{"url": "https://eqdergi.com/eq100/100-sayinin-gururunu-yasiyoruz/", "text": "Ant Yapı olarak faaliyet alanımız görünürde yapılar inşa etmek olabilir... Oysa bizim asıl amacımız ailemizin her bir üyesinin hayatını güzelleştirecek bir ortam sunmak. Hayata geçirdiğimiz projelerde de sakinlerimizin yaşamlarına değer katan, kolaylaştıran, güzelleştiren detayları işimizin olmazsa olmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aslına bakarsanız ailemize EQ dünyasını katmamız da bu şekilde gerçekleşti. Sizlere hem yaptığımız işleri anlatmayı, komşularımızı sayfalarımıza konuk ederek aile üyelerimizi daha yakından tanımayı, sanatsal, gastronomik gelişmeleri sizinle paylaşarak hayatınızı güzelleştirmeyi amaçladık. Bizim için en kıymetli değerlerden biri, bizim de pek çoğuna imzamızı bıraktığımız kentler... Şehirlerden, İstanbul'un farklı semtlerinden bahsettik ama aynı zamanda sizin gezilerinize ışık tutacağına inandığımız rotalara da değindik. Bunlar bazen İstanbul'un en keyifli bisiklet rotaları, bazen yılbaşı öncesi farklı farklı yerlerde kurulmuş Noel pazarları, bazen Çeşme'den Ayvalık'a Ege'nin en güzel tatil kasabaları ya da Karadeniz kıyılarındaki kış turizminin en favori noktaları oldu. Pek çok başarımızı da yine sayfalarımızdan size duyurduk. 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' sıralamasında ilk 100'de bulunduğumuzu, aldığımız ödülleri, yeni projeleri her zaman ailemize haber verir gibi heyecanla, gururla anlattık. Ant Yapı ekibi olarak heyecanla tamamlanmasını beklediğimiz projelerimizi de her fırsatta siz okurlara anlatmak, göstermek istedik. Bunlardan bir tanesi 74'üncü sayımızda yer alan Londra'nın en lüks semtlerinden Belgravia'da başlattığımız mega lüks Belgravia Gate projesi oldu. 19'uncu yüzyıldan kalma bir malikanenin dış cephesi aynı kalacak şekilde restore ederken diğer kısımları yıkıp yeni bir yaşam alanı sunmayı amaçladığımız bir proje. Aynı şekilde Rusya'da, Amerika'da, Türki Cumhuriyetler'de de yapımına yeni başladığımız projelerin duyurularını dergimizin okurlarına sunmak, sahip olduğumuz heyecanı her seferinde çoğalttı. Sizden gelen güzel dönüşlerle bunu bir adım daha ileri götürdük ve son sayılarımızda ülke ülke hangi projelere imza attığımızı anlatan dosya yazılarımızla da aktardık. Hevesle duyurduğumuz projelerimizden bir tanesi de Bodrum'un bir cennet limanındaki, Anthaven Aspat oldu. Antikmedeniyetlerle iç içe, eşsiz bir doğaya sahip Aspat, Bodrum'un nadir korunmuş koylarından bir tanesi. Ant Yapı olarak bizler de Aspat'ta denizi, tarihi ve doğasıyla barışık, huzurun limanı olmaya adayyepyeni bir projeyi hayata geçirdik. Ant Yapı'nın ayrıcalıklı projesi olarak nitelendirebileceğimiz bu cennetten bir kara parçası yerin ilk etap satış haberini 83'üncü sayımızla duyurduk. Proje hayata geçirilip satışlar başladığında da misafirlerimizi ve siz okurları yalnız bırakmayıp 'Komşumuzu Tanıyalım' dedik ve Anthaven sakinlerinin birbiriyle yakın temas kurabilmeleri için, her sayıda birer komşumuzu tanıttık. Ant Yapı Ailesi'nin birbirini tanıması, kaynaşması bizim için hep önemli oldu. EQ'nun daha ilk sayısında 'Next Door' sayfalarımızda Ev alma, komşu al diyerek 7000A Residence'daki Mustafa ve İlknur Çınar çiftini ve oğulları Tolga'yı ağırladık. Sürekli tatil hayatı yaşıyoruz, özellikle yazın burası tatil köyü gibi oluyor diyen aile bunun nedenini sitedeki sosyal aktiviteler ve sosyal ilişkiler olarak göstermişti. İlknur Hanım Ben örnek daireyi görünce çok beğendim. Ant Yapı'nın dürüst yaklaşımı, sadece 'konut satayım, gerisi önemli değil' şeklinde bir düşüncelerinin olmaması kararımızda etkili oldu diyordu. Dergimizde çeşitli yörelerden, dünyanın çeşitli ülkelerinden tadına doyulmaz tariflere yer verdik; şeflerle sohbet ettik. Bunlardan biri de adını sıkça duyduğumuz İstanbul'daki Nicole Restaurant'ın şefi ve sahibi Aylin Yazıcıoğlu'ydu. Çok parlak bir akademik kariyeri, en az o kadar başarılı olacağı mutfak şefliği için bırakmayı göze alan Aylin Yazıcıoğlu'nun kariyerini, her defasında bir kez daha başlamayı göze alabilen cesur insanlara ilham olması adına 80'inci sayımızda sizlerle paylaştık. Kendi alanlarında hedefledikleri noktalara gelmeyi başarabilen, çalışkan, emek veren insanları sayfalarımıza getirmek bizler için her zaman bir onur oldu ve olmaya da devam edecek. Sanat ve sanatçılar EQ Dergi ve Ant Yapı olarak her zaman takip ettiğimiz, arkalarında bıraktıkları izlerle kendimizde bir yer açtığımız alan oldu. Türkiye'nin ilk çağdaş sanat müzesi İstanbul Modern, üç yıllığına Beyoğlu'na taşındığında, bölgenin gözde tarihi yapılarından Union Française, geçici konaklama yeri oldu ve bizde buranın tarihçesini paylaştık. 78'inci ve 79'uncu sayılarımızda 15. İstanbul Bienali'ni takibe çıktık. Önce nasıl gelişeceğini, kimler tarafından hazırlanacağını anlattığımız uzun bir sanat rehberi hazırladık, ardından Bienal sonrası diyerek beğendiklerimizi aktardık. Geçtiğimiz aylarda değerli sanatçı Ferhan Şensoy'un ölümünün ardından, kendisine son vedamızı onun bir şiirini hatırlayarak sayfalarımızdan yaptık mesela... 90'ların unutulmaz seslerinden Deniz Arcak'la sahneleri bıraktıktan sonra açtığı müzik okulunda buluştuk. Köşe yazarı Mutlu Tönbekici, sanat tarihçisi Gül İrepoğlu, oyuncu Muhammet Uzuner, modacı Özlem Süer, tiyatrocu Şahika Tekand, yazar Mario Levi, heykeltıraş Cem Sağbil sayfalarımızda yer verdiğimiz önemli sanatçılardan bazılarıydı. 83'üncü sayımız itibariyle bizler için de yeni bir sayfa daha açıldı ve dergimizi online mecraya taşıdık. Böylece sizlere daha kolay ulaşabileceğiniz, parkta, bahçede otururken elinizin altında olacak bir okuma platformu oluşturmayı amaçladık. Blog içeriğimizi Türkçe ve İngilizce hazırlayarak hem dünyadaki Ant Yapı dostlarına ulaşmış, hem de Türkiye'deki yabancı misafirlerimizi de Ant Yapı Ailesi'nde yaşanan gelişmelerden haberdar etmiş olduk."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/100uncu-eq/", "text": "90'lı yılların başında kuruluşumuzun ardından, ilk 10 yıl ağırlıklı olarak yurt dışı ithalat, ihracat, inşaatta taahhüt işleri yaptıktan sonra İstanbul'da ilk gayrimenkul projelerimizi geliştirmeye başladık. Bu süreçte, beş-on kişiyle yola çıktığımız üstün yetenekli, çalışkan ve özverili Ant Yapı Ekibi onbinleri aşan bir sayıya ulaştı. Her zaman dediğimiz gibi çok zor coğrafyalarda, çok zor konjonktürel ortamlarda, çok büyük işler başardık. Atasözlerimizde de söylendiği gibi Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar ya da Önüne çıkan 'engel' dersen takılıp düşersin, 'basamak' dersen bir basamak yükselirsin. Kısaca 'engeller aşmak içindir, takılmak için değil' düşüncesi ile çalıştık ve bu günlere geldik."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/2022de-gokyuzunden-guzel-mesajlar-var/", "text": "Satürn ve Merkür etkileşimiyle 2022, Türkiye için umut veriyor... Yeni yıl insanların sağlığın, yaşamla uyumlu olmanın ve barışın önemini kavrayacakları bir sene olacak. Yeni bir yıl gelirken aklımızdaki en önemli sorulardan biri pandeminin ne zaman biteceği. Eskisi gibi rahatça sosyalleşebildiğimiz, maskeleri çıkardığımız bir yıl geçirmek için can atıyoruz. İyi haber şu ki, bu yıl koronavirüs pandemisinin etkisinin önemli ölçüde azalacağı tahmin ediliyor. Gökyüzü, 2022'de sağlık açısından güzel mesajlar veriyor. İnsanlar bu yeni yılda sağlığın, yaşamla uyumun ve barışın anlamını kavrayacaklar. Hayatın tadını çıkaracağımız bir yıl olacak 2022. Aşk, kariyer, eğitim, evlilik, finans, sağlık ve yatırım konularında bizi neler bekliyor, bakalım. Yeni yıla girerken, Satürn ve Merkür'ün etkileşimiyle 2022'nin Türkiye için oldukça umut verici olduğunu söyleyebiliriz. Eğer yeni bir işe, projeye başladıysanız veya terfi istiyorsanız sıkı çalışma ve özveriyle başarıyı elde edebilirsiniz. Bu başarı hissinin verdiği özgüven oldukça işinize yarayabilir ve her konuda sizi daha ileriye taşıyabilir. 2022 yılı öğrenciler ve eğitim için de avantaj sağlayacak. Kariyer arayışında olanlar için de doğru yolun çizildiği bir yıl olacağa benziyor. Eğer rekabet içinde bir sınava hazırlanıyorsanız, başarı elde edebilirsiniz. Ancak unutmayın, gezegenler sadece sıkı çalışanların yanında olacak. Bilimsel deneyler, diplomatik değişimler, sağlıklı beslenme ve dış ticaret alanlarında küresel bir iyileşme bekleniyor. Devrim niteliğinde değişimler yaşanabilir. Ayrıca teknolojik gelişmeler ivme kazanacak ve kültürler arası sosyal etkileşim artacak. 2022'nin ilk yarısı, gayrimenkul satın almak veya iş kurmak için iyi bir zaman. Bekarlar özel biriyle tanışabilir. Balık ve Koç'un ilk 10 gününde doğanlar, bu konuda daha şanslı olacağa benziyor. Ocak ve mayıs ayları arasında gerçekleşen evlilikler istikrarlı ve mutlu olacak. 2022'de doğan çocuklar yetenekli müzisyenler olabilir. Bu çocuklar yaratıcı, dünyayı olumlu bir yere yönlendirecek, ilham verici liderler de olabilir. Ancak 2022 sonbahar ve kış aylarında, siyasette olduğu kadar kişisel ilişkilerde de işler sarpa sarabilir. Birçok insan başkalarıyla olan ilişkilerini yeniden gözden geçirecek. Yol ayrımları olabilir. Böyle bir durum yaşarsanız, herhangi bir krizin veya yol ayrımının sizin için gerçek değişimin, yeni fırsatların ve yeni bir hayatın anahtarı olabileceğini unutmayın!"} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/2022ye-afiyetle-girelim/", "text": "Yılbaşı ağaçlarının süslenip hediye telaşının başladığı günlerdeyiz. Yeni yılı sevdiklerimizle birlikte mutluluk ve coşkuyla karşılamaya hazırız. İster kalabalık gruplarla yılbaşı partileri planlıyor olun, ister kendi evinizin rahatlığında partnerinizle küçük bir kutlama, sizin için yılbaşı gecesinin tadına tat katacağınız birbirinden lezzetli tarifler hazırladık. Soğuk su dolu tencereye yumurtaları koyun ve kaynatın. Kaynamaya başladıktan 6 dakika sonra kenar alıp soğuyana kadar bekletin. Kabuklarını soyup uzunlamasına ikiye bölün, sarıları bir kaseye alın ve kabaca ezin. Pul biberi ve mayonezi ekleyip püre haline getirin. Bu iç dolgusunu yumurta beyazlarının içine doldurun. Somon, kuru et ve karides dilimlerini yerleştirip kıyılmış maydanoz ve taze soğanla süsleyerek servis edin. Patatesleri küp küp doğrayıp tuzlu suda haşlayın. Bu esnada fırını 180 derecede ısıtın ve sosu hazırlamaya başlayın. Bir havanda kimyon tohumlarını, biberleri, tuzu ve karabiberi ezin. Sarımsak ekleyip macun kıvamına gelene kadar ezmeye devam edin. Karışımı geniş bir kaba alın, zeytinyağı ve sirkeyle çırparak birleştirin. Süzdüğünüz patatesleri hala sıcakken karışıma bulayın, nazikçe alt üst ederek karıştırın. Limon ve portakalı ikiye bölün ve tepsiye yerleştirin. Üzerine patatesli karışımı dökün ve 25-30 dakika veya altın rengi olana kadar fırında pişirin. Çıkarınca 5 dakika soğutun. Küp doğranmış avokado, ıspanak ve nohutla birleştirin. Fırın kağıdında kalan suyu bir kaba aktarın, aynı oranda zeytinyağı ve sirke ekleyerek hazırladığınız sosu salatanın üzerine dökün. Susam serperek servis edin. Ekmekleri orta kalınlıkta dilimleyin ve ızgara tavasında kızartın. Krem peyniri karıştırın ve ekmeklerin üzerine kabaca sürün. Prosciutto dilimlerini yuvarlayarak ekmeklerin üzerine yerleştirin. İkiye böldüğünüz incirleri yerleştirin. Damak zevkinize uygun olarak bir miktar zeytinyağı, balzamik sirke ve bir tutam karabiber ile süsleyerek servis edin. Fırını 220 derecede ısıtın. Brüksel lahanalarını ayıklayıp ikiye böldükten sonra geniş bir fırın tepsisine dizin. Yağı ekleyin, limon kabuğunu rendeleyin, ardından pul biber ve bir tutam tuz ve karabiber serpin. Alt üst ederek karıştırın. 15 dakika fırında pişirin, karamelize olmaya başladıklarında parmesan peynirini serpin ve peynir altın rengi olana kadar 15 dakika daha kontrollü olarak pişirin. Tüm malzemeyi blender'a alıp işlemden geçirin. İşlem sonrası boza kıvamında bir içecek elde etmelisiniz. Votka ve şampanyanın ısısı sebebiyle daha akışkan bir içecek elde etmiş olabilirsiniz. Bunun için limon sorbe veya buz küpleri ekleyerek içeceği yoğunlaştırabilirsiniz. Bardaklara paylaştırdığınız sgroppino'ların üzerine limon kabuğu rendeleyerek veya dörde bölünmüş limonları bardakların üzerine yerleştirerek servis edin. Fırını 180 derecede ısıtın. Dana pirzolayı buzdolabından çıkarın ve oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. Dana etinin üzerine tuz, taze ekilmiş karabiber serpin ve bir miktar zeytinyağı gezdirin. Eti ovarak karışımı her yerine bulayın. Döküm kızartma tavasını yüksek ateşte kızdırın ve eti yerleştirin. Ateşin altını kısmadan ve eti hareket ettirmeden 2 tarafını da 2 dakika kızartarak mühürleyin. Tavada biriken suyu kenarda bekletin. Dana etini fırın tepsisine yerleştirin ve ilk sıcağı çıktıktan sonra üstüne hardal sürün. Porçini mantarlarını küçük bir kaseye koyun, kaynar suyla yumuşatın ve süzün. Bir mutfak robotunda porçini mantarı, ekmek, kestane, biberiye yaprağı, bir tutam tuz, taze çekilmiş karabiber ve bir miktar zeytinyağı ekleyerek macun kıvamı elde edene kadar işlemden geçirin. Mutfak robotunu kısa ve sık sık çalıştırın. Macun kıvamı elde edene kadar zeytinyağı eklemeye devam edin. Eti bu macunla kaplayın. Fırının orta rafında 40-60 dakika arası kaplama rengi değişip kahverengi olana kadar kontrollü olarak pişirin. Fırından çıkardığınız eti 20-30 dakika oda ısısında dinlendirin. Servis edersek biberiyeyle süsleyin. Bir sos tenceresinde süt, kırılmış kakule, çubuk tarçın, karanfil ve vanilyayı birleştirip kaynatın. Ateşi mum ateşine düşürün ve üzerine cam bir kase yerleştin ve çikolataları kırıp kaseye ekleyin. Yumurtaların beyazlarını kuru bir kaseye, sarılarını da ayrı bir kaseye ayırın. Yumurta beyazlarının üzerine bir çimdik tuz ekleyip önce düşük hızda, sonra yüksek hızda çırpın. Yumurta beyazları katı bir forma gelinceye kadar çırpma işlemine devam edin ve buzdolabında bekletin. Yumurta sarılarının üzerine bal, kakao ekleyin ve muskat rendeleyip çırpın. Sıcak sütü çikolata kasesine birkaç seferde ekleyip karıştırın ve bu karışımı yumurta sarılarına azar azar ekleyerek hızlıca karıştırın. Rom ve kremayı ekleyip karıştırın. Tüm karışımı yumurta beyazıyla birleştirin, homojen bir kıvam elde edene kadar hızlıca çırpın. Eggnog'u damak zevkinize göre isterseniz soğuk, isterseniz sıcak olarak tüketebilirsiniz. Eğer sıcak tüketecekseniz doğrudan ateşe maruz bırakmadan benmari usulü sıcak kalmasını sağlayabilirsiniz. Bardaklara paylaştırıp üzerine toz tarçın, muskat cevizi veya rendelenmiş çikolatayla servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/ant-yapinin-2022-hedefleri/", "text": "30'uncu yaşımızı kutladığımız 2021 yılı kurumsal açıdan büyüdüğümüz, geliştiğimiz ve karınca gibi çalışmanın karşılığını ödüllerle aldığımız bir yıl oldu. 10 yıldır Engineering News Record tarafından yayımlanan 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' listesinde adım adım yukarı tırmanıyoruz. 2021'de de bir önceki yıla göre 23 basamak birden yükselerek 57'nci sıraya oturduk. Türkiye sıralamasındaysa 2 basamak birden yükseldik ve 3'üncü sırada yer aldık. Dünyanın en büyük müteahhitleri arasında varlığımızı başarıyla sürdürdüğümüz 2021 yılında 10 milyon metrekare inşaat alanını aştık ve devam eden işlerimizle birlikte 1.1 milyar dolarlık ciroya ulaştık. 30 yılda toplam 200'ü aşkın projeye imzamızı attık. Şu an 4 ülkede toplam 59 devam eden projemiz bulunuyor. Bunların 47'si Rusya'da, 5'i İngiltere'de, 4'ü ABD'de, 3'ü ise Türkiye'de devam ediyor. Her zaman en büyük rakibimiz kendimiz olduk; 2022'de bir önceki yıldan daha iyi bir performans yakalayacağımız, hedeflerimizi daha da büyüteceğimiz, başarımızı katlayacağımız bir yıl olacak. Bugün 18 bin çalışanımızla 4 ülkede faaliyet gösteriyoruz ve bu coğrafyalarda sağlam adımlarla ilerliyoruz. Bulunduğumuz 4 ülkede kurduğumuz sağlam varlığımızı devam ettirmeyi, ekibimizle 2022'de de geçen 30 yıl gibi sağlam bir duruş sergilemek istiyoruz. Gelecek yıl yurt içi ve yurt dışındaki projelerimizi taahhüt ettiğimiz sürede teslim etmek için çalışmalarımıza ara vermeden devam edeceğiz. Yurt dışında ise hedeflerimizi her yıl yüzde 10 arttırıyoruz. 2022'de de aynı şekilde faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda en az yüzde 10 büyüme hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki dönem için yurt içinde İstanbul ve Bodrum'da yeni projeler hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bodrum'da ve İstanbul'da yer alan arsalarımızda yeni projelerimizi 2022 yılında başlatmayı hedefliyoruz. Bugün Türkiye, Rusya, İngiltere ve ABD'de aktif olarak çalışan 59'un üzerinde şantiyemiz bulunuyor. Ant Yapı olarak kurulduğumuz günden 30'uncu yılımızı kutladığımız 2021 yılına kadar yurt içi ve yurt dışında nitelikli işlere imza attık. Yurt dışında iş yapma koşulları, yasal gereklilikleri ve rekabet ülkemizden çok farklı. Biz yüksek kaliteli işçiliğimiz, inşaat, malzeme kalitemiz ve yurt dışında iş yapmanın bütün gerekliliklerine hızla uyum sağlama becerimizle, buralarda var olmayı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamayı başardık. Son iki yılda yeniliklere hızla uyum sağlamak çok daha önem kazandı. 2020 yılı her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de bakış açılarının değiştiği, farklı iş modellerinin ortaya çıktığı bir yıl oldu. Tüm dünyada etkili olan COVID-19 pandemisinden dolayı iş yapış biçimlerimizden insan ilişkilerimize hayatın her yanında değişimi yaşadık. 2021 ise büyük umutlarla birlikte 'değişim ve dönüşüm' yılı olarak kapımıza geldi. 'Yeni normal' diye adlandırdığımız bu dönemde farklılaşmanın öne çıktığını ve bu farklılaşmanın en büyük avantaj olduğunu fark ettik. Yeni dönemde, analiz etmenin ve aksiyonları anında hayata geçirmenin kıymetini bir kez daha anladık. Uzaktan iş yapma modelinin, seyahat ve dolaşımın aksamasından dolayı çok daha fazla parladığını söylemek mümkün. Ant Yapı olarak dünyanın çeşitli yerlerinde şantiyelerimiz var; farklı ülkelerdeki ofislerimizle irtibatımızı COVID-19 pandemisinde dijital kanallardan sürdürdük. Zorluklar her zaman var ve olmaya devam edecek. Önemli olan, doğru zamanda doğru aksiyonu alabilmektir. Biz de 2021'de değişimlere hızla uyum sağlayarak hız kesmeden yolumuza devam ettik. Aynı şekilde 2022 yılında da insana hizmet eden, değer katan projeler hayata geçirerek emin adımlarla hedeflerimize yürüyeceğiz; Türkiye'nin ve dünyanın en önemli inşaat şirketleri arasında basamakları tırmanmayı sürdüreceğiz. The Crown Building, Missoni Baia, 30-77 Vernon Blvd, 830 Brickell, UNA Residences, Ant Yapı'nın Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, farklı ilkleri de içerisinde barındıran karma bir proje olarak hayata geçiriliyor. Konsept mimarisi Atelier Xavier Bohl tarafından geliştirilen ve ilk etabı 2020 yaz aylarında teslim edilen Anthaven, 162 konut ve dubleks villadan oluşuyor. Anthaven; kanal boyunca uzanan Sahil Evleri, yamaçta deniz manzarasına hakim Yamaç Evleri, özel mini iskeleleri ve tekneler için iç limanıyla yeni sakinlerini bekliyor. Anthaven ayrıca Radisson'un Premium markası olan Raddisson Collection'ı da içerisinde barındırıyor. Projenin ikinci etap sahil evlerinin inşasına 2022'de devam edeceğiz. Beylerbeyi sırtlarında, Kirazlıtepe-Küplüce sınırlarında yer alan Antteras, Beylerbeyi semtinin tarihi dokusu göz önüne alınarak projelendirildi. 28 bin metrekare arsa alanı ve 33 bin metrekare inşaat alanı bulunan Antteras'ta, 'eski İstanbul' denildiğinde akla gelen ahşap evlerden oluşan bir semti andıran ve dört farklı tip bloktan oluşan projenin ilk etabında toplam 88 konut yer alıyor. Projenin ikinci etap evlerinin de inşasına 2022 yılında başlamayı planlıyoruz. İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı geçen mart ayında Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda İstanbul, Ömerli Mahallesi'nde geliştireceği 16 adet villa projesinin inşaatını, yapılan ihale sonucunda Ant Yapı'ya verdiğini açıkladı. 4.580 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek 16 adet iki katlı villa projesini 2022'de tamamlamayı planlıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/antplatonun-lokasyonu-ofisimiz-icin-essizdi/", "text": "Yeni sayımızın 'Karşı Komşu' köşesinde bu kez, Ant Yapı ile ofis projemiz olan Antplato sayesinde tanışan komşumuz Erkan Vural'ı ağırlıyoruz. Geçen yıl lokasyonu ve sadece ofis olarak tasarlanmış mimarisinden etkilenerek Antplato'dan bir ofis alan Erkan Bey'i hem yakından tanıdık hem de saç ekim merkeziyle ilgili ilginç bilgiler aldık. Antplato'ya 2020 yılının sonunda taşındık. Daha önce başka bir yerde, kiralık bir ofisimiz vardı. Kendi yerimiz olsun istedik, araştırdık... Basın Ekspres Yolu üzerinde en prestijli projenin Antplato olduğunu fark ettik ve burada ofis almaya karar verdik. Buranın sunduğu imkanlar, avantajlar neler sizce? Antplato hem mimarisi hem de konumuyla bizim için bulunmaz bir yerdi doğrusu. Oteller bölgesinde olması ve tamamen ofis olarak dizayn edilmesi bizi çok cezbetti. Sağlık meslek lisesi mezunu olmam sebebiyle uzun zaman hastanelerin değişik birimlerinde görev aldım. Sonra ülkemize yurtdışından sağlık amaçlı birçok turistin geldiğini fark ettim. Bu sayede 2014 yılında bir sağlık turizmi ve saç ekim firması kurmaya karar verdim. Böyle başladı hikayemiz... Tabii ki kolay olmadı, ilk zamanlar 3 kişiydik. Böyle başladığımız şirketimizde şu an 17 çalışanımız var. Uzun zaman çok çalışma ve gayretle bugünlere gelmek nasip oldu. Ağırlıklı 25-45 yaş grubundaki erkekler tercih ediyor diyebiliriz. Genelde Arap Yarımadası'ndan ve Avrupa ülkelerinden çok gelen oluyor. Hem ülkemizi gezip görmüş oluyorlar hem de biz saç ekiminde çok kaliteli hizmet sunuyoruz. Ayrıca yurtdışına göre fiyatlarımız daha uygun. Bu da talebi arttırıyor. Bir de ülkemiz konum itibariyle, birçok ülkeden rahat ulaşım imkanı sağlıyor, bu da büyük bir avantaj yabancılar için. Gelen misafirlerimize otelde konaklama, havalimanından VIP transfer hizmeti, İstanbul turu gibi paket programlar sunuyoruz. Şu an dünya genelinde SAPPHIRE FUE tekniği ve DHI tekniği en yaygın kullanılan teknikler. Bununla beraber saç klonlama üzerine ciddi çalışmalar mevcut. Kadınlarda saç dökülmesi erkeklere nazaran daha farklılık gösterir. Yani kadınlarda erkek tipi kellik yerine genel seyrekleşme şeklinde dökülme oluyor. Bu tarz dökülmelerde saç ekimi olmuyor fakat bazı kadınlarda erkek tipi dökülme gerçekleşebiliyor, böyle durumlarda ekim yapabiliyoruz. Genellikle endişeler 'ağrı olacak mı?' veya 'saçlarım çıkar mı' şeklinde oluyor. Ağrı hususundan bahsedersek, günümüzde ağrısız anestezi dediğimiz, iğne olmadan, basınç kalemiyle yapılan anestezi imkanı mevcut. Bu da müşterilerimizin ağrı korkusunu ortadan kaldırıyor. Yine günümüz teknolojisiyle ekilen saçlarda çıkma oranı yüzde 95-97 gibi yüksek bir orandır. Bu sebeple herkes gönül rahatlığıyla bu işlemi yaptırabilir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/moskovanin-tarihi-bolgesine-ant-yapi-imzasini-atiyoruz/", "text": "Ant Yapı olarak Rusya'da çok önemli bir projeye daha imzamızı atıyoruz. Başkent Moskova'nın tarihi merkezlerinden Paveletskaya Meydanı'nda inşaatı süren Paveletskaya plaza adlı yeraltı alışveriş merkezini 2022'nin ilk aylarında açacağız. Rusya, Ant Yapı Olarak en güçlü olduğumuz pazarlardan biri... 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' sıralamasında ilk 100'de bulunan bir marka olarak bu kez, Moskova'nın tarihi siluetine dokunuş yapacağımız bir alışveriş merkezi projesini hayata geçiriyoruz. Rusya'nın başkentindeki tarihi merkezlerden Paveletskaya Meydanı'nda gerçekleştirdiğimiz proje, Paveletskaya Plaza adlı yeraltı alışveriş merkezi. 73.000 metrekare alana inşa ettiğimiz projeyle Paveletskaya tren garı, Paveletskaya metro istasyonu ve Sodovoe Kolts güzergahı üzerindeki yolcu duraklarını da birbirine bağlıyoruz. Bölgenin tarihi dokusunu ve iklim koşullarını esas alarak inşa ettiğimiz bu alışveriş merkezinde 190 mağaza yer alacak. Burada aynı zamanda gastronomik zenginlik sunmayı da amaçladık. Farklı ülkelerin mutfaklarını yansıtacak olan restoranların yer alacağı Paveletskaya Plaza ile, ziyaretçilere sıradan bir alışveriş deneyiminden çok daha fazlasını, kültürel zenginlikleri de sunmayı amaçlıyoruz. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan inşaatlarda mimari açıdan beklentiler de sürekli değişiyor... Alışveriş merkezleri de bu tarz değişikliklere ihtiyaç duyan noktalardan. Özellikle günümüzde yapay ışıkların altında, bir kapsül hissi uyandıran yerlerde mağaza mağaza dolaşmanın yoruculuğu, birçok alışveriş tutkununun mutabık olduğu konu. Bu nedenle Paveletskaya Plaza'nın mimarisini tasarlarken, ziyaretçilerin en iyi şekilde vakit geçirebilecekleri bir alan yaratmayı amaçladık. Yeraltı alışveriş mekezi olarak planlanan Paveletskaya Plaza'da ışık galerileriyle açık ve kapalı alanların doğal şekilde aydınlatılmasını sağladık. Zeminin altında yer alan mağaza katları doğal ışığı doğrudan alarak ziyaretçilerin gökyüzünü görmesine de olanak sağlıyor. Alışveriş merkezinde şehir park alanı, şehir etkinlikleri, festivaller ve konserler için belirlediğimiz mekanlar var. Toplam alanın yaklaşık dörtte 1'i de restoran, kafe ve fast food markaları için ayırdığımız geniş alanlar. 2022 yılında misafirlerimizi ağırlayacağımız Paveletskaya Plaza'da doğanın vurgusunu da iç mimari tasarımımızdan ayrı tutamazdık. Bu sebeple 350 iğne yapraklı ve yaprak döken ağaç diktik, 18.000 çalı ve çiçekle de modern tasarımı doğayla bütünleştirdik. Ayrıca Paveletskaya Plaza'nın yer aldığı meydanda müzikli fıskiye, dinlenme alanı, ışıklı salıncaklar ve banklarla da dekorasyona farklı vurgular kattık. Ant Yapı'nın kuruluşundan bu yana Rusya'nın önemli bir çalışma alanı olduğunu vurgulayan Mehmet Okay Bundan 28 yıl önce ilk yurtdışı operasyonumuz Rusya ile başladı. Bugün geldiğimiz noktadaysa Rusya'nın çeşitli şehirlerinde ve özellikle Moskova'da pek çok ilk ve önemli projeye imza attık. Avrupa'nın en yüksek binası uvanını alan OKO Towers, Soçi Olimpiyat Köyü ve Domodedovo Havaalanı Terminal 2 Binası, Tolmaçevo Havaalanı, IQ Quarter Mokova City Terminal Binası, Bvlgari Otel, Capital Towers, Mirny Havaalanıprojelerimiz bunlardan sadece birkaç tanesi... Ant Yapı olarak kurulduğumuz günden 30'uncu yılımızı kutladığımız 2021 yılına kadar yurtiçinde ve yurtdışında nitelikli işler gerçekleştirdik. Bugüne kadar faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde toplamda 10 milyon metrekarelik projeyi hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde Rusya başta olmak üzere yurtiçinde ve faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelere nitelikli işler yapmaya devam edeceğiz dedi. En iyisi için adım atarken ve ismimizin bir kez daha güzel işlerde yer edinmesini sağlamamızda bizimle çalışan ekip üyelerimize ve Ant Yapı'ya gönül vermiş herkese bir kez daha teşekkür ederiz. Dünyanın her yerinde doğaya, insan alanına saygılı, konforlu mimari yapılarla Ant Yapı ismini sürdürmeye devam edeceğiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/rusyada-bir-odul-daha-aldik/", "text": "Ant Yapı olarak Rusya'da bir ödül daha aldık. Moskova'daki Victory Park Residences konut kompleksimiz, herkese açık sanat alanıyla tasarım, mimari ve görsel iletişim alanında uluslararası ödül sistemi Best for Life Design'ın en iyisi oldu. Ant Yapı ekibi olarak her biri incelikle çizilen, insan sağlığını ve konforunu ön plana aldığımız tasarımlarımızı, yeni bir ödülle daha taçlandırdık. Moskova'daki Victory Park Residences, sadece müşterilerine değil herkese açık olan sanat alanıyla, Best for Life Tasarım Ödülü'nü kazandı. Uluslararası Best for Life Tasarım Ödülü, yaşam ve çalışma alanlarının yanı sıra rekreasyon alanları sayesinde inşaat, renovasyon, iç mimari ve peyzaj tasarımı alanlarında tüketici pazarına kaliteli ürün ve hizmetler sunmanın önemini vurgulamayı amaçlıyor. Bu belirleyici etkenler doğrultusunda, konforlu ve çevre dostu niteliklere sahip, beklentileri karşılayan yaşam alanlarına ödüller veriliyor. 23 Ekim 2021'de, Tataristan'ın başkenti Kazan'da gerçekleşen ödül töreninde, Victory Park Residences konut kompleksi, herkese açık olan sanat alanıyla tasarım, mimari ve görsel iletişim alanında Best for Life Design'ın en iyisi oldu. Victory Park Residences konuk komplesiyle 'Konut Gayrimenkul' kategorisinde, ayrıca sanat alanıyla 'Showroom' ve 'Brand Corners' kategorisinde birinci olduk. Victory Park Residences yerleşim kompleksi, efsanevi Victory Park'a 1 dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. Zengin altyapısıyla ön plana çıkan proje, burada yaşayanlara rahat bir hayat sunuyor. Bu konut kompeksinin her detayını, her yaştan sakinler için düşündük. Eğlence için Victory Gallery, çocuklar için Victory Kids, aile yürüyüşleri için Victory Garden ile sevgiyle doldurduğumuz bir yaşam alanına dönüştürdük. ANT Development Geliştirme Direktörü Zeynep Dündar'ın Müşterilerin kendilerini gelecekteki yaşamın atmosferine kaptırmaları ve evlerine ilk görüşte aşık olmaları çok önemli diyerek felsefesini özetlediği Victory Park Residences, düzenli sanat sergilerine, konferanslara ve pek çok kültürel etkinliklerle eğitim etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Zengin altyapısıyla ön plana çıkan Victory Park Residences yerleşim kompleksi, burada yaşayanlara rahat bir hayat sunuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/yeni-rotalara-dumen-kiriyoruz/", "text": "/ Bodrum özelinde denizciliğin, yatçılığın, yelken ve su sporlarının, balıkçılığın ve deniz kültürünün özendirilmesi ve yaygınlaştırılması. Ayrıca denizlerin, akarsuların, kanal ve koyların korunması için çalışmalar yapmak da amaçlarımız arasında. Anthaven'da oturan su sporları tutkunlarının arasındaki sosyal ilişkileri geliştirirken, aynı zamanda çeşitli kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle iş birlikleri yapıp farklı projeler hayata geçirmeyi de planlıyoruz. Yatçılık ve yelken sporunun yanı sıra tüm su sporlarının yapılması için altyapı hazırlamak, kurslar açarak eğitim vermek ve etkinlikler düzenlemek de hedeflerimiz arasında. Aynı hobiye, aynı tutkuya sahip Anthaven sakinlerini farklı şekillerde bir araya getireceğiz. Birlikte seyirler, balık tutma turnuvaları, yelken yarışları yapacağız. Ayrıca gençleri yelken ve su sporlarına teşvik etmek, onlara deniz kültürünü aşılamak için bu konuda Türk denizciliğinin gelişmesine emeği geçmiş ünlü denizcilerimizi sitemize getirip söyleşiler, çalıştaylar organize edeceğiz. Pruvamız hep neta, yelkenlerimiz hep dolu, hayat rüzgarımız hep kolayına olsun dediğimiz bu yeni maceramızda amaçlarımızı, üyelik prosedürlerini siz değerli komşularımızla bir kez daha paylaşmak istedik. Fiil ehliyetine sahip bulunan ve derneğin amaç ve ilkelerini benimseyerek bu doğrultuda çalışmayı kabul eden ve mevzuatın öngördüğü koşulları taşıyan her gerçek ve tüzel kişi bu derneğe üye olma hakkına sahiptir. Ancak; kötü şöhret sahibi olanlar, daha önce yönetim kurulu kararıyla üyelikten ihraç edilmiş olanlar, niteliği ne olursa olsun kulübe borçlu olanlar ve giriş yükümlülüklerini yerine getirmeyenler derneğe üye olamaz. Yabancı gerçek kişilerin üye olabilmesi için Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olması gerekir. Onursal üyelik için bu koşul aranmaz. Kulübün kuruluş amaç ve çalışma biçimine inanmış ve bu tüzüğün ilgili maddeleri gereğince kulübe kayıt ve tescil yaptırmış olanlardır. Kulüp amacına, denizciliğe ve yatçılığa önemli hizmet ve katkıları olanlardan, Yönetim Kurulu'nun kararı ile üyeliğe kabul olan kişilerdir. Seçme ve seçilme hakları yoktur, aidat öderler. Yönetim Kurulu kararı ile aidattan muaf tutulabilirler. Üye kayıt defterinden ayrı bir kayıt defterine kaydolurlar. Kulüp amaç ve çalışma konularında belirli katkıları olabilecek kişiler bir yılı aşmamak koşuluyla, Yönetim Kurulu kararıyla konuk üyeliğe seçilirler. Seçme ve seçilme hakları yoktur, aidat ödemezler. Kulübün ihtiyacı ve imkanları oranında ve yalnızca spor yaptığı sürece kulüp tesis ve malzemelerinden yararlanmak kaydı ile, ilgili bölge müdürlüğünde kayıtlı bulunan lisanslı sporcu, Komodorun teklifi üzerine veya re'sen Yönetim Kurulu kararı ile sporcu üye kabul edilebilir. Sporcu üyeler giriş ödentisi ve aidat ödemezler, kulüp organlarına seçilemezler, seçimlerde oy kullanamazlar. 18 yaşından küçük sporcu üyelerin veli veya vasilerinden yazılı izin getirmeleri şarttır. Sporcu üyelerden asıl üye olmaları halinde giriş ödentisi alınmaz. - Uluslararası kurallarda yat, yelken, balıkçılık yarışları, ralliler, geziler ve turnuvalar organize etmek, benzer kulüpler tarafından düzenlenen yarışlara, turnuvalara ve organizasyonlara katılmak. - Doğa ve çevre bilincine sahip çıkmak, yaygınlaştırmak ve örnek oluşturmak. - Üyelerin sportif, sosyal ve kültürel yaşantılarına katkıda bulunmak. - Yatçılık ve yelken sporunun yanı sıra tüm su sporlarının yapılması için altyapı hazırlamak, kurslar açarak eğitim vermek ve etkinlikler düzenlemek. - Üyelerinin ortak sorunlarına çözüm önerileri geliştirmek, sorunlarının duyurulması yolunda çalışmalar yapmak, bu konularda ilgili Resmi Kurum ve Kuruluşlarla ilişkiler kurmak ve ayrıca gerektiğinde hukuki danışmanlık hizmeti vermek."} {"url": "https://eqdergi.com/eq100/yilbasinda-sevdiklerinizi-mutlu-edin/", "text": "Trikoya değer kazandıran markalardan biri Knitss. Saf Merino ipliklerin usta zanaatkarlar tarafından özenle işlenen yumuşak parçalar bir hediye olarak harika bir seçenek. Birkenstock ve Hermes işbirliğiyle Birkin çantalardan üretilen Birkinstock terliklerin fiyatları 34.000 ile 76.000 dolar arasında değişiyor. Terlikler şimdilik bordo, beyaz ve siyah Birkin çantalarla uyumlu tasarlandı. Lüks otomobilleriyle tanınan Lamborghini, Cervelo ile çalışarak yeni bir P5X bisiklet tasarladı. Sınırlı sayıda üretilen P5X, hem mikro hem de makro ayarlanabilirliğe ve dahili depolama alanına sahip. 2021 Sonbahar / Kış koleksiyonundan bir parça... Ayarlanabilir omuz askılı, mıknatıs kapatmalı deri çanta oldukça kullanışlı bir hediye olabilir. Eve kondisyon küreği almaya ne dersiniz? Hydrow'un siz hangisini seçerseniz o manzarayı gösteren dokunmatik ekranı ve kaslarınız üzerine çalışan elektromanyetik çekiş mekanizması var. Etro'nun imza niteliğindeki şal deseniyle tasarlanmış kırmızı renkteki pamuklu çift kişilik nevresim takımı yatak odalarına renk ve şıklık getiriyor. Tekrar doldurulabilir 50 ml'lik şişesindeki ikonik Good Girl Gone Bad by KILIAN hem masum hem şehvetli bir parfüm. Kar küresi detaylı heykel 10x12x25 cm boyutunda."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/30uncu-yilimizi-bir-kitapla-taclandirdik/", "text": "Bundan tam 30 yıl önce bir 'ANT içtik'. Güçlü ve emin adımlarla büyük başarılara imza attık; dünyanın en büyük 57'nci inşaat şirketi olduk. Yurtiçinde ve yurtdışında 'en'lere ve 'ilk'lere öncülük ettik. Şirketimizin kuruluşunun 30'uncu yılında başarı hikayemizi, misyonumuzu, değerlerimizi ve hedeflerimizi 'EQ'SU YÜKSEK MEKANLAR' kitabında anlattık. Her yıl yayımlanan ve bizim de her yıl ilk 100 içerisinde olduğumuz Engineering News Record'un 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitleri' listesinde bu yıl gurur duyduğumuz bir başarı elde ettik. Global markalar içerisinde 57'nci sırada, Türkiye'de ise ilk 3 içerisinde yer almak bizi fazlasıyla gururlandırdı. Mehmet Okay da Gelen her yılın bir öncekinden daha iyi olacağını, markamızın daha da iyisini başaracağını, tüm kibimiz ve dostlarımızla daha iyisini kendimizden de daha iyi yaparak nice 30 yıllara erişeceğimize bugün de ANT içiyoruz diyerek sözlerini tamamlıyor. Sürdürülebilir 30 yıllık bu başarı hikayemizi anlattığımız 'EQ'SU YÜKSEK MEKANLAR' kitabımıza internet sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/antwellde-eglenceli-etkinlikler-tum-hiziyla-devam-ediyor-cocuklarimiz-susi-yapmayi-ogrendi/", "text": "Yeni yıla eğlenceli bir etkinlikle başladık. 8 Ocak'ta Antwell mutfak atölyesinde çocuklarımız suşi yapmayı öğrendi. Mutfakta eğlenceli anlar geçiren çocuklar atölye sonunda oyun alanının da tadını çıkardı. Antwell mutfak atölyemizde çocuklarımız Japon mutfağının ünlü lezzeti suşiyi hazırlamayı öğrendi. Şefimiz Burak Yüksel atölyede dünyanın en sevilen yiyeceklerinden biri olan suşinin tüm inceliklerini anlattı. Suşi 101 dersinde genç katılımcılar suşi hazırlarken dikkat edilmesi gereken hijyen kurallarından suşi yaprağı norinin özelliklerine, suşi pirincinin nasıl pişirilmesi gerektiğinden silindir şeklinde sarma tekniğine çeşitli bilgiler edindi. Bu keyifli atölyede çocuklarımız kendileri hazırladıkları suşilerini hem ikram ettiler hem kendi ellerinden çıkan lezzetin tadına baktılar. Biz de suşi hazırlarken hayal gücünün sınırlarını zorlayan çocuklarımızla eğlenceli anılar biriktirmenin mutluluğunu yaşadık. Bu güzel anıyı ölümsüzleştirmek adına Şefimiz Burak Yüksel atölye katılımcılarımız Can Özdemir, Melis Seren, Melis Yılmaz, Mert Bilgisu, Murathan Yılmaz, Ömer Karaderi, Su Erdoğan ve Zeynep Yılmaz'a 'Antwell Suşi Hazırlama Kursu Katılım Sertifikası' verdi. Gençlerimiz ve çocuklarımız atölye bitiminde soğuk havaya aldırmadan oyun alanının tadını çıkardılar."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/doya-doya-sevgililer-gunu/", "text": "Aziz Valentine'in sevenleri bir araya getirmek için kendini feda edişinin yıl dönümündeyiz... Hayatın koşturmacası içinde sevgimizi göstermemiz için bize hediye edilmiş, bir günlük sevgi molası. Kimileri sakin bir akşam yemeği planlarken kimileri için bir düğün şenliği gibi geçen bu özel gün için içinizi kıpır kıpır edecek bir Sevgililer Günü menüsü hazırladık. -200 gr çilek -750 ml prosecco ekleyin, bardağın gerisini presecco ile doldurup soğuk servis edin. Chorizo'yu dilimleyin, soğanı, sarımsağı ve maydanozu ince ince doğrayın. Tavayı ateşe koyun, dilimlenmiş chorizo ve bacon'ı çıtır çıtır olana kadar kızartın. Soğanı ekleyin ve soteleyin. Kalamar ve karidesi ekleyip yüksek ateşte karidesler renk değiştirene kadar pişirin. Sarımsak, maydanoz, domates ve bezelye ekleyip domatesler suyunu çekene kadar pişirin. Bu arada tavuk suyunu hafifçe ısıtın ve safranla demleyip süzün. Paprika, pirinç ve demlenmiş et suyunu ekleyin ve ara sıra karıştırarak yaklaşık 20 dakika kısık ateşte pişmeye bırakın. Üzerine midyeleri yerleştirin ve 10 dakika daha pişmeye bırakın. Kıyılmış maydanoz serpin, yanında dilimlenmiş limon ve yeşil salata ile sıcak servis edin. İç harcı için şeker ve balı orta ateşte pişirmeye başlayın. Şeker eriyip kahverengi olunca ocaktan alın, krema ve tereyağını ekleyip hızlıca çırpın. Tekrar ateşe koyun ve karamel rengi alana kadar çırparak pişirmeye devam edin. Ateşten alıp karışımın köpüklenmesi bittiğinde, tart kalıplarına dökün ve ılınmaya bırakın. Aynı tavaya toz şeker ekleyin ve kısık ateş açın. Şekerin eşit şekilde erimesini sağlamak için tavayı eğin. Yaklaşık 2-3 dakika pişirdiğiniz açık karamel rengine dönen şekeri ocaktan alın ve tartların üzerine bir kaşık yardımıyla dökün. Oda sıcaklığında servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/enerji-verimliligi-gelecegimizi-insa-ediyor/", "text": "21. yüzyılda her alanda değer ve tanımlar nasıl değişiyorsa, geleceğin bina tasarımlarında da öncelikler değişmeye başladı. Bir evin nasıl yalıtıldığı, bir binada sıcaklık elde etmek ve bunu korumak için daha az ısıtma ve soğutma enerjisinin kullanılması gibi konular önem kazandı. Hedef artık enerji verimliliği! Bir başka deyişle inşaat sektörünün büyük oyuncuları olarak, ürün ve hizmetlerin sağlanması için gereken enerji miktarını azaltma hedefiyle çalışıyoruz. Bu hedef doğrultusunda daha verimli teknolojileri veya üretim süreçlerini benimsiyor, enerji kayıplarını azaltmak için yaygın olarak kabul edilen yöntemleri uyguluyoruz artık. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre binalarda, endüstriyel süreçlerde ve ulaşımda iyileştirilmiş enerji verimliliği, 2050'de dünya enerji ihtiyaçlarını üçte bir oranında azaltabilir ve küresel sera gazı emisyonlarının kontrolüne yardımcı olabilir. Sürdürülebilir enerji politikasının iki ayağı, 'enerji verimliliği' ve 'yenilenebilir enerji'dir. Artık birçok ülkede enerji verimliliği ulusal güvenlik faydası olarak görülüyor çünkü bu prensip, yabancı ülkelerden enerji ithalatı seviyesini azaltmak için kullanılabilir ve yerli enerji kaynaklarının tükenme oranını yavaşlatabilir. Binalar, büyük bir enerji tüketicisi olmaları nedeniyle dünya çapında enerji verimliliği iyileştirmeleri için önemli bir alan. Binalarda yaşam konforu sağlayan unsurlar, yani aydınlatma, ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerinin hepsi enerji tüketiyor. Öte yandan binaların yenilenmesi ve hatta yıkılması süreçlerinde bile enerji verimliliği söz konusu olabiliyor. Türkiye'de ve dünyada inşa edilmiş ve edilmekte olan birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Pilot proje olarak Antteras, Türkiye'de ilk kez verilen ÇEDBİK Konut Sertifikası'nı alarak bu zincire çok önemli bir halka daha ekledi. Biz Ant yapı olarak yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetimizi sertifikalarla geleceğe taşıyoruz. Antplato'yu, iş hayatında sağlıklı yaşamı destekleyen ve çevreye duyarlı olan, rahatlığı ön planda tutanlar için tüm ihtiyaçları ve sosyal imkanları düşünerek tasarladık. Projemiz aynı zamanda, uluslararası saygınlığı en yüksek yeşil bina çevresel etki değerlendirme metodolojilerinden LEED kriterlerine uygun. Enerjisini verimli, suyunu tasarruflu kullanan, mevcut ekolojik sisteme saygılı, kirlilik üretmeyen mekanik ve elektrik sistemlerle donatılmış, sürdürülebilir bir yaşam ve çalışma alanı sunuyor. Antplato'da çevreye ve insan sağlığına duyarlı malzemeleri tercih edip atıkları minimize ederek ayrıştıran bir atık yönetim sistemini de bünyemize kattık. Biz elimizdeki tüm fırsatları değerlendirdik ve sakinlerimizin elektrikli, özel araçlarını şarj edebileceği, onlara ait alanlar ayırdık. Ayrıca arkadaşlarla araç paylaşımında bulunarak hem yakıt tüketimlerini azaltabiliyor hem de hem de kendilerine özel ayrılmış otoparklardan kullanma avantajına sahip olabiliyorlar. Ayrıca, 'yeşil kiralama modeli' ile çevre dostu kiracılar bulabilmelerine aracılık ederek sürdürülebilir bir yaşam ve çalışma alanı yaratmayı amaçladık. Fonksiyonellik ve verimliliği esas alarak tasarladığımız Antplato'da, ofislerinin enerji tasarrufu da sakinlerimizin kendi kontrolünde... Bunun için ısıtma, soğutma, elektrik ve su giderlerinin bireysel faturalandırılmasını sağladık. İstanbul'daki 140 bin metrekarelik Anthill projemiz de BREEAM sertifikası sahibi. 60 kat ve 804 daireden oluşan Anthill Residence Boğaz ve Haliç manzarası ile kullanıcılara modern, şık ve kullanışlı iç mekan tasarımları sunuyor. BREEAM kriterleri doğrultusunda değerlendirilen ve kullanıcılara sağladığı maksimum gün ışığı ve iç ortam hava kalitesiyle, evden çalışma imkanı sunan kullanım alanlarıyla, dinlenme alanları ve sosyal mekanlarıyla, temin edilen enerji verimli beyaz eşyalarla, iç ortamda kullanılan çevreye dostu malzemelerle, enerji ve su verimli cihazların seçilmesi ve tüm dairelere ait enerji ve su tüketiminin ayrı izlenmesine olanak sağlayan ayrı süzme sayaçlar ve bina yönetim sistemi ile BREEAM Good sertifikası almaya hak kazanarak Türkiye'nin ilk BREEAM yeşil bina sertifikasına sahip çok katlı rezidans projesi olmuştu. İş GYO tarafından hayata geçirilen bizim de yüklenici firma olarak görev aldığımız Manzara Adalar projesinin ofis blokları da 'LEED Platinum' ile ödüllendirildi. Böylece Manzara Adalar Türkiye'de 'Core & Shell' kategorisinde LEED Platinum alabilen 8 projeden biri oldu. Manzara Adalar projesinde D Blok 22 katlı ve yaklaşık 25.000 m2 kiralanabilir alana sahipken; E blok 15 katlı ve yaklaşık 17.000 m2 kiralanabilir alan mevcut. Bunların dışında Rusya'daki Arcus III Business Center, White Garden, Olympia Park projelerimiz Breeam; Grand Tower projemiz Leed Gold sertifikalı. Amerika'da ise 830 Brickell projemiz de ilerici çevresel bir yaklaşımla tasarlandı ve bu projeyle LEED Silver sertifikasına sahip olmayı hedefliyoruz. Yeşil binalar kavramı, bir binanın yaşam döngüsü boyunca çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder. Bu, tüm proje aşamalarında yüklenici, mimarlar ve mühendislerin iş birliğini gerektirir. 1998 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve geliştirilen Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik, ABD Yeşil Bina Konseyi tarafından bina tasarımında çevresel sorumluluğu teşvik etmek üzere düzenlenen bir derecelendirme sistemidir. Güncel olarak, mevcut binalar ve yeni inşaatlar için şu kriterler ölçüsünde dört seviyede sertifikasyon sağlar: Sürdürülebilir inşaat sahaları, su verimliliği, enerji ve atmosfer, malzemeler ve kaynaklar, iç mekan, çevresel kalite ve tasarımda yenilikler. LEED sertifikası ABD'de USGBC ye yapılan başvuru üzerine sadece USGBC tarafından verilir. Eylül 2011'de Altın Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik derecesi alan Empire State Binası, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en yüksek LEED sertifikalı binadır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/gezegenlerden-sevgililer-gunu-jesti/", "text": "Bu yıl 14 Şubat'ta yıldızlar bizi mutlu, tutkulu ve her zamankinden biraz daha fazla aşık hissettirmek için işbirliği yapıyor. Bir ilişki içinde olanlar da olmayanlar da bu sene Sevgililer Günü'nde çok yoğun duygular içinde olacak. Gezegenlerin açıları duygularımızı tereddütsüz ortaya koymak için bize gereken cesareti verecek. Koçlar, Ay sizin Güneş'inizle aynı hizada ve sizi ihtiyaçlarınıza odaklanmaya çağırıyor. Eğer birinden yakın ilgi görür veya iltifat alırsanız tadını çıkarın ancak asla isteklerinizden daha azına razı olmayın çünkü bu, Koç olmanın doğal düzenine aykırıdır. Boğalar, sizi tutku dolu bir gün ve orijinal sürprizlerle dolu bir akşam bekliyor. Ancak bunun için telefonlarınızı uçak moduna alıp kendinizi sevgilinizle geçireceğiniz geceye tamamen vermelisiniz. Sevgili İkizler burçları, sevgilinizin veya aşık olduğunuz insanın geçmişini dinlemek için merak ve heyecan duyacağınız bir gün geçiriyor olacaksınız. Unutmamalısınız ki karşınızdaki kişi tüm detayları anlatmaya hazır olmakla beraber sizden de aynı davranışı bekleyecektir. Yengeçler, sizin için aşk söz konusu olduğunda eşinizi mutlu etmek her zaman ilk sırada geliyor. Ancak fırsat verirseniz, sevdiğinizin sürpriz yaparak size romantik bir akşam planladığını göreceksiniz. Aslan burçları, içinde bulunduğunuz ilişkiyi tanımlamanız, Sevgililer Günü'nü nasıl geçireceğinizi şekillendirecek. Başaklar, romantik, gösterişsiz bir akşamın sonunda sevgilinizle aranızdaki duyguların tahmininizden daha erken yoğunlaştığını göreceksiniz. Sevgili Teraziler, bu ay duygularınızı ifade etmek için oldukça sabırsız ve istekli olabilirsiniz. Akrepler, kendinizi eski sevgilinizden veya uzun süreli ilişki yaşadığınız birinden özür dilerken bulabilirsiniz. Yay burçları, süper romantik biri olmadığınız için kendinizi, hislerinizi ifade etmenin bir yolu olarak sevgilinize şakalar hazırlarken bulacaksınız. Oğlaklar, sevgilinizle nefis bir yemeğin ardından, en sevdiğiniz filmleri izlerken aşkınızın pekiştiğini hissedeceksiniz. Şubat ayı, insanları kendinize mıknatıs gibi çektiğiniz bir ay olacak. Kovalar, biliyoruz ki bulutlarda uçmak size göre değil ancak bu ay aşkınızdan, ailenizden, tanıdığınız herkesten gelen mesajve aramalarla havalara uçacaksınız. Balıklar, aşkı arıyorsanız, geçmişi bir kenara bırakmanın zamanı geldi. İlişkisi olan Balıklar için ise yakınlaşmaların yoğun yaşanacağı bir akşam olacak, hazırlıklı olun."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/luxe-hoteli-renove-ediyoruz/", "text": "Moskova'nın ikonik binaları arasında yer alan tarihi Luxe Hotel Corinthia'yı renove ederek günümüze kazandırıyoruz. Kızıl Meydan'a ve Kremlin Sarayı'na 5 dakikalık yürüme mesafesindeki projeyi 2024 yılının sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. 30 yıllık tecrübemizle inşaat, turizm ve hizmet sektörlerinde fark yaratacak projelere imzamızı atmayı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Rusya'da yepyeni bir projeye daha başlıyoruz. Başkent Moskova'nın tarihi özellikleriyle öne çıkan yapılarından biri olan Luxe Hotel Corinthia kompleksinin dış cephesini ve odalarını renove ederek günümüze kazandırıyoruz. Şehrin ikonik yapıları arasında görülen 9 katlı ve 37,5 metre yüksekliğe sahip yapının yer altında da üç katı bulunuyor. Şehir merkezine 5 dakikalık yürüme mesafesindeki Luxe Hotel Corinthia'dan Kızıl Meydan'a, Kremlin Sarayı'na ulaşmak da çok kolay. 38,8 milyon dolar yatırımla hayata geçirilecek renovasyon çalışmalarının 2024 yılının aralık ayında teslim etmeyi hedefliyoruz. - Proje adı: Luxe Hotel (Corinthia - Yer: Moskova, Rusya - ToPlam alan: 50.728 metrekare - YaTırım bedeli: 84,8 milyon dola - Proje Tamamlanma Tarihi: - Yükseklik: 9 katlı (37,5 metre)"} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/metaverse-yakinda-hepimiz-oradayiz/", "text": "Okuryazarlığı olanlar çoktan tanıştı. Konuya hakim olmayanların ise kafasında çılgın düşünceler dolaşıyor: Metaverse nedir? Hayatımızda olmalı mı? O evrende olmayan gerçekte de yok mu olacak? Yoksa gelecekte gerçek evren orası mı olacak? Peki bu evreni kim yönetecek? Sanal cennet mi? Yoksa bu bize verilen ikinci bir yaşama şansı mı? Bu liste uzar gider. Gelin hype olmayan ve çok hızlı gelişen bu sürece sakince bir giriş yapalım. İnternetin son hali olan Metaverse, teknik olarak bilgisayarlar, android cihazlar ve 3D cihazlar sayesinde insanın yapay bir fiziksel ortama dahil olmasını sağlıyor. Kişi, fiziksel gerçeklikle arttırılmış ve sanal gerçekliği bir arada yaşıyor. 'Arttırılmış gerçeklikte', gerçeğin daha da gerçeği sunulurken size 'fantastik' bir hayal gücü pazarlanıyor. Bu bileşim, ortak ve entegre çalışan binlerce online dünyalar topluluğundan oluşan bir evren sunuyor size. Ana fikri, interneti, insanların sadece bazı şeylere bakmakla yetinmeyip içerisinde aktif olduğu üç boyutlu bir evrene dönüştürmek. Metaverse, sanal bir kamusal alan oluşturmayı vadediyor. Bu kamusal alanın sanal para birimleri bugün kripto para piyasasında işlem görüyor. Bu açıdan kavram, 'internetin geleceği' olarak görülüyor... Anahtar kelimeler ise hiçbir yerde göremeyeceğin bir 'içerik' ve 'erişebilirlik'. Pandemiyle birlikte çok hızlı gelişen ve daha da gelişecek olan Metaverse, görsel ve işitsel bir dünya. Hatta yavaş yavaş koku da işin içine girmekte. Sırada dokunma duyusu var. Avatarlarınızla katılacağınız bu evren için bugün Ben internette yokum demekle gelecekte Bu hayatta yokum demek eşdeğer olacak! Teknolojik gelişmeleri anlayabilmek adına 21. Yüzyılda masamızın üzerindeki eski kavramları temizleyip yeniden tanımlamamız gerekiyor. Örneğin, Big Data ve algoritma kavramları. Unutmamak gerekir ki, pek çok eylemi fiziksel bir çaba harcamaksızın yapma fırsatına erişeceğimiz Metaverse'de bıraktığımız veriler, bize özel olarak geri dönecek ve aslında biz, sadece bize önerilenler arasından seçim yapacağız. Bütün bu veriler ise Big Data'dan süzülerek gelecek. Böylece algoritmaları elinde tutan dünyayı yönetecek. Bu noktada Facebook'un bugün dünyadaki en önemli Metaverse yatırımcılarının başında gelmesi tesadüf değil. Elinde büyük bir veri havuzu olan ve ismini Meta olarak değiştiren Facebook, milyonlarca insanın metaverilerine sahip. Bu da yapay zeka temelli bir yapay dünyanın, insanların bireysel sınırlarını tehdit edeceği endişesini doğuruyor. Sanal gerçeklik cihazları üzerine çalışan Oculus şirketini 2 milyar dolara alan Mark Zuckerberg, bu alanda Microsoft gibi önemli yazılım şirketleriyle işbirliği anlaşmaları imzaladı. Ayrıca Roblox gibi oyun platformları da bu alanda büyük ar-ge yatırımları yapıyor. Kripto para yönetimi şirketi Grayscale'nin raporuna göre, Metaverse, birkaç yılda 1 trilyon dolarlık değere ulaşabilir. Raporda herhangi bir zaman çizelgesi de belirtilmedi. Önümüzdeki birkaç yıl ibaresi kullanılırken 2020'nin başından bu yana 'aktif cüzdan' verilerini de analiz ettiler. Aktif Metaverse kullanıcılarının oranı, 2020 yılına oranla 10 kat artış göstererek 50.000 kişiye ulaştı. Web sitelerini ziyaret eder gibi paralel evrenleri ziyaret edebileceğiniz Metaverse için 5 milyar dolar yatırım planı olan Facebook'ta çalışanların beşte biri sanal gerçeklik gözlüğü üzerinde çalışıyor. Diğer yandan kripto para takipçileri sanal evreni kuradursun oyun dünyasındakiler çoktan Metaverse'te yaşamaya başladı. 2003'te kurulan çevrimiçi fantezi oyunu Second Life, alternatif gerçeklik alanında ikinci 10 yıılını dolduruyor. Minecraft'in ise pandemi sırasında, sanal bağlantılara daha fazla yönelmek zorunda kalan çocuklar arasında popülaritesi tam manasıyla patladı. World of Warcraft, Fortnite, Roblox derken bu oyunların da sanal bir ekonomisi oluştu. Fortnite sadece 2018-2019'da avatarlarınıza kıyafet almak gibi 'metaversal davranışlar'dan 9 milyar dolar gelir elde etti. Sonuçta bu evren sadece oyunlardan ibaret değil. Hepimiz birer oyuncuya dönüşüp avatarlarımızla kendi küçük dünyamızı inşa edebiliyoruz. JPEG resim dosyası olan bir NFT sanat eseri 69 bin 300 dolara satılabilirken, yattan arsaya kadar satın alıp, bir Hollywood partisine özel uçakla gidip, bir düğüne ya da bir konsere ilk sıradan katılabiliyoruz. Bunun bir sonraki adımı ise bilinç transferi. Yani bilinciniz, hafızanız, anılarınız, tecrübeleriniz sizin dijital ortamda bir kopyanız olacak. 'İkinci siz' olarak o dijital dünyada ölümsüz şekilde yaşayacaksınız. Aslında bir yandan da insanların ölümsüzlük hayalini de barındırıyor bu mesele. Şimdilik bilimkurgu senaryosundan farksız olan Metaverse için Elon Musk, Neuralink projesiyle bu işe sağlam yatırım yapıyor. Beynin haritasını çıkarmayı amaçlayan bu proje başarılı olursa bir gün bir bakmışız Matrix gerçekleşivermiş. NFT, herhangi bir dijital dosyanın benzersiz olduğunu onaylayan, blok zinciri adı verilen dijital defterde depolanan bir veri birimi bu. Başlangıçta bir 'hype' olarak görünen NFT'ler artık blok zincir oyunlarında ve pazarlama projelerinde daha yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. İlk nFT 2014 yılında üretildi. 2021 NFT'ler için bir dönüm noktası oldu, NFT'lerin toplam satış hacmi 12 milyar dolara ulaştı. Geçen ay ise NFT satışları 292 milyon dolar olarak öne çıktı. - Metaverse kavramı ilk kez Neal Stephenson'ın 1992'de yayımladığı bilimkurgu romanı Snow Crash'de ortaya çıktı. Romanda gerçek insanların avatarlarının bulunmuş olduğu üç boyutlu sanal bir dünyaya Metaverse adı veriliyordu. - 2018'de beyazperdeye uyarlanan Ready Player One adlı kitapta da gerçek dünyadaki insanlar, sanal gerçeklik yöntemiyle dijital bir dünyada tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi her şeyi yapabiliyor, etkileşim kurabiliyordu. - Second Life adlı oyun da Metaverse'e örnek olarak verilebilir. İnternet tabanlı sanal bir dünyada geçen bu oyunda kendi avatarınızı oluşturabiliyor, gerçek dünyadaki insanlarla etkileşim kurabiliyor ve gerçek hayatta yaptığınız şeyleri sanal olarak gerçekleştirebiliyorsunuz. - Metaverse adı verilen bu yapay evrene ilk giriş yapan şehir ise Seul kenti. - 2020 yılında ünlü rap sanatçısı Travis Scott pandemi sebebiyle konseri iptal olunca Fortnite platformu içerisinde metaverse ortamında sanal bir konser düzenledi. - Sanal ortam etiği oluşturmak için Güney Kore'de bir Metaverse İttifakı kuruldu. - DEVA Partisi Türkiye'de metaverse evrenine giren ilk siyasi parti oldu. - Kripto para birimleriyle Türkiye'de şimdiye kadar sanal olarak 20 bin parsel satıldığı bilinirken, İstanbul satışlarda ilk sırada yer alıyor. - İş hayatında ilk kez Financial Times, Metaverse evreninde İngiltere'nin eski başbakan yardımcısıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Türkiye'den de Türkiye İş Bankası ekip içi bir toplantısını gerçekleştirdi. - Amerika'da Dave ve Traci Gagnon, metaverse evreninde düğün yapan ilk çift oldu. Çiftin konukları, bir yazılım indirip avatarlarını oluşturarak törene katıldılar. - Bugüne kadarki en yüksek değerli NFT satışı, kripto sanatçısı Beeple'ın Christie's'de müzayedeye çıkardığı 'Everydays: The First 5,000 Days' oldu. Eser, tarihi bir müzayede evinde satılan ilk NFT idi ve Beeple'ın 5 bin parçasının bir derlemesi olan JPG formatındaki dijital sanat işi, 25 Şubat'ta başlayan açık artırmayla 69,4 milyon dolara (yaklaşık 523 milyon lira) satıldı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/o-dunyanin-kaderini-degistiren-kadinlardan-biri/", "text": "Kazandığı sayısız ödül bir yana, iş ve bilim dünyasında başarılı bir kadın olmanın zorluklarını da yaşıyor Türeci. Dünya medyasında başarısı zaman zaman sadece Uğur Şahin'in eşi olmak gibi yansıtılsa da onun hayat hikayesinde bilime adanmış yıllar var... Hiçbir başarı tesadüf değil dedirten hayatıyla Türeci'yi bugün tanımlayan kelimeler immünolog, girişimci, akademisyen, bilim insanı ve milyarder. Kanser konusunda da deneyimli bir araştırmacı olan Türeci, BioNTech adlı biyoteknoloji firmasının kurucularından ve baş tıbbi sorumlusu. İstanbul göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 6 Mart 1967'de Batı Almanya'nın Lastrup kentinde doğdu. Rize kökenli olan babası bir Katolik hastanesinde cerrah olarak çalışmış. Babasının çalıştığı hastanede hasta bakıcı rahibelere hayranlık duyan Türeci, çok kültürlü bir ortamda büyüdüğünden kendisini 'Prusya Türkü' olarak tanımlıyor. Özlem Türeci, lisans eğitimini Saarland Üniversitesi'nde tamamladı. 2001'de Mainz Üniversitesi Hastanesi'nde modifiye edilmiş genetik kodlarla bağışıklık sistemini kansere karşı mücadele ettirmeyi hedefleyen çalışmalar yaptı. Meslektaşı Uğur Şahin ile birlikte 2001'de Türkçe 'ganimet' kelimesinden esinlenerek 'Ganymed' adını verdikleri firmayı kurdu. 2002'de Şahin ile evlendiler. Evlendikten sonra bilimsel başarılara ve ödüllere her zaman birlikte isimlerini yazdıran çift, bağışıklık sisteminin, kanserli hücreleri vücuda giren bir virüs gibi algılaması ve onları ortadan kaldırması için birlikte çalıştı. Kansere karşı hassas antikor tedavilerine öncülük eden Ganymed, 2016'da Japon ilaç şirketi Astellas'a satıldı. Şirketi 420 milyon Euro'ya satmaları Özlem Türeci-Uğur Şahin çiftini Almanya'daki en zenginler arasına soktu. Buldukları aşıyla bugün dünyanın sayılı zenginlerinden olan çift, çok mütevazı bir hayat yaşıyor. 15 yaşında kızlarıyla iki odalı bir apartman dairesinde yaşayıp işe bisikletle gitmeye devam ediyorlar. Ne Özlem Türeci'nin ne de Uğur Şahin'in boş vakitleri yok. Çünkü günde ortalama 18 saat çalışıyorlar. Tatil, hafta sonu gibi kavramları da yok. Başarılarının sırrı az uyuyup çok çalışmaları. Yemekle arası olmayan Türk bilim insanlarının buzdolaplarında, olmazsa olmaz iki içecek var. Kefir ve lahana suyu. Kendileri tüketmedikleri gibi iş toplantılarında çalışanlarının da alkol almalarına izin vermiyorlar, domuz ürünlerinden de uzak duruyorlar. 1995 Alman Hematoloji ve Onkoloji Derneği'nin Vincenz Czerny Ödülü. 2005 Alman İmmünoloji Derneği'nin 'bağışıklık sisteminin anlaşılmasına önemli katkı sağlayan ya da olağanüstü araştırmalarından kaynaklanan uygulamalar geliştiren' bilim insanlarına verdiği Georges Köhler Ödülü. 2021 Axel Springer SE tarafından Covid-19'a karşı geliştirdikleri mRNA aşısı ve çalışmalarından dolayı eşi Uğur Şahin ile birlikte '2021 Onur Ödülü''ne layık görüldü. 2021 Eşi Uğur Şahin ile birlikte aşı çalışmaları sebebiyle Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı'na layık görüldü. 2021 Altı bilim insanı ile birlikte 'Teknik ve Bilimsel Araştırmalar' alanında 2021 Asturias Prensliği Ödülü'ne layık görüldü."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/turkiye-kulturlerin-bulusma-noktasi/", "text": "İki yıl önce İstanbul'a yerleşirken Anthill'i tercih eden komşumuz Ho-Eun Hong'la çalışma hayatını, bir yabancı olarak ülkemizde nasıl karşılandığını, Anthill'in cezbedici özelliklerini, İstanbul'u ve Türkiye ile ilgili gözlemlerini konuştuk. Ben Ho-Eun Hong, İstanbul'da çalışan Güney Koreli iş insanıyım. Evliyim ve bir oğlum var. Oğlum Güney Kore, Seul'de üniversiteye devam ediyor. İstanbul'a iki yıl önce geldim ve geldiğim günden bu yana Anthill'de yaşıyorum. Maalesef tüm dünyayı etkisi altına alan Corona Virüs dolayısıyla tek başıma yaşıyorum. Birinci neden, profesyonel ve güler yüzlü personele sahip olmaları. Benim gibi yabancılar için özel olarak, kişisel ağırlama hizmeti veriyorlar. Sadece Anthill'de değil, diğer tesislerde de tüm personel çok kibar ve İngilizce iletişim becerisine sahip. Üçüncüsü de elverişli bir konum tercih etmiş olmalarıydı. Çevre yoluna bağlanarak havaalanına ve Anadolu yakasına gitmek oldukça kolay. Anthill, trendy ve dinamik bir bölge olan Bomonti'de yer alıyor, bu sayede yürüyerek metro istasyonuna veya Nişantaşı gibi alışveriş bölgesine gitmek zahmetsiz. Güney Koreli meslektaşlarım Anthill'i bu nedenlerle tavsiye etmişlerdi ve bu avantajlar bana da çok cazip geldiği için tercih ettim. Anthill'de birçok gurbetçinin yaşamasının nedeni de bu tür ayrıcalıklı hissettiren ve yaşamı kolaylaştıran detaylardır. Türkiye dinamik olarak büyüyen bir ülke, her gün bir şeyler değişiyor. Özellikle İstanbul Boğazı'nın muhteşem manzarası ve deniz kıyısı hattı etkileyici. Her yerde harika sokak yemekleri ve restoranlar var. Türkiye'de İstanbul dışına seyahat etmek için, Ege sahillerini ve tarihi yerleri tercih ediyorum. Fethiye'deki ilk yamaç paraşütü deneyimimi ve Ölüdeniz'in masmavi denizini hala hatırlıyorum. Türkiye, Kore TV yemek programı ve YouTube seyahat ve yemek kanalı için bir numaralı yer. Burada yaşayarak dengeli bir çalışma hayatım olabilir. 2002 Kore/Japonya dünya kupasındaki üçüncülük maçının dokunaklı anını hala hatırlıyorum, maç boyunca birbirimize tezahürat yapmıştık. Tokyo Yaz Olimpiyatları'ndaki kadın voleybol karşılaşmalarında birçok Güney Koreli, Türkiye'deki orman yangınlarında büyük zorluklar yaşanan Güney bölgelerinde ağaç dikmek için fonlara bağış yaptı. Farkıysa, Türkiye yoğun etnik ve kültür çeşitliliğine sahip ancak Kore tek etniğe sahip bir ülke diyebilirim. Türkiye'deki bu çeşitlilik beni her gün ve her yerde farklı hissettiriyor, burada yaşamanın en büyük eğlencesi bu. ABD farklı kültürlerin birleştiği bir fincan ise Türkiye farklı kültürlerin buluştuğu büyük bir salata barı diyebilirim."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/web-sitemiz-yenilendi/", "text": "Her gün her alanda daha iyisini hedefleyerek yürüdüğümüz bu yolda sade, kullanıcı dostu arayüzü ve mobil uyumlu bir altyapıyla antwell. com. tr web sitemizi yeniledik. Konuklarımızın Antwell'de geçireceği zamanın konforunu ve hizmet anlayışımızı yansıtmaya çalıştığımız sitemiz artık yayında. Durmadan gelişen teknoloji, bizlere ihtiyacımız olana daha kolay ve hızlı ulaşma avantajı sunuyor. Bizler de değerli misafirlerimize daha iyi hizmet verebilmek ve teknolojinin sağladığı konforu hem otelimizde hem de internet sitelerimizde sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Son olarak da Antwell'in web sitesini yeniledik. Sitemize giriş yapan ziyaretçileri, Covid tedbirleriyle ilgili yasal prosedürlerden çalışanlarımızla ilgili uygulamalarımıza, misafirlerimizin otele giriş- çıkışlarında alınan tedbirlerden izolasyon protokolümüze kadar detaylı bir bilgilendirme mesajımız karşılıyor. Bu mesajla konuklarımıza Artık pandemi sebebiyle seyahatlerinizi ve tatillerinizi ertelemenize gerek yok bilgisini veriyoruz. Öne çıkanlar bölümünde ziyaretçiler, konaklama esnasında alacakları hizmetlerle ilgili detaylı bilgiye ulaşabiliyor, aktivite ve wellness alanlarımızı inceleyebiliyor, sağlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinebiliyor. Konuklara özel fırsatlar sunduğumuz köşemizde avantajlı kampanya ve fiyatları inceleyip özel konuklama fırsatlarından faydalanabiliyorlar. Birbirinden farklı odalarımızı ve süitlerimizi tüm detaylarıyla inceleyebilen ziyaretçiler, dilerse rezervasyon yapabilir veya satın alma işlemiyle yerinizi hemen ayırtabilir. Eşsiz manzaralı Eatwell restoranımızın menüsü, hatta Teras Cafe'nin manzarası bile sitemizde yer alıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/yarim-bardak-su/", "text": "Böyle devam ediyor... Her görüşe her düşünceye, her inanca göre farklı bir bakış açısı, farklı bir yorum, güzel örnekler olmuş, paylaşalım istedik! Bahar aylarında bu projelerimizin başlangıcında yine öncelikle sizleri haberdar edeceğimizi belirtir, sizlerle tekrar bir araya gelmenin bizleri mutlu edeceğini iletirken, sağlıklı bakış açıları olan insanlar ile karşılaşmanız temennisiyle, esenlikler dileriz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq101/yelkenler-fora/", "text": "Dünya çapında büyük ilgi gören J70 sınıfı yelken yarışları, Türkiye ayağıyla start aldı. 2018 yılında Ahmet Eker, Emir İçgören, Alp Doğuoğlu, Ergin İmre, Hasip Gencer ve Levent Özonur'un öncülüğünde J/70 Türkiye Sınıf Birliği kurularak, bu heyecanlı yelken yarışlarına ev sahipliği yapılmaya başlanmıştı. 2018 yılından itibaren hızla büyüyen J/70 yarışlarına katılım her geçen yıl artıyor. J/70 yarışlarının 5. ayağı ise 10-12 Kasım tarihlerinde Anthaven'da gerçekleşecek. Türkiye'nin Göcek bölgesinde düzenlenen ilk ayağı, 10-12 Mart tarihleri arasında Göcek Yat Kulübü ve Skopea Marina ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 18 teknenin kayıt yaptırdığı bu ayağın toplamda 6 yarışla tamamlanması bekleniyor. Bu yıl J70 Türkiye Birliği tarafından düzenlenen yarışlara katılım büyük ilgi gördü. Filo her geçen yıl daha da büyüyor ve bu yıl 18 tekne, yarışlara katılarak rekabeti zirveye taşıdı. Marmaris'te Setur Netsel Marina'nın ev sahipliğinde düzenlenen ikinci ayağa 18 ekip katıldı. Hava koşulları nedeniyle 3 gün süren bu ayağın sonunda toplamda 4 yarış tamamlandı. İlk gün, 7-8 knot hızla esen rüzgarla 3 yarış yapıldı. İkinci gün, düzensiz rüzgar nedeniyle sadece 1 yarış gerçekleştirilebildi. Üçüncü gün ise maalesef rüzgar olmadığı için yarış yapılamadı ve bu ayağın sonucu 4 yarışla belirlendi. Setur Marinas'ın sponsorluğunda İstanbul'da düzenlenen üçüncü ayağın heyecanlı yarışları, 20-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşti. İlk gün, 3 yarışın ardından Cheese Jr. ekibinin (5-1-2) sıralamayla birinci olduğu görüldü. İkinci gün, rüzgarın yerine gelmesiyle 3 yarış daha yapıldı ve Cheese Jr. ekibi ikinci günü de liderlikte (4-1-2) tamamladı. Üçüncü gün ise rüzgarın 18 knot'a kadar çıkması sayesinde 2 yarış daha yapıldı ve üçüncü ayak yarışları 8 yarışla sona erdi. HSSK Quick Sigorta Nimbus ekibi, Dümenci Saruhan Çınay liderliğinde hem genel sıralamada hem de Corinthian kategorisinde büyük başarı elde etti. Üçüncü ayak yarışlarının sonunda Cheese Jr. ekibi, genel sıralamada birinciliği elde etti. J70 Türkiye Turu'na gösterilen yoğun ilgiyle filonun çoğalması, yarıştaki rekabeti de en üst seviyelere taşıdı. Eker Kaymak, Tenzor, Bogatyrs ve Ameera Jet ekipleri adını ilk sıralara yazdıran ve kıyasıya mücadele eden ekipler arasında yer aldı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/11-ayin-sultanina-yakisan-sorfalar-hazirladik/", "text": "Hurma, Kuru Kayısı ve İncir, Tereyağı, Petek Bal-Kaymak, Peynir, Zeytin ve Şarküteri Çeşitleri, Medine hurması, zeytin çeşitleri, tereyağı, taze kaşar peyniri, ezine beyaz peyniri, petek bal, süt kaymağı, domates, salatalık, kurutulmuş kayısı, kurutulmuş incir, sucuk ve yaprak sarma. Beyaz Peynir, Kaşar Peyniri, Tulum Peyniri, Domates, Salatalık, Zeytin, Sucuk, Bal, Tereyağı, Reçel, Bodrum'un muhteşem Aspat Koyu'nda yer alan, Akdeniz mimarisi, küçük iç limanı ve çevresindeki doğal su kanalları ile dikkat çeken Radisson Collection Hotel Bodrum, doğal güzellikleri ve lüksü bir araya getiriyor. Radisson Collection Hotel Bodrum'da iftar menüleri misafirlerinin talebi doğrultusunda kişiye özel olarak hazırlanıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/bogaza-komsu-hayatlar-atteras-2-etap-satisina-basliyoruz/", "text": "Beylerbeyi'ne yakışır eski İstanbul evlerinin asil bir temsilcisi olan Antteras projemizde 2. etap heyecanını yaşıyoruz. 54 adet konuttan oluşan 2. etapta 12 bahçe dubleksi, 12 Çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daire var. Projemizin bir diğer özelliği ise Türkiye'de ilk defa verilen Yeşil Bina sertifikası ÇEDBİK-Konut'a sahip olması. Bildiğiniz gibi, Türkiye'de ve dünyada inşa edilmiş ve edilmekte olan birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Pilot proje olarak Antteras, ÇEDBİK Konut Sertifikası'nı alarak bu zincire çok önemli bir halka daha ekledi. Ant Yapı olarak yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetimizi sertifikalarla geleceğe taşıdığımızı bir kez daha gösterdik. Beylerbeyi sırtlarında, Kirazlıtepe-Küplüce sınırları içerisindeki Antteras projemizin 88 konuttan oluşan ve satışları tamamlanan ilk etabındaki konut tiplerini hatırlayalım... 2+1, 4+1 ve 5+1 dublekslerle 3+1 tek katta daireler şeklinde dört farklı tip blok sıralanıyor. 2+1, 4+1 ve 5+1 dubleks daireler 187 metrekareyle 435 metrekare, 3+1 daireler ise 189 metrekareyle 263 metrekare arasında değişiyor. Ayrıca birleştirme imkanı sunulan dubleks konutlar isteğe göre ikiz konutlara dönüştürülebiliyor. Toplamda 350 milyon dolar yatırım değerine sahip olan projemizin tamamlanmış ilk etabının ardından şimdi 2. Etabında satışına başlıyoruz. Projede yer alan konutların yaklaşık yüzde 70'i manzaraya hakim. Beylerbeyi Sarayı'na komşu olan Antteras, tüm ihtiyaçlara cevap veren geniş yerleşim planlarına sahip. Projemizin ikinci etabı 54 adet konuttan oluşuyor. 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daireden oluşan Antteras 2. Etap büyük özenle tasarlandı. - Osmanlı Devleti döneminde bir eyaletin yönetiminden sorumlu olan kişiye Beylerbeyi denirdi. - Beylerbeyi, Boğaziçi'nin Anadolu kıyısında, Kuzguncuk ile Çengelköy arasında yer alan en eski Boğaz köylerinden biri. Semt bugünkü adını 16. Yüzyılda Sultan III. Murad zamanındaki Beylerbeyi Mehmed Paşa'nın burada bulunan köşkünden almış. - 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki ayaklarının hemen dibinden başlayarak geniş bir sahil boyunca tepelere kadar uzanıyor. 1960'lara kadar Üsküdar'a bağlı bir bucak iken sonraki idari değişiklikler sırasında semt olarak doğrudan Üsküdar ilçesine bağlanmış. Son değişimler ile 'mahalle' statüsüne alınan semt halen Abdullahağa, Küplüce ve Burhaniye mahallelerini barındırmakta. - Birçok köşk, konak, çeşme, sarnıç ve maslak barındıran Beylerbeyi'ndeki Yalıboyu Caddesi'nde bulunan yalıların çoğu 1960'ların Yeşilçam filmlerinde mekan olarak kullanılmış. - Beylerbeyi'nin sembolü, 1. köprünün hemen altında yer alan Beylerbeyi Sarayı'dır. Avrupa barok tarzı mimarisi ve oryantal dokusu ile İstanbul'un en görkemli saraylarındandır. Beylerbeyi Camii külliyesinde yer alan Tarihi Beylerbeyi Hamamı da ayrıca hamam sevenler için güzel bir mekan. - Beylerbeyi'nde turistik eşya satan dükkanları, sanat galerilerini, iskele ve yola serpilmiş masalarıyla çeşitli midyeci ve balık restoranlarını, çay bahçelerini bulabilir ve buralarda hoş vakit geçirebilirsiniz. Ant Yapı olarak ürettiğimiz tüm projelerimizin odak noktası 'insan'. Amacımız ise müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve bu ihtiyaçlara doğru çözümler sunmak. Bu nedenle, mimarlık sanatının en ince detaylarıyla işlenen Antteras projesi bir ailenin tüm ihtiyaçlarına doğru çözümler üreten bir yaşam alanı olma özelliğini koruyor. Projemizde kullanılan tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarında. Genel: Kullanılacak tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarındadır. İnşaat Sistemi: Son deprem yönetmeliğine uygun, radye temel, konvansiyonel sistem betonarme karkas, çatı katları projesine uygun çelik konstrüksiyon. Bölücü Duvarlar: Betonarme perde ve gazbeton blok üzeri alçı sıva üzerine saten alçı, çatı katlarında ve projesine uygun yerlerde izolasyonlu alçıpanel bölücü duvarlar üzerine saten alçı. Dış Cephe: Isı yalıtım levhalarıyla mantolanan betonarme perde ve tuğla veya gazbeton blok dış duvar yapı elemanları üzerinde dekoratif kaplamalı boya ve projesine uygun taş, ahşap, fibercement ve benzeri malzeme. Kış bahçelerinde projesine uygun sistem ve malzemeyle cam kapama sistemi; projesine uygun olarak teraslarda motorlu tente altyapısı. Çatı: Projesine göre çelik konstrüksiyon yapılarak gerekli ısı ve su yalıtımı sağlayacak detayda çatı kaplaması üzeri metal örtü. Projesine uygun yağmur olukları ve iniş boruları. Döşeme Kaplamaları: Projesine uygun olarak salon, oda ve oda koridorlarında lamine parke, hol, mutfak, banyo ve tuvaletlerde doğal taş veya granit seramik kaplama. Teras döşemeleri projesine göre doğal taş veya granit seramik kaplama. Duvar Kaplamaları: Islak hacimler hariç tüm mahallerde tekstil tabanlı vinil duvar kağıdı, banyo ve tuvaletlerde projesine uygun olarak doğal taş veya granit seramik ve tekstil tabanlı vinil duvar kağıdı. Tavan Kaplamaları: Projesine uygun olarak betonarme tavan veya alçıpanel asma tavan üzeri saten alçı sıva ve su bazlı plastik boya, banyo ve tuvalet tavanlarında neme dayanıklı alçıpanel asma tavan üzeri saten alçı sıva ve su bazlı plastik boya. Pencereler: Projesine uygun ebatlı ısı bariyerli ve ısı camlı alüminyum doğramalar ve cam korkuluklar. Güneş ve ısı kontrolü için yüksek nitelikli camlar ve projesine uygun dış cephe stor perde gölgeleme sistemi alt yapısı. Kapılar ve dolaplar: Dış kapılar projesine uygun olarak çelik, diğer kapılar mdf üzeri mat lake kaplamalı ahşap. Projesine uygun yerlerde duvar içine ya da duvar yüzeyine kayan kapı mekanizması, varsa camlı mutfak kapısı. Projesine uygun olarak daire iç kapılarıyla uyumlu malzemeden gömme vestiyer dolapları ve telore dolaplar. Mutfaklar: Projesine uygun olarak ahşap veya lake kapaklı mutfaklarla kompozit taş veya akrilik tezgah ve duvar paneli, ankastre beyaz eşyalar, paslanmaz çelik evye, evye bataryası ve projesine uygun aksesuarlar. Banyo/Tuvaletler: Projesine uygun olarak ankastre veya sıva üstü banyo ve lavabo armatürleri, tezgahlı lavabolu banyo dolapları, doğal taş, kompoze taş veya akrilik duş tekneleri, temperli cam ve paslanmaz çelik veya alüminyum duş panelleri, gömme rezervuarlı asma klozetler, aynalar, projesine uygun banyo aksesuarları. Dubleks konut merdivenleri: Projesine uygun çelik konstrüksiyon üzeri ahşap kaplama merdiven basamakları, varsa projesine uygun korkuluk ve ahşap küpeşteler ile. Blok ortak alanları: Blok girişleri, merdivenler ve sahanlıklarla kat holü döşeme kaplaması doğal taş veya granit seramik kaplama. Asansörler: Kapalı otoparka kadar inen, kat ve kabin kapıları tam otomatik, kabini özel dizayn edilmiş laminat veya paslanmaz kaplı, dijital sinyalizasyonlu, acil durum aydınlatmalı, güvenlikle irtibatlı diyafon tertibatlı, elektrik kesintisinde kabini kata getirme sistemli, iniş ve kalkış konforu artırılmış ithal asansörler. Site Ortak Alanları: Kapalı sosyal tesis, çocuk oyun alanı ve oyun grupları, spor sahası, yeterince ağaçlandırılıp çimlendirilmiş peyzaj düzenlemesi, yağmur suyu toplama şebekesi, su teminindeki kısıtlamaya karşı ortak alan sulanması ve konutların sınırlı sürede ihtiyacını karşılayabilecek su deposu ve hidrofor sistemi, güvenlik ve hizmet birimleri. Sosyal Tesisler: Açık yüzme havuzu ve çocuk havuzu, fitness center, sauna, buhar odası, duş- WC, kafeterya, çocuk oyun odası, barbekü alanı, yönetim mekanları. Otoparklar: Tüm konutlara 2'şer adet projesine uygun ve blok asansör holleriyle bağlantılı kapalı otopark. Depolar: Projesine ve konut tipine göre bir adet kapalı depo. Isıtma ve Soğutma Sistemi: Tüm konutlarda yerden ısıtma sistemi; kademesiz alev modülasyonlu, yakıt tasarruflu, sabit sıcaklıkta su garantili kombi cihazı; salon, yatak odaları ve mutfakta inverter kompresör teknolojili A+ enerji sınıfı klima sistemi. Sıhhi Tesisat Sistemi: Poliproplen boru ile sıcak-soğuk su sistemi, mineral katkılı poliproplen sessiz borular ile atık su sistemi, şebeke suyu şartlandırma sistemi. Elektrik Tesisat Sistemi: Otomatik devreye giren 1/1 güçte ses izolasyonlu jeneratör, konutlarda kaçak halinde akımı kesecek kaçak akım rölesi, özel ve TSE garantili kablo ve elektrik ekipmanları, garaj, kat holleri, merdivenler gibi ortak alanlarda hareket sensörlü ve tasarruflu armatürler, site içi yollar, ortak alanlar ve konut bahçelerinde özel aydınlatma elemanları. Konut içlerinde projesine uygun anahtar ve prizler, gömme asma tavan armatürleri. Sayaç panolarında, hibrit ve elektrikli araçların şarj prizi kurulumuna hizmet edecek alt yapı düzenlemesi. TV, Telefon, İnternet: Yapılacak protokole istinaden, Türk Telekom tarafından konut içi zayıf akım kutusuna kadar fiberoptik kablo altyapısı oluşturulması ve abonelik kapsamında IPTV, IP veya analog telefon, geniş bant internet erişim hizmeti, tüm odalarda ve mutfaklarda telefon, data ve TV-SAT hattı, her konut için multiswitch'ten beslenen iki TV hattı üzerinden 40 analog yayın, dekoder üzerinden Digiturk ve D-Smart yayınları, sosyal alanlarda Wi-Fi kablosuz internet için kablo altyapısı. Güvenlik Sistemi: Ana girişte 7/24 hizmete uygun güvenlik binası, site girişi ve çevre duvarlarında yüksek çözünürlük ve gece/gündüz özellikli kameralar, dijital görüntü kayıt cihazları, konutlarda blok girişleri ve site güvenliği ile irtibatlı görüntülü interkom sistemi. Yıldırımdan Korunma: Bina bazında, topraklama ve paratoner sistemi. Yangından Korunma: Site ortak alanlarında ve konut içlerinde dijital adresli yangın ihbar sistemi, mutfaklarda ısı dedektörü, ıslak mekanlar hariç tüm mahallerde duman dedektörü, kat hollerinde yangın dolabı, yangın ihbar butonu ve flaşörlü siren, güvenlik merkezinde yangın ihbar santrali, kapalı otopark ve araç yollarında yağmurlama, yangın dolabı, açık alanlarda hidrantlar ile sulu yangın söndürme sistemleri, kapalı otopark ve araç yollarında yangın duman tahliye sistemi. Peyzaj: Ortak alanlarda yeterince ağaçlandırılıp çimlendirilmiş peyzaj düzenlemesi; konut bahçelerinde peyzaj projelerine uygun olarak bitkisel toprak serimi, bitkisel drenaj sistemi, bahçe sulama sistemi, çimlendirme ve ağaç/ bitki dikimi yapılacaktır. Peyzaj projesi Antteras'ı parsel bazında bütüncül bir yaklaşımla ele alacak olup, uygulamada sürdürülebilirlik kriterleri dikkate alınacaktır. Şömine Bacası: Sadece çatı dubleks konutlarda, projesine uygun yer, ebat ve kapalı tipte şömine kurulumuna imkan verecek şömine bacası. Yalıtım: Teras, çatı ve toprak altı mahallerde su yalıtımı; dış duvarlar, açık havayla temastaki döşemeler ile teras ve çatılarda projesine uygun nitelikte ısı yalıtımı; döşeme ve iki konut arası duvarlarda ses yalıtımı. Bu liste, ekinde yer aldığı mimari projesi ile birlikte bir bütündür. Ant Yapı proje geliştirme ve uygulama aşamasında gerekli gördüğü değişiklikleri yapma hakkını saklı tutar."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/burada-yasamayi-cok-seviyoruz/", "text": "Avukat Ceyda Sıla Çetinkaya, kendisi gibi avukat eşiyle birlikte 4 yıldır Antteras'ta yaşıyor. Burada yaşamanın en keyifli kısmının Boğaz manzarasını her gün izleyebilmek olduğunu söyleyen Çetinkaya'nın Kesinlikle gördüğüm en güzel projelerden biri dediği Anthaven'da da bir aile yazlığı var. İstanbul'a 6 yıl önce gelen, aslen Ankaralı bir çift Ceyda Sıla Çetinkaya ve eşi Kaan Çetinkaya... İkisi de avukat. Yaklaşık dört yıldır Antteras sitesinde yaşıyorlar. Sitenin en genç çiftlerinden de biri onlar... Sıla Çetinkaya ile Antteras'taki hayatlarını, avukatlık mesleğinin zorluklarını, hobilerini ve Ant Yapı'yla nasıl tanıştığını konuştuk. 2011 yılında TED Ankara Koleji'nden mezun oldum ve ardından Bilkent Üniversitesi'nde Hukuk Fakültesi'nde ana dalımı, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde de yan dalımı tamamladım. Kaan'la Bilkent'te tanıştık ve ikimiz de avukatız. Ben Baker McKenzie'de uluslararası tahkim ve uyuşmazlık çözümü alanında çalışıyorum, Kaan Çetinkaya Hukuk Bürosu'nun kurucu ortağı olarak mesleğini icra ediyor. İkimiz de Galatasaray Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyoruz. Ben ayrıca Galatasaray Spor Kulübü'nde kongre üyesiyim. Tam bir araba tutkunuyum. Özellikle Amerikan arabalarını çok seviyorum, hatta eskiden 2008 model bir Ford Shelby GT500'üm vardı. Bunun dışında çok uzun yıllardır tenis oynuyorum. Ant Yapı ile tanışmamız, çok uzun yıllar önce babam Coşkun Aras'ın Ant Yapı'ya yeminli mali müşavir olarak danışmanlık vermesiyle başladı. Dolayısıyla tanışıklığımız epey eski bir zamana dayanıyor. Ayrıca Anthaven'da da ailemizin yazlığı var. Anthaven kesinlikle gördüğüm en güzel projelerden biri ve orada zaman geçirmeyi çok seviyorum. Burada yaşamayı çok seviyoruz ve bizim için en önemli ve keyifli kısmı yeşillikler içerisinden boğaz manzarasını her gün izleyebiliyor olmak. Evimizin bulunduğu blok kuşkusuz sitenin en güzel manzarasına sahip evlerinden birisi. Bunun dışında sitenin spor imkanları ve çok değerli komşulara sahip olduğumuz bir site olması da bizim için çok önemli. Çocuğumuz yok ancak çocuklar için oyun alanlarının olması sebebiyle ileride bizim için avantajlı olacağını düşünüyorum. İşyerim Etiler'de, bu sebeple sabah ve akşam saatlerinde köprü trafiğini çekmek biraz can sıkıcı olabiliyordu. Ancak pandemi döneminde evden çalışma sistemini benimsediğimiz için sadece toplantılar için ofise gittim. Trafik olmayan saatlerde yaklaşık 10-15 dakikada gidebiliyorum. Avrupa Yakası'na geçişin kolay olması ve oturmuş bir mahalle kültürünün olması sebebiyle Beylerbeyi'nde yaşamayı çok seviyorum. Avukatlık mesleğinde başarılı olmak için verilebilecek en önemli ipucu çok çalışmak. Avukatlık, çok iyi bir teknik hukuk bilgisi, sorunların hukuki olduğu kadar ticari yönünü de anlayabilme ve iyi bir iletişim becerisini gerektiriyor. Verdiğiniz her karar ve görüşle ciddi bir sorumluluk alıyorsunuz. Elbette tüm bunları yapabilmek gerçekten çok çalışmaktan ve detaycı olmaktan geçiyor. Ayrıca bu kadar zor bir mesleği sevmeden yapmanın imkansız olduğunu düşünüyorum. 2022 yılına gelindiğinde, Türkiye'de kadın avukat olmanın kolay olduğunu söylemek isterdim ancak ne yazık ki öyle değil. Hala her alanda birçok zorlukla karşılaşıyoruz ve her biri hakkında ayrı birer makale yazabiliriz sanırım. Kadınların iyi avukat olamayacağı çünkü eviyle de ilgilenmesi gerektiği düşüncesine sahip ciddi bir kitle var. Sizinle çalışıp ne kadar başarılı olduğunuzu gördüklerinde bu önyargıyı yıkabiliyorsunuz. İkimiz de günde 15-20 saat çalışıyoruz ve hayatın her alanında olduğu gibi eve ilişkin sorumluluklarımızı da paylaşıyoruz, dolayısıyla kadının evle veya çocuğuyla ilgilenmesi gerektiği gibi bir sosyal klişenin kabulü bizim için asla mümkün değil. Kaan da bu çerçevede 'Yanındayız Derneği'nin aktif bir üyesi olarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı mücadele ediyor ve bu alanda çalışmalarını sürdürüyor. Antteras'ın spor imkanları ve çok değerli komşulara sahip olması da bizim için çok önemli."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/kanli-ay-suprizler-getirecek/", "text": "16 Mayıs'ta dünyadan da izlenebilecek bir kanlı Ay tutulması yaşanacak. Dünyanın pek çok yerinden izlenebilecek bu kanlı ay tutulması, astrolojik olarak da hayatlarımıza hiç beklemediğimiz birtakım sürprizler getirecek, değişim için ihtiyaç duyduğumuz cesareti kendi içimizde bulmamıza yardımcı olacak. Kanlı ay, özel bir astronomik olay olmamasına rağmen, beyazımsı ay kırmızı veya kırmızı-kahverengi hale geldiği için gökyüzündeki manzara seyre değer bir hale bürünüyor. Dünyaya yansıması hayranlık uyandıran bu olayın insanlar üzerinde de hayli yoğun bir etkisi var. 16 Mayıs 2022 Tam Ay Tutulması Avustralya'da, batı ABD'nin bazı bölgelerinde, batı Güney Amerika'da veya Kanlı Ay'ın toplam evresinde Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinden izlenebilecek. Beklenmedik gelişmelere, aşk-nefret çarpışmalarına hazır olun. Tutulmalar birçok duygu yaratır, ancak bu her zaman sonu kötü biten hikayeler gibi olmak zorunda değil. Eğer iş ve özel hayatınızdaki ilişkilerle yüzleşecek gücü ve cesareti kendinizde bulursanız pozisyonunuzu lehinize çevirebilirsiniz. Çoğu burç için duygusal dengesizlik veya sebebi olmayan bir tür huzursuzluk hissi olabilir. Projelere başlamak için uygun bir gün olmadığını söylemeden geçmeyelim. Ancak uzunca zamandır aradığınız cevapları da beraberinde getiriyor. Aradığınız çözümleri ve umudunuzu kaybetmemenizi hatırlatacak bir tutulma yaşayacaksınız. Ateş burçlarından Koç, Aslan ve Yay gerçek değerlerinin farkına varacak ve dünyadaki rollerini hatırlayacaklar. Kendilerine olan güvenleri artacak girişimlerinde daha emin adımlarla ilerleyecekler. Hava burçlarından İkizler, Terazi ve Kova bu sürede geçmişte yaptıkları bazı yanlışlar sebebiyle biraz uykusuzluk çekebilirler. Bu duyguya fazla kapılmadan durum analizi yapanlar için güzel bir kişisel gelişim dönemi olacak. Su burçları Yengeç, Akrep ve Balık için oldukça şaşkınlık yaşayacakları bir dönem olacak. Ay tarafından yönetilen Yengeç hariç, Akrepler ve Balıklar duygusal iniş çıkışlarla karşı karşıya kalabilirler. Soğukkanlı davranabilenler için ilişkilerini düzene koyabilecekleri bir dönem olacak. Toprak burçlarından Boğa, Başak ve Oğlak hayatlarında nasıl para kazanabileceklerine dair net cevaplara sahip olacaklar ve rotalarını değiştirecekler. Yeni projeler, sektör değiştirme gibi köklü kararlar aldıkları bu süre zarfında temkinli davranmaları gerekecek. Ay tutulması, hayatınıza öngöremediğiniz bazı değişiklikler getirirse birtakım fedakarlıklar yapmak zorunda kalabilirsiniz. Tutulmaların size zor yoldan kendinizi bulma şansı tanıdığını ancak hedeflerinize ulaşmak için çözüm ve kaçış planlarını bulanın kendiniz olduğunu unutmayın. Sizin için en iyi kararları verecek olanlar yine sizsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/radisson-colletion-hotel-bodrum-yeni-sezona-kapilarini-acti/", "text": "Türkiye'nin St. Tropez'i Bodrum... Yumuşacık kumu ve berrak deniziyle dünyanın en güzel koylarından Aspat... Aspat Koyu'nda yer alan Radisson Collection Hotel Bodrum yeni sezon için kapılarını 1 Nisan'da açtı. Bu yıldan itibaren yıl boyu hizmet verecek olan otelimizde konuklarımız dört mevsim Bodrum'un tadını çıkarabilecek... Ayrıca özel günlerini burada kutlamak isteyenlere unutulmaz anılar yaratacak eşsiz olanaklar da sunuyoruz. Ant Yapı olarak geçen Yıl bir ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz Aspat Koyu'nun eşsiz güzelliğinde misafirlerini ağırlamaya başlayan Radisson Collection Hotel Bodrum, yaz sezonu için kapılarını açtı. Radisson Hotel Group'un iddialı markalarından biri olan ve Ant Yapı tarafından ilk kez Türkiye'ye getirilen Radisson Collection markası, bulunduğu lokasyonun yerel kültürüyle doğrudan bağlı özgün ve ikonik otelleriyle öne çıkıyor. Şimdi bu deneyimi biz de konuklarımıza, Homeros tarafından 'Ebedi mavinin ülkesi' olarak tanımlanan Bodrum'un eşsiz Aspat Koyu'nda sunuyoruz. Radisson Collection markasının Türkiye'deki ilk oteli olma özelliğine sahip Radisson Collection Hotel Bodrum, Ant Yapı olarak bizim ülkemizdeki beşinci turizm yatırımımız. Şimdi biraz, her detayını büyük özenle dizayn ettiğimiz ve 1 Nisan'da yeni sezon için yeniden misafirlerimizle buluşturduğumuz Radisson Collection Hotel Bodrum'un özelliklerinden söz edelim... Aspat Koyu sahiline komşu olan 400 metrelik sahil şeridi boyunca uzanan plajda, konuklarımız ister sessiz sakin ister daha hareketli alanlarda denizin keyfini çıkarabiliyor. Bu muhteşem plajı kullanmak için otelde konaklamak da şart değil. Günübirlik gelenler, rezervasyon yaptırarak hizmet alabiliyor... Sahil restoranımız Cafe Haven'da gün boyu muhteşem lezzetler sunuyoruz. Misafirlerine hem Ege mutfağının eşsiz lezzetlerini hem de Peru mutfağından seçkiler sunan BARranco'da ise konuklar adeta bir gastronomi seyahatine çıkıyor. Otel bünyesinde bulunan Anthaven çarşı alanında konuklarımız keyifle alışveriş yapabiliyor ve çocuklu aileler minik misafirlere özel etkinliklere katılabiliyor. Gelelim otelimizin en keyifli noktasına... 7 masaj odalı, kapalı havuzlu, hamam, sauna ve buhar odasıyla 1.150 metrekarelik bir alana yayılan SPA'mız, tüm bölgede öne çıkıyor... Kişiye özel hizmetler Bunların dışında, spor yapmaya tatilde de ara vermek istemeyenler için sahil voleybolu, mini golf, basketbol ve tenis sahası yer alıyor. Bodrum'un 12 km batısında, Milas-Bodrum Uluslararası Havalimanı'ndan 46 kilometre, Bodrum merkezine ise 30 dakikalık sürüş mesafesinde bulunan otelimizin konumu sayesinde konuklar tarihi Bodrum Kalesi'ni, Mindos Kapısı'nı, Bodrum Antik Tiyatrosu'nu, Bodrum Marina & Tersanesi'ni, Bodrum eski kenti de zahmetsizce ziyaret edebiliyor. Her ihtiyaca yönelik 7 farklı oda alternatifi olan Radisson Collection Hotel Bodrum'da toplam 80 oda var. Tek veya ikiz yatak opsiyonlu odalarda ayrı tuvalet ve duş alanları, oda içi sıcaklık ayarı kontrolü, balkon ya da teras, full HD düz ekran televizyon, telefon, oda içi emanet kasa, mini bar, çalışma masası, kahve makinesi, yastık opsiyonu, ücretsiz wi-fi bağlantısıyla ayrıca engelli odamız da bulunuyor. Bünyemizde özel kumlu plaj, açık havuzlar, ısıtmalı kapalı havuz, otopark & vale hizmeti, çocuk kulübü, hemşire, kuaför gibi hizmetler bulunuyor. Konuklarımız ayrıca 8 kiloya kadar olan evcil hayvanlarıyla birlikte konaklayabiliyor. Yani otelimizde en üst kalitede tatil geçirmek için kişiye özel birçok hizmet de sunuyoruz. İş insanları için tam donanımlı olanaklar da bunların arasında. 40 metrekareden 145 metrekareye kadar fuaye alanları olan dört adet toplantımız da bulunuyor. Bodrum denizi, koyları, tarihi zenginlikleriyle hem yerli hem yabancı turistlerin vazgeçemediği bir lokasyon. Bill Gates, Roman Abramovich gibi ünlü milyarderleri bile kendine çeken Bodrum, tüm güzelliklerinin yanı sıra artık dünyada süper yatların yanaştığı marinalarıyla da adından bahsettiriyor. Dünya basınının saygın yayını TIME dergisi de Bodrum'a, dünyanın en müthiş 100 yeri listesinde 'Yükselen Riviera' başlığıyla yer verdi. Son 3 yıldır dünyada görülmesi gereken yerleri listeleyerek destinasyon trendlerine yön veren TIME, Radisson Collection Hotel Bodrum'u da deneyimlenmesi gereken oteller arasına aldı. TIME bu yıl özellikle pandemiye rağmen yenilikler ve benzersiz deneyimler sunan yerleşim bölgelerini belirlediklerini, listenin bu bölgelere bir övgü niteliği taşıdığını açıkladı. Dergi, listeyi belirlemek için gerçek deneyimleri önemsediklerini, uluslararası muhabir ve gazeteci ağlarından faydalandıklarını belirtiyor. - Radisson Collection Hotel Bodrum'da özel günler ve davetler de unutulmaz anılara dönüşüyor... Pek çok farklı özel organizasyon için Aspat Koyu manzaralı olağanüstü mekanlarda masalsı manzaralar eşliğinde konuklarımızın unutulmaz anılarına ev sahipliği yapıyoruz. - Aspat Koyu'nun nefes kesen manzarasına karşı konumlanan düğün süitimizin 15 metre karelik geniş terasında bekarlığa veda partisi verilebiliyor. Sanitas SPA'da yer ayırtarak gelin hamamı grupları keyifli vakit geçirebiliyor. Tüm etkinlik planlaması süresince konuklarımızın ihtiyaç duyabileceği birçok konuda onları doğru adreslere yönlendiriyoruz. - Anthaven Club House'un özel jakuzili hazırlık odalarında, çiftler bu en özel günlerine keyifle hazırlanabiliyor. Ve düğün gecesi... 350 kişi kapasiteli havuz başında, Aspat Koyu'nun nefes kesen manzarası davetlilere unutulmaz anlar yaşatırken, uçsuz bucaksız maviliklere uzanan alanda misafirlere önce karşılama kokteyli ikram ediyoruz. - Termera Beach'te, 400 metre boyunca uzanan bir sahil şeridimiz var ve özel günler için burada da olanaklar sunuyoruz. Konuklar 500 kişi kapasiteli sahilimizde Aspat Koyu'nun doğası ve tarihiyle iç içe nikah ve düğün yemeği gerçekleştirip, Anthaven Club House'da eğlenceyi gece boyu sürdürebiliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/ramazan/", "text": "Hemen hemen her dinde farklı şekillerde de olsa oruç tutma eylemi bulunmaktadır. - Vücudun yağ yakmasını hızlandırır. - Mide ve bağırsakları dinlendirir. - Zihin fonksiyonlarını güçlendirir. - Vücudu daha dayanıklı hale getirir. - Cilde parlaklık ve canlılık verir. - İnsülin direncinde olumlu etkiler. - Bağışıklık sistemini güçlendirir. - Kanseri önler. - Alzheimer hastalığını önler. - Kalp sağlığını korur. - Hücreleri onarır. - Yaşlanmayı geciktirir. - Stres ve kaygıdan uzaklaştırır. - Öfke kontrolünü destekler. - Tahammül gücünü yükseltir. - Vicdanı harekete geçirir. - Empati kurmaya yardımcı olur. - Obsesif bozukluklar azalır. - Aile ve dost iletişimleri güçlenir. Saymakla bitmez; orucun gerek sosyal gerekse psikolojik birçok olumlu etkileri görülmektedir. Ramazan ayının en güzel taraflarından biri de insanın manevi anlamda arınması; günah sayılan davranışlardan kendini koruması, tevazu, merhamet, cömertlik, kardeşlik gibi güzel hasletlerle kalbini donatmasıdır. Bu arada eskiden Ramazan ayında iftar ile sahur arasında direkler arası Hacivat-Karagöz, gölge, kukla gibi oyunlar, fasıl gibi eğlencelerin yanında sosyal dayanışma anlamında diş kirası, bakkallardan veresiye defteri kapatma gibi yardımlaşmaların olduğu zamanları da unutmamak gerekir. Bu vesile ile malum sebepler içinde zor günler geçiren dünyamıza Ramazan hoşgörüsünün gelmesini, kardeşçe yaşayacağımız kavgasız, savaşsız, barışın hakim olduğu, herkesin vicdanlı, adil, tahammüllü olacağı huzurlu bir dünya dileklerimizle Ramazan ayınızı ve peşinden gelecek bayramınızı kutlar, esenlikler dileriz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq102/universite-ogrencileriyle-bulustuk/", "text": "Her sene olduğu gibi üniversite öğrencileriyle bir araya geldiğimiz etkinliklerde hem gençlere kendimizi anlattık hem de kariyer yolunu Ant Yapı çatısı altında çizmek isteyen öğrencilerin başvurularını aldık. Şubat ve Mart aylarında çeşitli kurumların kariyer günlerine katılım gerçekleştirdik. Ant Yapı olarak turizm ve inşaat alanındaki projelerimizde değerlendirmek üzere kariyer günlerine katılarak yeni mezun adayların iş başvurularını, stajyer adaylarının staj başvurularını aldık. Gerek üniversitelerin düzenlediği gerekse yerel yönetimler tarafından organize edilen kariyer günlerinde geniş yelpazeli bir kitle ile görüşmeler yaparak kariyer fırsatlarımızı aktarma, deneyimlerimizi paylaşma ve adayların kariyer hedeflerini dinleme fırsatı yakaladık. Ant Yapı olarak başta mimarlık ve mühendislik alanlarında olmak üzere tüm alanlardan yoğun başvuru aldık."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/akut-yararina-kostuk/", "text": "İzmir Belediyesi tarafından düzenlenen ve bu yıl 16 Nisan 2022'de gerçekleştirilen Maratonİzmir'de biz de vardık. Radisson Collection Hotel Bodrum personelimizle Akut yararına koştuk. İzmir Büyükşehir Gençlik ve Spor kulübü hem İzmirliler hem de Türkiye'nin her yerinden sporseverlerle birlikte İzmir'i, Türkiye'de sporun örnek kenti haline getirmeyi hedefliyor. Bu amaçla da ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yaparak maraton koşuları düzenliyor. Bu organizasyonlarla halka spor sevgisini ve spor yapma alışkanlığını kazandırmaya çalışan İzmir Büyükşehir Gençlik ve Spor kulübü çatısı altında düzenlenen Maraton İzmir koşusuna biz de katıldık. 16 Nisan 2022'de gerçekleşen koşuya Radisson Collection Hotel Bodrum personelimizle katıldık ve Akut yararına koştuk. Bu süreçte 4 Nisan 2022'den itibaren Akut yararına bağış kampanyaları oluşturduk. Akut'un arama kurtarma çalışmalarına destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/anthavenin-esi-benzeri-yok/", "text": "Merhaba, 1967 yılında Ankara'da Dünya'ya geldim, çocukluğum Bahçelievler, gençliğim Çankaya'da geçti. Eğitimimi Çankaya Lisesi'nin ardından Ankara Üniversitesi, DTCF Fakültesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümünde sürdürdüm. Ted Ankara Koleji ve ODTÜ kulüplerinde basketbol oynadım. Yeme içme sektörüne ilk adımımı 1989 senesinde 'ne tesadüftür ki' yine Bodrum Yalıkavak'ta bulunan Monacus Monacus'un yeme içme fasilitelerini çalıştırarak attım. Ardından 1995 2005 yılları arasında Ankara'da Diplomasi ve Bürokrasi çevrelerinin müdavimi olduğu 'Üç Kalyon' isimli bir deniz mahsulleri restoranı açtım ve işlettim. Daha sonra 5 yıl süren bir Dubai enternasyonal deneyimimin ardından İstanbul'a dönerek yeniden yapılanma sürecine giren bir restoran grubunun Genel Müdürü olarak görev aldım. Bu dönemde hayata geçirdiğimiz ve yöneticiliğini yaptığım markalardan bazıları Topaz Gümüşsuyu, Colonie Karaköy, Blue Topaz Reina, Escale Kanyon, Rana Meyhane, Firuze İKSV, Pandeli Mısır Çarşısı, Monkey İKSV Roof, Ringa Kuruçeşme idi. Bu süreç birçok değerli yerli ve yabancı şefle yakından çalışma fırsatı bulduğum bir dönemdi. Müzik her zaman hayatımın merkezinde oldu, son 25 yıl DJ olarak birçok mekan ve etkinlikte görev aldım. İşletmesini üstlendiğim tüm markaların aynı zamanda müzik direktörlüğünü yaptım. DJ müsabakalarında jüri üyesi olarak Türkiye'den bir de Dünya şampiyonu çıkardık. Birçok yerli yabancı şarap sertifikasına sahibim, bunların arasında özellikle İngiltere'den aldığım Wine & Spirit Education Trust Akademisi 2. Level sertifikası tüm Dünya'da saygın, geçerliliği olan bir sertifikam var. İstanbul'da işlettiğimiz restoranlarımızın kavlarına bu birikimlerimizi kullanarak Türkiye'de ilk defa 'Wine Spectator'- Best of Award of Excellence ödüllerini kazandırdık. Hadi Balık Bodrum aslında oldukça uzun bir zaman önce Bodrum'da kurulmuş ve faaliyet gösteren bir kuruluş. Biz Hadi Balık Bistro'yu hayata geçirmeye hep beraber 2020 başlarında, yani pandeminin hayatlarımıza sertçe girdiği bir dönemde karar verdik. Hedefimiz etik yöntemler, demokratik fiyatlarla ülkemiz insanlarını balıkla daha fazla buluşturabilmekti. İlk şubemiz ve gözbebeğimiz Anthaven içerisinde yer alıyor ve önümüzdeki günlerde 1. Yaşını kutlayacak. Hadi Balık markası olarak insanların iyiliği ve sağlığı için herkese balığı sevdirmek zaten bizim marka amacımızdı, pandeminin daha başlarında ve en çetin günlerinde Hadi Balık Evlere Servis sistemini, büyük şehirlere, insanlara taze ve sağlıklı balık ulaştırmak için hayata geçirip evlerinden çıkamayan insanlara balık ulaştırmıştık. İşte Hadi balık Bistro hikayesi, insanların evlere taze balık servisimizden duydukları büyük mutluluktan ateş aldı, alevlendi. Uzunca bir süre konsept ve menü üzerinde çalıştık ve hazırlandık, gerçekten ince eledik ve sık dokuduk. İlk şubemiz ve gözbebeğimiz Anthaven içerisinde yer aldı, önümüzdeki günlerde 1. yaşını kutlayacak. Hadi Balığın 2. şubesi ise geçtiğimiz Eylül ayında Bodrum merkezde, biraz geleneksel, biraz tarihi doku içerisinde Gıda Çarşısında faaliyete geçti. Tam bir 'Mercato' dükkanı, geleneksel meyhanelerin, taze balık reyonlarının, manavların arasında bir vaha, kaçış noktası. Bu şubemizin bir özelliği de 12 ay hizmet veriyor olması. Anthaven gerek mimari proje gerekse bulunduğu konum olarak çok özel bir nokta, Bodrum'da eşi benzeri yok diyebiliriz, özellikle önümüzde geçireceğimiz sezon ile kendisinden çok daha fazla söz ettireceğine hep beraber şahit olacağız. Anthaven bizim için çok uygundu, keşmekeşten uzak müthiş bir doğa içerisinde etrafı ile uyumlu bir mekan için çok doğru bir noktaydı. Hadi Balığın bizce en büyük farkı size hiç beklemediğiniz bir anda çok şey sunan sürprizli yapısı ve bunu son derece etik ve demokratik bir anlayışla gerçekleştiriyor olması. Samimiyet ve gerçeklik hissi yaratmasının yanında herkesi ayrı ayrı çeken bir şey var burada. Gençlerin imza kokteyllerimizden içtiği ve gece boyu dans edebildiği bir mekan, bir akşamüstü deniz kenarı kokteyl keyfi de olabiliyoruz. Öğle yemeğinin rahatlığı, akşam yemeğinin şıklığı ve yemek sonrası eğlencesi de olabiliyoruz. Anthaven bizim için çok uygundu, keşmekeşten uzak müthiş bir doğa içerisinde etrafı ile uyumlu bir mekan için çok doğru bir noktaydı. Biz Dj'lere hep sorulan bir soru vardır; bir ailenin 3 kuşağının da aynı zevkle dinlediği, keyif aldığı bir popüler kültür müziği var mıdır? Diye. Hep aynı yanıtı veririz ABBA. Biz biraz Abba gibiyiz, herkes kendisinden bir şeyler bulabiliyor. Hadi Balık çalışanları için de ayrı bir parantez açmak gerek; her biri mesleğinde çok özel, çok tecrübeli arkadaşlarımızı itinayla bir araya getirdik ve yakalaması her zaman mümkün olmayan müthiş bir uyum ve aile çıktı ortaya. Her biri dükkanın sahibi, bu bizim en büyük kuvvetlerimizden biri. Gerçekten çok yaratıcı, lezzetli ve eğlenceli bir menümüz var ve sıkça değişiklikler yaparak dinamik tutuyoruz. Altın kural şu; menüde hiçbir şey laf olsun boşluk doldursun diye yer almayacak, mutlaka lezzetli olacak. Eminönü'nde dahi tadamayacağınız Balık Ekmek ile buluşabilir, daha önce belki hiç duymadığınız geleneksel bir Yunan Risotto uyarlaması olan arpa şehriyeli 'Orzo' ile de tanışabilirsiniz. Yahut çıtır çıtır tempuralar'la başlayıp birden içli köftenin deniz ürünlü versiyonu Fishly köfte ile lezzet şöleni yaşayabilirsiniz. Bir başka sefer ise meşhur bir İstanbul Levanten'ine ait esnaf lokantasının 120 yıllık reçetesi ile hazırlanmış Kağıtta Sütlü & Tereyağlı Levreğin kollarına bırakabilirsiniz kendinizi. Bodrum köylerinin pazarlarından toplanan Gambilya ile yapılmış Fava, körpe çırpı pırasa ile yapılmış ekşili karamelize pırasa sizi sağlıklı hafif lezzetlerle buluşturabilir. Bu noktada en önemli hususlardan biri Ant Yapı ortaklarının bizim için seçtiği özel lokasyon, yoktan var ettikleri alandır, duydukları güven için kendilerine bir kez daha teşekkür etmeyi borç biliyorum. İçerisinde bulunduğumuz muhteşem doğaya ve mimari yapıya uyum sağlayan, onu rahatsız etmeyen bir tasarıma ve ihtiyaçlarımızı karşılayacak işlevselliğe ihtiyaç vardı. Bu noktada çok tecrübeli ve işinin ehli İspanyol mimarlık ofisi Lagranja ve Mimar Selin Ataman girdi devreye, biz ortaya çıkan sonuçtan çok mutlu olduk. Biz biraz ABBA gibiyiz, herkes kendisinden bir şeyler bulabiliyor Hadi Balık'ta. Ant Yapı çok köklü, tecrübeli ve işine çok hakim bir kuruluş. Biz bunu ilk tuğlayı koyduğumuz andan itibaren hissetmeye başladık, işimizi eksiksiz, kusursuz yapabilmemiz için inşaat safhasından son ana kadar hep yanımızdaydılar. Yönetim ekibinden de mutlaka söz etmek gerekiyor bu noktada; tesisin başında, liman yönetiminde, güvenlik ekibi ve teknik kadroda bu işin en iyileri, profesyoneller bulunuyor ve Anthaven yaşam alanı içerisinde onlarla çalışmak büyük mutluluk."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/baba/", "text": "Sonora Smart Dodd, annelerinin yokluğunda 6 çocuğunu tek başına büyütmüş olan babasının adını onurlandırmak için onun doğum günü olan 5 Haziran tarihinin Babalar Günü olması için başvuru yapmış. Ama çalışmalar o tarihe yetişmeyince Babalar Günü haziran ayının 3'üncü pazar günü olarak belirlenmiş ve yıllardır tüm dünyada kutlanıyor. Kısaca bugün onları ne kadar sevdiğinizi göstermek için büyük bir fırsat. Öpün, koklayın, sarılın güzelce kutlayın gününü, öksüz bırakmayın onu! Giden babalarımızı özlemle anarak rahmet okurken, hayattaki tüm babalarımıza sağlıklı uzun ömür diliyor ve günlerini kutluyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/babalara-kahvalti-keyfi/", "text": "Babalar günü, bugün babanıza çok sevildiğini hatırlatma ve ne kadar minnettar/müteşekkir olduğunuzu hissettirme günü. Sizi kucağına aldığı ilk günden beri koruyan, mutlu ve konforlu şekilde yaşamanız için harikalar yaratan babanıza olan sevginizi göstermek için kutlamalara Babalar Günü kahvaltısı hazırlayarak başlayabilirsiniz. - 4 yumurta - 1/4 su bardağı yağlı süt - 1,5 yemek kaşığı toz şeker - 1 çay kaşığı vanilya özü - 1 çay kaşığı toz tarçın - 1/4 çay kaşığı toz muskat cevizi - 4 yemek kaşığı tereyağı - 8 dilim bayat ekmek Büyük bir karıştırma kabında yumurta, süt, şeker, vanilya, tarçın ve muskat cevizini birlikte çırpın. Orta ateşte büyük bir tavada, tereyağını eritin. Gruplar halinde çalışarak ekmeği yumurta karışımına ters yüz edin ve ısıtılmış tavaya koyun. Her iki taraf altın rengi olana kadar 2 ila 3 dakika kızartın. Ekmeklerin üzerine sıcak akçaağaç şurubu gezdirin ve bir parça tereyağı ile servis yapın. - 8 yumurta - 1/3 su bardağı krema - 1 su bardağı rendelenmiş mozzarella - Bir tutam pul kırmızı biber - 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı - 1 arpacık soğan, kıyılmış - 3 diş sarımsak, kıyılmış - 250 gr. kestane mantarı, dilimlenmiş - 3 su bardağı bebek ıspanak - 1/2 su bardağı ricotta peyniri - Tuz - Taze çekilmiş karabiber Fırını 190 C'ye ısıtın. Orta boy bir kapta yumurta, krema, mozzarella, tuz, karabiber ve bir parça pul kırmızı biberi çırparak karıştırın. Orta ateşte büyük bir tavada, yağı ısıtın. Arpacık soğanı ve sarımsak ekleyin ve yumuşayana kadar pişirin, 5 dakika sonra mantarları ekleyin ve yüksek ateşte mantarlar suyunu salmadan yumuşayana kadar soteleyin. Ispanakları ekleyin ve rengi solana kadar pişirin. Tuz ve karabiberle tatlandırın. Yumurta karışımını tavaya dökün, ardından ricottayı tüm tavaya serpin ve tavayı fırına aktarın. Yumurtalar kabarıp pişene kadar, yaklaşık 10-12 dakika pişirin. - 1,5-2 su bardağı un - 1 yumurta - ½ su bardağı su - 1 tatlı kaşığı kabartma tozu - ½ çay kaşığı tuz - Zeytinyağı - 1 orta boy soğan yemeklik doğranmış - 2 diş sarımsak, ezilmiş - 350 gr. kıyma - 1 tutam kimyon - 1 tutam yenibahar - 1 tutam tarçın - 1 yemek kaşığı tepeleme kuş üzümü - 1 su bardağı ceviz, iri kıyılmış - Tuz - Taze çekilmiş karabiber - Birkaç dal maydanoz Hamur için olan malzemeyi uygun bir kapta 10 dakika yoğurun ve 1 saat dinlendirin. Bir tavada soğan ve sarımsağı soteleyin kıymayı ekleyip kavurun. Baharatlar ile tatlandırın. Kaynar suda beklettiğiniz kuş üzümlerini süzün ve cevizler ile karışıma ekleyin. Hamuru hafif unlu yüzeyde açabildiğiniz kadar 1-2 mm. kalınlığında açıp daire şeklinde kesin Kıyma harcı koyup diğer kenarlarını sıkıca kapatın. Kızgın derin yağda çevirerek kızartın ve kağıt havluya çıkartın. Üzerine maydanoz yaprakları serpin, yanında guacamole ve domates sosu ile sıcak servis edin. - 1/2 çay kaşığı aromasız toz jelatin - 4 büyük yumurta sarısı - 1/4 su bardağı toz şeker - Bir tutam tuz - 2 su bardağı krema - 3 yemek kaşığı hazır toz espresso - 1,5 yemek kaşığı pudra şekeri Bir kasede 2 yemek kaşığı suyun üzerine jelatin serpin ve erimeye bırakın. Orta boy bir kapta yumurta sarısı, toz şeker ve bir tutam tuzu yumurta rengi açılana kadar çırpın. 1 su bardağı kremayı ve espresso tozunu orta ateşte ısıtın. Ilık krema karışımını yumurta karışımıyla birleştirin ve tencereye geri dökün. Sürekli karıştırarak, koyulaşana kadar pişirin. Bir kaseye aktarın ve eriyen jelatini ekleyip çırpın. Üzerine streç film değecek şekilde kapatın ve oda ısısında soğumaya bırakın. Bir kapta 1 su bardağı kremayı ve pudra şekerini iyice köpürene kadar çırpın ve soğuyan karışıma katlayarak yedirin. Kaplara paylaştırın, 1 saat ile 1 gün arası dolapta bekletip soğuk servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/bu-yaz-gokyuzu-kipir-kipir/", "text": "Deniz, kum, güneş ile eğlenerek stres attığımız yaz mevsimi başladı. Haziran ayında gökyüzünden umut veren mesajlar var. Hayatta her zaman istediğiniz şeylere odaklanın ve onların peşinden gidin. Karşılaştığınız zorlukların sizden bir parça koparmasına izin vermeyin, kendinize ve yeteneklerinize güvendiğiniz sürece, her şey yoluna girecek. Kimler istediği terfiyi alacak, kimler aradığı aşkı bulacak, kimler doğru yatırımlar yapacak, hepsini sizin için derledik. Koçlar; Aile meseleleri bu ay odak noktaları olacak. Kariyerleri ile ilgili birçok zorlukla karşılaşabilirler, ancak ayın sonuna doğru her şeyi çözüme ulaştırmış olacaklar. Bu ay ruh eşleri ile tanışabilirler. İkizler burçları sonunda çalıştıkları şirkette liderlik pozisyonuna erişecek. Partnerleri ile çatışmak yerine sakince konuşmayı öğrenirlerse aşk ve aile hayatları oldukça mutlu olacak. Yengeçler, hayatlarındaki pozitif enerji veren şeylere odaklananlar için oldukça güzel bir ay olacak. Kendilerini değersiz hissettiren kişi ve olaylardan sıyrılmayı başaranlar için işler yoluna girecek. Aslan burçları, sevdikleri kişilerle birlikte seyahat edecekler. Çalışma hayatındaki aslanlar için bereketli bir dönem olacak ve finans sorunu ortadan kalkacak. Başaklar bu ay yatırım veya iş hayatları ile ilgili yaklaşımlarını değiştirmeleri gerektiğini görecekler. Sağlıkları oldukça yerinde olacak olan başakların aşk hayatları için biraz titiz davranmaları gerekiyor. Teraziler, yapacakları iş seyahatlerinden büyük kazançlar elde edebilir, işlerini büyütmek için yeni insanlarla tanışabilirler. Ancak yine de finans konusunda dikkatli olmalılar. Akrep burçları, çocuklarının onlar için ne kadar değerli olduklarını görmeleri için gayret göstermeliler. Partnerine karşı bağlılık gösterenlerin aşk hayatları bu ay olağanüstü olacak. Yaylar için iş ve finans açısından çok bereketli bir ay. Yurtdışında eğitim almak isteyenler için ihtiyaç duydukları maddi destek geliyor. Oğlak burçları, kendinize karşı sabırlı olun. Doğuştan gelen yeteneklerini kullanarak kariyerlerinde adım adım istedikleri yere gelecekler. Hiçbir şeyi hafife alıp garanti görmeyin bu kendinize yapacağınız en iyi sabotaj olacaktır. Kovalar için, iş yaşamı açısından her şey yoluna girmeye başlıyor. Sağlıkları yerinde olsa da yaşam tarzlarında birtakım değişiklikler yapmak uzun vadede fayda sağlayacak. Balık burçları, Partnerini ne kadar sevdiğini hatırlatmaktan çekinmeyenleri heyecan, tutku ve romantizmle dolu bir ay bekliyor olacak. Bu ay, doğru kararı verdiklerini bilerek güvenle hareket edecekler. Hayatınızın en iyi versiyonunu yaşamak için hiçbir şeyin sizi korkutmasına izin vermeyin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/deniz-tarih-liman-otel-alisveris-gastronomi-anthavenda-hepsi-bir-arada/", "text": "Ünlü gezgin Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde öve öve bitiremediği Aspat Koyu, Homeros tarafından 'Ebedi mavinin ülkesi' olarak tanımlanan Bodrum Yarımadası'nın en güzel denizlerinden birine sahip. Mavinin en güzel tonlarını görebildiğimiz bu koyda bol oksijen ve huzur bir arada... Karşısında Kos Adası, arkasındaysa Aspat Dağı, koya gerçekten saklı bir cennet hissi veriyor. Çökertme türküsünde adı geçen, şimdilerde sörfçülerin uğrak yeri olan bu yemyeşil koyun bilinen tarihi MÖ 7'nci yüzyıla dayanıyor. Hem antik çağda hem de Bizans döneminde önemli bir liman kenti olduğu bilinen bu koya bir kere gelen mutlaka tekrar gelmek istiyor. Koylarıyla ünlü Ege'de Aspat'ı bu kadar özel kılan şeyler arasındaki Aspat Dağı'ndaki Bizans dönemine ait hamam kalıntılarını, dağın tepesinde bulunan eski adıyla Çıfıt Kalesi'ni, 3 dakikalık mesafede haftada bir kurulan organik sebze-meyvelerin satıldığı Akyarlar semt pazarını bir yana koyun, artık bu koyun en güzel yerlerinden biri de kuşkusuz Anthaven. Buradaki en önemli çalışmalarımızdan biri, içme suyu üretimi ve kullanılmış atık suyun arıtılarak geri kazanılması. Bu sayede bu koyun cennet görüntüsünü muhafaza ederek ağaçların su ihtiyacını sürdürülebilir şekilde karşılayabiliyoruz. Kurduğumuz Sıfır Atık Yönetim Sistemi sayesinde Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden 'Sıfır Atık Belgesi' almaya hak kazandık. Telekomünikasyon altyapımız da çok özel ve her daire neredeyse büyükşehir ortalamalarının çok üzerinde bir bant genişliğiyle internet hizmeti alabiliyor. Sakin bir bölgede bu huzuru sürekli muhafaza etmek için de üst düzeyde bir güvenlik sistemimiz var. Geleneksel Ege kenti yapılaşma unsurlarına bağlı kalınarak inşa edilen Anthaven'ı eşsiz kılan en önemli özelliklerinden biri de tekne seyri yapılan ve konutlara ait iskeleleri bulunan kanallar ve tekne park alanı olarak kullanılan geniş bağlama alanı. Anthaven'da ev sahibi olan hemen herkes denizle haşır neşir olmak istiyor. Tüm sakinlerimiz amatör balıkçılıkla veya yatçılıkla ya ilgileniyor ya da başlamak hevesinde... Böyle olunca Anthaven Yat Kulübü Derneği de kuruldu. Büyük şehir stresinden uzaklaşmak için burada mülk almış kişilerden bazıları yaz-kış kalıyor, bazılarıysa buraya kaçıp rahat bir nefes almak için her fırsatı değerlendiriyor. Çünkü büyük şehir alışkanlıklarını burada da devam ettirebiliyorlar. Sakinlerimizin çoğu firma sahipleri, yöneticiler, doktorlar ve onların aileleri. Bodrum'un o meşhur sonbaharı 'sarı yaz' da Anthaven'da bambaşka geçiyor. Yaz boyu süren ve herkese sıcakta nefes aldıran meşhur yamaç rüzgarı o tarihlerde koyu terk ediyor; hava sıcaklığı ve nem oranı ideal bir hal alıyor. Bunu yaşayanlar ise kesinlikle kışı da burada geçirmek istiyor. Kasaba hayatını sevenler burada kendine de sevdiklerine de daha kaliteli zaman ayırabiliyor. Sakinlerimizin gündemi geçen kış pandemiydi, ancak burada kendilerini güvende hissettiler. Her sabah düzenli yürüyüş ve bireysel spor aktiviteleri yapmak sakinlerimizi mutlu ediyor. Bu dönemde evden çalışma imkanını değerlendiren sakinlerimiz de bunu sürekli yapabilmenin yolunu arayacağını söylüyorlar. Nisan ayı itibariyle üye kabulüne başlayan yat kulübümüzün flaması beyaz zemin üzerine Aspat Kızı. Yörede nesilden nesle aktarılan Çökertme türküsündeki efelerin efesi Halil'le güzeller güzeli Gülsüm'ün trajik hikayesinin sembolü olan Aspat Kızı, Anthaven'ın da simgesine dönüştü. Kulübe üyelik için Anthaven sakini ve deniz tutkunu olmak yeterli. Tekne sahibi olmak gerekmiyor, amacımız büyük küçük herkesin denizle haşır neşir olabilecekleri kano, sörf gibi bir hobiye sahip olmalarını sağlamak. Planlanan etkinlikler arasında tekne rallileri ve geziler, balık turnuvaları, kanalda kano ve sörf yarışları bulunuyor. Yatçılığı sevdirirken en temel amacımız da tabii ki, başta Aspat olmak üzere koylarımızı ve denizlerimizi her türlü kirliliğe karşı korumak. Dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group'un premium markası Radisson Collection, Türkiye'deki ilk premium oteliyle Anthaven kompleksi içerisinde konuklarını ağırlıyor. Yaz sezonunu açan ve artık yıl boyu hizmet verecek olan otelimizde konuklarımız dört mevsim Bodrum'un tadını çıkarabilecek. Ayrıca toplantı, düğün, nişan gibi etkinliklere de ev sahipliği yapıyoruz. Ant Yapı olarak bizim ülkemizdeki beşinci turizm yatırımımız olan ve her detayını büyük özenle dizayn ettiğimiz Radisson Collection Hotel Bodrum'un özelliklerini sıraladığımızda bir otelden çok daha fazlasını görebilirsiniz. Otelin, Aspat koyu sahiline komşu olan 400 metrelik Kos adası manzaralı sahil şeridi boyunca uzanan plajda, konuklarımız ister sessiz sakin ister daha hareketli alanlarda denizin keyfini çıkarabiliyor. Bu muhteşem plajı kullanmak için otelde konaklamak da şart değil. Günübirlik gelenler, rezervasyon yaptırarak hizmet alabiliyor. Otel, tüm gün hizmet veren bir restorana, bir bara ve iki sahil restoranına sahip. Sahil restoranlarında deniz ürünleri seçkisi ile Türk ve Akdeniz mutfağından alternatifler sunuluyor. Sahil restoranımız Cafe Haven'da gün boyu muhteşem lezzetler sunuyoruz. Misafirlerine hem Ege mutfağının eşsiz lezzetlerini hem de Peru mutfağından seçkiler sunan BARranco'da ise konuklar adeta bir gastronomi seyahatine çıkıyor. Otelimizde en üst kalitede tatil geçirmek için kişiye özel birçok hizmet de sunuyoruz. 7 masaj odalı, kapalı havuzlu, hamam, sauna ve buhar odasıyla 1.150 metrekarelik bir alana yayılan Sanitas'ın işlettiği SPA merkezimiz bulunuyor. Bunların dışında, spor yapmaya tatilde de ara vermek istemeyenler için sahil voleybolu, mini golf, basketbol ve tenis sahası yer alıyor. Her ihtiyaca yönelik 7 farklı oda alternatifi olan Radisson Collection Hotel Bodrum'da toplam 80 oda var. Tek veya ikiz yatak opsiyonlu odalarda ayrı tuvalet ve duş alanları, oda içi sıcaklık ayarı kontrolü, balkon ya da teras, full HD düz ekran televizyon, telefon, oda içi emanet kasa, mini bar, çalışma masası, kahve makinesi, yastık opsiyonu, ücretsiz wi-fi bağlantısıyla ayrıca engelli odamız da bulunuyor. Bünyemizde özel kumlu plaj, açık havuzlar, ısıtmalı kapalı havuz, otopark&vale hizmeti, çocuk kulübü, hemşire, kuaför gibi hizmetler de bulunuyor. Konuklarımız ayrıca 8 kiloya kadar olan evcil hayvanlarıyla birlikte konaklayabiliyor. Otelde ve sahil restoranlarında ücretsiz Wi-Fi, odalarda ücretsiz kahve ve çay servisinin yanı sıra kuru temizleme, çamaşırhane ve ütü hizmetleri de veriliyor. Otelimizin konumu sayesinde konuklarımız tarihi Bodrum Kalesi'ni, Mindos Kapısı'nı, Bodrum Antik Tiyatrosu'nu, Bodrum Marina&Tersanesi'ni, Bodrum eski kenti de zahmetsizce ziyaret edebiliyor. İş insanları için tam donanımlı olanaklar da bunların arasında. 40 metrekareden 145 metrekareye kadar fuaye alanları olan dört adet toplantı odamız da bulunuyor. Radisson Collection Hotel Bodrum, özel günler ve davetler için müthiş bir ambiyansa sahip. Aspat Koyu'nun nefes kesen manzarasına karşı konumlanan düğün süitimizin 15 metrekarelik geniş terasında bekarlığa veda partisi verilebiliyor. Sanitas SPA'da yer ayırtarak gelin hamamı grupları keyifli vakit geçirebiliyor. Tüm etkinlik planlaması süresince konuklarımızın ihtiyaç duyabileceği birçok konuda onları doğru adreslere yönlendiriyoruz. Anthaven Club House'un özel jakuzili hazırlık odalarında, çiftler bu en özel günlerine keyifle hazırlanabiliyor. 350 kişi kapasiteli havuz başındaki düğünlerde davetlilere önce uçsuz bucaksız maviliklere uzanan alanda karşılama kokteyli ikram ediyoruz. Konuklarımız Termera Beach'teki 400 metre boyunca uzanan 500 kişi kapasiteli sahilimizde, Aspat Koyu'nun doğası ve tarihiyle iç içe nikah ve düğün yemeği gerçekleştirip Anthaven Club House'da eğlenceyi gece boyu sürdürebiliyor. Özenle hazırlanmış mezeleriyle beğenilen mekanın özellikle patlıcanlı mezelerini mutlaka deneyin. Antre Gourmet, Türk peynirlerinin değerine dikkat çekiyor ve peynirin sadece ticaretini yapmayıp kültürel boyutuna da sahip çıkıyor. Firma, 'Peynir Aşkına' ve '50 Peynirli Şehir Balıkesir' adlı iki kitap yayımladı. İkinci kitap Türkiye'ye Uluslararası Gourmand Kitap Yarışması'nda dünya birinciliği getirdi. Evcil dostlarımızın yeri ayrı... Astropet, farklı türlerdeki köpekler için de kullanışlı ve birinci sınıf ürünler sunuyor. 1995'te ilk olarak Bitez köy meydanında hizmet vermeye başlayan Bitez Dondurma'nın ünü neredeyse ülkeyi sarmış durumda... Organik ve taptaze meyvelerden, katkı maddesi kullanılmadan üretilen dondurmalar, Bitez'de çok beğenilince marka, tüm Türkiye'de bilinmeye başladı. Mumu sanata dönüştüren Bodrum Mum, evinize hem zarafet hem de mis gibi kokular getiriyor. Özel yağlar ve esanslarla hazırlanan sabunları da farklı cilt problemleri için onarıcı özelliğe sahip. Rüzgar sörfü ve uçurtma sörfünde uzmanlaşan 'bu bi sörf okulu' size sörf eğitiminin yanı sıra bol kahkaha ve eğlence vaat ediyor. Buselik, özlenen şarkılar eşliğinde eski meyhane kültürünü modern bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Eşsiz manzarası ve sıcak atmosferiyle herkesi kucaklayan mekan, Anadolu ve Ege'nin yanı sıra Rum ve Sefarad mutfağında esinlenerek hazırlanmış tabaklar sunuyor. CarrefourSA, gurme marketlerinin bir yenisini Anthaven'da açtı. Bu şubede vegan, glütensiz, diyabetik ya da organik ürünlerle beslenmeyi tercih edenlere yönelik reyonlar da var. Binlerce kitap, albüm seçeneğinin yanında teknoloji ürünleri de sunan mağazada kültür, sanat ve eğlenceye dair birçok şeyi bir arada bulabilirsiniz. Yüzde 100 doğal aromaterapi ürünleri sunan Daphne Doğal Yaşam, ürünlerinde katkı maddesi kullanmıyor. Tütsüleri, mumları, sabunları terapi özellikli. Güzellik ve bakım deyince öne çıkan alışveriş noktalarından biri Eve Shop. Makyaj, cilt bakımı, saç bakımı, süpermarket, anne&bebek ürünleri ve daha fazlasını bulabileceğiniz geniş bir yelpazeyle hizmet veriyor. İstanbul'da Maslak merkezli Juniper Cafe'nin mönüsünde hem dünya mutfaklarından örnekler hem de kuymak, fındık lahmacun gibi Türk mutfağından sevilen lezzetler yer alıyor. Karabatak, İstanbul Karaköy'de bulunan bir kahve dükkanı... İyi çekirdeklerle özenle demlenmiş kahvelerini artık Anthaven Karabatak'ta da içebileceksiniz. Türkiye'de artık 30'dan fazla şehrinde hizmet veriyor Kahve dünyası. 2011'de Londra, Piccadilly Circus'ta ilk yurtdışı mağazasını da açan Kahve Dünyası, İngiltere'nin yanı sıra Romanya, Kuveyt ve Suudi Arabistan'da da kahveden çikolataya, unlu mamullerden dondurmaya bini aşan ürün çeşidiyle müşterilerine hizmet veriyor. Kayhan Çarşısı'nda başlayan ve dededen toruna geçen bir lezzet yolculuğu... Tarifi gizli olan Bursa'nın meşhur pideli köftesi ve kasap köftesinin lezzetini Anthaven'da da müşterileriyle buluşturuyorlar. Malum, Bodrum'da hayat geceleri de sürer. İstanbul'un ünlü kuaförlerinden Kulis'in Anthaven şubesinde saçınızı, manikürünüzü yaptırarak eğlenceli gecelere bakımlı ve hoş çıkabilirsiniz. 'Anne aşkıyla, Anadolu tadında' sloganıyla hizmet veren Mantı Mia, hamurunu elde yoğuruyor. Geleneksel mantının yanı sıra yaprak, tepsi, biftekli mantarlı mantıları, ekşili Antep sarması ve meşhur içli köfteleri sizi bekliyor. Ankara merkezli Minister Pub, rahat ve keyifli bir mekanda içkinizi yudumlamak ya da maç izlemek için artık Anthaven'da da hizmetinizde... Atıştırmalık olarak sunulan bamya turşusunu mutlaka tadın. Mirden Yatçılık, Türkiye'de denizcilik sektöründeki önemli firmalardan biri. Tekne satış ve satış sonrası servis konusunda kaliteli ve yenilikçi bir hizmet anlayışı var. Bu alanda daha önce eğitim sektöründe de hizmet veren firmanın uzun yıllardır tekne satışı, müşteri memnuniyeti konularında deneyimli bir kurucu kadrosu var. Hem Karadeniz'de hem de tüm ülkede özel bir yeri olan Samsun pidelerini, dedelerinden kalan sırlar ve Çarşamba'da edindikleri tecrübeyle harmanlayarak 30 yılı aşkın süredir sofralarımıza getiriyorlar. 28 yıllık bir tecrübeye sahip olan Sanitas SPA, 'Dokunuşun farklılığı' ilkesiyle en üst düzeyde SPA ve Türk Hamamı hizmeti sunuyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda her sene ödüller alan bu merkez, aynı zamanda yurtiçi ve yurtdışında seçkin birçok lokasyona da danışmanlık veriyor. Bodrum'a gelip de midye yememek olur mu! Yüksek Kardeşler markasıyla Resul Yüksek, 1988'den beri Bodrum'da midye dolma denince akla ilk gelen isim... Çiftlik midyeleri, günlük olarak hazırlanıyor. 'Biz' olacağınız bir yer olarak tanımlanan, İstanbul Teşvikiye'nin lezzet duraklarından Vi Coffee&Healthy Living, Anthaven içinde de zengin menüsü ve sıcak ortamıyla hizmet veriyor. Aspat Koyu ile limanın birleştiği, cennetten çıkma bu yere Anthaven adını verdik. Ant Yapı'nın Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, farklı ilkleri de bünyesinde barındıran karma bir proje. Geçici ziyaretçileri de konfordan ödün vermeksizin ağırladığımız Radisson Collection Hotel; çarşı, kafe, butik, SPA, market ve restoranlarıyla özel bir yaşam alanı burası. Ayrıca, ilk ve tek kanallı, konsept proje olma özelliği de taşıyor. Yelkenli teknenizle iç limanına kolayca yanaşabilirsiniz. Oradan küçük teknelerle evinize, restoranlara, butik mağazalara kolayca ulaşabilirsiniz. Proje üç etaptan oluşuyor. Yaklaşık 53.500 metrekare alana yayılan Sahil Evleri ilk etapta; 21.000 metrekare konut, 4.000 metrekare ticari alan, 10.000 metrekare otel ve SPA alanı var. İlk etabı 2020 yaz aylarında teslim edildi. 55'i dubleks olmak üzere 162 villadan oluşuyor. Konut ölçüleri ise 1+1'den (70 metrekare) 4+1'e (220 metrekare) kadar değişiyor. Anthaven'da konutların en yükseği üç katlı. Kanal boyunca uzanan Sahil Evleri, yamaçta deniz manzarasına hakim Yamaç Evleri, özel mini iskeleleri ve tekneler için iç limanın yanı sıra Radisson'un Premium markası olan Raddisson Collection oteli de içerisinde barındırıyor. Ant Yapı'nın Liman&Konut&Otel&Çarşı Kompleksi Anthaven Aspat'tan, Bodrum merkeze ya da Yalıkavak'a ulaşmak sadece 30 dakika sürüyor. Havaalanı ise 1 saatlik mesafede."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/eski-istanbulu-ozleyenler-antterasta-keyifle-yasiyor/", "text": "28 bin metrekare arsa alanı ve 33 bin metrekare inşaat alanı bulunan Antteras'ın birince etabı dört farklı tip bloktan oluşuyor ve 88 konut barındırıyor. Konut tipleri 2+1, 4+1 ve 5+1 dubleksler ile 3+1 daireler şeklinde sıralanıyor. 2+1, 4+1 ve 5+1 dubleks daireler 187 metrekareyle 435 metrekare; 3+1 daireler ise 189 metrekareyle 263 metrekare arasında değişiyor. Ayrıca birleştirme imkanı sunulan dubleks konutlar isteğe göre ikiz konutlara dönüştürülebiliyor. Sakinlerimizin mutluluğundan aldığımız güçle Antteras'ın ikinci etap evlerinin inşaatına da başladık. Yaşayanların tüm ihtiyaçlara cevap veren geniş yerleşim planlarına sahip projemizin ikinci etabı 54 adet konuttan oluşuyor. 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daireden oluşan Antteras 2. etap da büyük özenle tasarlandı. 8.500 metrekare sosyal alan ayrılan Antteras'ta panoramik manzaralı kafeterya, restoran, lounge, açık yüzme havuzu ve çocuk havuzu, kapalı yüzme havuzu, SPA ve spor merkezi, tenis kortu, basketbol sahası ve oyun ünitelerinin bulunduğu bir çocuk parkı yer alıyor. Doğal yeşil alanların peyzaj tasarımında önemli bir yeri olan Antteras'ta ayrıca süs havuzu, gezinti alanları, çiçek bahçeleri ve dinlenme alanları da var. Binalar, büyük bir enerji tüketicisi olmaları nedeniyle dünya çapında enerji verimliliği iyileştirmeleri için önemli bir alan. Binalarda yaşam konforu sağlayan unsurlar, yani aydınlatma, ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerinin hepsi enerji tüketiyor. Öte yandan binaların yenilenmesi ve hatta yıkılması süreçlerinde bile enerji verimliliği söz konusu olabiliyor. Bir evin nasıl yalıtıldığı, bir binada sıcaklık elde etmek ve bunu korumak için daha az ısıtma ve soğutma enerjisinin kullanılması gibi konular önem kazandı. Hedef artık enerji verimliliği! Bir başka deyişle inşaat sektörünün büyük oyuncuları olarak, ürün ve hizmetlerin sağlanması için gereken enerji miktarını azaltma hedefiyle çalışıyoruz. Bu hedef doğrultusunda daha verimli teknolojileri veya üretim süreçlerini benimsiyor, enerji kayıplarını azaltmak için yaygın olarak kabul edilen yöntemleri uyguluyoruz. Antteras projemiz ile Türkiye'de ilk defa verilen Yeşil Bina sertifikası ÇEDBİK-Konut'a sahibiz. Bildiğiniz gibi, Türkiye'de ve dünyada inşa ettiğimiz ve etmekte olduğumuz birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Pilot proje olarak Antteras ile ÇEDBİK Konut Sertifikası'nı alarak bu zincire çok önemli bir halka daha ekledik. Ant Yapı olarak yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetimizi sertifikalarla geleceğe taşıdığımızı bir kez daha gösterdik."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/hicbir-sey-tesaduf-degil/", "text": "Oynadığı karakterlerle Türk sinema tarihine damga vuran Kemal Sunal, toplam 82 filmde rol almış olsa da, en çok 'Hababam Sınıfı'nın İnek Şaban'ı olarak hatırlandı. 'Balalayka' filminin Trabzon'daki çekimlerine gitmek için bindiği uçakta kalp krizi geçirerek 55 yaşında ölen Sunal, zekasıyla kötülerle mücadele eden ve daima 'gülen' adamdı. Sanatçının eşi Gül Sunal, yazdığı anı kitabında sanatçının aile babası profilini hiçbir zaman bozmadığını, akşam yemeklerine daima vaktinde yetiştiğini, aile ilişkilerine önem verdiğini ve çocukları ile çok iyi arkadaş olduğunu anlatmıştı. 1999 yılında 'Propaganda' filmindeyse oğlu Ali Sunal ile birlikte rol almıştı. Türk sinemasının Malkoçoğlu ünvanlı sanatçısı Cüneyt Arkın, veya gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatır bugün 84 yaşında. Aynı zamanda senarist, yapımcı, yönetmen ve doktor olan Cüneyt Arkın, Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi; kariyeri boyunca western'den komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere kadar değişik türde filmler çekti. 47 yaşındaki oğlu, Murat Arkın ya da gerçek adıyla Murat Cüreklibatur da çocukluk yıllarında babasıyla birlikte filmlerde oynayarak oyunculukla tanışmış. Arkın, yüksek lisans için gittiği Londra'da eğitiminin ardından bir şirket kurarak Londra'da yaşamaya başlasa da 2011 yılında İstanbul'a geldiği sırada bir ajans aracılığıyla 'Pis Yedili' dizisinde oyunculuk yapmaya başladı. 2018 yapımı 'Arif V 216' filminde babasının gençliğini canlandıran oyuncu, son olarak da 25 sene sonrasını anlatan mini seri 'Börü 2039'da Kemal Boratav karakterini canlandırdı. Çiğdem Talu ve Melih Kibar ile birlikte çalıştıkları dönemde 'İşte Öyle Bir Şey', 'Sevdan Olmasa', 'Bir de Bana Sor' gibi unutulmaz 45'lik plakları çıkaran Erol Evgin, Türk pop müziğinin en saygın isimlerinden. 75 yaşındaki sanatçı, aynı zamanda Popüler Müzik Sanatı Vakfı'nın kurucusu; yanı sıra ressam, sunucu, oyuncu ve yüksek mimar. 45'lik plaklarıyla Altın Plak Ödülü'nü kazanan Evgin, 90'lı yıllarda, yeni albüm çıkarmaya bir süre ara vermişti. Ancak 1997 yılında kendi bestelerinin çoğunlukta olduğu 'Sen Unutulacak Kadın Mısın?' adlı albümü çıkardı. 2002'deyse oğlu Murat Evgin ile birlikte, 20 konserlik 'Baba-Oğul' turnesini gerçekleştirdiler. İngiltere ve Amerika'da müzik eğitimi aldıktan sonra 'Beni Ellere Verdin' adlı ilk albümünü çıkardı. Evgin ayrıca 'Arka Sokaklar', 'Acemi Cadı', 'Ah Kalbim' gibi birçok dizi, film ve TV programlarının müziklerini yaptı. Nejat-Süheyl-Behzat Uygur ve Nejat Uygur Jr. Kilisli sanatçı İsmail Dümbüllü tarafından keşfedilen Nejat Uygur, tiyatroya profesyonel anlamda 1949'da 'Nejat Uygur Tiyatrosu' ile adım atmış. Beş oğlundan Süheyl ve Behzat, babalarının deyimiyle 'armut ağacının dibine düşmüş'. 2013 yılında 86 yaşında ölen sanatçının izinden giden oğullarından Behzat Uygur da tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu. Tiyatroya başlamadan önce Galatasaray'ın altyapısında bir süre futbol oynadı. Tiyatro çalışmalarına devam eden, 15 yılı aşkın bir süre 'Şahane Pazar' programını sunan Süheyl ve Behzat kardeşler Türk televizyonculuk tarihinde efsane reytingler elde ettiler. Behzat Uygur'un oğlu, torun Nejat Uygur ise 'Bizim Hikaye', 'Kırmızı Oda' ve 'Kağıt Ev' gibi dizilerde yer aldı. Ünlü oyuncu, tiyatro ve komedi duayeni dedesinin adını taşıyan Nejat Uygur, 27 yaşında. TED Koleji mezunu ve gitar çalmayı seven oyuncunun asıl alanı tiyatro. Doğrudan aile mesleği olan ve hevesli olduğu oyunculuğa adım atan Nejat Uygur Jr. ilk olarak arkadaşı Sina ile çektiği Vine videoları ile adını duyurmuştu. Müzisyen, besteci, söz yazarı ve yapımcı Selami Şahin, geçen yıl 50. sanat yılını doldurdu. 15 yaşında radikal bir karar alarak Hatay'dan ayrılan Şahin, 1969 yılından itibaren beste ve sözlerini kendisi yazmaya, birçok enstrümanı çalmaya başlamıştı. Üç çocuğunun en büyüğü olan Lider Şahin, çocukluğundan beri müzikle içli dışlı olmuş, küçük yaşlarda piyano ve gitar çalmaya başlamış. 2018 yılında 'Seninle Başım Dertte Müzikali'nde başrol oyuncusu olarak birçok usta isimle aynı sahneyi paylaşan Lider Şahin, babası için 30 sene aynı evde yaşadım. 3 sene menajerliğini yaptım, 8 sene sahnede back vokal olarak eşlik ettim. Hem iş hem de ev arkadaşıydık. Doğru yolu, bizi hiçbir zaman hayallerimize küstürmeden gösterdi diyor. 10-12 senedir söz yazarlığı ve bestecilik de yapan Lider Şahin, 'Rezil Rüsva' adlı parçasında babası Selami Şahin'le düet yaparak en büyük hayalini gerçekleştirdi. Türk Halk müziğinin önemli seslerinden İzzet Altınmeşe'nin ailesi çok küçükken ekonomik nedenlerden ötürü Diyarbakır'dan Adana'ya göç etmiş. Bir süre berberlik yapan, daha sonra halk türkülerine yönelen sanatçı, 1963 yılında Adana Halk Eğitim Merkezi'nde Türk halk müziği, nota ve şan dersleri almaya ve sahne çalışmaları yapmaya başlamış. 100 civarında derleme, sözü ve müziği kendisine ait olan parçası, yedi tane sinema filmi bulunan 76 yaşındaki İzzet Altınmeşe, 1998 yılında Devlet Sanatçısı ünvanı almıştı. 'Mucize Doktor' dizisinde Demir karakterini canlandıran oğlu Fırat Altunmeşe ise üniversite eğitimini yarım bırakıp Craft Oyunculuk Atölye'sinde 2 sene boyunca oyunculuk dersleri aldı ve birçok tanınmış televizyon dizisinde rol aldı. 32 yaşındaki oyuncu, babası için O kadar olduğu gibi bir adam ki, sanatçı İzzet Altınmeşe ile babam olan İzzet Altınmeşe arasında çok da fark yok. Çok çalışkan, alçakgönüllü ve yardımsever. Hedefim onun gibi biri olmak ama bu o kadar kolay değil sözleriyle anlatıyor. Sarı Fırtına lakaplı Beşiktaş'ın sembol isimlerinden olan eski milli futbolcu ve teknik direktör Metin Tekin, birçok dergiye ve belgesellere konu olmuş bir efsane. Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünün bir parçası olan Metin Tekin, hızının yanı sıra gücü, tekniği ve kafa golleriyle de ünlüydü. Beşiktaş'ta, 14 kupayla en çok kupa kazanan isimlerinden biri oldu. 2003'te 100 yılın en iyi futbolcularından seçilerek altın 11'e girdi. Efsane futbolcunun sanatçı Şevval Sam'la olan oğulları Tarık Emir Tekin 24 yaşında. İngiltere'de üç yıl boyunca oyunculuk eğitimi almış. Oyuncu olabilmek için büyük emek sarf eden 'Taro' lakaplı Tarık Emir Tekin, Oxford Üniversitesi'nin drama bölümüne seçilen 17 kişiden biri. 'Sadakatsiz' dizisinde Selçuk karakterini canlandıran Tekin, annesi Şevval Sam gibi oyuncu oldu ancak babası için Annem bana, 'karbon kopya' diyor. Babama çok benzediğimi söylüyorlar. Evet, bire bir aynıyız. Keşke babam gibi yakışıklı olabilsem. Çok karizmatik bir adam diyor. Tiyatro, sinema, dizi oyuncusu ve seslendirme sanatçısı olan Gazanfer Ündüz, aynı zamanda usta tiyatrocu merhum Gazanfer Özcan'ın da damadı. Bir döneme damgasını vurmuş 'Kuruntu Ailesi' dizisinde de Özcan'ın damadı rolünde olan Ündüz, bugün 72 yaşında ve yeni projelerde yer almayı sürdürüyor. 'Belalı Baldız', 'Arka Sokaklar', 'Ağır Romantik', 'Menajerimi Ara', 'Uysallar' gibi çeşitli film ve dizilerde yer alan sanatçının oğlu Tarık Ündüz de aile bireylerinin yolunda ilerlemeyi seçmiş. Tiyatrocu bir ailede dünyaya gelen 33 yaşındaki Ündüz, Yeditepe Üniversitesi Tiyatro bölümünü bitirdi. 1990 yılında ilk olarak 'Kuruntu Ailesi'nde rol aldı. İlk başrolünüyse 'Adab-ı Muaşeret' filminde oynadı. 'Not Defteri', 'Akasya Durağı', 'Yaz'ın Öyküsü' gibi dizilerde rol alan genç oyuncu Dedemle aynı sahnede hiç oynamadık. Vefatından 1-2 yıl önce bir reklam filminde çalıştık diyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/milliyet-executivee-konuk-olduk/", "text": "Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyemiz Mehmet Okay Milliyet Gazetesi'nin aylık yayımlanan ekonomi dergisi Milliyet Executive'e ve A Para kanalındaki Emlak Avcısı'na katıldı. 'Dünyayı inşa etmeye ant!' başlıklı haberde Ant Yapı'nın yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarını anlatan Okay, tabelalarımız Türk insanının göğsünü kabartıyor dedi. Milliyet Gazetesi'nin aylık yayımlanan ekonomi Dergisi Milliyet Executive bu ay sayfalarında Yönetim Kurulu üyemiz Mehmet Okay'ı ağırladı. 'Dünyayı inşa etmeye ant!' başlıklı haberde Ant Yapı, Amerika'nın en ünlü caddelerinde projeler geliştiriyor. Londra'da Buckingham Sarayı'na komşu projeleri var. Rusya'da 50 şantiyeyi aynı anda yürütüyor dendi. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay da Milliyet Ekonomi Servisi'nden gazeteci Duygu Erdoğan'a Tabelalarımız Türk insanının göğsünü kabartıyor şeklinde yorumda bulundu. Ant Yapı'nın dünya müteahhitlik sektöründe yerini kuvvetlendirdiğinden bahsedilen röportajda Mehmet Okay Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi 2021 listesinde uluslararası alanda 57'nci sırada Türkiye'de ise 3'üncü sırada yerimizi aldık. Liste her yıl ağustos ayında açıklanıyor bu yıl da üst sıralarda olacağımızı düşünüyoruz. 2020 listesinde uluslararası alanda 80'inci sırada Türkiye listesinde ilk 5 içinde yer alıyorduk şeklinde konuştu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/park-modernin-kaba-insaati-bitti/", "text": "2020 yılında 100 milyon sterlin bedelle sözleşmesini imzaladığımız Park Modern'in kaba inşaatını bitirmenin heyecanını yaşıyoruz. Bu kapsamda İngiltere'de düzenlenen kutlama etkinliğine işveren firma, Ant Yapı ekibi ve Türkiye'nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da katıldı. 2020 yılını Londra'dan sevindirici bir haberle kapamıştık. Lüks konut projesi Park Modern'in inşası için 100 milyon sterlin kontrat bedelli bir anlaşma imzaladık. Bugüne kadar İngiltere'de hayata geçirdiğimiz en büyük bedelli proje olan Park Modern, ayrıca 2020'de Londra'nın West End Bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfındaki en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olma özelliğini de taşıyordu. İnşaatına 2021 yılında başladığımız Park Modern'in geçtiğimiz günlerde kaba inşaatının bitmesinin mutluluğunu yaşadık ve bunu İngiltere'de düzenlenen etkinlikte hep birlikte kutladık. İşveren firma ve tüm ekibimizin de yer aldığı kutlamada Türkiye'nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da bizi yalnız bırakmadı. Londra'da Kensington Palace Garden'a bakan ve 17 bin 650 metrekare alana sahip Park Modern projemiz 55 apartman dairesi ve 2 adet Town-House olmak üzere toplam 57 ultra lüks konuttan oluşuyor. Proje sakinlerinin tüm ihtiyaçları göz önüne alınarak düzenlenen yapının içinde, özel araç parkı, yarı olimpik havuz, spor salonu, SPA, sinema salonu ve güzellik-bakım merkezinin yanı sıra restoran, kafe, sağlık merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi gibi üst düzey ticari alanlar da yer alıyor. - Adı: Park Modern - Yer: Londra, İngiltere - İçeriği: Lüks konut projesi - Büyüklüğü: 17.650 m2 - Kapasitesi: 55 apartman dairesi ve 2 adet townhouse olmak üzere toplam 57 ultra lüks konut - Kontrat bedeli: 100 milyon sterlin - Önemi: Park Modern, bu yıl Londra'nın West End bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfındaki en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olma özelliğini taşıyor. Kensington Palace Garden'a bakıyor. Türkiye'nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan, Park Modern'in kaba inşaatının bitmesini kutladığımız özel günde bizi yalnız bırakmadı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq103/radisson-blu-hotel-asia-bu-yil-da-yesil-anahtar-aldi/", "text": "Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı'nın çevreci girişimleri ödüllendirerek destekleyen Yeşil Anahtar Programı, iklim değişikliğinin önlenmesi ve sürdürülebilir turizme katkıda bulunmayı amaçlayan uluslararası bir 'eko-etiket'. Yeşil Anahtar Programı'nda bu yıl da Radisson Blu Asia otelimizle yeşil anahtar almaya hak kazandık. Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı'nın beşinci programı olarak uygulanmaya başlayan Yeşil Anahtar Programı, ülkemizde de 2011'den bu yana Çevre Eğitim Vakfı tarafından yürütülüyor. 1994 yılında Danimarka'da uygulanmaya başlayan programa 1998'de Fransa da katılmış ve kamp alanlarını belgelemişti. Yeşil Anahtar Ödülü, Yeşil Anahtar Ulusal Jürisi tarafından bir yıl için veriliyor ve başvurular her yıl yeniden değerlendiriliyor. Gerekli kriterlere sahip olan tesislere bayrak, plaket ve sertifikaları veriliyor. Hatta Yeşil anahtar sahibi tesisler yıl içerisinde denetlenmeye devam ediliyor ve kriterlere uygun olmayan durumlarda yıl sonu beklenmeden ödül geri alınıyor. Türkiye'nin 60 ülke arasında 10. sırada olmasından ve 2022 yılı itibariyle ülkemizde Yeşil Anahtar sahibi 109 tesis içinde olmaktan gurur duyuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/3748/", "text": "Yaz aşklarını doya doya yaşayabildiğimiz bugünlerde eğer siz de yeni bir aşka yelken açmak üzereyseniz konuya bir de astrolojik açıdan bakın! Hangi burç daha analitik, hangisi daha duygusal, hangisi aşkını yoğun yaşıyor... Gelin burç burç inceleyelim. Koç'lar, neyin avantajlı ya da dezavantajlı olduğunu anlayacak kadar zekidir. Fikirlerinizi savunup saygılarını kazanarak avantaja çevirebilirsiniz. Dikkatli olun çünkü intikam almak isterlerse, amaçlarına ulaşmadan pes etmezler. Boğa'lar, sadıktır. Uzun ilişki insanı olsalar da aşka kolay kolay kendilerini bırakmazlar. Damak zevkleri gelişkindir, hele de birlikte farklı tatlar arayışına çıkarsanız bu ilişki tadından yenmez bir hal alır. İkizler'in pratik zekalı olmaları kendileri için avantaj olsa da karşı tarafı biraz yorabilir. Mantıkları yakalarını bırakmaz bu yüzden ilişkinin reklam kısmında abartıya kaçarsanız, ikizleri de kaçırırsınız. Genel kültüre aşırı önem verirler. Yengeç'ler, aşkı dibine kadar yaşar ve yaşatır. Sevdikleri insanın başı derde girmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Eğer bir suç ortağı arıyorsanız, Yengeç burcu bu iş için biçilmiş kaftan. Aslan burcu sizden hoşlandığında derin bir nefes alın ve sakin kalmaya çalışın, merak etmeyin sizi yemeyecek! Gösterişli ve her yerde hızla dikkati üzerine çeken birine eşlik edebilecek özgüveniniz varsa, sizi piste alalım. Başak burçlarının aşkı aramalarına gerek yoktur, aşk onları zaten bulur. İlk buluşmanızda sizi titizlikle inceleyecektir, buna hazırlıklı olun. Eğer ikinci buluşma aşamasına geçmeyi başarırsanız gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Terazi'ler, çekici ve bakımlı insanlara karşı inanılmaz bir çekim duyar. Buluşma tekliflerine, dozunu kaçırmadan aşılması gereken engeller koyun ki heyecanını kaybetmesin. Akrep'ler çok az kişiyle yakınlaşırlar ama onları ölümüne korurlar. Sizi mütemadiyen bir dizi teste tutup emin olmadan kendilerini açmazlar. Doğuştan hikaye anlatıcılardır, kendilerini rahat hissettikleri ortamlarda zekice ince esprileriyle sizi gülme krizine sokar. Yay burçları aşktan asla vazgeçmez! Yürümeyeceğini düşündüğü ilişkileri hiç zorlamaz ve yeni ilişkisine başlayabilir. Bu sebeple aşk hayatları dışardan biraz hızlı görünüyor olsa da o sadece gereksiz drama ve vakit kaybına tahammül edemez. Oğlak'lar her şeyden önce güven duymak ister. Spontane planlar, değişken mesnetsiz ani duygu patlamaları onlara göre değildir. Güçlü ve daimi bir ilişki arayışındadırlar. Hayatlarının ve davranışlarının çok yanar dönerli olmamasının sebebi budur. Kova'lar, eksantrik burçlardır. Genel güzellik çizgilerinin dışındaki tipler ilgilerini çeker. Her an her şeyi yapma arzusuna sahiptirler ve kendilerini akışa bırakırlar. Yapıları gereği özgür ruhlu insanlara karşı çekim hissederler. Balık burçlarının dünyaları sihirlidir. Aşkta en şanslı burç olan Balık'ların, herkesi olduğu gibi kabul edip sevebilme kabiliyetleri onları vazgeçilmez sevgililer ve dostlar haline getirir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/anthavenda-yeni-magazalar/", "text": "Düşünsenize, tatile gidiyorsunuz ama yanınıza hiçbir şey almak zorunda değilsiniz. Anthaven çarşımızda kişisel bakımdan hazır giyime, ev dekorasyonundan yeme-içmeye hatta patili dostlarınızın ihtiyacı olan her şeye hızlıca ulaşabilirsiniz. Özenle hazırlanmış mezeleriyle beğenilen mekanın özellikle patlıcanlı mezelerini mutlaka deneyin. Evcil dostlarımızın yeri ayrı... Astropet, farklı türlerdeki köpekler için de kullanışlı ve birinci sınıf ürünler sunuyor. Binlerce kitap, albüm seçeneğinin yanında teknoloji ürünleri de sunan mağazada kültür, sanat ve eğlenceye dair birçok şeyi bir arada bulabilirsiniz. Güzellik ve bakım deyince öne çıkan alışveriş noktalarından biri Eve Shop. Makyaj, cilt bakımı, saç bakımı, süpermarket, anne&bebek ürünleri ve daha fazlasını bulabileceğiniz geniş bir yelpazeyle hizmet veriyor. İstanbul'da Maslak merkezli Juniper Cafe'nin mönüsünde hem dünya mutfaklarından örnekler hem de kuymak, fındık lahmacun gibi Türk mutfağından sevilen lezzetler yer alıyor. Kayhan Çarşısı'nda başlayan ve dededen toruna geçen bir lezzet yolculuğu... Tarifi gizli olan Bursa'nın meşhur köftesinin lezzetini yeni bir konspet ile burgerlerine uyarlayıp Anthaven'da da müşterileriyle buluşturuyorlar. 'Anne aşkıyla, Anadolu tadında' sloganıyla hizmet veren Mantı Mia, hamurunu elde yoğuruyor. Geleneksel mantının yanı sıra yaprak, tepsi, biftekli mantarlı mantıları, ekşili Antep sarması ve meşhur içli köfteleri sizi bekliyor. Ankara merkezli Minister Pub, rahat ve keyifli bir mekanda içkinizi yudumlamak ya da maç izlemek için artık Anthaven'da da hizmetinizde... Atıştırmalık olarak sunulan bamya turşusunu mutlaka tadın. Birbirinden güzel dekoratif ürünlerden züccaciyeye, mobilyadan giyime kadar ihtiyacınız olan her şeyi tek mağazada birleştiriyor. Ürün seçkisi, zengin dokuları ve net çizgileriyle şıklığı gündelik yaşama mükemmel bir biçimde uyarlayan NetWork; tüm okazyonlara kolayca uyum sağlayan tasarımlarıyla Türkiye'de adı özgünlük ve kaliteyle bütünleşen bir marka olmaktan gurur duyuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/beylerbeyinin-yeni-guzeli-antteras-nev/", "text": "İstanbul Anadolu Yakası'nın güzeller güzeli Boğaz semti Beylerbeyi'ni, yepyeni ve muhteşem bir yaşam alanına daha kavuşturuyoruz: Antteras Nev. 18. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyan ve yapımı süren projemizde şimdiden yerinizi ayırtın. Hem İstanbullular hem de kenti ziyaret eden yerli-yabancı turistler için popüler mekanları, tarihi noktaları, aktiviteleri ve ulaşım kolaylığıyla her zaman ilgi odağı olan Beylerbeyi semti, Anadolu Yakası'nın Ortaköy'ü olarak da bilinir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde padişahların has bahçeleri olarak kullanılan Beylerbeyi, en çok sarayıyla tanınsa da zarif bir barok tarzı camiye, bir yalıda konumlanan butik otele ya da vapur iskelesinin etrafında bulunan restoranlara da ev sahipliği yapıyor. Kuzguncuk'tan birinci köprüyle ayrılan Beylerbeyi'nin birbirinden farklı iki yüzü var adeta. Denizden bakarsanız sarayı, camisi ve iskelesiyle farklı bir cazibesini, kara tarafından bakarsanız karşınıza çıkan kalabalık ve bina yoğunluğunu görürsünüz. Semtin tarihi dokuyla bütünleşen ödüllü projemiz de Beylerbeyi'nde yer alıyor. İstanbul'un en güzel yerlerinden birinde, benzersiz bir mahalle konseptiyle hayat bulan Antteras projemizin devamı niteliğinde olan Antteras Nev olarak adlandırdık. Beylerbeyi'nde yaşamın büyük bir keyif olduğu düşünülerek tasarlandı Antteras Nev... Deniz manzarasına hakim konumuyla ön plana çıkan Antteras Nev, rengi, dokusu ve tasarımlarıyla 18. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyor. Antteras Nev'i, tüm ihtiyaçları karşılayabilecek konut seçenekleriyle tasarladık. Bahçe dubleksinin yanı sıra çatı dubleksi seçeneği de bulunan, Beylerbeyi Sarayı'na komşu Antteras Nev'de geniş yerleşim planları ve sosyal alanlar da bulunuyor. 5+1 konut seçeneğinden başlayarak 54 adet konutun bulunduğu projemizde her biri özenle tasarlanan 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daire, yepyeni bir yaşam için sakinlerini bekliyor. Ant Yapı olarak ürettiğimiz tüm projelerimizin odak noktası 'insan'. Amacımızsa müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve bu ihtiyaçlara doğru çözümler sunmak. Bu nedenle, mimarlık sanatının en ince detaylarıyla işlenen Antteras Nev projesi, bir ailenin tüm ihtiyaçlarına doğru çözümler üreten bir yaşam alanı olma özelliğine sahip. Projemizde kullanılan tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarında hazırlandı. Site Ortak Alanları: Kapalı sosyal tesis, havuz, barbekü, çocuk oyun alanı, spor sahası, yeterince ağaçlandırılıp çimlendirilmiş peyzaj düzenlemesi, yağmur suyu toplama şebekesi, su teminindeki kısıtlamaya karşı ortak alan sulanması ve konutların sınırlı sürede ihtiyacını karşılayabilecek su deposu ve hidrofor sistemi, güvenlik ve hizmet birimleri. Sosyal Tesisler: Fitness center, sauna, buhar odası, duş-wc, kafeterya, çocuk oyun odası, barbekü alanı, havuz, yönetim mekanları. Otoparklar: Tüm konutlara 2'şer adet projesine uygun ve blok asansör holleriyle bağlantılı kapalı otopark. Depolar: Projesine ve konut tipine göre bir adet kapalı depo. Güvenlik Sistemi: Ana girişte 7/24 hizmete uygun güvenlik binası, site girişi ve çevre duvarlarında yüksek çözünürlük ve gece/gündüz özellikli kameralar, dijital görüntü kayıt cihazları, konutlarda blok girişleri ve site güvenliği ile irtibatlı görüntülü interkom sistemi. Boğaz Köprüsü'nden geçtiğiniz an evinizde olacağınız, şehrin içinde ve bir o kadar da karmaşadan uzak Antteras Nev projesine ulaşım çok rahat. 1. çevre yolundan geliyorsanız, Altunizade çıkışını kullanın ve Üsküdar'a ulaşıp Beylerbeyi'ne devam edin. Sağa doğru Beylerbeyi Çamlıca Caddesi'ne girdiğinizde Antteras Nev'e ulaşmış olursunuz. TEM'den geliyorsanız, Ümraniye çıkışını kullanın ve Kısıklı Büyük Çamlıca Caddesi'ne devam edin. Caddenin sonundaki dört yol ağzından sola, Mehmet Akif Ersoy Caddesi'ne dönüp Antteras Nev'e ulaşabilirsiniz. Ant Yapı olarak özenle tasarladığımız Antteras projemizin özelliği, Türkiye'de ilk defa verilen Yeşil Bina sertifikası ÇEDBİK-Konut'a sahip olması. Bildiğiniz gibi, Türkiye'de ve dünyada inşa edilmiş ve edilmekte olan birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Pilot proje olarak Antteras, ÇEDBİK Konut Sertifikası'nı alarak bu zincire çok önemli bir halka daha ekledi. Ant Yapı olarak yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetimizi sertifikalarla geleceğe taşıdığımızı bir kez daha gösterdik. Bu semtten bahsederken isminin anlamı ve nereden geldiği çoğu zaman merak konusudur. Bizanslılar döneminde küçük bir köy olan Beylerbeyi'nin bilinen en eski adı Stavros'dur. O dönemde semtte, üzerinde altın haç olan bir kilise varmış. İsmin buradan geldiği söyleniyor. Osmanlı Devleti dönemindeyse bir eyaletin yönetiminden sorumlu olan kişiye Beylerbeyi deniyordu. 16. Selim döneminde Yeniçeri Ağası olan Mehmet Paşa, Beylerbeyi'nde büyük bir yalı yaptırmış ve burada geniş araziler satın almış. Mehmet Paşa 1584 yılında beylerbeyliğine, 1587 yılında da vezirliğe kadar yükselmiş ve 16. yüzyılda bu bölgeye ismini vermiş. Özellikle 17. yüzyıldan itibaren yerleşimin arttığı semtin o dönemki sakinleri saray ve çevresinin adamları olduğu için, yöre halkı buraya 'kibarlar semti' adını takmış. Beylerbeyi'nde turistik eşya satan dükkanları, sanat galerilerini, iskele ve yola serpilmiş masalarıyla çeşitli midyeci ve balık restoranlarını, çay bahçelerini bulabilir ve buralarda hoş vakit geçirebilirsiniz. Semtin sembolüyse 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün hemen altındaki Beylerbeyi Sarayı'dır. Avrupa barok tarzı mimarisi ve oryantal dokusuyla İstanbul'un en görkemli saraylarından biri... Beylerbeyi Camii külliyesinde yer alan Tarihi Beylerbeyi Hamamı da ayrıca hamam sevenler için güzel bir mekan. Birçok köşk, konak, çeşme, sarnıç ve maslak barındıran Beylerbeyi'ndeki Yalıboyu Caddesi'nde bulunan yalıların çoğu 1960'ların Yeşilçam filmlerinde kullanılmış. Saray demişken, Boğaziçi'nin en güzel yerlerinden birine konuşlanmış Beylerbeyi Sarayı, bahçesi ve yapısıyla göz kamaştırıyor. Zamanda yolculuk hissi yaşatan Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz zamanında 1865 yılında inşa ettirilmiş. Sarayın mimarisiyse, İstanbul'da birçok esere imza atmış olan Balyan ailesine ait. Dolmabahçe Sarayı, Nusretiye Cami, Ortaköy Cami ve Selimiye Kışlası ailenin eserlerinden sadece bazıları. Beylerbeyi Sarayı yazlık olarak düşünüldüğü için, içinde ısıtma sistemi bulunmuyor. Yaz günlerinde serinlemek içinse yapının içinde havuzlu bir oda mevcut. Burası ince el işçiliğiyle de göz kamaştırıyor. Müzeyi rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz ancak içinde fotoğraf çekmek yasak. İskeleye inerken sağda Boğaz'a sıfır konumuyla göz alan Beylerbeyi Cami, 1788 yılında, 1. Abdülhamid zamanında inşa ettirilmiş. Aynı zamanda Boğaziçi'nin en görkemli camilerinden biri. Beylerbeyi'nde ayrıca cami külliyesinde yer alan, 1789 yılında yapılmış olan Beylerbeyi Hamamı'na kadın ziyaretçiler öğle saatlerinde, erkek ziyaretçiler sabah veya akşam saatlerinde gidebiliyor. Tarihi hamamda bir değişiklik yapılmadan ilk günkü haliyle kullanılıyor. Semtte yol kenarlarında ve restoranların bahçelerinde tarihi çeşmeler görebilirsiniz. Ara sokaklarına daldığınızda da eski ahşap binaları en fazla görebileceğiniz semtlerden biri Beylerbeyi. Semtte tarihe tanıklık etmiş eski sakinlere hala rastlamak mümkün. Beylerbeyi'nin eski dönemlerinde insanlar birbirini tanır, iskeleye yanaşan vapura sakince ve saygıyla binerlermiş. Hatta vapurda herkesin bir yeri varmış, bir gün birinin yerini boş görenler hemen o kişinin evine uğrar halini hatırını sorarlar, merak ederlermiş. Bugün Beylerbeyi'nde yaşayan semt sakinlerinin en büyük ayrıcalığı, Boğaz manzarasına ve yeşile doyarak sahile inebilmeleri. Sahildeyse çok hoş bir ahşap iskele, çınar ağacı ve martılar manzara izlemek isteyenleri bekliyor. Bugün Anadolu yakasının Ortaköy'ü gibi olan Beylerbeyi'nde, sanat galerileri ve dükkanlar, bu tarihi vapur iskelesinin yakınına dizilmişler. Balık restoranları ve çeşitli kahvelerde vakit geçirebilir, bir yorgunluk kahvesi içebilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/birlesik-krallik-istanbul-baskonsoloslugunun-yaz-partisinde-biz-de-vardik/", "text": "İngiliz Ticaret Odası'nın Türkiye'deki geleneksel 'Yaz Partisi', Covid-19 pandemisi sebebiyle 3 yıl aradan sonra tekrar düzenlendi. Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu'nun görkemli bahçesinde düzenlenen, 600'den fazla seçkin konuğun ağırlandığı ve Ant Yapı olarak bizim de destekçileri arasında yer aldığımız davette çevreye duyarlı malzemeler kullanılmasına özen gösterildi. Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo ve BCCT Başkanı Chris Gaunt OBE ev sahipliğinde, 30 Haziran'da gerçekleşen Yaz Partisi'nde, Birleşik Krallık Kraliçesi 2. Elizabeth'in tahta çıkışının 70. yılı vesilesiyle Platin Jübilesi kutlandı. Kenan Poleo davet sırasında yaptığı konuşmada, Kraliçe 2. Elizabeth'in Platin Jübilesini konuklarla birlikte kutlamaktan memnuniyet duyduğunu, diğer yandan BCCT Yaz Partisi'nin, Türkiye-İngiltere arasındaki sıcak ilişkilerin bir kutlaması niteliğinde olduğunu da ifade etti. Küresel ve ulusal çapta sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunmak ve bu konuda farkındalığa dikkat çekmek amacıyla iş dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ile de işbirliği yapıldı. Chris Gaunt OBE, geleneksel hale getirdikleri yaz partisinin verimli bir network platformu oluşturduğunu belirterek, bu davetlerde farkındalığı arttırıcı sosyal sorumluluk konularına dikkat çekmeye de özen gösterdiklerini vurguladı. Müzikte Tayla Koray Orkestrası ve danslardaysa Nebi Birgi ve Dans Grubu ile renklenen davette çevreye duyarlı malzemeler kullanılmasına da özen gösterildi. Etkinlikte ayrıca Ukraynalı sanatçıların eserleri sergilendi. Sonrasında Young Guru Academy kanalıyla satışa sunulan eserlerden elde edilen gelirin yarısı YGA'nin Ukraynalı Çocuklar Fonu'na bağışlanırken, diğer yarısıyla Ukraynalı sanatçılara destek verilecek. Ayrıca geliri Ukraynalı Çocuklar projesine tahsis edilmek üzere Gaunt tarafından bağışlanan iki sanat eseriyle bir yardım çekilişi yapıldı. Davette yer alan bir diğer sivil toplum kuruluşu Rehber Köpekler Derneği'ydi. Bu sayede, görme engellilere kılavuzluk yapan rehber köpeklerle ilgili farkındalığa katkı sağlandı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/cennette-evet-demek-icin/", "text": "Bodrum'un cennet gibi bir noktası olan Aspat Koyu'nda, adeta bir hayaller diyarı olarak kurduk Anthaven projemizi... Anthaven, bünyesindeki Radisson Collection Hotel Bodrum ile düğününü ve balayını masallardaki gibi yaşamak isteyen çiftelerin de hayallerinin gerçekleştiği yer haline geldi! Sahil düğünü konseptinin gözde olduğu yaz mevsiminde, Homeros'un 'Ebedi mavinin ülkesi' olarak tanımladığı ve eskiden Halikarnas olarak bilinen Bodrum'un eşsiz Aspat Koyu'nda, misafirlerinizin ve sizin hem eğlenebileceğiniz hem de rahat edebileceğiniz bir ortam yarattık: Radisson Collection Hotel Bodrum. Gözlerinizi kapatıp hayal ettiğiniz düğününüzü ve balayınızı keyifle planlayabilirsiniz. Ant Yapı olarak en hayranlık uyandıran projelerimizden Anthaven'ı, Aspat Koyu ile limanın birleştiği, cennetten çıkma bir noktaya inşa ettik. Şirketimizin Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, farklı ilkleri de bünyesinde barındıran karma bir proje. Yelkenli teknenizle iç limanına kolayca yanaşabilirsiniz. Oradan küçük teknelerle evinize, restoranlara, butik mağazalara kolayca ulaşabilirsiniz. Dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group'un premium markası Radisson Collection'ın Türkiye'deki ilk premium otelini de Anthaven kompleksimiz içerisinde kurmuş olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Yıl boyu hizmet veren Radisson Collection Hotel Bodrum, özellikle yaz aylarında düğün, nişan gibi özel günler ve davetler için müthiş bir ambiyans sunuyor. Ant Yapı olarak ülkemizdeki beşinci turizm yatırımımız olan ve her detayını büyük özenle dizayn ettiğimiz Radisson Collection Hotel Bodrum'un özelliklerini sıraladığımızda, bir otelden çok daha fazlasını görebiliyorsunuz. 80 oda ve süitiyle eşsiz sahil şeridi ve Aspat Koyu'nun sakin sularına karşı konumlanan Bodrum'un bu en yeni destinasyonu, misafirlerine tesis içerisinde birçok olanak sunuyor. Açık yüzme havuzu, Ege ve dünya mutfaklarından yemekler bulunan plaj restoranı, otel restoranı ve barı, SPA ve fitness merkezi, toplantı ve etkinlik alanlarıyla misafirlerine kusursuz hizmet sunuyor. Düğün hazırlığı yapan çiftler, Aspat Koyu'nun bu nefes kesen manzarasına karşı konumlanan düğün süitimizin 15 metrekarelik geniş terasında bekarlığa veda partisi verilebiliyor. Ya da Sanitas SPA'da yer ayırtan gelin hamamı grupları çok keyifli vakit geçirebiliyor. Bunun gibi tüm etkinliklerin planlaması süresince de konuklarımızın ihtiyaç duyabileceği birçok konuda onları doğru adreslere yönlendiriyoruz. Ayrıca, özel bir yaşam alanı olan Ant Yapı'nın 'Liman&Konut&Otel&Çarşı' kompleksi Anthaven Aspat'tan, Bodrum merkeze ya da Yalıkavak'a ulaşmak sadece 30 dakika sürüyor. Bodrum denizi, koyları, tarihi zenginlikleriyle hem yerli hem yabancı turistlerin vazgeçemediği bir lokasyon. Dünya basınının saygın yayını TIME dergisi de Bodrum'a, dünyanın en müthiş 100 yeri listesinde 'Yükselen Riviera' başlığıyla yer verdi. Son 3 yıldır dünyada görülmesi gereken yerleri listeleyerek destinasyon trendlerine yön veren TIME, Radisson Collection Hotel Bodrum'u da 'deneyimlenmesi' gereken oteller arasında gösterdi. Radisson Collection otellerinde, modern tasarımla dining, fitness, wellness ve sürdürülebilirlik gibi deneyimler bir araya geliyor. Hem ziyaretçiler hem yerel halk için tasarlanan Radisson Collection otellerinin her biri en prestijli bölgelerde kuruluyor ve yine o bölgenin en iyi eğlence ve turistik mekanlarına da yakın konumlanıyor. Bu açıdan Anthaven'daki otel de bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra Bodrum'un merkezindeki eğlence dünyasına yakın olması açısından da konuklar için bir cazibe merkezi haline geliyor. - Bekarlığa Veda ve Kına gecesi: Artık düğün dendiğinde aklınıza sadece tek mekanlık ve tek gecelik organizasyonlar gelmesin! Otelimizdeki organizasyonlar arasında bekarlığa veda partisi, kına gecesi, gelin ve damadın hazırlanacağı odalar, karşılama kokteyli gibi detaylar da yer alıyor. - Etkinliklere özel tasarlanmış Anthaven Club House'un özel odalarında, çiftler bu en özel günlerine keyifle hazırlanabiliyor. Geniş ve ferah açık alanı, Aspat Koyu'nun nefes kesen manzarasına sahip düğün süitimizin 15 metrekarelik geniş terasında bekarlığa veda partisi verebilirsiniz. - Gelin Hamamı: İsterseniz gelin hamamı gruplarınız için SPA'mızda yerinizi ayırtarak kendinizi özel güne hazırlayabilirsiniz. - After Party: Nikah töreninizi gerçekleştirdikten sonra tamamen etkinliğinize özel ayırılmış Anthaven Club House'da düğün yemeği ve sabaha kadar After Party eğlencesinin tadını çıkarabilirsiniz. - Diğer bir seçenek olarak konuklarımız Termera Beach'teki 400 metre boyunca uzanan 500 kişi kapasiteli sahilimizde, Aspat Koyu'nun doğası ve tarihiyle iç içe nikah ve düğün yemeği gerçekleştirip Anthaven Club House'da eğlenceyi gece boyu sürdürebiliyor. - Happy Hour: Düğünden önceki veya sonraki gün Termera Beach alanında size ve misafirlerinize özel DJ partisi planlayabilirsiniz. - Concierge Servisi tekne turu, araç kiralama hizmetleri, vb. - Tedarikçi Öneri / Rezervasyon hizmeti de yer alıyor. - Ek kanape ve gece atıştırmalığı seçenekleri, after party uzatma talepleri ve yabancı içki paketleri için ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz. (sales. bodrum@radissoncollection. com/ +90 252 999 15 10) Radisson Collection Hotel, Bodrum'un servis odaklı hizmet anlayışıyla tüm etkinliklerinizde kişiselleştirilmiş lüks hizmetini deneyimliyor olacaksınız. Etkinliğiniz süresince tüm talep ve ihtiyaçlarınızda size eşlik edecek olan ekibimiz doğru adresi bulmanızda size yardımcı oluyor. Radisson Collection Hotel Bodrum'da benzersiz düğünlere özel karşılama kokteyli, 2 çeşit kanepe 4 aşamalı düğün menüsü ve yerli içki servisi. EK HİZMETLER After Party: 2 saatlik limitsiz yerli içki servisi ve gece çorbası ikramı. - Düğün çiftimize ücretsiz gidiş-dönüş havaalanı transferi - Jakuzili gelin hazırlık odası - Bir gece deniz manzaralı teraslı süit odamızda ücretsiz konaklama - VIP oda içi set-up - İki kişilik kahvaltı servisi - Yıl dönümlerinde geçerli yüzde 50 indirim fırsatı Radisson Collection Hotel Bodrum'daki masal gibi bir düğünden sonra, Bodrum'da en özel günleriniz için masalsı manzaralar sunan etkinlik alanlarını keşfedip balayınıza burada devam edebilirsiniz. - Otel, Bodrum merkezine 30 dakikalık sürüş mesafesinde ve doğal güzellikleri, Akdeniz mimarisi ve teknelerin demirleyebileceği, keyifli küçük bir iç limanla öne çıkıyor. Düğün sonrası katılacağınız tekne gezisiyle de çevre koyları keşfedebilirsiniz. - Bodrum içinde 1.150 m2'lik alana yayılmış SPA'sı, misafirlerine unutulmaz deneyimler yaşatıyor. Düğünden sonra Sanitas SPA'da yerinizi ayırtarak çift masajıyla dinlenebilirsiniz. - Aspat Koyu sahiline komşu olan 400 metrelik Kos Adası manzaralı sahil şeridi boyunca uzanan plajda Happy Hour organizasyonuyla eğlenmeye devam edebilirsiniz. - Deniz ve güneşin tadını çıkarırken sahil restoranı Cafe Haven'da gün boyu muhteşem lezzetleri tadabilirsiniz. Ayrıca lezzet düşkünleri için bambaşka bir deneyim yaşayacakları BARranco, konuklarını Ege mutfağının eşsiz lezzetleri ve Peru mutfağından seçkiler ile gastronomi yolculuğuna çıkarıyor. - Radisson Collection Hotel Bodrum'un içinde konumlandığı Anthaven'a ait olan çarşı bölgesinde de mağazaları gezebilir ve farklı lezzetler tadabilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/genel-koordinatorumuz-fatma-celenkin-ilk-kitabi-cikti/", "text": "Geçmişle bugünün iç içe yaşandığı 'Bildiğin Gibi Değil' adlı romanında Fatma Çelenk, kahramanlarının gündelik hayattaki sıradan yaşamlarını okura sunarken ülkemizin ekonomik ve siyasal mücadelelerle biçimlenen son 50 yılını da sade ve akıcı bir dille aktarıyor. Ant Yapı Genel Koordinatörü Fatma Çelenk, Bildiğin Gibi Değil adlı ilk kitabını Momo Bebeköy'de yapılan davette tanıttı. Çelenk, topluma yönelik tasarladığı sosyal sorumluluk projeleriyle yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödüle sahip. Mona Kitap'tan çıkan bu ilk romanında aşkı, hayatı, kabullenişleri ele alıyor yazar. Ayrıca Türkiye'nin ekonomik ve siyasal mücadelelerle biçimlenen son 50 yılını günümüze bağlayarak sade ve akıcı bir dille anlatan Çelenk, darbeler ve kaybedişler arasında geçen sıradan hayatlara okuru ortak ediyor. Momo Bebeköy'deki organizasyonda Fatma Çelenk'in ilk kitap heyecanı gözlerden kaçmazken davette siyaset, sanat ve iş dünyasından birçok isim de dikkat çekti. Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin; Soner Yalçın, Kürşat Başar, Nasuh Mahruki, Makbule Cengiz gibi ünlü yazarlar; Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Feyha Çelenk, Yıldız Kültür, Serpil Tamur ve Murat Karasu gibi tecrübeli isimler davette yer aldı. Sanatçı Ali Düşenkalkar'ın sesinden kitaptan bir bölüm okuması yapıldı. Eğlence hayatının ünlü isimlerinden Fatih Ürek'in de katıldığı imza gününe, gayrimenkul sektöründen de çok sayıda iş insanı katılımda bulundu. İngiliz Ticaret Ataşeliği, Yeni Zelanda Ülke Direktörlüğü, gayrimenkul sektörünü temsil eden dernek başkanlarının da geldiği tanıtım gününe biz de Ant Yapı olarak destek verdik. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mezunu olan Fatma Çelenk, kariyeri boyunca yaptığı tiyatro, sinema, radyo-televizyon ve kurumsal iletişim alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekti. Ant Yapı'daki Genel Koordinatörlük görevinin yanı sıra iş hayatına yönelik yazıları birçok dergi ve bloglarda yayımlanmaya; kendisi üniversitelerde seminerler vermeye devam ediyor. Çelenk, Türkiye Sosyal Sorumluluk Derneği'nde uzun süreli Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi ve halen Kurumsal İletişimciler Derneği Yönetim Kurulu'nda yer alıyor. Kurucu üyeleri arasında bulunduğu Gayrimenkulde Kadın Liderler Platformu'nda Eğitim Proje Grubu Başkanı göreviyle sektördeki kadınların ihtiyaç ve beklentilerine yönelik bilgi, beceri arttırma, yönetim seviyelerini güçlendirme çalışmalarına imza atmaya devam ediyor. Bildiğin Gibi Değil isimli ilk romanını biz okuyucularına armağan eden Fatma Çelenk'e gönülden teşekkür ediyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/ingilterede-7-projemize-basliyoruz/", "text": "Ant Yapı olarak yurtiçinde ve yurtdışında imzamız olan işlere sürekli yenilerini ekliyoruz. Son olarak, İngiltere'de yer alan projelerimize bir yenisini daha ekledik ve ülkenin prestijli bölgesi Folkestone'da bu yeni projemizi hayata geçiriyoruz. İngiltere'nin güneydoğusunda yer alan sahil beldesi Folkestone'da 1902'de inşa edilen Leas Pavilion binası, Edward dönemine ait bir çay salonu. Bugün bünyesinde tiyatro, sinema, bowling, bilardo salonu ve gece kulübü de yer alan bir yapı. Ant Yapı olarak bu binanın yenilenmesini ve bunun yanında 9 katlı 91 adet deniz manzaralı lüks dairenin hayata geçirilmesini içeren 40 milyon pound kontrat bedelli projeyi 2024 yılında tamamlamayı planlanıyoruz. Geleneksel İngiliz mimarisinin ve tarihinin köklerine sadık kalınıp modern mimariyle harmanlanarak yapılacak değişikliklerle yenilenecek olan Leas Pavilion, lüks rezidans binasını da içeriyor. Hem renovasyon hem de rezidans işlerini üstlendiğimiz 12.400 metrekare inşaat alanında 91 adet modern lüks daire yapılacak. 100 yılı aşkın süredir kültür, sanat ve eğlence için favori yerel bir mekan olan Leas Pavilion, gücünü her adımda lüksü hissettirmesinden ve hem Londra merkezine hem de Manş Denizi'ne yakın mesafede olmasından alıyor. Ant Yapı olarak profesyonel yönetim biçimimizle kaliteden asla ödün vermeyen, taahhütlerimizi eksiksiz ve başarıyla tamamlayan güvenilir yapımızla, inşaat sektöründe çok çeşitli projelere imza atmak üzere 1991'de kurulduk. 2000'li yıllardaki yeniden yapılanmamız sonrasında da faaliyetlerimizle yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli konut, rezidans, otel, okul, kültür merkezi, iş merkezi, alışveriş merkezi, eğlence merkezi gibi projeleri başarıyla hayata geçirdik. Projelerimizi ve taahhütlerimizi başarıyla gerçekleştirmemizin arkasında yatan pozitif düşünce içeren yaklaşımımız, profesyonel ekibimiz, modern teknoloji ve yeniliklerin takibine verdiğimiz önemle, kurulduğumuz günden bugüne 10 milyon metrekarenin üzerinde projeye imza attık. - Adı: Leas Pavilion - Yer: Folkestone, İngiltere - İçeriği: Renovasyon ve rezidans projesi - Büyüklüğü: 12.400 m2 - Kapasitesi: Leas Pavilion renovasyonu ve 9 katlı 91 adet deniz manzaralı lüks daire - Kontrat bedeli: 40 milyon pound - Önemi: 100 yılı aşkın bir süredir kültür, sanat ve eğlence için favori yerel bir mekan olan Leas Pavilion, Edward dönemi çay salonlarının önemli örneklerinden bir tanesi. Hem Londra merkezine hem de Manş Denizi'ne yakın mesafede olması ve her adımda lüksü hissettirmesi ile cezbedici bir konumda."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/lezzetli-tarifler/", "text": "- 1,5 su bardağı ince taneli Hindistan cevizi rendesi - 1 su bardağı ezilmiş muz Tüm malzemeyi çatalla ezerek karıştırın. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisi üzerine tatlı kaşığıyla porsiyonlayın. Üzerlerine hafifçe bastırın. Önceden ısıtılmış 220 derece fırında arada kontrol ederek 30 dakika pişirin. Fırından çıkardıktan sonra 10 dakika kadar fırın tepsisi üzerinde soğumaya bırakın. Hava almayan bir kapta, buzdolabında saklayabilirsiniz. - 1,5 su bardağı glütensiz yulaf ezmesi - 1 su bardağı şekersiz badem sütü - 1 orta boy olgun muz - 2 çorba kaşığı şeker veya 2 çorba kaşığı hurma özü - 1 çay kaşığı tarçın - 1/2 çay kaşığı vanilya özü - 2 yemek kaşığı yabanmersini reçeli, fıstık ezmesi Çikolata ve meyve dışındaki tüm malzemeleri mutfak robotunda pürüzsüz olana dek karıştırın. Yapışmaz tavayı orta derecede ısıtın. Krepleri, iki yüzünü de altın rengi olana kadar pişirip reçel ve fıstık ezmesiyle süsleyerek servis edin. - 1 su bardağı bitki bazlı süt - 1,5 çay bardağı yulaf ezmesi - 3 çorba kaşığı balkabağı püresi - 5 adet etli hurma - 1/2 çay kaşığı vanilya özü veya tarçın - 1,5 çorba kaşığı akçaağaç şurubu - Süsleme için: Bir avuç fındık, kırık ceviz ve damla çikolata Akçaağaç şurubu ve ceviz dışındaki her şeyi bir tencereye koyun. Yulaf ezmesi koyulaşana ve sıvının çoğu emilene kadar, yaklaşık 5 dakika karıştırarak orta ateşte pişirin. Piştikten sonra biraz daha koyulaşabilir, ilave süt ekleyerek kıvamını kendinize göre ayarlayın. Karışımı akçaağaç şurubuyla arzunuza göre tatlandırıp üzerine ceviz kırıkları dökün. Ilık veya soğuk servis edin. - 1 yemek kaşığı salça - Bir tutam köri - 1/2 litre sebze suyu (2 su bardağı) - 1/2 su bardağı balkabağı ezmesi - 1/2 çorba kaşığı doğal fıstık ezmesi - 1/2 su bardağı Hindistan cevizi sütü - 1 çorba kaşığı soya sosu - 1 çorba kaşığı akçaağaç şurubu - 1 çorba kaşığı Sriracha sos - 1 limon - Birkaç tane kekik Orta ateşte salçayı bir miktar yağ ile kokusu çıkacak kadar pişirin. İçine sebze suyu, balkabağı ezmesi, fıstık ezmesi, Hindistan cevizi sütü, köri, soya sosu, akçaağaç şurubu ve Sriracha sosu ekleyin. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar çırpın. Kekik, iç kabak ve hindistancevizi sütü ile süsleyip sıcak servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/mahalle-sicakliginda-luks-bir-hayat/", "text": "3 kişilik çekirdek ailesiyle Antteras'ta yaşayan 36 yaşındaki komşumuz Emre Gençmehmetoğlu, İstanbul'un göbeğinde güzel bir bahçeli evde yaşamayı o kadar istemiş ki, sonunda hayalleri gerçek olmuş. 51 yıldır ihracat yapan bir ailenin üyesi olan Emre Bey'i yakından tanımak için kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Tabii... 36 yaşındayım. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Ekonomi Bölümü mezunuyum. 2017 yılının eylül ayında eşim Merve'yle hayatlarımızı birleştirdik. 2021 yılında kızımız Alin'in doğumuyla da, şimdilik 3 kişilik çekirdek ailemizi kurmuş olduk. Küçük yaşta geçirmiş olduğum bir rahatsızlık nedeniyle sporun hayatıma girmesi çok erken yaşlarda oldu. Yüzmeyle başlayıp birçok farklı spor dalıyla hem profesyonel hem amatör şekilde ilgilendim. Özellikle yüzme, basketbol ve snowboard dallarında hem yurtiçi hem de uluslararası platformlarda başarılarım oldu. Koyu bir Galatasaraylı olarak çocukluğumdan beri futbola ve ayrıca su sporlarına karşı çok ilgim oluştu, halen devam da ediyor bu ilgim. Adrenalin tutkunu biri olarak özellikle ekstrem sporlar da en büyük merakımdı hep. Ta ki kızım Alin olana kadar! Antteras'a 27 Nisan 2021 tarihinde taşındık. Buraya taşınma hikayemiz gerçekten çok ilginç. Benim aslında her zaman bahçeli bir evde oturma fikrim vardı. Uzun süre de aradım. Fakat İstanbul'da bahçe dediğin zaman maalesef ya şehir merkezinden uzak ya da ortak kullanım alanlarına bahçe diyen projeler karşınıza çıkıyor. Kızım Alin'in dünyaya geleceği haberini aldıktan sonra da dedim ki: Artık ne olursa olsun bulacağım o bahçeyi. Bu sırada hem uzun yıllardır can dostum hem de şimdi yan komşum olan Evren Durası'yla konuştuğumuzda, onun burada ev bulduğunu öğrendim. Başka yer var mı diye ziyarete geldiğimde de bahçe katı daire kalmamış ama çatı dubleksleri bulunmaktaydı. Satış ofisiyle görüşmeye başladığım zaman bahçe dubleksinin çok mümkün olmadığını ama yine de haber beklememi söylediler. O hafta sonu resmen zaman akmadı. Takip eden pazartesi müjdeli haber geldi ve bize nasip oldu. İstanbul'un göbeğinde, böylesine kullanım rahatlığı olan, elit bir sitede yaşıyor olmak ve aynı zamanda en yakın arkadaşlarımdan biriyle de komşu olmak, günümüz şartlarında bulunmaz bir nimet bence. Hem lüks bir hayat hem mahalle sıcaklığı... Yani etrafta her türlü ihtiyacınızı giderebileceğiniz yerlerin olması kesinlikle yasam kalitenizi arttıracak bir olanak sağlıyor. Mehmet Bey de bu olanaktan faydalanabilmemiz için gerçekten elinden gelen kolaylığı sağladı. Kendisine de buradan bir kez daha şahsen teşekkür etmek isterim. Benim daha önce olmadı fakat eşimin ailesinden Ant Yapı projelerinden yerleri olan kişiler var. Benim de Bodrum Anthaven ve burada yeni başlayacak etap için niyetim var kısmetse. Anthaven'ı inceledim, biten etabı gezme fırsatım da oldu, burası için henüz görüşemedim. İnşallah en kısa zamanda görüşme sağlayacağım. Aslında ailem 51 senedir ihracatla uğraşıyor. Ben profesyonel hayatıma ilk önce bankacılık sektöründe başlayıp sonrasında farklı şirketlerde yöneticilikle devam ettim. Sonrasında aile şirketinde aktif olmaya başladım. Son 12 senedir Afrika ülkelerine yöneldik. Bu ülkelerde elektrik, enerji, altyapı alanlarında hükümet ihalelerinin tedarikini ve talep olması durumunda uygulamasını da yapmaktayız. Türkiye'de yaşayanlar için döviz kazancının olması tabii ki en büyük avantaj gibi görünüyor fakat bence global piyasalarda tanınmak, yer edinebilmek, yaptığınız işte de iyi bir referansınız varsa size kazandırabileceği çevre çok daha önemli. Son iki yıldır maalesef hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntılar ve çok fazla değişen fiyatlar, siparişleriniz sırasındaki fiyat politikanızı oldukça etkiliyor. Bu durum özellikle uzun sureli çalışan müşteriler üzerinde zaman zaman negatif etki oluşturabiliyor, bu da sanırım en büyük dezavantajı. Çünkü bence güven, bu işte kazanabileceğiniz en önemli şey. Klişeleri çok seven biri değilimdir, bu yüzden Çok çalışmak demek istemem. Zaten hayatta başarıyı yakalamak istiyorsan çalışmadan olmuyor. Dolayısıyla en büyük tavsiyem, risk almaları olur çünkü farkınız bu şekilde ortaya çıkar. Fakat risk almanın da bir sınırı ve her şeyden önemlisi bir planı olması lazım. Körü körüne geleceği çok olmayacağı belli olan şeyler için alınan riskler ve atılan adımlar, size faydadan çok zarar verir. Dolayısı iyi bir plan, doğru insanlarla çalışmak, yapacakları işe olan inançla birlikte alınan riskler bu sektörde başarılı olmanın anahtarı diyebilirim. Ama her şeyden önemlisi, hiçbir zaman kazanılan paranın hırsına kapılmamak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/nev/", "text": "Antteras evlerine komşu projemizi bu sefer 'ANTTERAS NEV' olarak adlandırdık. Beylerbeyi'nin sırtlarında, Küplüce'de, Boğaziçi'nden Tarihi Yarımada'ya kadar müthiş bir panoramaya sahip bu projemizle; İstanbul'un merkezinde, Beylerbeyi Sarayı ile Çamlıca Tepesi arasında, temiz hava ve yeşillikler içinde, Üsküdar'ımızın saraylar, kasırlar, camiler bulunan tarihi dokusu içinde, restoranlar, kahvehaneler, dükkanlar ve sanat galerileri içinde keyifle yaşamanız adına yeni bir fırsat sunuyoruz. Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Ömrün oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer. Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Evet, böylesine güzel bir şehre yakışan projeler üretmeye devam ediyoruz. Hem de önümüzdeki yıl sonu teslim hedefiyle çok kısa bir sürede evlerinizi hazır etmeyi planlıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq104/zaferimizin-100-yili-kutlu-olsun/", "text": "Tam 100 yıl önce Dumlupınar'da, Mustafa Kemal Atatürk başkumandanlığında Türk ulusu büyük bir zafer elde etti. Bu eşsiz toprakları bizlere emanet eden Ata'mıza ve şehitlerimize rahmet diliyor, dürüstlüğümüzden ve çalışkanlığımızdan ödün vermeden üreterek ruhlarını gururlandıracağımız nice bayramlar diliyoruz. Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos, Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al, Ne var bu dünyada sana yakışan, Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos, Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,"} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/antteras-nev-satislari-devam-ediyor/", "text": "Antteras sakinleri, İstanbul'un en özel semtlerinden Beylerbeyi'nde huzurlu ve konforlu bir yaşam sürüyor. Antteras'in ikinci etap projesi olan ve yapımı süren Antteras Nev'in ise satışları tam gaz devam ediyor. Semtin tarihi dokusuyla bütünleşen ödüllü projemiz Antteras'ın ikinci etabı Antteras Nev, İstanbul'un en güzel yerlerinden biri olan Beylerbeyi'nde, benzersiz bir mahalle konseptiyle hayat buluyor. Sitede yaşayanların bu özel semtin keyfini en güzel şekilde çıkarabilmesi için tasarladığımız Antteras Nev, deniz manzarasına hakim konumuyla ilgi görüyor. Rengi, dokusu ve tasarımlarıyla 18. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyan Antteras Nev'i de tüm ihtiyaçları karşılayabilecek konut seçenekleriyle tasarladık. Beylerbeyi Sarayı'na komşu projemizde geniş yerleşim planları ve sosyal alanlar düşünüldü. 5+1 konut seçeneğinden başlayarak 54 adet konutun bulunduğu projemizde her biri özenle tasarlanan 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet de 3+1 daire, yepyeni bir yaşam için sakinlerini bekliyor. Ant Yapı olarak ürettiğimiz tüm projelerin odak noktası 'insan'. Amacımızsa müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve bu ihtiyaçlara doğru çözümler sunmak. Bu nedenle, mimarlık sanatının en ince detaylarıyla işlenen Antteras Nev projesi, bir ailenin tüm ihtiyaçlarına doğru çözümler üreten bir yaşam alanı olma özelliğine sahip. Projemizde kullanılan tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarında hazırlandı. Boğaz Köprüsü'nden geçtiğiniz an evinizde olacağınız, şehrin içinde ve bir o kadar da karmaşadan uzak olan Antteras Nev projesine ulaşım da çok rahat. 1. çevreyolundan geliyorsanız, Altunizade çıkışını kullanın ve Üsküdar'a ulaşıp Beylerbeyi'ne devam edin. Sağa doğru Beylerbeyi Çamlıca Caddesi'ne girdiğinizde Antteras Nev'e ulaşmış olursunuz. TEM'den geliyorsanız, Ümraniye çıkışını kullanın ve Kısıklı Büyük Çamlıca Caddesi'ne devam edin. Caddenin sonundaki dörtyol ağzından sola, Mehmet Akif Ersoy Caddesi'ne dönüp Antteras Nev'e ulaşabilirsiniz. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay Projemize Haziran 2022 tarihinde başladık hedefimiz 2023 yılının sonunda projemizi sahiplerine teslim etmek diye konuştu. 18. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyan ve yapımı süren Antteras Nev'de siz de şimdiden yerinizi ayırtın."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/antwellde-saglikli-yasam-well-cafe-hizmete-acildi/", "text": "Misafirlerimize huzur, sükunet, rahatlık, lüks yaşam ve konfor sunduğumuz Antwell Suites&Residence'da sağlıklı yiyecek ve içecekleri bulabileceğiniz Well Cafe hizmete açıldı. Antwell Suites&Residence bünyesinde yeni açtığımız Well Cafe, hem Antwell'de kalanlara hem de dışarıdan gelen konuklara hizmet veriyor. Burada konuklarımızı sıcak ve soğuk içecekler, sağlıklı atıştırmalıklar ve şık bir iç dizayn bekliyor. Well Cafe'yi konforlu bir çalışma alanı oluşturma düşüncesiyle de tasarladık. Burada konuklar lezzetli atıştırmalıklarını ve kahvelerini tadarken bir yandan da huzur içinde çalışma şansı yakalıyor. İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, alışveriş noktalarının, şehrin simgesel yapılarının, sağlık ve iş merkezlerinin yanı başında bulunan Antwell Suites&Residence; Kadıköy, Üsküdar ve Kavacık gibi merkezlere de oldukça yakın konumda. Emaar Square Mall'a 100 metre, Akasya Alışveriş Merkezi'ne 2 km. ve Bağdat Caddesi'ne ise 7 km. mesafede yer alıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/aspat-koyu-manzarali-keyifli-toplantilar-icin-club-house/", "text": "12 ay boyunca hizmet veren otelimiz Radisson Collection Hotel Bodrum'da, hem iş toplantıları hem de özel etkinlikler için misafirlerimize kusursuz organizasyon alanları tasarladık. Radisson Collection Hotel Bodrum'da yeni toplantı ve davet alanımız Club House hizmet vermeye başladı. Bodrum'un en gözde noktalarından Aspat Koyu'nda yer alan otelimizde misafirlerimize sunduğumuz hizmetleri her alanda geliştirmeye devam ediyoruz. Toplantı ve özel davetleriniz için bünyemize 1 ana ve 2 küçük toplantı alanı ekleyerek toplam salon sayımızı 7'ye çıkardık. En büyüğü 145 metrekare olan toplantı salonlarımıza bağlantılı küçük salonlar yaklaşık 30 ve 45 metrekareden oluşuyor. Son teknoloji ekipmanlarla donattığımız özel toplantı salonlarımızda konforlu toplantılar ve keyifli etkinlikler vaat ediyoruz. Benzersiz bir atmosferde düğün heyecanını yaşamak isteyen çiftler için de birçok özel hazırlık hizmetimiz bulunuyor. Jakuzili gelin hazırlık odasından modern tarzıyla tamamen camekandan oluşan Club House'a kadar kişiye özel deneyimler yaşanan alanlar, otelimizi konuklar için daha da cazip hale getiriyor. Gala yemekleri, özel plaj ve havuz davetleri ve unutulmaz partiler için ihtiyacınız olan her şey Radisson Collection Hotel Bodrum'da mevcut. Konuklarımız ayrıca SPA'mızda ve Türk hamamımızda stres atıp açık-kapalı yüzme havuzlarımız ve fitness merkezimizde spor yaparak enerji depolayabiliyor. Konuklarımız tercihlerine göre deniz veya kanal manzaralı 80 odada ve süitimizde lüks bir deneyim yaşıyor. Otelimizin yanında yer alan çarşı ve marina alanımızda bulunan farklı yeme-içme alanları, mağazalar ve dükkanlarla da misafirlerimizin ihtiyacı olabilecek birçok hizmeti sunuyoruz. Tüm detayları incelikle tasarlayıp uyguladığımız otelimizde engelli odası, yüksek hızlı WI-FI, 24 saat oda servisi, otopark ve vale servisi, mini golf ve sahil voleybolu alanları, kuaför, 8 kiloya kadar evcil hayvanla konaklama olanaklarımız da bulunuyor. Her geçen gün 'daha da iyi hizmet verme' ilkemizle misafirlerimizi otelimizden dingin ve mutlu uğurlamaktan memnuniyet duyuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/balik-sezonu-acildi/", "text": "Sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazı deniz ürünlerini evde pişirmek gözünüzü korkutabilir. Ancak 20 dakika kadar kısa sürede servis edebileceğiniz bu lezzetli tarifleri pişirdikten sonra fikriniz değişecek. - 1 francala ekmek - 2 büyük parça palamut fileto - 1 soğan - 1 çay kaşığı kırmızı pul biber - 1/2 demet maydanoz - Yarım limonun suyu - Zeytinyağı - Tuz, karabiber Soğan, maydanoz, limon suyu, pul biber, tuz ve karabiberi bir kapta harmanlayıp biraz ezerek karıştırın. Tavaya bir miktar sıvıyağ ekleyin ve balıkları, derileri alta gelecek şekilde 3 dakika kızartın. Arka yüzlerini çevirip 2 dakika daha kızartın. İki parça balığın üzerine maydanozlu karışımı yerleştirin. Sıcak servis edin. - 4 adet çipura filetosu - 5 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı - 2 diş sarımsak - 1/4 çay kaşığı kırmızı pul biber - Yarım limon suyu ve kabuğunun rendesi - 1 limon - Tuz - Taze çekilmiş karabiber - Süslemek için taze kıyılmış maydanoz Fırını 200 derecede ısıtın. Balığı tuz ve karabiberle tatlandırın ve küçük bir fırın tepsisi hazırlayın. Limon dilimlerini tepsiye yerleştirip üzerine balık filetoları dizin. Tereyağı, sarımsak, kırmızı biber, limon suyu ve limon kabuğunu karıştırıp balıkların üzerine dökün. 12-15 dakika pişirin. Fırından çıkan balığı maydanozla süsleyip servis edin. - 4 yemek kaşığı sızma zeytinyağı - 4 somon fileto - Tuz - Taze çekilmiş karabiber - 4 yemek kaşığı tereyağı - 3 diş sarımsak - 10 kiraz domates - 1 su bardağı bebek ıspanak - 1/2 su bardağı krema - 4 yemek kaşığı parmesan - Limon dilimleri Orta-yüksek ateşte, büyük bir tavada zeytinyağını kızdırın. Somon balığını baharatlayın ve derisi aşağı bakacak şekilde tavaya yerleştirin. 5 dakika boyunca yüksek ateşte hareket ettirmeden pişirin. Ters çevirin ve 2 dakika daha pişirip kenara alın. Isıyı orta seviyeye düşürün. Tereyağını, sarımsağı ve domatesleri ekleyip diriliğini kaybedene kadar pişirin, ardından ıspanakları ekleyin. Ispanak solup yumuşadığında krema ve parmesan ekleyip karışımı kaynatın. Kısık ateşte 3 dakika pişirin. Somonu tavaya geri koyun ve bir kaşık yardımıyla sosu üzerine gezdirerek yaklaşık 3 dakika kadar pişirin. - 2 büyük domates - 1 orta boy kırmızı soğan - 1 jalapeno biberi - 1 misket limonunun suyu - 1/2 su bardağı doğranmış taze kişniş - 1 tutam kuru kekik - 1 tutam kimyon - Tuz, karabiber - 4 taco kabuğu - 12 adet orta boy karides - 1 büyük avokado Domates, soğan ve biberi küçük küpler halinde doğrayın. Kalan malzemeleri ekleyip karıştırın. Taco kabuklarının içine salsa sosunu ve haşlanmış karidesleri yerleştirin. Birkaç avokado dilimi ekleyip servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/bodrumda-saglik-ve-zindelik-odakli-bir-deneyim/", "text": "Radisson Collection Hotel Bodrum'daki Sanitas SPA çok özel bir programla bedenen ve ruhen yenilenmek isteyenlerle buluştu. 20-25 Eylül tarihlerinde gerçekleşen sağlık kampına Dr. Ayça Kaya ve psikolog Ferhat Aydın da destek verdiler. Bu kez tatilde sakin keşiflerin peşinden gitmeyi tercih edenler için benzersiz bir organizasyona ev sahipliği yaptık: İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya ve psikolog Ferhat Aydın'ın katılımıyla düzenlenen Vitafit Sağlık Kampı. Dr. Ayça Kaya, programa katılan misafirlere kişiye özel muayene yaparak vücut analizlerini çıkardı. Analizler sonucu hazırlanan programlara ek olarak kontrollü kilo verme üzerine söyleşiler gerçekleştirilerek misafirlerin bilinçlendirilmesi hedeflendi. Vitafit Sağlık Kampı'nda ayrıca, misafirler doktor kontrolü eşliğinde vücutlarına gerekli glutatyon minerali ve vitamin desteği aldılar. Sağlıklı detoks içecekler ve kişiye özel hazırlanan menüler de, kamp boyunca Sanitas SPA işbirliğiyle sunulan ayrıcalıklı hizmetlerden birkaçıydı. Türkiye'de ve dünyada ilk kez hayata geçirilen Bar Psikoloğu-Psikogösteri konseptinin yaratıcısı ve uygulayıcısı olan Ferhat Aydın ise kamp sürecinde misafirlerle buluşarak psikoloji alanında konuşmalar yaptı. İnsanlar psikoloğa gitmiyorsa psikolog insanlara gitsin mottosuyla hayata geçirilen Psikogösteri formatında Aydın, misafirlere temel psikoloji bilgileri verirken aynı zamanda bu bilgileri mizahla da harmanlıyor. Misafirlere bilgilendirici ve eğlenceli bir deneyim yaşatmayı amaçlayan etkinlik 'Drink and talk show' adlı özel konseptle sunuldu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/bu-yil-kara-kis-kapida/", "text": "Uzmanlar tarafından çetin geçeceği söylenen 2023 kışına hazırlıklar başladı. Kışın soğuktan korunmak önceliğiniz olsa da şıklığınızdan taviz vermek zorunda değilsiniz. Siyahtan vazgeçemeyenler için birbirinden trend parçaları sizin için listeledik. - BALMAIN CUT-OUT MİDİ ELBİSE 47.950 TL - BALMAIN MİNİ TRİKO ELBİSE 37.950 TL - BVLGARI LE GEMME IRINA EAU DE PARFUM 300 EURO - DOLCE GABBANA LOGOLU KAZAK_804 EURO - DOLCE&GABBANA GÜL DESENLİ LEGGİNG 995 EURO - DOLCE&GABBANA GÜL DESENLİ YARIM BALIKÇI ÜST 562 EURO - EMPORIO ARMANI BIKER_442 EURO - GANNI LEOPAR DESENLİ PALTO 303 EURO - MARC JACOBS DERİ OMUZ ÇANTASI 13.250 TL - PRADA SİYAH LOGOLU KADIN DERİ BOT 20.950 TL - STELLA MCCARTNEY FALABELLA SİYAH KADIN ÇANTA 11.250 TL - TİFFANY&CO. 18K ALTIN ONİKS ELMAS KOLYE 3.100 DOLAR - VALENTINO ZEBRA DESENLİ PANTOLON 1.191 EURO - VALENTINO GARAVANI ROCKSTUD SİYAH KADIN DERİ ÇİZME 33.450 TL - VALENTINO GARAVANI SİYAH LOGOLU KADIN DERİ ELDİVEN 9.950 TL"} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/burcunuza-ait-dogru-tas-hangisi/", "text": "Burcunuzla bağlantılı olan taşlar tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu bilir ve derin şifa titreşimlerini dünyanıza getirebilir. Bu ruhsal enerji zihninizi stabilize etmeye, içinizde kopan fırtınaları dindirmeye ve o an neye ihtiyacınız olduğuna bağlı olarak size güç veya sükunet vermeye yardımcı olur. Koç: Kantaşı, inatçı tarafınızı sakinleştirir ve ateşli Koç burcunu dengeler. Elmas, Koç için önemli olan güçlü bir ışık ve sadakat sembolüdür. Elmas yüksek bir frekansa sahiptir ve içsel dünyanızdaki kargaşayı düzenlemeye yardımcı olabilir. Boğa: Zümrüt, parıltısıyla birlikte servet, aşk ve sonsuz sabır taşıdır. Safir ise ışıltıyı, iç huzuru, ruhsal uyanışı teşvik etmesi ve içsel güç oluşturması sayesinde Boğa'lar için benzersiz bir taş seçimidir. İkizler: Yüksek empati enerjisi ile İkizler, akuamarin taşının yüksek titreşimlerinden büyük ölçüde yararlanabilir. Sitrin de kendisini yeterli hissetmediğinde iki ucu keskin olan İkizler'i dengelemeye yardımcı olabilir. Yengeç: Aytaşının mistik ışığı, derin yaratıcı ve kadınsı titreşimlerle parlar ve ayakları üzerinde sabit durmaya davet eder. Opal, Yengeç burcunun özgürlüğünü ve bağımsızlığını bulmasına yardımcı olan inanılmaz bir enerji bütünlüğü oluşturur. Aslan: Bu burç solar pleksus çakra taşlarını sever, kehribar taşının, amberin altın ışığı da böyle eşsiz bir bağlantıya sahiptir. Motivasyonu hızlı tükenen Aslan'lar içinse neşe, pozitiflik ve refah taşı olan sitrin öne çıkıyor. Başak: Mavi safir... Bilgelik, umut ve inancı simgeleyen bu taş aşırı düşünme ve özeleştiriye düşme eğiliminde olan Başak'ların ruhlarını hafifletir ve dengeyi sağlar. Başak burcunun güneş taşı olan carnelian ise yaratıcı canlılık, şans ve ışıktır. Terazi: Opalin yanar-döner ve eğlenceli tonları olumlu bir parıltıya davet eder. Lapis lazuli taşıysa yoğun düşüncelerle güreşen bu burcun içinden geldiği gibi davranmasını teşvik eder. Akrep: Akik ailesine dahil tüm taşlar Akrep burçlarıyla büyüleyici bir bütünleşme sağlar. İletişim becerileri için mavi dantel akikini, doğa ana ile kendi ruhu arasındaki enerjiyi onarmak için yosun akikini tercih edebilirler. Yay: Mavi topaz berrak akışıyla Yay'ların aurasındaki gereksiz şeyleri temizler. İletişim taşı olarak da bilinir. Yazarlar için harika bir mücevherdir. Beril, aktif ve maceracı yaylara ihtiyaç duydukları bir dinlenme sağlayabilir. Oğlak: Canlı bir taş olan yakut, refahı ve sağlığı çağırır. Sağlık, zenginlik ve harika ilişkilerin taşı olan garnet de Oğlak'ların taşıdır. Mavi dantel akik ise Oğlak'ların etkili iletişim kurmasına yardımcı olur. Kova: Ametist ile duygusal labirentlerinde kaybolmaktan kaçınırlar. Yosun akik, bir Kova'yı harika bir hatip haline getirebilir. Moss agate ise kolaylıkla iletişim kurmaya yardımcı olur. Balık: Ametist taşında ışıltılı bir güç ve kuvvet bulurlar. Su burcu için mükemmel bir şifa taşı olan turkuaz ise Balık'ların kendi hassasiyetlerinde boğulmasını engeller."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/cumhuriyetimiz-99-yasinda/", "text": "Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazandığımız Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 29 Ekim 1923'te, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyet yönetimini ilan etti. Bize emanet edilen cennet vatanımız için büyük önderimizin açtığı yolda, gösterdiği hedefe hiç durmadan yürüyeceğimize bir kez daha ant içiyor; 10 Kasım'da hayata gözlerini yuman Atamızı saygı ve özlemle anıyoruz. Sakarya'dan su içtik o çelik süngülerle, Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle. Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız, Sakarya'dan su içtik o çelik süngülerle, Yuvaları dağılmış bir avuç yılmaz erle."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/devler-gibi-eserler-birakmak-icin-karincalar-gibi-calismak-lazim/", "text": "Geçen sene Ant Yapı ekibi olarak 30'uncu yaşımızı kutladık. 2022 yılı ise kurumsal açıdan büyüdüğümüz, geliştiğimiz ve karınca gibi çalışmanın karşılığını ödüllerle aldığımız bir yıl oldu. Bildiğiniz gibi, 30 yıl önceki kuruluş hikayemizin temelinde şirketimizin yurtdışındaki çalışmaları yatıyor. Bugün 4 farklı ülkede yaklaşık 10 milyon metrekarelik inşaata imza atan bir şirketiz. Ant Yapı olarak, adımızın İngilizce'deki anlamına yakışır şekilde, bir karınca gibi titiz çalışarak sektörümüzde adım adım ileri gidiyoruz. 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi Listesi'nde Ant Yapı olarak, 2022'de de üst sıralardaki yerimizi koruduk. Kıtalar arasında Ant Yapı isminin farklı milletlerle iş yaparken ilerlemesi ve bunu devam ettirmesinin arkasında güvenilir, sözüne sadık, disiplinli ve çalışkan bir ekibin gücü ve insanlarla kurduğumuz iyi ilişkiler var. Geçtiğimiz 30 yılda başarımızı, emeğimizi ve hayallerimizin gücünü birbirinden uzak kıtalarda binaların üzerinde parıldayan Ant Yapı logomuzla gösterdik. Türkiye, Rusya ve Avrupa'nın inşaat alanındaki en zor piyasalarından İngiltere'nin ardından Amerika Birleşik Devletleri'nde de kendi mimari tasarımımız, güvenlikli konforumuzla zirvede olmaya hep hazırız. Çalışmalarımızın sonunda elde ettiğimiz bazı başarılardan söz edelim... Ant Yapı olarak, Capital Dergisi tarafından küresel büyüme başarısını ortaya koyan ve bu yıl 15'inci kez hazırlanan 'Yurtdışında Kurulu En Büyük Türk Şirketleri/Global 50 Türk Şirketi' listesinde 8'inci sırada yer aldık. Başarılarımıza bir onay da ENR dergisinden geldi. Dünya çapında inşaat sektörü için haberler, analizler, veriler ve görüşler sağlayan haftalık bir Amerikan dergisi ENR, her yıl firmaların, ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri projelerden elde edilen gelirlerini esas alarak bir liste hazırlıyor. 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi Listesi'nde Ant Yapı olarak, 2022'de de üst sıralardaki yerimizi koruduk. 10 yıldır hazırlanan bu listede bu yıl tüm dünyada 62'nci, Türkiye'de ise 5'inci firma konumunda olmanın gururunu yaşıyoruz. Ant Yapı olarak ayrıca, Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından da 'Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülü' ile ödüllendirildik. 2020 ve 2021 yıllarına ait 'Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödülleri Töreni' 24 Ağustos 2022 tarihinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Türkiye Müteahhitler Birliği ev sahipliğinde, Sheraton Otel'de yapıldı. Tören, uluslararası inşaat sektörü dergisi ENR'nin, her yıl firmaların ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri projelerden elde ettikleri ciroyu esas alarak 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi Listesi'ne giren firmaların ödüllendirilmesi amacıyla düzenlendi. Dünyanın en büyük müteahhitleri arasında varlığımızı sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ekibimizin her bir üyesinden aldığımız güçle Ant Yapı olarak her yıl daha ileriye, emin adımlarla yükseliyoruz. Uluslararası alandaki inşaat firmalarının liderlerinden biriyiz ve Rusya, İngiltere ve Amerika'da devam eden projeler de dahil olmak üzere yurtdışında toplam tutarı 1 milyar doları aşan yıllık ciroya ulaştık. Ant Yapı'yı dünyanın lider firmaları arasına sokan projelerimizin başında, Rusya'daki yatırımlarımız yer alıyor. Avrupa'nın en yüksek binası OKO Towers, Soçi Olimpiyat Köyü ve Domodedovo Havaalanı Terminal 2 binası olmak üzere değeri 7 milyar doları aşan 100 projede Ant Yapı imzası var. Ülkede 30'un üzerinde projemiz de devam ediyor. OKO Towers, Soçi Olimpiyat Köyü, Domodedovo Havalimani 2. Terminal Binası, Capital Towers, Yasniy Yaşam Kompleksi, Zolotoy Ostrov, SOHO+NOHO... Hepsi Ant Yapı'nın Rusya'daki gurur projeleri. Poklonnaya 9 ise Ant Yapı'nın, şimdiden 'Uluslararası Mükemmellik Ödülü'yle onurlandırılan en yeni lüks konut projesi. Rusya'daki emsalsiz projelerimizin en yenisi Poklonnaya 9, dört katlı bir yeraltı otoparkı ve beş yıldızlı bir otelin üstünde yükselen 32 katlı birinci sınıf konut alanı. Premium segmentteki Poklonnaya 9 yüksek tasarım ve konfor standartlarıyla şehirdeki diğer rakiplerinin önüne geçiyor. Emlak ve gayrimenkul sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin en yüksek düzeydeki başarılarının onurlandırıldığı ve dünyaca mükemmellik simgesi olarak kabul gören 'International Property Awards'a, konut ve ticari emlak profesyonelleri katılabiliyor. Bu uluslararası ödül Afrika, Asya Pasifik, Arabistan, Kanada, Karayipler, Orta ve Güney Amerika, Avrupa, İngiltere ve ABD bölgelerini kapsıyor. Ulusal düzeyde başvuran adaylar, emlak disiplini yelpazesinin tamamı konusunda bilgili, çok deneyimli bir profesyonel ekip tarafından değerlendiriliyor. Değerlendirmenin ardından, kazanan şirketler, her bir bölge için düzenlenen görkemli bir ödül törenine davet ediliyor ve International Property Awards'ın prestijli logosunu pazarlama faaliyetlerinde kullanma hakkı elde ediyor. Her bölgede en yüksek puanı alan ödül sahipleri, sonunda dünyanın en iyi emlak şirketlerinin belirlendiği genel Uluslararası Ödüllere katılmaya hak kazanıyor. Yine yakın geçmişte Moskova'daki SOHO+NOHO projemiz, uluslararası emlak sektörünün en saygın değerlendirmelerinden biri olan Urban Awards'ın, 'Business Class Dairelerinin En İyi Kompleksi' ödülüne değer bulunmuştu. SOHO+NOHO, Moskova'nın merkezinde, birinci sınıf 338 daireden oluşan bir apartman kompleksi. Daireler 25 metrekarelik stüdyolardan kişisel erişimli 244 metrekarelik çatı katlarına dek farklı ihtiyaçlara göre planlandı. Urban Awards, 21 yıllık bir ödül geleneği. Urban Awards, Rusya'daki konuta yönelik kentsel gayrimenkul alanındaki başarıları belirlemek, çağdaş standartları ve imar, inşaat, mimari, pazarlama ve emlak yönetimi alanlarındaki en iyi uygulamaları teşvik etmek, altyapı ve kentsel çevre kalitesini arttırmak amacıyla düzenleniyor. Urban Awards'da, adayların ve ödül kazananların seçim süreci, bağımsız uzmanların sıkı kontrolü altında açık ve şeffaf bir şekilde yürütülüyor. Profesyonel jüride, geliştirme uzmanları, mimarlar, emlakçılar, danışmanlar arasından, yalnızca kendi alanlarındaki en ustalar değerlendirmeye alınıyor. 2021 yılında 10 milyon metrekare inşaat alanını aştık ve devam eden işlerimizle birlikte 1.1 milyar dolarlık ciroya ulaştık. 30 yılda toplam 200'ü aşkın projeye imzamızı attık. Faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda en az yüzde 10 büyüme hedefiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Son iki yılda yeniliklere hızla uyum sağlamak çok daha önem kazandı. 2020 yılı her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzde de farklı iş modellerinin ortaya çıktığı bir yıl oldu. Tüm dünyada pandemiyle birlikte 2021 büyük umutlarla 'değişim ve dönüşüm' yılı olarak geldi. 'Yeni normal' diye adlandırdığımız bu dönemde farklılaşmanın öne çıktığını ve bu farklılaşmanın en büyük avantaj olduğunu fark ettik. Yeni dönemde, analiz etmenin ve aksiyonları anında hayata geçirmenin kıymetini bir kez daha anladık. BoomSonar-Marketing Türkiye iş birliği ve Deloitte uzmanlığıyla düzenlenen, ülkemizin en kapsamlı sosyal medya yarışması Social Media Awards Turkey 2020'de Ant Yapı olarak, SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri kapsamında, inşaat şirketleri kategorisinde bronz ödülün sahibi olduk. Ant Yapı olarak dünyanın çeşitli yerlerinde şantiyelerimiz var; farklı ülkelerdeki ofislerimizle irtibatımızı COVID-19 pandemisinde dijital kanallardan sürdürdük. Zorluklar her zaman var ve olmaya devam edecek. Önemli olan, doğru zamanda doğru aksiyonu alabilmektir. Aynı şekilde 2022 yılında da insana hizmet eden, değer katan projeler hayata geçirerek Türkiye'nin ve dünyanın en önemli inşaat şirketleri arasında basamakları tırmanmayı sürdüreceğiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/en-dogru-gelisim-degiserek-olan-bence/", "text": "Her yiğidin yoğurt yeme şekli farklı. Öyle de olmalı. Üretmek, yorumlamak, bakış açılarını çoğaltmak, bir karakter yaratıp spesifik olmak... Bunlar sanatın içinde olması gereken vasıflar. Ben de elimden geldiği kadar sanatı böyle yaşamaya ve uygulamaya çalışıyorum. Öyle olunca da benim kendime ait tarzım çıkıveriyor ortaya. Bundan olsa gerek. Endüstriyel yönetim bölümüne konservatuvar sınavına girebilmek için girdiğim sınavı kazanmam sonucu girdim aslında. Ailemi de birazcık memnun etmek için gitmiştim. Kolda bilezik mevzusu. Ne zaman şarkı yapıp altına kendi imzamı atmaya başladım, o zaman dedim ki Ben bu işi yapacağım. Para kazansam da kazanmasam da ömrümü bu şekilde yaşayacağım. Kocaeli Üniversitesi'nde okurken de Nasıl olsa okuduğum meslekle ilgili bir şey yapmayacağım, müzisyen olacağım, şarkı yapıp söyleyeceğim dediğim için aslında keyifli, rahat ve başarılı bir 2 yıl geçirmiştim Kandıra'da. Hafta sonları orada müzik yapıyorduk arkadaşlarımla. Şarkılar yapıyordum. Yaşadıklarım, gördüklerim, hissettiklerim müziğime her zaman katkı sağlamıştır. O dönemin müziğimi şekillendirmeme çok katkısı olmuştur. Mükemmel olamayacak kadar gerçek ve samimi olduğumu düşünüyorum. Yurdum insanı çoğu yerde aynı; ancak ne kadar uzakta, o kadar özlem dolu olan bir seyirci söz konusu tabii ki. Özlem dolu olduklarından -ne kadar sosyal medya bizi onlara yakınlaştırsa da- bize uzak olanların ilgileri her daim daha başka. Mesela yurt dışındaki sevenlerimiz, takipçilerimiz. Yine de ortak payda da buluştuğumuz tek konu birbirimize olan saygımız, sevgimiz. Nerede olursak olalım hep optimumdayız. En doğru gelişim, değişerek olan bence. Tabii kendinizden ve tarzınızdan ödün vermeden ve kendi üzerinize dikilen elbiseyi aynada fark edip güzel olup olmadığını anlayabildiğiniz sürece... Ben değişerek, aynı noktada kalmadan gelişmeye çalıştım. Bu şekilde evrilmeye, bu şekilde yolumda yürümeye çalıştım. Çalıştım, dinledim, yaşadım, tecrübe ettim, öğrendim, hep öğrendim, bilgiye aç oldum, öğrenmeye devam ettim. Kendime uygulayabileceğim şeyleri ayrıştırdım. Kendimi hep bildim. Neyi yapabileceğimi, neyin altından kalkabileceğimi, neyi beceremeyeceğimi ve neyin sonunu getirip getiremeyeceğimi... Bunlar hayatınızda varsa gelişerek evrilmek kaçınılmaz. Çalıştım, dinledim, yaşadım, tecrübe ettim, öğrendim, hep öğrendim, bilgiye aç oldum, öğrenmeye devam ettim. İyi anlaşan ve buna doğru zamanlamalarla hizmet eden 2 insan olarak sanatımızı doğru icra etme noktasında derdimizi birbirimize sunabiliyoruz. Böyle insan bulunca kariyerinizde, bırakmak istemiyorsunuz. Çok çabuk algılanıp çok yerinde kararlar verebildiğiniz zaman başka birine ihtiyaç duymuyorsunuz. Çok arada farklı şeyler yapabilmek adına değişiklik yapmaya çalışıyorum. O da tek tük oluyor. Çok yetenekli, genç ve ne istediğini bilen, gerçekleştiren güzel isimler var. Onlara güveniyor ve yüzümün kara çıkmayacağına da çok içten inanıyorum. Hem müzikal olarak hem de duruş ve karakter olarak... Çok değerliler. Onun dışında bu işi düzgün yapmaya çalışan da çok insan var tabii ki. Kafası karışmış olanlar da var... Tamamen bu işe endüstriyel bakan da var. E, sanattan bahsediyorsak endüstriyel bakanlar konumuz değil tabii. Çok güzel bir konserdi. Paylaşımlarda yazdığım gibi birbirimize bağlı olduğumuz ve hissettiğimiz, kalpten dokunabildiğimiz bir geceydi. Sevenlerimiz, şarkılarımızı bir ağızdan o kadar güzel söylediler ki, ben söylemesem de olurdu. Çok seviyorum! Daha iyi projelerde bulunmak, daha güzel konserlerde daha çok sevenimizle buluşmak... Konserlerimiz devam edecek. Her 1,5 ayda bir çıkaracağımız şarkılarımız devam edecek. Onun dışında iyi ve düzgün insan olmaya çalışma projemiz ölene kadar devam edecek. Estağfurullah. Lisede monolog başlayan bir aşk bizimkisi. Benim bunu hiçbir şekilde söyleyemediğim bir mevzu. İyi ki de söylemedim dediğim, doğru hayatın ve yerin doğru zamanda olacağına inandığım bir hikaye. Sır sadece ve sadece saygı. Birbirinize saygıyı yitirmediğiniz sürece mutluluk kaçınılmaz. Tanımlayamayacağım bir duygu babalık. Çok iyi hissettiğim, her adımımı doğru atmaya çalıştığım bir kısım. Doğru insanla olması gereken bir his. Bir anne gibi düşünemediğin; ama bir baba gibi de hemen hissedemediğin bir süreç. Çok şükür dediğim günler. Her günüm için, onlarla geçirdiğim ve geçireceğim her saniye için şimdiden çok mutluyum. İyi ki varlar. Tanımlayamayacağım bir duygu babalık. Çok iyi hissettiğim, her adımımı doğru atmaya çalıştığım bir kısım."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/eqdan-oneriler4x4-3/", "text": "Kışa merhaba demeden önce, sonbaharın son aylarını müzik, kitap, sinema ve etkinliklerle geçirmeniz için listemize göz atın. Yönetmen: Ömer Faruk Sorak Türü: Dram Erkan Kolçak Köstendil,"} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/gonulluluk-benim-icin-bir-yasam-bicimi/", "text": "1960'ta, İstanbul'da dünyaya geldim. Evli ve iki erkek çocuk annesiyim. Genç yaşta aile şirketlerimizde iş hayatıma başladım. Eşimle kurucusu olduğumuz ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinde çalışma hayatım devam etti. Satış, pazarlama ve marka yönetimi gibi alanlarda eğitimler aldım. Ancak gönüllülük benim için bir yaşam biçimi. Bu anlayışı hayatımın her alanına katarak birçok dernek ve vakıfta görev aldım. Uluslarası sivil toplum örgütü olan Lions'ta federasyon başkanlığı görevi yaptım örneğin. Kurucu başkanı olmaktan onur duyduğum Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği'yle de gönüllülük yolculuğum devam ediyor. Aslında hobilere ayıracak çok zamanım olmadı desem mazeret gibi olacak sanırım. Çok fazla sosyal hayatın içindeyim. Benim en keyifle yaptığım şeyler dersek: Yemek pişirmek, yüzmek ve seyahat etmek... Seyahat etmeyi, farklı kültürleri tanımayı, farklı yerler görmeyi çok seviyorum. Özellikle cruise turlarından ailece çok keyif alıyoruz. Ne demişler 'Gezgin bir yere varmak için değil, keşfetmek için seyahat eder'. Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği'yle gönüllülük yolculuğum devam ediyor. Bugünlerde Dünyanın biraz iyiliğe ihtiyacı var diyerek insanımızın ihtiyaçları doğrultusunda; daha çok kişiye ulaşılabilecek bir iyilik hareketi için, toplum gönüllüsü bir grup arkadaşlarımla ilke ve amaçlarımızı saptayarak bir sivil toplum kuruluşu kurmak üzere yola çıktık. Hepimizin amacı aynı, yolu aynı, hedefleri, ilkeleri ve beklentileri aynıydı. Ülkenin içinden geçmekte olduğu bu süreçte bize ihtiyaç var düşüncesiyle kuruluş çalışmalarına başladık. Aralık 2020'de, koronanın pik yaptığı dönemde, şartların iyileşmesini beklemeden derneğimizi kurduk. Biz 13 arkadaş, kurucu olarak yola çıktık. Kısa zamanda ve içinden geçtiğimiz tüm olumsuz koşullara rağmen şu an 100 kişi civarında bir aileyiz. Özveriyle çalışmalar yapan 75 kişilik harika bir gönüllü grubumuz var. Anthaven komşularımızdan da gönüllü ve destekçilerimiz var. Çalışma prensibimiz, yetkili makamlarca tespit edilmiş gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmak. Önceliğimizse engelliler, engelli sporcular, bebekler, kimsesizler, yaşlılar, işini kaybedenler, öğrenciler... Bilgilendirme, bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarıyla daha çok kişiye ulaşmak istiyoruz. Az zamanda çok işler yaptık desem hiç de abartı olmaz. Koronavirüs nedeniyle sokağa çıkma yasağı olduğunda, özel izinler aldık ve ramazan ayı boyunca gönüllü arkadaşlarım kapı kapı sıcak yemek, erzak, çocuk maması dağıttı. Sokaktaki canlarımızı da unutmadık... Yaptığımız projeler arasından bazılarını sayayım. Bir öğün de benden diyerek kimsesizler, yaşlılar, engelliler, işini kaybedenler ve öğrencilere; muhtarlık ve yerel yönetimlerce tespit edilmiş ailelere sıcak yemek dağıtımı yaptık. Zorlu şartlarla mücadele eden bebekli ailelere, bebeklerin doğru beslenerek sağlıklı büyümeleri amacıyla bebek maması, ek gıda ve hijyen malzemeleriyle destek oluyoruz. Yaşlılar, engelliler, çocuklar ve kimsesizler öncelikli olmak üzere günlük gıda gereksinimini karşılamakta zorlanan ailelere her bayram yarım tona yakın et dağıtımı gerçekleştiriyoruz. Çaresiz durumda kalan sokak hayvanları için ilk yılımızda 1 ton, ikinci yılımızda 1,5 ton mama dağıttık. Her yıl, yılbaşı sofralarına uygun olarak hazırladığımız yılbaşı paketlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Gelir seviyesi düşük mahallelerle üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı mahallelerde temel gıda maddelerinden oluşan ve çeşitlilik arz eden paketlerimizi düzenli olarak evlere teslim ediyoruz. Okulların açılmasıyla 'Çantasız çocuk kalmasın' dedik ve hem İstanbul'da hem de Güneydoğu illerinde birçok çocuğa çanta dağıttık. Çaresiz durumda kalan sokak hayvanları için ilk yılımızda 1 ton, ikinci yılımızda 1,5 ton mama dağıttık. Devletler vatandaşlarını besleyebilmek için daha çok para ve dikkat harcamalı. Yemek israfı durdurulmalı. Açlık sorunu çeken ailelere gıda yardımı yapılmalı. Açlığa karşı farkındalık oluşturulmalı. Üretim, tarım ve gıda bankacılığı desteklenmeli... Gıda bankası, bağışlanmış gıda, giysi, temizlik ve hijyen ürünlerini toplayan, ayrıştıran, depolayan ve ihtiyaç sahiplerine dağıtan bir sivil toplum örgütlenmesi. Türkiye'de 2015'te kurulan Fazla Gıda sosyal girişimi, Açlığa Son hedefi doğrultusunda, gıda tedarik zincirinde oluşan gıda atığının 2030 yılına kadar yüzde 50 azaltılması için çözümler üretiyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından desteklenen Accelerate 2030 Hızlandırma Programı'na seçilen girişimlerden biri olan Fazla Gıda, sadece Türkiye'de değil dünyada da etkin şekilde gıda atığı ve açlıkla mücadelede teknoloji altyapısıyla çözümler üretiyor. Biz de dernek olarak çalışmalarına katkı veriyoruz. Her yıl açlık çeken insanları dört misli doyurmaya yetecek kadar gıda çöpe gidiyor! Aspat Koyu'nun büyüsüne kapılmamak mümkün değil. Eşimle, çocuklarımızın ve gelecekte kısmet olursa torunlarımızın bu güzel koyda yaşamalarını istedik. Ve bir anda karar vererek iki oğlumuza birer ev aldık. Yaz aylarında genellikle Bodrum'da olmaya çalışıyoruz. Buranın çok güzel bir tarihi dokusu var. Yanı sıra sanattan spor imkanlarına, eğlence olanaklarıyla başlı başına bir festival alanı olan tesisi ve tabii muhteşem denizi... Hepsinin bir arada olması büyük avantaj. Anthaven'da ikinci etap için bekleyen çok arkadaşımız var. Diğer projelerden de zaman zaman gelen bilgilendirmeler aracılığıyla haberdar oluyoruz. Sevgili Mehmet Okay Ailemizin bir ferdi gibi gördüğümüz dostlarımıza kaliteli konut üretirken onların kusursuz bir hayat yaşamalarını sağlamaya çalışıyor, ev değil komşuluk satıyoruz diyor her zaman. Ve büyük bir titizlikle, herkesle bir bir görüşüyor. Yaşadığımız çevrede güven, huzur ve komşuluk önemli. Özellikle yazlık yerlerde ortak alanları paylaşıyor ve büyük bir aile oluyoruz. Ne demiş Ernest Renan: Paylaşmanın asaletini, bencilliğin çirkinliğine değişmem. Paylaştıkça çoğalan tek şey sevgi. Kalbimizdeki sevgi hiç bitmesin. Anthaven'da, cennet koyumuzda da dostluk ve sevgi hiç eksilmesin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/karincalar-gibi-calismak/", "text": "En büyük özellikleri, müthiş bir 'toplum' olma anlayışları... Topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemleri çözme yetenekleri çok gelişmiştir. Olağanüstü derecede çalışkan, zeki, üretken ve hızlı canlılardır. İş bölümü konusunda çok organizedirler, yaşam alanları olan koloniler yarım kilometre çapa ulaşabilen oldukça karmaşık yapılardır. Kurdukları kolonileri korumak için tıpkı insanlar gibi savaşırlar. Bir karıncanın ortalama ömrü 45-60 gün arasında değişir ve öldüklerinde vücutlarından bir sıvı salgılanır, bu sayede birinin ölüm haberini alan karıncalar ölen arkadaşlarını mezara taşır. Yukarıda saymaya çalıştığımız başlıca özelliklerinin dışında, yüzlerce faydalı iş gerçekleştiren bu minik canlılar ve oluşturdukları organize toplu yaşam yapısının, insanlığa örnek olacak bir yaşam felsefesi içerdiği yadsınmaz bir gerçek. Hem yurtiçinde hem yurtdışında güzel ülkemiz adına güzel bir şeyler yapmakla gururlanıyoruz, ödüller alıyoruz Türküm, doğruyum, çalışkanım demeyi de unutmadan üretmeye devam ediyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/the-crown-building-renovasyonu-tamamlandi/", "text": "Amerika'nın New York şehrinde renovasyonunu bitirdiğimiz projemiz The Crown Building Aman Hotel açıldı. Süitlerde gerçek şömineler, gösterişli banyolar, oval küvetler, mermer duşakabinler... Konuklar için artık geriye sadece incelikle tasarlanmış mimarisiyle Aman Hotel'in keyfini çıkarmak kalıyor. The Crown Building Aman Hotel'de hem iş hem tatil arayışı içinde olanlar için ideal bir tasarım bulunuyor. Otelin süitleri, şehrin en büyük süitleri arasında yer alıyor. Dış dünyadan uzaklaşmak için keyifli alanlar tasarladığımız süitlerde, New York'ta bir ilki gerçekleştirerek her süite gerçek bir şömine yer alıyor. Gösterişli banyolarda, oval küvetler, mermer duşakabinler ve çift lavabo bulunan geniş bir rahatlama alanı bulunuyor. Büyük pencerelerin sunduğu manzaralarla doğal malzemelerin yumuşak tonlarını harmanladığımız süitlerde konuklar iş yorgunluğunu atarak denge ve uyumu hissedebilecek. En küçüğü 188 metrekareden oluşan Aman Suites, Aman Hotel'deki en büyük süitler... Fifth Avenue ve 57th Street'in ikonik manzaralarını gören suitler Japonya'nın sakin, açık plan estetiğinin zarif minimalist tarzını yansıtacak şekilde tasarlandı. Bu süitlerde Hasegawa Tohaku'nun Çam Ağaçları başyapıtının bir reprodüksiyonu ve gerçek bir şömine mevcut. Aman New York'un geniş Corner Suite'lerinden de ikonik Fifth Avenue ve 57th Street'in manzaralarını izlenebiliyor. 182 ve 188 metrekarelik süitlerde banyo ve yaşam alanlarını ayırarak konukların odayı kendi zevklerine göre düzenlemelerine olanak tanırken, büyük bir gömme dolap, 'evden uzakta bir ev' hissi yaratıyor. 56. ya da 57. Cadde'ye bakan Aman New York'un Grand süitleri de yineşehrin gürültüsünden uzakta dinlenmek için geniş bir alan sunuyor. Sırasıyla 95 ve 192 metrekarelerle başlayan süitler, bir veya iki yatak odalı olarak oldukça geniş tasarlandı. Hasegawa Tohaku'nun ahşap, washi kağıt ve taş sanatını harmanlayan iç tasarımında Japon minimalizminden esinlenildi. Otelin en üst 2 katında bulunan bu süitler, 57. Cadde'nin ikonik manzarasına sahip... Boyutları 75-83 metrekare arasında değişen süitler, banyo ve yatak odasını ayıran mood entegre aydınlatmasına sahip paneller ile konukların odayı istedikleri gibi yapılandırmasına olanak tanır. Çağdaş tasarım, açık plan yaşam ve Japon esintili iç mekanlar, görkemli bir hava yaratıyor. Otelin bu süitleri de dinlendirici bir gece uykusu için çağdaş bir inziva yeri gibi tasarlandı. Her biri 56. veya 57. Cadde manzarasına sahip olan Aman New York'un Premier süitleri de, çağdaş açık plan yaşam şansı sunuyor ve Hasegawa Tohaku'nun Çam Ağaçları resminin hassas mürekkeple boyanmış reprodüksiyonlarıyla Japon esintili iç tasarıma sahip. Dış dünyadan uzaklaşmaya davet eden bu süitlerde de merkezi odak noktası olarak gerçek bir şömine, bir yatak odası ve oturma alanı, döner panellerle banyodan ayrılarak konukların odayı kendi zevklerine göre uyarlamalarına olanak tanınan bir ortam yaratıldı. Bu süitlerde de konuklar kendilerini, Japonya'nın zarif minimalizminden ilham alınarak tasarlanmış geniş kentsel mabetlerde hissedecekler... Birleşik kral yatak odası ve oturma alanı, Hasegawa Tohaku'nun Çam Ağaçları duvar resminin reprodüksiyonu, son teknoloji, yenilikçi aydınlatma ve görkemli kumaşlar bu süitlerde de bulunuyor. Rezidans sahipleri ve misafirleri, otelden ayrı özel bir girişe erişebiliyor. Tüm rezidanslar özel olarak tasarlanmış yüksek özellikli iç kaplamalara sahip. Her biri yüksek akustik tasarımı, entegre güvenlik ve telekomünikasyon sistemleri, üç adede kadar şömine, Gaggenau mutfak aletleri, ana banyolarda yerden ısıtma, yağmur ve/veya buhar duşları ve ayaklı küvetler ile donatıldı. Mülk sahipleri, Aman New York'un profesyonel yönetim ve konut hizmetlerinden de yararlanabiliyor. Ayrıca mülklerini Aman'ın kiralama programına dahil edebiliyor; ayrıca üç ana yemek mekanına, caz kulübü, şarap odası ve 2.300 metrekarelik Aman SPA dahil olmak üzere rakipsiz tesislere erişebiliyorlar. - Adı: The Crown Building - Yer: Amerika, New York - İçeriği: Konut, Otel, Renovasyon - Büyüklüğü: 26 daire, 83 otel odası ile otele bağlı lobiler, SPA ve havuz, spor merkezi, restoranlar ve Jazz Club birimleriyle renovasyon - Kontrat bedeli: 300 milyon dolar - Önemi: New York'un sembol binalarından olan ve cephesindeki altın varaklı bakır çatısının kraliyet tacına benzemesinden dolayı Manhattan'ın Tacı olarak nitelendiriliyor. 1921 yılında inşa edilen ve adeta şehrin hafızası niteliğindeki bu tarihi bina, Manhattan'ın Midtown bölgesinde yapılmış olan ilk yüksek bina olma özelliğini de taşıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/tuna-mastersda-en-fazla-balik-kategorisinin-ikincisi-rose-2/", "text": "Avrupa'nın en eski ve en büyük uluslararası sportif balıkçılık turnuvası olan Bitci. com Tuna Masters 2022 serisi gerçekleşti. Son ana dek heyecan dolu süren ve rekorların yaşandığı Bitci. com Tuna Masters, Alaçatı ayağı ile sona erdi. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay'ın da ekibinde yer aldığı Rose 2 teknesi, turnuvayı 'En Fazla Balık' kategorisinin ikincisi olarak tamamladı. Bu sene 16'ncısı düzenlenen Bitci. com Tuna Masters Alaçatı'da İzmir çevresindeki tüm marinalar ile Kıbrıs, Suudi Arabistan, USA, Güney Afrika ve Monaco, İsveç gibi ülkelerden gelerek kayıt yaptıran 56 usta balıkçı ekip yarıştı. Uluslararası sularda kendini kanıtlamış balıkçılardan Engin Altan Düzyatan, Erkut Soyak, Gökhan Çarmıklı, Turgut Konukoğlu, Suat Yiğit, Mahmut Özgener, Altuğ Aksoy, Sinan Kuran gibi isimlerin de aralarında olduğu ekipler, iki gün boyunca büyük ödülü kazanmak için Alaçatı açıklarında dev orkinos ve kılıçbalıkları ile mücadele etti. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay'ın yer aldığı, Timur Timuroğlu, Ali İsmet ve Ömer Karaosmanoğlu'ndan oluşan Rose 2 teknesi de turnuvada yarıştı. Ekip, yarışmaların ilk gününde yakaladıkları 2.30 cm boyunda ve 151.9 kilo ağırlığındaki bluefin ile 911,4 puan toplayarak turnuvayı 'En Fazla Balık' kategorisinin ikincisi olarak tamamladı. 40 bin bitcicoin ile çeşitli sponsor hediyeleri kazanan ekibe ödüllerini CMS Ceo'su Ünal Kocaman takdim etti. Yarışmacılar happy hour'da Knees Up müzik grubunun canlı performansı ile yarışmanın yorgunluğunu attılar."} {"url": "https://eqdergi.com/eq105/world-festival-of-interiors-insideda-finalist-olduk/", "text": "Radisson Collection Hotel Bodrum, World Luxury Hotel Awards'ta ödüle layık görüldü. Ayrıca mimarlık dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olan World Festival of Interiors INSIDE 2022'nin 'Hotels' kategorisinde de finalist oldu. Radisson Collection Hotel Bodrum'la, dünyada dikkat çekmeye ve önemli başarılar elde etmeye devam ediyoruz. Öncelikle, lüks otellerin kıyasıya yarıştığı World Luxury Hotel Awards'ta ödül aldığımızı duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. World Luxury Hotel Awards programında bu sene Radisson Collection Hotel Bodrum ile Luxury Scenic View Hotel, Luxury Beach Hotel ve Luxury Seaside Hotel kategorilerinde aday olduk. Aldığımız ödülün kategorisiyse henüz açıklanmadı. Diğer başarımız ise mimarlık alanında oldu. Dünyaca ünlü juri üyelerine yüz yüze sunum yapılabilen tek iç mimarlık ödülü World Festival of Interiors INSIDE'da, her yıl küresel çapta iç tasarımın en güzel örnekleri ödüllendiriliyor. Radisson Collection Hotel Bodrum'un bu sene finale kaldığı festivalde, dünyanın her yerinden katılımcılar tasarımlarını paylaşmak, yeni teknikler öğrenmek, fikir alışverişinde bulunmak ve ilham almak için buluşuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/2023-sans-ile-geliyor/", "text": "Geçtiğimiz birkaç yılın acısını çıkaracağımız bir sene bizi bekliyor. İstisnasız her burç kariyer, aşk, aile ve finans konularında refaha çıkıyor. Planlarınızı ve hedeflerinizi belirlerken bilin ki bu yıl şans insanlıktan yana! Koç: Sizi sevenlerin hayatlarına mutluluk getireceksiniz. Ocak ayının ortalarında ise ekonomik gelişiminiz başlıyor. Öğrenciler yurtdışında yüksek öğrenime devam edebilir. Her anlamda işler sizin için kolaylaşmaya başlayacak. Boğa: Biraz fazla çalışmanız gerekse de çabalarınızın karşılığını fazlasıyla alacaksınız. Bu yıl harcamalarınızda ipin ucunu kaçırsanız da maddi zorluklar size uğramıyor. Kasım ve aralıkta çok yönlülüğünüzü geliştirebileceğiniz fırsatlar var. İkizler: 2023'ün en şanslı burçlarındansınız. Ocak ortalarında gezegenler servetinizi güçlendirmek için iş birliğine giriyor. Nisan sonlarına doğru maddi refaha kavuşabilirsiniz. Bu sene aceleci kararlar vermekten kaçının. Yengeç: Bu sene finansal refahın tadını çıkarmayı bekleyebilirsiniz. Gayrimenkul alım satımı ile ilgileniyorsanız çabalamaya devam edin çünkü size iyi getirileri olabilir. Romantik ilişkilerinizde biraz gerginlik olabilir. Yine de sevdiğiniz kişinin kalbini, kendinize özgü bir tarzda kazanabilirsiniz. Aslan: Akademik ilerlemelerinizin yanında finansal durumunuzda da içinizi rahatlatacak gelişmeler olabilir. Nisan ayında alacağınız kararları ertelemeniz, mayıs ve ağustos arasında büyük bir iş yapmaktan kaçınmanız yararınıza olur. Başak: Yılın ilk ayında beklenmedik mutluluklar yaşayabilirsiniz. Kendinize ve şansınıza güvenirseniz mutluluk hem iş hayatınızda hem aşk hayatınızda sizinle olacak. Akrep: Bu yılın şanslı burçlarından... Gezegenler sizi iş hayatında risk almaya ve girişiminizi ileriye taşımaya teşvik ediyor. Jüpiter, kendi çabalarınızla olağanüstü finansal başarılar elde etmenizi sağlayacak. Yay: Daha cesur davranıp her alanda gücünüzün arttığını hissedebilirsiniz. Seyahat fırsatları var. Nisan ayında kariyerinizle ilgili birtakım engellerle karşılaşsanız da kendi çabalarınızla başarıya ulaşabilirsiniz. Oğlak: Her konuda en iyi sonuçları elde edeceğiniz bir yıl olabilir. Aileniz genişleyebilir, güzel kazançlar elde edip ev, arsa alabilirsiniz. Kova: Geçen birkaç ay harcamalarınızda aşırıya kaçmış olabilirsiniz, telaşlanmayın. Ocak ayının ortası itibariyle finansal istikrara kavuşabilirsiniz. Disiplininizi koruyarak çalışacak, yeni iş anlaşmaları yapacak ve yeni kişilerle tanışacaksınız. Balık: Jüpiter size göz kırparak sizi her türlü sorundan koruyacak. Kariyeriniz, özel hayatınız, çocuklarınızla ilgili herhangi bir şey... Jüpiter'in desteğiyle başarılı olacaksınız."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/2023un-heyecan-verici-dizileri/", "text": "2022 sona ererken dizi severler çoktan gelecek planlarını yapmaya başladı. Daha ilginç, daha iyi, daha heyecanlı şeyler izlemek üzere merakla bekliyorlar. Eğer onlardan biriyseniz merak etmeyin, biz sizin için 2023'ün göze çarpan dizilerini sıraladık. Ancak bu seçkide yalnızca, dergimiz yayına hazırlandığı tarihlere kadar planlarını paylaşan platformlara ve yapımlara yer verildiğini belirtmekte fayda var. Sinema ve televizyona defalarca uyarlanan Frankenstein, dünyanın belki de en ünlü kahramanlarından biri. Bu sefer de Mary Shelley'nin romanının, Çağan Irmak'ın senaryosu ve rejisiyle yerli uyarlamasını izleyeceğiz. Yaratılan'da 1900'lü yılların başına giderek, Bursa'dan İstanbul'a bir yolculuk yapacağız ve genç bir tıp talebesinin çılgın deneyinin sonuçlarını izleyeceğiz. Dizide Taner Ölmez ve Erkan Kolçak Köstendil başrolleri paylaşırken, kadroda Bülent Şakrak, Macit Koper gibi sevilen oyuncular yer almakta. Bir anne ile kızının kaçış öyküsünü konu alan, Perihan Mağden'in ünlü romanı Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? ülkemizde yayınlandığı andan itibaren hakkında çok konuşulan bir hikaye oldu. Senarist Ertan Kurtulan 16 yıl sonra bu romanı Netflix için uyarladı. Anne ve küçük kızı Bambi'nin lüks otellerde başlayan, sonra giderek kontrolden çıkan macerası kuşkusuz bu senenin en iddialı yapımlarından biri olacak. Anne rolünü ülkemizin en gizemli, mesafeli ve derinlikli oyuncularından Melisa Sözen canlandırıyor. Musa Uzunlar, Hakan Boyav ve Buçe Buse Kahraman projede yer alan diğer isimler arasında. Doğaüstü fantastik, Netflix'in favori türlerinden biri. Yarı insan yarı yılan Şahmaran için, elbette yılansı güzelliğiyle Serenay Sarıkaya'dan daha doğru bir isim düşünülemezdi. Mitolojik hikayede Sarıkaya'ya Burak Deniz eşlik ediyor. Annesini terk eden büyükbabasıyla yüzleşmek için Adana'ya giden Şahsu, bir anda kendisini Mar adlı gizemli bir topluluğun ortasında bulacak. Bakalım sırlar aleminde hangi gizemleri açığa çıkaracak? Senaryosu Pınar Bulut'a ait olan dizinin yönetmeni Umur Turagay. Disney+'a baktığımızda, başrollerini Pınar Deniz ve Uraz Kaygılaroğlu'nun paylaştığı bir seri katil hikayesi olan Avcı var. Pınar Deniz, kadınlara, çocuklara, hayvanlara zarar verenleri öldüren bir kadını canlandırıyor. Uraz Kaygılaroğlu ise cinayetleri aydınlatmaya kararlı bir polis. Yerli bir Ejderha Dövmeli Kız çıkarmayı başarabilecekler mi, göreceğiz. Atatürk, sinemamızda ve televizyonda hem çok işlenmek istenen hem de çekinilen kahramanlardan... Disney+, Cumhuriyet'imizin 100. yılında bu projeyi üstlenmekten çekinmedi. Henüz ortada yalnızca Mustafa Kemal'i Conk Bayırı'nda taarruz öncesinde gösteren etkileyici bir tanıtım var. Atatürk'ü Aras Bulut İynemli canlandırıyor. Songül Öden Zübeyde Hanım, Mehmet Günsür Ali Rıza Efendi ve Sarp Akkaya Enver Paşa olarak ekrana gelecekler. Ayrıca kısa kısa Disney+'ın diğer projelerinden de bahsetmekte fayda var. Halit Ergenç, MedYapım'ın projesi Nomen ile geri dönecek. Ergenç, distopya türündeki dizide eşiyle telepati yoluyla iletişim kuran bir adamı canlandırıyor. Meryem Uzerli, Ru'da eşiyle birlikte restoran işleten Reyhan karakterine hayat verecek. Aslı Enver ise Arayış dizisinin başrolünü oynayacak. Dizinin yönetmeni yakın zamanda Kurak Günler'deki başarısıyla adından söz ettiren ünlü yönetmen Emin Alper. Dünyada neler olup bittiğine gelince... Ünlü yazar Elena Ferrante bizlere ergen öfkesi nedir, gösterecek. Ferrante'nin aynı adlı romanından uyarlama The Lying Life of Adults 4 Ocak'ta Netflix'te. Altı bölümlük dizinin yönetmeni Edoardo De Angelis. 1990'ların Napolisi'nde genç kızlığını yaşamaya çalışan Giovanna'yı Giordana Marengo canlandırıyor. Bilgisayar oyunundan uyarlama The Last of Us'da insanlar bir salgınla zombi benzeri bir yaratığa dönüşecekler. Pedro Pascal salgından sağ kurtulan Joel rolünde. Bella Ramsey ise Elli adında bir genç kızı canlandırıyor. Ocak ayında HBO'da yayınlanacak olan bu iddialı diziyi de ülkemizde beIN Connect'te izleyeceğiz büyük ihtimalle. Liu Cixin'in ünlü romanından uyarlama, başka gezegenlerden canlılarla temasa geçmek üzere hazırlanan insanlığın epik öyküsü 3 Body Problem tüm dünyada heyecanla beklenen dizilerin başında geliyor. Netflix küresel etkinliği TUDUM'da, yapımcılar D. B. Weiss, David Benioff ve Alexander Woo bilim-kurgu dizisinin kamera arkası görüntülerini paylaşarak 2023 içinde dizinin ilk sezonunun yayınlanacağının müjdesini verdiler. Dizinin oyuncuları arasında Benedict Wong ve Tsai Chin'in yanı sıra Game of Thrones'dan tanıdığımız John Bradley ve Liam Cunningham bulunuyor. Succession'ın yapımcısı Adam Mc Kay'in yeni projesi Kings of America, gerçek bir hikayeye dayanıyor. Dizi, Walmart'ı merkezine alarak hayatları içiçe geçmiş üç kadının hikayesini anlatıyor. Başrollerini Glenn Close ve Amy Adams paylaşıyor. İlk bölüm Don't Look Up'ı da yönetmiş olan Mc Kay'in imzasını taşıyacak. Netflix henüz dizinin yayın tarihini açıklamadı. Game of Thrones bir memba. Burada fanların sevdikleri karakterleri merkezine alan diziler de birbirini takip ediyor. Kit Harington'ın Jon Snow dizisini de 2023'te göreceğiz gibi. Marvel severler için ise Disney+'da yayınlanacak altı bölümlük Secret Invasion var. Samuel L Jackson S. H. I. E. LD. olarak ekranlara geri dönecek. Ayrıca dizide Nick Fury ve Captain Marvel'dan Skrull olarak tanıdığımız Ben Mendelsohn da yer alıyor. Geri dönenlere gelecek olursak, Şubat'ta Penn Badgley'nin hayat verdiği, dünyanın en tehlikeli kitapçısı Joe Goldberg'in maceralarını izlediğimiz You dördüncü sezonuyla geri dönüyor. 2022'de fanlarına olağanüstü bir sezon yaşatarak Netflix'in en çok izlenen dizilerinin arasında yer alan Stranger Things beşinci sezonu ve efsanevi bilim-kurgu antolojisi Black Mirror altıncı sezonlarıyla Netflix'te olacaklar. Loki ikinci sezonunun 2023 yazında, Star Wars fanlarının merakla beklediği Aksoka'nın ise yine 2023'te Disney+ ekranlarında olması öngörülüyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/amerikadaki-6nci-projemize-basladik/", "text": "New York'un tarihi binalarından 711 Fifth Avenue'da yer alan ünlü kulüp The Core Club: NYC'nin renovasyonuna başladık. Bu işle birlikte ABD'deki proje sayımız 6'ya çıktı. Sadece üyelerinin kullanımına açık olan kulüp, binanın 3 katında yer alıyor. Yurtiçindeki ve yurtdışındaki projelerimize her geçen gün yenilerini ekleyerek, Ant Yapı olarak çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 30-77 Vernon Blvd, UNA Residences, 830 Brickell, Missoni Baia, The Crown Building projelerimizden sonra ABD'deki işlerimize bir yenisini daha ekledik: The Core Club: NYC. New York'un tarihi binalarından 711 Fifth Avenue'nün 3 katına yayılan The Core Club'ın renovasyon çalışmasıyla birlikte ABD'deki proje sayımız 6'ya çıktı. Binanın 15-18. katlarında yer alan projeyi, 2023'ün mart ayındaki tamamlamayı hedefliyoruz. Sadece üyelerin kullanımına açık olan The Core Club, dünyanın dört bir yanından ilham veren zeki bireylerden oluşan, canlı bir topluluğu temsil ediyor. Kulüp; zevkleri ve yetenekleri, uzmanlıkları ve deneyimleri, hırsları ve başarıları ile tanımlanan bireylerin buluşma noktası... Üyelerin sıcak bir şekilde karşılandığı, düşünceli, samimi bir hizmetle ilgilenildiği görkemli toplanma alanları sunan The Core Club, tüm şubelerinde üyelerini sanat ve tasarımla sarıyor. Misafirlerine sunduğu eşsiz mutfak deneyimlerinin yanı sıra stresten arındıran vücut bakımı gibi benzersiz hizmetler sunulan The Core Club'da pek çok zevke hizmet eden alanlar yaratılıyor. 40 milyon dolar yatırımla hayata geçirdiğimiz projede restoran, toplantı odaları, süitler, spor salonu ve SPA gibi alanlar yer alıyor. Meşhur Fifth Avuenue (5. Cadde) sırasında bulunan 20 butik ofis binasından biri olan 711 Fifth Avenue, 1927 yılında Bethlehem Engineering Corporation tarafından tasarlandı. Dünyanın en seçkin plaza bölgesinde yer alan 340.000 metrekarelik bina, zarafeti ve güzelliği ile Fifthe Avenue Association tarafından da tasarım ödülüne layık görüldü. NBC, Columbia Pictures ve Coca-Cola gibi önemli şirketlere genel merkez olarak hizmet vermiş olan 711 Fifth Avenue, 56.000 metrekarelik perakende ve restoran alanıyla, La Cote Basque, ünlü Le Pavillon ve Ralph Lauren gibi perakendecileri ve restoranları da ağırlıyor. Bina aynı zamanda Ralph Lauren'in ünlü restoranı Polo Bar'a ve yakın zamanda duyurulan CORE: NYC'ye de ev sahipliği yapıyor. New York'un ikonlarından biri haline gelen 711 Fifth Avenue'deki bir kulübün renovasyon çalışmalarını üstlenmekten gurur duyduğumuzu belirten Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay, Yurt dışında iş yapma koşulları, yasal gereklilikler ve rekabet ülkemizden çok farklı. Biz yüksek kalitedeki işçiliğimiz, inşaat malzeme kalitemiz ve yurtdışında iş yapmanın bütün gerekliliklerine hızla uyum sağlama becerimizle buralarda var olmayı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamayı başardık. Şehrin ikonu haline gelmiş tarihi binanın renovasyon çalışmalarının bize emanet edilmesi bunun bir örneği. Yenilikçi ve kalite standartlarıyla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Amerika'da 6'ncı projemize başlamak bizi gururlandırıyor dedi. 1991 yılından beri inşaat sektöründe profesyonel yönetimimizle kaliteden asla ödün vermeden, taahhütlerimizi eksiksiz ve başarıyla tamamladığımız çeşitli projelere imzamızı attık. 2000'li yıllarda yeniden yapılanarak devam ettiğimiz bu yolda hem yurtiçinde hem yurtdışında konut, rezidans, otel, okul, kültür merkezi, iş merkezi, alışveriş merkezi, eğlence merkezi gibi projeleri başarıyla hayata geçirdik. Profesyonel ekibimiz, pozitif düşünce içeren yaklaşımımızla modern teknolojiyi yakından takip ederek ve yenilikleri yakalayarak toplamda 10 milyon metrekarenin üzerinde projeye imzamızı attık. Ant Yapı olarak, yurtdışında IQ'su yüksek taahhüt ağırlıklı işleri, yurtiçindeyse IQ+EQ'su yüksek yatırım projeleriyle, iş ortağı olarak gördüğümüz Ant Yapı dostlarının ihtiyaçları doğrultusunda, en uygun çözümleri üreterek hizmet vermeye devam edeceğiz. - Adı: SHVO (711 Fifth Avenue, Core Club) - Yer: New York - İçeriği: New York adresindeki binanın 15. ila 18. katları arasında yer alan projede restoran, mutfak, spa, spor salonu, gösterim odaları, toplantı odaları, süitler ve çeşitli yardımcı dinlenme alanları renovasyonu yapılacaktır. - Büyüklüğü: 4.650 m2 - Kontrat bedeli: 40.000.000 $ - Önemi: NBC, Columbia Pictures ve Coca-Cola gibi önemli şirketlere genel merkez olarak hizmet vermiş olan 711 Fifth Avenue, Fifth Avenue boyunca sıralanmış 20 butik ofis binasından biri. Bina aynı zamanda Ralph Lauren'in ünlü restoranı Polo Bar'a ve yakın zamanda duyurulan CORE: NYC'ye ev sahipliği yapmaktadır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/antteras-nevde-yerinizi-ayirtin/", "text": "İstanbul Anadolu Yakası'nın güzeller güzeli Boğaz semti Beylerbeyi'nde huzurlu ve konforlu bir yaşam sürüyor... Temeli atılan ikinci etap projemizin satışları hızla devam ediyor. Boğaz manzarasına en güzel bakışı sunan noktalardan birinde, Beylerbeyi'nin sırtlarında... Kirazlıtepe-Küplüce sınırlarında konumlanan ödüllü projemiz Antteras'ın ikinci etabı Antteras Nev'de temeller atıldı, inşaat hızla devam ediyor. Osmanlı mimarisinin hakim olduğu, 'eski İstanbul' dendiğinde akla gelen ahşap evlerden oluşan bu semtin tarihi dokusuyla uyumlu olarak projelendirdiğimiz Antteras Nev, benzersiz bir mahalle hayatı konseptiyle oluşturuluyor. Beylerbeyi'nde yaşamın büyük bir keyif olduğu düşünülerek tasarladığımız projemizde odak noktamız yine 'insan'. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını doğru tespit etmek ve çözümler sunmak için mimarlık sanatının en ince detaylarıyla işlenen Antteras Nev projesi, bir ailenin tüm ihtiyaçlarına doğru çözümler üreten bir yaşam alanı olma özelliğine sahip. Farklı seçeneklere sahip projemizde 5+1 konut seçeneğinden başlayarak 54 adet konutun bulunduğu projemizde her biri özenle tasarlanan 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daire bulunuyor. Bahçe dubleksinin yanı sıra çatı dubleksi seçeneği de bulunan, Beylerbeyi Sarayı'na komşu Antteras Nev'de geniş yerleşim planları ve sosyal alanlar yepyeni bir yaşam için sakinlerini bekliyor. Türkiye'de ve dünyada inşa ettiğimiz ve etmekte olduğumuz birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Projenin ikinci etabı olan Antteras Nev'de de kullanılan tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarında hazırlandı. Boğaz Köprüsü'nden geçtiğiniz an evinizde olacağınız, şehrin içinde ve bir o kadar da karmaşadan uzak olan konforlu ve lüks yaşamın adresi Antteras Nev projesinde ulaşım da çok rahat. İncelikle tasarlanmış 18. yüzyıl mimarisinin izlerini taşıyan ve satışı devam eden Antteras Nev'de siz de şimdiden yerinizi ayırtın. - 3 kişilik çekirdek ailesiyle Antteras'ta yaşayan 36 yaşındaki komşumuz Emre Gençmehmetoğlu: MAHALLE SICAKLIĞINDA LÜKS BİR HAYAT - 3 çocuklu güzel ailesiyle Antteras'ın keyfini süren sakinlerimizden Dr. Banu Büyükçayır: İSTANBUL'UN GÖBEĞİNDE BİR EGE SAHİLİ GİBİ - Gayrimenkulde güvene önem veren Aylin ve Oğuz Özkan: ANT YAPI'NIN BAĞIMLISI OLDUK. - İstanbul'a 6 yıl önce gelen Ceyda Sıla Çetinkaya ve Kaan Çetinkaya: BURADA YAŞAMAYI ÇOK SEVİYORUZ."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/cumhuriyetimizi-insa-edenler/", "text": "2023'te, Atatürk'ün 'mimarlığını' üstlendiği Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılını kutlayacağız. Biz de 100. yıl şerefine, bu ülkenin en önemli inşaat firmalarından biri olarak, Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren hayata geçirilen değerli tasarım ve inşaat projelerine Ve cumhuriyetimizi eserleriyle inşa edenlere yer vermeye çalıştık. Milli egemenliğimizin mimarı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün en önemli eseri, bu yıl 100. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'dir. Atatürk'ün önderliğinde, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden itibaren ülkemizin kentsel ve kırsal alanlarının kalkınması hedeflenerek pek çok tasarım ve inşaat faaliyeti gerçekleştirildi. Bunların içinde büyük kamusal yapılar, imar planları, modern konut projeleri gibi tasarımlar yer aldı. Türkiye'nin inşaat mühendisliği alanındaki başarılarının ilk adımı, 1923'te atılmaya başlandı. 1930'lu ve 40'lı yıllarda yabancı kökenli mimarlar Türkiye'ye çağrılarak, kamu yapıları inşa ettirildi. II. Dünya Savaşı ve sonrası, yani Türkiye'nin dış dünyadan izole olduğu 1940'lı yıllarda başlayıp 1950'lere kadar süren dönemde ise 'İkinci Ulusal Mimari Akımı' etkili oldu. Türkiye'nin bu hareketli mimarlık ortamında, her ne kadar sayıları az da olsa kadın mimarların mesleki alanda etkinlikleri oldukça fazla olmuştu. Bu dönemde, bazı Batı ülkelerinde bile kadın mimarlar, mesleki eğitim alma, mesleğe kabul edilme ve konut tasarımı dışındaki uygulama alanları konusunda kısıtlamalarla karşılaşırken, Türkiye'de kadınlar büyük ölçekli mimarlık yarışmaları, kamusal yapıların tasarımı ve uygulaması, tarihi yapıların restorasyonu gibi mesleğin her alanında etkin rol almışlardı. 'Atatürk'ün mimarı' olarak bilinen Seyfi Arkan'ın bu sıra dışı tasarımı, Türkiye'deki modern mimarlığın en önemli örneklerinden ve dönemin sembollerinden biri oldu. Tek katlı yapı, büyük kazıklar üzerinde ve kıyıya 90 metre uzunluğunda bir köprüyle bağlandı. Özel olarak tasarlanmış malzeme ve bağlantı parçaları ile yapımı 48 günde tamamlanmış ahşap bir binadır. L-biçimli plan şeması, yaşam ve servis alanlarının birbirinden fonksiyonel olarak ayrılışını yansıtır. İhtiyaç programı Atatürk'ün yaşamının son yıllarında gereksinim duyduğu özel bakım göz önünde bulundurularak oluşturuldu. Florya halk plajının hemen yanında konumlanışı, binanın yeni yaygınlaşan denize girme eylemini vurgulamasına neden olurken, Atatürk'ün de halka yakın kalmasını sağlamıştı. Bugün, müze olarak kullanılıyor. Prof. Dr. Leman Cevat Tomsu, Türkiye mimarlık tarihinin arka planında kalmış, görünmez isimlerden biridir. Türkiye'de mimarlık diploması alan ilk iki kadından biri ve İstanbul Mimarlar Odası'na kaydolan ilk kadın mimardır. Tomsu, İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğü'nde şehircilik uzmanı Martin Wagner'in yanında çalışarak mesleğe başladı. 1940'a kadar İstanbul Belediyesi'ndeki çalışmaları ve girdiği proje yarışmaları ile kendini gösterdi. Atatürk; Cerrahpaşa Hastanesi'ni 1936'daki ziyaretinde, hastanenin en eski yapısının balkonundan Marmara'yı seyrederek Bu hastane, at nalı şeklinde sahile kadar inmelidir diye söyler. O sırada ise hastaneye ait sadece toplam 4 adet yapı vardır. Tomsu'nun projeleri arasındaki Cerrahpaşa Poliklinik Binası, 1941 tarihlidir. Haydarpaşa İskelesi, İstanbul'u demiryoluyla Anadolu'ya bağlayan Haydarpaşa Garı'nın hemen önünde yer alır. Gar ile İstanbul'un Avrupa Yakası arasında kolay ulaşımı sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. 1915'te Türk neo-klasiği üslubunda yapılan bu vapur iskelesi Osmanlının son eserlerinden biridir. Mimarisi, duvarlarını kaplayan Kütahyalı çini sanatçısı Mehmed Emin Usta'nın çinileri ve içindeki ahşap oyma işleriyle Türk milli mimari akımının en başarılı örneklerinden biridir. Mimarı Mehmet Vedat Tek ise Türkiye'nin formel eğitim görmüş ilk Türk mimarıdır. Vedat Bey, Türklerin mimarlık mesleğini beceremeyeceği koşullanmasını yok etmek için özel bir çaba harcamıştır. Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın Mimar Kemalettin Bey ile birlikte en önde gelen iki isminden biri olan Tek, 1925'te Sanayi-i Nefise Mektebi'ndeki ilk Türk öğretim görevlisi olmuştur. 1930'lu yıllarda pek çok apartman yapan Tek, Teşvikiye'de 1928'de kendisi için yaptırdığı apartmanda yaşamıştır. Türkiye'nin ilk kadın yüksek mimarı ve İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nin ilk kadın mezunlarından olmasıyla tanınan Münevver Belen Gözeler, modern tarzı benimsemiş, uzun seneler boyunca mimar Leman Tomsu ile İkinci Ulusal Mimarlık Akımı'na paralel bir üslupla çalışmıştır. Cumhuriyet'in ilk kadın mimarlardan biri olmasına rağmen kariyer geçmişi çok iyi belgelenememiştir. Kariyeri boyunca memur olarak çalışmış, mimari projeleri devlet görevlisi sıfatıyla tanımlanmıştır. Kendi projeleri olmasına rağmen ne yazık ki çoğu çalışması isimsiz kalmıştır. Münevver Belen Gözeler'in tasarladığı Bursa Halkevi, bir mimarlık yarışmasında birincilik ödülü almıştır. Bu yapı özellikle avlu düzeni ile dikkat çeker. 1935'te modern bir üslupla tasarladığı PTT binaları ise dört tasarım serisinden oluşur. Aynı zamanda şair ve yazar da olan Cengiz Bektaş, uluslararası ve ulusal mimarlık yarışmalarında 25'in üzerinde ödül almış, Cumhuriyet Dönemi örnekleri arasında sayılan yapılar tasarlamıştır. Şiirleri 16 dile çevrilen Bektaş'ın mimarlık ve kültür konularını da işleyen toplam 106 yapıtı vardır. Etnografya Müzesi, Cumhuriyet döneminin önemli mimarlarından biri olan Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından yapılmıştır. Bina dikdörtgen planlı olup tek kubbelidir. Müze önünde at üstünde duran bronz Atatürk Heykeli 1927'de Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan sanatkar Pietro Canonica'ya yaptırılmıştır. Günümüzde, Türk sanatının Selçuklu devrinden zamanımıza kadar devam eden örneklerinin sergilendiği bir müzedir. Cumhuriyet'in ilk dönem mimarlarından ve fotoğraf sanatçısı olan Arif Hikmet Koyunoğlu, askerlik sonrası İstanbul işgal altında olduğu için fotoğrafçılığa yöneldi. İşgal güçlerinin baskısı üzerine 1922'de Ankara'ya kaçtı. Daha sonra burada mimarlığa devam eden Koyunoğlu'na 1981 yılında Atatürk Sanat Armağanı verildi. Mualla Eyüboğlu Anhegger, Türkiye'nin ilk kadın mimarlarındandır. Şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ile yazar Sabahattin Eyüboğlu'nun kardeşidir. Büyük ağabeyi ve İsmail Hakkı Tonguç'la beraber Köy Enstitüleri'nin kuruluşunda aktif rol almıştır. Rumeli Hisarı ve Topkapı Sarayı Harem Dairesi gibi birçok tarihi yapının restorasyonunda emeği geçen isimlerden biridir. Kendisini Leman Cevat Tomsu, Münevver Belen, Leyla Turgut ve Neriman Birce'den sonra mezun olan dördüncü kadın mimarlar kuşağında sayar. Eyüboğlu, Köy Enstitüleri ile başlayıp Türkiye'deki belli başlı tarihi eserler üzerinde yapılan araştırma ve restorasyon çalışmalarına dek uzanan geniş bir yelpazede meslek yaşamına yaptığı çok boyutlu katkılar nedeniyle 2008 yılında Mimarlar Odası tarafından Mimarlığa Katkı Dalı'nda Başarı Ödülü'ne layık görülmüştür. 1960'lı yıllarda orta ve yüksek gelir grubuna ait konut yapılarının hızla arttığı bölgelerin başında gelen Ankara Çankaya Mahallesi'nde yer alan Köşk Apartmanı akılcı planlaması, geniş pencereleri ile dengeli cephe kurgusu, malzeme kullanımı, özgün detayları ve iç mekanda ve cephelerde yarattığı dinamik etkisi ile özgün bir örnektir. Cumhuriyet tarihinin ilk kadın yüksek mimar-mühendislerinden Mutahhar Baykam tarafından tasarlanmıştır. Bulunduğu her ortamda muhabbetiyle kalabalıkları etrafına toplayan Aydın Boysan, 63 yaşından sonra yazarlığa başlamış, geçen 30 yılda 47 kitaba ve sayısız gazete makalesine imza atmış olmasının yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği en önemli mimarlar arasındaydı. 1945'ten 1999'a kadar aktif olarak mimarlığa devam eden Boysan, Mimarlar Odası'nın kurucuları arasında yer aldı. İlk eseri Hakkari Vilayet Konağı'ndan sonra sayısız esere imza attı. 55 yılda 15 milyon metrekare bina tasarladı. 1973'te yazar Aziz Nesin tarafından kurulan, eğitim olanaklarından yoksun çocukların, kendini sürekli geliştiren, topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerini amaçlayan Nesin Vakfı'nın Çatalca'daki binası da Aydın Boysan tarafından restore edilmişti. Bugün bu binada Aziz Nesin'in bazı kişisel eşyaları da sergileniyor. 1 Mart 1941'de Anıtkabir için açılan uluslararası yarışmaya Mimar Mehmet Emin Onat ve Ahmet Orhan Arda birlikte katıldı. Hazırladıkları proje 49 proje arasından birinci olarak seçildi. Emin Onat ile Orhan Arda'nın tasarımı olan Anıtkabir'in 1944'te başlanan inşası, 1953'te tamamlanmıştır. Anıt mezar binası başta olmak üzere çeşitli yapı ve anıtların yanı sıra Barış Parkı olarak adlandırılan ağaçlık alandan oluşur. 10 Kasım 1953'te gerçekleştirilen bir törenle, Atatürk'ün naaşı buraya nakledilmiştir. 1973'ten beri İsmet İnönü'nün kabrinin de yer aldığı Anıtkabir, İkinci Ulusal Mimarlık Akımı üslubunda neo-klasik olan yapıdır. Cahide Tamer Aksel, Türkiye'nin ilk kadın restoratörü ve mimarlık tarihimizin ilk kadın mimarlarındandır. İlk onarımları arasında, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü'nce görevlendirildiği Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı Divanhanesi yer alır. Tarihi süreç içerisinde birçok tamir gören yalının sadece divanhanesi, havuzu, mutfağı ve iki hamamı ayakta kalabilmiştir. Yapı, Cahide Tamer'in temel müdahaleleriyle ayakta tutulmuştur. Cahide Tamer Aksel ayrıca külliye, saray, hisar, sur, kale, su kemeri, cami, medrese, türbe, tekke, imaret, kervansaray, sübyan mektebi, kilise, sebil, hamam gibi çeşitli türde yüzü aşkın yapının restorasyonunu da yapmıştır. Ayasofya'nın ardından Topkapı Sarayı'na atanan Cahide Tamer'in, Topkapı Sarayı'nda özgün mimariyle ilgisi olmayan öğelerin kaldırılması ve eserlerin orijinallerine ulaşılması konusunda büyük katkıları olmuştur."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/daha-cok-sosyal-imkani-olan-bir-yerde-yasamak-istedik/", "text": "2022 Haziran ayından bu yana oğullarıyla birlikte Antteras'ta yaşayan komşularımız Didem ve Orçun Selimoğlu ile tanıştık. Antteras'ı neden tercih ettiklerini, iş yaşantılarını ve geleceğe dair planlarını konuştuk. Didem Selimoğlu: Ben özel bir bankada, Hazine Pazarlama Müdürü olarak çalışıyorum. Aslen Adanalıyım, ailemin geri kalanı orda yaşıyor. Ben üniversite eğitimim için İstanbul'a gelmiştim, daha sonra o dönem bir başka bankanın sınavlarını kazanarak İstanbul'da bankacılık hayatına başladım. Orçun Selimoğlu: 40 yılı aşkın süredir elektrik&taahhüt sektöründe faaliyet gösteren aile şirketimizin, 2. kuşak temsilcisiyim. Didem ile 2015 yılında Bodrum tatilinde tanıştık, 2018 yılında evlendik ve şu an 2 yaşında bir oğlumuz var. D. S: Ben özellikle seyahat etmeyi çok seviyorum. Gideceğimiz yerlerde, akşam yemeğinden izleyeceğimiz gösteriye kadar her şeyi planlamak, rezervasyonlarını yapmak en keyif aldığım hobim diyebilirim. Bununla birlikte özellikle sabah erken saatte, güne başlamadan pilates yapmanın bana çok iyi geldiğini düşünüyorum. Hamile olduğum dönemde ise yoga ve yürüyüşü hayatıma soktum ve bu iki spor dalı huzurlu bir hamilelik geçirmeme çok yardımcı oldu. O. S: Benim en büyük hobim tüplü dalış yapmak. Suyun altında huzur buluyorum ve tüm olumsuzluklardan uzaklaşıyorum. Onun haricinde de kayak yapmak ve PlayStation oynamak diğer hobilerim. Çalışma saatlerimin uzunluğundan dolayı düzenli bir spor şu dönemde yapamıyorum ama en kısa zamanda tekrar başlamayı çok istiyorum. O. S: Seyahat etmeyi ben de Didem kadar çok seviyorum. Onun organizasyon becerisi sayesinde seyahatlerde çok rahat ettiğimi de söyleyebilirim. Gittiğimizde, benim herhangi bir şeyi düşünmeme gerek kalmadan tüm tatilimizi dakika dakika planlamış oluyor. . İkimizin de en sevdiği destinasyon balayı için gittiğimiz Hawaii olmuştu. Bir gün oğlumuzla tekrar gitmeyi istiyoruz. D. S: En ilginç seyahat anımız ise tanıştığımız Bodrum tatili oldu sanırım. D. S: Ben pandeminin en başında hamile kaldığımı öğrendiğim için, o dönem izolasyona fazlasıyla önem vermemiz gerekti. Sevdiklerimize sarılamamak, sadece video üzerinden görüşme sağlamak çok zordu. Bugün hala bunların bir kısmına farkında olmadan devam ediyoruz. Artık mecbur kalmadıkça AVM'ye gitmiyorum mesela, gittiğimde de hemen işlerimi halledip çıkmak istiyorum. Oğlumuz doğduktan sonra daha çok sosyal alanı olan ve yeşil alana ulaşılabilir bir yerde yaşamak istediğimize karar verdik. D. S: 2022, haziran ayında taşındık Antteras'a. Daha önce Maslak'ta, 28. katta oturduğumuz için bizim için çok radikal bir karar oldu bu. Oğlumuz doğduktan sonra daha çok sosyal alanı olan ve yeşil alana ulaşılabilir bir yerde yaşamak istediğimize karar verdik. Orçun hep Anadolu Yakası'nda yaşamak istiyordu çünkü bütün arkadaşlarımız bu taraftaydı. Ancak ikimiz de Avrupa Yakası'nda çalıştığımız için cesaret edemiyorduk. Antteras hem köprüye yakın olması hem de sunmuş olduğu sosyal imkanlar nedeniyle ikimizin de ortak tercihi oldu. Antteras hem köprüye yakın olması hem de sunmuş olduğu sosyal imkanlar nedeniyle ikimizin de ortak tercihi oldu. D. S: Ailem, özellikle de ablam, Adana'da yaşadıkları için oğlumuz Sarp'ı çok özlüyor. Bu nedenle onlar için de Antteras'ta bir daire almak, komşu olmak istiyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/futbola-keyif-katar-mi/", "text": "2022 FIFA Dünya Kupası başladı. Tüm olumsuzluklara rağmen gezegenin en iyi futbolcuları ilk kez bir Arap ülkesinde gerçekleşen turnuvada yerlerini aldı. Büyük bir sürpriz olmazsa Güney Amerika ya da Avrupa'nın güçlü temsilcilerinden biri kupanın sahibi olacak. Dünyanın en iyi iki oyuncusu olarak kabul edilen Arjantinli Messi ile Portekizli Ronaldo muhtemelen kariyerlerinde son kez Dünya Kupası sahnesindeler. Futbolun en büyük şöleni olarak kabul edilen Dünya Kupası başladı. Ancak 2022'de Katar'ın ev sahipliğini üstlendiği organizasyon, bugüne kadar düzenlenen turnuvalar içinde hayli farklı bir konumda. Bunun ilk sebebi Dünya Kupası'nın Katar'a verildiği 2010'dan bu yana devam eden yolsuzluk ve rüşvet suçlamaları. 12 yıl önce yapılan ve 2022 Dünya Kupası'nın yanı sıra 2018'de Rusya'da düzenlenen organizasyonun ev sahibinin de belirlendiği oylamaların kirli olduğu, futbol dünyasının büyük bir kısmının görüşü. Bu süreçte açılan soruşturmalar net bir sonuca varamasa da dünya futbolunun çatı örgütü FIFA, inandırıcılığını, güvenilirliğini tamamen yitirmiş durumda. Kupanın başlamasına çok kısa bir zaman kala Netflix'te yayına giren FIFA'nın İç Yüzü bu konulara değinen bir yapım. Daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenlere o belgeseli önererek yola devam edelim. Katar 2022'ye mesafeli bakılmasının gerekçelerinden biri de ülkedeki iklim şartları nedeniyle turnuvanın kuzey yarımkürede ilk kez sonbahar mevsiminde düzenlenecek olması. Önemli liglerin tatilde olduğu yaz aylarında yapılması gelenek olan Dünya Kupası, bu kez liglere ara verilerek oynanacak. Bunun turnuvadaki futbol kalitesi üzerindeki etkilerini kısa zamanda gözlemleme şansı bulacağız. Katar'ın Müslüman bir ülke olması ve buna bağlı olarak başta içki yasakları olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gelen taraftarlara sorun çıkarabilecek kurallar, 2022 Dünya Kupası'nın keyfini kaçıracak unsurlar arasında gösteriliyor. Ülkeye misafir olacak LGBT futbol seyircilerinin yaşaması muhtemel problemler de konunun bir parçası. Bunlardan daha da can sıkıcı olanı ise göçmen işçilerin yaşadıkları. Farklı kaynaklardan derlenen verilere göre, FIFA Dünya Kupası için yapılan stadyum ve tesis inşaatları sırasında büyük çoğunluğu Hindistan, Nepal, Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka'dan gelen 6 bin 500'den fazla göçmen işçi hayatını kaybetti. İnsan ve işçi hakları grubu Equidem'in Eğer şikayet edersek, kovuluruz başlıklı son raporuna göre de, Katar'daki stadyumların inşaatında çalışan göçmen işçiler, sistematik bir şekilde işçi hakları ihlaline uğradı. İnşa edilen tesislerde bulunan ve iklim krizini daha da hızlandıran dev klimalar da tartışma mevzusu. Tüm bunlar sıralanınca 2022 Katar, ne yazık ki çok büyük bir keyif vaat etmiyor. Nitekim turnuvaya sırt çevirenlerin sayısı hiç de az değil. Almanya'da birçok karşılaşmada Dünya Kupası'na boykot çağrısı içeren pankartlar açıldı. Fransa'da maçlar için dev ekranlardan yayın yapılmayacağı bildirildi. Futbol dünyasının renkli figürü Eric Cantona, Katar'da stadyum inşaatında çalışan insanlara kötü davranıldı ve binlerce insan öldü. Para, bu devirde her şeyin gerçekleşmesini sağlıyor ama ben, 2022 Dünya Kupası'nı izlemeyeceğim. ifadelerini kullandı. Protestolardan belki de en ilginci Danimarka'dan geldi. Her zaman göz alıcı formaları tercih eden Vikingler, Katar'daki insan hakları ihlalleri sebebiyle turnuvada fazla görünür olmak istemediklerini belirterek sadeleştirilmiş forma tasarımlarını tercih etti. Aslında Dünya Kupası ve protesto kelimeleri ilk kez yan yana gelmiyor. 1978'de askeri rejimin yönetimindeki Arjantin'in ev sahipliği yaptığı organizasyon da hayli tepki toplamıştı. Turnuvanın başka bir ülkeye alınması için girişimlerde bulunulmuş, boykot çağrıları yapılmış ancak FIFA, kararından vazgeçmeyince kupa, Korgeneral Rafael Videla'nın cuntasının acımasız ellerinde bulunan Arjantin'de düzenlenmişti. Binlerce insanın ölümünden sorumlu rejim de organizasyonu bir propaganda gösterisine dönüştürmüştü. İddialara göre ülkedeki kirlilik saha içine de yansımış doping ve anlaşmalı maçlar kupayı Arjantin'e kazandırmıştı. İşin ilginci ev sahibi ülkenin başında rejime muhalif bir isim olan Menotti'nin bulunmasıydı. O ve öğrencileri bu kupayı cuntayı sevindirmek mi halkı sevindirmek mi ikilemiyle geçirdi. Arjantinli Messi ile Portekizli Ronaldo muhtemelen kariyerlerinde son kez Dünya Kupası sahnesindeler. Yeniden Katar 2022'ye dönersek... Tüm olumsuzluklara rağmen gezegenin en iyi futbolcuları ilk kez bir Arap ülkesinde gerçekleşen turnuvada yerlerini alıyor. Büyük bir sürpriz olmazsa Güney Amerika ya da Avrupa'nın güçlü temsilcilerinden biri kupanın sahibi olacak. Dünyanın en iyi iki oyuncusu olarak kabul edilen Arjantinli Messi ile Portekizli Ronaldo muhtemelen kariyerlerinde son kez Dünya Kupası sahnesindeler. İkisi de daha önce tatmadıkları şampiyonlukla final yapmak arzusunda. Turnuva son kez 32 takımla düzenleniyor. 2026'dan itibaren finallerde 48 takım mücadele edecek. 2022 Katar'da daha önce Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış 8 ülkeden sadece İtalya yer almıyor. Kupa tarihinde dört kez ev sahibi kıta dışından takımlar zafere ulaştı. 1958 İsveç'te Brezilya, 2002 Japonya ve Güney Kore ortaklığındaki turnuvada yine Brezilya, 2010 Güney Afrika'da İspanya, 2014 Brezilya'da ise Almanya şampiyonluk ipini göğüsledi. 2022 Katar'da da kupanın konuk bir kıta ülkesi tarafından kazanılması büyük olasılık. Ülkeye misafir olacak LGBT futbol seyircilerinin yaşaması muhtemel problemler de konunun bir parçası. 2022 Dünya Kupası'nda grup maçları 2 Aralık'ta sona eriyor. 3-6 Aralık tarihleri arasında 2. tur karşılaşmaları yapılacak. 9-10 Aralık tarihlerinde çeyrek finaller, 13-14 Aralık tarihlerinde yarı finaller oynanacak. 17 Aralık'ta üçüncülük maçı, 18 Aralık'ta ise final var. Dünya Kupası ne yazık ki eski tadında değil. Bunun belki de en önemli nedeni yeni futbol kültürlerini keşfetme keyfinin kalmaması. Geçmişte Afrika'nın, Asya'nın hatta Güney Amerika'nın yıldızlarıyla bu turnuva sayesinde tanışılırdı. Kupayı cazip kılan en önemli unsur da belki buydu. Ayrıca finallerde yer alan takım sayısı daha azdı ve daha rafine ekipler bu şölende yer alabiliyordu. Oysa artık her ülkenin yıldızları Avrupa'nın büyük liglerinde top koşturuyor ve her hafta televizyonlarda arz-ı endam ediyor. FIFA'nın bitmek bilmeyen para hırsı sebebiyle, katılan ülke sayısı 32'ye dek yükseldi, artmaya da devam edecek. Tüm bunlara ve 2022 Katar'a has sorunlara karşın kupa yine bir ay boyunca dünya gündemini meşgul edecek. Ancak bunun skandallarla mı yoksa futbolun güzellikleriyle mi olacağını zaman gösterecek. Türkiye, tarihinde iki kez Dünya Kupası finallerinde yer aldı. Aslında Suriye'yi eleyerek 1950'de Brezilya'da yapılan turnuvaya da katılma hakkı elde edilmiş ama mesafenin uzaklığı ve yüksek masraflar nedeniyle gidilememişti. 1954'te İsviçre'de düzenlenen organizasyona, üç maç sonunda İspanya'yı eleyerek bilet alan Türkiye, dönemin garip statüsü gereği finallerde iki kez Batı Almanya ile oynadı ve bu karşılaşmaları kaybetti. Güney Kore karşısında ise Dünya Kupası tarihindeki ilk galibiyetimiz alındı. Avusturya'yı eleyerek 2002'de Japonya ve Güney Kore'nin ortaklaşa düzenlediği turnuvaya katılan Milli Takım, üçüncü olarak büyük bir başarıya imza attı. 2022 Dünya Kupası'nda Türkiye yok belki ama ülkemizde futbol oynayan birçok isim turnuvada boy gösterecek. Galatasaray'dan Muslera ile Torreira, Nelsson, Mertens, Fenerbahçe'den Batshuayi, Valencia, Beşiktaş'tan Saiss, Trabzonspor'dan Maxi Gomez, ülkemizdeki futbolseverlerin dikkatle takip edeceği isimler olacak. Kupa tarihinde memleketimize gelen yabancılardan iz bırakmış isimler var. Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşayan üç teknik direktör, ülkemizde takım çalıştırdı. Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşayıp Türkiye'de futbol oynayan isimler arasında ilk akla gelenler Brezilyalılar. 1994'te kurtardığı penaltılarla Sambacıları zafere taşıyan Claudio Taffarel, 3 sezon Galatasaray'ın file bekçiliğini yaptı. 2002 Dünya Kupası'nın şampiyonu Brezilya'dan ise Roberto Carlos Fenerbahçe'de, Kleberson ve Ricardinho ise Beşiktaş'ta oynadı. Aynı kupada Almanya'nın yedek file bekçisi olan Raimond Aumann ise Beşiktaş'ın kalesini korudu. 2018'in şampiyonu Fransa'nın futbolcularından Adil Rami Fenerbahçe'de, Steven Nzonzi ise Galatasaray'da oynadı. Türkiye'ye gelen yabancı futbolcular içinde Dünya Kupası'nda gol kralı olanlar İstanbulspor'da oynayan Sovyet Oleg Salenko ve Galatasaray'ın eski oyuncusu Hollandalı Wesley Sneijder."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/gani-mujde-insan-zekasiyla-hayatini-yonlendirip-renklendirebilir/", "text": "Keşke bilsem de size anlatsam... Aslında şirketlerin özel toplantılarında yaptığım konuşmaların bir içeriği vardı, 'Gülmesini bilmeyen dükkan açmasın' diye. Ama bu kez farklı bir şey olsun dedim. İsim Şehir Hayvan Bitki serimden benim ve gelenlerin doldurduğu kartlara bakarak bir interaktif söyleşi yapmayı planlıyorum. Örneğin biri şehre Paris yazdı. O zaman Paris'le ilgili bir anımı anlatacağım mesela. Biri Denktaş mı yazdı, onunla ilgili bir anekdot anlatacağım. Böyle böyle gülüp eğleneceğiz işte. Türk dizi sektörü uzun süredir Kore'lilerin etkisindeydi. Bu ara bir sürü çekik gözlü Türk star oldu ekranlarda, sırf Kore'lilere benziyor diye. Ben hep mesafeliydim bu işlere. Türk insanının o kadar hikayesi varken ne işimiz var 5.000 km ötede diyordum, ki Kore'nin yıldızı söndü. Türk öykü ve hikayeleri patladı. Gelsin Hayat Bildiği Gibi de onlardan biri. Kaliteli içeriği, hızlı temposu ile bir televizyon dizisinden çok sinema filmini andırıyor. İnanın bazı bölümlerindeki görsel ve içerik kalitesi birçok Netflix içeriğinden daha başarılı. O yüzden seyirci sevdi, benimsedi. Önce karikatürle başladım. Sonra baktım yazmak çok zevkli, yazıya geçtim. Kitaplar, film senaryoları gazete yazıları, tiyatro oyunları, televizyon dizileri derken her birinden bir özellik kaptım. Toplumu siyasetçilerden daha iyi tanıyorum diyebilirim artık. Siyasette bir Sadi Payaslı yaratsam ilk seçimde iktidara gelir. Ama sevmiyorum siyaseti. Halimden memnunum. Evde iki adet evcilleşmemiş Z kuşağı yaşıyor! Her dakika eleştiriliyoruz anne ve baba olarak. Ama onlar bizi evrimleştiriyor. Ben birçok yaşıtımın bilmediği video oyunlarını, şarkıcıları ve müzik parçalarını biliyorum. Bu da gençleştiriyor, ucundan kıyısından Z kuşağı yapıyor bu yaşta beni. Sosyal medya hala özgür değil. Bu haliyle eli bağlanmış bir boksör gibi. Yine de birçok ülkede toplumu sarsabiliyor. Çok trol, çok ayrıkotu var belki ama yine de deprem olduğunda ilk oraya bakıyorum. 'AFAD ne açıklayacak' diye beklemiyorum. Bu yönüyle tüm kurumları ve kişileri yıpratıcı bir yer sosyal medya. Sosyal medya hala özgür değil. Bu haliyle eli bağlanmış bir boksör gibi. Takip ettiklerim, hatta el verdiklerim var içlerinde. Bazıları ile ilgili projeler geliştirdim ama yapımcıları ikna etmekte zorlandım. Hepsi pırlanta gibi. Bu kadar çok stand-up'çının ortaya çıkmasını rüya gibi bir şey olarak değerlendiriyorum. Hepsinin yolu ve mikrofonu açık olsun. Karikatür ve dergicilik ölmedi elbet ama eski popüler halini kaybetti. Yoksa oralarda hala çok değerli işler yapılıyor. Ama daha az kitleye basım yoluyla ulaşıyor. Yiğit Özgür, sosyal medya olmasaydı bu kadar popüler olamazdı örneğin. Ben bu yüzden basılı alemde ayakta kalmaya çalışan tüm meslektaşlarımın önünde saygı ile eğiliyorum."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/her-seye-ragmen-hos-geldin-yeni-yil/", "text": "Başlangıcının üstünden 22 yılı geçmiş ve bu çağı yaşamaya devam ediyoruz. Yaşadıklarımızsa maalesef Milenyum Çağı beklentilerimizin çok uzağında olduğumuzu gösteriyor. Başlıktaki her şeye rağmen deyiminin açılımı özetle şu: Bu durumlar olmasına rağmen -altında insanoğlunun aç gözlülüğünün yattığına inandığımız düşüncelerin sonucu olarak yaşadığımız tüm olaylar- insanoğlunun aklını başına alması yani aklı selim ile Milenyum'un pozitif beklentilerinin gerçekleşeceğini ümit ediyor ve pozitif bakış açımızı değiştirmeden yolumuza devam ediyoruz. Yurtdışında ise onlarca projeden; Rusya'daki işlerimiz kesintisiz devam etmekte olup, hem Amerika hem de İngiltere'de yeni işler alarak yolumuza devam ediyoruz. Hem de bu konjonktürde! Tabii ki böyle büyük işleri karınca gibi çalışarak gerçekleştiren çalışkan, zeki ve özverili tüm Ant Yapı ekibine şükranlarımızı sunuyoruz. Bu bağlamda Mevlana'nın Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin sözünden yola çıkıp, Düşünceleriniz pozitif olsun, çünkü düşünceleriniz sözleriniz olur. Sözleriniz pozitif olsun çünkü sözleriniz davranışlarınız olur. Davranışlarınız pozitif olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız olur."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/world-luxury-hotel-awardsda-odul-aldik/", "text": "Global anlamda 'en'lerin seçildiği, 2000'den fazla yarışmacının başvurduğu, otelcilik alanında dünyanın en önemli organizasyonlarından biri World Luxury Hotel Awards... Bu yılki yarışmada, Radisson Collection Hotel Bodrum ile 'Luxury Scenic View Hotel' ödülüne layık görüldük. İlki 2006'da organize edilen, ödül verdiği otellere uluslararası tanınırlık kazandıran ve lüks otel endüstrisindeki başarının zirvesini tanımlayan World Luxury Hotel Awards'ın her bir kategorisinde 'mükemmel oteli' belirlemek için ince elenip sık dokunuyor. Lüks otellerin yarıştığı en büyük global organizasyonlardan biri olan yarışmada, 100 ayrı kategoride 2 binden fazla yarışmacı arasından dünyanın 'en'leri seçiliyor. Her yıl 300 binden fazla uluslararası gezgin, sektörün güçlü markaları ve konuklar, kazananları seçmek için dört hafta boyunca oy kullanıyor. Tam 16 yıldır, dünyanın dört bir yanındaki konuk ağırlama kuruluşları ve medya ortaklarının buluşmasından doğan ve birçok yeni iş fırsatıyla yılın öne çıkan bu organizasyonda 'mükemmel' oteller ödüllendiriliyor. Hal böyle olunca her yıl, birbirinden güzel oteller arasında kıyasıya bir rekabet de kaçınılmaz hale geliyor. Biz de; bulunduğu lokasyonu yansıtan ama özgün bir karaktere de sahip olan ikonik tasarımıyla, yemekleriyle ve ayrıca sağlıklı yaşam ve sürdürülebilirlik alanlarında sıra dışı deneyimler sunduğumuz Radisson Collection Hotel Bodrum ile World Luxury Hotel Awards'da 'Luxury Scenic View Hotel' kategorisinde küresel çapta bir ödül kazanmış olmaktan gurur duyuyoruz. İster dinlenmek, ister iş toplantıları yapmak, isterse de sadece antik alanlarını keşfetmek için Bodrum'a gelen ziyaretçileri, bu ödüllü otelimizde, konfor ve lüks deneyimi yaşayacakları ayrıcalıklı bir hizmetle ağırlıyoruz. Aspat Koyu'nun eşsiz manzarasına sahip muhteşem bir doğanın içinde yer alan Radisson Collection Hotel Bodrum'da; yepyeni iki restoranımızla 12 ay boyunca enerji depolayıp tatilin tadını çıkarmak isteyenleri mutlu ediyoruz. Konuklarımız BARranco'da, Ege mutfağının eşsiz lezzetleriyle gastronomi yolculuğuna çıkabiliyor ya da Anthaven Çarşı'da bulunan yeme-içme mekanlarında gün boyu muhteşem lezzetleri deneyimleyebiliyorlar. Konuklarımız tercihlerine göre deniz veya kanal manzaralı 80 odada ve süitimizde benzersiz bir konaklama deneyimi yaşıyor. Tek veya ikiz yatak opsiyonlu odalarda çalışmak isteyen konukların da ihtiyaçları karşılanıyor. Otelimizde ayrıca engelli odamız da bulunuyor. Bünyemizde özel kumlu plaj, açık havuzlar, ısıtmalı kapalı havuz, fitness merkezi, 7 masaj odalı ve 1.150 metrekarelik bir alana yayılan SPA'mız ve Türk hamamımız var. Otopark & vale hizmeti, çocuk kulübü, hemşire, kuaför gibi hizmetlerin yanı sıra, konuklarımız ayrıca 8 kiloya kadar olan evcil hayvanlarıyla birlikte konaklayabiliyor. Yani otelimizde tam konforlu bir tatil geçirmek için kişiye özel birçok hizmeti bir arada sunuyoruz. İş insanları için tam donanımlı olanaklar da bunların arasında... 40 metrekareden 145 metrekareye kadar fuaye alanları olan 4 adet toplantı odamız bulunuyor. Club House adlı yeni toplantı ve davet alanımızda Bodrum'un en gözde organizasyonları düzenleniyor. Toplantı ve özel davetler için bünyemize 1 ana ve 2 küçük toplantı alanı ekleyerek toplam salon sayımızı 7'ye çıkardık. En büyüğü 145 metrekare olan toplantı salonlarımıza bağlantılı küçük salonlar yaklaşık 30 ve 45 metrekareden oluşuyor. Son teknoloji ekipmanlarla donattığımız özel toplantı salonlarımızda rahat toplantılar ve keyifli etkinlikler vaat ediyoruz. 400 metrelik sahil şeridi boyunca uzanan Bodrum'un en sakin koylarından biri olan Aspat Koyu'nda, Kos Adası'nın tam karşısında yer alan otelimiz; Ege Denizi'nin benzersiz manzarası, Aspat Koyu'nun mikroklima özelliği ve şehrin canlı sosyal hayatına yakınlığı sayesinde 'saklı bir cennete' dönüşüyor. Bodrum'un 12 km batısında, Milas-Bodrum Uluslararası Havalimanı'ndan 46 kilometre, Bodrum merkezine ise 30 dakikalık sürüş mesafesinde bulunan otelimizin konumu sayesinde konuklar tarihi Bodrum Kalesi'ni, Mindos Kapısı'nı, Bodrum Antik Tiyatrosu'nu, Bodrum Marina&Tersanesi'ni, Bodrum eski kenti de zahmetsizce ziyaret edebiliyor. Son teknoloji ekipmanlarla donattığımız özel toplantı salonlarımızda konforlu toplantılar ve keyifli etkinlikler vaat ediyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/yeni-yila-en-guzel-hangi-sehirlerde-girilir/", "text": "Yılbaşı gecesi demek, arkadaşlarla ya da ailece mükemmel bir gece geçirmek demek. Tam da yılda bir kez yaşanacak türden bir gece... Bu özel gecenin tadı, bazı dünya şehirlerinde daha da bir başka çıkarılıyor. Yeni yıla girmek için dünyadaki en cazip şehirlere göz attık. - Nereye gitmeli? Thames Nehri Kıyıları, Big Ben, Parlamento binalarının karşısı. Etkinlik: Big Ben'in gece yarısı gongu için geri sayım yapan yaklaşık 250 bin kişilik bir kalabalık... Gözlere şenlik ışık gösterisi ve havai fişek gösterisi de var. Büyülü bir ambiyans oluyor. Nerede kalınabilir? Conrad London St James ve Novotel London Excel. - Nereye gitmeli? Eyfel Kulesi, Champs-Elysees Caddesi, Seine Nehri. Etkinlik: Eyfel Kulesi'ndeki muhteşem havai fişek gösterisi, ikonik anıtın etrafı ve sokaklar eğlence sevenlerle dolup canlanıyor. Tüm eğlencenin yanında sergilenen ışık gösterileri Eyfel Kulesi'ni gözde mekanlardan biri haline getiriyor. Nerede kalınabilir? Novotel Tour Eiffel Hotel ve Hotel Novotel Paris Opera. - Etkinlik: Yılbaşı destinasyonu denince akla ilk gelen yerlerden biri New York oluyor. Times Meydanı'nda piroteknik ışık gösterileri, ünlülerin sahne performansları, tonlarca konfeti yağmuru ve havai fişek gösterisiyle New York'ta kendinizi bir filmin baş karakteri gibi hissedebilirsiniz. Kaçırmayın: Geriye sayım sırasında, Times binasının üzerindeki bayrak direğinden atılan topu beklerken New York kafelerinde keyifli vakit geçirmeyi unutmayın. Nerede kalınabilir? Plaza ve Hilton Garden Inn New York. - Nereye gitmeli? Madrid'de Puerto del Sol Meydanı. Etkinlik: İspanya'nın başkenti Madrid, hiç uyumayan, bütün gece partilerin sürdüğü bir şehir. Bu da onu parti ve gece eğlencesi sevenler için en iyi yeni yıl kutlama destinasyonlarından biri yapıyor. Kaçırmayın: 12 üzüm yeme geleneği ve Puerto del Sol Meydanı. Madrid'in dünyaca ünlü gece hayatını deneyimlerken eğlenmek için mekan aramak zorunda kalmayacaksınız! Nerede kalınabilir? Hotel Ibis Madrid Centro ve Hotel Nuevo Madrid. - Nereye gitmeli? Alexanderplatz, Berlin Televizyon Kulesi, Spree Nehri. Etkinlik: Brandenburg Kapısı ile Zafer Sütunu arasındaki 1,8 km'lik alan, yeni yılı kutlamak ve parti yapmak için yaklaşık 1 milyon insanla dolup taşıyor. Berlin, Avrupa'da yılbaşına girmek için en iyi şehirlerden biri. Kaçırmayın: 3 katlı Berlin TV Kulesi'nde dans partisi. Eğer özel biriyle şehri ziyaret ediyorsanız, Berlin'deki romantik yerlere göz atın. Nerede kalınabilir? Fjord Hotel Berlin ve Hilton Berlin. - Etkinlik: 3 gün süren Hogmanay Kutlamaları'nda sokaklarda çılgın danslar, gece yarısı muhteşem havai fişek gösterileri, uluslararası üne sahip sanatçıların ağırlandığı konserler yapılıyor. Kutlamalarda Forth Nehri'nin dondurucu soğuklarına dalış da dahil olmak üzere macera dolu deneyimler de yaşayabilirsiniz. Kaçırmayın: Köpek kızağı yarışması ve Loony Dook geçit töreni. Nerede kalınabilir? Hilton Edinburgh Carlton ve Brooks Hotel Edinburgh."} {"url": "https://eqdergi.com/eq106/yilbasinda-fransiz-klasikleri/", "text": "Yeni yılın heyecanı ve coşkusu şimdiden başladı. Bu sene misafirlerinize farklı bir yılbaşı yemeği pişirmek istiyorsanız nam-ı dünyaya yayılmış Fransız mutfağını deneyebilirsiniz. - 1,5 su bardağı toz şeker - 3 su bardağı tam yağlı süt - 2 büyük yumurta ayrıca 3 büyük yumurtanın sarısı - Bir çimdik tuz - 2 çay kaşığı saf vanilya özü Küçük bir tencereye 4 yemek kaşığı su ekleyip 1 bardak şekeri ekleyin ve karamel kehribar rengine dönene kadar pişirip kaplara paylaştırın. Sütü ısıtın, ancak kaynatmayın. Yumurta, şeker, tuzu çırpın ve sütü ekleyerek çırpmaya devam edin. İnce bir süzgeçten geçirin ve vanilyayı ekleyip karıştırın. Derin bir tepsiye yerleştirdiğiniz kaplara paylaştırın. Tepsiyi kapların yarısına gelecek kadar su ile doldurun ve 160 C'de 35 dakika pişirin. Pişen krem karamelleri sudan çıkartın ve soğumaya bırakın. Soğuyan tatlıyı 3 saat 3 gün arası dolapta dinlendirin. Servis etmeden önce kabın arasında bıçak gezdirin ve ters çevirip sallayarak çıkarın. Soğuk servis edin. - 1,5 kg dana kol, 5 cm. küp kesilmiş - 4 büyük havuç, lokmalık doğranmış - 4 kereviz sapı - 4 diş sarımsak - 1 soğan - 50 gr. un - 20 gr. tuzsuz tereyağı - Zeytinyağı - 200 gr. arpacık soğan - 400 gr. mantar - 2 çay kaşığı Dijon hardalı - 2 taze defne yaprağı - 1 küçük tutam öğütülmüş karanfil - 750 ml. Burgonya veya Pinot Noir şarap Eti 5 cm. büyüklüğünde, havuç ve kerevizi lokmalık doğrayın. Sarımsak ve soğanı kabaca doğrayın. Sosu hazırlayın ve tüm malzemeyi büyük bir kasede bir gece buzdolabında bekletin. Sosu süzüp kenarda bekletin. Etleri kurulayıp una bulayın. Tereyağında kızartın ve kenara alın. Mantarları doğrayın ve soteleyin, sebzeleri de ekleyerek sotelemeye devam edin. Süzdüğünüz şarabı, 750 ml. suyu ve etleri tencereye ekleyin. Yağlı kağıdı ıslatıp büzüştürün ve kabın üzerini kapatıp 160 C fırında yaklaşık 4 saat pişirin. Fırından çıkarıp kıyılmış maydanoz serperek servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/2016dan-bugune-ingilterede-7-proje/", "text": "Uluslararası alanda en çok iş yapan 100 müteahhitten biri olmanın sorumluluğuyla yurtdışındaki faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Bugüne kadar İngiltere'de hayata geçirdiğimiz en büyük bedelli proje olan Park Modern, ayrıca 2020'de Londra'nın West End bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfında imzalanan en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olarak da dikkat çekiyor. Altından metro geçmesi sebebiyle zor bir proje olan Park Modern'in tasarımında her şey incelikle hesaplandı. Yüksek akustik ve titreşimden etkilenmesi nedeniyle önemli teknolojik metotlar kullanarak yaptığımız bu projemiz hızla devam ediyor. Londra'da Kensington Palace Garden'a bakan ve 17 bin 650 metrekare alana sahip Park Modern projemiz 55 apartman dairesi ve 2 adet town-house olmak üzere toplam 57 ultra lüks konuttan oluşuyor. Proje sakinlerinin tüm ihtiyaçları göz önüne alınarak düzenlenen yapının içinde özel araç parkı, 25 metrelik yarı olimpik havuz, spor salonu, spa, sinema salonu ve güzellik-bakım merkezinin yanı sıra restoran, kafe, sağlık merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi gibi üst düzey ticari alanlar da yer alıyor. 2023 yılında tamamlamayı planladığımız Park Modern'de cephe işlerini bitirdik. Havuz, spa, sauna ve sinema odası dahil Medical Center'da yapılacak son dokunuşlarla birlikte bu yılın nisan ayı itibariyle konut sahipleri konforun ve lüksün keyfini sürebilecekler. İngiltere'deki 6'ncı projemiz olma özelliği taşıyan Park Modern, 100 milyon sterlin kontrat bedeliyle bugüne kadar İngiltere'de hayata geçirdiğimiz en büyük proje olma özelliğini taşıyor. Satışların ilk aşamasında metrekaresi 49.500 sterline varan değerlerde alıcı bulan Park Modern, Hyde Park'ın kuzeyinde kalan evler arasında en yüksek bedelle alıcı bulma özelliğine de sahip. İngiltere'nin merkezi Londra'da bu denli büyük bir projeye imzamızı atmış olmaktan gururluyuz. Önemi: Park Modern, bu yıl Londra'nın West End bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfındaki en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olma özelliğini taşıyor. Kensington Palace Garden'a bakıyor. Leas Pavilion projesi 2 etaptan oluşuyor. İlki eski binanın renovasyonunu içerirken, ikinci kısmı ise 91 adet lüks konut ile projeye yeni bir anlam kazandırmayı hedefliyor. Bugün bünyesinde tiyatro, sinema, bowling, bilardo salonu ve gece kulübü de yer alan bu yapı, Edward dönemine ait bir çay salonu. Ant Yapı olarak 40 milyon pound kontrat bedeli ile binanın yenilenmesini ve bunun yanında 9 katlı 91 adet deniz manzaralı lüks dairenin hayata geçirilmesini içeren projeyi 2024 yılında tamamlamayı planlanıyoruz. Önemi: 100 yılı aşkın bir süredir kültür, sanat ve eğlence için favori bir yerel mekan olan Leas Pavilion, Edward dönemi çay salonlarının önemli örneklerinden bir tanesi. Hem Londra merkezine hem de Manş Denizi'ne yakın mesafede olması ve her adımda lüksü hissettirmesi ile cezbedici bir konumda."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/antteras-nevde-saglik-huzur-mutluluk-vaat-ediyoruz/", "text": "Kurulduğumuz günden bu yana 'önce insan' diyerek çıktığımız yolda, hayata geçirdiğimiz projelerde yaşayanların sağlıklı, mutlu ve huzurlu olması hep önceliğimiz oldu. Antteras Nev, başta temiz havası ve spor olanaklarıyla sakinlerine sağlıklı ve mutlu bir yaşam vaat ediyor. Şehir yaşantısının koşturmacası içinde vakitsizlik, kısıtlı alanlar, lojistik gibi sebeplerden spor alışkanlıklarımız aksayabiliyor. Oysa günlük egzersizlerin zihin sağlığımızı düzenlemeye yardımcı olan bir kimyasal olan serotonin seviyesini olumlu yönde etkilediği, spor yaparken salgılanan hormonların stres seviyesini düşürdüğü, anksiyeteyle savaştığı artık yadsınamaz bir gerçek. Özellikle gençlerde sporun, sosyal çevrenin yapısını dahi etkilediğini görüyoruz. Biz de Boğaziçi'nin en güzel noktalarından Beylerbeyi'nde, müthiş bir manzara, temiz hava ve kolayca erişilen yaşam alanlarıyla hayata geçirdiğimiz Antteras projemizi, adeta sağlıklı yaşamın adresi olarak tasarladık. Projenin ikinci etabı olan Antteras Nev'de de satışlarımız tam gaz devam ediyor. Beylerbeyi Sarayı'na komşu olan Antteras Nev, tüm ihtiyaçlara cevap veren geniş yerleşim planlarına sahip. Projeyi, konutların yaklaşık yüzde 70'inin manzaraya hakim olacağı şekilde konumlandırdık. 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daireden oluşan Antteras Nev toplamda 54 adet konuttan oluşuyor. Tarihi dokusunu kaybetmemiş olan Beylerbeyi'nde, Yalıboyu Caddesi'nde bulunan yalıların çoğu 1960'ların Yeşilçam filmlerinde mekan olarak kullanılmış. Beylerbeyi Camii Külliyesi'nde yer alan Tarihi Beylerbeyi Hamamı da ayrıca hamam sevenler için güzel bir seçenek. Gezmek ve yabancı konukları ağırlamak için Beylerbeyi'nde turistik eşya satan dükkanlar, sanat galerileri, iskele ve yola serpilmiş masalarıyla çeşitli balık restoranları, çay bahçeleri ideal. Birçok köşk, konak, çeşme, sarnıç ve maslak barındıran, Boğaz'ın incisi Beylerbeyi'ni keyifle keşfedebilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/antterasta-huzur-buluyorum/", "text": "Eşiyle birlikte Antteras'ta yaşayan ve tekstille uğraşan komşumuz Emre Şimşek Göcek, Çeşme ya da Bodrum gibi tatil yerlerinin havasını yansıtacak şekilde dizayn edilen bu sitenin içine girdiğinde insan tam anlamıyla huzur buluyor diyor. Şimşek, kendi işini kurduğunda ilk olarak Anthill'den yatırım amaçlı bir daire almış ve bu yatırımı ona çok bereketli gelmiş. Antteras'ta ev alma nedenlerinden biri de bu... Şimdilerdeyse niyeti, Bodrum'daki Anthaven projemizden bir yer almak. Gemi inşaatı üzerine eğitimimi sürdürdüğüm yıllarda hem okuyup hem de yaklaşık 3 sene tersanelerde çalıştım. Ancak daha sonra 2007 yılında, 20 yaşındayken abim ve ablamla birlikte tekstil üzerine faaliyet gösteren firmamızı kurduk. O günden beri aynı işimizi aynı hevesle yapıyoruz. 2017 yılında bir iş görüşmesinde eşim Ekaterina ile tanıştık ve 2020 yılının aralık ayında evlendik. Motor sporları, arabalar ve futbol, izlemekten, araştırmaktan ve yapmaktan keyif aldığım şeyler. Düzenli olarak haftada 2 ya da 3 gün fitness yapmaya çalışıyorum. Her ne kadar yoğun iş temposu nedeniyle tatile çok vakit ayıramasam da, yaz aylarında fırsat buldukça wakeboard yapmak bana keyif veriyor. Kışın da yine kayak yapmayı seviyorum. Pandemiden önceki dönemde motor sporlarıyla daha yoğun şekilde ilgileniyordum ancak pandemi sonrası işlerimin yoğunluğundan motor sporlarına pek vakit ayıramadım. Seyahat etmeyi çok severim. Eşimle beraber gittiğimiz son İtalya seyahatimizde daha önce gitmeye fırsat bulamadığım Floransa'yı gezdik ve açıkçası aşık olduk. 20 kadar farklı ülkeye seyahat etmeme rağmen artık favorim kesinlikle İtalya-Floransa. Tatil yerlerinin havasını yansıtacak şekilde dizayn edilen siteye girince insan huzur buluyor. Yoğun iş temposundan fırsat buldukça, eşimle birlikte dijital platformlardaki polisiye dizileri izliyoruz. Müziği ise genellikle işe giderken arabada, radyodan dinliyorum. Açıkçası Antteras projesi, yapıldığını ilk öğrendiğim günden beri takip ettiğim ve taşınmayı istediğim bir yerdi. Sonunda 2021 yılının haziran ayında taşınmak nasip oldu. Burayı seçmemin sebebi, işyerimin Şişli'de olması ama aynı zamanda bütün ailemin de Üsküdar ve Kadıköy bölgesinde yaşaması. Lokasyon olarak hem işe hem de aileme yakın olduğu için burayı tercih ettik. İnsanın hem işyerine hem de sevdiklerine kolaylıkla ulaşabildiği bir noktada yaşaması, özellikle İstanbul gibi bir şehirde büyük konfor. Çevremdeki herkese tavsiye ettiğim bir proje Antteras. Şimdi Antteras Nev adıyla ikinci etabı yapılıyor. Özellikle benim gibi çok yoğun çalışan insanlar için evine geldiğindeki sessizlik, temiz hava ve şehir hayatının karmaşasından uzaklaşmak çok önemlidir. Göcek, Çeşme ya da Bodrum gibi tatil yerlerinin havasını yansıtacak şekilde dizayn edilmiş bu sitenin içine girdiğinde insan gerçekten tam anlamıyla huzur buluyor. İşte biz de bu nedenle burada çok mutluyuz. Kendi işimi kurduktan sonra ilk yatırımım, 2011 yılında Anthill'den bir daire almak oldu. 3 sene sonra bu daireyi satarak farklı yatırımlar yapıp güzel kazanımlar elde ettik. Açıkçası Anthill bize çok bereketli geldi. Antteras'ı tercih etmemizin sebeplerinden bir tanesi de bu açıkçası. Bodrum'daki Anthaven projenizi de çok beğeniyorum ve en kısa zamanda gidip orayı gezmek istiyorum."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/bizim-seften-eglenceli-tarifler/", "text": "- 1/2 adet baget ekmeği - 2 diş sarımsak - 1 yemek kaşığı zeytinyağı - 1 adet avokado - 2 adet renkli kiraz domates - 40 gr parmesan peyniri - Fesleğen yaprakları Baget ekmekleri verev dilimleyip fırın tepsisine yerleştirin. Bir kapta sarımsak, zeytinyağı ve bir miktar tuzu iyice karıştıp fırça yardımıyla ekmeklere sürün. 180 derecede 5 dakika pişirin. Domatesleri ikiye bölün, avokadoyu küp şekilde doğrayın ve bir kaba aktarın. Tuz ve karabiberle tatlandırıp, kalan karışımı ekleyerek iyice harmanlayın. Kızaran ekmeklerin üzerine harcı paylaştırın. Rendelenmiş parmesan peynirini serpiştin ve fesleğenle süsleyip servis edin. - 250 gr. tavuk kanat, bölünmüş - 1 yemek kaşığı soya sosu - 3 diş sarımsak - 3 gr. susam yağı - 20 gr. sweet chili sos - 2 su bardağı un - 5 adet yumurta - 200 gr. mısır gevreği - 1 çay bardağı zeytinyağı - 8 gr. chili Meksika biberi - 1/2 bağ taze soğan Tavuk kanatlarını en az 1 gün öncesinde soya sosu, susam yağı, zeytinyağı, doğranmış sarımsak, çok ince kıyılmış chili Meksika biberi ve sweet chili sos ile harmanlayıp dolapta muhafaza edin. Beklettiğiniz tavukları sırayla un, yumurta ve kabaca ezilmiş mısır gevreğine bulayıp derin yağda, altın rengi alana dek kızartın. Sıcak servis edin. - 1/3 taze nane - 20 gr. süzme yoğurt - 5 gr. süzme bal - 3 diş sarımsak - 1 yemek kaşığı zeytinyağı - Tuz Taze naneleri ayıklayıp ince kıyın. Ayrı bir kasede süzme yoğurt, ezilmiş sarımsak, zeytinyağı, süzme bal ve nanelerle karıştırın. Tuzla tatlandırıp servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/en-guzel-kayak-tatili-rotalari/", "text": "Kayak, ailece yapılabilecek en güzel kış aktivitelerinden biri. Kayak keyfini yurtdışı tatiliyle birleştirmek isteyenler için ülkemizdeki ve dünyadaki ünlü kayak merkezleri, konuklarına harika bir kayak deneyimi yaşatmanın yanı sıra konforlu bir konaklama, nefis yemekler ve gece eğlenceleri de vaat ediyor. Her yaştan ve seviyeden kayakçının keyifli vakit geçirebileceği pistlere sahip, ulaşım kolaylığı sağlayan sistemleri ve enfes manzaralarıyla, işte karşınızda en ünlü kayak noktalarından birkaçı. Her seviyedeki kayakçıya hitap eden Palandöken Kayak Merkezi, misafirlerine gece gündüz kesintisiz kayak yapma imkanı sunuyor. Dünyanın en uzun ve en dik pistleri arasında yer alan Palandöken Kayak Merkezi'ndeki 8'i kolay, 9'u orta düzey, 3'ü ileri düzey, 4'ü de doğal olmak üzere 24 pist ile birçok seviyede kayak ve snowboard keyfi sunuyor. Aynı anda 12 bin kişiye kayak yapma imkanı sağlayan pistlerden ikisinin slalom yarışları için Uluslararası Kayak Federasyonu tesciline sahip. Türkiye'nin en uzun, dünyanın ise 3'üncü uzunluktaki pistiyle, 12 kilometre kesintisiz kayak yapma imkanı sunan Palandöken, her seviyedeki kayakçılar için hazırlanmış pistleriyle de her kesimden kayakçının keyif alacağı şekilde dizayn edilmiş. Whistler Blackcomb, Kanada'nın önde gelen kayak merkezi. Tesis, Kuzey Amerika'daki en büyük kış sporları alanı haline getirmek için iki dağın muhteşem arazisini birleştirmiş. Tesis, bünyesinde bulunan 37 telesiyej ve 200'den fazla pistle sınırsız bir kayak zevki sunuyor. 99 dönümlük alanda beş farklı park, her seviyedeki serbest stil kayakçılar için tasarlanmış. Pasifik Okyanusu'na kadar uzanan eşsiz manzaralar, tüm beceri seviyeleri için bol miktarda arazi ve hemen yakınında bulunan tatil köyü, burayı aileler ve farklı deneyim seviyelerine sahip kayakçılar için vazgeçilmez kılıyor. Yeşilçam filmlerinin çekimlerine ev sahipliği yapmış olan ve halen yapımcıların vazgeçemediği noktalar arasında yer alan Uludağ kayak merkezi, her yıl kayak sezonunun açılmasıyla binlerce kişiyi ağırlamaya devam ediyor. Yılın ortalama 4 ayında kayak yapılabilen Uludağ'da otellerin olduğu bölgeye, 9 kilometrelik hatta sahip teleferikle de alternatif ulaşım sağlanıyor. Otel ve misafirhanelere ait 300 metre ile bin 980 metre arasındaki uzunluklara sahip 20 kayak pisti bulunan merkezde tatilciler, kayak dışında snowboard, bigfoot, buz pateni ve kar motosikleti aktivitelerinden de yararlanıyor. Zermatt, dünyada kayağa gönül veren herkesin hayalini kurduğu bir yer. Alpler'deki en yüksek rakımda bulunan bu kış sporları alanı, İsviçre'deki en büyük dikey kayak alanına sahip. Matterhorn Dağı'nın heybetli güzelliğini, 350 kilometrelik parkurlardan ve yamaçlardan, hatta merkezden bile görebilirsiniz. Yıl boyunca kayak yapabileceğiniz 3.883 metre yükseklikteki Matterhorn Buzulu'na saatte 2.000 kayakçı taşıyan, dünyanın en yüksek 3S gondol tip teleferiği ile ulaşım da oldukça hızlı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/itulu-muhendis-adaylari-antteras-nevde-cok-sey-ogrendi/", "text": "Antteras Nev projemizin şantiyesinde İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendisliğe Hazırlık Kulübü'nü ağırladık. Ant Yapı olarak gençlerle iç içe olduğumuz organizasyonlar yapmayı önemsiyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendisliğe Hazırlık Kulübü'nün 14 öğrencisini Anterras Nev projemizin şantiyesinde misafir ettik. Genç mühendis adaylarıyla bir araya gelmekten büyük keyif aldığımız bu etkinliğimize, ofis bölgemizde önceden hazırlığını yaptığımız eğitim salonumuzda başladık. İSG Koordinatörümüz Gökhan Sapan eşliğinde arkadaşlarımıza saha, firma, proje detayları ve projede kullanılan malzemelerle ilgili bilgileri aktardık. Öğleden sonrasına planladığımız saha ziyaretinden önce hep beraber yemekhanede yemeklerimizi yedik. Eğitim salonumuza dönüp gerekli baret, yelek gibi donanımlarımızı sağladıktan sonra servislerle saha alanına geçiş yaptık. Sahada bizleri şantiye şefimiz Mesut Yıldız karşıladı. Onunla birlikte, yapmakta olduğumuz binaların birine çıkarak projemizi yerinde tanıttık. Mesut Bey aynı gün dökümü yapılan beton hakkında önemli bilgileri, geçmişten gelen, öğrencilik yıllarıyla ilgili deneyimlerini paylaştı. Saha çalışmamızın devamında harita mühendisimiz Mustafa Uğur da aramıza katıldı. Şantiyede İstanbul Teknik Üniversitesi Mühendisliğe Hazırlık Kulübü öğrencileri iki mühendisimizden de merak ettikleri her bilgiyi edindiler. Harita mühendisimiz Mustafa Uğur firmamızın yurtdışı projelerinde de görev aldığı için öğrencilerin farklı ülkelerdeki proje kuralları, işleyiş farklılıkları gibi sorularını yanıtladı. Yaklaşık 1,5 saat süren saha gezisi ve konuşmaların ardından öğrencilerimizle bu güzel etkinliği fotoğraflayarak ölümsüzleştirdik ve kendilerini uğurladık."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/kadin-isterse/", "text": "Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, Bu vesile ile Anadolu halkına verdiği azim, umut ve kararlılıkla Kurtuluş Savaşımızın meşalesini ateşleyen 18 Mart Çanakkale Savaşı'nda emperyalist güçlere karşı büyük bir zafer kazanan, kadın-erkek tüm kahramanlarımızı bir kez daha rahmetle anıyoruz. Burada da ne güzel anlatılmış... Hatta bizim de hep söylediğimiz gibi: Bir kadın isterse ev alınır! Gözlemlerimize göre, ev alma kararlarında durum genelde şöyle oluyor: Erkek ne kadar isterse istesin bir kadın istemezse o ev alınmaz ya da erkek ne kadar istemezse istemesin, bir kadın isterse o ev alınır. Bu sonucun değişmez bir Ant Yapı tecrübesi olduğunu bir kez daha vurguluyor ve tüm kadınlara saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/mutfak-sirlari/", "text": "Mutfak evin kalbi, hepimizin hassas noktası... Malzemelerin en iyisini seçmek ve en iyi şekilde değerlendirmek de oldukça önemli. Birkaç minik değişiklik ile oyunun kurallarını değiştirebileceğiniz ipuçlarını listeledik. Yumurtayı dolaptan çıkarır çıkarmaz kaynatmak yerine bir süre oda ısısına gelmesini beklemek çatlamasını engelleyecektir. Yumurtalarınızı rafadan kıvamda olması için kaynayan suda 3 dakika, kayısı kıvamında olması için 6 dakika, katı kıvamda olması için ise 10-12 dakika pişirin. Katı yumurtayı parçalamadan kesmek için bıçağı sıcak suyun içine batırıp çıkardıktan sonra kesin. Hazır yufka ile yapılan böreklerin kabarık ve lezzetli olması için, böreği hazırladıktan sonra fırına vermeden önce birkaç saat buzdolabında dinlendirmelisiniz. Buzdolabından çıkarıp üzerine soda dökerseniz lezzetli ve kabarmış bir börek elde edebilirsiniz. Köfte içine ekleyeceğiniz ekmekleri et suyunda ıslatmak, köftenin daha lezzetli olmasını sağlayacaktır. Ayrıca iyice yoğrulması ve köftenin hazırlandıktan sonra en az 1 saat buzdolabında bekletilmesi daha iyi sonuç verecektir. Kestanelerin üzerine keskin bir bıçakla çizik atın. Yarım saat kadar soğuk suda bekletin. Daha sonra ister fırında, ister yapışmaz yüzeyli tavada 20-25 dakika pişirin. Hamuru hazırlarken içine sirke ya da limon suyu eklemelisiniz. Bu yöntem unu çürüttüğünden hamur piştiğinde gevrek bir kıvam alır. Bayatlayan bisküvilerinizi küçük bir fırın tepsisi içinde birkaç dakika ısıtırsanız, yeniden tazelik kazandıklarını göreceksiniz. Eti pişirmeden önce 1 kahve fincanı süt, 1 kahve fincanı soğan suyu ve 1 kahve fincanı zeytinyağıyla hazırladığınız karışımda marine edin. Üzerini alüminyum folyo ile kapatıp 3-4 saat buzdolabında bekletin. Limondan bol su elde etmek istiyorsanız, limonları kullanmadan önce 1 dakika sıcak fırında bekletin. Domatesleri yemeğe doğramadan önce kaynar suya batırıp çıkarırsanız, kabuklarının kolayca soyulduğunu göreceksiniz. Yine şeftaliyi kolay soymak için de birkaç dakika sıcak suda bekletebilirsiniz. Narı enlemesine ortadan kesin ve taneli tarafı aşağı bakacak şekilde avcunuzda tutun. Elinizin altına geniş bir kase yerleştirip tahta kaşıkla narın kabuğuna hafifçe vurun. Tanelerin kolayca döküldüğünü göreceksiniz. Portakal ya da greyfurt gibi meyvelerin suyunu sıktıktan sonra kabuklarını küçük küçük doğrayıp buzdolabı poşetlerine doldurun ve buzlukta saklayın. Kek veya pasta yaparken lezzet vermek için kullanabilirsiniz. Ayrıca elma kabuklarından jöle yapabilir ya da biraz tereyağı, şeker ve tarçınla karıştırıp fırında pişirerek tatlı bir atıştırmalık elde edebilirsiniz. Elma kabuklarını değerlendirmenin diğer bir yolu da buzlukta saklamak. İhtiyacınız olduğunda smoothie'lere kıvam, vitamin ve lezzet katmak için kullanabilirsiniz. Kök kısmının kararmamış olmasına dikkat edin ve koyu yeşil yapraklı olanları tercih edin. Büyük boy kerevizin içi boştur, bu sebeple orta boy kereviz en makbulüdür. Sap bölümünün yeşil olmasına dikkat edin. Sap kısmı kerevizin ilk bozulan yeri olduğundan, bu durum belli olmasın diye satıcı tarafından kesilmiş olabilir. Bu nedenle sapları kesilmiş ürünleri tercih etmeyin. Çok sert portakalın tadı ekşi, çok yumuşak olan ise kumlu ve susuz olur. En doğrusu orta sertlikte portakal seçmektir. Pırasa lifli bir sebze olduğu için çok iri ve uzun olanları tercih etmemek gerekir. Ancak, çok küçük olanlar körpe dursa da lezzetli olmayabiliyor. Orta büyüklükte ve yeşil renkli pırasaları tercih edin. Taze naneyi doğrayarak kullanacağınız zaman üzerine bir parça şeker serpin. Kokusunun nasıl arttığına şaşıracaksınız. Maydanoz ve dereotunu bozulmadan saklayabilmek için yıkayıp, kağıt havlu üzerinde kurumaya bırakın. Cam bir kavanoza koyup kapağı kapalı olarak buzdolabında bekletebilirsiniz. Buzdolabınızın bir köşesine içine tuz koyduğunuz bir torba yerleştirin. Tuzun dolaptaki nemi aldığını göreceksiniz. Böylelikle dolabınız çok daha iyi soğutma işlemi gerçekleştirecek. Mısır kabuklarını iyice yıkayıp tencereye ilave etmek ve haşlarken tencereye bir çay kaşığı şeker atmak mısırları daha lezzetli hale getirir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/radisson-bluda-altin-madalya-heyecani/", "text": "Türk mutfağının dünyada daha çok tanınması amacıyla organize edilen Türkiye'nin en büyük gastronomi etkinliği İstanbul Gastronomi Festivali ve Fuarı'nda, 51 ülkeden aşçılar hünerlerini sergiledi. Dünyanın dört bir yanından gelen yarışmacılar arasından Radisson Blu İstanbul'da stajyerimiz olan Zahide Kutsal, kazandığı altın madalya ile bizleri gururlandırdı. Geleceğimize ışık tutacak olan gençlerimizin başarıları bizlere umut veriyor. Geçtiğimiz aralık ayında 19'uncusu düzenlenen İstanbul Uluslararası Gastronomi Festivali yine hem göze hem damağa hitap eden lezzetlerin yaratımına sahne oldu. Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde gerçekleşen yarışma dört gün sürdü. Dünya Aşçılar Birliği iş birliğiyle gerçekleşen organizasyon, uluslararası gastronomi camiasını ülkemizde ağırlanıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yarışmacılar ve dünyanın en usta şefleri, festival sayesinde aynı zamanda ülkemizi gezebilme imkanı buluyor ve birbirinden renkli organizasyonlarla ağırlanıyor. Geçmişte yapılmış olan başarılı organizasyonlarla, Dünya Aşçılar Birliği tarafından 'Kıtalar Arası' unvanı alan bu festival, ülkemizin öğrenci ve genç şeflerine uluslararası düzeyde yarışma imkanı sağlıyor. Yapılan yarışmada yerli ve yabancı 120 şeften oluşan jüri, yarışmacıları 30 farklı kriterde değerlendiriyor. 32 ülkeden 1960 aşçının hünerlerini sergilediği bu yılki yarışmada, 'Ana Yemek-Balık' dalında altın madalya alan Radisson Blu İstanbul Asia'daki stajyerimiz Zahide Kutsal'ı kutluyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/re360-gayrimenkul-bulusmasinda-biz-de-vardik/", "text": "Tam 266 konuşmacı... Şirketlerin yönetim kurulu üyeleri, belediye başkanları, iş geliştirme direktörleri, genel müdürler, mimarlar ve mühendislerden oluşan 5077 katılımcı... Farklı deneyim ve trendlerin 360 bakış açısıyla değerlendirildiği, sektör trendlerinin ve çözümlerin ele alındığı, sektörde ortak fayda için oluşturduğumuz vizyonu geliştiren RE360 Gayrimenkul Buluşması'nın 6.'ncısına ilgi büyüktü. Mandarin Oriental Bosphorus-İstanbul'da, Alkaş ev sahipliğinde gerçekleştirilen, kamudan özele, hizmet üreteninden yatırımcısına herkesin yer aldığı, sektöre yön veren bu buluşmaya Ant Yapı olarak biz de katıldık, ayrıca sponsor olduk. RE360'ta, sürdürülebilirlik kavramının gayrimenkul sektörü için önemli olduğunu belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, Dünyadaki yeşil bina uygulamaları enerji verimliliği açısından son derece önemli. O nedenle biz de Türkiye'de Yeşil Bina Sertifika Sistemi'ni hazır hale getirdik dedi. Alkaş & Han Spaces Yönetim Kurulu Başkanı Avi Alkaş'ın moderatörlüğünü yaptığı buluşmada, 'Türkiye'den Globale ve 100. Yıl Sözü' başlıklı panelin konuşmacılarından biri Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay'dı. Panelin diğer konuşmacıları arasında Rixos Hotels Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, Esas Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı, Ando Living Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kodal, Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan, Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı ve Altaş Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Altaş, TSMD Yönetim Kurulu Başkanı ve A Tasarım Mimarlık Kurucusu Ali Osman Öztürk, ÇEDBİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sami Kılıç, GİGDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bayram Tekçe gibi isimler vardı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/sisecam-binalarini-insa-ettik/", "text": "Kalitesiyle sadece ülkemizde değil dünyada, uluslararası yarışmalarda adından söz ettiren bir marka Şişecam... Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları'nın Mersin'deki paketleme tesisini ve Eskişehir'deki ürün ambarları yenileme inşaatını Ant Yapı olarak üstlenip tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye'nin en güçlü markalarından biri o... 1934 yılında kurulan ve cam denince ilk akla gelen Şişecam, 3 kıta ve 14 ülkedeki toplam 43 tesisi ve 22 bine yakın çalışanıyla üretim faaliyetlerini sürdürüyor ve 150'den fazla ülkeye satış gerçekleştiriyor. Faaliyet alanlarında her zaman öncü olan, üretimlerinde iş ortaklarıyla yaratıcı çözümler üreten, yepyeni teknolojileriyle fark yaratan Şişecam, aynı zamanda bireye ve çevreye saygılı bir dünya şirketi olmak vizyonuyla kendi yolunda emin adımlarla ilerliyor. Firma, üretim kalitesiyle sadece ülkemizde değil dünyada, uluslararası yarışmalarda da adından söz ettiriyor. Biz de şimdi, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları'nın Mersin Fabrikası Şubesi Paketleme Tesisi ve Eskişehir Fabrikası Şubesi Ürün Ambarları Projesi'nin yenileme inşaatını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Endüstriyel binalar kategorisinde bulunan Şişecam Cam Ambalaj Mersin Fabrikası Şubesi Paketleme Tesisi projemiz Mersin'de 14 bin 600 metrekarelik iki katlı endüstriyel bina, Eskişehir'de ise 48 bin metrekarelik iki adet ambar, sosyal alanlar, teknik alanlar ve ofis alanlarından oluşuyor. Kaliteli ve konfor yaratan ürünleriyle yaşama değer katan; insana, doğaya, yasaya saygılı bir şirket olma misyonunu benimsemiş olan Şişecam topluluğuna yakışır bir projeye imzamızı atmış olmaktan gurur duyuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/tamev-2-yilini-kutladi-dunyayi-iyilik-kurtaracak/", "text": "'Dünyayı, iyilik yapmak için zaman ve sebep beklemeyenler kurtaracak' diyerek yola çıkan Toplumsal Açlıkla Mücadele ve Eğitim Derneği, kuruluşunun 2'nci yılını kutluyor. Bu vesileyle üyeler, yine iyilik için bir araya geldi. TAMEV, koronavirüs pandemisinin pik yaptığı dönemde, 'iyilik namına' yola çıktı. Yönetim Kurulu Başkanı Nuray Marçak, 13 arkadaşıyla bir araya gelerek kurmuştu derneği. Bugün 100 kişilik bir aile olarak kuruluşunun 2'inci yılını kutluyorlar. Yetkili makamlarca tespit edilmiş gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşan derneğin öncelikleri arasında engelliler, engelli sporcular, bebekler, kimsesizler, yaşlılar, işini kaybedenler ve öğrenciler yer alıyor. Bilgilendirme, bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarıyla daha çok kişiye ulaşmayı amaçlayan dernekte özveriyle çalışmalar yapan gönüllü grubu her gün büyümeye devam ediyor. Kalbinde iyilik duygusu taşıyan herkese gönüllü olarak kapıları açık. Derneğe isterseniz bağış yapabilir, isterseniz tanıtım, iletişim alanlarında ya da etkinliklerde, sosyal sorumluluk projelerinde destek olabilirsiniz. Derneğe katkıda bulunmak isteyen herkes web sitesi üzerinden kolayca üye olabilir. Ant Yapı'nın sponsor olduğu, TAMEV'in 2'inci yıl kutlama gecesine Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay ve Ant yapı üst düzey yöneticileri de katıldı. Gecede konuşma yapan Cem Özer TAMEV çok yeni bir dernek ama hızla ilerliyor, yakın zamanda adını sıkça duyacağınız bir dernek olacak dedi. Cemiyet hayatından birçok kişinin katıldığı, tüm geliri açlıkla mücadele için kullanılacak gecede Banu Noyan da Bize ne zaman ihtiyaç olursa yanınızdayız, koşarak geliriz diye konuştu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/tum-burclar-icin-dinlenme-vakti/", "text": "2023'ün ilk Güneş tutulması 20 Nisan'da Koç burcunun son derecesinde gerçekleşiyor olacak. O zamana kadar biraz gevşemek isterseniz burcunuza uygun, size iyi gelecek bitkilere bir göz atın. Biberiye, Koçların puslu zihnine enerji veriyor ve canlandırıyor. Bir miktar biberiye yağı ile başınıza masaj uygulamanız veya taze biberiye koklamak dikkatinizi uyandıracaktır. Koç burcunun diğer otları ise fesleğen, ısırgan, arjantin, pelin ve sardunya. Venüs tarafından yönetilen bu burç için mükemmel olan uyuma erişmek, bir aşk iksiri olan kediotu nanesi çayıyla mümkün. Sıcak ya da soğuk tüketebilirsiniz. Boğa burcunun diğer otları ise kekik, menekşe ve bataklık ebegümeci. Ticaret ve iletişim gezegeni Merkür tarafından yönetilen İkizler'in doğası oldukça çılgındır. Çemen otu ile uğraşmak, İkizler'in uçuşan hava enerjisini para gibi somut bir şeye sabitlemesine yardımcı olabilir. İkizler burcunun diğer otları ise dereotu, maydanoz, anason, lavanta ve mercanköşk. Hassas bir doğaya sahip olan empatik Yengeç, bazen işleri çok kişisel olarak alır. Beyaz yulaf, aşırı duygusal tepkileri nesnellikle köprülemeye yardımcı olur. İkizler burcunun diğer otları ise aloe vera, adaçayı, limon otu, defne yaprağı ve maydanoz. Bu burcun mevsimi, güneşin egemenliğini hissettirdiği bitkilerin en yoğun olduğu zamandır. Sarı kantaronun rengi ve yapısı, ateşli aslanın yelesine karşılık geliyor ve melankoliyi önlemek için kullanılıyor. Aslan burcunun diğer otları ise ayçiçeği, limonotu, papatya, tarhun ve gözotu. Bu burcun yönetici gezegeni Merkür'e ait olan rezene sinir sistemini sakinleştirip aşırı düşünen Başak'a zihinsel istikrar getiriyor. Başak burcunun diğer otları ise Frenk kimyonu, dereotu, mercanköşk ve defne yaprağı. Terazi'nin yönetici gezegeni Venüs ile ilişkili olan aslanpençesi, menstrüel sorunlara yardımcı olmasıyla biliniyor. Ayrıca cilt için de güzelleştirici bir etkiye sahip. Terazi burcunun diğer otları ise kedi nanesi, mürver, kekik ve sarı kantaron. Temelde tüm biberler, Akrep'in yönetici gezegeni Mars'ın alanına giriyor. Bu sebeple cesarete, atılganlığa ve motivasyona ihtiyacınız varsa biber ailesi size destek verecektir. Akrep burcunun diğer otları ise fesleğen, adaçayı, kediotu nanesi, kişniş ve ısırgan. İdealist ve gerçeği arayan Yay'lar için Hint ginsengi, bilgelik ve başarı için kilit bir bitki. Yay burcunun diğer otları ise adaçayı, fesleğen, hodan, safran ve frenk maydanozu. Bu burcun yönetici gezegeni Satürn'ün kökleriyle arkadaş olan kırmızı pancar, sınırlarınızı korumanıza yardımcı olabilir. Oğlak burcunun diğer otları ise biberiye, tarhun, papatya, mercanköşk ve kimyon. Soğuk ve kuru Satürn tarafından yönetilen Kovalar, dolaşım sistemine özellikle dikkat etmeli. Yabani havuç çiçeği, içeriği sayesinde vücutta oksijenlenmeyi tetikler. Ancak bu bitkiyi zehirli olan Baldıran ile karıştırılmaması için aktardan almanızı tavsiye ediyoruz. Kova burcunun diğer otları ise biberiye, rezene, menekşe ve kediotu. Zaman zaman aşırı duygusal olabilen Balıklar için gül yağının stresi giderici etkisi oldukça dengeleyici olur. Balık burcunun diğer otları ise fesleğen, limon otu, hodan ve adaçayı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/yil-2023-nerede-kalmistik/", "text": "Tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi şaşkınlığının ardından 2022, her sektörde olduğu gibi inşaat sektöründe de farklı iş modellerinin ortaya çıktığı bir yıl oldu. Artık mimarların tasarımlarında, iklim değişikliğine karşı daha fazla direnç, daha düşük inşaat maliyetleri ve daha fazla sürdürülebilirlik dahil olmak üzere birçok yeni kriter bulunuyor. Bunların en başında da 'sürdürebilirlik' kavramı geliyor. Sürdürülebilirlik kavramı hayatın hemen her alanında karşılık bulsa da en somut biçimlerinden birini inşaat sektöründe görüyoruz. Sürdürülebilir binalar enerji, su ve diğer kaynakları verimli kullanan; kullanıcı sağlığını koruyan ve çalışanların verimliliğini arttıran; atık, kirlilik ve çevresel bozulmayı azaltan binalar olarak tanımlanıyor. Binanın tasarımından yapım aşamasına, daha sonra yıkım aşamasına kadarki tüm süreçler boyunca çevresel olarak sorumlu ve kaynak verimliliği olan projeler oluşturmak için entegre bir tasarım süreci gerekiyor. Problemlere sürdürülebilir çözümler üretmek için doğayı taklit etme sanatı olarak da tanımlanan 'Biyomimikri' yaklaşımı bugün mimariden endüstriyel tasarıma, tekstilden teknoloji mühendisliğine birçok alanda kullanılıyor. Dönüşen kentsel yaşamda 'insan ve doğanın yararına' temasına duyulan ihtiyaç sonucu, biyofilik tasarım kriterleri tanımlanıyor. 'İklime duyarlı mekan tasarımı' demek olan bu eğilim doğal malzemeler, doğal havalandırma, doğal aydınlatma, ayrıca doğadan ilham alan şekil ve formları modern yapılı çevreye dahil etmeyi içeriyor. Diğer önemli bir noktası da pasif güneş mimarisi ve yeşil çatılar gibi enerji tasarrufu sağlayan kaynakların kullanımı... Ayrıca yüksek yapılarla donanan şehirlere yeşil alanların eklenmesi, canlı bitkilerin bolluğu gibi hava kalitesini arttıran unsurlar da önem kazanıyor. Nesnelerin interneti gibi teknolojilerin kullanımı, binaların tasarımında ve yapımında giderek daha yaygın hale gelirken özellikle 3D baskılı tasarımlar tercih ediliyor. Bunun nedeni sadece çalışma süresini azaltmak ve lojistiği kolaylaştırmak değil. 3 boyutlu modeller, en iyi şekilde bir makine tarafından kontrol edilen her türlü kıvrımlı, dokulu forma izin verirken, aynı zamanda mimarların en baştan yüksek hassasiyetli modeller tasarlamasına olanak tanıyor. Ayrıca bu tasarımlar, dünya çapında kolayca tekrarlanabilir ve örneğin bir kamu kurumu için tasarlanan bina mimarisine finansal olarak daha avantajlı uygulanabilir, basitleştirilmiş ve sürdürülebilir bir yaklaşıma sahip. Modüler evler, bileşenlerinin yüzde 70-90'ının üreticide inşa edildiği ve daha sonra şantiyeye taşındığı düşünüldüğünde, umut verici bir mimari trend olarak karşımıza çıkıyor. Modüler sistem, bazı binalar için geleneksel inşaattan daha verimli olurken bu trend tıbbi tesisleri, otelleri ve standart konut yapılarını içeriyor. Bir zamanlar hayal olan görüntüleri gerçeğe dönüştüren bu akımda, yüzen yaşam alanları doğru yükseklikte, doğru malzemeler ve teknolojiyle destekleniyor. Bu tasarımların çoğu şiddetli hava koşullarını hesaba katıyor ve genellikle iklimsel senaryoların her an getirebileceği şeylere, örneğin kasırga ve sele karşı korumalı olarak tasarlanıyor. Yenilikçi malzemelerin kullanımı giderek ilgi görüyor ve güvenli bulunuyor. Bunların en başında gelen akıllı cam, şeffaflık seviyelerini günün saatine ve diğer faktörlere göre değiştirme özelliğiyle öne çıkıyor. Yıkmak ve yeni tesisler inşa etmek yerine, mevcut yapıları yenileyerek yeniden kullanmaya yönelik bir eğilim oluştu. Yeniden kullanım, yeni yapılar inşa etmenin çevresel etkilerini azaltırken, tarihi binaların karakterini ve mirasını korumaya da yardımcı oluyor. Engelli bireyler dahil olmak üzere herkes için erişilebilir ve 'samimi' olan binalar ve ortamlar, 2023 yılının en önemli mimari trendlerden biri olarak görülüyor. Özellikle yurtdışında tercih edilen 'topluluk merkezli' binalar, çok çeşitli hayır işleri ve toplumsal faaliyetleri, sohbetleri, performansları, sanat atölyelerini, atletizm ve dini hizmetleri bir arada sunmayı sağlıyor. 2023 mimari trendlerinde birincil ekolojik malzemeler olarak mantar paneller ve ahşabın aktif olarak kullanılması bekleniyor. Kenevir betonu ve biyokompozit gibi yeni yapı malzemeleri, karşıladıkları su, iklim koşulları ve yangın güvenliği kriterleri düşünüldüğünde, inşaat sektöründe daha popüler hale geliyor. Kenevir betonu kenevir lifleri, kireç taşı ve sudan oluşuyor. Bina sıcaklığını sabit tutan termal kütle oluşturuyor. Ayrıca, emici ve canlı malzemeler, iç mekan hava kalitesini önemli ölçüde arttırıyor. Bu yılın dekorasyon trendlerine baktığımızda da, sürdürülebilirlik kavramının çok derin bir şekilde hayatımıza girdiğini görüyoruz. Ahşap malzemeler 2023'te de yaşam alanlarımızı süslerken, karşımıza bir aksesuar olarak çıkabildiği gibi taşınabilir ya da sabit mobilyalarda da kullanılabiliyor. Kavisli mobilyaların yanı sıra kavisli mimari aynı zamanda kemerli kapılar ve iç mekanlar çok güncel... 'Curvalicious' denilen kıvrımlı formlardan oluşan bu trendin stil kodlarında grafik desenler ve çarpıcı renkler başta geliyor. Aydınlatmalarda da değişim gözleniyor... Örneğin 2023 yılında sanat eserlerini üstten, doğrudan ve sürekli ışığa maruz bırakarak aydınlatmak yerine, yanlardan mekanı aydınlatarak kullanmak daha çok tercih edilecek. Yeni trendlerde aksesuarlar ise dikkatimizi dağıtmayacak şekilde tasarlanmış, daha ince düşünülmüş ve özel parçalar olacak. Ahşap, taş, bambudan oluşan aksesuarlar, jüt halılar ve hasır aydınlatmalar ortama sıcaklık katıyor. Küçük bir tepside yer alan mumlar, taşlar, kokular evde 'wellnes' etkisi yaratıyor. Ahşap, taş, bambu, seramik, mantar, terakota gibi organik yüzeyler mutfaktan banyoya ıslak alanları şekillendiriyor. Abartısız bir estetik sergileyen zanaatkar tasarımları 2023'te daha çok tercih ediliyor. Kum, taş ve toprak renklerinden oluşan bir renk paleti de banyo ve mutfaklarda öne çıkıyor. Aile yapısında eskiden kadının çalışma alanı olarak düşünülen mutfaklar, kadının sosyal hayatta ve iş hayatında daha aktif olmasıyla birlikte artık cinsiyet ayrımı olmadan, evde yaşayan her bireyin kullandığı bir mekan haline dönüştü. Böylece açık mutfaklar, kadın-erkek fark etmeksizin aile bireylerinin evin sosyal ortamından uzaklaşmadan 'yaşamın içinde' kalmasını sağlıyor. Aynı zamanda minimum duvar kullanımı yaşam alanlarını genişletiyor ve mekansal iletişimi arttırıyor. 'Yeni normalde' mutfak dışındaki yaşam alanlarının fonksiyonu da çeşitlenmek zorunda kaldı. Evlerimizdeki birçok alan, birden fazla amaca sahip olacak şekilde tasarlanıyor. Örneğin; bodrum katı spor salonu veya ev ofis dolabına, salon çalışma alanına, yatak odası ütü odasına dönüşebilirken, mutfak ve oturma odası birlikteliği gibi çeşitli fonksiyonlar üstelenen mekanlar da sıklıkla karşımıza çıkıyor. Yaşam alanlarına entegre 'mini çalışma nişleri' evden çalışanlar için bir ihtiyaç haline geliyor. Dünyanın her geçen gün dijitalleşmesi ile birlikte insanlar yoğun uyarıcıların arasında kendini dinleme arayışına giriyor. Yani yoğun tasarım akımının ardından 'minimalizm' akımının gelmesinin en önemli nedeni, insanın kendini dinleme içgüdüsü. İnzivaya çekilmek için de enerjisi yüksek, bitkilerin egemen olabileceği konforlu yaşam alanlarına ihtiyaç duyuluyor. Diğer yandan pandemi insanlarla doğa arasında ciddi bir engel yaratınca yeşilin ve büyük yapraklı bitkilerin iç mekanlara taşınması kaçınılmaz oluyor. 2023'te bir çift masa lambasıyla uyumlu kanepe gibi geçmişin daha geleneksel salon ya da oturma odası düzenlerinden uzaklaşacağız. Tercihlerin başında gelen L koltuklarda kullanıcıların dikkat etmesi gereken şey ise bu koltukların en rahatsız bölümü olan köşe kısımları. Bu nedenle, L koltukların birleştirilirken açılı olarak tasarlanması, köşelerde ihtiyaç duyulan inziva alanını yaratabilir. Ayrıca bir berjerle ya da bir salıncakla kendi alanınızı yaratabilir, okuma veya kahve köşesi olarak kullanabilirsiniz. 2023'te yeni tekstiller; renkler ve desenler, tamamlayıcı renkli kanepeler ve görsel ilgi yaratan vurgulu sandalyeler ile ön plana çıkıyor. 2023 için oturma odası renk şemalarında sıcak, sakinleştirici maviler, şeftali pembeleri ve samur, mantar ve ekru gibi sofistike nötr renkler bulunuyor. Ancak dengeli olarak tüm koyu renkler de kullanılabiliyor. Hatta kadife, venge, ceviz gibi koyu ve aristokrat malzemelerle tasarlanmış evlerde hardal sarılarından zeytin yeşili ve laciverte uzanan bir renk paleti tercih edilebiliyor. Bunun yanı sıra, bu yıl yeşili ve maviyi açık mekanlarda sıklıkla göreceğiz. Beyaz tonların hakim olduğu alanlarda da yeşil ve mavi kullanılıyor; ayrıca bu renklerin içerisine kıvamında altın tonları eklenerek renklerin kalitesi arttırılıyor. Mermer, rattan, hasır ve kamış gibi doğal malzemeler tasarımlarda güçlü bir şekilde yer alıyor. Diğer yandan pencere ve kapılar için baskılı ve renkli duvar kağıtlarının kenarlık olarak kullanılması gibi eğlenceli ayrıntılar da görebilirsiniz. Birçok kişiye göre, duvarlar sıcak ve rahat alanların bir uzantısı olarak görülüyor. Bunu odayla sınırlandırmak istemeyenler tavanı da renkli boyayarak bir bütünlük duygusu hissetmek istiyorlar. Bir başka merak edilen konu ise 2023'te Art Deco esintili aksesuarların etkisinin devreye girip girmeyeceği. 2020'den önce yükselen Art Deco'nun yeni 10 yılda bir noktada tekrar ön plana çıkacağı düşünülüyor. Art Deco tarzının en belirgin detayları, yuvarlatılmış köşelerle keskin ve dikey çizgilerin buluşması. Kübist mobilyalar, tablolar, egzotik ağaçlar, plastik objeler ve krom aksesuarlar ağırlıklı olarak kullanıyor. Oldukça süslü ve şık bir stil olan Art Deco'nun ilham kaynağı geometrik detayların yanı sıra çiçek, yaprak, kuş hatta böcek gibi doğal unsurlar. 1930'larda son bulsa da 1960'lı yıllarda yeniden itibar görmeye başlayan Art Deco'nun ilk büyük örneği ise Eliel Saarinen'in Helsinki Garı. Stilin diğer mimari örnekleri Ankara Tren Garı, Chrysler Binası, Rockefeller Center ve Empire State Binası'dır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq107/yukselen-deger-kadin-futbolu/", "text": "Hem dünyada hem de Türkiye'de kadın futboluna olan ilgi büyüyor. FIFA ve UEFA bu alana büyük destek veriyor ve gelişimi için sürekli çalışmalar yapıyor. Ülkemizde de 1950'lerden itibaren yeşil sahalarda var olan kadınların sesi her geçen sene biraz daha fazla duyuluyor. Türkiye'de ilk kez 1994'te oynanmaya başlayan Kadınlar Futbol Ligi, 2021-2022 sezonuyla birlikte farklı bir çehre kazandı. Zaten sahnede olan Beşiktaş'a, bir zamanlar kadın futbol takımları bulunan ancak sonrasında kapatılan Fenerbahçe ve Trabzonspor ile ilk kez bu kulvara giren Galatasaray'ın katılmasıyla organizasyon daha görünür bir hale geldi. Arkalarında büyük taraftar kitleleri bulunan kulüplerin genlerinde var olan rekabetin kadın futboluna taşınması oyun kalitesine de olumlu katkı yaptı. Türkiye'deki kadın futbolunda en büyük sorun, küçük yaş gruplarına tam anlamıyla inilememesi ve bu seviyede temel eğitim düzeyinde yaşanan eksiklikler. Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi, bu sezon iki grupta toplam 18 takımın katılımıyla oynanıyor. Grup maçlarının tamamlanmasının ardından play-off karşılaşmaları yapılacak. Şampiyon ise tek maç olarak oynanacak final ile belirlenecek. Ülkemizin köklü kulüpleri Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da şampiyonluk yarışının içinde. Bu takımların yanı sıra ALG Spor ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget G. S. K favoriler arasında. Kadınlarda Süper Lig'in yanında 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig de bulunuyor. Elbette erkekler ile kıyaslandığında kadınların Türkiye futbol piramidindeki yeri henüz yukarılarda değil. Ancak ülkemizde 1950'lerden itibaren yeşil sahalarda var olan kadınların sesi her geçen sene biraz daha fazla duyuluyor. Turkcell Kadın Futbol Süper Ligi maçları ağırlıklı olarak kulüp kanalları üzerinden de olsa ekranlara geliyor. Tribünlerdeki seyirci sayısında artış var. Bunların yanında futbolun farklı noktalarında da kadınlar daha fazla karşımıza çıkıyor. Yayıncı kuruluşta eski hakem Profesör Doktor Lale Orta, erkek maçlarını yorumluyor. Kadın hakemlerin sayısı giderek fazlalaşıyor. Türkiye Futbol Federasyonu'nun yönetim kurulunda da iki kadın yer alıyor. İlk maçını 1995'te oynayan Kadın Milli Futbol Takımı, bugün FIFA sıralamasında 64. basamakta. A Milli Takım'ın yanı sıra U19, U17 ve U15 milli takımları da mevcut. Tüm bu ekiplerin teknik direktörleri kadın. Kadın futbolunun yükselişi Türkiye'ye özgü bir durum değil. Futbolun çatı örgütleri FIFA ve UEFA bu alana büyük destek veriyor ve gelişimi için sürekli çalışmalar yapıyor. Elbette bu kurumların gayretlerinin altında kadın futbolunu bir anlamda sosyal sorumluluk projesi olarak görmelerinin payı var. Ama bu örgütlerin parayı çok sevdikleri gerçeğini ve kadın futboluna gelir getirici yeni bir pazar gözüyle baktıklarını görmek hiç de zor değil. Ancak nedeni ne olursa olsun kadın futbolunun yükselen değer olduğu ortada. Son Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası neredeyse kapalı gişe oynandı. Üstelik bu turnuvanın TRT Spor tarafından yayınlanması bizim memlekete de olumlu yansıdı. İnsanımız maçları izleyince kadınların futbolda ne kadar ustalaştığını görme şansı buldu. Kadın futbolunun reytingine dair çarpıcı bir veri de kısa zaman önce FIFA'dan geldi. 2023 yılında Avustralya ve Yeni Zelanda tarafından ortaklaşa düzenlenecek Kadınlar Dünya Kupası için şimdiden yarım milyondan fazla bilet satıldığı açıklandı. Bu çarpıcı rakam ile birlikte biletleri satın alanların 120 farklı ülkeden olduğu bilgisi de paylaşıldı. Tüm bu gelişmeler kadın futbolcuların elini de güçlendirdi. Başını ABD'li yıldızlar Megan Repinoe ve Alex Morgan'ın çektikleri oyuncuların kendi futbol federasyonlarına karşı verdikleri mücadele olumlu neticelendi ve ABD'li erkek ve kadın milli oyuncuların ödül ücretleri eşitlendi. Bu karar emsal teşkil edince başka ülke federasyonları da aynı uygulamaya gitme kararı aldı. Hedefi, hiç futbol oynamamış 5-8 yaş kız çocuklarına futbolu sevdirmek olan UEFA Playmakers Programı, ülkemizde de TFF tarafından uygulamaya geçirildi. Yeniden Türkiye'ye dönersek... Olumlu gelişmelere karşın ülkemizde kadın futbolu henüz istenen seviyede değil. Milli Takım gelişse de büyük uluslararası organizasyonlara katılma noktasından uzakta. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın varlıkları tanıtıma büyük katkı sağlasa da bu kulüplerin hızla hedefe koşmak için harcadıkları paralar dengeleri bir miktar bozmuş durumda. Asıl büyük sorun ise küçük yaş gruplarına tam anlamıyla inilememesi ve bu seviyede temel eğitim düzeyinde yaşanan eksiklikler. Genç nüfusuyla erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da bir futbol ülkesi olma potansiyelini taşıyan Türkiye, her iki kulvarda da başarıya ulaşmak için tabanda çok daha iyi organize olmak zorunda. Son dönemde hayata geçirilen bir proje kadın futbolunun geleceğine dair ümitli olmamızı sağlayacak nitelikte. Disney'den ilham alınarak tasarlanan ve UEFA'nın kadın futbolu stratejisi kapsamında 2020 yılında, daha önce hiç futbol oynamamış 5-8 yaş aralığındaki kız çocuklarına futbolu sevdirmeyi hedefleyerek ortaya koyduğu UEFA Playmakers Programı, ülkemizde de Türkiye Futbol Federasyınu tarafından uygulamaya geçirildi. İlk olarak İstanbul'da 30 ilçede gerçekleştirilmesi hedeflenen projenin ana hedefi Türkiye'de daha fazla kız çocuğunun futbol ile tanışmasını sağlamak. Geleneksel futbol programlarından hayli farklı olan Playmakers, Disney filmlerinden ve kahramanlarından yararlanarak kız çocuklarına keyifli ve yaratıcılığı teşvik eden bir futbol eğitimi sunuyor. Bu proje ile küçük yaş gruplarında görev alacak kadın antrenörlerin sayısının da artırılması hedefleniyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/anneler-ve-cocuklari/", "text": "Bazen en çılgın arkadaşım bazen en olgun dostum olarak hayatımda hep farklı rollerde ama kalbimde hep aynı yerdesin ve iyi ki benim annemsin seni çok seviyorum. Anneler günün kutlu olsun. Hiçbir kelime anlatamaz sana olan sevgimi, sen sevdanın varlığı, sen benliğimin özüsün, iki gözüm, aydınlık yüzümsün, anneler günün kutlu olsun. Dünyanın en güzel annesi, Anneler Günün kutlu olsun. Hayatımda olduğun için sana minnettarım. Bebekliğimden beri bana gösterdiğin sevgi, sabır ve nezaket için teşekkür ederim. Seni çok seviyorum anneciğim! Hem çalışkan hem dürüst Atatürk Çocukları."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/anthaven-carsi-buyuyor/", "text": "Anthaven'da yaşayanlar ve ziyaretçiler, Aspat Koyu'nun tarihle iç içe muhteşem doğasını yaşarken çarşısında da her türlü ihtiyaçlarını bir arada bulabiliyor. Ev eşyalarından kitapçıya, kuyumcudan petshop'a, kuaförden butiğe pek çok farklı mağazanın bulunduğu çarşıda, farklı damak zevklerine hitap eden Türkiye'nin en iyi restoranları ve kafeleri de şubeleriyle yer alıyor. Koçak, Anthaven çarşıdaki mağazasıyla özellikle sevdiceğinin özel günlerini kaçırmak istemeyenlere, Radisson Collection Hotel Bodrum'a düğüne katılmak için gelenlere ve kendini her an, her yerde şımartmak isteyenlere baştan çıkarıcı altın ve pırlanta takılarıyla hizmet sunuyor. 1818 yılında kurulan, kadınlar ve erkekler için özel dikim ürünleriyle fark yaratan giyim markası The Brooks Brothers da Anthaven çarşıda yerini alıyor. - Antre Şarküteri Cafe&Bistro - Big Chefs - Bitez Dondurma - Buselik - Fırınya - Hadi Balık - Juniper Aspat - Kahve Dünyası - Karabatak Aspat - Karabatak Gallery - Kayhan Burger - Mantimia - Minister Pub - Sake-Wa - Samsunlu Nuri Usta Pidecisi - Starbucks - Vi Cafe - Yüksek Kardeşler Midye - Bodrum Mum - Buldans - Carrefour Gurme - Chakra - D&R - Gotwob - Koçak - Mudo Marina - Network - The Brook Brothers - Bu Bi Sörf - Mirgi Yatçılık - Radisson Collection Hotel - Eve Shop - Halare Aroma Terapi - Kulis Kuaför - Sanitas SPA - Astropet - Vegas Veteriner Kliniği - Voltrun Elektrikli Araç Şarj İstasyonu - ZES Elektrikli Şarj İstasyonu"} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/antteras-nev-bogaza-nazir-son-daireler/", "text": "İstanbul'un en güzel noktalarından birinde kurduğumuz özel projemiz Antteras'ın devamı niteliğinde olan Antteras Nev'de son daireler satışta... Şehrin göbeğinde ama karmaşadan uzak, Beylerbeyi'nin eski İstanbul evlerinden esinlenerek inşa ettiğimiz sitedeki yeni komşularımızı merakla bekliyoruz! Beylerbeyi Sarayı'na komşu, Boğaz'a nazır, huzurlu ve konforlu bir yaşam sürmek isteyenler Antteras Nev'de ev sahibi olmak için yoğun ilgi gösterdi. İstanbul'un en güzel yerlerinden birinde, benzersiz bir mahalle konseptiyle hayata geçirdiğimiz projemizde her biri özenle tasarlanan 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daire olmak üzere toplam 54 konut bulunuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/bayramin-en-tatli-halleri/", "text": "Kimilerinin Ramazan kimilerinin Şeker Bayramı dediği, 30 günlük orucun ardından kutladığımız bayram en çok çocuklar tarafından sevilir. Adı şeker olan bir bayram nasıl sevilmez ki zaten... Bayramın en güzel geleneklerinden bazılarına şöyle bir bakıp hep birlikte nostalji yaşayalım istedik. Badem şekeri ve çeşit çeşit akide şekeri geleneksel şekerlemelerimiz. Badem şekerinin şimdi çikolata kaplı olanları popüler olsa da asıl beyaz şekerleme kaplı olanı klasiktir ve hiç vazgeçilmez. Tarçınlı, fındıklı, portakallı, naneli, güllü akide şekerleriyse hem gözleri hem damakları şenlendirir. Yine günümüzde trüflü, dolgulu, meyveli gibi pek çok çikolata çeşidi olsa da bayram çikolatası denince akla ilk madlen gelir. Onu da içeriğine göre farklı renklerde jelatinle kaplanmış baton çikolata takip eder. Modern hayatta artık büyük aile olarak yaşama durumu pek kalmadı. Bu nedenle bayramlarda akraba ziyareti geleneğimiz en çok büyükanne ve büyükbabaları mutlu ediyor. Onlar da sabah erkenden kalkıp ikramlıklarını hazırlıyor, çocuklarını, torunlarını beklemeye başlıyorlar. Kalabalık aile bir araya geldiğinde büyüklerin eli öpülüyor, küçüklerin başı okşanıyor, harçlıklar veriliyor... Mendil geleneğinin ortaya çıkmasının da çok zarif bir nedeni var. Genellikle aile büyükleri çocuklara, torunlara harçlıklarını ve şekerlerini verirken kimse görmesin diye mendil içinde verirdi. Böylece çocuğun ruhunu incitmemeye özen gösterilirdi. İlk olarak Almanya'da üretildiği bilinen kolonya, Osmanlı'ya geldikten sonra özellikle misafirlere ikram etmek için çok önemli bir ürün haline geldi. Hem yoldan gelen misafirin ferahlamasını sağlamak hem de ellerdeki mikropları yok etmek için kullanılıyordu. Ayrıca o çağda pahalı bir ürün olduğu için eve gelen misafiri onore etmek için de ikram ediliyordu. Aslında tam da aynı gerekçelerle bugün kolonya geleneğimiz devam ediyor. Hatta pandemi döneminde virüs öldürücü olarak görüldüğünden popülaritesinin arttığı da aşikar. Her ne kadar Kanuni Sultan Süleyman'ın bir dönem yasakladığı bilinse de daha sonra Osmanlı'da misafire kahve ikramı hem gündelik hayatta hem de bayramlarda gelenek haline geldi. O dönemlerden beri bayramlarda tatlı olarak en çok tercih edilen, el yapımı cevizli baklavadır. Tatlının yanında ya da ardından da bir acı kahve, olmazsa olmaz. Kahvenin yanında su ikram etmenin sebebi olaraksa, kahvenin lezzetini daha iyi alabilmek için öncesinde suyla ağzı temizlemek olduğu söylenir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/bu-bahar-sokaklar-rengarenk/", "text": "Doğanın uyanışıyla güneşi daha fazla gördüğümüz bu bahar, yine sokaklar rengarenk olacak. Kışın koyu renklerine elveda dediğiniz 2023 bahar koleksiyonlarına bakacak olursak lavanta moru, parlak turuncu, yeşil, pastel pembe ve mavinin her tonuyla kucaklaşacağız."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/bu-memleket-bizim/", "text": "Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim, Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, Bu medeniyetler insanlık tarihine edebiyattan sanata, bilimden hukuka hemen her konuda alimler, bilim adamları, sanatçılar kazandırmış, birçok dini inanışa da ev sahipliği yapmış. Şanlıurfa Göbeklitepe'deki son bulgular, buranın Neolitik Çağ'a ait bir tapınak olduğunu ve kuruluşunun yaklaşık MÖ 9500 olduğunu işaret ediyor. Bazı popüler kaynaklar tarafından burası, tarihin en eski yapısı ve sıfır noktası nitelendirmesiyle anılıyor. Daha sonra Persler'den Büyük İskender'in imparatorluğuna, Roma İmparatorluğu'ndan Bizanslılar'a kadar büyük medeniyetler bu topraklara izlerini bırakmışlar ve 1071 yılından itibaren Türkler, yani atalarımız bu topraklara, şairin dediği gibi Dörtnala gelip uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanarak hakim olmuşlar. Anadolu'nun bu büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmasındaki en büyük etken, her anlamda eşsiz güzelliği ve zenginliğinde saklı olsa gerek. Müthiş bir cazibesi olduğu nasıl bir gerçekse cazibeli bu topraklara sahip olmanın bir bedeli olduğu da ayrı bir gerçek! Son Kahramanmaraş merkezli depremde, 1999 Gölcük depreminden sonra belirlenen yönetmeliklere göre yapılan binaların sadece yüzde 3'ü ağır hasar görmüş veya yıkılmıştır. 6 Şubat 2023 tarihli bu depremdeki büyük kayıplardan anlaşılıyor ki, maalesef elimizde eski yönetmeliklere göre yapılmış çok konut stoğu var ve bunların hızlı bir kentsel dönüşüm planlamasıyla sağlam binalara dönüştürülmesi şart! Çünkü şu bir gerçek: Yaşadığımız topraklar fay hatlarının üzerinde. Dereceleri farklı olsa da hemen hemen her bölge bir risk taşıyor. Konu tabii ki sadece can kayıplarıyla bitmiyor. Bu afetler müthiş bir sosyal ve ekonomik çöküşü de beraberinde getiriyor, yaraları sarmak uzun zaman alıyor. Neyse ki bu konuda millet olarak çok iyiyiz, dayanışma içinde herkes elinden gelenin fazlasını yapıyor. Biz Ant Yapı olarak, 90'lı yılların başından bugüne kadar zemin etüt çalışmaları sonucuna göre yapılan statik projelerle ilk tünel kalıp-perde beton sistemi uygulamaları gerçekleştiren firmayız. Büyük bir tecrübeye ve konunun bilincine sahip 30 yıllık bir müteahhitlik firması olarak üzerimize düşeni yaptığımıza inanıyor, çalışmalarımıza ve binalarımıza güveniyoruz. Deprem gerçeğini hiçbir zaman unutmadan çalışmalarımıza devam edip binalar üreteceğiz. Devlet-özel sektör ele ele vererek, böyle afetleri can kaybı olmadan atlatan, daha hazırlıklı bir ülke olmayı istiyor ve umut ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki 'bu memleket bizim'! Daha güzel yarınlar için, atalarımızın yaptığı gibi 'her ahval ve şerait içinde' hiçbir zaman mücadeleyi bırakmak yok. Tüm ülkemize, özellikle de depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletirken hayatlarını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/bugunleri-birlikte-asacagiz/", "text": "6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası devlet-millet ele ele müthiş bir dayanışma örneği gösterdi. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay da yardımlaşma konusu üzerine bir yazı kaleme aldı ve şirketimizin desteklerinden söz etti. Depremzedelerin hala çok daha fazla desteğe ihtiyacı olduğu nasıl bir gerçekse; işin çok boyutlu olarak ele alınması gerektiği, ekonomik yönü dışında sosyal-psikolojik etkilerinin de uzun süre devam edeceği, bunun için de müthiş bir rehabilitasyon gerekeceği de ayrı bir gerçek. Bir gerçek varsa o da şudur: Bu kısır çekişmeleri bırakarak, hızla bu yaraları sarmaya odaklanmalıyız! Bu süreçte firmamız adına da birtakım sosyal medya mecralarında amacını aşan olumsuz ve haksız suçlamalarla karşılaştık. O günlerde depreme yönelik çalışmalarımıza konsantre olduğumuz için bunlara herhangi bir cevap verme gereği duymadık. Ant Yapı ekibinden arkadaşlarımız ilk andan itibaren bölgeye gitmişler, kurtarma çalışmaları ve geri destek için ellerinden geleni yapmışlar ve ihtiyaçlar hakkında bizleri bilgilendirmişlerdir. Öncelikle elimizdeki barınma amaçlı konteynerlerle beraber iş-el aletleri, yatak, soba, battaniye gibi ihtiyaç malzemelerini bölgeye ulaştırdık. Bu arada yurtdışı şantiyelerimiz ve çalışanlarımız adına toplanan nakdi yardımları, giyecek ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere bölgeye ulaştırdık. Peşinden AFAD, Kızılay, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla hem maddi hem de ayni yaklaşık 100 konteynerlik kent kurulacak bir destek sağladık. İhtiyaçlar çok büyük. Devlet-millet el ele, her anlamda bu yaraları sarmaya devam etmemiz gerekiyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/eqdan-oneriler-4x4-4/", "text": "Yaza merhaba demeden önce, baharın son aylarını doya doya müzik, kitap, sinema ve etkinliklerle geçirmek için listemize göz atın."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/gokyuzunde-buyuleyici-bir-solen/", "text": "Güneş tutulmasının astronomik, bilimsel ve astrolojik önemi var. Bu yüzden dünyada birçok insan tutulmayı gözlemlemek için çeşitli ekipmanlar kullanıyor. 20 Nisan'da Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya'nın bazı bölgelerinden gözlemlenebilecek 'Halkalı Güneş tutulması' sırasında her burç farklı etkiler yaşayacak. Koç'ların karar verme gücü artıyor. Aynı zamanda, iki ileri bir geri gidiyor gibi hissedebilirler. Bu süre içinde sabırlı olmaları gerek. Boğa burçları, duygusal ve fiziksel sağlıklarında oluşacak çeşitli sorunlardan mustarip olabilir. Kariyerlerinde terfi veya maaş zammı alabilecekleri için ekstra iş yüküne de hazırlıklı olmalılar. İkizler, mide ve gözlerle ilgili küçük sorunlar yaşayabilir. Para akışını kontrol altında tutmaları gerekir. Yurtdışı seyahati için uygun bir zaman. Yengeç'ler inisiyatif almak zorunda kalacak. Başkalarından ne kadar desteğe ihtiyaç duyarlarsa duysunlar, başkalarının yardımı olsun ya da olmasın, kendilerini desteklemek zorunda kalacaklar. Aslan burçları uzlaşmacı ve özverili olmak zorunda kalacak. Bu sebeple öfke ve stres yaşayabilirler, sağlığa da dikkat etmeleri gerekiyor. Başak'lar işyerlerinde bazı sıkıntılarla karşılaşabilir ve bu, mali durumlarına yansıyabilir. Sabırsız olabilecekleri için keskin tartışmalara girmekten kaçınmalılar. Terazi burçları, gelirindeki artışın tadını çıkaracaklar. Ancak, sahip oldukları her şeyden memnun hissetmeyecekler ve stres sebebiyle bazı sağlık sorunları yaşayabilirler. Akrep'lerin önemli karar almadan veya herhangi bir yasal belgeyi imzalamadan önce temkinli olmaları gerek. Gayrimenkul yatırımlarının bu dönemde iyi getiri sağlaması muhtemel. Yay burçlarının hem sağlıkları hem de mali durumları için oldukça güzel bir dönem. Finansal olarak istikrarlı hissedecekleri ve kayıplardan uzak olacakları bu tutulmada kendinize olan güveni yerine geliyor. Oğlak'lar, bazı konularda ödün vermeleri gerekeceği bu dönemde, baskı altında ve karmaşık durumlarda nasıl çalışacaklarını öğrenecekler. Kova burçlarının zihinsel sağlıkları güçleniyor ve daha politik davranmaya başlıyorlar. Sakinlik ve sabrı örendikleri bu süreçte, finansal olarak zenginleşmeleri muhtemel. Balık burçları da finansal kazançlardan payına düşeni alıyor. Mülklerle ilgili sorunlar da çözülüyor. Partnerlerinin sorunlarına kulak kesilip durumu sakince ele almaları faydalarına olacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/insan-kaynaklari-departmani-otelcilik-egitimlerimiz-gerceklesti/", "text": "Ant Yapı olarak çalışanlarımızın gelişimine büyük önem veriyor ve çeşitli İK eğitimleri düzenliyoruz. Son olarak, otellerimizin operasyon departmanlarında görev alan tüm çalışanlarımıza yönelik yaptığımız misafir memnuniyeti eğitimlerimiz, 2 aylık süren bir maratonun sonunda tamamlandı. Ayrıca otel, şantiye ve merkez ofis insan kaynakları yöneticileri ve departman müdürlerinden oluşan ekibimize 'Mülakat Teknikleri Eğitimi' verildi. Son dönemde gerçekleştirdiğimiz iki önemli eğitimle, çalışanlarımızın gelişimine önemli bir destek sağladık. Bunlardan biri 'Misafir Memnuniyeti Eğitimi' oldu. Ant Yapı olarak, otellerimizdeki misafir memnuniyeti her zaman en öncelikli konularımız arasında yer alıyor. Misafirlerimize kusursuz bir konaklama deneyimi yaşatmak için çalışanlarımızı misafir ilişkileri konusunda geliştirmeye her zaman büyük önem veriyoruz. Çalışanlarımızın hem bilgilerini güncel tutarak hem de onlara farklı bakış açıları kazandırarak misafir memnuniyeti konusunda bir adım öne çıkıyoruz. Bunun için operasyon departmanlarında görev alan tüm çalışanlarımıza yönelik düzenlediğimiz misafir memnuniyeti eğitimlerimiz 2 aylık süren bir eğitim maratonu sonunda tamamlandı. Katılımcılar eğitim süresince 'Misafir memnuniyetini nasıl sağlanır, misafirlerin beklentileri nelerdir, misafirlerin problemli durumlara yaklaşımları nasıldır, farklı misafir tipleri nelerdir...' gibi sorulara yanıt buldu. Ayrıca interaktif grup çalışmalarıyla misafirle birebir empati kurma yolları üzerinde çalışmalar yaptılar. Eğitim sonunda tüm katılımcılar misafir memnuniyeti konusunda ortak görüşe sahip olmanın memnuniyetini dile getirdiler. Bir diğer eğitimimiz mülakat teknikleri üzerine oldu. Otel, şantiye ve merkez ofis insan kaynakları yöneticileriyle departman müdürlerinden oluşan ekibimize, iş mülakatlarında şirketimizin ortak dilini kullanmak ve şirket kültürünü yansıtmak adına iki gün süreli Mülakat Teknikleri Eğitimi verildi. 'İş mülakatlarında nelere dikkat edilmeli, nelerden kaçınılmalı, doğru aday değerlendirmesi nasıl yapılmalı, görüşme sonrası süreçler nasıl yürütülmeli...' gibi iş mülakatı süreçlerinin kritik noktaları hakkında, profesyonel destek alarak şirketimizin işe alım süreçlerini daha da geliştirmeyi amaçladık. Eğitimde farklı aday profilleri ve adaylara yaklaşım biçimleri üzerinde duruldu, mülakatlarda şirket olarak ortak bir dil oluşturmanın önemi vurgulandı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/ramazan-sofralarimiza-davetlisiniz/", "text": "Bodrum'un muhteşem Aspat Koyu'nda yer alan, Akdeniz mimarisi, küçük iç limanı ve çevresindeki doğal su kanalları ile dikkat çeken Radisson Collection Hotel Bodrum, doğal güzellikleri ve lüksü bir araya getiriyor. Radisson Collection Hotel Bodrum'da iftar menüleri misafirlerinin talebi doğrultusunda kişiye özel olarak hazırlanıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/rusyada-yaptigimiz-ikinci-havalimani-acildi/", "text": "Türkiye'de ve dünyada gerçekleştirdiğimiz projelerle adımızdan söz ettirmeye devam ediyoruz. Rusya'da 230 milyon dolar bedelle hayata geçirdiğimiz Tolmaçevo Havalimanı'nın kullanıma açılmasının gururunu yaşıyoruz. Ant Yapı olarak yurtdışındaki büyük projelerimizden birini daha tamamlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Rusya'da, Sibirya Bölgesi'nin en büyük şehri Novosibirsk'te bulunan ve yakın zamanda kullanıma açılan uluslararası Tolmaçevo Havaalanı'nın inşaatını yaklaşık iki yılda tamamladık. Novosibirsk, Rusya'nın en kalabalık üçüncü büyük şehri. İnşa ettiğimiz, uzunluğu 300 metreden fazla olan tek bir kesintisiz cam şerit şeklindeki cephesiyle dikkat çeken bu hava terminali kompleksinin 56 bin metrekarelik kapalı alanı bulunuyor. Tolmaçevo Havaalanı yıllık 7,5 milyon yolcu kapasitesi ve 54 check-in masasıyla önemli bir aktarma merkezi olma özelliği de taşıyor. Tolmaçevo'nun Rusya'da hayata geçirdiğimiz ilk havalimanı projesi olmadığını belirten Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay: Rusya'nın ikinci büyük havalimanı olan ve Moskova hava trafiğinin yüzde 35'ini karşılayan Domodedovo Uluslararası Havalimanı'nın ikinci terminal binasının inşaatını da 2018 yılında tamamlamıştık. Rusya'da şu an 50'nin üzerinde aktif şantiyemiz bulunuyor. Uluslararası arenada en çok iş yapan 100 müteahhitten biri olarak, yurtdışındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz diye konuştu. Novosibirsk Tolmaçevo Uluslararası Havalimanı'nın yeni terminali törenle hizmete açıldı. Açılışı, online olarak törene katılan Başkan Putin yaptı. Havalimanının işletmecisi Novaport Holding'in Yürütme Kurulu Başkanı Roman Trotsenko, etkinlikte yaptığı konuşmada, terminalin inşaatını gerçekleştiren Ant Yapı'ya teşekkür etti."} {"url": "https://eqdergi.com/eq108/skyplus-meeting-roomda-ferah-toplantilar/", "text": "Kim demiş toplantılar sıkıcı olur diye! İstanbul'da, şehrin en merkezi noktalarından Şişli'de yer alan otelimiz Fraser Place Anthill, yepyeni bir toplantı salonuna kavuştu. Üç tarafı camla kaplı, müthiş bir manzarası olan Skyplus Meeting Room'da toplananlar, toplantıları hiç bitmesin isteyecek! Kapalı, kasvetli odalarda toplantı yapmaya alışmış iş insanlarını çok mutlu edecek bir haberimiz var. Şişli'deki lüks serviced apartments otelimiz Fraser Place Anthill'de, gelenlerin toplantıya doyamayacağı yepyeni bir salonumuz var: Skyplus Meeting Room. İstanbul'un en merkezi noktalarından birinde yer alması ve Taksim Meydanı, Sultanahmet gibi noktalara yakınlığı sayesinde hem yabancı konukların hem de Türkiye'den iş insanlarının yoğun ilgisini alan Fraser Place Anthill'in B Kulesi'nde, 54. katta yer alan Skyplus Meeting Room'un üç tarafı camla kaplı. Bu sayede müthiş bir manzaraya ve bol günışığı alarak ferah bir ortama sahip olan toplantı salonumuzda, camlarda yer alan perdeler kumandalı sistemle kolayca açılıp kapanabiliyor ve bu sayede projeksiyon yansıtmaları için karanlık bir ortam gerektiğinde bu hızlıca sağlanabiliyor. Büyüklüğü 200 metrekare, tavan yüksekliğiyse 2.95 cm olan salon U düzeninde 45 kişi, sınıf düzeninde 108 kişi, tiyatro düzeninde 159 kişi, banket düzenindeyse 120 kişi ağırlayabiliyor. Separatörler aracılığıyla aynı organizasyon için iki veya üç bölüme ayrılabilme özelliği bulunan salonda, tavandan veya ayaklı sistem barkovizyonla kolayca görüntü alınabiliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/antteras-nev-pek-yakinda/", "text": "Kurulduğumuz günden bu yana 'önce insan' diyerek çıktığımız yolda, hayata geçirdiğimiz projelerde önceliğimiz mutlu ve huzurlu yaşayanlar oldu hep... Özellikle temiz havası ve spor olanaklarıyla sakinlerine sağlıklı ve mutlu bir yaşam vaat eden Beylerbeyi'ndeki Antteras Nev projemizin ince detaylarına başladığımızı gururla bildiririz. Şehrin göbeğinde ama karmaşadan uzak, Beylerbeyi'nin eski İstanbul evlerinden esinlenerek inşa ettiğimiz Antteras Nev'de yaşam çok yakında başlıyor. Beylerbeyi Sarayı'na komşu, Boğaz'a nazır, huzurlu ve konforlu bir yaşam vaat ettiğimiz Antteras Nev, yoğun ilgi gördü. Kirazlıtepe-Küplüce sınırlarında konumlanan ödüllü projemiz Antteras'ın ikinci etabı Antteras Nev'de kaba inşaat bitti, ince işler de hızla devam ediyor. Osmanlı mimarisinin hakim olduğu Beylerbeyi'nin tarihi dokusuyla uyumlu olarak projelendirdiğimiz Antteras Nev, benzersiz bir mahalle hayatı konseptiyle oluşturuluyor. Eski İstanbul evlerinin asil bir temsilcisi olan Antteras Nev eşsiz Boğaz manzarasına sahip ve yaşayanların tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, konforlu bir proje olarak dizayn edildi. 18'inci yüzyıl mimarisinin izini süren villalarda oturanlar, 'ev'de olmanın huzurunu ve mutluluğunu sonuna kadar hissederken; şehrin tam göbeğinde ama kalabalıktan ve gürültüden uzak olan projemizin keyfini sürecek. Şehrin karmaşasına girmeden stres atıp sosyalleşmek isteyenler, hafta sonları çoluk çocuk keyifli vakit geçirmek isteyen aileler, başka bir yere gitmeye ihtiyaç duymadan, vakit kaybetmeden, burada bir arada aktiviteler yapabilecekler... Müthiş bir manzara, temiz hava ve kolayca erişilen sosyal yaşam alanlarıyla hayata geçirdiğimiz Antteras projemizi, adeta sağlıklı yaşamın adresi olarak tasarladık. Boğaz'ın Anadolu yakasında bir tepede konumlandırdığımız projemizde bulunan açık yüzme havuzu, çocuk havuzu ve fitness center'da spor yapmak bir ayrıcalık olacak. Site sakinleri sauna ve buhar odasında gevşeyip çocuklarıyla, özel tasarlanmış çocuk oyun alanında keyifli vakit geçirebilecek, sonra da kafeteryada kendilerine vakit ayırabilecekler. Türkiye'de ve dünyada inşa ettiğimiz ve etmekte olduğumuz birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Projenin ikinci etabı olan Antteras Nev'de de kullanılan tüm malzemeler ve yapılacak imalatlar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı teknik şartnamelerine uygun ve TSE normlarında hazırlandı. Farklı seçeneklere sahip 54 adet konutun bulunduğu projemizde her biri özenle tasarlanan 12 adet bahçe dubleksi, 12 adet çatı dubleksi, 24 adet 4+1 daire ve 6 adet 3+1 daire bulunuyor. Bahçe dubleksinin yanı sıra çatı dubleksi seçeneği de bulunan Antteras Nev'de geniş yerleşim planları ve sosyal alanlar yepyeni bir yaşam için sakinlerini bekliyor. Güzelliği şiirlere konu olan ve bizlere dünyanın en güzel şehrinde yaşadığımızı hissettiren Boğaz'a komşu bu ayrıcalıklı yaşam şansını kaçırmak istemeyenlerin tercihi olan Antteras Nev'de bitişe yaklaştığımızı duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Site Ortak Alanları: Kapalı sosyal tesis, havuz, barbekü, çocuk oyun alanı, spor sahası, yeterince ağaçlandırılıp çimlendirilmiş peyzaj düzenlemesi, yağmur suyu toplama şebekesi, su teminindeki kısıtlamaya karşı ortak alan sulanması ve konutların sınırlı sürede ihtiyacını karşılayabilecek su deposu ve hidrofor sistemi, güvenlik ve hizmet birimleri. Sosyal Tesisler: Fitness center, sauna, buhar odası, duş, kafeterya, çocuk oyun odası, barbekü alanı, havuz, yönetim mekanları. Otoparklar: Tüm konutlara 2'şer adet, projesine uygun ve blok asansör holleriyle bağlantılı kapalı otopark. Depolar: Projesine ve konut tipine göre bir adet kapalı depo. Güvenlik Sistemi: Ana girişte 7/24 hizmete uygun güvenlik binası, site girişi ve çevre duvarlarında yüksek çözünürlük ve gece/gündüz özellikli kameralar, dijital görüntü kayıt cihazları, konutlarda blok girişleri ve site güvenliği ile irtibatlı görüntülü interkom sistemi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/babalarimiza-sukranla-dolu-bir-kutlama/", "text": "Babalarımıza olan sevgimizin ve minnettarlığımızın altını çizdiğimiz o özel gün geldi... Hayatımızın her gününe iz bırakan babalarımıza ne kadar teşekkür etsek az! Babalar Günü, her yıl Haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanıyor. Bu özel gün, babalarımıza olan sevgi, saygı ve minnettarlığımızı ifade etmek için hepimize iyi bir fırsat. Babalık, elbette büyük bir sorumluluk ve özveri gerektiren bir görev. Ailelerimizin koruyucu kalkanı, güçlü omuzları ve ilham veren figürleri onlar... Yaşamın zorluklarıyla başa çıkıyor, bize destek oluyor ve kılavuzluk ediyorlar. Babalarımız, sevgi dolu kucaklarıyla bize güven veriyor ve hayatta karşılaştığımız engelleri aşmamız için bizi cesaretlendiriyorlar. Babalar Günü, babalarımızın sadece bir gün değil, her zaman takdir edilmesi gerektiğini bizlere hatırlatıyor aslında. Hangi yaşta olursanız olun ona özel bir hediye alabilir, güzel bir kart yazabilir veya birlikte geçireceğiniz kaliteli zamanla onlara değer verdiğinizi gösterebilirsiniz. Unutmayalım ki onlar da bizim sevgi, destek ve ilgimizle daha da güçlenirler. Haydi, fırsat bu fırsat ona yanında olduğumuzu hissettirmek için bu Babalar Günü'nü unutulmaz kılalım."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/benim-konseptim-sinir-tanimayan-muzik/", "text": "İlk konçerto icrasını 9 yaşında yapan ve dünyanın en iyi müzik okullarında eğitim alan piyanist ve besteci Ayşedeniz Gökçin, Pink Floyd şarkılarını, 19. yüzyılın klasik müzik bestecilerinden Liszt'in tarzında yorumlamasıyla dünya çapında tanındı. Önümüzdeki günlerde yeni albümü yayımlanacak olan sanatçıyla keyifli bir söyleşi yaptık. Onun alametifarikası, klasik müziğe yenilikçi bir tarzla yaklaşması. Londra'da Kraliyet Müzik Akademisi'nde okuduğu dönemde, ünlü rock grubu Pink Floyd'un şarkılarını piyanoyla yorumlamaya başladı ve dünya çapında ünlenmesi de bundan sonra oldu. Pink Floyd resmi sayfasında AyşeDeniz'in aranjmanlarından Günümüze kadar Pink Floyd şarkılarının binlerce yeni düzenlemeleri yapıldı. Ancak, grubun 3 parçasına getirilen yeni yaklaşım, klasik müzik dünyasının hayal gücünü uyandırdı. Londra Kraliyet Akademisi'nde yüksek lisansını bitiren genç Türk piyanist AyşeDeniz Gökçin, Floyd'un müziğini Liszt tarzında yeniden yorumladı diye bahsedildi. Bunun ardından yetenekli sanatçı binlerce prog-rock hayranının ilgisini çekti ve 'Pink Floyd Classical Concept' albümü ortaya çıktı. Kurt Cobain'e ithaf ettiği 'Nirvana Project' albümü ise Kasım 2015'de piyasaya çıktı ve Birleşik Krallık'ta iTunes 'En İyi Klasik Albümler' kategorisinde ilk 10'a girdi. AyşeDeniz bugüne dek farklı ülkelerdeki festivallere katıldı, pek çok şehirde konserler verdi. 2016'da 'Yılın Piyanisti' Donizetti Klasik Müzik Ödülü'nü kazanan sanatçının 2019 Ocak'ta besteci kimliğiyle çıkan albümü 'Earth Prelude' İngiltere, Amerika, Türkiye ve İtalya'da iTunes klasik chart'larda ilk 10'a girdi. 2019 Subat'ta çıkan 'Senses' albümüyle de klasik köklerini unutmayarak Beethoven'in 250. doğum yılına hazırlık olarak kaydettiği 5 ikonik sonatı şu an iTunes, Spotify gibi dijital platformlarda yer alıyor. AyşeDeniz, 2018'de BBC Music Magazine'de 3 yükselen yıldız arasında gösterildi, 2019 Nisan'da ise Kawai sanatcı listesine girdi. Videolarını Youtube 'ADPianist' kanalından ve Instagram @ADPianist hesabından takip edebilirsiniz. O albümde ses tasarımcısıyla birlikte çalıştık. Elektronik efektler var. O piyano kayıtlarını aldı, esnetti, yavaşlattı, geri çevirdi ve onların üzerine ses tasarımı yapıldı. Amacı da bütün o mekanik ve endüstriyelleşmeyle insan olmanın karşıtlığı ve birleşmesini simgelemekti. Rock müziği klasik formda çalan ve bunu daha çok sofistike ve akademik olarak yapan ilklerden biriyim. Diğerleri cover oluyor zaten. Benim yaptıklarımı idrak etmek başlarda zor geldi insanlara. Buradaki amacım aslında kendi dinlediğim müzikleri birleştirmek. Kendi yaşıma hitap edebilmek. Kendim için yaptığım bir şeydi yani aslında bu. Mastır yapıyorum. Liszt'in hayatını okuyorum o sıra. 2011'de 300. yılı kutlanacaktı. Bu adam o dönemin rock starıymış resmen. Müziğe getirdiği yenilikler o kadar çok ki... Hatta hayat tarzı da ona uygun. İnanılmaz popüler. Kadınlar o kadar çok saçlarından parçalar istiyorlarmış ki, kendi saçları azalınca köpeğinin tüylerinden bukleler vermeye başlamış. Piyano resitalini bulan insan... Müziği elitler özelinden çıkarıp yaşamın içinde, herkes tarafından daha çok kullanılabilecek bir şeye dönüştürüyor. Evet. Bu benim hassas noktam çünkü çocukken arkadaşlarım, hiç klasik müzik dinlemeden, önyargılı bir şekilde Çok elitsiniz diyordu ve çok sıkıcı buluyorlardı klasik müziği. 'Keşke klasik müziğin gerçek özelliklerini öğrenebilseler' diye düşünürdüm. Velhasıl Kraliyet Müzik Akademisi'ndeyken ilk aranjmanımı derse götürmüştüm. Profesörüm dinledi. Tam çalarken beni bir anda durdurdu. Beni dersten atacak sandım. Sonra birden Dur biraz da ben çalayım dedi ve piyanonun başına geçti. Çok hoşuna gitti. Benim de çok hoşuma gitti, bu kadar açık görüşlü, vizyoner birinden eğitim alıyor olmak. İlk Pink Floyd uyarlamam zaten o yüzden viral oldu. 2013'tü. Onların 23 milyon takipçisi vardı. Paylaştılar resmi hesaplarında. Albüm yoktu daha o zaman. İlk üç parça Soundcloud'daydı. Öyle olunca benim de ciddi bir sosyal medya takipçi kitlem oluştu. Sonra albüm geldi. Arjantin konserinde de prömiyerini yapmıştım o albümün. Bir yandan konserler var. Bir yandan Spotify gibi online platformlar var. Kendi bestelediğim eserlerin ya da aranjmanların nota satışları var, dijital olarak. Yakın zamanda bir Patreon hesabı açtım. Bu, klasik müzik meraklıların sizi desteklemek ve sizinle tanışmak için üyelik ücreti ödedikleri bir sistem. Her ay Zoom partileri yapıyorum ben kendi destekçilerime. Üç kategorisi var. Biri aylık 9 dolar. Bunu verince benim Zoom partilerime gelip, benimle bire bir tanışıp sorular sorabiliyorlar. Biri 15 dolarlık üyelik. Ona üye olanlar, bir albüm çıkacağı zaman ilk kez dinleyebiliyor mesela. Ben bunları gümüş, altın ve pırlanta olarak isimlendirdim. Pırlanta olanın tabii daha yüksek bir fiyatı var ama mesela o üyelere özel beste yapıyorum. Örneğin babası için onun adına bir beste isteyenler olabiliyor. Onun ismindeki harfleri notaya çevirerek yapıyorum o besteyi. Ayrıca her konsere bileti oluyor pırlanta üyelerin. Burada dinleyicilerimle bire bir temas edebildiğim için benim için de besleyici oluyor. Evet. Bunu ilk kez ocak ayında, doğum günümde yaptım. Ben şimdi Los Angeles'ta yaşıyorum. Arkadaşlarımın çoğu Londra'da kaldı. Oradaydım çünkü 9 yıl boyunca. Dolayısıyla fiziksel parti yapabileceğim bir durum yoktu. Babam da Kendi fan'larına bir parti yapsana Zoom'dan dedi. Çok kişi katıldı. Herkes kekler aldı, mum yaktılar. Dünyanın her yerinden doğum günümü kutladılar yani. Sonra daha sık Zoom partisi yapmaya başladım. En son yeni single'ım çıktığında maskeli balo olarak yaptım partiyi, herkes maskelerini takıp geldi. Bir sonraki de albüm partisi olacak. Albüm 2 Haziran'da çıkıyor. Adı 'Patterns'. 13 parça var. Hepsi benim orijinal bestem. Film besteleri gibi. İlk kez televizyon ve film sektörü için müzik yazdım. İngiltere'de Song Library diyorlar. Firma sizin yazdığınız müziği sonradan televizyon, medya yaratıcılarına lisanslıyor. Mesela BBC bir dedektif programı yapmak istiyorsa, oradan benim müziğimi kullanabiliyor, lisansını ödeyerek... Bu albüm çok büyük bir prodüksiyon oldu. 22 tane yaylı benimle birlikte çaldı. Kaydı İngiltere'de yaptık. 'Ben kimim, benim değerim ne' sorgulamasını çok yaptım. Bir yerde bir konser veriyorum diyelim, 700 kişi dinliyor. Alkış kıyamet. Ama ben o konserden 750 lira kazanmışım. Çünkü bana İyi bir tanınırlığın olur demişler. Bundan dolayı ben iş modelimi değiştirdim yıllar içinde. Konserleri kendim organize etmeye, biletleri kendim satmaya başladım. Londra'da öyle 5 konser verdim. İtalya'da 1 tane verdim. Mesela Beethoven'a doğum günü partisi yaptım. Bir kilise kiralayıp Beethoven remix'leriyle silend disco tarzında bir konser yaptım. Evet. Her biri farklı konseptlerde... Mesela bir Chopin konserinde, iki sanatçı ayarladım. Ben konser verirken aynı anda onlar da arkada Chopin'in iki farklı tarzda portresini çizdi. Şimdi 1 Haziran Londra, 6 Haziran Paris, 11 Haziran Antalya Açıkhava Tiyatrosu konserlerim var. Aslında genel olarak benim konseptim borderless, yani sınır tanımayan müzik. Klasik müzisyenlerin rock'ı altta görmesi ya da klasik müzisyenleri ya da müzikseverleri elitist olarak görmek... Benim şöyle bir görüşüm var. Bir kere herkes insan. Ve eğer beğenilen bir şey varsa bir müzikte, onun da kendine özgü bir kalitesi vardır. Siz beğenmeyebilirsiniz ama bu dışlayabilirsiniz anlamına gelmez. Ben üniversitede okurken pop şarkıları, aşk şarkıları filan yazardım mesela. Klasik müziğin mükemmelliyetçi ve disiplinli hayatına biraz ara vermeye ihtiyaç duyardım. Onları da bir ara sürpriz bir şekilde çıkaracağım. Film müziklerine odaklanmak için taşındım. Bestelerimin film müziklerinde kullanılmasını çok istiyorum. Yönetmenlerle çalışmak istiyorum. Bunun için de Hollywood'a yakın olmak önemliydi. Ama ben İngiltere'den buraya taşındım ve bu son albümün teklifi İngiltere'den geldi, çok komik oldu. Neyse ki firmanın burada ofisi var. Ama şimdi burada herkes beni besteci olarak tanıyor. Türkiye'de Pınar Toprak kimdir diye sorsanız, tanıyan pek kimse olmaz mesela. Ama burada pek çok önemli filmin müziklerini o yapıyor. Bir sonraki aşamada bir filme özel müzik üretmek istiyorum. Bunun için de bu habitatın içinde olmak önemliydi. Vardı, bitti. Hattı albümdeki bir beste onunla ilgili. Adı da 'Özgürlüğün Labirenti'. Benim özgürlüğe gidişimle ilgili."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/benim-tutkum-yaratici-olan-her-seye/", "text": "Türkiye'de dekorasyon deyince ilk akla gelen markalardan biri Koleksiyon. Markanın kurucusu, duayen tasarımcı Yüksek Mimar Faruk Malhan, aynı zamanda Anthaven'da komşumuz. Kendisiyle EQ Dergi için sohbet etme imkanı bulduk. - Faruk Bey, Türkiye'nin en köklü markalarından birinin kurucusu, eğitimi ve bakış açısıyla alanında uzman nadir iş insanlarımızdan birisiniz. Bize çok kısaca mesleğinize bakışınızı ve başarılı, özgün bir marka yaratmanın sırlarını verir misiniz? Benim, Koleksiyon markasının oluşumunda ve başarısında esas katılımım, iş insanı özelliklerim dışında tasarımcı özelliğimdir. Kurulduğu 70'li yıllarda, tasarım denince İtalyan mobilya akla gelirdi. Esasında İtalya gibi İsveç, Danimarka, Finlandiya'da da tasarımcılar, mimarlar önemli oyuncular olarak pazarda yerini almışlardı. Fransa, Almanya, İngiltere ise daha kendi popüler beğenileri içinde jenerik beğenilerini oluşturmuşlardı. Benim mükemmeliyetçi ve yenilikçi üslubum ürüne, mesleğe, yönetime bakış açımı oluşturur. Tasarım yaklaşımı için yaratıcı düşüncenin gelişimi ön şarttır. Benim düşünceme göre varlıklara, olgulara, süreçlere nereden bakıldığı, nelerin görüldüğü veya nelerin görülmek istendiği yeterli değildir; algılar oluşabilir ama algılar gerçekleri anlamamıza, yaratıcı süreçlere geçmemize yetmez. Tüm görünenler gerçek olsaydı yaratıcı düşünceye, tasarıma gerek olmazdı. Benim tutkum güzele, özene, emeğe, isyana, yeniye velhasıl yaratıcı olan her şeye oldu. Koleksiyon böyle yaratıldı. - Son dönemde neler yapıyorsunuz? Hiç sormayınız, Covid döneminde torunumun kişisel gelişim üzerine bazı sözlerine takıldım. Onu dinledikten sonra 'Yaratıcı Düşüncenin Gelişimi Gençliğe Övgü' adlı bir kitap yazdım. Kişisel gelişim kuramlarını özetledim, yaratıcılığın insan tarihinde gelişimini derledim, bebeklikten yetişkinliğe nöro bilim ışığında kişisel gelişimi anlattım. Nobel Yayınları'ndan yayımlanan kitabı internet üzerinden alabilirsiniz. Sonrasında umut üzerine bir kitaba giriştim. Çalışmalarım beni yitirilen hafızaya, geçmiş ile kopuşun gelecek için yönsüzlüğe gidişin endişelerine düşürdü. Hafızayı toplum ve kişi üzerinden çalışıyordum ki, deprem oldu. Şimdi ahşap ev tasarımına başladım. Bu tasarım beni, ev tasarımından önce ev inşa etmenin ontolojik kurulumuna götürdü, yolun başındayım. Bu arada oğlum Koray ile yeni nesil ortak mekanlar, dolap ve masa sistemleri üzerine iki tasarım yaptık. Biri İngiltere'den, diğeri Amerika'dan iki ödülle taltif edildi. Arada yeni çay bardakları, kahve fincanları, tek tük de olsa dış mekan mobilyaları çizdim. - Ailenizden biraz söz eder misiniz? Özel hayatı bu sohbete eklemek istemem, konuşmalarımız oldukça kamusal açılımlar üzerine oldu, Koleksiyon üzerine de genel ve kamusal açıdan konuştuk. Koleksiyon halka açılmış durumda, aileden ikinci nesil işin başında. Çalışmaları, yönetimi kamusal alana almak üzerine sürdürüyorlar. Tüm Koleksiyon çalışanları karınca kararınca hisseler aldılar. Ben yönetim kurulu üyesi bile değilim. Tasarımcı olarak çalışıyorum. - Koleksiyon Mobilya'nın dününü, bugününü ve yarınını özetlemenizi istesek, neler söylersiniz? Koleksiyon ilk günden bu yana çağdaş beğenisi, tasarım ve kalite beklentileri yüksek kişiler tarafından ilgi gördü. Değer önerileri ile satışları, ev mobilya pazarının seri, ekonomik fiyatlı, vadeli satışlara ilgisi ile bir çatışmayı barındırdı; elit ve ödeme gücü olan bir müşteri tabanında sınırlı kaldı. Ofis, eğitim, sağlık sektörlerindeyse daha yüksek beklentilere çıkılınca, daha çok markaya teveccüh gösterilir oldu. Koleksiyon'un yarınını daha çok Batı ülkelerinin büyük oyuncuları arasında geçireceği düşüncesindeyim. Tasarım yetkinlikleri ve performansı bakımında Batı ile karşılaştırıldığında öncü markalar arasındaki konumunu hep koruyacak. Ülkemizde ise kalite, tasarım, çevreye duyarlı ürün, üretim tekniklerine duyarlı kitleler, firmaların öncelikli tercihi olmaya devam edecek. - Bugünün gençlerini, Z kuşağını nasıl buluyorsunuz? Onlara neler önerirsiniz? Bireylerin yaşamdan, toplumdan beklentiler içinde yaşadıklarını, edilgen bir düşünce yapısının onların birey ve toplum bilincini kuşatmış olduğunu görüyorum. Esas olması gereken; yaşama, topluma karşı bireylerin görevli doğduklarının bilincinde olmalarıdır. Böylesi bir farkındalık canlı doğasının varoluş açılımıdır. Böylesine farkındalık bireye ve topluma aktif veya proaktif enerjiler yükler, umuda yolculuğun başlangıç çizgisidir. Bu yeni kuşağı iki çizgide buluşmaya çağırırım. Biri hafıza, diğeri umut. Yaratıcılık insanı tüm diğer canlılardan ayıran fıtratına yerleşik özelliktir. Günümüzde nesiller, küçük dünyalı büyük teknisyenler olarak yetiştiriliyor. Bu, onları umutsuzluğa sürüklüyor. Bizlerin sübjektif olarak farkında olmadan, objektif olarak yaptığımız budur. Böylesi oluşum umuda yönelimi düşürmektedir. Umut geleceğe dair bir kurulumdur, toplum ve değişim referanslıdır. Bu yeni nesil, neyi görmeleri isteniyorsa onu görüyor, neyi düşünmeleri isteniyorsa onu düşünüyor ve biz bu halin çok da farkında değiliz. İçinde bulundugumuz dönemeçte yeni neslin hangi varoluşsal soru ve soruna hangi bağlamlarda odaklanacağı önemlidir. Bu yeni neslin gelişimsel farkındalığı, değiştiği ve değiştirebildiği ölçülerde oluşacaktır. Anthaven her anlamda çok başarılı. Herkese ait alanların birimizi ait alanlardan çok olması önemli. - Anthaven'da yaşamak sizin için nasıl bir tecrübe, biraz söz eder misiniz? Böyle bir projeyi arkadaşım Mimar Aykut Mutlu Alaçatı'da uygulamaya başlamıştı, oradan tanıyorum. Ancak Anthaven her anlamda çok başarılı. Öncelikle herkese ait alanların birimize ait olanlardan çok olması, inşaat kalitesi ve özellikle yönetimin elini projenin üzerinden çekmemiş olması çok önemli. Belki ortak etkinliklere daha çok yer verilmesi, komşuluk ilişkilerinin zenginleştirilmesi sakinler için yararlı olacaktır. Böyle bir sitede yerleşimin fiziksel özelliklerden önce sakinlerin özellikleri, paylaşılanların çokluğu önemlidir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/bogazici-istihdam-zirvesinde-potansiyel-is-arkadaslarimizla-bulustuk/", "text": "Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Boğaziçi İstihdam Fuarı'nda farklı sektörlerden öncü firmalar yer alıyor. Ant Yapı olarak biz de fuara katıldık ve beş otelimiz ile devam eden Antteras Nev projemiz için adaylarla görüştük. Farklı sektörlerden öncü firmaların katılımı ile gerçekleştirilen Boğaziçi İstihdam Fuar'ının üçüncüsü bu yıl, 10-11 Mayıs 2023 tarihlerinde Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde düzenlendi. Sağlık, turizm, inşaat, hazır giyim, iletişim gibi sektörlerden 67 firmanın katılımı ile gerçekleştirilen zirvede, firma yetkilileri ile adaylar bir araya geldi. Firma yetkilileri adaylara kariyer fırsatlarıyla ilgili bilgiler verdi. Biz de Ant Yapı olarak Türkiye'de faaliyet gösteren beş otelimiz ve devam eden konut projemiz Antteras Nev için adaylarla görüştük. Faaliyetlerimiz hakkında adaylara bilgi vererek başvurularını aldık. 100'ün üzerinde aday görüşmesi gerçekleştirdiğimiz fuara katılım yoğun ve projelerimize ilgi oldukça yüksekti."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/en-klas-babalara-en-sik-hediyeler/", "text": "Her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü kutlanan Babalar Günü, bu yıl 18 Haziran'da kutlanacak. Hediye almak için bolca vakit var ancak karar vermekte zorlanıyorsanız ister klasik ister spor tüm babalara hitap edecek, sezonun trend modellerine göz atabilirsiniz. - Amouage Dia EDP 100 ml Erkek Parfüm 7.955TL - Amouage Epic Man EDP 100 ml Erkek Parfüm 7.955TL - Balmain Logo Baskılı Organik Pamuk T-shirt 304 - Balmain Logolu T-shirt 381 - Burberry Logolu T-shirt 439 - Cartier Eyewear Santos de Cartier Sunglasses 1.891 - Dolce & Gabbana İnce Çizgili Kruvaze Takım Elbise 2.960 - Dolce & Gabbana Kargo Pantolon 995 - Montblanc Around the World in 80 Days LeGrand Dolma Kalem 21.450TL - Montblanc Writers Edition Homage to Brothers Grimm Kalem 26.450TL - Prada Siyah Erkek Deri Ayakkabı 16.250TL - Rick Owens Kargo Pantolon 1.160 - Tag Heuer Connected Calibre E4 Erkek Kol Saati 43.450TL - The Anoukis Safir ve Kuzey Yıldızı 8 Ayar Yellow Gold Erkek Yaka İğnesi 11.600TL - Valentino Garavani Netrunner Sneaker 910 - Valentino Garavani Siyah Erkek Deri Evrak Çantası 59.950TL"} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/jupiter-bogaya-gecince/", "text": "Reklamcı Nihan Urel, aynı zamanda çocukluğundan beri ilgilendiği astrolojiyi kendi hayatında kullanan bir iş insanı. 6 Şubat depremi, Taksim patlaması, Rusya-Ukrayna savaşı ve daha birçok olayı tam tarihiyle öngören Urel, iş ve siyaset dünyasına astroloji danışmanlığı da yapıyor. Nihan Urel, EQ derginin yeni sayısı için özel bir yazı kaleme aldı. Güneş Sistemi'nin fiziksel olarak en büyük gezegeni Jüpiter Boğa Burcu'na geçti. 16 Mayıs 2023-26 Mayıs 2024 arasında bu burçta seyahat edecek. Jüpiter'in Boğa burcu hareketi, Türkiye için toprak ve gayrimenkulle ilgili konuları da hareketlendirecek. Konut alımını teşvik, kolaylaştırma, destek kampanyaları yapılabilir ve gayrimenkul fiyatlarının, son üç yıldaki tüketici için erişilmezliği artık değişebilir. Koçların özgüveni yerine geliyor. Kendilerine verdikleri değer artıyor. Fiziksel sağlıkları yerinde. Ve Koçlara bu sene para geliyor. En sosyal burç olan İkizler için ruhsal konuların önem kazandığı, bazı sebeplerden izole olabilecekleri bir sene. Sorumlulukları artabilir. Hayata dair yeni felsefeler geliştirebilirler. Keyifli yurtdışı seyahatleri olabilir. Yeni umutlar, yeni insanlar, yeni arkadaşlıklar, yeni sosyal çevre... Sosyal medyada ünlenmek isteyen Yengeçler için de harika fırsatlar sunan bir sene. Popüler olacakları bir dönem. Aileden, kariyerden yana şanslı, destekler alacakları bir sene Aslanlar için. Gururla taşıyacakları unvanlar geliyor. Gelecekleri için sağlan adımlar atmışlarsa kalıcı sonuçlarını alacakları, görkemlerine görkem katılacak bir dönem. Yurtdışına gitmek isteyen Başaklara yol görünüyor. Eğitim, kendilerini geliştirecek bilgisel, ruhsal konular bir sene boyunca Başakları meşgul edecek. Mahkemelerle ilgili konularda da şanslılar. Terazilere bu sene emeklerinin dışında bonus paralar var. Ayrıca yasak aşklara meyilli olabilirler. Korkularıyla yüzleşebilirler ama bu yüzleşme hiçbir şeyin korktukları gibi olmadığını gösterecektir. Miras, alacak-verecek konularıyla ilgili beklentisi olan Terazilerin yüzü gülüyor. Yaylar oldukça meşgul, işleri yoğun. Sağlık konularında özenli olmaları, günlük rutinlerini düzenlemeleri gereken bir sene. Bir yardımcı, asistan arayan Yaylar bu desteğe kavuşacak. Oğlaklara bu sene aşktan ve çocuktan yana şans var. Hayattan daha fazla keyif alacak ve kendilerini mutlu etmeyi öğrenecek, gevşeyecekler. İsteyen Oğlaklar kolaylıkla çocuk sahibi olacak. Paradan yana şanslılar. Kovaların içsel mutluluğu artacak. Aileyle ilgili konular gündemlerini meşgul edebilir. Uzun yıllar elden çıkarmayacakları bir gayrimenkul satın alabilirler. Balıkların leyleği havada gördükleri bir sene. Sık sık seyahat edecekler. Yeni arkadaşlar, yeni çevre, yeni mahalle, yeni araba önümüzdeki bir senenin gündemi olacak. Birkaç farklı iş üzerinde çalışabilirler."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/kadinlarimiz-avrupanin-zirvesinde/", "text": "Bu sezon kadın takımlarımız üç farklı branşta Avrupa'nın zirvesine çıktı. Voleybolda, basketbolda ve hentbolda gücümüzü dünyaya gösterdik. Türkiye'de kadınların çilesi bir türlü bitmiyor. Kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin sonu ne yazık ki gelmiyor. Bir yandan da erkeklerle eşit haklara sahip olmak için mücadele etmeleri gerekiyor. Spor, kadınların pes etmeyen yapılarıyla seslerini duyurdukları, başarıdan başarıya koştukları alanların başında geliyor. Bu sezon kadın takımlarımız üç farklı branşta Avrupa'nın zirvesine çıktı. Kadın takımlarımızın görkemli sezonunda ilk kupa basketbolda geldi. Fenerbahçe, EuroLeague'in en büyük favorilerinden biriydi. Ama akıllarda hep 'ya yine olmazsa' endişesi vardı. Çünkü bundan önce bu organizasyonda 8 kez Final Four'da yer almış, dört kez finalde kaybetmişti. Buna karşın kulüp küsmedi, pes etmeden yoluna devam etti. Sarı-lacivertliler, bu sezon EuroLeague'de grubunu lider tamamladı. Çeyrek finalde Macar temsilcisi Sopron'u eleyerek adını son 4 takım arasında yazdırdı. Çekya'nın ev sahipliği yaptığı Final Four'da İtalya'nın Beretta Famila Schio takımını yenerek final biletini alan Fenerbahçe'nin önünde şampiyonluk için bir adım kalmıştı. Sarı-lacivertlilerin kupayla arasındaki tek engel, bir başka Türk takımıydı. Henüz 2017'de kurulan Mersin Yenişehir Belediyesi Çukurova Basketbol Spor Kulübü, tıpkı Fenerbahçe gibi grubunu lider tamamladı. Çeyrek finalde İspanya'dan Bourges'i eleyerek dörtlü finale geldiler. Yarı finalde ise ev sahibi ülkenin temsilcisi USK Praha'yı devirerek şampiyonluk mücadelesi için parkeye çıkmaya hak kazandılar. 16 Nisan'da oynanan final Türkiye ve kadınlarımız açısından bir gurur tablosuydu adeta. İki temsilcimiz kadın basketbolunda kulüpler düzeyinde Avrupa'nın en büyüğü olabilmek için sahadaydı. 40 dakika sonunda sevinen Fenerbahçe Alagöz Holding oldu. Sarı-lacivertliler nihayet şeytanın bacağını kırmış ve çok arzuladığı kupayı havaya kaldırmıştı. Kazanılan kupalar binlerce kız çocuğuna ilham veriyor ve kadın sporcu havuzumuz genişliyor. Basketbolun ardından bu kez hentbolda geldi şampiyonluk. Hepsi değerli elbet ama bu başarı kadınlarımızın zaferleri arasında özel bir yere sahipti. Çünkü bu branşta ilk kez bir temsilcimiz Türkiye'ye Avrupa kupası getirdi. Hentbolda sadece 3 yıllık bir mazisi olan Antalya Konyaaltı Belediyesi, EHF Avrupa Kupası'nda sırasıyla Yunanistan, Ukrayna, Portekiz, Türkiye, Slovakya temsilcilerini yenerek İspanyol ekibi Guardes ile şampiyonluk için oynama hakkını elde etti. Finalin ilk ayağını deplasmanda 23 -17 kaybeden 'Mavi Kelebekler' lakaplı temsilcimiz, rövanşı seyircisinin de büyük desteğiyle 33-20 kazanarak tarihi bir başarıya imza attı. Ve sahneye son olarak olağan şüpheliler çıktı. Türkiye'nin en başarılı olduğu spor dalı kadın voleybolunda başarılara alışmıştık. Ama bu kez çok daha özel bir hikaye yazıldı. Şampiyonlar Ligi'nde sezon başlarken en büyük favoriler arasında temsilcilerimiz VakıfBank, Eczacıbaşı Dynavit ve Fenerbahçe Opet ile İtalyan takımları Imoco ile Novara gösteriliyordu. Nitekim bu takımlardan dördü engelleri aşarak son dört arasına kaldı. Ve ne mutlu ki üç ekibimiz de yarı finalistler arasındaydı. Eczacıbaşı Dynavit, yarı finalde Ebrar Karakurt'un formasını giydiği Novara'ya üstünlük sağlayarak final biletini kaptı. Diğer eşleşmede ise büyük mücadele yaşandı. Fenerbahçe Opet, ilk maçta VakıfBank'ı 3-0 yenerken, rövanşı kazanan aynı skorla Guidetti'nin öğrencileri oldu. Altın sette rakibini geçen VakıfBank final vizesini aldı. Böylelikle Kadınlar Şampiyonlar Ligi tarihinde ilk kez iki takımımız şampiyonluk maçı oynamaya hak kazandı. Torino'daki tarihi finalde rakibini 3-1 yenen VakıfBank, 6'ncı kez Avrupa'nın en büyüğü olurken, Eczacıbaşı Dynavit de Cumhuriyet'in 100'üncü yılındaki bu anlamlı karşılaşmanın içinde olmanın haklı gururunu yaşadı. Başta da belirttiğimiz gibi kadınlar ülkemizde ne yazık ki hak ettikleri değeri görmüyor. Buna karşın başta spor olmak üzere hayatın pek çok alanındaki başarılarıyla adeta sisteme isyan ediyor ve 'biz buradayız' diyorlar. Elbette ki gelen başarılarda yabancı oyuncuların da mühim katkısı var. Ancak kazanılan kupalar binlerce kız çocuğuna ilham veriyor ve kadın sporcu havuzumuz genişliyor. Kaliteli isimlerle beraber oynamak bizim sporcularımızı da geliştiriyor, milli takımlara da olumlu yansıyor. Bize de bu mutlulukları yaşatanlara teşekkür etmek, 'spor kadınlarla daha güzel' demek düşüyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/lezzetli-ama-fit/", "text": "Sağlıklı seçimler yapmak her zaman çok kolay değil... Sağlıklı yemekler hazırlamak için zaman ve enerji bulmak da zor olabiliyor. Biz de sizler için biri tatlı biri tuzlu iki pratik tarif hazırladık. Unutmayın, sağlıklı bir yaşam tarzı, hayatınızı daha keyifli yaşamanıza olanak tanır. - 1/2 su bardağı fıstık ezmesi - 2 su bardağı yulaf sütü - 2 yemek kaşığı bal - 2 yemek kaşığı şekersiz kakao - 1/2 su bardağı chia tohumu - 1 çimdik tuz - 1/2 su bardağı yaban mersini - 1 yemek kaşığı badem - Birkaç dal taze nane Yapılışı: Fıstık ezmesi, yulaf sütü ve balı bir kasede birleştirin ve homojen olana kadar karıştırın. Kakao, chia tohumu ve tuzu ekleyip tekrar karıştırın. Kabın üzerini kapatıp en az 4 saat veya sabaha kadar buzdolabında bekletin. Karışımı yüksek hızlı blender ile kremsi bir doku elde edinceye kadar karıştırın. Bardaklara paylaştırıp yaban mersini, badem ve nane ile süsleyerek soğuk servis edin. - 700 gr. kemiksiz ve derisiz tavuk göğsü - 1/4 bardak soya sosu - 1 tatlı kaşığı Worcestershire sosu - 2 yemek kaşığı taze limon suyu - 2 yemek kaşığı portakal suyu - 2 yemek kaşığı bal - 1 tatlı kaşığı kıyılmış sarımsak - 1 çay kaşığı taze rendelenmiş zencefil - 1,5 çay kaşığı tuz - 1 yemek kaşığı zeytinyağı - 1 çay kaşığı pirinç sirkesi - 1 çay kaşığı Sriracha - 2 büyük kapya biber - 1 beyaz soğan - 1 kırmızı soğan - 1 orta boy kabak - 1 baş sarımsak - 1 yemek kaşığı zeytinyağı - 2 çay kaşığı susam yağı - 1 yemek kaşığı taze limon suyu - 2 çay kaşığı kıyılmış sarımsak - 1/2 çay kaşığı taze, rendelenmiş zencefil - 1 çay kaşığı tuz - 2 çay kaşığı pirinç sirkesi - 1 yemek kaşığı taze doğranmış kişniş - 1 çay kaşığı bal Yapılışı: Tavuk marine sosunu hazırlayın ve tavuklarla harmanlayın. 30 dakika-2 saat arası üstü kapalı olarak buzdolabında bekletin. Biberleri ve soğanı iri küpler halinde doğrayın. Kalan malzemeleri bir kapta iyice birleşene kadar çırpın. Biber ve soğanı ekleyip, nazikçe harmanlayıp kenarda bekletin. Tavuk ve sebzeleri şişe dizin. Izgaranızı 200 dereceye ısıtın ve her yüzü 5-7 dakika, tavuklar pişene kadar çevirerek pişirin. 3 dakika dinlendirip servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/o-son-irmak-kurumasin-diye/", "text": "Bu durumu iyileştirmek için günlük alışkanlıklarımızdan vazgeçmeden, sadece bazı davranışlarımızı değiştirmeyi öğrenerek 'sürdürülebilir' yaşayabilir, doğaya ve diğer canlılara saygılı bir yaşama sahip olabiliriz. Böylece ihtiyacımız olmayanı tüketmekten vazgeçip hem kendimiz hem doğadaki diğer canlılar için pozitif bir etki yaratabiliriz. Uzun zamandır daha çok duymaya başladığımız 'sürdürülebilir yaşam' kavramı aslında; yeryüzünün kısıtlı kaynaklarını şahsi kullanım oranımızı azaltıp daha çevre dostu bir yaşam sürdürmek üzere birtakım değişiklikler yapma fikridir. Ana fikir 'Var olanı korumak ve devamlılık sağlamaktır'. Çevresel, toplumsal ve ekonomik olmak üzere üçe ayrılan sürdürülebilirlik, aslında birbirinin devamı olarak ilerler. 'Toplumsal sürdürülebilirlik' sağlandığında yaşam standartları yüksek, gelişmiş bir toplum, kapsayıcı bir iş piyasası oluşturuluyor; böylelikle 'ekonomik sürdürülebilirlik' de sağlanmış oluyor. Şu an sahip olduğumuz doğal kaynakları yalnızca tüketerek değil, yerine koyarak ve dönüştürerek doğayla uyumlu bir şekilde var olmayı ise 'çevresel sürdürülebilirlik' olarak tanımlayabiliyoruz. Bunu çevresel sorunlara çözümler üretme arzusu ve karbon ayak izini azaltma, küresel ısınma ve iklim kriziyle mücadele, geri ve ileri dönüşüm için aksiyon alma gibi adımlar takip ediyor. Yani aslında sürdürülebilir yaşam bu üç boyutuyla sağlandığında hem toplum, hem ekonomi hem de çevre için büyük değişimler oluyor. Peki, tam bu noktada sıkça duyduğumuz destekleyici adımlar olan 'geri ve ileri dönüşüm' ne anlama geliyor? İkisi de temelde atıkları değerlendirme yöntemi. İleri dönüşüm, bizim için işlevini kaybetmiş bir ürünü veya bir atığı yeniden başka bir işlevle kullanmak için form vermek demek. Geri dönüşüm ise atıkları doğru mühendislik işlemlerinden geçirerek yeniden işlevlendirme süreci. Çevre dostu bir şekilde yaşamak, bireysel karbon ayak izimizi azaltmak ve böylece gezegenimizi korumak mümkün. Her birimiz, öncelikle kişisel ayak izimizden yola çıkmalıyız. Ekolojik ayak izimizin önemli bir kısmı karbon salımına neden olacak faaliyetlerden oluşuyor. Doğal kaynakları ne kadar tükettiğimiz, ne kadar karbon salımına neden olduğumuz, şu sorulara verdiğimiz yanıtlarda gizli: Yemek düzeninizde et mi ağırlıkta yoksa sebze mi?, Aldığınız gıdanın ne kadarını israf ediyorsunuz?, Şehir içi ulaşımda hangi aracı tercih ediyorsunuz?, Bir yılda ne sıklıkta uçak yolculuğu yapıyorsunuz?, Evinizi neyle ısıtıyorsunuz?, Elektronik cihazlarınızı fişe takılı bırakıyor musunuz?, Enerji verimliliği sağlayan ampul ya da beyaz eşyaları tercih ediyor musunuz?, Geri dönüşüm yapıyor musunuz? Bu testin sonunda enerji ve kaynak kullanımınızın hangi seviyede olduğunu görebilirsiniz. Unutmayalım ki, denklemin bir yanında toplumun talepleri bulunuyor; bitkisel ve hayvansal gıdalar, yakıt, şehir altyapısı, kereste ve orman ürünleri gibi... Denklemin diğer tarafında ise 'biyolojik kapasite' bulunuyor; ormanlar, tarım arazileri ve otlaklar, deniz ve tatlı su alanları gibi. Burada dikkat çekmemiz gereken önemli bir nokta var: Karbon ayak izi, ekolojik ayak izi demek değil, aksine onun bir bileşeni. Karbon ayak izi bizlerin hayatımız boyunca gerçekleştirmiş olduğumuz aktiviteler sonucu doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkan sera gazı emisyon miktarının tanımıdır. Kısacası, karbon ayak izi çevreye verdiğimiz zararın ölçü birimidir. Alternatif ürünler, bilinçli ulaşım ve enerji tüketimi sayesinde, ayrıca beslenme tarzımızda yapacağınız değişikliklerle çevre dostu bir şekilde yaşamak, bireysel karbon ayak izimizi azaltmak ve böylece gezegenimizi korumak mümkün. Toplumsal, çevresel ve ekonomik etkileri ülkemizde ve dünyada oldukça önemsenen inşaat sektörü de sürdürülebilirlik kavramı içinde yer alıyor. Sürdürülebilir çevre, yeşil bina, akıllı ulaşım sistemleri gibi uygulamalar dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıklıkla duyduğumuz ve duyacağımız kavramlar haline geldi. Sürdürülebilir binalar ya da 'yeşil binalar' en temel tanımıyla, binanın tasarımından yapım aşamasına, ayrıca ömrünü tamamladığında yapılan yıkım aşamasına kadarki tüm süreçleri boyunca, çevresel olarak sorumlu ve kaynak verimliliği olan projeler oluşturmak için entegre bir tasarım süreci gerektiriyor. Minimum enerji, su kullanımını azaltma, geri dönüşüm toplama ve tütün dumanı kontrolü gibi zorunlu ön koşulların yanı sıra düşük emisyonlu ürünlerin kullanımı, su tüketiminin azaltılması, enerji verimliliği, toplu taşıma araçlarına erişim, geri dönüştürülmüş içerik, gün ışığı ve yenilenebilir enerji gibi kriterler bir binanın 'sürdürülebilirlik kriterlerini' belirleyen temel öğeler. Biz de Ant Yapı olarak yeşil binalar ve sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetimizi sertifikalarla geleceğe taşıdığımızı her zaman gösterdik. Türkiye'de ve dünyada inşa edilmiş ve edilmekte olan birçok Ant Yapı binası, yeşil sertifikalıdır. Anthill projemiz, Türkiye'nin ilk BREEAM yeşil bina sertifikalı rezidans projesi olma özelliğine sahip. Binaların sürdürülebilirliğini değerlendiren, derecelendiren ve belgelendiren dünyanın ilk değerlendirme sistemi 'BREEAM' , birçok yeşil bina sertifikasyon sisteminin temelini oluşturuyor. Anthill projemiz, Türkiye'nin ilk BREEAM yeşil bina sertifikalı rezidans projesi olma özelliğine sahip. Türkiye'de ilk defa verilen yeşil bina sertifikası ÇEDBİK'in ise Antteras projemize ait olduğunu buraya not düşelim. Doğa dostu olanı seçmek için etiketleri okuyup ürünlerin sertifikalarını kontrol etmeyi ihmal etmeyin. - Enerji ve su tüketimi - Gıda tüketimi - Ulaşım tercihleri - Geri dönüşüm alışkanlıkları Bireysel olarak hepimiz sürdürülebilir yaşama küçük adımlarla geçiş yapabiliriz. Unutmayalım ki, her adım çok değerlidir. Burada 'Azalt, yeniden kullan, geri dönüştür' sloganı çok önemli. - Enerji kullanımını azaltmak ve karbon ayak izinizi en aza indirgemek için, eğer izlemiyorsanız televizyonunuzu ve odadan çıkarken ışıklarınızı kapatın. - Bekleyen/uyku modunda olan cihazları kapatmak, kullanılmayan fişleri prizden çekmek ve kurutucu kullanmak yerine çamaşırları asmak, evde enerji tasarrufuna yardımcı olur. - Enerji kullanımınızı azaltmak için LED veya CFL ampulleri kullanabilirsiniz. - Isınmak için güneş enerjisi kullanmak en güzeli. İyi bir ısı yalıtımı da doğalgaz faturalarını ve karbon ayak izini küçültmede önemli rol oynar. - Kısa duş almak, sudan tasarruf etmek için su ısınırken bir kovada biriktirmek, kullanmadığımızda musluğu kapatmak önemli adımlardır. Çamaşır makinenizi dolu çalıştırmak da çamaşır yıkarken su tasarrufunun anahtarıdır. - Yeşil alanları arttırmak, sulak alanların bozulmasını önlemek, biyolojik çeşitliliği korumak gibi adımlar da atabiliriz. - Kendi bitki bahçenizde sebze yetiştirebilir ya da pandemi dönemindeki gibi ekmeğinizi evde yaparak ambalaj ve yemek artığı gibi atıklarınızı azaltabilirsiniz. Eğer öğününüzde yemeğinizi bitiremediyseniz bunu atmak yerine tekrar tüketmek üzere buzdolabına kaldırın. - Gıdaları mevsiminde tüketebilir, sebze ağırlıklı beslenebiliriz. Haftada sadece üç gün vejetaryen veya vegan beslenmeye geçmemiz bile çok şey değiştirebilir. - Dikkatsizce tercih ettiğimiz ürünlerin sonuçları bizlere ve dünyamıza daha pahalıya mal olabilir. Bireysel olarak atık oluşumunu önlemek veya azaltmak birinci adım. Geri dönüşüm için atıklarımızı ayırarak cam, plastik, kağıt, metal, pil, organik atık kutularına atmamız gerekir. - Sürdürülebilir yaşam ürünlerinde ambalaj, içerik ve üretime dikkat etmemiz gerekir. Ne yazık ki, her plastik ambalaj geri dönüştürülemiyor. Ancak cam, yüzde 100 geri dönüşebilen en çevre dostu ambalaj. Bu nedenle 'plastik ayak izimizi' azaltabilmek için minimum plastik kullanımına özen göstermeliyiz. - Tek kullanımlık plastikleri hayatımızdan çıkarmalıyız. Plastik poşetler yerine bez ya da file çanta, plastik pipetler yerine cam, metal ya da bambu pipetler, streç film yerine silikon kapaklar, balmumu kumaşlar kullanabiliriz. - Plastik içecek şişeleri yerine matara ve termos gibi sürdürülebilir alternatifleri tercih edebiliriz. - Doğa dostu olanı seçmek için etiketleri okuyup ürünlerin sertifikalarını kontrol etmeyi de ihmal etmeyin. Seçeceğimiz ürünleri vegan, doğal, organik ya da yeşil ürünlerden tercih edebilir, yeniden dolum alternatifi varsa torba ambalajlı ürünleri satın alarak plastik kullanımımızı azaltabilir, sürdürülebilir içerikli ve sürdürülebilir ambalajlı ürünleri satın alabiliriz. - Kağıt israfını önlemek için mektupları e-postayla almayı seçin ve belgeleri yalnızca gerekli olduğunda yazdırın. - Hızlı moda akımı yerine sürdürülebilir moda anlayışını benimseyebiliriz. Unutmayın, tek bir tişörtün üretimi için yaklaşık 2.700 litre su harcanıyor. Artık size olmayan ya da giymek istemediğiniz giysileri de atmak yerine bağışlayabilirsiniz. - İkinci el kıyafetleri veya sürdürülebilir kumaşlar kullanan satıcıları tercih edebilir, giysilerinizin ömrünü uzatacak iyi deterjanlar kullanarak ekstra ürün satın almanın önüne geçebilirsiniz. - Daha az şey satın alın. Dürtüsel alışverişi kısıtlamak için alışverişe bir listeyle çıkın."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/okyanuslari-ardinda-birakip-sanat-galerisi-kurdu/", "text": "Antwell'de açılan Ece Sanat Art Gallery'nin kurucuları Kaan ve Nazan Ece çiftiyle tanıştık. Aslen uzun yol kaptanı olan Kaan Bey'in yıllar içinde koleksiyonerlikten galericiliğe giden sanat merakına eşi de ortak olmuş. Şimdi eserlerinin bir bölümünü otelimizin koridorlarında da sergiliyorlar. Yıllarca uzun yol kaptanlığı yapmış Kaan Ece. Hayatı o limandan bu limana geçerken resim sanatına olan ilgisiyle göz zevkine hitap eden tablolar almaya başlamış. Bu merak onu koleksiyonerliğe götürmüş ve kendi eserlerini toplamaya başlamış. Önce evinin duvarları, ardından bir odası, sonra da bir depo dolmuş. Baktım ki almanın bir sonu yok. Çünkü sanat sizi kendine o kadar bağlıyor ki bir süre sonra beğendiğiniz her eseri almak istiyorsunuz. Sonunda artık yavaş yavaş satmaya başlama vaktinin geldiğini anladım diyor Kaan Ece. Üsküdar'da, eski antikacılar çarşısında küçük bir antika dükkanı açmış ilk. Orada antikayla ve resimle olan bağı daha da güçlenmiş. Sonra Eminönü'ne geçmiş. Fakat orası da yetmemiş ona: Anladım ki, nasıl sanat eserlerini aldıkça alasın geliyor, dükkanın küçüğü de insana yetmemeye başlıyor, daha büyük bir yere geçmek istiyorsun. Bu kez Teşvikiye'de bir yer açıp bu işe devam etmiş. Derken pandemi girmiş araya. Her şey online sistem üzerinden işlemeye başlayınca o da öyle yapmış. Pandemi bittiğinde bu kez Bağlarbaşı'nda bir dükkan açmışlar, eşi Nazan Hanım'la birlikte. - Ant Yapı'nın sizin için özelliği ne? Bizim için en önemlisi, güvenli ve sağlam binalar yapan kurumsal bir firma olması. Biz geçen sene teknemizle Güney'de gezerken, Anthaven içindeki bir balıkçıya uğrayıp yemek yedik. Oradayken Anthaven'a hayran olduk. Teknenizle gidebiliyorsunuz, bu çok hoşumuza gitti. Sonra geçen bayram gidip Radisson Collection Hotel Bodrum'da tatilimizi yaptık. Hem yere hem de otelin hizmet kalitesine bayıldık. Çok güzel bir tatildi bizim için. Orada da gördük ki Ant Yapı her projesinde kurumsal yapısını, hizmet kalitesini ortaya koyuyor. - Sizin yaptığınız iş açısından bakınca nasıl değerlendiriyorsunuz Antwell'de olmayı? Bizim yaptığımız işte eserlerin dikkatli bir şekilde taşınmasından sergi alanına yerleştirilmesine kadar çok özenli bir çalışma gerekiyor. Kaliteli hizmet bizim işimizde de çok çok önemli. Bulunduğumuz bölgenin ve bulunduğumuz binanın da bu yaklaşıma uygun olması büyük avantaj. Biz şimdi Ant Yapı'nın bu binasının içinde olduğumuzda, aldığımız hizmetlerin en doğru şekilde yürüyeceğine emin olabiliyoruz. İçinde bulunduğumuz yapıyla bir vizyon örtüşmemiz var yani. Antwell'de disiplinler arası özel bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyorlar. Kaan Ece projeyi şöyle anlatıyor: Sanatçı Renan Bilek'le birlikte bir proje hayata geçirmek istiyoruz. Antwell'in terasında... Renan Bey grubuyla birlikte bir şarkı söyleyecek. Biz bunu Instagram'dan canlı yayınlayacağız. Her şarkı sonrasında biz de 3 eserlik bir mini müzayede yapacağız. Bu müzayedeye de insanlar hem online olarak hem de oraya gelip klasik, bayrak kaldırarak katılabilecek. Üç eserin satışından sonra Renan Bey bir şarkı daha söyleyecek. Bu etkinliğin uygun fiyatlı bir bilet satışı olacak. Ayrıca eserlerin satış karından bir kısmını bir sivil toplum kuruluşuna bağışlayacağız. Bu projeyle insanlara kaliteli müzik ve müzayede ortamıyla keyifli anlar sunmayı, ayrıca bir sosyal sorumluluk gerçekleştirmeyi planlıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/ortadoguda-boy-gosterdik/", "text": "Dünyanın dört bir yanından profesyonel turizm sektörünün oyuncularını bir araya getiren Arabian Travel Market'ın 29'uncusu, bu yıl 30 Nisan-4 Mayıs tarihlerinde Dubai'de gerçekleştirildi. Fuarda Ortadoğu'daki turizm destinasyonlarının önde gelenleri, konaklama ve ağırlama alanındaki en büyük isimler, yenilikçi seyahat teknolojisi sağlayıcıları ve havayolu şirketleri, markalarını sergilemek için bir kez daha bir araya geldi. Dubai'deki fuara dünyanın her yerinden sektörel alıcı ve satıcılar yoğun bir katılımla gösterdi. Pazar lideri ürünler ve eğitim içeriğiyle de son yılların en popüler fuarı olan Arabian Travel Market'a, biz de Ant Yapı olarak Fraser standında katılım sağladık. Fraser Place Anthill başta olmak üzere özellikle Fraser Place Antasya ve Radisson Collection Hotel Bodrum gibi tüm Ant Yapı otellerimiz hakkında görüşmelerde bulunup bilgilendirmeler yaptık. Var olan ve yeni partnerlerimizle keyifli ve verimli toplantılar gerçekleştirdik. Konaklama sektörü temsilcisi olarak Fraser Hospitality ve Ant Yapı bayrağını globalde dalgalandırmış olmaktan gurur duyuyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/paylasma-ve-toplumsal-dayanisma-bayrami/", "text": "Dayanışma, tevazu ve paylaşma gibi insani değerlerin zamanıdır bayramlar... Ülkemizde birlik, huzur, barış ve dayanışma içinde aşılamayacak hiçbir zorluğun olmadığına inanıyoruz. Ant Yapı olarak Müslüman aleminin en önemli zamanlarından biri olan Kurban Bayramı'nızı kutluyoruz. Dayanışmanın huzurunu yaşadığımız nice bayramlar dileriz. Kurban ibadetinin yerine getirildiği bu bayram, Hz. İbrahim'in Allah'a olan teslimiyetini simgeler. Kurban Bayramı, İslam takvimine göre Zilhicce ayının 10'uncu gününden itibaren dört gün boyunca kutlanır. Kurban ibadeti, İslam'ın temel prensiplerinden biri ve Müslümanlar arasında İslam'ın ortaya çıktığı dönemden beri, yaklaşık 1.400 yıldır devam ediyor. İslam'ın yayılmasıyla birlikte bu bayram, İslam toplumları tarafından dünyanın 4 bir yanında kutlanıyor. Müslümanlar için önemli bir ibadet dönemi olan bayramda sevgi, paylaşma ve dayanışma duyguları ile toplumsal birlik de güçleniyor. Kurban Bayramı aynı zamanda aile ve dostluk ilişkilerini güçlendiriyor. Ailelerin bir araya geldiği, sevdikleriyle zaman geçirdiği ve birlikte dualar ettikleri bayram günlerinde aile ve dostluk ilişkileri de güçleniyor. Toplumda hoşgörü ve kardeşlik duyguları yayılıyor. İhtiyaç sahiplerine yardım eli uzatma, sevgi ve saygıyı yayma amacıyla bu bayramı fırsat olarak değerlendirmek de oldukça önemli. Kurban Bayramı'nı sevdiklerinizle birlikte mutluluk ve huzur içinde geçirmenizi dileriz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/pufur-pufur-kahve-keyfi/", "text": "İnci gibi beyaz kumsalların üzerinde, mavi suların kıyısında konumlanan dünyaca ünlü kahve evleri, damak zevkinizi muhteşem manzaralarla birleştiriyor. Karabatak Aspat, Bodrum: Beyoğlu'nun ünlü kahve evi Karabatak'ın Bodrum Anthaven'daki şubesinde öyle hoş bir ortam var ki, buradayken kendinizi dünyanın geri kalanından soyutlanmış gibi hissedebilirsiniz. Karabatak Aspat'a ister karadan ulaşabilir ister teknenizle denizden yanaşabilirsiniz. Muhteşem bir deniz manzarasına karşı özel bir kahve tadımı yapabilir, kahvenizin yanında tazecik bir kruvasanın çıtırtısıyla mest olabilirsiniz. Bondi Hardware Sydney, Avustralya: Ünlü Bondi Plajı'na yakın olan bu kahve evi, deniz manzarasının keyfini çıkarmanız için harika bir seçenek. Cliff Coffee Bali, Endonezya: Bali'nin Uluwatu bölgesinde bulunan Cliff Coffee, muhteşem bir kıyı manzarası eşliğinde harika kahve sunuyor. Barista Parlor Nashville, ABD: Tennessee Nehri'nin kıyısında yer alan bu şık kahve dükkanı, deniz manzarasının tadını çıkarmanızı sağlıyor. Dalloway Terrace Londra, İngiltere: Bu zarif kafe, Thames Nehri kıyısında yer alır ve nehir manzarasının keyfini çıkarırken kahve içmenizi sağlıyor. Three Blue Ducks Sydney, Avustralya: Manly Plajı'nın yakınında bulunan bu popüler kahve evi, hem nefes kesen deniz manzarası hem de lezzetli kahve sunuyor. El Celler de Can Roca Girona, İspanya: İspanya'nın kıyısında yer alan bu Michelin üç yıldızlı restoran, Roca kardeşlerin elinden çıkan lezzetleriyle ün yapmıştır. Akdeniz mutfağının en iyi örneklerini sunan restoran, harika bir manzaraya sahip ve inanılmaz bir deneyim sunuyor. Osteria Francescana Modena, İtalya: Kuzey İtalya'nın kıyısında yer alan bu restoran, dünyanın en iyi restoranlarından biri olarak kabul edilir. Üç Michelin yıldızına sahip olan şef Massimo Bottura, modern İtalyan mutfağını yenilikçi bir şekilde sunuyor. Noma Kopenhag, Danimarka: Kuzey Denizi'nin kıyısında yer alan Noma, dünya çapında ün kazanan bir restoran olarak bilinir. Şef Rene Redzepi, yerel malzemeleri kullanarak kendi benzersiz tarzında yaratıcı yemekler sunuyor. The French Laundry Kaliforniya, ABD: Napa Vadisi'ndeki ünlü restoran, Amerikan yemek kültürünün en iyi örneklerini sunar. Şef Thomas Keller'ın yönettiği restoran, lezzetli yemeklerin yanı sıra nefes kesici bir bağ manzarası sunuyor. The Rock Zanzibar, Tanzanya: Hint Okyanusu'nun kıyısında, kayalıkların üzerine konumlanan bu eşsiz restoran, mükemmel manzarasıyla göz kamaştırır. Deniz ürünleri ağırlıklı menüsüyle unutulmaz bir deneyim sunan The Rock, romantik bir atmosfere sahiptir. Grotta Palazzese Puglia, İtalya: İtalya'nın güneyinde, Adriyatik Denizi'nin kıyısında yer alan bu restoran, bir mağaranın içinde bulunur. Denizin üzerinde muhteşem bir manzaraya sahip olan restoran, İtalyan mutfağının özgün lezzetlerini sunuyor. La Sponda Amalfi Kıyısı, İtalya: Amalfi Kıyısı'ndaki bu şık restoran, Akdeniz'in en etkileyici manzaralarından birine sahiptir. Romantik bir atmosferde, Akdeniz mutfağının en taze malzemeleriyle hazırlanan lezzetleri tadabilirsiniz. Sirocco Bangkok, Tayland: Chao Phraya Nehri üzerinde konumlanan bu restoran, dünyanın en yüksek açık hava restoranlarından biridir. Tayland'ın eşsiz lezzetlerini muhteşem bir manzarayla deneyimlemek için Sirocco'yu ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/sempatiyi-empatiye-cevirmek/", "text": "Tüm bunların sonucu olarak dergimizin içinde bahsettiğimiz gibi bir de Ekosistem ile aramızdaki arz-talep dengesi bozuldu. Biyoçeşitlilik azalıyor, gezegen giderek ısınıyor, aşırı iklim olayları artıyor. Kısaca tüm canlıların yaşam alanları kötüleşiyor ve daralıyor. Sürdürülebilir bir yaşam için doğadan öğrenebileceğimiz çok şey var! Sürdürülebilir yaşam başlığı altında çevresel-toplumsal-ekonomik olmak üzere üçe ayrılan sürdürülebilirlik, aslında birbirleriyle iç içe geçmiş vaziyette, birbirlerinin devamı olarak ilerler. Toplumsal sürdürülebilirlik sağlandığında yaşam standartları yüksek, gelişmiş bir toplum ve kapsayıcı bir iş piyasası oluşur. Böylelikle ekonomik sürdürülebilirlik de sağlanmış olur. Sahip olduğumuz kaynakları yalnızca tüketerek değil, yerine koyarak ve dönüştürerek doğayla uyumlu bir şekilde var olmayı ise çevresel sürdürülebilirlik olarak tanımlayabiliriz. Sempati daha çok olumlu duygularla ilintilidir ve geçicidir, empati ise kapsayıcı olarak tüm yönleriyle duygu yoğunluğu olan bir düşünce tarzını ifade eder. Sempati duygusu canlılara bakar ve sadece görür, empati duygusu ise anlamak ve sıkıntıları azaltmak için bir şeyler yapar ve çözüm üretir. Sonuç olarak; dünyamıza ve her türlü canlıya sempati ile bakarken, bakış açımızı empatiye çevirerek harmanlamak, onları anlamak; aynı zamanda sorunlarını çözmeye çalışarak Ekosistem ile barış halinde sürdürülebilir bir yaşam standartlarına kavuşmayı hedeflemek en büyük amacımız olmalı. Bu vesileyle tüm Ant Yapı Dostları ve Ant Yapı Ekibi için 'babaların gününü' kutlar, ölmüş olan babalarımıza rahmet dileriz. Yaklaşan Kurban Bayramınızı da en içten duygularımızla kutlarız."} {"url": "https://eqdergi.com/eq109/tatilde-formunuzu-korumak-icin-ipuclari/", "text": "Yaza formda girmek için sıkı çalıştınız, biliyoruz. Ancak ipleri elden bırakmak için henüz erken! Evet, eğlenceli ve bol lezzetli tatil yapmak güzel ama biz size, yaz aylarında da formunuzu koruyabilmeniz için kolaylıkla uygulayabileceğiniz birkaç ipucu verelim dedik. Ailenizle ve arkadaşlarınızla fiziksel aktivite yapmak, kilo kontrolü için de faydalı olacaktır. Kısa yürüyüşler bile aklınızı yemekten uzaklaştırır ve sevdiklerinizle bağ kurmanızı sağlar. Arkadaşlarınızla birlikte doğa yürüyüşü etkinliklerine katılabilirsiniz. Sağlıksız atıştırmalıklar her an her yerde karşınıza çıkar. Hele de 5 yıldızlı otellerin açık büfeleri yok mu... Evde olduğunuzda bu gibi cezbedici durumları bertaraf etmek kolay olsa da sıklıkla sosyalleştiğiniz yaz aylarında zorlanabilirsiniz. Kendinizi nedensiz yere atıştırırken bulursanız şu soruyu sorun: Şu an gerçekten aç mıyım? Ayrıca bir adet tuzlu salatalığın lezzeti cipse bile kafa tutabilir! Popüler herhangi bir diyetin peşinde savrulmaktansa, sadece daha sağlıklı beslenerek kilonuzu koruyabilirsiniz. Büyük tabaklarda, porsiyonlarınız gözünüze her zaman az görünür. Unutmayın ki mideniz aslında yumruğunuz kadar. Daha küçük tabaklarda yemek yerseniz, önce beyniniz doyacaktır. Hızlı yemek yemekten kaçınmak ve gıdaları iyice çiğnemek de formunuzu korumanız için önemli. Stresli olduğunuzda, vücudunuz tepki olarak kortizol hormonu salgılar. Bu da kilonuzda oynamalara sebep olabilir. Ayrıca strese girdiğinizde abur cubura daha fazla yakınlaşıyor olabilirsiniz. Stresinizi dengeleyecek nefes egzersizleri yapmak işinize yarayacaktır. Tıbbi aromatik yağlardan da faydalanabilirsiniz. Hızlı yaşadığımız yaz aylarında sokaklarda en hızlı erişilen yemekler yoğunlukla karbonhidrat ağırlıklı oluyor. Ancak tokluk sağladığı ve kilo kontrolü için faydalı olduğu için her öğüne biraz protein eklemek önemli. Doygunluk hissi sağlayan lifli gıdalar bağırsak sağlığınız için de önemli. Sebzeler, meyveler, baklagiller, kepekli tahıllar, kabuklu yemişler ve tohumlar lif açısından zengindir. Lokmalık yiyecekler sandığınızdan daha fazla kalori almanıza sebep olabilir. Ufak ufak ancak sıklıkla tükettiğiniz lokmalar, gözünüzde yemek olarak algılanmadığı için beyniniz ve mideniz arasında iletişim bozukluğuna sebep olur. Bu sebeple fazlasıyla kalori almış olmanıza rağmen kendinizi aç hissedebilirsiniz. Sıklıkla gidilen mekanlar, tatiller hatta kahvenizin yanında gelen o minik şekerli ikramlara hayır demek ne kadar zor olsa da, başarabilirsiniz. Tabii ki arada en sevdiğiniz tatlıyla kendinizi şımartabilirsiniz. O zaman da tatlınızı yavaş yavaş yemek için zaman ayırın. Bu, kendinizi daha uzun süre mutlu hissetmenize neden olur. Yazın sıcağını bastırmak için tükettiğiniz yüksek kalorili içecekler, diyetinize önemli miktarda şeker ve boş kalori ekleyerek kilo almanıza neden olur. Örneğin sodanızı meyveli değil sade için. Limonata yapıp şekerini çok az koyun. Yüksek kalorili ev yapımı ürünler de kilo aldıran faktörler arasında. Tariflerinizdeki malzemeleri daha sağlıklı gıdalarla değiştirmek aslında kolay. Şeker yerine tatlandırıcı, çikolata yerine kuru meyve, kızartmalar yerine fırınlama veya buharda pişirme yöntemlerini deneyerek hem yeni tatlar yaratabilir hem de formunuzu koruyabilirsiniz. Çalışmalar, düzenli olarak tartılan kişilerin tartılmayanlara göre daha iyi kilo verdiğini gösteriyor. Düzenli olarak tartıya çıkmak, size hedeflerinizi hatırlatır. Bazı insanlar günlük olarak kilolarını kontrol ederken, bazıları haftada bir veya iki kez tercih ediyor. Kendiniz için en uygun olan rutini bulun ve plana bağlı kalın. Paketli gıdalar başta olmak üzere konserve, şarküteri ürünleri işlenmiş yiyecekleri tüketmek hızlı bir çözüm olsa da bu yiyecekler yüksek oranda şeker, yağ ve katkı maddeleri içeriyor. Öğünlerinizi haftalık olarak planlayıp alışveriş listesi oluşturun."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/4-lokasyondan-bagbozumu-lezzetleri/", "text": "Bağbozumu, üzüm bağlarının hasat zamanı, üzümlerin toplandığı dönemdir. Türkiye'nin farklı bölgelerindeki bağbozumlarında elde edilen mahsuller, yörenin kendine özgü iklim ve toprak özellikleriyle ünlüdür. Bozcaada, Urla, Kırklareli ve Ürgüp olmak üzere 4 farklı bölgenin bağbozumlarından bahsedip, bu bağbozumlarının şaraplarını çeşitli yemeklerle eşleştirme önerilerini sizlere sunduk. 1. Asma yaprağında dolma Bozcaada sauvignon blanc: Asma yaprağına sarılan zeytinyağlı dolmalar, sauvignon blanc gibi ferahlatıcı bir beyaz şarapla mükemmel uyum sağlar. 2. Deniz levreği Bozcaada chardonnay: Taze ve hafif baharatlı deniz levreği, meşe fıçılarda olgunlaştırılan chardonnay şarabıyla harika bir uyum yakalar. 3. Zeytinyağlı enginar Bozcaada narince: Zeytinyağlı enginarın hafif acılığı, Narince şarabının taze ve meyvemsi karakteriyle tamamlanır. 1. Izgara ahtapot Urla karası: Izgara ahtapotun yoğun aromaları, Urla karası gibi hafif tanenli bir kırmızı şarapla muhteşem uyum sağlar. 2. Zeytinyağlı yaprak sarması Urla Sauvignon Blanc: Taze ve hafif asidik yaprak sarmaları, ferahlatıcı bir sauvignon blanc şarabıyla harika bir denge oluşturur. 3. Kabak çiçeği dolması Urla viognier: Kabak çiçeği dolmaları, viognier şarabının aromatik özellikleriyle mükemmel bir uyum yakalar. 1. Kuzu tandır Kırklareli cabernet sauvignon: Koyu ve tanenli bir cabernet sauvignon, zengin aromalı kuzu tandırla mükemmel bir uyum sağlar. 2. Mantar sote Kırklareli merlot: Mantarın yoğun aromaları, yumuşak ve meyvemsi bir merlot ile harika bir denge oluşturur. 3. Patlıcan kebabı Kırklareli öküzgözü: Öküzgözünün meyvemsi ve baharatlı karakteri, patlıcan kebabının yoğun lezzetleriyle tamamlanır. 1. Testi kebabı Ürgüp öküzgözü: Öküzgözü, Ürgüp'ün üzüm bağlarında yetişen yerel bir üzüm çeşididir. Bu şarap, testi kebabının yoğun et ve baharat aromalarıyla mükemmel bir uyum sağlar. 2. Kuzu tandır Ürgüp syrah: Koyu ve baharatlı bir tür olan syrah, kuzu tandırın zengin ve yoğun lezzetleriyle harika bir denge oluşturur. 3. Peynir tabağı Ürgüp narince: Narince, hafif ve ferahlatıcı bir karaktere sahiptir. Peynir tabağıyla eşleştirildiğinde, peynirlerin zengin aromalarını dengeleyerek lezzetli bir kombinasyon oluşturur. Üzümlerin olgunlaşmasına bağlı olarak eylül ayının 2'nci haftasında, Türkiye'nin eşsiz güzelliklere sahip Kapadokya bölgesinde her yıl düzenlenen bu etkinlik, bölgenin zengin üzüm bağlarının hasat zamanını kutlamak ve şarap kültürünü vurgulamak amacıyla gerçekleştiriliyor. Ürgüp'ün tarihi dokusu ve benzersiz coğrafyası, festivalin atmosferine ayrı bir büyü katıyor. Kapadokya Ürgüp Bağbozumu Festivali'nde etkinlikler birkaç gün sürüyor. Festivalin merkezinde, bağcılar tarafından elle toplanan üzümlerin ezilmesi ve şarap yapımının başlaması yer alıyor. Bu antik gelenek, ziyaretçilere şarap yapım sürecini yakından tanıma fırsatı sunuyor. Ayrıca, üzüm bağları turları düzenleniyor ve ziyaretçilere bağların eşsiz manzarası eşliğinde keyifli bir gezi imkanı sağlanıyor. Sadece şarap sevenler için değil, aynı zamanda kültür ve sanat etkinlikleriyle de renklendirilen festival kapsamında konserler, dans gösterileri, yerel halk oyunları ve sergiler gibi birçok etkinlik düzenleniyor. Ziyaretçiler yöresel yemeklerin tadına bakma fırsatı da buluyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/bodrumun-gozde-alisveris-noktasi-anthaven-carsi/", "text": "Deniz ve hava ulaşımı için tekne parkı ve helikopter pisti bulunan Anthaven, Aspat Koyu'nda, tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle yıl boyunca misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Çarşımız da yeme-içmeden spora, modadan güzelliğe yaşamın her alanına dokunan dünyaca ünlü onlarca seçkin markaya ev sahipliği yapıyor. Anthaven, Aspat Koyu'nda yer alan küçük bir balıkçı kasabası görünümünde, kendine özgü bir karaktere, kimliğe ve hikayeye sahip olan, özel projelerimizden... Burada her komşumuz, kanal evleri olan küçük bir balıkçı kasabasında yaşar gibi hissediyor... Anthaven kendi tekne parkı, sahili, çarşısı, restoranları, kafeleri ve oteliyle, küçük bir sahil kasabası atmosferine sahip. Güzelliği ve doğal çekiciliği, çevresinde bulunan Aspat Dağı ve Kos Adası ile birlikte, burayı benzersiz bir görsel şölene çeviriyor. Anthaven masalsı plajı, lüks ve konforun bir araya geldiği imkanlarıyla Bodrum'un gözdesi olma iddiasını sürdürüyor. Anthaven Çarşı ise yeme-içme, spor, moda ve güzellik gibi her alanda dünyaca ünlü markalara ev sahipliği yapıyor. Ev eşyalarından kitapçılara, kuyumculardan petshop'lara, kuaförlerden butiklere kadar birçok farklı mağaza seçeneğimiz bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin en iyi restoranları ve kafeleri de çarşımızda yer alarak farklı damak zevklerine hitap ediyor. Plajı, su sporu mekanları, spor sahaları, fitness ve SPA merkezi gibi olanaklarıyla huzurlu ve sakin bir yaşam sunduğumuz Anthaven'da ayrıca Türkiye'deki ilk Radisson Collection markalı premium otel olan Radisson Collection Hotel Bodrum da yer alıyor. Misafirlerine üst düzey bir konaklama deneyimi sunan otelimiz ve çarşıda bulunan mekanlar misafirlerimizin konaklama deneyimine farklı bir katkı sağlıyor. Anthaven Çarşı, farklı lezzetlerin buluştuğu bir gastronomi merkezi olarak Bodrum'da seçkin tatları bir araya getiriyor. Zengin menüleri olan ünlü restoranlar, misafirler için özel deneyimler sunuyor. Starbucks, Kahve Dünyası, Karabatak Aspat ve Vi Cafe gibi mekanlar kahve ve atıştırmalıklarla molaları keyiflendiriyor. Antre Gurme'nin zengin şarap seçkisi, Bitez Dondurma'nın ferahlatıcı lezzetleri, CarrefourSA Gurme, Fırınya, Juniper, Kayhan Burger, Mantımia, Samsunlu Nuri Usta Pidecisi, W Point Whisky & Cigar Tobaco Shop ve Kabuk Midye gibi farklı lezzet durakları da Anthaven Çarşı'da gün boyunca hizmet veriyor. Eski meyhane kültürünü modern bir bakış açısıyla yorumlayan Buselik, balıktan vazgeçemeyenler için Hadi Balık, yıllardır kalitesinden asla ödün vermeyen Big Chefs, Uzakdoğu mutfağından esintilerle Sake-Wa ziyaretçilerini adeta lezzet turuna çıkarıyor. Anthaven Çarşı'nın bir diğer cazibesi ise yeme-içme dışında alışveriş olanakları sunması. Uluslararası markaların moda, takı, güzellik, ev dekorasyonu ve hediyelik eşya gibi birçok kategorideki mağazaları, alışveriş tutkunlarına ihtiyaçlarına yönelik seçenekler sunuyor. Buldan's ve Chakra, ev, banyo, mutfak ve plaj eşyalarında benzersiz tasarımlar ve yüksek kaliteli ürün seçenekleri sunuyor. Bodrum Mum evine özen gösterenlere hitap ediyor. Ev dekorasyonunda yeni bir seçenek sunan Gotwob, mobilya, aksesuar, aydınlatma ürünleri ve sanat eserleriyle dikkat çekiyor. Kültür ve sanattan kopamayanlar ise D&R ve Karabatak Galeri'de buluşuyor. Kendisini her an şımartmak isteyenler, Radisson Collection Hotel Bodrum'da düğüne katılanlar ve özel günlerini kaçırmak istemeyenler için Koçak'ın altın ve pırlanta takılarıyla hizmet veren mağazası ürün çeşitliliği ile oldukça cezbedici. Halare Aromaterapi, Sanitas SPA, Eve Shop ve Kulis kuaför kendine vakit ayırmak isteyen ziyaretçilerine hizmet veriyor. Ayrıca, evcil dostlarından ayrılamayanlar, Vegas Veteriner Kliniği'ni ve Astropet'i çarşıda bulabilirler. En özel anlarınıza eşlik edecek olan özel dikim mağazası The Brooks Brothers, zamansız tasarımlarıyla Lermi Butik, Network, Mudo Marina ve Zeki Triko'da her tarza uygun ürünler bulmak mümkün. Bu Bi' Sörf ve Mirgi Yatçılık aktif sporseverleri beklerken, birkaç içecek eşliğinde maç izlemek isteyen spor seveler Minister Pub'da buluşuyor. Bu arada Anthaven'da açık otopark ve Voltrun ve Zes'de elektrikli şarj ünitelerinin bulunduğunu da belirtelim. Denizin tadını Mavi Bayrak ödüllü plajımızda çıkarın! Eşsiz maviliklere uzanan cennet plajımız; deniz suyunun temizliği, donanım, hizmetler, çevre yönetimi ve çevre eğitimi konularında Mavi Bayrak kriterlerine göstermiş olduğu uygunluktan dolayı 2023 yılı için Uluslararası Mavi Bayrak Ödülü'nü almaya hak kazandı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/bu-yaz-gokyuzunde-neler-oluyor/", "text": "Reklamcı ve astroloji danışmanı Nihan Urel, EQ Dergi okurları için yeni sayımızda, gökyüzünde bu yaz neler olduğunu ve bizlere etkilerini anlattı. 17 Temmuz Yengeç burcundaki Yeni Ay ile Ay düğümleri burç değiştiriyor. Burç değiştirmenin Yeni Ay'da olması, hayatımızda daha bir önemli etkileri olması demek. İlişkilerle büyüyecek, gelişecek, derinleşecek ve hayallerimize kavuşacağız. 1,5 yıl boyunca büyük aşklar, belki platonik aşklar, duygusal ve ilişkisel birçok deneyim bizi bekliyor. Yeni başlayacak aşklar sonuca ulaşmasa da hoş hatıralar olarak kalbimizde kalır. Eski eşler ve sevgililer geri dönebilir. Fakat bu geri dönüş, o ilişkinin neden 'eski' olduğunu bize çok güzel anlatır. Geri dönen eski sevgililerle ilişki sayfası tamamen kapanır. Venüs, 23 Temmuz ile 4 Eylül arasında geri gidiyor. Merkür de 23 Ağustos ile 14 Eylül arasında geri gidiyor. Bu tarihlerde, özellikle kendi haritalarımızda Venüs ve Merkür retro değilse, yeni başlangıçlar yapmak, karar vermek, evlenmek, işe başlamak, işe birini almak, elektronik eşya ya da araba almak açısından uygun zaman değil demektir. Karar verip anlaşmaya varsak da sonradan beklemediğimiz pürüzler, sorunlar, aksilikler çıkar ve onlarla uğraşmak durumunda kalabiliriz. Özellikle 23 Temmuz-4 Eylül evlilik için, 23 Ağustos-14 Eylül yeni satın almalar için uygun zamanlar değil. 17 Temmuz Yeni Ay'ından itibaren Türkiye'nin yurtdışı ile ilgili konularında büyük değişimler, gelişmeler ve yeni bir kurgu var. 1 Ağustos Dolunay'ı civarı gergin, huzursuz olabiliriz, bize rağmen, emeklerimize rağmen olumsuz giden olaylar gelişebilir ve tüm iyi niyetimize ve emeğimize rağmen bunlarla mücadele etmek durumunda kalabiliriz. 1 Ağustos Dolunay'ı civarında da gökyüzü, doğa olayları ve kazalar açısından oldukça gergin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/dogru-malzeme-dogru-yemek-dogru-ekip/", "text": "1990 Bursa doğumlu usta şef Yasin Çalış, Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi'nde okudu. Mutfakla tanışması ilk stajında Antalya'da, her şey dahil bir konsept otelde oldu. İkinci stajını ise Bodrum'da, üst segment bir otelde tamamladı. Daha sonra İstanbul'da, üst segment mekanlarda çalıştı. 3 yıl Kıbrıs'ta çalıştığı dönemde iyi bir şef olarak ön plana çıktı. Daha sonra Ege'ye yerleşen, mutfakta yönetici pozisyonuna yükselen şef, 2022'de Radisson Collection Hotel Bodrum ekibimize katıldı. Sabah açık büfe kahvaltı, öğlenleri Cafe Haven restoranımızda, yani plajda burgerler, tacolar, makarnalar, salatalar ve pizzalar içeren bir menü sunuyoruz. Bu sene yeni hayata geçirmiş olduğumuz bir konsept var. Ev yemekleri restoranımız haftanın 6 günü öğlen 12:00-17:00 arası hizmet veriyor. Akşamları ise otel bünyemizde iki farklı seçeneğimiz mevcut. Barranco restoranın Akdeniz İtalyan mutfağı ağırlıklı dizayn edilmiş menüsünde el yapımı makarnalar, risottolar, ağır ateşte uzun saatler pişirdiğimiz et seçenekleri vs. var. Diğer akşam yemeği seçeneğimiz de Haven Grill&Meze adlı kebap restoranımız. Yasin Şef, ekibin ikinci şefi Mehmet Fatih Sezer ile uzun yıllardır tanışıyor. Lise ve üniversite yıllarında aynı sırada oturan şefler şimdi birlikte, otelimizde sıra dışı lezzetlere imza atıyor. Doğuda ve batıda farklı ülkelerde çalışan Fatih şef, Bolu'nun Mengen ilçesinde doğdu. Türkiye'nin ilk aşçılık lisesinde okudu. Pratik eğitimlerini staj yaptığı otellerde alıp daha sonra turizm ve otel işletmeciliği alanında lisans yaptı. Mezun olduktan sonra Point Hotel Gayrettepe, Richmond Otel Beyoğlu, Leb- i Derya Restaurant, Arda Türkmen'e ait 11 Leblon Restaurant'ta kendini geliştirdi. Dream Akademi'de 2,5 yıl eğitmenlik yaptıktan sonra Serafina Restaurant'ın açılışında bulundu ve Amerika'da 1 ay eğitim aldı. Burada ilk aşçıbaşılık sorumluluğunu üstlenen ve üç şubesinin açılışını yapan Fatih şef, 7 Ortaköy ve Hill Chill gibi restoranların danışmanlığını yaptı. Novikow Restaurant'ın Riyad'daki şubesinin açılışında bulunan şef oradayken Yasin şefin teklifiyle otelimize geldi, 1,5 yıldır Radisson Collection Hotel Bodrum'da, executive sous chef pozisyonunda devam ediyor. - Mutlaka taze malzemeler kullanın. - Yemeklere farklı tatlar ve dokular katmak için baharat ve otların gücünü keşfedin. Sıradan yemeklere bile farklı bir tat verebilirsiniz. - Doğru pişirme tekniklerini kullanın. Etleri mühürleyerek veya sebzeleri kısa süreliğine soteleyerek daha yoğun bir aroma elde edebilirsiniz. - Denemekten korkmayın. Tarifleri kendi zevkinize göre uyarlayarak veya farklı malzemeler ekleyerek sıradan yemeklere bile farklı bir lezzet katmayı deneyebilirsiniz. Bu yıl Radisson Collection Hotel Bodrum ekibine katılan Fulya Şef Çanakkale doğumlu. Nişantaşı Üniversitesi'nde aşçılık okurken bir yandan da part-time çalışıyordu. Bir Yunan restoranında hem pastane bölümünde hem de soğuk mezede kendini geliştiren Fulya Şef için pastane ürünleri yapmak hep öncelikli oldu. Resim yapmayı çok seven ve 12 senedir pastacılık yapan Fulya Şef Çanakkale'de Kolin Hotel'in Pastane bölümünde işe başladı. - Un, muhakkak elenerek havalandırılmalı ve öyle kullanılmalı. - Pastaneden ne çıkıyorsa muhakkak içersinde tuz vardır. Özellikle karamel ve çikolatalı ürünlere inanılmaz yakışıyor. - 500 gr. kemikli dana kaburgası - 50'şer gr. kök sebzeler - 1 gr. tane karabiber - 1 gr. defne yaprağı - 1 gr. taze kekik - 1 gr. biberiye - 5 cl. kırmızı şarap - 200 gr. patates - 40 ml. krema - 10 gr. tereyağı - 10 gr. parmesan peyniri - 1 gr. muskat cevizi - 3 gr. tuz - 75 gr. istiridye mantarı - 10 ml. zeytinyağı - 1 gr. pul biber - 1 gr. kekik Dana kaburgayı ayçiçek yağı ile kızgın tavada mühürleyip fırın tepsisine alın. Mirepoix doğranan kök sebzeleri, tane karabiber, defne yaprağı, kekik, biberiye ve kırmızı şarabı fırın tepsisine alın. Kaburganın üzerini geçecek kadar su ekleyip hava almayacak şekilde üzerini folyo ile kapatın, 160 dereceye ayarlanmış fırında 3 saat pişirmeye bırakın. Kaburga sosunu hazırlamak için pişen kaburganın suyunu süzün ve bir tencerede sos kıvamına gelene kadar çektirin. Tuz ve tereyağı ile tatlandırın. Patates püresi için patatesleri soyup doğrayın, soğuk su ve tuz ile birlikte ocağa alın, patatesler pişene kadar haşlayın. Suyunu süzüp bir kaba alın, içine krema, tereyağı, rende muskat cevizi, rende parmesan peyniri ilave edin, çırpma teli yardımı ile patatesleri ezerek karıştırın. İstiridye mantarını hazırlamak için ısınan tavaya zeytinyağı ve istiridye mantarını alın. Tuz, karabiber, kekik ve pul biber ile tatlandırıp iki tarafı kızarana kadar pişirin. Sunum tabağına sıcak olan patates püresi, kaburga ve istiridye mantarını koyun. Çektirdiğiniz kaburga sosunu etin üzerine ve tabağın kenarlarına doğru gezdirip servis edin. - Arborio pirinci 140 gr - Soğan 70 gr - Sarımsak 3 gr - Zeytinyağı 5 ml - Beyaz şarap 7 cl - Tavuk suyu 250 ml - Tuz 3 gr - Parmesan 15 gr - Tereyağı 5 gr - Porçini mantarı 100 gr - Maydanoz 1/10 bağ Porçini mantarlarını küp küp doğrayıp tavada, kısık ateşte suyu çekene kadar kavurun ve soğumaya bırakın. Derin bir tavayı ocağa koyup zeytinyağı ekleyin. Isınan zeytinyağında soğan ve sarımsağı renk almayacak kadar soteleyin. Pirinci yıkamadan tavaya alın. Bir süre kavurduktan sonra beyaz şarap ilave edip çektirin. Daha önce kavrulan porçini mantarını ve tuzu ekleyin. Ayrı bir tencerede kaynamakta olan tavuk suyunu azar azar ekleyin. Pişirme işlemi boyunca sürekli karıştırın ki pirincin içindeki nişasta açığa çıksın. En son tereyağı, parmesan ve maydanoz ekleyip bağlayın. - 240 gr su - 24 gr şeker - 4 gr tuz - 100 gr tereyağı - 175 gr un - 4 yumurta - 100 gr tereyağı - 60 gr un - 80 gr esmer şeker - 30 gr toz badem - 400 ml süt - 100 ml krema - 100 gr şeker - 40 gr mısır nişastası - 4 yumurta sarısı - 100 gr beyaz çikolata - 50 gr soğuk tereyağı - 5 gr vanilya - 100 gr krema - 100 gr bitter çikolata - 20 gr tereyağı Pataşu hamuru için su, şeker, tuz ve tereyağını ocağa alın. Tereyağı eriyince elenmiş unu ekleyip tencerenin dibi tutana kadar sürekli ezerek pişirin. Un kokusu kalmasın. Ocaktan alıp mikserle ya da tahta bir kaşıkla sıcak hamura tek tek yumurtaları yedirin. Hamuru en son hava almayacak şekilde streçleyin. Bunu terleme ve sulanma yapmasın diye yapıyoruz. Soğuyana kadar dinlendirin. Sonra sıkma torbasına alıp ceviz büyüklüğünde parçalar sıkın. Üzerine, birazdan yapımını okuyacağınız krakerden, hamur büyüklüğünde kesip koyun. 175 derecede 25-30 dk pişirin. Üzerine koyduğunuz harç eriyecek ve çıtır bir katman oluşturacak. Krakeri hazırlamak için tüm malzemeleri rondoda aynı anda çekin. Yağlı kağıdın üzerine eşit şekilde yayıp, üzerine ayrı bir yağlı kağıt kapatıp dondurucuya koyun. Kreması için sütü şekerin yarısıyla ısıtın. Başka bir kapta yumurta sarılarını, nişasta ve kalan şekeri harmanlayın. Isınan sütten nişastalı karışıma azar azar ekleyip aynı anda çırpın. Daha sonra tüm malzemeleri tekrar ocağa alıp koyulaşana kadar pişirin. En son ateşten alıp vanilya, tereyağı ve beyaz çikolatayı ekleyin. Burada da kabuk bağlamaması ve terleme yapmaması için soğuyana kadar yapışık streçlemek önemli. Ganaj için ince doğranmış çikolatanın üzerine kaynama noktasına gelen kremayı döküp eriyene kadar karıştırın. İçine tereyağını ekleyin. En son hamuru çıtırdasın diye fırında 5 dk bile olsa ısıtın. Hamurları ikiye bölün, tabanın üzerine doğranmış bolca çilek, çileğin üzerinde beyaz çikolatalı krema, üzerinde kıtır bademli kapak. En son ılık ganaj koyarak servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/dun-hayal-olan-bugun-yeni-gelecek/", "text": "COVID-19 gelecek planlarımızı yıkarken adaptasyon ve yanıt verme kabiliyetimizi daha yüksek bir seviyeye çıkarmamız için bizi çok zorladı. Bu dijitalleşme sürecinde 2023'ün yarısını geride bırakırken teknoloji trendleri, yaşam kalitemizi arttırmak, iş süreçlerini verimli hale getirmek ve küresel ekonomik büyümeyi desteklemek için önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmeler ve bu teknolojinin hemen herkesin ulaşabileceği noktaya gelmesi, teknoloji dünyasının yakın geleceğinde neler olabileceğine dair ipuçları veriyor. Gelecek birkaç yıl içinde yapay zeka yönetiminin inşaat sektöründe de yer alması kaçınılmaz olacak. Son 10 yılda oldukça yol kat edilen yapay zeka günümüzde; görüntü ve konuşma tanıma, araç paylaşım uygulamaları, Siri ve Alexa gibi sesli mobil asistanlar, navigasyon uygulamaları ve diğer çeşitli uygulamalardaki varlığıyla tanınıyor. Yapay zeka sistemleri veritabanı ve pratik konusunda geliştikçe, kendi kararlarını alabilecekleri bir döneme doğru gidiyoruz. Yapay zekanın bir alt kümesi olan makine öğrenimi çok çeşitli endüstrilerde kullanılıyor ve bu da kalifiye işçi alanında bir artışa neden oluyor. Eğlence, tıp, temassız ve otonom alışveriş, perakende sektörü, ulaşım, havaalanı, trafik, turizm, eğitim, e-ticaret, bankacılık, müşteri hizmetleri, akıllı şehirler derken gelecek birkaç yıl içinde yapay zeka yönetiminin inşaat sektöründe de yer alması kaçınılmaz olacak. Bu alanda kullanılabilecek teknolojiler arasında otomatik kontrol sistemleri, sensörler ve robotlar gibi araçlar yer alırken yapay zekanın inşaat sürecindeki hataları azaltarak maliyetleri düşürmesi ve zaman tasarrufu sağlaması bekleniyor. Bunun yanı sıra inşaat projelerinin planlanması ve yönetilmesinde, inşaat malzemelerinin ve yapı elemanlarının kalitesini kontrol etmede, iş kazalarının önlenmesinde kullanılacak; yapay zeka ile entegre edilmiş proje yönetim yazılımları, daha akıllı ve daha verimli bir proje yönetimi sağlayabilecek. 2014'te Ethereum'un kurucu ortağı Gavin Wood tarafından kullanılan Web 3.0'ün temelini Blockchain ve yapay zeka kavramları oluşturuyor. Metaverse evreniyle de ilişkilendirilen Web 3.0, günümüzde güvenlik ve merkeziyet sorunlarının çözülebilmesi için ortaya atıldı. Merkeziyetsiz platformlar ile tekelcilik faaliyetlerini en aza indirgemeyi hedefleyen Web 3.0, Blockchain teknoloji sayesinde güvenlik konusunda oldukça iddialı. Kripto para, NFT, DeFi, dApp ve Cross-chain gibi kavramların oluşmasında rol oynayan Web 3.0, birbirimizle paylaştığımız verilerin üçüncü kişilere ulaşmasının da önüne geçiyor. Kısacası, bu teknolojide kullanılan yüksek güvenlikli yazılımlar sayesinde kişisel verilerimizi saklamak için hiçbir merkezi otoriteye ihtiyaç duymuyor, onları kendimiz kontrol edebiliyoruz. 2009'da Bitcoin ile ortaya çıkan kripto para sektörü, günümüzde en çok tercih edilen yatırım araçları arasında yer alıyor. Şirketler daha merkezi olmayan ürün ve hizmetler ürettikçe Blockchain teknolojisi de 2023 ve sonrasında önemli ölçüde ilerleyecek. Ancak Web 3.0'ın yeni bir güvenlik açığı yaratıp yaratmayacağı da bir başka tartışma konusu. Çeşitli sosyal mühendislik saldırılarıyla dijital cüzdanlarımızın kopyalanması riski hala var. Bu durum ise kaçınılmaz olarak akıllı sözleşmelerdeki yasal açıkların giderilmesi ihtiyacını doğuruyor. Değiştirilemez tokenler ise yeni yılda daha kullanışlı ve pratik hale gelecek. Mimarlar ve mühendisler, sanal bina modelleri oluşturmak için VR ve AR kullanabiliyor. Metaverse ile birlikte doğrudan Arttırılmış Gerçeklik ve Sanal Gerçeklik teknolojilerindeki gelişim hızı artacak. Kullanıcısını yeni bir ortama sokmak gibi büyük bir vaadi gerçekleştirebilen sanal gerçeklik ve mevcut ortamın gelişmesini sağlayan artırılmış gerçeklik uygulamaları, eğlence sektöründen askeri eğitimlere kadar uzanan geniş bir alanda kendine yer bulmuş durumda. Sanal Gerçeklik, bilgisayar teknolojilerini kullanarak fiziksel dünyanın gerçekçi bir ortamını yaratmakla ilgilenirken, Arttırılmış Gerçeklik bilgisayar tarafından oluşturulan öğeleri kullanarak ortamı geliştirmekle ilgileniyor. Mimarlar ve mühendisler, binaları gerçek dünyada inşa etmeden önce sanal bina modelleri oluşturmak için VR ve AR kullanabiliyor. Otomotiv endüstrisinde de sanal gerçeklik uygulamaları, mühendislerin yeni modellerin tasarım ve yapımını denemelerine olanak tanıyor. Çok yakın gelecekte metaverse'te kullanılan sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik ve dijital ikiz teknolojileri, tıpta da cerrahi ile ilgili uygulamalar için yeni fırsatlar getirecek. Forbes dergisine göre, bundan sonra fabrikalardan makinelere, arabalara ve hassas sağlık hizmetlerine kadar daha da fazla 'dijital ikiz' teknolojisi göreceğiz. Gerçek zamanlı verilerle güncellenen dijital ikizler, fiziksel bir nesnenin dijital kopyasıdır. Bu, 3 boyutlu ve eylemlerinize gerçek zamanlı olarak yanıt veren dinamik içeriklerle etkileşim kurmanızı sağlar. Bu sanal ortamda, gerçek dünya koşullarını, senaryolarını ve aklınıza gelebilecek her durumu etkili bir şekilde simüle edebilir ve mobil cihazlar, bilgisayarlar ve arttırılmış, karma ve sanal gerçeklik dahil herhangi bir platformda sonuçları anında görselleştirebilirsiniz. Yakın gelecekte Nesnelerin interneti teknolojisinin yaygınlaşması, dijital ikiz teknolojisinin de büyümesini hızlandıracak. - Güneş enerjisi mühendisleri rüzgar türbininin bir dijital ikizini geliştirdi. Bu da türbinin dönmesini ve kendini rüzgara göre pozisyonlamasını sağlıyor. - Her saniyenin önemli olduğu Formula 1 otomobil yarışlarında performansları iyileştirmek için dijital ikiz teknolojisi kullanıldı. - Singapur, Las Vegas, Londra, Mannheim da dijital ikiz şehirler arasında. Fiziksel ve dijital şehirlerin akıllı geri bildirimi sayesinde, gelecekteki sürdürülebilir kalkınma için bir kentsel planlama ve inşa modeli sunuluyor. ABI Research, 2025'e kadar 500'den fazla şehrin dijital ikiz teknolojisini benimseyeceğini, 2030 yılına kadar şehir planlamacılarına 280 milyar dolar tasarruf sağlatacağını tahmin ediyor. - Dijital ikiz teknolojisi bireyin genomik yapısını, fizyolojik özelliklerini ve yaşam tarzını kişiselleştirilmiş ilaç oluşturmak için modellemek üzere de kullanılabilecek. 2023'te bağlantılı nesne sayısının artması, nesnelerin interneti teknolojisinin gelişmesinde önemli rol oynuyor. Akıllı şehirler; nesnelerin interneti cihazları, yazılım çözümleri, kullanıcı arayüzleri ve iletişim ağlarının bir kombinasyonunu kullanıyorlar. Bu iletişim kurabilen ve veri alışverişi yapabilen araçlar, sensörler veya ev aletleri gibi bağlı cihazlardan oluşan bir ağ. Bu cihazların bağlantısı ve veri analizi, fiziksel ve dijital şehir öğelerinin bir arada toplanmasını kolaylaştırıyor, böylece hem kamu hem de özel sektör verimliliğini arttırıyor, ekonomik faydalar sağlıyor ve vatandaşların yaşamlarını iyileştiriyor. Örneğin trafik ışıkları, trafik sıkışıklığını izleyerek trafik akışını optimize edebiliyor. IoT cihazları aynı zamanda, 'Edge computing' olarak adlandırılan işleme yeteneklerine sahip. Bu hesaplama paradigması, iletişim ağı üzerinden sadece en önemli ve ilgili bilgilerin iletilmesini sağlıyor. Nanoteknoloji ile gelecekte malzemeyi, bitkiyi hatta insanı düzenleyerek değiştirebileceğimiz bir dünyada yaşayacağız. Nanoteknoloji en temel açıklamasıyla, çok küçük boyuttaki malzemelerin işlenmesi anlamına geliyor. Nano çipler; bilgisayar, akıllı telefon ve tablet gibi her türlü teknolojik aletin içerisine yerleştirilebiliyor. Günümüzde gen düzenleme üzerine gerçekleştirilen araştırmaların çoğu, hücreleri ve hayvan modellerini kullanarak hastalıkları anlamak için yapılıyor. İnsan genlerini değiştirmek için CRISPR-Cas9 gibi teknolojileri kullanan gen düzenlemeleri ise birkaç yıldır zaten var. Bu teknoloji, bilgisayar teknolojisinin temeli olan 0 ve 1 makine kodları yerine, nesnenin olasılıklarına dayalı olarak hesaplamalar yapar. Öte yandan bu teknoloji ile geliştirilen bilgisayarlar, normal bilgisayarlardan çok daha hızlıdır. Bir kuantum teknolojisi alt kolu olan kuantum bilişimi yeni ilaç ve aşı keşfinde, uzaktan sağlık, bankacılık ve finansta kredi riskini izlemek, yüksek frekanslı ticaret yapmak ve dolandırıcılığı tespit etmek için kullanılıyor. Kuantum bilişiminde güçlü olan herhangi bir ulus, diğer ulusların, işletmelerin, güvenlik sistemlerinin ve daha fazlasının şifrelemesini kırabilir. ABD, İngiltere, Çin ve Rusya gibi ülkeler gelişmekte olan kuantum bilişim teknolojisine para akıtırken bu, 2023'te dikkatle izlenmesi gereken bir trend oldu. Dünyanın karşı karşıya olduğu iklim krizi ve karbon emisyonlarının frenlenmesi için sıfıra yakın sera gazı emisyonu üreten, yeni bir enerji kaynağı olan yeşil hidrojen konusunda ilerlemenin devam etmesi bekleniyor. Avrupa'nın iki büyük enerji şirketi olan Shell ve RWE bu alanda ciddi bir yatırım yapmış durumda. Hidrojenin yanında yenilenebilir enerji alanları olan güneş, rüzgar gibi enerji türlerinde de ilerlemelerin hızla devam ettiğini göreceğiz. İnsansı robotlar, gerçek dünyada hizmet sektöründe, otellerde ve sağlık sektöründe karşımıza çıkacak. Ayrıca üretim ve lojistik alanında da insan-robot birlikteliğini daha sık görmeye başlayacağız. Birçok fabrika ve depo şimdiden kısmen veya tamamen otonom hale gelmiş durumda. Yakın gelecekte daha fazla sürücüsüz otomobil, gemi ve teslimat robotlarıyla karşılaşacağız. Özellikle otomotiv sanayisi bu gelişimden en çok etkilenenlerden biri olacak. Sürücüsüz ya da otonom otomobillerin yakın gelecekte eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik, sosyal ve çevresel bir değişime yol açacakları düşünülüyor. Teknolojinin en çok yararlanıldığı alanlardan biri de sağlık. Örneğin bir akıllı saatten bir bireyin yaşam tarzı hakkında bilgi alma potansiyeli sağlık uzmanlarına, bir hasta herhangi bir semptom göstermeden önce olası tıbbi sorunları tahmin etme ve hatta tedavi etme yeteneği veriyor. Ant Yapı olarak sağlık konseptli otelimiz Antwell'de de teknolojik yenilikleri takip ediyoruz. Şu an örneğin Antwell'in tüm odalarından aşağıdaki revir bölgesine bağlantı bulunuyor. Acil bir durumda tek tuşla revirdeki hemşireye bağlanılabiliyor. Ayrıca tüm bina, havuz dahil tam bir 'engelsiz' yapı. - Sesli arama: Google Asistan ve Siri'nin günlük görevleri yerine getirirken sesin gücüyle uygulamalara entegrasyonu bizi çoktan ele geçirmiş durumda. - Doğal dil işleme : E-ticaret sektörü; müşteri etkileşimi oluşturmak, göz atma modellerini ve alışveriş eğilimlerini analiz etmek için NLP ve makine öğrenimi yöntemlerini giderek daha fazla kullanacak. - Yüz tanıma: Yakın gelecekte bir kişinin sadece yüzünü tanıtarak binalara giriş yapması, resmi işlerini daha kolay halletmesi ve ATM kullanması yaygınlaşacak. - Otomasyon: Robotik, makine öğrenimi ve yapay zeka ile harmanlanan otomasyon süreçleri, yiyecek / içecek, medikal ve müşteri hizmetleri gibi birden fazla sektördeki hizmet veya servisleri kapımıza daha kolay ve otomatik bir şekilde getirecek. - Big Data: Makineler ve insanlar arasındaki sürekli artan etkileşim miktarıyla yanımızda taşıdığımız cihazlar devasa bir veri deposu. Bu büyük veriler, işletmelerin daha iyi hizmet sunabilmek için anlamlı bilgi ve içgörüye dönüştürülmeyi bekliyor. - Chatbots : Business Insider tarafından hazırlanan bir rapora göre, 2019'da 2.6 milyar dolar değerinde müşteri iletişimini daha kişisel ve akıllı hale getiren chatbot pazarının 2024'e kadar 9.4 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/inovasyon/", "text": "EQ dergimizin bu yeni sayısında, kapak konusunda görüldüğü gibi yeni teknolojilerin hayatımıza nasıl da hızla girdiğinden bahsettik. Öne çıkan konular yapay zeka, metaverse, nanoteknoloji, otonom sistemler, robotlar... Tüm bu alanlardaki inovatif çalışmalar yakın geleceğimize yön verecek gelişmeler olarak öne çıkıyor. İnovasyon her ne kadar yenileştirmek, geliştirmek, değiştirmek, daha verimli ürünler ya da hizmetler yaratmak diye tarif edilse de işletmeler için inovasyon farklı başlıklar da içeriyor. İşletmeler için inovasyon; yeni fikirler üretmek, var olan ürünleri ve hizmetleri geliştirmek ve etkili çözüm yöntemleri sayesinde sorunları ortadan kaldırmaya çalışmak anlamına geliyor. Bu doğrultuda da işletmelerin yenilikçi ve faydalı düşünceleri icraata dökerek sonuca ulaşmaları açısından ilk akla gelenler, ürün ve hizmette yapılan inovasyonlar oluyor. Ant Yapı olarak, inşaat sektöründe bulunduğumuz 30 yılı aşkın süreçte elde ettiğimiz tecrübelerle sektöre birçok inovatif çözümler ve yenilikler kazandırdığımızı görüyoruz. Bugüne kadar ürettiğimiz her bir projemizde tespit ettiğimiz ihtiyaçlara göre yenilikler sunduk, çözümler ürettik; böylece her projemiz bir öncekinden de farklı ve çok daha sorunsuz oldu. Hem proje konseptleri hem de kullanılan malzeme açısından, ürettiğimiz konutları her bir projede geliştirmeyi başardık. Sektörün 30 yıl öncesine dönüp bakarsak, klasik apartman şeklinde üretilen konutları ve hatta zamanla yapımı başlayan toplu konutları görüyoruz. Ancak maalesef ilk başlarda toplu konut projeleri bile otoparksız, rekreasyon alanları yetersiz ve güvenliksiz inşa ediliyordu. Malzeme kalitesi de çok yetersiz ve sundukları yaşam kalitesi oldukça düşüktü. Ant Yapı olarak proje geliştirme alanında çalışmaya başladığımız 90'lı yılların sonunda, öncelikle Ataşehir'de geliştirdiğimiz projelerde ilk güvenlikli konsept site anlayışını sektöre kazandırdık. Bu projelerde her konuta yer altında otoparklar sunduk ve rekreasyon alanlarına önem verdik. Yine bu projelerde çok önemli bir konu olan enerji tasarrufu, ısı izolasyonu gibi konuları önceliklendirdik ve mantolama sisteminin ilk uygulamalarını hayata geçirdik. Tabii ki Ar-Ge çalışmalarına çok önem verdik, akıllı evler geliştirdik. Mimari olarak toplu konut çizgisi dışına çıkıp hem dış hem de iç mimaride büyük yenilikler sunduk, dolayısıyla yüksek kalitede konutlar ürettik. Özellikle malzeme açısından yurtdışında çalışan bir firma olarak birçok yeni ürünü ve uygulamaları Türkiye'ye ilk getiren kurum olduk. Burada önemli bir nokta da şu: Müşterilerimizle hep iletişim halindeydik. Onları dinliyor, ihtiyaçlarına kulak veriyorduk. Hem satış anında hem de satış sonrasında müşterilerimizle kurduğumuz interaktif iletişim sayesinde yeni projelerimizde hep inovatif çözümler ürettik. Tabii ki proje geliştirmenin konutları üretip, teslim edip çekilmekle bitmediğini biliyorduk; dolayısıyla bu konuda güçlü bir satış sonrası ekibi kurduk ve projelerimizi takip edip sorunlarını çözmek adına müşterilerimize devamlı destek olduk. Dahası, teslim ettiğimiz konutlara geçici site yönetimleri kurarak en iyi şekilde işletilmesi amacıyla sistemler kurduk. Konut sahiplerinden oluşan yönetimlerdeki güçlükleri, sorunları da gördük. Bu arada yönetimi devralmayı istemeyip bizim yönetmemiz için gelen talepleri de karşıladık ve yönetime devam ettik. İsteyen sitelere yönetimi devrettik. Geliştirdiğimiz farklı konseptlere sahip konut projelerimizle sektörde birçok firmaya örnek olduğumuzu, sadece biz söylemiyoruz. Bunu birçok otoriteden ve kamuoyu önderinden duymakla her zaman gururlanıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/istiklal-mucadelesinin-taclandigi-gun/", "text": "Türk milletinin onur ve bağımsızlık dolu destanı! Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlandığı 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı coşkuyla kutluyoruz. Zafer Bayramı... Türk milletinin kahramanca mücadelesinin zaferini kutlamak için her 30 Ağustos'ta tüm ülkede coşkuyla kutladığımız milli bayramımız... Bu tarih, Türk Kurtuluş Savaşı'nın en önemli dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlanmasıyla birlikte, bağımsızlık mücadelemizin doruk noktasına ulaşmasını temsil ediyor. 30 Ağustos 1922'de, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Türk ordusu, düşman işgaline karşı büyük bir kararlılıkla savaştı ve Dumlupınar'da kesin bir zafer elde etti. Bu zafer, Türk milletinin bağımsızlık yolundaki kararlılığını ve azmini tüm dünyaya gösterdi. Bu büyük zaferin anısını yaşattığımız, milli birlik ve beraberliğimizin ateşinin sönmediğini gösterdiğimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı her yıl çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Devlet törenleri, askeri geçit törenleri, bayrak törenleri ve havai fişek gösterileriyle renklenen ülkemizin dört bir yanında yapılan etkinliklerde, tüm halkımız büyük bir coşkuyla, bayraklarla donattığı caddelerde kutlamalar gerçekleştiriyor. Çeşitli spor etkinlikleri, konser ve gösteriler gibi kültürel etkinliklerinin de düzenlendiği bayram, şenliklerle kutlanıyor. 101'inci yılında, Zafer Bayramımız bir kez daha kutlu olsun! Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik! Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan. Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla, Cennette bugün gülleri açmış görürüz de, Hala o kızıl hatıra titrer gözümüzde! Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!"} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/londradaki-park-modernde-sona-yaklasirken-yeni-bir-projeye-basliyoruz/", "text": "Kensington Palace Garden'a bakan Park Modern projemiz, Londra'nın West End bölgesinde lüks konut ve ticari sınıfında gerçekleştirilen en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olarak dikkat çekiyor. Park Modern'de sona yaklaşırken Londra'da yepyeni bir projeye daha başlıyoruz. Ant Yapı olarak yurtdışında önemli projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Bunlardan biri olan Park Modern, Londra'nın West End bölgesinde, Kensington Palace Garden'a bakan ve 17 bin 650 metrekarelik bir alana sahip olan lüks konut ve ticari sınıfındaki bir yapı. 2020'de 100 milyon sterlinlik bir kontrat bedeliyle imzalanan bu proje, Londra'da verilen en büyük lüks konut ve ticari sınıfındaki tek aşamalı inşaat anlaşması olarak da dikkat çekiyor. Park Modern'in inşasına 2021'de başladık ve şu anda tamamlanma aşamasına yaklaşıyoruz. Projemiz, 55 apartman dairesi ve 2 adet Town-House olmak üzere toplamda 57 ultra lüks konuttan oluşuyor. Konut sahiplerinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan yapının içinde özel araç parkı, yarı olimpik havuz, spor salonu, SPA, sinema salonu, restoran, kafe, sağlık merkezi yer alıyor. Projenin tasarımı, altından metro geçmesi nedeniyle zorlu bir süreci gerektirdi. Akustik ve titreşim konusunda önemli teknolojik metotlar kullanarak hayata geçirdiğimiz Park Modern hızla ilerliyor 2023 yılı içerisinde tamamlanmasını planlıyoruz. Ant Yapı olarak Türkiye'de de farklı ülkelerde de imzaladığımız tüm projelerde her zaman daha iyisini yapmayı ve gelişmeyi hedefledik. Park Modern, Hyde Park'ın kuzeyinde yer alan evler arasında en yüksek bedelle alıcı bulma özelliğine sahip; satışların ilk aşamasında da büyük ilgi gördü. Park Modern'i teslim etmeye yaklaşırken, Londra'da yeni bir projeye daha başlıyoruz. Chelsea'nin en prestijli yapılarından olan Chelsea Barracks adlı büyük bir projede, 4'üncü faz 8'inci binadaki tüm elektrik ve mekanik işlerini yapacağız. 2025 yılı yaz döneminde teslim edilmesi planlanan projede aynı zamanda iç mekanın tamamlanması, düzenlenmesi, tasarımının uygulanması, mobilya, dekorasyon, elektrik, aydınlatma, zemin kaplamaları, tavan sistemleri, sıhhi tesisat gibi detayların tamamlanması gibi bir dizi işi de üstlendik. İngiltere'deki 8'inci projemiz olan Chelsea Barracks, gururla imzamızı atacağımız büyük işlerimizden biri olacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/romantizmin-kalbinde-unutulmaz-tatiller/", "text": "Eylül, aşkın en tatlı hallerinin yaşandığı ay... Sevginizi kutlayarak unutulmaz anılar biriktireceğiniz ve aşkı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir tatil için de en iyi zaman. Sizin için yeryüzündeki en romantik lokasyonları ve buralarda yer alan, cezbedici atmosfere sahip otelleri derledik. Efsanevi Eiffel Kulesi'nin aydınlattığı bir akşam yemeği, Seine Nehri boyunca romantik bir yürüyüş... Paris'te ilk tercihiniz Le Meurice Hotel olabilir. Bu lüks otel, Louvre Müzesi'ne yakınlığıyla dikkat çekiyor ve zarafetiyle göz kamaştırıyor. Berrak, turkuaz sularda kaybolmak, beyaz kumsallarda yürümek... Maldivler, doğal güzellikleriyle romantik bir kaçamak için mükemmel bir seçim. Soneva Jani Resort'ı tercih edebilirsiniz. Bu lüks tatil köyü, özel su üstü villalarıyla ünlü. Villaların içinde yer alan cam zeminler, mercan resiflerine dalış yaparken eşsiz bir deneyim sunuyor. Muhteşem günbatımı manzarasıyla romantizmin doruklarına çıkmanızı sağlıyor. Beyaz boyalı evlerin ve mavi kubbeli kiliselerin yer aldığı bu büyüleyici adada, romantik anlarınızı ölümsüzleştirebilirsiniz. Mystique Hotel, sıradışı mimarisi ve volkanik kaya formasyonlarının üzerine inşa edilmiş odalarıyla dikkat çekiyor. Özel teraslarından Ege Denizi manzarasına karşı şarap tadımı yapabilir ve unutulmaz güneş batışlarına tanıklık edebilirsiniz. Türkiye'nin eşsiz güzelliklerine sahip Çeşme Yarımadası'nda yer alan Antmare Otel, romantik bir kaçamak için ideal seçim. Çeşme'nin incisi Alaçatı'da konumlanmış olan Antmare, huzurlu bir ortam sunuyor. Denize sıfır konumu ve nefes kesen manzarasıyla da romantik anlarınızı taçlandırıyor. Otelin Spa'sı da çeşitli masajlar ve güzellik bakımlarıyla çiftlere özel keyifli zamanlar yaratıyor. Kolezyum'un önünde el ele yürümek, Trevi Çeşmesi'nde dilek tutmak... Roma'da konaklamak için Hotel Eden'i tercih edebilirsiniz. Bu zarif otel, İspanyol Merdivenleri'ne yakın bir konumda ve Roma'nın nefes kesen manzarasını gözler ününe seriyor. Bu şehir eşsiz plajları ve muhteşem doğal güzellikleriyle romantizme ilham veriyor. Copacabana Palace, A Belmond Hotel sizin için ideal bir seçenek olabilir. Kopakabana Plajı'nın karşısında yer alan bu tarihi otel, Art Deco tarzıyla dikkat çekiyor. Gaudi'nin eserlerinin yer aldığı bu büyüleyici şehir, tarihi cazibesiyle romantizmi bir araya getiriyor. Konaklamak için Casa Fuster Hotel'i tercih edebilirsiniz. Modernist tarzıyla öne çıkan bu otel, Passeig de Gracia caddesinde yer alıyor ve La Pedrera ve Casa Batllo gibi önemli turistik noktalara yakın. Ortaçağ şehri Prag, romantizmi hissetmek için harika bir seçenek. Karluv Most üzerinde yürümek, Prag Kalesi'nde romantik bir gezi yapmak... Aşk dolu bir tatil için Augustine, a Luxury Collection Hotel, Prague'i tercih edebilirsiniz. Bu tarihi otel, St. Thomas Kilisesi'ne komşu olup, Prag Kalesi manzarasına sahip. Geleneksel Güney misafirperverliği, zarif tarihi binalar ve güzel bahçeleriyle Charleston, romantik bir mola için sakin bir lokasyon. The Spectator Hotel'i tercih edebilirsiniz. Bu butik otel, Charleston Tarihi Bölgesi'nde yer alıyor ve şıklığıyla öne çıkıyor. Kuzey Amerika'nın en eski şehirlerinden Quebec City, Avrupa'nın büyüleyici atmosferini yansıtıyor. Tarihi sokakları, taş döşeli meydanları ve Chateau Frontenac'ın görkemi romantik bir atmosfere sahip. Fairmont Le Chateau Frontenac Oteli, St. Lawrence Nehri'nin kıyısında yer alıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq110/volkan-demirel-deniz-tutkum-kucuk-yaslarima-dayaniyor/", "text": "Ülkemizin gelmiş geçmiş en ünlü futbolcularından biri Volkan Demirel. Deprem zamanında Hatay'da, pek çok vatandaşımız gibi çok zor günler yaşadı. Aynı zamanda ailesiyle birlikte Anthaven'da komşumuz olan spor adamıyla konuştuk, kendisini daha yakından tanıdık. Ant Yapı ve Mehmet Abi ile yaklaşık 15 sendir tanışıyoruz. Mehmet Abi benim için çok kıymetlidir; abi-kardeş gibiyizdir. Bizi genç yaşımızda doğru yönlendirdi, o zamandan bu zamana dostluğumuz var. Şimdi de Anthaven'da komşuyuz. Yeni gelecek komşularımızın, huzurlu ve sağlıklı bir ortamda olacakları için çok şanslı olacağını söyleyebilirim. Kariyer planlamam her zaman var. Ama doğru yer ve doğru zamanı bulmak gerekiyor. Doğru yer ve zaman şu an için Hatay ve elimden geldiği kadar onlara yardımcı olmaya çalışacağım. Sonraki düşüncem şu: Eğer iyi olursam zaten kariyerim kendiliğinden doğru yere getirecektir beni. Benim deniz ve sanat sevgim var. Deniz de olduğumda kendimi çok iyi hissederim. Denizin üstünde hayatımı geçirebileceğimi düşünüyorum, karaya basmadan. Futbol dışında açıkçası, son 3 aydır aslında çok yoğunuz. Çünkü biliyorsunuz 5 ay önce bir felaket yaşadık. İlk aylarda ne yapacağımızı bilmiyorduk ama hayata devam etmenin ve mücadelenin olması gerektiğini düşündük. Son 3 aydır Hatayspor için çalışıyoruz ve yoğun mesai ile Hatayspor'u ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Depremzedelere umut olmak için, mücadeleden vazgeçmemeleri için... İnşallah Hatay'ı ve 11 ilimizi en kısa sürede eski hayata döndürebiliriz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/antwell-seflerimizle-bulustuk/", "text": "Antwell Suites'in usta şefleri, kariyerlerinin lezzet dolu hikayesini bizlerle paylaştı. Hem şeflerimizi yakından tanıdık hem de kendilerinden mevsim mahsülleriyle davet sofralarınızı şenlendirecek yeni tarifler aldık. 1992 İstanbul doğumluyum. İlk, ortaokul ve lise eğitimimi İstanbul, Ataşehir'de tamamlayıp üniversite için Bolu, Mengen'e yerleştim. Stajlarımı İstanbul'da zincir otellerde tamamlayıp ilk iş tecrübemi SAW Havalimanı'nda uçak içi VIP hizmet veren bir firmada edindim. Sonrasında kendimi geliştirmek adına üst düzey bir Fransız restoranında 1 yıl kadar çalışıp bir yandan da para biriktirerek sırasıyla Almanya, Fransa ve İtalya'da, farklı mutfakları tanımak adına gezme, görme ve deneyimleme imkanı buldum. Döndüğümde Wyndham Grand Kalamış Marina Hotel'de Rafet İnce önderliğinde Remina Restaurant ve Ouzo Roof adlı restoranın açılış ekibine dahil oldum. Ardından Radisson Blu Hotel İstanbul Asia'dan teklif aldım ve kariyerime hem yön hem ivme katan bir adım atarak burada çalışmaya başladım. Açılış günlerimizden bu yana kemikleşen, çok değişmeyen bir kadroya sahibiz. Bu da en güçlü yönlerimizden biri. Birbirimizi iyi tanıyor ve tamamlıyoruz. Mutfak açılışımız pandemi zamanına denk geldiği için çekirdek ekiple beraber butik çalışmalar yaparak başladık işe. Daha sonra pandeminin hafiflemesiyle beraber Avrupalı misafirlerimizin gelmesi ile kadromuzu adım adım bugünkü haline getirdik, ürün bazında yükselişe geçtik. Ekibimizle beraber ilk önce restoranın tam kapasite açılışını yaptık. Sonrasında Teras Cafe'mizin açılışı ve daha sonra da lobi katında bulunan Well Cafe'nin startını verdik. Bunların hepsini yaparken misafir talebi, sürdürebilirlik ve yerel ürünleri göz önünde bulundurduk. Misafirlerimize mevsimin ürünlerini, taze ve lezzetli olarak sunmak bizim en önemli görevimiz, bunun için satın alma birimimiz ile günlük olarak en taze ve en iyisini nereden alırız diye sürekli fikir alışverişini yapıyoruz. İnce eleyip sık dokuduğumuz konulardan biri de Misafirlerimiz bizden ne istiyor? sorusuna doğru cevap vermek ve bu doğrultuda sürekli kendimizi yenilemek. Bizim misafir portföyümüz Avrupalı olduğu için menülerimizde sürekli her ülkeden birkaç ürüne yer veriyoruz. Ama bizim kültümüzü de tanıtmak için menümüzde yöresel tatlarımızı, özüne bağlı kalmak kaydıyla modernize ederek misafirlerimize sunuyoruz. Mevsimsel ürünleri yakalayabilmek için düzenli menü değişimine gidiyoruz, bunun yanında aylık menülere de yer veriyoruz. Kendi bahçemizde yetiştirdiğimiz doğal ürünleri de misafirlerimizin beğenisine sunuyoruz. Misafir profilimiz daha çok Avrupa, Amerika ve Orta Doğu olarak ilerliyor. Misafirlerimizi sabah Eatwell restoranımızda açık büfe zengin bir kahvaltı ile karşılıyoruz. Yeni açtığımız Well Cafe'de sandviçten meyve salatasına, somon salatasından berliner'e kadar pek çok çeşit var. Otelimizin en üst katında bulunan Teras Cafe'de hizmetimiz akşamüstü hızlanıyor. Gün batımının keyfi ve snack menümüzden birbirinden lezzetli seçeneklerle taçlanıyor. Teras Cafe'de de burger, salata, pizza, makarna, tatlı ve tabii ki Türk mutfağı klasikleri olan ürünlerimizi de servis ediyoruz. Bununla birlikte farklı misafir talepleri doğrultusunda esnek menüler hazırlayabiliyoruz. Uzun dönem konaklayan misafirlerimiz için set menülerden lokal tatlara, sağlık turizmine yönelik ilikli kemik suyu çorbasından diyet, laktozsuz ve glutensiz ürünlere kadar farklı seçenekler oluşturabiliyoruz. Yapılışı: Kerevizleri haşlayıp tavada karamelize edin. Brokoliye ön haşlama yapın, tavada zeytinyağı, tuz, karabiber ile tatlandırın. Fesleğenleri kaynar suya atıp hızlıca buzlu, derin bir kapta şoklayın. Daha sonra zeytinyağı ile beraber makineden çekerek yeşil fesleğen yağı elde edin. Barbun filetosunu çıkarın, tavada pişirin ve tüm malzemeleri tabağa yerleştirin. Yanında yeşil fesleğen yağı ile servis edin. Yapılışı: İkiye kesilmiş kemikleri baharatlayın ve fırınlayın. Kokoreç, biber ve domatesi soteleyin. Ayrı bir taraftan soğan, domates, biber ve maydanozdan salata hazırlayın. Kemiklerden birinin içini boşaltın ve kokoreç ile karıştırıp doldurun. Kızarmış ekmek ve baharatlarla servis edin. Yapılışı: Rokayı iyice yıkayın ve tamamen kurutun, servise hazır hale gelecek şekilde saplarını ayıklayın. Kırmızı soğanı piyazlık, domatesi küp küp doğrayıp tüm malzemeyi karıştırın. Zeytinyağı, limon suyu ve nar ekşisi ekleyip üzerine çörek otu serperek servis edin. Yapılışı: Üzümleri ayırıp yıkayın, su ve şeker ekleyip kısık ateşte pişirin. Tel süzgünden ezerek geçirin ve 1 kepçe kenara ayırıp mısır unu ile karıştırın. Geriye kalan üzüm suyuna ve mısır unlu karışıma nişastayı ekleyip tencerede koyulaşana kadar karıştırarak pişirin. Kaselere dökün, soğutun ve ardından buzdolabında soğutun. Tatlılarınızı taze nane, incir, altın çilek, yaban mersini ile süsleyerek servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/bilgi-isiginda-yolumuzu-aydinlatan-kahramanlar/", "text": "Baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden yürüyen, özveriyle emek veren ve geleceğimizi şekillendiren tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun. Sizlere minnettarız! Türkiye'de ilk Öğretmenler Günü, 24 Kasım 1981 tarihinde kutlandı. Bu özel gün, Türk öğretmenlerinin büyük özveri ve emeklerini takdir etmek ve onlara teşekkür etmek amacıyla her yıl coşku ile kutlanıyor. Bu tarih aynı zamanda Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'nın kuruluş yıldönümü ve bu nedenle öğretmenler için özel bir anlam taşıyor. Yarının liderleri olacak olan genç zihinleri bilgiyle donatmak, onlara ilham vermek ve aydınlık bir geleceğe hazırlamak gibi sorumluluğu büyük, kutsal bir görevi üstlenen tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz. Sizler olmadan hiçbir şey mümkün olmazdı. Türkiye'nin başöğretmeni, önderi ve kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine bağımsızlık, modernlik ve ilerleme hedeflerini ulaştırmak için büyük bir özveriyle çalıştı. Onun liderliği ve vizyonu, Türkiye'yi çağdaş bir ulus haline getirmesinin yanı sıra dünya genelinde de saygı ve hayranlık kazandırdı. Onun öğretilerini ve devrimlerini yaşatmak, Türkiye'nin geleceğine olan sorumluluğumuzun bir ifadesi. Atatürk'ün bıraktığı mirası, onun ilke ve inkılaplarına olan bağlılığımızı bir an için bile yitirmedik. Atatürk'ü ve onunla birlikte mücadele edenleri bir kez daha saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/cumhuriyetimizin-100-yili-kutlu-olsun/", "text": "Bu yıl 29 Ekim tarihinde Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ve En büyük eserim dediği Cumhuriyetimizin 100. yılını kutluyoruz. Atamızı minnet ve şükran ile yad ederken, Cumhuriyet üzerine düşüncelerini bir kez daha hatırlamak ve bu gururu hep beraber yaşamak adına paylaşmak istedik ki; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünden hareketle konunun önemini vurgulayarak yola çıkmış... Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıki uygulamasını sağlayan yönetim şekli cumhuriyettir, Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir demiş. Ayrıca, Milli kararlılık ve bilincin değerli eseri olan aziz cumhuriyetin, bugünkü ve yarınki kuşağın demir ellerinde her an yükseleceğine ve yaşayacağına güvenim tamdır diyerek bu gururu ve büyük sorumluluğu tüm vatandaşlarıyla paylaşmış. Bugün, Cumhuriyetimizin ilanından tam 100 yıl sonra, çağımızın gelişmiş toplumlarının ezici çoğunluğunun yönetim biçiminin cumhuriyet olması, Atamızın ileri görüşlülüğünün en güçlü göstergesi olduğunu söyleyebiliriz. 100. yaşını gururla kutladığımız Cumhuriyetimizin kurucuları, demokrasiyi yönetim sisteminin ana unsuru olarak konumlamışlar. Halkın kendi kendini yönetmesinin esas olduğu, egemenlik yetkisinin halkın elinde bulunduğu ve halkın seçimler aracılığı ile temsilcisi olan milletvekillerine bir meclis ve hükümet kurma yetkisi verdiği demokratik cumhuriyeti yönetim şekli olarak benimsemişler. Onlar sayesindedir ki; Cumhuriyetimizin bütün vatandaşları kanun önünde eşittir. Yönetimde ayrıcalıklı bir sınıfa yer yoktur. Yaşam hakkı gibi temel insan haklarının bütünü güvence altına alınmıştır ve yargı yetkisi, tam bağımsız mahkemeler aracılığı ile kullanılır. Hukukun üstünlüğü tartışılmaz bir ilkedir. Böylesine güçlü fırsatlar kendisine sunulmuş ve faydalarını görerek yetişmiş bir neslin temsilcileri olarak şükran doluyuz. Demokrasiyi ve cumhuriyeti yaşatmak adına ne mücadeleler verildiğini ve hala bu mücadelenin devam ettiğini, bu sistemin bizlere ve ülkemize kazandırdıklarını ve dünyadaki anti demokratik karanlık yönetimlerin bataklığında yaşananları gördükçe, sahip olduklarımıza daha sıkı sarılma gereğini duyuyoruz. Ant Yapı Ailesi; Cumhuriyet değerlerine bağlı, Atatürk'ün armağanına saygılı ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bırakılan mirası koruma görevini gururla üstlenmiş bireylerden oluşuyor. Ülkemizin bayrağını hem yurt içinde hem de yurt dışında gururla dalgalandırmaya devam ediyoruz. Cumhuriyet değerlerine bağlı nice nesillerin yetişmesi için de önemli adımlar atıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında 100 mimarlık ve mühendislik öğrencisinin eğitimine destek olacak bir burs programı başlattık. Toplum Gönüllüleri Vakfı iş birliği ile özellikle 10 ildeki gençleri kapsayacak şekilde 100 öğrencinin yararlanacağı bu burs fonunun, Atamızın koyduğu ülküye sahip çıkacak gençlerin yoluna ışık tutmasını umut ediyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!"} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/cumhuriyetin-insa-seferberligi/", "text": "O mimarlara, mühendislere ve inşa ettikleri yapılara ait yüzlerce kitap, binlerce makale yazılmışken yüz yıllık mimarlık ve inşaat mühendisliği tarihimizi, kilometre taşlarını, öne çıkanları elbette birkaç dergi sayfasına sığdırmak olanaklı değil. Biz, yüz yıllık Cumhuriyet tarihimizde özel bir yeri olan, hem Cumhuriyet'in hem de inşaat tarihimizin temelinin atıldığı 'Erken Dönem' Cumhuriyet mimarlık ve inşaat tarihine odaklanalım istedik. Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Kurtuluş Savaşı'ndan sonra nüfusu büyük ölçüde küçülmüş, yetişmiş insan gücünü ve sermaye birikimini yitirmiş, acilen savaşın yaralarının sarılmasını bekleyen bir ülke ile karşı karşıya kalan Cumhuriyet kurucuları ve kadroları, tüm bunlara rağmen 'yeni bir yaşam' yaratmanın mümkün olduğunu uygulamalarıyla gösterirler. Ankara, Cumhuriyet'in ilan edilmesinin hemen öncesinde, 13 Ekim 1923'te Türkiye'nin başkenti olur. Cumhuriyet ile birlikte Ankara kısa zamanda askeri ve sivil bürokrasinin merkezi haline gelecektir. Çağdaş bir şehir inşa edilmesi için 1928 yılında İçişleri Bakanlığı'na bağlı Ankara İmar Müdürlüğü ve 1930'da da Ankara Belediyesi'nin kurulmasıyla birlikte şehir büyümeye devam eder. 1932'de Alman mimar Hermann Jansen'in 'Ankara İmar Planı' yürürlüğe girer. Yenişehir, Sıhhiye, Cebeci, Bakanlıklar gibi semtler bu imar planına uygun olarak kurulurken, Gençlik Parkı, 19 Mayıs Stadı, Hipodrom gibi yapılar da bu dönemde inşa edilir. 1938'e kadar uygulanan bu plan çerçevesinde Ulus ticaret alanı, Atatürk Bulvarı çevresi konut alanı olarak büyürken, Kale ve çevresindeki eski Ankara da koruma altına alınır. Modern mimarinin dünyada kendini henüz kabul ettirdiği 1930'lu yılların başından itibaren ülkemizde de kabul görmesinde, yapıların hızlı ve ucuz inşa edilmesi etkili olmuştur. Modern mimarinin yaşamımıza girmesinde Avrupa'dan gelen mimar ve hocaların yanı sıra Avrupa'da okumuş mimar ve inşaat mühendislerinin de payı büyüktür. Modern mimarinin ülkemizde yaygınlaşmasında önemli bir rol oynayan bir yayından, ülkemizin ilk süreli mimarlık dergisi, 1931'de Zeki Sayar yönetiminde yayınlanmaya başlayan 'Mimar' dergisinden söz etmeden geçmeyelim. Dergi, 1935 yılında 'Arkitekt' ismiyle yola devam ederek 1981'e kadar yayımlanacaktır. Üzerinde önemle durmak istediğim başka bir konuyu da açıklamak istiyorum. Modern mimariyi ve çağdaş şehir planlamasını destekleyen Mustafa Kemal Atatürk, bu konuşmasında devletin kısıtlı ekonomik olanakları içinde yoktan var ettiği kamu yapılarının yanı sıra sivil mimarinin de aynı anlayışla inşa sürecinde belediyelerin rol almalarının önemine işaret eder. Belediyelerin bu imar seferberliğine katılmalarıyla ülke gerçek anlamda yeniden inşa edilir. Kurulan fabrikalar sanayinin gelişmesinde öncü olmalarının yanı sıra kuruldukları şehirlerin büyümesinde, şehirlerdeki sosyal yaşamın değişmesinde de etken olur. Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapı malzemesi üreten fabrikalar olarak sadece Aslan ve Eskişehir Müttehit Çimento fabrikası bulunmaktadır. Kapasitesi düşük işletmeler yetersiz kaldığından ahşaptan kiremite, demirden çeliğe temel yapı malzemeleri yurtdışından gelmektedir. Bunların dışında yapı teknolojilerini takip edip uygulayacak olan teknik kadronun yetersizliği, sayıları otuzu geçmeyen mühendislerle büyük bir imar seferberliğini gerçekleştirmenin zorluğu ortadadır. II. Dünya Savaşı yıllarında durgun geçen imar hareketlerinin sonrasında, 1940'lı yıllardan başlayarak yüksek okullardan mezun olan Türk mimar ve inşaat mühendislerin barajlara, köprülere, endüstri tesislerine ve hızlıca bitirilen konutlara imza attıklarını görmekteyiz. İlerleyen yıllarda yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda büyük projeyi tamamlayan mimar ve mühendislerin, müteahhitlik firmalarının başarısının temelleri, Erken Dönem Cumhuriyet döneminde atılan eğitim ve imar politikalarına dayanmaktadır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/deniz-kahve-ve-sanat-bir-arada/", "text": "Bodrum'daki Anthaven projemizin çarşısında yer alan komşumuz, Karabatak kahve dükkanı, bu yaz bünyesine Karabatak Gallery'yi de ekledi. Karabatak'ın kurucusu Ali Cenk Gökhan'ı yakından tanıdık ve hikayesini dinledik. Anthaven projemiz, Aspat Koyu'nda her geçen yıl gelişip zenginleşiyor. Kendine özgü bir karaktere, kimliğe ve hikayeye sahip olan bu özel projemizde her komşumuz, kanal evleri olan küçük bir balıkçı kasabasında yaşar gibi hissediyor. Kendi tekne parkı, sahili, çarşısı, restoranları, kafeleri ve oteliyle bu 'küçük sahil kasabası'nda yaşayanlar ve ziyaret edenler, büyük şehir konforundan ve alışkanlıklarınızdan da uzak kalmıyor. Çarşımızdaki özel mekanlar arasında yer alan kahve dükkanı Karabatak Aspat ve 'karşı komşusu' Karabatak Sanat Galerisi; plajı, lüks ve konforun bir araya geldiği imkanlarıyla Bodrum'un gözdesi Anthaven'da tatil yapan kahve müdavimleri ile sanatseverlerin uğrak yeri oldu. İstanbul Karaköy'de doğan Karabatak'ın kurucusu ve sanatsever Ali Cenk Gökhan, sanat galerisine başlarken amatör bir ruhla yola çıktıklarını belirtiyor. Gökhan, küçük yaştan itibaren topladığı eser ve objeleri değerlendirme fikriyle yola çıkmış... Kafede mis kokulu kahveleri, galeride ise orijinal sanat eserleriyle Anthaven'a zenginlik katan komşumuz Ali Cenk Gökhan ile konuştuk. İstanbulluyum. Kadıköy Anadolu Lisesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde eğitimimi tamamladıktan sonra yurtdışında dış ticaret yaptım. Evliyim, çok tatlı bir oğlum var. Kişisel zevklerim arasında cin ve kahve içmek var. Bu arada bir cin koleksiyonum da var. Karabatak Coffee Shop'larımızı biliyorsunuz zaten. Sanata ilgim ise küçük yaşlardan itibaren başladı. Koleksiyonculuk yapmayı sevdim. Yurtiçinde ve dünyanın çeşitli yerlerinden; özellikle Rusya, Ortadoğu, Avrupa, Amerika dahil gittiğim her yerden çeşitli eserler ve objeler topladım. Bir iki depo dolusu eser ve obje var. Bunları kafelerimizde sergiliyoruz. Galeri fikri de buradan çıktı. Bunları sergiler miyiz, nasıl sergileriz derken Anthaven da bizi destekledi. İlk kez 3 yıl önce Aspat Anthaven'da kahve dükkanımızı açtık. Devamında da ikinci bir istasyon eklemek istedik. Ama bu kez kahve olmasın, insanlara geldiğinde sanatla ilgili bir şeyler de sunalım istedik. Anthaven'daki kapalı alan da çok büyüktü. Yeme içme yerlerinden farklı olarak sanat galerisi olsun istedik. Anthaven da bize bu konuda destek verdi. Karabatak benim lakabımdı. 1990'larda dış ticaret yaparken o zamanlar cep telefonu bu kadar yaygın değildi. Var olan bir cep telefonu şarjı ise üç saat dayanıyordu. Gittiğim bölgelerde cep telefonu ve internet olmadığı için bir gün Moskova, üç hafta sonra Beyrut, dört hafta sonra Tahran, sonra İstanbul, oradan Belgrad derken bana 'Karabatak' gibisin derlerdi. Lakap oradan geliyor. Bunu da 2010 yılında Karaköy'deki kahve dükkanımızı açarken kullandık. İş seyahatlerimde, Moskova, üç hafta sonra Beyrut, dört hafta sonra Tahran, derken bana 'Karabatak' gibisin derlerdi. Lakap oradan geliyor. Asıl işimiz yeme, içme ve kahve sektörü. Bu alanda çok yeniyiz. Galeri işini deneysel olarak, yani yaparken bir yandan çevremizdeki tanıdıklarımızdan aldığımız fikirleri de katarak öğrenmeye çalışıyoruz. Amatör bir ruhla başladık. Burası büyük şehir olmadığı için belirli bir ziyaretçi kitlesi bulunmuyor. Sonuçta bir tatil beldesi ve plajı var. İlgi gören eserler de daha gezme odaklı. Bu nedenle galeriye gelen ziyaretçilerimiz kahvesini ya da içkisini içerken daha iç açıcı şeyler görmek istiyor. Örneğin doğa, deniz, modern çizgiler içeren, bu tarz eserler büyük ilgi görüyor. Ant Yapı ile ilk kez 3 yıl önce tanıştık. Bu süre içinde birbirimizi tanıdık. Çok uyumlu bir birliktelik oldu. Firma olarak çok kaliteli, iyi ve modern çizgide çalışan bir firma. İnsan kaynakları olarak da kaliteli bir ekiple çalışıyor. Birlikte çalışmaktan çok memnunuz. Sanata verdikleri destek olsun, kendi alt firmalarına verdikleri destek olsun, hep kaliteye yönelik oluyor. Ant Yapı ile çalışmayı herkese tavsiye ederiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/denizin-ve-yelkenin-buyulu-bulusmasi/", "text": "Rüzgarın, denizin ve yelkenlerin büyülü dünyasına hoş geldiniz! Bu yıl 2-21 Ekim tarihleri arasında 35'nci kez gerçekleşecek olan ve binlerce yelkenciyle milyonlarca izleyiciyi ağırlayan The Bodrum Cup'ta, sponsorlarından biri olarak yer alıyoruz. Bu yıl Cumhuriyetimizin 100. yılı sebebiyle Selanik ve İstanbul etaplarının da dahil olduğu Bodrum Cup'a destek vermekten onur duyuyoruz. The Bodrum Cup, 34 yıldır Bodrum'dan tüm Akdeniz'e yayılan, binlerce yelkencinin yarıştığı ve yüzbinlerce konuğun ağırlandığı uluslararası bir yat yarışı. Her yıl büyüyerek gelişen bu etkinlik, yalnızca bir yarışın ötesine geçerek bir platform haline geldi. Bodrum Cup, sadece yat yarışlarının değil aynı zamanda Bodrum'un doğal güzelliklerini ve koylarının korunmasını da önemseyen bir etkinlik olarak öne çıkıyor. Ekim ayı, Bodrum'da yılın Bodrum Cup zamanı olarak anılıyor. Yıllar içinde Yunan Adaları'nın da katılımı ile uluslararası bir yat yarışı haline gelen etkinlik, Türkiye'nin önde gelen markalarıyla sayısız işbirliği ve sponsorluk faaliyetine imza atmaya devam ediyor. Radisson Collection Hotel Bodrum olarak, The Bodrum Cup'ın sponsorlarından biri olduk. Böylece hem markamızın bilinirliğini artırmayı hem de unutulmaz deniz maceralarına destek olmayı amaçlıyoruz. Selanik & İstanbul: Bodrum Cup sponsoru olarak, Selanik'ten İstanbul'a ve İstanbul'dan Bodrum'a kadar tüm süreçlerde tanıtıma katkı sağlayacağız. 8 Ekim'de Four Seasons İstanbul'da gerçekleşen gala yemeğine katılacağız. RC Bodrum Etabı: 10 etap içerisinde RC Bodrum etabı, 70 yarış teknesi ve 30 gözlemci teknesiyle RC Bodrum bayraklarıyla süslenecek. Bu etap, otelimizin önündeki alanda gerçekleşecek ve otelde izlence etkinlikleri düzenlenecek. RC Bodrum Ödülü: Etabı kazanan yarışçılara RC Bodrum ödülü, otel tarafından ödül töreninde takdim edilecek. Ödül törenine 10 VIP misafir davet edilecek. Konaklama: Sponsorluk kapsamında otelimiz, influencer ve gazetecileri ağırlamak üzere belirlenen sayıda oda tahsis edilecek. Konaklayan misafirler, konaklama süreleri boyunca paylaşımlarda bulunacaklar ve onlara özel etkinlikler düzenlenecek. F&B Lounge: Ödül töreninde RC Bodrum logolu VIP lounge alanı hazırlanacak ve otel ikramları sunulacak. Böylece VIP katılımcılarımızla etkili bir temas sağlanacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/egitimlerimizle-gelecege-yatirim-yapiyoruz/", "text": "Sözünü edeceğimiz ilk etkinliğimizde, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından tanımlanan sürdürülebilir turizm ilkelerini vurguladık. Bu ilkeler, ekonomik süreklilik, yerel kalkınma, istihdam kalitesi, sosyal katılım ve toplumsal cinsiyet eşitliği, ziyaretçi memnuniyeti, yerel kontrol, toplumsal refah, kültürel zenginlik, fiziki bütünlük, biyolojik çeşitlilik, kaynakların verimli kullanımı ve çevresel etki gibi 12 başlıkta özetleniyor. Bu ilkeleri çalışma arkadaşlarımıza eğitimlerle aktarıyoruz. Bir diğer etkinliğimizde, Housekeeping departmanının otelcilikte nasıl kilit bir rol oynadığını vurguladık. Uluslararası Housekeeping Haftası kapsamında bu departmanda çalışan arkadaşlarımızın emeklerine özel vurgu yaptık ve ekibe ufak çaplı hediyeler verdik. Üçüncüsü, Radisson Hotel Grup'un Yes I Can ve Responsible Business eğitimlerine vurgu yaptık. Bu eğitimlerin önemini vurgulamak için 3 departman olarak birlikte eğitim aldık. Bunların dışında ayrıca Uluslararası İşitme Engelliler Haftası'nı kutladık. Radisson Collection Hotel Bodrum olarak, 'Sessiz Cafe' adlı yeni mekanlarını yeni açan 'Marmara İşitme Engelliler Derneği'ni plajımızda ağırladık. Bu sessiz kafe, Bodrum'da yaşayan işitme engellileri bir araya getirerek işaret diliyle iletişim kurmalarını sağlıyor. Bu etkinlik ve eğitimlerle, sürdürülebilir turizmden başlayarak otelcilik sektöründeki önemli konulara ve toplumsal sorumluluğa odaklanıyor, çalışanlarımıza ve topluluğumuza katkı sağlama sorumluluğumuzun bilincinde ilerlemeye devam ediyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/enr-2023-listesinde-yerimizi-aldik/", "text": "Ant Yapı olarak, uluslararası alanda büyük bir başarı elde ederek dünyanın önde gelen inşaat firmaları arasında yerimizi koruduk. Dünyanın en prestijli inşaat şirketlerinin sıralandığı 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitleri' listesinde bu yıl 66'ncı sırada yer alarak büyük bir başarı elde ettik. Türkiye sıralamasında ise 5'inci sıramızı koruyarak ülkenin en önde gelen inşaat firmalarından biri olarak pozisyonumuzu sağlamlaştırdık. Bu üstün başarıda emeği geçen tüm Ant Yapı çalışanlarına teşekkür ediyoruz. ENR tarafından hazırlanan bu liste, dünya genelindeki inşaat projelerine imza atan firmaların uluslararası alandaki başarılarını değerlendiriyor. 2022 yılında yurt dışındaki gelirleri, enflasyon, nitelikli işgücü sıkıntısı ve tedarik zinciri boşlukları gibi zorlu koşullara rağmen yüzde 7.7 artarak 428.5 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu, Ant Yapı gibi önde gelen inşaat firmalarının uluslararası alandaki etkinliğini ve büyüme potansiyelini gösteriyor. ENR'ın 2023 listesi, 237 firmanın geçen yılın listesinde yer aldığını ve bunlardan 155'inin uluslararası işlerden kar elde ettiğini ortaya koyuyor. Yeni kontratların değeri de artış göstererek, müteahhitlerin backlog'larının arttığını gösteriyor. Ant Yapı olarak uluslararası taahhüt piyasasında güvenilir bir itibar ve güçlü yerel ilişkiler sayesinde başarımızı sürdürüyoruz. Türkiye, Rusya, İngiltere ve ABD gibi dört farklı bölgede faaliyet göstermeye devam ediyor ve bu bölgelerdeki güçlü yönlerimizi korumayı hedefliyoruz. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay bu başarımız hakkında şunları söylüyor: İş ortaklarımız ve ekibimiz bize güvendi, kısacası, başarımızı sorumluluk duygumuza borçluyuz. Engineering News Record, inşaat endüstrisine odaklanan ve endüstrideki gelişmeleri izleyen önemli bir inşaat haber kaynağı. Dünya genelinde inşaat projeleri, mühendislik hizmetleri ve altyapı geliştirmeleri hakkında güncel bilgileri sunan ENR, inşaat profesyonelleri, mühendisler, müteahhitler, danışmanlar ve diğer sektör temsilcileri için önemli bir bilgi havuzu olma görevini de üstleniyor. İnşaat dünyasındaki önde gelen projeleri, şirketleri ve profesyonelleri sıralayan yıllık ENR 500 listesi ile tanınıyor. ENR her yıl bu listelerini güncelliyor ve endüstrideki değişikliklere ayak uyduruyor. Bu nedenle, ENR'ın listeleri zaman içinde değişebiliyor. 2023 ENR listesi, 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitleri' listesi ve bir önceki yılın 'Top 500 Uluslararası Müteahhitleri' listesine göre daha dar bir odaklanma sağlıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/eqdan-oneriler4x4-5/", "text": "Kışa merhaba demeden önce, sonbaharın son aylarını müzik, kitap, sinema ve etkinliklerle geçirmeniz için listemize göz atın."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/londranin-ikonik-kulesine-ant-yapi-dokunusu/", "text": "Tarihi Westminster Kulesi, Thames Nehri'nin eşsiz manzarasıyla lüks konutlara dönüşüyor. Ant Yapı'nın bu prestijli projesinin detaylarına baktık. Ant Yapı olarak, Londra'nın sembol yapılarından biri olan Westminster Kulesi'nin dönüşüm projesini üstlendik. Thames Nehri kıyısında yer alan bu tarihi binayı modern bir konut kompleksine dönüştürüyoruz. Ant Yapı'nın, Avusturalya çıkışlı iş geliştirme şirketi Third. i Grup ile gerçekleştirdiği bu prestijli projenin hayata geçirilmesi için yaklaşık 37 milyon sterlinlik bir yatırım yapılacak. 7.700 metrekarelik ofis alanı ve yüksek yaşam kalitesi sunan konutların olacağı projenin tamamlanması için hedeflenen tarih 2025 olarak belirlendi. İngiltere'de birçok farklı projeye imza atan bir inşaat firması olarak bu önemli dönüşüm projesine de liderlik edeceğiz. Westminster Kulesi, Thames Nehri'nin kıyısında, Lambeth Köprüsü'nün hemen yanında yer alıyor ve özgün mimarisiyle dikkat çekiyor. Ant Yapı olarak İngiltere'deki sekizinci projemiz olan bu renovasyon çalışması, bölgeye yeni bir yaşam alanı kazandıracak. Toplamda 25 lüks daire ve 3 penthouse dairenin yer alacağı projede çatı katları ve dinlenme alanları da bulunacak. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Türkiye, Rusya, Amerika ve İngiltere gibi farklı bölgelerde başarılı projelere imza attıklarını ve Londra'daki sekizinci projelerine başlamaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Tarihi bir binanın modern bir yaşam alanına dönüştürülmesinin heyecan verici olduğunu vurguladı. Ant Yapı olarak bu projede, Londra'nın eşsiz manzaralarına sahip bir yaşam alanı yaratmayı ve İngiltere'deki konut projelerine yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyoruz. İngiltere'de hayata geçirdiğimiz projelerimizden Park Modern, Londra'da büyük bir konut kompleksi olarak inşa edilirken, Leas Pavilion projesi eski bir binanın renovasyonu ve rezidans olarak yeniden tasarlandı. Apex House, Harcourt House, Belgravia Gate, 20-22 Eaton Place ve 13 Eaton Place gibi projeler de Ant Yapı'nın İngiltere'deki başarılarının birer göstergesi olarak öne çıkıyor. Westminster Kulesi'nin dönüşüm projesi ile uluslararası alandaki başarılarımızı bir kez daha kanıtlarken, bu ikonik yapıyı modern bir yaşam alanına dönüştürerek Londra'ya değer katmayı amaçlıyoruz. - Adı: Westminster Tower - Proje Tipi: Rezidans - Yatırımcı: Third I Group - Yer: Londra - İçeriği: 25 Lüks Daire ve 3 Penthouse - Büyüklüğü: 7.200 m2 - Kontrat bedeli: £ 37.000.000 - Önemi: Site, Thames Nehri ve Lambeth Köprüsü yanında bulunuyor. Bu, Londra'nın merkezindeki sembolik binalardan biri. Kurulduğumuz günden itibaren, Türkiye'de ve dünyanın farklı bölgelerinde imza attığımız projelerde her zaman daha iyisini yapmayı ve gelişmeyi benimseyerek yol aldık. 2016 yılından bugüne, sadece İngiltere'de yaklaşık 70.000 metrekare iş yapmış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/pasaportunuz-ve-ucak-biletiniz-yeter/", "text": "Vizesiz seyahat, sadece kimlik belgesi veya pasaport ile belirli ülkeleri ziyaret edebilmeniz demek. Bu tür bir seyahat, vize başvurularıyla uğraşmadan ve uzun bekleme süreleri olmadan seyahat etmenizi sağlar. Yalnızca biletinizi, kimlik belgenizi veya pasaportunuzu yanınıza almanız yeterlidir. Her ne kadar vizesiz seyahat, vize almadan yolculuk etmenize olanak tanısa da yanınızda geçerliliği en az 6 ay olan bir pasaport bulundurmanız gerekiyor. Pasaportunuzun geçerlilik süresine dikkat etmek, beklenmedik sorunların önüne geçmek için önemli. Türkiye'den vizesiz gidilebilen ülkeleri ziyaret ederken dikkate almanız gereken bazı adımlar var tabii. Yurt dışına çıkış formunu doldurup imzalayın: Seyahatten önce bu formu doldurmanız gerekiyor. Yurt dışı çıkış harcını ödeyin: 2023 yılında yurt dışına çıkarken ödemeniz gereken harç miktarı 150 TL. Pasaport: Yanınızda pasaportunuzu bulundurmalısınız ve geçerliliğinin en az 6 ay olduğundan emin olun. Gereken Belgeler: Gümrük görevlileri, otel rezervasyonları, gidiş-dönüş biletleriniz ve özel seyahat sağlık sigortası gibi belgeleri görmek isteyebilir. Seyahat belgelerinizin düzenli ve eksiksiz olduğundan emin olun. 2023 yılı itibarıyla Türk vatandaşları, vizesiz olarak 97 farklı ülkeyi ziyaret edebiliyor. Bu ülkeler yeni yerler keşfetmek ve farklı kültürleri deneyimlemek için harika fırsatlar sunuyor. Vizesiz seyahat özgürlüğüyle keyifli bir tatil deneyimi yaşayabileceğiniz bu ülkelerde, yerel kültürleri, yemekleri ve doğal güzellikleri keşfedebilirsiniz. Arjantin: Ülke, tango dansıyla ve Buenos Aires gibi büyüleyici şehirleri, muhteşem doğal manzaraları ve leziz yemekleriyle ünlü. Arnavutluk: Arnavutluk, sahil kasabaları, antik kalıntıları ve doğal güzellikleriyle dikkat çekiyor. Ksamil Plajı ve Gjirokaster Kalesi gibi yerleri ziyaret edebilirsiniz. Barbados: Beyaz kumlu plajları, tarihi alanlarıyla ünlü, su sporları için de ideal bir destinasyon. Adada, Bridgetown gibi renkli şehirler bulunuyor. Belarus : Belarus, Başkenti Minsk ve Mir Kalesi gibi tarihi ve kültürel zenginliklere sahip. Ülke doğal güzellikleri, ormanları ve gölleri ile de biliniyor. Bolivya: Titicaca Gölü, Salar de Uyuni ve La Paz gibi eşsiz doğal ve tarihi yerlere ev sahipliği yapıyor. Bolivya'nın yüksek rakımlı bölgeleri, renkli yerel kültürü ve festivalleri ile turistler için görülmesi gereken bir destinasyon. Brezilya: Güney Amerika'nın en büyük ülkesi, muhteşem plajları, Amazon Ormanı ve eğlenceli karnavalları ile ünlü. Rio de Janeiro, Sao Paulo ve Amazon Nehri Havzası gibi önemli turistik noktalara sahip. El Salvador: El Salvador, Pasifik Okyanusu kıyıları, yanardağları ve güzel plajlarıyla tanınıyor. San Salvador başkenti, tarihi ve kültürel zenginliklere ev sahipliği yapıyor. Endonezya: Endonezya, binlerce adadan oluşan bir ülke ve muhteşem doğal güzelliklere sahip. Bali Adası, tapınakları ve plajları oldukça ünlü. Fas: Tarihi medinaları, çarşıları ve büyüleyici mimarisi ile tanınıyor. Marakeş, Fas'ın en popüler turistik destinasyonlarından biri. Fiji: Güney Pasifik'te yer alıyor ve bembeyaz kumsalları, mercan adaları ve su altı yaşamıyla görsel bir şölen vadediyor. Filipinler: Muhteşem plajları, deniz altı mağaraları ve doğal güzellikleri ile dikkat çekiyor. Cebu Adası ve Palawan Adası turistler için popüler destinasyonlar. Guatemala: Guatemala, antik Maya kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Tikal Ulusal Parkı ve Antigua şehri ziyaret edilmeye değer yerler arasında. Gürcistan: Kafkasya'da yer alıyor ve dağları, şarap üretimi ve zengin kültürel mirasıyla turistlere dolu dolu anlar yaşatıyor. Tiflis şehri, tarihi dokusuyla da dikkat çekiyor. Hong Kong: Modern şehir manzaraları, gökdelenleri ve lezzetli yemekleri ile ünlü. Victoria Limanı ve Hong Kong Adası'nı gezmek ise turistik gezilerin olmazsa olmazı. Jamaika: Reggae müziği, güzel plajları ve tarihi zenginlikleri ile görmeye değer yerler arasına giriyor. Montego Bay ve Kingston şehirleri ise popüler destinasyonlardan birkaçı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti : Tarihi ve kültürel mirasıyla tanınan KKTC'de Girne şehri, Bellapais Manastırı ve Karpaz Yarımadası gibi bölgeleri ziyaret edebilirsiniz. Karadağ: Adriyatik kıyıları, dağları ve tarihi kasabaları ile turistleri çekiyor. Kotor Körfezi ve Budva şehri turistler için gezilmesi gereken lokasyonlar. Katar: Modern şehirleri, lüks alışveriş merkezleri ve kültürel etkinlikleri ile dikkat çekiyor. Başkenti Doha ise geleceğin şehirleri arasında yer alıyor. Kolombiya: Kolombiya, kahvesi, renkli sokakları ve tarihi meydanları ile ünlü. Medellin ve Bogota şehirleri popüler turistik destinasyonlar. Kosova: Tarihi kalıntıları, manastırları ve doğal güzellikleri ile çoğu insanın 'gezilmesi gereken yerler' listesinde yer alıyor. Kültürel etkinliler ile dolu Priştine şehri görülmeye değer. Kosta Rika: Yağmur ormanları, volkanları ve egzotik faunası ile ünlü. Manuel Antonio Milli Parkı ve Monteverde Bulut Ormanı gezi noktalarından birkaçı. Malezya: Malezya tropikal adaları, modern şehirleri ve zengin mutfağı ile tanınır. Kuala Lumpur ve Penang Adası popüler turistik bölgelerdir. Paraguay: Paraguay, şelaleleri, nehirleri ve doğal rezervleri ile çevrili bir ülke. Asuncion şehri ve Itaipu Barajı görülmeye değer. Peru: Peru, antik İnkaların kalıntıları, Machu Picchu ve Amazon ormanları ile ünlü. Turistik geziler için Lima ve Cusco şehirleri tercih ediliyor. Singapur: Singapur, modern şehir manzaraları, alışveriş caddeleri ve leziz yemekleri ile ünlü. Sentosa Adası ve Gardens by the Bay görülmesi gereken yerler arasında. Tayland: Tapınakları, plajları ve egzotik mutfağı ile ilgi çeken bir ülke. Bangkok ve Phuket tatilciler için popüler destinasyonlar. Tunus: Antik Roma kalıntıları, sahil kasabaları ve tarihi yerleri ile ünlü bir ülke. Kartaca ve Sidi Bou Said ziyaret edilmeli. Ukrayna: Ukrayna, tarihi şehirleri, Karadeniz sahili ve Karpat Dağları ile tanınıyor. Kiev ve Lviv şehirleri turistik cazibe merkezleri. Uruguay: Uruguay, plajları, şarap üretimi ve tarihi şehirleri ile ünlü. Montevideo ve Punta del Este popüler turistik bölgeler. Venezuela: Muhteşem doğal güzellikleri, Angel Şelalesi ve Karayip kıyıları ile ünlü bu ülke. Canaima Milli Parkı ve Isla Margarita ziyaret edilmeli."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/radisson-collection-hotel-bodrum-icon-hotel-olarak-secildi/", "text": "Radisson Hotel Group, dünya genelindeki otellerini titizlikle değerlendirerek seçtiği özel Icon Hotel oluşumuna yeni bir üye kazandırdı. 2023 yılında Türkiye'de bulunan 38 Radisson Hotel Group oteli arasında sadece 3 otel, bu prestijli unvana layık görüldü. Bunlardan biri de Türkiye'nin güzelliklerini en konforlu şekilde sunan Radisson Collection Hotel Bodrum oldu. Radisson Collection Hotel Bodrum'un bu özel unvanı kazanmasının arkasındaki ana etkenlerden biri, misafir memnuniyeti. Otele gelen misafirlerin yüksek memnuniyet puanları, kaliteli hizmet anlayışının bir yansıması olarak öne çıktı. Ayrıca otelin benzersiz konumu da bu seçimde belirleyici bir rol oynadı. Aspat Koyu'nun eşsiz güzelliğiyle çevrili olan Radisson Collection Hotel Bodrum, kendine özgü ve ikonik bir tasarıma da sahip. Anthaven çarşı alanında, konuklar keyifli alışveriş deneyimlerinin tadını çıkarırken, aileler de minik misafirler için özel etkinliklere katılma fırsatı buluyor. Spor tutkunları için sahil voleybolu, mini golf, basketbol ve tenis sahası gibi aktiviteler de mevcut. Ayrıca, otelin konumu Bodrum'un tarihi ve kültürel zenginliklerini ziyaret etmek isteyen misafirler için ideal. Bodrum Kalesi, Mindos Kapısı, Bodrum Antik Tiyatrosu, Bodrum Marina & Tersanesi ve Bodrum eski kenti gibi önemli noktalara kolayca ulaşabilirsiniz. 7 farklı oda alternatifinin yanı sıra, tek veya ikiz yatak seçenekleri, ayrı tuvalet ve duş alanları, oda içi sıcaklık kontrolü, balkon veya teras, full HD düz ekran televizyon, telefon, oda içi emanet kasa, mini bar, çalışma masası, kahve makinesi, yastık seçenekleri, ücretsiz wi-fi bağlantısı gibi olanaklarla donatılmış odalar sunuluyor. Ayrıca, engelli misafirler için özel bir oda da mevcut. Otelin sunduğu hizmetler arasında özel kumlu plaj, açık havuzlar, ısıtmalı kapalı havuz, otopark & vale hizmeti, çocuk kulübü, hemşire ve kuaför bulunuyor. Ayrıca, 8 kiloya kadar olan evcil hayvanlarınızla birlikte konaklayabilirsiniz. İş seyahati yapanlar için ise tam donanımlı toplantı salonları da var. Radisson Collection Hotel Bodrum'un Icon Hotel seçilmesi, bizler için büyük bir gurur kaynağı. Bu unvanı elde etmek, otelin benzersiz hizmet anlayışının ve yüksek standartlarının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Ayrıca otelimiz, 2023'te düzenlenecek olan 35. The Bodrum Cup etkinliğinin konaklama sponsoru olarak da yer alacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/uygur-kardesler-anthavenda-hey-gidi-gunler-dedi/", "text": "Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler, babaları usta tiyatrocu Nejat Uygur'un izinde emin adımlarla ilerliyor. Uygur kardeşlerin, Bizim atmaya kıyamadığımız anılarımız var diyerek yola çıktıkları müzikli gösterileri 'Hey Gidi Günler' geçtiğimiz günlerde Anthaven'da da sahnelendi. Babaları Nejat Uygur'un izinde, sanat dünyasında kendi yerlerini sağlamlaştırmış iki yetenekli sanatçı, Süheyl ve Beyzat Uygur... Tiyatro ve televizyonda başarı merdivenlerini hızla tırmandılar. Süheyl Uygur, 1958'de İstanbul'da dünyaya geldi. Genç yaşlarda tiyatroya ilgi duydu ve babasının izinden gitmeye karar verdi. İlk sahne deneyimlerini babasının tiyatro topluluğunda yaşadı ve kısa sürede yetenekleriyle kendini kanıtladı. Ardından pek çok tiyatro oyununda rol aldı ve izleyicileri kahkahalara boğan performanslarıyla tanındı. Behzat Uygur ise 1960'da dünyaya geldi. O da tiyatro tutkusuyla büyüdü. İlk sahne deneyimlerini ağabeyi ile birlikte yaşadı ve ikili, sahne üzerindeki uyumlarıyla büyük bir çıkış yakaladılar. Süheyl ve Behzat Uygur, tiyatro kariyerlerinin yanı sıra televizyon dünyasında da büyük başarılara imza attılar. Komedi dünyasının vazgeçilmez isimleri haline geldiler ve birçok televizyon programında seyircileri güldürdüler. Şimdilerde, Süheyl ve Behzat Uygur'un Bizim atmaya kıyamadığımız anılarımız var diyerek yola çıktıkları 'Hey Gidi Günler' adlı müzikli gösterileriyle turnedeler. Bu gösteri, seyircileri kahkaha ve nostalji dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Datça Açıkhava Tiyatrosu, Telmessos Açıkhava Tiyatrosu ve Anthaven'da da sahnelenen bu gösteri, seyircilere unutulmaz anıları yeniden yaşatıyor. Süheyl ve Behzat Uygur, bu gösteride yıllarca biriktirdikleri hatıraları albümlerden gün yüzüne çıkarıyor ve izleyicileri bu hatıralara ortak ediyor. Babaları Nejat Uygur ile çocuklukları boyunca turnelere katılan Süheyl ve Behzat Uygur, gösteri boyunca izleyenleri dönemin en önemli sanatçılarının kulislerine doğru kısa bir yolculuğa çıkartıyor. Farklı kuşaklardan insanların aşina olduğu şarkıları birlikte seslendirdikleri bu gece, seyircilere keyifli anlar yaşatıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq111/yurtdisi-muteahhitlik-hizmetleri-basari-odulleri-toreni-yapildi/", "text": "Türkiye Müteahhitler Birliği, geçtiğimiz yıl ENR250 listesine giren firmaları ödüllendirmek için Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni'ne ev sahipliği yaptı. Biz de Ant Yapı olarak Türkiye sıralamasında yer alan diğer firmalarla ödül töreninde yer almaktan gururluyuz. Türkiye Müteahhitler Birliği, Türk inşaat sektörünün uluslararası başarısını kutlamak ve ödüllendirmek amacıyla her yıl düzenlediği Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni'ne ev sahipliği yaptı. Engineering News Record tarafından her yıl yayınlanan 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitlik Firması' listesinde yer alan Türk inşaat firmaları, büyük bir onur ve gurur kaynağı olan bu ödüle layık görüldü. 2022 yılında yayımlanan ENR250 listesinde 42 Türk firması yer alarak Türkiye'yi dünya ikinciliğine taşımıştı. Bu büyük başarının ardından Türkiye Müteahhitler Birliği, bu başarıları ödüllendirdiği bir ödül töreni hazırladı. Bu sene, sektörünün önde gelen firmalarından biri olarak Ödülü Ant Yapı adına Yönetim Kurulu Üyemiz Hasan Yılmaz aldı. Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni, Ankara Sheraton Otel ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. 22 Ağustos 2023'te Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından düzenlenen törene Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, teşrifleri ile onur verdi. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve pek çok üst düzey devlet yetkilisinin de katıldığı törene, Türkiye'deki yabancı misyonlar, özel sektör temsilcileri ve basın mensupları da davet edildi. Lider firmaların bu tür uluslararası başarıları, Türkiye'deki inşaat sektörünün dünya çapında ne kadar güçlü ve rekabetçi olduğunu gösteriyor. Bu prestijli ödül ile Türk müteahhitlik sektörünün uluslararası arenada nasıl bir etki yarattığını bir kez daha kanıtlıyor ve Türkiye'nin gurur kaynağı olmaya devam ediyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq83/beyogluna-cagdas-bir-soluk-istanbul-modern/", "text": "Türkiye'nin ilk modern ve çağdaş sanat müzesi İstanbul Modern, üç yıllığına Beyoğlu'na taşındı. Beyoğlu'nun gözde tarihi yapılarından Union Française, bu geçici konaklama için neredeyse küllerinden yeniden doğdu. İstanbullu sanatseverler için 14 yıldır modern ve çağdaş sanatın ilk adresi olan İstanbul Modern, Karaköy'deki yeni binası tamamlanana kadar Beyoğlu'nun sonsuz karnavalına dahil oluyor. Osmanlı'dan Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar İstanbul'un toplumsal hayatında önemli bir grup olan Fransız kökenli Levantenler için 1896'da Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen Union Française, İstanbul Modern'e üç yıl boyunca ev sahipliği yapacak şekilde tadilattan geçirildi. Neoklasik mimari unsurların Belle Epoque yaklaşımla harmanlanmasıyla ortaya çıkan ve döneminin modern binaları arasında parmakla gösterilen bu Fransız lokali, Beyoğlu'nun sanat, ticaret ve eğlence dünyasının gözde adreslerindendi. Ancak geçirdiği iki yangın sonrasında her ne kadar onarımdan geçmişse de uzun yıllar ağırbaşlı bir sessizliğe bürünmüştü. Şimdi bu tarihi bina, sanatın gücüyle yeniden can buluyor. Kurulduğu 11 Aralık 2004'ten bu yana 7 milyon ziyaretçi ağırlayan İstanbul Modern, Beyoğlu'ndaki bu yeni mekanının kapılarını 23 Mayıs'ta, çağdaş heykel sanatının yaşayan en önemli isimlerinden Anthony Cragg sergisi ile açtı. İnsan Doğası başlıklı sergide sanatçının kariyerinin farklı dönemlerini yansıtan yapıtları sanatseverlerle buluştu. Öte yandan Galataport projesi kapsamında yer alan İstanbul Modern'in yeni binası için de hummalı bir çalışma başladı bile. Müzenin kurucu sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu ve Doğuş Grubu-Bilgili Holding'in ortaklaşa katkısıyla yapılacak olan yeni binanın 36 ayda tamamlanması planlanıyor. İstanbul Modern'in yeni binası dünyaca ünlü mimarlık bürosu Renzo Piano Building Workshop imzasını taşıyacak. Dünyanın önde gelen mimarlarından olan Renzo Piano, Paris'teki ünlü çağdaş sanat müzesi Centre Pompidou'nun yanı sıra New York'taki Whitney Amerikan Sanat Müzesi, İsviçre'deki Beyeler Vakfı Müzesi, İspanya'daki Centro Botin gibi çok sayıda müze ve sanat merkezini tasarladı. Avrupa'nın en yüksek binası olarak bilinen Londra'daki Shard binası da Piano'nun imzasını taşıyor. Şimdinin Peşinde ve Bakış Açıları adlı koleksiyon sergileri de ziyarete açıldı. Sadece bu açılış bile, İstanbul Modern'in, Beyoğlu'na yepyeni bir soluk aldıracağını müjdeliyor adeta. Zira sanatseverler için Beyoğlu'nu yeniden keşfetmek için eşsiz bir fırsat bu. Kim bilir belki de İstanbul Modern'in bu misafirliği, Beyoğlu'nun yeniden sanatın merkezine dönüşmesi için öncü bir rol oynar."} {"url": "https://eqdergi.com/eq83/dunya-barisinin-bilge-lideri-mandela-100-yasinda/", "text": "Pek çoğumuz yaşam boyu öğrenir, öğrendikçe değişiriz. Bazılarımız ise yaşamlarıyla dünyayı değiştirir. Yaşadığı çağa damgasını vuran Güney Afrika'nın efsane lideri Nelson Mandela gibi. Onun sıra dışı yaşamı, 20. yüzyılın en etkileyici öykülerinden biri kuşkusuz. Beyazların üstün ırk olarak acımasızca yönettiği Güney Afrika'da, adını pek kimsenin bilmediği Thembu isimli küçük bir kabilede 1918 yılında doğdu Mandela. Kabilenin reisi olan babası ona, sözlük anlamı bir ağacın görkemli dalı olan Rolihlahla ismini verdi. Bu isim aynı zamanda baş belası anlamına geliyordu ki kabilenin şefi olan babası dahil hiç kimsenin aklına, bu minicik bebeğin bir gün ırkçı beyaz yönetimin başına bela olup Güney Afrika'daki rejimi yerle bir edeceği gelmemişti. Artık tüm dünyanın bildiği Nelson ismini ise okula başladığı ilk gün ona İngilizce öğretmeni verdi. Zira o zamanlar sömürgeci konumundaki İngilizler isimleri teleffuz edemediği için çocuklara İngilizce isimler de veriliyordu. Mandela'nın en sevdiği ve dostlar arasında kullanılan Madiba ismi ise kahramanlığıyla ünlü bir kabile şefinin adıydı. Afrikalıların geleneklerine göre bir çocuk yetişkinliğe törenle adım atar ve bir isim daha alır. Bu isim, artık belirginleşen kişiliğini tanımlar. İşte Mandela da 16 yaşına girdiğinde ona Bir konseyin kurucusu, organize eden kişi anlamlarına gelen Dalibhunga ismi verildi. Annesi Hristiyan Metodist mezhebine bağlı olduğundan, Metodist yatılı okullarda okudu. Ardından da Güney Afrika'da siyahların okumasına izin verilen tek üniversitede hukuk eğitimi gördü. Yerli halkın beyazlara karşı hak mücadelesini savunan Afrika Ulusal Kongresi'ne temsilci olarak ilk kez katıldığında yıl 1943, Mandela ise 25 yaşındaydı. İlk avukatlık bürosunu 1952 yılında Johannesburg'da açtı. O yıllar, ırk ayrımcılığının acımasız yüzünü sakınmadan gösterdiği zamanlardı. Çiçeği burnunda bu genç avukat, ülkesinin acılarına sessiz kalamıyor, Afrika Ulusal Kongresi'nde canla başla çalışıyordu. Rejimin ırk ayrımcılığına dayalı politikaları sertleştikçe Mandela'nın görüşleri de bir o kadar radikalleşiyordu. Daha militanca bir örgütlenmeyi savunan Mandela, defalarca tutuklandı, siyasi faaliyetlerde bulunması yasaklandı. Beyazların ve siyahların beraber yaşadığı bir Güney Afrika hayalini paylaşan Güney Afrikalı muhalif beyazlarla yakınlaştı ve Apartheid'a karşı bir kampanya başlattı.1956 yılında 155 eylemciyle beraber vatana ihanetle suçlandı ama bu düzmece suçlamalar, dört yıl süren duruşmaların ardından düştü. Rejimin acımasız politikaları, umulanın aksine, ırk ayrımcılığına karşı direnişin, her geçen gün çığ gibi büyümesine yol açıyordu aslında. Tüm bunlar olurken Mandela bir yandan da ilk eşi Evelyn Mase ile evlenmiş, üç çocuk sahibi olmuş ve 13 yıllık evliliği 1957'de son bulmuştu. Mandela, 1958 yılında Winnie Madikizela'yla evlendi. Ancak ANC'nin 1960'ta yasa dışı ilan edilmesiyle, diğer parti üyeleriyle beraber illegal bir yaşamın içinde buldu kendini. İllegalite ve hapisle gölgelenen ikinci evliliği, aslında neredeyse yaşanmadan yıllarca sürse de sonu yine ayrılık oldu. 1960'lara gelindiğinde ırk ayrımcılığı iyice keskinleşmişti; 69 siyahın polis tarafından öldürüldüğü Sharpeville katliamı, dönüm noktası oldu. Barışçı yollarla demokratik bir Güney Afrika hayalinin de sonunu getirdi. O sırada ANC'nin Başkan Yardımcısı olan Mandela, silahlı mücadele kararının verilmesinde etkin bir rol oynadı. Hükümeti devirmekle ve halkı kışkırtmakla suçlanıp hapse atılması ise uzun sürmedi. Mandela, Afrika Ulusal Konseyi'nin on üyesiyle birlikte ünlü Rivonia Davası'nda yargılandı. Nelson Mandela, ömür boyu hapse mahkum edildiğinde 1964 yılının kışıydı ve artık 46 yaşındaydı. 1982 yılında Pollsmoor Hapishanesine nakledilinceye dek, Cape Town'ın açıklarındaki Robben Adası'nda tam 18 yıl tutsak kaldı. Mandela ve diğer ANC liderleri ya hapiste ya da sürgündeydi ama Güney Afrika'da direniş güçlenerek sürüyordu. Yüzlerce insanın öldürüldüğü, binlercesinin yaralandığı direnişin sembolü ise Robben Adası'ndaki ünlü mahkum Mandela'ydı. Sürgünde olan eski ortağı Tambo, 1980 yılında Mandela'nın serbest bırakılması için uluslararası bir kampanya başlattı. Uluslararası toplum, Güney Afrika'daki ırkçı rejime karşı ilk kez 1967 yılında yaptırım uygulamaya başladı ama bu baskılar ancak 1990'da sonuç verdi. Hükümet, uluslararası toplumla uzlaşabilmek için işbirliği yapabileceği tek siyah liderin Mandela olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. ANC'nin siyaset yasağı kaldırıldı, Mandela tam 27 yıl sonra serbest bırakıldı ve Güney Afrika'da tüm ırkları temsil eden bir demokrasi kurulması için resmi düzeyde görüşmeler başladı. 1993'te Mandela ve Güney Afrika'daki Apartheid rejiminin son Devlet Başkanı F. Willem de Klerk, Nobel Barış Ödülü'ne değer görüldü. Bundan beş ay sonra Güney Afrika tarihinde ilk kez tüm ırklardan adayların katıldığı demokratik seçimler düzenlendi ve Mandela ezici çoğunlukla devlet başkanı seçildi. De Klerk ise aktif siyasetten çekildiği 1997 yılına kadar Mandela'nın başkan yardımcılığını yaptı. Mandela devlet başkanı seçildiğinde 76 yaşındaydı. Özgürlük ve demokrasi mücadelesine bir ömür adamıştı. Pek çoklarının artık huzurdan başkasını davet etmediği hayatının bu son döneminde onu bu kez başka bir mücadele bekliyordu: Yoksullukla ve eğitimsizlikle savaş. Mandela, 80. doğum gününde Graca Machel'le üçüncü evliliğini yaparken hükümet işlerindeki sorumluluğu da gençlere bıraktı. Kendisi de dünya çapındaki saygınlığından güç alarak Güney Afrika'nın yeniden inşası için uluslararası destek arayışına çıktı. Öncelikle ülkedeki çokuluslu dev şirketleri, yatırımlarını sürdürmeye, yenilerini ise yatırım yapmaya ikna etti. 89. doğum gününde dünyanın en zor sorunlarının çözümünde danışmanlık yapmak üzere, Mandela Modeli olarak anılan Akil Adamlar grubunu oluşturdu. Oğlu Makgatho'nun 1995'te ölümünden sonra tüm dünyada dikkat çeken bir kampanyaya öncülük etti. Mandela, AIDS konusundaki tabuların hakim olduğu ülkesinde, oğlunun AIDS'den öldüğünü açıkladı ve Güney Afrikalıları, AIDS'in normal bir hastalık olduğunu kabullenmeye, bu hastalığı konuşabilmeye çağırdı. Mandela'nın halkıyla son kucaklaşması ise 2010 Dünya Kupası'nın kapanışında oldu. Artık hastalıklarla boğuşmaya başlayan Mandela zamanını doğduğu yerin yakınlarındaki Qunu köyünde geçiriyordu. Bedeni ve belleği yıllara yenik düşse de hiç eksilmeyen ziyaretçilerini büyük bir keyifle ağırlıyordu. 5 Aralık 2013'te 95 yaşında hayata veda ettiğinde ise arkasında özgür bir ülke, umutlu bir nesil ve daha güzel bir dünyanın ilhamını bırakmıştı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq83/siirsel-yazlar/", "text": "Deniz, kum, güneş, uzak diyarlar, tatil, yaşama sevinci... Yaz, tüm şenliğiyle şiirlere ilham olmuş. Bilmem ki, ne desem, yaz mutluluğu. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş, Rü'ya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle, Her anını, her rengini, her şi'rini hazdan. Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle! Velhasıl o rü'ya duruyor yerli yerinde!"} {"url": "https://eqdergi.com/eq84/huzurun-yeni-adi-anthaven-aspat/", "text": "Ayrı kollardan akan nehirlerin denizde buluşması gibidir huzur. Bambaşka maceraların ardından hepimizin peşine düştüğü zirvedir bir anlamda. Uzaktaki özlenen sevgili gibidir bir yanıyla, hep ulaşmak hep kavuşmak istediğimiz. Farklı yaşamların ortak nirvanası desek yeri. Ama kolayından teslim etmez kendini insana. Zorlu bir yaşam mücadelesinin ardından gelir çoğu kez; o da belki... Şimdi huzurun yeni bir adresi var: Anthaven Aspat. Bodrum'un bu cennet parçasında bambaşka bir hayat inşa ediliyor. Aspat'ta yükselen bu yeni yaşama dair ayrıntıları öğrenmek için sözü, Mehmet Okay'a bırakıyoruz. Bir önceki sunuş yazımda hatırlarsanız Aspat ve Anthaven'dan bahsettim size. Bodrum yarımadasının tam ortası, karşısı Kos adası, tam güneye bakan eski bir LİMAN, sanki bir CENNET... İkisini birleştirdik ve ismini koyduk; yazılışı liman, okunuşu cennet. Her projemiz gibi başına Ant koyduk ANTHAVEN oldu. Deniz tertemiz masmavi, yazın karadan denize doğru devamlı tatlı bir esinti; nem yok, en sıcak zamanlarda bile püfür püfür... Öyle ki Aspat'ta bunaltıcı sıcak, tarihinde görülmüş değil. Yelken, sörf, kano vb. her türlü su sporları için bulunmaz bir yer. Yine de akıllara takılabilir, neden Bodrum, artık tükenmedi mi diye? Neden Bodrum: Çünkü Bodrum, tam tersine artık 12 ay yaşanacak bir kaleye dönüşüyor. Özel hastaneler, üniversiteler, hatta birçok özel ilköğretim, ortaöğretim, lise gibi çocuk ve gençlere yönelik eğitim kurumlarının varlığı da gösteriyor ki sadece emekli veya ileri yaş değil genç nüfus da Bodrum'a göç etmeye başladı. Neden Aspat derseniz de; Aspat Koyu, Bodrum içinde ayrı bir cennet köşe. Doğası, tarihi, sanat ve coğrafi konumu ile hem yarımadanın güneyinde Bodrum merkeze hem de Yalıkavak'a eşit mesafe uzaklıkta. Laf aramızda, tüm eski Bodrumluların Bodrum'un en güzel yöresi diye tarif ettikleri bölge. Bu bölgenin özelliklerinin korunarak geliştirilmesi adına, yine bu sayımıza konuk olan Murat Balkan Bey'in bahsettiği gibi üzerinde çok düşünülmüş, her türlü fonksiyon değerlendirilmiş, kısaca uzun yıllar koruyarak geliştirdiği bu bölgeyi, sürdürülebilirlik adına yeni bir yorum getirerek tabiri caizse mütevazılığa gerek yok; özel, yeni bir yaşam konsepti ile yeniden var etmeyi hedefliyoruz. Port Alaçatı'dan sonra ülkemiz adına çok özel projeler yapmaya devam ediyoruz ki çok kısa sürede aldığımız tepki, kelimenin gerçek anlamıyla çizgi dışı. Bu da gösteriyor ki Türk insanı doğru, güzel, kısacası feasible projelere ilişkin ortam ne olursa olsun her zaman doğru karar veriyor. Bir hayalim daha var sizinle paylaşmak istediğim. İyi insanın elinin değdiği yerde yeşillik artar, çevre güzelleşir bana göre. İşte Murat Balkan Bey buna canlı bir kanıt. Yıllarını verdiği bu bölgeye 70 bin ağaç dikmiş zamanında. Bir yangında hepsi kül olana kadar bölgenin belki de en yeşil alanıymış Aspat. İşte şimdi Ant Yapı olarak biz, Murat Bey'in girişiminin takipçisi olacağız ve kaybedilenden çok daha fazla ağaçlandırma yaparak Aspat limanını Cennet limana çevireceğiz. Bu vesile ile uzun yıllar koruyup geliştirdiği bu cennet mekanı değerlendirmeye bizleri layık gördüğü için Sayın Murat Balkan'a tüm ekibimiz adına teşekkür ediyorum."} {"url": "https://eqdergi.com/eq84/karamani-atolyesinde-ikinci-kusak/", "text": "1979'dan sonra yoluna Tünel'deki yerinde devam eden Karamani Seramik Atölyesi, ikinci kuşağın yönetiminde faaliyetlerine devam ediyor. Postacılar Sokağı'ndaki atölyede, seramik sanatının duayenlerinden Ayfer Karamani'nin yarattığı ortam, kızı ve kendi deyimiyle müzmin çırağı Arzu Karamani Pekin tarafından sürdürülüyor. Gel bakalım benden sonraki!.. Seramik sanatçısı Ayfer Karamani, 1996 yılında, atölye seyir defterinde o zamanlar kendisinin bile bilmediği halefine böyle seslenmiş. Usta, 60 yılı aşkın bir süredir tutkuyla yoğurduğu sanatına dair ipuçlarını fısıldamış, bilinmeyen çırağına yazdığı bu mektupta. O çırağın kim olduğu uzun yıllar bilinmezliğini korumuş, bir niyet olarak yorumlanmış daha çok. Ta ki 36 yıl boyunca yokuşunu inip çıkmaktan hiç gocunmadığı Tünel'deki atölyesine gitmekte zorlanmaya başlayıncaya kadar. Akademiden mezun olduğu 1957 yılından 2015'e kadar Seramikçilik, aynı zamanda ağır işçiliktir, diye tanımladığı işini yaparken, kendine acımadan çalışırken kullandığı bedeni artık isyan etmiş. Böylece, aslında kendisine bambaşka bir yol çizmiş olan kızı Arzu Karamani Pekin, atölyeye gidiş gelişlerde annesine eşlik eder olmuş. Bu eşlik, giderek kendini çalışmanın kendisinde de göstermeye başlamış. Gizemli çırağın kimliği de böylece usul usul suret kazanmış. Bu gizli seslenişi uzun yıllar üzerime almadım, ne eğitimim sırasında ne de profesyonel hayatımda. Oysa ki satır aralarını okumam gerekiyormuş diyor, Arzu Karamani Pekin. Arzu Karamani Pekin, Tünel Postacılar Sokağı'ndaki atölyede. Annesiyle babasının, Moda'daki evlerinde kurdukları ilk atölyelerinde, çamurun, boyaların içinde geçen çocukluğa, sonraki atölyelerde yaşadığı deneyimlere ve öğrendiklerine rağmen üstüne alınmamış, çünkü annesi ona hiçbir zaman kendi hayallerini empoze etmemiş. Bu yüzden de Ayfer Karamani ve tam bir Rönesans adamıydı diye tanımladığı babası Sabit Karamani'nin birlikte yaptıkları seramik duvarlar için çamur yoğurarak onlara yardım ederken, bir yandan da kendi hayallerini kurabilmiş, o hayallerin peşinden gidebilmiş. Galatasaray Lisesi'nde okurken arkeoloji eğitimi almayı kafasına koymuş ve bunu yapmış. Mezuniyetin ardından Milli Saraylar'ın müzeye dönüştürülmesi projesinde çalışmış birkaç yıl. Proje tamamlandığında aldığı bir teklifse onu dergicilikle tanıştırmış. Marie Claire'in Türkiye edisyonu için oluşturulan ekibe Fransızca çevirmen olarak davet edilmiş önce. Sonra yazı işlerine dahil olmasıyla başlayan dergicilik hayatı, 101 sayı Marie Claire ve ekibini kurup Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiği Marie Claire Maison dergisinden emekli olmasıyla 14. yılın sonunda bitmiş. Bunun hemen ardından başlayan redaktörlük ve çeşitli kitapların yayına hazırlık çalışmalarının yanı sıra, sanatçı ve kurum monografileri hazırlayarak yayın ve yazarlık dünyasındaki yaşamını sürdürüyor. Karamani Seramik Atölyesi'nde kimi beş yıldır, kimi bir yıldır seramik yapanlar birlikte çalışıyor. İstiklal Caddesi'nde Suriye Pasajı'nın içindeki Passage Cafe'deki uygulama. Tezgahı devraldıktan sonra, yıllardır atölyeye devam edenlerin uzun süredir içlerinde saklı duran ürettiklerini başkalarıyla paylaşma arzusunun da farkına varmış Arzu Karamani Pekin. Bir atölye sergisi fikrini de ilk önce ustasıyla paylaşmış. Ustasının desteği ve yol göstermesiyle Karamani Seramik Atölyesi'nin ikinci kuşak ilk sergisi D'Art Sanat Galeri'de 12 Nisan-6 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşmiş. Sergide yer alan, kimisi seramiği Ayfer Karamani'yle öğrenmiş, kimisi de Arzu Karamani'yle başlamış dokuz öğrencinin işleri farklı beğenileri, farklı yaklaşımları yansıtsada da; Karamani Atölyesi'nin özelliğini, tadını tuzunu oluşturan ustanın atölyenin her köşesine sinmiş gustosu, hepsinin bağlayıcı harcı olmuş. Atölye sergisine katılanlar: Soldan sağa Gökçe Kürşat, Armik Pınarbaşı, Hatice Kitiş, Arzu Karamani Pekin, Neslihan İlhan, Stefania Pişirir, Fersan Yaşar, Gülgün Balta; alt sırada Fabiola Iannozzi, Gül Akgül. Arzu Karamani Pekin, atölyede sadece öğrencilerle ilgilenmiyor; yıllarca aklının bir köşesinde tuttuğu, ama vakitsizlikten yapamadığı seramik karo serileri oluşturma işini de, atölyeye adım atmasıyla birlikte tezgahlamaya başlayabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyor. Arkeoloji eğitiminin onda bıraktığı izler ve bilgilerle seramik zevkini birleştirerek, Anadolu medeniyetlerinden izler taşıyan seriler oluşturuyor. Desenlerini kendi çiziyor, alçı kalıplarını yapıyor ve sipariş üzerine üretiyor. Karo serilerinden biri: Kalkolitik EsinlerKarolar bazen farklı mekanlara uygulanıyor, kimi zaman bir duvarı, kimi zaman bir merdivenin basamaklarını, bazen de bir sehpanın tablasını süslüyor. Karoların merdiven basamak aralarına uygulanmış hali. Tünel'de Postacılar Sokağı'ndaki atölyede bir çalışma günü."} {"url": "https://eqdergi.com/eq84/modanin-farkindaligi/", "text": "Adı üstünde; moda demek heves demek, geçici, uçucu beğeni demek. Fark edilme ihtiyacının yarattığı devasa bir sektör moda. 2018'de açılan sergilerden bazıları ise bu kez odağı ötekine kaydırıyor ve yaşadığımız dünyanın sorunlarının farkına varmaya, yerleşik güzellik anlayışını sorgulamaya çağırıyor moda takipçilerini. Modada gündem belirleyen sergilere ev sahipliği yapan Londra'daki Victoria&Albert Müzesi, adından bir kez daha söz ettirecek yeni sergisi ile moda severlerin gündeminde: Fashioned from Nature-Doğadan Gelen Moda. 1600'den beri moda ve doğa arasındaki karmaşık ilişkinin izini süren sergi, doğanın güzelliklerinin ve gücünün modaya yön verdiğine dair tezinin somut kanıtlarını ziyaretçileri ile buluşturuyor. Son dönemde Fashion Revolution gibi muhalif gruplar ve Vivienne Westwood gibi aktivistler sayesinde dikkat çekilen modanın doğa üzerindeki tahribatı sorunu, serginin ana gündemi. Ancak serginin kaygısı, sorunu belirtip kenara çekilmekten ziyade çözüm sunmak. Sergide bu nedenle doğayla barışık yeni moda anlayışı için inovatif çözümler öneren ve üretime yeni alternatifler kazandıran Stella McCartney'in kadın ve erkek giyim parçaları bulunuyor. 2016 Met Gala'da oyuncu Emma Watson'un plastik şişelerin geri dönüştürülmesi ile tasarlanmış iki parça Calvin Klein elbisesi de sergilenecek parçalar arasında yer alıyor. Bitki köklerinden doğal lif üreten sanatçı Diana Scherer, çevre dostu ortamda üretilmiş ipek elbisesi ile Sputniko, sentetik örümcek ağından tasarladığı tunik ve pantolonları ile Bolt Threads&Stella McCartney de sergide dikkat çeken isimler arasında. 21 Nisan 2018'de açılan Doğadan Gelen Moda sergisi, 27 Ocak 2019'a kadar ziyaretçilerini bekliyor. Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun Gardırobu sergisi, sanatçının etki alanının entelektüel bir çevreyle sınırlı olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Hayatı, sanatı, güçlü kişiliği ve kendine özgü tarzı ile hafızalara kazınan Kahlo, ölümünden 50 yıl sonra Londra'daki Victoria&Albert Müzesi'ne, Frida Kahlo: Making Her Self Up sergisiyle konuk oluyor. 16 Haziran'da açılan sergi, sanatçının 50 yıl kapalı kalan evinde bulunan giysilerinden oluşuyor. 4 Kasım 2018'e kadar sürecek olan sergide, ikonik Meksika kıyafetleri ilk defa aksesuar, mücevher ve oto portreleri ile beraber teşhir edilecek. Tablolarında sıklıkla görülen Tehuana elbiseleri, eserleri ve gardırobundan çıkan eşyaları ile Frida Kahlo'yu yeni bir açıdan izlemek mümkün olacak. Pembe kız rengidir. Nokta. Bu öyle derin bir yargı ki sadece 20. yüzyılın cinsiyetçi zihniyetinin ürünü olduğunu söylesek bile inandırıcı olamayabiliriz. New York'taki FIT Müzesi, 7 Eylül'de pembeye adanan bir sergiye ev sahipliği yapacak: Pink: The History of a Punk, Pretty, Powerful Color. 5 Haziran 2019'a kadar açık kalacak olan sergide yüzyıllar boyunca kadınlar kadar erkeklerin de sık kullandığı bu rengin, farklı coğrafyalardaki önemi ve son elli yılda Barbie kültürü ile geçirdiği algı değişimini konu alıyor. Pembenin üç yüzyılını özetleyecek olan sergi, pembenin kadınlara özgü bir renk olarak algılanmasının 20. yüzyılda başladığını ve bu dönemden önce erkeklerin de rahatlıkla pembe giydiğini kanıtlarıyla ortaya koyacak. Fashion Unraveled-Sökülmüş Moda sergisi, New York FIT Müzesi'nin sıra dışı etkinliklerinden biri. Giyimdeki noksanlık ve bilinçli kusura odaklanan sergi kusurlu, değiştirilmiş, tamamlanmamış ve deforme giysilerden bir seçkiyi ziyaretçileriyle buluşturuyor. Defolu kıyafetlere adanmış ilk sergi özelliğini taşıyan seçki, modanın kusursuzluk arayışına yanıt niteliğinde. 29 Mayıs'ta açılan sergi, 17 Kasım'a kadar ziyarete açık kalacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq84/resim-sanatina-yon-verenler/", "text": "Kimi tabuları yıkmış, kimi küçücük bir detayda çığır açmış. Resim sanatına yön veren sanatçılar ve eserleri, aradan geçen yüzlerce yıla rağmen hala tartışılıyor. Ve hala dünyanın dört bir yerinden insanlar, bu eserlerin sergilendikleri müzelere akın ediyor. Sanat, dünyayı anlama ve anlamlandırma çabasının estetik bir ifadesidir en geniş anlamıyla. Resim sanatı ise, yazılı, sesli, görsel sanat dallarının belki de en eskilerinden biri. Tabii atalarımızın mağaralara resim çizdikleri günlerden bu yana gezegenimizde çok şey değişti. Resim sanatında da öyle. Sizi bu sayımızda evrensel resim sanatının son birkaç yüzyıldaki gelişiminde köşe taşı olan eser ve yaratıcılarının hikayelerinden oluşan kısa bir yolculuğa çıkarmak istedik. Elbette yerimiz dar, konu iddialı. O yüzden de geleneksel sanat anlayışını yıkan, yeni akımlara yol açan eserlerden oluşan kısa bir derleme yaptık. Jan Van Eyck'in The Arnolfini Wedding-Arnolfini'nin Düğünü, yenilikçi yaklaşımı, kuralları yıkan üstün tekniğiyle Rönesans döneminin sona erişini haber verir. Anatomik mükemmellik bu tabloda bilinçli olarak terk edilmiştir. Tabloyu eşsiz kılan ise detaylardaki çarpıcılıktır. Özellikle ayna detayı önemlidir. Dış bükey aynada köpek, Arnolfini ve Giovanna, ressam ve çırağını görürüz. Sanki çiftin arkasında bir fotoğrafçı o an deklanşöre basmış gibidir. Resim tarihinin en tartışılan eserlerinden olan tablo, 1434 tarihlidir. Birt of Venus-Venüs'ün Doğuşu, Sandro Botticelli'nin 1486 tarihli resmidir. Erken Rönesans'ın sembolü kabul edilir. Medici ailesi için ısmarlama yapılan resimde güzelliğin ve aşkın koruyucusu Venüs'ün bir deniz kabuğundan doğduğu ve saf güzelliğiyle etrafındakileri büyülediği an resmedilir. Pek çok ressama konu olan Venüs'ün, o zamana kadar rastlanmamış erotik yorumu sarsıcı bir etki yaratır. Öyle ki sanatçının pagan etkisindeki pek çok eseri kilise etkisiyle yakılır. Ancak Botticelli'nin erotik yaklaşımının pek çok heykeltraş tarafından taklit edilerek bir akıma dönüşmesinin önüne geçilemez. Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa'sını kim bilmez. Dünyanın en çok konuşulan, hakkında en çok teori üretilen, en çok ziyaret edilen eseri. Da Vinci'nin portreye 1503 yılında başladığı sanılıyor. Tamamlandığında ise takvimler 1517'yi gösteriyordu. Topu topu 77x53 cm ebadındadır. Renk ve tonlar arasında yumuşak geçişleri sağlayan gölgeleme yöntemi olan sfumoto tekniği, da Vinci tarafından ilk kez bu resimde kullanıldı. Usta sanatçı bu teknik sayesinde resim sanatında gelmiş geçmiş en gizemli ifadeyi yakalamayı başarmıştır. Hieronymus Bosch'un 1500'ü yıllarda yaptığı Tuin Der Lusten-Zevkler Bahçesi isimli triptik eseri. Eser 300'den fazla figür barındırır. Ancak figürlerden hiçbiri diğerine benzemeyen özgün ve dinamik özellikler taşırlar. Michelangelo'nun en önemli eserlerinden Creation of Adam-Adem'in Yaratılışı. 1508'de papanın görevlendirmesiyle Vatikan'daki Sistine Şapeli'nin 1720 m2'lik iç kubbesini resimleyen sanatçı, Nuh'un hikayesinden Cennetten Kovulma'ya dek yaptığı 343 İncil figürünü dört senede bitirir. Sanatçının bu olağanüstü eseri, o dönemde acımasız eleştirilerin hedefi olmuştur. Harmensz van Rijn Rembrandt'ın 1600'lü yıllarda yaptığı The Night Watch-Gece Bekçileri. Eserin en önemli özelliği, ışık-gölge karşıtlığının ustaca kullanılmasıdır. Resim, figürlerin canlıymış gibi algılanmasına neden olan bu tekniğin en iyi örneği sayılır. Johannes Vermeer'in 1635 tarihli Girl With a Pearl Earring-İnci Küpeli Kız tablosu, Kuzey'in Mona Lisa'sıdır. Jean Honore Fragonard'ın 1767'de yasak aşkı resmettiği The Swing-Salıncak, Rokoko akımının en önemli eserlerinden. Ve söylemeye ne hacet, döneminde öfkeli eleştirilerin hedefi olmuş. Francisco Goya'nın, Fransızların Madrid'i işgali sırasında, Napolyon'un askerlerine direnen çaresiz İspanyolların anısına resmettiği The Third of May 1808-3 Mayıs 1808 sanat tarihinde devrim kabul edilir. Resmin tamamlandığı tarih, 1814'tür. Jean Auguste Dominique Ingres'in 1863 tarihli Le Bain Turc-Türk Hamamı isimli eseri, 19. yüzyılın en erotik resmi kabul edilir. Üstelik sanatçı Osmanlı topraklarında hiç bulunmamıştır. Vincent Van Gogh'un 12 eserden oluşan Sunflowers serisi. Yakın arkadaşı Paul Gauguin'le bir kavga sonrası kulağını kesen ve 8 ay sonra ziyaretine geleceğini öğrenen Van Gogh, Gauguin'in kalacağı odayı sarıya boyar ve onun için bu ayçiçeği tablolarını yapar. The Scream-Çığlık, ifadedeki mükemmelliğiyle dikkat çeker. Doğanın çığlığı olarak da anılır. Edvard Munch'un 1893'te yaptığı bu eserinin taş baskı, yağlıboya, pastel ve tempera tekniğiyle yaptığı versiyonları vardır. Pablo Picasso'nun en çarpıcı resimlerinden Les Demoiselles D'Avignon Avignon'lu Kadınlar, kübizmin ve modern sanatın başlangıcını simgeler. İnsan yüzünün temsilinin tüm kuralları, bu tabloda yıkılmıştır. The Kiss-Öpücük. Gustav Klimt, 1908'de tamamladığı eserinde aşkın zamansız ve mekansızlığını vurgular. Eser, sanatçının alametifarikası olan altın yaldızlarla bezelidir ve asırlar boyunca Aşkın Resmi olma iddiasındadır. Kazimir Malevvich'in 1915'te yaptığı Black Square-Siyah Kare. Eski olanla bütün köprüleri yıkmak adına 'Sıfır Biçim' içeren eser, bir ilki gerçekleştirip hiçbir şeyi konu edindi. Sanatçının bu reddedişine karşılık sanat çevreleri de bu resmi yok hükmünde sayıyor. Ancak bu, eserle ilgili tartışmaları körüklemekten öteye gidemiyor. La Persistencia de la Memoria-Belleğin Azmi, Salvador Dali'nin 500'ü aşkın eseri arasında belki de en ünlü tablosu. 1931 tarihli yapıt, Dali'nin aynı zamanda anlamı en çok tartışılan eseridir. Guernica, Pablo Picasso'nun eseri, Nazilerin 26 Nisan 1937'de İspanya'daki Guernica şehrini bombalamasını anlatır. Bu anıtsal tablo, savaş trajedisinin bir özeti gibidir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq84/yaza-veda-ederken/", "text": "Konserlerden sergilere, bienalden festivale pek çok etkinlik, sanatseverleri ve gezginleri yazın son günlerini dolu dolu yaşamaya, sonbaharın habercisi eylülü karşılamaya davet ediyor. Okullar Okulu ana başlığıyla tasarım ve öğrenme biçimlerinin sorgulanacağı 4. İstanbul Tasarım Bienali, altı hafta boyunca birçok projeye ve etkinliğe ev sahipliği yapacak ve yaklaşık 40 ülkeden 100 civarında katılımcıyla gerçekleşecek. Bienalin ana başlığı olan Okullar Okulu ile birlikte düşünmek, paylaşmak ve üretmek için ortam sağlayarak toplumsal bağın güçlenmesine katkıda bulunmak hedefleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 4'üncüsü düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali 22 Eylül-4 Kasım 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek. Bienal katılımcıları Akbank Sanat'ta Bozum Okulu, Yapı Kredi Kültür Sanat'ta Akışlar Okulu, Pera Müzesi'nde Ölçekler Okulu, Arter'de Dünya Okulu, SALT Galata'da Zaman Okulu ve Studio-X İstanbul'da Sindirim Okulunda yer alacak. Ziyaretçiler segileri ücretsiz gezebilecek. Küratörlüğünü Jan Boelen'in üstlendiği bienalde, güncel, ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmeler ışığında gelecek senaryoları tartışmaya açılacak. Klasik eserlere getirdikleri özgün yorumlarla fenomene dönüşen ilk klasik cross-over grubu Il Divo, yeni albümleri Timelessın dünya turnesi kapsamında 14 Eylül'de Volkswagen Arena'da sahne alacak. Regresa A Mi, Aleluya, Hasta Mi Final gibi çok sevilen şarkılara imza atan Il Divo, 6 yıl sonra yeniden İstanbul'a geliyor. 10 Ağustos 2018'de yayınlanacak yeni albümleri Timeless'ın ilk single'ı Hola, Adele'in hit single'ı Hellonun İspanyolca düzenlemesi olarak piyasaya çıktı. 30 milyonu aşan albüm satışı, 6 kıta ve 130 duraktan oluşan turnelerinin her biri görkemli sahne şovuyla taçlanan Il Divo, İspanyol Carlos Marin, İsviçreli Urs Buhler, Fransız Sebastien Izambard ve ABD'li David Miller'dan oluşuyor. San Francisco'nun post-milenyum çocukları garage/psych'ın eşsiz isimleri Oh Sees ilk İstanbul konserleriyle 28 Ağustos'ta Zorlu PSM Studio'da sahne alacak. San Francisco'lu Oh Sees, 1997 yılında şarkı yazarı John Dwyer vokalinde, basta Tim Hellman, davulda Dan Rincon ve Paul Quattrone ile kuruldu ve fire vermeden günümüze kadar geldi. Garage rock, saykodelik rock, punk rock, art punk ve post-punk gibi türlerin esnek sınırları arasında gezinen grubun müziği, son albümleri Orc ile kesin bir punk tavrına büründü. Oh Sees, müziğinde sıklıkla deneysel seslere de yer veriyor. Oh Sees'i farklı kılan özelliklerinden biri de renkli karnavalları anımsatan canlı performansları. 2017-2018 sezonunda karikatür, çizgi roman, illüstrasyon alanında genç-usta pek çok çizeri ağırlayan Karikatür Evi, yıl içinde farklı zamanlarda düzenlenen sergilerden bir seçkiyi ziyarete açtı. 2 Temmuz'da açılan Yaz Sergisi'ni görmek için 24 Ağustos'a kadar vakit var. Seçkide Cem Güventürk, An-su Aksoy, Caner Özdurak gibi genç çizerlerin yanı sıra Orhan Önal, Ersin Burak, Orhan Büyükdoğan ve Yener Çakmak gibi ustaların eserleri de sergileniyor. Bozcaada geleneksel Bağbozumu Festivali bu yıl 7-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Üç gün süren şenlikte unutulmaya yüz tutan gelenekleri tazelemeyi hedefleyen etkinlikler düzenleniyor. Festival, sembolik bağbozumu ile start alıyor. Toplanan ilk üzümler, küfelere konularak atlarla, eşeklerle ve pırpır denilen minik traktörlerle ada meydanına getiriliyor. Hasatı kutlamak için tefiyle sazıyla müzik yapıp şarkılar söyleyen işçiler, bu pek de kolay olmayan yolculuğu eğlenceli bir hale çeviriyor. Festival boyunca, adanın kalesinde konserler düzenleniyor, sokaklarda pazarlar kuruluyor. Bağcılar arasında düzenlenen Çavuş Üzümü yarışması ise en ilgi çeken etkinliklerden biri."} {"url": "https://eqdergi.com/eq85/soul-kralicesi-aretha-franklin/", "text": "Yüreklerimizde unutulmaz şarkılarıyla yer etmiş şarkıcı, söz yazarı, oyuncu ve piyanist Aretha Franklin, geçtiğimiz Ağustos ayında aramızdan ayrıldı. 60 yılı aşan kariyeri boyunca şarkılarıyla kendini, özgür kadını anlattı, kendinden sonra gelen birçok kadın sanatçıya esin kaynağı oldu. 18 Grammy ödülü kazanan ve 25 altın plak sahibi olan şarkıcı oydu ve Rock and Roll Hall of Fame'e adını yazdıran ilk kadın oldu. İkonik şarkıcı hem 20. hem de 21. yüzyıla soul şarkılarıyla damgasını vurmuştu. Aretha Louise Franklin 25 Mart 1942'de Memphis'te doğdu; yaşamını ise pankreas kanseri sonucunda 16 Ağustos 2018'de Detroit'te yitirdi. Şarkıcılığa babasının yanında, Detroit'te henüz çocukken iki kız kardeşiyle başladı. Kendi kendine piyano çalmayı öğrendi. Kızının yeteneğini fark eden babası, daha 14 yaşındayken onun için plak kaydı yapacak bir şirket arayışı içindeydi. 1964 yılının ardından peş peşe ünlü albümlerini çıkarırken kendinden yaşlı, karısına ve çevresine şiddet gösteren Ted White ile evlendi. Daha öncesinde babalarının kimliğini gizlediği iki erkek çocuğa sahip olmuştu. Sonrasında iki oğlu daha oldu. Daha sonra, 1978'de evleneceği aktör Glynn Turman'ın ise üç çocuğuna annelik etti. Aretha Franklin'in şarkılarında acı ve kalp kırıklığı var. Ama özellikle kadınlar için umut ve güç veriyor. Oysa Barack Obama'yı ağlatan kadın yaşamı boyunca çeşit çeşit hastalık ve depresyonla uğraşmak zorunda kalmıştı. En iyi 10 şarkısı hikayeleriyle Independent gazetesinde listelendi. Bunlar Ahmet Ertegün'ün Atlantic Records'unun altın yılları 1967 ile 1970 arasından seçilmiş. Şarkıları sizin için derledik. 1. İlk sırada 1967 tarihli I Never Loved a Man The Way I Loved You var. Aretha'nın ilk Atlantic Records single'ı hem kendisi hem de soul müzik için bir dönüm noktası oldu. Son derece etkileyici bu şarkı tam bir başyapıt. 2. Yine 1967'den bir başka olağanüstü şarkı: Respect. Ottis Redding'in orijinal şarkısı kuşkusuz çok iyi bir eserdi, ama Aretha'nın özel yorumuyla ve eklediği sözleriyle onu ilk kez Billboard listesinin başına taşıdı ve ilk Grammy'sini aldırdı. Hemen klasikleşen bu şarkı feminizm ve insan haklarının marşı haline geldi. 3. Üçüncü sırayı 1968 tarihli Think alıyor. 1980'de çekilen Blues Brothers'da Aretha Franklin tarafından söylendi. Kadın ve etnik kimliğin gücünü anlatan şarkı Aretha'nın bir başka klasiği. 4. Franklin'in 1967'de seslendirdiği Dr Feelgood şarkısı piyano ağırlıklı ve dize dize ilerleyerek coşkuyla tamamlanıyor. İncil ve kiliseyi seksle bağdaştırabilen şarkıcı doktora ihtiyaç duymadığını ve sevgilisinin her türlü hastalığı iyileştirebileceğini söylüyor. 5. I Say a Little Prayer (1968) , Dionne Warwick'in şarkısının tamamen Aretha'nın kendine özgü vokaliyle yorumlanmış hali. Bacharach ve David'in bu ünlü bestesini kimse şarkıcı kadar olağanüstü yorumlayamadı. 6. Aretha'nın kız kardeşi Carolyn'in bestesi Ain't No Love 1968 tarihli. Bu dokunaklı şarkıyı karşılıksız aşktan duyulan acıyı mükemmel anlatıyor. Daha önce The Sweet Inspiration'un seslendirdiği eser, Franklin'in vokaliyle tamamen kendine özgü hale geliyor. 7. 1967 tarihli You Make Me Feel A Natural Woman, yapımcı Jerry Vexler'in Aretha'yı doğal bir kadın gibi anlatacak bir şarkıyı Carole King ve Gerry Goffin'e bestelettirdiği bir eser. Gerçekten de bu kez şarkıcı güzelliğiyle ışıldayan ve aşkta mutluluğu yakalayan normal bir kadın. 8. Sekizinci sıraya Chain of Fools yerleşmiş. 1967 tarihli bu şarkıda Aretha aşığının hareminin bir parçası olan ama bundan kendini alamayan bir kadının hüzün dolu hikayesi anlatılıyor. 9. Piyasaya 1970'da çıkan Don't Play That Song, milyonlarca kez dinlenmiş bir single. Aretha'nın piyanodaki olağanüstü yeteneğini kanıtlayan bu plakta şarkıcı harika bir vokal sergiliyor. Franklin bu eseri kendisine yalancı sevgilisini hatırlattığı için dinlemeye katlanamadığını söylüyordu. 10. Listedeki 10. şarkı Do Right Woman, Do Right Man da piyasaya 1967 yılında çıktı. Aretha'nın sesi ardındaki geri vokallerde kardeşleri Carolyn ve Erma ile Whitney Houston'un annesi Cissy vardı. Daha sonra pek çok kez yorumlanan bu klasiğe şarkıcı org ve piyanosuyla da katılıyordu. Tacına talip çok olsa da Aretha Franklin her zaman soul kraliçesi olarak kaldı. Modern zamanların en iyi kadın şarkıcısı olarak hep kalbimizde."} {"url": "https://eqdergi.com/eq85/ustaya-saygi-ara-guler-muzesi/", "text": "Uluslararası fotoğraf muhabiri Ara Güler'i tanıtan ve Islık Çalan Adam başlıklı sergi ve kitabı ziyaretçilere sunan Ara Güler Müzesi, sanatçının doğum günü olan 16 Ağustos'ta Bomontiada'da kapılarını ziyaretçilere açtı... Büyük fotoğraf ustası ne yazık ki 17 Ekim'de, dergimiz yayına hazırlanırken aramızdan ayrıldı. Onu bir kere daha saygıyla anarken, yazımızı değiştirmeden yayınlıyoruz. Ara Güler tam 90 yaşını tamamlandığı zaman adını taşıyan bir müze ile onurlandırıldı; doğum günü pastası da hazırdı tabii... Ayrıca arşivden yararlanan ve Ara Güler'in hikayelerini de içeren Islık Çalan Adam kitabı kendine verildi, aynı adlı sergi arşivden seçilen fotoğraf, hikaye, video ve maket kitaplardan oluşan derlemeyle ziyarete açıldı. Müzede, fotoğrafçının eserleri, notları, kişisel eşyaları, fotoğraf makineleri, basın kartları ve koleksiyonları ücretsiz olarak sergileniyor. Doğuş Grubu tarafından kurulan Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi'nde ise iki yıldır çalışmalarını sürdüren arşiv çalışmalarının bazıları müzede görücüye çıkıyor. Ara Güler, tekerlekli sandalyeyle geldiği yoğun katılımlı açılışta yaptığı konuşmada, kendi arşivini oluşturmasının seneler sürdüğünü vurgulayarak, arşiv oluşturmanın zorluklarına dikkati çekti. Bomontiada'nın eski bir fabrikanın içine yapılmasına değinen Güler, restorasyon yapmanın da bir çeşit arşivleme çalışması olduğunu ifade etti. Ara Güler'in yüz binlerce eserinin tasnif, envanter, koruma, sayısallaştırma ve indeksleme işlemlerini yürüten AGAVAM arşiv koleksiyonlarının önümüzdeki dönemde bir portal üzerinden fotoğraf meraklıları ve araştırmacılara açık hale getirilmesi hedefleniyor. Tasnif ve dijital ortama aktarma çalışmaları hala sürüyor. Galatasaray'daki Güler Apartmanı'nın müzeye dönüştürülmesi ve Türkiye'nin görsel hafızası niteliğindeki Ara Güler arşivinin dijital ortama aktarılması çalışmaları ise sürüyor. Şimdiki müzenin yeri de Ara Güler'e oldukça uygun görünüyor: Bomonti fabrikalarıyla usta fotoğrafçıya defalarca esin kaynağı olmuş. Üstelik Bomonti'de Ara Güler adına özel bir edisyon da çıkartan Leica fotoğraf makinelerinin Türkiye'deki tek mağazası ve sanat galerisi de yer alıyor. Ara Güler'e Master of Leica unvanının verildiğini ve bu makineyi en iyi kullanan fotoğrafçılardan biri olduğunu da hatırlatalım. Aslında Bomontiada'nın sanata ayrılan ALT bölümünde Ara Güler'in efsanevi arşivciliğine ayrılan alan oldukça yetersiz. Küratörler Umut Sülün ve Sevim Sancaktar ile metin yazarları Ali Akay, Engin Özendes ve Namık Erkal bu gerçeğin farkında olarak sergiyi Ara Güler'in hikaye anlatıcılığı ve yaşamından kesitlerle sınırlamışlar. Arşivciliğiyle ünlü olan efsanevi fotoğrafçı Güler'in Güler Apartmanı'ndaki yedi küçük dairesinin tamamı fotoğraflar, fotoğraf makineleri, objektifler, dia/negatif kutuları, albümler ve kitaplar ile çoğu için küçük notlarla dolu. Hiçbir şey atılmamış. Fotoğrafçının asıl müzesi daha sonra açılacaksa da, Bomontiada Ara Güler Müzesi ve Islık Çalan Adam sergisi ve kitabı yüreklerimizi ferahlatan bir girişim. Usta fotoğrafçı, 1928'de Beyoğlu, İstanbul'da doğdu. Çocukken sinemadan çok etkilendi. 1951 yılında Getronagan Ermeni Lisesi'nden mezun oldu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalıştı. Muhsin Ertuğrul'un yanında tiyatro ve oyunculuk eğitimi almaya başladı. Amacı rejisör veya oyun yazarı olmaktı. 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başladı. Bu yıllarda Ermenice gazete ve edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlandı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne devam ediyordu. Ancak gazeteci olmaya karar verdi ve Hayat dergisinde çalışmaya başladı. 1961'de Birleşik Krallık'ta yayınlanan Photography Annual, onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımladı. Aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği'ne kabul edildi ve bu kuruluşun Türkiye'den tek üyesi oldu. Fotoğraf dünyasının çok önemli yayınlarında fotoğrafları kullanıldı, kendisinden bahsedildi. ABD'de, Almanya'da, Paris'te çeşitli sergiler açtı. Bu arada, Bertrand Russell, Winston Churchill, Arnold Toynbee, Picasso, Salvador Dali gibi birçok ünlünün fotoğrafını çekti, röportajlar yaptı. Sayısız ödül aldı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq86/eski-yila-sanatla-veda/", "text": "2018'in sanat etkinlikleri için sayılı gün kaldı. Yeni yılın ilk etkinlikleri ise sanatseverleri mutlu edecek türden. İşte müzikten dansa sergiden konferansa Aralık 2018 Ocak 2019 sanat etkinlikleri. İspanya'nın Akdeniz kıyısındaki şehri Valensiya'da yolları kesişen üç yetenekli müzisyenin kurduğu NES, ocak ayında Akbank Sanat'ta müzikseverlere doyulmaz bir müzik ziyafeti çekecek. Fransız-Cezayirli şarkıcı/çellist Nesrine Belmokh, Fransız çellist Matthieu Saglio ve İspanyol perküsyoncu David Gadea'dan oluşan NES'in büyülü notaları, cazdan klasiğe, soul müzikten Arap geleneksel müziğine kadar uzanıyor. Müzikte ufkun ötesini merak edenler kaçırmamalı. İstanbul Modern'de, Anthony Cragg: İnsan Doğası sergisi kapsamında Ralph Goertz'in yönetmenliğini üstlendiği Anthony Cragg: Dünyadan Parçalar adlı belgeselin ücretsiz gösterimi yapılacak. Cragg'in, Almanya'nın Wuppertal kentindeki stüdyosunda geçen belgesel, sanatçının buradaki üretimine odaklanıyor. Organik ve inorganik malzemelerin heykellere dönüşme süreçleri, yapıtların üretim aşamalarını farklı tekniklerle yürüten aktörlerle bir arada yansıtılıyor. Sanatçı, düşünce dünyasına ek olarak sanata dair yaklaşımlarını stüdyosundaki farklı mekanlarda aktarıyor. Heykeltıraş ve ressam Erol Kınalı'nın yarım asırlık sanat hayatının en önemli çalışmalarını kapsayan retrospektif sergi, İş Sanat Kibele Galerisi'nde 29 Aralık'a kadar gezilebilir. Heykel ve resmi yaratıcı tekniklerle bir araya getiren sanatçının eserlerinde çok boyutluluk ve çoğul kimliğin çeşitliliği, karakteristik özellik olarak dikkat çekiyor. Farklı insan formları üzerinde çalışan Kınalı, eserlerinde çamur, alçı, beton, bronz, alüminyum ve polyester gibi birbirinden çok farklı malzemeler kullanıyor. Kınalı'nın eserlerinin Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Avusturya, Çekoslovakya, Rusya ve Mısır'da da sergilendiğini hatırlatalım. S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, Sabancı Holding'in katkılarıyla 18 Ekim 2018'de ziyarete açılan ve 1 Nisan 2019'a kadar devam edecek olan Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek sergisi etkinlikleri kapsamında konferans serisine ev sahipliği yapıyor. 15 günde bir çarşamba akşamları düzenlenecek ücretsiz konferanslarda, Rus Avangardı kapsamlı bir çerçevede ele alınacak. Rus Avangardı'nın mimari, sanat, tiyatro, edebiyat ve tasarım gibi farklı alanlardaki üretiminin inceleneceği etkinlikte, aynı zamanda bu sanat akımının tarihsel gelişimi de aktarılacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq86/freddie-mercury-efsanesi/", "text": "Sıradışı sesi ve sahne performansıyla dünyanın en güçlü vokallerinden kabul edilen Queen grubunun efsane solisti Freddie Mercury, ölümünden 27 yıl sonra bir kez daha liste başı. Bunda, grubun alemetifarikası sayılan şarkısı Bohemian Rhapsody'nin adını taşıyan filmin gişe başarısının da etkisi büyük. Queen, Beatles'dan sonra İngiltere'deki bütün zamanların en büyük rock grubu. Gerçek adı Farrokh Bulsara olan grubun solisti Freddie Mercury ise sesi, sahnedeki duruşu ve şovuyla dünyanın tartışmasız en güçlü vokallerinden. Opera ile rock müziği harmanlayarak yeni bir müzik anlayışıyla dünyayı kasıp kavuran Mercury, Queen'in dünya çapında bir grup olmasında en önemli etken. Zira Mercury'nin vokalistliği üstlenmesiyle birlikte Queen kısa sürede, 300 milyonu aşkın bir satış başarısı elde etti. Bohemian Rhapsody, Somebody to Love, We Are the Champions, Don't Stop Me Now, Killer Queen ve Crazy Little Thing Called Love gibi pek çok uluslararası hit parçada Mercury'nin imzası var. Queen ile yaptıkları çalışmaların yanı sıra Mercury iki de solo albüm çıkardı: Mr. Bad Guy (1985) ve Barcelona (1988). Kimilerine göre Mercury ayrıca ilk Asyalı rock star. Oysa Mercury, kökenlerini hayranlarından gizledi. Uzun zaman doğuştan İngiliz sanılan Mercury aslında 5 Eylül 1946'da, o zamanlar İngiltere'nin sömürgesi olan Zanzibar'da doğdu. Aslında İran Zerdüştlerinden olan ailesi, inançlarını yaşayabilmek için Hindistan'a göçmek zorunda kalmıştı. Mercury, Hindistan Bombay'da yatılı bir okula gönderildi ve piyano çalmayı burada öğrendi. Liseden mezun olana kadar teyzesiyle birlikte Bombay'da yaşadı ve ilk grubu The Hectics'e katıldı. 17 yaşında iken ailesi ile birlikte Birleşik Krallık'a taşındı. Ealing Art College, Sanat ve Grafik Tasarım bölümünden mezun oldu. Dünyanın gözü önünde bir star olunca elbette spekülasyonla gerçeği ayırt etmek de pek kolay değil. Nitekim kimileri Freddie Mercury'nin ırkçıların hedefi olmamak için etnik kimliğini gizlediği iddiasında. Oysa Queen'in ünlü bateristi Roger Taylor, Mercury'nin etnik kökenini, sadece rock müzisyeni kimliğine uymadığı için geri planda tuttuğunda ısrarlı. Freddie Mercury'nin bugün yeniden dünya listelerini altüst edecek kadar gündemde olmasının bir nedeni de Hollywood yapımı Bohemian Rhapsody demiştik yazının başında. Forbes dergisine göre film, sadece birkaç haftada dünya çapında 285 milyon dolar hasılata ulaştı. Türkiye'de 2 Kasım'da vizyona giren filmi ilk haftada 180 bin kişi izledi. Bohemian Rhapsody'ye göre, Freddie Mercury gitarist Brian May ve davulcu Roger Taylor ile ilk kez 1970'de, daha sonra Queen adını alacak olan Smile grubunun konserinde tanıştı. Basgitar ve vokaldeki Tim Staffell şans eseri gruptan yeni ayrılmıştı. Bir sonraki sahnede Mercury'nin yanına gittiği May ve Taylor önce ona şüpheyle yaklaştı, sonra Mercury de aralarına katıldı. Gerçekteyse Freddie Mercury, grup arkadaşlarıyla çok daha önce, henüz Londra'daki Ealing Sanat Okulu'nda okurken tanışmıştı. Tim Staffell'in de eski arkadaşı olan Mercury, Staffell, May ve Taylor'ın kurduğu Smile'ın da büyük hayranıydı. Brian May, o dönem Mercury'nin sık sık gruba katılmak için başlarının etini yediğini ama Staffell ayrılana kadar gruba onu almadıklarını hatırladığını söylüyor. Basgitarist John Deacon'ın gruba katılma hikayesi de gerçekte farklı. Filmde Deacon'ın Queen ile çaldığı ilk konser 1970'deymiş gibi gösterilse de, gerçekte 1972'ye kadar grup dört farklı basgitarist denedi ve ancak 1971 yılında Deacon gruba katılabildi. Deacon aynı zamanda May ve Taylor'ı grubun ismini Queen olarak değiştirmeye ikna eden kişiydi. Filmde, Mercury'nin bir dönem birlikte olduğu Mary Austin ile 1970'de gruba katılacağı gece tanıştığı anlatılıyor. Rolling Stone dergisine göreyse; Mercury ve Austin'in ilişkileri aslında çok daha karmaşıktı. Austin grup üyelerinden Brian May'le çok kısa bir ilişki yaşamıştı ve Freddie ile çok sonra, grubun solisti olduktan sonra tanıştılar. Freddie Mercury ile Jim Hutton arasındaki aşk hikayesi de, filmde farklı anlatılıyor: İkili, Mercury'nin düzenlediği ve Hutton'ın garson olarak çalıştığı bir partide tanışıyor. Gerçek hayatta ise ikili bir gece kulübünde karşılaştı. Hutton o sırada Londra'da bir kuaförde çalışıyordu. Times dergisine verdiği bir röportajda Hutton, 1984 yılında onu içki içmeye davet eden Mercury'i reddettiğini söylemişti. Hatta Hutton onun ünlü bir yıldız olduğunu da fark etmemişti. İkili 1985'te yeniden karşılaştı ve Mercury 1991'de yaşamını yitirene dek ayrılmadılar. Queen severlerin en çok eleştirdiği farklılık da bu. Filmin sonunda grubun solisti Mercury, AIDS'li olduğunu 1985'teki Live Aid konserinden hemen önce grup arkadaşlarıyla paylaşıyor. Jim Hutton ise Mercury'nin 1987 yılına kadar hastalığını öğrenmediğini ve ölümünden bir gün önce yani 23 Kasım 1991'e kadar da hastalığını ilan etmediğini söylüyor. Bir sinema eleştirmeni, Mercury'nin ölümünün 1990'lı yıllara damga vurduğunu ve AIDS'le ilgili toplumda farkındalığı artırdığını, filmin son sahnede Live Aid konseriyle hastalığını bağdaştırmaya zorlayarak neredeyse Mercury'i cezalandırdığını söylüyor. Bohemian Rhapsody'de Mercury ve grup üyelerinin bir dönem küs olduğu anlatılıyor. Ancak Queen, filmde anlatıldığı türden bir ayrılık süreci yaşamadı. Filmde Mercury grup arkadaşlarına söylemeden ABD ile 4 milyon dolarlık bir solo albüm için sözleşme imzalıyor. Şarkıcı, bir süre gruptan ayrı kalmak istediğini, herkesin kendi yolunu çizmesi gerektiğini söylüyor ve bu gerginlik nedeniyle dağılma noktasına geliyorlar. Gerçekteyse grup on yıl süren bir turneden sonra coşkularını kaybediyor ve 1983'ten sonra ara verip solo kariyerlerine odaklanmayı seçiyor. Filmde Freddie'nin grup üyeleriyle yıllarca görüşmediği anlatılsa da, Rolling Stone dergisi, grup üyelerinin hiçbir zaman iletişimi koparmadığını, hatta 1983'ün sonunda bir albüm üzerinde çalışmaya başladığını aktarıyor. Kısacası filmin tüm inandırıcılığına rağmen Queen üyeleri hiçbir zaman ayrılmadı. Queen'in 1985 yılında Wembley'de düzenlenen dev yardım konserindeki performansı, grubun tarihinde çok önemli bir andı. Filmde uzun bir ayrılık sürecinin ardından grubun konserden hemen önce bir araya geldiği anlatılıyor. Gerçekte ise grup, Live Aid'den bir önceki sene The Works albümünü çıkarmış, bir de dünya turnesi düzenlemişti. Live Aid performansı öncesi de defalarca prova yapmışlardı. Eksiğiyle fazlasıyla Bohemian Rhapsody'nin, rock müziğin efsane gruplarından Queen'i ve Freddie Mercury'yi yeniden gündeme taşıdığı bir gerçek. Müziğin zamansızlığını, sanatın gücünü ve Freddie'nin müzik tarihinin altın yıldızlarından olmasının tesadüflerden çok daha fazlası olduğunu hatırlattı bir kez daha hepimize. Anlam arayışları bugün bile süren, üzerine pek çok yorum yapılmış, kimilerince saçma sanat sınırlarına gönderilirken kimilerince derin anlamlar içerdiğinden şüphe edilmeyen ve filme adını veren Bohemian Rhapsody'nin ilk dizeleriyle selamlayalım biz de Freddie Mercury'i."} {"url": "https://eqdergi.com/eq86/hedef-butunsel-beslenme-ruhu-ac-birakirsak-brokoli-de-kar-etmez/", "text": "Hayat, günlük rutininde akarken çoğu kez ne kadar özel bir anı yaşadığımızın farkına bile varmayız çoğumuz. Ama an gelir çember kırılır. Hayatımızı bugüne kadar nasıl da çarçur ediverdiğimizin bilincine varırız. Kimimiz küser bu durum karşısında, kimimiz bunu hayata sarılmak, yeni bir anlayışla yeniden başlamak için bir işaret olarak görür. Sema Özpekmezci Sumeli, ikinci gruba giren özel insanlardan biri. Sümeli, 10 yıl önce Tip 2 diyabet tanısı konulduğunda, savaşmayı tercih etmiş. Zorlu bir yolculuğun sonunda artık öyle bir hastalığı hiç olmamış gibi sağlıklı. Bunu yaşam ve beslenme biçimini sorgulayıp, yeniden tanımlamasına borçlu. Üstelik geçici bir diyet değil bu; beslenme alışkanlıklarını tamamen değiştirmiş. Kendini kökten bir yeniden var ediş onunki. Öncelikle şekerle savaşmak üzere çıktığı bu yolda katettiği büyük mesafeleri, bu alanda aldığı eğitimlerle pekiştirmiş. Artık başkalarının hayatına da dokunuyor. Beslenme alışkanlıklarını o ya da bu nedenle değiştirmek isteyenlerin ellerinden tutuyor, onlara bu zorlu yolda rehberlik ediyor. Hayvanları, köpekleri, sonbaharı, sporu, doğayı, ağacı, yaprağı, yağmuru, rüzgarı, toprağı seven bir dünyalı o. EQ okurlarıyla hem kişisel hikayesini paylaştı hem de Bütünsel Beslenme'ye ilişkin çok özel iki tarifini. Sağlıklı beslenmek ve yaşamak bir bütündür. Hayata, kendi bedenimize bakış açımızı, yiyecek olmayan ama bizi besleyen kariyer, ilişkiler, finans, aile bağları, hayat stresi, sosyal yaşam, ev düzeni, spiritüel yaşam gibi besin öğelerini de yemekle birlikte tek tabakta birleştirmek Bütünsel Beslenme'dir. Bütünsel Beslenme, hayatın her alanının birbiri ile nasıl bağlantılı olduğunu ve beslenirken sadece vücudunu değil, ruhunu da beslemeyi fark etmektir. Ancak bu yöntem ile sağlıklı ve mutlu bir hayata kavuşabiliriz. Günde 2 kilo brokoli de yesek, şayet bizi besleyen diğer öğeler sağlıklı değilse, bedenimizin de sağlıklı olması pek mümkün değildir. Şu bir gerçektir ki, ruh hastalanmadan beden hasta olmuyor. Aslında hastalıkların çoğuna bakıldığında altında veya öncesinde büyük travmalar, çöküşler, yoğun stres yatıyor. Hastalıklarda doğru beslenmenin önemi artık yadsınamaz bir gerçek. Bunu yaparken tabağımızda yer almayan diğer beslenme öğelerini de kontrole aldığımız noktada bütünsel iyileşme başlıyor. Daha anne karnındayken başlayan bozuk bir beslenme ile doğdum. Hazır mamalar ile geçen çocukluk yaşları, daha sonra ilk gençlik yıllarında yapılan hatalı beslenmeler, üstüne bir de genler gelince 28 yaşımda Tip 2 diyabet beni buldu ve hayatım o gün değişti. Bir daha hiç iyileşmez denen kronik bir hastalıkla yaşamayı kabul etmişken, 8. senenin sonunda tamamen iyileştim ve demek ki iyileşme mümkünmüş diyerek hiç durduramadığım bir araştırma ve okuma serüvenine başladım. Okudukça, hastalıklar üstünde beslenmenin ne kadar etkili olduğunu gördükçe, hep daha da derine daldım. Bu esnada tecrübemi anlatmak için, belki 100-200 kişiye faydam olur diye ''semaninsagliklimutfagi'' adında bir Instagram hesabı açtım. Bu hesap sayesinde binlerce kişi ile konuşma tanışma fırsatım oldu. Ne kadar çok kişide kronik ve otoimmün rahatsızlık olduğunu gördükçe çok ciddi bir şaşırma yaşadım. Daha da çok okumaya başladım ve bu okumalar bana yetmeyince en sonunda profesyonel eğitim almak istedim. 2000 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olmuştum ve benim için eğitim konusu kapanmıştı ama bu dosya 37 yaşımdayken tekrar açıldı ve bu sefer kapanmayacak gibi. Önce Bütünsel Beslenme konusunda dünyada sayılı okullardan biri olan, New York'taki Institute for Integrative Nutrition'dan eğitim aldım. Bu eğitim esnasında Fonksiyonel Tıp ile tanıştım. Fonksiyonel Tıp konusunda dünyanın öncü okulu Institute for Functional Medicine'de Sağlık Koçluğu eğitimine başladım ve yeni mezun oldum. Okuduklarımı, bildiklerimi devamlı paylaşma isteği içerisindeyim. Bu kadar çok hastalık ve hasta kişi varken, onların yolculuklarında ellerinden tutmak, yalnız olmadıklarını hissettirmek ve iyileşmelerini görmek artık benim için bir yaşam amacı oldu. Hayat kötü beslenmek, sağlıklı beslenmenin mutluluğuna varamamak için çok kısa. Evet, tamamen yendim. Şu anda sokakta yürüyen, geçmişinde diyabet olmayan birinden bile daha sağlıklıyım. İlk başlarda zordu ama başladıktan sonra devamı geliyor. Bana teşhis konduktan sonra tüm beslenmemi ve yaşamımı değiştirdim çünkü 40 yaşıma geldiğimde iç organlarımda tedavisi olmayan hasarlar olacaktı. Çok korktum. Günlerce Artık keşkül yiyemeyeceğim diye ağlasam da altından kalktım. Hiçbir yiyecek sağlığımdan daha önemli değildi. Zararlı olan her şeyi hayatımdan çıkarttım; rafine şeker, beyaz un, makarna, beyaz pirinç gibi... Ve sağlıklı beslendikçe hem bedenen hem de ruhen huzuru buldum. 13 kilo verdim. En büyük tutkularımdan biri olan spor hayatıma girdi. Diyabeti yendim ve semptomlarını yok ettim. En basit tanımı ile şudur: Sağlığınız için gerçekleştirmek istediğiniz hedefleri beraber uygulamaya koyabilmemizdir. Kişinin doktoru belli bir beslenme önermiş olabilir, bireyin kendi için yapmak istediği şeyler olabilir. Örneğin, şekeri bırakmak, sağlıklı beslenmeyi hayatına adapte etmek, enerjisini yükseltmek, diyet yapmadan dengeli bir sağlıklı beslenme modelini uygulamak gibi. Sağlık Koçu kişinin belirlemiş olduğu hedeflerine ulaşması için elini tutar. Mutfakta, tatilde, alışverişte, sosyal hayatta bunları nasıl uygulayabileceği konusunda program belirler ve yürümeye yardım eder. Birlikte çalıştığımız dönemde kişinin hayatındaki hangi parçaların sağlığını ve beslenmesini etkilediğine de bakıp, çözümlerini birlikte üretiriz. Yöntemim kaloriler, yağlar, proteinler, listeler ile değil. Ana amacım; beraber çalıştığım kişilerin mutlu ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmelerine yardımcı olurken, bunu en rahat ve eğlenceli şekilde yapmalarını sağlamaktır. Kısıtlı bir süre sağlıklı beslenmek değil, sürdürülebilir bir yaşam tarzı olarak hayata adapte etmektir. Bunu da günlük iletişim, yüksek motivasyon ve aldığım yeme psikolojisi, pozitif psikoloji eğitimleri ile uyguluyorum. Genellikle ilk haftalar çok daha yüksek motivasyonlu oluyor. Hemen adapte oluyorlar ama zaman ilerledikçe kaymalar başlayabiliyor. Zaten en kilit nokta da burası oluyor. Ayağımızın kaymasına ne neden oldu ve bunu ileride nasıl engelleriz üzerinde çalışıyoruz. Bir sorunun nedenini bulmadan sadece sonuçlarını düzeltmeye çalışmak uzun vadede başarı getirmiyor. Yasaklar ile hayat yürümüyor. Nedenini bulup, ilerisi için önlemimizi alınca her şey daha kolay akıyor. Sürdürebilmek çok bireysel bir konu. Gerçekten istekli olup, iyi beslenmenin ve yaşamanın sonucunu görenler bunu sürdürebiliyor çünkü o enerji yüksekliği ve iyi hissetme halinden vazgeçmek artık imkansız oluyor. Arada kaçamaklar olsa bile, ana konu bıraktığımız yere geri dönmektir. Bazen ayağımız kayıp düşebiliriz, bu tamamen normal. Pantolonumuza bulaşan tozları elimizle temizleyip, kalkıp yürüyorsak bu başarıdır. Kalkmamayı tercih eden kişi sayısı genellikle çok az oluyor. Dünyada milyarlarca insanız ve devamlı çoğalmaya devam ediyoruz. Hepimizin parmak izi farklı. Bu çok mucizevi bir şey değil mi? İşte bu, hepimizin tek ve özel olduğunun, birbirimize benzemediğimizin en büyük göstergesidir. İşte bu yüzdendir ki, A diyeti en iyi, B diyeti ondan daha da iyi diyemeyiz. Bir kişiye iyi gelen bir besin, diğer kişiye zehir olabilir. Dolayısı ile bağlı olduğum beslenme akımları yok. Herkesin metabolizması parmak izi gibi kendine özgüdür ve herkesin beslenmesi de tektir. Bu ana fikir ile kişilere en iyi gelen, kendilerini en enerjik ve mutlu hissettikleri yöntemi buluyoruz. Şunu söylemek isterim ki, sağlıklı beslenmeye başlamak istiyorsanız, bunu gözünüzde çok büyütmenize gerek yok. Herşeyi aynı anda yapamayız ama hayatımızda bir değişiklik bile yapsak, hiç yapmamaktan binlerce kez daha iyidir. Şurubu elde etmek için: Bir kaseye çekirdekleri çıkartılmış hurma ve dutu koyup, üstünü geçecek kadar kaynar su ekliyoruz ve 20 dakika bekliyoruz. Kuru meyveler yumuşadıktan sonra, kasedeki suyu dökmeden, kuru meyveleri rondoda geçirip şeker yerine kullanılacak şurubu elde ediyoruz. Yapılışı: Yumurtayı iyice çırpıyoruz ve içine şurubumuzu ekliyoruz. Peşinden süt ve yağı da ilave ediyoruz. En son da diğer tüm kuru malzemeleri ekleyip, homojen olacak şekilde karıştırıp, önceden ısıtılmış 160 derece fırında 45-50 dk. pisiriyoruz. Ortasına bir kürdan batırdığınızda kürdan kuru çıkıyorsa kekiniz pişmiş demektir. Bu çok tatlı bir kek değil. Bitter çikolatacılar keki bu tatlı oranında sevebilirler. Şayet sütlü çikolatacıysanız, hurma ve dut oranını yarım oran daha arttırmanızı öneririm. Bu çikolata örneği size tat konusunda yardımcı olur diye düşünüyorum. Umarım sizin de benim kadar hoşunuza gider. Taban malzemelerini birlikte rondodan geçiriyoruz ve bir hamur elde ediyoruz. Bu hamuru tart kabımızın dibine yayıyoruz. Bu ölçüler 12-13 cm çapında bir tart kabına uygundur. Aynı anda bir kasede ricotta peyniri ve balı karıştırıyoruz. Tabanın üstüne yayıyoruz. Yine bir kasede muzu ezip, kakao ile karıştırıp, kremanın da üstüne yayıyoruz ve 3 katımız oluştuğunda tatlımızı buzluğa atıyoruz. 1 saat donuyor ve ondan sonra buzdolabında muhafaza ediyoruz. Üstünü süslemek için donmuş meyveler veya taze meyve, kırık fındık, kuru hindistancevizi de olur. NOT: Cheesecake kremaları için ricotta çok güzel oluyor ama eğer bulamazsanız, 2 yemek kaşığı tuzsuz lor peyniri ve 1 tatlı kaşığı kremayı çırparak da yakın bir tat elde edebilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq87/romantik-ve-zamansiz/", "text": "Lewis Carroll'un muhteşem hayal gücünün ürünü Alice Harikalar Diyarı'nda Serdar Biliş'in yönetmenliği ve Beyhan Murphy'nin koreografisiyle çağdaş bir müzikal uyarlama olarak seyirciyle buluşuyor. ALICE adıyla izleyicisinin karşısına çıkan müzikalde Serenay Sarıkaya Alice karakterine, Ezgi Mola Kraliçe, Enis Arıkan Tavşan, Şükrü Özyıldız Şapkacı, İbrahim Selim Kral, Merve Dizdar ise Kedi karakterlerine hayat verecek. Müzikal; iddialı sahne prodüksiyonu, etkileyici görsel efektleri, fantastik kostümleri, müziği ve oyuncu kadrosu ile büyüleyici bir sahne şovuna davet ediyor. Bir de not düşelim: 150 yıl önce kaleme alınmasına rağmen günümüzde de yazıldığı dönemki kadar ilgi gören Alice Harikalar Diyarı'nda bugüne kadar 174 dile çevrildi. Fransız şansonlarını günümüze taşıyan isimlerin başında gelen Dany Brillant, Sevgililer Günü'nde romantik şarkılarıyla müzikseverlere özel bir konser verecek. Dany Brillant, Akdeniz ritimlerinden Fransız melodilerine ve Porto Riko ezgilerine uzanan geniş müzik repertuvarı ve göz alıcı sahne performansı ile unutulmaz anlar vaat ediyor. Müzik hayatına 1985'te sahnelenen bir kabareyle başlayan Brillant, ilk albümü C'est Ça Qui Est Bon'u 1991'de yayınladı. Caz ritimleriyle zenginleştirilmiş Suzette şarkısıyla dünya çapında üne kavuşan sanatçı, Fransız müziğine salsa ve caz ritimleriyle yeni bir yorum katmasıyla tanınıyor. İKSV tarafından, İstanbul Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle Nejat Eczacıbaşı Binası'nın en alt katında yeni bir mekan açılıyor. Mart 2019'da faaliyete başlaması planlanan İKSV Alt Kat: Öğrenme ve Etkileşim Alanı, toplamı 120 metrekareye yayılan etkinlik ve çalışma alanlarıyla iki ana bölümden oluşacak. Kültür ve sanatta katılımcı yaklaşımların benimsenmesi amacıyla, yıl boyunca farklı disiplinlerde etkinlik ve atölye programları sunacak İKSV Alt Kat, öncelikli olarak çocuklar, gençler ve kültür ve sanata erişimi kısıtlı olan gruplara ulaşmayı da hedefliyor. Farklı grupların kendini ifade etme ve kültür-sanatı deneyimleme şansı bularak, kültür hayatına ve üretimine katılımını teşvik edecek mekan, İKSV binasında bir kamusal alan yaratarak izleyiciye ulaşmada yeni yollar açmaya, kültür ve sanata erişimin önündeki engelleri kaldırmaya öncelik verecek. Sanatseverler Mart'ta İKSV'ye mutlaka yolunu düşürmeli. TRT İstanbul ve Ankara radyolarında verdikleri canlı konserler, tematik ve renkli program seçimleri, samimi sunumları ve dinleyiciyle kurdukları sıcak bağlarla tanınan Duo Fidelis, flüt sanatçısı Zeynep Keleşoğlu ile piyanist Orçun Orçunsel'den oluşuyor. İkili; Debussy, Reinecke ve Jolivet'nin flüt repertuvarının temeli sayılan eserlerini, Orçunsel'in Aydın'da 2300 yıllık bir mezar taşında keşfedilmiş, dünyanın en eski ikinci şarkısı üzerine bestelediği Seikilos Epitaph adlı eseri ile derliyor. İkili, konserlerinde antik dünyanın mitolojik ve gerçek hikayelerini, farklı dönemlerin müzikal yaklaşımlarıyla buluşturarak, izleyicilerini zamanın ötesinde bir yolculuğa davet ediyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq87/turk-edebiyatinin-can-suyu-kadin-yazarlari/", "text": "Türk edebiyatı bir fotoğraf olsaydı eğer; tek bir tanesini bile kesip atsanız, edebiyat tarihimiz çöle dönerdi. Biz de Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle edebiyatımızda derin izler bırakmayı başarmış kadın yazarları anımsayalım, her birini içtenlikle selamlayalım istedik. Üstün yaratıcılığın estetik ifadesidir sanat. Zekanın ve duyguların muhteşem ritmidir. Bir sanatçının hayata bakışı, bazen şiir olur bazen bir ezgi; kimi zaman bir fotoğraf karesi ya da tuvalde muhteşem bir armoni. Bazen bizi bize anlatır sanat, bazen geleceği serer önümüze; kah hayallerin iz düşümüdür kah var olana bedii bir başkaldırı. Görmek istemeyene sorarsanız kadın sanatçılar yok denecek kadar az; olanlarınsa pek de bir hükmü yok. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Pek çok kadın sanatçı, gezegenin her bir köşesinde olduğu gibi bizim coğrafyamızda da resim, müzik, heykel, edebiyat, sinema gibi sanat dallarında pek çok eser vermiş, vermeye de devam ediyor. Üstelik her biri, erkek çağdaşlarından çok daha fazla bedel ödeyerek sanatın farklı dallarında iz bırakmış. Mesela, Ayşe Zekiye 1909'da yayımlanan Bir Pederin Hatası adlı romanıyla zamanına geleceğin gözleriyle bakacak kadar cesurdur. Mesela, Emine Semiye ilk Türk kadın roman yazarı Fatma Aliye'nin kız kardeşi olma sıfatıyla anılır ama Sefalet ve Gayya Kuyusueserlerinin yazarıdır. Ne var ki kadının özgür olmadığı bir toplumda önceliği kadın haklarını savunmaya vermiş, bu uğurda yazarlığı gölgede kalmıştır. Mesela, Kimseye Etmem Şikayet, sadece sevilen bir Türk Sanat Müziği klasiği değil, aynı zamanda 1800'lerin sonunda bir kız çocuğunun, İhsan Raif Hanım'ın çocuk yaşında zorla evlendirilişine ve kendisini bekleyen karanlık geleceğe dair bir kağıda haykırdığı dizelerdir.... Tabii, Antik Yunan'daki kadın tiyatrocuları, dünyanın ilk kadın roman yazarı Afraben'i ya da Divan edebiyatının ilk kadın şairi Mihri'yi anmaya yerimiz yetmez ama son iki yüz yıla şöyle bir göz atıp ilkleri sıralamak bile gölgelere gizlenen kadın dehaları fark etmemize yeter. Söylenecek çok şey var bu konuda ama yerimiz dar. O yüzden bu sayımızda konumuzu, sanatın edebiyat koluyla ve kendi coğrafyamızla sınırlayalım bu seferlik; gelecek sayılarda farklı sanat dallarına, farklı coğrafyalara da bakma sözü vererek. Fatma Aliye. Tanzimat döneminin popüler yazarı Ahmet Mithat'la birlikte 1891'de Hayal ve Hakikat isimli romanı kaleme alan ilk Türk kadın romancı. Hocasıyla ortak yazdığı bu kitapta adı, Bir Kadın diye geçer Fatma Aliye'nin: Ahmet Mithat ve Bir Kadın. İki bölümden oluşan romanın ilk bölümünü o yazmıştır oysa. Kendi adını ancak zorla yapılan bir evliliği anlattığı Muhadarat'ta kullanabilecektir. Türk edebiyatının ilk kadın romancısıdır Fatma Aliye. Tanzimat döneminde Ahmet Mithat'la birlikte kaleme aldığı Hayal ve Hakikat isimli romanda imzası şöyle geçer: Ahmet Mithat ve Bir Kadın. II. Meşrutiyet döneminin ilk ve önemli kadın yazarı Halide Edip; onun ilk romanı 1912'de yayımlanan Handan'dır. On yıl sonra gelen Ateşten Gömlek ise tıpkı yazarı gibi Cumhuriyet'in sembollerinden olur. Kurtuluş Savaşı'nda yazmayı bırakıp cephede savaşmayı seçer; o artık Onbaşı Halide'dir. Zaferden sonra ise Halide Edip Adıvar adıyla etkisi dönemini aşan pek çok esere imza atar. Halide Edip, kendisinden hemen sonra gelen Müfide Ferit Tek, Şükufe Nihal Başar, Halide Nusret Zorlutuna ve Güzide Sabri Aygün'ü de derinden etkiler. Halide Edip gerek ilk romanı Handan'dan farklı bir üslubu olan Ateşten Gömlek'le gerekse onbaşı rütbesiyle cephede savaşmasıyla, genç Cumhuriyet'in önemli sembollerinden birine dönüşmüştür. Cumhuriyet'in erken dönem Türk Edebiyatı bahsini, Kerime Nadir'i de anmadan kapatmak olmaz. Türkiye'de çoksatar kavramının belki de ilk karşılığıdır Kerime Nadir. 1943'te yazdığı Gelinlik Kız romanıyla estirdiği rüzgar, okur olmayı elit bir kavram olmaktan çıkarıp kitlelere yayma başarısı gösterir. 1960'ta yazarlığa adım atan Sevgi Soysal, öykülerinden oluşan Tutkulu Perçem ve Tante Rosa'da ironik, yer yer grotesk anlatımıyla dikkat çekti. İlk romanı Yürümek, TRT Sanat Başarı Ödülü'ne değer bulundu. 12 Mart döneminde aynı roman bu kez müstehcenlik suçlamasıyla toplatıldı, Soysal tutuklandı ve TRT'deki işini kaybetti. Bir süre sonra siyasal nedenlerle yeniden tutuklandı. Cezaevinde yazdığı Yenişehir'de Bir Öğle Vakti ile 1974 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı. Şafak, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu ve Barış Adlı Bir Çocuk art arda yayımlandı. Son romanı Hoş Geldin Ölüm'ü tamamlayamadan hayatını kaybetti, geride çağının vicdanı bir yazarın derin boşluğunu bırakarak. Adalet Ağaoğlu, 1973'te Ölmeye Yatmak, 1976'da Fikrimin İnce Gülü ve 1979'da yazdığı Bir Düğün Gecesi ile Türk edebiyatının tartışmasız en büyüklerinden sayıldı. Sonrasında yazdığı onlarca hikaye ve roman onun bu unvanını perçinlemeye devam etti. Ağaoğlu, roman ve hikayenin yanı sıra onlarca tiyatro oyunu ve radyo tiyatrosu da kaleme aldı. Eserlerinde toplumsal baskı altındaki kadının varoluşunu, cinselliğinden soyutlamadan yansıttı. Ve söylemeye ne hacet; pek çok saygın ödüle değer bulundu. Okurunu değiştirme gücüne muktedir ender yazarlardandır Adalet Ağaoğlu. Onun romanlarını bitirince unutup yolunuza devam edemezsiniz. Dokunduğu yerde iyiye doğru dönüşürsünüz, farkına bile varmadan. Füruzan, 1971'de yayımlanan ilk kitabı Parasız Yatılı ile adını büyükler ligine yazdırdı. O dönem edebiyatta gündem belirledi. Kuşatma, Benim Sinemalarım ve 47'liler kült romanlara dönüştü. 1990'da senaryolaştırdığı ve Gülsüm Karamustafa ile birlikte yönetmenliğini yaptığı Benim Sinemalarım, Cannes Film Festivali'nin Eleştirmenlerin 7 Günü ve Altın Kamera bölümlerine davet edilen 158 film arasından seçilerek gösterime giren 8 filmden biri oldu. Behçet Necatigil'in deyimiyle, hikaye, roman, şiir, tiyatro oyunu, çocuk edebiyatı dallarında verdiği eserlerinde toplumun otopsisini yaptı. Firuzan, 1971'de yazdığı ilk romanı Parasız Yatılı ile büyük bir başarıya ulaştı. Bu ilk romanından sonra yazdıklarının her biri de kült romanlara dönüştü: Kuşatma, Benim Sinemalarım ve 47'liler. Tomris Uyar, öykücü kimliğinden taviz vermeyen nadir yazarlardan. İpek ve Bakır'dan Yürekten Bukağı'ya, Aramızdaki Şeyler'den Metal Yorgunluğu'na kadar tüm kitaplarında ama en çok da Gündökümü-Bir Uyumsuzun Notları'nda özgür kadının sesi oldu... İkinci Yeni dendiğinde ilk akla gelen isim o oldu; bu akıma adını veren şairlerden bile önce. Tomris Uyar, İkinci Yeni'nin ilham kaynağı, can suyuydu. 2002 yılında Nobel'e aday gösterilerek bu alanda bir ilk olan Leyla Erbil, Hallaç'la başlayan Tuhaf Bir Erkek'le biten yazarlık serüveni boyunca topluma ayna tutarken, kadının toplumdaki yerine de itiraz etti. Leyla Erbil, Nobel'e aday gösterilen ilk Türk yazarıdır. Lakin, 2000 yılındaki Ankara Edebiyat Onur Ödülü dışında hiç ödül kabul etmedi. Eserleri kadar sorumlu aydın tavrıyla da hep öncü oldu. Tezer Özlü, kısa yaşamına rağmen hem Türk edebiyatında hem de Batı edebiyatında iz bırakan bir yazar olmayı başardı. İki romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Kıyısına Yolculuk ve üç öykü kitabı olan Özlü, 1983'te Almanca yazdığı Bir İntiharın İzinderomanıyla Marlburg Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Sadece üç roman yazdı. Çok kısa bir hayat sürdü. Yine de Tezer Özlü, Türk edebiyatının klasikleri arasında sağlam bir yer edindi. Ve zaman geçtikçe çağının ötesinde bir yazar olduğu daha da perçinlendi. Pınar Kür, 12 Mart dönemini anlatan kült romanı Yarın Yarın ile edebiyat dünyasında sarsılmaz bir yer edindi. Ancak bu kitap ve ardından gelen üç romanı -1977'de yazdığı Küçük Oyuncu, 1979'da Asılacak Kadın ve 1986'da Bitmeyen Aşk toplatıldı. Yeniden okurla buluşmaları ise üstüne bir roman yazılmayı hak eden süreçlerin sonunda gerçekleşebildi. Yenilikçi bir yazar olan Pınar Kür, örneğin Bir Cinayet Romanı ve Cinayet Fakültesi'nde de polisiye roman tekniklerini kullanarak kurgu ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi sorguladı. Asılacak Kadın'ı ya da Yarın Yarın'ı kim bilmez. Kült romanların yazarı Pınar Kür, aynı zamanda adı sansürlerle anılan bir yazar olageldi. Mücadele azmini de yenilik arayışını da hiç kaybetmedi. İnci Aral'ın ilk öykü kitabı Ağda Zamanı, 1979 için oldukça feminist bir isim. İki çocuktan sonra boşanmayla sonuçlanan evliliğinin ardından başlar onun yazarlık kariyeri. Bu evliliğin yıkıcı etkilerini neredeyse tüm eserlerinde hissettirir. İnci Aral, karakterlerinin çok katmanlı yapısıyla, kadın dünyasının görünmeyenlerini yazmasıyla dikkat çeker. Yine de edebiyatta toplumsal-gerçekçi bir yazar olarak yer edinmesi onun üslubuna ilişkin önemli bir ipucudur. Pek çok öykü kitabından sonra ilk romanını 1991'de kaleme alır; Ölü Erkek Kuşlar. Halen yazmaya devam eden Aral'ın son romanı Kendi Gecesinde ise 2014'te yayınlandı. İnci Aral daha ilk kitabından itibaren olgun bir yazardır. Önce en dibinde yaşamıştır sonradan yazdığı acıları. İlk döneminde öykü yazar ama ilk romanı Ölü Erkek Kuşlar ustalığını bir üst seviyeye taşır. 1980 döneminin sembol ismi Latife Tekin, 1983'te yayınlanan Sevgili Arsız Ölüm ile hızlı bir giriş yaptı edebiyat dünyasına. Ancak hem kadındı hem köy kökenliydi hem de muhalif. Üstelik üslubu hiçbir kalıba sığmıyordu. Kent yoksullarını yazıyordu fakat fantastik-şiirsel bir dili vardı. Edebiyat dünyasının onu kabullenmesi hiç kolay olmadı. 80'ler sona ermeden peş peşe yazdığı Berci Kristin Çöp Masalları, Gece Dersleri, Buzdan Kılıçlar ve 1984'te senaryosunu yazdığı Bir Yudum Sevgi ile kim ne derse desin kült yazarlar arasında sağlam bir yeri vardı artık. Yine de 90'lar ve 2000'li yıllar en az ürettiği dönemlerdi. 2009'da yazdığı Rüyalar ve Uyanışlar'ı yayımladıktan sonra uzun bir sessizliğe büründü. Gümüşlük'te sanatla çevrili bir dünya kurdu kendine. Dokuz yıl süren bu suskunluk, Sürüklenme ve Manves City ile son buldu. Geçtiğimiz aylarda raflarda yerini alan bu iki kitap zamanın demine ihtiyaç duysa da son zamanların en çok konuşulan edebiyat olaylarından oldu. Günümüzde de zamanın acımasız sınavından yüz akıyla çıkmayı başarmış pek çok kadın yazar var. İlk akla gelenler: Nazlı Eray, İpek Ongun, Ayfer Tunç, Aslı Erdoğan, Elif Şafak, Ayşe Kulin, Buket Uzuner, Aslı Tohumcu, Şebnem İşigüzel, Seray Şahiner, Nermin Yıldırım... İçlerinden bazıları evrensel yazarlar arasında sayılmaya ise şimdiden aday. Kalıplara sığmayan üslubuyla edebiyatımızın parlak yıldızlarından Latife Tekin, 1980'lere damga vurdu. Tekin, uzun bir ara verdi yazmaya. Dokuz yıl sonra iki romanla birden çıktı okurun karşısına."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/ant-yapida-ust-duzey-atamalar/", "text": "İletişim sektörünün deneyimli isimlerinden F. Fatma Çelenk Genel Koordinatör olarak Ant Yapı ailesine katılırken, Yunus Bektaşoğlu da İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak atandı. F. Fatma Çelenk, Ant Yapı'nın Kurumsal İletişim, Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Koordinatörlüğü görevini üstlenirken yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm projelerden de sorumlu olacak. Mimar Sinan Üniversitesi mezunu olan Çelenk, iş hayatına TRT'de başladı. İngiltere Pinewood Stüdyoları ile ABD Universal Stüdyoları'nda proje bazlı çalıştı. 2015'ten bu yana üniversitelerin MBA programlarında ders veren Çelenk, yazdığı makalelerle de gençlere rehberlik ediyor. Doğan Grubu, Soyak Holding gibi saygın firmalarda üst düzey görevler alan Çelenk, ulusal ve uluslararası pek çok ödülün de sahibi. Özyeğin Üniversitesi MBA programında eğitim veren Çelenk, Harvard Business Review Türkiye ve Marketing Türkiye Blog Yazarı. Çelenk, aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşunun Yönetim Kurulunda aktif olarak çalışıyor. Kariyerine akademisyen olarak başlayan Bektaşoğlu, 2014'ten beri turizm sektöründe çalışıyor. Ant Yapı İnsan Kaynakları Müdürü olarak atanan Yunus Bektaşoğlu ise Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu. Kariyerine Marmara Üniversitesi'nde başlayan Bektaşoğlu, Kastamonu Üniversitesi ve Okan Üniversitesi İşletme Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2014'te Amerikan otel zinciri Best Western'e ait Best Western Plus Hotel'de görev aldı. 2015'ten itibaren Radisson Hotel Group'ta İnsan Kaynaklarında yönetici olarak görev yaptı. Evrensel kalitenin adresi Ant Yapı, ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerini başarıyla geçti. Ant Yapı Kurumsal Kalite Politikasını 2008'den beri ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi; Çevre Politikasını ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Politikasını 2009'dan beri ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Standartları çerçevesinde yapılandırıyor. Her yıl yeniden denetlenen ve yeniden belgelendirilen Ant Yapı, geçtiğimiz şubatta ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerine tabi tutuldu. TÜV-SÜD'ün iki gün süren denetimlerinden ekibin ve çalışanların katkı ve gayretleriyle başarıyla geçildi. Nisandaki ISO14001:2015 denetimi için de haftalık toplantılar devam ediyor. Yönetim Kurulu liderliğindeki çalışmalarda müşteri odaklılık, kanıta dayalı olarak sürekli iyileştirme yaklaşımı ve çalışanların aktif katılımı hedefleniyor. ISO 9001; Uluslararası Standartlar Örgütü'nün 1987'de yayımladığı, etkili kalite yönetim sisteminde bir standart olup 2015'te revize edildi. Bu standartlar, risk temelli düşünceye dayalı proses yaklaşımı, esnek dokümantasyonu, ilgili iç ve dış tarafların dikkate alınmasını ve yönetim sistemlerinin uyumunu hedefliyor. Kalite Yönetim Sistemi'nin potansiyel faydaları, ürün ve hizmetlerin sürekliliği, müşteri memnuniyeti, riskleri ve fırsatları belirlemek ve KYS şartlarına uygunluk. Böylece olası zararlar engelleniyor ve sürekli iyileşme sağlanıyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının teşkilini, çalışan güveni ve motivasyonunu artırarak imalatta kaliteyi iyileştiriyor. Çevre Yönetim Sistemi'yle de çevreye duyarlı inşaat -atık yönetimi, enerji kontrolü ve çevreye duyarlı malzeme kullanımıyla sürdürülebilir şantiye- uygulamaları geliştiriliyor. Yönetim sistemlerinin önemi artarken, yurt içi ve yurt dışı proje-taahhüt ihalelerinde kalite-iş güvenliği-çevre belgeleri, yeterlilik şartları arasında sayılıyor. Yönetim sistemleri, iş-imalat kontrollerinin hızlı ve doğru olmasında, önceki hataların tekrarlanmamasında, hataların ve zaman kayıplarının önlenmesini sağlıyor. Ürün ve sistem tercihlerinde standardizasyonun ve sürekliliğin sağlanması için bu deneyimlerin tüm süreçlere koordineli bir şekilde aktarılmasını ve doğru raporlanmasını sağlıyor. Denetimler Antwell Life Care Residence Şantiyesinde ve Merkez Ofiste gerçekleştirildi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/bahara-yorgun-girmeyin/", "text": "Uzun ve kasvetli kışın ardından baharın gelmesiyle birlikte doğa tazelenip kendini yenilerken pek çoğumuzda halsizlik, kaygı ve uykusuzluk baş gösteriyor. Bahar yorgunluğu olarak adlandırılan bu belirtileri en az hasarla atlatmak için beslenme düzenine dikkat etmek ve spor öneriliyor. Kışın yavaşlayan metabolizmanın değişime ayak uyduramaması bahar yorgunluğuna yol açıyor. Havaların ısınmasıyla beraber ortaya çıkan nem artışı, duygusal iniş çıkışlara, uykusuzluğa, iştahsızlığa, eklem ağrılarına neden oluyor. Bahar yorgunluğu bazılarımızda da tam tersine aşırı enerji ve canlılık olarak kendini gösteriyor. Ancak bu kez de konsantrasyon sorunları baş gösteriyor. Aslında bahar yorgunluğu iki haftada atlatılabiliyor. Daha uzun sürerse doktora başvurmak öneriliyor. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine taze sebze ve meyve tüketimine özen göstermek mevsim geçişlerinde her zamankinden daha önemli. Bahar yorgunluğunun etkilerini çabuk atlatmak için öncelikle beslenme düzenine dikkat etmek gerekiyor. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine taze sebze ve meyve tüketmeli, tam buğdaylı, çavdarlı, yulaflı rafine edilmemiş tahılları tercih etmeli, kahvaltı yapmaya özen göstermeli, sofrada zeytinyağlı ve haşlama yemeklere daha çok yer vermeli, az ama sık beslenmeliyiz. B, C vitaminlerine ve potasyuma ihtiyacımız artıyor. Vitamin ve potasyum yönünden zengin besinlerin yanı sıra vitamin takviyesi direncimizi yükseltiyor. Ayrıca gün içinde 2-2.5 litre su içmek gerekiyor. Bahar yorgunluğunun bir diğer ilacı da spor. Spor, yaşamınızın vazgeçilmez bir parçasıysa ne ala. Ama kış boyu spordan uzak kalanlardansanız bahar yorgunluğu kapınızda demektir. Sabahları açık havada başlangıçta 15 dakikalık, aşama aşama bir saate çıkaracağınız yürüyüşler büyük fark yaratacaktır. Kaliteli uyku, sağlıklı bir bünye için elzem. Mevsim geçişlerinde bu daha da önemli. Rahat bir uyku için akşam saatlerinden sonra kafeinli içeceklerden ve alkolden uzak durulmalı. İyi bir uyku için yatmadan önce bitki çayları ya da ılık bir süt içebilir, ılık bir duş alabilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/baharda-istanbulu-yeniden-kesfetmek/", "text": "Bu şehir her dem bir başka güzel. Yine de İstanbul'a en çok bahar yakışıyor. Hazırladığımız günübirlik gezi rehberi ile dünya harikası bir şehirde yaşadığımızı hatırlamanın tam zamanı. Erguvan en çok İstanbul Boğazı'na yakışıyor belki de. Erguvanların ve mor salkımların masalsı bir hava yarattığı Boğaz'da yapılacak çok şey var; arabayla, tekneyle ya da yürüyerek. Sadece Boğaz kıyısında uzun bir yürüyüş yapmak bile başlı başına bir haz kaynağı çünkü ya da balık tutmak. Rumelihisarı'nda kahvaltı edebilir, Ortaköy'de tekne turuna çıkıp güneşi uğurlayabilir, Kanlıca'da yoğurt yiyip, Çengelköy'de uzun bir kahvaltı edebilir, Beylerbeyi'nde çay içebilirsiniz. Anadolu Feneri'nde ya da karşısındaki Rumeli Feneri'nde, Karadeniz'in Marmara ile buluşma noktasında balık yiyebilir, hatta yolu göze alıp Garipçe'ye uzanarak, oksijen kürü yapabilirsiniz. Boğaz'ın herhangi bir durağında rakı-balık keyfi yapmak ise hücrelerinize kadar yaşadığınızı hissetmenin en harika yollarından biri. Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada, İstanbul'un en gözde günübirlik tatil rotalarının başında geliyor. Büyükada'da Dilburnu piknik alanında piknik yapabilir; Aşıklar Yolu'nda romantik bir yürüyüşe çıkabilir; Aya Yorgi Manastırı, Aya Nikola Manastırı ve Rum Kilisesi'ni ziyaret edebilir; Viranbağ Gazinosu, Eskibağ ve Viranbağ plaj yollarında keyifli vakit geçirebilirsiniz. Bu turu faytonla, bisikletle ya da yürüyerek yapabilir ya da sahilde hoş bir lokantada balık yiyebilirsiniz. Heybeliada'da ise doğal güzelliklerini keşfetmenin yanı sıra Bahriye Okulu, tarihi Sanatoryumu, Ruhban Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Abbas Halim Paşa Köşkü'nü de ziyaret edebilir, o güzelim şarkıdaki gibi mehtaba karşı kürek çekebilirsiniz. Mimarisiyle hayranlık uyandıran ahşap köşkleriyle ünlü Burgazada'da Hristos Manastırı'nı ziyaret edebilir, Kalpazankaya'da denize girebilirsiniz. Adaların en küçüğü olan Kınalıada'da şifa veren bir sakinlikte saatler geçirebilir; Çınar, Teşvikiye ve Manastır Tepeleri'nde gezinti yapabilirsiniz. Bebek ile Rumelihisarı arasındaki sırtlarda konumlanan Aşiyan, İstanbul Boğazı'nın en romantik durağı. Şiirlere, şarkılara ilham verecek kadar hem de. Ne çok sevmiştim seni/ Ne çok hatırlar mısın/ Aşiyan yollarından seslensem duyar mısın... mısralarını kim bilmez ki. Bu hicaz şarkıyı hele ki Zeki Müren'in yorumundan dinleyip de içlenmeyen var mıdır? Bir hafta sonunuzu mutlaka Aşiyan'a ayırın. Yollarında yürüyün, Boğaz'ı bir de bu açıdan yeniden seyredin uzun uzun. İsterseniz, Aşiyan Müzesi'ni ziyaret edip şair Tevfik Fikret`in hayatına dokunun. Farsça yuva anlamına gelen Aşiyan, Türk şiirinin büyük üstadı Tevfik Fikret'in de yuvasıydı bir zamanlar. Bu yuva Aşiyan Müzesi olarak ziyarete açık. İstanbul aşığı Fransız yazar Pierre Loti'nin adıyla anılan şehrin bu en ünlü tepesi, baharda bir başka güzel. En güzeli Eyüp Sultan Camii'nin yanındaki mezarlıkların arasından sonsuzluğa uzanır gibi görünen merdivenlerden Haliç'i seyre seyrede çıkmak. Yolun sonunda da ödül gibi gelen asırlık Pierre Loti Kahvesi'nde kahvenizi içebilirsiniz. Pierre Loti'nin en güzel dizelerini yazdığı bu kahvenin, aşıkların buluşma noktası olmakla da nam saldığını not düşelim. Beşiktaş'ta Yıldız Sarayı ve Çırağan Caddesi arasında yer alan park, 46 hektarlık alanıyla şehrin en büyük parklarından biri. 1500'lü yıllardan Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar padişahların ve yakın çevresinin kullandığı bir koru olan Yıldız Parkı, aralarında egzotik ve nadir türlerin de bulunduğu yüzlerce çeşitte ağaca ev sahipliği yapıyor. Bu ağaçların kimisinin yaşı 400 yıldan fazla. Parkın her bir köşesi hayranlık uyandırıyor. Gezerken keşfedecek çok şey var. Yine de başlı başına bir dünyayı keşfetmeye benzeyen bu gezi öncesinde parkın içindeki tarihi Malta Köşkü ya da Çadır Köşkü'nde kahvaltı edebilirsiniz. Şehrin en büyük parklarından olan Yıldız Parkı, kiminin yaşı 400'ü bulan pek çok egzotik ve nadir ağaç türüne ev sahipliği yapıyor. Kuzguncuk Korusu olarak da bilinen Fethi Paşa Korusu, temiz havada yürüyüş ve koşu olanakları sunarken, restoran, kafe ve çay bahçelerinde dinlenme ve kentin gürültülü ortamından uzaklaşma fırsatı sunuyor. Koruya ismini veren Fethi Ahmet Paşa'nın tarihi köşkü de görülmeye değer. Boğaz'ın en güzel duraklarından biri olan Kuzguncuk'taki Fethipaşa Korusu, bol oksijeniyle doğada yürüyüş yapmak ya da koşmak için de ideal. Sarıyer'deki bu harika koruda yürüyebilir, koşabilir, göl kenarında piknik yapabilir ya da seyir terasında Boğaz'ın enfes manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Yüzlerce çeşit çiçeğin fotoğraflarını çekebilir, nisanda yolunuzu düşürürseniz de dünyanın en güzel lalelerine rastlayabilirsiniz. Çocuklar ise korunun dört bir yanındaki oyun gruplarında ya da mini golf sahasında harika vakit geçirebilir. Koru'nun içindeki tarihi Sarı, Pembe ve Beyaz Köşkleri ziyaret edebilir, zengin menülerinin tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle fotoğraf sanatına gönül verenlerin vazgeçilmez adresi olan Emirgan Korusu dünyanın en güzel lalelerine ev sahipliği yapıyor. Şehrin kuzeyindeki bu ormanlık bölge Sarıyer-Bahçeköy sınırları içinde konumlanıyor. Ayvad Bendi, Binbaşı Çeşmesi, Falih Rıfkı Atay, Fatih Çeşmesi, Irmak, Kirazlıbent, Kömürcübent, Kurt Kemeri, Mehmet Akif Ersoy ve Neşet Suyu Belgrad'daki mesire alanları. İstanbul'un kuzeyinde konumlanan Belgrad Ormanı, onlarca mesire yeriyle özellikle yaz aylarında harika bir piknik alanı. Adı üstünde Polonyalılar'ın yaşadığı bir köy burası. Bu Polonya kolonisinin tarihi 1830'lu yıllardaki Rusya'ya karşı yapılan bağımsızlık kalkışmasına dayanıyor. Kalkışmanın hezimetle sonuçlanmasının ardından başlayan büyük göç dalgasıyla Osmanlı'ya sığınan bir grup Polonyalı'nın torunlarının torunları karşılayacak sizi köyde. İstanbul'a 45 kilometre uzaklıktaki bu şirin köy, sonsuzluğa uzanan yemyeşil doğasıyla, tarihi yapıları, zengin Polonya mutfağı ile günübirlik tatilinizi bile unutulmaz kılacak. Polonya mutfağının özel lezzetlerinden ponçki tatlısı, proşki, şaraplı biftek, peynir köftesi ve wisniak tadılması gereken bu özel lezzetlerden. Tabii, dumanı üstünde köy ekmekleri eşliğinde köyde üretilen peynirlerden, reçellerden, taze meyvelerden oluşan kahvaltılarını ilk sıraya koymak gerek. Polonozköy'de yapılacak çok şey var. Tabiat Parkı'nda piknik yapıp doğa yürüyüşüne çıkabilir, profesyonel bisikletçilerin gözde parkurunda pedal çevirebilir, tarihi Czestochova Meryem Ana Kilisesi'ni ve Zofia Rızı Anı Evi'ni ziyaret edebilirsiniz. Polonezköy'de yapacak çok şey, görülecek çok yer var. Bunlardan biri de Tabiat Parkı'nda piknik yapmak ve doğa yürüyüşüne çıkmak. Beykoz'un Karadeniz'de kıyısı olan sahil köylerinden biri olan Riva, özellikle son yıllarda İstanbul''dan vazgeçemeyen şehir yorgunlarının adresi oldu. Özellikle Antriva gibi yatırımlar, şehre 40 km uzaklıktaki bu şirin köyü cazibe merkezine dönüştürmüş durumda. Günübirlik huzur kaçamakları için de önemli bir adres burası. Özellikle de kampçılar için vazgeçilmez bir adres. Henüz denize girmek için erken olsa da kıyıya paralel yemyeşil ormanlarında yürüyüş yapabilir, bisiklet ya da ATV turu atabilir, Riva deresinde balık tutup piknik sofrası kurabilirsiniz. Beykoz'un gözde köylerinden Riva, son yıllarda Antriva gibi yatırımlar sayesinde bütün bir sene yaşanabilecek önemli bir cazibe merkezine dönüştü. İstanbul'a yakınlığıyla, muhteşem doğasıyla son yılların gözde gezi rotalarından olsa da Ağva hala doğa harikası kimliğini koruyor. Yeşilin binbir tonundan oluşan ormanlarının Yeşilçay ve Göksu dereleriyle iç içe geçen dinginliği mücevher değerinde. Karadeniz'e bakan üç kilometrelik kumsalı ise bu mücevherin ortasındaki değerli taş adeta. Bisikletle ya da yürüyerek Karadeniz'e akan çayları takip edip koylara ulaşmak ve her birinde soluk kesici güzellikteki kayaları keşfetmek bile onlarca terapi seansına eşdeğer. Yolda doğanın mucizelerine bu kez de yüzlerce çeşit bitkinin suretinde varacaksınız. Koyları tur tekneleriyle gezmek de diğer bir seçenek. Şehrin en gözde kaçış noktalarından olmasına rağmen Ağva hala doğasının nefes kesen güzelliğini korumayı başarmış ender yerlerden biri."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/balkan-sarkilariyla-gelsin-bahar/", "text": "Kolektif İstanbul, Balkanlar'ın en önemli müzisyenleriyle aynı sahnede baharı karşılama konseri veriyor. Ayrıca tiyatrodan festivallere sanatın her dalı cıvıl cıvıl bir bahar vaat ediyor. Geleneksel Balkan müziğini günümüz tınılarıyla zenginleştiren Richard Laniepce, Aslı Laniepce, Ertan Şahin, Tamer Karaoğlu, Talat Karaoğlu ve Batuhan Baraç'tan oluşan Kolektif İstanbul, Balkan müziğinin efsane isimlerini ağırlıyor. Anadolu ve Balkan geleneksel repertuarını caz ve funk altyapılarıyla yeniden yorumlayarak uluslararası festivallerde başarılı performanslar sergileyen topluluk, Gelsin Bahar konserini, Petar Ralchev, Salif Ali, Dzambo Agusevi gibi Balkanlar'ın önemli müzisyenleri ve Ceylan Ertem ile birlikte verecek. William Shakespeare'in iktidarın vahşiliğini, iktidarın kendisiyken mağduruna dönüşen ve aklı kendi lanetiyle zehirlenen insanı anlattığı unutulmaz eseri Kral Lear, Haluk Bilginer'in yorumuyla Oyun Atölyesi'nde sahneleniyor. İlk sezonunu sürmekte olan oyun, ilk kez sahnelendiği 24 Eylül 2018'den bu yana hep kapalı gişe oynadı. 140 dakika süren 2 perdelik oyun, yüzlerce yıl önce kaleme alınan eserin güncelliği ve Bilginer'in yorumu karşısında saygı duruşunu hak ediyor. Tiyatro sezonu bitmeden mutlaka izlenmeli. Türk keman ekolünün uluslararası temsilcisi, keman virtüözü, bestecisi, Menuhin ve Flesch dahil bir çok ulusal ve uluslararası ödülün sahibi olan Cihat Aşkın, sanat hayatının 40. yılını özel bir konserle kutluyor. Sanatçı, uluslararası üne sahip İtalyan piyanist Roberto Prosseda ile Süreyya seyircisine özel bir programla 6 Mayıs'ta sahne alıyor. Roberto Prosseda'nın çaldığı orkestralar arasında Londra Filarmoni Orkestrası, Yeni Japon Filarmoni Orkestrası, Moskova Devlet Filarmoni, Brüksel Filarmoni, Calgary Filarmoni gibi dünyanın önde gelen orkestralarının olduğunu da bu müzik türünün sevenlerine not olarak düşelim. 20. International Bodrum Dans Festivali bu yıl da partiler, workshoplar, dans gösterileriyle dolu dolu üç gün vaat ediyor. Uluslararası ve ulusal profesyonel dans gruplarının dans gösterileri, eğitmenler eşliğinde Salsa, Bachata ve Kizomba workshopları ile dans tutkunlarını unutulmaz bir festival bekliyor. Festivalin sonunda da Türkiye Dans Sporları Federasyonu'nun ortaklığıyla düzenlenen dans yarışmasında yüzlerce dans tutkunu çift, rengarenk kostümleriyle koreografilerini sergileme olanağı bulacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/gelenekleriyle-eglenceleriyle-on-bir-ayin-sultani/", "text": "Barışın, dayanışmanın, hoşgörünün hakim olduğu, bedenin ve ruhun oruçla temizlendiği Müslüman dünyasının kutsal ayı Ramazan, ritüelleriyle de On Bir Ayın Sultanı sıfatını hak ediyor. Zamanın acımasız dişleri Ramazan geleneklerinin çoğunu silip süpürse de bazıları Anadolu'da hala yaşatılan bu gelenekler, Ramazan'ı bir aylık uzun bir bayrama çeviriyor. Bu sayımızda kimi çoktan unutulan Ramazan geleneklerini hatırlatmak istedik. Şehzadebaşı'ndaki Direklerarası, 19. yüzyılın son çeyreği ile 20. yüzyılın başlarında İstanbul'un eğlence ve kültür merkeziydi. Özellikle Ramazan'da teravih namazıyla sahur arasındaki saatlerde geleneksel ortaoyunları sahnelenir, Karagöz ile Hacivat'ın gölgeleri perdede didişir, musiki konserleri icra edilir, velhasıl sokak baştan başa karnaval havasına bürünürdü. Ramazan'ın her biri derin anlamlar içeren öyle gelenekleri vardı ki burada anmadan geçmek olmaz. Mesela, iftariyelik... Saatlerce aç kalan mideye birden yüklenmemek için peynir, zeytin, reçel çeşitleri gibi kahvaltılıklar ve hurmadan oluşurdu. İftariyede bu hafif atıştırmalıklar yenir, mide yatıştırılır ve ana yemeğe kadar bir namaz süresi kadar ara verilirdi. Bu fasıldan sonra akşam namazı kılınır, ardından tekrar sofraya oturulur ve ikinci fasla geçilirdi. İkinci fasılda, çorbadan et yemeklerine, zeytinyağlılardan pilava ve tatlıya kadar tam bir şölen sofrası kurulur, bu sofra da kimi hanelerde sahur vaktine kadar kalırdı. Sahurda sofraya tok tutacak, mideyi yormayacak yemekler konulurdu. Sahur denilince akla elbette Ramazan davulcuları geliyor. Mahallede davul çalıp maniler söyleyerek oruç tutmak isteyenleri kaldırırlardı. Ramazan ayı boyunca aksatmadan bu görevi yerine getiren davulcular, arife günü de kapı kapı dolaşıp yine maniler eşliğinde bahşiş toplardı. Ramazan'ın modern zamanlara ulaşmayı başaramayan bir diğer geleneği de Diş Kirası'ydı. Ramazan'da köşk ve konakların kapıları herkese açılır ve isteyen herkes bu evlere çat kapı girip sofraya otururdu. Gelen dilenci de olsa, bir sultanı ağırlarcasına hizmet edilir, yemeğin sonunda da ev sahibi konuklarına, sevap kazanmalarına sebep oldukları için şükran duygularıyla gümüş tabaklar, kehribar tespihler, gümüş takılar gibi yükte hafif pahada kıymetli hediyeler verirdi. Osmanlı'da Diş Kirası geleneğine göre iftarda zengin konağının kapısını çalan, dilenci de olsa sofraya davet edilirdi. Yardımlaşmanın en güzel örneklerinden bir diğeri de Ramazan'a özgü Zimem Defteri geleneğiydi. Zengin kişiler esnafların dükkanlarına uğrar ve veresiye defterlerine bakıp, borçlulardan birini rastgele seçer ve borcunu silerdi. Ne borcu silen bu iyiliği kime yaptığını bilirdi ne de borcu silinen kimden geldiğini. Ramazan, bu yıl 6 Mayıs ile 3 Haziran arasında yani havaların ısındığı bir zamana denk geliyor. Oruç ayında beslenme düzenine dikkat etmek, özellikle de sıvı ihtiyacını dengelemek bir kat daha önem kazanıyor. Uzun süre aç kalan mideye yüklenmemek için oruç açılan hurma, zeytin gibi atıştırmalıklara iftariyelik deniliyor. Ramazan süresince karbonhidrat içeren besinlerin ve yağın en aza indirilmesi; iftarda uzun saatler boyunca aç kalan mideye birden yüklenilmemesi ve başlangıçta az miktarda hafif kahvaltılıklar ve çorbayla yetinilmesi, kısa bir aradan sonra normal bir öğüne geçilmesi, mümkünse haşlama et, zeytinyağlı sebzeler ve taze meyvelerden oluşması; şeker içerikli yiyecek ve içeceklerin iftardan bir süre sonra ve az miktarda tüketilmesi öneriliyor. Uzmanlara göre sahur yemeği, yavaş sindirilen ve tokluk hissini daha uzun zaman sağlayan tam buğday ürünleri, kurubaklagiller ve sert kabuklu yemişlerden oluşmalı. Şeker, hamurlu yiyeceklerden, kızartmalardan ve baharatlardan ve kafeinli içeceklerden uzak durulmalı. İftar ile sahur arasındaki zaman diliminde ortalama sekiz bardak su tüketmeye dikkat edilmeli. İftar, iş yaşamından ötürü birbirine zaman ayıramayan günümüz ailelerinin bir araya gelmesine de vesile oluyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/ingilteredeki-5-yildizimiz-apex-house/", "text": "Ant Yapı UK; İngiltere'deki projelerinden beşincisi olan Apex House'u yapısal olarak tamamlamanın gururunu yaşıyor. Ant Yapı UK, İngiltere'deki 5. Projesi Apex House'u yapısal olarak tamamladığını binada gerçekleştirilen bir törenle duyurdu. İnce işlerinin de tamamlanmasının ardından 2020 yılında teslim edilmesi planlanan proje, 42 milyon pound yatırım değerinde. Apex House'un 23. katında düzenlenen törene Haringey Belediyesi İcra Kurulu Başkanı Zina Etheridge, Grainger İcra Kurulu Başkanı Helen Gordon, Grainger Kıdemli Geliştirme Müdürü Jonathan Kiddle, Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Karaduman, Ant Yapı UK Genel Müdürü James Emmett ve çalışanlar katıldı. Grainger İcra Kurulu Başkanı Helen Gordon törende, Seven Sisters'ta 15 yıldan fazla bir süredir çalışan Grainger, bölgenin geleceğine yönelik büyük bir ilgiye sahip. Aynı zamanda bölge ekonomisine de büyük katkı sağlayacağına inandığımız Apex House, gerçek bir dönüm noktası oldu, diye konuştu. Ant Yapı'nın kalite beklentilerine hızlı bir şekilde yanıt vermesinden duydukları memnuniyeti vurgulayan Gordon, Seven Sisters'ta çok ihtiyaç duyulan yeni kiralık ve satılık evleri pazara sunmaya bir adım daha yaklaştığımız için mutluyuz. Projenin kalitesi bizim için çok önemliydi. Beklentilerimize aynı hız ve kalitede yanıt veren Ant Yapı ekibi ile çalışmaktan dolayı çok memnunuz, kendilerine teşekkür ederim, dedi. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay da törendeki konuşmasında, Apex House'un, Ant Yapı için özel bir proje olduğunun altını çizdi ve Proje, Seven Sisters bölgesinin yeniden geliştirilmesinin kilit bir bileşeni. Proje kapsamında çalışanlarımızın % 20'sinin bu bölgeden olmasıyla, yerel istihdama katkı sağlamak ve yeni fırsatlar yaratmaktan gurur duyuyoruz, dedi. 42 milyon yatırım değerindeki Apex House, ince işlerinin tamamlanmasının ardından 2020 yılında teslim edilecek. İngiltere'nin yanı sıra şu an Rusya ve Amerika dahil yurt dışında konut, otel, fabrika ve rezidans gibi ihalesi kazanılmış 40'ın üzerinde Ant Yapı projesi bulunduğunu hatırlatan Okay, Yabancı bir firmanın dahil olmasının çok zor olduğu İngiltere pazarında, Apex House ile ülkedeki beşinci projemizi gerçekleştirmenin mutluluğu içindeyiz. Yakın zamanda İngiltere'de faaliyete geçmemize rağmen emin adımlarla ilerliyoruz. Tüm işlerini üstlendiğimiz projenin her aşamasında titizlikle çalışıyoruz, diye konuştu. Grainger İcra Kurulu Başkanı Helen Gordon törende, Apex House'un dönüm noktası olduğunu ve bölge ekonomisine büyük katkı sağlayacağını söyledi. 2020 yılında teslim edilmesi planlanan Apex House projesiyle Tottenham High Road ve Seven Sisters Road'un köşesinde bulunan eski belediye binası, yeni kiralık ve satılık evler sunmak için yeniden geliştiriliyor. Ant Yapı'nın ülkedeki beşinci projesi olan Apex House; biri 23 diğeri ise 7 katlı iki binadan oluşuyor. İngiltere'nin en büyük kiralık ev sağlayıcısı Grainger için Ant Yapı UK'nin inşaatını üstlendiği binada bulunan toplam daire sayısı ise 163. Projede dört sıra apartman bloğunun yanı sıra her binanın zemin katında küçük birer dükkan yer alıyor. John McAslan+Partners'ın mimarisini üstlendiği Apex House; belediyenin sürdürülebilir ve çevreci tasarım kriterlerine uygun olarak, toplu taşıma ve bisiklet kullanımını ön planda tutacak şekilde tasarlandı. Çevre dostu projenin yapı bloğunda motorlu araç yerine 295 adet bisiklet park yeri bulunacak. Apex House; biri 23 diğeri ise 7 katlı iki binadan oluşuyor. Dört sıra apartman bloğunda toplam 163 daire, her binada da birer dükkan bulunuyor. Londra'nın kentsel dönüşüm alanlarından biri olan Seven Sisters bölgesinde Ant Yapı UK tarafından inşaatı gerçekleştirilen Apex House, çehresini değiştireceği bölgenin gelişiminde önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor. 2020 Haziranı'nda teslim edilmesi taahhüt edilen proje ile yeni ev sakinlerinden, yerel işletme ve mağazalara yılda 1,5 milyon pound ek gelir yaratılacağı, böylece bölge ekonomisine de büyük katkı sağlanacağı tahmin ediyor. Yaklaşık 42 milyon pound tutarında yatırım değerine ulaşacağı hesaplanan proje ayrıca inşaat ve işletme aşamasında, bölgede 400'den fazla yeni istihdam olanağı da sağlamış olacak. Ant Yapı, profesyonel yönetimi ve ödünsüz kalite anlayışıyla, taahhütlerini eksiksiz, zamanında ve başarıyla tamamlayan güvenilir yapısıyla, dünyanın en gelişmiş ekonomilerinden olan İngiltere'de de kısa zamanda kendine kalıcı ve saygın bir yer edinmeyi başardı. Uzun yıllardır Türkiye'nin uluslararası alanda en çok iş yapan 86 müteahhit firması arasındaki sağlam yerini koruyan Ant Yapı, İngiltere pazarında Apex House dışında, halen devam eden Harcourt House ile tamamlanan 13 Eaton Place, 20-22 Eaton Place ve Belgravia Gate gibi birbirinden prestijli projelere imza attı. Ant Yapı UK, Apex House'u yapısal olarak tamamladığını binanın 23. katında düzenlenen bir törenle duyurdu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/istikrara-ihtiyac-var-bunlari-da-asacagiz/", "text": "Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Bloomberg HT'de sektörün içinde bulunduğu durumu değerlendirdi ve çözüm önerilerini paylaştı. Piyasa Hattı'nın sunucusu Güzem Yılmaz, 20 Mart Çarşamba günü Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay'ı ağırladı. İletişim sektörünün deneyimli isimlerinden F. Fatma Çelenk Genel Koordinatör olarak Ant Yapı ailesine katılırken, Yunus Bektaşoğlu da İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak atandı. F. Fatma Çelenk, Ant Yapı'nın Kurumsal İletişim, Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Koordinatörlüğü görevini üstlenirken yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm projelerden de sorumlu olacak. Mimar Sinan Üniversitesi mezunu olan Çelenk, iş hayatına TRT'de başladı. İngiltere Pinewood Stüdyoları ile ABD Universal Stüdyoları'nda proje bazlı çalıştı. 2015'ten bu yana üniversitelerin MBA programlarında ders veren Çelenk, yazdığı makalelerle de gençlere rehberlik ediyor. Doğan Grubu, Soyak Holding gibi saygın firmalarda üst düzey görevler alan Çelenk, ulusal ve uluslararası pek çok ödülün de sahibi. Özyeğin Üniversitesi MBA programında eğitim veren Çelenk, Harvard Business Review Türkiye ve Marketing Türkiye Blog Yazarı. Çelenk, aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşunun Yönetim Kurulunda aktif olarak çalışıyor. Kariyerine akademisyen olarak başlayan Bektaşoğlu, 2014'ten beri turizm sektöründe çalışıyor. Ant Yapı İnsan Kaynakları Müdürü olarak atanan Yunus Bektaşoğlu ise Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu. Kariyerine Marmara Üniversitesi'nde başlayan Bektaşoğlu, Kastamonu Üniversitesi ve Okan Üniversitesi İşletme Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2014'te Amerikan otel zinciri Best Western'e ait Best Western Plus Hotel'de görev aldı. 2015'ten itibaren Radisson Hotel Group'ta İnsan Kaynaklarında yönetici olarak görev yaptı. Evrensel kalitenin adresi Ant Yapı, ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerini başarıyla geçti. Ant Yapı Kurumsal Kalite Politikasını 2008'den beri ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi; Çevre Politikasını ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Politikasını 2009'dan beri ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Standartları çerçevesinde yapılandırıyor. Her yıl yeniden denetlenen ve yeniden belgelendirilen Ant Yapı, geçtiğimiz şubatta ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerine tabi tutuldu. TÜV-SÜD'ün iki gün süren denetimlerinden ekibin ve çalışanların katkı ve gayretleriyle başarıyla geçildi. Nisandaki ISO14001:2015 denetimi için de haftalık toplantılar devam ediyor. Yönetim Kurulu liderliğindeki çalışmalarda müşteri odaklılık, kanıta dayalı olarak sürekli iyileştirme yaklaşımı ve çalışanların aktif katılımı hedefleniyor. ISO 9001; Uluslararası Standartlar Örgütü'nün 1987'de yayımladığı, etkili kalite yönetim sisteminde bir standart olup 2015'te revize edildi. Bu standartlar, risk temelli düşünceye dayalı proses yaklaşımı, esnek dokümantasyonu, ilgili iç ve dış tarafların dikkate alınmasını ve yönetim sistemlerinin uyumunu hedefliyor. Kalite Yönetim Sistemi'nin potansiyel faydaları, ürün ve hizmetlerin sürekliliği, müşteri memnuniyeti, riskleri ve fırsatları belirlemek ve KYS şartlarına uygunluk. Böylece olası zararlar engelleniyor ve sürekli iyileşme sağlanıyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının teşkilini, çalışan güveni ve motivasyonunu artırarak imalatta kaliteyi iyileştiriyor. Çevre Yönetim Sistemi'yle de çevreye duyarlı inşaat -atık yönetimi, enerji kontrolü ve çevreye duyarlı malzeme kullanımıyla sürdürülebilir şantiye- uygulamaları geliştiriliyor. Yönetim sistemlerinin önemi artarken, yurt içi ve yurt dışı proje-taahhüt ihalelerinde kalite-iş güvenliği-çevre belgeleri, yeterlilik şartları arasında sayılıyor. Yönetim sistemleri, iş-imalat kontrollerinin hızlı ve doğru olmasında, önceki hataların tekrarlanmamasında, hataların ve zaman kayıplarının önlenmesini sağlıyor. Ürün ve sistem tercihlerinde standardizasyonun ve sürekliliğin sağlanması için bu deneyimlerin tüm süreçlere koordineli bir şekilde aktarılmasını ve doğru raporlanmasını sağlıyor. Denetimler Antwell Life Care Residence Şantiyesinde ve Merkez Ofiste gerçekleştirildi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/kalite-denetimlerinde-ant-yapiya-tam-not/", "text": "Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Bloomberg HT'de sektörün içinde bulunduğu durumu değerlendirdi ve çözüm önerilerini paylaştı. Piyasa Hattı'nın sunucusu Güzem Yılmaz, 20 Mart Çarşamba günü Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay'ı ağırladı. İletişim sektörünün deneyimli isimlerinden F. Fatma Çelenk Genel Koordinatör olarak Ant Yapı ailesine katılırken, Yunus Bektaşoğlu da İnsan Kaynakları Koordinatörü olarak atandı. F. Fatma Çelenk, Ant Yapı'nın Kurumsal İletişim, Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Koordinatörlüğü görevini üstlenirken yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm projelerden de sorumlu olacak. Mimar Sinan Üniversitesi mezunu olan Çelenk, iş hayatına TRT'de başladı. İngiltere Pinewood Stüdyoları ile ABD Universal Stüdyoları'nda proje bazlı çalıştı. 2015'ten bu yana üniversitelerin MBA programlarında ders veren Çelenk, yazdığı makalelerle de gençlere rehberlik ediyor. Doğan Grubu, Soyak Holding gibi saygın firmalarda üst düzey görevler alan Çelenk, ulusal ve uluslararası pek çok ödülün de sahibi. Özyeğin Üniversitesi MBA programında eğitim veren Çelenk, Harvard Business Review Türkiye ve Marketing Türkiye Blog Yazarı. Çelenk, aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşunun Yönetim Kurulunda aktif olarak çalışıyor. Kariyerine akademisyen olarak başlayan Bektaşoğlu, 2014'ten beri turizm sektöründe çalışıyor. Ant Yapı İnsan Kaynakları Müdürü olarak atanan Yunus Bektaşoğlu ise Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat bölümü mezunu. Kariyerine Marmara Üniversitesi'nde başlayan Bektaşoğlu, Kastamonu Üniversitesi ve Okan Üniversitesi İşletme Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 2014'te Amerikan otel zinciri Best Western'e ait Best Western Plus Hotel'de görev aldı. 2015'ten itibaren Radisson Hotel Group'ta İnsan Kaynaklarında yönetici olarak görev yaptı. Evrensel kalitenin adresi Ant Yapı, ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerini başarıyla geçti. Ant Yapı Kurumsal Kalite Politikasını 2008'den beri ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi; Çevre Politikasını ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Politikasını 2009'dan beri ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Standartları çerçevesinde yapılandırıyor. Her yıl yeniden denetlenen ve yeniden belgelendirilen Ant Yapı, geçtiğimiz şubatta ISO 9001:2015 ara denetimi ve OHSAS 18001:2007 yeniden belgelendirme denetimlerine tabi tutuldu. TÜV-SÜD'ün iki gün süren denetimlerinden ekibin ve çalışanların katkı ve gayretleriyle başarıyla geçildi. Nisandaki ISO14001:2015 denetimi için de haftalık toplantılar devam ediyor. Yönetim Kurulu liderliğindeki çalışmalarda müşteri odaklılık, kanıta dayalı olarak sürekli iyileştirme yaklaşımı ve çalışanların aktif katılımı hedefleniyor. ISO 9001; Uluslararası Standartlar Örgütü'nün 1987'de yayımladığı, etkili kalite yönetim sisteminde bir standart olup 2015'te revize edildi. Bu standartlar, risk temelli düşünceye dayalı proses yaklaşımı, esnek dokümantasyonu, ilgili iç ve dış tarafların dikkate alınmasını ve yönetim sistemlerinin uyumunu hedefliyor. Kalite Yönetim Sistemi'nin potansiyel faydaları, ürün ve hizmetlerin sürekliliği, müşteri memnuniyeti, riskleri ve fırsatları belirlemek ve KYS şartlarına uygunluk. Böylece olası zararlar engelleniyor ve sürekli iyileşme sağlanıyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının teşkilini, çalışan güveni ve motivasyonunu artırarak imalatta kaliteyi iyileştiriyor. Çevre Yönetim Sistemi'yle de çevreye duyarlı inşaat -atık yönetimi, enerji kontrolü ve çevreye duyarlı malzeme kullanımıyla sürdürülebilir şantiye- uygulamaları geliştiriliyor. Yönetim sistemlerinin önemi artarken, yurt içi ve yurt dışı proje-taahhüt ihalelerinde kalite-iş güvenliği-çevre belgeleri, yeterlilik şartları arasında sayılıyor. Yönetim sistemleri, iş-imalat kontrollerinin hızlı ve doğru olmasında, önceki hataların tekrarlanmamasında, hataların ve zaman kayıplarının önlenmesini sağlıyor. Ürün ve sistem tercihlerinde standardizasyonun ve sürekliliğin sağlanması için bu deneyimlerin tüm süreçlere koordineli bir şekilde aktarılmasını ve doğru raporlanmasını sağlıyor. Denetimler Antwell Life Care Residence Şantiyesinde ve Merkez Ofiste gerçekleştirildi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/sanatta-sporda-ve-bilimde-gelecek-onlarla-gulumsuyor/", "text": "Küçücük yaşlarına büyük başarılar sığdıran özel yetenekler onlar. Tutkulu ve umutlular. Atatürk'ün çocuklara ve gençlere armağanı 23 Nisan ve 19 Mayıs'ı kutlarken geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar. Buzların genç prensi Efe Çetiz altı yıldır kayıyor, ama 30 madalyanın ve bir dünya rekorunun sahibi oldu. Efe Çetiz geçtiğimiz yıl henüz 12 yaşındayken buz pateninde dünya rekoru kırdı. Katıldığı her uluslararası turnuvadan madalyayla dönmeyi başaran İzmirli minik sporcu, altı yıllık spor kariyerinde 26'sı altın olmak üzere 30 madalyanın sahibi oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesporlu Efe Çetiz'in gurur verici başarıları arasında Ankara'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası'nda Dünya Basic Novice A Boys kategorisinin teknik kısmında 23.03 puanla dünya rekoru kırması ve İtalya'da düzenlenen Coppa Europa'da Minik Erkekler kategorisinde 26,60 puanla birincilik de var. 26 yıldır düzenlenen bu yarışma sonrasında Çetiz, Golden Booka giren ilk ve tek Türk patenci oldu. İlkokul 1. sınıfta satranca başlayan Işık Can, 2017'de katıldığı Silverlake turnuvasında 2300 ELO barajını aşarak FIDE Master unvanına en erken ulaşan Türk sporcu oldu. Namıdiğer Mükemmel Kulak Kaan Turan, göz alıcı başarılarından ötürü dünyaca tanınan dahi bir piyanist. İzmirli Kaan Turan, mükemmel kulak olarak tanımlanan yeteneği sayesinde duyduğu her sesin notasını çıkarabilen özel bir yetenek. Çoktan Dahi Piyanist olarak anılmaya başlandı bile. İtalya'da düzenlenen Uluslararası Tadini Müzik Yarışması'nda 11- 13 yaş kategorisinde elde ettiği birinciliğin ardından dünya çapında tanınan Turan, piyanoya 6 yaşında başlamış. Rahmaninov ve Chopin'in eserlerini yorumlamayı seven Turan gelecekte fizik ya da tıp eğitimi almayı hayal ediyor. Pekin'de düzenlenen Robot Challenge 2017'de engelliler için hazırladıkları Düşünce Gücüyle Nesnelerin Kontrolü, projesiyle birinci olan takımın genç dahileri Buket Naz Zeren, Eren Ekrem Kallıkçı ve Efe İnan başarılarıyla ülkemize büyük gurur yaşattılar. Dünyanın en prestijli uluslararası robotik yarışmasında 50 ülkeden 1316 robotik proje karşısında göz kamaştırıcı bir başarıya imza atan genç takımın projesi, özellikle omurilik felçli ve bedensel engellilerin kimseye bağımlı olmadan düşünce gücüyle bazı basit işlemleri yapabilmelerini sağlıyor. Aylin Çelik'in klasik gitardaki üstün yeteneği, uluslararası bir yarışmada tescillendiğinde sadece iki yaşındaydı. Henüz 2 yaşındayken İtalya'da düzenlenen 13. Uluslararası Enrico Mercatali Klasik Gitar Yarışması'nda birinci olan Aylin Çelik, artık 14 yaşında bir konservatuvar öğrencisi. Klasik gitarın bu üstün yeteneği, Romanya'da düzenlenen 21. Uluslararası Eduard Pamfil Klasik Gitar Yarışması'nda birinci, Bulgaristan'da düzenlenen Uluslararası Pleven Gitar Yarışması'nda da ikinci olmayı başardı. Genç yetenek, 16. Mersin Uluslararası Müzik Festivali'nde de Prof. Nevit Kodallı Genç Yetenek Ödülünün sahibi oldu. Ali İnsan 13, Defne Güngör 9 yaşında ama ikisi de usta kemancı. Ali de Defne de uluslararası arenada ülkemizin gururu oldular. Almanya'da 2017 yılında düzenlenen Mozart Ödülü'nü, Almanya'da yaşayan 13 yaşındaki Ali İnsan kazandı. Almanyanın saygın müzik yarışmalarından olan 54. Jugend Muzisiert'de birinciliğin yanı sıra Mozart'ın Voi che sapete isimli eserini yorumlamadaki başarısıyla da Mozart Ödülü'nün sahibi oldu. Prag'da düzenlenen 2018 The Josef Micka Uluslararası Keman Yarışması'nda Türkiye'yi temsil eden Defne Güngör, dünya birincisi oldu. Yarışmada F. Drdla'nın Carmen Fantasy isimli eserini başarıyla yorumlayan minik yetenek sadece 9 yaşında. 10 yaşındaki Cemre Ateş, görme yetisini kaybettiğinde yüzme sporuna adamış kendini. Sonuç; 4 yılda 14 madalya. Liste uzun; geleceğe umutla bakmamıza yetecek kadar uzun. Lakin sınırlarımız belli. O yüzden geleceğin umut veren bu gençlerinden bazılarını sadece bir kaç cümleyle anımsatabiliyoruz. Yaren Sakin: 11 yaşında Okul servislerinde güvenliğin arttırılması için sürücüyü uyaran alarm sistemi projesiyle TÜBİTAK'ta birincilik ödülü aldı. Çünkü 3 yaşındaki kardeşi okul servisinde unutulduğu için havasızlıktan yaşamını yitirmişti. Deniz Selin Üstündağ: 17 yaşında Yıldızlar ve Gençler Avrupa Eskrim Şampiyonası'nda Avrupa Şampiyonu olmayı başaran ilk kadın sporcumuz. Genç yeteneklerden oluşan Uluslararası Yetenek Avcısı Futbol Akademisi Şırnak takımı, 200 takımın katıldığı uluslararası turnuvada şampiyon oldu. İrem Yaman: 22 yaşında Tekvandoda Avrupa Şampiyonu oldu ve WT Grand Slam Şampiyonlar Serisi'nde altın madalya kazandı. Ece Çiftçi: 14 yaşındayken çocuklara yardım etmek için Şanlıurfa'ya gitti. 18 bin çocuğun hayatına dokunan SosyalBen vakfını kurduğunda 24 yaşındaydı. Almanya'da düzenlenen G-20 Zirvesi'nde genç girişimci kadınların davet edildiği Girls20'de Türkiye'yi temsil etti. Mert Ege Arıcı: 17 yaşındayken 800'den fazla projenin katıldığı uluslararası Mostratec proje yarışmasında üç dalda birincilik elde etti. Arıcı, hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan antikorların tanınması ile saflaştırılmasına yönelik projesiyle ödülleri topladı. Burçin Mutlu Pakdil: Daha önce gözlemlenmemiş ve eşine çok az rastlanan bir çift halkalı galaksi keşfetti. ABD'nin Minnesota Duluth Üniversitesinde doktora öğrencisi olan Burçin'in keşfettiği galaksi PGC 1000714 katalog numarasıyla kayıtlara geçti. İrem Karamete: Eskrimde üç yıl üst üste Türkiye Şampiyonu oldu ve Prag'da yapılan elemelerde ilk ikiye kalarak olimpiyatlara katılmaya hak kazandı. 23 yaşındaki Karamete, 93 yıllık Türk eskrimi tarihinde ilk kez Olimpiyatlarda elemeleri geçen sporcumuz oldu. Mizgin Ay: 17 yaşında Dünya Yıldızlar Atletizm Şampiyonası'nda birinci oldu. 7 çocuklu tarım işçisi anne babasına yardım için tarlalarda çalıştı. Kızım tarlada çalışıyor, gelemez! diyen babası, genç yeteneğin karşısında daha fazla direnemedi. Sonuç dünya birinciliği oldu. Neval Çam: 17 yaşında işaret dilini tercüme eden yazılımıyla Stanford Üniversitesinden tam burs almaya hak kazandı ve Microsoft tarafından Yılın En Başarılı Kadın Yazılım Geliştiricisi seçildi. Elke Lale Van Achterberg: 17 yaşında kendi yaş kategorisinde eskrimde dünya sıralamasında birinci oldu. Sakaryalı bir anneyle Hollandalı bir babanın kızı olan Elke Lale Van Achterberg, Hollanda'da yaşıyor ama o ay-yıldızlı formayı seçti ve 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları'nda ülkemizi temsil edecek."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/sehrin-gobeginde-bir-vaha/", "text": "Çekmeköy'de sırtını ormana dayamış Antorman'ın sakinlerinden Günal ailesine konuk olduk bu sayımızda. Sohbetimize kuş cıvıltıları eşlik etti. Günal ailesi komşularını çok seviyor. Anthaven projesinden de bir ev satın aldık. Ve orada da yine beraber olacağız inşallah, diyorlar. Cem Bey, yine bir arkadaşının aracılığıyla yarış atı yetiştiriciliğine de yatırım yapmış. Bursa'da ikisi Arap ikisi İngiliz tay, biri hamile bir İngiliz kısrak olmak üzere beş tane atları var. Günal ailesi bahçe katında 5+1 dairede oturuyor. Zaman zaman bir sığamama problemimiz oldu. Cem bir iki kez daha büyük bir eve geçsek mi diye sordu, yok dedim, ben sığarım. Dediğini de yapmış Serap Hanım, balkonu kapattırıp salona dahil etmiş. Zeminine de ısıtma sistemi döşetince çok şık bir köşe kazanmış. Bunu yaparken de Ant Yapı'nın destek ekibinden yardım almış. Sorun çözme konusunda üstlerine yok. Hala ilgileniyorlar. Mesela duvar kağıdı kalktı. Biz burayı alalı altı sene olmuş. İlgilenmeyebilirler aslında, diyor Cem Bey. Günal ailesinin Antorman'ı sevme nedenlerinden biri de burada kurdukları dostluklar. Site dışında da buluşuyoruz. Tatillere gidiyoruz ailecek, diyor Cem Bey. Serap Hanım ise, Ben burada kafama uymayan birine rastlamadım. Zaten, Ant Yapı'yla ilgili öyle bir imaj var: Projeleri herkese vermiyorlar da seçilmiş insanlara veriyorlar gibi. Tabii öyle değildir ama insanlar o kadar uyumlu ki doğru gibi geliyor insana, diye ekliyor. Ant Yapı'nın Aspat'taki projesi Anthaven'dan da şimdilik yazları kullanmak üzere bir ev için imza atmışlar. Her ne kadar Serap Hanım'ı tekne tutsa da Cem Bey'in tekne hayalini de sonraki hedef olarak sıraya koymuşlar. Ailecek Beşiktaşlılar. Baba kız hemen hemen her maça gidiyor. 7 yaşındaki Batu da çok istemiş, ama bu dileği için havaların ısınmasını bekliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/yakilsin-atesler-tutulsun-dilekler-nevruz-hidirellez-kakava/", "text": "Baharın gelişi yine sokaklara taşan kutlamalara vesile olacak. Ateşlerden atlanacak, gül dallarına dilekler asılacak, kazan kazan pilavlar kaynatılıp su kenarlarında danslar edilecek. Anadolu'da binlerce yıldır süregelen bu geleneklerin her biri, baharla ilişkilendirilen efsanelere dayanıyor. Farklı uygarlıkların kattıkları, zamanın eksilttikleriyle günümüze kadar uzanıyor. Doğanın yeniden uyandığı mart ayında başlayan kutlamalar nisanın ilk haftasına kadar sürüyor. Baharı kutsayan bu bayramlar kuşkusuz ki şenlikten çok daha fazlasını barındırıyor. Orta Asya'dan Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz, kültürlere göre farklılıklar gösterse de özünde gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta baharın gelişinin kutlandığı bir bayram. Nevruz'un tarihsel kökenleri oldukça eskiye dayansa da başlangıcına dair rivayetler muhtelif. En yaygın olan bu inanışlardan ilkine göre Nevruz kutlamaları, Buzul Çağı'nın sonlarında başlar. Hint-İranlı topluluklarının avcılıktan hayvancılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. O dönemde mevsimler yaşamsal bir önem arz ettiği için zorlu kışın ardından gelen baharın bu ilk günü, efsanevi Pers Kralı Cemşid tarafından bayram olarak ilan edilir. 2. yüzyıla dayanan Pers kaynaklarında 21 Mart yılın ilk günü kabul edilir. Nevruz, kuzey yarım kürede ise ilkbaharın başlangıcı olarak görülen 22 veya 23 Mart'ta kutlanır. Kürtçede Newroz olarak telaffuz edilen bahar bayramının Kürt ve İran mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanılıyor. Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta kutlanan Nevruz'un ilk olarak Buzul Çağı'nın sonunda kutlandığı rivayet ediliyor. 21 Mart'ta bahar bayramı olarak kutlanan Nevruz, Anadolu ve Orta Asya Türklerinde de Göktürklerin Ergenekon'dan çıkışıyla ilişkilendiriliyor. Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Nawrız meyramı, Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart Dokuzu, Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türklerinde Mevris adları ile anılıyor. Farsçada Nouruz diye yazılıyor. Kazakistan'da Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz, Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak isimlendiriliyor. Kelimenin aslı eski Farsçaya dayanıyor ve yeni gün/ gün ışığı anlamına geliyor. Nevruz kutlamaları bölgelere göre çeşitlilik gösteriyor. Örneğin Mersin Silifke yöresinde dilekler dilenip ağaçlara bez bağlanıyor. Yaylalara çıkılıp kuzu ve oğlak kesilip ortak sofralarda şölen havasında yeniyor. Nevruz kutlamalarının alametifarikası devasa ateşler yakılıp üzerinden atlanması. Kars çevresinde de ilginç bir Nevruz geleneği halen yaşatılıyor. Buna göre bir evde toplanan kızlı erkekli gençler küçük bir çocuğu su almaya gönderiyor. Çocuktan hiç konuşmadan ve arkasına bakmadan bir kova su getirmesi bekleniyor. Çocuk gelince kovaya renkli iplikler ve iğneler atılıyor. Birbiriyle birleşen iplik ve iğnelerin sahiplerinin birbiriyle evleneceğine inanılıyor. Tunceli çevresinde de Nevruz günü erkekler alınlarına kömür karası sürüp su kaynaklarına gidiyor. Bu karalığı kaynak suyuyla yıkayanların dileklerinin kabul olacağına inanılıyor. Kırklareli'nde ise kutlamalar 9 Mart'ta yapılıyor. Boyanmış yumurta, börek, lokma gibi yiyeceklerle kırlara pikniğe gidiliyor. 2010 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı olarak kabul edip Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi'nde dahil etti. Türk dünyasında ve Balkanlar'da yaygın olan bu gelenek Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve Doğu Akdeniz coğrafyasında da kültürel bir simge. 5 Mayıs'ta başlayıp 6 Mayıs ikindi vaktine kadar süren Hıdırellez kutlamalarında festivale yakışır eğlenceler sokaklara taşıyor genellikle. Dilekleri gerçekleştiren, bolluk ve bereket dağıtan ve abıhayat içtiği için ölümsüz olan Hızır'ın, Hıdırellez gecesinde yeryüzünde insanlar arasında dolaştığına inanılıyor. Bunun için de Hıdırellez gecesi ve öncesinde hazırlıklar yapılıyor. Eğlenceler bir gün sürse de yaz mevsimini simgeleyen Hızır Günleri 6 Mayıs'ta başlayıp 4 Kasım'a kadar sürüyor. 2. Yüzyıla dayanan Pers kaynaklarına göre Nevruz, yerleşik dönemin başlamasıyla birlikte baharın ilk günü olan 21 Mart'ta kutlanmaya başlanmış. Hıdırellez günü maya konulmadan yoğurt çalınması adettendir. Maya konulmayan yoğurdun tutması ise eve Hızır'ın geldiğine işaret kabul edilir. Eve bolluk ve bereket gelmesi için Hıdırellez sabahı bir akarsu kenarına çamurdan ev yapılır ve içine buğday konulur. 5 Mayıs günü kırlardan 41 çeşit ot ve küçük temiz taşlar toplanıp suda bekletmek ve sabah da bu suyla yüz yıkamak; Hıdırellez sabahı kahvaltıda yumurta kaynatıp çocuklara yedirmek; fasulye, nohut gibi kuru baklagilleri bir torba içinde bahçedeki ağaçlara asmak; Hıdırellez günü çevredeki açları doyurmak, yemeğini paylaşmak; 5 Mayıs gecesi dilekleri bir kağıda çizip gülün altına koymak; evin kapısına söğüt dalı asmak; evlenmek isteyen kızların başlarının üzerinde yeni kilit açmak ve 5 Mayıs gecesi yakılan Hıdırellez ateşinin üzerinden dilek dileyip atlamak Hıdırellez'in ritüellerinden bazıları. Hıdırellez gecesi dileklerin yerine gelmesi için ağaçlara çaput asılıyor, gül fidelerine istenilen şeyin küçük birer maketi konuluyor. Hıdırellez'in kökeni de tüm kadim adetler gibi biraz muğlak. Kimi kaynaklara göre Hıdırellez, Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait bir bayram, kimilerine göre ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türklerine. Kim haklı kestirmek zor ama Hıdırellez'in ilk çağlardan bu yana Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve Doğu Akdeniz kültürlerinde yeri olduğu bir gerçek. Bahar belki de en büyük coşkuyla Edirne'de karşılanıyor. 6 Mayıs sabahı saat 06.00'da Tunca Nehri kıyısında başlayan Hıdırellez ve Kakava Şenlikleri'nin ilk gününde bereketin artması, güzelliklerin paylaşılması için Kakava ateşi yakılıyor ve koca kazanlarda pişen pilav hep birlikte kaşıklanıyor. Kakava, Roman kültürüne ait bir gelenek. Kökenlerini Mısır ve Ön Asya'dan alan Kakava'nın tarihçesi ise trajik bir olaya dayanıyor. Romanların inanışına göre Kakava, Mısır ve Ön Asya kökenlidir. Efsaneye göre, eski Mısır'da firavunun zulmettiği bir halk vardır: Romanlar. Bu halktan bazıları firavundan kaçmaya çalışır. Azılı bir nehri geçerler. Peşlerine düşen firavunun askerleri ise nehirde boğulur. Geride kalan Romanlar ise kutlu bir kişinin tekrar gelip kendilerini kurtaracağına inanır. O gün 6 Mayıs'tır ve o yüzden Romanlar, akarsu kenarlarında bayram yaparlar. Romanlar'ın Kakava şenlikleri, UNESCO Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi'ne girerek koruma altına alındı. UNESCO Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi'nde giren Kakava Şenlikleri'nin bu yılki adresi yine Edirne Sarayiçi olacak. Bu yıl yine davul-zurna eşliğinde çeribaşı komşu ahaliyi şenliklerine davet edecek ama her yıl olduğu gibi dünyanın dört bir yanından on binlerce ziyaretçi davet bile beklemeden dünyanın bu en hüzünlü ve en şenlikli halkıyla sokaklarda dans edip ateşlerde atlayacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq88/yapay-zekada-devrim-ve-gelecegin-is-dunyasi/", "text": "Artificial Intelligence, Türkçedeki karşılığıyla yapay zeka yani geleceğin teknolojisi, çoktan şimdiki zamanın öznesi olmaya başladı. Günlük yaşamımızda hızla alışıverdiğimiz yapay zeka uygulamaları bambaşka bir dünyanın şafağında olduğumuzun kanıtı. Yapay zeka teknolojileri tarımdan finansa, sağlıktan eğitime, inşaattan madene, imalattan pazarlamaya, ulaşımdan güvenliğe kadar pek çok alanda yaygınlaşıyor. Bu durum, geleceğin iş dünyasına ilişkin kaygılara ve soru işaretlerine yol açıyor. İnsanlar yapay zeka yüzünden işsiz mi kalacak? Çalışma hayatında insanların yerini zeki robotlar mı alacak? Çok da uzak olmadığını hissettiren geleceğin iş dünyası nasıl olacak? Her yenilik karşısında olduğu gibi bu konuda da çatışan iki cephe var. İlki oldukça umutsuz bir tablo çiziyor. Karamsarlara göre gelecekte işlerini kaybedecek olan büyük kitleler derin bir sefalet içinde yaşamaya mahkum edilirken, insanlık yapay zekanın kölelerine dönüşecek. Diğer bir deyişle yapay zeka, insanlığın sonunu getirecek. Global düzeyde bazı büyük şirketlerde, pirinç tanesi büyüklüğündeki çiplere dönüşen güvenlik kartları, çalışanların deri altına yerleştiriliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq89/apex-projesinde-londra-haringey-belediyesi-ile-isbirligi/", "text": "Londra'nın kentsel dönüşüm alanlarından biri olan Seven Sisters bölgesinde Apex House projesini sürdüren Ant Yapı, Londra Belediyesi, Londra Haringey Belediyesi, Enfield ve Kuzey Doğu Kolej ile bölgeye nitelikli iş gücü kazandırmayı hedefleyen bir işbirliğine imza attı. Bu işbirliği kapsamında inşaat teknikerliği bölümü öğrencileri, Apex House projesinde çalışma olanağı buldu. Londra Haringey Belediyesi'nin projesi olan ve bölge için nitelikli iş gücü yetiştirmeyi amaçlayan bu çalışma, Apex House projesinin sonlanacağı Haziran 2020'ye kadar devam edecek. Bu işbirliğiyle, öğrenciler minimum 3 hafta, farklı alanlarda çalışıp kendilerini geliştirme fırsatı bulacak. Öğrencilerin deneyim kazanmak için tercih ettiği Apex House projesinin, bölgeye yaklaşık 40 milyon pound yatırım getirmesi öngörülüyor. Apex House'un konumlandığı Seven Sisters, Londra'nın kentsel dönüşüm alanlarından. Proje şimdiden, bölgeye yatırımcıları çekmede önemli bir işlev görüyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq89/bir-baska-bodrum/", "text": "Daha önceki sayılarımızda da konu ettiğimiz Bodrum'un, en az bilinen koylarına mercek tutuyoruz bu kez ve siz EQ okurlarını Bodrum'u bir de böyle keşfetmeye davet ediyoruz. İlkçağlardan günümüze popülerliğini korumayı başarmış çok az yerleşim yeri olsa gerek şu yeryüzünde. Çağlara meydan okuyan, her köşesinde tarihi uygarlıklardan izler taşıyan, doğasıyla iklimiyle nicesini kendine aşık eden, uğruna şiirler yazılan, şarkılar bestelenen Bodrum, işte o nadide yerleşimlerden biri. Bazı parçaları Bodrum Kalesi'ne tuğla olsa da, günümüze ulaşan pek az parçası British Museum'a götürülse de dünyanın 7 Harikası'ndan biri olan Halikarnas Mozolesi'nin inşa edildiği bir coğrafyadır burası. Karadan da denizden de kolaylıkla ulaşılan Bardakçı Koyu'nda Bodrum Kalesi manzarası eşliğinde yüzmek keyifli bir deneyim. Artık adı Kıyıkışlacık olan İasos'a antik kentin atmosferi hakimdir. Yüzerken antik kalenin su altındaki silueti görülebilir. SİT alanı olan Mazı, zamanın pas geçtiği mütevazı bir köy. Konforu dert etmeyenler için doğal dokusuyla ideal bir seçenek. Tarihçilerin tarihçisi Heredot, dünyanın ilk kadın amirali Bodrum Kraliçesi Artemisia, Osmanlı'nın şanlı amirali Turgut Reis, şair Neyzen Tevfik, Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat ve daha birçok döneminin önde gelenlerinin izlerini taşır. Bodrum'u anlatmak kolay değil o yüzden. Zira Bodrum güneşinin altında söylenmemiş söz, bestelenmemiş şarkı, yaşanmamış hikaye, insanoğlunun ayak basmadığı tek bir toprak parçası yok gibidir. Her yıl milyonlarca yerli-yabancı turisti ağırlar; sükunet arayanından eğlence peşinde olanına, tekne tutkunundan sörfçüsüne kadar bambaşka zevklere hitap etmesini bilir. İşte o kadar tanıdıktır Bodrum. Şaşırtıcıdır ki bir o kadar bakir. Yarımadanın kuzeyinde, Güllük Körfezi'nin en uç noktasında konumlanan İassos'un günümüzdeki adı Kıyıkışlacık. Köyün sokakları hala gübre kokar, antik kent ile ahir zaman yerleşimi iç içedir burada. Antik kalenin izini denizin içine kadar sürebilirsiniz. Harika manzarası ve sevimli pansiyonlarıyla bu güzel köy, Bodrum'da farklı bir tatil yapmak isteyenler için hala önemli bir alternatif. Roma dönemine ait anıt mezar günümüzde Balık Pazarı Açık Hava Müzesi olarak varlığını sürdürüyor. Bodrum'un en huzurlu köşelerinden biri olan Bağla Koyu, Bodrum Merkez'e 14 kilometre uzaklıkta. Bodrum'un doğal güzelliklerinin keyfini bu koyda sürmek bir başka güzel. Berrak bir denizde, Bodrum Kalesi manzarasına karşı yüzmek için Bardakçı Koyu'na uğramanızı öneriyoruz. Türk Sanat Müziği'nin efsanesi Zeki Müren'in gözdesi olarak da ün yapan koyda, halk plajlarının yanı sıra çevredeki otellerin hizmetlerinden de yararlanabilirsiniz. Üstelik bir minibüsle ya da denizden motorla kolayca ulaşılabiliyor. BODRUM, HER YIL MiLYONLARCA TURiST AĞIRLIYOR. SESSiZ KOYLARIYLA DA EĞLENCE MEKANLARIYLA DA FARKLI ZEVKLERE HiTAP EDiYOR. Kargı Koyu, namıdiğer Camel Beach, develeri, kumsalının güzelliği ve kumlarının arasında beliriveren zambaklarıyla ünlü. Gökova Körfezi'nin kıyısındaki Mazı'da sükunet, huzur, doğallık ve yerlilerin naif konukseverliği karşılar sizi. Hem büyük kentlerden hem de yurt dışından yıllardır sadakatle her yaz Mazı'ya gelenlerin sayısı hiç de azımsanamaz. Üstelik her geldiklerinde bilirler ki Mazı, aynı Mazı'dır. Çünkü burası, asırlık ağaçlarının yüzü suyu hürmetine hala SİT alanı. Esas işleri zeytincilik ve halıcılık olan yerli halkın işlettiği pansiyonlar yetiyor Mazı'yı tatilin kutsal Kabesi olarak görenlere. Birkaç metre ötede tutulan balıkların az sonra tabağında olmasının hazzını sevenler için, kumsalda yer yer büyükbaş bir hayvana rastlamak da keyfe dönüşebiliyor. Mazı'ya gitmişken Kissebükü'ne de uğramanızı tavsiye ederiz. Tarihi bir kilisenin kalıntılarına rastlayabileceğiniz plajında, Bodrum'da eşine az rastlanır bir huzur sizi bekliyor. Yine de uyaralım sonuca değse de, yolu oldukça zorlu. HER KÖŞESiNDE TARiHiN iZLERiNi TAŞIR BODRUM. PEK ÇOKLARINI AŞIK ETMiŞ KENDiNE, UĞRUNA ŞiiRLER YAZILMIŞ, BESTELER YAPILMIŞ. Karaada'nın sıcak su pınarı ve çamuruyla ünlü mağarası görülmesi gereken yerlerden. Çamurun cildi gençleştirdiğine inanılıyor. Artık ismi Camel Beach. Koyun doğal bir parçası sayılan ve son yıllarda tanınmasında büyük etkisi olan develerinden alıyor bu ismi. Sonsuzluğa uzanırmış hissi veren kumsalı, kumlarının arasında beliriveren güzelim zambakları Kargı Koyu'nun alametifarikaları. Camel Beach'e Ortakent Yahşi yolu üzerinden ya da Bodrum Merkez'den tekne ile ulaşmak mümkün. İsmine inat, dünyanın en harika yemyeşil çamlarıyla çevrili bir doğa harikası Karaada. Yeşil ve mavi, öylesine uyumlu öylesine huzur verici. Karaada'nın bir de sıcak su pınarı ve çamuruyla ünlü bir mağarası var. Çamurun, cilde sihirli bir ışıltı verdiği kulaktan kulağa fısıldanıyor. Aspat, Bodrum'un güneyinde konumlanan antik bir liman. Kos adası manzaralı bu cennetten çıkma doğa harikası, tarihi Aspat Kalesi'nin eteklerinde, açık havada sanat eserlerinin de sergilendiği özel bir lokasyon. Aspat, Ant Yapı tarafından inşa edilen, doğayla uyumlu, geleceğin kasabalarına örnek olacak Anthaven projesinin tamamlanmasıyla birlikte ulusal ve uluslararası turizmin seçkin adreslerinden olmaya aday. Konik bir tepenin yükseldiği Aspat bir doğa harikası. Antik Aspat Kalesi'nin eteklerindeki açık alanda sanat eserleri sergileniyor. Turgutreis'te bulunan Günbatımı Plajı, adı üstünde yörenin en görkemli günbatımı manzarasına sahip. Kos Adası manzaralı denizinde yüzmek ise büyük bir keyif. Turgutreis'teki Günbatımı Plajı'ndan sadece Bodrum'un değil, dünyanın en güzel günbatımı manzaralarına tanıklık edebilirsiniz. Turgutreis'teki bir başka özel adres olan Çatal Ada, karaya 3 deniz mili uzaklıkta ve tüplü dalış sporu yapanların en çok tercih ettikleri bölgelerden biri. Yarımada'nın güneybatısındaki Çatal Ada'da iki konik tepe yükselir. Adada herhangi bir tesis olmadığı için yiyecek-içecekleriniz yanınızda götürmelisiniz. Küçük Tavşan Adası da denen St. Apostol Adası, Bodrum yarımadasının en kuzeyinde yer alıyor. Ada, adını en yüksek noktasındaki St. Apostol Kilisesi'nden alıyor. Kilisenin günümüze ulaşan kalıntıları geçmişin izini sürmekten hoşlananlar için ideal bir ziyaret alanı. Kuzeyden Didim, doğudan Güllük Körfezi manzarasına sahip adada, güneşli günlerde batı yönündeki Yunan adaları Farmakonisi ile Efos'un siluetleri rahatlıkla seçilebiliyor. Güney kıyısı ise, Bodrum'un en güzel koylarından biri olan İncirlipınar Koyu'na bakar. Adanın batı ucunda kısa bir kayalık sığlığı izleyerek, üzerinde bir deniz feneri olan Fener Adası'na ulaşabilirsiniz. Bodrum'a 20 km uzaklıktaki Fener Plajı, mayısla ekim ayları arasında melteminden yararlanmak isteyen rüzgar sörfü tutkunlarını ağırlıyor. Bodrum'un en geniş ve en doğal kumsallarından biri olan Fener Plajı'na adını veren Hüseyin Burnu Feneri sahilin kuzeyinde yükseliyor. Bodrum'un en geniş kumsallarından olan Fener Plajı, mayısla ekim arasında rüzgar sörfü tutkunlarına ev sahipliği yapıyor. Yaygın olarak Akvaryum Koyu olarak bilinse de Gümbet'in batı ucunda bulunan küçük koylardan ve bu koyların önlerini kesen bir adadan oluşuyor Adaboğazı. Gerçi Akvaryum adı da billur suyuna çok yakışıyor. Eskiden sadece tekneyle ulaşılabilen Adaboğazı'na 2015'ten bu yana kara yoluyla da gidilebiliyor. Adaboğazı, Akvaryum Koyu olarak da biliniyor. Billur gibi bir suda deniz canlılarıyla haşır neşir olmayı sevenler için ideal. Bodrum'un hala en doğal koylarından biri. Tatlı ve soğuk su kaynaklarıyla buluşan denizinde tuz oranının da daha düşük olması, hoş bir deneyim yaşatıyor. Keyifli bir yüzme sonrası yapılacak en iyi şey ise çamların altında piknik olsa gerek. Bodrum merkezden 45-50 dakika uzaklıktaki koya, Mazı'dan ya da Hurma sahilini takip ederek ulaşabilirsiniz. Güvercinlik mevkiindeki bu koy, yarımadanın en az bilinen noktalarından. Bodrum şehir merkezine 24 kilometre uzaklıktaki bu doğa harikasında sadece bir tesis bulunuyor. Çam ağaçlarıyla çevrili Kuyucak Koyu'nun son yıllarda gündeme gelen balık çiftliklerine de ev sahipliği yaptığını hatırlatalım. Her ne kadar lüks teknelere ev sahipliği yapan limanı, seçkin balık restoranları ile popüler bir tercih olan Yalıkavak'ta olsa da sessizliği ve berrak deniziyle Bir Başka Bodrum listesine girmeyi hak ediyor. Aktif haldeki yel değirmenleri de bu koyda. Küdür Koyu, Bodrum merkeze 12 km mesafede. Turkuaz mavisinin en özel tonuna sahip denizinde, sualtı görüş mesafesi 40-50 metreye kadar çıkabiliyor. Hal böyle olunca da dalış sporunu sevenlerin favorisi durumunda. Orak Adası'nda teknelerin yanaşabileceği iki ana koy var. Caretta Caretta'ların doğal yaşamlarına hiç bir şekilde müdahale edilmemesi, onlara evcil hayvan muamelesi yapmamak gerektiğini de hatırlatalım. Nesli tükenmekte olan Caretta Caretta'ların doğal yaşam alanı olan Orak Adası'nda sualtı görüşü 40-50 metreyi bulabiliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq89/ornek-konutlar-hazir-hayalden-gercege-anthaven/", "text": "Ant Yapı, geçmişin izlerini taşıyan Aspat'ta geleceği inşa etmenin mutluluğunu yaşıyor. Ant Yapı, en özel projelerinden Anthaven'ı basın mensuplarına tanıttı. Yapımı tamamlanan örnek konutlar da müşterilerin beğenisine sunuldu. Bodrum'un antik medeniyetlerle iç içe geçmiş nadide koyu Aspat'ta, Bodrum'da bir cennet liman sloganıyla hayata geçirilen Anthaven projesinin lansmanını gerçekleştiren Ant Yapı, basın mensuplarını ve davetlileri ağırladı. Tarihi Aspat Kalesi'nin eteklerinde, açık havada sanat eserlerinin de sergilendiği bu çok özel bölgede yükselen projenin örnek konutları da müşterilerin beğenisine sunuldu. Konuklar, projenin detayları hakkında bilgi sahibi olurken, örnek konutları da gezme fırsatı buldular. Heykel sanatçısı Cem Sağbil'in Anthaven için özel olarak tasarlayıp bronzdan yaptığı Aspat Kızı heykelcikleri de konuklara hediye edildi. Usta fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar da Anthaven'ın örnek konutlarını ölümsüzleştiren karelere imza attı. Konuklarla tek tek ilgilenen Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay basın toplantısında yaptığı konuşmada, projenin toplam yatırım maliyetinin 2 milyar TL'yi bulacağını belirtti. İnşaat sektöründe işlerin yavaşladığı bir dönemde bu yatırıma başlandığını hatırlatan Okay, Başka Türkiye yok, Üretmekten, ihracattan, ekonomiyi canlı tutmaktan başka çare yok. Yatırıma devam ediyoruz, dedi. Anthaven'da konutların bazıları kanal boyunca uzanıyor. Özel mini iskeleleri ve tekneler için küçük bir iç liman da ayrıcalıklı bir konfor sunuyor. Anthaven'ı, Yalnızca yaz ayları için değil 12 ay yaşamın sürdürülmesi hedefiyle doyasıya yaşanabilecek özel bir projeyi hayata geçirdik, sözleriyle tanımlayan Okay, henüz tanıtımı yapılmadan ilk etabın yüzde otuzunun satıldığını belitti. Okay, şunları söyledi: Anthaven, kimi denizi tepeden gören Yamaç Evler, kimi de kanal boyunca uzanan Sahil Evler'le, özel iskeleleri ve iç limanıyla yeni bir hayat sunacak. Bu yeni hayatta konforun yanı sıra doğaya ve tarihe saygı da var. En fazla üç katlı evlerin sıralandığı, Aspat Kalesi'nin eteklerinde, açık hava müzesinde tarihi eserlerin sıralandığı özel bir bölge burası. Radisson Collection'ın varlığı ile Bodrum turizmine de önemli katkılarımız olacağına inanıyoruz. Doğayla uyumlu, tarihle iç içe seçkin konforun yeni adresi olarak tanımladığımız Anthaven'ın, geleceğin arzulanan projelerine örnek olacağını düşünüyoruz. Ant Yapı'nın Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, lüks konut, iç liman, çarşı, restoran, market, otel, spa gibi farklı yapıları bütünleşik bir anlayışla sunuyor. Ayrıca, ilk ve tek kanallı, konsept proje olma özelliği de taşıyor. Proje üç etaptan oluşuyor. Yapımına geçen yıl başlanan 162 konutluk Sahil Evleri 1. etabının Mayıs 2020'de teslim edilmesi planlanıyor. Yaklaşık 53.500 m2 alana yayılan Sahil Evleri ilk etapta; 21.000 m2 konut, 4.000 m2 ticari alan, 10.000 m2 otel ve spa alanından oluşuyor. Akdeniz mimarisinin çizgilerini taşıyan, doğayla ve tarihle iç içe konumlanan Anthaven, geleceğin projelerine örnek olmaya aday. Şimdilerde geleceğin kasabasının yükseldiği Aspat; antik kalesi, dağın eteklerindeki düzlük alanı, harika sahiliyle Bodrum yarımadasının en özel koylarının başında geliyor. Bağla ile Karaincir arasındaki Aspat Koyu'nun en önemli özelliklerinden biri Bodrum'un yüksek enerjili eğlence hayatının ve kalabalıklardan uzakta geniş bir alana yayılması. Aspat, toprak sahibi Murat Balkan'ın öncülük ettiği özel bir sanat etkinliğine de ev sahipliği yapıyor. 2003 yılından Aspat'ı modern sanatın nadide eserleri olan in situ heykeller süslüyor. Aspat'taki yerleşimin izleri MÖ 7. yüzyıla kadar sürülebiliyor. Aspat, ilk yerleşimcileri olduğu düşünülen Lelegler zamanında askeri açıdan stratejik bir alan olmakla birlikte önemli de bir tarım yerleşimiydi. Bodrum Krallığı'nın önemli limanlarından olan Aspat, ortaçağda önde gelen ticaret merkezlerinden birine dönüşmüş. Aspat, Çökertme türküsüyle dillere yerleşen bir efsanenin de kaynağıdır. Çökertme'den çıktım da Halilim / Aman başım kıyamet diye başlayan türkü, Burası da Aspat değil Halilim / Aman Bitez yalısı diye devam eder. Hikayesi de şöyle anlatılır:19. yüzyılda Bodrum yarımadasında, Kos ile Anadolu kıyıları arasında kaçak ticaret yaygındır. Türküde adı geçen Halil, hayatını kaçak ticaretle kazanan yakışıklı bir delikanlıdır. Ne varki Bodrum'un Çerkes kaymakamının gözü, Halil'in yavuklusu güzeller güzeli Gülsüm'dedir. Bu yüzden de Halil'in peşindedir. Yakışıklı olduğu kadar akıllı da olan Halil, ne zaman kaçakçılığa çıksa, döneceği nokta hakkında etrafına yanlış bilgiler yayıp, kaymakamı atlatır. Son seferine çıktığı arkadaşı İbrahim Çavuş ile birlikte bu kez Bitez yalısına çıkacağı haberini salar ortalığa. Niyeti Aspat'a çıkmak, onu bekleyen Gülsüm'le birlikte kaçmaktır. Ne var ki karanlıkta denizin onları, kaymakamın pusu kurduğu Bitez'e sürüklediğini fark etmezler. Derler ki, Gülüm bu türküyü, İşte o pusuda hayatını kaybeden Halil için ağıt niyetine yakmıştır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq89/turkiyenin-ilk-saglik-rezidansi-antwellde-son-rotuslar/", "text": "İnşaat sektörünün öncü firmalarından Ant Yapı, Türkiye'nin ilk sağlık rezidansı Antwell Life Care Residence'ta eylülde başlaması planlanan yeni yaşam için son çiviler çakılıyor. İstanbul'un gözde semtlerinden Çamlıca eteklerinde konumlanan Antwell Life Care Residence, Türkiye'nin ilk sağlık konseptli rezidansı. Yurt içinde ve yurt dışında birbirinden prestijli, öncü projeleri hayata geçiren Ant Yapı, Antwell Life Care Residence için iki yıl önce Hayat boyu yanınızdayız sloganıyla yola çıktı. Antwell Life Care Residence, uzun araştırmalar ve bu araştırmaların sonuçlarını titizlikle değerlendirmenin sonucunda, sakinlerine sağlık hizmetlerinde kolay erişim, konfor ve güvenlik, dostlarla paylaşılan keyifli bir ortam, zengin sosyal olanaklarla hayatın farklı dönemlerindeki farklı ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek şekilde esnek, dönüştürülebilir bir mimari tasarım ve dekorasyon konforu sunan bir projeye dönüştü. Antwell Life Care Residence'ın müstakbel sakinlerini, eylül ayından itibaren tasarımından sunulan hizmetlere, sosyal yaşam alanlarından otelcilik hizmetlerine kadar bütünlüklü bir anlayışla sağlıklı yaşam temelli bir konfor bekliyor. Acıbadem Sağlık Grubu'nun çözüm ortaklığıyla sakinlerine 7/24 dengeli beslenmeden tıbbi bakıma, engelsiz tasarımdan alternatif hizmet paketine kadar sağlıklı ve huzurlu bir yuva sunuluyor. Ant Yapı, Antwell Life Care Residence'ın sunduğu hizmetlere ihtiyaç duyacağı günlere yatırım yapmayı planlayanlara da 5 yıllık kira garantisi vererek geleceğine yatırım yapmak isteyenlere özel bir destek veriyor. Mobilyalı olarak teslim edilecek olan Antwell Life Care Residence'a eylülden itibaren taşınmayı düşünenler ise güvenli, huzurlu, mutlu ve etraflarındaki dostlarla aktif, neşeli bir yaşama adım atacaklar. Toplam 19.000 metrekarelik alana inşa edilen Antwell; 3 bodrum katı, zemin, 8 konut katı ve çatı olmak üzere toplam 13 kat; 157 rezidans birimi ve 13 ticari birimden oluşuyor. 1+0, 1+1 ve 2+1 rezidans seçeneklerine sahip. 2018 Şubat'ında ayında başlayan Antwell Life Care Residence projesi planlamaya uygun bir seyir izliyor. Kaba inşaatı 2019'un Şubat ayında bitirilen Antwell'in duvar ve alçı sıva imalatları da tamamlandı. Alçıpan duvar ve tavan imalatları hızla devam ederken şekillenen projenin, sosyal alan detayları ve malzeme seçimleri de büyük bir titizlikle devam ediyor. Örnek daireler, Ramazan Bayramı'ndan hemen sonra müstakbel sakinlerine tanıtımı yapılacak şekilde finale doğru gidiyor. Örnek dairelerin alçıpan, sıva, şap ve seramik uygulamaları titiz bir çalışmanın sonucunda tamamlanırken, ahşap imalatların üretimi de sona yaklaştı. Cephe mantolama imalatları da son hızla devam ederken, haziran ayında doğrama montajlarına start verilmesi planlanıyor. Çatı konstrüksiyonu tamamlanan örnek dairelerin çatı kenet kaplama imalatlarına da start verildi. Yaz aylarında hummalı bir çalışma programı olan Antwell Life Care Residence'ın çevre duvarları tamamlanıp, peyzaj uygulamaları altyapısına başlandı. Mekanik ve elektrik imalatlar da plana uygun bir seyir izlerken, otomasyon alt yapı çalışmaları ve teknik odaların kurulumları hızla devam ediyor. Antwell'de projenin her aşaması sağlıklı yaşam odaklı tasarlandı. Antwell, Acıbadem Sağlık Grubu'nun çözüm ortaklığıyla sakinlerine 7/24 sağlıklı bir yuva sunuyor. Çamlıca'daki projenin örnek daireleri, müstakbel sahiplerine bayram ertesi tanıtılacak. Teslimatlar ise eylülde başlayacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq90/anthaven-icin-gorkemli-kutlama-cennete-davet/", "text": "Ant Yapı, Bodrum'un cennet limanı Aspat'ta hayata geçirdiği Anthaven projesi için yüzlerce seçkin konuğun katıldığı bir davet düzenledi. Yeryüzündeki Cennet temalı davette müzik dünyasının ünlü yıldızları sahne aldı. Yurtiçinde ve yurtdışında birçok önemli projeye imza atan Ant Yapı, Bodrum'un kanallı ve özel limanlı ilk ve tek konsept projesi olma özelliği taşıyan Anthaven için düzenlediği özel bir davette seçkin bir davetli topluluğuna projeyi tanıttı. Aspat Koyu'nda gerçekleştirilen davete, Ant Yapı dostlarının yanı sıra cemiyet, sanat ve iş dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Yüzlerce seçkin konuğun ağırlandığı Yeryüzündeki Cennet daveti, misafirlerine unutulmaz bir yaz gecesi yaşattı. Maviyle yeşilin birleştiği eşsiz doğal güzelliğe sahip bölgeden ilham alan ve Bodrum'da bir cennet liman sloganıyla hayata geçirilen projenin daveti, Yeryüzündeki Cennet konseptiyle 27 Temmuz Cumartesi gecesi gerçekleştirildi. Beyaz kıyafetleriyle göz kamaştıran cemiyet, sanat ve iş dünyasından ünlü simaları bir araya getiren geceye, Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyeleri ev sahipliği yaptı. Ant Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Okay, davetlilere hoş geldiniz derken, Anthaven'ın yeşerdiği toprakların sahibi, Aspat'ın bakir güzelliğini korumasındaki en büyük pay sahibi olan Murat Balkan'ı da sahneye davet etti. Yeryüzündeki Cennet Anthaven'ın konuklara tanıtıldığı özel gece, caz müziğin önde gelen isimlerinden Raja Rayes'in solo performansıyla başladı. Rayes, konuklardan coşkulu alkışlar aldı. Müziğinin sınırları Türkiye'yi aşan perküsyon üstadı Burhan Öçal ve ekibinin sahnesiyle yükselen ritim, dünyaca ünlü sanatçı Lou Bega'nın ezgileriyle zirveye ulaştı. Mambo No. 5 şarkısıyla bir döneme damgasını vuran Latin pop müziğin enerjik sesi Bega'nın şovu, davete damgasını vurdu. Eğlence DJ Yakuza'nın performansıyla hız kesmeden devam ederken, gece boyunca misafirlere, ünlü İtalyan Şef Carlo Bernardini'nin özgün tarifleriyle hazırlanan seçkin lezzetler sunuldu. Davetin ilerleyen saatlerinde dört davetli için sahneye getirilen doğum günü pastaları büyük sürpriz oldu. Doğum günü sahipleri, iyi dilekler altında pastalarındaki mumları üflediler. Bir yandan eğlence sürerken diğer yandan davetliler Satış Ofisi'nden projeye ilişkin detay bilgiler aldı. Davetlilerin yoğun ilgi gösterdiği örnek daireler, gece boyunca ziyaretçi akınına uğradı. Tarihle ve doğayla iç içe yılın 12 ayı yaşamın sürdürülebileceği Anthaven'da bir yandan 162 konuttan oluşan Birinci Etapta Mayıs 2020'de yaşamın başlaması için çalışmalar tüm hızıyla sürerken diğer yandan da şimdiden, Bodrum mimarisiyle Akdeniz mimarisinin eşsiz çizgilerini taşıyan pek çok konut yeni sahipleri ile tanıştı. Henüz tanıtımı yapılmadan yüzde 30'u satılan bu özel projede, örnek dairelerin tamamlanmasıyla birlikte, satışlar da hız kazandı. Özellikle Ant Yapı dostlarının yakından takip ettiği ve büyük ilgi gösterdiği, Ant Yapı'nın Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, kimi denizi tepeden gören Yamaç Evleri, kimi de kanal boyunca uzanan Sahil Evleriyle, özel iskeleleri ve iç limanıyla yeni bir hayat sunuyor müstakbel sakinlerine. Doğaya ve tarihe saygılı yüksek bir konforun örnek modeli olmaya aday proje, en fazla üç katlı evlerin sıralandığı, Aspat Kalesi'nin eteklerinde, sanat eserlerin sıralandığı özel bir bölgede konumlanıyor. Ant Yapı'nın Bodrum'daki ilk projesi olan Anthaven, lüks konut, iç liman, çarşı, restoran, market, otel, spa gibi farklı yapıları bütünleşik bir anlayışla sunuyor. Ayrıca, Bodrum'daki ilk ve tek kanallı ve marinalı konsept proje olma özelliği taşıyor. Proje üç etaptan oluşuyor. Yapımına geçen yıl başlanan 162 konutluk Sahil Evleri 1. etabının Mayıs 2020'de teslim edilmesi planlanıyor. Yaklaşık 53.500 m2 alana yayılan Sahil Evleri ilk etapta; 21.000 m2 konut, 4.000 m2 ticari alan, 10.000 m2 otel ve spa alanından oluşuyor. İlk etabın yatırım değeri ise 100 milyon euro. Tarihle doğanın buluştuğu bu muhteşem koyda hem ev sahiplerini hem de sosyal tesislerinden yararlanacak misafirleri ağırlamaya hazırlanan Radisson Collection ise Bodrum turizmine önemli katkı sağlayacak. Dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group'un premium markası Radisson Collection'ın 2020 sonunda Anthaven'da faaliyete geçmesi hedefleniyor. Otel aynı zamanda Radisson Group'un Türkiye'deki ilk premium oteli olma özelliği taşıyacak. 80 lüks odası ve toplam 1.250 metrekare alana sahip bir spa merkezinin yer alacağı otelde ayrıca; açık-kapalı yüzme havuzları, teras bar, fitness salonları, toplantı odaları ve lounge alanları da hizmet verecek."} {"url": "https://eqdergi.com/eq90/aspatin-tam-karsisi-kos-kalymnos-leros/", "text": "Aspat'tan yüzerek bile ulaşılabilecek mesafedeki Yunan Adası Kos ve hemen ona komşu olan Kalymnos ve Leros, bu sayıdaki seyahat duraklarımız. Sıcakkanlı insanları, tarihi, doğası ve turkuaz deniziyle size çok tanıdık gelecek. 12 Yunan adasından biri olan Kos, Bodrum'a sadece 8 mil uzaklıkta. 400 yıl boyunca Osmanlı'nın egemenliğinde kalmasından ötürü İstanköy olarak da biliniyor. Ant Yapı'nın rüya projesi Anthaven'a tekneyle 10-15 dakika uzaklıkta. Yaklaşık 50 bin nüfuslu ada, nisan ayından ekime kadar yaklaşık 1.5 milyon ziyaretçi ağırlıyor. 290 km'lik yüzölçümüne sahip adanın sahil şeridi ise 112 km uzunluğunda. Adanın her tarafından denize girmek mümkün. Yine de Lambi, Kamel, Marmara, Tingaki ve Kardamena plajları en popüler adresler. Su sporlarının yaygın olduğu bu plajlarda jet-ski, rüzgar sörfü ve para-sailing yapılabiliyor. Muhteşem denizi ve doğasıyla ziyaretçilerini büyüleyen Kos'ta gezilecek çok yer var. Osmanlı'dan önce de Roma ve Venedik egemenliğinin uzun yıllar hüküm sürdüğü Kos'ta ilk yerleşim milattan önce 11. yüzyıla kadar uzanıyor. Adada Agora gibi antik kalıntıların yanı sıra, Osmanlı döneminden kalma merkezdeki Hacı Hasan Cami görülmeye değer tarihi yapılardan biri. Kos'un merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Asklepion antik yerleşimi de ziyaret edilmesi gereken duraklardan. Tarihte bilinen ilk doktor olarak kabul edilen Antik Çağ hekimi Hipokrat'ın burada yaşadığına inanılıyor. Asklepion'da, Hipokrat'ın da hekimlik yaptığı yaygın olarak kabul görüyor. Asklepion'lar, Antik Yunan ve Roma'da tıp ve sağlık tanrısı Asklepios'a adanmış tapınaklar. Bu bahsi Hipokrat Ağacı'ndan da söz etmeden kapatmak olmaz. Hipokrat'ın, bu kadim ağacın altında ders verdiğine inanılıyor. St. Jean şövalyelerine ait 14. yüzyıldan kalma Şövalye Kalesi, adanın bir başka ilginç yapısı. Ada, uzun yıllar boyunca St. Jean Şövalyeleri'nin merkeziymiş. Kale de bu dönemden kalma bir tarihi eser. Şövalye Kalesi, Bodrum Kalesi'nin tam karşısında konumlanıyor. Antik tarih yolculuğuna Kos Arkeoloji Müzesi'ni, Roma Evi'ni ve adanın sembolü sayılan Hipokrat'ın heykelinin olduğu Eleftarias Meydanı'nı da eklemenizi öneririz. Ege Denizi'nin turkuaz mavisiyle çevrili Kos, leziz yemekleri, geniş ve bereketli ovaları, ılık rüzgarı, etkileyici florası, sıcakkanlı insanları ve sempatik mimarisiyle oldukça tanıdık, oldukça bizden. Öyle ki Kos'un ünlü dondurmalı frappe'si için girdiğiniz bir kafeyi Türklerin işlettiğini öğrenirseniz şaşırmayın. Ada turu yapmak için limanın çevresinde sıralanan kiralık araç ofislerinden, otomobil, ATV ya da motosiklet kiralamak iyi bir seçenek. İsterseniz mini bir tur için oldukça makul fiyatlardaki sevimli yeşil trenleri de tercih edebilirsiniz; özellikle küçük yaşta çocuklarınız varsa bu tura bayılacaktır. Tipik bir Ege adası olan Kos'ta deniz ürünleri çeşitliliği baş döndürüyor. Taptaze deniz ürünü çeşitlerinin bulunabildiği adada fiyatlar da gayet makul. Balık çeşitleri, ızgara ahtapot, kalamar, balık çeşitleri, balık çorbası, karides, mezelerden fava, humus, musakka, cacık, Ege otları ve kabak çiçeği dolmasını mutlaka tatmanızı öneririz. Kos'a gitmişken mutlaka Zia'da gün batımını izleyin. Andimahya, Kefalos veya Pyli'deki Geleneksel Kos Evleri'ni ziyaret edin. Bir kafeneion'da Yunan kahvesi veya soğuk retsina şarabı için. Ağustosta Mastichari Şarap Festivali'ne katılın. Bir tavernada Yunan mezeleri eşliğinde, karşı kıyıdaki Bodrum'a uzo kadehinizi kaldırın. Kos'a Türkiye'den hava yoluyla da deniz yoluyla da ulaşabilirsiniz. Bodrum merkezden kalkan feribotlar 1 saat, Turgutreis'ten ise 30 dakika sürüyor. Özel teknelerle bu süre daha da kısalıyor. Kos'a gitmek için Kapı Vizesi almanız gerekiyor. Kalymnos; Türkçe adıyla Kelemez ya da Kilimli, Kos'tan tekneyle sadece 10-15 dakikalık mesafede bir ada. Bodrum'un batısında yer alan ada, dalgıçların ve kaya tırmanış sporuna gönül verenlerin gözde duraklarından biri. Bir zamanlar geçimini sünger avcılığından kazanan adada, yasak nedeniyle artık sünger avlanmıyor. Ancak, uluslararası Dalış Festivali için her yıl bu adada buluşuluyor. Eğer dalarsanız, Myrties-Telendos deniz kanalı altında saklı batık antik şehri görme fırsatı da yakalayacaksınız. İlk ayak bastığınızda çorak görünümüyle hayal kırıklığına neden olabilir. Ama sabredin. Özellikle huzurlu bir tatil arıyorsanız Kalymnos, leziz mutfağı, sakin kahveleri, kahvelerde rastlayacağınız mübadillerin doyumsuz sohbetleriyle size istediğinizi fazlasıyla verecek. Adanın kuzeyine yol aldıkça kayalıklar yerini yemyeşil ağaçlara bırakacak. Ege'nin alametifarikası mavi pencereli sevimli evleri, gün batımının olağanüstü manzarasıyla bu çorak ada size kendini sevdirecek. Yaz aylarında nüfusu 30 bine kadar çıkan adanın istediğiniz kıyısında denize girmeniz mümkün. Uluslararası kaya tırmanış rotalarından olan Kalymnos'un en gözde etkinlikleri, haliyle kaya tırmanışları yapmak, trekking turlarına katılmak. 60'tan fazla tırmanış alanı ve 1.300'ün üzerinde işaretli ve güvenli rota yer alıyor adada. Leros rengarenk, geleneksel Ege mimarisi, küçük koyları, sıcakkanlı insanlarıyla huzurlu bir ada. Leros, Kalymnos'un kuzeyinde Bodrum Yalıkavak ile Didim'in tam karşısında konumlanıyor. Adanın nüfusu sadece sekiz bin dolayında. Küçük bir ada olmasına rağmen sahil şeridinin toplam uzunluğu 71 km. Küçük pek çok koydan oluşan kıyı şeridinin her köşesinden denize girilebiliyor. Leros'un tarihi de diğer Yunan adaları gibi antik çağlara dayanıyor. Osmanlı'nın 400 yıl hüküm sürdüğü ada, 1912 yılında İtalyanların hakimiyetine geçmiş. 1947'de ise 12 Adalar'la birlikte Yunanistan'a katılmış. İleriye ya da İleryoz olarak da bilinen adada Osmanlı'nın izine artık pek rastlanmıyor. Ne varki halkı, misafirperverlikte Anadolu insanına çok benziyor. Adanın en kuzeyinden en güneyine arabayla yarım saatte gidiliyor. Aya Marina adanın merkezindeki kasaba. Leros'un en güzel yapıları burada yer alıyor. Adadaki iki limandan birine ev sahipliği yapan Aya Marina'nın sahil şeridi boyunca da kafeler, fırınlar ve pastaneler sıra sıra diziliyor. Panteli ise Aya Marina'nın güneyindeki koyda yer alan küçük bir balıkçı koyu. Sahilde balıkçı tekneleri ve tavernalar var. Bir başka küçük kasaba olan Platanos, Aya Marina ve Panteli'nin ortasında ve yüksekte konumlanıyor. Platanos adanın idari merkezi durumunda. Yel değirmenleri görülmeye değer. Oteller ve turistik işletmeler ağırlıkla Alinda'da. Burada araç kiralamanız da mümkün. Adanın asıl büyük limanının olduğu kasaba ise Lakki. İtalyanların kurduğu kasabanın pek bir özelliği olmasa da koyunun manzarası olağanüstü. Leros'ta görülmesi gereken yerlerin başında yer alan ve 10. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen Leros Kalesi'ne yaklaşık 400-500 basamaklı merdivenlerle çıkılıyor. Sırf manzarası bile bu tırmanışa değiyor. Adanın batısındaki Kokkali yakınlarında yer alan Ayos İsidoros Kilisesi de görülmeye değer yapılardan. Leros'un berrak, turkuaz mavisi denizine girebileceğiniz pek çok plajı var. Pantelli, Blefoutis, Dio Liskaria, Vromolithos, Krithoni ve Hirokambos plajları ilk akla gelenlerden. Leros'da da diğer adalardaki gibi Ege mutfağının eşsiz lezzetleri ve zengin deniz ürünleri, damak zevki gelişkin misafirlerini bile mutlu etmeye yetiyor. Kalymnos'a da Leros'a da Turgutreis'ten direkt tekne seferleri var. Fakat Schengen vizesi gerekiyor. Ama Kos'tan geçerseniz orada aldığınız Kapı Vizesi ile de giriş yapabilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq90/yaz-biterken-sanat-her-yerde/", "text": "Ağustos ve eylül, baleden klasik müziğe, bianelden dansa kadar sanatseverleri mutlu edecek birbirinden özel sanat etkinliklerine sahne olacak. Devlet Opera ve Balesi'nin düzenlediği geleneksel Uluslararası Bodrum Bale Festivali'nin 17'ncisi bu yıl 3-21 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Festivalde Mersin Opera ve Balesi Frida; İzmir Opera ve Balesi Romeo ve Juliet; Antalya Opera ve Balesi Şehrazat; İstanbul Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu Jizel'i sahneleyecek. Tarihi Bodrum Kalesi'nde düzenlenen festivalde, Suhisvili Ulusal Balesi'nin performansı ve İspanyol Aida Gomez Dans Topluluğu'nun Carmen kareografisi de izleyiciyle buluşacak. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali'nin 16'ncısı bu yıl 12 Temmuz'da başladı ve 6 Eylül'e kadar sürecek. Bugüne kadar dünyanın dört bir yanından saygın pek çok sanatçıyı ağırlayan festival, bu yıl da Antik Taş Ocağı, Aktur ve Dibeklihan'da Kumda, Suda ve Taşta temalı konserler dizisiyle sürüyor. Festivalin ağustos ve eylül programında Konstanze Eickhorst, Francesco Libetta, Mathias Eick Caz Quintet, Fidelio Trio, Gülsin Onay, Eser Öktem, Sibel Köse, Ece Göksu, Erkan Oğur, Bodrum Oda Orkestrası gibi sanatçı ve gruplar sahne alacak. Canlılarla makinelerin, doğal ile yapay zekanın iç içe geçtiği yeni çağda sanat, yönünü insan ile insan-olmayan arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir dünyayı araştırmaya çeviriyor. Bienal bu yıl ana başlığını, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki devasa atık yığınından alıyor. Bu Yedinci Kıta, 3.4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından oluşuyor. İnsan atıklarının okyanusun ortasında dünyaya yeni bir kıta kazandırması, 16. İstanbul Bienali'ne ekolojik sorunlar karşısında sanatın güncel durumunu pek çok sanatçı, düşünür, antropolog ve çevreciyle birlikte araştırmak için bir çıkış noktası oluşturuyor. 32 ülkede, 64 kentte 190 bini aşkın seyirciyle buluşan Sutra, dokuz yıl sonra yeniden İstanbul'da. Sutra, Guardian'ın ifadesiyle, Kültürel değişim kavramını yeni bir seviyeye taşıyan, eşsiz ve incelikli bir gösteri. Koreograf Cherkaoui, heykeltıraş Antony Gormley ve Çin'in ünlü Shaolin Tapınağı'ndan 19 Budist keşişi bir araya getiren bu ödüllü işbirliği, dansın ruhunun fiziksel disiplinle buluştuğu nefes kesici bir gösteri. Shaolin felsefe ve inancının Kung Fu'ya yansımasını yorumlayan Sutra, Gormley'nin 21 ahşap kutudan oluşan sahne düzeni ve Polonyalı besteci Szymon Brzoska imzalı canlı yorumlanan müzikleriyle eşsiz bir yapıt. Zorlu PSM ve İKSV işbirliğiyle düzenlenen gösteride yaş sınırı olduğunu da not düşelim."} {"url": "https://eqdergi.com/eq91/antwellde-medya-bulusmasi-hayat-yeniden-basliyor-2/", "text": "'Sağlık Konseptli İyi Yaşam Evleri'nin Türkiye'deki ilk örneği Antwell, basın mensuplarına tanıtıldı. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Antwell'i bir marka olarak tasarladık ve Çeşme, Bodrum gibi pek çok yerde Antwell projeleri yapmayı planlıyoruz, dedi. Çamlıca eteklerinde konumlanan ve özellikle ikinci baharını konforlu, güvenli, sosyal ve sağlıklı geçirmek isteyenlere yeni bir yaşam alanı sunan Antwell, kasım ayında hizmete giriyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde benzer örnekleri olan Antwell, bu konseptin Türkiye'deki ilk örneği. 2017 yılında yapımına başlanan proje; 158 daire ve 13 ticari birimden oluşuyor. Sağlıktan sosyal alanlara tüm hizmetleri aynı çatı altında buluşturan Antwell; merkezi konumu ve sunduğu imkanlarla yaşamı kolay, keyifli ve güvenli bir hale getiriyor. Binadaki daireleri asıl olarak kiralama sistemiyle işletmeyi hedeflediklerini kaydeden Okay, buna rağmen şimdiden dairelerin yüzde 30'unun satıldığını belirtti. Okay, Kiralar, stüdyo daireler için 3 bin 550'den büyük daireler için 7 bin 800'den başlıyor. Bunların yanı sıra işletme aidatları olacak. Tesis, revir gibi ihtiyaçlar için de ayrıca aidat olacak. Aidatlar 1300 liradan başlayacak. Aidatlara enerji ihtiyaçları da dahil olacak, dedi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/8-adimda-yeni-yil-hedeflerinize-ulasin/", "text": "Yola çıkarken ne kadar kararlı olursanız olun, günlük hayatın sorumlulukları zamanla dirayetinizi zayıflatabilir. En iyisi sizin için önemli tek bir amaç belirlemektir. Çok azimliyseniz bile en fazla üçte kalın. Erişilebilir, net, gerçekten istediğiniz hedefleri tercih edin. Kararınızın arkasında yatan nedenleri sıralayın ve bunu her gün görebileceğiniz bir yere asın. Arada bu kararı neden aldığınızı unutursanız bu listeye tekrar göz atın ki motivasyonunuz tazelensin. Zaman zaman listeye ekleme yapabilirsiniz. Pek çoğumuz bunu zaten iş hayatında yapıyoruz. Uzun vadeli hedefe ulaşmak için yıllık detaylı bir plan çıkarın. Bu süreç hedefinizle ilgili daha detaylı düşünmenizi sağlayacağı gibi önünüze çıkan engellerle baş etmek için taktikler belirlemenize de yardımcı olur. Planınızı yıllık, hedefleriyse haftalık olarak belirleyin. Amaç 30 kilo değil, bir kilo vermek olunca vazgeçme ihtimaliniz düşer. Haftalık küçük hedeflerinize ulaşınca zaferinizi yaşayın. Gelişiminize göre hedefleri yenileyin. Böylece yoldan çıkarsanız geri dönmesi de daha kolay olur. Planınızdan ne kadar saptığınızı, hedefe ne kadar yaklaştığınızı görmenin en iyi yolu kendinize geri bildirim vermektir. Bunun için bir gelişim günlüğü tutun. Bu günlük, hedefinize ulaştıktan sonra da başarı yolculuğunuzun yazılı bir kanıtı olacak. Sonunda bir ödül varsa hedefe ulaşmak daha eğlencelidir. Belirli başarı noktalarına ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin. Ama diyet yapıyorsanız, kendinize bir kutu çikolata hediye etmeyin tabii. Hediyeleriniz sizi hedefinizden uzaklaştırmasın. Uzun vadeli her planda zaman zaman sapmalar yaşanır. Ama yoldan çıktığınızda her şeyden vazgeçmeyin. Dün dündür diyerek yeniden başlayın. Çıktığınız bu zorlu yolda kendinize tolerans gösterin ve şefkatli davranın. Fakat planınızı sabote etmek için bahaneler üretmeyin. Tek başınıza savaşmak zorunda değilsiniz, insanların yanınızda olmasına izin verin. Motivasyon sorunu yaşadığınızda size destek verecek bir grup oluşturun. Belki sizinle aynı hedefe koşacak bir yoldaş bulursanız, ilerlemek daha kolay ve eğlenceli olabilir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/amiga-oyunlarindan-e-spor-dunyasina/", "text": "Kendinizin ya da yakınlarınızın çocuklarından mutlaka görmüşsünüzdür. YouTube'dan ya da televizyondaki oyun kanallarından bilgisayar oyunu izlemek gibi bir alışkanlıkları var. Evet, yanlış okumadınız, oynamak değil, bilgisayar oyunu izlemek... Bu izledikleri şeyin adı da 'e-spor'. E-sporun ne olduğunu şöyle bir cümleyle özetleyebiliriz: Ana akım birkaç oyunda, profesyonel düzeyde bilgisayar oyuncuları arasında, bir ödül ve/veya unvan için yapılan bir spor dalı bu. Hem dünyada hem de Türkiye dahil pek çok ülkede federasyonu da var. Hatta yakın zamanda Olimpiyatlarda da yer alacağı tahmin ediliyor. E-spor dünyasını; oyun şirketleri, yarışma, turnuva ve organizasyonlar, takımlar, platformlar, oyuncular, sponsorlar ve hayran kitlesi oluşturuyor. E-sporda her oyun ve turnuva, kendi kurallarını belirliyor. - Peki oyun oynamak nasıl bir spor dalı oldu? Sporun tanımı, belli kurallara ve tekniklere uyularak yapılan, eğlenme ya da yarışma amacı olan her şey olarak yapılıyor. E-spor, bir spor dalı olarak kabul edilmek için gerekli stratejik düşünme, teknikte ustalaşma, rekabet gibi unsurları barındırıyor. E-sporun 45'ten fazla ülkede federasyonu var. - Lisanslı olarak e-spor yapanlara profesyonel 'e-sporcu' deniyor. Diğer spor dallarında olduğu gibi, amatör ya da profesyonel olarak yapılabiliyor. Turnuvaların canlı final karşılaşmaları tıpkı diğer sporlar gibi taraftarları tarafından coşkuyla takip ediliyor. Ayrıca Twitch adlı canlı oyun yayını yapılan internet sitesinde yayınlanan maçlar milyonlarca kişi tarafından izleniyor. - Bundan 20-30 yıl kadar önce internetin hayatımıza peyderpey girişiyle beraber 'online gaming' yani çevrimiçi oyun oynama meselesi başladı. Bu, e-sporun temellerinin atılmasını sağladı. 2010'ların başında da e-spor kelimesi telaffuz edilmeye başlandı. League of Legends, Counter-Strike, Dota ve Starcraft gibi oyunların başı çekmesiyle e-spor bir tanıma kavuştu. - 2019'da e-spor, dünyada futboldan sonra en çok takip edilen ikinci spor dalı oldu. Artık gençler futbol maçı yerine e-spor maçı izliyor. - Kore dünyada, e-sporun anavatanı gibi görülüyor. Avrupa'da Almanya, Danimarka, İsveç, Fransa, İngiltere ve Polonya başı çekerken, Amerika kıtasında ABD, Brezilya, Peru, Meksika ve Kanada e-sporda iddialı ülkeler. - Dünya çapında bir günde online oyun oynayanların sayısı 1,2 milyar kişi civarında. Dünyaca ünlü Grand Theft Auto 5 oyunu, oyun satışlarından 1 milyar dolardan fazla gelir elde etti. - Bu spora ilgi arttıkça internet altyapılarının gelişmesi, hatta oyuncular için özel internet hatları oluşturulması öngörülüyor. Oyun şirketleri de geniş kitlelere ulaşacak oyunlar üretecek. Sanal gerçeklik teknolojisi geliştiği için e-spora, özellikle fiziksel aktivite içeren oyunlar da eklenecek. Oyunla ayda 500 bin dolar kazanıyor: ABD'li Tyler 'Ninja' Blevins, dünyanın en popüler bilgisayar oyuncularından biri. Ninja günde 12 saat bilgisayar oyunu oynuyor ve ayda 500 bin doların üzerinde geliri oluyor. Ninja'nın Fortnite: Battle Royal isimli oyunu oynarken Twitch üzerinden yaptığı canlı yayını her gün 15 milyona yakın takipçisi izliyor. Kişisel servetinin 15 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Şampiyona gelirleri yüksek: Geçtiğimiz 10 yılda e-spor turnuvalarının sayısı ve bu turnuvalarda sunulan ödüller son derece arttı. Örneğin 2009 yılında toplam 655 turnuvada 4,1 milyon dolar ödül dağıtılırken, 2019'da toplam 4.717 turnuva yapıldı ve 216,8 milyon dolarlık ödül dağıtıldı. Ülkemizden 'woxic' lakaplı Özgür Eker ise 255,7 bin dolarla en çok kazanan Türk e-sporcu oldu. Dünyada yaklaşık 450 milyon izleyicisi var: Yapılan bir araştırmaya göre, dünyada yaklaşık 454 milyon e-spor izleyicisi bulunuyor. Bu sektörün toplam büyüklüğü ise 1 milyar doların üzerine çıktı. 2022 yılında toplam izleyici sayısının 645 milyon kişiye, toplam gelirinse yaklaşık 1,8 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. İlk Türk e-spor filmi 'İyi Oyun': Bu yıl vizyona giren 'İyi Oyun', kendisini profesyonel oyun dünyasının içinde bulan Cenk isimli bir gencin hikayesini konu ediyor. Netflix'in ilk Türk dizisi Hakan: Muhafız'ın yönetmenliğini yapan Umut Aral'ın yönettiği filmde Mert Yazıcıoğlu, Kerem Bürsin, Afra Saraçoğlu, Yiğit Kirazcı, Hakan Kurtaş, Doğaç Yıldız, Orkun Işıtmak ve Bada Oh Deniz gibi ünlü isimler rol alıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/bereketli-bir-yil-icin-lezzetli-sofralar/", "text": "İç pilav için: 2 yemek kaşığı tereyağı, 2 kuru soğan, 1,5 su bardağı pirinç, 1,5 yemek kaşığı dolmalık fıstık, 1 yemek kaşığı kuş üzümü, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı toz şeker, 1 çay kaşığı yenibahar, 1 çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tuz, 2 su bardağı tavuk suyu. Tavuğun üzeri için: 1 yemek kaşığı tereyağı, 1 tatlı kaşığı limon suyu, 1 çay kaşığı toz kırmızıbiber, 1 tutam maydanoz, 1 tutam taze nane, 1 limon, bir tutam biberiye. Yemeklik doğranmış soğanlar tereyağında şeffaflaşana kadar çevrilir. Fıstık eklenir ve renk alıncaya kadar kavrulur. Ardından pirinç eklenip şeffaflaşana kadar karıştırılır. Kuş üzümü, tarçın, toz şeker, yenibahar, karabiber, tuz, tavuk suyu eklenir, suyunu çekene kadar pişirilir. Pişirilen bu pilav tavuğun içine doldurulur, tavuğun bacakları bir iple bağlanır. Ayrı bir kapta karıştırılan erimiş tereyağı, limon suyu, toz kırmızıbiber tavuğun üzerine dökülür. Limon dilimleri ve biberiyeyle yapılan yatağın üzerine yerleştirilir. 180 derecede 40 dakika pişirilir. Maydanoz veya nane yapraklarıyla süslenerek servis edilir. 1 litre süt, ½ su bardağı pirinç unu, ½ su bardağı mısır nişastası, 1 su bardağı toz şeker, 1 paket vanilya, 1 adet tavuğun göğsü, 50 gr tereyağı. Tavuk göğsü haşlanır, iyice didiklenip soğuk suyun içinde bekletilir. Ara ara suyu değiştirerek bir gece buzdolabında bekletilir. Pirinç unu, nişasta, şeker, vanilya ve süt tencereye eklenir. Orta ateşte çırparak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir. Ocaktan alınca içine tereyağı eklenip mikserle 5 dakika çırpılır. Tavuk etlerinin suyu iyice sıkılıp karışıma eklenir. Tahta kaşıkla döve döve karıştırarak iyice iç içe geçmesi sağlanır. Önceden sudan geçilip ıslatılmış cam bir kaba dökülür. Önce oda sıcaklığında, sonra buzdolabında 4-5 saat soğutulur. Üzerinde tarçınla servis edilir. 100 gr pirinç, 100 ml su, 2 yemek kaşığı tereyağı, 60 ml krema, 1 soğan, 300 gr mantar, 2 yemek kaşığı maydanoz, 400 gr derisi alınmış somon, ½ bardak su, 2 adet defne yaprağı, 1 limon, 3 yumurta, 2 yemek kaşığı dereotu, ½ çay kaşığı beyaz biber, 500 gr milföy hamuru, 1 çay kaşığı iri taneli tuz. Yıkanmış pirinç bir kaşık tereyağında şeffaflaşıncaya kadar kavrulur. Üzerine 100 ml kaynamış su ilave edilerek pişirilir, krema eklenerek soğumaya bırakılır. Soğanlar tavaya alınır, bir kaşık tereyağında şeffaflaşıncaya kadar pişirilir ve mantarlar eklenerek sotelenir, içine kremalı pilav karışımı eklenir ve ılınmaya bırakılır. İki yumurta 10 dakika haşlanır. Ayrı bir tavada somon üzerine su, defne yaprağı ve yarım limonun kabukları eklenerek pişirilir. Soğuduktan sonra somon, yumurta ve kıyılmış maydanozla çatalla ezilerek karıştırılır. Milföy hamuru merdaneyle açılır. Hamurun üzerine pilav ve somon karışımı dökülür. Sonra hamur iki yanından katlayarak birleştirilir, geniş bir rulo haline getirilir. Üzerine bir yumurta çırpılıp sürülür, tuz serpilir. 200 derece fırında 30 dakika pişirilir. 1,5 su bardağı buğday, 6 su bardağı süt, 3 yemek kaşığı haşhaş tohumu, ½ su bardağı bal, ½ su bardağı kuru üzüm, 3 yemek kaşığı kuru kayısı, ½ su bardağı ceviz, bir tutam tuz. Buğday iyice yıkanır ve bir gece ılık suda bekletilir, ertesi gün sütün içerisinde orta ateşte bir tutam tuzla pişirilir. Buğday süzülür ve soğumaya bırakılır. Haşhaş tohumları kaynar suda 10 dakika bekletildikten sonra süzülerek mutfak robotundan geçirilir veya havanda ezilir. Buğday lapasıyla ezilmiş haşhaş tohumu karıştırılır. Üzerine küçük küçük doğranmış kuru kayısı, ceviz, kuru üzüm serpildikten sonra bal eklenerek servis edilir. 125 gr tereyağı, 200 gr haşlanıp soyulmuş kestane, 1 adet havuç, 1 adet yaban havucu, 1 adet kereviz, 2 lt tavuk suyu, 100 ml (1 çay bardağı) beyaz şarap, 1 tutam muskat, 1 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı çekilmiş karabiber, 2 dal taze kekik, 100 ml krema. Tereyağının yarısıyla kestane sotelenir ve soğumaya bırakılır. Kalan tereyağıyla küp doğranmış havuç, yaban havucu, kereviz sote edilir. Kestaneler, tavuk suyu, şarap, muskat, tuz, karabiber eklenerek 20 dakika orta ateşte kaynatılır. Pişen çorba robottan geçirilir. Çırpılmış taze krema ve kekikle servis edilir. 2,7 kg kemiksiz dana sırtı, 3 çay kaşığı çekilmiş karabiber, 1 yemek kaşığı taneli hardal, 1 yemek kaşığı taze biberiye, 1 baş sarımsak, 200 gr Brüksel lahanası, 300 gr havuç, 300 gr patates, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz. Gravy sosu için: 1 su bardağı yoğunlaştırılmış et suyu, ½ su bardağı kırmızı şarap, 500 ml et suyu, 1 yemek kaşığı soğuk tereyağı. Yorkshire pudingi için: 2 yumurta, 100 gr un, 100 ml süt. Bir kasede karabiber, hardal, taze biberiye, 2 diş ezilmiş sarımsak, zeytinyağı ve tuz karıştırılır. Bu sosun dörtte üçü ete sürülür ve ovalanır. Kalan sosla karıştırılan lahana, havuç, patates ve ikiye bölünmüş baş sarımsak fırın tepsisine serilir. Et, sebzelerden yapılan yatağın üzerine yerleştirilir. 250 derece fırında 10 dakika pişirildikten sonra fırının ısısı 180 dereceye düşürülerek 45 dakika daha pişirilir. Fırından çıkarınca üzerine folyo kapatılarak dinlenmeye bırakılır. Gravy sos için yoğunlaştırılmış et suyu, kırmızı şarap, et suyu karıştırılarak fokurdayana dek pişirilir. Altını kapatıp soğuk tereyağı küpleri sosa karıştırılır. Güveç kapları yağlanır ve 220 derece fırında 15 dakika bekletilir. Yumurta, un ve süt hızlıca çırpılır. İyice kızmış olan kaplara unlu karışım hızlıca içlerine dökülür. Rengi altın sarısı oluncaya kadar fırında 180 derecede pişirilir. Yorkshire pudingle kaplı kapların üzerine dilimlenmiş rosto ve sebzeler yerleştirilir. Gravy sosla servis edilir. 2 adet büyük hindi göğsü, 1 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 çay kaşığı tuz, ½ çay kaşığı karabiber, 3 dilim tütsülenmiş pastırma, 1 küçük arpacık soğanı, 2 diş sarımsak, 5 adet mantar, 4 su bardağı ıspanak, ½ çay kaşığı paprika, ½ su bardağı parmesan peyniri, 2 çorba kaşığı tereyağı. Mantar, soğan ve sarımsak zeytinyağında sotelenir. Karışım ayrı bir kaba alınır. Aynı tavada önce ıspanaklar, ardından da pastırmalar eklenerek sotelenir. Mantar karışımıyla birleştirilerek paprika, tuz, karabiber, parmesan peyniri eklenerek göğüs etinin arasına serilir. Et rulo yapılır, çözülmemesi için iple bağlanır. 190 derece fırında üzeri kızarıncaya kadar, yaklaşık 50 dakika pişirilir. Yanında fırında kremalı patatesle servis edebilirsiniz. Dolgu için: 350 gr labne peyniri, 1 su bardağı esmer şeker, 1 su bardağı krema, 2 çay kaşığı vanilya özü, ½ çay kaşığı tuz, 2 çorba kaşığı mısır nişastası, 2 yumurta. Süsleme için: 1 su bardağı pekan cevizi, 2 çorba kaşığı esmer şeker, 2 çorba kaşığı tereyağı, ½ su bardağı krema, ½ çay kaşığı tuz, 2 çay kaşığı vanilya özü. Mutfak robotunda bisküviler, erimiş tereyağı ve tarçın çekilir. Pişirilecek kabın içerisine bastırılarak şekillendirilir. Krem peynir, esmer şeker ve krema iyice çırpılır. Karışıma vanilya özü, tuz, mısır nişastası, yumurtalar eklenerek bir kez daha çırpılır. Karışım tabanın üzerine dökülür. 250 derece fırında 5 dakika pişirildikten sonra 80 derecede 1 buçuk saat daha pişirilir. Soğuduktan sonra üzeri örtülerek buzdolabında 4 saat bekletilir. Pekan cevizleri 120 derecede 10 dakika fırınlanır. Orta ateşte esmer şeker eritilir. İçine tereyağı ve krema eklenir. Tencerenin altı kapatıldıktan sonra cevizler, vanilya özü ve tuz eklenir. Ilındıktan sonra soğumuş cheesecake üzerine dökülür."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/bu-gurur-hepimizin/", "text": "Ant Yapı olarak uluslararası bir gurur daha yaşadık. Saygın inşaat sektörü dergisi ENR tarafından açıklanan 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' listesinde, 80'inci sırada yer aldık. Amerikan ENR dergisinin her yıl yayımladığı 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' listesinde Ant Yapı olarak bu yıl 80'inci sırada yer aldık. Böylece geçen sene 86'ncı olduğumuz listede altı basamak yukarı tırmandık. Bugüne kadar başta Türkiye, İngiltere, Rusya ve ABD olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde toplam 10 milyon metrekarenin üzerinde proje gerçekleştirdik. Global projelerimizin başarısıyla ENR listesinde 10 yılı aşkın süredir yer almanın ve her geçen yıl sıralamada daha yukarı tırmanmanın haklı gururunu yaşıyoruz. İnşaat sektörü için haberler, analizler, veriler ve görüşler sunan haftalık bir yayın olan ENR, dünyada sektörün en yetkili yayınlarından biri olarak kabul ediliyor. Müteahhitlerin ülke dışı faaliyetlerinden elde ettikleri gelirler esas alınarak hazırlanan ve bu yıl 20 Ağustos 2020'de yayımlanan listede Türkiye'den 44 firma yer alıyor. Ülkemiz toplam firma sayısı açısından, önceki yıllarda olduğu gibi 2020'de de ikinci sıradaki yerini koruyor. Firma sayısına göre listenin birinci sırasında yer alan ülke ise 74 firmayla Çin Halk Cumhuriyeti. Listedeki 44 Türk firmasının toplam 21,6 milyar dolarla uluslararası pazardan yüzde 4,6 pay aldığı görülüyor. Uluslararası gelirlere göre 2020 yılı listesinde yedinci sırada yer alan Türkiye, böylece bir önceki yıldaki yerini korudu. Bu rakamla Türkiye; İtalya, İngiltere ve Japonya'nın önünde yer alıyor. Birinci sıradaysa 120 milyar dolarla yine Çin geliyor. 10 yılı aşkın süredir ENR 250 listesinde dünyanın en büyük inşaat şirketleri arasında sıralanan firmamızın bu istikrarlı başarısında Ant Yapı ailesinin her bir üyesinin katkısı var. Bu vesileyle dünyanın dört bir yanındaki çalışma arkadaşlarımıza emekleri için teşekkürü de borç biliriz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/gezegenlere-gore-2021-mutluluga-ilk-adim/", "text": "Tüm dünya için zor geçen, hayatımıza 'pandemi', 'yeni normal' gibi kelimeler ekleyen 2020 yılının bitmesi için hepimiz gün sayıyoruz. Bizler yeni yılı yeni umutlarla beklerken astrologlar da 2021'in insanlık, mutluluk, eşitlik çağına atacağımız ilk adım olduğunu söylüyor. Bu dönüşüm zaman zaman zorlayıcı olsa da harika bir geleceğin insanlığı beklediği konusunda umut veriyorlar. Kim inanırdı ki tüm dünyada sokağa çıkmanın yasaklanacağı, uçuşların durdurulacağı, işlerin bir süre için askıya alınacağı, restoranların kapanacağı, hepsi bir yana Ortaköy sahilini yunusların ziyaret edeceği günler yaşayacağımızı... Oysa 2020 yılı başlamadan astrologlar bu 'absürt' distopyayı bize anlatmışlar, biz de gülüp geçmiştik. Haliyle 2021 için de yıldızların ne dediği herkes için merak konusu haline geldi... 2021 yılı için bazı astrologlar karamsar yorumlarda bulunsa da pek çok ünlü isim oldukça pozitif bir yaklaşıma sahip. Zira 2020'de yaşanan Satürn-Plüton kavuşumu, üç kez yaşanan Jüpiter-Plüton kavuşumu, Venüs retrosu, Mars retrosu, su elementinde gerçekleşen 3 Merkür retrosu bu yıl yaşanmayacak. Bu bile daha barışçıl ve belimizi doğrultmamıza imkan tanıyan bir yıla işaret ediyor denebilir. Her değişim beraberinde itirazları ve direnişi getirir, yeni fikirlerle mevcut düzenin idealleri savaşır. Önümüzdeki yıl insanlar prangaları kırma konusunda daha güvenli hissedecekler ve aksiyon almaktan çekinmeyecekler. Ama Plüton ve Uranüs statükoyu devam ettirmek, kazanılmış haklarını korumak için azimli ve güçlü bir tutum sergileyecek. Buna karşı Kova'da buluşan Jüpiter-Satürn ikilisi, engellere, tutucu ve geleneksel yaklaşımlara karşı mücadele verecek. Yeni dünya düzeninin kuralları ve düzenlemelerinin belirlenmesi de dünya gündemine oturacak. Kova yılında değişimin karşısında durmak neredeyse imkansız olacak. Kova'nın getireceği yeni düzene uyum sağlamakta zorlananlar için bu yıl biraz yorucu geçecek diyebiliriz. Fakat sonunda Jüpiter uzlaşmayı sağlayacak. Netflix'te Hollywood'un ünlü isimleriyle bir araya gelip doğum haritalarını çıkaran Chani Nicholas, yorumlarında 2020'nin korku filmi gibi olduğunu söylüyor ve Bu kadar korkunç bir yıl yaşayıp ardından her şeyin bir anda düzelmesini bekleyemezsiniz. Yine de 2021'in önceki sene kadar kötü geçmesini beklemiyorum. 21 Aralık'taki Kova burcunda gerçekleşecek Satürn-Plüton buluşması temiz bir başlangıç için fırsat sunuyor. Her döngünün sonu bir başka döngünün başlangıcı, umut için bir nedendir diyor. Ünlü Rus astrolog Tatiana Borsch 2021 yılının Kova çağının başlangıcı olduğunu söylüyor. Bu çağın mottosunu ise 'eşitlik, kardeşlik ve herkes için mutluluk' olarak açıklıyor. Önümüzdeki yıl bir doğuma şahit olacağımızı söyleyen Borsch, Her doğum zorludur ama sonuçları harika bir gelecek olarak karşımıza çıkacak diyor. Gezegenlerin geri hareketleri sırasında içinde bulunduğunuz durumu değerlendirmek, geçmiş hataları düzeltmek gerekiyor. Tutulmalar beraberinde güçlü ve büyük değişimler getiriyor. Bazen istediğiniz bir kapıyı açıyor bazen de sizi engelleyen, artık eskimiş, yıpranmış kişileri, olayları hayatınızdan çıkarıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/koltuk-seyyahlari-icin-yeni-rotalar/", "text": "Her fırsatta yeni yerler keşfetmeye çıkanlar için pandemi süreci oldukça çok zorlu geçti. Hala da pek çok seyahat tutkunu yolculuk yapmak konusunda tereddütlü... Siz de risk almak istemeyen milyonlarca 'koltuk seyyahı'ndan biriyseniz, güvenle gezebileceğiniz dijital rotaları listeledik. Uluslararası danışmanlık şirketi KPMG'nin anketine göre hala dünyada beş kişiden üçü seyahat etmek konusunda kendini hazır hissetmiyor. 12 ülkeden 70 bin kişinin yanıtladığı anket 'koltuk seyahatlerinin' popülerliğini koruyacağını gösteriyor. Nitekim pek çok ülkenin sınırları hala kapalı, seyahat koşullarını esnetenler de karantina ya da test şartı koşuyor. Tabii bu durum gerçek bir seyahat tutkununu kolay kolay yıldıramaz. İnteraktif geziler, sanal deneyimler, dijital turlarla istediğimiz anda dünyanın istediğimiz yerine gidebiliriz. İster sanat ister korku ister ekstrem spor tutkunu olun, bu listede mutlaka kendinize göre bir tur bulacaksınız. Google Earth üzerinden sokak görünümüyle Aruba'dan Hong Kong'a, oradan hop Kadıköy'e saniyeler içinde ulaşabilirsiniz. Ayrıca ülkelerin turizm ofislerinin hazırladığı 360 derece turlarla Çin Seddi'nde yürümek; Stonehenge'de günbatımını, Alaska'da kuzey ışıklarını izlemek; Marlon Brando'nun Fransız Polinezyası'ndaki adası Tetiaroa'yı görmek mümkün... Türkiye'yi de webcam'ler üzerinden gezebilirsiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 'İstanbul'u seyret' sitesinde olduğu gibi pek çok belediye şehir kameralarının görüntülerini paylaşıyor. WindowSnap'se dünyanın bir köşesindeki pencereden şehri izlemenize imkan tanıyor. Tatilde şehir şehir, sokak sokak dünyayı gezmeyi değil de, otelinde sakince günün keyfini çıkarmayı isteyenler için de seçenekler var: Şeflerden yemek atölyeleri, kokteyl tarifleri, canlı yoga sınıfları, otel turları... Örneğin Ocho Rios'taki Jamaika Inn Hotel, yemek, yoga, canlı müzik yayınları yapıyor. Meksika'daki Chable Hotels ise sağlık merkezindeki dersleri canlı yayınlıyor. Daha kişiselleştirilmiş bir deneyim arıyorsanız, 20 yıllık turizmci Tracy Turberfield kameralar aracılığıyla sizi Karayipler'de bir limandan kalkan tekneye bindiriyor, bu gezi sırasında yerel yemeklerin yapılışını, Antigua'da günbatımını izlemenizi sağlıyor. En ünlü gemi batıklarından biri olan Titanic'e tüple dalmak mı istersiniz yoksa Amsterdam'ı bisikletle boydan boya kat etmek mi? Online turlar sadece kültür değil heyecan arayanları da mutlu ediyor. Üstelik eğitim almanıza ya da tehlikeye atılmanıza gerek yok. YouTube'da gemi batıklarının içini, Google Street View'le Büyük Kanyon'daki yürüyüş parkurlarını, Google Maps'le Everest'i keşfedebilirsiniz. Niagara Şelalesi'nin sesini dinlemek, Kenya'da safariye katılmak, okyanusta yunuslarla yüzmek, ulusal parkları dolaşmak hiç de zor değil. Japonya, Norveç, Peru, Karadağ, ABD ve İngiltere'yi sanal tren turuyla gezmek ayrı bir heyecan. Müzeler daha önce de sanal sergi yapıyordu ama pandemi başladığından bu yana pek çok müze iyice 'dijitalleşti'. Belki Paris'teki Louvre, Londra'daki British Museum, New York'taki Metropolitan Museum of Art gibi ünlü müzeleri gezme fırsatınız olmuştur. Olmadıysa, şimdi tam sırası... Google Art& Culture'da biraz gezinin. St. Petersburg'daki Erarta, Oslo'daki Munch Müzesi, Bangkok'taki MOCA'nın koridorlarında dolaşın. Ünlü sarayları ve şatoları da mutlaka görülecek yerler listenize almayı unutmayın. NASA'nın gerçekten inanılmaz sanal turları var. NASA'nın merkezini gezmek, bugüne kadar yapılmış en güçlü uzay teleskobu olan James Webb Uzay Teleskobu'nu deneyimlemek, laboratuvarda dolaşmak serbest. Ayrıca NASA'nın sanal stratosfer turu, ayı turlamanız için Apollo13'ten çekilen ultra HD görüntülerle hazırladığı filmi, Google Art & Culture'daki Uluslararası Uzay İstasyonu'nun içini gösteren 360 derece görüntüler ve Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan dünyayı izlemek çok etkileyici, tavsiye ederiz. Bana evden dünyayı gezmek yetmez diyorsanız, bakın havayolu şirketleri ne tür hizmetler sunuyor... Avusturalya'nın en büyük havayolu şirketlerinden Qantas, Sydney'den kalkıp 7 saat sonra tekrar Sydney'e inen uçuşu duyurduğunda, 4.700 ile 22.700 lira bandında satılan biletler 10 dakika içinde tükendi. Japonya'da First Airlines New York, Roma, Paris gibi istikametlere 'sanal gerçeklik uçuşları' düzenliyor: Bir uçağın içine biniyor, uçak yemeğinizi yiyor ve görmek istediğiniz şehri 'gökyüzünden' izliyorsunuz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/ozlediklerimiz-pek-yakinda/", "text": "Soğuk havalarda, battaniye altına girip, elinizde çayınızla 'sonraki bölüm' diye diye dizileri bir günde bitirenlerden misiniz? O zaman şimdiden 2021 dizi listenizi yapmaya başlamış olmalısınız. 2020'de pek çok dizi çekimi askıya alınınca yaşadığınız hayal kırıklığını bir kenara bırakın; hasretle andığımız bazı diziler 2021'de ekranlara geri dönüyor. Ekranlara tekrar dönecek bir dizi de ABD'de 1993'te yayımlanmaya başlayan ve 100'ün üzerinde ülkede gösterilen 'Texas Ranger: Walker'. Türkiye'de 'Teksas Polisi' ismiyle bilinen dizinin başrolünde Çavuş Cordell Walker'ı canlandıran Chuck Norris yer alıyordu. Walker ve ortağı Jimmy Trivette Teksas'ta suçla savaşırken, milyonlar da ekran başına kitleniyordu. 2001'de ekranlara veda eden diziden uyarlanan televizyon filmi de 2005 yılında sevenleriyle buluştu. Yeniden çekimlerine başlanacak dizide Cordell Walker karakterini bu kez 'Supernatural'dan tanıdığımız Jared Padalecki'nin canlandıracağı ve dizinin ismininse 'Walker' olacağı konuşuluyor. İki çocuk babası ve eşini kaybetmiş Walker iki yıl gizli görevde kaldıktan sonra memleketi olan Austin'e geri dönüp çocuklarıyla bağ kurmaya ve suçla savaşmaya çalışacak. Bu arada Jared Padalecki'nin merhum eşi Emily Walker'ı da gerçek hayattaki eşi Genevieve Paladecki canlandıracak. TRT'de yayımlandığında gençyaşlı herkesi ekran başına toplayan efsane dizi 'Kung-Fu', 50 sene sonra tekrar motor diyecek. Genç neslin Kill Bill serisinden tanıdığı merhum David Carradine'in başrolünde yer aldığı dizi yayımlandığı 1972- 1975 yılları arasında dünyanın pek çok yerinde izlenme rekorları kırdı. Eski Batı'yı gezen ve kardeşini arayan Shaolin keşişinin maceralarını izlediğimiz dizi, dövüş sahneleri kadar baş karakter Kwai Chang Caine'in kör hocasıyla arasındaki usta-çekirge ilişkisiyle de ilgi çekiyordu. Dizinin bitmesi pek çok hayranını üzünce devamında 1986'da 'Kung Fu' filmi ve 1987'de 'Kung Fu: Yeni Nesil' filmleri çekildi. 1993-1997 yılları arasında 'Kung Fu: Efsane Devam Ediyor' adıyla tekrar çekilen dizide bu sefer Caine'in kendiyle aynı adı taşıyan torununun maceralarını izlemiştik. 2021'de ekranlarda tekrar yer alması beklenen 'Kung Fu'da bu sefer ana karakter olarak bir kadın göreceğiz. Okulu bırakıp babasından miras kalan kung fu salonunu işleten Çin asıllı Amerikalı genç kadın, Chinatown'daki suç ve yolsuzluklarla dövüş sanatlarındaki yeteneğini kullanarak savaşacak. 2007-2012 yılları arasında yayımlanan gençlik dizisi 'Gossip Girl' hayatımıza pek çok yeni oyuncuyu soktu. Başrollerdeki Blake Lively, Leighton Meester, Penn Badgley ve Chace Crawford bir anda tüm dünyada hayran kitlesine sahip oldu. Entrikalarıyla şaşırtan, her bölümü merakla beklenen dizi ayrıca karakterlerin tarzları, kıyafetleri, aksesuarları ve saç stilleriyle tam bir trendsetter haline gelmişti. Orijinal serinin sona ermesinden sekiz yıl sonra tüm gizemi ve heyecanıyla 'Gossip Girl' ekranlara dönecek. Manhattan'daki özel okulda yepyeni öğrencilerle yoluna devam edecek dizi, önceki dizideki karakterlerin de var olduğu bir dünyada geçecek ve zaman zaman onlara gönderme yapacak. Önceki hikayenin devamı niteliğinde olsa da bu serinin pek çok açıdan daha çeşitli karakterlere sahip olacağı söyleniyor. Dizinin hayranları, bize diziyi sevdiren karakterlerin arada bir hikayelerde yer almasını bekliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/sosyal-medyamizla-odule-layik-gorulduk/", "text": "Social Media Awards Turkey 2020 ödülleri ekim ayında sahiplerini buldu. İnşaat Firmaları kategorisinde Ant Yapı olarak bronz ödülün sahibi olduk. BoomSonar-Marketing Türkiye iş birliği ve Deloitte uzmanlığıyla düzenlenen, ülkemizin en kapsamlı sosyal medya yarışması Social Media Awards Turkey 2020'nin kazananları geçtiğimiz ekim ayında açıklandı. Ant Yapı olarak, SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri kapsamında, inşaat şirketleri kategorisinde bronz ödülün sahibi olduk. SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri, tüm sektörlerden markaların yıl boyunca sosyal medya performanslarını tamamen tarafsız ve veriye dayalı olarak hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka endeksi sonuçlarına göre değerlendiriyor. Ödüller, 21 Ekim'de canlı yayımlanan bir törende açıklandı. Pandemi döneminin kurallarına uygun bir kutlama gerçekleştirildi. Social Media Awards Turkey, sosyal medya sektörünün liderlerinin bir araya geldiği Türkiye'nin en önemli sosyal medya ödülleri. Sosyal medyaya damgasını vuran marka, ajans, proje ve kişilerin ödüllendirildiği yarışmada, başarı hem rakamsal verilere hem de sektör önderlerinin fikirlerine göre değerlendiriliyor. Yarışmada Veri Analitiği Ödülleri'nin yanı sıra Jüri Ödülleri ve Grand Prix ana kategorileri de var. Jüri Ödülleri'nde marka ve ajansların yarışmaya katıldığı tüm projeler sosyal medya sektörü profesyonelleri, ajanslar ve fikir önderlerinden oluşan jüri görüşlerine göre analitik veriler ışığında değerlendiriliyor. Grand Prix ödülleri ise SocialBrands sosyal medya marka endeksi verilerine göre sosyal medyada son bir yılda en yüksek performans gösteren markalara ait iletişim stratejilerinin jüri tarafından değerlendirilmesine göre veriliyor. Jüriyi ise iletişim, reklam, pazarlama gibi alanların duayenleri oluşturuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/tolmacevo-havalimani-insaatina-start-verdik/", "text": "Sibirya Bölgesi'nin en büyük şehri Novosibirsk'teki Uluslararası Tolmaçevo Havaalanı'nın yeni terminal binası çalışmalarına başladık. Projeyi 2022 yılında tamamlayacağız. Rusya'nın üçüncü büyük şehri olan Novosibirsk, Sibirya bölgesinin de merkezi kabul ediliyor. Bu şehirdeki Tolmaçevo Havaalanı ise yıllık 7 milyon 500 bin yolcu kapasitesi ve uluslararası bir aktarma merkezi olma özelliğiyle bölgede büyük öneme sahip. Uluslararası Tolmaçevo Havaalanı'nda 230 milyon dolar bedelle hayata geçireceğimiz proje, mevcut terminal binası ve yeni terminal inşaatını da kapsayacak şekilde toplamda 56 bin metrekare kapalı alandan oluşuyor. Ekim ayında inşaatına başladığımız projenin teslim tarihi ise 2022 olacak. Tolmaçevo, Rusya'da hayata geçirdiğimiz ilk havalimanı projesi değil. Rusya'nın ikinci büyük havalimanı olan ve Moskova hava trafiğinin yüzde 35'ini karşılayan Domodedovo Uluslararası Havalimanı'nın ikinci terminal binasının inşaatını da 2018 yılında tamamlamıştık. Bugün Rusya'da Avrupa'nın en yüksek binası unvanına sahip olan OKO Towers, Soçi Olimpiyat Köyü, Domodedovo Havaalanı Terminal 2 Binası, IQ Quarter Moskova City Terminal Binası, Action 44 Otel, Capital Towers, Yasniy Yaşam Kompleksi ve Zolotoy Ostrov Çok Fonksiyonlu Yaşam Kompleksi olmak üzere birçok önemli projede Ant Yapı imzası bulunuyor. Ant Yapı'nın Rusya'ya yatırım yapan şirketlerin başında geldiğini söyleyen Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay Rusya'da genel müteahhitlik hizmetlerimizin yanı sıra yatırım faaliyetlerimize de hız kesmeden devam ediyoruz. Şu anda Rusya'da devam eden ve bir kısmı da tamamlanmak üzere olan 20'nin üzerinde projemiz bulunuyor. Türkiye'de hayata geçirdiğimiz yatırımlarımızın yanında yurtdışında da Rusya, Amerika ve İngiltere'de yoğun olarak çalışıyor, yeni pazar arayışlarımıza da devam ediyoruz. Uluslararası alanda en çok iş yapan 100 müteahhitten biri olarak Rusya, İngiltere ve ABD'nin de dahil olduğu birçok ülkede konut, otel, okul, olimpiyat evi, ofis, alışveriş, kültür, eğlence veya spor merkezi gibi çok çeşitli yapılar inşa ederek bugüne kadar toplam 10 milyon metrekare alana sahip projeyi gerçekleştirmiş olduk diye konuşuyor. 1991'de kurulan Ant Yapı'nın projelerini ve taahhütlerini başarıyla gerçekleştirilmesinin ardında yatan nedeni 'pozitif düşünce içeren yaklaşımı, profesyonel ekibi, modern teknoloji ve yeniliklerin takibine verdiği önemle' açıklayan Mehmet Okay, Yurtdışında IQ'su yüksek taahhüt ağırlıklı işleri, yurtiçindeyse IQ ve EQ'su yüksek yatırım projeleriyle, iş ortağı olarak gördüğümüz Ant Yapı dostlarının ihtiyaçları doğrultusunda, en uygun çözümleri üreterek hizmet vermeye devam ediyoruz diyerek sözlerini noktalıyor. ÖNEMİ: Rusya'nın 3'üncü büyük şehri olan Novosibirsk, Sibirya bölgesinin de merkezi. Buradaki uluslararası havaalanı bir aktarma merkezi olma özelliği sebebiyle büyük öneme sahip. - Domodedovo Havalimanı, Terminal 2 Binası - IQ Quarter Moskova City, Terminal Binası - Okko Towers - Soçi Olimpiyat Köyü - Action 44, Otel ve Ofis Projesi - Capital Towers - Yasniy, Yaşam Kompleksi - Zolotoy Ostrov, Çok Fonksiyonlu Yaşam Kompleksi"} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/turk-popunun-unlu-isminden-ruha-dokunan-vokal-egitimi/", "text": "'Vurur', 'Eyvallah', 'Zehir Ettin', 'Eller Ağlatır' ve daha nice hafızalara kazınan şarkının sahibi Deniz Arcak, 90'ların en ünlü popçuları arasındaydı. Ancak onun gönlünde yatan aslan öğretmenlikti... Marmara Üniversitesi'nde müzik öğretmenliği bölümünü yarım bırakmıştı gençliğinde. Yıllar sonra bir konsere giderken karşılaştığı okuldan bir hocası ona genel bir af çıktığını söyleyince, 41 yaşında okula döndü. Ersoy diye bir arkadaşım vardı, o da ayrılmıştı okuldan. Ona dedim 'Ben çekinirim tek başıma, beraber gidelim mi?' diye. Döndük okula ve bayağı bir asıldık. Örnek öğrenciler olarak da mezun olduk diye anlatıyor o dönemi. O sıralarda bir de boğazında nodül çıkmış sanatçının. 'Türkiye'nin en önemli foniatri uzmanlarından biri' dediği Güzin Gürel'den ses terapisi alarak, ameliyata gerek kalmadan iyileşmiş nodülü: Türkçe'nin harf yapısı çok köşeli. Öylece sesim hasta oldu, ses çıkaramaz hale geldim. Uzun süre terapi aldım, 2 buçuk yıl çalıştık Güzin Hanım'la. Sonra albümler, konserler, televizyon ve tiyatro çalışmaları devam etmiş. Sekiz yıl kadar önce de Fransa'da, La Scala Operası'na sanatçı yetiştiren Jean Pier Bilive diye bir üstadın atölyesine katılmış. Ondan, şarkı söylerken bütün vücudu kullanmaya dair acayip tüyolar aldım. Zaten her bir yolculukta bu işin aslında bir bahri umman olduğunu fark ediyorsun. Bir işte uzmanlaşmak istiyorsan eğer, mümkün olmadığını da görüyorsun. Çok geniş, çok kapsamlı ve çok zevkli bir iş bu diyor. Deniz Arcak Atölyehane'nin öğrencileri tam tekmil bir vokal dersi alıyor ve kendi şarkılarını hazırlıyorlar. Sesini, nefesini nasıl doğru kullanacaklarını öğreniyorlar. Bir yandan Arcak'la birlikte kendi şarkılarını yazıyorlar. Sonra Deniz Hanım bu sözleri, öğrencisinin ruhuna ve tarzına uygun olarak besteliyor. Sonunda da bunlar Atölyehane Şarkıları başlıklı albümde yer alıyor. Bugüne kadar iki albüm çıkmış. Yakında üçüncü albüm de çıkacak. Bu eğitime katılanların çoğu, çocukluğundan beri şarkı söylemek en büyük hayali olan ancak üniversite, hayat koşturmacası derken buna fırsat bulamamış insanlar. Öğrenciler bu eğitimi hem kişisel gelişim hem de kendi potansiyelini gerçekleştirmenin mutluluğu olarak tanımlıyor. İçlerinden bazıları, Artık güzel şarkı söylemek bile yetmiyor bana. Kendimi sahnede, insanlara şarkı söylerken hayal etmeye başladım diyor. Kendinize ya da sevdiğinize mutluluk verecek bir yılbaşı hediyesi olarak Deniz Arcak'tan vokal eğitimi alabilirsiniz. Ya da sevgiliniz için yazdığınız ve Deniz Arcak'ın bestelediği şarkıya bir klip çekerek, aşkınızı ölümsüzleştirebilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq94/yeni-yilla-evinizin-havasini-da-degistirin/", "text": "Evlerde mavi tonlarının huzuru bu yıl da devam ediyor. 2021'in rengi 'AI Aqua' olsa da 2020'nin popüler koyu mavi tonlarını mobilyalarda ve dekorasyon ürünlerinde görmeye devam edeceğiz. Pantone'nin kısa süre önce açıkladığı yılın rengi AI Aqua, evlerde pozitif bir enerji yaratıyor. Aynı zamanda sportif ve modern bir görünüm de sağlıyor. Aqua özellikle koyu kraliyet mavisi, modernliği simgeleyen gri ve eve aydınlık getiren doğal tonlarla kombinleniyor. Daha neşeli bir stil için ise açık mercan, pembe, kırmızı, sarı, turuncu gibi sıcak renklerle birlikte de kullanılıyor. Evi tamamen yenilemek gibi planınız olmasa bile, aqua bir koltuk şalı, yatak örtüsü ya da yastıkla evin tüm havasını değiştirebilirsiniz. Eğer el beceriniz varsa sandalyeleri, çerçeveleri, vazoları mavi tonlarına boyayabilirsiniz. Böylece eve kapandığımız bu süreçte hem bir meşgale edinir hem de evinize okyanusun temiz ve ferah enerjisini getirebilirsiniz. Evlerde geçirdiğimiz zamanın artmasıyla, evde keyif yapmak konusunda yeni yollar bulmamız gerekti. Mutfaklar evin baş kahramanı, banyolar SPA merkezi haline geliyor. Bizim kültürümüz mutfakta zaman geçirmeye çok uzak değil ama dünyada da mutfağı bir yaşam alanı haline getirme alışkanlıkları artıyor. Örneğin mutfağınızın bir köşesini kahve istasyonu gibi düzenleyebilirsiniz. Banyolarsa daha uzun keyif yapmayı, yenilenmeyi sağlayacak şekilde dekore ediliyor. Pek çok evde belirli bir alan geçici olarak hobi için kullanılıyor, ancak misafir gelince bunlar kaldırılıyordu. Artık nasıl kütüphane salonun bir parçasıyla hobi alanlarımız da salonumuzun, oturma odamızın, balkonumuzun bir parçası olarak düşünülüp tasarlanıyor. Keza ofis alanlarınız da artık ev düzeninin bir parçası... Geniş, ferah, aydınlık bir mekan hissi için balkonlar eve daha çok dahil oluyor. Bahçe, balkon ve teraslar gibi açık alanlar 12 ay kullanılacak şekilde dekore ediliyor. Enerji tasarrufunu maksimize eden lambalar, geri dönüştürülmüş veya biyoplastik malzemelerden üretilen mobilyalar, organik duvar kağıtları ve döşemelik kumaşlar daha çok hayatımızda olacak. Son yıllarda sağlık açısından pek çok ebeveyn dikkat ediyordu ama bebek ve çocuk odalarında organik malzeme kullanımı artıyor, ayrıca odalar cinsiyetsiz bir görünümle tasarlanıyor. Duvar bahçeleri, kayalar, çakıllar, kütükler... Doğal ve organik materyaller dekorasyonun temel parçaları haline geliyor. Ekoloji dostu davranışlar, bilinçli tüketim de alışkanlığımız haline geliyor... Artık geri dönüşüm için tasarlanan çoklu çöp kovalarını bulmak çok kolay. Sadece mutfak çöpleri açısından değil, evde kullanmadığınız malzemeleri atıp yenilerini almak yerine dönüştürmek ya da ikinci el eşya tercih etmek de yükselen bir trend. Doğaya dönüş elbette evin her köşesinin bitkilerle, çiçeklerle dolmasını sağlayacak. Alerjiniz varsa kurutulmuş çiçeklerle de benzer bir ambiyans yaratabilirsiniz. Uzun süre evde hareketsiz kalmak, fiziksel ve ruhsal sağlığınızı negatif etkileyebilir. Bunun önüne geçmek için YouTube'dan envaiçeşit videosunu bulabileceğiniz yoga, pilates, aerobik gibi hoşunuza giden bir sporu yapabilirsiniz. Sadece meditasyon için bile ücretli ya da ücretsiz pek çok kanal var. Hiçbir şey yapamadığınız günlerde sadece nefes çalışmaları yaparak bile kendinizi iyi hissedeceksiniz. Örneğin; günde birkaç kez 10'ar defa diyafram nefesi alın. Yani önce karnınızı sonra göğsünüzü şişirerek derin bir nefes alın ve yavaşça bırakın. Gülmenin insan sağlığına çok faydalı olduğunu biliyor muydunuz? Bu açıdan sizi inanılmaz sağlıklı kılacak pek çok YouTube programı var! Mücbir Sebepler, Konuşanlar, Mesüt Süre ile İlişki Testi, Aşırı Ünlülerle Kısa Görüşmeler, İbrahim Selim ile Bu Gece bunlardan bazıları. Hepsi kahkaha garantili. Yemek yapmak hem bir çeşit terapi hem de sağlıklı beslenmenin en iyi yolu. Sevdiklerinizin yemeklerinizi yerken duyduğu mutluluğu izlemek de ayrı bir keyif. Arda Türkmen, İdil Yazar, Bengi Kurtcebe, Şemsa Denizsel ve daha nice başarılı şef size videolarıyla yol gösterecektir. Gündelik hayatın koşturmacasından vakit bulamadığınız pek çok bakım kürünü uygulamanın ve güzelleşmenin tam zamanı. Saçınıza, yüzünüze, vücudunuza, ayaklarınıza ya da tırnaklarınıza özel pek çok doğal bakım tarifini internette arama motoruna yazarak kolayca bulabilirsiniz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/30-yilda-10-milyon-metrekareyi-karinca-gibi-islemek/", "text": "1991 yılında dört genç arkadaş kurumsal hayattan ayrılıp kendi vizyonları doğrultusunda yepyeni bir şirket kurmaya karar verdiklerinde kendilerine bir söz verdiler... Çok çalışacaklar, çok iyi işler üretecekler, çok başarılı olacaklardı... Andımızın 'Türküm, Doğruyum, Çalışkanım' sözlerinden esinlenerek, çok çalışmanın simgesi karıncanın İngilizce karşılığı da olan 'ant' kelimesini şirketlerinin ismi olarak seçtiler... Nitekim Ant Yapı, 30 yıllık hikayesinde hep karınca gibi çalışmanın yanında andına da sadık kaldı... Bugün 7 farklı ülkede 10 milyon metrekare inşaata imza atan Ant Yapı, dünyanın en büyük müteahhitlik firmalarından birinin temellerini bu fikir etrafında atmış oldu. Kurulduğu yıllardan bu yana uluslararası projeler hayata geçiren Ant Yapı, ilk olarak 1991'de Rusya pazarına girdi. Ülkenin en prestijli projelerini hayata geçiren şirketimiz, Avrupa'nın en yüksek binası unvanını alan Moskova'daki OKO Towers'ı, Soçi'de Olimpiyat Köyü, Domodedovo Havaalanı Terminal 2 ve Alışveriş Merkezi, IQ Quarter Moscow City Merkez Terminali, Zaha Hadid'in mimari projesini çizdiği Capital Hill Residence'ın yanı sıra birçok konut ve ofise de imza attı. Rusya'da inşası devam eden 18 projemiz arasında Bvlgari Hotels & Resorts Luxury Hotel kompleksi, Capital Towers, Action 44 otel-ofis projesi, Uluslararası Tolmaçevo Havaalanı gibi önemli projeler yer alıyor. 2022'de teslimi planlanan Poklonnaya 9 ise Ant Yapı'nın, şimdiden Uluslararası Mükemmellik Ödülü'yle onurlandırılan en yeni lüks konut projesi. 32 katlı konut alanı yüksek tasarım ve konfor standartlarıyla şehirdeki diğer rakiplerinin önüne geçiyor. En önem verdiğimiz pazarlardan bir diğeri de İngiltere... Gayrimenkul pazarının en önemli başkentlerinden biri olan ve dünyanın dört bir yanından yatırımcıların ilgisini çeken Londra'da hem müteahhit hem geliştirici olarak yerimizi almak için iki yıl önce kendi ofisimizi açtık. İngiltere'nin titiz koruma yasalarına uymak, çalışanlarımızın yeni bir ülkeye uyumunu sağlamak zor olsa da bu ülkedeki çalışmalarımızı başarıyla gerçekleştirdik. Geçen yıllarda 20-22 Eaton Place konut projesi, Belgravia Gate, Kral Edward dönemine ait Harcourt House projesini tamamladık. Apex House projesinin yapımı ise devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Londra'daki altıncı projemiz olan Park Modern'in sözleşmesini imzaladık. 100 milyon sterlin bedelli Park Modern, geçen yıl Londra'da imzalanan en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olarak da dikkat çekti. Kısa süre önce adım attığımız ABD pazarındaysa hızlı ve emin adımlarla yürüyoruz. Batı'ya yöneliş stratejimiz kapsamında Miami ve New York şehirlerinde yeni projeler için de harekete geçtik. New York'un sembollerinden biri olan, 'Manhattan'ın tacı' olarak nitelenen The Crown Building'in restorasyonunun ana yükleniciliğini üstlendik, binayı otel ve rezidansa dönüştürüyoruz. İnşaat yatırım bedeli 300 milyon dolar civarında olan The Crown Building sözleşme kapsamında 29 ay içinde tamamlanarak teslim edilecek. Florida'da Missoni Baia projesinin çalışmaları sürerken, New York'ta ve Miami'de yeni konut projeleri için görüşmeler sürüyor. Yurt dışında heyecan verici projeleri başarıyla hayata geçiren Ant Yapı, Türkiye'de de öncü çalışmalarla adından söz ettiriyor. Antasya Residence, Anthill Residence, Antplato, Antteras, Antwell, Anthaven... Sağlıklı yaşamı temel alan Antwell Life Care Residence Türkiye için bir ilk. Bodrum'un en güzel koylarından Aspat'ta konumlanan Anthaven, konforlu ve huzurlu konutları, Radisson Grubu iş birliğiyle hayata geçirilecek premium oteli, kasaba meydanındaki kafe, butik, spa, market ve restoranlarıyla özel bir yaşam alanı... Tabii ki bu özel yapılar Ant Yapı dostlarıyla güzelleşiyor, kulaktan kulağa yayılıyor... Satışı yapılan her projenin en önemli özelliği ise satın alan kişiyle yönetimin bizzat tanışıyor olması. Kimseye eli sıkılmadan, bir çift söz söylenmeden anahtarı teslim edilmiyor. 30 yıldır her Ant Yapı dostu anahtarını arada temsilci olmadan bizzat Mehmet Okay'ın elinden alıyor. Mehmet Okay Ant Yapı'nın 2021 hedeflerini Yurt dışında hedeflerimizi her yıl yüzde 10 artırarak devam ediyoruz. Bodrum'da 200, İstanbul'da 300 olmak üzere toplam 500 konutu hayata geçirmeyi planlıyoruz sözleriyle açıklıyor. Ant Yapı'nın her zaman iddiasını koruyacağını söyleyen başkanımız Biz EQ'su yüksek binalar inşa ediyoruz. Ama daha da önemlisi 'ev alma, komşu al' felsefemiz. Çünkü biz dostlukların nesilden nesle aktarıldığı bir dünya hayal ediyoruz. Gelecek için sürdürülebilirlik en önemli konu. Bunu başarmak için çalışıyoruz. diyor. Hayata geçirdiği inşaatların toplamı 10 milyon metrekareye ulaşan Ant Yapı, Türkiye'nin ve dünyanın en büyük 100 inşaat firması arasında... Bu başarının altında kusursuz bir takım çalışması, saygı ve dostluk yatıyor. Çok ortaklı bir yapı olmasına rağmen 30 yıldır uyum içinde çalışan kurumun sırrını ortaklarımızdan Kadir Tokman yine dergimizin ilk sayılarında söylediği ve bugün güncelliğini koruyan şu sözlerle açıklıyor: Ortaklar arası uyumumuz birbirimizi tanımamızdan kaynaklanıyor. Saygımızı asla elden bırakmayız. Ortaklarımızdan Hasan Yılmaz da Dostluk olmazsa beraberlik de olmaz diye düşünüyorum. Yönetim kurulunun farklı görüşleri olması, yaptığımız işte en iyi seviyeyi, en yüksek kaliteyi yakalamamızı sağlıyor. Ama en temelde biz kendi oturduğumuz evde ne olmasını istiyorsak onu yapıyoruz ve bu anlayışta hemfikiriz. Bu samimiyetimiz de paydaşlarımızın bize güven duymasını sağlıyor diyor. Bugün Ant Yapı'nın elde ettiği tüm başarıların temelinde çalışanların emeği, gücü ve enerjisinin yattığını söyleyen Kadir Tokman da Bizim üzerimizden istihdam edilen ne kadar çok işçi varsa beni o kadar mutlu ediyor. Yani önceliğimiz her zaman çalışan memnuniyeti ve taahhüt ettiğimiz zamanda işi teslim etmek yani müşteri memnuniyeti. Bunları sağlayarak uzun yıllar çok daha başarılı işlere imza atacağız diye konuşuyor. Bugün dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhit firması içinde yer alan Ant Yapı, 30 yılda global bir firma, Türkiye'de ve Rusya'da adı kaliteyle birlikte anılır bir marka haline geldi. Ben de kuruluşundan bu yana Ant Yapı ile birlikteydim. Daha önce başka bir firmada çalışıyordum, o firma Adapazarı'na taşınacaktı. Ant Yapı'dan teklif geldiğinde düşünmeden kabul ettim. İyi ki burada işe başlamışım, bu geçen sürede acılarıyla sevinçleriyle dolu dolu bir çalışma hayatım oldu. Kendimle birlikte Ant Yapı'da da değişimi çok hızlı bir şekilde yaşadık. Zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile değilim. O dönemlerde yaptığımız işlerin finansal yapısıyla şu anda üstlendiğimiz işlerin arasında inanılmaz bir gelişim yaşandı. Eskiden sadece Rusya ve Türkiye'de iş yaparken artık ABD, İngiltere, Türkmenistan gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Öte yandan kuruluş amacımızdaki kalite, müşteriye karşı sorumluluk ve müşteri memnuniyeti anlayışını da gün geçtikçe arttırıyoruz. İyi bir yönetim anlayışı ve ekibin özverili çalışmalarıyla sağlam, güvenlikli, teknolojik yapıları kaliteden ödün vermeden inşa ediyoruz. Amatör ruhumuzu kaybetmeden profesyonel bir yaklaşımla çalışıyoruz. Elbette tüm ekip üyelerinin bu ailenin bir parçası olarak hissetmesi de bu başarının arkasındaki önemli etkenlerden biri. Kuruluşundan bu yana Ant Yapı'da çalışıyorum. Geçen süreçte daha bilinçli, programlı hamleler hayata geçirdik. İşçi Sağlığı ve Güvenliği konusunda yatırım ve hamleler yaptık. Proje ve teklif çalışma süreçlerini, imalatların en iyi şekilde yapılabilmesi için takip ve kontrol mekanizmalarını, malzeme ve uygulamacı seçimini geliştirdik. Teslim sonrası destek birimini olgunlaştırdık. Gelişen iş hacmiyle çalışan sayımız da arttı. Çalışanların sürekliliğinin sağlanabilmesi için maksimum gayret sarf ettik. Bunların yapılmasında şirket ortaklarının vizyoner bakışlarının katkısı yadsınamaz. Ant Yapı ailesi çalışanı, tedarikçisi, taşeronu, işvereni, müşterisiyle bir bütündür. Yeni gelenler dahi hemen kendini ailenin bir parçası olarak hisseder. İşe yeni başlayanla 10 yıllık çalışan arasında eski yeni ayrımı hiçbir kademede yoktur, burada liyakat esastır. Bu da ailemizin her bir üyesinin, Ant Yapı'nın ilerlemesinde olumlu ve yapıcı bir katkı sağlamasına neden olur. Bu nedenle dürüst, çalışkan, kaliteli, rekabetçi ve paylaşımcı kimliğiyle Ant Yapı paydaşlarıyla el ele ilerlemesini sürdürecektir. Çetin bir sektör olan inşaat alanında kesintisiz yükselişimizin sırrı işte bu topluluğun sinerjisidir. Kuruluşundan bu yana Ant Yapı ailesinin üyesiyim. O yıllar daha dün gibi hatırımda... Hayata yeni atılacak idealist bir genç olarak 'Aidiyet duygusunun üst düzeyde olduğu bir şirketle beraber büyümek ne güzel olurdu' diye düşünüyordum. Gerçekten de bu bana nasip oldu ve bu günlere geldik. Geçen 28 senede hep emek, hep çok çalışmak var. Geriye dönüp baktığımda kendimi hep çok şanslı hissederim. İş hayatındaki en büyük şansım 1993 senesinde doğru yerde doğru insanlarla yola çıkmış olmaktır. Ant Yapı'da ve bizlerde ilk günkü heyecan hiç azalmadı. İşini doğru yapmak, doğrudan ayrılmamak hep önceliğimiz oldu. Geçen süre zarfında konjonktür defalarca değişmiş olmasına rağmen ne pahasına olursa olsun çalışmak, üretmek, güvenilir olmak Ant Yapı ailesinin gurur duyduğum en belirgin özelliği olmuştur. Beraber yaşanmış bunca sene ve bunca tecrübe insana haliyle gurur veriyor. Geçen süreçte hep hedeflerimiz oldu ve ne mutlu ki hedeflere birer birer ulaştık. Mesleki anlamda dünyanın herhangi bir yerinde yapamayacağımız, beceremeyeceğimiz hiçbir iş yok. Bu bilgi, birikim ve hırs bugünden sonra da Ant Yapı'nın rakiplerine karşı avantajı olacak. Kuruluşundan bu yana Ant Yapı'da çalışıyorum. Tüm yönetim kurulu üyelerimizle daha önce çalışmıştım. Daha önce mesai yaptığım kişilerle çalıştığım için, burada işe başlamaktan çok mutlu olmuştum. Az ve öz kişiyle, sıcak bir aile ortamında bu yola çıktık. Yıllar geçtikçe ailemiz büyüdü ama aynı sıcaklıkla yola devam ediyoruz. Burası işini iyi yapan, sektörde yerini belli etmiş bir kurum. Kendini ispatlamış bir şirkette çalışmanın mutluluğu tarif edilemez. Ant Yapı uzman yönetim kadrosu öncülüğünde, çalışanlarıyla diyalog kurarak büyümüş bir şirkettir. Ruhumuzda iyi iş yapmak var. Şirketimizin hiç ödün vermeden bu kadar yıl varlığını korumuş olmasından büyük mutluluk duyuyorum. Başladığımız dönemde Ant Yapı küçük ama enerjik bir firmaydı. O zamanlar Rusya pazarının sunduğu bir potansiyel vardı. Biz tüm ekip kenetlenip, Kadir Bey'in öncülüğünde oluşturduğumuz bir çalışma düzeniyle ve geleceğe bakış vizyonuyla bugünlere geldik. Biz o zamanlar çok gençtik. Ancak Kadir Bey'in ileri görüşlülüğü, Rusya pazarını çok iyi analiz etmesi, hep ekibinin yanında olması sayesinde hep beraber şirketin büyümesine katkı sağladık. Şu anda dünyanın en büyük 80 inşaat firması arasında yer alıyoruz. Bu başarıya bir katkınızın olması çok mutluluk verici bir durum. Ant Yapı'nın ruhunda samimiyet vardır. Tüm ekiple samimi bir ilişki kurulması, her kademede herkesin işinin başında olması ve en iyisini ortaya koymaya çalışması bizi farklı kılıyor. İşine sadık, samimi, sorunlara hızla çözüm getiren biriyseniz burada işverenler size güvenir ve sizi bırakmazlar. Bu nedenle patron, proje müdürü, koordinatör, ofis görevlisi fark etmeksizin hepimiz birbirimize yürekten bağlıyız ve samimiyiz. Ant Yapı'nın 30 yılı benim hem iş hayatım hem de kişisel hayatım için çok şey ifade ediyor. Çünkü Ant Yapı'yla beraber biz de büyüdük. Hep birlikte çok çalıştık, emek verdik ve bugünlere geldik. Pandemide herkes pek çok şey kaybetti ama biz ayakta durduk. Çok daha güçlendiğimizi bile söyleyebilirim. Artık Moskova'da yap-sat da yapmaya başladık, bu da bizim şirketimize ayrı bir güç, ayrı bir perspektif kattı. Önümüzdeki yıllarda da işleri boş bırakmadan, sağlam adımlarla büyüyeceğiz. 23 yıl önce Ant Yapı ile çalışmaya Moskova'da başladım. Öncesinde 5 yıllık proje ofisi deneyimim vardı. Hem farklı bir alan olması hem de ilk defa yurt dışına çıkıyor olmaktan dolayı heyecanlıydım. Ant Yapı'nın enerjisini ve karşılıklı birbirimize katabileceklerimizi görmemle birlikte heyecanım motivasyona dönüştü ilk günden. Bir inşaat firmasının ruhu olur mu? Oluyormuş. Bence samimiyet ve sinerji bu ruhu tanımlayan en önemli unsurlar. Dile kolay 30 yıl; bir inşaat firması için çizgisini bozmadan devam etmesi adına büyük başarı. Bu sürenin büyük bir kısmında yer almış olmaktan mutluyum. Yola birlikte çıktığımız ve hala birlikte devam ettiğimiz çalışma arkadaşlarımız, yeni katılanlar, ayrılıklar, doğumlar, ölümler, acı tatlı anılar; gerçekten bir aile gibiyiz. Yeni başlayan her projeye ilk günkü heyecanımızla emek verebiliyorsak, enerjimizi diri tutan ve bizi besleyen bir şeyler var burada. Profesyonelliği elden bırakmadan, ilk günkü heyecanla ve amatör bir ruhla sarf edilen bu emek Ant Yapı'yı gurur duyulacak yerlere çıkardı. Uluslararası alanda, müteahhitlik anlamında zaten yeri belli ama bence önemli olan tüketicilerin yani Ant Yapı dostlarının gözündeki güven veren konumu. Bunu samimiyetine, gösterişten uzak profesyonel duruşuna, işinin arkasında oluşuna ve enerjisine borçlu. Bir de başta kurucu ortakları olmak üzere tüm kadrolardaki çalışanlarının özverili emeklerine... Asıl fark yaratan samimiyetle ve profesyonelce bu sinerjiyi yaratmış ve koruyabilmiş olması. İşe başladığım ilk günlerde Rusya'da iş yapma kararlılığı olan ve gelişmeye açık, iş geliştirip büyümeye çalışan bir firmaya geldiğimi hissetim. Geçen zaman içinde firma olarak büyük özveriyle ve amatör ruhla çalıştık. Dünyanın en iyi 100 inşaat firması arasında yer alan Ant Yapı'yı farklı kılan unsurları yönetim tarzımız, işe hakimiyet ve deneyimimiz, dayanışma ve ekip ruhumuz, bünyemizde uzun zaman çalışan elemanlarımız olması, yeni katılan elemanların da kaynaşıp uyum içinde çalışması olarak özetleyebiliriz. Gelişmeye ve değişmeye açık; sürdürülebilir başarı ve büyümeyi hedefleyen; azimli, kontrollü hırsı olan, özverili, çalışanlarının gönül bağı kurduğu ve kendilerini Ant Yapı ailesinin bir parçası olarak hissettikleri bir ortam burası. Öte yandan Ant Yapı sektörde, tüketicilerin ve çalışanlarının gözündeki imajını, itibarını her şeyden önce yarattığı güvene borçlu diyebiliriz. Sektörde Ant Yapı'nın imajı işini zamanında ve bazen zamanından önce bitiren, kaliteli iş yapan, olası sorunları diyalog ve karşılıklı uzlaşmayla çözebilen, kendini kanıtlamış, başarılı bir inşaat firması. Ayrıca Ant Yapı'nın iş yapabilme kabiliyetini etkin kullanmasının, çabuk karar verme-hızlı yerine getirme yani çeviklik özelliğinin de bu başarıya büyük katkı sağladığını düşünüyorum. 30'uncu yılda Ant Yapı, yılların özverili çalışmalarının ve emeklerinin başarıyla taçlandığı, her geçen gün kendini geliştirerek ve yenileyerek doğru yolda ilerleyen, geleceğe umutla bakan bir firma olduğumuzu ifade ediyor. Ant Yapı'da 21'inci yılım. O dönemden bu zamana tabii ki tecrübemiz daha da arttı. Bu tecrübeler içinde asıl önemli olduğunu gördüğüm; zamanla sayısı artan Ant Yapı dostlarıyla kurulan bağdır. Onların hayalleriyle Ant Yapı vizyon ve hayallerinin kesişmesi, bu hayalleri gerçeğe dönüştürürken duyduğumuz heyecan ve tutkunun paylaşılması gerçekten çok kıymetli. Nitekim bunun başarımızın ve motivasyonumuzun sürekliliğinde önemli bir etken olduğunu düşünüyorum. Ant Yapı kaliteyi ön planda tutan, yeniliklere açık, insan için mekandan ziyade yaşam ürettiğinin bilinciyle hareket eden bir şirket. Kullanıcı odaklı bir yaklaşıma sahip ve bu yaklaşım ilk günden bugüne hiç değişmedi. Dolayısıyla insan ve yaşam odaklı bakış açısı Ant Yapı'nın ruhunu oluşturuyor. Bu yaklaşıma paralel olarak çevre ve doğayla uyumlu ve hatta bütünleşmiş projeler gerçekleştirmeyi hedeflemek Ant Yapı'nın bugünkü imajını belirleyen önemli unsurlar. Uzun yıllar, her koşulda bu prensiplerden ödün vermeden, hep daha iyisini yapma çabası nedeniyle takdir görüyor ve Ant Yapı'ya tüm paydaşları güven duyuyor. Yıllarla birlikte Ant Yapı milyonlarca metrekare yapının yanı sıra kendini de inşa etti diyebilirim. Bu harcın içinde olmak benim için bir gurur kaynağı. Yurt dışındaki işler Ant Yapı'nın kapasitesine ışık tutarken, Türkiye'deki işleri ve imajı Ant Yapı'nın kalitesini gösteriyor. Ant Yapı'nın farkı ise işini iyi bilmesi ve çalışkan olması. İnşaat sektörünün en saygın yayınlarından Amerikan ENR dergisinin her yıl yayımladığı 'Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi' listesinde son 10 yıldır Ant Yapı sektör liderleri arasında yer alıyor. İlk 100 şirket arasına girmemizi, dünyanın pek çok yerinde kaliteden ödün vermeden, çağdaş, optimum maliyetli, zamanında ve eksiksiz teslim prensibimizle hayata geçirdiğimiz projelere borçluyuz. Ant Yapı olarak bu yıl 80'inci sırada yer aldığımız listede her geçen yıl daha yukarı tırmanmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Ant Yapı, 2000 yılında yeniden yapılanmasıyla Türkiye pazarına girişi ardından bugüne kadar farklı fonksiyonlarda birçok taahhüt ve yatırım projesini hayata geçirdi. EQ'su yüksek mekanlar üretir sloganıyla yola çıkan Ant Yapı, herkesin yaşamak istediği konutlara, herkesin çalışmak istediği ofislere ve otellere imza atıyor. 1991 yılından bu yana Rusya'da Moskova, St. Petersburg, Perm gibi pek çok şehirde konut, otel, ofis, hastane, okul, residence, iş merkezi, eğlence merkezi, kültür merkezi, alışveriş merkezi, havaalanı gibi projeler hayata geçirdik. Merkezi Londra'da bulunan Ant Yapı Limited isimli grup şirketimizle 2015 yılından itibaren İngiltere'de faaliyetlerimiz sürüyor. Üst yapı taahhüt anlaşmalarımıza yakın gelecekte proje geliştirmeyi de dahil ederek Türkiye'de olan yatırımlarımızı Birleşik Krallığa da taşımayı hedefliyoruz. 2016'da kurduğumuz Ant Yapi US Holding Corp. Şirketimizle farklı eyaletlerde faaliyetlerimizi başlattık. Her eyalet için ayrı kurulan ofis ve alt şirketlerde ekiplerimiz çalışmalarını sürdürüyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/ant-yapinin-30-yili/", "text": "Dönemin başbakanı rahmetli Turgut Özal'ın statükonun korunması güdümlü politikaları bırakarak, yeni ekonomik ve dışa açılma politikaları benimsemesi sayesinde hem girişimcilik desteklenmiş hem de tüm dünyayla çok yönlü çalışma imkanları doğmuştu. Bu açılımlar sayesinde Atatürk'ün muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi adına da büyük bir adım atılmış olduğunu düşünmekteyiz. O günlerdeki konjonktür Türkiye'ye büyük fırsatlar sunuyordu. Özellikle güçlü komşumuz Rusya'nın yeniden yapılanmaya girmesi ve Türki Cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kazanması hem ekonomik hem de sosyal açıdan birçok fırsatı da beraberinde getirdi. Bizler de bu politikalardan esinlenerek, 10-15 yıllık profesyonel hayatımızın getirdiği tecrübe ve gençliğin verdiği heyecanla hem yurt içinde hem de yurt dışında güzel işler yapmak adına Ant İnşaat-Turizm İhracat-İthalat San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı firmamızla faaliyetlere başladık. O yıllarda tüm iştigal konularının unvanda bulunması moda idi, 2000 yılındaki yeniden yapılanma sürecimizde Ant Yapı Sanayi ve Ticaret A. Ş. unvanıyla faaliyetlerimize devam etme kararı aldık. Bu arada firmamızın 'ANT' olan isminin; 'Andımız'daki Türküm, doğruyum, çalışkanım felsefesinden ve İngilizce anlamındaki 'karınca' gibi organize olarak, çok çalışma düşüncesinden esinlenerek konulduğunu da belirtmek isterim. Bu bağlamda hem Türkiye'de hem de yurt dışında faaliyetlerde bulunmak adına yola çıktık. İlk başlarda Amerika'dan Rusya'ya ithalat-ihracat ve birtakım inşaat-taahhüt yüklenici işleriyle başlayan hikayemiz, bugünlerde birçok başarıyla 30'uncu yılına ulaştı. Birçok siyasi, sosyal ve ekonomik olayların yaşandığı dolayısıyla çok heyecanlı ve de müthiş bir mücadele ile geçen 30 yıllık hikayemizden birtakım kesitleri hatırlayalım, biraz da nostalji yapalım istedik. Kısaca da olsa EQ dergimizin içinde sizlerle bu hikayeleri paylaştık, bu yıl içinde çıkan diğer sayılarımızda paylaşmaya da devam edeceğiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/bodrumun-sakli-cenneti-aspat/", "text": "Arkanızda Aspat Dağı, önünüzde masmavi, berrak bir deniz, bolca oksijen ve huzur... Ve karşınızda Bodrum'un cennet köşelerinden Aspat Koyu... Anthaven projemiz sadece yazın değil yılın 12 ayı, konfor ve güvenle bu güzelliği yaşama şansı sunuyor. Bodrum Yarımadası'nın güneybatısında yer alan Aspat Koyu'nda tarihle doğa iç içe... Bodrum'un en huzurlu, en sakin koyu burası. Tertemiz deniziyle de doğal bir akvaryum... Karşısında Kos Adası, arkasında Aspat Dağı, koya gerçekten saklı bir cennet hissi veriyor. Bodrum'un billur denizinde yüzmek ama sahilde turistlerle omuz omuza uzanmak istemiyorsanız, aradığınız yer tam olarak burası. Aspat Dağı'nda bulunan, Bizans dönemine ait hamam kalıntıları, dağın tepesinde bulunan eski adıyla Çıfıt Kalesi mutlaka görmeniz gerekenler arasında... 3 dakikalık mesafede haftada bir kurulan Akyarlar semt pazarında civar ilçelerde yetişen organik sebze-meyveleri bulabiliyorsunuz. Bu muhteşem koya, 2020'nin haziran ayında yaşamın başladığı Anthaven farklı bir tat getirdi. Burası sıradan bir konut projesi değil üstelik... Tekne park yeri, plajı, doğası, su sporları, basketbol ve voleybol sahaları, fitness ve spa merkezi, oteli, çarşısıyla bölgede oturanlara ve Bodrum'a yeni bir yaşam alanı sunuyor. Zeynep Tarhan Aspat'ı ziyarete gelenleri Türkiye'de ilk defa Anthaven'da açılacak Radisson Collection Oteli'ne davet ediyor. İçinde Sanitas'ın işleteceği spa merkezi de bulunan otel bu yaz faaliyete geçecek. Denizde yaşamı tercih edenler için de Anthaven'daki tekne parkını öneren Tarhan, Çarşımızda herkesin ihtiyacını karşılayacak markalar, yerel ürünler, lezzetler ve yeme içme alanları var. Burada gezebilir, alışveriş yapabilir ve çeşitli restoranlarda denize nazır yemek yeme keyfini yaşayabilirsiniz diye anlatıyor. Anthaven Toplu Yapı Yönetimi Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Gökçek ise Gelen her canlıya enerji, mutluluk verir bu koy. Eskiden de öyleydi ama şimdilerde geleneksel Ege kenti yapı unsurlarına bağlı kalınarak inşa edilen Anthaven, ezberleri bozuyor. Görenler 'Burada cennet yaratmışsınız' diyecek kadar hayran kalıyor. Neredeyse tüm sakinlerimiz, büyük şehir stresinden uzaklaşmak için burada mülk almış insanlar. Bazıları sürekli kalıyor, bazılarıysa buraya kaçıp rahat bir nefes almak için her fırsatı değerlendiriyor diyor. Burada ev sahibi olan hemen her sakinin denizle haşır neşir olmak istediğini belirten Gökçek, İskelesi olan her daire sahibi bir tekne almayı planlıyor; bir kısmı ilk teknesini satın aldı bile... Tüm sakinlerimiz amatör balıkçılık ya da yatçılıkla ilgileniyor ya da başlamak hevesinde... Hal böyle olunca, öncülük eden denizcilerimizin önderliğinde Anthaven Yat Kulübü Derneği kuruluyor. Bu derneğin, başta üyelerine ve Anthaven'a olmak üzere bölgeye oldukça fayda sağlayacağına inanıyorum diyor. Anthaven Proje Müdürü Erol Oncar daire sahiplerimize ilk daireleri 2020'nin haziran ayında teslim edildiğini hatırlatarak, Toplamda birinci etabın ilk bölümü olan konut alanları 24 ayda tamamlandı. Aynı zamanda ticari alanların büyük bölümü de bu süreçte kullanıma açıldı diyor. Ancak Akyarlar Bölgesi klasik Ege kasabaları gibi altyapı konusunda yetersiz kaldığı için site altyapısını uzun yıllar hizmet edecek şekilde inşa etmeleri gerekmiş. Bu süreçte çevre konusuna büyük hassasiyet gösterdiklerini söyleyen Sertaç Gökçek En önemli hizmetimiz, içme suyu üretimi ve kullanılmış atık suyun arıtılarak geri kazanılması. Bu sayede bu koyun cennet görüntüsünü muhafaza ederek ağaçların su ihtiyacını sürdürülebilir şekilde karşılayabiliyoruz. Kurduğumuz Sıfır Atık Yönetim Sistemi sayesinde geçen aralık ayında Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden 'Sıfır Atık Belgesi' almaya hak kazandık. Telekomünikasyon altyapımız çok özel ve her daire neredeyse büyükşehir ortalamalarının çok üzerinde bir bant genişliğiyle internet hizmeti alabiliyor. Malum sakin bir bölgedeyiz ve bu sükuneti sürekli muhafaza etmek isteriz. Bu nedenle üst düzeyde bir güvenlik sistemimiz var diye konuşuyor. Anthaven'ı eşsiz kılan en önemli özelliklerinden biri de tekne seyri yapılan ve konutlara ait iskeleleri bulunan kanallar ve tekne park alanı olarak kullanılan geniş bağlama alanı. Kanallardaki temizlik ve seyir güvenliği, denizden gelen yabancıların ve misafirlerin karşılanması, yıl boyunca 24 saat kesintisiz verilen bir hizmet. Anthaven Liman Şefi Tolga Yalçınkaya liderliğindeki tecrübeli denizci kadrosu bu hizmetleri hakkıyla yerine getiriyor. Bodrum'un o meşhur sonbaharı 'sarı yaz' da Anthaven'da bambaşka geçiyor. Yaz boyu süren ve herkese sıcakta nefes aldıran meşhur yamaç rüzgarı artık koyu terk ediyor; hava sıcaklığı ve nem oranı ideal bir hal alıyor. Bunu yaşayanlar ise kesinlikle kışı da burada geçirmek istiyor. Bu yıl, Anthaven'da yaşamın başladığı ilk kış. Yaklaşık 20 dairenin kışı burada geçirdiğini ve çok mutlu olduklarını söyleyen Anthaven Toplu Yapı Yönetimi Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Gökçek Bu projeden yıllar önce Bodrum'da yaşamaya başlamış büyük şehirlilerden biriyim. Kasaba hayatı olarak adlandırdığım bu yaşam, daha insanca. Kendinize de sevdiklerinize daha kaliteli zaman ayırabiliyorsunuz. Sakinlerimizin gündemi elbette pandemi ve burada kendilerini güvende hissettiklerini belirtiyorlar. Sükunet ve güvenlik politikamız temas konusunda etkili sonuçlar doğuruyor. Her sabah düzenli yürüyüş ve bireysel spor aktiviteleri yapmak sakinlerimizi mutlu ediyor. Bu dönemde evden çalışma imkanını değerlendiren sakinlerimiz de bunu sürekli yapabilmenin yolunu arayacaklarını söylüyorlar diyor. Hayal ettiğinizin de ötesinde Anthaven Satış Direktörü Menekşe Ataseven de projemize olan ilginin gün geçtikçe arttığını söylüyor. Bu bizi çok gururlandırıyor diyen Ataseven bu motivasyonla çok kısa sürede Anthaven'ın birinci etap satışlarını tamamladıklarını anlatıyor. Şimdiyse büyük bir heyecanla yeni etabın çalışmalarının tamamlanmasını bekliyorlar. Harika bir doğa, huzurlu ve sakin bir yaşam, sadece yaz aylarında değil yılın 12 ayı profesyonel hizmet... İnsanların Anthaven'ı tercih etmesinde bu faktörlerin etkili olduğunu söyleyen Ataseven Tabii her zaman iddialı projelere imza atan Ant Yapı'ya duyulan güvenin de bunda büyük rolü var. Şimdi birçok Ant Yapı dostu, bizim gibi heyecanla yeni etaplarımızı bekliyor. Burada yaşam başladıktan sonra sakinlerimizden en çok şu geri dönüşü alıyoruz: 'Anthaven, hayal ettiğimizin de ötesinde bir proje oldu.' Aspat'ın sahip olduğu eşsiz dokuya saygı duyarak ve Bodrum mimarisinin geleneklerine sadık kalarak kanal konseptinin başarıyla işlenmiş olması, ayrıca sanata verdiğimiz değer, sakinlerimizden büyük takdir görüyor. Sakinlerimizin çoğu firma sahipleri, yöneticiler, doktorlar ve onların aileleri... diyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/dunyanin-her-yerinde-40-yil-hatiri-var/", "text": "Yemen Valisi Özdemir Paşa'nın 1543'te İstanbul'a getirdiği tarihten bu yana Türk kahvesi sadece bir içecek değil, insanları bir araya getiren, misafirperverlik ve dostluğu simgeleyen bir gelenek haline geldi. Nitekim Türkiye'de bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır... Peki Türk kahvesi nasıl yapılır? Önce içenlere kahveyi nasıl tercih ettikleri sorulur. Sade kahve şekersiz, az şekerli kahve bir çay kaşığı şekerle, orta şekerli kahve iki çay kaşığı şekerle, çok şekerli kahveyse üç çay kaşığı şekerle yapılır. Cezveye kişi başına bir fincan su, 2 çay kaşığı kahve ve şeker eklenip iyice karıştırılır. Cezve kısık ateşe yerleştirilir. Kahve ne kadar yavaş pişerse o kadar lezzetli olur. Kaynamaya başlayınca üstte oluşan köpüğü herkese eşit bölüştürülecek şekilde kahve fincanlarına dağıtılır. Özel Türk kahvesi fincanlarında, yanında bir bardak su ve lokumla servis edilir. 2013 yılında Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleşen UNESCO Somut Olmayan Mirasın Korunması Hükümetlerarası Komitesi'nde, 'Türk Kahvesi ve Geleneği' İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne kaydedildi. - 600 ml portakal suyu - 1,5 çay bardağı şeker - 2 tepeleme yemek kaşığı buğday nişastası - 2 su bardağı pudra şekeri Portakal suyunu, nişastayı ve toz şekeri orta ateşte sürekli çırparak kaynatın. Göz göz olmaya başlayınca altını kapatın. Düz kare silikon bir kabı sudan geçirin ve sıcak karışımı içine dökün. Karışımı bir gün buzdolabında bekletin. Ertesi gün tezgaha bolca pudra şekeri serpin ve dolapta beklettiğiniz kalıbı pudra şekerinin üzerine ters çevirin. Üzerine de bolca pudra şekeri serpin. Keskin bir bıçakla ileri geri hareket ettirmeden bastırarak küp küp kesin. Her seferinde bıçağınızı kontrol edin ve gerekirse bıçağı kuru bir bezle iyice silip işleme devam edin. Aynı tarifi portakal suyu yerine gül suyu ya da nar suyu ile de deneyebilir, arzu ederseniz içine Antep fıstığı ekleyebilirsiniz. Amerikalılar kahveyi kesinlikle çok seviyor. Pek çok Amerikalı güne başlamak için Americano, cappuccino, latte, macchiato ve mocha gibi farklı kahve çeşitlerini tüketiyor. Çok kolay gibi görünse de lezzetli bir Americano elde etmek için dikkat edilmesi gereken bazı kurallar var. İnce öğütülmüş kahve çekirdekleriyle, 6,5-7,5 pH derecesine sahip bir suyla ister makinenizde ister Moka Pot'ta ister French Press'te espressoyu hazırlayın. Fincanınızı sıcak suyla çalkalayarak ısıtın. Fincanın yarısına kaynattığınız suyu koyun, şekerinizi de ekleyip karıştırın. 30 saniye sonra fincanın kenarından suyla eşit miktarda espressoyu yavaşça ekleyin. Bundan sonra fincanı karıştırmamanız tavsiye edilir. Artık tam kıvamında Americano'nuzun tadını çıkarabilirsiniz. İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya'da bulunan Amerikan askerleri espressoyu çok sert bulunca, İtalyan kahveciler içine su katıp servis ettikleri kahvelere Americano demeye başlamışlar. Savaş sonrası ülkelerine dönen askerler de bu kültürü beraberlerinde ABD'ye taşımışlar. - 2 su bardağı un, elenmiş - 2 yemek kaşığı şeker - 2 çay kaşığı kabartma tozu - 1 tatlı kaşığı karbonat - ½ çay kaşığı tuz - 1 paket krema - 125 gr tuzsuz tereyağı, eritilmiş - 2 büyük yumurta - 2 su bardağı tercih ettiğiniz bir meyve - Akçaağaç şurubu Orta boy bir kapta un, şeker, kabartma tozu, karbonat ve tuzu çırpın; bir kenara bırakın. Büyük bir kapta krema, tereyağı ve yumurtaları çırpın. İçine un karışımını ekleyin ve hamur birleşene kadar spatula ile karıştırın. Waffle makinesini ısıtın; bir fırça yardımıyla yağ sürün. Hamuru kenarlardan pay kalacak şekilde dökün. Waffle altın rengi ve gevrek olana kadar 3-5 dakika pişirin. Sıcak tutmak için 200 derece ısıtılmış fırında, ızgarada bekletebilirsiniz. Meyve ve akçaağaç şurubuyla servis edin. Ruslar sıkı birer çay tüketicisi olmasına rağmen gün geçtikçe kahve içme oranları artıyor. Rusların kahve içme geleneği Büyük Petro dönemiyle başlıyor. Aslında ülkenin yaklaşık yüzde 85'i hazır kahveyi tercih ediyor ancak her yıl taze kahve içenlerin sayısı artıyor. Çoğunlukla votka, konyak gibi alkollü içeceklerle zenginleştirilmiş cappucino içmeyi tercih eden Ruslar ayrıca evlerinde French Press ile 'Turka' dedikleri Türk kahvesi demlemeyi seviyorlar. Moskova'da pek çok kafede bulabileceğiniz Raf ise oldukça popüler bir kahve. 25 ml espresso, 100 ml krema, 10 gr şeker ve 5 gr vanilya ile yapılıyor. Malzemeleri bir kapta iyice karıştırın, fincana alıp çırpılmış kremayla servis edin. Üzerindeki köpük çok kalın olduğu için isterseniz kürdanla süsleme yapabilirsiniz. 1996 yılında Moskova'nın ilk kafelerinden birinde düzenli müşteri olan Rafael'in yeni bir şey istemesi üzerine barista krema ve vanilya şekerli bir kahve yarattı. Böylece Raf doğdu ve öyle popüler oldu ki kısa sürede Rusya'nın başkentindeki kafeler arasında yaygınlaştı. - 1 paket taze yabanmersini, yıkanmış ve kurutulmuş - 1 yumurta akı - 600 gr pudra şekeri - 1 büyük kilitli buzdolabı poşeti Geniş bir kapta yumurta akını köpürene kadar çırpın. İçine yabanmersinlerini ekleyin ve yumurta akıyla kaplamak için yavaşça spatulayla karıştırın. Pudra şekerini kilitli buzdolabı poşetine dökün. İçine yumurta akıyla karıştırdığınız yabanmersinlerini ekleyin. Poşetin ağzını kapatıp yabanmersinlerini yavaşça şekerle yuvarlayın. Birbirine yapışan bazı meyveler olursa ayırın. Meyveler şekerle iyice kaplandıktan sonra, poşetin içindekileri bir fırın tepsisine boşaltın. 200 derece önceden ısıtılmış fırında 3-4 dakika pişirin. Fırından çıkarıp soğuk bir alana koyun ilk sıcağının hafiflemesini bekleyin. Yıllık kişi başı çay tüketimi yaklaşık iki kilogram olan İngilizlerin en sevdiği içeceğin çay olduğu aşikar. Oysa İngiltere kahveyle İtalyanlar gibi 17'nci yüzyılda tanıştı. 1675'te İngiltere'de 3.000 kahve evi vardı. Fakat kahvehaneler ülkede elit erkeklerin politika, bilim, felsefe tartıştıkları bir yer haline geldi. Öyle ki, bir sente alınan kahveyle bu tartışmaları dinleyebildiğiniz için kahvehanelere 'bir sentlik üniversiteler' deniyordu. İngiltere'de her yıl düzenlenen Kahve Haftası etkinliğinde kahve yetiştiren halklara temiz su, hijyen, eğitim sağlamayı amaçlayan Project Waterfall için fon toplanıyor. 2011 yılından bu yana kahve üreten Etiyopya, Tanzanya, Kenya gibi ülkelerdeki 34.000 kişiye toplam 1 milyon pound kaynak sağlandı. - 2 su bardağı un - ½ su bardağı şeker - 1 paket kabartma tozu - ¼ çay kaşığı tuz - ½ su bardağı soğuk tereyağı - 1 büyük yumurta - 1 su bardağı krema - 1 su bardağı kuru üzüm - 1 tatlı kaşığı vanilya özü - 2 yemek kaşığı krema Büyük bir karıştırma kabında un, şeker, kabartma tozu ve tuzu karıştırın. Bir peynir rendesi kullanarak tereyağınızı rendeleyin ve un karışımına karıştırın veya tereyağını küçük parçalar halinde kesin ve un ile parmaklarınız arasında ufalayarak karıştırın. Yumurta, 1 su bardağı krema, kuru üzümleri ve vanilya özütü ekleyin ve hamur bir araya gelene kadar karıştırın. Hamuru temiz bir tezgaha çevirin ve bir top haline getirin. Hamuru elinizle 5 cm kalınlığında açın. Yuvarlak kurabiye şekillendiricisi ile kesin ve tepsiye dizin. Üzerlerine krema sürün ve 220 derecede 12-15 dakika pişirin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/eqdan-oneriler-4x4/", "text": "2-7 yaş grubundaki çocuklar için uygundur. 4-7 yaş grubu aileleriyle ve 8-12 yaş çocuklar kendileri oynayabilir."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/istanbulun-gobeginde-bir-ege-sahili-gibi/", "text": "1969 Diyarbakır doğumluyum. Aslen Trakyalıyım. Lise eğitimimi Ankara Atatürk Lisesi ve İzmir Karşıyaka Lisesi'nde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi'ne girdim. Fakülteden dereceyle mezun olduktan sonra kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak çalışmaya başladım. Evli ve iki kız, bir erkek çocuk annesiyim. Kitap okumayı, değişik yemek tariflerini denemeyi, ahşap ev yapımı ve yelken seyir videoları izlemeyi tercih ediyorum. Sitede ailece yürüyüşler yapmaktan, tenis ve voleybol oynamaktan keyif alıyoruz. Uygun zamanlarda seyir terasında vakit geçiriyoruz. Çayımızı, kahvemizi içiyoruz. Kafeterya hizmetinin olması çok güzel. Pandemiden önce küçük toplantılar, kutlamalar yapabiliyorduk. Bu tür aktiviteler için bence en güzel mekan bize zaten site içerisinde sunulmuş. 2019'un eylül ayında taşındık. Daha önce Çengelköy'de bir sitede çatı dubleksi evimizde oturuyorduk. Çocuklar istediği için bahçe katı arayışımız vardı. Bölgeyi yakından tanıyorduk ve okullardan uzaklaşmak istemiyorduk. Antteras sitesini de takip ediyorduk. Aile yaşantısı için çok uygun olduğunu düşündük ve taşındık. Evet ama tekrar ev alacaksam yine Ant Yapı'dan almak isterim. Bu site insanı hiç yormuyor. Siteye girdiğim andan itibaren sanki bir Ege sahilinde yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Zeytin ve kiraz ağaçları, biberiye ve defne kokuları sizi karşılıyor. Müthiş İstanbul Boğaz manzaralı seyir terası, sosyal tesisi, tenis kortu, basketbol ve voleybol sahaları, kapalı spor salonu, açık-kapalı yüzme havuzları, çocuk oyun parkı, kamelyası ve peyzaj mimarisiyle ailelerimize sıcacık ve kaliteli bir ortam sunuyor. Gerek yönetimin gerekse güler yüzlü, canla başla çalışıp yorulmak bilmeyen personelin her konuda çözüm odaklı yaklaşımları gerçekten bu sitede hayatı kolaylaştırıyor. Sakin bir ortam var. Komşuluk ilişkileri gayet güzel. Herkes birbirine karşı oldukça kibar ve iyi niyetli. Evet, çocuklu bir aile olarak bu sitede çok şanslı hissediyoruz. Yaşadığımız yerin bize bu zor dönemleri daha kolay geçirebilmemizde çok büyük katkısı var. Bahçe katında oturmanın çok avantajı oldu bizim için. Oyun alanlarının sosyal mesafeye uygun, bu da çocuklar için bolca hareket alanı sağlıyor. Yurtiçinde İzmir, Çeşme en sevdiğim yerlerden... Özellikle Ant Yapı'nın Port Alaçatı projesi konsept olarak çok ilgimizi çekmişti. Yurtdışındaysa Roma diyebilirim. Gerçekten tarih kokuyor ve her köşesinin ayrı bir hikayesi var. Pandemi bitince de en çok İskoçya'ya gitmek istiyorum. En büyük hayalim sağlıklı kalabilmek. Kendim, ailem ve herkes için diliyorum bunu. Çok büyük bir planım yok şu anda ama olabilirse Bodrum Anthaven projesinden bir ev almak isterim."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/londradaki-6-projemize-basliyoruz/", "text": "2020 yılını 100 milyon sterlin bedelli Park Modern projesinin sözleşmesini imzalayarak kapatmanın heyecanını yaşıyoruz. İngiltere'de hayata geçireceğimiz altıncı proje olan Park Modern, geçen yıl Londra'da imzalanan en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olarak da dikkat çekiyor. Uluslararası alanda en çok iş yapan 100 müteahhitten biri olmanın sorumluluğuyla yurt dışındaki faaliyetlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Geçtiğimiz aylarda Rusya'nın en kalabalık üçüncü büyük şehri olan Novosibirsk'te bulunan uluslararası Tolmaçevo Havaalanı'nın inşaatına başlamıştık; 2020'nin son günlerinde de Londra'daki lüks konut projesi Park Modern'in inşası için 100 milyon sterlin kontrat bedelli bir anlaşma imzaladık. Bugüne kadar İngiltere'de hayata geçirdiğimiz en büyük bedelli proje olan Park Modern, ayrıca 2020'de Londra'nın West End Bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfındaki en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olma özelliğini de taşıyor. Londra'da Kensington Palace Garden'a bakan ve 17 bin 650 metrekare alana sahip Park Modern, 55 apartman dairesi ve 2 adet townhouse olmak üzere toplam 57 ultra lüks konuttan oluşuyor. Proje sakinlerinin tüm ihtiyaçları göz önüne alınarak düzenlenen yapının içinde, özel araç parkı, yarı olimpik havuz, spor salonu, SPA, sinema salonu ve güzellik-bakım merkezinin yanı sıra restoran, kafe, sağlık merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi gibi üst düzey ticari alanlar da yer alıyor. İngiltere'de altıncı projenin hayata geçirilmesinin büyük bir gurur olduğunu dile getiren Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay, 2020'nin son günlerinde kontratını imzaladığımız bu proje bizim için ayrı bir öneme sahip. 100 milyon sterlin kontrat bedelli Park Modern İngiltere'deki en büyük projemiz olma özelliğini taşıyor. Satışların ilk aşamasında dahi metrekaresi 49.500 sterline varan değerlerde alıcı bulan Park Modern'in, Hyde Park'ın kuzeyinde kalan evler arasında en yüksek bedelle rekor kırdığını söyleyebiliriz. İngiltere'nin merkezi Londra'da bu denli büyük bir projenin anlaşmasını sağlamak bizim için son derece gurur verici dedi. Yurt dışında iş yapma koşullarının, yasal gerekliliklerin ve rekabetin ülkemizden çok farklı olduğuna dikkat çeken Mehmet Okay, 2020 tüm dünyada ezberlerin bozulduğu, zor bir yıl oldu. Biz Ant Yapı olarak, çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini ön planda tutmak şartıyla yurt içi ve yurt dışı projelerimize hız kesmeden devam ettik. Bugün Rusya, Amerika ve İngiltere'de pek çok projede Ant Yapı imzasını görmek mümkün... Yüksek kaliteli işçiliğimiz, inşaat, malzeme kalitemiz ve yurt dışında iş yapmanın bütün gerekliliklerine hızla uyum sağlama becerimizle, buralarda var olmayı ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamayı başardık. 2021 yılında da ilk olarak çalışanlarımızın sağlığına yönelik gerekli tüm tedbirleri alıp, yurt içi ve yurt dışındaki projelerimizi taahhüt ettiğimiz sürede teslim etmek için var gücümüzle çalışacağız. Hayata geçirmeyi planladığımız yeni projelerle de büyümemizi sürdüreceğiz dedi. - Adı: Park Modern - Yer: Londra, İngiltere - İçeriği: Lüks konut projesi - Büyüklüğü: 17.650 m2 - Kapasitesi: 55 apartman dairesi ve 2 adet townhouse olmak üzere toplam 57 ultra lüks konut - Kontrat bedeli: 100 milyon sterlin - Önemi: Park Modern, bu yıl Londra'nın West End bölgesinde verilen lüks konut-ticari sınıfındaki en büyük tek aşamalı inşaat anlaşması olma özelliğini taşıyor. Kensington Palace Garden'a bakıyor. - Apex House, Londra Konut Kompleksi, 17.000 m2 - Harcourt House, Londra Konut Kompleksi Renovasyonu, 10.300 m2 - BelgravIa Gate, Londra 12 Super-Prime Konut, 10.000 m2 - 20-22 Eaton Place, Londra Lüks Rezidans Renovasyonu, 1.200 m2 - 13 Eaton Place, Londra Lüks Rezidans Renovasyonu, 1.000 m2"} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/mimarlik-dunyasina-sekil-veren-oncu-kadinlar/", "text": "İtalyan asıllı ünlü mimar, Sao Paulo Museum of Art binasının mimarı olarak dünya çapında üne kavuştu. 'Modern ancak insancıl' olarak adlandırılan bir mimari anlayışla tanınan Bardi, Brezilya'da bir fabrikanın yıkılmasına karşı çıkarak bölgenin kültürüne hizmet eden bir mimari şaheser olan 'Centro de Lazer Fabrica da Pompeia'ya dönüştürdü. Aslında döneminin sosyal ve kentsel dönüşümüne de öncülük etti. Bir Afrikalı Amerikalı kadın mimar olarak Columbia Üniversitesi'nden mezun oldu. Her şey onun aleyhine çalışıyordu, Kadınları veya Afrikalı Amerikalıları işe almıyorlardı. Hangisinin bana karşı çalıştığını bilmiyordum dedi, ama o gerçekten ilklerin kadınıydı. AIA'ya üye seçilen ve lisans kazanan ilk Afrikalı-Amerikalı kadın. İddialı vizyona sahip güçlü bir mimar. Gruen Associates için çalışmaya başladı ve birkaç yıl içinde firmanın yöneticisi oldu. 1872'de Kaliforniya'da doğan Julia Morgan, Paris'teki Ecole de Beaux-Arts'tan mezun olan ilk kadın mimar olarak tarihe geçti. Yapılarında doğal malzemeleri kullanmayı tercih eden ve topoğrafik olarak zor coğrafyalardaki başarısı ile tanınan Morgan, YWCA binaları ve Mills College'daki binalar da dahil olmak üzere kadınlara hizmet veren kurumlar için pek çok bina tasarladı. Ölümünün ardından AIA Altın Madalyası'nı alan ilk kadın oldu. Türkiye'nin ilk kadın yüksek mimarı olan Münevver Belen, Güzel Sanatlar Akademisi'nin de ilk kadın mezunlarından biri. Çalışmalarının çoğunu Türkiye'nin ikinci kadın mimarı Leman Cevat Tomsu'yla birlikte yürüten Belen, tüm çalışmalarını devlet binalarında yaptı. Bursa Halkevi, Kayseri Halkevi, Karamürsel Halkevi ve özellikle PTT binaları için farklı tasarımları, akılda kalan eserleridir. Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olan Leman Cevat Tomsu, Münevver Belen'le birlikte çok sayıda kamu yapısını hayata geçirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Müdürlüğü'nde şehircilik uzmanı Martin Wagner ile çalıştı. Wagner'in mimari yaklaşımından etkilenen Tomsu, 'İkinci Milli Mimarlık' olarak adlandırılan dönemin biçimsel unsurlarını taşıyan bir mimari yaklaşıma öncülük etti. Eserleriyle pek çok ödül aldı. Irak asıllı İngiliz vatandaşı olan Zaha Hadid, şüphesiz 21. yüzyılın adından en çok söz ettiren kadın mimarı oldu. 2004'te Pritzker Mimarlık Ödülü'nü kazanan ilk kadın mimar oldu. Kendisi ayrıca Ant Yapı olarak Moskova'da hayata geçirdiğimiz Capital Hill Residence projesinin de mimarı. Beyrut Amerikan Üniversitesi'nden onur diploması ve Birleşik Krallık'tan Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq95/turizmde-250-milyon-dolarlik-yatirima-ulastik/", "text": "Geçen 10 yılda toplamda 250 milyon dolarlık beş turizm yatırımı hayata geçiren Ant Yapı olarak pandemi ve tüm olumsuz koşullara rağmen sektörde büyümeye devam ediyoruz. Altıncı yatırımımızı 2021 Nisan sonunda Bodrum'da, dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group'un premium markası Radisson Collection'ı açarak tamamlamayı planlıyoruz. Ant Yapı olarak 2010 yılında turizm alanında hayata geçirdiğimiz ilk yatırımımızdan bu yana sektörde emin adımlarla büyümeye devam ediyoruz. Geçen 10 yılda toplam 250 milyon dolar değerinde turizm yatırımına imza atan grubumuz tüm olumsuz koşullara rağmen bu yıl Bodrum'da kapılarını açacak olan altıncı yatırımımızla sektörde büyümeye devam ediyor. Geçtiğimiz 10 yılda turizm sektörünün liderleriyle başarılı işlere imza attık. İlk yatırımımız 2010 yılında uluslararası bir marka olan Singapur merkezli Frasers Hospitality ile yaptığımız iş birliği oldu. 'Servisli rezidans daireleri' konseptli Fraser Place Anthill Istanbul, 2014-2015 yıllarında Dünyanın En İyi Lüks Otelleri Ödülleri yarışmasında 'Türkiye'nin En İyi Servisli Apartmanı' kategorisinde ödüle layık görüldü. Aynı yıl Alaçatı'da şıklık ve konforu içinde barındıran, aynı zamanda kişiye özel hizmet anlayışıyla farklı bir tatil imkanı sunan Antmare Butik Otel'imizin açılışını yaptık. Üçüncü turizm yatırımımızı ise yine uluslararası bir marka olan ve dünyanın en hızlı büyüyen otel zincirlerinden biri olan Radisson Hotel Group iş birliğiyle gerçekleştirdik. 2012'de açılan Radisson Blu Hotel İstanbul Asia otelimizde beş yıldızlı hizmet anlayışımızla ayrıcalıklı bir konaklama imkanı sunuyoruz. Dünyanın dev konaklama grubu Frasers Hospitality'le yaptığımız anlaşma kapsamında 2016'da ikinci lüks 'residence' konseptli projemiz Fraser Place Antasya Istanbul'u hayata geçirdik. Fraser Place Antasya İstanbul ile 7 yıldızlı otel konforunu Anadolu Yakası'na da getirmenin mutluluğunu yaşadık. Otelimiz, 2018 yılı misafir yorumlarına göre Türkiye'nin en iyi 25 lüks oteli arasında gösterildi ve 2019 Travellers' Choice Ödülü'ne değer görüldü. İstanbul, Çamlıca'da hayata geçirdiğimiz Antwell ise grubumuzun yapımı tamamlanan ve hizmete açılan son projesi. Tasarımından sunduğu hizmetlere, sosyal yaşam alanlarından otelcilik hizmetlerine kadar bütünlüklü bir anlayışla 'sağlıklı yaşamı' temel alıyor. Kendi markamız olan Antwell dünyanın birçok ülkesinde benzerleri bulunan bir konseptin Türkiye'deki ilk örneği. Sağlık turizmine yönelik, yurtdışındaki uygulamaları aratmayacak kalite ve standartlardaki servisli 'residence' konseptli otelcilik hizmeti sunuyor. 2019 yılında Türkiye'nin en prestijli gayrimenkul ödülleri olarak kabul edilen Sign of The City Awards'ta kendi kategorisinin yıldızı seçilen Antwell'i bir marka haline getirip büyütmeyi planlıyoruz. Altıncı yatırımımızı dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group'un premium markası Radisson Collection'ı Nisan ayında Bodrum'da açarak tamamlamayı planlıyoruz. Radisson Collection Hotel Bodrum adıyla hizmet verecek otelimiz aynı zamanda Radisson Hotel Group'un Türkiye'deki ilk premium oteli olma özelliği taşıyor. Avrupa tasarım estetiğini özgün Akdeniz mimarisiyle sentezleyen tesiste üst segment konaklama, açık-kapalı yüzme havuzları, teras bar, fitness salonları, toplantı odaları, restoranlar, lounge alanları ve özel bir marina yer alacak; özel kumlu plaja doğrudan erişim imkanı sağlanacak. Ant Yapı olarak turizm sektörüne olan inancımızı pandemiye rağmen süren yatırımlarımızı tamamlayarak gösterdiğimizi söyleyen Ant Yapı Otel Yatırımları İşveren Temsilcisi İlhan Akpınar, sektördeki yatırımlarımızın önümüzdeki dönemde de devam edeceğini açıkladı. Turizm sektörünün ekonomik krizlere, terör ve benzeri olumsuzluklara hatta günümüzde tanıklık ettiğimiz pandemiye rağmen, bir-iki yıl sorun yaşasa da uzun dönemde hep yükselen trendini koruyacağını söyleyen İlhan Akpınar, Biz, Ant Yapı olarak turizme çok önem veriyoruz. Kendimize en yakın gördüğümüz sektör turizm. Ant Yapı'nın yurt içindeki turizm yatırım projelerinin toplam değeri 250 milyon dolar. Tüm yatırımlarımızın dönüşü ve aynı zamanda misafirlerimizin konaklama deneyimleri sonrasındaki pozitif yorumları memnuniyet verici. Sektörde daha fazla büyümek, pazarlama gücümüzü, marka bilinirliğini arttırmak ve yatırımlarımızdan daha verimli ve hızlı geri dönüşler elde etmek amacı ile koşullar oluştuğunda büyük markalarla iş birliği içinde yeni projeler hayata geçirebiliriz diye konuştu. İstanbul Anadolu Yakası'nın önemli iş merkezlerinden biri Ümraniye'de Ant Yapı'nın inşa ettiği 42 katlı Antasya Residence. Bu binanın son 7 katında yer alan Fraser Place Antasya İstanbul, misafirlerini 'evinizden uzaktaki eviniz' felsefesiyle ağırlıyor. 20 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen projede, toplam 80 oda, 5 toplantı salonu, restoran, spor salonu ve kapalı yüzme havuzları bulunuyor. 2016 yılının şubat ayında kapılarını açan Fraser Place Antasya'nın Genel Müdürü Ufuk Serab, Özellikle iş için seyahat edenler, aileleriyle seyahat edenler ve uzun dönem konaklayacak kişiler bizi tercih ediyor. Misafirlerimiz kendi odalarındaki tam donanımlı mutfaklarında yemek yapabildikleri gibi restoran ya da oda servisinden de faydalanabiliyor. Çamaşırlarını ister kendi odalarında yıkayıp ütülüyor ister otelin kuru temizleme hizmetini kullanıyorlar. Birkaç gecelik ya da birkaç senelik konaklamalara ev sahipliği yapıyoruz. Bölgenin bu konseptteki tek uluslararası tesisiyiz diyor. Fraser Antasya'yı farklı kılan özelliğin konsept ve misafir memnuniyeti olduğuna vurgu yapan Serab, Mutlu çalışan, mutlu misafir demek. Fraser Place Antasya Ailesi olarak bizler de işimizi yaparken mutlu olabilmeyi başarmış bir ekibiz diye konuşuyor. Türkiye'de 'serviced apartments' hizmetini hayata geçiren ilk otellerden Fraser Place Anthill... Ant Yapı'nın doğru zamanda doğru bir yatırımla hayat geçirdiği, İstanbul'a farklı bir soluk getiren, yenilikçi bir proje olarak dikkat çekiyor. Nisan 2011'den bu yana hizmet veren otelden önemli iş ve alışveriş merkezlerine erişmek yalnızca dakikalar alıyor. Fraser Place Anthill Genel Müdürü Hülya Temurci, Bizim hizmet anlayışımızda her misafire dokunmak ve onların bizim için özel olduklarını ve burada bizlerin misafirleri olduklarını hissettirmek geliyor. Severek yapılan bir yemeğin lezzeti gibi severek yapılan servisin kalitesi de bir farklı oluyor. Bunun için de işini seven ve hizmet sektörünü seven kişileri ekibimize katıyoruz diye konuşuyor. Her biri eşsiz İstanbul manzarasına sahip 1+1'den 4+1 penthouse odalara kadar çeşitli alternatifte olup 116 odadan oluşan yatırım şehrin merkezinden, hızından ve enerjisinden kopamayanlar için vazgeçilmez konumda bulunuyor. 2021 yılında da yine fark yaratmak için her sabah işe başlayacaklarını söyleyen Temurci, Verdiğimiz hizmetler ve elde ettiğimiz sonuçlar ile hem ülkemizin hem de yatırımcı şirketlerimiz Antyapı ve Frasers Hospitality markalarımızın bayraklarını dalgalandıracağız diyor. Yükselen finans merkezi Ataşehir'de faaliyete başlayan Radisson Blu Hotel Istanbul Asia, 195 odasıyla 2012 yılı mart ayında beri faaliyette. Otelin Genel Müdürü Mustafa Gültekin, Ağırladığımız her bir misafirin en iyi hizmeti alması, unutulmaz bir konaklama deneyimi yaşaması bizim için zorunluluk. Bunu sağlayamadığımız sürece, o hizmet bizim için verilmemiş sayılır ve maddi karşılığı da talep edilmez diye konuşuyor. Pandemide en çok etkilenen sektörlerden birinin de turizm olduğunu söyleyen Gültekin, Mart 2020 sonu itibariyle derhal normal konaklama hizmetine ara vereceğimizi, sadece sağlık çalışanlarına kapılarımızı ücretsiz olarak açacağımızı kararlaştırdık. Üç ay sağlık çalışanlarımızı ağırladık ve teşekkürlerle uğurladık. Kariyerim boyunca birçok gurur duyduğum an olmuştur ancak bu başka. Bunu sağlayan, bu kararı alan ve bizi bu süreçte her an ve bizzat destekleyen Ant Yapı Yönetimine saygı ve sevgilerimizi sunarım diye devam ediyor. Bu yıl için turizmin tekrar canlanıp şahlanacağı ümidini koruduklarının belirten Gültekin, Misafir memnuniyetindeki liderliğimizi sürdürmek, bize yakışan şekilde mükemmel hizmet kalitesi anlayışını devam ettirmek ve yatırımcısına çalışanına maksimum faydayı sağlamak değişmez hedefimiz diyor. Sağlıklı yaşamayı odağa alan projemiz Antwell, 5 yıldızlı otelcilik hizmetlerini ev titizliğinde ve üst düzey hijyen koşullarında sunuyor. Genel Müdür Esen Türkmen, ülkemizin sağlık turizmi açısından her geçen gün daha çok tercih edildiğini belirterek Dünyanın her yerinden misafirler geliyor. Bunda sağlık hizmetimizin pek çok ülkenin ilerisinde olması, doktorlarımızın iyi yetişmiş ve alanlarında uzman olması ve fiyat avantajımız etkili. Estetik cerrahi uygulamalarından kanser tedavisine, organ nakline kadar çok geniş yelpazede sağlık hizmeti almak için gelen misafirlerimiz var diye konuşuyor. Antwell'in eşsiz bir hizmet sunduğunu anlatan Türkmen, engelsiz mimari, tüm dairelerde mutfağın olması, yürüyüş alanı, bahçe ve terasın bulunması, en önemlisi de sadece kalan misafirlerimize hizmet veren odalar ile bağlantılı bir sağlık ünitesi bulunması sebebiyle güvende ve sağlık içinde konaklamayı tercih eden kişiler için çok ayrıcalıklı bir seçenek oluşturduğunun altını çiziyor. İlk misafirlerini 2020 itibariyle almaya başlayan Antwell kısa ve uzun dönem konaklama seçenekleriyle hem ileri yaştaki kişiler için yeni bir yaşam alanı olmayı, hem de sağlık amaçlı İstanbul'a gelen yerli ve yabancı misafirlere de hizmet vermeyi hedefliyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/annelerimize-mis-kokulu-mesajlar/", "text": "İlhamını doğadan alan Misk Floral Cafe, iki yakın arkadaşın sade bir hayaliyle doğdu: Size çiçekten aldığınız nefes gibi iyi gelmek... 2017 yılında kurulan Misk, Türkiye'nin ilk 'Floral Cafe'si. Kapıda karşılayan çiçekleri, sıra dışı lezzetleri ve atölyeleriyle farklı bir mekan sunuyor. Canlı çiçek aranjmanlarını sadece İstanbul içi, kuru çiçekleriyse kargoyla Türkiye'nin her tarafına gönderim sağlayabiliyor. SAPLARI KESİN: Birçok insan çiçeği aldıktan sonra doğrudan su dolu bir vazonun içine yerleştirip orada canlı kalmasını bekler. Bu çok sık tekrarlanan hatalardan yalnızca biri. Belirli bir açı ile çiçeklerin sapını 2-3 cm kesmek, onların vazoya daha iyi oturmasını ve böylece daha iyi su alabilmesini sağlar. DOĞRU KONUMU BULUN: Çiçeklerin serin bir odada daha fazla dayandığı bilinen bir gerçek. Bu yüzden çiçeği bulundurduğunuz odanın sıcaklık derecesine önem vermenizde fayda var. Bununla birlikte güneş ışığı gören bir yerde ya da yapay ısıtıcıların yakınlarında da çiçekleri tutmamak onları daha uzun ömürlü yapabilir. MEYVELERDEN UZAK TUTUN: Son olarak ise çiçekleriniz meyve tabaklarının yanına koymayın çünkü olgunlaşmış meyveler etilen gazı salgılar bu da çiçeklerin ömrünü kısaltan detaylardan biri. BESLEMEYİ İHMAL ETMEYİN: Çiçeklerinizi vazoya koymadan önce 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve şekeri vazonun içine ekleyip su ile karıştırın. Sirke antibakteriyel bir madde işlevi görürken şeker de çiçeklerin ihtiyacı olan besini karşılar. Yine aynı şekilde bir tane aspirini ezip suya karıştırın. Suya tamamen karışan aspirin pH seviyesini düşüreceği için çiçeklerin kısa sürede solmasını engeller. HAVA İLE KURUTMA: Çiçeklerinizin rengi solmadan kurumasını istiyorsanız, havadar, sıcak, karanlık veya loş bir ortamda çiçeklerinizi kurutmalısınız. Nemli ortamlarda kurutulan çiçekler çürüyebilir, ışıklı ortamlarda kurutulan çiçeklerinse renkleri solabilir. Bir vantilatörle kurumayı hızlandırabilirsiniz. Çünkü çiçekler ne kadar hızlı kurursa var olan şeklini ve rengini o kadar iyi korur. Havayla birlikte çiçek kurutma süresi çiçeğin türüne bağlı olarak 2-5 hafta arasında değişir. PRESLEYEREK KURUTMA: Bu işlem çiçeklerinizi 3 boyutlu değil 2 boyutlu olarak kurutmanıza imkan verir. Bu sebeple en uygun kullanılabileceği alanlar yapraklardır. Birkaç kurutma kağıdı alıp A4 boyutunda katlanır. Bitkiler kağıdın arasına kesinlikle üst üste gelmeyecek şekilde dizilir. Üzerine sert ve düz bir cisim koyularak sıkışması sağlanır ya da bir kitap arasına yerleştirilir. Kuru bir yerde muhafaza edilir. Bu yöntem 2 ile 4 hafta arasında sonuç verir. GLİSERİNLE KURUTMA: Gliserin ile çiçek kurutma yöntemi basit bir metottur ve beklemeyeceğiniz kadar güzel bir sonuç elde edebilirsiniz. Çünkü yeşil yaprakları kırmızı, bronz ve sarı renklere çevirebilir. 2 ölçü kaynamış suya, 1 ölçü gliserin katılır. İyice karıştırılan sıvıyı dalları ıslatmak istediğiniz bir kaba (10-15 cm yüksekliğinde) koyun ve uzun saplı çiçeklerinizi karışımın içerisine ekleyin. Bu işlem yumuşak saplı bitkilerde 3-5 günde, odunsu dokular için de 1 hafta ile bir buçuk ay arasında değişen sürede tamamlanmaktadır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/ant-yapi-30-yil-politikalari/", "text": "Çevreci ve doğal kaynak israfını en aza indirgemek, Çağdaş ve modern yapılarıyla kaliteden ödün vermemek, Optimum maliyetli çözümlerle projeleri taahhüt edilen zamanda, eksiksiz olarak teslim etmek, Sektöre yeni bir soluk getirmek, değişim ve yenilikleri işimizin her alanına yansıtmak olarak belirlediğimiz vizyon ve misyonumuzdan ödün vermeden yolumuza devam ediyoruz. Bu yolda Türkiye, Türki Cumhuriyetler, Rusya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde imza projeler gerçekleştiren uluslararası bir grup olarak çalıştığımız sektörleri de çeşitlendirdik. İnşaattan turizme, endüstriden işletmeye kadar birçok sektörde bulunarak geliştik ve gelişmeye devam ediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, geride bıraktığımız 30 yılında da gücüyle; tüm faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde 10 binin üzerindeki geniş kadromuz, 10 milyon metrekarelik inşaat alanımız, yıllık 1 milyar doları aşan ciromuz ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Milenyum çağı denen 2000'lerde, birçok ekonomik, politik ve sosyal olayın hızla meydana geldiği, değiştiği bir ortamda başta belirlediğimiz politikalarımızdan ödün vermeden çalışıyoruz. Sürdürülebilirlik adına da geleceği düşünerek örnek teşkil edecek çalışmalar yaparken yenilikleri hayata geçiriyoruz. Bu yolda da ekibimize çok güveniyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/ant-yapinin-ilk-goz-agrisi-rusya-ofisi/", "text": "Ant Yapı'nın kuruluşuna tanıklık eden Rusya ofisimiz çeyrek asırdan fazla zamandır başta Moskova olmak üzere Rusya'nın birçok şehrinde faaliyetini sürdürüyor. 30 yıl önce askeri lojman yapımında alt yüklenici firma olarak yola çıkan Ant Yapı Rusya, bugün Avrupa'nın en yüksek binası unvanını alan OKO Towers'ı, Soçi'de Olimpiyat Köyü'nü, Domodedovo Havaalanı'nı ve Zaha Hadid'in mimari projesini çizdiği Capital Hill Residence gibi ülkenin en prestijli projelerini hayata geçiriyor. Bugün 7 farklı ülkede 10 milyon metrekare inşaata imza atan Ant Yapı, yıllar içinde Rusya pazarındaki pastanın büyük bir dilimine de sahip oldu. Öyle ki, artık Rusya'da tanınan, prestijli bir marka olarak bilinen, güvenilen Ant Yapı yerel bir firma gibi görülüyor. Bunun başlıca sebepleri arasında doğru ve dürüst çalışmalarının yanı sıra Rusların en önem verdiği nokta olan istenilen işi zamanında teslim etmek de yer alıyor. Dört arkadaşın 1991 yılında sabır ve özveriyle ekmeye başladığı tohumlar bugün Rusya'nın en önemli yapıları olarak karşımıza çıkıyor: Avrupa'nın en yüksek binası unvanını alan Moskova'daki OKO Towers, Soçi'de Olimpiyat Köyü, Domodedovo Havaalanı Terminal 2 Binası ve Alışveriş Merkezi, IQ Quarter Moscow City Merkez Terminali ve Zaha Hadid'in mimari projesini çizdiği Capital Hill Residence... Tüm bu büyük projelerin yanı sıra Rusya'da inşası devam eden 18 proje arasında Bvlgari Hotels & Resorts lüks otel kompleksi, Capital Towers, Action 44 otel-ofis projesi, Uluslararası Tolmaçevo Havaalanı gibi önemli projeler de yer alıyor. 2022'de teslimi planlanan Poklonnaya 9 ise Ant Yapı'nın, şimdiden Uluslararası Mükemmellik Ödülü'yle onurlandırılan en yeni lüks konut projesi. Bugün dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhit firması içinde yer alan Ant Yapı, 30 yılda global bir firma, Türkiye'de ve Rusya'da adı kaliteyle birlikte anılır bir marka haline geldi. Rusya'daki sürecin dördüncü yılından bugüne her adımında yer alan İsmet Birinci Ant Yapı Rusya pazarına 1993 yılında girdi, o zamanlar askeri konutlar yapıyorduk. Onlar bitince Moskova'ya geldik ve birtakım projeler alıp devam ettik. Kadir Tokman Bey, pazarı iyi analiz etti. Moskova pazarına girişimizde küçük bir şirkettik ama ileride büyük bir şirket olacağımızı biliyorduk diye anlatıyor o günleri... Birinci 2003 yılında kurulan Antteq şirketinin yönetici ortağı. Yıllarını, haftanın yarısını Ukrayna'da yarısını Moskova'da yaşayarak geçirdi. Şirketin Rusya'da iş yapmaya başladığı ilk yıllarda Sovyetler Birliği yeni dağılmıştı. 25 yıldır Moskova'da yaşayan İsmet Birinci O yıllarda sebzeler, meyveler bir tane satılıyordu. Bu kadar çok inşaat projesi yoktu. Rusya ekonomik olarak büyüdüğü zaman işler de arttı. Biz de sabrettik, bekledik ve fırsatları iyi değerlendik. Memleket havası burnumuzda tütse de Moskova'ya alıştık, ikinci evimiz oldu diyor. Rusya'da iklim koşullarına direk bağlı bir çalışma sistemi düşünebilirsiniz. Kış aylarında planlama yaparken soğuk hava koşullarına çözüm bulmanız gerekir. Ayrıca 1990 -2005 yılları arasında gerekli inşaat malzemelerinin Rusya piyasasında bulunmaması, birçok malzemeyi dışarıdan temin etmek zorunda kalmamız o dönemde en zorlandığımız konulardı. Şimdi her şey değişti. İlk yıllarda acemilik ve adaptasyon süreci yaşadık. Kiril alfabesi bizi çok zorladı. Zorlukları, olayın üstüne giderek eksik bilgilerimizi gidererek, soruna odaklı çözümler üreterek aştık. Rusya'da yaşam ilk başlarda zor olsa da zamanla uyum sağlanıyor. Kültür ve sanatta çok üst düzeyde bir ülke. Uluslararası çapta sanat etkinliklerini rahat takip edebiliyorsunuz. Genelde halk kültürlü ve saygılı, misafire ikram ve rahat ettirmek noktasında samimi ve içtenler. Geçen zaman içinde firma olarak çok özverili ve amatör ruhla çalıştık. Bana göre Ant Yapı'nın pazardaki yeri açısından atılan en önemli adımlardan biri 2004'te Moskova'daki Moscow City projesinde ana yüklenici olarak inşaata başlamasıdır. Bu projeyle kendimizi gökdelen binalar yapabilen firma olarak kanıtladık. Mevcut durumda inşaat sektöründe iyi bir konumdayız. Bizimle çalışma arzusunda olan birçok Rus firması var. Bu başarının özünde ekip ruhuyla özverili ve samimi çalışan insanlar, yönetimin hızlı ve etkin kararları çabuk alabilme yeteneği, işe hakimiyet ve deneyim var. Ant Yapı'nın 30'uncu yılı demek, özverili, samimi ve çalışkan insanların 30 yılı demek aslında. Emeklerin taçlandığını görmek, Ant Yapı'nın küçük ve dinamik bir firmayken bugün uluslararası ölçekte ilk 100 inşaat firması arasında yer edindiğini görmek gurur verici. 30'uncu yılımız tüm Ant Yapı ailesine kutlu olsun. Rusya'ya ilk kez 1993 yılında geldim. Farklı şehir ve projelerde görev aldıktan sonra 2000 yılında Ant Yapı'da göreve başladım. 21 yıldır Ant Yapı'nın projelerinde koordinatör olarak çalışıyorum. Ant Yapı'nın çok ortaklı bir yapı olmasına rağmen hızlı kararlar alması her alanda avantaj sağladı. Rusya pazarında Rus yatırımcılarla uzun süreli dostluklar kurduk. En önemli özelliğimiz hızlı karar vermemiz, kaliteli is yapmamız ve güven vermemiz. Rusya'da işverenlerin istekleri günden güne artmakta ve burada kalite, güven, zamanında işin teslimi ve rekabet ön plana çıkıyor. Biz şu anda Rusya pazarında çok iyi bir konumdayız. Birbirinden farklı projelerde çalışıyoruz. Havaalanları, AVM, ofis, konut kompleksleri vb. Rusya'nın üst düzey yatırımcılarının inşaatlarını yapıyoruz. Bizimle işe başlayan yeni yatırımcılar diğer işlerine de bizimle devam ediyorlar. Bu kalite, güven ve verilen sözlerin yerine getirilmesiyle oluyor. Biz bir aileyiz, patrondan, kalfaya, çaycıdan şoföre fark etmeksizin birbirimize bağlıyız. -25 derecede çalışıyoruz 28 yıldır Rusya'da yaşıyorum. Ailelerimizi burada kurduk, çocuklarımız burada doğdu... Rusya'da yaşamımızın çoğu şantiyede geçiyor. Bir ayın 28 günü çalışıyoruz. Kalan zamanımızda da elimizden geldiğince ailemize zaman ayırıyoruz. Kış mevsimi 9 ay kadar sürüyor burada, güneşi görmeye hasret kalıyoruz. -25 derecede işler yapıyoruz. Bu da psikolojimizi etkiliyor ister istemez. Biz şirket olarak beraber büyüdük, profesyonelleştik. Ant Yapı ailesi 30'uncu yılını kutluyor. Yeni gelen arkadaşlarımız hemen kendileri bu ailenin bir ferdi gibi hisseder ve o azimle çalışmaya başlarlar. Verdiğimiz sözleri her zaman tutarız. Amacımız bundan sonra da aynı çizgide ilerlemek, kaliteden kesinlikle ödün vermeden yolumuza devam etmek. Hep birlikte çalışarak bugünlere geldik. Heyecanımız ilk gün olduğu gibi devam edecek. 2006'da İstanbul Antrium Residence projesinde çalışmaya başladım ve bir yıl sonra Rusya ofisine katıldım. 2013'te Ukrayna'daki projemizde de kısa bir süre bulundum. Rusya'da yaşamak ve çalışmanın hem iyi hem zorlayıcı tarafları var. Rusya yeşil bir ülke. Moskova'da özellikle herkesin evinin yakınında nefes alabileceği bir park var. Sosyal aktiviteler açısında da oldukça geniş imkanlar bulmak mümkün. Bu yönleriyle Moskova'da yaşamayı seviyorum ama soğuk bir ülke. Ortalama 6 ay güneş göremiyorsunuz. Hatta yaz aylarında bile montla gezmek zorunda kalabiliyorsunuz. Bu tarafı bazen can sıkıcı olabiliyor... Ant Yapı'da geçirdiğim 15 yıl içinde 2008'de global dünya krizi, 2015'te Rus savaş uçağının düşürülmesi sonucu Türk firmalarının karşılaştığı yaptırımlar ve son dönemde koronavirüs salgını gibi zorluklarla karşılaştık. 2008'de küresel finansal krizi yaşadık. 2015'teki uçak krizinde Rusya'nın yayınladığı yaptırımlara maruz kalmayacak firmalar listesine girerek aştık. Pandemi sürecindeyse yine Rusya'nın aldığı bütün kararlara ciddi bir şekilde uyum sağladık. İşçilerimizin ve personellerimizin çalışma koşullarını buna göre ayarladık. Öte yandan soğuk bir ülkede çalışıyoruz, -20 derecede programı aksatmadan imalat yapmak hayli zor ve meşakkatli bir iş. Pazara girdiğimiz ilk günlerden bugüne kadar geçen süreçte pazarı çok iyi izledik ve öğrendik. Müşteri portföyümüzü çok geliştirdik. Sınırların kapandığı bu pandemi döneminde ayakta durmayı başarabilen en sağlam firmayız diyebilirim. Ayrıca kendi yatırım projelerimizi geliştirmeye başladık. Bunun bize pazarda daha fazla güven sağlayacağına inanıyorum. Başarının sırrını da iyi bir yönetim kadromuzun oluşuna bağlıyorum. Tecrübesiz yeni mezun olmuş bir mühendis olarak girdiğim Ant Yapı camiasında dolu dolu 15 sene geçirmenin mutluluğunu paylaşıyorum. Tüm Ant Yapı ailesinin 30'uncu yılını kutluyorum. 1993'te üniversiteden mezun olduktan hemen sonra şu anki patronlarım ve yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla Rusya maceram başladı. Rusya'nın farklı şehirlerinde, farklı şantiyelerde çalışma imkanım oldu. Bu nedenle kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Kuruluşundan itibaren bu ailenin bir parçasıyım ve parçası olmaktan gurur duyuyorum. Beni bu ailenin bireyi gibi hissetmemi sağladıkları için patronlarıma ve yönetim kurulu arkadaşlarıma minnet borçluyum. 2001'den bu yana satın alma lojistik makine ekipman grubu müdürlüğü yapmaktayım. Ant Yapı'nın başlangıcından bugüne kadar kalıcı, güvenilir ve sürekli yükselen bir marka olmasının bence en büyük nedeni patronlarımızdan en alt kademedeki personele kadar herkesin özverili çalışması. İlk günkü şevk, heyecan ve enerji hiç kaybolmadı. Çalışanlar arasında gerçek bir aile bağı mevcut. Burada hiçbir firmada görülmeyen bir sıcaklık, aile ortamı var. Ant Yapı artık dünyada güvenilir bir marka. Aynı şekilde Rusya pazarında da önemli bir oyuncu haline geldik ve bugün adımız en itibarlı şirketler arasında sıralanıyor. Bu güveni kazanmamızın en önemli nedeni başladığımız her işi ne pahasına olursa olsun zamanında ve kaliteden ödün vermeden tamamlamamızdır. Hedeflerimizi sürekli büyüttük, başka firmaların zor olarak değerlendirdiği işlere biz beraberliğimize güvenerek girdik. Ant Yapı'nın en güzel özelliklerinden biri de büyüme sürecinde yeni mezun mühendis, tekniker gibi genç arkadaşlarımızı bünyesine katarak hem kendi bünyesi için hem inşaat piyasasına adeta bir akademi gibi eleman yetiştirmesi. Çalışanların aile bireyleri gibi birbirine sıkı sıkı sarılması, herkesin tecrübelerini alt kadrolara aktarması yaşanacak aksaklıkların önlenmesini sağlıyor. 30 yıl vesilesiyle tüm Ant Yapı ailesine ilk günkü enerji ve heyecanımızı kaybetmeden, kaliteden ödün vermediğimiz nice uzun yıllar dilerim. Rusya'da Stellar, Antteq ve Ant Development şirketleriyle faaliyet gösteren Ant Yapı 30 yıllık tecrübesiyle inşaat, turizm ve hizmet sektörlerinde fark yaratacak projelere imza atarken; daha iyisini yapmaya, gelişmeye ve büyümeye devam ediyor. Alanında uzman kişilerin bir araya gelmesiyle oluşturulan ekipler her zaman çağdaş gelişmeleri araştırıyor, trendleri takip ediyor, tasarım ve mimaride en iyi modern teknolojileri ve en iyi malzemeleri kullanıyor. BVLGARI HOTEL & RESIDENCES: 2022'de açılması planlanan Bvlgari Hotel Moscow, 2004'te Milano, 2006'da Bali, 2012'de Londra, 2017'de Pekin ve Dubai Otelleri ve 2018'de Şangay'ın ardından dünyanın yedinci Bvlgari Oteli olacak. Bvlgari Hotel Moscow, şehrin en prestijli yerlerinden birinde birinci sınıf bir konuma sahip. Kremlin ve Kızıl Meydan'dan sadece 300 metre uzaklıkta bulunan ve zengin bir şekilde döşenmiş otel, tüm bir şehir bloğuna yayılıyor ve Moskova'nın kalbini misafirlerine açıyor. CAPITAL TOWERS: Moskova Nehri kıyısında hayata geçirdiğimiz birinci sınıf bir konut projesi. Modern teknoloji ile doğal denge arasında bağ kurarak tasarlanan Capital Towers, Moskova Nehri ile 1932 yılında açılan tarihi Krasnopresnenskaya Parkı'nın arasında ikisi 65 katlı ve biri 61 katlı olmak üzere toplam 3 adet kuleden oluşuyor. Yaşam kompleksi içerisinde rezidanslar, ofisler, kafeler, restoranlar, spor salonu gibi çok amaçlı alanları da barındırıyor. SOHO + NOHO APARTMENTS: Ant Yapı grup şirketlerinden olan Antteq'in yatırım ortağı olduğu projelerden biri olan Soho+Noho, iki adet 20 katlı binadan oluşuyor. Her iki binada toplam 354 adet daire bulunuyor. Soho+Noho, kentsel konuta yönelik projelerin ödüllendirildiği Urban Awards'ta ticari sınıfta en iyi apartman kategorisinde 'Yılın En İyisi' seçildi. CAPITAL CITY: 2009 yılında 305 metre ile Avrupa'nın en yüksek binası unvanını alan Capital City modern teknolojiyle doğal dengeyi buluşturuyor. Çok amaçlı komplekste 66 ve 76 katlı binalarda toplam 450 daire bulunuyor. VICTORY PARK RESIDENCES: Efsanevi Victory Park'a bir dakikalık yürüme mesafesinde yer alan proje, konutların yanı sıra özel bir pitoresk park, spor sahası ve yoga-meditasyon alanı ve ayrıca Victory Kids anaokulunu içerisinde bulunduruyor. Mağazalar, restoranlar, kaplıcalar ve güzellik salonları, okyanus akvaryumu, sinema ve diğer eğlencelerin yer aldığı Victory Gallery bölümü ise sosyal hayatı tek bir merkezden sunuyor. FILI PARK ELIT RESIDENCE: Metro istasyonuna yakın prestijli bir konumda bulunan proje 19 kattan ve 124 daireden oluşuyor. Şık mimari tasarım, muhteşem manzara, iyi planlanmış apartmanlar, lüks iç mekan tasarımları, doğal taş kullanılarak yüksek kaliteli malzemelerden yapılmış cepheler, panoramik camlar ve lüks teraslar, projenin mimari konseptinin ayırt edici özelliklerini oluşturuyor. CHERYY ORCHARD RESIDENCE: Adını, Anton Çehov'un ünlü oyunu Vişne Bahçesi'nden alan Cherry Orchard Residence, 8 binalık kompleks bir tasarıma sahip. Tüm uygulama projelerini üstlendiğimiz projede, farklı blok tipleriyle park ve yeşil alanlar bulunuyor. CAPITAL HILLS RESIDENCE: 2004 yılında, tarihte Pritzker Ödülü'ne layık görülen ilk kadın mimar Zaha Hadid'in mimari projesini çizdiği Capital Hill Residence konutun iki ana bölümü; biri karasal, diğeri yüzer, üç aerodinamik sütunla birbirine bağlanıyor. Geniş teraslı ana yatak odası, ağaçların üzerinde yüzüyor gibi görünüyor. DOMODEDOVO HAVAALANI TERMINAL-2: Rusya'da hayata geçirdiğimiz projeler içerisinde en yüksek bedelli kontratı olma özelliğini taşıyan Domodedovo Havalimanı, Moskova hava trafiğinin yüzde 35'ini karşılıyor. Ülkenin tek özel havalimanı unvanına sahip olan Domodedovo 30 milyonu aşkın yolcu sayısıyla Rusya'nın en yoğun ikinci havalimanı. Ayrıca Rusya'da inşa ettiğimiz ilk havalimanı olma özelliğini de taşıyor. OKO TOWERS: Avrupa'nın en yüksek binası olma özelliğine sahip olan OKO Towers, 352 metrelik 85 katlı ve 236 metrelik 49 katlı iki kuleden oluşuyor. Kulelerin 132.500 metrekaresi ofis, 42.800 metrekaresi otel ve 83.700 metrekaresi konut olmak üzere toplam 290.000 metrekare alandan oluşuyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/bahar-ekinoksuyla-yeniden-doguyoruz/", "text": "Mevsimler geçiyor, dünya hiç bitmeyen bir büyüme ve yenilenme döngüsünü kucaklıyor. Bahar ekinoksu güneşin Koç burcuna girdiği ve astrolojik yeni yılı başlattığı zaman olduğu için astrolojik açıdan da önemi bir gün. Bu yıl, bahar ekinoksu 20 Mart'ta gerçekleşti. Hareketli ve eğlenceli bu süreçte hedeflerinizi, kalbinizi ve önceliklerinizi düzene sokup planlama yapmanın tam zamanı. Peki bahar ekinoksundan burçlarımız nasıl etkilenecek? Koçlar için sadece kim olduğunuzu kabul etmenin değil, aynı zamanda kimliğinizle gurur duymanın zamanı geldi. Boğalar, seyahat etmeye, doğa yürüyüşü yapmaya, dünyayı görmeye, yeni insanlarla tanışmaya, yeni bir romantizm peşinde koşmaya, kariyer değiştirmeye meyilli. Yıldız gibi parlamaya hazırlanan İkizler için profesyonel ortaklıklar, aşk ve romantik ilişkilerde yeni ve güzel bir dönem başlıyor. Sıkı çalışmalarının meyvesini alacak olan Yengeçler aşk fikrine daha sıcak bakmaya başlıyor. Aslanlar için 2021 büyük bir dönüm noktası. Bu yıl ekeceğiniz tohumlar, geleceğinizi şekillendirecek! Başaklar kariyer, sağlık, görünüm, para, yatırım ve mülklerini geliştirmekle ilgili uzun bir sürecin başlangıcındalar. Terazileri, büyük bir aşk, bir bebek, bir iş fırsatı, yepyeni yaratıcı bir proje; yani harika bir fırsata götüren beklenmedik olaylar bekliyor. Akreplere arkadaşlık, aile bağları, aşk ve romantizm göz kırpıyor; karşılaştıkları engeller kalkıyor. Yaylar, karşılaştıkları engellerin üstesinden gelmek için ihtiyacı olan gücü, enerjiyi, yardımı veya uzmanlığı buluyor. Oğlak burçlarına evren, en çok hayalini kurdukları, heyecan duydukları şeyi yapmanız için yeşil ışık yakıyor. Kovalar, çok çaba sarf etti ancak artık finansal istikrarsızlıktan kurtuluyor. Balıkların öz değerlerinin farkına varacakları bir dönem başlıyor. Neyle boğuluyorsanız onu değiştirin, sizi mutlu eden şeylerle meşgul olun. 4 Nisan'a kadar Merkür Balık burcunda seyahat edecek. İletişim açısından sezgisel ve yaratıcı olacağız. Ancak aynı zamanda hayallere dalıp gerçeklerden uzaklaşma, işinize odaklanamama ve hata yapma riski de söz konusu. Şans, bereket ve büyüme gezegeni Jüpiter, 13 Mayıs'tan 28 Temmuz'a kadar Balık'ta hareket edecek. Bu süreçte de kalplerimizi ve hayallerimizi genişletecek, büyütecek. 26 Mayıs'ta Yay'da ay tutulması yaşanacak ve içinde bulunduğumuz durumu, ilişkilerdeki önemli koşulları gün ışığına çıkaracak. Merkür, 29 Mayıs-22 Haziran tarihleri arasında İkizlerde geri hareket edecek. Bu süre zarfında, en derinlerde bakış açımızı ve ideolojimizi değiştirip geliştireceğiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/isini-de-evini-de-sevenlere-homeofisler/", "text": "Pandemi gölgesinde geçen bir yılın ardından yaşadığımız en köklü değişikliklerden biri kurumsal şirketlerin kalıcı olarak uzaktan çalışma sistemine geçmeleri oldu. Modüler ve esnek ofis birimlerinden oluşan Antplato, ev-ofis seçenekleri ve ihtiyaca göre şekillenen ofis alanlarıyla imdada yetişiyor. COVID -19'u bir kenara koyarsak evden çalışma sistemine geçiş 2020'nin en büyük değişikliği oldu. Teknoloji firmaları, reklam sektörü, öğretmenler, bankacılar, gazeteciler, finans uzmanları, psikologlar ve daha pek çok meslek grubundakiler geçen yıl martın ortasında evden çalışmaya başladı. Pandeminin gölgesinde geçen bir yılın sonundaysa kurumsal sektörün öncü şirketleri kalıcı olarak uzaktan çalışma sistemine geçtiklerini duyurmaya başladı. Türkiye İş Hayatı ve Çalışma Alanları Yeni Dönem Raporu'na göre evden çalışanların yüzde 52'si bu duruma hızlı adapte olduğunu söylese de evden çalışmanın iş hayatını olumsuz etkilediğini düşünüyor. Özetle çalışanlar şirket kültürünün bir parçası olmak, sosyalleşmek ve kendine yeni şeyler katmak için belirli günlerde ofise gitmek istiyor. Peki eski ofislere dönmek mümkün mü? Aynı rapora göre, bir yıldır evden çalışanlar artık yarı zamanlı olmakla birlikte geniş, sade, gün ışığı alan ferah ofisler talep ediyor ve özel hayatlarındaki unsurları çalışma ortamına dahil ederek aidiyet hissini arttırmak istiyor. Örneğin, her yerde yeşil bitkilerin, akvaryumların olması, evcil hayvan beslemek gibi... İşte burada devreye ev-ofisler ve değişen çalışan sayısına uyum sağlamak için modüler ofislerden oluşan Antplato giriyor. Ant Yapı'nın modern ofis projesi Antplato Basın Ekspres yolu üzerinde, toplam 35 bin metrekare inşaat alanında konumlanıyor. 10 bin metrekare modern giydirme cam cephesiyle kesintisiz manzaraya ve aydınlık iç mekanlara sahip olan Antplato ofis binasının teknolojik alt yapısını rezidans konforuyla buluşturuyor. Proje 25 kattan ve 180 modüler birimden oluşuyor. Bu birimler, kişisel tercihlere göre ister ofis ister 'home-office' olarak modüler ve esnek kat planlaması sayesinde 1.032 metrekareye kadar genişletilebiliyor. Proje çalışanlara elektrikli ve hibrit araçların şarj edilebileceği özel alanlar da sunuyor. Ant Yapı'nın profesyonel ekipleri, istendiği takdirde ofis dekorasyonları ve yatırımcılar için kiralama hizmetleri desteği sunuyor. Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Bugünün ofis tasarımında artık işlevsellik tek başına yeterli değil. Çalışma hayatının dolayısıyla günlük yaşamlarımızın büyük bölümünün geçtiği bu mekanlarda, birtakım kriterler olmalı. Çevreyle dost, tasarımı ferah ofislerle çalışanların mutluluğu, dolayısıyla verimi düşünülmeli diyor. - Antplato'nun giriş katında, teraslar ve iç merdivenle ulaşılan alt kat mekanları dahil toplam 4 adet mağaza bölümü bulunuyor. - 25 katlı Antplato, 23 ofis katında, 180 adet ofis biriminden oluşuyor. Bu birimleri, kişisel tercihlerinize göre ister ofis ister home-office olarak, modüler ve esnek kat planlaması sayesinde büyütebilirsiniz. - Görüntü kirliliği ve dağınıklığı ortadan kaldırıp yükünüzü hafifletmeyi amaçlayan projede geniş arşiv alanları bulunuyor. Esnek ve modüler yapısıyla her ihtiyaca karşılık verecek arşiv mekanları ve arşivleme sistemleri ile dilerseniz bir dolap, dilerseniz tüm bir arşiv odasını kullanabilirsiniz. - Biriminizi home-office olarak değerlendirerek, ev konforu ve sıcaklığını çalışma ortamınıza taşıyabilir, çalışmalarınızı daha verimli bir hale getirebilirsiniz. - Shell & Core teslim aldığınız ofisinizde kendi kurumsal tarzınızı taşıyan iç mekan düzenlemelerini kendiniz yapabilirsiniz ya da dilerseniz, ofisinizin tasarım ve dekorasyonu için Antplato'dan yardım alabilirsiniz. - Proje, kalabalık şehir hayatı içinde aracınız için park yeri arayarak kaybettiğiniz zamanın önüne size özel ayrılmış otopark hizmetiyle geçiyor. Ayrıca, hibrit ve elektrikli araç kullanan ofis sahiplerimiz için araçlarını şarj edebilecekleri özel alanlar da bulunuyor. - Ortak toplantı salonları, resepsiyon hizmeti, en ince detayına kadar düşünülmüş ofis altyapısı hizmetinize sunuluyor. Kurye ve şoför gibi personellerinize ayrılmış özel ortak alanlarla da tüm çalışanlarınızın rahatını sağlamak amaçlanıyor. - Antplato'da seçiminizi ofis yatırımcısı olmaktan yana da kullanabilirsiniz. Proje sizi hukuki ve resmi işlerin takip ve yönetimini rahatlıkla bırakabileceğiniz güvenilir, profesyonel ve doğru aracıyla buluşturuyor. Böylece ofisiniz için aradığınız kiracının bulunması, bu süreçte mali işlerin takibi ve kiracı ilişkilerinin izlenmesi, satış ve kiralama gibi işlemlerin tek elden ve güvenilir bir şekilde yönetilmesini sağlıyor. - Ayrıca Antplato, Amerika Yeşil Binalar Konseyi tarafından yürütülen, Enerji ve Çevresel Tasarımda Liderlik programı çerçevesinde LEED Gold adayı oldu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/luksun-en-dogal-hali/", "text": "Bodrum Anthaven projemizin içinde, çok özel bir oteli hizmete açtık: Radisson Collection Bodrum. Dünyanın ünlü otel zinciri Radisson'un premium markası olan 'Collection'ların Türkiye'deki ilk otelini Ant Yapı hayata geçiriyor. Enfes bir doğa içinde benzersiz bir hizmet anlayışı sunan Radisson Collection Bodrum, Ramazan Bayramı'nda ilk misafirlerini ağırlamaya başlıyor. Tatil deyince ülkemizin ilk akla gelen rotası Bodrum ve Bodrum'un tarihle doğayı birleştiren eşsiz güzellikteki koyu Aspat... Aspat'ın güzeliyse malum Anthaven projemiz. Ant Yapı olarak çok yönlü bir yaşam alanı, bir liman kenti şeklinde dizayn ettiğimiz Anthaven'da kanal boyunca uzanan sahil evleri, deniz manzarasına hakim yamaç evleri, özel mini iskeleler ve iç liman, ayrıca meydandaki kafe, butik ve restoranları içeren çarşı alanıyla yıl boyu keyifli bir yaşam hedefledik. Şimdi bu kendine özgü kentin yine kendi kadar özel oteli de hizmete girdi. Ant Yapı olarak Türkiye'deki beşinci turizm yatırımımız için dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Group ile anlaştık. Radisson Group'un Türkiye'deki ilk premium otelini Anthaven bünyesinde açmaktan da büyük gurur duyuyoruz. Radisson Hotel Group, dünya çapında sekiz farklı otel markası ve 1.400'den fazla faal ve yapım aşamasındaki oteliyle dünyanın en büyük otel gruplarından biri. Radisson Collection ise grubun premium markası. Anthaven Bodrum Access Otelcilik danışmanlığında geliştirilen ve franchise modeliyle bu yaz hizmete başlayacak olan Radisson Collection Bodrum, grubun Türkiye'deki ilk premium markası olarak, 5 yıldızlı butik otel ve servis anlayışıyla hizmet veriyor. 10 bin metrekarelik bir alana sahip olan otelimizde, 80 lüks oda ve toplam 1.150 metrekare alana yayılan bir SPA merkezi bulunuyor. Otelde ayrıca açık-kapalı yüzme havuzları, teras bar, fitness salonları, toplantı odaları, restoranlar ve lounge alanları yer alıyor. Otelin; Fraser Place Anthill Istanbul, Antmare Butik Otel, Radisson Blu Hotel, İstanbul Asia ve Fraser Place Antasya Istanbul'dan sonra beşinci turizm yatırımımız olduğunu ifade eden Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay; Dünyanın en büyük otel zincirlerinden Radisson Hotel Group ile yaklaşık 10 yıldır iş birliği içindeyiz. Grubun premium markası Radisson Collection'ın, Türkiye'ye ilk kez bizimle gelmesini, karşılıklı yarattığımız güvenin bir sonucu olarak değerlendiriyoruz diyor. Kopenhag, Belgrad, Edinburg, Roma, Kuveyt, Stockholm, Umman, Gürcistan Kakheti, Riyad ve Londra'da faaliyet gösteren Radisson Collection, eşsiz lokasyonlarda premium yaşam tarzını yansıtan oteller olarak öne çıkıyor. Her biri bulundukları lokasyona göre özgün hissettiren ve çağdaş yaşam standartlarına en uygun modeli sunan Radisson Collection otellerinde, modern tasarım ile dining, fitness, wellness ve sürdürülebilirlik gibi sıra dışı deneyimler bir araya geliyor. Hem ziyaretçiler hem yerel halk için tasarlanan Radisson Collection otellerinin her biri en prestijli bölgelerde kuruluyor ve yine o bölgenin en iyi eğlence ve turistik mekanlarına da yakın konumlanıyor. Bu açıdan Aspat'taki otel de bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra Bodrum'un merkezindeki eğlence dünyasına yakın olması açısından da konuklar için bir cazibe merkezi haline geliyor. Otel, Bodrum yarımadasının en güney noktasında, Turgutreis ile Ortakent arasında, huzurlu ve sakin Aspat Koyu'ndaki eşsiz Anthaven Residence Projesi içinde yer alıyor. Aspat doğal güzelliği, Akdeniz mimarisi, küçük iç limanı ve çevresindeki doğal su kanalları ile öne çıkıyor. - 5 yıldızlı butik otel ve servis anlayışıyla hizmet veriyor. - Otelin 80 lüks otel odası, Kos Adası manzaralı 400 metrelik sahil şeridi, açık ve kapalı havuzları, 1.150 metrekarelik SPA-fitness merkezi ve etkinlik tesisleri bulunuyor. Ayrıca 47, 49 ve 73 metrekarelik, son teknoloji ekipmanlarla donatılmış üç toplantı odası var. - Otel, tüm gün hizmet veren bir restorana, bir bara ve iki sahil restoranına sahip. Sahil restoranlarında deniz ürünleri seçkisi ile Türk ve Akdeniz mutfağından alternatifler sunuluyor. - Otelde ve sahil restoranlarında ücretsiz Wi-Fi, odalarda ücretsiz espresso / kahve ve çay servisinin yanı sıra kuru temizleme, çamaşırhane ve ütü hizmetleri de veriliyor. - Toplantılar, düğünler gibi etkinliklere ev sahipliği yapılıyor. Çarşısı da hizmete girdi Aspat'taki Radisson Collection otelinin hemen yanında - Antre Organik Şarküteri ve Kahvaltı - bu bi sörf okulu - Bitez Dondurma & Waffle - Hadi Balık - Kahve Dünyası - Stone Plus - Stone Toys - Vi Coffee - Healthy Living - Bodrum Mum - Carrefour"} {"url": "https://eqdergi.com/eq96/mirny-ucak-terminali-insaatina-basladik/", "text": "Rusya'nın Yakutistan Bölgesi'nin Mirny şehrinde yeni bir havalimanı inşaatına başladık. Ulaşılması zor bir bölgede yer alan Mirny için kritik öneme sahip uçak terminali projesi 2023'te tamamlanacak. Ant Yapı olarak, Rusya'daki üçüncü havalimanı projemiz Mirny Uçak Terminali'nin inşaatına başladık. Ulaşım açısından oldukça zor bir bölgede yer alan Mirny şehri için hayati önem taşıyan Mirny Uçak Terminali, 3 kilometre uzunluğa sahip kalkış pistleri, 2.86 metre yapay pisti ve farklı sınıf uçaklar için 18 araçlık park yeri apronuyla bölgede önemli bir boşluğu dolduracak. Değerli madenler tarafından zengin olan, bunların çıkarılması esnasında oluşan çukurdan ötürü dünyanın göbek deliği olarak bilinen Mirny şehrinin ulaşım sorununu çözmeyi amaçlayan proje, Ant Yapı olarak Rusya'da gerçekleştirdiğimiz ilk devlet sözleşmesi olması sebebiyle ayrı bir öneme de sahip. 2023'te bitirmeyi hedeflediğimiz Mirny Uçak Terminali'nin dışında Rusya'da devam eden ve bir kısmı tamamlanmak üzere olan 25'in üzerinde projemiz bulunuyor. Mirny Uçak Terminali'nin Rusya'da gerçekleştirdiğimiz üçüncü havalimanı projesi olduğunu hatırlatan Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Ant Yapı olarak Rusya'da üçüncü havalimanı projesine başlamaktan dolayı gurur duyuyoruz. İlk olarak Rusya'nın tek özel havalimanı olan Domodedovo Havalimanı'nı tamamladık. Geçen yılın son aylarında ise Novosibirsk'te bulunan ve çok önemli bir aktarma bölgesi olan Tolmaçevo Havalimanı'nın yapımına başladık. Bugün ise ulaşım açısından zorlu Mirny şehrinin bu problemini büyük ölçüde ortadan kaldıracak Mirny Uçak Terminali projemizi başlatıyoruz. 2023 yılında teslim etmeyi hedeflediğimiz Mirny Uçak Terminali projemiz ayrıca Rusya'daki ilk devlet sözleşmemiz olma özelliğini de taşıyor. Ant Yapı olarak yıllardır bu bölgede yaptığımız nitelikli işler sonucu elde ettiğimiz başarının en somut göstergesinin de bu olduğunu söyleyebiliriz. Ant Yapı olarak kurulduğumuz günden 30'uncu yılımızı kutladığımız 2021 yılına kadar faaliyet gösterdiğimiz Rusya, Türkiye, Amerika ve İngiltere'de toplam 10 milyon metrekarelik projeyi hayata geçirmenin de mutluluğunu yaşıyoruz diyor. ÖNEMİ: Elmas yatakları bakımından zengin olan Mirny şehri ulaşım açısından da oldukça güç bir bölgede bulunmasından dolayı havalimanı inşası burada hayati önem taşıyor. Ayrıca Ant Yapı'nın Rusya'daki ilk devlet sözleşmesi olma özelliği taşıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/ant-yapinin-kilometre-taslari/", "text": "30 yıldır dünyanın pek çok büyük şehrinde modern mimarisiyle dikkat çeken güvenilir konutlar, AVM'ler, oteller, tasarımıyla fark yaratan ofisler ve iş kulesi inşa ediyoruz. Disiplinli çalışma anlayışımız, kaliteli ve zamanında iş teslim etme düsturumuz, sorun değil çözüm üretme yaklaşımımızla 4 ülkede 10 milyon metrekarenin üzerinde projeye imza attık. 30 yıllık yolculuğumuzda gücümüzü güç katan çalışanlarımız, her daim yanımızda olan Ant Yapı dostlarına teşekkür ederiz. 2002 Moskova'da çalışmaya başladık. Moskova'da Kore Büyükelçiliği binasını inşa ettik. 2008 İlk gökdelen inşaatıyla, bu alandaki başarımızı ispat ettik. Rusya'da 240 metre yüksekliğinde ve 165 bin metrekarelik Federation Tower'ı tamamladık. Türkiye'deki ilk ikiz kule inşaatımıza başladık. Anthill'i 2010 yılında teslim ettik. 2013 Rusya'da AntTeq şirketini kurduk ve bu ülkedeki varlığımızı güçlendirdik. 2014 İlk havalimanı projemizi aldık. Rusya'da Domodedovo Havalimanı'nın Terminal 2 binasının inşaatını üstlendik. 2015 Ant Yapı UK ile İngiltere pazarına girdik; üstyapı taahhüt ve proje geliştirme işlerini yürütmeye başladık. Avrupa'nın en yüksek binası olan, 264 bin metrekare büyüklüğünde, 352 metre yüksekliğindeki OKO Towers'ı inşa ettik. 2016 Rusya ve İngiltere'de ilk yatırımlarımızı yaptık. Moskova'da Fili Park, Londra'da Belgravia Gate konut projelerini hayata geçirdik. 2017 Ant Yapı USA ile Miami ve New York ofislerinde üstyapı taahhüt faaliyetlerini başlattık. ABD'de Stellar şirketimizle endüstriyel kapsamda faaliyet alanımızı genişlettik. Rusya'da da ağır endüstri alanında varlığımızı gösterdik. 2018 ABD'de ilk projemize başladık. Tarihi The Crown Building binasının renovasyonunu emanet aldık. 2019 Rusya'da Ant Development şirketimizi kurduk ve proje geliştirme işlerini yürütmeye başladık. Moskova'daki Soho+Noho projemiz, uluslararası emlak sektörünün en saygın ödüllerinden biri olan Urban Awards'ın 'Business Class Dairelerinin En İyi Kompleksi' ödülüne layık görüldü. Rusya'daki şirketimiz AntTeq, European Propert Awards 2020 ödülünü kazandı. Türkiye'de Antwell İyi Yaşam Evleri ile gayrımenkul sektörünün Oscar'ı kabul edilen 'Sign of The City Awards 2019'da 'En İyi Rezidans' ödülü aldık. 2020 Rusya'da pek çok yeni projeye başladık. Rusya'nın Yakutistan Bölgesi'nin Mirny şehrinde yeni bir havalimanı inşaatına başladık. Bu ülkedeki devlet sözleşmeli ilk projemiz olan Mirny Havalimanı'nın kontratını imzaladık. Novosibirsk'te bulunan ve çok önemli bir aktarma bölgesi olan Tolmaçevo Havalimanı'nın yapımına başladık. 2021 Rusya'da şu an 48 proje, ABD pazarında Miami ve New York'ta 5 proje, İngiltere'de Londra'da 6 projenin inşaatını yürütüyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/bu-yaz-bodrumdaki-adresimiz-radisson-collection/", "text": "Ant Yapı olarak uluslararası otel zinciri Radisson markasının şehir otellerinden sonra Collection markalı Türkiye'deki ilk otelini Bodrum'da hayata geçirdik. Bahar aylarında kapılarını misafirlerine açan Anthaven projesi, Bodrum şehir merkezine 30 dakika uzaklıkta, bölgenin en güzel koylarından biri olan Aspat'ta yer alıyor. Radisson grubunun premium markası olan Radisson Collection Bodrum, 2021 yazının Bodrum'daki en prestijli duraklarından biri olarak konumlanıyor. Anthaven site projemiz içerisinde yer alan Radisson Collection Otel, kendine ait marinası, 400 metrelik özel sahil şeridi, sanat ve doğanın iç içe geçmiş olduğu benzersiz konumu ile misafirlerine eşsiz deneyimler yaratmak için 80 oda ve süitiyle Kurban Bayramı boyunca çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Akdeniz mimarisinin eşsiz doğal güzelliği, proje içinde yer alan küçük iç limanı ve çevredeki su kanalları ile doğanın ve Bodrum yarımadasının en avantajlı konumlarından birinde yer alan otelimizde, misafirlerimize tesis içinde sunacağımız çeşitli hizmetlerle de eşsiz bir deneyim yaşatıyoruz. Açık ve kapalı yüzme havuzlarımız, Akdeniz ve dünya mutfaklarından en iyi yemekleri sunan restoranımız BarRanco, otel restoran ve barımız, SPA ve fitness merkezimiz, toplantı ve etkinlik alanlarımızla misafirlerimize kusursuz hizmet sunuyoruz. Radisson Collection Otel Genel Müdürü Deniz Akyüz, Bodrum'un eşsiz otellerinden biri olan tesisimizde sunduğumuz imkanları şu cümlelerle anlatıyor: Otelimizde misafirlerimizin bizlerle geçirdiği her anı unutulmaz kılabilmek için tüm küçük detayları önemsiyor, her gruba uygun olanaklar sunuyoruz. Otel içerisinde bulunan 9 delikli mini golf sahamızda düzenlenecek olan turnuvalar, tenis ve basketbol sahamızda verilecek olan özel dersler, sörf okulumuz bünyesinde sunulan dersler ve SPA olanaklarımızla misafirlerimiz pek çok alanda sosyal aktivite seçeneklerinin tadını çıkarabilecek. Balayı çiftlerine özel konaklama, restoran paketlerimizle onların en özel anlarına Radisson Collection'ın eşsiz dokunuşlarını yapıyoruz. SPA hakkında da bilgi veren Akyüz, 20 yıldan uzun süredir başarıyla hizmet veren Sanitas Spa & Wellness tarafından işletilecek SPA alanımızda bir adet kapalı havuz, altı adet masaj salonu, bir çiftlere özel masaj odası, sauna, yoga platformu, tam donanımlı fitness merkezi, hamam ve buhar odaları bulunuyor şeklinde burada verilen hizmetleri anlatıyor. Deniz Akyüz ayrıca Radisson Collection Bodrum'un en eşsiz imkanlarından birinin mutfağı olacağını da söylüyor. Otel içerisinde Akdeniz ve dünya mutfaklarından yemekler sunan bir plaj restoranı, bir otel restoranı ile barı ve bir kahvaltı restoranı bulunuyor. Kahvaltı restoranımız Strobilos adını Aspat mevkiinde yer alan bir orta çağ kentinden alıyor. Marina çarşısına açılan konumu ile misafirlere otantik-lüks deneyim yaşatan Strobilos'ta açık büfe kahvaltı menüsü, lokal ürünler ve lezzetli seçkilerle zengin bir kahvaltı menüsü sunuluyor. Plaj restoranımız Cafe Haven ise Akdeniz ve dünya mutfağından eşsiz lezzetlerin yanı sıra geniş menü yelpazesiyle plaj alanındaki misafirlerimiz için adeta bir lezzet durağı. Otelimizin Bodrum yarımadasındaki en iddialı restoranlarından biri ise BarRanco adındaki Peru restoranı. Adını Peru'daki Lima bölgesinden alan restoranımız Peru mutfağına özel lezzetler servis ediyor. Peru'nun önde gelen sanatçılarının, müzisyenlerinin, tasarımcılarının en uğrak adreslerinden biri olan BarRanco bölgesi Aspat'ın sanat ve doğa ile iç içe olan ruhunu temsil etmekle birlikte Peru'nun nadir lezzetlerini Bodrum'a taşıyor. Pandemi döneminde verilecek hizmetlerle ilgili de bizlere bilgi veren Akyüz, Pandemiden sonra turizm ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Bizler de bu dönüşümün bir parçası olarak kapılarımızı misafirlerimize açtık. Bizlerin otel açılışında en büyük artısı şu oldu. Pandemi başında insanlar yeni bir salgın ortamında nasıl davranacağı konusunda bilgi sahibi değildi. Bizim otelimiz açtığımız bu sezonda ise pandemiyle mücadele konusunda artık daha bilgiliyiz. Hijyen kurallarına dair önlemlerin en üst seviyede olduğu zamanda misafirlerimize tamamen güvenli bir konaklama sunabilecek şekilde kapılarımızı açtık diyor. Akyüz, otele giriş yaptıktan sonra izlenecek hijyen kurallarını ise şu şekilde anlatıyor: Misafirlerimiz daha otele girmeden önce HES kodlarını alarak güvenle geldiklerinden emin oluyoruz. Otele varış esnasında misafirlerin ateş ölçümü gerçekleştirilmesini takiben odalarına yerleştirmiş olduğumuz kişiye özel hijyen kitlerimizi sunuyoruz. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan kuralları tüm titizlikle takip ediyoruz. Buna ek olarak misafirlerimiz odalarına girmeden önce odalarının nasıl temizlendiğiyle ilgili bilgi sahibi olabilsinler diye kapılarına temizlik hakkında detayları veren bilgi notları yapıştırıyoruz. Bu şekilde misafirler daha odaya girmeden odalarının nasıl temizlendiği hakkında detaylı bilgiye sahip olabiliyorlar. Otel içerisinde ve tüm kapalı alanlarda misafirler ve çalışanların maske-mesafe-hijyen kuralına uyması için tüm yönlendirmeler yapılıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/en-baba-hediyeler/", "text": "Babası bir Amerikan iç savaş gazisi olan Sonora Smart Dodd, babasına olan minnetini tüm dünyaya sunmak için babaların da bir günü olması gerektiğini düşündü. Annelerinin yokluğunda 6 çocuğunu tek başına büyüten babası için onun doğum gününde (5 Haziran) özel bir hediye vermeyi çok istiyordu. Ancak çalışmaları o tarihe yetişmeyince kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelendi. Ve ilk babalar günü 19 Haziran 1910 tarihinde Washington'da kutlandı. 1966 yılından itibaren ise bu kutlamalar haziran ayının üçüncü haftası olarak resmileşti. Bu yıl 20 Haziran'da kutlanacak Babalar Günü için sizlere farklı ilgi alanlarına yönelik hediyeler sıraladık. Bu makineye karşı koyabilen bir çocuk yoktur herhalde. Jetonlar azalmaya başladıkça yükselen o tatlı heyecanı babanıza hatırlatarak, hatta birlikte yarışarak birlikte birlikte eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Saat günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası. Ancak saat teknolojisi de oldukça gelişti ve babalarımız bu teknolojik tasarımlı saatleri hayatlarına sokmakta zorlanıyor olabilir. Klasik görünümden vazgeçemeyenler için sporla klasiği bir araya getiren bir saat hediye etmeyi düşünüyorsanız Garmin'e göz atabilirsiniz, farklı ilgi alanlarına uygun saatler bulabilirsiniz. Hediye seçerken özel olmasını ve genelde göz önünde veya sürekli kullanılabilir bir şey olmasını tercih ediyoruz. Kullandıkça, gördükçe bizi hatırlatması hoşumuza gidiyor. Fotoğraftan yağlı boyaya, heykelsi tasarımlardan kara kaleme kadar binlerce çeşit eser arasından babanız için bir hediye bulacaksınız. İster evinde ister ofisinde olsun, bu nadide sanat eseri bulunduğu ortamın havasını değiştirecek. Nintendo'suna gözü gibi bakan, Mario oyununu defalarca bitirmiş bir babanız varsa bu hediye onun için harika bir seçenek olabilir. Sanal gerçeklik oyunu iki kişilik bir paket olarak tasarlanmış. Bu da eğlenceyi ikiye katlayacağınız anlamına geliyor. Son dönemde hepimizin aşina olduğu 'kaliteli zaman' geçirmek için iyi bir fırsat olabilir. Günlük yaşamın stresi ve iş hayatı arasında mekik dokuyan babalarımızın eve geldiklerinde kendilerine bir içecek hazırlanırken eğlenmeleri için hazırlanmış bu minik bir barmen setiyle babanızın gönlünü fethedebilirsiniz. Birçok çeşidi olan bu saatlerde amatörler için ihtiyaç duyulabilecek tüm gereçler mevcut. İsterseniz online bir miksoloji dersiyle hediyenizi tamamlayabilirsiniz. Müzik ruhun gıdasıdır diyen bir babanız varsa bluetooth hoparlörle gittiği her yere rahatlıkla müziğini de taşıyabilir. Hatta suya dayanıklı olmasa da neme dayanıklı olan bluetooth hoparlörler banyoda dahi kullanılabiliyor. Kompakt tasarımıyla kolayca yanında taşıyabileceği, müziği tek tuşla kontrol edebileceği pratik modelleri tercih etmenizi öneriririz. Hoparlör seçerken mağazada ses kalitesini deneyimlemeniz ise oldukça önemli. Satın aldığınız elektronik ürünleri birçok farklı koruma paketiyle olası kullanıcı kazalarına karşı da garanti altına alabilirsiniz. Klasik görünümden daha spor tasarımlara kadar bir sürü tarz ve renk seçeneği olan pikaplar hala müzik severlerin favorisi. Babanız dijital seslerden ziyade plak sesinden hoşlanıyorsa pikap çeşitlerine göz atmalısınız. Eski kolilerden çıkan plakları birlikte dinleyebilirsiniz. Bu esnada babanızın henüz bilmediğiniz anılarını dinlemeye hazır olun, çünkü müzik hatıralarını da canlandıracaktır. Hediyenizin keyifle ve uzun yıllar kullanabilmesi için daha önce mağazada ses kalitesini deneyimlemenizi, parça ve servis koşullarını iyi araştırmanız iyi olur. Ion, Sony, Pioneer gibi bilindik markaların modelleri arasından babanızın zevkine uygun bir pikap bulabilirsiniz. Günümüzde artık birçok anıyı bir tuşla hızlıca ölümsüzleştirip dilediğimiz gibi saklayabiliyoruz. Ancak özellikle aksiyon sporlarında bu durum oldukça zorlaşıyor. Teknolojik ürünlere meraklı, anı biriktirmeyi seven bir babanız varsa GOPRO Hero 8 ile güzel ve unutulmaz zamanların tadını çıkarabilir. Hero8 sesle kontrol edilebiliyor, gelişmiş rüzgarı sesi azaltma filtresine sahip. 10 metreye kadar da su geçirmiyor. Bu da onu aksiyon severler için vazgeçilmez kılıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/gemi-seklinde-tasarimiyla-sehrin-simgesi-olacak/", "text": "Miami'de hayata geçirdiğimiz 135 lüks daireden oluşan konut projemiz UNA Residences, klasik yatlardan ilham alan tasarımıyla şehrin simge binalarından biri olmaya hazırlanıyor. 2023'te tamamlanacak olan proje ayrıca Güney Miami'de okyanusun yanında üç seviyeli yer altı otoparkına sahip tek bina olarak öne çıkıyor. 2016 yılında girdiğimiz ABD pazarında, New York ve Miami'de toplam beş projemiz bulunuyor. Bunlardan biri 2020 yılında çalışmalarına başladığımız Miami'deki konut projemiz UNA Residences, ilhamını klasik yatlardan ve körfez kenarındaki konumundan alıyor. 38 bin metrekarelik brüt alan üzerine gemi şeklindeki inşa edilen binanın mimarı Adrian Smith + Gordon Gill Architecture şirketi... Chicago merkezli mimarlık firması, özellikle enerji tasarruflu ve sürdürülebilir binalar geliştirilmesiyle tanınıyor. Vizyoner tasarımı, davetkar bahçeleri ve Biscayne Körfezi'ni gören rakipsiz manzarasıyla Una Residence, Miami Brickell Waterfront bölgesinde yaşamın standardını belirliyor. Tavandan tabana cam giydirmesi olan binanın geniş terasları, üç havuzu ve özel tekne kızakları bulunuyor. 47 katlı bir kuleden ve 135 lüks apartman dairesinden oluşan Una Residence ikonik görüntüsünün yanı sıra Güney Miami'de okyanusun yanında üç seviyeli yer altı otoparkına sahip tek bina olarak da ön plana çıkıyor. İnşasına 2020 yılında başladığımız, 12,6 milyon dolar bedelli Una Residence, 2023 yılının ikinci çeyreğinde tamamlanacak. - Proje ismi: UNA Residences - Özelliği: 47 katlı, 135 deniz kenarı daireye sahip konut projesi, gemi şeklinde bir tasarıma sahip. - Yer: Miami, ABD - Büyüklüğü: 38.475 m2 - Yüksekliği: 176,5 metre - Bitiş tarihi: 2023 - Önemi: Güney Miami'de okyanusun yanında üç seviyeli yer altı otoparkına sahip tek bina. İkonik kule metalik bir yapıya sahip. Cepheyi saran cam, Brickell'deki okyanus yaşam tarzının simgesel bir sembolü. - The Crown Building, New York 32.200 metrekare, 126 metre yüksekliğinde konut ve otel projesi. - 30-77 Vernon Blvd, New York 7'şer katlı üç blok ve 535 rezidanstan oluşan konut projesi. - Missioni Baia, Miami 58 katlı, 110 bin metrekareden oluşan konut projesi. - 830 Brickell, Miami"} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/global-turizm-forumu-misafirlerini-radisson-collection-hotel-bodrumda-agirladik/", "text": "Global Tourism Forum- Bodrum Summit, Bodrum Belediye Başkanı Sayın Ahmet Aras ve Dünya Turizm Forumu Genel Sekreteri Taleb Rifai'nin ev sahipliğinde 10-12 Haziran'da gerçekleştirildi. Forumda Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy başta olmak üzere İngiltere eski dışişleri bakanı Jack Straw gibi yerli ve yabancı önemli isimler Türkiye ve dünya turizmini konuştu. Açılış törenine Avrupa Parlamento Üyesi Josianne Cutajar, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı İsmail Gülle, CHP Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Bodrum Kaymakamı, milletvekilleri ve belediye yetkilerinin yanı sıra Çad, Nijer, Gabon, Gine, Malavi ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Turizm bakanları katıldı. Forumun ilk günü konuşma yapan Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay, COVID-19 sonrası turizm sektörünün ve Rusya pazarının durumunu değerlendirdi. Global Tourism Forum, Radisson Collection Hotel Bodrum'da düzenlenen kahvaltıyla sonlandı."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/ingilterede-de-prestijli-konutun-adresiyiz/", "text": "İngiltere, uluslararası alanda rekabetçi ve yüksek standartlarda iş bekleyen piyasalardan biri... İngiltere'de altı yılda toplam altı prestijli projeye imza atan grubumuz, bu pazarda büyümeye devam ediyor. Ekim ayında yeni bir projemiz başlıyor. Ayrıca teklif aşamasında üç projeiz daha var. Hedefimiz, diğer yabancı pazarlarda olduğumuz gibi İngiltere pazarının da en dinamik ve güvenilir gruplarından biri olmak. Ant Yapı olarak başta Türkiye, Rusya ve Türki Cumhuriyetler gibi ülkelerden sonra 2015 yılında girdiğimiz, Avrupa'nın ve dünyanın inşaat alanındaki en zor piyasalarından biri olan İngiltere'de kısa zamanda büyük işler başardık. Altı yılda 6 prestijli projeyi başarıyla tamamlayan grubumuz bu pazarda büyüme ivmesine devam ediyor. Ekim ayında başlayacak yeni bir proje dışında teklif aşamasında olan projelerle birlikte hedefimiz İngiltere pazarında büyüyerek kalıcı olmak. İş kalitesinin en önemli konuların başında geldiğini hatırlatan Cengiz Karaduman, Uluslararası tecrübemize rağmen bu piyasada yeni olmamızdan dolayı hem yatırımcılar hem de birlikte çalıştığımız taşeron firmalar bize temkinli yaklaşıyordu. Ancak birkaç başarılı proje sonrasında güven oluşmasıyla daha farklı bir duruma geldik. Ant Yapı olarak şu an İngiltere inşaat piyasasında gerek yatırımcılar gerekse müşavir firmalar ve sektörün diğer elemanları arasında iyi bilinen ve bu sebeple yeni projelere davet edilen bir firma haline geldik. Bu da bize çok gurur veriyor diyor. Ant Yapı olarak İngiltere'de hayata geçirdiğimiz ikinci proje ise 25 lüks daireden oluşan Harcourt House projesi oldu. Karaduman bu projeyle ilgili olarak da şunları söylüyor: İşin zamanında ve yüksek kalitede bitmesi sayesinde işverenin proje tamamlandığında bize teşekkür etmesiyle sonuçlandı. Bu İngiltere'de genelde olan bir şey değil. Buradaki işlerin yaklaşık yüzde 60-70'i zamanında bitmez ve işverenle uyuşmazlıkla sonuçlanır. Bu nedenle bu teşekkür bizim için ayrıca anlamlı ve değerli. Bu pazardaki üçüncü projemiz de 55 lüks daire, iki town-house ve ticari alandan oluşan Park Modern projesiydi. Ekim 2020'de başladığımız Park Modern, altındanmetro geçmesi sebebiyle zor bir proje oldu. Yüksek akustik ve titreşimden etkilenmesi nedeniyle ciddi teknolojik metotlar kullanarak yaptığımız bu projeyi Mart 2023'te bitirmeyi taahhüt ettik. Şu ana kadar da programında devam ediyor. Bu projeleri yine Londra'nın prestijli bölgelerinden birinde, biri süper lüks town-house'un konut projesine dönüştürüldüğü, diğeri de renovasyon çalışması olan Eaton Place projeleri izledi. Londra'daki altıncı proje olan 163 daire ve sosyal alanlardan oluşan Apex House ise bu yıl içinde teslim ediliyor. ettiğini söyleyerek ön anlaşmasını yaptığımız ve dizayn sürecini ilerlettiğimiz 91 daire ve 39 araçlık otoparktan oluşan Leas Pavillion projesine Eylül 2021'de başlanacağının müjdesini verdi. Proje Aralık 2023'te teslim edilecek. Karaduman ayrıca teklif süreçleri devam eden üç ayrı projenin daha olduğunu bildirdi. Bu yıl Ant Yapı olarak 30'uncu yılımızı kutluyoruz. Türkiye, Rusya, ABD ve Türki Cumhuriyetler'de başarıyla imza attığımız projeler 30 yılımızın garantisini oluşturuyor. Temmuz 2017 yılından bu yana Ant Yapı İngiltere ofisinde çalışıyorum. Son 23 yılın 15'ini Rusya'da ve bunun 2 yılını da Kazakistan'da geçirdim. İngiltere'de iş yapmak, diğer ülkelerde iş yapmaktan çok farklı. İngilizlerin çalışma ve evrak düzenini öğrenip ona göre gerekli organizasyonel düzenlemeleri yapmak, en zorlandığımız nokta oldu. Burada sözleşme yönetimi çok önemli. Dolayısıyla işlerin en başında sözleşmeyi, bütün şartlar düşünülerek fiyatlandığından emin olarak imzalamak şart. Her anlamda eksiksiz bir 'iş programı' sunarak işverene raporlama yapmanız gerekiyor. Aksi takdirde oluşacak gecikmeleri veya gecikme kaynaklı parasal talepleri işverenle anlaşma şansınız yok. İngiltere'de yaşama konusuna gelince, ben İngiltere doğumlu olmam nedeniyle hikayem diğerlerinden biraz farklı. Ailem de üç yıldır burada yaşıyor. Burada yaşam daha sade ve basit. Servis olanakları kısıtlı ve her şey çok pahalı. Ben İngiltere'nin iklimini ve düzenini seviyorum. Buraya gelişimin bir sebebi de çocuklarımın dünya vatandaşı olarak yetişmelerini istememdi. Londra çok uluslu bir toplum ve dünya görüşü olarak insana çok şey katıyor. Diğer yerlerde insanlar arasında husumet konusu olan birçok tartışma burada farklı olma hakkı ve özgürlük olarak insanlara verilmiş. Dil, din, renk farklılıklarının insanların yaşamında ayrımcılık yaratmadığına gerçek bir örnek... Ant Yapı'nın 30 yılında burada olmaktan gurur duyuyorum. Ant Yapı'nın Türkiye'yi ve kendi adını üç farklı kıtada iyi bir şekilde temsil ettiğini düşünüyorum. Son dönemde yaşanan Covid-19 pandemisi ve ekonomik sorunların düzelmeye başlamasıyla, İngiltere başta olmak üzere Ant Yapı'nın dünya genelinde büyümeye devam edeceğine inanıyorum. Ant Yapı ailesinin 30. yıldönümünü kutluyorum, daha büyük işler yaparak hep birlikte dürüstlük ve çalışkanlıkla ismini daha yükseklere taşıyacağımıza inanıyorum. Her ülkenin iş yapma düzeni farklı. Özellikle Rusya ve Türkiye çıkışlı bir firma olarak İngiltere'de iş yapmak zorlayıcı. Geçen 5 senede bu değişime adapte olabilmek için gerekli eforu sarf ettik ve sarf etmeye de devam edeceğiz. İngiltere piyasasında deneyimli arkadaşlarla çalışıp Türkiye'den gelen arkadaşlarımızı bu yönde kaynaştırmak en kritik nokta. İngiltere'de iş güvenliği her şeyden önemli bir yere sahip. Biz de bu yolda önemli gelişmeler kat edip işverenlerimizden çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Bu sene Ant Yapı'nın 30'uncu kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Umarım bu 30 yılda çok önemli başarılara imza atmış şirketimiz gelecekte de dünyanın her yerinde Türk bayrağını en güzel şekilde temsil etme başarısını sürdürecektir. İngiltere'de yaşam açıkçası keyifli ve düzenli. Londra farklı kültürlerin buluştuğu bir yer. Genelde Türkiye'deki arkadaşlarım 'Londra'da en çok ne hoşuna gidiyor?' dediklerinde 'metro' cevabını vermemeçok şaşırıyorlar. Ama İstanbul'da doğmuş büyümüş biri olarak bir yere zamanındagitmek, yola 1-2 saat erken çıkmamak aslında çok büyük bir hazine. Özlenen şeyler arasındaailem ve yemeklerimiz öne çıkıyor. Ant Yapı İngiltere ofisi 2015'te kurulduğundan beri buradayım. Şu an Park Modern projesinde Tasarım Koordinatörü olarak çalışıyorum. Ant Yapı ailesine 2007'de katıldım. Moskova'da tamamladığımız projelerde tasarım ve koordinasyon ağırlıklı çeşitli görevlerim oldu. İngiltere piyasasında en zorlandığımız konu sanırım iş yapma prensiplerinin daha önce çalıştığımız ülkelerden farklı olması. Moskova'da proje yaparken pek çok konuda inisiyatif kullanıyor, kararlar alıyor, iş vereni yönlendiriyorsunuz. Burada ise her konuda ayrı danışmanınız var, onlar sizi yönlendiriyor. Ayrıca projeyi bitirmeye yönelik hedefiniz burada daha karmaşık. İngiltere'de yaşam konusuna gelince, gerçekten keyifli. Londra'da, ofisten çıkınca eve Hyde Park'ın içinden geçerek gidiyorsunuz. Bütün ağaçların bir günde çiçek açmış olduğunu fark ediyorsunuz mesela... Sosyal etkinlikler, takip edemeyeceğiniz kadar fazla. Yaşam kurgusu insanların hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik olduğu için burada yaşamanın zor tarafı yok sanırım. Bu yıl ayrıca, Ant Yapı'nın 30 yılını beraber kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Ant Yapı'da çalışmaya 2006 yılında başladım. Kadir Bey ile tanıştığım ilk gün, doğru yere ve doğru insanların yanına geldiğimi hissettiğimi samimiyetle söylemek isterim. 2016 yılında Kadir Bey'in ve Cengiz Bey'in takdiri doğrultusunda Londra projelerinde çalışmaya devam ediyorum. İngiltere projelerinde Site Süpervizor'ü olarak 2016 yılından bu yana çalışıyorum. Bizler daha önce Doğu bloku ülkelerinde çalıştığımız için sanıyorum en büyük ortak sıkıntımız buradaki farklı bürokrasi oldu. Umarım sağlığım elverdiği sürece Ant Yapı'nın bir aile bireyi olmakta ve amatör ruhla çalışıp naçizane deneyimlerimi genç arkadaşlara aktarmakta muvaffak olabilirim. Ant Yapı'nın 30'uncu kuruluş yıl dönümünü kutluyor yeni jenerasyonların ailemizi daha ileri noktalara taşımasını temenni ediyorum. Üç yıldır Ant Yapı Londra ofisinde sağlık, güvenlik, çevre ve kalite müdürü olarak görev yapıyorum. İş teklifi bana bir iş bulma kurumu aracılığıyla geldi. O sırada zaten başka bir işte çalışıyordum ancak fırsatın keşfedilmeye değer olduğunu düşündüm. Proje Direktörü ile görüştükten sonra bu ekiple çalışmanın beni çok tatmin edeceğini düşündüm. Bu yüzden hemen başlamayı kabul ettim. İşin gelişmeye açık olduğu ve bu gelişmenin çok ödüllendirici olacağı açıktı ve öyle de oldu. Türk şirketinde çalışan bir İngiliz olarak çok sıcak karşılandım ve yönetim ekibine çok iyi uyum sağladım. Kültür ve süreçle ilgili zorluklar var, ancak iki kültürün kombinasyonunun Londra pazarında kazanan bir potansiyeli olduğunu hissettim. Şimdiye kadar olan mücadeleden keyif aldım ve işin büyümesine ve daha başarılı olmasına yardımcı olmaya devam etmeyi umuyorum. Türkiye'ye şimdiye kadar bir ziyaret gerçekleştiremedim. Ancak bu yıl içinde en uygun fırsatta ziyaret edip Türkiye'deki ofise gelmeyi ve tabii ki güzel havanın tadını çıkarmayı çok isterim. Ant Yapı'nın 30. Yıl dönümünü kutluyor olması gurur verici. Umarım işimiz, dünya çapında ve özellikle İngiltere'de büyümeye devam edebilir, bunun bir parçası olmayı dört gözle bekliyorum. - Proje ADI: Belgraiva Gate - Özelliği: 12 adet süper prime rezidans - Tamamlanma tarihi: 2018 - Yer: Londra - Bütçe: 40 milyon sterlin - Önemi: Ant Yapı'nın İngiltere'deki ilk projesi. İngiltere'nin soylu ailelerinden Grosvenorlar'a ait 19. Yüzyıldan kalma malikane, yüksek profilli rezidansa dönüştürülürken dış cephesi orijinal haliyle bırakılarak restore edildi. Buckingham Sarayı ve Hyde Park'a komşu projenin iç dizaynında Türkiye'den özel olarak götürülen, 9 milyon pound değerinde yüksek kaliteli mermer ve ahşap ürünler yer alıyor. - Proje ADI: 13 Eaton Place - Özelliği: Süper lüks Rezidans Yenileme Çalışması - Tamamlanma tarihi: 2018 - Yer: Londra - Bütçe: 5.6 milyon sterlin - Önemi: Londra merkezinde yer alan Eaton Place projesi, tarihi restorasyon ve iç mimari işlerini kapsıyor. Son derece nezih ve lüks bir konut projesi olan 13 Eaton Place, rezidans yenileme projesi olarak hayata geçiriliyor. - Proje ADI: 20 22 Eaton Place Özelliği: İki town-house konutun 6 daireye dönüştürülmesinden oluşan bu projede yapısal değişiklikler, özel iç mimari uygulamaları ve mühendislik sistemlerini kapsıyor. - Tamamlanma tarihi: 2019 - Yer: Londra - Bütçe: 8.3 milyon sterlin - Önemi: Tarihe verdiğimiz önemin en güzel örneklerinden biri olan ve Belgravia'nın kalbinde yer alan 20-22 Eaton Palace Konut Projesi'nin orijinali, dönemin efsanevi mimarı Thomas Cubitt tarafından 1850 yılında tasarlandı. İki geleneksel binanın yenilendiği 'town-house' tarzı projede özel iç mimari teknikleri kullanılarak günümüze ulaşması sağlanıyor. - Proje ADI: Harcourt House - Özelliği: 25 ultra lüks konut - Tamamlanma tarihi: 2020 - Yer: Londra - Bütçe: 59.7 milyon sterlin - Önemi: Tarih ve günümüz arasında bir bağ ve köprü kurmak için hayata geçirdiğimiz Harcourt House projesi, Londra merkezindeki Cavendish meydanında yer alıyor. Kral Edward dönemine ait 8 katlı geleneksel binanın içinde restorasyon ve düzenleme çalışmalarını gerçekleştiren Ant Yapı, 25 daireden oluşan ultra lüks konutlara imza atıyor. - Proje ADI: Park Modern - Özelliği: 55 apartman dairesi 2 town-house. Toplam 57 lüks konut - Tamamlanma tarihi: 2021 - Yer: Londra - Bütçe: 100 milyon sterlin - Önemi: Londra'da Kensington Palace Garden'a bakan ve 17 bin 650 metrekare alana sahip proje 55 apartman dairesi ve iki adet town-house olmak üzere toplam 57 ultra lüks konuttan oluşuyor. Satışların ilk aşamasında, metrekaresi 49 bin 500 sterline varan değerlere satılan evler, Hyde Park'ın kuzeyinde kalan evler arasında en yüksek bedelle alıcı bulma özelliğine sahip. - Proje ADI: Apex House - Özelliği: 163 daire ve sosyal alanlar - Tamamlanma tarihi: 2021 - Yer: Londra - Bütçe: 56.1 milyon sterlin - Önemi: Londra'nın Tottenham bölgesinde, Seven Sisters Caddesi'nde konumlanan ve İngiltere'deki beşinci projemiz olan Apex House biri 23, diğeriyse 7 katlı iki binadan oluşuyor. Belediyenin sürdürülebilir ve çevreci tasarım kriterlerine uygun olarak, toplu taşıma ve bisiklet kullanımını ön planda tutacak şekilde tasarlandı. Çevre dostu projenin yapı bloğunda motorlu araç yerine 295 adet bisiklet park yeri bulunacak."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/radisson-collection-hotel-bodrumun-acilisini-yaptik/", "text": "Türkiye'deki altıncı turizm yatırımımız Radisson Collection Hotel Bodrum'un açılışını gerçekleştirdik. Açılış kapsamında düzenlediğimiz kahvaltıda basın mensuplarını ağırladık, kokteylde de Ant Yapı dostlarıyla kutlama gerçekleştirdik. Radisson Collection Hotel Bodrum'un açılış etkinlikleri kapsamında Ant Yapı Yönetimi Kurulu Başkanı Mehmet Okay, gazeteci misafirleriyle bir araya geldi. Basın mensuplarına hem Radisson Collection Hotel Bodrum hem de Ant Yapı'nın diğer yatırımlarıyla ilgili bilgi veren Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay, 2010 yılında turizm alanında gerçekleştirdiğimiz ilk yatırımımızdan bu yana turizm sektöründe büyümeye devam ediyoruz. 10 yılda sektörün liderleriyle başarılı ve niş turizm yatırımlarına imza attık. Son yatırımımız Radisson Collection Hotel Bodrum'un yatırım maliyeti 40 milyon dolar. Otelimiz, Radisson Group'un Türkiye'deki ilk premium oteli olma özelliğine sahip diye konuştu. Bodrum Aspat'taki Anthaven projemizin içinde açtığımız Radisson Collection Hotel Bodrum, Ant Yapı dostları tarafından da büyük bir mutlulukla karşılandı. 12 Haziran Cumartesi günü bu mutluluğumuzu paylaşmak ve güzel bir yaz akşamında hep beraber olmak amacıyla otelimizin açılışını kutladığımız bir kokteyl düzenledik. Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Okay'ın evsahipliğinde düzenlediğimiz kokteylde Anthaven site sakinleri, Ant Yapı ekibi ve Ant Yapı dostlarıyla keyifli bir akşam geçirdik."} {"url": "https://eqdergi.com/eq97/yildizlara-da-yaz-geldi/", "text": "Koçlar, evlilik yaşantılarında tüm çatışmalardan kaçınmaya özen göstermeliler. Biraz ödün vererek ilişkilerini oldukça keyifli bir noktaya taşıyabilirler. Ciddi sağlık sorunları görünmüyor ancak iş yaşantılarında bazı zorluklar sebebiyle stresli bir süreç geçirebilirler. Stresli geçen sürecin ardından mali durumlarında yükseliş süreci başlayacaktır. Boğalar için duygusal ilişkilerde haziranın ikinci yarısından itibaren yükseliş görünüyor. Stresten uzak geçecek olan bu süreçte Boğalar akademik yönde oldukça başarı gösterebilecekler. İş yaşantısında da mali kazançlar oldukça cesaret verici bir hal alıyor. İkizler, aşk yaşantılarında oldukça dikkatli olmalı. Bu dönemde biraz savurgan ruh hali içinde olacakları için harcamalarında, ilişkilerinde ve iş girişimlerinde oldukça temkinli olmaları gerekiyor. Yengeçler, ilişkilerinde artık ciddiyeti bir kenara bırakıp kendilerini ilişkinin akışına bırakırlarsa daha önce olmadıkları kadar mutlu ve keyifli olacaklar. İlişkisi olmayanlar yeni bir ilişkiye başlayacaklarsa altıncı hislerine güvenebilir. İş seyahatlerinin oldukça yoğun ve verimli olacağı bu dönemde sağlıklarına biraz daha dikkat etmeleri gerekiyor. Aslanlar için Venüs'le buluştuğu haziran ayı tüm alanlarda son derece güzel ve umut verici görünüyor. Aile ortamlarında uyum, iş hayatlarında muazzam bir gelişme ve büyüme süreci onları bekliyor. Bekar ya da evli tüm Aslanları oldukça romantik bir dönem bekliyor. Başak burçları için aşk hayatı daha sosyal bir hal alarak oldukça farklı bir yönde ilerliyor. Kariyerlerin oldukça iyi gelişmeler gözlenmekle birlikte maddi getirilerin de yüksek olacak. Ancak aile meselelerine biraz daha özenle yaklaşılması gerek. Teraziler, aşk hayatlarına yenilikçi bir yaklaşım getirerek oldukça heyecanlı zamanlar geçirecek. İlişkisi olmayanlar için ilk görüşte aşk ayı diyebiliriz. Yeni iş girişimleri ve yatırım yapmayı düşünenler için bu oldukça iyi bir süreç. Akrepler sosyal yaşantılarını dengelemezlerse aşk ilişkilerinde ciddi sorunlara karşılaşabilir. Özellikle haziran ayında yaydıkları enerjiyle karizmaları oldukça yüksek olacak olan akrepler karşı cinsi kendilerine çekiyor. Yaylar tüm ilişkilerinde şüphelerini bir kenara bırakırlarsa samimiyeti yakalayabilirler. İlişki içinde olan Yaylar doğru iletişim kurmak için biraz daha dikkatli olmalı. Şüpheleri bir kenara bırakmaları iş yaşantılarında da yükselmelerine fayda sağlıyor. Oğlaklar, ilişkilerinde engellerle karşılaşacak olsalar da ufak tavizlerle bu engelleri kolaylıkla aşıyorlar. İlişkisi olmayanlar sosyal toplantılarda aşkı bulacak. Sağlık durumları harika, ancak aile ilişkilerinde birtakım anlaşmazlıklar olabilir. Kovalar, huysuzluğu bir kenara bırakmalı ve biraz daha sabırlı olmalı. Özellikle haziran ayında iş girişimlerinde çok dikkatli olmaları gerekiyor. Anlaşma ve yatırım gibi planları ertelemekte fayda var. Akademik olarak hızlı yol alabilecekleri bir süreç. Balıklar, partnerleriyle birlikte sosyal aktivitelere katılarak ilişkilerini farklı bir seviyeye taşıyor. Aile ilişkilerinde ufak pürüzler görünse de hızlıca çözüme ulaşıyor. Akademik olarak gelişim ve başarı dönemi olsa da girişimler açısından beklenmesi gerekiyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/anthill-turkiyenin-en-buyuk-moda-donusumune-katiliyor/", "text": "Hayatı güzel yaşamak, güzel olanda hayatı yeniden keşfetmek ilkesiyle yeni yaşam alanları yaratan Ant Yapı olarak bir hayata ve insana dokunmaya devam ediyoruz. Kadın emeklerinin özellikle Türkiye coğrafyasında ne kadar etkili olabileceğini bilen Anthill ekibimiz, modayla kadına hayat veren bir projede yer alıyor. Ünlü modacı Zeynep Tosun ve KAÇUV, 'Modası Geçmez' sloganıyla bir sosyal sorumluluk projesi başlattı. Siz de kullanılmayan tekstil ürünlerinizi Anthill konutlarının girişinde bulunan Perwoll Giysi Kumbarası'na bırakarak geri dönüşüme katkıda bulunabiliyorsunuz. Proje kapsamında, İtalya'da eğitimini tamamlayan ve Türkiye'de 2009 yılında kendi markasını kuran uluslararası modacılarımızdan Zeynep Tosun'un öncülüğünde, Anadolu'daki kadın emektarlarla birlikte özel bir koleksiyon tasarlanacak ve KAÇUV'a bağışlanacak. KAÇUV, yani Kanserli Çocuklara Umut Vakfı 2000 yılında, çocukları tedavi gören ailelerle hekimlerin bir araya gelmesiyle kuruldu. Psikolojik, sosyal, fiziksel ve tıbbi açıdan kanserli çocukların yanında olan KAÇUV, Anthill'in de katkıda bulunduğu 'Modası Geçmez' projesiyle kanserli çocuklarımızın hayatlarına, modaya, doğaya ve geleceğe dokunmayı amaçlıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/apex-houseun-guvenligi-altin-odule-layik-goruldu/", "text": "Londra'da hayata geçirdiğimiz Apex House'ta ileri düzey güvenlik çalışmaları kapsamında suç önleme tekniklerini binaların çevre düzenlemesine ve fiziksel güvenliğine dahil etmemiz neticesinde Secured by Design Altın Ödüle layık görüldük. Secured by Design, yaşamak, çalışmak, alışveriş yapmak ve günlük yaşantımızdaki hareket alanımız için güvenli yerleri sağlamak adına, binaların ve yakın çevrelerin güvenliğini arttırmak amaçlı çalışan resmi polis güvenlik girişimi. Bu girişimin ışığında Metropolitan Polis Teşkilatı'ndan görevli Designing Out Crime Officer tarafından belirlenen SBD kriterleri, suç ve anti- sosyal davranış fırsatlarını azaltmak ve güvenlik özelliklerine yardımcı olmak için Ant Yapı UK ile çalıştı. Toplum düzeni ve çevre düzenlemesine göre kanıtlanmış suç önleme teknikleri üzerinde gelişen çalışmaya dahil edilen önlemler arasında; savunabilir alan yaratmak, evlerin dışındaki alanların uygun aydınlatmaya sahip olmasını sağlamak gibi kanıtlanmış suç önleme tedbirleri yer aldı. Bu gelişmelerin sonucunda Secured by Design tarafından altın ödüle layık görüldük."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/bodrumdaki-klasik-otomobil-sampiyonasina-ev-sahipligi-yaptik/", "text": "Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu himayesinde 2021 Demir Berberoğlu Sezonu kapsamında düzenlenen Klasik Otomobil Şampiyonası'nın Bahar Rallisi ve Batı Anadolu Rallisi, Ant Yapı ve Anthaven ev sahipliğinde bir yıl aradan sonra büyük bir coşkuyla düzenlendi. Klasik Otomobil Şampiyonası'nın Bahar Rallisi ve Batı Anadolu Rallisi Bodrum'da düzenlendi. Yarışlara en eskisi 1958 model Mercedes 190SL, en yenisi ise 1991 model Mazda MX5 olan 87 otomobil katıldı. Turing olarak adlandırılan gezi kategorisinde de yarışçılar Bodrum yarımadasının tarihi ve doğa güzellikleriyle büyüleyen rotasında keyifli bir hafta sonu geçirdiler. Pandemi şartları nedeniyle bir yıl aranın ardından ilk kez bir araya gelen ekiplerin, her iki yarışta da trafiğe açık yollarda belirlenen kontrol noktaları arasındaki mesafeleri belirli bir hızda geçme esasına dayalı 'Sabit Hız Testleri'nden oluşan parkuru hatasız bir şekilde tamamlamaları gerekti. 19 Haziran Cumartesi sabahı Yalı Mahallesi'nde start alan Bahar Rallisi, Gökova Körfezi'ne hareket etti. Milas'ın Ören Mahallesi'nde ara verdikten sonra tekrar Bodrum'un Yalıçiftlik Mahallesi'ne dönen yarışçılar ilk parkuru tamamladı. Batı Anadolu Rallisi için Kızılağaç bölgesindeki etapların ardından Bodrum merkezden geçerek Akyarlar Mahallesi'ndeki Anthaven'da bitiş noktasına ulaşıldı. İki gün süren kıyasıya mücadelenin ardından Anthaven'a varan yarışçıların klasik araçları otelin önünde ziyaretçilere sergilendi. 20 Haziran Pazar Anthaven'da organize edilen ödül töreninin ardından etkinlik sona erdi. Mavi ve yeşilin buluştuğu Bodrum'un en güzel koylarından geçen yarışlarda klasik otomobil sürücüleri Bodrum'un doğasına, yolda klasik otomobilleri gören vatandaşlar da otomobillere hayran kaldı. Yarışçılar uzun bir aradan sonra böyle bir yarışta buluşmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Kendisi de klasik otomobil tutkunu olan Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay Bir klasik otomobilim var onunla arada yarışlara katılıyoruz. Bu organizasyonda yarışlara katılamasam da ev sahipliği yaparak organizasyonun bir parçası olmaktan gurur duyduk. İki günlük kıyasıya yarışın ardından arkadaşlarımızın klasik otomobillerini Anthaven'da sergiledik ve ödül törenimizi yaptık. Ayrıca Haziran ayında açılışını gerçekleştirdiğimiz Radisson Collection Hotel Bodrum'un tüm ekibi bugün burada güzel bir kokteyl etkinliğine de imza attı. Çok başarılı bir organizasyon oldu. Biz de bu organizasyona ev sahipliği yapmaktan dolayı onur duyduk ve çok mutlu olduk dedi. Klasik Otomobil Kulübü Başkanı Durgut Berberoğlu Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay'a teşekkür plaketi ve kupa takdim etti. Rallinin özel etaplarından biri olan 'Radisson Anthaven Etabını' kazanan kişilere Radisson Collection Hotel Bodrum'da iki kişilik konaklama hediye edildi."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/her-damaga-uygun-bir-cikolatasi-var/", "text": "Acı biberli, fesleğenli, şampanyalı, limoncellolu, tuzlu karamelli, viskili... Nişantaşı'ndaki Makbush Chocolatier'in kaliteli Belçika çikolatasını yaratıcılıkla birleştirerek hazırladığı özel ürünleri gurme çikolata tutkunları tarafından büyük ilgi görüyor. Makbush Chocolatier, Nişantaşı'ndaki butik bir çikolata atölyesi ve mağazası... Dekorasyonu ve konseptiyle Paris'ten bir çikolata esintisi sunan işletmenin Nişantaşı'ndaki mağazasında hem satış hem de üretim yapılıyor. Yazar Makbule Cengiz'in lezzetli tutkusunu işe dönüştürme kararıyla ortaya çıkan marka, farklı konsepti ve tüm detayları düşünülmüş hediye kutularıyla dikkat çekiyor. Markanın kurucusu Makbule Cengiz Sadece çikolata değil insanları mutlu edecek hayallerimi paylaşıyorum diyor. Ürünlerini tamamen el yapımı, en kaliteli Belçika çikolatasıyla hazırlayan Makbush Chocolatier, özel reçeteleriyle de gurme çikolata tutkunlarının ilgi odağı. Acı biberli, fesleğenli, şampanyalı, limoncellolu, tuzlu karamelli, viskili gibi niş tatları çikolata severlerle buluşturan markanın Gurme, Sommelier, Tanışma ve şekersiz çikolatadan oluşan Fit ve Au Paradis adı verilen konsept kutuları da müşterilerinden yoğun ilgi görüyor. Birbirinden lezzetli çikolataların çiçek, mum, macaron gibi özel detaylarla buluşturulduğu Fransızca 'cennette' anlamına gelen Au Paradis kutusu, bir hediyede olması gerekenleri birleştiren her şeyin düşünüldüğü bir tasarıma sahip. Markaya özel üretilen mum, kolonya gibi ürünlerle ürün yelpazesini genişleten marka Nişantaşı'ndaki butik mağazasında çikolatalı mus, fondü, browni, sıcak çikolata gibi ürünlerini kahve ve şampanya ile müşterilerine sunuyor. Ayrıca vegan ve kosher sertifikalı tablet, kırma çikolataları da bulunuyor. Çikolata içeriklerini katkısız gerçek meyve özleri ve kaliteli kuruyemişle hazırlayan Makbush, organizasyonlara özel tasarımlar ve kurumsal iş birlikleri için konsept paketler de hazırlıyor; kişiselleştirilmiş hediyeler tasarlıyor. İstanbul içinde özel kuryeyle hizmet verirken Türkiye'nin her yerine de gönderim yapıyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/konfor-luks-saglik-ayni-cati-altinda/", "text": "Türkiye'nın ilk sağlık rezidansı Antwell, ister 3 gün ister 3 ay için kalın size İstanbul'da ev konforunu otel kalitesinde sunuyor. 7/24 sağlık hizmeti, acil durum butonları, güler yüzlü ve işinin ehli sağlık personeliyle özellikle sağlık turizmi için ülkemizi ziyaret edenlerin ilk tercihi olan Antwell, çok yeni bir otel olmasına rağmen 'tekrar eden müşteri' sayısında yakaladığı yüksek oranlarla da dikkat çekiyor. Antwell, konaklama alanında yeni bir anlayış getirmek üzere konforlu yaşamla sağlıklı yaşamı bir arada bulmayı isteyen kişilerin güven ve iç huzuru içinde yaşayacağı bir 'sağlık rezidansı' olarak tasarlandı ve 2019'un son aylarında hayata geçti. Pandemiyle birlikte yeni bir konsept oturtmaya çalışan her start-up gibi biz de oldukça etkilendik. Bir süre durduk ve değişen pazar dinamiklerini anlamaya, yeniden değerlendirmeye çalıştık. Geldiğimiz noktada Antwell merkezi konumu ve bir ev donanımına sahip geniş, ferah oda-mutfaklı süitleriyle kısa ve uzun dönem konaklayan, bu süre zarfında da kendini evinde hissederken otel lüksünü de yaşamak isteyen herkes için çok cazip bir alternatif oldu. Sağlık turizmi için ülkemizde bulunan, farklı kurumlarda tedavi alan kişiler ağırlıklı misafir gurubumuzu oluşturuyor. Ama bunun yanında İstanbul'da belirli süre konaklayan iş insanlarından, İstanbul'u gezmeye gelen turistlerden, Antwell'i sürekli yaşam alanı yapmak isteyen misafirlerimizden de büyük ilgi görüyoruz. Biz pandemide büyüyen ender konaklama tesislerinden biriyiz. Kontrollü, yavaş ama düzenli bir çizgide ilerledik ve şu an önemli doluluklara ulaştık. Çünkü pandemi önlemlerini ilk andan itibaren hep en üst düzeyde tuttuk. Daha mevzuatlar hazır değilken bile kendi iç protokollerimizi, iç denetim mekanizmalarımızı oluşturduk. Ayrıca 'Safe Turizm' sertifikasına sahip bir otel olarak düzenli dış denetime de tabiyiz. Bu da misafirlerimizde güven oluşturuyor. Evet, doğru. İster 3 gün, ister 3 ay, isterse 3 yıl için Antwell'i 'eviniz' yapmaya karar verebilirsiniz. Antwell artık her türlü konaklama şekli için hizmetinizde. Aslında İstanbul'da farklı öncelik, ihtiyaç ve zevklere hitap eden pek çok alternatif varken, otel konforuna ilaveten ev konforunu da sunabilen, bunu da ayrıca merkezi lokasyonu ve servis kalitesiyle birleştirebilen tesislerin sayısı yok derecek kadar az. Bu özelliklere ilaveten konaklama süresince sağlık açısından da kendini güvende hissetmenizi sağlayan 7/24 sağlık personeli ve revir hizmetimizin olması da bize özel bir hizmet olarak öne çıkıyor. Revirimiz, tüm odalarda bulunan acil durum butonlarımız, güler yüzlü ve işinin ehli sağlık personelimiz sağlık turizmi için öncelikli tercih edilmemizde de çok etkili oluyor elbette. Antwell biliyorsunuz ödüllü bir bina... 2019'da Sign Of The City Awards'da engelsiz mimarisi ve benzersiz ortak alanlarıyla En İyi Rezidans Ödülü aldı. Antwell yönetimi olarak bize emanet edilen bu ayrıcalıklı binaya hizmet kalitemizi de ekleyerek fark yaratmak hedefiyle ilerliyoruz. Gerçekten de Antwell, geniş ve bol ışık alan odaları, ferah ve modern mobilyaları, mutfaklı süitleri ve belki de en önemlisi profesyonel ama sıcak ve esnek hizmet anlayışıyla çok kısa sürede pek çok kişinin 'İstanbul'daki evi' olmayı başardı. Her ne kadar pandemi yasakları nedeniyle çalışma durumu değişkenlik gösterebilse de wellness alanımız, havuzumuz, masaj odalarımız, saunamız, buhar odamız, fitness salonumuz da günün yorgunluğunu atmak isteyen misafirlerimiz için hizmette. Ayrıca içinde çocuk parkı ve yürüyüş parkuru olan bahçemiz, lezzetli ve sağlıklı yemekleriyle öne çıkan Eatwell restoranımız, Teras Cafe'miz de misafirlerimizin keyifle vakit geçirdiği alanlar. Çok yeni bir otel olmamıza rağmen 'tekrar eden müşteri' sayımızın fazlalığı bizi çok mutlu ediyor. Antwell alanında çok yetkin ve profesyonel; bununla birlikte amatör ruhla, samimiyetle, müşteri memnuniyeti odaklı, esnek çalışan bir yönetim anlayışı ve ekibe sahip. Özellikle belirli bir süre konaklayan misafirlerimizle neredeyse aile gibi oluyoruz. Geçenlerde bir grup olarak gelen misafirlerimiz çıkış yaparken ekibimizle o kadar uzun süre vedalaştı ki transfer aracının şoförü uçağı kaçırmalarını önlemek için iki kez uyarmak zorunda kaldı. Türkiye hem çeşitli estetik müdahaleler hem de hayati önem taşıyan çeşitli tedaviler açısından tercih ediliyor. Saç ekiminden obeziteye, diş tedavisinden tüp bebeğe, organ naklinden kanser tedavisine kadar geniş bir spektrumda hastalar ülkemizde tedavi alıyorlar. Misafirlerin geldiği ülkeler açısından bakacak olursak da ciddi bir çeşitlilik var. Afrika Fildişi sahillerinden Balkan ülkelerine, Rusya'dan Gürcistan'a, İngiltere'den Almanya'ya, Körfez ülkelerine pek çok yerden misafirlerimiz oluyor. 2021 hepimiz için bilinmezliklerle dolu, yarını bile öngöremediğiniz, anlık aksiyonlarla geçirdiğimiz bir yıl oldu. 2021'den 2022'ye geçerken hizmet kalitemizi ve misafir memnuniyetini artırarak ilerlemek, bu arada Antwell markasını büyütmek hedefindeyiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/maskulen-sektorde-kadin-olmak/", "text": "GKLP olarak yaptığımız bir yıllık araştırmaların sonunda 'Maskülen Sektörde Kadın Olmak' adlı bir rapor hazırladık. Raporumuz TÜAD Baykuş Ödülleri'nde, 'Eşitlikçi Baykuş' kategorisinde Altın Ödül aldı. GKLP, Urban Land Institute 'Women's Leadership Initiative' Türkiye ayağı olarak, 2016 yılında faaliyetlerimize başladık ve gayrimenkul sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşlarını 'kadın' başlığı altında bir araya getirdik. GKLP olarak çok net bir hedefimiz ve çözüm haritamız var: Gayrimenkul sektöründe kariyer yapan tüm kadınların çalışma hayatındaki sorun ve ihtiyaçlarının belirlenmesi, somut ve uygulanabilir çözüm önerilerinin geliştirilmesi. Birkaç yılda elde ettiğimiz güzel sonuçlar ve katılımcılardan aldığımız enerji, bizi kadınların sektördeki yarınları için çok daha güçlü bir biçimde umutlandırdı. Araştırmamız sonrasında hazırlanan 'Maskülen Sektörde Kadın Olmak' isimli raporumuz, Türkiye Araştırmacılar Derneği tarafından düzenlenen ve araştırma dünyasının Oscar'ı kabul edilen Baykuş Ödülleri'nde, 'Eşitlikçi Baykuş' kategorisinde ALTIN ÖDÜL aldı. Araştırmamız sonucunda çıkan somut bilgiler ışığında beş ana hedef belirledik. - Araştırma ve rapor üreten bir platform olmak, - Kadını liderliğe hazırlamak üzere mentorluk programı ve çeşitli kurum işbirlikleriyle eğitimler organize etmek, - Temsil ve görünürlüğün arttırılması için kadın kanaat önderlerini bir araya getirmek, - Karar alınan masalara kadınların oturabilmelerini sağlamak ve şirketlerin yönetim kurullarında yer alan kadın sayısını arttırmak üzere kamu ve özel sektör nezdinde farkındalık yaratmak, - Sektörde çalışan kadınların beklenti ve ihtiyaçları konusunda referans noktası olmak. Böylelikle 'kadın' başlığı altında ulusal ve uluslararası yapılan tüm araştırmaları düzenli olarak takip ederken, bir taraftan da şirketlerin üst yönetimlerinde olan kadınların tecrübelerinden yararlanmak amaçlı farklı platformlarda toplantılar düzenledik, mentorluk programları oluşturduk ve kadının gayrimenkul sektöründeki varlığını desteklemek için eğitim programları organize etmeye başladık. Eğitim konusunda üç ana alanda faaliyetlerimizi planladık. Gayrimenkul sektöründe çalışmakta olduğu kurumdaki profesyonel hayatını derinleştirmek isteyenler için 'Teknoloji' ve 'Sürdürülebilirlik'; kendi işini kurmak, geliştirmek isteyenler için 'Girişimcilik' ve iş hayatındaki zorlukları yenmek amacıyla bireysel gelişime ihtiyaç duyanlar için 'Kişisel Gelişim' odaklı eğitimler hazırlıyoruz. Her bir konu başlığını farklı kurumlarla bir araya gelip işbirlikleri yaparak geliştiriyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/optimist-olmak/", "text": "Bu sporu yapmanın, özellikle çocuklara ve gençlere fiziksel kazanımları olduğu; bunun dışında analitik düşünme, zeka gelişimi, özgüven, cesaret, çabuk karar verme, dayanıklılık, kararlılık, mücadele ruhu ve sosyal gelişim gibi birçok faydası olduğu ispatlanmıştır. Başarılı olanların, gerçekçiliği elden bırakmayanların üç özellikleri öne çıkıyor: Yetenek, motivasyon ve optimist olmak... Salt optimist düşüncenin birtakım sakıncaları olmasına rağmen, yanı sıra gerçekçi düşünce yapısıyla hareket edince çok olumlu sonuçlar ortaya çıkıyor. Buradan yola çıkarsak, kötümserlik ya da pesimistlikle gerçekçi düşüncenin yan yana gelmesinden çok daha iyi sonuçlar ortaya çıkacağı bir gerçek... Aslında hep şüpheci ve negatif bakarak hiçbir yere varılamayacağı gibi, böyle bir düşünce yapısının hem kendimizin hem de dünyamızın gelişmesine hiçbir katkısı olmadığı, aksine etrafına negatif enerji yayarak toplumun huzurunu bozduğu da bir gerçektir. Hem büyük resmi daha iyi görürüz, Hem objektif bir yaklaşım tarzı elde ederiz, Önyargısız bir şekilde gerçekle hayali ayırt edebiliriz, Ya da başkalarından yardım gelmesini beklemeyiz, Her zaman bir B planımız olur, Sonuçta dünyayı daha güzel görüp, her anlamda daha da güzelleştirme kapasitesine sahip oluruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/senlik-tadinda-bir-ogun/", "text": "- ½ su bardağı ılık süt - ½ su bardağı ılık su - 2 yemek kaşığı şeker - 1 paket kuru maya - 4 su bardağı un + 3 yemek kaşığı un yoğurmak için - 1 çay kaşığı tuz - ½ su bardağı sıvı yağ - ½ su bardağı yoğurt - 1 adet yumurta - 1 yumurta sarısı - 1,5 yemek kaşığı su - 400 gr. labne peynir - 150 gr. rende beyaz peynir veya süzme peynir - 1 avuç ince kıyılmış maydanoz - 1 su bardağı rendelenmiş taze kaşar peyniri - 1 yemek kaşığı tereyağı - 500 gr. dilimlenmiş İtalyan sosisi - 10 büyük yumurta - 2 su bardağı süt - Tuz - Karabiber - 4 su bardağı küp şeklinde ekmek - 1,5 su bardağı rendelenmiş Fontina peyniri - 1 su bardağı ıspanak - 1 su bardağı dilimlenmiş mantar - 1 su bardağı ikiye bölünmüş kiraz domates - Birkaç dal taze soğan YAPILIŞI: Fırını önceden 180 dereceye ısıtın ve fırın kabını tereyağı ile yağlayın. Orta-yüksek ateşte büyük bir tavaya sosis ekleyin ve altın rengi olana kadar yaklaşık 7 dakika pişirin. Ateşten alın ve soğumaya bırakın. Büyük bir kapta yumurta ve sütü çırpın ve tuz ve karabiber ekleyin. Ekmeği, 1 bardak peyniri, ıspanağı, mantarı, domatesi ve pişmiş sosisleri ekleyin ve malzemeyi ezmeden harmanlayarak karıştırın. Karışımı hazırlanan pişirme kabına dökün. Kalan peyniri karışımın üzerine serpin. Yaklaşık 50-55 dakika, peynir altın rengi alana dek pişirin. Kıyılmış taze soğan ile süsleyip servis edin. - 5 dal taze soğan - 2 yemek kaşığı zeytin yağı - 300 gr. ıspanak - Bir tutam muskat - 1 limon - 4 İngiliz muffini - 8 küçük yumurta - 100 gr. füme jambon - 100 gr. erimiş sade yağ - 2 büyük yumurta sarısı - 1 tatlı kaşığı Dijon hardalı - Beyaz şarap sirkesi YAPILIŞI: Fırını önceden 180 C derecede ısıtın. Taze soğanları ince ince doğrayın ve orta ateşte az miktarda yağ ile birkaç dakika soteleyin. Ispanağı ekleyin, bir tutam muskat rendesi, tuz ve karabiberle tatlandırın. Suyunu çekip pişen ıspanağın üzerine limon sıkın ve ocağı kapatın. Hollandez yapılışı: Tencerede suyu kaynatın. Isıya dayanıklı bir kaseyi tencerenin üzerine yerleştirin yumurta sarısını, bir çorba kaşığı limon suyu ve hardalla birlikte krema kıvamı alıncaya kadar hızlıca çırpmaya başlayın. Pişen karışımı hızla soğuması için ocaktan alın ve tereyağını ekleyip karıştırmaya devam edin. İyice birleşen karışımın kıvamını seyreltmek için biraz ılık su ekleyebilirsiniz. Karışımın üzerine değecek şekilde streç filmle kaplayın. Yumurtaları poşe olarak, kaynayan suya kırarak pişirin. Muffinlerin üzerine ıspanak koyun. Jambonu yerleştirin, üzerine poşe yumurtaları dikkatlice koyun ve 1 yemek kaşığı Hollandez sos döküp ince kıyılmış taze soğan serpin. - 500 gr. Tvorog peyniri - 2 büyük yumurta - ¼ su bardağı toz şeker - ¼ su bardağı un veya irmik - 1 çay kaşığı vanilya özü - 1 su bardağı ekşi krema - ½ su bardağı pudra şekeri - 1 su bardağı kırmızı meyve YAPILIŞI: Bir çatal veya mikser kullanarak her şeyi iyice karıştırın. Oldukça yapışkan bir karışım olacaktır. Kısa kenarlı geniş bir kaba 2 su bardağı un koyun ve büyük bir dondurma kepçesi kullanarak syrniki karışımını alın ve doğrudan unun içine bırakın. Ardından, bir top haline getirin ve çok da inceltmeden bir disk halini alana kadar üzerine basıp düzleştirin. Yapışmayı önlemek için dışını gerektiği kadar un ile kaplayın. Bir tavaya sıvı yağ ve tereyağı ekleyin. Syrniki'yi her iki tarafı altın rengi olana kadar pişirin. Üzerine pudra şekeri döküp, yanında tatlandırılmış ekşi krema veya taze meyvelerle servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/uc-kusak-anthavenda-2/", "text": "Ülkemizin en başarılı iş insanlarından biri o... Ayrıca sivil toplumcu yönü de var. Örneğin Türk Mutfağı Derneği Başkanı olarak mutfağımızın dünyada tanınması için canla başla çalışıyor. Bir de yılların folklorcusu... Anthaven projemizi görür görmez doğal ve samimi bir yaşam alanı olduğunu fark eden Tahsin Öztiryaki, kısa süre önce üç çocuğu ve beş torunuyla birlikte Anthaven'a yerleşti. Çocukları da buradan ev aldığı için Torunlarımın böyle bir yerde büyüyecek olmasından mutluyum diyor. 1954 İstanbul Şehzadebaşı doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümüne girdim ama ikinci sınıfta, ülkenin içinde bulunduğu durum nedeniyle, okulu bırakmak zorunda kaldım ve aile işine dahil oldum. Bir yıl Almanya'ya lisan öğrenmeye gittim. Dönünce aile şirketimizde çalışmaya başladım. O zamanlar iki ağabeyimle birlikte 50 metrekarelik dükkanda ev tipi mutfak ve taahhüt işleri yapan bir firmaydık. Şu anda 150 bin metrekarede 1.400 çalışanımızla 130 ülkeye ihracat yapan bir firma haline geldik. Pek çok ülkede otellere, restoranlara, ordulara, hastanelere mutfak yapıyoruz; sahada yaşam üniteleri, mobil mutfaklar kuruyoruz. Dünyada çok önemli bir konuma geldik. Yoğun iş hayatıma rağmen yarım bıraktığım okulum da aklımın bir yerindeydi. 2011'de üniversiteme geri döndüm ve 2015'de mezun oldum. Üniversiteyi gençler ile okumak benim için çok farklı bir tecrübe ve çok keyifli bir dönem oldu. Çok genç üniversite arkadaşlarım oldu hatta bazı sıra arkadaşlarım şirketimizde staj yaptı. Bodrum'daki ilk evimiz Bağla'daydı. Aspat'ı ilk tanımamız 90'lı yıllarda oldu. Sonralarda daha merkeze yakın Torba'da bir evimiz oldu ve uzun bir süredir Torba'da oturuyorduk. Burayı yine Aspat'a denize geldiğimizde görür görmez havalı-cıvalı projelerden olmadığını, çok doğal, samimi ve gerçek bir ortam sunduğunu anladım. Çok vizyoner, çok kaliteli ve düzgün bir proje. Elbette projede yaşayan insanlar da çok önemli. Gerçekten çok kıymetli komşularımız var. Benim üç çocuğum var, onlar da buradan birer ev aldı. Torunlarımın böyle bir ortamda yazlarını geçirecek olmasından memnuniyet duyuyorum. Hayatımızın önemli bir parçası iş olduğundan buraya geldiğimizde çalıştık çünkü otel projesinin mutfaklarını teslim ediyorduk. Eşimle 42 yıldır evliyiz. Hem iş hayatımı hem sosyal hayatımı çok destekledi evliliğimiz boyunca. Ona çok şey borçluyum. Üç çocuğumuz var. Kızım ve bir oğlum aile şirketimizde çalışıyor. Diğer oğlumun çocuklar için doğal oyuncaklar üreten bir firması var. En küçüğü 4 buçuk yaşında olmak üzere beş de torunum var. Ben gençlik yıllarımdan itibaren çok uzun zamandır Türk Halk oyunlarında görev almış biriyim. 20-25 yıl aktif folklor oynadım işlerimin yoğunlaşmasıyla oynayamadım ama öğrencisi olarak girdiğim kurumun başkanlığını yaparak devam ettim. İki dönem Burgazada Spor Kulübü'nün ikinci başkanlığını yaptım. Türk Mutfağı Derneği başkanlığını yapmaktayım. İDDMİB Başkanlığını yapmaktayım. Mengen Aşçılık Okulu'nu 90'lı yıllardan bu yana her konuda destekleyerek gelişimine katkıda bulunuyoruz. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki üniversitelerde Türk Mutfağının da anlatılması, öğretilmesi için görüşmeler yapıyoruz. Türk aşçıların Michelin'li olmalarını istiyoruz, bunun için çalışıyoruz. Türk mutfağının dünyada tanıtılmasına çalışıyoruz. Her zaman Türk malı kullanımını önemseyen biriyim, Türkiye'de Türk malının kullanılması konusunda mücadele veren biriyim. Benim sadece yemek yeme merakım var, yumurta kırmaktan başka yemek yapamam. Elbette dünya mutfaklarını da takip ediyorum ama en sevdiğim yemek kuru fasulye-pilavdır. Ben hatalarımı, eksiklerimi fark edip kapatmaya çok önem veriyorum. Çok yönlü bir insan olmak da çok etkili. Genç yaşlarımda Türkiye'nin her yerinden gelen öğrencilerle folklor yaptım, dünyanın çeşitli ülkelerine festivallere gittim, halkoyunları benim sosyalleşmeme ve toplum karşısında kendimi ifade etme konusunda rahat olmama çok katkı sağladı. Ama hepsinin ötesinde bana göre çalışmak önemli bir vitamin ve ben bu vitaminden hayat alıyorum. Biz burada güzel sofra kurar yemek yeriz, iyi muhabbet eder, iyi müzik yapılırsa dinleriz. Çocuklar içinse yelken, sörf, spor imkanları çok kıymetli. Açıkçası burada yaşayanlara bir Gurme Kulüp kurabiliriz diye düşünüyorum. Yemek atölyeleri, eğitimleri düzenleriz. Ben sosyal biriyim, fikrim de çoktur. Mehmet Bey de yenilikçi konulara açık. Bu tip projeleri hayata geçirebileceğimize inanıyorum. Bence dünyada yeni bir dönem başlıyor. Hayat standardı, çevre gibi konularda yeni neler yapmamız gerektiğini düşünmemiz lazım. Dönüşmek zorundayız. Çok hızlı bir şekilde dijitalleştik ve bunun sonrasında da hem özel hayatımızda hem de iş yaşantımızda dijital çözümlerin en iyilerini hayatımıza entegre edeceğiz. Gelecek için hayalim torunlarımın da bizim kadar doğal yaşama sahip olmaları."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/yaralari-sarma-donemi/", "text": "Şiron Yıldızı geriliyor, 5 aylık bir retro süreci başlıyor. Öte yandan bu retro, hayatımız boyunca içimizde yara açmış, aşamadığımız tecrübeleri irdelemek, anlamak ve sindirmek için oldukça verimli bir süreç olacak. Duygusal olarak arınacağımız, taşları yerine oturtacağımız bir retro bizi bekliyor. Şiron yıldızını hiç duymadıysanız, yalnız değilsiniz... Birçok astrolog, yorumlamalarında ve tahminlerinde onunla çalışmamayı tercih ettiği için aşina olduğumuz bir yıldız değil. Ancak bir kısım astrolog, özellikle duygusal yaralar ve travmayla mücadele ederken Şiron'dan faydalanmayı tercih ediyor. Satürn ile Uranüs arasında yer alan Şiron adlı kuyruklu yıldız, 1977 yılında keşfedildi ve adını Yunan mitolojisinde şifacı ve kendini iyileştiremeyen bir öğretmen olan Centaur'dan aldı. Kuyruklu yıldızın doğum veya doğum haritanızdaki yerleşimi, yaşamınız boyunca içinizde taşıdığınız, iyileştirme fırsatı bulduğunuz bir yarayı bilgeliğe dönüştürerek, başkalarına yol gösterici olma kabiliyetinizi ortaya koyar. Örneğin, güzellik bilincine sahip Venüs ve yedinci ortaklık evinin yöneticisi tarafından yönetilen ana hava burcu Terazi'de Şiron'a sahipseniz, kendinizi çekici olarak görebilir veya ilişkilerde denge kurmaya çalışabilir ve sorunları çözmek için mücadele edebilirsiniz. Yani Şiron etkiniz, kendi imajınız etrafındadır ve girdiğiniz ortaklıkların, siz ve karşınızdakinin orta noktada buluştuğu eşit bir oyun alanında var olmasını gerektirir. Tabii ki doğum haritanızda Şiron'un bulunduğu ev de önemli. İkizler'de kariyerin onuncu evinde Şiron'un olduğunu varsayalım. Ne kadar çalışırsanız çalışın, kendinizi İkizler benzeri bir şekilde iletişim, teknoloji yoluyla kanıtlama çabalarınızın sonuçsuz kalacağını hissedebilirsiniz. Ancak bu savaşlarda ustalaştığınız zaman, profesyonel alanınızda başkalarına harika bir akıl hocası olabilirsiniz. Peki, ne yapmalıyız? En derin güvensizliklerinizi ve acı veren duygularınızı irdelemek gibi göz korkutucu bir görevle görevlendirilmek, kulağa hiç de iyi bir fikir gibi gelmiyor olabilir. Ama bu, insan olmanın bir parçası. Tıpkı gezegenlerin geri giderken yaptıkları gibi, Şiron'un geriye dönüşü de bizi zihinsel ve duygusal olarak kendimizle ilgilenmek için günlük işlerden sıyrılıp bir mola vermeye çağırıyor. Cesur tarafınıza odaklanarak ve iyileşme sürecinde ilerleyerek, toksik bağları kesmeye, alışkanlıkları bitirmeye ve dayatılan kalıpları yıkmaya daha hazırlıklı olduğunuzu görebilirsiniz. Bununla birlikte, mazeret üretmeyi bırakmak ve artık size hizmet etmeyen şeyleri ortadan kaldırmak bu süreçte çok daha mantıklı gelecek. Buna karşılık, bu süreci verimli değerlendirirseniz daha akıllıca, daha güçlü ve muhtemelen başkalarına da aynı yolda rehberlik etmeye hazır olacaksınız. Şiron retrosu, bir terapistle rüyalarınızı irdelemek, günlük tutmak veya geçmiş travmaları ele almak için değerli bir an olabilir. Ancak bu Retro Mars tarafından yönetilen sabırsız, rekabetçi ateş burcu Koç'ta gerçekleştiği için, kötü anılarınız ve güvensizliklerinizle mücadele etmek için bir telaş duygusu içinde olabilirsiniz. Ne yazık ki, hızlı olma çabası Şiron'un amacına ters düşüyor. Bu nedenle yavaşlamak için elinizden gelenin en iyisini yaparken adım adım iyileşmek için bu şansı kullanmaktır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq98/yeni-mimari-tasarimlarla-yeni-amerikan-hayali/", "text": "Sıra, dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip ABD'de... Ant Yapı olarak son 5 yıldır ABD'yi de fethediyoruz! Türkiye'nin yanı sıra Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Avrupa'nın inşaat alanındaki en zor piyasalarından İngiltere'de de Ant Yapı markasını, inşaat sektörünün önemli firmaları arasına sokmayı başarmıştık. Son 5 yıldır da Amerika Birleşik Devletleri'nde gücümüzü gösteriyoruz. Bu piyasada kendi mimari tasarım anlayışımızla güvenlikli ve konforlu yaşam alanları yaratıyoruz. Amerika'daki ilk projemiz olma özelliğini taşıyan, New York Manhattan'daki The Crown Building renovasyon çalışmalarımızla otel ve rezidansa dönüştürdüğümüz bir bina. Bu projede binaya yepyeni bir çehre yaratarak geçmişle günümüz arasında mimari bir köprü kurmayı hedefledik. Yine New York'ta hayata geçirdiğimiz, tasarımıyla kentin siluetini zenginleştirecek olan konut projemiz 30-77 VERNON BLVD, 7 katlı 3 ayrı binadan oluşan kompleks bir yapı. Mayıs 2022'de tamamlamayı planladığımız proje, Astoria-Queens'te yer alıyor. Toplam 534 daireden oluşan bu apartman kompleksi şehrin ve bölgenin gelişimine uygun olarak genç nüfusu hedefliyor, ağırlıklı olarak stüdyo ve 1 yatak odalı dairelerden oluşuyor. Sakinlerine home-ofis olarak çalışma esnekliği de sağlayacak tesislerle donatılmış bir yaşam kompleksi olarak tasarlanıyor. Bu yılın aralık ayında bitirmeyi planladığımız Miami'deki iddialı projemiz Missoni Baia, Edgewater bölgesinde Biscayne Körfezi kıyısında devam eden 252 daireli bir lüks konut projesi. Şehrin en prestijli yapılarından biri olan ve tamamen çevre bilinciyle hareket edilen proje, OKO Group ortaklığıyla inşa ediliyor. Güney Miami'de, yine OKO Group ortaklığıyla hayata geçirdiğimiz UNA Residences ise klasik yat tasarımından ilham aldığımız ikonik bir bina olacak. 2023'te bitirmeyi planladığımız konut projesi; tavandan tabana cam, geniş teraslar ve üç havuz ile özel tekne kızakları da dahil olmak üzere bir dizi olanak içeren 135 lüks apartman dairesi sunuyor. Amerika Birleşik Devletleri piyasasına giriş hikayesini anlatan Ant Yapı ABD Başkan Yardımcısı Serhat Sert Grubumuzun gelişmiş ülkelerde açılım yapma kararının ardından, 2015 yılında İngiltere'de başladığımız faaliyetlerinin hemen arkasından 2016 yılında da ABD pazarına giriş yaptık. Belirlenen strateji doğrultusunda, İngiltere'de olduğu gibi ABD'de de uzun yıllar özellikle Rusya pazarında işbirliği yaptığımız müşterilerimizin projeleriyle çalışmaya başladık. 2016 yılı sonunda iki kişi olan ABD ofisimiz bugün New York ve Miami şehirlerinde toplam 78 kişiye ulaştı, bu iki şehirdeki toplam iş hacmimiz de 1,1 milyar dolara yaklaştı diyor. Ant Yapı olarak zor olarak bilinen ABD pazarına hızla uyum sağlamak için büyük bir çaba gösterdik. Özellikle diğer ülkelerdeki tedarikçilerimizin alışkanlıklarını ABD piyasasının beklenti ve standartlarına uyumlu hale getirmek ve yönetmek uyum sürecinin önemli bir kısmıydı. Öte yandan burada çalıştığımız şehirlerde insanların samimi ve ön yargılardan uzak olması uyum sürecimizi hızlandıran bir faktördü. Bugün geldiğimiz noktada ABD'li ortaklarımız, işveren temsilcileri, proje mükellefleri ve tedarikçilerimizle iyi bir uyum yakaladığımızı ve kültürel farklılıklarımızı kolayca aştığımızı düşünüyorum. Bu yıl Ant Yapı'nın 30 yılını kutluyoruz. 30 yıl istikrarla başarıyı sağlamak, büyümek oldukça zor. Bence Ant Yapı'nın başarısının sırrı organizasyonumuzdaki yerinden bağımsız olarak her bir mensubumuzun hiç azalmayan hatta kazanılan her yeni başarıyla daha da çok artan işine ve bu aileye olan tutkusudur. İşimize olan bu tutkunun yanında etik değerlere bağlı çalışmanın da istikrarlı büyümüze çok büyük katkı sağladığını görüyoruz. Yaklaşık 2 senedir Amerika'dayım. Moskova'da yaşarken Ant Yapı ile birlikte birçok başka değerli ve prestijli projeye imza attık. Moskova ve New York dışında Londra, Dubai ve İstanbul'da çalıştım. ABD inşaat sektörü çok homojen değil, eyaletten eyalete, hatta şehirden şehre parametreler değişebiliyor. Crown projesi New York Manhattan'da; şehir içinde bile etmenler farklılaşabiliyor. Örneğin aynı proje Manhattan'da değil de Queens'te olsa tamamen farklı gelişirdi. Manhattan için 3 faktör öne çıkıyor: İşçiliğin çok pahalı olması, boş arazi ve yeterli mekan olmadığı için lojistik zorluklar ve otoritelerin kontrol mekanizmalarının aşırılığı. Tüm bu ve diğer negatif etmenleri ekarte etmenin yolu da, yaratıcı ve pratik çözümler üretip yoğun ve verimli çalışmaktan geçiyor. Tüm proje ortaklarıyla da olağanüstü bir iletişim ağını canlı tutmak gerekiyor. Müteahhitlik gibi çok değişken, inişleri çıkışları çok olan riskli bir sektörde 30 yılı geride bırakmış olmak çok büyük bir kurumsal başarı. Müteahhitliğin yanı sıra yatırımcılık ve emlak geliştirme alanlarında da Ant Yapı'nın başarılı projelere imza atıyor olması gurur verici. Ant Yapi Florida LLC ve Ant Yapı / Civic Joint Venture LLC'nin yöneticisi olarak görev yapıyorum. Şirketimizin bu bölgedeki inşaatlarını ve yeni yatırımları takip ediyoruz. Florida gelişmeye çok açık bir bölge. İklim avantajını da düşünürsek, inşaat pazarı burada hızla büyüyor. Ant Yapı Florida ile üç senedir fiilen birlikteyim. Daha önce Moskova'daydım. Türkiye'de başladığım meslek hayatım, Rusya, Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan ve Belçika'da çok çeşitli projeler gerçekleştirerek devam etti, sonunda da Miami'ye geldim. Ant Yapı ile birlikteliğimiz Miami'de başlamış olsa da Rusya'daki çalışma sürem boyunca şirketle çeşitli vesilelerle temasımız olmuştu hep. Bundan 30 sene önce kurulan ve bugün dünyanın en büyük 100 inşaat firmasından biri olmasına rağmen ilk günkü heyecanını kaybetmeden, büyük bir titizlikle çalışmalarına devam eden firmamızın, gelişmelerini gururla takip ediyorum. Hak ettiği başarılarını, yeni yetişen nesilleri de dahil ederek önümüzdeki senelerde de devam ettireceğine inancım tam. - PROJE ADI: 30-77 Vernon Blvd - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: Pioneer Group - PROJE ZAMANI: Kasım 2019 Mayıs 2022 - MİMAR: Fogarty Finger Architecture New York, NY - TOPLAM ALAN: 47.380 m2 - PROJE ADI: UNA Residences - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2020 2023 - MİMAR: Adrian Smith Gordon Gill Architecture - TOPLAM ALAN: 38.475 m2 - PROJE ADI: 830 Brickell - PROJE TÜRÜ: Ofis - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2020 2022 - MİMAR: Adrian Smith + Gordon Gill Architecture - TOPLAM ALAN: 82. 923 m2 - PROJE ADI: The Crown Building - PROJE TÜRÜ: Konut, otel - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2018 2021 - TOPLAM ALAN: 32.200 m2 - PROJE ADI: Missoni Baia - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2018 2021 - MİMAR: Asymptote - TOPLAM ALAN: 79.488 m2"} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/30uncu-yil-ve-zirve/", "text": "İnşaat sektöründe 30'uncu yılını doldurmuş, bugünlere gelene kadar yaşanan tüm olaylardan bir ders alarak vizyonundan ve misyonundan ödün vermeden yoluna devam etmiş bir firma olarak, gelinen yerin adına eğer 'zirve' diyorsak, burada kalmanın çok daha zor olduğunun farkındayız. Zirve derken; bu yıl itibariyle 'ENR' tarafından belirlenen en başarılı 250 uluslararası müteahhit firma arasında 57'nci sıraya, Türk müteahhitler arasında 3'üncü sıraya, Avrupalı müteahhitler arasında ise 29'uncu sıraya yükseldik. Ant Yapı olarak, bugüne kadarki sıralamalarda elde ettiğimiz en üst basamağa ulaştık ve zirvede yerimizi alarak sağlamlaştırdık. Albert Einstein'ın Mantık sizi A noktasındanB noktasına götürür, hayal gücüyse her yere veHayal etmek her şey demektir, hayatın size getireceklerinin ön gösterimidir sözleri bizim davranış şeklimizi, hayallerimizi ve düşüncelerimizi çok net bir şekilde açıklıyor. Ant Yapı olarak belirlediğimiz bu yolda yürürken Çok mükemmeldik, hiç hatamız olmadı diyemeyiz tabii ki... Ancak hatalarımız bize daha çok tecrübe kazandırdı ve bizi daha dikkatli olmaya yöneltti. O yüzden biz, sizlerden bahsederken hep 'Ant Yapı Dostları' ifadesini kullanıyoruz. Sizlerin desteği, güveni ve teşvikleri sayesinde 'Ant Yapı Ekibi' olarak hedefimizden sapmadan yolumuza devam ediyor, güzel işlere imza atıyoruz. Hiç unutmuyor ve biliyoruz ki bu güzel ülkenin güzel insanları çok güzel şeylere layık. Gelecek nesiller için atalarımızın çok zor koşullarda bize bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti mirasını koruyarak geliştirmek ve daha ileri götürmek en önemli görevimiz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/ayhan-sicimoglu-latin-all-star-ile-yaza-veda-ettik/", "text": "Caz Derneği tarafından hayata geçirilen ve Bodrum'un uluslararası bir marka olmasında önemli adımlardan biri olan Bodrum Caz Festivali, bu yıl beşinci kez düzenlendi. Biz de Anthaven ve Radisson Collection Hotel Bodrum olarak Caz Festivali programında yer alan Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars konserine ev sahipliği yaptık. Bu yıl beşinci kez düzenlenen Bodrum Caz Festivali kapsamında organize edilen Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars Konseri'ne Anthaven projemiz ev sahipliği yaptı. Anthaven kompleksinin içerisinde bulunan ve Radisson Grubu'nun Türkiye'deki ilk Collection markalı oteli olan Radisson Collection Hotel Bodrum da konserin konaklama sponsorluğunu üstlendi. Bodrum'un kültür ve turizmine önemli katkı sağlayan Bodrum Caz Festivali kapsamında Aspat Koyu'nda gerçekleştirilen konser, caz severler ve Bodrumlular tarafından büyük ilgi gördü. Yazın son günlerinde adeta Bodrum'a veda etkinliğine dönüşen konserde izleyiciler Ayhan Sicimoğlu ile müzik şöleni yaşadı. Yaklaşık iki saatlik bir performans sunan Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, tüm izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı. Gecenin sonunda Ant Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Okay, Ayhan Sicimoğlu'na bu olağanüstü gece için teşekkür ederek hediyesini sundu. Ayrıca Bodrum Caz Derneği konser sponsoru Anthaven ve konaklama sponsoru Radisson Collection Hotel Bodrum'a teşekkür ederek plaket sundu. Gece, 9 Eylül İzmir'in kurtuluşu için İzmir Marşı ile son buldu."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/bagisikligi-guclendiren-tarifler/", "text": "Yazın yaptığımız kaçamakları telafi etme ve vücudumuzu kışa hazırlama zamanı geliyor. Mevsiminde meyve ve sebzelerle hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli ve sağlıklı tarifleri sıraladık. Bu tariflerle hem toksinlerden kurtulabilir hem de bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. - 600 gr. karışık mantar 1 soğan - 2 çubuk kereviz sap 3 diş sarımsak - Birkaç dal taze maydanoz - Birkaç dal taze kekik - 1,5 litre tavuk veya sebze suyu - 75 ml. krema - 6 dilim ekmek - Sızma zeytinyağı Mantarları temizleyin ve ince dilimleyin. Soğanı, kerevizi ve sarımsağı soyup ince dilimleyin, ardından maydanozu ince ince doğrayın. Kekik yapraklarını ayırın. Büyük bir tencerede zeytinyağını orta ateşte ısıtın, soğan, kereviz, sarımsak, maydanoz, kekik yaprakları ve mantarları ekleyin, birkaç dakika soteleyin. Tencerenin kapağını kapatın ve yumuşayana kadar kısık ateşte pişirin. 4 yemek kaşığı mantarı sunum için ayrı bir kaba alın. Tavuk suyunu ekleyin. Orta ateşte kaynatın, ısıyı düşürüp 15 dakika kaynamaya bırakın. Tuz ve karabiberle tatlandırın. Çorba pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar blenderden geçirin. Kremayı ekleyin ve 2 dakika kaynatıp ocağı kapatın. Ayırdığınız mantar karışımı ve bir tutam taze kekik ile süsleyin. Taze kızarmış ekmek ile sıcak servis edin. - ¾ su bardağı badem sütü veya hayvansal süt ¼ su bardağı yoğurt ¾ su bardağı şeftali - ¼ su bardağı muz ½ yemek kaşığı bal ½ çay kaşığı vanilya özü ¼ çay kaşığı toz tarçın - 1 tutam toz zencefil 1 tutam taze nane yaprağı İsteğe bağlı birkaç buz küpü Muzu ve şeftaliyi lokmalık dilimleyin. Buzdolabı poşetine üst üste gelmeyecek şekilde doldurun. En az 2 saat buzlukta donmaya bırakın. Tüm malzemeyi blendere ekleyin ve pürüzsüz bir kıvam elde edene kadar karıştırmaya devam edin. Bardaklara paylaştırın, taze nane yaprakları ve şeftali dilimleriyle süsleyip soğuk servis edin. - 1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı 1 büyük soğan 1 diş sarımsak 3 yemek kaşığı taze zencefil - 500 gr. havuç soyulmuş ve doğranmış 1 lt. sebze suyu veya tavuk suyu 1 paket hindistan cevizi kreması veya süt kreması 1 tatlı kaşığı tereyağı ½ çay kaşığı tuz 1 tutam kırmızı pul biber 1 tutam kıyılmış maydanoz 5 yemek kaşığı krema Orta boy bir tencereye yağ ve doğranmış soğan, sarımsak ve zencefili 5 dakika soteleyin. Soyulmuş ve lokmalık dilimlenmiş havuçları ekleyin ve 5 dakika soteleyin. Sebze suyunu ekleyip kaynama noktasına geldikten sonra ateşi kısın. Kapağı kapalı olarak 30 dakika pişirin. Havuçlar yumuşadıktan sonra pürüzsüz bir kıvam elde edinceye kadar blenderden geçirin. Tuz, krema ve tereyağını ekleyip 5 dakika kısık ateşte kaynamaya bırakın. Üzerine 1 yemek kaşığı krema ekleyip, kıyılmış maydanoz ve pul biber serperek sıcak servis edin. - 1 bağ roka 1,5 su bardağı pancar turşusu 4 yemek kaşığı ceviz 120 gr. Ezine keçi peyniri - 4 yemek kaşığı balzamik sirke veya nar ekşisi ½ su bardağı zeytinyağı ½ taze portakal suyu 1 tutam tuz 1 tutam karabiber Rokayı iyice yıkayıp temizleyin. Kabaca doğrayın ve servis kasesine aktarın. Pancar turşusunu ekleyin. Küp doğranmış peynir ve iri kıyılmış cevizi ekleyin. Ayrı bir kapta sirke, zeytinyağı, portakal suyu, tuz ve karabiberi bir çırpıcı yardımıyla iç içe geçene kadar karıştırın. Servis öncesi salataya ekleyip servis edin."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/boga-burcunda-ay-tutulmasi/", "text": "Yılın sonuna yaklaşırken, bir değişim rüzgarı da bizleri bekliyor. 19 Kasım'da gerçekleşecek Ay tutulması Yengeçlere ilişkilerinde özledikleri huzuru, Oğlaklara kazanç, Balıklara bol bol seyahat fırsatı getiriyor. KASIM AYINDA BOĞA burcunda bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay tutulmaları eskiden kalan, bize ayak bağı olan konulardan kurtulmak için çok iyi bir fırsat. 19 Kasım'daki tutulmaysa özellikle finansal konularda tamamlamalara işaret ediyor. Borçlar kapanabilir, beklenen paralar gelebilir... Elbette bu tutulmanın her burç üzerindeki etkisi farklı olacak. Koçlar Ay tutulmasından sonra hem aşk hem iş hayatlarında mutluluğu fazlasıyla yaşayabilir. Sevdiğiniz kişiyle seyahate çıkabilirsiniz. Ancak, bu dönemde egonuzu kontrol altında tutmanız gerekiyor aksi halde kırgınlıklar yaşanabilir. Boğalara maddi kazançlarını artıracak fırsat geliyor. Uzun vadeli ilişki arayışında olanlara müjde! Partnerinizi bulmanız muhtemel görünüyor. Ancak hayatınızdan çıkarmayı düşündüğünüz biri varsa bunu birkaç kere daha düşünün. İkizler burçları yolculuğa çıkma tutkusuna kavuşuyor. Muhtemelen de yalnız gitmiyorsunuz. Sonunda randevulaşmak için ihtiyaç duyduğunuz özgüveni hissedeceksiniz ve kesinlikle karşınızdan olumlu bir yanıt alacaksınız. Yengeçler aile bağları açısından keyifli bir döneme giriyor. Sorunlar çözülecek ve ilişkinizde özlediğiniz barış olacak. Bekarlar için partner bulmak, ilişkisi olanlar için ise evlilik kararı için oldukça güzel bir zaman. Aslanlar spiritüel aktivitelerden fayda sağlayabilir. Ani kariyer değişiklikleri olabilir, mali durumunuzda iyimser bir tablo oluşabilir. Kimsenin sizi umursamadığını düşünüp kibirli davranışlar sergilememeye dikkat edin. Başakların düzenli beslenme ve sporu hayatlarına dahil etmeleri için uygun bir zaman. Kendinize daha fazla güveneceksiniz ve hem kişisel hem de profesyonel olarak daha iyi kararlar verebileceksiniz. Terazilerin özel birine bağlanmaları için mükemmel bir zaman. Yakın zamanda bir kalp kırıklığı yaşadıysanız bile, hayatınızın yeni ve daha iyi bir dönemine başlayabilirsiniz. Akreplerin aşk hayatında oldukça avantajlı bir dönem başlıyor. Mesleki açıdan, hedeflerinize ulaşmak için agresif bir tutum sergileyebilir, insanlara zaman ayıramayabilirsiniz. Zaman yönetimine dikkat edin. Yaylar tutulma sonrası yeni maceralara atılacak. Üstelik bu maceralarda yalnız da olmayacaklar. Ay tutulmasından sonra meydana gelen her türlü spiritüel etkinlik size iyi gelebilir. Oğlakların kariyeri parlayacak, iş bulmaları kolaylaşacak. İşle ilgili yaşadığınız sorunların kaybolmaya başladığını göreceksiniz. Bir evcil hayvan sahiplenmek zihinsel olarak rahatlamanızı sağlayabilir. Kovaların girişimleri kar getirecek. Ama güvenebileceğiniz biriyle ortaklık yaptığınızdan emin olun. Ayrıca romantik yaşantınız parlayacak. Ama iletişim sıkıntıları yaşamamak için konuşmadan önce iki kez düşünün. Balıklar yurtdışına seyahate çıkabilir. Bu dönemde yakın dostlarınızla zaman geçirmeye çalışın. Sağlığınıza özen göstermek, yoga veya meditasyona başlamak için elverişli bir zaman."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/bu-cennette-biz-de-olmaliyiz/", "text": "Ant Yapı'nın önce Port Alaçatı sonra da Anthaven projesinde yer alan Şenol Tutcu, bir deniz ve yelken tutkunu... Ailesiyle koyları gezmek en büyük keyfi... Kısa süre önce Anthaven Yelken Kulübü'nün kuruluşunda da bulunan Tutcu Biz yelkenciler rüzgarı severiz. Sağ olsun Mehmet Okay sayesinde hiç rüzgarımız eksik olmadı diyor. 1967 Ankara doğumluyum, asker bir ailenin 3. çocuğuyum. Ankara Kocatepe Mimar Kemal Lisesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü mezunuyum. Ortaokulda ODTÜ kürek takımında dümencilikle başlayan spor hayatım üniversite son sınıfa kadar devam etti. 1990 yılında ODTÜ'den mezun oldum. DYO'da Ar-Ge mühendisi olarak iş hayatına başladım. Daha sonra Henkel'e geçtim ve ambalaj tasarım ve geliştirme müdürü olarak çalıştım. Ardından ambalaj üretimi konusunda dünya lideri Alpla Werke GmbH firmasına bağlı İzmir'deki Alpla Plastik şirketinde genel müdür olarak göreve başladım. 18 yıllık yoğun tempolu bir çalışmayla firmayı ciro ve operasyonel olarak 50 kat büyütüp, farklı şehirlerde 5 üretim fabrikasına ulaştırıp 2018'de firmadan ayrıldım. Eşim Hikmet Tutcu'yla Selin ve Mert adında 1999 doğumlu ikizlerimiz var. Hikmet evliliğimizin ilk yıllarından itibaren iş hayatında aktif çalışıyordu ama çocukların doğumundan altı yıl sonra çalışma hayatını bıraktı. 2011'de çocukların eğitimi ve yatırım amaçlı Toronto'da yaşamaya başladık. Oğlum Mert Toronto Ryerson University Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde okuyor. Aynı zamanda yarı zamanlı bir sağlık firmasında lojistik ve üretim planlama konusunda çalışıyor. Kızım Selin Montreal Mcgill University'de psikoloji ve İtalyan dili üzerine çift ana dalda ihtisas yapıyor. Bu proje daha fiziksel olarak hayata geçmeden önce bilgimiz olmuştu ve projeden bir yer almıştık. Fakat çok farklı yerlerde yatırımlarımız olmasından dolayı Mehmet Bey'i arayıp fikir değiştirdiğimizi ve projede yer almaktan vazgeçtiğimizi söylemiştik. Daha sonra 2020 yılının temmuz ayında yelkenli teknemizle Knidos'tan Bodrum'a doğru sert bir havada seyrederken Aspat Koyu'nda mola vermeye ve dostlarımızı ziyaret etmeye karar verdik. Aspat'taki marinaya girdik ve Anthaven'ı gezdik. Bir anda 'Bu cennette biz de olmalıyız, dostlarımızla birlikte olmalıyız!' diyerek gözümüz hiçbir şey görmeden satın alma kararı verdik. Toronto'daydık. Bu yıl nisan ayında Anthaven'a gelebildik. Burası restoranlar, kafeler, kuaför, otel ve mağazalarıyla bize dışarıya çıkmadan çok rahat bir yaşam imkanı sundu. Ben aslında deniz tutkunuyum, bir yelkenli teknem var. Türkiye ve Yunanistan kıyılarında dolaşmadığım çok az koy kaldı. Tekne üzerinde ve yelken yaparak geçirdiğim süreleri 'zamanı dondurduğum' anlar olarak hissediyorum. Malum hayat elimizden akıp gidiyor. Çok yeni olsa da Anthaven Yelken Kulübü'nü kurmuş bulunmaktayız. İnşallah bu kulüple tekne yarışları ve aktiviteler yapacağız. Belki de ileri aşamada Anthaven Yarış Takımı kurarız. Tabii ki yelkenli tekneyle seyahatlere katılmak ve dostlarla birlikte olmak. Eşimle birlikte bağbozumlarına ve şarap tadımlarına katılmayı geleneksel hale getirdik, her sene yapmaya çalışıyoruz. Şarap koleksiyonumuza yeni lezzetler katmayı seviyoruz. Biz yelkenciler rüzgarı severiz. Sağ olsun Mehmet Okay sayesinde hiç rüzgarımız eksik olmadı. İş hayatımdayken ailemle ve dostlarımla birlikte olmaya ve zaman ayırmaya gayret ettim. Benim gibi denize sevdalı dostlarla yeni yerler görerek, güzel yemekler yiyerek, iş stresinden uzaklaşmaya çalıştım. Planlı ve düzenli olmak, disiplinli çalışmak, zamanı iyi yönetmek ve doğru kişilere görev delegasyonu yaparak iş-hayat dengesini korumaya çalıştım."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/cocuklar-okusun-diye/", "text": "Tasarımcı Mehmet Köymen'in başkanlığında kurulan Bir Demet Umut Derneği Anthaven ve Radisson Collection Hotel Bodrum sponsorluğunda eğitim hayatına devam edemeyen çocuklara burs sağlamak için Radisson Hotel Collection Bodrum'da bir defile düzenledi. Gazetecilik ile başlayan iş hayatına terzilikle devam eden Mehmet Köymen, moda dünyasında 'terzilerin efendisi' olarak anılıyor. Adını en son New York'a uzanan sosyal sorumluluk projesi ile duyuran 22 yıllık modacı Mehmet Köymen geçtiğimiz günlerde anlamlı bir projeye imza attı. Köymen'in başkanlığında faaliyete geçen 'Bir Demet Umut Derneği' Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da iklim şartları ve maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimlerini sürdürmek noktasında engellerle karşılaşan çocuklar yararına bir defile düzenledi. Köymen'in 2022 Sea Summer Haute Couture Koleksiyonu, Anthaven ve Radisson Collection Hotel Bodrum sponsorluğunda moda ve iş dünyasının saygın isimlerinin katıldığı bir defileyle sunuldu. Birbirinden ünlü modellere ev sahipliği yapan defilenin koreografisini Ferhan Aral gerçekleştirdi. Geceye katılanlar arasında Türkan Sabancı, Canan İmer, Buket Taşdelen, İnci Gazioğlu, Sibel Vatandost, gibi cemiyet hayatının tanınan isimleri katıldı. Geceye verilen desteklerden dolayı tasarımcı Mehmet Köymen, Anthaven ve Radisson Collection Hotel Bodrum'a plaket takdim etti."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/gidalar-cope-gitmese-dunyada-ac-insan-kalmaz/", "text": "- Dünyada 820 milyondan fazla insan açlık çekiyor. - Her yıl 1.300.000.000 ton gıda israf ediliyor. - Her yıl açlık çeken insanları dört mislini doyurmaya yetecek kadar gıda çöpe gidiyor. - Üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 14'ü satış noktasına dahi ulaşamadan kaybediliyor. - Siz bu cümleyi okurken bile 200.000 kg gıda israf edildi. - Kaybolan gıda 1,5 milyar ton karbondioksit eşdeğeri sera gazına yol açıyor. - Yıllık olarak, tahıl ve bakliyatta yaşanan kayıplar nedeniyle 75 milyar metreküp; sebze ve meyvelerde yaşanan kayıplar yüzünden 74 milyar metreküp su israf ediliyor. - Tüketilmeden atılan et ve hayvansal ürünlerin üretilmesi için her yıl 715 milyon hektar arazi kullanılıyor. - Küresel gıda sistemindeki toplam enerji tüketiminin yüzde 38'i kaybolan ya da israf edilen gıdanın üretilmesi için harcanıyor. - Gıda kayıplarının parasal değeriyse 400 milyar dolardan fazla. Artık bu konuda harekete geçmemiz gerekiyor. Her birimizin üzerine düşen o kadar fazla görev var ki... Pek çok kişinin atacağımız adımların sonucu değiştirmeyeceğini düşündüğünü, Bireysel olarak yaptıklarımız ne fark eder ki? dediğini görüyorum. Ama emin olun aldığımız toplumsal kararlar doğayı ve çevreyi etkiler. Küçük bir adım bile ekolojik yapıyı değiştirir. Çünkü bir araya gelince, etkimiz çok daha büyük. O ekmek kırıntısına, güneşle ve bol emekle büyüyen domatese kıymet veriyoruz; gıdanın topraktan, tohumdan, sofraya gelene kadar geçtiği her aşamada sarf edilen çabaya saygı duyuyoruz. O halde israf etmemek için elimizden gelen her şeyi de yapabilmeliyiz. Biz şefler de ekolojik dengenin devamı için kolları sıvadık. Çünkü bu hayati önem taşıyan bir konu. Ürünün tohumdan büyümesine, yenilenmesine ve geri dönüşmesine katkı sağlıyoruz. Yerel üreticilerden yaptığımız pazar alışverişleriyle, ürünün kalitelisini ve süründürülebilir olanını seçip menülerimize ekliyoruz. Dünyanın birçok yerindeki şefler de yıllardır bu farkındalık için gayret ediyor. Kayseriliyim, Nevşehir'de aşçılık okulunda okudum. 17 yıldır yeme içme ve otelcilik sektörünü yakından takip ediyorum. Yurt içinde ve yurt dışı otellerde şef olarak çalıştım, mutfak trendlerinin yanı sıra edebiyatla divan şiiriyle yakından ilgileniyorum tarihi beyitler, şiirler, eski yazmalar ilgi alanlarım arasında. Mutfakta modernist bir bakış açım var. Yenilik ve trendleri yakından takip ederim. Akrabalarımın lokantaları vardı yaz mevsimlerinde onların yanına gider, orada yaz tatilini geçirirdim. Artık bu gidişlerin daha farklı boyut kazandığını hissettiğim an, aşçılık okulu okumam gerektiğini anladım. Her kim olursa olsun, yemek pişirdiğim zaman bir başkasının mutlulukla bu yemekleri yemesi, tercih etmem gereken mesleğin bu olduğunu bana hissettirdi. Bence, başarılı bir hayatın en önemli kuralı, mutlu olduğun işi yapmaktır."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/moskovanin-yukselen-degeri/", "text": "RUSYA'NIN BAŞKENTİ MOSKOVA'DA hayata geçirdiğimiz Victory Park Residences yerleşim kompleksi, şehrin ortasında huzuru sunuyor. Efsanevi Victory Park'a bir dakikalık yürüme mesafesindeki proje zengin altyapısıyla ön plana çıkıyor ve sakinlerine konforlu bir yaşam sunuyor. Projenin Victory Garden adındaki 6 futbol sahası büyüklüğündeki devasa bölgesinde, 8 zarif ev, bir pitoresk park, barbekü alanları, bir spor sahası, bir yoga-meditasyon alanı ve ayrıca Victory Kids anaokulunu bulunuyor. Mağazalar, restoranlar, kaplıcalar ve güzellik salonları, okyanus akvaryumu, sinema ve diğer eğlencelerin yer aldığı Victory Gallery bölümü ise sosyal hayatı tek bir merkezden sunuyor. Moskova'nın en prestijli bölgesi Park Pobedı'de yükselen yeni konut projemiz Bratyev Fonçenko Caddesi'nde hayata geçiriliyor. 10 ve 11 katlı 8 binadan meydana gelen Victory Park Residence projesinde toplam 455 konut bulunuyor. Modern ve zarif mimarisiyle dikkat çeken binanın mimarlık projesi Sergey Skuratov tarafından tasarlandı. Projede verandalı ve teraslı dairelerin büyüklükleri 64- 299 metrekare arasında değişiyor."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/sisecamin-binalarini-yeniliyoruz/", "text": "Türkiye'nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları'nın Mersin'deki paketleme tesisini ve Eskişehir'deki ürün ambarları yenileme inşaatını Ant Yapı olarak üstlendik. Cam denince akla gelen ilk markadır Şişecam... 1934 yılında kurulan Şişecam bugün üretim kalitesiyle sadece ülkemizde değil dünyada, uluslararası yarışmalarda da adından söz ettirir nitelikte. Ant Yapı olarak biz de Türkiye'nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları'nın Mersin Fabrikası Şubesi Paketleme Tesisi ve Eskişehir Fabrikası Şubesi Ürün Ambarları Projesi'nin yenileme inşaatını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dokuz ayda tamamlanması planlanan projelerimiz kapsamında Mersin'de 14 bin 600 metrekarelik iki katlı endüstriyel bina, Eskişehir'de ise 48 bin metrekarelik iki ambar binası üzerinde çalışacağız. Her iki projeyi de daha fonksiyonel bir tesis kullanımı yaratma amacıyla güvenli şekilde tamamlamayı hedefliyoruz."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/time-radisson-collection-hotel-bodrumu-onerdi/", "text": "Saygın haber dergisi TIME, bu yılın destinasyon trendlerinde 'yükselen riviera' diyerek Bodrum'a yer verdi. Bodrum'un Bill Gates ve Roman Abramovich gibi milyarderleri kendine çektiğini söyleyen TIME, Bodrum'da kalınacak yerler arasında Anthaven kompleksi içerisinde yer alan Radisson Collection Hotel Bodrum'u önerdi. Dünya basınında en saygın haber ve ekonomi dergilerinden birisi olan TIME, son 3 yıldır dünyada görülmesi gereken yerleri listeleyerek destinasyon trendlerine yön veriyor. TIME Dergisi, bu listede yer verdiği Bodrum'u anlatırken 'Yükselen Riviera' başlığını kullandı. Yazıda Türkiye'nin St. Tropez'si olarak adlandırılan Bodrum'un pek çok açıdan Bill Gates ve Roman Abramovich gibi milyarderleri kendine çektiğinin, marinalarla ön plana çıktığının altı çizildi. 'Yükselen Riviera'nın en yeni ve deneyimlenmesi tavsiye edilen otelleri arasında da Radisson Collection Hotel Bodrum dikkat çekti. Bu yıl hizmete giren otel 400 metrelik Aspat Koyu sahiline komşu olarak konumlanıyor. Otelin sahil restoranı Cafe Haven ise gün boyu muhteşem lezzetler ile hizmet veriyor. Radisson Collection Hotel, Bodrum'da lezzet düşkünleri için bambaşka bir deneyim yaşayacakları BARranco Restoran, konuklarını Ege mutfağının eşsiz lezzetleri ve Peru mutfağından seçkilerle gastronomi yolculuğuna çıkarıyor. Teknelerin de demirleyebildiği küçük bir iç limana sahip olan otel, Bodrum merkeze 30 dakikalık sürüş mesafesinde... Radisson Collection Hotel Bodrum'un Genel Müdürü Deniz Akyüz TIME Dergisi'nin önerileri arasında yer almaktan gurur duyduklarını, Aspat Koyu'nda yer alan otelin misafirlerine benzersiz deneyimler yaşatmak için tüm ekip olarak özveriyle çalıştıklarını, uluslararası turizm trendleri içinde uzun yıllar yer almayı hedeflediklerini belirtti."} {"url": "https://eqdergi.com/eq99/yolumuzda-gururlu-sorumlu-ve-mutlu-yuruyoruz/", "text": "Bugün Rusya'da Ant Yapı'ya duyulan güvenin, bir yerel firma gibi ilgi gösterilmesinin arkasında da birbirine inanan ekibin, ilkelerinden bir an bile vazgeçmemiş olması yatıyor. Her ülkenin, milletin beklentileri farklı olabilir, özellikle iş dünyasında farklı milletten insanlarla çalışmak için iki tarafın da kodlarını bilmek adeta bir sanat haline geliyor. Ant Yapı ekibi de bunu ustalıkla yürüten isimlerle birlikte, Rusların önemsediği değerleri, örneğin istenilen işi zamanında teslim etme gibi konuları, doğru ve dürüst iş yapış şekliyle ele alıp prestijini güçlendirdi. İklim koşullarına doğrudan bağlı bir çalışma sistemi gerektiriyor Rusya... Yani orada işimiz sadece bir yapı inşa etmek değil, o soğuk Rus iklimin koşullarına uyum sağlayabilmek de çok önemli. Her koşulda mücadelesini devam ettirme prensibine sahip ekibimiz için iklim kadar, o dönemde yaşanan malzeme temini, Kiril alfabesinin zorluğu gibi ilk yılların acemiliğiyle geçen mücadele, Ant Yapı'yı Rusya'da güvenilir ve güçlü bir isim haline getiren etmenlerden oldu. Rusya'da kendimizi ispat ettiğimiz projeyse 'Moscow City'ydi. 2004'te Rusya'nın başkentinde 'Moscow City' projesinde ana yüklenici olarak inşaata başladık. Bu proje o dönem Rusya'da Ant Yapı'nın gökdelen binalar da yapabilen bir firma olarak kendini kanıtlamasını sağladı. Piyasaya güçlü atılan ilk adımla, Rusya'da birçok firmanın çalışma arzusu duyduğu bir marka haline geldik. Bu başarının özünde ekip ruhuyla özverili ve samimi çalışan insanlar, yönetimin hızlı ve etkin kararları çabuk alabilme yeteneği, işe hakimiyet ve deneyim yer alıyor. Bu sayede küçük ve dinamik bir firmayken bugün, uluslararası ölçekte ilk 100 inşaat firması arasında yer edinebiliyoruz. 2022'de açılması planlanan Bvlgari Hotel Moscow, 2004'te Milano, 2006'da Bali, 2012'de Londra, 2017'de Pekin ve Dubai ile 2018'de Şangay'ın ardından dünyanın yedinci Bvlgari Oteli olacak. Bvlgari Hotel Moscow, şehrin en prestijli yerlerinden birinde, birinci sınıf bir konuma sahip. Kremlin ve Kızıl Meydan'dan sadece 300 metre uzaklıkta bulunan ve zengin bir şekilde döşenmiş otel, tüm bir şehir bloğuna yayılıyor ve Moskova'nın kalbini misafirlerine açıyor. Moskova Nehri kıyısında hayata geçirdiğimiz birinci sınıf bir konut projesi... Modern teknoloji ile doğal denge arasında bağ kurarak tasarlanan Capital Towers, Moskova Nehri ile 1932 yılında açılan tarihi Krasnopresnenskaya Parkı'nın arasında, ikisi 65 katlı ve biri 61 katlı olmak üzere toplam 3 adet kuleden oluşuyor. Yaşam kompleksi içerisinde rezidanslar, ofisler, kafeler, restoranlar, spor salonu gibi çok amaçlı alanları da barındırıyor. Ant Yapı grup şirketlerinden olan Antteq'in yatırım ortağı olduğu projelerden biri olan Soho+Noho, iki adet 20 katlı binadan oluşuyor. Her iki binada toplam 354 adet daire bulunuyor. Soho+Noho, kentsel konuta yönelik projelerin ödüllendirildiği Urban Awards'ta ticari sınıfta en iyi apartman kategorisinde 'Yılın En İyisi' seçildi. 2009 yılında 305 metre ile Avrupa'nın en yüksek binası unvanını alan Capital City modern teknolojiyle doğal dengeyi buluşturuyor. Çok amaçlı komplekste 66 ve 76 katlı binalarda toplam 450 daire bulunuyor. Efsanevi Victory Park'a bir dakikalık yürüme mesafesinde yer alan proje, konutların yanı sıra özel bir pitoresk park, spor sahası ve yoga-meditasyon alanı ve ayrıca Victory Kids anaokulunu içeriyor. Mağazalar, restoranlar, kaplıcalar ve güzellik salonları, okyanus akvaryumu, sinema ve diğer eğlencelerin yer aldığı Victory Gallery bölümü ise sosyal hayatı tek bir merkezde sunuyor. Metro istasyonuna yakın prestijli bir konumda bulunan proje 19 kattan ve 124 daireden oluşuyor. Şık mimari tasarım, muhteşem manzara, iyi planlanmış apartmanlar, lüks iç mekan tasarımları, doğal taş kullanılarak yüksek kaliteli malzemelerden yapılmış cepheler, panoramik camlar ve lüks teraslar, projenin mimari konseptinin ayırt edici özelliklerini oluşturuyor. Adını, Anton Çehov'un ünlü oyunu 'Vişne Bahçesi'nden alan Cherry Orchard Residence, 8 binalık kompleks bir tasarıma sahip. Tüm uygulama projelerini üstlendiğimiz projede, farklı blok tipleriyle park ve yeşil alanlar bulunuyor. 2004 yılında, tarihte Pritzker Ödülü'ne layık görülen ilk kadın mimar Zaha Hadid'in mimari projesini çizdiği Capital Hill Residence'da, konutun iki ana bölümü; biri karasal, diğeri yüzer, üç aerodinamik sütunla birbirine bağlanıyor. Geniş teraslı ana yatak odası, ağaçların üzerinde yüzüyor gibi görünüyor. Rusya'da hayata geçirdiğimiz projeler içerisinde en yüksek bedelli kontrat olma özelliğini taşıyan Domodedovo Havalimanı, Moskova hava trafiğinin yüzde 35'ini karşılıyor. Ülkenin tek özel havalimanı unvanına sahip olan Domodedovo 30 milyonu aşkın yolcu sayısıyla Rusya'nın en yoğun ikinci havalimanı. Ayrıca Rusya'da inşa ettiğimiz ilk havalimanı olma özelliğini de taşıyor. Avrupa'nın en yüksek binası OKO Towers, 352 metrelik 85 katlı ve 236 metrelik 49 katlı iki kuleden oluşuyor. Kulelerin 132.500 metrekaresi ofis, 42.800 metrekaresi otel ve 83.700 metrekaresi konut olmak üzere toplam 290.000 metrekare alandan oluşuyor. 2015 yılında girdiğimiz, Avrupa'nın ve dünyanın inşaat alanındaki en zor piyasalarından biri olan İngiltere'de kısa zamanda büyük işler başardık. Altı yılda 6 prestijli projeyi başarıyla tamamlayan grubumuz bu pazarda büyüme ivmesine devam ediyor. Çekirdek kadromuza birlikte çalışmaktan mutluluk duyduğumuz, en az bizler kadar disiplinli, çalışkan ve estetik tutkularına güvenen insanlarla da bir araya gelerek İngiltere'de, Ekim ayında yeni bir projeye başlıyoruz. Ayrıca teklif aşamasında olan projelerle birlikte İngiltere pazarında büyüyerek kalıcı olma hedefimizi gerçekleştiriyoruz. İngiltere pazarına girişte, regülasyon farklılıklarından dolayı bazı uyum sorunları yaşadıklarını anlatan Karaduman, Biz, dünyanın farklı yerlerinde, yabancılarla iş yapmaya alışkın bir grup olduğumuz için bunları çok uzun sürmeden aşmayı başarabildik. İlk başlarda bizi en çok zorlayan konu, iş gücü bulma ve çalıştırma konusuydu. İngiltere, Türk işçilere çalışma izni vermediğinden Londra'da inşaat sektöründe Doğu Avrupalı işçiler çalışıyor. Bu durumda ya taşeron firma üzerinden iş yapacak ya da işçi kiralayan firmalar üzerinden saat ücretli işçi çalıştıracaktık. Biz, ilk aşamada işçi kiralayan firmalar üzerinden saat-ücret bazlı çalıştık. Bu şekilde çalışandan verim alınmadığını deneyerek öğrendik. Bu süreçte daha çok taşeron firma tanıyarak bu sorunu minimize ettik diye konuşuyor. Uluslararası tecrübemize rağmen İngiltere piyasasında yeni duyulan Ant Yapı'ya başlangıçta hem yatırımcılar hem de taşeron firmalar temkinli yaklaşsa da birkaç başarılı proje sonrasında güven oluştu ve Ant Yapı ismi İngiltere'de farklı bir konuma geldi. Şimdilerde İngiltere inşaat piyasasında gerek yatırımcılar gerekse müşavir firmalar ve sektörün diğer çalışanları arasında iyi bilinen ve bu sebeple yeni projelere davet edilen bir firma olmayı başardık. Bu pazardaki üçüncü projemiz de 55 lüks daire, iki town-house ve ticari alandan oluşan Park Modern... Ekim 2020'de başladığımız Park Modern, altından metro geçmesi sebebiyle zor bir projeydi. Yüksek akustik ve titreşimden etkilenmesi nedeniyle ciddi teknolojik metotlar kullanarak hayata geçirdiğimiz bu projeyi Mart 2023'te bitirmeyi taahhüt ettik. Şu ana kadar da programında devam ediyor... Bu projeleri Eaton Place projeleri izledi. Londra'daki altıncı projemiz olan 163 daire ve sosyal alanlardan oluşan Apex House ise bu yıl içinde teslim ediliyor. - PROJE ADI: Belgraiva Gate - ÖZELLIĞI:12 adet süper prime rezidans - TAMAMLANMA TARIHI: 2018 - YER: Londra - BÜTÇE: 40 milyon sterlin - PROJE ADI:13 Eaton Place - ÖZELLIĞI:Süper lüks Rezidans Yenileme Çalışması - TAMAMLANMA TARIHI: 2018 - YER: Londra - BÜTÇE: 6 milyon sterlin - PROJE ADI:20-22 Eaton Place - ÖZELLIĞI: İki town-house konutun 6 daireye dönüştürülmesinden oluşan bu projede yapısal değişiklikler, özel iç mimari uygulamaları ve mühendislik sistemlerini kapsıyor. - TAMAMLANMA TARIHI: 2019 - YER: Londra - BÜTÇE: 3 milyon sterlin - PROJE ADI:Harcourt House - ÖZELLIĞI:25 ultra lüks konut - TAMAMLANMA TARIHI: 2020 - YER: Londra - BÜTÇE: 59.7 milyon sterlin - PROJE ADI: Park Modern - ÖZELLIĞI: 55 apartman dairesi 2 town-house. Toplam 57 lüks konut - TAMAMLANMA TARIHI: 2021 - YER: Londra - BÜTÇE: 100 milyon sterlin - PROJE ADI: Apex House - ÖZELLIĞI:163 daire ve sosyal alanlar - TAMAMLANMA TARIHI: 2021 - YER: Londra - BÜTÇE: 1 milyon sterlin Türkiye'nin yanı sıra Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Avrupa'nın inşaat alanındaki en zor piyasalarından İngiltere'de de Ant Yapı markasını, inşaat sektörünün önemli firmaları arasına sokmayı başarmıştık. Artık dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip ABD pazarına girme zamanı gelmişti. Nitekim son 5 yıldır Amerika Birleşik Devletleri'nde gücümüzü gösteriyoruz. Bu piyasada kendi mimari tasarım anlayışımızla güvenlikli ve konforlu yaşam alanları yaratabilmek için çalışıyoruz. 2016 yılında Florida eyaletinde ticari kaydını yaptıran Ant Yapı U. S. Holding Corporation, o dönemde sadece iki kişiyle piyasada var olmaya çalıştı. Aynı yılın aralık ayına gelindiğindeyse, Miami şubemizin ardından New York şubesi açıldı. Zorlu ve istikrarlı emek gerektiren beş yıla yakın bir süreçten sonra bugün gururla görüyoruz ki, ABD organizasyonumuz 78 kişiye ulaşmış durumda ve hızla gelişiyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin farklı eyaletlerinde renovasyon çalışmaları, iş merkezi, konut projeleri yaptık ama hepsinin buluştuğu yer, diğer ülkelerde olduğu gibi, şehrin siluetine zarar vermeden inşa edebilmek. Amerika Birleşik Devletleri piyasasına giriş hikayesini anlatan Ant Yapı ABD Başkan Yardımcısı Serhat Sert Grubumuzun gelişmiş ülkelerde açılım yapma kararının ardından, 2015 yılında İngiltere'de başladığımız faaliyetlerinin hemen arkasından 2016 yılında da ABD pazarına giriş yaptık. Belirlenen strateji doğrultusunda, İngiltere'de olduğu gibi ABD'de de uzun yıllar özellikle Rusya pazarında iş birliği yaptığımız müşterilerimizin projeleriyle çalışmaya başladık. 2016 yılı sonunda iki kişi olan ABD ofisimiz bugün New York ve Miami şehirlerinde toplam 78 kişiye ulaştı, bu iki şehirdeki toplam iş hacmimiz de 1,1 milyar dolara yaklaştı diyor. 5 yıllık bir süreçte bu kadar hızlı ilerleyebilmemiz Rusya, İngiltere, Türkiye'nin yanı sıra Türki Cumhuriyetlerde aynı disiplini, çalışkanlığı ve ilkelerimizi koruyarak başarılı işler yapabilmemiz sayesinde oldu. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde Ant Yapı ismini 5 yıllık değil 30 yıllık bir firma olarak sunarken, kendimizi kanıtladığımız yapılarımızla birçok yolu hızla ve emin adımlarla aşabiliyoruz. - PROJE ADI: 30-77 Vernon Blvd - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: Pioneer Group - PROJE ZAMANI: Kasım 2019 Mayıs 2022 - MİMAR: Fogarty-Finger Architecture-New York, NY - TOPLAM ALAN: 380 m2 - YER: New York - PROJE ADI: UNA Residences - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2020 2023 - MIMAR: Adrian Smith Gordon Gill Architecture - TOPLAM ALAN: 475 m2 - YER: Miami - PROJE ADI: 830 Brickell - PROJE TÜRÜ: Ofis - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2020 2022 - MIMAR: Adrian Smith + Gordon Gill Architecture - TOPLAM ALAN: 923 m2 - YER: Miami - PROJE ADI: The Crown Building - PROJE TÜRÜ: Konut, otel - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2018 2021 - TOPLAM ALAN: 200 m2 - YER: New York - PROJE ADI: Missoni Baia - PROJE TÜRÜ: Konut - YATIRIMCI: OKO Group LLC - PROJE ZAMANI: 2018 2021 - MIMAR: Asymptote - TOPLAM ALAN: 488 m2 - YER: Miami"}