{"url": "https://724kultursanat.com/11-uluslararasi-antakya-film-festivali-afisi/", "text": "Bu yıl 11'cisi düzenlenecek olan Uluslararası Antakya Film Festivali'nin afişi yayınlandı. Afiş, sanat yönetmeni Bilgehan Aras tarafından tasarlandı. 11. Uluslararası Antakya Film Festivali afişi yayınladı. Bu yıl 11'cisi düzenlenecek olan Uluslararası Antakya Film Festivali'nin afişi paylaşıldı. Afiş, sanat yönetmeni Bilgehan Aras tarafından tasarlandı. Antakya Varsa Ben de Varım mottosunu içeren Uluslararası Antakya Film Festivali 13 Ekim-19 Ekim 2023 tarihlerinde Antakya'da yapılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/11-uluslararasi-suc-ve-ceza-film-festivali-juri-baskani-niki-karimi-oldu/", "text": "11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışmasının jürisi açıklandı. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin 11. yılında Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışmasının jüri başkanı açıklandı. Adalet temalı filmlerin yarışmacı olarak katılacağı festivalin jüri başkanlığını, yönetmen, yapımcı ve oyuncu Niki Karimi yapacak. 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışmasının jürisi açıklandı. Jüri; İran'dan yönetmen, yapımcı ve oyuncu Niki Karimi, Bulgaristan'dan Sofia Meetings yöneticisi ve yapımcı Mira Stalevave, Ukrayna'dan Liev Uluslararası Film Festivali Molodist'in program yöneticisi Bohdan Zhuk, Türkiye'den oyuncu Mehmet Aslantuğ ve yönetmen Pelin Esmer'den oluştu. Jüri başkanlığını Niki Karimi yapacak. Ulusal ve uluslararası filmlerin yer alacağı festival 26 Kasım 2021 02 Aralık 2021 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşecek. 25 Kasım 2021 Perşembe akşamı Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde açılışı yapılacak olan festivalin filmleri; Atlas 1948 Sineması ve Kadıköy Sineması'nda gösterime girecek. Her yıl akademik programları ile farklılaşan festivalde İstanbul Hukuk Fakültesi'nde gerçekleşecek akademik program başlığı Çevre Adaleti olacaktır. 27-28 Kasım 2021 tarihlerinde endüstrideki gelişmelerin tanıtıldığı, tartışıldığı, iletişim toplantılarının yapıldığı, projelerin yarışmadan profesyonellere sunulduğu VisionIST Endüstri Günleri'nin 3.'sü çevrimiçi olarak gerçekleşecektir. Katılım için www. icapff. com adresinden akreditasyon formu doldurulması gerekli. Biletler her yıl olduğu gibi bu yıl da Biletix üzerinden seyirciye ulaşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/13-savas-dincel-tiyatro-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "13. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri ile Baba Sahne Oyun Yazma Yarışması Ödülü sahiplerini buldu. Ödüller aynı mekanda özel bir gecede verildi. 13. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri sahiplerini buldu. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri iki yıldır pandemi nedeniyle verilememişti. Ödüller için Baba Sahne'de özel bir gece düzenlendi. Ödül gecesinde sadece Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri değil aynı zamanda Baba Sahne Oyun Yazma Ödülü de sahibini buldu. Gecede Baba Sahne'nin 5. yaşı ve 2007'de kaybettiğimiz usta oyuncu Savaş Dinçel'in 80. yaşı, birlikte kutlandı! Tiyatro dünyamızın prestijli ödül gecesi 1 Nisan 2022 Cuma akşamı Baba Sahne'de gerçekleşti. 13. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri ve Baba Sahne Oyun Yazma Yarışması'nın ödülleri sahiplerine takdim edildi. Gecede, Dinçel'in ailesinin, yakın dostlarının ve öğrencilerinin de aralarında bulunduğu, Sumru Dinçel, Leyla-Müjdat Gezen, Özge-Şevket Çoruh, Zerrin Tekindor, Nevra Serezli, Ozan Güven, Günay Karacaoğlu, İlyas Özçakır, Ömür Arpacı, Ahmet Saraçoğlu, Rıza Sönmez, Fırat Doğruloğlu, Cem Cücenoğlu, Serdar Orçin, Atılgan Gümüş, Seçkin Özdemir, Rüya Demirbulut, Mert Asutay, Nergis Çorakçı, Emrah Eren, Ragıp Yavuz gibi birçok isim katıldı. 13. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri, Müjdat Gezen Sanat Merkezi öğrencileri tarafından seçildi. Zerrin Tekindor 'En İyi Kadın Oyuncu', İlyas Özçakır 'En İyi Erkek Oyuncu', Kalabalık Duası 'En İyi Oyun', Güray Dinçol ise 'En İyi Oyun Yönetmeni' ödüllerine layık görüldü. Kazananlara ödülleri Müjdat Gezen ve Şevket Çoruh tarafından takdim edildi. Baba Sahne'nin oyun yazarlarının teşvik edilmesi, tiyatro oyunu repertuvarının gelişmesi ve zenginleşmesi amacıyla 2019 yılında düzenlediği ancak pandemi nedeniyle ertelenen Oyun Yazma Yarışması'nın ödülleri de aynı gecede sahiplerini buldu. Seçkin Selvi, Ayşenil Şamlıoğlu, Özen Yula, Selen Korad Birkiye ve Tilbe Saran'dan oluşan seçici kurulun yaptığı titiz değerlendirmeler sonucunda yarışmanın birincisi Rindlerin Akşamı adlı eseriyle Onur Ümit olarak belirlendi. Yarışmada ikincilik ödülünü Empati Odası adlı eseriyle Öznur Babur, üçüncülük ödülünü ise Yanyana İki Nokta adlı eseriyle Ayşegül İnan Gürer aldı. Kazananların ödülleri Seçkin Selvi ve Şevket Çoruh tarafından takdim edildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/175-yil-sonra-ayni-ilham/", "text": "Ferenc Liszt'in 1847'de Osmanlı Padişahı Abdülmecid'e verdiği konsere atıf yapılarak 175 yıl yıl sonra Macar piyanist Janos Balazs, Taksim'de sahnedeydi. Krallara resital sunmaya başladığında daha 12'sindeydi piyanist Ferenc Liszt. 19'uncu yüzyılda yaşadı. Müziğiyle ülkesi Macaristan'dan dünyaya yayılan bir şöhrete sahip oldu. Onu dinleyenlerden biri de 1847'de Osmanlı Padişahı Abdülmecid'ti. İstanbul'da 5 hafta kalan Liszt, Abdülmecid'e Büyükdere Bulvarı'ndaki Hotel de Bellevue'de bir konser verdi. Fethi Paşa Konağı'nda ve Pera'daki Rus Konsolosluğu'nda da sahne aldı. Gördüğü büyük ilgi karşısında şaşkındı. Eski eşi Marie d'Agoult'a bir mektup yazan Liszt, mektubunda Padişah bana çok cömert davrandı. Şöhretim hakkında bu kadar bilgili olmasına çok şaşırdım dedi. O konserin 175'inci yılı kapsamında bu kez Janos Balazs, Taksim'de sahnedeydi. Liszt'i anmak için İstanbul'a gelen Balazs, Atatürk Kültür Merkezi'nde geçen çarşamba gecesi bir konser verdi. Türkiye'ye ilk kez gelen klasik müzik sanatçısı Balazs'ın amacını, performansından önce söz alan Macaristan'ın Türkiye Büyükelçisi Viktor Matis açıkladı. Matis, güzel Türkçesini kullanarak Balazs'ın Türkiye'deki ilk konserini Liszt'in İstanbul'u ziyaretinin 175'inci yılında ustanın anısına gerçekleştireceğini söyledi. Ardından da Balazs, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında sahneye çıktı ve performansıyla salonu dolduran dinleyicilerden büyük bir alkış topladı. Repertuarını sunarken etrafında dönen sinekten hiç etkilenmeyen sanatçı, yoğun alkış üzerine siyah beyaz tuşları bırakamadı. İki kez geri döndüğü sahnesinde devleşti. Vedası da Bravoları salonda yankılanan dinleyicilerden birinin sahneye giderek uzattığı çiçeklerle oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/2-halic-goldenhorn-uluslararasi-film-festivali-basliyor/", "text": "Haliç Goldenhorn Uluslararası Film Festivali ikinci yılında sinema dünyamızda gelenekselleşme yolunda yürüyor. Festival 01 05 Aralık 2022 tarihleri arasında düzenlenecek. 2. Haliç Goldenhorn Uluslararası Film Festivali başlıyor. Fotofilm tarafından 01 05 Aralık 2022 tarihleri arasında düzenlenecek olan Haliç GoldenHorn Uluslararası Film Festivali başlıyor. Festivalin başkanlığını Mehmet Oflazoğlu, direktörlüğünü Özkan Binol, sanat yönetmenliğini Gülriz Fırat Topuzoğlu üstlendi. Fotofilm tarafından, dünya sinemasına geçen sene kazandırılan Haliç Goldenhorn Uluslararası film festivali film gösterimlerini Cibali Avare Sinema Bahçe de gerçekleştirecek. 20 Ülkeden yapılan başvurulardan seçici kurulun seçtiği Kurmaca Uzunmetraj, Kurmaca Kısafilm, Belgesel Uzunmetraj ve Belgesel Kısafilm den oluşan 40 filmlik seçkisini 1-5 Aralık 2022 tarihlerinde ücretsiz izlenebilecek. Festivalin açılış filmi Ceyhan Kandemir'in yönetmenliğini yaptığı Ruhun Lekesi film ekibinin katılımıyla festival başlıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/2-ulusal-sait-faik-hikaye-yarismasi-basvurulari-basladi/", "text": "2. Ulusal Sait Faik Hikaye Yarışması başvuruları başladı. Yarışma, Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Sakarya İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından düzenleniyor. 2. Ulusal Sait Faik Hikaye Yarışması için son başvuru tarihi 31 Mart 2023 olarak açıklandı. Yarışmaya Düzenleme Kurulu Üyeleri ve Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınları dışında, 15 yaşını doldurmuş tüm vatandaşlar katılabileceklerdir. Her yarışmacı, yarışmaya en çok bir ( 1 ) hikayeyle katılabilir. Daha önce herhangi bir yarışmadan derece almış hikayelerle başvuru yapılamaz. Bu durumun tespiti halinde, yarışmacılar para ödülünü iade etmekle mükellef olacaklardır. Hikayeler bilgisayarla word formatında, Times New Roman yazı tipi ile 12 puntoyla Türkçe olarak yazılmış olmalıdır. Yarışmaya katılan hikayeler eser sahibine geri verilmeyecektir. Eserlerden uygun görülenler, herhangi bir telif hakkı iznine gerek kalmaksızın, istendiği takdirde yarışmayı düzenleyen Kurum tarafından bir kitapta toplanabilir, dergi, gazete veya web sayfasında yayımlayabilir. Yarışmaya katılan eserler üzerinde seçici kurul tarafından dil bilgisine ilişkin düzenleme yapılabilir. Yarışmaya katılan eserler ön jüri tarafından değerlendirilecektir. Yarışmaya katılan eserler jüri üyelerinin takdir edeceği puanların aritmetik ortalaması ile belirlenecektir. Yarışmaya hikaye gönderen eser sahipleri bu şartları kabul etmiş sayılacaktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/20-tudem-edebiyat-odulleri-basvurulari-basladi/", "text": "Türkçe çocuk ve gençlik edebiyatındaki yazınsal üretimi artırmak ve bu alanda emek verenleri yüreklendirmek amacıyla Tudem Edebiyat Ödülleri'nin bu yıl 20'incisi düzenlenecek. Ödüller bu yıl 'roman' dalındaki eserlere verilecek. 20. Tudem Edebiyat Ödülleri başvuruları başladı. 2003'ten bu yana çocuk ve gençlik edebiyatımıza çağdaş ve özgün eserler kazandırmak amacıyla gerçekleştirilen yarışma, 20. yılında çocuk edebiyatı alanında ve roman dalında verilecek. Türkçe çocuk ve gençlik edebiyatındaki yazınsal üretimi artırmak ve bu alanda emek verenleri yüreklendirmek hedefiyle düzenlenen yarışma, yazdıklarını yayımlatma imkanı arayanlar için de büyük fırsat sunuyor. Tudem Edebiyat Ödülleri bu yıl bir ilke imza atıyor ve esin verici eserleriyle yüz binlerce okura ulaşan çok değerli kalemleri 20. yarışmanın jürisinde buluşturuyor: 2022 seçici kurulunda, Tudem Edebiyat Ödülleri'nde birincilik kazanmış yazarlarımızdan Güzin Öztürk, Hanzade Servi, Koray Avcı Çakman, Mavisel Yener ve Miyase Sertbarut yer alıyor. Yarışmada birinciye 10.000 TL, ikinciye 7.500 TL, üçüncüye 5.000 TL para ödülünün yanı sıra, İzmirli heykeltıraş Ozan Ünal tarafından tasarlanan ödül heykelleri verilecek. Son katılım tarihi 1 Kasım 2022 olan 20. Tudem Edebiyat Ödülleri'nde dereceye giren eserlerin Nisan 2023'de duyurulması planlanıyor. Tudem Yayın Grubu'nun köklü yayıncılık birikiminin en değerli meyvelerinden biri olan Tudem Edebiyat Ödülleri, tarafsız duruşu ve nitelikli eserleri ön plana çıkaran yapısıyla, edebiyat dünyasının önemli referanslarından biri olma özelliği taşıyor. 20 yıllık serüveninde resimli kitaptan şiire, tiyatro oyunundan kısa öyküye uzanarak, çocuk ve gençlik edebiyatımızda eksikliği hissedilen edebi türlere eğilmeyi kendine ilke edinen Tudem Edebiyat Ödülleri, gelecek yarışmalarda da yeni keşiflerde bulunmaya devam edecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/2022-oscar-odulleri-kazananlari/", "text": "2022 Oscar Ödülleri kazananları açıklandı ve ödüller sahiplerini buldu. 94. Oscar Ödül töreni üç yılın ardından ilk kez sunuculu gerçekleştirildi. Ödül töreninin sunuculuğunu Amy Schumer, Regina Hall ve Wanda Sykes üstlendi. Los Angeles'taki Dolby Theatre'da yapılan törende sinema dünyasının 2022 yılındaki en iyileri ödüllendirildi. The Power of the Dog filminin yönetmeni Jane Campion En İyi Yönetmen ödülünü alırken, En İyi Film Coda, En İyi Erkek Oyuncu Will Smith, En İyi Kadın Oyuncu Jessica Chastain olarak açıklandı. Ünlü oyuncu Will Smith, sahnede eşi hakkında espiri yapan sunucu komedyen Chris Rock'a tokat attı. Beklenmedik bir anda sahneye çıkan Will Smith, tokat attıktan sonra yerine döndü ve Eşimin adını ağzına alma diye bağırdı. Oscar gecesine damga vuran olayın ardından ödüller açıklanmaya devam etti. Will Smith, King Richard'daki rolüyle 'en iyi erkek oyuncu' ödülünü kazandı ve sahneye çıkarak ödülünü aldı. 2022 Oscar Ödülleri'ni kazananların tam listesi, 94. Oscar Ödülleri'nin tüm kazananları.... Andrew Garfield tick, tick... BOOM!"} {"url": "https://724kultursanat.com/2023-edebiyatist-kristal-kalem-odulu-basvurulari-basladi/", "text": "Nitelikli edebiyata gönül veren yazar adaylarına destek olmak, çağdaş Türk edebiyatına yeni ve başarılı eserler katmak, iyi öyküleri ve öykücüleri gün yüzüne çıkarmak amacıyla düzenlenen Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü için başvurular başladı. 2023 Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü başvuruları başladı. Ülkemizin gelenekselleşen edebiyat ödülleri arasında yer alan Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü nitelikli edebiyata gönül veren yazar adaylarına destek olmak, çağdaş Türk edebiyatına yeni ve başarılı eserler katmak, iyi öyküleri ve öykücüleri gün yüzüne çıkarmak amacıyla düzenleniyor. Edebiyatist dergisi tarafından düzenlenen yarışmayla ilgili 2023 yılı için duyuru yapıldı. 2023 Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü için başvurular açıldı. Ödül kazananlar Kasım 2023'de açıklanacak. 2023 Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü Jürisinde Feridun Andaç, Defne Suman, Aysel Karaca, Fatma Burçak, Bahar Yaka bulunuyor. Ön Eleme Kurulundaysa Bayram Sarı, Berrin Karadeniz, Hamide Abdurrahmanoğlu yer alıyor. 1. Yarışmaya yayınevi çalışanlarının ve jüri üyelerinin 1. derece yakınları katılamaz. 2. 18 yaşını doldurmuş ve daha önce öykü kitabı yayımlanmamış herkes Türkçe yazdığı 1 öykü ile katılabilir. 4. Yarışmaya aday olan öyküler daha önce hiçbir mecrada -matbu ya da online- yayımlanmamış ve başka bir yarışmada ödül almamış olmalıdır. 5. Öykü metni, Times New Roman yazı karakterinde, harfler 11 punto, satır aralığı 1.15, sayfa kenar boşlukları 2.5 olacak şekilde Word programında yazılmalıdır ve 4 sayfayı geçmemelidir. 6. Yazarlar yarışmaya RUMUZ ile katılacaktır ve öykü sayfasının sağ üst köşesine rumuz yazılacaktır. Öykü metnine yazarın gerçek adı kesinlikle yazılmamalıdır. 7. Ayrıca bir Word dosyasında yazarın adı, soyadı, rumuzu, kısa öz geçmişi ve iletişim bilgileri yer almalıdır. 8. Başvuru formu, Edebiyatist Dergisi Mayıs-Haziran ve Temmuz-Ağustos sayılarında yayımlanacaktır. Yarışmaya başvuracak adayların formu dergiden kesip eksiksiz doldurarak dosyalarına eklemeleri zorunludur. 10. Yarışmaya son başvuru tarihi 31 Temmuz 2023'tür, postadan kaynaklı geciken eserler değerlendirmeye alınmayacaktır. 11. Yarışma sonucu Kasım 2023'te duyurulacak ve ödüller, aynı ay içinde yapılacak ödül töreninde sahiplerine sunulacaktır. 2023 Edebiyatist Kristal Kalem Öykü Seçkisi olarak kitaplaştırılacaktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/2023-kristal-kelepce-odulleri-icin-geri-sayim-basladi/", "text": "Polisiye edebiyat tutkunlarının merak ve heyecanla bekledikleri 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri için geri sayım başladı. Yılının en iyi polisiye romanı ve öykü kitabının açıklanmasına günler kaldı. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri için geri sayım başladı. Polisiye dalında yılın en iyi roman ve öykü kitaplarının ödüllendirildiği Kristal Kelepçe Ödülleri için jüri değerlendirmesini yapıyor. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından verilen Kristal Kelepçe Ödülleri'nde geri sayım başladı. Bu yıl beşincisi düzenlenen Kristal Kelepçe Ödülleri için 24 polisiye roman jüri tarafından değerlendiriliyor. Başkanlığını Algan Sezgintüredi'nin yaptığı jürinin diğer üyeleri Sibel Köklü, Ekin Açıkgöz, Banu Akeloğlu, Aysu Şahlı, Nihal Orhan, Onur Akan, Yunus Emre Eroğlu. Jüri 7 Ekim 2023 tarihinde toplanarak kazananları belirleyecek. Şartnameye göre ödüller, polisiye edebiyatı alanında özgün eser üreten yazarların ( Bu yılki ödüller için 01 Temmuz 2022 30 Haziran 2023 tarihleri arasında) Türkçe dilinde basılıp yayımlanmış ve ödüle aday gösterilmiş telif eserleri arasından seçilen bir esere verilecek. Türkiye'de polisiye edebiyatın gelişmesine katkı sunmak amacıyla 2017 yılında kurulan Türkiye Polisiye Yazarları Birliği, 2019'dan beri Kristal Kelepçe adlı edebiyat yarışmasının organizasyonunu üstleniyor. Geçtiğimiz yıl '2022 Kristal Kelepçe Ödülleri' kazananları düzenlenen törenle ödüllerini almıştı. Dört dalda düzenlenen yarışmada Yılın Polisiye Romanı ödülü Emrah Poyraz ve Ulaş Özkan imzalarını taşıyan Kör Kanun adlı kitaba verilmişti. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri için tören mekanı Bayrampaşa'daki dönüşümü yapılarak kültür merkezi olarak hayata kazandırılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Rami Kütüphanesi olarak bildirildi. Ödül töreni 21 Ekim 2023 tarihinde saat 18.30'da düzenlenecek. Ödüller sahiplerine törenle takdim edilecek. Yılın Polisiye Romanı dalında ödül Emrah Poyraz ve Ulaş Özkan, Mylos Kitap tarafından yayımlanan Kör Kanun adlı esere değer bulundu. İlk defa geçtiğimiz yıl verilen Yılın Polisiye Öykü Kitabı dalında ödülü ise Herdem Kitap'tan çıkan Reha Avkıran imzalı İnsanlık Hali'nin oldu. Teşvik Ödülü ise Aras Gençtürk'e verildi. Gençtürk, Mahzen Yayınları tarafından basılan Kabus kitabıyla teşvik ödülünün sahibi oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/25-istanbul-tiyatro-festivali-icin-geri-sayim-basladi/", "text": "25. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim 20 Kasım tarihleri arasında tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 25. İstanbul Tiyatro Festivali için geri sayım başladı. Festivalin biletleri 25 Eylül Cumartesi günü genel satışa çıktı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 25. İstanbul Tiyatro Festivali'nin sponsorluğunu ise Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş üstlendi. 25. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim 20 Kasım tarihleri arasında tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festivalin sloganı Bu Zamanda Tiyatro olarak açıklandı. 25. İstanbul Tiyatro Festivali bir ay boyunca, fiziki ve çevrimiçi olmak üzere toplam 25 yerli ve uluslararası yapımı ağırlayacak. Programdaki fiziki yapımlar Alan Kadıköy, Atlas 1948 Sineması, Profilo Kültür Merkezi Batı Ana Sahne, Duru Ataşehir, Moda Sahnesi, DasDas, Caddebostan Kültür Merkezi, Müze Gazhane, Yapı Kredi bomontiada ve Zorlu PSM'de fiziksel olarak Covid-19 önlemleri altında izleyicileriyle buluşacak. Çevrimiçi gösterimler ise festival boyunca passostudio. com adresinden izlenebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/26-ucan-supurge-uluslararasi-kadin-filmleri-festivali-odulleri-aciklandi/", "text": "31 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 26. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ödülleri açıklandı. 26. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali ödülleri açıklandı. Festival bu yıl 31 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek. 26. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nde Onur Ödülü oyuncu Tilbe Saran'a verilecek. Yapılan açıklamaya göre Bilge Olgaç Başarı Ödülü sinemanın farklı dalından üç ismine verilecek. Oyuncu Asiye Dinçsoy, yönetmen-senarist Belmin Söylemez ve kurgucu Selda Taşkın, Bilge Olgaç Başarı Ödülü sahipleri oldular. Genç Cadı Ödülü ise oyuncu Öyküsu Özyürek'e verilecek. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, her yıl sinemadaki kadın emeğinin altını çizmek ve görünür kılmak, yeni kuşak kadın sinemacıları cesaretlendirmek üzere düzenleniyor, ödüller bu amaçla veriliyor. Bu yıl 21'inci kez sahibini bulacak olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Onur Ödülü, Tilbe Saran'a verilecek. Sinemada yönetmen ya da oyuncu olarak yıllardır üreten ve emek veren kadınlara verilen Onur Ödülünün bu yılki sahibinin Tilbe Saran olduğu duyuruldu. Tilbe Saran, oyunculuğa 1984 yılında Kenter Tiyatrosu'nda başladı. İki yıl sonra Dormen Tiyatrosu'nda Hangisi Karısı adlı oyunla ilk ödülünü aldı. Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu'nun kurucularından, yurtiçi ve yurtdışında pek çok oyunda rol alan, 1985 yılında Kırlangıç Fırtınası filmiyle sinemaya adım attı. Bir Erkeğin Anatomisi, Kaç Para Kaç, Beş Vakit, Turquaze, Zenne, Çekmeceler, Yol Ayrımı, Seni Buldum Ya ve Bergen filmlerinde unutulmaz performanslara imza attı. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali'nde erkek egemen sinemanın ilk kadın yönetmenlerinden Bilge Olgaç anısına verilen Bilge Olgaç Başarı Ödülleri bu yıl üç isme verilecek. Türkiye sinemasının farklı alanlarında emek veren kadınların başarılarını kutlamak amacıyla, verilen ödül bu yıl bu yıl üç isme gidecek. Asiye Dinçsoy sinemaya ilk adımını 2008 yılında Fırtına ile attı. İkinci filmi Hayatın Tuzu'nda hayat verdiği Meryem karakteri ile Adana Altın Koza Film Festivali Umut Veren En İyi Genç Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Press filmindeki Songül karakteri ile 44. Sinema Yazarları Derneği En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı. Toz Bezi filminde canlandırdığı Nesrin ile 35. İstanbul Film Festivali, 21. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali ve 27. Ankara Film Festivali'nden En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı. Dirlik Düzenlik filminde hayat verdiği Hicran ile İstanbul Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ve Antalya Altın Portakal Film Festivali Cahide Sonku Ödülü'ne layık görüldü. Asiye Dinçsoy'un son filmi Yüzleşme şu anda İstanbul Film Festivali'nde yarışıyor. Bilge Olgaç'tan öğrendiklerini kendi sinemasında da yaşatan Belmin Söylemez, ilk deneysel kısa filmi Uyku Hali'nden son filmi Ayna Ayna'ya kadar geçen yaklaşık 25 yıllık sinema macerasında izleyiciye farklı ve güçlü kadınları sundu. Bıyık, ZAP!, Dalgalar, Pencereler, Hayatımın Fotoğrafı, 34 Taksi, Bugün İstanbul Ne Kadar Güzel ve Şimdiki Zaman adlı kısa, belgesel ve uzun metraj filmleriyle sinemada ayrı bir yer edindi. Her filminde odağına aldığı konuya gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaştı. Kurmaca filmlerinde izleyiciyi farklı ve güçlü kadınlarla tanıştırdı. Ulusal ve uluslararası festivallerde ödüllere layık görülen filmlerin yönetmeni ve senaristi Belmin Söylemez, festivalden bu yıl Bilge Olgaç Ödülü alacak diğer bir isim. Kurgu dalında ödül sahibi Selda Taşkın, Bilge Olgaç Başarı Ödülü'nü alacak diğer isim... Selda Taşkın, sinemadaki kariyerine üniversite yıllarında Gezici Festival, Nisi Masa gibi kültür sanat kurumlarında görsel üretim ve organizasyon ile başladı. Kariyerini 2009 yılında kurduğu Punctum Creative Productions ile film, animasyon ve reklam projelerinde yönetmen, yapımcı ve kurgucu olarak sürdürdü. 70. Berlin Film Festivali kapsamında Berlinale Talents'e seçilen, 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Cahide Sonku Ödülü'nü, 40. İstanbul Film Festivali'nde Zuhal filmiyle En İyi Kurgu Ödülü'nü, 29. Adana Film Festivali'nde Ela ile Hilmi ve Ali filmi ile Ayhan Ergürsel adına verilen En İyi Kurgu Ödülü'nü kazandı. Selda Taşkın'ın, bu filmler dışında Siyah Beyaz, Taş, Körfez, Küçük Şeyler, Ankebut, Bana Karanlığını Anlat, Çilingir Sofrası gibi uzun ve kısa metrajlı pek çok filmin kurgusunda imzası bulunuyor. Genç Cadı Ödülü, 2009 yılından bu yana genç kadın oyuncuları cesaretlendirmek, sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasını teşvik etmek amacıyla veriliyor. Bu yılki Genç Cadı Ödülü Öyküsü Özyürek'e verilecek. Öyküsü Özyürek, 'Cehennem Boş', 'Tüm Şeytanlar Burada' adlı kısa filmde uğradığı taciz sonrasında çevresindeki erklere rağmen kendi hakikatini korumak için savaş veren bir kadına hayat verdiği performansıyla dikkat çekti. Melisa Önel'in Tokyo Film Festivali'nde prömiyerini yapan önümüzdeki günlerde ülkemizde de izleyiciyle buluşması beklenen filmi Aniden'de rol aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/3-bandirma-kitap-gunlerinde-yazarlar-son-kursun-anitina-cikti/", "text": "3. Bandırma Kitap Günleri devam ediyor. Yazarlar ve okurlar kitap günlerinde bir araya geliyor. Bandırma'da okurlarla buluşan yazarlar Son Kurşun Anıtı ziyaretinde bulundu. 3. Bandırma Kitap Günleri'nde yazarlar 'Son Kurşun Anıtı'na çıktı. Bandırma Belediyesi tarafından düzenlenen 3. Bandırma Kitap Günleri'nin 2. Günü de dolu dolu geçti. 2. Gününde vatandaşlarla buluşan Tarihçi yazar ve Gazeteci Sinan Meydan ile Milli sporcu, profesyonel dağcı ve AKUT'un kurucusu yazar Nasuh Mahruki, 'Ay Yıldız Tepesi Son Kurşun Anıtı'nı ziyaret etti. Tarihçi yazar Sinan Meydan, burada, 'Son Kurşun Anıtı'nın tarihinden bahsederken, Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun ise önümüzdeki yıl 100. Yılını kutlayacak olan 'Son Kurşun Anıtı' hakkında projelerinden bahsetti. 3. Bandırma Kitap Günleri'ne katılan Tarihçi yazar ve Gazeteci Sinan Meydan, Bandırma kitap fuarına ilk kez katılıyorum. Bandırmanın kitaba ilgili olduğunu biliyordum ama gerçekten buraya geldiğimde hem söyleşide hem de fuarda yoğun bir ilgiyle karşılaştım. Bu tabi beni sevindirdi bir yazar olarak, 2 saati aşkın bir imza yaptık tabi bu da insanların kitaba gösterdikleri ilginin bir kanıtı. Sohbet ettik imzaya gelen insanlarla, gerçekten de başarılı buldum fuarı. Umarım önümüzdeki yıllarda daha da gelişerek devam eder diyerek duygularını dile getirdi. Tarihçi yazar ve Gazeteci Sinan Meydan, Bandırma'da bulunan Ay Yıldız Tepesi Son Kurşun Anıtı nı ziyaret etti. Gazeteci yazar Meydan, Son Kurşun Anıtının tarihi anlattı. Öncelikle tabiki benim için burada bulunmak büyük bir onur ve gurur. Çünkü Kurtuluş savaşının 100. yılı gelecek yıl. Türkiye'nin kurtuluş sürecinde Bandırma'nın çok özel bir rolü var, evet ilk kurşun İzmir'de atıldı, Yunan ordusuna karşı Hasan Tahsin 15 Mayıs 1919'da İzmir işgal edildiğinde, Yunan orduları Kordon'a çıktıklarında karşılarında Hasan Tahsin'i bulacaklar, Hasan Tahsin o ilk kurşunla Kurtuluş Savaşı'nın fitilini ateşleyecek. İlk kurşunu biliriz ama son kurşunu pek bilmeyiz, 1919'da başlayan milli mücadele 3 yılı aşkın olağan üstü zor bir mücadele önce Sakarya, 1921'in Ağustos ve Eylül aylarının başında Sakarya 22 gün 22 gece süren Mustafa Kemal Atatürk'ün Baş Komutanlığında Sakarya Meydan Muharebesini kazandık. Bu bizim için önemli bir dirençti, eğer kaybetseydik belki de herşeyi kaybedecektik, ne ilk kurşunun bir anlamı kalacaktı ne son kurşunun bir anlamı kalacaktı. Sakarya'dan bir yıl kadar sonra, 26 Ağustos 1922'de büyük taarruz başladı, 30 Ağustos meydan muharebesini kazandı Mustafa Kemal Atatürk, bizzat orduları idare etti. Ve 1 Eylül 1922'de, Türk ordularına verdiği bir emir var Mustafa Kemal Paşamızın orduda ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri. Hedef neresiydi, bugün Ege diye bildiğimiz Denizli, yani aslında İzmir'e ulaşmak yani bütün Akdeniz'e kavuşmaktı. Çünkü eskiden Akdeniz Ege denizi ayrımı yoktu, bütün bu denizin adı Adalar yada Akdeniz olarak geçiyordu. Dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa, ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir derken aslında bütün o Batı Anadolunun temizlenmesini istiyordu. Yani ordunun doğrudan doğruya denize kavuşmasını istiyor. 1 Eylül'de bu emir verildi, 9 Eylül 1922'ye geldiğimizde Türk ordularının İzmir'e girdiğini görüyoruz biz. Kaçan Yunan orduları Bandırma'ya giriyorlar, anıtında bulunduğu bu bölgede Ay Yıldız Tepesi'nde bir çatışma meydana geliyor. İşte son kurşun o çatışma esnasında atılıyor, tarih 17 Eylül 1922. Burada şehitlerimizin adları var, isimler bu anıta kazınmış. 80 şehidimiz var burada, son kurşun bizim için çok değerli çok kıymetli. Çünkü ilk kurşun gibi, o nasıl Milli Mücadelenin Fitilini ateşleyen kurşunsa, son kurşunda bu topraklarının yeniden vatan yapıldığı sembolize eden son kurşun. Burada atılan son kurşunla birlikte, şehitlerimiz saygıyla rahmetle analım. 99'uncu yıl dönümünde büyük zaferin ve tabi hem Bandırma'yı hem bu toprakları yeniden vatan yapan Mustafa Kemal Atatürk'üzümü ve diğer şehitlerimizi Atatürk'ümüzün silah arkadaşlarını saygıyla rahmetle minnetle analım diyerek sözlerini tamamladı. Son Kurşun Anıtının bulunduğu Bandırma'nın Belediye Başkanı Tolga Tosun, projelerinden bahsetti. Tosun, Gerçekten duyguluyuz neden duyguluyuz Bandırma olarak 1919 yılında Atatürk'ümüzün Samsun'a çıkış vapurunda, kurtuluş mücadelesinin başlangıcında Bandırma'mız vardı. 17 Eylül 1922, Yunanın kendi sahalarımızdan çıkartıldığında yine Bandırma vardı. Son Kurşun'umuz, Ay yıldız tepemizde atıldı. Gerçekten 2 tane, önemli unsurun içinde Bandırma'nın olması bizi gerçekten gururlandırıyor. Evet Ay Yıldız tepedeyiz, burası 1972 senesinde o dönemim Belediye Başkanı Hasan Sur'un başkanlığında yapılan Son Kurşun Anıtı önümüzdeki senede 100. Yılımızı büyük bir coşkuyla kutlayacağız. 50 senedir anıtımızla ilgili herhangi bir gelişme kaydedilmemiş. Fakat geçtiğimiz zamanlarda 100. Yılın olması sebebiyle araştırma yaptık, bu bölge Orman Bakanlığından kiralanmış bir bölge. İTÜ Mimar Prof. Gündüz Özdeş'in projesi çizilmiş fakat bu proje, yarım kalmış. Sadece çatılmış silahlar var. Bu daha kapsamlı bir proje, idari binasının olduğu, müzesinin olduğu aynı zamanda, kurtuluş mücadelesinin Bandırma'ya geldiği bütün evreleri yansıtan heykellerin, duvarların, yürüyüş yollarının olduğu bir proje var elimizde. Onu biz belediyemizin arşivlerinden ve rahmetli hocamızın çocuklarından elde ettik ve çok güzel bir proje haline getirdik. Araştırmalarımızı gerçekleştiriyoruz, inşallah önümüzdeki 100. Yılda bir temel atıp projeyi de biran önce yetiştirmeye çalışıp hem Bandırma'lı hemşerilerimize hem de son kurşunun atıldığı bölgeye gelecek vatandaşlarımıza aynı zamanda bir görsel şölende sunacağız. Erzurum Kongresinden Sivas Kongresine Milli Mücadelede yer alan bütün 1. İnönü, 2. İnönü, Sakarya mücadelelerimizin simgelendiği rölyeflerle beraber çok güzel bir anıt yapacağız burada. Bandırma güzel bir kent, çağdaş, demokrat, layık uygar, okuyan bir kent. O kente yakışır şekilde de temsil etmeye çalışıyoruz elimizden geldiğince. Birçok yerde son kurşunun atıldığı tarihçiler tarafından bilinir fakat, Türkiye'nin ve hatta dışardaki ülkelerin bildiğini zannetmiyorum. Burada 80 şehidimiz var, coğrafya tarih Prof. Tarafından, bu bölgedeki şehitlerimizin mezarlarının bulunmasıyla ilgili çalışma başlattık. Sonarla çalışma yapılacak, şehitlerimizin yattıkları yerlere onları onura edecek şekilde anıt mezarlar gerçekleştireceğiz. Bandırma'mızın tarihine kültürüne yakışır şekilde çalışmalar yapmayı sürdürüyoruz diyerek sözlerini tamamladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/3-bergama-tiyatro-festivali-icin-geri-sayim-basladi/", "text": "Bergama Tiyatro Festivali 2-5 Haziran 2022 tarihleri arasında düzenlenecek. Bu yıl 3'üncüsü düzenlenecek olan Bergama Tiyatro Festivali, Bergama'nın tarihi atmosferi içinde tiyatro gösterimlerinin yanı sıra çeşitli etkinliklerle şenlik havasında gerçekleştirilecek. 3. Bergama Tiyatro Festivali, 3dots ve BERaBER tarafından T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bergama Belediyesi, BERKSAV, Bergama Ticaret Odası ve Ne Yerde Ne Gökte Derneği destekleriyle düzenlenecek. Bergama Tiyatro Festivali 2 5 Haziran 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek. Sürdürülebilir, paylaşan ve dönüşen bir festival olma hayaliyle yola çıkan festival, takipçilerini Bergama'nın tarih kokan sokaklarında kaybolmaya, üretimin gücü ile bir araya gelmeye, yeni tanışıklıklar ve hikayelerle buluşmaya çağırıyor. İlk kez 2018 yılında düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali'nin bu edisyonu, dünyaca mücadele ettiğimiz iklim krizi, savaş ve pandemi koşullarında bir araya gelmenin, tanışmanın ve yeni hikayeler paylaşmanın önemine dikkat çekiyor. Festival bu amaçla, ilk defa merkezin dışına çıkarak daha önce gitmediği mahallelerde, köylerde ve sokaklarda gerçekleştireceği etkinliklerle yeni başlangıçların tohumunu atmayı hedefliyor. Zor günlerin, dayanışma, üretim ve paylaşarak geçeceğine dair umut dolu bir festival programı katılımcıları bekliyor. Yerelleşme, Sektörleşme, Sosyal ve Kültürel Hayatın Erişilebilirliği ve, Çocuklar ve Gençlerin Kültür ve Sanat Hayatına Katılımı başlıklarını temel alan festival, yerelle olan bağını güçlendirmek için bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve çoğunluğu Bergamalı olan bir ekip ile çalışıyor; amatör ve profesyonel tiyatro üreticilerini buluşturarak sektörleşme süreçlerine katkı sağlıyor. Üzerinde durduğu konular hakkında tartışmalara zemin hazırlaması ve sadece seyirlik bir etkinlik olmanın ötesinde buluşturucu bir platform haline gelmeyi amaçlayan Bergama Tiyatro Festivali, aynı zamanda daha az temsil edilen üretici, seyirci ve uygulayıcı katılımcılara alan açmayı umuyor. 2500 yılı aşan tarihinde insan sesi ve nefesinin hiç kesilmediği, imparatorluk başkentliği yapmış olan Bergama antik kenti aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Helenistik dönemin en büyük kütüphanelerinden birine sahip olan Bergama, günümüze kadar yaşayan tarihi ile dünyanın en önemli antik kentlerinden biri olarak kabul ediliyor. Festival, Bergama'nın günümüze kadar gelen köklü tiyatro geleneğini; parşömen kağıdını dünyaya tanıtacak kadar güçlü edebiyat tutkusunu; sağlık, bilim ve mimari alanlarında yarattığı başarıları ile evrensel değere sahip bu mirası sahne sanatları aracılığıyla ve multidisipliner atölye, panel ve yürüyüşlerden oluşan etkinlik programıyla daha çok insana ulaştırmayı hedefliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/30-istanbul-caz-festivalinde-istanbul-cazinin-uc-kusagi-bir-arada/", "text": "30. İstanbul Caz Festivali, Temmuz ayında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival 30. yılının son konserinde, şehrin müziğini ve farklı kuşaklarıyla İstanbul cazını kutlayacak. 30. İstanbul Caz Festivali'nde İstanbul cazının üç kuşağı bir arada... İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Garanti BBVA'nın sponsorluğunda düzenlenecek 30. İstanbul Caz Festivali, Temmuz ayında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival 19 Temmuz'da kapanışını çok özel bir konserle yapıyor. Festival 30. yılının son konserinde, şehrin müziğini ve farklı kuşaklarıyla İstanbul cazını kutlayacak. Selen Gülün'ün müzik direktörlüğündeki konser, İmer Demirer, Can Kozlu, Ali Perret, Selen Gülün Blue Band ve İpek Göztepe Quintet gibi farklı kuşaklardan başarılı müzisyenleri aynı sahnede buluşturacak. Clifford Chance ve Çiftçi Avukatlık Ortaklığı desteğiyle gerçekleştirilecek İstanbul Cazının Üç Kuşağı, 19 Temmuz Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda saat 20.00'de başlayacak. İstanbul'un ve Türkiye'nin en önemli caz okullarından birinin kurucusu olarak bugüne kadar pek çok farklı kuşağı yetiştiren Can Kozlu'ya festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü bu gecede takdim edilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/4-istanbul-tiyatro-festivali-basladi/", "text": "24. İstanbul Tiyatro Festivali, 14 Kasım Cumartesi akşamı Yapı Kredi bomontiada'da gerçekleşen Açılış Gösterisi Diagonale Ascendante ile başladı. Fransız Retouramont topluluğu tarafından hayata geçirilen gösteri ücretsiz olarak sahnelendi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen 24. İstanbul Tiyatro Festivali, 14 Kasım Cumartesi akşamı saat 20.00'de Yapı Kredi bomontiada'da gerçekleşen Açılış Gösterisi Diagonale Ascendante ile başladı. Fransız topluluk Retouramont tarafından Fabrice Guillot koreografisiyle hayata geçirilen projede dansçılar Nathalie Tedesco ve Fanny Gombert'in Yapı Kredi bomontiada'nın fasadında gerçekleşen ve bedenin sınırlarını ve enerjisini sorgulayan ikili performansı, ücretsiz olarak izleyicilerle buluştu. Gösteri 15 Kasım Pazar saat 15.00 ve 20.00'de Yapı Kredi bomontiada'da tekrar izlenebilecek. 1 Aralık'a kadar hem sahnelerde hem de çevrimiçi platformda sürecek 24. İstanbul Tiyatro Festivali'nin Açılış Töreni ise pandemi sebebiyle çevrimiçi ortamda gerçekleşti. 14 Kasım Cumartesi akşamı saat 19.30'da festivalin web sitesi ve sosyal medya hesaplarında yayımlanan tören, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı'nın açış konuşmasıyla başladı. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı konuşmasında, Mart ayından bu yana, en zor zamanlarda bile kültür ve sanata ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu hatırladık. Sergilerin, tiyatro, sinema, klasik ve güncel müzik etkinliklerinin, insanlık için düşünsel ve duygusal açıdan vazgeçilmez olduğunu gördük. Kar amacı gütmeyen bir kültür kurumu olan İKSV, ülkemizin kültür-sanat alanındaki gelişimine katkıda bulunmak, kültür üretimini ve sanatçıları desteklemek, kültür yaşamını zenginleştirmek için faaliyetlerini bu dönemde de sürdürdü. 24. İstanbul Tiyatro Festivali'nin gerçekleştirilmesine büyük katkıda bulunan festival sponsorlarımız Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş'a, değerli işbirlikleri için bize destek veren tüm gösteri sponsorlarımıza ve festivalde yer alan sanatçı ve topluluklara teşekkürlerimi sunuyor ve zevkli bir festival dönemi geçirmenizi diliyorum dedi. Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Yağız Eyüboğlu konuşmasında, Covid-19 salgınının iş ve sosyal yaşamımızı da derinden etkilemeye devam ettiği bu sarsıcı dönemde, verdiği umut ve ilhamla daha iyi bir gelecek utkusuna hizmet eden sanat, belki de en fazla ihtiyacımız olan unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle, Koç Topluluğu olarak Enerji Grubu markalarımızla bu yıl da destek vermekten büyük gurur duyduğumuz İstanbul Tiyatro Festivali'nin, 24. kez, her şeye rağmen kapılarını sanatseverlere açması hepimiz için ayrı bir önem taşıyor. Bu çerçevede, sanatı desteklemenin ve bu alanın sürdürülebilirliğine katkı sağlamanın günümüzde çok daha fazla önem kazandığına inanıyoruz. Koç Enerji Grubu markalarımız Aygaz, OPET ve Tüpraş da bu bakış açısıyla kuruldukları günden bu yana kültür sanat alanında gerçekleştirilen farklı projelerde yer almaya devam ediyor. Koç Topluluğu olarak, sanattan aldığımız umut ve ilhamla, daha iyi bir dünya vizyonuna hizmet etmekten gurur duyuyor, toplumun sanatla buluşma noktası olan ve kuruluşundan bu yana hepimiz için muazzam bir sanat evreni yaratan İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nı bir kez daha yürekten kutluyoruz dedi. İstanbul Tiyatro Festivali Direktörü Leman Yılmaz ise konuşmasında, 24. İstanbul Tiyatro Festivali hem fiziksel gösterimler hem de çevrimiçi olmak üzere farklı ve zengin bir programla hazırlandı. Bugünlerde böyle bir programı ve festivali hayata geçirmek hiç kolay değil. Bu açıdan, yanımızda olan ve desteğini esirgemeyen tüm sponsorlarımıza ve destekçi kurumlara teşekkür ederim, dedi. Açılış Töreni, 24. İstanbul Tiyatro Festivali'nin bu yılki Onur Ödülleri'nin sahipleri; Belçikalı yönetmen Ivo van Hove, dansçı, koreograf Geyvan McMillen ve yönetmen Işıl Kasapoğlu'nun mesajlarının ardından sona erdi. Açılış Töreni'nin ve Institut Français'nin değerli işbirliğiyle gerçekleşen Açılış Gösterisi'nin çevrimiçi kaydı 21-28 Kasım tarihleri arasında İKSV YouTube kanalında ücretsiz olarak izlenebilecek. Bu yıl programında hem fiziki hem de çevrimiçi performanslara yer veren festivalin fiziki performansları COVID-19 önlemleri altında DasDas, Fişekhane, Moda Sahnesi, Zorlu PSM, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Yapı Kredi bomontiada, Caddebostan Kültür Merkezi, Surp Vortvots Vorodman Kilisesi gibi mekanlarda gerçekleşecek. Tüm Türkiye'den ve dünyadan erişilebilecek çevrimiçi performanslar ise online. iksv. org adresinde izlenebilecek. İzleyiciler bilet satın aldıkları çevrimiçi gösterimleri, izlemeye başladıktan sonra 72 saat boyunca görüntüleyebilecek. Festivalin detaylı programını https://tiyatro. iksv. org/tr/program adresinde incelemek mümkün. Festivalin fiziki mekanlarda ve çevrimiçi platformda izlenebilecek 22 gösterisi, Yerli Yapımlar Gösteri Sponsoru ENKA Vakfı'nın sponsorluğunda gerçekleşecek. Festivalde izleyiciyle buluşacak bir başka yerli oyun Dumrul ile Azrail ise Tekfen Holding'in Özel Gösteri Sponsorluğu'nda sahnelenecek. İstanbul Tiyatro Festivali ve Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin işbirliğiyle düzenlenen bu atölyede yazılan metinlerin yer alacakları mecraya göre bir editörün bakış açısından nasıl revize edilebileceğine odaklanılıyor. Zoom üzerinden gerçekleşecek atölyeyi Ayşe Draz, Özlem Hemiş ve Nalan Özübek yürütecek. Prof. Dr. Kerem Karaboğa'nın moderatörlüğünde gerçekleşecek bu çevrimiçi konuşmada Şahika Tekand kadın yönetmen olarak deneyimlerini, sahnelemelerindeki kadınlık durumunu, oyunlarındaki kadın karakterleri ele alış yöntemlerini ve tiyatroda kadın yönetmenlerin konumunu anlatacak. Konuşma, 15 Kasım Pazar saat 12.00'de İKSV YouTube kanalında yayımlanacak. 16 Kasım 15.00'te İKSV YouTube kanalında yayımlanacak konuşmada Özen Yula, Yazmakla ilgili genel sorunlarımız neler?, Egomuz tavan yaptığında eserimizin hali ne olur?, Yazmak ve okumak ne kadar bağlantılı? gibi sorulara cevap arayacak. Türkiye'de modern dansın yeşermesinde ve gelişmesinde emeği geçen kadın koreograflarımızın sanatsal ve eğitsel yönlerini konu alan konuşma serisinin Doç. Dr. Ayrin Ersöz'ün moderatörlüğünde gerçekleştirilecek birinci bölümü Geyvan McMillen'a ayrılacak ve McMillen'in öğrencisi ve dansçısı olan Doç. Tan Temel ve Doç. Sernaz Demirel Temel'in katılımlarıyla gerçekleştirilecek. İlk bölüm, 22 Kasım Pazar saat 12.00'de İKSV YouTube kanalında izlenebilecek. Doç. Dr. Ayrin Ersöz, Dr. Julia Ritter, Prof. Tuğçe Ulugün Tuna'nın katılımıyla gerçekleşecek konuşmada Zoom gibi çevrimiçi araçlar dans etmenin ve eğitiminin alternatif alanı olabilir mi sorusunun yanıtı aranacak ve dans eğitiminin geleceği tartışılacak. Konuşma, 24 Kasım Salı saat 15.00'te İKSV YouTube kanalında izlenebilecek. Ferdi Çetin moderatörlüğünde Prof. Dr. Fakiye Özsosyal, Prof. Dr. Hülya Adak, Doç. Dr. Özlem Belkıs'ın, Osmanlı Dönemi'nden Cumhuriyet Dönemi'ne, Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze kadın oyun yazarlarının Türkiye Tiyatrosu'nda bıraktıkları izlerin, eserleri bağlamında araştırılmasını konu edinecek panel, 27 Kasım Cuma saat 15.00'te İKSV YouTube kanalında izlenebilir. Halil Yağız Şanal'ın yazdığı Emrah Eren'in yönettiği çevrimiçi okuma tiyatrosu Bir Yaz Gecesi Çöküşü'nde askerlik, cinsellik ve erk kavramlarıyla özdeşleşen günümüz erkeğini, kadınların hikayeleri üzerinden anlatıyor. Etkinlik, 29 Kasım Pazar saat 12.00'de İKSV YouTube kanalında izlenebilir. Hrant Dink Vakfı tarafından bu yıl kullanıcıların hizmetine sunulan KarDes: Çokkültürlü Hafıza Turları Rehberi mobil uygulaması 24. İstanbul Tiyatro Festivali'ne Beyoğlu Tiyatro Turları ile katılıyor. 19. yüzyılda Pera'da açılan tiyatro salonları ve bu tiyatrolarda sahneye çıkan sanatçıların hikayelerinden oluşan Beyoğlu Tiyatro Turu, 23 Kasım Pazartesi gününden itibaren KarDes kullanıcılarıyla buluşacak. İstanbul'da modern tiyatro hayatının başladığı Beyoğlu'nun öne çıkmış tiyatro salonları, tiyatrocuları ve bu salonların geçirdiği dönüşüm üzerinden kullanıcılar, Pera'nın görkemli tiyatro geçmişine doğru bir yolculuğa çıkacak. DasDas ve NOLGONG ekipleri gelecekte seyirciyle buluşturacakları Romeo ve Juliet'in ilk provasını festival izleyicisine sunuyor. Oyuncuların birbirleriyle ve yönetmenler Peter Lee ve Mert Fırat ile ilk kez bir araya geleceği, yaratıcı kadronun da onlara eşlik edeceği prova 28 Kasım 2 Aralık tarihleri arasında İKSV YouTube kanalında izlenebilecek. 24. İstanbul Tiyatro Festivali biletleri biletix. com üzerinden satın alınabiliyor. Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri biletlerini biletix. com üzerinden %25; Kırmızı, Turuncu ve Sarı Lale Kart üyeleri ise %20 oranında indirimle satın alabiliyor. Eczacıbaşı Kültür Sanat Kart sahipleri de festivalin biletix. com üzerinden satılan tüm fiziki ve dijital gösterimleri için kartlarını kullanabiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/41-istanbul-film-festivali-basladi/", "text": "Pandemi nedeniyle iki yıldır ara verilen İstanbul Film Festivali başladı. 41. İstanbul Film Festivali açılışı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapıldı. 41. İstanbul Film Festivali başladı. İstanbul Film Festivali dünya sinemasının en yeni örnekleri, usta yönetmenlerin son filmleri, yeni keşifler ve kült yapıtların aralarında bulunduğu 135 uzun ve 22 kısa metrajlı filmden oluşan zengin programıyla 41. kez sinemaseverlerle buluşuyor. İki yılın ardından sinema salonlarına dönen festivalde 12 gün boyunca, 14 bölümde 43 ülkeden 164 yönetmenin filmleri gösterilecek. Gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetler, konser ve özel etkinlikler de festival kapsamında yer alacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 41. İstanbul Film Festivali, 7 Nisan Perşembe akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılan açılış töreniyle başladı. Törene Türkiye'den ve yurtdışından, başta festivalde gösterilecek filmlerin ekipleri olmak üzere birçok konuk katıldı. Sunuculuğunu Cem Davran'ın üstlendiği 41. İstanbul Film Festivali açılış töreninde festivalin sinema onur ödüllerinin yanı sıra festivalin gerçekleştirilmesine katkıda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür plaketleri de takdim edildi. Festivale büyük katkıda bulunan T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'ne teşekkür plaketi İKSV Genel Müdürü Görgün Taner tarafından takdim edildi. Festivale yüksek katkıda bulunan tema sponsorları Anadolu Efes, Zorlu Holding ve Paribu'ya, festivalin Dünden Bugüne Türk Klasikleri Özel Gösterim Sponsoru Zurich Sigorta'ya da teşekkür plaketleri takdim edildi. Törende ayrıca İKSV Kurucu Sponsoru Eczacıbaşı Topluluğu ve festivale destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/41-istanbul-film-festivali-ulusal-jurileri-belirlendi/", "text": "İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 41. İstanbul Film Festivali Ulusal Jürileri belirlendi. 41. İstanbul Film Festivali Ulusal Jürileri belirlendi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 8-19 Nisan 2022 tarihlerinde yapılacak 41. İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması ve Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü'nü kapsayan Türkiye Sineması filmlerini değerlendirecek olan jüri üyeleri belirlendi. Festivalin Ulusal Yarışma jüri başkanlığını, yönetmen ve senarist Onur Ünlü üstleniyor. Onur Ünlü başkanlığındaki Ulusal Yarışma Jürisi'nin diğer üyeleri oyuncu Demet Evgar, görüntü yönetmeni Barış Özbiçer, sanatçı ve eğitmen İnci Eviner ve yapımcı Marsel Kalvo. Ulusal Yarışma'da Altın Lale En İyi Film, Jüri Özel Ödülü, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Sanat Yönetmeni ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 10 dalda ödül veriliyor. Ulusal Yarışma'da Altın Lale En İyi Film 150.000 TL, Onat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü'nü kazanan film 50.000 TL, En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu 10.000'er TL ile ödüllendirilecek. En İyi Senaryo Ödülü'nü kazanana Alametholistic tarafından 10,000TL, jürinin En İyi Özgün Müzik dalında seçtiği film müziğinin bestecisine LU Records tarafından 5.000 TL verilecek. Anadolu Efes, En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen isme 50.000 TL verecek. İstanbul Film Festivali'nin belgesel sinemayı ve belgeselcileri desteklemek amacıyla düzenlediği Ulusal Belgesel Yarışması'nda en iyi filme 20.000 TL değerinde En İyi Belgesel Ödülü verilecek. Ulusal Belgesel Yarışması jüri üyeleri yönetmen Kıvılcım Akay, akademisyen ve sinema yazarı Melis Behlil ve yönetmen Yunus Emre Yalçın. Ulusal Kısa Film Yarışması, İstanbul Film Festivali tarafından kısa film yapımını özendirmek, bu alanda gelişimi desteklemek ve nitelikli kısa filmleri izleyiciye buluşturmak amacıyla yapılıyor. Jürinin seçeceği En İyi Kısa Film, Anadolu Efes tarafından 10.000 TL ile ödüllendirilecek. Ulusal Kısa Film Yarışması jüri üyeleri yapımcı Cihan Aslı Filiz, oyuncu Aslı İnandık ve yönetmen Malaz Usta. 2012 yılında kaybettiğimiz yönetmen ve yapımcı Seyfi Teoman anısına verilen Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü'nü kazanan filmin yönetmenine sonraki çalışmalarını teşvik etmek üzere 30.000 TL ödül veriliyor. Seyfi Teoman İlk Film Ödülü iki yıldır bireysel bağışçıların desteğiyle İKSV'nin Lale Kart Üyelik Programı tarafından veriliyor. Festivalin Türkiye Sineması bölümünde yer alan Türkiye yapımı uzun metrajlı kurmaca ilk filmler bu ödüle aday olabiliyor. Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü jürisinde yönetmen Nisan Dağ, sinema yazarı ve film programcısı Cedric Succivalli ve yapımcı Çağıl Bocut yer alıyor. İstanbul Film Festivali'nde yapımı 2021-2022 döneminde tamamlanan filmlerin yer aldığı Türkiye Sineması bölümü, bu yıl 35. kez Anadolu Efes'in katkılarıyla gerçekleştirilecek. 41. İstanbul Film Festivali'nde Türkiye Sineması bölümündeki filmler Ulusal Yarışma, Ulusal Belgesel Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması başlıkları altında izleyicilerle buluşacak. Anadolu Efes, Ulusal Kısa Film Yarışması'nda En İyi Kısa Film'e 10.000 TL, En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen isme 50.000 TL; Köprüde Buluşmalar'ın ana destekçisi de olan Anadolu Efes Work in Progress ödülü olarak da 30.000 TL veriyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/42-istanbul-film-festivali-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 42. İstanbul Film Festivali'nin ödül töreni, 18 Nisan Salı akşamı Soho House İstanbul'da gerçekleşti. 42. İstanbul Film Festivali ödülleri sahiplerini buldu. En İyi Film dalında Ulusal Altın Lale ödülünü Ayşe Polat'ın yönettiği Im Toten Winkel / Kör Noktada kazandı. En İyi Film dalında Uluslararası Altın Lale ödülünü ise Houman Seyyedi'nin yönettiği Jang-e jahani sevom / World War III / Üçüncü Dünya Savaşı kazandı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 42. İstanbul Film Festivali'nin ödül töreni, 18 Nisan Salı akşamı Soho House İstanbul'da gerçekleşti. Festivalde ulusal ve uluslararası yarışmalarda kısa ve uzun metrajlı toplam 59 film yarıştı. 42. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni 18 Nisan Salı gecesi Soho House İstanbul'da yapıldı. Törende Uluslararası ve Ulusal Altın Lale ödüllerinin yanı sıra, Ulusal Yarışma En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Sanat Yönetmeni ve En İyi Özgün Müzik ödüllerini kazananlar açıklandı. Ödül töreninde ayrıca Ulusal Belgesel Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması ödülleri, Genç Usta Ödülü, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü ve Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu Ödülleri takdim edildi. Yönetmen Joao Canijo başkanlığındaki 42. İstanbul Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma jürisinde yapımcı Dora Bouchoucha, yönetmen Teona Strugar Mitevska, yönetmen Alexandre O. Philippe ve oyuncu Maeve Jinkings yer aldı. İKSV eski yönetim kurulu başkanı ve İstanbul Film Festivali kurucularından Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Altın Lale Ödülü için bu yıl sinemaya yeni bakışlar temasını izleyen 10 film yarıştı. Altın Lale'yi bu yıl, Houman Seyyedi'nin yönettiği Jang-e jahani sevom / World War III / Üçüncü Dünya Savaşı kazandı. Ödülü Eczacıbaşı Topluluğu Kurumsal İletişim ve Doktor Nejat Eczacıbaşı Vakfı Direktörü İlkay Yıldırım Akalın takdim etti. Uluslararası Yarışma'da Jüri Özel Ödülü, Dmytro Sukholytkyy-Sobchuk'un yönettiği Pamfir adlı filme verildi. Ödülü filmin oyuncusu Oleksandr Yatsentyuk aldı. Uluslararası Yarışma'da Atlantic Bar filmine Mansiyon verildi. Ödülü filmin yönetmeni Fanny Molins aldı. Eczacıbaşı Topluluğu tarafından para ödülleriyle desteklenen Uluslararası Yarışma'da, büyük ödül Altın Lale'yi kazanan yönetmen 10.000 Avro, filmin Türkiye'deki dağıtımını üstlenen firma 150.000 TL, Jüri Özel Ödülü'nü kazanan filmin yönetmeni ise 5.000 Avro ile ödüllendiriliyor. Ulusal Yarışma'da en iyi filme verilen Altın Lale Ödülü için, yapımı 2022-2023 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı. Ulusal Yarışma jürisinin başkanlığını yönetmen Emin Alper üstlendi. Ulusal Yarışma Jürisi'nin diğer üyeleri oyuncu Farah Zeynep Abdullah, görüntü yönetmeni A. Emre Tanyıldız, kurgucu Aylin Zoi Tinel ve yazar Seray Şahiner. Ulusal Yarışma kapsamında En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Sanat Yönetmeni ve En İyi Özgün Müzik olmak üzere toplam 10 dalda ödül verildi. Ulusal Yarışma'da en iyi filme verilen Altın Lale'yi Ayşe Polat'ın yönettiği Im Toten Winkel / Kör Noktada kazandı. Ödülü filmin yapımcısı Mehmet Aktaş'a jüri başkanı yönetmen Emin Alper takdim etti. Ulusal Yarışma'da Altın Lale Ödülü İKSV tarafından 250 bin TL para ödülüyle destekleniyor. Festivalin kurucularından Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü'ne Fikret Reyhan'ın yönettiği Cam Perde layık görüldü. Geçen yılın kazananı Ali Kemal Güven'in açıkladığı ödül, Sami Kariyo tarafından takdim edildi. Jüri Özel Ödülü, Kariyo & Ababay Vakfı tarafından 150 bin TL para ödülüyle destekleniyor. Ödül filmin yapımcısı ve yönetmeni arasında eşit bölüşülüyor. En İyi Yönetmen Ödülü'nü, Ayna Ayna filmiyle Belmin Söylemez kazandı. Geçtiğimiz yılın kazananı yönetmen Tayfun Pirselimoğlu'nun açıkladığı ödül, Anadolu Efes Türkiye Genel Müdürü Onur Altürk tarafından sunuldu. En İyi Yönetmen ödülü, Türkiye Sineması Yüksek Katkıda Bulunan Tema Sponsorluğunu üstlenen Anadolu Efes tarafından 75 bin TL para ödülüyle destekleniyor. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Ayna Ayna filmindeki rolüyle Manolya Maya, Şenay Aydın, Laçin Ceylan'ın oldu. Ödülü oyuncu Ahmet Rıfat Şungar takdim etti. En İyi Kadın Oyuncu ödülü 15 bin TL para ödülü ile destekleniyor. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Cam Perde filmindeki rolüyle Alper Çankaya'nın oldu. Ödülü oyuncu Farah Zeynep Abdullah takdim etti. En İyi Erkek Oyuncu ödülü 15 bin TL para ödülü ile destekleniyor. En İyi Senaryo Ödülü'nü Kör Noktada filminin senaristi Ayşe Polat kazandı. Yazar Seray Şahiner'in açıkladığı ödülü, Alametifarika Kurucu Ortak ve Tasarım Direktörü Uğurcan Ataoğlu takdim etti. En İyi Senaryo Ödülü Alamet Holistic tarafından 15 bin TL para ödülüyle destekleniyor. En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü Bir Tutam Karanfil filmiyle Barış Aygen'e verildi. A. Emre Tanyıldız'ın açıkladığı Ulusal Yarışma En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü Hüseyin Şemdinoğlu tarafından 15 bin TL para ödülüyle destekleniyor. En İyi Kurgu Ödülü Kör Noktada filmiyle Serhad Mutlu ve Jörg Volkmar'e verildi. Ödülü BMI Business School Akademik Direktörü Emirhan Altunkaya takdim etti. Aylin Zoi Tinel'in açıkladığı En iyi Kurgu Ödülü BMI Business School tarafından 15 bin TL para ödülüyle destekleniyor. En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü'nü Iguana Tokyo filmiyle Meral Efe Yurtseven ve Emre Yurtseven kazandı. Ödül, Milliyet Sanat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Filiz Aygündüz tarafından takdim edildi. En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü Milliyet Sanat tarafından 15 bin TL para ödülüyle destekleniyor. En İyi Özgün Müzik Ödülü Iguana Tokyo filmiyle Kazuya Nagaya, Sound Walk Collective'in oldu. Ödülü yönetmen Burak Çevik takdim etti. En İyi Özgün Müzik Ödülü 15 bin TL para ödülüyle destekleniyor. Jüri ayrıca Umut Subaşı'nın yönettiği Sanki Her Şey Biraz Felaket'e Mansiyon vermeyi uygun gördü."} {"url": "https://724kultursanat.com/45inci-ismet-kuntay-tiyatro-odulleri-kazananlari-aciklandi/", "text": "'İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri Seçici Kurulu 2019-2020 tiyatro dönemi için aldığı kararı açıkladı. 45'inci İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri kazananları gerekçeleri ile birlikte paylaşıldı. 45'inci İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri kazananları açıklandı. Türk oyun yazarı İsmet Küntay adına aralıksız olarak 45 yıldır sürdürülen Türkiye'nin en uzun soluklu ödül organizasyonunda, ödüle layık görülen isimler duyuruldu. 'İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri Seçici Kurulu 2019-2020 tiyatro dönemi için aldığı kararı açıkladı. Seçici kurulun başkanlığını gazeteci, yazar ve eleştirmen Hayati Asılyazıcı üstlendi. Seçici kurul üyeleri olarak Nilgün Serimoğlu, Oya Gökberk, Şerif Köyan, Oğuz Turgay ve Mehmet Erhan Sar görev yaptı. Otuz yıldır devam eden tiyatro serüveninde, on yılı aşkın bir süredir büyük özverilerle Denizli de 'Her Hafta Yeni Bir Çocuk Oyunu' rüyasını gerçekleştiren Ümit Baykurtalp'in kurduğu ve yönettiği, 'Ümit Baykurtalp Tiyatrosu ödüle layık görülmüştür. Küresel salgın süreci gerekçesiyle 'İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri' için fiziki olarak ödül gecesi düzenlenmeyecektir. Organizasyonun YouTube ve sosyal medya hesaplarından, ödüle layık görülen sanatçı ve sanat kurumları ile canlı yayınlar gerçekleştirilecektir."} {"url": "https://724kultursanat.com/50-istanbul-muzik-festivali-coskusu-devam-ediyor/", "text": "50. İstanbul Müzik Festivali, ikinci haftasında İstanbul Semt Şarkıları, Amsterdam Sinfonietta & Anastasia Kobekina, Echoes of Life Alice Sara Ott, Kinan Azmeh Cityband ve Yıldızlarla Oda Müziği: Milos & Ottensamer konserlerini müzikseverlerle buluşturacak. 50. İstanbul Müzik Festivali coşkusu devam ediyor. 24 Haziran'a dek sürecek olan festivalin ikinci haftasında İstanbul Semt Şarkıları, Amsterdam Sinfonietta & Anastasia Kobekina, Echoes of Life Alice Sara Ott, Kinan Azmeh Cityband ve Yıldızlarla Oda Müziği: Milos & Ottensamer konserleri düzenlenecek. 50. İstanbul Müzik Festivali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla düzenleniyor. 18 Haziran Cumartesi günü Müzikli Bir Hafta Sonu II ve Hafta Sonu Klasikleri II konserleri Yıldız Parkı'nda ücretsiz olarak müzikseverlerle buluşacak. 19 Haziran Pazar günü ise Müzik Rotası, müzikseverleri Kadıköy'de keyifli bir yolculuğa çıkaracak. Programında İstanbul'a dair özel eserlerin yer aldığı Ey Güzel İstanbul, Benim Sevgili Yarim İstanbul Semt Şarkıları başlıklı konserin programında ise Lavtacı Hristo Ağa, Yesari Asım Arsoy, Refik Fersan ve Münir Nurettin Selçuk gibi bestecilerin İstanbul'un semtlerini müzikle tasvir ettiği eserleri var. Dilek Türkan ve İbrahim Suat Erbay'ın sesleri ve Derya Türkan, Özata Ayan, Mete Aslan, Volkan Erten, Serdar Bişiren ve Devrim Ekiz'in enstrümanlarının buluşacağı bu konser festival izleyicisine Boğaz'a nazır bir yaz akşamında, İstanbul'un seslerini sunacak. Işıklar Holding'in sponsorluğunda düzenlenecek konser, 13 Haziran'da Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras'ta gerçekleştirilecek. İstanbul Müzik Festivali, 2011'den bu yana yeni eser siparişlerinin yanı sıra, klasik müzikte çığır açan yepyeni eserlerin ilk seslendirilişlerine de ev sahipliği yapıyor. New York Times'ın neslinin en başarılı ve eksiksiz müzisyenlerinden biri diye övdüğü muazzam besteci, şef ve piyanist Thomas Ades'in son eseri Shanty Over the Sea'nin Türkiye prömiyeri 50. İstanbul Müzik Festivali'nde gerçekleşecek. Bu konserde, şefsiz müzik icrasıyla uzmanlaşan, Avrupa'nın en önemli konser salonları ve müzik festivallerinin düzenli konuğu Amsterdam Sinfonietta, konzertmeister'ı Candida Thompson ile birlikte günümüzün en parlak çellistlerinden Anastasia Kobekina'ya eşlik edecek. Mercedes-Benz sponsorluğunda düzenlenecek konser, 14 Haziran'da CRR Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek. 16 Haziran'da CRR Konser Salonu'nda izleyiciyle buluşacak Echoes of Life Yaşamdan Yansımalar başlıklı konserde, klasik müziğin en yaratıcı zihinlerinden biri olan Alice Sara Ott, müzik yaşamının yansımalarını içeren albümüyle aynı adı taşıyan Echoes Of Life projesiyle sahnede olacak. Chopin'in opus 28 Prelüdler'inin etrafında inşa edilen, György Ligeti, Nino Rota, Chilly Gonzales, Toru Takemitsu, Arvo Part, Francesco Tristano ve Ott'un yapıtlarından oluşan resitalde izleyiciler Hakan Demirel'in hazırlayacağı dijital video yerleştirmesiyle sanal bir yolculuğa çıkarak özgün bir konser deneyimi yaşayacak. Konser, Berrin Erengül, Elvan Tuğsuz Güven, Eva Barlas sponsorluğunda gerçekleşecek. Müziğini dünyanın dört bir köşesine taşıyan Suriye asıllı klarnet ustası Kinan Azmeh, topluluğu Cityband ile festivalin 50. yılında, derin ve bir o kadar da etkileyici bir iz bırakmak için 17 Haziran'da, Nobel İlaç sponsorluğunda festivale konuk oluyor. Topluluk, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nin büyülü atmosferinde Azmeh'in caz dünyasını, Arap müziği ve diğer eserleri bir araya getiren özgün çalışmalarının yanı sıra, Şam ve New York'tan esintiler taşıyan eserlerini seslendirecek. 50. İstanbul Müzik Festivali, İKSV Alt Kat işbirliğiyle, İstanbul'un her iki yakasında, çocuklara ve ailelerine yönelik ücretsiz bir etkinlik serisi düzenliyor. 18 Haziran'da Yıldız Parkı'nda gerçekleştirilecek Müzikli Bir Hafta Sonu programında yer alan, Atölye Pikolo'nun yürüteceği, 3-6 yaş grubuna yönelik, Ses Ver, İlham Ver başlıklı atölyede, küçük müzisyenler, farklı müzik aletlerini tanıyarak seslere kulak verecek ve Orff Schulwerk tekniğiyle ritim, hareket egzersizleri yapacak. Atölyenin ardından, 7 ve üzeri yaş grubuna yönelik İstanbul Efsaneleri başlıklı eser sahnelenecek. Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi'nden Nazlı Çevik Azazi ve Roza Erdem'in kaleme aldığı ve Evrim Demirel'in müziklerini yazdığı, İstanbul'u konu alan çeşitli mitolojik hikayelerin anlatılacağı eser, oda müziği topluluğu eşliğinde, Roza Erdem'in anlatımıyla sahnelenecek. Etkinlik kapasitesi sınırlı olduğundan, katılım için rezervasyon. iksv. org/muzikfestivali adresinden rezervasyon yapılması gerekiyor. Hafta Sonu Klasikleri'nin ikincisinde Umut Sağlam ve Duo Aliada izleyicilerle bir araya gelecek. Kurt-Sanderling Akademi üyesi başarılı genç cellist Umut Sağlam keyifli bir dinletiyle bizi karşılayacak. Saksofoncu Micha Knot ve akordeoncu Bogdan Laketic'ten oluşan Duo Aliada ise Wiener Musikverein tarafından olağanüstü yetenekli ve yaratıcı müzisyenler olarak niteleniyor. Mercedes-Benz sponsorluğunda düzenlenecek konser 18 Haziran'da Yıldız Parkı'nda gerçekleştirilecek. Festivalin en özel projelerinden Müzik Rotası, İstanbul Müzik Festivali'nin 50. yılında Kadıköy'e çeviriyor. İzleyiciler, Yeldeğirmeni Sanat Merkezi, Kadıköy Hemdat İsrael Sinagogu, Bahariye'de yer alan Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi ve Moda'daki Meryem Ana Asompsiyon Kilisesi'nde Türkiye, İtalya, Avusturya'dan müzisyenler Gülin Ataklı, Barış Büyükyıldırım, Umut Sağlam, Paolo Tagliamento ve Duo Aliada'yı izleme fırsatı bulacak. 19 Haziran'da gerçekleştirilecek Müzik Rotası'nın sponsoru Meke."} {"url": "https://724kultursanat.com/54-siyad-onur-ve-emek-odulleri-aciklandi/", "text": "54. SİYAD Türkiye Sinema Ödülleri sahipleri açıklanmaya devam ediliyor. Onur ve Emek Ödülleri sahipleri açıklandı. 54. SİYAD Onur ve Emek Ödülleri açıklandı. Sinema Yazarları Derneği tarafından düzenlenen sinema ödüllerinde 'Onur Ödülü' ve 'Emek Ödülü' sahipleri açıklandı. 54. SİYAD Türkiye Sineması Ödül Töreni'nde oyuncu Tilbe Saran ile yönetmen-senarist Engin Ayça'ya 'Onur Ödülü'; Sinematek/Sinema Evi çalışanlarına ise 'Emek Ödülü' verilecek. 54. SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri'nin kısa film, belgesel ve fantastik film dallarındaki adaylar belli oldu. En İyi Film başta olmak üzere diğer dallardaki adaylar daha önce açıklanmıştı. Türk sinemasının 2021 yılındaki en iyileri SİYAD üyelerinin oylarıyla belirlenecek. En iyiler, 27 Mart'ta gerçekleştirilecek olan törende açıklanacak. 54. SİYAD Onur Ödülü Tilbe Saran ile Engin Ayça'ya verilecek. Tilbe Saran, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nden mezun olduktan sonra İstanbul Belediyesi Tiyatro bölümünü de tamamladı. Profesyonel tiyatro çalışmalarına Kenter Tiyatrosu'nda başlayan Saran sinemaya ise Kırlangıç Fırtınası (1985) adlı filmle adım attı, Zenne'deki (2011) rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Oyunculuğun yanısıra seslendirme sanatçılığı da yapan Saran, 2014-2017 yılları arasında Oyuncular Sendikası'ında genel sekreter olarak görev yapmıştı. Vizyondaki Bergen filminde de rol alan sanatçı halen Kadir Has Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak oyunculuk dersleri veriyor. Engin Ayça, Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra İtalya'da yönetmenlik eğitimi aldı. 1970-1974 yılları arasında Yedinci Sanat dergisini çıkaran sinema yazarları arasında yer alan Ayça 1974'te TRT İstanbul Televizyonu'nda çalışmaya başladı ve çeşitli belgeseller yönetti. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği Bez Bebek (1987) adlı filmle sinemaya geçiş yapan Ayça, bu film ile Ankara Uluslararası Film Festivali'nde En İyi Senaryo Ödülü'nü kazandı. Bir süre Marmara Üniversitesi'nde ders vermis olan Ayça'nın sinema yazıları Şu Sinema Dedikleri (2016) adlı kitapta toplanmıştır."} {"url": "https://724kultursanat.com/6-beylikduzu-heykel-sempozyumu-basliyor/", "text": "Beylikdüzü Belediyesi'nin 'Sanat Bugüne Nefes, Yarına Umuttur' temasıyla düzenlediği 6. Beylikdüzü Heykel Sempozyumu, birbirinden değerli heykeltıraşları Beylikdüzü'nde ağırlayacak. 6. Beylikdüzü Heykel Sempozyumu başlıyor. Beylikdüzü Belediyesi'nin 'Sanat Bugüne Nefes, Yarına Umuttur' temasıyla düzenlediği 6. Beylikdüzü Heykel Sempozyumu, birbirinden değerli heykeltıraşları Beylikdüzü'nde ağırlayacak. 'Metal ve Ahşap' üzerine gerçekleştirilecek olan sempozyum, 1 Aralık Çarşamba günü saat 13.00'da Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ilk çekici vurmasıyla başlayacak. Sempozyum kapsamında sanatlarını icra edecek heykeltıraşlar ise Ayhan Yılmaz, Çiğdem Öz, Ferit Yazıcı, Halil Fırat Uysal, Özcan Özkarakoç, Saim Gökhan Ercan, Selçuk Yılmaz, Sevgi Karay, Tayfun Karadeniz olacak. 1-15 Aralık tarihleri arasında Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde 9 heykeltıraşı bir arada üretmeye davet eden sempozyum, 15 günlük çalışma süresinin sonunda kapanış töreni ve sergi açılışıyla sona erecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/94-oscar-adaylari-aciklandi/", "text": "94. Oscar Ödülleri için yarışacak adaylar açıklandı. Sinema dünyasının zirvesindeki ödüller bu yıl 27 Mart'ta sahiplerini bulacak. 94. Oscar adayları açıklandı. Sinema dünyasının gözü kulağı Oscar ödüllerinde. Bu yıl 94'üncüsü düzenlenecek olan Oscar ödüllerinde yarışacak adaylar belli oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/aci-kiraz-filminin-fragmani-yayinlandi/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Türk ve Makedon ortak yapımı Acı Kiraz filminin tanıtım fragmanı yayınlandı. Film 28 Şubat'ta vizyona girecek. Acı Kiraz fragmanı yayınlandı. 28 Şubat'ta vizyona girecek olan Acı Kiraz filminin fragmanı sinema seyircisiyle paylaşıldı. Türk ve Makedon ortak yapımı Acı Kiraz filminde Erdal Beşikçioğlu, Belçim Bilgin, Ertan Saban, Bülent Şakrak gibi usta oyuncuların rol alıyor. Film Makedonya'nın Manastır şehrinde çekildi. Acı Kiraz filminin vizyon tarihi 28 Şubat 2020 olarak daha önce duyurulmuştu. Türk ve Makedon oyuncuların yer aldığı film, bir yandan çaresiz bir babanın hikayesini konu alırken diğer yandan uluslararası ortak sorunları beyazperdeye yansıtacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/acilardan-kurtulmanin-yolu-birakmak-kitabinda/", "text": "Amerikalı psikiyatrist Dr. David R. Hawkins, kişisel gelişim türündeki kitabı Bırakmak: Teslimiyete Giden Yol ile acılardan kurtulmanın yollarını anlatıyor. Acılardan kurtulmanın yolu Bırakmak kitabında... Dünyaca ünlü psikiyatrist ve yazar David R. Hawkins'in tüm dünyada en çok satan kişisel gelişim türündeki kitabı Bırakmak: Teslimiyete Giden Yol, Günçe Yayınevinden çıktı. Amerikalı psikiyatrist David R. Hawkins dünya çapında yazar, bilinç araştırmacısı ve aydınlanma uzmanı olarak tanınmaktadır. Dr. Hawkins hayatını insanlığın acılarını dindirmenin yollarını aramaya ve bunları insanlarla paylaşmaya adamış, uzun yıllar klinik psikiyatri alanında çalışmış ve onlarca kitap yazmış bir psikiyatristtir. Klinik psikiyatri alanında çalıştığı yıllar boyunca, tanıdığı hastalar ve ilgilendiği vakalar onu aynı soruları sormaya itmiştir: İnsanın bu kadar acı çekmesinin nedeni nedir ve bu acılar nasıl dindirilir? Bu sorulara yanıt ararken, ileri düzey farkındalık ve aydınlanmaya giden yoldaki tüm tecrübe ve öğretilerini onlarca kitap yazarak paylaşmıştır. Bırakmak: Teslimiyete Giden Yol ise yazarın 2012 yılında ölümünden önce tamamladığı tüm bilgisinin özünü paylaştığı en büyük eseri ve son kitabıdır. Dr. Hawkins, önceki kitaplarında daha çok aydınlanma üzerine yoğunlaşırken Bırakmak: Teslimiyete Giden Yol kitabında aydınlanmanın önünde engel oluşturan iç blokajlarımızdan nasıl kurtulacağımıza dair bir tekniği, yani Bırakmak kavramını ve teslimiyeti anlatıyor. Yazar bırakmanın; fiziksel sağlık, yaratıcılık, finansal başarı, duygusal iyileşme, mesleki doyum, ilişkiler, cinsellik ve ruhsal gelişim gibi hayatımızın tüm alanlarında bizi iyileştirecek yegane şey olduğunu söylüyor. Özellikle modern çağda yaşamımız ne yazık ki kaygılar, korkular, stres ve gerginlik, hastalıklar, negatif duygular ve asla gerçekleşmeyen beklentilerle sürüp gidiyor. İyi ve sağlıklı hissedebilmek, tüm bu sıkıntılardan kurtulmak, hayalimizdeki yaşama sahip olmak için ise çok farklı yerlerde çözüm arıyoruz. Bırakmak: Teslimiyete Giden Yol; ruh sağlığı, psikoloji, tıp, kendi kendine yardım, bağımlılıktan kurtulma ve ruhsal gelişim alanlarında çalışan herkes için paha biçilmez bir kaynak. Bilinç alanında öncü bir araştırmacı olmasının yanı sıra yazar, öğretim görevlisi, klinisyen, hekim ve bilim adamı olarak ünlenen Dr. Hawkins 1927-2012 yılları arasında yaşamıştır. İnsan acısını ve sıkıntısını hafifletmek için girdiği tıp alanında bir doktor olarak yaptığı çalışmalarla öncü kabul edilmektedir. Sağlık, şifa, iyileşme, modern yaşamda maneviyat, bilinç araştırmaları ve meditasyon alanlarındaki çalışmalarıyla belgesel filmlerde, dergilerde ve radyo röportajlarında yer almış ve klinik buluşları Amerika'da birçok TV programına konu olmuştur. 1970'lerde Şizofreni Dergisi Yayın Kurulu ve New York'ta yer alan Tutumsal Şifa Merkezi dahil olmak üzere birçok psikiyatrik kuruluşun ortak kuruculuğunu üstlenmiştir. 1973'te Nobel Ödüllü kimyager Linus Pauling ile birlikte psikiyatride çığır açan Ortomoleküler Psikiyatri'nin ortak yazarlığını yapmıştır. Spiritüel Araştırmalar Enstitüsü'nün kurucu direktörü (1983) olan Hawkins, North Nassau Akıl Sağlığı Merkezi'nde Tıbbi Direktör (1956 1980) ve Long Island'daki Brunswick Hastanesi'nde (1968 1979) Araştırma Direktörü olarak görev almıştır. Kore'de aldığı Rae Ryeong Seon Kak Tosa unvanı, İnsan Acılarının Hafifletilmesine Paha Biçilmez Katkı için Huxley Ödülü, Amerikan Tabipler Birliği tarafından Doktorlar Takdir Ödülü, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 50 Yıllık Seçkin Yaşam Üyesi unvanı Dr. Hawkins'in aldığı ödül ve unvanlardan yalnızca bazılarıdır."} {"url": "https://724kultursanat.com/aclik-oyunlari-serisinde-yeni-film-yolda/", "text": "2012 ve 2014'de iki film olarak sinema seyircisinin karşısına çıkan ve hayli ses getiren Açlık Oyunları'nın devamı geliyor. Açlık Oyunları serisinde yeni film yolda... İlki 2012 yılında seyirciyle buluşan ve hayli beğenildiği için devamı çekilen Açlık Oyunları adlı film serisinde yeni bir adım daha atıldı. Açlık Oyunları'nın devam filmi için hazırlıklar başladı. Serinin öncesini anlatacak olan yeni bir filmin hazırlık aşamasında olduğu duyuruldu. Başrollerini Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson ve Liam Hemsworth'ün Açlık Oyunları serisinde macera devam edecek. Lionsgate, 'Açlık Oyunları' filminin devamının çekileceğini resmen duyurdu. Serinin öncesini anlatacak olan 'The Ballad of Songbirds and Snakes' filminden ilk tanıtım yayınlandı. Suzanne Collins'in aynı adlı romanında uyarlanacak filmin vizyon tarihi 17 Kasım 2023 olarak duyuruldu. CinemaCon sunumunda gösterilen tanıtım klibinde, şu anda yapım aşamasında olan film, 2023'te dünya kimin ötücü kuş kimin yılan olduğunu keşfedecek yazısıyla tanıtıldı. 'The Ballad of Songbirds and Snakes', Panem'in zalim başkanı olarak tanınan Coriolanus Snow'un gençliğini anlatacak. Genç Snow'un 10. Açlık Oyunları sırasında 12. bölgeden yoksul bir kız olan Lucy Gray'e akıl hocalığı yapmasını izleyeceğimiz filmde Snow ailesinin dağılışı anlatılacak. Filmin oyuncu kadrosu henüz açıklanmadı. Filmin yönetmenliğini, serinin önceki üç filmini de yöneten Francis Lawrence üstlenecek. Kitabın yazarı Suzanne Collins, senaryoyu Michael Arndt ve Michael Lesslie ile birlikte yazdı. 'Açlık Oyunları' serisinin ilk filmi 2012 yılında vizyona girdi. Başrollerini Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson ve Liam Hemsworth'ün üstlendiği seri, 2014 yılında iki bölüm olarak yayınlanan 'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş' ile son buldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/adalet-ve-kisasa-kisas/", "text": "William Shakespeare'in bir cinsel taciz vakasından hareketle iktidar ve adaleti sorguladığı Kısasa Kısas eserini bilirsiniz. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi kapsamında yeniden basılan eserde Dük Vincentino, önemli bir diplomatik görev gereği bir süre Viyana'dan ayrılacağını belirterek yetkisini hakim Angelo'ya bırakır. Bu hamleyle Angelo İktidar olmak kişiyi ne kadar değiştirir? sınavına girecektir. Katı yargıç, ilk iş cinsellikle ilgili yasayı uygulamaya koyar. Genç bir soylu olan Claudio'yu idama mahkum eder. Çünkü Claudio'nun nişanlısı Julietta evlilik öncesi hamile kalmıştır. Üç gün içinde başı kesilecek olan Claudio, tek umut kız kardeşi Isabella'yı görür. Isabella da kardeşini ölümden kurtarmak için Angelo'ya gider ancak ahlaksız bir teklif alır. Ardından da asla kabul etmeyeceği bu teklifi ağabeyine anlatır: ... Bir çare var. Başını kurtarır ama yüreğini ikiye böler, parçalar. Yaşayabilirsin ağabey. Yargıcının şeytanca bir merhameti var. Ona bekaretimi vermem şartıyla seni bağışlayacağını söyledi. Aslında Viyana'dan ayrılmayan, keşiş rolüne bürünen ve tebdili kıyafet halk arasında dolaşan Dük Vincentino, Yokluğumda beni tam yetkiyle sen temsil edeceksin diyerek iktidarını bıraktığı Angelo'nun işlerinden haberdardır. İhanet edenin ihanetini anlayacağı, adaletin kısasa kısas yerini bulacağı birkaç oyun kurar. Sonunda da Angelo, başını istediği Claudio'yla aynı duruma düşer ve idamına hükmedilir. Ancak geçmişte hafifmeşrep bulduğu için terk ettiği Mariana sayesinde, onunla evlenmesi koşuluyla, affedilir. Dük, idamdan kurtardığı Claudio'dan ise Baştan çıkardığı kadını temize çıkarmasını ister. Bir de sürprizi vardır. Isabella'ya Size iyi bir gelecek önerim var. Derdinizi her istediğiniz an dinleyecek biri olacak karşınızda. Benim olan sizindir, sizin olan benimdir. Artık sarayımıza gidelim, hala keşfedilmemiş sırlarımız var, keşfedelim bir an önce der. Ve perde kapanır."} {"url": "https://724kultursanat.com/adi-aylin-oyunu-galasinda-ayse-kulin-ve-tuba-unsal-bulustu/", "text": "Ayşe Kulin'in romanı Adı Aylin tiyatro sahnesinde... Tuba Ünsal'ın sahneye taşıdığı Adı Aylin'in galası yapıldı. Galada Ayşe Kulin ve Tuba Ünsal bir araya geldi. Adı Aylin oyunu galasında Ayşe Kulin ve Tuba Ünsal buluştu. Yazar Ayşe Kulin'in yüzün üzerinde baskı yapan ve seksene yakın ülkede yayınlanan romanı Adı Aylin, tiyatro sahnesine taşındı. Tiyatro oyunu olarak sergilenen Adı Aylin için gala düzenlendi. Seyirciyle buluşan Adı Aylin oyununun galasında yazar Ayşe Kulin ile oyunu sahneye taşıyan Tuba Ünsal bir araya geldi. Adı Aylin oyunun galası 21 Şubat akşamı düzenlendi. Oyunda Aylin karakterine hayat veren Tuba Ünsal'ı sanatçı dostları ve yazar Ayşe Kulin yalnız bırakmadı. Aslı Filinta, Ayşe Boyner, Ayşe Kucuroğlu, Berrin Zorlu, Duygu Özaslan, Ece Sükan, Hatice Aslan, İbrahim Kutluay, Müge Boz ve Caner Erdeniz, Pelin Karahan gibi isimlerin katıldığı Adı Aylinin prömiyerinde oyun dakikalarca ayakta alkışlandı. Aylin Devrimel Radomisli Cates'in prenseslikten Amerikan ordusuna katılmasına uzanan gerçek hayat hikayesi ve hala gizemini koruyan ölümünü anlatan, Ayşe Kulin'in kült eseri Adı Aylin prömiyerini 21 Şubat akşamı Zorlu PSM'de gerçekleştirdi. Tuba Ünsal'ın üzerine senelerdir çalıştığı ve hayallerini süsleyen proje olarak tanımladığı oyunun prömiyerine romanın yazarı Ayşe Kulin de katıldı. Başrolünü Tuba Ünsal'ın üstlendiği ve kadrosunda Aylin Aslım, Özgürcan Çevik, Selen Domaç, Ece Yüksel, Lila Gürmen, Ali Yoğurtçuoğlu, Gökçen Gökçebağ, Korhan Başaran, Kağan Uluca ve Sedat Can Güvenç gibi pek çok başarılı ismin yer aldığı oyunun yönetmen koltuğunda genç ve başarılı yönetmen Doğu Yaşar Akal oturuyor. SM Production yatırımcı ortaklığı, Banu Atça'nın yürütücü yapımcılığı ve Turkcell'in iletişim sponsorluğunda hayata geçirilen dev prodüksiyon Adı Aylin seyircilerden tam not alırken oyun sezon boyunca Zorlu PSM'de tiyatro severlerle buluşmayı sürdürecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/adi-aylin-oyununa-sert-elestiri/", "text": "Ayşe Kulin'in ünlü romanı Adı Aylin tiyatro sahnesine Tuba Ünsal tarafından taşındı. Ancak oyun çok sert eleştiriler aldı. Oyunun prömeyiri yarıda terk edildi. Adı Aylin oyununa sert eleştiri... Ayşe Kulin'in ünlü romanı Adı Aylin tiyatroya müzikal olarak aktarıldı. Yapımcılığını ve oyunda baş rolünü Tuba Ünsal'ın üstlendiği Adı Aylin, tiyatroseverlerden sert tepkiler aldı. Oyunun prömiyerini izleyenler arada terk ederek bir anlamda tepkilerini ortaya koydu. Cumhuriyet gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan, Adı Aylin ile ilgili sert eleştiri yapan yazarlardan biri. Oyunun prömiyerini izlemeye gittiğini kaydeden Yazgülü Aldoğan, Tuba Ünsal'a ve Zorlu PSM'ye sert sözlerle yüklendi. Yazgülü Aldoğan köşesinde Ayşe Kulin'in ünlü romanı 'Adı Aylin'den uyarlanan oyun alkış alamadı derken, Bu nasıl müzikli oyun? diye sordu. Adı Aylin oyunu Tuba Ünsal tarafından sahneye taşındı. Ayşe Kulin'in ünlü romanı Adı Aylin aynı adla tiyatro sahnesine taşınırken, prömiyerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Oyunu izleyenler tepkilerini sert ifadelerle dile getirdi. Cumhuriyet gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan, oyunla ilgili köşesinde sert bir yazıyı kaleme aldı. Aydoğan, Tuba Ünsal'ı hedefine koyarak Bu kadar özgüven gerçekten ancak bizim gibi az gelişmiş bir ülkede olur diyorum. Müzikal eğitimi almış oyuncumuz çok değil ama şarkı söyleyip dans eden tiyatrocularımız var. Başrol oyuncusu şarkıcı değil, dansçı değil, hatta bir süredir oynuyor ama tiyatrocu da değil, ama böyle bir projede, baş rolde, ne dans, ne şarkı, ne oyuna yetemiyor. dedi. Ayşe Kulin'in ünlü romanı Adı Aylin, bir başarı hikayesini anlatır. 60'lı yılların Türkiyesi'nde bir genç kız, Robert Koleji bitirdikten sonra geleceğini yurtdışında arar; özgür ruhlu, aklına eseni yapan karakteri ona yeni ufuklar açar. Belki çok evlilik yapar ama tıp eğitimini ve psikiyatrist diplomasını da ABD'de, NewYork'da alır ve bu o zamanlar için çok büyük başarıdır, hastaları kapısında kuyruk olur. Gerisi de hayatım roman cinsinden. İşte bu hayat hikayesini Kürk Mantolu Madonna daki ticari başarısından sonra yapımcılığını sürdürmek isteyen Tuba Ünsal, Ayşe Kulin'den sahneye koymak için satın alır. Uzun süre tiyatro eseri olarak yapmayı planladığı oyun, nedense sonra büyük prodüksiyon müzikli oyuna dönüşür ve Turkcell'den büyük bir sponsorluk alınır. Zorlu PSM'den Turkcell'in sahnesi istenir. Ve daha önce hiç tiyatro, müzikal deneyimi olmayan SM Prodüksiyon grubu ile anlaşılıp yola çıkılır. Bu kadar özgüven gerçekten ancak bizim gibi az gelişmiş bir ülkede olur diyorum. Müzikal eğitimi almış oyuncumuz çok değil ama şarkı söyleyip dans eden tiyatrocularımız var. Başrol oyuncusu şarkıcı değil, dansçı değil, hatta bir süredir oynuyor ama tiyatrocu da değil, ama böyle bir projede, baş rolde, ne dans, ne şarkı, ne oyuna yetemiyor. Bir dans grubu çıkıyor sahneye, ilk on beş dakikadan sonra izleyemedim. Ayrıca o dans sahnelerinin bir anlamı olması gerekir. Müzikallerde başrol oyuncuları dans eder, şarkı söylerken corps de ballet de arkada eşlik eder. Müzikli oyunda da beklenen dansın ve şarkının bir anlamı olması. West Side Story'yi düşünün, dansçıların kavga sahneleri, aşk sahneleri vardır. Burada zaman atladığında iki sahneyi bağlamak için çıkıp biraz hoplayıp zıplıyor, bazen yerlerde yuvarlanıyorlar, niye belli değil. Oysa biz o sahnede Operadaki Hayalet'den La Boheme'e kadar, neler neler izlemişiz? PSM denilince belli bir düzey ve kalite geliyor insanın aklına. Ayşe Kulin denilince, Adı Aylin denilince simge olmuş bir kadın karakter, feminist bir kadın geliyor. Sahnede bunların hiçbiri yok. Çizilen Aylin karakteri, şımarık, hoppa, şıpsevdi, ne istediğini bilmeyen bir kadın. Oyunun sonunda bir de alkolik oluyormuş ki doğru da değil. Karaktere de yazık edilmiş, kitaba da. Oyunculuklardan bahsedemeyeceğim, çünkü oyunculuk yok. Yönetmen Doğu Yaşar Akal, son provada görememiş mi de, oldu çıkalım demiş ki bu oyuna? Korhan Başaran da koreografiyi yapmış, o 12 kişilik dansçıyı nereden bulmuş? Diyalogları Zeynep Avcı yazmış, konuştukları anlamsız. İlk yarıda kendimizi zor attık dışarı. Bizimle birlikte salonun yarısı boşaldı. Oyunu birlikte izlediğim arkadaşım tiyatro oyun yazarı ve daha yeni bir oyunu için anlaşma imzaladı. Ya benim başıma da böylesi gelirse diye korkuya kapıldı. Bir sanat eserinin prömiyerinden böyle bir izlenim yazdığım için çok üzgünüm. Ama bizim görevimiz, okuru bilgilendirmek. Adı Aylin diye görmek isteyecekleri uyarmak. Ayrıca sanatçıya da uyarı gerekliyse yapmak. Böylesi bir iş, o kitabın yazarına da o salonun imajına da zarar veriyor. Daha önce çıkan haberlere göre prodüksiyon ve kurgu için 4 milyon TL'den fazla harcanmış. Dijital dekor da çok pahalıymış. Bu dekor niye iki katlı, yukardan aşağıya niye inip çıkıyorlar, onu da pek anlayamadık ya, neyse. Sanat adına harcanan paraya yazık ve hani acaba niçin dedirtiyor!"} {"url": "https://724kultursanat.com/ah-belinda-neslihan-atagul-ile-yeniden/", "text": "Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Aaahh Belinda bu kez Ah Belinda adıyla Netflix için çekildi. Neslihan Atagül, orijinal filmdeki Müjde Ar'ın rolünde kamera karşısına geçti. Filmin çekimleri tamamlandı. Ah Belinda Neslihan Atagül ile yeniden çekildi. Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden olan başrolünü Müjde Ar'ın oynadığı Aaahh Belinda adlı film bu kez Ah Belinda ismi ve Neslihan Atagül ile seyircinin karşısına çıkacak. Neslihan Atagül'ün rol aldığı filmin çekimleri tamamlandı. 1986 yılı yapımı Aaahh Belinda, Atıf Yılmaz'ın yönettiği ve o döneme damga vuran bir filmdi. Müjde Ar'ın başrolünde oynadığı filmin yeniden çevriminde Neslihan Atagül rol aldı. Orijinal filmde Müjde Ar ile birlikte filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Yılmaz Zafer, Macit Koper, Mehmet Akan, Füsun Demirel, Erol Durak, Güzin Özipek gibi isimler bulunuyordu. Neslihan Atagül en son Star TV'de yayınlanan 'Sefirin Kızı' dizisiyle ekranlardaydı. Neslihan Atagül, Ah Belinda filminin çekimlerinin tamamlandığını Instagram paylaştığı bir dizi fotoğrafla duyurdu. Atagül, sette çekilen fotoğraflarını, Beni destekleyen tüm ekibe, emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız! Harikaydınız... mesajıyla paylaştı. OGM Pictures'ın yapımcılığını üstlendiği Ah Belinde Netflix'te yayınlanacak. Aaahh Belinda adlı filmini Atıf Yılmaz Sosyal İçerikli Fantastik Filmler diyerek tarif etmişti. Filmin senaryosu Barış Pirhasan'a ait. Film, 23. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Kadın Oyuncu olmak üzere toplam üç kategoride ödülün sahibi oldu. Aaahh Belindanın konusu kısaca şöyle: Serap, modern ve başarılı bir tiyatro oyuncusudur. Pişirmek, temizlik ve çocuk doğurmaktan ibaret olan kadına biçilmiş geleneksel rolü hor görmekte, dönemin şartlarına nazaran Avrupai bir yaşam sürmektedir. İlk defa bir reklam filminde oynamayı kabul eder. Piyasaya yeni sürülen Belinda isimli şampuanın reklamında Naciye isimli, iki çocuklu, tipik bir ev kadınını canlandıracaktır. Çekimler esnasında boyut değiştirerek birden kendini Belinda reklamındaki Naciye olarak bulur. Erkek arkadaşı Suat dahil kimseyi Serap olduğuna inandıramaz. Israrlı açıklamaları fayda etmez ve kendini akıl hastanesinde bulur. Tam yeni hayatını kabullenmeye başlamışken önceki hayatına geri döner. Neslihan Atagül'lü Ah Belinda filminin yapımcılığını OGM Pictures üstleniyor. Film Netflix'te yayınlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ah-nerede-dizisi-geliyor-yesilcamdan-televizyona/", "text": "Yeşilçam sinemasının unutulmaz filmleri arasında yer alan Ah Nerede bu kez dizi film olarak çekiliyor. Ah Nerede dizisi geliyor! Yeşilçam'ın sevilen filmi Ah Nerede dizi film oluyor. Başrollerini Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu, Adile Naşit ve Halit Akçatepe'nin oynadığı unutulmaz Yeşilçam filmleri arasında yer alan Ah Nerede dizi film olarak ekrana gelecek. Yeşilçam'ın efsane filmleri arasında yer alan Ah Nerede dizi film oluyor. Dizinin senaryo çalışmalarına başlanıldığı bildirildi. Yeşilçam sinemasının unutulmaz oyuncuları Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu'nun iki aşığı canlandırdığı eğlenceli film yıllar sonra dizi olarak seyirciyle buluşacak. Ah Nerede adlı film Orhan Aksoy tarafından 1975 yılında çekildi. Aradan geçen 47 yılın ardından Ah Nerede bu kez dizi film olarak çekilecek. Ah Nerede dizisi, Onuncu Ev yapım şirketi tarafından ekrana taşınacak. Suavi Doğan ve Kerem Çatay tarafından kurulan Onuncu Ev yapım şirketi dizinin senaryo çalışmalarına başladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ahmet-gunestekinin-hafiza-odasi-sergisi-suresi-uzatildi/", "text": "Ünlü resim ve heykel sanatçısı Ahmet Güneştekin'in kişisel sergisi Hafıza Odası yoğun ilgi görüyor. Serginin süresi yoğun ilgi nedeniyle uzatıldı. Ahmet Güneştekin'in Hafıza Odası sergisi süresi uzatıldı. Yoğun ilgi gören Hafıza Odası adı Güneştekin sergisi 6 Aralık 2019 tarihinde açılmıştı. Ahmet Güneştekin'in Pilevneli Mecidiyeköy'de açılan Hafıza Odası isimli kişisel sergisi yoğun ilgi nedeniyle 9 Şubat'a kadar uzatıldı. Okulların yarıyıl tatili ile birlikte öğrenci ve ailelerin ziyaret sayısındaki artış dikkate alındı. Sanatçının katılımıyla her cumartesi Pilevneli Mecidiyeköy'de gerçekleşen interaktif sanat konuşmaları da oldukça ilgi görüyor. Sürenin uzatılmasıyla birlikte farklı konukların katılımıyla sanat konuşmaları da devam edecek. Hafıza Odası sanatçının farklı sanatsal disiplinlerle etkileşim içinde çalıştığı işlerini bir araya getirerek, materyalleri yorumlama çeşitliliğine ve sergileme pratiğine bakıyor. Sergide sanatçının anıları çağrıştıran nesnelerle çalıştığı enstalasyonlarıyla birlikte dilin düşünme biçimleriyle olan ilişkisinden yola çıkarak çalıştığı video yerleştirmeleri sergileniyor. Sergide ayrıca sanatçının fragmanları anlatı olarak okunabilecek bir formda çalıştığı kırkyamaları, gerçeküstü ve grotesk seramikleri ve tuval yüzeyine dışbükey metal yarımküreler yerleştirerek çalıştığı işleri yer alıyor. Eşya ve mekanın kullanım şekilleri, hissettirdikleri, anımsattıkları, kişisel yaşantılara, geçmişe, yaşa ve toplumsal cinsiyet deneyimlerine göre farklılıklar gösterir. Aynı eşyalar ve mekanlar, farklı bireyler tarafından farklı anlamlarla, duygularla, deneyimlerle kullanılır. Sergi nesnelerin farklı zamanlarda dünyayı anlamaya yardımcı olabilecek bir fikre dönüşebileceğine işaret ediyor. Sanatçının enstalasyonlarında nesneler, birlikte düşündüğümüz ve yaşadığımız şeyleri unutmamamız için inatçı hatırlatıcılar olarak karşımıza çıkıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ahmet-hamdi-tanpinar-sozlugu-sefa-kaplan-calismasi/", "text": "Edebiyata dair araştırmaları ile tanınan Sefa Kaplan bu kez Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında az bilinenleri araştırdı ve kitaplaştırdı. Ahmet Hamdi Tanpınar Sözlüğü Sefa Kaplan çalışması... Sefa Kaplan, Oğuz Atay Sözlüğü çalışmasının ardından bu kez Ahmet Hamdi Tanpınar Sözlüğü ile okurları selamlıyor. Edebiyata dair araştırmaları ile tanınan Sefa Kaplan bu kez Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında az bilinenleri araştırdı ve kitaplaştırdı. Sefa Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar Sözlüğü kitabında A'dan Z'ye Tanpınar'ı anlatıyor. Sözlükte, herkesin bildiği mevzuları sıralama kolaylığına kaçmıyor. Tanpınar'a dair çok bilinen ve az bilinen hususlara yeni bir pencereden bakmamıza imkan tanıyor. Kimi zaman ona yazdığı, kimi zaman ise onun ağzından yazdığı mektuplarla sözlüğü zenginleştiriyor. Onun eksikliklerini, kusurlarını yani insani yönlerini de gözler önüne seriyor. Sefa Kaplan bütün iyi biyograflar gibi, portresini çizdiği sanatçıyı döneminden bağımsız düşünmüyor. Cumhuriyet'in ilk yıllarını, ülkenin siyasi çalkantılarını, edebiyat ortamını ele almayı ihmal etmiyor. Onun çocukluğunda yaşadığı travmalarla; gençliğinde ve hatta yaşlılığında yaşadığı travmalar arasındaki bağlantıları da çözümlüyor. Sefa Kaplan'dan bir başucu kitabı daha. Sefa Kaplan bizlere yalnızca hakiki Ahmet Hamdi Tanpınar'ı göstermeye çalışıyor. Acı çeken, gülen, sevinen, kıskanan, kızan, seven, öfkelenen, yazan, yazdıklarını kimi zaman beğenen kimi zaman beğenmeyen, dişleri erken yaşta döküldüğü için kendini leyleğe benzeten bir Tanpınar anlatıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ahmet-umit-kayip-tanrilar-ulkesi-romani-ne-zaman-raflarda/", "text": "Polisiye roman türünün ülkemizde çok satan isimlerinden Ahmet Ümit, Kayıp Tanrılar Ülkesi ile okurlarla buluşuyor. Romanın çıkış tarihi açıklandı. Ahmet Ümit Kayıp Tanrılar Ülkesi romanı ne zaman raflarda yerini alacak? Sorunun cevabı belli oldu. Ahmet Ümit'ün son romanı Kayıp Tanrılar Ülkesi 15 Haziran'da okurlarla buluşacak. Kayıp Tanrılar Ülkesi, Yapı Kredi Yayınları etiketiyle çıkacak. Kayıp Tanrılar Ülkesi polisiyeyi, arkeolojiyi ve mitolojiyi harmanlayan bir roman olarak tanımlanıyor. Ahmet Ümit'in Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkacak olan yeni kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesi, polisiyeyi, arkeolojiyi ve mitolojiyi harmanlayan bir roman. Kayıp Tanrılar Ülkesi 15 Haziran'da tüm kitapçılarda olacak. Kayıp Tanrılar Ülkesi için Ahmet Ümit, Yazmaya 2008'de Berlin Bergama Müzesi'ndeki Zeus Altarı'nı ziyaret ettiğimde karar vermiştim. Hikayesi beni çok etkilemişti, çünkü Bergama'dan götürülmüştü. Daha sonra güzel bir tesadüf, Bergama Asklepion'a bir psikoloji kongresi için davet ettiler; şehri, altarın boş kaidesini yakından görünce yazma kararım pekişti, konuyla ilgili kitaplar biriktirmeye başladım. Son dört beş yıldır da üzerinde çalışıyorum. Bu dönemde Berlin'e gittim, bir süre orada yaşadım diyor. Kitap, günümüzde Berlin'de bir cinayetle başlıyor. Cinayet Masası'ndan Yıldız Karasu, Türkiye kökenli bir komiser. Ekseninde Zeus Altarı olan cinayetler dizisini bir Türk aile üzerinden çözümlemeye çalışıyor. Romanın büyük bölümü Berlin'de, ama sürekli Türkiye'ye göndermeler var; cinayeti çözümlemek için de Bergama'ya gidiliyor. Aynı zamanda Zeus'un ağzından antik Yunan mitolojisi anlatılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ahmet-uz-vefat-etti-cenazesi-ne-zaman/", "text": "Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ahmet Uz hayatını kaybetti. 75 yaşındaki sanatçının uzun süredir akciğer tedavisi gördüğü belirtildi. Ahmet Uz vefat etti cenazesi ne zaman? Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ahmet Uz vefat etti. Ahmet Uz'un ölüm haberini tiyatro sanatçısı Nedim Saban sosyal medya hesabından duyurdu. Ahmet Uz uzun süredir akciğerindeki sorun nedeniyle tedavi görüyordu. Tüm tedavilerine rağmen Ahmet Uz, akciğerindeki sorun nedeniyle hayatını kaybetti. Ahmet Uz son yolculuğuna 9 Kasım Pazartesi günü uğurlanacak. Ahmet Uz'un cenazesiyle igili açıklama yapıldı. Ahmet Uz cenaze namazı için sevenleri Üsküdar Şakirin Camisi'nde bir araya gelecek. Ahmet Uz öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ahsaba-dokunmak-sergisi-kadikoyde/", "text": "Ahşaba gönül verenlerin oluşturduğu sergi Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi'nde bugün açılıyor. Sergi 8 Aralık tarihine kadar açık kalacak. Ahşaba Dokunmak Sergisi Kadıköy'de Barış Manço Kültür Merkezi'nde kapılarını açıyor. Heykeltıraş ve ressam Ayhan Tomak'ın Ahşap Yontu Atölyesi öğrencilerinin eserlerinden oluşan sergi bugün açılıyor. 'Ahşaba Dokunmak III' sergi 30 Kasım 8 Aralık 2019 tarihleri arasında açık kalacak. Sergide, farklı mesleklere sahip 15 katılımcının eserleri yer alıyor. Ayhan Tomak, 1995 yılından bu yana sanat hayatına devam ediyor. Ahşap Yontu Atölyesi çalışmalarında öğrencilerinin eserlerinden oluşan 'Ahşaba Dokunmak III' sergisi bugün Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi'nde kapılarını açıyor. Sergi, atölyede çalışmalara katılan, çeşitli meslek dallarında yer alan katılımcılarla gerçekleşen 3'üncü sergi olma özelliğini taşıyor. Sergide eseri bulunan ahşaba gönül vermiş olan farklı meslek gruplarından isimler şunlar: Alper Arman, Ayten Osken, Bircan Yorulmaz, Derya Türkoğlu, Hakan Yücel, İlknur Cebiroğlu, Kenan Atım, Neşe Konca, Safiye Özkan, Serap Apaydın Başkır, Sezin Çelik Karslı, Soner Tatlıdede, Şebnem Günay, Uğur Yılmaz ve Zuhat Efe'nin ahşaba gönül vermiş kişiler. 'Ahşaba Dokunmak' sergisinin ilki 2017 yılında yine Barış Manço Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilmişti. Yaz aylarında 20. Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali'nde sanatseverlerle buluşan sergi hayli ilgi görmüştü. 'Ahşaba Dokunmak III' adıyla gerçekleşecek bu sergide, yeni öğrenci katılımları ile ahşap heykel ve tasarımlarından oluşan eserler yer alacak. Sergide aynı zamanda Tomak'ın 'Saklı Yaşam' ve 'Artemis' adlı iki eseri de yer alacak. Ayhan Tomak, 2009 yılından itibaren, Balat'ta bulunan atölyesinde, kendi kişisel çalışmalarının yanı sıra değişik yaş ve meslek grubundan katılımcılar ile ahşap heykel, rölyef ve tasarım üzerine atölye çalışmaları gerçekleştiriyor. Atölye çalışmalarına katılan üniversite öğrencileri, akademisyenler, mimarlar, doktorlar ve avukatlar gibi birçok kesimden katılımcılar ile ahşap yontu konusundaki bilgilerini paylaşıyor. Atölye çalışmalarının sonucunda kişilerin her biri ahşaba farklı yorumlar katarak değişik güzellikte eserler ortaya çıkarıyorlar. Çıkan eserlerin arasında heykel ve rölyefler, klasik el oyması örnekleri ve küçük ahşap obje tasarımları yer alıyor. Sanatçı, bir çeşit sosyal sorumluluk kapsamında gerçekleştirdiği bu atölyelerin sonucunda çıkan eserlerin, daha fazla insan ile paylaşılması, ahşap yontu ile ilgili bilgilerin aktarılması ve toplumda alt kültür oluşturulması amacıyla, çeşitli sergi, workshop organizasyonlarıyla izleyicilerle buluşturmaktadır."} {"url": "https://724kultursanat.com/akbank-caz-festivali-devam-ediyor/", "text": "Akbank Caz Festivali, bu sonbaharı caz müziği ile farklı müzik türlerinin bir araya geldiği bir seçki ile şehrin farklı noktalarında karşılayacak. Akbank Caz Festivali, klasik ve modern cazın yanı sıra elektronik müzik, hip-hop ve dünya müziğinin farklı projelerini içeren programıyla 9 Ekim'e kadar müzik severleri ağırlamaya devam ediyor. Akbank Caz Festivali, bu sonbaharı caz müziği ile farklı müzik türlerinin bir araya geldiği bir seçki ile şehrin farklı noktalarında karşılayacak. Festival, 120'den fazla müzisyenle 22 ayrı mekanda 32 konser, 3 söyleşi, 3 çocuk atölyesi, teras konserleri ve dans etkinlikleriyle gerçekleşecek. 32. Akbank Caz Festivali mekanları olan Akbank Sanat, Müze Gazhane, Babylon, Zorlu PSM, AKM, The Badau, Nardis Jazz Club, Bizim Tepe ve Bova'ya bu yıl HOOD Base, Alan Kadıköy, Dada Salon Kabarett, İstanbul Oyuncak Müzesi, Decollage Art Space, Postane İstanbul, Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi, Gregor By The Badau, Zuhal Müzik Kanyon, Outro Record Store, CoBAC Workspace ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi sahneleriyle eşlik edecek. Akbank Caz Festivali'nde bu sene aralarında Abdullah Ibrahim, Aga B, Alp Ersönmez, Burhan Öçal & Istanbul Jazz Ensemble, Can Tutuğ, Çağıl Kaya, Dans Dans, Dilek Sert Erdoğan, Eda AND, Efe Demiral Trio feat. Eren Turgut & Mertcan Bilgin, Emma-Jean Thackray, Emma Rawicz Quartet, Fatih Erkoç Jazz Project, Gonzalo Rubalcaba & Aymee Nuviola, HÜM, İmer Demirer Quartet feat. Ayşe Gencer & Sibel Köse, Julio Resende Fado Jazz Ensemble, Kamucan Yalçın Duo, Maffy Falay Tribute Band, Nihal Saruhanlı feat. Barış Demirel, Oded Tzur Quartet, Ofer Mizrahi Trio, Portico Quartet, Progressive Balkan Wedding Orchestra by Kolektif İstanbul, Rana Bulut & Efe Erdem, Ravi Coltrane, Sedef Erçetin Quartet, Sercan Debelec Quintet, Tenderlonious, Volkan Öktem, Wonju Lee Quintet'in aldığı 120'nin üzerinde sanatçı seyircilerle buluşacak. Caz müziğini geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan Akbank Caz Festivali ayrıca Oyuncak Müzesi ve Akbank Sanat 'da 3 ayrı çocuk atölyesi ile çocukları da cazın renkli dünyası ile bir araya getirecek. Festivalin söyleşi programında Yeni Medya Çağında Görsel ve İşitsel Deneyimler, Dinleme Kulübü: Şehrin Sokaklarında Yürüken Dinleyeceğin Bir Parça, Zamanın Unuttuğu İsimler, Dur! Dinle!: Japonya'da Caz ve Jazu Kissa ve Antik Çağ'da Kadın ve Müzik içerikleri katılımcılarla buluşacak. 32. Akbank Caz Festivali konserlerinin biletlerini Biletix'ten alabilir, Festival hakkında detaylı bilgi için www. akbanksanat. com adresinin yanısıra instagram. com/AkbankSanat, facebook. com/AkbankSanat, twitter. com/AkbankSanat adreslerini takip edebilirsiniz. Müzikle uğraşmaya çocuk yıllarında keman ve piyano çalarak başlayan Emma Rawicz, 15 yaşında cazla, sonraki yıl da enstrümanı saksafonla tanıştı. Kısa sürede Londra'nın prestijli caz mekanlarında adı duyulan bir isim oldu. Gitarist Ant Law eşlikli, tamamı orijinal kompozisyonlarından oluşan ilk albümü Incantationı Bridge The Gap etiketiyle geçtiğimiz mayıs ayında yayımladı. Chris Potter, Ari Hoenig, Chick Corea gibi isimleri ilham kaynakları arasında gösteren Emma Rawicz, ferahlatıcı melodiler ve funk numaralarıyla zengin bir palete sahip modern caz örnekleri sunuyor. 2022 Parliamentary Jazz Awards'tan En İyi Genç Müzisyen ödülüyle ayrılan Rawicz, kayıtları tamamlanan ikinci albümü için Ivo Neame, Ant Law, Conor Chaplin ve Asaf Sirkis'ten oluşan bir orkestrayla birlikte çalıştı. London Jazz News tarafından hızla yükselen bir yıldız sözleriyle tanımlanan müzisyen, 27 Eylül'de Akbank Sanat'ta. Birçok müzik otoritesinin Yarımkürenin en iyi canlı performans grubu tanımında hemfikir olduğu; Bert Dockx, Fred Lyenn Jacques ve Steven Cassiers'ten oluşan Belçikalı grup Dans Dans 10 yıldır birlikte üretiyor. Caz ve rock arasındaki sınırları silikleştiren Dans Dans parçalarının temel yakıtı doğaçlama seansları. Nitekim yaklaşmakta olan altıncı albüm 6, stüdyoda geçirilen yalnızca iki günün sonunda tamamlanmış. Psikedelik blues, space rock, film noir soundtrackleri gibi farklı uçlardan ilhamları ustalıklı caz nüanslarıyla buluşturan ekip, yeni koleksiyonunu bugüne dek yaptıkları en spontane, en 'punk' albüm olarak tanıttı. Avrupa caz sahnesinin en heyecan verici gruplarından biri olan Antwerp çıkışlı üçlü, ülkelerinin yeni nesil caz dalgasının öncüleri arasında gösteriliyor. Dans Dans'ın sahnede büyüyen, keskin ve dinleyeni nefes nefese bırakan enerjisini deneyimlemek için 28 Eylül'de rotamız Akbank Sanat. Klasik müzik kariyerine Paris'te başlayan çellist Sedef Erçetin, sonraki yıllarda doğaçlamaya yatkınlığıyla farklı coğrafyaların geleneksel müziklerini yorumlamayı gelenek haline getirdi. Çeşitli ülkelerden tango ve caz müzisyenleriyle performanslar sergiledi, kayıtlar yaptı. Üretimlerine yeni ortaklıklar ve esintilerle devam eden Sedef Erçetin'in İstanbul'da kurduğu quartet, çelloyu bir vokal olarak düşünmek fikriyle hayat buldu. Bu projenin çıkış noktasını klasik bir çellistin caz ve küresel müzik sahnelerinden sanatçılarda bulduğu ilham ve birlikte yarattıkları müzikteki renkler olarak tanımlıyor Erçetin. Çoğunlukla Brezilyalı bestecilerden eserler ve tanınmış caz standartlarından oluşan programıyla Sedef Erçetin Quartet, 28 Eylül akşamı Yeldeğirmeni Sanat Merkezi'nde. Saz, tambur, darbuka ve ud gibi enstrümanları ustaca çalabilen Burhan Öçal, bugüne kadar Montreal, Montreux, Chicago, Paris, Roma, Viyana ve Berlin'deki caz festivallerinde gerçekleşen ses getiren performansların ardından yeniden Akbank Caz Festivali'nde. Müziğine hakim olan enerjik, coşkulu ve mükemmeliyetçi yapısıyla sınırları sonuna dek zorlayan sanatçı, aynı konserde farklı vurmalı çalgıları bir arada çalarak çok yönlü müzikal kişiliğini eksiksiz bir şekilde sahneye taşıyor. Özellikle 1991'de kurduğu İstanbul Oriental Ensemble ile dünyanın dört bir yanını dolaşan Öçal için Fransa basınında Darbukanın Şövalyesi yakıştırması yapıldı. 28 Eylül'de Dada Salon Kabarett sahnesinde gerçekleşecek performansında Burhan Öçal, Türkiye'nin önde gelen caz müzisyenleriyle oluşturduğu çok sesli projesiyle sahnede olacak. Julio Resende'nin Fado ile yaptığı şey, akıllara Keith Jarrett'ın caz standartlarıyla yaptıklarını getiriyor. İspanya gazetesi El Pais'in bu yorumu, bugüne dek dokuz Fado albümü yayımlayan piyanist ve besteci Julio Resende'nin müzikal yaklaşımını tanımlamanın en isabetli yorumu olabilir. Caz, pop, rock, spoken word gibi duraklara uğrayan bir yolculuğun sonunda, dünya genelinde Portekiz'in geleneksel müziği Fado'nun en tanınmış çağdaş temsilcilerinden biri oldu. Bir müzik stilinden ziyade düşünme biçimi olarak ele aldığı caz ve ülkesinin müzikal mirası arasında bir diyalog yaratan Resende'nin son işi Fado Jazz Ensemble, ACT etiketiyle yayımlandı. 29 Eylül'de Akbank Sanat sahnesinde sergileyeceği performansta, kendisine eşlik edecek dörtlü bugüne dek birçok farklı kayıt ve performansta da birlikte çalıştı. Seul doğumlu müzisyen Wonju Lee, henüz 5 yaşında soprano ve koro şefi olan annesiyle piyano ve müzik çalışmalarına başladı. Lise yıllarında İnchon Filarmonik Orkestrası'nın trompet sanatçısı Myungkyu Kang'dan trompet dersi almaya başladıktan aralarında Gihae Kim, Munsang Jung, Jeongdeok Kim, Hikmet Altunbaşlier, Erden Bilgen'in de bulunduğu klasik ve caz trompetçileriyle çalıştı. 2012'den bu yana Türkiye'de yaşayan Wonju Lee, Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Gulnara Jorovekova'dan piyano eğitimi aldı, fakülte birincisi oldu; aynı zamanda West London Müzik Diploma Programı'ndan trompet performansı diploması kazandı. Altı yıldır Ankara Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kore Kültür Merkezi'nde klasik ve caz sorumlusu olarak çalışan müzisyen, bir yandan Wonju Lee Quintet ile konserlerini sürdürüyor. Kendi bestelerinin yanı sıra bebop, modern, latin, funk gibi uçlara uzanan geniş bir repertuar icra eden beşli, 32. Akbank Caz Festivali kapsamında 29 Eylül'de Nardis'te. Ankara doğumlu Aga B, yerli hip hop sahnesinin en özgün ve eklektik MC'lerinden biri. 2000 yılından bu yana üretimlerini sürdürüyor. Kariyerinin ilk yıllarında bandrolsüz albümleri Aga Neredesin? ve AgaB'sikopat ile deyim yerindeyse bir şehir efsanesine döndü. 2010'ların ikinci yarısıyla birlikte savurduğu Al, Bum! ve Muaf albümlerini takip eden, her şarkısında filtrelenmemiş toplumsal eleştirilerini dillendirdiği son yayını Muamma ile bütünlüklü anlatılar yaratma geleneğini sürdürdü. Sahnedeki yüksek enerjisiyle iyice alevlenen Aga B şarkılarına, 32. Akbank Caz Festivali kapsamında vereceği konserde kimi konuk müzisyenler eşlik edecek. Festival içinde bir başka mini festival tadında bir gece olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Nitekim 30 Eylül akşamı Babylon'da gerçekleşecek konserde, Kamufle, Su Sonia, Burakbey ve Barış Demirel de sahnede Aga B'nin imza flow'larına kendi titreşimlerini katacak. 2013'e tarihlenen MOMENTS albümüyle Türkiye'de yayımlanmış ilk özgün soul albümüne imza atan Dilek Sert Erdoğan, kariyeri boyunca yerel ve uluslararası alanda ilgi çekici müzikal ortaklıklar yaptı; yarışmalarda başarılar elde etti. Soul, funk, rock ve caz örnekleriyle renklenen Jazzeeba On Air, Önder Focan eşliğinde sevilen Türkçe şarkıların caz aranjmanlarının seslendirildiği Deformation Turk Project, Ayten Alpman şarkılarının yeniden aranje edildiği Hayatımın Divası Ayten Alpman gibi akılda kalıcı projelerin altında imzası var. 32. Akbank Caz Festivali kapsamında Uraz Kıvaner, Ozan Musluoğlu, Sıtkı Sırtanadolu ve Erhan Seçkin'den oluşan orkestrasıyla birlikte Timeless Classics konseriyle 30 Eylül'de Gregor by The Badau sahnesinde olacak. Hamburg'da yerleşik İzmirli besteci, piyanist ve aranjör Eda And, solo projesi Istanbulisationın Türkiye prömiyerini 32. Akbank Caz Festivali'nde yapacak. 17 yaşında Mirela adlı ilk piyano konçertosunu besteleyen müzisyen, İzmir Devlet Konservatuarı piyano bölümünden mezun olduktan sonra eğitimine Almanya'da devam etti; Hochschule für Musik und Theater Hamburg'da Wolfgang Andreas Shultz ve Wolf Kerschek ile Klasik Kompozisyon ve Caz Kompozisyonu çalıştı. Almanya'nın dünyaca ünlü caz orkestrası NDR Big Band ile çalışan Türkiyeli ilk kadın caz bestecisi ve piyanisti oldu. Kompozisyonlarında hayalperest, muzip ve çocuksu karakterini; klasik, caz, soul, funk gibi türlere duyduğu tutkuyla buluşturan müzisyen şimdiye dek iki albüm yayımladı: Türkiye caz sahnesinden müzisyenler eşliğinde kaydettiği Augmented Life ve pandemi döneminde kaydedilen solo albüm Live in Hamburg. Eda AND Istanbulisation performansıyla 30 Eylül'de Akbank Sanat'ta. Multi-enstrümantalist ve besteci Sercan Debelec, çocukluk yıllarında Türkiye'nin sayılı keman virtüözlerinden Ömer Can'la başladığı müzik eğitimini Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda sürdürdü. Birçok orkestrayla birlikte sahne deneyimi edindiği yılların ardından 2020'de piyano, kontrbas, trompet ve davul dörtlüsü için yazılmış ilk albümü Delusionsı yayımladı. Bu kaydı, ertesi yıl, bir solo piyano albümü olan A Short Story takip etti. Her yayınında tematik bir kurgu kuran müzisyen, bir yandan psikedelik rock grubu Surf Arabesk'te klavye çalmaya devam ederken; Fırat Ağacık ve Abkountry'yle de iş birliklerine gitti. Şu sıralar çeşitli projeler üzerine çalışmalarını sürdüren müzisyenin, Onurcan Çağatay, Çağın Akgül ve Ekrem Eryılmaz'la tamamlanan dörtlüsü, son olarak Thanks for All the Fish isimli bir parça yayımladı. Dörtlüye Öykü Damla Gözel'in de eklemleneceği Sercan Debelec Quintet konseri, 30 Eylül'de CoBAC Workspace Terrace Garden sahnesinde. Bu kadar güzel ve çirkin sesi, farklı şekilleri, hızları, değişken ruh hallerini barındıran uçsuz bucaksız olasılıklarla dolu bir şehirde yaşayan ve yaratan sanatçı; bazen coşkulu, bazen durgun, bazen eğlenceli bazen ıstırap içinde, bazen kızgın ama tüm açıklığıyla ve benliğiyle oradadır. Sıradanlığın konforlu alanına sığınmak ya da ondan kaçmak ister. Bu gelgitli duyguların ve uykuların bölündüğü, ölçüsüz sözlerin söylendiği, umut dolu, coşkulu ve sınırsız kahkahaların taştığı, kalabalık duyguların bir bütünüdür Kaygılar Sahnesi. Istırabın olmadığı bir yaratı süreci var mıdır? Sanatçı kaygılarıyla mı yaşar, onlarla yüzleşir mi? Yoksa onlardan arınmaya mı çalışır? Hangisi doğru? 1 Ekim akşamı Alan Kadıköy'de, dansın müziğe ya da müziğin dansa eşlik ettiği bir konsere değil; tüm farklılıkları ve benzerlikleriyle, birbirleri için bir arada oldukları bir performansa tanıklık edeceksiniz. Türkiye cazının en büyük yeteneklerinden biri olan trompetçi Ahmet Muvaffak Falay, ya da daha yaygın bilinen ismiyle Maffy Falay, 22 Şubat 2022 günü 92 yaşında hayatını kaybetti. 60'larda Avrupa'da popüler bir caz trompetçisi olan Maffy Falay; Dizzy Gillespie, Thelonious Monk gibi caz efsanelerinin gözdesiydi ve Quincy Jones, Kenny Clarke, Francy Boland ile aynı sahneyi paylaştı. Müziğe duyduğu tutku ve bu tutkunun onu çıkardığı denizaşırı yolculukları konu eden Maffy'nin Cazı belgeseli, yönetmen Deniz Yüksel Abalıoğlu'nun altı yıllık çalışmasıyla tamamlandı. Maffy Falay ile İsveç'teki evinde yapılmış röportajlar ve arşiv görüntülerini buluşturan; müzisyenin 2016'da Stockholm'de gerçekleşen son konserinden görüntüler de barındıran belgeselin gösterimi, 1 Ekim'de Akbank Sanat'ta. Maffy's Jazz gösteriminin ardından müzisyenin mirasına ve hayatına saygı duruşu niteliğinde bir anma konseri var. Falay'a Türkiye'de verdiği konserlerde uzun sure eşlik etmiş olan müzisyenler Engin Recepoğulları, Can Çankaya, Kağan Yıldız ve Ferit Odman'dan oluşan Maffy Falay Tribute Band sahnede olacağı gecenin sunuşunu Hakan Rauf Tüfekçi ve Hakan Atala yapacak. Yerli sahnenin en üretken müzisyenlerinden ikisini, Nihal Saruhanlı ve Barış Demirel'i buluşturacak özel bir performans için 1 Ekim günü rotamız Kadıköy'deki HOOD Base. 2007'de katıldığı Okay Temiz Ritim Atölyesi'nin ardından müzikle ilişkisi derinleşen Nihal Saruhanlı; Afrika ritimleri, Brezilya müzikleri ve Güney Amerika kültürüne özel ilgi duyan bir davulcu ve perküsyoncu. 2015-2016 döneminde Bahçeşehir Üniversitesi Caz Sertifika Programı'nı bitiren müzisyen, aralarında Şevket Akıncı, Bahr ve Kalben'in de bulunduğu birçok müzisyen ve grupla üretimini sürdürüyor. Yakında Pieces & Parts adını verdiği kişisel projesiyle karşımızda olacak. Kendisine bu konserde trompetiyle eşlik edecek Barış Demirel ise yıllardır çeşitli gruplar ve iş birlikleriyle yaptığı kayıtlar ve performansların ardından 2021'de ilk solo albümü Mutlulukları yayımladı; ikinci solo albümü için de geri sayımda. Yolda başka sürprizler ve ortaklıklar da var üstelik. İkilinin, yeni medya sanatçısı /da'nın görsel performansının da eşlik edeceği doğaçlama görsel-işitsel performansı, ilk kez 32. Akbank Caz Festivali kapsamında sahnelenecek. 2022 Nardis Genç Caz Vokal Yarışması kazananları Rana Bulut ve Efe Erdem, 32. Akbank Caz Festivali sahnesinde. 1999, Bursa doğumlu Rana Bulut, Türkiye'de caz müziğine yıllardır emek veren isimlerden eğitim almış bir vokalist. Ece Göksu ile caz vokal; Aycan Teztel, Evrim Demirel, Kağan Yıldız gibi isimlerle de armoni, kompozisyon, piyano ve ensemble çalıştı. Bir kendi bestesi, bir de caz standardı söylediği Nardis Genç Caz Vokal Yarışması'nı ikincilikle tamamladı. 2020'de bir trio olarak kurulan grubu, 2022 itibariyle Rana & Seher adlı bir duo'ya evrildi. Bir yandan çeşitli animasyon yapımlar için seslendirmenlik yapan Rana Bulut, kendi bestelerini yapmaya da devam ediyor. Nardis Genç Caz Vokal Yarışması'nda derece elde eden bir diğer isim Efe Erdem de 2000 doğumlu bir müzisyen. Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi'nde viyola enstrümanı ile klasik eğitim alarak müzikle ilgilenmeye başlayan Erdem, sonrasında piyano ile caza ilgi duydu; vokalist olarak kendini geliştirmeye devam etti. Nazım Hikmet Korosu ile hem Türkiye'de hem de yurt dışında çeşitli festivallerde sahne alan Efe Erdem, İstanbul Devlet Konservatuarı caz vokal bölümünde eğitimine devam ediyor. 32. Akbank Caz Festivali kapsamında Baturay Yarkın, Aydın Balpınar ve Jeff Savaryego'dan oluşan orkestrasıyla 1 Ekim Cumartesi Alan Kadıköy Amfi Tiyatro'da sahnede olacak. Vibrafonist, besteci ve eğitmen Can Tutuğ, müziğin hem geçmişi hem geleceğiyle ilgilenen çok yönlü bir müzik insanı. İstanbul Teknik Üniversitesi Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi'nde Amy Salsgiver ile vibrafon çalıştıktan sonra Trakya Akademi Oda Orkestrası'nda solist olarak çaldı, The Cold Vibes adlı caz grubunu kurdu. Elektronik midi mallet controller olan Xylosynth'in resmi sanatçısı olan Tutuğ, geride kalan on yılda hem Türkiye'de hem Avrupa'da sayısız festivalde sahne aldı; kendi bestelerini seslendirdi. AllAboutJazz. com yazarı Arthur George'un Bobby Hutcherson'in mirasını taşıyor yorumunu yaptığı müzisyen, 2011'den bu yana Dönemler, Olaylar, Akımlar ve Anekdotlarla Caz Tarihi seminerlerini düzenliyor. Erdem Uvalıoğlu ortaklığıyla ilk albümünü 2020'de yayımlayan Tutuğ, geçtiğimiz yıl Bir Başına isimli performansıyla Türkiye tarihinin ilk solo vibrafon konserini verdi. 32. Akbank Caz Festivali kapsamında ve Yeniköy Caz Günleri iş birliğiyle 2 Ekim Pazar sabahı Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Avlusu'nda olacak. Müziğe 3 yaşında babası Udi Hasan Erkoç'un hediye ettiği kemanla başlayan Fatih Erkoç, İstanbul Belediye Konservatuarı Batı Müziği bölümünde müzik eğitimi aldı. İlk amatör sahne performanslarını, günümüzde de halen faaliyetlerini sürdüren ve genelde caz türü müzik yapan ünlü İstanbul Gelişim Orkestrası'nın bünyesinde sergiledi. 20'li yaşlarına girmeden önce,1971'de İstanbul Gelişim Orkestrası ile birlikte Nihayet adlı bir albüme imza attı. İlk solo albümü Yol Verin A Dostları ise 1988 yazında yayımladı. 6 yıl tromboncu ve solist olarak TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası'nda yer alan sanatçı, birçok kez Eurovision yarışmasına katıldı. Fatih Erkoç, 2 Ekim akşamı 32. Akbank Caz Festivali kapsamında Robert Koleji Mezunlar Derneği Bizim Tepe'de sahne alacak. Amerikan caz standartları ve kendi bestelerinin yer alacağı konserde müzisyene piyanoda Uraz Kıvaner, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ferit Odman eşlik edecek. Yirmi yılı aşkın zamandır caz, rock ve türevlerini içeren çeşitli janrlarda performans sergileyen klarnetçi ve vokalist Kamucan Yalçın, 32. Akbank Caz Festivali'ne özel olarak tasarladığı bu projede, yol arkadaşı gitarist Mehmet Mutlu ile sahnede olacak. Kamucan Yalçın'ın Karambola projesinde de yıllardır birlikte çalan ikili, tercih ettikleri ve sevdikleri üzere, anlatmaya caz ağacının köklerinden başlayacakları bir öykü ile 1920'ler ve 1930'lardan günümüze çeşitli caz standartlarından bir seçki yorumlayacaklar. Kamucan Yalçın Duo, 2 Ekim'de Postane İstanbul terasında."} {"url": "https://724kultursanat.com/akm-nisan-ayi-etkinlikleri/", "text": "Taksim Meydanı'nda bulunan Atatürk Kültür Merkezi nisan ayındaki etkinlikleri ile sanatseverleri buluşturmaya devam ediyor. AKM Nisan ayı etkinlikleri paylaşıldı. Atatürk Kültür Merkezi nisan ayında da sanatın farklı dallarındaki etkinliklerle sanatseverleri ağırlayacak. 2020 yılında dünya prömiyerini yapan, Clint Dyer ve Roy Williams'ın kaleme aldığı Maçın Adamı, AKM Çok Amaçlı Salon'da seyircilerle buluşuyor! Basit bir hayat süren ve basit bir adam olan Michael, babasının ani ölümünden sonra kendini cevabını bilmediği sorularla karşı karşıya bulur. Hira Tekindor'un çevirdiği, Cem Zeynel Kılıç ve Kerim Urun'un rol aldığı oyun, erkeklik, vatan sevgisi, göçmenlik ve aile gibi kavramları baba ve oğul ilişkisi üzerinden inceliyor. AKM, nisan ayını Bahara Merhaba Konseri ile karşılıyor! Uluslararası çapta sürdürdüğü kariyeri ile günümüzün en başarılı şefleri arasında gösterilen Charles Olivieri Munroe yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve keman sanatçısı Tuncay Yılmaz dinleyenlere renkli bir repertuvar sunacak. Konserde Mozart, Tchaikovsky, Kreisler gibi bestecilerin eserlerinin yanı sıra John Williams'ın Kadın Kokusu filmiyle hafızalara kazınan Tango bestesi, Nigel John Hess'in Lavanta Kokulu Kadınlar bestesi de seslendirilecek. AKM Çok Amaçlı Salon, İzmir Klarinet Quartet'i ağırlıyor. Uzun yıllardır İzmir Devlet Opera ve Balesi bünyesinde birlikte sahne alan ve 3 yıl önce bu dörtlüyü kuran sanatçılar, genç bir topluluk olmalarına rağmen sahnede etkileyici bir uyum ve dengeye sahip. Barok, klasik, modern, caz ve dahi türkülere uzanan geniş bir repertuvarı seslendiren dörtlü Özlem Pınar, Kerem Özgür Erdem, Tuğer Doruk ve Onur Yıldız'dan oluşuyor. 4X8 Dar Alanda Retrospektif, MDTistanbul direktörü ve koreograf Beyhan Murphy'nin, MDTistanbul için yaptığı büyük çaplı eserlerden bazı bölümlerin; büyük prodüksüyon vasıflarından arındırılarak, yalın halleriyle sahnelendiği bir program. Eserlerin AKM Çok Amaçlı Salon'un intim atmosferine uyarlanmış mini versiyonlarından oluşan ve müziklerini Mercan Dede, Rahman Altın ve Burak Güven'in yaptığı bu program, aynı zamanda retrospektif bir bakış da sunuyor. İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, AKM Tiyatro Salonu sahnesinde Ramazan ayına özel bir konser verecek. Mehmet İhsan Özer'in sanat yönetmenliğinde hazırlanan ve Rast, Uşşak, Saba, Eviç, Acemaşiran makamlarında ilahilerin de seslendirileceği konser, Ramazan ayının neşesini ve güzel iklimini yansıtacak. Genç yaşına rağmen birçok ünlü sanatçı ile sahne alan ve izleyenlerin de beğenisini toplayan semazen Mahmut Sami Güçlü de icrasıyla konsere renk katacak. Oyun, 4 yaş ve üzeri çocuklar için uygundur. İstanbul Devlet Türk Halk Müziği Korosu, toprağın hayat bulduğu, ağaçların tomurcuklanıp çiçek açtığı, dağların taşların yeşille buluştuğu, sevincin ve sevdanın başladığı bahar mevsiminin gelişini türkülerle müjdeleyecek. Konserin solistleri Elif Buse Doğan, Sevda Gül, Ümmühan Yazar, Züleyha Ortak, Zülfü Demirtaş, Orçun Bora Kurtoğlu ve İsmail Altunsaray farklı bölgelerden ve farklı üsluplarda seslendirecekleri türkülerle ülkemizin zengin kültürünü ve bahar coşkusunu yansıtacak. İstanbul Devlet Opera ve Balesi baş dansçılarından İlke Kodal ve Erhan Güzel'in Türkiye'de bale sanatının tarihini, gelişimini ve geldiği noktayı fotoğraflarla anlatacakları ve sanatçıların kendi sanat yolculuklarını video ve fotoğraflarla aktaracakları samimi sohbet, AKM Çok Amaçlı Salonda 4 Nisan 2022 günü gerçekleşecek. Besteleri, kitapları ve yetiştirdiği öğrencileri ile Türk Tasavvuf Müziğine önemli katkılar sunan merhum sanatçı Ahmet Hatipoğlu, 4 Nisan akşamı özel bir konserle anılacak. Şef Yusuf Kayya'nın yöneteceği konserde, Hatipoğlu'nun eserleri Kültür Bakanlığı'na, TRT'ye ve Akademi'ye kazandırdığı öğrencileri tarafından icra edilecek. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun sahneye koyduğu Masanın Altında, göçmenlik ve eşitlik sorunlarını, küreselleşmenin karanlık yanlarını, kötü giden ekonomi nedeniyle bireyin küçülüp zavallılaşmasını, sanatın ve sanatçının hak ettiği değeri görmemesini; kara mizahın en rengarenk biçimiyle, absürdün en yumuşak köşesinden anlatıyor. Siyah beyaz tuşların parlayan yıldızlarından piyanist Can Çakmur, Ender Sakpınar yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile AKM Tiyatro Salonu sahnesinde buluşacak. 2017 yılında Uluslararası İskoç Piyano yarışmasında ve 2018 yılında Hamamatsu Uluslararası Piyano Yarışması'nda birinci olan Can Çakmur, İDSO eşliğinde Ravel'in Couperin'in Mezarı ve yine Ravel'in Sol Majör Piyano Konçertosu'nu seslendirecek. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası flüt sanatçısı Leyla Bayramoğulları, arp sanatçısı Aslıhan Güngör ve Mersin Devlet Opera ve Bale sanatçısı soprano Simge Büyükedes'den oluşan Trio Patara, AKM Çok Amaçlı Salon'da sahne alacak. Yüzyıllar önce farklı kıtalarda doğan ve kendi müzik dünyalarının değerli temsilcileri olan piyano ve kanun, 21. yüzyılın çağdaş teknikleriyle ele alınan yeni müzik dilleri ile dinleyici karşısına çıkıyor. Kanunda Esra Berkman, piyanoda Lilian Tonella Tüzün'ün hünerlerini sergileyeceği konserde New Music for Kanun & Piano albümünde yer alan eserlerin yanı sıra Çetin Işıközlü'nün solo kanun ve solo piyano için serenatları ile Marcus Siqueira'nın Dut Ağacı Boyunca adlı türkü esinli eseri ve Ermeni besteci Haçatur Avetisyan'ın iki numaralı Kanun Konçertosu seslendirilecek. İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu, Ramazan ayının manevi iklimine hitap eden bir konserle AKM sahnesinde olacak. İlahi, kaside, nefes, durak gibi formlarda, tasavvufi ezgiler taşıyan eserlerin seslendirileceği konserin sanat yönetmenliğini Şükrü Türkmen üstleniyor. Tarihteki yolculuğu içinde Asya'dan Avrupa'ya, Ortadoğu'dan Afrika'ya kadar geniş bir coğrafyadan beslenen Türk musiki kültürünün günümüze yansımalarının iki kadim makam üzerinden izleneceği konserde solist Bekir Ünlüataer ve M. Hulusi Yücebıyık yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu aynı sahneyi paylaşacak. Tanburda Ege Yıldız, kemençede Yağmur Bilgin, neyde Hüseyin Özkılıç'ın hünerlerini sergileyeceği konserde klasikten moderne uzanan geniş bir repertuvar seslendirilecek. Peki İnsan, Dağ olmaya ne kadar dayanabilecektir? Veya en güçlünün aslında kendi yeteneği, kendi iradesi ve kendi mücadele azmi olduğunu nasıl anlayacaktır? İşte bütün bu soruların ve çok daha fazlasının cevabı, İstanbul Devlet Tiyatroları oyuncularının sahnelediği Siz Ne Dersiniz'de 7 yaşından büyük AKM seyircilerini bekliyor! Arjantin'in en tanınmış tango orkestralarından Tango Bardo, Türkiye'de ilk kez AKM'ye konuk oluyor. Tangonun başkenti kabul edilen Buenos Airesli müzisyenlerden oluşan orkestraya Arjantin'in en romantik seslerinden biri olan Roberto Minondi eşlik edecek. Sadece kulaklara değil göze de hitap edecek bu müzik ve dans şöleni İstanbulluları Buenos Aires sokaklarına götürecek. Bugüne kadar yaptığı ışık tasarımlarıyla En İyi Işık Tasarımı dalında ödüller alan Yakup Çartık, sahne ışıklandırması üzerine AKM Çok Amaçlı Salon'da öğretici bir atölye çalışması ve söyleşi gerçekleştirecek. İngiltere'de çeşitli tiyatrolarda sahne ışık tasarımı konusunda mesleki araştırma ve çalışmalar da yapan Çartık'ın 2002 yılında Devlet Tiyatrosu Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Sahne Işıklandırması Temel Bilgiler isimli kitabı, bugün sahne ve gösteri sanatları ışık teknolojisi bölümlerinde ders kitabı olarak okutuluyor. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Mendelssohn bestelerinden oluşan bir repertuvarla AKM sahnesinde! Şef Dağhan Doğu yönetimindeki orkestranın bu konserindeki solistleri ise müzik çevrelerinin adından övgüyle söz ettiği piyanist Oxana Shevchenko ve viyolonsel sanatçısı Yılmaz Bişer olacak. Mendelssohn'un Bir Yaz Gecesi Rüyası ve İkili Konçertosu'nun seslendirileceği konser 15 Nisan akşamı saat 20.00'da. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Haldun Dormen rejisörlüğünde sahnelediği Karmakarışık, AKM Tiyatro Salonu'nda izleyicilerle buluşacak. Ray Cooney'in kaleme aldığı oyun, Richard Philips adında saygın bir bakanın, rakip partinin sekreteriyle küçük bir kaçamak için gittiği otelde bir cesetle karşılaşmasını ve olayların içinden çıkılmaz bir hal almasını konu alıyor. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, AKM sahnesinde vereceği konserde İtalyan şef Carlo Rizzari'nin batonu altında arp sanatçısı Maria Krusheyskaya'ya eşlik edecek. Boieldieu ve Bizet bestelerinin seslendirileceği konser 29 Nisan akşamı saat 20.00'da. AKM'nin klasikleşen Kahve Konserleri kapsamında, Schubert'in önemli eserleri arasında yer alan La Majör Piyanolu Beşli eseri Alabalık İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası solitleri tarafından seslendirilecek. Kemanda Ekin Güldoğan, viyolada Evrim Baştaş, viyolonselde Çağlar Çeliker, kontrbasta Gözdem Şele ve piyanoda İnci Yakar Birol'un yer alacağı beşli, dinleyenlerin kulaklarının pasını silecek. 4-6 yaş arasındaki çocuklar, Aleyna Demirkan'ın önderlik ettiği Ritim ve Müzik Atölyesi'nde AKM'nin Çocuk Sanat Merkezi'nde müzikle buluşuyor! Ritim ve Müzik Atölyesi, çocuklara Erken Müzik Eğitimi kapsamında yer davulu, metalofon, ritim çubukları, ses boruları, üçgen ziller gibi orff çalgılarını kullanarak ritmik duygularını geliştirme, bir orkestranın parçası olma, el-göz-beyin koordinasyonunu geliştirme ve konsantrasyonu artırma gibi kazanımlar sunuyor. Atölye kapsamında, çocukları oyun ve müzik aracılığıyla hem eğitici hem de eğlenceli bir deneyim bekliyor. Dilara Çamlıbel'in uygulayıcılığını üstlendiği Çocuklar ile Yaratıcı Drama Atölyesi'nde 4-6 yaş aralığındaki çocuklar rol yaparak ve canlandırarak harika bir serüvene çıkmaya hazırlanıyor! Yaratıcılık ve estetik düşünceyi geliştiren, sosyal beceriyi, iletişimi ve özgüveni yükselten Çocuklar ile Yaratıcı Drama Atölyesi, çocukları AKM'nin Çocuk Sanat Merkezi'nde sanatla çözüm ve arayışlara çıkmaya, hayal gücünü sahne üzerinde kurgulamaya davet ediyor. İstanbul Devlet Opera Balesi Sanatçıları, AKM Çocuk Sanat Merkezi'nde çocuklarla buluşuyor! 4-6 yaş arasındaki çocuklara yönelik olarak hazırlanan Çocuklar İçin Bale Atölyesi, geleceğin sanatçıları ve sanatseverleri olan çocukların bale figürlerinin sağladığı düzen ve ölçüyle el-kol-bacak koordinasyonunun gelişmesine, vücutlarının düzgün, dengeli ve kuvvetli gelişimine ve özgüvenlerinin artmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Ressam Metin Ceyran, AKM Çocuk Sanat Merkezi'nde geleceğin ressamlarıyla bir araya geliyor! Çocukların resim yaparak zihinsel etkinliklerini, el becerilerini ve gözlem yeteneklerini geliştirmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Metin Ceyran ile Resim Sevinci'nde çocuklar kağıt ve boyalar aracılığıyla yaratıcılıklarını keşfedecek. Masalların büyülü dünyası, Çocuklar İçin Masal Atölyesi'yle AKM Çocuk Sanat Merkezi'ne konuk oluyor! Dilara Çamlıbel'in liderlik ettiği ve 4-6 arasındaki çocuklara yönelik olarak hazırlanan atölye, çocukların masallar yoluyla hayal dünyalarını keşfetmelerini ve yaşamlarında yeni pratikler kazanmalarını amaçlıyor. Çocuklar için Masal Atölyesi'nde çocuklar farkındalıklarını artıracak, özgüvenli bir bakış kazanacak ve özgürce yaratma gücüne kavuşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/akm-yesilcam-sinemasinda-catlak/", "text": "Her hafta bağımsız ve ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturan AKM Yeşilçam Sineması, bu kez bol ödüllü Çatlak adlı filmi gösterime sokacak. AKM Yeşilçam Sineması'nda Çatlak filmi gösterime giriyor. Her hafta bağımsız ve ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturan AKM Yeşilçam Sineması, 17 Ağustos'a kadar göçmen sorunları üzerinden aile ve iletişim konularına değinen ödüllü film Çatlakı gösterime sokacak. Yönetmenliğini ve senaristliğini Fikret Reyhan'ın üstlendiği, 2020 yılında vizyona giren ve 2021 yılında İstanbul Film Festivali'nde; En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ödüllerini kucaklayan Çatlak filmi, sinemaseverlere hayatın içerisinden, samimi, gerçekçi bir kesit sunuyor. İngiltere'de göçmen işçi olarak çalışan Fatih Ayhan isimli karakterin Türkiye'deki ailesine para göndermek için büyük miktarda borç almasıyla başlayan ve zamanında ödenemeyen bu borç yüzünden aile üyeleri arasında yaşanan çatışmaları aktaran film, aynı zamanda travmatik baba sorunlarına değiniyor. Ataerkil yapıya, aile hayatına, aile baskılarına ve çıkar savaşlarına ayna tutan Çatlak filmi, 2020 yılında 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En iyi Kadın Oyuncu ve Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü'ne de layık görüldü. 2021 yılında gerçekleştirilen 32. Ankara Film Festivali'nde SİYAD En İyi Film ve En İyi Yönetmen Ödülü'nü de kucaklayan Çatlak filmi, aynı yıl Başka Sinema Ayvalık Film Festivali'nden de KAV Yılın En İyi Yönetmeni ödülüyle döndü. Başrollerini ; Giray Altınok, Hakan Salınmış, Hakan Emre Ünal, Süleyman Karaahmet, Süreyya Kilimci, Görkem Mertsöz, Canan Atalay, Gülçin Kültür Şahin ve Cihat Süvarioğlu'nun paylaştığı Çatlak, Türk sinemasının en başarılı dram filmlerinin arasında yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/alan-kadikoy-kultur-sanat-bulusmalarinin-yeni-adresi/", "text": "Kadıköy Belediyesi ilçede yeni bir kültür sanat buluşma mekanı açtı. Alan Kadıköy adlı kültür sanat merkezi modernliği ve işlevselliği ile dikkat çekiyor. Alan Kadıköy kültür sanat buluşmalarının yeni adresi. Kadıköy Belediyesi'nin çağdaş tiyatronun sahneleme biçimlerinden esinlenerek tasarladığı ve bilindik sahne tasarımlarının ötesinde seyir imkanı sunan Alan Kadıköy kültür sanata kapılarını açtı. Kadıköy Belediyesi'nin 14 Aralık Salı günü gerçekleştirdiği toplu açılış töreniyle kültür sanata kapılarını açan Alan Kadıköy Acıbadem Muhittin Üstündağ Caddesi'nde bulunuyor. Binada tiyatro oyunlarının sergilenme biçimine göre klasik sahne, orta sahne, meydan sahne, arena sahne ve forum düzenlerine uyarlanabilen tiyatro salonu ile birlikte 650 metrekare genişliğinde bir de sergi salonu yer alıyor. Binanın hemen bitişiğinde yer alan ve her yaştan insanın sanatla, kitapla ve yaratıcı oyunlarla beslenebileceği bir platform olma özelliğine sahip Yaratıcılık ve Sanat Parkı da Kadıköy'de 7 / 24 sanatın konuşulup, sanatın izleneceği Alan Kadıköy'le bir bütünlük teşkil ediyor. Çağdaş tiyatronun sahneleme biçimlerinden esinlenerek tasarlanan 8.200 metrekare kapalı alana sahip Alan Kadıköy, bilindik sahne tasarımlarının ötesinde seyir imkanı sunuyor. Tiyatro salonu 400 izleyiciyi ağırlayabiliyor ve oyunun niteliğine göre klasik sahne, orta sahne, meydan sahne, arena sahne, forum düzenlerinde de kullanılabiliyor. Alan Kadıköy, tiyatronun en önemli sorunlarından biri olan prova olanağına da çare oluyor; gerektiğinde farklı düzenlemelerle çalışma mekanlarına dönüştürülebilen prova salonlarında sanatçılar 7/24 prova yapabilecek. Merkezde, 650 metrekare genişliğinde bir de sergi salonu bulunuyor. Alan Kadıköy sergi salonu da XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu'na ev sahipliği yaparak açılışını yaptı. Sergide, Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonunda yer alan 433 eser arasından Metin Deniz tarafından bir araya getirilin 182 eser yer alıyor. İstanbul'un Anadolu yakasında bugüne kadar düzenlenmiş en kapsamlı sergisinde sanatseverler resim ve heykelleri görmenin yanı sıra konuşma programları, rehberli turlar ve ayrıca çocuklar için atölyelerin de dahil olduğu etkinliklere katılabilecekler. Sergi 15 Şubat 2022'ye kadar görülebilecek. İklim kriziyle mücadelede yeşil alanların sayısını artırmayı hedefleyen Kadıköy Belediyesi ilçedeki parkları çok amaçlı olarak projelendiriyor. Bunlardan bir tanesi de Alan Kadıköy'ün bitişiğinde bulunan Yaratıcılık ve Sanat Parkı: Yaklaşık 3.800 metrekare olan parkta 250 kişilik açık hava sahnesi, doğal arazi eğimi dikkate alınarak tasarlanan yaratıcı oyunların hakim olduğu oyun alanı, sanat kütüphanesi, sanat istasyonları, yaklaşık 600 metrekare kent bostanı ve eğitim alanları yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/alejandro-zambra-okumamak-ile-raflarda/", "text": "Çağdaş Şili edebiyatının parlak yazarlarından Alejandro Zambra'nın Okumamak adlı kitabı Notos Kitap tarafından yayınlandı. Alejandro Zambra Okumamak ile raflarda... Çağdaş Şili edebiyatının parlak yazarlarından Alejandro Zambra'nın Okumamak adlı kitabı Notos Kitap tarafından yayınlandı. Okumamak'ın Türkçeye çevirisini Çiğdem Öztürk yaptı. Okumamak adlı kitapta Alejandro Zambra, edebiyat üstüne yazılarını okurlara ulaştırıyor. Kendi edebiyat yolculuğuna da yer verdiği bu içten, bir o kadar da derinlikli yazılarında Bolano'dan Tanizaki'ye, Cortazar'dan Kafka'ya, Buzzati'den Borges'e, Madam Bovary'den Yastıkname'ye birçok yazar ve eser hakkında tespitlerde bulunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ali-poyrazoglu-atinayi-nasil-aglatti/", "text": "Tiyatromuzun usta isimlerinden Ali Poyrazoğlu bu günlerde Yunanistan'da oyununu sahneliyor. Ali Poyrazoğlu, Atina'daki oyunu sırasında seyircilere duygu dolu anlar yaşattı, onları ağlattı. Ali Poyrazoğlu Atina'yı nasıl ağlattı? Tiyatromuzun usta ismi Ali Poyrazoğlu, sahnelediği oyunlarla sadece ülkemizde değil yurt dışında da geniş kitleler tarafından izleniyor. Yunanistan'da sergilediği oyunla ilgili sosyal medyadan bir paylaşım yapan Ali Poyrazoğlu, anlamlı bir mesaj verdi. 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümünde Ali Poyrazoğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Atina'da sergilediği oyunla ilgili salonun hüngür hüngür ağladığını belirtti. Ali Poyrazoğlu'nun paylaşımı duygu dolu tepkiler aldı. Eleştiriler de ver elbette. Ancak Ali Poyrazoğlu'nun paylaşımı 6-7 Eylül olaylarının yıl dönümünde duygu dolu paylaşımların doğmasını sağladı. Oyunun bir bölümünü Yunanca oynuyorum. Atina'dayız. Salon'un %70 i İstanbuldan göçmek zorunda kalmış rum'lar. Nereye gidersen git İstanbul arkandan gelir, şehir seni izlerdediğimde bütün salon hüngür hüngür ağlıyordu."} {"url": "https://724kultursanat.com/ali-poyrazoglu-hayatim-roman-ile-trump-sahnede/", "text": "Tiyatronun duayen ismi Ali Poyrazoğlu kendi hayatından kesitlerin yer aldığı 'Hayatım Roman' adlı müzikal kabare gösterisini bu kez Trump Sahne'de sergiliyor. Ali Poyrazoğlu Hayatım Roman ile Trump Sahne'de. Ali Poyrazoğlu 'Hayatım Roman' ile güldürmeye devam ediyor. Tiyatronun usta ismi Ali Poyrazoğlu, Hayatım Roman adlı müzikli kabare gösterisiyle bu kez Trump Sahne'de seyircinin karşısında olacak. Hayatım Roman, 16 Ocak Pazar saat 18:00'de Trump Sahne'de seyirciyle buluşacak. Usta ve duayen sanatçı Ali Porazoğlu, kendi hayatından kesitlerin yer aldığı, yazdığı ve sahnelediği 'Hayatım Roman' müzikli kabarede sıradanlığa meydan okuyor. Ali Poyrazoğlu'nun sanatla iç içe olan hayatını onun dilinden dinlerken bolca güleceğiniz bu kabareyi izlemenin keyfine varacaksınız. Dünyaya meydan okuyan, hayatını sanatla taçlandıran sanatın önemini fark edenlerin taçları kendileri takarlar diyen ünlü sanatçının yaşam hikayesinden çok şey öğreneceksiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/alice-muzikali-yeniden-sahnede/", "text": "Alice müzikali yeniden sahneleniyor. Serenay Sarıkaya, Ezgi Mola, Eris Arıkan, Şükrü Özyıldız, İbrahim Selim gibi isimlerin rol aldığı geçtiğimiz sezonlarda büyük sükse yapan müzikal seyirciyle yeniden buluşuyor. Alice müzikali yeniden sahnede... Lewis Carroll tarafından yazılan ve bugüne kadar 174 dile çevrilerek edebiyatın eşsiz eserlerinden biri olma özelliğine sahip Alice Harikalar Diyarında, Serdar Biliş'in yönetmenliği ve Beyhan Murphy'nin koreografisi ile çağdaş bir müzikal uyarlama olarak yeniden sahnedeki yerini alıyor. BKM, Zorlu PSM ve id ortak yapımcılığında hayata geçirilen Alice müzikali 7 Şubat'tan itibaren yeniden Zorlu PSM'de seyircilerle buluşacak. İlk kez 7 Şubat 2019'da perde açan, pek çok kez kapalı gişe oynayan, 23. Afife Tiyatro Ödülleri'nde Haldun Dormen Özel Ödülü ve En İyi Koreografi Ödülleri'nin sahibi olan Alice Müzikali, uzun bir aranın ardından ilk kez perde açtığı 7 Şubat'ta yeniden seyirciyle buluşacak olmanın heyecanını yaşıyor. ALICE adı ile izleyicisiyle buluşan müzikalde Serenay Sarıkaya Alice olarak izleyicisinin karşına çıkarken, Ezgi Mola Kraliçe, Enis Arıkan Tavşan, Şükrü Özyıldız Şapkacı, İbrahim Selim Kral, Merve Dizdar ise Kedi rolü ile başrolleri paylaşıyor. BKM, Zorlu PSM ve id ortak yapımcılığında, dünya sahnelerinin dev prodüksiyonlarına ev sahipliği yapan Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde izleyicisi ile yeniden buluşacak olan müzikal; dev sahne prodüksiyonu, etkileyici görsel efektleri, benzersiz kostümleri, müzikleri ve birbirinden yetenekli oyuncu kadrosu ile büyüleyici bir sahne şovuna hazır! Şimdiden yerinizi alın. Müzikalin biletleri 21 Aralık'tan itibaren Biletix'te satışta."} {"url": "https://724kultursanat.com/alp-er-tunga-destansi-hikayesi-ile-necati-demirin-kaleminden/", "text": "Prof. Dr. Necati Demir'in kaleminden Türk tarihinin ilk büyük hakanı Alp Er Tunga'nın destansı hikayesi İnkilap Kitabevi etiketiyle raflarda. Dünya kütüphaneleri ve yazılı eserleri taramış, ayrıca alan araştırmaları yapmış olan Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, ortaya derli toplu bir Alp Er Tunga portresi çıkardı. Prof. Dr. Necati Demir'in kaleminden çıkan Turan Hakanı Alp Er Tunga, İnkılap Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Prof. Dr. Necati Demir'in Alp Er Tunga'nın hikayesini anlattığı kitap, destanlarda, efsanelerde ve eski yazılı kaynaklarda kahramanlık hikayeleri anlatılan Alp Er Tunga'nın Turan hayalini somutlaştırması ve Türkleri tek bayrak altında toplayan ilk büyük komutan olması gibi konulara değiniyor. Türkleri tek bayrak altında toplayan Tunga'nın, Türk tarihindeki büyük komutan ve devlet adamları içerisinde hakkında en az bilgi bulunan ve en az araştırma yapılan isim olmasından yola çıkılarak kaleme alınan bu kitap okuyucuları bir tarih serüvenine çıkarıyor. MÖ 7. yüzyılda yaşadığı düşünülen Alp Er Tunga'nın ya da bilinen diğer adıyla Efrasiyap'ı araştıran ve kaleme alan Prof. Dr. Necati Demir, Alper Er Tunga'nın dünyaca bilinen bir diğer ismi Efrasiyap'ın yaygınlaşmasının esas kaynağı olan İranlı yazar Firdevsi ve onun meşhur eseri Şehname gibi eserleri ele alıyor. Firdevsi'nin kitabında Alp Er Tunga'yı Ari Savaş Tanrısı Frangrasyan'a benzetmesi onun adı ile anması ve bu isim Alp Er Tunga ile özdeşleşmesi üzerine Necati Demir, bu tespiti hem Şehname hem de farklı kaynaklardan yararlanarak yaparak bu durumun oluşturduğu zemin kaymasını ortaya koyuyor. Kimi kaynaklarda Alp Er Tunga'nın Budizm inancına sahip olduğunu ve bu dini yaymaya gayret ettiğini iddia edilse de Turan Hakanı Alp Er Tunga kitabında Prof. Dr. Necati Demir, bir anakronizm örneği olan bu iddiayı da çürütüyor. Alp Er Tunga/Efrasiyap, Türklerin dünyayı yönetme ülküsünün bayrağı ve simgesidir. O, Türklüğün Turan hayalinin başlangıç noktası ve temel felsefesidir. Tarih boyunca Turan hayali ile yaşayanların ilk ve gerçek hakanıdır. Bu Turan hakanı ile ilgili bilgiler; destanlarda, efsanelerde ve eski yazılı kaynaklarda yer almış, çok az bir kısmı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Alp Er Tunga; Türk tarihini başarı, şan ve şeref ile süsleyen Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Sultan Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi sayılı devlet adamlarındandır. Büyük Hakan'dan sonra tarih sahnesinde yer alan Türk devletleri, ondan kut alarak, onun soyundan gelenler veya geldiğini iddia edenler tarafından kurulmuştur. Alp Er Tunga, yaşadığı dönemde bütün Türkleri aynı sınır içerisine toplayarak bir Türk birliği kurmuştur. Anadolu'nun da ilk fatihidir. MÖ 7. yüzyılda Anadolu'ya gelmiş, Orta ve Doğu Anadolu'yu ele geçirmiş, Mısır'a kadar giderek yaklaşık 29 yıl bu coğrafyayı elinde tutmuştur. Prof. Dr. Necati Demir, Alp Er Tunga konusunda dünya kütüphanelerini ve yazılı eserleri taramış, alan araştırmaları yapmıştır. Böylece Alp Er Tunga'nın tarihi, destani ve efsanevi kişiliğiyle ilgili bilgiler bir araya getirilmiştir. Elinizdeki kitap ile şimdilik bilinen ilk Türk devleti ve ilk Türk hakanı hakkında derli toplu bir çalışma ortaya çıkmıştır."} {"url": "https://724kultursanat.com/alp-yazici-fotograf-sergisi-paris-carrousel-du-louvreda/", "text": "Genç fotoğraf sanatçısı Alp Yazıcı Dünyanın Renkleri-Colors Of The World isimli ilk solo sergisi Paris'te 31 Mart-2 Nisan 2023 tarihleri arasında gerçekleşti. Genç fotoğraf sanatçısı Alp Yazıcı'nın ilk solo sergisi, Paris, Carrousel du Louvre'da 31 Mart -2 Nisan 2023 tarihleri arasında sanatseverlerle buluştu. 7 yaşında bu yana fotoğraf çeken 17 yaşındaki Alp Yazıcı Paris'te sanatseverlerle buluştu. Yazıcı'nın Dünyanın Renkleri-Colors Of The World isimli ilk solo sergisi 31 Mart-2 Nisan 2023 tarihleri arasında gerçekleşti. İlk solo sergisini gerçekleştirdiği için çok heyecanlı olduğunu belirten Yazıcı, Fotoğraf çekmeye ilk başta babam Emre Yazıcı'ya özenerek başladım, onunla ve fotoğraf grupları ile yaptığımız seyahatler ufkumu açtı, ona fotoğraf atölyeleri ve gezilerinde eşlik ederek kendimi geliştirdim. Dünyamızın nasıl güzel bir yer olduğunu gördüm ve bunu kadrajıma aktarmaya çalıştım. Bu dünyayı ve güzelliklerini korumak istiyorum, o yüzden sürdürülebilirlik üzerine eğitimime devam etmeyi hedefliyorum ama fotoğraf her zaman tutkum olacak. Diğer hobilerim arasında ise; siyah kuşak karate, kayak, yelken ve golf var. şeklinde konuştu. Yazıcı daha önce 2016 yılında 24 sanatçının katılımıyla Salt Tuz temasıyla Işık Galeri'de ve 2018 Eylül'de Çocuk Göğüs Hastalıkları Kongresi'nde 2 Genç Fotoğrafçının Objektifinden Gezerken sergilerinde de yer almıştı. Alp Yazıcı Hakkında: Nisan 2005 doğumlu İstek Acıbadem Lisesi, 3. sınıf lise öğrencisi olan Alp Yazıcı, karatede siyah kuşak ve yelken sporu ile de ilgileniyor. 2012 tarihinden bu yana fotoğraf çekiyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-ahududu-odulleri-2022-aciklandi/", "text": "Yılın en kötü filmlerine ve oyuncularına verilen Altın Ahududu Ödülleri'nin bu yılki sahipleri açıklandı. Diana the Musical, yılın en kötü filmi seçildi. Her yıl Oscar Töreni'nden bir gün önce açıklanan Altın Ahududu Ödülleri'nin bu yılki 'kazananları' belli oldu. Yılın en kötü filmlerine ve oyuncularına verilen Altın Ahududu'da aynı zamanda bir sahne yapımı olan Diana the Musical'ın film versiyonu ve basketbol temalı devam filmi Space Jam: A New Legacy, öne çıktı. Oscar'lı oyuncu Jared Leto'nun Ridley Scott imzalı House of Gucci filmindeki performansıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Razzie'ye layık görülmesi bu yılın sürprizi olarak dikkat çekti."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-kopek-heykeli-icin-devlet-toreni/", "text": "Daha önce kendisinin at üzerindeki altın heykelini diktiren Türkmenistan Devlet Başkanı Kurbangül Berdimuhammedov, şimdi de başkentin merkezine 6 metrelik altın varaklı köpek heykeli diktirdi. Türkmenistan Devlet Başkanı Kurbangül Berdimuhammedov, şimdi de başkentin merkezine 6 metrelik altın varaklı köpek heykeli diktirdi. Başkent Aşkabat'ın merkezine dikilen Alabay cinsi bir köpek heykelinin açılışı için devlet töreni düzenlendi. Berdimuhammedov, 2015'te de kendisinin Akal-Teke cinsi bir Türkmen yarış atı üzerinde tasvir edildiği altından bir heykel diktirmişti. Alabay köpeklerine sevgisiyle bilinen Türkmen lider, geçen yıl bu köpeklerle ilgili bir kitap yayımlamıştı. Devlet medyası heykelin, Akal-Teke'yle birlikte Türkmenistan'ın kültür mirası listesinde yer alan Alabay'ların gurur ve özgüvenini yansıttığını belirtti. Heykelin maliyetine ilişkin bir açıklama yapılmadı. Türkmenistan'da Devlet Başkanı Berdimuhamedov'un en sevdiği köpek cinsi olan ve ülkenin simgelerinden biri olarak sunulan Alabay cinsi köpeğin altı metrelik altın kaplama bir heykeli yapıldı. Heykel, Berdimuhamedov'un da katıldığı devlet töreniyle açıldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-koza-belgesel-film-yarismasi-icin-filmler-belirlendi/", "text": "Altın Koza Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda yarışacak 10 film belirlendi. 29. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde bu yıl ilk kez Ulusal Belgesel Film Yarışması düzenlenecek. Altın Koza Belgesel Film Yarışması için filmler belirlendi. 29. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde bu yıl ilk kez Ulusal Belgesel Film Yarışması düzenlenecek. Altın Koza Ödülleri için Ulusal Belgesel Film Yarışması dalında 53 filmin başvurusu yapıldı. Jüri bu filmler arasından elemelerini yaparak, yarışmada yer alacak filmleri belirledi. 29. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali 12 18 Eylül 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festivalde bu yıl ilk kez Ulusal Belgesel Film Yarışması düzenlenecek. Dört filmin dünya prömiyerini yapacağı yarışmadaki belgeseller yapımcı ve yönetmen Sevinç Yeşiltaş, yapımcı ve yönetmen Vedat Atasoy ve yapımcı Derya Tarım'dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Ödüller 17 Eylül akşamı düzenlenecek olan törenle sahiplerini bulacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-kure-2022-adaylari-aciklandi/", "text": "Oscar ödüllerinin habercisi olan sinema ve televizyon dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Altın Küre için adaylar açıklandı. Altın Küre 2022 adayları açıklandı. Oscar ödüllerinin habercisi olarak değerlendirilen sinema ve televizyon dünyasının en iyilerine verilen Altın Küre 2022 adayları açıklandı. Ödüller, 9 Ocak'ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. 2022 yılında 79'uncu kez düzenlenecek olan Altın Küre Ödülleri için adaylar belli oldu. Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin açıkladığı sinema yapımları arasında The Power of the Dog ve Belfast filmleri yedi adaylıkla öne çıktı. Kenneth Branagh'ın Belfast ile Jane Campion'un The Power of the Dog, sinema kategorisinde öne çıkan yapımlar oldu. Netflix 17, HBO/HBO Max ise 10 adaylık aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-portakal-tehlikede/", "text": "60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bir filmin jüri tarafından değerlendirem dışı bırakılması, tepkilere yol açtı. Jüri üyeleri görev yapmayacaklarını, yönetmen ve yapımcılar da filmlerinin festivalde gösterilmeyeceğini belirterek tepkilerini ortaya koydu. Altın Portakal'da çıkan sansür krizi büyüyor. Jüriden sonra 27 film de festivalden çekildi. 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali 'sansür' krizi ile sarsılılıyor. Festivalin 'Ulusal Belgesel Film Yarışması' kategorisinden Kanun Hükmü filminin çıkartılmasına tepkiler büyüyor. Önce festivalin jüri üyeleri, görev yapmayacaklarını açıkladı. Ardından ise 27 yönetmen ve yapımcı da filmlerinin festivalde yer almayacağını duyurdu. 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali 7-14 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek. Festivalde, 'Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda 8 film yarışmaya hak kazandı. Altın Portakal Film Festivali Yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu, Kanun Hükmü filminde yer alan bir kişi ile ilgili yargı sürecinin devam ettiği gerekçisiyle filmin yarışma seçkisinden çıkarıldığını açıkladı. Bu karar üzerine filmin yönetmeni Nejla Demirci tepki göstererek, kararın sinema ve belgesellere yapılan bir darbe olduğunu kaydetti. Yaşanan gelişme üzerine, sinemacılar tepkilerini ortaya koymakta gecikmedi. Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Ulusal Kısa Metraj Film Yarışması, Edebiyat Uyarlaması Senaryo Yarışması ve Belgesel Film Yarışması jüri üyeleri, meslektaşlarıyla yan yana duracaklarını açıkladı. Jüri üyeleri imzalı ortak açıklamada, filmin Belgesel Yarışma seçkisine geri alınmasıyla görevlerini yerine getireceklerini duyurdu. Açıklamada imzası bulunan Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması filmlerinden 'Beraber'in yönetmeni Mete Gümürhan, '8x8' filminin yönetmeni Kıvanç Sezer de duyuruyu sosyal medya hesaplarından paylaştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/altin-portakalda-kanun-hukmu-krizinde-son-nokta/", "text": "Altın Portakal Film Festivali'nde yaşanan Kanun Hükmünde belgesel filmi krizinde son nokta... Festival yönetimi filmi ikinci kez seçkilerden çıkardı. Altın Portakal'da Kanun Hükmü krizinde son nokta; film ikinci kez festivalden ihraç edildi. 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Belgesel Yarışması seçkisinde Kanun Hükmü krizi sinema dünyamızı sarstı. KHK ile ihraç edilen iki kamu çalışanın yaşadıklarını konu eden Kanun Hükmü belgeseli 'filmde yer alan bir kişinin yargı süreçinin deva ettiği' gerekçesiyle festival yönetimin tarafından seçkilerden çıkarılmıştı. Bunun üzerine, jüri üyeleri festivalde görev yapmayacaklarını belirterek tepkilerini koydu. Yapımcı ve yönetmenler de festivalden filmlerini çekti. Yaşanan büyük tepkinin ardından Kanun Hükmü filminin seçkilere tekrar alındığı açıklandı. Ancak bu açıklamanın ardından Kültür Bakanlığı festivalden desteğini çektiğini açıkladı. Altın Portakal Film Festivali Yönetmeni Ahmet Boyacıoğlu, Kanun Hükmü belgeselinin seçkilere yeniden alınmasına yönelik kararın gerekçesi olarak ise 'filmde yer alan kişi ile ilgili yargılama sürecinin devam etmediğinin festival yönetimi tarafınca belgelenmesini' gösterdi. Belgeselin yapımcısı Nejla Demirci, filme getirilen sansürün kaldırıldığını sosyal medya hesabından Sinemamız, halkımız, Antalya, Antalya Film Festivali ve emekçileri el ele verdik ve demokrasi mücadelemizi kazandık. ifadesiyle duyurdu. 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde FETÖ terör örgütü propagandası yapılmasına vesile olunması son derece üzücüdür. Sanatın provokasyon unsuru olarak kullanılması çabasının bir parçası olmuyor ve festivalden çekilmiş bulunuyoruz. Ancak tüm bunlar yaşanırken Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın festivalden Kanun Hükmü belgeseli nedeniyle desteğini çekme kararı sonrası Altın Portakal yönetimi belgeseli ikinci defa festival seçkisinden çıkardı."} {"url": "https://724kultursanat.com/amorf-kitap-yayin-hayatina-basladi/", "text": "Yayıncılık dünyasında yeni bir yayınevi ilk kitabıyla okurlarla buluştu. Amorf Kitap, sanat gazetecisi Menekşe Gülben'in Yalnızlık Bakanlığı adlı eseriyle yayıncılık hayatına başladı. Amorf Kitap yayın hayatına başladı. Edebiyat, psikanaliz, sanat ve aktüalite başlıklarıyla yayın yapacak Amorf Kitap hikayenin türleri ve biçimleri üzerine yepyeni bir düşünme alanı yaratmayı hedefleyerek yayın hayatına merhaba dedi. Anlatının gücüyle ve kitaplara duyduğu sevgiyle okuruna merhaba diyen Amorf Kitap, yayıncılık sektöründeki tecrübelerini yeni projelerin heyecanıyla birleştiriyor. Formsuz, hiçbir biçime tabi olmayan anlamına gelen Amorf kelimesinden ilham alan yayınevi aynı anlayışı kitaplarına da yansıtmayı hedefliyor. 15 yılı aşan yayıncılık hayatını büyük yayınevlerinde editör, yazar menajeri, yayın koordinatörü ve yazar koçu başlıklarıyla sürdüren Çiğdem Aldatmaz On beş yıllık yayıncılık deneyimimle kitaplara duyduğum sevgiyi birleştirerek yarattığım Amorf Kitap'ta değerli ve özel fikirler içeren, merkezinde fikir olan kitaplar yayınlanacak. Sanat, edebiyat, psikanaliz ve aktüalite başlıklarıyla hikayenin çeşitli formlarını işleyecek, kimi zaman da yepyeni formlar oluşturacağız. Bunun yanında okurlar kapaklarımızda değerli sanatçıların işlerini görebilecek. Logo kullanımını yurtdışındaki tasarım biçimlerinden aldık. Aynı zamanda yazar adaylarına yol gösteren yayın danışmanlığı hizmetiyle fikirden kurguya ve kitap raflarına uzanan yolculukta onlarla birlikte yürüyeceğiz. Yazar koçluğu, derin editörlük ve proje editörlüğü hizmetlerimiz ise devam edecek. şeklinde görüşlerini paylaştı. Yayınevi ilk kitabını yılın son ayında yayımladı. Sanat gazetecisi Menekşe Gülben'in Yalnızlık Bakanlığı isimli öykü toplamı kolektif bir çağrıda bulunarak okuru yalnızlık biçimleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Kitabın kapağında değerli sanatçı Gülsün Karamustafa'nın Çifte Hakikat isimli enstalasyonu yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/andy-warhol-istanbulda/", "text": "Pop art sanatının öncülerinden Andy Warhol'un 125 eserinin yer alacağı sergi İstanbul'da açılacak. Sergi 1 Ekim 2023 29 Şubat 2024 arasında açık kalacak. Andy Warhol İstanbul'da... Pop art sanatının öncülerinden Andy Warhol'un eserleri İstanbul'da sergilenecek. Andy Warhol-İstanbul sergisi, 1 Ekim'de açılacak. Andy Warhol ABD'li ressam, film yapımcısı ve grafik tasarımcı... 20. Yüzyılın en tanınmış ve etkili pop art sanatçılarından biri olan Warhol'un 125 eserinin yer aldığı Andy Warhol-İstanbul sergisi, İstanbul Lale Müzesi'nde açılacak. Sergi 1 Ekim'de açılacak ve 29 Şubat 2024 tarihine kadar İstanbul Lale Müzesi'nde ziyaretçileri ağırlayacak. Sergide yer alan 10 eser ise Beyoğlu Kültür Yolu Etkinlikleri kapsamında 30 Eylül'den itibaren 2 hafta boyunca Atatürk Kültür Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak. Pop art akımının önde gelen temsilcilerinden Warhol, sanat dünyasına getirdiği radikal yaklaşımlarla tanınıyor. Pittsburgh'da 1928'de doğan Warhol, Slovak göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Sanat kariyerine ticari illüstrasyonlar yaparak başlayan Warhol, zamanla modern sanat dünyasının renkli isimlerinden biri oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/andy-warhol-sergisinde-bedri-baykam/", "text": "Sanatseverlerin yoğun ilgiyle takip ettiği Andy Warhol sergisinde 'McArt Talk Series' sanat sohbetleri başlıyor. Andy Warhol sergisinde Bedri Baykam, Alinur Velidedeoğlu ve Erdil Yaşaroğlu ile sanat dolu sohbetler başlıyor. 'McArt Talk Series' başlığı ile düzenlenen sanat sohbetlerinin ilkinde 30 Kasım akşamı Alinur Velidedeoğlu olacak. Sanatseverlerin yoğun ilgiyle takip ettiği Andy Warhol sergisinde 'McArt Talk Series' sanat sohbetleri başlıyor. Pop Art'ın öncüsü Andy Warhol başta olmak üzere, yine bu akımın en önemli isimleri arasında olan Keith Haring, Roy Lichtenstein ve James Rosenquist'in 100'den fazla orijinal eserini sanatseverlerle buluşturan Andy Warhol sergisi, McArt Talk Series'i başlatıyor. Serginin ana sponsoru Odeabank. UNIQ Expo'da 29 Mart'a kadar sürecek olan sergi, 1500 metrekarelik dev bir Pop Art arenasında sanat dolu gecelere imza atmaya hazır. 30 Kasım akşamı Alinur Velidedeoğlu ile başlayacak olan McArt Talk Series, 7 Aralık akşamı Erdil Yaşaroğlu, 18 Aralık akşamı ise Bedri Baykam ile devam edecek. Saat 19.30 20.30 arasında gerçekleşecek olan ücretsiz sohbetler, kontenjanla sınırlı. McArt Talk Series'in ilki; reklam ve film yapımcısı Alinur Velidedeoğlu ile UNIQ Expo'da başlıyor. Keiretsu Forum GM'si Duygu Eren moderatörlüğünde sanatseverlerle buluşacak olan Alinur Velidedeoğlu, popüler sanat üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirecek. Andy Warhol sergisi küratörü Begüm Alkoçlar moderatörlüğünde sanatseverlerle bir araya gelecek olan karikatür ve heykel sanatçısı Erdil Yaşaroğlu, ilk kişisel sergisi olan 'Oyun' hakkında ve popular kültüre dönük mizah dolu eğlenceli bir sohbet gerçekleştirecek. Andy Warhol sergisinde sanatseverlerle bir araya gelecek olan Bedri Baykam, 'Sanat Tarihi Haritası' üzerine özel bir sohbet gerçekleştirecek. Popüler sanatı kavramsal olarak değerlendirecek olan Bedri Baykam aynı zamanda son kitabı 'Sistem Eleştirileri' için de bir imza seansı gerçekleştirecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/angelina-jolie-maria-callas-rolunde/", "text": "Dünyaca ünlü soprano Maria Callas'ın hayatı biyografik film olarak sinemaya geliyor. Maria Callas'ı Angelina Jolie canlandıracak. Filmin yönetmenliğini ise Oscar adayı yönetmen Pablo Larrain üstlenecek. Angelina Jolie Maria Callas rolünde... Angelina Jolie, İtalya'da sopranonun 'prima donnası' olarak tanımlanan Maria Callas'ı canlandıracak. Maria filminde Angelina Jolie'nin rol alacağı açıklandı. Dünyaca ünlü Yunan soprano Maria Callas'ın hayatı sinema filmi olarak çekilecek. Çalkantılı yaşantısı ile de dikkat çeken Maria Callas'ı Angelina Jolie canlandıracak. 1950'li yılların ve belki tüm zamanların en çok tanınan, yaşadığı sansasyonel olaylarla da ayrıca magazin dünyasında ses getiren soprano Maria Callas, beyaz perdede Angelina Jolie ile yeniden karşımıza gelecek. 1977 yılında hayata veda eden Maria Callas, Oscar adayı yönetmen Pablo Larrain tarafından sinemaya taşınacak. Angelina Jolie, son zamanlarda çocuklarının velayeti için eski eşi Brad Pitt ile süren davalarla gündemde. Ünlü yıldız bu defa sinema projesiyle haberlerde yer aldı. Amerikalı oyuncu Angelina Jolie 47 yaşında. Şimdi Maria Callas'ı canlandırmak üzere kamera karşısına geçmeye hazırlanıyor. Maria filminin senaryosunu Peaky Blinders dizisi, Spencer ve Jackie filmlerinin yaratıcısı Steven Knight yazacak. Maria filmi biyografik özellikle olacak. Dünyanın en büyük opera sanatçısının 1970'lerin son günlerinde, yeniden yaşanıp yeniden hayal edilen hayatının çalkantılı, güzel ve trajik hikayesi filmde yer alacak. Angelina Jolie Maria'nın hayatına ve mirasına karşı sorumluluğu çok ciddiye alıyorum derken, yeni rolüyle ilgili Zorluğu karşılamak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Pablo Larrain uzun zamandır hayran olduğum bir yönetmen. Onunla çalışmak ve senaryosunu Steven Knight'ın yazdığı Maria'nın hikayesini daha fazla anlatma şansına sahip olmak bir rüya şeklinde konuştu. Maria Callas, Amerika doğumlu bir Yunan soprano şarkıcısı ve 20. yüzyılın en ünlü opera şarkıcılarından biriydi. Manhattan'da doğdu ve opera eğitimini 13 yaşındayken Yunanistan'da aldı ve daha sonra kariyeri için İtalya'ya taşındı. Yıllar boyunca, kişisel ve profesyonel yaşamında birçok skandalla uğraştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ankara-sanat-tiyatrosunun-58-yillik-sahnesi-yikilacak/", "text": "Türk tiyatrosunun simge sahnelerinden Ankara Tiyatro Sahnesi 58 yıldır perde açtığı salondan taşınmak zorunda kaldı. Tarihi mekan şimdi otopark ya da otel olacak. Ankara Sanat Tiyatrosu'nun 58 yıllık sahnesi yıkılacak. Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan ve birçok önemli ismi sahnelere kazandıran Ankara Sanat Tiyatrosu 58 yıldır perde açtığı salona veda etti. Yarım yüzyıldan fazla bir süredir tiyatroya hizmet eden bina otopark ya da otel yapılmak üzere yıkılacak. Ankara Sanat Tiyatrosu 58 yıldır perde açtığı Ihlamur Sokak'taki tarihi salonunu boşaltmak zorunda kaldı. Yapılan açıklamada, Bu salonu doğduğu gün boşaltmak zorunda kalmanın, bu salona emek vermiş şimdi hayatta olmayan tiyatro emekçilerinin kemiklerini sızlattığını hissediyoruz, üzgünüz denildi. AST'ın çalışmaları Bilkent Sahne'de devam edecek. Ankara'da 6 Aralık 1963 yılında Asaf Çiğiltepe öncülüğünde kurulan Ankara Sanat Tiyatrosu, Ihlamur Sokak'ta 58 yıldır perde açtıkları tarihi salonu boşaltmak zorunda kaldıklarını duyurdu. Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından yapılan açıklamada, Pandemi döneminin getirdiği kaldırılamaz yükler, yıllardır mahrum bırakıldığımız devlet yardımları, mülk sahibinin bir tiyatro kurumuna dayattığı ağır koşullar ve uzlaşmaz tavrı sebebiyle, bir kentin, bir ülkenin belleğini, tarihini, kültürünü temsil eden, sayısız sanat insanının yetişmesine vesile olmuş; oyunlarına, her türlü etkinliklere ev sahipliği yapmış evimizden ayrılmak zorunda bırakıldık. İzmir Caddesi Ihlamur Sokak'taki tarihi salonunu 6 Aralık 2020'de boşaltmak zorunda kaldığımızı üzülerek bildiriyoruz denildi. Bu salonu doğduğu gün boşaltmak zorunda kalmanın, bu salona emek vermiş şimdi hayatta olmayan tiyatro emekçilerinin kemiklerini sızlattığını hissediyoruz, üzgünüz ifadelerine yer verilen açıklamada, bu süreçte tarihi salonun açık kalması adına yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığı belirtildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/antakya-9-uluslararasi-film-festivali-etkinliklerinde-karla-filmi-gosterimi/", "text": "Antakya 9. Uluslararası Film Festivali etkinlikleri kapsamında yönetmenliğini Ceyhan Kandemir'in yaptığı Karla adlı filmin gösterimi yapıldı. Antakya 9. Uluslararası Film Festivali etkinliklerinde Karla filmi gösterimi yapıldı. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Atatürk Konferans Salonunda gösterilen filmin ardından HMKÜ İletişim Fakültesi iş birliği ve katkılarıyla Prof. Dr. Ceyhan Kandemir, Doç. Dr. Onur Akyol, Dr. Hakan Dikmen ve Mehmet Ersöz'ün yer aldığı söyleşi gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ceyhan Kandemir söyleşide yaptığı konuşmasında Karla benim kızımın adı. İlk oyunculuk deneyimini bu filmle yaşadı. Bunun için de ayrıca gururluyum. Kurmaca bir filmi belgesel tatlarla zenginleştirmeye gayret gösterdik. Filmin ismine ben değil ekibimiz karar verdi. Ciddi bir çalışma maratonunun sonunda böyle bir üretimi gerçekleştirdik. Filmde kullanılan müzik sadece bu filme özgü olarak tasarlandı. Bu müziği çok sevdiğimiz için de, müziği kullanma yoluna gittik. Biz yapabildiysek muhakkak sizler de yapabilirsiniz. Bu süreçte en büyük gücümüz motivasyonumuz oldu: Sizler de motivasyonunuzu kaybetmeyin ifadelerine yer verdi. Kandemir'in ardından konuşan Doç. Dr. Onur Akyol ise; Dijital teknolojinin bize sunduğu yeniliklere açıklık getirmeden önce 'Karla' filminde hocamız video kayıt özelliği olan bir fotoğraf makinesi aracılığıyla bir üretim ortaya koydu. Daha düşük bütçelerle daha ulaşılabilir düzeydeki teknolojik ürünler sayesinde sinema sektöründeki zorluklar da ortadan kalktı. Karla filmi de bağımsız şekilde yani bütçeden yoksun yapısıyla ortaya çıktı. Hikayelerimizi anlatabilmek bu dijital teknoloji sayesinde kolaylaştı. Bu işe yeni giren öğrencilerimiz de en iyi kameraya, en iyi ışık sistemini bulmaya çalışıyor fakat hikayeyi geri plana itiyor. Eğer bir hikayeniz varsa elinizdeki imkanın en iyi imkan olduğunun farkına varıp hikayenizi anlatabilirsiniz sözlerini kullandı. Söyleşinin bir diğer konuşmacısı Dr. Hakan Dikmen Dijital yayıncılık serüvenimizin başlangıcı yıllar öncesine dayanıyor. Şu an birçok platformda kullanılan teknik altyapının kurulumunu ülkemizde oluşturabilmek adına çalışmalar yürüttük. Sizler de içerisinde bulunduğunuz dönemin olanaklarının farkına varmalı ve gelecekteki oluşabilecek ortamlara hazırlıklı olmalısınız ifadelerini dile getirdi. Mehmet Ersöz konuşmasında teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanmanın öneminden bahsetti. Ersöz, Yollarımız bir olduğu gibi hikayelerimiz de bir. Teknolojinin zirve noktasında bulunuyorsunuz ve bu sizler için büyük bir avantaj oluşturuyor. Eskiden kullandığımız aletlerden yöntemlere kadar her şey fazlasıyla büyük ve kullanımı zordu. Örneğin kurgu setleri bir oda büyüklüğündeydi. Evirilen teknolojiyi anbean görme şansı bulduğumdan onlara ayak uydurmamız gerekiyordu. Sizler alanın inceliklerine hakim olmak için teknolojik gelişmelerden yararlanmalı ve teknoloji gelişirken siz de gelişmeye devam etmelisiniz. Bir hikayeniz varsa onu anlatmamak için bir bahaneniz olmaması gerekir. Yeni bir şey söyleme arzunuz varsa onu söylemekten vazgeçmeyin dedi. Etkinlik sonunda konuşmacılar öğrencilerden gelen soruları büyük bir içtenlikle cevapladı. Söyleşi bitiminde konuşmacılara Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Veysel Eren tarafından teşekkür belgesi ve hediye verildi. Gün çekilen hatıra fotoğrafı ile ölümsüzleştirildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/antigone-oyununun-konusu/", "text": "İBB Şehir Tiyatroları'nın Ocak 2022 oyun programında yer alan Antigone, Sofokles'in ünlü eserinden aynı adla tiyatroya aktarılan bir eser. Antigone oyunun konusu tiyatroseverler tarafından merak ediliyor. Oyunu izlememiş olanlar için kısa da olsa fikir verecek bir yazıyı sizlerle paylaşıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Sofokles'in yazdığı, Sabahattin Ali'nin çevirdiği, Engin Alkan'ın uyarlayıp yönettiği Antigone adlı oyunu 2022'de de seyirciyle buluşturuyor. Antigone, İBB Şehir Tiyatroları'nın 2021-2022 sezonundaki yeni oyunudur Antigone. Sophokles'in binlerce yıl önce kaleme aldığı aynı adlı oyunundan uyarlanan Antigone'de; aynı savaşta birbirini öldüren, ama biri kahraman diğeri hain ilan edilen iki kardeşine de, son görevini yapmakta kararlı olan Antigone ile; devletin varlığıyla kendi varlığını eş tutan Kreon'un buyruklarından geri adım atmayan duruşu karşı karşıya geliyor. İnsanlığın tüm kadim deneyimleri tarihe gömülürken yine de çözülmeyen, kaybolmayan çelişkilerimizi sahneye getiren Antigone, dünden bu günü tartışıyor. Sofokles'in yazdığı, Sabahattin Ali'nin çevirdiği Engin Alkan'ın uyarlayıp yönettiği oyunda Cengiz Tangör, Zafer Kırşan, Aslı Menaz, Gözde İpek Köse, Özgün Akaçça, Destan Batmaz, Onur Şirin rol alıyor. Oyun, 5-8 Ocak 2022 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde."} {"url": "https://724kultursanat.com/apple-mevlana-videosu-ile-mevlana-haftasini-aniyor/", "text": "Mevlana Haftası'na özel olarak hazırlanan videoyu Apple, Instagram hesabından paylaştı. Mevlana Haftası nedeniyle hazırlanan video Mevlana'nın 7 öğüdü eşliğinde paylaşıldı. Şefkat ve merhamette, güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmede, gece gibi ol. Cömertlikte ve başkalarına yardım ederken, bir nehir gibi ol. Hiddet ve asabilikte, ölü gibi ol. Tevazu ve alçakgönüllülükte, toprak gibi ol. Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. Türkiye'de her yıl 7-17 Aralık tarihlerinde Mevlana Haftası kutlanıyor. Apple firması da bu anlamlı haftayı takipçileriyle paylaştı. Bu yıl Mevlana'nın 745'inci Vuslat Yıldönümü kapsamında Konya'da etkinlikler düzenlenecek. Apple, hayatını sevgi, barış ve hoşgörü felsefesine adayan Mevlana Celaleddin Rumi için hazırlanan videoyu 7 öğütle birlikte paylaştı. Semazen İshak Ürün'ün sema gösterisini ise görüntü yönetmeni Firar Güney Kayran çekti."} {"url": "https://724kultursanat.com/armagan-tunboylu-polisiye-yazarinin-olumu-ile-raflarda/", "text": "Polisiye romanlarıyla tanınan Armağan Tunaboylu, yeni eseriyle okurların karşısında. Polisiye Yazarının Ölümü adlı roman raflarda yerini aldı. Armağan Tunaboylu'nun Polisiye Yazarının Ölümü ile raflarda yerini aldı. Türk edebiyatında polisiye dalında eserler üreten Armağan Tunaboylu yeni romanı ile okurların karşısında. Polisiye Yazarının Ölümü adlı roman Oğlak Yayınları etiketiyle yayımlandı. Armağan Tunaboylu, polisiye okurlarının yakından bildiği isimlerden. Tunaboylu, Yıldız Cinayetleri, Resim Cinayetleri, Konsey Cinayetleri, Karakol Cinayetleri, Park Cinayetleri adlı romanlarıyla tanınıyor. Armağan Tunaboylu'nun yeni roman kahramanı Komiser Berkun İstanbullu, kültürlü, zeki, pervasız, başarılı bir polis... Geçmişi ise kendisinin bile bilmediği sırlarla dolu."} {"url": "https://724kultursanat.com/arslankoylu-behiye-yanik-hayatini-kaybetti/", "text": "Arslanköylü Kadınlar olarak tanınan tiyatro grubundan bir kişi eksildi. Behiye Yanık hayatını kaybetti. Arslanköylü Behiye Yanık hayatını kaybetti. Başlığımız bu... Ancak Behiye Yanık nasıl kısa bir yazıda anlatılır ki? Kötü bir haberi veriyoruz size şu anda. Mersin'in Arslanköyü'nden Türkiye'ye ve dünyaya yayılan bir grup sanat aşığı kadın Arslanköylü Kadınlar olarak nam saldı... Tarladan, ev işinden arta kalan zamanlarını tiyatro sahnesinde geçiriyorlardı... Sadece tiyatro değil aynı zaman da iki de film... Oyun ve Kraliçe Lear onların emekleriyle, katkılarıyla ortaya çıktı. O klasik Kral Lear, onların yeniden yarattığı Kraliçe Lear olarak sahnelendi. Sanat hayatımız için çok kıymetli bir sembolü, eylemi ortaya koyan Arslanköylü Kadınlar gönülleri fethetti. Bugün kötü bir haber aldık. O kadınlardan Behiye Yanık hayatını kaybetti. Behiye Yanık, tiyatro yaparken hep iyi rollerde oynadı. Arslanköylü Kadınları bize tanıtan da aslında Pelin Esmer oldu. Pelin Esmer'in onlar hakkında çektiği Oyun adlı belgesel, Arslanköylü Kadınlar'ı bizlere ulaştırdı. O kadınlar tarladan artan vakitlerinde tiyatro yapıyordu. Bu kadınlar köy köy dolaşıp oyunlarını sergiliyordu. Behiye Yanık, Cennet Güneş, Fatma Fatih, Ümmü Kurt, Zeynep Fatih...."} {"url": "https://724kultursanat.com/artiox-genc-sanatcilarin-eserlerini-sanat-sepeti-ile-halka-arz-ediyor/", "text": "Blockchain teknolojisi kullanan ARTIOX, dünyada bir ilk olarak genç sanatçıların eserlerini halka arz ediyor. ARTIOX, genç sanatçıların eserlerini sanat sepeti ile halka arz ediyor. Genç sanatçıları destekliyor, geleceğe yatırım sunuyor. Blockchain teknolojisi kullanan ARTIOX, dünyada bir ilk olarak genç sanatçıların eserlerini halka arz ediyor. ARTIOX, Türkiye'nin önde gelen sanat alanlarından UNIQ Expo'da faaliyet gösteren çağdaş sanat alanında eser üreten sanatçıları bir araya getiren Art. Ist Sauna ve sanat yatırımlarının öncü kurumlarından TTLC Sanat Danışmanlığı'nın katkıları ile geliştirdiği iş birliği kapsamında, gelecek vadeden 11 genç sanatçının 117.500 TL değerindeki eserinden oluşan sanat sepeti ile sanat yatırımlarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Herkes İçin Sanat Yatırımı hedefiyle geliştirilen ARTIOX; genç, çağdaş Türk sanatçıları yeni yatırımcılara tanıtırken, sanat pazarının bu alandaki büyümesine de öncülük ediyor. Kendisini sanat yatırımı 3.0 olarak adlandırılan dünyanın bir oyuncusu olarak tanımlayan ARTIOX, değerli sanat eserlerini Blockchain üzerinde tokenize ederek kullanıcıların bu sanat eserlerine kolayca yatırım yapmalarını sağlayan yeni nesil bir sanat yatırım platformu olarak çalışıyor. Blockchain teknolojisi kullanan ARTIOX, şimdi de dünyada bir ilk olarak genç sanatçıların eserlerini halka arz ediyor. ARTIOX, çağdaş sanat alanında eser üreten sanatçıları bir araya getiren Art. Ist Sauna vesanat yatırımlarının öncü kurumlarından TTLC Sanat Danışmanlığı'nın katkıları ile geliştirdiği iş birliği kapsamında çok sayıda sanatçının eserinin bulunduğu bir sanat sepeti ile bu alanda bir ilke imza atarak sanat yatırımlarına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. ARTIOX, sanatsever ve yatırımcıların bir sanat eserine yüklü miktarda fon ayırmak yerine bütçeleri doğrultusunda istedikleri miktarlarda sanat eserlerine ortak olabilmelerini sağlıyor. Özellikle küçük yatırımcıların sanat eserlerine yatırım yapmasına olanak tanırken sanat eserleri tokenize edildiği için sistem, kullanıcıların yatırımlarını görmesini ve yönetmesini de sağlıyor. Daha önce Ahmet Güneştekin, Devrim Erbil gibi usta sanatçıların eserlerini demokratik ve erişilebilir sanat yatırım fırsatı olarak sunan ARTIOX, yeni oluşturduğu sanat sepeti ile dünyada ilk defa kullanılan ve sanat borsası olarak da adlandırılabilecek sistem sayesinde sanat eserlerinin hisselere bölünerek satılması sağlanıyor. Yetenekleri esas alınarak seçilen genç ve gelecek vadeden sanatçıların eserlerinin tokenize edilmesiyle oluşturulan bu sanat sepeti, teknolojiyi sanat yatırımıyla buluşturarak 7/24 ulaşılabilir ve yönetilebilir yatırım fırsatı sağlıyor. 11 genç sanatçıdan 117.500 TL değerinde 11 eser! ARTIOX'un Art. Ist Sauna iş birliğiyle geliştirdiği Sauna Emerging 1(SE1) sanat sepetinde gelecek vadeden 11 genç sanatçının 117.500 TL değerindeki eserleri yer alıyor. Yatırım yapılan sanat eserleri, piyasada yer alan diğer dijital yatırım araçlarının aksine sanatın birçok disiplinlerini ihtiva eden ve Türkiye'nin tek kat üzerindeki en büyük sanat ve etkinlik alanı UniqExpo'da faaliyet gösteren Art. Ist Sauna'da yerinde görülebiliyor. Blockchain yapısı üzerinde her esere ait özel oluşturulan tokenler yatırımcıların bu eserlere diledikleri miktarlarda yatırım yapabilmesinin önünü açıyor. Yatırımcılar dilerse bir esere dilerlerse aynı anda tüm eserlere yatırım yapma imkanına erişebiliyor. Herkes İçin Sanat Yatırımı hedefiyle geliştirilen ARTIOX; genç, çağdaş Türk sanatçılarını yeni yatırımcılara tanıtırken, sanat pazarının bu alandaki büyümesine de öncülük ediyor. ARTIOX'un bu sisteme en önemli katkılarından biri, tarih boyunca bir güvenli varlık saklama aracı olarak işlev gören sanat eserlerine yatırımı, küçük yatırımcı grubuna da yayarak sanat yatırımlarına duyulan iştahı artırmak ve galerilerde yer bulmakta zorlanan genç sanatçıların eserlerini sanat severlerle buluşturmak oluyor. Geleneksel yatırım araçlarına göre daha karlı ve güvenli görünen bu likit olamayan pazarda online tarafın yüksek bir ivmeyle sürekli büyüme gösterdiğini belirten ARTIOX Kurucu Ortağı Cemal Doğan, sistemle ilgili şu bilgileri paylaşıyor: ARTIOX olarak yatırımcıların bütçelerini tek bir sanat eserine ayırmak yerine, farklı eserlere bölebilme imkanı sağlayarak, en güvenilir yatırım araçlarından biri olan sanat yatırımlarını erişilebilir kılarak cazip bir yatırım fırsatı oluşturuyoruz. Güvenilir bir yatırım süreci oluşturmak amacıyla, yatırımcılara sunulması planlanan sanat eserlerinin değeri, uzmanlar tarafından seçilerek ekspertiz raporuyla belirleniyor. Ardından değer biçilen eser, sigortası yapılarak blockchain üzerinde oluşturulan akıllı kontrat ile tokenize edilerek yatırımcılara ilan ediliyor. Sanat eserleri, ön satış ve genel satış süreçlerinin ardından sistemde listelenerek 7/24 alım-satıma hazır hale getiriliyor. Listelenen tüm eserlerin anlık değerlerini takip edebilme imkanı sağlayan yatırım ekranı üzerinden, alım-satım işlemleri sürekli olarak aktif tutuluyor diyor. Art. Ist Sauna; resim, heykel, fotoğraf, video sanatı, karikatür, illüstrasyon, sokak sanatı, performans, sinema gibi sanatın birçok disiplinlerini ihtiva eden ve Türkiye'nin tek kat üzerindeki en büyük sanat ve etkinlik alanı UniqExpo'da kurulmuş olan bir sanat inisiyatifi. Bu dev sergi alanının en büyük özelliği; sanatla ilgilenen ve merak duyan tüm ziyaretçilere 365 gün boyunca açık ve ücretsiz olması. Sanat eserinin pahalı ve erişilemez olduğu algısını değiştirmek amacıyla kurulan Art. Ist Sauna; 1500 metrekare büyüklüğünde bir alan sunmasının ve genç sanatçılar ile sanatseverler arasındaki etkileşimi artırmasının yanında, erişim konusunda zaman ve mekan özgürlüğü de sağlıyor. Art. Ist Sauna, Türkiye'deki sanat pazarını da büyüterek, konseptini bir pazaryeri anlayışına çeviriyor. Gelecek vadeden genç sanatçılara yatırım yaparak bu sanatçılara destek olmak isteyen yatırımcılar, www. artiox. com adresi üzerinden satışı 5 Temmuz saat 20.00'da başlayacak olan sanat sepetine ulaşabiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/arzu-yildirimdan-ilk-roman-kahve-kokulu-defter/", "text": "Uzman Psikolog Arzu Yıldırım'ın danışanlarından da esinlenerek yazdığı ilk romanı Kahve Kokulu Defter raflarda yerini aldı. Arzu Yıldırım'dan ilk roman Kahve Kokulu Defter... Uzman Psikolog Arzu Yıldırım, Kahve Kokulu Defter adlı ilk romanı ile okurların karşısında. Kitap, Sokak Yayın Grubu etiketiyle okuyucuyla buluştu. Roman karakterlerinin enneagram mizaç tiplerinin özelliklerinden etkilendiği romana Arzu Yıldırım'ın danışanlarından esinlenmeleri de yansıyor. Kahve Kokulu Defter'de 'ana karakter' görünüşte Aslı olmakla beraber, Zeynep, Cem veya Tayfun'un da önemli rolleri bulunuyor. Aslı, kendini bulmaya çalışan, hayatın zor dönemeçlerinden geçen akıllı genç bir kız. Kendi penceresinden gördüğü hayatı anlamaya, kendisiyle yüzleşmeye çalışıyor. Aslında Zeynep de kendi cephesinden aynı şeyi yapıyor. Roman, bir bakıma ikisinin yollarının kesişmesiyle başlıyor. Cem'in ise her iki kadınla kurduğu iletişimin niteliği okura aktarılıyor. Yazar, Tayfun'la baba imgesine biraz vurgu yapıyor; içinde bulunduğumuz çağın babalığı nasıl erozyona uğrattığına değinmekle birlikte daha yoğun bir tanışmayı okura bırakıyor. Yazar roman karakterlerinin enneagram mizaç tiplerinin özelliklerinden, bu kadim bilgi yapısından da etkilendiklerini sözlerine ekliyor. Kişilik sistemi demek olan enneagram, kişiliğin temel çekirdeğinde yer alıyor ve birbiriyle bağlantılı dokuz kişilik çeşidini ifade ediyor. Yazar, roman karakterlerinin, adeta enneagram metodolojisinin sağladığı bilgelikle kendi kendilerini var ettiklerini dile getiriyor. Danışmanlık sürecinde kullandığı bu yöntemle edindiği tecrübelerin romanına da yansıdığını vurguluyor. Yazar ve Uzman Psikolog Arzu Yıldırım 1972 Ereğli'de doğdu. Çamlıca Kız Lisesi'nden sonra 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. 1997 yılında Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde yüksek lisansını tamamladı. 1997-2001 yılları arasında İzmit Ticaret Meslek Lisesinde, 2001-2021 yılları arasında Acıbadem Türk Telekom Şehit Mete Sertbaş Ortaokulunda okul psikolojik danışmanı olarak çalıştı. Alanında çeşitli konferanslar veren Arzu Yıldırım, İstanbul Kalkınma Ajansı projelerinde görev aldı. Aile Eğitim Programları da düzenleyerek, seminer ve konferanslar veren Yıldırım, halen çocuk ve ergenlerle ilgili olarak ailelere ve çocuklara bireysel danışmanlık hizmeti vermekte ve kariyer danışmanlığı yapıyor. Eğitim, yaşam ve psikolojiye ilişkin görüşlerini internet ortamında yayınlıyor. Mekteb-i Üsküdar dergisinde Yaşamın Yüzü ve Duyguların Göçü Zordur adlı iki yazıyla yer aldı. 2021 Eylül ayında ilk kitabı olan Kahve Kokulu Defter yayınlandı. Sevgili Arzu Yıldırım'ın kaleme aldığı Kahve Kokulu Defter okuyucunun kelimeler arasında kendi yaşantısında izler bulabileceği, kimi zaman düşündüren kimi zaman güldüren psikolojik bir romandır. Kahve Kokul Defter ; Meslek icabı genç çocuk yetişkin yüzlerce kişiden etkilenerek yazilan basarilo bir psikolojik roman. Keyifle okudum. Ama bir çırpıda değil. Romandaki kısıler toplumda heran karşımıza çıkan kendi 'ç hesaplaşmalarını 'kendi içlerinde çözmeye çalışan bizden birileri. Ve tabii bir de Aslı'nin hayatın felsefesini yazdığı günlükleri.. Kolay değil fakat besleyici... keyifli. Gözü kapatıp ruhu açmak ne zor zanaattır aslında. Aslı'nın günlüklerinin buna hizmet etmesi benim için kıvanç verici."} {"url": "https://724kultursanat.com/asli-ekim-gece-gezenler-adli-kisisel-sergisi/", "text": "Aslı Ekim'in Türk mitolojisinin canavarları üzerine yaptığı uzun soluklu araştırmalar üzerine kurulu olan sergide 35'e yakın eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Aslı Ekim Gece Gezenler adlı kişisel sergisi Trump Art Gallery'de sanatseverlerle buluşacak. 01 31 Ekim tarihleri arasında sanatçı Aslı Ekim'in 'Gece Gezenler'adlı kişisel resim sergisine ev sahipliği yapacak. Aslı Ekim'in Türk mitolojisinin canavarları üzerine yaptığı uzun soluklu araştırmalar üzerine kurulu olan sergide 35'e yakın eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Türk mitolojisinin kötücül canavarları üzerine 2017 yılından bu yana araştırmalarını sürdüren ve şimdi bu araştırmaları 'Gece Gezenler' adlı kişisel resim sergisi ile sanatseverlerle buluşturacak olan Aslı Ekim, her resminde ayrı bir hikayeyi anlatıyor, aynı kültüre ait birbirinden farklı ve güçlü karakterlerin alt edilişleri üzerine 35'e yakın esere imza atıyor. Eserlerinde türlü felaket ve olağanüstü durumları açıklayan hikayeleri yansıtan sanatçı, Şamanların karşı koymak için ayinler düzenlediği bu yaratıklar kaybolmaların, gülmekten ölmelerin, pis kokuların, talihin ve talihsizliklerin nedenidir. Gece ve ay çökünce gölgelere karışan, göze görünen bu canavarlar; havada, karada, yerin dokuz kat altında korkularımızı hissederler. Tüm bunları Güzel Hüma, çok bilinen Gulyabani, göl kenarını bekleyen Kayış Baldır, kafa karıştıran Kiştey'in öykülerini anlatan semboller eşliğinde yağlı boya, akrilik ve çeşitli tekniklerle resmettim diyor. Sanatçı, aslında bu yaratıkların dünyadaki dengeyi sağladığını, insanlara doğru yolu gösterdiğini, tanrılara inanmak ve ibadet için kötü rolü üstlendiklerini ancak yanlış anlaşılan yaratıklar oldukları için acı çektiklerini ve herkes gibi varoluş amaçlarını yerine getirdiklerini belirtiyor. Küratörlüğünü Kenan Bahadır Derre'nin üstlendiği 'Gece Gezenler' adlı sergi, 31 Ekim 2019 tarihine kadar Trump Alışveriş Merkezi B3 katında bulunan Trump Art Gallery'de ziyaret edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/aslihan-dolek-kecimden-kadina-dair-roman-hemdert-hemdem/", "text": "Annesinin kaybından duyduğu acıyı yazarak iyileştiren Aslıhan Dölek Keçim Hemdert Hemdem romanı ile okurlarla buluşuyor. Aslıhan Dölek Keçim'den kadına dair roman Hemdert Hemdem raflarda yerini aldı. Kitap Dağhan Külegeç Yayınları etiketiyle okurlara ulaşıyor. Kitabın tanıtımında Herşey bir mutfak atölyesinde başladı. Okurken kendinizi kaptırıp o mutfak atölyesinde olmak isteyecek, sizin için kimin hemdert kimin hemdem olduğunu sorgulayacaksınız! deniliyor. Roman, Aslıhan Dölek Keçim'in kendi yaşamından aldıklarını romanlaştırmış. Annesini ve kendi hayatındaki kadınları romanın merkezine alan yazar okurunu Nesteren Hanım'ın Mutfağı'na hem iyileşmeye hem de yeni yemek tarifleri öğrenmeye davetlisiniz... sözleriyle kitapla buluşturuyor. Çeşitli nedenlerle yaşamdan yorgun düşmüş altı kadının yolları bir mutfak atölyesinde kesişir. Azra, kendi kaybolmuşluğunda yeni bulduğu arkadaşlarıyla önce hemdert sonra da hemdem olur. Bir yandan günün getirdikleri ile baş ederken bir yandan da geçmişleriyle yüzleşip hesaplaşırlar. Mutfak artık onlar için birbirlerine destek oldukları bir iyileşme alanıdır. O mutfakta değişik, basit tariflerle aile reçeteleri paylaşılır. Yeşil domates yemeği, kuru üzümlü pilav gibi farklı tariflerin yanısıra herkesi çocukluğuna götüren elmalı kurabiye gibi klasikler de pişirilir. Hemdert Hemdem, herkesin kendinden bile gizlediği bir hikayesi olduğuna işaret ederken önemli bir konunun altını çiziyor: Kendine doğru bir keşif yolculuğuna çıkmak için hiçbir zaman geç değil. Aslıhan Dölek Keçim, sıcak anlatımıyla insan doğasına dair bilgece saptamalar yapıyor; hem de okurunu karakterlerinin masasına oturtmayı başararak. Dağhan Külegeç Yayınları'ndan çıkan Hemdert Hemdem, kitap satılan tüm internet platformlarında bulunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/aslihan-yildirimin-hayat-oyunu-romani-ikinci-baskisini-yapti/", "text": "Mona Kitap etiketiyle okurlarla buluşan Hayat Oyunu adlı roman ikinci baskısını yaptı. Romanın yazarı ve kahramanı Aslıhan Yıldırım, İstanbul'dan İspanya'ya ve Amazonlara uzanan geniş bir coğrafyada yol alan ve fırtınalı aşklarını şaşırtıcı bir dürüstlükle paylaşıyor. Hayatı her cephede savaşarak yaşayan Aslıhan Yıldırım, şansıyla kıskanılan kadınlardandı. Kafasına koyduğu her şeyi şaşırtıcı bir kararlılık ve çabuklukla başarıyor, yaşamını adeta elinde sihirli bir değnek varmışçasına ustalıkla yönetiyordu. Bunu nasıl yapacağını gençlik yıllarından itibaren keşfetmişti. Nasıl mı? Hayal ederek! Aklına koyduğu her şeyi başaran bu genç kadın aslında sezgilerine güveniyor, küçüklüğünden beri gördüğü rüyaları ona rehberlik ediyordu. Onu benzersiz bir kendini keşif sürecine sürükleyen olaylar zinciri harekete geçtiğinde ve hayatı iskambil kağıtlarından bir kule gibi darmadağın olduğunda durum tam olarak buydu. Şimdi Aslıhan'ın kendini toplaması, o yıkılmış kuleyi yeni baştan inşa etmesi gerekiyordu. Aslıhan şansıyla kıskanılan kadınlardandı. Güzeldi, başarılıydı, akşamları işten geldiğinde Kız Kulesi'nin ışıklarını izleyerek hayallere daldığı harika bir evi vardı. Kafasına koyduğu çoğu şeyi başarıyor, yaşamını adeta sihirli bir değnekle yönetiyordu. Özgürlüğüne düşkündü, bir şeye bağlanmamak için eve kedi bile almaz, dostlarına sık sık, Hayatımda hiçbir şey benim için vazgeçilmez olmasın, derdi. Mesnevi'si, spritüal kitapları, spor tutkusu, görüştüğü az sayıda arkadaşı ve vazgeçemediği seyahatleri... Ancak tüm bunlar onun dışarıdan bakınca gıpta ile izlenen hayatının sadece bir sahnesiydi. Perde kapandığında yaralı çocukluğundan, aşk ve ölümlerden deneyimledikleri gün gelip onu sarsacak, Aslıhan bir ilkbahar sabahında kendini keşfediş serüvenine sürüklenecekti. Aslıhan Yıldırım iskambil destesinden yapılmış bir kule gibi önce devirip sonra yeniden inşa ettiği yaşam öyküsünü çarpıcı bir dürüstlükle anlatıyor. Hayat Oyunu, genç bir kadının yaşamın gerçek anlamına dair saptamalarıyla hem hüzünlü hem de eğlenceli bir roman."} {"url": "https://724kultursanat.com/ataol-behramoglu-kitap-kafe-soylesilerinde/", "text": "Beşiktaş Belediyesi'nin düzenlediği Kitap Kafe Söyleşileri'nin ikincisine Ataol Behramoğlu konuk oldu. Ataol Behramoğlu Kitap Kafe Söyleşileri'nde edebiyat severlerle buluştu. Beşiktaş Belediyesi yazar, düşünür ve gazetecilerle vatandaşların buluşmasını sağladığı Kitap Kafe Söyleşileri'nin ikincisini düzenledi. İlk buluşmada Elvin Tataroğlu vardı. İkinci buluşmada ise şair, yazar ve düşünür Ataol Behramoğlu, Beltaş Kitap Kafe'de söyleşide edebiyat severlerle buluştu. Soğuk ve yağışlı havaya rağmen yoğun ilgiyle karşılanan etkinliğe Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da katıldı. Edebiyata ilgisinin lise yıllarında yoğunlaştığını belirten Behramoğlu Dile ve edebiyata olan bu ilgim yüzünden ilk üniversite eğitimim olan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bıraktım ve yine aynı üniversitenin Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü okudum. Bu bölümle birlikte benim için çok büyük bir dil ve kültür dünyası açılmış oldu. dedi. Çevirisini yaptığı şairlere de değinen Ataol Behramoğlu Rus şairlerinden Lermontov, ve yine Çağdaş Rus Şairleri arasında bulunan Anna Ahmatova, Yesenin, Mayakovski, Kübalı şair Jose Marti, Şilili şair Pablo Neruda'nın eserlerini çok beğendiğini dile getirdi. Bestelenen şiirleri hakkında da konuşan Behramoğlu, Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Ekrem Ataer, Haluk Çetin, Hüsnü Arkan gibi değerli sanatçıların şiirlerini notalayarak çok güzel bestelere imza attıklarını vurguladı. Son olarak ölümsüz şiirlerinden bir kaçını okuyan Ataol Behramoğlu, dinleyicilere duygulu ve coşkulu anlar yaşattı. Ataol Behramoğlu'nun ardından konuşan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise Sanatın ve sanatçının baskılandığı günlerden geçiyoruz. Böyle dönemlerde ifade etmenin en önemli biçimi olan şiirin ülkemizde ve dünyada en önemli temsilcilerinden biri olan Ataol Behramoğlu'nu burada ağırlamak bizim için çok büyük bir onur. Bizimle birlikte olduğu için kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Beşiktaş'ta sanatı ve sanatçıyı görünür kılmak, sanatı Beşiktaş'ın kılcal damarlarına yaymak için olağanüstü bir çaba içerisindeyiz. İçinde bulunduğumuz bu alanı da bu kapsamda Beşiktaşımıza kazandırdık. Bu sosyal tesisimizi hem öğrencilerimizin hem de Beşiktaşlı komşularımızın hizmetine açtık. 'Kitap Kafe Söyleşileri'mize devam edeceğiz. Havalar ısındıkça bu kapalı alanımızı açarak, yazar, düşünür ve gazetecilerimizi daha geniş kalabalıklarla buluşturacağız. ifadelerini kullandı. Etkinlik sonrası Başkan Akpolat, Tema Vakfı'na bağışlanan fidan plaketini Ataol Behramoğlu'na takdim etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/ataol-behramoglu-koronavirus-tedbirlerini-dava-ediyor/", "text": "Ataol Behramoğlu 65 yaş ve üstü yurttaşlar için uygulanan koronavirüs tedbirleriyle ilgili yargıya gittiğini duyurdu. Behramoğlu, hazırladığı bir video ile de tepkisini dile getirdi. Ataol Behramoğlu koronavirüs tedbirlerini dava ediyor. Şair ve yazar Ataol Behramoğlu, 65 yaş ve üstü yurttaşlara uygulanan koronavirüs tedbirleriyle ilgili kısıtlamaları yargıya taşıyor. Ataol Behramoğlu tepkisini paylaştığı bir videoda dile getirdi. Behramoğlu, 65 yaşında ve daha ileri yaşlarda olanlara uygulanan kısıtlamalar, hukuka, insan haklarına, anayasamızın eşitilik haklarına aykırıdır. Kabul edilemez dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/ataturk-kultur-merkezinde-bu-hafta-neler-var/", "text": "28 Şubat 6 Mart tarihlerini kapsayan haftada Atatürk Kültür Merkezi'ndeki etkinlik, konser ve gösterimle ilgili detaylar paylaşıldı. Atatürk Kültür Merkezi'nde bu hafta sinema, tiyatro, söyleşi, müzik ve atölye çalışmalarının olduğu etkinliklerle ilgili detaylar paylaşıldı. İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin modern dans topluluğu MDTistanbul, çağdaş-modern dans tekniklerinin sınırlarını zorlayan Elektronika ile AKM Tiyatro Salonu'nda! MDTist için özgün olarak yaratılan 3 farklı eseri bir araya getiren Elektronika'da; topluluk dansçı ve koreograflarından Evrim Akyay'ın dinamik grup çalışması Hadi; yurt dışında yaptığı işlerle son zamanlarda çok talep gören İhsan Rüstem'in popüler eseri Mantra ve son yıllarda çağdaş sanat dünyasının nabzını hızlandıran Güney Kore'den koreograf DongKyu Kim'in MDTist için hazırladığı özgün parçası Heyecan MDTistanbul'un başarılı dansçılarıyla sahneye taşınacak. Joachim Trier'in bu yıl En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday gösterilen filmi Dünyanın En Kötü İnsanı, AKM'de sinema severlerle buluşuyor. Norveç sinemasının ilgiyle izlenen yönetmeni Joachim Trier, bu kez bir Woody Allen komedisi gibi hareketli ve hafif başlayıp hüzünlü bir sona doğru ilerleyen bir kadın hikayesi ile karşımızda. Julie, hangi mesleği seçeceğine karar veremeyen, ne çeşit bir erkekle mutlu olacağından emin olamayan enerjik bir genç kadındır. Özgür yaşamaya inancı onu hayatını paylaşmaya karar verdiği erkeklerle kolayca ilişki kurmaya yöneltir. Ama Julie eski ilişkilerin tamamen geçmişte kalmadığını, geleceğe de gölgelerini düşürebileceğini hesaba katmamıştır. Strindberg'in ünlü oyununa referansla çağdaş Matmazel Julie çeşitlemesi olarak görülebilecek film, coşku ile ciddiyeti bağdaştıran anlatımıyla dikkat çekiyor. Devam eden tiyatro oyunculuğunun yanı sıra şimdiye dek birçok film ve dizide rol alan seslendirme sanatçısı ve ödüllü oyuncu Rüçhan Çalışkur, AKM Çok Amaçlı Salon'da gerçekleşecek bir söyleşiyle seyircilerle buluşuyor. Günümüzün önde gelen ud sanatçılarından Yurdal Tokcan, meşk geleneğini usta-çırak ilişkisi ile harmanladığı Udi Project ile, AKM seyircisine güçlü bir müzikal deneyim sunmaya hazırlanıyor. Ağırlıklı olarak sanatçının kendi özgün bestelerinden oluşan ve gerek folklorik gerekse farklı kültürlerin müzikal yansımalarını içeren konserde Tokcan'a iki genç sazende Ufuk Kaan İçli ve Tolga Karaslan da eşlik edecek. Kısa süre önce aramızdan ayrılan Klasik Türk müziği sanatçısı, icracı ve bestekar Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca, doğum gününde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün düzenlediği özel konser programıyla AKM Tiyatro Salonu'nda anılıyor. Yavaşca'nın yaşamından kesitlerin sunulacağı bir barkovizyon gösterisiyle başlayacak olan konserde, büyük sanatçının en sevilen eserleri, Yavaşca'nın öğrencileri ve ondan feyz alan Adnan Çoban, Adnan Mungan, Ahmet Özhan, Atakan Akdaş, Aylin Şengün Taşçı, Aytaç Ergen, Bekir Ünlüataer, Çiğdem Yarkın, Demet Gürsoy, Dilek Türkan, Ezgi Köker, Güler Basu Şen, Güzin Değişmez, İbrahim Suat Erbay, Melihat Gülses, Münip Utandı gibi değerli sanatçılar tarafından seslendirilecek. AKM Çocuk Sanat Merkezi, erken müzik eğitimini yaygınlaştırmak amacıyla Aleyna Demirkan'ın önderlik ettiği Ritim ve Müzik Atölyesi ile çocukları müzikle buluşuyor! 4-6 yaş arasındaki çocuklara yönelik Ritim ve Müzik Atölyesiyer davulu, metalofon, ritim çubukları, ses boruları, üçgen ziller gibi orff çalgılarını kullanarak ritmik duygularını geliştirme, bir orkestranın parçası olma, el-göz-beyin koordinasyonunu geliştirme ve konsantrasyonu artırma gibi kazanımlar sunuyor. Mart boyunca düzenlenen atölye kapsamında, çocukları oyun ve müzik aracılığıyla hem eğitici hem de eğlenceli bir deneyim bekliyor. Kapasite 15 kişi ile sınırldır. 4-6 yaş arasına uygundur. Oyunları 30 dile çevrilen ve 40'ı aşkın ülkede sahnelenen ünlü yazar Peter Quilter'ın Tek Başına eseri, AKM Çok Amaçlı Salon'da seyircilerle buluşuyor! İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun sahneleyeceği Tek Başıma, yeni yaşında bir değişim ve dönüşüm yaşamak isteyen Susan'ın hikayesini anlatıyor. Yirmili yaşlarda arkadaşlarıyla çıktığı Avustralya yolculuğuna bu kez tek başına çıkmaya hazırlanan Susan'ın Yalnızlık Baladı seyircilere umut ve macera dolu bir tiyatro deneyimi yaşatacak. Dilara Çamlıbel'in uygulayıcılığını üstlendiği Çocuklar ile Yaratıcı Drama Atölyesi'nde 4-6 yaş aralığındaki çocuklar rol yaparak ve canlandırarak harika bir serüvene çıkmaya hazırlanıyor! Yaratıcılık ve estetik düşünceyi geliştiren, sosyal beceriyi, iletişimi ve özgüveni yükselten Çocuklar ile Yaratıcı Drama Atölyesi, çocukları AKM Çocuk Sanat Merkezi'nde sanatla çözüm ve arayışlara çıkmaya, hayal gücünü sahne üzerinde kurgulamaya davet ediyor. Kahve Konserleri, AKM Çok Amaçlı Salon'da müzik severlerle buluşmaya devam ediyor! İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sanatçısı Onur Yılmaz, İki Gitarist Besteciden Seçmelerde dünya klasik gitar repertuvarına önemli katkılarda bulunan Francisco Tarrega ve Agustin Barrios'ın eserlerinden oluşan bir seçkiyi AKM izleyicileriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Güney Amerika'nın ilk gitar virtüözlerinden Agustin Barrios ve gitar tekniğinin gelişimine önemli etkileri bulunan Francisco Tarrega'nın dünyaca ünlü eserleri Onur Yılmaz'ın usta yorumuyla 5 Mart'ta AKM Çok Amaçlı Salon'da! Ressam Metin Ceyran, AKM Çocuk Sanat Merkezi'nde geleceğin ressamlarıyla bir araya geliyor! Çocukların resim yaparak zihinsel etkinliklerini, el becerilerini ve gözlem yeteneklerini geliştirmesine katkıda bulunmayı hedefleyen Metin Ceyran ile Resim Sevinci'nde çocuklar kağıt ve boyalar aracılığıyla yaratıcılıklarını keşfedecek. Kapasite 15 kişi ile sınırldır. 4-6 yaş arasına uygundur. Masalların büyülü dünyası, Çocuklar İçin Masal Atölyesi'yle AKM Çocuk Sanat Merkezi'ne konuk oluyor! Dilara Çamlıbel'in liderlik ettiği ve 4-6 arasındaki çocuklara yönelik olarak hazırlanan atölye, çocukların masallar yoluyla hayal dünyalarını keşfetmelerini ve yaşamlarında yeni pratikler kazanmalarını amaçlıyor. Çocuklar için Masal Atölyesi'nde çocuklar farkındalıklarını artıracak, özgüvenli bir bakış kazanacak ve özgürce yaratma gücüne kavuşacak. Kapasite 15 kişi ile sınırldır. 4-6 yaş arasına uygundur. Başarılı modern dans topluluğu MDTİstanbul, MDTistanbul direktörü Beyhan Murphy'nin kareografisini üstlendiği 4X8 Dar Alanda Retrospektif ile AKM Çok Amaçlı Salon'a konuk oluyor! Beyhan Murphy'nin MDTistanbul için hazırladığı Hüsnü Aşk'a Dair, Barbaros ve Seyahatname eserlerinin bazı bölümlerini büyük prodüksiyon vasıflarından arındırarak yalın halleriyle izleyiciye sunmaya hazırlanan 4X8 Dar Alanda Retrospektif, aynı zamanda bir geriye bakış yani retrospektif olma özelliği taşıyor. MDTistanbul'un büyük çaplı eserlerini Çok Amaçlı Salon'un samimi atmosferinde seyircilerle buluşturacak olan 4X8 Dar Alanda Retrospektif'in müzikleri Rahman Altın, Mercan Dede ve Burak Güven'e, kostümleri ise Ayşegül Alev'e ait. İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma Uygulama Topluluğu ve İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu Mehter Bölümü, Bin Yıllık Miras'la AKM seyircisine unutulmaz bir akşam yaşatmaya hazırlanıyor! Mehter Marşları, Tasavvuf Müziği, Halk Müziği ve Sanat Müziği eserlerinden seçme bir repertuvarla seyircilerle buluşacak Bin Yıllık Miras müziğin coşkusunu ve heybetini güçlü bir şekilde hissettirecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/attila-ilhan-edebiyat-bulusmalari-sislide/", "text": "Attila İlhan doğumunun 97. yıldönümünde Şişli'de düzenlenecek olan Attila İlhan Edebiyat Buluşmalarında anılacak. Türk edebiyatının 'kaptan' lakaplı ustası Attila İlhan, doğumunun 97. yıldönümünde Attila İlhan Vakfı ve Şişli Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek olan Attila İlhan Edebiyat Buluşmalarında anılacak. Şairliği kadar romancılığı, deneme yazarlığı ve senaristliğiyle de Türkiye'deki edebiyat ve düşünce dünyasına damgasını vuran ve Cumhuriyet döneminin en önemli edebiyatçılarından biri olan Attila İlhan, doğumunun 97. yıldönümünde anılacak. Şairin; toplumcu gerçekçi şiir anlayışının etkili olduğu evre, bireyin kendi varlığını ve evrendeki yerini sorguladığı evre ve neoklasik dönem olarak 3 farklı dönemde şekillenen yazım serüveni, edebiyat dünyasının önemli isimlerinin katılımıyla konuşulacak. Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde 15 Haziran Çarşamba günü gerçekleştirilecek olan Attila İlhan Edebiyat Buluşmaları'nın teması ise; Bir Kere Doğmuşum / Ölmek Yasak. İki bölümde halinde gerçekleştirilecek olan Attila İlhan Edebiyat Buluşmaları'nın ilk oturumunda Doğan Hızlan'ın moderatörlüğünde Gülten Dayıoğlu, Nedret Çatay, Dr. Çilem Tercüman, Metin Celal'in katılımıyla Attila İlhan ve Sanat konusu tartışılacak. Dijital Dünyadaki Gelişmeleri Edebiyata Etkisi başlığıyla gerçekleştirilecek olan ikinci oturumun moderatörlüğünü ise, aynı zamanda projenin koordinartörlüğünü de yürüten, Prof. Dr. Yakup Çelik yapacak. Bu oturumun konuşmacıları ise; Prof. Dr. Seval Şahin, Haydar Ergülen, Nilay Özer ve Doç. Dr. Didem Ardalı Büyükarman."} {"url": "https://724kultursanat.com/avatar-serisinde-yeni-film-avatar-suyun-yolu/", "text": "Avatar filminin devamı çekiliyor. Sinemada gişe rekoru kıran Avatar filminin 16 yıl sonra devamı çekiliyor. Avatar serisinde yeni film 'Avatar Suyun Yolu'... Sinema dünyasının fenomen filmlerinden Avatar'da macera devam ediyor. Avatar serisinde yeni filmin adı ve vizyon tarihi açıklandı. Avatar'ın yeni filmini adı 'Avatar: The Way of Water' olarak açıklandı. Avatar: Suyun Yolu filminin vizyon tarihi 16 Aralık 2022 olarak açıklandı. Vizyona girdiği 2009 yılından sonra merakla beklenen Avatar'ın devam filminin yıl sonunda vizyona girmesi bekleniyor. Avatar, yaklaşık 13 yıl önce vizyona girmiş ve 'dünyanın en çok hasılat yapan filmi' unvanına sahip olmuştu. Şimdi Avatar devam filmiyle beyaz perdede seyirciyle yeniden buluşmak için gün sayıyor. Avatar'ın devam filmleriyle ilgili sürekli söylentiler çıksa da ertelenen çekimler ve değişen senaryo nedeniyle bir türlü net bir vizyon tarihi verilmemişti. Avatar'ın yeni filminin adının 'Avatar: The Way of Water' olarak açıklandı. Filmin yapımcılığını ise 2019 yılında 20th Century Fox'i satın alan Disney üstlenecek. Yeni Avatar filminin vizyon tarihi ise 16 Aralık olarak açıklandı. Seriyi takip eden devam filmlerinin 2024, 2026 ve 2028 yıllarında vizyona girecek. Avatar: The Way of Water, Jake, Neytiri ve çocuklarının olduğu Sully ailesinin hikayesini ve onları bekleyen mücadeleyi konu alacak. Filmin fragmanının 6 Mayıs tarihinde vizyona girecek yeni Marvel filmi 'Doctor Strange in the Multiverse of Madness' öncesinde tüm sinemalarda gösterilmesi bekleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/avni-lifij-caginin-yenisi-sergisi-sabanci-muzesinde/", "text": "Avni Lifij (1886-1927) çok yönlü üretimi ve sanatına getirdiği kavramsal çerçeveyle Türk resim tarihinde özgün bir yere sahip. Avni Lifij'in az bilinen dünyasını yansıtan bir sergiye Sakıp Sabancı Müzesi ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi Sabancı Müzesi'nde açılıyor. Avni Lifij, 1914 Kuşağı'nın özgün temsilcilerinden. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi sanatçının çok yönlü üretimine ışık tutarak ve çağının düşünsel sorunlarına odaklanıyor. Avni Lİfij Çağının Sergisi 15 Ekim 2019 Salı günü Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılıyor. Avni Lifij (1886-1927) çok yönlü üretimi ve sanatına getirdiği kavramsal çerçeveyle Türk resim tarihinde özgün bir yere sahip. Avni Lifij'in az bilinen dünyasını yansıtan bir sergiye Sakıp Sabancı Müzesi ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sergi, Sabancı Holding'in katkılarıyla açılacak. Lifij, daha çok poşadları ve alegorik eserleriyle tanınıyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisinde sanat eleştirisi ve düşüncelerini içeren yazıları, fotoğraf alanlarındaki çalışmaları ve dekoratif sanatlardaki öncü rolü, onun sanatı ve hayatına ayrıntılı bir bakış sunulması amaçlanıyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisinde sanatçının aynı zamanda öncü bir eleştirmen-yazar ve fotoğraf sanatçısı olarak yaptığı çalışmalar, poşadlar, otoportreler, manzara, çizim ve desenlerinden oluşan 800'ü aşkın eseri ilk kez bir araya getirilerek sergilenecek. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi, geçtiğimiz yıllarda yine Sabancı Holding'in desteğiyle gerçekleşen Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında ve Selim Turan. Tez-Antitez-Sentez sergilerinin devamı niteliğinde. Avni Lifij'i sanatseverlerle buluşturmamıza yalnızca 2 gün kaldı. Heyecanlıyız! @sabanciholding 'in katkılarıyla. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisinde sanatçının ailesi tarafından titizlikle saklanan aile koleksiyonu yer alacak. Sergide, arşivleriyle birlikte SSM Koleksiyonu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu, Ankara Resim ve Heykel Müzesi ve Milli Kütüphane'deki eserlerin ve sanatçı tarafından kaleme alınmış yazıları ilk kez yan yana gelecek. Sergi, sanatçının yazı alanındaki zengin üretimini de gözler önüne serecek. Sanat eleştirisi, şehircilik, kültür politikaları ve sanat kuramını içeren geniş bir yelpazeye yayılan, Osmanlıca ve Fransızca kaleme aldığı yazılar ve felsefe çevirileri sergi kapsamında müze ortamına taşınacak. Sakıp Sabancı Müzesi'nde belgesel gösterimleri, konferanslar, sergi turları ve çocuklara yönelik atölye çalışmalarıyla Avni Lifij'in sanatı ve hayatı derinlemesine ele alınacak. Sergi kapsamında sanatçıya dair bir kaynak kitap niteliği taşıyacak ve onun çok yönlü üretimine dair makalelerin, eserlerinden geniş bir seçkinin ve hayat hikayesinin yer alacağı bir sergi kataloğu da hazırlanacak. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi 15 Ekim 2019 12 Ocak 2020 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/avni-lifij-sergisinde-ataturk-portresi-neden-yok/", "text": "Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi bu yıl mutlaka görülmesi gereken sanat olayları listesinin üst sırasında yer alıyor. Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan sergide imparatorluğun yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık öden ve resim sanatına damga vuran sanatçının varoluşunun heyecan verici serüvenine tanıklık olanağı sunuluyor. Sakıp Sabancı Müzesi, Türk resim sanatında özgün bir yere sahip olan Hüseyin Avni Lifij'in (1886-1927) sadece eserlerini değil, 'sanatta voruluş' sürecini de sergiliyor. Sabancı Holding'in katkılarıyla düzenlenen Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi yılın sanat olaylarından biri olmaya aday. Avni Lifij'in 1000'e yakın eseri ve arşivindekiler sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi adeta bir bir sanat arkeologluğunun ürünü gibi... Yaklaşık iki yıl süren araştırmalar, kişileri ikna etmeler ve ortaya çıkan sanatta varoluşun hikayesi. Avni Lifij 1927 yılında, 41 yaşındayken hayata veda etti. Eşi Harika Hanım da 1991 yılında... Tam 64 sene Avni Lifij'siz geçen ömür. Ve onun bıraktıklarına sahip çıkmak da ayrıca büyük bir saygı duruşunu gerektiriyor. Harika Lifij, eşinin emanetlerini yani o eşsiz koleksiyonu ölümünden sonra yeğenleri Şazi Sirel ve Belkıs Aksoy'a emanet edilmiş. SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer, Şazi Sirel ile olan dostluğunu da hatırlatarak Avni Lifij sergisini nasıl bir süreç ile hazırladıklarını anlatıyor. İlk kez Avni Lifij'in 1000'e yakın yağlıboya resim, etüt, desen, eskiz, poşad, fotoğraf, arşiv malzemesi ve kişisel eşyaları bir bütünlük halinde sergileniyor. Onun hayatına ve sanatına ayrıntılı bir yolculuk, bakış olanağı sunuluyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisindeki eserlerden kimileri Resim Heykel Müzesi, Milli Kütüphane Koleksiyonu ve özel koleksiyonlardan seçilmiş. Lifij'in bir tabloyu üretirken hangi metodları kullandığı, hangi süreçleri izlediğine tanıklık ediyoruz. Çizdiği eskizler, notlar o tablonun oluşum sürecini heyecanlı bir serüven olarak sergide önümüze koyuyor. Avni Lifij ressamlığının yanında, fotoğrafçı ve yazdıklarıyla da dikkat çeken bir aydın. Sadece resim sanatına dair değil, o dönemde yaşanan kimi sosyal olaylar hakkında da dönemin devlet makamlarına yönelik yazılar kaleme alıyor, mektuplar gönderiyor. Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye Cumhuriyeti'nin varoluş mücadelesinin resmedilmesi görevi kendisine verildiğinde bizzat cepheleri geziyor. Ardından tablolarını oluşturuyor. Atatürk'le tanışıyor. İrtibatı var. Ancak sergide sadece onun çektiği birkaç kare Atatürk fotoğrafı görüyoruz. Halbuki, Avni Lifij portre çalışmayı seven bir ressam. Mareşal Fevzi Çakmak'ın portresin devasa bir şekilde sergide yer alırken, Atatürk'ün olmaması dikkat çekiyor. Açılışta öğreniyoruz ki Avni Lifij, Atatürk'le ilgili 'karalamalar' yapmış. Onun çalışma süreci böyle. Ancak karalamarın ardından portreyi çizmek nasib olmamış. Kaldı ki o karalamalar da henüz bulunabilmiş, ulaşılabilmiş değil. Avni Lifij 1927'de öldü. Yani Kurtuluş Savaşı'nın bitiminden kısa bir süre sonra. Demek ki o süreçte Atatürk'le ilgili notları, eskizleri var. Ancak portresini yapmaya ömrü yetmedi. Kim bilir belki bir gün o notlar, eskizler de ortaya çıkar. SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer öncülüğünde alkışlanacak bir sanat arkeologluğu yapılmış. Avni Lifij Çağının Ötesinde sergisine bir de bu gözle bakmak gerekiyor. Avni Lifij Çağının Yenisi sergisi, sanatçının keşfedilmemiş yönlerini merak uyandıracak bir şekilde sergileniyor. Mensubu olduğu 1914 Kuşağı ve Türkiye sanat tarihindeki öncül konumu bu sergiyle dört başı mamur bir şekilde ortaya konuluyor. Sergiyi gezerken Avni Lifij'in sanatta varoluşunun heyecan vereci serüvenine tanıklık ediyorsunuz. Avni Lifij'in eşi Harika Hanım'a olan aşkının portrelere yansımasına şahit oluyorsunuz. Eşine yazdığı mektupta Seni bu kızla aldatıyorum diyerek iliştirdiği siyah beyaz fotoğraftaki küçük kıza gidiyor gözleriniz. Ankara'da uzun süre kalıp, hasretlik başlayınca Harika Hanım'a gönderdiği mektuptaki aşkın kokusu, izi sergiyle size de ulaşıyor. Avni Lifij'in en dikkat çekici eserlerinden biri de meşhur Pipolu Adam portresi... Kendi portresi bu. Avni Lifij bu tabloyu yaptığında henüz 20'li yaşlarında. Ancak tablodaki Hüseyin Avni Lifij 40 civarından. Avni Lifij'in 41 yaşında öldüğünü düşündüğünüzde, bu tablonun anlamı daha da artıyor. Not: Avni Lifij Çağının Ötesinde sergisi 15 Ekim 2019 12 Ocak 2020 arasında açık kalacak. Sakıp Sabancı Müzesi'ni giriş biletlerinin fiyatları 35 TL, öğrenci 25 TL. Çarşamba günleri ise ücretsiz."} {"url": "https://724kultursanat.com/axis-kagithanede-somestr-tatili-soleni/", "text": "Cendere yolu üzerindeki merkezi konumuyla Axis Kağıthane, bu sömestr tatilinde de eğlencenin adresi olacak. Adeta şölen havasında bir sömestr tatiline hazırlanan Axis Kağıthane'de, Çocuk Satranç Turnuvası'ndan boyama alanlarına, Axis Kağıthane Kitap Günleri'nden Hediye Dükkanı ve Kütüphaneye kadar pek çok özel alan ve etkinlik çocukları ve ailelerini bekliyor. Axis Kağıthane, sömestr tatilini şölen tadında etkinliklerle karşılıyor. Axis Kağıthane Çocuk Satranç Turnuvası'ndan duvar boyamaya, Axis Kağıthane Kitap Günleri'nden Hediye Dükkanı ve Kütüphaneye kadar pek çok özel alan ve etkinlik, sömestr tatilinin tadını çıkarmak isteyen çocukları ve ailelerini bekliyor. Cendere yolu üzerindeki merkezi konumuyla Axis Kağıthane, bu sömestr tatilinde de eğlencenin adresi olacak. Adeta şölen havasında bir sömestr tatiline hazırlanan Axis Kağıthane'de, Çocuk Satranç Turnuvası'ndan boyama alanlarına, Axis Kağıthane Kitap Günleri'nden Hediye Dükkanı ve Kütüphaneye kadar pek çok özel alan ve etkinlik çocukları ve ailelerini bekliyor. Axis Kağıthane'nin 1. katında bu ay açılan ve her gün saat 12.00-20.00 saatleri arasında hizmet veren Satranç Kulübü, satranç tutkunu minikleri ağırlayacak. 22-23 Ocak tarihleri arasında saat 11.00'de başlayacak olan turnuvada çocuklar; 8 yaş altı, 10 yaş altı ve 12 yaş altı olmak üzere 3 kategoride mücadele edecek. Derecece giren minik satranç ustaları, birbirinden değerli hediyeler kazanacak. Turnuvaya kayıtlar, www. istanbul. tsf. org. tr adresinden yapılabiliyor. Hayal Et Dilediğin Gibi Boya etkinliği ile çocukların hayalleri Axis Kağıthane duvarlarına yansıyacak. Sömestr tatili boyunca her gün 12.00- 18.00 saatleri arasında, Axis Kağıthane'nin zemin katında gerçekleştirilecek olan etkinlikte çocuklar, duvarlarda kendileri için özel olarak oluşturulan boyama alanlarını, hayal güçleriyle renklendirecek. Sömestr tatilinin ruhunda okumak var diyenler için de Axis Kağıthane'de birbirinden cazip fırsatlar var. Axis Kağıthane'nin -1. katında 20 Şubat'a kadar devam edecek olan Kitap Günleri, kitap kurdu minikleri mutlu edecek. 3. katta yer alan Kütüphane de her zamanki gibi kitapsever çocukları bekliyor olacak. Axis Kağıthane'nin 2. katında yer alan Hediye Dükkanı, bu sömestr tatilinde çocuklar kadar ailelerini de mutlu edecek. Hediye Dükkanı'nda okul çantasından, beslenme çantasına, su matarasından, deftere, boyama kaleminden, sulu boya ve pastel boyaya kadar çocuklarının okul ihtiyaçlarına yönelik her şeyi bulabilecek olan aileler, alışveriş yaptıkça puan toplamaya, puan topladıkça alışveriş yapmaya devam edecekler. Ayrıca Axis Kağıthane'nin Those Animals, Trambolin, Carousel, Bowlingo, Sinema gibi çocuklara yönelik mağaza ve alanları her zaman olduğu gibi sömestr tatilinde de iyi vakit geçirmek isteyen çocukların tercihi olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ay-carmela-oyununun-konusu/", "text": "İBB Şehir Tiyatroları tarafından seyirciyle buluşturulan Ay Carmela oyunun konusunu merak edenler için kısa bir haber hazırladık. Ay Carmela oyunun konusu tiyatroseverler tarafından merak ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sergilenen Ay Carmela oyunu ile ilgili henüz izlemeyenler için kısa bilge verelim. Ay Carmela oyunu, İBB Şehir Tiyatroları Üsküdar Msahipzade Celal Sahnesi'nde 5-8 Ocak tarihleri arasında seyirciyle buluşacak. İspanya'da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı? sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra'nın yazdığı, Yalçın Baykul'un çevirdiği, Naşit Özcan'ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 5-8 Ocak 2022 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde."} {"url": "https://724kultursanat.com/ayalis-in-motion-dans-toplulugu-istanbul-fringe-festivalde/", "text": "New York ve Tokyo bağlantılı gezgin dans topluluğu Ayalis in Motion, Pythagorean Peas adlı dans gösterisinde Grimm kardeşlerin masallarını sahneye taşıyor. Ayalis in Motion dans topluluğu Istanbul Fringe Festival'de sahnede... Istanbul Fringe Festival, ocak etkinlikleri ile 2022'ye başlıyor. New York ve Tokyo bağlantılı gezgin dans topluluğu Ayalis in Motion, Pythagorean Peas adlı dans gösterisinde Grimm kardeşlerin masallarını sahneye taşıyor. 23 ve 24 Oca'ta ENKA Oditoryumu'nda seyircinin karşısına çıkacak olan Ayalis in Motion Pythagorean Peas ile Pamuk Prenses ve Kırmızı Başlıklı Kız gibi halk masallarından ilham alan karakterler aracılığıyla kendi kırılganlıklarımızla ve güçsüzlüklerimizle nasıl baş ettiğimizi vurgulamayı amaçlıyor. Bu süreçlerin bedensel ve zihinsel olarak tezahür etme biçimine odaklanan dansçılar, başkalarıyla uyumlu ilişkiler kurmak için özellikle kinesferik; yani hareket sınırları dahilindeki bağlantıları keşfediyor. Çalışma boyunca, bu fantastik karakterler başkalarına saldırarak veya kendi güçsüzlüklerini gizlemek için pasif agresifleşerek ortak karakter kusurlarını somutlaştırıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/aydinlik-evler-oyunu-demet-akbag-ve-yildiz-erdogani-bulusturacak/", "text": "Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan yıllar sonda yeni bir projede buluşuyor. Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı Aydınlık Evler adlı oyun için çalışmalar başladı. Aydınlık Evler oyunu Demet Akbağ ve Yıldız Erdoğan'ı buluşturacak. Tiyatro ve sinemada birlikte oynadıkları projelerle hafızalarda silinmez izleri olan Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan yıllar sonra yeniden bir araya geliyor. Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı Aydınlık Evler adlı oyunda Demet Akbağ sahnede olacak. Bir Demet Tiyatro ile milyonların gönlünde taht kuran Demet Akbağ ile Yılmaz Erdoğan, yeni bir proje ile yıllar sonra hayranlarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Şimdi bu iki önemli isim mesleklerinin ustalık döneminde yine güçlerini birleştiriyor. Erdoğan, geçen yıllarda Türkiye'nin en iyi oyuncularının başında gelen yakın dostu Demet Akbağ için bir oyun yazdığını açıklamıştı ve Aydınlık Evler adlı oyunu tamamladığını açıklamıştı. Ancak araya giren pandemi ve gerilimler yüzünden proje rafa kalkmıştı. Şimdi yeniden gündeme alınan oyun için hazırlıklar başladı. Yılmaz Erdoğan'ın sadece yazar olarak görev alacağı oyunda Demet Akbağ'ın rol arkadaşları arasında Salih Bademci ve Sinem Ünsal da var. Aydınlık Evler oyuncu bir mahallede geçen hikayesiyle dikkat çekiyor. Oyun Hicri adlı berberin anlattığı hikayeyle başlıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ayla-ayin-kadraj-sergisi-burgazada-artmosferde/", "text": "Ayla Ay'ın Kadraj sergisi Burgazada Artmosfer'de sanat severlerle buluşuyor. Sanatçı Ayla Ay'ın foto art enstalasyon çalışması Kadraj 19 Şubat 29 Şubat tarihleri arasında, Burgazada'nın ilk ve tek kültür sanat, etkinlik mekanı olan Artmosfer'de gerçekleşiyor. Aldığın Nefesin Hakkını Ver! mottosu ile sanat dünyasında yer eden, sanat severleri bir araya getiren Artmosfer, Kadraj sergisine ev sahipliği yapıyor. Ayla Ay'ın Kadraj adlı sergisi 10 gün boyunca saat 10:00 18:00 arasında gezilebilecek. Sanatçı, 16. İstanbul Bienali paralel etkinlikleri çerçevesinde Sessiz Çığlık projesini yine Burgazada'da sergilemişti. 2001 yılında, birincilikle girdiği Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Farklı ajanslarda sanat yönetmeni olarak da görev yapan sanatçı, Trianel ve çeşitli karma sergilere katıldı. Sanat festivallerinde, katılımcı ve organizasyon sorumlusu olarak yer aldı. Sanatçı, 16. İstanbul Bienali paralel etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirdiği Sessiz Çığlık projesinin, ikinci ve üçüncü aşamaları üzerinde çalışmaya devam ederken, farklı tekniklerde dört ayrı kişisel sergi projesi için de üretmeye devam ediyor. İstanbul Prens Adaları'nın sakinliği, gizemli atmosferi ve tarihi geçmişi ile Kültür-Sanat adası seçilen Burgazada, beklenen kültür-sanat-etkinlik mekanına kavuştu. Artmosfer adını; şehrin karmaşasına kafa tutan adanın olağanüstü havası ve geçmişin kültürel mirası ile gelen gizemli duruşundan alıyor. Mekan, ada atmosferini sanatla solumaya vurgu yapıyor. Artmosfer'de, düzenli olarak sergi, workshop, konser, söyleşi, tiyatro başta olmak üzere bir çok alanda etkinlik gerçekleştiriliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ayse-kulin-adi-aylin-oyununu-begenmedi/", "text": "Ayşe Kulin de Adı Aylin oyunundan memnun kalmadı. Oyunu sahneye uyarlayan Zeynep Avcı da oyundan adının çıkarılmasını isteyerek tepki gösterdi. Ayşe Kulin Adı Aylin oyununu beğenmedi. Ayşe Kulin Adı Aylin oyununun yeniden düzenlenmesini istiyor. Tuba Ünsal'ın Ayşe Kulin'in romanından aynı adla sahneye taşıdığı Adı Aylin sanat dünyasının hedefinde! Oyunu seyredenler, yarıda terk edenler sert tepkilerini dile getiriyor. Cumhuriyet yazarı Yazgülü Aldoğan, Tuba Ünsal'ı ve Zorlu PSM'yi hedefine koyarak sert bir yazıyı kaleme almıştı. Yazgülü Aydoğan, Ayşe Kulin ile de görüştüğünü belirterek Ayşe Kulin'le de görüşmüş ve sonuçtan çok üzgün olduğunu, oyunun yeniden düzenlenmesini isteyeceğini öğrenmiştim. dedi. Sadece Ayşe Kulin'in değil oyunu romandan sahneye uyarlayan Zeynep Avcı'nın da memnun olmadığını belirterek kendisine gelen açıklamayı köşesinde paylaştı. Açıklamaya göre Zeynep Avcı oyundan isminin çıkarılmasını istedi. Tuba Ünsal'ın başrolünde oynadığı, Ayşe Kulin'in 80 ülkede yayımlanmış, ünlü Adı Aylin romanından uyarlanan oyuna eleştiri yağdı. Tuba Ünsal'ın yapımcısı olduğu ve başrolünde oynadığı, yazar Ayşe Kulin'in Adı Aylin romanından uyarlanan, dört saat süren ve seyircilerin ilk yarıda terk ettiği müzikli oyuna eleştiri yağıyor. Dün bu sayfalarda yayımlanan izlenim yazımdan önce Ayşe Kulin'le de görüşmüş ve sonuçtan çok üzgün olduğunu, oyunun yeniden düzenlenmesini isteyeceğini öğrenmiştim. Yazımda metni uyarlayan kişi olarak adı geçen Zeynep Avcı ise aşağıdaki açıklamayı gönderdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/aysegul-issever-ibb-sehir-tiyatrolarinin-yeni-genel-sanat-yonetmeni-oldu/", "text": "Ayşegül İşsever, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda genel sanat yönetmenliği görevine Gencay Gürün ve Ayşenil Şamlıoğlu'ndan sonra getirilen üçüncü kadın sanatçı oldu. Ayşegül İşsever İBB Şehir Tiyatroları'nın yeni genel sanat yönetmeni oldu. Ayşegül İşsever kurumda yıllardır birçok oyunda rol almış, çeşitli sanatsal görevlerde bulunmuş ve son olarak 'Sahne Direktörlüğü' görevini yürütüyordu. Ayşegül İşsever, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda genel sanat yönetmenliği görevine Gencay Gürün ve Ayşenil Şamlıoğlu'ndan sonra getirilen üçüncü kadın sanatçı oldu. Ayşegül İşsever, İBB Şehir Tiyatrolarında 33 yıldır birçok oyunda rol aldı ve çeşitli sanatsal görevlerde bulundu. Son olarak 2019'da sahne direktörlüğü görevini yürüten İşsever, 20 Eylül 1962 tarihinde Ankara'da doğdu. İlk ve ortaokulu Yıldız Koleji'nde, liseyi Nişantaşı Kız Lisesi'nde bitiren sanatçı, 1984'te İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümüne girdi. İşsever, bu dönemde Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, Dormen Tiyatrosu, Ali Atik-Ayşegül Atik Çocuk Tiyatrosu gibi çeşitli özel tiyatrolarda yer aldı. Konservatuvardan mezun olduktan sonra İstanbul Şehir Tiyatrosuna kadrolu sanatçı olarak giren İşsever, oyunculuğun yanı sıra kurumun disiplin kurulunda bulundu. İşsever, 2010-2016 yılları arasında da İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldı ve 2014-2017 yılları arasında da Haliç Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ayvalik-uluslararasi-film-festivali-programi-aciklandi/", "text": "16-21 Eylül 2022 tarihleri arasında düzenlenecek olan Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nin program detayları açıklandı. Ayvalık Uluslararası Film Festivali programı açıklandı. Ayvalık'ta kurulan Seyir Derneği 16-21 Eylül 2022 tarihleri arasında Ayvalık Uluslararası Film Festivali düzenleyecek. Festivalin direktörlüğünü Azize Tan, program danışmanlığını Fatih Özgüven üstlenecek. Ayvalık Uluslararası Film Festivali, dünya festivallerinde ses getiren yerli ve yabancı yapımları izleyiciyle buluşturacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen, yapımcı, senarist ve oyuncularla söyleşilere, güncel meselelere dair panellere ev sahipliği yapacak. Genç Sinema programı, Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları işbirliğiyle çocuklara yönelik gösterim ve drama atölyeleri de festival programında yer alıyor. Yarışma bölümü bulunmayan festival kapsamında; yıl içinde kamera önünde ya da arkasında, sinemanın herhangi bir alanında gösterdiği başarıyla dikkat çeken, kariyerinin başındaki bir isme ise Mey|Diageo desteğiyle Yeni Bir... ödülü verilecek. Gösterimleri Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi, Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro ve Eski Köylü Pazarı Meydanı'nda yapılacak Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nin biletleri 9 Eylül'den itibaren Biletix'te satışa çıkacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali, yakın dönem Güney Kore sinemasının usta yönetmeni Park Chan-wook'un merakla beklenen son filmi Ayrılma Kararı ile açılacak. 2022 Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen ve eleştirmenlerden tam not alan film, araştırdığı cinayetin şüphelisi kadına aşık olan ve soruşturma ile duyguları arasında sıkışıp kalan bir dedektifin hikayesini konu alıyor. Ayrılma Kararı, 16 Eylül Cuma akşamı Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro'da açılış töreninin ardından gösterilecek. Festivalin Uluslararası bölümünde, başta Cannes Film Festivali'nde izleyiciyle ilk kez buluşan filmler olmak üzere yılın diğer iddialı yapımları yer alıyor. Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yapan David Cronenberg imzalı Müstakbel Suçlar kışkırtıcı bir bedensel dönüşüm öyküsü. Viggo Mortensen, Lea Seydoux ve Kristen Stewart'ın başrollerini paylaştığı film, bedeninde alışılmadık yeni organlar belirmeye başlayan ve hızlandırılmış evrim sendromu olarak adlandırılan hastalığa sahip bir adamın, yeni organlarını ortadan kaldırmayı canlı bir gösteriye dönüştürmesini anlatıyor. Cannes Film Festivali Jüri Özel Ödülü kazanan, 84 yaşındaki yönetmen Jerzy Skolimowski imzalı Aİ, Baltazar adlı bir eşeğin bir Polonya sirkinde başlayan ve bir İtalyan mezbahasında biten hikayesini; festivalde Jüri Büyük Ödülü kazanan Claire Denis'nin, Denis Johnson'ın aynı adlı romanından uyarladığı Öğle Güneşinde Yıldızlar ise, 1984 yılında Nikaragua'da gizemli bir iş insanı ve inatçı bir gazeteci arasında tansiyonu yüksek bir ortamda gelişen romantik ilişkiyi konu alıyor. Cannes Film Festivali'nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yarışan ve geçen yıl Bergman Adası filmiyle izleyiciyle buluşan Mia Hansen-Love'un, Güzel Bir Sabah adlı filmi, küçük kızıyla yaşayan ve hasta babası için uygun bir bakımevi arayan genç bir kadını odağına alıyor. Fransız sinemasının genç ustalarından François Ozon, bu yıl Berlin Uluslararası Film Festivali'nin açılışında gösterilen Peter von Kant ile, Rainer Werner Fassbinder'in ünlü filmi Petra von Kant'ın Acı Gözyaşları'nın modern bir yorumunu, ünlülüğün acımasız bir hicvini sunuyor. Heykeltıraş, şair ve romancı Brian Catling'in kitabından uyarlanan Earwig, Lucile Hadzihalilovic'in gizemli ve düşsel dünyasından uzun süre saklanmış sırlara ve yeniden uyanan anılara dair büyüleyici bir masal sunuyor. 2021 San Sebastian Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne layık görülen film, daha açılış jeneriğinden izleyiciyi bir tür transa, rüyaya, kabusa ya da bir hipnoz ışığını takip etmeye çağırıyor. Kristoffer Borgli'nin yönetmen koltuğunda oturduğu, Oslo'da geçen bir narsizm hikayesini anlatan İlgi Manyağı festivalde izleyiciyle buluşacak. Cannes Film Festivali'nde Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen film, erkek arkadaşının sanat kariyeri yükselişe geçtiğinde dikkat çekmek için kendini hasta eden bir kadını odağına alıyor. Andreas Dresen'in ödüllü filmi Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı 20 yıl önce Pakistan'da yakalanarak Guantanamo toplama kampında tutulan Murat Kurnaz'ın davasını, annesi Rabiye'nin oğlunu kurtarmak için verdiği mücadele üzerinden takip ediyor. Bu hikayeyi dramatiklikten uzak, komedi dozu yüksek bir yapıda anlatan filmin başrol oyuncusu Meltem Kaptan, Berlin Film Festivali'nde En İyi Başrol Oyuncusu Ödülü kazanırken, film En İyi Senaryo ve Sanat Sinemaları Birliği Ödülü'ne layık görüldü. George Miller'in Mad Max: Fury Road'dan tam yedi yıl sonra yönetmen koltuğuna geri döndüğü Üç Bin Yıllık Bekleyiş, İngiliz yazar A. S. Byatt'ın 1994 tarihli Bülbülün Gözündeki Cin adlı öyküsünden uyarlama. Idris Alba ve Tilda Swinton'ın başrollerini paylaştığı, Cannes Film Festivali'nde prömiyerini yapan filmde Zerrin Tekindor, Ece Yüksel, Burcu Gölgedar ve karikatürist Erdil Yaşaroğlu başta olmak üzere Türkiye'den oyuncular da rol alıyor. Dan Geller ve Dayna Goldfine imzalı Hallelujah: Leonard Cohen, A Journey, A Song adlı belgesel ise, Cohen'in bu çok cover'lanan şarkısının plak şirketi tarafından reddedildikten sonra liste başı bir hit'e dönüşmesinin yolculuğunu anlatıyor. Bu yolculuğa Cohen'in kişisel defterleri, dergileri ve fotoğrafları, performans görüntüleri ve son derece nadir ses kayıtları ve röportajlar eşlik ediyor. Ayvalık Uluslararası Film Festivali, Bu Dünyanın Çocukları bölümüyle, hangi ülkeden, hangi toplumsal kesimden olursa olsun hemen hemen bütün çocukların duygusal, ruhsal ve fiziksel incinme tehlikesi altında yaşadıkları bir zaman diliminde olduğumuzun altını çiziyor. Shoplifters, Like Father Like Son, After Life filmleriyle tanınan Kore-Eda Hirokazu'nun Bebek Servisi filmi, genç yaşta ebeveyn olan ergenlerin evlatlık bebek ticaretine bulaşmalarını konu alıyor. Filmin başrol oyuncusu Oscar ödüllü Parasite filminin yıldızı Song Kang-Ho, filmdeki rolüyle Cannes'da En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Charlotte Wells'in, Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftası kapsamında gösterilen ve çekimleri Muğla'da yapılan duygu yüklü filmi Güneş Sonrası annesi babası ayrı olan bir kız çocuğunun babasıyla Türkiye'de çıktığı acı-tatlı bir tatili anlatıyor. Bu yıl Cannes Film Festivali'nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen, Erige Sehiri imzalı İncir Ağaçlarının Altında, incir bahçelerinde gençlik aşklarını arayan bir grup Tunuslu incir hasatçısının hayatlarını gözler önüne seriyor. Cannes Film Festivali'nde 75. Yıl Özel Ödülü'nü kazanan Jean-Pierre Dardenne ve Luc Dardenne, Ayvalık'ta gösterilecek filmleri Tori&Lokita'da, göç dalgasına kapılarak ülkelerinden birlikte kaçmış, aralarında kan bağı olmamasına rağmen Avrupa'da oturma izni alabilmek için kardeş olduklarını kanıtlamaları gereken Tori ve Lokita isimli iki çocuğun hayat mücadelesine odaklanıyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Belgesel; İstanbul Film Festivali Belgesel Film Yarışması'nda Mansiyon Ödülü'ne layık görülen Volkan Üce imzalı Her Şey Dahil, izleyenleri, Türkiye'nin farklı köşelerinden gelen mevsimlik işçi çocukların her şey dahil bir otelde çalıştıkları iki sezona tanıklık ettiriyor. Louis Garrel imzalı kara komedi Kurtarıcı ise, gizemli projelerini finanse etmek için işbirliği yapan yüzlerce çocuğun hikayesini anlatıyor. Dünyanın farklı yerlerindeki bu çocukların projelerinin hedefi ise gezegeni kurtarmak... Yaratıcı drama eğitmeni Elif Özsoğuk, film gösterimi sonrasında çocuklar için bir atölye çalışması gerçekleştirecek. Festivalin Yeniler bölümünde, önümüzdeki yıllarda adlarını sıkça duyacağımız yeni sinemacıların filmleri yer alıyor. Screen Dergisi tarafından 2021 yılında Geleceğin Yıldızları arasında gösterilen Thomas Hardiman'ın ilk uzun metraj filmi Medusa Deluxe, birbirinden eksantrik kuaförlerin katıldığı yılın kuaförü yarışması sırasında gerçekleşen bir cinayet sonrası gelişen olayları konu alıyor. Bu yıl Cannes Film Festivali Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yarışan, Manuela Martelli'nin ilk uzun metrajlı filmi 1976, Şili'de Pinochet döneminde bir kadının kadın düşmanlığı ve yolsuzlukla mücadelesini araştırıyor. Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nin Tür Sineması 2021-2022 bölümünde, ulusal ve uluslararası festivallerde gösterilmiş, son dönemin çok konuşulan yerli yapımları yer alıyor. Tayfun Pirselimoğlu'nun aynı adlı kendi romanından uyarladığı, Erdem Şenocak'ın başrolünü üstlendiği Kerr, babasının cenazesi için geldiği kasabada bir cinayete tanık olunca sıkışıp kalan bir adamın hikayesini anlatıyor. Varşova Film Festivali'nde ilk kez izleyiciyle buluşan film 58. Antalya Film Festivali'nden En İyi Yönetmen, FİLM-YÖN En İyi Yönetmen ve En İyi Müzik ödüllerini; 41. İstanbul Film Festivali'nde ise En İyi Yönetmen ve En İyi Sanat Yönetmeni ödüllerini kazandı. Yönetmen Tayfun Pirselimoğlu, yapımcı Vildan Erşen ve başrol oyuncusu Erdem Şenocak filmden sonra sohbet için izleyicilerle buluşacaklar. Ali Kemal Güven'in, uzun yıllardır görüşmeyen iki lise arkadaşını bir rakı masasında buluşturduğu Çilingir Sofrası, özgür ve toksik maskülenliğin olmadığı bir coğrafyada yaşanan hayatlar ve hikayeler nasıl değişirdi sorusunu soruyor. İstanbul Film Festivali'nde Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü'nü kazanan filmdeki performanslarıyla Ahmet Rıfat Şungar ve Barış Gönenen de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldüler. Gösterim sonrası yönetmen Ali Kemal Güven, yapımcı Seda Özkaraca ile oyuncular Ahmet Rıfat Şungar ve Barış Gönenen festival izleyicisinin sorularını yanıtlamak için Ayvalık'ta olacak. Ali Tansu Turhan'ın ilk uzun metraj filmi Diyalog, bir film çekimi için bir araya gelen ve filmdeki, tükenmiş bir ilişki yaşayan rollerinin aksine gerçekte yeni tanışan ve duygusal bir bağ kuran iki oyuncuyu takip ediyor. İzleyiciye film içinde film sunan, gerçekliğin farklı katmanlarıyla ilgilenen film 32 dakikalık plan sekansıyla da dikkat çekiyor. Diyalog'un gösterimi sonrasında yönetmen Ali Tansu Turhan, senarist Burcu Uğuz, başrol oyuncuları Hare Sürel ve Ushan Çakır izleyicilerle buluşmak için Ayvalık'ta olacaklar. Ziya Demirel'in ilk uzun metraj filmi Ela ile Hilmi ve Ali, aynı apartmanda yaşayan farklı yaşlara ve dünyalara sahip Ela, Hilmi ve Ali'nin peşinde karanlık, kışkırtıcı ve kara mizahı bol bir hikaye anlatıyor. Başrollerini Ece Yüksel, Serkan Keskin ve Denizhan Akbaba'nın paylaştığı filmin gösterimi sonrasında, film ekibi Ayvalık izleyicisinin sorularını yanıtlayacak. Kızının velayeti Türkiye'de ünlü bir adam olan kocasına verilince kızını kaçırmaya karar veren Fransız Claire'in zorlu yolculuğunu anlatan bir başka ilk film Yaban, Tareq Daoud imzası taşıyor. Yönetmen gösterimin ardından filme dair sohbet etmek üzere Ayvalık'ta olacak. Nazlı Elif Durlu'nun kara komedi türündeki ilk uzun metraj filmi Zuhal, başarılı bir avukat olan ve İstanbul'un merkezinde yalnız yaşayan Zuhal adlı bir kadının evinin derinlerinden gelen bir kedi sesinin peşinde çıktığı çaresiz arayışı ve o güne dek yüzlerini bile görmediği komşularıyla yaşadığı absürt karşılaşmaları konu alıyor. Filmin başrolündeki Nihal Yalçın, yönetmen Nazlı Elif Durlu ve yapımcı Anna Maria Aslanoğlu film sonrası söyleşide izleyiciyle buluşacak. İlk filmi Kasap Havası ile dikkat çeken Çiğdem Sezgin yeni filmi Suna'da, hayatta kendi istediği gibi var olmaya çalışan yersiz yurtsuz bir kadının erkek egemen dünyadaki hikayesini anlatıyor. Sinemamızdaki kadın temsilleri açısından kendine önemli bir yer edinecek filmin başrollerinde Nurcan Eren, Tarık Papuççuoğlu, Fırat Tanış ve Erdem Akakçe yer alıyor. Film ekibi gösterime katılmak ve izleyicilerin sorularını yanıtlamak üzere Ayvalık'ta olacak. Cem Demirer'in ilk uzun metraj filmi Mendirek Bozcaada'da geçiyor. Yaşananları kimi zaman balıkçı Aslan'ın kimi zaman da kuzeni Yılmaz'ın gözünden anlatan film, karakterlerin iç dünyalarında yaşadıklarını ve giderek kötüleşen ruh hallerini gözler önüne seriyor ve izleyiciyi gerilimi yüksek gerçekle sanrıların birbirine karıştığı bir yolculuğa davet ediyor. Cem Demirer ve başrol oyuncuları Alihan Kaya ve Barış Yılmaz Gündüz filmin gösterimine katılacaklar. Festivalin kısa metraj film programında toplumla istekleri arasında kalan, varlığını sorgulayan, dayatmalar karşısında bocalayan, sıkışmış ve değerini arayan insanları ve dönüşen dünyayı ele alan başarılı yapımlar yer alıyor. Ali Ercivan'ın ilk kısa filmi Lekesiz, rüyasını gerçekleştirip sınıf atladığına inanan bir adam ve zaten hep oraya ait olmuş, kendince yüksek farkındalıklı bir kadının bir lekeyle başlayan çöküşlerini anlatıyor. Filmin başrollerinde Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal yer alıyor. Film ekibi, gösterim sonrası Ayvalık izleyicisiyle buluşacak. Geçen yılın ödüllü belgeseli Maddenin Halleri'nin yönetmeni Deniz Tortum ile ABD'li sanatçı Kathryn Hamilton'un birlikte yönettikleri Our Ark ise dünyadaki her hayvanın üç boyutlu kopyalarını yaparak bir tür sanal Nuh'un gemisi yaratan bir şirketin çalışmalarından yola çıkıyor ve tüm dünyanın bir tür yedeğini almaya çalışan insanlığın peşinde, bütün bu dijital arşivlerin kim ve ne için yapıldığını sorguluyor. Arda Gökçe'nin yalnızlık, yabancılaşma ve iletişimsizlik kavramlarını irdeleyen ilk kısa filmi Sıradan Bir Gün'de, Meli Bendeli'nin canlandırdığı ana karakter Tolga, kentsel kültüre dayalı modernleşmenin, bireyselleşmenin ve varoluşsal anlamda kendini gerçekleştirmenin sancılarını yaşıyor. Gökçe ve Bendeli, gösterim sonrası filme dair merak edilenleri cevaplamak üzere Ayvalık'ta olacak. Can Merdan Doğan'ın yazıp yönettiği, başrollerinde Nihal Yalçın ve Murat Kılıç'ın yer aldığı ilk kısa filmi Stiletto, geceleri taksi şoförlüğü yapan Hasan'ın, sabah eve dönerken stiletto giymiş genç bir kadın görmesiyle arzuları uyanmış bir halde o gün sıradan hayatının sınırlarını aşarak karısı ve çocuklarıyla birlikte bir felaketin eşiğine sürüklenmesini beyazperdeye taşıyor. Stiletto gösterimi sonrasında film ekibiyle söyleşi gerçekleşecek. 13 yaşındaki bir Yahudi çocuğun Şabat gününde gerçekleştirilecek Bar Mitzvah töreni öncesi yaşadıklarını üç kuşağın gözünden trajikomik bir dille anlatan, gösterim sırasında Ayvalık'ta olacak yönetmen Sami Morhayim imzalı Susam'da başrolleri Fatih Al ve Feri Baycu Güler paylaşıyor. Bir taşra belediyesinde cenaze hizmetlerinde çalışan Rıza ve Sabit'in, kimsesiz bir cenazenin defin işlemleri için yaptıkları yolculukta başlarına gelenleri konu alan kısa film Belki Bir Gün Gideriz, İnan Erbil imzası taşırken; Türkay Döşkaya yönetmenliğindeki Rüzgar İçinde ise kendisini çağıran rüzgarın peşinde, aradığını bulmak için ormana ulaşan bir karakteri ve doğayı merkezine alan deneysel bir kısa film. İnan Erbil ve Türkay Döşkaya da film gösterimleri için Ayvalık'ta olacak. Festival programında, belgesel türünün önemli ve ilgi çekici örnekleri de yer alıyor. Ceylan Özgün Özçelik'in yönettiği deneysel belgesel Cadı Üçlemesi 15+'da, canına tak eden kadınlar cezaevlerinden yaraları ve şifaları haykırıyor, şiddetin zaman ve mekan tanımayan döngüsünde iki kadının suçlu bulunması sorgulanıyor. Kendilerine şiddet uygulayan kocalarını öldürmüş Aylin ve Havva'nın; evlerini, sevgiyi, öfkeyi, çocukluklarını, çocuklarını, düşlerini ve kabuslarını mektuplarına döktükleri duyguları Hare Sürel ve Gülçin Kültür Şahin'in sesinden anlatılıyor. Ceylan Özgün Özçelik, Gülçin Kültür Şahin ve Hare Sürel gösterim sonrasında izleyiciyle buluşacak. Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu'nun yazıp yönettiği Dermansız adlı belgesel, askerdeyken rahatsızlanıp gittiği Bursa Memleket Hastanesi'nde 47 yıl boyunca hiç çıkmadan yaşayıp ölen Abdullah Kozan'ın hikayesini konu alıyor. Filmin yönetmenlerinden Melik Saraçoğlu, film sonrası söyleşi için Ayvalık'ta olacak. Senem Tüzen, Adam Isenberg ve Noah Amir Arjomand'ın yönettikleri Eat Your Catfish adlı belgesel çaresi olmayan bir hastalık nedeniyle altüst olan bir ailenin hikayesini sadece acı ve tükenmişlik üzerinden değil bütün yönleriyle mizahı da içeren şekilde anlatıyor. Filmin yönetmenlerinden Noah'ın ALS hastası annesi Kathryn'in bakış açısından çekilen film, 930 saatlik görüntünün kurgulanmasıyla ortaya çıktı. Noah Amir Arjomand, gösterim sonrası gerçekleşecek söyleşide filme dair merak edilenleri yanıtlayacak. Nur Akalın'ın 1995 yılındaki Paris, 2001 yılındaki Bangkok ve 2003 yılındaki Auschwitz-Birkenau gezilerinden notları perdeye yansıttığı filmi Do You Like Jupiter? festivalde gösterilecek deneysel belgesellerden. Ayvalık'ta yaşayan Akalın, film gösteriminden izleyicilerle buluşacak. Cem Kaya'nın, bu yıl Berlinale'nin Panorama bölümünde gösterilen ve Seyirci Ödülü'ne layık görülen üçüncü belgesel filmi Aşk, Mark ve Ölüm, 1961 tarihli Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması'nın ardından Türkiye'den Almanya'ya göçenlerin, onların çocuklarının ve torunlarının yaşattığı bağımsız müzik kültürünün hikayesini sunuyor. Cem Kaya da filmiyle ilgili merak edilenleri yanıtlamak üzere gösterim sonrasında izleyicilerle buluşacak. Fotoğraf dünyasının yaşayan efsanesi Josef Koudelka'nın Ruins adlı çalışmasının Türkiye ayağında, 6 yıllık süreçte çekilen Koudelka Aynı Nehirden Geçmek, fotoğrafçı ve yönetmen Coşkun Aşar'ın imzası taşıyor. Aşar, Koudelka ile birlikte toplamda 11 şehri, 60'a yakın antik kenti ziyaret ettikleri bu yolculukta Koudelka'nın hem sanatsal hem de felsefi maksimum arayışına odaklanırken; neşe, şefkat ve sessizlik anlarına tanık oluyor. Aşar ve filmin yapımcısı Ayhan Hacıfazlıoğlu da Ayvalık'ta izleyiciyle buluşacak sinemacılardan. Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nde bu yıl, yakın zamanda kaybettiğimiz isimlere özel bir program hazırlandı. Anısına başlıklı bu bölüm kapsamında Erden Kıral anısına Vicdan; Cüneyt Arkın anısına Orhan Oğuz imzalı İki Başlı Dev; Cem Madra anısına John Cassavetes'in yönettiği Yüzler ; usta yönetmen Peter Brook anısına Yedi Gün... Yedi Gece gösterilecek. Ressam olarak başladığı kariyerine 1970'lerde sinema ile devam eden ve o dönemden bu yana Alman sinemasındaki feminist bakışın en önemli temsilcilerinden biri olan Ulrike Ottinger'in 80. yaş gününe özel Dorian Gray'in Magazin Basınındaki Portresi festivalde izleyiciyle buluşacak. 1983 yılında çektiği bu filmde Ottinger, cinsel kimlikleri alt üst ederek, Oscar Wilde'ın romanındaki ünlü karakter Dorian Gray'i bir kadın oyuncuya, Veruschka von Lehndorff'a emanet ediyor. Ayvalık Uluslararası Film Festivali kapsamında son dönem belgesel sinemadaki üretimlerden ve festivalde gösterilen belgesel yapımlardan yola çıkarak Türkiye'de yaratıcı belgesel: Yeni anlatım olanakları başlıklı bir panel düzenlenecek. Bir Zenaat Olarak Oyunculuk ve Şu Anlaşılmazlık Meselesi: Bir filmi Anlamak ya da Anlamamak da festival programında yer alan diğer paneller. Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nin Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları işbirliğiyle gerçekleştireceği gösterimler kapsamında Çok Uzakta adlı çocuk filmi gösterilecek. Sarah Winkenstette yönetmenliğindeki yapım, köylerindeki kömür madeni nedeniyle kente taşınmak zorunda kalan Ben ve yeni okulunda tanıştığı başta rakip gördüğü Suriyeli mülteci Tarık ile umut ve sevgi dolu dostluğunu konu alıyor. Film sonrasında Cüneyt Cebenoyan Çocuk ve Sinema Buluşmaları Koordinatörü ve Bütün Çocuklar Bizim Derneği yönetim kurulu üyelerinden ebeveyn koçu Ayşegül Cebenoyan tarafından çocuklar için bir etkinlik düzenlenecek. Gençlerle yürütülecek eğitim projelerine büyük önem veren Seyir Derneği, Ayvalık Uluslararası Film Festivali kapsamında Kültür için Alan desteğiyle bu yıl Genç Sinema programını başlatıyor. Başta sinema bölümünde okuyan ya da üniversitelerin sinema kulüplerine üye öğrenciler olmak üzere, sinema alanında kendisini geliştirmek isteyen tüm öğrencilere yapılan açık çağrı sonucunda Genç Sinema programına 30 öğrencinin başvurusu kabul edildi. İstanbul, Ankara, Zonguldak, İzmir, Çanakkale, Muğla, Ordu, Antalya, Eskişehir ve Kütahya'dan toplam 25 farklı üniversiteden 30 öğrenci festival boyunca Ayvalık'ta olacak; yapımcılık, yazarlık, yönetmenlik, kurgu, post-prodüksiyon gibi farklı alanlarda profesyonel isimlerin vereceği atölye çalışmalarına katılabilecek ve festival organizasyonunun farklı alanlarında görev alarak festivalin önemli bir parçası olacaklar. Öğrenciler, yılın dikkat çekici ve merakla beklenen festival filmlerini izleme, panel ve konuşmaları takip etme, sinemacılarla tanışma ve sohbet etme imkanı bulacak. Programdaki atölyelere ek olarak, festival organizasyonunda gönüllü çalışarak tecrübe kazanacak ve kendilerini geliştirecekler. Ayvalık Uluslararası Film Festivali kapsamında bir yarışma yapılmamasına karşın bu yıldan itibaren Yeni Bir... başlığıyla bir ödül verecek. Ödül, herhangi bir kategori ayrımı gözetmeden, o yıl içinde sinema alanında gösterdiği başarıyla dikkat çeken yeni bir yönetmen, oyuncu, senarist, kurgucu, ses tasarımcısı vb. gibi, teşvik edilmesi gerektiği düşünülen genç bir sinemacıya verilecek. Yeni Bir... ödülü, festivalin, genç sinemacıların yetişmesi ve teşvik edilmesi konusundaki misyonunu da pekiştirecek. Kurulduğu günden bu yana 150 senelik bir mirası devralmış olmanın bilinciyle hareket eden Mey|Diageo'nun katkılarıyla bir genç sinemacıya 40.000 TL'lik bir ödül verilecek. Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nin bu yılki afişi, resimlerinde çiçek, yaprak ve hayvan desenlerini kullanarak hem gerçeküstü bir dünya yaratan hem de yanı başımızdaki doğanın şifa vermesine ve de kendisi için şifa aramasına vurgu yapan Ayvalıklı sanatçı Elvan Alpay'ın resimlerinden ilhamla ortaya çıktı. Festival afişinin görsel tasarımı Emel Işıtan'ın imzasını taşıyor. Festivalde film gösterimleri Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi, Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro ve Eski Köylü Pazarı Meydanı'nda yapılacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali'nde tam bilet 50 TL, indirimli bilet 30 TL olarak 9 Eylül'den itibaren Biletix'te satışa çıkacak. Eski Köylü Pazarı Meydanı'ndaki gösterimler ücretsiz gerçekleştirilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/aziz-dostum-cehov-akmde/", "text": "Zafer Algöz'ün yönettiği 'Aziz Dostum Çehov' adlı oyun Atatürk Kültür Merkezi'nde seyircinin karşısına çıkıyor. Aziz Dostum Çehov AKM'de tiyatroseverlerle buluşacak. Yönetmenliğini Zafer Algöz'ün üstlendiği İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncularının yer aldığı Aziz Dostum Çehov adlı oyun 8 10 Aralık tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi'nde sahnelenecek. Aziz Dostum Çehov adlı oyunda Anton Çehov'un Bir Evlenme Teklifi, Tütünün Zararları ve Ayı öykülerinden belli kesitlerin aktarılıyor. Atatürk Kültür Merkezi, Zafer Algöz'ün yönetmenliği ve Yılmaz Gruda'nın çevirisiyle seyircinin karşısına çıkacak olan Aziz Dostum Çehov oyununa ev sahipliği yapıyor. Toplumsal baskılar, zaman ve yalnızlık temalarının işlendiği üç Çehov oyunundan kesitler sunacak olan Aziz Dostum Çehov oyunu, değişen zaman ve mekanlara rağmen değişmeyen insanı resmediyor. 'Bir Evlenme Teklifi', evlenme arzusundaki bir kadının takıntılarını ve bir türlü iletişim ortamı bulamadığı eş adayıyla yaşadığı münakaşaları anlatıyor. Rus devlet yapısı ve bu yapıya uygun yönetimin ironik bir ifadesini yansıtan 'Ayı', Çehov'un en bilinen ve en çok sahnelenen oyunları arasında yer alıyor. Çehov'un 1888 yılında yazdığı oyunun temelinde ipoteğini kaldırabilmek için kendisine borçlu olan insanları ziyaret eden ancak borçlularında aradığını bulamayan adamın eğlendirici ve düşündürücü hikayesine yer veriliyor. 'Tütünün Zararları' ise baskın bir eş yüzünden 33 yıl istemediği hayatı yaşamış bir adamı konu ediyor. Erdinç Gülener, Eylem Yıldız ve Hakan Elmasoğlu'nun rol aldığı oyunun dekor ve kostüm tasarımı Medina Yavuz Almaç'a, ışık tasarımı ise Birol Gezici'ye ait. İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı Aziz Dostum Çevhov 8 ve 10 Aralık tarihlerinde saat 20:00'da AKM Tiyatro Salonunda izlenebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/b-nihan-eren-nefeshane-ile-oykulerini-okurlara-sunuyor/", "text": "B. Nihan Eren'in Nefeshane adlı öykü kitabı Yapı Kredi Yayınları tarafından okurlara sunuldu. B. Nihan Eren Nefeshane ile öykülerini okurlara sunuyor. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Nefeshane, birbirinden farklı özgünlük dolu hikayeleriyle çağdaş kurgunun olanaklarını genişletiyor. Yazar B. Nihan Eren, iyice olgunlaşan, lezzetini derinleştiren ama yeni arayışlardan da vazgeçmeyen bir dille kaleme aldığı; Nefeshane kitabı ile insan içinde var olan keşfetme duygusuna bir geçit aralıyor. Satırlarına işlediği yolculuğu nefes kesici bir şekilde anlatan B. Nihan Eren, okuyucuya kendi hayat gayesini bulması için gerekli tüm kapılara uğramasına olanak sağlıyor. Kahramanların ağızlarından dinlediğimiz sekiz öykülük yolculukta hayatın derinliklerine kurgusal bir pencere açan Nefeshane, okuyucuya benliğini görmesini sağlıyor. Dördüncü öykü kitabında günlük yaşamın manzaralarını yeni bir bakış açısıyla sunan yazar, İstanbul'un sokaklarını ve bir apartman dairesinde devam eden hayatları kitabın her sayfasında anlatırken, hikayeler arasında gezen edebiyatseverlerin insan ömrünün acizliğini de mutluluğunu da hissetmesini sağlıyor. Hayatın sıradanlığını ve olağanlığını satırlarında ince ince dokuyan B. Nihan Eren, ayrı gerçeklikler arasındaki sınırı geçerek öykülerini edebi bir şölen olarak sunuyor. B. Nihan Eren, nefes almayı bambaşka açılardan ele alıyor Nefeshane'de. Yazarın iyice olgunlaşan, lezzetini derinleştiren ama yeni arayışlardan da vazgeçmeyen bir dille kaleme aldığı sekiz öykü yer alıyor kitapta. Kahramanların kendi ağızlarından dökülüyor öyküleri; bir mezarın içinden, nemli bodrum katından, hastane odasından, lüks gece kulübünden, Boğaz'ı gören tepeden, sıradan bir apartman dairesinden. Öykülerin hepsi İstanbul'da geçiyor, hepsinde aynı rüzgar esiyor, aynı çatlak yürüyor, hep nasıl olduysa öyle devam ediyor hayat, bir nefese muhtaç insanı acıtarak, bölerek, bütünleyerek. B. Nihan Eren 1981'de Tekirdağ'da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema- TV Bölümü'nü bitirdi. Yeditepe Üniversitesi'nde Karşılaştırmalı Edebiyat alanında yüksek lisans yaptı. Kör Pencerede Uyuyan kitabı 2015 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/baba-hatirasi-emanetullah/", "text": "İş insanı Rahmi Koç'un teknelere olan derin ilgisi ve bilgisi çok özel bir koleksiyon kitap olarak hayata kazandırıldı. Bir Gemi ve Tekne Koleksiyonu adlı kitap Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı. Son sayfasında restorasyon sırası bekleyen Emanetullah adlı gulete yer verilmiş bir koleksiyon kitabıyla karşınızdayım. Bir Gemi ve Tekne Koleksiyonu adlı bu eser, endüstriyel mirasın aynası. Tasarımı Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'a ait olan kitap, denizcilik tarihine ışık tutuyor. Rahmi M. Koç Müzesi'nin genel müdürü Mine Sofuoğlu, eser için hususi ilgisi sonucu edinmiş olduğu kıymetli tekneleri bir araya getiren bir kitap diyor. Şüphesiz hatıraların hep baş köşede yeri vardır. Müzedeki tüm emanetler gibi Emanetullah da müze varoldukça köşesinde olacaktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/babamin-ceketi-filminin-konusu/", "text": "Babamın Ceketi filminin konunusu hakkında Müfit Can Saçıntı bilgi verdi. Filmin senaryosunu yazan ve yöneten Müfit Can Saçıntı aynı zamanda kamera önünde de rol aldı. Müfit Can Saçıntı, 5 Ekim 2018 tarihinde vizyona giren Babamın Ceketi filminin konusu hakkında youtube kanalında konuştu. Sokaktayız adlı youtube kanalına konuşan Müfit Can Saçıntı filmle ilgili detayları anlattı. Müfit Can Saçıntı, Babamın Ceketi filmi için Hem güldüren, hem ağlatan güzel bir film. Güzel bir finalimiz var. Beklenmedik çarpıcı bir finalimiz var dedi. Değişenlerin sadece maddi değerler olmadığını da hatırlatan Saçıntı, Bir de manevi değerler var değişen. Okumanın manevi değeri de değişti. Önceden okumak bir erdemdi imrenilen bir şeydi. Şimdi okumak enayilik oldu. Bir başka değişen değerler... en çok üzerinde durduğum. Eskiden dürüstlük en büyük servetti bugün dürüstlük enayilik deyenler çoğunlukta dedi. Müfit Can Saçıntı, bunları anlatırken düşündürmek ve güldürmek istediğini hatırlattı. Saçıntı, Babamın Ceketi filminin önceki filmlerine göre aksiyon içerdiğini söyledi. Saçıntı Şimdi bu filmde ek olarak aksiyonu da ekledik. Biraz da romantizm var. Aşk var... diğer filmlerimde aksiyon yoktu bunda var. Kaçma kovalama gerilim... dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/babamin-sarkilari-mercan-selcuk-dans-toplulugu-ile-sanatseverlerle-bulusmaya-devam-ediyor/", "text": "Münir Nurettin Selçuk'tan beri üç kuşak müzik ve sanatın içinde yer alan Selçuk ailesinin temsilcisi Mercan Selçuk kurduğu dans topluluğu ile babasın Timur Selçuk'un eserlerini klasik bale ve modern dans koreografileriyle sahnelemeye devam ediyor. 'Babamın Şarkıları' Mercan Selçuk Dans Topluluğu ile sanatseverlerle buluşmaya devam ediyor. Mercan Selçuk Dans Topluluğu, sezon açılışını Uniq İstanbul'da yaptığı Babamın Şarkıları eseri ile 27 Aralık'ta saat 20.30'da CKM'de; ardından 18 Ocak'ta Zorlu PSM'de sanatseverlerle buluşmalarını sürdürüyor. Bale Sanatçısı, Koreograf Mercan Selçuk'un, Timur Selçuk'un unutulmaz şarkılarını klasik bale ve modern dans sanatıyla yorumladığı ''Babamın Şarkıları'', Münir Nurettin Selçuk'tan bugüne 3 nesildir süren sanat yolculuğunun bir izdüşümü olarak sahneye yansıyor. Büyük Usta Timur Selçuk'a özlem ve saygıyla gerçekleşen temsiller sırasında, Gazeteci Nebil Özgentürk'ün ''Bir Yudum İnsan'' belgeselinden de bir bölüm gösteriliyor. Sanatçı bir ailenin 3. nesil temsilcisi olan Mercan Selçuk'un, Timur Selçuk'un ''İspanyol Meyhanesi'', ''Beyaz Güvercin'', ''Ayrılanlar İçin'', ''Ekonomi Bilmecesi'' gibi klasikleşmiş şarkılarına yaptığı klasik bale ve modern dans koreografileri MSDT dansçılarının performanslarıyla sahneleniyor. Modern bale eseri olan ''Babamın Şarkıları'', ilk prömiyerini pandemi öncesi yapmıştı. Performansları izleyen Büyük Usta Timur Selçuk coşkulu alkışlar arasında sahneye çıkarak izleyiciyi son kez selamlamış, salonda hep bir ağızdan ''Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü'' seslendirilmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/babamin-sarkilari-timur-selcukun-eserleri-bale-ve-dans-ile-sahnede/", "text": "Mercan Selçuk Dans Topluluğu, Timur Selçuk'un eserlerini klasik bale ve modern dans ile sahneye taşıyor. 'Babamın Şarkıları' Timur Selçuk'un eserleri bale ve dans ile sahnede. Mercan Selçuk Dans Topluluğu, sezon açılışını Babamın Şarkıları eseri ile 6 Kasım'da Uniq İstanbul'da yapacak. Bale Sanatçısı, Koreograf Mercan Selçuk'un, Timur Selçuk'un unutulmaz şarkılarını klasik bale ve modern dans sanatıyla yorumladığı ''Babamın Şarkıları'', Münir Nurettin Selçuk'tan bugüne 3 nesildir süren sanat yolculuğunun bir izdüşümü olarak sahneye yansıyacak. Timur Selçuk'a özlem ve saygıyla gerçekleşecek temsil sırasında, gazeteci Nebil Özgentürk'ün ''Bir Yudum İnsan'' belgeselinden de bir bölüm gösterilecek. Sanatçı bir ailenin üçüncü nesil temsilcisi olan Mercan Selçuk'un, Timur Selçuk'un ''İspanyol Meyhanesi'', ''Beyaz Güvercin'', ''Ayrılanlar İçin'' gibi klasikleşmiş şarkılarına yaptığı klasik bale ve modern dans koreografileri MSDT dansçılarının performanslarıyla sahnelenecek. Babamın Şarkılarının 6 Kasım temsili için biletler, Biletix'te satışa çıktı. MSDT eseri olan Babamın Şarkıları, ilk prömiyerini pandemi öncesi yapmıştı. Performansları izleyen Büyük Usta Timur Selçuk coşkulu alkışlar arasında sahneye çıkarak izleyiciyi son kez selamlamış, salonda hep bir ağızdan Güneşin Sofrasında Söylenen Türkü seslendirilmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/babil-dizisindeki-siir-can-yucelden/", "text": "Babil dizisindeki şiir Can Yücel'den... Star TV'de cuma akşamları yayınlanan Babil adlı dizide Can Yücel şiiri son bölüme damgasını vurdu. Başrollerinde Halit Ergenç, Aslı Enver, Birce Akalay gibi ünlü isimlerin rol aldığı Babil dizisi final bölümüyle seyirciyi ekrana kilitledi. 20 Kasım Cuma akşamı final yapan Babil dizisindeki şiir geceye damga vurdu. İrfan'ın oğlu Deniz'e ezberlettiği Can Yücel şiiri Babil dizisinin finalinde izleyenleri duygulandırdı. Deniz'in annesine şiiri okuduğu sahne sonunda seyirciler Babil dizisindeki şiir hakkında bilgi araştırmaya başladı. Şiiri bilenler Can Yücel'e ait olduğunu hatırlarlarken, bilmeyenler ise Babil dizisindeki şiir için internet arama motorları üzerinden arama yaptılar. Babil dizisi ikinci sezonun sonunda ekranlara veda etti. 20 Kasım'da yayınlanan 20. bölümünde Babil dizisindeki şiir seyirciyi duygulandırdı. Halit Ergenç'in idealist bir ekonomi profesörü olan İrfan karakteriyle izleyici karşısına çıktığı dizide başarılı oyuncular, Aslı Enver, Birce Akalay, Mesut Akusta, Nur Fettahoğlu ve Onur Saylak başrolleri paylaşıyordu. Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,"} {"url": "https://724kultursanat.com/bahar-yaka-bu-kitabin-yazari-oldu-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Öyküleriyle edebiyat dünyamızda sağlam adımlarla ilerleyen Bahar Yaka, şimdi de bir roman ile okurlarının karşısında. Bahar Yaka'nın Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanı raflarda yerini aldı. Bahar Yaka Bu Kitabın Yazarı Öldü ile okurlarla buluşuyor. Öyküleriyle edebiyat dünyamızda sağlam adımlar atan ödüllü yazar Bahar Yaka, denemeleriyle de okurlarıyla buluşmuştu. Şimdi ise bir roman... Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanıyla Bahar Yaka okurların karşısında. Bahar Yaka öykülerini Diablo'nun Günlüğü ve Tanrıgöz adlı kitaplarıyla okurlara ulaştırmıştı. Öykülerinde kendine has üslubu ve kurgusuyla kısa sürede dikkat çekerek okur kitlesini oluşturan Bahar Yaka, bu kez roman türünde bir eserle edebiyat dünyasındaki varlığını pekiştiriyor. Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı roman Edebiyatist etiketiyle kitapçılarda yerini aldı. Yazmak insanı bazen çoğaltan, bazen de yalnızlaştıran bir eylem. Bu Kitabın Yazarı Öldü'de Bahar Yaka tam da bu noktadan dokunuyor karakterlerine. Fiziki ya da ruhani bir ölüm değil burada bahsedilen, bir nevi edebi ölüm... Yazarların doğuma eşdeğer yazma sancılarını anlatıyor birçok perspektiften. Eleştiri karşısındaki tepkilerini ortaya döküyor tüm çıplaklığıyla. Bir yazarın kaçamak, kıskançlık dolu bakışlarını yakalıyor, başka bir yazarın eserine bakarken. Hissedip de söylememenin insana nelere mal olduğuna işaret ediyor. İçinde bulunduğu dünyanın kapılarını aralıyor merak edenler için. Yazarın daha önceki öykülerinin hemen hepsinde ortak nokta olan ölüm, kitabın ismine inat yok bu defa."} {"url": "https://724kultursanat.com/balikesir-tiyatro-festivali-basliyor/", "text": "Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Balıkesir Tiyatro Festivali 18 Haziran'da perde açıyor. Balıkesir Tiyatro Festivali başlıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları ile bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Balıkesir Tiyatro Festivali 18 Haziran'da perde açıyor. 22 Haziran'a kadar Türk tiyatrosunun değerli isimleriyle tiyatro severleri bir araya getirecek olan etkinlik Balıkesir'in merkez ilçesinde gerçekleştirilecek. Etkinlik 18 Haziran Cumartesi günü saat 16.00'da basın toplantısı ile başlayacak. Ardından Burcu Kıratlı ile Hakan Altınel, Gürkan Tavukçuoğlu, Tuğçe Koçak ve Murat Ergür'ün birlikte sahnelediği 'Her Aşk Biraz Komiktir' adlı tiyatro oyunu sahnelenecek. 19 Haziran'da 'Yetişkin Atölyesi: Jonglage' ile başlayan etkinlikler Begüm Öner, Ceyhun Fersoy, Sarp Bozkurt, Melis İşiten ve Şeyda Terzioğlu'nun rol aldığı Suit adlı oyun ile devam edecek. 20 Haziran'da Zeynep Beşerler ve Selen Soyder'in oyuncu kadrosunda yer aldığı'Hangisi Karısı', 21 Haziran'da da Salih Bademci'nin performansıyla 'Fanatik' adlı tiyatro oyunları sahnelenecek. Gün içerisinde ünlü oyuncularla söyleşi yapma fırsatının da bulunacağı festivalde 23-24-25-26 Haziran tarihlerinde Ayvalık'ta 'Deniz Seviyesinde Tiyatro' seçkisi gerçekleşecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/bandirma-fuze-kulubu-vizyon-tarihi-ne-zaman/", "text": "Bandırma Füze Kulübü sinemaya geliyor. Gerçek hayat hikayesinden beyazperdeye aktarılan Bandırma Füze Kulübü, Türkiye'nin uzay ve havacılık tarihindeki ilk füze denemelereni anlatıyor. Bandırma Füze Kulübü vizyon tarihi ne zaman? Türk sinemasına yeni bir dönem filmi geliyor. Yapımcı Mustafa Uslu, yine gerçek bir hayat hikayesini sinemaya taşıyor. Türkiye'nin havacılık ve uzay tarihinde dikkat çeken bir yeri olan Bandırma Füze Kulübü sinema filmi olarak seyirciyle buluşuyor. Türkiye'nin ilk füzesinin uzaya fırlatılmasına imza atan Bandırma Füze Kulübü ile ilgili filmin ilk tanıtım fragmanı yayınlandı. Bandırma Füze Kulübü filminin yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak üstlendi. Bandırma Füze Kulüb, kısıtlı imkanlara, engellere rağmen tüm dünyaya bu büyük yarışta Biz de varız diyen Bandırmalı gençlerin hikayesini anlatıyor. 1950'li yıllarda Bandırma'da geçen olaylar serisi Bandırma Füze Kulübü adıyla sinemaya taşınıyor. Bandırma Füze Kulübü konusu ile dikkat çekiyor. Bandırma Füze Kulübü konusu merak ediliyor. Bandırma Füze Filmi konusunu merak edenler için Youtuber Arda Akgün'ün hazırladığı bir videoyu paylaşıyoruz. Dönemi anlatan youtuber, Türkiye'nin uzaya ilk güze gönderen gençlerinin başarısını ve engellenmelerini detaylarıyla aktarıyor. Bandırma Füze Kulübü tüm bu detaylarla sinemaya taşınıyor. 1950'li yılların Türkiye'sinde geçen gerçek hayat hikayesinin sinemaya taşınmasında dönem filmleriyle tanınan yapımcı Mustafa Uslu'nun imzası var. Bandırma Füze Kulübü oyuncu kadrosunda yeni jenerasyonun genç yetenekleri ve usta oyuncular bir araya geliyor. Bandırma Füze Kulübü oyuncu kadrosunda başrollerde Alina Boz, Deniz Can Aktaş, Erkan Kolçak Köstendil, Atay Yıldız, Aslı Bekiroğlu, Görkem Sevindik, Öykü Gürman, Tolga Canbeyli, Bülent Alkış ve Altan Erkekli yer alıyor. Filmde ayrıca Nizam Namidar, Ahmet Saraçoğlu, Gökhan Yıkılkan, Bahtiyar Engin, Asaf Doğan, Başak Akan, Bartu Mutlu, Çiçek Acar, Özkan Ayalp, Ayhan Pekbilgin, Emre Yılmaz, Hande Oktan ve Kayra Orta rol alıyor. Filmin müziklerini Yıldıray Gürgen yapıyor. Bandırma Füze Kulübü film senaryosunu ise Mert Dikmen, Mustafa Uslu ve Ayberk Olgay kaleme aldı. Türkiye'nin uzaya gönderdiği ilk füze çalışmalarına imza atan Bandırma Füze Kulübü'nün hikayesinin sinemaya taşınması heyecan uyandırdı. Sinemaseverler ve elbette havacılık meraklıları filmin vizyon tarihini merak ediyor. Çekimleri ve yapım aşaması süren filmle ilgili henüz net bir vizyon tarihi açıklanmadı. Ancak yapımcılardan gelen açıklamaya göre Bandırma Füze Kulübü vizyon tarihi 2022 bahar ayları olarak görülüyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/bandirma-kitap-gunleri-cumhuriyet-coskusuyla/", "text": "Bandırma Kitap Günleri başladı. Fuar 7 Ekim'e dek açık kalacak. Beşincisi düzenlenen Bandırma Kitap Fuarı'nda kitap dünyası buluşacak, yazarlar edebiyatçılar söyleşilere katılacak. Bandırma Kitap Günleri cumhuriyet coşkusuyla başladı. Cumhuriyet'in 100. yılında, Bandırma'da beşincisi bu yıl düzenlenen kitap günlerinin açılışı yapıldı. 7 Ekim'e kadar sürecek olan Bandırma Kitap Günleri, bölgedeki kitapseverleri onlarca yayınevinin yanı sıra birbirinden değerli yazar konuklarla buluşturması açısından büyük önem taşıyor. Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun'un ev sahipliğinde açılışı yapılan Bandırma Kitap Günleri konukları arasında geçmiş dönem Bandırma belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri, siyasi parti ilçe başkanları, Erdek Belediye Başkanı Burhan Karışık ve İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez bulunuyordu. Tolga Tosun açılış konuşmasında, Kentimizin kültür ve sanat kimliğine büyük katkı sunan ve bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz Bandırma Kitap Günlerimizin açılış gününde, 100 yıllık Cumhuriyetimizin ışığında, kitapların gölgesinde hep birlikte buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz dedi. 30 Eylül Cumartesi günü başlayan ve 7 Ekim'e kadar sürecek olan Bandırma Kitap Günleri, onlarca yayınevini 7'den 70'e kitapseverlerle buluşturuyor. Cumhuriyet Meydanı'nda bulunan yayınevi stantları ve etkinlik alanı, 10.00-22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/bandirma-kitap-gunlerinde-turkan-soray-ile-ahmet-mekin-bulustu/", "text": "Sinemamızın unutulmazlarından olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde iki ünlü isim rol almıştı. Türk sinema tarihinde hafızalara kazınan Türkan Şoray ile Ahmet Mekin yıllar sonra Bandırma Kitap Günlerinde buluştu. Bandırma Kitap Günleri'nde Türkan Şoray ile Ahmet Mekin buluştu. Bandırma 4. Kitap Günleri bu yıl 70 yayınevinin katılımıyla 24 Eylül'de açıldı. 2 Ekim 2022 tarihine dek açık olacak Bandırma 4. Kitap Günleri'nin ilk gününde Türkan Şoray ve Ahmet Mekin sahnedeydi. Sinemamızın unutulmazlarından olan Selvi Boylum Al Yazmalım filminde iki ünlü isim rol almıştı. Türk sinema tarihinde hafızalara kazınan Türkan Şoray ile Ahmet Mekin yıllar sonra Bandırma Kitap Günlerinde buluştu. Bandırma Belediyesi tarafından düzenlenen Bandırma 4. Kitap Günleri bu yıl 70 yayınevinin katılımıyla 24 Eylül 2 Ekim 2022 tarihleri arası gerçekleşecek. Kitap Günleri etkinliklerinin programı, Bandırma Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenleniyor. Programın birinci gününde Türk sinemasının usta isimleri Selvi Boylum Al Yazmalım filminde birlikte rol alan Türkan Şoray ve Ahmet Mekin, Şair yazar Ahmet Ümit ve Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk katıldı. 4. Kitap Günleri etkinliğinin açılışına Türkan Şoray ve Ahmet Mekin de onur konuğu olarak katıldı. Şoray ve Mekin, sevenleriyle Bandırma Cumhuriyet meydanında söyleşi düzenlendi ve ardından Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun'la birlikte kurdele keserek yayınevlerinin açtığı kitap stantlarını gezdi. Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun sanatçılara katılımları sebebiyle yağlı boya Bandırma vapuru simgeli tablo hediye etti. 4. Bandırma Kitap Günleri açılışına Bandırma Belediye Başkanı Av. Tolga Tosun, CHP Balıkesir İl Başkanı Serkan Sarı, CHP Bandırma Milletvekili ve çok sayıda kitap sever vatandaş katıldı. Okumanın, her şeyin temeli olduğunu biliyoruz. Bu büyük organizasyonda yazarlarımız bizlerle buluşacak. Onların tecrübelerinden, bilgilerinden hep beraber faydalanacağız. Bugün de çok değerli iki misafirimiz bizlerle buluşuyor. Türk sinemasının sultanı, aydınlık yüzü büyük sanatçı Türkan Şoray ve yine Türk sinemasının yaşayan efsanesi bu toprakların değerli kültür hazinesi Ahmet Mekin'i Bandırma'da ağırlamış olmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğumuzu ifade etmek istiyorum dedi. 4. Bandırma Kitap Günlerine onur konuğu olarak katılan Yeşilçam'ın Sultanı Türkan Şoray, Bandırma'da sıcak ilginize sevgimi sunuyorum, Bandırma kitap günlerinde sizlerle beraber olmak çok güzel. Keşke vaktim olsa da sizlerle bir hafta beraber olsaydım. Kitap hayattır, kitap her zaman benim hayatım boyunca arkadaşım olmuştur. Olmaya da devam edecek. Mümkün olduğu kadar kendini halktan hissetmeli sanatçı, sinemayla insanlara birşeyler aktarıyoruz. Bizim vazifemiz toplum sanatçısı olmak halktan kopmamak, bizler halkın birer parçasıyız halk insanı olmalı sanatçı. Şuan samimi söylüyorum kitap fuarı için sizlerde burdasınız ama sizlere doyamadım, burada kalıp sizlerle saatlerce sohbet etmek isterdim dedi. 4. Bandırma Kitap Günlerine Onur konuğu olarak katılan Ahmet Mekin, sevenlerine bol bol kitap okuyun dedi. benim başucu kitaplarımdan biri Ahmet Ümit'tir, bunu baştan bir söyleyim. Çok küçük yaşta başladım kitap okumaya, tutkumdur okumak 2 tane hobim var bir tanesi kitaptır. Kitapsız uyumuyorum, bütün insanlara şunu öğütlüyorum kitap okuyun bol bol kitap okuyun. Söyleyeceklerim bu kadar kitaptan vazgeçmeyin diyerek sözlerini tamamladı. Ünlü Yazar Ahmet Ümit 4. Bandırma Kitap Günlerinde okurlarıyla buluştu. Kitap imzalatmak isteyen okurlar kitabevinin dış kapısına kadar kuyruk oluştururken yoğun ilgi gözlerden kaçmadı. Yazar Ahmet Ümit imza gününde yaptığı değerlendirmede Bandırma'da okuyucularının ilgisinden çok memnun olduğunu belirterek, Bugün hafta arası olmasına rağmen yüzlerce sevgili okurum kitaplarımı alıp, imzalatmak için kitaplarıyla geldi. Sağ olsunlar ayaklarına sağlık, Bu benim için çok umut verici ve gurur verici. Bandırma'da hafta arasında bunu görmek benim için çok umut verici bir şey. Bir yazar olarak da insanların kitap okuyor olması çağdaşlık ve bir gelişmişlik göstergesidir şeklinde konuştu. Kitapevi yetkilileri de okurların yoğun ilgisinden memnun olduklarını ve 500'e yakın kitabın satıldığını açıkladı. Ahmet Ümit ile kitaplarını imzalatan okurları onunla fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/banksy-eserleri-varsovada-sanatseverlerle-bulustu/", "text": "Banksy eserleri Varşova'da sanatseverlerle buluştu. Dünyaca ünlü gizemli grafitti sanatçısı Banksy'nin eserleri Varşova'daki sergiyle sanatseverlerle buluştu. Banksy, hiç beklenmedik alanlarda duvar üzerine çizdiği ve genellikle sosyal mesaj içeren grafitti eserleriyle tanınıyor. Henüz kimliği meçhul bir sanatçı olan Banksy bu kez eserlerinin sergisiyle basantseverlerin karşısına çıktı. Banksy'nin eserleri Varşova'da sergilendi. The Art Of Banksy Without Limits başlıklı sergi Polonya'nın başkenti Varşova'daki Koneser binasında sanatseverlerin ilgisine sunuldu. Farklı ülkelerde yaptığı duvar resimleriyle ünlenen İngiliz sanatçı Banksy'nin sergisi The Art of Banksy. Without Limits, Polonya'nın başkenti Varşova'daki Koneser binasında sergilendi. Sergide Banksy'in, Balonlu Kız, Bomba Hugger, Polis Çocukları, Ucuz Roman ve Çiçek Atıcı gibi en popüler grafitileri dahil 100'den fazla sanat eseri yer aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/banksy-koronali-gunlerde-saglik-calisanlari-icin-cizdi/", "text": "Banksy koronalı günlerde sağlık çalışanları için çizdi. Dünyaca ünlü 'gizemli sokak sanatçısı' Banksy bu kez İngiltere'de bir hastanede ortaya çıktı. Banksy'nin Southampton General Hastanesi'nde ortaya çıkan yeni eseri koronalı günlerde sağlık çalışanlarına mesaj olarak değerlendirildi. Resmin büyük kısmı siyah beyaz. Boyutu bir metrekare olan resim, hastane yönetimi tarafından acil servis girişine asıldı. Banksy'nin sağlık çalışanlarına moral ve destek mesajı olarak değerlendirilen resimde bir çocuk oyuncak sepetindeki süper kahramanlar yerine, pelerinli bir hemşireyle oynuyor. Hemşirenin elini, Süpermen'in göreve uçarken yaptığı gibi ileri doğrulttuğu görülüyor. Maske ve bone takan hemşirenin önlüğündeki kızıl haç ise resimdeki tek renk. Banksy'nin eserinin sonbahara kadar hastane girişinde sergilendikten sonra geliri Ulusal Sağlık Sistemi'ne bağışlanmak üzere açık artırmaya çıkarılacağı bildirildi. Banksy'nin, Ulusal Sağlık Sistemi'nde bulunan herkesin olağanüstü çabasına teşekkür etmek için bizim hastanemizi seçmesi büyük bir onur."} {"url": "https://724kultursanat.com/banksy-sempanzeli-avam-kamarasi-tablosuna-rekor-fiyat/", "text": "Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy'nin, şempanzelerle resmettiği Avam Kamarası tablosu rekor fiyata satıldı. Banksy şempanzeli Avam Kamarası tablosuna rekor fiyat verildi. Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy'nin, Brexit terimi çıkmadan önce 2009 yılında çizdiği şempanzeli Avam Kamarası resmi 9.8 milyon sterline satıldı. Banksy'nin çok konuşulan tablosunda Avam Kamarası'nı milletvekilleri yerine şempanzeler yer alıyor. Bu tablo Banksy eserleri arasında yeni bir rekor kırılarak 9.8 milyon sterline satıldı. Banksy'nin 'Devolved Parliament' adlı eseri Londra'daki Sotheby's müzayede evindeki açık artırmayla satıldı. 9.8 milyon sterline (yaklaşık 70 milyon TL) satılan tablo yaklaşık 4 metre boyunda. Eserin satılması sadece 13 dakika sürdü. Şempanzeli Avam Kamarası tablosunu alan kişinin adı açıklanmadı. 2 milyon sterline alıcı bulması beklenen eser beklentilerin de üzerine çıkarken tablo Banksy'nin en pahalıya satılan eseri oldu. Rekor satışın ardından Banksy Instagram hesabından bir paylaşım yaptı. Satışla ilgili görüşlerini dile getiren Banksy Banksy tablosu için rekor fiyat. Yazık, hala ona sahip değilim dedi. Banksy ayrıca sanat eleştirmeni Robert Hughes'un sanatı maddi bir değer olarak görmeyi eleştiren sözlerini de paylaştı. Geri Evrilmiş Parlamento tablosu Banksy'nin bilinen en büyük tuval çalışması olma özelliğini taşıyor. Sanatçının bundan önceki rekoru 1 milyon sterlinden yüksek bir meblağa satılan 'Kırmızı Balonlu Kız' adlı eseriydi. Ancak satıldıktan birkaç dakika sonra eserin çerçevesi içine gizlenmiş kağıt imha makinesi vasıtasıyla kendi kendini yok etmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/banksynin-evsizler-icin-cizdigi-eser-tahrif-edildi/", "text": "Dünyaca ünlü grafitti sanatçısı Banksy'nin İngiltere'de evsizler için çizdiği bir mural eseri herkesin gözü önünde bir çılgın tarafından tahrif edildi. Banksy'nin evsizler için çizdiği eser tahrif edildi. Gerçek kimliği bilinmeyen grafiti sanatçısı Banksy'nin evsizliğe dikkat çeken son eserine çılgın biri herkesin gözü önünde elindeki kırmızı sprey boya ile saldırdı. Banksy, tüketimin zirve yaptığı Noel dönemi yaşanırken evsizliğe dikkat çekmek istedi. Son eserini İngiltere'nin Birmingham kentinde Kuyumcular Mahallesi olarak bilinen bölgede duvara çizdi. Duvara, evsiz bir adamın yattığı bankı taşıyan ren geyiklerini çizdi. Instagram hesabından da bir video yayınladı. Banksy, evsiz olan Ryan'ı filme aldıklarını yazdı ve şöyle dedi: Ryan'ı bu bankta çektiğimiz 20 dakika boyunca yoldan gelip geçenler ona sıcak bir içecek, iki çikolata ve bir fener verdi- o hiçbir şey rica etmeden ifadelerini kullandı. Ancak sadece saatler sonra, kimliği belirlenmeyen bir kişi herkesin gözü önünde Banksy'nin ren geyiklerine kırmızı burunlar ekleyerek eseri tahrif etti. Hawkins'in aktardığına göre kalabalık sanatı tahrif ettiği için adama bir hayli tepki gösterdiği, bir kişi de kırmızı boyayı silmeye çalıştı. Bu esnada adam ortadan kayboldu. Yetkililer, potansiyel olayların önüne geçmek için eserin önüne camdan bir panel yerleştirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/barbie-filmine-yasak/", "text": "Gişe rekorları kıran Barbie filmine farklı ülkelerde yasaklar getiriliyor. Dünyayı bir Barbie kasırgası almışken, diğer yandan ise filme karşı yasak haberleri geliyor. Dünya çapında gişe rekorları kıran ve gündemden düşmeyen Barbie filmini yasaklayan ülke sayısı her geçen gün çoğalıyor. Barbie ile ilgili ilk tepki ve yasak Vietnam'dan gelmişti. Vietnam ve Çin arasında 'dokuz çizgili hat' krizi biliniyor. Çin hükümetinin kabul ettiği dokuz çizgili hat, Vietnam'ın egemenliğinin ihlali olarak görülüyor. Bu dokuz çizgili harita hattının filmde yer alması Vietnam'da büyük yankı uyandırdı. Film yasaklandı. Pakistan'ın Pencap eyaletinde de filmin gösterimi 'sakıncalı içerik' nedeniyle ertelendi. Filipinlerde Barbie filminin vizyona girmesi uzun süre tartışıldı. Onlar da tıptı Vietnam gibi filmdeki dokuz çizgili haritadan rahatsız oldu. Filmdeki bu sahne kesildikten sonra film vizyona girebildi. Vietman'ın ardından Lübnan'dan filmin gösterimine karşı yasak getirildiği duyuruldu. En son yasaklama ise Kuveyt'ten geldi. Lübnan, Barbie filminin 'ahlaki ve dini değerlere aykırı olduğu ve eş cinselliği öne çıkardığı' gerekçesiyle yasakladı. Kuveyt makamlarının yasak gerekçesi de Lübnan'a yakın: 'toplum ahlakını ve sosyal gelenekleri korumak'.... Kuvey'te şimdi Barbie ile Talk to Me adlı filmleri yasak. Kuveyt'ten tartışmalı sahneleriyle gündeme oturan ve dünyanın birçok yerinde gişe rekorları kıran Barbie filminin yanı sıra Talk to Me adlı bir başka filme yasak geldi. Kuveyt Enformasyon Bakanlığı Basın Yayın Müsteşar Yardımcısı ve Sinema Filmlerini Denetleme Komitesi Başkanı Lafi es-Sabii, Barbie ve Talk to Me filmlerinin gösterime girmeyeceğini açıkladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/barbie-hasilat-rekoru-kirdi/", "text": "Dünyayı saran Barbie kasırgasında film gişede rekor kırdı. İlk defa bir kadın yönetmenin filmi gişede kısa sürede dünya genelinde 1 milyar dolarlık gişe hasılatına ulaştı. Barbie hasılat rekoru kırdı. Dünyayı kasıp kavuran Barbie filmi 1 milyar dolar barajını aşarak farklı bir rekora imza attı. Barbie gişe hasılatında 1 milyar dolar barajını aştı. Film, vizyondaki üçüncü hafta sonunda ABD gişesinin liderliğini bırakmadı. Barbie, hafta sonunda kazandığı 53 milyon dolarla birlikte dünya çapında 1 milyar 31 milyon dolar hasılat elde etti. Greta Gerwig imzalı film, henüz vizyondaki birinci ayını doldurmadan, Süper Mario Kardeşler Filminin ardından 2023'ün küresel gişede bu sınırı geçen ikinci filmi oldu. İlk defa bir kadın yönetmenin filmi bu başarıya ulaştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/barcelona-guitar-trio-dance-turkiye-turnesinde/", "text": "Dünyaca ünlü müzik ve dans topluluğu Barcelona Guitar Trio & Dance Türkiye'ye geliyor. Topluluk İstanbul, Ankara ve İzmir'de müzik ve dans severlerin karşısında olacak. Barcelona Guitar Trio & Dance Türkiye turnesinde... Dünyaca ünlü Barcelona Guitar Trio & Dance ünlü gitaristler Manuel Gonzalez, Xavier Coll ve Luis Robisco ile Türkiye'de sahnede olacak. Müzikleriyle ve danslarıyla ünlü Barcelona Guitar Trio & Dance topluluğu İspanya'nın en heyecan verici flamenko dansçı çifti Carolina Morgado ve Jose Manuel Alvarez ile birlikte İstanbul, Ankara ve İzmir'de müzik ve dans severlerle buluşacak. Barcelona Guitar Trio & Dance, Kınay Entertainment organizasyonuyla Türkiye'ye geliyor. Barcelona Guitar Trio & Dance, Manuel de Falla, Federico Garcia Lorca, Chick Corea ve Paco de Lucia'nın en güzel bestelerini seyirciyle buluşturacak. İstanbul, Ankara ve İzmir'den oluşacak olan Türkiye turnesi 23 Şubat Çarşamba günü Ankara'da başlıyor. Turnenin ilk ayağı MEB Şura Salonu'nda gerçekleşecek. Barcelona Guitar Trio & Dance gösterisi Ankara'nın ardından, 24 Şubat Perşembe İzmir'de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde, 26 Şubat Cumartesi ise İstanbul'da Fişekhane Ana Sahne'de olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/base-2019-sanatci-adaylarini-sanatseverlerle-bulusturuyor/", "text": "Yeni mezun sanatçı adayları BASE 2019'da eserleriyle sanatseverlerle buluşuyor. BASE 2019, 30 üniversiteden 107 yeni mezun sanatçı adayının 119 yapıtını sergiliyor. BASE 2019 sanatçı adaylarını sanatseverlerle buluşturuyor. Üçüncüsü bu yıl düzenlenecek olan BASE, Türkiye'nin dört bir yanından yeni mezun sanatçı adaylarını Akaretler Sıraevler'de bir araya getiriyor. Türkiye'nin yeni mezun sanatçı platformu BASE, yurdun dört bir yanından yeni mezun genç sanatçı adaylarının yapıtlarını aynı çatı altında topluyor. BASE 2019, 14-17 Kasım tarihleri arasında düzenleniyor. Bu yılki sergi 20 şehirden ve 30 üniversiteden 107 yeni mezun sanatçı adayı katılıyor. BASE 2019 buluşmalarında henüz sanat kariyerinin başındaki sanatçı adaylarıyla tanışmak ve onların farklı disiplinlerde 119 yapıtını bir arada görmek mümkün. BASE Talks ile ve birbirinden değerli konuşmacıları ağırlanıyor. BASE 2019 Akaretler Sıraevler'de 25-27-29-31 numaralı binalarda gerçekleşecek. 72 üniversitenin 2019 mezunlarından 1575 başvuru alan BASE'te, bu yıl seçici kurul değerlendirmesi sonucu seçilen 30 üniversiteden 107 yeni mezun sanatçı adayının 119 yapıtı yer alacak. BASE 2019, Derya Yücel küratörlüğünde gerçekleşecek. Resim, seramik, video, heykel, yerleştirme, fotoğraf, cam ve grafik tasarım gibi pek çok farklı sanat dalından yapıtlar sergilenecek. Bu yıl ilk kez gerçekleşecek BASELECTED 17/18 sergisi, 2017 ve 2018 BASE sanatçılarının güncel yapıtlarından oluşan bir seçkiye ev sahipliği yapacak. Sergide Arek Qadrra, Aytuğ Aykut, Damla Yalçın, Duygu Aydoğan, Ece Kibaroğlu, Fatih Temiz, Hamza Kırbaş, Hina Barlas, İbrahim Erdoğan, Metin Alper Kurt, Ömer Sedat Yenidoğan, Seçil Büyükkan, Selen Tokgöz, Tevfik Altan Doyran, Uğur Bişirici olmak üzere 14 sanatçının eseri sergilenecek. Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören ''BASE Talks'' bu yıl da 14-15-16 Kasım tarihlerinde W Studios'da düzenlenecek. 20'ye yakın panelde yaklaşık 35 konuşmacıyı ağırlanacak. BASE Talks her gün 11:00-19:00 saatleri arasında yapılacak. Bu yıl BASE Talks'ta şimdiden yerini alan isimler ise Atıf Akın, Beral Madra, Derya Yücel, Emre Zeytinoğlu, Erdil Yaşaroğlu, Kezban Arca Batıbeki, Merih Akoğul, Murat Pilevneli, Ozan Bilgiseren."} {"url": "https://724kultursanat.com/baskent-kultur-yolu-festivali-konserleri-basliyor/", "text": "Başkent Kültür Yolu Festivali tüm coşkusuyla CSO ADA ANKARA'da sanatseverlerle buluşacak. Başkent Kültür Yolu Festivali konserleri başlıyor. Başkent Kültür Yolu Festivali tüm coşkusuyla CSO ADA ANKARA'da sanatseverlerle buluşacak. CSO ADA ANKARA, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 28 Mayıs 12 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Başkent Kültür Yolu Festivali boyunca sergilerden, konser ve söyleşilere, koro dinletilerinden çocuk tiyatrolarına dopdolu bir programa ev sahipliği yapacak. Başkentin kültür-sanat merkezi CSO ADA ANKARA, festival boyunca dünya starlarını, 360 derecelik izleme imkanı sunan üzüm bağı modelinde tasarlanmış Ana Salon'da ağırlayacak. Dünyanın en iyi 50 vokali arasında gösterilen, Latin Grammy ödüllü Buika, benzersiz sesiyle Başkentlilere unutulmaz bir performans sunacak. Ermeni asıllı İspanyol keman virtüözü Ara Malikian, kendine has yorumunu ve enerjik sahne şovunu CSO ADA ANKARA sahnesine taşıyacak. 40 yılı aşkın süredir Mali'nin ve Afrika'nın sesini dünyaya duyuran Salif Keita'nın müziğin evrenselliğini tüm dünyaya kanıtlayan altın sesi Ankara semalarında yükselecek. Bosna Hersek'in dünya müzik sahnesine armağanı Dino Merlin, Sevdalinka'nın en duygu dolu eserlerini CSO ADA ANKARA'da seslendirecek. A capella'nın dünyaya açılan en önemli temsilcileri arasında gösterilen İsveçli The Real Group, vokalin gücünü sahneye taşıyarak Başkent'te müzikseverlere unutulmaz bir müzikal deneyim yaşatacak. CSO ADA ANKARA, Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında klasik müziğin en saygın isimlerini de müzikseverlerle buluşturacak. Yorumundaki incelik ve tutkuyla hem müzikseverleri hem de eleştirmenleri büyüleyen ECHO Klassik ödüllü soprano Anna Prohaska, dünyanın en köklü topluluklarından Deutsches Symphonie-Orchester Berlin eşliğinde CSO ADA ANKARA'da sahne alacak. Dünyanın en prestijli sahnelerinde klasik müziğin en başarılı şefleriyle unutulmaz performanslara imza atan Prohaska, Deutsches Symphonie-Orchester Berlin ile Mozart'tan Titus'un Merhameti, Haydn'dan Issız Ada ve Berenice operalarından en sevilen aryaları seslendirecek. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştireceği ilk konserde dünyanın en iyi kemancıları arasında gösterilen Maxim Vengerov'a eşlik edecek. Uluslararası başarılarıyla tanınan viyola sanatçısı Özcan Ulucan ve piyanist Birsen Ulucan'ın Vengerov ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile aynı sahneyi paylaşacağı konser, Cemi'i Can Deliorman yönetiminde gerçekleşecek. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Kore-Türkiye Diplomatik İlişkilerinin 65. Yıldönümü kutlamaları kapsamında heyecan verici bir konserle de festivalin en önemli etkinliklerinden birine imza atacak. Rengim Gökmen yönetiminde müzikseverlerin huzuruna çıkacak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, dünya çapındaki yarışmalarda büyük başarılar elde eden ve çok sayıda ilki gerçekleştiren keman sanatçısı Bomsori Kim'e kendi sahnesinde eşlik edecek. Azerbaycan milli marşının yazarı şair Ahmet Cavad'ın 130. doğum günü anısına düzenlenen Türksoy İnciler Dök, Gel Yoluna konseri, Azeri şef Mustafa Mehmandarov yönetimindeki CSO ve Elnara Kerimova yönetimindeki TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu, solistler Azer Zeynalov, Nigar Celilova, Orhan Celilov ve Heyyam Mamedov ile birlikte kardeş iki ülkenin dostluğunu notalar üzerinden aktaracak. Şef Burak Onur Erdem yönetiminde sahne alacak Devlet Çoksesli Korosu, Köklere Dönüş: Yeni Yağmurlar başlıklı konserlerinde Brahms, Grieg, Barber ve Vaks'ın eserlerini seslendirecek. Devlet Opera ve Bale Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Murat Karahan, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Solist Sanatçıları Hakan Aysev ve Efe Kışlalı'dan oluşan 3 Tenor, Napolitenlerden türkülere uzanan geniş ve renkli bir repertuvarla müzikseverlerle buluşacak. Ülkemizin en başarılı vokalleri de Başkent Kültür Yolu Festivali boyunca sevilen şarkılarıyla CSO ADA ANKARA'da müzikseverlerle buluşacak. Türk halk müziğinin güçlü sesi Zara, en güzel şarkılarını Başkentli dinleyiciler seslendirecek. Türk pop müziğinin hayranlık uyandıran temsilcileri arasında yer alan Murat Dalkılıç, kitleleri coşturan şarkılarıyla CSO ADA ANKARA'da keyifli bir konsere imza atacak. CSO ADA ANKARA'nın adını renginden alan konser salonu Mavi Salon, Başkent Kültür Yolu Festivali boyunca dopdolu bir etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Yurt içinde ve yurt dışında verdikleri konserlerle büyük beğeni toplayan Allegra Ensemble, farklı müzik türlerini bir araya getiren zengin repertuvarlarıyla CSO ADA ANKARA'da müzik ziyafeti yaşatacak. Piyanoda Rustam Rahmedov, kontrbasta Murat Ulus ve davulda Serkan Alagök'ten oluşan Ankara Caz Trio; vokalde Meriç Çalışan ile bir araya gelerek klasikleşmiş caz parçalarını kendilerine özgü bir yorumla sahneye taşıyacak. 2003 yılındaki kuruluşundan bu yana pek çok eserin dünyadaki ilk seslendirilişini gerçekleştiren Orkestra Akademik Başkent, özel bir repertuvarla müzikseverlerle buluşacak. Devlet Opera ve Balesi Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan 3 Soprano 3 Bas, piyano eşliğinde geniş bir repertuvar sunacak. Tanini Trio, Batı eserlerini Türk motifleri, Türk eserlerini ise Batı üsluplarıyla düzenledikleri repertuvarıyla bambaşka bir müzikal deneyim yaşatacak. Uluslararası müzik sahnesinde kazandığı başarılarla tüm dünyada adından söz ettiren flüt sanatçısı Şefika Kutluer, geniş bir seçkiyle müzikseverlerin huzuruna çıkacak. Ezo Sunal'ın önderlik ettiği Lalala Çocuk Konseri, 2-8 yaş arasındaki miniklere eğlenceli oyunlara ve şarkılara eşlik ettikleri, interaktif bir festival deneyimi yaşatacak. Başkent Kültür Yolu Festivali boyunca CSO ADA Açık Alan'da kurulan Kamyon Tiyatrosu minik sanatseverlere yönelik oyunlar sergileyecek. Uygur Sanat oyuncuları Kurbağa Prens, Konya Devlet Tiyatrosu oyuncuları Nasreddin İnadın Sonu, Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncuları Yunus Diye, İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncuları Kuzu Maydonoz'un Maceraları ve Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncuları Altın Kız ve Bir Aslan İstiyorum çocuk oyunları ile festival kapsamında Kamyon Tiyatrosu'nda sahnede olacak. Başarılı uluslararası sanat danışmanı ve İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Beste Gürsu'nun küratörlüğünü üstlendiği iki sergi, Başkent Kültür Yolu Festivali boyunca CSO ADA ANKARA Açık Alan'da sanatseverlerle buluşacak. Çağdaş sanatın farklı disiplin ve jenerasyonlarından 20 sanatçının eserlerini bir araya getiren Birlikte Var Olmak/Coexistence, ekolojik yıkım karşısında dünya için birlikte var olma çağrısında bulunuyor. Türkiye'de ilk defa gerçekleştirilecek Kıymetli Hurdalar'da ise dünya sanat platformlarında hurda/dönüşüm heykel sanatında öncülük eden 10 ülkeden 10 sanatçı CSO açık alanında kurulacak atölyelerle sanatseverlerle buluşacak. Sanatçılar, ekolojik ve geri dönüşüme dikkat çeken eserlerini metal, plastik, ahşap, dokuma gibi geri dönüşüm ve devamlılık sağlayan malzemeler kullanılarak üretecekler. Geçtiğimiz yıl Dünya Koro Günü kutlamaları kapsamında CSO ADA ANKARA'da 12 koroya eşlik eden Devlet Çoksesli Korosu, Başkent Kültür Yolu Festivali'nde korolarla bu kez bir maratonda bir araya gelecek. Başkentli müzikseverler, iki gün sürecek Korolar Maratonu'nda Türkiye'nin dört bir yanından gelen en başarılı koroları izleyecek. Koro Kültürü Derneği iş birliği ile 11-12 Haziran tarihlerinde gün boyu düzenlenen etkinlikler, tüm izleyenlerin katılımına açık olacak. Maratona katılan korolar ve izleyiciler, 12 Haziran'da Birlikte Söyle konserinde bir araya gelerek önceden belirlenmiş etkinlik repertuvarını Devlet Çok Sesli Korosu önderliğinde seslendirecek. Etkinlik detaylarına Başkent Kültür Yolu Festivali, CSO ADA ANKARA web sitelerinden ve uygulamalardan ulaşabilir, biletleri www. biletinial. com üzerinden temin edebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/bayram-eglencesi-illuzyon-muzesinde/", "text": "Bayramı İstanbul'da geçirecek olan büyük küçük herkese İllüzyon Müzesi eğlenceli bir alternatif mekan. 2019'dan beri İstiklal Caddesi Narmanlı Han'da ve Anadolu Yakası'nda Emaar Square AVM'de bulunan Museum of Illusions her yaştan macera severin uğrak noktası olan olmaya devam ediyor. İstiklal Caddesi Narmanlı Han'da 2019 yılından bu yana hizmet veren Museum of Illusion Beyoğlu ve Anadolu Yakası'nın en eğlenceli etkinlik noktası Museum of Illusion Anatolia, ilgi çekici konsept ve deneyim alanlarıyla misafirlerini ağırlıyor ve genç yaşlı demeden herkeste merak uyandırmaya devam ediyor. 2015 yılından bu yana New York, Berlin gibi dünya şehirlerinde yoğun ilgi gören Museum of Illusion, İstanbul'da Beyoğlu Narmanlı Han ve Emaar Avm'de bulunan iki ayrı şubesi ile cazibe merkezi olmaya devam ediyor. 20'den fazla ülkede faaliyet gösteren İllüzyon Müzesi'ne www. museumofillusions. com. tr üzerinden online bilet alabilir ve sıra beklemeden illüzyonların dünyasını keşfetmeye devam edebilirsiniz. Museum of Illusions'u diğer müzelerden ayıran en önemli farklarından biri de kişinin kendi yolculuğuna çıkarak, illüzyonların bir parçası haline gelmesi oluyor. İnteraktif öğrenme ve eğlenme alanları ile de dikkat çeken Museum of Illusions, aynı zamanda çocukların yaratıcılıklarını geliştirilmesine büyük katkılar sağlıyor. İllüzyon Müzesi'nde optik illüzyonlar, hologramlar, etkileşimli illüzyon odaları ve sıra dışı sergi alanları yer almaktadır. Gözlerinizi ve beyninizi karıştıran şaşırtıcı görüntülerin yer aldığı alanlarda, yanılsamalar duyularımızın hatalı algıladıklarını göstermekte ve dünyaya ilişkin bakışımızın çoğu zaman çarpıtılmış olabileceğini sizlere hatırlatmaktadır. Duvarlarda aklınızı karıştırabilen ve yanlış algı yaratabilen resimlerin yer aldığı alanlarda, gördükleriniz değil görmedikleriniz anlatılmaya ve anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Ziyaretçiler müze içerisinde yer alan interaktif odalarda, bu illüzyon dünyasının bir parçası olmakta ve illüzyonların gerçekliğini deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Müzenin konsepti eğlence ilkesine dayanmaktadır. Yerli ziyaretçiler ve turistler için özgün ve benzersiz bir deneyim sunulmaktadır. Çocuklar ve gençler, bir yandan eğlenecek diğer yandan bilimle bir illüzyonun nasıl yaratıldığını öğreneceklerdir. Yetişkinler ise bu eğlenceli dünyada bilimin farklı kullanımlarına tanık olacaklardır. İllüzyon Müzesi her yaştan ziyaretçi için interaktif, sürükleyici ve eğlenceli bir deneyim yaşatmakta ve unutulmaz anlar sunmaktadır. İllüzyon Müzesinin en etkileyici yönü ise ziyaretçiler illüzyonların fotoğraflarını rahatça çekebilmekte ve paylaşabilmektedirler. 2015 yılında Zagreb'de ilk müzenin açılmasının ardından 4 yıl içinde Berlin, New York, Atina gibi 31 farklı Dünya şehrinde müze deneyiminden fazlasını sunmaya devam eden Museum of Illusions İllüzyon Müzesi, 16. lokasyonu İstanbul'da kapılarını açtığı Temmuz 2019 bu yana 250.000'den fazla ziyaretçiyi ağırladı. Şu an İstanbul'da Avrupa ve Anadolu yakasında bulunan 2 şubesiyle ziyaretçilerini illüzyonlarla büyülemeye devam ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/bedava-sinema-icin-biz-de-variz/", "text": "İstanbul Modern Sinema, Türk filmlerinin bir araya getirildiği Biz de Varız! programında sinemaseverleri ücretsiz film izlemeye davet ediyor. İstanbul Modern Sinema, Türkiye'den yepyeni filmler takipçilerine ücretsiz izleme olanağı sunuyor. İstanbul Modern Sinema'nın sinema tutkunları için sürdürdüğü Biz de Varız! başlıklı programı 10'uncu yaşını kutluyor. Türkiye sinemasından yeni filmlerin bir araya getirilerek sunulduğu Biz de Varız! çevrimiçi olarak sinemaseverlerle 18 Ocak-7 Şubat 2022 tarihleri arasında müzenin internet sitesi üzerinden ücretsiz sunuluyor. İstanbul Modern Sinema'nın, Türk Tuborg A. Ş.'nin katkılarıyla hazırladığı Biz de Varız! programı 10. yılında geçtiğimiz yılın öne çıkan 9 filmini izleyiciyle buluşuyor. Çevrimiçi ve ücretsiz gerçekleşecek programda 2021 yılında merak uyandıran, festivallerden ödüllerle dönen Türkiye'den filmler yer alıyor. Seçkide Fikret Reyhan'ın ikinci filmi Çatlak, prömiyerini Rotterdam Film Festivali'nde yapan tür filmi Cemil Şov, dünyaca ünlü müzik yapımcıları Ertegün kardeşlerin dünya müzik tarihine de etki eden caz macerasını anlatan belgesel Kapıyı Açık Bırak ve Tunç Şahin'in çevrimiçi olarak dünya prömiyerini yapacağı İnsanlar İkiye Ayrılır filmi de yer alıyor. Program boyunca gösterimlerin yanı sıra filmlerin yönetmen ve oyuncularıyla İstanbul Modern'in YouTube kanalında kısa söyleşiler de gerçekleştirilecek. Doğu Anadolu'nun karlarla kaplı ücra bir köşesindeki yatılı okulda okuyan Yusuf ve onun en yakın arkadaşı Memo'yu izleyen bir dram. Esrarengiz bir hastalığa yakalanan Memo'nun hastaneye götürülmesi gerekir. Kardan kapanan yolların açılmasını bekleyen baskıcı okul yönetiminin sakladığı sırlar, bu işten sorunsuz sıyrılmaya çalışırken ortaya çıkar. Ferit Karahan'ın gizem ve gerilimi sonuna kadar koruyan ikinci uzun metrajı, 71. Berlin Film Festivali Panorama bölümünde FIPRESCI Ödülü'ne layık görüldü. Erdem Tepegöz'ün Biz de Varız programının ilk yılında gösterilen Zerre'den 10 yıl sonra çektiği ikinci uzun metrajı, bambaşka bir sinema sunuyor. Zamansız ve mekansız bu hikayede sistem bir makine, insanlar da o makinenin çarkları haline gelmiş. Terk edilmiş, dev bir fabrikada çalışan insanların hayatta kalma mücadelesini izlediğimiz, bilim kurgu öğeleri de içeren bu distopya, günümüzün hissizleşme ve yabancılaşma hislerini de yansıtıyor. Dünya prömiyerini Moskova Film Festivali'nde gerçekleştiren film, gizemli bir mekanın merkezinde kurduğu görsel ve işitsel evreniyle dikkat çekiyor. Barış Hancıoğulları'nın ilk uzun metrajı, bir gecekonduda annesi Leyla ile birlikte sakin bir hayat süren Umut'un hikayesini konu alır. Doğuştan dilsiz ve içe dönük bir karakter olan Umut bir tamirhanede çıraklık yapar. Annesinin son zamanlardaki garip davranışlarından şüphelenir ve onu gizlice takip etmeye başlar. Leyla bir adamla görüşmektedir. Umut, bu adamın kim olduğunu öğrendiğinde hayatı tepetaklak olacaktır. Filmin her anını dolduran başroldeki Ahmet Melih Yılmaz, Altın Koza'da Umut Veren Genç Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Belgesel Nesuhi ve Ahmet Ertegün kardeşlerin caza olan ilgi ve sevgilerini anlatıyor. Ertegün kardeşler ırk ayrımcılığının yoğun olduğu 1930'lu ve 40'lı yıllarda Türkiye'nin ABD Büyükelçisi olan babalarını da ikna ederek siyahi caz sanatçılarına büyükelçilikte düzenli performanslar yapma imkanı tanımıştı. Sonradan kurdukları ve dünya müzik tarihinde önemli bir yere sahip Atlantic Records'un da hikayesini takip eden Kapıyı Açık Bırak, daha önce yayınlanmamış arşiv görüntüleri ve röportajlarla özellikle caz severleri zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Bir güvenlik görevlisi olan Cemil'in hayali oyuncu olmaktır. İstediği rol için girdiği seçmede, başarılı olabilmek için Yeşilçam filmlerinin ünlü kötü adamını oynayan Turgay Göral'ı canlandırması gerekmektedir. Zamanla iki karakter birbirine girer, Cemil'in dünyasında gerçekle ekran yer değiştirir. Stilize görsel dünyası, kara mizahı ve başroldeki Ozan Çelik'in doğaçlama ile karışık, bazı anlarda tek kişilik bir gösteriymiş havası veren oyunculuğuyla yoğun bir dram olan film tür sinemasına da göz kırpıyor. Cemil Şov, dünya prömiyerini Rotterdam Film Festivali'nde yaptı. Bingöl'ün bir köyünde yaşayan Dayka Zin, bütün toplumsal ve politik baskılara rağmen yakın zamanda İstanbul'da öldürülen oğlu için bir düğün halayı kurmak ister. Bu tuhaf istek hem ailesi hem de köy halkı tarafından kabul edilmez. Ancak yaşlı anne bu düğün konusunda mücadele etmeye kararlıdır. Yalın ve güçlü bu dram, Adana Altın Koza Film Festivali'nde Yılmaz Güney İlk Film Ödülü ve SİYAD En İyi Film ödüllerini kazandı. Yönetmen Didem Şahin'in kendi hayatı ve çevresinden yola çıkarak kurguladığı belgesel, 1963'te Türkiye'den Almanya'ya işçi olarak giden anneannesi Nermin'in hikayesidir temelde. Nermin'in hafızası Alzheimer ile birlikte kaybolmaya başlar ve yıllardır yaşadığı evden çıkması gerekir. Bunu öğrenen Şahin kamerasını alır, bir trene atlar ve İstanbul'dan Stuttgart'a onun yanına gider. Bu tren yolculuğu, zamanda bir yolculuğa dönüşür. Film bir aile üzerinden Almanya'ya göçün duygusal yorgunluğunu, dokunduğu hayat hikayelerini acısıyla tatlısıyla anlatır. Fikret Reyhan'ın yazıp yönettiği ikinci film, İstanbul'da aynı binada yaşayan bir ailenin geçmişten kalan bir borç meselesiyle çatlayan ilişkilerini takip ediyor. Film; ansambl oyuncu kadrosu, hiç durmayan kamerası, iyi yazılmış diyalogları, tek mekanda kesintisiz planlarla geçen koreografisiyle gittiği her festivalden ödülle döndü. Bir aile içi çatışma üzerinden Türkiye'ye özgü sınıfsal ve sosyolojik gözlemlerde bulunan yapım, bize her yanıyla tanıdık gelen bir çatlağı anlatıyor. Duygu, bankaların çeşitli sebeplerden peşine düşemedikleri borçları her ne pahasına olursa olsun tahsil eden bir şirkette işe başlar. En yüksek tahsilatı yapan çalışanın ek prim kazandığı bu şirkette bir diğer çalışan da Bahadır'dır. İkilinin yolları, peşine düştükleri borçlulardan biri olan Ceren ile kesişir. Ancak Ceren'in dosyasında da beklenmedik bir sürpriz bulunmaktadır. Film, heyecanı yüksek bir gizemi çözerken, sistemin borçlu-alacaklı, patron-çalışan olarak belirlediği zorunlu ikilikleri de eleştiriyor. Film çevrimiçi olarak dünyada ilk kez gösteriliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/begum-firat-coya-romanini-gercek-yasamdan-alarak-yazdi/", "text": "Yazar Begüm Fırat gerçek hayat hikayelerini Coya adlı romanına taşıdı. Begüm Fırat, Coya romanında İber Yarımadasından Osmanlı topraklarına uzanan yolculuğu ve sonrasındaki hayatları aktarıyor. Begüm Fırat Coya romanını gerçek yaşamdan alarak yazdı. Begüm Fırat, Coya adlı romanında Sefarad Yahudilerinin İber Yarımadası'ndan Türkiye'ye uzanan yolculuğuyla başlayan gerçek bir yaşam hikayesini okurlarına aktarıyor. Yazar Begüm Fırat, gerçek hayat hikayelerine yer verdiği Coya adlı kitabında, 6 asırdır Türkiye topraklarında yaşayan Sefarad Yahudilerinin tarih ve kültürüne ışık tutuyor. Annesinin anneannesi Coya'nın zorluklarla dolu yaşamını inanç, aile, sevgi, aşk ve arkadaşlık kavramlarıyla kaleme alan yazarın kitabı 2019'da tamamlanıp yayınevlerine gönderildi ve bu yılın Ağustos ayında okuyucularıyla buluştu. Online dizi platformlarının yaygınlaşmasıyla sayıları giderek artan dönem dizileri, tarihin farklı dilimlerine ışık tutuyor. Çoğunlukla gerçek hayat hikayelerinden esinlenilerek yazılan kitaplardan uyarlanan diziler, geçmişte yaşanan kültürel ve sosyolojik olayları da bugüne taşıyor. Yazar Begüm Fırat, annesinin anneannesiyle aynı adı taşıyan Coya adlı kitabında dönem dizileriyle birlikte popüler hale gelen Sefarad Yahudilerinin hayatlarını ele alıyor. 1492 yılında Osmanlı topraklarına göç eden Sefarad Yahudilerini, bu topluluğun üyelerinden biri olan Coya'nın gözünden anlatıyor. Begüm Fırat, Dönem dizileri, Sefarad Yahudileri ve Ladino dilinin arama motorları ile kitap satış sitelerinde araştırılan konuların başında yer almasını sağladı. Yazdığım kitapla benzer zamanlarda bu konunun gündem olması ve konuşulması, bana büyük mutluluk verdi. Hiçbir emek ve mücadele karşılıksız kalmıyor, hakikat ona inanan kalplerde ortaya çıkıyor ve içimizdeki sevgi, merhamet bizleri doğruya ve güzele sevk ediyor. Sefarad Yahudilerinin bu topraklara gelişiyle başlayan yaşamlarını belirli dönemlere ayırarak anlattığım kitabımda gerçek bir hayat hikayesini sevgi, inanç, farklı zaman ve mekan boyutlarıyla birlikte ele alıyorum dedi. Yazar Begüm Fırat, Türkiye'de kuşaklar boyunca yaşayan Sefarad topluluğunun üyesi olan Coya'nın hayat hikayesinden kurguladığı kitabında, gerçek kişi ve olaylara yer veriyor. Kitabına ilişkin değerlendirmede bulunan Begüm Fırat, Kitabım, Coya'nın atalarının İber Yarımadası'ndan Türkiye'ye uzanan zorunlu göç yolculuğuyla başlıyor. Bu yolculuğa yön veren sevgi ve inancın yanı sıra, yaklaşık 400 yıldır Manisa'da yaşayan Yahudi bir ailenin kızı Coya'nın yaşamına kimlik kazandıran farklı olayları anlatıyorum. Coya'nın ailesinin dönemin varlık vergisi nedeniyle yaşadığı kayıplar, Ali ile aşkından doğan kızını tek başına büyütmek zorunda kalışı, kardeşi İshak ile birlikte İsrail'e yapmak zorunda kaldığı gemi yolculuğu kitabıma yön veriyor diye belirtti."} {"url": "https://724kultursanat.com/begum-gucuk-resim-sergisi-the-marmara-perada/", "text": "The Marmara Grubu, Pera'da Sanat başlığıyla düzenlediği etkinliklerine Begüm Gücük'ün kişisel resim sergisi Ba'su Ba'del Mevt ile devam ediyor. Begüm Gücük resim sergisi The Marmara Pera'da sanatseverlerle buluşuyor. The Marmara Grubu, Pera'da Sanat başlığıyla düzenlediği etkinliklerini sürdürüyor. Bugüne dek pek çok seçkin sanat etkinliğine ev sahipliği yapan The Marmara Grubu şimdi de Yrd. Doç. Dr. Begüm Gücük'ün kişisel resim sergisine kapılarını açıyor. Yrd. Doç. Dr. Begüm Gücük, sanatın kavramsal anlatısına yönelik çalışmalarıyla dikkatleri çekiyor. Sanatçı, ölümden sonra yaşam anlamına gelen Basu Badel Mevt resim sergisi için Benim bitmeyen aşkım diyor. Basu Badel Mevt resim sergisi 28 Kasım 12 Aralık tarihleri arasında The Marmara Pera Sergi Salonu'nda sanatseverlerle buluşuyor. The Marmara, uzun süredir 'Pera'da Sanat' başlığı altında seçkin sanat etkinlikleri düzenliyor. 'Pera'da Sanat'ın Kasım ayındaki konuğu, sanatın kavramsal anlatısına yönelik resimleriyle dikkat çeken Doğuş Üniversitesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Begüm Gücük oluyor. Basu Badel Mevt isimli kişisel resim sergisi, The Marmara Grubu'nun desteğiyle 28 Kasım 12 Aralık tarihleri arasında The Marmara Pera Sergi Salonu'nda sanatseverlerin ziyaretine açılıyor. Begüm Gücük'ün 13'üncü sergisi olan Basu Badel Mevt sergisinde 20 resim, bir video art enstelasyon ve bir müzik kompozisyonu yer alıyor. Sanatçı resimlerinde ebru sanatı, rapidografi, akrilik, kara kalem, serigrafi olmak üzere 5 farklı teknik kullanıyor. Begüm Gücük, Basu Badel Mevt sergisi için Hayat bir serüvendir. Bir nehir gibi akar ve bizi de peşinden sürükler. Ama bir gün serüvenimizin biteceğini de biliriz. Bu kısacık yolculuğa bir anlam yüklemek için çabalarız. Hayatı anlamlı kılan sır ise aşktır. Yaşamda ve ölümde; bilincin tam varlığını sürdürebilmesi muhakkak ki bir aşkla mümkündür ve bu bilincin yitirilmemesi için mutlak bir aşka ihtiyaç duyar. diyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/bekir-romani-casusluk-maceralarini-sevenlere/", "text": "Türk casus Bekir Nakashidze'nin Sibirya'dan kaçış macerasını torunu Murat Uzun romanlaştırdı. İkinci Adam Yayınları tarafından basılan romanın tanıtım filmini de Murat Uzun çekti. Bekir romanı casusluk maceralarını sevenlere... İkinci Adam Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan Bekir adlı roman, gerçek bir hayat hikayesini okurlarla buluşturuyor. Yazar Murat Uzun tarafından kaleme alınan roman, Türk casus Bekir Nakashidze'nin Sibirya'daki esir kampından nefes nefese kaçış hikayesini anlatıyor. Sibirya cehenneminden kaçan ilk Türk casus Bekir Nakashidze, yazar Murat Uzun'un dedesidir. Murat Uzun, dedesini hiç görmemiş. Ancak onun yaşadıklarını, babasının anlattıklarından öğrenmiş çocukluk yıllarından itibaren... Babasının anlattıklarıyla tanımış dedesini. Murat Uzun, Dedemi göremedim ama babamdan dinlediklerim sayesinde çok yakından tanıdım. diyor. Gürcistan'ın SSCB'ye katılmasının ardından başlayan asimile politikasına karşı çıkan, bunun için Türkiye tarafına casusluk yapan Batumlu bir tüccar. 1929 yılının Mart ayında, Oğlav köyündeki evinin önünde Rus askerleri tarafından casusluk iddiasıyla tutuklanır. Göstermelik bir mahkeme ile tüm mallarına el konulup ömür boyu hapse mahkum edilir. Cezasını çekmesi için Sibirya'ya, Yekaterinburg esir kampına gönderilir. Sonrası tam bir kabustur. İki sene bu cehennemde kalan Bekir esir kampından kaçar. Peşindeki insan avcıları, zorlu doğa koşullarına rağmen aylarca süren yolculuk sonrası evine döner. Yaşamadığım dönem ve mekanları, sadece araştırıp ve büyüklerimden dinleyerek anlatmak, aktarmak beni zorlasa da çok uzun zamandır aklımda olan bu projeyi hayata geçirmek için bir an bile umutsuzluğa kapılmadım. Hikayenin başladığı yeri görüp incelemek, gözlerimi kapadığımda zamanda yolculuk yapıp kendimi orada hissetmek beni daha da motive etti. diyen yazar Murat Uzun bu kitabı, torunları ve gelecek nesiller de Bekir Nakashidze'yi tanısın ve neler yaşadığını bilsin diye kaleme almış. Murat Uzun yazdığı romanın tanıtım filmini de çekti. Filmde dedesi Bekir Nakashidze'yi bizzat kendisi oynayan Uzun, filmin yönetmeliğini de yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/beklenen-sarki-filmi-restore-edilecek/", "text": "Zeki Müren'in ilk sinema filmi Beklenen Şarkı, 69 yıl sonra restore edilerek beyazperdede seyirciyle buluşuyor. Film 41. İstanbul Film Festivali'nde gösterilecek. Yeşilçam sinemasının sembol filmlerinden Beklenen Şarkı restore edilecek. İstanbul Film Festivali kapsamında bu yıl restore edilecek film açıklandı. Zeki Müren ve Cahide Sonku'nun başrollerini paylaştığı 1953 yapımı Beklenen Şarkı, restore edilerek gösterime girecek. 41. İstanbul Festivali'nde seyirciyle buluşacak olan Beklenen Şarkı, sinemamızın ilk kadın yönetmeni Cahide Sonku'nun yapımcılığında çekilmişti. Filmin yönetmenliğini Cahide Sonku, Sami Ayanoğlu ve Orhon M. Arıburnu ile birlikte yapmıştı. Cahide Sonku ile Zeki Müren'in başrollerini paylaştığı 1953 yapımı Beklenen Şarkı, Atlas Prodüksiyon tarafından restore edilecek. Film, İKSV tarafından 8 19 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek 41. İstanbul Film Festivali'nin Dünden Bugüne Türk Klasikleri bölümü kapsamında, yenilenmiş kopyasıyla yeniden beyazperdede izleyiciyle buluşacak. Adı anıldığında akıllara aynı adlı şarkısını ve Cahide Sonku ile Zeki Müren'in piyano başındaki ikonik pozlarını getiren Beklenen Şarkı, birçok ilki bünyesinde barındırdığı için Türk sinemasında ayrı bir yere sahip. O dönemde Zeki Müren radyo sayesinde tüm Türkiye'de tanınırken Sonku ise büyük bir sinema yıldızıydı. Muhsin Ertuğrul döneminin tek gerçek yıldızı, Türkiye'de yıldız sistemini kuran Cahide Sonku, 1949'da ilk kez kamera arkasına geçti, 1950'de yapım şirketi Sonku Film'i kurdu. 1951'de Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni olarak Sami Ayanoğlu ve Orhon M. Arıburnu ile Vatan ve Namık Kemal filmini yönetti. 1953'te Beklenen Şarkı filmini de aynı ekiple çekti. Cahide Sonku'nun hem başrolü, hem yapımcısı hem de yönetmenlerinden olduğu Beklenen Şarkı, sonra birçok şarkılı filmde başrol oynayan fakat o sırada Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenimi süren Zeki Müren'in ise ilk filmi. Senaryosu, operetlerle şöhrete kavuşan Sadık Şendil tarafından yazılan filmde, Bedia Muvahhit Zeki Müren'in annesini, Jeyan Ayral Tözüm ise sevgilisini canlandırıyor. Filmin diğer oyuncuları Hadi Hün, Abdurrahman Palay, Talat Artemel, Sami Ayanoğlu, İbrahim Delideniz, Rıza Tüzün ve Muhip Arcıman. Beklenen Şarkı adını, Zeki Müren'in vals formundaki nihavend bestesinden alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/belkis-ozener-icin-uluslararasi-klarnet-festivalinde-ozel-konser/", "text": "10. Uluslararası Klarnet Festivali, Yeşilçam filmlerinin unutulmaz sesi Belkıs Özener'e saygı konseri ile başladı. Belkıs Özener için Uluslararası Klarnet Festivali'nde özel konser düzenlendi. Yeşilçam sinemasının unutulmaz sesi için düzenlenen saygı gecesinde, eğlenceli ve duygu dolu anlar vardı. 10. Uluslararası Klarnet Festivali Belkıs Özener'e Saygı Konseri ile başladı. Uluslararası Klarnet Festivali, her yıl birbirinden özel etkinliklerle şehrin farklı noktalarında 100'den fazla sanatçı, 200'den fazla konser ve dinletiyi müzikseverlerle buluşturuyor. Festivalin açılışı Atlas Sineması'nda yapıldı. Belkıs Özener'in hayat hikayesi beyaz perdeden seyirciye aktarılırken müzikseverler nostaljik dakikalar yaşadı. Gecenin sunuculuğunu oyuncu Hakan Bilgin üstlenirken, ünlü sanatçılar; Hakan Aysev, İpek Açar, Serkan Çağrı, Suzan Kardeş ve Yonca Lodi Özener'in sesinden bilinen Yeşilçam şarkılarını seslendirdi. Sanatçılar, Atlas Sineması'nın bu büyülü atmosferinde Yeşilçam'a ve Belkıs Özener'e saygı duruşunda bulunmanın çok önemli olduğunun altını çizerken, bunu sağladığı için Klarnet Festivali'ne de teşekkür ettiler. Her sanatçının birbirinden özel eserleri seslendirdiği gecede Sevemedim Karagözlüm, Aşkım Bahardı, Azize, Dudaklarında Arzu ve Benim Gözüm Sende gibi Yeşilçam'ın efsaneleşmiş şarkıları yer aldı. Belkıs Özener, konserin sonunda Serkan Çağrı ve oğlu Barkın Özener'le sahneye çıktı. Özener 40 yıldır bu anı bekledim, ölsem de artık üzülmem dedi. Bu gecenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese, katılım sağlayan sanatçılara ve özellikle de Serkan Çağrı'ya vefasından ötürü teşekkür eden Belkıs Özener Yıllarca kendimi göstermedim, başkalarının önüne geçmemek için ama şu an burada bu salonda sizlerle beraber olmak ve bu duyguyu yaşamak çok özel, provalarda sanatçı dostlarımı dinledim, gözyaşlarımı tutamadım, iyi ki geldiniz, iyi ki hep beraber buradayız dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/beltas-kitap-kafe-soylesileri-basladi/", "text": "Beşiktaş Belediyesi tarafından kültür sanat hayatına kazandırılan Beltaş Kitap Kafe'de imza ve söyleşi günleri başladı. İlk konuk araştırmacı yazar Elfin Tataroğlu oldu. Beltaş Kitap Kafe söyleşileri başladı. Beltaş Kitap Kafe kültür sanat buluşmalarının yeni mekanı olarak yazar, düşünür ve gazetecilerle vatandaşları bir araya getiriyor. Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen imza ve söyleşi günlerinin ilki Beltaş Kitap Kafe'de gerçekleştirildi. Yazar ve araştırmacı Elfin Tataroğlu'nun konuk olduğu söyleşiye Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat da katıldı. Araştırmacı yazar Elfin Tataroğlu, 'Aydınlanma Yolunda Bir Ömür Bahriye' adlı kitabını imzaladı ardından da konuklarla söyleşi yaptı. Söyleşide Elfin Tataroğlu kültür sanat hayatına kazandırılan Beltaş Kitap Kafe için Başkan Rıza Akpolat'a teşekkür etti. Beltaş Kitap Kafe'nin özellikle bölgede yer alan üniversitelerdeki akademisyen ve öğrencilere önemli imkanlar sunduğunu belirterek, Beşiktaş Belediyesi'nin bu projeyle örnek bir sosyal belediyecilik anlayışına imza attığını vurguladı. 'Aydınlanma Yolunda Bir Ömür Bahriye' adlı kitabının yazım sürecine değinen Tataroğlu 1990'lı yıllarda faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınlarımızın hayatını zaten araştırıyordum. Bahriye Üçok'u 6 Ekim 1990 günü kaybettik. 30 yıla yaklaşan bu süreçte Bahriye Üçok hakkında yazılmış bir eser yoktu. Bir araştırmacı olarak bu kitabı yazmaya karar verdim. Böylesi aydın bir insanın hayatının yazılmaması yeni kuşaklara haksızlık olurdu diye konuştu. Tataroğlu'nun ardından konuşan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beltaş Kitap Kafe projesinin zor şartlar altında hizmete girdiğini kaydederek, şöyle devam etti: Bugün bizim için özel bir gün. Beltaş Kitap Kafe Söyleşileri'nin ilk günü. Bu vesileyle bizi yalnız bırakmayan Elfin Tataroğlu'na teşekkürlerimizi sunuyoruz. Biz projelerimizi belirlerken katılımcı bir anlayışla belirledik. Burası da buradaki 6-7 mahallenin ortak talebiydi. Komşularımız şunu ifade ettiler, bizim Beşiktaş'ta eskiden denize girdiğimiz çay ve kahve içtiğimiz yerlerle bağlantımız kesildi ve bu yerler tekrar kamuya açılsın dediler. Biz de hızlıca İBB ile birlikte bir protokol gerçekleştirerek burayı bir sosyal tesis haline getirdik. İkinci olarak da tabi Beşiktaş tam bir öğrenci kenti. 9 tane üniversitemiz, yaklaşık 300 bin öğrencimiz var. Başkan Akpolat, 'Aydınlanma Yolunda Bir Ömür Bahriye' kitabından da bahsederek, 'Tataroğlu'nun kitabı çok kıymetli. Cumhuriyet kurulduğundan beri bir demokrasi mücadelesi verilmekte. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı ve daha ismini sayamayacağım birçok aydınımız bu ülkenin karanlıklardan aydınlığa çıkması için hayatlarıyla bedel ödemiş devrimcilerdir. Bizler de onların yolundan gitmeye çalışıyoruz. ifadelerini kullandı. Etkinliğin sonunda Başkan Akpolat, Tema Vakfı'na Elfin Tataroğlu adına dikilen fidan plaketini takdim etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/ben-kara-fatma-oyunu-tamamen-kadin-elinden/", "text": "Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan 'Kara Fatma' tiyatro sahnesinde ete kemiğe büründü. 'Ben Kara Fatma' adlı oyun Tiyatro P. A. S tarafından sahneleniyor. Oyun elbette çok güçlü bir karakterin sahnelenen öyküsü olması nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak Ben Kara Fatma oyununda dikkat çeken başka bir şey ise kadın emeği... Kara Fatma'yı canlandıran ve oyunu yöneten bir kadın. Bir kadın kahramanın tiyatroya taşınmasında yine bir başka kadının emeğinin olması önemli. Ben Kara Fatma, Tiyatro P. A. S, Ben serisi Kurtuluş ana başlığı altında, Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızın yaşam öykülerini sahneye taşıyor. Ben Kara Fatma adlı oyun Kurtuluş Savaşımızın 100. yılına ithafen hazırlandı. Tek kişilik oyun serisinin ilki olma özelliğini taşıyor. Ben Kara Fatma, Tiyatro P. A. S'nin Ben serisi Kurtuluş ana başlığı altında, Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızın yaşam öykülerini sahneye taşıyor. Ellinci yılını kutlayan Şişli Tiyatrosu, P. A. S Tiyatro ile tarihi olaylara perde açıyor. Üç, seriden oluşan ve her biri tek kişilik oyun olma özelliğindeki eserlerin birincisinin galası yapıldı. Tiyatro P. A. S'nin sanat yönetmeni, tiyatro sanatçısı ve yazar Sevtap Çapan tarihimizin önemli şahsiyetlerinden, Atatürk'ün kendine verdiği takma ad ile anılan Kara Fatma, Fatma Seher Erden'i güzel bir performans ile sahneledi. Birçok tiyatro sanatçısı, tiyatrosever ve basının davetli olduğu galada, tarih kitaplarında genel olarak adı geçen ama derinlemesine bilinmeyen kadın erkek kahramanlarımızı biraz daha tanınır ve bilinir hale getirmek için Tiyatro P. A. S, kolları sıvadı. Ülkemiz ve dünya tiyatro sahnesinde ilk kez gerçekleştirilen Seri Oyun projesi özümüzden olana eğilerek tarihimize ışık tutmayı hedeflerken hem milli değerlerimizi ön plana taşıyor hem de kadın olgusunu güçlendirip kahramanlığın cinsiyetle sınırlanamayacağını hatırlatıyor. Sezon boyunca seyirciyle buluşturulacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ben-tituba-raflarda-yerini-almaya-hazirlaniyor/", "text": "Maryse Conde'nin ödüllü romanı Ben Tituba Salem'in Kara Cadısı adlı romanı Türkiye'de raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Ben Tituba raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Cadılıkla suçlanan kadınların simgeleşen ismi Tituba, Fransız edebiyatının güçlü yazarlarından Maryse Conde'nin güçlü kalemiyle yeniden hayat buluyor. Ben Tituba Salem'in Kara Cadısı adlı romanın çevirisi Şirin Erkan tarafından yapıldı. Kitap Bilgi Yayınevi tarafından basıldı. Segou, La vie Scelerate adlı romanların yazarı Maryse Conde, Ben Tituba Salem'in Kara Cadısı adlı romanıyla Türkiye'de raflarda yer almaya hazırlanıyor. Bu romanı Maryse Conde'ye Grand Prix Litteraire de la Femme getirmişti. Barbados adasında doğan Tituba, doğaüstü güçlere sahip Man Yaya tarafından şifacılık ve büyücülük konularında yetiştirilmiştir. Evlendiği Kızılderili John'la birlikte bir din adamına köle olarak satılır ve Boston'a, ardından Salem kasabasına sürüklendiği hayat mücadelesi başlar. Bu kasabada yaşayan püriten cemaatin histerik ortamında, 1692'deki ünlü Salem Cadıları davasında cadılıkla suçlanan ilk kadın olur, özgürlüğe kavuşabilmek adına büyük mücadeleler verir. Tituba'nın çarpıcı hayat hikayesi, Maryse Conde'nin olağanüstü dokunaklı anlatımıyla yeniden canlanıyor. Conde'yi Grand Prix Litteraire de la Femme sahibi yapan roman, Tituba'yı doğduğu ülke Barbados'a, adada ilk zenci köle isyanlarının yaşandığı döneme geri döndürüyor. Kölelerin çektiği acılar, ırkçılık, kadınlara yönelik cadılık suçlamaları, kadın dayanışmasının ve feminizmin ilk kıpırtıları, ölüm sonrası hayata dair bakış, Conde'nin etkileyici kalemiyle okuyucuyla buluşuyor. Tituba'nın mücadelesi cadılıkla suçlanan tüm kadınların mücadelesine ilham veriyor. Günümüz Fransız edebiyatının en güçlü yazarlarından biri olarak değerlendirilen Maryse Conde, Karayipler'de Fransa'ya bağlı Guadeloupe'de doğdu. Segou, La vie Scelerate, Ben Tituba Salem'in Kara Cadısı başta olmak üzere çok sayıda roman yazdı. Kitapları Grand Prix Litteraire de la Femme (1986), Le Prix de L'Academie Francaise (1988), Prix Carbet de la Carraibe (1997), Le Prix du Roman Metis (2010) ve Alternatif Nobel Ödülü (2018) gibi çok sayıda ödüle layık görüldü. 2004'te Columbia Üniversitesi Fransız Dili bölümünden profesörlük derecesiyle emekli oldu, Kaliforniya, Berkeley, UCLA, Sorbonne, Virginia ve Nanterre üniversitelerinde dersler verdi. Şimdiye kadar bir çok dile çevirlen kitapları ilk kez Türkçeye çevriliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/bergen-filminin-gosterimine-izin-vermeyecegim/", "text": "Kocası tarafından öldürülen arabesk müziğin unutulmaz isimlerinden Bergen'in hayatı sinema filmi oldu. Bergen filmi vizyonda. Ancak bir ilçede filmin gösterimine izin verilmeyeceği açıklandı. Bergen filminin gösterimine izin vermeyeceğim... Bu sözler bir ilçe belediye başkanına ait. Bergen filmi vizyonda. Arabesk müzik dünyasının sesi ve yaşantısıyla unutulmaz isimlerinden Bergen'in hayatı sinemaya aktarıldı. Başrolde Bergen'i Farah Zeynep Abdullah'ın canlandırdığı film, bir ilçede sinemalarda gösterilmeyecek. Bergen, kocası Kozanlı Halis Serbest tarafından öldürülülmüştü. Halis Serbest'in yaşadığı Kozan'da Bergen filminin gösterime girmeyeceği açıklandı. Kozan'da Bergen filminin vizyona girdiği ancak kaldırıldığı iddiası ortaya atıldı. Ancak Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, Vizyona hiç girmeyen film nasıl yayından kaldırılır? Araştırdım film şiddet içeriyor, bu nedenle ilçede hiç yayınlanmayacak açıklamasında bulundu. Kazım Özgan, Bergen filminin Kozan'da henüz vizyona girmediğini kaydederek sinema yöneticilerinin yayınlanması için rezervasyon yaptırmış olabileceğini söyledi. Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, Bergen filminin şiddet içerdiğini bu nedenle yayınlanmasına izin vermeyeceğini ifade etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/berkun-oya-cici-filmiyle-cocuk-haklarini-ayaklar-altina-aldi/", "text": "Berkun Oya'nın yönetmenliğini yaptığı Cici filmi Netflix'te ekrana gelmeye başladı. Berkun Oya filmde şişman bir çocuğu özel hayatında yerin dibine sokacak bir sahneyle ekrana taşıdı. Netflix'te yeni bir yerli yapım Cici. Toplamında iyi bir iş. Konusu, konunun işlenişi, seyirciye aktarımı gayet iyi. Cici'nin konusuna da oyuncularının başarısına da girmeyeceğim. Filmin o sahnesini, şimdi aşağıda anlatacağım sahnesini izlerken dondum kaldım. Durdurdum, filmi bir süre izlemedim düşündüm. Eğer o filmde rol alan hayvan/hayvanlar varsa ya da konu gereği ölmesi, zarar görmesi gereken bir doğal hayat paydaşlarımız varsa yönetmen ve yapımcının hassasiyetinin olduğu filmin sonuna hayvanlara zarar verilmemiştir notuyla paylaşılıyor. Demem o ki, kamera önündeki hayvanlara zarar verilmemesi yönünde hassasiyet yüksek. Netflix'in Cici filmini izlerken o sahneyle birlikte aklıma gelenler bunlar. İyi ama izlediğim sahnede hayvan yok. Ergenlik çağında bir çocuk, anne babası ve amcası ile yemek masasında. Çocuk tombul... Yemek yerken bedeninin sandalyeye yakın bölgesinden bir ara gaz çıkarıyor. Babası oğluna sesleniyor... Oğul yemeği bırakarak, utançla masadan kalkıp kaçıyor. Yanında oturan annesi de oğluna doğru hareketlenerek Doydun mu annem, annecim noldu nereye? diye sesleniyor. Diğerlerine dönerek Utandı! diyor. Hayvanlara zarar vermeyiz ama çocuklara... Berkun Oya bu sahneyle, kastı olmaksızın, o çocuğa zarar verdi. Çocuk buna gülüp geçebilir, ailesi gülüp geçebilir belki... ya da tıpkı o sahnedeki gibi için için utanabilir de. Bu dediklerimin hiçbiri olmaz mı? Çocuğun sanatsal hayatına onun çevresindeki herkes saygı duyarak ve alkışlayarak bakacaklar, öyle mi? Ya ben çok hassasım ya da siz çok fazla iyi niyetlisiniz. Anne masaya geri dönüyor... Şimdi de çocuğun şişmanlığı, kilosu seyirciye iletiliyor. Anne diyor ki İlerleyen dakikalarda anne masaya tekrar dönüyor ve Ay çok iştahlı valla kadir abi sorma. Diyetisyenle işte şimdi başladık toparlıycaz inşallah diyor. Yazıyı fazla uzatmanın da gereği yok. Berkun Oya, iyi bir filmin içinde çocuk haklarına saygı ve çocuğa hassasiyet konusunda gaz kaçırdı benim gözümde. Filmin alkışlarken, işin bu kısmını ise sinema hafızamda ayrı bir yere koyuyorum."} {"url": "https://724kultursanat.com/berlin-film-festivalinde-meltem-kaptana-gumus-ayi-odulu/", "text": "72. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Meltem Kaptan En İyi Başrol Oyuncusu dalında Gümüş Ayı ödülünü kazandı. Sinema endüstrisinin prestijli ödüllerinin verildiği Uluslararası Berlin Film Festivali'nin 72'incisinde Meltem Kaptan 'Gümüş Ayı' ödülü kazandı. 72. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu. En İyi Film dalında verilen Altın Ayı ödülü İspanyol yönetmen Carla Simon'un Alcarras filmine verildi. Festivalde Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı adlı filmdeki rolüyle Meltem Kaptan filmindeki rolüyle En İyi Başrol Oyuncu dalında Gümüş Ayı ödülünü kazandı. Festivalin ödül töreni Almanya'nın başkenti Berlin'de Berlinale Palast Sineması'nda düzenlendi. 72. Uluslararası Berlin Film Festivali jüri başkanlığını ABD'li yönetmen ve senarist M. Night Shyamalan üstlendi. En İyi Başrol Oyuncu dalında Gümüş Ayı ödülü Rabiye Kurnaz George W. Bush'a Karşı filmindeki rolüyle Meltem Kaptan'a verildi. Türk ev kadını Rabiye Kurnaz'ın, oğlu Murat'ın Guantanamo Hapishanesinden serbest bırakılması için yaptığı mücadeleyi anlatan filminin senaristi Laila Stieler de En İyi Senaryo ödülü dalında Gümüş Ayı ödülünü aldı. Kaptan, ödülü alırken yaptığı konuşmada, kendisini destekleyen anne ve babasına Türkçe teşekkür ederek bu ödülü, sevgisi tüm sınırlardan daha güçlü olan annelere adadığını söyledi. En İyi Yönetmen dalındaki Gümüş Ayı ödülünü ise Both Sides of the Blade filmiyle Claire Denis'e verilirken, Jüri Büyük Ödülüne ise The Novelist's Film adlı filmin yönetmeni Hong Sangsoo layık görüldü. En İyi Belgesel dalında 40 bin avroluk ödülü Myanmar'da 2021'deki darbeye karşı ayaklanmayı anlatan Myanmar Diaries filmi aldı. Filmin, isimleri açıklanmayan Myanmar'daki film yapımcıları tarafından yapıldığı belirtildi. 10 Şubat'ta başlayan 72. Berlina'de 18 film Altın Ayı ödülü için yarıştı. Festivalde 69 ülkeden 256 film gösterildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/besiktastaki-sanatcilar-bulusmalar-sergisinde-bulustular/", "text": "Beşiktaş Belediyesi, Beşiktaş'taki sanatçıları, sanatseverleri ve koleksiyonerleri bir araya getirdiği Buluşmalar sergisini açtı. Beşiktaş'taki sanatçılar 'Buluşmalar' sergisinde buluştular. Beşiktaş Belediyesi, Beşiktaş'taki sanatçıları, sanatseverleri ve koleksiyonerleri bir araya getirdiği Buluşmalar sergisini açtı. Mustafa Kemal Merkezi Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi'nde gerçekleşen açılışı Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat gerçekleştirdi. Beşiktaş Belediyesi, BELTAŞ A. Ş. iş birliğiyle kültür-sanat etkinliklerinin sınırlandırılmak zorunda kaldığı pandemi koşullarında Beşiktaş'taki sanatçıları 'Buluşmalar' sergisinde bir araya getirdi. Mustafa Kemal Merkezi 'nde Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat tarafından açılışı gerçekleştirilen sergide, 32 sanatçının toplam 100 eseri sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Açılışta bir konuşma yapan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beşiktaş Belediyesi olarak pandemi sürecinde de kültür sanat etkinliklerine ara vermediklerini, sanatı ve sanatçıları her zaman destekleyeceklerini belirterek şunları ifade etti. Dijitalde bu etkinlikleri sürdürdük. Online yayınlarımız oldu ve milli bayramlarımızı dijitalden kutladık. İlk pandemi süreci hafiflemeye başladığında parklarımızda Beşiktaş İyileşecek etkinlikleri başlattık. Beşiktaşlı komşularımızı tiyatro ve müzikle buluşturduk. Buradaki amacımızda sanatı ve sanatçıyı görünür kılarak sanatın iyileştirici gücünden faydalanmaktı. Sürecin tamamında hem dijitalleşip hem uygun alanları da vatandaşımızın hizmetine açarak onları sanatla buluşturduk. Umarım bu yıl tüm olumsuzlukların ortadan kalktığı bir yıl olur. Akpolat, sergide emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini bitirdi. Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi Koordinatörü Murat Demirkol sergide 32 sanatçının toplamda 100 eserinin yer aldığını belirterek, Serginin en önemli özelliği; Beşiktaş Belediyesi ve Başkan Rıza Akpolat'ın destekleriyle Beşiktaş'ta yaşayan sanatçıların bu sergiye katılması. Özellikle bu dönemde sanat eserlerinin görünür olması çok önemli. dedi. Sergi fikrini Beşiktaş Belediyesi yetkilileriyle paylaşan Ressam Başak Avcı duygularını şu şekilde dile getirdi. Buluşmalar sergisi 28 Şubat 2021 tarihine kadar hafta içi her gün MKM Beşiktaş Çağdaş Sanat Galerisi'nde ziyarete açık olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/besir-bayar-uzak-yer-sergisi-ile-sanatseverlerle-bulusuyor/", "text": "Beşir Bayar'ın Uzak Yer adlı sergisi Seyhan'da Görüntü Sanat Galerisi'nde açıldı. Sergi 4 Aralık 2019 tarihine dek görülebilir. Beşir Bayar Uzak Yer sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor. Beşir Bayar'ın Denemeler Serisi olarak adlandırdığı son dönem resimleri, kurgusal mekanlardan oluşuyor. Sergi Adana'nın Seyhan ilçesindeki Görüntü Sanat Galerisi'nde 15 Kasım'da açıldı. Antik felsefeden günümüze değin irdelenen kavramlardan biri olan mekan olgusu, Bayar'ın resimlerinde ana imge olarak ön plana çıkıyor. Mekan ile ilişkili olan uzay, yer, kainat ve boşluk gibi kavramlar sanatın farklı disiplinlerinde temel bir tema olarak ele alınıyor. Mekan; insan yaşamına içkin bir olgu olduğundan ve varlığın taşıyıcı zemini işlevinden dolayı sanatçıların ilgilendikleri bir tema olmuştur. Beşir Bayar Denemeler Serisi ile kurguladığı mekansal resimlerinde, kağıt vb. malzemeler ile birlikte boyayı kullanarak biçimsel denemelerle kendi sorunsalını çözmeye yöneliyor. Uzak Yer başlıklı sergisindeki resimlerde ışık huzmesi, bireyin mekan aidiyeti, bilinçaltı gibi yüzey seviyesinden aşağıda kalan yeraltı kent girişleri, dikey olarak yeryüzüne saplanan ve ötesine engel koyan çizgiler ile çizgilerden sızan kontrast bir parlaklık resmin temel kurgu ögelerdir. İnsanlar, asırlardır mekanla ilişkilerini sorgulamaktadır. İnsan tüm göçlerde mekana anılar, izler bırakır. Sanatçının resimlerindeki figürlerin durağanlığı insan-mekan birlikteliğini sorgulatmaktadır. Resimlerdeki figürler arası öyküsel uyumsuzluklar ve farklı perspektif açılarının kullanılması resme hareket kazandırmaktadır. Sanatçı, belleğimizde ötelediğimiz, bilinçaltına attığımız yaşantıları resimlerine yeraltı kentleri olarak taşımaktadır. Yer altı imgesi, bireydeki geleceğin karanlık yüzüdür. Resmin yüzeyine boya ve kağıt ile oluşturulan katmanlar mekanın geçmişten günümüze gelen sahiplerini ve yapılarını temsil etmektedir. Tüm bu katmanlar sonucunda mekandaki devinim ve dinginlik, figür ile nesneler arasındaki katmanlar örüntüsü oluşturmaktadır. Uzak Yer Sergisinin odağında; mekanın insan üzerinde etkisi ile figürün mekan üzerinde ki etkisi birlikte irdelenmektedir. Beşir Bayar'ın mekan/figür ilişkisini irdelediği eserlerini; Uzak Yer sergisi ile sanatseverlere sunuyor. 15 Kasım 04 Aralık 2019 tarihleri arasında Görüntü Sanat Galerisi'nde izlenebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/beyaz-ev-sesiz-kaldi-erkut-tackin-vefat-etti/", "text": "Türk rock müziğinin unutulmaz isimlerinden Erkut Taçkın hayatını kaybetti. 78 yaşındaki Taçkın, bir süredir kanser tedavisi görüyordu. Beyaz Ev sesiz kaldı Erkut Taçkın vefat etti. Türk Rock müziğin efsane isimlerinden Erkut Taçkın hayatını kaybetti. Beyaz Ev adlı şarkısıyla unutulmaz sesler arasında yerini alan Türk Rock müziğinin ilk temsilcilerinden Erkut Taçkın, yaşamını yitirdi. 78 yaşındaki Erkut Taçkın tedavi gördüğü evinde kansere yenik düştü. Erkut Taçkın'ın cenazesi ile ilgili henüz bir açıklama yapılmadı. Türk Rock müziğinin efsane isimlerinden Erkut Taçkın 78 yaşında hayatını kaybetti. Taçkın'ın uzun zamandır kanser tedavisi görüyordu. İlk sahne deneyimini 14 Mart 1956 tarihinde gerçekleştirilen Askeri Tıbbiyeliler Balosu'nda yaşadı. Bu konserde Erkut Taçkın, vokalin yanı sıra grup arkadaşlarının eline tutuşturduğu trompeti de çalmaktaydı. Hareketli bir mizaca sahip olan Erkut Taçkın, bu dönemde Rock'n Roll tarzında karar kılmıştı. Okul haricinde de çalmak isteyen grup bir süre sonra grubun ismini Erkan Gürsal'ın takma ismi olan Somer Soyata olarak değiştirmiştir. 1961 yılının sonunda Erkut Taçkın, Güngör Yücel ile Askeriye'den ayrıldı ve Ankara'ya yerleşerek Durul Gence'nin yer aldığı SSS Sextet'e katıldı. 1966 yılında Türkiye'ye geri gelen topluluk, vokalde Erkut Taçkın, bateride Durul Gence, orgda Tanju Öğe, ritm gitarda Sepp Federauer, solo gitarda Fritz Lutz ve bas gitarda Heinz Escher'den oluşuyordu. Grup, Türkiye'ye geldikten sonra beat müziğinin sürükleyici lokomotif gruplarından biri oldu. 1967 Mayıs'ında easy listening ve stüdyo orkestrası olma yönünde değişim geçiren Durul Gence 5'lisinden Okan Dinçer ile birlikte ayrılan Erkut Taçkın, Dinçer'in kurduğu Okan Dinçer ve Kontrastlar ile birleşti. Erkut Taçkın, bu orkestra ile 1968 yılında yaptığı Mühür Gözlüm adlı 45'lik plağı kariyerinde önemli mihenk taşıdır. 1969 sonrasında ise Erkut Taçkın, kısa süreli gazino ve kulüp çalışmalarında bulundu. 1975 yılında yaptığı Beyaz Ev adlı şarkısı hala akıllardadır. 1976 yılının Şubat-Kasım ayları arasında Ayten Alpman ile sahnede bir ikili oluşturdu. 1978 yılında müziği bırakacağını açıkladı. 1980 yılının hemen başında Güney'de bir otel satın alan Taçkın'ın profesyonel müzik hayatı böylelikle sona ermiş oldu. Taçkın, profesyonel müziği bırakıp Kalkan'da bir otel satın aldı. Böylelikle Taçkın müziği bırakmamakla birlikte sahneye ara vermiş oldu. 1990'ların ikinci yarısında Bolluca Çocuk Köyü yararına yaptıkları konserler ile yeniden toparlanan Durul Gence ekibinin solisti olarak sahne aldı. 2000'li yılların ikinci yarısından itibaren müzik çalışmalarına devam etti. Erkut Taçkın, 1962 yılında ilk evliliğini yaptı. 2 yıl sonra boşandı. Erkut Taçkın bugüne kadar iki kere evlenip boşandı. İkinci eşinden olan oğlu Namık Buğra Taçkın, 17 Ağustos 1989 tarihinde bir trafik kazasında 21 yaşındayken öldü. 1967 yılında Ertem Eğilmez yönetmenliğindeki Ömre Bedel Kız adlı filmde Kartal Tibet ve Fatma Girik ile birlikte oynadı. Yine 1967 yılında Devlerin İntikamı adlı filmde Fikret Hakan ve Tanju Gürsu ile birlikte oynadı."} {"url": "https://724kultursanat.com/beylikduzunde-kultur-sanat-etkinlikleri-2022de-de-dopdolu/", "text": "Beylikdüzü Belediyesi 2022 yılı kültür sanat etkinliklerini açıkladı. Kültür sanat alanında yoğun faaliyetlerde bulunan Beylikdüzü Belediyesi yeni yılda da sanatseverleri mutlu edecek. Beylikdüzü'nde kültür sanat etkinlikleri 2022'de yine dopdolu geçecek. Beylikdüzü Belediyesi kültür sanat etkinliklerine yeni yılda da hız kesmeden devam edeceği bildirildi. 2021 yılı boyunca birçok kültür sanat etkinliğini vatandaşlarla buluşturan belediye, Ocak ayında da 12 tiyatro oyununu tiyatroseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Ayrıca minikler için çocuk tiyatro oyunları ve illüzyon gösterisini de izleyiciyle buluşturacak olan Beylikdüzü Belediyesi, düzenleyeceği etkinliklerle İstanbullulara kültür ve sanat dolu bir ay yaşatacak. Öte yandan 2022 tiyatro sezonunda İBB Şehir Tiyatroları Müdürlüğü tarafından sahnelenen oyunlar da yine Beylikdüzü'nde sanatseverlerle buluşacak. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi 'nde kültür sanat etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. BAKSM Beylikdüzü Sahnesi'nde, Ocak ayı boyunca sanat dünyasının usta isimleri, vatandaşlara unutulmaz anlar yaşatacak. Ocak ayının ilk etkinliğinde Nazım Hikmet'in unutulmaz eseri 'Memleketimden İnsan Manzaraları' Rutkay Aziz'in rejisiyle seyirciyle buluşacak, Bir Delinin Hatıra Defteri adlı oyunda ise Genco Erkal sanatseverlerin karşısında olacak. Türk Tiyatrosu'nun sevilen oyuncularından Erdal Özyağcılar, Berna Laçin, Gözde Çetiner'de Hoş Geldin Boyacı oyunuyla izleyici karşısına çıkacak. 1984 Büyük Gözaltı, Şahdamarım, Bülent Beyin Hikayesi, Bir Garip Orhan Veli, Ölü Ozanlar Derneği, İyi Kötü Çirkin ve Seninle Evlenebilir Miyim? adlı oyunlar da seyirciler tarafından ilgiyle izlenecek. Ayrıca 2022 tiyatro sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Müdürlüğü tarafından sahnelenen oyunlar da yapılan işbirliği protokolü ile Beylikdüzü'nde sanatseverlerle buluşacak. İBB Şehir Tiyatroları tarafından da sahnelenen Moliere'in yazdığı, Berna Günen'in çevirdiği ve Tolga Yeter'in yönettiği 'Hastalık Hastası' adlı tiyatro oyunu ise 18 Ocak Salı günü Beylikdüzü Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacak. Kültür ve sanat etkinliklerinde minik izleyicileri de unutmayan Beylikdüzü Belediyesi; Pinokyo, Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Müzik Kutusu, Noktalama İşaretlerinin Serüveni ve Çizmeli Kedi adlı tiyatro oyunlarını izleyicileriyle buluşturacak. Ayrıca Türkiye'de 2 bin 500'den fazla sahne alan Sermet Erkin İnteraktif İllüzyon Gösterisi de BAKSM Beylikdüzü Sahnesi'nde olacak. 21 Ocak Cuma günü ise Tamer Levent, BAKSM Trakya Salonu'nda Umuda ve Sanata Evet buluşmasında söyleşi ve imza günü düzenleyecek. Tiyatro sanatında sayısız hikayenin oyuncusu ve yönetmeni Tamer Levent, söyleşinin ardından, Niçin Tiyatro'dan Sanata Evet adlı kitabını imzalayacak. BAKSM'de düzenlenen etkinlikler hakkında detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar, www. beylikduzu. istanbul adresindeki etkinlik takvimine ulaşabilir; etkinliklere ait biletleri ise BAKSM gişesinden ve Biletix'ten temin edebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/beyoglu-kultur-yolu-festivali-acik-hava-konserleri-ile-senlenecek/", "text": "Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapmasamında Atatürk Kültür Merkezi dış alanında 26 sanatçının katılımıyla açık hava konserleri serisi düzenlenecek. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali açık hava konserleri ile şenlenecek. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin açık hava konserlerinin destekçisi Türk Telekom. Bilindiği gibi Türk Telekom, Atatürk Kültür Merkezi'nin 'kalbi'nde yer alan opera salonuna da destek veriyor. Açık hava konserleri de Atatürk Kültür Merkezi'nin dış alanında kurulacak sahnede düzenlenecek. Beyoğlu Kültür Yolu projesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, İstanbul'a ve Türkiye'ye marka değeri kazandırmak amacıyla başlatıldı. Aynı şekilde Ankara'da da kültür yolu projesi hayata geçirildi. Gelenekselleşmesi planlanan Beyoğlu Kültür Yolu projesi kapsamındaki Beyoğlu Kültür Yolu Festivali 28 Mayıs 12 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Türk Telekom, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'ne destek vererek bir dizi konsere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Festival süresince; Atatürk Kültür Merkezi'nin dış alanında kurulan Türk Telekom Açık Hava Sahnesi, birbirinden ünlü 26 ismi müzikseverlerle buluşturacak. Operadan, sergiye, tiyatrodan konsere, birçok kültür sanat etkinliğinin gerçekleştirileceği Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında Atatürk Kültür Merkezi'nin dış alanında kurulan Türk Telekom Açık Hava Sahnesi, birbirinden ünlü 26 ismi izleyicilerle buluşturacak. Türk Telekom Açık Hava Sahnesi, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nde Mazhar Alanson'dan Can Bonomo'ya, İkiye On Kala'dan Fatma Turgut'a birbirinden ünlü müzisyen ve müzik grubunun konserine ev sahipliği yapacak. Müziksevereler, düzenlenen konserler ile sevilen sanatçılarla buluşurken aynı zamanda açık havada eğlencenin tadını doyasıya çıkaracak."} {"url": "https://724kultursanat.com/beyoglunda-alkazar-sinemasi-yeniden-kapilarini-acti/", "text": "Tarihi Beyoğlu Alkazar Sineması restorasyonun ardından kapılarını yeniden sinemaseverlere açtı. Beyoğlu'nda Alkazar Sineması yeniden kapılarını açtı. Alkazar Sineması 5 yıllık restorasyon sürecinin ardından sinemaseverlerle buluştu. Alkazar Sineması'nın açılışını Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan'ın da aralarında olduğu katılımcılar yaptı. Açılışta Refik Anadol'un Alkazar Dreams adlı eserleri sergilendi. Açılış töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Demircan, Alkazar Sineması tarihi bir mekan. Birkaç nesil için sinema deyince Alkazar Sineması'na gelmeyi hatırlıyor. İnsanlarımız o anılarını ve hatıralarını burada yeniden yaşayacakları için çok mutluyuz. Sonuçta Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli hedefi tarihi mekanları restore etmek ve kullanarak onları korumaktır. Burada da bir tarihi mekan restore edildi. Ama en önemlisi yine bu tarihi yapı kültür ve sanatla iç içe bir şekilde yaşayacak. Bu yapı 10 senedir kullanılmaz halde. Son derece mutluyuz. Elbette daha yapılacak çok işimiz var. Emeği geçen herkesi takdir ve teşekkür ediyorum dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/beyonce-louvre-muzesi-klibi-ile-ziyaretci-rekoru-kirildi/", "text": "Dünyaca ünlü pop müzik çifti Beyonce ve Jay-Z, Louvre Müzesi'nde klip çekti. Klibin yayımlanmasından sonra müze ziyaretçi akınına uğradı. Beyonce Louvre Müzesi klibi ile ziyaretçi rekoru kırıldı. Dünyaca ünlü pop yıldız çift Beyonce ve Jay-Z, Paris'teki Louvre Müzesi'nde klip çekti. Klip yayınlandıktan sonra müzeye ziyaretçi akını oldu. 2018'de müze ziyaretçi rekoru kırdı. Bilindiği gibi 2015 yılında Fransa'da yaşanan terör olayları ülkeye giden turist sayısının azalmasına neden olmuştu. Fransa, bu kötü perdeyi ortadan kaldırmak için Beyonce ve Jay-Z'den yararlandı. Dünyaca ünlü müzisyen çift Beyonce ve Jay-Z, Apes t için klip çekti. Pop şarkıcısı Beyonce 37 yaşında. Eşi rap şarkıcısı Jay-Z 49 yaşında. Çift, Everything Is Love adlı ortak albüm yaptı. Bu albümün klibi Louvre Müzesi'nde çekildi. Klip, YouTube'da 147 milyon izlenme sayısına ulaştı. Paris'teki Louvre Müzesi bu klibin yayımlanması ile sayesinde 2018'de ziyaretçi rekoru kırdı. Louvre MüzeSi, klip sayesinde ABD'den, Çin'den, Brezilya'dan ve Avrupa ülkelerinden ziyaretçi sayısını arttırdı. Müzeyi 2018 yılında 10,2 milyon kişi gezdi. Bu rakamın müze için bir rekor olduğu ifade edildi. Klipte müzedeki dünyaca ünlü eserler gösteriliyor. Modern dans kareografileri eşliğinde eserler klipte yer alıyor. Yunan heykeli Samothrace'in Kanatlı Zaferi, Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa'sı, Jacques-Louis David'in The Coronation of Napoleon tablosu ünlü çiftin klibinden izleyenlere ulaşıyor. Beyonce ve Jay-Z'nin Louvre Müzesi klibini izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/bilkent-sahne-ast-perdelerini-aciyor/", "text": "Bilkent Center'ın Ankara'da, sanatseverlerin yeni durağı olarak hayata geçirdiği Bilkent Sahne, Ankara Sanat Tiyatrosu'nun 57 yıllık deneyimi ile perdelerini açıyor. Bilkent Sahne AST perdelerini açıyor. Yıllardır birbirinden farklı etkinliklere ev sahipliği yapan Bilkent Center, Ankara'nın yeni ve modern tiyatro salonu Bilkent Sahne'yi Ankara Sanat Tiyatrosu iş birliğiyle tiyatro severlerle buluşturacak. Bilkent Center'ın Ankara'da, sanatseverlerin yeni durağı olarak hayata geçirdiği Bilkent Sahne, Ankara Sanat Tiyatrosu'nun 57 yıllık deneyimi ile perdelerini açıyor. 1963 yılından bu yana 170'i aşkın oyunu tiyatro severlerle buluşturan Ankara Sanat Tiyatrosu, perdelerini 6 Kasım'da 'Bir Valize Ne Sığar ki?' oyunuyla açıyor. Ankara Sanat Tiyatrosu kasım ayı boyunca 'Bu Ne Biçim Mozart?' ve 'Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü' oyunlarını da Bilkent Sahne'de sergileyecek. Asaf Çiyiltepe öncülüğünde, 1963 yılında kurulan ve bugüne kadar 170'i aşkın oyun sergileyerek Çağdaş Türk Tiyatrosu'na katkı sunan, Türkiye'nin en köklü tiyatrosu olan Ankara Sanat Tiyatrosu, 6 Kasım'da perdesini 'Bir Valize Ne Sığar ki?' oyunuyla Bilkent Sahne'de açacak. Kasım ayı boyunca 'Bu Ne Biçim Mozart?' ve başrolünde Mahir İpek'in rol aldığı 'Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü' oyunlarının da sahneleneceği Bilkent Sahne AST, pandemi önlemleri gereği yüzde 50 koltuk kapasitesiyle izleyicilerini ağırlayacak. Maske takma kuralının zorunlu olduğu salona giriş ise HES kodu ile yapılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/bir-ask-iki-hayat-fragmani-yayimlandi/", "text": "Bir Aşk İki Hayat fragmanı yayımlandı. Bergüzar Korel ve Engin Akyürek'in başrolünü paylaştığı Bir Aşk İki Hayat, 25 Ocak 2019 tarihinde vizyona girecek. Bir Aşk İki Hayat fragmanı yayımlandı. Bergüzar Korel ve Engin Akyürek'in başrolünü paylaştığı Bir Aşk İki Hayat, 25 Ocak 2019 tarihinde vizyona girecek. Adından da anlaşıldığı gibi film bir aşk hikayesini seyirciye anlatıyor. Filmin yönetmeni Delibal, Medcezir ve Ufak Tefek Cinayetler gibi yapımlara imza atan Ali Bilgin. Filmin senaryosunu Burcu Görgün Toptaş ve Özlem Yılmaz yazdı. Bir Aşk İki Hayat filminin oyuncuları Bergüzar Korel, Engin Akyürek, İpek Bilgin, Merve Dizdar, Osman Sonant ve Serhat Parıl. Bir Aşk İki Hayat filminde Engin Akyürek, Umut adındaki bir yönetmeni canlandırıyor. Bergüzar Korel ise mimar Deniz karakteriyle filmde rol alıyor. Umut, o gece önemli bir karar verecektir. Bu karar da onun kaderini değiştirecektir. Umut'un bir köpeği vardır. Köpeğini ya dışarı çıkaracak ya da evde kalacaktır. Bir tercih yapması gerekir. Umut, aşk ve hayatın sonsuz seçenekleri arasına hangisinin doğru olduğunu bilmeden adım atacak. Biri karşısına hayatının aşkını çıkarırken, diğeri ise onu fırtınalı günlere savuracak."} {"url": "https://724kultursanat.com/bir-asrin-ardindan-cepheler-insanlar-ve-buyuk-zafer-sergisi-acildi/", "text": "'Bir Asrın Ardından Cepheler İnsanlar ve Büyük Zafer Sergisi' Türkiye İş Bankası Müzesi'nde açıldı. Bir Asrın Ardından Cepheler İnsanlar ve Büyük Zafer Sergisi açıldı. 28 Ekim Perşembe günü Türkiye İş Bankası Müzesi'nde açılan sergide, istiklal mücadelesinin kahramanlarına ait 250'ye yakın İstiklal Madalyası ile yüzlerce aile yadigarına da yer alıyor. Sergi, 1 yıl boyunca Türkiye İş Bankası Müzesi'nde ücretsiz ziyaret edilebilecek. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni doğuran Milli Mücadele'nin üzerinden bir asır geçerken o olaylar, anılar ve kişilerin değeri ve ortak belleğimizde kapladıkları yer giderek artıyor. Sekiz salona yayılan Bir Asrın Ardından / Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer Sergisi, hafıza yenilemeye ve yakın geçmişle onurlanmaya bir davet niteliğinde. Prof. Dr. Mesut Uyar ve Dr. Selim Erdoğan'ın danışmanlığını yaptığı serginin küratörü ise İzzeddin Çalışlar. Serginin tasarımında Cem Kozar, Işıl Ünal, PATTU, Serra Uludağ ve Ömercan Çakır'ın imzaları bulunuyor. Sergiye koleksiyon ve arşivleri ile katkıda bulunanlar: Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, Celal Bayar Vakfı, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, İnönü Vakfı, Kazım Karabekir Paşa Müzesi, Mudurnu Kent Arşivi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı, Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği, Tek-Esin Vakfı, Türk Kızılay, Egemen Günsav Koleksiyonu, Alaaddin Haznedaroğlu Sıhhiye Koleksiyonu, Mehmet Can İlkin Koleksiyonu, İlker Özkan Koleksiyonu, Dolunay Yalçın-Elif İstiklal Yalçın Koleksiyonu. Kurtuluş Savaşı'nın kaderini belirleyen aşamaların yanı sıra Anadolu'nun isimsiz kahramanlarına da özel yer verilen 'Bir Asrın Ardından / Cepheler, İnsanlar ve Büyük Zafer sergisi ziyarete açıldı. Sergide 250'yi aşkın İstiklal Madalyası da bir arada sunuluyor. Cephelerde Kurtuluş Savaşı'nın kaderini belirleyen aşamaların yanı sıra Anadolu'nun isimsiz kahramanlarına da özel yer ayrılan sergi, farklı koleksiyonlardan derlenen eserlerle bir asrın ardından bu özel dönemi yakından hissetme imkanı sağlıyor. Harp sahalarında bulunan mühimmat parçaları, silahlar, kılıçlar, sıhhi malzeme, pusula, dürbün, telgraf, harita ve benzeri objeleri ile çok sayıda fotoğraf ve filmin yer aldığı sergi, binden fazla parçadan oluşuyor. Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi'nin 100'üncü yıldönümüne yaklaşırken Kurtuluş Savaşı cephelerine daha yakından bakan sergi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bağımsızlık mücadelesinin kahramanları da anılıyor. Aileler, koleksiyonerler ve müzeler tarafından ödünç verilen 250'yi aşkın madalyanın yanı sıra pek çok yadigar, müzede özel bir alanda ziyaretçilerin izlenimine sunuluyor. Ödünç verilen madalyalar arasında İsmet İnönü ile İş Bankası'nın Kurucu Genel Müdürü Celal Bayar'ın İstiklal Madalyaları da yer alıyor. Sergiye ilişkin bilgi veren İş Bankası Kurumsal İletişim Koordinatörü Suat Sözen, Sergi, 1918 yılında itilaf donanmasının İstanbul'a gelmesinden sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'geldikleri gibi giderler' sözünden başlayıp, 1922'deki ateşkes anlaşmasına kadar olan dönemi kapsıyor. O dönemdeki savaşları, bu savaşlardaki esas kahramanlıkları gösteren Anadolu halkını farklı bakış açılarıyla anlatıyor. Ateşkesin 100'üncü yılına doğru giderken ülkenin kuruluşunda büyük fedakarlıklar gösteren kahramanlarımızı yeniden anmamızı sağlayan bir sergi dedi. Serginin 2022 yılının sonuna kadar açık kalmasını hedeflediklerini belirten Sözen, Yoğun bir ilgi olursa süresini uzatabiliriz. İstiklal sergimiz bugüne kadar 1 milyona yakın ziyaretçi aldı, hala daha İzmir ve Ankara'da açık, bu serginin de insanlarda özel bir duygu bırakacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla ziyaretçi trafiğinin yoğun olacağını tahmin ediyoruz diye konuştu. Sözen, Böyle bir sergi açıp, savaşın kahramanlarını anmamak olmaz diye düşündük. 1 ay kadar önce elinde aile büyüğünün, tanıdığının İstiklal madalyası olan kişilere bu madalyaları bize ödünç vermeleri için bir çağrıda bulunduk. Bunlar çok özel kahramanlar, her şeylerini feda eden insanlar silah arkadaşlarını 100 yıl sonra bir araya getirmeyi amaçladık. Şu anda her biri burada, bu salonda yan yanalar. Çağrımızdan sonra 250 tane İstiklal madalyası getirildi. Hala daha müzeye ödünç vermek isteyen kişiler var. Umarım kahramanları layık oldukları şekilde anmayı başarırız ifadelerini kullandı. Müzeye gelip de ilk andan itibaren etkilenmemenin mümkün olmadığını söyleyen Sözen, Çocukluğumuzda öğrendiğiniz birçok şey farklı boyutlarıyla, hiç bilmediğimiz fotoğraflarla, ilk kez gördüğümüz anlatımlarla karşımıza çıkıyor. Burada bir süre vakit geçirince insan 100 yıl öncesine o günlere gidiyor. İnsanlar buradan milli mücadelenin duygusuyla ayrılacak dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Cumhuriyet'in ilan edildiği ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk Cumhurbaşkanı seçildiği oturumu yöneten Meclis Başkanvekili merhum Abdullah İsmet Eker'in kızı Mucizat Eker Divringi, babasının İstiklal Madalyası'nı Türkiye İş Bankası Müzesi'ne bağışlamıştı. Daha sonra Çanakkale Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi ile Kurtuluş Savaşı ve 2. Dünya Savaşı'nda farklı cephelerde mücadele eden; ayrıca Türkiye İş Bankası'nda 20 yılı aşkın süre görev yapan Osman Nuri Oral'ın torunu Rengin Karan da dedesinin İstiklal Madalyası'nı müzeye bağışlamıştı. Bu bağışların pekiştirdiği ilhamla, 'Bir Asrın Ardından' sergisinin ana bölümlerinden biri Milli Mücadele'nin kahramanlarını anmak için ayrıldı. Yapılan çağrı sonucunda müzeye, ülkemizin dört bir yanından ödünç verilen 251 adet İstiklal Madalyası'nın yanı sıra orijinal madalya beratları, fotoğraflar, kimlik kartları, anı defterleri ve kılıç, kama gibi muharebe eşyaları da sergilenmek üzere teslim edildi. Sergi hazırlık sürecinde madalya sahiplerinden Özden Engin dedesinden, Muammer Eryılmaz ise babasından kendisine miras kalan İstiklal Madalyası'nı Türkiye İş Bankası Müzesi'ne bağışlamaya karar verdi. Türkiye İş Bankası Müzesi'ne 4 madalya da kalıcı olarak emanet edildi. Eminönü'nde bulunan Türkiye İş Bankası Müzesi'nde açılan sergi, 28 Ekim'den itibaren bir yıl boyunca ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Müze, pazartesi hariç her gün 10.00-17.00 saatleri arasında hizmet veriyor. 28-30 Ekim tarihlerine özel olarak ziyaret saatleri 19.30'a kadar uzatıldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/bir-cinayetin-asli-mankenler-kralicesinin-olumundeki-sirlari-aciga-cikariyor/", "text": "Bir Cinayetin Aslı adlı kitap gazeteci Ercan Öztürk tarafından kaleme alındı. Türkiye mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın ölümünün ardındaki sırları aydınlatan kitap 'dökü-roman' havasında bir tarzda okurlara polisiye dram türünde kurguyla ulaşıyor. Tam 11 yıl boyunca, Aslı Baş'ın ölümün ardındaki sırları aydınlatmak için çalışan Ercan Öztürk, gazetecilik mesleği adına büyük alkış alacak bir işe de imza atıyor bu kitapla. Türkiye'nin mankenler kraliçesi olarak bilinen güzel kadınlarından Aslı Baş ile 2005 yılında, çalıştığım Akşam gazetesi için buluşmuş bir röportaj yapmıştım. Almanya'da 'Miss Kürdistan 2005' duyurusunun yapıldığı afişte Aslı Baş'ın fotoğrafı kullanılmaştı. Aslı Baş ile buluşmamıza neden olan da bu yarışma ve afişti. O buluşmada Aslı Baş özetle Ben Türk milliyetçisi bir kadınım ve benden habersiz fotoğrafım kullanılmış demişti. Aradan 5 yıl geçmiş tarih sayfaları 21 Temmuz 2010'u gösteriyordu. Aslı Baş'ın ölüm haberi gazete sayfalarında yer alıyordu. Clup Flipper Otel'in sahibi zengin iş adamı sevgilisiyle adı geçen otelde kalan Aslı Baş, beton zemine düşerek ölmüştü. Düştü mü, ittirildi ve cinayete mi kurban gitti? Ben soruyu buraya bırakayım, siz Ercan Öztürk'ün yazdığı Bir Cinayetin Aslı adlı kitapta cevabını detaylarıyla okuyacaksınız. Bu kitabın benim için farklı anlamları var. Değişik bir hayat tecrübesini bu kitap sayesinde yaşadım. Birincisi insan olarak daha önce kısa da olsa tanıştığınız birinin ölümünden haliyle etkileniyorsunuz. İkincisi ölümün ardından yazılan haberlerden kuşkulanıyorsunuz. Üçüncüsü Aslı Baş'ın ölümündeki sır perdesine dair haberleri Akşam gazetesi tam bir gazetecilik disiplini ile yaptı. Kitabın yazım sürecini bilenlerdenim. Ercan Öztürk ile abi kardeş ilişkimizden dolayı yaptığı çalışmadan haberdardım. Bu arada hatırlatayım, Ercan Öztürk 724kultursanat'ta sinema yazıları da yazıyor. Uzun zamandır ara vermesinin sebebi işte bu çetrefilli kitap çalışmasıydı. Beni arayıp Abi kitap bitti sana kendi ellerimle getiriyorum dediğinde gözümün önüne önce Aslı Baş ile 2005 yılında yaptığım görüşme geldi. Ercan Öztürk ile çay içip Bir Cinayetin Aslı adlı kitabını ve yazım sürecini uzun uzun konuştuk. O sohbette gördüm ki Karşımda Aslı Baş'ın ölümünün ardından yaşanan tüm gelişmelere, hukuki tüm evraklara, bilgi ve belgeye hakim bir gazeteci vardı.... Zengin işadamı-adalet-hukukçular-medya ilişkilerinde yer alan aksaklık-eksiklik-yanlışlık ve daha fazlasını titizlikle kitabında toplamıştı Ercan Öztürk. Her meslekte iyiler ve kötüler vardır. Her meslekte işini iyi yapmayan, savsaklayanlar vardır. Kitapta bunları okuyacaksınız. Paranın gücüne ve iyilerle-kötülerin mücadelesine bir kez daha yaşanmış olaylar üzerenden şahit olacaksınız. Bir Cinayetin Aslı adlı kitabı okurken, genç kadının şüpheli ölümünün nasıl 'sıradan bir balkondan düşme' şekline dönüştürülmeye çalışıldığına ve ardından ilerleyen sayfalarda ise zengin işadamının ilişkiler ağıyla medyaya etki etmesine dolayısıyla kendisini aklamaya yönelik haberler yazılmasına varan sürece ilgiyle okuyacaksınız. Çok meşhur Hürriyet röportajcısı Ayşe Arman'ın, Aslı Baş'ın ölümü sırasında yanında olan zengin işadamı sevgilisi Ahmet Bayer ile nasıl röportaj yaptığına... Fenerbahçe'nin eski başkanı Ali Şen'in yürüyen sürece nasıl dahil olduğuna... Adalet mekanizmasının en üst makamlarına edilen telefonlara... pek çok ayrıntıyı tek tek okuyacaksınız. Ercan Öztürk'ün anlattığı detaylara girmeyeceğim. Kitaptan okuyacaksınız onları. Ancak şuna hiç de yabancı değiliz yaşadığımız topraklarda Para bende güç bende. Paramla herkesi satın alabilirim.. Bu yozlaşmış zihniyet ve bakış açısını para-güç dengesini ahlaki ve vicdani tartısında oturtamamış binlerce insanda gördük, görüyoruz. Hayatı, dünyayı kendi çevresinde döndüğünü sanan bu para babaları bir gün geliyor kimi zaman kaya gibi bir adalet temsilcisine kimi zaman da bir gazeteciye tosluyor. Ercan Öztürk, kitabı yazdıktan sonra basım aşamasında da biraz zorlandığını anlatıyor. Kitapı götürdüğü bazı anlı şanlı yayınevlerinin içindeki bilgiler ve ilişkiler nedeniyle basmak istemediklerini söyledi. Kopernik Kitap, 'cesaret göstererek' kitabı basmayı göze almış. Ercan Öztürk'ün Bir Cinayetin Aslı adlı kitabının arka kapağında İsmail Küçükkaya ile Fox Haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk'ün satırları yer alıyor. Ercan Öztürk, kitabını Küçükçekmece Gölü'nün kıyısında benim için Adaletin güçlü olduğu tam bağımsız Türkiye hayaline selam ve sevgilerimle. notunu düşerek imzaladı. Vicdanına, inatçılığına ve gazetecilik inancına, kalemine sağlık güzel yürekli kardeşim Ercan Öztürk."} {"url": "https://724kultursanat.com/bir-edebiyat-duragi-kucukcekmece-ile-ilcede-iz-birakanlar/", "text": "'Bir Edebiyat Durağı Küçükçekmece' isimli kitap, Küçükçekmece'ye bir şekilde iz bırakmış Türk edebiyatının kıymetli şahsiyetlerinin, buradaki yaşanmışlıklarına ışık tutarken, onların yazınsal ve yaşamsal serüvenlerine de değiniyor. Küçükçekmece Belediyesi, Küçükçekmece ve çevresinde yaşamış ve Küçükçekmece'yi yazmış usta kalemleri topluca değerlendiren ilk çalışma özelliğine sahip, önemli bir kaynağı okurlarla buluşturdu. Edebiyatçı Yazar Gülsüm Cengiz'in kaleminden 'Bir Edebiyat Durağı Küçükçekmece' isimli kitap, Küçükçekmece'ye bir şekilde iz bırakmış Türk edebiyatının kıymetli şahsiyetlerinin, buradaki yaşanmışlıklarına ışık tutarken, onların yazınsal ve yaşamsal serüvenlerine de değiniyor. Edebiyat dünyası için başvuru kaynağı olabilecek önemli bir kitabı okurlarla buluşturduklarını ifade eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Küçükçekmece; Anadolu'nun çok kültürlü, çok renkli yapısına cömertçe ev sahipliği yapan, tüm yaşanmışlıklarıyla İstanbul'un özgün ilçelerinden biridir. Özellikle Menekşe ve Basınköy edebiyatımızın önemli simalarına ev sahipliği yapmıştır. Bizler, bu kıymetli şahsiyetlerin izlerini bir kitapta toplayarak, ilçemizin bir anlamında edebiyat envanterini bu kitapla okuyucuya sunuyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum dedi. İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un Küçükçekmece yıllarıyla başlayan 399 sayfalık kitap, Hasan İzzettin Dinamo'dan Zihni Anadol'a, Dinamo'nun Menekşe'deki gecekondusuna konuk olan Kemal Tahir'den Tahir Alangu'ya, Yaşar Kemal'den Orhan Kemal ve Ara Güler'e Küçükçekmece'ye iz bırakmış pek çok şair ve sanatçının yaşamı, yaşanmışlıkları ve bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Yazarların yaşamına ilişkin bazı bilgilerin ve fotoğrafların ilk kez bu kitapta yer alması ise kitaba özgünlük katıyor. Yayın yönetmeni Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Özkılınç, Okur bu kitapta, ismi Çukurova ile özdeşleşmiş olan usta kalem Yaşar Kemal'in, en az Çukurova kadar Küçükçekmece'yi de yazdığına ve nice yazarların bilinmeyenlere şahit olacak diye konuştu. Küçükçekmece ile ilgili böyle bir çalışmayı hazırlamaktan keyif aldığını ifade eden Edebiyatçı Yazar Gülsüm Cengiz, kitabın hazırlanmasına öncülük eden, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi'ye teşekkür etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/bir-tatli-huzur-konserleri-istanbulda-nostalji-ruzgari-estirecek/", "text": "Bir Tatlı Huzur Konserleri İstanbul'da nostalji rüzgarı estirecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi tarafından şehrin iki yakasındaki İBB Kültür Merkezleri'nde Bir Tatlı Huzur Konserleri düzenlenecek. 22-27 Mart tarihlerinde İstanbulluları ağırlayacak olan konserlerde Zeki Müren, Müzeyyan Senar, Hamiyet Yüceses gibi Türk Müziği'nin unutulmaz seslerinden dinlediğimiz eserler seslendirilecek. Devr-i Alem, Ferahnak Serenad, Ayşe Mine İle 80'lere Yolculuk, Zekai Tunca ile Hatıralar gibi birbirinden farklı konseptlerde on altı konserle, İstanbullular müzik ziyafeti yaşatılacak. Bir Tatlı Huzur konserleri çerçevesinde kadınlar için özel bir etkinlik de yer alıyor. İstanbullu kadınlar Yılmaz Morgül ile Kadınlar Matinesi'nde, geçmişe yolculuk yapıp gazino kültürünün özel programlarından olan kadınlar matinesinde eğlenceli vakit geçirecekler. Etkinlikler kapsamında konserlerin yanı sıra İstanbulluları zamanda yolculuğa çıkaracak bir de sergi düzenleniyor. Geçmişten günümüze taş plak ve gramofonlardan oluşan Mazinin Sesleri sergisi, 22 29 Mart tarihleri arasında Kartal İBB Bülent Ecevit Kültür Merkezi'nde gezilebilecek. Sergide, Sacit Cavşak'ın koleksiyonunda bulunan 20 kadar gramofon, çeşitli aksesuarlar ve çok sayıda taş plak yer alıyor. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlikler ile ilgili ayrıntıları; @İBB Kültür Sanat Instagram, İBB Kültür Sanat Facebook, ibb_kultur Twitter hesaplarından takip edebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/bodrumda-baskan-ahmet-arasa-yukselen-tepki/", "text": "Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın Büyük Taarruz'un yıldönümünde Kos Adası ziyareti manidar bulundu. Eleştiriler yükseldi. Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın Büyük Taarruzun 101. yılında Kocatepe'ye değil de Yunanistan'ın Kos Adası'na yaptığı ziyaret büyük tepki topluyor. Sözde Pontus Rumları Soykırım Anıtı diken İstanköy Belediyesi tarafından düzenlenen dostluk etkinliğine tüm ağırlama masrafları karşılanmak suretiyle katılmasına eleştiriler artıyor. Bodrumlu gençlerin Zafer Yolu'nda yürüyüş yaparak 30 Ağustos Zafer Bayramı öncesi Atatürk'ü ve şehitleri anmaları, o dönem yaşanan büyük mücadeleyi anlamaya çalışmalarına karşılık Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın Kos Adası ziyareti manidar bulundu. Tarih 26 Ağustos 2023... Büyük Taarruz'un 101. yılı dolayısıyla Bodrumlu gençler Zafer Yürüyüşünü gerçekleştirmek üzere sabah saatlerinde Afyon Kocatepe'ye yola çıktılar. Önce Bodrumluların ve yerel gazetecilerin tepkisini çekerek eleştirilerin odağına oturtulan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'a yönelik tepkiler büyüyor. Bodrum Belediye Başkanı ve beraberindeki Bodrum Belediyesi temsilcileri, Büyük Taarruz un 101. yıl dönümünde, sözde Pontus Rumları Soykırım Anıtı diken İstanköy Belediyesi tarafından düzenlenen sözde dostluk etkinliğine tüm ağırlama masrafları karşılanmak suretiyle katıldı. Bodrum'daki yerel sorunlara yönelik tespitlerde bulunan ve haberler yapan gazeteci Mustafa Gündoğ, haber sitesindeki köşesinde yaşanan skandalı değerlendirdi. Başkan Aras, Ocak 2022'de, İstanköy Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras'ı ziyaret etti. Nikitaras ziyareti ciddiye almamış olacak ki hatıra fotoğrafında, Yunanistan ve Avrupa Birliği bayrakları varken, Türk Bayrağı yoktu. Fotoğrafta bayrağımız yer almadığından, hem İstanköy'deki soydaşlarımız hem de Bodrum halkı her iki belediye başkanına da tepkilerini dile getirmişlerdi. Buda yetmedi; Başkanımız barış elçisi gibi canla başla Türk-Yunan ilişkilerinde kendisini helak ederken, İstanköy Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras Ekim 2022 tarihinde sözde Pontus Helenizmi Soykırım Anıtı'nı açtı. Başkanımız Ahmet Aras bu olayı gerçekleştiren kapı komşumuzu kınamadı ve oradaki soydaşlarımızı yalnız bıraktı. Misliyle karşılık verilmesi gerekirken, on misliyle taviz verilmeye devam edildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin Ulusal Kurtuluş Mücadelesi cihanda yapılmış, gelmiş geçmiş hiçbir mücadeleye benzemez. Her ne kadar konu lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar, dün akşam İstanköy'de Türküler söyleyip oyunlar oynadılar. Başkan Aras Ankara'da bir dizi temaslarda bulunduktan sonra, ayağının tozuyla Bodrum'da Halk Meclisi'ni kurup İstanköy'e, barışa katkı koymaya gitmiştir. Ancak Ankara'daki bir dizi temasları sırasında Zafer Bayramı yaklaşırken, Büyük taarruzun mimarı, Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrini ziyaret etmeyi unuttu sanırım. Ankara gündemi yoğun olan Aras, Nex Level temaslarından Atamıza vakit ayıramadı mı, yoksa Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Nex Level'in yerini mi karıştırdı. Başkan Aras'ın danışmanı, reklamcısı, olmazsa olmazı sanırım başkanın son günlerdeki hızına yetişemiyor olacak ki, Aras 'ın Bodrum için çabaları sosyal medya yer almıyor. İçimdeki ses ise; danışman, son dönemde yapılanları paylaşmaya değer bulmuyor. diyor. Dün akşamki organizasyonun Belediyenin ve Aras'ın sosyal medyasında yer alamaması gibi. Sordunuz mu İstanköy Belediye Başkanı Theodosis Nikitaras'e benim yaptıklarım sizi nasıl etkiliyor diye. İstanköy'den bakınca Bodrum manzarası nasıl? diye. Siz adasınız suyunuz biterse ne yapacaksınız? diye sorsaydınız."} {"url": "https://724kultursanat.com/booker-odullu-shuggie-bain-romani-raflarda/", "text": "Booker ödüllü Shuggie Bain romanı raflarda. 2020 Booker başta olmak üzere birçok ödül kazanan Shuggie Bain adlı roman Can Yayınları tarafından yayımlandı. Booker ödüllü Shuggie Bain romanı raflarda. 2020 Booker başta olmak üzere birçok ödül kazanan Shuggie Bain adlı roman Can Yayınları tarafından yayımlandı. Yoksulluk, aile bağları ve yıkıcı tutkuları konu alan romanın yazarı Douglas Stuart. 2020 Booker başta olmak üzere birçok ödül kazanan Shuggie Bain yoksulluk, aile bağları ve yıkıcı tutkuları konu alan olağanüstü bir roman. 1980'ler. Glasgow şehrinin adeta öleyazdığı, ailelerin güçbela ayakta kalabildiği bir dönem. Ne var ki orta yaşlarındaki alımlı Agnes Bain daha fazlasını hak ettiğine inanır; müstakil bir ev sahibi olmak, istediğini satın almak gibi... Gelgelelim taksi şoförü kocası tarafından sürekli aldatılan Agnes, üç çocuğuyla birlikte harap olmuş bir madenci kasabasında yaşamaya mahkum olur. Çocukları, yavaş yavaş alkol batağına saplanan Agnes'i kurtarmak için ellerinden geleni yapsalar da, bir süre sonra kendilerini kurtarmak için bir bir onu terk ederler. Yalnızca en küçükleri Shuggie, bir gün düzeleceği ümidiyle annesinin yanında kalır. Farklı bir çocuk olan Shuggie, annesinin iddialı tavırlarını benimser. Ancak davranışları yüzünden madenci çocukları onu hırpalarken yetişkinler tarafından da acımasızca yargılanır. Diğer oğlanlara benzemeye çabalayan Shuggie, bir yandan da annesini kurtarmak, bu yoz ortamdan çıkarmak derdindedir. Douglas Stuart'ın romanı Shuggie Bain yoksulluğu, sevginin sınırlarını ve kibrin beyhudeliğini ortaya seren, sakınmasız tavrına karşın olağanüstü çarpıcılıkta ve güzellikte bir eser. DOUGLAS STUART, İskoçya, Glasgow'da doğdu. Londra'da Kraliyet Sanat Koleji'nde yüksek lisansını yaptı. On sene üstünde çalıştığı romanı Shuggie Bain, yayımlandığı 2020 senesinde büyük başarı elde ederek başta Booker olmak üzere başka birçok ödül kazandı ve yılın kitabı listelerinde yer aldı. Found Wanting ve The Englishman gibi kısa öyküleri The New Yorker dergisinde yayımlanan Stuart, 2000'den bu yana New York'ta yaşıyor. DUYGU AKIN, 1969'da Diyarbakır'da doğdu. 1986'da Boğaziçi Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Yüksek lisans eğitimini İngiltere, Warwick Üniversitesi'nde tamamladı. 2005'ten beri kitap çevirmenliği yapan Duygu Akın, çocuk kitapları, bilim kitaplarının yanı sıra Viet Thanh Nguyen ve Anna Burns gibi çağdaş yazarların da romanlarını Türkçeleştirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/borusan-sanat-bu-hafta-yine-dopdolu-etkinlikler-sunuyor/", "text": "Borusan Müzik Evi'nin borusansanat. tv üzerinden yayınladığı beş farklı konserini izlemek için son hafta. Borusan Sanat bu hafta yine dopdolu etkinlikler sunuyor. Borusan Sanat, dijital platformlar üzerinden yayınladığı konser kayıtlarıyla müzikseverlere keyifli bir müzik deneyimi yaşatmaya devam ediyor! Borusan Sanat'ın borusansanat. tv'de yayınladığı ve yaza merhaba dediği beş konserinde Borusan Müzik Evi, dünyaca ünlü isimlerin disiplinlerarası projelerini müzikseverlerle buluştururken, 26 Haziran Pazar günü saat 11.30'da Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Seste Saklı Güzellik başlıklı konserinde en sevilen operalardan en beğenilen aryaları seslendirecek. Borusan Müzik Evi'nin borusansanat. tv üzerinden yayınladığı beş farklı konserini izlemek için son hafta! Çevrimiçi video platformu borusansanat. tv üzerinden yayınladığı konser kayıtlarıyla izleyicileriyle buluşmaya devam eden Borusan Sanat'ın, yazı selamladığı birbirinden özel beş konserlik serisi bu hafta da izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor! Nova Muzak'ın 33.'sünde Schnellertollermeier'i, Töz Trio & Hezarfen Ensemle ve Jonah Parzen-Johnson & Berke Can Özcan'ı ağırladığı konserleri ile, İkiz Cabin Crew, ayrıca Mercan Dede'nin Secret Tribe başlıklı projesine iki hafta boyunca borusansanat. tv üzerinden erişilebilecek. Ayrıca konser öncesinde Back on Stage ekibinin gerçekleştirdiği söyleşiler de aynı platformda yayınına devam ediyor. Borusan Müzik Evi'nde Kod Müzik işbirliğiyle hayata geçirilen Nova Muzak serisinin 33.'sü Schnellertollermeier, bu hafta da borusansanat. tv üzerinden izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Doğaçlama ile beste arasındaki incecik çizgide ustaca durabilen üçlü, minimalizm, krautrock, deneysel doğaçlama temelli elektronik müzik gibi geleneklerden besleniyor. Schnellertollermeier'in kayıt çalışmalarıyla olduğu kadar canlı performanslarıyla da izleyicilerini derinden etkileyen, deneysel doğaçlama temelli elektronik müzik gibi geleneklerden beslenen bu konser borusansanat. tv'de yayında. En son, geçtiğimiz yılın Kasım ayında Borusan Müzik Evi'nin izleyicileriyle buluşan Berke Can Özcan aylar sonra yeniden, bu sefer Jonah Parzen-Johnson ile yarattıkları deneysel müzik oluşumlarıyla izleyicilerine farklı bir deneyim sunuyor. Parzen-Johnson müzik yaparken dinleyicilerine farklı dünyaların kapılarını açan, elektronik dokularla, sıcak ve cana yakın melodilerle onları kucaklayan bir sanatçı. Solo performanslarında derin bir samimiyet sunan Parzen-Johnson, kim olduğunu, dünyamızı nasıl gördüğünü ve hep birlikte sarılabileceğimiz geçici biz anlarını paylaşmaya çalıştığı için solo performansları son derece samimi. Dört kıtada ve dokuz ülkede sahne alan sanatçı, caz festivallerinden noise kulüplerine, oturma odalarından çağdaş sanat müzelerine kadar her yerde varlığını gösterdi ve şimdi de Borusan Müzik Evi'ne konuk oluyor. Mountains are Mountains adlı albümüyle, dinleyicilerini farklı ses dünyalarına davet ederek onlara pek çok anın sesini sunan Berke Can Özcan, kulağının ulaşabileceği her şeyi denemeye devam eden bir davulcu, besteci, yazar ve yapımcı. Gonglar, vibrafon ve eski anahtarlardan yaptığı enstrümanlar, soda kapakları, bisiklet zilleri, hasır süpürgeler, eski oyuncaklar ve hatta bahçe hortumları... Berke Can Özcan ve Jonah Parzen-Johnson'un ilk defa buluştuğu bu konser kaydına borusansanat. tv üzerinden yayında kalmaya devam ediyor. Uluslararası çapta tanınırlık, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji, her zaman canlılık... Hezarfen Ensemble, kendisiyle özdeşleşen birçok projeye imza atarken ve farklı icra koşullarına uyum sağlayabilmesindeki esnekliğiyle göze çarpıyor. Türkiye'nin tecrübeli müzisyenlerinden Tamer Temel, Ercüment Orkut ve Cem Aksel'den oluşan Töz, caz ve çağdaş klasik müziğin kesiştiği performanslar sergileyen bir oluşum. Yakın zamanda ikinci stüdyo albümlerini kaydetmeye hazırlanan Töz Trio, bu albüm çalışmasında Hezarfen Ensemble ile işbirliği yaparak, dokuz müzisyenden oluşan bir kadroyla kaydedecekleri yeni müziklerini ilk defa Borusan Müzik Evi'nde seslendirildiği bu konser borusansanat. tv üzerinden izleyicisi ile buluşuyor. İkiz Cabin Crew'ün Stockholm Jazz Records'dan 4 Mart'ta yayınlanan Transit adlı projesi, borusansanat. tv üzerinden izleyicisi ile buluşmaya devam ediyor. Ödüllü davulcu İkiz tarafından yazılan ve topluluğun üç üyesi tarafından üretilen, akustik enstrümanlar ve elektronik soundscape'lerle izleyiciler benzersiz bir deneyim yaşayacak. Küresel salgınla birlikte çalışmaları durma noktasına gelen grubun yeniden nefes aldığı ve üretmeye başladığı yaratıcı bir çalışma olan Transit, ilk 'kalkış' parkurundan son 'varışa' kadar, kelimenin tam anlamıyla baştan sona bir yolculuğa çıkaran, pandeminin sonsuza kadar sürmeyeceğini ve çok yakın bir gelecekte yeniden 'yeni' yolculuklara çıkılacak zamanın geleceğini hatırlatan bir mesaj taşıyor. Borusan Müzik Evi'nin açıldığı 2010 yılından bu yana sürekli konuğu olan, verdiği pek çok konserle müzikseverlerle buluşan Mercan Dede, dünyanın dört bir yanında beğeniyle izlenen, önemli festivaller ve kültürel etkinliklerde sahne alan projesi Secret Tribe başlıklı konser borusansanat. tv üzerinden müzikseverler ile buluşmaya devam ediyor. İBB Kültür AŞ işbirliğinde, Müze Gazhane'nin Hava Kararınca etkinlikleri kapsamında gerçekleşen Secret Tribe başlıklı konserde Mercan Dede, Doğu'ya özgü sufi müziğinin ilahi geleneğini çağdaş müziğin tınılarıyla incelikli bir şekilde harmanlayarak eski ile yeniyi, Doğu ile Batı'yı birleştiriyor. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası borusansanat. tv üzerinden yayınlanan ve en sevilen operalardan en beğenilen aryaların seslendirileceği bu konserinde Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO, yıldız sanatçılara eşlik ediyor. Başarılı soprano Ceren Aydın, mezzosoprano Elena Maximova, üstün yeteneğiyle takdir toplayan tenor Peter Sonn ve son olarak bariton Bogdan Baciu ile birlikte BİFO'nun 26 Haziran Pazar günü 11.30'da yayına girecek olan Seste Saklı Güzellik isimli konseri tüm hafta boyunca borusansanat. tv üzerinden izlenebilecek. Serhan Bali ve Aydın Büke ise saat 11.00'de yayınlanacak konser öncesi keyifli sohbetleriyle borusansanat. tv'de yer alacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/botticellinin-10-milyon-dolarlik-tablosu-kayip/", "text": "Rönesans döneminin en önemli sanatçılarından biri olan Sandro Botticelli'nin Madonna and Child tablosunun uzun zamandır kayıp olduğu ortaya çıktı. Botticelli'nin 10 milyon dolarlık tablosu kayıp. Rönesans döneminin en önemli sanatçılarından biri olan Sandro Botticelli'nin Madonna and Child tablosunun uzun zamandır kayıp olduğu ortaya çıktı. Botticelli stüdyosuna atfedilen ve en az 10 milyon dolar değerinde olduğu söylenen tablonun 15. yüzyıla ait olduğu belirtiliyor. Son olarak 2007 yılında New York'taki Salander-O'Reilly Gallery'deki bir sergide ziyaretçi karşısına çıkan tablonun sonraki akıbeti bilinmiyor. Sergiden birkaç gün sonra galeri sahibi hakkında sahtekarlık suçlamasından soruşturma açılmış ve 2014 yılına kadar dava sürmüştü. Bu süreçte de galerinin diğer ortakları eserin yerini açıklayamadığı için eser hakkında ayrıca bir araştırma başlatıldı. Avrupa İstihbarat Birliği, yaptığı inceleme ve soruştuma kapsamında eserin Kraken Yatırımcı Ortakları'na kayıtlı olduğunu ve şirketin arkasındaki isimleri araştırarak Kraken'ın ortaklarından Kanadalı işinsanı John Dick'in çocukları John Dick II ve Tanya Dick-Stock olduğunu ortaya çıkardı. Dick-Stock basına yaptığı açıklamada isminin Kraken Yatırımcı Ortakları ile ilgili olarak kullanıldığından haberi olmadığını söyledi. Dick-Stock'un sözcüsü ise Resmin nasıl satın alındığı hakkında bir bilgisi ya da izni yok. Tabloya ne olduğunu ve tablonun kime ait olduğunu bilmiyoruz. Ancak eseri bulmak için kaynak ve enerji ayırmayı planlıyoruz diye açıklama yaptı. Avrupa İstihbarat Birliği eseri aramaya devam ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/botticellinin-tablosuna-rekor-fiyat-92-milyon/", "text": "Sandro Botticelli'nin 15. yüzyılda yaptığı Madalyon Tutan Genç Adam adlı tablosu, 92 milyon dolara satıldı. Botticelli'nin tablosuna rekor fiyat: 92 milyon dolar! Müzayedede satılan Sandro Botticelli'nin 15. yüzyılda yapılan Madalyon Tutan Genç Adam adlı tablosu 2021 yılının satış rekoru olarak kayıtlara geçti. Sandro Botticelli'nin 15. yüzyılda yaptığı Madalyon Tutan Genç Adam adlı tablosu, Londra merkezli Sotheby's Müzayede Evi tarafından satışa sunuldu. Koronavirüs nedeniyle çevrimiçi yapılan müzayedede tablo rekor fiyata satıldı. Sanat dünyasındaki müzayedelerin pandemi nedeniyle gereken ilgiyi görmediği gerçeğinden hareket eden uzmanlar, Botticelli'nin tablosunun en fazla 80 milyon dolara ulaşacağını tahmin ediyorlardı. Ancak Madalyon Tutan Genç Adam tahminleri yıktı ve 92 milyon dolara alıcı buldu. Bu satış, '2021'in satış rekoru' olarak kayıtlara girdi. 15. yüzyılda yapılan Madalyon Tutan Genç Adam adlı tablonun, Botticelli gibi birçok sanatçının patronu olan Florentinalı asilzade Medici'ye ait olduğu sanılıyor. Tablonun New York'ta emlak işleriyle milyarder olan ve geçen yıl ölen Sheldon Solow'a ait olduğu yolunda çok sayıda haber yapıldı. Forbes'a göre Solow'un toplam serveti 4.4 milyar dolar civarında. Tablo, bir dönem dünyanın en çok ziyaret edilen sanat müzelerinden New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi ile Washington'daki Ulusal Sanat Galerisi'nde de sergilenmişti. Bugüne kadar İtalyan Rönesans Ressamı Sandro Botticelli'ye ait bir müzayedede satılan en pahalı eser 10.4 milyon dolarla The Rockefeller Madonna adlı tablo olmuştu. 2020 yılında bir müzayedede satılan en pahalı sanat eseri 1909 doğumlu İrlandalı ressam Francis Bacon'ın Yunan Aeschylus Oresteia hikayesinden esinlenerek yaptığı Triptych adlı eseriydi. Bacon'ın tablosu geçtiğimiz haziran ayında 84.5 milyon dolara alıcı bulmuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/brad-pitt-ve-margot-robbienin-oynadigi-babylon-filminin-fragmani/", "text": "Başrollerinde Brad Pitt ve Margot Robbie rol alıyor. Babylon adlı filmin yeni fragman yayınlandı. Brad Pitt ve Margot Robbie'nin oynadığı Babylon filminin fragmanı yayınlandı. Başrollerinde Brad Pitt ve Margot Robbie rol alıyor. Babylon adlı filmin yeni fragman yayınlandı. Babylon filminin başrollerinde Brad Pitt ve Margot Robbie oynuyor. Filmin yönetmeni ve senaryo yazarı Damien Chazelle. Yeni dönem drama filmi olarak beyaz perdeye gelmek için gün sayıyor Babylon. Paramount Pictures tarafından vizyona sunulacak olan Babylon, Türkiye'de 20 Ocak 2023'te vizyona girecek. Başrollerini Margot Robbie ve Brad Pitt'in üstlendiği Damien Chazelle imzalı Babylon filminin konusu merak ediliyor. Babylon filmi 1920'lerin Caz Çağı'nda Hollywood'u konu alıyor. Film, sessiz filmlerden sesli sinemaya geçiş dönemine odaklanıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Margot Robbie ve Brad Pitt'in yanı sıra Tobey Maguire, Katherine Waterston, Olivia Wilde, Samara Weaving, Spike Jonze, Jeff Garlin, Eric Roberts gibi isimler yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/bu-kitabin-yazari-oldu-ikinci-baskisini-yapti/", "text": "Bahar Yaka'nın Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanı ikinci baskısını yaptı. Bahar Yaka'nın Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanı ikinci baskısını yaptı. Öyküleriyle edebiyat dünyamızda sağlam adımlarla ilerleyen Bahar Yaka, 2021 yılında Bu Kitabın Yazırı Öldü adlı romanı ile okurların karşısına çıkmıştı. Bahar Yaka'nın Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanı okurlar tarafından beğenildi ve ikinci baskısını yaptı. Edebiyatist yayınevi tarafından basılan roman, yeni yıla girdiğimiz şu günlerde ikinci baskısı ile raflarda yerini aldı. Diablo'nun Günlüğü ve Tanrıgöz adlı öykü kitaplarıyla tanınan Bahar Yaka, romanıyla da edebiyat dünyamızda sağlam adımlar atmayı sürdürüyor. Öykülerinde kendine has üslubu ve kurgusuyla kısa sürede dikkat çekerek okur kitlesini oluşturan Bahar Yaka'nın Bu Kitabın Yazarı Öldü adlı romanı ikinci baskısını yaptı. Bahar Yaka tam da bu noktadan dokunuyor karakterlerine. Fiziki ya da ruhani bir ölüm değil burada bahsedilen, bir nevi edebi ölüm... Yazarların doğuma eşdeğer yazma sancılarını anlatıyor birçok perspektiften. Eleştiri karşısındaki tepkilerini ortaya döküyor tüm çıplaklığıyla. Bir yazarın kaçamak, kıskançlık dolu bakışlarını yakalıyor, başka bir yazarın eserine bakarken. Hissedip de söylememenin insana nelere mal olduğuna işaret ediyor. İçinde bulunduğu dünyanın kapılarını aralıyor merak edenler için. Yazarın daha önceki öykülerinin hemen hepsinde ortak nokta olan ölüm, kitabın ismine inat yok bu defa."} {"url": "https://724kultursanat.com/burak-artuner-yangin-olur-romani-ile-icinde-oldugumuz-yangini-anlatiyor/", "text": "Burak Artuner üçüncü kitabı Yangın Olur ile okurların karşısında. Yangın Olur, bir Türkiye gerçeği romanı olarak edebiyat dünyamızda yerini aldı. Burak Artuner Yangın Olur romanı ile içimizdeki yangını anlatıyor. Gazeteci yazar Burak Artuner'in üçüncü romanı Yangın Olur raflarda yerini aldı. Narsist Kitap etiketiyle okurlarla buluşan roman, içimizdeki yangını anlatıyor. Yangın Olur, günümüz İstanbul'unda betonlaşmayla kuşatılan 'insanlar'ın sıkışıp kalmışlıklarına, düzenin yozlaşmışlığına, adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dönemin ruhuna bir 'yangın kulesi'nden bakıyor adeta. Roman, aslında içinde bulunduğumuz görünmez 'yangın'ı anlatıyor. Sadece bir memleket yangını değil bir çağ yangınının aktarmanın çabasında: Yangın Olur. Romanın ana karakteri 'İtfaiyeci Murat'... Dürüst, sözünün eri, işini iyi yapmanın derdinde bir genç adam Murat. 'Kitapçı Dede', bir zamanlar siyasi mücadelenin ortasında yer almış sonrasında köşesine çekilmiş belki de saklanmış- fikirlerin pek işe yaramadığı ama gerçeklerin söylenmesinin de zorunlu hissedildiği bir döneme ait biri. Daha pek çok farklı Türkiye gerçeği mi desem kurgusu mu? Bilemedim. Diyaloglarıyla, konusuyla, gidişatıyla düşürdürten, düşündürtürken sürükleyen bir roman Yangın Olur. Burak Artuner, önceki romanları Aşk, Hürriyet İstibdat ve Leman Hanım'ın Mavi Cadillacında olduğu gibi yine İstanbul'un şahitlik ettiği farklı bir aşk hikayesini anlatırken, aslında memleketin 1980'lerden beri hiç değişmeyen gerçeklerini de gittikçe güçlenen kalemiyle aktarıyor okurlarına. Yangın Olur... Biz yangına gideriz mi? Diyelim... Yoksa, biz zaten o yangının tam ortasında mıyız? Bilemedim."} {"url": "https://724kultursanat.com/burcu-percin-ile-yagliboya-teknigi-atolyesi/", "text": "İstanbul Modern Sizin Perşembeniz Çevrimiçi Sanatçı Atölyeleri'nin haziran ayı konuğu Burcu Perçin olacak. Sanatçı, fotoğraf üzerine yağlı boya ve akrilik ile müdahalelerle ortaya çıkan eserlere dair tekniği resim severlerle paylaşacak. Burcu Perçin ile yağlıboya tekniği atölyesi 10 Haziran Perşembe günü İstanbul Modern'de çevrimiçi olarak resim sevdalılarını bir araya getiriyor. İstanbul Modern Sizin Perşembeniz Çevrimiçi Sanatçı Atölyeleri devam ediyor. Borsa İstanbul'un sponsorluğunda düzenlenen Sizin Perşembeniz Sanatçı Atölyeleri'nde katılımcılar sanat dolu bir yolculuğa çıkıyor. Sanatseverler 10 Haziran'da Burçin Perçin ile çevrimiçi bir araya gelerek denemeler yapıp fotoğrafları farklı bir teknikle yeniden ele alacak. Burcu Perçin, Sizin Perşembeniz Çevrimiçi Sanatçı Atölyeleri'nin haziran ayı konuğu olacak. Perçin'in üretim pratiklerinden biri olan fotoğraf üzerine yağlıboya tekniğine dair düzenlenecek. Atölyedeki çalışmalarda katılımcılar kendi seçtikleri fotoğrafları, üzerlerine yağlıboya veya akrilik boya müdahalesinde bulunarak dönüştürecekler. Katılımcılar sanatçının uygulama adımlarını takip edip kendi istedikleri imgeleri fotoğraflar üzerine boyayarak yeni bir kompozisyon yaratıyor ve yaptıkları çalışmaları sanatçı ile birlikte inceliyor. Kısa söyleşiler ve sanat uygulamalarından oluşan atölye programları sanatçıların yaratım süreçlerini ve sanatsal deneyimlerini katılımcılarla paylaşmalarını sağlıyor. Sanatçıların dünyasında bir yolculuğa çıkaran Sizin Perşembeniz Çevrimiçi Sanatçı Atölyeleri'ne herkes ücretsiz olarak kayıt yaptırabiliyor. Katılımcılar, rezervasyonun ardından gönderilen ön bilgilendirme formuyla listelenmiş malzemeleri etkinlik gününde hazırlayıp, yine aynı formda iletilen adresten çevrimiçi uygulamaya girerek, programa dahil oluyor. Çevrimiçi canlı konferans yoluyla gerçekleştirilen programa katılım 25 kişiyle sınırlı."} {"url": "https://724kultursanat.com/bursa-bulbulu-vizyon-tarihi-aciklandi/", "text": "Ata Demirer'in başrolünde oynadığı Bursa Bülbülü filiminin vizyon tarihi açıklandı. Sinema seyircisiyle buluşmaya hazır olan Bursa Bülbülü filmi 1980'li yıllarda çay bahçesinde şarkıcılık yapan gencin kaset çıkarma hayaline dair serüvenini anlatıyor. Bursa Bülbülü vizyon tarihi açıklandı. Ünlü komedyen Ata Demirer'in başrolünde oynadığı Bursa Bülbülü sinemada seyirciyle buluşmaya hazır. Bursa Bülbülü filmi sinemalarda vizyona girecek. Yönetmenliğini Hakan Algül'ün üstlendiği Bursa Bülbülü filminin vizyon tarihi açıklandı. Bursa Bülbülü 6 Ekim'de sinemalarda gösterime girecek. Ata Demirer'in senaryosunu yazıp, aynı zamanda başrolünde yer aldığı Bursa Bülbülü vizyon tarihi açıklandı. Filmin yapımcılığını BKM üstlendi. Gazino kültürünün hala revaçta olduğu 1980'lerde, Bursa'da bir çay bahçesinde şarkıcılık yapan ve en büyük tutkusu kaset çıkarmak olan Cengiz'in hayatı Taşkın'la karşılaşmasıyla değişir. Taşkın'ın babası, dönemin ünlü bestekarı Şerafettin'in yaptığı bir bestenin kaseti için çok iyi bir çıkış olacağını düşünerek ağabeyinden borç alan Cengiz'in bu süreçte Taşkın ve Taşkın'ın kız kardeşi Arzu ile yaşadığı birbirinden talihsiz olaylar zinciri izleyenlere keyifli ve eğlenceli anlar yaşatacak. Filmde Ata Demirer'in yanı sıra, Cem Gelinoğlu, Özge Özacar, Tarık Papuçcuoğlu ve Melek Baykal başta olmak üzere Celil Nalçakan, Toygan Avanoğlu, Berkay Tulumbacı, Seda Türkmen, Aycan Koptur, İnci Şen, Hakan Akın, Seçil Mutlu, Erkan Taşdöğen, Murat Kılıç, Neslihan Arslan, Ramiz Mullamusa, Cem Zeynel Kılıç, Bedir Bedir, Erkan Üçüncü, Uğur Arda Başkan, Muharrem Türkseven, Cem Cücenoğlu, Kerem Alp Kabul, Emre Şen, Mert Asker, Irmak Ecem Aydemir gibi birçok önemli usta isim yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cakallarla-dans-6-vizyon-tarihi-aciklandi/", "text": "Beyazperdenin komedi filmleri serisi Çakallarla Dans altıncısı ile seyirciyle buluşmaya hazır. Çakallarla Dans 6 yakında vizyona giriyor. Çakallarla Dans 6 vizyon tarihi açıklandı. Komedi türündeki sinema filmi Çakallarla Dans serisinin altıncısı seyirciyle buluşmaya hazır. Başrollerinde Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar ve Murat Akkoyunlu'nun yer aldığı Çakallarla Dans 6 için geri sayım başladı. Çakallarla Dans 6 vizyon tarihi açıklandı. Çakallarla Dans 6 filminin yönetmenliğini Murat Şeker üstlendi. Yapımcıları Timur Savcı, Cemal Okan ve Murat Şeker. Filmin senarist Murat Şeker ve Ali Tanrıverdi. Çekimlerine Haziran 2022 tarihinde başlanan film, 2 Aralık 2022 tarihinde vizyona girecek. Çakallarla Dans 6 filminin oyuncu kadrosunda, serinin diğerlerinde de rol alan isimler var. Başrollerde Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Timur Acar ve Murat Akkoyunlu var."} {"url": "https://724kultursanat.com/cam-kadinlar-bodruma-abdden-geldi/", "text": "Baaf Bodrum Sanat ve Antika Fuarı 28 Temmuz'da kapılarını sanatseverlere açıyor. Fuarda ressam-heykeltıraş Emel Vardar, camdan kadın heykelleriyle yer alıyor. Dünya pandemi ile mücadelesini sürdürürken, sanatseverler de dur-durak demeden çalışıyor. Karantina günlerinde yaratılan eserler de 28 Temmuz'da Baaf Bodrum Sanat ve Antika Fuarı adı altında Herodot Kültür Merkezi'nde ziyaretçileriyle buluşuyor. Bu büyük etkinliğinin Bodrum'da sanat rüzgarı estireceği beklenirken, ressam-heykeltıraş Emel Vardar da ABD'de sergilenen camdan kadın heykellerini bu fuar için Bodrum'a getirdi. Baaf Bodrum Fuarı'nda sanatçıların eserleri yaklaşık 4 bin metrekarelik bir alanda sergileniyor. 15 binden fazla sanatseverin beklendiği fuarda, sanatseverler, koleksiyonerler, heykel, resim, baskı, fotoğraf gibi eserleri görme olanağı bulacak. Fuarda konferans, panel, söyleşi gibi farklı başlıkları etkinlikler düzenlenecek. Amerika'nın en önemli galerilerinden olan Habatat Galeri'nin 50. Yıl kutlamaları için düzenlediği Glass 49 International Virtual sergisine cam kadın heykelleriyle katılan Emel Vardar da fuarda yer alıyor. Sanatçı insanlığı sıkıntı ve üzüntülere boğan ve halen süren pandemi sürecini yoğun çalışma temposu ile daha kolay atlatabildiğini ve hayatının sıkıntılı zamanlarında sanatın gücü ile zorlukların üstesinden bir kere daha gelebildiği belirtiyor. Baaf Bodrum Fuarı 1 Ağustos 2021 tarihlerine kadar izlenebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/camdan-kadinlar-abdde/", "text": "Yapıtlarında kadına has imgeler işleyen ve duygularını bronza, cama ve metale yansıtan Emel Vardar, yurtiçinde ve yurtdışında sergileriyle sanat dünyasında ses getirmeye devam ediyor. Dünya pandemi ile mücadelesini sürdürürken birçok alanda hayat durdu ama sanatçılar da üretmeye ara vermedi. Bunlara bir örnek de heykeltıraş Emel Vardar. Sanatçı bu yıl da uluslararası etkinliklere katılarak ülkemizin adını duyurmaya devam etti. Amerika'nın en önemli galerilerinden olan Habatat Gallery, 50'nci yıl kutlamaları için düzenlediği Glass 49 International Virtual sergisi için Emel Vardar'ın cam kadın heykellerini dünyanın başta gelen cam sanatçıları ile birlikte sergilemeye başladı. Türkiye dışında Amerika, Avrupa ve Asya da pek çok ülkede uluslararası sanat fuarları, müze sergileri, grup sergileri ve bienaller de yer alan ünlü heykel sanatçımız Emel Vardar, Karantina'da Sanat diyerek bu sıkıntılı günlerinde heykeller yapmayı sürdürdüğünü belirtti. Sanatçı sergilerinden bazılarını şöyle sıraladı; New York, Amsterdam Whitney Gallery, İtalya Venedik'te Milano Art Gallery, Çin'de Yasak Şehir'de Saray Müzesi'nde sergi açtım. Çok önemli ve çok prestijli olan Çin Saray Müzesinde 2 kez, 1 kez de Çin Şehircilik Müzesi'nde sergi açtım. Eserlerimi Amerika, İspanya, Hollanda, Fransa, İngiltere, İsviçre, Rusya, Monako, Almanya, Çin gibi birçok ülkede sergileme fırsatı buldum dedi. Yapıtlarında kadına has imgeler işleyen ve duygularını bronza, cama ve metale yansıtan Vardar'ın, Venedik'de Spoleto Arte tarafından düzenlenen Pro Biennnale 2021 sergisinde yer alan Sunrise Queen isimli cam heykeli büyük beğeni topladı. Emel Vardar'a bu yıl 'Accademia İtalıa ın arte nel mondo associazione' tarafından ''Michelangelo's David 2021 ödülü verildi. 16-22 Temmuz Festival Dı Spoleto 2021 İtalya, 12-15 Ağustos 2021 Market Art & Design Hamptons, Long Island NY-Amerika,"} {"url": "https://724kultursanat.com/camerata-barok-ile-beylikduzunde-genclerin-klasik-muzik-bulusmasi/", "text": "Beylikdüzü Klasik Müzik Günleri'nin ilk gününde sahne alacak olan Camerata Barok İstanbul, konser öncesi Beylikdüzü Gençlik Senfoni Orkestrası ve Beylikdüzü Çoksesli Gençlik Korosu ile masterclass düzenledi. Beylikdüzü Belediyesi'nin bu yıl sekizincisini düzenlediği Beylikdüzü Klasik Müzik Günleri'nin ilk gününde sahne alacak olan Camerata Barok İstanbul, konser öncesi Beylikdüzü Gençlik Senfoni Orkestrası ve Beylikdüzü Çoksesli Gençlik Korosu ile masterclass düzenledi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde birbirinden yetenekli gençlerle bir araya gelen grup üyeleri, deneyim ve bilgilerini aktardı. Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Beylikdüzü Klasik Müzik Günleri'nin ilk gününde izleyicisiyle buluşacak olan Camerata Barok İstanbul grubu, konser öncesi Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde genç yeteneklerle bir araya geldi. Barok eserlere yeni bir soluk getiren ekip üyeleri, Beylikdüzü Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulan Beylikdüzü Gençlik Senfoni Orkestrası ve Beylikdüzü Çoksesli Gençlik Korosu ile masterclass düzenledi. Gençlerle deneyim ve bilgilerini paylaşan grubun parçalarına gençler de enstrümanlarıyla eşlik etti. Beylikdüzü Klasik Müzik Günleri kapsamında 30 Haziran Perşembe günü Orkestra Şefi Hakan Tepeli ile Koro Şefi Korhan Doğan yönetiminde sahne alacak olan gençler, böyle bir fırsatı yakaladıkları için duydukları memnuniyeti dile getirdi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'ni çok beğendiklerini dile getiren Camerata Barok İstanbul üyelerinden Ceren Gürkan ise Konser repertuarımızda olan parçaları birbirinden yetenekli gençlerle birlikte çaldık. Öncelikle şunu söylemek istiyoruz ki Beylikdüzü'ndeki gençler gerçekten çok şanslı. İçerisinde bulunduğumuz kültür merkezi bize belediye konservatuarlarını hatırlattı. Çok heyecanlandık ve duygulandık. İyi ki gelmişiz ifadelerini kullandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/can-yildirim-ilk-kisisel-sergisi-ile-imcde/", "text": "Genç sanatçı Can Yıldırım'ın Merak etme, yan yanayız/Ne devler var, ne omuzları başlıklı ilk kişisel sergisi İMÇ'de sanat severlerle buluşuyor. Can Yıldırım ilk kişisel sergisi ile İMÇ'de sanat severlerle buluşuyor. İstanbul Manifaturacılar Çarşısı'nda yer alan bağımsız sanat inisiyatifi 5533, genç sanatçı Can Yıldırım'ın Merak etme, yan yanayız/Ne devler var, ne omuzları başlıklı ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçının farklı süreç ve malzemeler kullanarak ürettiği 28 eserini bir araya getiren sergi; insanın doğumundan itibaren sonlanmaya, sönümlenmeye, küçülmeye ve işgal edilmeye gösterdiği direnci ve acıyı azaltmak için ritüellerde aradığı teselliyi anlatıyor. Can Yıldırım, Maryland Institute College of Art Disiplinlerarası Heykel Bölümü'nden 2017'de mezun oldu. Geçtiğimiz 3 yıl boyunca Arter'de sergiler ekibinde görev yaptı. Şimdi ilk kişisel sergisi ile sanat dünyasında yeni bir adım attı. İlk kişisel sergisini İMÇ gibi kent hafızasının en önemli noktalarından birinde ziyaretçileri ile buluşturan Can Yıldırım; sergisinde, video, heykel, yerleştirme, alüminyum sac kabartma gibi farklı süreç ve malzemeler kullanarak ürettiği 28 eserini bir araya getirdiğini anlattı. Can Yıldırım'ın İMÇ 5533'teki sergisi Merak etme, yan yanayız / Ne devler var, ne omuzları 4 Aralık'a kadar pazar, pazartesi, salı günleri hariç haftanın dört günü saat 11:00 17:00 arasında ziyaret edilebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/canavarin-binbir-cani-frankenstaynlarimiz-soylesisi/", "text": "Yapı Kredi Kültür Sanat etkinlikleri kapsamında 'Canavarın Binbir Canı: Frankenştaynlarımız' söyleşisi düzenlenecek. 'Canavarın Binbir Canı: Frankenştaynlarımız' söyleşisi 19 Ocak 2021 Çarşamba günü Loca'da düzenlenecek. Yapı Kredi Kültür Sanat ocak ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenecek olan 'Canavarın Binbir Canı: Frankenştaynlarımız' başlıklı söyleşinin saati 18:30. Söyleşi Yapı Kredi Kültür Sanat'ın İstiklal Caddesi'ndeki merkezinde bulunan Loca'da yapılacak. Söyleşi eşzamanlı olarak YouTube kanalından da yayınlanacak. 'Canavarın Binbir Canı: Frankenştaynlarımız' söyleşisinin konuşmacıları İshak Reyna, Can Kantarcı. Frankenstein ya da Modern Prometheus, insanın ulaşabileceği bilginin sınırlarını zorlayan hırslı doğabilimci Victor Frankenstein'ın can verdiği yaratığın yüce hayaller, pişmanlık ve nefretle dolu hikayesidir. Mary Shelley'nin çok genç yaşta kaleme aldığı eser iki yüz yıldan daha uzun süredir yaşama, ölüme, doğaya ve bilime dair korkularımızı tarif ediyor. Kitabın YKY tarafından yeni bir çeviriyle yayımlanması vesilesiyle kitabın çevirmeni 19 Ocak Çarşamba günü saat 18:30'da Loca'da yapılacak etkinlikte Can Kantarcı ve İshak Reyna, eseri farklı boyutlarıyla ele alacaklar. Frankenstein'ın hikayesini ateşleyen o meşhur geceden, Frankenstein canavarının Prometheus mitiyle ilişkisinden, romanın kişilerinin Mary Shelley'in hayatıyla bağlantısından, kitabın farklı edisyonları ve çevirilerinden, Frankenstein'ın ilham verdiği sanat yapıtları ve sinema uyarlamalarından söz edecekler. Etkinlik Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/cem-davran-palyaconun-gunlugu-kitabini-imzaliyor/", "text": "Ünlü oyuncu Cem Davran, gençlik yıllarından itibaren yazdığı günlüğünden notları Palyaço'nun Günlüğü adlı kitapta topladı. Cem Davran Palyaço'nun Günlüğü adlı kitabını imzalıyor... Ünlü oyuncu Cem Davran, gençliğinden itibaren yazdığı günlüğünden seçtiklerini Palyaço'nun Günlüğü adıyla kitap olarak yayınladı. İnkılap Kitabevi etiketiyle okurlara oluşan Palyaço'nun Günlüğü adlı kitapta Cem Davran'ın 15 yaşından beri küçük küçük ve dağınık notlarla yazdığı günlüğünden bölümler yer alıyor. Cem Davran ilk kitabı Palyaço'nun Günlüğü ile 20 Şubat Pazar günü saat 15:00' da Suadiye D&R'da imza günü etkinliğinde sevenleriyle buluşuyor. Cem Davran tiyatro anılarını, oyunculuğa başlama serüvenini anlattığı kitabında Türkiye'nin de yakın geçmişine, tiyatro tarihine de ışık tutuyor. Aileden kültür sanat emekçisi olan sahnelerde büyüyen Davran neredeyse yarım asırlık tiyatro serüvenini anlattığı kitabında dönemin sıcak komşuluk ilişkilerini, cumbalı evleri, çocukluğunu, eski Beyoğlu'nun güzelliğini aktarırken okuyucusunu adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cem-karaca-filmi-geliyor/", "text": "Türk rock müziğinin kurucularından Cem Karaca'nın hayatı sinemaya aktarılıyor. Cem Karaca'yı Timuçin Esen canlandıracak. Cem Karaca filmi geliyor... Cem Karaca'nın hayatı film oluyor. 2004 yılında aramızdan ayrılan Anadolu rock türünün kurucularından Cem Karaca, müzik hayatımızda derin iz bırakan isimlerden. Şimdi Cem Karaca'nın hayatı biyografik film olarak çekilecek. Filmde Cem Karaca'yı Timuçin Esen canlandıracak. Timuçin Esen Cem karaca rolü için hazırlıklara başladı. Usta oyuncu daha önce de sinemada Müslüm Gürses'i canlandırmış ve çok alkış almıştı. Müslüm adlı filmde usta sanatçıyı canlandıran Timuçin Esen, söylediği şarkılar ve mimikleriyle eleştirmenlerden tam puan almayı başarmıştı. Cem Karaca'nın hayatının biyografik film olarak sinemaya aktarılacak olması sanat dünyasını heyecanlandırdı. Şu sıralar sinemalarda Bergen filmi gösterimde... Arabesk müzik şarkıcısı Bergen'in dikkat çeken hayatının sinemaya aktarılmasından sonra bazı çevrelerde eleştiriler de olmuştu. 70'li yılların usta seslerinden Selçuk Ural, Türk müziğinin usta isimleri Barış Manço ve Cem Karaca gibi isimlerin filminin yapılmamasına dikkat çekerek Bergen filmine eleştiri getirmişti. Cem Karaca filmi için henüz detaylı açıklama yapılmadı. Cem Karaca filminde yönetmen ve oyuncu kadrosu ile ilgili detaylı açıklama yapıldığında okurlarımızla paylaşacağız. Cem Karaca filminin yapımcısı Mustafa Uslu... Ünlü ve başarılı isimlerin hayatlarını sinemaya aktarmasıyla tanınan Mustafa Uslu şimdi Cem Karaca için kolları sıvadı. Naim Süleymanoğlu, Müslüm Gürses, Bergen, Dilber Ay gibi isimlerin hayatlarının filmleri sinema seyircisi tarafından hayli sevildi. Mustafa Uslu, sinemada seyircinin ilgiyle izleyeceğini düşündüğü Cem Karaca filmi için çalışmalara başladı. Filmin senaryosunu Timuçin Esen yazıyor. Timuçin Esen Cem Karaca rolünü de oynayacak. Film hazırlıklarına başlayan Uslu'nun Cem Karaca'nın son eşi İlkim Erkan Karaca ve oğlu Emrah Karaca ile görüşmeler halinde olduğu öğrenildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/cem-karaca-filmi-ne-zaman-seyirciyle-bulusacak/", "text": "Cem Karaca filmi ne zaman seyirciyle buluşacak? Anadolu rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca'nın hayatı beyazperdeye aktarılıyor. Cem Karaca filminin yönetmenliğini Yüksel Aksu üstleniyor. Filmde Cem Karaca'yı İsmail Hacıoğlu canlandıracak. Cem Karaca filmi ne zaman seyirciyle buluşacak? Anadolu rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca'nın hayatı beyazperdeye aktarılıyor. Cem Karaca filminin yönetmenliğini Yüksel Aksu üstleniyor. Filmde Cem Karaca'yı İsmail Hacıoğlu canlandıracak. Yüksel Aksu, Cem Karaca'yı canlandıracak İsmail Hacıoğlu'nun oyunculuğunu, sahici ve samimi bulduğunun vurguladı ve Bu projede birlikte olacağımız için ayrıca daha çok sevindim dedi. Filmin danışmanlığını Cem Karaca'nın oğlu Emrah Karaca ile yakın çevresi yapacak. Cem Karaca filminin senaryosunu Onur Böber, Özden Uçar ve Emrah Saltık yazdı. Filmde Cem Karaca'yı canlandıracak olan İsmail Hacıoğlu rölüne hazırlanmaya başladı. Senaryo okumaları ve rol çalışmaları ile birlikte İsmail Hacıoğlu, Cem Karaca'ya benzemek için bıyık bıraktı. Son halini sosyal medyadan takipçileri ile paylaşan İsmail Hacıoğlu, film için uzun süredir şans dersleri alıyor. Rolüyle ilgili konuşan İsmail Hacıoğlu Cem Karaca benim için çok şey ifade ediyor. Yıllardır hayatımın her alanında yanımda gibi... Çocukluğum, ergenliğim, ilk aşkım... dedi. Karaca'yı beyazperdede canlandırmak için teklif geldiğinde heyecanlandığını belirten ünlü isim, Proje geldiğinde çok heyecanlandım, hala da heyecanlıyım. Vizyona girinceye kadar da heyecanım bitmeyecek galiba. Çok güzel ve zor bir süreç beni bekliyor dedi. Cem Karaca filminin çekimleri eylül ayında başlayacak. Cem Karaca filminin vizyon tarihi henüz açıklanmadı. Filmin sinemalarda gösteriminin 2024 yılında yapılması öngörülüyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cem-yilmaz-yeni-filminin-muziklerini-de-kendisi-yapacak/", "text": "Cem Yılmaz, Türk sinemasında son yıllarda yaptığı üretimlerle dikkat çeken isimlerin başında geliyor. Oyuncu, yönetmen ve senarist olarak filmlerine imza atan Yılmaz, şimdi de yeni projesinin müziklerini de hazırlayacağını duyurdu. Cem Yılmaz'ı sadece 'komedyen' olarak tanımlamak elbette doğru değil. Sinema sektöründe önemli işlere imza atan Cem Yılmaz, oyunculuk, senaristlik ve yönetmenliğin ardından şimdi de yeni filminin müziklerini de kendisi yapacak. Cem Yılmaz'ın son projesi Erşan Kuneri, Netflix'te seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Serinin ilk sezonu devam ederken, ikinci sezon için de Netflix ile anlaşıldığına dair haberler geldi. Cem Yılmaz, Erşan Kuneri dışında başka bir film çalışmalarına da başladı. Yeni projesini sosyal medyadan yaptığı paylaşımla duyuran Cem Yılmaz, evindeki müzik stüdyosundan takipçilerine seslendi. Cem Yılmaz, Yeni yapacağım filmde müzikleri de ben yapacağım diyerek, üzerinde çalıştığı parçayı paylaştı. Cem Yılmaz'ın müziğe olan ilgisi biliniyordu. Ancak film için müzik yapacağını belki de pek çok kişi beklemiyordu. Evinde stüdyosu bulunan Cem Yılmaz, burada çektiği bir videoyu sosyal medya hesabından paylaşarak, yeni filminin müziğinin de kendisi tarafından yapılacağını duyurdu. sevdası' falan. Bu eleştirileri çok olumlu buluyorum. Şimdi yeni yapacağım filmde müzikleri de ben yapacağım dedi. Yılmaz, üzerinde çalıştığı müzikleri de videosunda hayranlarına dinletti."} {"url": "https://724kultursanat.com/cemal-sureya-sergisi-kucukcekmecede/", "text": "Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor Cemal Süreya'yı Anlamak Sergisi 9 Ocak 2020'de açılıyor. 40 sanatçının eseri ile oluşturulan sergide fotoğraf, resim, video, enstalasyon, seramik çalışmaları yer alıyor. Cemal Süreya sergisi Küçükçekmece'de sanatseverlerle buluşuyor. Küçükçekmece Belediyesi, 2020 yılı kültür sanat takviminde birbirinden değerli tiyatro oyunu, sinema, konser, gösteri, sergi ve etkinlik yer alıyor. Ocak ayı etkinlik programında şiirimizde İkinci Yeni akımının en önemli şairlerinden Cemal Süreya yad edilmesi yer alıyor. Cemal Süreya ölümünün 30. yılında, 40 sanatçının çalışmasından oluşan sergiyle Küçükçekmece'de yad edilecek. Hayat Kısa, Kuşlar Uçuyor Cemal Süreya'yı Anlamak Sergisi'nde 40 sanatçının ürettiği fotoğraf, resim, video, enstalasyon, seramik çalışmaları yer alıyor. İkinci Yeni'nin en önemli şairlerinden olan Cemal Süreya ölümünün otuzuncu yılında Küçükçekmece'deki sergiyle yad ediliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cep-herkulu-naim-suleymanoglu-film-fragmani-yayinlandi/", "text": "Halter sporunda adını dünya tarihine yazdıran efsanevi isim Naim Süleymanoğlu'nun filmi beyaz perdeye geliyor. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filminin fragmanı yayınlandı. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu film fragmanı yayınlandı. Halterde adını ülkemizin ve dünyanın spor tarihine adını yazdıran Naim Süleymanoğlu'nun hayatı film oldu. Efsane sporcu Naim Süleymanoğlu filmi ile sinema severlerle buluşacak. 2017 yılında hayata veda eden Naim Süleymanoğlu'nun Bulgaristan'dan Türkiye'ye kaçışı ve halterdeki başarısı beyaz perdeye gelecek. Filmle ilgili ilk paylaşılan bilgilerden biri yönetmenin Hilal Saral olacağıydı. Ancak gelinen noktada Hilal Saral yerine Özer Feyzioğlu yönetmenlik koltuğuna oturdu. Filmin adında da ufak bir değişiklik yapıldı. 'Türk Herkülü Naim Süleymanoğlu' değiştirilerek 'Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu' olarak filmin adı konuldu. 'Cep Herkülü' sıfatı Naim Süleymanoğlu'nun ufak tefek olmasına rağmen ne kadar güçlü olduğunu anlatabilmek için o yıllarda konulmuştu. Filmin senaryosunu Barış Pirhasan yazdı. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filminin başrolünde Hayat Van Eck rol aldı. Genç oyuncu Naim Süleymanoğlu'na can verdi. Naim Süleymanoğlu 47 Dünya Rekoru, üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalyası, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu kazanmıştı. Naim Süleymanoğlu, kendi ağırlığının üç katı ağırlık kaldırabilen tek sporcu olarak da dünya tarihine geçti. Filmin hazırlık aşamasında Hayat Van Eck, Naim Süleymanoğlu'nun kardeşi Muharrem Süleymanoğlu'ndan destek aldı. Muharrem Süleymanoğlu, genç oyuncuyu çalıştırmaya devam ediyor. Hayat Van Eck, film için halter ve vücut geliştirme antrenmanları yapıyor. Hayat Van Eck'ün, antrenörler ve beslenme ekibi ile çalıştığı ve Muharrem Süleymanoğlu'nun da destek olduğu belirtiliyor. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filminin vizyon tarihi belli oldu. Filmin 25 Ekim 2019'da vizyona gireceği duyuruldu. Cep Herkülü Naim Süleymanoğlu filminin fragmanı yayınlandı. Filmin ilk fragmanı izleyicilerin beğenisine sunuldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/cinayet-susu-fragmani-bile-kahkahaya-boguyor/", "text": "Cinayet Süsü filmi sezonun öne çıkan komedilerinden. Filmin güçlü oyuncu kadrosu ve komedi türlerinin tecrübeli yönetmeni Ali Atay seyirciye kahkaha dolu bir seyir vaad ediyor. Cinayet Süsü fragmanı bile kahkahaya boğuyor. Cinayet Süsü filmi 25 Ekim'de vizyona girecek. Yönetmenliğini Ali Atay'ın yaptığı Cinayet Süsü fragmanı yayınlandı. Filmin fragmanı bile izleyeni kahkahaya boğuyor. Sezonun komedi türünde dikkat çekici filmlerinden biri olacağa benzeyen Cinayet Süsü filminin yapımcısı TAFF Pictures. Cinayet Süsü filminin oyuncu kadrosu tecrübeli oyunculardan oluşuyor. Uğur Yücel, Binnur Kaya, Cengiz Bozkurt, Feyyaz Yiğit, Mert Denizmen ve Mehmet Özgür filmde rol alıyor. Cinayet Süsü fragmanı seyirciyle buluştu. Cinayet Süsü filminin senaryosu 'Ölümlü Dünya' filminin yaratıcı ekibi Ali Atay, Aziz Kedi ve Feyyaz Yiğit'e ait. Cinayet Süsü filminin yönetmen koltuğunda Ali Atay var. Başkomiser Emin ve ekip arkadaşları Salih, Asuman, Alattin ve Suç Uzmanı Dizdar Koşu'nun seri katili yakalayabilmek için amansız bir mücadele girerler. Film; ülkenin cinayet tarihindeki en gizemli ve alışılmadık vakayı, çözmeye çalışan Cinayet Büro ekibinin kahkaha dolu maceralarını konu alıyor. Birbiri ardında yaşanan aksilikler, durmadan devam eden cinayetler ve ekip içinde filizlenen aşk herkesi çıldırmanın eşiğine getiriyor. Bu mücadele izleyenleri kahkahaya boğacak. Usta oyuncuların performanslarıyla büyülediği filmden ilk görüntüler, her karakterin şimdiden fenomen olacağının sinyalini verdi. Yeni sezonun dikkat çeken filmi Cinayet Süsü, çekimleri, mekanları ve prodüksiyonuyla da öne çıkıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cinderella-muzikalinde-irkcilik/", "text": "Cinderella müzikalinde ırkçılık... ABD'deki bir tiyatro grubu tarafından sahnelenmek istenen dünyaca ünlü müzikallerden Cinderella, kadrosunun yüzde 98'inin beyaz olması nedeniyle iptal edildi. Cinderella müzikalinde ırkçılık... ABD'deki bir tiyatro grubu tarafından sahnelenmek istenen dünyaca ünlü müzikallerden Cinderella, kadrosunun yüzde 98'inin beyaz olması nedeniyle iptal edildi. İptal duyurusunu ABD'de o tiyatro yaptı. Oyuncu kadrosunun çoğunun beyaz olması sebebiyle Cinderella müzikalinin iptal edildiği açıklandı. Chanhassen Dinner Theatres adlı yemekli tiyatro kuruluşu, Minnesota eyaletinde bulunuyor. Kuruluş 22 Mart'ta dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Chanhassen Dinner Theatres tarafından yapılan açıklamada bünyelerinde farklılık, eşitlik ve kapsayıcılık sağlama konusunda taahhüt verdiklerini, ırkçılık karşıtı bir politika izleyeceklerini ve bunlara uymak için Cinderella müzikalinin sergilenmeyeceği belirtildi. Tiyatronun sanat yönetmeni Michael Brindisi de müzikal kadrosunun şirketin belirlediği farklılık hedefine uymadığını söyledi. Brindisi Oyuncuların yüzde 98'i beyazdı. Bu, yapacağımızı söylediğimiz şeyle örtüşmüyor sözleriyle konuyu açıkladı. Açıklamada, verdikleri söze uyma yolunda gerekli çalışmalara hemen başladıklarını vurgulandı. Tiyatro ayrıca, söz konusu ilkeler konusunda kendilerine yardımcı olması için bir danışmanla anlaştı. Öte yandan Chanhassen Dinner Theatres, taahhütlerini sağlama konusunda zorlanabilir. Zira ABD'deki son nüfus sayımı verilerine göre, Chanhassen nüfusunun yüzde 92'si beyazken yalnızca yüzde 3'ü Hispanik ve yüzde 1'i siyah."} {"url": "https://724kultursanat.com/ciplak-ayaklar-kumpanyasindan-istanbulda-herkes-nasil-performansi/", "text": "Çıplak Ayaklar Kumpanyası performansı ile İstanbullu olmak kavramını sorguluyor. Çıplak Ayaklar Kumpanyası'ndan İstanbul'da Herkes Nasıl? performansı Yapı Kredi Kültür Sanat'ın haziran ayı etkinliklerinde sanatseverlerle buluşuyor. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Haziran ayı etkinliklerinde, 17-18 ve 19 Haziran tarihlerinde Çıplak Ayaklar Kumpanyası dansçıları tarafından hazırlanan bir performans sergilenecek. İstanbul'da Herkes Nasıl? isimli performans, Yapı Kredi Kültür Sanat'ta süren Memento İstanbul Hristoff Aile Arşivi sergisinden yola çıkılarak hazırlandı. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Galeri Katı'nda saat 19.30'da düzenlenecek olan performans Çıplak Ayaklar Kumpanyası dansçıları tarafından Yapı Kredi Kültür Sanat'ta süren Memento İstanbul Hristoff Aile Arşivi sergisinden yola çıkılarak hazırlandı. Kendi yaşamlarında İstanbullu olmanın farklı boyutlarını tecrübe eden üç dansçı, Bulgar kökenli üç kuşak sanatçı bir ailenin İstanbul'la bağına odaklanan sergiyle İstanbullu olmak üzerinden diyalog kuruyorlar. Sanatçılar serginin tasarımını, mekanın düzenlenişini ve sergi boyunca ortaya çıkan temaları performansın ve hareketin canlılığıyla boyutlandırıyorlar. Sergi mekanında gerçekleşecek olan performans, seyirciyi sergiye, hafıza ve beden ilişkisinin açtığı pencereden bakmaya davet ediyor. Etkinlik Yapı Kredi Kültür Sanat Galeri'de (2. kat) gerçekleşecektir. Etkinliğin biletleri Biletix'te."} {"url": "https://724kultursanat.com/cmylmz-diamond-elite-platinum-plus-tarihleri-aciklandi/", "text": "Cem Yılmaz'ın tek kişilik komedi şovu CMYLMZ Diamond Elite Platinum Plus geçtiğimiz yıl kapalı gişe oynamıştı. Ünlü komedyen CMYLMZ Diamond Elite Platinum Plus ile yeniden seyircinin karşısına çıkıyor. CMYLMZ Diamond Elite Platinum Plus tarihleri açıklandı. Cem Yılmaz tek kişilik komedi şovuna yeniden başlıyor. CMYLMZ Diamond Elite Platinum Plus başlığıyla geçtiğimiz yıl kapalı gişe oynayan Cem Yılmaz, yeniden seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. CMYLMZ Diamond Elite Platinum Plus tarihleri açıklandı. İlk gösteri 6 Ekim'de. Cem Yılmaz'ın CMYLMZ Diamond ElitePlatinum Plus şovunun mekanı Zorlu PSM olacak. Biletleri bugün (17 Eylül Perşembe) saat 11.00'de satışa çıkıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/cocuk-kitaplari/", "text": "Müzisyen-yazar Yasemin Eğinlioğlu'nun çocuklar için kaleme aldığı, \"Minik Kulaklı Çello... Andreas Steinhöfel'in klasikleşen serisi \"Riko ve Oskar''ın beşinci halkası \"Riko,... İspanya çocuk ve gençlik edebiyatının ödüllü yazarı Beatriz Oses, bu... İstanbul'un efsanelerine dair çocuklar için ilgi çekici bir kitap yayımlandı.... Genç okurlara yönelik kitaplarıyla tanınan Anne Fakhouri, Clara'nın Yolculuğu serisinde... Christopher Edge, yeni kitabı Maisie Day'in Sonsuz Canları ile çocukları... Dünyaca ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo'dan esinlenerek hazırlanan Küçük Frida:... Amerikalı yazar Jean Stafford'ın Pulitzer Ödüllü öyküleri ilk kez Türkçede!... Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, 3- 8 yaş arası çocuklar... Günışığı Kitaplığı'nın 2011'den beri düzenlediği ve 6, 7 ve 8.... Feyza Altun bir avukat ve aktivist. Beş kitaptan oluşan macera... Serbest dalış rekorları kıran Şahika Ercümen 'Deniz Kızı ve Delfi'... Dünyaca ünlü romancı Dan Brown ilk kez resimli ve müzikli... Tefrika Yayınları dikkat çekici kitap serisiyle 3-8 yaş aralığındaki çocuklara... Mantıku't-Tayr sesli kitap oldu. Feridüddin-i Attar'ın ünlü eseri Mantıku't-Tayr, Kuşların... Kış Ülkesi Çocukları, bilim kurgu türünde sürükleyici bir roman. Ferda... Çocuk kitaplarının ünlü yazarlarından Miyase Sertbarut yenilenmiş kitabıyla raflarda yerini... Zülfü Livaneli'nin Şapka adlı çocuk kitabında \"mülteci\" konusu çocukların gözünden... Şiirimizin önde gelen isimlerinden Cemal Süreya'nın izlerinin yer aldığı çocuk... Kuzeyin gizemli hayatına yolculuğa çıkaran Eskimo Masalları, raflarda yerini aldı...."} {"url": "https://724kultursanat.com/cocuk-mozart-portresi-4-milyon-euro/", "text": "Wolfgang Amadeus Mozart'ın çocukluk portesi müzayedede 4 milyon euroya (25,4 milyon liraya) alıcı buldu. Çocuk Mozart portresi 4 milyon Euro'ya satıldı. Avusturyalı müzisyen Wolfgang Amadeus Mozart'ın çocukluk portesi müzayedede 4 milyon euroya (25,4 milyon liraya) alıcı buldu. Müzayede Fransa'da yapıldı. Mozart'ın 13 yaşındaki portresinin tarihi 1770 olarak açıklandı. Portrenin, 1770 yılında İtalya'da verdiği konseri temsil ettiği belirtiliyor. Christie's Müzayede Evi tarafından yapılan açık arttırmayla ilgili olarak yapılan açık arttırmada çocuk Mozart portresinin muhtemelen İtalyan ressam Giambettino Cignaroli tarafından çizildiği ifade edildi. Portre tahmin edilenin üzerinde bir fiyata satıldı. Müzayede evinden yapılan açıklamaya göre portre, Mozart hayranı bir kişi tarafından yaptırıldı. Ünlü müzisyenin önündeki tüm kompozisyonu gösterdiği için portre büyük ilgi gördü."} {"url": "https://724kultursanat.com/cocuklar-icin-kucuk-frida-ile-tanisma-zamani/", "text": "Dünyaca ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo'dan esinlenerek hazırlanan Küçük Frida: Ailemle Güzel Bir Gün adlı resimli kitap çocuklarla buluşmak için raflarda yerini aldı. Çocukların Frida Kahlo ile tanışmaları için hazırlanan Küçük Frida: Ailemle Güzel Bir Gün kitabı raflarda yerini aldı. Dünyaca ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo'dan esinlenerek hazırlanan kitap, Leylek Çocuk Kitapları etiketiyle çıktı. Yaşamı boyunca yaptığı resimler, hayata bakışı ve verdiği yaşam mücadelesiyle popüler bir ikon haline gelen Frida Kahlo'yu ailelerin küçük yaşlardaki çocuklarıyla tanıştırması amaçlanıyor. Küçük Frida: Ailemle Güzel Bir Gün kitabı Alonzo Mercado ve Ricardo Sanchez Riancho tarafından yazıldı. Kitaptaki resimler Carlos Velez'e ait. Gizem Toy çevirisiyle yayımlanan Küçük Frida: Ailemle Güzel Bir Gün kitabında, ailesiyle keyifli bir gün geçiren küçük Frida'ya minik okurları eşlik edecek. Besteci, yazar, prodüktör ve girişimci olan Mercado, Meksika'da önde gelen müzisyenler için albümler, gösteriler ve konserler düzenlemektedir. Aynı zamanda Alera Entertainment'in kurucusu ve yöneticisidir. Yazar ve editördür. Universidad Iberoamericana Latin Amerika Edebiyatı mezunudur. Meksika, ABD ve Portekiz'deki birçok farklı dergi ve gazete için yazılar yazmakta ve çeviriler yapmaktadır."} {"url": "https://724kultursanat.com/corona-maskeli-mona-lisa/", "text": "Ünlü Mona Lisa portresine Corona maskesi 'giydirildi' eline de bir cep telefonu 'verildi'. İspanya'daki portre unutulmaz kareler arasında yerini alacağa benziyor. Corona maskeli Mona Lisa portresi büyük ilgi uyandırıyor. Rönesans döneminde Leonardo da Vinci tarafından ünlü Mona Lisa tablosu Corona'dan nasibini aldı. Corona tedbiri olarak kullanılan maske Mona Lisa'nın yüzüne resmedildi. İspanya'nın Barcelona kentindeki tablo büyük ilgi görüyor. Barcelona'da düzenlenmesi beklenen dünyanın en büyük mobil teknoloji fuarı corona virüsü nedeniyle iptal edildi. Fuarın içeriğini ve sosyal hayatı aynı anda tek bir kareye resmetmeyi hedefleyen tasarımcı Mona Lisa portresini kullandı. Mona Lisa'nın elinde bir cep telefonu ve yüzünde şu anda hepimizin kullandığı maske var. İtalyan sanatçının çizdiği bu portre şimdi dünya çapında ünlendi. Barcelona'daki Katalan hükümet binasının duvarına Maskeli Mona Lisa resmi çizildi. Tvboy adlı İtalyan sanatçının eseri Mobil dünya virüsü adını taşıyor. Duvar resminde elindeki cep telefonu ile selfie çeker şekilde resmedilen Mona Lisa'nın yüzünde de maske yer alıyor. Hükümet duvarına çizilen eser ülke de yoğun ilgi görüyor. Kimi vatandaşlar fuarın iptal edilmesinin hata olduğu belirtirken corona virüsüne karşı alınan önlemler için yetkililere hak verenler de var. Salgın konusunda çok fazla paylaşım yapıldığını belirten sanatçı ise cep telefonlarının da bir nevi virüs olduğunu yorumunu yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/crazy-rich-asians-filminin-devami-cok-yakinda/", "text": "Romantik komedi türündeki Crazy Rich Asians'ın devam filmi uzun zamandır merakla bekleniyordu. Crazy Rich Asians filminin devamı çok yakında. 2018 yılında sinema dünyasına damga vuran filmlerden Crazy Rich Asians'ın devam filmi geliyor. Warner Bros tarafından yapılan açıklamaya göre Crazy Rica Asians devam filmi için çalışmalar başladı. Romantik komedi türündeki Crazy Rich Asians'ın devam filmi uzun zamandır merakla bekleniyordu. Filmin hayranları devam filmini beklerken, bir yan hikayeyi anlatacak olan 'spin-off' filmiyle ilgili müjdeli haber geldi. Warner Bros. film için çalışmalara başladığını duyurdu. İlk filmde Gemma Chan tarafından canlandırılan Astrid Young Teo ile Harry Shum Jr. tarafından canlandırılan Charlie Wu arasındaki romantik ilişki yeni filmin odak noktasını oluşturacak. Filmin senaryosu 'Barry' dizisinin yazarı ve yapımcısı Jason Kim tarafından kaleme alınacak. Astrid, Nick Young'ın yeni boşanmış, bekar kuzenidir ve filmin uyarlandığı kitaplara göre Charlie Wu, onun ilk aşkıdır. Daha önce nişanlı olan çift, Astrid'in Charlie'yi uygun bir koca olarak görmeyen ailesi tarafından ayrılmıştır. Astrid, muhteşem güzelliği ve kusursuz moda anlayışıyla tanınır. Jon M. Chu'nun yönettiği Crazy Rich Asians filminde Astrid, kocası Michael'ın kendisini aldattığını öğrenir ve ondan ayrılır. Nick ve Rachel'ın nişan partisinde karşılaştığı Charlie ile yıllar sonra yeniden bağlantı kurar. Crazy Rich Asians devam filmi de şu anda hazırlık aşamasında ve senaryosu Amy Wang tarafından yazılıyor. Hem devam filmi hem de yan hikaye, Kevin Kwan'ın üçlemesindeki 2. kitap olan China Rich Girlfriend ile bağlantılı olacak. Bu kitap, Astrid ve Charlie'nin ilişkisini kapsamanın yanı sıra Constance Wu ve Henry Golding'in karakterleri Rachel ve Nick'in, Rachel'ın babasını bulmak için Şanghay'a yaptıkları bir geziyi takip ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/creed-2-film-muzigi-sozleri-ingilizce-ve-turkce/", "text": "Başrolünde Sylvester Stallone'ın de oynadığı efsane Rocky filmlerinin devam niteliğinde olan Creed 2: Efsane Yükseliyor filminin müzikleri sinema seyircisi tarafından beğenildi. Creed 2 film müziği sözleri İngilizce ve Türkçe olarak sinema izleyicisinin ilgisini çekiyor. Creed 2: Efsane Yükseliyor filmi vizyona yeni girdi. Türkiye'de yeni vizyona giren filmin müzikleri de sinema seyircisinin ilgi odağına oturdu. Özellikle Love Me Like That adlı duygusal şarkı filmde ayrı bir ton oluşturdu. İngiliz şarkıcı Ella Mai filmdeki Love Me Like That adlı şarkıyı seslendirdi. Etrafımda olmadığın zaman, tüm zamanınızı almam hakkında düşüncelerinizi istersiniz. Etrafımda olmadığın zaman, tüm zamanınızı almam hakkında düşüncelerinizi istersiniz. Creed 2: Efsane Yükseliyor filminin fragmanını Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/crr-uluslararasi-barok-muzik-festivali/", "text": "CRR Uluslararası Barok Müzik Festivali açılışı 13 Nisan'da başlıyor. CRR Uluslararası Barok Müzik Festivali başlıyor. CRR Uluslararası Barok Müzik Festivali açılışı 13 Nisan, saat 17.00'de fuaye alanında ücretsiz olarak gerçekleşecek Otto Barok konseriyle yapılacak. Topluluk dinleyenleri, antik enstrümanlar ile 1200'lü yıllara uzanan müzikal bir yolculuğa çıkaracak. Festival kapsamında, konserlerin yanı sıra; söyleşi, sergi, ücretsiz fuaye konserleri, dans gösterisi ve ustalık sınıfı çalışmaları da sanatseverleri bekliyor. Müziğin Esrarengiz Yolculuğu başlıklı konserde; opera şarkıları, İrlanda, İskoçya, İspanya, İngiltere gibi medeniyetlerin antik formdaki müzikleri ve sefarad şarkıları seslendirilecek. Orkestra şefi Orhan Avcı önderliğinde kurulan topluluğun yapısında; keman, viyola, çello, klasik çalgıların yanı sıra viola da gamba, lavta, klavsen, org, arşlut gibi antik formdaki enstrümanlar bulunuyor. Festivalin ilk akşamında ise Grammy ve Gramophone gibi prestijli ödüllere sahip Accademia Bizantina konser verecek. Barok üslubu hiçbir ekleme, çıkarma ve dönüştürme olmadan, eski enstrümanların seslerine dayanarak araştıran uluslararası üne sahip orkestra, barok müziğin popüler ismi A. Vivaldi'nin eserlerini icra edecek. Konser saat 21.00'de başlayacak. Festivalin ikinci günü olan 14 Nisan'da saat 17.30'da, aynı akşam konser verecek olan Deutsche Oper Berlin Baroque Ensemble üyeleri genç müzisyenlerle Ustalık Sınıfı yapacak. Berlin Filarmoni Orkestrası solo obuacısı Albrecht Mayer ve Berlin Alman Devlet Opera Orkestrası solo fagotçusu Selim Aykal ile ustalık sınıfında bire bir çalışmak isteyen genç müzisyenlerin değerlendirilmeye alınmaları için, 12 Nisan'a kadar kısa performans videolarını sgumrah@kultur. istanbul adresine mail atmaları gerekiyor. Aynı gün saat 19.00'da akademisyen, tarihçi, yazar Emrah Safa Gürkan Rönesans ve Mediciler başlıklı söyleşi gerçekleştirecek. CRR Fuayesi'nde gerçekleşecek söyleşiye katılımın ücretsiz olacak. Deutsche Oper Berlin Baroque Ensemble konseri ise saat 21.00'de başlayacak. Topluluk A. Marcello, A. Vivaldi, J. A. Hasse ve J. Sebastian Bach'ın obua, fagot ve yaylı çalgılar için besteledikleri eserleri icra edecek. Festivalin üçüncü gününde CRR Fuayesi'nde sanatseverleri Shakespeare ve Müzik başlıklı Shakespeare'in farklı oyun ve sonelerinden metinlerarası kolaj yöntemiyle hazırlanmış performans karşılayacak. Soprano Linet Şaul, tiyatro performansıyla Ayşe Lebriz Berken, viola da gamba enstrümanıyla Bülent Oral ve archlute ile Diego Leveric sahnede olacak. Viyana'nın ilk kahvesinin hikayesi Yeniçerilerin Viyana kuşatması sonrası geride bıraktıkları bir kahve çuvalı ile başlıyor. Kahvenin Türklerin içeceği olarak benimsendiği dönemde Türklerin Avrupa'yı etkilediği bir diğer unsur ise müzikti. 15 Nisan akşamı, Les Essences'in vereceği Kahvenin Avrupa Yolculuğu başlıklı konserde, Türk etkisiyle ortaya çıkan klasik müzik eserleri seslendirilecek. 16 Nisan Cumartesi günü saat 17.00'de Hande Cangökçe ve Kaan Buldular'ın kurduğu Duo Lamente Barok Sarayında Gezinti başlıklı konser verecek. Duo Lamante'nin repertuvarında, Fransız ve İtalyan barok bestecilerinin eserlerinin yanı sıra; barok dönemde bestelenmiş Osmanlı Saray Müziği'nden eserler de yer alıyor. Konsere katılım ise ücretsiz. Aynı akşam saat 21.00'de uluslararası başarılara sahip bir barok orkestrası olan Darmstadt Barok Solistleri müzikseverlerle buluşacak. 2004 yılında sanat yönetmeni, başkemancısı ve solisti Ethem Emre Tamer tarafından orkestra barok repertuvarının bilinmeyen eserlerini dinleyiciyle buluşturuyor. Barok dönem enstrümanlarıyla ve o dönemde olduğu gibi şefsiz olarak gerçekleşecek konser dinleyenleri zaman yolculuğuna çıkaracak. Festivalin son günü olan 18 Nisan Pazartesi akşamı ise; ünlü İtalyan dans topluluğu Spellbound Contemporary Ballet izleyenleri Vivaldi'nin evrenine sıra dışı bir yolculuğa çıkaracak. Vivaldiana başlıklı dans gösterisi, Vivaldi'nin asi ve alışılmadık kişiliğinin yeniden yorumlanması fikrinden oluşmuş. Koreograf Mauro Astolfi, Vivaldi'nin yaşamı boyunca barok müziği yeniden icat etme yeteneğini harekete çevirmiş ve sarsıcı bir performans ortaya çıkmış. CRR Uluslararası Barok Müzik Festivali kapsamında, Türkiye'nin ilk kadın keman yapımcısı olarak uluslararası müzik camiasına hizmet veren Nurgül Çomak'ın yaptığı viyola, çello ve kemanlardan oluşan sergi de görülebilecek. Hayat verdiği her ağacın ayrı bir hikayesi olduğuna inanan Çomak'ın sergisi festival bitimine kadar fuaye alanında ziyaret edilebilir. Festivalin konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix'ten temin edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/cukurova-kitap-fuari-14uncu-kez-kapilarini-acti/", "text": "Çukurova Kitap Fuarı iki yıllık aradan sonra yeniden kapılarını açtı. Dokuz gün açık kalacak fuarda Fatma Girik de etkinliklerle anılacak. Çukurova Kitap Fuarı 14'üncü kez kapılarını açtı. Pandemi nedeniyle kapalı kalan kitap fuarları yeniden kapılarını açıyor. Tüyap tarafından düzenlenen 14. Çukurova Kitap Fuarı açılışı ile kitap dünyasına umut verdi. Çukorava Kitap Fuarı iki yıl sonra yeniden kitap dünyasını bir araya getiriyor. Tüyap Adana Fuarcılık tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ile düzenlenen Çukurova 14. Kitap Fuarı, Tüyap Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde kapılarını açtı. Fuar, 27 Şubat'a kadar devam edecek. Dokuz Gün boyu çeşitli etkinliklerle kitap dünyasını bir araya getirecek olan Çukurova Kitap Fuarı'nın resimi açılışı yapıldı. Tüyap Adana Fuarcılık Genel Müdürü İlhan Ersözlü açılışta yaptığı konuşmada Fuarımızı on dördüncü kez kitapseverlerin beğenisine sunuyoruz. Hem okurlarımızla hem de yazarlarımızla yeniden buluştuğumuz için mutluyuz. Bugün kapılarını açtığımız Çukurova Kitap Fuarı birçok kültür etkinliği ve imza günüyle birlikte bölgenin kültürel gelişimi için önemli bir platform olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda iki yıllık bir aradan sonra Tüyap kitap fuarlarının bu yılki başlangıcı olan fuarımız için tüm hazırlıklarımızı coşku ile yaptık. Kitap fuarlarımızı özleyen ziyaretçilerimizin beklentilerini üst düzeyde karşılayacağımıza inanıyorum. dedi. Okurlar, ilgiyle takip ettikleri yazarlarla buluşmak için gün sayıyordu. Çukurova 14. Kitap Fuarı'nda kitapseverler, kitap fuarlarının simgesi haline gelen söyleşi, panel gibi kültür etkinlikleri ve sabırsızlıkla bekledikleri imza günlerinde yazar ve çizerlerle buluşacak. Şükrü Erbaş'tan Zafer Algöz'e, Varol Yaşaroğlu'ndan Ataol Behramoğlu'na kadar birçok usta isim fuarda sevenleriyle beraber olacak. Söyleşiler ve şiir dinletileriyle beraber ziyaretçiler unutulmaz bir fuar deneyimi yaşayacak. Aynı zamanda yakın zamanda yitirdiğimiz yazar Salih Bolat ve oyuncu Fatma Girik için düzenlenecek etkinliklerle usta sanatçılar için son görev yerine getirilecek. Çukurova 14. Kitap Fuarı'nda 300'e yakın yayınevi binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Ayrıca 55 kültür etkinliği ve 250'nin üzerinde imza günü ile bu yıl da Çukurova Kitap Fuarı, bölgenin en büyük kitap fuarı olmasından aldığı güçle unutulmaz buluşmalara imza atacak. Fuar, sadece Adana'dan değil, Çukurova bölgesinden de önemli ziyaretçiler ağırlayacak. Ziyaretçiler ve katılımcılar dokuz gün boyunca fuar heyecanını yaşayacak. Çukurova 14. Kitap Fuarı 19-26 Şubat 2022 tarihlerinde 10.00 20.00 saatlerinde, son gün olan 27 Şubat 2022 tarihinde ise 10.00 19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuarda kitaplar, süreli yayınlar, gazete ve dergi yayıncılığında faaliyet gösteren katılımcılar, medya kuruluşları ve yayın faaliyetinde bulunan önemli sivil toplum kuruluşları ürünlerini sergileyerek, ziyaretçilerle bir araya gelecekler."} {"url": "https://724kultursanat.com/cuma-is-cikisi-acik-hava-konserleri-basliyor/", "text": "İş Sanat'ın düzenlediği ücretsiz olarak izlenebilen Cuma İş Çıkışı açık hava konserlerinde ünlü sesler sahnede olacak. Cuma İş Çıkışı açık hava konserleri başlıyor. İş Sanat'ın İş Kuleleri Kibele heykeli önünde düzenlediği Cuma İş Çıkışı açık hava konserlerinde sezona 13 Mayıs'ta Hey! Douglas ile merhaba denilecek. Ücretsiz olan Cuma İş Çıkışı konserleri haftanın yorgunluğunu müzik eşliğinde atmak isteyenler için keyifli bir etkinlik. Aynı zamanda bir buluşma noktası da olan Cuma İş Çıkışı açık hava konserlerinde rap müziğin başarılı ismi Ceza 20 Mayıs'ta sahnede olacak. Can Temiz 27 Mayıs'ta ise Can Temiz sahne alacak. Haziran ayında Ceylan Ertem, Sezen Aksu Tribute, Melike Şahin ile devam edecek konserler 1 Temmuz'da Göksel konseri ile sezonu kapatacak. Cuma İş Çıkışı, 3 Haziran'da İş Bankası'nın Ankara Söğütözü'ndeki Teknoloji ve Operasyon Merkezi'nin açık otoparkında Yeni Türkü ve 17 Haziran'da İzmir Kültürpark'ta gerçekleşecek Hey! Douglas konserlerini de İstanbul dışındaki seyircisiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Geçen sene Sattas, Evrencan Gündüz, Mirkelam gibi sevilen sanatçıları sahnesine konuk eden ücretsiz Cuma İş Çıkışı konserleri bu sezon da saat 18.00'de başlayacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/cumhuriyet-sergisi-ankara-portart-galleryde/", "text": "Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi'nin, Berlin'de başlayan ve yıllardır farklı illerde devam eden Cumhuriyet sergilerinden biri de bu yıl Başkent PortArt Gallery'de açılıyor. Cumhuriyet Sergisi Ankara PortArt Gallery'de... Kurulduğu günden bugüne kadar çeşitli sanat projeleri düzenleyen, sanatı ve sanatçıyı destekleyen kuruluşlardan biri olan Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi, artık gelenekleşen Cumhuriyet sergisini Ankaralı sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Ahmet Şahin tarafından 2008 yılında kurulan koloni, bugüne kadar yüzlerce ülkeden bine yakın sanatçıyı ağırladı. Hem sanata ve sanatçıya destek verip, hem de sanat yoluyla sosyal sorumluluk projelerini hiç bir ticari bir kaygı gütmeden sürdürdü. Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi'nin, Berlin'de başlayan ve yıllardır farklı illerde devam eden Cumhuriyet sergilerinden biri de bu yıl Başkent PortArt Gallery'de açılıyor. 29 Ekim'de açılacak sergide, farklı disiplinlerden usta, orta ve genç kuşak sanatçıların yaklaşık 150 eseri sanatseverlerle buluşacak. Koloninin CEO'su Hakan Körpi, Cumhuriyetimizin 96. yılı için bir sanat şöleni hazırlıyoruz. Bu sergi için özellikle Cumhuriyetimizin kurulduğu il olan başkent Ankara'yı tercih ettik. Cumhuriyete ve sanata gönül veren tüm dostları bekliyoruz. Cumhuriyet için, sanat için birlikte olalım bu özel günde diyerek tüm sanatseverleri sergide buluşmaya çağırdı. 29 Ekim 2019 açılışı gerçekleştirilecek sergi 12 Kasım 2019 tarihleri arasında PortArt Gallery'de ziyaret edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/cumhuriyetin-ilk-yili-sergisi-aciliyor/", "text": "Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Cumhuriyetimizin 100. yılını bir sergi ve kitapla kutlamaya hazırlanıyor. Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi, 16 Haziran 3 Eylül 2023 tarihleri arasında Yapı Kredi Galeri'de ziyaret edilebilir. Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi 16 Haziran'da açılıyor. Cumhuriyetimizin 100. yılını Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, bir sergi ve kitapla kutlamaya hazırlanıyor. Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi 29 Ekim 1923 29 Ekim 1924 tarihleri arasında Türkiye'de yaşanan pek çoğu ilk defa anlatılan gündelik hayata dair ilginç olaylar, spor ve dans müsabakaları, kültür sanat hayatından haberler, karikatürler ve belgesel filmlerle destekleniyor. Ziyaretçilere o dönemin atmosferini yaşatmayı hedeflenen Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi, 16 Haziran 3 Eylül 2023 tarihleri arasında Yapı Kredi Galeri'de ziyaret edilebilir. Tüm bunlar olurken bir yandan da günlük yaşam yeni kitapların yayımlanması, sinemalarda gösterilen filmler, tiyatro oyunları, konserler ve spor karşılaşmalarıyla devam eder. Bu görkemli dönemin belli başlı siyasi ve ekonomik gelişmelerinin yanı sıra bütün bu ayrıntıları da okura yansıtmayı amaçlayan Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan aynı isimli kitaptan yola çıkılarak hazırlandı. O yıllarda çıkan gazete ve dergilerin titiz bir taraması yapılarak Banu İşlet, Binnur Mörel Büyükertan ve Eser Demirkan tarafından hazırlanan Cumhuriyet'in İlk Yılı kitabında Cumhuriyet'in kurulduğu yıl yaşanan olaylar kronolojik bir sırayla sunuldu. Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi, bu soruları yaşanan ilginç anların belgeleri eşliğinde cevaplıyor. Cumhuriyet'in ilanı ve ilk yılı kutlamaları, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin kazanıldığı Dumlupınar'da 30 Ağustos 1924'te yapılan büyük tören ve 5-6 Ekim 1924'te İstanbul'un Kurtuluşu'nun ilk yıl kutlamaları serginin merkezine yerleştirdi. Sergi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yılını gazete ve dergi sayfalarında yer alan ilginç olayların görsel belgeleriyle izleyicisine yeniden yaşatmayı hedefliyor. Bu örnekler, basının o günkü haber dili, sayfa düzeni, grafik anlatımı hakkında da bilgi veriyor. Bir yıl içinde yaşanan günlük hayatın eğlenceli ve renkli enstantaneleri kültür sanat, spor ve eğlence alanlarından seçilen fotoğraflar, karikatürler, reklam ve belgesel filmlerden kesitlerle sergileniyor. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yaptığı yurt gezileri ülkenin yeniden inşası için başlatılan hamleler de bu ilk yılın anlatısı içinde yer alıyor. Küratörlüğünü Cengiz Kahraman'ın, sergi tasarımını ise Yeşim Demir Pröhl'ün yaptığı Cumhuriyet'in İlk Yılı sergisi, 16 Haziran 3 Eylül 2023 tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat'ta görülebilir. 15 Haziran Perşembe günü saat 19:30'da Loca'da yapılacak etkinlikte küratör Cengiz Kahraman, kitabın proje koordinatörü Binnur Mörel Büyükertan ve serginin tasarımını yapan Yeşim Demir Pröhl serginin kavramsal çerçevesini, ele aldığı konuları ve hazırlık sürecini anlatacaklar. Herkese açık ve ücretsiz olan etkinliğin moderatörü Didem Yazıcı. 17 Haziran Cumartesi günü saat: 17:00'da Loca'da yapılacak Yaşasın Cumhuriyet! konserinde Harf'ten ve Nota'dan dinleti dizisinin sanatçıları, kitabın içerdiği repertuvarın yanı sıra Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 'un ruh iklimini oluşturan eserleri yorumlayacaklar. Etkinliğin biletleri Biletix'te."} {"url": "https://724kultursanat.com/damda-deli-var-anadolu-turnesinde/", "text": "Aziz Nesin'in eserinden tiyatro sahnesine taşınan Damda Deli Var Anadolu turnesini sürdürüyor. Damda Deli Var Anadolu turnesinde. Aziz Nesin'in sevilen eseri Damda Deli Var tiyatro severlerle iki perdelik müzikli komedi oyunu olarak buluşmaya devam ediyor. Rain Media prodüksiyonu olan Damda Deli Var adlı oyun, Anadolu turnesini Antalya'da tamamladıktan sonra İstanbullu seyircilerle buluşacak ve sezonu 19 Ağustos'ta Bursa'da kapatacak. Damda Deli Var Aziz Nesin'in aynı adlı eserinden Mert Egemen tarafından yeniden oyunlaştırıldı. Oyunun sanat yönetmenliğini uzun yıllar tiyatro oyunculuğu yapan Dara Kutlay oturuyor. Damda Deli Var oyununda Orostopontopolis adlı hayali bir ülkede yaşanan politik, ekonomik ve sosyal olaylar mizahi bir anlatımla izleyiciye aktarılıyor. İnce esprilerin altına gizlenmiş eleştirileriyle izleyicisini güldürürken düşündüren oyun, damdaki bir delinin kendinde muhtarlıktan başlayarak imparatorlukta nihayet bulan mevkii talep edecek cüreti bulması politik bir eleştiri olarak seyirciyi karşılıyor. Damda Deli Var, 20 Mayıs'ta Manavgat Atatürk Kültür Merkezi'nde 21 Mayıs'ta Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda Antalyalı tiyatro severlerle buluşarak Anadolu turnesini tamamlayacak. 30 Mayıs'ta Akadlar Kültür Merkezi'nde İstanbullu seyircilerle buluşacak oyunun son gösterimi 19 Ağustos'ta Bursa Mudanya Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/dayi-filmi-vizyon-tarihi-belli-oldu/", "text": "Başrolünde Ufuk Bayraktar'ın oynadığı Dayı: Bir Adamın Hikayesi adlı filmin fragmanı yayınlandı. Filmin vizyon tarihi de açıklandı. Dayı filminin vizyon tarihi belli oldu. Dayı: Bir Adamın Hikayesi için geri sayım başlarken, fragman da yayınlandı. Dayı filminin vizyon tarihi daha önce açıklanmış ancak sonra ertelenmişti. Başrolünde Ufuk Bayraktar'ın rol aldığı merakla beklenen, Dayı: Bir Adamın Hikayesi'nin fragmanı yayınlandı. Dayı filminin vizyon tarihi 10 Aralık olarak açıklandı. Başrolünde Ufuk Bayraktar'ın yer aldığı Dayı: Bir Adamın Hikayesi filminde Gizem Karaca, Ahmet Varlı, Beste Bereket, Turgut Tunçalp, Murat Akkoyunlu, Ümit Çırak ve Timur Ölkebaş gibi oyuncular da rol aldı. Dayı: Bir Adamın Hikayesi filmi 10 Aralık'ta vizyonda olacak. Dayı: Bir Adamın Hikayesi filminin vizyon tarihi daha önce ertelenmişti. Neden mi? Linki tıklayıp okuyabilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/debbie-macomber-yeni-yil-yeni-hayat-kis-romani-ile-raflarda/", "text": "Debbie Macomber, 'Yeni Yıl Yeni Hayat' adlı romanı ile Türkiye'de okurların karşısında. Epsilon etiketiyle raflarda yerini alan roman için yayınevi 'yürekleri ısıtacak bir kış romanı' tanımını yapıyor. Debbie Macomber 'Yeni Yıl Yeni Hayat' kış romanı ile raflarda... Debbie Macomber, kitapları onlarca dile çevrilen ve satış rekorları kıran yazarlardan. Debbie Macomber, yayınevinin hazırladığı tanıtım bülteninde 'yürekleri ısıtacak bir kış romanı' ifade edilen 'Yeni Yıl Yeni Hayat' adlı romanlar okurlarıyla buluşuyor. Epsilon tarafından basılan Yeni Yıl Yeni Hayat'ta yazar aşkın, değişmesi en zor hayatları bile nasıl değiştirip güzelleştirdiğini ve güçlü aile bağlarının dönüştürücü etkisini her zamanki duygu yüklü, eğlenceli, içten anlatımıyla kaleme alıyor. Romantik romanların popüler ismi Debbie Macomber'ın cesur adımlar atarak kendini aramaktan vazgeçmeyenlere adadığı yeni romanı Yeni Yıl Yeni Hayat, Epsilon logosu ve Nil Bosna'nın çevirisiyle okurlara ulaşıyor. Başarılı bir iş insanı olan Everly çalıştığı şirkette stresli günler geçirmektedir. Ortağı Jack onu bu stresten kurtarmak ister ve yılbaşı öncesinde bir aylığına izin alıp Everly'i tatile gitmesi için ikna eder. Jack, asistanı Annette'e Everly için sıcak ülkelerden birinde lüks bir gemi yolculuğu ayarlamasını söyler. Ancak Annette'in gizli bir intikam planı vardır. Everly için ayarladığı tur, lüks bir gemi turu değil, Amazon ormanlarında bir eğitim gezisidir ve yetişkinlerin yaz kampından farksızdır: İnternet yok, telefon yok, kamaralarda kilit yok. Everly bir kabus gibi başlayan on beş günlük bu yolculuğun hayatını tamamıyla değiştireceğinden habersizdir. Bir Hayal Yeter, Umut Işıkları, Elveda Geçmiş, Bir Gün Mutlaka gibi kitapların ve Gül Limanı serisinin yazarı olan Debbie Macomber kadın romanlarının önde gelen sesidir. Romanlarından otuzu New York Times çok satanlar listesinde birinciliğe ulaşmıştır. Bay Mucize ve Bayan Mucize dahil olmak üzere Noel romanlarının beşi Hallmark Channel'ın başarılı filmleri arasına girmiştir. Hallmark Channel aynı zamanda Macomber'ın Sedir Koyu serisi kitaplarına dayanan Debbie Macomber'ın Sedir Koyu dizisinin yapımcılığını üstlenmiştir. Yazarın Debbie Macomber'ın Masası adlı bir yemek kitabı da vardır. Macomber'ın kitapları dünya çapında 200 milyondan fazla basılmıştır."} {"url": "https://724kultursanat.com/deli-sair-omer-seyfettin-oyunu-cevahir-sahnede/", "text": "Ömer Seyfettin'in hayattaki son günü tiyatro sahnesine taşınıyor. Deli Şair Ömer Seyfettin adlı oyun Cevahir Sahne'de seyircinin karşısına çıkıyor. Deli Şair Ömer Seyfettin oyunu Cevahir Sahne'de tiyatro severlerle buluşacak. Oyunda Kosta Kortidis, Akın Kaplan, Aslı Çelebi, Okan Şevket Duman ve Alişan Özkan rol alıyor. Deli Şair Ömer Seyfettin adlı oyun 24 Nisan Pazar günü saat 15.00'da Cevahir Sahne'de sahnelenecek. Okan Şevket Duman'ın Ömer Seyfettin, Alişan Özkan'ın Ali Canip, Akın Kaplan'ın Hekim Simon, Aslı Çelebi'nin Calibe Seyfettin olarak rol alacağı oyun, ölümünün 100. yılında Türk Dili'nin sembolü büyük hikayeci Ömer Seyfettin anısına sahnelenecek. Psikolojik bir gerilime dayalı, derin, yoğun ve yalın bir çarpıcılıkta tiyatro severlerin karşısına gelecek olan eser, izleyiciyi her zaman olduğu gibi çok gülümsetecek ve gülümsetirken de düşündürecek. 6 Mart 1920 günü evinin çok yakınında bulunan Haydarpaşa Hastanesi'nde hayatını kaybeden Ömer Seyfettin anısına oynanacak oyunda, izleyici kendini bugün ulusal düzeyde hala en çok okunan Türk edebiyatçısının hayatının içinde bulacak. Bir kere mi yaşanır insan hayatının bir günü? Aynı günü bir daha, bir daha yaşamak imkanı var mıdır, hayalimizde de olsa? Belki bir sanrı. Belki de bir rüya. Ömer Seyfettin'in bu dünyadaki son günü. Ölümünden önceki gün. 5 Mart 1920."} {"url": "https://724kultursanat.com/deniz-gezmis-sinema-filmi-geliyor/", "text": "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın hayatları sinema filmi oluyor. Ünlü yapımcı Mustafa Uslu, film için harekete geçti. Deniz Gezmiş sinema filmi geliyor. Beyazperdeye Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının hikayesinin aktarılması için çalışmalar başladı. Dönem filmlerinin yapımcılığı ile tanınan Mustafa Uslu, bu kez Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını sinemaya taşıyacak. Mustafa Uslu, 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın hikayelerini sinemaya aktarmak için ailelerinden izin almak için harekete geçti. Ünlü yapımcı Mustafa Uslu, üç haftada 972 bin 102 seyirciye ulaşan Kesişme İyi Ki Varsın Eren filmi rekora koşarken, yeni bir film için kolları sıvadı. Uslu, 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının hikayesini sinemaya taşımak için hazırlıklara başladı. Deniz Gezmiş sinema filmi için Mustafa Uslu, oyuncu belirleme çalışmalarını sürdürüyor. Filmde Deniz Gezmiş rolü için Murat Ünalmış için görüştü. Bir Zamanlar Çukurova dizisinden ayrıldıktan sonra yeni projesi merak konusu olan ünlü aktör Murat Ünalmış'ın da role sıcak baktığı ve tarafların prensipte anlaştığı öğrenildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/deniz-ohde-yansimalar-romani-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Deniz Ohde'nin ilk romanı Yansımalar, Türkiye'de Pena Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Deniz Ohde 'Yansımalar' romanı ile okurlarla buluşuyor. Pena Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan Yansımalar adlı roman, Türk Alman yazar Deniz Ohde'nin 2020 Jürgen Ponto Vakfı Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü. Deniz Ohde ilk romanı olan Yansımalar'da birinci tekil şahıs üzerinden büyüdüğü yere geri dönerek çocukluğunu ve ilk gençliğini okurlarına yansıtıyor. Herkesin gördüğü ama hakkında bahsetmekten kaçındığı gölgelere dair anlamlı bir hikayeden oluşan romanda anlatıcı, anlık geriye dönüşlerle bir endüstri bölgesi kıyısındaki çocukluğunu, lise yıllarını ve varlıklı bir aileden gelen Sophia'yla olan dostluğunu anlatıyor. Anlatıcı göçmen, işçi sınıfı çocuğu olarak başladığı hayat yolunun akademisyenliğe uzanan zorlu dönemeçlerinin altını çiziyor. Her bir detayı usta bir incelikle anlatılan bu hikayede basit ajitasyonlara yer verilmiyor. Bu sakin hikaye okuyucuların içine yavaş yavaş işleyecek ve okuyucular çok kolay empati kurabilecek. İlk romanı Streulicht ile 2020 Jürgen Ponto Vakfı Edebiyat Ödülü'ne layık görülen ve jüri başta olmak üzere okurlardan büyük beğeni toplayan yazar, yarattığı roman kahramanıyla kendi kökenlerine doğru bir seyahate çıkıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/deniz-yuce-basarir-perde-kapanmasa-gorecektiniz-soylesi-ve-imza-gunu/", "text": "Tiyatro tarihimizde önemli bir yeri olan Kenter Tiyatrosu'nun kuruluşundan günümüze yolculuğunun yer aldığı Deniz Yüce Başarır'ın kitabı Perde Kapanmasa Görecektiniz için imza ve söyleşi günü düzenlenecek. Deniz Yüce Başarır 'Perde Kapanmasa Görecektiniz' söyleşi ve imza gününde tiyatroseverlerle buluşuyor. Deniz Yüce Başarır, Perde Kapanmasa Görecektiniz adı kitabında Kent Oyuncuları'nın, namı diğer Kenter Tiyatrosu'nun tarihini tanıklıklar, belgeler ve fotoğraflarla anlatıyor. Haberin girişinde 'söyleşi ve imza gününde tiyatroseverlerle buluşuyor' desek de aslında sadece tiyatroseverlerin değil, kitapseverler ve mikro tarihçilerin de bu söyleşiye ilgi göstermesi bekleniyor. Deniz Yüce Başarır'ın imza ve söyleşisi 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde İstanbul Kitapçısı Kadıköy şubesinde gerçekleşecek. Deniz Yüce Başarır, Kent Oyuncuları'nın kurucularından usta tiyatrocu ve babası Kamran Yüce'nin özel arşivini açarak kitabını kaleme aldı. Perde Kapanmasa Görecektiniz, Kamran Yüce'nin Arşivinden Kent Oyuncuları'nın Kuruluş Hikayesi (1959-1986) adlı kitabında Deniz Yüce Başarır, okurları Türkiye'nin tiyatro tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Deniz Yüce Başarır'ın hatırladıklarını, kendi çocukluk anılarını da katarak yazmaya koyulduğu kitap Haldun Dormen, Genco Erkal, Göksel Kortay, Sema Özcan, Salih Sarıkaya, Güler Ökten, Candan ve Uğur Say, Gül Onat, Mehmet Birkiye ve Mustafa Alabora'nın anlattıklarıyla daha da zenginleşiyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/derya-berrak-kelebek-kayaligi-yeni-basimi-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Derya Berrak'ın 2012'de çıkardığı Kelebek Kayalığı adlı kitabı yeni basımını yaptı. Berrak, kitapta hayata, büyümeye, anneliğe, yetişkinliğe ve çocukluğa dair gerçekçi ve umutlarla örülü bir dünyaya götürüyor okuyucuları. Derya Berrak Kelebek Kayalığı adlı kitabının yeni basımı ile okurlarla buluşuyor. Derya Berrak kitapta hayata, büyümeye, anneliğe, yetişkinliğe ve çocukluğa dair gerçekçi ve umutlarla örülü bir dünyaya götürüyor okuyucuları. Farklı zamanlarda yaşanmış, unutulmaya yüz tutmuş yaşamlarda bir gezintiye çıkarıyor. Duygusal, kimi zaman nostaljik ve kırılgan hikayelerle olaydan olaya götürüyor. 2012 yılında çıkan kitap yıllar içinde tekrar aranır, istenir oldu. Derya Berrak ve yayınevi kitabı 10 yıl sonra tekrar okurlarla buluşturdu. Derya Berrak- Aslında bu süreç bir soru ile başladı. Çocukları anlamaya çocukluğumuzdan mı başlamalı? Türkiye'de ve Dünya'da her gün çocuklarla ilgili gelişen üzücü durumlar, olaylar ile ilgili haberleri izliyordum. Pek çok anne gibi çocuğumun geleceği ile, iyi bir anne olup olamayacağım ile ilgili kaygılarım vardı. Bizler ne kadar mükemmel çocuk yetiştirirsek o kadar iyi anne-baba olacağımızı düşünüyorduk. Belki burası bir yanılma noktasıydı. Sokaklarda gördüğüm, tanıklık ettiğim çocukluklar içimde bir yerlerde sanki herkesten gizlediğim çocukluk yaramı kanatıyorlardı. Derken anne olma sorumluluğu, başaramama korkusu... Zaten hep meselesi olan bir insandım ve bu meseleler taştığı an yazarak rahatlardım. O dönem de böyle oldu sanırım. Çocukluğum ve çocuklar ile ilgili meseleler içimde büyüdü büyüdü ve taşarak Kelebek Kayalığını ortaya çıkardı. Derya Berrak- Toplumsal gerçeklikten yola çıkarak ve tarihsel süreçleri dikkate alarak seçim yaptım. Kitap neredeyse yarım yüzyıllık bir dönemi kapsıyor. Örneğin geri dönüşüm 1960'lı yılların çocukluğunu anlatan bir öykü. Burada içten içe vurgulamak istediğim, çocuklar ile ilgili sorunların kayda değer bir zaman sürecinde dahi ne denli çözümsüz kaldığıydı. Nesnel ya da mekansal olarak meydana gelen değişmelere rağmen güvenli bir alan yokluğu/yoksunluğu hep hissediliyordu. Bu sıralamada dikkat ettiğim zaman süreci aslında tüm kitaplarımda var. Bu da bana mesleğim olan arkeolojinin de katkısı olabilir. Derya Berrak- Tüm kız babaları gibi benim babam da ölümsüz olsun istedim sanırım. Babasını kaybetmiş, yüreğinde küçücük yetim bir kız çocuğu taşıyanlar beni daha kolay anlayacaklardır. Evet diğer kitaplarımda olduğu gibi bu kitabımda da babamdan, ondan geriye kalan hayal meyal anılardan izler var. Belki hayatım boyunca savunmaya, korumaya çalıştığım tüm o çocuklar da biraz kendi çocukluğumdur. Ancak, tanıklığım ettiğim pek çok çocukluğun öyküsü de var. Örneğin Işık çok sevdiğim bir komşumuzun otizmli oğlu ama aynı öyküde kızımın otizmli kuzeni Mehmet de var ya da Aleyna... Ne yaptığını hala merak ettiğim küçük bir kız. Derya Berrak- Bir çocuk için en temel ihtiyacın güven duygusu olduğunu düşünüyorum. Bizler ebeveyn olarak çocuklara o duyguyu verebiliyor muyuz? Ya da toplum olarak? Bence hayır. Günümüzde ebeveyn olmak ne kadar zorsa çocuk olmak da bir o kadar zor. Yaşadığımız ekonomik koşullar, eğitim eksikliği hatta eğitim sistemi ve bu sistemin sürekli değişmesi problem. Diğer yandan toplumlara dayatılan tuhaf idealler, fiziksel ve maddi hedefler Bakın yapılan akademik araştırmalara göre çocuklarımız okumuyor. Bir videoyu izleme süreleri ise dikkat odaklı olarak en fazla 60 saniye. Neden? Çünkü ailenin bu konuda belli bir kültürü ya da eğitimi yok. Öte yandan annesiz ve babasızlık kadar acı olan durumlar da var: var olan annenin ya da babanın yokluğu. Bu konuda yazacak, anlatacak, konuşulacak pek çok öge var. Toplum olarak harekete geçmek için öncelikle duygularda birleşmemiz gerektiğini, bunu da edebiyatın gücüyle yapabileceğimize inanıyorum. Derya Berrak- Çocukluğunu kaybeden bir anne ya da baba çocuğunu anlayabilir mi? Hayata hazırlayabilir mi? Koruyabilir mi? Çocukluğunuzun yaralarını sarmadan ne ebeveyn ne yönetici ne sanatçı ne politikacı olarak hiçbir çocuğa yardım edemezsiniz. İşte bu çok acı. Derya Berrak- Şiir benim için bir tutku. Beynimi, kalbimi harekete geçiren bir nefes, dost. Öykülerimi böyle yazıyorum. Şiirsel bir cümleyle el ele tutuşup sorgulayan, anlamaya çalışan, belki hayal kuran ama mutlaka hedefi ve umudu olan bir yolculuğa çıkıyoruz. Coşku ve haz veren, nereye varacağını bilmediğim, merak uyandıran; sonunda mutlaka bir yere ulaştıran yolculuk. İşte orada öykü başlıyor. Bu sanırım benim yazma biçimim, kendi özgü imzam bundan mutlu oluyorum. Derya Berrak- Bu defa tarihsel süreçte çok daha gerilere gidiyorum. Yaklaşık altı asır geriye. Kitap yine gerçek yaşamlara dayanıyor. Belgesel hatta bilimsel nitelikte bir çalışma olduğunu ve üzerinde uzun yıllar emek harcadığımı söyleyebilirim. Sizlere eski Türk sanatlarımızdan çininin hikayesini anlatacağım. Oradaki sabrı, hayatın temel felsefesinde nakkaşlığın yerini ve önemini. Sabır gibi: sır gibi, ar gibi, sınav gibi... Fatih Sultan Mehmed'in baş mimarından yola çıkarak çini ile, İstanbul ile, şiir ile cumhuriyetimizin kuruluşuna ve 1970'li yılların sonuna dek geleceğiz. Baba Nakkaş, Şukufe Nihal, Mithat Sadullah Sander, Nejdet Sander, Günay Alok, Selahattin Özyazgan gibi önemli kişilerin yaşam hikayelerini belgeleriyle ilk elden okuyacaksınız."} {"url": "https://724kultursanat.com/devlet-tiyatrolari-asik-veysel-ile-yeni-sezonu-acti/", "text": "Devlet Tiyatroları 2020-20201 sezonunu Aşık Veysel oyunu ile açtı. Tek perdelik oyunun dünya prömiyerinin yapıldığı Ankara'daki Küçük Tiyatro Sahnesi'nde corona virüs tedbirleri ile açılış yapıldı. Devlet Tiyatroları Aşık Veysel ile yeni sezonu açtı. Aşık Veysel oyunun dünya prömiyeri ile yapılan açılışta elbette pandemi tedbirleri vardı. Sosyal mesafe kurallarına göre salonda oturan izleyiciler seyir süresince maskeliydiler. İçeri alınmadan önce seyircilerin tek tek ateşi ölçüldü. Devlet Tiyatroları yeni sezonu Ankara'da Küçük Tiyatro Sahnesi'nde açtı. Devlet Tiyatroları, 2020-2021 sanat sezonunun açılışı Aşık Veysel oyununun dünya prömiyeriyle yapıldı. Aşık Veysel oyununu Osman Nuri Ercan'ın yazdı ve oynadı. Alpay Ulusoy ise yönetmenliğini üstlendi. Osman Nuri Ercan oyun öncesi esere ilişkin bilgi verdi. Sanatçı, Aşık Veysel'in Türk halkının bağrına bastığı, ünü dünya ile buluşan evrensel bir değer olduğunu hatırlattı. Osman Nuri Ercan, Aşık Veysel'in vatan aşığı olduğunu kaydederek İstiklal Savaşı yıllarında 'Askere gidemedim, üzülüyorum. Arkadaşlarım gibi cepheye gitseydim, vatanım için çarpışsaydım' diyecek kadar güçlü bir vatan aşığı, Atatürk sevdalısı. Karşısındakine hoşgörü ile davranan, gönlü sevgi ile dolu. Nasıl olsa hepimiz dünyanın sonuna geliriz. 'Şu dünyada en güzel şey iyiliktir' diyen, gönlü sevgi dolu bir güzel insan diye konuştu. Tek perdelik oyundaki rolü için Osman Nuri Ercan bağlama dersi aldığını söyledi. Ercan, oyunda ünlü halk ozanının türkülerini çalarak seslendirdi. Aşık Veysel oyununun yönetmenliğini Alpay Ulusoy yapıyor. Oyunun dekoru Hakan Dündar, kostüm tasarımı Ceren Karahan, ışık tasarımı ise Yakup Çartık'a ait."} {"url": "https://724kultursanat.com/dijital-esaret-filmi-icin-rasim-oztekinin-esinden-duygusal-mesaj/", "text": "Başrolünde Rasim Öztekin'in oynadığı Dijital Esaret adlı film vizyona giriyor. Merhum oyuncu Rasim Öztekin'in eşi filmle ilgili duygusal bir mesaj paylaştı. Dijital Esaret filmi yakında vizyona giriyor. Merhum oyuncu Rasim Öztekin'in başrolünde oynadığı film pandamı nedeniyle sinemaseverlerle planlanandan uzun bir süre sonra buluşuyor. Rasim Öztekin hayattayken Dijital Esaret filmini, montajı ve tüm işlemleri tamamlanmış olmasına rağmen izleyemedi. Usta oyuncu geçtiğimiz yıl 8 Mart'ta hayatını kaybetmişti. Aradan geçen bir yıl sonra Rasim Öztekin'in ölüm yıldönümüyle neredeyse aynı günlerde yani 18 Mart'ta film vizyona giriyor. Esra Kazancıbaşı Öztekin, paylaştığı mesajında Filmde, belki kendinizi, belki çocuğunuzu, belki en yakın arkadaşınızı bulacaksanız. Rasim ise, repliklerinde bazen kahkahlarınızı, bazen gözyaşlarınızı ve gönlünüzden ona akan sevgiyi gökyüzünde bir yerlerden hissedecektir, eminim. dedi. Rasim'imin başrolünde oynadığı Dijital Esaret filmi 18 Mart'ta vizyona giriyor. Birinci ölüm yıldönümü olan 8 Mart'tan tam 10 gün sonra. Dijital Esaret, Rasim hayattayken pandemi nedeniyle sinemaseverlerle bir türlü buluşamadı. Rasim, tüm filmlerinde olduğu gibi uğur kabul ettiği için Dijital Esareti önceden seyretmedi. Gala gecesi izlemeyi arzuluyordu. Ama hayat işte! Sadece bugün var, yarınlar ise belirsiz. Kendini ve filmini izlemek maalesef nasip olmadı Rasim'e. Birol Güven, Mandıra Filozofu tadında, gülümsetirken insanlık, hayat dersi veren, bazen de gözlerinizi yaşartan muhteşem bir senaryoya imza atmış. Rasim'im bu filminde de yine sesiyle, mimikleriyle farklı bir karakteri canlandırmış. En itina gösterdiği şey; oynadığı her rolde, oyunculuğunun sınırlarını aşmaktı. Sevdiğim adam diye söylemiyorum, Rasim'den yine unutulmayacak bir karakter geliyor. Filmin yapımcılığını da üstelenen Birol Güven, Mandıra Filozofu'nda iş hayatının sorumlulukları, kariyer ve para hırsı derken, kendini, sevdiklerini, hayatı ıskalayan insanları iç hesaplaşmaya sürükleyen muhteşem bir senaryo yazmıştı. Birol Güven, şimdi de dijital dünyanının esiri olan, hayatın gerçek güzelliklerine sırtını çevirip sanal dünyada yaşayan herkesi sarsacak muhteşem bir senaryoya imza atmış. Sezonun en iddialı filmlerinden biri olan Dijital Esaret vizyona girdiğinde kaçırmayın derim. Filmde, belki kendinizi, belki çocuğunuzu, belki en yakın arkadaşınızı bulacaksanız. Rasim ise, repliklerinde bazen kahkahlarınızı, bazen gözyaşlarınızı ve gönlünüzden ona akan sevgiyi gökyüzünde bir yerlerden hissedecektir, eminim."} {"url": "https://724kultursanat.com/dilberay-filmi-vizyon-tarihi-belli-oldu/", "text": "Arabesk müziğin kült isimlerinden Dilber Ay'ın hayatı sinemaya geliyor. Dilberay filminin vizyon tarihi açıklandı, afişi paylaşıldı. Dilberay filmi vizyon tarihi belli oldu. Dilberay filminin vizyon tarihi açıklanırken, filmin afişi de paylaşıldı. Arabesk müziğin kült isimlerinden olan ve yaşadıklarıyla da dikkat çeken bir hayata sahip olan Dilber Ay'ın hayatı sinemaya geliyor. 'Dilberay' adlı sinema filmiyle seyircinin karşısına gelecek olan unutulmaz ses Dilber Ay, Büşra Pekin'in oyunculuğu ile sinema seyircisiyle buluşuyor. Dilberay filminin vizyon tarihi açıklandı. Dilberay filmi 4 Şubat'ta vizyona giriyor. Hayatı boyunca yaşadığı acılar, peşini bırakmayan talihsizliklere güçlü sesi ve içten gülüşüyle karşı duran, asla geriye dönmeyip daima müziğiyle ilerleme savaşı veren usta sanatçı Dilber Ay'ın hayatını anlatan Dilberay filminin afişi yayınlandı. Büşra Pekin'in sanatçıyı canlandırdığı, Ketche'nin yönetmenliğini üstlendiği film, 4 Şubat tarihinde vizyona giriyor. Birden fazla filme konu olacak denli sarsıcı yaşam öyküsüyle ilham veren Dilber Ay'ın iniş ve çıkışlarla dolu hayatı, 4 Şubat'ta beyazperdeden sinemaseverlerle buluşacak. Senaryosu Nalan Merter Savaş ve Kamuran Süner tarafından kaleme alınan, Müslüm filminin yönetmenlerinden Kethce'nin kamera arkasında olduğu DİLBERAY filminin afişi yayınlandı. 4 Şubat'ta vizyona girecek, bu yılın en fazla merak edilen filmi olan yapıtta, yetenekli oyuncu Büşra Pekin'i 2019 yılında kaybettiğimiz Dilber Ay rolünde izleyeceğiz. Aytaç Medya, Fikri Harika Prodüksiyon ve Metronom Film Yapım ortak yapımcılığıyla çekilen filmin dikkat çeken afiş tasarımı Emre Erdem ve 70x100 ekibine ait. 15 alternatif arasından seçilen afişle ilgili olarak Erdem; Dramatik bir yaşam öyküsüne sahip Dilber Ay'ın afiş tasarımını ele alırken, hayatındaki evreleri, yaşadıklarına etki eden karakterleri ve mekanı bir arada kullanmaya gayret ettik. Zorlu şartlarda ayakta durmaya çalışan bir kadını odak noktasına alan bu filmde, Dilber Ay'ın çevresini saran karakterler onu derin bir acının merkezine taşıyor. Çok zor yaşam koşulları içerisinden sıyrılıp huzurlu bir hayata gitme çabası, hazırladığımız afişin ana temasını oluşturuyor dedi. CJ Entertainment aracılığıyla 4 Şubat 2022'de tüm Türkiye'de vizyona girecek Dilberay filminde; Büşra Pekin'le birlikte Ayberk Pekcan, Nursel Köse, Zeliha Kendirci, Deniz Hamzaoğlu ve Selen Uçar gibi birbirinden değerli isimler rol alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/dirty-dancing-devam-filmi-ile-sinemaya-yeniden-geliyor/", "text": "Sinemanın fenomen filmlerinden Dirty Dancing için devam filmi çekilecek. Dirty Dancing filminin devamıyla ilgili açıklama yapıldı. Dirty Dancing devam filmi ile sinemaya yeniden geliyor. Sinemada 1987 yılında seyirciyle buluşan ve büyük beğeni toplayan Dirty Dancing için heyecan veren bir gelişme duyuruldu. Dirty Dancing filminin devam filmi çekilecek. Filmin yönetmenliğini 'Denemeye Değer' ve 'Şansa Bak' (50/50) filmlerinin yönetmeni Jonathan Levine üstlenecek. Jonathan Levine, aynı zamanda filmin yapımcılığını ve Elizabeth Chomko ile ortak senaristliğini de üstlenecek. Dirty Dancing filminin devamı için Jennifer Grey yine başrol için kamera karşısında olacak. Jannifer Grey, Frances 'Baby' Houseman karakterine hayat verecek. Dört Dancing filminin diğer başrol oyuncusu Patrick Swayze, 2009'da hayatını kaybetmişti. Yapımcıların, oyuncunun anısını bir şekilde filme dahil etmek için Swayze'nin yakınlarıyla görüştükleri belirtiliyor. Yeni oyuncu kadrosu henüz açıklanmadı. Filmin prodüksiyon aşamasına bu yılın sonunda geçilmesi planlanıyor. Dirty Dancing'in devam filminin 2024'te vizyona girmesi hedefleniyor. Yapım şirketi Lionsgate, 2020'de yeni bir Dirty Dancing projesi üzerinde çalışıldığını duyurmuştu, ancak bugüne kadar harekete geçilmemişti. Yine 'Dirty Dancing' adını taşıyacak yeni film hakkında hala çok az şey biliniyor, ancak Levine, devam filminde orijinal filmden müziklerin yanı sıra 90'ların hip-hop'unun da yer alacağının ipuçlarını verdi. Levine, filmle ilgili yaptığı açıklamada, Orijinal 'Dirty Dancing' benim her zaman favori filmlerimden biri oldu. Devam filmini yöneteceğimi hayal bile etmemiştim. Senaryosunda ortak yazarlık yaparken yeni ve eski karakterlerine, 1990'ların New York Catskills dünyasına, müziğine, orijinal filmden 90'ların hip-hop şarkılarına kadar hepsine aşık oldum. Yaz, romantizm ve dansın bu güzel hikayesini yeni nesil hayranlara ulaştırmak amacıyla Jennifer ile işbirliği yapmak için sabırsızlanıyorum. Uzun zaman önce bu filmi izleyenlere, çocukluğunuzu mahvetmeyeceğimize söz veriyorum. Görevi incelik, tutku ve hepsinden önemlisi sevgi ile ele alacağız dedi. Dirty Dancing, gösterime girdiği dönemde 214 milyon dolarlık hasılat elde etmiş, En İyi Orijinal Şarkı kategorisinde Oscar'a aday gösterilmişti. Bugün dünyada pek çok kutlamada kullanılan ' The Time of My Life' adlı şarkı, filme Oscar'ın yanı sıra Grammy Ödülü de kazandırdı. Filmde, bir yaz kampında dans öğretmenliği yapan Johnny Castle, iş dışında kalan vakitlerinde de diğer dansçılarla dans etmektedir. Baby olarak tanınan genç bir kız Johnny'e aşık olur ve onun hem sevgilisi hem de dans partneri olur."} {"url": "https://724kultursanat.com/dunya-tiyatro-gunu-bildirisi-mujdat-gezen-ve-metin-akpinardan/", "text": "27 Mart Dünya Tiyatro Günü ulusal bildirisi tiyatromuzun iki ustası tarafından kaleme alındı. Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'in bildirisi paylaşıldı. Dünya Tiyatro Günü Bildirisi Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'dan... 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi Müjdat Gezen ve Metin Akpınar tarafından kaleme alındı. Her yıl 27 Mart'ta kutlanan Dünya Tiyatro Günü'nün ulusal bildirisi tiyatromuzu iki ustası tarafından yazıldı. Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'ın kaleme aldığı bildiride, Tiyatro insanla yapılır, insanca yapılır, insanlar için yapılır. Tiyatro insanlığın vazgeçilmezidir. İnsansız tiyatro, tiyatrosuz insan olmaz ifadelerine yer verildi. Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından 1961 yılında ilan edilen 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde ulusal ve uluslararası bildiriler yayımlanıyor. Dünya Tiyatro Günü ulusal bildirisi, bu yıl Müjdat Gezen ve Metin Akpınar tarafından kaleme alındı. Bu yılki ulusal bildiriyi iki usta ismin yazmasını, ITI Üniversiteler Türkiye Temsilcisi Bilkent Üniversitesi Bölüm Başkanı Jason Hale ve ITI Türkiye Temsilciliği Yönetim Kurulu üyeleri Ayşe Emel Mesci, Turan Oflazoğlu, Engin Uludağ ve Savaş Aykılıç kararlaştırdı. Dünya Tiyatro Günü uluslararası bildirisini ise İngiliz tiyatro, sinema ve televizyon oyuncusu Helen Mirren yazdı. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü sanat emekçilerine, sanatseverlere kutlu olsun. Dionysos şenlikleriyle başlayıp gelişen tiyatro, asırlardır varlığını sürdürüyor. Merkezinde insan olan bu sanat, insan var olduğu sürece yaşayacak. Oyuncu Seyirci Oyun Yazarı. Biz bize benzeyen insanlarla üç yüz elli bin yıldır yeryüzündeyiz. Ancak insanı insan yapan, Bilimdir, Sanattır, Tiyatrodur. Ana malzemesi insan olan bu meslekte, iyi insandan iyi yazar, iyi yönetmen, iyi oyuncu çıkartmak daha kolaydır. Biz değerler sıralamasında, genelde sanatı en üst sıraya koyarız. Özelde tiyatroyu, sanata en yakın düzeyde düşünüyoruz. Çağımızda; üreme içgüdüsü, beslenme içgüdüsü tatmin olduğunda mutlu olanlara başka popülasyonlara verilen adı veriyoruz. Ancak üreme, beslenme açlıklarından başka açlıklar duyanlara, onları üretip onları tükettiğinde mutlu olanlara insan diyoruz. Tiyatro insanlığın vazgeçilmezidir. İnsansız tiyatro, tiyatrosuz insan olmaz. Halk TV'de Uğur Dündar'ın sunduğu programda sarf ettikleri sözler gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hapisle cezalandırılmaları istenen Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'ın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında savcı mütalaasını açıklayarak iki sanatçının da cezalandırılmasını talep etmişti. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlan iddianamede iki sanatçı için 4'er yıl 8'er aya kadar hapis cezası talep ediliyordu. Müjdat Gezen ile Metin Akpınar, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla yargılandıkları davada 1 Mart'ta beraat etmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/dunya-tiyatro-gununde-sehir-tiyatrolarinda-ucretsiz-oyunlar/", "text": "27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde İBB Şehir Tiyatroları 9 oyunu ücretsiz sergileyecek. Dünya Tiyatro Günü'nde İBB Şehir Tiyatroları 9 oyunu tiyatroseverlere ücretsiz sunacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'ne özel sahnelenecek 9 oyunu İstanbullularla ücretsiz buluşturacak. İBB Şehir Tiyatroları'nın oyuncuları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde ücretsiz olarak sahnelenecek 9 oyunla İstanbullu sanatseverlerle bir araya gelecek. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde sahnelenecek oyunların davetiyeleri; 21 Mart 2022 Pazartesi günü 11.00'den itibaren İBB Şehir Tiyatroları gişelerinden, 11.15'te sehirtiyatrolari. ibb. istanbul adresinden ve Şehir Tiyatroları mobil uygulamasından temin edilebilir. Davetiyeler iki kişiyle sınırlıdır. 27 Mart'ta sahnelenecek oyunlar; Gül'e Ağıt, Antigone, Yatak Odası Komedisi, Kutlama, Sen İstanbul'dan Daha Güzelsin, Bekçi İle Postacı (2 Seans), Benim Güzel Pabuçlarım, Herkes Sihirbaz Olacak. Oyun, 2004 yılında kendi ailesi tarafından öldürülerek Türkiye'de işlenen töre cinayetlerinin simgesi haline gelen Güldünya'nın hikayesi ekseninde namus, töre ve ahlak kavramlarını sorguluyor. Deniz Altun'un yazdığı Özgür Kaymak'ın yönettiği oyunda Aslı Nimet Altaylar, Ayşem Yağmur Ulusoy, Can Tarakçı, Cüneyt Arda Pamuk, Çağrı Büyüksayar, Fahri Kıncır, Gülsün Odabaş, Hikmet Körmükçü, İskender Bağcılar, Murat Üzen, Tarık Köksal, Tarık Şerbetçioğlu, Uğur Dilbaz, Uğurtan Atakan, Yasemin Güvenç rol alıyor. Oyun,27 Mart 2022 tarihinde Ümraniye Sahnesi'nde. Sophokles'in binlerce yıl önce kaleme aldığı aynı adlı oyunundan uyarlanan Antigone'de; aynı savaşta birbirini öldüren, ama biri kahraman diğeri hain ilan edilen iki kardeşine de, son görevini yapmakta kararlı olan Antigone ile; devletin varlığıyla kendi varlığını eş tutan Kreon'un buyruklarından geri adım atmayan duruşu karşı karşıya geliyor. İnsanlığın tüm kadim deneyimleri tarihe gömülürken yine de çözülmeyen, kaybolmayan çelişkilerimizi sahneye getiren Antigone, dünden bu günü tartışıyor. Sofokles'in yazdığı, Sabahattin Ali'nin çevirdiği Engin Alkan'ın uyarlayıp yönettiği oyunda Cengiz Tangör, Zafer Kırşan, Aslı Menaz, Gözde İpek Köse, Özgün Akaçça, Destan Batmaz, Onur Şirin rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi'nde. Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor. Alan Ayckbourn'un yazdığı, Mert Dilek'in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde. Şehrin en lüks restoranında herkesin birbirini küçümseyerek kendi varlığını yücelttiği, ağızına geleni söylediği, evlilik, tanışma, yükselme gibi nedenlerle sözde kutlama yapılan bir akşam yemeği... Kutlama, ömrü boyunca insan hakları mücadelesi vermiş Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Pinter'ın son oyunu. Harold Pinter'in yazdığı Yıldırım Fikret Urağ'ın yönettiği oyunda Erkan Sever, Şehnaz Bölen Taftalı, Can Ertuğrul, Selin İşcan, Selim Can Yalçın, Çağlar Polat, Pınar Demiral, Gizem Akkuş, Orçun Tekelioğlu, Özgür Efe Özyeşilpınar rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Müze Gazhane Büyük Sahne'de. Murat Mahmutyazıcıoğlu'nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde. Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima'nın yazdığı Ceylan Özçapkın'ın çevirdiği, Derya Yıldırım'ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Melisa Demirhan, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 27 Mart tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde; 27 Mart tarihinde Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi'nde. Günün birinde sirke, bir robot palyaço gelir ve sevimli palyaço sirkten kovulur. Bu kadarıyla da kalmaz, parası olmadığı için çok sevdiği pabuçları elinden alınır. Palyaçomuz pabuçlarını geri almak için iş aramaya başlar. Girdiği işlerden çocuksu duyarlılığı nedeniyle bir bir kovulur. Pabuçlarına asla kavuşamayacağını düşünüp umutsuzluğa kapıldığında, imdadına çocuklar yetişir ve onların desteğiyle pabuçlarına ulaşır. Yeniden çocuklarla birlikte kahkaha dolu gösterisini gerçekleştirmeye devam eder. Dersu Yavuz Altun'un yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz, Çağrı Büyüksayar, Oğuzhan Oğuz, Gülsüm Alkan, Samet Silme, Sefa Turan rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi'nde. Ünlü sihirbaz Zubi'nin öğrencileri ustalığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor. Kubilay Tuncer'in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 27 Mart 2022 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde."} {"url": "https://724kultursanat.com/dunyanin-en-buyuk-tuval-resmi-62-milyon-dolar/", "text": "Dünyanın en büyük tuval resmi, 62 milyon dolara alıcı buldu. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentindeki Leila Heller Gallery'deki satış dudak uçuklattı. Dünyanın en büyük tuval resmi 62 milyon dolara satıldı. Dubai'deki müzayedede satışa sunulan esere 62 milyon dolar verildi. Satış sonucunda eser en pahalı sanat eserleri arasına girdi. Ressam Jafri, bu eserle Jeff Koons, David Hockney ve dijital sanatçı Beeple'ın ardından yaşayan dördüncü en pahalı sanatçı oldu. Journey of Humanity yaklaşık olarak dört NBA basketbol sahası büyüklüğünde. Eser, Covid-19 salgınından etkilenen çocuklara para toplamak amacıyla İngiliz ressam Sacha Jafri tarafından yapıldı. Tamamlanması 7 ay süren tablo, 17 bin metrekare büyüklüğünde. Sanat eseri, dünyanın en büyük sanat tuvali için Guinness Dünya Rekorunu elinde tutuyor. Jafri, tuvalin dört bağlantılı bölüme ayrıldığını, ilki Dünyanın ruhunu temsil ettiğini ve diğerlerinin doğaya, insanlığa ve daha geniş evrene atıfta bulunduğunu söyledi. Satıştan elde edilen gelir Dubai Cares, UNICEF, UNESCO ve Global Gift Foundation dahil olmak üzere çeşitli hayır kurumlarına aktarılacak. Prens William ile birlikte seçkin İngiliz yatılı okulu Eton'da eğitim gören ressamın eserinin yeni sahibi Altius Gestion International Holding'in CEO'su Andre Abdoune, yaptığı basın açıklamasında, Jafri'nin tabloya koyduğu sevginin inanılmaz olduğunu söyledi. İş insanı, Çocukken yiyecek hiçbir şeyim yoktu. Hayatım boyunca çocuklara yardım etmeyi hedefledim dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/dyo-resim-odulleri-eserleri-cermodernde-sergilenecek/", "text": "39. DYO Resim Ödülleri Eserleri, 21 Şubat 15 Nisan tarihleri arasında CerModern'de sergilenecek. 39. DYO Resim Ödülleri Eserleri, 21 Şubat 15 Nisan tarihleri arasında CerModern'de sergilenecek. Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından 39'uncusu düzenlenen DYO Resim Ödülleri yarışmasında ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan eserler, 21 Şubat 15 Nisan tarihleri arasında Ankara'da CerModern'de sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Serginin açılışı, Kahramanmaraş'ta meydana gelen ve çevre illeri etkileyen deprem felaketi ile Yaşar Topluluğu ve Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı'nın Kurucusu Selçuk Yaşar'ın 11 Şubat'ta vefat etmesi sebepleriyle ileri bir tarihe ertelendi. Ankara'daki serginin ardından Mayıs ayında Mardin'de Sakıp Sabancı Kent Müzesi'nde sergilenecek eserler, Ekim ve Kasım aylarında İzmir'de yeni açılacak olan Yaşar Müzesi'nde sanatseverler ile buluşacak. Doğa ve İnsan temasıyla düzenlenen yarışmaya 704 sanatçı 1.066 eserle başvurdu. Başvuranlar arasında İran, Azerbaycan, Almanya, Şili ve Bulgaristan'dan da sanatçılar yer aldı. Sanat, eğitim ve basın dünyasının değerli isimleri Habip Aydoğdu, Prof. Hayri Esmer, Doç. Dr. Devabil Kara, Prof. Cebrail Ötgün, Prof. Dr. Ferhat Özgür, Prof. Mümtaz Sağlam ve İhsan Yılmaz'dan oluşan seçici kurul, 6 eseri ödüle layık görürken 79 eser de sergilenmeye değer bulundu. Yarışma sonucunda pentür dalında Atila Ulusal'ın Beni Buradan Almayın, Furkan Armutçu'nun Buğday Tarlası, İrfan Dönmez'in Ben'e Dair İmgeler ve Murat Özbakır'ın Yeryüzü-Kent-Yapı isimli eserleri ödüle layık görülürken Kübra Gürleşen'in Tuz Gölü ve Şerife Şen Akkaş'ın Yok Oluş adlı eserleri özgün baskı dalında ödüllendirildi. Türkiye'nin en köklü sanat etkinliklerinden olan DYO Resim Ödülleri Yarışması, ülkenin resim tarihinde yıllardır eşsiz bir enerji yaratıyor. Bu enerjinin ışığında 39. DYO Resim Ödülleri Sergisi, bu yıl 6 tema başlığı ile sunularak bir yenilik ortaya koyuyor. Küratör Seda Yörüker'in yarışma sonuçları sonrası Ben, İnsan, Ah Bach! Ritmi Yakala, Orada Kimse Var mı?, Rüya, Eşyanın Ağırlığı ve Zamanın İzi olarak belirlediği sergi temaları çok renkli duvarlarda izleyici ile buluşuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ebru-ceylan-konusan-resimler-sergisi-turneye-cikiyor/", "text": "Ebru Ceylan'ın resimleri Anadolu'nun farklı illerinde ve dünyanın 7 ülkesinde turneye çıkıyor. Ebru Ceylan Konuşan Resimler sergisi turneye çıkıyor. Ebru Ceylan'ın Konuşan Resimler sergi serisinde yer alan Saint Age resim sergisi, 8-18 Nisan tarihleri arasında BomontiAda'da sanatseverleri bir araya getirdi. Saint Age, BomontiAda'da gerçekleşen serginin ardından Türkiye'nin ve dünyanın farklı yerlerindeki sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Sanatın insan üzerindeki etkisini ve bu ölçümlenebilirliği açtığı sergilerle değerlendiren Ebru Ceylan'ın, 2014 yılında başladığı ve Türkiye'nin ilk betimlemeli sergisi olan Konuşan Resimler sergi serisinin Saint Age adımı, 8-18 Nisan tarihleri arasında sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 8 Nisan'da tiyatro ve müzik dünyasının önemli isimlerinin katılımıyla açılan Saint Age, 10 gün boyunca konuklarını Kutsal Çağın resimleriyle buluşturdu. İstanbul'daki sanatseverlerle buluşmasının ardından Saint Age bu kez yeni yolculuklara çıkmaya hazırlanıyor. Daha önceki Konuşan Resimler sergi serilerinde olduğu gibi Türkiye'nin önemli tiyatro-sinema oyuncuları ile seslendirme sanatçılarının sesleri ve müzikleriyle eşlik ettiği Saint Age için de albüm hazırlıkları devam ediyor. İnsanların içindeki Hamlet'i ortaya çıkarmak için böyle bir seri yarattığını belirten Ebru Ceylan, yeni insanlar ve dokunacağı yeni Hamletler için Saint Age resimleri ile 25 şehrin hedeflendiği bir Anadolu turnesine çıkacak. Faust, Antigone, Romeo ve Juliet, Hamlet, Medea, Macbeth, Godot'yu Beklerken, Hayaletler, Asiye Nasıl Kurtulur?, Lüküs Hayat, Arzu Tramvayı, Martı, Venedik Taciri, Vanya Dayı ve Othello gibi dünya edebiyatının ölümsüz eserlerine yer veren Ebru Ceylan, Anadolu turnesinin ardından 7 ülkede resimlerini sergileyecek. Farklı fikir ve düşüncedeki insanların bir masada toplanması anlayışıyla yola çıkan Konuşan Resimler, şimdiye dek bu topraklarla bağ kuran edebiyatçılarımızın, ozanlarımızın işlendiği bir yolculuktan dünyaya açtığı pencereyi bu kez fiziksel olarak da gerçekleştirecek. Bu topraklara, dünyanın yarattığı mühim karakterlerin davet edildiği Saint Age, dünyadaki sanatseverlere iyilik ve kötülüğün nereden çıktığını, varlığı ve hiçliği, cennet ve cehennem kavramlarını; Tanrı'nın cennet olarak doğayı ve cehennem olarak insanı mı yarattığını sorgulatan bir şölen sunacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ece-ayhan-oyku-ve-siir-yarismasina-tepki/", "text": "Şair Ece Ayhan anısına düzenlenen öykü ve şiir yarışmasına tepki geldi. Hürriyet gazetesi kültür sanat yazarı İhsan Yılmaz, yarışmayı sert ifadelerle eleştirdi. Ece Ayhan öykü ve şiir yarışmasına tepki geldi. Çanakkale'nin Eceabat Belediyesi tarafından Ece Ayhan anısına düzenlenen öykü ve şiir yarışmasına yönelik Hürriyet gazetesi kültür sanat yazarı İhsan Yılmaz bir eleştiri yazısı kaleme aldı. İhsan Yılmaz, köşesinde şair Ece Ayhan adına düzenlenen öykü ve şiir yarışması düzenlenmesini ve bu yarışma için bildiri yayınlamasını Ece Ayhan'ı anlamadan adına ödül düzenlenir mi başlığı ile bir yazıyı okurlarıyla paylaştı. Çanakkale Eceabat Belediyesi şair Ece Ayhan adına bir öykü ve şiir yarışması düzenlemiş. Son başvuru tarihi 20 Ağustos olan yarışmanın katılım koşullarını sıralayan bir de bildiri hazırlanmış. Modern Türk şiirinin ustalarından Ece Ayhan için açılan bu yarışma edebiyat dünyasında bir tartışmayı da başlattı. Hayatı boyunca edebiyat yarışmalarına karşı çıkmış bir şair adına yarışma düzenlemek anısına saygı göstermek midir? Yarışma şartnamesine milli ve manevi değerlere, genel ve evrensel ahlak ilkelerine uygunluk gibi bir madde koymak için şiirlerinden tek bir dize bile okumamış olmak gerekir. Kısaca Ece Ayhan şiiri 'karadır abiler'. Ödül vermeye kalkmadan önce oturup bir okusaydınız. Ece Ayhan 12 Temmuz 2002'de, 71 yaşında vefat edince Eceabat'ın Yalova köyünde annesinin yanında toprağa verilmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/ece-yazici-1-numarali-peron-ile-okurlarla-bulustu/", "text": "Ece Yazıcı 1 Numaralı Peron adlı ilk romanı ile okurların karşısında... Roman, Rusya ve Ukrayna üzerinden bir aşk ve kaçış hikayesini anlatıyor. Ece Yazıcı 1 Numaralı Peron ile okurlarla buluştu. Ece Yazıcı'nın romanı 1 Numaralı Peron Rusya ve Ukrayna üzerinden bir aşk ve kaçış hikayesini anlatıyor. Ece Yazıcı ilk romanı 1 Numaralı Peron ile edebiyat dünyasına adım attı. 1 Numaralı Peron devamı gelecek bir serinin ilk kitabı olarak Yazardan Direkt Yayınevi'nden çıktı. 1 Numaralı Peron, hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ve kadersel kesişimlerin aslında atılan minicik adımlarla hazırlandığını anlatıyor. Rusya'da 1910'u yılların başında, farklı yaşamları olan iki kişinin; Elena ve Boris'in hayatlarının bundan sonraki kısmını birbirlerine aşık olarak ve sonsuz olarak ifade edilebilecek bir kaçışla çıktıkları yolculuğu, o dönemin şiirsel atmosferiyle ele alıyor. Bir tren yolculuğuyla bambaşka bir hale gelen yaşamlar; aşk, tutku ve nefes kesen bir kaçış hikayesiyle birbirini tamamlıyor. Her aşk, kendi yolunu ve macerasını hazırlar. Bu kitapta da bu yolculuğun ve son ana dek heyecanını koruyan bir maceranın katmanları, birbiri içinde hayat buluyor. Ana karakterleri Rus ve Ukraynalı olan 1 Numaralı Peron'a; edebiyat penceresi dışında siyaset ve dış politika açısından bakıldığında ise, Rusya'nın geçmişten günümüze kadar, derinlere gömdüğü ama zaman zaman gün yüzüne çıkan emellerinin aslında bizleri şaşırtmadığını görüyoruz. 1 Numaralı Peron'u okurken hem geçmişe tanıklık edecek hem de günümüzden de pek çok iz bulacaksınız. 1977 yılında Tekirdağ'da doğan Ece Yazıcı, 1998 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından finans sektöründeki kariyerine ilk adımını attı. Deneyimlerini İstanbul Ticaret Üniversitesi'ndeki Uluslararası Bankacılık ve Finans yüksek lisans eğitimi ile pekiştirdi. Halen sektördeki çalışmalarına yönetici pozisyonunda devam etmektedir. Yazar, sanatı ve farklılıkları keşfetme tutkusuyla birbirinden özel alanlarda eğitim alarak çok yönlü bir yaşam yarattı. Gastronomi ve Marka İletişimi eğitimlerinin yanısıra Japonca ve İtalyanca öğrenen yazar, en büyük tutkusu olan yazarlık konusunda da yaratıcı yazarlık atölyelerine katıldı. 1 Numaralı Peron, seri bir romanın ilk cildi olarak Yazardan Direkt Yayınevi'nden yayımlandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ece-yazici-1-numarali-peron-romanini-nasil-yazdi/", "text": "Ece Yazıcı 1 Numaralı Peron ile edebiyat dünyasına adım attı. Ece Yazıcı ile kitabına ve edebiyat dünyasına dair söyleşi gerçekleştirdik. İlk romanı 1 Numaralı Peron ile okurların karşısına çıkan Ece Yazıcı ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Ece Yazıcı, 1 Numaralı Peron adlı romanında Rusya ve Ukrayna üzerinden bir aşk ve kaçış hikayesini anlatıyor. Uzun yıllar finans sektöründe çalışan Ece Yazıcı, Zamanla, iş haricinde, dışarıda da başka bir hayat hatta başka bir dünya olduğunu farketmeye başladım. sözleriyle edebiyat dünyasına geçişini anlatıyor. Ece Yazıcı- 1977 yılında Tekirdağ'da doğdum. Yaşamımın çok büyük bir kısmını İstanbul'da geçirdim. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olduğumda tek hayalim şirket birleşmeleri ve satın almaları konusunda uzmanlaşmaktı. Dönemin konjonktürü itibariyle bankacılık sınavlarına girmeye başladım. Sektöre ilk adımları böylece attım. İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Bankacılık ve Finans yüksek lisansından dönem birincisi ve onur derecesi ile mezun oldum. Ama zamanla, iş haricinde, dışarıda da başka bir hayat hatta başka bir dünya olduğunu farketmeye başladım. Yıllar geçiyordu ama neden yapmayı sevdiğim şeylerle geçirmiyordum? Bu nedenle iş ve okul arasında gidip gelmekten zaman bulamadığım, içimde ukte kalan şeylere yönelmeye başladım. Dolayısıyla hobilerimle sadece boş zamanlarımda ilgilenmek yerine, onlara daha fazla zaman ve fırsat yaratacak şekilde yaşamımı dizayn ettim. Koltuklarımın altında birden fazla karpuz taşısam da hiçbir zaman yorulmadım aksine varlıkları enerjimi hep yukarı taşıdı. Kimsenin ne ile karşı karşıya olduğunu kestiremediği, kendisinin ve sevdiklerinin sağlığından endişe ettiği ve artık tüm dünyanın hayatın anlamını sorguladığı o karanlık günlerde hemen herkesin farklı alanlarda deneyimlediği online aktiviteler benim de can simidim oldu. Gazeteci-yazar Bahar Akıncı'nın online yaratıcı yazarlık atölyesi dersleri verdiğini görünce hemen kaydoldum. Amacım geçmişte yazdığım küçük denemeleri anlamlı biçimde birleştireceğim bir teknik öğrenmekti. Bahar Hanım ödev olarak, göndereceği fotoğrafa bakıp 3 sayfayı geçmeyecek bir hikaye yazmamızı istedi. 23 Nisan 2020 tarihinde başladığım ilk andan, bitirinceye kadar büyük bir zevkle yazmaya devam ettim. Öyle ki gözlerimde canlandırdıklarıma kendim bile heyecanlandım, saatlerin birbirini nasıl kovaladığını anlamadan, dört gün sonra dört bölüm olarak teslim ettim. Sonucu merakla beklediğimi dün gibi hatırlıyorum. Devamı ve geldiğim nokta ise hep söylediğim gibi evrenin bana bir sürprizi, hatta hediyesi. Ece Yazıcı- Her şey o siyah-beyaz fotoğraf ile başladı! Fotoğrafa baktığımda gördüğüm ilk şey bakışlardı. Bakışların söylediklerinden etkilendim. Birinin gözleri şüphe ile karışmış endişeyi ve tedirginliği yansıtırken, diğerinin gözlerinde ise kibir ve umursamazlık vardı. Bu bakışlar bana bir kaçış hikayesini çağrıştırdı. Kaçışa, yaşanmışlıklara üzerine ortaya çıkan olaylar da eşlik edecekti. Birbirine zıt karakterlere sahip iki insanın bir araya geldiği yerde aşkın olmaması kaçınılmazdı. Karakterlerin kim olması gerektiğini ve nerede tanıştıklarını bir dakika bile düşünmedim. Ece Yazıcı- Ben hikayeyi başından sonuna kadar aklımda ana hatlarıyla oluşturmuştum. Ama bir eser haline getirmek tamamen ayrı bir çaba ve ciddi bir çalışma disiplini gerektirdi. Kaynak bulmak, araştırma yapmak, okumak, analiz etmek ve yazmak birbiri içine geçen ve birbirini tamamlayan aşamalar oldu. Hatta neredeyse aynı anda gelişti diyebilirim. Hikaye Boris'in yaşamından kesitler ile başladığı için, ilgili dönemdeki dünya gündemini, Rusya'nın tarihini ve sosyo kültürel yapısını anlamak ve anlatmak çok önemliydi. Olaylar gelişirken Elena'nın Ukraynalı olarak yaratımı ise doğal bir akışın sonucu olarak ortaya çıktı. Böylece Rusya tarihi içinde Ukrayna'yı da ele almak gerekti. Öğrencilik yıllarımda okuduğum Rus klasikleri dışında, Rusya yada Ukrayna özel ilgi alanıma girmiyordu. Ama yazım aşamasında bir yandan kaynak ararken, farklı şekillerde tesadüflerle hep Rusya hakkında belgesellerin, kitapların veya makalelerin karşıma çıkması sonucu doğal olarak ilgi alanı haline geldi. Ece Yazıcı- Kurgunun etrafında döndüğü iki karakter Elena ve Boris farklı sebeplerle hayatlarının yönünü değiştirmek zorunda kalan ve sonuçlarına katlanan kişiler iken, kader yollarını kesiştirdiğinde beraber çıktıkları yolculuğun kendi gerçeklerini değiştireceğinin bilincinde değillerdi. Dolayısıyla evet, gidilen bir yol ve bir yolculuk var ama bu yol öncelikle bireylerin kendi içinde bir kimlik değişimi ve bir noktadan sonra da beraber yürünen bir yol haline geliyor. Yeni bir adım atmak, cesareti herşeyden önce de karar vermeyi gerektirir. Çünkü en kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir aslında. Yeni kapılardan geçer, yeni yollara varırsınız. Yeni olasılıklar belirsizlikleri beraberinde getirse de bir bakıma heyecan vericidir ve içinde umut da barındırır. Keşke deyip pişman olacağımıza iyi ki deyip kazanımlarımızı artırmak elimizde. Hayatımızda keşke'lerin yerini iyi ki'ler almalı. Ece Yazıcı- Serinin ilk romanı anlamlı bir noktada kesildiği için ikinci kitap devam niteliğinde olacak. Dönemin tarihi koşulları etrafında şekillenecek olan yaşamlara tanıklık edeceğiz. Aşkın sevgiye ve umuda bağlanışını kuvvetle hissedecek hatta izleyeceğiz. Aşk her zaman var olacak ama fırtınalara dayanabilecekler mi? Bazı konular su yüzüne çıkmayı bekliyor, çıkabilecek mi? Hep beraber görelim. Her birinin başka olayları tetiklemesi sonucu günümüzün makro ekonomik ve siyasi sınırları çizilmiş oldu. Ancak bu gelişmeleri toplumsal ve bireysel boyuta indirgediğimizde pek çok insanın yaşamını kaybetmesine, farklı toprak bütünlüklerinde ve yönetimleri altında yaşamaya başlamalarına neden oldu. Tüm bunların sonucunda da bir göç olgusu ortaya çıktı. Göç, gidilmek zorunda kalınan topraklarda sevdiklerini bırakmakla eş anlamlı iken, yeni varılan yerde de kimlik ve aidiyet sorununu getirdi. Ne bıraktığınız yer sizin vatanınız ne de geldiğiniz bu topraklar. Herkese ve her şeye yabancısınız artık. Ece Yazıcı- Rus dış siyasetinin ve buna bağlı olarak izlediği politika ve stratejilerin geçmişten günümüze kadar, sıcak denizlere inmek olduğu bilinen bir gerçek. Kitapta da bu strateji ekseninde Rus-Osmanlı ilişkilerinde bıraktığı izler ve paralelinde Balkan savaşlarına atıflar var. Bu hareketlilik kahramanlarımızın hayatlarına başka bir soluk getiriyor, getirmeye devam edecek. Ece Yazıcı- Aslında bugün tanıklık ettiğimiz Rusya ve Ukrayna savaşına gelinceye kadar, dünya birçok savaş gördü geçirdi. Nesillerin böyle üzücü tecrübeler yaşaması ve ders almaması maalesef çok acı. Ancak kitapta da değindiğim gibi, savaşlar aslında haritalar üzerinde hesap yapılmasına ve sınırların değiştirilmesine karar verilmeden önce siyasi ve ekonomik gerekçeler ile başlıyor. Savaş fiili olarak başladığında da insanlar sevdiklerinden göçler yada kayıplar sonucu ayrılmak zorunda kalıyor. Aşk bu büyük resmin içinde solan, yaprakları kuruyup paramparça olan bir çiçek gibi. Bir daha gözünüz kadar sakınamayacak, elinize alıp sevemeyecek ve kokusunu içinize çekemeyeceksiniz. Aşkı ayıran sadece savaşlar yada sınırlar değil; aynı ülkede yaşamasına rağmen birleşmeyi başaramayan karakterler de aşkta kalamıyor. Her ne zorluk olursa olsun ayrı düşenlerin bir gün buluşacaklarına eminim yeter ki sahip oldukları aşkın değerini bilip hakkını verecek cesarette olsunlar. Ece Yazıcı- Benim vurgulamak istediğim, koşullar değiştiğinde nasıl hareket ettiğimiz. Koşulları kendi isteğimizle değiştirebilir, cesaret gösterip alışkanlıklarımızdan konfor alanlarımızdan çıkabiliriz. Koşullar bizim dışımızda değişebilir ve bunlara bir şekilde adapte olmaya çalışır hatta belki mücadele etmek zorunda kalırız. Başlangıç noktası ne olursa olsun, bu bir değişimdir ve değişimi görmek, kabullenmek ve ilerlemek başından sonuna bir yolculuktur. Bu yolculuğun içinde aşk da vardır, birleşmek de, ayrılmak da. 1 Numaralı Peron'dan kalkan tren gibi, hayatımızın her durağında birileri biner, birileri de zamanı geldiğinde sessiz sedasız gider. Dışardan bir gözle bakmayı başarabilirsek, her şeyin bir sebebi olduğunu ve bu sebeplerin de kendimizi yeniden yapılandırma imkanı verdiğini fark edebiliriz. Unutmayalım ki ne tanıştığımız insanlar, ne de karşılaştığımız olaylar ve bulunduğumuz ortamların hiçbiri tesadüf değil. Ece Yazıcı- Yaş aralığı, meslek gibi parametrelere bağlı olmadan geniş bir yelpazeye ulaştığını görmek beni mutlu ediyor. Ulaşabildiği kadar çok kişiye ulaşmasını isterim. Bugüne dek okuyucularımdan gelen geri bildirimlerden herkesin kendi yaşamına, yaşama olan bakış açısına göre bir filtrelemeden geçirdiğini gördüm. Kimi karakterler arasındaki ilişkilerin, kimi bugüne dek Moskova ve Petersburg'u hiç görmemiş olmama rağmen akıcı anlatımımın, kimi de zaman zaman yükselen tansiyon ve entrikaların etkisi altında kaldılar. Okuyanların yoğun duygusal bağ kurdukları bir kitap oldu. Yeni bir hayata zorluklarla başlamanın anlamını vurguladığı için, bir itici güce ihtiyaç duyanların, ilham arayanların öne çıkacağını düşünüyorum. Her ne kadar içeriği itibariyle bir soğuk iklim kitabı gibi gözükse de anlattıkları zamandan ve mekandan da bağımsız hale getirdi. Ece Yazıcı- Yolculuklarımız, hayatımızı değiştiren gerçeklere doğru aslında. Sevginin gücüyle yaşamda hep bir umudun olduğunu kanıtlayan 1 Numaralı Peron'u okurken hayatta hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını bir kez daha keşfedeceksiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/edebiyatist-kristal-kalem-odulu-2022-sahipleri-aciklaniyor/", "text": "Öykü dalında düzenlenen Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü 2022 finalistleri açıklandı. Birinci seçilecek eser ile mansiyon ödülleri için özel bir tören gecesi düzenlenecek. Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü 2022 sahipleri açıklanıyor. Bu yıl, ulusal düzeyde ve öykü dalında düzenlenen Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü'nde finale kalan 20 öykü açıklandı. Birincilik ve mansiyon ödülleri için özel bir tören gecesi düzenlenecek. 14 Kasım 2022 Pazartesi gecesi düzenlenecek ödül töreni ile ödüller sahiplerine verilecek. Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü jürisinde bu yıl Feridun Andaç, Defne Suman, Neslihan Önderoğlu, Aysel Karaca, Fatma Burçak, Can Gazalcı ve Bahar Yaka yer aldı. 31 Temmuz'da eser alımı tamamlanan yarışmada ön elemeyi geçen öyküler jürinin değerlendirmesi sonucu ödüle hak kazandılar. Birinci gelen yazar 2022 yılının Kristal Kalemi seçilirken, dört yazar da mansiyon ödülü alacak. Edebiyatist Yayınevi tarafından yayıma hazırlanan ve finale kalan 20 eserin yer alacağı kolektif anı kitabı, 14 Kasım 2022 Pazartesi gecesi Cevahir Sahne'de yapılacak ödül gecesinde okurlarıyla buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/edebiyattan-sahneye-tiyatro-sahnesi-cevirim-ici-yayinda/", "text": "Edebiyatımızın ünlü eserleri tek kişilik oyunlar halinde sahneleniyor. Sarıyer Belediyesi'nin kültür hizmeti olarak sunduğu oyunlar pandamı döneminde dijital olarak seyirciye ulaşıyor. Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Oktay Akbal, Aziz Nesin'in kısa öyküleri tek kişilik performanslarla izleyicisiyle buluşuyor. Oyunlar, dijital platformda yayımlanmaya başladı. Sarıyer Belediye Tiyatrosu, korona virüsü salgını nedeniyle sosyal mesafe kurallarına uygun gerçekleştirdiği Edebiyattan Sahneye adlı bir projesinde sergilenen oyunları Sarıyer TV Youtube kanalında yayınlamaya başladı. Proje kapsamında oyunlaştırılarak sahneye alınan Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Oktay Akbal, Aziz Nesin'in kısa öyküleri Haydar Aliyev Parkı'nda aynı alanda 7 farklı sahnede, 7 farklı oyuncu ile sahnelendi. Seyirciler oyunları sosyal mesafeli ve maskeli bir şekilde izledi."} {"url": "https://724kultursanat.com/ediz-hun-film-gibi-gecti-kitabinin-imza-gunune-yogun-ilgi/", "text": "Ediz Hun'un hayatına dair çıkan Film Gibi Geçti adlı kitap için düzenlenen imza gününe yoğun ilgi vardı. Ediz Hun, 5 saat süresince kitap imzalayarak hayranlarıyla sohbet etti. Ediz Hun Film Gibi Geçti kitabının imza gününe yoğun ilgi... Yeşilçam'ın unutulmaz jönlerinden Ediz Hun'un anılarına yer verilen kitap için imza günü düzenlendi. Yazar ve akademisyen Rıza Oylum'un kaleme aldığı Film Gibi Geçtinin ilk imza günü, 26 Haziran'da D&R Suadiye'de düzenlendi. İnkılap Kitabevi etiketiyle yayımlanan Film Gibi Geçti, Ediz Hun severler tarafından yoğun ilgiyle karşılanırken, usta oyuncu 500'ü aşkın kitabını imzaladı. Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Ediz Hun'un hayatını konu alan Film Gibi Geçti adlı kitap için imza günü düzenlendi. Yoğun ilginin yaşandığı imza gününde Ediz Hun 5 saat kitap imzaladı ve hayranlarıyla sohbet etti. Sinemaya ilk adımını attığı yıllardan günümüze dek 120'yi aşkın filmde başrol olarak yer alan Ediz Hun, dönemin popüler dergilerinden olan Ses'in, 1963 yılında düzenlediği sinema yıldızı yarışmasında birinci seçilmesini ve kısa sürede büyük bir ün elde etmesini Film Gibi Geçti kitabıyla sevenlerine ve Yeşilçam meraklılarına anlatıyor. İnkılap Kitabevi imzasıyla okurlarına ulaşan kitabında; Türk sinemasının yakışıklı jönlerinden Ediz Hun, öğretim görevlisi Rıza Oylum'un sorularıyla Yeşilçam'ın kamera arkasına da yıllar sonra ışık tutuyor. Film Gibi Geçti, usta oyuncu Ediz Hun'un Cihangir'de doğduğu evden Norveç'te geçirdiği öğrencilik yıllarına; ilk rol aldığı filmden milletvekili seçildiği güne kadar hayatının dönüm noktalarını okurlarına sunuyor. Ediz Hun, hayatına dair detayları içtenlikle anlatırken, 6-7 Eylül gibi dönemin kritik olaylarına da değiniyor. Yeşilçam'a genişçe yer ayrılan kitapta, içinde önemli filmlerden karelerin de bulunduğu bir fotoğraf albümüne yer veriliyor. Anılar ve resimlerle nostaljik bir okuma vadeden Film Gibi Geçti, okurlarının beğenisini kazanmayı bekliyor. Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi. Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkansız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki. Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek'te, suare seanslarında, yaz günlerinde açık hava sinemalarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikaye anlattı. Cihangir'de başlayıp Norveç'e kadar uzanan içinde birbirinden güzel aşkları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikayede başrol yine onun."} {"url": "https://724kultursanat.com/ediz-hun-ve-selma-guneri-tiyatro-sahnesinde-bulustu/", "text": "Yeşilçam sinemasında pek çok kez kamera karşısına geçip beyazperdede seyirciyle buluşan Ediz Hun ve Selma Güneri bu kez tiyatro sahnesinde birlikteler. Ediz Hun ve Selma Güneri tiyatro sahnesinde buluştu. Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Ediz Hun ve Selma Güneri, yıllar sonra tiyatro sahnesinde buluşarak seyirci karşısına çıkıyorlar. Yeşilçam sinemasının kameraları karşısında defalarca kere birlikte geçen Ediz Hun ve Selma Güneri bu kez tiyatro oyununda buluştu. Ediz Hun ve Selma Güneri romantik komedi türündeki Muhteşem İkili adlı oyunda sahnede seyirci karşısına çıkacak. Tiyatro Ak'la Kara, Yeşilçam yıldızları Ediz Hun ve Selma Güneri yıllar sonra Muhteşem İkili adlı romantik komedi oyunuyla 9-10 Aralık Ankara Panora Sanat Merkezi, 11 Aralık Pazar günü Ankara MEB Şura'da sahne alıyor. Tiyatro Ak'la Kara yeni sezona yepyeni bir oyunla perde açtı. Kurulduğu yıldan bu yana ilkleri ve farklılıkları bir araya getiren tiyatro, bu yıl Yeşilcam'ın ünlü yıldızlarından Ediz Hun ve Selma Güneri'yi yıllar sonra ilk kez tiyatro sahnesinde bir araya getiriyor. Sinema dünyasında beraber birçok filmde yer alan ünlü yıldızlar bu sefer Muhteşem İkili adlı romantik komedi oyunuyla tiyatroseverlerle buluşuyor. Muhteşem İkili adlı romantik komedi oyunuyla 9-10 Aralık Ankara Panora Sanat Merkezi, 11 Aralık Pazar günü Ankara MEB Şura'da sahne alıyor. Oyunun kadrosunda birbirinden değerli isimler yer alıyor. Oyunu yöneten Atilla Şendil, yönetmen yardımcıları; Ozan Dağara- Pelin Turancı, dekor; Şirin Dağtekin, Işık Yüksel Aymaz, oyuncular Ediz Hun, Selma Güneri, Savaş Özdural, Ilgın Angın ve Fatih Özacun bulunuyor. Romantik komedi tadında Muhteşem İkili oyununu kaçırmak istemeyen tiyatroseverler, biletleri Tiyatro Ak'la Kara gişelerinden 0216 541 43 59 numarayı arayarak ya da Biletix ve Biletinial'dan satın alabilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/ediz-hunun-hayati-kitap-oldu-film-gibi-gecti/", "text": "Türk sinemasının jönlerinden Ediz Hun'un hayatına dair detaylar kitap oldu. Film Gibi Geçti adlı kitapta Ediz Hun'un hayatı ve elbette Yeşilçam'ın kamera arkasına dair detaylar yer alıyor. Ediz Hun'un hayatı kitap oldu Film Gibi Geçti. Usta oyuncu Ediz Hun'un yaşam serüveni, sinema yazarı ve akademisyen Rıza Oylum'un söyleşilerinden oluşan Film Gibi Geçti kitabıyla okurlarının karşısına çıkıyor. İnkılap Kitabevi tarafından yayımlanan kitapta Ediz Hun; çocukluğu, Yeşilçam yılları ve milletvekilliği döneminden pek çok önemli anısını paylaşıyor. Sinemaya ilk adımını attığı yıllardan günümüze dek 120'yi aşkın filmde başrol olarak yer alan Ediz Hun, dönemin popüler dergilerinden olan Ses'in, 1963 yılında düzenlediği sinema yıldızı yarışmasında birinci seçilmesini ve kısa sürede büyük bir ün elde etmesini Film Gibi Geçti kitabıyla sevenlerine ve Yeşilçam meraklılarına anlatıyor. Türk sinemasının yakışıklı jönlerinden Ediz Hun, öğretim görevlisi Rıza Oylum'un sorularıyla Yeşilçam'ın kamera arkasına da yıllar sonra ışık tutuyor. Film Gibi Geçti, usta oyuncu Ediz Hun'un Cihangir'de doğduğu evden Norveç'te geçirdiği öğrencilik yıllarına; ilk rol aldığı filmden milletvekili seçildiği güne kadar hayatının dönüm noktalarını okurlarına sunuyor. Ediz Hun, hayatına dair detayları içtenlikle anlatırken, 6-7 Eylül gibi dönemin kritik olaylarına da değiniyor. Yeşilçam'a genişçe yer ayrılan kitapta, içinde önemli filmlerden karelerin de bulunduğu bir fotoğraf albümüne yer veriliyor. Anılar ve resimlerle nostaljik bir okuma vadeden Film Gibi Geçti, okurlarının beğenisini kazanmayı bekliyor. Siyah beyaz bir fotoğraf karesi gibi Yeşilçam; bir kenara atılmış, tozlu raflarda duran, ama her bakıldığında insanın ruhuna elemle karışık bir saadet yayan, ucu yanmış bir fotoğraf karesi. Fakir ama gururlu erkekleri, amansız hastalıklara yakalanan kadınları, imkansız aşklarıyla o 24 fotoğraf karesinde her şey biraz daha masum sanki. Türk sinema tarihinin en yakışıklı jönlerinden Ediz Hun o dönemin başkahramanlarından biri. Beyoğlu Emek'te, suare seanslarında, yaz günlerinde açık hava sinemalarında yıllarca konuk oldu hayatlara. Onu hep canlandırdığı karakterlerle beyaz perdeden izledik, ama işin bir de perde arkası vardı. Ediz Hun bu kez kurgu değil, gerçek bir hikaye anlattı. Cihangir'de başlayıp Norveç'e kadar uzanan içinde birbirinden güzel aşkları, üstün başarıları ve bir halkın hayranlığını saklayan bu hikayede başrol yine onun."} {"url": "https://724kultursanat.com/el-yapimi-ask-gulmek-isteyenler-icin-sahnede/", "text": "Çisil Oral'ın yazdığı ve rol aldığı Ev Yapımı Aşk adlı komedi tiyatroda gülmek isteyenler için... Oyunda Çisil Oral ile birlikte Yosi Mizrahi, Erbil Koru sahnede seyirciyle buluşuyor. El Yapımı Aşk gülmek isteyenler için sahnede... Çisil Oral'ın yazdığı El Yapımı Aşk adlı komedi, Bakırköy Sahne 74'de prömiyer yaptı. El Yapımı Aşk adlı oyunun yönetmenliğini Murat Sarı yapıyor. Çisil Oral oyunu yazdığı gibi rol de alıyor. Çisil Oral sahnede Yosi Mizrahi ve Erbil Koru ile seyircinin karşısına çıkıyor. Seyircilere keyifli, eğlenceli bir komedi vadeden El Yapımı Aşk, 18 Şubat'ta Torium Sahne'de olacak. Güzel bir hafta sonu geçirmek için, birbirleri ile evli olan sevgililerinin evine gelen barmen Deniz ve şarkıcı Deniz hiç de düşündükleri gibi bir hafta sonu geçirmeyeceklerdir. Tahmin etmedikleri gelişmeler onları beklemektedir. Sevgilileriyle romantik hafta sonu hayali, yerini hem eğlenceli hem de gerilimli bir maceraya bırakır. Birbirlerinin şehir dışında iş gezisinde olacağını zanneden karı koca gezileri iptal olunca yakalanmamak için kapıyı Deniz ve Deniz'in üzerine kilitleyip evden çıkmışlardır. Evde bir yabancının daha olduğundan habersiz olan ikili ummadıkları bir anda karşılaşırlar. Kim olduklarını saklamak ve birbirlerinin kim olduğunu öğrenmek için pek çok numara denerler. Bu esnada kapının bozulan alarmı yüzünden başlarına dert olan bir güvenlik görevlisi de olaya karışınca işler iyice sarpa sarar. Evden çıkmanın bir yolunu bulmaya çalışırken kendilerini bulabileceklerini hiç düşünmemişlerdir. Eğenceli ve muzip tavırlarıyla bilinen barmen Deniz ve klibinde giydiği kostümleriyle dikkat çeken pop şarkıcısı Deniz'in sırlarla ve hayallerle dolu hikayesine pek çok sürprizin eşlik ettiği bir komedi El Yapımı Aşk."} {"url": "https://724kultursanat.com/elif-nazli-duran-gozlerin-sozleri-sergisi-metropol-istanbulda/", "text": "Ressam ve seramik sanatçısı Elif Nazlı Duran'ın kişisel sergisi Metropol İstanbul'da sanatseverleri ağırlıyor. Elif Nazlı Duran Gözlerin Sözleri sergisi Metropol İstanbul'da sanatseverlerle buluşuyor. Ressam ve seramik sanatçısı Elif Nazlı Duran'ın kişisel sergisi Gözlerin Sözleri, 1 Mayıs'ta açıldı. Yaklaşık iki ay süresince açık kalacak olan sergide Elif Nazlı Duran'ın elli eseri sergileniyor. Elif Nazlı Duran, sergisinde 'sadece dudakların değil gözlerin de sözleri vardır' mesajını veriyor. Büyük gözlü portreler sergiye damgasını vuruyor. Sanatçının, karakteristik büyük gözlü portrelerinin her biri, günlük yaşamdaki sıradan diye nitelendirilen herhangi bir ana ait duyguların zaman ve mekandan bağımsız hale geldiğinde ne kadar anlamlı olabileceğinin kanıtı niteliğinde. Metropol İstanbul, keyifli alışverişin merkezi olmasının yanı sıra kültür sanat etkinlikleriyle de adından söz ettiriyor. Mekan şimdi de Elif Nazlı Duran'ın heyecan verici sergisine ev sahipliği yapıyor. Ressam ve seramik sanatçısı Elif Nazlı Duran'ın eserlerinin hayat verdiği Gözlerin Sözleri sergisi yaklaşık iki ay boyunca sanatseverlerle buluşacak. Gözlerin Sözleri sergisi Elif Nazlı Duran'ın naif ve çocuksu hayal dünyasından bir esintisi sanatseverlere sunuyor. Pembe sakızının balonunu şişiren kırmızı ip küpeli kız... Kırmızı balonunun içi sadece hava ile değil güzel duygularla dolu olan kahraman ve bir diğeri de dev şans balığını yakalayan küçük miço... Sanatçının hayal dünyasındaki imgeler sergide boyut kazanarak sadece dudakların değil gözlerin de sözleri olabileceğine tanıklık sunuyor. Ressam ve seramik sanatçısı Elif Nazlı Duran, bu sergisinde ağırlıklı olarak suluboya çalışmalarına yer veriyor. Eserlerinin her birinde dikkat çeken ise çerçeveler üzerinde sanatçının el yazısıyla yer alan cümleler... Bu cümleler sanatçının yazar kimliğine de gönderme yapar nitelikte. Büyük akrilik tabloların ve heykellerin de yer aldığı sergi, şehrin Anadolu yakasının popüler mekanlarından Metropol İstanbul AVM'nin sergi salonunda iki ay boyunca 2. kat Vakko avlusunda ziyaret edilebilecek. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümünü mezunu olan Elif Nazlı Duran uzun yıllar medyada görev yaptı. ABD'de Georgia State University Fine Arts'da resim eğitimi alan sanatçı, yüksek lisansını Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde tamamladı. Duran, uzun yıllar basın sektöründe çeşitli kademelerde görev aldı ve bir yandan da resim ve seramik çalışmalarına devam etti. Yurtiçi ve yurtdışında çeşitli kişisel ve karma sergilere katılan sanatçı, şu sıralar Paris'te düzenleyecek bir karma serginin küratörlüğünü üstlendi."} {"url": "https://724kultursanat.com/elif-safakin-romani-ingilterede-uc-odule-aday/", "text": "Elif Şafak'ın henüz Türkiye'de yayımlanmamış olan romanı The Island of Missing Trees, İngiltere'de üç ayrı ödül için aday gösterildi. Elif Şafak'ın romanı İngiltere'de üç ödüle aday gösterildi. Elif Şafak'ın geçtiğimiz yıl İngiltere ve ABD'de yayımlanan yeni romanı The Island of Missing Trees İngiltere'nin prestijli üç ayrı ödülüne aday oldu. Elif Şafak'ın romanı önce edebiyat kategorisinde Edward Stanford Ödülü'ne aday gösterilen altı kitap arasında yer aldı. Ardından ise Costa Roman Ödülü listesinde yer aldı. The Island of Missing Trees, en son etkili Women's Prize Fiction ödülüne aday gösterildi. Yayınlandığı günden bu yana İngiltere ve ABD'de beğeniyle karşılanan, hakkında pek çok yazı yayımlanan, yılın en iyileri listelerinde yer alan Island of Missing Trees, 2022 yılında da Türkiye'de Doğan Kitap tarafından yayımlanacak. Birleşik krallığın edebiyat dalında bir başkaldırı ödülü olarak kabul edilen Women's Prize for Fiction'ın merakla beklenen uzun listesi hafta başında açıklandı. Listede The Island of Missing Trees ile Elif Şafak da yer alıyor. Kadın yazarların edebi başarısını takdir etmek için 1996 yılından beri verilen ödülün ilham kaynağıysa yine başka bir ödül. Yayınlanan romanların yaklaşık %60'ı kadın yazarlar tarafından olmasına rağmen, kısa listeye alınan altı kitaptan hiçbirinin bir kadın tarafından yazılmadığı 1991 Booker Ödülü'ne tepki olarak verilmeye başlanan Women's Prize for Fiction, her yıl herhangi bir milletten bir kadın tarafından yazılmış en güzel kurguyu belirliyor. Bu yılki uzun listede Elif Şafak'ın da aralarında bulunduğu beş İngiliz, altı Amerikalı, iki Yeni Zelandalı, bir Türk, bir Amerikan-Kanadalı ve bir Trinidadlı yazar bulunuyor. 2022 Kadın Kurgu Ödülü'nün kazananı 15 Haziranda açıklanacak. İngiltere'nin en prestijli ve popüler kitap ödüllerinden Costa Kitap Ödülleri her yıl senenin en iyi kitaplarını ve yazarlarını seçmeye devam ediyor. 1971'den beri gerçekleştirilen kitap ödüllerinin roman dalında bu yılki kısa listesinde son kitabı The Island of Missing Trees ile Elif Şafak da var. Dört kitabın kısa listeye kaldığı ödülün sonuçları Şubat ayı başında açıklandı Unsettled Ground isimli kitabıyla Claire Fuller ödülün sahibi oldu. Elif Şafak, ayrıca 2022 Edward Stanford Ödülleri'nin kurgu dalında kısa listesine dahil edildi. Mart ayı başında açıklanan ödülün sahibiyse The Country Of Others isimli kitabıyla Leila Slimani oldu. Geçtiğimiz yıl Booker'ın kısa listesine kalan 10 Dakika 38 Saniye isimli romanının ardından yeni romanı Kayıp Ağaçlar Adası'yla da adında adından söz ettirmeye devam eden Elif Şafak, Kayıp Ağaçlar Adası'nda bize aidiyet ve kimlik, aşk ve travma, hafıza ve hafıza kaybı, doğanın insan kaynaklı yıkımı ve nihayet yenilenme üzerine zengin, büyülü bir hikaye sunuyor. Roman yakında Doğan Kitap tarafından Türkiye'de de yayımlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/eltilerin-savasi-guldurecek/", "text": "Gupse Özay'ın başrolünde oynadığı ve senaryosunu yazdığı Eltilerin Savaşı adlı komedi filmi 31 Ocak'ta vizyona geliyor. Eltilerin Savaşı fragmanı yayınlandı. Eltilerin Savaşı film fragmanı ile Gupse Özay komedi filmlerinin öne çıkan karakterleri ile birlikte seyirciyle buluşuyor. Eltilerin Savaşı, Gupse Özay'ın hem başrolleri Merve Dizdar'la paylaştığı hem de senaryosunu yazdığı komedi filmi. Ferit Aktuğ ve Uraz Kaygılaroğlu da filmde öne çıkan diğer iki oyuncu. Eltilerin Savaşı, 31 Ocak'ta gösterime giriyor. Filmin adından anlaşıldığı gibi ve gerçek hayatta da sık sık rastladığımız eltilerin rekabeti, beyaz perdeye geliyor. Birbirinden zıt karaktere sahip iki eltinin çekişmesi izleyenleri güldürüyor. Sultan ve Gizem iki elti... Eltilerin sosyal medya düşkünlükleri, evlilik anlayışları, aile kurarken yaşadıkları ilginç olaylar... İki eltinin erkek kardeşlerinin ve eşlerinin savaş rüzgarına kapılma hikayesi anlatılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/elvis-filminden-ilk-fragman-film-ne-zaman-vizyona-girecek/", "text": "Müzik dünyasının efsane ismi Elvis Presley'in hayatı sinema filmi oldu. Elvis adlı filmden ilk fragman paylaşıldı. Elvis filminden ilk fragman film ne zaman vizyona girecek? Elvis Presley'in hayatını konu alan Elvis adlı filmden ilk fragman yayınlandı. Müzik dünyasının efsane ismi Elvis Presley'in hayatının bilinmeyen bölümlerinin de yer alacağı Elvis adlı sinema filminden ilk fragman paylaşıldı. Filmde Elvis Presley rolünü Austin Butler oynuyor. Tom Hanks ise Elvis'in menajeri Colonel Tom Parker'ı canlandırıyor. Elvis filmi rock'n roll müziğinin kralı Elvis Presley'nin hayatını konu ediyor. Elvis Presley'in hayatının bilinmeyenlerinin gözler önüne serildiği filmde, müzik kariyeri mercek altına alınıyor. Filmde ayrıca, Elvis Presley'i henüz kimse tanımazken keşfeden ve müzik yolculuğunda yer alan menajeri Colonel Tom Parker ile olan karmaşık ilişkisi de konu ediliyor. Elvis filminin fragmanı yayınlandı. Elvis filminin fragmanını izleyebilirsiniz. Onun öncesinde ise filmle ilgili kısa bilgi vemremey devam edelim. Elvis Presley, 1950'li yılların ikinci yarısından itibaren başta ABD olmak üzere dünyanın en büyük müzik ikonlarından biri oldu. Rock'n Roll'un Kralı' olarak ünlendi. Elvis Presley'nin hayat hikayesi 'Elvis' adıyla beyazperdeye yansıtılacak. Filmin yönetmeni Baz Luhrmann. Filmde Elvis Presley'i Austin Butler, menajer Colonel Tom Parker'ı ise Tom Hanks canlandırdı. Elvis, sinema dünyasında çok tartışılacak bir film olmaya aday gösteriliyor. Elvis filminin vizyon tarihi merak ediliyor. Elvis filminin vizyon tarihi 24 Haziran 2022 olarak duyuruldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/emel-vardarin-camdan-kadinlari-knidosta/", "text": "11. Knidos'un Sır'ı Sanat Festivali yarın başlıyor. Festivalde Emel Vardar'ın Camdan Kadınları Knidos'ta sanat severlerle buluşuyor. Emel Vardar'ın Camdan Kadınları Knidos'ta sanat severlerle buluşuyor. Sanat dünyamızda ayrı bir yeri olan Knidos'un Sır'ı Sanat Festivalinin 11'ncisi, yarın gerçekleşiyor. Muğla Datça Yaka Köyü'ndeki Uluslararası Knidos Kültür sanat Akademisi da düzenlenen festival de 6 kişisel sergi ve 40 farklı sanatçının karma sergisi var. Dünya pandemi ile mücadelesini sürdürürken, dur-durak demeden çalışan sanatçıların ürettikleri eserleri izlemek için de çok sayıda sanatseverin Datça Yaka Köyü'ne gelmesi bekleniyor. Festivale uluslararası heykel sanatçısı Emel Vardar'da katılıyor. Ressam-Heykeltıraş Emel Vardar, geçtiğimiz aylarda ABD ve İtalya'da sergilediği camdan kadın heykellerini bu festival için Knidos'a getirdi. Festival de ayrıca aralarında Yeni Zellanda Cumhuriyeti Büyükelçisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile sanatçı Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'in de aralarında olduğu çok sayıda kişi ve kuruluşa Yaşam Boyu Onur Ödülleri verilecek. Festival de kişisel sergiler açan sanatçılar şöyle; Cam heykel Emel Vardar, resim Ertuğrul Ateş ve Ali Düzgün. Seramik Ece Kazan ve Mehmet Oral, heykel Funda Tarakçıoğlu. Festivalde ayrıca konser de var. Konser de Birgül Su Ariç soprano, Mehmet Ariç piyano, İZDOB solist sanatçı olarak sahne alacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/emre-karayel-sahne-cumhuriyeti-kultur-sanat-hayatina-kazandiriyor/", "text": "Sahne Cumhuriyet Maltepe'de kültür sanat hayatında yeni bir mekan olarak açılıyor. Ünlü oyuncu Emre Karayel Sahne Cumhuriyet'in sanat yönetmenliğini yapacak. Emre Karayel Sahne Cumhuriyet'i kültür sanat hayatına kazandırıyor. Ünlü oyuncu Emre Karayel, Sahne Cumhuriyet'in sanat yönetmenliğini yapacak. Maltepe'de yapımı tamamlanan Sahne Cumhuriyet perdelerini 2 Mart'ta Emre Karayel'in tek kişilik oyunu Erkek Aklı-Oksimoron oyunuyla açacak. Emre Karayel Sahne Cumhuriyet'in sanat yönetmenliğini de yapacak. Sahne Cumhuriyet tiyatro oyunlarına, konserler, söyleşiler ve imza günlerine ev sahipliği yapacak. İstanbul'a yeni bir sahne kazandırmanın huzurunu yaşadığını söyleyen Karayel, kapılarının nitelikli sanat üreten herkese açık olduğunu belirtti. Sahne Cumhuriyet bir gölün kenarındaki 415 kişilik salonu, teknik donanımı, 150 araçlık otoparkı ile Anadolu yakasına kültürel anlamda nefes aldıracak. Sahne Cumhuriyet'te mart ayı boyunca 'Erkek Aklı-Oksimoron', 'Bülent Bey'in Hikayesi', 'Babamı Kim Öldürdü?', 'İyi, Kütü Çirkin' adındaki tiyatro oyunları ile 'Çok ta fifi' ve 'Deniz Alnıtemiz-Stand up' adlı stand up gösterileri seyirciyle buluşacak. Ayrıca Kültür Bakanlığı ödüllü 'Benim Güzel Pabuçlarım' gibi birbirinden eğlenceli çocuk oyunları sergilenecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/emre-kinay-irgat-oyunun-promiyerini-festivalde-yapacak/", "text": "Emre Kınay'ın rol aldığı Irgat adlı oyun seyirciyle buluşmak için gün sayıyor. Duru Tiyatro'nun yeni sezonda seyirciyi karşılayacağı oyunun prömiyeri 25. İstanbul Tiyatro Festivali'nde yapılacak. Emre Kınay 'Irgat' adlı yeni oyunun prömiyerini 25. İstanbul Tiyatro Festivali'nde yapacak. Duru Tiyatro yeni sezonda seyircileriyle buluşturacağı Irgat, konusu Türkiye'de geçen ve Shakespeare'in bile yazdığından haberi olmayan bir oyun. Oyunun yazarı Irmak Bahçeci. Yazar, Shakespeare'in günümüze kalan tüm oyunları tarayarak, sadece onun cümleleriyle yazdığı Irgat yepyeni bir hikaye anlatıyor. Irgat oyunun yönetmenliğini Emrah Eren yapıyor. Oyunda Irgat'ı Emre Kınay canlandırıyor. Irgat, perdelerini, İKSV'nin düzenlediği 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında açacak. Oyun, 25 Ekim Pazartesi akşamı saat 20.00'de Duru Tiyatro Watergarden Performans Merkezi'nde gerçekleşecek prömiyerinin hemen ardından 26 Ekim Salı akşamı da aynı salonda seyirciyle buluşacak. Duru Tiyatro yeni sezonda tiyatroseverleri sıradışı bir Shakespeare kolajıyla, Irgat adlı yeni oyunuyla karşılıyor. Irmak Bahçeci'nin Shakespeare'in tüm oyunlarını tarayıp önce Türkçe'ye ardından da 'ırgatça'ya çevirerek yazdığı oyunu Emrah Eren yönetiyor. Irgat, tamamen Shakespeare'in cümlelerinden oluşuyor ama onun hiç yazmadığı bir karakterin hikayesini anlatıyor. Türkiye'de geçen müzikli oyunda, büyükşehre gidip kendini koskoca bir inşaatın, betonlaşmanın ve vahşi kapitalizmin içinde bulan ırgatı Emre Kınay, beyzadeyi ise Sertaç Nicholas Güder canlandırıyor. Memleketindeki çatışma ortamında doğup büyümüş olan Irgat, bir çatışma sırasında öksüz kalmış bir çocuğu sahiplenir ve çocuğu da alarak metropole gelir. Tek derdi, başını sokacak bir yer ve karnını doyurmak olan Irgat, şans eseri bir inşaat firmasının sahibiyle tanışır. Adam, Irgat'a inşaatlarından birinde hem kalacak yer hem de iş verir. Çocuk da zaman içinde büyür ve o da inşaatta Irgat'la yan yana çalışmaya başlar. Bitmek bilmeyen bir kavganın sürdüğü topraklardan, ideolojik çatışmanın kasıp kavurduğu üniversiteden, taşranın işsizliğinden, metropolün ağır işçiliğinden kurtulmayı becermiş bir işçi olan Irgat'ı trajedi, nereden kaçarsa kaçsın kendi vicdanında yakalayacaktır. Irgatın müzikleri Cenk Erdoğan'ın, dekoru Cihan Aşar'ın, ışık tasarımı Yakup Çartık'ın, şarkı sözleri ise Faruk Üstün'ün imzasını taşıyor. 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında 25 Ekim 2021 Pazartesi ve 26 Ekim 2021 Salı akşamları saat 20.00'de Duru Tiyatro Watergarden Performans Merkezi'nde sahnelenecek Irgatın biletleri Passo'dan temin edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/engelli-sanatcinin-onundeki-engeller-kaldirilmali/", "text": "Sanatta Engel Yok Vakfı, ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak amacı ile etkinlik düzenledi. İş ve sanat dünyasının tanınmış kişilerinden oluşan konukların katıldığı etkinlikte vakfın bünyesindeki engelli sanatçıların eserleri de sergilendi. Engelli sanatçıları desteklemek amacı ile kurulan Sanatta Engel Yok Vakfı ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak amacı ile etkinlik düzenledi. İş ve sanat dünyasının tanınmış kişilerinden oluşan konukların katıldığı etkinlikte vakfın bünyesindeki engelli sanatçıların eserleri de sergilendi, piyanist Zafer Eraslan konser verdi. Ana teması engelli sanatçıların önlerindeki engellerini kaldırmaya yönelik olan etkinliğin açılışını Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Yasemin Gülderen Zanbak yaptı. Gülderen Zanbak konuşmasında Tamamen hayra odaklı vakfımız, edebiyat, müzik, resim heykel sanat alanlarındaki engelli kişilere hizmet veriyor. Bu güne kadar yüzlerce engelli kardeşimizin hayatına dokunuşlar yaptık. Yapmaya da devam edeceğiz dedi. Başkan Yardımcısı Sevgi Ataman da konuşmasında Ulu önderimiz Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyetimizin 100'ncü yılında engelli kardeşlerimizin hayatlarındaki engelleri ortadan kaldırabilmek amacı ile yola çıktık. Onların aştığı her bir engel ülkemizin aydınlık geleceği için döşenmiş çok önemli taşlar oluyor diye konuştu. Besteci ve yorumcu Murat Evgin'in de konuk olarak katıldığı etkinliğe yaklaşık 500 davetli katıldı. Gece de uluslararası piyanist Zafer Özaslan da klasik müzik ve günümüz eserlerinden oluşan repertuarını yorumladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/erdinc-akkoyunlu-ilk-romani-babamin-cinayet-defteri-ile/", "text": "Gazeteci Erdinç Akkoyunlu ilk romanıyla okurların karşısına çıkıyor. Farklı alanlarda muhabirlik ve editörlük yaptıktan sonra son yıllarda edebiyata dair makaleler yazan Erdinç Akkoyunlu'nun Babamın Cinayet Defteri adlı ilk romanı nitelikli edebiyat konusundaki hassasiyetiyle tanınan Notos Kitap tarafından basıldı. Erdinç Akkoyunlu ilk romanı Babamın Cinayet Defteri ile edebiyat dünyasında yerini aldı. Gazetelerde muhabirlik ve editörlük yapan son yıllarda ise edebiyata dair yazılarıyla tanınmaya başlayan Erdinç Akkoyunlu, Babamın Cinayet Defteri adlı romanı ile okurların karşısına çıktı. Babamın Cinayet Defteri, nitelikli edebiyat konusunda hassasiyeti ile bilinen Notos Kitap'tan çıktı. Babamın Cinayet Defteri, Erdinç Akkoyunlu'nun gazetecilikten gelen araştırmacı kişiliğinin bir yansıması olarak edebiyat dünyamızda yerini aldı. Romanda, Türk basınından bir dizi sürprizler yer alıyor. Romanın, Türk basınındaki karakterleri kadar konusuyla da ilgi çekmesi bekleniyor. Adından da anlaşılacağı gibi polisiye türde bir roman olan Babamın Cinayet Defteri sıradan bir ilk roman değil. İncelikli araştırma ve tarihi bilgiler ışığında Türkiye'nin yakın tarihindeki siyasal-sosyal olaylarda yolculuğa çıkılıyor. Kitabın tanıtım yazısında şöyle deniliyor: Yıllarca Cumhuriyet gazetesinin polis muhabirliğini yapan Baretta Gölgesiz Kemal Metin'in haberlere sığdıramadığı ayrıntılar, onun defterinde okuru kendine bağlıyor. 17. yüzyılda Sultanahmet Camii'nin yapımı sırasında işlenen tuhaf cinayetlerden 1970'lerde ambargo günlerinin yoksulluğundaki kayıp aslan paniğine kadar tuhaf ve sarsıcı hikayelerle dolu defterin izini süren gazeteci Altan Metin, bir yandan babasının faili meçhulünü aydınlatmaya çalışırken bir yandan da kayıp kardeşi Erkan'ı arıyor. Bir filozofu ölümden kurtarmaya uğraşırken bir eski katilin de elini kana bulamasına engel olmaya çabalıyor. Ve bu kargaşada iki kadının aşkını yaşarken Uğur Mumcu'ya kurulan suikast komplosunun parçası olmamaya çalışıyor. İçinde Yaşar Kemal, Hasan Cemal, Ertuğrul Özkök ile Orhan Pamuk'un da olduğu, Türk ve dünya edebiyatındaki çeşitli metinlere göndermeler yapan Babamın Cinayet Defteri okudukça katmanları yoğunlaşan, az rastlanan türde bir politik-psikolojik-polisiye. Gazetelerdeki cinayet haberlerinin git gide uğradığı değişim ve toplumdaki cinayet algısının ele alındığı roman, 1950-1980 yılları arasında Cumhuriyet Gazetesi'nin polis muhabiri Baretta Gölgesiz Kemal Metin'in haberlere sığdıramadığı ayrıntılarla tuttuğu cinayet defterindeki olaylara dayanıyor. Babasının 12 Eylül darbesinden hemen sonra faili cinayete kurban gitmesinin ardında, yine her biri ayrı bir silah markası lakabına sahip bir grup gazete polis muhabirinin olduğunu düşünen ve babasının yerine önce Cumhuriyet'te sonra da Hürriyet'te çalışan gazeteci Altan Metin, bir yandan cinayeti araştırırken bir yandan kayıp kardeşini arıyor, öte yandan sonu Uğur Mumcu suikastına varacak bir komploya istemese de dahil oluyor. Romanda Sultanahmet Camii'nin 1600'lü yıllardaki inşası sırasında işlenen bir cinayete de yer veriliyor. Romanı yazma fikri 2001 yılında oluştu. 2002 yılında Gazi İletişim'de okurken, tüm basılı gazetelerin arşivde küflendiğini gördüm. 1930'dan 2005'e kadar olan gazetelerin manşetlerini, politika ve 3. Sayfalarını okudum. Cinayet haberlerine toplumun bakışının değişmesini izledim. İlk yıllarda bir cinayet işlenmesi büyük bir infiale neden olup bu olay gazetelerde sayfalarca yer alırken, daha sonra toplumda cinayetler kanıksanıyor, cinayet haberleri tek sütuna iniyordu. Daima modern romanın, ülke edebiyatının en iyi örneklerine atıf yapmasından yanayım. O nedenle de romanı yazacak tarih olarak, gazete arşivlerinde yaptığım araştırmada 1992'yi Türkiye'nin değiştiği tarih olarak gördüm. Güneydoğu'da PKK ile yoğun kayıpların verildiği çok şiddetli çatışmalar, Doğu'dan İstanbul'a yoğun insan göçü, Refah Partisi'nin oylarını yükseltmesi, İstanbul'da yaşanan büyük hava kirliliği, Bosna'da soykırım, Almanya'da Türklerin evlerinin yakılması... Tam bir kaos ortamı hakimdi. Erdinç Akkoyunlu, 1983 yılında İstanbul'da doğdu. 2006'da Ankara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. 2004 yılından itibaren Sabah, Milliyet, Akşam ve Star gazetelerinde gazetecilik yaptı. 2020'den beri bağımsız gazeteci olarak yaşamını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası yayınlarda Akkoyunlu'nun geliştirdiği sadeliğin ihtişamı, metin İklimi, öğretici yazar terimleri ona atıf yapılarak kullanıldı. 2009-2020 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın Kartı taşıdı, ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi."} {"url": "https://724kultursanat.com/erhan-yazicioglu-fikrim-firarda-tek-kisilik-oyunla-sahnede/", "text": "Erhan Yazıcıoğlu tek kişilik oyunla seyirciyle buluşuyor. Fikrim Firarda adlı tek kişilik gösterisinde Erhan Yazıcıoğlu, 30 Nisan'dan itibaren farklı şehirlerde sahnede olacak. Erhan Yazıcıoğlu Fikrim Firarda tek kişilik oyunla sahnede. Erhan Yazıcıoğlu tek kişilik oyunu Fikrim Firarda ile seyirciyle buluşuyor. Tiyatro sahnesinde 56. yılını yaşayan Yazıcıoğlu, yaşadığı acı tatlı anıları ironik bir dille sahneye taşıyor. Tükenmeyen enerjisiyle Sanata gönül veren gençler için iyi bir örnek olan Sanatçı bu belki de son oyunum dese de kimseyi inandıramıyor. Oyun 30 Nisan Bodrum Nurol Kültür Merkezi'nde, 9 Mayıs'ta İstanbul Trump Sahne'de başlayıp bütün şehirlerde oynamak üzere yola çıkıyor. Oyunda Erhan Yazıcıoğlu, seyircilere Yedikule'de geçirdiği çocukluk dönemini, tiyatroyla tanışma sürecini ve figüran olarak başlayıp genel sanat yönetmenliğine kadar görev yaptığı Şehir Tiyatroları'nda yaşadıklarını, çok renkli özel hayatını ve 1990'lı yıllarda sunduğu Seç Bakalım adlı yarışmayı anlatmasının yanı sıra tiyatro ve politika ilişkisine dair değerlendirmelerde bulunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ersan-kuneri-dizisinden-cikarilan-bolumu-cem-yilmaz-acikladi/", "text": "Cem Yılmaz, merakla beklenen Erşan Kuneri dizisinden çıkardığı bölümü açıkladı. Erşan Kuneri dizisinden çıkarılan bölümü Cem Yılmaz açıkladı. Netflix'te 13 Mayıs'ta ekrana gelecek olan Erşan Kuneri dizisiyle ilgili Cem Yılmaz dikkat çeken bir açıklama yaptı. Cem Yılmaz, Erşan Kuneri dizisiyle ilgili itirafta bulundu. Erşan Kuneri dizisinden çıkarılan bölüm mü var? Cem Yılmaz merak edilen bu sorunun cevabını verdi. Ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın yazıp yönettiği ve rol aldığı Erşan Kuneri 13 Mayıs'ta ekrana geliyor. Netflix'te yayınlanacak olan Erşan Kuneri dizisiyle ilgili Cem Yılmaz bir itirafta bulundu. Merakla beklenen Erşan Kuneri dizisinden çıkarılan bölüm hangisi? Cem Yılmaz'ın açıklaması ile Erşan Kuneri dizisinden çıkarılan bölüm meraklılar tarafından öğrenildi. Cem Yılmaz'ın yazıp yönettiği Erşan Kuneri'nin kadrosunda Zafer Algöz, Ezgi Mola, Çağlar Çorumlu, Uraz Kaygılaroğlu, Merve Dizdar, Nilperi Şahinkaya ve Bülent Şakrak gibi önemli isimler rol alıyor. Cem Yılmaz katıldığı bir televizyon programında beklenen diziyle alakalı dikkat çeken açıklamalar yaptı. Erşan Kuneri dizisi 8 bölümden oluşuyor. Cem Yılmaz, Erşan Kuneri dizisinden çıkarılan bölümü açıkladı. Cem Yılmaz Erşan, İtalyan bir yönetmenle birlikte bir film yapıyor, Ultima posta, son posta diye... Onu eledim. cümleleriyle açıklamasını yaptı. Cem Yılmaz ayrıca, sosyal medya hesabından yeni dizisinde anlattığı filmlerin afişlerini paylaştı. Erotik sinemanın ünlü yapımcısı Erşan Kuneri 80'lerin başında hapishaneden çıktıktan sonra farklı türlerde filmler çekmeye karar verir. Sektörden arkadaşları Alev, Altın Oran, Mami, Seyyal, Tumtum, Feride ve Payro Kemal'i bir araya getirerek radikal bir film maratonuna koşmaya başlarlar. İki yılda birbirinden farklı yedi film üreten Kuneri Film'de sinema aşığı Erşan ve arkadaşları İran sinemasından, korku filmlerine, toprak kokan Anadolu hikayelerinden, sosyal mesajlı dramalara, Ortaçağ aksiyon filmlerinden süper kahramana birbirinden farklı karakterlerle izleyiciyle buluşur."} {"url": "https://724kultursanat.com/ersan-kuneri-izleme-rehberi/", "text": "Şehri kaplayan açık hava reklamları ve sanal alemdeki tanıtımlarıyla gözümüze gözümüze sokulan Erşan Kuneri nihayet seyirciyle buluştu. Netflix'in Türk yapımı dizisi şimdilik ilk sezonda sekiz bölüm olarak ekrana sürüldü. Tahmin ediyorum pek çok seyirci de benim gibi sekiz bölümü art arda izledi. Erşan Kuneri'yi izleme rehberi diye bir yazı yazsam mı dedim, kendi kendime. Bu tür rehberleri çok sevmediğim için o anda gelen bu fikri beşinci saniyede aklımdan çıkardım. Erşan Kuneri'yi izleme rehberi yazısını yazmama nedenim, bu tür 'rehberlik' yazılarına ön yargıyla bakmakla birlikte seyircinin heyecanını kaçıran ve yönlendiren, kafasına klişeler sokan türde olmalarından dolayı biraz da... Filmi seyirci izler ve kararını verir. Oyuncuların oyunculukları bir başka yazının konusu. Ben sizlerle bu yazıda Erşan Kuneri'nin ana hatlarına dair notlarımı paylaşmak istiyorum. Birincisi Cem Yılmaz seviyorsan, onun yaptıklarını takip ediyorsan, izlenir. İkincisi Netflix neredeyse 'çöp yapımlarla' dolmaya yaklaşırken bildiğin ve merak ettiğin Cem Yılmaz'ı görüp 'güleriz en azından' diyorsan, izlenir. Üçüncüsü Türk sinemasının sosyolojik yapısını hatırlamak geçmişe kendince yolculuk yapmak istiyorsan, izlenir. Cem Yılmaz, kameranın ticari yanını keşfetmiş sanatçılardan. Oyuncu, senarist, yönetmen Cem Yılmaz DNA'larında karikatürist kimliği taşıyan bir sanatçı. Netflix için yaptığı bu işte de karikatürist DNA'ları ortaya çıkıyor. Sekiz bölümlük Erşan Kuneri asla bir sinema filmi değil, bunu kalın harflerle yazalım. Cem Yılmaz Erşan Kuneri'de Türk sinemasına, Hollywood'a göndermeler yapıyor ve seyirciyi sinema tarihinde yolculuğa ince ince çıkarıyor. Bunu yaparken televizyon ekranında olduğunun bilinciyle hareket ediyor. Televizyon ekranı için yaptığı Erşan Kuneri bir sinema filmi değil, bir sitkom. Bol bol tek plan ve tek mekan sahneler içinde uzun uzun konuşmalar... O uzun konuşmalar arasında art arda patlayan espriler. Art arda patladığı için de bir süre sonra gülmediğiniz espriler... Klasik sitkomlardaki gibi 'burada gülünecek' hatırlatmasının yapıldığı gülme efektleri yok Erşan Kuneri'de en önemli fark da aslında bu. Bir tiyatro sahnesindeki oyunu izler gibiyiz. Ama en önemli eksik 'dramaturji'... Hiçbir mekan ve olay üzerinde seyirciye derin bilgi vermeyen öyle bir kaygısı olmayan bir sitkom. Derinlemesine ele alınmayan karakterler, tıpkı karikatürlerdeki gibi tek boyutlu tiplemeler... Tek başına Erşan Kuneri'yi bile ele alsak, sekiz bölümü izledikten sonra bu karakterin derinlikli tahlilini yapmak mümkün değil. Cem Yılmaz'ın 2019 yılında sinema gişesinde çakılan Karakomik Filmler geldi birden aklıma. Cem Yılmaz o iki filmle başladığı 'kısa film' yolculuğunu Erşan Kuneri ile sürdürüyor. Sinema gişesinde hüsrana uğrayan Cem Yılmaz'ın yüzü Netflix'te gülecek mi bunu da zaman gösterecek. Bana kalırsa Netflix, Erşan Kuneri'yi tek sezonda tamamlayacak, ikinci sezon için sipariş vermeyecek. Çünkü bu izlediğimiz bir 'dizi' değil. Her biri kendi içinde hikayeler anlatan 'kısa filmler'... üstelik sitkom tarzında. Art arda izlediğim Erşan Kuneri bölümlerini bir kez de ara vererek deneyeceğim. Bakalım o zaman neler düşüneceğim, nasıl bir tad alacağım, ben de merak ediyorum."} {"url": "https://724kultursanat.com/ersan-kuneri-sarkilari-ve-sarki-sozleri/", "text": "Erşan Kuneri dizisinde Cem Yılmaz arabesk şarkılarıyla ekrana geliyor. Dizinin arabesk müziklerle dolu olan Doyamadım adlı bölümünde Cem Yılmaz kendi sesiyle arabesk şarkıları seslendiriyor. Cem Yılmaz hayranları Erşan Kuneri şarkıları gündeme bomba gibi düştü. Netflix'te 13 Mayıs'tan itibaren ekrana gelen Erşan Kuneri dizisinde Doyamadım adlı bölümde Cem Yılmaz bol bol arabesk şarkı söylüyor. Sekiz bölümlük Erşan Kuneri dizisinin ilk sezonunda seyirciler ekran başına toplandı. Dizinin sekizinci bölümü arabeske dair. Erşan Kuneri dizisi seyirciyle buluşur buluşmaz eleştiriler yağmaya başladı. Sosyal medyada yüzlerce hesap Cem Yılmaz'ın Erşan Kuneri dizisini beğenmediğine dair yorumlarda bulunurken karşı görüşte olanlar da var elbette. Cem Yılmaz hayranları oyuncunun Erşan Kuneri karakteriyle arabesk şarkı okumasını beğendi. Cem Yılmaz kendi sesiyle arabesk şarkılar okudu. Erşan Kuneri şarkıları önümüzdeki günlerde dilden dile dolaşacak gibi duruyor. Erşan Kuneri şarkıları ve şarkıların sözleri daha şimdiden ezberlendi bile. Erşan Kuneri şarkılarının sözlerini merak edenler için ve Erşan Kuneri şarkılarını ezberlemek isteyenlere kolaylık olması için hazırladık. Erşan Kuneri Doyamadım adlı bölümde Kaldırdım şarkısını okuyor. Kaldırdım şarkısını çalıştığı iplik fabrikasında sevdiği kıza saz eşliğinde söylüyor. Erşan Kuneri şarkıları arasında belki de en çok hit olması beklenen Ölüm Varsa Gönder Gelsin şarkısı... Erşan Kuneri bu şarkıyı kendisine tuzak kuran rakiplerinden öcünü almak için söyler."} {"url": "https://724kultursanat.com/fadik-sevin-atasoya-abdde-odul/", "text": "Fadik Sevin Atasoy'un yazıp yönettiği ve oynadığı 'MUSE Bir Esin Perisi Davası' ABD Boulder Fringe Festivali'nde 'En İyi Drama Sineması Yapımı' ödülünü kazandı. Fadik Sevin Atasoy'a ABD'de ödül... Fadik Sevin Atasoy, ABD'de Boulder Fringe Festivali'nde 'En İyi Drama Sineması Yapımı' ödülünü kazandı. MUSE Bir Esin Perisi Davası adlı oyunu Fadik Sevin Atasoy'a ödül getirdi. Colorado'da düzenlenen Boulder Fringe Festivali pandemi nedeniyle bu yıl çevirim içi olarak sanatseverlerle buluştu. Fadik Sevin Atasoy'un yazıp yönettiği ve oynadığı 'MUSE Bir Esin Perisi Davası' ABD Boulder Fringe Festivali'nde 'En İyi Drama Sineması Yapımı' ödülünü kazandı. İlk yönetmenliği ile ödülü kucaklayan Atasoy için Festival Başkanı David Ortalano sanatçıdan övgüyle söz ederken, kadın yönetmenlere dünyada çok ihtiyaç olduğunun da altını çizdi. Ortalano, Fadik Sevin Atasoy'un drama filminin kendi içinde özgün bir tür olarak yaratıldığını ve festival seyircisi tarafından en beğenilen yapım olduğunu açıkladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/farah-zeynep-abdullah-bergenden-ne-kadar-kazandi/", "text": "Farah Zeynep Abdullah'ın Bergen filmindeki rolünden ne kadar kazandığı merak ediliyordu. Farah Zeynep Abdullah Bergen'den ne kadar kazandı? Sinemada seyircinin yoğun ilgi gösterdiği yeni sezon filmi Bergen'in başrol oyuncusu Farah Zeynep Abdullah'ın kazancı belli oldu. Arabesk müziğin kült isimlerinden Bergen'in hayat hikayesini anlatan 'Bergen' filmindeki rolünden Farah Zeynep Abdullah'ın 40 milyon TL aldığı iddia ediliyor. Gerçek adı Belgin Sarılmışer olan, ancak sahne ismi Bergen ile hafızalara kazınan arabeskin tanınan ismi Bergen'in acılarla geçen hayatı, beyazperdeye aktarıldı. Başrolünde ise geçtiğimiz yıl ani bir kararla rol aldığı Masumlar Apartmanı dizisinden ayrılan Farah Zeynep Abdullah yer aldı. 4 Mart'ta vizyona giren film gişede rekora doğru koşarken, güzel oyuncunun da yüzünü güldürdü. Hürriyet'ten İsmail Bayrak'ın haberine göre, Bergen şimdiye dek 4 milyon 868 bin 250 kişi tarafından izlendi ve 142 milyon 836 bin 200 lira hasılat elde etti. Filmde hem başrol hem de ortak yapımcı olan oyuncunun kazancının şimdilik 40 milyon lira olduğu iddia edildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/farah-zeynep-abdullahtan-bergen-filmine-izin-vermeyen-baskana-kisa-cevap/", "text": "Farah Zeynep Abdullah, Bergen filminin gösterimine izin vermeyen Kozan Belediye Başkanına IQ testi gönderdi. Farah Zeynep Abdullah'tan Bergen filmine izin vermeyen başkana kısa cevap... Arabesk müziğin unutulmaz seslerinden Bergen'in hayatı sinema filmi oldu. Filmde Bergen'i Farah Zeynep Abdullah canlandırıyor. Bergen, kocası tarafından önce yüzüne kezzap atılan sonra da öldürülen bir kadın. Sesi ve hayat hikayesiyle unutulmazlar arasında yer alan Bergen filmine ilgi yoğun. Ancak Bergen filminin Kozan ilçesinde gösterimine belediye başkanı izin vermiyor. Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, filmin gösterimine izin vermeyeceğini açıkladı. Gerekçesini ise filmdeki şiddet sahneleri olarak öne sürdü. Ancak şu var ki Bergen'e vahşice şiddet uygulayan ve öldüren eşi Halis Serbest, Kozanlı... Kozan Belediye Başkanının filmin gösterimine izin vermemesinin altında yatan sebep bu nedenle tartışılıyor. Kozan'da yaşayan Halis Serbest tarafından öldürülen sanatçı Bergen'in hayatını anlatan ve uzun süredir merakla beklenen 'Bergen' filmi, 4 Mart'ta izleyiciyle buluştu. Filmde, Bergen'i ünlü oyuncu Farah Zeynep Abdullah canlandırırken, usta oyuncu Erdal Beşikçioğlu ise Bergen'in katili Halis Serbest karakterini oynuyor. Bergen'in acı ve dram dolu hayatının birebir anlatıldığı Bergen filminin danışman kadrosunda sosyolog Meral Özbek, gazeteci Tuğrul Eryılmaz, psikiyatr Cemal Dindar, edebiyatçı Murat Özyaşar ve edebiyatçı Yavuz Ekinci yer alıyor. Yapımın müzikleri ise usta sanatçı Mazlum Çimen'e ait. Film, yayınlandığı ilk andan itibaren gündem olurken; Halis Serbest'in yaşadığı Kozan ilçesinde de vizyona girdiği, ancak sonradan kaldırıldığı iddia edildi. Söz konusu iddia, Belediye Başkanı Kazım Özgan tarafından yalanlandı. Filmin ilçede henüz vizyona girmediğini ancak sinema yöneticilerinin yayınlanması için rezervasyon yaptırmış olabileceğini söyleyen Kazım Özgan, Bergen filminin şiddet içerdiğini bu nedenle yayınlanmasına izin vermeyeceğini söyledi. Özgan, Vizyona hiç girmeyen film nasıl yayından kaldırılır? Araştırdım film şiddet içeriyor, bu nedenle ilçede hiç yayınlanmayacak dedi. Farah Zeynep Abdullah, filmin Kozan'da gösterimine belediye başkanı tarafından izin verilmeyecek olmasına sosyal medya hesabından kısa bir cevap verdi. Ünlü oyuncu Abdullah, kişisel Twitter hesabından Özgan'ın açıklamalarını alıntılayarak 'IQ testi' gönderdi. Ünlü oyuncu, paylaşımına Özgan'ı da etiketledi. Abdullah'ın paylaşımı kısa sürede yüzlerce beğeni aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/fatih-erkoc-caz-konseri-is-sanat-youtube-kanalinda/", "text": "Fatih Erkoç'un un, caz orkestrasıyla verdiği konser kaçıranlar veya tekrar izlemek isteyenler için 13 Ocak Perşembe, 20.30'da İş Sanat'ın YouTube kanalında yayınlanacak. Fatih Erkoç caz konseri İş Sanat YouTube kanalında yayınlanacak. İş Sanat YouTube kanalı Fatih Erkoç'u misafir ediyor. Fatih Erkoç'un, caz orkestrasıyla verdiği konser kaçıranlar veya tekrar izlemek isteyenler için 13 Ocak Perşembe, 20.30'da İş Sanat'ın YouTube kanalında yayınlanacak. Caz ve pop müziğin sevilen ismi Fatih Erkoç, 6 Ocak Perşembe akşamı, Maximum Uniq Hall'da sahne aldı. Trombon, gitar, piyano, saz, ud gibi pek çok enstrümanı çalan, klasik müzik kökenli caz müzisyeni Fatih Erkoç'a sahnede orkestra şefi Aycan Teztel yönetimindeki İstanbul Superband eşlik etti. Konserde Isn't She Lovely, The Lady is a Tramp, Fly Me To The Moon, What a Wonderful World gibi caz müziğin klasikleşmiş parçalarını seslendiren Erkoç ve orkestra seyirciden büyük beğeni topladı. Tamamı seyircili kaydedilen konser 13 Ocak'ta İş Sanat'ın YouTube kanalında da yayınlanacak. Konser, ilk gösterimin yapıldığı tarihten itibaren sezon boyunca ücretsiz erişime açık olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/fatih-sultan-mehmet-portresi-istanbula-getiriliyor/", "text": "İBB tarafından satın alınan Fatih Sultan Mehmet portresinin İstanbul'a geliş yolculuğu başladı. İstanbul Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanı Mahir Polat yolculuğun duyurusunu sosyal medyadan yaptı. Fatih Sultan Mehmet portresi İstanbul'a getiriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 770 bin sterline satın aldığı Fatih Sultan Mehmet portresinin İstanbul'a geliş yolculuğunan başladığı açıklandı. İstanbul Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanı Mahir Polat, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla gelişmeyi duyurdu. Polat, paylaşımında ''İstanbul Rönesansı'' etiketini kullandı. Fatih Sultan Mehmet'in bilinen üç portresinden biri olan eser, yapılan açık arttırmada 770 bin sterline satın alınmıştı. Fatih Sultan Mehmet'in orijinal portresinin, İstanbul'da sergilenmek üzere yola çıktığı duyuruldu. Eve dönüş hikayesi başlasın diyerek bir paylaşımda bulunan İstanbul Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanı Mahir Polat; 540 yaşında bir rönesans hakikati başladığı yere, yuvasına dönüyor. Fatih Sultan Mehmet portresini yüzyıllar süren gizem dolu yolculuğu sonrasında evine, İstanbul'a getirmek için birazdan İBB'yi temsilen Londra'ya uçuyoruz mesajına yer verdi. Polat'ın paylaşımında 'İstanbul Rönesansı' etiketi kullanması dikkat çekti."} {"url": "https://724kultursanat.com/fatih-sultan-mehmet-tablosu-istanbula-getirildi/", "text": "İBB tarafından İngiltere'deki müzayededen satın alınan Fatih Sultan Mehmet tablosu İstanbul'a getirildi. Tablonun cuma günü tanıtılacağı açıklandı. Tablo sıkı güvenlik tedbirleri altında İBB'nin Saraçhane'deki binasında tutuluyor. Fatih Sultan Mehmet tablosu İstanbul'a getirildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İngiltere'deki müzayededen satın alınan Fatih Sultan Mehmet tablosu iki aylık sürecin sonunda İstanbul'a ulaştı. Bilinen üç Fatih Sultan Mehmet tablosundan biri olan eser 1480 yılında İtalyan ressam Gentile Bellini tarafından yapıldı. Bellini bir dönem Fatih Sultan Mehmet'in daveti ile İstanbul'a gelmişti. O misafirlik sürecinde Fatih Sultan Mehmet'in bu tablosunu resmetmişti. 7 milyon 923 bin TL'ye satın alınan tablo İBB'nin Saraçhane'deki binasına konuldu. Tablo için cuma günü bir tanıtım programı düzenleneceği belirtildi. Fatih Sultan Mehmet tablosu geçtiğimiz haziran ayında Londra'da bulunan Christie's Müzayede Evi tarafından açık arttırmaya çıkarılmıştı. Gentile Bellini'nin çizdiği Fatih Sultan Mehmet'in portresi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun talimatı ile 7 milyon 923 bin liraya satın alınmıştı. Müzayedenin ardından süren işlemler tamamlandı. Tablo, 20 Ağustos 2020 gecesi İstanbul'a ulaştı. Tablonun gümrükteki işlemlerinin tamamlandı. Ardından özel bir kargo firması tabloyu İBB'nin Saraçhane'deki binasına taşıdı. Tablonun sergilenmeden önce sıkı güvenlik tedbirleri altında korunacağı belirtildi. Saraçhane binası önünde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bizim için gurur verici bir gün. Şimdi biraz kendisi için hazırlanan özel bir bölümde dinlenmesi gerekiyor. İnşallah cuma günü, cuma namazından önce veya sonra için planlama yapacağız. Burada basınla paylaşacağız dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/fatih-sultan-mehmet-tablosunu-almak-israf-mi/", "text": "Fatih Sultan Mehmet'in sadece Türk tarihi için değil dünya tarihi açısından önemini anlatmaya gerek yok. Böylesine bir ismin bilinen üç tablosu günümüze ulaştı. O üç tablodan birinin akıbeti henüz bilinmiyor. Bilinen iki tablodan biri için Londra'da müzayede düzenlendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sessiz sedasız bu ihaleye girerek Fatih Sultan Mehmet'in tablosunu almayı başardı. İtalyan ressam Gentile Bellini'nin eseri 770 bin sterline (6 milyon 500 bin lira) İBB tarafından alındı. Ben bu işe kafa yorup, tablonun İstanbul'a kazandırılmasını sağlayan İBB'ye teşekkür ediyorum. Bu bir hassasiyettir ve Fatih Sultan Mehmet'in üç tablosundan birinin İstanbul'da olması, getirilmesi büyük bir anlam taşımaktadır. Şimde herkes kendisine şu soruyu sorsun. Babanızın ya da annenizin dünya üzerinde sadece 3 fotoğrafı kalmış. Siz ne yapardınız? Bu sizin şahsi meseleniz. Bir de Fatih Sultan Mehmet gibi Türk ve dünya tarihine adını yazdırmış, İstanbul ile ismi özdeşleşmiş bir padişahımızın resmini düşünün... Artık bu sizin şahsi meseleniz değil, Türk milletinin bir meselesidir. İBB, büyük bir görevi üstlenmiş ve başarmıştır. Fatih Sultan Mehmet'in portresi İstanbul'a kazandırılmıştır. Ben bunu gönülden alkışlıyorum. Fatih Sultan Mehmet portresi olarak bilinen eserdeki diğer kişi kim? Bu soruda soruluyordu. Bunun da cevabını geçtiğimiz günlerde ünlü tarihçimiz İlber Ortaylı açıkladı... Diğer portre Fatih Sultan Mehmet'in çok sevdiği oğlu Cem Sultan'a ait. Fatih Sultan Mehmet ve Cem Sultan'ın yer aldığı yağlı boya eseri bir an evvel görmek için sabırsızlanıyorum. Bellini, o eseri bizzat Fatih Sultan Mehmet'i görerek yaptı. Belli'ni İstanbul'da sarayda Fatih Sultan Mehmet'in daveti üzerine bulundu. Fatih, önce başkalarının portrelerini çizdirdi. Sonra ikna oldu ve Belli'nin kendisini resmetmesini istedi. O tablo Fatih Sultan Mehmet ile aynı mekandaydı. Aynı atmosferde ve aynı zamanda aynı andaydı... Bu heyecan verici bir duygu. Sanat sadece ortaya çıkan eser değildir. Esere anlam katan başka değerler de vardır. İstanbul'a kazandırılan bu eser, sadece bir portre değildir. Türk tarihinin çok kıymetli bir evrakıdır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'da yeniden varolmasıdır. Bu tartışmalar gelir geçer. Ama bu eser 'israf' diyenler tarafından da ziyaret edilir ve karşısına geçilip Fatiha okunur."} {"url": "https://724kultursanat.com/fazil-say-akilla-bir-konusmam-oldu/", "text": "Akılla Bir Konuşmam Oldu adlı kitabıyla dünyaca ünlü besteci ve piyanistimiz Fazıl Say okurlara ulaşıyor. Kitabın adı aynı zamanda bir eserinin adı... Akılla Bir Konuşmam Oldu adlı bestesi sanatçının çok bilinen eserlerinden biri.... Fazıl Say Akılla Bir Konuşmam Oldu kitabıyla karşımızda. Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say bu kez kitabıyla sevenlerine ulaşıyor. Kitabın adı aynı zamanda bir eserinden alındı. Akılla Bir Konuşmam Oldu adlı kitapla ilgili Fazıl Say bir de tanıtım videosu çekti, yayımladı. Fazıl Say, gençlere ilham olacak fikirler ve hayat tecrübesini, yaşam felsefesini anlatıyor. Akılla Bir Konuşmam Oldu adlı kitap Doğan Kitap'tan çıktı. Anadolu kültür ve yaşantısını besteleriyle dünyaya tanıtan Fazıl Say, muhalif kimliği ile de öne çıkıyor. Fazıl Say'ın sosyal medyada yazdıkları, paylaştıkları daima dikkat çekiyor. Sanatçı, kitabında sosyal medya paylaşımlarına da yer verdiğini anlatıyor. Ben edebiyatçı değilim diye başlıyor söze alçak gönüllülükle. Onun kitabı bir hayat hikayesi ve gençlere yol gösterici özellikte bir eser olarak raflarda yerini aldı. Yaşadığı sıkıntılar, İnsan iyi hissederse iyi yaşar. İyi ile sarmalandığında iyi şeyler üretir. İyi hissetmeyi, iyiye inanırsa bulur. İyiyi kimi insan Tanrı'da bulur, kimisi meleklerde. Kimisi aşkta, kimisi sevgilide, kimisi çocuklarda, kimisi müzikte, kimisi fizikte. İyiden aldığımız güç ile yaptıklarımız umut olur diğer insanlar için de. Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır der usta yönetmen Andrey Tarkovski. Sanat, dünya üzeri pek çok kötülüğe karşı, savaşlara, ölümlere karşı, insanoğluna umut olmuştur, resim ile, müzik ile, dans ile, şiirler ile, heykeller ile. Umuttur sanat. Mozart umuttur. Chagall umuttur. Nazım Hikmet umuttur. Yaşar Kemal umuttur. İyinin dokunduğu yerden filizlenen yeteneklerini geliştirerek ürettiler ve kimsenin yapamadığını yaptılar. Tabular ve önyargılar ile insanlar birbirini düşman ilan ediyor. Çok da iyi bir dünya değil aslında burası. Yine de umutlarınızı yok etmeyin. Bu evrende iyi de var. Çok yakın bir orkestra şefi dostum, çok ünlü bir Amerikalı müzisyen, 10 yıl kadar önce kanser vakalarının en ilginç örneklerinden birini yaşadı. 4. derece pankreas ve metastazları 4. derece akciğer, 4. derece karaciğer... hepsi bir bütün. Bir buçuk yıl kadar süren bir mücadeleyi kazandı. Yendi kanseri. En zorunu. Sabırlı ol. Güçlü ol. İçine çek nefesi. Hayatı. Fazıl Say kitabıyla ilgili bir video hazırladı. Akılla Bir Konuşmam Oldu kitabının tanıtım videosunu izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/feryat-aydemir-scream-shot-sergisi/", "text": "Feryat Aydemir, doğa ve şehir soyutlamalarından oluşan resimlerini Scream Shot adlı sergisinde sanatseverlerle buluşturuyor. Feryat Aydemir Scream Shot sergisi ile Nişantaşı Canvas Art Investments'da sanatseverlerle buluşuyor. Scream Shot adlı sergisinde ressam Feryat Aydemir, doğa ve şehir soyutlamalarından oluşan resimlerini bir araya getiriyor. Serginin küratörlüğünü Atılgan Bayar üstleniyor. Nişantaşı Canvas Art Investments'daki Scream Shot sergisi 4 21 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. Resimlerinde hem dışavurumcu öğeleri hem de izlenimci öğeleri birleştiren, yetkin figür yeteneğini soyuta transfer eden Feryat Aydemir, renk paleti ile de Türk sanat tadını uluslararası çağdaş sanata aktarmayı başarmış nadir sanatçılardan biri. Feryat Aydemir, belki de yalnız Türkiye'nin değil, dünyanın en iyi figür sanatçılarından biri. O bu büyük yeteneğini soyutlayarak ve Türk renk geleneği ile besleyerek uluslararası çağdaş sanata armağan ediyor. Önümüzdeki dönem dünya çağdaş sanatının ustaları arasında yer alacak ilk Türk sanatçısı olacağına inanıyorum. Hırçın kişiliğini eserlerinde dışavurumcu fırçasıyla aktarırken, izlenimciliğin büyülü dünyasını da soyutlama çalışmalarına temel yapmış bir sanatçı. Bütün bu özgün özelliklerinin yanı sıra, Türkiye doğası ve şehirlerinin, özellikle İstanbul'un duygu durumunu çağdaş sanatın diline tercüme ediyor ve bunu Türk Renk Skalası ile yapıyor. Aydemir'in 30 adet yağlıboya tablosundan oluşan Scream Shot, Nişantaşı Maçka Caddesi No 29'daki Canvas Art Investments salonunda 21 Ekim'e kadar izlenebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/fevzi-karakoc-gecisler-sergisi-gallery-11-17de/", "text": "Fevzi Karakoç Geçişler adlı sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. Sergiye Gallery 11.17 ev sahipliği yapıyor. Fevzi Karakoç Geçişler sergisi Gallery 11.17'de açılıyor. 16 Ocak'ta açılacak olan sergi 16 Şubat4a dek sanatseverleri ağırlayacak. Gallery 11.17, ressam Fevzi Karakoç'un eserlerine ev sahipliği yapıyor. 1968 yılında akademiye giren sanatçı sürekli resime yenilik getiren mantığı ve duyguyu harmanlayan üretkenliğiyle çalışmalarını sürdürüyor. Murathan Mungan Karakoç'un eserlerinin hem bir başlarına tarihleri var, hem de topluca okunmalarından bir tarih ortaya çıkıyor... Bulunmuş tabletler gibiler, yan yana sıralanmaları ve okunmaları gerekiyor diyor. Geçmiş kültürden etkilenen sanatçının resimlerinde perspektif yoktur. Bir biçimin tekrarı ile oluşan ritm ve tınıyı hissetmek ayrı bir haz verir izleyene. Sanatçının atları aslında, attan öte bir anlatım aracıdır. Sergi 16 Ocak-16 Şubat 2020 tarihleri arasında pazar ve pazartesi günleri dışında her gün saat 11.00 ile 19.00 arası Gallery 11.17 de izlenebilir. 1947 yılında Çankırı'da doğan Fevzi Karakoç, 1968-72 yılları arasında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda okudu. 1974 yılında aynı kuruma asistan olan sanatçı, 1979 yılında Salzburg Yaz Akademisi'nde çalıştığı litografileri ile Salzburg Şehir Ödülü'nü aldı. 1983 yılında Özgün Baskı resim dalında Sanatta Yeterlilik alan Karakoç,1986 yılında Doçent, 1993 yılında Profesör oldu ve 2002 Ocak ayına kadar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde çalıştı. 2002 Şubat ayından itibaren Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyeliğine devam etmektedir."} {"url": "https://724kultursanat.com/forrest-gump-ekibi-yillar-sonra-yeni-projede-bir-arada/", "text": "Oscarlı filmlerden Forrest Gump'ı sinemaya kazandıran ekip 30 yıl sonra bir araya gelerek yeni bir projeye imza atacak. Forrest Gump ekibi yıllar sonra yeni projede bir arada olacak. Sinemanın unutulmaz filmlerinden Forrest Gump... Filmi sinemaya kazandıran ekip 30 yıl sonra bir araya geliyor. Oscar ödüllü Forrest Gump'ın yönetmeni, senaristi ve başrol oyuncusu 30 yıl sonra yeni bir projede birlikte olacaklar. Tom Hanks'in başrolünde oynadığı 1994'te vizyona giren Forrest Gump filminin yönetmenliğini Robert Zemeckis üstlenmişti. Filmin senaryosunu Eric Roth yazmıştı. Forrest Gump ekibi bu kez bir çizgi roman uyarlaması için bir araya geliyor. Tom Hanks hem Roth ile hem de Zemeckis ile ayrı projelerde birlikte çalışmıştı. Ancak üçlü ilk kez bir araya gelecek. Richard McGuire tarafından yazılan ve ilk kez 2014'te yayınlanan Burada, tek bir odaya odaklanıyor ve uzun yıllar boyunca uzayda yaşayan, geçmişe dalıp uzak geleceğe bakan çok sayıda insanın hikayesini anlatıyor. Burada, ilk olarak 1989'da altı sayfalık bir çizgi roman olarak tasarlandı. Film Playtone ve ImageMovers tarafından yapılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/frida-bale-ve-dans-gosterisi-ile-sahnede/", "text": "Dünya kadınları için simge olan Meksikalı ressam Frida Kahlo, bale ve dans gösterisi ile sahnede canlandırılıyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu, Frida Kahlo'yu opera sahnesine taşıyor. Frida bale ve dans gösterisi ile sahnede. Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu, Frida Kahlo'yu opera sahnesine taşıyor. Özgür Adam İnanç koreografisini yaptığı Frida, Opera Sahnesi'nde seyirciyle buluşuyor. 27 Aralık 2018 Perşembe akşamı için biletler tükendi. 10 Ocak 2019 tarihinde yılın ilk gösterimi için biletler satışta. Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun hayatından kesitler sunulan eser etkileyici dans sahneleri ile seyirciyle buluşuyor. Frida'nın resimlerine sinen imgeler, sahnede müzikli danslı bir gösteri olarak sunuluyor. Frida Kahlo, küçük yaşta geçirdiği ağır sağlık sorunlarına karşın, resim yaparak hayata tutunan güçlü bir kadın. Sahnedeki öykü de bunu anlatıyor. Frida, henüz altı yaşındayken çocuk felci geçirir ve bacağı bundan etkilenir. Şanssızdır ve genç kızlığı döneminde bir otobüs kazası yaşar. Omurgası ömür boyu acı çekmesine neden olacak ağır hasara uğrar. Ancak bu güçlü kadın, peşinde dolaşıp duran ölüm meleğine inat, hayata büyük bir tutkuyla bağlanır. Korkularının üstesinden gelmeyi başarır. Oyunun 2016 yılında ilk çalışmaları sırasında Meksika'nın Ankara Büyükelçisi Martha Barcena Coqui ilginç bir sürpriz yaptı. Babaannesinin kostümlerini vererek esere katkıda bulundu. Martha Barcena Coqui eski bir dansçı. Büyükbabası, Frida'nın doktorlarından biri olarak görev yaptı. Büyükelçinin babaannesinin kostümleri örnek oldu ve tasarımlar buna göre yapıldı. Eser, canlı orkestra ile sunuluyor. Müzikler Arturo Marquez, Pablo Moncayo ve Can Aksel Akın imzası taşıyor. İki perdeden oluşan Frida, yaklaşık olarak 75 dakika sürüyor. Frida'nın gençliğini Aslı Sümer, yaşlılık yıllarını ise Funda Mete ile Gül Seçkin sahneye taşıyor. Frida için hazırlanan tanıtım videosunu izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/frida-kadin-oyunlari-festivalinde-can-bulacak/", "text": "Türkiye'de ilk kez Kadın Oyunları Festivali düzenleniyor. Festivalin açılışı 'Frida' adlı oyun ile başlıyor. Frida Kadın Oyunları Festivali'nde can bulacak... Sanat tarihinin kült isimlerinden Frida Kahlo, Kadın Oyunları Festivali'nde sahnede seyirciyle buluşacak. Türkiye'de ilk kez Kadın Oyunları Festivali düzenleniyor. Festival Bilkent Center'ın ev sahipliğinde ve Ankara Sanat Tiyatrosu işbirliği ile düzenleniyor. Festivalin açılış oyunu olan Frida 4 Mart'ta seyirciyle buluşuyor. Ulusal ve uluslararası birçok sanat projesini gerçekleştirmiş Bilkent Center'ın ev sahipliğinde Ankara Sanat Tiyatrosu işbirliği ile Bilkent Sahne AST'ta başlayacak olan Kadın Oyunları Festivali, Frida oyunu ile 4 Mart'ta perdelerini açıyor. Meksikalı dünyaca ünlü ressam Frida Kahlo'nun hayat hikayesini tiyatro sahnesine taşıyan Frida oyununun başrolünde genç ve başarılı oyuncu Elif Arman yer alıyor. Emre Tandoğan'ın yönettiği, Beliz Güçbilmez'in yazdığı oyun, ünlü ressamın kendine sorduğu sorulara verdiği yanıtlarla varoluş mücadelesini anlatıyor. %100 doğal havalandırma sistemi bulunan Bilkent Sahne AST'ta üst düzey hijyen önlemleri uygulanıyor. Bu kapsamda tiyatro severler salona HES kodu uygulaması ve ateş ölçümü ile alınacak. Sosyal mesafe kuralları gereği koltuk sayısının yarıya indirileceği salonda misafirlerin maske kullanım zorunluluklarına dikkat edilecek. Festival boyunca sosyal mesafe kuralları gereği boş bırakılan koltuklara, toplumsal farkındalık yaratılması amacıyla erkek şiddeti sonucunda yaşamını yitirmiş kadınların fotoğrafları yerleştirilecek. Bu koltukların satışından elde edilen gelir Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Mor Çatı sivil toplum kuruluşlarına bağışlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/gavur-mahallesi-izmirde-acildi/", "text": "Ahmet Güneştekin'in Gavur Mahallesi adlı enstelasyonu İzmir'da açıldı. Sergide büyük boyda eserler, heykeller, videolar bulunuyor. Gavur Mahallesi İzmir'de açıldı. Ressam Ahmet Güneştekin'in Gavur Mahallesi adlı sergi, Kültürpark Atlas Pavyonu'nda sanat dünyasında yerini aldı. 'Mübadele' temasıyla hazırlanan büyük boyutlu enstalasyon, video ve heykel çalışmalarının yer aldığı Gavur Mahallesi adlı sergi, sanatçı Ahmet Güneştekin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, belediye bürokratları, sanat ve iş dünyası temsilcilerinin katıldığı törenle açıldı. 3 Kasım 2022 5 Mart 2023 tarihleri arasında sanatseverleri ağırlayacak olan Gavur Mahallesi enstelasyonu İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle hazırlandı. Küratörlüğünü Şener Özmen'un üstlendiği Ahmet Güneştekin Gavur Mahallesi adlı enstelasyonunun açılış töreninde sanatını götürdüğü her yeri, kendi mahallesi ve kendi evi olarak gördüğünü söyledi. İzmir'in bir mübadele coğrafyası olmasını çok önemsediğini kaydeden Güneştekin, bu kentte bir sergi hazırlama fikri üzerine çok mutlu olduğunu dile getirdi. Ahmet Güneştekin, Gavur Mahallesi'nde mübadelenin soğukluğu ve sertliği anlatmak için taşın gücünü, göç ile çekilen acıları anlatmak için de 20. yüzyılın ilk yarısından kalma kullanılmış valizleri kullandığını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de açılışta yaptığı konuşmada, Güneştekin'in evrensel bir sanatçı olduğunu, Gavur Mahallesi adlı sergisinde bir kez daha cesareti ve vicdanı ile gösterdiğini belirtti. Güneştekin'in eserini, her izleyenin farklı yorumladığına işaret eden Soyer, Sanatı herkesin malı oldu. Her şeyi ile o sanat bizim. Hepimiz ayrı ayrı kendi yaratıcılığımızla hissiyatımızla onu anlamlandırıyoruz ve Ahmet Güneştekin'e ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/gelecek-icin-karikaturler-sergisi-izmirde/", "text": "Gelecek İçin Karikatürler Sergisi İzmir'de sanatseverlerle buluşuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'ndeki sergi 7. Ocak.2020 tarihinde açılacak. Fridays for Future gösterileri üzerine inşa edilen karikatür sergisi, uluslararası sanatçıların 'İklim Krizi' ile ilgili yorumlarını 100 karikatürle sergiliyor. İlki Dortmund'ta açılan ve dünyayı gezmesi planlanan sergide beş kıtadan, toplam 35 ülkeden karikatürler yer alıyor. Greta Thunberg'in okul grevini de gösteren karikatürler, iklim değişikliğine, çevre kirliliğine, denizdeki plastiklere, çöp dağlarına, trafik karmaşasına, kısacası doğanın geri dönüşü olmayan bir şekilde hızla yok edilmesine dikkat çekiyor. Gelecek İçin Karikatürler Uluslararası Karikatür Sergisi 30 Mart 2020 tarihine de açık kalacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/genco-erkal-sahneye-ara-verdi/", "text": "Genco Erkal sağlık sorunları nedeniyle iki hafta oyunlarına ara verdiğini açıkladı. Genco Erkal sahneye ara verdi. Usta tiyatrocu Genco Erkal, sağlık sorunları nedeniyle bir süre sahnede olamayacak. 83 yaşındaki oyuncu sağlık sorunları yaşadığını bu nedenle de iki hafta sahnede olamayacağını açıkladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/genco-erkaldan-universitelilere-nazim-siirleri/", "text": "Nazım Hikmet şiirleri Kadir Has Üniversitesi'nde Genco Erkal tarafından okundu. Yıllardır Nazım şiirlerini sahneleyen Genco Erkal, bu kez üniversitelilerin karşısındaydı. Genco Erkal, üniversitelilere Nazım Hikmet şiirlerini okudu. Nazım Hikmet'in şiirleri, Kadir Has Üniversitesi'nin bu yıl ilk kez düzenlediği Kitap Çalıştayı'nda ses buldu. Yıllardır Nazım Hikmet şiirlerini okuyan ve sahneleyen Genco Erkal, bu kez Kadir Has Üniversitesi öğrencileri için sahnedeydi. Kadir Has Üniversitesi bu yıl ilk kez düzenlediği Kitap Çalıştayı kapsamında, Nazım Hikmet'in şiirlerini Genco Erkal'ın sesiyle buluşturan Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni kitabını ve CD'leri öğrencilerine, akademisyenlerine, çalışanlarına ve mezunlarına hediye etti. İlk etapta 300 kitabın hediye edildiği katılımcılar kitabı okuyup, şiirleri dinledikten sonra çalıştayda bir araya geldi. Etkinlikte eserlere sesiyle hayat veren tiyatro sanatçısı Genco Erkal ile buluşan katılımcılar hem sanatçının performansını izledi hem de merak ettikleri soruları kendisine sorma fırsatı buldu. Nazım Hikmet'in şiirlerine sesiyle Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni eserinde yeniden hayat veren tiyatro sanatçısı Genco Erkal, Kadir Has Üniversitesi tarafından ilk kez düzenlenen Kitap Çalıştayı'nda öğrencilerle, öğretim üyeleriyle, çalışanlarla ve mezunlarla buluştu. Ünlü şairin şiirlerini teatral bir yorumla sahneye taşıyan Erkal, gösterdiği performansla uzun süre ayakta alkışlandı. Ünlü şairin pek çok eserini tiyatroya taşıdığını söyleyen Genco Erkal, Ben yıllarca Nazım'ın sesi oldum, şimdi de onunla ortak bir eserde buluştuk dedi. Ortaokul yıllarında ilk kez Nazım Hikmet'in bir şiirini duydum. Ancak eserin kime ait olduğunu bilmiyordum. Seneler sonra o etkilendiğim şiirin Nazım Hikmet'in 'Mavi Gözlü Dev' şiiri olduğunu öğrendim. Kendisini bilerek okuduğum ilk eseri ise 'Kuvayı Milleye Destanı' dır, bu eser beni çok etkilemişti. Kitaplarını okumaya devam ettikçe onlarla ilgili duygularımı paylaşmaya karar verdim. 1975 yılında ilk kez 'Kerem Gibi' isimli şiiri oyunlaştırdım. Baştan sona şiir olan bu oyunda Nazım kendini anlatıyordu. Daha sonra 'İnsanlarım', 'Sevdalı Bulut' oyunlarını yaptım. 'Sevdalı Bulut'u hem Türkiye hem Fransa'da oynadık. Nazım bir dünya şairiydi. Bunu yine Fransa'da oynadığımız bir oyunda gördük. Seyirciler burada nasıl tepkiler verdiyse orada da aynı duyguları gördük. Yazılanlar bize özgü olmasına rağmen duygu herkese geçiyordu. Nazım Hikmet'in zor günler yaşamasına rağmen hiçbir zaman umutsuzluğa kapılmadığını söyleyen Erkal, Onun bize bıraktığı en önemli şey umut oldu. Ben onu ilk tanıdığımda babamla aynı yaştaydı o yüzden kendisine baba gibi bakıyordum. Sonra kardeş olduk. O gittiğinde 60 yaşındaydı ben ise şimdi 80 yaşındayım ve onun abisi oldum. Ondan çok şey öğrendim. Hayatımın her anından yol göstericim oldu dedi. Çalıştayı takip eden isimler arasında yer alan Kadir Has Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Sondan Durukanoğlu Feyiz, çalıştay sonunda etkinliğe katılan herkese teşekkür ederek Erkal'a fotoğraflarının olduğu bir tablo hediye etti. Nazım Hikmet'in sevda, hasret ve siyasi içerikli şiirlerinden derlenen Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni kitabındaki 51 eseri seslendiren Erkal, etkinlik sonrasında kitaplarını sevenleri için imzaladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/gercek-mi-heykel-mi/", "text": "Gerçek mi heykel mi? Hiperrealist akımın heykel sanatındaki öne çıkan isimlerinden olan Kazuhiro Tsuji, eserleriyle şaşkınlık yaratıyor. Japon sanatçı, aynı zamanda Hollywood'da sinemacaların da baş tacı. O, Oscar Ödüllü bir sanatçı. Sinemacılar onu adeta bir kurtarıcı olarak görüyor. Çünkü yaptığı makyajlarla yepyeni yüzler ve karakterler ortaya çıkarıyor. Tarihi karakterleri birebir ortaya koyan Tsuji'nin onlarca filmin baş kahramanında imzası bulunuyor. Kazuhiro Tsuji'yi Akira Kurosawa'nın Rhapsody in August filminden de tanıyoruz. Heykel sanatçısı, plastik makyaj uzmanı Kazuhiro Tsuji, eserleriyle makyajın ötesine geçiyor. Gerçek üstü heykelleriyle sergilerin aranan sanatçıları arasında olan Tsuji'nin eserlerinden olan Salvador Dali ve Abraham Lincoln'un inanılmaz gerçekçi heykelleri, hayret edici detaylarla dolu."} {"url": "https://724kultursanat.com/goc-ve-gocmenler-tuvallerde/", "text": "İranlı sanatçı Zehra Soltani, İstanbul'da açtığı göç ve göçmenleri konu alan sergisi ilgi odağı oldu. Göç ve göçmenler tuvallerde... İstanbul'da yaşayan İranlı sanatçı Zehra Soltani, göç ve göçmenleri konu alan sergisi ile ilgi odağı oldu. Tahran Sanat eğitimini bitirdikten sonra, çağdaş sanata karşı olan ilgisi nedeniyle çalışmalar yapan sanatçı, birçok ülkede sergiler düzenledi. Zehra Soltani son kişisel sergisini Beşiktaş Akaretler caddesindeki Galeri D'art La Visione da açtı. Sanatçı, Hermetism art Gallery yöneticisi Sean Tolooee ve Galerie D'art La Visione sahibi Yonca Gökalp ile ortak çalışmalara başladıklarını belirterek 17-20 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan İstanbul Sanat ve Antika Fuarında da katılacağını açıkladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/gokay-kaplancinin-simdi-nereye-kitabi-gezmeyi-sevenlere/", "text": "Şimdi Nereye adlı kitap raflarda yerini aldı. Kitap gezi yazarı Gökay Kaplancı'nın 46 ülkeye dair anılarını içeriyor. Gökay Kaplancı'nın Şimdi Nereye kitabı gezmeyi sevenlere... Şimdi Nereye?, gezi yazarı Gökay Kaplancı'nın 46 ülkeye dair anılarını kaleme aldığı bugüne kadar yazılmış en geniş içerikli seyyah kitaplarından biri. Şimdi Nereye?, gezi yazarı Gökay Kaplancı'nın 46 ülkeye dair anılarını kaleme aldığı bugüne kadar yazılmış en geniş içerikli seyyah kitaplarından biri. Eser, sadece gezi kitabı olmakla kalmayıp aynı zamanda seyahate gönül vermiş insanlara yol haritası da sunuyor. Baştan sona sıkılmadan okunacak rehber niteliğindeki kitapta yazarın anıları etrafında 30 yılda gezilen 46 ülkenin silueti gözler önüne seriliyor. Gökay Kaplancı kendi deyimiyle, yaşadığını hissetmek için gerçekleştirdiği seyahatleri Cinius Yayınları'ndan okuyucuyla buluşturuyor. Kaplancı'nın kitapta kaleme aldığı hikayesinde ülkeleri tanımlarken kurduğu her cümle; içtenlik, sevgi, tutku, sanat ve yaşama dair ayrıntılar içeriyor. Motivasyonum doya doya gezmek diyen Kaplancı, 46 ülkede gördüğü farklı kültürlerin kendi yaşamında yarattığı büyük farka da dikkat çekiyor. Her anın hakkını vermeye ancak gezerek ulaşmanın mümkün olduğuna değiniyor ve 'Şimdi Nereye?' ile gezmek, görmek ve yeni kültürleri tanımak için bir türlü zaman bulamadığını söyleyen insanların seyahat düşlerini gerçeğe dönüştürmesi için onları cesaretlendirebileceğimi umuyorum diye konuşuyor. Yazarın 30 yıl önce başladığı yolculuk hikayesi aslında Barcelona'da en sevdiği müzik grubu olan Depeche Mode konseri ile başlıyor. Şimdi de 30 yıllık bir aradan sonra yine bir Depeche Mode konseriyle kitabını sonlandırıyor. Bu zaman zarfında gezdiği 46 ülkeye dair pek çok bilgiyi, anıyı ve yaşanmışlığı da okuyucularıyla paylaşıyor. 1969 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İTÜ Jeofizik Mühendisliği'nden mezun olan Kaplancı, öğrencilik yıllarından itibaren farklı kültürleri görme isteğiyle gezmeye başladı. Bugüne kadar 80'e yakın ülkeyi deneyimleyen yazar, 1999-2000 yılları arasında Expo Touristic Dergisi'nde köşe yazarlığı yaptı. Barcelona'dan Roma'ya isimli ilk kitabı 1999 yılında yayınlandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/gul-gulsun-yildiz-yanilsamalar-romani-ile-okurlarin-karsisinda/", "text": "Daha önce hikayeleriyle edebiyat dünyasında yerini alan Gül Gülsün Yıldız, bu kez bir kurgu roman ile okurlarıyla buluşuyor. Gül Gülsün Yıldız Yanılsamalar romanı ile okurların karşısında... Yazar daha önce Seni Koruyan Kadınlar Var Bu Dünyada isimli hikaye kitabıyla edebiyat dünyasında yerini almıştı. Oyuncu, senarist ve yazar kimlikleriyle tanınan Gül Gülsün Yıldız, hikayelerinde kendi deyimiyle 'feleğin sillesini yemiş' gerçek kadın hikayelerini anlatmış ve büyük ilgi görmüştü. Gül Gülsün Yıldız, hikayelerinin ardından geçen üç yıl sonra okurlarının karşısına bu kez kurgu bir romanla çıktı. Yanılsamalar adlı romanı raflarda yerini alan Gül Gülsün Yıldız, iki genç kıza okurlarının odaklanmasını sağlıyor. Yazar, romanına Yanılsamalar ismini uygun bulduğunu, romanın kahramanlarının hayatlarının tamamen yanılsamalar üzerine kurulduğunu söylüyor. Yıldız romanında toplumsal eşitsizliğe, kadın ve erkek olmaya, kadın erkek ilişkilerinde ki yanılsamalara yer verirken, öğrenilmiş çaresizliklerin insanların hayatlarını nasıl istemedikleri yerlere sürüklediğini ve bu sürüklenmelerin bazen dönüşü olmadığını samimi bir dille anlatıyor. Kitaptaki tüm kahramanlar yaşanan olayları kendi bakış açılarıyla yorumluyor. Çok yakın insanların bile olaylara kendi pencerelerinden baktığı romanda gerçekleri aramanın tekinsiz ve zor halleri de yer alıyor. Yaşamın ortasına bırakılmış Eylül ve Esin'in yetimhanede başlayan seçilmiş kardeşliklerinin, yetimhane yıllarından sonra öğrenilen gerçeklerle nasıl sınandığını ve bu sınanmanın yıkıcı sonuçları olabileceğini heyecanla takip ediyoruz. Merak duygusunu diri tutan romanda güldüren, ağlatan ve düşündüren anlatımlar var. Geçmiş ve bugün arasında gidiş gelişlerin yaşandığı romanda sırların gölgesinde yeşeren umutlar, ihanet, hınç ve barut kokusu var. Kimsesizliğin değil kimliksizliğin yıkıcılığını yaşayan, gerçeğini arayan Masal'ın peşinden giden okuyucu beklemediği sürprizlerle karşılaşıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/gule-agit-oyunu-tore-cinayetini-sahneye-tasiyor/", "text": "2004 yılında ailesi tarafından katledilen, töre cinayetinin sembol ismi olan Güldünya Tören'in yürek burkan hikayesi Şehir Tiyatroları tarafından Gül'e Ağıt oyunu adıyla sahneleniyor. Gül'e Ağıt oyunu töre cinayetini sahneye taşıyor. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları, gerçek hayattan bir töre cinayetini seyirciyle buluşturuyor. Türkiye'de töre cinayetleri denildiğinde akla ilk gelen ve bir anlamda sembol olan Güldünya Tören'in hikayesi Şehir Tiyatroları tarafından sahneleniyor. Gül'e Ağıt ismiyle tiyatroya taşınan Güldünya Tören'in acı dolu hikayesini Deniz Altun yazdı. Gül'e Ağıt oyununu Özgür Kaymak yönetti. 23 Şubat 2022 Çarşamba günü Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde ilk gösterimde Gül'e Ağıt oyunu seyircinin yüreğine dokundu, göz yaşları içinde seyredildi. Oyunun prömiyerine Şehir Tiyatroları Müdürü Ceyhun Ünlü, Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, Müdür Yardımcısı Mehmet Karaosmanoğlu'nun yanı sıra birçok sanatçı katıldı. Gül'e Ağıt oyununun konusu töre cinayetine kurban giden Güldünya Tören'in acı dolu hayatına dair. Güldünya Tören 2004 yılında kendi ailesi tarafından öldürülen bir kadın. İşlenen bu töre cinayeti Güldünya Tören ismini sembol olarak hafızalara kazıdı. Gül'e Ağıt oyunu namus, töre ve ahlak kavramlarını sorguluyor. Selamlama konuşması için sahneye çıkan Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever Bizi yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyorum. 21. yüzyılda, yaşadığımız coğrafyada, kadını yok sayan bir zihniyetle maalesef mücadele etmeyi başaramadık. Her televizyonu, gazeteyi açtığımızda bunu tekrar tekrar yaşıyoruz. Ama mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Biz Şehir Tiyatrosu ailesi olarak küçük bir dokunuş yapmak istedik. Bunu hiç unutturmak istemiyoruz. Arkadaşlarımı can-ı yürekten kutluyorum dedi. Gül'e Ağıt, 24-26 Şubat, 2-5 Mart 2022 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde, 23-26 Mart 2022 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi'nde. Müziğini Okan Kaya'nın, dekor-kostüm tasarımını Zuhal Soy'un, ışık tasarımını Murat Selçuk'un, efekt tasarımını Hamza Değirmenci'nin yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan'ın çektiği oyunda Aslı Nimet Altaylar, Ayşem Yağmur Ulusoy, Can Tarakçı, Cüneyt Arda Pamuk, Çağrı Büyüksayar, Fahri Kıncır, Gülsün Odabaş, Hikmet Körmükçü, İskender Bağcılar, Murat Üzen, Tarık Köksal, Tarık Şerbetçioğlu, Uğur Dilbaz, Uğurtan Atakan, Yasemin Güvenç rol alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/gulriz-sururi-engin-cezzar-tiyatro-tesvik-odulu-2022-sahibi-belli-oldu/", "text": "Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülünün bu yılki sahipleri açıklandı. Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü 2022 sahibi belli oldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, sunulan Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü'nü bu yıl Fiziksel Tiyatro Araştırmaları, Kadıköy Boa Sahne ve Tiyatro Hemhal paylaştı. Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü, üretimleriyle ve yenilikçi yaklaşımlarıyla tiyatromuzun gelişimine katkıda bulunan tiyatro topluluklarına veya kişilere veriliyor. Ödülün seçici kurul başkanlığını İKSV Genel Müdürü Görgün Taner üstleniyor. Kurulun üyeleri ise çevirmen ve tiyatro eleştirmeni Seçkin Selvi, oyuncu Selçuk Yöntem, oyuncu ve eğitmen Tilbe Saran ve oyuncu, senarist ve girişimci Mert Fırat. Seçici kurul, bu yıl yedi topluluğa proje başvurusunda bulunması için çağrı yapmıştı. Seçici kurul bu projeler arasından, Fiziksel Tiyatro Araştırmaları'nın Haberci; Kadıköy Boa Sahne'nin Fırtına ve Tiyatro Hemhal'in Berci Kristin Çöp Masalları isimli oyunlarını destekleme kararı aldı. 220 bin TL değerindeki Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü, bu üç topluluk arasında paylaştırıldı. İKSV, çağdaş tiyatromuzun gelişiminde büyük katkıları bulunan iki usta ismin anısına verilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü aracılığıyla, genç tiyatro topluluklarını ve sahne sanatları alanında üretim yapan genç sanatçıları destekleyerek, Türkiye'de bu alanda yeni ve nitelikli yapımların gerçekleşmesini teşvik etmeyi amaçlıyor. İlk kez 2018'de, tiyatro sanatçısı Gülriz Sururi'nin değerli bağışlarıyla hayata geçirilen Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü, 2018'de Altkat Sanat Tiyatrosu ve Altıdan Sonra Tiyatro; 2019'da Tiyatro D22, Bam İstanbul ve Tiyatro BeReZe toplulukları arasında, yeni prodüksiyonlarını desteklemek amacıyla paylaştırılmıştı. 2020 ve 2021 yılına ait toplam ödül tutarı ise İstanbul'un kültür-sanat hayatına katkı sağlayan 14 tiyatro sahnesine, COVID-19 salgınının neden olduğu zor koşulları atlatmalarına bir katkı olarak, karşılıksız şekilde sunulmuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/gulten-dayioglu-yanardagin-yankisi-kitabini-canli-yayinda-anlatiyor/", "text": "Çocuk ve gençlik yazınımızda birçok kuşağı etkileyen yüze yakın kitaba hayat veren Gülten Dayıoğlu hayal dünyamızı zenginleştirmeye devam ediyor. Gülten Dayıoğlu ile Bakmak, Dinlemek, Okumak başlıklı söyleşi Instagram'dan canlı yayınlanacak. Gülten Dayıoğlu Yanardağın Yankısı kitabını canlı yayında anlatıyor. Gülten Dayıoğlu ile Bakmak, Dinlemek, Okumak başlıklı söyleşi Yapı Kredi Yayınları'nın Instagram hesabından yayınlanacak. Çocuk ve gençlik yazınımızda birçok kuşağı etkileyen yüze yakın kitaba hayat veren Gülten Dayıoğlu hayal dünyamızı zenginleştirmeye devam ediyor. Yazarın kitapları nice düşleri tetikledi, nice hayallere, kurgulara tohum attı. 8 Ekim Cuma günü saat: 19:00'da Yapı Kredi Yayınları'nın Instagram hesabından yayınlanacak olan Bakmak Dinlemek Okumak söyleşilerinde bu ayın konuğu Gülten Dayıoğlu ve yeni kitabı Yanardağın Yankısı. Yaratıcı Drama Eğitmeni Çiğdem Odabaşı ile canlı yayında bir araya gelecek olan yazar yeni kitabını, yaşadıklarını ve düşlediklerini keyifli bir sohbette okurlarıyla paylaşıyor. Instagram üzerinden canlı olarak düzenlenecek sohbete buradaki linke tıklayarak katılabilirsiniz. Çocuk ve gençlik yazınımızda birçok nesli etkileyen yüze yakın kitaba hayat veren Gülten Dayıoğlu'nun kaleminden Yanardağın Yankısı bizleri gezegenimiz üzerine düşünmeye yönlendiriyor, geleceğimizle ilgili merak uyandırıyor. Dero yaşıtlarından oldukça farklı, çok özel bir gençtir. O daha küçük bir çocukken bir gün gökyüzünde mekik şeklinde bir yarık belirir ve yarıktan rengarenk ışınlar yayılır. Dero tanık olduğu bu olayın ardından başka bir boyuta geçebildiğini fark eder. Doğduğunda başı bedenine göre fazla büyük olduğundan doğumundan beri çevresi tarafından hep dışlanmıştır. Bu durum Dero'yu içten içe üzdüğünden, tek başına Tendürek Dağı`ndaki bir mağaraya yerleşip gün geçtikçe kendini evinden, arkadaşlarından, dünyadan soyutlar ama bir yandan dünyayı anlamaya çalışır."} {"url": "https://724kultursanat.com/guray-isik-ilk-kitabi-kaygilarin-kucuk-meydani-ile-okurlarin-karsisinda/", "text": "Seyhan Livaneli 2021 Öykü Yarışmasının kazananı Güray Işık'ın ilk öykü kitabı 'Kaygıların Küçük Meydanı' Edebiyatist Yayınevi imzasıyla çıktı. Güray Işık ilk kitabı Kaygıların Küçük Meydanı ile okurların karşısında. Seyhan Livaneli 2021 Öykü Yarışmasının kazananı Güray Işık'ın ilk öykü kitabı 'Kaygıların Küçük Meydanı' Edebiyatist Yayınevi imzasıyla çıktı. Zülfü Livaneli'nin... Usta işi bir ilk kitap olarak tanımladığı kitap, dönemine has, özenle seçilmiş sözcüklerle derin ve zengin bir anlatımı yakalıyor. 16 öyküden oluşan kitap, ikili öykü sistemiyle de dikkat çekiyor. Edebiyat dünyasına yeni yazarları kazandırmak ve Seyhan Livaneli'nin hatırasını yaşatmak amacıyla bu yıl Ocak ayında ikincisi düzenlenen yarışmanın kazananı Dev Masalı ve Tavşan Avı öyküleriyle Güray Işık olmuştu. Zülfü Livaneli başkanlığında, 600'ün üzerinde öykünün değerlendirmeye alındığı yarışmada birinciliği hak eden Güray Işık'ın ödüllü öykülerinin de içinde yer aldığı Kaygıların Küçük Meydanı adlı ilk öykü kitabı Edebiyatist Yayınevi imzasıyla okuyucuyla buluştu. Kah Anadolu'nun küçük bir kasabasında kah bir hapishane hücresinde ya da tılsımlı bir hayat hikayesiyle okuyucuyu sarmalayan eserde dil ve anlatım özgünlüğü de içerik kadar dikkat çekiyor. Kitabın arka kapak yazısıyla yazara tam not veren Zülfü Livaneli: Bir hikayenin önemsiz kahramanı, başka bir hikayede başkahraman olarak karşımıza çıkabiliyor. Herkes kendi hayatının başrolünde oynuyor. Kötülükler ve acı dolu günler içinde, en doğal haliyle bir insan duyarlılığı parıldayabiliyor. Yaşam mücadelesi içinde değerler üretiliyor. Tıpkı gerçek hayattaki gibi Güray Işık'ın hikayelerinde sevdalar, kederler, güzellikler bir araya geliyor. Ve usta işi bir ilk kitap ortaya çıkıyor ifadelerini kullanıyor. 23 Ocak 1984 Ankara doğumlu. Öyküleri Adam Öykü, Varlık, Masa, Edebiyatist gibi dergilerde yayınlandı. 2021 yılında Seyhan Livaneli anısına düzenlenen ve jüri başkanlığını Zülfü Livaneli'nin yaptığı öykü yarışmasında Dev Masalı ve Tavşan Avı öyküleriyle birincilik elde etti. Aynı yıl Dedektif Dergi'nin düzenlediği Zehirli Kalem Polisiye Öykü Yarışmasında Elanor'un Kırmızı Beresi adlı öyküsüyle birincilik kazandı. Zehirli Kalem Ödülünü kazanan öyküsüyle aynı adı taşıyan Elanor'un Kırmızı Beresi isimli kolektif kitap, Herdem Kitap imzasıyla 2021 ilkbaharında okuyucuyla buluştu. Aynı tarihlerde Edebiyatist tarafından yayınlanan Baba adlı kitaba, Dilsiz Yetimler Sunağı adlı öyküsüyle katkı verdi. İlk kitabı Kaygıların Küçük Meydanı, Edebiyatist Yayınevi etiketiyle Eylül 2021'de raflarda yerini aldı. Kitapta, Seyhan Livaneli Öykü Yarışmasında birincilik kazanan öykülerle birlikte on altı öykü yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/hakan-gunday-ve-gurhan-ozciftciden-muslum-tesekkuru/", "text": "Müslüm Gürses'in hayatını anlatan Müslüm filminin senaristleri yazım aşamasını anlattı. Ülkemizin sevilen yazarlarından Hakan Günday ile bilrikte Gürhan Özçiftçi'nin senaryosunu yazdığı film 26 Ekim'de sinemalarda olacak. Hakan Günday ve Gürhan Özçiftçi'den Müslüm teşekkürü merhum sanatçının eşi Muhterem Nur'a... Ülkemizin kült sanatçılarından Müslüm Gürses'in hayatını merkeze alan sinema filminin senaryosunu yazan Hakan Günday ve Gürhan Özçiftçi, yazım sürecinde kendilerine büyük destek olan Muhterem Nur'a teşekkür ettiler. Hayatını müziğe adayan Müslüm Gürses'in acıların ve sevginin iç içe geçtiği yıllar yaşadı. Film daima müzikle var olan bir arayışın hikayesini anlatıyor. Bu yaşamı derinlikli olarak senaryoya taşıyan Günday ve Özçiftçi yazım aşamasını anlattılar. Teklif gelince derhal bu yola kendimi attım diyen Hakan Günday, Çünkü bu hem ciddi bir sorumluluk hem de çok büyük bir ismi tanımak için olağanüstü bir fırsattı benim için. Bir sanatçının hayatını anlatmaktı söz konusu olan. Kendi sesini, kendi kültürünü var etmiş çok büyük bir sanatçı. Bu bir keşif süreciydi aynı zamanda. Bir insanı tanımak, hayatla nasıl başa çıktığını ve mücadele ettiğini görmek ilham vericiydi. Muhterem Nur'un katkılarıyla öğrenme ve ilham alma süreci dedi. Müslüm Gürses'i ve yaşadıklarını biliyorduk ama doğru anlatabilmek için Müslüm Baba nasıl bir karakterdir sorusunun cevabı üzerine çok düşündük, kafa yorduk diyen Gürhan Özçiftçi; Sanatçının güçlü yönlerini, savaşını ortaya koyduk. Müslüm Gürses'i herkes tanıyor ama bu filmi izleyince Müslüm Baba'yı hiç tanımadıklarını anlayacaklar. Muhterem Nur'a bu yolu bize açtığı ve bizimle paylaştığı için teşekkür ederiz dedi. Türk sinemasında bu yılın merakla beklenen filmlerin başında gelen Müslüm'ün izleyici ile buluşmasına sayılı günler kaldı. Müslüm'ün senaryosunu, edebiyatımızın güçlü kalemlerinden Hakan Günday'la birlikte Gürhan Özçiftçi kaleme aldı. Başlı başına bir roman olarak basılma gücüne sahip senaryoda, Müslüm Baba'nın insanı derinden sarsarak şaşırtan hayatı flashback'lerle çok katmanlı olarak işleniyor. Yazım aşamasının kendileri için bir keşif süreci olduğunu anlatan Günday ve Özçiftçi, senaryoya katkılarından dolayı Muhterem Nur'a teşekkür ettiler. Müziğiyle, önce belirli bir kitleyi, sonra da tüm Türkiye'yi peşinden sürükleyen Müslüm Gürses'in hayatı Dijital Sanatlar/ICNN tarafından sinemaya uyarlanırken, usta sanatçının 59 yıl süren yaşamı, edebiyatımızın önemli isimlerinden Hakan Günday ve Gürhan Özçiftçi tarafından senaryolaştırıldı. Film 26 Ekim'de vizyona girecek. Yönetmenliğini Ketche ve Can Ulkay yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/hakan-gunday-zamir-romanindan-tadimlik-sayfalar-paylasti/", "text": "Kendine has okur kitlesini yaratmayı başaran Hakan Günday'ın yeni romanı Zamir okurlarla buluşmaya hazır. Romanın ön satışı başladı. Hakan Günday Zamir ile ilgili tadımlık sayfaları sosyal medyadan paylaştı. Hakan Günday Zamir romanından tadımlık sayfalar paylaştı. 2000 yılında çıkardığı ilk romanı Kinyas ve Kayra ile edebiyat çevrelerinin ilgiyle takip etmeye başladığı Hakan Günday, dokuzuncu romanı ile okurlarla buluşuyor. Kendine has bir okur kitlesi yaratmayı başaran Hakan Günday, Zargana (2002), Kinyas ve Kayra (2003), Piç (2003), Malafa (2005), Azil (2007), Ziyan (2009), Az (2011), Daha (2013) adlı romanlarıyla edebiyat dünyamızda sağlam adımlarla yürümeyi başaran yazarlar arasında bulunuyor. Hakan Günday Daha adlı romanıyla Fransa'nın saygın edebiyat ödüllerinden olan Medicis'in 2015 En İyi Yabancı Roman Ödülü'ne layık görülmüştü. Hakan Günday'ın dokuzuncu romanı Zamir ön satışta. Okurlarla çok yakında buluşacak olan Zamir ile ilgili Hakan Günday kendi Twitter hesabından paylaşımlar yapıyor. Hakan Günday Zamir romanından tadımlık sayfaları Twitter hesabından paylaştı. Hakan Günday sosyal medya hesabından Zamir ile ilgili paylaşımlar yapıyor. Günday Zamir romanından tadımlık sayfaları takipçilerine sundu. Aşağıda Hakan Günday'ın Zamir romanından tadımlık sayfaları okuyabilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/halikarnas-balikcisi-anma-etkinlikleri-bodrumda-basliyor/", "text": "Adı Bodrum ile özdeşleşen edebiyatımızın simge isimlerinden Halikarnas Balıkçısı için ilçede anma etkinlikleri düzenlenecek. Halikarnas Balıkçısı Anma Etkinlikleri Bodrum'da başlıyor. Bodrum Belediyesi, 'Halikarnas Balıkçısı Anma Etkinlikleri' düzenliyor. 15-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan Halikarnas Balıkçısı Anma Etkinliklerinde kültür, edebiyat buluşmaları yapılacak. Halikarnas Balıkçısı'nın doğum günü 17 Nisan. O gün 'Dünya Merhaba Günü' olarak Bodrum Belediyesi tarafından ilan edildi. Bodrum Belediyesinin öncülüğünde düzenlenecek etkinlikler; birçok akademisyen, yazar, ressam ve tiyatro sanatçısını da ağırlayacak. Bodrum Belediyesinin organizasyonu, Bodrum Deniz Müzesi, Bodrum Kent Konseyi ve Livaneli Vakfı iş birliği ile düzenlenecek olan kültür ve sanatla dolu etkinlik programında yerel sanatçıların ağırlıklı olarak yer aldığı heykel, resim gibi sanat çalıştayları ve akademisyen konuklarla zenginleşen Balıkçı ile ilgili panel, anlatımlar ve belgesel film gösterimleri olacak. Anma etkinlikleri programımızın prömiyerinde, Bodrum Belediyesi ve Ara Güler Müzesinin ortaklaşa düzenlediği 'Ara Güler Arşivinden Halikarnas Balıkçısı Sergisi', 16 Nisan 8 Mayıs tarihleri arasında Mausolos Sergi Salonu'nda yer alacak. Balıkçı'nın Anıt Mezarı, Anı Evi ile gönül tepesinde anıt mezar alanında, Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Bodrum'a getirip diktiği bitkilerden oluşan, Halikarnas Balıkçısı Bitkiliği'ni 17 Nisan sabah saat 10.00 da Halk TV ekranlarında yayınlanan ve Serhan Asker'in sunuculuğunu yaptığı 'Görkemli Hatıralar' programıyla tüm Türkiye ile anılması planlanıyor. Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Bodrum Deniz Müzesi Müdürü Selen Cambazoğlu başta olmak üzere ilgili kurum ve kişilerle eş güdüm içerisinde yürüttüğü 'Halikarnas Balıkçısı Anma Etkinlikleri' 16 Nisan akşamı, '17 Nisan Dünya Merhaba Günü' zirvesiyle devam edecek. Almanya Kültür ve Medya Bakanı Claudia Roth, eski Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreou, Türkiye PEN Kulübü Başkanı Zeynep Oral, Buket Uzuner, Zeynep Göğüş, Yunanistan'dan gelen yazar Anna Patakis, halkbilimci yazar Ömer Ünal, yine yazın dünyasının önemli hocalarından Prof. Dr. Levent Yılmaz, Ayşe Arman ve Mehmet Yılmaz da etkinliklerde yer alacaklar. Etkinliklerin kapanışında ise tiyatro sanatçısı Utku Erişik'in performansını izleyecek katılımcılar, Balıkçı'nın edebi kişiliğini bir kez de tiyatro sahnesinde görme olanağına kavuşacak. Bir Merhaba Yaraşır adını taşıyan tek kişilik tiyatro gösterisinin ardından plaket sunumu yapılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/hande-cigdemoglu-ilk-oyku-kitabi-kagit-kesigi-ile-okurlarin-karsisinda/", "text": "Öyküleriyle edebiyat dünyasının dikkatini çeken ve ödüller alan Hande Çiğdemoğlu, ilk öykü kitabıyla okurların karşısına çıktı. Kağıt Kesiği adlı öykü kitabı İnkılap Kitabevi etiketiyle raflarda yerini aldı. Ödüllü yazar Hande Çiğdemoğlu, ilk öykü kitabı Kağıt Kesiği ile okurların karşısında. Hande Çiğdemoğli, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması'nda birincilik ödülüne sahip. Hande Çiğdemoğlu'nun ilk öykü kitabı Kağıt Kesiği raflarda yerini aldı. Ataerkil bir dünyada kadını odağına alan Kağıt Kesiği, İnkılap Kitabevi tarafından yayımlanırken, kitabın arka kapağında Zülfü Livaneli'nin imzası bulunuyor. Kağıt Kesiği, okuma aşkıyla yanıp tutuşan kız çocuklarını, eşinin baskısıyla kendi benliğini unutan kadınları, geçimini sağlamak için istemediği bir yola sürüklenen anneleri konu alıyor. Hande Çiğdemoğlu, kadınların yüreğinde görünmese de kanatan derin yaralar açan bu coğrafyayı ve açtığı yaraları usta işi betimlemelerle anlatıyor. Hayatın derinliklerine kurgusal bir yol açan Hande Çiğdemoğlu, kaleme aldığı ilk kitabı Kağıt Kesiği ile bir yolculuğun hikayesini okurlarıyla paylaşıyor. Bu, öyle bir yol ki yolcuları arasında; açtığı gözlemelere hayallerini katık etmiş Seher de var, sevdasını kalbine gömmüş Kız Mustafa da saatler arasında zamansız bir aşka tutulan ihtiyar da... Karakterlerin hepsi beklenmedik bir sona doğru yürüyor ve güçlü bir kalemin ucunda belleklere yerleşiyor. Kağıt Kesiği, 18 öyküden oluşurken; kitapta 2021 Gülten Akın Yılın Yazarı Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküler de yer alıyor. Hande Çiğdemoğlu'nun ince ince dokuduğu Kağıt Kesiği edebiyat ve sanat dünyasının usta ismi Zülfü Livaneli'nin beğenisini kazanırken, kitabın arka kapağında Livaneli'nin bu ilk kitaba dair değerlendirmesi bulunuyor. Bir girdap gibi içine çekerek, sinir uçlarına dokunan öykülerin yer aldığı Kağıt Kesiği, yarattığı kurguyla okurlarına dokunaklı olduğu kadar umut verici bir okuma da vadediyor. Kağıt Kesiği; 2021 Yılın Yazarı Gülten Akın Mektup Yarışması Büyük Ödülü, 2020 Fakir Baykurt Öykü Yarışması Birinciliği ve 2020 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması Üçüncülüğü alan öyküleri ile Türk edebiyatında yadsınamayacak bir yer edinmeyi başarıyor, üstelik daha ilk anda. 1979 yılında İstanbul'da doğdu. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünde başladığı eğitimine, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme yüksek lisans programı ile devam etti. Öğretmenlik, bankacılık, sigortacılık, muhasebe ve finans uzmanlığı yaptı. Ardından yönünü tamamıyla edebiyata çevirdi. İki yıl boyunca Sevdalım Hayat sitesinde düzenli yazılar yazdı. BirGün, Varlık, Bavul, Masa, Kitap Eki, Öykü Gazetesi, Oggito ve Parşömen Sanal Fanzin gibi pek çok gazete, dergi ve internet sitesinde yazıları yayımlandı. Kitap Cumhuriyeti Yaz Öyküleri Öykü Seçkisi, Yazı-Yorum Dergisi Başkalarının Çiçekleri Öykü Seçkisi'nde yer aldı. Ayrıca çeşitli dijital platformlarda öyküleri seslendirildi. Yalova'da yaşıyor. İki oğluyla birlikte büyüyen umutları var. Deniz tutkunu."} {"url": "https://724kultursanat.com/hande-ertekin-altinci-goz-romaniyla-geldi/", "text": "Hande Ertekin 'Altıncı Göz' romanı ile okurlarla buluşuyor. Edebiyat dünyasında üçüncü romanı ile okurların karşısına çıkan Hande Ertekin sağlam adımlarla ilerliyor. Televizyon dünyasından edebiyat dünyasına adım atan Hande Ertekin, üçüncü romanı ile okurlarla buluşuyor. Hande Ertekin'in 'Altıncı Göz' adlı yeni romanı Artemis Yayınları'ndan çıktı. 'Konu Aşksa' ve 'Zevce' romanlarıyla kendisine okur kitlesi oluşturmayı başaran Hande Ertekin, yeni romanı Altıncı Göz ile edebiyat dünyasında sağlam adımlarla ilerliyor. 8 Mart Kadınlar Günü'nde okuyucusuyla buluşan roman Bir adımla başlar tüm yolculuklar ve bazen yola devam etme gücü, başkasının hikayesinde yatar. ifadesiyle tanıtılıyor. Edebiyat dünyasına, yine Alfa Yayınları'ndan çıkan tarihi bir aşk romanıyla giriş yapan Ertekin, üçüncü romanında bu defa, kadın hikayeleriyle okuruyla buluşuyor. Farklı dünyalardan, farklı dönem ve yaşlardan altı kadının tesadüfen kesişen yolları, ilham verici bir yolculuğa açılıyor Ertekin'in romanında. Daha önce hiç anlatmadıkları hikayeleri, paylaşılan acılar, sarılan yaralar ve birbirine destek veren omuzlar, kadınların içindeki gücü uyandırmaya yardım ediyor. Kitapta Bunu sadece bir kadın başarabilirdi diyeceğimiz hayat hikayeleri okurla buluşuyor. Bir adımla başlar tüm yolculuklar ve bazen yola devam etme gücü, başkasının hikayesinde yatar. Farklı dünyalardan, farklı dönem ve yaşlardan altı kadının kesişen yolları, ilham verici bir yolculuğa açılıyor. Daha önce hiç anlatmadıkları hikayeleri, paylaşılan acılar, sarılan yaralar ve birbirine destek veren omuzlar, kadınların içindeki gücü uyandırmaya yardım ediyor. Çünkü kendini yenilemek, geçmişi unutmadan sessize almak ve önüne bakmak için başka hayatları görmek ve hissetmek gerekir. Ve bir kadını en iyi başka bir kadın anlar."} {"url": "https://724kultursanat.com/harry-potter-heykeli-londraya-dikilecek/", "text": "Kurgu kahraman Harry Potter heykeliyle Londra'da yaşayacak. Karakteri sinemada canlandıran aktör Daniel Radcliffe'i model alan heykel, süpürgesiyle havalanan Harry Potter sahnesini betimliyor. Harry Potter heykeli Londra'ya dikilecek. Sinemanın unutulmaz kahramanları arasında yer alar Harry Potter, artık heykeliyle de var olacak. Önce bir kitap serisi ardından seri filmlerle hayatımıza giren Harry Potter, şimdi heykeliyle Londra'da yaşayacak. Ünlü karakterin heykeli, Londra'nın Leicester Meydanı'na dikiliyor. Harry Potter denilince akla gelen elbette onu sinemada canlandıran aktör Daniel Radcliffe. Londra'ya dikelecek heykel Daniel Radcliffe ile modelleniyor. Unutulmaz süpürge ile uçma sahnesi ile betimlenecek heykel Leicester Meydanı'na dikiliyor. Harry Potter maceralarının romandan sinemaya ilk film uyarlaması olan Harry Potter ve Felsefe Taşındaki Quidditch maçında süpürgesiyle havalandığı sahne Londra'da ölümsüzleşecek. Dünyaca ünlü İngiliz yazar J. K. Rowling'in yarattığı ve dünya çapında fenomen olan Harry Potter karakteri bu ay sonunda Londra'nın Leicester Meydanı'nda heykel olarak görücüye çıkacak. Heykel, 'Meydandaki Sahneler' projesi kapsamında daha önce de Laurel ve Hardy, Bugs Bunny, Gene Kelly, Mary Poppins, Mr. Bean ve Paddington gibi heykelleri yaratan Andrzej Szymczyk imzasını taşıyor. Harry Potter'ın küresel imtiyaz haklarını elinde bulunduran Warner Bros'tan Josh Berger, Bu etkileyici enstalasyondaki heykeller, film tarihindeki en ikonik karakter ve aktörlerden bazılarını temsil ediyor ve Harry Potter'ın meydan boyunca yükselişini görmekten mutluluk duyuyoruz dedi. Berger, Harry Potter serisi, onlarca yıldır her yaştan hayranı memnun ediyor ve bunun insanlara neşe getirmeye devam edeceğini umuyoruz ifadelerini kullandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/harry-potter-sevenlere-hbo-max-dizinin-ilk-fragmanini-paylasti/", "text": "HBO Max, Harry Potter dizisi resmi olarak duyurdu. Şirket, dizinin ilk tanıtım fragmanını yayınladı. Harry Potter hayranları için büyük bir müjde! Warner Bros. şirketi, dünya çapında çok popüler olan Harry Potter serisinin yeni bir televizyon dizisi yapımına başlayacağını duyurdu. Dizi, HBO Max'da yayınlanacak. İlk olarak 2021'in başında duyurulan proje, geçen günlerde Bloomberg'ten gelen haberle birlikte kesinlik kazanmıştı. Proje şimdi de HBO Max tarafından resmi olarak onaylandı. Dizinin her sezonu Rowling'in yedi romanından birini uyarlayacak ve Rowling, baş yapımcı olarak görev alacak. Tamamen yeni bir oyuncu kadrosuna sahip olacağı belirtilen dizi, on yıl sürecek. Dizinin kitapların sadık bir uyarlaması olduğunu söyleyen HBO Max, John Williams'ın Harry Potter film serisi tema müziğini, ikonik logosunu ve Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'nun siluetini yeniden kullanıyor. Harry Potter serisi, J. K. Rowling tarafından yazılan 7 kitaptan oluşuyor ve dünya çapında milyonlarca hayranı var. Seri, Hogwarts büyücülük okulu öğrencisi Harry Potter ve arkadaşlarının maceralarını konu alıyor. Seri, aynı zamanda büyülü dünyanın sırlarını ve entrikalarını da keşfetme fırsatı veriyor. Harry Potter hayranları seriye geri dönmek için sabırsızlanıyorlar. Harry Potter serisi, sinema filmleriyle dünya çapında popülerlik kazanmıştı ve yeni dizi de büyük bir hayran kitlesi tarafından izlenmesi bekleniyor. Harry Potter serisi, kitaplarında ve filmlerinde büyülü bir dünya yarattı. Serinin bir televizyon dizisi, bu dünyanın daha da genişletilmesine ve hayranların daha fazla macera yaşamasına olanak tanıyacak. HBO Max'da yayınlanacak olan bu yeni dizi, şimdiden Harry Potter hayranları arasında büyük heyecan yaratıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/hasan-can-kaya-oxford-universitesinden-teklif-aldi/", "text": "Ünlü komedyen Hasan Can Kaya, Oxford Üniversitesi'nden teklif aldı. Hasan Can Kaya'yı Oxfordlular siyah kravat takarak dinleyecek. Hasan Can Kaya Oxford Üniversitesi'nden teklif aldı! Türkiye'de küfürlü esprileri ve konuklarına olan yaklaşımı nedeniyle sert eleştiriler alan stand up yıldızı Hasan Can Kaya, Avrupa turnesinde... Turnede biletler günler öncesinde tükendi. Hasan Can Kaya'nın Avrupa turnesi devam ederken, Oxford Üniversite'sinden özel bir davet aldı. Hasan Can Kaya, 22 Şubat'ta Oxford Üniversitesi'nde 'Evrensel Mizah' konulu özel bir söyleşi gerçekleştirecek. Hasan Can Kaya Türkiye'nin sınırları ötesinde de şöhreti yakaladı. Ünlü komedyen Oxford Üniversitesi'nde de kitlelerin karşısına çıkacak. Hasan Can Kaya, Avrupa turnesine Almanya, İsviçre, İsveç, Avusturya'da devam ediyor. Ünlü komedyen, Oxford Üniversitesi'nde akademisyenler ve öğrencilerle 22 Şubat'ta söyleşiye katılacak. Hasan Can Kaya'nın Oxford Üniversitesi'ndeki söyleşinin odağında da mizah olacak. 'Evrensel Mizah' konulu buluşmada, ünlü komedyenin geliştirdiği komedi tekniğinin yanı sıra dünyada herkese hitap eden, herkesi güldürebilen mizah nedir sorusuna cevap aranacak. Dünyanın farklı ülkelerindeki insanların neye ve neden güldükleri de bu söyleşinin konuları arasında yer alacak. Hasan Can Kaya'nın söyleşisi, bugüne kadar ülke başkanları ve ünlü sanatçıların söyleşilerine ev sahipliği yapan dünyanın en prestijli münazara kulübü Oxford Union'da gerçekleştirilecek. Ünlü komedyeni izlemeye gelen akademisyen ve öğrenciler geleneksel olarak siyah kravat takacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/hasan-cevik-kuyu-sergisi-galeri-dianide/", "text": "Yeni kuşak sanatçılardan Hasan Çevik, 'Kuyu' imgelemi ile yeniden doğuşa ışık tutuyor. Galeri Diani'deki sergi 5 Mart-23 Mart tarihleri arasında sanat severleri ağırlayacak. Hasan Çevik 'Kuyu' sergisi Galeri Diani'de... Yeni kuşak sanatçılardan Hasan Çevik, 'Kuyu' imgelemi ile yeniden doğuşa ışık tutuyor. Galeri Diani'deki sergi 5 Mart-23 Mart tarihleri arasında sanat severleri ağırlayacak. Renk ve ışığı doğa sahnesinde özgürleşme simgesi olarak kullanan Hasan Çevik, yeni eserlerini kuyu imgesi etrafında örüyor. Koleksiyonerlerin son yıllarda yakından takip ettiği yeni kuşak sanatçılardan Hasan Çevik, solo sergisi ile Galeri Diani'de eserlerini sanat severlerle buluşturuyor. Kuyu imgesi Şeyh Galip'in 'Hüsn-ü Aşk' mesnevisinde dış dünyadan iç dünyaya geçişi ifade eder. Karanlık, kapalı ve bilinmez olan kuyu, kendini biricik varlık olarak gören insanın ruhsal kaosunun dibi gibidir. Fakat bu dip aynı anda bir kendiyle yüzleşme ve aydınlanmadır, dolayısıyla başkalaşarak karanlıktan çıkıştır. İşte bu zengin anlam bütünlüğü içerisinde Kuyu imgesi Hasan Çevik'in üçüncü solo resim sergisinde karşımıza çıkıyor. Ressamın Galeri Diani'deki bir önceki kişisel sergisi olan 'Sessiz'de doğaya dönük kendine has duyumsayışının simgesel izinde değerlendirilebilecek olan 'Kuyu', Çevik'in daha çok figürü ön plana aldığı resimlerinden oluşmaktadır. Tekli ve ikili figür gruplarının, nispeten, doğa sahnesindeki ağaç vb. natüralist biçimlerin önünde, renk ve ışığın son derece özgür bir armonik yapı içinde kullanıldığını görüyoruz. Hasan Çevik'in sergisine adını veren 'Kuyu' imgesi, figürlerin adeta kendileriyle yüzleştikleri, belki kendi karanlıklarını fark edip yaşam enerjisiyle aydınlanıp yeniden doğuş yaşadıkları bir ayna gibi karşımıza çıkıyor. Sergide sadece kuyu değil ağaç imgesi de yine ressamın kendi biçimsel yaklaşımıyla ana elaman olarak kompozisyonlarda yerini alıyor. 1976 yılında Erzincan'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da okudu. 2000 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler M. Y. O. Turizm Rehberliği Ön Lisans Bölümünden mezun oldu. 2004 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünde Lisans diplomasını aldı. Yüksek lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde Prof. Aydın Ayan danışmanlığında Türk Resim Sanatında İstanbul Görünüleri isimli eser-metin çalışmasıyla 2010 yılında tamamladı. 2017 yılında MSGSÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde Prof. Aydın Ayan danışmanlığında İskandinav Sanatında Görünü Resmine Simgesel Yaklaşımlar isimli eser-metin çalışmasıyla sanatta yeterlilik derecesini aldı. Resim eğitimi yanı sıra; heykel, özgün baskı, gravür, fresk, mozaik ve vitray atölyelerinde eğitim gördü."} {"url": "https://724kultursanat.com/hasan-rastgeldi-50inci-sanat-yili-sergisi/", "text": "Sanat hayatında 50 yılı geride bırakan ressam Hasan Rastgeldi'nin Kökler adlı sergisi İzmirli sanatseverlerle buluşuyor. Hasan Rastgeldi 50'inci sanat yılı sergisi Kökler İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde açılacak. Ressam Hasan Rastgeldi, sanat yaşamının 50'inci yılında sanatseverlerle buluşuyor. Rastgeldi'nin 50 yıllık birikiminden oluşan kapsamlı bir seçki İzmirli sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Serginin Kökler ismi, sanatçının beslendiği kültürel kaynaklara ve yarım asrı bulan üretimine atıfta bulunuyor. Hasan Rastgeldi'nin ilk resimlerinin Devlet Resim ve Heykel Sergisi'ne kabul edildiği 1970 yılından günümüze uzanan örnekler içeriyor. Hasan Rastgeldi'nin Kökler adlı sergisi 15 Ocak 2020'de açılacak. Sergi 15 Şubat 2020 tarihine dek görülebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/hazar-erguclu-timsah-atesi-oyunuyla-zorlu-psmde-sahnede/", "text": "Beyazperde ve dizilerin aranan oyuncusu Hazar Ergüçlü, Timsah Ateşi adlı oyun ile tiyatro severlerle buluşmaya devam ediyor. Hazar Ergüçlü Timsah Ateşi oyunuyla Zorlu PSM'de sahnede. Timsah Ateşi adlı oyun, 19-20 Ocak tarihlerinde Zorlu PSM'de tiyatro severlerle buluşuyor. Hazar Ergüçlü'nün de rol aldığı Timsah Ateşi adlı oyun Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu & Piu Entertainment iş birliği ile hayata geçirildi. Zıt kutuplarda yaşayan iki kız kardeşin babalarıyla yaşadıkları çalkantılı hayatı konu alan Timsah Ateşi oyununun başrollerinde Funda Eryiğit, Hazar Ergüçlü ve Kubilay Tunçer yer alıyor. Hazar Ergüçlü Timsah Ateşi oyunu ile Zorlu PSM'de izleyicilerle buluşuyor. Oyunun yönetmenliğini Mehmet Ergen üstlendi. Timsah Ateşi, 2019 yılında Edinburgh Fringe Tiyatro Festivali'nin en sevilen ilk üç oyunu arasında yer aldı. 1989 yılında Kuzey İrlanda'da geçen hikaye, sevgisiz bir Katolik evi, kötürüm bir baba, işlemediği bir suç yüzünden 8 yıl hapis yatan asi bir kız Fianna ile dindar ablası Alannah'ın hikayesinde, temposu bir an bile olsun düşmeyen, sürreal, grotesk bir kara komedi Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi'nde seyirciyle buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/hedefim-sensin-filminin-muzikleri-izlenme-rekoru-kiriyor/", "text": "Ata Demirer filmlerinde müzik daima ön planda. Eğlenceli şarkılarla, türkülerle, oyun havaları ile filmlerini renklendiren Ata Demirer, izleyiciye keyifli anlar yaşatıyor. Hedefim Sensin filminin müzikleri youtube kanalında izlenme rekorları kırıyor. Filmin eğlenceli ve kıvrak oyun havası olan Acelem Yok Hedefim Sensin, İzmirli Volkan tarafından seslendiriliyor. 2015 yılında youtube kanalına yüklenen klip, Hedefim Sensin filmi daha yayına girmeden meraklıların ilgisini çekmeyi başardı. Hedefim Sensin filminin adı da şarkıdan alındı. Roman havası olan şarkının kıvrak ritmi eğlenceli sözleri videoyu izleyenler tarafından çok beğenildi. Ata Demirer filmlerinde mutlaka eğlenceli şarkılar oluyor. Filmle birlikte şarkılar da tekrar gündeme geliyor ve klipleri çok izleniyor. Hedefim Sensin filminin müzikleri arasında kült bir eser de bulunuyor. Türk halk müziğinin ustalarından Neşet Ertaş'ın kıvrak oyun havası Bahçe Duvarını Aştım da filmin müziklerinden biri. Hedefim Sensin filminin müzikleri arasında bulunan Bahçe Duvarını Aştım, Ata Demirer tarafından film için seslendirildi. Hedefim Sensin filminin müzikleri de sinema severlerin ilgisini çekeceğe benziyor. Ata Demirer'in oynadığı filmin yönetmeni Kıvanç Baruönü. Filmin senaryosu da Ata Demirer tarafından yazıldı. Hedefim Sensin filminin müzikleri kıvrak ve eğlenceli ritimleri ile 2019'a damgasını vuracak gibi duruyor. İzmirli Volkan'ın 2015 yılında söyleyerek klibini çektiği neşeli klip izlenme rekorları kırıyor. Hedefim Sensin, çiğ köfte satarak geçimini sağlayan Zekeriya Taştan'ın hikayesini konu ediyor. Genç bir adam olan Zekeriya Taştan, İstanbul sokaklarında çiğ köfte satarak geçimini sağlar. Oldukça geveze bir adam olan Zekeriya'nın başına ne gelirse çenesinden gelir. Bir gün konuşmaması gereken bir yerde ve zamanda yine kendisini tutamaz. Ama bu sefer başına büyük bir dert alır ve İstanbul'u terk etmek zorunda kalır. Artık onun yeni yuvası ilk defa ayak bastığı Gökçeada olur. Burası Zekeriya'nın hayatı için adeta bir dönüm noktası olur. Gökçeada'ya gelmesi ile hayatı değişen sadece Zekeriya değildir. Onun gelişi ile birlikte Hafize'nin, Leyla'nın ve Yarım Hasan'ın hayatı da bambaşka bir hal alır. Yönetmen koltuğunda Kocan Kadar Konuş, Görümce, Arif v 216 gibi filmlere imza atan Kıvanç Baruönü'nün oturduğu Hedefim Sensin filminin başrolünü Ata Demirer üstleniyor. Senaryosunu Demirer'in kaleme aldığı komedi türündeki yapımın oyuncu kadrosunda Demet Akbağ, Tarık Ünlüoğlu, Gonca Vuslateri, İlker Aksum, Erkan Can gibi isimler yer alıyor. Hedefim Sensin filminin fragmanı yayınlandı. Film 30 Kasım 2018 tarihinde sinemaseverlerle buluşacak. Yapımcı şirket BKM tarafından Hedefim Sensin'in fragmanı yayınlandı. Çiğ köfte ustası Zekeriya Taştan'ın hikayesinin konu edildiği film Gökçeada'da çekildi. Ata Demirer filmlerini son yıllarda Çanakkale ve çevresinde çekiyor. Eyvah Eyvah filmi de Bozcaada ve kıyı kasabası olan Geyikli'de çekilmişti. Hedefim Sensin filminin müzikleri arasında yer alan Bahçe Duvarını Aştım, Türk halk müziğinin çok bilinen eserleri arasında yer alıyor. Neşet Ertaş'ın halk müziğimize kazandırdığı oyun havasını, Ata Demirer film için okudu. Bahçe Duvarını Aştım adlı kıvrak oyun havasını kamera arkasında da seslendirmekten keyif alan Ata Demirer'in instagram'da paylaşılan videosu da çok sevildi. Müziğe küçük yaşlardan beri ilgi duyan Ata Demirer lise eğitiminden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda Türk müziği eğitimi aldı. Konservatuar eğitimi boyunca müzisyenlik yaptı. Demirer bu süreçte bir yandan da bar komedyenliği yaptı. Uğur Yücel'le tanışması onun hayatının dönüm noktası oldu. Leman Kültür'de Tek Kişilik Dev Kadro isimli stand up gösterisini yaptı. Demirer 2012'de oyuncu Özge Borak'la evlendi ancak 2014 yılında bu evlilik sona erdi. Ata Demirer'i televizyon dizileri ile izleyici çok sevdi. Tatlı Hayat adlı dizi ile televizyondan evlere ilk kez konuk olan Ata Demirer, Avrupa Yakası isimli dizi ile geniş hayran kitlesine ulaştı. Vizontele Tuuba adlı filmle ilk kez sinemaya adım attı. Osmanlı Cumhuriyeti isimli filmde sergilediği başarılı performans ile beğeni topladı. Ata Demirer, Avrupa Yakası'ndan sonra sinemaya ağırlık verdi. Eyvah Eyvah filmindeki Klarnetçi Hüseyin Badem rolü hafızalarda yer etti. Çanakkale'den İstanbul'a giden Hüseyin Badem'in assolist Fürüzan ile tanışması ve ikilinin yaşadığı maceralar beyaz perdeye yansıdı. Çok sevilen filmin ikincisi de çekildi. Eyvah Eyvah 2'de bu kez Hüseyin Badem kasabanın hemşiresi Müjgan'a aşık olur fakat bir türlü kendini ifade edemez. Demirer, 2012'de Berlin Kaplanı isimli film ile sinemada yerini aldı. Filmin başrolünde ise Ata Demirer, Tarık Ünlüoğlu, Necati Bilgiç ve Nihal Yalçın yer aldı. 2014 yılında ise Eyvah Eyvah'ın üçüncüsü vizyona girdi. Eyvah Eyvah 3 filminin ardından 2015 yılında ise Niyazi Gül Dörtnala filmi ile Ata Demirer sinemadaydı. 2017 yılında Olanlar Oldu filmindeki Zafer karakteriyle sinema severlerin karşısına çıkan Ata Demirer, son filmi Acelem Yok'ta ise bir çiğ köfteciyi canlandırdı."} {"url": "https://724kultursanat.com/her-seyi-degistirme-rehberi-gencler-icin-gezegeni-koruma-kilavuzu/", "text": "Her Şeyi Değiştirme Rehberi gençler için gezegeni ve birbirimizi koruma kılavuzu... İklim krizine karşı mücadelede gençlere yoldaşlık edecek bir kitap raflarda yerini aldı. Uluslararası bestseller yazar ve aktivist Naomi Klein ile Rebecca Stefoff yazdığı Her Şeyi Değiştirme Rehberi adlı kitap Bilgi Yayınevi etiketiyle okurlara ulaşıyor. Ömer Madra'nın önsözüyle hazırlanan kitabın İngilizceden Türkçeye çevirisini Oğuzhan Aydın yaptı. Artan sıcaklıklar, Amazon'da çıkan yangınlar, şiddetli kasırgalar... Bunlar, iklim değişikliğinin günümüzde gözlemleyebildiğimiz etkilerinden yalnızca birkaçı. İyi haberse bu konuda hepimiz hala bir şeyler yapabiliriz. İklim değişikliğinin yalnızca çevresel etkilerine karşı değil, aynı zamanda herkes için adil ve yaşanabilir bir gelecek kurmayı hedefleyen iklim adaleti adına da savaşan bir hareket var. Gençler bu hareketin sadece parçası olmakla kalmıyor, ona önderlik de ediyorlar. Bizlere bu tehlike anının aynı zamanda her şeyi değiştirmek için büyük bir fırsat olduğunu gösteriyorlar. İklim adaleti mücadelesinin en büyük seslerinden biri olan ödüllü gazeteci Naomi Klein, Rabecca Stefoff ile birlikte dünyanın dört bir yanındaki genç liderlerin ilham verici öykülerini anlatıyor. Bu bilgi dolu kitap, genç okurlara bu noktaya nasıl geldiğimize dair kapsamlı bir bakış açısı sunarken bir gün onlara miras kalacak gezegeni koruma ve yeniden şekillendirme mücadelesinde ihtiyaç duyacakları araç ve yöntemlere de yer veriyor. 1970'de Montreal'de doğan Naomi Klein, ödül kazanmış bir gazeteci ve uluslararası best seller 'No Logo / Küresel Markalar Hedef Tahtasında', Şok Doktrini gibi kitapların yazarıdır. Naomi Klein'ın makaleleri, The Nation, The Guardian, The New Statesman, Newsweek International, The New York Times, The Village Voice ve Ms Magazine'in de aralarında bulunduğu çok sayıda yayında yer almıştır. Kanada'da The Globe and Mail'de ve İngiltere'de The Guardian'da aynı anda yayımlanan bir köşesi bulunmaktadır. Son altı yılda Klein, Kuzey Amerika, Asya, Latin Amerika ve Avrupa'da seyahat etmekte ve şirket karşıtı eylemciliğin izlerini sürmektedir. Basında sürekli yorumculuk yapmaktadır; Harvard, Yale ve New York üniversitelerinde konuk olarak ders vermiştir. Klein, Aralık 2001'de Ms dergisi tarafından seçilen Yılın Kadınlarından biri olmuştur. Halen Toronto'da yaşamakta olan Naomi Klein, The Times gazetesi tarafından, 'dünyada 35 yaşın altındaki muhtemelen en etkili insan' olarak tanımladı. The Leap adlı iklim adaleti organizasyonunun kurucularından biridir."} {"url": "https://724kultursanat.com/hermann-hesse-kendini-kesfet-raflarda/", "text": "Hermann Hesse'nin bireyleşmenin, kendi benzersizliğini aramanın kıymeti üzerinde duran yazılarının, şiirlerinin ve mektuplarının bir arada yer aldığı kitabı Kendini Keşfet raflarda yerini aldı. Hermann Hesse 'Kendini Keşfet' ile raflarda... Alman edebiyatının en önemli isimlerinden Hermann Hesse'nin Entdecke dich selbst! Vom Reiz der Individuation kitabı Türkçeye çevrildi. Barış Tut tarafından çevirisi yapılan kitap Kendini Keşfet: Bireyleşmenin Albenisi Üzerine adıyla raflarda yerini aldı. Kendini Keşfet kitabında, Hermann Hesse'nin bireyleşmenin, kendi benzersizliğini aramanın kıymeti üzerinde duran yazılarının, şiirlerinin ve mektupları bir arada yer alıyor. Profil Kitap etiketiyle mart ayında raflardaki yerini alan kitabın kapak tasarımı da editörü Zeynep Tuğçe Özcan imzalı. Hesse sesleniyor: Yalnızca kaderiyle yüzleşme cesaretini bulan kişi kahramandır. Dik başlılık: Hesse'nin hakkını yeniden teslim etmek istediği sözcük, pek sevdiği erdem. Eser, insana en çok yakışan eylemi, yani arayıştan keşfe giden yolda yürümeyi anlatırken bir yandan da Hesse'nin fikir dünyasını daha yakından tanımamıza imkan veriyor. Kahraman uysal, iyi yetişmiş ve görev aşkıyla dolup taşan vatandaş değildir. Yalnızca kendi anlamını, kaderine karşı kendi soylu, doğal dik başlılığını yaratmış birey kahramanca olabilir. Onun dik kafalılığı her ot sapının yalnızca kendi gelişimine yönelmiş derin, görkemli, Tanrı vergisi dik kafalılığı gibidir. Bencillik de diyebilirsiniz buna. Ne var ki bu bencillik adı kötüye çıkmış cimrinin ya da gözünü iktidar hırsı bürüyen kişinin bencilliğinden tümüyle farklıdır. Uyum yerine kendi kaderini tayin etme, tabi olma yerine dik başlılık... Hermann Hesse'nin tüm eserlerinde işlenen ortak motifler. Ona göre her insanın eğilimi biricik ve ayırt edici. Bunları keşfetmek, geliştirmek, hatta toplum direncine karşı savunmak onun yaşamını ve her bir eserini bir ana tema gibi kat ediyor. Bizi her yeni güne güven ve merakla başlamak için yüreklendiren Hesse'nin bu kitabıyla daha yüksek bir insanlık düzeyine doğru uyanış mümkün."} {"url": "https://724kultursanat.com/hollywood-sanatcilarindan-oscar-akademisine-tepki/", "text": "Oscar Ödül Töreni'nde bazı ödüllerin canlı yayında verilmeyecek olması Hollywood sanatçılarını kızdırdı. Sanatçılar ortak bir mektup yazarak Oscar Akademisi'ni protesto etti. Hollywood sanatçılarından Oscar Akademisi'ne tepki. Oscar Akademisi'nin canlı yayınlanan Oscar Ödülleri Töreni için aldığı karar Hollywood sanatçıları tarafından protesto edildi. Hollywood sanatçıları ortak mektup paylaşarak Oscar Akademisi'ni eleştirdi. Sinema profesyonelleri, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'ne hitaben yazdıkları mektupla, Akademi'nin 2022 Oscar Ödülleri töreni için aldığı kararı eleştirdi. Hollywood'da, Oscar'ları belirleyen Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'ne yönelik tepkiler her geçen gün artıyor. 2022 Oscar Ödülleri'ne geri sayım başlarken, aralarında James Cameron, Kathleen Kennedy, John Williams ve Guillermo del Toro gibi isimlerin bulunduğu 70'ten fazla sinema profesyoneli, Akademi'yi aldığı karardan dönmeye davet eden mektup yazdı. Akademi'nin başkanı David Rubin'e hitaben yazılan mektupta 8 kategorideki ödüllerin canlı yayından önce verilmesi eleştirildi. Mektupta, bu kararın film yapım sanatını kutlamaya değer kılan zanaatları küçük düşürmek anlamına geldiği ve onarılamaz hasar bıraktığı belirtildi. Bu yıl 94'üncüsü düzenlenecek 2022 Oscar Ödülleri töreni, her geçen yıl azalan reytingleri yeniden ayağa kaldırmak, seyircinin ilgisini çekmek için yeni bir uygulamaya sahne olacak. Buna göre 27 Mart'ta ödüller açıklanırken 23 kategorinin hepsi canlı yayında sahiplerine verilmeyecek. 8 kategorideki ödüller, daha önceden sahiplerine verilecek ve bant kaydı, canlı yayın aralarına eklenecek. Oscar Ödülleri töreni, çok uzun sürmesi nedeniyle eleştiriliyor ve reytingleri de git gide düşüyor. Bu nedenle yapılacak değişikliğe göre kısa belgesel, kurgu, makyaj-saç, orijinal şarkı, prodüksiyon tasarımı, kısa animasyon, kısa canlı aksiyon ve ses ödülleri canlı yayından önce verilecek. Bu karara göre, 8 dalda ödül alanların teşekkür konuşması, canlı yayında verilmeyecek, bant kayıtları canlı yayın arasına serpiştirilecek. Sinemacıların Akademi'ye yazdığı mektupta, Şarkı, kurgu, yapım tasarımı, makyaj, saç ve ses gibi kritik sanatsal beceleri; tıpkı oyunculuk, yönetmenlik ve görsel efektler gibi beceriler kadar saygıyı daima hak edecek denildi. Mektupta ayrıca, Televizyon yayınını daha eğlenceli hale getirerek yeni izleyiciler aramak övgüye değer ve önemli bir hedeftir, ancak bu, film yapım sanatını en göze çarpan ifadeleriyle kutlamaya değer kılan zanaatları küçük düşürerek elde edilemez ifadesine yer verildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/hollywoodda-grev-gorusmeleri-basladi/", "text": "Sinema endüstrisinin ABD'deki kalbi Hollywood'da senaristler ve oyuncuların grevinde görüşmeler başladı. 1960 yılından bu yana ilk kez hem senaristler hem de oyuncular haklarını alabilmek için birlikte grevde. Hollywood'da grev görüşmeleri başladı. Sinema endüstrisinin ABD'deki merkezi Hollywood'da senaristler bir süredir grevdeydi. Onlara oyuncular da dahil olup destek verince grev büyümüştü. Hollywood senaristlerinden gelen açıklamaya göre, 10 günden fazladır süren grevin ardından büyük stüdyolarla uzlaşmaya varmak için görüşmeler başladı. Grev, Amerikan Senaristler Birliği tarafından yapılan açıklamanın ardından başlamıştı. WGA, mayıs ayında 11 bin 500 üyesinin stüdyo şirketleriyle yapılan ücret görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını açıklamış, ardından greve gideceğini duyurmuştu. Disney ve Netflix'in de aralarında olduğu 350'den fazla yapım şirketinin temsilcisi Amerikan Sinema Filmleri Derneği ile yapılan ücretlerin ve kar paylaşımının artırılmasına ilişkin görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından senaristlerin grev kararı gelmişti. Hollywood'da grev senaristlerle başladı ancak onlara destek veren oyuncularla genişledi. Beyaz Perde Aktörleri Derneği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları birliği, maaş ve yapay zekaya karşı iş güvencesi konusunda görüşmelerde anlaşamadıklarını ve greve başladıklarını açıkladı. Böylece Hollywood tarihinde 1960'lardan beri ilk kez hem senaristler hem de oyuncular greve başlamış oldu. En son 2007 yılında greve giden Amerikan Senaristler Birliği, stüdyolarla müzakerelere başladıklarını duyurdu. Variety'nin haberine göre dün stüdyolarla buluşan Birlik, greve başladıkları mayıs ayından beri ilk kez müzakerelere başladı. Amerikan Senaristler Birliği Gelen teklifleri değerlendireceğiz ve gelecek hafta cevap vereceğiz dedi. Birlik başkanı Carol Lombardini, dün gerçekleşen görüşmede İnsanlar işlerine geri dönmek istiyor diyerek gerekli koşulların kısa sürede sağlanması gerektiğine vurguda bulundu. Senarislerin başlattığı ve sonrasında oyuncuların da dahil olduğu grev, yapımların ertelenmesine, hatta Emmy Ödülleri'nin ertelenmesine sebep oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/hulya-aksular-sanat-atolyesi-ogrencileri-yili-alkislarla-tamamladilar/", "text": "Hülya Aksular Sanat Atölyesi bale dünyasına yeni isimler kazandırmaya devam ediyor. 2021-2022 Yıl Sonu Gösteri Programı'nda Hülya Aksular Sanat Atölyesi öğrencileri Umut adlı gösteriyi sahneledi. Bale dünyasına yeni isimler kazandıran Hülya Aksular Sanat Atölyesi, 2021-2022 Yıl Sonu Gösteri Programı düzenledi. Umut adlı gösteride Hülya Aksular Sanat Atölyesi öğrencileri sahnede göz doldurdular. Beşiktaş Mustafa Kemal Merkezi'nde düzenlenen yıl sonu gösterisinde, öğrenciler öğrentmenlerine ve ailelerine gurur yaşattılar. Lara Yaman, Doğa Gürtan, Okyanus Bilgili, Derin Dayangan, Asya Yüksel, Deniz Işıklı, Gülşah Tetik, Ekin Ertem, Azra Peri Koçyiğit, Berna Nida Gökkaya, Ayşe Deniz Maraşlıgil, Biricik Lal Ayyüz, Adahan Çabas, Rohan Bozacı, Ece Akbülbül, Lara Cankat, Ada Bayav, Arya Hırçın, Nil Aral, Zeynep Dohman, Ada Hatipoğlu, Melis Kılıç, DefneTaştekin, LaraMuslu, ElifZerenŞahin, BelisBaykara, DefneÖzyer, ElizCeylinAkyıldız, Selen Selvi, Duru Kapusuzoğlu, Sibel Gülru Gülser, Özden Arın Can, Nil Güven, Ela Seçki, Elif Nur Kurt, Lara Ada Çermik, Ada Ihlamur, Naz Alaz, Ilım Çakır, İrem Mila Şenol, Derin Çınar, Ela Zeynep Berkay, Ece Aras, Defne Baykara, Mira Aksu, Başak Ersöz, Alara Duru Aksoy, Bade Demiriz, Nil Güler, Yağmur Bulamur, Zeynep Demirkollu, Doğa Vidinlioğlu, 4 Kız: Defne Alişoğlu, Lavinya Topak, Duru Yıldız, İda Ersen, Alara Aybars, Masal Kermen, Bade Selin Ural, Ekin Erkılıç, MelisElaTopaç, ZeynepEkimTürsen, Yağmur Demir, Nehir Kurtuluş, Mina Ayber, Aslı Ece Altınkaya, Aybüke Aras, Ada Albayrak, Ayda Güz Esen, Nisan Koçak, Su Katıkçı, Ishak Pusat, Can Erdil, Çağla Fırtına, Benay Dinç, Derin Güneş Özünal, Nil Akay, Nehir Selvi, Anise Melek Şahin, Nurçin Alya Gözükara, Oya Güney, Lara Ada Şenyol, 2 Kız: Ekin Ertem, Berna Nida Gökkaya Solistler: Can Erdil, Duru Sümbül, Beste Ganiz, Cemre Küver, Ecrin Nas Gencer, Deniz Budak Dansçılar: Derin Çelikkol, Duru Su Oğuz, Arya Bilginturan, Deniz Aydemir, Kayra Silahlı, Elif Duru Yalnızcan, Asmin Alya Anul, Odette ve Odile rolüne hazırlanan Lara Yaman okul dışında geçirdiği sakatlık sebebiyle sizlerle bu yıl buluşamayacaktır. Beyaz Kuğular: Deniz Işıklı, Gülşah Tetik, Irmak Yavuz, Asya Yüksel, Berrak Hantal, Ayşe Deniz Maraşlıgil, Talia Erdem, Ekin Ertem, Alya Asmin Anul, Ada Lal Önder, Berna Nida Gökkaya, Duru Ayten, Ayça Yürüt, Dila Saatçioğlu, Nil Pirebaş, Azra Peri Koçyiğit, Ayşe Nida Uçar, Doğa Yürüt Odile'in Kuğuları: Defne Lal Batuk,"} {"url": "https://724kultursanat.com/hulya-kupcuoglu-ile-sanat-sohbetleri-youtubeda/", "text": "Hülya Küpçüoğlu ile sanat sohbetleri YouTube'da sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı-sanat yazarı Hülya Küpçüoğlu tarafından hazırlanan ve sunulan Hülya Küpçüoğlu ile Sanat Sohbetleri programı 2021 yılını alanında tecrübeli konuklarıyla değerlendiriyor. Pandemi döneminde kendi youTube kanalımı aktif hale getirerek program yapmaya başladım. Başlangıçta amacım, sadece alanında tecrübeli isimleri kayıt altına alarak bir arşiv oluşturmaktı. Kısa zamanda katılımcıların ve izleyicilerin ilgisiyle program büyük bir görmeye başladı ve güncel sanat olaylarını da izleyerek yayınlar yapmaya başladım. 2021 yılını genel bir perspektifle konusunda tecrübeli konuklarla değerlendirmek ve son iki yılda yaşadığımız olağanüstü durumdan ötürü, tarihe bir kayıt bırakmak istedim. 2021 yılında yayıncılık ve edebiyat alanındaki süreçleri Hürriyet Gazetesi yazarı Sayım Çınar'la, Sinema alanındaki değerlendirmeleri Posta Gazetesi sinema yazarı Kerem Akça ile konuştuk. Pandemi dönemi ile kullanımını yaygınlaşan Dijital Platformlar ve Sosyal Medya konusunu Medya Akademi Kurucusu ve Dijital Pazarlama Uzmanı Okan Yüksel ve Sanat Alanındaki Yansımaları mikado Dijital İletişim Ajansının Kurucusu ve Ressam Günsu Saraçoğlu ile değerlendirdik. Pandemi döneminde iletişim ve yayıncılık platformları arasında popüler hale gelen Podcast ile ilgili Medya Akademi Genel Müdürü ve Haber Spikeri Elif Akın Yüksel'den öğreneceğiz."} {"url": "https://724kultursanat.com/i-me-ceden-yeni-sergi-i-me-ce-2-0-barin-han/", "text": "Esra Önel ve Mina Gürsel Tabanlıoğlu tarafından yürütülen, ortak amaca hizmet etme usulü imecenin sanat alanında nasıl deneyimleneceğini sorgulayan sanat oluşumu I ME CE, bu sefer de Barın Han'ın ev sahipliğinde 26 Aralık 2021 itibariyle bir kez daha atölye çalışmalarına başladı. I ME CE'den Yeni Sergi: I ME CE 2.0 Barın Han... Esra Önel ve Mina Gürsel Tabanlıoğlu tarafından yürütülen, ortak amaca hizmet etme usulü imecenin sanat alanında nasıl deneyimleneceğini sorgulayan sanat oluşumu I ME CE, bu sefer de Barın Han'ın ev sahipliğinde 26 Aralık 2021 itibariyle bir kez daha atölye çalışmalarına başladı. Sanatçının fikir sürecinden, eserin son formuna kadar tüm dönüşümünün kaydının tutulduğu ve izleyiciyle paylaşıldığı bu süreç , 21 Ocak Cuma günü ziyaretçilere tamamen açık hale geliyor. Seramik, video, enstalasyon, edebiyat, dans ve müzik gibi birçok farklı disiplinden üreticiyi bir araya getiren bir aylık bu atölye süreci, çıktıların yanı sıra üretim süresince kaydı tutulan arşivle beraber sergilenecek. Açık çağrı ve davet yoluyla atölye çalışmasına dahil olan sanatçılar, çalışmalarında üç temel fikirden yola çıkıyor; Barın Han'ın mekansal özellikleri, tarihi ve çevresi, Barın Yazı ve Cilt Atölyesi'nin kurucusu merhum Hattat Emin Barın'ın icraatları ile Bir aylık üretim sürecinde gerçekleşen kişiler arası ve mekanla olan etkileşimler. Bir aylık süreç boyunca izleyiciye ve katılımcılar arası etkileşime açık atölye metodunu benimseyen I ME CE, işbirliği içinde bir sergi açılış hazırlığını teşvik ediyor. Süreç boyunca ortaya çıkan eserler, açılış gününe kadar tamamlanmak zorunluluğunu taşımıyor. Kimi eserler, sergi açılışından itibaren 29 Ocak tarihine kadar soyuttan somuta dönüşüm sürecine devam edecek. Mekansal değişimi ön plana alan bu projede, yeni katılımcılar da atölye süresi boyunca sürece dahil olabilecek. Atölye ve sergi sürecinin yazılı kaydı, akademisyen ve eleştirmen Ecem Arslanay tarafından tutulmakta. Bu yazı dizisi, dört hafta boyunca Unlimited dergisinden takip edilebilir. I ME CE 2.0, 29 Ocak tarihine kadar 12.00 19.00 saatleri arasında Barın Han'da ziyarete açık olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ibb-muzayededen-1-milyon-700-bin-liralik-eser-aldi/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi yurtdışındaki müzayedelerden satın aldığı kültürel değerlerle dikkat çekiyor. Bu kez Sotheby's'in 'İslam Dünyası ve Hindistan Sanatları' koleksiyonundaki 9 adet Kuran-ı Kerim sayfası ve el yazmalarını satın aldı. İBB müzayededen 1 milyon 700 bin liralık eser aldı... İtalyan ressam Cristofano dell'Altissimo tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman'ın portresinin geçtiğimiz gün İngiltere'deki müzayede evi Sotheby's tarafından yapılan müzayedede rekor kırarak 350 bin sterline (4 milyon TL) satılması büyük herkesi şaşırttı. Sotheby's müzayede evi tablonun 60 ile 80 bin Sterlin arasında bir fiyata satılabileceğini tahmin ediyordu. Yine de bir sürprizle 120 bin Sterline müşteri bulabileceğini de iddia etmişlerdi. Şimdi Kanuni'nin portresini alan kişi ya da kurum, vergileriyle beraber 438 bin sterlin (yaklaşık 5 milyon TL) ödeyecek. Alıcının ismi açıklanmadı. Ancak büyük ihtimalle bu beş katı artışın nedeni Türkiye'den müzayedeye katılan alıcıların birbiriyle yarışması. Müzayedede gözler yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin üzerindeydi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla geçen yıl Bellini atölyesinden çıkma Fatih Sultan Mehmet portresinin 7 milyon 923 bin TL'le satın alınmış ve İstanbul'a getirilmişti. Şimdi aynı şey yeniden olabilir beklentisi oluştu. İBB bu kez müzayedenin gözdesi olan Kanuni portresine değil de manevi değeri daha yüksek olan Kuran-ı Kerim sayfaları ve el yazmalarına hedefine koydu. Sotheby's'in 'İslam Dünyası ve Hindistan Sanatları' koleksiyonundaki 9 adet Kuran-ı Kerim sayfası ve el yazmaları İBB tarafından satın aldı. İBB'nin o müzayededen aldığı eserlerin toplam değeri yaklaşık 150 bin sterlin (1 milyon 700 bin TL) civarında olduğu açıklandı. Çok değerli bir koleksiyonu ait olduğu topraklara getirdiklerini söyleyen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, eserlerin İstanbullularla, önce Saraçhane Sergi Salonu'nda sonra da yapımı devam eden Feshane Tasavvuf Müzesi'nde sergileneceğini ifade ediyor. 1.200 yıllık altın varaklı Kufi yazı ile parşömen üzerine Kuran yazısı. 1.100 yıllık Kufi yazı ile parşömen üzerine Kuran yazısı. Memlüklü Dönemi'ne ait pembe kağıda, muhakkak yazı ile yazılmış Kuran yaprağı. 14. yüzyıl ortalarında Bağdat'ta yazılmış, döneminin en ünlü hattatlarından Argun El-Kamili'ye atfedilmiş Kuran'ın bir yaprağı. Beş sure içeren çift sayfalı yaprak, Ebu Muhammed 'Abdülkayyum ibni Muhammed ibni Keremşah-i Tebrizi' kopyası. Mevlana Celaleddin Rumi'nin oğlu Sultan Bahaeddin Veled tarafından yazılan Mesnevi'ye ait İbtidaname. Safevi Dönemi'nde dar ve uzun sayfalara yazılmış formda tezhipli dua kitabı. İmam Zeynelabidin'e ait duaları içeren, Safevi Dönemi'nde İran'da yazılmış 300 yıllık tezhipli yazma. Ebru sanatlı kağıt üzerine, içi renkli tezhip bezemeli hat ile yapılmış 19. yüzyıla tarihlenen hat ile yazılmış bir aslan kompozisyonu. 200 yıllık, krem, mavi ve bordo renklerde dokunmuş, nadir bulunan el dokuması Ladik Seccade. Yaklaşık 200 yıllık, fildişi ve bordo ağırlıklı renklerle dokunmuş, el dokuması Milas Halısı."} {"url": "https://724kultursanat.com/ibb-sehir-tiyatrolarinda-sezonun-ilk-yeni-oyunu-antigone/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, yeni sezonda Sofokles'in yazdığı, Sabahattin Ali'nin çevirdiği, Engin Alkan'ın uyarlayıp yönettiği Antigone oyununu seyircinin karşısına çıkarıyor. Oyunun ilk gösterimi 1 Eylül 2021 Çarşamba günü saat 20:30'da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde olacak. Antigone, 2-4 Eylül, 15-18 Eylül 2021 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde, 11 Eylül 2021 Cumartesi günü Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde seyirciyle buluşacak. Antigone konusu Devletin olmazsa olmaz yasası, bireyin vicdanında karşılığını bulamazsa, iktidarın elinde tuttuğu iki ucu kızgın demir kimi yakar? sorusunun cevabı üzerine kurulu. Eseri Sophokles binlerce yıl önce kaleme aldı. Aynı adla sahneye taşındı. Antigone'da aynı savaşta birbirini öldüren, ama biri kahraman diğeri hain ilan edilen iki kardeşine de, son görevini yapmakta kararlı olan Antigone ile devletin varlığıyla kendi varlığını eş tutan Kreon'un buyruklarından geri adım atmayan duruşu karşı karşıya geliyor. İnsanlığın tüm kadim deneyimleri tarihe gömülürken yine de çözülmeyen, kaybolmayan çelişkilerimizi sahneye getiren Antigone, dünden bugünü tartışıyor. Bireyin iktidar ve erk olgularıyla yaşadığı çelişki Antigone'nin nesilden nesile aktarılan hikayesi kadar eskidir. Bu denli anonimleşmiş hikayeyi yeniden gündeme taşırken yaşadığımız zamana ait çelişkilerinden ve toplumsal hafızamızda biriken travmalardan bağımsız düşünmemeye gayret ettim. Kreon ve Antigone karakterlerinin tüm hikayeye nüfuz eden ikilemlerini felsefi çatışkılar üzerinden eşit mesafede değerlendirmek genellikle Batı tiyatrosunun sık kullandığı bir sahneleme biçimidir. Ancak iktidar ve siyasi erk karşısında birey hakları, yasallık ve zorbalık, itaat ya da karşı koyma karşıtlıkları yaşadığımız coğrafyanın ısısı yüksek çelişkileridir. Bu hikayenin bize düşündürttüklerini yaşadığımız gerçeklikten bağımsız ele alarak, içinde bulunduğumuz zaman kesitinin koşullarından koparmanın hikayeye karşı bir çeşit körlük yaratacağını düşündüm. Dramaturjisini Sinem Özlek'in, sahne tasarımını Barış Dinçel'in, kostüm tasarımını Eylül Gürcan'ın, ışık tasarımını Mahmut Özdemir'in, efekt tasarımını Metin Küçükyılmaz'ın, hareket düzenini Senem Oluz'un yaptığı, fotoğraflarını Sadi Ayan'ın çektiği oyunda Cengiz Tangör, Aslı Menaz, Zafer Kırşan, Özgün Akaçça, Gözde İpek Köse, Destan Batmaz, Onur Şirin rol alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ifigenya-ibb-sehir-tiyatrolari-sahnesinde/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Euripides'in yazdığı 'İfigenya' adlı oyunu sahneliyor. İfigenya İBB Şehir Tiyatroları sahnesinde seyirciyle buluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Euripides'in yazdığı, Ari Çokona'nın çevirdiği, Serdar Biliş'in yönettiği İfigenya adlı oyun, tiyatro severlerin karşısına çıkıyor. Oyun, 29 Eylül-2 Ekim 2021 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde sergilenecek. İfigenya oyunun dramaturgisini Gökhan Aktemur üstlendi. Müziklerde Burçak Çöllü'nün, sahne-kostüm tasarımını Gamze Kuş'un, ışık tasarımını Kemal Yiğitcan'ın, efekt tasarımını Gökhan Suna'nın imzası var. Fotoğraflar Ahmet Çelikbaş tarafından çekildi. Oyunda Caner Çandarlı, Ceren Kaçar, Elvan Boran rol alıyor. Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis'in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon'dadır. Başkomutan'ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon'un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia'yı tanrılara kurban vermek!.. 2020 yılında 'İphigenia Aulis'te'yi sahnelerken Euripides'in izinden giderek, savaşlar yüzünden dünyanın içine girdiği krizin yarattığı eşitsizliği, bozulan toplumsal düzeni ve ataerkil sistem içinde kadının konumunu ön plana koymaya çalıştık."} {"url": "https://724kultursanat.com/igart-genc-sanatcilari-bekliyor/", "text": "Plastik sanatlar alanında üretim yapan sanatçılara açık olan, birden fazla etap ve farklı proje alanlarından oluşan İGART çatısı altındaki yarışmaların ilk etabı için katılımcılara açık çağrı yapıldı. İGART genç sanatçıları bekliyor. İGART çatısı altında 1 milyon TL büyük ödüllü yarışmanın başvuruları devam ediyor. Yaşı 35'in altında olan Türk ve yabancı genç sanatçı ve gruplara yönelik yarışmanın kazanan eseri, İstanbul Havalimanı'nda yolcularla buluşuyor. Başvuruları 1 Kasım'da sona eren yarışma, mimari ve sanatın bütünleşmesinin önemli bir temsili olarak görülüyor. İstanbul Havalimanı'ndaki kültür sanat etkinliklerini tek çatı altında toplayan İGART, Ressam ve Akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'ın önderliğinde mimarinin ve sanatın her alanından değerli üyelerin katılımıyla çalışmalarını sürdürüyor. İGART bünyesinde yapılacak çalışmalarla birlikte ülkemizde sanata daha fazla yer açılması ve özellikle genç sanatçılara destek verilmesi amaçlanıyor. Plastik sanatlar alanında üretim yapan sanatçılara açık olan, birden fazla etap ve farklı proje alanlarından oluşan İGART çatısı altındaki yarışmaların ilk etabı için katılımcılara açık çağrı yapıldı. Yarışmanın ilk etabında yer alan ve havalimanının metro çıkış alanındaki viyadüğün alt yüzeyini kapsayan dış mekan yüzey resmi projesi sadece 35 yaş altı Türk ve yabancı genç sanatçıların başvurularına açık. Yarışmanın bu özelliğiyle genç sanatçılara alan açılmasıyla birlikte uygulanacak proje için konu ve teknik sınırlaması da bulunmuyor. Birinci etap için yarışmaya katılan ve finale kalan 3 projenin sahiplerine 10'ar bin TL sunulurken, kazanan proje sahibine verilecek büyük ödül için 1 milyon liralık telif bedeli belirlendiği açıklandı. Projenin uygulama bedeli İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA tarafından karşılanacak. Bugüne kadar bu alanda verilen en büyük ödülü sunmasının yanı sıra sanat, insan ve mimari arasında anlam üreten bu yarışmanın jürisinde ise İGART Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, İGART Yürütme Kurulu Üyelerinden Deniz Odabaş, Prof. Dr. Gülveli Kaya, Prof. Dr. Marcus Graf, Mehmet Ali Güveli, Murat Tabanlıoğlu, Nazlı Pektaş'ın yanı sıra heykeltıraş Seyhun Topuz ve heykeltıraş Seçkin Pirim yer alıyor. Yarışmanın başvuru tarihleri 15 Eylül 01 Kasım 2021 olarak belirlenirken, kazanan projenin ise 20 Aralık 2021'de açıklanması planlanıyor. Diğer etaplar ise 2022 yılında yarışmaya açılacak. İGART kapsamındaki tüm çalışmalar ve İGART Sanat Projeleri Yarışması hakkında https://igart. istanbul/igart. html adresinden detaylı bilgi alınabileceği açıklandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/igart-sanat-projeleri-yarismasi-buyuk-odulu-betul-kotile/", "text": "İGART Sanat Projeleri Yarışması'nın 1 milyon TL'lik büyük ödülünü Betül Kotil kazandı. İGART Sanat Projeleri Yarışması büyük ödülü Betül Kotil'e verildi. Türkiye'de kültür sanat alanında bugüne kadar verilen en büyük ödül olan İGART Sanat Projeleri Yarışması sonuçları açıklandı. Yarışmanın kazananı ve 1 milyon TL büyük ödülün sahibi SAYA'nın Sesi adlı eseriyle Betül Kotil oldu. Kotil'in ödülü İGA İstanbul Havalimanı'nda düzenlenen törenle takdim edildi. Havalimanının en dikkat çekici alanlarından, metro çıkış alanındaki viyadüğün alt yüzeyi için tasarlanan eserin, yaz aylarında uygulanmasının tamamlanacağı belirtildi. İGA İstanbul Havalimanı'ndaki kültür sanat etkinliklerini tek çatı altında toplayan İGART, Ressam ve Akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan'ın önderliğinde mimarinin ve sanatın her alanından değerli üyelerin katılımıyla çalışmalarını sürdürüyor. İGART bünyesinde, ülkemizde sanata daha fazla yer açılması ve özellikle genç sanatçılara destek verilmesi amacıyla başlatılan İGART Sanat Projeleri Yarışmaları serisinin ilki Eylül ayında duyurulmuştu. 35 yaş altı Türk ve yabancı genç sanatçı ve gruplara yönelik olarak başlatılan yarışmaya 221 proje ile katılım sağlandı. Yarışmanın, mekan tanımı dışında herhangi bir konu ve teknik sınırlaması bulunmuyordu. İGART Yürütme Kurulu Başkanı Hüsamettin Koçan, İGART Yürütme Kurulu üyelerinden Deniz Odabaş, Prof. Dr. Gülveli Kaya, Prof. Dr. Marcus Graf, Mehmet Ali Güveli, Murat Tabanlıoğlu, Nazlı Pektaş'ın yanı sıra heykeltıraş Seyhun Topuz ve heykeltıraş Seçkin Pirim'in yer aldığı jürinin değerlendirmesinin ardından öncelikle finalistler açıklandı. Betül Kotil, Zafer Ali Akşit ve Celaset rumuzlu sanatçıların eserleri finale kalırken; yarışmanın kazananı Kotil'in eseri SAYA'nın Sesi oldu. Ödül töreninde bir konuşma yapan İGA İstanbul Havalimanı CEO'su Kadri Samsunlu, İstanbul Havalimanı'nın, ziyaretçilerin bir kez daha gelmek isteyecekleri bir merkez haline gelmesinde kültür sanat çalışmalarının önemli rol üstlendiğini dile getirdi. Samsunlu İstanbul Havalimanı'nda her gün binlerce kişiyi ağırlıyoruz ve bu ziyaretlerin bir deneyime dönüşmesini önemsiyoruz. İGART ile bu deneyimi, yazıyla, fotoğrafla, videoyla yolcuların ceplerine birer hediye olarak sunabileceğiz. İGART kapsamında bugüne kadar hayata geçen ve geçecek olan çalışmalar, binaların ruha ve kimliğe bürünmesini sağlaması açısından çok değerli. Yarışma serisinde planlanan tüm alanların sanat eserleri ile bütünleşmesini heyecanla bekliyoruz. Bugün sonuçlanan ilk yarışmanın ardından, havalimanımız içinde önceden belirlenen 16 farklı alan için daha benzer çalışmalar devam edecek. dedi. İGART Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan ise İGA'nın kültür sanat alanında hayata geçirmek istediği yenilikçi projelerin önemine dikkat çekti. Koçan, İGART Sanat Projeleri Yarışması gibi sanatçıların kolaylıkla öneride bulunabileceği ve ulaşabileceği bir mekanizma oluşturmak, böylece bağımsız sanatçıların temsil edilmesine olanaklar sunmak çok değerli. Bu gelecekçi bakış açısının sanatı desteklemek, yeni imkanlar oluşturmak ve daha çok sanatçıya alan açılmasını sağlamak için önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Başvurularda İstanbul dışında Anadolu'dan genç sanatçılarımızın eserlerini görünce İGART Sanat Projeleri Yarışması'nın ne kadar doğru ve ihtiyaç duyulan bir şekilde hayata geçtiğine emin olduk. Sanatçılara mekan tanımı dışında hiçbir sınır getirmemek çok değerliydi. Yıllardır ülkemizde özlem duyulan, sanatçıya imkanlar sunulan bir açık kapı işlevi görecek olan İGART, sanat tarihimiz açısından ayrıcalıklı ve ölçekli bir adımı gerçekleştirdi ve bunu 16 farklı alan için daha planlanan yarışmalarla sürdürecek. Bugün bu kapıdan girmiş olan başta Betül Kotil olmak üzere yarışmaya katılan tüm genç sanatçıları tebrik ediyorum. dedi. Kazanan eserin sahibi Betül Kotil heyecanını, Yarışmayı ilk duyduğumda ve jüri hakkında bilgi edindiğimde bu işin parçası olmayı gönülden istedim. Finalistler arasına seçildiğimi öğrendiğimde de çok adaletli bir seçim olduğuna emin oldum. Kimsenin tanımadığı ve İstanbul'dan uzak bir isimdim sözleriyle dile getirdi. Kazanan proje sahibine verilen 1 milyon TL'lik telif bedeline ek olarak projenin uygulama bedelinin de İGA İstanbul Havalimanı tarafından karşılanacağı açıklandı. İGART Sanat Projeleri Yarışması hakkında detaylı bilgi için https://igart. istanbul/default. aspx adresi ziyaret edilebiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ihsan-oktay-anar-tiamat-romani-ile-geliyor/", "text": "İhsan Oktay Anar, 8 yıl sonra yeni romanı Tiamat ile okurların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İhsan Oktay Anar Tiamat romanı ile geliyor. Edebiyatımızın usta kalemlerinden İhsan Oktay Anar, 8 yıl sonra yeni romanı ile okurların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. İhsan Oktay Anar'ın yeni romanının adı açıklandı: Tiamat. İhsan Oktay Anar Tiamat adlı romanı ile okurlarla kısa zaman sonra buluşacak. Bilindiği gibi ünlü yazar Yapı Kredi Yayınları'ndan Everest Yayınları'ya geçmişti. İhsan Oktay Anar'ın Tiamat adlı romanı Everest Yayınları'ndan çıkacak. Everest Yayınları İhsan Oktay Anar'ın son romanının adını sosyal medya hesabından duyurdu. İhsan Oktay Anar'ın Tiamat romanının okurlarla buluşacağı tarih ise bildirilmedi. Sekiz yıl aradan sonra İhsan Oktay Anar Tiamat adlı yeni romanı ile okurlarla buluşacak. İhsan Oktay Anar'ın çok sevilen Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabı 1995 yılında İletişim Yayınları'ndan çıkmıştı. Yazar daha sonra Kitab-ül Hiyel, Efrasiyab'ın Hikayeleri, Amat, Suskunlar, Yedinci Gün gibi romanlara imza atmış kendisine has bir okur kitlesi oluşturmuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/ihsan-oktay-anar-yeni-kitabiyla-sekiz-yil-sonra/", "text": "İhsan Oktay Anar yeni kitabıyla sekiz yıl sonra okurların karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Geniş bir okur kitlesi bulunan İhsan Oktay Anar, yeni kitabını Everest Yayınları'ndan çıkaracak. İhsan Oktay Anar, sekiz yıl sonra okurlarının karşısına yeni eseriyle çıkıyor. Bilindiği gibi Anar'ın kitapları İletişim Yayınları'ndan çıkıyordu. Ancak İhsan Oktay Anar, yeni yılda Everest Yayınları ile anlaşma yaptı ve kitapları buradan çıkacak. Hürriyet'te İhsan Yılmaz'ın haberine göre İhsan Oktay Anar'ın yeni kitabı için ilk detaylar belli oldu. İhsan Oktay Anar, en son 2014 yılında Galiz Kahraman ile okurlarla buluşmuştu. Anar, o tarihten bu yana yeni bir eser ortaya koymamıştı. Kişisel bir tercih olarak panellere, söyleşilere ve hatta sosyal medyaya pek dahil olmayan Anar hakkında paylaşılan her bilgi kırıntısı oldukça kıymet görüyor. Yazarın yeni kitabının önümüzdeki sene raflarda olacağı ise şimdiden 2022'nin en dikkat çekici edebiyat olaylarından birisi olarak kayıtlara geçti bile. Özellikle 1995'te yayımlanan Puslu Kıtalar Atlası ile tanınan İhsan Oktay Anar Kitab-ül Hiyel, Efrasiyab'ın Hikayeleri, Amat, Suskunlar, Yedinci Gün ve Galiz Kahraman kitaplarının da yazarı olarak karşımıza çıkıyor. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Felsefe alanında tamamlayan Anar, yine bu okulda akademisyen olarak görev almış ve 2011'de emekli olmuştu. İhsan Yılmaz'ın aktardığına göre, İhsan Oktay Anar'ın yeni adresi Everest Yayınları oldu. Dikkat çeken bir diğer detay ise yazarın eski kitaplarının İletişim Yayınları ile devam edeceğinin kaydedilmesiydi. Anar, diğer kitapları hakkında, Ama çocuklar orada kaldı, ifadesini kullanmış. Everest Yayınları'nın genel yayın yönetmenliğine 2020 yılında Cem İleri'nin yerine Saadet Özen getirilmişti. Anar'ın önceki kitaplarının telif süreleri dolduğunda, anlaşmaların yenilenip yenilenmeyeceği şu an için bilinmiyor. Kitabın adı, net çıkış tarihi ve konusu gibi detaylar da şimdilik belirsizliğini koruyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/iksv-salon-martta-yeniden-muzisyenleri-agirliyor/", "text": "İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın Salon'u yeniden ve kaldığı yerden hem Türkiye hem de dünyadan alternatif müziğin başarılı isimlerini ağırlamaya başlıyor. İKSV Salon martta yeniden müzisyenleri ağırlıyor. 5 Mart'ta Beyoğlu'ndaki evinde kapılarını açacak olan Salon, sanatın her alanına yer ayırırken takipçilerine de şimdiden ajandalarına alacakları dopdolu bir program sunuyor. Salon'un yeni sezon konserlerinin biletleri 16 Şubat Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışın ardından 18 Şubat Cuma günü satışa çıkıyor. 12 yıldır iyi müzik severlerin buluşma noktalarından biri olan Salon, 2022'de +1'in desteğiyle programına kaldığı yerden devam ediyor. Salon yine hem Türkiye hem de dünyadan alternatif müziğin başarılı isimlerini ağırlıyor. Mart ayında başlayıp mayıs sonuna kadar sürecek konserlerde Salon Kit Sebastian, Seafret, Palmiyeler, Jakuzi, Other Lives, Islandman, Ghostly Kisses, Noga Erez, Lola Marsh ve Jonathan Bree'yi ağırlayacak. Salon'un yeni sezon programının biletleri 18 Şubat Cuma günü saat 10.30'da passo. com. tr ile İKSV ana gişeden (pazar günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında) genel satışa açılacak. Öğrenci bileti fiyatları ise Eczacıbaşı Genç Bilet projesi kapsamında 10 TL olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ilahiyatci-ihsan-eliacik-kitabina-yasak-getirildi/", "text": "İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık'ın kitabına yasak getirildi. Yaşayan Kur'an Türkçe Meal-Tefsir adlı eserine ilişkin basım dağıtım yasağı ve toplatma kararı verildi. İlahiyatçı İhsan Eliaçık kitabına yasak getirildi. İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, Türkiye'deki resmi dini öğretilere karşı uyarı, öneri ve eleştirileri ile tanınıyor. İhsan Eliaçık'ın Yaşayan Kur'an Türkçe Meal-Tefsir adlı eserine ilişkin basım dağıtım yasağı ve toplatma kararı verildi. İhsan Eliaçık, Gezi eylemleri döneminde 'Yeryüzü Sofraları' ile tanınan, Antikapitalist Müslümanlar oluşumunun kurucusu olarak da öne çıkmıştı. İhsan Eliaçık, 'Yaşayan Kur'an: Türkçe Meal-Tefsir' isimli eserine basım dağıtım yasağı geldiğini ve kitaba ilişkin toplatma kararı verildiğini sosyal medyadan duyurdu."} {"url": "https://724kultursanat.com/ilhan-daner-vefat-etti/", "text": "Türk tiyatrosunun usta oyuncularından İlhan Daner hayatını kaybetti. Sanatçı bir süredir tedavi görüyordu. İlhan Daner vefat etti. Tiyatronun usta isimlerinden İlhan Daner hayatını kaybetti. İlhan Daner'in vefat haberini sanatçı Betül Demir duyurdu. Betül Demir sosyal medya hesabından Yeşilçam'ın bir efsanesi daha yaşamını yitirdi! ifadesiyle acı haberi paylaştı. Türk tiyatrosunun çınarlarından İlhan Daner yaşamını yitirdi. Daner bir süredir hastanede tedavi görüyordu. İlhan Daner'in vefat haberini ünlü şarkıcı Betül Özdemir paylaştı. Türk sinema ve tiyatro dünyasının ustaları arasındaki İlhan Daner'in evinde hayatını kaybettiği bildirildi. Şarkıcı Betül Demir Twitter hesabından, usta oyuncu İlhan Daner'in yaşamını yitirdiğini duyurdu. Bir süredir tedavi gören usta oyuncu Daner'in ölümüyle ilgili paylaşım yapan Demir, Seni uğurlamak çok zor olacak İlhan hocam, Ayşen'e sarıl benim yerime de ifadelerine yer verdi. İlhan Daner 30 Aralık 1938 tarihinde İstanbul'da dünyaya geldi. Oyunculuğa tiyatro ile adım attı. Sinema oyunculuğuna 1957 yılında Mahşere Kadar filminde oynayarak başlamıştır. Konservatuvar mezunudur. Tiyatro ve sinema oyunculuğunun yanısıra; senaristlik ve yönetmenlik de yapmış olan İlhan Daner, Seninle Bir Sonbahar isimli bir de 45'liği bulunmaktadır. Bizim Mahalle dizisinde Hayri Bey ve Sizin Dersane dizisinde Ferit tiplemeleri ile televizyon izleyicilerinin de beğenisini kazanmıştır. Haberler. com son dakika haberler, gündem haberler ve tarafsız haberler için okumaya devam edin. Komedi ağırlıklı sinema filmlerinde rol alan Daner, 1976 yılı yapımı olan Lüküs Hayat sinema filminin senaristliğini yaptı. İlhan Daner'in vefat haberi sanat dünyasında derin üzüntü yarattı. İlhan Daner için son vazifesini yerine getirmek isteyen sevenleri cenazeyle ilgili bilgi almaya çalışıyor. İlhan Taner cenazesi hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. İlhan Daner'in cenazesi son yolculuğuna nereden uğurlanacak? Bilgi aldığımızda sizlerle paylaşacağız."} {"url": "https://724kultursanat.com/illuzyon-muzesinden-okul-gruplarina-ozel-kampanya/", "text": "İllüzyon Müzesi, 'Okula Dönüş' döneminde, Ekim ayı sonuna kadar yapılan tüm rezervasyonlarda geçerli olmak üzere okul gruplarına özel kampanya başlattı. İstiklal Caddesi Narmanlı Han'da ve Anadolu Yakası'nda Emaar Square AVM'de bulunan Museum of Illusions- İllüzyon Müzeleri, okul gruplarına özel kampanya sunuyor. İllüzyon Müzesi, 'Okula Dönüş' döneminde, Ekim ayı sonuna kadar yapılan tüm rezervasyonlarda geçerli olmak üzere okul gruplarına özel kampanya başlattı. Bu kampanya kapsamında okul grupları avantajlı bilet fiyatlarından her iki müzede de yararlanabiliyor. Okul grupları için www. museumofillusions. com. tr websitesi üzerinden rezervasyonlarınızı yaptırabilir, online bilet alabilir ve sıra beklemeden illüzyonların dünyasını keşfetmeye devam edebilirsiniz. İllüzyon Müzesi'ni diğer müzelerden ayıran en önemli özelliklerden biri de kişinin kendi yolculuğuna çıkarak illüzyonların bir parçası haline gelmesidir. İnteraktif öğrenme ve eğlenme alanları ile de dikkat çeken müzeler aynı zamanda çocukların yaratıcılıklarını geliştirmesine büyük katkı sağlıyor. İllüzyon Müzesi'nde optik illüzyonlar, hologramlar, etkileşimli illüzyon odaları ve sıra dışı sergi alanları yer almaktadır. Gözlerinizi ve beyninizi karıştıran şaşırtıcı görüntülerin yer aldığı alanlarda, yanılsamalar duyularımızın hatalı algıladıklarını göstermekte ve dünyaya ilişkin bakışımızın çoğu zaman çarpıtılmış olabileceğini sizlere hatırlatmaktadır. Duvarlarda aklınızı karıştırabilen ve yanlış algı yaratabilen resimlerin yer aldığı alanlarda, gördükleriniz değil görmedikleriniz anlatılmaya ve anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Ziyaretçiler müze içerisinde yer alan interaktif odalarda, bu illüzyon dünyasının bir parçası olmakta ve illüzyonların gerçekliğini deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Müzenin konsepti eğlence ilkesine dayanmaktadır. Yerli ziyaretçiler ve turistler için özgün ve benzersiz bir deneyim sunulmaktadır. Çocuklar ve gençler, bir yandan eğlenecek diğer yandan bilimle bir illüzyonun nasıl yaratıldığını öğreneceklerdir. Yetişkinler ise bu eğlenceli dünyada bilimin farklı kullanımlarına tanık olacaklardır. İllüzyon Müzesi her yaştan ziyaretçi için interaktif, sürükleyici ve eğlenceli bir deneyim yaşatmakta ve unutulmaz anlar sunmaktadır. İllüzyon Müzesi'nin en etkileyici yönü ise ziyaretçiler illüzyonların fotoğraflarını rahatça çekebilmekte ve paylaşabilmektedirler."} {"url": "https://724kultursanat.com/imza-gunleri/", "text": "Arda Murat Akdağ, üç kitaptan oluşan polisiye roman serisini TÜYAP... İş insanı Bülent Eczacıbaşı \"Aklımızda Bulunsun\" adlı kitabının imza günü... Çok okunan romanların yazarı Sinan Akyüz okurlarıyla buluşmaya devam ediyor.... Ahmet Ümit yeni romanı Bir Aşk Masalı'nı imzalamak için okurlarla... Ediz Hun'un hayatına dair çıkan \"Film Gibi Geçti\" adlı kitap... Polisiye edebiyatın ülkemizde önde gelen temsilcilerinden Ahmet Ümit, iki yıl... Tiyatro tarihimizde önemli bir yeri olan Kenter Tiyatrosu'nun kuruluşundan günümüze... Ünlü oyuncu Cem Davran, gençlik yıllarından itibaren yazdığı günlüğünden notları... İstanbul Kitap Fuarı'nda İnkilap Kitabevi imza günleri belli oldu. İnkılap Kitabevi... 7. Edirne Kitap Fuarı imza günleri etkinlikleri belli oldu. Yazarların... 7. Edirne Kitap Fuarı için geri sayım başladı. Fuarın onur... Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde ilk kez kitap günleri düzenleniyor. Merkezefendi Belediyesi... Kuşadası Belediyesi tarafından düzenlenen Altın Güvercin Beste Yarışması tam bir... Beyazıt meydanındaki çınar altının sembol ismi şair ve koleksiyoner Hüseyin... Galatasaray ve Türk futbolunun bir dönem efsane oyuncularından olan Cevad... Ünlü polisiye yazarı Ahmet Ümit, imza gününde okur izdihamıyla karşılaştı.... Sezgin Kaymaz, son romanı Nefha'yı Beşiktaş'ta Kırmızı Kedi Kitabevi'nde imzalayacak.... Yeni Nesil Kitap Fuarı İstanbul bugün açıldı. Fuarın etkinlik programı..."} {"url": "https://724kultursanat.com/inci-dizen-kiz-istanbulda-sanatseverlerle-bulusuyor/", "text": "Osmanlı Saray Ressamı Zonaro'nun yaşarken satmaya kıyamadığı eseri İnci Dizen Kız, İstanbul Sanat ve Antika Fuarı'nda sergilenecek. İnci Dizen Kız İstanbul'da sanatseverlerle buluşuyor. Zonaro'nun en sevdiği eseri 'İnci Dizen Kız/Filatrice di Perle' 20-23 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek İstanbul Sanat ve Antika Fuarı kapsamında sergilenecek. İnci Dizen Kız, 'Osmanlı Saray Ressamı' ünlü sanatçı Fausto Zonaro'nun en sevdiği eseri olarak biliniyor. Eser, 1887 tarihli ve 190x140 cm boyutunda. Zonaro, yurdumuza gelmiş en meşhur İtalyan ressam olarak tanınıyor. Sanatçı, İstanbul'da yaşam sürdüğü süre zarfında, kentin tarihi dokusunu ve gündelik yaşamın yanı sıra bayramlar gibi dini ve sosyal olayları da eserlerine yansıttı. Osmanlı Dönemi'nde 'baş ressam' denilince akla gelen ilk isimlerden olan Fausto Zonaro' nun 'İnci Dizen Kız'ı İstanbul Sanat ve Antika Fuarı'nda yerli ve yabancı sanatseverle buluşmak için gün sayıyor. Ünlü ressam Fausto Zonaro, 1891 yılında İstanbul'a gelirken tüm eserlerini paketliyor ve gemiye yükleyerek yanında getiriyor. 'İnci Dizen Kız' adlı eserine büyük talep olsa da hiçbir zaman satmaya kıyamıyor. Başyapıtın gördüğü teveccüh üzerine, halen Galeria Ricci Oddi daimi koleksiyonunda yer alan küçük boyutlu suluboya versiyonunu yapıyor. Zonaro, başyapıtı İstanbul'a getirdikten sonra Sultan II. Abdülhamid' in kendisine tahsis ettiği binanın salonuna asıyor. Eseri gören her kişinin, tabloyu satın almak istemesine karşın, gelen talepleri nazik bir dille geri çeviriyor. 'Saray ressamlığı' görevi sonrası göz bebeği başyapıtı, ülkesi İtalya' ya geri götüren sanatçı 1929 yılında San- Remo' da yaşamını yitiriyor. Torunu Jolanda Meneguzzer Trevigne tarafından sanatçı adına 2004 yılında düzenlenen retrospektif sergiler sonrasında bir Türk koleksiyoncu tarafından satın alınan başyapıt, ülkemizin kültür ve sanat varlıkları arasındaki yerini koruyor. İstanbul Sanat ve Antika Fuarı sanatseverleri, halen Dikici Koleksiyonu'nda yer alan 'İnci Dizen Kız'ın yanı sıra ülkemizin seçkin sanat galerileri ve antikacılarıyla da buluşturuyor. 20 Şubat tarihinde kapılarını açacak olan fuarda ziyaretçiler, farklı teknik ve biçimlerde üretilmiş eserlerle buluşacak. Ayrıca sanatseverler düzenlenecek akademik buluşmalar sayesinde bilgi alma şansına sahip olurken kurum ve bireysel koleksiyonlardan özenle oluşturulan seçkilere de tanık olacak. Seçici Kurul Başkanlığını Halilhan Dostal' ın yaptığı İstanbul Sanat ve Antika Fuarı, 20- 23 Şubat tarihleri arasında bini aşkın esere ev sahipliği yapacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/ingilterede-osmanli-padisah-portreleri-24-5-milyona-satildi/", "text": "İskoçya'da bir evin çatı katında bulunan yağlı boya Osmanlı padişahlarının tabloları düzenlenen müzayede ile 24.5 milyon liraya satıldı. İngiltere'de Osmanlı padişah portreleri 24.5 milyon liraya satıldı. Tavan arasında bulunan Osmanlı padişahlarının tabloları ünlü müzayede evi Sotheby's tarafından açık artırma ile satışa sunuldu. Osmanlı padişahlarına ait tablolar 24.5 milyon liraya alıcı buldu. Osmanlı padişahlarının tabloları İskoçya'da nesillerdir aynı ailede olan bir evin çatı katında bulunmuştu. Yağlı boya tablolar müzayedede rekor fiyata alıcı buldu. Müzayede evi Sotheby's, aralarında Osmanlı padişahları ve Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'un bulunduğu 17. yüzyıl porteleri açık artırmayla satışa sundu. Dün düzenlenen açık artırmada tablolar yaklaşık 24 milyon 563 bin liraya satıldı. Kimliği şimdilik gizli tutulan alıcı, ayrıca yüzde 20'ye yakın vergi de ödeyecek. Satılan eserler arasında Kanuni Sultan Süleyman'ın portresinin yanı sıra Yıldırım Bayezid, 2. Bayezid, 2. Murad, 1. Mehmed ve Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'un portreleri bulunuyor. Portrelerin, 16. yüzyılda İskoçya'daki Newbattle Manastırı'nda asılı olan daha geniş koleksiyonun parçası olduğu düşünülüyor. Sotheby's tarafından yayımlanan müzayede notuna göre, Newbattle Türkleri olarak bilinen portreler, 16. yüzyıl İtalyan Rönesans tarihçisi ve biyografi yazarı Paolo Giovio (1483-1552) tarafından bir araya getirilen hükümdarlar, devlet adamları ve diğer önemli şahsiyetlere ait 484 tabloluk koleksiyondaki eserlere dayanıyor. Satılan portreler, en son 1930'a kadar Newbattle Manastırı'nda sergilenmiş, sonrasında unutulmuştu. Eserler yaklaşık 100 yıl sonra bir çatı katında bulunarak satışa sunuldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/io-dasdas-sahnesinde-ilk-kez-istanbulda/", "text": "İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında dünyaca ünlü yönetmen Theodoros Terzopoulos'un İO adlı oyunu DasDas'ta ilk kez İstanbul seyircisinin önüne çıkacak. Dünyaca ünlü yönetmen Theodoros Terzopoulos'un hem yönetmenliğini yaptığı hem de sahnede olduğu 'İO' adlı oyun İstanbul'da ilk kez DasDas sahnesinde seyircinin önüne çıkacak. İO Uluslararası Tiyatro Festivali, Kasım'da yeni oyunlarla devam ediyor. Festival kapsamında dünyaca ünlü yönetmen Theodoros Terzopoulos'un hem yönetmenliğini yaptığı hem de sahnede olduğu 'İO' oyunu 3 ve 4 Kasım'da İstanbul'da ilk kez sahnelenecek. DasDas, Eylül ayında yepyeni bir tiyatro festivaline ev sahipliği yapmaya başladı. Uluslararası birçok tiyatro/dans/performans gösterisini İstanbul'da ağırlamaya başlayan İO Uluslararası Tiyatro Festivali, dünyaca ünlü yönetmen Theodoros Terzopoulos'un hem yönetmenliğini yaptığı hem de sahnede olduğu 'İO' oyununu İstanbullu tiyatroseverlerle 3 ve 4 Kasım akşamlarında DasDas'ta buluşturmaya hazırlanıyor. Etel Adnan tarafından usta yönetmen Theodoros Terzopoulos için yazılan 'İO', küçük bir mekanda büyük bir enerji ile sahnelenen bir performans olarak tanımlanıyor. Köklerinden kopmuş bir kadının, İO'nun, sürgünlüğünün sessiz acısının, mücadelesinin anlatıldığı oyunda Aglaia Pappa'ya sahnede Theodoros Terzopoulos eşlik ediyor. Tiyatroyu daha geniş kitlelere ulaştırıp Türkiye'deki tiyatro üretimine katkı sağlamayı, yıl içerisinde prömiyerini gerçekleştireceği yerli yapımları ve birçok başarılı uluslararası tiyatro, dans performans gösterilerini Türkiye'de sanatseverlerle buluşturmayı hedefleyen DasDas, İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında ev sahipliği yapacağı yeni gösterileri önümüzdeki günlerde duyurmaya devam edecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/is-sanat-dunya-tiyatro-gununu-tartuffe-ile-kutluyor/", "text": "27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde İş Sanat, tiyatroseverler için Fransız komedya ustası Moliere'in Tartuffe oyununun ilk gösterimi YouTube kanalında yayınlayacak. İş Sanat Dünya Tiyatro Günü'nü Tartuffe ile kutluyor. İş Sanat'ın Provadan İzle serisi Moliere'in Tartuffe eseri ile devam ediyor. Ölümsüz tiyatro eserlerinin bir masa etrafında, okuma provası düzeninde seyircilere sunulduğu seride, Fransız komedya ustası Moliere'in Tartuffe oyununun ilk gösterimi Tiyatro Günü olarak kutlanan 27 Mart Pazar, saat 20.30'da İş Sanat'ın YouTube kanalında yayınlanacak. Moliere'in 17. yüzyılda kaleme aldığı oyunda, zengin bir ailenin evine yerleşen ve türlü oyunlarla yavaş yavaş evin yönetimini ele geçiren Tartuffe'ün, ailenin başına açtığı işler mizahi bir dille anlatılıyor. Yiğit Sertdemir'in yönetmenliğini üstlendiği oyunda, Tartuffe'ü Murat Kapu canlandırıyor. Ayşe Demirel, Yiğit Sertdemir, Sinem Öcalır, Meriç Rakalar, Ceyda Akel, İbrahim Arıcı, Tuğra Can Bıçak, Gülhan Kadim, Ayşegül Uraz ve İlayda Ulcaylı'nın rol aldığı Provadan İzle serisinin yeni oyunu Tartuffe, ilk gösterim tarihinden itibaren İş Sanat'ın YouTube kanalında ücretsiz izlenebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/is-sanat-metaverse-evreninde-sergi-aciyor/", "text": "İş Sanat yeni sergisini Metaverse'te açıyor. Türkiye İş Bankası'nın 1940'lardan bu yana oluşturduğu zengin resim koleksiyonundan özel bir seçkiyle hazırlanan NFT sergisi, Metaverse'te sanatseverlerle buluşacak. İş Sanat Metaverse evreninde sergi açıyor. Geçtiğimiz yılın teknoloji dünyasında en çok dikkat çeken ve hızla yaygınlaşan gelişimi Metaverse evrenine İş Sanat da merhaba diyor. İş Sanat yeni sergisini Metaverse'te açıyor. Türkiye İş Bankası'nın 1940'lardan bu yana oluşturduğu zengin resim koleksiyonundan özel bir seçkiyle hazırlanan NFT sergisi, Metaverse'te sanatseverlerle buluşacak. İş Sanat'ın Tablolarla Boğaziçi'nde Bir Gezinti adlı sergisi sanatseverlerle Metaverse evreninde buluşturulacak. Decentraland platformunda sanatseverlerin ilgisine sunulan sergide yer alan Hikmet Onat, Şeref Akdik, Zeki Faik İzer, Feyhaman Duran, İbrahim Safi, İbrahim Çallı, Cevat Erkul, Hulusi Mercan, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Halil Paşa gibi usta ressamların İstanbul'un maviliklerini, kıyılarını resmettiği tabloları NFT olarak yer alacak. Serginin küratörlüğünü, İş Bankası'nın çalışmaları devam eden resim müzesinin kurucu küratörü Prof. Dr. Gül İrepoğlu üstleniyor. Serginin 5 7 Nisan tarihleri arasında üç gün sürecek ön gösterimi sınırlı sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Ön gösterime katılabilmek için gerekli NFT davetiyeler 4 Nisan Pazartesi gününe kadar metaverse. issanat. com. tr üzerinden temin edilebiliyor. NFT davetiyeler, blokzincir teknolojisinin akıllı kontratlarda kullanımı ile bin adetle sınırlı şekilde ön gösterime özel olarak üretildi. 'Tablolarla Boğaziçi'nde Bir Gezinti' sergisi, ön gösterimin ardından 8 20 Nisan tarihleri arası NFT davetiye sahibi olma koşulu aranmaksızın tüm ziyaretçilerin katılımına açık olacak. Sergide kullanılan bir diğer teknoloji olan artırılmış gerçeklik uygulamaları sayesinde, dijital ortamda sergilenen NFT eserlerin fiziki ve dijital deneyim ile birleştirilmesi sağlanıyor. Serginin teknolojik kurgusu İş Bankası ve teknoloji iştiraki Softtech'in Türkiye ve Çin'deki inovasyon merkezlerinin iş birliği ile hazırlandı. Serginin küratörü Prof. Dr. Gül İrepoğlu ise İş Bankası'nın Beyoğlu'ndaki tarihi binasında restorasyon inşaatına ve Müze çatısı altında sanatseverlerle buluşacak ilk sergilerin seçkisine dair çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, Tarih boyunca büyüleyici güzelliğiyle hayranlık uyandıran İstanbul'un ve bu güzelliğin zirvesi olan Boğaziçi'nden Türkiye İş Bankası Resim Koleksiyonu'ndaki usta ressamların peşine takılıp, onların gözüyle, onların izlenimleriyle eski Boğaziçi görünümlerine bakarak, bir sanal vapurda kıyı kıyı birlikte yol alacağımız bir sergi hazırladık dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/is-sanat-nisan-ayi-etkinlikleri/", "text": "İş Sanat nisan ayı etkinlikleri ile sanatseverleri ağırlamaya devam ediyor. İş Sanat nisan ayı etkinlikleri ile sanatseverlerle buluşmayı sürdürüyor. İş Sanat, nisan ayı konserlerine dünyaca ünlü Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası konserleri ile başlıyor. Bir sosyal dönüşüm hareketi olarak kurulan El Sistemanın yetiştirdiği müzisyenlerden oluşan dünyaca ünlü Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası, 6 ve 7 Nisan'da iki ayrı konserle İş Sanat'a konuk oluyor. Dünya çapında verdikleri konserler ile dikkat çeken, orkestra şefi Christian Vasquez yönetimindeki Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası'nın ilk konserinde çellist Poyraz Baltacıgil solist olarak yer alacak. Konser, 6 Nisan Çarşamba, saat 20.30'da İş Kuleleri Salonu'nda gerçekleşecek. Konserin repertuvarında, Antonin Dvorak'ın Si Minör Çello Konçertosu ve Sergey Prokofyev'in 5. Senfonisi seslendirilecek. Orkestranın sahne alacağı 7 Nisan'daki ikinci konserin repertuvarı ise Amerikalı ve Latin Amerikalı bestecilerin eserlerinden oluşuyor. Konserin ilk bölümünde orkestrayı Andres David Ascanio yönetecek. Orkestra şefliğinin yanı sıra, Simon Bolivar Trompet Topluluğu'nun da üyesi olan Ascanio, dünyanın en büyük orkestrası olarak Guiness Rekorlar Kitabı'na giren El Sistema Gençlik Orkestrası'nın da birçok konserini yönetiyor. Christian Vasquez'in batonu devralacağı konserin ikinci bölümünde ise Leonard Bernstein'ın unutulmaz eseri Batı Yakasının Hikayesi müzikalinin orkestraya uyarlanan senfonik dansları seslendirilecek. Konser, 7 Nisan Perşembe, saat 20.30'da İş Kuleleri Salonu'nda gerçekleşecek. Konserlerin biletleri İş Kuleleri Salonu ana gişe ve tüm Biletix satış noktalarından temin edilebilir. İş Sanat ve Milli Reasürans iş birliğinde gerçekleşen Milli Reasürans Oda Orkestrası'nın bu sezonki ikinci konseri çevrimiçi olarak klasik müzik severlerle buluşacak. Orkestra şefi Hakan Şensoy yönetimindeki konserin solisti flütçü Sonat Sözer olacak. Antonio Vivaldi, Gabriel Faure ve Arthur Barbosa'nın eserleriyle doğadan ilham alan bir repertuvarla hazırlanan Milli Reasürans Oda Orkestrası'nın konseri, 13 Nisan saat 20.30'daki ilk gösteriminden itibaren İş Sanat'ın YouTube kanalında ücretsiz izlenebilir. Cumhuriyetin ilk kadın yazarlarından Nezihe Meriç'in hikayeleri 25 Nisan Pazartesi, saat 20.30'da İş Sanat'ın YouTube kanalında izleyicisiyle buluşacak. Yeşil, dalga dalga gölgeleniyor... başlıklı dinletide, Çalgıcı, Bazıları, Kapalı Öykü-1, Işın, Sepetli Kadın hikayeleri seslendirilecek. Eski bir radyo kayıt stüdyosunun canlandırıldığı sahne düzeninde müzikle bir arada sunulan hikayeleri, Atilla Birkiye düzenledi ve Mehmet Birkiye sahneye uyguladı. Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar, Hakan Gerçek, Aslı Yılmaz seslendirdiği dinletinin efektleri ise Vehbi Arslan'a ait. Müzik yönetmenliğini Serdar Yalçın'ın üstlendiği dinletiye Seda Subaşı ve Şemsa İdil Ural eşlik edecek. Etkinlik, ilk gösterim tarihinden itibaren İş Sanat'ın YouTube kanalından izlenebilir. Semaver Kumpanya'nın İş Sanat'a özel hazırladığı video serisi Çocukken Büyüdüm Ben yeni bölümleriyle devam ediyor. Terzi Mahmut Bey ve dükkanına gelen kukla İhsan'ın günlük hayat hakkındaki sohbetlerine yavaş yavaş kasabanın diğer kukla ve insanlarının da katılmaya başladığı dizinin yeni bölümleri 3 ve 17 Nisan Pazar saat 15.00'te seyircilerle buluşacak. Serinin önceki bölümleri İş Sanat'ın YouTube kanalından ve Türkiye İş Bankası Kumbara Dergisi'nin internet sitesinden izlenebilir. Senaryosunu Hakan Tabakan'ın yazdığı, yönetmenliğini Volkan M. Sarıöz'ün üstlendiği, dekor tasarımı İsmail Hazır, kostüm tasarımı Sema Öztaş, müzik tasarımı Okan Kaya, kukla tasarımı Sibel Altan ve ışık tasarımı Kaan Aloğlu'na ait olan dizinin oyuncu kadrosunda ise Mehmet Konu, Sarp Aydınoğlu, Onur Şenol, Sibel Altan, Onur Yalçınkaya, Nisan Yenigül ve Metin Alpargun yer alıyor. Yaşamla ve toplumsal olaylarla olan ilişkisini her zaman canlı tutan Habip Aydoğdu, Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi içerisinde yer alan İş Sanat Ankara Sanat Galerisi'nde 20 Nisan'da Kırmızı Yine Kırmızı başlıklı sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor. Sergide, kendi özgün dilini yaratan bir sanatçı olarak dikkat çeken Habip Aydoğdu'nun 40 yıllık sanat yaşamı 10'ar yıllık dönemlerle gözler önüne seriliyor. Sanatçının eserleri 1970'ler Yaşam Kavgası, 1980'ler Uçan Düş, 1990'lar Az Olanla Düşündürtmek/ Kırmızının İktidarı, 2000'ler Modernizmin İzinde/ Kurban adlarıyla ve ressamın sanatsal dönüşümünü izleme şansı yaratacak bir düzen ile sergileniyor. Sergi 30 Temmuz 2022 tarihine kadar Ankara Ulus'taki Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi'nin 3. Katında yer alan İş Sanat Ankara Sanat Galerisi'nde gezilebilir. İş Sanat Kibele Sanat Galerisi, 27 Nisan'dan itibaren Anadolu'nun Ressamı olarak tanınan Yalçın Gökçebağ'ın retrospektif sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergide sanatçının farklı dönemlerine ait eserleri yer alıyor. Öğretmenlik yaptığı yıllarda Anadolu yaşamını, insanını ve doğasını gözlemleme imkanı bulan Gökçebağ, tanık olduğu güzellikleri özümseyerek tuvalleri aracılığıyla bizleri büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. 64 yıllık sanat hayatı boyunca ürettiği eserlerinde artık kaybolmakta olan kırsal yaşamı sanatının gücüyle birleştirerek kültürel bir mirası gelecek kuşaklara emanet ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/is-sanat-youtube-kanalinda-bayram-nesesi/", "text": "Bayramda keyifli, neşeli vakit geçirmek isteyenler için İş Sanat YouTube kanalındaki konserleri öneriyoruz. İş Sanat YouTube kanalında bayram neşesi var. Bayramda neşeli vakit geçirmek isteyenlere İş Sanat'ın YouTube kanalındaki konserleri öneriyoruz. Türk Sanat Müziği'nin değerli isimlerinin bir araya gelerek oluşturduğu Gerdaniye Köçekçe Takımının, İş Sanat için hazırladığı konser bayramın ilk günü yayında olacak. Osmanlı döneminde, müzikle dansın bir arada sunulduğu bir eğlence geleneği olan ve zaman içinde halk türküleriyle de bir araya gelerek yeni formlar kazanan köçekçe konseri bayramın ilk günü olan 2 Mayıs Pazartesi, 20.30'da İş Sanat YouTube kanalında yayınlanacak. Kanun sanatçısı Serkan Mesut Halili'nin düzenlediği konserde, eserleri Canan Sezgin Geylan, Çiğdem Yarkın, Gül Yazıcı, Atakan Akdaş, Bekir Ünlüataer, İlhan Yazıcı, Murat Irkılata seslendirirken solistlere Enver Mete Aslan, Sercan Halili, Serdar Bişiren, Serkan Mesut Halili, Şükrü Kabacı, Volkan Ertem, Yaman Hadi eşlik edecek. Konser, ilk gösterimin yapılacağı tarihten itibaren İş Sanat'ın YouTube kanalında erişime açık olacak. Karadeniz müziğinin sevilen ismi Resul Dindar, Sevdam ile Dalgalan Karadeniz başlıklı konseri ile 4 Mayıs Çarşamba, 20.30'da İş Sanat YouTube kanalına konuk oluyor. Geleneksel Karadeniz müziğini rock ve pop altyapısı ile ustaca harmanlayan Dindar, en sevilen türkülerle bayramın son günü seyircisi ile İş Sanat'ın YouTube kanalında buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-devlet-opera-ve-balesi-kurucusu-aydin-gunu-aniyor/", "text": "İstanbul Devlet Opera ve Balesi kurucusu Aydın Gün'ü vefatının 15. yılında anıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi kurucusu Aydın Gün'ü anıyor. İstanbul Devlet Opera ve Balesi, vefatının 15. yılında opera sanatçısı ve rejisör Aydın Gün'ü anıyor. 6 Aralık 2022 akşamı sanatseverler ile buluşacak olan konser, Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde izlenebilecek. Türkiye'de operanın kurucusu kabul edilen Aydın Gün, Türkiye'de opera sanatının yerleşmesi ve ilerlemesi için dönüm noktası sayılabilecek zamanlarda, çok değerli çalışmalara imza atmıştır. 1959 yılında İstanbul Şehir Operası'nı kuran Aydın Gün'ün anılacağı konserin programında, Gün'ün sanat hayatına damga vurmuş eserler sanatseverlere sunulacak. Giuseppe Verdi'nin Macbeth, Rigoletto, Nabucco operaları, Wolfgang Amadeus Mozart'ın Sihirli Flüt, Giacomo Puccini'nin Madama Butterfly ve Tosca operaları, Ruggero Leoncavallo'nun Palyaço operalarından aryalar konserde seslendirilecek. Ayrıca Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosundan bir bölüm ve Özgür Sevinç'in, Telli Kavak ve Tepebaşı adlı parçaları da programda yer alıyor. Konserin konsept hazırlığı ve sunumu Niyazi Ölmez, anlatımı ise Betül Görgülü tarafından gerçekleştirilecek. Şef Paolo Villa yönetimindeki İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu, konserde sahnede olacak. Göktuğ Alpaşar, Pınar Çulha, Alper Göçeri, Hüseyin Likos, Cahit Şaher, Ufuk Toker, Hande Soner Ürben, Evren Işık Yasemin ve Viyolonsel Sanatçısı Şafak Erişkin'in solist olarak yer alacağı konserin piyanistleri Yuliya Bapova ve Özgür Sevinç."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-havalimanindaki-copler-sanata-donustu/", "text": "İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Giden Yolcu bölümünde ziyaretçilerden yoğun ilgi gören bir sergi açıldı. İstanbul Havalimanı'ndaki atık malzemeler sanata dönüştü. İstanbul Havalimanı'ndaki çöpler sanata dönüştü. İstanbul Havalimanı'nda sanatçı Deniz Sağdıç'ın atık malzemelerle ürettiği eserleri 0'' Sıfır Noktası adlı sergide sanatseverlerle buluşuyor. Sergideki eserler, İGA ve paydaşlarının markalarını taşıyan eski üniformalar, düğmeler, havalimanında toplanan plastik kutular, poşetler gibi malzemelerle oluşturuldu. Sergiye, havalimanındaki yolcuların yoğun ilgi gösterdiği görüldü. İGART çatısı altında kültür sanat alanında yaptığı çalışmalara hız kazandıran İstanbul Havalimanı, yenilikçi projelerle sanata daha fazla alan yaratmaya devam ediyor. İstanbul Havalimanı'ndaki kültür sanat buluşmalarının en yenisi, Sanatçı Deniz Sağdıç'ın 0'' Sıfır Noktası sergisi ile gerçekleşiyor. İstanbul Havalimanı 0'' Sıfır Noktası projesi ile doğa dostu yaşam alışkanlıkları konusunda ziyaretçilerine ilham vermeyi amaçlıyor. Sergide yer alan eserler, farklı milletlerin özelliklerini taşıyan portrelerden oluşuyor ve İstanbul Havalimanı'nda sergileniyor. Ocak ayında İstanbul Havalimanı'nın Dış Hatlar Giden Yolcu alanında ziyarete açılan sergi, yoğun ilgiyle karşılaşıyor. Eserlerin satışlarından elde edilen gelirin bir bölümü İGA'nın Kurumsal Sosyal Sorumluluk projelerinde kullanılacak. Sergide yer alan, Deniz Sağdıç'ın ekibiyle birlikte yaklaşık 4 aylık bir atölye çalışması ile ortaya çıkardığı 20 eser; İGA ve paydaşlarının markalarını taşıyan eski üniformalar, İstanbul Havalimanı Atık Yönetim Merkezi'nde tespit ve keşfi yapılan plastik kutuları, çöp poşetleri, kablolar, düğmeler gibi kullanılmış/atık hale gelmiş malzemelerden oluşuyor. Deniz Sağdıç, 2015 yılında uygulamaya başladığı Ready-ReMade'' başlıklı projesiyle; bireyin günlük yaşamda kullandığı, tüketerek bir kenara terk ettiği nesne ve objeler ile işlevini yitirmiş her türlü atığı sanatın kendi dünyasında eser olarak yeniden var etmeyi deniyor. Sanatçı bu yöntemle, bireyin tüketim alışkanlıklarını yeniden sorgulamasını, kişi ve kurumlara sürdürülebilirlik'' konusunda ilham verebilmeyi, özel bilgi ve beceri isteyen malzemelerden öte günlük hayatta kullanılan, yakından tanınan malzemeler aracılığıyla birey için sanatı çok daha samimi bir düzeye kavuşturmayı, tüm alan ve sektörlerde olduğu gibi sanatın da sürdürülebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekebilmeyi amaçlıyor. İstanbul Havalimanı'nın doğa dostu yaşam alışkanlıkları konusunda ziyaretçilerine ilham verme, sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm bilincini artırma hedefiyle yola çıktığı sergi üç ay boyunca ziyaret edilebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-komedi-festivali-besinci-yilinda-sehri-guldurmeye-hazir/", "text": "11 Kasım 12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Komedi Festivali için bilet satışları başladı. Festivalde şehri güldürecek isimler de açıklandı. İstanbul Komedi Festivali beşinci yılında şehri güldürmeye hazır. 11 Kasım 12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Komedi Festivali'nin ana sponsorluğunu bu yıl Maximum Kart üstlendi. BKM Organizasyonu ile düzenlenen İstanbul Komedi Festivali, komedinin yıldız ve usta isimlerini ağırlamaya, şehri yeniden kahkahalarla donatmaya hazır. Her yıl New York, Toronto, Londra, Edinburgh, Boston, Brooklyn, Leicester, Auckland, Melbourne gibi dünyanın çekim merkezi olmuş şehirlerinde gerçekleştirilen, komedi festivallerinin Türkiye'deki öncüsü İstanbul Komedi Festivali şehre bu yıl beşinci kez kahkahayı getirecek. İstanbul Komedi Festivali 30'dan fazla sahnede, 82'si yetişkin, 20'si çocuk olmak üzere 220'den fazla etkinlik ile misafirlerini ağırlayacak. Demet Akbağ, Şener Şen, Ali Poyrazoğlu, Gani Müjde, Sunay Akın, Zafer Algöz & Can Yılmaz, Berfu & Eser Yenenler. İngiltere'nin en büyük ve en iyi kulüplerinde sahne alan Joe Sutherland da festivalde olacak. Rus komedyen Denis Smirnov, Oya Başar ve Begüm Birgören, Gır Gır Stand Up Gecesi, Doğu Demirkol, Yasemin Şefik, Mesut Süre, Geveze, Dinçer Güner, Meltem Parlak, Lesli Karavil, Semaver Kumpanya, Yunus Günçe, Farah Coppola & Betal Özay, Çok da Fifi Stand-Up, Suzan Kardeş & Begüm Kardeş Varbil festivalde yer alacak isimler arasındalar. Beşiktaş'ta Kortej, Vapurda Kahkaha Yogası gibi interaktif etkinlikler, sezon boyunca kapalı gişe sahnelenen Aydınlıkevler, Güldür Güldür Show, Çok Güzel Hareketler 2 ve çok daha fazlası İstanbul Komedi Festivali'nde olacak. BKM Mutfak Çarşı ve BKM Mutfak Kadıköy ise, İstabul Komedi Festivali boyunca yerli ve yabancı stand-up gösterilerine ev sahipliği yapacak. Festival çocuklar için de birbirinden eğlenceli ve öğretici tiyatro oyunlarına, atölyelere ev sahipliği yapıyor. Jazz For Kids, Kahkaha Yogası, Çinyo ile Markonyo, Lıkır'ın Doğum Günü Ebeveyn Çocuk Tiyatrosu, Onur Erol Kids Club, İyilik Ağacı tiyatro oyunu kaçırılmaması gereken etkinlikler arasında. Dopdolu programı ile İstanbul Komedi Festival'i mizahin ulusal ve uluslararası düzeyde en iyi ve en yeni isimlerini seyircisi ile buluşturacak. İş Bankası kartlarına %10, Maximiles Black ve Privia Black'e %20 indirim uygulanacak etkinliğin biletleri satışta."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-meydanlarinda-muzik-istanbul-kavustayi/", "text": "İstanbul'da meydanlarda müzik sesleri yükselecek. İstanbul Kavuştayı adı verilen etkinlik serisinde şehrin meydanlarında ücretsiz konserler düzenlenecek. İstanbul meydanlarında müzik İstanbul Kavuştayı adlı programla halkla buluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından İstanbullular için meydanlarda ücretsiz konserler serisi başlatıldı. İstanbul Kavuştayı adı verilen konserler serisinde kentin meydanlarından müzik sesleri yayılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 'İstanbul Kavuştayı' ile şehrin meydanlarını müziğin ritmiyle dolduracak. Popüler isimler 11 meydanda ücretsiz konserlerle müzikseverlerle buluşacak. 'İstanbul Kavuştayı' konser serisinde ilk buluşma 4 Mart Cuma günü başlayacak. Türkiye'nin en çok dinlenen gruplarından Madrigal, Esenler Dörtyol Meydanı'nda İstanbullularla buluşacak. Konserler kapsamında Küçükçekmece Sahil Parkı'ndan Esenyurt Cumhuriyet Meydanı'na, Beykoz Çayırı'ndan Bağcılar Meydanı'na kadar birbirinden farklı meydanlarda müziğin sevilen isimleri dinleyenlere unutulmaz anlar yaşatacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-muzik-festivali-50-yasinda/", "text": "50. İstanbul Müzik Festivali İstanbul teması ile düzenlenecek. Bu yıl 50. yaşını kutlayacak olan İstanbul Müzik Festivali 6-24 Haziran tarihleri arasında 12 farklı mekanda Türkiye ve yurtdışından 65'in üzerinde solist, topluluk ve orkestrayı ağırlayacak. İstanbul Müzik Festivali 50 yaşında... 50. İstanbul Festivali başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı 'nın ilk festivali olan İstanbul Müzik Festivali bu yıl ellinci yaşını kutluyor. Festival 6-24 Haziran tarihleri arasında Borusan Holding sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Festivalin bu yılki teması İstanbul olarak belirlendi. 50. İstanbul Müzik Festivali, 6-24 Haziran tarihleri arasında 50. kez müzikseverlerle buluşacak. Festival, İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın katkılarıyla düzenlenecek. İstanbul Müzik Festivali, yarım asırlık tarihinde Türkiye'den ve dünyanın pek çok farklı ülkesinden 45 bine yakın sanatçı ve topluluğu 3,5 milyonu aşkın izleyiciyle buluşturdu. İstanbul Müzik Festivali, verdiği eser siparişleriyle şimdiye kadar 20 yeni klasik müzik eserinin bestelenmesine aracı oldu, teşvik ödülleri ve fonlarla onlarca genç sanatçıyı destekledi. İstanbul temalı 50. İstanbul Müzik Festivali, üç hafta boyunca 12 farklı mekanda Türkiye ve yurtdışından 65'in üzerinde solist, topluluk ve orkestrayı ağırlayacak. İstanbul Müzik Festivali, şef ve besteci Tan Dun ile şef ve piyanist Thomas Ades'e verdiği eser siparişlerinin Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacak. Deutches Symphonie Orchester Berlin, Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası gibi önemli topluluklar ve Anna Prohaska, Gautier Capuçon, Alice Sara Ott gibi yıldız solistler de festivalin konukları arasında yer alacak. Atatürk Kültür Merkezi uzun yıllar sonra ilk defa 50. yılında yeniden festival mekanları arasında yer alacak. İstanbul Müzik Festivali kapsamında hafta sonları İstanbul'un farklı park ve mekanlarında ücretsiz hafta sonu konserlerinin yanı sıra İKSV Alt Kat işbirliğiyle gerçekleştirilen Müzikli Bir Hafta Sonu etkinlikleri ile çocuklara ve gençlere yönelik atölyeler de düzenlenecek. Farklı disiplinlerden isimlerin katıldığı, festivalin klasikleşen Konsere Doğru Konuşmaları bu yıl da devam edecek. 50. İstanbul Müzik Festivali biletleri, 20 yıldır İKSV'nin tüm çalışmalarını destekleyen Lale Kart üyeleri için 4 Mart'ta başlayacak indirimli ön satış döneminin ardından, 11 Mart Cuma günü 10.30'dan itibaren, passo. com. tr internet sitesi üzerinden ve İKSV ana gişeden genel satışa sunulacak. Eczacıbaşı Genç Bilet projesi kapsamında, her konser için belirli sayıda öğrenci bileti ise 10 TL'den satışa çıkacak. Konservatuvarların müzik ve şan bölümü öğrencileri her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul Müzik Festivali konserlerini ücretsiz olarak izleyebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-sanat-fuari-faust-temasi-ile/", "text": "29. İstanbul Sanat Fuarı bu yıl Faust ile açılıyor. Faust teması fuar boyunca işleniyor. İstanbul Sanat Fuarı Faust teması ile düzenlenecek. TÜYAP tarafından hazırlanan ARTİST 2019 /29. İstanbul Sanat Fuarı, 2-10 Kasım 2019 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenecek. TÜYAP'ta kurulacak olan sahnede Goethe'nin Faust'una odaklanılacak. ARTİST 2019 Faust teması ile düzenlenecek. ARTİST 2019, 7 no'lu ana salonunda pek çok galeriyle birlikte Faust teması kapsamında büyük bir projeye; 8 no'lu salonda ise bağımsız genç sanatçılara ev sahipliği yapacak. ARTİST 2019 toplamda 12 bin metrekareyi aşkın iki salonunda dokuz gün boyunca sanatseverlerle yüzlerce sanatçının işlerini buluşturacak. İstanbul Sanat Fuarı, her yıl sanat alanındaki çalışmaları nedeniyle verilen onur ödülleri sahiplerini buldu. Plastik sanatlara önemli katkıları nedeniyle Sanatçı Onur Ödülü Mevlut Akyıldız'a ve Sanatsever Kurum Onur Ödülü ise İstanbul Kültür Üniversitesi'ne değer görüldü. Ödüller, 4 Kasım 2019 Pazartesi günü düzenlenecek geleneksel TÜYAP Onur Gecesi'nde sahipleriyle buluşacaktır. Kapılarını 15 yıldır genç sanatçılara, gruplara, inisiyatiflere ve üniversitelerin güzel sanatlar fakülteleri öğrencilerine açan ARTİST, bu yıl da 8 no'lu salonda bağımsız genç sanatçılara olanak tanıyor. Bu vesileyle genç sanatçıların ve güzel sanatlar öğrencilerinin galerilerle iletişimine, projelere katılımına ve ortak projeler üretmesine imkan sağlıyor. ARTİST 2019'un 8. salonunda 40 inisiyatif ve grubun yanı sıra İstanbul Kültür Üniversitesi, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi'nin de içinde olduğu kurumlar yer alacak. Geçtiğimiz yıllarda Umulmadık Topraklar, Ütopya ve Deneyim kavramlarıyla TÜYAP'ı kamusal bir sanat ortamına dönüştüren Feyyaz Yaman, Eda Yiğit ve Ezgi Bakçay yönetimindeki proje ekibi bu sene de TÜYAP'ta bir sahne kurguluyor ve Goethe'nin Faust'una odaklanıyor. Faust, ağustos ayı boyunca TÜYAP'ta düzenlenen atölyelerle kolektif bir üretim sürecinin sonucu olarak doğdu. Atölye, bir ay boyunca Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü'nden bu yıl mezun olan 8 tiyatro öğrencisini ve onlarla çalışan müzisyenleri resim, heykel, video ve fotoğraf alanından genç sanatçılarla buluşturdu. Atölyenin amacı bir edebi metin etrafında teorik ve pratik çalışma yürüterek sahnede disiplinler arası fikirleri canlandırmaktı. Ağustos Atölyesi, farklı disiplinlerden yaratıcıların kolektif bir çalışma ile bir tiyatro oyununu ve mekanını ürettikleri bir deneyim olmaya hazırlanıyor; mimari, tiyatro ve plastik sanatların kesişiminde, oyunun sahnesini, seyirciler için ayrılan alanı, fuaye ve soyunma odalarını bir bütün olarak tasarımın sorunu haline getirmeyi amaçlıyor. Tüm bu deneyselliği yaşamak için çağımızın kültürel ve politik koşullarında yeni sözler söyleyen klasik bir metni, Goethe'nin Faust'unu merkezine alıyor. Sanatçıların atölyelerinde başlattıkları çizgilerin yolculuğu İstanbul Sanat Fuarı'nda yerini alırken çocuklara ilham oluyor. Fuar kapsamında düzenlenecek atölyenin yürütücülüğünü ise sanat eğitmeni Yeliz İşanç Arapoğlu üstleniyor. ARTİST 2019, hafta sonu 11.00-20.00, hafta içi ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek; 10 Kasım Pazar günü ise saat 19.00'da sona erecektir. 29. İstanbul Sanat Fuarı, her yıl olduğu gibi, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A. Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğinde düzenlenen 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbul-tiyatro-festivali-isil-kasapoglu-kuratorluguyle-yapilacak/", "text": "İKSV'nin 50. yılını kutladığı 2022'de İstanbul Tiyatro Festivali yeni bir yapıyla şekillendiriliyor. İstanbul Tiyatro Festivali Işıl Kasapoğlu küratörlüğüyle yapılacak. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali bu yıl yeni bir yapılanma ile düzenlenecek. İKSV'nin 50. yılını kutladığı 2022'de İstanbul Tiyatro Festivali yeni bir yapıyla şekillendiriliyor. Festival programı bu yıldan itibaren, sahne sanatları alanından bir oyuncu, yönetmen, dramaturg veya yazarın artistik yaklaşımını yansıtacak. Küratöryel bir bakış açısıyla oluşturulacak festival programında ulusal ve uluslararası yapımlar arasından türünün en iyi ve güncel örneklerinin yanı sıra festivale özel yapımlar da yer alacak. Yeni yapısıyla festivalin, farklı yaklaşımlara alan açabilen, dinamik ve yenilikçi bir program sunması hedefleniyor. 26. İstanbul Tiyatro Festivali yazıp yönettiği 100'den fazla oyunla ve kurucusu olduğu topluluklarla Türkiye tiyatrosunun son 40 yılındaki en önemli isimlerinden biri olan Işıl Kasapoğlu'nun küratörlüğünde düzenlenecek. Işıl Kasapoğlu'nın küratörlüğünde hazırlanan programıyla 26. İstanbul Tiyatro Festivali, Aygaz, Opet, Tüpraş sponsorluğunda Kasım 2022'de tiyatroseverlerle buluşacak. Kuruluşundan bu yana direktörlüğünü Zehra İpşiroğlu, Dikmen Gürün ve Leman Yılmaz'ın üstlendiği İstanbul Tiyatro Festivali, 2022 yılından itibaren çalışmalarını yeni yapısıyla sürdürecek. Festivalin sanatsal içeriği seçilen küratör tarafından belirlenirken festival operasyonuna dair çalışmalar, İstanbul Tiyatro Festivali Programlama ve Operasyon Yöneticisi Handan Uzal Dündar ile Programlama ve Operasyon Koordinatörü Gizem Aktepe tarafından yürütülecek. Işıl Kasapoğlu, Galatasaray Lisesi'nin ardından Paris Sorbonne Üniversitesi Tiyatro Bölümünde gördüğü eğitimini 1981'de tamamladı. 1982'de Paris'te Theatre a Venir adlı tiyatroyu kurarak birçok oyun yönetti, festivallere katıldı ve turneler düzenledi. İBB Şehir Tiyatroları'nın davetiyle Türkiye'ye gelerek çalışmalarını burada sürdürmeye başladı. Devlet Tiyatroları'nda yönetmen olarak çalıştığı süre boyunca, Türkiye'nin dört bir yanında oyunlar sahneledi. İstanbul'da Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu'nun (1995) kurucularından olan sanatçı, kurucusu olduğu İzmit Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nda (1997) ilk oyun olarak Hamlet'i altı saatlik tam versiyonuyla sahneye taşıdı. 2002'de İstanbul'da kendi bağımsız tiyatrosu Semaver Kumpanya'yı kurdu. Kariyeri boyunca sahneye taşıdığı sayısız oyunla birçok ödül kazanan Kasapoğlu, 21. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri'nde, tiyatro tarihimize geçen ustalara takdim edilen Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü'ne layık görüldü. Kasapoğlu 2020 yılında ise İstanbul Tiyatro Festivali'nin Onur Ödülü'nü aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbula-7-heykel-ve-anit-icin-ibbden-yarisma/", "text": "İBB, İstanbul'a 7 heykel ve anıt yaptıracak. Heykel ve anıt yapımı için bir yarışma duyurusu yapıldı. İstanbul'a 7 heykel ve anıt yapımı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi yarışma açtı. İBB, İstanbul'un parklarına ünlü isimlerin heykelleri ve anıtlar yaptıracak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 7 heykel ve anıt yapımı için bir yarışma açtı. İstanbul Senin sloganıyla yürütülen projede yeşil alanlarda sanat yapıtları tasarımı için sanatçılara çağrı yapıldı. İBB'nin 7 heykel ve anıt projesinin sonunda Gülhane ve Sirkeci parklarına Nazım Hikmet, Vecihi Hürkuş, Osman Hamdi Bey, Cemil Topuzlu, Mihri Rasim, Behiç Erkin, Emrullah Ali Yıldız ve Harf devrimi konulu yapıtlar konulacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 7 heykel ve anıt projesi için İstanbul Senin, Yeşil Alanlarda Sanat Yapıtları Tasarımı Yarışması açtı."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbulda-pink-floyd-ruzgari-esecek/", "text": "Pandemi nedeniyle iptal edilen ve ertelenen konserler haziran ve eylülde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. İstanbul'da Pink Floyd rüzgarı esecek. Pandemi nedeniyle iptal edilen ve ertelenen konserler haziran ve eylülde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 2022 yılında dikkat çekecek iki büyük konser, BKM organizasyonuyla müzikseverlerle buluşacak. Bunların ilki 6 Haziran'da Volkswagen Arena'da... Pink Floyd grubunun efsanevi davulcusu Nick Mason, Nick Mason's Saucerful of Screts grubuyla müzikseverlerin karşısına çıkacak. Grupta Nick Mason ile birlikte Gary Kemp, Guy Pratt, Lee Harris ve Dom Beken yer alıyor. BKM ve Pozitif organizasyonu ile Türkiye'ye gelecek olan Nick Mason's Saucerful Of Secrets grup üyeleri Pink Floyd'un ilk albümünden, 1972 tarihli Obscured by Clouds albümüne kadar şarkılarla birlikte ilk kez Echoes parçasını da bu konserde çalacak. İstanbul'daki ikinci büyük buluşmaysa Dimitri Vegas & Like Mike ile gerçekleşecek. 10 Eylül'de Küçük Çiftlik Park'ta elektronik müzik dünyasının zirvesindeki isimlerinden Dimitri Vegas & Like Mike müzikseverlerle buluşacak. 2019 yılında DJ Mag tarafından Dünyanın En İyi DJ'leri seçilen Belçikalı DJ ve prodüktörler Dimitri Vegas & Like Mike, BKM ve Akademi Organizasyon iş birliği ile ve yenilenen tarihi ile 10 Eylül 2022'de Küçük Çiftlik Park'ta. Her yıl 400,000 katılımcıyla dünyanın en büyük elektronik müzik festivali olarak bilinen Tomorrowland Festival'den, Londra'da dans müziğinin evi kabul edilen Ministry of Sound ve İbiza'nın Pacha'sı dahil Avrupa'nın en büyük mekanlarından; ABD, Asya, Güney Amerika, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avustralya'ya kadar uzanan dünya turneleriyle festivallerin ve elektronik müzik mekanlarının en talep gören DJ'leri Dimitri Vegas & Like Mike ile 2022 yılının en büyük performansı 10 Eylül Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park'ta gerçekleşecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/istanbulun-efsaneleri-7-tepe-7-efsane-kitabinda/", "text": "İstanbul'un efsanelerine dair çocuklar için ilgi çekici bir kitap yayımlandı. İstanbul'un efsaneleri 7 Tepe 7 Efsane kitabında okurlara ulaşıyor. hep kitap'tan efsaneler kenti İstanbul'a bir güzelleme olarak yayımlanan kitap Sevil Köybaşı tarafından kaleme alındı, Melike Tan tarafından resmedildi. Güzeller güzeli yedi tepeli şehrin efsaneleri, İstanbul sevdalısı Sevil Köybaşı'nın kaleminde hayat buluyor. İstanbul'un eski bir semtinin daracık sokaklarından birinde oturan Ali'nin, İstanbul'un efsanelerine uzanan yolculuğunu konu alan 7 Tepe 7 Efsane, 8 Nisan tarihinde hep kitap logosuyla raflardaki yerini alacak. hep kitap, yeni kitabı 7 Tepe 7 Efsane ile yüzyıllar boyunca sayısız kültüre ev sahipliği yapmış, dillere destan olmuş yedi tepeli şehrin efsanelerini çocuk okurlarıyla paylaşıyor. Kız kulesi, Galata Kulesi, Ayasofya ve Süleymaniye Camii gibi İstanbul'un ikonik ve tarihi yapılarını büyüleyici hikaye ve mitleriyle anlatan kitap, çocuklarda tarih ve kültür bilincini oluşturmak üzere başarılı bir örnek sunuyor. İstanbullu Ali'nin en sevdiği ritüeli, annesiyle çıktığı haftalık Beşiktaş-Kadıköy vapur seferleridir. Ali her seferinde İstanbul'a hayran kalır kalmasına ancak özellikle birinde, tanıştığı martıyla şehrin efsanelerine pike yapar gibi dalar. Melike Tan'ın resimlediği, eşi benzeri olmayan şehrin hikayesi 7 Tepe 7 Efsane, 8 Nisan'dan tarihinden itibaren hep kitap logosuyla raflarda."} {"url": "https://724kultursanat.com/italyada-selfie-cekerken-heykelin-parmaklarini-kiran-turist/", "text": "İtalya'nın dünyaca ünlü neo-klasik heykeltıraşlarından Antonio Canova'nın alçıdan yaptığı Paolina Borghese adlı heykelinin ayak parmaklarını selfie çekerken kıran Avusturyalı turistin kim olduğu ortaya çıktı. D. H. olarak açıklanan kişi Özür diliyorum dedi. İtalya'da selfie çekerken heykelin parmaklarını kıran turist özür diledi. İtalya'nın dünyaca ünlü heykeltraşı Canova'nın bir eserinin önünde selfie çekerken, zarar veren kişinin kimliği belirlendi. Heykelin ayak parmaklarının kırılmasına neden olan turist olay yerinden kaçarak uzaklaşmıştı. Yekililer Avusturyalı turistin adını D. H. olarak açıkladı. İtalya'nın önde gelen neo-klasik heykeltıraşlarından Antonio Canova'nın eserinin üzerine oturan turist, fotoğraf çekimi sırasında alçı malzemeden yapılmış olan heykelin parmaklarının kırılmasına neden olmuştu. Possagno kasabasındaki Antonio Canova Gypsotheca Müzesi'ndeki olayda, heykeltıraşın en ünlü eserlerinden Paolina Borghese heykelinin alçı modeli zarar gördü. Antonio Canova Gypsotheca Müzesi'nin açıklamasında Avusturyalı bir turist, Paolina Borghese heykelinin üzerine oturarak iki ayak parmağının kırılmasına yol açtı, ardından da olayı bildirmeden aceleyle müzeden uzaklaştı denildi. 31 Temmuz'da yaşanan olayın ardından polis araştırması sonucu Avusturyalı turistin kimliği belirlendi. D. H. olarak sadece isim ve soyadının baş harfleri açıklanan turiste Avusturya'daki evinde ulaşıldı. Öte yandan, olay anına dair görüntüler de ortaya çıktı. Kamera kayıtlarında Avusturyalı turistin heykelin üzerine uzanarak fotoğraf çektirdiği, kalkarken heykelin ayağının kırıldığını fark ettiği anlaşılıyor. Avusturyalı bir turist kafilesi için müzeye rezervasyon ile giren kişiye Avusturya'daki evinde ulaşıldı. Telefonla Avusturyalı turistin evine ulaşıldı. Yetkililerinin soruları karşısında ağlayarak cevap veren kişi, Paolina Borghese heykelini kıranın eşi olduğunu söyledi. D. H. daha sonra Carabinieri merkezine bir e-posta yazarak suçunu itiraf etti ve bedelini ödemeye hazır olduğunu söyledi. D. H. epostasında şöyle dedi: 50. doğum günüm için 10 kişilik bir grupla 4 günlüğüne seyahate çıkmıştık. Possagno'daki müzeyi ziyaretimiz sırasında heykelin üzerine oturdum ama sebep olduğum hasarı fark etmedim. Özür diliyorum dedi. D. H. heykelin kırıldığı haberini Avusturya basınında görünce teslim olmayı düşündüğünü de sözlerine ekleyerek Sorumsuzca davrandığımı kabul ediyorum diye yazdı. Carabinieri'ye ait video görüntülerinde ise turistin heykelin bacaklarına uzanır şekilde oturduğu, başka bir turiste fotoğrafını çektirdiği, kalkarken de heykelin ayak kısmında bir parçayı tutup bıraktığı görülebiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/iyi-adamin-10-gunu-yayin-tarihi-yeniden-belirlendi/", "text": "Mehmet Eroğlu'nun eserinden uyarlanan ve Netflix ekranında seyirciyle buluşacak olan İyi Adamın 10 Günü için yeni yayın tarihi belli oldu. İyi Adamın 10 Günü yayın tarihi yeniden belirlendi. Mehmet Eroğlu'nun İyi Adamın 10 Günü adlı eseri Ay Yapım tarafından film olarak çekildi. Netflix ekranında seyirciyle buluşacak olan İyi Adamın 10 Günü adlı filmin yayın tarihi yeniden belirlendi. Yeniden diyoruz çünkü filmin yayın tarihi daha önce açıklanmış ama deprem felaketi nedeniyle gösterim ertelenmişti. Netflix'in yerli filmi İyi Adamın 10 Günü'nün yeni yayın tarihi açıklandı. İyi Adamın 10 Günü, 10 Şubat'ta yayına girecekti. Ülkemizde yaşanan deprem felaketinin ardından filmin gösterimi ertelenmişti. Mehmet Eroğlu'nun aynı adlı romanlarından uyarlanan, Ay Yapım'ın yapımını üstlendiği üçlemenin birinci filmi İyi Adamın 10 Günü, 3 Mart Cuma günü yayında olacak. Nejat İşler ve Uluç Bayraktar'ı Netflix'te ilk kez buluşturan yapımın oyuncu kadrosunda; İlayda Alişan, Şenay Gürler, Nur Fettahoğlu, Yurdaer Okur, Barış Falay, Esra Ronabar, İpek Türktan Kaynak, İlayda Akdoğan, Ata Artman, Gözde Kaya, Kaan Turgut, Erdal Yıldız, Rıza Kocaoğlu ve Kadir Çermik gibi başarılı isimler yer alıyor. Sadık, kötülüklerle dolu bir dünyada iyi bir adam olmak için çabalamaktadır. Şimdi bu sıra dışı özel dedektif, zorlu bir vakayı çözmeli ve bu süreçte yolunun kesiştiği dört kadına yardım etmelidir. Çetrefilli bir kayıp vakasına bulaşınca iyilikle kötülük arasındaki çizgi bulanıklaşır ve Sadık iyi bir insan olmanın anlamını sorgulamaya başlar. Mehmet Eroğlu imzalı roman üçlemesinden uyarlanan bu gerilim filmi; mafya adamları, insan kaçakçıları ve sadist katillerin dünyasına adım atan bir özel dedektifi konu alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/izmir-sehir-tiyatrolari-pandemi-nedeniyle-perde-kapatti/", "text": "Artan Corona virüs vakaları nedeniyle İzmir Şehir Tiyatroları, ocak ayının sonuna dek perde kapatma kararı aldı. İzmir Şehir Tiyatroları pandemi nedeniyle perde kapattı. Corona virüs (Covid-19) vaka sayılarındaki rekor artış, İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Ocak ayının sonuna dek kapanma getirdi. Corona virüs (Covid-19) vakalarındaki artış Omicron varyantının yaygınlaşması kalabalık ve kapalı alanlardaki etkinliklerin yapılmasını zora sokuyor. Varyantın yayılım hızıyla vaka sayılarında rekor artış yaşanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları artan vakalar nedeniyle kapanma kararı aldı. İzmir Şehir Tiyatroları sahnelerinin salgın tedbiri dolayısıyla ocak ayının sonuna kadar kapatıldığı duyuruldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi Başkanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Değerli seyircilerimiz; İzmir'de son günlerde artan Covid-19 vakaları nedeniyle hepimizin sağlığını korumak için Ocak ayı sonuna kadar oyunlarımızı durdurmuş bulunuyoruz. Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle... denildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/izmir-tiyatro-festivali-onuncu-yilinda-emek-temasiyla-perde-aciyor/", "text": "10. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali 2 Aralık'ta perde açıyor. Festival 12 Aralık'ta sona erecek. İzmir Tiyatro Festivali onuncu yılında Emek temasıyla perde açıyor. 10. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali, 2 Aralık'ta başlıyor. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali'nin bu yılki teması 'Emek' olarak belirlendi. 10. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali, TAKSAV tarafından bu yıl onuncusu düzenleniyor. 02-12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan festivalde ulusal ve uluslararası oyunlar, söyleşiler ve atölyeler tiyatro severlerle buluşacak. Festivalin açılış günü 02 Aralık saat 18:00. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılacak yürüyüşle başlayacak olan festivalin gala açılışı ise yürüyüşten bir saat sonra Mimarlık Merkezi'nde gerçekleşecek. Gecede 6. Kısa Oyun Yarışması'nın kazananları ödül alırken, Ahura Ritim Topluluğu'nun gösterisiyle devam edecek. Festivalin ilk etkinliği 03 Aralık'ta eğitmenliğini Füsun Ataman'ın yapacağı Yazarlık Atölyesi olacak. Atölyeye katılmak isteyenler, saat 10-16.00 arasında Türkan Saylan Kültür Merkezi'ne gidebilirler. Aynı günün ikinci etkinliği ise Tiyatroda Emek başlığını taşıyan panel olacak. Saat 16.00'da gerçekleşecek olan panelde Orhan Alkaya, Eren Aysan ve Müfit Saçıntı konuşmacı olacak. 10. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali kapsamında 04 Aralık'ta ise eğitmenliğini Beldem Şengül'ün yapacağı koreografi atölyesi düzenlenecek. Türkan Saylan Kültür Merkezi'ne yapılacak olan atölyeye saat 10-16.00 arasında katılabilirsiniz. Aynı gün Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu'nun Düdüklü Kıymalı Bamya oyununu saat 20.00'de Güzelyalı Kültür Merkezi'nde seyredebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/izmirde-cim-konserleri-ucretsiz/", "text": "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Çim Konserleri devam ediyor. Ücretsiz konserler serisinde Cenk Telkıvıran Orkestrası, Havagazı Fabrikası Gençlik Yerleşkesinde müzikseverlerle buluşacak. İzmir'de Çim Konserleri ücretsiz. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Çim Konserleri kapsamında Cenk Telkıvıran Orkestrası, Havagazı Fabrikası Gençlik Yerleşkesinde müzikseverlerle buluşacak. Ücretsiz düzenlenen Çim Konserleri müzikseverlere yaz günlerinde keyifli saatler yaşatmayı vadediyor. Cenk Telkıvıran şefliğinde ve piyanistliğini yaptığı orkestrasıyla konuklara müzik ziyafeti sunmaya hazırlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, sanatın ve müziğin değerini toplumla buluşturmak amacıyla Çim Konserleri'nin bu yıl altıncısını düzenliyor. 6 Temmuz'da Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenmeye başlayan ücretsiz konserler serisinde birbirinden farklı sanatçı ve gruplar sahne alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/izmirde-yasar-kemal-ile-binbir-cicekli-bahcede-sempozyumu/", "text": "İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı tarafından Yaşar Kemal ile Binbir Çiçekli Bahçede başlıklı sempozyum 2-3 Aralık tarihlerinde İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlendi. İzmir'de Yaşar Kemal ile Binbir Çiçekli Bahçede sempozyumu düzenlendi. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlenen sempozyumda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Yaşar Kemal'i barışı ve demokrasiyi savunma çınarı olarak tanımladı. Soyer, Yaşar Kemal bu toplumun vicdanıydı. Anadolu medeniyetinin zirvelerinden gürleyerek gelen bir nehir gibi bu coğrafyanın kültür birikimini omuzlarında taşıdı. Anadolu'nun sözü oldu. Bize birbirimizle, doğamızla, geçmişimizle ve geleceğimizle uyumu en yalın haliyle, ustalıkla anlattı. Bu topraklardaki çok renkliliğin eşsiz manzaraları onun eserlerinde hayat buldu dedi. Türk edebiyatının en önemli isimlerinden usta yazar Yaşar Kemal'in anlatı dünyasındaki insan ve doğa ilişkisini odağına alan Yaşar Kemal ile Binbir Çiçekli Bahçede başlıklı sempozyum 2-3 Aralık tarihlerinde İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı tarafından organize edilen Yaşar Kemal'in Anlatı Dünyasında Doğa, Çevre ve Ekolojik Gerçeklik alt başlıklı sempozyum pek çok akademisyen, gazeteci, sanatçı, edebiyatçı ile usta yazarın dostlarını ağırladı. İki günlük sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, usta yazarın Anadolu kültürünün ete kemiğe bürünmüş hali olduğunu söyledi. Soyer, Yaşar Kemal benim için kainattaki en büyük bilgelerden biri. Olağanüstü bir yetenek. İçinde yaşadığımız küresel krizlerle başa çıkmanın en güçlü araçlarından biri kültür. Yaşar Kemal de kültüre çok odaklanmış. Kültürü sadece sanatla, edebiyatla sınırlandırmamış. Biz de Yaşar Kemal'den ilham alarak 'döngüsel kültür' dedik. Dört başlık üzerine oturttuk: Doğayla Uyum, Birbirimizle Uyum, Geçmişimizle Uyum, Değişimle Uyum. Yaşar Kemal, Anadolu medeniyetinin zirvelerinden gürleyerek gelen bir nehir gibi bu coğrafyanın kültür birikimini omuzlarında taşıdı. Anadolu'nun sözü oldu. Bize birbirimizle, doğamızla, geçmişimizle ve geleceğimizle uyumu en yalın haliyle, ustalıkla anlattı. Bu topraklardaki çok renkliliğin, çok sesliliğin, çok nefesliliğin eşsiz manzaraları onun eserlerinde hayat buldu dedi. Sempozyumun koordinatörlüğünü üstlenen yazar-eleştirmen Feridun Andaç da Yaşar Kemal'in yalnızca doğayı anlatan bir yazar olmadığını ifade etti. Andaç, Yaşar Kemal'in yazarlığı, yapıtları, kitaplarında işlediği konular deyim yerindeyse binbir çeşit. Yani çok sesli, çok renkli bir yazar. Yaşar Kemal yalnızca doğayı anlatan bir yazar değil. Akdenizli bir yazar. Akdeniz kültürünü Ege'den, İspanya'nın kıyılarından başlayıp Doğu Akdeniz'e kadar uzanan bir coğrafyada onun anlatıcılığının rengi, sesi var. Yaşar Kemal, tarih bilincini, doğa bilincini insanlığa anlatan biri. Sadece edebiyatsever olmanız gerekmiyor Yaşar Kemal'i okumak için... Yurt ve doğa bilincini anlamak için bir çıkış noktası olabilir. Bir bilinç aşısı size taşıyabilir. Yaşar Kemal, Anadolu coğrafyasının bütün renklerini romanlarına yansıtmış bir yazar diye konuştu. İki gün süren sempozyumun Yaşar Kemal'e Merhaba başlıklı ilk oturumuna, Yaşar Kemal'in Deniz Küstü romanını müzikli tiyatro oyununa uyarlayan Amerikalı besteci Michael Ellison, usta yazarın İsviçre'de kitaplarını basan Union Yayınevi'nin yöneticisi Lucien Leitess, şair Ataol Behramoğlu ve Yaşar Kemal'in Yılanı Öldürseler romanından aynı isimle beyazperdeye aktarılan filmin yönetmeni Türkan Şoray konuşmacı olarak katıldı. Bir ön oturum ve altı tematik konu başlığıyla gerçekleşen toplam yedi oturumda bilim insanları, yazarlar, sanatçılar Yaşar Kemal'in edebiyatını; toplum belleği, toplum vicdanı, öncü bir doğa kavrayışı gibi pek çok yönüyle değerlendirdi. Oluşturulacak bildiriler, Yaşar Kemal Sempozyum Kitapları dizisi kapsamında Literatür Yayınevi ile anlaşmalı olarak yayınlanacak. Usta yazarın ilk kez İzmirlilerle buluşan fotoğraflarından oluşan serginin de eşlik ettiği sempozyum, 3 Aralık akşamı Kardeş Türküler konseri ile son buldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/izmirin-festival-afisi-meksikali-ressamdan/", "text": "14-19 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali'nin afişi Meksikalı ressam Olga Hernandez tarafından tasarlanacak. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali'nin afişi Meksikalı ressam Olga Hernandez tarafından tasarlanacak. 24. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali 14-19 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirecek. Altın Kedi Ödülleri'nin verileceği festivale 109 ülkeden toplam 3 bin 998 film başvuruda bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sinema Genel Müdürlüğü, İzmir Ticaret Odası, Buca Belediyesi, Konak Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Fransız Kültür Merkezi ve Alman Kültür Merkezi'nin katkıları ile gerçekleştirilen İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali bu yıl 24. kez İzmirli sinemaseverler ile buluşacak. Festivalin afişi merakla beklenirken, dikkat çeken bir açıklama geldi. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali'nin bu yılki afişini festivali yakından takip eden Meksikalı sanatçı Olga Hernandez tasarlayacağı duyuruldu. 24. İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali'nin bu yılki afişini festivali yakından takip eden Meksikalı sanatçı Olga Hernandez tasarlayacak. Festivalin sembolü olan kediyi afişinde tasarlayacak olan Olga Hernandez, Türkiye'yi ilk kez 20 yıl önce tanıdığını belirterek Türkiye'nin sunduğu zengin tarih, canlı kültür, doğal güzellikler beni büyüledi ve özellikle de insanları tarafından kalbimin bir parçası orada kaldı. dedi. Olga Hernandez, İzmir Kısa Film Festivali'nden övgüyle söz ederek Sinema için harika bir vitrin oldu ve dünyanın dört bir yanındaki sinemacıların yaratıcılığını ve yeteneklerini öne çıkarmayı başardı. Festivalin sinema sanatını tanıtma konusunda gösterdiği tutku ve bağlılık gerçekten takdire şayan. Birkaç yıldır festivali yakından takip ediyorum ve iş birliği yapmayı hayal ediyorum, böylece hayallerin çalışıldığına ve gerçekleştiğine bir kez daha ikna oldum. diye konuştu. Bu yıl İzmir Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında 3. sü yapılacak olan İzmir Film Lab için başvuru süreci başladı. Kurmaca kategorisinde ulusal projeler ve İzmir projelerinin ayrı bölümlerde sunumlarının yapılacağı İzmir Film Lab bu yıl da yapılacak profesyonel eğitimler ile genç sinemacılara katkı sağlayacak. Ayrıca düzenlendiği yıldan itibaren sürdürülebilir film üretimi üzerine etkinlikler gerçekleştiren İzmir Film Lab bu yıl da yeşil film üretimi konusunda kısa filmcilere bilgiler sağlayacak. Son başvuru tarihi 17 Eylül 2023."} {"url": "https://724kultursanat.com/jean-staffordin-pulitzer-odullu-oykuleri-turkcede/", "text": "Amerikalı yazar Jean Stafford'ın Pulitzer Ödüllü öyküleri ilk kez Türkçede! Toplu Öyküler başlığıyla iki cilt halinde yayımlanan Jean Stafford öykülerinin bu ikinci halkası, kadın ve çocuk karakterlerin başı çektiği on sekiz bağımsız öyküden oluşuyor. Jean Stafford'ın Pulitzer Ödüllü öyküleri Türkçede... Çağdaşları arasında en özgün kalemlerden biri olan Amerikalı yazar Jean Stafford'ın Pulitzer Ödüllü öyküleri, Delidolu yayınları tarafından ilk kez Türkçe olarak okurlarla buluşuyor. Stafford, eşine az rastlanır şekilde sivri, hüzünlü ama bir o kadar da komik ve şaşırtıcı olabilen öykülerinde; çocukluk döneminden başlayan sancılarıyla bireylerin tutsak oldukları iç dünyalarını, çıkmazlarını, insan ilişkilerindeki çalkantıları, tüm bağlılıklardan özgürleşme hayali ile aidiyet arzusunu bir zanaatkar titizliğiyle işliyor. Toplu Öyküler başlığıyla iki cilt halinde yayımlanan Jean Stafford öykülerinin bu ikinci halkası, kadın ve çocuk karakterlerin başı çektiği on sekiz bağımsız öyküden oluşuyor. Gelmiş geçmiş tüm esaslı yapıtların yaptığı gibi okuruna hayat karşısında sahici bir içgörü kazandıran kitap, ünlü yazar Joyce Carol Oates'un öykülerdeki ustalığın altını çizdiği sonsözüyle sunuluyor. Öykü severleri yine kurmaca sanatının zirve örnekleriyle buluşturan eser, can acıtıcı olduğu kadar komik yanlarıyla insan ilişkilerine, kimsenin muaf olmadığı içsel çatışmalara, hayal kırıklıklarına, düşlere dair muazzam titizlikte bir anlatım sergiliyor. Yazar, bireyi şekillendiren sosyal arka planı asla göz ardı etmeden, derinlikli karakterler ve çarpıcı olay örgüsü yaratmaktaki başarısı, betimleme gücü, sunduğu ayrıntı zenginliği, dil ve üsluba hakimiyeti, psikolojik öğeleri kullanmaktaki becerisiyle Amerikan edebiyatının sınırlarını aşarak evrenselliği yakalıyor. Pek çok eleştirmenin kusursuz olarak addettiği öykülerindeki ince işçiliğiyle hayranlık uyandıran Jean Stafford, kadınlıkla ilgili basmakalıp düşünceleri sorgulamaya açma cesaretiyle hızla akıp giden zamana direnen anlatılara imza atıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/jennifer-lopez-direk-dansi-ile-hustlers-filminden-ilk-tanitim/", "text": "Ünlü pop yıldız Jennifer Lopez yeni sinema filmi Hustlers ile yakında seyircilerle buluşacak. Hustlers filminin yeni tanıtım fragmanında Jennifer Lopez striptiz kulüpte direk dansı yapıyor. Jennifer Lopez direk dansı ile Hustlers filminden ilk tanıtım fragmanı paylaşıldı. 49 yaşındaki dünyaca ünlü pop yıldızı Jennifer Lopez'in bir striptiz kulüpte çalışan kadını canlandırdığı Hustlers yakında beyaz perdede olacak. Jennifer Lopez, Hustlers filminde Ramona karekterini canlandırıyor. Sinema seyircisi ile paylaşılan Hustlers tanıtım fragmanında Ramona, Destiny'e direk dansı ve striptiz dersleri veriyor. Sahnedeki şovları ve şarkıları ile olduğu kadar sinema filmleriyle de geniş bir hayran kitlesi bulunan Jennifer Lopez, son olarak Hayatım Yalan adlı filmle sinemadaydı. Bu kez Hustlers filminde başrolde kamera önünde olan Jennifer Lopez direk dansı yapıyor. Striptiz kulübünde çalışıyor. Etkileyici striptiz yeteneklerini sergileyor. Dans dersleri veriyor. Jennifer Lopez, Hustlers için özel diyet yaptı. 10 günlük şeker diyeti uygulayarak direk dansı için vücudunu hazırladı. Lopez, şeker diyetinde çok zorlandığını söyledi. ABD'li ünlü pop yıldız Sadece başım ağrımadı, başka bir gerçeklikte ya da evrende gibi hissettim. Kendiniz gibi hissetmiyorsunuz. Şekere ne kadar alışık olduğumu fark ettim. diye konuştu. Ünlü yıldız, katıldığı bir televizyon programında striptizci rolüne hazırlanırken vücudunu yaraladığını da söylemişti. Jennifer Lopez, striptiz yapmanın ne kadar zor olduğunu anlatırken Bunu yapan insanlara çok saygı duyuyorum. demişti. Hustlers filminin konusu macera dolu bir dolandırıcılık hikayesi üzerine kurulu. Filmin başrollerinde kadın oyuncular var. Lili Reinhart, Constance Wu, Julia Stiles, Cardi B, Mercedes Ruehl gibi isimler Jennifer Lopez'e eşlik ediyor. Hustler filminin konusu ile ilgili kısa bir bilgi verelim. Striptiz kulübü çalışanlarının giriştiği bir dolandırıcılık planı filmin ana konusu. Eski bir striptiz kulübünün striptizcileri Wall Street müşterilerine şantaj yapmak için bir araya gelirler. Ekibin lideri olan Ramona rolünü Jennifer Lopez oynuyor. Jennifer Lopez'in striptizci olarak direk dansı şovları ile gece kulüplerindekileri etkilemeye çalıştığı filmin vizyon tarihi açıklandı. Hustlers ne zaman vizyonda olacak? Hustlers vizyon tarihi 13 Eylül 2019 olarak açıklandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/jennifer-lopez-evlen-benimle-film-fragmani-paylasildi/", "text": "Dünyaca ünlü Latin şarkıcı, oyuncu Jennifer Lopez yeni filmi Evlen Benimle ile seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Evlen Benimle filminin Türkçe altyazılı fragmanı paylaşıldı. Jennifer Lopez Evlen Benimle film fragmanı paylaşıldı. Sanat dünyasına 1997'de Selena adlı biyografik filmle adım atan 1999 yılında ise ilk stüdyo albümü ile müzik dünyasına geçiş yapan 52 yaşındaki Jennifer Lopez yeni filmiyle seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Marry Me 'Evlen Benimle' adlı sinema filminin Türkçe alt yazılı fragmanı yayımlandı. Jennifer Lopez Evlen Benimle film fragmanı sinema seyircisiyle paylaşıldı. Evlen Benimle adlı filmde Jennifer Lopez, Owen Wilson ile başrolü paylaşıyor. Evlen Benimle fragmanı Türkçe altyazılı olarak paylaşıldı. Romantik komedi türündeki film Kat Coiro tarafından yönetildi. Evlen Benimle filminin oyuncu kadrosunda Jennifer Lopez ve Owen Wilson ile birlikte dünyaca ünlü şarkıcı Maluma, John Bradley ve Sarah Silverman da yer aldı. Jennifer Lopez Evlen Benimle filminde hayranlarına yine duygusal mesajlarla ama komiklikler içinde seslenecek. Evlen Benimle filminin senaryosu John Rogers & Tami Sagher, Harper Dill tarafından yazıldı. Film Bobby Crosby'nin çizgi romanından esinlenilerek sinemaya taşındı. Jennifer Lopez Evlen Benimle filminde sadece oyuncu olarak değil aynı zamanda yapımcı olarak da yer alıyor. Jennifer Lopez filmin yapımında Elaine Goldsmith-Thomas, Benny Medina ve John Rogers ile ortak olarak yer alıyor. Evlen Benim film fragmanından da izleyeceğiniz gibi Jennifer Lopez ve Maluma aynı sahnede olacaklar. Filmde Maluma ve Jennifer Lopez hayranlarını mutlu edecek müzikler yer alıyor. Maluma ve Jennifer Lopez, Evlen Benimle film fragmanında sahnede öpüşüyorlar. Sahnede evleneceklerdir... Ama bu gerçekleşmez. Şimdi filmin konusuna bakalım. Evlen Benimle Jennifer Lopez filmlerinin sonuncusu... Latin sanatçı Jennifer Lopez yine kendisi gibi Latin şarkıcı Maluma ile kameralar karşısına geçti. Orijinal şarkıların yer aldığı Evlen Benimle filminde Lopez, müziğin süper starı Kat Valdez rolünde. Owen Wilson ise matematik öğretmeni Charlie Gilbert rolünü canlandırdı. Evlenmeye ve birbirlerini daha sonra tanımaya karar veren iki yabancıdır Kat Valdez ve Charlie Gilbert. Değerlerin beğenilere ve takipçilere bağlı olduğu bir dünyada gerçek bir şey arayan iki farklı insan hakkında sıra dışı bir macera olan Evlen Benimle filmi şöhret, evlilik ve sosyal medya hakkında bir aşk hikayesi olarak beyazperdeye geliyor. Kat Valdez ile yeni popüler müziğin süpernovası Bastian birlikte en seksi ünlü çifti oluşturmaktadırlar. Kat ve Bastian'ın kaçınılmaz hit single'ı Marry Me listelerde yükselirken hayranlarından oluşan bir izleyici kitlesi önünde çeşitli platformlarda yayınlanacak olan bir törenle evlenmek üzeredirler. Boşanmış, lise matematik öğretmeni Charlie Gilbert kızı Lou ve en iyi arkadaşı tarafından konsere zorla götürülür. Kat, törene saniyeler kala Bastian'ın kendisini asistanıyla aldattığını öğrenince sahnede aşkı, gerçeği ve sadakati sorgulayarak bir sinir krizi geçirir ve hayatı yön değiştirir. Kırılgan dünyası yıkılırken kalabalıkta bir yüzle, bir yabancının gözleriyle karşılaşır. Jennifer Lopez Evlen Benimle filminde Kat Valdez karakterini canlandırıyor. Kat Valdez kendisi gibi şarkıcı olan sevgilisi Bastian büyük bir konserde, hayranlarının gözü önünde evleneceklerdir. Ancak sahneye çıkmadan hemen önce aldatıldığını öğrenen Kat, ani bir kararla seyiricler arasından biriyle evlenmeye karar verir. Seçtiği isim Evlen Benimle yazılı br pankart tutan Charlie Gilbert olur. Kat Coiro'nun yönetmenliğini üstlendiği filmin 2022'de Sevgililer Günü'nde vizyona girmesi bekleniyor. Jennifer Lopez Evlen Benimle film fragmanı Türkçe altyazılı olarak, izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/jimm-carrey-romani-anilar-ve-yanilsamalar/", "text": "Hollywood sinemasının komik yıldızı Jimm Carry bu kez hayranlarının karşısına bir roman ile çıkıyor. 'Anılar ve Yanılsamalar' adlı roman Epsilon etiketiyle raflarda yerini aldı. Jim Carry romanı 'Anılar ve Yanılsamalar' raflarda yerini aldı. The Truman Show, Maske, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, Salak ile Avanak gibi unutulmaz filmlerin usta oyuncusu Jim Carrey, Anılar ve Yansımalar adlı romanını Dana Vachon'la birlikte kaleme aldı. Anılar ve Yanılsamalar ile hayranlarının karşısına çıkan Jim Carry, hayatından ve kariyerinden gerçekleri kullanarak kurgusal bir çöküş ve yeniden doğuş hikayesini anlatıyor. Kitap, Türkiye'de Epsilon etiketiyle okurlara ulaşıyor. Aslı Perker'in Türkçeleştirdiği roman Hollywood yıldızı Jim Carrey'yi kurgusal bir karaktere dönüştürüp ona sürrealist bir gerçeklik kazandıran bu sıradışı, yarı otobiyografik roman başarılı, sevilen ve çok popüler oyuncuyu bambaşka bir ışık altında gösteriyor. Dünyaca ünlü isimlerin ses getiren eserlerini Türkiye'deki okurlarla buluşturan Epsilon, şimdi de Altın Küre ödüllü komedyen ve oyuncu Jim Carrey'nin romancı Dana Vachon'la birlikte kaleme aldığı Anılar ve Yanılsamalar adlı kitabını okurlara ulaştırıyor. Ancak kainatın Jim için başka planları vardır! Jim Carrey ve Dana Vachon'un birlikte yazdığı Anılar ve Yanılsamalar, Epsilon logosuyla raflarda ve internet satış sitelerinde!"} {"url": "https://724kultursanat.com/jorge-fernandez-diaz-annem-romani-ile-raflarda/", "text": "Arjantinli yazar Jorge Fernandez Diaz'ın Annem adlı romanı Türkçeye çevrildi ve raflarda yerini aldı. Jorge Fernandez Diaz Annem romanı ile raflarda yerini aldı. Gerçek hayat hikayesi Jorge Fernandez Diaz roman sayfalarına taşındı. Arjantinli yazar Jorge Fernandez Diaz'ın Annem adlı romanı Arjantin ve İspanya'da çok ilgi gördü. Roman şimdi Bilgi Yayınları etiketiyle Türkiye'de basıldı. Romanı İspanyolcadan Türkçeye İdil Dündar çevirdi. Kitabın editörlüğünü ise Biray Üstüner yaptı. Annem dünyanın süregelen acılarına karşı modern kadının mücadelesi olarak da okunabilecek, kurtuluş umudu gibi görülen yolun acımasız bir sürgüne dönüştüğü gerçek bir hayat hikayesi. Arjantin'de Peron'un iktidarda olduğu yıllarda, bir İspanyol köylüsü, on beş yaşındaki kızını sefaletten kurtarmak amacıyla Arjantin'e gönderir ve kısa bir süre sonra ailenin geri kalanının da geleceğine söz verir. Ama işler yolunda gitmez, genç kız tutsak ve yalnız kaldığı hasım ülkede büyür, evlenir, kaderine karşı mücadele eder ve en acımasız sürgünü yaşar. Yıllar sonra bu kez oğullarıyla torunları, ekonomik krizden kaçarak İspanya'ya taşınmak istediklerini söylerler ve her şey yeniden başlar. Yaşadığı ülkedeki sıkıntılardan kurtulmak amacıyla sınırlar ötesine gitmeyi düşünürken gitmek mi zor kalmak mı ikilemini yaşayan tüm insanların kendini bulacağı bu duygu yüklü ve büyüleyici hikaye, Arjantinli yazar Jorge Fernandez Diaz'ın, annesinin yaşadıklarının peşine düşüp öğrenmesiyle kitaba dönüştü. Arjantinli yazar ve gazeteci Jorge Fernandez Diaz 1960'ta Buenos Aires'te doğmuştur. Kitaplarında sıklıkla edebiyat ve gazeteciliği birleştirir. Fernandez Diaz El Cronista gazetesinin siyaset kısmının yöneticisi, Somos ve Gente gibi dergilerin genel yayın yönetmeni, Noticias dergisinin yöneticisidir. Günlükler, kısa öyküler, edebiyat eleştirileri, makaleler ve altı roman yazmıştır. Annem adlı romanı otuz hafta çok satanlar listesinde kalmış, İspanya içinde beş, Arjantin'de yirmiden fazla edisyonu piyasaya sürülmüştür. 2002'de Asturias'lı annesiyle elli saatlik bir röportaj yapmış, buna dayanarak bir göçmenin samimi bir dille yazılmış, kurgulaştırılmış hikayesini anlatan Annem'i yazmıştır. Bu eserle İspanyol topluluklar ve İspanya hükümeti tarafından verilen Medalla de la Hispanidad adlı ödüle layık görülmüştür."} {"url": "https://724kultursanat.com/kadin-basi-tablosu-16-milyon-euro/", "text": "Vincent Van Gogh'un 'Kadın Başı' adlı tablosu 1.6 milyon euroya satıldı. İngiltere'deki müzayedede satışa çıkan tabloyu Hollanda'daki bir müze aldı. Kadın Başı tablosu 1,6 milyon euro fiyatla alıcı buldu. Van Gogh'un Kadın Başı adlı tablosu Londra'daki müzayede evinde satışa sunuldu. Satın alan ise Hollanda'daki Kuzey Brabant Müzesi oldu. Van Gogh'un Kadın Başı tablosu Londra'daki Christie's Müzayede Evi'nde düzenlenen müzayedede satıldı. 1,6 milyon euroya alıcı bulan tablo için 2,5 milyon euro bedel biçilmişti. Tabloyu, Hollanda'nın Den Bosch kentinde bulunan Kuzey Brabant Müzesi satın aldı. Dünyaca ünlü Hollandalı ressam Vincent van Gogh'un Kadın Başı adlı tablosu ressamın doğduğu ve yaşadığı topraklara bir anlamda geri dönmüş oldu. Verilen bilgilere göre Hollanda'daki müze uzun süredir tablonun peşindeydi. Kuzey Brabant eyaletinde doğan ve yaşamının bir bölümünü burada geçiren Van Gogh'un bu tablosu müze için ayrı bir değere sahip. Kadın Başı adlı tablonun, Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi'nde asılı olan ünlü Patates Yiyenler tablosu için bir ön çalışma niteliğinde olduğu belirtiliyor. Kadın Başı tablosu, bugünden itibaren, 6 Eylül'e kadar müzede sergilenecek ve ardından bakıma alınacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/kadin-oyunlari-festivali-ayvalikta-final-yapiyor/", "text": "Kadın Oyunları Festivali 2022 Ankara, Konyaaltı ve Bandırma'da seyirciyle buluşan Kadın Oyunları Festivali 2022 Ayvalık'ta final yapıyor. Kadın Oyunları Festivali Ayvalık'ta final yapıyor. devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Atölye Kültür Sanat organizasyonu ile birincisi düzenlenen Türkiye'nin ve Avrupa'nın 'kadın' temalı ilk ve tek tiyatro festivali olan Kadın Oyunları Festivali, 2022 final programı Ayvalık'ta yapılacak. Kadın Oyunları Festivali 2022 Ankara, Konyaaltı ve Bandırma'da seyirciyle buluşmuştu. Final, bu yıl yine Ayvalık Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirecek. Ayvalık'taki açılış 22 Mart akşamı Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin'in ve katılımcıların açılış konuşmaları yapılacak. Açılışta Ayvalık Kadın Saz Topluluğu konser verecek. Kadın Oyunlar Festivali Ayvalık'ta 23 Mart tarihinde Caner Cindoruk ve Melis Birkan'ın oynadığı Yeni Bir Şarkı oyunu, ardından 24 Mart'ta Bi Tık Tiyatro'nun sahneye koyduğu 45 Saniye adlı oyun ile devam edecek. 25 Mart'ta Berna Laçin'in sahnelediği Hayal Satıcısı adlı oyunun ardından 26 Mart'ta İran'lı şair Furuğ Ferruhzad'ın hayatını konu edinen ve Nazan Kesal'ın oynadığı Yaralarım Aşktandır oyunu sahnelenecek. Festivalin finali ise aynı zamanda 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'ne denk gelmesi sebebiyle daha da anlam kazanacak. Lale Mansur ve Gizem Aldemir'in performanslarıyla sahnelenen kara komedi tarzındaki Acı Kaybımız adlı oyun Ayvalıklılara ve şehri gezmeye gelen misafirlere anlamlı bir tiyatro akşamı yaşatacak. Didem Apaydın ve Hayrettin Filiz'in Türk ve Dünya Tarihinin Unutulmayan Kadınları adlı pul, efemera, kartpostal ve obje sergisi festival boyunca Vural Sineması'nda sanatseverler ile buluşacak. 26 Mart günü ise saat 16:00'da Ayvalık Orhan Peker Sergi Salonu'nda Gazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ile Milletvekili ve TBMM Kadın Erkek eşitliği komisyonu üyesi Gamze Taşçıer festival kapsamında Ayvalıklılar ile söyleşi gerçekleştirecek. Festival direktörü Hasan Aldemir, Kadın Oyunları Festivali'nin her yıl daha da büyüdüğünü, gördükleri ilgi, alaka ve farkındalıktan çok memnun olduklarını belirterek, festivali tüm yıla yayarak yıl sonuna doğru artık yurtdışına da taşımayı hedeflediklerini söyledi. Festivalin yıllık programında geçen yıl olduğu gibi bu yılda Uluslararası Kadın Sempozyumu'nun ikincisini de düzenlemeyi hedeflediklerini ve kadına ait her türden sorunu gündemde tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi."} {"url": "https://724kultursanat.com/kadinlar-klarnetleriyle-senfoni-konseri-verdi/", "text": "Kadının kültür ve sanat alanındaki yerine vurgu yapan Uluslararası Klarnet Festivali ikinci gününü Kadın Senfonisi Konseri ile tamamladı. Kadınlar klarnetleriyle senfoni konseri verdi. Uluslararası Klarnet Festivali'nin her yıl programında yer verdiği sosyal sorumluluk projelerine bir yenisi daha eklendi. Kadının kültür ve sanat alanındaki yerine vurgu yapan Uluslararası Klarnet Festivali ikinci gününü Kadın Senfonisi Konseri ile tamamladı. Ülkemizdeki orkestralarda kadın müzisyenlerin, solistlerin ve orkestra şeflerinin sayısının artması gerekliliğinin altı çizildi. Şef Ceyda Ayanoğlu yönetimindeki tamamı kadın müzisyenlerden oluşan ve festival kapsamında özel olarak bir araya gelen senfoni orkestrasının solistliğini ülkemizin önemli kadın klarnet sanatçıları Ecesu Sertesen ve Merve Nuvasil gerçekleştirdi. Yaklaşık 90 dakika süren konserde klasik eserlerden Weber Introduction Theme and Variations, Danzi Potpourri No.2 çalınırken Türk Müziği'nin sevilen Kürdili Hicazkar Longa ve Nihavent Longa besteleri de senfoni orkestrası eşliğinde yorumlandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/kadir-inanir-belgesel-filmi-geliyor/", "text": "Sinemamızın usta aktörlerinden Kadir İnanır, yaşadığı sağlık sorunlarını geride bıraktı ve hayatının belgesel film olarak çekileceğini açıkladı. Kadir İnanır belgesel filmi geliyor. Türk sinemasının jönlerinden Kadir İnanır'ın hayatı belgesel film oluyor. Açıklamaya Kadir İnanır yaptı. Usta aktör Kadir İnanır, hayatının belgesel olacağını açıkladı. Geçtiğimiz aylarda beyin kanaması nedeniyle ameliyat edilen Kadir İnanır, sağlıklı günlerine geri döndü. 72 yaşındaki Kadir İnanır, Yeniköy'de gazetecilere yaptığı açıklamada hayatının belgesel film olarak çekileceğini açıkladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/kalabalik-duasi-mutfagi-saglam-bir-oyun/", "text": "Fiziksel Tiyatro Araştırmaları grubunun yeni oyunu Kalabalık Duasını Kadıköy Boa Sahne'de izledim. Oyunun yazarı Volkan Çıkıntoğlu, yönetmeni Güray Dinçol, oyuncu ise Tolga İskit. Kalabalık Duası, fiziksel tiyatronun başarılı bir örneği. Fiziksel tiyatroda sözün önünde beden dili durur. Oyuncu bedenine giydiği metni seyirci önünde soyunmaya başlar, yani hikayenin anlatımında beden sözün önünde yürür. Bunu yaparken farklı sanat disiplinlerinden faydalanır. Son yıllarda bu anlatım biçiminin en başarılı uygulayıcısı Fiziksel Tiyatro Araştırmaları grubu. Kalabalık Duası, adını bilmediğimiz birinden ölüm, rüyalar ve şehre dair bir hikaye. Her taşını birazcık kazıdığımızda altından binlerce gizemli efsanenin çıktığı, sırlarla dolu bir kent olan İstanbul'un oyunda fon olarak kullanılması hikayeye derinlik ve zenginlik kazandırmış. Oyuncu hikayesini anlatırken, seyirciyi bu şehrin dehlizlerinde mistik bir havada dolaştırıyor. Sırlarla dolu bu büyüleyici şehrin ilk hikayesinin peşine düşer. 'Hikayen varsa yaşarsın, hikayen yoksa sen de yoksun' diyor. 8 bin yıllık geçmişi olan bu efsunlu şehirde sen anlattıkça oldu bu dünya, sen yoksan o da yok. Oyunun yazarı Volkan Çıkıntoğlu, şehrin hafızasından cımbızladığı hikayelerden yola çıkarak güncel ve gelenekseli, akılcı ve mistik olanı, delilik ve bilgeliği merkeze alır. Nizam ve keşmekeş arasında yolunu arayan sırrı çözmeye çalışan bir adamla bizi İstanbul'un kadim semtlerinde dolaştırır. Fiziksel tiyatroda eylem metnin önünde yürür. Hikaye beklemekeylemi üzerine temellendirilirken, izleyicinin sabrını sınayan bir kurguyla karşılaşıyoruz. Oyunun ilk on beş dakikasında oyunun içine girmekte zorlandım. Hikayenin başındaki dağınıklık, anlaşılırlığı zorluyor. Oyunun giriş kısmındaki kurgunun daha yalın olması anlaşılırlığı kolaylaştıracağına inanıyorum. Kalabalık Duası, metin ve reji olarak biraz sabırlı seyirci isteyen, izlerken, ne demek istedi, sorusunu sorduran bir oyun. Sırlarla ve sırrı bozuklarla dolu efsunlu bir şehrin hikayesinin peşine düşen oyun, seyirciyi de bu sırrı çözmeye ortak ediyor. Kalabalık Duası oyununda Tolga İskit çok başarılı bir performans sergiliyor. Yılın en başarılısı diyebilirim. Fiziksel tiyatronun temel ilkelerine uygun fiziksel performansıyla ayakta alkışı hak ediyor. Her karaktere ayrıntılı bir biçimde çalışıldığını hissediyoruz. Sözden önce beden diliyle karakteri bize tanıtan oyuncu, geleneksel tiyatromuzdan da faydalandığını anlıyoruz. Bazı sahnelerde bedenini deforme etmesi, bazı sahnelerde dişlerini söküp atması, bazı sahnelerde de gözlerini ve ağzını deforme ederek oynaması fiziksel tiyatronun komedisini en başarılı şekilde seyirciye geçiriyor. Tolga İskit oyundaki başarısı sadece bedenini kullanması değil sesini kullanmasında da üst düzey bir performans sergiliyor. Her karakteri, kendine özgü fiziksel özeliklerinin yanında onlara ait ses tonları ve konuşma biçimleriyle sağlam inandırıcı karakterler olarak yaratmış. Tolga İskit'in bir başka özelliği de sesinin çok güzel olması. Özellikle gazel okuduğu zamanlarda sahnede bir an Hafız Burhan var sandım. Oyunun ışık tasarımında Utku Kara, ses ve müzik danışmanı olarak Burçak Çöllü imzası var. Işık ve müzikler İstanbul'un mistik havasında bizi dolaştırırken, hikayenin anlatımına hizmet ediyor. Sahnede dekorlardan bir çember oluşturulmuş. Oyuncunun dünyasını çerçeveleyen bu objeler hikayenin yolculuğunda yeri geldiğinde kullanılıyor. Saat kadranı şeklini oluşturan bu objeler zamanı geldiğinde kullanılırken bizi şehrin ve zamanın hafızasında dolaştırır. Oyunun sahne tasarımında Utku Kara ve yönetmen Güray Dinçol'un imzası var. Kostümler geleneksel tiyatromuz Orta Oyun kostümlerini çağrıştırmakta. Kavuk ve cüppeyi andıran kostümlerin kullanması, pantolonla palyaço hatırlatması ve İstanbul'da çok dolaşacağını postallarla hissettirmesinde gelenekselle modernitenin harmanlandığını görüyoruz. Oyunun kostüm tasarımı Ülkü Şahin'e ait. Fiziksel tiyatronun en önemli unsurlarından biri de hareket tasarımı. Ecem Asude Işık Gür'ü tebrik etmek isterim oyunun fiziksel aksiyondaki başarısından dolayı. Tolga İskit'in bedenini kullanımında modern dans gibi sanatın farklı disiplinlerinden faydalanması, oyun daha başlamadan önce sahnedeki performansı ilk dakikadan iyi bir oyun seyredeceğimiz hissini seyircide kuvvetlendiriyor. Kalabalık Duası, iyi bir metin, başarılı bir reji, üst düzey bir oyunculuk ve tiyatronun bütün unsurlarının başarılı bir biçimde bir araya gelmesiyle bu yılın en iyi oyunlarından biri. Kalabalık Duasıfast food bir oyun değil. Mutfağı sağlam bir oyun. Mutlaka izlenmesi gereken bu oyunu kaçırmayın derim."} {"url": "https://724kultursanat.com/kalben-roman-yazdi-eski-dunya-yangini-neyi-anlatiyor/", "text": "Ünlü şarkıcı Kalben romanıyla hayranlarının ve okurların karşısına çıkıyor. Kalben Eski Dünyanın Yangını adlı ilk romanı ile edebiyat dünyasına adım atıyor. Kalben roman yazdı 'Eski Dünyanın Yangını' neyi anlatıyor? Ünlü şarkıcı Kalben, yazdığı şarkı sözleriyle dikkat çekiyordu. Yazma kabiliyetinin sadece şarkı sözüyle sınırlı olmadığını da çıkardığı roman ile ortaya koydu. Müzik hayatındaki geleneğe uyarak Kalben adını soyadını eklemeksizin kullanan Kalben Sağdıç, Eski Dünyanın Yangını romanı ile hayranlarının ve kitap okurlarının karşısına çıkıyor. Holden Kitap etiketiyle basılan kitap 17 Ocak'ta raflarda yerini alacak. Kalben roman yazdı, hayranları şimdi sabırsızlıkla bekliyor. Kalben'in Eski Dünyanın Yangını adlı romanı neyi anlatıyor? Kalben romanında tıpkı şarkılarında olduğu gibi aşk ve özgürlük kavramlarını öne çıkarıyor. Ünlü şarkıcı Kalben'in ilk romanı Eski Dünyanın Yangını. Sanatçının son albümünün adı da Eski Dünyanın Yangını. O kadar ki aynı isimde bir de şarkı bulunuyor albümde. Bu da kültür hayatımızda bir ilk olarak yerini alıyor. Bir roman ve o romandan ilham alınarak icra edilmiş bir albüm ilk kez birlikte yayımlanıyor. Eski Dünyanın Yangını, sanatçının doğum günü olan 17 Ocak'ta raflarda olacak. Kitabın tanıtım bülteninde Müziğin, edebiyatın, dostluğun, sevginin, aşkın, özgürlüğün romanı! ifadesi yer alıyor. Kalben bu ilk romanında birlikte büyüyen iki kadının hikayesini anlatıyor. Erkek egemen dünyada hayatta kalmaya çalışan kadınların mücadeleleri, hayalleri, sevme ve sevilme biçimleri üzerinde duruyor. Koda ile Kantante yolları daha çocuk yaşlarda kesişen, erkek egemen dünyanın acıları ile büyüyen iki kadındır. Birbirlerine olan yakınlıkları ortak sevgilerden ve ortak eksikliklerden kaynaklanmaktadır daha çok. Aile kurumunun yarattığı travmalardan kurtulmaya çalışırlar. Büyüdüklerinde evden uzaklaşır, daha iyi bir yaşam için mücadele verirler. Oysa dışarısı da en az bir yuva kadar tehlikelerle doludur. Birlikte büyüyen iki arkadaşın yolları zamanla ayrılır. Ortalıktan bir anda kaybolan Kantante'nin nereye gittiğini, kimse bilmemektedir. Koda Kantante'nin günlüğünü bulur ve yazdıklarından yola çıkarak onu bulmaya çalışır. Annelerinin küskün ve hüzünlü gölgesinde yeryüzüne kök salmaya çalışırken birbirine yaren olan iki yalnız çocuğun şarkısı bu. Doğdukları ormanda kaybolmuş iki kadının insanı insanla kesip parçalayan bir dünyada kendi kendinin kahramanı olma macerası. Gerçek bir dostluğun romanı. Eski Dünyanın Yangını, küçük bir sahil kasabasındaki ilkokulda yolları kesişen, benzer acılardan müşterek bir gelecek yaratmaya çalışırken özgürlüğün keskin köşeleriyle yaralanıp ayrı yönlere sürüklenen Koda ve Kantante'nin bütün katillere vedası. Ev, aidiyet, aşk, dostluk, korkular ve yalnızlık üzerine yeni bir şarkı söylüyor Kalben. Sevmekle başlayan, sevmekle biten."} {"url": "https://724kultursanat.com/kara-hafta-istanbul-festivali-2021-polisiye-tutkunlarini-bulusturuyorkara-hafta-istanbul-festivali-2021-polisiye-tutkunlarini-bulusturuyor-25361-2/", "text": "Polisiye edebiyatın ve polisiye tutkunlarının bir araya geldiği Kara Hafta İstanbul Festivali 2021, Pera Palas Otel'de 17-18 Aralık tarihlerinde düzenleniyor. Kara Hafta İstanbul Festivali 2021 polisiye tutkunlarını buluşturuyor. Polisiye edebiyat dünyasının ve polisiye tutkunlarının buluştuğu Kara Hafta İstanbul Festivali 7'inci kez düzenleniyor. Kara Hafta İstanbul Festivali 2021, Pera Palas Otel'de 17-18 Aralık tarihlerinde iki gün boyunca polisiyenin özel isimleriyle polisiye tutkunlarıyla bir araya getiriyor. Kara Hafta İstanbul Festivali geçtiğimiz yıl pandemi nedeniyle fiziki ortamda düzenlenememişti. Bu yıl yine her zamanki mekanında Pera Palas Otel'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı desteğiyle düzenlenen 7. Kara Hafta İstanbul Festivali'nin teması ünlü yazar John le Carre olarak açıklandı. Önceki yıllarda tüm dünyadan önemli yazar ve uzmanları ağırlayan festivale katılanlar arasında ödüllü Kanadalı yazar Jeffrey Moore, Booker finalisti Tibor Fischer, Sherlock Holmes uzmanı Anthony Horowitz, geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz polisiye ustası Philip Kerr gibi isimler vardı. Komitesinde Ahmet Ümit, Metin Celal, Adnan Özer ve Can Erol'un yer aldığı festivalin bu yılki konukları arasında 17 Aralık'ta John le Carre ve Casusiye oturumuyla gazeteci-yazar Murat Yetkin, son dönemdeki polisiye kitaplarıyla ön plana çıkan Tuna Kiremitçi ve korku, gerilim yazarı Işın Beril Tetik yer alacak. Festivalin ikinci günü ise Dark İstanbul antolojisinde yer alan hikayeleriyle Armağan Tunaboylu, Ercan Akbay ve projenin başında yer alan Sami Dündar, Polisiye ve Çizgi Roman oturumuyla Suat Duman ve Devrim Kunter, Meçhule Giden Gemi podcastiyle geniş bir dinleyici kitlesi yakalayan Deniz Altunay ve Olcay Mağden Ünal ve son olarak da mitoloji ve polisiyeyi son kitabında bir araya getiren, polisiye ustası, yazar Ahmet Ümit sahnede olacak. Pera Palace Hotel'de gerçekleşen festivalin tüm oturumları ücretsiz."} {"url": "https://724kultursanat.com/karadut-siirini-yazdiran-askin-kadininin-hayati-roman-oldu/", "text": "Türk edebiyatının kült şairlerinden Bedri Rahmi Eyüboğlu, Karadut şiirini ve başkalarını da yazdığı büyük aşkı Mari Gerekmezyan'ın hayatı roman oldu. 'Karadut' adlı romanı Vildan Tekin ve Müjgan Tekin birlikte kaleme aldı. Karadut şiirini yazdıran aşkın kadınının hayatı roman oldu. Türk şiirinde ayrı bir yeri olan Karadut, sadece edebi değeri ile değil Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yaşadığı büyük aşka dair gerçekliği de anlattığı için ayrı bir yere sahip. İyi ama Karadut kimin için yazıldı? Edebiyat dünyası ve Karadut şiirinin izini sürenler, Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu tanıyanlar, elbette o şiirin yazıldığı büyük aşkın içindeki Mari Gerekmezyan'ı tanıyanlar bu sorunun cevabını biliyordu. Sadece Karadut mu yazıldı bu büyük aşk uğruna, elbette ki hayır. Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Mari Gerekmezyan ile yaşadığı büyük aşka dair 'Sitem', 'Hüzün Geldi' de şiir dünyamızda yer alıyor. Mari Gerekmezyan Türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşlarından. Her ne kadar unutturulmaya, yok sayılmaya çalışılsa da kısa ve fırtınalı ömründe yarattığı eserler yeteneğini, sanatının gücünü ortaya koyuyor. Heykeltıraş olarak adının üstü çizilen Mari, büyük aşkı Bedri Rahmi'nin Karadut tablolarının ve meşhur Karadut şiirinin esin kaynağı olarak yaşıyor. Sadece Karadut şiiri değil, Erol Evgin'in sesinden dinlediğimiz Sitem, Sevinç Eratalay'dan dinlediğimiz Hüzün Geldi... Ve uğruna daha nice şiirler, mektuplar, tablolar, heykeller üretilen, SANAT VE FELSEFE İLE YOĞRULMUŞ BÜYÜK BİR AŞK! Peki Mari Gerekmezyan kimdi? Neden unutturulmak istendi? İkinci Dünya Savaşı günlerinde geçen Eren-Bedri Rahmi Eyüboğlu-Mari üçlü aşk hikayesini Vildan Tekin ve Müjgan Tekin Karadut adıyla romanlaştırdı. Müjgan Tekin ve Vildan Tekin'in kurgu romanı Karadut, unutturulmaya çalışılan Mari Gerekmezyan'ın hikayesi. Mari'nin yok sayılmasında sanat dünyasında güçlü bir kadın olması ve Bedri Rahmi'yle yasak aşk yaşaması kadar Ermeni olması da etkili. Ancak göğsünü gere gere toplumun bütün yargılarına, tabularına karşı duruyor. Yalnızlaştırma çabalarına asla tepkisiz kalmıyor. Sineye çekip aşkından vazgeçmiyor. Bir başka adamla, dostlukla sevdiği Fred Gross ile evleniyor. Fakat sanat tutkusu ile sönümlenemeyen Bedri Rahmi aşkı bu evliliğin ardından büyüdükçe büyüyor. Roman 1940'lı yılların ortasında yaşanan aşkı, bu büyük aşkı ile birlikte yaratılan eserleri, Almanya'dan Türkiye'ye getirilen muhalif sanatçıları ve kurdukları Güzel Sanatlar Akademisi bağlamında ele alıyor. Karadut; bir yanda büyük ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, bir yanda hünerli elleriyle usta bir heykeltıraş olacağına kesin gözüyle bakılan Mari Gerekmezyan ve bir yanda da aşkı uğruna ülkesini bırakan, ismini değiştiren, resim sanatında yeteneği ile herkesi büyüleyen Ernestine Hanım'ın hikayesine uzanıyor. Gazetecilik eğitimi aldığı fakülte yıllarında, mesleği yerinde öğrenmeli diyerek çalışma hayatına atıldı. Yeni Bin yıl gazetesi Kültür Sanat sayfasında başladığı staj eğitiminin ardından 2002 yılının sonunda TV8 belgesel departmanına geçti. O dönem TV8 Belgesel Departmanı Danışmanı Attila İlhan ile tanıştı. Kısa süre sonra belgesel departmanında metin yazarı ve yönetmen yardımcılığı yapmaya başladı. 2003 yılında belgesel projeleri ile ilgili çalışmalarının notlarını paylaştığı Attila İlhan'dan aldığı destekle edebiyat dünyasına giriş yapmaya karar verdi. İlk kitabı, Çöldeki Balıklar'ın yazım fikri o yıllarda gelişti. Ardından TV8 belgesel departmanı kapatılınca TRT'ye geçti. Cinemaskop Dergisine yazdığı farklı sinema yazıları oldukça beğenildi. Yine kendi deyimiyle kısa süreliğine de olsa çok eğlenerek gerçekleştirdiği Miss ve Köpük isimli çocuk dergilerine editörlük yaptı. Müjgan Tekin bir yandan belgesel ve roman çalışmalarına devam ederken, reklam dünyasının da kapılarını araladı. Önemli firmaların tanıtım filmlerinde yazarlık ve proje geliştirme görevlerini yürüttü. Daha sonra 2010 yılında TRT'de yayınlanan Sınıf 2010 isimli günlük yayınlanan projede senarist olarak çalışmalarını sürdürmeye devam etti. Attila İlhan'ın desteği ile başladığı romancılığa ise medyadaki çalışmalarını yürütürken ara vermeden devam etti. İlk kitabı Çöldeki Balıklar'ın ardından, Türkiye'nin ilk petrol romanı Raman Petrol Kartalları ile okuyucuları ile buluştu. İki yıl sonra ise Ağıt Ararat ve Ağrı'dan Yükselen Çığlık romanını kaleme aldı. 2014 yılında Serüvenciler isimli yazı grubunu kurdu. Bu grupla birlikte sinema ve dizi film çalışmalarında bulundu. Günümüzde sinema ve tv için projeler üretmekle birlikte roman çalışmalarını da sürdürüyor. Yaşasaydı Türkiye'nin en önemli heykeltıraşlarından biri olacağı düşünülen Mari Gerekmazyan'ın hayatını anlatan kurgu- biyografi türündeki Karadut isimli roman çalışmasının yazarlarından biridir. 1984 yılında İstanbul'da doğdu. İlköğretim ve lise eğitiminin ardından Kocaeli Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo-TV Sinema bölümünü kazandı. Lisans eğitimi süresince Zabıt, Son Kare, Karanlıktaki Sesler, Gri, uyuyor musunuz, FF, Biz Çocuklardık gibi bazı ödüllü kısa filmlerde senaristlik ve yönetmen yardımcılığı yaptı. Lisans eğitiminin ardından bir süre tv sektöründe editör ve metin yazarı olarak çalışmaya devam etti. Sektördeki çalışmaları sürerken Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazetecilik Anabilim Dalı'nda Yüksek Lisans eğitimine başladı. Yüksek Lisans eğitimi sırasında medya eleştirisi odaklı haber-kültür-sanat dergisi Spot Dergi'de editörlük ve yazarlık yapmaya başladı. Eş zamanlı olarak Serüvenciler yazı grubu ile birlikte senaryo çalışmalarına yöneldi. Çeşitli televizyon dizilerinde senarist olarak yer aldı. Küreselleşme ve Alternatif Küreselleşmenin Ekonomi Politik Bir Sonucu Olarak Mülksüzlerin Medyası: Katık Dergisi Örneği isimli tez çalışması ile yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2015 yılında Yeditepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Medya Çalışmaları bölümünde başladığı doktora eğitimini postmodern kültür eleştirisi üzerine yazdığı tez ile sonlandırmak üzere. Yaşasaydı Türkiye'nin en önemli heykeltıraşlarından biri olacağı düşünülen Mari Gerekmazyan'ın hayatını anlatan biyografi türündeki Karadut isimli romanın yazarlarından biridir."} {"url": "https://724kultursanat.com/karagoz-hamlet-amerikada-tiyatro-odulune-aday-gosterildi/", "text": "ABD'de sergilenen Hamlet'in Rüyası, Türk tiyatrosunun gölge oyunu formatında sahnelendi. Manda derisinden yapılan karakterlerle Hamlet, ABD'de ödüle aday gösterildi. Karagöz Hamlet Amerika'da tiyatro ödülüne aday gösterildi. Geleneksel Türk tiyatrosu gölge oyunu Karagöz ile Amerika'da tiyatro dünyasında yenilik yaratıldı. Hamlet'in Rüyası adlı oyun geleneksel Karagöz gölge oyunundaki gibi deriden yapılmış karakterlerle sahnelendi. Ayhan Hülagü, Hamlet'i geleneksel gölge tiyatrosuna uyarladı. ABD'de Shakespeare'in oyunlarına ödül veren New York Shakespeare, 2021 yılı için Ayhan Hülagü'nün eserini ödüle aday gösterdi. Türkiye'nin geleneksel gölge oyunu Karagöz, geçtiğimiz sezon Amerikanın saygın tiyatrolarından 'Hamlet Isn't Dead'in repertuvarına alınmıştı. Tiyatro, Amerikalı sanatçılarla Shakespeare'in Hamlet'ini geleneksel Karagöz gölge oyunu formatında sahneye taşıdı. Oyuncu, yazar Ayhan Hülagü'nün uyarlayıp yönettiği Hamlet'in Rüyası, İngiliz yazarın oyunlarını ödüllendiren New York Shakespeare tarafından 2021 yılının en iyi uyarlama ödülüne aday gösterdi. Sahnelenen tüm oyunları detaylı inceleyen organizasyon, ön plana çıkan en iyi oyun, yönetmen, prodüksiyon vb ödüllendiriyor. Adaylar arasında Rogue Ensemble Theatre Company, Eastline Theatre, Barefoot Shakespeare Company, New York Classical Theatre gibi özel tiyatrolar yer alıyor. Hamlet'in çağdaş yorumla tarihinde ilk defa gölge tiyatrosuna uyarlandığı oyunda, Amerika'ya taşınan Karagöz ve arkadaşlarının tiyatro kurup Hamlet'i oynama hikayelerini konu ediniyor. Geleneksel gösterideki Tuzsuz Deli Bekir, Yahudi, Çelebi gibi karakterler Shakespeare'in dünyasına dahil olup klasik hikayeyi canlandırıyor. Oyunu Broadway başta olmak üzere Amerika'da yaptığı gösteriler ve geleneksel Türkiye tiyatrosu üzerine yaptığı çağdaş denemelerle uluslararası tanınırlığa ulaşan Ayhan Hülagü yönetti. David Andrew Laws artistik direktörlüğünü üstlenirken Jardon Waters ile Amy Liou tüm karakterlere can vermişti. Gösteri için geleneksel yöntemlerle 35 özel tasvir tasarlandı, tüm karakterler deve yahut manda derisinden yapıldı. Bu sezon Hamlet Isn't Dead ve US Karagoz Theatre Company ortaklığında Şubat ayında Broadway'de yeniden sahnelenecek Hamlet Rüyası'nda Amy Liou, Chloe Bel ve Dan Dobro karakterleri canlandıracak. Pandemi de kapanan Broadway'in perdeleri açtığı ilk gösterilerden biri olarak tarihe geçmişti. Hülagü'nün sahnelediği oyunlar ile Hollywood Fringe Festival, New York City Fringe Festival, National Puppet Festival vb festivallerde sahne almış, Cornell, Hawaii ve Harvard Üniversitesi'nde söyleşiler düzenlemişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/karagoz-sergisi-karagozum-iki-gozum/", "text": "Karagözüm İki Gözüm sergisi 15 Eylül 2020 21 Şubat 2021 tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta ziyaretçilerini ağırlayacak. Karagöz sergisi Karagözüm İki Gözüm Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta... Sergi 15 Eylül 2020 21 Şubat 2021 tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak. Sergide Geleneksel Türk Gölge Tiyatrosu'nun önemli temsilcilerinden olan Ragıp Tuğtekin'in Yapı Kredi Müzesi Koleksiyonu'ndaki orijinal tasvirleri ile karagöz sanatına hayat veren üstatların ve günümüz karagöz sanatçılarının tasvirleri yer alıyor. Karagözüm İki Gözüm sergisi 15 Eylül 2020 21 Şubat 2021 tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat'ta olacak. Ragıp Tuğtekin'in 1930'lu yıllarda yaptığı 187 Karagöz tasviri Yapı Kredi Müzesi Koleksiyonu'nda bulunuyor. Eserler en son 2004 yılında Yıktın Perdeyi Eyledin Viran sergisinde gösterilmişti. Karagözüm İki Gözüm sergisinin küratörlüğünü Cengiz Özek'in, koordinatörlüğünü ise Nihat Tekdemir ve Elif Erdoğan yaptı. Ragıp Gültekin'in karagöz tasvirleri Karagözüm İki Gözüm sergisiyle, bu sefer Ragıp Tuğtekin'in etkilendiği ve etkilediği sanatçıların işleriyle birlikte izleyiciyle buluşuyor. Karagözüm İki Gözüm sergisinin tasarımı Karşılaşmalar ekibine ait. Sergide 20'den fazla karagöz sanatçısının 350 tasviri bulunuyor. Tasvirler, 'dünya gölge tiyatrosu içerisinde karagöz oyunlarının yeri', 'dünyada karagöz oyunlarının nerelerde oynatıldığı', 'gerçeküstü figürlerin ve halk efsanelerinin karagöz tasvirlerine yansımaları', 'günümüz karagöz sanatçıları' gibi tematik başlıklar altında ele alınıyor. 15 Eylül 2020 21 Şubat 2021 tarihleri arasında gezilebilecek olan Karagözüm İki Gözüm sergisine çevrimiçi etkinlikler de eşlik edecek. Serginin Yapı Kredi Yayınları tarafından İngilizce ve Türkçe basılan bir sergi kitabı da var."} {"url": "https://724kultursanat.com/karanligin-kalbi-fantastik-genclik-romani/", "text": "Karanlığın Kalbi fantastik gençlik romanı raflarda yerini aldı. Gençlik edebiyatının sevilen yazarlarından Adem Dönmez'in yeni romanı Karanlığın Kalbi okurlarla buluşuyor. Roman, yeni serinin ilk kitabı. Kraliçe Efsanesi serisinin ilk kitabı olan Karanlığın Kalbi adlı roman Otantik Kitap Yayınları etiketiyle okulla buluşuyor. Daha önce yayımlanmış dokuz kitabı bulunan ve birçok yarışmada ödüller kazanan Adem Dönmez'in yeni kitabı, kitapseverlerin karşısına çıktı. Okuyucular tarafından ilgiyle karşılanan Karanlığın Kalbi, Karaliçe Efsanesi serisinin ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. İçinde kültürümüzden ögeler de barındıran bir gençlik romanı olan Karanlığın Kalbi, okuru aynı zamanda yepyeni bir fantastik dünyaya sürüklüyor. İlk kelimesinden itibaren soluksuz okunacak şekilde genç okurların karşısına çıkan bu eser, sayfaları arasında efsunu, gizemi ve heyecanı vaat ediyor. Kitapların, gerçeklerle düşler arasında bir köprü olduğunu söyleyen Adem Dönmez, Bu köprü üstünde yürürken kimi zaman hüzünler ve sevinçler takılır ayağımıza, kimi zaman ise kendimizi bambaşka bir zamanda fantastik bir savaşın orta yerinde buluveririz. Karaliçe Efsanesi tam olarak bizi hayallerimizin orta yerinde bırakıyor. İyi ile kötünün savaşı, korku ile umudun apansız yarışı ve aşk ile nefretin bitmek bilmeyen mücadelesine tanık oluyoruz. Her şeyin sıradan olduğunu düşündüğümüz bir zamanda değişiveriyor evren ve soluksuz bir okuma serüveni başlıyor dedi. Roman, okuru ilk sayfada başlayan aksiyon ile heyecan dolu bir maceraya taşıyor. Bir taraftan efsanenin yeniden yazılışına şahit olan okur, diğer taraftan da gizemli bir geçmişin bitmek bilmeyen sorularına cevap bulmaya çalışıyor. Bir bilinmezin eşiğinde kalmış gibi hissettiğini biliyorum. Seni nelerin beklediğini, hayatının geri kalanının nasıl olacağını ve kalbindeki sese kulak verdiğin zaman başına nelerin gelebileceğini merak ediyorsun."} {"url": "https://724kultursanat.com/karmakarisik-polisiye-oyku-sevenler-icin/", "text": "Türkiye Polisiye Yazarları Birliği projesi olan on altı öyküden oluşan Karmakarışık polisiye okurlarıyla buluştu. Çok tartışılır, Orhan Pamuk aslında 'polisiye' yazıyordur, konusu. Ben Orhan Pamuk'un romanlarındaki cinayetler üzerinden çıkılan yolculuktaki derinliği sevenlerdenim. Mesleki hayatımda televizyon programcılığı yaptığım dönemde ülkede çok tartışılan Sıcağı Sıcağı reality şov programında beş yıl süresince hayatın en gerçek 'maceralarını' yakından inceleme olanağı buldum. Adli tıp özel ilgi alanıma girdi ve o alanda haberlere imza attım. Şimdi siz bu satırları okurken, eğer polisiye türe ilgi duyan biriyseniz eminim ki 'kıskandınız' benim hayatımı. Hani o bilinen 'kurgu mükemmellik ister ama gerçekler öyle değildir, sıradandır' sözünü yakından inceleyenlerdenim. Cinayetlerin, kavgaların aslında öyle basit bir geçmişi var ki... roman ve hikayelerdeki profesyonel kurgular belki de bu nedenle daha çok ilgimi çekiyor ve derinliğe, felsefeye bakıyorum. Kara Hafta'yı iple çeken ve orada polisiye yazarlarının sohbetlerini ilgiyle takip edenlerdenim. Tüm bunları neden anlatıyorum? Yaz başında Türk polisiye edebiyat türü için önemli bir kitap elime geçti. Daha doğrusu kitaptaki on altı öyküden birinin yazarı olan eski meslektaşım Sibel Köklü'den imzalı olarak gelen, demeliyim. Çınar yayınlarından çıkan Karmakarışık, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından projelendirilen bir kitap. Sibel Köklü, Reha Avkıran, Suat Duman, Ekin Açıkgöz, Alper Kaya, Armağan Tunaboylu, Banu Akeloğlu, Ercan Akbay, Süleyman Baş, Tolga Yazıcı, Gürsoy Uysal, Oğuzhan Aslan, Burcu Argat, Emel Aslan, Jake W. Stephenson ve Doruk Ateş'in öyküleri yer alıyor kitapta. Karmakarışık'ın tanıtımında 'on altı polisiye yazarının seçme öykülerinden oluşan bir şölen' demişler. Ben o şölene dahil olan bir okur olarak, öncelikle POYABİR'i gönülden alkışlıyorum. Karmakarışık'ın edebiyatın ötesindeki kıymeti POYABİR tarafından ortaya konulması. Bu açıdan kıymetli buluyorum. Daha önce tanışmadığım birkaç polisiye yazarıyla bu kitap sayesinde tanışma onların yazdıklarını okuma şansı buldum. Son on beş yirmi yılda polisiye türünde ülkemizde önemli eserler ve yazarlar ortaya çıktı. Daha doğrusu okurların polisiyeye olan ilgisindeki artışla da birlikte Türkiye'nin kendi yazarlarına ve maceralarına ilgi çoğaldı. Elimde araştırma sonuçları yok ancak, bildiğim bir şey var ki edebiyat kitabı satışlarında polisiye türünde artışın göreceli olarak devam ettiği. Hemen her gün haberlere yansıyan onlarca polisiye olay yaşanıyor ülkemizde. Gerçek yaşamın içinde bunca polisiye olay varken, okurların polisiye edebiyata ilgisiz kalabilmeleri elbette mümkün değil. Artık şunu da görüyoruz ki 'bizimkiler polisiye yazamıyor, okuduğumda sıkılıyorum' serzenişleri de azalıyor. Türk polisiye edebiyat türüne karşı biraz da 'algı' olarak geçmişte bolca var olan bu serzenişlerin en fazla beş on yıl içinde tamamen yok olacağına inananlardanım. Polisiye edebiyatımızın önü açık, yolu açık. Bu yolda yazan, yürüyen ve emek harcayanları ben de heyecanla takip etmeye ve desteklemeye devam edeceğim."} {"url": "https://724kultursanat.com/kayahan-demir-kefensizler-mezarligi-romaniyla-polisiye-sevenlerle/", "text": "Kayahan Demir Kefensizler Mezarlığı romanıyla polisiye sevenlerle buluşuyor. Portakal Kitap etiketiyle raflarda yerini alan polisiye maceranın tanıtımında Hayatta hiçbir gayesi kalmayan insanın durumu, otopsiye girmeyi bekleyen bir cesedin durumundan farksızdır. ifadesi yer alıyor. Polisiye tutkunları için raflarda yerini alan Kayahan Demir'in Kefensizler Mezarlığı adlı romanında astronomi öğrencisi dört gencin maceraları okurlara ulaşıyor. Kültürel tarihin uzay bilimiyle buluştuğu, gerilim ve maceranın ustalıkla bir araya geldiği sürükleyici bir roman olan Kefensizler Mezarlığı'nda astronomi öğrencisi dört genç, eski rasathaneyi görmek için katıldıkları Harran gezisinde terk edilmiş bir evle karşılaşır. Yıllardır saklı kalan bir dizi mektup ve esrarengiz bir günlük bu evde gün yüzüne çıkacakları günü beklemektedir. Bulduklarını hevesle, biraz da korkuyla kurcalamaya başlayan gençler, kendilerini geçmişteki bir dizi esrarengiz olayı aydınlatmaya çalışırken bulurlar. Bu kabustan kurtulmanın tek yoluysa geçmişle yüzleşmektir, ancak bunun için önce sadece geceleri ortaya çıkan lanetli Kefensizler Mezarlığı'nın içinden geçecek ve mezarlığın sakinleriyle tanışacaklardır."} {"url": "https://724kultursanat.com/keanu-reeves-dizi-filmle-televizyon-dunyasina-adim-atiyor/", "text": "Ünlü aktör Keanu Reeves, ilk kez bir televizyon dizisi projesinde rol alacak. The Devil in the White City adlı dizinin yapımcısı ise Leonardo DiCaprio. Keanu Reeves dizi filmle televizyon dünyasına adım atıyor. İlk kez bir dizide oynayacak olan Keanu Reeves, şu sıralar Matrix serisinin yeni filmiyle sinemaseverlerle buluşuyor. Matrix serisinin yıldızı Keanu Reeves, ilk kez bir diziyle ekrana çıkmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncunun rol alacağı dizinin adı The Devil in The White City. Dizinin yapımcılığını ise Oscar ödüllü ünlü aktör Leonardo DiCaprio üstleniyor. Matrix filminin yıldızı Keanu Reeves, kariyerinde ilk kez bir dizide rol alacak. Matrix: Resurrections filmiyle beyazperdede seyirci karşısına çıkmaya devam eden 57 yaşındaki Kanadalı aktörün oynayacağı dizi Hulu adlı dijital platformunda yayınlanacak. Keanu Reeves, The Devil in The White City adlı dizide rol alacak. The Devil in the White City, 1893 Chicago Dünya Fuarı'nda kaderleri sonsuza kadar birbirine bağlanan bir mimar ve bir seri katil olan iki adamın gerçek hikayesini anlatıyor. Hikaye, izleyiciyi parıltılı bir çağda cinayet, romantizm ve gizem turuna çıkarıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/kim-kardashian-selfiesi-cinselligin-on-bin-yili-kitabinda/", "text": "Cinselliğin On Bin Yılı adlı kitap yedi yazar tarafından kaleme alındı. M. Ö. 8000'lerde 'erotizmin icadını' başlangıç olarak ele alan yazarlar kitapta Kim Kardashian'ın selfilerine de yer verdi. Kim Kardashian selfiesi Cinselliğin On Bin Yılı kitabında... Cinselliğin On Bin Yılı adlı kitap Başak Sözer çevirisiyle KaplumbaA Kitap tarafından yayımlandı. Cinselliğin On Bin Yılı adlı kitabın tanıtım bülteninde Erotizmin icadı, acı çekme arzusu ya da bir başka maddede Kim Kardashian'ın selfiesi başlığı kullanılıyor. Kitap, yedi yazar tarafından kaleme alındı. M. Ö. 8000'lerde 'erotizmin icadını' başlangıç olarak ele alan yazarlar, 2016 yılına dek cinsellik tarihinin aşamalarını bilgilendirici ve eğlenceli bir dille anlatıyor. Cinselliğin On Bin Yılı, M. Ö. 8000'lerden başlayıp günümüze dek kronolojik bir kaynak oluşturuyor. Yedi yazarın bir araya gelerek oluşturduğu bu kronolojiyi okurken eğlenerek cinselliği keşfettiğinizi fark edecek, cinsel dünyanıza yeni bir bakış açısı kazandıracaksınız. Tabii on bin yıllık cinsellik tarihine baktığımızda yüzümüz kolayca kızarabilir. Aslında nasıl bir dünyada ve zamanda yaşadığımızı merak edebiliriz. Örneğin bizler sahiden de sandığımız kadar aydınlanmış ve cinsel açıdan yetkin miyiz? Veya popüler tezlerin öne sürdüğü gibi, aşırı cinsellik düşkünü, ama tatmin olamamış durumda mıyız? Belki de gerçekten, sürekli cinsellik bombardımanına tutuluyoruz, ama konuyla ilgili şeylerden pek haberimiz yok. Bu kitapla, tüm bu sorulara biraz ışık tutuyoruz. Memeler, penisler, bacaklar, seks klipleri, resimler ve ipuçlarıyla, bu uçsuz bucaksız mozaiğe birkaç pornografik piksel daha ekliyoruz. Bu kitapla, uygarlık tarihi boyunca yaşananların, zamanın ilerlemesine paralel olarak uygarlaşmadığını da görüyoruz. 17 Haziran 1953'te, Doğu Almanya'da yüz binlerce insan, çalışma standartlarının düşüklüğünü ve baskıcı devlet anlayışını protesto etmek için bir araya geldi. Bu ayaklanma, yirmi bin Sovyet askeri ile kontrol altına alınabildi. En az ellibeş kişi öldü. Komünist parti, gergin durumu yatıştırmak ve günlük yaşamı daha çekici hale getirmek için bir dizi yenilik tasarladı. Bu yenilikleri, medyayı kullanarak halkın her kesimine ulaştırmayı amaçladılar. Yeni Almanya gazetesinde hükümetin kararlarını okuyan insanların, daha fazla eğlence, mizah ve erotizme ihtiyacı vardı. Doğu Almanya'daki en yüksek rütbeli Sovyet askeri Wladimir Semjonowitsch Semjonow'un onayı alındıktan sonra bir karara varıldı: İnsanlar artık yalnızca Christa Wolf ve Arnold Zweig'in yazılarını okumayacaktı. Erotik hikayeler ve açık seçik resimlerin olduğu Das Magazin isimli bir kültür dergisi eki ortaya çıkarıldı. Dergideki Aşk, Hayal Gücü ve Yemek Sanatı adlı bölümde, afrodizyak tarifleri sunuluyordu. Bild-Girl'den yıllar önce çıplak fotoğraflar için ayrılmış bir bölümü bile vardı. Ocak 1954'teki ilk baskıda, kapaktaki model, cam bir bölmenin arkasına gizlenmişti. Ancak zamanla pozlar daha belirgin ve cesur bir hal almıştı. 1959'da ilk kez, bacakları açık şekilde, çırılçıplak poz vermiş bir modelin fotoğrafıyla satışa çıkan dergi için komşu ülkelerde acil durum freni çekildi. Batı için bir skandal olan bu poz, doğu için yeni bir şey değildi. Hatta Soğuk Savaş'ın ortasındaki küçük, sıcak bir detaydı. 141 Avusturya İçişleri Bakanlığı, kapaktaki bacakların kışkırtıcı konumunu rahatsız edici şekilde şehvet dolu bularak derginin satışını yasakladı. Alman Gazetecilik Okulu mezunu, araştırmacı ve yazar. LMU Münih Üniversitesi Sosyoloji Enstitüsü'nde ders veriyor ve doktora öğrenimine devam ediyor. Henri Nannen Gazetecilik Okulu mezunu, editör, yazar. Çeşitli kadın dergilerinde erkeklerin tuhaflıkları üzerine yazdı. Nansen&Piccard bünyesinde denemeler kaleme alıyor. LMU Münih Üniversitesi İletişim ve Medya Çalışmaları mezunu, gazeteci, yazar, editör. Bavyera'da yaşıyor. Almanca, Fransızca, İngilizce ve İspanyolca biliyor. Alman Gazetecilik Okulu mezunu, gazeteci, deneme yazarı ve stratejist. Kurucu ortağı olduğu Nansen&Piccard ajansın Hamburg ofisini yönetiyor. Editör ve yazar. Yukarı Bavyera, Starnberg'de yaşıyor. Neue Zürcher Zeitung am Sonntag dergisinde yazmaya devam ediyor. Gazeteci ve yazar. Münih'te yaşıyor. Şimdilerde Zeitung, Geo ve Suhrkamp için yazıyor. Modern Alman edebiyatı alanında araştırmacı, akademisyen. Münih'te yaşıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/kimse-oyle-seyleri-konusmuyor-artik-darbelerin-savurdugu-hayatlari-sahneliyor/", "text": "12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu eden Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık adlı oyun İBB Şehir Tiyatroları sahnesinde. Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık darbelerin savurduğu hayatları sahneliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Şirin Gürbüz'ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık adlı oyunu seyirciyle buluşturuyor. Oyun, 20-23 Ekim, 27-30 Ekim 2021 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne'de. Dramaturgisini Başak Erzi'nin, sahne tasarımını Barış Dinçel'in, kostüm tasarımını Ahsenur Çiftçioğlu'nun, ışık tasarımını Mustafa Türkoğlu'nun, efekt tasarımını Yunus Nalcı'nın, müzik tasarımını Tamer Yiğit, Salih Korkut Peker'in, görüntü yönetmenliğini Aydın Sarıoğlu'nun, görüntü montajını Enes Altuğ Avşar'ın, görüntü yerleştirmesini Yakup Altay, Cem Baza, Caner Özdemir'in yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş'ın çektiği oyunda Bora Seçkin, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor. Çağdaş tiyatromuzun genç yazarlarından Şirin Gürbüz'le yazdığı metin aracılığıyla tanıştım. Oyununda yakın tarihimize, bu ülkede bugünümüzü şekillendiren acı gerçeklere, en özelden aile içinden yola çıkarak bakıyordu. Oyunuyla, olayları uzaktan izlemek ve bize dokunmayacağını düşünmek yerine bu olaylara başımıza gelen olarak, yani kendi gerçeğimizde yarattıklarını fark ederek bakmamızı öneriyordu. Ben de rejimde bu gölgeleri, darbede kaybolmuş bedenler/anları parça parça olan duyguları, aileleri, zamanı, hafızayı sahne diline çevirdim. Hafıza kırıntıları suya düşerken, o sisli alana geçtiğinizde size ve karakterlere ayna oluyor. Diğer yandan, karanın güvencesi ve durağanlığı ile suyun bulanıklığı, karanlığı ve bilinmezliğinde kendine alan bulup bulup kaybeden oyun kişileri kendilerinden koparılmış eksik parçayı arıyorlar. Etinden/yaşamdan koparılmış, sıyrılmış; tırnaklar/kemikler/arda kalanlar/gerçekler/insanlar/mekanlar... oyun alanımız. Arda kalanlardan ve parçacıklardan iz sürülerek eksik olan tamamlanmaya çalışılıyor. Gelecek önerisi; geçmişte saklı kalan ve resimde eksik olan tanımlanarak belki de kuruluyor. Ele alması ne kadar zor bir konu olsa da, oyunumuz aydınlık ve olumlanan bir gelecek tahayyülünü, sevgiyi ön plana alarak, barışçıl bir şekilde ucu açık olarak seyirciye öneriyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/kirmizi-kedinin-kedisi-cok-sevimli/", "text": "Kırmızı Kedi'nin kedisi çok sevimli. Kırmızı Kedi Yayınevi'nin sosyal medya paylaşımları dikkat çekiyor. Yayınevi çalışanlarının adını 'Barış' koyduğu sevimli kedi sosyal medyada da çok sevildi. Kırmızı Kedi Yayınevi kurumsal instagram hesabından Barış'ın maceraları paylaşılıyor. Kırmızı Kedi Yayınevi adına uygun bir şekilde kedileri çok seviyor. Minik sevimli Barış adlı kedinin maceralarını instagram hesabından paylaşıyorlar. @kirmizikediyayinevi kullanıcı adıyla yayınevinin kurumsal hesabını takip edenler Barış'ın maceralarını izlemekten keyif alıyorlar. Yayınevleri sosyal medya üzerinden okurlarına ulaşmaya çabalıyor. Yeni çıkan kitaplarla, yazarlarla ilgili görsellerle paylaşımlar yapıyorlar. Yazarların imza günlerini hatırlatıyorlar. Fuarlara katılamları ile ilgili bilgileri paylaşıyorlar. Ancak okurlarla hayatın başka alanlarıyla ilgili paylaşım yaparken zorlanıyorlar. Çünkü kurumsal duruşlarına uygun davranmaya çalışırken, hayatın diğer alanlarına temas etmek kolay da olmuyor. Ancak Kırmızı Kedi Yayınevi, ismiyle örtüştüğü için Barış'ın maceralarını okurlarını paylaşıyor. Barış'ın keyifli zamanlarını, arkadaşlarını, komşularını da instagram hesabından okurlara ulaştırıyorlar. Yılmaz Özdil'in komşu kedi Dilek'i seven fotoğrafı da paylaşılıyor, Rıfat Ilgaz'ın duvardaki fotoğrafının önündeki sıcak görüntü de... Kimi dostların ziyaretlerinde Barış'ı kucaklarına almaları da takipçilere ulaştırılıyor, kitaplar arasında uyuyan kedi arkadaşları da sevimli bir anı olarak ekrana düşüyor. Sevimli kedi Barış'ın hayat macerası da hayli dikkat çekici. Barış, Suriye'deki savaştan ülkemize getirildi. Türkiye'in El Bab'daki operasyonu sırasında görev yapan Uzman Çavuş Ömer Özkan, minik kediyi bulmuş ve adını 'Barış' koymuştu. O zamanlar Barış sekiz aylık bir yavruydu. Gaziantep'teki Canlı Hayatını İyileştirme Derneği'ne getirilen 'Barış'a çok sayıda hayvansever talip olmuştu. Talipleri büyük bir titizikle inceleyen dernek yöneticileri, sonunda İstanbul'daki Kırmızı Kedi Yayınevi'nin sahibi Haluk Hepkon'da karar kılmıştı. Barış, o günden beri yayınevinin penceresinden İstanbul Boğazı'nı ve martıları seyrederek yeni hayatını sürdürüyor. Bu hesapta yayınlanan bazı video ve fotoğraflarla hazırlanan videoyu aşağıda izleyebilirsiniz. Kırmızı Kedi Yayınevi adına uygun bir şekilde kedileri çok seviyor. Minik sevimli Barış adlı kedinin maceralarını instagram hesabından paylaşıyorlar. @kirmizikediyayinevi kullanıcı adıyla yayınevinin kurumsal hesabını takip edenler Barış'ın maceralarını izlemekten keyif alıyorlar. Kırmızı Kedi Yayınevi, memleket için faydalı kitaplar basmaya devam ediyor. Edebiyat değeri yüksek yazarların kitaplarını yayımlamayı sürdürüyor. Yılmaz Özdil, Ahmet Şık gibi yazarların kitapları Kırmızı Kedi Yayınevi'nden çıkıyor. Çınar Yayınları artık Kırmızı Kedi çatısı altında... Rıfat Ilgaz'ın eserleri Kırmızı Kedi çatısından okurlara ulaşıyor. Kırmızı Kedi Yayınevi'nin kedisi Barış da 'kırmızımsı'... İsmi de anlamlı."} {"url": "https://724kultursanat.com/kitap/", "text": "Yerli polisiye dalında düzenlenen Kristal Kelepçe Ödülleri'nin 2023 yılı sahipleri... \"Şimdi Nereye\" adlı kitap raflarda yerini aldı. Kitap gezi yazarı... Adem Dönmez'in yeni romanı Karanlığın Kalbi raflarda yerini aldı. Fantastik... Burak Artuner üçüncü kitabı Yangın Olur ile okurların karşısında. Yangın... Buket Uzuner'in okurlar tarafından çok sevilen ve ilk kez 1997... Zülfü Livaneli'nin \"Gölgeler\" adlı uzun hikayesi yeniden basıldı. Aykut Aydoğdu'nun... Tarih araştırmalarıyla tanınan yazar Nevin Balta'nın yeni eseri Ayıntap-Halep-Şam Üçgeninde... Öykücülüğüyle edebiyatımızda ayrı bir yere sahip olan Mahir Ünsal Eriş,... Prof. Dr. Asım Saldamlı'nın editörlüğünü üstlenerek hazırlanan Turizm Temelli Destinasyon... B. Nihan Eren'in Nefeshane adlı öykü kitabı Yapı Kredi Yayınları... İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık'ın kitabına yasak getirildi. \"Yaşayan Kur'an Türkçe... Bahar Yaka'nın \"Bu Kitabın Yazarı Öldü\" adlı romanı ikinci baskısını... Gazeteci Özlem Bay'ın 'Gözyaşların Ne Renk' adlı romanı ile okurların... Belgesel yönetmeni Mesut Gengeç tarafından hazırlanan İstanbul Su Kültürü adlı... 1999 yılı 17 Ağustos günü Bandırma'da Sağdıcım Altuğ'la birlikteydik. ... Zülfü Livaneli'nin çok tartışılan bir dönemi ele aldığı romanı Kaplanın... Öyküleriyle edebiyat dünyasının dikkatini çeken ve ödüller alan Hande Çiğdemoğlu,... Daha önce hikayeleriyle edebiyat dünyasında yerini alan Gül Gülsün Yıldız,... Ediz Hun'un hayatına dair çıkan \"Film Gibi Geçti\" adlı kitap..."} {"url": "https://724kultursanat.com/kotu-adamin-10-gunu-ne-zaman-yayinlanacak/", "text": "Nejat İşler'in başrolünde rol aldığı üçlemenin ikincisi Kötü Adamın 10 Günü adıyla Netflix'te yayınlanacak. İlki İyi Adamın 10 Günü adıyla seyirciyle buluşan film, Mehmet Eroğlu'nun Kötü Adamın 10 Günü adlı romanının senaryolaştırılmasıyla hazırlandı. Kötü Adamın 10 Günü ne zaman yayınlanacak? Başrolünde Nejat İşler'in rol aldığı üçlemede ikinci film Netflix'te ekrana gelmeye hazırlanıyor. Üçlemenin ilki İyi Adamın 10 Günü seyircinin beğenisini kazanmıştı. Şimdi merakla Kötü Adamın 10 Günü bekleniyor. Mehmet Eroğlu'nun Kötü Adamın 10 Günü adlı romanı Netflix yapımı olarak sinemaya aktarıldı. Üçlü olarak hazırlanan filmin ilkinin beğenilmesinin ardından gözler ikinci filme çevrildi. Kötü Adamın 10 Günü tanıtım fragmanı Netflix tarafından paylaşıldı. Uluç Bayraktar'ın yönetmenliğini üstlendiği İyi Adamın 10 Günü, Mehmet Eroğlu'nun, İyi Adamın On Günü ile başlayıp Kötü Adamın 10 Günü ile devam eden ve Meraklı Adamın On Günü ile sona eren polisiye üçlemesinden uyarlandı. Başrolünde Nejat İşler'in yer aldığı, Uluç Bayraktar'ın yönetmenliğini, Ay Yapım'ın ise yapımını üstlendiği Kötü Adamın 10 Günü, 18 Ağustos'ta yayına girecek. İlayda Alişan, Şenay Gürler, Esra Ronabar, İlayda Akdoğan, Erdal Yıldız, Rıza Kocaoğlu, Kadir Çermik gibi başarılı isimleri yer aldığı filmin ikincisinde kadroya Nur Sürer, Mahir Günşiray, Hazal Subaşı ve Hazal Filiz Küçükköse katılıyor. Aksiyon, heyecan ve gerilim dozu gittikçe yükselen Kötü Adamın 10 Günü, 18 Ağustos'ta tüm dünya ile aynı anda Netflix'te seyirciyle buluşacak. Hayatta sahip olduğu her şeyi kaybettikten sonra kötü bir adam olmaya karar veren Sadık, köşkte işlenen tuhaf bir cinayeti çözmeye çalışır. Aksiyon dolu üçlemenin ikinci filminde; mafya adamları, ve sadist katillerin karanlık dünyasına bir kez daha adım atmak zorunda kalan Sadık'ı çok daha tehlikeli tuzaklar bekliyor. İyi Adamın 10 Günü'nde, Sadık adında bir adam üzerinden, gerçekten iyi bir insan olmanın anlamı sorgulanıyor. Sadık, insan kaçakçıları ve katillerin dünyasında adalet arayan bir adamdır. Ancak bu süreçte o, iyilik ve kötülük arasındaki çizginin bulanıklaştığını fark eder. Ezel, Karadayı, Son ve İçerde gibi televizyon dizilerinden tanıdığımız yönetmen Uluç Bayraktar'ın, Mehmet Eroğlu ile birlikte Üç Kuruş ve Çukur gibi dizilerde de senarist olarak imzası bulunan Damla Serim'in senaryosunu filme aldığı İyi Adamın 10 Günü'nün başrolünde Sadık karakteri ile Nejat İşler yer alıyor. Sadık hayatın sillesini yemiş eski bir avukat. Eski karısının ona attığı kazıkla kendini parmaklıklar arkasında bulan, hapisten çıktıktan sonra mesleğini de kaybeden Sadık, kayıp bir hayat yaşar. Eski hayatından bir avukat arkadaşının ona verdiği bir kayıp vakası ile kendini bir dizi olayın içinde bulan Sadık, Tevfik isimli genci bulmaya çalışırken tüm iyi niyetine rağmen kötülerle mücadelesinde 'iyi olarak' kalmayı başaramaz."} {"url": "https://724kultursanat.com/koy-enstituleri-fikir-ve-kultur-gunleri-2022-ayvalikta-basliyor/", "text": "Köy Enstitülerini gündemde tutmak ve hafızaları canlandırmak için ilki geçen yıl yapılan Köy Enstitüleri Fikir ve Kültür Günleri bu yıl 16 -17 Nisan 2022 tarihlerinde düzenlenecek. Köy Enstitüleri Fikir ve Kültür Günleri 2022 Ayvalık'ta başlıyor. Köy Enstitüleri Fikir ve Kültür Günleri, Köy Enstitülerinin 82. kuruluş yıldönümü olan 16 -17 Nisan 2022 tarihlerinde düzenlenecek. İlki geçtiğimiz yıl Atölye Kültür Sanat organizasyonu ve Ayvalık Belediyesi ev sahipliğinde ilki yapılan Köy Enstitüleri Fikir ve Kültür Günleri'nde tarihçi, yazar ve sanatçılar Ayvalık'ta iki gün boyunca Köy Enstitülerini gündeme taşıyacak. 16 Nisan'da Türkiye'nin en önemli tarihçilerinden İlber Ortaylı ve gazeteci İrfan Değirmenci'nin ''Köy Enstitülerinin Tarihsel Süreci'' konulu söyleşisiyle başlayacak olan organizasyon gün sonunda ''Yücel'in Çiçekleri'' adlı belgesel film ile devam edecek. 17 Nisan günü usta şair ve yazar Ataol Behramoğlu'nun ''Köy Enstitülerinde Kültür ve Sanat'' adlı söyleşisi ve şiir dinletisi ile başlayan organizasyon, halk müziğinin önemli ismi Mazlum Çimen konseri ile son bulacak. İki gün boyunca yapılacak tüm etkinlikler Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi'nde gerçekleştirilecek. Her yıl Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümünde gerçekleştirilen Fikir ve Kültür Günleri bu yıl yine Köy Enstitüleri ile sembolleşen bir isme ithaf edilecek. Geçtiğimiz yıl Talip Apaydın adına ithaf edilen organizasyon bu yıl yine sembol isimlerden Mehmet Başaran anısına ithaf edilecek. Köy edebiyatı hareketinin şiirdeki önemli temsilcilerinden biri olan şair, eğitimci ve yazar Mehmet Başaran, 1926'da Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesindeki Ceylanköy'de doğdu. Kepirtepe Köy Enstitüsü'nü (1943) ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nü bitirdi (1946). Köy Enstitülü Hatun Birsen Başaran ile evlendi. Askerliğini yaparken Yedeksubay Okulu'ndan çavuşa çıkarıldı. Köy enstitüsü öğretmenliği, gezici başöğretmenlik, ilkokul öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği yaptı ve Türkiye Öğretmenler Sendikası'nın kuruluş çalışmalarına katıldı, 1979'da emekli oldu. 1950'li ve 1960'lı yıllarda güçlenen köy edebiyatı hareketinin şiirdeki önde gelen temsilcilerinden birisidir. İlk şiiri Köy Enstitüleri Dergisi'nde yer aldı. Adam Sanat, Gösteri, Kıyı, Varlık, Yansıma, Yazko Edebiyat, Yeditepe, Yeni Biçem, Yeni Ufuklar ve Yücel gibi dergilerde şiirleri yayınlandı. Toplumcu düşünceyi didaktizme düşmeden şiirlerine sindirmeyi bildi. Şiirlerinde direnme ve umut temalarını iç içe işledi. Aynı temalar gözlem ve deneyimleriyle bütünleşmiş olarak Ahlat Ağacı ve Nisan Haritası'ndan sonra şiir kitaplarına damgasını vurdu. 27 Haziran 2015 tarihinde hayatını kaybeden Başaran'ın cenazesi doğduğu yer olan Ceylanköy'de toprağa verildi. Ahlat Ağacı, 1953, Çarığımı Yitirdiğim Tarla, 1955, Karşılama, 1958, Nisan Haritası, 1960, Aç Harmanı, 1962, Kocakent, 1963, Zeytin Ülkesi, 1964, Pıtraklı Memleket, 1969, Sürgünler, 1970, Tonguç Yolu, 1974, Gök Ekin, 1975, Elif Diye Bir Türkü, 1976, Mehmetçik Mehmet, 1978, Meşe Seli, 1982, Günler Tuz Rengi, 1986, Sabahattin Eyüboğlu ve Köy Enstitüleri, 1990, Sis Dağı'nın Başında Borana Bak Borana, 1990, Giz Kokan Suskunluk, 1991, Yasaklı Acının ve Sevginin Yurttaşı, 2. baskı 2003, Köy Enstitüleri Özgürleşme Eylemi, Kuşatılmış Yaşam Günaydın Aşk, 2006, Eylülün Kızgın Soluğu, 2007, Yüreğinin Sesi Zeytin Ülkesi, 2007, Öğretmenim Hasan Ali Yücel, 2009,"} {"url": "https://724kultursanat.com/kristal-kelepce-2023-odulleri-sahiplerini-buldu/", "text": "Yerli polisiye dalında düzenlenen Kristal Kelepçe Ödülleri'nin 2023 yılı sahipleri açıklandı. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri Töreni'nde Yılın Polisiye Romanı Ödülü, 'Aynadaki Düşman' adlı eseriyle Hasan Bulut'un oldu. Polisiye edebiyat dalında en iyi romanların değerlendirilerek ödüllendirildiği Kristal Kelepçe 2023 ödül sahipleri açıklandı. Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından geleneksel olarak düzenlenen ödüllerde 2023 yılının en iyi eserler değerlendirildi. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri Töreni'nde Yılın Polisiye Romanı Ödülü, 'Aynadaki Düşman' başlıklı eseriyle Hasan Bulut'un oldu. Yerli polisiye edebiyatı geliştirmeyi amaçlayan 'Kristal Kelepçe Ödülleri' sahipleri açıklandı. 2017 yılında kurulan Türkiye Polisiye Yazarları Birliği, bu sene 5.'sini düzenlediği Kristal Kelepçe Ödülleri ile polisiye edebiyata katkı sunmayı sürdürüyor. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri'ni kazananlar, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından İstanbul'da Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen bir törenle açıklandı. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri'nin seçici kurulunda POYABİR Başkanı Algan Sezgintüredi, Ekin Açıkgöz, Sibel Köklü, Banu Akeloğlu, Aysu Şahlı, Nihal Orhan, Onur Akan ve Yunus Emre Eroğlu yer aldı. 2023 Kristal Kelepçe Ödülleri Töreni'nde Yılın Polisiye Romanı Ödülü, 'Aynadaki Düşman' başlıklı eseriyle Hasan Bulut'un oldu. Kristal Kelepçe Teşvik Ödülü, 'Kutlu Kan' adlı romanıyla Harun Çimen'e verildi. Polisiye Edebiyata Katkı Ödülüne ise yazar, editör ve gazeteci Faruk Şüyün layık görüldü."} {"url": "https://724kultursanat.com/kultur-sanat-etkinlikleri/", "text": "Türkiye-Avusturya kültürel ilişkilerinin 100. yıldönümüne ithafen Türk ve Avusturyalı Besteciler... Bandırma Kitap Günleri başladı. Fuar 7 Ekim'e dek açık kalacak.... 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bir filmin jüri tarafından... 14-19 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan İzmir Uluslararası Kısa Film... Sanatta Engel Yok Vakfı, ihtiyaç sahiplerine yardım sağlamak amacı ile... Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın Büyük Taarruz'un yıldönümünde Kos Adası... İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Çim Konserleri... Sakıp Sabancı Müzesi'nin Sabancı Vakfı desteğiyle bu yıl yedincisini düzenlediği... Polisiye edebiyat tutkunlarının merak ve heyecanla bekledikleri 2023 Kristal Kelepçe... Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Cumhuriyetimizin 100. yılını bir sergi... Kemerburgaz Kent Ormanı'ndaki Gençlik Festivali'ne baba-oğul birlikte gittik. Yaşlı Amca,... Nitelikli edebiyata gönül veren yazar adaylarına destek olmak, çağdaş Türk... Genç fotoğraf sanatçısı Alp Yazıcı Dünyanın Renkleri-Colors Of The World... 30. İstanbul Caz Festivali, Temmuz ayında müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival... İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı tarafından Yaşar Kemal... Haliç Goldenhorn Uluslararası Film Festivali ikinci yılında sinema dünyamızda gelenekselleşme... İki yıllık pandamı arasından sonra İstanbul yeniden kitap fuarı günlerine... İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı ile düzenlenen buluşmalarda şairler ve şiirleri... İstanbul Devlet Opera ve Balesi kurucusu Aydın Gün'ü vefatının 15.... 2. Ulusal Sait Faik Hikaye Yarışması için başvuralar başladı. Son..."} {"url": "https://724kultursanat.com/kum-zambaklari-oyunu-evliler-icin/", "text": "Kum Zambakları oyunu tiyatro sahnesinde modern şehir hayatının içinde sıkışmış evli bir çiftin ilişki sürecine sergiliyor. Kum Zambakları oyunu evliler için... Zorlu PSM %100 STUDIO'da sahnelenecek olan oyun seyirciye modern şehir hayatının içinde sıkışmış evli bir çiftin ilişki sürecine tanıklık etmesini sağlıyor. Kum Zambakları, insanlık tarihi boyunca çözülemeyen kadın erkek ilişkisini hem gerçek hem ironik hem de şiirsel boyutlarıyla ele alarak seyirciyi bir yolculuğa çıkarıyor. Tutkulu bir aşkın şiirselliğinin ve ruhları dans ettiren müziklerin yan yana geldiği bu oyun modern şehir hayatının içinde sıkışmış evli bir çiftin ilişki sürecine tanıklık etmemizi sağlıyor. Doğayı ve hayvanların doğal yaşamını yok eden insanlığın kendisiyle ve kadın erkek ilişkisi üzerinden birbiriyle olan çatışmasını eğlenceli bir dille tartışmaya açıyor. Seyirciler aşk ve şiddet arasında duygusal gitgeller yaşayan ve birbirini yok etmeye çalışan Duygu ve Fikret'in hayatının farklı evrelerine tanıklık ederken insanlığın doğayla olan ilişkini yeniden gözden geçirecek. Kum Zambakları, 29 Mart'ta %100 STUDIO'da seyircinin karşısına çıkacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/kumral-ada-mavi-tuna-yeniden-basildi/", "text": "Buket Uzuner'in okurlar tarafından çok sevilen ve ilk kez 1997 yılında okurlarla buluşan Kumral Ada Mavi Tuna adı romanı yeniden basıldı. Buket Uzuner, romanının yeniden basılmasını sosyal medyadan paylaştı. Buket Uzuner'in çok okunan ve ses getiren romanı Kumral Ada Mavi Tuna yeniden basıldı. Everest Yayınları tarafından ilk kez 1997 yılında okurlarla buluşan roman, çeyrek asır sonra aynı kapakla yeniden raflarda yerini aldı. Kumral Ada Mavi Tuna adlı eserinin yeniden basılmasını sosyal medya hesabından paylaşan yazar Buket Uzuner, Tam 27 yıldır bu romanı seven ve birbirlerine öneren, çocuklarına #ada #tuna #aras #mabel #kumral #meriç adları veren okurlara içtenlikle teşekkür ederim. dedi. Tam 27 yıldır BU romanı seven ve birbirlerine öneren, çocuklarına #ada #tuna #aras #mabel #kumral #meriç adları veren okurlara içtenlikle teşekkür ederim. Everest Yayınları tarafından yeniden basılan Kumral Ada Mavi Tuna, yanılsama ve gerçeklik arasında gidip gelen, iç savaş ve aşk temalı bir roman. Tuna ve Aras Kuzguncuk'ta yaşayan iki kardeştir. Ünlü bir çiftin kızı olan Ada'nın mahallelerine taşınmasıyla hayatları değişir. Roman, bir yandan bu üç kişi ve ailelerinin aşkla ve acıyla tanımlanan hayatlarını, bir yandan da Tuna'nın günümüzde dahil olduğu iç savaşı anlatır. İç savaş içinde bulunan Tuna'nın çocukluğuna dayanan çaresiz aşk üçgenini romanda yer alır. Tuna, adını dedesi tarafından Tuna Nehri gibi saf ve duru olması düşüncesiyle almıştır ve gözleri Tuna Nehri kadar mavi olduğundan dedesi ona bir de Mavi Tuna göbek adını vermişti. Tuna'nın bir de Aras adında abisi vardır. Abisi de adını bu düşünceyle almıştır. Tuna ve ailesi Kuzguncuk'ta oturmaktaydı. Tuna 5 yaşlarındayken evlerinin karşısına o dönemin çok ünlü oyuncuları olan Süreyya Mercan ve Pervin Gökay ailesi taşınmıştı. Kuzguncuk'ta büyük ilgi toplayan bu olay, Tuna'nın da dikkatini çekmişti. Bu ailenin kendi yaşlarında bir de kızı olduğunu öğrenince Tuna'yı daha da büyük bir heyecan sardı ve onunla tanışmak için sabırsızlanıyor fakat bir türlü cesaret edemiyordu. Bu kız Ada idi. Bir gün Tuna, Ada ile tanışır."} {"url": "https://724kultursanat.com/kunye/", "text": "724kultursanat. com, 'Basın Meslek İlkeleri'ne uymaya söz vermiştir. Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. 724kultursanat. com 'da yayınlanan haber ve görseller kaynak gösterilmeden kullanılamaz. 724kultursanat. com 'da yayınlanan köşe yazılarının ve yorumların sorumluluğu yazarına aittir. Kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları 724kultursanat. com'a aittir. 724kultursanat. com sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa telif hakları korunmaktadır. Bunlar 724kultursanat. com'un yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz. İzinsiz ve kaynak belirtilmeksizin kopyalama ve kullanımı yapılamaz. We will keep your information confidential except where disclosure is required or permitted by law. Generally, we will only use your information within the 724kultursanat. com. However, sometimes the 724kultursanat. com uses third parties to process your information."} {"url": "https://724kultursanat.com/kuran-okuyan-kiz-tablosunu-satin-alan-belli-oldu/", "text": "Osman Hamdi Bey'in Kur'an Okuyan Kız adlı tablosunu rekor fiyata satın alanın kim olduğu açıklandı. 6 milyon 315 bin sterlin (yaklaşık 44 milyon 12 bin lira) rekor fiyatı Malezya İslam Sanatları Müzesi verdi. Kur'an Okuyan Kız tablosunu satın alan belli oldu. Osman Hamdi Bey'in Kur'an Okuyan Kız tablosuna 6 milyon 315 bin sterlin (yaklaşık 44 milyon 12 bin lira) rekor fiyatı verenin kim olduğu açıklandı. O rekor fiyatı veren alıcı Malezya İslam Sanatları Müzesi. Osman Hamdi Bey'in Kur'an Okuyan Kız tablosu geçen hafta rekor fiyata satılmıştı. Satış sonrası herkes rekor fiyatı verenin kimliğini merak ediyordu. Türk resim sanatının öncülerinden ressam Osman Hamdi Bey'in Kur'an Okuyan Kız tablosunun yeni sahibi Malezya İslam Sanatları Müzesi oldu. Eser, ilk kez British Museum'da sergilenecek. Tuval üzerine yağlıboya olan 41,1X51 santimetre ebadındaki Kur'an Okuyan Kız tablosu, sanat tarihçileri tarafından Osman Hamdi Bey'in kendine özgü tarzının belirgin özelliklerini taşıdığı belirtiliyor. Genç kadının giysisinin detayları ve bulunduğu ortamın renkli ve İslami tasarımlarla dolu oluşu, ünlü ressamın imzası şeklinde nitelendiriliyor. Ressam Osman Hamdi Bey'in tablosunun ulaştığı fiyat hem ressamın eserleri, hem de herhangi bir Türk ressamın resmi için rekor niteliğindeydi."} {"url": "https://724kultursanat.com/kurt-adam-tiyatro-sahnesinde-izleyici-ile-bulustu/", "text": "Kurt Adam adlı oyun, ilk kez izleyici karşısına çıktı. Eğlenceli bir gerilimin sahnelendiği Kurt Adam oyununda Yeliz Başlangıç, Alişan Özkan, Okan Şevket Duman ve Kosta Kortidis sahnede seyirciyle buluştu. Kurt Adam tiyatro sahnesinde izleyici ile buluştu. Oyuncu kadrosunda Yeliz Başlangıç, Alişan Özkan, Okan Şevket Duman ve Kosta Kortidis'in yer aldığı Kurt Adam adlı oyun, ilk kez izleyici karşısına çıktı. 22 Aralık Çarşamba günü Şişli Tiyatrosu'ndaki ilk gösterim yoğun ilgi gördü. Kurt Adam tiyatro sahnesinden seyirciyi gerçek ve soyut dünya kargaşasının içine sürükleyen anlatımıyla dikkat çekiyor. Kosta Kortidis'in sorgulayan ve sorgulatan kalemi ile Kurt Adam Uykudan Sonra oyunu, izleyiciyi Gerçek dünya bir sorgu odası mı, yoksa aşık bir çiftin sıradan hayatı mı? Kanıtlanamayan bir cinayet soyut dünyaya mı aittir, yoksa tüm gerçekliğini korumaya devam eder mi? Peki ya bir Kurt Adam mı, yoksa bir kadın mı daha güçlüdür? gibi birçok ikilemle yüz yüze getirerek kendine hayran bıraktı. Oyuncu kadrosuyla öne çıkan oyun, izleyici tarafından büyük alkış topladı. Karşılaştığı olayı heyecanla çözmeye çalışan dedektif Louis'in ve hayal dünyasında yaşayan ama zeki bir karakter olan dedektif Lawrence'in, kıvrak zekalı kadın Jessica karşısında işleri daha da zorlaşıyor. Olayın görünmeyen yüzü; soyutluk, gerçek dünya ve ikisi arasındaki zaman karmaşasıyla daha da görünmez olurken düşler dünyası ile gerçek dünya arasındaki farkı yalnızca uyanık olanlar bilebiliyor. Kurt Adam, 6 Ocak Perşembe günü Şişli Tiyatrosu'nda ikinci kez izleyici ile buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/kuru-otlar-ustune-cannesda-odul-arayacak/", "text": "Nuri Bilge Ceylan'ın 'Kuru Otlar Üstüne' adlı son filmi 76. Cannes Film Festivali'nde yarışacak. Ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2014 yılında vizyona giren 'Kış Uykusu' adlı filmiyle Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' ödülünü kazanmıştı. Sinema dünyasının en önemli festivalleri arasında yer alan 76. Cannes Film Festivali'nin programı açıklandı. Nuri Bilge Ceylan'ın yeni filmi 'Kuru Otlar Üstüne', 76. Cannes Film Festivali'nin Ana Yarışma'sında yarışacak. 'Kuru Otlar Üstüne' Cannes'da ödül arayacak. Festivalde ayrıca TRT ortak yapımları Jessica Hausner'in 'Club Zero' ve Alice Rohrwacher'in 'La Chimera' filmleri de yarışacak. 76. Cannes Film Festivali, 16-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Nuri Bilge Ceylan, 2014'te vizyona giren 'Kış Uykusu' filmiyle Cannes'da 'Altın Palmiye' ödülüne layık görülmüştü. Ceylan'ın 2018'de yayınlanan son filmi 'Ahlat Ağacı'nın ilk gösterimi de Cannes'da yapılmıştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/kuru-otlar-ustune-ne-zaman-sinemada-vizyona-girecek/", "text": "Prömiyerini 76. Cannes Film Festivalinde yapan Kuru Otlar Üstüne filminin Türkiye'deki ilk gösterimi de belli oldu. Kuru Otlar Üstüne ne zaman sinemada vizyona girecek? Sorunun cevabı belli oldu. Ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın son filmi Kuru Otlar Üstüne sinemaseverler tarafından merakla beklenen yapımlar arasında. Prömiyerini 76. Cannes Film Festivalinde yapan Kuru Otlar Üstüne filminin vizyon tarihi belli oldu. Kuru Otlar Üstüne 76. Cannes Film Festivali'nde bol alkış alarak finalde yarışmıştı. Film ödül alamasa da Merve Dizdar rolüyle 'en iyi oyuncu' ödülünü kazanmıştı. Nuri Bilge Ceylan'ın yönetmenliğini yaptığı Kuru Otlar Üstüne filminin Türkiye'deki vizyon tarihi belli oldu. Kuru Otlar Üstüne 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde seyirciyle buluşacak. Nuri Bilge Ceylan'ın prömiyerini Cannes Film Festivali'nde yapan yeni filmi 'Kuru Otlar Üstüne' 29 Eylül'de Türkiye'de vizyona girecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/kutsal-topaloglu-aydinlanma-yolunda-romani-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Kutsal Topaloğlu, tarihin içinden gerçek öyküye dayanan macerayı okurlarına Aydınlanma Yolunda adlı romanıyla sunuyor. Kutsal Topaloğlu Aydınlanma Yolunda romanı ile okurlarla buluşuyor. Kutsal Topaloğlu'nun Aydınlanma Yolu adlı romanı Bilgi Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı. Kutsal Topaloğlu'nun önceki romanı Tanrı'nın Temsilcileri de aynı yayınevi tarafından basılmıştı. Kutsal Topaloğlu, yeni romanında dünyanın ilk İncil'ini bulma hikayesini okurlara maceralı bir yolculuğa çıkararak sunuyor. Aydınlanma Romanı, Sinoplu Marcion'un yazdığı ve dünyanın ilk incili olarak bilinen Marcion İncili üzerine kurulu bir macera. MİT, Gladyo, tarihi eser kaçakçıları ve Vatikan, ortaya çıktığında Hristiyanlık inancını temelden sarsacak olan ve kilise tarafından yasaklanan bu el yazması tarihi incilin peşindedir. Ailesi ve toplum tarafından dayatılan dogmaların içinde yıllardır tutarsız bir şekilde yaşamak zorunda kalmış hassas bir insan olan Niko, dedesinin izini sürerken yolu Sinoplu Marcion'un el yazması inciliyle kesişir ve ölüm pahasına girdiği tehlikeli arayış İstanbul sokaklarından Kapadokya'nın yeraltı şehirlerine uzanan soluk soluğa bir maceraya dönüşür. Bu yolculuk aynı zamanda Niko'nun kendi benini bulacağı bir aydınlanma yolculuğudur. Mitoloji, Şamanizm, dinler tarihi, Hristiyanlığın Anadolu'daki kökenleri, dinlerin egemenlerin çıkarlarına göre dizayn edilmesi gibi konuların sürükleyici bir polisiye macera kurgusuyla işlendiği sıra dışı bir roman."} {"url": "https://724kultursanat.com/kybele-heykeli-60-yil-sonra-turkiyede/", "text": "Kybele heykeli 60 yıl sonra Türkiye'de... 1700 yıllık Kybele heykeli anavatanına geri getirildi. 60 yıl önce İsrail'e kaçırılan ardından da ABD'deki bir alıcıya satılan heykel Türkiye'ye geri döndü. Antik çağın 'bereket tanrıçası' olarak bilinen Kybele heykeli Türkiye'ye getirildi. 60 yıl önce Türkiye'den İsrail'e kaçırılan, ABD'de bir alıcıya satılan bereketin sembolü, koruyucusu olduğuna inanılan ana tanrıça Kybele'nin bin 700 yıllık heykel tasviri, ana vatanına döndü. Tarih öncesi çağlarda bolluğun ve bereketin sembolü, koruyucusu olarak inanılan ana tanrıça Kybele'ye ait bin 700 yıllık olduğu söylenilen heykel, yaklaşık 60 yıl sonra Türkiye'ye getirildi. Türkiye'den kaçak yollarla İsrail'e götürülerek satılan, uzmanlarca milattan sonra 3. yüzyıla tarihlendirilen heykel, ABD'den Türk Hava Yolları tarafından ücretsiz taşınarak saat 21.00 sıralarında Atatürk Havalimanı'na getirildi. Tarihi heykel, gümrük işlemlerinin ardından İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü yetkilileri tarafından 23.00 sıralarında teslim alındı."} {"url": "https://724kultursanat.com/lady-gaga-dovmeleri-ile-house-of-gucci-promiyerine-damga-vurdu/", "text": "House of Gucci önümüzdeki hafta vizyona giriyor. Lady Gaga filmin farklı şehirlerdeki galalarında adeta şov yaptı. Vücudundaki dövmeler ve kıyafetleriyle kırmızı halı şovuna çıkan Lady Gaga, magazin dünyasının gündeminde üst sırada yerini aldı. Lady Gaga dövmeleri ile House of Gucci prömiyerine damga vurdu. Müzik dünyasından hızlı bir geçiş yapan Lady Gaga, yeni filminin galasında vücudundaki dövmelerle adeta şov yaptı. House of Gucci'nin prömiyerinde kırmızı halıda kıyafetleriyle olduğu kadar vücudundaki dövmeleriyle de dikkat çeken Lady Gaga, gecenin yıldızıydı. Lady Gaga, House of Gucci filminin İtalya'daki prömiyerine Versace elbisesi ile damga vudu. New York'ta ise Lady Gaga fare dövmesiyle magazin dünyasının üst sırasına yerleşti. House of Gucci, İtalyan moda devi Gucci'nin başındaki Maurizio Gucci'nin 1995'te eski eşi Patrizia Reggiani'nin tuttuğu kiralik katil tarafından öldürülmesini konu alıyor. House of Gucci adlı film gösterimi önümüzdeki hafta başlıyor. Filmin yönetmenliğini Ridley Scott yaptı. Lady Gaga filmde Reggiani'yi canlandırdı. Filmin farklı şehirlerdeki galalarına katılan Lady Gaga, adeta şov yapıyor. Kıyafetleriyle, tarzıyla ve özellikle de vücudunda dikkat çeken dövmeleriyle. Lady Gaga dövmeleri ile New York'ta Lincoln Center'da yapılan galada da dikkat çekti. Bu galada en çok konuşulan ise koluna yaptırdığı fare dövmesiydi. Lady Gaga, filmde Aldo Gucci'yi oynayan tecrübeli aktörü Al Pacino ile de çok samimi fotoğraflar çektirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/lady-gaga-house-of-gucci-filmiyle-ilgili-itiraf/", "text": "Dünyaca ünlü moda devi Gucci'yi sinemaya taşıyan filmde başrol oynayan Lady Gaga'dan müthiş itiraflar geldi. 26 Kasım'da gösterime girecek olan House of Gucci adlı filmde Lady Gaga'nın yanı sıra Adam Driver, Jared Leto, Al Pacino ve Jeremy Irons gibi yıldız isimlerin başrollerde yer aldı. Lady Gaga sansasyon yaratan House of Gucci filminde, eski eşi Maurizio Gucci'yi öldürmekle suçlanan Patrizia Reggiani'yi canlandırdı. Şarkıcılığı ve şimdi de sinemadaki varlığı ile dikkat çeken Lady Gaga, Vogue İngiltere'ye röportaj verdi. Film süresince yaşadığı psikolojik zorlukları anlatan Lady Gaga, kameralar kapandığında da Patrizia Reggiani gibi yaşadığını söyledi. Oscar ve Grammy ödüllü 35 yaşındaki şarkıcı ve oyuncu Lady Gaga, yeni filmi House of Gucci hakkında konuştu. İtalyan moda evi Gucci'nin kurucusu olan eski eşi Maurizio Gucci'yi öldürmekle suçlanan Patrizia Reggiani'yi canlandırdı. Reggiani, bir tetikçi kiralamakla suçlanmıştı. Lady Gaga, Reggiani karakterini canlandırırken bazı psikolojik zorluklar yaşadığını itiraf etti. Bilindiği gibi Lady Gaga'nın da ailesi İtalyan kökenli. Amerikalı sanatçı Gaga Bir anda saçımı boyamak zorunda kaldım ve baktığım her şeyi, dokunduğum her şeyi, parayı nerede ve ne zaman görebileceğimi fark edecek şekilde yaşamaya başladım dedi. House of Gucci filmi, Maurizio Gucci cinayetinin perde arkasında yaşananları konu ediyor. Moda evi Gucci'nin kurucusu Guccio Gucci'nin torunu olan Maurizio Gucci'nin hayatına odaklanılan filmde, 1995 yılında öldürülen Maurizio Gucci'nin cinayeti ve sonrasında yaşananlar anlatılıyor. Filmde, Maurizio Gucci'yi öldürmekle suçlanan kişi, eski eşi Patrizia Reggiani."} {"url": "https://724kultursanat.com/lady-gaga-ve-salma-hayek-seks-sahnesi-filmden-cikarildi/", "text": "Lady Gaga, House of Gucci filminde Salma Hayek ile seviştiği sahnelerin çıkarıldığını açıkladı. Lady Gaga ve Salma Hayek seks sahnesi filmden çıkarıldı. Ünlü şarkıcı ve oyuncu Lady Gaga, son filmi House of Gucci ile sinema seyircisiyle buluşmaya devam ederken dikkat çeken bir açıklamada bulundu. ABD'li şarkıcı ve aktris Lady Gaga, House of Gucci filminde Salma Hayek ile bir cinsel ilişki sahnesinin bulunduğunu ancak bu sahnelerin kesildiğini söyledi. House of Gucci filmindeki seks sahnesi ile ilgili ilk kez konuşan Lady Gaga, Salma Hayek ile rol gereği cinsel ilişkide bulunduklarını söyledi. Ridley Scott'un yönettiği filmdeki seks sahnesinin filmden çıkarıldığını açıkladı. House of Gucci film yıldızları bir panelde buluştu. Lady Gaga filmle ilgili dikkat çeken açıklamayı burada yaptı. Gaga Bu filmin görmediğiniz bir yanı var ifadelerini kullandı. Söz konusu sahnenin filmden çıkarılma sebebinin ise filmin uzunluğu olduğu söyleniyor. Filmin sinemalarda yayınlanan kurgusunun süresi 2 saat 38 dakika."} {"url": "https://724kultursanat.com/lale-muldur-resimleri-milat-sergisiyle-sanatseverlerle-bulusaca/", "text": "Lale Müldür resimleri Milat sergisiyle sanatseverlerle buluşacak. Şair Lale Müldür, resimleriyle Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından 22 Eylül'de açılacak olan Milat ergisinde yer alacak. Şair Lale Müldür'ün resimlerinin Milat başlıklı sergiyle sanatseverlerin ilgisine sunulacak. Sergi 31 Ekim'e kadar açık kalacak. Lale Müldür üretimleriyle yazı ve imge ilişkisini birlikte düşünmeye davet ediyor. Sergi, şair Lale Müldür'ün son dönemde üzerinde çalıştığı resimlerini bir araya getiriyor. Müldür'ün şiirlerinde beliren imgelerin izlerini taşıyan bu resimler, şairin dünyasıyla yeni karşılaşmalar öneriyor. 22 Eylül 31 Ekim 2020 tarihleri arasında gezilebilecek olan Milat sergisinde Lale Müldür'ün şiirlerinin davet ettiği imgesel alanın renkleri, jestleri ve figürleri resimsel bir üretim içinde yeniden yorumlanıyor. Sergilenen resimlerde öne çıkan temel öğelerin başında figür geliyor. Bu figürlerin birçoğu şairin dostlarına ait portreler. Aynı zamanda bu portreler arasında şairin Albert Durer gibi ruhsal yakınlık kurduğu sanatçılar da var. Müldür'ün resimleri dostlarına, yakınlarına ithafla başlayan ya da onlara hitaben yazdığı şiirleriyle ortaklık taşıyor. Adını Lale Müldür'ün son kitabı Tehlikeliydi, Biliyordumun ilk şiiri Milat'tan alan sergi, sanatçının üretiminde bir kırılma anını düşünmek arzusundan da besleniyor. Küratörlüğü Yapı Kredi Kültür Sanat Sergiler Direktörü Kevser Güler tarafından üstlenilen Milat sergisine çevrimiçi etkinlikler de eşlik edecek. Serginin ayrıca Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan bir de sergi kitabı var. Lale Müldür'ün şiirlerinden bir seçki, Fisun Yalçınkaya'nın kendisi ile yaptığı bir röportaj ve Kevser Güler'in bir metninin yer alacağı kitabın tasarımını Ulaş Uğur yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/leonardo-da-vinci-500-olum-yil-donumunde-istanbulda-aniliyor/", "text": "Ataşehir Belediyesi ve İstanbul Art Show Sanat Fuarı işbirliği ile her ay yapılacak olan Çağdaş Sanat Buluşmaları'nın ilkinde Leonardo da Vinci ölümünün 500'üncü yılında anılıyor. Leonardo da Vinci 500. ölüm yıl dönümünde İstanbul'da anılıyor. Ataşehir Belediyesi ve İstanbul Art Show Sanat Fuarı işbirliği ile her ay yapılacak olan Çağdaş Sanat Buluşmaları'nın ilkinde Leonarda da Vinci anılarak selam gönderilecek. Rönesans'ın büyük ustası ve en önemli figürü olan Leonardo da Vinci, ölümünün 500. Yıldönümünde İstanbul'da anılıyor. Çağdaş Sanat Buluşmaları'nda Leonarda da Vinci'nin sanatı, sanata katkıları, dönüştürücü etkileri, çağdaş sanatçılar tarafından en çok yeniden yorumlanan sanatçı olmasının nedenleri, anlatılıyor. Ataşehir Belediyesi ve İstanbul Art Show Sanat Fuarı işbirliği ile her ay yapılacak olan Çağdaş Sanat Buluşmaları, Ataşehir'de Mustafa Saffet Kültür Merkezinde başlıyor. 2019-2020 Kültür ve Sanat sezonunda her ay düzenlenecek olan Çağdaş Sanat Buluşmaları serisinin moderatörlüğünü İstanbul Art Show Sanat Direktörü Yalın Alpay yapıyor. Her ay başka bir konukla farklı bir konunun ele alınacağı Çağdaş Sanat Buluşmaları'nın ilki, 11 Ekim 2017 Cuma günü başlıyor. Ölümünün 500'üncü yıldönümü nedeniyle, tüm dünyada etkinlikler düzenlenen Leonardo da Vinci'nin yapıtları, dönemindeki farklılıklar ve bugüne bıraktığı etkililer tartışılıyor. Çağdaş Sanat Buluşmaları'nın ilkinde İstanbul Art Show Sanat Fuarı Direktörü Yalın Alpay ve Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Başkanı Dr. Fırat Arapoğlu konuşmacı olarak yer alacaklar. Yalın Alpay ve Dr. Fırat Arapoğlu Leonardo da Vinci'nin sanatını, özelliklerini, sanata katkılarını, dönüştürücü etkilerini, çağdaş sanatçılar tarafından en çok yeniden yorumlanan sanatçı olmasının nedenlerini anlatıyorlar. Ataşehir Mustafa Saffet Kültür Merkezinde 11 Ekim Cuma günü yapılacak olan ücretsiz etkinlik, saat 19.00'da başlıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/leonardo-da-vinci-turk-muydu-muthis-iddia/", "text": "Rönesansın simge isimlerinden Leonardo da Vinci, kızıl saçları nedeniyle Hazar Türkü olabilir. Böylesine bir iddiayı ortaya atan saygın bir sanat tarihçisi olan Simon Hewitt. Leonardo da Vinci Türk müydü? Müthiş iddia! İddiayı ortaya atan sanat tarihçisi Simon Hewitt. Simon Hewitt yeni kitabında Leonardo da Vinci için Hazar Türkü olabileceğine dair iddiada bulunuyor. Hewitt'in iddiasının çıkış noktası ise Da Vinci'nin kızıl saçları. Kitap, 1495 yılında çizilen ve Almanya'da bulunan bir karikatüre dayanıyor. Adalet kavramını kinayeli bir biçimde betimleyen karikatürde, Hewitt'e göre Da Vinci de tiye alınıyor. Simon Hewitt ünlü bir sanat tarihçisi. Rönenans'ın simge ismi olan sanatçı ve bilim insanı Leonardo da Vinci hakkında ilginç bir iddiada bulundu. Simon Hewitt, Da Vinci'nin atalarının Hazar Türkü olabileceğini öne sürdü. Hewitt, 1495 tarihli az bilinen bir karikatürden yola çıkarak kitabını yazdı. 'Leonardo da Vinci and the Book of Doom' isimli kitap yarın piyasada olacak. Bunun öncesinde The Guardian gazetesine konuşan Hewitt, Da Vinci'nin kızıl saçlarından yola çıkarak Türk olduğu iddiasında bulunuyor. Hewitt'in kitabı, 1495 yılında çizilen ve Almanya'da bulunan bir karikatüre dayanıyor. Adalet kavramını kinayeli bir biçimde betimleyen karikatürde, Hewitt'e göre Da Vinci de tiye alınıyor. Buna göre Da Vinci karikatürde, dalgınlıktan masa örtüsüne yazı yazan, önündeki yarı çıplak erkek tarafından büyülenmiş görünen kızıl saçlı, eşcinsel bir katip olarak resmediliyor. Hewitt kitabında, Da Vinci'nin bu şekilde betimlenmesinin, Rönesans döneminde sıradışı bir deha olarak görülmesine rağmen sıklıkla kızıl saçları ve cinsel kimliği nedeniyle diğer sanatçılar tarafından alay konusu yapıldığını gösterdiğini savunuyor. 'Leonardo da Vinci and the Book of Doom' isimli kitap İngiltere'de yarın piyasaya çıkacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/leyla-hanim-film-cekimleri-basladi/", "text": "Özge Borak'ın başrolünde oynadığı Leyla Hanım filminin çekimleri başladı. Leyla Hanım film çekimleri başladı. Türkiye'nin tek dereceli seçim sistemiyle seçilen ilk kadın belediye başkanı unvanına sahip Leyla Atakan'ın yaşamını konu alan 'Leyla Hanım' filminin çekimleri için 'motor' komutu verildi. Dökü-drama türünde filmde Leyla Atakan'ı Özge Borak canlandırıyor. Film, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in projesi olarak İzmit Belediyesi'nin organize edeceği özel bir gösterim ile izleyici karşısına çıkacak. Leyla Hanım bir dönem filmi... Özge Borak Leyla Hanım rolünde kamera karşısında. Filmde maNga'nın solisti Ferman Akgül ile birlikte Beyti Engin, Serhan Arslan, Bekir Aksoy, Devrim Nas, Anıl Taşezen, Barış Kıralioğlu, Belma Canciğer ve Aylin da rol alıyor. Leyla Hanım filmi nerede çekiliyor? Film vizyona girdiğinde seyircilerin merak edeceği bu sorunun cevabını verelim. Leyla Hanım filmi Kocaeli ve İstanbul'daki platolarda çekiliyor. Leyla Atakan'ı canlandıran ünlü oyuncu Özge Borak'ın klasik arabalara olan düşkünlüğü sette çalışanları bir hayli şaşırttı. Borak, senaryo gereği sürmesi gereken klasik otomobilleri usta bir yarış pilotu gibi profesyonelce kullandı. Leyla Atakan'ın babası olan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hasan Atakan'ı canlandıran maNga'nın solisti Ferman Akgül'ün ise beyaz bir at karşısında gösterildiği sahneler, merak konusu oldu. Seçimlerdeki başarısıyla Türkiye'de doğrudan seçilen ilk kadın belediye başkanı olarak 1968 yılında İzmit Belediye Başkanı olarak göreve başlayan ve 11 Şubat 1971 tarihinde geçirdiği trafik kazasında üç meclis üyesi yol arkadaşı ile birlikte hayatını kaybeden Leyla Atakan'ın hayatının derinliklerine odaklanacak olan dökü-drama türünde film, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in önderliğinde İzmit Belediyesi'nin organize edeceği özel bir gösterim ile izleyici karşısına çıkacak. Senaristliğini ve yönetmenliğini İlke İşisağ'ın, idari yapımcılığını Koral Altın'ın, senaryo danışmanlığını Gani Müjde'nin ve yapımcılığını İzmit Belediyesi'nin üstlendiği Leyla Hanım filminin çekimleri tüm hızıyla devam ediyor. Filmin müzikleri Demir Demirkan tarafından yapılacağı açıklandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/lidya-yaziti-ceyrek-asir-sonra-turkiyeye-geri-geldi/", "text": "Yurt dışına kaçırılan 1800 yıllık Lidya Yazıtı, 23 yıl süren hukuk mücadelesi sonucunda Türkiye'ye getirildi. Lidya Yazıtı, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenecek. Eserin tanıtımı için bir toplantı düzenlendi. Lidya Yazıtı çeyrek asır sonra Türkiye'ye geri geldi. Tarih hırsızları tarafından yurtdışına kaçırılan Lidya Yazıtı için verilen 23 yıl hukuk mücadelesi mutlu sonla noktalandı. Lidya Yazıtı çeyrek asır sonra evine geri getirildi. Batı Anadolu'ya özgü bir yazıt çeşidi olan Lidya Yazıtı 1800 yıllık bir geçmişe sahip. Manisa'da bulunan Apollon Aksyros Tapınağı'ndan çalınan Lidya Yazıtı, İtalya'da polis baskını ile ele geçirildi. Antika tüccarının dükkanına yapılan baskınla 1997 yılında ele geçirilen Lidya Yazıtı'nın geri getirilebilmesi için Türkiye 23 yıllık hukuk mücadelesi verdi. Mücadelenin sonunda Lidya Yazıtı ait olduğu topraklara geri getirildi. Lidya Yazıtı'nın tanıtımı için Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde bir tören gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy törene katıldı. Bakan Ersoy, yazıtın ait olduğu topraklara getirilmesinin sevindirici olduğunu söylerken Kültür varlığı ve kaçakçılığıyla mücadeledeki kararlılığın, salgın sürecinde ara vermeden devam etmektedir, Görevlerini yürüten birimlerin üstün gayreti sayesinde Lidya medeniyetine ait yazıtın iadesi sağlanmıştır. dedi. Lidya Yazıtı Manisa'nın Demirci ilçesinde Apollon Aksryos Tapınağı'ndan çalındı. Tarihi eser, 1987 yılında Prof. Dr. Hasan Malay tarafından yayınlanarak arkeoloji dünyası ile paylaşıldı. Eser İtalyan kültür polisi tarafından 1997 yılında bir antika tüccarının dükkanına yapılan baskında ele geçirildi. Lidya Yazıtı'nın Türkiye'ye iadesi için 23 yıl önce hukuki girişim başlatıldı. Ancak İtalya'daki hukuki süreçte önce davaya bakan hakim değişti. Süreç uzadı. Daha sonra Türkiye'nin aleyhine karar verildi. Lidya Yazıtı iade edilmeyecekti. Bakanlık kararı temyize götürdü. Ancak temyiz 6 yıl sonraya ötelendi. Lidya Yazıtı 23 yıl süren hukuk mücadelesinin sonucunu bekledi. Nihayet Floransa'daki üst mahkeme, Lidya Yazıtı'nın Türkiye'den kaçırılmış olduğunu kabul etti. Yazıtın üzerindeki mülkiyet hakkının Türkiye'ye ait olduğuna karar verdi. Bakan Ersoy'un açıklamalarına göre yapılan mücadele sonucunda son 18 yılda 4 bin 441 eserin Türkiye'ye iadesi sağlandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/liseliler-karahantepe-belgeseli-icin-kollari-siviyor/", "text": "Urfa Film Atölyesi ile lise öğrencilerine verilecek eğitim sonunda dünyanın en eski yerleşim yerlerinden olan Karahantepe'nin belgeseli çekilecek. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından lise öğrencilerine yönelik düzenlenecek Urfa Film Atölyesi 10 Aralık'ta başlıyor. Etkinlik, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı koordinesinde İstanbul Gelişim Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi iş birliğinde düzenlenecek. Urfa Film Atölyesi 3 gün sürecek. Eğitimlere katılan lise öğrencilerine senaryodan çekime çeşitli başlıklarda sinema eğitimi verilecek. Atölyeye katılacak olan lise öğrencileri, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan, 12 bin yıllık geçmişe sahip Göbeklitepe'den bile daha eski bir tarihe sahip olduğu düşünülen, Göbeklitepe'deki dikili taşların benzerlerinin bulunduğu Karahantepe'deki kazı çalışmalarının belgesel filmini çekecek. Urfa Film Atölyesinin son gününde katılımcıların teorik olarak aldıkları bilgileri uygulama fırsatı bulmaları için eğitmenlerin danışmanlığında Karahantepe'de devam eden kazı çalışmaları ile ilgili belgesel filmi çekilecek. Atölye sonrasında öğrenciler tarafından çekilen görüntüler, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından kurgulanacak ve hazırlanan belgesel/kısa filmlerin gösterimleri ise yine Şanlıurfa'da yapılacak olan galada izleyiciyle buluşacak. Katılımcı öğrencilere sertifikaları takdim edilecek. Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek olan film atölyesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül Şanlıurfa'nın tarihe ışık tutan Göbeklitepe'nin ardından bizleri yeniden heyecanlarından keşif olan Karahantepe'nin belgeselinin öğrenciler tarafından çekilecek olması, şehrin tanıtımı ve gençlerin sanatla iç içe olması açısından son derece önemlidir. dedi. Başkan Beyazgül Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi olarak biz gerek yerel ve ulusal festivallerle gerekse yöresel ürünlerimizin, tarihi alanlarımızın, turizm rotalarımızın tanıtımlarıyla şehrin turizm gelirlerinin artması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Otellerimizin doluluk oranları, ören yerleri, tarihi ve turistik alanları ziyaret eden misafirlerimizin sayılarına baktığımızda çalışmalarımızın meyvelerini aldığımızı görmekteyiz. Belediyemiz ile İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından düzenlenecek olan Urfa Film Atölyesi'nin de şehrimizin tanıtımına ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimize yeni ufuklar açacağına inanıyorum. Projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ifadelerinde bulundu. Atölyenin proje yürütücülüğünü, İGÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Güzin Ilıcak Aydınalp ve Doç. Dr. Nagihan Çakar Bikiç, atölye yürütücülüğünü Öğretim Görevlisi Yönetmen Ahmet Bikiç yaparken, teknik ekipte Arş. Gör. Okan Kırbacı ve İstanbul Gelişim Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinden Enes Dalgıç ve Polat Bakırtaş, tasarım ekibinde ise Arş. Gör. Ayten Bengisu Cansever, Arş. Gör. Başak Lale ve Arş. Gör. Büşra Kamacıoğlu yer alacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/loving-vincent-filminin-yapim-asamalari/", "text": "Loving Vincent filmi 29 Aralık 2017 tarihinde Türkiye'de vizyona giriyor. Dünyaca ünlü ressamın Vincent van Gogh'un tabloları canlandırılarak animasyon film yapıldı. Filmin yapım aşamasına dair eğlenceli anları hazırlanan fragmanla birlikte izleyebilirsiniz. Loving Vincent filminin yapım aşamaları nasıl? Dünyaca ünlü Hollandalı ressam Vincent van Gogh'un tabloları canlandırılarak animasyon film yapıldı. Film, Vincent van Gogh'un 120'den fazla en iyi tablosundan oluşuyor ve konu tablolardaki karakterlerle anlatılıyor. Ünlü ressamın şüpheli ölümünü kurgulayan filmin yapım aşamasında 100'ün üzerinde ressam 65 bin resim yaptı. Olay örgüsü ise yazarın kendisi tarafından yazılan 800 mektup üzerinde kuruluyor. Dünyanın ilk uzun metraj yağlıboya filmi olarak literatürlere geçen Loving Vincent / Vincent'i Sevmek adlı film 29 Aralık 2017 tarihinde Türkiye'de izleyicilerle buluşacak. Filmin galası 9 Ekim 2017'de İngiltere'de yapıldı. Polonya ve İngiltere ortak yapımı olan filmin özelliği, ünlü ressamın tabloları ya da onun stilinde yapılmış yağlıboya eserlerden oluşması. Kısa film projesi olarak başlayan ancak sonra filme dönüşen yapım için, dünyanın dört bir yanından 100'ün üzerinde ressam 65.000 resim yaptı. Filmin yönetmenliğini Polonyalı ressam ve yönetmen Dorota Kobiela ve Hugh Welchman'ın yönetmenliğini üstlendi. Biyografik animasyon film, Ayçiçekleri, Yıldızlı Gece, Teras Kafe gibi tablolarıyla bilinen ünlü ressam Vincent van Gogh'un yaşamı ve esrarengiz ölümünü konu alıyor. Bu deneysel film, Saoirse Ronan, Aidan Turner, Douglas Booth, Helen McCrory, Chris O'Dowd, Jerome Flynn gibi isimlerin seslendirmeleriyle hayat buldu. Film için çalışan ressamlar, ünlü tabloları ve ardından gelecek kareleri hayal ederek kare kare çizdiler. Önce Van Gogh'un ünlü tabloları gerçek kişiler kullanılarak green box teknolojisi kullanılarak çekildi. Daha sonra grafik animasyon programlarıyla şekillendirildi. Bir tablo adım adım sinema filmi haline getirildi. Filmin fragmanını ve eğlenceli yapım aşamasını izleyebilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/madonna-eurovisionda-filistin-mesaji-verdi/", "text": "İsrail'de düzenlenen 64. Eurovision Şarkı Yarışması'na Madonna'nın Filistin mesajı damga vurdu. İsrail'e gitmemesi için daha önce protesto edilen Madonna, bu kez gönüllerde taht kurdu. Madonna Eurovision'da Filistin mesajı verdi. İsrail'in başkenti Tel Aviv'de düzenlenen 64. Eurovision Şarkı Yarışması'nda sahnede olan dünyaca ünlü pop yıldızı Madonna, herkesi şaşırttı. Madonna'nın Tel Aviv'de sahneye çıkmaması için daha önce Filistin ve insan hakları konusunda hassas olan pek çok kişi mesaj göndermişti. Yani Madonna İsrail'e gitme diyerek bir anlamda uyarmışlardı. Madonna bu çağrılara kulak asmadı bile. Madonna'nın oraya gitmesinin İsrail'e destek anlamına geleceğini düşünenler tepkilerini ortaya koymuşlardı. Ancak Madonna yarışma gecesi öyle bir şey yaptı ki... Sevenlerinin gönlünde bir kez daha taht kurdu. Madonna, dansçılarıyla birlikte sahnede İsrail-Filistin barışı için çağrı yaptı. Madonna sahnede kısa bir konser verdi. Dans şovlarıyla bilinen Madonna, yine dikkat çekici bir kareografi ile sahnedeydi. Dansçılardan bir kısmı gaz maskesiyle sahnedeydi. Pop müziğin kraliçesinin konserinde dansçılarından birinin kostümünün sırt kısmında Filistin, diğerininkinde ise İsrail bayrağı vardı. İki dansçı seyirciye arkalarını döndü ve o sırada bayraklar göründü. Sonra da birbirlerine sarılarak yürüdüler. Madonna, dünyanın dört bir tarafından yapılan boykot çağrılarına rağmen sahne aldığı Eurovision finalinde dansçılarıyla dostluk mesajı verdi. Madonna'nın yanı sıra yarışmaya damga vuran bir başka gelişme daha vardı. İzlanda'yı temsil eden Hatari grubu da puanlama sırasında Filistin yazan bayraklı atkılarını sahnede açtılar."} {"url": "https://724kultursanat.com/madonna-rolunu-madonnanin-kizi-oynayacak/", "text": "Pop müziğin divası Madonna'nın hayatı Material Girl adlı filmle sinemaya aktarılıyor. Filmde Madonna'yı büyük kızı Lourdes Leon canlandırıcak. Madonna rolünü Madonna'nın kızı oynayacak. Dünya müzik tarihine damga vuran Madonna'nın hayatı film oluyor. Material Girl adlı film için çalışmalar tamamlanmak üzere. Cast çalışmalarının sürdürüldüğü filmde Madonna'yı kızı Lourdes Leon canlandıracak. Amerikalı pop yıldızı Madonna'nın hayatının anlatılacağı Material Girl için hazırlıklar tamamlanmak üzere. Madonna rolünü kızı Lourdes Leon üstlenecek. Madonna'nın gençliğini oynayacak isimler arasında 25 yaşındaki kızı Lourdes Leon'un adı öne çıkıyor. Material Girl adlı filmde şarkıcının 40 yıllık müzik kariyeri işlenecek. Filmin yapımcı şirketi Universal Pictures, Madonna'nın hayatını anlatan filmi kendisinin yöneteceğini ve senaryoyu Diablo Cody ile birlikte kaleme alacağını doğruladı. Material Girl filmini Madonna yönetecek. Madonna, filmle ilgili sosyal medyada yaptığı açıklamada daha önce Bir sanatçı, müzisyen, dansçı ve bir insan olarak hayatın beni bu dünyada yoluna koymaya çalıştığı inanılmaz yolculuğu anlatmak istiyorum. Filmin odak noktası hep müzik olacak. Müzik benim yola devam etmemi, sanat hayatta kalmamı sağladı. Anlatılmamış ve ilham verici çok fazla hikaye var ve bunları benden daha iyi kim anlatabilir Hayatımın iniş ve çıkışlarını sesim ve vizyonumla paylaşmak çok önemli demişti. Material Girl filminde Madonna'nın Michigan'da Katolik bir ailede yetiştirilmesi yer alıyor. Ardından ise New York'a taşınması ve nihayetinde uluslararası bir yıldız olma yolunda yükselişi ekrana gelecek. Lourdes Leon, Madonna'nın oyuncu Carlos Leon ile birlikteliğinden dünyaya gelen en büyük çocuğu. Kızı Madonna'yı Tam bir kontrol manyağı olarak tanımlıyor. Lourdes Leon, annesi ile yaptığı nadir açıklamalardan birinde Eğer ebeveynleriniz ihtiyaçlarınızı karşılıyorsa bu, onlara sizin üzerinizde baskı yapma fırsatını veriyor diyen Leon, Liseden mezun olur olmaz ondan tamamen bağımsız olmam gerekiyordu, Üniversite paramı bile kendim ödedim şeklinde konuşmuştu. Annesini övmeyi de ihmal etmeyen Leon, Madonna'nın muhtemelen gördüğü en çalışkan insan olduğunu söyleyerek, Maalesef bu özelliği miras olarak almadım dedi. Lourdes Leon, Madonna'nın en büyük çocuğu. Ünlü yıldızın, yönetmen Guy Ritchie ile evliliğinden dünyaya gelen Rocco adında bir oğlu ile evlat edindiği David Banda, Mercy James ile ikizler Estere ve Stelle Ciccone olmak üzere toplam altı çocuğu bulunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mahir-unsal-eris-babil-kulesi-kitabi-ile-dilden-dile-yolculuga-cikariyor/", "text": "Mahir Ünsal Eriş 'Babil Kulesi Kitabı' yakında raflarda olacak. Edebiyatımızda öykücülüğüyle öne çıkan yazarlardan Mahir Ünsal Eriş bu kez farklı bir alanda eser üretti. Önce çevirileriyle edebiyatımızdaki eserlerde imzası oldu. Ardından ise öyküleriyle... Öyküleriyle öyle bir yer etti ki edebiyatımızda, hızla kendi okur kitlesini yarattı. Trakya Üniversitesi Grafik Bölümü ve Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlayan Mahir Ünsal Eriş, farklı dillerden Türkçeye eserler çevirdi. Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde adlı ilk öykü kitabı 2012 yılında okurlarla buluştu. 20130 yılındaysa Olduğu Kadar Güzeldik geldi, yine öyküler... 2014 yılında 60. Sait Faik Hikaye Armağanı'na layık bulunarak öykücülük yolunda attığı adımlar perçinlendi. Ve romanı geldi 2015 yılında. Mahir Ünsal Eriş bu kez roman türünde ilk eserini verdi; 'Dünya Bu Kadar'... Bu arada şu notu da paylaşalım onun bir hikayesi sinemaya uyarlanmıştı. 'Benim Adım Feridun' adlı hikayesini Çağan Irmak sinemaya aktardı. Hikayenin tadı filme geçmeyince, okurlar da aynı adla çekilen 'Benim Adım Feridun'a sahip çıkmadı. Mahir Ünsal Eriş, dile önem veren bir yazar. İbraniceye olan ilgisi amatörlüğün de ötesinde. Mahir Ünsal Eriş, yeni kitabı 'Babil Kulesi Kitabı' da bir dile ait kelime ve kavramların etimolojik kökenlerine iniyor. Kelime ve kavramların dilden dile yolculuklarını inceliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mahmut-celayir-peykerun-sergisinde-anadolu-dogasinin-resimleri/", "text": "30 yılı aşkın sanat hayatında, doğduğu ve yaşadığı Anadolu doğasını yorumlayan puantilist eğilimli ile resimleriyle tanınan Mahmut Celayir 'Peykerun' adlı sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi'nde resim severlerle buluşuyor. Mahmut Celayir'in Peykerun başlıklı sergisi 19 Ocak'tan itibaren İş Sanat Kibele Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor. İş Sanat Kibele Sanat Galerisi 19 Ocak'tan itibaren Mahmut Celayir'in 'Peykerun' başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. 16 Nisan 2022 tarihine kadar açık kalacak sergi, Celayir'in 1970'lerden günümüze uzanan doğa manzarası üstüne temellenmiş eser üretiminin önemli bir kesitini sunarken, yerel malzemeden yola çıkarak çağdaş bir dil oluşturmanın panoramasını da çiziyor. 1951 yılında Bingöl'de doğan Mahmut Celayir, 1972 1976 yılları arasında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda eğitim aldı. 1976 1978 döneminde Eskişehir TV Enstitüsü'nde grafik ve sahne tasarımı, 1982 1984 döneminde ise İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda sahne tasarımı alanında çalışmalar yürüttü. Çok sayıda kişisel sergi açan ve ulusal ve uluslararası grup sergilerine katılan sanatçı bugün çalışmalarını İstanbul ve Berlin'de sürdürmektedir. Sergi kapsamında Peykerun başlıklı Türkçe İngilizce bir de kitap hazırlandı. Sergideki eserlerin yer aldığı kitap için Beral Madra bir yazı kaleme aldı. Türkiye'de 1970'lerden 2022'ye, sanatçı olarak yaşayan, üretim yapan, çalışan bir kişinin üretimini bütüncül bir sergi düzeninde izleyiciye sunmanın toplumsal ve kültürel açıdan sorumluluğu, işlevi ve amacı vardır. Toplumu kültürünü zenginleştiren bu kişi hakkında kapsamlı olarak bilgilendirmek, sanatçıya hak ettiği değeri ve görünürlüğü vermek, üretim birikiminin yansıttığı görsel, düşünsel bilgiyi göstermek gibi işlev ve amaçların toplamından daha değerli bir özellik, sanatçı ile birlikte kültürel belleğin yaşatılmasıdır. Küresel bağlamda insanlığın içinden geçmekte olduğu Hakikat-sonrası düzende Hakikat yeni bir anlam yükleniyor. Bellek bu düzenin karşısındaki hakikate ulaşma iradesinin en etkin ögesidir. Bu sergide iki boyutlu bir belleğin izi sürülüyor: Bir kurumun kültürel belleği yaşatma iradesi ve bir sanatçının tüm üretim sürecinde doğanın belleği, geleneksel ve tarihsel bellek ve bireysel bellek üstüne yapılanmış bir görsel görüngüyü ve dili yaratması. değerlendirmesiyle başlatıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mahser-i-cumbus-trump-sahnede-devam-ediyor/", "text": "Kurulduğu günden bu yana Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde gösteriler sergileyen ve festivallere katılan interaktif doğaçlama Mahşer-i Cümbüş, Trump Sahne'de tiyatro severlerle buluşmaya devam ediyor. Doğaçlama tiyatronun önemli temsilcilerinden Mahşer-i Cümbüş, 31 Temmuz Cumartesi günü saat 20:30'da Trump Sahne'de tiyatro severlerle buluşmaya devam ediyor. Kurulduğu günden bu yana Ankara ve İstanbul başta olmak üzere birçok ilde gösteriler sergileyen ve festivallere katılan interaktif doğaçlama Mahşer-i Cümbüş izleyenlere eğlenceli anlar vadediyor. Burak Satıbol, Ayhan Taş, Dilek Çelebi, Ayça Işıldar Ak, Özlem Türay ve Yiğit Arı'nın rol aldığı oyun izleyenleri güldürürken düşündürüyor. Oyunda, hayatın içinden ve hayata dair birebir yaşadıkları örneklerle oyunları yönlendirebiliyorlar."} {"url": "https://724kultursanat.com/maisie-dayin-sonsuz-canlari-bilime-ilgi-duyan-cocuklara-macera-yolculugu/", "text": "Christopher Edge, yeni kitabı Maisie Day'in Sonsuz Canları ile çocukları yine bilimsel kavramlar ışığında ilgi çekici bir macera yolculuğuna çıkarıyor. Maisie Day'in Sonsuz Canları bilime ilgi duyan çocuklara macera yolculuğuna çıkmaları için önerilen bir kitap. Kitabın yazarı Christopher Edge, çocuklara ve gençlere yönelik bilimsel maceralarıyla tanınıyor. Maisie Day'in Sonsuz Canları, Bilgi Yayınevi tarafından okurlara ulaştırılıyor. Maisie Day'in Sonsuz Canları, fizik, kuantum fiziği, matematik, biyoloji, astronomi gibi pozitif bilimleri edebi bir kurguyla buluşturan kitaplarından tanıdığımız Christopher Edge'in yeni kitabı. Edge bu kitabında da çocukları yine heyecanlı ve duygusal bir macera içinde entropi, möbius şeridi, reaktörler, nükleer reaksiyon, soğuk füzyon gibi bilimsel kavramlarla, evrenin işleyişine dair bilgilerle tanıştırıyor. Maisie Day on yaşında, akademik alanda üstün yetenekli bir kız çocuğu. Üniversitede, aynı anda iki bölümde birden okuyor, evde eğitim görüyor. Bilime, evrenin işleyişini anlamaya büyük bir merak duyuyor. Kendi soğuk füzyon reaktörünü yapmak en büyük hayali. O gün Maisie'nin onuncu yaş günü. Evlerinin arka bahçesinde bir doğum günü partisi yapacaklar. Kendi nükleer reaktörünü yapmak için ihtiyaç duyduğu malzemelerin hediye olarak gelmesini umuyor. Ama ev bomboş ve dış kapının ardında yoğun, korkunç bir karanlık var. Sürekli değişen bir gerçeklikte kısılıp kalan Maisie, kurtulmak için evrenin yasalarına ve ailesinin sevgisine güvenmek zorunda."} {"url": "https://724kultursanat.com/makbule-aras-eyvazi-basa-donemeyiz-romani-raflarda/", "text": "Yaptığı çevirilerle Farsçadan Türkçeye kazandırdığı eserlerle tanınan Makbule Aras Eyvazi, ilk romanı ile okurlarla buluşuyor. Makbule Aras Eyvazi Başa Dönemeyiz romanı raflarda yerini aldı. Makbule Aras Eyvazi'nin Başa Dönemeyiz adlı romanı Yapı Kredi Yayınları'ndan yayımlandı. Yayıncılık dünyasında çevirileri ile bilinen Makbule Aras Eyvazi, Furuğ Ferruhzad'ın eserini Rüzgar Bizi Götürecek Toplu Şiirler adıyla Farsça aslından çevirerek 2019'da Dünya Kitap Yılın Çeviri Ödülü'nü kazanmıştı. Eyvazi, çevirilerinin yanı sıra Sonun Bacakları adlı öykü kitabıyla edebiyat dünyasında yerini almıştı. Şimdi ise farklı bir türde yazdığı eseriyle karşımızda. Makbule Aras Eyvazi Başa Dönemeyiz adlı romanında biyografi, belgesel ve kurmacayı uyguluyor. Roman, modern İran şiirinin öncülerinden Furuğ'u, hayatındaki dört erkeğin gözünden anlatıyor. Makbule Aras Eyvazi ilk romanı ile okuru karlı bir günde Tahran sokaklarına götürüyor. Başa Dönemeyiz, Modern İran Şiiri'nin öncülerinden şair Furuğ Ferruhzad'ı, hayatındaki dört erkeğin gözünden anlatmayı deniyor. Anlatıcının sesiyle Furuğ'un sesinin birbirine eşlik ettiği Makbule Aras Eyvazi'nin bu ilk romanı, iç içe geçen biyografi-belgesel-kurmaca kimliğiyle, Ataerkil bir toplumda, kadının birey olabilmesi, varoluşunun kenar çizgilerini kendi iradesiyle belirleyebilmesi önünde ne tür uyuşmazlıklar ve çelişkiler baş gösterir? sorusunu usulca kurcalıyor. Makbule Aras Eyvazi Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Aynı fakültede Eski Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Varlık, kitap-lık, Notos, Virgül, Cumhuriyet Kitap, Öteki-siz, Ç. N., Sıcak Nal, Duvar, Lacivert, Sabit Fikir dergilerinde ve çok yazarlı kitaplarda deneme, eleştiri, inceleme, çeviri ve öyküleri yayımlandı. Dünya Kitap tarafından düzenlenen Yılın En İyileri ödüllerinde, Furuğ Ferruhzad'ın Rüzgar Bizi Götürecek Toplu Şiirler adlı yapıtının Farsça aslından çevirisiyle 2019'da Yılın Çeviri Ödülü'nü aldı. Yayımlanan çeviri kitapları: Yeryüzü Ayetleri, Furuğ (Can Yayınları, 2008); Kör Baykuş, Sadık Hidayet (Kırmızı Yayınları, 2015); Kış Uykusu, Goli Terakki (YKY, 2016); Top, Gulam Hüseyin Saedi (Farhad Eyvazi ile YKY, 2017); Bayel Ağıtçıları, Gulam Hüseyin Saedi (Farhad Eyvazi ile YKY, 2017); Rüzgar Bizi Götürecek, Furuğ Ferruhzad (YKY, 2019); Dendil, Gulam Hüseyin Saedi (Farhad Eyvazi ile YKY, 2019); Ah Ayetleri, Naser Saffarian (Derya Önder ile, YKY, 2019); Abşuran, Ali Eşref Dervişyan (Manos Kitap, 2019); Pusuda Bir Kurt, Abbas Kiyarüstemi (Simurg Art Yayınları, 2020); Korku ve Titreme, Gulam Hüseyin Saedi (Farhad Eyvazi ile, YKY 2022). Hazırladığı yayınlar: 99 Beyit divan şiirinden beyitler ve çözümlemeleri (Asuman Susam ve Melike Koçak ile, Can Yayınları, 2008)."} {"url": "https://724kultursanat.com/makine-ihtisas-organize-sanayi-bolgesinde-100-yil-sergisi/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de Cumhuriyet'in 100. yılı Resim Sergisi açıldı. Makine İhtisas Organize Sanayi Yönetimi tarafından Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun 100. yılında sanatsal üretimi desteklemek, gelecek nesillere aktarmak için düzenlenen Cumhuriyet'in 100. yılı Resim Sergisi 26 Ekim'de açıldı. Makine İhtisas Organize Sanayi Yönetimi tarafından düzenlenen Cumhuriyet'in 100. yılı Resim Sergisi 26 Ekim'de görkemli bir açılış yaptı. açılışında Makine İhtisas Organize Sanayi Üyeleri, Kocaeli Vali Yardımcıları İsmail Gültekin ve Mustafa Ayhan, Dilovası Kaymakamı Dr. Metin Kubilay, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir, GEBKİM Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Kandıra Gıda OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Başol, Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Kocaeli Teknoloji ve Sanayi İl Müdürü İlhan Aydın gibi isimlerin yanında sanatseverler, basın mensupları da yer aldı. Sergide Makine İhtisas OSB Resim Yarışması'nda derece alanlar ödüllendirilirken, yarışmaya katılan diğer adayların eserleri de büyük beğeni topladı. Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, Cumhuriyetimizin 100. yılında başlattığımız bu çalışma ile ileride kurulacak olan Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Bilim ve Sanat Müzesi'nin çekirdeğini oluşturmayı amaçlıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamanın gururunu yaşarken, ülkemizin çağdaş ressamlarını destekliyor olmak, üretim ve sanatın birlikteliğinin en güzel örneklerini sergilemek bizler için onur verici. Makine İhtisas OSB Yönetimi olarak her türlü yaratıcı düşüncenin temelinde sanatın olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple sanat ve üretimin olduğu her alanda yer almayı kendimize ilke edindik. Bölgemizde üretim yapan firmalar uluslararası piyasada çok önemli yerlere sahipler. Dileğimiz sanatçılarımızın ve eserlerinin global piyasada yerlerini en üst seviyede almalarıdır. diye konuştu. Filistin'de devam eden savaş ile ilgili masum sivillerin zarar görmesine de değinen Sedat Silahtaroğlu, Cumhuriyetimizin 100. Yılını kutlamanın gururunu yaşarken, bir yandan da dünyada devam eden savaşların üzüntüsünü de tüm kalbimizle hissediyoruz. Masum sivillerin, çocukların, bebeklerin katledilmesi bizleri derinden üzüyor. Dileriz ki bu trajedi, artık son bulur, masum insanlarımız zarar görmez ve gelecek nesillere mutlu bir dünya bırakırız. dedi. Cumhuriyet'in 100. Yılı Resim Sergisi için yarışmaya katılan 137 eserden 37'si ön elemeyi geçmeye hak kazandı. Dereceye giren ilk üç eser Makine İhtisas OSB Yönetimi tarafından satın alındı. Ergin İnan, Nurhan Gazeryan, Alpaslan Aktuğ, Kasım Koçak, Doğan Paksoy, Temür Köran, İrfan Okay gibi sanatçı, koleksiyoner ve iş insanlarından oluşan jüri üyeleri tarafından seçilen eserlerden 34'ü sanatseverler için 22 Aralık tarihine kadar Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde sergilenecek. Sergi açılışında, Cumhuriyet'in 100. Yılı Resim Yarışması'nda derece alanlara plaket ve sertifika verilirken resim yarışmaları tarihinin en büyük ödülü de takdim edildi. Yarışmada 1. lik ödülünü alan Murat Özbakır Yeryüzü- Kent Yapı eseriyle altın plaket alırken 250 Bin TL, 2.'lik ödülünü alan Albina Onay İsimsiz eseriyle gümüş plaket ve 150 Bin TL, 3.'lük ödülünü almaya hak kazanan Süleyman Karakul ise Pernekler adlı eseriyle bronz plaket ve 100 Bin liranın sahibi oldu. Yarışmada mansiyon ödülü alan Fatma Aleyna Biçen'e Yüzleşme eseriyle, Hasan Mirza'ya Fütursuz Denemeler eseriyle, Hidayet Üstün'e Ebedi Özgürlük eseriyle, Ömer Koçağ'a Gece Kuşu eseriyle, Serpil Kantaş'a Bir Ağacın Gölgesinde Serisinden eseriyle sertifika takdim edilirken 20 Bin TL para ödülü de verildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/mamut-art-project-yeni-yetenekleri-sanat-dunyasina-sunuyor/", "text": "Genç yetenekleri sanat dünyasında desteklemeye ve sunmaya devam eden Mamut Art Project, onuncu edisyonu başladı. Mamut Art Project yeni yetenekleri sanat dünyasına sunuyor. 26 30 Ekim 2022 tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada'da açık olacak Mamut Art Project 2022, yeni yetenekleri destekliyor. 26 30 Ekim tarihleri arasında, Yapı Kredi bomontiada'da ve çevrimiçi olarak, Ege Yapı ana sponsorluğunda sizinle buluşmayı beklediğimiz bu sene, 10. yılımızı kutluyoruz. Mamut Art Project 10. edisyonda 49 sanatçı ve eserleri bir arada... Mamut Art Project, güncel sanatta yılın umut vadeden sanatçıları için benzersiz bir keşif alanı sunmayı sürdürüyor. Mamut Art Project, sanat kariyerinin başında olan bağımsız yeteneklerin çalışmalarını koleksiyonerler, küratörler, galeriler, kültür-sanat kurumları ve sanatseverlerle buluşturuyor. Ulaşılabilir sanat alternatifi olarak yola çıkan ve her yıl yeni sanatçıların üretimleriyle gelişen Mamut Art Project, farklı alanlarda uzman isimlerden oluşan ve her yıl değişen jüri üyeleri tarafından başvurular arasından seçilen sanatçılara, kendi idareleri ile yürütebilecekleri, disiplinlerarası bir paylaşım ve sergileme imkanı sağlıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mandira-filozofu-migrosu-tiyatro-sahnesinde-protesto-etti/", "text": "Mandıra Filozofu adlı filmiyle hafızalarda unutulmazlar arasında yer alan Müfit Can Saçıntı tiyatro sahnesinde Migros'u protesto ederek, Migros çalışanlarına destek verdi. Mandıra Filozofu Migros'u tiyatro sahnesinde protesto etti. Sinema ve tiyatroda kendine has üslubu ile yaptığı filmlerle, oyunlarla seyircinin gönlünde farklı bir yeri olan Müfit Can Saçıntı, sahnede Migros'u protesto etti. Mandıra Filozofu filmi ile hafızalarda unutulmazlar arasında yerini alın oyuncu ve yönetmen Müfit Can Saçıntı, Migros işçilerinin yanında yer alarak, sahneden destek verdi. Manisa Akhisar'da seyircinin karşısına çıkan Müfit Can Saçıntı verdiği sözü tutarak oyun sonrası seyircilerle birlikte slogan atarak Migros işçilerine destek verdi. Mandıra Filozofu Migros'u tiyatro sahnesinde protesto etti. Mandıra Filozofu Migros işçilerine destek verdi. Mandıra Filozofu Migros'u seyircilerle birlikte protesto etti. Müfit Can Saçıntı, sosyal medyadan protestoyu paylaştı. Müfit Can Saçıntı paylaşımında Sözümüzü tuttuk, Migros'u sahnede protesto ettik. Akhisar seyircisi Migros işçilerini yalnız bırakmadı. dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/marilyn-monroe-portresine-rekor-fiyat/", "text": "Yirminci yüz yılın en pahalı sanat eseri Marilyn Monroe portresi oldu. Andy Warhol'un eseri 195 milyon dolara alıcı buldu. Marilyn Monroe portresine rekor fiyat. Andy Warhol'un Marilyn Monroe portresine rekor fiyata satıldı. Pop art akımının en önemli temsilcilerinden ressam Andy Warhol'un Marilyn Monroe portrelerinden biri 195 milyon dolara alıcı buldu. Marilyn Monroe portresi 20. yüzyılının en pahalı sanat eseri oldu. Andy Warhol'un 1964 yılında yaptığı ve Hollywood yıldızı Marilyn Monroe'nun portresinin yer aldığı çalışmalardan biri olan Shot Sage Blue Marilyn açık artırmaya çıktı. New York'taki Christie's müzayede evinde düzenlenen açık artırmada eser, vergiler dahil, 195 milyon dolara, yani yaklaşık 2 milyar 945 milyon Türk Lirasına satıldı. Warhol'un eseri, Leonardo da Vinci'nin Hazreti İsa'yı resmettiği 450 milyon dolara satılan Salvator Mundi adlı tablonun ardından dünyanın en pahalı ikinci sanat eseri oldu. Eser, Monroe'nun 1962 yılında ölümünden kısa süre sonra, serigrafi adı verilen bir seri baskı tekniğiyle yapıldı. Portrelerde, Monroe'nun 1953 yapımı Niagara filminin tanıtımında yeralan fotoğrafı temel alındı. Warhol, Monroe'nun portresinin farklı renklerde bir çok versiyonunu üretti. Eserin satışından elde edilen gelir, çocuklara yardım vakıflarına bağışlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/martin-eden-ilk-fragmani-ile-sinema-severlerle-bulustu/", "text": "Jack London'ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan Martin Eden ilk fragmanı sinema severlerle paylaşıldı. Martin Eden ilk fragmanı ile sinema severlerle buluştu. Martin Eden, Amerikalı yazar Jack London'ın 1909'da yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Jack London'un Beyaz Diş, Vahşetin Çağrısı, Demiryolu Serserileri adlı edebiyat dünyasında kült eserleri bulunuyor. Jack London'un Marten Eden adlı romanı sinemaya uyarlandı. Filmin ilk fragmanı da sinema severlerle paylaşıldı. Martin Eden'in ilk gösterimi 76. Venedik Film Festivali'nde yapıldı. Film, 44. Toronto Film Festivali'ne konuk oldu ve festivalde Platform Ödülü'ne değer görüldü. Filmin yönetmeni Pietro Marcello. Martin Eden rolünde Luca Marinelli oynuyor. Filmdeki performansıyla Marinelli, 76. Venedik Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanmıştı. Martin Eden'ın senaryosu yönetmen Pietro Marcello ve Maurizio Braucci' tarafından yazıldı. Filmin oyuncu kadrosunda Jessica Cressy, Vincenzo Nemolato, Marco Leonardi gibi isimler yer alıyor. Filmde Martin adlı bir denizcinin yaşamsal sorunlarıyla baş etmeye çalışırken yazar olma hayalini gerçeğe dönüştürmeye çalışmasına odaklanılıyor. New York Film Festivali'ni de ziyaret edecek olan filmin Türkiye'de ne zaman gösterime gireceği belirsizliğini koruyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/masal-festivali-masalistanbul-kucukcekmecede-basliyor/", "text": "Küçükçekmece üçüncü kez uluslararası nitelikteki Masalİstanbul Festivaline ev sahipliği yapıyor. Masal festivali Masalİstanbul Küçükçekmece'de başlıyor. Küçükçekmece Belediyesi ev sahipliği ile üçüncüsü yapılacak olan Uluslararası Masalİstanbul bu yıl 'ağaç gölgesinde masallar' temasıyla düzenleniyor. Küçükçekmece'deki uluslararası masal festivali Masalİstanbul'da bu kez masalların büyülü dünyasına yolculuğa ağaçlar gölgesinden çıkılıyor. Dünyanın dört bir köşesinden masal anlatıcılarını Uluslararası Masalİstanbul Festivalinde buluşuyor. Masalİstanbul 24 Mayıs Salı saat 19.00'da Küçükçekmece Gölü kıyısında başlıyor. Fatih Mahallesi Gündüz Çocuk Bakımevi önünden göl kıyısındaki amfi tiyatroya yapılacak olan masal yürüyüşüyle başlayacak olan festivalin açılışında Manuş Baba sahne konser verecek. Masalı; müzik, resim, yoga ve sanatın çeşitli dallarıyla buluşturacak festival, bu yıl; güçlü bünyesi, birbirinden farklı ancak bir bütün olan dallarıyla kardeşçe yaşamanın, doğumun ve döngüsel yaşamın sembolü olan ağacı konu alıyor. Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, tüm İstanbulluları Göl Kenarı'nda başlayacak festivale davet etti. Çebi, geçtiğimiz yıllarda festivalin 'Kuş Kanadında Masallar' ve 'Suyla Gelen Masallar' temasıyla gerçekleştiklerini hatırlattı. Kemal Çebi Bu yıl 'Ağaç Gölgesinde Masallar' diyoruz. Masal Festivalimizle doğaya ve doğa sevgisine dikkat çekerken tüm insanlığı bu unsurlara da daha fazla değer vermeye davet ederek, farkındalık oluşturmayı hedefledik. İlçemizin anıt ve korunmaya değer 26 adet ağacı bulunuyor. 19 çeşit ağacımız da yeşiliyle ve tüm görkemiyle Küçükçekmecemizin çehresini güzelleştiriyor. Uluslararası Masal Festivali ile başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın katkısıyla doğal ve kültürel miraslarımızı masallarla gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyoruz. Bu kapsamda, 6 gün boyunca ilçenin çeşitli noktalarında masal anlatıcıları; masal kamyonu ve masal bisikleti ile yetişkin ve çocuklarla buluşacak. Yaz mevsimini karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde festivalde anlatılan ağaç masallarının, umudumuzu bir ağacın gökyüzüne uzanan güçlü gövdesi gibi ayağa kaldırmasını, barışa, kardeşliğe ve dayanışmaya vesile olmasını diliyorum diye konuştu. Festivalde 6 gün boyunca yerli ve yabancı masal anlatıcıları, müzisyenler, edebiyatçılar, clown ve pandomim sanatçıları ilçenin 19 farklı noktasında Küçükçekmecelilerle buluşarak, katılımcıları masal yolculuğuna çıkaracak. Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi ile ortaklaşa gerçekleştirilen festivalde yerel masal anlatıcılarının yanı sıra İtalyan, Fransız ve Güney Koreli alanında uzman anlatıcılar da Küçükçekmece'ye konuk olacak. Festivalin yönetmenliğini Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Özkılınç, sanat yönetmenliğini ise Nazlı Çevik Azazi yapıyor. Festival kapsamında; masal anlatıcıları, ilçedeki kültür merkezlerinin yanı sıra Halkalı Millet Kütüphanesi, Hünerli Eller Çarşısı, Yaşar Kemal Sanatevi, Güzel Sanatlar Akademisi, Seyir Terası, Akşemsettin İlkokulu, Mehmet Akif Mahallesi İkitelli Ortaokulu, Zühtü Şenyuva İlkokulu, Yarımburgaz Mahallesi, Kanarya Mahallesi'nde çocuklar başta olmak üzere masal severlerle buluşacak. İlçedeki iki hastanenin sağlık çalışanlarının çocuklarının öğrenim gördüğü kreşlerde de masal anlatıcıları çocuklarla bir araya gelecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/masumiyet-8-bolum-tanitim-fragmani/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Başrollerinde Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ ve Deniz Çakır'ın rol aldığı FOX ekranının yeni sezon dizisi Masumiyet'in 8. bölüm tanıtım fragmanı yayınlandı. Masumiyet 8. bölüm tanıtım fragmanı yayınlandı. FOX'un yeni sezon dizisi Masumiyet'in 8. bölüm tanıtım videosu seyirciyle paylaşıldı. Masumiyet, yeni bölümüyle 12 Nisan Çarşamba saat 20.00'de FOX ekranında olacak. Gold film yapımı Masumiyet dizisinin 8. bölüm tanıtım videosu yayınlandı. Yönetmeliğini Ömür Atay'ın yaptığı, senaryosunu Sırma Yanık'ın kaleme aldığı dram türündeki dizinin başrollerinde Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ ve Deniz Çakır yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mehmet-eroglu-kendi-hayatinda-olme-vakti-romani-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Mehmet Eroğlu'ndan yeni roman: Kendi Hayatında Ölme Vakti raflarda yerini aldı. Mehmet Eroğlu Kendi Hayatında Ölme Vakti romanı ile okurlarla buluşuyor. Mehmet Eroğlu'nun yeni romanı Kendi Hayatında Ölme Vakti İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Uzun süredir yazamayan tanınmış bir yazar, yaşadığı hayal kırıklığının ardından, gerçekleri ve geçmişini zihnindeki tabuta kilitleyip, büyük kentin keşmekeşinden uzaklaşır. Soluğu doğanın hırçın, rüzgarlı kıyısındaki ücra bir sahil kasabasında alır. Bu göç, acının krallığında yaşayanlarla, hayatın gerçek soylularını buluşturan efsunlu bir hikayenin kapılarını aralar... Mehmet Eroğlu, mitolojinin ve Antikçağ tragedyalarının kahramanlarını iki katmanda gelişen öykülerle günümüze taşıyor. Bizleri varlığından bihaber olduğumuz hayatlarla tanıştırıyor. Tutkulu aşıkları, budalaları, soyluları, göçmenleri, adalet arayanları anlatıyor. Hem şimdiye hem de geleceğe ait bir edebiyat şöleni sunuyor. Kendi Hayatında Ölme Vakti, insan denilen mahlukun gizli köşelerine, derinlerine usta bir kaptanın kılavuzluğunda yapılan, beş mevsim süren bir kent-deniz yolculuğunun romanı. Yalnızlığın en kışkırtıcı, en büyüleyici hali."} {"url": "https://724kultursanat.com/mektuplarla-behcet-necatigil-soylesisi/", "text": "Yapı Kredi Kültür Sanat'ın bu ayki etkinlikleri kapsamında Mektuplarla Behçet Necatigil Söyleşisi bugün Loca'da yapılacak. Mektuplarla Behçet Necatigil söyleşisi Yapı Kredi Kültür Sanat etkinlikleri kapsamında Loca'da yapılacak. 18 Ocak 2022 Salı günü düzenlenecek söyleşinin moderatörlüğünü Murat Yalçıntaş üstlenecek. Ayşe Sarısayın ve Serenad Demirhan'ın konuşmacı olarak katılacağı söyleşi saat 18.30'da başlayacak. Loca'daki söyleşi, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacak. Behçet Necatigil'in Alman akademisyenler Otto Spies, Annemarie Schimmel, Horst Wilfrid Brands ve Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze'yle 1940'lı yıllarda başlayıp 1970'lerin ortasına dek süren mektuplaşmaları Tercümemi Nasıl Buldunuz? adıyla kısa bir süre önce Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı. Edebiyat tarihimiz açısından önemli bir derleme niteliğindeki kitap, bu değerli isimlerin edebiyat dünyalarına ışık tutarken, zamanla gelişen dostluklara da tanıklık ediyor. 18 Ocak Salı günü saat 18:30'da yapılacak Mektuplarla Necatigil etkinliğinde Tercümemi Nasıl Buldunuz? kitabı çerçevesinde Necatigil'in çevirmenliği ve mektuplarda beliren edebi kişiliği konuşulacak. Kitabın editörlüğünü kitabın editörü Murat Yalçın üstleniyor. Necatigil'in aile mektuplarını, çeviri şiirlerini okurlarla buluşturmuş olan kızı, yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın ile son yıllarda Necatigil arşivinden yeni kitapları yayına hazırlayan Serenad Demirhan söyleşinin konuşmacıları. Loca'da yapılacak olan etkinlik Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/mel-robbins-5-saniye-kurali-ile-icimizdeki-potansiyeli-aciga-cikariyor/", "text": "Mel Robbins, uluslararası çoksatan kitabı 5 Saniye Kuralı ile okurlarının yaşamına dokunuyor. Mel Robbins 5 Saniye Kuralı ile içimizdeki potansiyeli açığa çıkarıyor. Mel Robbins'in milyonlarca satan, 36 dile çevrilen ve günlük cesaretin gücüyle içimizdeki potansiyelin nasıl kolayca ortaya çıkabileceğini anlatan kitabı 5 Saniye Kuralı, şimdi de Epsilon logosuyla Türkçe'de! Basit ama etkili bir kuralla hem kendi yaşamını değiştiren hem de binlerce kişiye aynısını yapmaları için ilham veren Mel Robbins, uluslararası çoksatan kitabı 5 Saniye Kuralı ile okurlarının yaşamına dokunuyor. 5 Saniye Kuralı adlı kitabında, bu basit kuralı uygulayarak hayatını değiştiren insanların tamamen gerçek hikayelerini, isimlerini değiştirmeden anlatan Mel Robbins, herkesi kendi güçlerinin kilidini açmaya teşvik ediyor. Bir anlık cesaretin bir günü, bir günün tüm hayatı, bir hayatın da dünyayı değiştirebileceğini anlatan 5 Saniye Kuralı, okurların içindeki muhteşem potansiyeli ortaya çıkarmayı ve böylece onlara özgüvenlerini de yeniden kazandırmayı hedefliyor. İlham veren gerçek öykülerle zenginleşen 5 Saniye Kuralı, internet sitelerinde satışa açıldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/melis-danismend-buyumeyenler-kitabi-ile-hayranlarinin-karsisinda/", "text": "Şarkıcı ve şarkı yazarı Melis Danişmend de ilk kitabı Büyümeyenler, Mundi Kitap etiketiyle raflarda yerini alıyor. Melis Danişmend Büyümeyenler kitabı ile hayranlarının karşısında... Bir şarkıcı daha kitabıyla hayranları ile buluşuyor. Geçtiğimiz günlerde Kalben, 'Eski Dünyanın Yangını' adlı romanı ve aynı adlı şarkısı ile büyük sükse yapmıştı. Şarkıcı ve şarkı yazarı Melis Danişmend de ilk kitabı Büyümeyenler, Mundi Kitap etiketiyle raflarda yerini alıyor. Kitapta pek çoğumuz için tanıdık bir hikaye Danişmend'in kendi hayatı üzerinden anlatılıyor. Ülke için ağır geçen olaylarla dolu 2016 yılında işleri baş aşağı giden, önemli bir ameliyat geçiren, boşanan ve 16 yıl sonra ailesinin yanına geri taşınmak zorunda kalan Danişmend'in hissettiği kaybetme duygusu özellikle pandemi sonrası birçoğumuzun aşina olduğu bir his. Müzisyen-yazar, bu ruh halinden kurtuluş yolunu kendine ve yaşadıklarına mizahi bir dille yaklaşmakta buluyor ve aile ilişkileri, toplumsal kodlar, iş hayatı, evlilik ve hayatla ilgili zekice tespitleriyle bizi gülümsetiyor. Danişmend ayrıca 20 küsur yıldır parçası olduğu basın ve müzik sektörüne dair son derece gerçekçi ve yol gösterici tespitlerde bulunuyor. Anlattığı pek çok anı ve geçmişe dair referanslarla da adeta bir popüler kültür nostaljisi gerçekleştiriyor. 2017'nin ilk günleriyle başlayan kitapta bir yılı dört mevsime bölerek anlatan Danişmend, her mevsimde bir tema işlemiş. Kış ev, ilkbahar işler, yaz ilişkiler, sonbahar ise hayat demek. Bu bir 'kişisel gelişememe' kitabı. Kaybedenlerin, tekrar tekrar kaybetme seçimine/kaderine tutulanların, şanssız hissedenlerin, kafası hep doluların, her zaman soru soranların, bir sesin peşinden giden ama onun hangi yönden geldiğini ve ne söylendiğini tam olarak bilmediği halde yürümeye devam edenlerin... Ama en çok da, asla hiçbir şekilde büyüyemeyenlerin, bunu istemeyenlerin öyküsü. Müzisyen-gazeteci. İstanbul'da doğdu, Kadıköy'de büyüdü. Özel Kalamış Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. 2000'lerin ilk yarısında üçnoktabir grubuyla sürdürdüğü müzik çalışmalarının ardından Daha Az Renk (2010), Biraz Gülmek İstiyordum (2013), Ve Ev (2016) adlı solo albümlerini yayınladı. Birçok gazete, dergi ve internet mecrasında muhabir, editör, yazıişleri müdürü ve yazar olarak çalıştı. Olay TV'de Kültür Sanat programını sunan Danişmend, şu an düzenli olarak Gazete Kadıköy'e yazıyor ve Tematik adlı radyo programını hazırlıyor. Kendini en çok sahnedeyken ve yazı yazarken evinde hissediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/menajerimi-ara-sedef-avci-ile-bu-aksam/", "text": "Star TV'nin ilgi çeken dizisi Menajerimi Ara bu akşam yeni bölümüyle ekrana gelecek. 29. Bölümü ile ekranda seyriciyle buluşacak olan Menajerimi Ara dizisinin fragmanı yayımlandı. Menajerimi Ara Sedef Avcı ile bu akşam ekranda... Her bölümünde farklı bir ünlüyü diziye konuk eden Menajerimi Ara bu akşam Sedef Avcı ile seyircinin karşısında olacak. Dizinin başrollerinde Barış Falay, Canan Ergüder, Fatih Artman, Ahsen Eroğlu, Deniz Can Aktaş, ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun oynuyor. Star TV'deki Menajerimi Ara'nın 29. yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Menajerimi Ara 14 Mart Pazar akşamı ekrana gelecek yeni bölümü ile seyircinin ilgisini çekmeye başarabilecek mi? Menajerimi Ara bu akşam Star TV ekranında yeni bölümüyle olacak. Menajerimi Ara 14 Mart Pazar akşamı 29. bölümü ile ekrana gelecek. Menajerimi Ara 14 Mart akşamı yayımlanacak bölümünde neler olacak? Menajerimi Ara dizisinin 29. bölüm fragmanı yayımlandı. Başrollerinde Barış Falay, Canan Ergüder, Fatih Artman, Ahsen Eroğlu, Deniz Can Aktaş, ve Ayşenil Şamlıoğlu'nun oynadığı Star TV'nin sevilen dizisi Menajerimi Ara'nın 29. yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Her bölüm konuk olacak ünlü isimlerle izleyenleri bambaşka bir dünyaya götüren Star TV'nin sevilen dizisi Menajerimi Ara'nın 29. yeni bölüm fotoğrafları yayınlandı. Dicle ve Barış yeni bir proje için deneme çekimlerine gittiklerinde aynı rol için Ömer'in de orada olduğunu görürler. Bu durum, Barış'ı sinirlendirirken Dicle'yi zor durumda bırakır. Çınar, oyuncusu Sedef Avcı'yı yeni bir film projesi için ikna etmeye çalışır ancak Sedef'i komedyenlik sevdasından vazgeçirmek düşündüğü kadar kolay olmaz. Üst üste yaşanan gergin olaylardan sonra moral vermek için Barış'ı görmeye giden Dicle, Ayla'dan hiç beklemediği bir tepki alır. Peride, Beren için ilginç bir adım atarken Feris ve Serkan ilişkisinde sürpriz bir gelişme yaşanır. Dicle ve Kıraç, yazar Cahide'nin kitabının film hakları için karşı karşıya gelirken Dicle'nin yaptığı hamle Kıraç'ı şaşırtır. Gizli saklı olan bütün sırların ortaya dökülmesi ise ajanstaki bütün taşları yerinden oynatır."} {"url": "https://724kultursanat.com/meral-cetinkaya-ve-gulsen-tuncere-sinema-onur-odulu/", "text": "41. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri Meral Çetinkaya ve Gülsen Tuncer'e verilecek. Meral Çetinkaya ve Gülsen Tuncer'e Sinema Onur Ödülü... 41. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri sahipleri belli oldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 8-19 Nisan tarihlerinde düzenlenecek 41. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri'nin sahipleri belli oldu. Meral Çetinkaya ve Gülsen Tuncer 41. İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülleri'nin sahibi oldular. İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere 2022'de takdim edilecek Sinema Onur Ödülleri'nin sahipleri belirlendi. Festivalin Sinema Onur Ödülleri bu yıl iki değerli oyuncuya, Meral Çetinkaya ile Gülsen Tuncer'e verilecek. Ödüller, 7 Nisan gecesi yapılacak 41. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'nde sunulacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/mercan-selcuk-dans-toplulugundan-uyanistan-ozgurluge/", "text": "Mercan Selçuk Dans Topluluğu yeni eseri 'Uyanıştan Özgürlüğe' ile seyircinin karşısına çıkıyor. Mercan Selçuk Dans Topluluğu'ndan 'Uyanıştan Özgürlüğe'.... Mercan Selçuk Dans Topluluğu yeni eseri 'Uyanıştan Özgürlüğe' ile seyircinin karşısına çıkıyor. Uyanıştan Özgürlüğe adlı eserin prömiyeri 26 Mart'ta Kozyatağı Kültür Merkezi Gönül Ülkü Gazanfer Özcan Sahnesi'nde yapılacak. Mercan Selçuk Dans Topluluğu, çocuk ve gençlerden oluşan 80 kişilik dansçı kadrosu ile insanlığın kendi özünden ve doğadan kopuşunu, kendini yeniden bulma yolculuğunu, özgürlüğe sanat ile tutunuşunu anlatacak. Sezonu Babamın Şarkıları ile karşılayan Mercan Selçuk Dans Topluluğu'ndan yeni bir eser daha... 4. yılını kutlayan topluluk, 4. Eseriyle sanatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Pandemi koşullarına rağmen ara vermeden Babamın Şarkıları eseri ile İstanbul'un farklı sahnelerinde perde açan MSDT, yeni eseri Uyanıştan Özgürlüğe'nin prömiyerini 26 Mart saat 20.00'de Kozyatağı Kültür Merkezi'nde Gönül Ülkü Gazanfer Özcan Sahnesi'nde yapacak. Çocuklar ve gençler için modern bale eseri olan Uyanıştan Özgürlüğe, klasik bale ve modern dans sanatını birleştiriyor. İzleyiciyi hem Batı hem de Türk bestecileriyle buluşturuyor. Kurgu ve koreografide Mercan Selçuk imzası var. MSDT'nin yaşları 10 ile 30 arasında değişen 80 kişilik dansçı kadrosunun performansları sahneye yansıyor. Uyanıştan Özgürlüğe bir kayboluştan yeniden özünü bulmaya doğru uzanan bir arayışı anlatıyor. İnsanlığın gelişen modern dünyada, doğadan ve kendi özünden kopuşunu; kaybetmeye başladığımız duyguları, aşkı, zarafeti ve naifliği yeniden bulma yolculuğu beden dili ile izleyiciye aktarılıyor. Başta çocuklara ve çocuk kalbini koruyanlara ithaf edilen Uyanıştan Özgürlüğe, prömiyerini 26 Mart'ta Kozyatağı Kültür Merkezi'nde yapacak. 23 Nisan'da ise Caddebostan Kültür Merkezi'nde çocuk, genç ve çocuk kalbini koruyan her yaştan izleyici ile buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/mersad-berber-masalsi-diyaloglar-resim-sergisi-galeri-selvinde/", "text": "Bosna-Hersek sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden Mersad Berber'in Masalsı Diyaloglar isimli resim sergisi 17 Mayıs 17 Haziran tarihleri arasında sanatseverleri ağırlayacak. Mersad Berber Masalsı Diyaloglar resim sergisi Galeri Selvin'de... Bosna-Hersek sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden Mersad Berber'in Masalsı Diyaloglar isimli resim sergisi 17 Mayıs 17 Haziran tarihleri arasında sanatseverleri ağırlayacak. Mersad Berber, Bosna-Hersek ve Yugoslav sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden biri olarak tanınıyor. İfade gücü ve eşsiz yeteneği sayesinde yerel sanat çevresini çağdaş Avrupa ve dünya sanatının bir parçası haline getiren Berber, Bosna-Hersek'in çağdaş kültür tarihinde son derece dinamik bir döneminde yaşadı. 1960'ların başlarında Lübliyana Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğrenci iken Preseren Ödülü'ne layık görülen Mersad Berber'in eserleri ilk kez 1961 yılında dönemin saygın sanat etkinliklerinden biri olan Lübliyana Grafik Sanatlar Bienali'nde, dünyanın önde gelen çağdaş grafik sanatçılarının eserleriyle birlikte sergilendi. Berber'in erken dönem çizim ve baskılardan oluşan eserleri, teknik açıdan akademinin etkilerini, tematik olarak ise kültürel geleneklerinin modern bir görsel ifade ile aktarılmasına duyduğu ilgiyi yansıttı. Farklı kültürler ve gelenekler arasında bağ kurmasını sağlayan eşsiz yeteneği ve tarihsel deneyimin derin katmanlarına inen zekasıyla Mersad Berber, Antik dönem, Bizans, Ortaçağ, Rönesans, Barok, Art Nouveau ve Modernizmi birlikte kaynaştırdı, Doğu ve Batı'yı sentezleyerek ona özel bir nitelik kazandırdı. Başta Bosna-Hersek olmak üzere, 1990'lardaki savaşta yaşanan tüm trajik olayların işlenişi, Srebrenitsa temasıyla birlikte Berber'in yapıtlarında doruk noktasına ulaştı. 2012 yılında hayatını kaybeden ve Rönesans'tan Art Nouveau'ya Avrupa güzel sanatının ustalarından ilham alan sanatçı, eserlerinde Velazquez, Ingres ve Klimt gibi sanatçıların yanı sıra Yugoslav ressamlar Bukovac ve Jurkic ile kurduğu diyaloğun izlerini yansıtıyor. Sanatsal yeteneği ve ustalığı sayesinde en saygın müze ve galerilerde eserleri sergilenen bu kuşaktan az sayıda sanatçıdan biridir. Beste Gürsu küratörlüğünde hazırlanan bu sergide ki resimlerde, Dubrovnik çiçeklerini görüyoruz. Esasen onlar, giderek güzelleşen Dubrovnik kadınları. Aslında Mersad Berber, bu kariyerine Dubrovnik'teki güzel kadınları resmederek başlamış. Çiçek açan, kadınların güzelliğinin gelişimi ve değişiminden esinlenmiş. Bazı eserlerde de atları görüyoruz. Mersad Berber, çizdiği Bosna atları ile de bilinir. Berber, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ve Bosna Hersek'te uzun yıllar süren hakimiyetinden etkilendiği eserlere de imza atmıştı. Yani bütüne baktığımızda hem Avrupai hem Osmanlı kültürünü harmanlayan bir seri ile karşılaşıyoruz. Onun resimlerinde tüm bunları bulabilirsiniz. Bosna'nın masalsı manzaralarına yaptığı seyahatlerin etkisindeki derin, mat beyazlardan, Srebrenitsa'nın karanlık, korkunç çukurlarına geniş bir yelpazedeki eserlerinin ön plana çıktığı sergi, 17 Haziran tarihine kadar Arnavutköy Galeri Selvin'de görülebilecek. Galeri Selvin pazar günleri hariç 11:00 19:00 saatleri arasında açıktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/mesut-gengec-istanbul-su-kulturu-kitabi-raflarda/", "text": "Belgesel yönetmeni Mesut Gengeç tarafından hazırlanan İstanbul Su Kültürü adlı kitap raflarda yerini aldı. Mesut Gengeç İstanbul Su Kültürü kitabı raflarda... 'Suyla Yaşam'' belgeseliyle su üzerine yaptığı çalışmaları bulunan yönetmen Mesut Gengeç, şimdi de İstanbul'da suyla ilgili bir kitaba imza attı. Akademisyenlerin, konularının uzmanı yazarların birbirinden farklı yazılarının yer aldığı 'İstanbul Su Kültürü' adlı kitap Mesut Gengeç tarafından hazırlandı. Yaklaşık 2 yıllık bir çalışmayla hazırlanan İstanbul Su Kültürü kitabı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yayını olarak raflarda yerini aldı. İBB Yayınları'ndan çıkan İstanbul Su Kültürü kitabı, suyun İstanbul'daki tarihsel yolculuğundan başlayarak iklim ve çevre sorunlarına odaklanan kitapta, su kaynakları üzerinden yürüyen su politikaları da bütün yönleriyle okuyucuya sunuluyor. Su, insan varoluşunun ilk ve en önemli unsurudur. Tüm uygarlıklarda su kültürü, yaşamın ve toplumsal hayatın ana kaynağını oluşturur. Tarih boyunca savaşlar ve büyük uygarlık dönüşümleri hep su üzerinden yürümüştür. İstanbul'u ortadan ikiye ayıran su, Tarihi Yarımada'yı da sarıp sarmalamış, karaları kuşatıp gastronomiden taşımacılığa bir deniz kültürü yaratmıştır. Tuzlu sudan yana bahtı açık İstanbul'un tatlı su ihtiyacı ve arayışı ise asırlarca sürmüş, nice çabaya konu olmuştur. Roma medeniyetinden Cumhuriyetimize hemen her dönem ciddi bir mühendislik çalışmasının merkezinde yer alan su, kaynağından kamuya taşınmış; bentlerden, isalelerden aşıp çeşmelere varmış ve insanların kullanımına sunulmuştur."} {"url": "https://724kultursanat.com/metin-ciftci-bicak-isligi-romani-ile-okurlarin-karsisinda/", "text": "Metin Çiftci Bıçak Islığı romanı ile okurların karşısında. Mesut Çiftçi, edebiyat dünyasına Yaşanmamış Hayata Veda adlı romanı ile adım atmıştı. Büyük beğeni kazanan bu romanın ardından Mesut Çiftci'nin yeni eseri Bıçak Islığı raflarda yerini aldı. Bıçak Islığı adlı roman Sokakların bütün iyi çocuklarına... hitabı ile başlıyor. İstanbul Boğazı'nda gece yarısı... Bir tabut, bir kayık gibi gecenin karanlık dehlizlerinde ağır ağır süzülüyor... Tabutta bulunan kadın ve adam, türlü maceralardan sonra nefeslendikleri bir anda, gökyüzündeki sonsuzluğu, yıldızları seyrediyorlar. Mezara günahlarınla git ama pişmanlıklarınla gitme diyerek çıktıkları bu yolda, emin oldukları tek bir şey vardı, o da vicdan rahatlığı. Aşiyan Mezarlığı'ndaki bir çello kutusunda bulunan bebek cesediyle başlayan olaylar zinciri, ana karakterler Kostik, Leyla, Cinli ve Zehir etrafında gelişen sürükleyici kurgu ile devam ediyor. 1979 Erzincan doğumlu. İlkokul birinci sınıfı bitirene dek orada yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gazetecilik eğitimi aldı. Aynı üniversitede sinema yüksek lisansı yaptı. Tez konusu olarak, 1990 sonrası Türkiye'de politik sinema üzerine çalıştı. Hiç Eğilmemiş Bir Adam: Tevfik Fikret ile Bozkır İçin Bir Düş: Köy Enstitüleri belgesellerine senarist ve yönetmen olarak imza attı. Ölü Bayramı, Kılıçbalığı Öyküsü ve Sonsuz Matem belgesellerine senaryo katkısı yaptı. Yaşanmamış Hayata Veda ve Bıçak Islığı isimli romanları kaleme almıştır."} {"url": "https://724kultursanat.com/metin-coban-vefat-etti-tiyatro-dunyasindan-bir-yildiz-daha-kaydi/", "text": "Tiyatro dünyasının ustalarından Metin Çoban hayatını kaybetti. Metin Çoban'ın vefatı ile tiyatro dünyasında derin bir üzüntü oluştu. Metin Çoban'ın naaşı bugün son yolculuğuna uğurlanacak.... Metin Çoban vefat etti. Tiyatro dünyasından bir yıldız daha kaydı. Usta tiyatrocu Metin Çoban İzmir'de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Metin Çoban'ın cenazesi hakkında açıklama yapıldı. Metin Çoban hayatını kaybetti. Tiyatronun usta ismi Metin Çoban vefat etti. Tiyatro dünyasının ustalarından Metin Çoban vefatı ile sanat dünyasında derin bir üzüntü yarattı. Metin Çoban cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlanacak. Metin Çoban geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Sayısız oyunda önemli roller üstlenen usta tiyatrocu Metin Çoban İzmir'de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Aynı zamanda besteci olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyuncusu usta tiyatro sanatçısı Metin Çoban hayatını kaybetti. Radyo Tiyatrosu ve Arkası Yarın'danın unutulmaz seslerinden olan usta oyuncu Metin Çoban, İzmir'de geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti. Metin Çoban için cenaze töreni 4 Kasım 2020 Çarşamba günü saat 11.00'de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenecek. Sanatçı, öğle vaktinde Maltepe Gülsuyu Mezarlığı'nda defnedilecek. Metin Çoban tiyatroya amatör olarak Kadıköy Halkevi'nde başladı. Okul temsilleri ve seyirlik oyunlarda rol aldıktan sonra profesyonelliğe ilk adımını Atilla Opereti'nde attı. Bu arada Muhittin Sadak'ın Şehir Korosu ve Nedim Otyam'ın kurduğu koroda yer aldı. Daha sonra Necati Başara, Ahmet Yamacı, Orhan Dağlı ve Feriha Tunceli'nin eğitmenliklerinde Türk halk müziği, Neveser Kökdeş ve Ferudun Darbaz eğitiminde de Türk sanat müziği çalışmalarında bulundu. Ardından İstanbul Şehir Tiyatroları'na girdi. Sayısız oyunda önemli roller aldı. Yerli oyunlar için oyun müzikleri besteledi. Radyo tiyatrolarında oyunlar yönetti. Emekli olduktan sonra da sahneyi bırakmayan Metin Çoban, son olarak On İki Öfkeli Adam ve Komik-i Şehir Naşit Bey adlı oyunlarda rol aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/mine-sogut-baskalarinin-tanrisi-romanini-mujdeledi/", "text": "Gazeteci yazar Mine Söğüt'ün yeni romanı Başkalarının Tanrısı baskıya girdi. Mine Söğüt romanının müjdesini sosyal medyadan verdi. Mine Söğüt Başkalarının Tanrısı romanını müjdeledi. Gazeteci yazar Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı adlı yeni romanının müjdesini sosyal medyadan verdi. Mine Söğüt'ün Başkalarının Tanrısı adlı romanı Can Yayınları etiketiyle okurlarla buluşacak. Mine Söğüt, Başkalarının Tanrısı adlı romanın matbaa yolunda olduğunu sosyal medyadan paylaştı. Daha önce nisan ayı ortalarında okurlarla buluşacağı duyurulan kitap için geri sayım başladı. 1990 yılında Güneş gazetesinde gazeteciliğe başlayan Mine Söğüt, 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdıkları ile tanındı. Adalet Cimcoz: Bir Yaşam Öyküsü Denemesi Mine Söğüt'ün ilk kitabıdır. Biyografi türündeki bu kitabın ardından Mine Söğüt, ilk romanı Beş Sevim Apartmanı Rüya Tabirli Cin Peri Yalanları ile okurlarla buluştu. Ardından ise Kırmızı Zaman adlı ikinci romanı yayımlandı. Doğan Kardeş adlı kitabın ardından ise 2006 yılında Pınar Kür'le yaptığı Aşkın Sonu Cinayettir adlı söyleşi kitabı Everest yayınlarından çıktı. 2007 yılında üçüncü romanı Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979 yayımlandı. 2011 yılında Deli Kadın Hikayeleri, 2022 yılındaysa Alayına İsyan adlı kitabı okurlarla buluştu. Mine Söğüt'ün yeni romanı Başkalarının Tanrısı, Can Yayınları etiketiyle basılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/moby-dick-sehir-tiyatrolarinin-yeni-oyunu/", "text": "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Herman Melville'in eseri Moby Dick'i sahneliyor. Moby Dick Şehir Tiyatroları'nın yeni oyunu... İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Herman Melville'in eseri Moby Dick'i sahneliyor. Eseri tiyatroya Sebastian Armesto uyarladı. Zeynep Aksoy çevirisini yaptı. Seza Güneş'in yönettiği Moby Dick yeni sezonda seyirciyle buluşuyor. Moby Dick adlı oyun 30 Eylül-2 Ekim, 7-9 Ekim 2021 tarihleri arasında Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi'nde sergilenecek. Oyunun dramaturjisi Hande Ören'e ait. Müzikler Uskan Çelebi imzası taşıyor. Sahne-kostüm tasarımı Almila Altunsoy, ışık tasarımı Özcan Çelik, efekt tasarımı Yiğit Can Efe, kareografi İbrahim Ulutaş tarafından yapıldı. Fotoğraflar Sadi Ayan tarafından çekildi. Oyunda rol alan sanatçılar şunlar: Arda Alpkıray, Berna Demirer, Cem Baza, Deran Özgen, Direnç Dedeoğlu, Elif Verit, Hakan Örge, Pınar Pamuk. Genç bir denizci olan Ishmael, dünyayı görmek için Kaptan Ahab'ın balina gemisine yazılır. Balina avcısı Ahab, bir av sırasında tek bacağını kaybettikten sonra ölümüne bir intikam duygusuyla yaşar ve denizlerin en büyük, bilge canlısı beyaz balina Moby Dick'in peşinde okyanuslar geçer. Ishmael, heyecan dolu bu yolculukta, bir balina gemisi kaptanının doğayla olan içgüdüsel savaşının tragedyasına tanık olur. Kitap, Kaptan Ahab'ın bacağını koparan beyaz balina Moby Dick'ten intikam almasının hikayesidir. Yazarın 1840'lı yıllarda balina avcılığı yapması, denizdeki bir isyana karışması, bir süre Tahiti yerlilerinin yanında yaşaması fırtınalı hayatının sadece bir kısmıdır. Romandaki canlı betimlemeler yazarın gemide geçirdiği yılların izlerini yansıtır. Romanın karakterleri kitap boyunca değişir ve gelişirler. Kaptan Ahab, bacağını koparan balinaya yaklaştıkça insani özelliklerini kaybeder, hırçınlaşır, adeta vahşi bir hayvana dönüşür. Ishmael'in ise beyaz olmayanlara karşı bakışı değişir. Çevresindeki herkesin yamyam olarak aşağıladığı bir yerliyle dost olur. Roman, 19. Yüzyıldaki beyaz ırkın ve kültürünün siyahlardan üstün olduğu fikrini sorguluyor. Dönemin insanı tarafından kanıksanan bu fikir sömürgeciliğin psikolojik desteğini sağlamaktadır. Melville beyaz üstünlüğü fikrinin çelişkilerini Ishmail ve Pequod adlı balina gemisinin hikayesiyle okuyucuya gösterir. Moby Dick, Amerikan edebiyatının en sembolik karakterlerinden biri kabul edilir. Kaptan Ahab için o, dünyada kötü olan ve kötü olacak her şeyi temsil eder. Ahabın gözünde Moby Dick onu parçalayan, yerle bir eden, sakat bir dilenciye çeviren bir canavardır. Moby Dick, ilk kez 1851 yılında Londra'da yayınlandı. Roman yazarın sağlığında 4000'den az sattı ve 1891'deki ölümüyle büyük ölçüde unutuldu. Yazarın doğumunun 100. yılı olan 1919'da yeniden keşfedilerek, geniş kitlelerce tanındı. Günümüzde Moby Dick en önemli Amerikan romanlarından biri olarak kabul edilir. 1929 yılında yazar hakkında bir biyografi hazırlayan Lewis Mumford, Moby Dick için İngilizce dilinin yüce şiirsel eserlerinden biridir der. D. H. Lawrence kitabı dünyanın en tuhaf ve en harika kitaplarından biri olarak nitelendirir. 1820'de meydana gelen bir olay Melville'e ilham kaynağı olmuştur. Essex isimli gemi bir balinanın saldırısına uğrar. Gemi batar, mürettebatın çoğu ya hemen kaybolur ya da yaklaşık sekiz ay boyunca kurtarılmayı beklerken açlıktan ölür. Melville romanını yazarken Mocha Dick isimli bir balinanın hikayesinden de etkilenmiştir. Mocha Dick, 19. yüzyılın başlarında yaşamış ve balina avcıları arasında bir efsane haline gelmiştir. Mocha Dick Şili kıyılarında, Mocha Adası yakınında, Pasifik Okyanusu'nda bulunarak öldürülmüştür. Yazarın önemli kaynaklarından biri de kutsal metinlerdir. Ahab, İbranice İncil'e göre, İsraillileri putperest bir yaşama sürükleyen kötü bir kraldı. Romanda geçen Rahel, Ishmael gibi isimler semavi dinlerdeki gerçek kişileri sembolize eder. Melville romanını yazarken Shakespeare'den etkilenmiştir. Onun karakter yaratma tarzlarını, hikaye anlatış biçimini, diyalog oluşturma şekillerini kendi üslubuyla birleştirmiştir."} {"url": "https://724kultursanat.com/moda-sahnesinin-elektrikleri-kesilecek-oyunlar-karanlikta-oynanacak/", "text": "Moda Sahnesi fahiş elektrik faturasını ödeyemiyor. Yönetim faturayı ödememe kararı aldı. Oyunlar karanlıkta oynanacak. Moda Sahnesi'nin elektrikleri kesilecek! Yüksek gelen elektrik faturasını ödeyemeyen Kadıköy'deki Moda Sahnesi'nde oyunlar karanlıkta oynanacak. Kadıköy'ün tarihi Moda Sineması, tiyatro sahnesine dönüştürülmüş ve kültür sanat hayatına Moda Sahnesi olarak devam ediyordu. Ancak geçtiğimiz ay gelen 20 bin TL'lik elektrik faturası Moda Sahnesi'ndeki kültür sanat faaliyetlerini zora soktu. Faturanın ödenmesi için elektrik dağıtım şirketinden ihtar gönderildi. 5 gün içinde ödenmezse, elektriklerin kesileceği belirtildi. Moda Sahnesi'nin yönetmeni Kemal Doğan, Aralık ayında 7 bin TL öderken ocakta 20 bin TL oldu. 3.700 TL'si vergi. Elektrik kullandık diye niye vergi veriyorsak? Günlük salon maliyeti yaklaşık 500 TL artmış oldu böylece. Bunu kim ödeyecek? diyerek fahiş faturaya tepki gösterdi. Moda Sahnesi'nden yapılan açıklamada, Ödemezsek 5 gün sonra elektriğimizi keseceklerini bildiriyorlar. Bu fahiş artıştan dolayı oluşan tutarı ödemeye bütçemizin uygun olmadığını söylemiştik denildi. Dağıtım şirketinden Moda Sahnesi'ne gönderilen ihtar yazısında, Toplam borcunuzun 5 iş günü içinde ödenmemesi halinde elektriğiniz kesilecektir denildi. Mart ayı programını ilan edilen Moda Sahnesi'nde elektriğin kesilmesi durumunda oyunların karanlıkta oynanması planlanıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/mona-lisa-hitlerden-nasil-kacirildi/", "text": "Mona Lisa Hitler'den nasıl kaçırıldı? İkinci Dünya Savaşı'nda Louvre Müzesi'ndeki Mona Lisa tablosu ve diğerlerinin Naziler'den kaçırılma operasyonunun görüntüleri ortaya çıktı. İkinci Dünya Savaşı'nda Louvre Müzesi'nde başta Mona Lisa tablosu olmak üzere paha biçilemeyen eserler Naziler'den nasıl kaçırıldı? Bu müthiş operasyonun görüntüleri yayınlandı. Dünya televizyonları şimdi bu belgesel görüntülerin peşinde. Illustrious Yet Unknown/ Illustre et Inconnu adlı belgeselde müzedeki çok kıymetli eserlerin savaştan 10 gün önce nasıl ambalajlanıp, sandıklara konulduğu ve korumak üzere kaçırıldığı anlatılıyor. Operasyonun mimarı Louvre Müzesi'nin Müdürü Jacques Jaujard. Çok gizli tutulan plana göre Jaujard, tamirat bahanesiyle üç gün boyunca müzeyi kapattı. Yüzlerce çalışanı ve sanat öğrencisiyle, bu sanat hazinesini tahta kasalara yerleştirdi. Kasalara sığmayacak kadar büyük olan Veronese'in Cana'da Evlenme Töreni tablosu ise özenle rulo halinde sarılarak muhafaza altına alındı. Gericault'nun Medusa'nın Salı adlı tablosu ise üstü açık bir kamyonete konularak, çok büyük battaniye ile örtülerek koruma altına alındı. Eserler, kıymetlerine göre üç farklı renkle işaretlendi. Sarı daire çok değerli olanlara, yeşil daire büyük çalışmalara, kırmızı daireyse dünya mirası anlamındaki eserlere konuldu. Mona Lisa'nın konulduğu beyaz kasanın üzerinde üç tane kırmızı daire vardı. Özel araçlar, ambulanslar, kamyonlar, nakliye kamyonetleri ve taksilerin seferber edildiği 203 araçlık konvoy, bin 862 parça tahta kasayı, bir Ağustos sabahı erkenden Fransa'nın çeşitli yerlerine dağılmış çok sayıda şatoya taşıdı."} {"url": "https://724kultursanat.com/monica-bellucci-konserleri-turk-organizasyon-sirketi-tarafindan-duzenleniyor/", "text": "Dünyaca ünlü oyuncu Monica Bellucci konserlerine Piu Entertainment imza atıyor. Monica Bellucci konserleri Türk organizasyon şirketi tarafından düzenleniyor. Dünyaca ünlü oyuncu Monica Bellucci, bu kez sesiyle seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Monica Bellucci Maria by Callas adlı konserleri ile hayranları ile İstanbul ve Londra'da buluşacak. Monica Bellucci'nin ses getiren konserlerinin organizasyonunu bir Türk firma yapıyor; Piu Entertainment. Piu Entertainment, 10'uncu yılında dünyaca ünlü yıldız Monica Bellucci'nin 2022 turnesine imza atıyor. Konserler İstanbul'da başlıyor. Dünya çapında ses getiren prodüksiyonlarla Türkiye'de ve yurtdışında sahne sanatları alanında önemli bir yere sahip olan Piu Entertainment, kuruluşunun 10. yılındaki etkinlikler serisini özel bir yapımla başlatıyor. Dünyaca ünlü sanatçı Monica Bellucci, tüm zamanların en büyüleyici sesine sahip ünlü soprano Maria Callas'ın Tom Volf tarafından kaleme alınan Maria by Callas biyografisinin sahne uyarlaması Maria Callas: Mektuplar ve Anılar oyunu ile sevenlerinin karşısına çıkacak. Bellucci, Piu Entertainment'in 10. yılında 21-22 Nisan'da İstanbul'da, 24 Nisan'da ise Londra'da sanatseverlerle buluşacak. Sinema kariyerindeki başarısını sahne sanatlarındaki performansıyla sürdüren Monica Bellucci, Maria Callas: Mektuplar ve Anılar oyunu ile Piu Entertainment ve Zorlu PSM iş birliği ile izleyenleriyle buluşacak. Bellucci, Piu Entertainment'in 10. yılındaki özel etkinlikler kapsamında 21-22 Nisan tarihlerinde İstanbul'da, 24 Nisan'da ise Londra'da sahneye çıkacak. Piu Entertainment'in 2022 yılı boyunca Londra'nın ikonik sahnelerinde ağırlayacağı isimler arasında Imany, Ara Malikian, Ute Lemper, Laetitia Casta gibi birçok ünlü sanatçı yer alıyor. Türkiye takviminde Postmodern JukeBox, Ara Malikian, Mikis Theodorakis Orchestra'ya ek olarak Zorlu PSM işbirliğiyle Yasmin Levy, Imany, gibi isimler yer alıyor. Piu Entertainment'in Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ile ortak yapımcısı olduğu Amadeus ve Timsah Ateşi ise kapalı gişe oyunlarına tüm hızıyla devam ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/monica-belluci-istanbulda-tiyatro-sahnesinde/", "text": "Dünyaca ünlü soprano Maria Callas'ın hayatının canlandırıldığı 'Maria Callas: Mektuplar ve Anılar' adlı oyun Zorlu PSM'de sergilenecek. Oyunda Maria Callas'ı Monica Belluci canlandırıyor. Monica Belluci İstanbul'da tiyatro sahnesinde seyircinin karşısına çıkacak. Dünya sinemasının gelmiş en seksi oyuncuları arasında yer alan İtalyan yıldız Monica Belluci Türkiye'de tiyatro seyircisiyle buluşacak. Monica Belluci, Türkiye'de tiyatro sahnesine çıkacak. 'Maria Callas: Mektuplar ve Anılar' adlı oyunda Maria Callas'ı canlandıran Monica Belluci, 14 Aralık'ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde seyircinin karşısında olacak. Dünyaca ünlü İtalyan oyuncu Monica Bellucci'nin performansı ile 14 Aralık'ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde olacak. Yunan asıllı soprano Maria Callas'ın Tom Volf tarafından kaleme alınan 'Maria by Callas' kitabından yine kendisi tarafından sahneye uyarlanan 'Maria Callas: Mektuplar ve Anılar', dünyaca ünlü İtalyan oyuncu Monica Bellucci'nin performansı ile 14 Aralık'ta Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde olacak. Unutulmaz sopranonun eserini titizlikle yorumlayan İtalyan oyuncu Monica Bellucci'nin performansı ile seyirci karşına çıkmaya hazırlanan Maria Callas: Mektuplar ve Anılar, Callas'ın şöhretinin ötesinde sadece Maria olarak esasında kim olduğunu, nereden geldiğini, şöhretini ne zorluklarla kazandığını, dostluklarını ve aşklarını anlatıyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 21-22 Eylül tarihlerinde Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyanni'nin resmi konuğu olduğu sırada, Monica Bellucci'nin Maria Callas: Mektuplar ve Anılar monoloğunu izlemek için Herod Atticus Odeon tiyatrosunu ziyaret etmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/mozart-odullu-ali-insan-kadikoy-iskele-meydaninda-konser-verecek/", "text": "6. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali atölye, söyleşi ve etkinlikleriyle büyülerken, önemli isimleri de çocuk ve gençlerle buluşturuyor. Mozart Ödüllü Ali İnsan Kadıköy İskele Meydanında konser verecek. Mozart Ödüllü Ali İnsan, Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali'nde sahneye çıkacak. 6. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali atölye, söyleşi ve etkinlikleriyle büyülerken, önemli isimleri de çocuk ve gençlerle buluşturuyor. 13 yaşında Almanya'da Mozart Ödülünü alan Ali İnsan da, Bienal kapsamında 10 Mayıs'ta Kadıköy İskele Meydan Sahnesi'nde izleyenlere kemanıyla unutulmaz anlar yaşatacak. 20 Nisan'da MKM Beşiktaş Çağdaş'ta düzenlenen açılış töreniyle başlayan ve 22 Mayıs'a kadar sürecek olan 6. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali tüm hızıyla devam ediyor. Bienalde, Almanya Kültür Bakanlığı'nca her yıl düzenlenen Jugend Muzisiert yarışmasının 54'üncüsünde (2019 yılında) birincilik elde eden ve aynı yıl içinde Mozart'ın Voi Che Sapete eserini başarılı şekilde seslendirdiği için Wolfgang Amadeus Mozart ödülünü almaya hak kazanan Ali İnsan, kemanıyla sahne alacak. 13 yaşında Almanya'da Mozart ödülünü alan Ali İnsan Bienal kapsamında 10 Mayıs'ta Kadıköy İskele Meydanı Bienal Sahnesi'nde 17:30-19.00 arası halka açık bir konser verecek. Bienal Direktörü Gazi Selçuk, bienale bugüne kadar 31 ülkeden 245 binden fazla izleyicinin katıldığını belirterek, 2010 2018 yılları arasında beş defa düzenlenen Bienale 31 ülke ve Türkiye'nin 55 ilinden 1.601 proje ile katılım sağlandı. 28 bin 960 öğrenci yapıtları, projeleri ve sahne performanslarıyla yer aldı. 1.969 okul, STK ve kurum Bienal'de temsil edilirken, 7 bin 149 öğretmen etkinliklerde öğrencilere rehberlik yaparak proje üretti ve yönetti. 245 bin 661 öğrenci ve yetişkin Bienallerde izleyici olarak yerini alarak etkinliklere katıldı. 20 Nisan'da açılışını gerçekleştirdiğimiz bienalimize de ilgi çok büyük. Birçok ünlü ve alanında uzman sanatçıların yer aldığı bienalimizde 13 yaşında Almanya'da Mozart ödülünü alan Ali İnsan da Anadolu ezgilerini, türkülerini muhteşem kemani ile yorumlayacağı harika bir konserle bienalimize yer alacağı için çok mutluyuz dedi. 5 binin üzerinde çocuk ve gencin, ürettiği her biri birbirinden renkli farklı ve zengin projelerin yanı sıra vapurlarda akustik gösteriler, Kadıköy İskele ve Beşiktaş Barbaros meydanlarında konserler düzenlenecek. Bu sahnelerde saat 17.00'dan sonra açık sahne uygulaması yapılacak ve kendine güvenen herkes sahne alabilecek. Bienal, 4-18 yaş aralığındaki herkese açık olurken, bu yaş aralığında proje yapan herkes kendini bienalde ifade etme olanağına sahip. Bu yıl altıncısı Fırat Arapoğlu küratörlüğünde düzenlenen bienal, 20 Nisan-22 Mayıs tarihleri arasında MKM Beşiktaş Çağdaş, Şehir Hatları Vapurları, Kadıköy ve Beşiktaş iskele meydanlarında düzenlenecek. 5.000'in üzerinde çocuk ve gencin, ürettiği her biri birbirinden renkli farklı ve zengin projelerin yanı sıra vapurlarda akustik gösteriler, Kadıköy İskele ve Beşiktaş Barbaros meydanlarında konserler düzenlenecek. Bu sahnelerde saat 17.00'dan sonra açık sahne uygulaması yapılacak ve kendine güvenen herkes sahne alabilecek. Palet Kültür Sanat ve Eğitim Derneği tarafından organize edilen bienalin bu yılki programı kapsamında aralarında Devrim Erbil, İsmail Acar, Güven Kıraç, Tülin Onat, Cem Özer, Süleyman Saim Tekcan, Emrah Ablak, Rajendra Kapse, Ketaki Pimpalkhare, Pelin Batu, Gazi Selcuk Gül Akad, Naci Görür'ün olduğu çok sayıda alanında uzman sanatçı, akademisyen ve eğitimciyle, farklı tür ve içeriğe sahip 120 yakın atölye, söyleşi ve etkinlik gerçekleştirilecek. Tüm etkinliklerin ve atölyelerin ücretsiz olduğu Bienal Programına www. cocukgenclikbienal. org adresinden ve www. instagram. com/cocukgencliksanatbienali adresini tıklayarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/mucbir-sebep-crrde-sergilendi/", "text": "Mücbir Sebep CRR'de sergilendi. Mücbir Sebep, CRR'nin yeni sezondaki ilk özgün projesi olarak seyirciyle buluştu. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nun yeni sezondaki ilk özgün projesi olan Mücbir Sebep Lepidus Ensemble 4 Kasım Çarşamba ve 5 Kasım Perşembe akşamı sergilendi. Mücbir Sebep'in koreografisi Zeynep Tanbay tarafından yapıldı. Salgının hayatlarımıza getirdiği zorluklara dikkat çeken Mücbir Sebep, 4 bölümden oluşuyor. Borusan Kültür Sanat'ın 2013'teki Beethoven Festivali'ne yeni eser siparişiyle davet ettiği Zeynep Tanbay'ın Symbiosis adlı eserinden 4 bölüm olarak uyarlanan projede dansçılar Evrim Akyay, Suzan Alev, Nil Batırbaygil, Gizem Bilgen, Can Gökdoğan, Melih Kıraç, Serhat Kural ve Gül Yılmazer performans sergiledi. Mücbir Sebep dans gösterisi, CRR'nin Aralık ayı programında iki kez daha sahnelenecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/muzede-sahne-tiyatro-senligine-kucak-aciyor/", "text": "Sakıp Sabancı Müzesi'nin Sabancı Vakfı desteğiyle bu yıl yedincisini düzenlediği Müzede Sahne, bir tiyatro şenliği havasında tiyatroseverleri ağırlamaya hazır. Müzede Sahne tiyatro şenliğine kucak açıyor. Bu yıl yedincisi düzenlenecek olan Müzede Sahne, bir tiyatro şenliği havasında yeniden tiyatroseverleri ağırlamaya hazır. Müzede Sahne etkinliğinin sanat yönetmeni Ayşe Draz. 17-20 Ağustos tarihleri arasında yedinci kez düzenlenecek olan Müzede Sahne, sezonun başarılı oyunları ve oyuncularını buluşturacak. Müzede Sahne etkinliğinde bu yıl usta oyuncu Genco Erkal'ın başrolde olduğu, Dostlar Tiyatrosu tarafından sahneye konan İmparator adlı oyun sergilenecek. Sadece bu değil elbette... Genç ve başarılı oyuncu Bora Akkaş'ın başrolünü üstlendiği Talimhane Tiyatrosu yapımı Harika Şeyler Listesi de tiyatroseverlerle buluşacak. Seyircinin karşısına çıkacak olan bir diğer oyun ise Herkes Kocama Benziyor. Kadıköy Emek Tiyatrosu tarafından sahnelenen oyunda, 2022 Afife Tiyatro Ödülleri'nde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu seçilen Pınar Güntürkün başrolde. Hakan Emre Ünal'ın başrolüyle Tiyatro Hemhal'in çok ses getiren oyunu N'Olcak Bu Yusuf Umut'un Hali oyunu da Müzede Sahne etkinliğinde yer alıyor. Müzede Sahne'nin programına izleyicileri katılımcı kılan ses atölyesi, çocuk oyunları, masal dinletisi ve dans performansları eşlik edecek. Çocukların sanat ve kültür haklarından yola çıkan bir sosyal girişim olan Atta'nın sahneleyeceği Bully Bully ve Çık Dışarı oyunları, programda yer alan bebek ve çocuk oyunları olacak. Tiyatro BeReZe'nin tek bir durumun içinde saklı sonsuz olasılığa ve mizaha işaret eden çağdaş oyunlardan uyarladıkları Olsa Olmalı Olabilir başlıklı oyunu, Yapı Kredi Kültür Sanat'ın İstanbul'un Ulysses'i projesi kapsamında üretilen ve akademisyen Melih Kıraç'ın yönettiği günbatımı melodrama adlı dans performansının mekansal uyarlaması, hikaye anlatıcısı, eğitmen ve yazar Nazlı Çevik Azazi'nin Agnes Denes'in Yaşayan Piramit'i üzerine kurguladığı, Faysal Macit ve Serdar Avcıoğlu'nun müzikleriyle eşlik edeceği Yaşayan Anlatılar dinletisi de programda yer alacak. Ses tasarımcısı ve araştırmacı Dr. Oğuz Öner'in Atlı Köşk'ün mekana özgü bir ses deneyimi olarak kurguladığı Atlı Köşk'ün Ses Deneyimi atölyesinde ise ses meditasyonu, ses yürüyüşü ve ses haritalama egzersizleri uygulanacak. Müzede Sahne için biletler, Mobilet üzerinden temin edilebiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/naci-girginsoy-oyku-yarismasi-basvurulari-acildi/", "text": "Merhum gazeteci Naci Girginsoy'un vefatının kırkıncı yılında, adını anma ve yaşatmak için öykü yarışması düzenleniyor. Naci Girginsoy Öykü Yarışması başvuruları başladı. Naci Girginsoy Öykü Yarışması başvuruları açıldı. Merhum gazeteci, yazar Naci Girginsoy'un anısını yaşatmak için düzenlenen öykü yarışması için başvurular başladı. Naci Girginsoy'un vefatının 40'ıncı yılında İzmit Belediyesi ve Aydili Sanat Derneği'nin iş birliğiyle düzenlenen Naci Girginsoy Öykü Yarışması başvuru koşulları açıklandı. Şair ve yazar Fatma Türk Kuşkaya, şair ve yazar Türkiye Pen Yazarlar Derneği İkinci Başkanı Halil İbrahim Özcan, şair ve yazar Türkiye PEN Yazarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Aliye, yazar Öner Yağcı, yazar Prof. Dr. Emin Sami Arısoy ve gazeteci, şair ve yazar Ruhan Odabaş. Yarışmaya her katılımcı bir (1) eser ile katılabilecektir. Öykü adı ve öykü yazan kişinin rumuzu öykünün başında belirtilmelidir. Adaylar yarışmaya katıldığı eserin yedi (7) kopyasını açıklanan adrese 02.04.2022 mesai bitiminde gönderilen adreste olacak şekilde elden ya da taahhütlü posta veya kargo ile gönderecektir. Adaylar yarışmaya katılmak istediği eser bilgisini içeren imzalı tutanağı iletişim bilgilerinin de yer aldığı rumuzlu özgeçmişiyle birlikte bir zarf içinde elden teslim edecek ya da bu evrakları eser ile birlikte göndereceklerdir. Her türlü gecikmeden adaylar sorumludur. Eserler e-posta yoluyla kabul edilmeyecektir. Başvuru belgesindeki bütün bilgilerin beyanında doğruluk esastır. Bu bilgiler sebebiyle doğabilecek hukuki sorumluluk imza sahibine aittir. Yarışmaya katılım sağlayan eserler, yarışmayı düzenleyen kurumların arşivinde saklanacaktır. Yarışmaya katılım sağlayan eserler iade edilmeyecek, baskı ve kopyaları, bütün telif hakları ile yarışmayı düzenleyen kurum/kuruluş' a devredilmiş olacaktır. Katılımcı, yarışmaya gönderdiği eserin kendisine ait olduğunu ve tüm izinlerini aldığını kabul, beyan ve taahhüt etmiş sayılır. Eserin özgün olmaması ve benzeri durumlardan doğabilecek telif hakkı ile ilgili ihlallerden başvuru sahibi sorumludur. Yasalara aykırılık oluşturan ve daha önce herhangi bir yarışmada ödüle değer görülmüş olan eserler değerlendirmeye alınmayacaktır. Eserler yüz (100) puan üzerinden değerlendirilecektir. Katılım şartlarına uygun bulunmayan eserler değerlendirmeye alınmaz. Yarışmaya katılan eserler seçici kurul tarafından değerlendirildikten sonra sonuçlar 16 Haziran 2022 tarihinde açıklanacaktır. Yapıtlar Türk dilinde yazılmış olmalıdır. Seçici kurul üyeleri ve yakınları ile İzmit Belediyesi çalışanları yarışmaya katılamaz. Öykü A4 boyutunda, 12 punto, Times New Roman yazı karakteriyle yazılmalıdır. Öykünün uzunluğu 1,5 satır aralığıyla, en az üç (3) A4 sayfa, en fazla sekiz (8) A4 sayfa olmalıdır. Seçici kurul tarafından belirlenen ilk 15 eser kitap haline getirilecektir."} {"url": "https://724kultursanat.com/naim-filminin-turkusu-guldaniyem-klibi-yayinlandi/", "text": "Naim filminin türküsü Güldaniyem diğer bilinen adıyla Gidene Bak Gidene sosyal medyada hızla yayılıyor. Filmde rol alan Selen Öztürk'ün çekimler sırasında söylediği türkü için özel bir klip yapıldı. Naim filminin türküsü Güldaniyem klibi yayınlandı. Efsanevi sporcu Naim Süleymanoğlu'nun hayatının anlatıldığı Naim filmi sinemada seyirciler tarafından çok sevildi. Vizyonda ikinci haftasına giren film için yeni bir klip yayınlandı. Gişede de ikinci haftayı birinci olarak tamamlayan Naim filminde, Naim Süleymanoğlu'nun annesi Hatice Süleymanoğlu rolünü Selen Öztürk canlandırdı. Selen Öztürk çekimler sırasında Bulgaristan'da söylediği Güldaniyem türküsü sosyal medyada hızla yayılıyor. Filmde rol alan, Bulgaristan'da yaşayan soydaşlarımızın eşlik ettiği şarkı eğlenceli görüntüler eşliğinde yayınlandı. Kasım ayının sonunda vizyona giren ve ikinci haftasında gişede birinci sıraya yükselen Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu filmi, konusuyla olduğu kadar şarkılarıyla da izleyicilerin ilgisini çekiyor. Özer Feyzioğlu'nun yönetmenliğini üstlendiği, müziklerinde Fahir Atakoğlu'nun imzasının bulunduğu filmde, şarkılar dikkat çekiyor. Naim Süleymanoğlu'nun annesi Hatice Süleymanoğlu rolüyle harikalar yaratan Selen Öztürk'ün söylediği Güldaniyem şarkısı sosyal medyada hızla yayılıyor. Mestanlı ve Kırcaali gibi efsanevi sporcumuzun doğup büyüdüğü topraklarda da çekilen filmin kamera arkası görüntüleriyle hazırlanan eğlenceli klipte Selen Öztürk'e filmde rol alan yerel halk eşlik ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/nasipse-adayiz-film-fragmani-yayinlandi/", "text": "Ercan Kesal'ın 2015 yılında okurlarla buluşan kitabı Nasipse Adayız şimdi de beyazperdeye geliyor. Sinema filmi olarak çekilen Nasipse Adayız'ı Ercan Kesal yönetti ve başrolünde oynadı. Yani bu film tam bir Ercan Kesal filmi. Nasipse Adayız filmi Türk ve Sırp ortak yapımı. Yapımcı şirketleri Ay Yapım, Poyraz Film, Thalia Production, Living Pictures. Film, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Sırbistan Film Fonu tarafından desteklendi. Filmin başrollerinde Ercan Kesal, Selin Yeninci, İnanç Konukçu ve Muttalip Müjdeci yer alıyor. Ercan Kesal'ın aynı adlı romanından uyarlanan 'Nasipse Adayız', İstanbul'da bir belediyenin başkan aday adayı olan doktor Kemal Güner'in bir günde geçen trajikomik hikayesini konu alıyor. Nasipse Adayız filminin vizyon tarihi de merak ediliyor. Sinema seyircisi ve özellikle Ercan Kesal hayranları Nasipse Adayız filminin Türkiye'de ne zaman gösterileceğini araştırıyor. Rotterdam'daki dünya galasının ardından Nasipse Adayız filmi 2020'nin ikinci yarısında Türkiye'de vizyona girecek. Nasipse Adayız film fragmanı yayınlandı. Nasipse Adayız fragmanının izleyebilirsiniz. Kemal, başkan adayı olmak için çalışmalarına devam eder. Bir Numara, Kemal'in adaylığını anons edecektir. Kemal, o geceye heyecanla hazırlanmaktadır. Kemal'in eski eşi de dahil olmak üzere etrafındaki herkes bu delice koşturmaya şahit olur. Kemal, Bir Numara'nın gözüne girip aday olabilmek için her yolu denemiştir. Adaylığının açıklanacağı önemli gecede Kemal, beklenmedik olaylarla karşılaşacaktır. Bir adayın gözünden, siyasetin farklı yüzünü, yapılan pazarlıkları, politik stratejileri ve insanın karanlık yüzünü gerçekçi bir üslupla anlatan 'Nasipse Adayız', Ercan Kesal'ın yazıp yönettiği ilk uzun metraj filmi."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-beylikduzunde-dogum-gununde-anildi/", "text": "Beylikdüzü Belediyesi, Nazım Hikmet'in 120. doğum günü nedeniyle bir anma etkinliği düzenledi. Nazım Hikmet Beylikdüzü'nde doğum gününde anıldı. Nazım Hikmet Ran, doğumunun 120. yılında, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde anıldı. Beylikdüzü Belediyesi ve Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı katkılarıyla düzenlenen 'Nazım Hikmet'i Tanımak' isimli söyleşiye, gazeteci ve yazar Zeynep Oral ile şair ve yazar Orhan Alkaya konuşmacı olarak katıldı. Şiirleri 50'den fazla dile çevrilmiş ve birçok ödül almış olan Nazım Hikmet'i anma programında Nazım'ın aşkları, şiirleri ve hayatı anlatılırken, Zülfü Livaneli ve Cem Karaca'nın Nazım şiirlerinden bestelediği şarkılar da seslendirildi. 15 Ocak 1902'de dünyaya gelen dünyaca ünlü Türk şairi Nazım Hikmet Ran, doğumunun 120. yılında Nazım Hikmet 120 Yaşında adlı etkinlikte Beylikdüzü'nde anıldı. Beylikdüzü Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın katkılarıyla 'Nazım Hikmet'i Tanımak' isimli bir söyleşi düzenlendi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi Beylikdüzü Sahnesi'nde gerçekleşen söyleşiye Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci ve yazar Zeynep Oral ile şair, yazar ve oyuncu Orhan Alkaya konuşmacı olarak katıldı. Vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği programa Beylikdüzü Belediyesi 1. Başkan Vekili Serdal Mumcu ve belediye meclis üyeleri de katıldı. Şiirleri 50'den fazla dile çevrilmiş ve birçok ödül almış olan Nazım Hikmet'i anma programında Nazım'ın aşkları, şiirleri ve hayatı anlatılırken, Zülfü Livaneli ve Cem Karaca'nın Nazım şiirlerinden bestelediği şarkılar da seslendirildi. Şairin kendi sesinden şiirlerin dinletildiği söyleşinin içerisinde sırasıyla söz alan konuşmacılar, Nazım Hikmet'i bütün yönleriyle anlattı. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Oral, Nazım Hikmet'in bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, Nazım Hikmet değerleriyle, düşünceleriyle, eserleriyle, yazdığı şiirlerle, düz yazıda, oyunlarıyla, aşklarıyla, yaşadığı serüvenlerle ve bütün dünyayı kapsayan hatta kainata yayılan sözleriyle bir bütündür. Nazım komünistti, şairdi ve cesurdu. Onu sadece aşk şairi gibi lanse etsek ya da sadece muhteşem eserleriyle görüp de haksızlığa, sömürüye, eşitsizliğe ve savaşlara karşı çıkışını konuşmasak cesaretinden söz etmesek olmaz. Nazım bir bütün. Biz genç kuşaklara hep bu bütünlüğü anlatmaya çalışıyoruz. ifadelerine yer verdi. Programda şair, yazar ve oyuncu Orhan Alkaya ise Nazım Hikmet'in sürgün hayatını ve vatan özlemini anlattığı şiirlerini, arkadaşlarına, yakınlarına yazdığı mektuplardan kesitleri okudu. Alkaya, Nazım'ın edebiyat dünyasında her zaman bir sel, bir coşku ve bir akış olduğunu hatırlatarak, Nazım Hikmet muazzam bir bütündür. Belki de dünya edebiyatında arkasından gelenleri besleyen, muazzam bir görüşü var. Bence dünya edebiyatının en büyük ekollerinden biridir Nazım Hikmet. Nazım en son şiirinde şöyle der; Gelsene dedi bana... Kalsana dedi bana... Gülsene dedi bana... Ölsene dedi bana... Geldim, kaldım, güldüm, öldüm. ifadelerini kullandı. Söyleşinin ardından sahneye davet edilen Beylikdüzü Belediyesi 1. Başkan Vekili Serdal Mumcu, yaptığı konuşmada Burada bulunan seyircilerin mutlaka anı defterinde Nazım Hikmetle ilgili illa ki bir şeyler vardır. Onları, Nazım Hikmet'i tekrar tekrar hatırlamak hepimize büyük keyif veriyor. Bizler denizin olmadığı yerde bir umut olmak adına martı olmaya çalışıyoruz. Bu sebeple kimileri Nazımlardan korkabilir, ama korktukları şey düşünceleri. Bizler için hiçbir şey fark etmiyor, bizler düşüncelerini bugüne kadar büyüklerimizden aldık bundan sonra da çocuklarımıza gösterip devam edeceğiz. Bu yüzden iyi ki varsınız, iyi ki bu güzel günü paylaştınız. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. şeklinde konuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-goruntusu-ve-sesiyle-ilk-kez/", "text": "Edebiyat dünyası ve Nazım Hikmet severler bugün bu görüntüleri konuşuyor. Nazım Hikmet'in sesi ve görüntüsünün birlikte yer aldığı görüntüler ilk kez yayınlandı. Nazım Hikmet görüntüsü ve sesiyle ilk kez karşımızda. Nazım Hikmet'in sesi ve görüntüsü ilk kez ortaya çıktı. Bağımsız Sinema Merkezi, Nazım Hikmet'in Sovyetler Birliği'nde katıldığı bir televizyon programından görüntüyü ilk kez paylaştı. Nazım Hikmet'in Sovyetler Birliği'nde katıldığı bir televizyon programından yeni görüntüler ortaya çıktı. 1962 yılına ait görüntüler Nazım Hikmet sevenleri tarafından heyecanla karşılandı. Görüntülerde Nazım Hikmet 1962 yılında Sovyetler Birliği'nde bulunduğu sırada Mavi Ateşçik adlı bir televizyon programına konuk oluyor. Televizyon programında Nazım Hikmet izleyicilere yeni oyunun tanıtımını yapıyor. Nazım Hikmet'in bir şair dostu, programda Nazım'ın iki şiirini okuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-icin-120-yas-konseri/", "text": "Nazım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri, Yapı Kredi Kültür Sanat Loca'da düzenlenecek. 30 Ocak 2022 Pazar günü saat 17:00'da başlayacak olan konser Harf'ten ve Nota'dan Nazım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri başlığını taşıyor. Nazım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri, Yapı Kredi Kültür Sanat Loca'da düzenlenecek. 30 Ocak 2022 Pazar günü saat 17:00'da başlayacak olan konser Harf'ten ve Nota'dan Nazım Hikmet İçin 120. Yaş Konseri başlığını taşıyor. Radyonun alaturka yayınlarının müptelası. Dede Efendi'nin hayranı. Münir Nureddin Selçuk ve Mesut Cemil'le arkadaş. Kemal Tahir'le ortak zevki, segah makamında bir şarkı. Bir dönem dilinden düşürmediği beste, Yesari Asım Ersoy imzalı... Nazım Hikmet'ten söz ediyoruz. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, eserleri YKY tarafından okurla buluşturulan büyük şairimizin 120. doğum yıldönümünü, onun klasik müziğimize olan sevgisinden yola çıkarak, bir konserle kutluyor. 30 Ocak Pazar günü saat: 17:00'da Loca'da yapılacak olan Harf'ten ve Nota'dan dizisini hazırlayan ve sunan Nurinisa Gül, onun şiirleri ve mektuplarında yankılanan şarkıların izini sürecek. Solist Güzin Değişmez ve kıymetli müzisyenlerimiz bu şarkıları yorumlayacaklar. Etkinlik biletlidir. Biletler Biletix üzerinden alınabilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-kucukcekmecede-dogum-gunu-sergisi-ile-aniliyor/", "text": "Küçükçekmece Belediyesi, Nazım Hikmet'in bilinmeyen yönlerini, şiir ve yazılarını 120. Yaş Gününde Bilinmeyen Yönleriyle Basında Nazım isimli sergi ile kültür sanat hayatımıza kazandırıyor. Nazım Hikmet Küçükçekmece'de doğum günü sergisi ile anılıyor. Nazım Hikmet Ran için 120. Yaş Gününde Bilinmeyen Yönleriyle Basında Nazım isimli sergi düzenleniyor. Küçükçekmece Belediyesi, büyük şair Nazım Hikmet Ran'ı 120. doğum gününde, basına yansıyan belgeleri ve görüntüleri içeren, çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan ama kitaplarda yer almayan şiir ve yazılarından oluşan belgesel niteliğinde bir sergiyle anıyor. Araştırmacı Deniz Dalkılınç ve Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Özkılınç arşivinden, usta şair Nazım Hikmet'in bilinmeyen şiir ve yazıları, 22 Ocak Cumartesi Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak. 'Büyük şair, büyük aydın Nazım Hikmet'i Küçükçekmece'de çok özel bir sergiyle anıyoruz' diyerek tüm İstanbulluları açılışa davet eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Barışın, aşkın, özgürlüğün şairi, memleket sevdalısı Nazım Hikmet 120. yaşına basarken, biz de onunla ilgili anlamlı bir etkinlikle Küçükçekmece'den bir vefa örneği sergilemek istedik. Nazım Hikmet, kağıdıyla, kalemiyle, mücadelesi ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor. Sergi açılışımıza tüm sanatseverlerimiz davetlidir diye konuştu. Usta şairin 120. yaş gününe özel düzenlenen sergi; annesi Celile ve babası Hikmet Bey'in evlenmeden ve Nazım doğmadan önceki Selanik yıllarına ait bilinmeyenlerine, dergi ve gazetelerde eski Türkçe olarak yayınlanmış şiirleri, yazıları ve kısa oyunlarına, yabancı dergi ve gazetelerde hakkında çıkan haberlere ev sahipliği yapacak. Nazım Hikmet'in çeşitli gazete ve dergilerde çıkan, şiir üzerine düşünceleri, anketleri, yayınlanan kitapları, oynanan oyunları, senaryosunu yazdığı, filmlerin ilanları ve bu filmler üzerine yazılan yazıları, çeşitli karikatüristler tarafından çizilen karikatürleri, tutuklanmaları, davaları içeren haberleri de bu sergide izleyiciyle buluşacak. Sergi, 15 Şubat'a dek SKSM'de ziyarete açık kalacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-resimleri-sergisi-kucukcekmecede/", "text": "Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu'ndaki Nazım Hikmet Resimleri Sergisi 15 Ocak'ta açılacak. Nazım Hikmet Resimleri Sergisi Küçükçekmece'de sanatseverlerle buluşuyor. Nazım Hikmet'in 118'inci doğum yıldönümü Küçükçekmece'de resim sergisi ile kutlanıyor. Küçükçekmece Belediyesi kültür sanat etkinlikleri arasında yer alan Nazım Hikmet Resimleri Sergisi, 15 Ocak'ta Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu'nda açılacak. Haydar Özay'ın Nazım Hikmet Resimleri başlıklı kişisel sergisi, Küçükçekmece Belediyesi Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu'nda 15 Ocak'ta açılıyor. Nazım Hikmet'in 118. doğum yıldönümü anısına Küçükçekmece Belediyesi ressam Haydar Özay'ın Nazım Hikmet resimlerine ev sahipliği yapıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmet-siirlerle-aniliyor/", "text": "Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı şiir dinletileriyle Nazım Hikmet için anma etkinlikleri düzenliyor. Nazım Hikmet şiirlerle anılıyor. Nazım Hikmet'in doğumunun 120'inci vefatının 59'uncu yılı nedeniyle özel şiir dinletisi düzenleniyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen etkinlik sosyal medyadan başlatılıyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Türk edebiyatının kutup yıldızı Nazım Hikmet'in 59. yıldönümünde bambaşka bir etkinliğe imza atıyor. Etkinlik sayesinde, Nazım Hikmet şiirleri, sosyal medya aracılığıyla herkesin yaşamına daha çok dokunacak. Kurulacak zincir aracılığıyla, yurttaşlar, Nazım Hikmet şiirlerini söyleyerek dilden dile yayacaklar. 1902 yılında doğan Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 günü dünyaya veda etmişti. Türk edebiyatının en çok okunan, en çok paylaşılan, en ileri ismi Nazım Hikmet; her yıl 3 Haziran'da anılıyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, bu yıl etkinlikleri sosyal medyaya da taşıyor. Herkesin katkı sunabileceği etkinlik, 9 Mayıs'ta, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı'nın sosyal medya hesaplarından paylaşılacak videoyla başlayacak. Rutkay Aziz'in söyleyeceği Nazım Hikmet şiiriyle ilk halkası kurulacak zincir, 3 Haziran'a kadar büyüyecek. Nazım Hikmet seven yurttaşlar da etkinliğe kendi davetleriyle, kendi söyleyeceği şiirlerle katılacak. Böylece 3 Haziran'a kadar sosyal medyada Nazım Hikmet'in şiirleri ses olup yayılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmetin-dogum-gunu-icin-cankayada-kutlama/", "text": "Nazım Hikmet 120. doğum gününde Çankaya'da etkinliklerle anılacak. 13 Ocak'ta başlayacak Nazım Hikmet doğum günü etkinliklerinde resim sergisi, belgesel gösterimi, konser ve tiyatro gösterisi olacak. Nazım Hikmet'in doğum günü için Çankaya'da kutlama yapılacak. Nazım Hikmet 15 Ocak 1902'de doğdu. Sadece şiirleri, edebi eserleriyle değil arkasında kitleleri etkileyen derin bir düşünce dünyası da bırakarak dünyadan göçtü. Şairin, 120. doğum günü için Çankaya Belediyesi anlamlı bir etkinlik düzenliyor. Nazım Hikmet'in 120. doğum günü Çankaya'da 3 büyük etkinlikle kutlanacak. Çankaya Belediyesi, şair Nazım Hikmet Ran'ı 120'nci doğum gününde üç büyük etkinlikle anacak. Etkinlikler 13 Ocak'ta Nazım'la 120 Yıl Karma Sergisi'yle başlayacak. 20 Ocak'ta Nebil Özgentürk'ün Nazım Moskova'da belgeseli gösterimi ve Serenad Bağcan ile Ferhat Livaneli Orkestrası konseri ile devam edecek. Anma etkinlikleri, 21 Ocak'ta Rutkay Aziz'in yönettiği Memleketimden İnsan Manzaraları tiyatro oyunuyla sona erecek. İyi ki Doğdun Nazım Hikmet başlığıyla gerçekleşecek etkinlikler, 13 Ocak'ta sanatçı İbrahim Demirel'in küratörlüğünde hazırlanan Nazım'la 120 Yıl Karma Sergisi'yle başlayacak. Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde gerçekleştirilecek sergide, 13 sanatçının Nazım Hikmet'in şiirlerinden ilham alarak oluşturdukları eserleri, 6 Şubat'a kadar ziyaretçilerle buluşacak. Nazım'la 120 Yıl etkinlikleri, 20 Ocak'ta Nebil Özgentürk'ün hazırladığı Nazım Moskova'da belgesel gösterimi ve Serenad Bağcan ile Ferhat Livaneli Orkestrası konseriyle devam edecek. Ücretsiz düzenlenecek belgesel gösterimi ve konserin yer fişleri, 14 Ocak'tan itibaren Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi'nden alınabilecek. Anma etkinlikleri, 21 Ocak'ta Rutkay Aziz'in yönettiği ve Perdeci Oyuncular Tiyatrosu tarafından sahnelenen Memleketimden İnsan Manzaraları tiyatro oyunuyla sona erecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/nazim-hikmetin-son-sevgilisinin-kamerasinda/", "text": "Nazım Hikmet son sevgilisi Galina tarafından kamerayla sürgün günlerini geçirdiği zaman kaydedilmiş. Tarihi görüntüler şairin sürgün hayatını anlatıyor. İşte bu kamerada Nazım Hikmet'in sürgündeki görüntüleri var. 82 yaşında, sevimli bir ihtiyar açtı. Küçük, basık, bakımsız görünen bu ev, içinde insanların yaşadığı bir Nazım Hikmet Müzesiydi. Sanki Nazım dün evden çıkıp gitmiş gibiydi. Nazım belgeseli için röportaja gitmiştik. Galina'nın boynunda Nazım'ın hediyesi tahta oyma bir broş vardı. Ayağında yine Nazım'ın hediyesi, Aradan geçen 40 yıla rağmen hala Nazım derken buruşuk yüzü çiçekleniyordu. 1953'ten 1960'a kadar 7 yıl beraber olmuşlardı. Kendi deyimiyle Nazım'ın karısıydı. Doktoru, hemşiresi, sekreteri, tercümanı, mihmandarı, aşçısı, şoförü, daktilografı, muhasebecisi, kameramanı, hatta berberi, tellağı, dinlemiş, yedi yıl boyunca her yerde yanı başında olmuştu. Seyahattelerse vapurda, trende, arabada Nazım'ın aklına gelen bir mısraı portatif daktilosunda yazan yine oydu. Fotoğraflarında sıkça görünen tayfa fanilasını o almıştı. Kimine göre KGB ajanıydı Galya; Nazım'ı izlesin diye eve yerleştirilmişti. Kimine göre ise Nazım'ın Moskova'daki en büyük şansıydı. O olmasa, 16'dan 70'e kadar her yaştan kadının aşık olduğu adama o da tutulmuştu. Bana adanmış şiirler yazmamasını ben rica ettim, o da bu ricamı yerine getirdi. Şiirler yayınlanırsa Münevver'i yaralardı diyor. Nazım'ı, Münevver'in hatırası, fikri, fotoğrafları, mektuplarıyla paylaşmak zorunda kalmış. O yüzden, Nazım'ın kafasında Münevver'le kendisinin tek bir kişi halinde birleştiklerini düşünüyordu. Nitekim vasiyetnamesini de ona emanet edecek ve kendisi göçüp gidince, mirasının yüzde 70'ini Münevver ve Memet'e bıraktığını belirten vasiyetnamesini, tabutun başında Münevver'e vermek yine Galina'ya düşecekti. 7 yılın sonunda Nazım, bir gün her şeyini bırakarak Vera'ya kaçıvermişti. Ben, senin sadık bir dostunum. Sen de benim kızımsın. Öpüyorum. Annene, Anka'ya selam söyle. Güzel süveter için teşekkür ederim. Türkiye seferber olup yaşayan bir Nazım müzesi olan evini devralmalıydı; Nazım'ın onda kalan eşyalarını, arabasını, kütüphanesini, fotoğraflarını almalıydı. Olmadı. Tüm uyarılarımıza rağmen, ne Kültür Bakanlığı ne Rusya'yla ilişkisi olanlar ilgilendi. Sonunda Galya, yoksulluktan o eşyaların bir kısmını sattı; kendisinde kalan hatıralarla birlikte bu hafta hayata veda etti. Nazım'a oralarda iyi baktığı ve ömrünü uzattığı için tüm Nazımseverler adına ona teşekkür borçluyuz."} {"url": "https://724kultursanat.com/nefes-vol-iv-sergisi-bugun-aciliyor/", "text": "MERKUR uzun bir aradan sonra yeni sanatçıları görünür kıldığı NEFES sergi dizisinin dördüncüsünü 13 sanatçıyla birlikte açıyor. Nefes Vol. IV adlı sergi 25 Aralık'ta açılıyor. Sergi 25 Şubata dek açık kalacak. Nefes Vol. IV sergisinde Güneş Acur, Hüseyin Aksoy, Aslıhan Kaplan Bayrak, Rabia Çelik, Uğur Güler, Taha İsmail Elgün, Mustafa Mutlu, Talha Okan, Can Özsubay, Burak Satar, Aslı Vural, Sevtap Yılmaz ve Gamze Zorlu eserleriyle yer alacak. Bugünün sanatında genç kuşağın oynadığı önemli role parmak basan sergi; en eski iletişim dili olarak resmi en klasik anlatım malzemesi olarak tuval ve boya ile bizlere yeniden canlandıran sanatçıların renk, kompozisyon ve ritim arayışlarına götürüyor. Nefes Vol. IV sergisi 15 Şubat tarihine kadar MERKUR'un yeni adresinde izlenebilecek. Güneş Acur 1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Seramik Bölümünden mezun oldu. 2003-2018 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünde Öğrt. Gör. olarak ders verdi. Hüseyin Aksoy 2019 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim İş. Öğ. Ana Bilim Dalından mezun oldu. Çalışmalarında tarihten ve günümüzden problemlere değinerek bazen ironi ve hicivle gerçeklik alanını imge üzerinden sorguluyor. Aslıhan Kaplan Bayrak 2007'de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Müzesi Resim Bölümünden birincilikle mezun oldu. 2014 yılından itibaren Bahçe Sanat İnsiyatifi Koordinasyonluğunu yürütüyor. Rabia Çelik 2017 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden mezun oldu. 2017 Base katılımcısı. Uğur Güler 2014 Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim mezunu. Taha İsmail Elgün 2016 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünden, Konya Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne geçti. Mustafa Mutlu 2015 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Resim Bölümü Öğretmenliğinden mezun oldu. 2019 Base katılımcısı olan Mustafa Mutlu'nun yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere 18 ödülü bulunmakta. Talha Okan 2019 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim İş Eğitimi Bölümü mezunu. Can Özsubay 1986 yılı Marmara Güzel Sanatlar Grafik ve Geleneksel Türk Sanatları mezunu. 90lı yıllarda Gırgır ve Fırt dergilerinde çizerlik yaptı. Burak Satar 1999 yılında Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar bölümüne girdi. 2003 yılından beri Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Ana Sanat Dalında Akademisyen olarak çalışmakta. Aslı Vural 1996 Bilkent Üniversitesi Tasarım ve Mimarlik Fakültesi İç Mimarlık Bölümünde okudu ve aynı üniversitede güzel sanatlar bölümünde resim atölyelerine devam etti. Eserlerinde kentleri, değişim ve dönüşümü ve doğanın katledilişi, bireylerin bu durumun içerisindeki konumunu ele alıyor. Sevtap Yılmaz 2005 yılında Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim iş Öğretmenliğinden mezun oldu. Gamze Zorlu 2007 yılında girdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesinde Resim Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. 2009-2010'da Erasmus LLP ile gittiği İspanya'da Universidad de Sevilla'da okudu."} {"url": "https://724kultursanat.com/neset-ertas-filmi-icin-mahkeme-kararini-verdi/", "text": "Neşet Ertaş'ın hayatını sinemaya aktaracak olan filmin çekimleri ailenin açtığı dava üzerine durdurulmuştu. Garip Bülbül Neşet Ertaş filmi hakkında son kararı mahkeme verdi. Neşet Ertaş filmi için mahkeme kararını verdi. Türk Halk Müziğinin büyük ustası Neşet Ertaş'ın hayatı sinema filmi olacak mı? Bu sorunun cevabı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinde karara bağlandı. Dijital Sanatlar Yapımevi, Neşet Ertaş'ın hayatını konu alan, yazar Prof. Dr. Erol Parlak'ın aynı isimli kitabından uyarlanan Garip Bülbül Neşet Ertaş filmi için çalışmalara başlamıştı. Fragmanı da geçtiğimiz aylarda paylaşılan Garip Bülbül Neşet Ertaş filmi için merhum ustanın ailesi mahkemeye giderek, çalışmaları durdurtmuştu. Neşet Ertaş'ın ailesi yazar Prof. Dr. Erol Parlak'ın Garip Bülbül Neşet Ertaş kitabının babalarının isteği dışında yazıldığını iddia etmişti. İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, kitapla aynı ismi taşıyan filmin çekimlerini 'tedbiren' durdurmuştu. Davanın taşındığı üst mahkeme olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, Garip Bülbül Neşet Ertaş filmi hakkında kararını açıkladı. Karar Dijital Sanatlar Yapımevi lehine sonuçlandı. Kararda, 'sansür sonucu doğuracak şekilde yasaklama yapılamaz' ifadesi yer aldı. Bir televizyon kanalının arşivinden gün yüzüne çıkan söyleşiye dayanarak verilen kararla yönetmenliğini Ömer Faruk Sorak'ın üstlendiği film sinemaseverlerle buluşmak için gün sayıyor. Neşet Ertaş söyleşide, daha önce hakkında yazılmış kitaplar olsa da noterden muvafakat verdiği ve bilgilerini aktardığı tek yazar olan Prof. Dr. Erol Parlak'la şiirlerini, türkülerini yazılan kitapta gelecek nesillere aktarmak istediğini belirtiyor. Dijital Sanatlar Yapımevi'nden mahkeme kararıyla ilgili yapılan açıklamada; Prof. Dr. Erol Parlak'ın büyük usta, son abdal Neşet Ertaş'ın hayatını anlattığı kitabının tüm haklarını aldık ve kendisinin danışmalığında filmimizin çekimlerine başladık. Çekimler sırasında yaşananlar ve söylenenler ve sansür uygulama girişimleri bizleri çok üzdü. Ancak mahkeme kararı haklılığımızı ortaya çıkarttı ve bizler büyük sanatçının anısına sonsuz saygımızla, abdal kültürüne yakışır şekilde, şarkılarıyla türküleriyle filmimizi izleyicilerle buluşturmak üzere gün sayıyoruz. Çünkü kendisinin de televizyon röportajında kitabıyla ilgili olarak belirttiği gibi bizler de gelecek nesillere kendisini filmimiz aracılığıyla anlatmak istiyoruz dendi."} {"url": "https://724kultursanat.com/netflix-yapimi-uysallar-dizisinin-fragmani/", "text": "Netflix'in yerli yapımı Uysallar dizisinin ilk tanıtım fragmanı yayınlandı. Netflix yapımı Uysallar dizisinin fragmanı paylaşıldı. Netflix'in yeni yerli dizisi Uysallar yakında ekrana geliyor. Uysallar adlı dizinin senaryosunu Hakan Günday yazdı. Dizinin yönetmen koltuğunda Onur Saylak yer alıyor. Uysallar dizisinde başrolleri Öner Erkan, Songül Öden, Haluk Bilginer, Uğur Yücel paylaşıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda ayrıca Umut Yeşildağ, Nilay Yeral, Bilyana Jovanovska, Serkan Altunorak, İbrahim Selim, Nezaket Erden de yer alıyor. Yapımcılığını Ay Yapım'ın üstlendiği Uysallar, 8 bölümden oluşacak. Dizi 30 Mart'ta izleyici ile buluşacak. Uysallar; 2020 yılında çarpık kentsel dönüşümlü İstanbul'un keşfedilmemiş sokaklarında ve yükselmeye devam eden plaza, rezidanslarında geçen, üst orta sınıf mimar Oktay Uysal'ın ve onun geniş sayılabilecek ailesinin kim olduğunu sorgulama ve uyanış hikayesine odaklanıyor. Uysal ailesi ideal bir aile gibi gözükse de her birinin birbirinden gizlediği ikili hayatları vardır. Aile üyeleri birbirlerinden habersiz, hayal ettikleri hayatları yaşarken, onların trajik, komik ve karanlık yanları ele alınıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/nevin-balta-ayintap-halep-sam-ucgeninde-son-fedailer-kitabi-ile-tarihe-isik-tutuyor/", "text": "Tarih araştırmalarıyla tanınan yazar Nevin Balta'nın yeni eseri Ayıntap-Halep-Şam Üçgeninde Son Fedailer raflarda yerini aldı. Nevin Balta, esiriyle tarihe ışık tutuyor. Nevin Balta Ayıntap-Halep-Şam Üçgeninde Son Fedailer kitabı ile tarihe ışık tutuyor. Nevin Balta'nın yeni araştırma inceleme türündeki kitabı raflarda yerini aldı. Tarihi konularda araştırmaları ve eserleriyle tanınan Nevin Balta'nın kaleme aldığı Ayıntap-Halep-Şam Üçgeninde Son Fedailer adlı kitabı 3 bölümden oluşuyor. 19. yy. başlarında İngiltere Mısır üzerinde, Fransa ise Kuzey-Batı Afrika ile Suriye bölgesinde nüfuz sahası elde etmek çabası ve rekabetine giriştiler. Bu topraklar Osmanlı Devleti'ne ait topraklardı. Suriye, Akdeniz çevresindeki Mısır, Arabistan, Anadolu ve Irak gibi dört büyük bölgeyi coğrafi merkez olarak birbirine bağlarken bu bölgeler arasındaki ulaşım ve ticaret bağlantısını da yapan tek mevki durumunda idi. Bu bölgeye sahip olacak herhangi bir devlet, öteki devletlerin sömürgeleri ile bağlantısını kesebilirdi. İşte bir Osmanlı toprağı olan Suriye'nin bu ticari ve stratejik durumu, Fransa'yı o zaman bu bölgeye yöneltti. Ortak bir düşman karşısında bulunma tehlikesi onları bir müddet için birleştirmiş ve Almanya'yı yenmişlerdi. Almanya tehlikesi geçer geçmez aralarındaki rekabet tekrar başlamıştı. I. Dünya Savaşı'nın Orta Doğu'daki sorunlara son vermesi beklenirken Batılı devletlerin mücadelesine sahne olmuştu. İngiltere I. Dünya Savaşı'nda Arap Yarımadası, Suriye ve Irak'ta savaşın bütün yükünü çektiği iddiası ile Güneydoğu Anadolu'yu işgal etmişti. Başbakan Lloyd George, İngiltere'nin Çukurova ve Güneydoğu Anadolu'yu işgalini, I. Dünya Savaşı'nda askeri başarılarının bir sonucu olarak görüyordu. Fransa ise bu bölge ile geçmişte tarihi bağları bulunduğu ve gizli Sykes-Picot Antlaşması'nda Çukurova ve Güneydoğu Anadolu'nun kendilerine ayrıldığı gerekçesiyle bölgeyi işgal etmişti. Fransa, Osmanlı Devleti'nde karşı çıkılamayacak hakları olduğunu, tarihi antlaşmalara dayanan haklarının Suriye, Filistin, Lübnan ve Çukurova'yı içine aldığını belirtmekteydi. Bütün bunların yanı sıra her iki devlet bölgedeki işgallerine sebep olarak Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesini gösteriyordu. Bu bölgede 3 Kasım 1918'de Musul'u işgal eden İngilizler, Musul Vilayeti'nden başka, 9 Kasım 1918'de İskenderun'u, 6 Aralık 1918'de Kilis'i, 17 Aralık 1918'de Antep'i, 22 Şubat 1919'da Maraş'ı ve 24 Mart 1919'da Urfa'yı işgal etmiş ve askeri harekatını genişletmişti. Diyarbakır dolaylarında sürekli olarak zararlı propaganda yapmak suretiyle halk arasında güvensizlik yaratmak için çalışan İngilizlerin amaçları, yerleştirecekleri olumsuz düşüncelerle ve özellikle Kürtçülük cereyanını kamçılatarak İngiliz ve Fransızların desteği altında bir Kürt hükumeti kurmak ve bu suretle bölgenin işgalini sağlamaktı. Esasen İngilizler, Irak bölgesinin Siirt, Mardin ve Diyarbakır Sancakları'nı da içine aldığını iddia ederek burayı işgal etmek istemişlerse de 13.'üncü Kolordu'nun uyanık davranarak direnmesi karşısında buna cesaret edememişlerdir. İngilizler bu faaliyetlerine hem propaganda şeklinde hem de bölgede mevcut aşiretlere para dağıtarak onları bu usullerle yanlarına çekmek suretiyle davam etmişlerdir. Bölgede bazı aşiretler İngilizler tarafından elde edilmiş ve hükumete karşı ayaklandırılmıştı. Hükumet kuvvetleri bir yandan asayişsizliği yoluna koymaya çalışırken diğer taraftan da siyasi hareketlere engel olmaya uğraşıyorlardı. Çıkan ayaklanmalar, 13.'üncü Kolordu birliklerini oldukça güç duruma sokmuştu. Bu sebeple Urfa, Maraş, Antep bölgelerinde yapılan Milli Mücadeleye yardım için birlikler gönderilemiyordu. İngiliz ve Fransızların Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu işgal hareketleri 15 Eylül 1919'da yapılan Suriye Antlaşması'yla yeni bir yön kazandı. Bu anlaşmaya göre Musul bölgesini elde eden İngiltere, 1 Kasım 1919 tarihinde Adana, Maraş, Antep ve Urfa'dan çekilerek yerini Fransa'ya bırakmıştı. Bunun üzerine Fransızlar, 11 Aralık 1918'de Dörtyol'a, 17 Aralık 1918'de de Mersin'e çıkarma yaptılar. Antlaşma ile İngiltere, Fransa'yı Güneydoğu Anadolu'da sonuç alamayacağı bir maceraya sevk ederken, bu devletin diğer bölgelerde kendilerine olan direncini de kırmak istiyordu. Antlaşmadan her iki devlette memnun görünüyordu. İngiltere petrol bölgesi Musul'u, Fransa ise Musul petrollerinin akacağı İskenderun Körfezi ve kendi deyimleriyle Alp Dağlarına sahip bir Nil deltası olarak gördükleri Çukurova'yı elde etmişti. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra İngiltere Hindistan yolu üzerindeki bu bölgeyi ele geçirmek için faaliyete geçti. Filistin, Irak ve Suriye Cepheleri'nde tek başına savaşın bütün yükünü çeken ve Osmanlı Devleti'ni yenen İngiltere, bu nedenle Fransa'yı, Mondros Mütarekesi görüşmelerine katmamıştı. İngiltere'nin amacı, gizli antlaşmalar gereğince Fransa'ya vermesi gereken Musul'u, kendi elinde tutmaktı. Bununla birlikte, İngiltere, tampon bölge fikrinden vazgeçmemiş, ancak savaş sona erdikten sonra stratejisini değiştirerek, tampon bölgenin sınırını daha kuzeye doğru çekmeye ve genişletmeye çalışmıştır. Orta Doğu'da istedikleri yeni düzeni kurmak için Mondros Mütarekesi'nden sonra Musul dahil bütün Irak bölgesini ve Güneydoğu Anadolu'yu işgal eden İngilizler, Türkleri İngiliz menfaatleri çerçevesinde bir anlaşmaya zorluyordu. Bunu sağlamak amacıyla, Batı'daki Yunan harekatı ve Doğu'daki Ermenileri kullanıyorlardı. Ermenilerin yanına Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Türk vatandaşlarını da katmak isteyen İngiltere, bu amaçla bölgede etnik sorunlar çıkartmaya çalışıyor ve bölücülük faaliyetlerinde bulunuyordu. Bu girişimleri ile Anadolu'da oluşan milli faaliyetlere engel olmak istiyorlardı. Anadolu'daki Türk Milli Mücadele Hareketi ile Suriye'deki Faysal Hükumeti arasında kurulan ilişki, Şam doğumlu bir Türk olan Kurmay Albay Yahya Hayati Bey'e Faysal tarafından Suriye başkomutanlığının teklif edilmesiyle başlamıştı. Yahya Hayati Bey'den faydalanmak isteyen Suriye Kralı Faysal, Yahya Hayati Bey'e bir mektup göndererek Suriye Ordusunun Başkumandanlığını teklif etmişti. Yahya Hayati Bey, arkadaşı Mustafa Kemal Paşa'dan izin alarak, Suriye'ye gelmiştir. Hayati Bey'in tesiri ile Faysal Suriyesi ve Türk Ulusal Hareketi 1919 yılından itibaren ortak düşman Fransa'ya karşı birlikte hareket etme kararı aldı. Bu dönemde Mustafa Kemal, Suriye'deki Faysal taraftarlarını destekledi ve cesaretlendirdi. Hayati Bey'in teşvikiyle, Atatürk'le iş birliği hususlarını görüşmek üzere Ankara'ya Binbaşı Bedi Bey ve Sait Haydar Beylerden kurulu bir heyeti gizlice gönderen Faysal da bu desteği karşılıksız bırakmadı. Ancak İngilizlerin bunu haber alması üzerine Faysal heyeti geri çağrılır. Mustafa Kemal Paşa, Ortadoğu'daki tüm Araplara, Afganistan'a ve Hindistan'a kadar tüm İslam dünyasına bildiriler göndermekteydi. Şeyh Ahmet Şerif es-Sunusi de Mustafa Kemal Paşa'ya hizmet etmeye hazır olduğunu bildirmişti. 1916'da İngiliz-Fransız Sykes-Picot gizli anlaşmasına göre, İngilizler 3 Kasım 1918'de Musul'u, Musul Vilayeti'nden başka 9 Kasım 1918'de de İskenderun'u, 6 Aralık 1918'de Kilis'i, 17 Aralık 1918'de Antep'i, 22 Şubat 1919'da Maraş'ı ve 24 Mart 1919'da Urfa'yı işgal etmiş ve askeri harekatı yönünde genişletmişti. İngilizler Fransa'ya karşı bir pazarlık konusu olarak işgal ettikleri petrol sahası Musul vilayetiyle birlikte Kilis, Cerablus, Birecik, Urfa, Maraş ve Antep'i 15 Eylül 1919'da Paris'te yaptıkları anlaşmayla Fransızlara devrini kararlaştırmışlardı. Böylelikle İngilizler kendileri için riskli olmaya başlayan bu bölgeyi Fransızlara bırakarak onları Türklerle karşı karşıya bıraktılar Türklerin, Anavatanlarına dahil bu toprakları nasıl olsa yabancılara bırakmayacaklarını anladıklarından, Fransızların dikkatini Klikya bölgesine toplayarak petrol bölgesini alma imkanına kavuştular. Batılı devlet adamları, diplomatlar ve tarihçiler tarafından 19. yy. da Şark Meselesi adıyla tanımlanan Doğu Sorunu, Osmanlı İmparatorluğu tarafından yönetilen topraklarda Batı egemenliği çekişmesinin aldığı biçimdir. Batılı devletler ve Rusya tarafından suni olarak ortaya atılan Şark Meselesinin uzantılarıyla; Osmanlı topraklarındaki Kürt ve Ermenilerin Osmanlı'ya karşı kışkırtılması ve bölgede hiç bitmeyen ve her daim kaşınan günümüze kadar gelen mezhep ve etnik savaşlarla halen burun buruna yaşamaktayız. Eserde, 103 yıl verdiğimiz Milli Mücadele şartlarının sınır bölgelerimizde devam ettiğine dikkat çekiliyor. Günümüzde inşa edilen Kerkük-Yumurtalık boru hattı ile gerçekleştirilmeye çalışılan Bakü-Ceyhan petrol boru hattı düşünüldüğünde bu devletlerin yıllar öncesinden İskenderun Körfezi'nin stratejik konumunu dikkate almış olmaları dikkat çekicidir. 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa, buradan başlattığı İstiklal Mücadelesinin ilk neticesini Güney Cephesi'nde almıştı. Ali Fuat Paşa, Sivas Kongresi'nden sonra Ankara'ya geldiğinde, Heyet-i Temsiliye'ye iki önemli teklifte bulundu. Bu tekliften birisi Heyet-i Temsiliyenin Ankara'ya gelmesi, diğeri işgal altında olan güneydeki Adana, Antep, Maraş ve Urfa'nın kurtarılması için hazırlıklara girişilmesi idi. Ali Fuat Paşa, bu konuda 3. Kolordu Kumandanı Miralay Çolak Selahattin Bey'le hazırlamış olduğu raporu Heyet-i Temsiliye'ye sundu. Mustafa Kemal Paşa, Fransızlarla Ermenilerin Maraş'tan Antep'e yürüdükleri bilgisini aldıktan sonra, 12 Ekim 1919 tarihinde Kılıç Ali'yi Milli Kuvvetler teşkilatını kurmak üzere görevlendirdi. Eserde, 1. Dünya Savaşı Sonrası İngiliz ve Fransız Emperyalizmi, Orta Doğu'nun İşgalinde Ayıntap ve Suriye, Ali Şefik Özdemir'in Ayıntap Savunması, Halep Heyet-i Merkeziyesi, Suriye-Filistin Müdafaa-i Kuvayı Osmaniye Heyeti, Suriye'de Türk Örgütlenmesi ve Faaliyetleri, Suriye'deki Arap Milliyetçileriyle Türk Müdafaa-i Hukuk Hareketi Arasındaki İlişkiler ana temaları ele alınarak günümüze ışık tutulmuştur. 103 yıl önce Heyet-i Temsiliye'nin Güney Cephesi için planladığı ve gerçekleştirdiği mücadele sonunda bölgede tutunamayan Fransızlar barış arayışlarının ilk işaretini vermeye başlamışlardı. Çalışmamıza konu olan bu mücadele ile günümüze gönderme yapılıyor ve okuyuculara tehlikenin halen devam ettiği anlatılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/nilde-olum-filmini-musluman-ulkeler-yasakliyor/", "text": "Nil'de Ölüm adlı film gösterime girdiği Müslüman ülkelerde vizyondan çekiliyor... Önce Kuveyt, ardından Lübnan şimdi de Tunus'ta gelen tepkiler nedeniyle film gösterimden kaldırıldı. Nil'de Ölüm filmini Müslüman ülkeler yasaklıyor. Gal Gadot'un rol aldığı Nil'de Ölüm filmi şimdi de Tunus'ta yasaklandı. Nilde Ölüm filmi Müslüman ülkelerde yasaklanıyor. Tunus'ta film karşıtı gösteriler yapıldı. İsrailli oyuncu Gal Gadot'un rol aldığı Nil'de Ölüm filminin gösterimi nedeniyle yaşanan protestolar, yasaklamayı getirdi. Nil'de Ölüm filmine Müslümanlar neden tepki gösteriyor? Sorunun cevabı çok açık. Önce Kuveyt ardından Lübnan'da Nil'de Ölüm filmi gösterimden kaldırılmıştı. Filmde rol alan Gal Gadot, Müslümanların tepkisini çekiyor. Siyonizm karşıtı kadın hareketinin Başkanı Kaouther Saida Chebbi, Filmin başrol oyuncusu kadın İsrailli ve İsrail ordusunda eğitim gördü ayrıca Filistin topraklarının kolonizasyonunu da destekliyor dedi. Film İsrailli oyuncu Gal Gadot'un geçmişte yaptığı açıklamalar nedeniyle tepkiyle karşılanmıştı. İsrailli oyuncu, 2 bin 251 Filistinlinin öldüğü 2014 Gazze Savaşı sırasında İsrail ordusunu öven ve Hamas'ı eleştiren mesajlar paylaşmıştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/nur-ulubil-sanat-ve-antika-fuarinda-400uncu-tablosuyla/", "text": "İstanbul Ressamı olarak anılan Nur Ulubil, İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nda 'Babylons & IAAF Sanat ve Antika Fuarı'nda 400'üncü tablosuyla yer alıyor. Nur Ulubil Sanat ve Antika Fuarı'nda 400'üncü tablosuyla yer aldı. İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nda 'Babylons & IAAF Sanat ve Antika Fuarı' sanatseverlerden yoğun ilgi görüyor. Sanat ve antika fuarında ressamlar, heykeltıraşlar, galeriler, plastik ve görsel sanatçıların yapıtlarının yanı sıra antikalar objeler, mücevherler, tasarım ürünleri sergileniyor. Sanat ve Antika Fuarı 10.00 ile 20.00 saatleri arasında gezilebiliyor. Fuarda, sanat dünyasının öncü isimleri bir arada adeta sanat şöleni yaşatıyor. Fuarda ressamlar, heykeltıraşlar, galeriler, plastik ve görsel sanatçıların yapıtlarının yanı sıra tarihimize iz bırakmış antikalar objeler, mücevherler, tasarım ürünleri sergileniyor. Fuarda yerli katılımcıların yanı sıra İran, Rusya, Azerbaycan ve Ukrayna'dan gelen yabancı sanatçıların eserleri de yer aldı. Fuarda sanatçılar, ürettikleri eserleri sanatseverlerin beğenisine sunarken yaptığı yağlıboya eserlerinde İstanbul'u anlatan ve sektörde adı İstanbul Ressamı olarak anılan Nur Ulubil de fuara bu kez değişik bir eseri ile katıldı. Sanatçı pandemi nedeniyle sürekli resim yaptığını belirtirken Bu kez Karayiplerin doğasını tuvale aktarmayı düşündüm. Ve bunu 20 günde gerçekleştirdim. Fuara da tek eserimle katıldım. Çünkü bu resim benim sanat yaşamımda yaptığım 400'ncü resim. Bu nedenle benim için değerli dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/nuran-uzun-turan-oykuleri-ile-edebiyat-dunyamizda/", "text": "Nuran Uzun Turan öyküleriyle edebiyat dünyamızda sağlam adımlarla yürüyüşünü sürdürüyor. Nuran Uzun Turan öyküleri ile edebiyat dünyamızda yeni yazarlar arasında yerini aldı. Edebiyatın 'öykü' dalında üretim yapan Nuran Uzun Turan, Kent Öyküleri adlı kolektif eserde Sahibini Bekleyen Mektuplar adlı öyküsü ile okurlarla buluştu. Barış İnce, Nebil Özgentürk, Haydar Ergülen, Şükrü Erbaş ile birlikte toplam 41 yazarın eserlerinin bulunduğu Kent Öyküleri, Yegane Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı. İzmir Yazı Atölyesi'nde Barış İnce eğitmenliğinde kendilerini geliştiren yeni yeteneklerin eserleri ile edebiyatımızda önemli yerleri bulunan yazarların eserleri aynı kitapta buluşturuldu. Nuran Uzun Turan da aynı atölyede eğitim gören öykü yazarlarından... Ancak onun okurlara ulaşan ilk öyküsü Sahibini Bekleyen Mektuplar değil. Nuran Uzun Turan öyküleri daha önce de 3 ayrı kitapta yer aldı. Umutlu Öyküler, Hayatı Kaçırma Sen Bir Yolu Var İstersen, Türk İllerinde Çocukluk günleri adlı kolektif kitaplarda Nuran Uzun Turan öyküleri ile okurlarla buluşmuştu. Hayatı Kaçırma Sen adlı kitaptaki öyküler Türkiye genelinde 600 eser arasından seçilerek basılmıştı. Kitabın geliri Kas Hastalıkları Derneği'ne bağışlandı. Türk İllerinde Çocukluk Günleri adlı kitap ise Türk Cumhuriyetlerinden ve Türkiye'nin farklı illerinden amatör ve profesyonel yazarların çocukluk öykülerinden oluşuyor. Geliri ile elliye yakın üniversite öğrencisinin eğitim öğretim hayatına destek olunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/odul-alanlar/", "text": "Yerli polisiye dalında düzenlenen Kristal Kelepçe Ödülleri'nin 2023 yılı sahipleri... 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bir filmin jüri tarafından... Yeşilçam filmlerinin kadın sesi Belkıs Özener, \"Orhan Kemal Emek Ödülü\"nü... 13. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 'Onur Ödülleri' Ayşenil... Bosna Hersek'te düzenlenen 29. Saraybosna Film Festivali başladı. Festivalin... Polisiye edebiyat tutkunlarının merak ve heyecanla bekledikleri 2023 Kristal Kelepçe... Opera dünyasının en önemli ve saygın ödüllerinden biri olan 'Semiha... Nitelikli edebiyata gönül veren yazar adaylarına destek olmak, çağdaş Türk... İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 42. İstanbul Film... 31 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 26. Uçan Süpürge... Nuri Bilge Ceylan, Cannes'da yeni filmi 'Kuru Otlar Üstüne' ile... 2022 yılının Talat Sait Halman Çeviri Ödülü çevirmen Zafer Ceylan'ın oldu. Haliç Goldenhorn Uluslararası Film Festivali ikinci yılında sinema dünyamızda gelenekselleşme... 12-30 Kasım 2022 tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle İstanbul'da seyircisi ile... Siyahilerin yaptığı müzikte en iyi çalışmaların değerlendirildiği Soul Train Ödülleri'ne... 2. Ulusal Sait Faik Hikaye Yarışması için başvuralar başladı. Son... Öykü dalında düzenlenen Edebiyatist Kristal Kalem Ödülü 2022 finalistleri açıklandı.... Altın Koza Ulusal Belgesel Film Yarışması'nda yarışacak 10 film belirlendi.... 1. Tomris Uyar Öykü Yarışması kazananları için özel bir ödül... Almanya'nın prestijli edebiyat ödüllerinden Uluslararası Hermann Hesse Ödülü bu yıl..."} {"url": "https://724kultursanat.com/odullu-film-ceviz-agaci-ne-zaman-vizyona-giriyor/", "text": "Yönetmenliğini Faysal Soysal'ın yaptığı ilk Türkiye-İran ortak yapımı Ceviz Ağacı filminin vizyon tarihi belli oldu. Ödüllü film Ceviz Ağacı ne zaman vizyona giriyor? Yurtdışında ve yurtiçinde aldığı ödüllerle dikkat çeken Ceviz Ağacı vizyona girmeye hazırlanıyor. Yönetmenliğini Faysal Soysal'ın yaptığı Ceviz Ağacı filminin vizyon tarihi açıklandı. Ceviz Ağacı 11 Mart'ta sinemada vizyona giriyor. Filmin senoryasu da Faysal Soysal'a ait. Ceviz Ağacı filminin oyuncu kadrosunda Serdar Orçin, Sezin Akbaşoğulları, Kübra Kip, Ali Mert Yavuzcan, Şebnem Dilligil, Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Rıza Akın yer alıyor. Ceviz Ağacı filminin çekimleri Türkiye'de Sinema Genel Müdürlüğü'nün ve TRT'nin katkıları ile gerçekleştirildi. İlk Türkiye-İran ortak yapımı olan Ceviz Ağacı filminin görüntü yönetmenliğini Vedat Özdemir, ses operatörlüğünü Mustafa Bölükbaşı üstlendi. Kaplumbağalar da Uçar ve Armut Ağacı filmlerinin kurgucusu Mostafa Khergepoosh filmin kurgusunu; Seyyar Satıcı ve Kertenkele filmlerini ses tasarımcısı Mohsen Roshan filmin ses tasarımını, Bir Ayrılık ve Güneşin Çocukları filmlerinin renk tasarımcısı Hootan Haghshenas filmin renk tasarımını ve Payam Azadi de filmin müziklerini yaptı. Film bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında birçok önemli festivallerde gösterilip toplam 12 Ödüle layık görüldü. Birçok açıdan silik ve pasif bir karaktere sahip edebiyat öğretmeni Hayati, karısı tarafından hor görülüp terkedilir. Bir süre sonra ataerkil özellikteki kasabada kimliği belirlenemeyen bir kadın cesedi bulunur. Hayati cesedin karısına ait olduğunu iddia edip başkasının işlediği cinayeti üstlenir. Peki ama işlemediği bir cinayeti neden üstlenir insan? Film bu sorunun peşinde insanın en saklı, en gölgede kalmış, derin taraflarını aydınlatmaya çalışırken tutunamayış, kadın cinayetleri, şiddetin binbir yüzü, edebiyat, tutkular ve pişmanlıklar gibi uğraklarıyla dünya yüzünde insan için özne olarak var olmanın imkanını sorguluyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/oglumun-tercihi/", "text": "Kemerburgaz Kent Ormanı'ndaki Gençlik Festivali'ne baba-oğul birlikte gittik. Yaşlı Amca, Cem Yılmaz ve Fatma Turgut sahnedeydi. Açık hava sinema keyfimiz sağanak yağmurla yarım kaldı. Kemerburgaz Kent Ormanı'nda bu yıl ilki düzenlenen Gençlik Festivali renkli görüntülere sahne oldu. Yaşlı Amca, Cem Yılmaz ve Fatma Turgut'un sahne aldığı ilk günde biz de oradaydık. 40 artıyım. Kendimi son dönem genç sayıyorum. Hafta sonu Kemerburgaz Kent Ormanı'nda bu yıl ilki gerçekleştirilen Gençlik Festivalindeydim. Katılmayı Alfa kuşağı oğlum Mir Efe istedi. Çocukluktan gençliğe geçişini hissettirdiği ilk somut adımıydı bu talebi. Sonradan Instagram'da attığı postta Kendi tercihimle gittiğim ilk konserim yazdı. Oğlumun tercihiyle baba oğul gittiğimiz ilk festival oldu. Onu, arkadaşıyla birlikte festivale çeken alternatif rock grubu Yaşlı Amca'ydı. Minderlerini kapıp sahne önünde yer kapacak, uzun süre sıkılmadan konserin başlangıç zamanını bekleyecek kadar büyük sevgileri vardı gruba. Benim birini bile bilmediğim şarkılarına eşlik ettiler. Bir şarkılarının nakaratında Sevgisizliğine bir kalp ver diyorlardı, tuttum. Meğer çok popülermiş, okurken gülüyorsunuzdur belki, benim için yeniydi. Az sonra konserleri bitince, yakınında bulunduğum diğer taraftaki sahnede Pek Yakında filmi başladı. Yazdığı, yönettiği ve oynadığı filmin perde arkasını seyircilerle paylaşan Cem Yılmaz da sahnedeydi. Önce katılımcıları selamlayan komedyen, girizgahta bulunurken çevresinde dönen drone'u fark etti ve Geldiler dedi. Sahnenin önündeki çocuğu görünce Hala çocuk yapan var mı? diye sordu. Böyle kirli bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum söylemini hatırlattı ve Nöbetçi eczane bulunamadı demek? dedi. Çocuğun tek çocuk olduğunu öğrenince de Bende de tek çocuk var. Yapabilirim, bağlatmadım, bağlatabilirim de ama... diye espri yaptı. Film akışını sık sık kesen komedyen, yardımcı yönetmen Tolgay Ziyal'ı andı, oyuncular Özkan Uğur, Ayşen Gruda, Enis Fosforoğlu, Yılmaz Köksal ve Süleyman Turan'ı kocaman alkışlattı. Filmle ilgili dipnotlar veren Cem Yılmaz, kelle sahnesinde hikayeyi müzisyen Ayhan Sicimoğlu'ndan dinlediğini anlattı. Kadıköy'deki limon satıcısından esinlenen Özkan Uğur'un 2 limon 1 lira cümlesiyle ses çalışması yaptığını belirterek Acayip dinleyen bir aktördür. Canım benim dedi. Cengiz Bozkurt'un filmdeki uzun kıvırcık saçları için O saçlar babamın saçlarıydı diyen komedyen, filmde Yaşa Fenerbahçe repliği bulunan fanatik Beşiktaşlı Zafer Algöz'ün senaryoda yazmadığı halde Doğma büyüme Beşiktaşlıyım dediğini aktardı. Zafer Algöz'ün Çağlar Çorumlu'yla birlikte yattıkları sahnenin televizyonda hiç gösterilmediğine işaret eden Cem Yılmaz, gülerek Bu sahneyi kesiyorlar dedi. Bir ara Anadolu'dan gelen sandık sonuçlarını espri konusu yapan komedyen, bir zaman sonra da Pek Yakında filminin 6,5 milyon dolara çekildiğini hatırlatarak, yatırım maliyetinin TL karşılığını hesapladı ve Şu anda bu paraya film mi çekilir, çok pahalı her şey dedi. Sağanak yağmur aniden bastırınca, Cem Yılmaz'la açık hava sinema keyfi yarım kaldı. Katılımcılar araçlarına koşuştururken komedyen elektrik kaçağına karşı uyarıyordu. Cem Yılmaz'ı, o da benim ısrarımla, sadece 10-15 dakika dinledikten sonra yanımdan ayrılıp festival alanında tura çıkan oğluma ulaştım ve programı Fatma Turgut'u dinleyemeden bitirdik. Mir Efe Tüh, bir soru soracaktım dedi. Merak ettim. Küfürbaz komedyene, ona başarıyı getiren ilham kaynağını soracaktı."} {"url": "https://724kultursanat.com/oguz-atay-kendi-sesi-ile-goruntusu/", "text": "Oğuz Atay kendi sesi ve görüntüsü ile karşımızda. TRT'deki bir programda edebiyat hakkında konuşurken, kendisine yakın olarak hangi yazarı gördüğünü anlatıyor. Tutunamayanlar'ın belki de ana hattıyla ilgili ipucu işte bu yayında ortaya çıkıyor. Tutunamayanlar ülkemizde çok beğenildi. Gelecek yıllarda da okunacak olan bir eser olarak karşımızda. Tehlikeli Oyunlar ve Tutunamayanlar kitapları ile Oğuz Atay okurların gönlünde ayrı bir yerde duruyor. Ancak Oğuz Atay'ın çok fazla görüntüsü, videosu yok. Nadir görüntülerinden birini izleyerek, Onun'la ilgili yeni fikirler oluşturabiliyoruz. OĞUZ ATAY'ın YENİ FOTOĞRAFLARI ORTAYA ÇIKTI... İlginizi çekebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/oguz-atayin-gunlugunu-olu-evinden-kim-aldi/", "text": "Oğuz Atay'ın günlüğünü ölü evinden kim aldı? Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, ilginç bir soruyu yine Sefa Kaplan'ın son kitabı eşliğinde köşesine taşıdı. Sefa Kaplan'ın Oğuz Atay Sözlüğü sadece edebiyat çevrelerinde değil, merak uyandıran 'kayıp günlük' meselesiyle farklı dünyalarda da ilgi uyandırdı. Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, Türkiye'de 70'li, 80'li kuşağı çok etkileyen, bugün de hala etkisini sürdüren 'Tutunamayanlar' romanının yazarı Oğuz Atay'ın 13 Aralık 1977'de hayatını kaybettiğini hatırlattı. O geceye ait bir olayın Türk edebiyat çevrelerinin hala çok konuştuğu bir sır olarak kaldığını belirten Özkök, 'En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı' başlığıyla yayımlanan yazısında tam anlamıyla bir 'Upper Cihangir dedektifliği' yapacağını söyledi. İhsan biraz temkinli yazmış. Ben olayı ondan alıp tam anlamıyla bir 'Upper Cihangir seviyeli magazinine' çevireceğim. Tabii özel uzmanlık alanım olan 'olay yeri inceleme' bilgilerimi de katarak. Olay bir 'Upper Cihangir' olayı ama olay mahalli Yeniköy.... Oğuz Atay uzun süredir beynindeki bir tümörle yaşıyordu. O gece bazı arkadaşları ile birlikte Yeniköy'deki evindeydi. Uzun süre dönmeyince arkadaşları merak edip banyonun kapısını çaldı. Ses gelmeyince kilidi kırıp içeri girdiler. Türk edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Oğuz Atay yerde cansız yatıyordu. O gece evinde kimler vardı tam bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz. Onu evinde sık sık ziyaret eden bazı genç hayranları vardı. O gece evde kahverengi kaplı bir dosya vardır. Kimine göre salondaki sehpanın üzerinde, kimine göre ise çalışma masasının üzerinde durmaktadır. O günlerde Oğuz Atay'ın güncesini yazdığı söylentileri dolaşmaktadır. Tabii herkes bu gizemli yazarın mahrem dünyasını merak etmektedir. Eve girip çıkanların söylediğine göre, o günce işte o kahve renkli dosyanın içindedir. Ve Oğuz Atay'ın öldüğü gece o kahverengi dosya kaybolur. Atay'ın ölümünden sonra teşhis edilemeyen biri evin balkonuna tırmanıp içeri girmiş ve dosyayı almıştı. Daha iyi niyetli yorumlar da vardı. Yakın çevredeki hayranlardan biri, bu güncenin başka ellere geçip kaybolmasını önlemek için almıştı. Herkesin merak ettiği günce Gürsel Göncü'nün elindeydi. Göncü bu sırrını önce ünlü çevirmen ve yazar Cevat Çapan'a açtı. Belki de onun tavsiyesi ile günceyi o günlerde Milliyet gazetesinde çalışmakta olan Enis Batur ve Ömer Madra'ya götürmüştü. 1977 yılında ölüm gecesi Yeniköy'deki evden esrarengiz şekilde kaybolan günce 1984 yılında Milliyet gazetesinde dizi olarak yayınlanacaktı. Enis Batur ve Ömer Madra daha sonra günceyi Murat Belge'ye götürecek ve o da 1987 yılında, İletişim Yayınları'ndan yayınlayacaktı. O nedenle Sefa Kaplan'ın kitabını merakla bekliyorum. Kitabı beklerken de ölüm evinde başlayan ve bir Agatha Christie romanı haline dönüşen bu Upper Cihangir thriller'ının kahramanlarının kim olduğuna bir bakalım. Engin Ardıç: Gazeteci ve yazar. Cumhuriyet, Politika, Dünya, Star gazetelerinde çalışmış. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde okumuş. Bu arada Playmen dergisinde de yazmış. Şimdi Sabah gazetesinde yazıyor ve iktidarın en hızlı kalemşoru. Barlas Özarıkça: Kütüphaneci, roman yazarı ve gazeteci. Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Varlık dergisinde Seks Aşkı Öper ve Ayna Giyinen Şişko başlıklı denemeleri yayınlandı. Ayhan Aktar: Profesör, yazar ve gazeteci. Boğaziçi mezunu, ünlü sosyolog Prof. Mübeccel Kıray'ın asistanıydı. Taraf gazetesinde yazıları yayınlandı. Halen Bilgi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Gürsel Göncü: Kaybolan günceyi 7 yıl sonra Enis Batur'a o götürdü. Cumhuriyet gazetesi ve Aktüel dergisinde sayfa sekreterliği yaptı. Yeni Yüzyıl gazetesinde yazıişleri müdürü olarak çalıştı. Gezi olayları üzerine yazdığı yazıların sansürlenmesi üzerine NTV Tarih dergisinden ayrıldı. Dönemin liberal diye bilinen yazarlarından biri. Enis Batur: 12 Eylül darbesinden sonra Ankara'dan İstanbul'a göç eden Türkiye'nin yeni felsefe ekibinden. Türk entelektüel dünyasının en tanınmış şair ve denemecilerinden. 1970'lerin en ünlü kültür ve felsefe dergisi olan Yazı'yı çıkardı. Daha sonra Gergedan dergisinin editörlüğünü yaptı. Cumhuriyet gazetesinde yazıları yayınlandı. Yapı Kredi Yayınları'nı yönetiyordu ve şimdi de Kırmızıkedi Yayınları'nın başında. Ömer Madra: O da Ankara kökenli yazar, akademisyen, gazeteci... Ama herkes onu Cihangir'in TRT'si olarak bilinen Açık Radyo'nun kurucusu olarak tanıyor. Büyük bir iklim aktivisti. Yeni Binyıl gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Bu arada Engin Ardıç'ın Playmen geçmişi gibi onun da bir Playboy dergisinde yazarlık mazisi var. Murat Belge: Oğuz Atay'ın ölümünden 10 yıl sonra günceyi basan İletişim Yayınları'nda ön planda görünen isim. Demokrat Partili bir milletvekilinin oğlu. Ama sonradan Türk sol tarihinin en önemli teorisyenlerinden biri oldu. Türk solunun ilk Althusser'cisi. Ünlü Birikim dergisinin gayriresmi başyazarı. Cumhuriyet ve Taraf gazetelerinin yazarı. Şimdi T24'te yazıyor. Osman Kavala: Bir de bu olayda hiç adı geçmeyen biri var. Osman Kavala. Türkiye'nin en zengin ailelerinden birinin oğlu. Ama bütün hayatını ve servetini Türkiye'de demokrasinin ve insan haklarının gelişmesine vakfetmiş. 1987 yılında Oğuz Atay'ın güncesini basan İletişim Yayınları'nın gizli finansörü de o. Halen cezaevinde."} {"url": "https://724kultursanat.com/omer-seyfettinin-oykulerinde-cocuklugun-firtinalari-soylesi/", "text": "Ömer Seyfettin'in Öykülerinde Çocukluğun Fırtınaları başlıklı söyleşi Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenecek. Necdet Neydim ve Talat Parman olacak. Loca'da düzenlenecek olan söyleşi saat 18.30'da başlayacak ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacak. Ömer Seyfettin 1909-1919 tarihleri arasında yazdığı beş öyküde çocukluğun fırtınalarını ele alır. Bunlar aynı zamanda çocuksu ruhsallığın temel sorgulamalarıdır: İlk Cinayet, İlk Namaz, Kaşağı, And ve Falaka başlıklı öyküler önce kökensel şiddetin ve cinsiyet ayırımının keşfini, sonra kardeş kıskançlığını ve toplumsal kardeşliği ve son olarak erişkinler dünyasının şiddetle yoğrulmuş acizliğini konu edinmişlerdir. Ömer Seyfettin'in bu öyküleri içinde yaşadığı tarihsel dönemin politik fırtınalarının etkisiyle yazılmış olsalar da çocukluktan erişkinliğe geçişi sağlayan ve evrensel olarak kabul edebileceğimiz temel sorgulamaları ele almaktadır. Yazar çocukluğuna dönük yazdığı öykülerinde ve faklı dönem ve ortamları betimlerken anlatılanı görselleştiren bir dil kullanır. Dahası çocuğun psikolojik gerçekliğine doğrudan tanıklık yapabilen ve bunu metnine, yaşamın kendi gerçekliği ve çocuğun yaşamın içindeki duruşunu onu algılayışı, duyguları, travmaları ve sorunları yansıtabilmesi açısından hiç de yabana atılmayacak bir açıklıkta yansıtan bir yazar olarak öne çıkar. Çocuğu ne kutsallaştırır ne de onu acımasızca suçlar ama yetişkinler dünyasının içinde çocuğun varlığını, kimliğini, öznelliğini korumasının hiç de kolay olmadığını ve bu dünyanın çocuğa bütünüyle yabancı olduğunu vurgular. 11 Şubat Cuma günü saat: 18:30'da Loca'da yapılacak söyleşide psikanalist Talat Parman ve çocuk edebiyatı uzmanı Necdet Neydim, belki çocuk edebiyatı yazarı olmayan ama kesinlikle çocukluğun yazarı olan Ömer Seyfettin'in öykülerini kendi çalışma ve bilgi alanlarından yola çıkarak tartışacaklar. Etkinlik Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacaktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/onay-akbas-kisisel-desen-sergisi-250-eserle-besiktasta/", "text": "Onay Akbaş'ın geçtiğimiz yıl Paris'te düzenlenen Çizgi Bir uçtan öbür uca Traits, d'un bout a l'autre adlı kişisel desen sergisi şimdi Beşiktaş'ta sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Onay Akbaş Kişisel Desen Sergisi 250 eserle ilk kez Beşiktaş'ta sanatseverlerle buluşuyor. Beşiktaş Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan sergi 30 Mart 30 Nisan 2022 tarihleri arasında tarihi Hüsrev Kethüda Hamam'ında, sanatseverleri ağırlayacak. 2021 Eylül-Ekim aylarında Paris Galerie Heart'da düzenlenen, kapsamlı eskiz-desen çalışmalarının yer aldığı Çizgi Bir uçtan öbür uca Traits, d'un bout a l'autre adlı kişisel desen sergisi şimdi Beşiktaş'ta sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. Ressam Onay Akbaş, sanatsal çalışmalarını 34 yıldır yaşadığı Paris'te sürdürüyor. Onay Akbaş, bu sergisinde 1984 2022 yılları arasında ürettiği eserlerinin, özenle saklanmış eskizlerini ve desenlerini bir araya getiriyor. Fikirden esere ulaşan yaratım sürecindeki serüveninin kapılarını aralayarak sanatseverleri eserlerinin mutfağına davet ediyor. Günümüzde, çeşitli koleksiyonlarda yer alan eserlerinin bir araya getirilmiş eskizleri sayesinde sanat severlerin ve koleksiyonerlerin de sanatçının, eserlerinin tamamıyla ilgili bütünleyici bir fikir sahibi olmalarını hedefleyen bu sergide; 250 eskiz ve desen sanatseverlerin beğenisine ve izlenimine sunuluyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/onay-yilmaz-romani-tefrika-olarak-milliyette-yayimlanacak/", "text": "Türk medyasında tefrika roman yayın geleceği geri döndü. Milliyet gazetesi polisiye yazarı Önay Yılmaz'ın Bodrum'da Mandalina Cinayetleri adlı romanını tefrika olarak okurlara ulaştıracağını duyurdu. Romandan bir bölüm gazetede yayınlanacak. Önay Yılmaz romanı tefrika olarak Milliyet'te okurlarla buluşacak. Gazeteci kökenli polisiye roman yazarı Önay Yılmaz'ın Bodrum'da Mandalina Cinayetleri adlı romanı Milliyet gazetesinde tefrika olarak basılacak. Tefrika roman nedir? Türk edebiyatında hayli kıymetli bir yeri bulunan tefrika roman yayımlama geleneği gazeteler aracılığıyla yapılan bir yayıncılık türüydü. Daha önce basılmış ya da ilk kez okurla buluşacak olan romanlardan bir bölüm her gün gazete sayfasına basılırdı. Gazete okurları sadece haber okumaz her gün o eseri takip ederdi. Tefrika roman geleneğinde Türk edebiyatı çok önemli eserler ve yazarlar kazanmıştır. Ancak artık bu gelenek gazeteler tarafından çeşitli gerekçelerle sürdürülemez olmuş ve sona erdirilmişti. Şimdi medyada tefrika roman geleneği geri dönüyor. Milliyet gazetesi birinci sayfasından yaptığı duyurusunda polisiye roman yazarı Önay Yılmaz'ın yeni eserinin tefrika olarak okurlarla buluşacağı açıklandı. Önay Yılmaz'ın onbirinci romanı Bodrum'da Mandalina Cinayetleri, pazartesi gününden itibaren her gün bir bölümü Milliyet gazetesinin sayfalarında yayımlanacak. Tefrika roman, daha sonra Milliyet Yayınları tarafından kitap olarak basılacak. Milliyet Gazetesi böylece, yıllar sonra tefrika roman yayımını yeniden canlandırarak bir ilke imza atacak ve okurlarına bir nostalji yaşatacak. Yayımlamış olduğu birbirinden ilginç eserlerle bir zamanların efsanesi olan Milliyet Gazetesi Yayınları da, çok yakında yeniden kitap basımına başlayacak. Önay Yılmaz, bir dönem habercilik yaptığı gazetesine bu kez romancı olarak dönmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Yılmaz Çok sevdiğim gazetemle yolum bu kez haberci olarak değil, roman yazarı olarak kesişti. Hem bu romanımın gazetem Milliyet'te yayımlanmasından, hem de Milliyet Gazetesi'nin yeniden kitap yayınlarına başlayacak olmasından dolayı çifte bir mutluluk yaşıyorum. dedi. Yılmaz, pandemi nedeniyle kapanma süresince gazetede her gün yayımlanacak olan tefrika romanında, Bodrum'da yaşanan müteahhit cinayetlerini konu alıyor. Bodrum'da ardı ardına öldürülen müteahhitler, polisi harekete geçirir. Komiser Hayrettin Ayvaz, kurbanlarını öldürdükten sonra maktullerin ağızlarına mandalina yerleştiren, ayrıca Mandalinaları unutmadım yazılı bir de not bırakan hayalet katili, Bodrum'un sokaklarında nefes nefese kovalayarak, cinayetleri aydınlatmaya çalışır. Gazetecilikten ayrıldıktan sonra roman çalışmalarına yönelen Yılmaz'ın yedisi polisiye olmak üzere yayımlanmış 10 eseri bulunuyor. Yılmazın romanları şöyle: Nazilerle Beş Yıl, Bandırma Yolcuları, Türkler, Poseidon'un Laneti, Ölüm Deltası, Heybeliada Cinayetleri, Günbatımı Cinayetleri, Senin de Canın Yanacak, Av, Seni Hiç Aldatmadım."} {"url": "https://724kultursanat.com/oppenheimer-tum-zamanlarin-rekorunu-kirdi/", "text": "Bilim kurgu türündeki Oppenheimer, 2. Dünya Savaşı filmleri arasında tüm zamanların en çok hasılat elde eden filmi oldu. Oppenheimer tüm zamanların rekorunu kırdı. 2. Dünya Savaşı filmleri arasında Oppenheimer tüm zamanların en çok hasılat elde eden filmi oldu. Yılın en çok dikkat çeken filmlerinden olan Oppenheimer Christopher Nolan imzalı. Atom bombasının yapılışını konu alan Oppenheimer tüm zamanların en çok gişe hasılatını elde eden 2. Dünya Savaşı konulu film oldu. Filmde Cillian Murphy, Robert Downey Jr, Matt Damon gibi ünlü isimlerin rol aldı. Oppenheimer gişede büyük bir başarı elde etti. Christopher Nolan imzalı film, dünya çapında 550 milyon dolar elde etti. Bu rakamla tüm zamanların en yüksek hasılatını yapan 2. Dünya Savaşı filmi oldu. Oppenheimer filminin konusu ne? Oppenheimer, II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunun Fransa'nın Dunkirk kıyılarında 400 bin askerle sıkışmasını ve tahliye edilmesini konu ediyor. Atom bombasının icadı ve geliştirilme sürecini beyaz perdeye Oppenheimer bilim kurgu türünde bir film. New Mexico'daki Los Alamos Ulusal Laboratuvarında, Fizikçi Julius Robert Oppenheimer ve ekibi uzun çalışmaların ardından bir nükleer silah geliştirirler. Ancak ölümcül icadının Hiroşima ve Nagazaki'de kullanılacak olması, Oppenheimer'ın kendisini projeden uzaklaştırmasına neden olur ve ABD tarafından hedef haline gelir. Kai Bird ve Martin Sherwin'in Pulitzer Ödüllü biyografisi American Prometheusa dayanan film, vizyona girdiği üçüncü hafta, 1 milyon 175 bin 698 seyirciye ulaştı. 22 Nisan 1904 tarihinde dünyaya gelen Julius Robert Oppenheimer, 1925'de Harvard Üniversitesi'nden lisans derecesi ve 1927'de Almanya'da Göttingen Üniversitesi'nden doktora aldı. Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nin fizik bölümüne katılarak, 1936 yılında profesör oldu. Moleküler dalga fonksiyonları için Born-Oppenheimer Yaklaşımı, elektron ve pozitron teorisi üzerine çalışmalar, nükleer füzyonda Oppenheimer-Phillips süreci ve kuantum tünellemesinin ilk tahmini gibi kuantum mekaniği ve nükleer fizik alanındaki başarılar da dahil olmak üzere teorik fiziğe önemli katkılarda bulundu. Öğrencileriyle birlikte nötron yıldızları ve kara delikler teorisine, kuantum alan teorisine ve kozmik ışınların etkileşimlerine de katkıda bulundu. Oppenheimer 1942'de Manhattan Projesi'nde çalışmak üzere işe alındı ve 1943'te, Alman nükleer silah programının başlamasından dört yıl sonra, ilk nükleer silahları geliştirmekle görevlendirilen New Mexico'daki Los Alamos Laboratuvarı'nın direktörlüğüne atandı. 16 Temmuz 1945'te ilk atom bombasının Trinity testinde hazır bulundu. Ağustos 1945'te bu silahlar Japonya'da Hiroşima ve Nagazaki'nin bombalanmasında kullanıldı ve bu olay nükleer silahların silahlı bir çatışmada kullanıldığı tek olay olarak tarihe geçti. Oppenheimer'a 1965'in sonlarında gırtlak kanseri teşhisi kondu ve 18 Şubat 1967'de 62 yaşında Princeton, New Jersey'deki evinde öldü."} {"url": "https://724kultursanat.com/organize-isler-dizisi-unlulerle-dolu/", "text": "Yılmaz Erdoğan sinemada çok sevilen filmi Organize İşler şimdi televizyon dizisi olacak. Dizide yerli ve yabancı ünlü isimler rol alacak. Organize İşler dizisi ünlülerle dolu. Yılmaz Erdoğan'ın filmi 'Organize İşler' şimdi televizyon dizisi oluyor. Organize İşler dizisinde hem yerli hem yabancı ünlü isimler rol alıyor. Dijital yayın platformu Disney Plus, aralarında Halit Ergenç, Şahan Gökbakar, Kenan İmirzalıoğlu ve Cansu Dere'nin olduğu 15 dev isimle anlaşmıştı. Disney Plus son olarak dikkat çeken bir anlaşmaya daha imza atarak seyircileri cezbetmeye çalışıyor. Gazeteci Birsen Altuntaş, bugün Yılmaz Erdoğan Disney Plus'la el sıkıştığını yazdı. Habere göre, anlaşmanın içeriğinde 3 sezonluk Organize İşler dizisi ve 2 de sinema filmi bulunuyor. Yılmaz Erdoğan'ın Disney Plus projelerinde sadece yerli değil yabancı oyuncular da rol alacak. Yılmaz Erdoğan'ın Organize İşler dizisinde rol alacak ünlü isimler arasında Russell Crowe, Andy Garcia ve Cem Yılmaz da bulunuyor. Organize İşler, Disney Plus'ta üç sezon ekrana gelecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/organize-isler-karun-hazinesi-ne-zaman-seyirciyle-bulusacak/", "text": "Yılmaz Erdoğan, Organize İşler serisinde üçüncü film için senaryoyu yazıyor. Organize İşler Karun Hazinesi için senaryo çalışmalarını sürdüren Yılmaz Erdoğan'ın, yeni filmde kimlere rol vereceği merak ediliyor. Yılmaz Erdoğan, Organize İşler serisinin üçüncü filmi Organize İşler Karun Hazinesi'nin senaryosunu yazıyor. Senaryonun tamamlanmasının ardından ise oyuncu kadrosu şekillenecek. Organize İşler Sazan Sarmalı serinin ikinci filmiydi. Filmde Kıvanç Tatlıtuğ, Ezgi Mola ve Bensu Soral gibi ünlü isimler kadrodaydı. Organize İşler Karun Hazinesi film kadrosunda kimler olacak? Şimdiden merak edilen soruların başında geliyor. Organize İşler Karun Hazinesi, adından da anlaşılacağı ve serinin ilk iki filmindeki ana hatta bakıldığında tahmin edileceği gibi bir soygun macerasını seyirciye aktaracak. Organize İşler Karun Hazinesi filmi ne zaman seyirciyle buluşacak? Yılmaz Erdoğan, senaryoyu tamamlayıp oyuncu kadrosunu da belirledikten sonra filmin çekimlerine 2022 yılında başlayacak. Filmin 2022 sonbaharında beyazperdeye gelmesi planlanıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/orhan-pamuk-protestodan-mi-korktu/", "text": "Orhan Pamuk protestodan mı korktu? Açılışı yapılan, Boğaziçi Üniversitesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi, ilk günden tartışmaların odağı oldu. Üniversitedeki Albert Long Hall'da yapılan açılışta konuşma yapması planlanan yazar Orhan Pamuk törene katılmadı. Pamuk'un Nazım Hikmet'le ilgili konuşmasının video kaydı yayımlandı. Pamuk'un katılımı duyurulduğunda, Üniversite Konseyleri Derneği, Nazım Hikmet Kültür Merkezi ile üniversitelerde örgütlü Fikir Kulüpleri Federasyonu Pamuk'un Nazım üzerine konuşma ehliyetinin olmadığını ilan etmişti. Nobelli yazarın olası protestolardan çekindiği için törene gelmediği düşünülürken, herhangi bir eylem olmaması için üniversite yönetimi de tören salonuna öğrencileri almadı. Öte yandan, merkezin yönetim kurulu üyesi yazar Gündüz Vassaf, kültür ve sanat merkezinin yöneticilerini, kurulun önerilerini, kararlarını dikkate almamakla eleştiren bir açıklama yaptı. Gündüz Vassaf'ın, yönetim kurulunu seçen, rektörün de yer aldığı genel kurula ilettiği açıklamada, eleştirilerinden biri de Orhan Pamuk'un açılışa çağırılış biçimiyle ilgiliydi. Vassaf'ın açıklamasında Brown Üniversitesi'nden Prof. Mutlu Blasimg Konuk'un açılış için davet edilmesine rağmen, merkez müdürünce karardan dönülmüş, açılış için davet edilen başkaları unutulmuş, kurumsal süreklilik ve demokratik ilkeler ihlal edilmiş, hatta açılış için değişiklik kararı öncesinden rektörlüğe bildirilmeden alınmıştır. Orhan Pamuk kimsenin haberi olmaksızın davet edilerek yeni açılış tarihi saptanmış, gene de kendisine söz verilen tarihte konferanslar dizimizi başlatma önerisi kaale alınmamıştır ifadeleri yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğü ya da merkezin müdürü, yazar Murat Gülsoy, konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmazken, Gündüz Vassaf ile yönetim kurulundan başka isimlerin, yaşananların ardından istifa edeceği öğrenildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/orhan-pamuk-toplumu-ahmaklastiriyor-mu/", "text": "Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, yeni romanı Veba Geceleri ile gündemde olan Orhan Pamuk'u hedefine koyarken edebiyat dünyasındaki CIA operasyonunu yazdı. Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Veba Geceleri adlı son romanının duyurusunu yapalı neredeyse 4 yıldır oldu. Roman çıktı çıkacak, yazıldı yazılıyor derken geçtiğimiz günlerde raflarda yerini aldı. Romanın raflara çıkmasının ardından Sözcü gazetesi yazarı Soner Yalçın, Orhan Pamuk'u hedefine alan sert bir yazıyı kaleme aldı. Edebiyatla ahmaklaştırmak başlıklı yazısında Soner Yalçın, CIA'nın edebiyat üzerinden yaptığı operasyona vurgu yaparak, Orhan Pamuk'un da bu tür bir proje ürünü olduğunu ima etti. Yalçın, yazısına dayanak olarak edebiyat eleştirmeni Taylan Kara'nın Edebiyatla Ahmaklaştırma Felsefeyle Çökertme kitabını kullandı. Soner Yalçın, kitaptan alıntı yaparak edebiyat dünyasındaki CIA destekli operasyonu yazdı. Orhan Pamuk, yeni romanına başladığını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanının yarısına geldiğini söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanını yakında çıkaracağını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanını bitirdiğini söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanını 2017'de çıkaracağını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanını 2020'de çıkaracağını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanını 2021'de çıkaracağını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanının tanıtım videosunu yaptırdı. Orhan Pamuk, yeni romanı için yaptığı çizimler medyaya sızdı. Orhan Pamuk, yeni romanının kitap kapağını kendi çizdi. Orhan Pamuk, yeni romanı için röportajlara başladı; -geç de olsa- Ayasofya tartışmasına katıldı. Orhan Pamuk, her eserinde olduğu gibi Doğu-Batı karşıtlığını yazdığı- Veba Geceleri adlı yeni romanına yaşadığımız pandeminden çok önce başladığını söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanının kafasında otuz yılda oluştuğunu söyledi. Orhan Pamuk, yeni romanına 3.5 yıldır çalıştığını söyledi. Orhan Pamuk'un medyadaki algı yönetimi çok başarılı. Öyle ki: Romanı matbaadayken Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı çiftiyle evinde çektirdiği fotoğraf bile sosyal medyaya sızdırıldı. Doğal olarak yer yerinden oynadı. PR'ın iyisi kötüsü olmaz değil mi? Edebiyat artık piyasaya düşmüştür; değeri medyada yer alışı ile belirlenmektedir. Size bugün Veba Geceleri romanını değil, başka bir kitap tanıtmak istiyorum. Taylan Kara adını biliyordum ama yazdıklarını dikkatli, ayrıntılı okumamıştım. Kitap sayfalarını çevirdikçe şaşırdım. Telefona sarıldım, tebrik ettim. Hatta Odatv'de yazmasını rica ettim. -Sizin başınızı belaya sokmak istemem dedi. Orhan Pamuk gibi Üçüncü Dünya Ülkesi yazarlarının sürekli Doğu-Batı karşıtlığını yazarak Batı kültürel alanına nasıl girdiklerini adım adım takip ediyor. Taylan Kara kitabında edebiyat ödüllerinin seçici kurul üyelerini mercek altına alıyor. 23 edebiyat ödülü seçim kurulunun 16'sında ki çoğu başkan- Doğan Hızlan var! Mesela... Duygu Asena Ödülü, seçici kurulda bulunan İpek Çalışlar'a veriliyor! Mesela... Behçet Necatigil Şiir Ödülü seçici kurulda bulunan Hilmi Yavuz'un oğlu Ali Hikmet'e veriliyor! Mesela... TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı Danışma Kurul Başkanı Doğan Hızlan kendini onur yazarı seçtiriyor! -Mesela... Yunus Nadi Ödülü'nü edebiyat dalından 2002'den 2018'e kadar geçen 17 yılın 14 yılında Can Yayınları'ndan çıkan eserler ödül alıyor. Olabilir. Ancak ödülü veren beş üyenin dördü Can Yayınları yazarı! Uzatmak istemiyorum... Edebiyat dünyası son kırk yılda neoliberal popülizmle çok kirletildi. -Bu toplumun 90'lı ve 2000'li yıllarda yaşadığı şeyin adı 'entelektüel suikast'tır. Bu toplumda akıl, uzun süren bir suikastın kurbanı olmuştur. Bu topluma kaba şiddetin dışında son derece programlı ve sistematik bir ideolojik şiddet uygulanmıştır. Kaba şiddetin etkisi kısa vadede ve geçici iken, ideolojik şiddetin etkileri uzun dönemli ve kalıcıdır. Bugün gördüğümüz toplumsal, kültürel, sanatsal yapı bu sistematik şiddetin doğrudan ürünleridir... Taylan Kara gibi çelikten kalemlere ihtiyacımız var."} {"url": "https://724kultursanat.com/orhan-pamuk-veba-geceleri-sorusturmasinda-ne-soyledi/", "text": "Orhan Pamuk 'Veba Geceleri' adlı romanı nedeniyle dava edildi. Atatürk'e hakaret ederek, halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği iddiası üzerine iddianame düzenlenmesine karar verildi. Orhan Pamuk Veba Geceleri soruşturmasında ne söyledi? Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, son romanı Veba Geceleri ile savcının karşısına çıktı. Mustafa Kemal Atatürk'e ve Türk bayrağına hakaret gerekçesiyle daha önce takipsizlik kararı verilirken, konu yeniden ele alınarak soruşturma açıldı. Mustafa Kemal Atatürk'e ve Türk bayrağına hakaret gerekçesiyle takipsizlik kararı verilen dosya, Sulh Ceza Hakimliği'nden döndü. Savcılık, aynı gerekçeyle yeniden soruşturma başlattı. İzmir Barosu avukatlarından Tarcan Ülük, Orhan Pamuk hakkında suç duyurusunda bulundu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran Tarcan Tülük, şikayet dilekçesinde Orhan Pamuk'un 'Veba Geceleri' isimli kitabında, Atatürk'e hakaret ederek, halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğini iddia etti. Avukat Ülük, şikayet dilekçesine, Orhan Pamuk'un Nobel ödülü aldığı dönemde bir İsviçre gazetesine yaptığı açıklamayı da ekledi. Şikayet sonrası İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında yayınevinin İstanbul'da bulunmasının tespiti ardından dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başlattığı soruşturma kapsamında Orhan Pamuk'u ifade vermek üzere adliyeye davet etti. Savcılıkta ifade veren Orhan Pamuk, Ben kitabımda kesinlikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ima eden yazılar yazmadım. Öncelikle kitabın karakteri Kolağası Kamil'in küçükken kargaları kovaladığına dair bir ifade yoktur. Kuşlara özel merakımdan dolayı kitaplarımda kargayı ele alıyorum. Çünkü ben küçükken zayıf olmam ve süreki olarak ailem tarafından kargo olarak çağrılmamdan dolayı böyle bir ilgim vardır. Türk Bayrağınında Rum eczanenin amblemiyle alakası yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum diye konuştu. Savcılık olaya dair yaptığı soruşturma sonunda kitap içerisinde Atatürk'e yönelik doğrudan bir hakaretin söz konusu olmadığını, karakterin halkı tarafından sevilen birisi olarak anlatıldığını belirterek dosyaya Kovuşturmaya Yer Olmadığına' kararını vererek takipsizlikle sonuçlandırdı. Şikayetçi avukat Tarcan Tülük savcılığın takipsizlik kararına itiraz etti. İtirazı inceleyen nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği dosya üzerinde yaptığı incelemede kitap içerisinde bulunan bazı kısımlarda hakaret içeriği taşıyabilecek ibarelerin yer aldığını, dosya kapsamında Orhan Pamuk'un bu haliyle yargılanması gerektiğini ifade etti. Toplanan delilleri göz önünde bulunduran hakimlik söz konusu delillerin savcılık tarafından tekrar incelenerek iddianame düzenlemesi gerektiğini ifade ederek şikayetçinin itirazını kabul etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/orhan-pamuktan-kafamda-bir-tuhaflik/", "text": "Orhan Pamuk Kafamda Bir Tuhaflık adlı son romanını anlatıyor. Roman 9 Aralık'ta okurla buluşacak. Bu buluşma öncesi Orhan Pamuk, bir tanıtım videosu ile okura romanıyla ilgili kısa bilgi veriyor. Kafamda Bir Tuhaflık hem bir aşk hikayesi hem de modern bir destan. Roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikaye ediyor. 1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez. Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/orhan-veli-siirleri-muzikle-bulustu/", "text": "Dünya Şiir Günü'nde İş Sanat etkinlikleri kapsamında Orhan Veli şiirleri müzikle buluşuyor. Orhan Veli şiirleri müzikle buluştu. Orhan Veli'nin şiirleri Metin Belgin tarafından seslendirilerek, Serdar Yalçın tarafından bestelendi. Gün Olur, Alır Başımı Giderim başlıklı dinleti İş Sanat'ın YouTube kanalında bugün (21 Mart) saat 20.30'dan itibaren paylaşıma girecek. İş Sanat, edebiyatımızın unutulmaz eserlerinin müzik ile buluştuğu dinletileri sürdürüyor. Bu ay Orhan Veli şiirleri, müzikle buluşuyor. Gün Olur, Alır Başımı Giderim başlıklı dinletide Metin Belgin, Orhan Veli'nin şiirlerini okuyor. Düzenlemesi Atilla Birkiye tarafından yapılan dinletiyi Mehmet Birkiye sahneye uyguladı. Serdar Yalçın'ın şairin şiirlerinden bestelediği eserlerini ise Deniz Erdoğan Likos, Zafer Erdaş, Ferhat Ferat, Engin Gürkey, Kubilay Sezerel, Yiğit Şen seslendiriyor. Müzikle şiirin iç içe geçtiği dinleti, ilk gösterim tarihi 21 Mart Pazartesi, saat 20.30'dan itibaren İş Sanat'ın Youtube kanalından izlenebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/orumcek-adam-eve-donus-yok-1-dakikasi-paylasildi/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Spider Man No Way Home filminin 1 dakikalık bölümü sinemaseverlerle paylaşıldı. İşte o 1 dakikalık heyecan veren görüntüler. Örümcek Adam Eve Dönüş Yok 1 dakikası paylaşıldı. Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filmi için geri sayım başladı. 17 Aralık Cuma günü vizyona girecek olan Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filminden 1 dakikalık bölüm sinemaseverlerin ilgisine sunuldu. Heyecanla beklenen Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filminin ilk 1 dakikalık giriş sahnesi Sony tarafından paylaşıldı. Marvel Sinematik Evreni'ndeki üçüncü solo Örümcek Adam macerası, çoklu evrenlerin kapısını aralayacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/orumcek-adam-eve-donus-yok-vizyon-tarihi-ne-zaman/", "text": "Merakla beklenen Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filminin vizyon tarihi açıklandı. Filmin ilk 1 dakikası sinemaseverlerle paylaşıldı. Örümcek Adam Eve Dönüş Yok vizyon tarihi ne zaman? Sinema seyircisinin merakla beklediği Örümcek Adam Eve Dönüş Yok adlı filmin vizyon tarihi belli oldu. Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filmi için geri sayım başladı. Sinema severlerin tutkun olduğu karakterlerden olan Örümcek Ardam yeni filmiyle beyazperdeye geliyor. Örümcek Adam Eve Dönüş Yok vizyon tarihi 17 Aralık Cuma olarak açıklandı. Filminin ilk 1 dakikası sosyal medya ve sinemalarda tanıtım olarak izleyenlerle buluşturuldu. Büyük bir merakla beklenen Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filminin ilk 1 dakikalık giriş sahnesi Sony tarafından paylaşıldı. Marvel Sinematik Evreni'ndeki üçüncü solo Örümcek Adam macerası, çoklu evrenlerin kapısını aralayacak. Başrollerinde Tom Holland'ın yer aldığı Sony ve Marvel Studios ortak yapımı Spider Man: No Way Home filmi 17 Aralık 2021 Cuma günü gösterimde olacak. Hayranları tarafından biletlerin kısa sürede tüketildiği film için bazı senaryoların sızdığı ve bunlarında kısa tanıtımlar olarak yayınlandığı belirtildi. Film için yayınlanan ilk 1 dakikalık giriş sahnesi, 'Her Şey Daha Yeni Başlıyor'un tam olarak bittiği yerden start alacak. J. Jonah Jameson'ın, Spider Man'ın kimliğini açıkladıktan sonra MJ'in insanların arasında Sen Spider Man'ın kız arkadaşı mısın? sorularına maruz kaldığı ve hemen ardından şaşkın haldeki Peter'in gelip kendisini kurtarmasını konu alıyor. Kısa bir süre öncesinde çıkan son haberlerde Sony'nin Tom Holland ile en az 3 film daha devam etmek istediği anlaşmaların çoktan yapıldığı ve bunun içinde Marvel Studios ile de temasların sağlandığı kaydedildi. Spider-Man: No Way Home, kimliği açığa çıkan Örümcek-Adam'ın, bu konuda Doctor Strange'den yardım istemesiyle gelişen çetrefilli olayları konu ediniyor. Örümcek-Adam'ın sinematik tarihinde ilk kez, mahallemizin sevimli kahramanı maskesiz ve normal hayatı ile Süper Kahraman olmanın yüksek risklerini birbirinden ayıramayacak durumda. Doktor Strange'den kendisine yardım etmesini istediğinde bu riskler daha da tehlikeli bir hal alır ve onu gerçekten Örümcek-Adam olmanın ne anlama geldiğini keşfetmeye zorlar. Başrollerinde Tom Holland'ın yer aldığı Örümcek Adam Eve Dönüş Yok filminin kadrosunda; Zendaya, Marisa Tomei, Jon Favreau, Jamie Foxx, Benedict Cumberbatch, Tobey Maguire, Kirsten Dunst, Andrew Garfield, Emma Stone, Alfred Molina, Charlie Cox, Willem Dafoe ve Thomas Haden Church yer alacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/oscar-gecesinde-beyonce-ve-billie-eilish-sahnede/", "text": "2022 Oscar Ödülleri Töreni'nde Beyonce ve Billie Eilish konser verecek. Oscar gecesinde Beyonce ve Billie Eilish sahnede konser verecek. 2022 Oscar ödüllerinde sahnede yer alacak isimler açıklandı. En İyi Şarkı kategorisinde yarışan Beyonce ve Billie Eilish törende canlı performans sergileyecek. Sinema sektörünün en iyilerinin seçildiği seçildiği Oscar Ödülleri için geri sayım başladı. Adayların kıyasıya yarıştığı gecede şarkılarıyla sahnede olacak isimler de belli oldu. Beyonce, Billie Eilish, Sebastian Yatra ve Reba McEntire gecede performans sergileyecek isimler olarak açıklandı. Beyonce, ünlü tenis oyuncusu kardeşler Venus ve Serena Williams'ın hayatını konu alan King Richard filmi için 'Be Alive' adlı şarkıyı seslendirmişti. Ünlü yıldız, En İyi Şarkı ödülüne aday olan şarkıyı gecede seslendirecek. Beyonce'nin Serena ve Venus Williams'ın tenis oynadığı Compton'daki kortlarda sahne alabileceği hatta Will Smith'in kendisine eşlik ederek sürpriz yapabileceği öne sürülüyor. Bir başka söylentiye göre şarkıcının performansı önceden çekilecek ve tören esnasında programa dahil edilecek. Daniel Craig'in son defa James Bond karakterini canlandırdığı 'No Time To Die' filmi için ağabeyi Finneas O'Connel ile film müziği hazırlayan Billie Eilish de gecede performans sergileyecek. 'No Time To Time' ismini taşıyan şarkı, Grammy ödüllerinde En İyi Film Şarkısını kazandı. Oscar Töreni 28 Mart'ta ünlü Dolby Theatre'de gerçekleşecek. TRT2 Oscar Ödülleri Törenini yayınlayacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/oscar-odul-torenini-uc-kadin-komedyen-sunacak/", "text": "Üç yıl aradan sonra Oscar ödül töreni sunucularla gerçekleştirilecek. Bu yıl düzenlenecek ödül töreninde üç kadın komedyen sahnede sunuculuk yapacak. Oscar ödül törenini üç kadın komedyen sunacak. 2022 Oscar ödül töreninin sunucuları açıklandı. Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından düzenlenen 94. Oscar Ödülleri'ni üç kadın komedyen sunacak. Oscar ödül töreni üç yıl aradan sonra sunucuyla gerçekleştirilecek. 2022 Oscar ödül törenini Amy Schumer, Regina Hall ve Wanda Sykes sunacak. Bu yıl 94. kez düzenlenen törenin sunuculuğunu üstlenen isimler Amy Schumer (40), Regina Hall (51) ve Wanda Sykes (57) oldu. Üç komedyen katıldıkları ABC TV'de yayınlanan 'Good Morning America' programında Oscar ödül töreninde sunuculuk yapacaklarını doğruladı. Hall, Schumer ve Sykes yayınladıkları basın açıklamasında, Herkesin törende iyi zaman geçirmeye hazır olmasını istiyoruz. İyi zaman geçirmeyeli epey oldu dedi. Schumer programda, Bunun iyi bir fikir olduğu kimin aklına geldi bilmiyorum ama yanımda yakın arkadaşlarım Wanda ve Regina ile Oscar'ı sunuyorum diye konuştu. Törenin yapımcılığını üstlenen Will Packer (47), töreni üç perde halinde ve her sunucunun birer saat sahnede kalacağı şekilde hazırlamayı düşünüyor. ABD'li komedyen ve Emmy ödüllü oyuncu Amy Schumer, Trainwreck, Snatched ve I Feel Pretty gibi filmlerde rol almıştı. Schumer'ın son oyunculuk projesi olan Life & Beth adlı dizi yakında yayınlanacak. Korkunç Bir Film serisindeki ikonik Brenda rolüyle hafızalara kazınan Regina Hall ise son olarak Nine Perfect Strangers adlı mini dizide rol aldı. Hall'u en çok Girls Trip, Little ve Shaft dizilerindeki rolleri ile biliyoruz. ABD'li komedyen, yazar ve Emmy ödüllü oyuncu Wanda Sykes'ı ise Bad Mother, Evan Almighty gibi filmlerde izlemiştik. 94. Oscar Ödülleri 27 Mart'ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/osman-sekiz-filminin-vizyonu-ertelendi/", "text": "Merakla beklenen Ezel Akay'ın yönetmenliğini yaptığı Osman Sekiz filminin vizyon tarihi ertelendi. Osman Sekiz filminin vizyonu ertelendi! Osman Sekiz filminin vizyon tarihinin ertelenme gerekçesi olarak, artan koronavirüs vaka sayıları gösterildi. Kapalı alanlarda maske mesafe kurallarının ihlal edileceği düşüncesi ile vizyon tarihi 18 Mart olarak değiştirildi. Osman Sekiz filminin vizyon tarihi 18 Mart olarak değiştirildi. Filmin yönetmenliğini Ezel Akay'ın yaptı. Başrollerini Tim Seyfi, Begüm Birgören ve Kemal Uçar'ın paylaştı. Osman Sekiz filminin senaryosunu Kemal Uçar yazdı. Yapım tasarımı ise İlban Ertem tarafından gerçekleştirildi. Osman Sekiz filminin konusu merak ediliyor. Osman Sekiz filmi fürünün Türkiye'deki ilk örneği olarak tanımlanıyor. Film fantastik, komedi ve romantik öğeler içeriyor. Osman Sekiz başta Almanya olmak üzere yurtdışında da vizyonda olacak. Agorafobi hastası bir adamın beş canavar ile birlikte eski bir köşkte yaşadığı olayların beyazperdeye aktarıldığı film sinemaseverler tarafından oldukça merak ediliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/osmanli-el-yazmalari-sergisi-hafiza-i-beser/", "text": "Osmanlı dünyasından bugüne kalabilmiş elyazmalarının hikayesini Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayeler başlıklı sergiyle yeniden gündeme taşıyor. Osmanlı el yazmaları sergisi Hafıza-i Beşer İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde 17 Ekim'de açılacak. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 17 Ekim'den itibaren Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayeler başlıklı sergiye ev sahipliği yapacak. Ziyaretçileri enstitünün zengin elyazması koleksiyonundan bir seçkiyle metinler, objeler ve zamanlar arasında bir yolculuğa çıkaran sergi, elyazmaları üzerinden Osmanlı toplumunda çok dillilik, gündelik hayat, tıp, evren ve zamanın bilgisi, toplumsal cinsiyet ve cinselliğin izlerini sürerken, İstanbul'un tarihsel coğrafyasının yazmalar aracılığıyla nasıl yeniden yaratılabileceğini gösteriyor. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Latin alfabesine geçişten 90, imparatorluğun çöküşünden 100 ve matbaanın yaygınlaşmasından neredeyse 200 yıl sonra, Osmanlı dünyasından bugüne kalabilmiş elyazmalarının hikayesini Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayeler başlıklı sergiyle yeniden gündeme taşıyor. 19. yüzyılda matbaanın yaygınlaşmasıyla yavaş yavaş etkisini kaybeden ve 20. yüzyılda geniş kitleler için bir bilgi, hikaye ya da maneviyat kaynağı olmaktan çıkıp, koleksiyonerlerin ilgi alanına giren Osmanlı elyazması kültürü, kolektif bir okur-yazarlık dünyasında şekil değiştirmeye başlamıştı. Metinler, nüshaları çoğaltanların ve okurların elinde değişiyor, bu değişikliklerin fiziki izleri kağıdın üstünde takip edilebiliyor, okur ve yazarlar metin aralarında ve kenarlarında diyaloğa giriyordu. Yazmak kadar okumak da kolektif bir eylemdi, bir yanda kahvehane ve kıraathanelerde popüler hikayeleri yüksek sesle okuyanlar, diğer yanda önceki okurların notlarına cevap veren başka okurlar vardı. Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayeler sergisi işte bu kolektif kültürün izini sürüyor: Van Kalesi'ni beklerken yazma kopyalamaya fırsat bulan muhafız İbrahim Ağa'yı, divanı elden ele gezmiş Zübeyde Hanım'ı, kendi yazmasını düzelten Fransa Sefiri Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'yi, esere yazan yanlış yazmış diye müdahale eden Kilisli Rıfat'ı, yazdıkları ayıplanmış, yasaklanmış ama kulaktan kulağa anlatılmış Enderunlu Fazıl'ı, yazmayı koruması için yazılmış Ya Kebikeç duasını, bunu umursamadan karnını doyurmuş kağıt kurdunu ve yüzlerce meşhur ya da isimsiz yazarı ve okuru bir araya getirerek elyazmalarının çok katmanlı dünyasını daha iyi anlamamızı sağlıyor. İnsanlığın elyazmalarında maddeleşmiş, ilahi ve dünyevi, çok dilli ve dinli, eşsiz ve sıradan, bazen çok yabancı bazen de tanıdık, parçalı, noksan ama her zaman ilham verici hafızasının kapılarını aralayan Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikayelersergisi, 17 Ekim 2019 25 Nisan 2020 tarihleri arasında İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nde ziyaret edilebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/otelde-cinayet-seyirciyi-gulduruyor/", "text": "Otelde Ciyanet adlı oyun kara komedi türünde... Duru Tiyatro'nun yüksek tempolu yeni prodüksiyonu gülmek isteyenler için sahnede. 'Otelde Cinayet' seyirciyi güldürüyor. Kara komedi türündeki Otelde Cinayet adlı oyun, 29 Ocak Cumartesi akşamı saat 20.00'de Duru Tiyatro Ataşehir Watergarden Performans Merkezi'nde sahnelenecek. İhanetle ve cinayet planlarıyla örülü bir aşk üçgenini sahneye taşıyan Otelde Cinayet, Duru Tiyatro'nun yüksek tempolu yeni prodüksiyonu olarak sunuluyor. Otelde Cinayet oyununda Ayumi Takano, Cem Yanılmaz ve Ali Dağhan Balaban birlikte rol alıyor. Oyunu, Sam Bobrick ve Ron Clark birlikte kaleme aldı. Ekin Tunçay Turan dilimize çevirdi. Otelde Cinayet, bol şamatalı bir komedi oyunu. Genel sanat yönetmenliğini Emre Kınay'ın üstlendiği oyunun yönetmen koltuğunda Cem Yanılmaz oturuyor. Mitchell Lovell ve Arlene Miller birbirlerini deliler gibi seven bir çifttir. Ancak bir problem vardır: Arlene'nin kocası Paul Miller. İki sevgilinin Paul'ü ortadan kaldırmak için kurdukları cinayet planı, komik ve bir o kadar da karmaşık bir duruma dönüşecektir. Yönetmen yardımcılığını Barış Ulusoy'un, reji asistanlığını Yağmur Arıkan'ın yaptığı Otelde Cinayette ışık tasarımı Erkan Kalkan'ın, kostüm tasarımı Ezgi Özcan'ın, afiş tasarımı ise Ahmet Erdoğan'ın imzasını taşıyor. İki perdelik Otelde Cinayet oyunu 29 Ocak 2022 Cumartesi akşamı saat 20.00'de Duru Tiyatro Ataşehir Watergarden Performans Merkezi'nde seyirciyle buluşacak. Oyunun biletleri biletix. com ve biletinial. com adreslerinden temin edilebilir. Mart 2005'te kurulan tiyatro topluluğu, bir repertuar tiyatrosu olarak yaşamına başladı. Eylül 2007'de Maarif Kültür Merkezi projesine başlarken, çağdaş bir kente yakışan, duru bir tiyatro yaratma düşüncesiyle yola çıkan Duru Tiyatro, 5 Ocak 2008'de, 8 dalda En İyi ödülleriyle ödüllendirilen ve Yılın Oyunu seçilen Bana Bir Picasso Gerek adlı oyunuyla perdelerini açtı."} {"url": "https://724kultursanat.com/oya-baydar-yazarlarevi-cinayeti-romani-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Oya Baydar'ın yeni romanı 'Yazarlarevi Cinayeti' çıktı. Oya Baydar Yazarlarevi Cinayeti romanı ile okurlarla buluşuyor. Oya Baydar'ın yeni romanı Yazarlarevi Cinayeti Can Yayınları tarafından yayımlandı. Oya Baydar'dan yazmak, yazarlık, edebiyat dünyası ve zamanın insanları da, mekanları da, edebiyatı da öğüten gücü üzerine bir roman. Oya Baydar, gizem ve merak unsurlarıyla harmanladığı romanında yazma tutkusunu, yazarlık hevesini, yazarın vasatı aşma kaygısını, günümüz dünyasında edebiyatın metalaşmasını, ses-söz-yazı ilişkisini irdeliyor. Babam bizi bırakıp gittikten sonra Ada'yı da evi de orada geçirdiğim mutlu çocukluk anılarını da silmiştim aklımdan. Öyle sanıyordum. Demek ki silememişim, sadece bastırmışım, bilinçdışının en karanlık dehlizlerine itmişim ki şimdi Ada'nın bahar kokularıyla birlikte o duygular da birer birer çıkıyor saklandıkları geçmiş zaman mezarlarından. 1940'ta İstanbul'da doğdu. Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nin son sınıfında yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanı nedeniyle neredeyse okuldan atılıyordu. 1964'te İÜ Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. Aynı yıl bu bölüme asistan olarak girdi. Türkiye'de İşçi Sınıfının Doğuşu konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine öğrenciler olayı protesto için rektörlüğü işgal ettiler. Bu olay üniversiteden ayrılmasına yol açtı. Daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi'ne sosyoloji asistanı olarak girdi. 1971'deki 12 Mart Askeri Müdahalesi sırasında, TİP ve TÖS üyesi olarak sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı. Yeni Ortam, Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. 12 Eylül sırasında yurtdışına çıktı. 1992'ye kadar 12 yıl Almanya'da sürgünde kaldı. Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı. 1991'de yazdığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabıyla Sait Faik Hikaye Armağanı'nı, 1993 yılında da Kedi Mektupları adlı romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü'nü aldı. Türkiye'ye dönüşünde Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayını olan İstanbul Ansiklopedisi'nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi'nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Sıcak Külleri Kaldı romanıyla 2001 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı'nı, Erguvan Kapısı'yla da 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü aldı. Romanları 38 dilde yayımlandı. Hiçbiryer'e Dönüş'le 2011 Carical Akdeniz Kültürü Edebiyat Ödülü'nü, Sıcak Külleri Kaldı ile 2016 Fransa-Türkiye Edebiyat Ödülü'nü kazandı."} {"url": "https://724kultursanat.com/oya-denizyaran-dus-uykusu-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Oya Denizyaran ilk kitabı Düş Uykusu ile okurların karşısında. Kitap İnkilap Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Oya Denizyaran Düş Uykusu ile okurlarla buluşuyor. Düş Uykusu, Oya Denizyaran'ın ilk kitabı... İnkilap Yayınevi etiketiyle çıkan kitapla ilgili paylaşılan tanıtım bülteninde Talepkar ve geveze karakterlerin yazarının yakasını bırakmayışı Düş Uykusu kitabını ortaya çıkardı. cümlesi dikkat çekiyor. Komik ve ilgi çekici diyalogları ile okuyucuyu güldüren, güldürürken de düşündüren Düş Uykusu, İrfan, İsmihan, Remziye ve Naciye gibi pek çok karakter aracılığıyla topluma eleştirel bir dokunuşta bulunuyor. İç sesini kaybettiğine inanan İrfan'ın yaşadığı psikolojik problemleri, annesi ve de sistit hastası Naciye'nin komik hallerini, onun ahretliği Alzheimer hastası arkadaşı Remziye'yi, üfürükçü hocanımı, 32 yaşındaki evlenme ümidini yitirmiş erotik rüyalardan başını alamayan İsmihan'ı ve diğer yan karakterlerin gerçekliğin sınırlarında dolaşan hallerini aktaran roman, okuyucuyu toplumun alışılagelmiş değer yargılarını sorgulamaya sevk ediyor. Romandaki karakterler öyle coşkulu, öyle sahici ki yazan kadar okuyanın da yakasını bırakmıyor, kendini okutturdukça okutturuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ozbekistan-ulusal-balesi-lazgi-ruhun-ve-askin-dansi-akmde/", "text": "Özbekistan ulusal balesi Lazgi Ruhun ve Aşkın Dansı AKM'de sahneleniyor. 'Lazgi, Ruhun ve Aşkın Dansı' balesi Türkiye'de üç gösteri ile seyirciyle buluşacak. Özbekistan ulusal balesi Lazgi Ruhun ve Aşkın Dansı AKM'de sahneleniyor. 'Lazgi, Ruhun ve Aşkın Dansı' balesi Türkiye'de üç gösteri ile seyirciyle buluşacak. İlk gösteri 21 Haziran'da İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nin yepyeni sahnesinde gerçekleşecek. Ardından 60. Uluslararası Bursa Festivali programı kapsamında 28-29 Haziran tarihlerinde Bursa, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde iki gösteri yapılacak. Koreograf Raimondo Rebeck'in yönettiği 'Lazgi, Ruhun ve Aşkın Dansı', UNESCO himayesindeki Alisher Navoi Devlet Akademik Bolşoy Tiyatrosu'nun bale topluluğu tarafından icra ediliyor. Gösteri Özbekistan Halk Sanatçısı Gavkhar Matyakubova liderliğindeki dans akademisyenleri ve tarihçilerle, Özbekistan Halk Sanatçıları Topluluğu ile ve koreograf Gulnora Musaeva ile işbirliği içinde hazırlandı. Prodüksiyon ve turne organizasyonu ise Sanat ve Kültür Geliştirme Vakfı tarafından yapılıyor ve destekleniyor. Lazgi dansının tarihi üç bin yıl öncesine dayanır ve gizemlerle, mitlerle çevrilidir. Dans, kadim halk bilgeliğini temsil eder ve 'Lazgi', 'Ruh ve Sevgi' anlamına gelir. Harezm ülkesinde doğan Lazgi dansı, insanın yaratıcılığını doğa olaylarıyla, hareket ve sesler aracılığıyla, sevgi ve mutluluk duygularını yansıtarak hayata geçirir. Berlin Ulusal Opera Bale Okulu mezunu olan koreograf Raimondo Rebeck tasarladığı gösteride, bu geleneksel dansın doğasında bulunan tüm özellikleri korumaya çalıştı. Bugün Lazgi, Harezm dışında Özbekistan'da da popüler. Harezm Lazgi'si, halkın kendini ifade etme biçimlerinden biridir ve dansın yeni versiyonları yaratılarak nesilden nesile aktarılır. 'Lazgi, Ruhun ve Aşkın Dansı' prömiyerini 5 Eylül 2021'de Taşkent'te yaptı. Büyük bir izleyici topluluğu ve sanat çevreleri tarafından övgüyle karşılandı. 27 Kasım 2021 tarihinde Dubai Operası'nda gösterinin uluslararası galası gerçekleşti. İzleyiciler, Harezm dansının yeni yorumunu görme ve Özbek halkının geleneklerini deneyimleme şansı buldu. 'Lazgi Ruhun ve Aşkın Dansı' Özbekistan balesini yeni bir boyuta taşıdı. 12 Aralık 2019'da UNESCO Hükümetlerarası Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Komitesi, 'Lazgi'yi 'İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi'ne dahil etti."} {"url": "https://724kultursanat.com/ozlem-bay-romani-gozyaslarin-ne-renk-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Gazeteci Özlem Bay'ın 'Gözyaşların Ne Renk' adlı romanı ile okurların karşısında. Özlem Bay, daha önce bir masal kitabıyla okurlarla buluşmuştu. Şimdi de roman dalında edebi bir eser ile edebiyat dünyamızda yürüyüşünü sürdürüyor. Özlem Bay romanı 'Gözyaşların Ne Renk' okurlarla buluşuyor. Gazeteci ve köşe yazarı Özlem Bay, okurların karşısına bu kez bir roman ile çıktı. 'İçimdeki Çocuktan Masallar' adlı kitabının ardından Özlem Bay bu kez 'Gözyaşların Ne Renk' adlı romanıyla edebiyat dünyamızda yürüyüşünü sürdürüyor. 'Gözyaşların Ne Renk' tıpkı mitolojide adı geçen 'Phoenix' kuşu gibi küllerinden yeniden doğan hayatları anlatıyor. Pek çok yaşanmış insan öyküsü okurlara ulaşıyor. Özlem Bay, Güç; kaç yaşında olursak olalım, kadın ya da erkek demeden geçmişte aldığınız her türlü yaranın izini silmek için cesur olmaktır. Güç; zamanında canımızı çok acıtmış, bizi kanatmış olan yaralarımızı zamanla iyileştirebilmemizdir. Güç, çekinmeden ve kontrol etmeye çalışmadan hayata kendinizi teslim edebilmektir. Güç, boşalan yerleri doğru hamlelerle doldurabilmektir. Güç, yeniden doğabilmektir... diyor. Özlem Bay 22 yıllık gazeteci. Önce masal şimdi roman... Edebi eser üreten gazeteciler arasında Özlem Bay da yerini aldı. Roman, Ceres Yayınları'ndan çıktı. Yayınevi Özlem Bay'ın romanını iki yıllık bir çalışma ile tamamladığını belirtiyor. Roman, kitapevlerinin yanı sıra www. ceresdukkan. com ve tüm online kitap satış platformlarında kitapseverler ile buluşuyor. Kitapta okuyucuları yaşanmış insan hikayelerinin beklediğini söyleyen yazar, 1930'larda Karadeniz'de bir şehirde dünyaya gelen Kazım'ın hayatıyla başlayan roman, birbiriyle bağlantılı insanların maceralarıyla devam ediyor. Hepsinin ortak yönü ise hayata karşı güçlü ve sağlam durmaları... Öyle ki hepsinin dibe vurduğu zamanlar var. Ancak hepsii hayattan ümidini kaybetmeden yola devam ediyorlar. Tıpkı mitolojide adı geçen Phoenix kuşu gibi... Yani küllerinden yeniden doğuyorlar diye anlatıyor. Karakterler yazara çok da yabancı kişiler değil aslında. Anneannesi Metine de var, halası Halise de... Ailesinden, uzak ve yakın çevresinden dinlediği hayatları kaleme aldığını dile getiren Bay, Pek çok olayın yaşandığı romanda; aşk da, ihanet de, ölüm de, mutluluk da, hüzün de, başarı da var diyor. Yazara göre hayatlarımızda sıfır noktası ile zirve aslında aynı... Çünkü insanlar sıfır noktasına geldiklerinde zirveye çıkmış oluyorlar. Çünkü tam o noktada zirveye tırmanmak için güçle, umutla dolu oluyorlar. İşte bu romanda o güce ve umuda sahip olan insanlar var diyen Bay, kitabı kaybettiği babası Ziya ve annesi Mine Bay'a ithaf ediyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ozlem-binel-boyun-devrilsin-murtaza-romani-ile-geliyor/", "text": "Özlem Binel yeni romanı 'Boyun Devrilsin Murtaza' ile okurlarla buluşmaya hazırlanıyor. Özlem Binel 'Boyun Devrilsin Murtaza' romanı ile geliyor... Özlem Binel, yeni romanı Boyun Devrilsin Murtaza ile okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Özlem Binel, Boyun Devrilsin Murtaza adlı romanında yetememe, yetişememe, sıkışmışlık, yalnızlık, insanları mutlu edebilme çabası ve hayal kırıklığı duyguları ile dolu bir kadının dile getiremediği hislerine tercüman oluyor. Boyun Devrilsin Murtaza romanı 20 Ocak'ta raflarda olacak. Özlem Binel, romanını iki yıllık gözlem ve yazım süreci ile tamamladı. Özlem Binel'in yeni romanında okurlar hem Vuslat'ın Murtaza'sına serzenişlerini derinden hissedecek, hem de bir karnaval misali, birbirinden orijinal Vuslat karakterleriyle kahkahalara doyacak. Özlem Binel'in Vuslat'ın, Derviş'in, Yazar Hanım'ın, Hasret'in ve Muallime'nin sürükleyici iç yolculuğu 20 Ocak'ta okuyucu ile buluşuyor. Özlem Binel'in Boyun Devrilsin Murtaza isimli yeni romanı İnkılap Kitabevi etiketiyle yayımlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/pandemide-evden-cikmadi-kus-ressami-oldu/", "text": "İstanbul ressamı olarak tanınan Nur Ulubil, pandeminin etkisiyle Kuş ressamı oldu. Önceki gün açılan ArtContact İstanbul Çağdaş Sanat Fuarı'na katılan ressam Nur Ulubil, bu tür sanatsal etkinliklerin artık eski ivmesine kavuşmasının zamanı geldiği söyledi. Resimlerinde genel olarak İstanbul'un sokaklarını, gemilerini, boğazı, kısaca yaşamı tuvallerine aktaran Nur Ulubil, sanat camiasında İstanbul Ressamı olarak biliyor. Ancak pandemi nedeniyle yeni resimler yapmak için İstanbul'u yeterince gezemediğini belirten sanatçı, şimdi tarz değiştirdi. Kuş Ressamı oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/picasso-sergisi-izmirde-yarin-sona-erecek/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... İzmir'de açıldığından bu yana yaklaşık 150 bin kişinin ziyaret ettiği Picasso Sergisi 5 Ocak 2020 Pazar günü sona erecek. Picasso Sergisi İzmir'de yarın sona erecek. Geçtiğimiz yıl 19 Eylül'de açılan Picasso Sergisi 5 Ocak Pazar günü İzmir'e veda edecek. İzmir'deki Arkas Sanat Merkezi'nde açıldığından beri yaklaşık 150 bin sanatseverin ziyaret ettiği Picasso & Gösteri Sanatı isimli sergi, 5 Ocak'ta sona erecek. Dünyanın en ünlü ressamlarından Pablo Picasso'nun gösteri dünyasını konu aldığı birçok önemli tablosu, tasarladığı kostümler, eskizler, heykeller ve yaşamına dair fotoğraflar, sergide görülebiliyor. Serginin resmi sponsorluğunu İzmir Büyükşehir Belediyesi üstleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/picasso-tablosu-103-milyon-dolara-satildi/", "text": "Ünlü Ispanyol ressam Pablo Picasso'nun eseri ABD'de düzenlenen müzayedede 103 milyon dolara alıcı buldu. Picasso tablosu 103 milyon dolara satıldı. Picasso'nun 'Pencerenin Yanında Oturan Kadın' tablosu ABD'de düzenlenen müzayedede 103 milyon dolara alıcı buldu. İspanyol ressam Pablo Picasso, 20'nci yüzyıl sanatının en ünlü isimlerinden biri olarak tanımlanıyor. Picasso'nun 'Pencerenin Yanında Oturan Kadın ' adlı eseri ABD'deki mezatta 103 milyon dolara (875 bin 330 TL) satıldı. 20'nci yüzyıl sanatının en ünlü isimlerinden İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 'Pencerenin yanında oturan kadın ' eseri ABD'deki müzayede evinin düzenlediği açık artırmada 103 milyon dolara (875 bin 330 TL) satıldı. Picasso'nun tablosu için New York'taki Christie's müzayede evi tarafından açık artırma düzenlendi. Ünlü ressam Pablo Picasso'nun 'Pencerenin yanında oturan kadın ' adlı tablosu 103 milyon (875 bin 330 TL) dolara satıldı. Christie's müzayede evinde eserle ilgili yer alan bilgiye göre, Marie Therese'nin gençliğinden esinlenen Picasso, söz konusu eserini 1932 yılında resmettiği ifade edildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/picasso-ve-ascisi-romanini-okuyan-picassoyu-sevmeyebilir/", "text": "Picasso ve Aşçısı romanı dördüncü baskısını yaptı. Okurlar arasında kitapla ilgili tartışma başladı. Romanı okuyan bir okur Kitabı okuduktan sonra Picasso'yu belki o kadar da sevmezsiniz yorumunda bulundu. Picasso ve Aşçısı romanını okuduktan sonra kimi okurlar Picasso'ya antipati duymaya başladı. Altın Kitaplar etiketiyle 2018 yılında raflara çıkan Picasso ve Aşçısı dördüncü baskısını yaptı. Camille Aurbay tarafından kaleme alınan Picasso ve Aşçısı tanıtım yazısında Provence lezzetleri, Fransız Rivierası'nın karşı konulmaz manzaraları ve tüm bu güzellikler içinde Picasso'nun yaşamıyla iç içe geçmiş hikayeler sözleriyle anlatılıyor. Picasso ve Aşçısı romanının okurları arasında Belki okuduktan sonra Picasso'yu o kadar da sevmezsiniz yorumunda bulundu. dünya resim sanatı tarihinde önemli bir yeri olan Picasso'ya dair kurgu roman olan Picasso ve Aşçısı okurlar arasında ilginç diyaloglara neden oluyor. Sosyal medyada kitapla ilgili fikirlerini paylaşan Ceren Çetinkaya şu yorumu yaptı: Yaz kitabı diyebiliriz bence. Plajda okumalık, eğlenceli, dertsiz. 3 nesil kadın kahramanlarımız var. Kendini tanıma yolculuğu biraz, biraz heyecanlı bir arayış. Picasso ve Aşçısı romanını okuyan bir başka isim ise Merve Akpınar."} {"url": "https://724kultursanat.com/picassonun-sevgilisi-55-milyon-dolara-muzayedede/", "text": "Dünyaca ünlü İspanyol ressam Picasso'nun sevgilisini resmettiği tablosu 55 milyon dorala müzayedede satışa çıkacak. Picasso'nun sevgilisi 55 milyon dolara müzayedede alıcıların ilgisine sunulacak. Picasso'nun sevgilisinden ilham aldığı tablosu adlı tablosu 11 Mayıs'ta New York'ta açık artırmaya çıkacak. Dünyaca ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 1932 yılında resmettiği Pencerenin Yanında Oturan Kadın adlı tablosu müzayedede sanat severlerin ilgisine sunulacak. 11 Mayıs'ta New York'ta Christie's müzayede evinde açık artırmaya çıkacak tablonun en az 55 milyon dolar (yaklaşık 450 milyon TL) civarı bir fiyata alıcı bulması bekleniyor. CNN International'ın The Art Newspaper'dan aktardığına göre Pencerenin Yanında Oturan Kadın'ın ilham kaynağı ünlü sanatçının sevgilisi Marie-Therese Walter. İkili 1927'de Walter 17 yaşındayken ilişkiye başlamıştı. Picasso'nun bazı heykellerinde ve başka çizimlerinde de Walter'dan esinlendiği belirtiliyor. Fusco, tablo hakkında Bu tabloda derin bir şehvet var... yorumunu yaptı. Haberde, o dönemdeki resimlerin çoğunda uzanan çıplak kadınların tasvir edildiği ancak bahsi geçen tabloda oturan uyanık bir figürün bulunduğu belirtildi. Christie's müzayede evinde açık artırmaya çıkacak tablonun en az 55 milyon dolar (yaklaşık 450 milyon TL) civarı bir fiyata alıcı bulması bekleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/picassonun-yeni-eseri-x-ray-cihazi-ile-kesfedildi/", "text": "Pablo Picasso'nun gizli kalmış bir eseri x-ray taraması ile keşfedildi. Sanat araştırmacıları teknolojiyi kullanarak yeni eserleri gizli kalmış yerlerinden çıkarmayı başarıyor. Picasso'nun yeni eseri x-ray cihazı ile keşfedildi. Sanat dünyası şu günlerde x-ray cihazı ile keşfedilen Picasso'nun tablosunu konuşuyor. İspanyol ressam Pablo Picasso'nun yeni bir eseri teknoloji kullanılarak keşfedildi. Sanatçının Mavi Dönemine ait meşhur eserlerinden The Old Guitarist adlı tabloya uygulanan x-ray testi ile tuval üzerinde gizli kalmış olan diğer resim ortaya çıkarıldı. Araştırmacılar, The Old Guitarist adlı tablodaki modelin duruşunda çeşitli tuhaflıklar olduğunu fark etti. Yapılan x-ray testleri ile Picasso'ya ait yeni bir esere ulaştılar. Picasso'nun çizdiği bir kadın tablosu, The Old Guitarist adlı eserinin içinde bulundu. Tablo üzerinde yapılan x-ray araştırmaları sonucu Picasso'nun tuvali daha önce başka bir eser için kullandığı anlaşıldı. Araştırmacılar daha önceki boya ve çizim kalıntılarından yola çıktılar. Eseri dijital ortamda tarayıp çeşitli programlar kullanarak yeniden ürettiler. Özellikle 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında birçok sanatçı gerek ekonomik şartlar gerekse savaşın bir getirisi olarak tuval bulma problemiyle karşı karşıyaydı. Bu sanatçılardan biri olan Pablo Picasso da kimi zaman eski tuvallerine yeni resimler yapmak zorunda kalan isimlerden. Bu anlamda eski eserler üzerine yapılan bilimsel çalışmalar da dönem sanatçılarının yeni tablolarının bulunmasının önünü açtı. Son olarak Picasso'nun çizdiği bir kadın tablosu, The Old Guitarist adlı eserinin içinde bulundu. Picasso'nun resmedişinden 100 yıl sonra bulunan eseri, kataloğuna yeni bir tablonun eklenmesini sağladı. Genel olarak Picasso'nun Mavi Dönem özelliklerinden hüznü, melankoliyi, maviyi kullanışını ve depresyonu başarılı bir şekilde yansıtan eser yeni keşifler için de ilham kaynağı oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/pinar-bicmen-biz-kadinlar-ayna-sergisiyle-sanatseverlerle-bulustu/", "text": "Nişantaşı Ovooart Sanat Galerisi Biz Kadınlar- Ayna adlı sergiye ev sahipliği yaparak Ressam Pınar Biçmen'in eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Pınar Biçmen Biz Kadınlar Ayna adlı sergisiyle kadınlarla ilgili sanat yoluyla mesajlarını vermeye devam ediyor. Nişantaşı Ovooart Sanat Galerisi'ndeki Biz Kadınlar- Ayna adlı sergide Pınar Biçmen'in 33 kavramsal çalışması sanatseverlerle buluştu. Ressam Pınar Biçmen'in asıl mesleği mimarlık. Kabataş Erkek Lisesi ve ardından İstanbul Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun olan Pınar Biçmen, Yıldız Teknik Üniversitesi Peyzaj Planlama yüksek lisans programını bitirdi. Katıldığı birçok resim yarışmalarından dereceler aldı. Pınar Biçmen eserlerini bugüne kadar yurtdışında ABD Boris Georgiev City Art Gallery 2022, New York Ev Gallery 2022, BAE'de World Art Dubai 2023, yurt içinde de Bodrum Sanat ve Antika Fuarı, İstanbul Sanat ve Antika Fuarları, ArtAnkara 8. Çağdaş Sanat Fuarı, Art Contact 2022, IAAF 2022, ArtAnkara 9. Çağdaş Sanat Fuarı, Uluslararası Sanatçılar Birliği sergilerinde sanatseverlerle buluşturdu. Biz Kadınlar Ayna adlı sergide Pınar Biçmen'in figüratif eserlerinde kendine has tarzını yansıttığı yağlı boya ve kara kalem tekniği çalışmaları büyük beğeni topladı. Pınar Biçmen, eserlerinde ağırlıklı olarak kadınlar ile ilgili konuları resmediyor. Yaşamım boyunca bir şekilde gözüme, ruhuma değen bir sürü kadın. Her kadından içimde bir parça ile özdeşleşen yanımın keşfi, aktarmak istediğim yüzlerce şeyden süzülenler ve demlendi tuvaller. diyor Pınar Biçmen. Sanatçı son sergisi için İzleyenlerin ruhunuza inmek için ayna tuttum. Ve henüz keşfetmediğiniz veya bilip, görünüre çıkarmaya cesaret edemediğiniz taraflarınızı görünür kılmaya davet ettim. diyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/planet-i-benkure-sergisi-sanatseverlerle-bulusuyor/", "text": "Heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın'dan oluşan sanatçı ikilisi ha:ar'ın; disiplinler arası çalışmalarından oluşan Benküre/Planet I başlıklı sergisi, Odeabank'ın sanat platformu O'art tarafından 27 Ekim 4 Kasım 2022 tarihleri arasında Zülfaris, Karaköy'de sanatseverlere sunulacak. Odeabank O'art Planet I Benküre sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın'dan oluşan sanatçı ikilisi ha:ar'ın; disiplinler arası çalışmalarından oluşan Benküre/Planet I başlıklı sergisi, Odeabank'ın sanat platformu O'art tarafından 27 Ekim 4 Kasım 2022 tarihleri arasında Zülfaris, Karaköy'de sanatseverlere sunulacak. Sanatın tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılma hedefiyle 2015 yılında Odeabank tarafından hayata geçirilen O'art, sanatseverlere ve sanat yaşamına yeni bir değer katmak amacıyla orijinal işlere imza atmayı sürdürürken yeni vizyonu ile dijital ve yeni medya satına odaklanıyor. Geleneksel sanat tekniklerinin yeni medya ile harmanlandığı Benküre/Planet I sergisi, 27 Ekim- 4 Kasım 2022 tarihleri arasında tarihi Zülfaris Karaköy'de ziyaret edilebilecek. Sergi her gün 11:00-21:00 saatleri arasında ücretsiz bir şekilde gezilebilecek. Sergide ha:ar'ın daha önce Ankara, Venedik, Milano ve son olarak Londra'da sergilenen İmkansız Heykeller serisinden son işlerinin yanı sıra; Mindflow isimli, bir müzik parçası olarak da görülebilecek, 11 kanallı bir video-ses enstelasyonu ve Refraction adını verdikleri, yapay zeka kullanarak ürettikleri vitray serisinden parçalar görülebilecek. Sergide aynı zamanda Hande Şekerciler'in son solo çalışmaları olan, mermer ve bronz heykellerden oluşan saudade serisi de izlenebilecek. ha:ar ile Hande Şekerciler'in disiplinler arası diyaloğun önemine vurgu yapan çalışmalarından oluşan Benküre, mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zeka gibi teknolojik araçlarla birleştiriyor. Sergide sanatı yeni medya ile harmanlayan ha:ar, odağına her daim insanı aldığı yapıtlarında konvansiyonel sanat yapma şekillerini ters yüz ederek çıktığı estetik arayışına devam ediyor. İkili teknik konulardaki ustalıkları vasıtasıyla, sanat tarihinin değişmez kurallarından dijital teknolojinin rastgele kaynaklarına, kullandıkları detayları bir arada sunarak belirsizlikle oynuyor. ha:ar, Benkürede kendimize bakışımızı yani kim olduğumuz hakkındaki düşüncelerimizi; bu düşüncelerin nasıl geliştiklerini ve ne tür etkileşimler yaratabileceklerini yeni üretim şekilleri aracılığıyla keşfetmeyi irdeliyor. İsmi Yerküre kelimesi dönüştürülerek oluşturulan Benküre, bu etkileşimler ve benlik duygusundan uzaklaşarak tek tipleşen, yine de benzersiz ve özel olduğuna inandırılan insanlar üzerine yoğunlaşıyor. Serginin girişinde izleyicileri ha:ar'ın uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir video-ses yerleştirmesi olan Mindflow karşılayacak. Mindflow farklı disiplinlerde çalışan yaratıcı zihinlerin aynı veri karşısında verdikleri tepkileri inceleyen, çok katmanlı bir proje. İkili bu düzenlemeyi bir müzik yapıtı gibi ele almasa da eserin en önemli çıktılarından birisi müzik. Enstrüman seçimi ve üretim yöntemi düşünüldüğünde Yeni Müzik olarak kategorize edilebilecek olan Mindflow, dinleyiciye en iyi ses deneyimini sağlayabilmek için Dobly Atmos Studio'larında Spatial Audio olarak mikslenecek ve Apple Müzik'te yayınlanacak. Bu sayede Spatial Audio uyumlu kulaklıklarla dinlediğinde eserin içinde geziyormuş gibi bir ses deneyimi yaşanabilecek. O'art'ın katkılarıyla düzenlenen sergide Refraction serisiyle ha:ar bir Orta çağ geleneği olan vitrayı salt bir mekana ait olmaktan çıkararak, mekandan bağımsız, kendi ışığını taşıyan bir yapıta dönüştürüyor. ha:ar geleneksel teknikle üretilen vitrayların tasarımında yapay zeka kullanıyor ve her bir vitrayı kendi ışığıyla birlikte sunuyor. İkilinin 2018'den beri ürettiği, başta New York, Venedik, Milano ve Londra olmak üzere birçok şehirde sergilenen Impossible Sculptures | İmkansız Heykeller serisi, ilk bakışta erken Rönesans dönemi üslubunda Avrupa sanatı estetiğini hatırlatan görsel bir dünya aracılığıyla yaratmış olduğu medeniyet içerisinde insanın kendi ürettiği teknolojiyle doğasının çatışmasını ele alıyor. Hande Şekerciler'in sergide yer alan saudade başlıklı mermer ve bronz heykellerden oluşan serisi ile geleneksel heykeli, çağdaş insanın perspektifinden yeniden yorumluyor. Heykeller ismini Portekizce'de bir daha kavuşulamayacağı bilinen, çok sevilen, önemsenen ve özlenen kişi ya da olaylara duyulan özlem anlamına gelen saudade kelimesinden alıyor. Odeabank Genel Müdürü Mert Öncü; bankanın yenilikçi ve dinamik vizyonuyla beraber büyüyen O'art'ın son dönemde dijital sanat ve yeni medya alanında genç sanatçılara destek vermeyi misyonunun en başına eklediğini vurguladı. Öncü yeni medya sanatına verdikleri destek hakkında şunları söyledi: Dijital alanda çalışmalar yapmak isteyen, hayalleri ve vizyonları olan genç sanatçılara sürdürülebilir destek vermeyi önceliklerimizden biri haline getirdik. Geleneksel sanat ve yeni medyayı içinde harmanlayan Benküre sergisi, fijital vizyonumuz çerçevesinde hayata geçirdiğimiz bir sergi oldu. Çünkü sanatın ve sanat yapma biçimlerinin de dünya gibi dönüştüğüne, teknoloji ile evrildiğine inanıyoruz. Teknoloji ile sanatın bir araya geldiği ve Apple Music'te yayınlanacak Mindflow'u da Türkiye'de sanatseverlere ulaştıracak olmanın mutluluğu içindeyiz. 17. İstanbul Bienali'ne destek sponsoru olan Odeabank'ın, ha:ar ile birlikte hayata geçirdiği Benküre/Planet I sergisi aynı zamanda Bienal paralel etkinleri çerçevesinde de gezilebilecek. Odeabank, sanatın tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılma hedefiyle 2015 yılında sanat platformu O'art'ı hayata geçirdi. Sanatseverlere ve sanat yaşamına yeni bir değer katmak amacıyla orijinal işlere imza atmayı sürdüren O'art, çağdaş sanatın birbirinden değerli yaratıcılarına ev sahipliği yapıyor. Kuruluşundan bu yana yerli ve yabancı, genç ve orta kuşak sanatçılara yönelik periyodik olarak sergiler düzenliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/poyraz-karayelde-edebiyat-ve-kitap-tutkusu/", "text": "Kanal D'nin sevilen dizisi Poyraz Karayel'de edebiyat ve kitaplara yer veriliyor. Oğuz Atay dizinin ana iskeletinde yer alıyor. Dizinin karakterlerine baktığımızda Oğuz Atay'ın TEHLİKELİ OYUNLAR adlı romanı ile örtüşüyor. Romandaki Albay karakteri dizinin de tam ortasında yer alıyor. Albay'la sık sık gerçek ya da hayali konuşmaları var Poyraz'ın. Dizide Poyraz Karayel bir polis. Sevgilisi Ayşegül ise bir mafya babasının kızı. Ne Poyraz ne de Ayşegül tutunamamıştır, birbirlerini bulduklarında yaşadıkları aşk üzerinden tutunmaya çalışırlar hayata. Cam ekrandaki tutunamayanlar edebiyat ve kitap tutkunları tarafından keyifle izleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/pryimachenkonun-eserleri-ukraynanin-isgalinde-kul-oldu/", "text": "Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında Ukrayna'nın dünyaca ünlü ressamı Maria Pryimachenko'ya ait 25 eser yanarak yok oldu. Pryimachenko'nun eserleri Ukrayna'nın işgalinde kül oldu. Savaşta ünlü ressam Pryimachenko'nun müzedeki eserleri yandı. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında ünlü Ukraynalı ressam Pryimachenko'nun 25 eseri yandığı belirtildi. Ukrayna Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kiev bölgesinde bulunan yerel müze Ivankiv'e yapılan saldırı sonucu Maria Pryimachenko'nun 25 tablosu yanarak yok oldu. Dünyaca ünlü Ukraynalı sanatçı Maria Pryimachenko, Ukrayna folklorunu eserlerine yansıtmasıyla tanınıyordu. Ukrayna kültürünün bir anlamda muhafazası Ivankiv Müzesi'nde yapılıyor ve eserler orada sergileniyordu. Müzede Pryimachenko'nun 25 eseri olduğu ve tabloların akıbetinin henüz bilinmediği ifade edildi. Ukraynalı halk sanatçısı Mariya Prymachenko, 12 Ocak 1909'da Kiev bölgesinde, Bolotnya köyünde doğdu ve 18 Ağustos 1997'de hayatını kaybetti. Sanatçının dünyaca bilinen eserleri arasında özellikle 1977'de yaptığı 'İki Başlı Tavuk' adlı eseri yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/recep-ivedik-6-afisi-tamam-gosterim-ne-zaman/", "text": "Şahan Gökbakar'ın sinemadaki fenomen karakteri Recep İvedik bu kez Afrika'da... Recep İvedik 6 filminin afişi Şahan Gökbakar tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Ancak filmin ne zaman vizyona gireceği henüz belli değil. Recep İvedik 6 afişi tamam gösterim ne zaman? Recep İvedik 6 afişi tamam, şimdi sırada vizyon tarihinin açıklanması var. Şahan Gökbakar, Recep İvedik 6 filminin afişini sosyal medya hesabından paylaştı. Yakında sinemalarda ifadesiyle hazırlanan Recep İvedik 6 filminin vizyon tarihi henüz belli değil. Sinema salonu işletmecileri ile film yapımcıları arasında yaşanan kriz nedeniyle Recep İvedik 6 filminin ne zaman gösterime gireceği henüz belli değil. Özellikle çocukların ve gençlerin ilgi ile takip ettiği Recep İvedik serisi filmler için sömestr tatili önemli. Önümüzdeki cuma günü okullar yarı yıl tatiline giriyor. Şahan Gökbakar'ın da bu tatil dönemini kaçırmak istemediği ortada. Şahan Gökbakar, Recep İvedik 6 filminin afişini sosyal medya hesabından paylaştı. Instagram hesabından filmin afişini paylaşan Şahan Gökbakar, Recep İvedik 6 bu macerasında Afrika'nın altını üstüne getiriyor. Çok yakında inşallah sizlerle notunu da düştü. Sinemanın fenomen tiplemesi Recep İvedik'in Afrika macerası seyirciyle yakında buluşacak. Recep İvedik 6 filminde seyirciyi yine komedi dolu macera bekliyor. Ünlü oyuncu Şahan Gökbakar, kişisel sosyal medya hesabından Recep İvedik 6 filminin afişini paylaştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/recep-ivedik-7-geliyor/", "text": "Sinema seyircisinin ilgiyle takip ettiği Recep İvedik serisinin yedinci filminin müjdesini Şahan Gökbakar sosyal medya hesabından verdi. Recep İvedik 7 geliyor. Ünlü komedyen Şahan Gökbakar, Recep İvedik serisi ile sinemada rüzgar estirmeye devam edeceğini açıkladı. Şahan Gökbakar, Recep İvedik serisinin yedinci filminin müjdesini sosyal medya hesabından verdi. Recep İvedik 7 geliyor... Sosyal medya hesabından müjdeli haberi takipçileri ile paylaşan Şahan Gökbakar Geliyor gelmekte olan... Recep is coming ifadesini kullandı. Instagram hesabından Recep İvedik 7 filminin müjdesini veren Şahan Gökbakar bir video paylaştı. Şahan Gökbakar, hem başrol oyuncusu hem senaristi olduğu filmin yazım aşamasına geçtiğini sevenlerine duyurdu. Başarılı oyuncu ve komedyen Şahan Gökbakar, seri filmi olan Recep İvedik 7 filmi için hazırlıklara başladı. Şahan Gökbakar, hem başrol oyuncusu hem senaristi olduğu filmin yazım aşamasına geçtiğini sevenleriyle sosyal medya hesabından yayınladığı videoyla paylaştı."} {"url": "https://724kultursanat.com/resim-heykel/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Nişantaşı Ovooart Sanat Galerisi \"Biz Kadınlar- Ayna\" adlı sergiye ev... 39. DYO Resim Ödülleri Eserleri, 21 Şubat 15 Nisan... Züheyde Gökçek tezhip ve hat sanatından oluşan eserlerini Ümraniye Belediyesi'nde 2... Ressam Serap Durmaz'ın \"Meristematik Senfoni\" adlı kişisel resim sergisi Yeşilyurt... Türkiye'nin önde gelen gravür sanatçılarından Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu, 30'uncu sergisiyle... Ahmet Güneştekin'in \"Gavur Mahallesi\" adlı enstelasyonu İzmir'da açıldı. Sergide büyük... İranlı sanatçı Zehra Soltani, İstanbul'da açtığı göç ve göçmenleri konu... Genç yetenekleri sanat dünyasında desteklemeye ve sunmaya devam eden Mamut... Heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın'dan oluşan... \"İstanbul ressamı\" olarak tanınan Nur Ulubil, pandeminin etkisiyle \"Kuş ressamı\"... Ressam ve seramik sanatçısı Elif Nazlı Duran'ın kişisel sergisi Metropol... Yirminci yüz yılın en pahalı sanat eseri Marilyn Monroe portresi... Bosna-Hersek sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden Mersad... Ebru Ceylan'ın resimleri Anadolu'nun farklı illerinde ve dünyanın 7 ülkesinde... İBB, İstanbul'a 7 heykel ve anıt yaptıracak. Heykel ve anıt... İş Sanat yeni sergisini Metaverse'te açıyor. Türkiye İş Bankası'nın 1940'lardan... İş Sanat nisan ayı etkinlikleri ile sanatseverleri ağırlamaya devam ediyor...."} {"url": "https://724kultursanat.com/resim-sanatinin-asik-veyseli-beylikduzunde/", "text": "Ressam Bayram Gümüş'ün Beşinci Mevsimin İlk Günü adlı yağlı boya resim sergisi Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Bedri Rahmi Salonu'nda açıldı. Resim sanatının Aşık Veysel'i olarak adlandırılan Bayram Gümüş, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'ndeki sergisinde sanatseverlerle buluşuyor. Beylikdüzü Belediyesi'nin kültür sanat etkinlikleri arasında yer alan sergi tamamı yağlı boya eserlerler oluşuyor. Bayram Gümüş'ün Beşinci Mevsimin İlk Günü adlı sergisi Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Bedri Rahmi Salonu'nda açıldı. Serginin açılışına Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık da katıldı. Başkan Çalık Beylikdüzü'nde her alanda olduğu gibi sanatta da nefes olmak için çaba göstereceğiz... İstanbul'un nefesi olmak için çaba göstereceğiz... dedi. Sergi, 20 Ocak 2020 tarihine kadar açık sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Resim sanatının Aşık Veysel'i ve naif resmin yaşayan en önemli temsilcilerinden biri olarak adlandırılan ressam Bayram Gümüş'ün Beşinci Mevsimin İlk Günü isimli resim sergisi, Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi Galeri Bedri Rahmi salonunda sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Beylikdüzü'nü batı İstanbul'un kültür sanat başkenti yapma hedefiyle çalışmalarını sürdüren Beylikdüzü Belediyesi'nin katkılarıyla hayata geçen serginin açılışına; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, CHP eski Milletvekili Süleyman Çelebi, usta sanatçı Edip Akbayram, İYİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Erol Karapınar, ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. 35. sanat yılında 30 eseriyle sanatseverler ile buluşan ressam Bayram Gümüş ise; Resim ortamının durağan olduğu günümüzde, resim sanatına hareket katmak istedim. Ressam zamana tanıklık eder ve her ressamın kendine ait bir hikayesi vardır. Ben de belirli dönemlerde yaşadığımız İstanbul'u ve burada yaşadığım ne varsa onları tuvala aktardım. Bu kadar büyük eserlerin toplu halde son yer Galeri Bedri Rahmi salonu olacak. şeklinde konuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/ressam-churchill-siseleri-muzayedede/", "text": "Eski İngiltere başbakanı Churchill'in tablolarından biri müzayedede satışa çıkıyor. Tablonun 330 bin Euro'ya alıcı bulması bekleniyor. Ressam Churchill şişeleri müzayedede... İngiltere'nin eski 'ünlü' başbakanı Winston Churchill'in yaptığı tablolardan biri müzayedede satışa çıkıyor. Jug With Bottles isimli tablonun 330 bin Euro'ya alıcı bulması bekleniyor. Churchill, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'nin başbakanı olarak dünya tarihinde yerini alırken ardında 'felaketlerle dolu' anılar bıraktı. Ancak onun bıraktığı acı hatıraların yanında 'ressam Churchill' ise ilgi çekici tabloları ile sanat tarihinde öyle ya da böyle yerini aldı. Şimdi o tablolardan biri olan Jug With Bottles Sotheby's Müzayede Evi tarafından satışa sunulacak. Winston Churchill'in en sevdiği içeceklerin şişelerini tasvir ettiği bu tablonun 330 bin Euro'ya alıcı bulması bekleniyor. Online olarak yapılacak müzayedede satışa çıkacak olan eser, Amerikalı sanatsever Barbara ve Ira Lipman'ın koleksiyonunda yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/rifat-ilgazdan-ozgurluk-siiri/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Rıfat Ilgaz'dan Özgürlük şiiri. Rıfat Ilgaz, Hababam Sınıfı ile edebiyat dünyamızda kült yazarlar arasında yerini aldı. Rıfat Ilgaz'ın başını belaya sokan ise şiirleriydi."} {"url": "https://724kultursanat.com/rodos-ve-istankoy-turk-filmleri-haftasini-yeniden-istiyor/", "text": "Rodos ve İstanköylüler sonuncusu 2019 yılında düzenlenen Türk Filmleri Haftası'nın yeniden yapılmasını istiyor. Bodrum Türk Filmleri Haftası, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sinema Genel Müdürlüğü destekleri ile Bodrum Sinema ve Kültür Derneği, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği ile Magazin Gazetecileri Derneği tarafından düzenleniyor (Sonuncusu 2019'daydı). Türk sinemasının vizyona yeni giren filmlerinin seyirciyle buluştuğu Bodrum Türk Filmleri Haftası ile eş zamanlı olarak İstanköy adasında da benim de gönülden alkışladığım etkinliklerle 'Türk Filmleri Haftası' düzenlenmişti. 2019 yılındaki Bodrum Türk Filmleri Haftası dokuzuncu yaşına, İstanköy'de ise beşinci yaşına girmişti. Bodrum'daki festivale katılan sinema dünyamızın yıldızları ve etkinliğe imza atan isimler İstanköy'deki Türk Filmleri Haftası'na da katılarak Türk ve Yunan halklarıyla birlikte olmuşlardı. İstanköy'deki Türk Filmleri Haftası açılışı ve etkinlikleri Türkiye'nin Rodos Başkonsolosu Atıf Şekercioğlu'nun liderliğinde kusursuz bir organizasyon düzenlenmişti. Bodrum'dan İstanköy'e gelen sinema dünyamızın yapımcıları, yönetmenleri, senaristleri, oyuncuları, milletvekilleri ve yerel yöneticiler Ege Denizi'nin güzelliğinin ortasında beyazperdenin barış huzur ve keyfinin anlamını dünyaya bir kez daha iletmişlerdi. Çok iyi hatırlıyorum İstanköy'de o sene Annem, Dijital Esaret, Hareket Sekiz, Sen Benim Her Şeyimsin, Bizi Hatırla, Müslüm, Türk İşi Dondurma, Saf, Çınar, Çiçero alkışlarla izlenmişti. Bu arada Dijital Esaret filmi Türkiye'de önümüzdeki haftalarda vizyona girecek. İstanköy'dekiler bizden daha şanslıydılar ve filmi festival kapsamında izlediler. Türkiye'nin Rodos Başkonsolosu Atıf Şekercioğlu beğeniyle izlediği Dijital Esaret filminin ardından tüm ekibi bir akşam yemeğinde ağırlamıştı. Filmin oyuncularıyla birlikte Birol Güven ve Gani Müjde ile keyifli bir akşam yemeği ile birlikte sinema üzerine güzel bir sohbet ortamı oluşmuştu. Şimdi bunları neden anlatıyorum... Aradan üç yıl geçti. Pandemi sürecinde zaten sinemalar da kapalıydı. Ancak artık normalleşiyoruz ve sinema salonlarında seyirciler keyifle filmleri izliyor. İstanköy ve Rodos adasında yaşayan Türkler ve elbette Yunan halkı Türk Filmleri Haftası'nın yeniden yapılmasını bekliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/ruhver-barengi-oyku-kitabi-metamorfoz-raflarda/", "text": "Ruhver Barengi ilk kitabı Metamorfoz ile okurların karşısında. Ruhver Barengi kitabında ağaçlaşan bir adamın öyküsünü anlatıyor. Ruhver Barengi öykü kitabı Metamorfoz raflarda yerini aldı. Ruhver Barengi'nin kaleme aldığı ilk kitabı Metamorfoz, 'Ağaçlaşan Bir Adamın Öyküsü'nü anlatıyor. İnkılap Kitabevi, edebiyat sever okurları 'ilk yapıtlarla' buluşturmaya devam ediyor. Ruhver Barengi'nin öykü kitabı Metamorfoz, konusu ve kurgusuyla çağdaş edebiyata yeni bir soluk olarak okurlara sunuluyor. Ruhver Barengi'nin yayımlanan ilk kitabı Metamorfoz, modern dünyanın keşmekeşi arasında kaybolmaya yüz tutan hayatların var olma çabalarını anlatıyor. Ağaçlaşan Bir Adamın Öyküsü alt başlığıyla raflarda yer alan bu eser; mizah, drama, fantastik edebiyatın pek çok unsurunu bir araya getirerek okurlara zengin ve çok yönlü bir metin sunuyor. Ruhver Barengi, seçtiği konu ve konuyu işleyiş biçimiyle güncel edebiyata yeni bir soluk getiriyor. Ruhver Barengi, Metamorfoz ile gündelik hayatın tekdüzeliğinde sıkışan okurları fantastik bir yazınsal yolculuğa çıkarıyor. Metamorfoz, yalnızlaşma, tükenmişlik ve yetersizlikle çevrelenmiş modern çağda ancak kendi içine kapanarak yaşamına devam edebilen günümüz insanlarının öyküsünü anlatıyor. Bir yanda kalabalığın gürültüsünde muhatabına ulaşamayan günaydınlar, hep gölgede yaşamaya mahkum gerçek hayatlar; diğer yanda buna dayanamayan ve varoluşunun nedenini çözmeye çalışanların gerçeküstü dünyaları. Barengi, ilk yapıtıyla mizah, drama ve fantastik edebiyatın pek çok unsurunun bir araya getirirken çağdaş edebiyata yeni bir bakış açısı kazandırıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/rusyada-tiyatro-muduru-bir-katilden-maas-alamam-diyerek-istifa-etti/", "text": "Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline tepki gösteren Meyerhold Tiyatro Merkezi Müdürü Yelena Kovalskaya Bir katilden maaş alamam diyerek görevinden istifa etti. Rusya'da tiyatro müdürü 'bir katilden maaş alamam' diyerek istifa etti. Meyerhold Tiyatrosu Müdürü, Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline, Putin'e tepki göstererek istifa etti. Meyerhold Tiyatro Merkezi Müdürü Yelena Kovalskaya, Rusya devlet başkanı Putin'e tepki göstererek istifa etti. Yelena Kovalskaya Bir katil için çalışıp ondan maaş almak mümkün değil. Başladığım işi bitireceğim ama maaşsız. dedi. Rusya'nın kanaat önderleri ve halk, savcıların tehditlerine karşın Moskova, St. Petersburg ve büyük merkezlerde Savaşa hayır sloganlarıyla sokaklara çıkarak Putin'in Ukrayna işgalini vahşet olarak niteledi. Meyerhold Tiyatrosu Müdürü Bir katilden maaş alamam diyerek istifa etti. Savaş büyük insani kayıplarla ikinci gününe girerken Rusya'nın kanaat önderleri, gazeteciler, ve kamuya mal olmuş şahsiyetler savaşa karşı sokaklara çıktı. Yazar ve düşünürler de savaş karşıtı açıklamalarda bulundu. İzlenemez kitabının yazarı Sergey Lebedev, NKVD tarafından idam edilen halk düşmanlarının gömüldüğü Kiev'in dışındaki Bykivnia mezarlarının fotoğrafının altına Sovyet suçları Rusya'da cezasız kaldı ve bu yüzden tekrarlanıyor. 1991'de yapılmayanların bedeli bugün Ukraynalıları öldüren Rus füzeleri ve bombalarıdır dedi. Aktivist Marina Litvinoviç, Rusları saat 19.00'da Moskova'nın merkezindeki Puşkin Meydanı da savaşa karşı bir yürüyüşe katılmaya çağırdı. Bağımsız yayın kuruluşu Dozhd, açıklamadan kısa süre sonra yetkililerin Litvinoviç'i evinin önünde gözaltına aldığını bildirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/saatleri-ayarlama-enstitusu-film-oluyor/", "text": "Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ünlü romanı Saatleri Ayarlama Enstitüsü sinemaya uyarlanacak. Saatleri Ayarlama Enstitüsü film oluyor. Edebiyat dünyamızın kült eserlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı sinemaya uyarlanacak. Tv100'deki habere göre, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' adlı romanı Limon Yapım tarafından sinema filmi olarak uyarlanacak. Habere göre, Limon Yapım'ın Tanpınar varislerinin temsilcisi ONK Ajans ile sürdürdüğü görüşmeler olumlu sonuçlandı. Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının sinemaya uyarlanması için çalışmalar başladı. Limon Yapım'ın sahibi Hayri Aslan, Saatleri Ayarlama Enstitüsü filmi için uluslararası bir ortak yapım şirketi ile birlikte çalışacaklarını belirtti. Hayri Aslan, Saatleri Ayarlama Enstitüsü filmi oyuncu kadrosuyla ilgili henüz bir bilgi vermedi. Hayri Aslan, oyuncu kadrosu belli olamasa da filmle ilgili yabancı bir yönetmenle görüştükleri bilgisini paylaştı. Saatleri ayarlama enstitüsü romanı film oluyormuş çok sevindim. Limon film kadına şiddet konusunda sektöre çağrıda bulunmuştu. Geçen hafta okuduğum Çan Çiçeği Otel isimli Romanda Zakir adında şizofren bir karakterin hayal dünyasından kadın cinayetleri ve saplantılı aşk konularından bahsedilmiş severek okudum. Limon filmin kadına şiddet konusunda çektiği video çok güzeldi. Çan Çiçeği Otel romanında gönül meselelerini hissettiğini zanneden şizofren Zakir karakterinin tanıklık ettiği olaylar Hikaye şeklinde anlatılmış. Yolcu Adam hikayesinde aldatılan bir adamın cinayetten vazgeçerek yolcu adama dönüşmesini anlatılmış. Ruj koleksiyoncusu hikayesinde saplantılı aşığın empati yaparak sevdiği kadını öldürmekten vazgeçip saplantılı aşk tedavisi görerek iyileşmesi anlatılmış."} {"url": "https://724kultursanat.com/saatleri-ayarlama-enstitusu-yeni-sezonda-yine-sahnede/", "text": "Saatleri Ayarlama Enstitüsü oyunu yeni sezonda da seyircinin karşısında olacak. Serkan Keskin'in rol aldığı oyunun yeni sezon programı açıklandı. Saatleri Ayarlama Enstitüsü yeni sezonda yine sahnede. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı kült eseri geçtiğimiz sezon tiyatro sahnesinde seyirciyle buluşmuştu. Saatleri Ayarlama Enstitüsü yeni sezonda da yine Serkan Keskin oyunculuğu ile seyirciyle buluşacak. Serdar Keskin'in onlarca surete bürünerek başarılı bir performans sergilediği Saatleri Ayarlama Enstitüsü geçtiğimiz sezonun dikkat çeken oyunları arasındaydı. Oyun geçtiğimiz sezon kapalı gişe sahnelenirken, Eylül ayında yeniden seyirciyle buluşuyor. Doğu ve batı, eski ve yeni, geleneksel ve modern kutupları arasında salınıp duran Ahmet Hamdi Tanpınar'ın zamansız eseri 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' geçtiğimiz sezon yaptığı prömiyerinin ardından yeni sezonda da izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri Serdar Biliş tiyatroya uyarladı ve yönetmenliğini üstlendi. Serkan Keskin oyunda onlarca karaktere bürünerek, başarılı bir performans sergiledi. Prodüksiyonu ve farklı tasarımıyla da övgüleri toplayan oyununun yapımcılığını Saatler Kolektif üstleniyor. Eylül ayında sahnede yeniden seyirciyle buluşacak olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü, ilk olarak 17-18 Eylül'de Zorlu PSM'de sahnelenecek. Ardından 21 Eylül'de Ankara Oran Sahnesi'nde ve 28 Eylül'de de Bursa Atatürk Kongre Merkezi'nde tiyatroseverlerle buluşacak. Müziklerinde Tuluğ Tırpan imzası yer alan, tiyatro ve sinema arasında hibrid bir dünyanın tasarlandığı oyunun görüntü yönetmenliğini Ahmet Sesigürgil, sahne ve dekor tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/sabanci-vakfi-7-kisa-film-yarismasinin-juri-uyeleri-aciklandi/", "text": "Sabancı Vakfı 7. Kısa Film Yarışması jüri üyeleri açıklandı. Jüride Biket İlhan, Zeynep Günay Tan, Kaan Urgancıoğlu, Beatriz Rico ve Mike Downey yer alıyor. Sabancı Vakfı 7. Kısa Film Yarışması'nın jüri üyeleri açıklandı. Sabancı Vakfı 7. Kısa Film Yarışması'nın ödül törenine sayılı günler kaldı. Kazanan filmleri belirleyecek, jüri üyeleri açıklandı. Jüride, Türkiye'den yönetmen ve senarist Biket İlhan, yönetmen Zeynep Günay Tan, oyuncu Kaan Urgancıoğlu, dünya sinemasından da ödüllü İspanyol oyuncu Beatriz Rico ile Avrupa Film Akademisi Başkanı, yapımcı ve yazar Mike Downey yer alıyor. Yarışmanın Sosyal Etki Jürisi'nde ise dramaturg Dr. Sündüz Haşar, Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları programları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşecan Terzioğlu ve Eğitim Uzmanı Ali Koç bulunuyor. Sabancı Vakfı'nın toplumsal sorunlara sanat aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla 2016 yılından bu yana düzenlediği Kısa Film Yarışması'nda kazanan filmleri belirleyecek jüri üyeleri belli oldu. Sabancı Vakfı 7. Kısa Film Yarışması'nın jürisinde; Türkiye'den yönetmen ve senarist Biket İlhan, yönetmen Zeynep Günay Tan ve oyuncu Kaan Urgancıoğlu yer alıyor. 1996 yapımı İstanbul Kanatlarımın Altında filmiyle Türkiye'de ün salan ve İspanya'nın en tanınmış kadın oyuncularından Beatriz Rico ile Avrupa Film Akademisi Başkanı ve Uluslararası Risk Altındaki Sinemacılar Koalisyonu'nun kurucuları arasında bulunan yapımcı, yazar Mike Downey bu yıl yarışma jürisinde yer alıyor. Sabancı Vakfı 7. Kısa Film Yarışması'nın 'Sosyal Etki Jürisi' de Dr. Sündüz Haşar, Doç. Dr. Ayşecan Terzioğlu ve Ali Koç'tan oluşuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/safiye-ayla-kabri-basinda-anilacak/", "text": "Türk Sanat Müziği'nin efsane sanatçılarından Safiye Ayla Targan, TEV tarafından düzenlenecek törenle kabri başında anılacak. Türk Sanat Müziği'nin efsanevi sanatçılarından Safiye Ayla, vefatının 24. yılında kabri başında anılacak. Türk Eğitim Vakfı, Safiye Ayla için her yıl olduğu gibi bu yılda kabri başında anma töreni düzenliyor. TEV'in bağışçılarından olan Safiye Ayla Targan vefatının 24. yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında anılacak. Safiye Ayla Targan, vefatından önce tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı'na bağışlamıştı. Bugüne kadar Safiye Ayla adına verilmiş 1.828 bursla başarılı ve maddi desteğe ihtiyacı olan öğrenciler eğitim hayatlarını sürdürmüştü. TEV tarafından yapılacak törende Safiye Ayla Targan ve eşi Şerif Muhiddin Tarcan kabirleri başında anılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/sahdamarim-ahmed-arif-anisina-sahnede/", "text": "Şahdamarım Ahmed Arif anısına sahnede. Usta tiyatrocu Genco Erkal, Ahmed Arif'in ölümünün 30'uncu yılı anısına bir armağan olarak 'Şahdamarım' adlı müzikli gösteriyi sahneliyor. 'Şahdamarım' 15 Aralık'ta Trump Sahne'de seyirciyle buluşuyor. Şahdamarım, Genco Erkal tarafından Ahmed Arif'in şiir, söyleşi ve mektuplarından yola çıkarak uyarlandı. Yönetmenliğini de Genco Erkal yaptı. Oyunda sahnede de Genco Erkal var. Müzikli gösterisi 'Şahdamarım', 15 Aralık Çarşamba günü saat 20.30'da Trump Sahne'de izleyici ile buluşuyor. Ahmed Arif'in ölümünün 30'uncu yılında, anısına bir armağan olarak hazırlanan Genco Erkal'ın müzikli gösterisi 'Şahdamarım', Dostlar Tiyatrosu tarafından sahneye konuyor. Oyunda, ozanın şiirlerinden bestelenen şarkıları sahnede Ercan ve Gökhan Çağıran kardeşler yorumluyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/samatyada-kor-kitapci-devrim-tarim/", "text": "Samatya'da bir kitapçı Devrim Tarım. O sıradan bir kitapçı değil. Gözleri görmüyor. Kör kitapçı, olarak biliniyor. Dükkanın adı: Samatya Kitapçısı. Kitapçının kapısının önünde 5 dilde kitapçı yazıyor: Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Rumca, İngilizce. 1500 civarında kitap var dükkanda. Hepsi de daha önce okuduğu kendi kitapları, eski. Eskişehir'de bir köyde başlıyor hayatı. 1.5 yaşına geldiğinde gözleri kör oluyor. 6 çocuklu ailede en küçük O. Ailesinde sıkıntılar yaşıyor. İlgisizlik. 5 yaşına gelene dek kör olduğunu bilmiyor. Diğer çocukların da kendisi gibi olduğunu düşünüyor. Ancak hep kendisi düşüyor, bir yerlere çarpıyor. Hayatı böyle sanıyor. Ömrünün 5 yılı geçince mahallede yakan top oynarken arkadaşları onu oyuna sen körsün diyerek almıyorlar. Öfke ve kederle karışık tedirginlik yaşıyor ancak bunu şimdi büyük bir kavrayıştı hissettiğim diyerek tanımlıyor. 6 yaşında ilkokulu okumak için Ankara'da körler okuluna yatılı olarak gidiyor. Ortaokulu da orada yatılı okuyor. Merak ve anlama kabiliyeti sayesinde bugünlere ulaşıyor. Körler okulunda başladığı okuma heyecanı lisede de devam ediyor. Kütüphaneye giderdim, günde 1 cilt kitap okurdum. Bir kılavuz rehber olmadığı için de kütüphanedeki kitapları katolog sırasıyla, alfabetik okurdum diyor. Ve bu kör adam üniversite imtihanına girerek ODTÜ'de uluslararası ilişkileri kazanıyor. Diplomat olmak istediğini söylüyor. Elbette sistem ve gerçekler onun bu amacına ulaşmasına engel oluyor. Bir iş dolayısıyla İstanbul'a geliyor. Bu biraz da bahane aslında gelmek de istiyor. Sene 2006. Samatya'ya taşınıyor. 2013'deki Gezi eylemlerinde O da yer alıyor. O sıralarda Osmanlı Arşivleri'nde İngilizce'den tercüme işlerinde çalışan sekiz yıllık bir devlet memuru olan Devrim Tarım, Gezi eylemlerindeki bir fotoğrafla gazetelere yansıyor. İşten atılıyor. Yaşadığı mahallede, Samatya'da, Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nin hemen karşısında, Kilise Vakfı'na ait bu dükkanı kiralıyor. Sermayesi ise kendi kütüphanesinde bulunan yaklaşık 1500 kitap oluyor. O mutlu ama müşterisi de çok yok. Gün içinde bazen hiç olmuyor. Oranın kitapçı olduğu da zor fark ediliyor. Sadece bir kez gidenler biliyor. Ondan kitap satın alan görmeyenlere, kitabın taranmış halini de hediye ediyor. Çoğu kere kendisi ama bazen de arkadaşlarının yardımıyla kitapları kategorilerine göre ayırıp fiyatlandırıyor, sipariş alıyor. Dükkana gelenlere satış yapıyor. Telefonla veya internet üzerinden siparişi verilen kitapları kargo ile gönderiyor. Devrim Tarım, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Radyo-TV Sinema da okuyor. Kendi yazdığı senaryolara kısa filmler çekiyor. Hatta Entel Köy Efeköysinema filminin bir sahnesini de o çekiyor. Samatya Kitapçısı Samatya'nın merkezinde Marmara Caddesi'nde, Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nin hemen karşısında bulunuyor. Gitmek isterseniz Kocamustafapaşa son duraktaki, Taksim'e sarı dolmuşların kalktığı sokağa girin 100 metre aşağıya yürüyün. Marmara Caddesi'ne gelir gelmez sola döndüğünüzde karşınıza çıkacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/sanatta-engel-yok-resim-ve-heykel-sergisi-yesilyurt-spor-kulubunde/", "text": "Yeşilyurt Spor Kulübü ve Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile düzenlenecek olan Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi 18-19 Aralık tarihlerinde sanat severleri ağırlayacak. Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü tesislerinde sanat severlerle buluşacak. Spor dünyamızın köklü kulüplerinden Yeşilyurt Spor Kulübü sosyal faaliyetleriyle de dikkat çekiyor. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de engelli bireylerin sorunlarına yönelik dikkat çekmek ve farkındalıklar oluşturmak için etkinlikler düzenleniyor. Yeşilyurt Spor Kulübü ise Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile farklı bir projeye ev sahipliği yapıyor. Sanat üzerinden engelli bireylerin kabiliyetlerine dikkat çekecek olan sergi ile sanat severler buluşturuluyor. Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü ve Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile düzenleniyor. 18-19 Aralık tarihlerinde Yeşilyurt Spor Kulübü tesislerinde açık kalacak olan sergi saat 16.00-19.00 saatleri arasında sanat severleri ağırlayacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/sanatta-engel-yok-sergisi-yesilyurt-spor-kulubunde-sanat-severleri-bulusturdu/", "text": "Spor dünyamızın köklü kulüplerinden Yeşilyurt, sadece spordaki faaliyet ve başarılarıyla değil, sosyal alanda yaptıklarıyla da dikkat çekiyor. Sanatta Engel Yok sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü'nde sanat severleri buluşturdu. Spor dünyamızın köklü kulüplerinden Yeşilyurt, sadece spordaki faaliyet ve başarılarıyla değil, sosyal alanda yaptıklarıyla da dikkat çekiyor. Yeşilyurt Spor Kulübü ve Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile 'Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi' sanat severleri buluşturdu. 18-19 Aralık tarihlerinde kulübün Yeşilyurt'taki sosyal tesislerinde sanat severleri ağırlayan serginin açılışı için kokteyl düzenlendi. Sanatta Engel Yok sergisinin açılışında Yeşilyurt Spor Kulübü Başkanı Necmettin Karabacak'a Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Yasemin Zanbak, sanata verdikleri destek için plaket takdim etti. Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi açılışına ünlü oyuncu Fırat Tanış da katıldı. Serginin açılış kokteylinde birbirinden değerli eserlere imza atan, üreten bedensel dezavantajlı sanatçılar da katılarak, sanat severlerle eserleriyle ilgili görüş alışverişinde bulundular. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ile tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de engelli bireylerin sorunlarına yönelik dikkat çekmek ve farkındalıklar oluşturmak için etkinlikler düzenleniyor. Yeşilyurt Spor Kulübü ise Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile farklı bir projeye ev sahipliği yaptı. Sanat üzerinden engelli bireylerin kabiliyetlerine dikkat çekecek olan sergi ile sanat severler buluşturuluyor. Sanatta Engel Yok Resim ve Heykel Sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü ve Sanatta Engel Yok Vakfı işbirliği ile düzenlendi. Sergi 18-19 Aralık tarihlerinde Yeşilyurt Spor Kulübü tesislerinde saat sanat severleri ağırladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/sans-tanricasi-filminde-sezen-aksu-sarkisinin-sirri/", "text": "Ferzan Özpetek'in Şans Tanrıçası adlı filmi bu hafta sinemalarda vizyona giriyor. İtalya'da yaşayan ve filmi de orada çeken Ferzan Özpetek, Şans Tanrıçası'nda Sezen Aksu şarkısı kullandı. Sezen Aksu'nun Aldatıldık adlı şarkısının filmle ilgili bir sırrı olduğu ortaya çıktı. Ertuğrul Özkök bugün o sırrı okurlarıyla paylaştı. Şans Tanrıçası filminde Sezen Aksu şarkısı ile ilgili dikkat çeken bir bilgiyi okurlarına aktaran Özkök, filmdeki iki şarkıya dikkat çekti. Sezen Aksu'nun 1996 yılında Attila Özdemiroğlu düzenlemesiyle, Rengin tarafından seslendirilen şarkısı Aldatıldık Şans Tanrıçası filmine damga vurdu. Sezen Aksu'nun Aldatıldık şarkısı ile Şans Tanrıçası filmi arasındaki ilişkide bilinmeyeni Ertuğrul Özkök okurlarıyla paylaştı. Özkök, filmi izledikten sonra Ferzan Özpetek ve filmde rol alan bazı oyuncuların da aralarında yer aldığı küçük bir grupla yemek yediklerini aktardı. Yemekte Ferzan Özpetek ile Zerrin Tekindor'un yan yana oturduğunu belirten Özkök, o anın fotoğrafını da çekerek okurlarıyla paylaştı. Ferzan Özpetek, Zerrin Tekindor'la yan yana oturuyordu. Filmdekine benzeyen o kadar güzel bir dostluklardı vardı ki, izin isteyip fotoğraflarını çektim. Bence güzel bir İtalyan restoranında Marcello ile Sophia arasına asılabilecek bir kare çıktı ortaya. Tabii konu her zamanki gibi filmin müziklerine geldi. Serseri Mayınlar'da Sezen Aksu'nun Kutlamaşarkısını keşfetmiştik. Ayrıca Nina Zilli'nin 50 mila şarkısını da çok sevmiştik. Bu filmde de Sezen'in harika bir şarkısı var. Aslında Sezen bunu 2016'da Rengin'e vermişti. Özpetek bu filmi yaparken bu şarkıyı dinlemiş ve Sezen'e Bunu keşke sen de söyleseydin demiş. Filmde ayrıca İtalya'nın en büyük Diva'sı sayılan Mina'nın bir şarkısı var. Mina benim İzmir'deki lise yıllarımdan çok sevdiğim bir şarkıcı. 82 yaşında. Yazının başında 12 yıl önce Serseri Mayınlar filminden çıktığımda salonun kapısında yazdığım yazıdan söz etmiştim."} {"url": "https://724kultursanat.com/sarah-jio-londradan-sevgilerle-romani-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Türkiye'de çok satan yazarlar arasında yer alan Sarah Jio yeni romanı Londra'dan Sevgilerle ile okurlarla buluşuyor. Sarah Jio Londra'dan Sevgilerle romanı okurlarla buluşuyor. Romantik edebiyatın çok satan yazarlardan Sarah Jio, yeni romanı ile tüm dünyayla aynı Türkiye'de raflarda yerini alıyor. Londra'dan Sevgilerle adlı roman Epsilon etiketiyle okurlara ulaşıyor. Yazdığı kitaplar dünya genelinde milyonlarca satan Sarah Jio, yeni romanında Londra'nın pastel renkli sokaklarından aşka, aileye ve bağışlamaya dair umut dolu sıcacık bir hikaye anlatıyor. Londra'dan Sevgilerle, 9 Şubat'tan itibaren internet sitelerinde satışta olacak. Birçok eseri New York Times çok satanlar listesinde yer alan ve Türkiye'nin en çok okunan yabancı yazarlarından biri olan Sarah Jio'nun yeni romanı Londra'dan Sevgilerle, tüm dünyayla aynı anda satışa açılıyor. Yasemin Büte'nin dilimize çevirdiği Londra'dan Sevgilerle, kitabı yayımlayan ilk ülkelerden biri olan Türkiye'de Epsilon logosuyla okurlara ulaşıyor. Valentina, zorlu bir boşanma sürecini atlatmaya çalışmaktadır. Valentina yıllardır görüşmediği annesinin öldüğünü ve ona Londra'da Kitap Bahçesi isimli bir kitabevini miras bıraktığını öğrenir. Böylece Amerika'dan İngiltere'ye uzanan bir yolculuğa çıkar. Çocukluğundan beri gerçek bir kitapsever olan Valentina, Londra'nın en güzel semtlerinden birindeki kitabevini görür görmez bu masalsı yere aşık olur. Her girenin neşe ve huzur bulduğu Kitap Bahçesi, Valentina henüz bilmese de annesinin onun için hazırladığı sürprizlerle doludur. Ne var ki kitabevinin yüklü bir vergi borcu vardır ve Valentina annesinin mirasını yaşatmakla onu satmak arasında bir karar vermek zorundadır. Londra'dan Sevgilerle, Londra'nın pastel renkli sokaklarında Valentina'nın kalbini yepyeni bir şehre açıp kayıplarını, kırgınlıklarını ve bitmiş evliliğini temize çekmesinin umut dolu hikayesi."} {"url": "https://724kultursanat.com/saraybosna-film-festivali-kirmizi-halisinda-kimler-yurudu/", "text": "Bosna Hersek'te düzenlenen 29. Saraybosna Film Festivali başladı. Festivalin açılış töreni, Saraybosna Ulusal Tiyatrosu'nda düzenlendi. Girişe serilen kırmıza halıda sinema dünyasının ünlüleri boy gösterdi. Saraybosna Film Festivali kırmızı halısında kimler yürüdü? Bu yıl Bosna Hersek'te düzenlenen 29. Saraybosna Film Festivali başladı. Açılış öncesi ünlüler kırmızı halıda yürüyerek festivalin açılış yapılacağı salona girdi. Festivalin açılış törenine binlerce sinemasever katıldı. 230'dan fazla filmin 70 ülkeden sinemaseverlerle buluşacağı etkinliğe dünyanın dört bir yanından katılım oldu. Saraybosna Film Festivali'nin açılış töreni, Saraybosna Ulusal Tiyatrosu'nda düzenlendi. Girişe serilen kırmıza halıda sinema dünyasının ünlü yürüdü. Saraybosna Film Festivali, Güneydoğu Avrupa sinemasının en büyük etkinliği olarak kabul ediliyor. Festivalde 70 ülkeden 230'dan fazla filmin sinemaseverlerle buluşması planlanıyor. Saraybosna Film Festivali kırmızı halısında boy gösteren ünlüler kimlerdi? Ünlü rock grubu U2'nun solisti olarak tanınan İrlandalı şarkıcı Bono Vox festivale katılarak kırmızı halıda poz verdi. ABD'li yönetmen, film yapımcısı ve senarist Charlie Kaufman da kırmıza halıdaki isimlerden. Festivale, Brad Pitt, Orlando Bloom, Daniel Craig ve John Malkovich gibi ünlü isimler de katıldı. Festivalin açılış töreninde Charlie Kaufman Saraybosna'nın Kalbi Onur Ödülü'ne layık görüldü. SFF'nin açılış filmi, Slovenyalı yönetmen Nenad Cicin-Sain'in Kiss the Future adlı filmi oldu. Matt Damon ve Ben Affleck'in yapımcıları arasında yer aldığı bu film, Bosna Hersek'teki savaş sırasında kuşatma altında tutulan Saraybosna'daki halkın mücadelesini anlatıyor. Festival sadece Saraybosna'da değil, aynı zamanda Mostar ve Tuzla gibi diğer büyük Bosna Hersek kentlerinde de sinemaseverlerle buluşacak. Ayrıca, Tabii'nin Rumi dizisinin dünya prömiyeri de SFF'de gerçekleşecek. TRT'nin dijital platformunda yayınlanan Mevlana Celaleddin-i Rumi dizisinin ilk bölümü, başrollerini Bülent İnal, Kaan Yıldırım, Ahu Türkpençe, Devrim Özkan, Mehmet Ali Nuroğlu, Mert Turak ve Nilay Deniz'in paylaştığı, büyük İslam alimi Mevlana'nın yaşadığı dönemi konu alıyor. Dizi, 12 Ağustos'ta Saraybosna Ulusal Tiyatrosu'nda izleyiciyle buluşacak. Ayrıca, Nuri Bilge Ceylan imzalı Kuru Otlar Üstüne filmi, Cannes'da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü kazanan Merve Dizdar'a Saraybosna Film Festivali'nde de sinemaseverlerle buluşma fırsatı sunacak. Saraybosna Film Festivali 18 Ağustos'ta sona erecek. Festivalde, Uzun Metrajlı Film, Kısa Film, Belgesel Film ve Öğrenci Filmleri kategorilerinde 49 film yarışacak. Bu filmler Saraybosna'nın Kalbi ödülü için yarışacak. Festivalde yer alan Uzun Metrajlı Film kategorisine dahil olan filmlerden ikisi dünya prömiyerini, beşi de bölgesel prömiyerini yapacak. Saraybosna Film Festivali'ne dünyanın dört bir yanından 100 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Festival boyunca film gösterimlerinin yanı sıra sinemayla ilgili birçok etkinlik de gerçekleştirilecek. Bosna Hersek'te çeyrek asırdır devam eden SFF, savaşın izlerini silmeyi amaçlayan bir girişim olarak başladı ve bu süreçte birçok dünyaca ünlü ismi ağırladı. SFF tarihi boyunca festivalin en prestijli ödülü olan Saraybosna'nın Kalbi Onur Ödülü, geçmiş yıllarda Morgan Freeman, Angelina Jolie, Robert de Niro, Oliver Stone, Nuri Bilge Ceylan, Tim Roth, Wim Wenders ve Ruben Östlund, Jesse Eisenberg ve Mads Mikkelsen gibi ünlü isimlere takdim edildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/sari-vosvos-oyku-severlere/", "text": "Özge Burçak Öztürk Güven ikinci öykü kitabıyla okurların karşısında. Sarı Vosvos adlı kitapta yeraltı edebiyatı türünde 19 öykü bulunuyor. Sarı Vosvos öykü severlere Özge Burçak Öztürk Güven'in ikinci kitabı olarak ulaşıyor. Yeraltı edebiyatı türünde 19 hikayeden oluşan Sarı Vosvos, Klaros Yayınevi etiketiyle okurlarla buluşuyor. Ekim ayı başında raflarda yerini alan Sarı Vosvos, Özge Burçak Öztürk Güven'in ikinci eseri. 'Dostlar Apartmanı' adlı kitabındaki öyküleriyle edebiyat dünyasına ilk adımını atan yazar, Sarı Vosvos ile insanın bastırılmış duyguları ve gizli kalmış yanlarını öykülerine taşıyor. Yeraltı edebiyatı türünde yazılmış 19 adet hikayeyi okurların beğenisine sunan Güven'in kitabı ekim ayı itibarıyla kitapçılarda satışa sunuldu. Güven, Klaros Yayınları tarafından basılan ikinci kitabı 'Sarı Vosvos'daki öyküleriyle okuru, insan psikolojisinin çocuklukta sünger gibi emilip öylece bırakılmış, bastırılmış, gizil kalmış yanlarıyla yüzleştirerek zengin bir kişilik çözümlemesi olanağı sunuyor. Özge Burçak Öztürk Güven, 1978 yılında Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Uzun yıllar kurumsal şirketlerde çalıştı. Çeşitli yayın evlerinde Editör ve Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak görev aldı. Güven, evli ve bir kız çocuğu annesidir."} {"url": "https://724kultursanat.com/sean-penn-ukraynanin-isgal-belgeseli-icin-ulkede-cekim-yapiyor/", "text": "Hollywood'un Oscarlı oyuncusu Sean Penn artık belgesel çekiyor. Ünlü oyuncu şu günlerde Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin belgeselini çekmek için Kiev'de bulunuyor. Sean Penn Ukrayna'nın işgal belgeseli için ülkede çekim yapıyor. Oscar ödüllü Sean Penn, şu günlerde Ukrayna'da Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı işgal sırasında ekibiyle birlikte çekim yapıyor. Hollywood'un ünlü yönetmen ve oyuncularından Sean Penn'in Rusya'nın işgali hakkında bir belgesel çekmek için Ukrayna'da olduğu Vice Studios tarafından da doğrulandı. Oscar ödüllü aktör, perşembe günü Ukrayna'nın başkenti Kiev'de hükümet yetkililerinden brifing aldı. Sean Penn en son Kasım 2021'de Ukrayna'yı ziyaret etmişti. Ukrayna ordusunu ziyaret ederek belgeselinin hazırlıklarına başlamıştı. Sean Penn'in kasım ayında yaptığı gezi sırasında çekilen fotoğrafları Ukrayna Müşterek Kuvvetler Operasyonu Basın Servisi tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı. Newsweek, Sean Penn'in Cumhurbaşkanlığı Ofisini ziyaret ettiğini, başbakan yardımcısı Iryna Vereshchuk'un yanı sıra yerel gazeteciler ve Ukrayna ordusunun üyeleriyle görüştüğünü yazdı. Usta oyuncu Sean Penn, daha önce Cemal Kaşıkçı cinayetinin belgeselini çekmek için hazırlık çalışmaları yapmıştı. İstanbul'da Suudi Arabistan konsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın belgeseli için çalışmalara başlasa da Sean Pean 2018'de projeyi rafa kaldırmıştı. Ünlü yıldız, İstanbul'daki Suudi Arabistan Konsolosluğu'nda cinayete kurban giden Cemal Kaşıkçı'nın belgeselini yapmak için Türkiye'ye de gelmişti."} {"url": "https://724kultursanat.com/sehirde-kimse-yokken-gerilim-ve-mizahi-bir-arada-sahneliyor/", "text": "Zorlu PSM'nin ilk oyunu Şehirde Kimse Yokken seyircinin karşısına çıktı. Prömiyeri yapılan oyunda Elçin Sangu, Ali Seçkiner Alıcı, Elif Ürse, Kerem Arslanoğlu ile Ersin Arıcı'nın rol alıyor. Şehirde Kimse Yokken gerilim ve mizahı bir arada sahneliyor... 'Şehirde Kimse Yokken' adlı oyun Zorlu PSM'nin prodüksiyonunu gerçekleştirdiği ilk oyun olma özelliğini taşıyor. 'Şehirde Kimse Yokken' adlı oyunun prömiyeri gerçekleştirildi. Oyunda kadınlık, erkeklik üzerine pek çok tartışma yer alıyor. Öyküsü ve oyuncu kadrosuyla ilgi çeken Şehirde Kimse Yokken oyununda Elçin Sangu, Ali Seçkiner Alıcı, Elif Ürse, Kerem Arslanoğlu ile Ersin Arıcı'nın rol alıyor. Oyunun yazarı çağdaş yazarlarımızdan Ahmet Sami Özbudak. Yönetmeni Lerzan Pamir. Şehirde Kimse Yokken oyunu Hayat bir masal mıdır? Masalsa bir sonu var mıdır? Mutlu son yoksa bu hayatta o zaman hayat dediğimiz şey masal mı, acı gerçeğin ta kendisi mi? Şehirde Kimse Yokken... soru sordukça yeni sorular yaratan, insanlığa verilen cinsiyet rollerine dair sorular da soran, bu sorulara hem tanıdık hem de farklı cevaplar getiriyor. Şehirde Kimse Yokken gerilim ve yer yer mizah ögeleriyle bezeli mistik anlatısıyla 23 Şubat ve 7-13-14 ve 28 Mart'ta izleyicilerle buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/sehirde-kimse-yokken-ne-zaman-sahneleniyor/", "text": "Şehirde Kimse Yokken ne zaman sahneleniyor? Zorlu PSM Prodüksiyon'un oyunu Şehirde Kimse Yokken seyirciyle buluşmaya devam ediyor. Şehirde Kimse Yokken tiyatroda, karanlık bir trajediyle birlikte kadın olmanın erdeminin ve gücünün altını çizdiği öyküsünü seyirciye sunuyor. Rukiye, Anadolu'nun kırsalından kopup yolu İstanbul'a düşmüş bir kadındır. Öylesine bir kaostan kaçmıştır ki çareyi bir erkek berberine sığınmakta bulur. Sanki o berberin sahibi Nurullah kurtarıcı gibidir ve Rukiye'ye sahip çıkmıştır. Tuhaf bir arkadaşlık olur aralarında, yıllardır kimseyle konuşmayan Nurullah, Rukiye'de kendine yakın bir şeyler bulur. Mahallenin bitirimlerinden Ali de bu hikayeye dahil olur. Ali yönetmenlik hayali kuran genç bir adamdır, bu hikayeye de filminin baş kahramanı yani annesiyle giriş yapmıştır. Ali ile Rukiye arasında da sıra dışı bir arkadaşlık başlar. Ali mahalleye yeni düşmüş olan Rukiye'ye filmini ve hayallerini anlatırken bizi şenlikli ve uçuk hayatıyla tanıştırır. Yalnızlık, arkadaşlık, aşk ve şiddet üzerine pek çok hikaye dinleriz bu üçlünün dünyasından. Şehirde Kimse Yokken... soru sordukça yeni sorular yaratan bir hikaye. Cevaplar hem tanıdık, hem de çok yabancı."} {"url": "https://724kultursanat.com/selen-gorguzel-opusme-sahnesinde-esinden-izin-istedi/", "text": "Tiyatro sahnesinde belki de bir ilk yaşandı. Ünlü oyuncu ve yönetmen Hamdi Alkan'ın eşi Selen Görgüzel, oynadığı oyundaki öpüşme sahnesi geldiğinde eşinden izin istedi. Selen Görgüzel öpüşme sahnesinde eşinden izin istedi. Ünlü oyuncu ve yönetmen Hamdi Alkan'ın eşi Selen Görgüzel, tiyatro oyunuyla sahnede yer aldı. Ancak oyunda bir öpüşme sahnesi bulunuyordu. İşte o sahnede, partneri ile birlikte seyirciler arasındaki eşine dönerek öpüşmek için izin istedi. Tiyatro sahnesinde ender yaşanan olaylardan birine şahit olan seyirciler de olan biteni kahkahalarla seyretti. Hamdi Alkan'ın eşi Selen Görgüzel, sık sık magazin basınında güzelliğiyle gündeme geliyordu. Bu kez ise bir tiyatro oyununda aldığı rol ile gündemde. Selen Görgüzel, Seviyorsan Ayrıl Bence adlı oyunda rol aldı. Rolü gereği bir sahnede partneriyle öpüşmesi gerekiyordu. Selen Görgüzel öpüşme sahnesi geldiğinde kendisini en ön sıradan izleyen eşi Hamdi Alkan'a dönerek izin istedi. Hamdi Alkan'ın onay vermesi üzerine Sanat için diyerek Selen Görgüzel partneriyle öpüştü. Selen Görgüzel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla sık sık gündeme geliyor. Hamdi Alkan'ın eşi Selen Görgüzel bu kez kadrosunda yer aldığı Seviyorsan Ayrıl Bence oyunundaki rolüyle gündeme geldi. Oyunda partneri İrfan Kangı ile öpüşmesi gereken Alkan, eşi Hamdi Alkan kendisini izleyince zor anlar yaşadı. Rol gereği Selen Görgüzel ile öpüşmesi gereken Kangı, Şu an öpüşmemiz gerekiyor ama Hamdi abi burada. Benim eşim de burada. Hamdi abi sonra işlerimizi etkilemez değil mi, bir sıkıntı olmaz dedi. Partnerinin sözlerinden sonra konuşan Selen Görgüzel Alkan ise eşine dönerek Sanat için. Oyuncu da oynamak zorunda dedi. Eşlerinden onay alan ikili rol gereği öpüştü."} {"url": "https://724kultursanat.com/serap-durmaz-resim-sergisi-yesilyurt-spor-kulubunde/", "text": "Ressam Serap Durmaz'ın Meristematik Senfoni adlı kişisel resim sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü'nde sanatseverlerle buluşuyor. Serap Durmaz, Meristematik Senfoni adlı resim sergisi Yeşilyurt Spor Kulübü sergi salonunda sanatseverlerle buluşacak. Ressam Serap Durmaz'ın kişisel sergisi 17 Aralık'ta düzenlenecek kokteyl ile açılacak. 17-18 Aralık tarihlerinde açık kalacak olan sergide Serap Durmaz'ın akrilik ve yağlı boya çalışmaları sergilenecek. Resim sanatındaki yolculuğunun yanı sıra Önder Paker Akademi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevi bulunan, uzman sosyolog Serap Durmaz; spikerlik, sunuculuk ve oyunculuk da yapıyor. Sanatın içinde yaşamanın keyfini yaşayan ve ürettikleri ile büyük beğeni toplayan Serap Durmaz'ın yeni yıl öncesi düzenlenen sergisinin büyük ilgi toplaması bekleniyor. Ressam Serap Durmaz, sergi öncesi yaptığı açıklamada Resim sanatı kelimelerle anlatamadıklarımı tuval üzerinden dünyaya duyurmamı sağlıyor. Kendi iç dünyamı, hayatın farklı kesitlerini özellikle soyut yönlerini resim üzerinden paylaşmayı seviyorum. Yeni yıla doğru düzenlediğimiz sergi sanatseverlere yeni bir enerji farklı bir bakış sunacak umarım. dedi. Serap Durmaz, eserlerinde insanın ve hayatın soyut halini tablolarına aksettiriyor. Eserlerindeki derinlik ve farklı boyutlar kimi zaman canlı renklerle kimi zaman da hayatın/insanın/evrenin dramını anlatan daha 'karamsar' renklerle tuvale düşüyor. Serap Durmaz özellikle akrilik boyanın akışkanlığını hayatın doğal ritmine uydurmayı ustalıkla başararak eserlerinde tüm karmaşayı ve bu karmaşa içindeki ahengi anlatmayı başarıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/serenay-sarikaya-o-ses-turkiye-yilbasi-gecesinde/", "text": "Serenay Sarıkaya güzelliği ve sesiyle izleyenlerin büyük beğenisini topluyor. Genç model ve oyuncu Alice Müzikali'ndeki performansı ile iki sezondur büyük alkış alıyor. Serenay Sarıkaya O Ses Türkiye Yılbaşı Özel programındaki şarkılarıyla izleyeleri mest etti. Serenay Sarıkaya O Ses Türkiye yılbaşı gecesinde alkış üstüne alkış aldı. Türkiye'nin popüler model ve oyuncularından olan Serenay Sarıkaya şarkıları ile de dikkat çekiyor. Henüz bir şarkı albümü yok. Ancak fiziği ile olduğu kadar sesiyle de büyük beğeni alıyor. Serenay Sarıkaya TV8'de yayınlanan O Ses Türkiye Yılbaşı Özel Programı'na katıldı. Serenay Sarıkaya, Acun Ilıcalı'nın sunduğu O Ses Türkiye Yılbaşı Özel'de hem jüriden, hem seyirciden büyük alkış aldı. Acun Ilıcalı, Serenay Sarıkaya'dan 2 şarkı daha istedi. Ünlü oyuncu ve model Serenay Sarıkaya, giydiği süper minisi ile güzelliğini sergilerken sesiyle de büyüledi. 3 şarkı söyledi. Serenay Sarıkaya jürinin karşısına Duy Beni adlı şarkıyı söyleyerek geldi. Seda Sayan, Beyazıt Öztürk, Hadise ve Murat Boz'dan oluşan jürinin karşısında yoğun istek üzerine bir de İsyan adlı şarkıyı seslendirdi. Bu kez Acun Ilıcalı ara giydi. Çok beğendiği Sarıkaya'dan üçüncü şarkıyı istedi. Serenay Sarıkaya Yıldız Tilbe'nin Dayan Yüreğim adlı şarkısını okudu. Büyük alkış alan Serenay Sarıkaya, performansı ile Hadise'ye şampiyonluk getirdi. Serenay Sarıkaya İsyan şarkısı ile seyircinin karşısındaydı. Televizyonlarından izleyenleri de büyüledi. Serenay Sarıkaya O Ses Türkiye Yılbaşı Özel programındaki güzelliği ve performansı ile büyük beğeni aldı."} {"url": "https://724kultursanat.com/serenay-sarikaya-sevisme-sahneleri-sahmaran-dizisinden-daha-cok-konusulacak/", "text": "Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz'in başrollerinde oynadığı Netflix dizisi Şahmaran'ın ilk fragmanı paylaşıydı. Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz'in sevişme sahneleri gündeme oturdu. Serenay Sarıkaya sevişme sahneleri Şahmaran dizisinden daha çok konuşulacak. Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz, Netflix dizisinde rol aldı. 'Şahmaran' adlı dizinin ilk fragmanı paylaşıldı. Dizinin fragmanı ile birlikte Serenay Sarıkaya sevişme sahneleri ile gündeme oturdu. Çok bilinen o efsanenin hikayesi dizi olarak ekrana gelecek. Şahmaran adlı dizide Serenay Sarıkaya partneri Burak Deniz ile sevişiyor. Serenay Sarıkaya ve Burak Deniz'in sevişme sahneleri magazin gündemine oturdu. Şahmaran dizisinin kadrosunda Mustafa Uğurlu, Mahir Günşiray, Mert Ramazan Demir, Ebru Özkan, Hakan Karahan, Elif Nur Kerkük, Mehmet Bilge Aslan, Ekin Gökgöz, Berfu Halisdemir, Nilay Erdönmez, Nil Sude Albayrak, Ayşe Lebriz Berkem, Mert Doğan ve Ece Ertez gibi başarılı isimler yer alıyor. Şahmaran dizisinin yönetmeni Umur Turagay. Senaryo Pınar Bulut tarafından kaleme alındı. Tutku ve gizemle harmanlanmış efsanevi hikayenin ekrana taşındığı dizi TIMS&B Productions, yapımcılığını ise Timur Savcı ve Burak Sağyaşar tarafından üstlenildi. Şahmaran 20 Ocak'ta sadece Netflix aboneleri ile buluşacak. Şahmaran dizisinin ilk fragmanı paylaşıldı. Şahmaran'da Serenay Sarıkaya ile Burak Deniz'in sevişme sahneleri konuşulmaya başlandı. Şahsu, annesini kaybettikten sonra büyük babasıyla yüzleşmek için Adana'ya gider ancak burada kendisini Mar adı verilen sıra dışı bir topluluğun ortasında bulur. Şahmaran efsanesine inanan Mar ırkı seçilen kızın Şahsu olduğunu düşünmektedir. Ve onun gelişiyle tarihi kehanetin gerçekleşmesini beklemektedirler. Her şeyden habersiz olan Şahsu ise Mar topluluğunun yol göstericisi Maran ile aralarındaki çekime karşı koyamaz ve ona aşık olur. Şahsu, onu bekleyen bu tehlikeli yolda hem kendini hem de aşkın gücünü keşfedecektir."} {"url": "https://724kultursanat.com/serif-fatihin-siir-kitabi-kahkaha-rengi-raflarda/", "text": "Şerif Fatih üçüncü şiir kitabıyla şiirseverlerin karşısında... Şairin 'Kahkaha Rengi' adlı şiir kitabı okurlarla buluşuyor. Şerif Fatih'in şiir kitabı Kahkaha Rengi raflarda yerini aldı. Şiirlerini daha önce 'Bulutlar Gökyüzünde' ve 'Kayıp Takvimi' adlı kitaplarla okurlara ulaştıran Şerif Fatih'in üçüncü şiir kitabı 'Kahkaha Rengi' çıktı. Hayal Yayınları etiketiyle çıkan kitap Ölüme Mektuplar, Zamana Mektuplar, Yarım Kalan Adressiz Mektuplar olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Şerif Fatih, şiirlerini birbirlerine ilişkilendirerek yazan bir şair... Bu kitabında da daha öncekilerinde olduğu gibi yoğun bir metinlerarasılık dikkat çekiyor. Mısır'ın Ölüler Kitabı, Gılgamış Destanı, Avesta, Upanişadlar gibi arkaik metinlere ve kutsal kitaplara yoğun göndermelerle ölüm ve zamana insanın verdiği anlamı sorguluyor. Ölüm ve zamana tek taraflı mektuplar gönderen şair, varlık ve hiçlik arasında tedirginlik içinde olan insanı yaşama anlam katmaya davet ediyor. 1986 yılında Elazığ'da doğdu. Fırat Üniversitesi Bilgisayar Öğretmenliği Bölümünde lisans ve yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Daha sonra Felsefe lisans eğitimini Anadolu Üniversitesinde tamamlayan şair, felsefe yüksek lisans öğrenimine ise Sakarya Üniversitesinde devam etmektedir. Şiirleri, poetik ve felsefi yazıları çeşitli dergilerde yayımlandı. Aksisanat, Yıldız Tozu Edebiyat Dergisi ve dijital Edebiyat platformu Aksisanat Portal'da çeşitli görevler yürütmektedir. Bulutlar Gökyüzünde, Mühür Kitaplığı, 2015. Kayıp Takvimi, Mühür Kitaplığı, 2017."} {"url": "https://724kultursanat.com/serol-aksel-yeni-dunyanin-gercekleri-kitabi-ile-okurlarla-bulusuyor/", "text": "Fizikçi ve yazar Serol Aksel'in Yeni Dünyanın Gerçekleri adlı kitabı raflarda yerini aldı. Serol Aksel Yeni Dünyanın Gerçekleri kitabı ile okurlarla buluşuyor. Yeni Dünyanın Gerçekleri, Günçe Yayınevi etiketiyle raflarda yerini aldı. Fizikçi ve yazar Serol Aksel, ilk olarak uzun yıllar önce kurgu ve yazılımını kendisinin yaptığı zeka oyunları Matarna ve Serax'ı kitap olarak yayımlamış, 2019 yılında ise Yeni Dünyanın Açmazları adlı kitabı ile yazarlığa adım atmıştı. Kitabında, bir fizikçi olarak uzun zaman yakından ilgilenme gereği duymadığı felsefe ile kırklı yaşlarında tanışmasının ardından bu tanışmanın onda yarattığı etkiyle kaleme aldığı yazılarına yer vermişti. Böylece gerçekliğe açılan birer pencere olarak nitelediği yazıları ile okuyucularında yeni ufuklar açabilme ümidi taşıyordu. Yazar, şimdi de Günçe Yayınevi'nden çıkan son kitabı Yeni Dünyanın Gerçekleri ile okuyucularla buluşmaya hazırlanıyor. Serol Aksel yeni kitabını, Tarihsel bir perspektifle evrimsel süreçte geldiğimiz bu aşamanın basit bir çözümlemesi olarak bakabilirsiniz, sözleriyle anlatıyor. Yeni Dünyanın Gerçekleri'nde, Aydınlanma Çağı ile yaşantımızda meydana gelen değişimler üzerine tespitler yaparken bu değişimlerin öncülü sayılabilecek ayak izlerimizi geriye doğru takip ediyor. Toplamda 3 bölüm ve 27 yazıdan oluşan kitabını, içinde bulunduğumuz dünyanın açmazlarını tanımlamaya yönelik bir çaba olarak okurlarına sunuyor. Yaşadığımız bu çağın tüketim alışkanlıklarımızdan yaşam tarzımıza, iletişim şeklimizden ilişkilerimize varıncaya dek kendini tüm yönleriyle önceki çağlardan bu kadar farklı şekilde var etmesini ve yaşantımızın nasıl bu noktaya geldiğini ele alıyor Serol Aksel. Orta Çağın karanlığından çıkıp günümüz yaşantısına ulaşmamızı sağlayan 'aydınlanma' ile neleri kazandık ya da kaybettik? Şu an yaşadığımız hayatlardan mutlu muyuz? Kazandığımızı sandığımız şeyler aslında kaybımız olabilir mi? Yeni Dünyanın Gerçekleri, yeni dünyaya farklı bir yorum getirirken okurları ufuk açıcı bir okuma deneyimine davet ediyor. Gerçeklerle inancınız çeliştiğinde önünüzde iki yol vardır. Ya inancınızı gözden geçirir gerçeğe uyarlarsınız ya da gerçeği görmezden gelir inandığınız gibi yaşamaya devam edersiniz. Bu çatışmada çoğu zaman inanç galip gelir. Çünkü insan neye inanıyorsa odur. İnandıklarımızla var olur, onlarla yaşama tutunuruz. Gerçeği kabullenmek oluşturduğumuz bu kalıbı yıkmaktan çok daha zordur. Buna karşın gerçeklerle hiç ilgilenmemek çıkış için başka bir yoldur. Neredeyse Orta Çağın sonuna kadar olan da budur. Merak çağına kadar insanlık bireysel çabalar dışında gerçeklerle çok fazla ilgilenmedi. Bunun en önemli nedeni evrende kendini konumlandırdığı yere ait sorulara en iyi cevabı inançlarının vermiş olmasıydı. İnsan var oluşunun bir nedeni olmalıydı. Bu şekilde çok da mutluydu aslında ama hikaye böyle devam etmedi. Orta Çağın sonundan itibaren merak duygusu ağır basan insan her şeyi ama her şeyi sorgulamaya başladı. Nihayetinde XVII. ve XVIII. yüzyıllarda yaşanan aydınlanma ile insan, evrenin merkezine konumlandırılırken akıl-inanç dengesindeki ibre önemli ölçüde akıldan yana kaydı. Bu değişim sonucu insan gerçeğe daha çok yaklaşırken inançlarının ona sağladığı huzuru da büyük ölçüde kaybetti. Bu geçiş pek kolay olmadı. İnanç dünyası ile bilim dünyasını bir yerde buluşturma çabalarının yanında aydınlanma değerlerini tümüyle reddedenler de oldu. Elinizdeki kitap Yeni Dünyanın Gerçekleri'nde temel konular üzerinden Aydınlanma öncesi ve sonrası bir fotoğraf çekilerek çözümleme yapılmıştır. Kitabın asıl amacı Aydınlanma değerlerinin yeni dünya düzeninde nasıl yozlaştırıldığını ortaya koymaktır. Serol Aksel, ODTÜ Fizik Bölümü mezunudur. 2000'li yılların başından itibaren sekiz yıl kadar sonboyut. net adlı fizik sitesini kurup yönetti. Ereğli Demir Çelik, Akbank ve İş Bankası Bilgi İşlem Merkezlerinde farklı pozisyonlarda çalıştı. 2017 yılında kurgu ve yazılımını kendisinin yaptığı iki adet zeka oyunu Matarna ve Serax kitap olarak yayımlandı. Bu oyunlardan Matarna, birçok ülkeden 138.000 başvurunun yapıldığı bir etkinlik olan Startup Türkiye'de En İyi 100 arasına girdi. Felsefe kategorisindeki ilk kitabı Yeni Dünyanın Açmazları 2019 yılı Kasım ayında yayımlandı. Son olarak 2020 yılında üçüncü zeka oyunu kitabı Mastermind'ı yayımladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/sevgi-neydi-emekti/", "text": "Bazı kelimeler öylesine büyülüdür ki söylendiği anda kişiyi sarar. Mesela Sevgi neydi? Sevgi Emekti... düşüncesi, hızla kabul bulur ve güçlü bir ezbere dönüşür. Tekrarlandıkça, sorgulama ihtiyacı ortadan kalkar. Arkasındaki rahatsız edici gerçek ise artık görünmez olur! Oysa bu düşünce, çok derinde bir yerde duran koyu bir sitemi saklar. Sevgi neydi? Sevgi emekti... diyen birini daha dikkatli dinlediğinizde, ben aslında başkasına aşıktım dediğini duyabilirsiniz. Kararlı ve ağır bir şekilde Sevgi neydi...? Sevgi emekti... diye seslenen kişinin gözlerinden, 'başkasını çok sevmiştim...' diye buruk bir ifade geçmektedir. Sevgi emekti düşüncesi, hayatının en problemli dönemini geride bırakan kişinin aşka küskün vedası, elindekiyle yetinmeyi öğrendiği yeni hayatına ise şaşkın bir merhabasıdır. Kabul edilmesi zor olsa da, sevgi emekti söylemi, geçmişte yaşanmış acılı bir aşka yapılan, en uzak mesafeli ve adresine ulaşmayacak trajik bir göndermedir. Yarım kalan aşka yapılan, en ümitsiz, en koyu ve en naif sitemdir. Bir aşkın daha sonsuzlukta kaybolduğunu simgeler. Sevgi emekti düşüncesi, bir dönem kalp ağrısından nefessiz kalmış, hayali yarım bırakılmış birinin, zamanında aşkına sahip çıktığını, sevdiği kişinin ise, kendisi kadar çaba göstermediğini ve artık gözünün arkada kalmadığını anlatır. Bu düşünce, aşkın yarattığı pek çok yıpratıcı süreçten sonra, bireyin karşısına ansızın çıkıveren ve onu olduğu gibi seven kişinin varlığına bir tür şükür ya da evrene teşekkür de içerebilir. Ancak kimse, eski aşklardan bahsedildiğini fark etmez. 'Sevgi emekti' nin arkasında, insani bir yaşam öyküsü saklıdır. Bu düşünceye tutunanlar için, sevgi, aşkın nekahet dönemidir. Aşkın feci yarasını almış biri, bu nekahet döneminde, kendini güvende hissederek iyileşmeye çalışır. Sevgi emekti diyerek yanındakine sıkıca sarılır. Ancak ızdıraplı bir aşkı geride bırakanların sevgiye böylesine sığındığına şahit oluruz. Aşkı henüz yaşamamış birinin ise, sevgiyi bu denli yücelttiği pek görülmez. Bu nedenle 'sevgi emekti' düşüncesi, aşkı yaşamış, buna tekrar cesareti olmayan ve artık kendini daha çok düşünenlerin uğrak yeridir. Aşk gibi ihtişamlı bir duyguyu, fayda hesabı tutarcasına 'emektir' diye ifade etmek, kişiyi ''ben aslında başkasına aşıktım'' demekten öteye götürmez. Aşk,-zamanında aşık olmuş, şimdi 'emektir' diyenlerin de bildiği gibi- ne sevgidir, ne emektir, ne de özveridir. Aşk, kalbi ile gören insanların bulabileceği bir mucizedir. En küçük bir anı, karşılıklı emekle örülmüş yıllarca süren bir ilişkinin toplamından çok daha güçlü ve sahicidir. Ancak aşk yanlış ellerde ise, kişinin sahip olduğu her şeyi dümdüz edebilir, inançlarını, değerlerini, kendine saygısını, gördüğü her şeyi gözünü kırpmadan tarayabilir. Buna rağmen, onunlayken zamanı durdurmayı istemektir. Dakikaları, cümleleri planlamaktır. Dağılmaktır, dağılmayı yaşamaktır. Yaşadığını hissetmektir, hiç unutmamaktır. Bozguna uğrayarak kendini tanımaktır. Çöküşünden korkmamaktır. Sevgi iyidir, hoştur, korunaklıdır. Aşk ise devrimdir."} {"url": "https://724kultursanat.com/simdinin-pesinde-sergisi-sanal-tur-ile-ziyaret-edilebiliyor/", "text": "İstanbul Modern, 2018-2020 yılları arasında Beyoğlu'ndaki geçici mekanında ziyaretçiyle buluşan koleksiyon sergisini Şimdinin Peşinde başlığı ile sanal ortamda sanatseverlerle buluşturuyor. Şimdinin Peşinde sergisi sanal tur ile ziyaret edilebiliyor. İstanbul Modern tarafından düzenlenen farklı dallarda iş yapan 33 sanatçının eseri Şimdinin Peşinde sergisinde sanatseverlerle buluşuyor. Şimdinin Peşinde sergisi İstanbul Modern'in dijital platformlarda sürekli güncellediği içeriklerinden biri... Şimdinin Peşinde 2018-2020 yılları arasında müzenin Beyoğlu'ndaki geçici mekanında ziyaretçiyle buluşan koleksiyon sergisi. Sergi şimdi sanatseverlere sanal ortamda sunuluyor. Bu yazının altında yer alan linkin üzerinden Şimdinin Peşinde sergisini sanal tur ile gezme olanağı sunuluyor. Bir koleksiyon sergisi olan Şimdinin Peşinde, günümüz dünyasında insanlık hallerine odaklanıyor. İnsanın kent, doğa ve kendi benliğiyle olan ilişkisi irdeleniyor. İrdelemeyi tarihsel, toplumsal ve kişisel bağlamda ortaya koyan eserler sergide yer alıyor. Birbiriyle kesişen ve ilişkiye geçen çeşitli tematik duraklarla örülen sergideki yapıtlar aracılığıyla kimlik, beden, toplumsal cinsiyet politikaları, yapım ve yıkım süreçleri, doğa ve insan ilişkisi irdeleniyor. Şimdinin Peşinde sergisinde 33 sanatçının resim, heykel, yerleştirme, video ve desenleri yer alıyor. Toplamda 42 yapıt, insanın fiziki çevresiyle kurduğu ilişkinin dinamiklerini ortaya koyuyor. Farklı değişimlerin yıkıcı boyutlarıyla baş etmeye çalışan insanın kendisine dönmesi, benliğini araması ve bilinçaltının derinlikleriyle olan ilişkisi serginin önemli bir eksenini oluşturuyor. Balkan Naci İslimyeli, Taner Ceylan, Murat Akagündüz, Rasim Aksan, Mehmet Güleryüz, Alaettin Aksoy, Deniz Aktaş, Peter Anders, Mehtap Baydu, Ramazan Bayrakoğlu, Sabri Berkel, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, İpek Duben, Olafur Eliasson, İnci Eviner, Hüsamettin Koçan, Azade Köker, Maro Michalakakos, Sarah Morris, Hans Op de Beeck, Angel Otero, Kemal Önsoy, İrfan Önürmen, Necla Rüzgar, Sarkis, Güneş Terkol, Canan Tolon, TUNCA, Ömer Uluç, Zhan Wang, Nil Yalter, Jerome Zonder."} {"url": "https://724kultursanat.com/simge-kavuk-sevket-coruhun-kafasina/", "text": "Geleneksel Türk tiyatrosunun sembolü olan kavuk Şevket Çoruh'a giydirilecek. Kavuk dört yıl önce Rasim Öztekin'e Ferhan Şensoy tarafından teslim edilmişti. Şevket Çoruh, Kel Hasan Efendi tarafından başlatılan geleneğin altıncı temsilcisi olacak. Simge kavuk Şevket Çoruh'un kafasına geçecek. Geleneksel Türk tiyatrosunun sembol kavuğunun yeni sahibi Şevket Çoruh oldu. Kavuk halen Rasim Öztekin'de bulunuyor. Öztekin, kavuğu törenle Şevket Çoruh'a teslim edecek. Bilindiği gibi kimi zaman adına 'Dümbüllü kavuğu' dense de aslında İsmail Dümbüllü'den önce ustası Kel Hasan tarafından kendisine verilen bir ustalık nişanıdır. Kel Hasan Efendi tarafından başlatılan gelenek günümüzde de sürüyor. Geleneksel Türk tiyatrosunun yüz yılı aşan bir süredir sembolü olan kavuk şemde Şevket Çoruh'un başına törenle konulacak. Kavuk altınca kez devir teslim edilecek. Şevket Çoruhtan önce sırasıyla Kel Hasan Efendi tarafından başlatılan gelenekte kavuk önce İsmail Dümbüllü'nün kavasındaydı. İsmail Dümbüllü, kavuğu bir dönem geleneksel tiyatro ile ilgilenen sinema sanatçısı Münir Özkul'a teslim etmişti. Usta oyuncu sembol kavuğu 1989 yılında Ortaoyuncular Tiyatro Topluluğu'nun kurucusu Ferhan Şensoy'a emanet etti. Kavuk bundan dört yıl önce de Ferhan Şensoy tarafından Rasim Öztekin'e sahnede törenle giydirilmişti. Yapılan açıklamayla birlikte geleneksel Türk tiyatrosunun kavuğu 20 Eylül'de, İstanbul Büyükşehir Belediyesi desteğiyle yapılacak olan törenle Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde Şevket Çoruh'a devredilecek. Şevket Çoruh, televizyon dizileri sinema filmleriyle ekrandan ve beyazperdeden seyirciye ulaşırken aslında onun tiyatro sevdasını da bilmeyen yok. Varını yoğunu satarak Kadıköy'de Baba Sahne adlı tiyatroyu kurdu. Şevket Çoruh, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Rasim Öztekin'e geçen 'kavuk'un bana devredileceğini bugün gururla öğrendim. Bu onuru, tüm ustalarım ve her şeye rağmen tiyatro yapmaktan vazgeçmeyen tüm tiyatro emekçileri adına kabul ediyorum dedi. Kişisel çabalarımızla doğurup seyirci ve meslektaşlarımızın desteği sayesinde büyüttüğümüz yolculuğun, kendi küçük etkisi büyük bir virüs marifetiyle sekteye uğradığı bugünlerde, resmi makamlar tarafından bir başımıza bırakılmışken bizi yine sarıp sarmalayan, yalnız olmadığımızı hatırlatan ustalarımız oldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/sinan-akyuz-elveda-ask-romani-ile-raflarda/", "text": "Çok okunan yazarlardan Sinan Akyüz, yine gerçek hayattan alınan öyküyü roman sayfalarına taşıdı. Elveda Aşk adlı romanıyla Sinan Akyüz okurlarının karşısına çıktı. Sinan Akyüz 'Elveda Aşk' romanı raflarda yerini aldı. Geniş bir okur kitlesine sahip, çıkan her kitabı çok satanlar listesine giren Sinan Akyüz yeni romanı Elveda Aşk ile okurlarının karşısında. 'Elveda Aşk' Sinan Akyüz'ün onaltıncı romanı... Yazar, her eserinde olduğu gibi yine gerçek hayattan aldığı öyküyü roman sayfalarına taşıyor. İlk baskısı 100 adet yapılan Elveda Aşk, tarihi bir dönem romanı. Sinan Akyüz, Elveda Aşk romanı Çanakkale Savaşı'nda çarpışan o dönemki adıyla İstanbul Sultanisi öğrencilerinin kahramanlıklarını anlatıyor. Süreyya buruk bir şekilde gülümsemiş, birden gamzeleri ortaya çıkıvermişti. Süreyya bu sefer tatlı tatlı gülümsedi. Daha Balkan Harbi'nin yaralarını saramadan yeni bir savaşın ortasında kalan Osmanlı'da, halkı yine fedakarlıklar beklemekteydi. İstanbul Sultanisi talebelerinden Yusuf, Süreyya ve Feyzi ilk aşklarını henüz yaşarken vuslatın sancısı gelip yerleşti yüreklerine. Onlar için artık vuslat demek savaşın bitmesi ve vatanın kurtulması demekti."} {"url": "https://724kultursanat.com/sinema/", "text": "Altın Portakal Film Festivali'nde yaşanan Kanun Hükmünde belgesel filmi krizinde... 60. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde bir filmin jüri tarafından... Ata Demirer'in başrolünde oynadığı Bursa Bülbülü filiminin vizyon tarihi açıklandı.... Bu yıl 11'cisi düzenlenecek olan Uluslararası Antakya Film Festivali'nin afişi... Yeşilçam filmlerinin kadın sesi Belkıs Özener, \"Orhan Kemal Emek Ödülü\"nü... 14-19 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan İzmir Uluslararası Kısa Film... Prömiyerini 76. Cannes Film Festivalinde yapan Kuru Otlar Üstüne filminin... Dünya çapında gişe rekorları kıran Barbie filminin gösterimini Lübnan'dan sonra... Sinema endüstrisinin ABD'deki kalbi Hollywood'da senaristler ve oyuncuların grevinde görüşmeler... Bosna Hersek'te düzenlenen 29. Saraybosna Film Festivali başladı. Festivalin... Nejat İşler'in başrolünde rol aldığı üçlemenin ikincisi Kötü Adamın 10... Ampüte Futbol Milli Takımı'nın yıldızı Barış Telli'nin hayat hikayesi sinema... Her hafta bağımsız ve ödüllü filmleri sinemaseverlerle buluşturan AKM Yeşilçam... Dünyaca ünlü soprano Maria Callas'ın hayatı biyografik film olarak sinemaya... Cem Karaca filmi ne zaman seyirciyle buluşacak? Anadolu rock müziğinin... Bilim kurgu türündeki \"Oppenheimer\", 2. Dünya Savaşı filmleri arasında tüm... Dünyayı saran \"Barbie\" kasırgasında film gişede rekor kırdı. İlk defa... İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 42. İstanbul Film... 31 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek olan 26. Uçan Süpürge... Sinema tarihinde edebiyat uyarlaması olarak kült bir seyirci kitlesi bulunan..."} {"url": "https://724kultursanat.com/sir-tiyatroseverlerin-karsisina-cikiyor/", "text": "'Sır' tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor. 'Le Prenom', Fransa'da ve daha birçok ülkede büyük beğeni toplayan Cesar Ödüllü Alexandre De La Patelliere & Matthieu Delaporte'nin oyunu... Türkiye'de Hilal Arslangiray Kazanbal'ın samimi uyarlamasıyla tiyatroseverlerin karşısına 'Sır' adıyla çıkıyor. Oyun, adından farklı yapımlarla söz ettiren Gate Production tarafından sahneye konuluyor. 'Sır', ulusal ve uluslararası ödüllere sahip Tayanç Ayaydın, Emel Çölgeçen, Anıl Çelik, Tolga Güleç ve Şeyma Gökçe Cengiz'i sahnede bir araya getirdi. Ahmet Kazanbal'ın yönettiği tek perdelik oyun, dram ile durum komedisini iç içe işliyor. Müzikseverlerin yakından tanıdığı Pinhani'nin benzersiz şarkıları da oyuna bambaşka bir hava katıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/sislide-ucretsiz-tiyatro-gunleri/", "text": "Şişli Belediyesi, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle ücretsiz tiyatro gösterileri düzenliyor. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü'ne özel hazırlanan dopdolu programla Şişli'de tiyatro rüzgarı esecek. Şişli Belediyesi, birbirinden özel oyunlara tüm tiyatroseverleri davet ediyor. Şişli Belediyesi, 24-27 Mart tarihleri arasında, yetişkin ve çocuklar için sahnelenecek tiyatro gösterilerini komşuları ile buluşturmaya hazırlanıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/sislide-uluslararasi-istanbul-lezzet-festivali-basliyor/", "text": "Maçka Demokrasi Parkı'nda 15-16 Ekim 2022 tarihlerinde Uluslararası İstanbul Lezzet Festivali düzenlenecek. Uluslararası İstanbul Lezzet Festivali, Şişli'de başlıyor. 15-16 Ekim 2022 tarihlerinde düzenlenecek olan lezzet festivalinin mekanı Maçka Demokrasi Parkı. Şişli Belediyesi ev sahipliğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turizm Platformu iş birliğiyle düzenlenecek olan Uluslararası İstanbul Lezzet Festivali bir ilke ev sahipliği yapacak. 'Universal Plate' etkinliği ile Türkiye'de ilk kez sosyal gastronominin dünyadaki öncü şefleri 72 ülkeyle eş zamanlı olarak yemek yapıp dağıtacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/siyad-odulleri-2022-sahipleri-aciklandi/", "text": "54. SİYAD Ödülleri sahiplerini buldu. Türk Sinemasının 2021 yılındaki en iyileri ödüllerini törenle aldı. SİYAD Ödülleri 2022 sahipleri açıklandı. 54. SİYAD Ödülleri sahiplerini buldu. Sinema Yazarları Derneği Türk Sinemasında geçtiğimiz yılın 'en iyilerini' ödüllendirdi. SİYAD üyelerinin oyları ile belirlenen ödüller sahiplerini buldu. Türk Sineması'nın 'En İyileri', Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde yapılan ve Şebnem Yiğit'in sunuculuğunda gerçekleşen ödül töreninde açıklandı. Ümit Ünal'ın yazıp yönettiği Aşk, Büyü vs., En İyi Film Ödülü dahil toplam üç ödül kazanırken, Erdem Tepegöz'ün yazıp yönettiği Gölgeler İçinde ise En İyi Yönetmen Ödülü dahil dört ödül kazanarak en çok ödül toplayan film oldu. Gölgeler İçinde ve Aşk, Büyü vs'i üç ödülle Bir Nefes Daha, iki ödülle Hayaletler ve bir ödülle İnsanlar İkiye Ayrılır izledi. Ayrıca Çatlak, yalnızca çevrimiçi platformlarda gösterilmiş filmler arasından Çevrimiçi En İyi Film seçildi. Bu yılki SİYAD Onur Ödülleri'nin sahipleri oyuncu Tilbe Saran ve yönetmen Engin Ayça, Emek Ödülü'nün sahibi ise Sinematek / Sinema Evi çalışanları oldu. Ümit Ünal / Aşk, Büyü vs. Selen Uçer / Aşk, Büyü vs."} {"url": "https://724kultursanat.com/sonbahardan-asiklar-bayramina/", "text": "Aşıklar Bayramı, Netflix yapımı olarak seyirciyle buluşmaya başladı. Yönetmen Özcan Alper, yazar Kemal Varol'un aynı adlı eserini sinemaya uyarladı. Yusuf 22 yaşındayken cezaevine düşmüştür. 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra ölüm oruçları eylemlerine destek verince ölümcül hastalığa yakalanmıştır. Cezasının tamamlamaya iki yıl kalmasına rağmen tahliye edilmiştir. Kısa bir ömrü kalmıştır. Verem ciğerlerini tamamen bitirmiştir. Yusuf'un artık sayılı günleri kalmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği Çamlıhemşin'e gider. Ölümcül hastalığını ne annesi ne de arkadaşlarına söyler. İç hesaplaşmayı çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği köyünde kendi kendine yapar. Ölümünü bekleyen Yusuf çocukluk arkadaşı Mikail ile anılarının peşinden gider. Film herkesi oturduğu koltuğa zımbalayan Lazca Daim Yusuf Orti ağıtıyla biter.... Yazar Kemal Varol 'Ucunda Ölüm Var', 'Aşıklar Bayramı' ve 'Babamın Bağlaması' romanlarıyla bir aşkın izini sürüyor O üçlemenin ikincisi Aşıklar Bayramı Netflix için sinemaya uyarlandı. Kıvanç Tatlıtuğ, Settar Tanrıöğen ve Erkan Can'ın oynadığı film 2 Eylül'de gösterime girdi. Fazla spoiler vermeden filmin kısa özeti ise şöyle: 25 yıl ayrı kaldıktan sonra yolları yeniden kesişen bir baba ve oğlunun hikayesini konu ediyor. Yıllar önce yolları ayrılan Avukat Yusuf ve saz aşığı babası Heves Ali'nin yolu, 25 yılın sonunda yeniden kesişir. Çıktıkları uzun belki de son yolculukta bir araya gelen baba oğul, bu süreçte geçmişleriyle yüzleşip, gelecekleriyle ilgili olan sorunların üstesinden gelmeye çalışır. Film için 14 kilo veren Settar Tanrıöğen'in oyunculuğu yine bildiğimiz gibiydi. Çok sayıda film ve dizilerde boy gösteren Kıvanç Tatlıtuğ ise Yusuf karakteriyle adeta oyunculukta seviye atlamış. Erkan Can koskoca filmde 10-15 dakika gözükmesine rağmen Yusuf'a söylediği Baba dediğin zaten yarım kalmış bir kelimedir, babalar hep yarım kalır repliğiyle bizleri gözyaşlarımızla baş başa bırakıyordu. Kim bilir belki Özcan Alper' Babamın Bağlaması hikayesiyle önümüzdeki yıllarda tekrar karşımıza çıkar. Filmin finalindeki son sahne bunun habercisiydi. Bekleyip Göreceğiz...."} {"url": "https://724kultursanat.com/sonsuzluk-kitabevi-kirk-yil-sonra-yeniden-sahneleniyor/", "text": "Devlet Tiyatroları'nın kırk yıl önce sergilediği Sonsuzluk Kitabevi yeniden sahneleniyor. Oyunun prömiyeri Ankara'da Stüdyo Sahne'de yapıldı. Sonsuzluk Kitabevi kırk yıl sonra yeniden sahneleniyor. Sabahattin Kudret Aksal'ın Sonsuzluk Kitabevi adlı oyunu kırk yıl aradan sonra tiyatroseverlerle buluşuyor. Devlet Tiyatroları sahnesinde prömiyer yapan Sonsuzluk Kitabevi adlı oyunun rejisörlüğünü Mustafa Kurt üstleniyor. Sonsuzluk Kitabevi, kırk yıl önce Devlet Tiyatroları'nda sahneleniyordu. Oyun yine Devlet Tiyatroları tarafından sahneleniyor. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt'un rejisörlüğünü üstlendiği Sonsuzluk Kitabevi prömiyeri Stüdyo Sahne'de yapıldı. Sonsuzluk Kitabevi oyunun konusu ne? Sonsuzluk Kitabevi, ölümsüz eserler yazmış yazarların eserlerini bütün tanıdıklarına, eşine, dostuna ve insanlara göndermek isteyen, ölümsüz eserlerle ölümsüz olmayı amaçlayan bir adamın öyküsünü anlatıyor. Oyun, felsefecilerin hayatlarına ve söylemlerine de ışık tutuyor. Aristoteles ve Senecayı Alpay Ulusoy, Platonu Cevat Duman, Epiktetos- Rabelaisu İsmet Numanoğlu, Ovidiusu Levent Şenbay, Heraklitos- Cervantesu Mesut Turan, Geothe- Descartesi Mithat Erdemli, Horatius- Rimbaudyu Olcay Kavuzlu, Sokrates- Kierkegaardi Osman Nuri Ercan, Petrarcayı Sanlı Baykent ve Vergilius- Cekhovu Tolga Tecer seslendiriyor. Sonsuzluk Kitabevi oyunun müzikleri Can Atilla tarafından yapıldı. Dekorlar eski sanat teknik müdürü, baş dekoratör Hakan Dündar'ın elinden çıktı. Kostümler Funda Karasaç tarafından yapıldı. Oyunun danslarında Devlet Opera ve Balesinin baş koreografı Volkan Ersoy imzası var. Sonsuzluk Kitabevi oyuncuları kimler? Oyun, Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncaları tarafından sahneleniyor. Sonsuzluk Kitabevi oyuncu kadrosunda Adam karakterine Özgür Deniz Kaya can veriyor. Birinci Kız Orida Yıldıran, İkinci Kız ise Gizem Yönel tarafından sahneleniyor. Yoğun koronavirüs tedbirleri altında sahnelenen oyun, Ankaralı tiyatroseverler tarafından büyük beğeni topladı."} {"url": "https://724kultursanat.com/soyle-seni-kalbim-nasil-unutsun/", "text": "Bir arada olunca muhabbetin sonu gelmezdi. Genelde ben uyuyunca laf yarım kalırdı. omzumdan sarstı ve Sağdıç kalk dedi. Kalktım ve hemen anladım; deprem oluyordu. Parlayan bir ışık, geceyi gündüze çevirdi. İstanbul'da taş üstünde taş kalmadı diyordu. Kimse de o trajik sabahın doğmasını istemedi. Osmanlı İmparatorluğu'nda Doğal Afetler kitabının bende yarattığı histi. birey, devlet ve cemaat reaksiyonlarını ele alıyor. Evet: O gece ruhuma dokunan bir ders aldım. Olağan karşılamak için de hazır olmak gerekiyor. O gece yitirdiğimiz nice insanı düşünüyorum. Tüm kayıplarımızın hatırası önünde saygıyla eğiliyorum."} {"url": "https://724kultursanat.com/star-trek-4-ayni-kadroyla-geliyor/", "text": "Sinema seyircisine Star Trek 4 filminin müjdesi verildi. Beğeniyle seyredilen seride dördüncü filmde aynı oyuncu kadrosu rol alacak. Star Trek 4 aynı kadroyla geliyor. Sinema seyircisinin beğeniyle izlediği Star Trek serisinde dördüncü film yolda. Filmin yapımcısı J. J. Abrams, dördüncü Star Trek filminin aynı kadroyla çekileceğini duyurdu. Star Trek ana oyuncu kadrosunu oluşturan Chris Pine, Zachary Quinto, Zoe Saldana, Karl Urban, John Cho ve Simon Pegg dördüncü filmde de aynı rollerle seyirci karşısına çıkacaklar. J. J. Abrams film için Orijinal kadromuz ve gerçekten eğlenceli olacağını düşündüğüm bazı yeni karakterlerin yer alacağı, yıl sonuna kadar çekilecek, heyecan verici ve 'Star Trek'i daha önce hiç görmediğiniz alanlara taşımamıza yardımcı olacak yeni bir 'Star Trek' filmi üzerinde çok çalıştığımızı söylemekten heyecan duyuyoruz dedi. Start Trek 4 filminin yönetmenliğini Matt Shakman üstlenecek. The Good Wife, Game Of Thrones gibi dizilerde yönetmenlik yapan Shakman, son olarak WandaVision'ı yönetmişti. Dördüncü filmde yeniden izleyici karşısına çıkacak olan orijinal oyuncu kadrosu ikonik karakterler Kirk, Spock, Uhura, Bones, Sulu ve Scotty olarak ilk kez 2009 yapımı Star Trek filminde rol aldılar. J. J. Abrams tarafından yönetilen film, daha önceki Star Trek yapımlarında ortaya konan hikayeleri ve zaman çizelgesini sıfırlayarak yeni hikayelere kapı açmıştı. Aynı oyuncular 2013 yapımı 'Star Trek Into Darkness' ve 2016 yapımı 'Star Trek Beyond' filmlerinde de izleyici karşısına çıktılar. Son filmin üstünden 6 yıl geçtikten sonra gelen haber, serinin hayranlarını sevindirdi. Star Trek 4 için daha önce de girişimlerde bulunulmuş ancak Chris Pine ile anlaşma sağlanamadığından dördüncü film çekilememişti. Filmin çekimlerinin 2022 yılı içerisinde başlayacağı belirtildi."} {"url": "https://724kultursanat.com/streetwise-istanbul-projesi-amerikada-sergileniyor/", "text": "Streetwise İstanbul projesi Amerika'da sergileniyor. Streetwise İstanbul projesi Aramis Kalay'ın fotoğrafları ve Meghan Nuttall Sayres'in metinleri eşliğinde ABD'nin Spoken şehrinde Saranac Art Project Gallery'de, 6-28 Mart 2020 tarihleri arasında sergileniyor. İstanbul'un sokaklarında Ötekini Kendi Gibi Görme fikrinden yola çıkarak hazırlanan sergi, insan hikayelerinin fotoğraflarından oluşuyor. Projenin ilk tohumlarını 1985'den beri birçok kez Türkiye'ye gelen Meghan Nuttall Sayres attı. Streetwise İstanbul sergisi, İstanbullu fotoğrafçı Aramis Kalay ile Amerikalı yazar Meghan Nuttall Sayres'in halktan insanların sözleri ve görüntülerini içeriyor. Alıntılar ve anekdotlarla sokak satıcıları, zanaatkarlar, metro müzisyenleri ve diğerlerinin gönüllerinden ve zihinlerinden geçenlerden ipuçları sunuyor. Aramis Kalay 13. fotoğraf sergisi için 6 Mart'ta yapılacak açılışa katılıyor. İlk kişisel sergisini Paris'te açan Aramis Kalay İstanbul, Ankara, Bursa, Antalya gibi birçok şehirde fotoğraflarını sergiledi. Fransa Ulusal Kitaplık fotoğraf koleksiyonuna Gölgeler konulu 21 eseri alınan Kalay, Amerika'daki ilk sergisini Spoken'de açıyor. Kalay ve Sayres'in bir araya gelmesi ise Güneştekin Sanat Merkezi'nin uluslararası sergiler koordinatörlüğünü yürüten ortak arkadaşları Deniz Aral'ın aracılığı ile gerçekleşti. İstanbul sokaklarında yapılan bu çalışmaya Alara ve Tuana Çelik çevirmenlik yaparak katkıda bulundular. Streetwise İstanbul ekibi üç yıla yayılan bir sürede Boğaz'ın iki yakasındaki mahalleleri keşfederken, İstanbul sakinleri hakkında geniş bilgi edindiler. Meghan Nuttall Sayres ve Aramis Kalay bu serginin ABD ve Avrupa'nın birçok şehrinde gösterilerek Batılıların, Yakın ve Ortadoğu'da yaşayan insanlara karşı oluşan önyargıların aşılması umudundalar. Meghan Nuttall Sayres ve Aramis Kalay, 6 Mart 2020'de yapılacak açılış sonrası, 7 Mart'ta Sanat Sohbeti başlığı altında bir radyo programına konuk olurken, aynı gün düzenlenecek bir toplantıda Fotoğraf, Yaratıcı Yazarlık ve Fotojurnalizm konusunda görüşlerini paylaşacak. Sergide, İstanbul ve İstanbulluların portrelerinden oluşan 30 fotoğraf yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/suc-ve-ceza-film-festivali-sisli-belediyesi-ev-sahipliginde-basladi/", "text": "26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali açılış töreni yapıldı. 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Şişli Belediyesi ev sahipliğinde başladı. 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, bu yıl Şişli Belediyesi desteği ve ev sahipliği ile gerçekleştiriliyor. Festivalin açılış töreni, Şişli Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde gerçekleştirildi. 26 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında düzenlenecek olan 11. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali açılış töreni, Pınar Altuğ Atacan ve Hakan Bilgin'in sunumları eşliğinde gerçekleştirildi. Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali Başkanı Prof. Dr. Adem Sözüer, Şişli Belediyesi'nin festivale yapmış olduğu katkılardan dolayı Şişli Belediyesi Başkanı Muammer Keskin'e bir teşekkür plaketi takdim etti. Açılış töreninde Uluslararası Suç ve Ceza Festivali yönetiminin yoğun girişimi ve ilgili resmi makamların devreye girmesiyle Taliban şiddetinden kaçabilen Sahraa Karimi'ye tüm direnen Afganlı kadınlar adına Onur Ödülü takdim edildi. Her zaman kadın olmaktan gurur duydum. Afganistan'da kadın olmak için çok cesur olmak gerekiyor diyen Karimi'ye verilen ödülün yanı sıra festivalin açılış gününün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ile birleşmesi şiddet karşısında sanatın gücünü de ortaya koydu. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali'nin kapanış töreni, 2 Aralık günü yine Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'nde gerçekleştirilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/sule-ates-karantina-2020-video-performans-serisi/", "text": "Cihangir Akademi, Karantina 2020 Video Performans Serisi'ni sanatseverlerin ilgisine sunuyor. Şule Ateş tarafından tasarlanıp yönetilen Karantina 2020 Video Performans Serisi 6 performanstan oluşuyor. Şule Ateş Karantina 2020 Video Performans Serisi sanatseverlerle buluşuyor. Karantina 2020 Video Performans Serisi, Şule Ateş'in tasarlayıp yönettiği 6 video performanstan oluşuyor. Bir dijital tiyatro araştırması olan çalışmada altı farklı oyuncunun karantina sürecindeki proje ve tiyatroya dair içeriklerini dijital mecra üzerinden seyirciye ulaştırıyor. Yönetmen ve oyuncular tarafından üretilen metinlerin çekimi çevrimiçi provalar sonucunda, oyuncular tarafından cep telefonlarıyla yapılıyor. Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı tarafından desteklenen Karantina2020 Video Performans Serisi, aynı zamanda, Covid-19'un neden olduğu karantina sürecinde, gösteri sanatları alanında yaşanan büyük hak ve alan kaybına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Proje kamuoyunu, ilgili bakanlıkları, belediyeleri, basını, STK'ları kanaat önderlerini ve sanatseverleri, soruna kısa ve uzun vadeli, sürdürülebilir çözümler üretmek üzere harekete geçmeye davet ediyor. Serinin ilk videosu 'Sıfır Temas', oyuncu Pınar Göktaş tarafından yazıldı ve oynandı. Diğer oyuncular, Ayşe Lebriz Berkem, Oğuzhan Ayaz, Ayşe Yazıcı, Sadettin Yalta, Kürşat Demir."} {"url": "https://724kultursanat.com/sureyya-operasinda-virtuozlerin-muzigi-serisinde-benedict-kloeckner-ve-danae-dorken/", "text": "Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası'nın başlattığı Virtüözlerin Müziği konser serisi ocak ayında Alman çellist Benedict Kloeckner ve Yunan asıllı Alman Danae Dörken duo konseri ile devam ediyor. Süreyya Operası'nda Virtüözlerin Müziği serisinde Benedict Kloeckner ve Danae Dörken müzikseverlerle buluşacak. Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası'nın başlattığı Virtüözlerin Müziği konser serisi ocak ayında Alman çellist Benedict Kloeckner ve Yunan asıllı Alman Danae Dörken duo konseri ile devam ediyor. Sanatçılar, İstanbullu klasik müzikseverlere Süreyya Operası'nın büyülüyeci atmosferinde Nostalji ve Devrim Arasında temalı konser verecekler. Konser için seçtikleri eserler ise bir CD olarak kaydedildi. Benedict Kloeckner ve Danae Dörken, amaçlarının Schumann'ın yenilikçi ruhuyla, onun geçmişin müziğine, özellikle Johann Sebastian Bach'ın müziğine, olan tutkusunu 20. yüzyıl kompozisyonlarıyla birleştirmeyi amaçlamışlar. Dinleyiciler Schumann'ın müziğinde Bach gibi üstatların ortaya koyduğu en yüksek sanatsal standartta müziği dileyebilecekleri gibi, aynı zamanda halkın anlayabileceği basitlikte bir halk tarzı yaratmak için gösterdiği çabayı duyacaklardır. Programda eserleri yer alan Dmitri Shostakovich ve Bohuslav Martiniqual içinde vazgeçilmez olan şiirsellik, duyarlılık ve samimiyet çok net bir şekilde Schumann'ın müziğinde karakterize edilir. İnsanlığın sahip olması gereken bu ve benzeri unsurlar insanlığın gerçekliği ile tezat oluşturuyor olsa da Leonard Bernstein bu şiddete karşı koymak için müziği kullanmıştır. Benedict Kloeckner ve Danae Dörken programlarını icra ederken bu şiddete cevaplarını Leonard Bernstein'ın ruhuna uygun olarak müzikleriyle vermekte ve dinleyicileri her zamankinden daha yoğun, daha güzel, daha özverili ve devrimci bir ruhla çalacakları konserlerine davet etmekteler. Konserler serisi KAM Management & Dermoskin'nin katkılarıyla gerçekleşecek. Biletler Süreyya Operası gişesinde ve Kadıköy Belediyesi'ne ait https://bilet. kadikoy. bel. tr/ sitesinde."} {"url": "https://724kultursanat.com/talat-sait-halman-ceviri-odulu-basvurulari-acildi/", "text": "İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın, Talat Sait Halman anısına 2015'ten bu yana verdiği Talat Sait Halman Çeviri Ödülü'nün bu yılki başvuruları başvuruları 1 Ağustos 16 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Talat Sait Halman Çeviri Ödülü başvuruları açıldı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın verdiği Talat Sait Halman Çeviri Ödülü'nün bu yılki başvuruları açıldığı duyuruldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın, Talat Sait Halman anısına 2015'ten bu yana verdiği Talat Sait Halman Çeviri Ödülü'nün bu yılki başvuruları başvuruları 1 Ağustos 16 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Talat Sait Halman Çeviri Ödülü'yle Seçici Kurul tarafından belirlenen yapıtın çevirmenine 20 bin TL nakit ödülü verilecek. Ödülün sahibi, Seçici Kurul tarafından yıl sonunda açıklanacak. Başkanlığını yazar Doğan Hızlan'ın yaptığı Talat Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu, yazar, çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay, Ayşe Sarısayın, Yiğit Bener ve Kaya Genç'ten oluşuyor. Talat Sait Halman Çeviri Ödülü'nün başvuru koşullarına ve başvuru formuna ulaşmak için linki tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/talat-sait-halman-ceviri-odulu-suleyman-dogruya-verildi/", "text": "Talat Sait Halman anısına, nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla başlatılan Talat Sait Halman Çeviri Ödülü 2021 yılı sahibi Dünya Sonu Savaşı adlı eserin çevirmeni Süleyman Doğru'ya verildi. Talat Sait Halman Çeviri Ödülü Süleyman Doğru'ya verildi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen Talat Sait Halman Çeviri Ödülü sahibini buldu. Talat Sait Halman anısına, nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla başlatılan Talat Sait Halman Çeviri Ödülü 2021 yılı sahibi Dünya Sonu Savaşı adlı eserin çevirmeni Süleyman Doğru'ya verildi. Süleyman Doğru, Mario Vargas Llosa'nın 1981 tarihli çetrefilli, çok katmanlı tarihi romanı Dünya Sonu Savaşı'nı Türkçeleştirmekteki sabrı ve yaratıcılığı sebebiyle ödüllendirildi. Süleyman Doğru'ya 20 bin TL para ödülü verildi. Talat Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu; Süleyman Doğru'ya verilen ödülün gerekçesini; Süleyman Doğru, yer ve kişi isimlerini Portekizce vererek kitapta yansımasını bulan kültürel bir ayrışmaya yerinde bir çözüm bulmuş, diyalogları ve tasvirleri çevirirken hem orijinal metne sadık kalıp hem yaratıcı olmayı başarmıştır. Sözcük seçimleri, şiirsellik, ima ve mecaz gibi unsurların hakkını vermiş, Vargas Llosa'nın diline ve üslubuna, tasvir ettiği dünyanın kültürüne hakim bir çevirmen olarak yazarın kullandığı dille uyumlu bir ritim tutturmuştur. Doğru, bu girift metindeki Hıristiyanlıkla ilgili kavramları ve terimleri Türkçeye taşımaktaki başarısıyla da övgüyü hak etmektedir. Bütün bu becerileriyle, teknik ve estetik açıdan İspanyolcadan Türkçeye çevrilen roman külliyatına benzersiz bir katkı sunmuştur. olarak paylaştı. Başkanlığını yazar Doğan Hızlan'ın üstlendiği Talat Sait Halman Çeviri Ödülü Seçici Kurulu; yazar, çevirmen ve eleştirmen Sevin Okyay; yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın; yazar ve çevirmen Yiğit Bener ile yazar ve çevirmen Kaya Genç'ten oluşuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/taner-ceylan-sahtekar-galericiyi-sosyal-medyadan-duyurdu/", "text": "Dünyaca ünlü İngiliz heykeltraş Tony Cragg, İstanbullu bir galericiye 450 bin Avrosunu kaptırdı. Aylardır parasını alamayan Tony Cragg'ın isyanını dünyaca ünlü ressamımız Taner Ceylan sosyal medya hesabından duyurdu. Şimdi merak edilen ise Tony Cragg'in parasını vermeyen galericinin kim olduğu.... Taner Ceylan sahtekar galericiyi sosyal medyadan duyurdu. Türkiye'nin dünyaca ünlü ressamlarından Taner Ceylan, sosyal medyadan paylaştığı sahtekarlık mesajıyla dikkat çekti. Biz sahtekarlık diyoruz ama hukuki dilde farklı bir anlama sahip olabilecek bir alacak-verecek meselesi sanat dünyasına bomba gibi düştü. Şimdi herkes Tony Cragg'in parasını vermeyen o galeriyi merak ediyor. Tony Cragg'in son sergilerini tek tek hatırlayan sanatseverler, Tony Cragg'in konuyu mahkemeye taşıyıp taşımayacağını da merak ediyorlar. Yaşayan en pahalı Türk ressamlarından Taner Ceylan, dünyaca ünlü İngiliz heykeltraş Tony Cragg'in İstanbul'daki galericiden 450 bin Avrosunu alamadığını Instagram hesabından duyurdu. Tony Cragg, İstanbul'da eserleri çok satan sanatçılardan biri. Taner Ceylan'ın sosyal medya mesajından anlaşıldığına göre, ünlü heykeltraş Tony Cragg, satılan eserinin ödemesini İstanbul'daki galeriden tahsil edemedi. Ünlü ressam Taner Ceylan mesajında sadece Tony Cragg'in yaşadığı polisiye-adli olayı değil bir başka galericinin de yaşadığını aktardı. Taner Ceylan, galericilerin yaptığı bu 'sahtekarlık' örneklerini duyururken üzüntüsünü yazık çok yazık ifadesiyle dile getirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/taner-olmez-baris-tellinin-hayatini-canlandiracak/", "text": "Ampüte Futbol Milli Takımı'nın yıldızı Barış Telli'nin hayat hikayesi sinema filmi oluyor. Hayatla Barış adlı filmde Barış Telli rolünde Taner Ölmez rol alacak. Taner Ölmez Barış Telli'nin hayatını canlandıracak. Ampüte Futbol Milli Takımı'nın yıldızı Barış Telli'nin hayat hikayesi sinema filmi oluyor. Mücadeleyle dolu bir hayat hikayesi... Hayatla Barış adlı film için çalışmalar başladı. Filminin başrol oyuncusu Taner Ölmez oldu. Barış Telli'nin mücadele dolu hayatının anlatıldığı sinema filminde ünlü oyuncu Taner Ölmez rol alacak. Taner Ölmez ve Barış Telli, çekimlerden önce bir araya geldi. Barış Telli, proje henüz yokken hayatının film olması söz konusu olduğu zaman kendisini Taner Ölmez'in oynamasını çok istediğini belirtti. Barış Telli, kendi hayat hikayesindeki mücadele azmini, başarıya giden yoldaki ruhu, inancı, kaliteli oyunculuğu ve fiziki benzerliği ile seyirciye çok iyi yansıtacağına olan inancının tam olduğunu ifade etti. Taner Ölmez ise Telli'ye 'Muhteşem bir sporcusun, bu umut dolu başarı hikayesini hayata geçirecek olmak benim için de ayrıcalık dedi. Barış Telli'den kanedyenlerin kullanımı, topa vuruş teknikleri, topla tempo arttırma gibi konularda ders alan Taner Ölmez'in bu zor anlarda pes etmeksizin çalışmalara devam etmesi ve Barış'ın azmini oryantasyon aşamasında dahi yakalamış olması gözlerden kaçmadı. Taner Ölmez'in ve Barış Telli'nin hikayeye olan inançları test çekimlerinde sahada ve ekipte büyük bir enerjiye sebep oldu. Hayatla Barış filminin yapımcılığını Four Story Prodüksiyon üstlendi. Filmin yönetmen koltuğunda Ekin Pandır var. Senaryo Koray Yeltekin tarafından kaleme alındı. Filmin senaryo danışmanlığını ise Burak Göral yaptı. Filmin müziklerinde Fahir Atakoğlu gibi kült bir ismin imzası yer alacak. Hayatla Barış filminin çekimlerine 28 Ağustos'ta İstanbul'da başlanacak. Mekan seçimleri ve kostüm çalışmaları hızla devam eden filmin gerçeklik algısını pekiştirmek için bir bölümünün Barış Telli'nin memleketi Kırıkkele'de çekilmesi planlanıyor. Altı haftada bitmesi planlanan ve uluslararası standartlarda CGI teknolojisi kullanılacak filmin, Şubat 2024'te seyirciyle buluşması hedefleniyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/tarla-kusuydu-juliet-mustafa-kemal-kultur-merkezinde/", "text": "Engin Alkan'ın hem oynayıp hem de yönettiği müzikli komedi 'Tarla Kuşuydu Juliet' Beşiktaş Belediyesi'nin Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde seyirciyle buluşuyor. Tarla Kuşuydu Juliet Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde seyirciyle buluşuyor. Müzikli komedi oyunu TarlaKuşuydu Juliet Engin Alkan, Sevinç Erbulak, Fatih Al ve Mert Şişmanlar'ın rolleriyle sahneye geliyor. Engin Alkan aynı zamanda yönetmen koltuğunda oturuyor. Tarla Kuşuydu Juliet, aşkın yüceliğine kapılıp kendinden geçenleri hayallerle dolu bir rüyadan uyandırıyor! Müzikli komedi oyunu Tarla Kuşuydu Juliet, WilliamShakespeare'in ünlü tiyatro eseri Romeo ve Juliet'e alternatif bir son üzerinden mizahi bir dille yaklaşıyor. Sevinç Erbulak'ın hem huysuz Juliet hem de dadı rolünde; Engin Alkan'ın ise hem uyuşuk bir ev erkeği haline gelmiş Romeo hem de rahip rolünde seyirci karşısına çıktığı oyunda Shakespeare rolünü Fatih Al, çiftin ergen kızı Lukretia rolünü ise Mert Şişmanlar üstleniyor. Usta tiyatrocu Engin Alkan'ın yıllar önce Şehir Tiyatroları'ndada yönettiği ve yine Sevinç Erbulak ile rol aldığı, uzun yıllar kapalı gişe oynayan TarlaKuşuydu Juliet, Ezop Sahne prodüksiyonu ve Engin Alkan rejisiyle sahneleniyor. 22 Kasım Pazartesi günü saat 20:30'da Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde tiyatro severlerle bir kez daha buluşuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/temel-icgudu-senaryosu-13-gunde-yazildi-4-milyona-satildi/", "text": "Sharone Stone'un başrol oynadığı ve yayınlandığı dönem çok tartışılan Temel İçgüdü adlı filmin senaristi açıklamalarda bulundu. Temel İçgüdü senaryosu 13 günde yazıldı 4 milyona satıldı. Hollywood sinemasının kırılım filmlerinden olan Temel İçgüdü 13 günde yazıldı, senaristi 4 milyon dolar kazandı. Amerikan sinemasının ünlü senaristlerinden Joe Eszterhas, yıllar sonra Temel İçgüdü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Joe Eszterhas, filmi 13 günde yazdığını, karşılığındaysa 4 milyon dolar kazandığını açıkladı. Temel İçgüdü, Joe Eszterhas'ın yazdığı, Paul Verhoeven'ın yönettiği 1992 yapımı film. Dönemin en çok tartışılan filmlerinden biriydi. Film, ana akım Hollywood sinemasında çığır açan cinsellik tasvirleriyle 'neo-noir başyapıtı' olarak tanımlanıyor. Filmin nasıl ortaya çıktığını anlatan senarist Joe Eszterhas, filmin başrol oyuncusu Sharon Stone için, Eğer olmasaydı film aynı etkiyi yaratmazdı dedi. 18 film, 30'a yakın senaryo ve 7 kitap yazan senarist, Stone için, Onda sevimli kız kalitesi var dedi. Eszterhas, oyuncunun filmdeki performansının eleştirildiğini ve küçümsendiğini söyleyerek, Cinsel düzeyde çok cüretkar bir roldü. Filmin onun için ne kadar önemli olduğunu ve rolü için nasıl çalıştığını anlatabilmem mümkün değil diye konuştu. 77 yaşındaki Eszterhas, Sharon ile hala görüştüklerini belirterek, Çok zeki, birçok kez onun yüksek IQ'sunun kurbanı oldum. Bazen onu benim yarattığımı söylüyor. O kadar eşsiz ve dinamik ki onu benim yaratmam mümkün değil dedi. Eszterhas, 'Temel İçgüdü'nün yazım hikayesinden bahsederken de, 13 günde yazdığını, adını ilk olarak Aşk Acıtır koyduğunu ve sonradan değiştirdiğini söyleyerek, 3 gün içinde 4 milyon dolara sattığını belirtti. Temel İçgüdü'nün senaryosuyla rekor düzeyde ücret alan Eszterhas, Gerçekten fakir büyüdüm. Senaryo yazarlığına başladığımda bir senaryo için aldığım 100 bin dolar benim için servetti. Sonra daha büyük paralar gelmeye başladı. 500 bin dolar, o zamanlar bir senaryo için rekor fiyattı dedi."} {"url": "https://724kultursanat.com/thatcher-heykeline-yumurta-atma-yarisiyla-acilis/", "text": "Dünya siyasetinde 'Demir Lady' olarak tanınan İngiltere eski başbakanlarından Margaret Thatcher heykeli büyük bir tartışma yarattı. Doğduğu kasabaya dikilmesi planlanan Margaret Thatcher heykeline muhalifler yumurta atma yarışması düzenleyerek bir açılış planlıyor. Thatcher heykeline yumurta atma yarışıyla açılış düzenlenecek. İngiltere'nin eski başbakanlarından 'Demir Lady' lakaplı Margaret Thatcher'ın heykeli yumurta atma yarışmasıyla açılacak. Margaret Thatcher'ın doğduğu kasabaya dikilecek olan heykel için yüksek miktarda harcama yapılmasına karşı çıkan muhalefet, açılış günü heykele yumurta atma yarışması düzenleme kararı aldı. Margaret Thatcher'ın heykeli doğduğu kasabada büyük bir tartışma yarattı. Muhalefet, Thatcher heykelinin açılış törenine 100 bin sterlin harcama planına karşı çıkıyor. Kesteven Kent Konseyi, Grantham kasabasında Thatcher heykelinin açılış töreni için yüksek bir harcama yapınca muhalefet karşı atağa geçti. Açılışta heykele yumurta atma yarışması düzenlenmesine karar verildi. Heykeltıraş Douglas Jennings tarafından yapılan ve 300 bin sterline mal olan bronz heykel, saldırıları önlemek için neredeyse kendi büyüklüğünde yüksek bir platforma yerleştirilecek. Kent Konseyi üyeleri, Demir Leydiye doğduğu ve büyüdüğü yerde saygı duruşu niteliğinde olacak heykelin açılışı için gerekli parayı halkın bağışlarıyla ve yerel işletmelerin sağladığı finansmanla karşılamayı umuyor. Muhalefet ise pandemi nedeniyle yaşanan ekonomik açıdan zorlu süreçte böyle bir harcamanın gereksiz olduğu yorumunda bulundu. Yüzlerce kişi, yerel haber sitesi The Lincolnite'da ve sosyal medyada plana ateş püskürürken çok sayıda kişi de heykele saldırı düzenleyeceğini belirtti. Bazıları da Thatcher'ın heykelini 2003'teki işgal sonrası Irak lideri Saddam Hüseyin'in yıkılan heykeline benzetti. Facebook'ta duyurulan yumurta atma yarışması 8 binden fazla yorum alırken binden fazla kişi yarışmaya katılacağını bildirdi. Britanya'da geçtiğimiz aylarda köle ticareti yapan Bristollu tüccar Edward Colston'ın heykeli yıkılmış, sömürgecilikle ilişkili tartışmalı tarihi kişilerin heykelleri de tahrip edilmişti. Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher, 1979-1990 arasında ülkenin ilk kadın başbakanı olarak görev yaptı. Sendikal harekete büyük darbe vuran ve birçok alanda özelleştirmeleri hayata geçiren Thatcher, 2013'te hayatını kaybetti."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatro-koltuklari-hep-dolu/", "text": "Pandemi günlerinde tiyatro salonlarının açılması, yeni sezona girilmesi umut verici... Oyunları tiyatro salonunda seyretmek kadar keyifli ne olabilir. Seyirci açısından böyle. Oyuncu açısından bakıldığında da aynı şey geçerli. Ancak bir şey var... Oyuncu boş salonu değil, koltukları dolu salonu görmekten mutlu olur. Pandemi döneminde tiyatro salonlarının açılması mutluluk verici. Eve kapanmak zorunda kalan 'tiyatrosevereler' sanal ortamdaki sahnelerden oyun seyrederek bugünlere ulaştılar. Tiyatro salonuna gidip o koltukta oturmak, oyun izlemek gerçekten de büyük bir nimetmiş anladık. Ekrandaki oyunu izlemek tiyatronun varoluşuna tersti zaten. Mekan-oyun-seyirci yanyana gelmeyince tiyatro zaten özünü, ruhunu bir kenara bırakıp gelmiş demektir. Geçtiğimiz gün Devlet Tiyatroları sezon açılışını Aşık Veysel oyunuyla yaptı. Ben oyunla ilgili değil de salonla ilgili sizlere birkaç şey anlatacağım. Salona giren seyirciler tek tek ateş ölçerler kontrol edildiler. Maskeli olarak içeri alındılar. Sonra bir koltuk boş bırakılmak üzere salondaki yerlerine oturtular. Ben çok beğendim, anlamlı buldum. Tiyatronun ruhuna uygun bir uygulama. Şık giyimli kadın ve erkek figürlerinin baskıları boş kalması gereken koltuklara yerleştirilmiş. O koltuklara basit birer kağıt da bırakılabilirdi ya da bir yazı ile uyarılırdı gelenler. Ama birileri farklı düşünmüş. İnce düşünmüş. Evet o boş koltuklarda duranlar birer figür, gerçek değil. Ama göz algılaması oyuncu için pozitifi bir etki veriyor muhakkak. Salondaki boş koltukların varlığını bilse de oyuncu böylesi görsel dolulukla olumlu etkileniyor olmalı bence. Stadyumlarda bunun benzeri yapılmıştı. Belli bir ücreti veren taraftarın fotoğrafı koltuklara yerleştiriliyor. Futbolcular için de bu pozitif bir duyguya neden oluyor... Şimdi bunun benzerini tiyatro salonunda görmek doğrusu beni mutlu etti. Oyuncular da bundan mutlu mu? Sormak gerek. Ama ben mutlu olduklarını düşünenlerdenim. Son söz... Küçük Tiyatro Sahnesi yöneticilerini bu güzel uygulama için kutluyorum. Diğer tiyatrolara da örnek olmasını diliyorum."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatro-kooperatifi-yaz-bulusmalari-ile-tiyatro-soleni/", "text": "Tiyatro Kooperatifi tarafından gerçekleştirilen Yaz Buluşmaları, 17 Ağustos-31 Ağustos tarihleri arasında Caddebostan'da Anadolu Efes Mavi Sahne'de yer alıyor. Tiyatro Kooperatifi Yaz Buluşmaları ile tiyatro şöleni başladı. 17 Ağustos-31 Ağustos tarihleri arasında Caddebostan'daki Anadolu Efes Mavi Sahne'de sergilenecek oyunların duyurusu yapıldı. Caddebostan Sahil Amfi Tiyatro'da gerçekleştirilecek gösterimlerde 15 özel tiyatro seyircilerle buluşacak. Tiyatro Kooperatifi tarafından gerçekleştirilen Yaz Buluşmaları, 17 Ağustos-31 Ağustos tarihleri arasında Caddebostan'da Anadolu Efes Mavi Sahne'de yer alıyor. Etkinliğin destekçisi ise Anadolu Efes. Anadolu Efes Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, Bu zorlu dönemi dayanışma ruhuyla beraber atlatacağız. Tiyatrolara destek olmaktan vazgeçmiyoruz dedi. Pandemi sürecinde de, alınan tedbirlerden dolayı uzun süre kapalı kalan ve zor zamanlar geçiren tiyatroları yalnız bırakmıyor. Geçtiğimiz yıl Tiyatro Kooperatifi'nin başlattığı Bizde Yerin Ayrı kampanyasının ilk kurumsal destekçisi olan şirket, şimdi yeniden Kooperatif ile omuz omuza veriyor. Özel tiyatrolara destek olmak için başlatılan Yaz Buluşmaları'nın Caddebostan'daki gösterimleri Anadolu Efes Mavi Sahne'de gerçekleşiyor. Bu kapsamda, 17-31 Ağustos tarihleri arasında Caddebostan Sahil Amfi Tiyatro'da gerçekleştirilecek gösterimlerde 15 özel tiyatro seyircilerle buluşacak. Uzun yıllardır kültür sanata destek olan bir kurum olarak pandemi döneminde de amaçlarının sanatın sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu söyleyen Anadolu Efes Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, Sanat her birimize ilham veren, zor zamanlarda güç aldığımız, toplumun en önemli ortak bağlarından biri. Maalesef pandemi koşulları nedeniyle tiyatrolar uzun süre sahnelerden ayrı kalırken, sanatseverlerse kültür sanat etkinliklerine katılmanın özlemi içindeydi. Anadolu Efes olarak, Tiyatro Kooperatifi Yaz Buluşmaları'yla özel tiyatroların bu zor dönemi atlatmasına destek olmayı, sanatseverleri de yeniden sahneyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu zorlu dönemi dayanışma ruhuyla tiyatrolarımızın yanında durarak beraber atlatacağız. Tiyatronun sürdürülebilirliğine katkı sağlamak için elimizden gelen tüm desteği sağlıyoruz. Tiyatroseverler de Yaz Buluşmaları'ndaki oyunlara bilet alarak dayanışmanın önemli bir parçası olabilirler'' dedi. Özel tiyatroların sanatsal üretimini zenginleştirirken ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesi, aynı zamanda sürdürülebilir hale gelmesi amacıyla çalıştıklarını söyleyen Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Iraz Yöntem, tüm tiyatro severleri dayanışmaya davet ediyor. Yöntem; Yaz Buluşmaları'nda seyircileri tiyatronun iyileştirici gücüyle yeniden bir araya getirmek için çalışıyoruz; seyircileri de dayanışmamızın bir parçası olmaya çağırıyoruz. Seyircilerimiz, izlemek istedikleri oyunlar için bilet alırken farklı kategorilerdeki destek biletlerini tercih ederek veya bir oyunun destekçisi olarak etkinliğimize katkı sunabiliyor. Dileğimiz, yaşadığımız bu zorlu sürecin ardından yeniden sahnelere dönerken hep birlikte güçlenmek, omuz omuza yürümek diye konuştu. Etkinliğin biletleri Mobilet aracılığıyla satışa çıkarılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatro-sahnesinde-istanbul-siirle-bulusuyor/", "text": "İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı ile düzenlenen buluşmalarda şairler ve şiirleri tiyatro sanatçıları tarafından sahneye taşınıyor. Tiyatro sahnesinde İstanbul Şiirle Buluşuyor... İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın yeni etkinliği İstanbul Şiirle Buluşuyor başlıyor. Şairler ve şiirleri özel mekan ve ses evreninde yeni bir anlatı olarak seyirciyle buluşuyor. İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ilk şairi Edip Cansever ve Oteller Kenti şiiri olacak. 11 Aralık 2022 Pazar günü saat 18.00'de seyirciyle buluşacak olan Edip Cansever ve Oteller Kenti şiiri farklı bir deneyim olarak seyirciye sunuluyor. İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinde seyirci, bir yönetmen ve oyuncular eşliğinde, dekor, kostüm, müzik ve görsel tasarımla birlikte sahne imkanları kullanılarak, şairin şiir evreninin içerisinde oluşturulacak bir mekana davet ediliyor. Her şair ve şiiri için, bir yönetmenin ve sanatsal ekibin yorumuyla farklı bir etkinlik gerçekleştirilecek. Şairin ve şiirin izinde gelişecek bu etkinlikler, Edip Cansever ve Oteller Kenti şiiri ile başlıyor. İkinci Yeni şiirinin öncüleri arasında kabul edilen Edip Cansever (8 Ağustos 1928 28 Mayıs 1986), 58 yıllık ömründe çıkardığı 17 şiir kitabı yayımlamıştır. Edip Cansever'in şiiri bir tutku halinde yaşayışı ve imgelem dünyası sahneye taşınıyor. Oteller Kenti şiiri Hümay Güldağ tarafından sahneye uyarlandı. Güldağ'ın yönetmenliğinde sahneye gelecek olan Oteller Kenti şiirinin müzik tasarımı Hüseyin Tuncel'e, dekor tasarımı Cihan Aşar'a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan'a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz'a, ışık tasarımı Uğur Yıldız'a, görsel tasarım Yakup Altay'a ve koreografi Arda Alpkıray'a ait. Oteller Kenti'nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Her şair, kelime ve anlamdan örülü bir evrendir. Şiir, bu evrene yapılan farklı yolculukların rotasıdır. İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şair-şiir eşleşmesinin oluşturduğu bu özel ve öznel evrenin içerisindeki seslerden kurulu sahnede oyuncular yerini alıyor. Cansever'in dramatik şiirleri arasında yer alan Oteller Kenti, şiirin mekan ve ses özellikleri üzerinden yeniden kurgulanıyor. Oteller Kenti, Edip Cansever ve şiir merkezli farklı bir sahne deneyimi sunuyor. İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinlikleri ücretsiz olarak sahnelenecek. İlerleyen zamanlarda şairlerin özel ve anlamlı günleri ve tematik özel günler de dikkate alınarak bir program hazırlanacak. İBB Şehir Tiyatroları, ilk olarak seçilen 30 şair arasından bu sezon Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Atilla İlhan, Cemal Süreya, Gülten Akın gibi şairleri İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında seyircisiyle buluşturacak. Etkinlik davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari. ibb. istanbul/ adresinden ve İBB Şehir Tiyatroları mobil uygulamasından temin edilebilir. Etkinlikler Kadıköy Müze Gazhane Meydan Sahne'de seyirciyle buluşacak. İlk şair Edip Cansever ve Oteller Kenti şiiri, 11 Aralık 2022 Pazar günü saat 18.00'de seyirciyle buluşacak. Her ayın 2. haftası Oteller Kenti seyirciyle buluşmaya devam edecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatro/", "text": "İO Uluslararası Tiyatro Festivali kapsamında dünyaca ünlü yönetmen Theodoros Terzopoulos'un... Saatleri Ayarlama Enstitüsü oyunu yeni sezonda da seyircinin karşısında olacak.... Ayşe Kulin'in çok okunan romanlarından \"Veda\" Tiyatrokare tarafından tiyatroya uyarlandı.... Sakıp Sabancı Müzesi'nin Sabancı Vakfı desteğiyle bu yıl yedincisini düzenlediği... Erhan Yazıcıoğlu tek kişilik oyunla seyirciyle buluşuyor. \"Fikrim Firarda\" adlı... Yeşilçam sinemasında pek çok kez kamera karşısına geçip beyazperdede seyirciyle... 10. Uluslararası İzmir Tiyatro Festivali 2 Aralık'ta perde açıyor. Festival... İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı ile düzenlenen buluşmalarda şairler ve şiirleri... Duru Tiyatro'nun \"Otelde Cinayet\" adlı iki perdelik kara komedisini izledi... 11 Kasım 12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Komedi... Hülya Aksular Sanat Atölyesi bale dünyasına yeni isimler kazandırmaya devam... Özbekistan ulusal balesi \"Lazgi Ruhun ve Aşkın Dansı\" AKM'de sahneleniyor.... Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Balıkesir Tiyatro Festivali 18... Aziz Nesin'in eserinden tiyatro sahnesine taşınan \"Damda Deli Var\" Anadolu... İBB Şehir Tiyatroları, Yatak Odası Komedisi oyunuyla Beylikdüzü seyircisine konuk... Ömer Seyfettin'in hayattaki son günü tiyatro sahnesine taşınıyor. Deli Şair... 3. Bergama Tiyatro Festivali, için geri sayım başladı. 2-5 Haziran... 13. Savaş Dinçel Tiyatro Ödülleri ile Baba Sahne Oyun Yazma... Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülünün bu yılki sahipleri açıklandı...."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatrocular-imamoglundan-destek-istedi/", "text": "Tiyatro Yapımcıları Derneği Yönetim Kurulu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret ederek pandemi döneminde yaşadıkları sıkıntıları paylaştılar. Tiyatrocular İmamoğlu'ndan destek istedi. Tiyatro Yapımcıları Derneği Yönetim Kurulu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret ederek pandemi döneminde yaşadıkları sıkıntıları paylaştılar. Behzat Uygur, Nilgün Belgün, Cem Davran ile birlikte Fırat Tanış da yer aldığı buluşmada pandeminin özel tiyatrolara yaşattığı sorunlar anlatıldı. Tiyatrocular, tiyatro salonlarının 5'te 1 bedelle kiralanması, tanıtım ve bilboard olanaklarından faydalanılabilmesi gibi konularda talepte bulundular."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatroda-kavuk-teslim-toreni-sevket-coruh-kavugu-teslim-aldi/", "text": "Geleneksel Türk Tiyatrosunun nişanesi olarak kabul edilen İsmail Dümbüllü Kavuk'u altıncı emanetçisine törenle teslim edildi. Rasim Öztekin, kendisinde duran 'kavuk'u Şevket Çoruh'a emanet etti. Şevket Çoruh tiyatroda bundan böyle Kavuklu Şevket Çoruh olarak anılacak. Tiyatroda kavuk teslim töreni, Şevket Çoruh kavuğu teslim aldı. Geleneksel Türk Tiyatrosunun sembolü sayılan İsmail Hakkı Dümbüllü'nün kavuğu törenle yeni sahibine teslim edildi. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde düzenlenen kavuk devir teslim töreni tam bir şenlik havasıyla gerçekleştirildi. Tiyatronun usta ismi Rasim Öztekin kavuğu Şevket Çoruh'a teslim etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin destekleriyle düzenlenen gecede kavuğu son olarak taşıyan Rasim Öztekin, Şevket Çoruh'a devretti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu geceye video mesajıyla katılarak Biz İstanbul olarak Türk tiyatrosunu desteklemeye, tiyatronun geleceği açısından en özgür alanları var etmeye devam edeceğiz dedi. İsmail Hakkı Dümbüllü'nün kavuğu Geleneksel Türk Tiyatrosunun nişanesi olarak kabul ediliyor. Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde düzenlenen törenle kavuk Şevket Çoruh'a teslim edildi. Yapılan törende İsmail Dümbüllü'nün kavuğu beşinci sahibi olan Rasim Öztekin'den, Şevket Çoruh'a geçti. Şevket Çoruh, altıncı kavuklu oldu. Dördüncü kavuklu Ferhan Şensoy da geceye video mesajıyla katıldı. Duayen tiyatrocular Haldun Dormen, Müjdat Gezen, Mustafa Alabora'nın yanı sıra Güner Özkul, Müjgan Ferhan Şensoy ve Pelin Öztekin de gecede yer alan isimlerdi. Rasim Öztekin kavuk teslim töreninde yaptığı konuşmada, yaşadığı kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorunun canlı performans yapmasına izin vermediğini hatırlattı. Bu nedenle 'kavuk'u devretmek istediğini söyledi. Töreni aslında Dünya Tiyatrolar Günü'nde gerçekleştirmeyi planladıklarını belirten Öztekin, pandemi nedeniyle gerçekleştiremediklerini kaydetti. Kavuk devir teslimi sürecinde aklında Şevket Çoruh'un olduğunu ve bu fikrini hocası Ferhan Şensoy'a açtığını; Hocam ne diyorsun dediğini belirten Öztekin, Şensoy'un Çok iyi bir karar kardeşim demesi üzerine ustasından da aldığı onayla hemen Şevket Çoruh'u aradığını belirtti. Müjdat Gezen, Haldun Dormen ve Mustafa Alabora'nın karşılıklı oynamasalar da kendisinin konservatuvarları olduğunu belirten Öztekin; kendisinde emeği geçen isimleri Onların çoğu şimdi yukarıdan seyrediyor; Erol Günaydın, Tuncel Kurtiz, Savaş Dinçel ve Münir Özkul ifadeleriyle andı. Rasim Öztekin'den kavuğu devralan ve tiyatroda artık 'Kavuklu Şevket Çoruh' sıfatıyla anılacak olan Çoruh, konuşmasına meddahların dünden bugüne söyledikleri Hak dostum hak sözleriyle devam etti. Türkiye'de Tiyatronu ilk dönemlerinden bu yana zorluklarla baş ettiğine değinen Çoruh, Ustaların parasızlığı da bir gelenektir: Raşit Rıza Bizim lokanta adlı bir lokanta açmış. Hazım Körmükçü Beyoğlu'nda piyango bileti satmış. Naşit Özcan Beyazıt'ta piyangocu dükkanı açmış. Pandemi böyle devam ederse bizden simit almayı unutmayın ifadelerini kullandı. Çoruh, pandemi sürecinin tiyatroları nasıl etkilediğine, Türkiye'de dünden bu güne tiyatro ve tiyatrocuların yaşadıkları politik, siyasi, ekonomik zorluklara dikkat çekti. Kavuk Devir Teslim töreninin ardından başrollerinde Şevket Çoruh ve Murat Akkoyunlu'nun rol aldığı Bir Baba Hamlet oyununun özel bir gösterimi ile son buldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/tiyatrokare-ayse-kulinin-veda-romanini-sahneye-tasidi/", "text": "Ayşe Kulin'in çok okunan romanlarından Veda Tiyatrokare tarafından tiyatroya uyarlandı. Yeni sezonda seyirciyle buluşacak olan Veda, Nedim Saban tarafından sahneye uyarlandı. Tiyatrokare Ayşe Kulin'in Veda romanını sahneye taşıdı. Nedim Saban'ın yönetimindeki Tiyatrokare, edebi eserleri sahneye taşımaya devam ediyor. Tiyatrokare bu kez Ayşe Kulin'in çok okunan romanı Vedayı sahneye uyarladı. Tiyatrokare Ayşe Kulin'in Veda romanını sahneye taşıdı. Aynı adla tiyatro sahnesinde canlanacak olan Veda, Milli Mücadele dönemine ve bu dönemin hem acı hem de umut dolu olaylarına ışık tutuyor. Nedim Saban yönetiminde sahnelenecek olan Veda, cumhuriyetin kurulduğu ilk günlerin getirdiği değişim sancılarının getirdiği gerilimli atmosferde geçiyor. Oyun, yazarın son Osmanlı nazırı olan dedesinin hayat hikayesini konu alıyor. Arka planda ise dönemin olayları ve bir çağın değişiminde yaşanan acılar, umutlar, belirsizlikler ve kuşak çatışmaları anlatılıyor. Oyunun merkezinde bir konağın sakinleri ve onların hayatları yer alıyor. Aynı zamanda savaşın acısı ve bireylerin bu değişim karşısında nasıl tepki verdikleri de sorgulanıyor. Bu, bir Kurtuluş Savaşı hikayesi değil, emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki emellerine ve düşman işgali altındaki İstanbul'un kaybına yoğunlaşan bir hikaye. Nevra Serezli, Leyla Feray, Aziz Sarvan ve Fatih Gülnar gibi önemli isimler yer alıyor. Ayşe Kulin'in Robert Kolej'den okul arkadaşı olan Nevra Serezli'nin Deli Saraylı rolü ile seyirci karşısına çıkması büyük heyecan uyandırıyor. Oyunda Ayşe Kulin'in dedesini oynayan Aziz Sarvan, ilk kez Şehir Tiyatrosu dışında bir prodüksiyonda sahneye çıkıyor. Vedada aşk hikayeleri de önemli bir yer tutuyor. Özellikle Leyla Feray'ın canlandırdığı evlatlık Mehpare'nin, evin muhalif kahramanı Fatih Gülnar ile yaşadığı aşk, oldukça buruk ve etkileyici. Evin iki genç kızı ise Batının kadın haklarına gözlerken, kendileriyle ilgili kaygı içinde. Leman'ın kurtuluş savaşının idealist doktoru Mahir ile gerçekleşen evliliği ise gerçek bir yaşanmış hikaye. Oyunun tasarım ekibi ödüllü tasarımcılardan oluşuyor. Dekor ve kostüm tasarımında Eylül Gürcan, ışık tasarımında Ayşe Sedef Ayter ve görüntü tasarımında ise Necati Demircan'ın imzası bulunuyor. Bu etkileyici hikaye, Tiyatrokare'nin uzmanlığı ve deneyimiyle seyirciyle buluşuyor. Özellikle edebi uyarlamalarda yetkin olan Tiyatrokare, daha önce yine bir roman uyarlaması olan Leyla'nın Evi adlı oyunu 10 yıl boyunca sahnelemişti. 32 yıldır ara vermeden sahnede olan bu tiyatro grubu, Veda ile bir kez daha tarihsel bir drama ile seyircinin karşısına çıkıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/toni-morrison-yuva-romani-incelikli-dil-isciliginin-sahikasi/", "text": "Toni Morrison'ın Yuva adlı romanı Sel Yayıncılık'tan çıktı. Milliyet yazarı Filiz Aygündüz, roman için İncelikli dil işçiliğinin bir başka şahikası. tanımlaması yaptı. Afrika kökenli Amerikalı yazar Toni Morrison'un Yuva adlı romanı raflarda yerini aldı. Milliyet yazarı Filiz Aygündüz, Sel Yayıncılık tarafından yayımlanan romanla ilgili düşüncelerini yazdı. Aygündüz, Morrison'un Nobel ödülünü aldığı törende yaptığı törendeki konuşmasını hatırlattı: Nobel konuşmasında 'Ölüyoruz. Hayatımızın anlamı bu olabilir. Ama dil 'kuruyoruz'. Hayatımızın değeri ise bu olabilir' demişti. Ardından da edebiyatta, romanda 'bir dil kurmak' meselesinin anlam ve kıymetine vurgu yaptı. 1993'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü ilk defa Afrika kökenli Amerikalı bir kadın yazar kazandı. Akademi, yaratıcı gücü ve şiirsel anlatımının damga vurduğu romanlarında Amerikan gerçeğinin yadsınamaz bir yönüne hayat verdiği için bu ödülü aldığını açıkladı. Söz konusu gerçek Amerikan ırkçılığı altında her türlü mezalimden payını almış siyahların yaşadıklarıydı. Yazarın adı Toni Morrison'dı. 5 Ağustos 2019'da kaybettik Morrison'ı. O dönem bu köşede yazdığım yazıda Nobel konuşmasında 'Ölüyoruz. Hayatımızın anlamı bu olabilir. Ama dil 'kuruyoruz'. Hayatımızın değeri ise bu olabilir' demişti. Bir dil kurmak. Bunu öğrendiğim yazarların başında gelen Morrison'a hem bu yüzden hem de kitapları sayesinde hayatıma, kadın ve yazar olma bilincime kattığı değerler için teşekkür ederim diye yazmıştım. Edebiyat ailemin en kıymetli üyelerinden biriydi Toni Morrison. Kan bağına ihtiyacımız yoktu. Siyahların yaşadığı zorlukları, Amerikan ırkçılığını, kadının varoluş sorununu derinlemesine incelediği romanları üzerinden onunla kurduğum ilişki kan bağından çok daha önemliydi. Öldüğünü duyduğumda bir daha yazamayacağı düşüncesi kesif bir sızı olarak işledi içime. Hala zaman zaman Sulayı, Katran Bebek'i, En Mavi Gözü, Aşkı Sevileni alıp kütüphanemden, altlarını çizdiğim satırlarda dolaşır, hasret gideririm onunla. Bu hafta büyük bir sürprizle karşılaştım. Gelen kargolar arasında Sel Yayıncılık'ın gönderdiği zarftan bir Toni Morrison kitabı çıktı! Ayaklarım yerden kesildi, Toni Morrison evime gelmişçesine sevindim. Zarftan çıkan, Morrison'ın daha önce Türkçeye çevrilmemiş olan 10. romanı Yuvaydı. Püren Özgören çevirisiyle ellerimin arasındaydı. Hemen bitmesin diye ağır ağır, sayfaları günlere bölerek, yine altlarını çizerek, notlar alarak okudum. Çalışırken, yürüyüş yaparken, yemek yerken; kitaba ara verdiğim her an, aklımda yalnızca Yuva vardı. Morrison, kölelik ve özgürlük kavramlarını bu kez aidiyet duygusu ekseninde inceliyor. Kore Savaşı'ndan dönen 25 yaşındaki Afro Amerikan Frank, Atlanta'da beyaz bir doktorun evinde çalışan kız kardeşi Cee'nin ölmek üzere olduğu haberini alıyor. Üvey babaannesinin eziyetlerine dayanamayan Cee, 14 yaşındayken iş tulumuyla değil de kemerli bir pantolonla gördüğü ilk kişiye aşık olup, onunla Atlanta'ya gitmiş. Bu evlilik fazla uzun sürmemiş. Kocasının kendisini sevmediğini anlayınca zaten resmi olmayan evliliğinden vazgeçip evden ayrılarak çeşitli işlerde çalışmaya başlamış Cee. Son iş yeri olan bilimsel araştırmalar yapan doktorun evinde ölümle burun buruna gelmiş. Frank, Green booktaki yerlerde soluk alarak, siyah olduğu için tartaklanarak zorlu bir yolculuğun sonunda kardeşine ulaşıyor. Onu alıp, ikisinin de bir zamanlar kaçarak çıktıkları Georgia'daki Lotus kasabasına götürüyor. Cee'nin durumu gerçekten ağır. Yanında çalıştığı doktorun araştırmasında kobay olarak kullanılmış ve yanlış uygulama sonucunda ölümle burun buruna gelmiş. Beyazların siyahlar üzerinde, onların hayatlarını tehlikeye atarak bilimsel deneyler yaptığı 50'li yıllardan söz ediyoruz. Çok fazla alt metni olmasına rağmen Yuva temelde kadın ve erkek varoluşları ekseninde ilerleyen bir roman. Kendini çocukluğundan beri ezilmiş, itilmiş hisseden, erkek olarak varoluşunu kuramayan Frank'in erkek olma bilincini kız kardeşini kurtarması üzerinden inşa ediyor Morrison. Bu kurtarma operasyonunun yapıldığı özgür olmak için kaçtıkları ve sonunda yine özgür olmak için döndükleri Lotus'u da yuva olarak kodluyor. Püren Özgüren'in şahane çevirisinden okuduğumuz Yuva, Morrison'ın incelikli dil işçiliğinin bir başka şahikası. Siyah edebiyatına olduğu kadar dünya edebiyatına da büyük bir armağan. Siz de benim gibi Morrrison'ı çok özleyenlerdenseniz yahut onu tanımak istiyorsanız Yuva bunun için biçilmiş kaftan. Okumanızı çok isterim."} {"url": "https://724kultursanat.com/top-gun-maverick-icin-lady-gagadan-ozel-klip/", "text": "1986 yılında beyazperdede seyirciyle buluşan Top Gun filminin devamı yakında sinemada. Top Gun Maverick adlı devam filmi için Lady Gaga özel bir klip çekti. Top Gun Maverick için Lady Gaga'dan özel klip... Hollywood sinemasının 1986 yılında beyazperdeye sürdüğü Top Gun Maverick adlı filmin devamı niteliğindeki Top Gun: Maverick, 27 Mayıs'ta sinemalarda vizyona giriyor. Yönetmenliğini Joseph Kosinski'nin üstlendiği Top Gun Maverick filminde başrolde yine Tom Cruise var. Ehren Kruger ile filmin baş rolünde oynayan Tom Cruise, ilk filmde seyircinin hafızalarına kazınan bir oyunculuk ortaya çıkarmıştı. Filmin vizyona girmesine sayılı günler kala Lady Gaga, özel bir klip çekti. Top Gun Maverick filmi için Lady Gaga ile çekilen özel klipte yeni filmden etkileyici görüntülerle birlikte 1986 yılında beyazperdeye gelen Top Gun filminden de duygusal sahneler yer alıyor. Lady Gaga, Hold My Hand single için kamera karşısına geçti. Lady Gaga'nın Hold My Hand adlı şarkısının klibi Top Gun Maverick için çekildi. Klibin yönetmenliğini de Top Gun Maverick'in yönetmeni Joseph Kosisnski üstlendi. Klipte Lady Gaga'yla birlikte yeni filmden etkileyici görüntüler yer alıyor. Aynı zamanda ilk Top Gun filminden de duygusal sahneler bulunuyor. Hold My Handin klibinin dünya prömiyeri MTV, MTV Live ve MTVU ile Paramount Times Meydanıreklam panolarında gerçekleşti. Hold My Hand single'ı destansı çıkışını bu hafta başında Interscope Records aracılığıyla Billboard'un Lady Gaga 'Hold My Hand' ile yükseliyor diyerek bildirdi. Vanity Fair ise şarkıyı Gaga'yı gelecek yılın Oscar yarışına gönderiyor diyerek övdü. Hold My Handin sinema filmi versiyonunda Harold Faltermeyer ile Akademi ödüllü Hans Zimmer'ın bestesi ve prodüksiyon yer alıyor. Hold My Hand, Gaga'nın 2018 yılında bir Akademi ödülü, dört Grammy, bir BAFTA, bir Altın Küre ile Critics' Choice ödülü kazandığı Bir Yıldız Doğuyor filminin müziğindeki başarısından sonra film için orijinal müzik yapımına ve şarkı sözü yapımına dönüşünü işaret ediyor. Paramount Pictures'ın Top Gun Maverick filminde Pete Maverick Mitchell, Deniz Kuvvetleri'nin en iyi pilotlarından biri olarak 30 yıllık hizmetinden sonra ait olduğu yerdedir. Cesur bir test pilotu olarak sınırları zorlar ve kendisini yere bağlayacak olan terfiden kaçar. O güne kadar yaşayan hiçbir pilotun görmediği özel bir görev için Top Gun mezunlarından bir müfrezeyi eğitirken bulan Maverick, merhum arkadaşı ve Radar Önleme Subayı Teğmen Nick Bradshaw'ın, namı diğer Gooseun oğlu Teğmen Bradley Bradshaw, çağrı koduyla Roosterla, karşılaşır. Belirsiz bir gelecekle ve geçmişinden gelen anılarla karşı karşıya kalan Maverick, en büyük korkularıyla yüzleşmek ve büyük bir fedakarlık yapmasını gerektiren bir göreve gitmek zorunda kalır."} {"url": "https://724kultursanat.com/trans-bireyin-ani-kitabinin-yayin-hakkina-rekor-fiyat/", "text": "Hollywood sinemasının ünlü isimlerinden Elliot Page, trans birey olduktan sonra bir anı kitabı yazmaya karar verdi. Kitabın yayın hakkı için 3 milyon doların üzerinde bir anlaşmayı imzaladı. Trans bireyin anı kitabının yayın hakkına rekor fiyat! Trans birey olduğunu açıklayan oyuncu Elliot Page, anılarının yer alacağı kitabın yayın hakkı için Flatiron Books ile masaya oturdu. Elliot Page, 'Pageboy' adlı kitabın yayın hakkı için Flatiron Books'tan 3 milyon doların üzerinde rekor bir rakama anlaştı. 34 yaşındaki Hollywood sinemasının yıldızı Elliot Page, trans birey olmasıyla magazin dünyasında sık sık gündeme geliyor ve röportajlar veriyordu. Son olarak The Umbrella Academy'de rol alan Elliot Page, anılarını bir kitapta toplamaya karar verdi. Ünlü oyuncunun anılarının ilgi çekeceğini düşünen Flatiron Books adlı yayınevi, Elliot Page'in kitabı Pageboy için masaya oturdu. 3 milyon dolar üzerinde bir anlaşma karşılığı Elliot Page 'Pageboy' adı verilecek olan kitabının yayın hakkını verdi. Kitap önümüzdeki yıl yayınlanacak. Pageboy adlı kitapta Page'in kariyerinden, trans birey olmaya kadar akıl sağlığı, aşk ve ilişkilerini kapsayacak. Page, sık sık maruz kaldığı homofobik zorbalığı anlatırken, Hollywood'da yaşadıklarına da değiniyordu."} {"url": "https://724kultursanat.com/trendyol-sanat-basein-destekcilerinden-oldu/", "text": "Sanatçılar ve sanatseverler için yeni bir dijital platform açan Trendyol Sanat, bu yıl altıncısı gerçekleşen Tüm Türkiye'nin ortak mezuniyet sergisi BASE'in destekçilerinden oldu. Trendyol Sanat, BASE'in destekçilerinden oldu. Sanatçılar ve sanatseverler için yeni bir dijital platform açan Trendyol Sanat, bu yıl altıncısı gerçekleşen Tüm Türkiye'nin ortak mezuniyet sergisi BASE'in destekçilerinden oldu. 28 Eylül 2 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek BASE'e 16 şehir 27 üniversiteden yeni mezun 73 sanatçı adayı katılacak. Trendyol Sanat, T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle Bilgili Sanat işbirliği ve Akaretler Sıraevler ev sahipliğinde gerçekleşecek olan BASE'in destekçilerinden oldu. Base, yeni mezun sanatçı adaylarını sanatseverlerle ilk kez aynı çatı altında buluşturan, Tüm Türkiye'nin ortak mezuniyet sergisi olma özelliği taşıyor. 28 Eylül 2 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan BASE'de bu yıl, 16 şehirde, 27 üniversiteden yeni mezun 73 sanatçı adayının 83 eseri sergilenecek. Trendyol Sanat ile sanatçılara eserlerini Türkiye'nin dört bir yanındaki sanatseverlerle buluşturmak için alan açarken, sanatseverlerin de istedikleri yerde ve istedikleri zamanda tek tıkla sanata ulaşabilmelerini sağlıyor. Trendyol Sanat, sanatseverlere ulaşmak isteyen genç sanatçılar başta olmak üzere tüm sanatçılar ile Türkiye'nin farklı illerindeki sanatseverler arasında dijital köprü kuruyor. Sanatçılar için eserlerini sergileyebilecekleri yeni bir alan yaratan Trendyol, sanatseverlerin de yeni sanatçıları keşfedilebilmelerine, eserleri yakından inceleyebilmelerine imkan tanıyor. Trendyol, zaman ve mekan sınırlarını kaldırarak sanatı her an ve herkes için 'ulaşılabilir' kılıyor. Trendyol, Kolekta ve Base kurucularının oluşumu artoloji işbirliğinde başlattığı Trendyol Sanat'ı, yeni işbirlikleri ile büyütmeye, yeni sanatçılar ve galerilere platformunda alan açmaya devam ediyor. Trendyol Sanat ile 150'den fazla sanatçının bine yakın eserlerine Trendyol mobil uygulamasından ve ve internet sitesinden ulaşılabiliyor. Trendyol Sanat, sanatçıların resim, baskı, gravür, fotoğraf, heykel, cam, seramik, illüstrasyon ve grafik alanlarında eserlerine ev sahipliği yapıyor. Trendyol Sanat, her ay iş birliği yaptığı farklı bir sanatçının eserini limitli veya açık edisyon olmak üzere kısa süreliğine satışa sunuyor. Trendyol Sanat, Çağdaş Graffiti Sanatçısı Leo Lunatic, Türk Çağdaş Sanatçı Ardan Özmenoğlu'nun ardından şimdi de Çağdaş Türk Resim Sanatçısı İsmail Acar'ın Kaftan adlı eserini sanatseverlerle buluşturuyor. Trendyol Sanat, sanatçılara Türkiye'nin dört bir yanına eserlerini ulaştırma imkanı sunarken, sanata gönül veren sanatseverlerin de yeni sanatçıları keşfedebilmelerine ve eserleri yakından inceleyebilmelerine fırsat tanıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/tuba-unsal-adi-aylin-basarisizligi-icin-zorlu-psmyi-sucladi/", "text": "Adı Aylin oyununu başarısızlığının gerekçesini Zorlu PSM'nin yeteri kadar prova süresi vermemesine bağlayan Tuba Ünsal, oyunun yeniden sahneleneceğini açıkladı. Tuba Ünsal Adı Aylin başarısızlığı için Zorlu PSM'yi suçladı. Tuba Ünsal, 4 milyon TL harcayarak sahneye koyduğu Adı Aylin adlı oyunun başarısızlığını Zorlu PSM'nin provalar için yeteri kadar zaman vermemesine bağladı. Tuba Ünsal, Turkcell sponsorluğunda Zorlu PSM'de sahneleneceği duyurulan ve prömiyeri yapıldığı gece sert eleştiriler alan Adı Aylin oyunuyla ilgili açıklamada bulundu. Oyunun yeniden düzenlendiğini ve yakında tekrar sahneleneceğini ama Zorlu PSM ile yollarını ayırdıklarını söyledi. Ayşe Kulin'in aynı adlı eserini sahneye taşıyan Tuba Ünsal, prömiyer sonrası deyim yerindeyse topa tutuldu. Eleştirmenlen oyunu yerden yere vurdu. Ayşe Kulin'in de oyundaki bölümlerle ilgili eleştirileri olduğu ve bu haliyle oynamasına izin vermeyeceği konuşuldu. Gelen sert eleştiriler üzerine Zorlu PSM, oyunu programdan çıkardı. Oyunun sahnelenmesi durduruldu. Bazı gazeteler Tuba Ünsal'ın 4 milyon TL'sinin heba olduğunu oyunun bir daha sahnelenmeyeceğini iddia etseler de Tuba Ünsal tam aksine açıklamada bulundu. Tuba Ünsal Adı Aylin adlı oyunun revize edildiğini ve yeniden sahneye konulacağını açıkladı. Oyunun uzunluğu, senaryodaki tutarsızlıklar ve koreografinin oturmadığı yönünde eleştirilen oyunun Zorlu PSM'deki gösterimi iptal edilmişti. 4 milyon TL'ye mal olan oyun, eleştirilerin ardından senaryo revizyonu kararı aldı. Daha önce Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna romanını tiyatro sahnesine uyarladığını da hatırlatan Ünsal, Galada aldığımız yorumlara göre oyunu revize etmiş ve üç yıl kapalı gişe oynamıştık. Şimdi aynı yöntemi 'Adı Aylin' için de uyguluyoruz dedi. Senaryonun revize edildiğini söyleyen oyuncu, İki gün önce daha Ayşe Kulin'le yemekteydim. Ayşe Hanım en başından bu yana yanımızda. Oyunun revize edileceğini zaten duyurmuştuk. Her oyun galadan sonra böyle bir sürece girer. Kendisiyle de bu noktaları konuştuk. Oyun metninin kısalması ve diğer bazı hususlar hakkında hemfikir olduk dedi. Turkcell'in sponsor olduğu oyunun yeniden sahneleneceğini söyleyen Ünsal, Oyunun yeni tarihlerini bu hafta açıklayacağız ve son halini sunacağız. Kültür Bakanlığı ve Turkcell'in destekleriyle oyun tekrar sahnelenmeye başlayacak diye konuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/tuba-unsal-adi-aylin-provasinda-hastanelik-oldu/", "text": "Adı Aylin adlı oyunun provaları sırasında baygınlık geçiren Tuba Ünsal hastaneye kaldırıldı. Tuba Ünsal 'Adı Aylin' provasında hastanelik oldu. Oyuncu Tuba Ünsal, seyirciyle 21 Şubat'ta buluşması planlanan Adı Aylin adlı oyunun provası sırasında talihsiz anlar yaşadı. Tuba Ünsal hastaneye kaldırıldı. Zorlu PSM sahnesinde seyirci ile buluşacak olan 'Adı Aylin' adlı tiyatro oyununun provasında baygınlık geçiren Tuba Ünsal hastaneye kaldırıldı. Tuba Ünsal, başrolünde yer aldığı 'Adı Aylin' oyununun yapımcılığını da üstleniyor. Aylardır oyuna hazırlanan Tuba Ünsal, son günlerde çalışma saatlerini artırınca yorgunluğa yenik düştü. Uzun saatler yemekte yemediği iddia edilen Ünsal için hemen ambulans çağrıldı. Bilinci kapandığı öğrenilen oyuncunun ilk müdahalesi sahnede yapıldı. Kısa süre sonra kendisine gelen Ünsal, ilerleyen saatlerde taburcu oldu. Evinde dinlenen Ünsal'ın, 21 Şubat'ta perdelerini açacak oyunu için yeniden provalara başladığı konuşuluyor. Ayşe Kulin'in en başarılı romanları arasında yer alan ve Aylin Devrimel Radomisli Cates'in gerçek hayat hikayesini anlatan Adı Aylin 21 Şubat Pazartesi akşamı seyirciyle buluşacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/tuba-unsal-italyan-sinemasinda-boy-gosterecek/", "text": "Tuba Ünsal İtalya sinemasına adım atıyor. 'The Dead as Told by Ants' adlı film için başrol teklifi alan oyuncu önümüzdeki günlerde İtalya'ya gidiyor. Şimdi sırada Tuba Ünsal mı var? Soruyoruz. Çünkü gelen haberler Tuba Ünsal'ın bir İtalyan film projesinde başrol oynayacağına yönelik. Tuba Ünsal, sinemada ve tiyatro sahnesineki oyunculuğunu geliştiren isimlerden. İtalyan yönetmen Marco Nicoletti yeni projesinde Tuba Ünsal'a başrol teklif etti. Tuba Ünsal, iki yıldır Ayşe Kulin'in 'Adı Aylin' romanından uyarlanan tiyatro projesi üzerinde çalışıyordu. Oyunun hazırlıkları tamamlanmış ve tanıtımı için de harekete geçilmişti. Tuba Ünsal, Adı Aylin oyunun tanıtım çekimi için New York'a gitmişti. İş tamamlandı. Hem Tuba Ünsal hem de hayranları şimdi oyunun sahnelenmesini merak ve heyecanla bekliyor. Tüm bu heyecanlı bekleyiş sürerken, Tuba Ünsal'a onu çok mutlu eden bir teklif geldiği belirtiliyor. Birkaç yıl önce Paris'teki bir davette tanıştığı İtalyan yönetmen Marco Nicoletti, Tuba Ünsal'a sinema filminde rol teklif ettiği ve üstelik başrol oynamasını istediği ifade ediliyor. İtalyan sinemasına bu filmle adım atma heyecanını yaşayan Tuba Ünsal'ın teklife sıcak baktığı ve önümüzdeki günlerde detayları görüşmek üzere İtalya'ya gideceği konuşuluyor. Tuba Ünsal'a teklif edilen başrol sonrasında sinema severler filmle ilgili merak için girdi. O filmle ilgili detaylar da belli oldu. Tuba Ünsal'ın başrol oynayacağı İtalyan filminin senaryosunu Altın Küre ödüllü senarist Heidrun Schleef yazdı. 'The Dead as Told by Ants' adlı filminin çekimlerine 2022'nin haziran ayında başlanması planlanıyor. Tuba Ünsal, 'The Dead as Told by Ants' için İtalya'nın son yıllarda dikkat çekmeye başlayan bölgesi Puglia'da kamera karşısına geçecek. İki farklı karaktere hayat verecek olan Ünsal, film için imajını da değiştirecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/tuna-kivrimi-trump-sahnede-promiyer-yapacak/", "text": "Fatih Al ve Emel Çölgeçen'in rol aldığı Tuna Kıvrımı adlı oyunun prömiyeri Trump Sahne'de yapılacak. İki kişilik oyun komik, sıcak, sempatik ve ilgi çekici bir hikayeyi anlatıyor. Tuna Kıvrımı Trump Sahne'de prömiyer yapacak. Macar Yazar Ferenc Karainthy'nin kaleme aldığı oyun 6 Kasım Cuma günü saat 20:30'da sergilenecek. Fatma Çiğdem Aydın'ın Türkçeye çevirdiği oyunun rejisörlüğünü Gökçer Genç yaptı. Tuna Kıvrımı'nın oyuncu kadrosunda Fatih Al ve Emel Çölgeçen yer alıyor. Prodüksiyonlarıyla yurt içi ve yurt dışında birçok kez turne yapmış Kuzgun Yapım'ın yeni oyunu 'Tuna Kıvrımı', Demir Perde döneminde Macaristan'ın Tuna Nehri üzerinde bir kafeteryada çalışan garson bir kadın ile mesai bitiminin son dakikalarında içeri giren erkek bir müşteri arasında geçen komik, sıcak, sempatik ve ilginç bir hikayeyi konu alıyor. Trump Sahne, kontrollü sosyal hayata geçiş kapsamında COVİD-19'a karşı tüm önlem ve tedbirlerini almış olarak kapılarını açıyor. Yüzde 100 taze hava ile iklimlendirilen 500 kişilik Trump Sahne'de seyirciler, birer sıra atlayıp üçer koltuk boş bırakarak oyunu izleyecekler. Girerken ateşleri ölçülecek olan izleyiciler, sürekli dezenfekte edilen salonda oyunu maskeli olarak izleyecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/turgut-uyarin-divan-i-siir-dinletisi-is-sanatta/", "text": "Turgut Uyar'ın şiirleri Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek'in müzik eşliğinde okumalarıyla İş Sanat YouTube kanalında yayınlanacak. Turgut Uyar'ın Divan-ı Şiir Dinletisi İş Sanat'ta... Türk şiirinin mihenk taşlarından Turgut Uyar'ın şiirleri İş Sanat'ın YouTube kanalında seslendirilecek. Edebiyatımızın usta şair ve hikayecilerinin unutulmaz eserlerinin müzik ile buluştuğu dinletiler İş Sanat YouTube kanalında devam ediyor. Şubat ayında Turgut Uyar'ın Divan-ı Şiir Dinletisi edebiyatseverlerle İş Sanat'ın YouTube kanalında buluşacak. Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek'in seslendireceği şiirlere, Seda Subaşı Ceren Gürkan, Verda Gül, Şemsa İdil Ural'dan oluşan yaylı çalgılar dörtlüsü eşlik edecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/turizm-temelli-destinasyon-yonetimi-kitabi-sektorde-rehber-olacak/", "text": "Prof. Dr. Asım Saldamlı'nın editörlüğünü üstlenerek hazırlanan Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi kitabı sektörde rehberlik edecek. Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi kitabı sektörde rehber olacak. TDGD üyelerince hazırlanan Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi kitabı yayınlandı. Pek çoğu Turizm ve Destinasyon Geliştirme Derneği-TDGD üyesi olan, akademisyenlerden ve iletişim sektörünün uzman isimlerinden oluşan 18 kişilik bir yazar kadrosunca kaleme alınan Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi kitabının editörlüğünü Prof. Dr. Asım Saldamlı üstlendi. Bütünleşik bir destinasyon yönetimiyle destinasyonların ülke turizmine daha fazla değer sağlayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Asım Saldamlı, Kitabın turizm sektörüne önemli ve değerli bir pencere açacağına, ayrıca destinasyon yönetimi ve destinasyon geliştirme konusunda çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlayacağına inanıyorum dedi. Kitap 16 bölümden oluşuyor ve her bölümde destinasyon geliştirmenin farklı bir yönü inceleniyor. Eşsiz yerel mirasımızı küresel rekabet avantajına dönüştürmek için kurulan Turizm ve Destinasyon Geliştirme Derneği-TDGD, destinasyonların ülke turizmine ve ekonomisine daha fazla katma değer sağlayabilmesinde bütünleşik bir destinasyon yönetimini temel koşullardan biri olarak görüyor. İşte bu nedenle TDGD, destinasyon yönetimi ile ilgili teorik bilgilerin ve değerli önerilerin yer aldığı bir kitap çalışmasına imza attı. TDGD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Asım Saldamlı'nın editörlüğünde hazırlanan Turizm Temelli Destinasyon Yönetimi kitabı, Adonis ve Loji Platform'un sponsorluğunda Detay Yayıncılık tarafından basıldı. Kitap, ağırlıklı olarak TDGD üyeleri olmak üzere 18 yazar tarafından kaleme alındı: Prof. Dr. Asım Saldamlı, Arş. Gör. Dr. Çağlar Aktepe, Dilek Girgin, Doç. Dr. Emre Ozan Aksöz, Gökhan Turak, Arş. Gör. Gökçe Yasemin Ersöz, Dr. Halil İbrahim Karakan, Arş. Gör. İpek Itır Can, Kasım Ertürk, Dr. Öğr. Gör. Nurhayat İflazoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Senem Etyemez, Sinan Baran Bayar, Sümeyye Güzelalp Arslan, Tamer Çiçek, Doç. Dr. Tülay Güzel, Arş. Gör. Vahit Oğuz Kiper, Yavuz Can Yazıcı, Doç. Dr. Yeşim Koba. Türkiye'nin turizm endüstrisinde hak ettiği payı alabilmesi için yöreleri, şehirleri, bölgeleriyle ölçeklendirilmesi ve destinasyon yönetiminin her anlamıyla incelenip değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Asım Saldamlı, Bu kapsamda TDGD olarak hazırladığımız kitabın turizm sektörüne önemli ve değerli bir pencere açacağına, ayrıca destinasyon yönetimi ve destinasyon geliştirme konusunda çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlayacağına inanıyorum açıklamasında bulundu. Bir destinasyonun içinde barındırdığı çekiciliklerden, turizm tesislerinden, yerel halktan, yerel yönetimlerden ve diğer paydaşlardan oluşan girift bir yapıya sahip olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Asım Saldamlı, Destinasyon çatısı altında toplanan bileşenler birbirinden bağımsız ama bütüne bağlı, rekabet halinde ama iş birliği içinde, bireysel ama birbirini tamamlayan bir algoritma ile hareket etmektedir. Bu çelişkili sistemin sorunsuz bir şekilde işlemesi için destinasyon yönetimi kilit bir rol oynamaktadır dedi. Destinasyon Kavramı, Özellikleri, Türleri ve Yönetimi; Destinasyonunun Gelişmesinde DMO'ların İşlevi ve Önemi; Destinasyon Planlaması ve Politikası; Destinasyonlarda Kriz Yönetimi; Destinasyon Pazarlaması ve Kapsamı; Destinasyonlarda Tüketici Davranışı; Destinasyon Pazarlamasında İletişim, Geleneksel, Dijital ve Sosyal Medya; Destinasyon İmajı Kapsamında Marka, Marka Kimliği ve Stratejileri; Destinasyonlarda Ürün Geliştirme; Destinasyonlarda Sürdürülebilirlik ve Taşıma Kapasitesi; Destinasyonlarda Kültürel Miras; Destinasyonlarda Gastronomi; Destinasyonlarda Etkinlik Yönetimi ve Festivallerin Rolü; Destinasyonlarda Erişilebilirlik; Destinasyon Yönetiminde Dijitalleşme; Destinasyonlara Yeni Bir Yaklaşım: Akıllı Şehirler ve Destinasyonlar."} {"url": "https://724kultursanat.com/turk-mata-hari-filmi-kara-kakullu-kiz-geliyor/", "text": "Bergen filminin yapımcısından yeni bir otobiyografik film geliyor. Türk Mata Hari olarak tanınan kadın ajan Emine Adalet Pee'nin hayatı sinema filmi oluyor. Türk Mata Hari filmi 'Kara Kaküllü Kız' geliyor... Yakın tarihimizin tanınmış figürlerinden Türk Mata Hari olarak adlandırılan Emine Adalet Pee'nin hayatı sinemaya taşınıyor. Şaziye Karlıklı'nın aynı adlı biyografik romanından sinemaya uyarlayacak olan ise Bergen filminin yapımcısı Orchestra Content. Türk 'Mata Hari' olarak tanınan ilk oryantal dansöz Emine Adalet Pee'nin hayatı sinema filmi olacak. Orchestra Content, filmin adını Kara Kaküllü Kız olarak duyurdu. Bergen filmiyle gişede büyük sükse yapan yapım şirketi, yeni bir biyografi projesi için harekete geçti. Yapımcı firma Türkiye'nin ilk oryantali Emine Adalet Pee'nin macera dolu hayatını Şaziye Karlıklı'nın romanından sinemaya taşıyacak. Yerli Mata Hari olarak bilinen Pee'nin hikayesi 'Emine Adalet Pee / Kara Kaküllü Kız' adıyla sinemaseverlerle buluşacak. Yaratıcı yapımcılığını Mine Şengöz'ün yaptığı film Şaziye Karlıklı'nın aynı adlı biyografik romanından uyarlanacak. Mata Hari, I. Dünya Savaşı yıllarında, dansçı kimliği altında Almanya'ya çalışan casustu. Hollandalı olan Mata Hari'nin asıl adı Margaretha Geertruida Zelle'dir."} {"url": "https://724kultursanat.com/turk-ve-avusturyali-besteciler-konseri-ile-dostluk-koprusu/", "text": "Türkiye-Avusturya kültürel ilişkilerinin 100. yıldönümüne ithafen Türk ve Avusturyalı Besteciler Konseri düzenlenecek. Türk ve Avusturyalı Besteciler Konseri ile dostluk köprüsü sağlamlaştırılıyor. Türk ve Avusturyalı Besteciler Konseri iki ülke arasındaki asırlık kültürel ilişkiyi kutluyor. Müzikseverleri İstanbul'da çok özel bir konser bekliyor. Türkiye-Avusturya kültürel ilişkilerinin 100. yıldönümüne ithafen organize edilen konser, 23 Ekim Pazartesi günü saat 20.00'de Yeniköy Avusturya Kültür Ofisi'nde gerçekleşecek. Türk ve Avusturyalı Besteciler Konseri'nde Dieter Paier, Esra Abacıoğlu Akcan ve Elif Aksoy sahne alırken, şarkılar ve çalgı müziği repertuvarıyla, iki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin asırlık geçmişi kutlanacak. Konser repertuvarı kapsamında Wolfgang Amadeus Mozart'tan Ahmet Adnan Saygun'a, Gustav Mahler'den Necil Kazım Akses'e Avusturyalı ve Türk bestecilerin eserleri icra edilecek. Bilindiği üzere Akses ve Saygun, çağdaş Türk müziğinin öncü kuşaklarından Türk Beşleri grubunun üyeleriydi. Türk ve Avusturyalı sanatçıların asırlık mazisinden bahsetmek gerekirse, Avusturyalı besteci Joseph Marx'ın, 1932'de İstanbul Konservatuvarı'na danışman olarak gelişi ve Necil Kazım Akses'in Ferid Alnar'la birlikte Viyana'da Marx'ın bestecilik öğrencileri oluşu, iki ülke arasındaki kültürel diplomasi ilişkilerinin en yakın göstergeleri olarak kabul ediliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/turkan-soray-akmde-hayranlariyla-bulusuyor/", "text": "'Türk Telekom Prime Açık Hava Sineması' etkinliğinin konuğu Türkan Şoray olacak. Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek buluşma sonrası 'Selvi Boylum Al Yazmalım' film gösterimi yapılacak. Yeşilçam'ın Sultanı Türkan Şoray, AKM'de hayranlarıyla buluşuyor. AKM Türk Telekom Lounge'ta düzenlenecek etkinlikte, Selvi Boylum Al Yazmalım film gösterimi yapılacak. Film gösteriminin öncesinde Türkan Şoray sevenleriyle bir araya gelecek. 1 Ekim'de başlayan Beyoğlu Kültür Yolu Festivali'nin destekçilerinden olan Türk Telekom, Atatürk Kültür Merkezi'nin dış alanında kurduğu açık hava sahnesinde 'Türk Telekom Prime Açık Hava Sineması' etkinliği düzenliyor. Türkan Şoray bu etkinliğin misafiri olacak. Sinemamızın sultanı Türkan Şoray, 'Selvi Boylum Al Yazmalım' filminin gösteriminden önce AKM'de bulunan Türk Telekom Lounge alanında sevenleri ile bir araya gelecek. Festival kapsamında, 16 Ekim saat 14:00'da Atatürk Kültür Merkezi'nin dış alanında kurulan Türk Telekom Açık Hava Sahnesi'nde düzenlenen 'Türk Telekom Prime Açık Hava Sineması' etkinliğinde gösterimi yapılacak Selvi Boylum Al Yazmalım filmi izleyenlere keyifli bir nostalji yaşatacak. Gösterimden önce, Yeşilçam'ın efsane ismi Türkan Şoray AKM'de yer alan Türk Telekom Lounge alanında hayranlarıyla buluşacak. 23 Ekim'e kadar sürecek 'Türk Telekom Prime Açık Hava Sineması' etkinliği kapsamında, Türk sinemasının klasikleşen filmleri ile son dönemin sevilen yapımlarının gösterimi yapılacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/turkan-soray-tiyatro-gunleri-devam-ediyor/", "text": "Antalya'daki Türkan Şoray Kültür Merkezi'nde tiyatro günleri devam ediyor. Ayça Bingöl, Süheyl ve Behzat Uygur, Metin Uca, Sumru Yavrucuk ve Sunay Akın sanatseverlerle buluşacak. Türkan Şoray Tiyatro Günleri devam ediyor. Antalya'daki Türkan Şoray Kültür Merkezi'nde düzenlenen tiyatro günlerinde ünlü isimler seyirciyle buluşacak. Türkan Şoray Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türkan Şoray Tiyatro Günleri devam ediyor. Etkinlik kapsamında Ayça Bingöl, Süheyl ve Behzat Uygur, Metin Uca, Sumru Yavrucuk ve Sunay Akın sanatseverlerin karşısında olacak. 3-4 Aralık'ta Ben Anadolu / Ayça Bingöl, 5-6 Aralık'ta Hey Gidi Günler/ Süheyl& Behzat Uygur, 14 Aralık'ta Dilinizi Eşek Arısı Soksun / Metin Uca, Geçtiğimiz sezon Dilinizi Eşek Arısı Soksun isimli tek kişilik oyunu ile sahne alan Metin Uca, Antalyalılarla ikinci kez buluşacak. Aynı şekilde kendine has yorumuyla farklı bir izleyici kitlesine sahip olan Sunay Akın 17 Aralık'ta hikaye tadındaki performansı ile sanatseverlerin karşısına çıkacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/turkishi-dondurma-filmi-kamera-arkasi/", "text": "Turkish'i Dondurma filminin kamera arkası görüntüleri yapımcı firma tarafından paylaşıldı. Kamera arkası görüntülerini buradan izleyebilirsiniz. Turkish'i Dondurma filmi kamera arkası görüntüleri paylaşıldı. Filmin çekimlerinin tamamlanmasına iki hafta kaldı. Filmin yapımcısı Dijital Sanatlar Yapımevi. Yönetmenliğini Can Ulkay üstlendi. Başrollerde Erkan Kolçak Köstendil, Ali Atay, Şebnem Bozoklu ve Will Thorp bulunuyor. Filmin oyuncu kadrosunda Caner Kurtaran, Marleen Mathews, Tristan Alexander, James Farley, Alma Terziç, Carl Warthon da yer alıyor. Film için 'İki çılgın Türk'ün hikayesi' tanımı yapılıyor. Turkish'i Dondurma film çekimleri sürüyor. Filmin çekimleri Kemerburgaz'da 7 dönüm arazi üzerine kurulan platoda yapılıyor. Filmin adı da içeriğini bir anlamda yansıtıyor. Türkişi Dondurma olarak okunan filmin adıyla örtüşen oyuncu kadrosu bulunuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/turkiye-tanitim-filminde-sairler-ve-siirler/", "text": "Ülkemizin en sevilen şairleri ve şiirleri, Türkiye tanıtım filminde kullanıldı. Home of Poetry başlığıyla hazırlanan Türkiye tanıtım filminde, ülkemizin tanınmış şairlerinin şiirlerine ait dizeler kullanıldı. Türkiye tanıtım filminde şairler ve şiirler var. Türkiye'nin yeni tanıtım filmi 'Home of Poetry' yayınlandı. Ülkemizin dünyanın değişik ülkelerindeki insanları etkilemeye yönelik yapılan tanıtım filminde şiir ve şairler yer alıyor. Filmin metni, ülkemizin sevilen şairlerinin şiirlerinden dizilerle hazırlandı. Film, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen, küresel turizm kampanyası Turkey Home kapsamında hazırlandı. 'Home of Poetry' kültürel değerlerle haşır neşir hedef kitleye yönelik olarak hazırlandı. Home of Poetry tanıtım filminde kullanılan metin Enis Batur, Erdem Bayazıt, İlhan Berk, Yahya Kemal Beyatlı, Edip Cansever, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazım Hikmet, Attila İlhan, Adnan Özer, Ziya Osman Saba, Cemal Süreya, Kemal Tahir, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ömer Bedrettin Uşaklı ve Turgut Uyar'ın şiirlerindeki dizelerden oluşturuldu. Turkey Home, 2014'ten bu yana sürdürülüyor. Türkiye'nin küresel turizm kampanyası olarak sürdürülen Turkey Home kapsamında, yeni bir küresel tanıtım filmi yayınlanmaya başlandı. Home of Poetry adlı film, Türkiye'nin kültür, sanat ve edebiyat birikimine dikkat çeken bir içeriği tüm dünyadaki kültür, sanat ve turizm çevreleriyle buluşturmayı hedefliyor. Film 3 dakika 38 saniyelik süreyi kapsıyor. Bunun yanı sıra, 60'ar saniyelik üç filmin daha Home of Poetry projesinde yer alıyor. Filmin çekim ve kurgu aşaması yaklaşık 4 aylık bir çalışmayla, 12 değişik şehirde, onlarca ilçede gerçekleştirildi. Çekim yapılan mekanlar arasında İstanbul, Kütahya, Isparta, Bursa, Malatya, Trabzon, Antalya, Muğla, Mardin, İzmir ve Denizli bulunuyor. Kütüphane sahnesi çekimleri ise filmin konusuyla uygun olması için İsviçre'deki bir müze kütüphane olan Abbey Library of Saint Gallen'de gerçekleştirildi. Filmde, kütüphanede karşısına çıkan bir Türk şiiri antolojisinden dolayı, daha önceki yıllarda ailesiyle birlikte Türkiye'de yaptığı bir tatili anımsayan bir kitapseverin anıları Türk şairlerinin dizeleriyle anlatılıyor. Ailenin Türkiye'ye yaptığı ziyaretlerde karşılarına çıkan tarihi, doğal güzellikler, kültürel ve gastronomik zenginlikler, yaşadıkları güzel anlarla harmanlanarak film boyunca yüksek çözünürlüklü ve kaliteli görüntülerle izleyiciye aktarılıyor. Turkey Home konsepti günümüzde turizmin dijital dünya ile olan birlikteliği ve iç içeliği gerçeğinden hareket ederek şemsiye konsept oluşturulması düşüncesiyle birey ile kolaylıkla iletişime geçen bir Türkiye Dijital Tanıtım Platformu olarak planlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu platform aracılığıyla etkili tüm dijital iletişim aktörlerini kullanarak ve birbirleriyle de etkileşimli olarak Türkiye'yi en iyi şekilde tanıtmayı hedefliyor. Bu hedefe, her kültürde sıcak ve içten duygular uyandıran, ev ve yurt kavramlarını çağrıştıran Home konsepti ile ulaşılmaya çalışılıyor. Dünyaya Türkiye'yi anlatmak konusunda basit ve etkili bir yöntem olarak düşünülen konsept esnek yapısıyla pek çok kavrama uyarlanabiliyor. Medeniyetlerin Yurdu ve Misafirperverliğin Yurdu teması üzerine kurulu olan Turkey Home konsepti kapsamında yaklaşık üç yıldır tanıtım mecrası olarak kullanılan sosyal medya adresleri ise takipçi sayısı bakımından dünyada ikinci sırada yer alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/turuncu-mevsim-sergisinde-kadin-temasi/", "text": "Rönesans eserlerinin ustalarını akla getiren tavırlarıyla öne çıkan Turuncu Mevsim isimli retrospektif sergisinde Mahmut Karatoprak, çağdaş ikonografiyi ahşap üzerine aktarıyor. Turuncu Mevsim sergisinde kadın teması ile sanatseverlerle buluşuyor. Mahmut Karatoprak'ın Turuncu Mevsim adlı sergisi 13 Aralık 5 Ocak tarihleri arasında Galeri Selvin ve Harmonyhip birlikteliğiyle Abdi İpekçi Caddesi No:45 Nişantaşı adresinde izlenebilir. Rönesans eserlerinin ustalarını akla getiren tavırlarıyla öne çıkan Turuncu Mevsim isimli retrospektif sergisinde Mahmut Karatoprak, çağdaş ikonografiyi ahşap üzerine aktarıyor. Mahmut Karatoprak'ın eserlerinde kadın teması öne çıkıyor. Sanatçı çağdaş ikonografinin görsel estetiğini ahşabın doğasıyla işliyor. Kadın figürlerinin bakışlarında duyumsal alanda akıp duran bir izlekle, izleyicisini tarihsel bir hikayenin ögesi konumuna taşıyor. Retrospektif sergideki eserlerinde görüldüğü gibi, Karatoprak sadece kadın figürlerinin doğasına dokunan işler yapmıyor. 1997 yılına kadar sürdürdüğü naif yaklaşımıyla çaydanlık, rüzgargülü ve eserlerinin sonradan simgesi haline gelen su damlacıklarında nesnelerin yalnızlığına ortak olmakla kalmıyor, onları kendine mal ederek sıradanlığın ruhunu onurlandırıyor. 1997 yılı sonrasında nesnelerin dünyasından fanilerin dünyasına yolculuğuna başlayan Karatoprak çizginin peşine düşüyor. Sanatçı desenlerinde kadın bedeninde sessizce beliren anatomik unsurları görsel estetik anlamda örtüyor, böylece azla çok şey söyleyebilen, kendi tarihsel tanıklarını yaşatma yolunda ışığın ve gölgenin izinde ilerliyor. Özellikle kullandığı ahşap çerçevelerle taçlandırdığı karakalem desenlerinde çizginin gizemini kadın bedenin yapısıyla çözen Karatoprak, gözün kadına bakma eylemine yönelik edimselliğini sınamaya yöneliyor, belki de bakışın, bakmanın olanaklarını sorguluyor. Bu dönemde resimlerindeki kadınlar yalnızlığını kutsarcasına kendi içine yolculuğuna başlar, geçmişe vakfedilmiş bir dünyanın anahtarını taşıyan onurlu ifadesini giyinerek rengin derinliğine dalarlar. Yağmur öncesi bir anda duraksar, kendi farkındalığıyla hacim kazanır ve tüm cesaretiyle görücüye çıkarlar. İşte o andan sonra gerçek dünyanın hayaletleri olan kadın figürleri ahşapta beden bulmaya karar verirler. Heykeller, içinde bulunduğu atmosferi kadınsı bir dokunuşla yeniden tanımlar ve mekanla bütünleşir. Öyle ki onlar, notalar arasındaki melodiye nefes veren es işaretleri gibi izleyicisine sessiz ama anlamlı yüzleşmeler yaşatırlar. Artık ahşabın olağan akışında yaşam bulan bu formlar kadın bedenleri değildir. Kutsallığa atıfta bulunan bir obelisk edasıyla yaşanmışlıkları ile yüzleşerek geçmiş günlerine geri dönerler. Bulundukları duvarlardan inerek insan içine karışırlar. Son çalışmalarında ise Karatoprak kadın bedenin içindeki uyuma matematiksel bir denge ile yaklaşır. Rönesans ustalarına atıfta bulunurmuşçasına ikonografik ölçütleri çağdaş bir dilde yeniden yorumlar. Altın oran onun eserlerinde parça bütün ilişkisini kurmada temel unsur olarak vurgulanır. Karatoprak'ın kadın figürleri kırmızı bedenlerinde çiçeklenen, meyve açan albenileriyle ustaca istiflenen estetik çözümlemelerinde renk, denge ve ahenkle güçlenerek can bulur."} {"url": "https://724kultursanat.com/tuvaller-depremzedelere-umut-oldu/", "text": "Sanatta Engel Yok Vakfı, Deprem ve Umut adlı bir sergi düzenlendi. Ülkemizin yaşadığı deprem felaketi sonucu yaralarımızı sarmak ve engelli yaşamlara dokunmak amacıyla Sanatta Engel Yok Vakfı, Deprem ve Umut adlı bir sergi düzenlendi. Elde edilen gelirin, engelli depremzedelerin akülü araçlarının temini için harcanacağı açıklandı. Sergiye 52 sanatçı 70 özgün eseri ile katıldı. Suadiye Bağdat Caddesi'ndeki bir diş kliniğinde nisan ayı boyunca, açık kalacak sergiye engelli depremzedelerin yaşamlarına katkıda bulunmak isteyen sanatseverler yoğun ilgi gösterdi. Mengerler Otomotiv'in ana sponsor olduğu serginin ev sahipliğini de Mengerler Yönetim Başkan Vekili Gülseren Zanbak, Mengerler Anadolu Genel Müdürü Sevgi Ataman ile Sanatta Engel Yok Vakfı Başkanı Yasemin Gülderen Zanbak yaptı."} {"url": "https://724kultursanat.com/two-turkish-tenors-muzikalinde-tenorlarin-duellosu/", "text": "İki tenorun düellosu keyifli bir müzikal olarak sahnede. Two Turkish Tenors adlı müzikalde türkü, opera, rock ve pop tarzında eserler seyirciyle keyifli bir düello eşliğinde paylaşılıyor. Two Turkish Tenors müzikalinde tenorların düellosu sergileniyor. Tenorların müzikal düellosunu izlemek isteyenler için tarih 27 Ağustos Perşembe saat 21:00'de. Trump Sahne'deki müzikalde türkü, opera, rock ve pop tarzı eserler tenorların düellosuyla seyirciye keyifli bir yarışma havasında sunuluyor. Müzikal düello 'Two Turkish Tenors', Atılgan Gümüş tarafından yönetiliyor. Atılgan Gümüş aynı zamanda müzikalde oynuyor da. Başrolü ülke çapındaki projelerde yer alarak sanatseverlerin beğenisini kazanmış opera sanatçısı Cenk Bıyık ile Serkan Kuru paylaşıyor. Müzikalde, konservatuvardan iki sınıf arkadaşının 20 yıl sonra sahne üzerindeki müzikal düellosu konu ediliyor. Müzikal seyirciye kendisini jüri gibi hissettirirken, ikilinin sahnedeki düellosu dakikalar ilerledikçe çığrından çıkıyor. İki oyuncudan hangisinin türkü, opera, rock ve pop tarzı eserleri iyi okuduğuna ise seyirci karar veriyor. Trump Sahne, kontrollü sosyal hayata geçiş kapsamında COVİD-19'a karşı tüm önlem ve tedbirlerini almış olarak kapılarını açıyor. Yüzde 100 taze hava ile iklimlendirilen 500 kişilik Trump Sahne'de seyirciler, birer sıra atlayıp üçer koltuk boş bırakarak müzikal düelloyu izleyecekler. Girerken ateşleri ölçülecek olan izleyiciler, sürekli dezenfekte edilen salonda müzikal düelloyu maskeli olarak izleyecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/uluslararasi-istanbul-kitap-fuari-iki-yil-sonra-yeniden/", "text": "İki yıllık pandamı arasından sonra İstanbul yeniden kitap fuarı günlerine kavuşuyor. 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 3 Aralık'ta kapılarını açıyor. Beylikdüzü TÜYAP'ta düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı iki yıllık aradan sonra yeniden kapılarını açıyor. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, iki yıllık pandemi arasına 3-11 Aralık tarihlerinde son veriyor. 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı yurtiçi ve yurtdışından yayınevlerini, yazarları okurlarla buluşturacak. Yüzlerce kültür etkinliğine ve binlerce imza gününe ev sahipliği yapacak. Kitap Şehre Geri Dönüyor sloganıyla kapılarını 39. kez açacak olan Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nın onur yazarının Nazlı Eray olduğu açıklandı. Fuar açılışı öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan TÜYAP Fuarlar Yapım A. Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, 2019'da kaldığımız yerden devam ediyoruz. 'Kitabın Büyülü Dünyası' temasıyla gerçekleşecek fuarımızda 1000'e yakın yayınevi, marka, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşu yer alacak, 750 binin üzerinde ziyaretçinin yoğun ilgisini bekliyoruz. Onur yazarımız Nazlı Eray'ın yanı sıra çok sevilen yazarlar ve çizerler çeşitli etkinliklerle ziyaretçilerimizle buluşacak dedi. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk ise basın toplantısındaki konuşmasında yayıncılığın zor bir dönemden geçtiğini de ifade etti. Kocatürk, Okuyucunun kitapla sıkı bir bağı var derken, yılda yayımlanan kitap sayısında Türkiye'nin dünyada 5. sırada olduğuna değindi. Kenan Kocatürk, sorulan bir soru üzerine ekonomik kriz ortamından yayınların nasıl etkilendiğini de anlattı. Yayıncıların sadece hammaddede yüzde 300'ü aşan artışla mücade ettiğini söyleyen Kocatürk, Türkiye'nin kağıt fabrikalarının kitap kağıdı üretmediğini de söyledi. Kenan Kocatürk, yayınlanmış ve mevcudu bulunan yaklaşık 350 binden fazla kitap çeşidinin en az 200 bine yakın adedinin fuarda yer alacağını söyledi. Kocatürk, geçen yıllarda 25 TL olan bir kitabın bu sene fiyatının 60 TL'den fazla olduğunu belirterek, yine de başka sektörlere göre artışların yayınevleri tarafından kardan feragat edilerek sınırlı tutulduğunu ifade etti. Kocatürk, yayıncıların kamu hizmeti yaptığını söyleyip devletin mutlaka destek vermesi gerektiğini de sözlerine ekledi. En son 2019'da gerçekleşen fuarın bu yılki sloganı, iki yıl aradan sonraki bu büyük kavuşmayı çağrıştıracak şekilde Kitap şehre geri dönüyor olarak belirlendi. Kitabın Büyülü Dünyası temasıyla gerçekleşecek fuarda fantastik edebiyata, bilim kurguya ve büyülü gerçekçilik akımına odaklanılacak. Fuarın bu yılki onur yazarı ise Türk edebiyatının önemli ve üretken yazarlarından Nazlı Eray olacak. Fuar kapsamında; Eray'ın katılımıyla söyleşi, panel ve etkinlikler yapılacak, ayrıca yazarın yaşamına ve eserlerine odaklanan bir anı kitabı da okurlarla buluşacak. Dokuz gün sürecek olan Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı boyunca panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk atölyelerinden oluşan yüzlerce kültür etkinliği ve binlerce imza günü yapılacak. Fuar, panel, söyleşi, atölye çalışmaları ve çocuk etkinliklerinden oluşan 300'e yakın kültür etkinliğine ev sahipliği yapacak; dokuz gün boyunca düzenlenecek etkinlikler ve imza günlerinde 2000'e yakın yazar, okurlarıyla buluşma fırsatı bulabilecek. Fuarın temasına uygun olarak, Türkiye'de Bilim Kurgu Yazmak, Yeraltından Gerçeküstüne İstanbul: Tuhaf Kurgular, Fantastik Sular, Mitolojiden Edebiyata, Edebiyattan Mitolojiye konu başlıklarında düzenlenecek ilgi çekici etkinliklerle okuyucular keyifli zaman geçirecekler. Girişin öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engellilere ücretsiz olduğu fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuar, son günü olan 11 Aralık Pazar akşamı 19.00'da sona erecek. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgilere http://istanbulkitapfuari. com/ adresinden erişilebilecek."} {"url": "https://724kultursanat.com/unsal-oskayin-romani-karnavalin-ortasindaki-adam-geliyor/", "text": "Sayım Çınar, Cengis Asiltürk ile şiir dolu, sinema dolu, edebiyat dolu bir yolculuğa çıktı, dünden bugüne anıları, projeleri, gelecek hayallerini konuştu. Asiltürk'ten müjde var, başrolünde Ünsal Oskay'ın olduğu bir kitap geliyor! Cengis Asiltürk Üniversite eğitimim için Ankara'ya gidecektim. Bu nedenle de Gençlerbirliği'ne transfer oldum. Okula gitmiyordum. Çünkü benim esas işim öğrencilik değil, futbolculuktu. Bir gün okula uğradım. Bahçede, bıyıklı bir adam film çekiyordu. Yanına dikilip, kamerasının vizöründen bakmak istedim. İzin verdi. O an, tamam, başlıyor işte dedim. Onunla tanıştım. Ertesi gün kulübe gidip malzemeleri bıraktım. Başkan İlhan Cavcav ile transferimi yapan kulüp müdürü Yüksel Doğanay bana kızdılar. Aptal mısın sen filan dediler. Ertesi gün, Yücel Ünlü ile benim bir hikayemi senaryo uyarladık. Filmin neredeyse tümünü Yücel Ünlü çekti yönetmen olarak benim adımı yazdı. Öyle başladı. Sonra kendi ekibimi kurdum, kendi başıma kısa filmler çektim. Kısa film aşkı filan değildi benimkisi! Uzun film çekecek koşullar olmadığı için kısa film çektim. Yurtdışı ve yurtiçi festivallerde ödüller alındı, alkışlandı, tezahürat yapıldı filan. Bu başarılar, TRT Drama Programları Müdürlüğü kapısını açtı... Orada iyi projelerde, usta yapımcılara ve usta yönetmenlere asistanlık yaptım. Sonra da uzunlu kısalı birçok televizyon filmi çektim TRT için. Sayım Çınar Böylece TRT dönemi başlıyor sizin için. Cengis Asiltürk Kadrom TRT'deydi, ancak Drama Program Müdürlüğü Ankara'daydı. Sinema filmi çekmek için İstanbul'a gelmem gerekiyor. Kurumdan izin isteyip istifa dilekçesi verdim. Büyülü Gerçekler ve Albatrosun Yolculuğu filmlerini çekebildim onca yılda. İnkılap Kitabevi ödülü verilen Sırlanmış Zamanın Gölgesinde romanı epey ilgi çekti. Ardından Muleta, Ölüyaprak Vuruşu adlı romanlarım yayınlandı. Suret romanım takip etti onları. Yazmayayım öleyim mi? Birçok insan roman devirmeyi unuttu, yaşamayı da unuttu: Filmler, hikayeler, serüvenler, şiirler, romanlar içinde yaşamayı unuttu. Hepsi birer ölü! Önölümlerini yaşayan cesetler! Belki kalpleri kırıldı, eğlence istiyorlar... Saçmalık! Bilmiyorum tabi ben! Romanlardan eğlence çıkarmak biraz zahmetli iştir! Biraz kafa yormak, biraz derinlik ister. Karnavalın Ortasındaki Adam romanını yazıyorum. On ikinci yıla girdik. Cengis Asiltürk Annem, şair olmamı istiyordu. Kızkardeşim de... Ben de istiyordum. Bu olmadı. Çeşitli nedenlerle olmadı. Romanlarımda ve filmlerimde kahramanlarım şairdir ve şairane kişilikler. Şairlik sanatçılar için bir uğrak yeri. Değilse bile, öyle olması gerekir. Şiirsellikten kopuk bir yaşam nasıl olabilir ki? Yaşam serüvenimizde yolumuzun üstünde bulunan ve geçerken bir süre durulup da düşünülen yer, şairlik mekanı. Orada bulunmamışlık kayıp! Orman yağmurunda hiç ıslanmamışlık, ayışığı altında denize girilmemişlik, şehirde kaybolmamışlık hali bu! Filmlerimi şair gibi çektiğimi, romanlarımı, hikayelerimi şair gibi yazdığımın bilincindeyim. Tezlerimden biri sinemada diyalektik kurgu, diğeri şiirsel sinema üzerine... Olağanüstü iki danışmanla çalıştım bu tezleri. Sacide Vural ve Ayşe Kıran. İnsan zihninin işleyişini şiirselliğin derinlerine çeken iki çalışma. Sayım Çınar Şiirle özel bir bağınız olduğunu biliyorum. Cengis Asiltürk Türk ve dünya şiirinde bilinen, şiirlerinin niteliği tartışma götürmez şairlerle bir kan bağımın olduğunu cesurca söyleyebilirim. Yelda Karataş, Melih Cevdet Anday, Baki Ayhan T., Attila İlhan, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Koytak, küçük İskender, Hüseyin Alemdar, Salih Bolat, İsmet Özel, Nurduran Duman, Mustafa Fırat, Baudelaire, Rimbaud, Verlaine, Rilke, Neruda, Bertolt Brecht, Jale Kibritçioğlu, Arseni Tarkovski, Yunus Emre, Walt Whitman, Edgar Allen Poe... Ve ismi şimdi aklıma gelmeyenler. Salih Bolat'ı yakından tanıyorum. Albatrosun Yolculuğu filmini çektik. Başrolde Salih/Şair karakterini canlandırdı. Baki Ayhan T. kardeşim... Onun Soylu Yenilikçi Şiir Manifestosu önemli. Onlar önemli isimler. Şiirleri benim için önemli. Öyle sanıyorum ülke şiiri ve entelijansiyası için de önemli. Şiire bilgin gözüyle bakabilen isimler. Hüseyin Alemdar'la epey güzel şeyler paylaştık... Şairlerin, insanlığa armağan olduğunu düşünüyorum. Hepsi... İnsan, şiirden uzak nasıl bir insandır? Şiirsellikten uzak, ama büyük sanat eseri! Öyle şey olamaz! Cengis Asiltürk Benim için, akademide ders anlatmak, roman ya da hikaye yazmak, film çekmek ortak bir paydada buluşur. Bunların hepsinde göreviniz, hikaye anlatmak ve anlattığınız hikayenin karşıdaki alımlayıcıya geçmesi, onun tarafından yaşanması. İşin gerçeği şu ki, film çekemediğim için acı çektiğimi, ciddi anlamda acı çektiğimi söyleyebilirim. Cengis Asiltürk Alıştık ister istemez. Sinema dersi, hatta hiçbir ders böyle yapılıp, eksiksiz verim elde edilemez, ama koşullar yüz yüze ders yapılmasına izin vermiyor diye ders yapmayacak mıyız? Her işimde kaskatı disiplinle çalışırım... Roman da yazsam, babalık da yapsam, ders de anlatsam, film de çeksem disiplinle çalışırım. Çok güler, çok eğlenirim, ancak Postmodernist sululuğa da hiç tahammül göstermem. Ekrandan evimize giriyorsunuz adeta diyor öğrenciler. Evet, ekrana girer, evlerine gider, dersimi anlatır dönerim. Ders başlamışsa her şey susar. Ders önemlidir. Sayım Çınar Dünya sinemasına girelim. Hangi akımlara ait filmleri başarılı buluyorsunuz? Sizin sinemacılarınız kimler, merak ettim doğrusu. Cengis Asiltürk Akımlardan değil de tek tek yönetmenlerden ilerleyelim, sevgili Sayım. Federico Fellini, Sergio Leone, Akira Kurosawa, Ömer Kavur, İsmail Güneş, Andrey Tarkovski, John Ford, Marcel Carne, Pier Paolo Pasolini, Abbas Kiyarüstemi, Jean-Luc Godard, Krzysztof Kieslowski, Zeki Demirkubuz, Stephen F. Szabo, Wim Wenders, Stephen Spielberg, Quentin Tarantino, Metin Erksan, Nasır Hemir, Zhang Yimou... Unuttuğum biri var mı? Vardır muhtemelen... Neyse... Benim yönetmenim elbette Theodoros Angelopoulos... Sinema tarihini ikiye bölelim. Angelopoulos Öncesi ve Angelopoulos Sonrası. Cengis Asiltürk İstanbul'a yararı olmayan ve İstanbul'dan yararlanmayan insanlar niçin burada? Bu, merak ettiğim bir konu doğrusu... İstanbul'da otuz kırk yıldır bir düzelme var, ancak tersine bir evrim de söz konusu... Avrupa kentlerine baktığınızda, senin de iyi bildiğin bir konu, İstanbul'daki şu var olan sorunların ekonomik olmaktan çok zihinsel olduğu apaçık görülebilir. Deniz insanı, eğer Akdeniz iklimindeysek, dünyanın her yerinde aynıdır. Daha rahat, daha özgürlükçü, daha anlayışlı, daha telaşsız... İstanbul'da değişmesini en fazla istediğim şey, Günnur, Engin, Akdeniz, Gökdeniz, Oktay, Türkan, Metin, annem burada olsunlar bana yeterdi... Bir de şu metropol havasının insanları dönüştürdüğü acelecilik değişsin. Dur. Sakin. Daha sakin. Acele ettiğinde hiçbir şeyi kurtaramazsın. Acele edersen hep kötü olur. Özensiz olur. Dur. Sakin. Sakin... Para iyi yaşamak için kazanılır. Para kazanmak için hayatını bozma. Cengis Asiltürk Yılda on beş film çekilse. Herkes o on beş filmi mutlaka izlese. Yılda on roman yayınlansa. Herkes o on romanı mutlaka okusa. Ölüyaprak Vuruşu romanımdan uyarladığım senaryoyu çekmeye çabalıyordum; Salih Bolat, bu koşullarda o filmi yapman mümkün görünmüyor, gel başka film çek diyerek bir öneride bulundu, aklım çelindi, çok da iyi oldu, öyle yola çıktık. Salih Bolat'ın bir hikayesi başlangıç metniydi. Suç ve Ceza (Dostoyevski, Donkişot Cervantes, Mutlu Ölüm, Hişt Hişt, Albatros metinlerinden senaryoyu altı ayda yazdım. Sayım Çınar Son olarak; Ünsal Oskay'ın hayatının son beş yılında en yakınındaki kişilerden biri sizdiniz. Şimdi onu anlatan Karnavalın Ortasındaki Adam romanını yazıyorsunuz. Ben romanı kısım kısım okudum yazılma sürecinde harikulade bir roman oldu diyorum kendi kendime. Bunu şimdi, şu röportaj aracılığıyla böyle açıklıkla paylaştığım için umuyorum anlayışla karşılanırım. Bu romanı 12 yıldır ince ince işliyorsunuz. Roman ne zaman bitiyor? Yayıncıların romana yoğun ilgi gösterdiğini yakından takip ediyorum. Bu konuda görüşlerinizi merak ediyorum. Cengis Asiltürk Ünsal Oskay'ın hayatının son beş yılında en yakınındaki kişilerden biri miyim, en yakınındaki kişi miyim, bu konuda bir şey demeyeyim... Karnavalın Ortasındaki Adam, adlı romanı 2008 yılında yazmaya başladım. Bir yıl sonra, Ünsal Hoca öldü. Yola çıkarken, bir Ünsal Oskay romanı yazmaya karar vermiştim, ama yolun yarısında ben bir roman yazmış ve Ünsal Oskay'ı da bu romana başkahraman olarak davet etmiş buldum kendimi. Bu iyi oldu. Ünsal Hoca ruhuyla, aklıyla, serüveniyle, çılgınlıklarıyla, özel bir kişilik olma haliyle gelip romana girdi, oraya iyice yerleşti, romanı alıp sürükledi, orada kendi oldu, zaman zaman başkalaştı. Şimdi kenara çekildim; o romanı ben yazmamışım, başkası yazmış gibi; ona en gerçekçi, en radikal, en ahlakçı, en acımasız tavrımla bakıyorum. Bu roman üzerinde on iki yıldır soluk alıp verirken bile en küçük bir hata yapmamak için bir elmas ustası hassasiyetiyle çalıştım. Şunu, cesaretle ve açıkça söyleyebilirim: Bu romanda bir tek sözcük bile tesadüfen orda değildir. Hiçbir sözcük! Bu romanda, Ünsal hocanın serüveni eksiksiz olarak var. Eksiksiz derken eksilti yok demek istemiyorum! Ünsal Oskay hakkında topladığım dokümanlar, 1700 küsur sayfaydı. Benim değil de romanın işine yarayacak kısmı anlatıya dahil ettim, geri kalanı tarihe havale ettim. Cengis Asiltürk Bu romanı yazmaya başladığımı baştan beri hiç gizlemedim. En az altı yedi yıldır, böyle bir romanın yazıldığı biliniyor. Birçok yayınevi arayıp sordu. Çok saygı duyduğum, dostluğumun baki olduğunu bildiğim üç yayıncımla konuşacağım. A7, Kalkedon ve İnkılap Kitabevi ve ilk kez benim bir kitabımı basmak isteyen yayınevleriyle profesyonel koşullarda görüşülecek. Bu kitabın kitap okuyan herkes tarafından okunmasını arzu ediyorum. Ünsal Hoca iyi tanınan biri; tanımayanlar da onu tanısın istiyorum. Kahkahalarla gülerek, ağlayarak, gülümseyerek, hüzünlenerek okunacak... Sıkı bir serüvende o bilge adam hep yanıbaşınızda olacak. Yıllardır benim yanıbaşımda kendisi. Şunu hemen düzeltelim: Daha doğrusu, ben Ünsal Hoca'nın yanıbaşındayım. Ünsal Hoca'nın kızları Dalya ve Defne ile konuşuyorum. Çınar Oskay ile konuştuğumuzda, babama selam söyle diyor. Çınar'ın selamlarını elbette söylüyorum. Zira Ünsal Hoca bu romanda o kadar capcanlı ki!"} {"url": "https://724kultursanat.com/vatikan-arsivlerinde-yunus-emrenin-divani/", "text": "Yunus Emre'nin daha önce bilinmeyen bir divanı ortaya çıktı. Türk kültür dünyasında büyük heyecan yaratan gelişmenin kaynağı ise Vatikan arşivleri. Vatikan arşivlerinde Yunus Emre'nin daha önce bilinmeyen, gün yüzüne çıkmamış divanı bulundu. Türk kültür dünyasında büyük yankı getiren gelişmeyi Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Himmet Büke duyurdu. Doç. Dr. Himmet Büke araştırmaları sırasında ulaştığı Vatikan'ın internet sitesinden yayımlanan dijital yazıtlar arasında Yunus Emre'nin daha önce bilinmeyen bir divanına rastladı. Bugüne dek bilinmeyen Yunus Emre divanı içinde 200'e yakın şiir bulunuyor. Araştırmayı yaparak divanı bulan Doç. Dr. Himmet Büke, Akademik çalışmalarıma bağlı olarak yaptığım arşiv taramalarım sırasında Vatikan arşivinde yeni bir Yunus Emre Divanı nüshası tarafımızdan tespit edildi. Çalışma 2 kitap halinde TDK yayınları arasından 1-2 ay içinde çıkacak ve okuyucusuyla buluşacaktır dedi. Vatikan Kütüphanesi, Türk el yazmaları dijital koleksiyonlarını bir süre önce internet üzerinden paylaşmıştı. Doç. Dr. Himmet Büke araştırması sırasında Türk kültür dünyasında büyük heyecan yaratan Yunus Emre divanına ulaştı. Türk Ocağı Eskişehir Şubesi Başkanı Nedim Ünal, çevrimiçi olarak düzenlenen 'Uluslararası Yunus Emre ve Dünya Dili Türkçe Bilgi Şöleni' toplantılarına 46 bilim insanın katıldığını söyledi. Yunus Emre Divanı'nın yurt içi ve yurt dışında farklı nüshaları bulunduğu bilgisini veren Ünal, Bu nüshalar içinde Fatih ve Karaman gibi nüshalar en derli toplu ve muteber nüshalar olarak kabul edilmiştir. Çalışmaların önemli kısmı bu nüshalara göre yapılmıştır. Doç. Dr. Himmet Büke, Vatikan'daki Türkçe yazma eserler üzerine çalışma yaparken, tesadüfen Yunus Emre'nin Divan'ına rastladı. Yunus Emre'nin yeni Divan'ı Eskişehir'den Türk bilim alemine takdim edildi. Yunus, Oğuz Türkçesi'nin bina edicisi. Yunus, Batı Anadolu Türkçesi'nin mimarlarından birisi. Oğuzca'nın yazıya geçmesini sağlayan, şu anda konuştuğumuz Türkçe ile konuşan ve bunu kayda geçiren büyük mutasavvıf, İslamı yaşayan ve bunun farkında olan büyük bir tekke şairi. Burada bu vesile ile hem Bizim Yunus'u yeniden yad ediyoruz, mekanı cennet olsun yattığı yer nur olsun. Hem de Eskişehir'e ve bilim hayatına ve ilim alemine Yunus'un yeni divanı hayırlı uğurlu olsun. Bu divanda da tam olarak bilmiyorum ama 180-190 civarında Yunus'a ait olduğu zannedilen şiir bulunuyor. Bunlar zaman içinde araştırılacak. Sanırım 15'nci yüzyılda yazılmış. Yunuz 13 ile 14'ncü yüzyıl arasında yaşıyor. Ölümünden kısa bir süre sonra yazılmış, kağıda geçirilmiş bir divan olduğundan bahsediliyor diye konuştu."} {"url": "https://724kultursanat.com/ve-kadinlar-sergisi-kucukcekmecede-dunya-kadinlar-gununde/", "text": "Nazım Hikmet'in yeğeni, Celile Hanım'ın torunu, sanatçı Ayşe Yaltırım'ın Ve Kadınlar... başlıklı resim sergisi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Küçükçekmece'de açılıyor. 'Kadınlar' sergisi Küçükçekmece'de Dünya Kadınlar Günü'nde sanatseverlerle buluşuyor. Küçükçekmece Belediyesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet'in yeğeni, Celile Hanım'ın torunu, sanatçı Ayşe Yaltırım'ın Ve Kadınlar... başlıklı resim sergisiyle taçlandırıyor. Hayatının bütün akışını kendine özgü görsel bir dille, kendi güncesi gibi yüzeylere aktaran sanatçının, farklı stillerde ürettiği eserleri, 7 Mart'ta Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak. Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, sergiye tüm sanatseverleri davet ederken, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir mesaj paylaştı: Küçükçekmece Belediyesi olarak kadınların çalışma hayatında var olmalarının toplumsal gelişmenin olmazsa olmazı olduğunu biliyoruz. Buradan hareketle kadınların iş gücüne katılımı kendi sosyo-ekonomik durumlarını, ailelerini ve çevrelerini geliştirecek ve tüm toplumda etki yaratacak değişim ve gelişimleri için çalışıyor, onları dinleyerek, ihtiyaç ve önceliklerine göre projelerimizi hayata geçiriyoruz. Kadınların, hayatın tüm alanlarında daha etkin olmalarını sağlayacak şartları hazırlamaya ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Küçükçekmece'de birçok etkinlik düzenliyoruz. Dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet'in yeğeni Ayşe Yaltırım'ın, dayısının dizelerinden ilham alarak tuvale aktardığı çalışmalara ev sahipliği yaptığımız Ve Kadınlar sergisi ile kadının içinde yer aldığı sanatın; acıtan, yok eden değil yaşatan ve eşitlikçi yapısına ve kadın ve sanatın birbirine ne kadar çok yakıştığına şahit olacağız. Sanatçı bir aileden gelen Ayşe Yaltırım, bu sergisini kadınlara ithaf ederek, dayısı Nazım Hikmet'in bir şiir dizesinden yola çıkarak sergisini Ve Kadınlar... olarak adlandırdı. Uzun yıllar kendisi için resim yapan ve ilk sergisini 1993'te açan sanatçı, günümüze dek kişisel sergiler açtı ve karma sergilere katıldı. Daha çocukken resim yapmaya başlayan Yaltırım'ı keşfeden ilk Türk kadın ressamlarımızdan olan anneannesi Celile Hanım, 13 yaşında yaptığı bir resimdeki başarılı perspektifi fark ederek Bu kız resim yapacak demiş ve onun öngörüsü Ayşe Yaltırım'ın hayatının gerçeği olmuş. Yaltırım'a ikinci desteği yine aileden biri, dayısı Nazım Hikmet vermiş. Dayısına yolladığı mektuplara koyduğu resimlerden sonra Nazım Hikmet mektubunda Bu kız resim yapmaya muhakkak devam etsin! diye yazmış. Denediği stillerde özgün örnekler veren ressam, hayatı boyunca deneyimlediklerinden yola çıkarak oluşturduğu içerikleri farklı nitelikteki çeşitli çizgilerle, güçlü bir görsel dille aktarıyor. Sanatseverler; etrafındaki her şeyin -hediye kutuları, perdeler, eski kıyafetler, kese kağıtları, kartonlar, oyun kağıtları- kendisi için bir sanat nesnesi olduğunu ifade eden sanatçının zengin dünyasını, sergideki eserleri üzerinden okuma imkanına sahip olacak. Sergi, 10 Nisan'a dek sanatseverleri ağırlayacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/veba-geceleri-film-mi-olacak/", "text": "Orhan Pamuk'un Veba Geceleri sinemaya mı uyarlanacak? Orhan Pamuk katıldığı Instagram canlı yayınında merak edilen soruları cevaplandırdı. Veba Geceleri film mi olacak? Veba Geceleri sinemaya mı uyarlanacak? Veba Geceleri dizi film mi olacak? Bu soruların cevabını Orhan Pamuk, canlı yayında verdi. D&R tarafından düzenlenen Oylum Talu ve Orhan Pamuk söyleşisi Instagram'dan canlı yayınlandı. Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk ilk kez sosyal medyada bir canlı yayına katıldı. Veba Geceleri adlı son romanı nedeniyle yayına katılan Orhan Pamuk, kitaplarının yazım aşaması ve gelecekteki projeleriyle ilgili tüyoları dinleyicilerle paylaştı. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı Veba Geceleri ile pandemi dönemine damgasını vuran yazar Orhan Pamuk, ilk kez D&R Instagram sayfasının canlı yayınına katılarak sunucu ve televizyoncu Oylum Talu'nun sorularını yanıtladı. Veba Geceleri, Türk edebiyatında salgın sürecini anlatması açısından pandemi sonrası yazılan ilk roman olma özelliği taşıyor. Orhan Pamuk keyifli söyleşide yeni kitabı, kitaplarının yazım süreci, pandemi ve planlandığı projelerle ilgili okurlarını bilgilendirdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/veba-geceleri-kapagi-ilk-kez-paylasildi/", "text": "Orhan Pamuk Veba Geceleri roman kapağını ilk kez okurlarla paylaştı. Yeni romanının kapağını sosyal medya hesabından paylaşan Pamuk, kapakla ilgili detaylar da anlattı. Veba Geceleri kapağı ilk kez paylaşıldı... Orhan Pamuk'un yeni romanıyla ilgili tanıtım faaliyetleri sürüyor. Veba Geceleri roman kapağı ilk kez okurlarla paylaşıldı. 23 Mart'ta okurla buluşacak olan Veba Geceleri için YKY tarafından Veba Geceleri için 12 tanıtım videosu hazırlandı. Videoların ilk ikisi sosyal medya hasılından paylaşıldı. Orhan Pamuk'un Veba Geceleri romanı tanıtım videosunun ikincisi Yapı Kredi Yayınları'nın sosyal medya hesaplarından yayımladı. Pamuk, 23 Mart'ta çıkacak romanın kapağını da ilk kez bu videoda gösterdi. Orhan Pamuk, romanını yazarken 1900'lü yıllardan çekilen fotoğraflardan nasıl yararlandığını, onlardan yola çıkarak nasıl resimler çizdiğini okurlarla paylaştı. Romanın kapağında da o yaptığı çizimleri kullandığını belirtti. Günümüzden 120 yıl öncesinde geçen 'Veba Geceleri'ni yazabilmek için çok sayıda tıp tarihi, anı ve tarih kitabı okuduğunu anlatan Pamuk, Okura 1901 yılında bir Osmanlı adasında olduğu duygusunu verebilmek için fotoğraflardan çok yararlandım. 1900'lerde çekilmiş fotoğraflara bakarak bazen resimler de yaptım. O dünyanın ayrıntılarına yaklaşmama, 1901 yılını ve eşyalarını sevmeme yaradı bu resimler. Sonra bu resimlerdeki hikayeyi 'Veba Geceleri'ne aktardım diyor. Dönemin fotoğraflarına bakarak 'Veba Geceleri'ndeki Minger Adası'nı, kenardaki insanlara, ağaçlara, boş yollara, sokaklara, at arabalarına, manzaraya, küçük evlere bakarak, merkezdeki Arkaz şehrini ve limanlarını hayal ederek yapmış resimleri. Yazar Orhan Pamuk ve ressam Orhan Pamuk bir kez daha bu romanda el ele vermiş."} {"url": "https://724kultursanat.com/veba-gecelerine-sedat-simavi-odulu/", "text": "Orhan Pamuk'un Veba Geceleri adlı son romanı 2021 Sedat Simavi Ödülü'ne değer bulundu. Veba Geceleri'ne Sedat Simavi Ödülü verildi. Orhan Pamuk'un Veba Geceleri adlı romanı 2021 Sedat Simavi Ödülleri'nde 'Edebiyat Dalında' ödül kazandı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2021 Sedat Simavi Ödülleri'ne değer görülen gazeteci, karikatürist, edebiyat, spor ve bilim insanlarına verilecek ödüller açıklandı. 45 yıldan bu yana verilen ödüllerin bu yılki kazananları açıklandı. Ödül töreninin tarihinin ve yerinin daha sonra açıklanacağı bildirildi. Orhan Pamuk'un Veba Geceleri adlı romanı 2021 Sedat Simavi Ödülleri'nde 'Edebiyat Dalında' ödüle değer bulundu. diken. com. tr internet haber sitesinde 7-9-10-16-19-21-25 Haziran, 1 Temmuz, 20 Ağustos ve 20 Eylül 2021 tarihlerinde yayınlanan Valilik 'Nefes Darlığından Öldü' Demişti: Kulaklarından ve Gözlerinden Kan Gelmiş başlıklı haber dizisi nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Berkant Gültekin'i Birgün Gazetesi internet haber sitesinde 22 Mart, 7 Temmuz, 5 Ağustos ve 20 Eylül 2021 tarihlerinde yayınlanan Yeni MB Başkanı'nın Doktora Tezinde MB Raporundan İntihal İzleri başlıklı haber dizisi nedeniyle övgüye değer buldu. TRT Radyo 1'de 2 Mart 2021 tarihinde yayınlanan Genç Yıllar: 60'lar adlı radyo programı nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Turgut Onarır'ı Yaşar Üniversitesi İnternet Radyosu radYU'da 7 Temmuz 2021 tarihinde yayınlanan Bizim Yunus: Aşk ve İrfan İnsanı Yunus Emre adlı radyo programı nedeniyle övgüye değer buldu. FOX TV'de 30 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanan Alkış Cumhurbaşkanı'na Serbest, Mehmetçiğe Yasak adlı ortak haber programı nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Ela Sezen Ünsal Çakin'i Haber Global TV'de 15-16-17 Şubat 2021 tarihlerinde yayınlanan Bir Kentleşme Hikayesi: Esenyurt adlı haber dizisi nedeniyle övgüye değer buldu. Gain Dijital TV'de 11-18 Mart 2021 tarihlerinde yayınlanan Covid0N9: İlk Dalga adlı belgesel programı nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Gülşan Saru'yu TRT Televizyonu Belgesel kanalında 26 Mayıs/ 9-16 Haziran 2021 tarihlerinde yayınlanan İkrar adlı belgesel programı nedeniyle övgüye değer buldu. t24. com. tr internet haber sitesinde 10 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanan Koronavirüsün Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları'na Etkisi konulu karikatürü nedeniyle ödüle değer görüldü. Veba Geceleri adlı romanıyla ödüle değer görüldü. Montrö Meydan Muharebesi -Bir Diplomasi Savaşı- adlı eseri nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Prof. Dr. İpek Merçil Arş. Gör. Seçil Doğuç Ergin'in Dört Duvar Kadına Ne Yapar? adlı ortak eserini övgüye değer buldu. Bakır Nanoparçacıklarının Boyutu ile Mg-Katkılı Seryum Arasındaki Etkileşim Kısmi Hidrojenasyon Performansını ve Kararlılığını Kontrol Eder başlıklı çalışmasıyla ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Prof. Dr. Hasan Şahin'i Tek Katmanlı GaP ve GaSe'nin va der Waals Tipi Heteroyapılarının Raman ve Optik Özellikleri: Bir İlk Prensip Çalışması başlıklı eseri nedeniyle övgüye değer buldu. Traıl'a Dirençli Hücre Modelleri ile Kazanılmış Dirençte Rol Oynayan Farklı Adaptif Mekanizmaların Aydınlatılması başlıklı çalışması nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Prof. Dr. Eren Berber'i Primer Hiperparatiroidide Yapay Zeka Kullanarak Paratiroid Bezlerinin İntraoperatif Otofloresans Ölçümleri İçin Algoritma Geliştirilmesi başlıklı çalışması nedeniyle övgüye değer buldu. Okçu 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları Şampiyonu olması nedeniyle ödüle değer görüldü. Seçici Kurul ayrıca, Busenaz Sürmeneli'yi Boksör (Kadınlar 69 kg) 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları Şampiyonu olması nedeniyle övgüye değer buldu."} {"url": "https://724kultursanat.com/vedat-ozdemiroglu-stand-up-gosterisi-ile-seyircinin-karsisinda/", "text": "Ünlü karikatürist Vedat Özdemiroğlu, stand up gösterisi ile sevenlerinin karşısına çıkıyor. Vedat Özdemiroğlu stand up gösterisi ile seyircinin karşısında... Beşiktaş'ın Şairi olarak da bilinen karikatürist Vedat Özdemiroğlu, stand up gösterisiyle tiyatro sahnesinde. Vedat Özdemiroğlu 15 Ekim Cuma günü Şişli Tiyatrosu'nda 'Paşa Gönül Kriterleri' adlı stand up gösterisi ile sevenleri ile buluşuyor. 2007 yılından beri tek kişilik gösterilerini sürdüren mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu, Şişli Tiyatrosu'nda izleyiciler ile buluşuyor. 15 Ekim Cuma günü saat 20:30'da başlayacak olan gösterinin biletlerini passo üzerinden satın alabilirsiniz. Beşiktaş'ın şairi olarak da bilinen ve Avrupa'nın bir çok yerinde de sahne alan Vedat Özdemiroğlu, bu sefer Şişli Tiyatrosu'nda hayatın sırrını açıklıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/video-sanat/", "text": "Nejat İşler'in başrolünde rol aldığı üçlemenin ikincisi Kötü Adamın 10... Netflix'in yerli yapımı Uysallar dizisinin ilk tanıtım fragmanı yayınlandı. Müzik dünyasının efsane ismi Elvis Presley'in hayatı sinema filmi oldu.... Spider Man No Way Home... Dünyaca ünlü Latin şarkıcı, oyuncu Jennifer Lopez yeni filmi Evlen... 3. Bandırma Kitap Günleri devam ediyor. Yazarlar ve okurlar kitap günlerinde... Başrollerinde Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ ve Deniz Çakır'ın rol aldığı... Star TV'nin ilgi çeken dizisi Menajerimi Ara bu akşam yeni... Ataol Behramoğlu 65 yaş ve üstü yurttaşlar için uygulanan koronavirüs... Türk rock müziğinin unutulmaz isimlerinden Erkut Taçkın hayatını kaybetti. 78... Türk ve Makedon ortak yapımı Acı Kiraz filminin tanıtım fragmanı... Ercan Kesal'ın 2015 yılında okurlarla buluşan kitabı Nasipse Adayız şimdi... Gupse Özay'ın başrolünde oynadığı ve senaryosunu yazdığı Eltilerin Savaşı adlı... Serenay Sarıkaya güzelliği ve sesiyle izleyenlerin büyük beğenisini topluyor. Genç... Dünyaca ünlü grafitti sanatçısı Banksy'nin İngiltere'de evsizler için çizdiği bir... Naim filminin türküsü Güldaniyem diğer bilinen adıyla Gidene Bak Gidene... Cinayet Süsü filmi sezonun öne çıkan komedilerinden. Filmin güçlü oyuncu... Edebiyat dünyası ve Nazım Hikmet severler bugün bu görüntüleri konuşuyor.... Jack London'ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan Martin Eden ilk... Ünlü pop yıldız Jennifer Lopez yeni sinema filmi Hustlers ile..."} {"url": "https://724kultursanat.com/yaftali-tabut-ilk-gosterimiyle-seyirciden-alkis-aldi/", "text": "İBB Şehir Tiyatroları'nın merakla beklenen oyunu Yaftalı Tabut ilk kez seyirciyle buluştu. Yaftalı Tabut ilk gösterimiyle seyirciden alkış aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın merakla beklenen oyunu Yaftalı Tabut, prömiyer yaptı. Bilgesu Erenus'un yazdığı, Yelda Baskın'ın yönettiği Yaftalı Tabut 6 Ekim 2021 Çarşamba günü Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde ilk kez seyirciyle buluştu. Fatma Nudiye Yalçı'nın hayatının dönüm noktalarının sergilendiği oyunun ilk gösterimine Bilgesu Erenus, Bilgesu Erenus'un oğlu Sanatçı Ali Erenus, gelini Ressam, Sanat Yazarı Özlem Kalkan Erenus, Gazeteci, Öğretmen Neylan Doğan, Fatma Nudiye Yalçı Hayatı ve Eserleri kitabının yazarı Ahmet Kale, Şehir Tiyatroları Müdürü Ceyhun Ünlü, Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Ergen, Sahne Direktörü Ayşegül İşsever, Müdür Yardımcıları Oytun Askeroğlu, Mehmet Karaosman'ın yanı sıra birçok sanatçı katıldı. Dramaturgisini Gökhan Aktemur'un, koreografisini Senem Oluz'un, müziğini Burçak Çöllü'nün, dekor-kostüm tasarımını Nihal Kaplangı'nın, ışık tasarımını Murat Özdemir'in, efekt tasarımını Gökçe Selim'in yaptığı, fotoğraflarını Ahmet Çelikbaş'ın çektiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Yeşim Mazıcıoğlu rol alıyor. Erkek egemen bir dünyada, okuyan ve sorgulayan bir kadının hayat hikayesinin anlatıldığı oyun; ayrıntılı bir tarihsel araştırmanın sahne üzerinde dramatik malzemeye dönüştürülmesi, müzik ve koreografinin uyumuyla, Bilgesu Erenus'un oyun evreninin geçişli, esnek ve sorgulayan yanını açık edecek bir seyirlik halinde anlatılıyor. Fatma Nudiye Yalçı'nın hayatının farklı dönemlerinde kendisine yakıştırılan yafta'larla mücadelesi, toplumsal mücadelesi ve özgürlük arayışının, aşkının ve tutkusunun başarılı bir şekilde sahneye yansıtıldığı Yaftalı Tabut, sadeliğiyle, oyunculuğa yaslanan rejisiyle ve anlatı geleneğini koruyan üslubuyla seyircinin beğenisini kazandı. Oyun, 7-9 Ekim 2021 tarihleri arasında Fatih Reşat Nuri Sahnesi'nde."} {"url": "https://724kultursanat.com/yahya-kemale-dair-gizli-kalmis-belge-ve-fotograflar/", "text": "Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen 'Son Fasılda Bir Ömür' adlı sergide şiirimizin mihenk taşlarından Yahya Kemal Beyatlı'ya ait ilk kez görülecek belge ve fotoğraflar yer alıyor. Yahya Kemal'e dair gizli kalmış belge ve fotoğraflar 'Son Fasılda Bir Ömür' sergisinde edebiyatseverlerin ve araştırmacıların ilgisine sunuluyor. Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen sergide Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri'nin en büyük temsilcilerinden olan İstanbul şairi Yahya Kemal Beyatlı'ya ait ilk kez görülebilecek orijinal fotoğraflar ve belgeler yer alıyor. 'Son Fasılda Bir Ömür' isimli sergi, 8 Ocak Cumartesi günü Cennet Kültür ve Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşacak. Özel bir kurgu ile hazırlanmış Yahya Kemal'in yaşamı, sanat hayatı, oldukça renkli ve geniş çalışma alanlarının yanı sıra dostlarını anlatan sergi, Küçükçekmece Belediyesi tarafından usta şair anısına kitap haline getirilerek, ölümsüzleştirilecek. Beyatlı ile ilgili edebi bir kaynak olarak raflarda yerini alacak olan kitabın ön yazısını ise usta şair üzerine en kapsamlı araştırmaları yapan ve Yahya Kemal Ansiklopedisi hazırlayan, araştırmacı-yazar Beşir Ayvazoğlu kaleme aldı. Türk Edebiyatı'nın usta kalemlerinden Yahya Kemal Beyatlı'ya dair ilk kez görülecek belge ve fotoğraflara ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade eden Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Ömrünün büyük bir çoğunluğunu İstanbul'da geçirmiş olan Yahya Kemal'e 'Aziz İstanbul' şiirini yazdıran İstanbul sevgisidir. Büyük şairlik ve sanatkarlığının yanında bir fikir adamı olarak da değerlendirebileceğimiz Yahya Kemal'in ismini ilçemizdeki bir kültür merkezinde de gururla yaşatıyoruz. Üsküp'te dünyaya gelen ve tam bir İstanbul aşığı olan edebiyat dünyamızın ölümsüz çınarı Yahya Kemal adına düzenleyeceğimiz sergiye tüm sanatseverlerimiz davetlidir diye konuştu. Sergi; Yahya Kemal'in yaşamı, çalışmaları, görevleri, dostlukları, şiirleri, Yahya Kemal'in İstanbul'u, İstanbul şiirleri ve sevgisi üzerine bölümlerden oluşacak. Usta şairin, Pakistan Büyükelçiliği yıllarında hiç yayınlanmamış fotoğraflarının yanı sıra ilk görülecek el yazısı ile şiirleri, notları ve belgeleri de sergide yer alacak. Serginin ana malzemesini oluşturan fotoğraf, belge, kitaplar Alper Çeker Koleksiyonu'ndan derlendi. Ayrıca sergiye Emin Nedret İşli, Mehmet Erte, Fetih Cemiyeti Yahya Kemal Müzesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Beyazıt Devlet Kütüphanesi arşivleri de katkı sundu. 'Son Fasılda Bir Ömür Yahya Kemal Beyatlı' isimli sergi, 20 Şubat'a dek CKSM'de görülebilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/yarinin-kadin-yildizlari-basvurulari-basladi/", "text": "Üstün yetenekli müzisyenlerin desteklenmesi için beş yıldır sürdürülen 'Yarının Kadın Yıldızları' için başvurular başladı. 'Yarının Kadın Yıldızları' başvuruları başladı. İstanbul Müzik Festivali'nin, genç kadın müzisyenleri desteklemek amacıyla, TSKB işbirliğiyle hayata geçirdiği Yarının Kadın Yıldızları: Genç Kadın Müzisyenler Destek Fonunun başvuruları açıldı. Son başvuru tarihi 25 Mart Cuma. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Müzik Festivali'nin TSKB işbirliğiyle, geleceğin kadın müzisyenlerini desteklemek amacıyla 2018'de başlattığı Yarının Kadın Yıldızları: Genç Kadın Müzisyenler Destek Fonu projesi, beşinci yılında üstün yetenekli müzisyenlerin çalgı, şan ve şeflik branşlarında uluslararası arenadaki kariyerlerinin ilerlemesine destek olmaya devam ediyor. İstanbul Müzik Festivali kapsamında TSKB sponsorluğuyla sürdürülen bu fona lisans veya lisansüstü seviyesinde yurtdışında bir müzik okulundan kabul alan, yurtdışında müzik eğitimini sürdüren ya da kariyer gelişimine olumlu katkıda bulunacak ustalık sınıfı, orkestra seçmesi, uluslararası yarışma gibi etkinliklere katılım veya çalgı alımı için desteğe ihtiyaç duyan kadın müzisyenler başvurabiliyor. Yarının Kadın Yıldızları projesi için başvurular 25 Mart Cuma günü saat 17.00'ye kadar destekbasvuru@iksv. org adresine yapılabiliyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/yasar-kemal-anisina-merhaba-konseri/", "text": "Yaşar Kemal ölümünün beşinci yılında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından düzenlenecek olan 'Merhaba' konseriyle anılacak. Yaşar Kemal anısına Merhaba konseri... Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, tüm eserleri YKY'den yayımlanan Yaşar Kemal'in ölümünün beşinci yıldönümünde müzikle anıyor. Yaşar Kemal anısına Merhaba konseri 28 Şubat Pazartesi günü saat: 19:00'da Loca'da yapılacak. 'Merhaba' konserinde Yaşar Kemal'in yaşamında ve eserlerinde yer bulan türküler, onun eserlerinden bestelenen parçalar ve onunla özdeşleştirilen şarkılar yer alacak. Ferhat Livaneli Orkestrası'nın yorumlayacağı eserlerin hikayelerini müzik yazarı Murat Meriç aktaracak. Meriç aynı zamanda plaklarda kalmış parçaları dinletecek. Fotoğraflar ve videolar da etkinliğe eşlik edecek. 28 Şubat 2015'te aramızdan ayrılan edebiyatımızın kilometre taşı Yaşar Kemal, Çukurova'nın dengbejlerini dinleyerek büyüdü. Torosların köylerindeki ağıt törenleri, çocukluğuna ve sonrasında romanlarına damgasını vurdu. Usta yazar, eserleriyle filmlere, tiyatro oyunlarına ve bestelere de ilham verdi. Zülfü Livaneli'nin onun şiirlerinden bestelediği Merhaba ve Yalnızlık kuşakları aşan bir üne kavuştu. Etkinlik rezervasyonludur. Rezervasyonlar 21 Şubat 2022 tarihinde saat 10:00'da açılacaktır. Etkinlik Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ın Youtube kanalından eşzamanlı paylaşılacaktır."} {"url": "https://724kultursanat.com/yasar-kemal-bir-ada-hikayesi/", "text": "Ortaokul yıllarımda İnce Memed ile başlayan Yaşar Kemal okurluğum, Bir Ada Hikayesi ile sürüyor. Dört seriden oluşan romanda kelimelerle çizilen Yaşar Kemal tablolarına hayran kalıyor insan. Mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin? sorusunun cevabını bilmiyorum. Ama aynı sorunun cevabı Yaşar Kemal'in bu dört romanlık serisinde var. Kurtuluş Savaşı yıllarının ardından mübadele yılları ve bir Ege adasında geçen insan hikayeleri. Kelimelerle çizilen tablolar sayfalardan yüzünüze, gözünüze, hayal dünyanıza çarpıp duruyor. Cumhuriyet gazetesinde çok sevdiğim arkadaşım Aykut Küçükkaya oğlunun adını Poyraz koymuştu. Poyraz, Bir Ada Hikayesi'nin baş kahramanı. Bizim küçük Poyraz ismini Yaşar Kemal'in romanından aldı. Nasıl mı? Eşi Yasemin'le doğacak olan çocuklarına isim düşünürlerken yine bir gazeteci dostumuz Ebru Erdoğan Poyraz koyun diyor. Anlatıyor romanı... Ve artık o bebeğin adı Poyraz. Bizim Poyraz ilkokula gidiyor... Bense üçüncü romanı yeni bitiriyorum. Burdan diyorum ki alın okuyun. Bu toprakların yetiştirdiği en kıymetli romancılardan birinin şaheserini ve bu toprakların güzel insanlarının hikayelerini... Aşağıdaki videoda Yaşar Kemal'in kendi sesinden romanın bir bölümünü dinleyeceksiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/yasar-kemal-dogdugu-koy-gokcedamda-anildi/", "text": "Türk edebiyatının ustalarından merhum Yaşar Kemal, ölümünün 7'inci yılında doğduğu topraklarda anma programı düzenlendi. Yaşar Kemal doğduğu köy Gökçedam'da anıldı. Yaşar Kemal'in ölümünün 7'inci yılında doğduğu köy Gökçedam'da anma programı düzenlendi. Osmaniye'nin Gökçedam köyündeki anma programı Yaşar Kemal Çukurova Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği ile Osmaniye Ozanlar, Şairler, Yazarlar Derneği tarafından Yaşar Kemal Kültür Evi bahçesinde düzenlendi. Yaşar Kemal'in öz geçmişinin okunduğu anma programında usta yazarın Osmaniye'de doğmuş olmasının çok büyük bir şans olduğu belirtildi. Yaşar Kemal Çukurova Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özer, Yaşar Kemal ile birlikte Gökçedam köyünün adının tüm dünyaya duyurulduğunu ifade etti. Yaşar Kemal'in hayatı ve eserlerinin anlatılmasının ardından, ünlü yazarın sevdiği türküler seslendirildi. Program, Yaşar Kemal Parkı içinde bulunan İnce Memed Anıtı'na çiçek bırakılmasıyla sona erdi."} {"url": "https://724kultursanat.com/yasar_kemali_anma/", "text": "Cumhuriyetin 100. yılında Makine İhtisas Organize Sanayi'de \"Cumhuriyet'in 100. yılı Resim... Yaşar Kemal'i anma töreni Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nda düzenlendi. Türkiye 'nin en önemli edebiyatçılarından Yaşar Kemal tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 92 yaşındaki ünlü yazar arkasında birçok roman ve gazete yazısı bıraktı. Yaşar Kemal, solunum güçlüğü ve kalp ritim bozukluğu sebebiyle hastaneye kaldırılmıştı. Yaşar Kemal için 2 Mart pazartesi günü öğle namazının ardından Teşvikiye Camisi'nde cenaze namazı kılındı, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yaşar Kemal için Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen anma töreni saygı duruşuyla başladı. Törende konuşma değil okumalar vardı. Bugün burada konuşmalara yer vermeyeceğiz. Hele hele nutuklara hiç yer yok denildi. Yaşar Kemal'in fotoğrafları ve bugüne kadar yazdığı kitapları sahnedeydi. Yaşar Kemal'in hayatının anlatıldığı kısa bir belgesel gösterildi. Tilbe Saran, Meltem Cumbul, Selçuk Yöndem ve Cihan Ünal sahneye geldi. Yakalarında bir tek kırmızı gülle sahneye çıkan bu sanatçılar Yaşar Kemal'in eserlerinden ve konuşmalarından bölümler okudular. Yaşar Kemal'e kendi sözleriyle veda adı verilen etkinlikte zaman zaman Yaşar Kemal'in kendi sesinden sözleri ekrana yansıtıldı. Piyanist İdil Biret Yaşar Kemal anısına piyanosunun başındaydı."} {"url": "https://724kultursanat.com/yatak-odasi-komedisi-tiyatroda-gulmek-isteyenler-icin-beylikduzunde/", "text": "İBB Şehir Tiyatroları, Yatak Odası Komedisi oyunuyla Beylikdüzü seyircisine konuk oluyor. Yatak Odası Komedisi tiyatroda gülmek isteyenler için Beylikdüzü'nde sahnelenecek. İstanbul'un her ilçesine oyunlarını götürmeyi hedefleyen İBB Şehir Tiyatroları, Yatak Odası Komedisi oyunuyla Beylikdüzü seyircisine konuk oluyor. Alan Ayckbourn'un yazdığı, Mert Dilek'in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ'un yönettiği Yatak Odası Komedisi, 10 Mayıs 2022 Salı günü 20.30'da Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde. Beylikdüzü'nde sahnelenecek oyunun biletleri; İBB Şehir Tiyatroları gişelerinden, https://sehirtiyatrolari. ibb. istanbul/ adresinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir. İBB Şehir Tiyatroları oyunları Mayıs ayında İstanbul içinde ve şehir dışında sahnelenmeye devam edecek. Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor. Oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/yazar-imzasi-icin-kuyruk/", "text": "Sevdiğiniz yazarlara kitap imzalattınız mı? Yazar imzası için kuyruk katlanılabilir bir bekleme yeri midir? Okurlar için sevdikleri yazarın imzalı kitabına sahip olmak değerli bir hazine gibi. Yazarlar yıl içinde çeşitli kitap evlerinde ya da etkinliklerde okurları ile buluşup imza günleri düzenliyorlar. Ancak İstanbul'daki kitap fuarı sanki bu etkinliğin mabedi gibi. Okurlar sevdikleri yazardan imza alabilmek için uzun kuyruklarda beklemeyi göze alıyorlar. 33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda yaptığım gezintide yazarların okurları ile buluşmalarına ve imza bekleme kuyruklarına tanık oldum. Ayşe Kulin, Yalçın Küçük, Doğu Perinçek, Canan Tan, Enver Aysever, Küçük İskender, Sinan Akyüz, Penguen dergisinin ekibi, Soner Yalçın'ın okurlarla buluştukları anlardan görüntüler izleyeceksiniz. Okurların heyecanına, hatıra fotoğraf çektirebilmek için yaşadığı telaşa, yazarların ise bıkmadan imzalamalarına, yorulsalar da çaktırmamalarına, bazılarının ise gözlüksüz yapamadığına... kadın yazarların şıklıklarına, erkek yazarların 'rüküşlüklerine' şahit olacaksınız. Daha başka detaylar da var ama onları da siz izlerken fark edin istiyorum."} {"url": "https://724kultursanat.com/yeni-ataturk-kultur-merkezi-icin-sayili-gunler-kaldi/", "text": "Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi yeniden inşa ediliyor. İnşaatın tamamlanması için sayılı günler kaldı. Açılış 29 Ekim'de. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy gazetecilerle yeni binayı gezdi ve tanıttı. Taksim'deki yeni Atatürk Kültür Merkezi'nin inşaatının açılış tarihi belli oldu. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda özel bir program ile açılışının yapılması planlanıyor. AKM'nin inşaatında sona yaklaşıldı. Kaba inşaatının yüzde 90'ı tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yeni AKM'de basın mensuplarını ağırlayarak bilgi verdi. Bakan Ersoy, AKM'nin dünyadaki en önemli 10 kültür merkezi arasında yer alacağını söyledi. Dünya standartlarında bir kültür merkezi Taksim'de küllerinden yeniden doğuyor. Atatürk Kültür Merkezi sadece kendine münhasır bir kültür sanat arenasının ötesinde anlam taşıyor artık. Çünkü bakanlığın geçtiğimiz yıl başlattığı ve hızla uygulamaya aldığı Beyoğlu Kültür Yolu projesi içinde bitiş noktasını temsil ediyor. Galataport'tan başlayıp Galata Kulesi'yle devam eden Beyoğlu Kültür Yolu projesi açılacak yeni AKM binasıyla tamamlanacak. Bakan Ersoy'un verdiği bilgiye göre Atatürk Kültür Merkezi dünyadaki en önemli 10 kültür merkezi arasında yer alacak. 100 bin metrekarelik bir kapalı alanı olacak. Merkezin kaba inşaatının yüzde 90'ı tamamlanırken maliyetinin 1.8 milyar lira olacağı tahmin ediliyor. Merkez dünyadaki örnekleriyle kıyaslandığında 32 ay gibi kısa bir sürede inşaatı tamamlanmış olacak. Atatürk Kültür Merkezi'nin yapısı itibarıyla farklı bir yönetim modeline ihtiyaç duyulduğunu belirten Bakan Ersoy, bu yüzden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Döner Sermaye İşletmesi'nin içinde farklı bir birim oluşturulduğunu belirtti: Böylece AKM'ye profesyonel yönetici atanma hakkı tanındı. Ayrıca konusunda uzmanlaşmış bir ekip işin başında bulunacak. Örnekleri Las Vegas'ta görülebilecek son teknoloji sahne mekanikleri uygulanıyor. Bunları işletmek için uzman kadrolar alınacak. Yeni Atatürk Kültür Merkezi'nin ilk göze çarpan yanı binanın içindeki devasa kırmızı küre. Kırmızı kürenin içinde AKM'nin en önemli bölümü olan 2 bin 38 kişilik büyük opera salonu bulunuyor. Mimar Murat Tabanlıoğlu salonun balkonlarına çıkan merdivenlerde bir önceki binanın mimarı olan babası Hayati Tabanlıoğlu'na eski binadaki merdivenleri andıran bir tasarım kullanarak selam gönderiyor. Büyük salondaki sahne çukuru 118 kişilik bir orkestrayı alacak hacimde. Sahne ve sahne gerisi ise en büyük prodüksüyonlara yetecek büyüklüğe sahip. Yeni AKM'nin eskiden otopark olarak kullanılan bölüme uzanan ek binası 805 kişilik bir tiyatro salonu kuruldu. Bu alan aynı zamanda çok amaçlı bir salon olarak da kullanılacak. Tiyatro gösterileri dışında konserler de verilebilecek. Bununla birlikte bir kültür sokağı oluşturulacak. Kültür sokağının içerisinde iki katlı kütüphane olacak. 683 metrekarelik bu alanda müzik, sanat, mimarlık gibi temel disiplinlere ait kitaplar bulunacak. AKM'nin içinde barındırdığı faaliyetler konusunda ihtisaslaşmış bu kütüphane, araştırmacılara ve sanatseverlere kaynak olacak. AKM'de üç katlı müzik platform bölgesi de olacak. Müzik aletleri sergisi ve müziksel deneyim alanı yer alacak. Ayrıca müzik tarihinde önemli bir yere sahip sanatçılara da bu alanda yer verilecek ve anıları canlandırılacak. Özellikle genç müzisyenlerin çalışmalarını ekonomik olarak kayıt altına alabilecekleri müzik kayıt stüdyosu kurulacak. AKM'deki yeniliklerden biri de küçük yaşta çocuklara yönelik kurulacak olan atölye... Onları kültür ve sanatla tanıştırabilmek için 3-11 yaş arası çocuklara yönelik bir atölye de bulunacak binada. Çocukların ritm, koro, çalgı, drama, resim gibi alanlarda çalışma yapabilecekleri bir çocuk sanat merkezi. Onların yeteneklerinin keşfedilip yönlendirilebileceği bir merkez olacak burası da. Binanın dışındaki cam bölümde bir sergi salonu ve küçük bir cep sineması bulunacak. Toplantı sergi, konser vs etkinliklerin yapılabileceği çok amaçlı bir salon da burada yer alacak. Bir tasarım ürünler mağazasıyla kafe şeklinde bir kitapçı dükkanı da merkezin ticari alanları olarak hizmet verecek. Merkezde 423 araçlık bir otopark yer alacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bir soru üzerine Atatürk Kültür Merkezi adının değişmeyeceğini, hatta yeni logoyu hazırlattıklarını söyledi. AKM yazan yeni logo, binanın simgesi kırmızı küreden esinlenilerek yaratılmış."} {"url": "https://724kultursanat.com/yesilcam-filmlerinin-sesi-belkis-ozenere-emek-odulu/", "text": "Yeşilçam filmlerinin kadın sesi Belkıs Özener, Orhan Kemal Emek Ödülünü törenle aldı. Belkıs Özener yaptığı konuşmada 130'un üzerinde onur ödülüne sahip olduğunu hatırlattı. Yeşilçam filmlerinin sesi Belkıs Özener'e Emek Ödülü... 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nin açılış gecesinde Orhan Kemal Emek Ödülleri Türk Sineması'na sesiyle büyük emeği geçen Belkıs Özener ve senarist, yazar, yönetmen Ahmet Soner'e verildi. 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nin açılış gecesi ile Türk sinemasının geleneksel festival buluşmalarından biri daha başladı. Orhan Kemal Emek Ödülleri gecede sahiplerine takdim edildi. Emek Ödülleri, Türk Sineması'na sesiyle büyük emeği veren, Yeşilçam'ın şarkılarının unutulmaz sesi Belkıs Özener' ve Genç Sinema hareketinin kurucularından senarist, yazar ve yönetmen Ahmet Soner'e verildi. Belkıs Özener'e ödülü oyuncu Binnur Kaya tarafından takdim edildi. Belkıs Özener ödülünü alırken, filmlere ses vermesine rağmen tanınmadığı yılları hatırlatarak, Kırk yıl boyunca sustum. Bu ses benim, demedim. Adım yazılmadı. Benim sesimi biliyordunuz ama beni tanımıyordunuz. Şimdi karşınızdayım. Sizleri çok seviyorum. Size karşı kendimi borçlu hissediyorum. Çünkü beni merak ediyordunuz. Beni yeniden parlatan sizlersiniz. Onun bilincinde kendi değerimi anladım. Arka arkaya 130'un üzerinde onur ödülü aldım. O zaman da değerimi anladım. Ama şimdi sizi gördüm ya, ölsem de gam yemem. İşte emek bu. Bu ödülün Cumhuriyetimizin 100. yılına rastlaması da ayrı bir güzellik dedi. Seyircinin dakikalarca ayakta alkışladığı Belkıs Özener, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve tüm Adana'ya teşekkürlerini iletirken, Sevemedim Karagözlüm şarkısını söyleyerek seyirciyi selamladı. Orhan Kemal Emek Ödülü'nün bir diğer sahibi; Türk Sineması'na büyük emek vermiş, yönetmen, senarist, yazar Ahmet Soner'e ödülünü, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile birlikte Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü takdim etti. Soner ödülünü alırken; Orhan Kemal çok üretken ve çok çilekeş bir yazardı. Onun adına bu ödülü alıyor olmaktan çok mutluyum. Işıklar içinde yat Orhan Kemal dedi. Açılış gecesinde, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'' Jüri Başkanı yönetmen Ömer Faruk Sorak da konuşma yaptı. Sorak Meslekte 30. yılım ve 30. yılda böyle bir festivale jüri başkanı olarak layık görülmem beni çok mutlu etti. Seçici kurula ve jürideki arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sinema filmi çekmeye başladığım dönemde İstanbul'da ''Eğer çektiğin film Adana'da izleniyorsa emin ol tutar'' derlerdi. Ve ben bunu tecrübe ettim. Yaptığım filmlerin, Adana'da izlenenlerinin ne kadar çok izlendiğini şahsen tecrübe ettim. Bu sebeple sizlerin sanata olan sevgisine ve saygısına sonsuz teşekkür ediyorum. Çok güzel bir festival geçirmeniz dileğiyle dedi. Ödül töreninin ardından sahne alan Candan Erçetin, film müzikleri ve sevilen şarkılarından oluşan repertuarıyla açılış törenini izlemeye gelen Adanalılara keyifli bir gece yaşattı. Erçetin, binlerce kişinin katılımıyla şarkılarını dev bir koro eşliğinde seslendirdi. Konser sonunda sanatçıya, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve eşi Nuray Karalar çiçek takdim etti. 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nin ilk günü programında, Vadullah Taş tarafından hazırlanan Cumhuriyet'in 100. yılında Türk Sineması'nda 100 Kadraj fotoğraf sergisinin açılışı da yapıldı. Esas01 Burda AVM'de açılan sergi, festival boyunca açık olacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/yesim-yildiz-kalaycioglu-gravur-ile-kelebek-ve-anka-kusunu-canlandiriyor/", "text": "Türkiye'nin önde gelen gravür sanatçılarından Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu, 30'uncu sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. Kalaycıoğlu ile sanat hayatına ve eserlerine dair derin bir sohbet gerçekleştirdim. Keyifle okumanızı dilerim. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu gravür ile kelebek ve anka kuşunu canlandırıyor... Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu, resim sanatından Türkiye'nin dünya çapındaki sanatçısı Güngör İblikçi ile gravür sanatına geçiş yapmış; 30 sergiyle sanat dünyasında büyük alkış alan bir sanatçı. 35 yıldır sanatın içinde. 18 yıldır gravür sanatında muhteşem eserler üreterek sadece Türkiye'de değil yurt dışında da büyük alkış alıyor. Şu günlerde Durusu Park Ali H. Üstay evinde kelebek ağırlıkla temalarla ürettiği özgün baskı ve resim sergisi sanatseverleri ağırlıyor. Sergi 30 Kasım'a dek görülebilir. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu ile yaklaşık dört yıl önce tanıştım. Türkiye'nin en önemli gravür sanatçısı Güngör İblikçi ile birlikte üretim yapıyordu. Halen de öyle, birlikteler. Güngör hoca biraz sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu hocasının daima yanı başında. Dört yıl öncesinden şimdiye döndüğümüzde ise benim için heyecan verici ve keyifli bir buluşma oldu Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu ile. Tasavvuf eğitimi almış, tasavvufa gönlünü ve uzun yıllarını adamış bir sanatçı o. Dört yıl sonra görüştüğümüzde onunun enerjisindeki değişimi hissetmemek mümkün değildi. Gözlerim kapalıyken yaklaşık beş altı saat sürdü; ve o çalışma sırasında gözümün önünde adeta ekran açıldı; ve asılmış resimler üzerinde kelebekleri gördüm. Bunu niçin gördüğümü düşündüğümde 'vardır bir hikmeti' dedim. Ve dedim ki kelebekleri çalışacağım. Çalıştıkça içine girdim ve içine girdikçe manasını yaşamaya, anlamaya başladığımı sanıyorum. Mutlu oluyorum yaparken çalışırken.. zorlayıcı hayat şartlarında ve kendimi her zaman arındırmaya kabuklarımdan kurtulmaya kendimi adamış bir kişi olarak, kelebekleri çalışırken dönüştürmeye de çalışıyorum kendimi kelebeğin metamorfozu ile. Çok zorlu bir süreç elbette. Yaşam içinde zorlayıcı oluyor. Kendimde neyi dönüştürebilirim diye, kendime baktığımda o yaşam içinde bunu farkederek beğenmediğim huylarımı törpülemeye çalışıyorum ve kendimi daha iyi tanımaya çalışıyorum. Kelebek, su elementini temsil ediyor. Su her hale geçiyor. Sıvı, katı, gaz... Yani kaptan kaba aktarılıyor. Biz insan oğlu da böyleyiz. Eğer varlığımızı en iyi şekilde en mükemmel hale tekamüle meyl ettiysek, nerede bulunursak bulunalım her kabın şekline girmek gerekiyor. Bunu anlamaya çalıştım. Kelebekler iki kanatlı varlıklar, uçabiliyor. Tek kanatla uçamaz. Bu iki kanat nedir? Eril ile dişilin, siyahla beyazın yani yin ile yangın. İki karşıtın bütünlüğünü taşıyor kelebeğin iki kanadı benim için. Onu bütünlediğimiz zaman kendi içimizde rahat akabiliyoruz hayatın içinde. Belki varoluşumuzun amacını ortaya çıkarabiliyoruz. Kelebeklerin benim için coşkunun halden hale geçmenin varoluşunu amacında ilerlemenin... tırtılken o konfor alanından kendi konfor alanından çıkıp, kendini var etme süreci. bu dünyada ber varım hayat amacında ben varım demenin süreci anlamı. Kelebeği kendi ruhsal alanımda, kendi hayatımda görüyorum. Çünkü içine girmeden hissetmeden yapamam. İllaki içine girmem lazım, öylesine lalettayin yapmak istemiyorum. Her bir kelebek benim için ayrı bir anlam taşıyor. O yaşadığım süreçte renkleriyle simgeleriyle en ufacık bir doku farkıyla hepsi beni anlatıyor. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Valla zaman zaman tırtılım zaman zaman uçabiliyorum. Sonuçta dünyadayız ve ayak basıyoruz dünyaya. Çok aşamaları geçip... kendi yaşamınızda dünyanın yuvarlaklığını görüyorsunuz. Yükseliyor yükseliyor bu yuvarlaklar birbirinin içinden geçerek ve büyüyerek. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Aynen öyle. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Çok güzel ve zor bir soru... En büyük derdim kendimi tanımamak. Kendimizi tanıdığımızı sanıyoruz ama kendimizi tanımamak bilmemek. İşte ilk çağdan itibaren Yunan tapınağında 'kendini bil' yazar. Kendini bilmek beni hep etkilemiştir. Kendini bilen Rabbini bilir. Rabbini bilen kendini bilir. Tasavvufla ilgilendiğim için bunları düşünüyorum. Sordukça anlıyorum. Kendime soruyorum ve kendimden kendime geliyor cevap. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Annemi kaybettiğimde çok gençtim. 20 yaşındaydım. Kızımı dünyaya henüz getirmiştim. Zor süreçler geçirdim ve o zaman başladı kendimi tanıma isteğim. Hayatı anlama, neden dünyadayız, yaşam nedir, bizden istenilen nedir. Dünyadaysak eğer, şu an ne yapmamız lazım diye sorarak... Karşıma çok doğru insanlar çıktı maneviyat yolunda, tasavvuf yolunda. 35 seneyi aştı bu süreç ve öğrenme yolundayım hep. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Ama o boynuzlar hep içine kıvrıktır. Ne yaparsa içine kendine yapar. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Gene kelebekleri çalıştığım bir dönem, bir spiritüel hocam 'kelebekler, tamam güzel' dedi 'ama sen bir de anka kuşunu çalış' dedi. Ben 35 senedir sanatın içinde 18 senedir gravür içindeyim. Kelebekle tanıştığımda gravürün içindeydim. Zaten gravürün kendisi bambaşka, resim üstü bir sanat. Bir kere tersten çalışıyorsunuz düzden değil. Enteresan kısmı orada. Onu pres makinasına koyduğunuzda, kağıdı koyduğunuzda ters yüze dönüyor. İşin en anlamlı kısmı bu. Bunu, tersten çalıştığınızı üst boyuttan baktığınızda çok anlamlı. Her şeyi tersinden düşünüyorsunuz ve içsel dünyanızda da farkılıkları derinlemesine anlıyorsunuz. İçten dışa doğru başka bir bakış açısı oluşturuyor. Çok aşamalı bir çalışma gravür. Asit çalışması pres çalışması, boyanın kıvamı, fazla temizleme silme... Hepsi bunlar birbiriyle o kadar bağlantılı ki birinin dengesi bozulduğunda hepsini bozuyor. Sonuçta o denge... kendi içinizdeki denge ile dışınızdaki denge bir olmalı. Yavuz Rençberler Yani hayal ettiğiniz ile o aşamaların çok doğru ilerlemesi gerekiyor ki ona ulaşasınız... çok stresli olmalı. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Evet. İlk zamanlar yapamıyordum çok zorlandım. Sonra sonra... Güngör hocam çok iyi bir örnek. Çünkü o ne istediyse, onu karşısında kağıtta buluyor. Çünkü o bir usta. 70 senesini buna vermiş bir usta. Görmek istediğini aynen buluyor. Bunu yapabilmek çok kolay değil. İnanılmaz derecede sükunet, sakinlik ustalaşma... ve bu aşamaları bilinçli şekilde bilmeyi de gerektiriyor. Lalettayin hiç bir şey yok burada. Yavuz Rençberler Siz bütün gravür eğitimini Güngör hocanın yanında aldınız. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Evet hocayla belki 5 üniversite bitirdiğimi hissediyorum. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Evet, spiritüel hocam öyle deyince; tabii ben o sıralar kelebekler ilgili çalışıyordum. Ve daha kendimi kelebekleri bitirmekle ilgili bir duyguda hissetmemiştim. Yaptığımın dibine kadar inmeye çalışırım, anlamak isterim. Niçin o ekranda o kelebekleri gördüm, anlamak isterim. Bırak git, demem. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Evet aynen öyle. Yavuz Rençberler Sizinle dört sene önce tanıştık ve o süreden sonra ilk kez görüştük. O günden bugüne çok değişim yaşadığınızı görüyorum. Kapıdan girer girmez o değişimi hissettim, enerji farklıydı. Anka kuşu... sonra kelebekleri çalıştım çalıştım... Her bir kelebeği çalışırken hayatıma başka anlam kattım, başka aşamalardan geçtim, anlamaya çalıştım belki anladım ya da anlamadım... 2013'te 'Metamorfoz' adlı bir kelebekler sergim oldu, Beylerbeyi Sarayı'nda. Harika bir sergiydi. Sarayı gezmeye gelen herkes benim sergimin önünden geçiyordu. Binlerce insan... Bu benim için büyük bir şanstı. Hep şükrediyorum. 60'tan fazla eserim vardı ve hepsi satıldı. Bu benim için büyük bir mutluluktu. Sonrasında işte gene kelebekleri çalıştım, başka yerlerde de sergim oldu, çalıştaylara katıldım. 2017 senesinde '7 Tepe Bienali'ne katılma hakkı kazandım. Bana bir kaç tane tema üzerinde çalışabileceğimi söylediler. Bu temalardan biri de kuş temasıdı. Kuş teması önüme gelince, hangi kuş olabilir, dedim. 2011 yılında bana 'anka kuşunu çalış' diyen hocamın o sözü aklıma geldi. O sözün zamanı şimdi geldi, dedim. Evet, dedim anka kuşunu çalışmam lazım. Güngör Hacam da o sergide baykuşlarıyla yer aldı. Çok başarılı bir sergiydi. Anka kuşu da ateş elementini simgeliyor. Ateş olmadan yıkıcı yakıcı bir güç olmadan insan kendindeki o özellikleri zorlayıcı şartlar olmadıkça kendindeki özellikleri nitelikleri kolay kolay acığa çıkaramıyor. Zorlayıcı etkenler gerekiyor. Ateş elementi de ona yarıyor. Yıkıcı, yakıcı bizde aslında bizi fişekleyen bize güç veren bir etken. Koç burcunun elementi de ateştir, gezegeni marstır, savaştır. Kolay değil ama yapmak zorundayız; madem bu dünyaya koç burcu olarak geldik, bu özellikle geldik o zaman yapmak zorundayız, savaşmak, mücadele etmek zorundayız, asla pes etmek yok. İşte o anka kuşu ile kendimi örtüştürdüğüm zamanda kolay olmadı. Tabii onları çalışmak. Çok kısaydı süre. Eylül gibi kabul edildim, martta sergim olacaktı ve o kadar kısa sürede sergiye hazırlanmak... Evet bir tane yada üç tane eserle de katılabilirdiniz sergiye. Ama anka kuşunu ve beni ifade edecek çok aşamalı eserler olmalıydı sergide. Zaten tasavvufla uğraştığım için Feridüddin Attar'ın 'Mantıku't Tayr Kuşların Diliyle' adlı kitabını okumuştum. Bu kitap bir kere de bana başkası tarafından hediye edilmişti. Demek ki ikinci kere o kitap bana geldiyse orada bir işaret var demektir. Ben bu tür işaretlere dikkat ederim, anlam bulurum. O zaman 'Mantıku't Tayr'ı daha dikkatli okumaya, daha iyi anlamaya çalıştım. Eserlerimi de onu okuyarak, nefs mertebelerini ifade ederek, anka kuşlarını da nefs mertebelerini anlayarak anlatarak üretmeye çalıştım. 7 nefs mertebesi artı 5 makamda anlatmaya çalıştım. Yedi artı beş oniki, insanın tamamlanma sayısı. Bu şekilde 12 sayısı hep tamamlanmadır. Saat dilimi 1 den 12 ye... 12 imam, 12 havari, 12 kavim, 12 astrolojik burç, 12 ay... hep 12 üzerine kurulmuş sistem. Dünyevi sistemimiz 12 üzerine kurulu. Heykeli, anka kuşu heykelini yapmaya çalıştım. Tamam hepsini kendi ürettiğim, ürettiğim demeyeceğim de hiçten, hiçbir şey yokken o 5 artı 7'yi yaptım. Ama bir de dedim ki 'öyle bir şey olmalı ki, yok olmuş ölmüş bir şeyi, kendinden kendini yaratmalı'. Anka kuşu da öyle, kendinden kendini yaratıyor. Hüthüt kuşunun hitabına uyarak Kaf Dağı'na, 'beni ara, beni bul' hitabına uyarak kendini var etmeye çalışan Kaf Dağı'nın arkasını arayan merakıyla öyle bir kuş. O yüzden 'ne yapabilirim' diye düşünürken; bir süre önce sahil yolunda arabayla giderken, palmiye ağacının kesildiğini kenara atıldığını gördüm. Tabiatı seven biri olarak içim sızladı, onu topladım. Toplayabileceğim kadarını bagaja koydum ve atölyemin bir kenarına bıraktım. Günün birinde bunu kullanabilirim diye. O sergiyi çalışırken dedim ki 'bunu bir sanatçı canlandırabilir mi, o ölmüş yaprakları lifleri'. Dedim ki 'evet, yapabilir'. Kolları sıvadım. O dönem bana yardım eden Özden Esenler'den çok yardım aldım. Çok kısa sürede... hayalim geniş ve yapmak istediğim çok şey var. Bunları yetiştirmek için Allah'tan yardım istedim ve yardım da geldi tabii manevi ve insan olarak. Özden Esenler ile birlikte palmiye kabuklarını yapraklarını çeşitli aşamalardan geçirerek heykel haline getirdik. Yani yok olmuş ölmüş bir haldeyken sanat insanın eliyle görünür hale getirdik. Belki o yüzlerce sene kalacak. En çok ilgi çeken eser de o oldu sergide. Değişim ve dönüşüm... benim için çok güzel bir süreçti bu aşamaları bu keyfi yaşamak. Böyle beğeni almak ilgi çekmek. Arkeoloji Müzesi'ndeki bu sergiyi gezmeye gelenler, dostlarım, akrabalarım, arkadaşlarım... tanımadıklarım. Göz yaşları içinde gezenler oldu. Çok onurlandırıldım. O kuşun adı Berceste idi. Oradaki görevli Seher hanım derdi ki 'geceleri Berceste'nin ruhu geziyor buralarda sanki'. Gerçekten de çok anlamlı bir eserimdir. Yavuz Rençberler Ruh zaten yaratılmıştır ve onun taşınması için dünya üzerinde bir beden yaratılıyor. Ruhun görünür hale, yansır hale gelmesi bedenle oluyor. Anka kuşunun da bir ruhu vardı bir yerde. Anka kuşunun ruhu geldi ve kendine bir yer buldu sizin eserinizde. Siz buna bir vasıta oldunuz belki. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Bunu yapan da nedir biliyor musunuz? Bunu yapan sadece ve sadece sevgi enerjisidir. o sevgiyi yükledikten sonra yaptıktan sonra o ruh onun içine giriyor. Yavuz Rençberler Ruh yerini buluyor. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Evet aynen öyle. Sonra çok güzel bir örtüşme oldu. Arkeoloji Müzesi'ndeki sergi bittikten sonra Yunus Emre Enstitüsü'nün İtalya Roma'daki eski bir saraydaki sergisine katıldı eserlerim. Çok unutulmaz, keyifli oldu. Müteşekkirim bana bu fırsatı veren ve destekleyen herkese karşı. Rabbime şükürler olsun. Emeği geçen herkese bana yardımcı olan herkese. Yeşim Yıldız Kalaycıoğlu Öyle bir hedefim yok, sadece bu sanatta benden istenileni ve Allah'ın verdiği bu elleri, ellerime verdiği bu yeteneği ve azmi... bu adanmışlığı... kendimde her daim bulabilmek ve kendimi ifade edebilmek hedefim. Allah'ın verdiği ölçüde kendimi adanmışlıkla bu yolda ilerlemek. Başka bir şekilde önüme ne gelir bundan sonra ne yaparım bilmiyorum. Üretmeye devam. İnsana dair ne varsa o yolda kendimi var etmeye ve o yolda çalışmayadır niyetim."} {"url": "https://724kultursanat.com/yildiz-kenter-belgeseli-caniko-seyirciyle-ilk-kez-bulusuyor/", "text": "Türk tiyatrosunda büyük emekleri bulunan merhum Yıldız Kenter'in hayatının anlatıldığı belgesel film Caniko ilk kez seyirci karşısına çıkıyor. Yıldız Kenter belgeseli Caniko seyirciyle ilk kez buluşuyor. Caniko belgeselinin yapım sponsorluğunu ENKA Sanat üstlendi. Türk tiyatrosunun kutup yıldızı Yıldız Kenter'in hayata ve tiyatroya bıraktığı izleri anlatan Caniko belgeselinin prömiyer gösterimi 20 Haziran'da ENKA Açıkhava Tiyatrosu'nda izleyiciyle buluşuyor. Yıldız Kenter'e bir saygı duruşu niteliği taşıyan Yıldız'ın Yıldızları konseri ise 21 Haziran Salı akşamı piyanist ve besteci Çiğdem Erken yönetmenliğinde Kenter'in öğrencilerini ve dostlarını aynı sahnede buluşturacak. Sanatın her dalına kucak açan ENKA Sanat, yeni sezonunu 20 Haziran Pazartesi akşamı, Türk tiyatro tarihinin yapı taşlarını oluşturan birbirinden değerli sanatçıların ilham verici hikayelerini kayıt altına almak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla yapım sponsorluğunu üstlendiği Yıldız Kenter'in belgeseli Caniko'nun prömiyer gösterimiyle açıyor. Prof. Dr. Dikmen Gürün'ün danışmanlığını üstlendiği belgeselin yönetmen koltuğunda Selçuk Metin oturuyor. Senaryosunu Zeynep Miraç'ın kaleme aldığı, görüntü yönetmenliğini Doğan Sarıgüzel'in üstlendiği Caniko' nun müzikleri Murat Evgin imzası taşıyor. Belgeseli Ayça Bingöl seslendiriyor. Yıldız Kenter'in kişiliğini, hayata ve tiyatroya bıraktığı izleri odak noktasına alan belgeselde, aynı sahneyi paylaştığı oyuncuların, aile fertlerinin ve öğrencilerinin tanıklıklarına başvuruluyor. İzleyicilere bir özel tiyatronun hangi koşullarda ayakta kaldığını, ülkenin değişen kültürel iklimini ve Kenter Tiyatrosu'nun tarihini de aktaran belgesel, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış çok sayıda fotoğraf ve kayıtla da farklı bir içerik sunuyor. Belgeselde görüş veren isimler arasında Ali Poyrazoğlu, Ayça Bingöl, Ayhan Kavas, Bartu Küçükçağlayan, Bülent Şakrak, Demet Akbağ, Demet Evgar, Deniz Yüce Başarır, Dikmen Gürün, Engin Hepileri, Erdal Özyağcılar, Filiz Kutlar, Genco Erkal, Göksel Kortay, Güzin Özyağcılar, Hakan Gerçek, Haldun Dormen, İzzet Günay, Kadriye Kenter, Mehmet Birkiye, Mustafa Alabora, Müşfik Uzun, Nergis Çorakçı, Okan Yalabık, Özge Borak, Seçkin Selvi, Sema Özcan, Suat Özturna, Tilbe Saran, Yeşim Koçak, Yücel Erten, Zeynep Oral, Zeynep Özyağcılar bulunuyor. Piyanist ve besteci Çiğdem Erken yönetmenliğinde hayata geçirilen ve Yıldız Kenter'e bir saygı duruşu niteliği taşıyan Yıldız'ın Yıldızları konseri ise 21 Haziran Salı akşamı gerçekleşecek. Deneyimli tiyatro müzisyeni piyanist Çiğdem Erken'e, çelloda Didem Erken, keman- akordeonda Özge Metin, davulda Mertcan Bilgin, kontrbasta Volkan Topakoğlu, gitarda Volkan Polat eşlik edecek. Bu özel gecede ENKA Açıkhava Tiyatrosu'nda sahneye çıkacak isimler arasında Derya Alabora, Engin Alkan, Emre Altuğ, Can Başak, Ayça Bingöl, Özge Borak, Selçuk Borak, Özdemir Çiftçioğlu, Atılgan Gümüş, Engin Hepileri, Gülen Karaman, Kadriye Kenter, Yeşim Koçak, Şebnem Sönmez, Fırat Tanış, Bennu Yıldırımlar gibi, Kenter'in öğrencileri ve dostları bulunuyor. Biletlere Biletix. com ve Biletix satış gişeleri ile ENKA Vakfı Ana Gişesinden ulaşılabilir."} {"url": "https://724kultursanat.com/yilin-bilimkurgu-kitabi-sonsuz-ayrinti-raflarda/", "text": "Bilimkurgu türündeki Sonsuz Ayrıntı raflarda yerini aldı. Tim Maughan romanında sahte haberler, bireysel gizliliğin ortadan kalkması ve internetin çöküşü sonrası ortaya çıkan dünyanın tekinsiz bir portresini çiziyor. Yılın bilimkurgu kitabı Sonsuz Ayrıntı raflarda yerini aldı. 2020 Locus Magazine en iyi roman ödülü adaylığı ve The Guardian'ın yılın en iyi bilimkurgu kitabı seçilen Sonsuz Ayrıntı The Roman Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluşuyor. Bilimkurgu sevenlerin takip ettiği yazarlardan Tim Maughan'ın Sonsuz Ayrıntı adlı son romanı Türkiye'de raflarda yerini aldı. Sonsuz Ayrıntı, 'Öncesi' ve 'Sonrası' olarak iki bölümden oluşuyor. Roman, internetin tamamen çöküşünün öncesinde ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Öncesi: Bristol'ün merkezinde, dünyanın geri kalanını pençesine alan her tür gözetimden, büyük veri bağımlılığından ve şirketler tarafından desteklenen, küresel egemenliğe yönelik tutkulardan uzakta kalmayı başaran, dijital anlamda hiç kimseye ait olmayan topraklar olan Croft yer alıyordu. Croft son on yıl içinde, yaratıcı karşı kültürün merkezi haline gelmişti ama sınırlarından başlayarak yıpranıyordu. Sonsuz Ayrıntı'nın yazarı Tim Maughan; sahte haberler, bireysel gizliliğin ortadan kalkması ve internetin çöküşü sonrası ortaya çıkan dünyanın tekinsiz bir portresini çizerken şimdiye kadar hayal edilemeyeni gerçek kılıyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/yunan-film-gunleri-pera-muzesinde-basliyor/", "text": "Ücretsiz düzenlenecek olan Yunan Film Günleri 7 Haziran'da başlıyor. 12 Haziran 2022 tarihine dek sürecek Yunan Film Günleri, Pera Müzesi'nde düzenlenecek. Yunan Film Günleri Pera Müzesi'nde başlıyor. Yunanistan'dan EMEIS Kültür Kolektifi ile Türkiye'den istos film ve istos yayın'ın ortaklığında Pera Müzesi'nde ilki yapılacak Yunan Film Günleri, gelecek hafta başlıyor. Yunan Film Günleri, Yunanistan Kültür Bakanlığı'nın özel desteği ve maddi katkılarıyla, Yunan Film Merkezi ile Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nin işbirliği ve Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu ile Yunan Film Akademisi'nin destekleriyle düzenlenecek. 7-12 Haziran 2022 tarihlerinde ücretsiz gerçekleşecek Yunan Film Günleri, 60'ların başından 80'lerin sonuna uzanan bir zaman diliminden seçilmiş ve auteur sinemacılığı vurgulayan 17 filmi, birçoğu yenilenmiş kopyasıyla Türkiye'de ilk kez seyirciyle buluşturacak. Açılışını Theo Angelopoulos'un 1970 yapımı ilk filmi Anaparastasi / Tatbikat (1970) ile yapacak etkinlikte, Nikos Koundouros'un Berlin'den En İyi Yönetmen Ödülü almış avangard başyapıtı Young Aphrodites / Genç Afroditler (1963), Costa-Gavras'ın altmışların sonlarında uluslararası bir sansasyon yaratmış politik klasiği Z / Ölümsüz, Michael Cacoyannis'in Euripides'in meşhur tragedyasını Katharine Hepburn, Genevieve Bujold, Vanessa Redgrave ve Irene Papas gibi yıldız oyuncularla perdeye taşıyan epiği Trojan Women / Troyalı Kadınların (1971) da aralarında olduğu filmler İngilizce ve Türkçe altyazılı seçeneklerle gösterilecek. Yunan Film Günleri kapsamında ayrıca, Yunanistan sinemasından film profesyonellerinin katılacağı panel ve dünyaca ünlü dev film afişler koleksiyonundan bir seçkiyi buluşturacak HELLAFFI Afiş Sergisi de ücretsiz gerçekleşecek. Film ve etkinlik programı ile ilgili detaylara yunanfilmgunleri. com adresinden ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://724kultursanat.com/yunan-filmi-sevgili-izmir-turkleri-kotuluyor/", "text": "Yunanistan'da vizyona giren devlet destekli Sevgili İzmir filmine Ege adalarındaki Türklerden sert tepki geldi. Filmin Türkleri ve Türkiye'yi kötülediğini, halklar arasında düşmanlık oluşturmaya yönelik olduğu belirtilerek kınama açıklaması yapıldı. Yunan filmi Sevgili İzmir Türkleri kötülüyor. Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Mustafa Kaymakçı, Yunanistan devlet desteği ile çekilen ve seyirciyle buluşan 'Sevgili İzmir' adlı filmin Türkleri ve Türkiye'yi kötü göstererek halklar arasında dostluğa değil düşmanlığa hizmet ettiğini söyledi. Türkiye ve Yunanistan arasında son aylarda tırmanan gerilimin yanı sıra şimdi de bir film ülkeler arasında gerilime neden oldu. Yunanistan devlet desteği ile çekilen Sevgili İzmir adlı filmde, tarihi gerçekler saptırılarak Türkler ve Türkiye kötü gösterildi. Yunanistan'da vizyona giren skandal filmle ilgili Ege adalarında yaşayan Türkler'in oluşturduğu sivil toplum kuruluşu olan Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği filme sert tepki gösterdi. Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, yaptığı yazılı açıklamayla Sevgili İzmir filmine dikkat çekerek, Yunan ordusunun 1919'da yakıp yıkarak, kan dökerek işgal ettiği Türk topraklarında yaşattığı mezalimi yok saydığını aksine Türk ordusunu kötülediğini belirtti. Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, filmin iki ülke arasında dostluğa değil, düşmanlığa hizmet ettiğini ve Yunan halkını da gerçeklikten uzaklaştırmak amacıyla çekildiğini ifade ederek, Yunanistan'da çevrilen Sevgili İzmir filminde, Yunan ordusunun Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükumeti Ordusu karşısında yenilgi sonucu, 9 Eylül 1922 tarihinde işgalci Yunan ordusunun kalıntıları ile işbirlikçi Yunanların İzmir'i terk etmek zorunda kalması, Türkleri kötüleme olarak gösterilmektedir. Dernek olarak Sevgili İzmir filminde, Türklerin kötülenmesini şiddetle kınıyoruz. dedi. Bilindiği üzere 15 Mayıs 1919 sabahı Yunanlar, İzmir'e çıkmışlardı. İtilaf donanması desteğinde hareket eden Yunan birlikleri, çok kan dökerek, türlü mezalim yaparak, evleri ve binaları ateşe vererek şehrin işgalini tamamlamışlardı. Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun büyük bir bölümünü de işgal altına almıştı. Bu işgal döneminin üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına karşın, bıraktığı acı izler ve etkiler hiçbir zaman unutulmamıştır. Türkiye'nin işgal süresince ödediği bedel, bugün dahi izleri silinmeyen bir ağırlıkta olmuştur. Diğer yandan, Yunanistan'da Küçük Asya Felaketitanımlanan Anadolu Bozgunu, sadece Yunanistan'ın binlerce halk çocuğunun Anadolu'da yok olmasına neden olmamış, aynı zamanda kuruluşundan itibaren bir yüzyıldır çağdaş Yunan devletinin siyasetinde egemen olan ve Megali İdea olarak bilinen yayılmacı milliyetçilik politikasını toprağa gömmüştür. Bütün bunlar karşın, yukarıdan belirtildiği üzere Sevgili İzmir filminde işgalci Yunan ordusunun kalıntıları ile işbirlikçi Yunanların İzmir'i terk etmek zorunda kalması, Türkleri kötüleme olarak gösterilmektedir. Filmin yönetmenine, bu filmi izleyeceklere, başka belgelere gereksinme yok, öncelikle Yunan araştırmacı yazar-gazeteci Tasos Kostopulos'un 1912-1922 Savaş ve Etnik Temizlik adlı kitabını anımsatmak isteriz. Kitapta Yunan askerinin Anadolu'da işlediği cinayetler ve barbarlıklar, tanıkların ifadeleri ve belgelerle kaleme alınmıştır. Özetle, Yunan ordularının işgal sırasında yaptıkları her türlü mezalimi saklamak ve örtmek için suçu Türklere aktarmak ve de aynı zamanda tarihi saptırmak doğru değildir. Sevgili İzmir filminin, iki ülke arasındaki dostluğa değil, düşmanlığa hizmet ettiğini ve Yunan halkını gerçeklikten uzaklaştırmaya yönetmek amacıyla çevrildiğini belirtmek isteriz."} {"url": "https://724kultursanat.com/yuzde-yuzu-leonardo-da-vinciye-ait-degil/", "text": "Leonardo da Vinci imzası taşıyan dünyanın en pahalı tablosu Salvador Mundi ile ilgili sanat dünyasını şoka uğratan bir gelişme ortaya çıkarıldı. Eserin tamamını Vinci'nin yapmadığı laboratuvarda belirlendi. Dünyanın en pahalı tablosu Salvator Mundi için sanat dünyasını sarsan bir gerçek ortaya çıktı. Eserin tamamının Leonardo da Vinci'ye ait olmadığı belirlendi. Tablo Louvre Müzesi'nde sanat eserlerinin analiz edildiği C2RMF adlı laboratuvarda incelenince sanat dünyasını sarsan gerçek tespit edildi. Uzmanlara göre ünlü İtalyan sanatçı Leonardo da Vinci Salvator Mundi tablosuna sadece katkıda bulundu. Salvator Mundi portresi Leonarda da Vinci'ye ait değil! Sarsıcı iddia Fransa'da yayınlanacak bir belgeselde ekrana gelecek. Salvator Mundi adlı tablo Suudi prens Muhammed Bin Selman adına 450 milyon dolara satın alınmıştı. Bu fiyatla dünyanın en pahalı tablosu ünvanına sahip olan eser üzerinde yapılan inceleme belgesel filmle dünyayla paylaşılacak. Belgeselin yönetmeni Antoine Vitkine, 2005 yılında New Yorklu bir sanat eseri satıcısı tarafından bin 175 dolara kötü durumda satın alınan ve ABD'de restore edilen bu tablonun geçmişini araştırdı. O dönemde bazı İngiliz sanat eseri uzmanı tablonun Leonardo da Vinci tarafından boyandığını teyit etmişti. Eser daha sonra bir Rus oligarkına satıldı. Suudlular, Fransa'dan eseri araştırmasını istedi. Tablo üç ay boyunca Louvre Müzesi'de sanat eserlerinin analiz edildiği C2RMF adlı laboratuvarında kaldı. Uzmanlara göre ünlü İtalyan sanatçı Leonardo da Vinci Salvator Mundi tablosuna sadece katkıda bulundu, eser da Vinci'nin atölyesinde çalışan sanatçılar tarafından resmedildi. Belgeselde ortaya çıkan bir başka bilgi ise, söz konusu tablonun Fransa ile Suudi Arabistan'ın arasında diplomatik gerilime sebep olduğu. 2019'da Bin Selman satın aldığı tabloyu, Leonardo da Vinci'ye ayrılan büyük sergi için Louvre'a ödünç vermek istedi. Ancak bunun için tek bir şartı vardı, eserin ünlü Mona Lisa tablosunun yanında sergilenmesi gerekiyordu. Selman böylelikle tablonun yüzde yüz da Vinci'ye ait olduğunu göstermek istiyordu. Ancak bu talebi bizzat Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından geri çevrildi. Suudi Arabistan tarafı da bunun üzerine tabloyu ödünç vermekten vazgeçti. 2019'da çıkan The Last Leonardo kitabının yazarı Ben Lewis, Leonardo da Vinci'nin Salvator Mundi adlı tablosunu NFT'ye çevirdi. 450 milyon dolar istenen Salvator Mundi resminin NFT'sinde bir değişiklik var. Orijinal tabloda sol elinde bir küre tutan figür, dijital versiyonunda elinde dolar banknotları tutuyor."} {"url": "https://724kultursanat.com/zeynep-tasdelen-tenteoglundan-ask-romani-sevenler-icin-bag/", "text": "Zeynep Taşdelen Tenteoğlu ilk romanı Bağ ile okurların karşısında. İnkılap Kitabevi etiketiyle basılan kitap aşk romanı sevenler için. Zeynep Taşdelen Tenteoğlu'ndan aşk romanı sevenler için Bağ raflarda yerini aldı. Bağ adlı aşk romanı İnkılap Kitabevi etiketiyle okurlarla buluşuyor. Bağ bir ilk roman... Zeynep Taşdelen Tenteoğlu ilk romanında geçmiş yaşantılarının yaralarıyla başa çıkmaya çalışan iki insanın karşılaşmasıyla doğan, sürprizlere gebe masalsı bir aşkı konu ediyor. Romanın erkek kahramanı Kemal, gençlik yıllarında yaşadıklarının acısıyla ailesinden ve memleketinden kopmaya mecbur kalan, sonrasında kendine oldukça başarılı bir yol çizen zeki bir iş insanıdır. Yaşadığı kayıplar ve hayal kırıklıkları ise onun güçlü karakterini oluşturan temel taşlardır. Romanın kadın kahramanı Mila ise küçük yaşta yalnız kalmasının getirdiği boşluğu, eğlence hayatıyla doldurmaya çalışan, aslında bu hayatın kendi istek ve hayallerine uymadığının farkına çok sonra varan iyi niyetli ve bir o kadar güzel genç bir kadındır. Uğradığı büyük ihanet ise onun hayatını değiştiren dönüm noktası olacaktır. 'Hayata emek vermek' Bağ'ın satır aralarından çıkarılacak derslerden en önemlisi. 'Aşk' temasını yanında ise ihanet, dostluk, gerçek sevgi, geçmişe bağlılık, aile bağlarının önemi gibi temalara dikkat çekiliyor. Farklı sektörlerde özen ve sabır isteyen ürünlerin zorluklarına göğüs geren ve titizlikle, yılmadan, mükemmeli hedefleyen ve bunun için çalışan emekçilere saygı duruşu da değinilen noktalardan bir tanesi. Bağ, hem konusu hem sürükleyici kurgusu hem de başarılı dil kullanımı ile Türk edebiyatına değeri yadsınamaz bir katkı. Aşk, ihanet, dostluk, sadakat, aile, pişmanlık, emek gibi kavramların karakterlerin sürükleyici hayat hikayeleri ile buluştuğu noktada; yazarın sade ve akıcı dili, bir o kadar etkileyici tasvirlere bezenmiş cümle kurguları sizler için bir nefeslik mola hazırlıyor. Çınar'da vuku bulan hikayeler okuyucusunu andan koparıp Bağ'ın sayfaları arasına hapsedecek!"} {"url": "https://724kultursanat.com/zofia-goss-pandemiyle-tablo-satislarini-arttirdi/", "text": "Zofia Goss, Polonyalı ressam... Türk genciyle evlenerek İstanbul'a yerleştikten sonra sanat hayatında yeni bir döneme adım atmış. Zofia Goss, pandamı döneminde eserlerinin daha çok satıldığını söylüyor. Zofia Goss pandemiyle tablo satışlarını arttırdı. Pandemi hayatımızı olumsuz etkilerken, kimi alanlarda ise farklı olumlu reaksiyonlar yaşanıyor. Polonyalı ressam Zofia Goss, pandemi nedeniyle evlerinde kapananların resim sanatına olan ilgisinin arttığını belirterek Çalışmalarıma bu dönemde daha çok rağbet oldu. dedi. Otomobil mühendisi bir baba ve gazeteci bir annenin 3 çocuğundan en küçüğü Zofia Goss, Varşova doğumlu. 5 yıldır İstanbul'da yaşıyor. Varşova Üniversitesi'nde 'yeni medya sanatı' eğitimi alan Zofia Goss, İran Filolojisi eğitimini tamamlayan bir sanatçı. Fotoğraf ve grafik tasarımı işlerinde ve reklam sektöründe çalışan Zofia Goss, 'çocukluk düşüm' dediği resim sanatından ise hiç ayrı düşmemiş. Varşova'da Erasmus eğitimi için bulunan Türk genci Dağhan Yet ile tanışıp birbirlerine aşık olduktan sonra evlenerek İstanbul'da yaşantısını sürdüren ressam Zofia Goss, Uniq İstanbul'da 2 yıl resim çalışmalarına katılmış. Bu çalışmaların ardından ise sanat dünyasında adını duyurarak, yaptığı eserlerin satışına başlayan sanatçılar arasında yerini almış."} {"url": "https://724kultursanat.com/zorlayan-oyun-otelde-cinayet/", "text": "Duru Tiyatro'nun Otelde Cinayet adlı iki perdelik kara komedisini izledi ve puanladım. Bu oyun beni yordu. Bir oyunun ömrü, teks gücü kadar oyuncularının enerjisine de bağlı. Koltukları dolu salonlar aldatmasın. Geçenlerde prömiyerinin üzerinden neredeyse bir yıl geçen Otelde Cinayet oyunu için Ataşehir'de Duru Tiyatro'daydım. Duru Tiyatro, oyuncu Emre Kınay'ın kızının adını verdiği, yolu Kadıköy Anadolu Lisesi'nden de geçen özel bir sahne. Orada bir aşk üçgenini anlatan ithal bir oyun izledim. Ana karakter Arlene'di. Karakteri Türkiye'de yaşayan Japon oyuncu Ayumi Takano Türkçe olarak canlandırdı. Yabancı bir oyuncu için cümle ağırlığı olan zor bir roldü. Oyuncu bu ağırlığın altında tüm çabasına rağmen zorlandı. Tam anlaşılamayan cümleleri nedeniyle ben de öyle. Arlene'nin kocası Paul'ü oyuncu Cem Yanılmaz, sevgilisi Mitchell'i ise oyuncu Ali Dağhan Balaban yorumladı. Yanılmaz tecrübesiyle, Balaban ise dinamizmiyle idare etti. O kadar. Sahnelenen oyun kapsamında başlangıçta Arlene ile Mitchell, Paul'ü öldürmeye kalktı, olmadı. Devamında Arlene ve Paul, Mitchell'i öldürmeyi denedi, olmadı. En nihayetinde Paul ile Mitchell, Arlene'i öldürmeye çalıştı. Bu kez de çürük urgan engel oldu. Tüm bu girişimlerin ardından üçlüyü aynı yatakta buluşturan bir barış iklimi doğdu. Oyunda, bireysel silahlanma sorunu, kolay silah edinmenin eleştirildiği bir replikle ele alındı. Açık ilişki, farklı cinsel yönelimler gibi konularda göndermeler vardı."} {"url": "https://724kultursanat.com/zuheyde-gokcek-tezhip-ve-hat-eserleri-umraniyede-sanatseverlerle-bulusacak/", "text": "Züheyde Gökçek tezhip ve hat sanatından oluşan eserlerini Ümraniye Belediyesi'nde 2 Ocak 2023'te açılacak olan sergisi ile sanatseverlerle buluşturacak. Züheyde Gökçek tezhip ve hat eserleri Ümraniye'de sanatseverlerle buluşacak. Züheyde Gökçek, tezhip sanatına farklı dokunuşlarıyla yeni bir nefes ve ahenk getirmesiyle tanınıyor. Gökçek, yıllar önce hobi olarak başladığı tezhip ve hat sanatı yolculuğunda sergileriyle sanatseverlere ulaşıyor. Bu kez Ümraniye Belediyesi ev sahipliğinde Züheyde Gökçek'in eserleri sergileniyor. 22 ayar altın kullanarak bezeyip süslediği birbirinden özel tezhip ve hat eserlerini Züheyde Gökçek, Altın Dokunuşlar adlı 15'inci sergisi ile görücüye çıkarıyor. Ümraniye Belediyesi Sergi Salonu'nda 2 Ocak 2023'te açılacak olan sergi 13 Ocak'a kadar sanatseverleri ağırlayacak. Türk-İslam Sanatları Sergisi ziyaretinde tanıştığı şimdiki hocası Muhsine Akbaş'tan tezhip sanatını öğrenen Züheyde Gökçek, hobi olarak başlayıp evinde atölye kurarak tezhip sanatında sembollerle, motiflerle oynayarak desenler oluşturmayı, belirli geometrik referansların üzerine bunları bezeyerek kendi içinde doğal bir akışa sahip bir bütün oluşturmayı başardı. Sabırla çizmeyi, dikkatle boyamayı, bunları yaparken yine kendi estetiğine, manasına ve biçimine sahip hat sanatı ile ilişkilenmeyi yıllar geçtikçe daha çok seven sanatçı, eserlerinde saf altın kullanmaya da başladı. Şimdiye kadar yurt içinde sekiz, yurt dışında ise Amerika, Suriye, Nijerya ve Güney Afrika'da olmak üzere dört karma sergiye katılan Züheyde Gökçek, altı tane de kişisel sergi açtı. Tezhip kelime olarak altınlama, yaldızlama anlamına gelir; ki altın, bu sanatın boya malzemesi listesinde de yer alır. Fakat, tezhipte temel olarak guaj, sulu boya ve akrilik kullanılır. Tezhibin tarihteki asıl işlevi yazıyı süslemektir. Tezhip sanatı Orta Asya'daki Türklerin 8. yüzyıldaki ilk devletlerinde başlamış, Selçuklularla Anadolu'ya gelmiş, Osmanlı'da zirve noktasını görmüş, bütün bu süreçte içine Uzakdoğu ve Fars etkisini de almıştır. Hatta Lale Devri'nde Rokoko akımından etkilenmiş ve bir süre öyle şekillenmiştir. Tezhip sanatı tarih boyunca el yazması kitapların, özellikle Kur'an'ı Kerimlerin, hat, levha, cilt kapaklarının süsü, çerçevesi, arka planı olmuştur. Temel olarak bir desen, doku oluşturma, motif işleme sanatıdır. Çoğunlukla bitkisel formlar kullanır. Bu formlar kimi zaman onları boyutsuz kılabilecek şekilde hareketli, akışkandır; kimi zaman boşluklu bir zemin gibi iki boyutludur. Bitkisel formlar stilize edilmiştir. Klasik stiller halen ana etken olan stillerdir. Geometrik kurguda çoğunlukla simetri hakimdir; fakat, kimi zaman çalışılan hattın formu asimetrik tasarımlara kendiliğinden elvermektedir. Tezhibi hat sanatından ayrı düşünmek zor. Hat da tezhip gibi Türk-İslam kültürüne ait bir güzel yazı sanatıdır. Bir sözü, kelimeyi, işareti ahenkli bir şekilde biçimlendirmenin adıdır. Ortaya koyduğu formlar, tezhip sanatçısının üzerine çalışacağı şeye dönüşür. 1967 Almanya Grünstadt doğumlu sanatçının çocukluğu ve gençliği Almanya'da geçti. Başarılı ve çalışkan bir öğrencilik hayatı yaşadığı, yılların ayırmadığı dostluklar kazandığı Almanya'dan 19 yaşında ayrıldı. Çevresinde ve dünyada olup bitenlere karşı duyarlı, önyargılardan uzak olmaya gayret eden kişiliğinin temelleri orada oluştu. O tarihlerden beri kişilerin ne olduklarına değil, nasıl davrandıklarına bakıyor. Almanya'da aldığı ve uygulamaya başladığı başörtüsü kararı dolayısıyla Türkiye'de kazandığı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümüne devam edemedi. 21 yaşında eşiyle tanıştı, aynı yıl evlendi ve Ankara'ya yerleşti. Almanca, İngilizce, Fransızca ve Türkçe olmak üzere dört dil bilen sanatçının 27 ve 22 yaşında iki oğlu, 9 yaşında bir kızı vardır. 4. Ato Başkanı Salih Bezci'nin daveti üzerine ATO Başkanlık binasında, 6. Beypazarı Belediyesi'nin daveti üzere Tarihi Suluhan Nasuh Paşa Han'da, 8. Next Level Avm Sergi Salonunda, 9. 2017 Ramazan ayında bir ay Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Vip bölümünde, 10. YÖK Başkanı Yekta Saraç Bey'in daveti üzerine Bilkent Otel'de Vice Chancellors' Forum 2017 kapsamında, 11. 2018 Mart ayında İstanbul Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu'nda, 12. 2018 Ramazan Süresince Next Level Avm'de, 14. 2020 Ankara Sanat Galerisi'nde Rumilerin İzinde sergisi."} {"url": "https://724kultursanat.com/zulfu-livaneli-balikci-ve-oglu-romani-ile-okurlarin-karsisinda/", "text": "Zülfü Livaneli yeni romanı Balıkçı ve Oğlu ile okurlarla buluşmaya hazırlanıyor. Roman 25 Mayıs'ta ön siparişle okurlara ulaşacak. Zülfü Livaneli Balıkçı ve Oğlu romanı ile okurların karşısında. Zülfü Livaneli'nin yeni romanı 'Balıkçı ve Oğlu' okurlarla buluşuyor. Zülfü Livaneli, üç yıl aradan sonra yeni romanıyla edebiyat dünyasını selamlıyor. Balıkçı ve Oğlu, Livaneli'nin son romanı olarak okurlara ulaşıyor. Livaneli, üç yıllık suskunluğun üzerine uzun araştırma ve gözlemler yaptığı romanıyla bozmaya hazırlanıyor. Livaneli'nin Balıkçı ve Oğlu adlı romanı 25 Mayıs'ta ön siparişle satışa çıkacak. Yazdığı her romanı okurları tarafından ilgiyle karşılanan Zülfü Livaneli, Egeli bir balıkçı ailenin üzerinden göçmenlik meselesi ve ekolojik yıkıma odaklandığı yeni romanı Balıkçı ve Oğlu'nu yakında okurlarıyla buluşturmaya hazırlanıyor. Zülfü Livaneli, yeni romanı Balıkçı ve Oğlu ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı göçmenliği; balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden veya tanışlarla sohbetlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor. Usta yazar, okurlarını Ege kıyılarında etkileyici bir yolculuğa çıkarırken sadece yaşanan can pazarını değil, sermaye eliyle yapılan ekolojik yıkıma da dikkat çekiyor. Zülfü Livaneli'nin, üç yıl aradan sonra yazdığı Balıkçı ve Oğlu, İnkılap Kitabevi etiketiyle yayımlanacak."} {"url": "https://724kultursanat.com/zulfu-livaneli-golgeler-kitabi-yeniden-basildi/", "text": "Zülfü Livaneli'nin Gölgeler adlı uzun hikayesi yeniden basıldı. Aykut Aydoğdu'nun çizimleriyle zenginleşen eser, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla İnkılap Kitabevi tarafından edebiyatseverle buluşuyor. Zülfü Livaneli Gölgeler kitabı yeniden basıldı. Zülfü Livaneli'nin Gölgeler adlı uzun hikayesi daha önce Doğan Kitap'tan çıkmıştı. Gölgeler bu kez yeni yayın evinden, İnkılap Kitabevi'nden okurlara ulaşıyor. Gölgeler adlı uzun hikaye, Zülfü Livaneli'nin Konstantiniyye Oteli adlı romanında filizlendi. Romandaki Edebi ve Ebedi Gölgeler başlıklı bölümün zenginleştirilmesiyle ortaya çıktı. Gölgeler adlı kitap, eserlerinin yanı sıra yaşanmışlıklarıyla da iz bırakan yazar ve şairleri İstanbul akşamında bir araya getiriyor. Zülfü Livaneli'nin Gölgeler adlı eseri, Aykut Aydoğdu'nun çizimleriyle zenginleştirilerek gözden geçirilmiş yeni baskısıyla İnkılap Kitabevi tarafından edebiyatseverle buluşuyor. Livaneli'nin romanının bir bölümü olarak başlayıp, kendi başına bir eser haline gelen Gölgeler, İstanbul'un büyüleyici atmosferinde can bulan edebi ve tarihi kişiliklere saygı duruşunda bulunuyor. Mustafa Kemal Atatürk'ten Fatih Sultan Mehmet'e, Nazım Hikmet'ten Halide Edip Adıvar'a, kadar pek çok ünlü ismin kendisine yer bulduğu uzun hikayede, edebiyat tarihine ilişkin pek çok ayrıntı da yer alıyor. Zülfü Livaneli'den İstanbul'a ve onun yazarlarına, şairlerine bir saygı duruşu. Livaneli külliyatının özgün örneklerinden olan bu kitapta gölgeler yani ismi var cismi yoklar, müstearlar bir İstanbul akşamında hayali ve neşeli bir buluşma için bir araya geliyor. Bir gece yarısı Sultanahmet Meydanı'nın ıssızlığında toplanan gölgeler arasında kimler yok ki: Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Yahya Kemal Beyatlı, Reşat Nuri Güntekin, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Orhan Veli Kanık, Yaşar Kemal, Attila İlhan, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Ülkü Tamer."} {"url": "https://724kultursanat.com/zulfu-livaneli-kaplanin-sirtinda-ile-turkiyenin-bir-donemecine-isik-tutuyor/", "text": "Zülfü Livaneli'nin çok tartışılan bir dönemi ele aldığı romanı Kaplanın Sırtında raflarda yerini aldı. Zülfü Livaneli Kaplanın Sırtında ile Türkiye'nin bir dönemecine ışık tutuyor. Zülfü Livaneli, romanları ile edebiyat dünyasında kendisine daima geniş bir okur kitlesi bulan ve bunu günden güne çoğaltan bir yazar. Livaneli'nin dönem romanı Kaplanın Sırtanda raflarda yerini aldı. İnkılap Kitabevi imzasıyla yayımlanan Kaplanın Sırtında romanında Zülfü Livaneli, istibdat rejimiyle akıllarda yer eden ve günümüzde bile sert tartışmaların konusu olan II. Abdülhamid dönemine iyi ve kötü yönleriyle çift taraflı bakıyor. Zülfü Livaneli, tarihi notlardan yola çıkarak okurlarıyla buluşan Kaplanın Sırtında romanında, İstanbul'dan gönderilen yüksek rütbeli subaylar ve memurlar teker teker suikasta uğradığı için yürek sıfatıyla anılan korku şehri Selanik'e sürgün edilen Sultan Abdülhamid'in yaşadıklarını, hükümdarlık anlayışı ve psikolojik çözümlemeler arasında köprü kurarak anlatıyor. Diplomat Özdem Sanberk'in muhteşem roman olarak nitelediği Kaplanın Sırtında, her yönden eleştirel bir okuma vadederken; sürgün edilmemiş de tatile çıkmış gibi saraydaki eşyalarını isteyen, temizlik hastalığı nedeniyle günde bir şişe kolonya bitiren padişahı hiç bilinmeyen yönleriyle ele alıyor. Fransızların Kızıl Sultan dediği; Edward Joris'in başarısız girişiminin ardından suikastçıyı şanlı bir avcı olarak niteleyen Tevfik Fikret'in, Bir Anlık Hatırlama ağıdını yaktığı; Mehmet Akif'in Fransızlardan daha da ileri giderek Kızıl Kafir lakabını taktığı ve Yıldızdaki Baykuş şeklinde andığı Sultan Abdülhamid, Kaplanın Sırtındada insan kavramı üzerinden yeniden değerlendiriliyor. Sürgündeki ilk gecesinde, odasına getirilen dondurmayla zehirleneceğini düşünen ve ömrü öldürülmek korkusuyla geçen bir padişahın yaşadıklarına daha nesnel bir bakış sergileniyor. Kaplanın Sırtında, Sultan Abdülhamid'in Selanik'teki en özel anılarına, istibdat rejimi nedeniyle kendisine düşman olan İttihatçı Doktor Hüseyin Atıf Bey'in her detaya yer veren günlüğünden yola çıkarak ışık tutuyor. Kitabın sonundaki QR kod ile okurlara sunulan, sorularıyla ve kitabın yazım sürecinde verdiği fikirlerle Kaplanın Sırtındaya büyük katkıları bulunan Sırrı Süreyya Önder ile Zülfü Livaneli söyleşisi, Türkiye'nin geçmişten bugüne Avrupalılaşma sürecinin de panoramasını çiziyor. Söyleşide Livaneli, halen pek çok ideolojide devam eden Sultan Abdülhamid tartışmalarına değinerek, Aslında şahıs tartışılmıyor burada, Türkiye'nin bir dönemeci tartışılıyor. Tarihteki şahsiyetler üzerine siyaset kurmak ve '120 yıl önce şunlar olmuştu, sen kimi tutuyorsun?' diye çarpışmak hakikaten doğru bir şey değil. ifadelerini kullanıyor. Livaneli, kitabı yazmaktaki asıl amacının, tarihsel bir şahsiyeti ve o dönemin koşullarını olduğu gibi ortaya koymak olduğunu vurguluyor. Bir romancı olarak, politik ve ideolojik tartışmaların dışında bir kitap kaleme almak istediğinin altını çizen Livaneli; üç kıtaya yayılmış bir imparatorluğun padişahı ve halifesi olan, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi diye addedilen birinin hal' edilip, Selanik'te boş, metruk bir köşke yerleştirilmesinin hikayesinin Kaplanın Sırtındaya kaynak olduğunu ifade ediyor. Livaneli, Önder ile söyleşisinde, Bu kitap Abdülhamid'in; Alatini Köşkü'ne girişiyle, Selanik'te başlıyor. Ve üç buçuk yıl boyunca hiç görmediği Selanik şehrinden ayrılmasıyla bitiyor. Beylerbeyi Sarayı'na getirilip oraya konuyor. Oradaki hayatı da çok enteresan, altı yıl orada kalıyor. Belki onu da yazarım ileride. sözleriyle yeni bir serinin doğabileceğinin bilgisini verdi. Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınan Kaplanın Sırtında, İnkılap Kitabevi imzasıyla okurlarıyla buluşurken; kitabın arka kapağında İlber Ortaylı, Taner Timur ve Ali Yaycıoğlu gibi önemli tarihçilerin görüşlerine yer veriliyor. Kapak illüstrasyonları da tarih profesörü Ali Yaycıoğlu imzası taşıyor. Tahttan indirilişinin üzerinden bir asırdan uzun bir zaman geçmiş olan II. Abdülhamid'in yaşamının en ilginç evresi Livaneli'nin çağdaş anlatısıyla gün yüzüne çıkıyor. Devrik padişahın, ihtilalci fikirlerin filizlendiği Selanik şehrindeki günleri hem bir vicdan muhasebesi hem de yoğun bir psikolojik gelgit dalgası. Türk edebiyatının kuşak bağı Zülfü Livaneli, II. Abdülhamid'in tahtını kaybettikten sonra yaşadıklarına odaklanırken, bireyi, toplumu, devleti ve iktidarı sorguluyor. Selanik sürgünü boyunca Sultan'ın ve maiyetinin hususi doktoru olan Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey'in hatıratından hareketle vücut bulan bu tarihi romanda, iktidar kavramına çarpıcı bir bakış açısı sunuluyor."}