklerinize ve bA tA enize uygun olanA seA erek kA sa sA rede evinizde fark yaratabilirsiniz. a Z Yeni perdeler ya da panjurlar tercih edebilirsiniz. a Z Evdeki duvar sA slemeleri dA zeni deAzi ztiren A zelliklerden biri. YukarA da yer alan deAzi zim A nerilerinden birkaA A nA yaparak evin havasA nA ve dekorasyonunu istediAziniz zekilde deAzi ztirmeniz mA mkA n. El i zlerini seviyorsanA z kendin yap projeleri ile evin dekorasyonu A zerinde etki yaratabilirsiniz. A rneAzin, makromeden yapA lan duvar sA slemeleri evin tasarA mA nA tam anlamA yla deAzi ztiren bir etken. Bununla birlikte A iA eklerinizi tavana asmak iA in makromeden saksA lA klar yapabilirsiniz. Dekorasyon fikirleri iA in size mobilya tamirini de A neririz. Eski mobilyalarA nA zA boyayarak ya da kuma zlarA nA deAzi ztirerek evin havasA nA tam anlamA yla farklA bir yA ne dA nA ztA rebilirsiniz. Asstelik zanaat i zleri ile uAzra zmanA n terapi edici bir yanA da vardA r. A iA ek, evinizin gA rA nA mA A zerinde etki yaratan dekorasyon inceliklerinden biridir. SevdiAziniz ve evinize yakA ztA rdA AzA nA z A iA ekler arasA nda farklA boylarda bitkiler edinebilirsiniz. Bununla birlikte beAzendiAziniz saksA modellerini de evinizin farklA yerlerinde kullanabilirsiniz. A iA ekler evinizin atmosferini canlA , ne zeli ve enerjik hale getirir. Ev dekorasyon A nerileri arasA nda yer alan bitkiler, A e zitli renkler ve kokularA ile evinizin iA mekanA nA ke zfedilmemi z bir dA nyaya dA nA ztA rA r. Bitkiler, evinizin hava kalitesini artA rA p sizi rahatlatarak stresinizi azaltacaAzA iA in oldukA a A nemlidir. AyrA ca evinizi daha A ekici hale getirip misafirlerinizi gA zel kar zA lamanA za da fA rsat verir. Duvar kaAzA dA sayesinde duvarlarA n renk ve desenlerini deAzi ztirerek evinizin atmosferini deAzi ztirebilirsiniz. AyrA ca duvar kaAzA dA , kA sa sA rede uygulandA AzA iA in kalA cA bir A A zA m de sunar. Bu tarz bir uygulama, evinizin duvar boyasA ndan daha gA A lA ve dayanA klA olur. AyrA ca A okA a renk ve desen seA eneAzi sayesinde aradA AzA nA z e zsiz gA rA nA me de sahip olabilirsiniz. Duvar kaAzA dA , evinizin iA mekanA nA unutulmaz bir yere dA nA ztA rmenize yardA mcA olabilir. Dekorasyon sA sleri, A zellikle duvarda kullanA ldA AzA nda evinizin atmosferi A zerinde tam anlamA yla fark yaratA yor. A rneAzin farklA tablolar, makrome ve tahtayla yapA lan aksesuarlarA mobilyalarA nA za uygun renklerde kombinleyebilirsiniz. A kinci el e zyalar, evin dekorasyonunu deAzi ztirmek iA in etkileyici ve ekonomik seA enekler sunuyor. A rneAzin A alA zmayan kA A A k renkli televizyonlar, kaset A alarlar ya da eski tek ki zilik koltuklar evin havasA nA anA nda deAzi ztirebiliyor. YaratA cA ev dekorasyon fikirleri bulmakta zorlandA AzA nA zA dA zA nA yorsanA z ikinci el e zya satan yerleri gezebilirsiniz. A kinci el e zyalar, evinizin retro bir gA rA nA m kazanmasA na yardA mcA olur. Bununla birlikte evinizin atmosferinin daha derin ve anlamlA bir hale gelmesini de saAzlar. Ev dekorasyon aksesuarlarA arasA nda minimal tarzlar da yer alA yor. Minimal tarzA salonunuzda rahatlA k ve ferahlA k sunmasA iA in tercih edebilirsiniz. Pratik ev dekorasyon fikirleri, evinizin gA rA nA mA nA sade ve temiz hale getirir. AynA zamanda evinize ferahlA k da getirebilir. Sade ve minimal aksesuarlar arasA nda yer alan A erA eveler, aynalar veya vazolarla salonunuzun gA rA nA mA nA zenginle ztirebilirsiniz. Salonunuzdaki e zyalarA minimumda tutarak sade ve fonksiyonel bir tasarA ma sahip olabilirsiniz. Minimal tarz, evin ferah ve daha aydA nlA k olmasA na yardA mcA olacaAzA iA in son derece gA zel bir gA rA nA m sunuyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/kultur-ve-sanatin-buyuk-bulusmasi-17-istanbulbiena", "text": "İstanbul Bienali, 2 yılda bir İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenleniyor. alanındaki çalışmalarını İstanbul'da bir buluşma noktası oluşturarak sunuyor. birbirleriyle ve izleyiciyle diyalog kurabildikleri bir sergi modelini gerçekleştiriyor. Mezarlık, Varoluşunuzun Doğasına Dair Bazı Sorular, Vampir-Cuadecuc, Bienali mekanları arasında da Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Barın Han, Taksim ve Merkez Rum Kız Lisesi gibi pek çok yer mevcut. ay bir şiir yazdı. Bu şiirlerde şairlerin dünya gidişatını yorumlamaları istendi. herhangi bir yerinde bu şiirlere rastlamanız mümkün. Şiirler; sahaflarda, ve bilgi dolu bir zaman geçirebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/melodileri-ile-ruhunuzu-dinlendirdigi-kanitlanan-5-sar", "text": "Bahsi geçen şarkıların verdiği dinlendirici ve huzur veren his sayesinde gününüzü verimli ve huzurlu bir şekilde geçirebilirsiniz. Müzik, ruhu dinlendiren başlıca araçlardan biri. Ruhunuza iyi gelecek müzikleri dinleyerek yaptığınız işe ve hayatınıza daha çok odaklanabilmeniz mümkün. Şarkıların günlük hayat üzerindeki etkisi son derece büyük. Bu sebeple insanın ruhunu dinlendiren şarkılar dinleyerek zihninizde boşa yer kaplayan pek çok konudan uzaklaşabilirsiniz. Dolayısıyla gün içinde çok daha mutlu ve verimli olabilirsiniz. Müzik, insanların beyninde algılama, duygu ve öğrenme gibi pek çok fonksiyonun yerine getirilmesine yardımcı olduğu için sosyal açıdan da son derece önemli. İnsan ruhunu dinlendiren müzikler kadar beynin gün içindeki yorgunluğunu rahatlatan şarkılarda bulunuyor. Beyni en iyi dinlendiren şarkıların bazıları gece uyumanıza yardımcı olurken bazıları da odaklanmanız için muhteşem bir zemin hazırlıyor. Bahsi geçen şarkılardan bazıları anksiyeteyi azaltarak rahatlıkla odaklanmanıza da yardımcı oluyor. Ruhu dinlendiren yabancı şarkılara bilimsel açıdan baktığınızda ritim, 60 BPM'de kaldığı için kalp ritmiyle beraber beyin dalgaları da 60 BPM'e çekiliyor ve ideal bir ritim yakalanmış oluyor. Zihin dinlendiren şarkılar arasında bulunan Weightless, Marconi Union tarafından seslendiriliyor. Bu parça, insanların rahatlamasını sağlayarak uyumanıza yardımcı oluyor. Geceleri uzun süre uyanık kalan kişilerde kaygının artması sonucunda uykusuzluk döngüsü baş gösteriyor. Bu sebeple uyku ve kaygı döngüsünden çıkabilmek için kalp atışı benzeri bir ritim, sakinleştirici melodi ve hafif çanların birleşimini içeren bu şarkıyı dinleyerek kaygınızı yüzde 65 oranında azaltabilirsiniz. Electra şarkısı da stresi azaltan başlıca parçalar arasında yer alıyor. İngiltere'de bulunan Mindlab International'daki nörobilimciler tarafından yapılan araştırmalar sonucunda hazırlanan 10 şarkılık listede bu parça da bulunuyor. Şarkı, insanların gün içinde yaşadığı stresi en aza indirerek hem beynin hem de vücudun dinlenmesine katkı sağlıyor. Stres, insan hayatında bildiğiniz pek çok hastalıktan daha fazla rahatsızlığa sebep oluyor. Bu sebeple gün içinde yaşadığınız stresten uzaklaşmak için Enya'dan Watermark şarkısını dinleyebilirsiniz. Bilimsel olarak stresi azalttığı kanıtlanan bu şarkıyı hem ruh hem de beyin sağlığınız için tercih edebilirsiniz. Dünya üzerinde oldukça fazla dinleyiciye ulaşan Coldplay grubu, rahatlatıcı etkiye sahip olan Strawberry Swing şarkısına sahip. Gün içinde keyifle dinleyebileceğiniz bu şarkı da beyin sağlığınıza olumlu etki ediyor. Günümüzde son derece bilindik olan anksiyete rahatsızlığını hafifleten bu şarkıyı dinleyerek rahatlıkla uykuya dalabilir ve kendinizi rahatlatabilirsiniz. Kalp atışı, nefes ve kan basıncını olumlu yönde etkileyen şarkılar arasında yer alan Please Don't Go da anksiyeteyi azaltıyor. Bu sebeple beyninizi rahatlatarak işe daha fazla odaklanmak ve stresi azaltmak için bu şarkıyı da gönül rahatlığıyla dinleyebilirsiniz. İnsanlar üzerinde olumlu etkiye sahip olan şarkı, dinleyicilerin son derece beğendiği bir parça."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/netflixin-uyelik-bedeline-degecek-10-kis-fil", "text": "Bu gizemli ve eğlenceli film, ünlü dedektif Benoit Blanc'ın evinde meydana gelen bir cinayeti çözmeye çalışmasını konu alıyor. Bolca sürpriz ve esprinin yer aldığı bu film, aile toplantılarının ne kadar karmaşık hale gelebileceğini mizahla işliyor. Knives Out, ilginç karakterler, sürükleyici bir hikaye ve mükemmel bir oyuncu kadrosuyla dolu. Soğuk havalarda sizi içine çekecek ve sizi güldürürken zekanızı da zorlayacak. Martin Scorsese'nin başyapıtı olan bu film, mafya dünyasının içindeki bir adamın hikayesini anlatıyor. Başrollerde Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci gibi usta oyuncular bulunuyor. Soğuk havalarda sizi içine çeken bir suç draması diyebiliriz. Leonardo DiCaprio'nun başrolünde olduğu bu epik film, vahşi doğada hayatta kalmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. Revenant, zorlu doğa koşulları ve hayatta kalma mücadelesi üzerine etkileyici bir film. Kar manzaraları ve heyecan dolu sahneler, kışın izlemek için mükemmel bir tercih. Klaus, ailesinden uzakta bir postacının hikayesini anlatan sıcak bir animasyon filmi. Kışın içinizi ısıtacak bir hikayeye ve büyüleyici animasyonlara sahip bu filmi ailenizle birlikte keyifle izleyebilirsiniz. Bu bilim kurgu başyapıtı, rüya içindeki bir soygunu anlatıyor. Leonardo DiCaprio'nun oyunculuğu ve filmdeki görsel efektler sizi büyüleyecek. Evden çıkmak istemediğiniz bir akşam, inception'un karmaşık dünyasına dalabilirsiniz. Bu bilim kurgu filmi, oğlunun özel güçlere sahip olduğunu keşfeden bir babanın hikayesini anlatıyor. Gizemli ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkmak için evinizde olmanız yeterli. Ezel Akay'ın unutulmaz komedi tarzını yansıttığı bu Türk filmi, İstanbul'un soğuk sokaklarında geçen bir macerayı anlatıyor. Eğer hala izlemediyseniz mutlaka listenizde yer alması gereken bir film. Bu romantik drama, bir futbolcunun ve bir görme engelli kadının aşk hikayesini anlatıyor. Aşkın engel tanımadığını ortaya koyan Sadece Sen, zorlukların içinde filizlenen bir ilişkiyi izleyenlerle buluşturuyor. Belçim Bilgin ve İbrahim Çelikkol'un başrollerini paylaştığı bu film keyifli bir hafta sonu aktivitesi için mükemmel bir seçenek. Nuri Bilge Ceylan'ın usta eseri olan bu film, kışın Kapadokya'da otel işleten bir adamın aile içi çatışmalarını konu alır. Film konusuyla beraber, ustalıkla çekilmiş kar manzaralarıyla da oldukça etkileyici. Son dönemin en popüler filmlerinden biri olan Don't Look Up, iki bilim insanının bir göktaşı çarpmasının dünyayı tehdit ettiğini keşfetmesini ve bu bilgiyi dünyaya iletmeye çalışmasını konu alıyor. Oyuncu kadrosunda Leonardo DiCaprio, Jennifer Lawrence, Meryl Streep ve diğer birçok ünlü isim bulunuyor. Bilim kurguyu kara mizahla ele alan film, izlenmesi gerekenler arasında. Her biri birbirinden değerli bu filmleri izleme listenize ekleyebilir, bugün ne izlesem derdine düşmeden kışın keyfini evde sevdiklerinizle çıkarabilirsiniz. İyi seyirler!"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/okuyani-farkli-evrenlere-goturen-nobel-odullu-kitapl", "text": "Yalnızlık, 1967 yılında yazılıyor. Kitap, yazarın ilk Meksika'ya gittiği dönemi kapsıyor. lanetin sona ermesi adına ölmesi gerekiyor. değişim ele alınıyor. Ayrıca bu eser, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri. paniğin hakim olması ve ahlaki değerlerin çökmesini ele alıyor. Hermann Hesse tarafından yazılan ilk dönem öykülerinden meydana geliyor. 19."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/salon-bitkilerinde-toprak-degisimi-nasil-olma", "text": "İç mekan bitkileri, evlerimizi güzelleştiren ve doğal bir atmosfer yaratan harika canlılardır. Toprak değişimi ve bakımı, bitkilerin sağlığını ve büyümesini desteklemek için en önemli adımlardan biridir. Ayrıca bitkilerin yetişebilmesi ve sağlıklı kalabilmesi için de uygun ortamı sağlamanız gerekir. Bitkiler zamanla topraktaki besinleri tüketir ve kökleri sıkışır. Bu durum, bitkinin sağlığını olumsuz etkiler ve büyümesini kısıtlar. Ayrıca eski toprak zamanla sıkışabilir ve su drenajını engelleyebilir. Bu nedenle bitkilerinizi yeniden canlandırmak ve sağlıklarını korumak için zaman zaman toprak değişimi yapmanız büyük önem arz eder. Toprak değiştirirken bu ipuçlarını dikkate alarak bitkilerinizin sağlığını ve büyümesini destekleyebilirsiniz. Bitki severlerin doğru bitki bakımı konusunda bilinçlenmelerine yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Unutmayın, bitkilerinizi doğru toprakla besleyerek onların uzun ömürlü ve sağlıklı olmalarını sağlayabilirsiniz. Toprak değişimi için doğru zamanı seçmek önemlidir. Genellikle bitkilerin büyüme dönemleri olan ilkbahar ve yaz ayları, bu işlemi gerçekleştirmek için uygun zamanlardır. Bu dönemde bitkiler aktiftir ve yeni toprağa adapte olmaları daha kolaydır. Bununla birlikte bitkilerin ihtiyaçlarına bağlı olarak farklı zamanlarda da toprak değişimi yapabilirsiniz. Toprak değişimi periyotlarını takip ederek çiçeklerin daha sağlıklı olmalarını sağlayabilirsiniz. İlgili işlem sırasında bitkinizi yeni bir saksıya aktarmak gerekebilir. Bitkilerin ihtiyaçları toprak seçiminde dikkate alınmalıdır. Farklı bitki türleri, farklı toprak tiplerini tercih eder. Örneğin, kaktüsler ve sukulentler için kumlu ve kuru topraklar idealdir. Diğer bitkiler ise daha humuslu ve besin açısından zengin bir toprağı tercih edebilir. Bitkinizin doğal yaşam alanını araştırarak ona en uygun toprağı seçebilirsiniz. Bitkilerin sağlıklı ve güzel olmaları için doğru çiçek toprak değişimi yapmak ve bitkinin sağlık durumunu göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu adımları izleyerek, salon bitkilerinizin sağlıklı büyümesini ve uzun ömürlü olmalarını sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/sehirden-uzakta-yasami-konu-alan-belgesell", "text": "Neehirden uzakta yaNüamnI konu alan belgeseller, insanlarnIn Nüehir hayatnIndan ka ßnIp donüada ya da k ß k kasabalarda yaNüamaya baNüladnInünI hikayeleri anlatnIyor. Bu t r belgeseller genellikle donüa, ßiftlik hayatnI, k y hayatnI, k ß k kasaba yaNüamnI ve yerleNüik olmayan insanlarnIn hayatlarnI gibi konularnI ele alnIyor. T rkiye'de yaynInlanan g r lt den uzakta yaNüamlarnI anlatan belgeseller arasnInda TRT Belgesel tarafnIndan yaynInlanan Neehirden Uzakta ve Plazadan K ye programlarnInnI tavsiye edebiliriz. Neehirden Uzakta, Anadolu'nun snIcak ve samimi insanlarnInnIn yaNüadnInünI hayatlarnI, KnIvan ß KasabalnI'nnIn hayatlara d Ehil olmasnIyla sunuluyor. Program, Anadolu'nun pek ßok yerini ziyaret eden KasabalnI'nnIn yaNüadnInünI benzersiz deneyimleri izleyicilere aktarnIyor. Keyifle izleyecenüiniz program, Anadolu hayatnI ve insanlarnIn yaNüam tarzlarnI hakknInda izleyicilere benzersiz bilgiler veriyor. ulkenin hemen her b lgesini gezen KnIvan ß KasabalnI, kendi deneyimlerini ve nürendiklerini de bizlere sunuyor. Neehirden Uzakta programnI, k ß k yerleNüim alanlarnInda yaNüayan insanlarnIn ge ßimlerini nasnIl kazandnIklarnI, yaNüam hikayeleri ve donüal hayat aknINülarnI adnIna bizlere pek ßok bilgi veriyor. Bu program sayesinde b lgelerin k ylerinde ve k ß k yerleNüim alanlarnInda neler yetiNütinüini, ge ßim kaynaklarnInnI ve kiNüilerin Nüivelerini keyifli bir Nüekilde nürenebilirsiniz. ProgramnI izlerken lke i ßindeki insan ßeNüitlilinüine ve hayat tarzlarnIna g z atnIyorsunuz. ProgramnIn sunuculunüunu yapan ve bir ßok deneyim kazanan KnIvan ß KasabalnI, EskiNüehir rotasnInda Bardak ßnI k y ndeki ßiftlik yaNüamnInnI tecr be ediyor. EskiNüehir'deki bu k yde yaNüayan insanlar yulaf tarlasnInda ßalnINütnInünI i ßin, tarlaynI oradaki deneyimli insanlarla bi ßiyorlar. ProgramnIn bu b l m sayesinde hayvan yemi olarak kullannIlan yulafnIn nasnIl bi ßildinüine ve balyalandnInünIna tannIklnIk edebilirsiniz. KasabalnI bu b l mde Sakarya'da ßift ßilerle birlikte Nüeker pancarnI hasadnIna katnIlnIyor. Siz de programnI izleyerek b lgedeki Nüeker hasadnI deneyimine ortak olabilirsiniz. Neehirden Uzakta programnInnIn 11. b l m nde KnIvan ß KasabalnI, AydnIn'da ßam fnIstnInünI hasadnI yapan kiNüilerle tannINünIyor. AydnIn'nIn Ko ßarlnI il ßesine banülnI BanüarcnIk k y ne giden KasabalnI'nnIn hasat esnasnInda yaNüadnInünI deneyime ortak olabilirsiniz. Plazadan K ye adlnI belgesel de Neehirden Uzakta'nnIn ikinci b l m nde yer alnIyor. Bu b l m bizlere nistanbul'dan k y yaNüamnI i ßin g ß etmiNü bir ailenin hikayesini anlatnIyor. Neehir hayatnInnIn karmaNünIk ve zor s recinden snIyrnIlan ailenin yeni hayatlarnInda taNünIndnIklarnI eve ve neden g ß etmek i ßin buraynI se ßtinüi bilgisine ulaNünIyorsunuz. Belgesel denildinüinde aknIllara Karadeniz k y hayatnInnI anlatan belgeseller geliyor. Bu belgesel ßeNüitlerinde Karadeniz'in ge ßim kaynaklarnIndan, hayatlarnIna kadar pek ßok ayrnIntnIynI izleyebiliyorsunuz. Karadeniz'in zorlu ama bir o kadar da temiz donüasnInnI izlerken b y lenmemek elde denüil. Bu belgesellerin pek ßonüu Alaska'da ge ßiyor. Living on One Dollar belgeseli, d rt gen ß ABD'li gazetecinin Guatemala'da bir ayda sadece 1 dolar g nl k harcama b t ßesiyle yaNüamaya ßalnINümalarnInnI anlatnIyor. Belgesel, Guatemala'daki yoksullunüun ger ßek y z n g sterirken, aynnI zamanda gen ßlerin hayatta kalma stratejilerini de aktarnIyor. Belgesel, edit r Mark Hedges'in, yazarlarnInnIn ve 119 ynIllnIk derginin sayfalarnInnIn g z nden, toprak sahiplerinden nl knIzlarnIna, knIrsal kesimde yaNüayan ve ßalnINüan insanlarnIn hayatlarnIna kadar pek ßok konudan bahsediyor. Belgeselde knIrsal ekonomiye de denüiniliyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/sonbahara-hazirlik-orgu-ile-yapilabilecek-giysil", "text": "Sıklıkla serin aylarında kullanılan örgü kıyafet modelleri yılın dört mevsimi tercih edilmeye başladı. Farklı iplik kalınlıkları kullanılarak hazırlanan elbise, hırka, kazak ya da alt giyim ürünleri arasından tarzınızı yansıtacak modellere göz atabilirsiniz. Örgü ile yapılan şeyler arasında sonbaharda stilinize ayak uyduracak birçok farklı model bulunuyor. Örgü hırka, bluz, çanta, bere ya da atkı gibi pek çok seçenek arasından sevdiğiniz renk ve desene sahip olan ürünleri kendinize ya da sevdiklerinize örebilirsiniz. Örgü, birbirinden farklı modeller yapmanız için tercih edilen bir teknik olduğu için kıyafetlerinizi ve aksesuarlarınızı dilediğiniz gibi kendiniz örebilirsiniz. Son dönemlerde dört mevsim kullanılan örgü kıyafet ve aksesuar modelleri son derece meşhur. Özellikle evde yapılabilecek örgü işlerine ilgi oldukça büyük. Bu sebeple siz de beğendiğiniz renk ve iplik çeşidinden satın alarak kendinize ya da sevdiklerinize benzersiz kıyafetler ve aksesuarlar örebilirsiniz. Örgü yapmak için kalın tığ ya da şiş tercih edebilirsiniz. Çıkaracağınız desene göre farklı örgü stilleri arasında karar vererek kendinize uygun modeli elde etmeniz son derece mümkün. Birbirinden güzel modeller çıkarmak için şu örgü seçenekleri arasından tercih yapabilirsiniz. Özellikle haroşa ismi verilen örgü modeli, kısa sürede el alışkanlığı edinebileceğiniz bir seçenek. Örgüye yeni başlayacak kişiler, haroşa yöntemiyle atkı, bere ya da boyunluk gibi modelleri kolaylıkla çıkarabiliyor. Orta kalınlıkta yün türevi ip ve 5,5 ya da 6,5 büyüklüğündeki şişler sayesinde kolaylıkla örmeyi öğrenebilirsiniz. Her iki taraftan örgü olarak bilinen haroşa modelini örmek için 25 adet ilmekle iki düz bir ters şekilde bir yol izlemeniz gerekiyor. Bahsi geçen modeli öğrendikten sonra pirinç örgüye geçebilirsiniz. Pirinç örgü modeli, ortaya çıkan kıyafetin her iki taraftan da aynı görünmesini sağladığı için tercih ediliyor. Bu yöntemle çeşitli örgü hırka modelleri veya süveter gibi kıyafetleri yapabilirsiniz. Pirinç stilinde bir düz, bir ters olarak sıra sonuna kadar devam etmeniz önemli. Ardından da 2. tura geçtiğinizde 1 ters 1 düz olarak örebilirsiniz. Yani düz ilmeğin üstüne ters ilmek gelecek şekilde örme işlemini devam ettirebilirsiniz. Örgü ile yapılabilecek stiller arasında rende modeli de yer alıyor. Bu yöntemle de öreceğiniz atkı ve yeleklere model ekleyebilirsiniz. Yapılışı son derece basit olan rende modelinde kenar ilmeği almadan ilk sırayı düz bir şekilde örmeye başlayabilirsiniz. Farklı örgü modelleri, sıklıkla kullanılan aksesuar ve kıyafetler için tercih edilebiliyor. Sonbahar ve kış aylarında kullanacağınız modeller arasında eldiven, hırka, çanta, bere ve atkılar yer alıyor. Popüler örgü stilleri arasında yer alan hırkaları rende örgü seçeneğini kullanarak farklı motiflerde tasarlanabilirsiniz. Ayrıca düz bir model istiyorsanız haroşa örgü yaparak rengarenk bir hırka da tasarlanabilirsiniz. Örgünün yumuşak ve kabarık olmasını istiyorsanız kendinize kabarık ipler satın alarak stilinizi çevrenize yansıtabilirsiniz. Özellikle son zamanlarda tercih edilen örgü çanta yapımı oldukça kolay. İstediğiniz büyüklükte örebileceğiniz çantanız neredeyse bir gün içinde hazırlanabildiği için örüp hemen kullanmaya başlayabilirsiniz. Serin aylarda kulaklarınızı ve kafanızı soğuktan korumak adına kendi ölçülerinize uygun bere modelleri çıkarabilir ve tüm sezon boyunca keyifle takabilirsiniz. Örgü bereyi de kısa sürede yapıp ertesi gün takmanız mümkün. Örgü denildiğinde akla ilk gelen seçenek genellikle atkılar oluyor. Kendinize, akadaşlarınıza, partnerinize veya ailenize öreceğiniz atkı sayesinde serin havaları sıcacık atlatabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/tatilde-keyifle-okuyabileceginiz-5-kit", "text": "Simyacı, bir gezginin kıymetli bir hazineyi bulma serüvenini konu ediniyor. Peki, önemli olan hazine nedir? Kahramanımız ona ulaşabilecek midir? Ya gerçek hazine düşünülenden çok daha farklı bir şeyse? Baş karakterimiz Santiago bir çobandır. Kişisel amacını keşfetmek adına tüm hayatını bir kenara koyup uzun bir yolculuğa çıkar. Hayatın getirdiklerini çok da ütopik sayılmayacak bir şekilde işleyen bu yapıt, herkesin hayatında en az bir kere okuduğu ve her sayfasından ayrı keyif aldığı kitaplar arasında. Tatilinize anlam, derinlik ve güzel enerjiler katmak adına listemize eklemek istedik. Orhan Pamuk ülkemizin en değerli yazarlarından biri. Okumaya ilgisi olan herkes en az bir kitabını okumuştur diye tahmin ediyoruz ve eğer okumadıysanız Masumiyet Müzesi kitabını ısrarla tavsiye ediyoruz. Orhan Pamuk'un her kitabı bir şaheser ancak Masumiyet Müzesi, İstanbul Beyoğlu'ndaki müzesiyle hikayeyi deneyimleme imkanı da sunuyor. Yazın kitabınızı okuyup, İstanbul'a geldiğinizde sergiyi gezebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/torunlarinizla-yapabileceginiz-5-aktivi", "text": "Torunlarınızla geçirebileceğiniz vakit, çeşitli aktivitelerle eşsiz hale getirilebilir. Örneğin, birlikte resim yapmak veya boyama yapmak, renklerin ve hayal gücünün sınırlarını zorlamak ve birlikte yeni bir şeyler keşfetmenin çocuksu heyecanına varmak bunlardan birkaçı olabilir. Büyükanne, büyükbaba ve torunlar, birlikte tuvalin önünde yaratıcı fikirlerin peşine düşerken aynı zamanda keyifli sohbetlere de dalabilirler. Özetle yapacak çok şey var! Nesiller arası yaratıcılığınızı bir araya getirin! Büyükanne, büyükbaba ve torunlar birlikte resim veya boyama gibi aktivitelerle birlikte çok eğlenebilirler. Her bir nesil, kendi tarzını ve renk seçimini yansıtarak eşsiz eserler yaratabilir. Bu etkinlik hem sanatsal yetenekleri geliştirirken hem de birlikte keyifli anlar yaşamanıza yardımcı olur. Boyama ve resim yapmanın sakinleştirici ve dinginleştirici etkisini de eklemek isteriz pekala. Bahçede bir araya gelmek ve gençlik enerjisinin fitilini ateşlemek hepimizi oldukça mutlu eder. Futbol, yakan top, hokey veya basitçe birlikte koşma gibi aktiviteler hem hareket etmeyi teşvik eder hem de eğlenceli rekabetler yaratır. Günün sonunda torunların uyku düzeni adına, enerjilerini tamamıyla atmaları da oldukça önemlidir. Mutfak, nesiller arası lezzet dolu anların paylaşıldığı bir yer olabilir. Büyükanne, büyükbaba ve torunlar; birlikte yeni yemek tarifleri deneyebilir. Torunlarınıza aile yemeklerinin sırlarını öğretip, yeni tarifler keşfetmelerini sağlayabileceğiniz bu nefis plan; öğrenmeyi teşvik ederken güzel anılar yaratmanıza yardımcı olacaktır. Birlikte kitap okuma veya hikaye anlatma zamanı, nesiller arası bağı güçlendirecek harika bir etkinliktir. Her büyükanne ve büyükbaba, torunlarına sevdikleri hikayeleri anlatabilir veya torunlarla birlikte yeni hikayeler oluşturabilirler. Bu, hayal gücünü teşvik ederken aynı zamanda anıları da pekiştirecek özel bir deneyim sunar. Anneanne torun aktiviteleri veya dede torun aktiviteleri içerisinde en klasikleşeni fakat en çok işe yarayanı olduğunu söyleyebileceğimiz bu etkinlik, her jenerasyonun kalbini kazanıyor!"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/trekking-sporuna-nasil-hazirlanmalisin", "text": "Trekking olarak adlandırılan doğa yürüyüşlerine hazırlanmadan önce eksiklerinizi öğrenmek için yazımızı mutlaka okumalısınız. Türkiye'nin pek çok ilinde doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Ayrıca zorluk seviyelerine göre farklı rotalar da mevcuttur. Doğa yürüyüşü; gruplar halinde, bir noktadan başka bir yere hızlı ve sportif bir yürüyüş yapmak şeklinde gerçekleştirilir. Ayrıca doğal ortamlarda uzun mesafeleri yürüyerek keşfetmek ve doğayla iç içe olmak, insanların şehir yaşamındaki stresini de azaltır. Trekking sporu; dağlık bölgelerde, ormanlarda, vadi ve yaylalarda gerçekleştirilir. Bahsi geçen spor; doğa tutkunları, macera severler ve fiziksel aktiviteye ilgi duyan kişiler arasında oldukça popülerdir. Trekking'e çıkmadan önce, dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar bulunur. Bu konulara özen göstererek çok daha güvenli ve rahat bir yürüyüş deneyimi yaşayabilirsiniz. Trekking parkurları seçilmeden önce rotanın uzunluğu, zorluk seviyesi ve gereksinimleri araştırılmalıdır. Trekking, fiziksel olarak zorlu olabilir. Bu sebeple uygun kondisyona sahip olmak önemlidir. Yürüyüş ve dayanıklılığınızı artıracak egzersizler yaparak kendinizi hazırlayabilirsiniz. Ayrıca trekking ekipmanları taşıma becerisini geliştirmek için antrenman yapmanız da faydalı olabilir. Trekking çantası hazırlarken, rotanızın uzunluğuna güne göre uygun besinleri temin etmelisiniz. Trekking yaptığınız süre boyunca sıkıntı yaşamamak ve enerjinizin düşmemesi için besin değeri yüksek olan yiyeceklerden faydalanabilirsiniz. Bununla birlikte konserve ürünler de bu yolculukta hızlıca karnınızı doyurmanıza yardımcı olacaktır. Trekking rotasını seçmeden önce yürüyeceğiniz yolun uzunluğunu, zorluk seviyesini ve gereksinimlerini araştırmalısınız. Ayrıca hava koşullarını, yürüyüş süresini, güvenlik tedbirlerini ve kamp yapma olanaklarını dikkate almanız gerekir. Rotadaki su kaynakları, yerleşim yerleri ve acil durum çıkış noktaları gibi önemli yerler de yola çıkmadan önce mutlaka belirlenmelidir. Doğa yürüyüşü ekipmanlarının doğru bir şekilde temin edilmesi oldukça önemlidir. Ekipmanları ayarlarken mevsime uygun kıyafet ve aksesuarları tercih etmelisiniz. Sporun doğasına ve iklim şartlarına uyan trekking kıyafetleri, rahatlık ve güvenlik açısından önem arz eder. Bununla birlikte yaşanacak herhangi bir sıkıntı için ilk yardım malzemelerini de mutlaka yanınızda taşımanız gerekir. Trekking çantası hazırlama aşamasında yürüyüş yapacağınız mevsime ve bölgeye uygun kıyafetleri edinmeniz gerekir. Bununla birlikte hemen her mevsim benzer ayakkabılar tercih edilir. Doğru trekking ayakkabısı; ayaklarınızı destekler, kaymayı önler ve rahat bir yürüyüş sağlar. Su geçirmez ve dayanıklı olmaları da önemlidir. Ayrıca hava durumuna göre katmanlı giyinmeyi tercih edebilirsiniz. İç katmanda ter emici ve hızlı kuruyan malzemeleri seçmek, yürüyüş esnasında yardımcı olur. Yaz aylarında ise uzun kollu ince gömlekler veya tişörtler kullanabilirsiniz. Zararlı güneş ışınlarına maruz kalmamak için UV korumalı kıyafetler giyebilirsiniz. Her mevsimde hava koşullarına ve rotanın zorluğuna bağlı olarak kıyafetleri katmanlı olarak giymelisiniz. Hava durumunu düzenli olarak kontrol etmek ve rotanın özelliklerini göz önünde bulundurmak da önemlidir. Küçük kesikler, sıyrıklar veya yaralanmalar için temel ilk yardım malzemeleri taşıyabilirsiniz. Bandaj, antiseptik solüsyon, yara bandı ve ağrı kesici gibi malzemeleri içeren ilk yardım seti, mutlaka yanınızda bulunmalıdır."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/yeni-yasam-bicimi-tiny-hou", "text": "Hayatımıza sonradan giren ve bir anda popüler olan kavramlardan biri Tiny House. Öyle görünüyor ki uzun süre de hayatımızda yer edecek. Bu öngörümüzün nedenlerine geçmeden önce Tiny House nedir, nasıl ortaya çıkmıştır, inceleyelim. Ortalama 10-30 metrekare arasında, tekerlekli ya da sabit olarak kullanılabilen ve küçük olmasına rağmen kullanışlı alanlara sahip olan Tiny House'ların Türkçe karşılığı; küçük ev, mikro ev ya da tekerlekli ev olsa da orjinal ismi daha yaygın olarak kullanılıyor. İdeal olarak kendi kendini idame ettirebilen ve tatil için kullanılmasından ziyade tam zamanlı bir ev olarak da kullanılır. Küçük evlerde çamaşır makineleri, buzdolapları ve çamaşır kurutma makineleri gibi önemli ev aletleri bulunur, ancak bunlar genellikle küçük alanlara kolayca entegre edilebilen daha kompakt ve enerji açısından verimli versiyonlardır. Tiny House'un öncüsü, 19. yüzyılın sonlarından 1930'ların Büyük Buhranı'na kadar kentsel Afrikalı Amerikalılar arasında yaygın olarak kullanılan küçük, dar, tek katlı bir bina olan av kulübeleri. Bazıları tarafından modern Tiny House hareketinin 1970'lerde, Allan Wexler gibi sanatçıların kompakt bir alanda yaşamayı seçme kavramını araştırmasıyla başladığı düşünülüyor. 2007'den 2009'a kadar dünya ekonomisini vuran büyük durgunlukla birlikte, küçük ev hareketi, uygun fiyatlı, çevre dostu konutlar sunduğu için daha fazla ilgi gördü. Yaygın olarak tercih edilme sebepleri arasında ise uygun fiyatlı olması, finansal ve çevresel açıdan sürdürülebilir olması ve herhangi bir inşaata gerek olmadan doğa içinde yer alabiliyor ve taşınabiliyor olması sıralanabilir. Yaşam alanınız küçüldükçe o evdeki dağınıklık da azalır. Bu, tüketimden uzak durmanızı sağlarken aynı zamanda evinize daha az zaman ayırmanıza, kendinizle ve çevrenizle daha fazla baş başa kalmanıza ve doğaya yakın bir yaşam sürmenize olanak tanır. Küçük yaşamın en büyük zevklerinden biri, yaşam alanınızı en üst düzeye çıkarmayı öğrenmek, gereksiz karmaşa olmadan onu gerçekten sizin alanınız yapmaktır. Minik evler, çevresel ayak izlerini azaltmaya ve minimalizmi benimsemeye yönelik büyük bir sosyal hareketin parçası haline geldi. Minimalist felsefe, az şeyle yetinmek ve yaşamın gerçek özüyle bağlantı kurmaktan bahseder. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaşan Tiny House'lar birçok farklı şehirde farklı deneyimler yaşama imkanı sağlıyor. Tatil için bir alternatif olabileceği gibi belki kendi küçük evinizi edinmeden önce farklı tasarımlar görmenizi ve bu yaşamı tecrübe edebilmenizi sağlaması açısından da ziyaret edebileceğiniz yerleri sıraladık. Hayatınızı daha küçük bir alanda sürdürme kararı almış ya da yazlık ev düşüncesiyle bir Tiny House satın almak istiyorsanız bilmeniz gereken bazı önemli noktalar var. Küçük ev dediğimiz bu yapılar aslında Karayolları yönetmeliklerine bağlıdır ve imar izni gerektirmeden herhangi bir imar planındaki arsaya konulabilir. Bu durumda yasal olarak park etmiş bir karavan olarak tanımlanmaktadır. İmar izni olmayan bir arsaya veya sit alanı ilan edilen bir yere de kurulabilir. Kendinize ait bir arsanız varsa taşınabilir evinizi buraya park edebilir, yok ise yine bir arsa ya da karavan parkı olan alanları kiralayabilirsiniz. Türkiye'deki güncel maliyetleri, donanım ve özelliklerine göre 220.000 ile 280.000 arasında değişiklik göstermekle birlikte kendi evinizi de kendi seçeceğiniz malzemelerle birlikte bütçenize göre tasarlayabilirsiniz. Tiny House'ların ömrü, kullanılan malzemenin kalitesine göre ortalama 40 ila 60 yıl arasında değişiyor."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/yoga-inzivasina-uygun-5-mek", "text": "Yoga, günümüzde hem bireysel hem de toplu gruplar halinde yapılabilen bir faaliyet. Sosyalleşmenin mümkün olduğu yoga kampları veya etkinlikleri, pek çok kişinin eşsiz anlar biriktirmesine ve benzer bakış açısına sahip yeni dostlukları filizlendirmesine yardımcı oluyor! Peki nedir bu yoga inzivası? Gelin, konuya daha yakından bakalım ve beraber yepyeni bir yolculuğa hazırlanalım! Yoga inzivaları, kişilerin yoga üzerine adanan birkaç gün veya hafta geçirmelerini temel alır. Bu inzivalarda her birey, günlük hayatın zorlu şartlarından uzaklaşarak yalnızca anda kalmaya, doğanın ve dünyanın güzelliklerinin tadına varmaya odaklanır. Anda kalmak ise az önce dediğimiz gibi beden ve zihnin aynı hizada bulunması durumudur. Tabii bu pratiğin içerisinde pek çok öğreti, bilgelik, egzersiz ve derinlemesine bir felsefe yer alır. Yoga inzivası için doğanın içinde veya doğaya yakın bir mekan tercih etmek gerekir. Yeşillikler, ormanlık alanlar, dağlar, deniz kenarları gibi doğal ortamlar, içsel huzur ve bağlantıyı artırabilir. Çünkü bu ortamlarda enerji akışı temizdir. Eğer temiz bir enerji akışından bahsediyorsak hem fiziksel hem de mental anlamda sizi bloke etmeyen, hatta tam aksine destekleyen bir ekosistemin içindesiniz demektir. Dinlenmek, yoga pratiği ve meditasyon yapmak için uygun alanlara sahip bir mekan seçilmelidir. Geniş, temiz ve düzenli bir stüdyo, yoga matları, minderler ve diğer yoga ekipmanları için yeterli alan sağlamalıdır. Temiz hava ve iyi ısıtma yahut soğutma, katılımcıların rahatlaması için çok önemlidir. Yemek ve uyku en temel ihtiyaçlarımız olmanın yanı sıra kalitesine çok özen gösterdiğimiz iki unsurdur. Uzun süreli yoga inzivalarında, konaklama ve yemek imkanlarının niteliği de dikkate alınmalıdır. Konaklama alanları; rahat, temiz ve dinlenmek için uygun olmalıdır. Yemekler ise sağlıklı, dengeli ve ihtiyaçları karşılayacak şekilde sunulmalıdır. Ne de olsa dengeyi korumak ve kendimizi en güzeline sevk etmek için oradayız. Yoga felsefesinin olmazsa olmazı ise denge kurmak kadar onu korumaktır, unutmayın! Yoga inzivası için ideal bir mekan, temiz hava ve yeşilliklerle çevrili bir alandır. Doğanın içinde yoga yapmak ve nefes almak, zihni sakinleştirir. Ayrıca iç huzurun artmasına yardımcı olur. Ormanlık alanlar, parklar veya dağlık bölgeler gibi doğal alanlar, temiz havanın yanı sıra doğanın güzellikleriyle de bütünleşmenizi sağlar. Yoga inzivası mekanı olarak su kenarları, göller veya deniz kıyısı gibi suyla iç içe olan yerler tercih edilebilir. Suyun sakinleştirici etkisi, zihni boşaltmaya ve içsel huzur bulmaya yardımcı olur. Su sesleri eşliğinde meditasyon yapmak, büyük ölçüde rahatlama ve yenilenme enerjisi getirir. Suya yakın olmak, işin fıtratında vardır diyebiliriz yani. Yoga inzivası mekanı seçerken, şehir merkezine yakın olmak ama pekala gürültüden uzakta kalmak da önemli bir faktör. Sessiz bir mahalle, park veya sakin bir yer seçerek, şehrin karmaşasından uzaklaşabilir ve içsel sessizliğinizi kolayca bulabilirsiniz. Böylece yoğun şehir hayatının stresinden uzaklaşabilir ve rahatlama sağlayabilirsiniz. Yoga inzivası deneyimini tam anlamıyla yaşamak için yalnızca yoga aktivitesi için düzenlenen kamplara katılmayı düşünebilirsiniz. Bu kamplar genellikle sessizlik, meditasyon, yoga pratiği ve nefes çalışmaları gibi aktivitelere odaklanır. Bir grup eşliğinde ve yoga öğretmenlerinin rehberliğinde, derin bir içsel yolculuğa çıkabilirsiniz. Bu içsel yolculuk esnasında sizinle aynı ulvi amacı taşıyan dostlar edinmeniz ise işin tamamen sürpriz güzelliği! Yoga merkezleri içerisinde, lüks spa ve sağlık merkezleri de yer alabilir. Bu tür merkezler; yoga stüdyoları, meditasyon alanları, dinlenme odaları, masaj ve terapi hizmetleri gibi imkanlar tanır. Yoga pratiğiyle birlikte kendinizi şımartabileceğiniz, bedensel ve zihinsel olarak rahatlama sağlayabileceğiniz bir deneyim sunabilirler. Tüm bu ayrıcalıkları, en yakın dostlarınız veya partnerinizle deneyimlemenizi öneriyoruz. -improve-mental-health-ideal-for-covid-19-self-isolation/"} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/youtubeda-izleyebileceginiz-en-iyi-5-kons", "text": "hakkında konuşacağız. İşte karşınızda Youtube'da izleyebileceğiniz en iyi 5 konser! Queen, en büyük süksesini yıldızlar geçidi niteliğindeki bu konserle yaptı diyebiliriz. Yine Madonna ve The Beatles gibi sayısız efsanenin yer aldığı bu yardım konseri, Grammy Ödülleri'nde En İyi Uzun Konser Videosu ödülü Billboard listelerinde, sayesinde kolayca erişebildiğiniz Madonna konserleri arasında yer alıyor. YouTube sayesinde onun ilham dolu müziğini keşfedebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yasama-sanati/yuruyus-rotasi-bizans-eserlerinin-izin", "text": "Yürümeyi sever misiniz? Kariye'den başlayıp Ayasofya'da bitireceğiniz güzergah içinde bin yıllık tarihi barındırıyor. Nice yaşıtı zamanın etkisine dayanamayıp yok olurken, varlığını sürdüren İstanbul, geçmişle geleceği bir arada bulabileceğiniz bir şehir. Tempolu bir yürüyüşle 1 buçuk saat süren bu rotadaysa, Bizans devrine tanıklık etmek mümkün. İstanbul'da yaşamak, uzun ve hoş bir rüya gibi, tarihin farklı dönemleri burada toplanıyor. Tarihi milattan önce 638'e uzanan, her seferinde farklı bir isim ve kimlik alan şehir büyürken, geçmişinden kalanları da harmanlamış. Antik Yunan'da Byzantion; Roma ve Bizans döneminde Konstantinopolis; Osmanlı döneminde Konstantiniyye ve Dersaadet olarak anılan İstanbul'un yaşı 2700 olarak tahmin ediliyor. Üstelik bugün de sokaklarında bu tarihin izlerini taşıyan bin yıllık eserlere rastlamak mümkün. Bizans dönemi eserleri bu tarihin mihenk taşları arasında. Bozdoğan Kemeri gibi şehrin ortasından geçen, Ayasofya gibi, dünya kültür mirası eserleri arasında sayılan nice eser hala ziyaretçileri ağırlıyor. Onları küçük turlarla keşfetmek de mümkün, şehrin içinde fark ederek her önünden geçtiğinizde dikkat kesilmek de. Kariye'den başlayıp, Ayasofya'da biten bir yürüyüş güzergahı 5 kilometre sürüyor. Aralarda durup dinlenebilecek pek çok durak var. Üstelik Kariye de Ayasofya da Müzekart'la gezilebilecek yerler. Tarihi İstanbul'u keşfetmek için de ideal bir güzergah olan bu yolda sadece ister Osmanlı dönemi eserlerine, ister Tarihi Yarımada'ya, isterseniz Bizans eserlerine odaklanabilirsiniz. İstanbul deyince akla ilk gelenlerden Ayasofya, İmparator Justinian'nın kudretini kanıtlamak üzere inşa ettirdiği eserlerden. Dönemindeki en gösterişli yapı Ayasofya'nın kubbe mimarisine yüzyıllar boyunca yaklaşılmadığı düşünülürse, tarihi önemi daha iyi anlaşılır. Anthemios ve Isidoros tarafından inşa edilen eser günümüzde de pek çok açıdan ilk olma özelliğini koruyor. 5 yıl gibi bir sürede inşa edilmiş ve 15 yüzyıl boyunca ibadet yeri olarak kullanılmış, bu özelliğiyle dünyanın en uzun süreyle ibadethane olan binası olmak ünvanını da taşıyor. Tarihçilerin notlarında İstanbul'un fethi sırasında harap halde olduğu belirtilen Ayasofya, camiye çevrilse de ismi değiştirilmiyor. Mimar Sinan'ın elinin değmesiyle beraber, daha önceki depremlerde iki kez kubbesi yıkılan bina, günümüze kadar geliyor. 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın Macaristan seferinden getirdiği iki dev kandille süslenen eserin ikonaları da Fatih Sultan Mehmet döneminde ince bir sıvayla kapatıldığı için dünyanın en iyi korunan ikonaları arasında. Bu eşsiz eser İstanbul'un tarihi yarımadasının tam ortasında. Karşısında Sultan Ahmet Camii, arkasında Topkapı Sarayı'yla tarihi bir mirası aktaran Ayasofya'nın komşusu Yerebatan Sarnıcı da Bizans döneminden günümüze ulaşanlardan. İstanbul'un yeraltı sularından yana talihsizliği yüzyıllar boyunca yerel yönetimlerin en önemli gündemlerinden. Sarnıçlar da Bizans döneminde su sıkıntısına bulunan çözümlerin başında. Bozdoğan Kemeri, Yerebatan Sarnıcı, Binbirdirek Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı bugün bile varlığını sürdürüyor. Bizans döneminde sık sık kuşatılan İstanbul'un savunmasının iki mihenk taşından biri sarnıçlar, biri surlar. İstanbul'un altını adeta köstebek yuvası gibi kuşatan sarnıçlar su deposu olarak uzun yıllar hizmet vermiş. İstanbul'un Ortodoks Mezhebi'nin başkenti olmasıyla beraber Antik Yunan döneminden kalan sütunlar ve pagan izleri taşıyan Medusa gibi eserler de sarnıca konulmuş. Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşmelerin kullanılmasıyla beraber işlevini yitiren ve Yerebatan Sarayı olarak da bilinen mekan günümüzde konserlere, sergilere, filmlere ev sahipliği yapıyor, turistlerin ziyaret listesinde başı çekiyor. Ayasofya'nın hemen arkasında, Topkapı Sarayı sınırlarında kalan Aya İrini Kilisesi de Bizans döneminden kalan eserlerden. Hıristiyanlık dininin temellerini atan 7 ekümenik konsülden birinin gerçekleştirildiği kilise aynı zamanda İstanbul'un ilk arkeoloji müzesi olmak özelliğini de taşıyor. Camiye çevrilmeyen kilisenin en önemli özelliklerinden biri de Roma döneminden kalma Artemis, Afrodit, Apollon mabetlerinin kalıntılarından yararlanılarak inşa edilmesi. Üç farklı dönemde yeniden inşa edilen kilise İstanbul'un fethinden sonra Sur-i Sultani içinde kaldığı için günümüze mimari bir değişiklik yaşamadan gelen eserlerden. İstanbul'u kuşatan surlar yine Bizans döneminden kalan eserlerden. Sarnıçlara su dolmasını sağlayan Bozdoğan Su Kemeri de. Valens Su Kemeri olarak da anılan kemer, giderek büyüyen şehrin su ihtiyacını karşılamak için yüzyıllarca hizmet vermiş. Tarihin en uzun su kemeri olarak anılan Bozdoğan Su Kemeri'nin bugün Kemerburgaz'a kadar uzanan yıkıntıları yanında, Unkapanı'na denk gelen bölümü sağlam. Eğilimli mimari yapısıyla şehre hiç durmadan su sağlayan kemer bir mühendislik harikası olarak tarihte yerini alan eserlerden. Fatih semtinde bulunan ve kiliseden camiye evrilen eserler de Bizans izleri taşıyor. Bunların başında bir mahalleye adını veren Kariye de var. İstanbul'daki Bizans eserleri arasında özel bir yere sahip olan Kariye mozaik sanatının nadide örneklerini bünyesinde topluyor. İyi korunan mozaiklerin anlattığı hikaye de günümüzde hem tarihçilerin hem ziyaretçilerin ilgisini çeken detaylardan. Kilisenin iç ve dış koridorlarındaki mozaiklere paha biçilemiyor. Mozaiklerde Hz. İsa ve Hz. Meryem'in hayat öyküleri anlatılıyor. Bizans döneminde İstanbul'un dışında kalan ve manastır olarak kullanılan mekan, II. Theodosius döneminde surlarla çevrelenince şehrin içine dahil oluyor. İsmini Şehir dışı anlamına gelen Choradan alan kilise İstanbul'un en önemli tarihi yapıları arasında. Bugün bir semte adını veren Çemberlitaş da anıt eserlerden. Seferden dönen Roma ordularının geçtiği yolda bulunan anıt, bin yıllardır aynı yerde. Konstantin Forumu bugün Divanyolu Caddesi olarak anılıyor. İstanbul gibi çok kültürlü ve katmanlı bir şehrin tarihi mirası, yaşıtı şehirlerden pek çok özellikle ayrılıyor. En önemli olansa, bin yıllara uzanan tarihi şehrin sokaklarında görebilmek."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/2022de-yeniden-dogan-esarp-moda", "text": "Şık tasarımlarıyla kıyafeti tamamlayan eşarplar, 2022 yılında tekrar kullanılmaya başlandı. Birçok renk ve modelde tasarlanan eşarplar, tarzınızı yansıtmanıza yardımcı oluyor. Tesettür giyimin en önemli parçaları arasında yer alan eşarplar, kaliteli ve zarif tasarımları sayesinde kadınlar tarafından beğenilerek tercih ediliyor. Eşarplar, farklı kumaşlarda üretildiği için yılın her mevsimi rahat etmenizi sağlayan opsiyonlar da sunuyor. Farklı tarzlara sahip olarak üretilen eşarplar, çoğunlukla giyilen kıyafete uyumlu olarak tercih ediliyor. Bu sebeple eşarp modelleri arasından tüm kıyafetlerinizle ahenk içinde olacak modellere göz atabilirsiniz. Bu sayede giyim dolabınızda bulunan ve her zaman kullanabileceğiniz modellere sahip olabilirsiniz. Ayrıca aşağıda sıraladığımız eşarp çeşitleri de son derece kurtarıcı parçalar arasında yer alıyor. Eşarp modelleri, giydiğiniz kıyafete ve mevsime göre değişiklik gösterebiliyor. Özellikle yaz aylarında cildinizin yanmaması için pamuk kumaştan yapılmış olan eşarpları tercih edebilirsiniz. Eşarp markaları, İnsanların her yıl keyifle kullanabileceği pek çok model üretiyor. Zerafet ve şıklığı bir arada taşıyan eşarp modelleri, farklı tarzdaki insanlara da hitap ediyor. Modern, geleneksel, düz, dijital baskı desenli, çiçek desenli ya da şal şeklinde pek çok eşarp modeli bulunuyor. Bu modeller arasından tarzınıza ve kıyafetlerinizi en uygun olanını tercih edebilirsiniz. Bu sene eşarp modası yeniden doğduğu için farklı modeller de kullanıcının beğenisine sunuluyor. Yaz aylarında; çiçekli, renkli ve ince kumaştan yapılmış olan eşarp modelleri, tesettür giyim sahibi kişiler tarafından son derece beğeniliyor. Açık renklerde üretilen eşarpları pek çok kullanıcı gibi sizde tercih edebilirsiniz. Bahar ve kış aylarında ise eşarplar, soğuktan koruması amacıyla daha kalın kumaşlardan tasarlanıyor. Ayrıca kış aylarında daha koyu ve düz modelleri görebilirsiniz. Bununla birlikte kendi tarzınıza yakışan ürünleri de tercih edebilirsiniz. Eşarpları, çok farklı şekillerde kullanmak mümkün. Farklı bağlama modelleri için şal görünümlü bağlama son derece şık bir duruş sergiliyor. Ayrıca eşarbınızı bol bir şekilde bağlayarak da kullanabilirsiniz. Eşarbı, kendi zevkinize göre taşıyacağınız için tarzınıza uygun pratik bağlama seçenekleri bulabilirsiniz. Örneğin eşarbınızı bağlamak için farklı aksesuarlar tercih ederken örtünün iki yanını ensede birleştirip yüzünüzü ön plana çıkaran bir model de deneyebilirsiniz. Ayrıca eşarbı farklı şekillerde kullanarak yüz güzelliğinizi de ortaya çıkarabilirsiniz. Eşarp kumaşları, yaz ve kış aylarında rahat bir şekilde kullanabilmeniz için farklı materyaller kullanılarak üretiliyor. Örneğin pamuk, ter emici özelliğe sahip olduğu için yaz aylarında tercih edilebiliyor. Aynı şekilde polyester kumaş, cildinizde terlemeye ve ısınmaya neden olacağı için sıcak havalarda tercih edilmemeli. Bununla birlikte tok ve kalın kumaştan üretilen şal modelleri de kış aylarında sıcak tutması amacıyla pek çok kişinin tercih sebebi. Eşarp seçerken tarzınıza uyum sağlayacak parçaları satın alabilirsiniz. Ayrıca eşarp alışverişinde ürünün kumaşına mutlaka dikkat etmeniz gerekiyor. Kaliteli kumaştan üretilen eşarplar, yıllarca aynı şekilde kullanılabiliyor. Bununla birlikte kurtarıcı parça olarak tabir edilen düz renklerden de dolabınıza ekleyebilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/aktif-vatandaslik-ned", "text": "Her birimiz önce kendimiz ve sevdiklerimiz için en iyisini isteriz, öyle değil mi? Bundan ötürü özelden genele uzanan pek çok faydalı adımı takip ederek hem bireysel hayatlarımız hem de kolektif yaşam adına büyük farklar yaratabiliriz. Bunu, herkesin kendi kapısının önünü süpürmesi gibi düşünmek hiç de yanlış olmaz. İşte aktif vatandaşlığın önemi tam olarak burada gizli. Gelin, hem gençliğe hem de güzel memleketimize fayda sağlayan aktif vatandaşlık adına farkındalık sağlayan yöntemlere bir göz atalım! Büyükler tarafından doğru örnek olunması çocukluk döneminden itibaren bireylerin vatandaşlıkta aktifliğinin sağlanması adına etkili bir başlangıçtır. Topluma karşı sorumluluklarının bilincinde olan her genç, toplumun yararına olan davranışlar sergiler ve çevresindekilere bunu aşılar. Çevre temizliği, kan bağışı gibi konularda gerçekleşen farkındalık etkinlikleri, yine bu konuya ilişkin işe yarar yöntemler arasındadır. Aktif her vatandaş çevresini korur, geri dönüşüm uygulamalarına hayatında daha çok yer verir. Hak ve özgürlükleri hakkında bilgi sahibi olmak aktif vatandaşlık özelliği taşıyan 7'den 70'e her bireyin ortak özelliklerindendir. Aktif olarak oy kullanmak, seçimleri tatil mantığıyla karşılamamak ve oy verme işlemini tüm kurallara harfiyen uyarak gerçekleştirmek aktif vatandaşlığın olmazsa olmazlarındandır. Devlet malı olarak adlandırılan obje veya demirbaşlara zarar vermemenin yanı sıra aktif vatandaşlık algısını taşıyan herkes onları koruyup iyi bakmanın bütünün hayrına olduğunun farkındadır. Vergi ödemeleriyle bütüne destek olan aktif vatandaşlar, normal şartlarda vergilerin yine kendisine dönen hizmetlerin bir tohumu olduğunun bilincindedir. Aktif vatandaşlık; yalnızca lise kademesinde değil, başlangıcı ilkokul ve ortaokula dayanması gereken bir kavramdır. Tıpkı bir tohumun yetişmek için gerekli zaman, koşullar ve birikime ihtiyaç duyması gibi her birey de aktif vatandaşlık kavramını içselleştirmek adına onunla daha erken yaşlarda tanışmaya gerek duyar. Bu noktada her çocuğun ve gencin içinde aidiyet hissinin yeşertilmesi gerektiği ve okullarda bunun nasıl uygulanabileceği ise önemli ara başlıklar arasında kendini gösteriyor. Derslerin üniteleri içerisine -ilk kademelerde daha az olmak kaydıyla- ilave edilerek en başta bu kavramla tanışılması sağlanabilir. Bu sayede öğrenciler bu aşinalığı sağladıktan sonraki yaşlarında destekleyici olmaları muhtemel bu kavrama daha sıkı sarılabilirler. Konferanslar, okullarda gerçekleştirilen söyleşiler, münazara kulüpleri, okul kulüpleri ve bu topluluklar özelinde gerçekleştirilen özel etkinlikler; aktif vatandaşlığın küçük yaşlardan gençlik döneminin sonuna dek her birey adına başlı başına bir değer olabilmesini sağlıyor. Tüm bu aksiyonları izlerken; ödüllendirme veya öğrencilerin konuya ilişkin herhangi bir başarı kazanması durumunda okul önünde düzenlenen törenlerde bunun kutlanması gibi adımlar da oldukça değerli. Bu sayede, gençlerin bu kavrama dair pozitif ve güven dolu hatıralar oluşturması sağlanırken, aktif vatandaşlık değerinin gençliğin zihninde uzun vadede daha kalıcı olmasının önü açılıyor."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/cocuklariniza-dogal-afeti-nasil-anlatirsin", "text": "Çocuklarınıza deprem gibi bir durum sırasında hangi güvenli bölgelerde kalabileceklerini veya yangında nasıl hareket edebileceklerini öğretebilirsiniz. Nasıl korunacaklarını, kendilerini nasıl güvende tutacaklarını bilmek onları rahatlatacaktır. Okul öncesi eğitim, insan hayatında oldukça belirgin bir etkiye sahiptir. Bu sebeple okul öncesinde öğrenilen bilgiler, kalıcı izler bırakır ve kişinin gelecek yaşamını da şekillendirir. Okul öncesi doğal afetlerle ilgili etkinlikler de bu sebeple çocuğun yaşamında büyük bir etki yaratır. Çocukların merak duyguları, öğrenme süreçlerini kolaylaştırırken öğrenilen bilgilerin kalıcı olmasını da sağlar. Bu sayede çocuklar, doğal afetler sırasında ne yapacağını ve nasıl davranacağını doğru bir şekilde öğrenir. Bahsi geçen eğitimlerde afetlerin ne olduğunu anlatarak ve türlerini öğrenmelerini sağlayarak güvenli kalmanın önemini vurgulayabilirsiniz. Doğal afetler, okul öncesi eğitimde öğrenildiğinde bilgi ve farkındalık düzeyleri artar. Belirli yaştaki çocukların anlayabileceği şekilde eğitim verilmesi sonucunda çocukların afetlere karşı hazırlıklı olmaları ve ne yapacaklarını bilmeleri de sağlanmış olur. Bu sebeple çocukların yaşına uygun afet senaryoları hazırlanarak deprem olduğunda ne yapmaları gerektiği hakkında bilgi verilebilir. Ayrıca konuyla ilgili hikayeler ve duygular da paylaşılabilir. Deprem öncesinde alınabilecek önlemlerle ilgili çocuklara eğitim verilmelidir. Bu eğitim, çocukların deprem ya da başka durumlarda nasıl davranacağını şekillendirir. Çocuklara depremin ne olduğunu, neden geliştiğini basit bir şekilde tanımlayarak başlayabilirsiniz. Örneğin, depremin yer kabuğunun hareket etmesi sonucu meydana gelen sarsıntı olduğunu ve bu hareketlerin yer kabuğundaki kırılmalardan kaynaklandığını aktarabilirsiniz. Bununla birlikte deprem öncesinde alınacak önlemler, deprem sırasında yapılacaklar ve deprem sonrası yapılacaklar da verilen eğitimler arasında yer almalıdır. Tatbikatlar ise çocukların daha hazırlıklı ve güvende hissetmelerini sağlayabilir. Ayrıca deprem sırasında çocukların nasıl hissettiklerini tartışmak da son derece önemlidir. Bu sayede çocukların korkularını ve endişelerini ifade etmelerine de yardımcı olabilirsiniz."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/deprem-dayaniklilik-testi-nasil-yaptiril", "text": "Türkiye'nin birçok ili deprem bölgesinde olduğu için bina dayanıklılık testi son derece önemlidir. Yaşadığınız binanın yönetmeliklere uygun yapılması ve dayanıklı olması, hayati önem taşır. Bu test, Türkiye gibi deprem riski yüksek olan ülkeler için son derece önemlidir. Yapıların dayanıklılık testleri, hasar ve can kaybını önlemek için mutlaka alınması gereken önlemler arasında bulunur. Bu sebeple deprem olmadan önce deprem dayanıklılık testi yapılmalı ve nasıl yaptıracağınızla ilgili bilgi sahibi olmalısınız. Deprem dayanıklılık testi, bir binanın ya da yapının bir deprem esnasında ne kadar güçlü olduğunu ölçmek için yapılır. Test, yapıların zayıf noktalarını belirleyerek güçlendirilmesi gereken alanları tespit etmeye yardımcı olur. Yüksek riskli bölgelerde yer alan binaların muhakkak yaptırması gereken test, can ve mal kaybını ortadan kaldırmak için oldukça önemlidir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisansı olan belediye, kuruluş ve özel kurumlar tarafından yapılan bina depreme dayanıklılık testi, binanın sağlamlığını ölçmek için mutlaka yapılmalıdır. İki farklı şekilde yaptırabileceğiniz deprem dayanıklılık testi, İstanbul'a özel olarak İBB tarafından da hızlı bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Dayanıklılık testi yaptırmak için şu seçenekleri tercih edebilirsiniz. İki farklı şekilde yaptırabileceğiniz deprem dayanıklılık testi, İstanbul'a özel olarak İBB tarafından da hızlı bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Dayanıklılık testi yaptırmak için şu seçenekleri tercih edebilirsiniz. Bina dayanıklılık testi yapan firmalar; yapının dayanıklılığı, taşıyıcı sistemleri, temelleri, duvarları, döşemeleri ve diğer yapısal unsurları gibi bir dizi faktörü göz önünde bulundurur. Deprem dayanıklılık testi sonucu, bina sahiplerine yapısal güvenlik açısından ne gibi önlemler alınması gerektiği konusunda da bilgi sağlar. Bina dayanıklılık testi, binaların güvenlik seviyelerini belirlemek için yapılan kapsamlı bir değerlendirmenin sonuçlarını verir. Riskli çıkan binalar hakkında alınacak kararlar, başvuru yöntemine göre farklılık gösterebilir. Evinizi bakanlık onaylı firmalarca kentsel dönüşüm kapsamında kontrol ettirdiyseniz ve bina depreme dayanıksız çıktıysa, 60 günden az olmamak kaydıyla bina için tahliye kararı verilir. Ardından ise yıkım süreci başlatılır. Deprem dayanıklılık raporunu özel firmalar tarafından aldıysanız ve bina riskli çıktıysa sonucun resmi bir yaptırımı bulunmaz. Ayrıca hem kiracılar hem de ev sahipleri tarafından başvurabileceğiniz İBB'nin deprem testi projesi de mevcuttur. Ücretsiz olarak evinizi analiz ettirebileceğiniz bu test sonucunda belediye herhangi bir yaptırım uygulamaz. Binanın riskli bulunması sonucunda uzmanlar, detaylı analiz yapılması için yetkililere gidilmesini önerir. Deprem bölgesinde yer alan Bursa ve İzmir de depremden dolayı zarar görmemeniz için dayanıklılık testi yapmaya başlamıştır. Bina deprem dayanıklılık testi; bakanlık, özel firmalar ya da İstanbul, Bursa ve İzmir belediyeleri tarafından yaptırılabilir. Belediyeler tarafından ücretsiz olarak yaptırabileceğiniz dayanıklılık testi, hayati önem taşıdığı için acil ve hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Bu sebeple binanızın riskli çıkması halinde size en uygun çözüm üretecek olan kuruma başvuruda bulunabilirsiniz. Bina dayanıklılık testini özel firmalara yaptırdığınızda maliyetler arasında değişiklik olabilir. Bu sebeple yapı hakkında bilgi almak amacıyla dayanıklılık testi yaptırmanın maliyeti, firmaya ve binaya göre farklılık gösterir. Yaptırdığınız dayanıklılık testi neticesinde binanız üzerinde yaptırım olmasını istemiyorsanız bakanlık onaylı firmalar dışında özel firmalara başvuruda bulunabilirsiniz. Bununla birlikte İstanbul'da ikamet ediyorsanız İBB'nin deprem testi projesine de ücretsiz olarak katılabilirsiniz. Deprem dayanıklılık testi için bakanlık onaylı firmalara, özel firmalara ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başvuruda bulunabilirsiniz. Bununla birlikte İzmir ve Bursa'da yaşıyorsanız belediyelerin ücretsiz olarak verdiği bina deprem karnesi hizmetinden de faydalanabilirsiniz. Belediyelerin verdiği bu hizmet sayesinde evinize zarar vermeyen yöntemlerle hızlı, mekanik ve bilimsel temelli tarama yaptırabilirsiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi; bina yüksekliği, kolon ve perde ölçülerinin hesaplanması gibi detaylı analizleri de kapsar."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/eski-bayramlari-hatirlamak-isteyenler-icin-bayram-hazirli", "text": "Eski bayramlar hep zlemle hat rlad m z zamanlar olmu tur. O g zel g nlerin tad da ya att an lar da ok ba kayd , de il mi? Ama hala o eski bayramlar ya atabilmek m mk n! Yeter ki birbirimizi ne kadar sevdi imizi hat rlayal m ve sevdiklerimize g zel eyler yapmak ad na harekete ge elim. Eski bayramlar n ruhu halen bizimle ve o eski g zel g nler yeniden tekrarlanarak yeni g zel an lar olarak hayat m zda yer almay bekliyorlar. E, haydi o zaman! Gelin, eski bayramlar n o anl haz rl klar n , bol kahkahal sofralar n ve sevgi dolu ziyaretlerini yeniden ya ayal m! Bayram haz rl ad mlar na bakt m zda ncelikle yuvan z n buna haz r olmas ok nemli. Tertipli, d zenli ve mis kokulu bir ev her daim gelen misafirlerle kuraca n z ileti imde olumlu etki sa lar. G zel giyilen t l k yafetlerimiz de zerimizde olunca hele; i te o zaman harika bir bayram zeni yaratm oluyoruz! Haz rl klar elbette en g zel ekilde, m kemmele olabildi ince yak n bi imde yapmak istiyorsunuz. Bu yolda izlenmesi gereken ad mlar s ras yla a a da sizler i in detayland rd k. Haydi, kaybedecek vakit yok, heyecan dorukta! lk ad mda tabii ki bayram temizli i yer al yor. Acele etmeden yap ld nda harikalar yaratabilece iniz bayram temizli ini, bayram ncesi kendinizi hem fiziksel hem de ruhsal anlamda yormadan keyifle yapmal s n z. Bu sayede i inizdeki evkin size verdi i pozitif enerjiyle t m evi daha k sa s rede p r l p r l yapacaks n z, bizden s ylemesi! kl n z konu turman n tam s ras ! Tarz n z ne olursa olsun, size en yak t n d nd n z bayram k yafetleri i in yle bir dolab n za g z at n. Hem rahat hem de kendinizi k hissedece iniz par alar se meye zen g sterin. Bu sayede uzun sohbetler esnas nda zihinsel ve fiziksel anlamda misafirlerinize tam anlam yla odaklanabilirsiniz. Rahat olun! Harika g r neceksiniz! Bayram hi al veri siz olur mu? Elbet her ya tan insan n u ramay tercih etti i hatta d zenli olarak u rad bir market vard r. lk olarak marketinize bir g z at n. ncelik listesi olu turduktan sonra bir bak n bakal m, her zaman tercih etti iniz markette fiyatlar ve stok say s ne durumda. Ard ndan gerekti i takdirde ba ka market alternatiflerine de y nelerek; ilk ncelikli r nlerden daha az nceli i olan r nlere dek t m al veri inizi tamamlay n. Ayr ca hat rlatmakta yarar var; bayram al veri ini acele ve tela i inde yapmaktan ka nmal s n z. T pk bayram temizli i gibi ona da ayr bir zaman periyodu ay r n. Bu sayede olu mas muhtemel aksiliklerin n ne ge erken keyif ve sakinlik i inde al veri inizi ger ekle tirebilirsiniz. kraml klar bayram n kalbidir! En leziz ikramlar haz rlarken misafirlerinizin favorisi olacak eyler haz rlayaca n za hi ku kumuz yok! Konuklar n za h nerlerinizi g sterece iniz nefis ikramlar haz rlaman n tam zaman ! Bayram sabahlar edilen o kahvalt lar Tereya n n yataklar m za kadar uzanan kokusu Sahanda yumurta, taptaze ekmek, re eller, ballar ve daha nicesi! Bayram kahvalt lar bayram ad na kutlu bir ba lang t r. Bayram kahvalt s keyfini bol kahkaha, ne e, lezzet ve birlikte olman n kran duygusuyla tatland r n. Aile ziyaretleri ailelerin bir arada kalmas n n yan s ra sevgi ba n de g lendirir. Bayramlar da bu y zden kutsal zaten, de il mi? Aile b y klerinden ba layarak gidebildi iniz her aile yesini ziyaret edin. Onlar dinleyin, sohbetinizle oturma odalar na ne e kat n. K sl kleri bir daha ya anmamak zere geride b rak n. Aile en b y k servetimiz. Her ya tan her g zel kalp i in ne e, sevgi, sa l k, huzur ve refah dolu bir bayram olsun."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/evden-cikamayan-yaslilar-kimliklerini-nasilyenileyebil", "text": "Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen Adreste Nüfus Hizmeti sayesinde kimliğinizi kısa sürede yenileyebilirsiniz. Bu sosyal proje, T. C. Kimlik Kartı başvurusu yapmak için nüfus müdürlüklerine gidemeyecek kişileri kapsar. Bu kişiler arasında yaşlı vatandaşların yanı sıra kısıtlı, hasta ve engelli vatandaşlar da yer alır. Yaşlılar için evde kimlik değişimi uygulaması, dışarı çıkmakta sorun yaşayan kişiler için oldukça faydalı bir hizmettir. Evde kimlik yenileme işlemi için yukarıdaki belgelere sahipseniz başvuruda bulunabilirsiniz. Yakınları aracılığıyla nüfus müdürlüklerine gelemeyeceklerini beyan eden engelli, yaşlı ya da mücbir sebeplere sahip olan vatandaşların başvuruları incelenir. İncelenen başvurular uygun görüldükleri takdirde nüfus müdürlüğünün bağlı bulunduğu mülki idare amirinden onay alınır. Ardından da vatandaşın ve müdürlüğün uygun olduğu bir zamanda kişinin adresine gidilir ve kimlik kartı başvurusu oluşturulur. Evde nüfus cüzdanı hizmeti; yaşlı, engelli ya da kısıtı olan kişilerin yararlanabilmesi için ortaya çıkan bir uygulamadır. Bu uygulama kapsamında dışarı çıkamayan kişiler, evden başvuru yaparak kimliklerini alabilir. Basılan kimlik kartı, kişinin adresine gönderildiği için bireylerin rahat etmesi sağlanmış olur. Başvuruda gereken belgelerin bulunması halinde kısa sürede ve zahmetsizce faydalanabileceğiniz bu uygulama, yaşlı ve sağlık sorunu yaşayan kişiler için idealdir. Bu hizmetten yararlanmak için ilçe nüfus müdürlüğüne telefonla veya e-posta yoluyla başvuru yapabilirsiniz. Evde nüfus cüzdanı hizmeti, özellikle evde bakıma muhtaç vatandaşlar için büyük bir kolaylık sağlar. Bu hizmet sayesinde vatandaşlar evlerinde rahat bir şekilde nüfus cüzdanı işlemlerini tamamlayabilir. Ayrıca sağlık sorunlarından dolayı evden çıkamayan vatandaşların mağdur olmasının da önüne geçilmiş olunur. Evde nüfus cüzdanı hizmeti için telefonla randevu almak isteyen vatandaşlar, ALO 199 Nüfus Hizmetleri Çağrı Merkezini arayabilir. Çağrı merkezi, haftanın her günü 8 ile 22 saatleri arasında hizmet verir. Telefonla randevu almak için kimlik numarası bilgileri gereklidir. Randevu alınırken, nüfus müdürlüğü tarafından istenilen belgeler hakkında da bilgi alınmalı ve gerekli belgeler hazırlanarak randevu gününe kadar saklanmalıdır. Evde nüfus cüzdanı hizmeti sayesinde yaşlı, engelli ya da sağlık sorunu yaşayan kişiler, hızlı ve sorunsuz bir şekilde hizmet alabilir."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/girisimciligin-yasi-olur-", "text": "Girişimcilik, kurumsal dünyada çeşitli riskler alarak kar elde etmek için bir iş fikri geliştirme ve yönetme kavramını ifade eder. Basitçe söylemek gerekirse, yeni bir iş kurma isteğidir. Girişimci ise kendisi için ve kendi başına çalışmaya istekli olan kişidir. Bir girişimci genellikle yenilikçi olarak görülür ve algılanır. Başarılı bir girişimci olmak için inovasyon ve yeni fikirler üretmek için yaratıcı olma becerisi, liderlik ve güçlü bir ekip çalışması anlayışına sahip olmak gereklidir. Kurumsal dünyada hangi biri için kendi işini kurmak dikkate değer bir fikir olabilir. Yaptığınız iş üzerinde kontrol sahibi olmak, birçok insanın kariyer yolculuğunda özlem duyduğu bir şeydir. Bu nedenle girişimcilik, kurumsal dünyada adını duyurmak isteyenler için harika bir kariyer seçeneğidir. İş hayatı boyunca çeşitli sebeplerle adım atmadığınız bu kariyer seçeneğini ise emekli olduktan sonra da gerçekleştirebilirsiniz. Girişimcilik dünyasında en çok parlatılan kişiler 20'li yaşlarında kendi işini kuranlar olsa da genele baktığımızda işler o kadar da parlak değil. Yıllar boyunca, insanlar bir girişimcinin kendi işini kurduğu yaş ile o işin nihai başarısı arasında ilişki kurmaya çalıştı. Bu konuyla ilgili vakıflar, üniversiteler ve enstitüler tarafından birçok çalışma yapılmış ve öğrendiklerinin toplu özeti, ortalama bir girişimcinin kendi işini kurduğunda 40 yaşında olduğu ve 55 yaşın üzerindeki kişilerin yüksek büyüme hızına sahip bir iş başlatma olasılıkları, 35 yaşın altındaki insanlardan iki kat daha fazla olduğu. 1 milyon doların üzerinde gelire sahip başarılı bir girişimin ortalama yaşı ise 39. Yaşın, girişimcilik başarısı için önceki girişimler ve sektör deneyimine göre daha az etken olduğu belirlendi. Daha geç yaşlarda bir şirket kurmanın ise bazı belirli avantajları olduğu belirlendi. Bunlar: Finansal kaynaklara daha fazla erişim, daha derin sosyal ağlar ve zor becerilerin kazanılması da dahil olmak üzere daha fazla deneyim, olgun kişilik, özgüven. Kendinizi adadığınızda, çok çalıştığınızda ve asla pes etmediğiniz sürece asla geç değildir. Ellili yaşlarınıza geliyorsanız, şimdi hayalinizdeki girişimi başlatmanın tam zamanı! Daha sağlam bir temel ile yola çıktığınızı unutmayın; bu nedenle, tüm bu yılların deneyimi, girişimcilik yolculuğunuz boyunca iyi bir şekilde kullanılacaktır. Yaş sadece bir sayıdır; bir engel değil. Sanders, Kentucky eyaletinde yer alan Corbin şehrinde bir servis istasyonunda çalışırken lezzetli tavuk tarifiyle yerel popülerlik kazandı. Çıkan yangın sonucunda kullanılamaz hale gelen istasyonu, bir motel ve 140 kişilik restoran olarak yeniden inşa ettirdi. 1952 yılında, 62 yaşındayken Kentucky Fried Chickenı ilk kez franchise etti. Bugün KFC'nin 118 farklı ülke ve bölgede 18.800'den fazla satış noktası bulunuyor. Gordon Bowker kariyerine yazar olarak başladı. Seattle dergisine serbest yazar olarak katkıda bulunurken King Broadcasting için eğitici film senaryoları yazdı. Orada Terry Heckler ile tanıştı ve ikili, reklam ajansı Heckler Bowker'ı kurdu. 1971 yılında, 51 yaşındayken üniversite arkadaşları Jerry Baldwin ve Zev Siegl ile birlikte ilk Starbucks'ı açtılar. Gordon ayrıca kahve zincirinin adını da kendi buldu ve logonun ana rengini kahverengiden yeşile çevirdi. Yeni bir fikir, yeni bir iş ve yeni başarılar yaşınız ne olursa olsun elde edilebilir. Önemli olan tutkularınızın peşinden koşmak ve vazgeçmemek."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/hayat-ucgeni-ned", "text": "Deprem an nda veya sonras nda yap lmas gereken bir ok prensip ve temel eylem bulunur. T rkiye, deprem ku a zerinde yer ald i in s k s k depremlerle kar kar ya kalabilen bir lkedir. Bu nedenle, T rkiye'de ya ayan hemen herkesin depremde hayat geni yapmay renmesini tavsiye ederiz. Deprem esnas nda hayatta kalmak i in ncelikle kendinizi ve sevdiklerinizi korumak ad na al nacak nlemleri bilmeniz gerekir. Deprem s ras nda g vende kalmak i in k kapan tutun ve ya am geni y ntemlerini kullanmal s n z. Deprem sonras nda ise, gerekli g venlik tedbirlerinin al nmas , sa l k, bar nma, su ve g da gibi temel ihtiya lar n kar lanmas nemlidir. lkemizde s rekli ya an lan depremlerden sonra Hayat geni nedir? tarz ndaki sorular daha s k duymaya ba lad k. Bu sebeple hayatta kalabilmek ve sevdiklerimizi koruyabilmek i in belli ba l kurallar renmemiz gerekir. lk ad m olarak, deprem olmadan nce evdeki devrilecek e yalar n z sabitlemelisiniz. Deprem ger ekle ti inde de m mk n oldu unca hareket etmeden sa lam bir e yan n yan nda k kapan tutun' y ntemini uygulamal s n z. Depremde hayat geni, olas y k lma durumlar nda bina i inde olu an ya am alanlar n belirtmek i in kullan l r. Bu sebeple sa lam e yalar sabitledikten sonra deprem an nda k kapan tutun pozisyonuna ge melisiniz. Deprem sonras nda enkaz ve g k alt nda kalan ki ilerin ya am geninde olmalar hayati nem ta d g r lm t r. Deprem an nda hayat geni; buzdolab , ama r makinesi ve bula k makinesi gibi sizi enkazdan koruyabilecek alanlara s nman z demektir. Bu e yalar n yan nda, ba n z koruyacak ekilde k p kapand ktan sonra yard m n gelmesini beklemelisiniz. Beklerken ellerin ve ayaklar n kan dola m yapmas n sa lamak i in m mk n oldu unca hareket h linde olmas da s reci daha az hasarla atlatman za yard mc olur. Bu s re te ellerinizde ya da kollar n zda kanama varsa kanayan yere bast rarak kanamay durdurmaya al mal s n z. S ralanan yerlerde deprem an nda k, kapan ve tutun hareketini de yapmal s n z. Deprem an ndayken yukar daki yerler gibi bir alan bulup diz st kt kten sonra ba n z ve ensenizi koruyacak ekilde kapanman z gerekir. Yan n zda ba n z koruyacak yast k benzeri e yalar varsa kullanabilirsiniz. Ayr ca sallant an nda d memek i in uygun bir yere tutunmal s n z. Sars nt s ras nda merdivenlere ya da k lara do ru ko maman z gerekir. Deprem an nda hayat geni yapt ktan sonra ba n z ve boynunuzu koruman z olduk a nemlidir. Evin belli yerlerinde deprem antas n n bulunmas da enkazda hayatta kalman za yard mc olur. antan z n kolay ta nabilir olmas na ve i inde mutlaka su olmas na dikkat etmenizi neririz. nsanlar, a kalarak birka g n ya ayabilir fakat susuz bir ekilde hayatta kalmam z m mk n de ildir."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/ileri-yaslarda-depremle-basa-cikm", "text": "Deprem, her insan için korkutucu bir süreçtir. Bununla birlikte çocuklar ve ileri yaştaki insanlar için de stresli ve zorlayıcı olabilir. Deprem sonrası ileri yaşlardaki kişilerin psikolojik olarak toparlanması ve bu zorlayıcı durumla başa çıkabilmesi için duygularının farkında olması ve bunları ifade edebilmesi önemlidir. Deprem sonrasında yaşadığınız duyguları anlamak ve tanımak, sağlıklı bir şekilde toparlanmanıza yardımcı olur. Kendinizi tanımak, süreçle başa çıkmanız için de atacağınız ilk adım olabilir. İleri yaşlardaki kişiler, aile ve arkadaşlarıyla konuşarak duygularını paylaşabilir ve rahatlayabilir. Eğer konuşmak zor geliyorsa, günlük tutmak da duyguların ifade edilmesi için uygun bir yoldur. Deprem ve sonrasında yaşanan olaylar, psikolojiniz üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı için afet sonrasında uzman kişilerden psikolojik yardım talep edebilirsiniz. derece önemlidir. Yürüyüş yapmak, bahçe işleriyle ilgilenmek, kitap okumak ya da hobi edinmek, depresif semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir. Deprem gibi zorlu doğal afetler, fiziksel kısıtlamalardan ruhsal sorunlara kadar pek çok konuda sizi kötü bir şekilde etkiler. Bu sebeple ileri yaştaki bireyler, deprem sonrasında hareket etmekte güçlük çekebilirler. Yaralanma riskini azaltmak için evdeki eşyaların kolay erişilebilir olmasına ve tehlikeli eşyalar için çözüm bulmaya odaklanabilirsiniz. Deprem, hemen her yaştan insana travmatik sonuçlar yarattığı için kaygı, stres, korku ve depresyon gibi sorunları psikolojik destek alarak önleyebilirsiniz. İleri yaştaki kişiler arasından yalnız yaşayanların deprem sonrasında yardım isteyecekleri kişiler kısıtlı olabilir. Bu sebeple deprem gibi travmatik bir olayın ardından çevrede bulunan sosyal desteklerini de kaybetmek, yalnız hissetmelerine neden olur. Kişilerin aileleriyle, arkadaşlarıyla ya da komşularıyla destekleyici sosyal ağlar oluşturması önemlidir. Bu sosyal ağlar sayesinde depremzede bireyler iletişim kurar ya da acılarını paylaşabilir. Bu tarz durumlarda bağ kurmak ve kendinizi ifade etmek, depresyon ve kaygı gibi psikolojik rahatsızlıkların önlenmesine katkı sağlar. Bu nedenle depremden etkilenmiş bireyler için destekleyici sosyal ağlar ve aktiviteler planlamak önemlidir. Deprem afetine tanıklık etmiş ileri yaşlardaki bir kişinin hem bedensel hem de ruhsal sağlığını iyi şekilde koruması gerekir. Psikolojik sağlığınızı korumak için uzman kişiler tarafından verilen destekleri kabul edebilir ya da yardım talep edebilirsiniz. Bununla birlikte belli bir süre sonra günlük rutinlerinize dönmek de psikolojiniz üzerinde olumlu etki yaratır. Deprem sonrasında ileri yaştaki bireyler, ilaçlarını düzenli olarak alamayabilir. Bu sebeple acil durum çantasına yerleştirilen ilaçlarının birkaç gün için yeterli olduğundan emin olmalısınız. Ayrıca sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve egzersiz gibi aktiviteler de bedensel sağlığınızı korumanız adına önemli detaylar arasında yer alır."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/ne-giyecegini-bulamayanlar-icin-zamansiz-tasariml", "text": "Bu düşünce neredeyse her günümüz için çözülmesi gereken bir bulmaca gibi. Mark Zuckerberg gibi bu duruma net bir çözüm getirip konudan sıyrılanlar olsa da diğerleri için güncelliğini her zaman koruyan bir durum. Mevsimler değişiyor, trendler değişiyor, moda değişiyor, ancak bu soru aklımızın bir köşesinde varlığını sürdürüyor. Değişen trendler dönem dönem gardırobumuzda yenilikler yapmamızı gerektirse de modası hiç geçmeyen, zamansız olarak adlandırabileceğimiz tasarımlar varlığını her zaman sürdürüyor. Zamansız tasarımlar yalnızca belirli öğeleri veya parçaları değil, zamansız moda trendlerini de ifade eder. Çiçek baskılar, nötr tonlar, blazerler ve siyah deri çantalar gibi zamansız stiller her zaman moda olmuştur. Modası geçmeden tekrar tekrar giyebileceğiniz birçok kıyafet yatırım yapacağınız doğru alanlardan biri olabilir. Zamansız tasarımlar aynı zamanda hızlı modaya bir alternatiftir. Değersiz ve modası geçtiğini düşündüğünüz için giymekten vazgeçeceğiniz giysiler satın almak yerine, değerini hiçbir zaman kaybetmeyecek bir tasarım ürünü satın alabilirsiniz. Üstelik atık tekstil ürünlerinin çevre kirliliğinin önemli bir nedeni olduğunu unutmamalıyız. Bu konuda da zamansız tasarımlar dünyamızı korumak için oldukça değerli. Bu nedenle hem moda tutkunları için zamana yenik düşmeyecek ve onları gardırobunuzun kalıcı bir parçası haline getirecek hem de daha çevreci bir seçenek olacak klasik seçeneklerden oluşan bir liste hazırladık. Dolabınızı yenilemeyi düşünüyorsanız önce listemizdekilerle karşılaştırmanızı ve bu zamansız ürünlerden hiçbirini atmamanızı tavsiye ederiz. Düz pamuklu, ipek veya keten v yakalı tişörtler, gardırobunuzdaki diğer parçalarla karıştırıp eşleştirmek için harika bir alternatif. Birkaç farklı renk alıp kot pantolonla, blazer ceketle ya da şalınızla birlikte kombinler yapabilirsiniz. Şık, gündelik ve mütevazı. Ofis ya da akşam stili. Bir trençkotta aradığınız herşeyi bulabilirsiniz. Trençkot, zarif ve şık tasarımıyla tanınırken birçok işlevsel özelliğe de sahip. Sıcak tutar, yağmurdan ve rüzgardan korur, hareket kolaylığı sağlayarak rahat hissettirir. İşlevselliğinin yanı sıra, hemen hemen herkesin üzerinde iyi görünür. Tek bir trençkotla sayısız kombinasyon yapabilirsiniz. Bir tişört ve kot pantolonla veya sevimli bir elbiseyle... Spor ayakkabı veya topuklu ayakkabılarla... Dolabınızdaki hemen hemen her şeyle eşleştirebilirsiniz. Herkesin gardırobunda düz beyaz bir bluza ihtiyacı vardır. Tüm klasikler arasında hiç şüphe yok ki en basit ve her daim taze kalan bir ürün. Çok yönlülüğü nedeniyle asla modası geçmez. Beyaz bluz hemen her şeyler giyilebilir ve birçok stil seçeneğine sahiptir. İster gömleğin içine kombinleyin, ister blazer ile, ister spor yaparken eşofmanla, ister kot pantolon veya etekle... Kelimenin tam anlamıyla her şeyle uyumlu. Hangi yeni trendler ortaya çıkarsa çıksın, kot pantolonların modası asla ama asla geçmeyecek. Denim ürünler her mevsim ve her sezon için gardırobumuzdaki varlığını sürdürmeye devam edecek. Basit bir aksesuar ve ayakkabı değişimi ile sizi işten gündelik bir partiye veya şık bir akşama götürebilirler. Vücudunuzla uyumlu bir kot pantolon, ömür boyu en iyi arkadaşınızdır. Bir gardırobun olmazsa olmazlarından biri daha... Bir blazerin kombin olanakları trençkot gibi sınırsızdır. Hem resmi hem de rahat ortamlar için uygun bir tasarım olarak kabul edilir. Nötr bir renk alırsanız, zaten halihazırda olduğunuz tüm kıyafetlerle eşleştirebilirsiniz. Blazerler geniş bir stil yelpazesine sahiptir. Kumaş pantolon ve topuklu ayakkabılarla zarif bir görünüm yakalayabilir, kot ve spor ayakkabılarla casual bir tarz yakalayabilirsiniz. Elbette hiçbir şey kıyafetinizi klasik bir çantadan daha iyi tamamlayamaz. Size yıllarca dayanabilecek klasik bir çantaya yatırım yapmak mantıklı bir karar olabilir."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/saglik-icin-5-android-mobil-uygula", "text": "Ayrıca uygulamaları indirebileceğiniz mağazada egzersiz, beslenme, uyku izleme, için kullanılan mobil uygulamaların birçoğu ücretsizdir ve kolayca indirilebilir. uygulamalar arasında en çok bilineni de MyTherapy'dir. testlerini ve randevularını takip etmelerine yardımcı olur. Magnify uygulamaları, kullanıcıların nesneleri daha iyi görmelerini sağlar. kişilerin telefonlarını hızlı bir şekilde kullanmalarını sağlar. sistemi için tercih edilebilir. Uygulama genellikle; cihazların yerini belirlemek, önlemleri almak için son derece idealdir. yardımcı olur. Uygulamayı kullanmak için kayıtlı hesabınıza giriş yapmanız gerekir."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/tenisin-maradonasi-roger-feder", "text": "Namı değer Majesteleri Roger Federer tenis tarihinin en güçlü erkek ismidir desek pek de yanlış olmaz. Pek çok rekoru elinde tutan ve kariyerine sayısız başarı sığdıran Federer, geçtiğimiz günlerde emekliye ayrıldığını açıklamıştı. Son maçında duygusal anlar yaşayan Majesteleri lakaplı yıldız isim, tenisin her zaman kalbinde olacağını ve ona hep yakın kalacağını da belirtmişti. Sayısız sakatlık yaşayan fakat asla sevdiği işten yılmayan ve kendini işine adayan bir adamın hikayesi onunki... Gelin, Roger Federer'in ilham veren başarılarına daha yakından bakalım! Öncelikle, art arda 237 hafta ve totalde 302 hafta kalarak ses getiren bir rekorun sahibi kendisi. İsviçreli tenisçi, eski oyuncular ve aktif tenis oyuncuları tarafından şimdiye dek en başarılı tenis oyuncusu olarak görülüyor. 19 Grand Slam şampiyonluğuna sahiptir. Erkekler tenis tarihinde bu seviyeye ulaşan ilk isim olması ise bir başka rekor olarak tarihe kazınmıştır. Tenis tarihinde Grand Slam yapan yalnızca sekiz oyuncu bulunur ve Federer o isimlerden biridir. Ama bununla da bitmiyor! 2010 yılının ocak ayında yıldız tenisçi yine arka arkaya 23 Grand Slam yarı finali oynamış ve kendisinden önceki rekoru yaklaşık anlamda ikiye katlamıştır. Ne efsane ama! Federer 29 Grand Slam finalinde oynayan ilk oyuncudur. 11 kez üst üste Grand Slam finali oynamış ve önemli bir rekora daha adını yazdırmıştır. Rekorlarla dolu bir kariyer onunki. Federer tenis tarihinin en çok kazanan ismidir. Bu net başarı daha uzun süreler pek çok genç ismi zorlayacağa benziyor. Aynı zamanda, 4 Grand Slam'in 3'ünde, en az 5 şampiyonluk yaşayan ilk ve tek oyuncu olarak tarihe adını çoktan altın harflerle yazdırmıştır. Sekiz yıl boyunca (2003-2010) yıl sonu ATP sıralamasında ilk ikide yer alan Roger Federer, tamı tamına on yıl boyunca (2003-2012) yıl sonu ATP sıralamasında ilk üç içerisinde yer kalmayı başardı. Bu ve bunun gibi başarılarıyla Majesteleri lakaplı isim; istikrar, çaba ve emeğin yalnızca tenis değil, spor tarihindeki simgelerinden biri haline geldi. Federer, ATPworldtour. com hayranları tarafından yapılan seçimde 13 kez üst üste (2003-2015) yılın en iyi tenisçisi seçilmiştir. Yine oyuncular tarafından oylanan Stefan Edberg Sportmenlik ödülünü 11 kez (2004-2009, 2011-2015) kazanmıştır. Büyük adımların ancak istikrarla taçlanabileceğini gözler önüne seren bir örnek o. Roger Federer, Arthur Ashe Humanitarian of the Year ödülünü 2006 yılında kazanmıştır. Hayırsever işleri ve altın kalbi onu daima tam bir yıldız yapan değerler arasındaydı. Bunun da ötesinde, 2011 yılında Güney Afrika'nın ikinci en çok güvenilen ve saygı duyulan kişisi olarak seçilmiştir. Birinci sırada Nelson Mandela'nın bulunması ise ne denli büyük bir şey olduğuna işaret eder nitelikte."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/yabanci-dil-ogrenmek-icin-en-iyi-mobil-uygulamal", "text": "Yabancı dil öğrenmek günümüzde bir opsiyondan çok bir gereksinim haline geldi. Her birimiz İngilizce, Fransızca ve İspanyolca gibi dünya dillerini bazen mesleğimiz için bazense sosyal anlamda aktifleşmek adına öğrenmek istiyoruz. Teknolojinin gelişmesi, aplikasyonların yaygınlaşması ve büyümesiyle beraber artık pek çok alternatifi elimizin altında bulabiliyoruz. Bugün sizlere yabancı dil öğrenmek adına kullanabileceğiniz en iyi ve en pratik mobil uygulamalardan bahsedeceğiz. Hazırsanız başlayalım! Yabancı dil öğrenmek adına en kullanışlı uygulamalardan biri de şüphesiz Memrise. Bilgi ve kelime dağarcığınızı genişletmek adına oldukça kullanışlı olan bu aplikasyon, bilim-eğlence-topluluk olarak 3 basit sekmeye odaklanıyor. Uygulama 35 milyonu aşkın kullanıcı seviyesiyle yaygınlık anlamında iddiasını ortaya koyuyor. İngilizce, Japonca, Portekizce, Fransızca, Rusça ve Çince gibi sayısız dili görsellerle hafızanıza kaydetmenizi sağlayan Memrise, hem keyifli hem de işlevsel bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Öyle ki, Memrise; Google Play tarafından 2007 yılında en iyi uygulama olarak seçilmiştir. Memrise ücretsiz olup, premium üyelik seçeneği de sunar. Ayrıca hem Android hem IOS'da mevcuttur. Kesinlikle önerdiğimiz bir diğer uygulama ise Duolingo. En iyi yabancı dil mobil uygulamalarından olan Duolingo, ücretsiz ve erişilebilir oluşuyla çok sayıda kullanıcının çok işine yarıyor. Yarışma sistemiyle kişileri motive eden aplikasyon, doğru yanıt verdiğiniz sorulara göre daha fazla puan kazanmanızı sağladıkça, üst seviye eğitimleri de beraberinde sunuyor. Oyunlarla yabancı dili kolay öğrenilebilir bir kavram haline getiren Duolingo; konuşma, dinleme ve okuduğunuzu anlama yeteneklerinizi geliştirmenizi sağlıyor. Günümüzde 300 milyon gibi etkileyici bir kullanıcı sayısına sahip uygulama, IOS, Android, Windows Phone, Windows 10 Mobile için versiyonlar sunuyor. 2017 çıkışlı olan HelloTalk, dünyanın her yerinden farklı insanlarla iletişim halinde olarak pek çok dil öğrenmenize olanak sunuyor. 150'den fazla dil desteği sunan bu etkin aplikasyon hem IOS hem de Android işletim sistemleri tarafından destekleniyor. Yabancı dil öğrenmenin sosyalleşerek daha kolay ve eğlenceli olduğu düşünüldüğünde HelloTalk mutlaka telefonunuzda bulundurmanız gereken başlıca uygulamalardan. Dünya çapında 80 milyonluk bir ağa sahip Busuu; kullanıcılara İngilizce, Japonca, Lehçe, Türkçe, Rusça, İspanyolca ve Arapça'nın da olduğu tam 12 dili öğrenme imkanı tanıyor. 2008 yılında kurulan ve A1'den B2 seviyesine dek uzanan Busuu kurslarına hem mobil olarak hem de internet aracılığıyla ulaşabilirsiniz. Uygulama ücretsiz olsa da hatırlatmada yarar var ki; tüm derslere sahip olmak adına ödeme yapmanız gerekiyor. Busuu hem Android hem de IOS tarafından destekleniyor. Yeni bir dil öğrenmek veya zaten bildiğiniz bir dildeki yetinizi ilerletmek adına oldukça kullanışlı bir uygulama olan Babbel ile günlük pratik konuşmalarla yabancı dili etkin bir şekilde öğrenin! Genel anlamda 10 ila 15 dakikalık periyotlarla devam edilen dersler aracılığıyla yeni kelimeler öğrenebilir ve iş, seyahat gibi spesifik konulara dair özel kurslara katılım sağlayabilirsiniz. Babbel ücretsiz bir aplikasyon olup hem Android hem de IOS'da mevcuttur. Spesifik çalışma setleri, öğrenme amaçlı bilgi kartları ve çok daha fazlasıyla kullanışlı bir yabancı dil öğrenim tecrübesi sunan Quizlet, hem IOS hem de Android'de mevcut popüler bir uygulamadır. Anatomi, yabancı dil, spor, müzik ve fizik gibi pek çok konuda size becerinizi artırma şansı sunar. Brainly ile içinde yabancı dilin de bulunduğu pek çok alanda bilgi edinmek, seviyenizi yükseltmek ve bir yandan hoş vakit geçirerek kendinize yatırım yapmanız mümkün. Brainly; öğrenciler için kurulan bu platformdur ve forum tipindedir. Soru sorma veya soru cevaplama şansı sunan Brainly ile doğru yanıtladığınız her soru size puan olarak döner. Skor ve puan tablosu ile oyunlaştırılan Brainly, sosyal ve kaliteli bir zaman geçirmeye de olanak tanıyor. Uygulamanın Android ve IOS sürümleri mevcut."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/yaraticiliklariyla-fark-yaratan-50-yas-ustu-5-youtub", "text": "Sosyal medyanın yaşı olmadığını biliyoruz. Öyle ki, küçük-büyük herkese kucak açan ve doğru adımlar izlendiğinde oldukça etkin bir meslek kolu olabilen bir mecradan bahsediyoruz. Bugün sizlerle sosyal medyada enerjileriyle global anlamda fark yaratan bazı Youtube içerik üreticilerini paylaşmak istiyoruz. Wendy Ida, kanalında meditasyon ipuçlarından cilt bakımı tavsiyelerine ve dans antrenmanı seanslarına dek pek çok şeyi sunuyor. Zinde kalmanın her daldan püf noktasını bulabileceğiniz bir kanala sahip başka bir deyişle. Siz de zinde hissetmek adına biraz olsun motivasyon arıyorsanız göz atmanızda fayda olabilir. Geldik zirvenin sahibine! 61 yaşındaki Emily Kim, enerjisi ve başarısıyla göz dolduran ve Kore usulü yemek tarifleriyle geniş kitlelere ulaşan bir kadın. Kendini tipik bir Koreli ev hanımı olarak tanımlayan Emily, bu yolla pek çok akranıyla bağ kuruyor olsa gerek. Kanalının dışında bir de en çok satan yemek kitaplarından birinin yazarı olan Emily Kim, Youtube başarısıyla alıp yürüyen güçlü kadınlardan. Yalnızca akranlarına ve kitlelere değil, kendinden yaşça küçük pek çok gence de ışık olan bu Youtuber'lar; birbirinden ilgi çekici alanlarda hızla ilerliyorlar. Bu kadar başarılılar çünkü her biri emin olun ki işlerine aşık. Eğer onlar gibi bu benim tutkum dediğiniz bir hobiye sahipseniz ve aklınızda mecra olarak sosyal medya varsa siz de bir deneyin! Ne kaybedersiniz? Yeter ki insan sevsin yaptığı işi. Gerisi su gibi geliyor."} {"url": "https://heryasta.org/yeni-ne-var/yaslilara-bakim-saglayan-aileler-icin-tavsiyel", "text": "Tıpkı uçaklardaki olası kriz anları sırasında belirtildiği gibi: maskeyi önce kendinize, ardından çocuğunuza takmalısınız! Kendinizi öncelik sırasında en başa koymak başta insana biraz sorgulanabilir gelse de şunu unutmamak gerekiyor; sizin sağlığınız ve mutluluğunuz, bakımını sağladığınız kişinin sağlığı ve neşesiyle her zaman doğru orantılı! Bakım planlaması oluşturmak oldukça önemlidir. Çeşitli ihtiyaçların sıralandığı düşünüldüğünde doğaçlama yöntemler izlemek doğru olmayacaktır. Bu anlamda uzman desteği almak veya sizden önce bu konu hakkında ne yapması gerektiğine hakim olan arkadaşlarınızla iletişim halinde olmak kesinlikle işe yarayacaktır. Bakım planlaması kişinin ihtiyacına göre farklılık göstermekle birlikte doğru kişiler tarafından gerçekleştirildiğinde büyük katkılar sağlayabilir. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın oluşturduğu ve yaşlı bakımında izlenmesi gereken adımları tüm detaylarıyla anlatan Yaşlı Bakım Planlama Rehberi adlı kaynağa mutlaka bir göz atmalısınız. Teknoloji sunduğu faydalarla hayatımızın olmazsa olmazlarından. Teknolojiyi yaşlılarımızın bakım veya tedavilerinde kullanabilmemizin yanı sıra aynı zamanda onlarla iletişim kurabilme, kontrol edebilme gibi önemli aksiyonlar alırken de kullanabiliyoruz. Uzmanlarla irtibat halinde olarak en değerlinizin bakımı hakkında güncel anlamda bilgi sahibi olmanızı sağlayan teknolojik imkanlar, iletişim konusunda herkesin vazgeçilmez kaynaklarından. Aynı zamanda teknoloji sayesinde yaşlıların kendilerini meşgul edebilme, zihinsel anlamda kendilerini aktif tutma olanakları olduğunu belirtmeden geçmeyelim! Yüz yüze aktiviteleri destekleyici anlamda; tablette oynanan sudoku, bulmaca ve satranç gibi oyunları gün içerisinde belli bir zaman periyodunu aşmamak kaydıyla yaşlıların bilişsel ve psikolojik sağlığını güçlendiren unsurlar olarak kullanmak mümkün. Yaşlı bireylerin sosyal ihtiyaçlarından biri, güvenilir ve sağlıklı bir sosyal iletişim ve etkileşim ortamına sahip olmaktır. Aile, arkadaşlar, toplum üyeleri ve gönüllülerin desteğiyle yaşlı bireylerin sosyal hayatlarına aktif katılımları sağlanabilir. Yaşlı bireylerin ihtiyaç duydukları destek ve hizmetleri sağlamak amacıyla, sosyal hizmetler sunulur. Bu hizmetler arasında evde bakım hizmetleri, psikolojik destek, danışmanlık, yemek hizmetleri, ulaşım hizmetleri gibi hizmetler yer alabilir. Sosyal hizmetler, devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, gönüllüler ve aileler tarafından sağlanabilir. Yaşlı bireylerin sosyal ihtiyaçlarından biri de kültürel etkinliklere katılmaktır. Bu etkinlikler, tiyatro, konser, sergi, müze ziyareti, spor etkinlikleri gibi faaliyetleri içerebilir. Bu faaliyetler yaşlı bireylerin kendilerini toplumun bir parçası hissetmelerine, sosyal becerilerini geliştirmelerine ve ruhsal sağlıklarını korumalarına yardımcı olabilir."}